Şimdi baktım 1450ye düşmüş ve Türkiye ortalamasının altındaymışım. - En az 15 yıldır kredi kartı kullanırım, bir kere bile son ödeme tarihini geçirmişliğim yoktur. - Ev kredisi ödüyorum 2 yıldır, bir gün bile taksit geciktirmişliğim yok.- Düşük faizli taksitli nakit avans vb. denk gelirse, onları çe
Şimdi baktım 1450ye düşmüş ve Türkiye ortalamasının altındaymışım.
- En az 15 yıldır kredi kartı kullanırım, bir kere bile son ödeme tarihini geçirmişliğim yoktur.
- Ev kredisi ödüyorum 2 yıldır, bir gün bile taksit geciktirmişliğim yok.
- Düşük faizli taksitli nakit avans vb. denk gelirse, onları çekerim ve yine hiç gecikme olmadan öderim.
- Gelirim Türkiye ortalamasının gayet üzerinde (elden değil, direkt maaş olarak banka üzerinden)
Sadece kredi kartı borcum yüksek geliyor bu aralar (500bin üzeri) ama onları da dediğim gibi son ödeme günü geçmeden ödüyorum ki bankalara olan tüm borçlarımı (ev kredisi vb. dahil) tek kalemde kapatacak kadar yatırım ürünlerim bulunmakta. Bir iki defa da akşam saatlerinde falan nakit lazım olmuştur da esnek hesabı kullanıp ertesi gün kapatmışımdır.
Şimdi nasıl oluyor da benim kredi puanım bu ülke ortalamasının altında?
0
bobinhoo (23.12.25)
findeks notu sadece ödeme düzenine göre etkilenmiyor. var olan gelirinize kıyasla daha fazla borçlanmanız riskli görülmüş. yani gelir-gider dengesine göre daha fazla borç ödeyemez demek istiyor.
0
orpheus
(23.12.25)
@orpheus
Bundan 3-4 yıl önce daha da düşüktü (1200 civarında), o zamanlar sadece 1 tane kredi kartım vardı. Başka kredi, ek hesap vb. hiç bir şey yoktu (neredeyse 0 borç yani). O zaman da insanlar hiç kredi/borç ödemediğin için notun düşük, gerçekten borcun olduğunda ödeyeceğine dair bir emare yok gibisinden konuşmuşlardı.
İşin ilginç tarafı beraber baktığım arkadaşın notu 1850 civarı çıktı. Daha 2-3 yıl öncesine kadar borcunu ödeyemeyip yapılandırmış falan adam. Bu nasıl iş anlamadım gerçekten.
0
🌸bobinhoo
(23.12.25)
Anlattığın metin üzerinden çıkarımım muhtemelen limit kullanım oranın yüksek. KKB puanı aslında senin batma riskini hesaplayan bir model bu model bir puan çıktısı üretiyor. Hiç taksit gecikmem yok diyorsun, gelirim yüksek diiyorsun, ve 500k kredi kartı borcu diyorsun. Kredi kartının limit kullanım oranlarına dikkat etmeni tavsiye ederim. ben çok açılırım kontrol edemem deyip 1m civarında bıraktıysan %50'lik borç oranı seni riskli bir statüye koyuyor ve puanını düşürüyordur. Bu işin ideali %10-15 civarında, maks 25% diyebilirim.
Askeri alet gereçleri mi takip ediyorlardı, konuşmaları mı biliyorlardı. Nasıl mümkün olabiliyor?
Askeri alet gereçleri mi takip ediyorlardı, konuşmaları mı biliyorlardı. Nasıl mümkün olabiliyor?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum (22.12.25)
tüm büyük ülkelerin ilişkide olduğu ve coğrafi olarak yakın olduğu ülkelerde casus ağı vardır. aklın almayacağı kadar normal görünen insanlar sleeper agent olabilir. aynı zamanda bu ülkeler dijital haberleşme, trojanlar ve uydu görüntüleri üzerinden askeri hareketlilik gibi konuları 7/24 takip eder. cia ve kgb için ata sporu gibi birşey.
+2
orpheus
(23.12.25)
15 temmuz çok karışık bir olay. 2016 Şubat ayında mesela -bizzat kendim okumuştum o zaman- emekli bir binbaşının "cemaatin tek şansı Ağustos'tan önce bir darbe" şeklinde anlattığı -agustos ayında yüksek askeri Şura olacak ve kadroları tasfiye edliecek şeklinde- bir koseyazisi vardı oda tv idi sanırım. Buna benzer 4-5 tane daha yazı vardı.
O yüzden Rusya değil aslında sağır Sultan'ın bile bildiği bir gerçekmiş yni :))
1. trafikte uzun bir süredir dikkat ediyorum. bazı arabaların ön sinyal lambaları (turuncu lambalar) sürekli yanıyor (yanıp sönme değil). o modellerin hepsinde de yok. gündüz farlarını sinyal lambalarına mı bağlıyorlar?2. tampon tampona trafikte veya ışıklarda beklerken öndeki aracın egzozunun klima
1. trafikte uzun bir süredir dikkat ediyorum. bazı arabaların ön sinyal lambaları (turuncu lambalar) sürekli yanıyor (yanıp sönme değil). o modellerin hepsinde de yok. gündüz farlarını sinyal lambalarına mı bağlıyorlar?
2. tampon tampona trafikte veya ışıklarda beklerken öndeki aracın egzozunun klima aracılığı ile sizin aracınıza girdiği oluyor mu? klima dışarıdan hava alacak şekilde ayarlıyken ışıklarda durunca egzoz kokusu doluyor arabanın içine. içerideki havayı çevirecek şekilde ayarlıyken olmuyor.
0
inheritance (22.12.25)
1- Teknik detayini bilmiyorum ama surekli acik olacak sekilde ayarliyorlar evet, tamamen sekil olsun diye yapilan birsey. O sekilde muayeneden geciyor mu bilmiyorum ama gecmemeli, hatta direk polis cevirip ceza yazmali ama ne kadar uygulamasi var bilmiyorum. 2- Bana da oluyor tabii, karbon polen filtresi bunu azaltir diyenler var ama ne kadar dogru bilmiyorum. Bir de kirli havayi alinca hava alimini kesen daha teknolojik sistemler de var ama tam adi neydi bunun bilmiyorum.
0
mbond
(22.12.25)
1- yanlış bilmiyorsam amerikan park diyorlar buna. Tam keko işi.
2-bana hiç olmadı
+1
rodeocu
(22.12.25)
1. Bahsettiginiz şeyle hiç karşılaşmadım 2. Arabaların klimalarının içeri hava çeken kısmı arabaların en önünde olur. E genelde de arabaların egzos çıkısı arabaların en arkasında olunca tampon tampona giderken öndeki aracın egzoz dumanını arabanızın içine vakumluyorsunuz. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için içerideki havayı çevir tuşuna basarsanız klima önden havayı çekmez sadece arabanın içindeki havayı çevirir
0
limonlu eksi
(22.12.25)
1- amerikan sinyal, amerika'da araclarda farlar surekli yanik degilken, bu is icin sinyaller kullanilirdi. ben de guzel durdugunu dusunuyorum acikcasi ama para verip yaptirmam. 2 - hava filtresini karbon filtre ile degistirin, iceriye fazla koku almak o zaman.
0
cooperr
(22.12.25)
1- amerikan park. yeni nesil araçlarda kodlamayla yapılıyor. türkiye'de yasak. muayeneden geçemezsin.
2- hayır. koku geliyorsa kaliteli polen filtresi kullananın. aracınıza uygun mann marka karbon filtreler iyidir.
0
false pretension
(22.12.25)
sıkışık trafikte araç havalandırması iç sirkülasyona alınmalı. yoksak istediğiniz kadar filtreleyin önden egzos kokusu alır. bazı araçlar bunu otomatik yapar.
Benzinli otomatik alınır mı? Bütçeme, beğenime bu uyuyor.
Benzinli otomatik alınır mı? Bütçeme, beğenime bu uyuyor.
-1
arbre (22.12.25)
Dizelini kullananlar biliyorum, cok da oyle problem cikarma anlaminda kotu bir namini duymadim ama cok dandik diyorlar. Genel kalite, ses yalitimi vs. 2018 yilinda cok da harika durumda olmayan bir dizel almak uzereydim 5 yasindaydi o zaman, ayni donemde 15 yasinda bir Honda Civic alip(nerdeyse ayni paraya) uzun sure onu kullandim. Dogru mu yaptim cok supheliyim. :)
0
mbond
(22.12.25)
benzinli otomatik muhtemelen yarı otomatiktir. problemli bir şanzıman, problemli bir motor. uzak durmanızı tavsiye ediyorum.
+1
rain when i die
(22.12.25)
beklentine bağlı. üretiliş amacı filo arabası. satışçı, pazarlamacıları A noktasından B noktasına götürsün. herhangi bir konfor veya güvenlik sağlamasa da olur, pejo 301 ile aynı araç.
sabah sabah böyle bir konuda akışınızı meşgul ettiğim için öncelikle özür dilerim. diyet sürecinde 4 gündür tuvalete çıkamayınca bir hayli zorlamaya başladı. fitil dediler, ilk fitili kullandım düştü. bugün tekrar fitil denedim, ufak bir pırt dışında etki olmadı ama hala zorluyor. internette de aşır
sabah sabah böyle bir konuda akışınızı meşgul ettiğim için öncelikle özür dilerim. diyet sürecinde 4 gündür tuvalete çıkamayınca bir hayli zorlamaya başladı. fitil dediler, ilk fitili kullandım düştü. bugün tekrar fitil denedim, ufak bir pırt dışında etki olmadı ama hala zorluyor. internette de aşırı ıkınmanın zara vereceğini söylemişler. hastaneye gideyim dedim, arkadaşım da hastaneye gidince lavman yazıp gönderiyorlar dedi. benzer sorun yaşayan oldu mu acaba? direkt ecz den lavmanı alıp uygulamalı mı yoksa fitil ile peş peşe yapınca sorun mu olur
-1
kondansator (20.12.25)
hastaneye gidince lavmanı yazıp gönderiyorlar. hatta doğrudan çıkarıp veriyorlar eline.
problemin herhangi bir sağlık probleminden kaynaklanmadığına eminseniz, problem sadece zçamamaksa, başka bir sağlık sorunun nedeniyle zçamıyor değilseniz doğrudan eczaneden alıp kendiniz de yapabilirsiniz.
+1
kibritsuyu
(20.12.25)
Diyetine halel getirmeyecekse, seviyorsan bir turşucudan turşu suyu al ve iç. Denemekte fayda var.
+1
Caletti
(20.12.25)
sinameki otuna baksanıza bir. Kabızlığın ilacı bu ot.
0
kojonotsuki
(20.12.25)
Diyet kaynaklı olduğundan eminsen sonrası için şunlara bak bence
@Mirket, normalde probiyotik içiyordum, 1 haftadır salladım ve böyle bir sonuç doğurdu işte. şimdi yeniden içmeye başladım
0
🌸kondansator
(20.12.25)
Probiyotiğin böyle keskin etkileri olacağını sanmıyorum. İnsanoğlu günde 35-30 gram kadar lif almalı. Diyetlerde bu miktar alınmıyor genelde, bu durum da bağırsak işleyişini bozuyor. Ya kalori yönünden zayıf, lif miktarı fazla besinlere yönelip lif miktarı tutturulmalı, ya da dışardan lif(fiber) almalı diye düşünüyorum.
+1
Mirket
(20.12.25)
aıle hekımlerı bekunis yazıyor, eczaneden kendınız de alabılıyorsunuz, tamamen bıtkısel kaynaklı dıye kullanılmasında sakınca gormuyor drlar. gece yatmadan once 2 tane alıp deneyın, sonuc verır mutlaka, olmazsa ertesı gece dozajı arttırın. google da arastırırsınız zaten bu ılacı.
+1
deepness
(20.12.25)
Kefir al 1 lt iç. Sonrası rahatlatır.
+1
mikahakkinen
(20.12.25)
Oral yolla alinan bi ilaci yok mu canim bunun direkt fitil verilmis anlamadim, avrupa'da bircok oral ilac var bunun icin maalesef turkiye'yi tam bilmiyorum.
Herkes kendi tecrubesini paylasmis, denenebilir ama herkeste ise yarayacak diye bir sey yok. Doktorlar lifli gida ve bol hareket oneriyor boyle durumlarda. Ben de mesela cig lahana veya kuru kayisi, hurma vb. yedigim zaman o gunu tuvalette geciriyorum. Lifli gida, kuru meyve ve bol hareke denenebilir birkac gun. Oral yolla alinan bir ilac varsa eczaneye sorulabilir.
Bu sekilde 1 haftayi devirirseniz hastane artik sart olmus demektir. Saglik ve sihhat diliyorum.
+1
bosver nicki
(20.12.25)
gece yatmadan magnezinc 2 adet + 1 litre su.
0
orpheus
(20.12.25)
arkadaşlar lavabo tıkanmışsa üstten gönderdiğiniz şeylerin bir faydası olmaz. onların ancak sonraki sürece faydası olur, tekrar tıkanmasını önler. önce tıkanıklığı açmak lazım.
insan vücudunda öyle lavabo aç gibi yukarıdan dökeyim, tıkanıklığa kadar gidip eritsin denecek bir sistem yok. illa alttan gideri açıp temizlemek lazım.
Selamlar, 3 ay önce 1.0 vti 67 hp peugeot 208 araç aldım ikinci el 11 yaşında.600 km kadar kıllandım sorunsuz bir şekilde sonra bir özel serviste bakıma verdim. Triger, baskı balata, bujiler, yağ filtresi motor yağı, polen filtresi vb değişti. Bakımdan çıktıktan 150 km kadar sonra katalitik konvento
Selamlar, 3 ay önce 1.0 vti 67 hp peugeot 208 araç aldım ikinci el 11 yaşında.
600 km kadar kıllandım sorunsuz bir şekilde sonra bir özel serviste bakıma verdim. Triger, baskı balata, bujiler, yağ filtresi motor yağı, polen filtresi vb değişti. Bakımdan çıktıktan 150 km kadar sonra katalitik konventor arıza lambası yandı, aynı yere geri götürdüm usta bir şey olmaz deyip arızayı sildi 150 200 km sonra tekrar yandı ustaya whatsapp'tan yazdım " bir şey olmaz würth yakıt katkısı al kullanmaya devam et" dedi bi 200 km sonra da yağ lambası yandı. Fotoğrafını çektim attım aynı usta yine bir şey olmaz devam et dedi. (ilk arabam olduğundan olayın ciddiyetinin farkında da değilim henüz)
2 gün o yağ lambası, stop ışığı yanarken kullandım usta devam et dediyse vardır bir bildiği dedim. Hatta tam benzinliğe girip dediği yakıt katkısını alacaktım ki arabanın bütün ikaz ışıkları yandı orgeneral apoleti gibi Service stop, Engine vs vs ne ararsan. Hemen en yakın oto tamircisine çektim "abi motorun yağı bitmiş" deyip yağ ekledi.
Oradan bakım yapan ustaya götürdüm, yağı takip edicez bir daha eksilirse motor bitik rektifiye gerekir 150k tutar en az dedi. 700 km sonra yine yağ lambası yandı, götürdüm rektifiye dedi. Başka usta buldum ona gösterdim, o da kaputu açtı motoru bile çalıştırmadan motor değişmesi lazım dedi.
Son olarak bir usta daha bulup telefona derdimi anlattım aynı muameleyi yapacaksan hiç yorma dedim yok abi gel bakalım dedi. Götürdüm, baktı ve Peugeot'nun 5w30 olması gerektiğini belirttiği yağ yerine 10w40 yağ eklemiş bakim yapan yer. Yağ ve yağ filtresi tekrar değişti ve takip edeceğiz yine 1000 km kadar. (başka yerde sızıntı yok)
5w30 yağ yerine 10w40 yağ eklenmesi eksiltmeye sebep olur mu? 1000 km dolana kadar içim içimi yiyecek çünkü. Epey Google ve yapay zeka araması yaptım, eksiltme hatalı yağdan gibi geldi bana ama işin erbabı varsa burada güzel haberlerini bekliyorum 1000 km dolana kadar içim rahat eder belki :(
0
materyalist imam (18.12.25)
Viskozite değişikliği yağ eksiltmeye sebep olmaz.
0
antihero
(18.12.25)
benzinli, küçük hacimli ve yüksek sıkıştırmalı motorlar yağ eksiltir bu normal. ama 1000 km 100ml gibi olması lazım en fazla
endişeye gerek yok. sabah aracı çalıştırmadan önce, geceden süzülen yağı düz zeminde kontrol et. 3-4 günde bir veya uzun yolculuklardan sonra bu kontrolü tekrarla.
0
orpheus
(18.12.25)
İlk usta sıkıntılı belli zaten. Hiç düşünmede basıyorlar 10w40 acayip ayar oluyorum. 5w30 isteyen arabaya 10w40 yağ koyması güzel olmamış ama bunun yağ yakmayı artıracağını sanmıyorum. Aksine daha kalın yağ olduğundan azaltma ihtimali var. Tabii bu bilgim çok net değil. Böyle çıksa daha iyi aslında problem çözülmüş olur. Bu arada bu yağın aşırı eksilmesinden motora normalde olmayan bir zarar da verilmiş olabilir.
Ben bir süre 2010 Peugeot 207 1.4 VTI araç kullandım. Maalesef yağ yakma sorunu vardı ve motor yapılmadan çözülecek gibi birşey değildi. Normal ustaya belki motoru yaptırsan bile çözülmeyebilir. Ben Peugeot servisinde çalışmışlığı olan biriyle konuştum bu konuyu, 10 bin kilometrede yarım litre yağ yakma noktasına kadar getirdik dedi motor yaparak. Çok masraflı iş bence yapılmaz.
Benim araç uzun yolda kullanırsan özellikle daha çok yakıyordu. 3000 km'de falan yağ uyarısı geliyordu. Ben satana kadar ekleyerek devam ettim. Yaklaşık 30 bin km azaldıkça ekleme tabii normal vakitlerinde yağ/filtre değişimi yaparak kullandım. Motoru yakmadan o kadar kullanabildim. Sonrasında yağ yaktığı bilgisini de vererek biraz ölü fiyata sattım. Olay Hollanda'da yaşandı ve burada kimse o kadar yağ yakma durumunu belirtme gereği duymuyor.
Sizin araçda da aynı mıdır bilmiyorum ama bu Peugeot beni bitirdi. Su eksiltme de yaptı baya, termostatı değiştiriyorum, su tankı bozuluyor vs bütün soğutma sistemini değiştirdim nerdeyse.
Ustanın birşey olmaz gevşekliğiyle ilgili de bir notum var. Gerçekten gevşeklik yapmış ama benim arabada yağ sensörü de arada deliriyordu. Bir ara çok uğraştım yağ eklememe rağmen uyarı gitmedi. Sonra 1000 km daha sürdüm öyle, tek seferde, ertesi sabah bindim çevirdim kontağı uyarı gitti.
