Giriş
(4)

Doktor ne demek istedi?

Improbable
aşağıda bir hemoroid sorusu görünce aklıma geldi. yıllar önce istemeyerek doktora gitmiştim, direk sıyırın deyip parmaklamıştı. teşhis falan hadi neyse de "sizin gibi insanlarda olur" derken ne demek istedi acaba, soramamıştım da :) o zamanlarda da çok düşünmüştüm şimdi de takıldı yine. bence eşcin
aşağıda bir hemoroid sorusu görünce aklıma geldi. yıllar önce istemeyerek doktora gitmiştim, direk sıyırın deyip parmaklamıştı. teşhis falan hadi neyse de "sizin gibi insanlarda olur" derken ne demek istedi acaba, soramamıştım da :) o zamanlarda da çok düşünmüştüm şimdi de takıldı yine.

bence eşcinsel sandı. yoklama mı çekti ya da ne bileyim, sizce neden öyle demiş olabilir? boy kilo normal yağız bir delikanlıydık o zamanlar.
0
Improbable
(17.04.26)
masa başı iş mi yapıyorsun?
+3
liberal
(17.04.26)
yaptığın iş - beslenme alışkanlıklarından vs bahsettiysen onları kastetmiş olabilir mi? örneğin hocam biz antepliyiz yemekleri çok baharatlı acı yeriz vs dediysen ondan demiş olabilir mi?
+1
Sadece soruyorum
(17.04.26)
stres var dediyseniz ve modunuzu düşük gördüyse, bunu kastetmiş olabilir.
+1
lil siztah
(17.04.26)
tabi ya meslek, hiç aklıma gelmemişti neler kurmuşum :)
0
🌸Improbable
(17.04.26)
(4)

Aşık olma/hoşlanma duygusu

gobekliraki
Bu duygu özlenir mi. Sabah eski karım aklıma geldi, tanışmamız falan falan diye öyle daldım gitti. Ayrılalı epey sene geçti. Sabah düşününce tekrar bi içim değişik oldu. İnsan özler mi bu hisleri?
Bu duygu özlenir mi. Sabah eski karım aklıma geldi, tanışmamız falan falan diye öyle daldım gitti. Ayrılalı epey sene geçti. Sabah düşününce tekrar bi içim değişik oldu. İnsan özler mi bu hisleri?
0
gobekliraki
(16.04.26)
Bu hisler özlenir fakat tekrar gerçekleşsin diye değil daha çok nostaljik bir durum gibi. Ayrıca bu durum saptırılmış bir gerçeklik içerir, şimdiden bakınca geçmiş güzel görünür.
+1
grimavi
(16.04.26)
yillar once, daha da yillar onceki birine bi boyle hislerim gelmisti. actim eski mesajlara falan baktim. o guzel hatirladigim zamanlarda aslinda cok sacma kavgalar kabaliklar falan da varmis unutmusum hep.

normal bir de bence sonucta zamaninda evlenmeye karar verecek kadar bir seyler olmus akliniza gelir yni
0
aguen
(16.04.26)
Özlenir :) nadiren bu kadar yüksek duygular hissedebiliyoruz insanlara karşı çok özeller o sebepten. O zamanları, içinizdeki sıcaklığı özlemle hatırlamak çok normal.
0
fildirfildir
(16.04.26)
ben de eşimle ilk tanıştığımız zamanları vs hatırlayınca çok mutlu oluyorum, çok tatlış bir ruh hali. aklın havada oluyor böyle. o sene 8 dersin 5inden kalmıştım djhfjh
0
Sadece soruyorum
(17.04.26)
(5)

