Giriş
(4)

özlü bir söz

sangria
bir laf vardı, adamın biri, misal ayakkabıcı, ünlü bir şaire ayakkabı yapmış, adam ayakkabıyı çok beğenince şiirine de karışmış, şair de "sen ayakkabı yap, ama sadece ayakkabı yap" demiş.bu olayın aslı neydi??
bir laf vardı, adamın biri, misal ayakkabıcı, ünlü bir şaire ayakkabı yapmış, adam ayakkabıyı çok beğenince şiirine de karışmış, şair de "sen ayakkabı yap, ama sadece ayakkabı yap" demiş.

bu olayın aslı neydi??
0
sangria
(21.04.08)
Bu olabilir mi?

www.siir.gen.tr
0
ermanen
(21.04.08)
çizmeyi aşmak deyiminin hikayesiydi bu yanlış hatırlamıyorsam.
0
nada
(21.04.08)
olayın aslı şudur:
bir gün elinde yazdığı şiirleriyle yanına yaklaşan bir şemsiyeciye,shakespeare
şiirlerine baktıktan sonra "dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, hatta
sadece şemsiye yapın..." deyivermiş.
0
clones
(21.04.08)
arwear
(21.04.08)
(11)

Patates kızartma sanatı

kimlanbu
Patatesten patatese fark olur mu ? Bazısı düzgünce kızarıyor, bazısının dışı kömür olsa da pişmiyor. Bazısı yağı sünger gibi çekiyor.Nasıl pişirilir bu yakmadan ? Hele bazen dışı kızarıyor, içi çiğ kalıyor insan hayattan soğuyor.
Patatesten patatese fark olur mu ? Bazısı düzgünce kızarıyor, bazısının dışı kömür olsa da pişmiyor. Bazısı yağı sünger gibi çekiyor.

Nasıl pişirilir bu yakmadan ? Hele bazen dışı kızarıyor, içi çiğ kalıyor insan hayattan soğuyor.
0
kimlanbu
(18.04.08)
ben şahsen o donmuş olanlardan alıyorum sonra iyice kızmış yağa atıp altın sarısı olana kadar pişiriyorum. sonra yiyiyorum, gerçi genelde birayla yediğim için içi pişmişmi pişmemişmi farketmiyor da olabilirim. zaten donmuş olanların içi boş boş, bi yavan geliyor insanın ağzına. ama canlı patatesi doğrayıpta pişirince hamur gibin birşey elde ediyorum bende genellikle....
0
metox
(18.04.08)
patatesten patatese fark ediyor sanırım çünkü dediğiniz gibi kimisi mükemmel kızarıyor kimisi berbat oluyor.
şurada da bir şeyler var:
www.videojug.com
www.videojug.com
www.videojug.com
0
quasiromantic
(18.04.08)
patatesler arasında fark olabiliyor. ama doğradıktan sonra iyice kurulayıp kızgın yağa koymak lazım . bu arada 1 kez donmuş olanlardan alıp kızarttığın yağda normal patateste kızartınca aynı donmuşlar gibi çıtır çıtır oluyor tavsiye ederim =)
0
lilidance
(18.04.08)
ya bir gün benim kocam yapsın da (godless commie), cümle alem patates kızartması yesin (king bilip oynayanlara yaparız da).

patatesleri kabuklu olarak doğruyor, derin bir tencerede yağı kızartmaya başlıyor, daha yağ kızarırken içine bir tane atıyor ki, o bir tane, yağ kıvama gelince haberdar etsin bizi.

Çıkanları tuz-karabiber-kırmızı tatlı biber ile bir harmanlıyor ki, en "amaan ben sağlıklı yemek yerim"cilerin bile aklı çıkıyor..
0
cedilla
(18.04.08)
Patateslerin boyutlari ve yagin sicakligi fark yaratabilir. Patatesleri esit kesmeye calis diyecegim. Bu is icin satilan aletler var sanirim. Ama o bir yana, yagin sicakligi izlemek daha kolay. Bir yag termometresi al (buyuk supermarketlerde ve mutfak esyasi satan yerlerde olabilir). Asagidaki Ingilizce Wikipedia alintisi da yardimci olacaktir:

______________________
Some home cooks who prepare French fries from scratch cook them a single time in a generous amount of oil pre-heated to a temperature around 375 °F (190 °C, medium to high heat power dial settings depending on the amount of fries to available fryer heat power) until they are golden and slightly crisp. The method recommended by most cookbooks, and used by many restaurants, especially those reputed to have excellent French fries, cook them in two stages: first at a thermostat temperature at around 350 °F (177 °C), until the fries are nearly cooked but limp, still pale and not too dried; then, after they have been removed from the oil and allowed to cool, at a higher temperature, generally around 375 °F (190 °C), fries are fried again until they are golden and crisp, which normally takes less than a minute.
__________
0
wpi
(18.04.08)
1. patates ince ince kesilir
2. üstüne tuz serpilir
3. yağ iyice kızdıktan sonra içine atılır
4. ???
5. profit.
0
crimsonking
(18.04.08)
Burdaki tavsiyeler de iyi:
(git: 11389)
0
ermanen
(18.04.08)
naçizane bir öneri
patatesleri kızgın yağa attıktan sonra kapağını kapa ta ki pembeleşinceye kadar
(ahahha bu neymiş lan pembeleşinceye kadar falan Emine Beder kıvamında)
ondan sonra kaldır kapağı pişene kadar, acaip oluyor çıtır çıtır ohh mis!

yok lan çok acaip insan oldum ben
Anneler çalışmasın laaayn!!
0
hela gozlum
(18.04.08)
Evet belli bir süre kapalı kapakla pişirmek de çıtır çıtır yapıyormuş onu da duymuştum, fakat bi de patatesleri kestikten sonra buzlu suda tutarsanız sonra suyunu iyice kurulayıp pişirirseniz en bi çıtır olduğunu duymuştum...
0
selimse
(18.04.08)
kimlanbu cugum, olayin puf noktasini kimse soylememis. patatesleri dogradiktan sonra koydugun kaba tuz dok. butun patateslere degsin tuz. bir sure oyle beklesin ki osmoz ile patateslerin icindeki su di$ariya salinsin. sonra o suyu dok.

daha sonra patatesleri yagin icine atmadan once de kucuk bir kagit havluya serip kurutabilirsin. puf noktasi kuruluktadir.
0
safepassage
(18.04.08)
bir de patatesler tavadayken karıştırma, hamur oluyor sonra.
(canım cekti simdi)
0
quadropol
(18.04.08)
(6)

ESTETiK dersi sinavim var yarin. acil 2 sorum var.. felsefecileri boyle alalim

la traviata
bu iki soru, sinavda cikmasi olasi sorulardan. ozellikle estetik dersi almis veya o olmasa bile felsefe egitimi almis insanlardan yardim istiyorum. yarin(cuma) saat 1,5ta sinavim.1- Sanat eleştirileri aslinda zirva midir? (bu soru "form" kavrami cercevesinde de cevaplanabilir)2- bir sanat eserini ar
bu iki soru, sinavda cikmasi olasi sorulardan. ozellikle estetik dersi almis veya o olmasa bile felsefe egitimi almis insanlardan yardim istiyorum. yarin(cuma) saat 1,5ta sinavim.

1- Sanat eleştirileri aslinda zirva midir? (bu soru "form" kavrami cercevesinde de cevaplanabilir)

2- bir sanat eserini arkadasinizla inceliyorsunuz. siz cok begendiniz. ama arkadasiniz "bu ne be, hicbiseye benzemiyo, guzel degil" dedi. onu bu eserin guzel oldugu konusunda nasil ikna edebilirsiniz (not: guzellik gorecelidir diyerek sorudan kacmak yok. bir de, bu bir resim de olabilir, bir heykel de, bir senfoni de..)


geyige cok karsi olmamakla birlikte normalde, sadece bu soru icin cok ciddi cevaplar arzusundayim. 4 sinavim var yarin kafayi yicem zaten. tesekkurler

--------
-------------------EDIT-------------------------

tum cevaplar icin tesekkurler. lakin soyle fantastik bir sey oldu ki,
hoca geldi ve tek soru soruyorum arkadslar dedi

soru : "benim yerimde olsaydiniz hangi soruyu sorardiniz ve neden?"

: ))
0
la traviata
(17.04.08)
2. soru, geyik cevap: arkadaşım beğenmemesini eser hakkındaki bilgisizliğine yorarak, bıkmadan usanmadan eserin özelliklerinden bahsederim.
0
insanimsi
(17.04.08)
2. Bir kere çokyönlü olamıyorsa kendi kaybeder ama onun bu anlayışsız tarafını yüzüne vurursak daha da kötü olabilir, o yüzden hep iyi yönleriyle bir şekilde beğendiğim tarafları dikte etmeye çalışırım
0
ermanen
(18.04.08)
iki soruya karışık bir şekilde ben şu şekilde cevap verirdim. Bir sanat eserinin değeri bir bakışta ve tek bir örnekte anlaşılamaz. Bu her şey için geçerlidir. bir sanatçının tek bir resmine bakarak onun hakkında fikir sahibi olmamız mümkün değildir eğer başka eserleri de varsa.

Ayrıca eserin konusuyla birlikte yapılma zamanı, yapıldıgı yer de onun degeri için önemli unsurlardandır. Kısaca o eser hakkında bizim henüz keşfedemediğimiz ve anlamını bilmedigimiz şeyler olabilir. Bu da sanat eleştirilerini okuyarak ya da dönemin sanat anlayışına göz atarak öğrenilebilir. Sanat için sanat, toplum için sanat olayı. Sanat için ise yine o sanat dalını iyi bilmeden eserin güzelligini derecelendirmek bize düşmez derim.

Sanat eserine gelince, bunun tanımı da kişiden kişiye göre değişmekle birlikte, insan elinden çıkma ve ikinci, üçüncü kişilerin duygularını harekete geçiren, bir anlam ifade eden her şey sanat eseridir bana göre. Bir heykel düşünecek olursak, bir insan birebir boyutlarda oluşmuş heykellerden hoşlanıyordur, diğer insan devasa boyutlarda, diğeri de minyatür heykellerden. Biri çamurdan yapılmışını, diğeri metalden yapılmışını seyretmeyi seviyordur. Bu görecelik kavramından ziyade eserin vermek istedigi mana anlaşılmıyor ise o zaman "okumaya" ihtiyaç vardır derim.

İki soru da birbiriyle bağlantılı zaten, sanat eleştirilerinin gerekliligi üzerine.
0
nihilanth
(18.04.08)
mevzu biraz alengirli. aslında mevzuyu alengirli kılan dönemlere göre yapılan değerlendirmeler mi, yoksa genel geçer yargılar mı tartışılır. geçilen süreçlere göre değişen sanat anlayışı ve süregelen tartışmalarla birlikte bu mevzuda kesin bi yargı oluşturmak zor. bir eserin veya eser demiyelim, bi uğraşı sounucu ortaya çıkan bir şeyi sanat eseri olarak değerlendirmek kimsenin tekelinde değil. böyle bi kurum, kuruluş yok ki "evet evet, bu çok kral bi sanat eseridir" desin. kaldı ki bunu diyecekse, görece nedir? modern sanat anlayışına göre bi eserin maddi bi değeri olması gerekir, yani bi kapital oluşturması gerekir, modern sanat, modern topluma yani tüketim toplumuna(toplum mu sanat mı mevzusuna şimdi girmiyrm) hitap ediyor dolayısıyla bunlar çirkin, kötü vs. deniyor. tabi kimileri buna katılmasa da böyle bi tartışma var. bu anlamda sanat eleştirilerine "zırva" demek biraz güdük kalıyor. neye göre zırva, eserin para etmesine göre mi, yoksa bi hikayesi olduğuna mı? neyse bu mevzu alengirli dediğim gibi.

aslında @nihilanth'n dediği gibi 2. soru da birinciden çok da bağımsız değil. biri beğenmeyebilir bi eseri ve sen ona eserin güzelliği konusunda ikna etmek istiyorsun çok sağlam kozların olsa bile bu, anlayışa göre değişiyor işte. eserin anlattığı hikayeden, sorunlardan veya her ne haltsa bahsetmek güdük kalabiliyor. toplumcu gözle bakarsan ve sanatı o şekilde algılarsan, bi sorunu, evrensel bi problemi dillendiren bi eser sana çok güzel gelebilir.peki sanatçının dünya, evren, savaşlar vs. sikinde değilse ve hiç bunlara bi gönderme yapmıyosa onunki değersiz mi oluyor? yada değerden kasıt ne? kapital oluşturması mı? hayır, bu adamların(sanatçılar) bu işi çoğu zaman bi diğerinden üstün olmak, daha fazla beğeni kazanmak, takdir edilmek için yaptıkları da rivayetler arasında.

yine dediğim gibi, beğenilmeyen bi eseri, birine "güzel" olarak anlatmak zor. şu var tabi, özgün olması çok mühim.bi sanatçı ortaya bi eser çıkarıyor ve çok özgün, ayrıca bi hikayesi var, devrine göre çok ileride, avangard falan feşmekan, o zaman o eser için yüksek ölçüde bi sanat eseri denebiliyor.

önemli olan eseri döneme göre değerlendirmek ve eleştiriyi ordan getirmek, tabi modernleşmeyle birlikte sanat-kapitalizm ilişkisini de göz ardı etmemek lazım.
0
crayze horse
(18.04.08)
bir yapitin (heykel, tablo v.s) sanat eseri olup olmamasi, ona bakan kiside uyandirdigi duygulara baglidir. bir eseri begenmek demek, o eserde kendinden bir sey bulmak, onunla (ve dolayli olarak sanatçı ile,sanatçının duyguları ile) empati kurmak(einfuhlung) demektir. Demek istediğim, bir şey, insanlar o eseri beğendiği sürece sanat eseri olacaktir, kendiliğinde bir sanat eseri olma durumu yok. Yani bir yapıt kesinlikle sanat eseridir diye bir şey yok. Picasso'nun bir tablosu sana göre sanat eseridir, bana göre saçma sapan bir şeydir. Ben onu beğendiğim sürece bir sanat eseridir. Fare pisliği de bende gerekli duygulanmayi yaratabilirse, benim için sanat eseri kivamina gelebilir. (Tabi bu durumda nasil bir empati geliştirdiğimi, kendimde fare pisliğinden neler bulduğumu soracaklardir lakin felsefenin estetik dalı çerçevesinde konuşuyorsak bu böyle)

Bir de kişide estetik duygusu doğuştan gelmez, eğitimle geliştirilebilir bir duygudur bu. Bu nedenle değerli eserlere, ya da çoğunluk tarafından beğenilen büyük yapıtlara bu gibi bok atma durumlarının olması hoş olmayan bir şeydir, kişilere gerekli eğitim verilerek o kişilerdeki güzellik anlayışı geliştirilmelidir ki önemli yapıtlar hak ettiği değeri bulsun. Arkadaşına bir eseri beğendirmek istiyorsan, o eserde kendisinden bir şeyler bulmasını, empati kurmasını sağlamalısın. Bu da yukarıda bahsedildiği üzere, arkadaşının ilgisini çekecek hikayeler, kendisiyle ilgili bağlantılar anlatılarak mümkün olabilir.
0
no christ requiress
(18.04.08)
Sanat ve felsefe hakkında herhangi bir eğitimim olmadığını baştan belirteyim. Söyleyeceklerim 'sokaktaki sıradan insan'ın yorumları olacağından estetik dersinizin sorularına makul cevaplar olmayacaktır muhtemelen.

2. soru, 'neye göre kime göre' probleminin çözümü, zaten estetiğin tarifinde yatıyor fikrimce. Estetik olarak kabul ettiğimiz bir nesne veya bir eser, mutlaka başka bir şeye gönderme yapmakta, kısacası bir şeyleri temsil etmektedir. O halde, estetik ürünün bizde yarattığı duygunun sebebi, gerçek olarak addettiğimiz kavramlardaki bazı mantık ilişkilerini onun temsili (estetik ürün) üzerinden yakalayabilmekle alakalı olmalı.

O halde, bir şeyin estetik olup olmadığı hakkında tartışma varsa, estetik bulan taraf diğer tarafı ikna etmek için estetik nesnede gördüğü mantık ilişkilerini/benzeşimleri ortaya koymalıdır. Bu durumda karşı tarafın tepkisine göre iki ihtimal ortaya çıkıyor.
1. karşı taraf bu benzeşimleri yakalayamadığı için nesneyi estetik görmemiştir.
2. karşı tarafın estetik değerlendirmesine göre sizin estetik bulduğunuz şey aslında kitsch'tir. Yakaladığınız mantık ilişkileri, daha farklı bir noktadan bakıldığında aslında zayıf kalmaktadır. Bu durumda, roller değişir ve ikna etmesi gereken taraf, nesneyi kitsch olarak tanımlayan kişi olur.

şurada fikrimi daha açık ifade etmiştim:
(bkz: estetik/@vulpius)

umarım vaktinizi boş yere almamışımdır. sınavlarınızda kolaylıklar dilerim.
0
vulpius
(18.04.08)
(15)

Cep telefonu ve Uçak ilişkisi

merope
Pazar gecesi istanbul - izmir uçusunda hostesler panik içinde birinin cep telefonu açık lütfen herkes kontrol etsin kiminse, kapatsın seklinde 5 dk koşturduktan ve bizler altımıza işiyecek kıvama geldikten sonra sorma ihtiyacı hissettim.Cep telefonu yüzünden uçak düşer mi? Bu yüzde/binde/milyonda ka
Pazar gecesi istanbul - izmir uçusunda hostesler panik içinde birinin cep telefonu açık lütfen herkes kontrol etsin kiminse, kapatsın seklinde 5 dk koşturduktan ve bizler altımıza işiyecek kıvama geldikten sonra sorma ihtiyacı hissettim.
Cep telefonu yüzünden uçak düşer mi? Bu yüzde/binde/milyonda kaç olasılıktır? Daha önce yaşanmış örnegi var mıdır?

Cidden yolculuk ettigimiz insanların insafına/bilinçliliğine mi baglı hayatımız?