Yağ çubuğuyla ilgili de bir not düşeyim. :) Bu çubuk yağın tamamını temsil ediyor sanıyordum ben. Halbuki en üstteki 1 litreyi temsil ediyormuş. Tabii çubuktaki yağ bitme noktasına gelmeyecek gene de, çubukdaki minimum işaretinin üzerinde olması lazım her zaman.
0
mbond
(18.12.25)
Bu konuda epey tecrübem var. Bir kere ilk gittiğin tamirciye asla bir daha gitme. Hatta mümkünse hiçbir tamirciye tek başına gitme. Kaç yaşında olursan ol daha önce hiç görmediğin insan türleriyle karşı karşıyasın.
İlk tamirci tahminim bir yerlerde şaseyle oynadı ve arıza lambaları o yüzden yandı. Hiçbiri de bunu sana söylemez. Aynı tamirci 10 kez motor yapar ahbap olursunuz 11. gidişinde bu sefer de doğru yapim demez, yine bozar.
Referansla güvenebileceğin bir servis bul ve başka yere araç götürme.
0
hebanon
(19.12.25)
1000km de bir arac yag isigi yakiyorsa ya kacak vardir, ya da yag yakiyordur. kacak varsa kolay cozulur, ama yakiyorsa motoru kucaga aldin demektir.
bazi motorlar yag eksiltir, ozellikle almanlar. ben 5000de bir yarim litre ekliyorum genelde. ama 1000km de bir isik yakmasi sikinti.
5w30 yerine 10w40 bir hata, ama olumcul motoru bitirecek deli gibi yag yaktiracak bir hata degil.
0
cooperr
(19.12.25)
Cevaplar için teşekkürler. İnternet araştırmalarım 1.0 düşük hacimli motorun 10w40 kalın yağı motor öğlene döndüremediği için yaktığı yönünde. Egzozdan duman atmadığını ve hiçbir şekilde dışarı sızıntı vermediğini tekrarlayayım.
10w40 yağ eklenmeden önce (bakım öncesi) 600 km yol yaptım ve bakıma vermeden 1 gün önce yağ çubuğundan kontrol ettiğimde hiç eksilme yoktu. Yani 600 km'de hiç yağ eksiltmeyen araba bakım sonrası 600 km'de 600 ml eksiltmeye başladı.
Şu an tek umudum 5w30 yağ ve yeni yağ filtresinin sorunu çözmesi. (aracın sürüşü yumuşadı, vites geçidi debriyaj ve gaz pedalları da yumuşadı doğru yağa geçince) yoksa galeriyle mahkemelik olacağız çünkü ekspere soktun alırken aracı ben sorumluluk kabul etmem diyor...
0
🌸materyalist imam
(19.12.25)
motor yağı ile vites geçişlerinin, debriyajın yumuşamasının alakası olamaz. debriyaj tamamen farklı bağımsız bir hidrolik sistem. şanzıman ise bağımsız olarak kendi yağı içinde dönüyor.
0
orpheus
(19.12.25)
herşeyi doğru yapsan bile peugeot yağ eksiltir.
teknik bültenleri var boy boy.
yapacak bir şey yok.
"Bakımdan çıktıktan 150 km kadar sonra katalitik konventor arıza lambası yandı"
ben o arabanın motorunun daha hikaye başında sağlıklı olduğunu sanmıyorum.
zaten yağ eksilttiği için katalitiki de göçertiyor ve p0420 veriyor.
not: otomotiv satış sonrası hizmetler makina mühendisispor
Merhaba, benzinli arabanın kaç kilometreye kadar yolu var genel olarak? 200 bin km benzinli araba alınır mı? Aynı soruyu dizel için de soruyorum. Teşekkür ederim.
Merhaba, benzinli arabanın kaç kilometreye kadar yolu var genel olarak? 200 bin km benzinli araba alınır mı? Aynı soruyu dizel için de soruyorum. Teşekkür ederim.
-2
arbre (18.12.25)
Japonsa alınır değilse iyice baktırmadan alma.
+1
adivar
(18.12.25)
Benzinli japon alınır evet diğerleri de aslında iyi bakılmışsa alınır ya. Dizellerde 200k üstü sıkıntı
0
avatar is back
(18.12.25)
Su olayi dunyada bir tek dert eden biziz. Hakliyiz da, su dandik arabalara dunyanin parasını veriyorsak az km, az degisenli, boyazsiz ariyoruz.
Sen de aslinda motordan yana değil, kullanip da 260 bin km de satabilir miyim kismina takiksin dogal olarak. 200 bin km benzin icin sorun degil. İyi bakımlı dizel için de sorun degil.
0
duster
(18.12.25)
bu marka modele göre, araca kullanılan yağa, aracın bu kmleri şehir içi-dışı yapmış olmasına göre çok değişir ezbere birşey söylenemez.
teorik olarak doğru bakım yapılan benzinli motorun 350-400 bin km büyük sorun çıkarmadan gitmesi beklenir. hiç sorun yaşamadan 500-600k km yapan elantra taksiler var.
2026 senesinde 1 milyon suriyeli ülkesine dönecek bilgisi doğru mu sizce?
messina123
kiralar ciddi şekilde düşmez mi bu gerçekleşirse?
kiralar ciddi şekilde düşmez mi bu gerçekleşirse?
0
messina123 (18.12.25)
türkiye'de kiralar düşmez ya. kayıt dışı suriyeliler kaç milyondur acaba zaten.
0
elorelia
(18.12.25)
1) Bu kadar kişi evlerde ikamet etmiyor dükkanda yaşayan 20-30 kişilik gruplar var. 2) Evlerde ikamet eden ailelerinde ortalama 6 kişi olduğunu da var sayarsak yine ortalama 200 bin ev olduğunu varsayalım. 3) 1 milyonun da kesin dönüş yapacağı garanti değil. Bir çoğu halinden memnundur.
Böyle bir şey gerçekleşirse ki pek zannetmiyorum ama 100 bin evde hareket olabilir, o da çok fazla piyasayı etkilemez diye düşünüyorum.
0
c0sh_kun
(18.12.25)
kira dusmez, artis yavaslar. suriyeliler konusundaysa sunu diyebilirim depo olarak kiraya verdigimiz yerde 30 suriyelinin kaldigini polisin basmasiyla ogrendik :)
-1
gule gule
(18.12.25)
Savaşmadan denize kıyısı olan, dayalı döşeli ülke işgal etmişler. neden dönsünler?
İzmir'de muhtar adayı çıkarsalar seçim kazanacakları mahalleler var. bak Mersin, G.antep demiyorum. İZMİR diyorum.
niye dönsün hepsi vatandaşlık aldı. çocuğu burada okuyor, bedava sağlık hizmeti alıyor. ancak avrupaya, daha iyi bir ülkeye geçiş fırsatı olursa gider.
0
orpheus
(18.12.25)
kiraya verilmeyen gırla ev var. yüzde 25 olayından sonra kimisi tövbe etti vermem kiraya diye, öyle boş tutuyor "fırsat çıkarsa satarım, kiracılı ev zor satılıyor" diyor.
neden geri dönsün suriyeliler ben de merak ediyorum. hayatından memnun olmayanlar zaten döndü gitti. 5-6 yıldır burada olanlar iyi kötü bir düzen kurdular burada. gidenler muhakkak olacaktır ama kira fiyatlarına etki edecek kadar yoğun gideceklerini düşünmüyorum.
kira fiyatlarının düşmesi için sebep yok. belki artış azalır sadece. şimdi maaşının yarısı kira ise 3te biri kira olur en iyi ihtimalle.
+2
biseysorcaktim
(18.12.25)
Gitmeyecekler.
+1
parka
(18.12.25)
Şu anda konut arzı sorunu yok. Stok fazla. Kiralar da yüksek değil. Tek sorun ücretli çalışan kesimin gelirinin düşük olması.
Konut yapıp kiraları düşürme söylemi niye? Çünkü hazinede inanılmaz para toplanıyor. Bunu iç etmenin üç yolundan birisi de inşaat işleri.
Suriyeliler de buraya getirilirken verilen sözler tutulursa giderler ya da gönderilirler. Çünkü kendiliğinden gelmediler. Biz komuta ettik.
0
hebanon
(18.12.25)
@hebanon Stok fazlası olduğunun kaynağı var mı?
0
parka
(18.12.25)
donecegine inanmiyorum. donmeleri icin danimarka gibi para vermek gerekiyor. 10-15 bin euro para veriyorlardi hatirladigim kadariyla. bunu turk siyasetcilerden iki kisi dillendirdi. biri ali babacan, digeri de cem uzan. umit ozdag da zorla gondermek istiyor. yani bir zorlama veya tesvik olmadan kendi hallerine birakilirlarsa donmezler diye dusunuyorum.
+1
Sour
(18.12.25)
Dönmeleri için bir sebep yok. Suriye sittin sene iflah olacak bir durumda değil. İkincisi Suriyeli istilası başladığında doğan Suriyeliler yetişkin oldu. Türkiye'nin en bitik hali Suriye'nin halinden kat be kat iyidir. 1 milyon Suriyelinin gitmesi gerçekleşse bile çok bir anlam ifade etmez, o 1 milyon gidene kadar içer dekiler 3 milyon olur. Suriyelilerin kitleler halinde gelişi başlangıç noktası alınsa, o tarihten bugüne onların nüfus artış hızı ile bizim halkımızın nüfus artış hızı arasında uçurum vardır. Hiç yoksa kurulu düzenimiz var yeğenim yoksa Suriye cennat cennat klişesine döner bu işin sonu. Zaten çok uzak olmayan bir gelecekte siyasiler de medya da Suriye kökenli vatandaş kimliğini yok sayamayız türküleri çağırılır. Siyasi parti de kurarlar, Suriye kökenli örnek vatandaşlarımızın haberleri de pompalanır. Gelecekte ekşi hala var olursa, Suriyeli oyları olmadan seçimi kazanmanın imkansız olması gerçeği türünden başlıkları şimdiden görür gibiyim:) zaten siyasiler belli bir seçmen yoğunluğunu görünce sağcısı, solcusu, islamcısı oy için her şeyi yaparlar.
0
wilhelmwasmuss
(18.12.25)
Geri dönmez onlar. Millet sanıyor sadece Suriyeli var.. Antalya Rus dolu, İzmir İranlı dolu.
Daha önce 6 - 7 seans aldim 2 farkli kisiden ama sanki zaman olduruyorlar yalandan dinleyip test mest yapiyorlar. Not aldiklari icin yine hatirliyor bir seyleri, ufak tefek cikarimlarda bulunuyorlar tabi ama boyle isteksiz gibiler, sanki isini sevmiyorlar da para kazanmak icin yapiyor gibiler. Oyle
Daha önce 6 - 7 seans aldim 2 farkli kisiden ama sanki zaman olduruyorlar yalandan dinleyip test mest yapiyorlar. Not aldiklari icin yine hatirliyor bir seyleri, ufak tefek cikarimlarda bulunuyorlar tabi ama boyle isteksiz gibiler, sanki isini sevmiyorlar da para kazanmak icin yapiyor gibiler. Oyle cok sorun cozmeye canla basla veya profesyonellikle yaklaşmıyorlar gibiler. Öfff hadi bitir de öbür musteriye gecicem al su testleri coz diger gorusmede bana anlat hadi canim hadi..... der gibiler.
Ya da bana denk gelmedi benim deneyimim boyledir. Genelde saatligi 1000-2000 tl civari uzaktan destek verenlerle gorustum. Fiyat mi ucuz kacti acaba? Yoksa yuz yuze ayni sehirde mi birini bulsam?
Insanlar da psikologla görüştüğü için bir nevi içsel tatmin yaşıyorlar, sorun çözülmüş çözülmemiş kimsenin umrunda degil duzen bir sekilde devam ediyor... gibi hissetmeye başladım.
Bu hislerimi gecirecek bir tavsiyesi olan var mi? Konu genelde icsel motivasyon, kendini elestirme falan ama yan olarak anne baba iliskileri veya aşk hayatı da var.
Bu arada 1 saat icin butcem 2k yı aşamıyor. Bu ucretler nedir arkadaslar normal mi haftada 2 saat gorussem ayda 16k para yine cok bence millet 1 gunde 2k kazaniyor işte calisirken, psikologlar saatte 2-4-6... pek normal de gelmiyor ama napalim.
0
ananiyimioguz (17.12.25)
en iyi yöntem referansla seçmek.
0
orpheus
(17.12.25)
valla cevreme pek soramiyorum, bir de sorsum diyelim mesela bir arkadasim ozguven sorununu çözdü diyelim, benim öyle bir sorunum yok ki belki o alanda iyidir ama benim sorunumu cozmede kötüdür onu nasil bilecegim
0
🌸ananiyimioguz
(17.12.25)
işinde iyi ve dürüst psikolog uzmanı olmadığı konuya girmez bunu da belirtir zaten.
0
orpheus
(17.12.25)
birkaç şey var, dikkat etmelisiniz. biri psikolog sizin sorununuzu çözmez. sizin sorunun kaynağını bulup onunla ilgilenmenizde kolaylaştırıcı olmaya çalışır. bir diğeri, sizin onca yıldır biriktirdiğinizi 2 saatte siz çözemiyorsanız zaten kimse çözemez, bu beklentide olmanız büyük bir hatadır. öbürü, psikologların kazançlarıyla ilgili mesele... buna çok takılmayın, herkes kendi seçtiği işi yapıyor neticede. günde 2k kazanan da okuyup psikolog olabilir, o yol açık. boşverin. hemi de o psikologlar da sizin anlattıklarınızım onlarda oluşturduğu mental yükle uğraşabilmek için destek almak zorunda, orada kendini beslemek durumunda olan bir ekonomi var.
sorularınızın cevapları; psikoloğu tamamen kendi zevk dünyanızda beğenene kadar değiştirirsiniz, beğendiğinizde kalırsınız. böyle seçilir.
hislerinizi geçirecek(?) tavsiye ise, sizi olduğunuz gibi kabul edebilen, ve olduğunuz hali de çekinmeden aşağılayabilen çok yakın bir iki arkadaşınız dışında herkesi ve her şeyi hayatınızdan çıkarıp, kendinize sevseniz de sevmeseniz de yapacağınız meşgaleler bulun. ama sevmeseniz de düzenli yapmanız önemli. şu hayatta her şeyin ucu rutin disiplinine geliyor. disiplinli şekilde rutin oluşturun, oluşmuyorsa hep yenisini deneyin. birinden biri olur.
bir de, ayağını sıcak tur başını serin, düşünme derin derin.
0
klassno
(17.12.25)
psikologların çoğu uzman olmadığı alanda uzman olduğunu yazarak müşteri çekiyor. bir psikolog aynı anda ergen, çocuk ve yetişkin de uzman olamaz. her eğitimi alanda o alanda yeterli değildir. öncelikle yaşı ileri olan ve bilişsel çalışan uzmanları bulmak önemlidir. psikoloğun sıkıntınızın olduğu alanda çalışması önemli. bence mezun olduğu okulda önemli. seans ücretleri evet uçuk eğer uzman iyiyse daha da yüksek oluyor. zaten ilk seans tanışma seansıdır, diğer seanslarda ilerleme sağlanır.
0
mikahakkinen
(18.12.25)
- Öncelikle aradığınızda telefona kendisi çıkan bir terapist seçin. İlk konuşmada sesi, dinleme becerisi, o esnada söyledikleri ayrıştırıcı. (Vakti zamanında çok kalantor bir özgeçmişe sahip bir ablayı aramıştım ve kadın telefonda 5 dakika boyunca hm hm'ladı. Anında kaçtım kendisinden...) - Daha sonra telefonda beğendiğiniz o kişiyle 1 seans yapın. (Üzgünüm ki terapist de deneye yanıla bulunabilecek bir şey) - İhtiyacınızı tam olarak belirleyin. Yakın, konuşan, empatisini görebildiğiniz birini istiyorsanız sistemsiz sistemli terapistlere bakın (varoluşçu / gestalt / hümanistik / psikodrama). Tam tersine uzak, dinleyen, sınırları net, ödevler veren, kimi zaman zorlayan birini istiyorsanız sistemli terapistlere bakın (şema / bilişsel davranışçı / emdr / psikodinamik). - Seçtiğiniz ya da seçmeye meylettiğiniz terapistin sosyal görünümü varsa şayet hesaplarını inceleyin. Biraz takip edin, yorumlarına bakın.
Camii hoparlör sesinin yüksekliğinin şikayeti nereye yapılır?
mikahakkinen
bir ilçenin sessiz bir köy/mahallesindeyim. camii 3 km ilerde. camii hoparlörü merkezi sisteme bağlı ve çok yüksek. imsak ezanı okunurken köpekler bile korkup uluyor, bebeler uyanıyor. namaza giden de yok. yani bunu nereye şikayet edeceğiz?şikayet etsek başımız yanar mı? devlet memuruyum.
bir ilçenin sessiz bir köy/mahallesindeyim. camii 3 km ilerde. camii hoparlörü merkezi sisteme bağlı ve çok yüksek. imsak ezanı okunurken köpekler bile korkup uluyor, bebeler uyanıyor. namaza giden de yok. yani bunu nereye şikayet edeceğiz?
şikayet etsek başımız yanar mı? devlet memuruyum.
+1
mikahakkinen (17.12.25)
Bulunduğunuz ilçede ki müftülük ve belediye'ye talepte bulunun ya sesini kısarlar yada hoparlör açısını değiştirirler. Şikayetten birşey olmaz, sürekli olan bir durum herkes alışıktır.
0
sealth
(17.12.25)
Kaymakamliga şikayet etmelisin.
0
duster
(17.12.25)
3km az bir mesafe değil. 3km'den cami'nin sesi size yüksek geliyorsa, ben olacak şeyi söyleyeyim: sesi yüksek tutmalarının sebebi sizin tarafta cami yok diyedir, siz sesi kıstırın deyince, sizin evin yanına yeni cami yaptırırlar.
0
malheiros
(17.12.25)
alarmdan bihaber biri de "ses gelmiyor, sabah namazına uyanamıyorum" diye şikayet eder muhtemelen ama şansınızı deneyin.
+1
merhum
(17.12.25)
aynı sorun bizde de var gidip cami imamıyla konuştuğumuzda (çok da düzgün konuştuk ses cızırtılı falan dedik) bize ses açıp kapatmanın merkezi olduğunu kendilerinin bişey yapamadığnı söylemişti. aynı şikayeti kuzenim de yaptı başka bir camide ona da aynısını söylemişler, hatta ona sen dinsiz misine getirmişler bir noktadan sonra.