Uykum var uyuyamıyorum

Batuhanolabilir
Yaşlanma belirtisi mi bu ne. Hiç stresli bir hayatım da yok Allaha şükür. Esniyorum esniyorum uykuya dalamıyorum. İlk defa başıma geldi. Çok acayipmiş. Uyku kaçması değil bu. Uykum var içim geçeyazıyor ama uyuyamıyorum
Yaşlanma belirtisi mi bu ne. Hiç stresli bir hayatım da yok Allaha şükür. Esniyorum esniyorum uykuya dalamıyorum. İlk defa başıma geldi. Çok acayipmiş. Uyku kaçması değil bu. Uykum var içim geçeyazıyor ama uyuyamıyorum
0
Batuhanolabilir
(15.04.26)
sürekli bir durumda doktora gitmekte fayda var, ama bir gün veya birkaç gün süren bir şeyse yaşlanmayla falan ilgisi olmayabilir, illa bir sebebi olmak zorunda değil. benim de bir günümün bir günümü tutmadığı şeyler oluyor. o gün fazla çay kahve içtiysenz o bile etkilemiş olabilir.
+1
Sadece soruyorum
(15.04.26)
malesef bu bir lanet. uykulu ve yorgun olmak ama asla o uykuya dalamamak. o tatlı geçişi yaşayamamak bilen bilir. vagus siniriyle ilgili bir hareket öneriyorlar iyi geliyormuş bu durumlara. göz kapalı iken gözleri sağa sola aşağıya oynatıp sonra şaşı yapmak..araştırılabilir.
0
iwillsee
(15.04.26)
acaba son zamanlarda kafanızı taktığınız bir mevzu mu var? ondan da olabilir sanki...
0
pangea
(15.04.26)
bende de oluyor bu aralar. sözlükte herkesin uyutuyor dediği bir ağrı kesiciyi yazdı doktor alakasız bir bir sağlık sorunum için, o bile fayda etmedi.

ters psikoloji yapıp uyumamaya çalışmak işe yarıyor diyorlar.
0
inheritance
(15.04.26)
Yaşlanma belirtisi olsa koltukta bile uyuklarsın bence :)

Ben fiziksel ya da mental olarak aşırı yorulduğumda uykuya dalamıyorum ama bıraksan ayakta uyuycam. Belki sende de son zamanlarda böyle bir durum gelişmiştir. Uykuya dalmayı kolaylaştırıcı bitkisel bazlı haplar, magnezyum vs alabilirsin.
0
truf
(15.04.26)
(3)

Avrupa ülkeleri arasında emeklilik günü saydırma mümkün mü?

stefano
Örneğin çalışma hayatının bir bölümünü Almanya'da bir bölümünü de Litvanya'da geçiren biri bu iki ülkeden birinde emekli olabilir mi?
Örneğin çalışma hayatının bir bölümünü Almanya'da bir bölümünü de Litvanya'da geçiren biri bu iki ülkeden birinde emekli olabilir mi?
0
stefano
(14.04.26)
Evet.

Hatta Almanya Turkiye arasinda bile gun saydiriliyor. Ama Turkiye'nin her Avrupa ulkesi ile benzer anlasmasi yok.
0
sertac akin
(15.04.26)
ülkeler arası anlaşmalara bakmak lazım tabi olay özelinde ama ben olmuyor diye tahmin yürütüyorum. ama şunu duymuştum, mesela senin türkiyede 2 bin çalışma günün var, sonra başka ülkeye gittin ve o ülkede uzun yıllar yaşadın çalıştın. sonra emekli olmak istersen Türkiyeye gelip kalan 5 bin günü SGKya borçlanma yapıp ödeyip Türkiyede emekli olabiliyorsun. yani bu sırada diğer ülkede de emekli olmuşsan çift emekli maaşın oluyor.
0
Sadece soruyorum
(15.04.26)
evet yurt dışı borçlanma diye bir muhabbet var
0
alibilir
(15.04.26)
(6)

Bim'e gitsem, kamera kayıtlarına baktırırlar mı?