Lütfen kesin bilgi ile cevap verin şöyle biliyorum/ böyle duydum cevaplarını kabul etmem! böyle ciddi bir konmuda kaynak göstererek cevap verilmesi gerekir, herkes bişeyler duyuyor/biliyor. bilginin ispat edlmiş olması gerek,
tesekkur ederim.
0
merope
(15.04.08)
ornegin otobuslerdede cep telefonunu kapatın dıye uyarılar verılıyo..

bunun nedeni cep telefonun yaydıgı sinyallerin havalandırma sistemine vermiş oldugu zarardır.yok cep telefonu acık oldugu ıcın uçak falan dusmez..kaldıkı yakın gecmıste yasanan bı olay bıze bunu ıspatlamıstır..
ucak kacırma vakasında yolculardan bırısı cep telefonu ile haber bultenıne bıle baglanmıstı o derece..sanırım focus un ucagının kacırılması olayında..

herhangı resmı bı kaynak gostermeden yazdım bunları ancak ailemin otobus işletmecisi oldugu icin yasayarak ogrendıgım bır bılgıdır..
0
isott
(15.04.08)
milyondolarlık uçağın, yüzlerce hayatın, ve ardından verilecek yüzmilyonluk tazminatların akıbetinin bi cep telefonuna indirgeneceği saçma. illa ki önlemi alınmıştır. kimsenin insafına güveneceklerini sanmıyorum. bi efsane, bi temkindir belki de. hatta kroluktur.

ve dahi belli mesafeden yüksekte gsm çalışmıyor diye biliyorum.

hem zarar verilecek olsa güvenlik olarak içeri sokmazlardı
0
efruz
(15.04.08)
yahu hala havalandırma sistemi diyorsunuz amma...

cep telefonunuzu televizyona tuttuğunuzda nasıl görüntü garipleşiyorsa, aynı prensip ile uçağın navaid dediğimiz rotasını bulmada kullandığı çeşitli araçlar size olması gerekenden farklı bilgiler verecektir. airliners.net adresinde bir thy pilotunun başından geçenler çok güzel anlatılmıştı, başka bir duyuruda adresi var.
buyrun: www.airliners.net

kafanızdan uydurmayın. uçakta cep telefonunu kullanmak yanlış, zararlı ve hatta tehlikeli bir harekettir. otobüslerde anlatıldığı gibi havalandırma sistemine zarar vermez, ki bir otobüs bile normal şartlarda cep telefonu sinyallerine dayanabilecek ekipmana sahiptir.
0
tom riddle
(15.04.08)
gerçek: cep telefonu yüzünden "henüz" uçak düşmemiştir, ancak düşmeyeceği garantisi de verilemez.

gerçek: cep telefonundan yayılan dalgalara karşı işe yarayan bir önlem halihazırda mevcuttur; uçaklardaki gövde boyunca uzanan hassas iletim kabloları zaten bir yansıtıcı ile kaplanmışlardır, bu kaplama telefonlar düşünülerek değil, atmosferde karşılaşılabilecek manyetik diğer etkenler için yapılmıştır ama telefonlara karşı da işe yaradığı kanıtlanmıştır.

ancak bu kaplama sadece gövde boyunca ilerlyen iletim kablolarının güvenliğini sağlar, kabin bölgesindeki navigasyon sistemlerinin cep telefonu sinyallerinden ne şekilde etkilendiği kesin bilinmemektedir.

gerçek: cep telefonu uçak düşürür mü düşürmez mi kanıtlanmamıştır, bilimsel bir kesinlik yoktur iki durum için de.

bunların dışındaki her şey spekülasyondur. yani "kesin güvenli" veya "kesin güvensiz" değildir cep telefonu. ancak uçak şirketleri cep telefonu "kesin masum" olduğu kanıtlanıncaya kadar bunu yasaklayacaklardır ve bunda da haklıdırlar. cep telefonu sinyallerinin uçak navigasyon sistemlerine etkileri halen araştırılmaktadır ve cep telefonu firmalarına "yakın" gruplarca yapılan araştırmalar cep telefonlarınun uçaklarda kullanılmasının "güvenli" olduğunu işaret ederken, bağımsız araştırma grupları da "güvenilirliği kesin değil" demekteler.

bütün bunlar düşünüldüğünde, uçak şirketlerinin gerek yolcu can güvenliği, gerekse olası bir kazada olası ihmalkarlıklarından ötürü milyar dolarlar ödemek zorunda kalacağı bilgisi, cep telefonlarının "masumiyeti kanıtlanana kadar suçlu" sayılmalarını zorunlu kılmaktadır.
0
raj
(15.04.08)
peki uçakta o anda birinin cep telefonu kullanmakta olduğunu nasıl anlıyorlar?
0
kurukafa
(15.04.08)
@tom riddle senden rica ediyorum sehirlerarası yolculuk yaparken lutfen telefonunu ac ve konus..ondan sonra sıcaktan bunalma haline gir..
cep telefonunun tv ye verdigi goruntu bozuklugu yanına gelınce oluyo..sen kokpittemi ucuyosun? diye bi soru gelir insanın aklına..

kaldıkı ben kafamdan uyduruyorum yada boyle duydum demedım.yasadıgım seyı anlattım dedım..okumadan yazmayın bence..
0
isott
(15.04.08)
sallıyorlar ya tutarsa kesin tutar zaten.

bi ara bi haber okumuştum, pilotlar hava boşluğunda mı ne uçağı kontrolü becerememişler, baya bi sarsılmış, sonra hostoslere cep telefonu açık uçak kontrol edilmiyor diye söylemişler ve cep telefonlarını tek tek kontrol ettirmiş, türkiyede olmuştu daha geçenlerde.
0
efruz
(15.04.08)
konuyla ilgili olarak geçenlerde cep telefonuyla uçulabilecek diye bir haber vardı. orada da yazıyordu bir şeyler.
0
nihilanth
(15.04.08)
(git: 18161)
0
ermanen
(15.04.08)
@efruz, Evet uçakta cep telefonu çekmiyor, zaten kalkış ve inişte çekmeye başladıgı için o zaman ne olacaksa oluyor. anlattıgım bu olay da inerken oldu zaten.

Ayrıca bak söylediklerin hep varsayım, yani kimse b işey bilmiyor sanki bu konuda.

ben inanılmaz korktum o an yolcuların ve hosteslerden birinin panigi bana da bulastı.ciddi ciddi bi daha ucaga binmemeyi düşünüyorum ya. bu kadar kapattırdıklarına göre kesin bişey varmış gibi geliyo ve mal insanlar yüzünden tehlike yasamak istemiyorum

bi yandan da evet düşürme riski olsa, mesela ucaga binerken telefon kontrolu falan yapılır dimi, yani girişte bırakır çıkışta alırsın gibi, insan hayatı bu boru degil ki.
0
🌸merope
(15.04.08)
sevgili tom riddle verdigin linke basınca

Sorry, the post you are trying read does not exist (could have been deleted or you followed a faulty link). Click here to return to the forum

diye bi ibare görüyorum, tekrar gönderirmisin acaba
0
🌸merope
(15.04.08)
peki cevap gelmemiş madem deminki soruma ekleyeyim: uçakta cep telefonu kullanmak tehlikelidir, arabayla ters şeride girmek kadar büyük bir tehlike oluşturmasa da bir hata "ihtimalini" doğurur.

Fakat uçakta birinin cep telefonu kullandığını anlamanın bir yolu (benim bildiğim kdarıyla) yoktur, "biri telefon kullanıyor" diye koşturuyorsa birileri, muhtemelen saçmasapan bir talimat almışlardır.
0
kurukafa
(15.04.08)
Gectigimiz hafta icinde Avrupa Birligi 3000 feet üzerinde cep telefonlarının açılabilmesine olanak veren bir bildiri yayınlamış.
0
skipper
(15.04.08)
Avrupa Birliği'nden onay çıktı, evet. uçaklara baz istasyonu koyacaklarmış, konuşmaya izin veren sistemi de devre dışı bırakabileceklermiş.
iniş, kalkış ve türbülans anında gene yasak olacakmış.
0
supergirl
(15.04.08)
pilotlar uçakta açık cep telefonu varlığını nasıl biliyorlar? tecrübe. aynı uçaklarla yüzlerce ez uçan bu adamlar uçağın verdiği tepkilerin sebeplerini az çok öğreniyorlar haliyle. tom riddle'ın verdiği linkteki yazının sahibi pilot da zaten 10 yıllık TK trahinde MCP panelini etkileyen tek şeyin cep telefonu olduğunu yazmış.

evet bilimsel bir kanıt, doğrudan görülmüş bir bağ olmayabilir fakat uçuş ekibi tecrübeleri açık cep telefonlarının uçaktaki yüzlerce uçuş enstrumanını etkileyebildiğini gösteriyor.
0
carc
(16.04.08)
(7)

[ web ] Beyazperde.com ayarında?

enola gay
Başka Türkçe site var mıdır? Alışkanlık oldu diye bu siteye giriyorum yoksa 1 dakika durmam, mynet midir nedir bi site satın aldı çok kötü durumda şu an... aynı kalitede var mı aceba :)
Başka Türkçe site var mıdır? Alışkanlık oldu diye bu siteye giriyorum yoksa 1 dakika durmam, mynet midir nedir bi site satın aldı çok kötü durumda şu an...

aynı kalitede var mı aceba :)
0
enola gay
(14.04.08)
deckard
(14.04.08)
www.turksinemasi.com

vardı..ancak güncellenmiyor nedense uzun süredir..

sinema.com iyi bir alternatif olabilir..
0
isott
(14.04.08)
tirt star
(14.04.08)
theli
(14.04.08)
frant1c
(14.04.08)
Buraya yazılanların hepsi aynı kalitede mi şimdi?
0
ermanen
(14.04.08)
aynı kalite mi bilemem ama şu da mevcut:

www.bigglook.com/biggcinema
0
islakkedicorbasi
(15.04.08)
(3)

kedi merdiveni

palyacopapi
sevgili arkadaslar, hani kedi merdiveni var ya grafon kagidi ile yapilan onun ingilizce adi ne bilen var mi acaba?
sevgili arkadaslar, hani kedi merdiveni var ya grafon kagidi ile yapilan onun ingilizce adi ne bilen var mi acaba?
0
palyacopapi
(14.04.08)
ah be papi, sardim olaya ben de sayende.. neyse bu tip kagit suslemelerin genel adi tissue decoration. kedi merdiveni gibi olan gruba da garland diyorlar.. misal sarmalli icice gecenler var ya ona ' arcade garland' deniyor. en yaygini leaf garland.. bizim kedi merdiveni niyetine bunu kullaniyorlar galiba.. yuzlerce suslemeye baktim ama hic bir sitede kedi merdiveni gormedim. al bir tanesine de sen bak istersen :P
www.twinsupply.com

ek: seyy, hazirladigin site icin lazim oldu sanirim. o nedenle izninle bir duzeltme yapmak isterim. grafon kagidinin dogru yazilisi krapon kagidi imis, biz de cocukken krefon derdik :s yuzyillardir caylaksin, msn ni de acmaya usendim burdan yazayim dedim. hasretle pcf
0
pyro clustic flow
(14.04.08)
cok tesekkürler sevgili payro :) bu arada surup dogum yapti. 1 oğluşumuz oldu evet sadece bir :) adını şerbet koyduk. resimlerini atarim bir ara msn den. sevgi ve hasret benden papi...
0
🌸palyacopapi
(15.04.08)
spiral staircase garland :D
0
ermanen
(15.04.08)
(6)

"Kaset sarması" mefhumunun ingilizcede bir kalıbı var mı?

kurukafa
Hani walkman bazen sapıtır, kasedi bir tuhaf şekle sokardı bant içerde potluk yapar ordan burdan taşardı. Biz buna "lan kasedi sardı" derdik. İngilizcede bunu karşılayan bir kelime veya kelime grubu var mı?
Hani walkman bazen sapıtır, kasedi bir tuhaf şekle sokardı bant içerde potluk yapar ordan burdan taşardı. Biz buna "lan kasedi sardı" derdik. İngilizcede bunu karşılayan bir kelime veya kelime grubu var mı?
0
kurukafa
(13.04.08)
jammed olabilir belki.
0
chrome
(13.04.08)
tangled up, raveled up, jammed, rolled, bir iki tane daha vardı galiba da aklıma gelmedi
0
lepidodendron
(13.04.08)
"reel dislocated" da diyebilirsiniz ama biraz saçma olabilir
0
lepidodendron
(13.04.08)
jam daha cok manyetik bozulma sanki. kaseti mıknatısa tuttugunuzda olan bozulma.
0
bryan fury
(13.04.08)
unwind, unravel
0
ermanen
(13.04.08)
fotokopi makinesinin kağıdı düzgün alamayıpi kağıdın içeride bir yerde buruşup kalmasına fotokopi makinesi "paper jam" dediğine göre aynı şeyin kaset için olanına "jammed" diyebiliriz. en mantıklısı bu gibi geldi bana
0
kibritsuyu
(14.04.08)
(1)

Dart'ta Puan Sıralaması..

t3
neye göre kime göre dizmişler bu numaraları ki böyle default bi görüntü çıkmış meydana?yani neden 20-1-18-4-13 felan filan diye gidiyor?bu bunun şu kadar fazlasıdır, şunla şunun toplamı şudur gibin çözüm yolları aradım mamafih bulamadım..bu sayı dizilimi neye göre yapılmış ki ne?şimdiden teşekkürler
neye göre kime göre dizmişler bu numaraları ki böyle default bi görüntü çıkmış meydana?
yani neden 20-1-18-4-13 felan filan diye gidiyor?
bu bunun şu kadar fazlasıdır, şunla şunun toplamı şudur gibin çözüm yolları aradım mamafih bulamadım..
bu sayı dizilimi neye göre yapılmış ki ne?
şimdiden teşekkürler..
0
t3
(13.04.08)
Şans faktörünü azaltmak, yetenek faktörünü ön plana çıkarmak için bu sıralama bulunmuş.

www.stevecoote.com
www.mathpages.com
0
ermanen
(13.04.08)
(19)

nasıl bir kafe?

eskimo
en mükemmel kafe nasıl bi yerdir ki? arayıp da bulamadığınız, bulup da kaybetmek istemediğiniz özellikleri var mı bu ortamların?
en mükemmel kafe nasıl bi yerdir ki? arayıp da bulamadığınız, bulup da kaybetmek istemediğiniz özellikleri var mı bu ortamların?
0
eskimo
(12.04.08)
ucuz ve rahat olmasi onemli bence.

ayrica garsonlar akilli insanlar olmali. servis onemli. hizi, kalitesi, yemek varsa lezzeti onemli. simdilik aklima gelenler bunlar.

ha bi de wireless
0
safepassage
(12.04.08)
müşteri çağırmadan garson gidip kafasına göre 'bir arzunuz var mı' gibi sorular sormamalı, yani adam bir kahve içerek 10 saat o masayı işgal edebilmeli ve kimse ses etmemeli ki son yıllarda gelen dünya cafe zincirleri bunu prensip edinmişlerdir.

ayrıca internet. ve türkiye gibi genç nüfusu falza olan ülkede, çalışma masası (beşiktaş starbaks ta var).

dizaynda çok önemli.
0
alchemistt
(12.04.08)
cesiti bol olsun ve en az 1 urunde uzman olsun.
mesela kahve de uzmansa butun dunya kahveleri bulunsun. çayda uzmansa yine ayni sekilde.
aman fal bakmasin, baktirmasin!!
0
theli
(12.04.08)
yaratilan atmosfer onemli. benimseyebileceginiz, rahat hissedebileceginiz bir ortam yaratilmis olmali.
0
chavezding
(12.04.08)
muzik olmali ama abarti degil, gayet dinlendirici muzikler. hafif jazz gibi olabilir, ne bileyim kafe muzikleri iste. arka tonda keyif verecek muzikler.
0
safepassage
(12.04.08)
yediğin içtiğin şeyin standardının olması çok önemli. bir gün yeyip ohannes negzel dediğin şey bir başka gün sipariş verdiğine pişman etmemeli. dahası mekanın aşçısı bir şeyi güzel yapıyorsa ve adamın bu meziyeti sayesinde mekana gelen giden oluyorsa adama emeğinin hakkını versinler bir de. çünkü türkiye kafe işletmeciliğinde gelenek gibi, bir süre sonra sevdiğin şeylerin vasatlaştığına şahit oluyorsun sebebi onu hakkıyla yapan şef orda durmuyor patron efendi paracıklarına kıyamıyor diye...
0
hulleci
(12.04.08)
rahat koltukları ve sandalyeleri olmalı. beleş wifi olmalı. fiyatları uygun olmalı mesela bir çay 5 ytl, bir kahve 7 ytl olmamalı. oluyorsa da çay ajda bardak x 3, kahve 300 ml olmalı.
0
ozdek
(12.04.08)
sagda solda, kenarda yanda "gardaaass naabiyim palmiye kafede takiliyok sen naabiyon" gibi konusan tipler olmasin da gerisi muhim degil
0
maresalx
(12.04.08)
kamera koymayin, cok rahatsiz edici. gerekirse kapiya bir eleman koyun, begenmedigini iceri almasin
0
safepassage
(12.04.08)
müzik çok önemli bir etken. benim çok sevdiğim müzik tarzını bir başkası hiç sevmez ve o mekanı sevmeyebilir. mükemmel kafe oldu sana mükemmel olmayan kafe. kişisel beğeniler değil de genel düşünürsek, kafeyi güzel yapan garsonlarıdır. ne müşteriyi ilgiye boğacak ne de ilgisizlikten çıldırtacak. ortadan gidecek.
0
deckard
(12.04.08)
burda yazılanlar uygulanacaksa ankara'da olsun bizim olsun!

bi de askıda kahve uygulaması olsun:)
0
luminous
(12.04.08)
fiyatlar ve tabakta gelen yemek miktarı arasında bir orantı olsun. mesela 20 ytl vericeksem bile en azından "oha çatlıcam birazdan, 3 gün bişi yemem" demeli insan.
garsonlar kararsız müşteriye tavsiye verebilicek kadar bilgili olsun menüyle ilgili.
menüde çok fazla seçenek olunca da insanın karar vermesi çok zor oluyo
ayrıca müzik çok yüksek olmasın
koltuk falan olcaksa deri olmasın, insan terliyo, koltuğa yapışıp kalıyo...
ortalıkta 80 tane garson olduğu halde bir şey isteyebileceğim bir garson bulamamak da çok gıcık oluyor. bazı kafelerde bir bakıyosun 3 tane garson var, ama her biri 10 masaya bakıyo ve çok da güzel yetişiyorlar.
ayrıca starbuckstaki gibi kendi aralarından espri yapıp eğlenen çalışanlar insanı güldürüyo, mutlu ediyo falan...
ayrıca mesela bazı kafelerde olduğu gibi "hayalinizdeki salata vs" uygulaması da güzel olabilir.
0
luin 41
(12.04.08)
Sevdiklerinle gidip, mutlu olduğun yerdir...
0
ermanen
(12.04.08)
kapidan girdiginiz anda apayri bir yerde oldugunuzu hissetmelisiniz. canalici nokta mesela varoslarin icinde bile olsa kapidan girdiginizde paris'te italya'da nisantasi'nda oldugunuzu hayal edebilmenizdir. (sehir ve semt temiz, nezih olmalari acisindan ornek secilmistir, yoksa onyargi kotu bisi) gerek dekorasyonu gerek muzigi gerek hizmeti ile insan rahat etmelidir. sokakta ne olup bittigi ile ilgilenmemelidir. o kafe kacis noktasi olmalidir. insanin kendini kendinde bulabilecegi bir yer olmalidir. nasil olacaksa artik, siz sordunuz valla..
0
terp
(12.04.08)
garsonlar guleryuzlu olmalidir ama bunu icraate dokmelidirler. misal gelen musteriye hal hatir sorulmalidir. mumkunse kisa gundelik ama pozitif sohbetler edilmelidir. ne olacak memleketin bu halinden ziyade kazaginiz hos durmus olabilir. yapmacik olmamalidir tabii bunlar. halk alisik degil bana sarkti manyak mi bu tarzi bakislar ve yorumlar duyulabilir.

yukarida yazilanlar bu tarz bir hizmet goruldugu icin aktarilmistir. hayal urunu degildir.
0
terp
(12.04.08)
İçki kesinlikle olmalı. Fakat hadi ver bi bira votka limon getir şeklinde içkiler değil daha çok kokteyller ve farklı tatlarda içkiler bulunmalı. Ortamın çok aydınlık olmasını tavsiye etmem loş ışıkta insanlar daha rahat oluyorlar.
Garsonlar rahatsız etmemeliler. fakat müşteri ilişkileri her zaman iyi olmalı. Özellikle kalabalık olan gruplara karşı sanki sürekli o mekanda takılıyormuş ve çok iyi birisiymiş gibi hal hatır sorup müşteriyi memnun etmeliler.
Duvar renkleri çok açık renkler olmamalı.
Marjinallik adına her cafe de bulunan resimler konulmamalı.
Mümkünse garsonlar tek tip kıyafet giymemeli spor olmalı rahat davranmalılar.
Patron herkesle kanka ayağında olmalı(oraya gelecek müşteriyi en azından 10 ile katlar)
kendin çal kendin eğlen tadında duvarda bir iki gitar bağlama türevi enstrümanlar olmalı bu tip şeyler samimiyeti arttırıcı unsurlardır ve cafenin daimi müşterileri oluşur.
Menü kesinlikle yemek ve içki menüsü olarak ayrılmalı
Çok ucuz olmamalı insanların aklına başka sorular gelecektir.
çiftler ve gruplar için özel 2 bölme olmalı
nargile olmamalı zira bütün o koku eğer önlenemezse hoş olmaktan çıkıyor
Wireless vazgeçilmezdir. Kesinlikle olmalıdır.