+2
wendyangelamoiradarling
(17.12.25)
ses açıp kapama merkezi değil, yayın merkezi bu doğru ama ses seviyesi o camideki alıcının çıkışına bağlı anfiden ayarlanabiliyor.
aynı dert bizde de var. evimizin 2 yansokağında cami var. bazen ses seviyesi normal ve rahatsız etmiyor. bazı dönemlerde de aşırı yüksek tüm mahalle şikayetçi ama çözülmüyor.
aslında mantık olarak yıl olmuş 2025 ezan sesinin çevredeki gürültüyü ölçerek otomatik tespit edilmesi lazım. mesela sabah saatleri sessizliğince çok daha kısık sesle olabilir.
Bi namaz vakti git @orpheus'un dediği cihazı bul kendin kıs sesi millet namazdayken.
Bununla sesin kısılabildiğini bile bilmiyordur cahiller.
+1
chicha_v2
(17.12.25)
Bildiğim kadarıyla bunun standart bir desibelde olması gerekiyor. Hoparlörlerin de şerefenin içinde durması gerekiyor. Ama bazı imamlar sesi kendi inisiyatifleriyle yükseltip şikayet nedenli denetleme durumunda standarda çekiyormuş. Sonra tekrar yükseltiyorlar tabi.
Alakalı birinden öyle duymuştum ama detayını hatırlamıyorum şu an. Demek istediğim şikayet olunca dikkate alıyorlar aslında. Ama camideki imamlar da tribe giriyor.
Cami diyanetinse müftülüğe, vakıflarınsa vakıflara şikayet edin.
Kredi kartı limiti: 250KKredi kartı güncel borcum: 115KAsgari ödeme: 43Kson ödeme tarihi geçti ve kartım kullanıma kapandı. bankadan gelen mesajda ekstre toplam borcunu ödemeniz halinde kartınız tekrar kullanıma açılacaktır diyor. asgari ödesemde kart açılmayacak anlamına mı geliyor?
son ödeme tarihi geçti ve kartım kullanıma kapandı. bankadan gelen mesajda ekstre toplam borcunu ödemeniz halinde kartınız tekrar kullanıma açılacaktır diyor. asgari ödesemde kart açılmayacak anlamına mı geliyor?
0
kullanıcıadımyok (16.12.25)
kural böyle ama banka insiyatifinde açılma ihtimali de var.
0
orpheus
(16.12.25)
Benzer durum da bende var borcum azaldı ama hala kullanıma açılmadı aynı uyarıyı veriyor dönem sonu borcunuz kapanırsa kullanıma açılır vs
0
egerbiryolcu
(16.12.25)
Daha önce iki kere geciktirdiyseniz üçüncüde tamamını ödemeniz gerekiyor. bankadan bankaya değişiyor mu bilmiyorum ama iş bankasında böyle.
+1
bruges
(16.12.25)
yıl içindeki üçüncü geciktirmeniz ise tamamını ödeyene kadar kapalı kalır
Selamlar, telefon önerisine ihtiyacım var, iphone olmayan.S25 ile s25fe fark eder mi, anlayanlar yardımcı olursa çok makbule geçecek, teşekkürler
Selamlar, telefon önerisine ihtiyacım var, iphone olmayan.
S25 ile s25fe fark eder mi, anlayanlar yardımcı olursa çok makbule geçecek, teşekkürler
0
malwethiel (16.12.25)
S25 fe kullaniyorum, aşırı mutluyum. Telefondan pek anlamam, sosyal medyam yok, oyunlarim yok ama androidle oynamayi seviyorum. Kemarasi, yapay zekasi vs hosuma gitti.
0
duster
(16.12.25)
25FE ekran ve batarya daha büyük. S25 snapdragon, 25FE exynos (samsungun kendi işlemcisi) haliyle ciddi fiyat avantajı var. gündelik kullanımda 25FE için yetersiz gelecek bir durum olmaz. burada karar ufak kompakt bir telefon mu ekranı biraz daha geniş bir telefon mu istediğin.
fe özelinde değil ama benim en çok yaşadığım dert mesela fe olan modele veye e olan veya lite olan modellerine kılıf ekran koruyucu bulmak falan çok zor oluyor. 2 kere böyle model aldım ve çok zorlandım bir daha değiştirirsem direk ana modelini alacağım ya.
0
eja
(16.12.25)
s25fe kullanıyorum. sanıyorum 3 ay oldu telefonu alalı. bu f.e modellerinin özellikleri, amiral gemisi s serisi modellere göre biraz "kırpılmış" oluyor. bununla beraber, benim gibi ortalama bir kullanıcıysanız mevcut özellikleri fazlasıyla yeterli olacaktır. s serilerinde elbette daha iyidir; ancak s25fe'de de renkler, görüntüler çok canlı gözüküyor. tek şikayetim telefon biraz büyük olması; ama sanırım artık tüm telefonlar büyük.
0
pangea
(16.12.25)
aradaki 13k fark zorlamayacaksa s25 tabi ki. amiral gemi serisi. fe daha kırpılmış bi model ama bu kötü olduğu anlamına da gelmiyor. alınır kullanılır. çok büyük beklentiniz yoksa telefondan fe alıp geçebilrisiniz de 13k cebinizde kalmış olur. ayrıca bence doğu karşılaştırma s24 ile yapılmalı. fiyat açısından ikisi daha rakip. size bağlı
Elimde olsa Toyota alırım başlık açmam ama malum money talksBütçe 400-600 k civarı, (aşağıda oldukça az borclanirim)mümkünse auto ama manuelse yokuş kalkış şart,ŞIK olmasi en önemli ozellikBulduklarım:Fiat Egea - çok geniş aralikCitroen C3 2019 - 665k (PSA dan araba alınmaz biliyorum)Citroen C3 2011
Elimde olsa Toyota alırım başlık açmam ama malum money talks
Bütçe 400-600 k civarı, (aşağıda oldukça az borclanirim) mümkünse auto ama manuelse yokuş kalkış şart, ŞIK olmasi en önemli ozellik
Bulduklarım: Fiat Egea - çok geniş aralik Citroen C3 2019 - 665k (PSA dan araba alınmaz biliyorum) Citroen C3 2011 - 450k (PSA dan araba alınmaz biliyorum) Subaru impreza 1.5 2008 - 550k
Önerilere açığım
0
baldan kaymak (16.12.25)
Sedan istiyorsanız Hyundai Accent Blue, Hatchback istiyorsanız Hyundai i20 tavsiyem olsun.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(16.12.25)
o kmlerde otomatik istiyorsanız. japon veya kore olmalı. i10 i20 olabilir.
0
mikahakkinen
(16.12.25)
bende yaklaşık o aralıklarda bir süredir araç arıyorum, 650k altı egeaların hepsi çöp. psa grubuna bakmadım bile. subaru cezbediyor ama modeli düşük olduğu için sürprizlere açık.
sedan istiyorsan 0.9 symbol için temiz araçlar var. çoluk çocuk bagajı yükleyip gezeyim diyosan araba ruhsatlı fiorinolar da var.
0
duyuruuser
(16.12.25)
Manuel ve yokuş kalkış desteği istersen 2012-2014 arası chevrolet aveolara bakabilirsin. o fiyatlara alacağın otomatik arabaların her an patlamaya hazır bomba olduğunu bilerek hareket etmek gerek. ha dersen ki ben km- hasar kaydı vb takılmam ya nasip der alırım o zaman citroen grubuna bakabilirsin.
0
bigcaptain
(16.12.25)
PSA'dan araba alınmaz değil de 1.2 puretech alınmaz ona emin olabilirsin.
İphone 12 mini kullanıyorum. Cihazdan çok memnunum aslında ama zaman geçtikçe/ güncellemeler geldikçe takılmalar can sıkmaya başladı. Sık sık ısınıyor, sesler bazen çok az geliyor. Aslında hala daha iş var da tökezliyormuş gibi geliyor.Pil sağlığı %72 olmuş. Bataryasını değiştirsem performansında iy
İphone 12 mini kullanıyorum. Cihazdan çok memnunum aslında ama zaman geçtikçe/ güncellemeler geldikçe takılmalar can sıkmaya başladı. Sık sık ısınıyor, sesler bazen çok az geliyor. Aslında hala daha iş var da tökezliyormuş gibi geliyor.
Pil sağlığı %72 olmuş. Bataryasını değiştirsem performansında iyileşme olur mu acaba? Mini modeller devam etmediğinden yeni modellere çok çok sıcak bakmıyorum ama bu da yakında suyunu çıkaracak.
4-5 bin diyor batarya değişimine. Pil ömrü dert değil; şarj sürekli elimin altında. Performansa etkisi olmazsa masraf etmeyi istemiyorum.
Ne dersiniz ne yapmalı?
0
lazor (15.12.25)
performansında bir değişiklik olmaz. bataryası erken bitiyorsa bu sorun çözülür.
0
orpheus
(15.12.25)
iPhonelarda batarya eskiyince Ani kapanma olmasın diye performans azaltma yok muydu? planlı eskitme meselesi bu değil miydi?
daha doğrusu apple, cihazı yavaşlatıyoruz çünkü batarya eskidiği için gibi bir açıklama yapmıştı diye hatırlıyorum. Apple kullanmadığım için daha fazla bilgim yok
+1
denemeyanilma
(16.12.25)
emin olmamakla birlikte, telefon şarjdayken performansı artıyorsa, pil değişince de artar diye düşünüyorum.
0
duyuruuser
(16.12.25)
benim iphone 14 pro ve pil sağlığı %75 idi. değiştirdim ve performansı gerçekten arttı. artık telefonum ısınmıyor ve pili çabucak bitmiyor.
sadece orijinal pil olmasına dikkat edin. troy, apple store gibi yerlerde bu işleminizi yaptırın. zaten 3-4 saatte değiştiriyorlar öğleden önce giderseniz. randevusuz gitmeyin.
0
elektr10
(16.12.25)
değiştirmen için batarya ölüyor zaten. arada çok fark var. değişmeni mecbur kılıyor ya da yeni telefon almanı.
-1
koela
(16.12.25)
Ben bu islerden anlayan bir arkadastan performansa etkisi var diye biliyorum.
0
mbond
(16.12.25)
12 kullanıyordum. Pili değiştirtmem telefonu yenilemişçesine etkili oldu. Isınıp kasan telefon canlandı. Halbuki pil ömrü de 80'lerdeydi performans yönetimi de uygulandı demiyordu.
inanılmaz bilmiyorum instagramıhatun kişisinin 7k takipçisi var. biraz konuşalım istiyorum ama cevap atmıyor.mesajı mı görüpde mi atmıyor? spam'a mı düşüyorum? yoksa beni ignore etti hiçbir mesajım ona gitmiyor mu?eski postlarının altına emoji falan da atıyorum görsün diye ama karşılık vermiyor.net
inanılmaz bilmiyorum instagramı
hatun kişisinin 7k takipçisi var. biraz konuşalım istiyorum ama cevap atmıyor.
mesajı mı görüpde mi atmıyor? spam'a mı düşüyorum? yoksa beni ignore etti hiçbir mesajım ona gitmiyor mu?
eski postlarının altına emoji falan da atıyorum görsün diye ama karşılık vermiyor.
net bir şekilde mesajımı görebildiğini nasıl anlayabilirim?
meta verified falan olsam fark eder mi?
-3
duyurukullanıcısı (14.12.25)
Yol yakınken bırak peşini, senin gibi binlercesi yazıyordur, rekabet yüksek sosyal medyada, daha organik çözümlere yönel.
+4
devorgilla the gunslinger
(14.12.25)
Sen mesaj attığında ona gider ve görür ama eğer istemezse sen onun mesajı gördüğünün farkına varmazsın. Bana mesaj atan, konuşmak istemediğim insanlara ben de aynısını yapıyorum. Mesaja görüldü atıp cevap vermeme pozisyonuna düşmemek için daha güvenli bir yöntem.
0
fobfilm
(14.12.25)
yeterince ısrarlı yazarsan elbet görür ve değerlendirmeye alır. burada senin kim olduğun da önemli.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.12.25)
Hikâyeye bir şey yazacaksın. Ama yürümek değil, güzel bir espri, doğal bir konuşma. Cevap verirse verir. Benim 10 bin takipçili influencer bana anlık atacak kadar tanıyordu ama bir gün kızdırınca engelledi. O egoyu aşmak zor.
-4
arbre
(14.12.25)
Abi bundan birkaç ay/hafta önce sorduğun sorudaki aynı kişiyse olmuyor yani sal bence çünkü sürekli aynı şeyleri soruyorsun ve seni iplemeyen kişi degistiremezsin. aynı kişiyse ve sürekli mesaj atıp umursanmiyorsan dalga konusu olmussundur. Okudukça resmen şu twitch yayıncilariyla yemek yemek için 10 bin dolar veren adamlar aklıma geldi, bu kadar ezdirme.
+4
logisticsmanager
(14.12.25)
50k+ takipçili kendisi de epey dikkat çekici olan bir arkadaşım var. mesajları görüyor çünkü ig onlar için önemli bir platform oradan besleniyor. ama hem çok mesaj geliyor hem de başına birilerini sardırmak istemiyor. genellikle daha önce tanımadıkları insana cevap yazınca ve bir yerde diyalog kopunca stalkerlık-tehdit, takip, ısrar başlamış.
Merhaba,Aracın 3.bakımı olacak yamulmuyorsam, garantisi de bitmiş olmalı. 20k fiyat verdiler yetkili servisten bakım için. Araç 17000 km 'de. Çok fazla değil mi bu fiyat? Önerebileceğiniz bir yer var mı Citroen yetkili servis olarak İstanbul'da? Teşekkürler.
Merhaba,
Aracın 3.bakımı olacak yamulmuyorsam, garantisi de bitmiş olmalı. 20k fiyat verdiler yetkili servisten bakım için. Araç 17000 km 'de. Çok fazla değil mi bu fiyat? Önerebileceğiniz bir yer var mı Citroen yetkili servis olarak İstanbul'da? Teşekkürler.
0
huzurlarinizda huzursuzluk (13.12.25)
ağır bakım değilse çok.
standart bakımda yağ, yağ filtresi, hava filtresi ve mazot-benzin filtresi değişir. tüm bunların fiyatına aracın marka modeline göre online satıcılardan bakabilirsin.
Merhaba duyuru, gecen ay 2 yanlis siparis verdim. biri amazon tr'dendi ama gumruk limitinin ustundeydi. merak edip siparis verdim. digeri de turk sitesi diye almistim ama cin'den geliyormus. 3000 liralik bir seydi.ilki ek ucret cikarmadan gecti, digerinde gumrukle ilgili hicbir arama falan olmadi za
Merhaba duyuru, gecen ay 2 yanlis siparis verdim. biri amazon tr'dendi ama gumruk limitinin ustundeydi. merak edip siparis verdim. digeri de turk sitesi diye almistim ama cin'den geliyormus. 3000 liralik bir seydi.
ilki ek ucret cikarmadan gecti, digerinde gumrukle ilgili hicbir arama falan olmadi zaten bana. tuhaf degil mi? cin'den ciktigini gorunce gumrukte takilacak zaten pesin pesin iptal edelim demistim, takilirsa iptal edersiniz demislerdi
0
aguen (13.12.25)
şans olabilir, yoğunluktan arada kaçmıştır vs. genelde hızlı kargo ile değil de ptt türü paket posta ile gelenlerde bu olabiliyor.
0
orpheus
(13.12.25)
ben bu işi şöyle anladım.
doğrudan doğruya yabancı bir siteden sipariş verip getirtiyorsanız evet gümrük sınırı var, belirli bir tutarın üstündeki kayıtsız kuyutsuz gelen ürün, gümrükte takılıyor.
lakin amazon olsun, temu olsun, bu gibi siteler öyle sizin rastgele bir siteden satın alıp türkiye adresi vermeniz gibi ürün göndermiyor. dikkat ettiyseniz amazon'dan aldığınız yurtdışı kaynaklı ürünlere "yurtdışı ithalat bedeli" diye bir bedel ekleniyor. temu'da sepetiniz 800 lira tutarken, alım aşamasında ithalat bedeli eklenip 1200 lira oluveriyor. benim temu'dan aldığım ürünlerin üstünde de "representative danışmanlık ltd. şti." diye bir türk şirketinin adı ve adresi var.
yani nasıl bir organizasyon bilmiyorum ama, anladığım kadarıyla adamlar türkiye'deki bir danışmanlık şirketi ile resmi ithalat prosedürü uygulayarak sizin ürününüzü gönderiyor, masraflarını da ürüne yansıtıyor. o yüzden limit falan sorun olmuyor.
internette bazı şeyleri bulanık mı görüyorlar? özellikle korsan film izlerken ve alışveriş sitelerini gezerken bu durum fark ediliyor mu?
internette bazı şeyleri bulanık mı görüyorlar? özellikle korsan film izlerken ve alışveriş sitelerini gezerken bu durum fark ediliyor mu?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum (13.12.25)
4K 27" kullanıyorum. kaynak 480p değil ise sorun yok. alışveriş sitesi neden bulanık olsun browser görüntüyü o çözünürlük için oluşturuyor. sadece fontlar windowsun standart %100 boyutunda kalırsa ufak ve okuması zor olur %150 ideal.
+1
orpheus
(13.12.25)
hayır.
internet siteleri vs. zaten otomatik olarak senin çözünürlüğüne göre gösteriyor sana siteyi. 4k alışveriş yapıyorsun yani :)
korsan film dizi izlerkense önemli olan aslında dizi/film kaynağının çözünürlüğü/kalitesi, ekranının boyutu ve izleme mesafesi.
720p dizi izliyorsun diyelim, 27 inch 1080p ekran ve 27 inch 4k ekran arasında en azından bu 720p dizi özelinde pek bir fark olmuyor. ekran çözünürlüğünün artması ekstra bulanıklık oluşturmuyor en azından. aksine iyi bir upscale yazılımı kaynağı proses ediyorsa (nvidia shield, appletv vs.) 4k daha iyi bile olabilir.
kaynak bağımsız, aynı mesafeden izlerken mesela 27 inch 1080p kalitesi 54 inch 4k kalitesine eşittir. 32 inch 1080p ekran 27 inch 1080p ekrandan daha bulanık olur. fakat 32 inch 4k ekran, 27 inch 1080p ekrandan daha net olur.