ya ben lan neyse
cebimde 20 bin vardı, düştü, en son buraya gelmiştim, desem? orada olduğum tam 10 dakikalık arayı da saat olarak biliyorum. izletirler mi? polisi falan karıştırmadan?
cebimde 20 bin vardı, düştü, en son buraya gelmiştim, desem? orada olduğum tam 10 dakikalık arayı da saat olarak biliyorum. izletirler mi? polisi falan karıştırmadan?
0
ya ben lan neyse
(14.04.26)
izletmek zorunda değiller. hatta polis bile öyle hemen telefon ettin diye izlemeyebilir. şikayetçi olursunuz. sonra delil olarak kontrol edilir.
0
sivri sinek
(14.04.26)
Zorunda degiller ama izletirler bence
0
üğpoıuy
(14.04.26)
izletmek zorunda değiller ama şirinlik yaparsanız izletebilirler. kurumsallıkları tutarsa izletmezler. geçen gün ikea'da rafta duran içindeki ürün bitmiş (mum muydu neydi ürün de), atılacak boş kutuyu istedim. tam 45'lik plak koymak için uygundu. el kadar ufacık kutu anasını satayım. onlar sayılı, geri dönüşüme veriyoruz, veremeyiz dedi vermedi ya la adam raftaki ufacık boş kutuyu. sormayıp alıp götürsem kimse bir şey demezdi, dürüstlüğüm tuttu sordum.

bu arada bana başka bir şeye bakmak istiyorsunuz da param kayboldu bahanesi uyduruyorsunuz gibime geldi. tamamen kendi fikrim, kendi hissiyatım. belirtmek istedim sadece.
+12
kibritsuyu
(14.04.26)
bence izletmezler, bizim komşunun park halindeki arabasına çarpılmıştı, evin altındaki kuruyemişçi bile kurumsal ayağı yaptı ve izletmedi kamerayı. asla sorumluluk almazlar başımıza bir şey gelir diye korkarlar ama şansını dene tabi ki.
0
Sadece soruyorum
(15.04.26)
annem cüzdanını kasada bıraktığından şüphelenmişti; üç harfli başka bir market izletmişti. yaşlı bir insanın işini kolaylaştırmak için yapabilirler ama sizin durumunuz şüpheli. mesela ben başka bahane sunabilirim ama aslında hasmımı takip ediyorumdur; oradaki görüntüye göre suç işleyeceğimdir vs; bu riske gireceklerini sanmıyorum. çoğunlukla biz bakarız, size döneriz diyorlar.

yine bizim bahçede bir hırsızlık olmuştu, kaçan aracın plakasını göremedim. alt sokaktaki elektrikçi -kamera montajı da yapan biriydi- dükkanın önündeki kameranın görüntülerini vermemişti şrfsz mesela. dışarıda da millet bu işlere uyandı, karışmak istemiyorlar +1
-1
lil siztah
(15.04.26)
sana izletmezlerse bile onların izleyip orda düşüp düşmediğine bakmalarını istesen? ona göre polise gidersin mesela.
0
rayde
(15.04.26)
(8)