Malesef ki menülerde özenti bile olsa ing. çok yer vermelisiniz başka türlü ilgi çekemiyorsunuz.


vs vs vs..
0
alkolik imam
(12.04.08)
çalan hoş müzik, çalışan insanların müşteriye samimiyet/saygı arasındaki tutumları,siparişin geç gelmemesi, siparişin verilen paraya değmesi, müşteriyi memnun etmesi. ortamda televizyon vs. izlenmemesi, kafenin çatı katına sahip olması, rahat ve kasmayan ev ortamı havasındaki dekorasyon, farklı odaların olması vs.
0
nihilanth
(12.04.08)
dekorasyon önemli bişey. şu, duvar boyunca devam eden, sıra gibi koltuklar olmamalı. kimse tanımadığı bi insanla yan yana oturmak zorunda kalmamalı. bi de bence hafif kapalı mekanlar daha sıcak oluyor. cephesi tamamen cam olan yerler biraz rahatsız ediyor, sokakta gibi hissediyor insan kendini. bence içerde yumuşak ve sıcak renkler kullanılmalı, çok aydınlık ya da çok parlak, yanarlı dönerli olmamalı ortam. kesinlikle yüksek müzik olmamalı. bi de insanlar bi mekanın pahalı olup olmadığına genelde çay ve kahve gibi basit şeylerin fiyatını değerlendirerek karar verir. bu gibi temel şeyleri pahalı yapmayın derim.
0
cereal killer
(13.04.08)
bir kahve icmeye gelen insanla, butun gun orada kalmak isteyen insana farkli politika uygulamali. Insan elinde kitabiyla, dokumanlariyla, veya baska bir seyiyle en son ne zaman bir sey siparis verdigini dusunmemeli.
0
armish
(13.04.08)
(19)

msn de engelleyenlerı görmece

temizkopat
programla yada adam akıllı calısan sıte var mıdır?
programla yada adam akıllı calısan sıte var mıdır?
0
temizkopat
(11.04.08)
böyle bir mekanizma icat edilmedi diye biliyorum. sitelere de asla güvenme.
0
clones
(11.04.08)
msn discovery live adlı msn eklentisi yapıyo bunu..
bi de kim sana konuşma penceresi açmış, kim kapatmış görebiliyosun..
0
t3
(11.04.08)
discovery engelleyenleri göstermez malesef. böyle bir programa rastlamış değilim
0
blackidom
(11.04.08)
@blackidom
gayet güzel gösteriyo bende..
hatta "hödö sizi listesinden sildi.. siz de onu silmek ister misiniz?" diye tebessüm bile yaratıyo (:
ve bi kaç kez şahit oldum, gerçekten de işe yarıyo..
0
t3
(11.04.08)
Listeden silmeye bildiğiniz msnden de bakabilirsiniz kolay bir şey o. Engellemeyi görmeniz mümkün değil diye biliyorum.
0
montreal
(11.04.08)
bir sürü site var bunu yaptığını iddia eden. hepsi de kullanıcı adı ve şifre istiyo, aman diyim verme şifreni. hiç biri de işe yaramıyo zaten.
0
eternalus
(11.04.08)
oncelikle web microsoft harici sitelere msn sifrelerini girmemek gerekir . kotu isler gelebilir basınıza. engellemeyi gormek eskiden cok eskiden yapılan bir seydi ancak simdi yok bildigim kadarıyls. fakat msn de kisi kartından profilini detaylı gormeye calıstıgınızda msn profilini gormuyorsanız kisi sizi engellemis olabilir. baska bir sekil ise mesaj gonderin gitmiyor ise engellemistir.
0
ccompiler
(11.04.08)
Msn'in son versiyonuyla bir şekilde öğreniliyormuş diye duydum, hatırlamıyorum belki bilen vardır belki yalandır...
0
ermanen
(11.04.08)
bir şeylere sağ tıklıyorsun, ordaki menüde sil çıkarsa engellemiş oluyor diye bişey duymuştum ama farkettiğiniz gibi üstünde durmadım.
ayrıca discovery silenleri gösterir. ama discovery yüklenmeden önceki zamanlarda silenleri gösteriyor mu şüphelerim var.
0
kirk karaktere sigmayacak adam
(11.04.08)
sahte bir hesap alip, seni engelledigini dusundugun kisiye "mesela xxx, ben yy lisesinden sinif arkadasindim" gibisinden bir tanim cumlesiyle kendini eklet. eger bu sahte hesabindan online olup, kendi hesabinda online olmuyorsa anla ki seni engellemistir. oyle abuk subuk sitelere girip sifrelerinizi kaptirmak pek akillica gelmiyor bana?
0
egotm
(11.04.08)
(bkz: amsn)
0
alkolik imam
(12.04.08)
@t3: sizi sildi vs zaten diyor ama sizi engelledi diye bir screenshot atarsan buraya herkes görmüş olur madem öle.
0
blackidom
(12.04.08)
seçenekler de izin verilenler-engellenenler listeniz vardır.
orada engellenenler yani sağ taraftaki kutucuktakilerden birine sağ tıklayın. sil çıkıyorsa engellemiştir ya da silmiştir bilemiyorum.
0
oceano
(12.04.08)
O sitelere üye olanları dövmek lazım, hemde öyle böyle değil... Spamci .lerden sakındığım mail adresimi saftirik arkadaşlarımın "beni kim engellemiş" merakı yüzünden kaptırdım. Artık o sitelerden reklam mailleri geliyor, msn den alakasız reklam mesajları geliyor.

Engelleyenler de çok kolay görünüyor. Birisi listenizde 3 gün online olmadıysa engellemiştir.

Bu sinirim mesaja değil listemdeki bir kaç yarım akıllıya.
0
kimlanbu
(12.04.08)
engelleyen kişiyi görmek şu anda imkansız bir şey. en fazla sizi listesinden silip silmediği öğrenebilirsiniz.
0
phoera
(12.04.08)
@phoera +1

discovery yapıyor diyorsunuz ve kendinizde soyluyorsunuz x kişisi sizi sildi sizde onu silmek ister misiniz? orda da yazdıgı gibi "sildi" engellemedi. bu iki sozcugun ayrımını yapın artık. şu an bu olay imkansız bir ara microsoft bile acıklama yaptı cıkan fake sitelerden ötürü.

dipnot:msn discovery nin binlerce kişinin anakartı ile ilişkiye girip anakartları yok ettigini biliyor muydunuz?
0
rurouni
(12.04.08)
siteler üzerinden seni engelleyip engellemediğini merak ettiğin kişinin online-offline durumunu kontrol edebilirsin. fakat bunlar yüzde yüz doğru çalışmıyor zira messenger ayarlarında "sadece listemdekilerin beni görmesine izin ver" benzeri bir opsiyon var. site bazında iki tane örnek vereyim:

www.msngeeks.com
www.blockstatus.com

(ben denedim genelde çalışmıyor)

ayrıca @rurouni'ye katılıyorum. bu tarz eklentiler kullanmak yerine msg plus kurulur, scriptleride çekilir nice özelliklerden yararlanılır. misal offline olanlarda dahil olmak üzere senin ileti pencereni açanları "convo notifier" eklentisiyle görebiliyorsun bu da yine msgplus sitesinde mevcut.

seni listesinden silinler ya da henüz eklememiş olanlar için yüzde yüzde çalışan bir yöntem var. şöyle ki messenger ana pencerecesinde araçlar>seçenekler>gizlilik kısmına gelirsin. izin verilenler bölümünde sildiğinden süphelendiğin kişinin üzerine ters tıklarsın "sil" komutu etkin gözüküyorsa seni listesinden silmiş demektir.
0
rimednac
(12.04.08)
discovery kullanmanizi onermem, zira ilerde donanimsal problemler yasayabilirsiniz
0
maresalx
(12.04.08)
böyle birşey yoktur. asla itibar etmeyin bunu iddia eden program yazılım ve kişilere nokta
0
winsome
(12.04.08)
(5)

Muhabbet Kuşu - Şampuan

ermanen
Muhabbet kuşu şampuanla yıkanabilir mi?
Muhabbet kuşu şampuanla yıkanabilir mi?
0
ermanen
(11.04.08)
Şampuanla ilgili sorulmamış sanırım daha önce, ama kendi cevapladığım duyuruyu görünce utandım :D
0
🌸ermanen
(11.04.08)
yazık yav yıkamayın şampuanla:) çeşmeyi biraz açıp kuşcaazı suya yakın tutarsanız ya da bi bardağı su ile doldurup önüne koyarsanız çoğu yıkanıyor zaten kendi kendine böyle şıp şıp şıp..
0
bulanti
(11.04.08)
yıkanamaz. denenmiş ve görülmüştür. ben değil amcamın iki haylaz oğlu amcamlar evde değilken şampuanla muhabbet kuşunu yıkamışlar ve kuş mefta oldu ama boğuldu mu yoksa şampuan mı sebep oldu bilmiyorum. siz riske atmayın caanım hayvanı. kendi kendine temizleniyor hem hayvancağızlar. bulanti'nın da dediği gibi su birikintisinde bile yıkanır, kapı gıcırtısında oynar bu hayvanlar.
0
kirk karaktere sigmayacak adam
(11.04.08)
ilik suda citileyin
0
maresalx
(12.04.08)
kafesin giriş tarafına takılabilen dandikten aparatlar var. azıcık su koyun içine. (bi yerde bu şerefsizlerin çok kolay boğulduğunu okumuştum.) kendi canı istediği zaman dalıyor çıkıyor. şeffaf bi koruması olduğu için etraf da pislenmiyor.
0
thalamus
(12.04.08)
(4)

poser

submariner
poser 7 hakkında bir şeyler bilen biri var mı ?
poser 7 hakkında bir şeyler bilen biri var mı ?
0
submariner
(08.04.08)
soru çok muğlak.
my.smithmicro.com
poser 7 ile ilgili sormak istediğiniz şey ne?
0
midesiz
(09.04.08)
google biliyor bişeyler baktım şimdi
0
ermanen
(09.04.08)
sorum şu ben şimdi karakteri yaratıp duruyorum bkıyafet tasarlarjen kıyafet oturmuyor ellerini kollarını oynatırken birden bire hikkat garibesine dönüyorlar sorunum bu
0
🌸submariner
(09.04.08)
kıyafet conforming cloth ise figure menüsünden conform to'yu tıklayıp üstüne oturacağı karakteri seçmek gerekiyor.

dynamic cloth için cloth simulation yapmak gerekiyor.
my.smithmicro.com
my.smithmicro.com

kıyafet tasarlamaktan kastınız yeni bir kıyafet yaratmaksa:
my.smithmicro.com

elleri kolları oynatırken yamulmamaları için mousela doğrudan hareket ettirmek yerine parameters penceresi(shift+ctrl+n)'ndeki twist, side-side, bend komutlarını kullanabilirsiniz. el ve kafa için kavrama, yumruk yapma, baş parmağı bükme, gülümseme, dil çıkarma gibi gelişmiş parametreler de mevcut.
my.smithmicro.com
tabii yine de en güzeli internetten tutoriallar, eğitim videoları bulup bakmak.
0
midesiz
(09.04.08)
(6)

fobi

kahvegibi
Merhabalar,insanların saçma sapan fobilerini yenmeleri için nasıl bir yol izlenir bilen var mı? ya da daha önce fobi sahibi olup da, bunu yenebilenler, hangi yolları denemişler?hipnoz işe yarıyor mu?örnek vermek gerekirse:kedi-köpek: acayip seviyorum, içim gidiyor ama yanıma yaklaştıklarında inanıl
Merhabalar,

insanların saçma sapan fobilerini yenmeleri için nasıl bir yol izlenir bilen var mı? ya da daha önce fobi sahibi olup da, bunu yenebilenler, hangi yolları denemişler?
hipnoz işe yarıyor mu?

örnek vermek gerekirse:
kedi-köpek: acayip seviyorum, içim gidiyor ama yanıma yaklaştıklarında inanılmaz korkuyorum. hiç birşey yapmayacaklarını bilsem bile tedirgin oluyorum. sevmek için elimi uzatıyorum ama hayvan hareket ettiği anda şimşek hızıyla kaçırıyorum. bu yüzden onlar da benden tedirgin oluyorlar ve uzak duruyorlar. aynı evde yabancı gibi oluyoruz... (not: annem ve babamın böyle bir korkusu yok, beni de korkutmuş filan değiller)

iğne(enjeksiyon): iğne olacağım zaman deli gibi korkuyorum. hatta iğneyi olduktan sonra daha da kötü oluyor, tansiyonum 4-5 seviyelerine düşüyor. sorun canımın yanması değil ama ne bilmiyorum. hatta, başkasına iğne yapıldığını bile görsem kötü oluyorum.
0
kahvegibi
(08.04.08)
Fobi tedavilerinde benim bildiğim en iyi yöntem destekle veya kendi başına fobinin üzerine gitmektir, korkulan şey birkaç kez yüzleştikten sonra genelde anlamını yitirir. www.youtube.com
0
jolietjake
(08.04.08)
merhaba. eskiden sahip olup da artık zerre mrumda olmayan tek korkum ufolardı (yaa yaa) et ile ba$ladı, sonra o atvde ellerini iki yana açıp ıslıkla angut bi melodi tutturarak ileti$ime geçen omlet kafalı uzaylılarla tavan yaptı benim bu korkum. ama nasıl olduysa yendim bunu ben ortaokuldu sanırım :/ yani bu ufoların kurgusal oldugunu algılayamadıgım kimi zamanlardan büyümeye giden yolda ya$anmı$ bir geli$me de olabilir bilemem.

not: korkularımın üstüne gitmedim =/
edit: ya $imdi tekrar okudum da... sanki artık ufolara olan inancımı yitirdim, köpek uzaylılar gibi bi tandans yakaldım yazdıklarımda. yok öyle bi$i, ufoperver bi insanım.
0
durum serserisi
(08.04.08)
ben de direk damardan tahlil için kan vermekten falan sapıkça bir zevk alıyorum, insanoğlu çeşit çeşit.

fobilerle yüzleşme meselesi sadece şu durumda geçerli bence: evet insan irrasyonel korkularından onlarla yüzleşerek kurtulabilir fakat bunu yapması için, korkunun, kişinin hayatını onu korkuyla yüzleşmeye mecbur bırakacak kadar etkiliyor olması gerekiyor. benim de bir fobim var(her türlü haşerattan ekseriyetle uzak dururum), belki en iğrencinden bir çokbacaklıyı elime alsam sevsem okşasam geçecekama bu benim için büyük bir iş, gerçekten ormanda yaşamam gerekse ciddi ciddi düşünürdüm bunu yapmayı. bir sonraki aşama böceği içime kaçırmak falan olurdu heralde. ama dedim ya, o kadar önemsiyor olmak gerekli belli ki.

kedilerden hiç korkmadım, fakat ufakken köpeklerden de inanılmaz korkardım. bir gün en büyük kabusum gerçekleşti ve bir duvarın üzerinde oyun oynarken, kapalı ve köpekli bir bahçeye düştüm. hayvan bana yapmadığını bırakmadı ama sonra korkum ciddi derecede azaldı, daha sonra da geçti. hatta şimdi evde köpeğim var, falan filan. "yüzleşme işe yarıyor ama yüzleşir misin bakalım?" gibi bir mesele sanıyorum.
0
kurukafa
(08.04.08)
fobi denmisken thy ucus fobisi olanlar icin egitime basladi. ilgilenen olursa diye ilgili duyuru soyle:
Duyuru
Uçuş Fobisi ile Başa Çıkma Eğitimleri Başladı

3 Aşamadan oluşan programın;

Birinci aşamasında yapılan teorik sınıf eğitimi ile katılımcıların öncelikle uçuş ile ilgili bir takım teknik bilgiler edinmesi ve fobiyi yenmeye yönelik teknikler hakkında bilgi sahibi olması amaçlanıyor.

İkinci aşamada kabin simülatöründe gerçekleştirilen sanal uçuş ile uçuş korkusuna karşı duyarsızlaşma sağlanıyor
Üçüncü aşamada ise gerçek bir uçuş yapılarak fobinin tamamen ortadan kalkması amaçlanıyor.
Detaylı Bilgi İçin:

THY Havacılık Akademisi
Atatürk Havalimanı, B Kapısı, 34149 Yeşilköy / IST
Tel: +90 212 463 63 63 (7702/7985/7463)
E:mail: [email protected]
0
pyro clustic flow
(08.04.08)
; )

Çok kısa kısa geçerek, herhangi bir karmaşık terim kullanmadan şunları söyleyebilirim:

Bir korkunun altında illa ki, geçmişte bize korku sağlayan şeyle tehdit edilmiş olmak yatması gerekmez. Mesela köpekten korkuyorsak eğer, illa ki bir köpek tarafından korkutulmuş olmamız ya da peşimizden bir köpek koşmuş olması gerekmez, bunun başka nedenleri de vardır. Evet, fobiler düşününce insana saçma gelebilirler ama, insan fobisiz olmaz!

örnekleyeyim: köpek olduğunu bildiğim bir yerden geçmemek için 2 kilometre yürüdüğüm zamanlar olmuştur. Neden? Çünkü köpek var! Ama bunu çoktaaan aşmış bir insanım, arada cinsinden hoşlandığım köpek olursa kafasını okşayıp sevebilirim, sarılabilirim ama beni yalamasına asla izin vermem! müstakil bir evim olursa kesinlikle köpek edineceğim,, görüldüğü üzere nerden nereye.

Kedilerden tek kelimeyle iğreniyorum, tiksiniyorum! Kedi sevenlere de şüpheyle yaklaşırım, çok açık bu! Bu konumuz dışında.

Konumuza dönelim.

1 – “İlaç tedavisi”

Öncelikle ilaç tedavisi gibi bir şeyden, ne olursa olsun uzak durulması elzem. Yani ola ki sağda solda söyleyen olursa inanmayalım, itibar etmeyelim. Psikiyatrik ilaç demek, aşağı yukarı beyne balyozla vurup tedavi etmek demektir! Şizofreni filan vardır, adını herkes bilir. Gerçi şimdilerde bipolar bozukluk filan diyorlar çok moda. 80’li yıllarda adı depresyondu bunun, çok modaydı, sonra hafif yollu şizofreni moda oldu, sonra panik atak ve şimdilerde bipolar bozukluk. Ben demiyorum ki böyle hastalıklar yoktur ama bunlar ağır süreçlerdir. Misal, bir şizofren kakasını yapar, sonra onu yatağına götürür yanı başına alır ve onunla sohbet eder. Ya da bir bipolar hasta durup dururken hınçla oturduğunuz cafede ayağa kalkıp masayı devirip eline geçirdiği bir camla kolunu keser ve ardından oturup bir köşede ağlarsa, işte o zaman ki onun cidden hasta olduğuna hükmedilebilir. Psikiyatrik ilaç dediğimiz korkunç şeyler böyle zamanlarda (o da çok dikkatli bir surette) kullanılmalıdır. Yoksa, ilaç piyasasında neler döndüğünü, doktorların kimlerden ne gibi ilişkilerle çıkar sağladıkları; represantlar – eczacılar arasındaki maalesef kokuşmuş hukuk ve elbette ki dev şirketlerin yüksek çıkarları. Bunları es geçmemek gerekir. Bu ilişkilerin varlığı, sizin daha çok ilaç tüketmeniz içindir! Mümkün mertebe en ufak bir şeyde ilaç almayın, ilaçlardan uzak durun!

2 – “Korkuyla yüzleşme”

Bu biraz da söylenişi basit bir şey. Yani şimdi “hacım yüzleştin mi olay tamamdır denilebilir. Evet konu da burada başlıyor zaten, kişi yüzleşmekten çekiniyor, o korkusuyla baş başa kalmaktan. Yani ben köpekten korkarken kalbimin harbiden titrediğini biliyorum. Her ne kadar çevremdeki insanlar seferber olmuşlarsa da, hiçbir şey fayda vermemişti, bunun yanında kalp bile kırmışlığım vardır, kafa kırma noktasından çok zor döndüm. Yani yüzleşmek evet yüzleşmek,, yüzleşmek, bik bik bik! Laf çok icraat yok! Bu konuyu şahsen doğru bulmuyorum. Bir aşağıdaki konuya geçelim.

3 – “Korkunun Kökeni”

Şimdi köpekten korkuyoruz ya, işte illa peşimizden köpek koşmuş olması gerekmez, ya da köpekle korkutulmuş olmamız da.. ‘uzan da şöyle sedire senin bir geçmişine inelim’ gibi bir şeyi asla kabul etmek mümkün değil. Peki bunu nasıl çözeceğiz?
Çok basit ;)

Korkunun kökeninden önce, bilinmesi gerekenler de var.

a) Daha önce yaşadığınız hastalık varsa bilinmeli. Böbreklerle ilgili bir şey ya da vajinal kökenli bir rahatsızlık veya hormonal değişiklikler ve ama elbette ki psikolojik süreçte bir şey yaşanıp yaşanmadığı önemlidir.

b) Korkunuzu ne zamandan beri hissediyorsunuz? Bu çok çok çok önemli!!!!!!!!

c) Korku duyduğunuz nesne ya da canlıyla karşı karşıya kaldığımızda ya da karşı karşıya kalma durumu ortaya çıktığında hissettiklerimiz fevkalade önemlidir.

d) Korkulan nesneye yüklenen simgesel anlam da çok çok çok önemlidir!

e) genel bir takım veriler (bu uzun bir konu, asla içinden çıkılamaz)

Şimdi diyelim ki biz bunları çözdük. Yani soruların cevaplarını şöyle bulduğumuzu farz edelim:

a) Yaşadığımız tıbbi ya da psikolojik bir rahatsızlık yok

b) 7 yaşından beri köpekten korkuyoruz

c) Köpekle (ya da başka bir şeyle) karşılaştığımızda kalbimiz çok hızlı çarpıyor, kan beynimize sıçrıyor ve o an bütün dünyayı yok etmek istiyoruz ki köpek de o dünya ile birlikte yok olsun. Avuçlarımız terliyor, alnımızdan soğuk terler akıyor, dua filan okuyoruz, nooolur kurtulayım şundan diyoruz vs.

d) Köpek benim için bir bekçi gibi, ama dişlerinin ve ağzının yapısını araba parçalayan makinalara benzetiyorum.