İnsanlara duyulan nedensiz öfke ve suçluluk duygusu
Caletti
Daha önce depresyon tedavisi gördüm ilaçlı, depresyonu yendim fakat sonrasında biraz anksiyete yaşadım kısa bir müddet. Şuan ilaçları bıraktım. Sıkıntıların aşağıda sıraladım. Buna dair bir teknik, kitap vb. Şeyler ya da bir öneriniz varsa almak isterim. Amaç farkındalığımı artırmakBirincisi; insa
Daha önce depresyon tedavisi gördüm ilaçlı, depresyonu yendim fakat sonrasında biraz anksiyete yaşadım kısa bir müddet. Şuan ilaçları bıraktım. Sıkıntıların aşağıda sıraladım. Buna dair bir teknik, kitap vb. Şeyler ya da bir öneriniz varsa almak isterim. Amaç farkındalığımı artırmak
Birincisi; insanlara haddinden fazla değer veriyorum, gözümde büyütüyorum. Söyledikleri şeyler kafamda büyütüyorum, fazla ciddiye alıyorum. Söyledikleri şeyleri peşinen doğru kabul edip suçluluk, eksiklik psikolojisi yaşıyorum . Bu bir iş arkadaşı, normal arkadaş ya da uzaktan bir akraba olabiliyor. Her olayda kendimi açıklıyorum uzun uzun.(Çocukluğumda ve gençliğimde babamdan çok azar yedim, kendisi narsist, bununla bir bağı olduğunu düşünüyorum.) Misal abi dediğim değer verdiğim kendisinden çok şey öğrendiğini düşündüğüm bir insana methiyeler düzüyordum, hem yüzüne hem de kendi içimde. 4. Yılın sonunda "ne boş bir adammış 4 yılımı yedi" diye düşündüm.
İkincisi önceden beri içimde yaşadığım bir husus var. İnsanlara nedensiz öfke. Örnek veriyorum 3 veya 10 yıl önce yaşadığım bir olay aklıma geliyor karşıdaki insana durduk yere öfkeleniyorum belki birkaç gün belki birkaç saat boyunca. Ya da değer verdiğim dayım var yurtdışında. Mesaj atıyorum WhatsApp'tan bana cevap yazmıyor. Bunu kafamda büyütüyorum. Yaptığı şeyleri haketmediğimi düşünüyorum. Kafamda kuruyorum. Bunu nasıl yapar bana, onur kırıcı bir hareket benim için gibi gibi.
Üçüncüsü yine geçmişte yaşanan utanç verici bir olay veya ilerideki herhangi bir olayda içimden düşünüyorum, dışımdan sesli olarak cevap veriyorum. Geçmişte yaşanan ve değiştirilemeyeceğim aşikar bir olayda; kendimi iyi ifade edemediğimi düşündüğüm için onlara cevap veriyorum. Kendi kendime konuşuyorum yani. Bu kendi kendine cevap verme olayı çok sıkmaya başladı.
Bu dürtüleri nasıl yenebilirim? Utanmaz arlanmaz bir insan olmak istiyorum, hiçbirşey umrunda olmayan cinsten.
-3
Caletti (13.12.25)
Bu duygulardan kurtulmaya çalışmak yerine nedenleri üzerine yoğunlaşman lazım. Duygular yaşamak istemediğimiz için ortadan kaybolabilen şeyler değiller. Ancak anlamlandirdiginda, seni ne şekilde yönettikleri üzerine kafa yordugunda değişir, dönüşürler.
0
sekizdokuzon
(13.12.25)
tüm bunlar değersizlik duygusuna varıyor. bu geçmiş yıllarda oluşan yanlış bir şema. uzman bir terapist ile çalışarak aşabilirsiniz.
hiçbir zaman utanmaz arlanmaz biri olamazsınız. gene aynı kişinin özgüveni, özdegeri yüksek kendine güvenen. sınırlarını bilen bir versiyonu olur. yani karakter değişmez ama olayları-kişileri algılama ve olaylara-kişilere verdiği tepkiler değişir.
yemeklerin kabasını almak için kullandığım silikon fırçam var. fırçayı su tutup kenara asıyorum. arada bulaşık makinesine atıyorum. süngerim de var. yıl içerisinde süngere ihtiyaç duyduğum zaman nadirdir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.12.25)
Hiç denemedim ama ıslak olması koşuluyla gayet mantıklı. Mikrodalga süngerdeki suyu kaynatır, yüksek sıcaklık en etkili mikrop öldürme yöntemlerinden biridir. * Sinek mevzusu duran dalga fenomeniyle ilgili, hareket edebildiği için fırının içinde ısınma olmayan bir spota kaçabilir. Bu konuyla alakası yok. * Sirkeli suyun dezenfektan etkisi son derece zayıftır. Bu kadar popüler olmasının tek nedeni çok kolay ve ucuz olmasından başka bir şey değil. Sirkeye güvenmek, diğer tedbirleri ihmal etmeye yol açıp başınıza iş açabilir.
0
mikro patlama
(13.12.25)
hayır zaten ucuz bişey paket paket alıp. en geç haftada bir çöpe atıyoruz.
0
orpheus
(13.12.25)
hic duymadim boyle bir uygulama. 2-3 haftada bir cope atip yenisini aciyoruz.
0
cooperr
(13.12.25)
Bulaşık süngerini iki haftada bir değiştiriyorum, mikrodalgada pişirmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(13.12.25)
Sünger uzun süre kullanmasi zararli cok bakteri üretiyor diye kabak lifine gectim,daha sağlikli.
0
kendinibulankadin
(13.12.25)
Mikrodalga hiç bir mikrop ve bakteri öldürmez. Yani gereksiz bir eylem
Aracım dizel, fiat 500l. Ara ara kendi kendine dpf temizliği yapıyordu. Ancak şu an motor arızası veriyor bu sebepten dolayı. İstanbul anadolu yakasında partikül temizliği yapan bildiginiz, güvendiğiniz yer var mıdır?Dpf sensorunu iptal ettirin vs diyorlar temizlendikten sonra mantıklı midir?
Aracım dizel, fiat 500l. Ara ara kendi kendine dpf temizliği yapıyordu. Ancak şu an motor arızası veriyor bu sebepten dolayı. İstanbul anadolu yakasında partikül temizliği yapan bildiginiz, güvendiğiniz yer var mıdır? Dpf sensorunu iptal ettirin vs diyorlar temizlendikten sonra mantıklı midir?
0
aksiyom (13.12.25)
partikül sıvısı bitmiş olabilir.
sensörü iptal etmek diye birşey yok. aracın egzos çıkışında motor tarafta bir basınç sensörü var, aynı sensör bir de dpf çıkışında var. ecu bu iki sensör arasındaki farka bakarak tıkanıklığı yorumluyor ve tüm motor parametrelerini buna göre ayarlıyor.
iptal denilen yazılımla ecunun dpf hatası vermesini engellemek. ama filtre gene tıkanıyor ve siz bunu bilmiyorsunuz. daha büyük bir sorun. dpf seramikleri içeriden kırılmamış ise iyi bir temizlik sorunu çözecektir. fakat temizlik derken filtrenin içini boşaltmasınlar. çünkü o zaman araç muayneden geçemez.
apartmanda banyolara mutfağa bile çekmemişler toprak hattı.ben kendi dairem için çektirsem kaça mal olur? 4. kattayım.yaklaşık maliyet söyleseniz de olur.
apartmanda banyolara mutfağa bile çekmemişler toprak hattı.
ben kendi dairem için çektirsem kaça mal olur? 4. kattayım.
yaklaşık maliyet söyleseniz de olur.
0
ya ben lan neyse (05.12.25)
Projelendirmeden öyle bir şey yapılabilir mi acaba diye soruya bir ilave de ben yapayım.
0
Mirket
(05.12.25)
malzemesi çok bişey tutmaz 4-5k civarı. işçilik ise anlaşmaya bağlı. nereden bakarsan bak 2 günlük iş var ve bina dışına iskele -merdiven bişey kurularak dışarıdan hat taşınacak. bahçede beton olmayan bir bölgeye çukur kazılıp, kazıklar çakılacak. bir de toprak hattı işini mahalle elektrikçisi pek bilmez. bu konuya hakim birini bulmak lazım.
şimdilik ek önlem olarak çok acilen iyi bir marka(siemens, schneider) 30 mA kakr (kaçak akım koruma rölesi) ekletin. röle 700-800 civarı. işçilik de 500-600 olabilir.
0
orpheus
(05.12.25)
@orpheus: hocam kaçak akım rölesi topraklamanın yerini tutar mı geçici de olsa? topraklama olmayan yerde çalışmaz yazıyor sözlükte.
0
🌸ya ben lan neyse
(05.12.25)
Armuttan ilan acip fiyat al mutlaka
0
die fetten jahre sind vorbei
(05.12.25)
kaçak akım rölesinin toprak hattı ile işi yok. faz nötr - girer faz nötr çıkar. fazdan geçen akımın aynısı nötrden geri dönmüyorsa arada fark varsa, yani akım başka bir kaçak hattan toprağa geri dönüyorsa bunu fark eder ve koruma amaçlı olarak atar. yani anlık olarak çarpılır ama ölmezsiniz.
topraklamanın yerini tutmaz ama can güvenliğinizi sağlar, uygulaması basittir.
0
orpheus
(06.12.25)
bu külfetli bir durum. bakır panonun kazılıp toprağa gömülmesi vs. artı projelendirme fiyatıylan beraber yüksek maliyet çıkar. apartman olarak yaptırırsanız daha uyguna gelir.
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi ak
Her şeyin doğrusu bilen sevgili ekşiciler,
Daha önceki yorumlarınız nokta atışı olduğu için yine size danışmak istedim.
Malum bi etkinlikte tanıştığım bana bi yakın bi soğuk yapan saçma sapan biriyle buluşmuştum ve adam bana eski kız arkadaşlarını falan anlamıştı detaylı bir şekilde. saçma sapan bi akşam yaşamıştım. Her sabah günaydın mesajı vs yazan adam buluşmadan sonra da bir daha hiç yazmadı ben de ona yazmadım, ilginç bir deneyimdi ama biraz canımı sıktı itiraf edeyim. Çünkü normalde kafamı çevirip bakmayacağım adam bi kaç saçma mesajla yakın gibi davrandığı için resmen düştüm hahah.
Neyse biraz bu mevzudan kafam dağılsın diye uzun süredir tanıdığım (6-7 senedir ama toplam 4 kere biri de hariç hep başkalarıyla birlikte görüştüğüm) İspanyol bi çocukla daha sık görüşmeye başladım. Çok iyi Türkçe biliyor ve Türkçe konuşuyoruz bu arada.
Bu çocuk da sıkıntılı bir ilişkiden çıkmış bol dopaminli. O kızı unutmaya çalışıyor anladığım kadarıyla. App’lerden falan da birileriyle görüşüyormuş, kendisi anlattı. Onu hep ben davet ediyorum bi yerlere, o da geliyor. Bir kere bienal gezdik beraber çok eğlendik. 5 saat falan takıldık yemek yedik. (hesabı ben ödedim – bunu daha sonra beni evine davet ediyor onu açıklamak için söylüyorum). Güzel sohbet ettik ilişkiler neden yürümüyor vs muhabbeti oldu. O zaman bana applerden insanlarla görüştüğünü anlattı falan komik birkaç bişi. Eski kız arkadaşından ve dopamin mevzusundan bahsetti. Benim de bu buluştuğum saçma insanın bana yaşattığı sanırım aynı şey dopamin, bağımlılık yaptı haha
Neyse o akşam başka arkadaşlarımızla buluşmamız gerekiyordu, o sigara içmiyor ve dumana vs alerjisi var. Oturduğumuz yer öyle olunca o hiç oturmadan kalktı. Ben de çok ilgilenmedim açıkçası.
Buluştuğumuzda Türk kadınlarından yakındı, hepsi evlenmek ve çocuk istiyor falan dedi. Biraz itici geldi bu şekilde anlatması itiraf edeyim benim çocuk- evlilik gibi bi düşüncem yok ama yine de itici geldi. Bir de “pasaport olarak görüyorlar”. Dedi. Benim vize problemim yok o yüzden böyle rahat konuşmuş olabilir ama yine de itici geldi.
Yolda yürürken birinin beni süzdüğünü söyledi. Ben de fark etmedim dedim. Hakkaten de fark etmedim, etmem. O zaman ben Türk erkekleri gibi değilim dedi, işte biri bir kıza bakarsa onunla kavga etmem mealine gelen bir şey söyledi. Hindistanda öğrendiği bir masajdan bahsetti falan filan hahah ama genel olarak eğlenceli bi gündü.
Neyse bir hafta sonra ben yurt dışında bi yere gittim ve ona bi foto attım güzel bir sanat eseriyle. O zaman ona da kusura bakma başka yerde oturabildik, neden kalktığını anlayamadım falan dedim. O da işte önemli değil seninle çok güzel vakit geçirdim falan dedi. Yemeğe gel, yemek pişirmeye başlamak istiyorum dedi. Harika olur dedim. Bir daha yazmadı. Bu Perşembe oldu, Salı günü ben yazdım yarın senin o taraftayım işin yoksa buluşalım diye. O da bana gel dedi. Ben de işim geç bitebilir erken biterse gelirim dedim. İşim de erken bitti, çok yorgun olmama rağmen gittim evine. Ben biraz daha romantik bir şey bekliyordum sanırım. Gerçi çok kibardı ve gayet güzel bir yemek pişirmişti. 2 saat falan oturdum ve ertesi gün de işim olduğu için kalktım. Benimle metro istasyonuna kadar yürüdü. Gayet güzel bir sohbetti ama çok arkadaşça gibi geldi. Bana mı öyle geldi yoksa bilemedim. Acaba ben ona yemek ısmarladım diye mi eve davet etti, bilemiyorum. Dün akşam görüştük. Ne o yazdı sonra ne de ben. Bu adam beni friendzone mu yaptı acaba, bir şey çıkar mı? Tatlış bir insana benziyor, yorumlayım pls.
-1
euteamo (04.12.25)
Ablam bu kadar değişik tipi nereden buldun. Bu kadar eve gidip cinsel öbüşme olmadıysa gay falandır. Olmaz kısaca. Uzatmayayım. Normal insan bul.
0
arbre
(04.12.25)
İçini kimse bilemez, ama anlattıklarıza bakalım;
1- Unutmaya çalıştığı birinden size bahsetmesi 2- İlişki konusu açılınca görüştüğü insanlardan bahsetmesi 3- Oturulan mekan sebebiyle başka yol önermeden ortamdan sıvışması 4- Türk kadınları özelinden "hepsi ilişki istiyor" vurgusu (ilişki yaşamakla ilgilenmiyor) 5- Birinin süzdüğünü söylemesi (wingman eğilimi) 6- Yoktan gelen kavgaya girmem muhabbeti (benden beklentin olmasın mesajı) 7- Konuşma başlatma ihtiyacı duymaması
Bunlar arasında bence en kritik olanlar 2. ve 4. maddeler. İlgi duyduğunuz birine hiçbir zaman böyle yaklaşmazsınız.
Bunları analiz edince sizi friendzone'a itmeyi geçtim. Umut vermemek için çaba harcıyor gibi. İlginiz olduğunu anlamış ve bu ilgiyi beslemek istemiyor.
Sonuç: Tamamiyle umutsuz.
+2
akhenaten
(04.12.25)
@arbre gayet kibar aşırı normal bi çocuk aslında, gay değil :-P
0
🌸euteamo
(04.12.25)
anlatılan son paragrafta netliğe dair bir şey yok. hep olaylardan ve flörtöz davranışlardan anlam çıkartılmış. ben artık bir şeyi hareket olarak ya net ya da söz olaraksa da net bir şekilde söylüyorum. açıkçası bunları net yapmadığınız şekilde insanlar gidiyor ve sizin anlattığınız şekilde bol kafa karışıklığı olan durumlar yaşıyorsunuz. netlik candır.
0
evimin paspasi
(04.12.25)
Olmaz, siradaki gelsin. Ama böyle mikroskop ile inceler gibi iliskiyi an be an anlam çıkarmak için inceler, kafaya takarsan zaten hic bisey olmaz. Sal be kardesim...
+1
duster
(04.12.25)
ayrıl koko diyorum.
0
mungojerry
(04.12.25)
@cosmicstring yani ciddi derken güzel vakit geçirmek istiyorum sadece normal bir insanla :-) daha nasıl net sinyal gönderebilirim onu da bilmiyorum. Şimdiye kadar her buluşmayı ben ayarladım. Bence o beni anladı ama eski kız arkadaştan dolayı onun kafası karışık. Bu bir soğuk bir sıcak yapan insanlar karşı tarafın dengesini altüst ediyorlar. O kızla yaşadıklarıyla karşılaşyürüyorsa benden sıfır dopamin aliyor çünkü kaos yok haha
-1
🌸euteamo
(05.12.25)
Öncelikle bir ilişkiden beklentiyi kesinleştirmek lazım. Ayrıca mevcut durumda karşı tarafın manipülasyonuna açıksınız. Evlilik, çocuk, vize muhabbetinde ağırlığınızı koymamışsınız, teslim olmuşsunuz.
Adam resmen one night stand'ın yolunu yapmış, gelecek sıfır. Endorfin, dopamin, serotonin, adrenalin salgılamak için güzel fırsat ama mantıklı bir ilişki için süper saçma bir seçim.
Eski eleman kızlardan bahsedince problem oluyor ama bu eleman online görüştüğü kızları anlatınca sıkıntı yok, destekli atabilirim ki yeni elemanın ekonomik durumu ve tipi eskisinden daha iyi.
Özet : Neeeexxxt.
0
kimlanbu
(05.12.25)
@kimlanbu desteksiz attın haha ekonomik durum da tip de sanırım eşit. ikisi de çok tipim değil aslında ama diğeri hakkaten deliymiş. adam görüntülü arayıp tüm evini göstermişti - yatak odası, banyosu dahil haha - bana yakınmış gibi yapmak için. bu arkadaşın evine gittim ve sadece salonunu gördüm hahaha. diğer arkadaş gerçek bi deliydi sanırım. ayrıca öbürüyle buluşmamız date'ti hakkaten ve saçmaydı eskilerden bahsetmesi. ispanyol arkadaşı yıllardır tanıyorum date gibi buluşmadık ve konuşurken gelişti ben de anlattım. ayrıca yemekte eskilerden hiç bahsetmedi gibi. Ama haklısın maalesef manipülasyonuna açığım, kabul.
0
🌸euteamo
(05.12.25)
Normal değil anlattıkların. Adamın evine gitmişsin sevişme olmamış. İspanyol da sıkıntı var.
0
Cezcez
(05.12.25)
senin baktığın gibi bakmamış çocuk bu olaya. sen flörtleşmişsin ama o sıradan arkadaş gibi yaklaşmış. belki kafasında seninle ilişki yaşamayı düşünmüştür ama seni koyacak yer bulamamıştır.
bu çocuk tanıdıkça daha çok nefret edeceğin biri. bu konularda pek yanılmam. ben o vibe'ı aldım. şu an sevgilin olmadığı için yeni yeni görüştüğünüz için her şeyi sana güzel geliyor can sıkan şeyleri de tolere ediyorsun ama tanıdıkça daha tersi olacak.
gelişmelerden bizi haberdar et.
0
koela
(05.12.25)
bu kadar direkt bir insanın romantik bir ilgisi olsa çok net belli ederdi. seninle arkadaşça ilgileniyor.