Kedi tuvaleti tavsiyesi

yedigimiztavuk
8 yıllık düz kedi tuvaletimin opak kapısını tuvalete bağlı tutan minik çıkıntılardan biri kırıldı. Parçayı da yapıştırmayı deneyecektim ama kaybettim. Yeni bir kedi tuvaleti almak istiyorum. Tavsiyelerinizi rica ederim. Kedim 5,5 kilo, 8 yaşında.
8 yıllık düz kedi tuvaletimin opak kapısını tuvalete bağlı tutan minik çıkıntılardan biri kırıldı. Parçayı da yapıştırmayı deneyecektim ama kaybettim. Yeni bir kedi tuvaleti almak istiyorum. Tavsiyelerinizi rica ederim. Kedim 5,5 kilo, 8 yaşında.
0
yedigimiztavuk
(13.04.26)
www.amazon.com.tr
Şu modelden çok memnunuz biz. Biri 5,5 kilo 11 yaşında, biri 8 kilo 6 yaşında iki kedimiz de rahat kullanıyor.
0
kobuzchu kiz
(13.04.26)
bence çok büyük olanlar iyi değil ya. çünkü çok büyük olduğunda kum derinliğini ayarlamak çok zor. bissürü kum koymak gerekiyo en az 7 cm olması için. xxl değil de orta boy bişey almak daha iyi gibi geliyo bana.
0
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Geçen hafta aynı sorunu yaşadım ve plastik cırt kelepçe ile sorunu çözdüm. opak kapının kırılan parçasına yakın köşesinden bir delik açın ve plastik kelepçeyi içinden geçirip kapının rahatça sallanabileceği şekilde boşluk vererek sıkıştırın. Ta taaam, küçücük bir plastik parça için yenisini almaktan kurtuldunuz.
+1
thracia
(14.04.26)
yeni çıkan şu açık tuvaletlerden aldım ben. aşırı memnun kaldım. kum dağılması resmen azaldı etrafı yüksek ve girişi yandan olduğu için. hem de kum tozutsa da bebeler çok solumamış oluyor.
www.hepsiburada.com
+1
bxgx
(14.04.26)
@thracia nasıl delebilirim? kesin kırarım ben onu delerken ya. bir de o plastik kelepçe nereden alınır? herhalde tavsiye ettiğin şekilde olanı trendyolda vs vardır. pek bilmediğim bir eşya.
0
🌸yedigimiztavuk
(15.04.26)
@yedigimiztavuk en kolay yolu, ince bir yıldız tornavidanın ya da benzeri bir tornavidanın ucunu ocakta ısıtın, plastiğe bastırdığınızda kırmadan hemen eritip delecektir. Plastik kelepçe (cırt kelepçe diye de geçer) hemen her yerde bulabilirsiniz, koçtaşta, ya da herhangi bir internet sitesinde vs.
0
thracia
(15.04.26)
@thracia 'nın dediği parçayı evin etrafındaki bir milyoncu veya nalburda bulabilirsiniz çok basit bi şey.

bu arada kırıldı dediğiniz kısım kedi tuvaletinin ileri geri sallanan kapısı di mi ya? benim dana kedim onu nasıl yaptı anlamadım ama çıkarıp atmıştı bi kenara. ben de bi daha hiç takmadım. bizimkinin kapısı yok öyle kullanıyoruz. önünde delikli paspas var, biraz kum çıkıyo ama günlük veya 2 günde 1 etrafını süpürüyorum idare ediyoruz. hiç takmasanız bile idare edersiniz aslında.
0
Sadece soruyorum
(15.04.26)
www.trendyol.com

şundan çok memnunum veterinerim üzeri açık al dedi kumların tozu astım yapıyor çocukları vakalar arttı dedi.. bunu hiç kazımıyorum 2 yandan kaldırınca herşey açığa çıkıyor kazımadan direk çöpe atıyorum

koku oluyor diyorsan karbon kedi tuvalet koku hapsedici kullanabilirsin active clean carbonlar var
0
eja
(15.04.26)
(24)

Aktivist biriyle ilişki yaşar mısınız?

64654942
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatm
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatmış biri mesela. Çevresindekilere sendikal tepki verme, hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim. Az çok anladınız sanıyorum.

Böyle biri ciddi ve uzun vadeli bir ilişki açısından size fazla mı gelir? Biraz fazla hareketli ya da belki saldırgan mı bulursunuz? Yoksa diğer şeyler yolundaysa çok da problem etmez misiniz?
-1
64654942
(13.04.26)
Her şeye atlayan birini sevmem.
-18
arbre
(13.04.26)
Kendisine saygı ve hayranlık duyarım. Başka, daha medeni bir ülkede olsak ilişki de yaşarım.

Ama bizim ülkemizde noo....

Kendisine, ailesine, çocuklarına zararları dokunabiliyor böyle bir şeyin.

Babam sağ-sol olaylarında alevi-sünni olaylarında yeterince savaş vermiş. Annemle boşanmışlar. Olan ilişkisine ve mental sağlığına oldu. Elde var sıfır.