İşte bu örnekler çok önemli veriler. Bunlar işlenecek ve köken bulunacak ancak, bu kökeni tutup da “ay şekerim sende elektra kompleksi varmışşşşşş” diyen bir kişiyle tartışmaya bile yanaşmayın, çantayla kafasına vurup kafasının pekmezini akıtın ve ortamdan uzaklaşın.
Köken bulunmalı ancak geleceğe getirilişi de tespit edilmeli..
Ben çok fazla uzun anlattım, yani süreci anlatmaya çalıştım çok kısacık.
İnan ol ki korkunun gidişi bundan daha kısa..
çok basit bir olay bu ;)
0
gozupek
(09.04.08)
(6)

oyun (bence savaş)

eskimo
lise yıllarında ismine savaş dediğimiz bir oyun oynardık. acayip de eğlenirdik(ne günlerdi) oyun şöyle:zar olarak bir kurşun kalem hazırlanır(her yüzüne koyduğuz noktalar veya rakamlar ile) ve zaten kullanılmayan kareli defterden bir kağıt koparılır, o yaprak üzerinde oyuncular belli kareden oluşan
lise yıllarında ismine savaş dediğimiz bir oyun oynardık. acayip de eğlenirdik(ne günlerdi)
oyun şöyle:
zar olarak bir kurşun kalem hazırlanır(her yüzüne koyduğuz noktalar veya rakamlar ile) ve zaten kullanılmayan kareli defterden bir kağıt koparılır, o yaprak üzerinde oyuncular belli kareden oluşan kalelerini kurarlar, her oyuncu farklı renkte kalem kullanırdı. oyun başladıktan sonra oyuncular attığı zar kadar karenin etrafını kalemiyle çizer ve o kareler onun toprakları olurdu. iki farklı oyuncunun toprakları bir yerde birbirine değerse aralarında savaş açabilirlerdi.(örn: 10 karelik toprak, büyük zar atan kazanır.) bir oyuncu topraklarıyla bir kalenin erafını sarabilirse o kale ve toprakları onun olurdu. özetle böyle bir oyundu.

şimdi böyle bir oyun var mı, varsa ismi nedir?
0
eskimo
(08.04.08)
zar atılmayan versiyonu var, reversi.
0
kimlanbu
(08.04.08)
Risk
diye bi oyun var belki biliyosundur..sen bunu anlatınca dırek aklıma o geldı..ha alakasız mı onu bilemem..
0
isott
(08.04.08)
resmi bir adi var mi bilmiyorum ama biz "ulke fethetmece" diyorduk ona. hatta baskasi diyor mu diye bir baktim sozlukte de ulke fethetmece diyen varmis, ne guzel.

Biz kalem yerine rastgele acilmis ders kitap sayfalarinin son rakamini kullaniyorduk. ah ah, o silinip cizilmekten yipranmis sayfalar.
0
armish
(08.04.08)
bizde de risk adıyla oynanırdı bu.
0
deckard
(08.04.08)
şimdi eski günleri anma adına bu oyunu internet üzerinden oynayabileceğimiz bi yer var mı peki?
0
🌸eskimo
(08.04.08)
"ülke kapmaca", "ülke almaca" diye isimleri de vardı, biz de lisede oynardık...
0
ermanen
(08.04.08)
(3)

ozel tren sahibi olmak

petekdoku
Gerci sozlukte bu baslikta isin geyigi yapilmis, ama bir tren asigi olarak benim ciddi ciddi merak ettigim bu olayin gercekten mumkun olup olmadigi? Yani bir lokomotifi ve yolcu tipi bir vagonu parasi neyse satin alip ve ayni ozel yat, ozel ucak olaylarinda oldugu gibi bu trenle ulkeleri gezmek mumk
Gerci sozlukte bu baslikta isin geyigi yapilmis, ama bir tren asigi olarak benim ciddi ciddi merak ettigim bu olayin gercekten mumkun olup olmadigi? Yani bir lokomotifi ve yolcu tipi bir vagonu parasi neyse satin alip ve ayni ozel yat, ozel ucak olaylarinda oldugu gibi bu trenle ulkeleri gezmek mumkun mudur?

Ayrica merak ettigim diger bir konu sadece hobi olarak tren kullanmak isteyenler icin boyle bir hizmeti ozel ders olarak veren kurumlarin olup olmadigidir?(TCDD'ye sordum yok.)

Konu hakkinda bilgisi olan ve paylasan herkese simdiden tesekkurler.
0
petekdoku
(07.04.08)
Tren kiralama sistemi varmış mesela:
www.trainchartering.com
0
ermanen
(07.04.08)
Türkiyede tren işletmecılıgını sadece TCDD yapmaktadır.yanı tekeldir.bununda sebebi bana gore tek bir tren güzergah ının olması..
ancak hava ulasımı yada deniz ulasımı gıbı uygulamalar tekel degıldır.yurt dısında vardır cunku oralarda genel olarak birden fazla ray guzergahı vardır..

yanı sen bi vagon,lokomotif vs alsan bunu kullanabılecegın bi yer yok Turkiyede..ha dersen ben ray yaptırayım istanbul - ankara arasına parası neyse vereyım ozaman sanırım kabul ederler ancak o paraya bi kac adet ufak jet satın alabılırsın.. (:
0
isott
(07.04.08)
tcdd'den en fazla salon vagonu denen özel vagonlar var.
0
darknum
(07.04.08)
(7)

TV'de ilk kez

ermanen
Bazı kanallar bazı filmleri TV'de ilk kez yayımladıklarını iddia ediyorlar ama ben daha önce başka kanalda görmüş oluyorum. Benden başka kimse farketmiyor mu? Bu kanalın hukuksal bir yaptırımı yok mudur?
Bazı kanallar bazı filmleri TV'de ilk kez yayımladıklarını iddia ediyorlar ama ben daha önce başka kanalda görmüş oluyorum. Benden başka kimse farketmiyor mu? Bu kanalın hukuksal bir yaptırımı yok mudur?
0
ermanen
(07.04.08)
türk kanallarını kastediyorlardır. yani ulusal kanallar. yerel ya da uydudan yayın yapan, ya da kabloluları kastetmiyorlardur. sanmıyorum başkası yayınladığı halde ilk diyeceklerini
0
efruz
(07.04.08)
İkisi de yerel kanaldı yamulmuyorsam
0
🌸ermanen
(07.04.08)
cok nadir olsa da iki ulusal kanalın aynı film e tv de ilk kez dedigi cok iyi hatırlıyorum. hukuki bir yaptırım olması gerekir ama gozden kacmıs olması yuksek bir ihtimal. her zaman olan bir şey değil nede olsa.
0
rurouni
(07.04.08)
bu türden reklamvari söylemleri dikkatre almamanızı tavsiye ederim. Filmi izleyip izleyemeyeceğinize karar verin yeter. hak hukuk gah guguk bo$ i$ler bunlar. keyfinize bakın.
0
robinbook
(07.04.08)
aynı kanal 2. kez yayınladığı film için bile tv'de ilk kez diyebilio. çok iyi hatırlıorum, atv deve dönüşen bi bebek vardı o film için yapmıştı. takmamak lazım, tv'de ilk kez diye sırf o filmi izleyen bir kitle varsa zaten müstehak.
0
erostrada
(07.04.08)
o da bir şey mi.. star tv on sene falan önce "dna" isimli marc dacascos filmini "evrende ilk kez" şeklinde lanse etmişti.
0
weeping guitar
(07.04.08)
bazı kanallar da tv olarak sadece kendilerini sayıyorlar. yani bizim kanalda ilk kez durumu da olan bişey heheh.
0
kurukafa
(07.04.08)
(1)

Şebnem Ferah 2008 konserleri

slack
Yakın zamanda İstanbul'da Şebnem Ferah konseri olacak mıdır?
Yakın zamanda İstanbul'da Şebnem Ferah konseri olacak mıdır?
0
slack
(07.04.08)
Fan sitelerinde yazmıyor, şimdilik yok

www.seboistnet.com
0
ermanen
(07.04.08)
(3)

sesi geliştirmek

tabudeviren
şarkı söylerken, ince seslere sesim yetmiyor..yapabileceğim bir şeyler var mı acaba? ne yapabilirim?
şarkı söylerken, ince seslere sesim yetmiyor..

yapabileceğim bir şeyler var mı acaba? ne yapabilirim?
0
tabudeviren
(07.04.08)
ermanen
(07.04.08)
herkesin bir ses kapasitesi, register i vardir. hangi ses turunde oldugunuz ve hangi sesleri cikartmaya calistiginiz da onemli tabii.

ama nihayetinde, ses telleri de birer kastir ve nasil ki vucuttaki diger kaslari gelistirmek icin egzersizler yapilir hep, ses tellerini gelistirmek icin de ses egzersizleri yapilir, bu da ermanen in verdigi bkz dan da gorulebilecegi uzre "san dersi" ile mumkundur.

tabii dogru san dersi sesi gelistirebilecegi gibi,
yanlis san dersi sesi yok da edebilir.
0
la traviata
(07.04.08)
şan egzersizlerini bi yerlerden ogrenip kendiniz de yapabilirsiniz. bir de elinize bir klavye alıp onunla çalışmanızı tavsiye ederim. çok faydası oluyor. bol bol solfej yapınız.
0
likeinme
(08.04.08)
(5)

müzik türü kategorizasyonu

tabudeviren
müzik türü kategorisi nasıl belirleniyor?yani bir şarkının rock mı, pop mı ya da başka bir şey mi olduğuna karar verirken göz önünde tutulan kriterler nedir?
müzik türü kategorisi nasıl belirleniyor?
yani bir şarkının rock mı, pop mı ya da başka bir şey mi olduğuna karar verirken göz önünde tutulan kriterler nedir?
0
tabudeviren
(06.04.08)
vokal türü, sözler, kullanılan çalgılar, o müziği icra edenlerin imajları, tavırları.
mesela bir pop şarkısında brutal vokal duyamazsınız, duyarsanız zaten o şarkı pop şarkısı değildir.

yani aslında birileri belirlemiyor, her şarkının kendini ifade etme biçimi var bu da türleri doğurmuş zamanla. daha sonra da türler alt dallara ayrılmış, burada ise daha kesin çizgilerle ayrılır şarkı türleri. gene de müzik türlerinin çoğu birbirleriyle etkileşim halindedir. pop-rock, pop-punk falan da bu etkilenişim sonucudur.
0
baldur
(06.04.08)
her türün kendine ait belli ritmleri, notaları, vuruşları vardır. örneğin blues'un belli gamları vardır. fusion gerek aksak ritmleri ile gerek jazz tabanlı altyapısı ile kendini belli eder. rock müziğin de belli ritmleri vardır aslında. metal, punk gibi türler ise gitar riff'leriyle ayırt edilir. pop müzikte durum biraz farklıdır. pop'un bir müzik türünü mü yoksa günümüzdeki popüler müzik neyse onu mu temsil ettiği tartışmaya açık.
0
deckard
(06.04.08)
Şu iki link herşeyi açıklıyor bence:
www.csl.sony.fr
en.wikipedia.org
0
ermanen
(06.04.08)
bir şarkının rock mı pop mu metal mi olduğuna karar verilmiyor genelde. onun yerine bu müzik türlerinin kendine ait tanımları var, müziği tanımlarken yardımcı olması amacıyla kulanılıyorlar.
0
gelaek
(07.04.08)
Bence bu dinledikçe kendiliğinden oluşan bir duygu, başlarda pek beceremediğim halde uzun süre dinledikçe kendi kendime kategorize etmeye başlamıştım, ana dallar değil alt türler, sonra da nete girip bakıyordum kendimi kontrol etmek* adına...
Dinledikçe gelişiyor ve kişiye göre de değişiyor bence.
0
late viper
(07.04.08)
(4)

Eksisozluk 1. entry

theli
eksisozluk basliginda ki ilk entry ssg'nin "zaman farki yuzunden bidi bidi..." diye giden 1999 entrysi degilmiydi? bende baslik 2004 senesinden basliyor?bide ssg nin yeni-eski dizilimnde aratilan entryleri 1000 basliktan ibaret gorundu?
eksisozluk basliginda ki ilk entry ssg'nin "zaman farki yuzunden bidi bidi..." diye giden 1999 entrysi degilmiydi? bende baslik 2004 senesinden basliyor?

bide ssg nin yeni-eski dizilimnde aratilan entryleri 1000 basliktan ibaret gorundu?
0
theli
(06.04.08)
iyi baktığınıza emin misiniz?

"saat farki yuzunden yalniz gecirdigim saatleri ba$ariyla doldurabilen bir ba$yapit. state-ul art." (ssg / 19.02.1999)

acildigi tarihten* bugun*e kadar olu$umuna katkida bulunmu$ 1000'den fazla yazariyla, kendi icinde olu$turdugu alt-kulturuyle, "dogru" kavraminin aslinda ne kadar degi$ken olabilecegini ve bilgiye aslinda ne kadar farkli acilardan bakilabilecegini tamamen kontrolsuz bir$ekilde aciga sermi$, acildigi tarihten yillar oncesinde icimde tomurcuklari ye$ermeye ba$lami$* "tamamen alakasiz ve gereksiz fakat gigantic bir bilgi hazinesi"nin gercekle$mi$ ve teknoloji* sayesinde tahmin etmedigim kadar ust katlara ta$imi$ minik ve basit program parcasi..

tum bunlarin di$inda sozluk olmasaydi* belki hayatim boyunca yuzunu bile goremeyecegim sevdigim bir cok insani tanima firsati yaratmi$, ayni firsati ba$kalari icin yarattigina defalarca $ahit oldugum, -eskiler bilir- beraber buyuttugumuz, icinde binlerce farkli ani barindiran, bir gun hacker'in biri gelip database'i silse, biri kodu calip unutsa da uzerimdeki etkilerinin* kolay kolay kaybolmayacagi, kaybolsa da asla unutmayacagim harikulade eser..
(ssg, 19.02.1999 ~ 29.10.2003 19:01)
0
arwear
(06.04.08)
arwear her seyi acik etmis, cevâb vermis :)
0
hlathguth
(06.04.08)
1 numaralı basligin neden pena olduğunu (benden başka) sorgulayan oldu mu hiç?
(bkz: cildirtan sorular)
0
ermanen
(06.04.08)
@ermanen
muhtemelen etrafa bakındı ve ilk penayı gördü.
0
deckard
(07.04.08)
(5)

1971 tarihli 10 kuruş

colg fusion
Bundan bir tane buldum böyle arkasında buğday resmi falan var. Para eder mi ederse ne kadar eder? Konu hakkında bilgisi olan veya nereden bilgi alabileceğimi bilen var mı?
Bundan bir tane buldum böyle arkasında buğday resmi falan var. Para eder mi ederse ne kadar eder? Konu hakkında bilgisi olan veya nereden bilgi alabileceğimi bilen var mı?
0
colg fusion
(05.04.08)
bizde bi çanta dolusu var o eski paralardan. para etmez hatta o tür şeyleri satan kişilerden ucuza da bulunur.
0
nihilanth
(05.04.08)
Koleksiyonculara satabilirsin, gittigidiyor'da falan satan da var
0
ermanen
(05.04.08)
bence o parayı torununa hediye et. o 70 yaşındayken falan para edebilir belki.
0
hayo
(05.04.08)
3-4 sene evvel türk liralarını (ytl değil) ebaydan iyi fiyata sattılarını duymuş kendimde kontrol etmiştim adamlar harbiden satıyorlardı, koleksiyoncu mu alıyor nedir bilemedim, pekde üzerine düşmedim ama ebayda dene belki para eder vardır dünya parası koleksiyonu yapan,eski paralara kafayı takanlar.
0
alchemistt
(05.04.08)
eski paraların para edenleri piyasada az bulunanları ve çil olanları. yani kullanılmmamış kırışmamış yepisyeni olanları, onun da kağıt olanları sadece. bozuk paraları sallayn yok :D
0
sijwocaq
(06.04.08)
(2)

göz doktorlarının göz testi kağıtları aynı mı hep

demlikposet
bu göz doktorlarına gidiyoruz üzerinde harfler olan şeyler okutuyorlar, bunların hepsi aynı mıya da belli bir iki standartı var mı?amerikalılar şu harf sırasını türkler bu harf sırasını kullanır gibiona göre ezber yapıcam da efendim (:
bu göz doktorlarına gidiyoruz üzerinde harfler olan şeyler okutuyorlar, bunların hepsi aynı mı
ya da belli bir iki standartı var mı?
amerikalılar şu harf sırasını türkler bu harf sırasını kullanır gibi

ona göre ezber yapıcam da efendim (:
0
demlikposet
(05.04.08)
ben en son bi özel hastanede muayene olmuştum.bahsettiğin harfleri okuma hala var ama öncesinde makinayla otomatik bir kontrol yapmıştı ondan sonra projektörden okumaya geçtik.dicem o ki kandırmak biraz zor hatta imkansız : )
0
g1rd4p
(05.04.08)
ermanen
(05.04.08)
(16)

tek kişi için film oynatılmaz mı?

quadropol
bugün kozyatagı cinepole gittim tek başıma, bi filme gireyim dedim. 1 kişi için oynatamıyoruz dediler. var mı böyle bi hakları? oynatmak zorunda değiller mi?
bugün kozyatagı cinepole gittim tek başıma, bi filme gireyim dedim. 1 kişi için oynatamıyoruz dediler. var mı böyle bi hakları? oynatmak zorunda değiller mi?
0
quadropol
(03.04.08)
"top benim oynatmıyorum" deme hakları var bildiğim kadarıyla. Yalnız 3 kişi film izlediğimi hatırlıyorum. Görevli "kimse olmasa bile oynatmamız gerekiyor" demişti. Özetle sinemasına göre değişir.
0
kimlanbu
(03.04.08)
20 kişi olmadığı için izleyemediğimi bilirim.
0
alkolik imam
(03.04.08)
Ben de tek başıma izlediğimi hatırlıyorum.
0
fredi
(03.04.08)
oynatmayabilirler ama bileti iptal etmemeleri lazım.
0
insanimsi
(03.04.08)
3 kişiden az olduğu zaman oynatamıyoruz denmişti bana ama ısrar edince izleyebildim.
0
phoera
(03.04.08)
Oynatmıyor vicdansızlar, ben çok döndüm sinema kapısından.
Bazen 2 kişiye oynattıkları oluyor, o da şansa...
0
late viper
(03.04.08)
Tek kişiye oynatmamanın mantığı ne peki?
0
ermanen
(03.04.08)
değişiyor bu olay. mekanın müşteriye tavrına bakar. capitolde paşa paşa oynatırlarken, izmitte hiç bir yer oynatmıyor.
0
darknum
(03.04.08)
ben izmir-kipa cinecity de defalarca 2 kişi film izledigimizi biliyorum şaşırdım valla ne yalan söyleyeyim?
0
merope
(03.04.08)
cinepol öyle ya zaten etrafta başka sinema yok. heveslenip gidiyosun bide. yok efendim oynatamıyoruz. gidipde kaç kere istemediğim bir filmi izledim belki güzeldir diye.
0
thinkbeforedoing
(03.04.08)
@ermanen



"içerde ölürse kimsenin haberi olmaz!" değil tabi tek kişiye oynatmamanın mantığı olsa olsa tamaaamen duygusal (para işte anla), tek kişi masrafları karşılamaz, uğraşmaya değmez felan filandır diye düşündüm.
0
fempusay
(03.04.08)
bir keresinde abimle tek başıma film izlemiştim koca sinemada. işin ilginç kısmı ise biz salona geç girmiştik. yani gerisini siz düşünün.
0
deckard
(03.04.08)
Küçükken ucuz fiyatlı sabahtan akşama kadar eski, türk erotik filmleri yayınlayan pespaye bir sinemaya gitmiştim. Sabah 9 dan akşam 18 e kadar filmler oynuyordu. Sinemaya girdim, yaşlı bir adam geldi ışıkları söndürdü, baktı salon bomboş bir tek ben varım, önce kendi kendine mırıldan dı sonra: -ooohh salon bolboş rahat rahat osbir çekersin dedi ve filmi oynatmaya gitti. tam iki film izledim "rahat rahat":D... sonra da askerler geldi!
Diyeceğim o ki o adam o seansta bilet alıyor ve filmi izlemeye hakkediyor, ya seansı kaldır ya promosyon yap mağdem insanların vakitlerini telef etme, eski pornocular kadar yok şimdikiler....
0
allop
(04.04.08)
düzcede üniversitedeyken tek kişiye (yani ben :) oynatmamışlardı, bende evden arkadaşımı çağırdım iki kişi izledik filmi.
0
vincenzo
(04.04.08)
Ölsen kimsenin haberi olmaz deyince aklıma düştü...

M.Köy Profilo'da DeathProof'u izliyordum. Arkada köşede de bayan ve erkek bulunmaktaydı (Toplamda üç kişiyiz yani). Herif film başlar başlamaz kadını dövmeye başladı, çaat çaat ses geliyor. Neyse fantezi yapıyorlardır belki diye pek oralı olmadım. Uzadıkça uzadı... Müdahale ettim sonunda kestiler... Ters bir durum da yaşanabilirdi açıkçası...

Normal şartlarda müşteri olarak kızarsın duruma, ki etik olarak doğru değil oynatmamaları, salt ticari olarak düşünmeleri açısından. Ama bu gibi durumlar da aklınızda bulunsun...