0
orpheus
(05.12.25)
@koela niye öyle dedin ya haha Türk erkeklerinden zaten tanıdıkca nefret ediyoruz ispanyoldardsn da mı öyle olacak
0
🌸euteamo
(05.12.25)
İncitmeden kırmadan nasıl anlatırım bilemedim ama, Nefes alsın yeter kafasındaki aç Türk erkeği alışkanlığından sıyrılıp, Seçici, doymuş, Avrupa erkeğine geçiş yapamamışsın diye düşünüyorum. Adam seninle ilişkiyi mevcut durumdan daha öteye taşımak istemiyor işte. Çok basit değil mi?
0
Mirket
(05.12.25)
O kadar ileri gitmek istememiştim ama, Her sabah günaydın mesajları yazan adam ilk buluşma sonrası iletişimi kesiyorsa, App'lerde dolaşan adam, hep senin aramanı bekleyip o kadar davetkar davranışı görmezden geliyorsa adamlarda yanlış aramayı bir kenara bırakman gerekmiyor mu? Nefes alıyor olman yetmiyor demek ki.
Aynı şey erkek halimle üstüste iki kez bana olsa, öncelikle dişçime giderdim. Nefesim falan mı kokuyor diye.
hepsiburada'da gördüm, gaza geldim bir tane bu obd cihazlarından aldım. telefona da kutusundaki karekoddan okutup uygulamasını yükledim. ayrıca bir de internette tavsiye edilen torque isimli uygulamayı yükledim.hem 2001 model renault clio ile denedim, hem 2019 model toyota corolla hybrid ile denedim
hepsiburada'da gördüm, gaza geldim bir tane bu obd cihazlarından aldım. telefona da kutusundaki karekoddan okutup uygulamasını yükledim. ayrıca bir de internette tavsiye edilen torque isimli uygulamayı yükledim.
hem 2001 model renault clio ile denedim, hem 2019 model toyota corolla hybrid ile denedim, ikisinde de telefonu cihaza bağlayamadım. kendi uygulaması sıfır zaten, civardaki bluetooth'ları bile taramaktan aciz. torque ile toyota bir ara bağlanır gibi oldu, oradaki düğmelere tıkladım, kesildi.
her iki araçta da obd portu var, daha doğrusu obd portu mu bilmiyorum, cihazın cuk diye takılabildiği bir port var. clio'da orta küllüğü çıkarınca altında, toyota'da şoför koltuğu sol diz hizasında.
ben mi yanlış yapıyorum, cihaz mı uyumsuz, arabalar mı uyumsuz, program mı yanlış, ben mi yanlış yere takıyorum, kaputu açıp oralarda bir yere mi takmalıyım?
yardımcı olabilir misiniz?
not: arabalar telefon ve internet çekmeyen kapalı garajda iken denedim, sadece cihaz ve telefon arasında bluetooth bağlantısı yeterli olur diye düşündüm. illa telefonun veya internetin çekmesi gerekli midir? ona göre dışarı çıkarıp deneyeyim.
+1
kibritsuyu (02.12.25)
Bunlar biraz cins aletler. Önce telefonun kendi ayar menüsünden mi Bluetooth cihazı ekliyorsunuz? Öyle ise oradan silip direkt uygulamadan eklemeye çalışın ya da tam tersi de olabilir. Bendekinde öyle bir şey hatırlıyorum.
0
orient blue
(02.12.25)
en önce programın içinden bağladım, eşlenmiş cihazlar çıktı, aralarında bu yok. hmm demek ki önce telefonun kendi bluetooth ayarlarından eşleyip sonra oraya giricem dedim, oradan eşlendi. sonra programda da gözükmeye başladı ama bir türlü bağlantı kuramıyor.
cihazın kutusundaki karekoddan yüklediğim program hiç liste bile göstermiyor. etraftaki cihazları taramayı bırak, eşlenmiş listeyi bile açmıyor.
0
🌸kibritsuyu
(02.12.25)
bazı obd cihazları takıldıktan sonra kendileri bir wifi ağı oluşturuyor oraya bağlanmanız gerekebiliyor. obd taktıntan sonra kontağı çevirip araca elektriği verin. sonra wifi ağlarında bakın bi obd isimli bir ağ var mı diye. bendeki obd cihazının kullanımında mobil ağı falan da kapatıyorum, cihazı obd portuna yerleştirip kontağı açıyorum, sonra ilgili ağa bağlanıyorum, uygulama içinden tekrar cihaza bağlanıp ilerliyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(02.12.25)
muhtemelen bu cihazların kullanımı markaya göre farklıdır ama ben şunu görmüştüm cihazı arabaya bağladıktan sonra yarım saat üstünde kalmıştı, birkaç tur atmıştık, sonra dükkana gelince cihazı söktüler ve tablete bağlayıp verileri incelediler
0
bravoteam
(02.12.25)
Ben de zamanında ucuz yollu olanlarından almıştım, kutunun üzerinde yer alan karekod'la inen program cacık, bağlanmıyor, bağlansa verileri doğru dürüst göstermiyor, gösterse silmiyor vs vs...
Android için "Car Scanner" isminde (mavi bir yuvarlağın içinde beyaz motor göstergesi var) uygulama indirdim (belki satın almışımdır, ucuz bişeydi) onunla artık çok daha kolay bağlanıp hata kodlarını görüp, silebiliyorum...
OBD cihazının menziliyle alakalı bazen telefonu cihaza yakın bir şekilde bir iki dakika bırakınca bağlanıyor, bazen 15-20 saniyede bağlanıyor, dilinden anlamak çok kolay değil ama birkaç yıl içinde sanayiye gitmeme gerek kalmadan hata kodlarını öğrenmeme, kendi başıma giderebileceğim arızaları gidermeme, şu-bu sebeple ekranda beliren arızaları kendi kendime silmeme yaradı, parasını çıkaralı çok oldu.
+1
arpaci kumrusu
(02.12.25)
önce profil olarak eşleştiriyorsun. telefondan bt cihazları tara gibi bir menu olacak. orada adı obd veya elm olan cihazı bulup pair demen lazım. şifre soracak modele göre 0000 - 1234 - 12345 gibi şifreler olabiliyor. pair ettikten sonra açtığın uygulama cihazı görecektir.
0
orpheus
(02.12.25)
net bir çözümünü hatırlamıyorum. ben de bazen önce uygulama üstünden, bazen de önce bluetooth ile eşleştirdikten sonra uygulama üstünden ilerlediğimi hatırlıyorum.
bu arada uygulamada da tutarsızlık olabilir. inCarDoc Pro apk yazıp indirmiştim googleden. tarama falan yaptım virüs yoktu.
0
ananiyimioguz
(02.12.25)
Arkadaşlar, dediğiniz gibi önce telefonun kendi bluetooth ayarlarından eşledim, cihaz eşlendi, programda da görünüyor ama programa girince bağlanmıyor cihaza.
Bugün şu yukarıdaki diğer programları deneyeceğim, daha da olmazsa cihazın araçla uyumsuz olduğunu düşüneceğim.
mobilyalarda kullanılan cam görünümlü köpük gibi madde?
croswell
nedir? çekmecelerde olur özellikle tv ünitelerinde falan buzlu cam gibi gözükür ancak plastik bir madde genelde içinde ince kanallar oluyor darbe aldığı yer daha da beyaz gözüküyor. eğilip bükülebiliyor rahatlıklaasıl sorunum;Mutfakta bir bölüm var üst dolapların köşesinde sağ ve ön kısmı açık 2 tan
nedir? çekmecelerde olur özellikle tv ünitelerinde falan buzlu cam gibi gözükür ancak plastik bir madde genelde içinde ince kanallar oluyor darbe aldığı yer daha da beyaz gözüküyor. eğilip bükülebiliyor rahatlıkla
asıl sorunum; Mutfakta bir bölüm var üst dolapların köşesinde sağ ve ön kısmı açık 2 tane raf var. Bu rafları bu tarz bir madde ile kapatmak ve ön tarafını kapak yapmak istiyorum. Bu amaca uygun başka bir şey de söyleyebilirsiniz :)
Abi günümüz Türkiyesinde böyle bir şeyin olmasına imkan var mı, yani Türkiye'de zaten böyle bi kültür yoktu da olsaydı da doksanlarda olurdu o zaman bile yoktu sanırım.
-5
kizil karga
(01.12.25)
en fazla mini etekli dekolteli ablaların ışıklı pistte ankara oyun havası oynadığı yerler var. pavyon yani. günümüzün en erotik kulüp konsepti o.
ha yer altı tarzı gizli mekanlar diyorsan interneti bir gez, kesin bulursun.
0
kibritsuyu
(01.12.25)
kıbrıs'a gidebilirsin en yakın ve kolay orası geldi aklıma .
0
devilone
(01.12.25)
10 sene önce harbiye elmadağ arası böyle bir iki klüp vardı. bir de galata odakule civarı xlarge isimli enteresan sahne showları olan bir mekan daha vardı. youtubeda o yıllardan kalma bazı videolar bulunabilir.
Yaşamım boyunca hep garantici oldum. Hata yapmaktan korktum. O yüzden ya en iyisi için uğraştım ya da kafamı deve kuşu gibi kuşa gömdüm. Son bir ay hiç kimseden hiçbirşeyden korkmadığım geçici bir dönem yaşadım hayatımın en özgüvenli en disiplinli zamanıydı. Hem Bir yandan ilaç kullanıyordum, bir y
Yaşamım boyunca hep garantici oldum. Hata yapmaktan korktum. O yüzden ya en iyisi için uğraştım ya da kafamı deve kuşu gibi kuşa gömdüm.
Son bir ay hiç kimseden hiçbirşeyden korkmadığım geçici bir dönem yaşadım hayatımın en özgüvenli en disiplinli zamanıydı. Hem Bir yandan ilaç kullanıyordum, bir yandan da olumsuz duygularımı hislerimi dikkate almadım sadece “bu sorumluluğum” deyip düşünmeden yapıyordum.
Ama stresim yine eskisi gibi tekrar arttı. Bu bakış açımın etkisi söndü işe yaramamaya başladı. Tekrar çamurdan korkaklık çukuruna düştüm. Öylece oturuyorum içinde.
İşyerinde ofisimde örneğin oturuyorum. Yapılacak işler beni bekliyor. “Çok Uykuluyum, uyuşuğum, Sosyal kaygım arttı” deyip kaçınma halimi sürdürüyorum.
Belki kış aylarının da etkisi oldu penceresiz yapay ışıklı odada çalışıyorum.
Velhasılı bir türlü şu cesareti disiplini istikrarlı sürdürmeyi beceremedim.
Bu aktifliği, cesareti, disiplini nasıl sürdürebiliyorsunuz öğrenmek istiyorum gerçekten..
Teşekkürler.
+3
psmstc (01.12.25)
bu konuda zorlanmayan yok gibidir. yani zorlanmayı bu işin normali kabul etmek lazım. öncelikle kendine hata yapabilme hakkı vermelisin. dünyada her şey her zaman en iyisi olmuyor ve hayatın doğal akışı bu.
yasam size bir anda cesaret yuklemiyor, cesur olacak deneyimler sunuyor. bunu kullanip kullanmamak bize kalmis. inanin o 'ne cesur' dediginiz insanlar da bir noktada sizin gibi basliyor yasama, belki her konuda degil ama herkesin stresli oldugu bir konu var - kimi topluluk icinde konusmaktan, kimi yanlis yapmaktan, kimi ilk adimi atmaktan vs. - herkes bir noktada bir seyden korkuyor ama buna ragmen o adimi atiyor. O adimlari attikca beyniniz ve sinir sisteminiz korkulacak bir sey olmadigini ogreniyor. Bu en guzel kismi, kendimize, sinir sistemimize ogretebiliyoruz bunlari ve bu yapildikca ogreniliyor. Dolayisiyla yapacaginiz tek sey, korkunuzun gecmesini beklemek degil, korkunuzla birlikte hareket etmek. sanirim daha 'kisa' bir yolu yok. bir sure sonra alisacaksiniz.
0
kassiopeia
(01.12.25)
sanki farklı bir şeyleri karıştırıyor gibisiniz, korkak olsanız işinize sarılır, kovulmaktan korkar ve işleri bitirirdiniz. sizinki depresyona daha çok benziyor, yardım alabilirsiniz. bu arada korkak olmak kötü değildir, bazıları korkaktır, garanticidir. her insan aynı değildir, cesur olup, sırf cesurluğu yüzünden hayatı berbat olan bir sürü insan var. karakterini kabul et, her insanı koymak istedikleri kalıplara uymana gerek yok. işini yap sadece, geri kalan düzen bir şekilde gelir.
+1
ravenudon
(01.12.25)
Demek ki ilaçlar işe yarıyormuş, bence devam edin.
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor. Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi top
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor.
Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi topu koca dünyada 6-7 kişi kazanacak.
-2
messina123 (30.11.25)
çelme taktım.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(30.11.25)
tamamen tesadüf.
+1
orpheus
(30.11.25)
içerde tanıdık vardı (anne) ona torpil yaptırdık
+1
f02561
(30.11.25)
Yarışa pol pozisyonundan başladık. Başka bir şey değil. Geriden gelip bir milyar spermi geçmek diye bir şey yok. Yani bu işler sırayla.
+1
gabe h coud
(30.11.25)
Asıl kazanç ahirette diye bakıyorum. Her türlü bu hayatın sonunda ölüm var . Geçmişte alim birinin dediği gibi : Bu dünyaya geldik ya, yakayı ele verdik .
Hal böyleyken , görünen o ki kazançlı görünmenin yanında aslında borçluyuz.
-1
diyecevaplandı
(30.11.25)
diğer spermler de bizdik be abi. baba aynıysa çocuk da aynı.
+1
yurtsuz john
(30.11.25)
Bence ben tuzak kurdum. Kalanlar arasında da bir katakulli ile kazandım. Sonuçta onlardan daha akıllıydım, sonuç normal.
nakit 1 milyon liranız var. 6 ayda 500k kenara koyabilecek kapasiteniz de var. ne size ne ailenize ait bir ev yok, arabanız da yok ama arabaya aman aman ihtiyacınız da yok babanızın arabası eski (2013, güncel değeri 500k civarı) ama sizde duruyor çoğu zaman. kredi çekerseniz aylık en fazla 70-80k öd
nakit 1 milyon liranız var. 6 ayda 500k kenara koyabilecek kapasiteniz de var. ne size ne ailenize ait bir ev yok, arabanız da yok ama arabaya aman aman ihtiyacınız da yok babanızın arabası eski (2013, güncel değeri 500k civarı) ama sizde duruyor çoğu zaman. kredi çekerseniz aylık en fazla 70-80k ödeme gücünüz var. bir şey almak isterseniz babanızdan çok değil ama 300k civarı destek gelebilir. x ve yleri detaylandırarak seçeceğiniz yöntem ne olur?
a) x değerinde bir ev almaya zorlarım kendimi y yöntemiyle (bu şartlarda alacağım ev oturabileceğim bir ev olmayacak alıp kiraya verebilirim, lokasyon ankara) b) eski arabayı satıp x değerinde bir araba alırım y yöntemiyle (babayla ortak kullanıma devam) c) eski arabayı satmadan kendime ait x değerinde bir araba alırım y yöntemiyle d) henüz hiçbir şey almam. x yatırım araçlarına paramı yatırır y süre sonra ev veya araba almayı düşünürüm. e)diğer (açıklayınız)
0
semaforo de medianoche (30.11.25)
Bir miktar kredi çekip ev alırdım
0
olaylar olaylar
(30.11.25)
oturmayacaksam kiraya vermek için ev almam. arabada ciddi sorun yoksa kullanmaya devam. zaten ihtiyaçta yokmuş. parayla diğer yatırım araçlarına yönelirim.
0
my fault
(30.11.25)
arabayı yenilemek kesinlikle yatırım değil. bakımını yaptırıp gittiği yere kadar kullanmak en doğrusu.
ev için fırsat çıkarsa 2-2.5 milyonluk kira getirisi 20-25 civarı olan bir ev düşünülebilir. ev için faizlerin düşmesini beklemek de bir seçenek ama faizler düşerken ev fiyatları da mutlaka çıkacaktır.
0
orpheus
(30.11.25)
sen ve ailen ayrı ayrı kiradaysanız en azından birinizin oturabileceği bir ev alırdım ben olsam.
0
elorelia
(01.12.25)
@elorelia: bu paralarla nakitimin üstüne kredi çekip alabileceğim ev max 3m civarı. o da büyükşehirde çok zorda darda olup da mecbur kalmadıysan pek yaşanacak bir ev olmuyor maalesef. o yüzden ev alırsam ucuza kiraya verebilirim sadece.
benzer fiyatlara bosch da alabilirdim. özellikle çamaşır makinesine kullanmak zor falan yorumlar yapılmış nesi zor olabilir anlamadım ama sonradan baktım mesela bosch’ta direkt atıyorum perde yıkama modu var.sizce hata mı ettim
benzer fiyatlara bosch da alabilirdim. özellikle çamaşır makinesine kullanmak zor falan yorumlar yapılmış nesi zor olabilir anlamadım ama sonradan baktım mesela bosch’ta direkt atıyorum perde yıkama modu var.
sizce hata mı ettim
0
asap raki (27.11.25)
kaç defa boch aldıysam arıza yaptı. samsung kötü bir tercih olmayabilir. bu perde yıkama vs. süslü modlar gerçekte standart yıkamadan çok da farklı işler yapmıyor. mesela nazik yıkama modu vardır aynı işlevi verebilir gibi.
bir de samsunglarda wi-fi nfc bağlantısı oluyor oradan girip kendine özel programlar oluşturabiliyorsun. belki senin makinada vardır.
0
orpheus
(27.11.25)
evet ai, wifi vs bir şeyler diyor. kazan çarpıyor, yok 11 kilo makineye 2 kilo yorgan atabilirsin falan yazılıyor o yüzden biraz tereddüt ettim
0
🌸asap raki
(27.11.25)
bizde samsung çamaşır makinesi var. memnunuz.
sadece boyası kolay aşınabiliyor.
0
gurur
(27.11.25)
kardeşimde samsung bulaşık ve çamaşır makinesi var(dı). bulaşık makinesi arızalandı, tamiri yeni makine parasına yakındı yeni makine aldılar. çamaşır makinesi iki üç kere arıza verdi, tamir oldu.
Merhaba, sokak kedisi tarafından bir kaç yerimden güzel bir şekilde derince tirmalandim. Kuduz aşısı yaptırmama gerek var mı sizce? 5 doz tetanoz asim var hala süresi geçerli. Istanbul avrupa yakasında hangi hastaneler yapar? Seyrantepe Şişli etfal veya okmeydanı ssk yapıyor mudur? Bir de ücretli mı
Merhaba, sokak kedisi tarafından bir kaç yerimden güzel bir şekilde derince tirmalandim. Kuduz aşısı yaptırmama gerek var mı sizce?
5 doz tetanoz asim var hala süresi geçerli.
Istanbul avrupa yakasında hangi hastaneler yapar? Seyrantepe Şişli etfal veya okmeydanı ssk yapıyor mudur? Bir de ücretli mı bu aşı? Hangi bölgeden yapıyorlar asiyi?
Tesekkurler
0
icimdekipollyannatinerebasladi (27.11.25)
Şehirde yaşayan kedilerde kuduz riski en düşük ihtimal neyse odur. Yani yediğiniz etin kuduz virüsü taşıma ihtimali gibi. İstanbul'da kuduz vakası en son ne zaman kayda geçmiş, bakıp anlayabilirsiniz riski :D Her gün yüzlerce insan öyle veya böyle tırmalanır. Ayrıca tırmalamadan bulaşma riski de düşüktür. Bu demek değil ki aşı olmayın.
Aşılar ücretsiz.
Aşıyı yapan hastanelerin listesi oluyor. Açık bir liste olmalı.
-1
moto
(27.11.25)
dosyaism.saglik.gov.tr Şehir merkezinde ihtimal düşük fakat aşıyı yaptırın, içiniz rahat etsin. Zaman zaman kuduz hayvan nedeniyle karantinaya alınan köyler oluyor, ülkemizde kuduz var.
Aşıyı koldan yapıyorlar fakat belli aralıklarla birkaç doz olacak, takip edip yaptırmanız gerekiyor.
+1
kobuzchu kiz
(27.11.25)
dün gece eve gelirken patisi topallayan bir kediyi kontrol ederken ısırıldım. çok derine batırmadı, uysal bir hayvandı, izi varla yok arasındaydı, kan bile çıkmadı ama gecenin o saatinde gidip yaptırdım.
ihtimal ne kadar düşün olursa olsun, riske atılacak bir şey değil.
aşı ücretsiz koldan yapılıyor. şu saatte hastanelerin kuduz birimleri kapalıdır o yüzden acilden giriş yapın ancak yarın mutlaka kuduz birimine gidin size acilden verilecek kağıtla beraber aşı takviminizi çıkarsınlar.
ayrıca acilde mutlaka tetanos aşınızın olduğunu belirtin yoksa onu da yaoarlar.
geçmiş olsun.
0
issiz karga
(27.11.25)
sadece devlet hastaneleri yapıyor. acilden gir kayıt oluştur. hastanedeki kuduz merkezine yönlendirecekler 10 gün içinde toplam 4 doz koldan yapılıyor. bir zorluğu rahatsız edici yanı yok. yaptır kurtul.
not:kuduz birimleri 24 saat açık. hatta devam eden aşılar için gece geç saatlerde bile gidebilirsin.
0
orpheus
(27.11.25)
Bu tarz şeyler başıma gelince yaptırmıyorum ama soran olursa "riske etme, yaptır" diyorum. Kedi bilindik bir kediyse ve öteden beri huysuz olduğu biliniyorsa yaptırılmayabilir. Ama yine de riske etmemeli.
Tırmalanan yerleri iyice sabunla yıkayıp, baticon vb. bir şey ile pansuman yapmanız önemli. Kuduz çok düşük ihtimal ama tırmalanmayla başka enfeksiyonlar da kapılabiliyor.
0
yadigar
(27.11.25)
geçmiş olsun,
aşı olun içiniz rahat etsin. @kobuzchu zaten link paylaşmış, size uygun hastaneye gidin.
aşıyı koldan yapıyorlar, 3-4 gün bir hafta aralıklarla toplam 4 doz yapıyorlar. bana ilk aşı ile birlikte tetanoz aşısı da yapmışlardı. tetanoz aşısı beni çok sarsmıştı, bir iki gün toparlayamıştım kendimi. ama sizin geçerli aşınız varmış zaten. yine sorrsınız.
bu arada not, bu tarz tırmalama durumlarında, yaralanmadan hemen sonra yarayı bol sabunla köpürte köpürte yıkamamı önermişti doktor. bilginiz olsun.
0
exlibris
(27.11.25)
Hepinize çok teşekkür ederim. Aşımı yaptırdım. 4 doz asi yapılacakmış. @issiz karga Karneyi hemen verdiler. Yarın bir daha gitmeme gerek kalmadı.
Sobalı dönemlerde haftada 1 banyo yaparken kokmuyor muyduk?
Piukh
Aranızda her gün duş alan çocuk monşerler vardır tabii ama ben küçükken özellikle kış aylarında pazar günü yıkanma günü olurdu. İlkokula gittiğim dönemlerdi, koşturup dururduk da ama hiç hatırlamıyorum sınıfta koktuğumuzu vesaire. Acaba ara ara yıkıyor muydu anamız bizi nasıl oluyordu? Tam hatırlaya
Aranızda her gün duş alan çocuk monşerler vardır tabii ama ben küçükken özellikle kış aylarında pazar günü yıkanma günü olurdu. İlkokula gittiğim dönemlerdi, koşturup dururduk da ama hiç hatırlamıyorum sınıfta koktuğumuzu vesaire. Acaba ara ara yıkıyor muydu anamız bizi nasıl oluyordu? Tam hatırlayamıyorum.
+2
Piukh (27.11.25)
Beynin sürekli maruz kaldığı etkiye karşı hassasiyeti ortadan kaldırma gibi bir özelliği vardır. Gemi makine dairesinde uzun süre çalışanlar artık o sesi duymaz. Ahırda çalışanlar artık gübre kokusunu almaz gibi.
Yani kokuyorduk ama farketmiyorduk.
0
Mirket
(27.11.25)
Sobayla ilgisi yok bence ya. Ben kaloriferli evde büyüdüm. Pazardan pazara banyo yapıyordum. O zamanlar öyleydi. Evet, kokuyorduk. Belki tek tek kimse kokmuyor, ama okuldaki tüm öğrenciler biraraya gelince tipik bir koku oluşuyor. Üniversiteyken bir gönüllülük projesi için bir ilkokula gidiyorduk. O koku o kadar tanıdık geldi ki. :) Öğrenciler kokmuyordu, ama binaya girer girmez burnumun direği sızlıyordu.
+1
auroraaurora
(27.11.25)
nerde dinledim hatırlamıyorum ama bir konuşmada bu geçti sebebini yiyeceklerin organik falan olmasına bağladılar, şimdi yediklerimizin kokuyu yaptığından tohumlarında genlerinin değiştirilmesinden bahsettiler..
0
eja
(27.11.25)
bence kokmuyorduk. hatta hala aynısını yapsak yine kokmayız.
duş alma rutinini sıklaştırdıkça vücut da kirlenme rutinini sıklaştırıyor. sürekli haftada 1 duş alan kişi 1 haftada anca kokacak kadar kirleniyor. her gün duş almaya başlayınca ertesi gün duş almazsan kokuyorsun.
biz kendimiz süreyi kısaltıp kokuşma rutinini kendimiz bozuyoruz bence.
yine haftada 1 duş almaya başla, ilk zamanlar ertesi gün kokacaksın. aradan zaman geçtikçe kirlenme rutinin uzamaya başlayacak.
+1
kibritsuyu
(27.11.25)
ben 1 hafta yıkanmıyorum, kendi kokumu almıyorum, leş gibi kokuyorsun diye tepkiler alıyorum. çocuk olsaydım umursanmayabilirdi.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.11.25)
Ben de bu süreçten geçtim ama hiç koktuğumu hatırlamıyorum. Yine de her gün okuldan gelince eli-ayağı-yüzü falan soğuk suyla küvete girip yıkardım onu hatırlıyorum bi. Ama öyle koşturup terleyen bi çocuk da değildim belki onun da etkisi vardır.
0
truf
(27.11.25)
bu sorunun cevabi hem evet hem hayir. günümüz standartlarinda kokuyorlardi ancak insanlarin "kötü koku" algisi tarih boyunca degismis. bugün 1970 senesine isinlanirsan, "uff bu ne koku" dersin ama 1970 senesindeki kokudan hic rahatsiz olmayan adami 1570'e isinlarsan o da "uff bu ne kötü koku" der. yenilen icilenden, yani diyetten daha farkli ve büyük problemler vardi.
mesela insanlar sik yikanmazdi ama camasirlar da sik yikanmazdi. günümüzdeki kokulu sampuan, sabun, deterjan o dönemde yoktu; kül, yag ya da at kestanesi bazli dogal sabunlar kullanilirdi ve emin olun bu sabunlar kötü kokuyordu. mesela kumasi, özellikle yünü yumusatmak icin fulling (dinkleme) adi verilen bir yöntem vardi, köylerde kadinlar yapardi (özellikle iskocya gibi ülkelerde günümüzde bile devam eden bir gelenek), bunun icin idrar kullaniliyordu ve kadinlar evlerine idrar kokarak gidiyordu ama kimse yadirgamiyordu. insanlar icin vücut kokusu, hayvan kokusu ve hatta tarihte geriye gittikce diski kokusu gayet alisilmis oluyordu. herhangi bir sokakta binlerce, aylardir yikanmamis, üstbas degistirmemis insan, derisi yüzülüp satilmaya hazirlanan hayvan, balik tezgahlari, baharat tezgahlari, havada asili kalan kömür kokusu, cogu zaman bunlara eslik eden idrar ve diski kokusu... seni bayiltabilir bu kokular ama o zamanlar insanlar icin normaldi. onlarin da rahatsiz oldugu anlar oluyordu ama insan vücudu kokusu genelde bu listede yer almiyor, alacaksa bile en sonunda yer aliyordu. koku olarak zamanin insaninin en büyük problemi lagimdi. parfümler, dogal cicek özlerine batirilmis eldivenler ve sapkalar, parfümlü mendiller, elbiselerin ic kisminda tasinan lavanta keseleri, kat kat giyilen ve karsi tarafin kabarikligiyla yakinina gelmesini engelleyen elbiseler sadece moda anlayisi degil ayni zamanda koku problemine bulunmus cözümlerdi. bizim modern burun hassasiyetimiz evlerde akan suyun ulasilabilir olmasiyla birlikte degismeye basladi. akan suyun kolay isitilabilir olmasiyla hizlandi.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.11.25)
o zamanlar bu kadar prenses değildik.
0
orpheus
(27.11.25)
sobalı evde tam da bahsedildiği şekilde haftada bir banyo yapardım çocukluğumda, bence kokmuyordum çünkü henüz ergenlik dönemi değildi (benim için) ve hormonlar henüz değişime uğramamıştı, bu da vücut kokularını olumsuz etkilemiyordu. dikkat ederseniz küçük çocuklar çok terledikten sonra bile bir yetişkin gibi kokmazlar, hormonlarla ilgili bir durum. kış mevsimini geçtim yazları da her gün banyo/duş almıyorduk. nasıl rahat ediyorduk bilemedim.
+1
exlibris
(27.11.25)
Şimdiki koku eşiğine göre evet kokuyorduk. Ama hepimiz kokuyorduk. O yüzden de normal geliyordu. Altına işeyenler bazen sidik kokardı. Ama genelde onlar işedikleri günün sabahında anneleri yıkardı.
0
ground
(27.11.25)
bence bu kadar kokmuyorduk, giysilerle de alakasi olabilir. o zamanlar giyim esyalari genelde pamuklu olurdu. simdi olay full sentetige kaydi, sentetik de feci koku yapiyor.
0
cooperr
(27.11.25)
Exlibris +1 Ergenlik öncesi o kadar değil. Ergenlik sonrası tam teşekküllü kokmaya başlıyor insan.
0
yadigar
(28.11.25)
kokmuyorduk. hala her gün duş almak hastalıklı bir düşünce. 3-4 günde bir idealdir.
yakalanmama ihtimalin sıfıra yakın. paraya el koyuyorlar ve ancak ülkeden çıkarken geri alabiliyorsun. bildirmen şart
0
messina123
(27.11.25)
Havalimanında xray cihazları ötüyor. En azından euro olunca, bir tanıdıgım demişti.
0
liberal
(27.11.25)
eger paraniz kara para degilse (veya 20 bin dolar sizin icin sakiz parasi degilse) beyan etmek en kolayi degil mi? ne bileyim, bu is sansa birakmaya deger mi?
0
Sour
(27.11.25)
el koyarlar, havalimanı gümrüklerinde gereksiz bir riskli kişi kaydı oluşur.
bu kadar önemli ise yasal limiti aşmayacak şekilde 2 kişi olarak taşıyın.
0
orpheus
(27.11.25)
bisey olma olasiligi yok denecek kadar dusuk, zira buyuk para degil. bisey oluyor olsaydi alamancilarin %90'i sinirdan iceri giremezdi.
İyi akşamlar. Japon balığım iki gündür kırık fıçının içinden çıkmıyor. Fıçı dediğim yani akvaryum dekoru. Kahverengi alg için damla her zaman damlatıyorum, ondan olduğunu sanmıyorum ama havalar soğudu acaba su sıcaklığı kaynaklı mı bilemedim. yemek yemeye de çıkmıyor. Tıklıyorum cama hala fıçıda. Ya
İyi akşamlar. Japon balığım iki gündür kırık fıçının içinden çıkmıyor. Fıçı dediğim yani akvaryum dekoru. Kahverengi alg için damla her zaman damlatıyorum, ondan olduğunu sanmıyorum ama havalar soğudu acaba su sıcaklığı kaynaklı mı bilemedim. yemek yemeye de çıkmıyor. Tıklıyorum cama hala fıçıda. Yani oda ısısı 26 derecede su on derece daha düşük falan olur mu ki. bilmiyorum ya. ne yapsam? :/
+2
dolantindr (25.11.25)
japon balığı üzeri buz kaplı suyun altında yaşıyor. yani soğuktan olduğunu sanmıyorum. oda 26 derece ise su birkaç derece farkla yaklaşık oda ısısında olur.
+1
orpheus
(25.11.25)
sorunuz tam yanıtını bilmiorum ama akvaryum suyu oda sıcaklığından on derece düşük olmaz. bir kaç saat içinde odadaki sıcaklığa benzer hale gelir.
0
biseysorcaktim
(26.11.25)
Arkadaşlar sorunu buldum sanırım. Kahverengi alg için damla almıştım onu damlatıyordum, sanırım fazlası balıkları strese sokuyor. normalde 12 litre akvaryuma 5 damla damlatıyordum, şimdi iki damlaya düşürücem. su değişiminden sonra balıklar topladı kendini.
mevcut makinem geçtiğimiz gün iflas bayrağını çekti. çok fonksiyonlu olmayan 3-4 programlıya kadar makineler için yeni almış, alma sürecinde olan arkadaşlar varsa piyasa bilgilerinizi benimle de paylaşabilirseniz sevinirim. pek araştırma fırsatım olmadı ama elde bulaşık yıkamak iğrenç bir durum.dest
mevcut makinem geçtiğimiz gün iflas bayrağını çekti. çok fonksiyonlu olmayan 3-4 programlıya kadar makineler için yeni almış, alma sürecinde olan arkadaşlar varsa piyasa bilgilerinizi benimle de paylaşabilirseniz sevinirim. pek araştırma fırsatım olmadı ama elde bulaşık yıkamak iğrenç bir durum.
destekler için şimdiden teşekkürler
0
nrmnm (21.11.25)
geçen sene bundan aldık fiyatına göre iyi. temel programların hepsi mevcut.
Giriş seviyesi Profilo alabilirsin. En uygun f/p olan bu. Aynısının siemensi 3-4 bin daha pahalı. Aynı kasa aynı motor.
+1
jackyr
(21.11.25)
Bulaşık makinesi geçen ay aniden bozuldu. En son kendim tamir etmiştim, tekrar denedim olmadı, sepetler de paslanmış, gözden çıkardım. Arçelik/Beko serilerinden memnundum açıkçası. Kendi ilimdeki tüm bayileri instagram üzerinden takip etmeye başladım. Şansıma güzel bir modelde bölge stok eritme kampanyası oldu. Bir bayide diğerlerinden daha da uygundu fiyat. Nakit alırsam yüzde 10 daha düştüler. 23919 liste fiyatlı 6 programlı, otomatik kapı açma özellikli , asansörlü ürünü 14 bine aldım. Yıl sonu olduğu için, ciro tutturma, stok eritme kampanyaları var. Takip etmen lazım.
0
adivar
(21.11.25)
yeni aldım bim'den 12k keysmart diye bir marka arçelik üretiyor. altus filan da var 11k ya o da arçelik üretimi. makina işte yıkıyor yetiyor bana. çok da bir beklentim yoktu açıkcası. vestel olmasın yeter *swh
uzundur aklimda bir tane 3d printer almak vardi, sonunda hallettim. 10 yasindaki cocuga enteresan gelebilecek bildiginiz, para istenmeyen, basit ve kucuk modeller varsa link alirim. tsk.
uzundur aklimda bir tane 3d printer almak vardi, sonunda hallettim.
10 yasindaki cocuga enteresan gelebilecek bildiginiz, para istenmeyen, basit ve kucuk modeller varsa link alirim.
tsk.
0
cooperr (20.11.25)
keyifli günlerde kullanmanızı dilerim. hangi model aldınız?
benim kızım 6 yaşında, bazen onun oyuncaklarını tamir etmek için bir şeyler tasarlıyoruz, bazen odasına, çalışma masasına bir aksesuar, bazen arkadaşlarına hediye yapıyoruz.
makerworld.com çok güzel bir kaynak, üstelik bambu kullanıyorsanız hazır profiller indiriyorsunuz.
thingverse de var yine ücretsiz fakat o kadar ayak altı ki, aradığınız şeyi aptalca şeyler arasında bulmak çok zor oluyor bazen. ama sanırım en büyük kaynak yine burası.
benim tavsiyem, eğer yoksa, hızlıca 3d çizim programlarına ufak ufak aşina olmak. çünkü kendi tasarımını yapmay başladıktan sonra 3d printer olayı keyifli hale geliyor, öncesinde oyuncak gibi. yaratıcılık kendi tasarımını yapabilmenle birlikte başlıyor.
+1
emfuzi
(21.11.25)
thingiverse.com printables.com
0
orpheus
(21.11.25)
@emfuzi
Creality K1 aldim, az kullanilmis. 2 tane de filament verdiler, ama bambu degil, PLA.
0
🌸cooperr
(21.11.25)
pla başlangıç için en uygun filament baskısı çok kolaydır, koku yapmaz, zararlı gaz salmaz, tabladan ayrılmaz, çekme yapmaz, düşük ısıda basılır. her rengini bulursun.
bambu bir marka (bambulab), PLA bir plastik çeşidi. birçok markanın PLA filamentini bulabilirsin. esun iyidir, fiyatı da uygun.
baktım acil de para veren insanlarla karşılaşıyorum.gss borcunu ödeyemeyen evsiz biri acilde hizmet de mi alamıyor?
baktım acil de para veren insanlarla karşılaşıyorum.gss borcunu ödeyemeyen evsiz biri acilde hizmet de mi alamıyor?