Ha bir de bu izlediğim Grindhouse'daki Fake trailer'lardan "don't" geldi aklıma tabi... "If you want to.... watch this film alone.... don'T"
0
narquis de sade
(04.04.08)
madem öyle olcak, 2 bilet alırdım gişeden..
birini kendime saklar, diğer bileti de orda olan herhangi birine yarı fiyatına satardım..
maksat gıcıklığa gıcıklıkla karşılık vermek, eheh..
0
t3
(04.04.08)
(4)

aksırık sonrası görünen ateş böceği gibi şeyler

ravioli
bazen aksırınca yanıp sönen bir şeyler uçuşuyor gözümün önünde, aynen ateş böcekleri gibi. ne olabilir, beyinle ilgilimidir?
bazen aksırınca yanıp sönen bir şeyler uçuşuyor gözümün önünde, aynen ateş böcekleri gibi. ne olabilir, beyinle ilgilimidir?
0
ravioli
(02.04.08)
anlık ve hızlı tansiyon değişiminden kaynaklandığını düşünmekteyim, bazen bana da oluyor.
Bu arada belirteyim; benimki uzun süre oturup/yatıp, pat diye ayağa çalkınca oluyor...
0
late viper
(02.04.08)
Basınç yüzünden gözlerinde veya retinada bir anlık kan toplaması sonucu olabilir.. Belki göz doktoruna başvurman gerekiyordur..

Hapşırdığımızda ve aksırdığımızda gözlerimizi kapattığımız için o bir anlık ani kapama ve açma refleksi etrafta ışık kıvılcımları görmeye de neden olabiliyor...

Ya da aksırmayı bastırıyorsan anevrizma tehlikesi sinyalleri olabilir...
0
ermanen
(02.04.08)
onlar cizgi filmlerde kafa etrafinda donen yildizlar olarak gosteriliyor. ama ates bocegi daha iyi bir tanimlama olmus. bana da cocuklugumdan beri oluyordu. yatarak televizyon izledikten sonra aniden kalkmak baslica sebeplerindendi.
gozle alakali olabilir. cunku cocuklugumda bir goz doktoru goz kilcallarimda incelme oldugunu soylemisti. daha sonra ayni seyi soyleyen baska bir doktor olmadi ama ermanen'in notu uzerine alakali olabilir diye soyluyorum.
0
sethi
(03.04.08)
beyinle değil, göz içi kan basıncıyla ilgilidir. göz doktoru'na falan gidersen adamın yapabileceği tek şey göz tansiyonu sorunun var mı yok mu ona bakar. onun dışında neredeyse tamamen doğaldır anlık kan basıncı değişimlerinde böyle noktalar görmek.
0
raj
(03.04.08)
(10)

sevilen kişinin yüzünü hatırlayamamak

toxxicfox
bahsettiğim eskiden aşık olunan veya hala sevilen eski sevgili falan gibi bir şey değil, şu anda hoşlandığı kişinin yüzünü unutabilir mi insan? size de oluyor mu en azından. olay tam olarak şu şekilde cereyan ediyor, gerçeğini haftada bir görebilsek de, fotoğrafları var sonuçta..ama bir düşüneyim di
bahsettiğim eskiden aşık olunan veya hala sevilen eski sevgili falan gibi bir şey değil, şu anda hoşlandığı kişinin yüzünü unutabilir mi insan? size de oluyor mu en azından.

olay tam olarak şu şekilde cereyan ediyor, gerçeğini haftada bir görebilsek de, fotoğrafları var sonuçta..ama bir düşüneyim diyorsunuz yüzünü, 10 dakkada bir, aslında aklınıza geliyor bayaa, ama yetinmiyor aptal kafa, tüm ayrıntılarıyla gözümün önüne getireyim diyor, onun için kastıkça ilk görüntü de gidiyor.. fotoğrafa bakıyorsun haa diyorsun 5 dakka sonra yine aynı döngü..

yaşayamıyorum lan bu yüzden adam gibi.. normal midir bu? bir de bilimsel açıklaması var mıdır, mesela daha çok kastıkça hafıza hücreleri mi yoruluyor da gidiyor görüntü ne oluyor, var mıdır bilimsel bir şey? şimdiden okuduğunuz için teşekkürler:)
0
toxxicfox
(01.04.08)
yüzleri hatırlayamama vardı bi hastalık olarak ama adını zerre hatırlıyosam allah da belamı versin.
0
myriamonde
(01.04.08)
önce şöyle bir düzeltme yapılması kanaatindeyim:
unutma, bir süreç olarak yok olma değildir.
yani unutulan bir veri (bir kişinin yüzü ya da olay vs) yok olmaz,
bu teknik olarak imkansız.

bu ne demektir?
hafızada olan her şey yerli yerinde kalır ve doğru yol bulunursa,
hiçbir şeyin unutulmadığı görülür.
bunun içindir ki ya kullanılmayan ya da bastırılan bilgilerin unutulduğu söylenebilir ama onlar belirli bir şekilde zihinde yer işgal etmeye devam ederler ya da şekil değiştirerek bize semptom olarak geri dönebilirler.

"gösteren" ile "gösterge" arasındaki ilişkide yaşanan kopukluktandır bu. yani işin türkçesi ise, aşıksın işte, hepsi bu.

hastalıklı bir durum değil, bence sağlıklısınız.
0
gozupek
(01.04.08)
evet var böyle bir şey. hani görsem tanırım ama görmediğim zamanlarda kesinlikle aklıma getiremem yüzünü.
0
deckard
(01.04.08)
genel bir cevap öncelikle, sadece hoşlandığım kişilere oluyor, mesela 2 senedir görmediğim arkadaşımı 1000 kişinin arasından 10 sn de bulurum, eğer hoşlanmıyorsam:)

benim bilimsel olarak sorduğum bir verinin yok olması değil, düşünmeye, ayrıntılandırmaya çalıştıkça görüntünün yok olmaya başlaması, ya da ayrıntılarının azalmasıydı..

ayrıca evet, aşık olmamdan ve beraberinde gelen dalgınlık hallerinden olabilir, muhtemeldir..
0
🌸toxxicfox
(01.04.08)
sade ve düz anlatacağım,
elbette konunun uzmanı olduğumu iddia edemem.

**

sevmediğiniz kişileri daha çabuk/sık hatırlamanız da hastalıklı bir durum değildir!
nefret ve cinsellik fevkalade güçlü duygudurlardır,
bazen birbirlerinin yerine geçerler.

mesela ihtirasla (ve tabii ki cinsellikle) arzulanan bir şeye erişememek,
eğer o kişinin engellemesinden kaynaklıysa,
cinsellik tabanlı sevgi nefrete dönüşür ve nefret duyguların doruğudur!
ondan daha keskini yoktur!

misal bir kadının/erkeğin peşindesiniz,
hem çok seviyor ve hem de arzuluyorsunuz.
sürekli reddedilirseniz,
bilincinizin altı ile bilinç çatışacaktır.
üstad rainer funk buna acı adını verecek ve
nefretin bu acından kaynağını aldığını söyleyecektir!

elbette yapılacak yorumlar falcılık olabilir,
o yüzden çok genel yazmağa çalışıyorum.
arzulanan bir şeye kavuşulamaması ya da ele geçirilmeye/üzerinde tahakküm kurulmaya/geçilmeye çalışılan bir şeye karşı belirli bir hırs duyulabilir.
bu duygu yoğunlaşırsa nefrete dönüşür.

**

arzuladığınız kişiyi (âşık olduğunuz diyelim) tam olarak gözünüzün önüne getirememeniz, bir çeşit kaçış.
çünkü son derece arzuluyorsunuz kendisini, olsun istiyorsunuz.
"eğer olmazsa" korkusundandır o kişinin hayaline alışmayı yadsıyor olabilirsiniz.
ama nefret ettiklerinize dair herhangi bir beklentiniz olmadığı için ve nefret son derece güçlü bir duygu olduğu için diğerlerini hatırlıyorsunuz! diyebilirim.

ama tabii ki kesin % 100 şeyler değiller.
0
gozupek
(01.04.08)
ermanen
(01.04.08)
prosopagnosia değildir problemim..
0
🌸toxxicfox
(02.04.08)
evet bende de böyle birşey vardı.yüzünü unutuyordum sevdiğim kızın.resmini veya kendisini görene kadar nasıldı ki diye kıvranıyordum.işin garibi alakasız insanların yüzünü unutmazken onun yüzünü unutmaktı tabi.
0
aynali
(02.04.08)
yüzlerin tuhaf bir durumu var. ben kendi yüzümü bile hayal edemiyorum bazen. ama aynaya bakınca şaşırmıyorum da. çevremdeki insanların yüzünü de hayal edemediğim çok oluyor gel gör ki bir kere gördüğüm yüzü, bir daha gördüğümde daha önce görmüş olduğumu asla unutmam(yani tanıştıysam falan). neden olur nasıl olur pek bilgim yok.
0
kurukafa
(02.04.08)
bana hep ilk buluşmadan sonra olur. ama ikinci bir defa daha gördüğümde bir daha unutmam. sanırım beyin amcıklamasıyla ilgili bir şey.
0
insanimsi
(02.04.08)
(15)

YazıLarın arasında görüLen büyük L harfi

o midas
Nedendir? Bir çok forumda görüyorum. Hatta ekşi duyuruda bile rastLayabiLirsiniz. İsteyerek yaptıkLarını sanmıyorum. HerhaLde bu yazarLar benim şimdi yaptığım gibi bir parmakLarı Caps Lock'ta yazmıyorLar. Ne pratik ne de güzeL.
Nedendir? Bir çok forumda görüyorum. Hatta ekşi duyuruda bile rastLayabiLirsiniz. İsteyerek yaptıkLarını sanmıyorum. HerhaLde bu yazarLar benim şimdi yaptığım gibi bir parmakLarı Caps Lock'ta yazmıyorLar. Ne pratik ne de güzeL.
0
o midas
(01.04.08)
Sordumdu, kimi şekil olsun(?) diye kimi de daha okunabilir olduğunu düşündüğü için(ki bence okunulurluğun içine ediyor, kimseninki okunmuyor da seninki mi okunuyor be adam) yapılıyormuş.

not: caps lock ile değil shift ile yapıyorlardır. :)
0
kurukafa
(01.04.08)
turkce karakter kullanmayan kisilerde gorulur bu.

cunku kucuk "l" yi genelde "ı" yerine "i" kullanamadigimiz zamanlarda kullaniriz.

ornek vereyim pekissin:
"sikildim" yerine "sıkıldım" yazamiyoruz (tr karakter kullanmamak adina). ozaman "kucuk "ı" yerine "l" kullaniyoruz. e ozaman kucuk "l" yerine ne kullancaz? buyuk "L" tabiki.

bu benim sahsi buyuk "L" kullanma tarihcemdir. yakin zamanda kurtuldum bu aliskanliktan. baskalarinin amaci baska bi aliskanliktan geliyor olabilir.
0
theli
(01.04.08)
Valla ben bu şekilde büyük L yazanların hepsinin daha çocuk olduğunu, kendilerine bir şekilde dikkat çekmek istediklerini düşünüyorum. Aslında bi psikolog bunu daha iyi açıklar sanırım. Haa bu arada ekşi duyuru da filan böyle yazılmış sorulara cevabı bilsem de yazmıyorum...
0
selimse
(01.04.08)
Teşekkür ederim. İçimden bir ses bu cevApları AlAcAğımı söylüyordu dA yine de bir türlü kondurAmıyordum sırf şekil olsun diye yApıldığınA. Ben de bundAn sonrA şekil olsun diye öyle yApAcAğım hem de dAhA dA mArjinAl olmAk AçısındAn A hArflerini büyük yAzAcAğım. HAdi bAkAlım.
0
🌸o midas
(01.04.08)
ne yalan söyleyeyim ben de kıl oluyorum bunlara...
özellikle divx forumlarında falan karşılaşıyorum böyleleriyle...
bunlar ş yerine sh ç yerine ch yazıyolar..
selimsenin de dediği gibi çocuk bunlar...yeğenim var ordan biliyorum
0
undarist
(01.04.08)
"1" rakamı ve "I" ile karıştırılmaması için olabilir
0
ermanen
(01.04.08)
Ş yerine $ kullanmak bir zamanlar gerekiyordu, daha doğrusu tercih meselesi diyebilirdiniz(yalaka mode on). Bir çok internet ortamında ş harfi tanınmadığı için bazen işe yarıyordu. O zamanlar ı yerine l, kullanılması da (devamı olarak l yerine L kullanılması da) anlaşılabilirdi. Ama sadece şekil olsun diye kullanılması bence biraz garip. Açıkçası bu soruyu sorduğumda "belki de bazı programların bazı fontlarla bir derdi vardır, bu arkadaşlar da bu programları kullandıkları için paso istemeden böyle yazmak zorunda kalıyorlardır" gibi şeylerin çıkabileceğini ümit ediyordum.
0
🌸o midas
(01.04.08)
benim klavye bazen ing.e geçiyor durduk yere daha önce sorulmuştu burda birçok kişiye oluyormuş msn bug'u yüzünden galiba. neyse bazen tr'ye çevirmeye üşeniyor insan, yani ben yapmıyorum da bu yüzden yapan olabilir.
0
sourlemonade
(01.04.08)
nickim de bu kapsama giriyor sanki, kendimden utandım birden.
ayrıca ; (bkz: entryde 99 tadı) başlığında ş yerine sh, ç yerine ch yazmak gibi örnekleri görülebilir.
0
frant1c
(01.04.08)
sms'lerde belki olabilir. ben mesela bi aralar ı'ları ve l'leri büyük yapardım. ILImLI mesela. fekat sonraları okumayı zorlaştırdığını kendim farkettim. senelerce de ş yerine $ yaptım klavyede, güzel göründüğünü düşünüyodum ama öyle deilmiş.

bi metni okurken ı ile l'yi karıştırmak pek mantıklı gelmedi bana. aşağıda var işte bi tane, adam(tanıyorum kendisini) "üretim pLanLama" yazmış başlığa.

anlayamadığım, neden R deil de L? karışması çok çok mantıksız.(bunu mantlkslz diye okuyan var mı allasen?)
0
infernal majesty
(01.04.08)
ek$i engine sçtığında altta yazan yazı;

"Bu olu$an hatanIn tum haklarI Sourtimes Entertainment'a aittir. Izinsiz aynI hata olu$turulamaz aynI $ekilde sicilamaz. (c) 2500-4900 SourTimes."

mesela burada I'lar sadece geyik olsun diye büyük sanırım.
0
deckard
(01.04.08)
küçük L ile karışmasın diye zannediyorum. Mesela "Illustration" kelimesinin başındaki üç adet dikey çizgi okumayı zorlaştırıyor. veya ingilizce "hasta" anlamına gelen "Ill" sözcüğü bu şekliyle üç dikey çubuktan ibaret kalıyor. bunlar uç örnekler tabii. zannadersem ki biraz daha anlaşılabilir kılabilmek için küçük L yerine büyük L kullanılıyor. "ILLustration" yazılıyor, "ILL" yazılıyor. daha okunabilir oluyor.
0
kibritsuyu
(01.04.08)
çocukluktan yapıyorlar başka bir şey değil.

sıkıldım demek isterken "sikildim" yazarım diye de korkmayalım artık mümkünse. "hiohhaha sikildin mi hohoha" diye gülen adamlar olmasın hayatımızda zaten.

asabiyim bu ara...
0
pispinti
(01.04.08)
turkce klavye kullanmayan birisi icin normal karsilanacak bir durumdur. yazilarimin anlasilmasi icin s'den sonra gelen s harfi icin de kimi zaman $ kullaniyorum. 30'unu geckin biri olarak bunun cocukluk ile bir alakasi oldugunu du$unmuyor, aksina yazilarin daha anla$ilabilir olmasini sagladigini du$unuyorum.en azindan kendi yazdiklarim icin.
0
cukutak
(01.04.08)
theli ben çocukluğu dünyada yaşadığın yılla ölçmüyorum, benim bahsettiğim çocuk olma durumu yaş ile bağlantısız. Ayrıca ben çocukların sorularını cevaplamıyorum diye bir şey yazmadım, ben kendilerine bir şekilde dikkat çekmek isteyen insanların sorularına kıl olduğum için cevap yazmıyorum. En son da şunu ekleyeyim $ işareti ekşi de S yerine değil Ş yerine kullanılıyordu. Bunları aynı görmemek lazım. ı,ç,ğ,ü,ö yerine bir şey kullanılsa bunu anlardım fakat "L" bence direk ço-cuk-luk...

Yanlış anlamaları kaldırmak için yazayım:

Çocuk :(mecaz)Büyüklere yakışmayacak biçimde düşüncesizce davranan kimse:
"Otuz yaşında ama hâlâ çocuk."
Çocukluk: (mecaz)Çocukça davranış:
"Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum."- A. H. Tanpınar.

Kaynak TDK...
0
selimse
(02.04.08)
(9)

[ otel ] Otellerde neden diş macunu olmaz?

enola gay
Bizi terzi sanıp dikiş seti bile koymalarına rağmen lanet olası diş macununu koymazlar.. bugüne kadar 1 yıldızından 5 yıldızına kadar hiç bir otelde denk gelmedim..geleniniz var mı :)
Bizi terzi sanıp dikiş seti bile koymalarına rağmen lanet olası diş macununu koymazlar.. bugüne kadar 1 yıldızından 5 yıldızına kadar hiç bir otelde denk gelmedim..

geleniniz var mı :)
0
enola gay
(31.03.08)
Var :) Antalyada muhtelif otellerde gördüm. Özel yapım yaparlar ya hani küçük. O şekilde yapmışlar. Hatta colgate idi biri yanlış hatırlamıyorsam. :)
0
villeneuve
(31.03.08)
dikiş ipleri numuneliktir heralde,kimse pek kullanmaz ellemez falan belki

diş macunu marka falan diycem hani millet kullanmaz kendi markasından başka, ama daha hassas şampuan konusunda markasız bi sürü koyuyorlar.

ben de merak ettim şimdi. götürmesinler diyedir belki
0
efruz
(31.03.08)
bir cok otelde bana denk geldı..

ancak koymamalarının nedenı sanırım diş macunu aynen diş fırçası gıbı kişiye ozel bir seydir.yani ornegın bir insan x firmanın y model diş macununu tercih ediyorsa ve otelde bulunan bir diş macunu kullanmak suretıyle dişlerinin sarardıgını beyan edıp ilgili mahkemeye basvurursa dava acma hakkı olabilir diye dusunmekteyım..

bi an boyle seyler olabılır dıye dusundum..
0
isott
(01.04.08)
adanada mavi sürmeli otelde hem diş fırçası hem de diş macunu bulunmakta idi. ayrıca erkekler için traş seti gibi bişi de vardı.
0
susannah
(01.04.08)
var yahu, resort olanlarin hemen hepsinde...
0
the man who hears deepest inquisitions
(01.04.08)
ben de geldim (denk). hatta restoraninin wc sinde firca+macun olan bile var.
0
theli
(01.04.08)
Hatta toksik maddeler bile içerebiliyormuş:
www.msnbc.msn.com
0
ermanen
(01.04.08)
fiyatı yüzündendir, şampuan diye el sabunundan bozma bi sıvı koyuyorlar bunun ucuzunu daha yapamamışlardır. bende sadece bi filmde denk geldim diş macununa. hem onu koysalar bide fırça lazım tek başına bi işe yaramaz. ne biliyim ben fırçayı taşıdıktan sonra macunu da taşırım ya 2'sini de koysunlar yada hiç koymasınlar.
0
sourlemonade
(01.04.08)
vallahi 5 yıldızlı olan bir tanesinde satın alıyordunuz mecbur 10 ytl'ye. aynen odadaki buzdolabı mantığıyla çalıştığını düşünmüştüm o vakit..
0
luminous
(01.04.08)
(1)

evde krem peynir yapımı

palyacopapi
arkadaslar evde krem peynir yapip ekmeğime sürüp sürüp domatesle birlikte yiyesim var... mamafih aradim taradim bulamadim nasil yapilir bu meret. gugıl bile derdime care olamadi... var mi icinizde hic kendisi, annesi, ninesi krem peynir yapan? varsa bir tarif rica ediciim. simdiden cook tesekkürler.
arkadaslar evde krem peynir yapip ekmeğime sürüp sürüp domatesle birlikte yiyesim var... mamafih aradim taradim bulamadim nasil yapilir bu meret. gugıl bile derdime care olamadi... var mi icinizde hic kendisi, annesi, ninesi krem peynir yapan? varsa bir tarif rica ediciim. simdiden cook tesekkürler... iyi pazarlar..
0
palyacopapi
(30.03.08)
(4)

tabii ki kedi :)

palyacopapi
ne zamandir kediler ile ilgili bişi sormuyordum... açığı kapatayim istedim. şimdi sevgili kedisever arkadaslarim... bu benim surup yorgan alti yatmalari cok seviyor... yani şöyle ki... giriyor yorganin altina sabaha kadar ayaklarimin dibinde uyuyor. ben sunu bilmek istiyorum. bu hayvan nasıl nefes a
ne zamandir kediler ile ilgili bişi sormuyordum... açığı kapatayim istedim. şimdi sevgili kedisever arkadaslarim... bu benim surup yorgan alti yatmalari cok seviyor... yani şöyle ki... giriyor yorganin altina sabaha kadar ayaklarimin dibinde uyuyor. ben sunu bilmek istiyorum. bu hayvan nasıl nefes aliyor :S yani ben iki dakka duramiyorum... tamam fizyolojileri bizden farklı olabilir de bu kadar mi farkli sonucta aynı havayi soluyoruz... ayrica bir de hamile... zarari olur mu diyorum filan.. takılıyor ister istemez aklima. siz ne dersiniz bu konuda?
0
palyacopapi
(30.03.08)
cigerleriniz kedininki ile ayni olcude olmadigi icin ona yeten hava size yetmiyor olsa gerenk.
0
zakk
(30.03.08)
papi'cim, benim hatun da 40 kilodan fazla ama o da bazen o sekilde uyuyor. oksijen yetiyor, nefes alabiliyor ama yine de ben arada safi kendi kompleksimden dolayi bacagimla yorganin ucunu arada kaldirip, ortami havalandiriyorum ama dedigim gibi bu anlamsiz bir hareket ve ben uyuyuncaya kadar suruyor. sonrasini bilmiyorum ama bir sey olmuyor meraklanma. tek sorun yorgan cok agir olursa kedinin istedigi an disari cikamamasi ama kedi bu her sekil bulur bi yolunu. bir de hava isiniyor, yorganlar inceliyor, icini ferah tut. heyecan dorukta ha! :)
0
pyro clustic flow
(30.03.08)
Şurda da tartışmışlar baya, sonuç olarak kediler zekidir istemediği şeyi yapmazlar ve bunu yapan birçok kedi var:
answers.yahoo.com
0
ermanen
(30.03.08)
Bence esas endişeniz havasız kalması olmasın, uykuya daldığınızda ani bir dönüş ile kedinin canını yakabilirsiniz. Bu yüzden kütük gibi hareketsiz yatmak zorunda kalıyorum, yatağa yatmadan/oturmadan önce kabartıları kontrol ediyorum, iyice paranoyak etti (:
0
kimlanbu
(30.03.08)
(13)