+1
trablon (20.11.25)
Bi kaza falan olmadıysa acil zaten paralı pratik olarak.
0
hububrad
(20.11.25)
değil
yani gidersin tedavin yapılır, çıkan masraf gss borcuna işlenir. bu masraf dediğim de çok ufak rakamlar çıkar. mesela 42tl muayne ücreti gibi.
-1
orpheus
(20.11.25)
la ne paralısı ben bedavaya muayene oluyorum
-2
🌸trablon
(20.11.25)
orpheus iyi de giriş acilin yanına konmuş yerde niye para ödüyorlardı? gss ye eklenmiyor o borç bak emin misin o paralar gss ye eklendiğine? sanki baştan girişte ödememiz gerekiyor gibi geliyor muayene ücretini acilde?
0
🌸trablon
(20.11.25)
Yıl sonuna kadar gss borcu olsun olmasın tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları devlet hastanelerinden sigortalı gibi hizmet alabilir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi var. Her sene o senenin yılsonuna kadar bu kararnameyi yayınlıyorlar. Ancak bu inisiyatif tamamen Cumhurbaşkanının elinde. İsterse seneye böyle bir kararname çıkarmaz ve gss borcu olanlar sadece ücreti karşılığında muayene olabilir.
Sorunuza net cevap 31 Aralık 2025 tarihi 23:59’a kadar her türlü ayaktan ve yatarak tıbbi tedavileriniz devlet hastaneleri ücretsiz.
0
ulukayin
(20.11.25)
katılım payı adı altında bir ücret var. o da hastanesine göre 40 lira civarı bir ücret. gss borcu olanlar onu ödeyip muayene olabilir. yapılan tahlil, tetkik ve görüntülere ekstra ücret ödemez. ancak yazılan ilaçları ücret karşılı satın alabilir.
Birkaç saat hiçbir şey yapmadan, yapacaklarınızı düşünmeden, kaygılanmadan öylece durabiliyor musunuz?Teşekkürler.
Birkaç saat hiçbir şey yapmadan, yapacaklarınızı düşünmeden, kaygılanmadan öylece durabiliyor musunuz?
Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon (20.11.25)
Hayır tam bir fomocuyum
0
grimavi
(20.11.25)
Duramıyorum. Aşırı bir kaygı hali yaşamıyorum. Ama hiçbir şey yapmadığım zamanlarda dahi yapmam gerekip yapmadığım şeyler zihnimi meşgul eder.
0
dediysem dedim
(20.11.25)
Evet, mükemmel bir kafa boşaltma ve dinlenme oluyor ama süre daha az.
0
kisa
(20.11.25)
Duramıyorum. Acaba yapmam gereken ama yapmadığım bir şey var mı diye de düşünüyorum.
+1
rock n roll
(20.11.25)
Hayır, belki müzik dinleyip yürürken bir tık sakinleşip uzaklaşabiliyorum ama bomboş duramam.
0
mutekebbir
(20.11.25)
evet zaten o kadar fazla yapiyorum ki bunu herhangi is yapmak cok zor geliyor
0
ala09
(20.11.25)
maalesef duramıyorum. yani kaygılanma veya endişe vs yok ama olmuş bitmiş, artık değiştiremeyeceğim şeyler hakkında hep bir düşünme, hep bir pişmanlık ve kendine sinir olma durumu yaşıyorum. hiçbir şey düşünmesem bile beş dakika, geçen hafta, geçen sene, 5 sene, 10 sene önceki utanç verici anlarım aklıma geliyor. keşke susmak istediğimizde çenemizi kapatabildiğimiz gibi düşünmek istemediğimizde de beynimize es verebilsek...
0
m e b
(20.11.25)
Duramıyorum. Hatta ağırlık çalışırken başka şeyler düşünmekten sayamıyorum diye duyurum var. Kafam hep dolu.
0
gnosis
(20.11.25)
hiçbir şey yapmadan ve hiçbir şey düşünmeden durabiliyorum.
0
koela
(20.11.25)
Yapamıyorum. Sesli kitap açıyorum
0
yadigar
(20.11.25)
hayır ne yazık ki. kafamın içi çoğunlukla saat 17:00-19:00 arası zincirlikuyu metrobüs durağı tadında
0
lüzumsuz adam
(20.11.25)
durabildiğim zamanlarda megabaytlarım yükseliyor, daha zeki bir adam oluyorum resmen. keşke durdurma butonum olsa.
0
loch ness
(20.11.25)
öylece duramam ama heyecanlı-hareketli bir iş yapıyorsam unutabilirim. örneğin yelken, motosiklet gibi aktiviteler.
0
orpheus
(20.11.25)
durabiliyorum. genelde bir fon muzigi caliyor kafamda ve ne dusunmek istiyorsam onu dusunuyorum.
senelerce meditasyonun da bir sey hakkinda cok derin dusunme oldugunu dusunmustum. meger benim default state'mis.
0
cilgin fantezilerin adami
(20.11.25)
Birkaç saat full odaklanarak endişelenmeden çalışabiliyorum ama hiçbir şey yapmadan imkanı yok :) Yani endişeler başka bir düşünceye ya da eyleme yönlendirilmezse bu dediğinin imkanı yok bence :)
0
truf
(20.11.25)
Çocukluğumdan beri duramıyorum ama ilacını bu sene buldum.
Her gün aldıklarım-Osteo miks-D3K2-Magnezyum (uyku için olan)-Omega 3Aklıma geldikçe aldıklarım (her gün en az biri)-C vitamini + çinko-Magnezyum malat + sitrat-Biotinİkinci gruba bromelain ve sülforafan içeren bir ürün eklemek istiyorum, ama öeh yani. Bu kadar çok takviye almak zararlı mı? Beslenme
Her gün aldıklarım -Osteo miks -D3K2 -Magnezyum (uyku için olan) -Omega 3
Aklıma geldikçe aldıklarım (her gün en az biri) -C vitamini + çinko -Magnezyum malat + sitrat -Biotin
İkinci gruba bromelain ve sülforafan içeren bir ürün eklemek istiyorum, ama öeh yani. Bu kadar çok takviye almak zararlı mı? Beslenmeyle eksikleri tamamlamak zor. Yine de 'bundan da olsun' diye aldıklarımı azaltayım mı veya keseyim mi?
Sizde durumlar ne?
0
auroraaurora (19.11.25)
Başlık harika olmuş.
İlk aklıma geleni söyleyeyim. Covit ya da aşısının kanda pıhtılaşmaya sebep olduğu, bunun da pandemi sonrası genç kalp krizi ile ölüm vakalarında patlama yaptığı konusu bissürü yazıldı. Çizildi. Pıhtı korkusu ile Coraspine başlayan dünya kadar insan vardı.
Ben söylemeyeyim de internete bak. k2 fazlasının pıhtılaşmaya etkisi nasılmış. O arada çinko fazlasının zararlarına da bakılabilir. Bunların kullanımındaki yaygınlık kapitalizmin dayatması ile oluyor. Her birinin faydası kadar zararı da var.
Bunlardan geçtim de, tamamen bitkisel diyen insanlar oluyor arada. Onlar da karanfilin zararlarına zerdeçalın zararlarına baksınlar.
+4
Mirket
(19.11.25)
bende benzer durumdayım devamlı aldıklarım; magnezyum, omega3, d3k2(en son ölçtürdüğümde 100 çıkınca 2ay ara verdim) ve c vitamini rotasyona soktuklarım b12, bromelain, glukozamin-kondroitler, 4 hepa ve milk thistle
0
my fault
(19.11.25)
Bunların vücudunuzda "eksik" olduğunu biliyor musunuz, kan tahliliyle her birine tek tek bakıldı mı yoksa kafanıza göre mi takılıyorsunuz? Bu kadar çok takviye almak zararlı olabilir, evet.
Ben D ve B12 vitaminleri, demir ve folat alıyorum ama hepsi kan tahlili sonrası doktorun yazdığı takviyeler. Mümkünse bir kan tahlili yaptırın +1
0
peki madem
(19.11.25)
D vitamini ve osteo için olan doktor tavsiyesi. Hayat boyu kullanacağım. Magnezyum dışındakileri keyfi alıyorum. :(
0
🌸auroraaurora
(19.11.25)
D, B 2-3-6-9-12, Magnezyum, Resveratrol, 5HTP
Bol su.
0
gabe h coud
(19.11.25)
zararlı mı derken dozları ve formlarını bilmeden bunu yanıtlayamayız. mesela d3k2 günde 1-2 damla ile hayır zararlı değil. ancak günlük ihtiyacı karşılar.
omega3 kaliteli epa-dha değerleri yüksek ifos onaylı ise gayet sağlıklı ve gerekli. mesela bunda istesen de overdose yapamazsın.
0
orpheus
(19.11.25)
Çünkü big pharma karşıtı konuşan her "bilirkişi" 2-3 cümle sonra bu takviyeleri pazarlıyor; covid aşısı kanser yapıyorcular şifayı "ilaş diil ki bunlar yeaa" diyerek bunlarda arıyor.
Beslenme ile ihtiyaç karşılanmadığını düşünmek için tahlil yapıp emin olmak lazım. Gelgelelim, mesela bromelanin zaten vücutta eksiği hissedilen bişey değil ki yerine koyasın. Sindirime iyi geliyomuş alayım madem kadar afaki bişi yok.
Önemli cevaplar yukarıda verilmiş zaten, tabii ki bunların zararı var. Ama doktoruna sorup öyle al da diyemiyorum çünkü doktor sana bizzat bunu aldırmak için uğraşacak; ki bu sayede titanic deluxe'de kaçak et kesebilsin.
Yurtdışına kıyasla gözlemlediğim kadarıyla İstanbul'da genelde insanlar hep kendi masalarında kendi arkadaş gruplarıyla takılıp sohbet ediyorlar. Kadıköy'de masalı konseptin bu kadar baskın olmadığı, yurtdışındaki barlara benzer şekilde insanların ortak alanda ayakta tanışıp sohbet edeceği mekanlar
Yurtdışına kıyasla gözlemlediğim kadarıyla İstanbul'da genelde insanlar hep kendi masalarında kendi arkadaş gruplarıyla takılıp sohbet ediyorlar. Kadıköy'de masalı konseptin bu kadar baskın olmadığı, yurtdışındaki barlara benzer şekilde insanların ortak alanda ayakta tanışıp sohbet edeceği mekanlar var mı acaba? Buddha gibi canlı müzik mekanları genelde böyle oluyor ama onlar da sohbet etmek için çok gürültülü oluyor. Kadıköy ya da Caddebostan civarı önerilerinize açığım.
+1
sweet child o mine (19.11.25)
hiç, rocknrolla, fil
0
Başka
(19.11.25)
türkiyede bunu tek başına yapamazsın. yurtdışında tek gittiğim barlarda aynı dediğin gibi bir arkadaş grubu ile sohbet edip hatta davet edilip vakit geçirmişliğim çoktur.
türkiyede bu sadece 2 arkadaş grubunun kaynaşması şeklinde olabiliyor. yanına bir wingman kadın bulursan bahsettiğin mümkün.
çiftehavuzlar'da aksi pub var bahsettiğine biraz uyuyor.
Merhaba. Bana iş yerim için uygun olabilecek jeneratör lazım. 1 bilgisayar, 4 priz, mümkünse 1 buzdolabı çalıştırsa iyi olur. Nasıl bir şey almalıyım? Daha önce “ Hyundai HHY960A Çanta Jeneratör 1kVA Benzinli” vardı. İşimi görüyordu fakat bu cihazı çalıştırabilmek için bir kadın olarak gücüm yetmiyo
Merhaba. Bana iş yerim için uygun olabilecek jeneratör lazım. 1 bilgisayar, 4 priz, mümkünse 1 buzdolabı çalıştırsa iyi olur. Nasıl bir şey almalıyım? Daha önce “ Hyundai HHY960A Çanta Jeneratör 1kVA Benzinli” vardı. İşimi görüyordu fakat bu cihazı çalıştırabilmek için bir kadın olarak gücüm yetmiyor. Otomatik, daha pratik çalışan ve mümkünse daha sessiz bir şey arıyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz? Teşekkür ederim
ufak jeneratörler marşlı olmuyor. ufak olsun az yaksın hele sessiz olsun derseniz fiyatları yükseliyor. bir de honda olsun çok uzun süreler kullanayım derseniz ikinci el araba parasına geliyor örnek www.hepsiburada.com
sırf bu jeneratör muhabbetinden kendime arazi alamadım.
mesela ses olayını eleyip bir de büyük alırsanız fiyat nasıl düşüyor bakalım
ben şahsen sesli ve marjlı bir jeneratöre kendim 45mm dekopandan kabin yapar kullanırdım. dekopan da ucu değil ama bi hava girişi bi egzos çıkışı olur mu olur. olmayacak şey değil yani.
+2
Fodera
(17.11.25)
elektrik ne kadar süre kesiliyor ? belki de online bir ups almak daha mantıklı olabilir.
Aşırı bağlandım diziye, yarısı bitti. Bitince yokluğunu aratmayacak ne izleyeyim?Teşekkürler.
Aşırı bağlandım diziye, yarısı bitti. Bitince yokluğunu aratmayacak ne izleyeyim?
Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon (17.11.25)
wire
+2
fyodor fyodorovic
(17.11.25)
izlemediysen - better call saul - the wire - band of brothers
+2
orpheus
(17.11.25)
six feet under?
+4
nothing in my way
(17.11.25)
Six feet under +1: aşırı derece depresif bi dizidir ama. Sopranos’un antitezi gibi birazda, çok sakin, aksiyon neredeyse yok.
Orange is the new black, izlemediyseniz bunu da tavsiye ederim. Harika bir dizi, biraz daha cilalayıp uğraşsalar efsaneler kategorisine girebilirmiş.
Eğer izlemediyseniz yine lost.
0
substituent
(17.11.25)
Sopranos gibisi çok yok, işleyiş, karakterler, kurgu kısacası herşey bence çok iyi. Bittikten sonra açıp tekrar izle başka çaresi yok. :) Şaka tabi.. Bittikten sonra ben eski yapımlara sarmıştım Casino, A Bronx Tale gibi yapımlar bir süre idare ediyor. Haricinde pek benzerliği olmasada bence heyecan açısından eşit olarak Ozark derdim ben.
+1
herseysoyledigimgibioldu
(17.11.25)
the wire cok iyi dizi ama sopranos'un alternatifi olamaz.
Lilyhammer var sopranos'un alternatifi olabilir. Oradaki elemanlar oynuyor. Komedi de var mafyacılık da.
Ama mafya dizilerinde en iyisi Gomorrah'tır. Şiddetle tavsiye.
ps: OZ'da mükemmeldir.
0
koela
(18.11.25)
Boardwalk Empire.
0
auroraaurora
(18.11.25)
sopranos sonrası imkansız bence de ya ozark sayabilirim bir nebze
selamlar, 13 yaşında bir kedimiz var ve diyabet tehşisi kondu. şu anda insülin kullanıyoruz ve otomatik mama kabıyla saatli ve gramajlı bir şekilde besliyoruz. ama 13 yaşındaki bir kedinin besleme düzenini bir anda değiştirmek tahmin edersiniz ki baya zor. şu an evde tek düşündüğü şey yemek gibi, pe
selamlar, 13 yaşında bir kedimiz var ve diyabet tehşisi kondu. şu anda insülin kullanıyoruz ve otomatik mama kabıyla saatli ve gramajlı bir şekilde besliyoruz. ama 13 yaşındaki bir kedinin besleme düzenini bir anda değiştirmek tahmin edersiniz ki baya zor. şu an evde tek düşündüğü şey yemek gibi, peşimizde dolanıyor. en ufak bir hareketimizde mama kabına gidiyor. sağlığı için tabii ki yapmak zorundayız ama bu şekilde düzene sokmak onu çok mu strese sokuyor diye de korkuyorum. yaşlı bile olsa bu düzene alışır mı bir süre sonra? tecrübeleriniz var mı bu konularda?
0
la mort heureuse (17.11.25)
Alışıyorlar. Ben günde iki defa verdiğim yaş mamayı menüden kaldırmak zorunda kalmıştım. Birkaç haftaya unutuyorlar. Geçmiş olsun.
0
auroraaurora
(17.11.25)
geçmiş olsun evet alışıyorlar bende otomatik mama ile tanıştırdığı 1 sene falan oldu hala mama kabı boş olunca arada söyleniyor eskiden hep doluydu tabağı, 1-2 aya alışacaktır ama bzde hastalık gibi bir durum yoktu, insandaki diyabet gibiyse çocuk kendini sürekli aç hissediyordur :/
0
eja
(17.11.25)
alışır ama insülinle ilgili önemli bir konu. çok sakin kediler bile veterinerde gizli strese girip şekeri çok yüksek çıkabiliyor. bu yanıltıcı oluyor.
mümkünse kedinizin kan şekerini sabah saatlerinde veya insülini yapmadan önce mutlaka evde kendiniz ölçün. kedilerin canı fazla acımaz kulak ucundan veya ön patiden çok ufak kan damlası alıp şekerine bakabilirsiniz.
bizim kedimizin şekeri çok yüksek çıkınca insüline başlamıştık. daha sonra evde kendim test etmeye başladığımda aynı değerleri göremedim. test amaçlı ölçüm cihazını veterinere götürdüm ve onların kendi cihazı ile de ölçüm yaptık. bizim makina da doğru ölçüyordu. dünyanın en sakin kedisi gibi görünen bizim minik kendi içinde strese giriyormuş meğer.
Gece gece aklıma takıldı.10 kişinin 2-3 hafta kaldığı yurtdışında bir yerdeyim. Bu kişiler birbirini tanımıyordu. Neyse, pazar günü ortak yemek yapmak durumunda kaldık. Ben erkek kişisiyim. Mutfaktaki tezgahta 3 kişi yemek yapmaya çalışırken ben de tezgahın hemen üstündeki baharatlık bölümüne erişme
Gece gece aklıma takıldı.
10 kişinin 2-3 hafta kaldığı yurtdışında bir yerdeyim. Bu kişiler birbirini tanımıyordu. Neyse, pazar günü ortak yemek yapmak durumunda kaldık. Ben erkek kişisiyim. Mutfaktaki tezgahta 3 kişi yemek yapmaya çalışırken ben de tezgahın hemen üstündeki baharatlık bölümüne erişmem gerekiyordu. Bir süre bekledim. Sırtı dönük çalışan üç kişi vardı önümde, araya sıkışıp baharatlığa uzandım. O sırada 'bir sn' falan dedim ve elimle bana çarpmamaları için kendisini trans birey olarak tanımlayan erkek kişisinin omzuna hafifçe dokundum.