ıspanak yedikten sonra ağızda oluşan hissi nasıl geçiririz?

demlikposet
ıspanak yedikten sonra(hatta yerken) ağzımda fıtıfıtı hissi oluşuyor dişlerim kaplanıyor,ağzım garip oluyorbunu yemeden önce engelleme veya yedikten sonra çabuk yoketmenin bir yolu varmı?suyun bile tadı garip oluyor yahu
ıspanak yedikten sonra(hatta yerken) ağzımda fıtıfıtı hissi oluşuyor dişlerim kaplanıyor,ağzım garip oluyor
bunu yemeden önce engelleme veya yedikten sonra çabuk yoketmenin bir yolu varmı?
suyun bile tadı garip oluyor yahu
0
demlikposet
(29.03.08)
Psikolojik sanırım sizdeki o his zira altı yaşımdan beri ıspanak yiyorum ben öyle bir etki hissetmedim. Kimisi de misal şeftali elleyince ürperir...
0
crown
(29.03.08)
ispanagin cinsinden olabilir ya da misal biraz iriceyse gibi. bazi ispanaklarda yerken oluyor o ama nedenleri salladim hafiften ama mantikli geldi bana :s
not: pisirme tekniginden de kaynaklaniyor olabilir. misal pirinc koyarsan olmaz, sogani cok koyarsan olur gibi.

ek soru: peki bu tat icin nasil bir sifat kullanabiliriz? buruk bir tat, kekremsi bir tat gibi. ama bu yazdiklarim pek tarif edemiyor.
0
pyro clustic flow
(29.03.08)
+1
Bende de oluyor...

@pyro clustic flow
Böyle ağzın içini kaplıyor, ince bir tabaka ile kaplanmış hissi veriyor, ve güzel bir tat olduğunu da söyleyemem...
0
late viper
(29.03.08)
bende de tuhaf bi durum oluyor ama bu kadar rahatsız edici bişey değil benimki. böyle ağızda kayganlık hissi gidiyor daha 'gırç gırç' eden bi yapı hasıl oluyor. demem o ki psikolojik değildir bu durum ama çözüm önerim yok zira ben ıspanaktan hiç hazzetmem direk yemiyorum.
0
hulleci
(29.03.08)
psikolojik değil abi tamamen biyolojik bir olay
yani bunun varlığını tartışmıyoruz zira var olan bişey
bunu engellemek ya da çabuk geçirmeyi soruyorum ben

fıtılıfıt hissi bence onun adı o
0
🌸demlikposet
(29.03.08)
@ late viper: bana da oluyor arada ama bu his nasil anlatilir kafam ona takildi. baska hic bir seye benzemiyor belki. isirgan otu vardir ya dalagan derler bizim oralarda. onu ince kumla karistirmislar da onu yemissin gibi ama isirgan canini yakmiyor. ufff yine anlatamadim.

@ demlikposet: fitilifit mi :P yok benimkinin ismi baska, aramadayim :)
0
pyro clustic flow
(29.03.08)
ıspanaktaki demir,çeşitli enzimler ve ağızın,dişlerin buna duyarlılıgıyla ilgili. bende de oluyor. daha da lezzet alıyorum bu yüzden ıspanaktan. ıspanağın dişleri çürümeye karşı korudugunu da duymuştum.
0
nihilanth
(30.03.08)
ispanak yemeyerek :o
0
orange coffee
(30.03.08)
yeri gelmişken ıspanağın ağızda bıraktığı bu fıtıfıtı hissin adı "mavru"dur. anneannemin bir yok etme yöntemi vardı sanırım ama hatırlayamadım şimdi.
0
morella
(30.03.08)
süt işe yarayabiliyor.
0
inatci kahraman aga
(30.03.08)
bana da yoğurtla yiyince oluyor. yoğurtsuz yiyince bir şey yok.
0
burfak
(30.03.08)
oksalik asit yüzünden, kalsiyumla birleşirse daha çok hissediliyor:

www.madsci.org
www.lifescience-zurich.ch
en.wikibooks.org:Spinach
0
ermanen
(30.03.08)
kişiye göre pek değişmez ki bu sonuçta içerdiği maddelerden dilde o buruk tadı bırakıyor (ığğğğğğğğğ), çaresi efenim iyice pişirmektir..evet bu kadar yani iyi pişirin o tat olmicak..
0
cinematography
(30.03.08)
(11)

Türkiye'deki ilginç meslekler

actionary
Aklınıza gelen garip meslekler var mı? Falım sakızı için fal yazarı, boğadan sperm toplayıcılığı gibi...Google'da "ilginç meslekler" diye aratınca ilk çıkan sonuçtaki meslekler olmasın lütfen. Sizin aklınıza gelenler çok daha makbule geçer.
Aklınıza gelen garip meslekler var mı? Falım sakızı için fal yazarı, boğadan sperm toplayıcılığı gibi...

Google'da "ilginç meslekler" diye aratınca ilk çıkan sonuçtaki meslekler olmasın lütfen. Sizin aklınıza gelenler çok daha makbule geçer.
0
actionary
(29.03.08)
jimmy jib operatörü ilginç gelir bana. verdiğiniz örneklerdeki gibi yaratıcı değil ama olsun...
0
pispinti
(29.03.08)
boom operatoru.
0
sourlemonade
(29.03.08)
birkaç soru aşağıda sperm işçisi var sanırım
benim oyum ona
0
gimbal
(29.03.08)
şenör denen adamlar var mesela total station ya da nivo kullanan adamın çırağı pozisyonundalar sanırım görevleri şeritli çubuğu tutmak olan
0
pascha d
(29.03.08)
Plaza camı silicisi. Makara düzeneğiyle çalışan bir balkon gibi bir şeyin içinde durup dışardan camları siliyorlar.
0
3200
(29.03.08)
hayvan psikologları
0
endless dream
(30.03.08)
kanatlı hayvan yetiştiriciliği diye bir bölüm var meslek yüksekokullarında.
0
darknum
(30.03.08)
(bkz: plise)
0
imparatorolmayikolaymisandin
(30.03.08)
bu tavuk üretme ciftliklerinde calisan adamlar var... civcivlerin cinsiyetini belirliyolar dişi ya da erkek die ayiriliyolar... ve deli para kazaniyolarmis... sanirim türk yok iclerinde uzakdogudan geliyolarmis vs. bir gastede röportajlarini okumustum... ha bir de şey vardi. öküz dergisinde röportaj yapmislardi bir ölü yıkayıcı kadınla... o da ilginc gelmisti. yutupda da rastlamistim bir videoya kurs acilmis bir yerde ölü yıkayıcılığı kursu sertifika vermişler filan :)
0
palyacopapi
(30.03.08)
google türkiye ülke müdürü
0
ermanen
(30.03.08)
türkiyeden degil gerci ama , amerika da doublespeak denen bi olgu var, hani biseyi baska biseyle anlatma gibi, örnegin sahada oynayan sporculara su veren elemana waterboy dersen sana dalabilir, cünkü onun ismi "rehydration consultant"
0
the man who hears deepest inquisitions
(30.03.08)
(10)

sürpriz sonlu film arıyorum

kibritsuyu
se7en, usual suspects, sixth sense gibi sürpriz sona sahip gerilim, seri katil, suç içerikli filmler arıyorum. evet tavsiyeler?
se7en, usual suspects, sixth sense gibi sürpriz sona sahip gerilim, seri katil, suç içerikli filmler arıyorum. evet tavsiyeler?
0
kibritsuyu
(29.03.08)
(bkz: memento)
0
insanimsi
(29.03.08)
Daha önce sorduğum bir soru vardı, gerilim açısından uyuştuğu için tavsiye edebilirim:
(git: 16040)
0
ermanen
(29.03.08)
memento'yu izledim. ermanen'in duyurusunda gördüğüm (hatta kendi cevabım olan) shining'i izledim. unbreakable'ı, the game'i izledim.

başka başka??
0
🌸kibritsuyu
(29.03.08)
büyük ihtimal bunu da izlemişsindir: old boy
0
insanimsi
(29.03.08)
Phantasm Ginger snaps unleashed
0
submariner
(29.03.08)
game
0
efruz
(29.03.08)
sweeney todd
0
dimension seven
(29.03.08)
valla hocam, yonelttigin soruyla bile kendine spoiler vermissin ama madem sormussun ben de yanitlayayaim
(bkz: the others)
0
egotm
(29.03.08)
the machinist
0
karamell
(30.03.08)
(git: 17839)
0
flawless victory
(30.03.08)
(5)

Boğadan Sperm Alımı - Sperm İşçisi

actionary
"Sperm işçisi" olarak geçen meslek... Boğalardan, atlardan ve bilumum hayvandan sperm örneği almakla yükümlü çalışanlar...Bir "sperm işçisi"ne nasıl ulaşabilirim? Bu mesleğin başka adı var mıdır?
"Sperm işçisi" olarak geçen meslek... Boğalardan, atlardan ve bilumum hayvandan sperm örneği almakla yükümlü çalışanlar...

Bir "sperm işçisi"ne nasıl ulaşabilirim? Bu mesleğin başka adı var mıdır?
0
actionary
(29.03.08)
semen collector

"theriogenology" de bununla ilgileniyor galiba
en.wikipedia.org
0
ermanen
(29.03.08)
hindi mastürbatörü olarak anılan bir meslek olduğunu biliyorum
bu durumda boğa mastürbatörü de olabilir
0
gimbal
(29.03.08)
"kıyakçı" da deniyor sanırım. belki argosu da olabilir.
0
talemon
(29.03.08)
güzel belgesel konusu olurmuş bunlardan. daha önce duysaydım keşke :)

bu tip bir amaç için kullanmayacaksanız hala işime yarayabilir aslında.
0
s e ff a f
(30.03.08)
burada attan nasil aldiklarini video ile gosteriyorlar. benzer durum bogalar icin de gecerli olsa gerek:
www.youtube.com
0
egotm
(30.03.08)
(1)

kimya da kapalı kutu deneyi

denize karsi icen keci
bir dönem ödevi için "kapalı kutu deneyi" ile ilgili bilgiye ve hatta mümkünse yapılışına ihtiyacım var... internette pek birşey bulamadım, tek bildiğim şey deneyin adı. bilgisi olan birileri varsa bir zahmet aydınlatabilrler mi?
bir dönem ödevi için "kapalı kutu deneyi" ile ilgili bilgiye ve hatta mümkünse yapılışına ihtiyacım var... internette pek birşey bulamadım, tek bildiğim şey deneyin adı. bilgisi olan birileri varsa bir zahmet aydınlatabilrler mi?
0
denize karsi icen keci
(29.03.08)
Şu deney olabilir:
www.msxlabs.org
0
ermanen
(29.03.08)
(9)

Sözlük yazarı olmayanın duyurusu önemsiz mi?

lancelot du lac
Gördüğüm kadarıyla "ekşi duyuru"da torpil mekanizması almış yürümüş. Sözlük yazarlarının halı saha maçına kaleci arayışları, kedi/köpek dağıtışları vb duyuruları bile günlerce (bazen haftalarca) yukarıda tutulurken yazar olmayan bir üyenin, bir köy okulu için kitap desteği istemesi bunlara göre önem
Gördüğüm kadarıyla "ekşi duyuru"da torpil mekanizması almış yürümüş. Sözlük yazarlarının halı saha maçına kaleci arayışları, kedi/köpek dağıtışları vb duyuruları bile günlerce (bazen haftalarca) yukarıda tutulurken yazar olmayan bir üyenin, bir köy okulu için kitap desteği istemesi bunlara göre önemsiz sayılıyor. Ekşi duyuru yönetimi için mail adresine söz konusu durum ve rica belirtildiği halde.

Muhtemelen duyuru moderasyonu bu tür bir eleştiri duyurusunu en kısa zamanda yok edecektir ama yine de soralım;

Bir duyurunun önemli olması için gereken nitelik içeriği mi yoksa kim tarafından yazıldığı mı?

Ya da moderasyon değerlendirme yapıp "1071 malzgirt yibo"nun "muradiye köşk köyü ilköğretim okulu"ndan daha önemli olduğuna mı karar verdi?
0
lancelot du lac
(29.03.08)
ekşi sözlük yazarları sözlük içinden mesaj atabildiğinden daha kolay iletişim sağlıyorlar bunun dışında bir fark olduğunu sanmıyorum. bi de malazgirtle ne alakası var anlayamadım.
0
darknum
(29.03.08)
bir internet kullanıcısı olarak ben hiç böyle bir ayrım hissetmedim şu güne kadar. vakti zamanında bir arkadaşım kayıplara karışmıştı ben de buraya ilan vermiştim. sonra bir baktım (ben herhangi bir talepte bulunmamama rağmen) duyuru sabitlenmiş ve günlerce (hatırlamıyorum ne kadar) öyle kalmıştı.
0
deckard
(29.03.08)
önemliyse duyuru'nun içinde rica edebilirsin üste taşınmasını, mesajlaşma fasilitesi düşünülebilir ilerde
0
ermanen
(29.03.08)
sözlük yazarları mesaj atarak duyurunun sabitlenmesini isteyebiliyorlar. maalesef sizin böyle bir olanağınız yok.(bu konuda birkaç fikrim var compumaster'a söyleyeceğim görünce) mail adresine atmışsınızdır ama compumaster orayı ne kadar sıklıkla kontrol ediyor bilemiyorum. bir duyurunun önemli olması için gereken nitelik de sadece kullanıcının duyurusunu pek önemli olarak görmesi. tabii bunu abuse etmemesi de önemli.(size abuse ediyorsunuz falan demiyorum yanlış anlamayın.)

ayrıca compumaster'ın modere edenlere ve ekşi duyuru'da da özellikle belirttiği gibi burada özgürlük esas. bir duyurunun önemli olarak yukarıda kalma süresi belli değil. yani 1 hafta dursun sileriz gibi bir şey yok. moderasyonun değerlendirmesine göre bir süre sonra indiriliyor aşağıya. sadece "acil" kan aranıyor duyurularına binaen 5 gün sonra indirilir diye bir kural var o kadar.
0
colg fusion
(29.03.08)
Ben böyle bir ayrım görmedim, ilanı sabitlenen internet kullanıcıları da oldu, oluyor. İletişim problemlerinden kaynaklıdır diye düşünüyorum, bu kadar büyütülmesine gerek yok.
0
kimlanbu
(29.03.08)
iletisimle ilgili oldugu konusuna tamamen katiliyorum. duyuru'daki yazarlarla okurlari birbirinden ayiran tek sey yazarlarin sozluk uzerinden de iletisim kurabilmesi. mailinize cevap gelmedigi icin siz zaten kararinizi 2 okuldan birinin digerine gore daha onemli oldugu seklinde vermissiniz. tanidigim ve bildigim kadariyla neyse ki eksi duyuru moderasyonunda sizin yaptiginizi yapanlar yok. tarziniz hic hos degil. bu konuda elestiri hakkiniz olabilir sonuna kadar ama onyargiyla dolu bu mesajinizdan ziyade buraya ' mail attim gormediniz belki de, durumum sudur vs vs' seklinde yazmaniz daha uygun olurdu. size neyi nasil yapmaniz gerektigini ogretmek degil amacim, sadece kizgin ve hak edilmeyen suclamarla dolu mesajinizdan duydugum rahatsizligi dile getirmek. her hangi bir soruya ( yazar ya da okur kimin yazdiginin bir onemi yok dememe gerek yok sanirim ama olsun ekleyeyim, dursun parantez icinde) cevap verirken karsimizdaki insandan bir beklentimiz yok, haa cevabin begenilirse kutunun yanina tik kazaniyorsun ( bunun da onemi yok). yardim almak, yardim vermek burdaki toplasma amacimiz ve de karsiliksiz. demem su ki; kizginligiza lutfen bizleri ya da moderasyonu alet etmeyiniz. varsa elestiriniz buyrun yapin ama bunun icin once lutfen onyargilarinizdan kurtulunuz.
iyi aksamlar
0
pyro clustic flow
(29.03.08)
valla tartışmaya geç kalmışım ama yinede söylemek istiyorum geçen arabamız çalınmıştı buraya duyuru vermıştım hemen önemli'ye almışlardı tekrar teşekkürler moderetörlere ie'yi kapatırlarsa o zaman daha güzel olur işte !!
0
imparatorolmayikolaymisandin
(30.03.08)
ben buna katılmıyorum bence herkez eşit fakat bazen yazdığım duyurular durup dururken uçuyor tekrar yazıyorum gene uçuyor yahu önemli diyorum tekrar yazıyorum gene uçuyor.nasıl oluyor neden oluyor biri bana kıl mı oluyor bilmiyorum.
yahu adam sileceğine editlese mesajını sildim bak böle böle dese eywallah ama ne yaptığımı bile bilmiyorum.canımı sıkıyo bol bol béla okuyorum.
0
omer460
(30.03.08)
@omer460

(git: 6274) şurdakilerden biriyle ters düşüyordur duyurun.
0
deckard
(30.03.08)
(4)

vinil vinyl peki alil ne?

entrapmen
ben bu kicindan element uyduran heriflere kilim zaten. adam gibi vinil yerine vinyl dense biz de ney bu diye aramasak?alil alkol gibi olan seyin ingilizcesi nedir?hatta asil sorum; alil vinil eter nasil elde edilir?3edit: alil de allyl imis. sondaki soru hala gecerli.
ben bu kicindan element uyduran heriflere kilim zaten. adam gibi vinil yerine vinyl dense biz de ney bu diye aramasak?

alil alkol gibi olan seyin ingilizcesi nedir?

hatta asil sorum; alil vinil eter nasil elde edilir?3

edit: alil de allyl imis. sondaki soru hala gecerli.
0
entrapmen
(28.03.08)
ermanen
(28.03.08)
Bu alil(allyl)'e bizim hoca "açil" diyor, varın gerisini siz düşünün...
0
late viper
(28.03.08)
acil ayri bir sey degil miydi yahu?
en.wikipedia.org
0
🌸entrapmen
(28.03.08)
Çok pis yamulmuşum, galiba...
Galiba dememin nedeni hocanın dediğinin formülünü hatırlamamam.. Yok, yok eminim yamulduğuma. Bu da bana kapak olsun.
Sağol.
0
late viper
(29.03.08)
(17)

Aldatma konulu filmler?

actionary
Konusu aldatma olan filmlerden örnekler verir misiniz? Film ismi lâzım bana.Şimdiden teşekkürler.
Konusu aldatma olan filmlerden örnekler verir misiniz? Film ismi lâzım bana.

Şimdiden teşekkürler.
0
actionary
(28.03.08)
unfaithful
0
oceano
(28.03.08)
a perfect murder da sayılabilir..
0
pispinti
(28.03.08)
intersection
0
lamazigogo
(28.03.08)
match point
0
light beam
(28.03.08)
ermanen
(28.03.08)
(bkz: closer)
0
late viper
(28.03.08)
0
sui
(28.03.08)
tam olarak konusu aldatma olmasa da;

little children
0
szqnn
(28.03.08)
heist. ( aldatma derken kastettiğiniz sadece kadın erkek ilişkileri mi yoksa çeşitli dümen dolap mı bilemediğimden çeşit olsun dedim)
0
sarap dumani
(28.03.08)
hannah and her sisters
0
durum serserisi
(28.03.08)
derailed
0
oldtimer
(28.03.08)
emrahin anasinin si.ildigi butun filmler.
(bkz: emrah kos anani sikiyorlar )
0
egotm
(29.03.08)
(bkz: fracture)
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(29.03.08)
@annem bana kiz bul evlen dedi
benim de aklıma ilk fracture geldi ama aslında aldatma üzerine bir film değil fracture, sadece başlangıç noktası aldatma... Yine de izlenebilir elbet.
0
late viper
(29.03.08)
(bkz: yazgı)
0
algoritma
(29.03.08)
--spoiler--
Butterfly on a Wheel
Malice
--spoiler--
0
pokemonk
(29.03.08)
itiraf
0
tcyx
(02.04.08)
(10)

sigara külü-gümüş parlaması ilişkisi

raj
şimdi ben birden meraklandın sayın sözlükçü, bu sigara külleri falan gümüşü nasıl parlatıyor diye. yani bana demeyin "abi parlatmaz o kül, şehir efsanesi bunlar" falan demeyin, yazın yüzüğümü parlattım kül ile, bildiğin parladı, işe yarıyor yani.bunun arkasındaki olay nedir? yani kimyasal olay nedir
şimdi ben birden meraklandın sayın sözlükçü, bu sigara külleri falan gümüşü nasıl parlatıyor diye. yani bana demeyin "abi parlatmaz o kül, şehir efsanesi bunlar" falan demeyin, yazın yüzüğümü parlattım kül ile, bildiğin parladı, işe yarıyor yani.

bunun arkasındaki olay nedir? yani kimyasal olay nedir, neler dönüyor? oksitlenmeyi nasıl alır bu sigara külü? mühendis değilim ama açıklarsanız anlarım. nasıl oluyor bir anlatın sayın mühendis sözlükçüler, kimyager sözlükçüler.

sevgi ve ışıkla bla bla.

edit: kül yerine izmarit yazmışım kafa dalmış, onu düzelttim.
0
raj
(27.03.08)
Efsane değildir, evet gerçekten işe yarar. İçindeki etken bileşik(biliyordum unuttum), mevcut oksitlenmiş bölgeyi temizler. Hatta tam olarak tepkime formülleri de vardı diye hatırlıyorum ama vasat bir mühendis adayı olarak elimden bu kadarı geliyor;)
Bu arada oksitlenmeyi temizleyen sigara izmariti değil, kül onu belirteyim. Yani odun külü gibi benzer küller de etkili olacaktır. Daha doğrusu dediğim, hani adını unuttuğum, kimyasalı içermesi önemlidir. Keramet izmaritte değil...
0
late viper
(27.03.08)
ermanen
(27.03.08)
iTunes varsa, Food Science adli podcasti bul iTunes store'dan, "fun with shining silver" bolumunu indir. Izle. Guzel guzel anlatiyor (tabi Ingilizce).
0
wpi
(27.03.08)
pek kimyasal bir etki sayılmaz, külün aşındırıcı etkisi gümüşün üzerinden oluşan oksitlenmiş mat tabakayı koparır, alır. sadece sigara külü de değildir diş macunu da işe yarar. ayrıca bu külleri çaydanlık içinde oluşan tortuyu temizlemek içinde kullanabilirsiniz.
0
s man chen
(27.03.08)
@s man chen
"pek kimyasal bir etki sayılmaz" diye bir şey yok, kesinlikle kimyasal. Vasatız dedikse o kadar da değil, derste anlatılıyor sonuçta, ben kimsayalın adını hatırlayamadım yalnızca. Yoksa her aşındırıcı işe yarardı... Ki "aşındırıcı" demek de tek başına tam karşılık vermez. Zira kimyasal aşındırıcılar da var, fiziksel aşındırıcılar da.
0
late viper
(27.03.08)
eskiden de sabun yokken çamaşırların külle yıkandığını duymuştum. ama sadece kulaktan duyma birşey bu, aslı var mı bilmiyorum. kimyasal bir etkisi olacağını düşünmüyorum, kül ovalamadıkça gümüşü parlatmaz, sanırım uygulanan silme işleminde hikmet aramak lazım. fikir işte
0
dreamkeeper
(28.03.08)
@dreamkeeper
Hocam ovalamak burada katalizör etki yapıyor, bazı kimyasallar tepkimeye yatkın olmaz ya da hız çok düşüktür farkedilmez. Ancak katalizör etki ile bu iş hızlandırılabilir, bunun illa kimyasal olması da gerekmez.
Misal sabunun elimizdeki yağı/kiri tutup su ile akması da kimyasal bir olaydır, ancak sabunu köpürtüp elinizi hafif de olsa ovmazsanız eldeki yağ/kir gitmez.
İsterseniz sabunun formülünü verip, yağ/su ilişkisini de yazarım. Gece gece beni uğraştırmaksa niyetiniz;)
0
late viper
(28.03.08)
siz sayın sözlük insanları arasında geçen "yok kimyasal tepkimedi, yok değildir" tartışması bana istediğim yanıtı verdi.

bu zor görevde size güvenebileceğimi biliyordum, amerikan halkı size minnettar.
0
🌸raj
(28.03.08)
eski sabunların yapımında yağ ve odun külü kullanılıyormuş. bununla ilgisi olabilir. bakın vikipedi ne diyor?

"Historically, the alkalis used were sodium hydroxide, potassium hydroxide, and sodium carbonate leeched from hardwood ashes."

en.wikipedia.org

demek ki kimyasal bi olay.
0
thalamus
(28.03.08)
kul mevzusu acilmisken, annemler genclik donemlerine kadar camasir yikamakta kullaniyorlarmis.bir gun merak ettim ve yapti. kovaya bir miktar odun kulu koyup( komur olmazmis)ustune su ekliyorsun. bir sure bekledikten sonra kul zaten dibe cokuyor, kovadaki su deterjanli gibi, kaygan ve beyazimsi sulu raki halini aliyor. yikama islemi icinse bu suyu suzuyorsun cunku kova dibindeki artik kuller camasirda leke yapabilir ve camasirlar da bu suyla yikanip tertemiz oluyor..
0
pyro clustic flow
(28.03.08)
(14)

ne iş yaptığı merak edilen meslekler

pascha d
merak ettiğiniz meslekler var mı, ya da nasıl çalıştığı hep merak edilen iş kolları.. yazınız efenim bunları lazım bananot:soruda sadece sizin neyi merak ettiğiniz sorulmuştur..
merak ettiğiniz meslekler var mı, ya da nasıl çalıştığı hep merak edilen iş kolları.. yazınız efenim bunları lazım bana
not:soruda sadece sizin neyi merak ettiğiniz sorulmuştur..
0
pascha d
(27.03.08)
profesyonel kumarbazları merak ederim.
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(27.03.08)
Bölüm üzerinden meslek tahmini yaparak ne yaptığını merak ettiklerim şöyle:
Bilumum; matematik, tarih, edebiyat, biyoloji benzeri bölümler. Tamam biyoloji okuyan biyolog oldu diyelim ya öbürleri? öğretmen deseniz onların zaten öğretmenlik bölümü var, bu tür sade bölümler ne iş yapar tam olarak?
Bir de matematik mühendisleri ne yapar?
Farklı bir yaklaşımla; okulu olmayan meslekler var, onların da nasıl olunduğunu merak etmekteyim, misal ekspertiz var. Sigorta, kredi işlerinde malın ederini belirleyen kişiler bunlar, nasıl olmuşlar. Okulu yok sonuçta...
0
late viper
(27.03.08)
hokus pokusçular.. malum meslek sırları ama merak etmeden duramaz bu gönül.
edit: ben yanlış anlamışım galiba soruyu :)

cevabı değiştiriyorum o zaman.endüstri mühendisleri..her bölümden ders alıyorlar maaşallah ama nedir tam olayı ?
0
vampyria
(27.03.08)
ben sahsen okudugum halde bilgisayar muhendisligini pek anlamıs değilim. napıcam ilerde hiç fikrim yok.
0
sourlemonade
(27.03.08)
şöyle bir link var. gerçi daha çok üniversiteye hazırlık rehberliği için

www.frmpaylas.com
0
efruz
(27.03.08)
Evet evet, hem de çok merak ediyorum. Hani borsada yüzlerce telefonun olduğu salonlar vardır, bir sürü insan deli gibi telefonda konuşur, bir yandan da perde kornişlerinin olması gereken bir noktaya doğru bir takım işaretler yaparlar. Sonra seans biter ya da kötü bir şeyler olur bir anda boşalır ortalık. Sadece dağınık duran telefonlar ve binlerce kağıt parçası kalır yerlerde. Kimdir bunlar, ne yaparlar, nasıl yaparlar, o tempoya can mı dayanır, hep böyle midir oraları, çok para kazanırlar mı, ya da çok para kaybederler mi denk düşmezse, kendi paralarıyla mı oynarlar, kendi paraları değilse bu ne motivasyondur, okulu var mıdır, orada yaptıkları hareketleri takip edenler var mıdır, varsa o kadar adamın dediklerini nasıl anlar ona göre bir şeyler yaparlar, eğer büyük para dönüyorsa nasıl bir el işaretiyle hisseler alınır satılır, imza neyim gerekmez mi, söz senet midir, yerleri kirletmekten hicap duymazlar mı, kendi evlerinde de kağıtları yere mi atıyorlar? Delireceğim ulan!
0
o midas
(27.03.08)
Ayrıca bir de havaalanı kulelerinde çalışan teknisyenleri merak ederim. Bir insan evladı nasıl böyle stresli bir işte çalışmaya ikna edilebilir ki? Acaba ağır ceza yemiş mahkumları af vaadiyle filan mı çalıştırıyorlar orada? Necidir bu güzide insanlar, okulu nedir? Pilot mudur mühendis midir kimdir onlar. Yeri geliyor pilota, hostese teşekkür edecek fırsat çıkıyor kapıda, olmadı alkışlıyoruz inince filan ama bu arkadaşlara bir teşekkür bile edemiyoruz bırak freeshop tan alınmış suveniri, sigarayı göndermeyi. O kadar zahmet ediyorlar halbukim sağ salim indirebilmek için bizi. Aha buradan hepsine selam ediyorum yeri gelmişken.
0
o midas
(27.03.08)
sanatçı
0
szqnn
(27.03.08)
Krupiye'leri de aman ihmal etmiyelim. Onlar da başka bir alem. Gerçi yukarıda profesyonel kumarbazlar söylenmiş ama onlar başka.
0
o midas
(27.03.08)
uluslararası yük gemisi kaptanlığı (daha açık yazamam)
0
insanimsi
(27.03.08)
@ o midas

ben de o borsada telefonla konuşan adamların telefonda konuştukları kişilerin ne iş yaptığını merak ediyorum. kim onlar? hakkaten doğru düzgün duyabiliyolar mı mesela telefondakini? napıyolar o bilgilerle? ve nedir o bilgiler de ancak orada bulunanlar ulaşabiliyor? illa orda dikilip bağıra çağıra telefonla konuşmak gerekiyor?
0
gumz
(27.03.08)
elestirmen. ben daha cok nasil elestirmen olundugunu merak ediyorum, kim karar veriyor elestirmen olduguna?
0
turkish tekila
(27.03.08)
Overlokçular.
0
fredi
(27.03.08)
Çikolata mühendisi
Kriptozoolog
proktolog
incir polinatörü
okülarist
video oyun tester
profesyonel kasa hırsızı
kayak rampası illüstratörü
foley artist
bilgisayar mühendisi
...
0
ermanen
(27.03.08)
(2)

neden orası? {sağlık uzmanları size soruyorum}

sirrikadem
evde kıyafet giymeyi sevmeyen bir bünyeye sahibim. ayıptır söylemesi boxer ile dolaşıyorum.genelde vücudumun hiçbir yeri üşümüyor, ama özellikle böbreklerin olduğu, şu gövdenin iki alt yanı (ne güzel tarif ettim) çok soğuyor. neden özellikle oralar soğuyor özellikle? bir de sormuşken, böyle gezinmem
evde kıyafet giymeyi sevmeyen bir bünyeye sahibim. ayıptır söylemesi boxer ile dolaşıyorum.

genelde vücudumun hiçbir yeri üşümüyor, ama özellikle böbreklerin olduğu, şu gövdenin iki alt yanı (ne güzel tarif ettim) çok soğuyor. neden özellikle oralar soğuyor özellikle? bir de sormuşken, böyle gezinmem evin içerisinde sağlığıma zararlı, ama ne kadar zararlı?
0
sirrikadem
(24.03.08)
okurken "ulan biri beni anlatmi$" diye tepki verdim. bende de ayni $ekilde bobreklerin oldugu bolge buz gibi oluyor. yillardir boyle yaz ki$ demeden cibil dola$iyorum. soguk alip yatak yorgan yatmaktan ba$ka bi yan etki gormedim ama ileride ba$ima cok i$ acacagindan killaniyorum. bu arada bobreklerin oldugu kisimin buz gibi olmasindan dolayi ilerisi icin endi$e edilebilecek bir bobrekleri u$utme vakasi ilk olarak aklima geldi. onun di$inda sizin haberiniz olmadan eve gelen misafir teyzelerin gazabina ugramak var ki en ciddi saglik sorunlarina sebep olabilir.
0
dengesiz pamuk
(25.03.08)
idrar yollarını üşütmüş olabilirsin
0
ermanen
(25.03.08)
(12)

Araba benzini

ermanen
Araba benzini, ibre son çizgiye gelince mi bitiyor yoksa E harfine gelince mi? Orda bir katakulli yapabilir mi bize gösterge?
Araba benzini, ibre son çizgiye gelince mi bitiyor yoksa E harfine gelince mi? Orda bir katakulli yapabilir mi bize gösterge?
0
ermanen
(24.03.08)
arabaya bağlı, üst model ise yedek depoları vardır.. min 20-30 km daha götürür
0
blackmore
(24.03.08)
Arabadan arabaya değişir ama genelde son çizgiye geldiğinde hala 4-5 L kalmış oluyor.
0
paranormal
(24.03.08)
E harfi her gostergede olmayabilir. E harfi oldugu zaman o "0" ya da son cizgi manasina geliyor.

Yani mesela soyle bir sey olabilir "E 1/4 1/2 3/4 F"

Tahmin ettigin gibi bu durumda E son cizgi oluyor. Cogu insandan da duyacagin uzere ibre bu duzeye geldiginde araba yine biraz gider. Ama bundan cikaracagin ders "ohoo daha gider bu" degil, "arabanin benzini tam bitmeden hemen benzinciye yetismeliyim" olamlidir. Genelde arabadan anlayanlar benzinin hicbir zaman tam bitirilmemesi gerektigini soylerler. Bunun benzin deposunda biriken pisliklerle alakasi var sanirim, ya da yolda kalmanin kotuluguyle. Oyle yani.
0
wpi
(24.03.08)
Bazen en alt çizginin altında E harfi oluyor, en üst çizginin üstünde de F harfi oluyor, çizginin hizasında olmuyor yani bu harfler.. Genelde ibre son çizgiye varırken benzin ışığı yanıyor ama arabayı söndürürsek E harfine geliyor. Acaba araba çalışırken ibre E harfine kadar gidebilir mi diye denemedim hiç, olabilir mi?
0
🌸ermanen
(24.03.08)
Isik varsa, ibrenin isik yandigi zamanki yerini son cizgi olarak al. Evet, bundan sonra ibre biraz daha asagi inebilir ama o taraflari cok karistirma (yani karistirsan bir sey olmaz da, ogrensen de bir sey olmaz bence. Aractan araca degisen ozellikler vardir tabi, ama arabanin en iyi sekilde kullanilmasi acisindan isiga bakmak lazim).
0
wpi
(24.03.08)
tam biterse hava yapabilir sonra zor çalışır.
0
sourlemonade
(24.03.08)
kontağı kapattığın zaman o ibre nereye kadar iniyorsa bittiği yer de orasıdır demek istedim.
0
kibritsuyu
(24.03.08)
Aynı bunun gibi bir gösterge kastettim:
img158.imageshack.us

E'nin üstündeki çizgiye gelirken uyarı veriyor, ama ibrenin en aşağı inmesine daha çok var (yani E'nin üstüne), bu durumu sadece arabayı kapatınca görebiliyoruz. Araba çalışırken de oraya kadar inebilecek mi?
0
🌸ermanen
(24.03.08)
Işık yoksa tecrübeyle bulacaksın, ne deseler yalan olur. Işık varsa işin kolay, ortalama 5lt benzin var farzedip aracının tüketimine göre ne kadar daha gidebileceğini hesapla. Misal bizdeki 10lt/100km tüketiyor, haliyle ışık yandıktan sonra max. 50km daha gidiyor.
0
kimlanbu
(24.03.08)
madem e nin tam üzerinde uyarı veriyor ozaman en alt çizgi ile e nin arasındaki mesafe yaklaşık bi 30km ye denk geliyor demektir..tabi buradaki 30km şehir içi durumada bağlı..araban mazotlu ise değil e nin altını e ye bile düşürmemeye bak..
0
copy paste
(24.03.08)
hem karburatorlu hem de enjeksiyonlu arabalarda benzini defaten bitirmi$ biri olarak diyebilirim ki E son degildir. cizgi E'yi gectikten sonra 30-40 km daha gider. karburatorlu arabalarda benzin bitince hava yapmasi pek onemli degildir. yeter ki benzin bittiginde bunun farkinda ol ve mar$a basip hortumlari bo$altma. takviyenin ardindan en basit yontem karburatore giren benzin hortumunu cikarip benzin gelene kadar hortumdan hava cekmektir. gozunuz benzin filtresinde olsun cunku agiza dolmasi pek ho$ degildir.

enjeksiyonlularda i$ biraz daha zahmetli. depo dibinde pislik varsa benzin bittiginde enjektorleri tikama olasiligi vardir. bende tam olarak olmadi ama araba biraz tekledi. tamamen tikanabilir diyenler var. enjeksiyonlularda bitirme derim ozetle. ama bittiyse de dunyanin sonu degil. istop eder etmez kontagi kapat ve takviye yoluna git. hic zorlama.
0
eusebiodelaparma
(24.03.08)
derler ki depoda benzin yokken benzin pompasını çalıştırmayı denemek (marşa basmak suretile), benzin pompasına zarar verir. aslı esası böyle midir bilmiyorum. ama şunu biliyorum ki, benzini asla bitirmemek lazım.

bir kere benzinim sıfırlanmıştı, arabayı bir hafta yerinden oynatamamıştım. sonradan öğrenmiştim ki, benzini biten araba, 3-5 litre benzin doldurulunca tekrar çalışmıyormuş. bayağı doldurmak gerekiyormuş depoyu.

bir de ne var? benzini sıfırlanmış araba, gerekli yakıt ikmali yapıldıktan sonra ilk çalıştığında ilginç bir duman yayar. bu duman FAZLA ilginçse ve pis bir kokuyla birlikte geliyorsa katalitik konvertör, lambda sensörü vesaire kontrol edilmeli. yanabiliyormuş (arızalanabiliyormuş). ben yaşamadım o kadarını, bilmiyorum.
0
actionary
(25.03.08)
(1)

Glukoz konsantrasyonunun anlık ölçümü

paranormal
Şeker hastalarında kullanılan cihazların çalışma prensibi nedir? Daha hızlı ölçüm metodları var mıdır?
Şeker hastalarında kullanılan cihazların çalışma prensibi nedir? Daha hızlı ölçüm metodları var mıdır?
0
paranormal
(24.03.08)
Şurası işe yarar belki:
health.howstuffworks.com
0
ermanen
(24.03.08)
(5)

işitme engellilikle ilgili filmler

os
olay gayet açık başlıkta, wasabi'de vardı Ryoko Hirosue oynuyordu işitme engelliydi sanırım...neyse, şimdiden sağolun.
olay gayet açık başlıkta, wasabi'de vardı Ryoko Hirosue oynuyordu işitme engelliydi sanırım...

neyse, şimdiden sağolun.
0
os
(24.03.08)
Wasabi'de yok.
Babel'de var.
Tam olarak istediğin "işitme engellilik" üzerine filmler mi, yoksa işitme engelli karakterlerin bulunduğu filmler mi?
0
late viper
(24.03.08)
nell vardi jodie foster oynuyordu galiba.
0
atmacaged
(24.03.08)
baldur
(24.03.08)
children of a lesser god ,marlee matlin
0
marcelorios
(24.03.08)
(4)

İktisat sorusu

ermanen
miktar: 1 toplam fayda :60 ,m: 2 t.f: 111 m: 3 t.f: 156 m: 4 t.f: 196 m: 5 t.f: 232 m: 6 t.f: 265Bu verilere göre tüketicinin fiyatı 1,5 lira olan maldan 5 tane satın alması durumunda 5. birime harcadığı son liranın marjinal faydası kaç olur?Teşekkürler...
miktar: 1 toplam fayda :60 ,
m: 2 t.f: 111
m: 3 t.f: 156
m: 4 t.f: 196
m: 5 t.f: 232
m: 6 t.f: 265

Bu verilere göre tüketicinin fiyatı 1,5 lira olan maldan 5 tane satın alması durumunda 5. birime harcadığı son liranın marjinal faydası kaç olur?