Benim temasımla birlikte hemen kendisini geriye attı ve garip bir şekilde titredi. Ona döndüm, özür diledim. İyi misin? dedim. İyiyim, kusura bakma gibi bişey dedi. Ben de çok uzatmadan baharatımı aldım, ayrıldım. Herkes mutfakta yemek yerken bu arkadaşımız salona geçti ve tek başına salondaki koltukta bir süre oturdu. Biraz yalnız kalmak istiyorum dedi yanındaki kişiye. Ben de giderken uzaktan iyi geceler diledim. O da iyi geceler dedi ve çıkıp gittim ortak alandan.
Aklıma takıldı. Dokunarak sınırını mı ihlal etmiş oldum? Hata bende mi? Gidip konuşayım mı yoksa olayı büyütmeyeyim mi?
0
parcaliham (17.11.25)
hic bulaşma
+4
oscar
(17.11.25)
Trans diyorsunuz, büyüdüğü/yaşadığı yere göre değişir elbette ama geçmişinde fiziksel şiddetle karşılaşmış olma ihtimali yüksek. Tepkisinin ardında bir travma olabilir. Neden öyle tepki verdiğini kesinlikle sorgulamadan, fazla büyütmeden kısaca tekrar özür dileyip bundan sonra daha dikkatli olacağınızı söyleyebilirsiniz bence.
+2
kobuzchu kiz
(17.11.25)
konuşursan büyüyecek gibi.
+2
antihero
(17.11.25)
kişisel geçmişi nedeniyle tetiklenmiştir +1 "Bulaşma" diyenlere bakmayın, onlara göre 'anaakım olmayan insan=arıza' ve duyguları önemsiz. Buna takıldığınıza göre siz öyle değilsiniz. Uygun bi zamanda konuşun bence, "seni rahatsız ettiğimi hissettim, niyetim bu değildi düşünemedim özür dilerim" gibi sade bi şekilde Edit: Özür dilemişsiniz gerçi zaten. Bu durumda çekimserliği devam etmezse bi şey yapmaya gerek yok bence. Devam ederse konuşulabilir "bi sorun varmış gibi hissediyorum, bu da beni üzüyor" gibi
+1
mezzosprite
(17.11.25)
Erkek kişisiyim ve temastan hiç hoşlanmam
Erkek kadın farketmiyor
Sınır ihlalini geçmiş, temas etmişsiniz. Sınır ihlali, yakınlaşmada başlar.
Bence kendinizi şu aşamada açıklamanız daha da kötü bir duruma sokabilir durumu.
- ben erkeğim kadınlar hoşlanıyorum derseniz, net şekilde karşınızdakini tercihine göre yargılamak olur.
- özür dilerim derseniz, net şekilde 2.kez olması dikkat çeker ve ilgi uyandırır.
Suyu bulandırmayın, iletişim kurulursa özür dileyerek ve niyetinizi açıklayarak anlatın. Şahsen ben 'kız arkadaşıma da anlattım ve o da sizden tekrar özür dilemem gerektiğini söyledi. Bu fısatı bulabildiğim için sevindim, yakında evleneceğimiz için herkesin güzel dilekleri ve iyi bakışlı kalpleri bizim için önemli' gibisinden birşey derdim ki red flag olduğum anlaşılsın.
-4
baldan kaymak
(17.11.25)
hiç bulaşma. belliki sorunlu bir kişilik. Geçmişte kafasındaki bir şey tetiklenmiştir. yaptıgınız hareketin olumsuz hiç bir tarafı yok. üstüne üstlük özür de dilemişsiniz. siz işinize bakın
0
limonlu eksi
(17.11.25)
uyarı seslenme amaçlı omuza dokunmak ihlal anlamına gelmez.
-1
ground
(17.11.25)
tam bir drama queen, uzak dur diyaloğa girme.
yemek yapılan ve dip dibe olan bir ortamda bir insanın omzuna nazikçe dokunmak rahatsız etmez. etse de tepkisi bu olmaz. bu tavırlar kurban rölüne bürünüp alttan alttan ilgi bekleyen birine işaret ediyor.
-1
orpheus
(17.11.25)
bir şey yapmanıza gerek yok bence de, zaten o anda özür dilemişsiniz ve bilerek özellikle yaptığınız bir şey değil, konuşursanız o kişinin bunu yeniden düşünmesi ve olayı tekrar yaşamasına neden olabilirsiniz gibime geldi. bence eşelemeye gerek yok, o kişi travması varsa bile bunu kendi kendine düşünerek ego savunma mekanizmalarını harekete geçirerek atlatacaktır.
0
Sadece soruyorum
(17.11.25)
bu kadar hassas olmaya gerek varmı gerçekten. salla gitsin. kendi travması ile yaşasın.
0
gercekdunya
(17.11.25)
Genel olarak bir şey yapmamaya ve onun davranışlarını gözlemlemeye karar verdim.
Açıkçası 'bana izinsiz dokundu' cümlesiyle karşılaşacağım diye çekindim. Ayrıca travmasını tetiklediysem de üzülürüm yani.
0
🌸parcaliham
(17.11.25)
"temas yakınlaşmada başlar." yorumunu gordukten sonra 40 yasina kadar sansa yasamisiz diyorum. :D sanki ortadogu degil isvec'te yasiyoruz.
Beslenme, yaşam kalitesinden daha çok genetik kodlar daha mı etkili sizce/ ya da bilimsel olarak?Mesela;Benim anne tarafım baba tarafımdan çok daha sağlıklı geliyor (gerçi aralarında uzaktan bı akrabalık durumu var ama)Baba tarafımdan; halamda beyin tümörü, onun oğlunda beyin kanaması, amcamda prost
Beslenme, yaşam kalitesinden daha çok genetik kodlar daha mı etkili sizce/ ya da bilimsel olarak? Mesela; Benim anne tarafım baba tarafımdan çok daha sağlıklı geliyor (gerçi aralarında uzaktan bı akrabalık durumu var ama)
Baba tarafımdan; halamda beyin tümörü, onun oğlunda beyin kanaması, amcamda prostat kanseri, onun kızında beyin tümörü, eşinde (baba tarafimla yengemin akrabalık durumunu hatırlayamadım ihtimal vardır diye belirteyim) lenfoma beyin tümörü, babamda kemik iliği kanseri vakaları oldu bahsettiklerimin biri hariç hepsi vefat.
Anne tarafıma baktiğimda bir sürü teyzem iki dayım ve bir sürü kuzenim var maşallah nazar da değmesin hiçbirinde ciddi bir sağlık vakası olusmadi. Anneannem 90 küsur yaşında hâlâ sağ. Kuzenlerimin yaşları orta yaş büyük olanlar da var kimsede kanser vakası oluşmadi Allah da göstermesin zaten ama bu durum dikkatimi çekti.
Ben ise fiziksel olarak baba tarafima daha yatkın gibiyim. Bilmiyorum sağlık olarak da bir ipucu mudur bu durum. Ve tabii kanser vakaları belki de hepsi tesadüftür genetik ne kadar yüzde olarak etkilidir pek bilmiyorum ama bu kadar şey tesadüf olabilir mi sadece
0
egerbiryolcu (16.11.25)
bilimsel izahlara girersek çıkamayız.
evet genetik bence de temel unsur. büyük büyük ninelerim doğru erkek tercihi yapmış.
ailemde saçı dökülen yok, dişi çürüyen yok, gözlük takan yok, 1.80cm'den kısa yok. ailenin erkekleri komple güreşçi. (ben de katıldım)
evet her şey genetik.
0
yurtsuz john
(16.11.25)
Şu Afrika savanlarında elinde mızrak, yalınayak koşuşturan kara kuru, iskeletten hallice minicik zenciler var ya, bir de iki metreyi aşkın, basketçi afro-amerikalılar da var. Onların genleri aynı.
Yani gen konusu önemli olmasına önemli de, her şey değil.
0
Mirket
(16.11.25)
genler çevresel etkenlere uyumlulukla ilgili. 1900'lerde amerikalılar meksika yerlilerine bakıyor. bütün gıdaları mısır üzerine. bu böyle olmaz çok sağlıksız diyerek adamların diyetlerini kendilerince sağlıklı gıdalarla değiştiriyor. sonraki yıllarda istatistiksel olarak hastalıklar artıyor.
0
orpheus
(16.11.25)
Kesinlikle genetik. İstersen çöple beslen yaşam süreni yüzde 10 uzatır ya da kısaltır.
-1
Mistyimage
(16.11.25)
@Mirket bir şeyi atlamış. Köle tacirleri satmak için zayıf ve hastalıklı zencileri değil, sağlıklı ve uzun deniz yolculuğundan sağ çıkabilecek olanları seçiyorlar. Diğerleri Amerika'yı göremeden yolda ölüyor zaten. Doğal ya da yapay bir seçilim var yani.
Yine de genetik her şey değil tabii de mesela dünyanın en kendine dikkat eden en aktif ve sağlıklı insanı da olsan alzheimer genlerinde varsa ve başka sebepten erken ölmezsen alzheimer olursun. Böyle bir sürü hastalık var. Doktorlar boşuna ailenizde x vakası var mı diye sormuyor.
+1
gnosis
(16.11.25)
kendi genetik geçmişizde bir sürü hastalık olabilir. bu genetik aktarımın kötü yaşam şartları ve stres benzeri etkenlerle açığa çıkıp genetik faktörlüğü oluştuğunu dinlemiştim. kendi dedem fakirdi yaşam şartları kötüydü, 70 yaşını geçtiği gibi vefat etti. eşimin dedesi varlıklı bir aileden geliyor, 98 yaşında. her gün margarin sürülmüş ekmek yiyor, çayına beş tane şeker atıyor ama tık yok. avrupa ülkelerini gezdiğimde özellikle almanların beslenmeleri çok kötü ancak bizden daha çok yaşıyorlar. ülkelerinde genel stres az ve bir çoğu sürekli spor yapıyor. iyi yaşam şartları genetiği faktörleri etkiliyor.
Arzulamamak ne ya.. arzulamamak.. ne bilim aklıma başka bisey gelmedi.10 yıl olmuş beraber olalı. Artık öyle bir istek kalmamış bende. Aslında durum onda da böyle. Yani uzun süre birlikte olmayıp iyice birbirimizi isteyince artık birlikte oluyoruz. Fakat başka bir bireyi düşününce o istek tavan tava
Arzulamamak ne ya.. arzulamamak.. ne bilim aklıma başka bisey gelmedi. 10 yıl olmuş beraber olalı. Artık öyle bir istek kalmamış bende. Aslında durum onda da böyle. Yani uzun süre birlikte olmayıp iyice birbirimizi isteyince artık birlikte oluyoruz. Fakat başka bir bireyi düşününce o istek tavan tavan tavan gidiyor, bana göre bu durum normal. İnsan artık o bedene alışıyor ve çekici gelmiyor. Bunun sevip sevmemekle, sevkinin sevginin azalmasıyla da bir ilgisi yok bence. Siz ne düşünüyorsunuz?
-2
dedeminhirkasi (15.11.25)
Her gün aynı pilav yenmez Bu yüzden evlenmek düşüncem yok.
0
artıküyeolmakistiyorum
(15.11.25)
Seks dışında hiçbir ortak noktanız yoksa elbette ki dediklerin doğru.
-4
Mirket
(15.11.25)
Seks dışında ortak noktası olmayan çift, iliskiyo 10 yıl nasıl devam ettirecek mirket baba.
Cinsel çekimin zamanla kaybolması çok normal aksini düşünen uzun ilişki yaşamamıştır. Buna ikiyüzlü olmayan bir çare yok ayrılık dışında, iki tarafın da hemfikir olup farklı arayışlara girmesi ilişkiyi zaten bitirmiş olacağı için aklıma başka çözüm gelmiyor.
+1
olaylar olaylar
(16.11.25)
Evlilik olsa da olmasa da uzun süreli ilişkilerde cinselliğin sıradanlaşması normal, erkek için gözün dışarı kayması normalse de aldatmak anormal, bence iyi giden bir evlilikte boşanmak da anormal hatta yanlış, hele ki çocuk varsa. Çünkü evlilik hiçbir zaman cinsellikten ibaret değildir ve olamaz. Cinsellikten ibaretmiş gibi davranmak, iyi giden bir evliliği cinselliğe feda etmek bence çok yanlış.
0
yaren
(16.11.25)
Ağalar bu çok iyi giden evlilik ve ilişkiden kastınız ne? Evlilik dediğimiz şey hoş muhabbet ise erkekler o işi kendi arasinda çevirdiği muhabbetle, kahvehanelerde okey pisti oynayarak gayet o işi görüyor.
Neymiş cinsellikten ibaret değilmiş. Neden evlensin o zaman bu adamlar? Bayan bayanligini erkek erkekliğini bilmeyecekse, hissetmeyecekse neden evlensin ya da evli kalsın? Şu her işi romantiklestirmek işinden vazgecin. Erkek ve kadın ateşle barut değilse seveyim öyle evliliği.
-8
artıküyeolmakistiyorum
(16.11.25)
rutin kavramını özümseyemeyen insanlarla uzun sureli birliktelikler -dostluk, evlilik, sevgililik vs.- kurmak imkansız. hayat rutindir. zaman her şeyi rutine dönüştürür. zaman her şeyin ilacıdır klişesinde o ilaç aslında rutindir işte. iyi, heyecan verici ve hoş olana da kötü, felaket ve dayanılmaz olana da zaman aynı şekilde muamele eder. onu rutine dönüştürür, renklerinin kontrastını düşürür ve insanı ona alıştırır.
bu noktada kişinin birlikte olduğu kişiyi eskisi kadar arzulamaması, cinsel birliktelikteki sıklığın ve heyecanın düşmesi, dışarıdaki yeni bedenlere gözün kayması dünyanın en normal şeyi. dünyada daha normal bir şey yok. dediğin gibi sevgisizlikle de bir alakası yok. sevgisizlik sevdiğin kişiye karşı olan akdini bozduğun, onun sana güvenini ve itimadını çiğnediğin noktada başlar. insan arzularıyla bir savaş halinde. biriyle birlikteyken iki kişilik savaşıyorsun. gücün de 2 kat sorumluluğun da. burada savaşının neticesini de aranızdaki sevginin gücü ve senin şahsi iraden belirliyor.
evlilik ve ilişkiden kastınız ne diyen insanların hiç uzun sureli birliktelik yürüttüğünü sanmıyorum. gerçi söz konusu evlilik olduğunda sevgililik muessesesi bile anlamsız, hafif kalır. insanlar yuva kurmak ve çocuk yapmak için evlenir. ateş ve barut olmak için değil. olamazlar da zaten. sonsuza kadar yanan bir ateş var mı dünyada? yanar dağ bile sönuyor anasını satayım. cinselliğe erişim kolaylaştıkça cinselliğin cazibesi duşuyor. hayatta tuketilebilen her şey için bu böyle. o duşunduğun seni tavan yaptıran diğer erkek/kadınla da 5 kere birlikte olduktan sonra aynısı olacak zaten. ben bunu kabul etmiyorum diyen uzun ilişki kurmaya kalkmasın. sexual market value'daki raf ömru bitene kadar daldan dala devam edebilir.
cinsellik bir ilişkideki hatta insan hayatındaki en önemli şeylerin en önemsizi, en önemsiz şeylerin en önemlisidir neticede. bunu kabul etmeyen bugune kadar ki en guçlu orgazmından sonra ne kadar etki altında kaldığını duşunup aydınlanabilir yahut deluzyonel şekilde kendini kadırarak yaşamaya devam edebilir.
+5
fyodor fyodorovic
(16.11.25)
Bu konu benim için de büyük bir problem, o yüzden sizi çok iyi anlayabiliyorum. Siz yine 10 yıllık ilişki demişsiniz, ben 4 ayda falan o seviyeye geliyorum. Başlangıç dönemlerimizde çok arzuladığım, yanında sakin duramadığım kadına karşı cinsel isteksizlikler, ereksiyon kayıpları başlıyor. Sırf görev gibi "yapmış olmak için" seks yapmaya başlıyorum bir noktadan sonra. Her gün aynı yemeği yemek benzetmesi doğru. Arzulamak ile sevgi meseleleri ise birbirinden tamamen bağımsız şeyler.
Ben 4 ayda bu seviyelere gelebiliyorken, evlenince bu işler nasıl yürüyebiliyor kısmı ise bende koskocaman bir muamma hakikaten. Kendimi düşünemiyorum evlenince nasıl yürütülebilirdi diye...
Ben 455 bin yapabiliyormuşum. Şaka mı bu. Millete niye bu kadar kredi fırsatı veriyorlar?
Ben 455 bin yapabiliyormuşum. Şaka mı bu. Millete niye bu kadar kredi fırsatı veriyorlar?
-3
arbre (15.11.25)
~1.4 milyon
0
ghilleinthemist
(15.11.25)
10 bin altı.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.11.25)
1.5 milyon civarı.
bankalar yine insanları dibe sürüklüyor 90ların sonu 2000lerin başında yaptığı gibi. gençler o zamanları bilmez yoldan geçerken eline kredi kartı tutuşturuyorlardı. nakit çekimde limitin kadar yapabiliyordun. insanlar 10 tane kart alıp ondan çekip ona, ondan çekip ona yatırıyordu. en sonunda ödeyemenler icra ile acı şekilde karşılaştı. hatta intihar edenler bile oldu. bu yüzden bu limtilere aldanmayın ödeyemeyeceğiniz borcun altına girmeyin.
0
gercekdunya
(15.11.25)
1.4 Milyon
Birazda ekonomi dönsün diye %50 si asgari ücret alan bir toplumda harcama yapılmazsa ekonomi durma noktasına gelir.
0
onyx
(15.11.25)
Kredi kartım yok, hiç olmadı. Full maaş kartıyla idare ettim. Büyük alışverişleri eş dost kartıyla alıyorum.
0
duster
(15.11.25)
insanlar kendini kontrol etmeyi öğrenmeli, ama limit iyi bir şey. Sistemde olup kredi puanı oluşturmak iyi bir şey.
Mesela 455 bin yüksek geliyor da, 3-5 yıl önce millet 3000 lira maaş alırken şimdi 80 bin alıyor. Eskiden düzgün bi laptop 4-5 bin iken şimdi 100 bin lira. Yani o limit gerekebilir. Diş doktoruna gitsen bişey gererekse 300 binlik olabilirsin.
ve bankalar sen istediğinde limitini pek yükseltmezler. Onlar veriyorken kabul etmek lazım bence. Ama ödeyemeyeceğiniz borcun altına girmeyin +1
+2
nhk ni youkosu
(15.11.25)
5000tl
0
Fodera
(15.11.25)
toplam 3.5m
çünkü borçlanmak banka için baya iyi.
0
jelly bear
(15.11.25)
4 milyon yaptı garanti bankası sonra uygulamadan 1'e düşürdüm. bu aralar nedense bol keseden dağıtıyorlar. 4 milyondan önce 750 bindi. hangi akla hizmet 5 kat civarı artış yaptılar anlamadım.
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.