Teşekkürler...
0
ermanen
(24.03.08)
soruyu tam anlamamakla beraber şöyle bir yorum getireyim.şıklar arasında varsa ,tahminim doğrusu odur.
şimdi mal miktarı 1 den 2 ye çıkınca toplam fayda artışı ne kadar? 111-60=51
mal 2 den 3 e çıkınca 156-111=45
mal miktarı hep 1 arttığı için hemen 5 e gelelim.5. malı alınca 232-196=36

cevap 36 ise, soruyu doğru anlamışım.
ama neden fiyatı veriyor,galiba soruyu anlayamadım,
0
marcelorios
(24.03.08)
Cevap 24 imiş ama nasıl ulaşılıyor bilmiyoruz
0
🌸ermanen
(24.03.08)
cevap neden 24 çünkü son lira diyosun. son 1.5 lira deseydin 36 olcaktı. marcelorios 1.5 liraya göre hesaplamış.
0
baldur
(24.03.08)
böyle soru olmaz olsun:)
cümle düşüklüğü var.
0
marcelorios
(24.03.08)
(9)

en az kilo yapan alkol?

jay kay
bu isten anlayan arkadaslar su ickileri bana az kilo yapandan cok kio yapana siralayabilirmisiniz.viski,cin,bira,sarap,raki,votkatesekkurler
bu isten anlayan arkadaslar su ickileri bana az kilo yapandan cok kio yapana siralayabilirmisiniz.
viski,cin,bira,sarap,raki,votka

tesekkurler
0
jay kay
(21.03.08)
En azını bilmiyorum ama bira ve şarap gibi mayalı içkiler daha çok kilo yapar...
0
crown
(21.03.08)
Sarap (150ml) - 100 kalori
Viski/votka/cin/rom (45ml) - 100 kalori
Light bira (330ml) - 100 kalori
Bira (330ml) - 140 kalori

Bu verilerin hepsi asagi yukari degerler. Her birini de "bir porsiyon" olacak sekilde vermeye calistim.

Kilo vermeye calisiyorsun hic alkol almamakta, kilo almamaya calisiyorsan ise arada bir ve az miktarda icmekte yarar var.

Kokteyl ve karisik icecekler (orn: viski kola) daha kalorili oluyor tabi ki. Bacardi kola gibi bir sey iceceksen kolayi diet alman epey farkettirecektir.
0
wpi
(21.03.08)
bira falan acayip kalorili ama unutulmaması gerekir ki alkolün de kendi içinde kalorisi var.
yani ister biranın içinde ister votkanın içerisinde olsun kalorili bir şey.
demek istediğim saf alkol bile gayet enerji verici bir madde.
0
burfak
(21.03.08)
Burfak zaten biranın kalorisi içindeki alkolun kalorisi + biranın içindeki diğer malzemelerin kalorisi şeklinde hesaplanıyor. Genellikle de sek içkilerde alkolün kalorisinin yanında diğer eklentilerin kalorisi önemsiz derecede küçük kalıyor. Bu yüzden az alkollü sek içkilerde daha az kalori oluyor. Fakat wpi nin de dediği gibi kokteyllerde en az alkol kadar kalorili şeyler katılabiliyor içine. Bir de yanında ne yediğin de önemli. Rakının yanındaki meze, biranın yanındaki yerfıstığı, çerez de sonunda döt, göbek olarak bize geri dönüyor...
0
selimse
(21.03.08)
beyaz şarap, yanına meze olarak meyve. en diyeti budur.
0
pain
(21.03.08)
alkol eşiğide hesaba katılmalı , 6 bira içerek olmak istediğin noktaya varabiliyorsan 140*6, 3 kadeh viskiylede aynı seviyey ulaşabilirsin 100*3 , dolayısıyla viva condios diyip tekilla daha az kilo yapar teorisini orataya atıyorum
0
magoria
(21.03.08)
bence hiç biri!Peki neden?Çünkü alkol şekerden yapılır şekerde vücudumuzda kullanılmadığında(sanırım yani) direk olarak yağ olarak depolanır.
Gece alkol alıp yatıyosan bilki direk olarak yağa çevrilir.Fazla Kilo=yağ=alkol diyebiliriz bir bakıma
0
omer460
(21.03.08)
Ne olursa olsun içeceğiniz 1 kadeh veya bardaksa en uygunu bira.

ermanen'in verdiği linkler güzel. Bir de şuraya bakabilirsiniz:

www.calorieconnect.com
0
paranormal
(21.03.08)
(3)

çingenelerin dini

tan vakti
bildiğimiz çingeneler müslüman mıdır? yoksa ayrı bir meshebe mi aittirler? bilen var mı?
bildiğimiz çingeneler müslüman mıdır? yoksa ayrı bir meshebe mi aittirler? bilen var mı?
0
tan vakti
(19.03.08)
$ahsen gördüklerimin yarısı paraya diğer yarısı da içkiye tapıyordu. tabii bunlar benim gördüklerim. yakla$ık 343062 milyon yüz tane.
0
durum serserisi
(19.03.08)
en.wikipedia.org

edit: terliks önde :)
0
ermanen
(19.03.08)
Nufus cüzdanlarının din hanelerinde "kıpti" yazıyormuş. (sağlam fakat duyarak öğrendiğim bir bilgi)
0
non descript
(19.03.08)
(10)

ışığın sesi

badfan
cehaletimi mazur görün ama aklıma takıldı.ışığın sesi var mıdır? yani evrende ilerlerken ses çıkartır(üretir, ses çıkmasına sebep olur) mu?sonuçta kütlesi olduğu güşünülen birşey foton.yoksa saniyede 300.000 km hızla giden fotonlar hiç ses çıkarmaz mı?
cehaletimi mazur görün ama aklıma takıldı.
ışığın sesi var mıdır? yani evrende ilerlerken ses çıkartır(üretir, ses çıkmasına sebep olur) mu?
sonuçta kütlesi olduğu güşünülen birşey foton.
yoksa saniyede 300.000 km hızla giden fotonlar hiç ses çıkarmaz mı?
0
badfan
(18.03.08)
evrende madde olmayan (agirligi olmayan) hicbirsey yoktur (kavram ve yanilgilar haric tabi or:zaman, duygu, tanri)

buna gore fotonlarinda birbirlerine carptiklari zaman cok cok kucukte olsa bir titresim yaratabilceklerini dusunursek ses olusabilecegini dusunebiliriz.

ne cehaleti, estafiru..
0
theli
(18.03.08)
alakalı olabilir: (bkz: sinestezi)
0
nicin ben
(18.03.08)
ses dediğin aslında bir titreşimdir ışık da yeterli enerji içerdiğinde etrafındaki cisimlerde bir titreşim yaratabilir bu ışığın sesi olur, aynen aslında duyduğun su sesinin suyun sesi değil suyun lavaboya çarperken havada yarattığı titreşimler olması gibi
0
shirakahn
(18.03.08)
ben de tadını merak ederdim hep, dilimde lazer yanığı var şimdi :P şaka maka "sound of life" diye arattım ama müzisyenlere cazip bir şarkı adı geldiğinden alakasız bir sürü sonuç çıktı, boş vaktimde bakacağım.
0
kimlanbu
(18.03.08)
ermanen
(18.03.08)
ışık hem dalga teorisini hem de tanecik teorisini karşılayan bir kavram olduğu için kararsız kaldım ancak ışığın yol alırken değil, kaynağından çıkarken ses çıkarabileceği mantıklı geldi bana nedense.
0
nukleermalkav
(18.03.08)
Tam alakalı değil ama ışık ve photoresistorler yardımı ile güzel müzikler yapılıyor. Stephen Vitiello arayınız.
0
kurukafa
(18.03.08)
eğer ışık tam olarak maddeyse titreşimden dolayı sesi vardır ama frekans olayı çok farklı olduğundan duyamayız,eğer ışığın kaynağı patlama türeviyse zaten ses çıkartır,ama hava olmayan yerde mesela uzayda herhangi bir sesten bahsedemeyiz,ama gerçeği soruyorsan yoktur!
0
radikalherif
(19.03.08)
şimdi ses dediğin, mekanik bir dalga. bildiğin mekanik işte. kütür kütür.

ışık, diğer yandan, elektromanyetik dalga.

ikisinin benzer yönleri olmasına rağmen, pek dönüşmezler.
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(02.04.14)
ses çıkması için "sürtünmesi" lazım. madde olsalar bile o kadan küccükler ki, bir şeye sürtmeden fıtı fıtı aradan geçiyorlar.
0
zazazaraeta
(02.04.14)
(12)

hakeme itiraz

tabudeviren
1) futbolcular hakeme itiraz ettiğinde hakemin "aaa! evet, haklısınız.. kararımı geri alıyorum" dediği oluyor mu? yoksa futbolcular sırf karşı çıkmak, kabullenmemek için mi itiraz ediyor?2) belirsiz pozisyonlar için (örn. topun çizgiyi geçip geçmemesi) neden kameralı bir sistemi yapılmıyor? hemen or
1) futbolcular hakeme itiraz ettiğinde hakemin "aaa! evet, haklısınız.. kararımı geri alıyorum" dediği oluyor mu? yoksa futbolcular sırf karşı çıkmak, kabullenmemek için mi itiraz ediyor?

2) belirsiz pozisyonlar için (örn. topun çizgiyi geçip geçmemesi) neden kameralı bir sistemi yapılmıyor? hemen orada müdahale edilip doğru karar verilse kötü mü olur?

elbet birisinin aklına gelmiştir bunlar. bir yoklayayım sizi..
0
tabudeviren
(17.03.08)
:) bence reflekten oluyor o itirazlar, henüz hiç rastlamadım "aa evet haklısınız" diyen hakeme, ömrümün tribünlerde geçmesine rağmen:)
0
baoks
(17.03.08)
"aa evet haklısınız" dedi mi bilmiyorum ama bir maçta golün skorbord'tan silindiğini biliyorum.
0
fredi
(17.03.08)
Kameralı sistemler falan filan futbolun ruhuna aykırı bulunuyor otoriteler tarafından. Sadece kamera değil, sahadaki hakem sayısı da artırılabilir, maçtan sonra posizyonlar hakkında karara da varılabilir vs. vs. Son zamanlarda çizgiyi geçince öten toplar falan yapılmaya başlandı ama kimsenin "oo süper buluş laan" dediğini sanmıyorum.

Futbolun kanında var hatalar.
0
fredi
(17.03.08)
özetlerde falan izlerken anlatan kişiler genelde "itirazlar tabii ki kararı değiştirmiyor" gibi laflar ederler. bence itiraz sadece tepkiden. karar değiştirme olayında ise sadece yardımcı hakemler(4. hakemi bilmiyorum) etkili olabiliyor, tsl'de bi maçta görmüştüm yan hakemin uyarısıyla karar değiştirildiğini. ama tabii takdir orta hakemde olduğu için yan hakem bikini giyse bile karar değişmeyebilir. sadece futbolcular itiraz ederken yan hakemi gösterirler : )
0
infernal majesty
(17.03.08)
şöyle oluyor. diyelim hakem haksız bir penaltı kararı verdi. futbolcular yoğun bir şekilde itiraz ediyorlar. hakem penaltıyı verdikten sonra "aa evet lan doğru söylüyosunuz penaltı değil galiba" diyip kararı geri almaz. ama futbolcunun itirazı ve baskısı, hakemi kendi içinde "lan penaltı değil miydi acaba. çocuklar haklı galiba" diye düşünmeye iter. penaltıyı vermiş bulunduğu için geri alamayan hakem vicdan yapar. rakip takım aleyhine de salak bir penaltı, kabak gibi ofsaytı vermeme gibi saçma kararlar verip vicdanını rahatlatmaya, haksızlığı ortadan kaldırmaya çalışabilir.
0
kibritsuyu
(17.03.08)
itiraz eden değil de mesela faule maruz kalan adam yok hayır bişiy yok derse (bir kaç kez duymuştum fair play ödüllerine bkz) hakem vazgeçebiliyor.
0
darknum
(17.03.08)
1) hakeme itiraz bilinçli bi şey değil. bi sonuç getireceğinden fln değil yani. tamamen refleks. hakemin de oyuncunun itirazıyla verdiği kararı değiştirmesi gibi bir durum olmaz. yardımcılarına danışıp değiştirebilir en fazla.

2) bunun en büyük sebebi oyunun sürekli itirazlarla durdurulmasını engellemek. böyle bi sistem gelirse ota boka hadi kayıtlara bakalım demesinler diye sıcak bakılmıyor.
0
sijwocaq
(17.03.08)
2) Şöyle bir sistem varmış:
topics.nytimes.com
0
ermanen
(17.03.08)
1. kibritsuyu'nun dediklerine aynen katılıyorum. tabii bir de oyuncuların 90 dakika boyunca fiziksel kapasitelerinin %100'ünü kullanarak yaptıkları bir şey bu futbol oynamak. yorgunluk, tam konsantrasyon, vücuttaki yüksek adrenalin ve daha başka bir takım salgılar sayesinde haksız addettiğiniz bir karara karşı tahammül eşiği azalıyor. bu da işin psikoloji ve insan anatomisiyle ilgili kısmı. halı saha maçı yapanlar bilirler, en yakın arkadaşlar bile ipe sapa gelmez durumlarda birbirlerine girip papaz olabiliyorlar o durumda.

2. bence 90 dakika sonrası, bir sonraki maça kadar olan kısımda dönen goldü-gol değildi, ofsayt mıydı değil miydi geyikleri işine geliyor futbol endüstrisinin ve yönetiminin. baktığımız zaman futbol özü itibariyle çoğu zaman diğer bazı spor dallarına kıyasla o kadar da heyecanlı, spektaküler olamayabiliyor (ben diğer çok ilgi duyduğum nba'le kıyaslıyorum mesela). bu tarz tartışmaların, kamplaşmaların vs. ilgiyi ayakta tuttuğu göz önüne alınarak bu tartışmaları giderebilecek bazı önlemleri özellikle almıyorlar diye düşünüyorum.
0
hulleci
(17.03.08)
hakeme itiraz kararı 180 derece değiştirmez ama karara yeni şeyler katabilir. mesela ekran başında şahit olmuşsunuzdur futbolcular öyle bir itiraz eder ki bazen. hakem kart çıkarmayacağı halde kart çıkarır. bu seneki kayserispor-fenerbahce maçında edu'ya çıkarılan sarı kartlardan biri böyledir mesela. pozisyonun sarı kart gerektirip gerektirmediği önemli değil burada hakemin diğer futbolculara boyun eğmemesi önemli ama oluyor işte arada.
0
baldur
(18.03.08)
bir sonraki kararı etkilemeye binayen oluyor bu itirazlar istem dışı olsa da.ayrıca basketbolda sert itirazlar karar değiştirdiğini çok görüdm.futbol böyle ahlaksız bir şey işte, her şeye itiraz.
0
x factor
(18.03.08)
topun çizgiyi geçip geçmediğini elektronik olarak belirleyen bir sistem gelecek ilerde. hakem kararlarına teknolojinin katılması ilk bu şekilde olacak. sadece gol mü değil mi görebilmek için.
0
pispinti
(18.03.08)
(17)

uçuk senaryolu oyun arıyorum...

nihilanth
tanrı olup insanların hayatına yon verdigin, ogretmen olup sınıfı idare ettigin, bir adamın kafasındaki bit olup yasam mucadelesi verdigin vs.. garip senaryolu oyunlar arıyorum. tür farketmez. başyapıt olması gerekmiyor, eğlendirsin yeter.örnek vermek gerekirse theme hospital,emergency vs. onlar gib
tanrı olup insanların hayatına yon verdigin, ogretmen olup sınıfı idare ettigin, bir adamın kafasındaki bit olup yasam mucadelesi verdigin vs.. garip senaryolu oyunlar arıyorum. tür farketmez.

başyapıt olması gerekmiyor, eğlendirsin yeter.

örnek vermek gerekirse theme hospital,emergency vs. onlar gibi değil farklı olsun ama.
0
nihilanth
(17.03.08)
psx için, bir evin içindeki sivrisineği oynadığınız oyun vardı. adını hatırlayamadım..
0
lepidodendron
(17.03.08)
spore'u bekle. :)
0
kurukafa
(17.03.08)
intihuatani.usc.edu

Şimdi denk geldim. :)
0
kurukafa
(17.03.08)
cok eski oyunlar arasinda (bkz: battle bugs) vardi. bocekler arasi savas. her turden gucten hizdan bocekler sinekler vs.ler
ben cok severdim
0
la traviata
(17.03.08)
(bkz: bully)
0
ravioli
(17.03.08)
(bkz: bad mojo)
0
dalamar
(17.03.08)
black&white tabii ki
0
dumur
(17.03.08)
eyvah sporu'u çok merak ettim şimdi. tam istediğim gibi bir oyun ya.. flowing ise snake benzeri bir şeymiş. biraz daha gelişmiş bir şey lazım bana :)

bully , black & white ve battle bugs'a akşam bakıcam. bad mojoyu da biliyordum,hatırlattıgın için çok sagol. redux sürümü çıkmış onu indireceğim.
0
🌸nihilanth
(17.03.08)
Worms World Party'i bilmez miyim. Tüm worms serisini oynadım. Hala oynarız arkadaşlarla.
0
🌸nihilanth
(17.03.08)
90 larda bug diye bir oyun vardi-tam adini bulamadim-. bocek olarak oyuna basliyordun, sonrasinda da insanlarin arasinda oyuna devam ediyordun filan. ama illa ki ucuk bir senaryo istiyorsan sana

SANITARIUM

der ve baska soze gerek kalmadigini belirtip kenara cekilirim.
0
egotm
(17.03.08)
evolution vardı bir de eskiden, pek sevilmeden geçip gitti sanırım.
0
arwear
(17.03.08)
o degilde yillar once benim aklima takilan bi oyun turu vardi, EA games gibi buyuk firmalarin yapabilecegi birsey anca. soyle ki; EA gamesin urettigi bilimum oyunu bunyesinde tasiyacak bir oyun. mesela; oyuna lara craftin gotunu kurtarmakla baslayalim, kurtarinca trabzonspor ile milan'i fifa 2008de yenmek zorunda kalalim. yenersek age of emrires acilsin ve eger bizanslarla vikingleri ezebilirsek call of duty de karsi cepheyi patlatmak zorunda kalalim,,, ,,,,

of super olur. gerci bunu gerceklestirmek icin firmaya gerek yok, rip'erler falan yapar belki bunu.. Game Of Games (guzel oldu)
0
theli
(17.03.08)
sheep vardi yillar once, oynadigim en ucuk ve eglenceli oyunlardan biriydi
0
locutus
(17.03.08)
patapon var psp için.
0
chavezding
(17.03.08)
sanitarium'u da çok eskiden oynayıp bitirmiştim. hayranımdır ona.
madem bu başlık dikkat çekti bu kadar ben de daha fazla oyun tavsiye edeyim ilginç konulu.

hopkins fbi, bluppi (bluppinin tam versiyonunu bulmak zor gibi, demosunu oynamıştım yıllar once)
0
🌸nihilanth
(17.03.08)
theli, "şerefsizim aklıma gelmişti" türünden bir şey yazmışsın :) sürekli düşündüğüm bir şeydi. o şekilde oyunlar var diye biliyorum çok gelişmemiş olsa da. mesela arcade bir oyunda doom'a bağlanıyorduk (fps) sonra tekrar düzeliyordu oyun. yine the sims'de de benzer atraksiyonlar olması lazım. bunu çok daha gelişmiş yapabilmek için tabi ki birbirinden ayrı ekipler ve büyük maliyet gerekiyor.
0
🌸nihilanth
(17.03.08)
mr. mosquito : Bu oyunda sivrisineksin.

voodoo vince: Bu oyunda voodoo bebeğisin.

parappa the rapper: Bu oyunda köpeksin.

Bonus:
(bkz: katamari damacy)
0
ermanen
(17.03.08)
(4)

ingilizce resmi tatil

aynali
kardeşimin ingilizce ödevi için çeşitli resmi tatil günlerinin ingilizce adları lazım.bazılarına ulaşmam mümkün olmadı.bilen vardır umarım.- 18 mart çanakkale zaferi-19 mayıs gençlik ve spor bayramı.
kardeşimin ingilizce ödevi için çeşitli resmi tatil günlerinin ingilizce adları lazım.bazılarına ulaşmam mümkün olmadı.bilen vardır umarım.
- 18 mart çanakkale zaferi
-19 mayıs gençlik ve spor bayramı.
0
aynali
(16.03.08)
ermanen
(16.03.08)
18 mart yok orda ama. çanakkalede resmi tatilmiş sanırım 18 mart.victory of canakkale desek olmaz herhalde.
0
🌸aynali
(16.03.08)
Şöyle doğru olur:

March 18 - Çanakkale Victory Day
0
ermanen
(16.03.08)
Şunu buldum bir de:

www.adana.gov.tr
0
ermanen
(16.03.08)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.