Bizim ülkemizde "bırak sen mi kurtarıcan dünyayı" modunda takılmak lazım eğer düzenli bir hayat kurmak istiyorsan. Gerçi onu da herkes yapamıyor işte içi içini yiyor haksızlıklara karşı.
+1
ananiyimioguz
(13.04.26)
Bana fazla geliyor ya. Önyargısız şekilde söylüyorum. Bir konuda idealleri olan insanlarla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi, hayatına tanık olmayı seviyorum ama ben bu kadar aktif biri değilim. Kendim bu tempoyu ve ateşi kaldıramıyorum. Haliyle ilişki anlamında da böyle birini taşıyamazdım heralde. Yolu bahtı açık olsun deyip geçtiklerim oldu. İyi insanlardı.

Problem etme anlamında, ben problem etmezdim de, problem oluyor ister istemez. Böyle insanların beklentileri oluyor, normaldir heralde.
+4
akhenaten
(13.04.26)
bana çok çekici gelir. doğrunun peşinden giden ve korkmayan biri. bayılırım. bunu yazarken hangi doğruyu savunduğu önemli mi diye sordum kendime, tabi benim doğrularıma uyması lazım. bana uymayan bir doğrunun aktivistine (aynı olgunlukla davranıyorsa) saygı duyarım ama o çekici gelmez.
+1
mezzosprite
(13.04.26)
Geziye katılmış biri yükselmem için ekstra sebep olur. İmamoğlu protestoları zaten…
Apolitik, ruhsuz biri olmasındansa şöyle haksızlığa gelemeyen, elini taşın altına koymaktan gocunmayan biri olması yeğdir.
+1
ekimoloji
(13.04.26)
Diğer şeyler yolundaysa hanesine + puan yazar.
0
gabe h coud
(13.04.26)
Hayir.
-5
Purple life
(13.04.26)
Çok yorar.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Imamoglu protestolarinda gozaltina alinmasi direkt ilgimi kaybetmeme yol acardi. Sadece gezi falan olsa problem olmazdi.
-10
ghilleinthemist
(13.04.26)
"hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim."

Baskı yapmıyorsa güzel. bu ülkede başımıza gelenlerin sebebi karşı tarafın örgütlü olup bizim örgütsüz olmamız değil mi zaten?

Bu derece hareketli arkadaşlar biliyorum. Hatta ilgisi olan da oldu ancak "Böyle insanların beklentileri oluyor" denmiş daha önce de. Evet haksızlıklara gelemeyen bir insanım ama böyle hareketli biriyle olur mu diye bir düşünüyor insan. Sonuçta ben de bu kadar mental ve fiziksel efor harcamak konusunda kendime güvenemem.

Yine de iyi ve tutarlı bir insansa düşünülebilir. Ne derece beklentileri oluyor, yetişememe kaygısı baş gösteriyor mu? Belli bir süreç içerisinde anlaşılır zaten
+1
nerthus_
(13.04.26)
temeline marksizmi ve sosyalizmi almamış aktivizm bana boş geliyor. herhangi bir konuda ses çıkarıp mücadele edene saygım sonsuz, aktivizmi "her şeye burnunu sokmak" olarak gören köle zihniyetinden her türlü iyidir o ayrı bir şey ama ben kendi hayatımda o kadar harala güreleye gelemem kapitalizmi, mevcut düzeni hedef alamayan bir mücadele için. komünist kızla olur, onunla ilişki yaşamakla kalmam onu çok severim ve öperim ama gerçekçi olursak öyle yüreği olan kadın bana bakmaz zaten.
-2
der meister
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı?
+4
sekizdokuzon
(13.04.26)
Şule Aydın gibi akilli bir tipse olur, bombalar altinda sevisiriz.
ama depresyon hirkasi giyip, polise molotof atip iceri giriyorsa tesekkur eder kacarim.
solculuk parayi bulana kadardir turkiye'de..
-3
cooperr
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı? +1

Saygı duyarım duymasına ama karşılıklı yapamayız. Bu yönden aktif birisi olamadım.
+1
put it in your appropriate place
(13.04.26)
Sendikal faaliyette bulunan birine, diğer kriterlerden bağımsız olarak, amasız fakatsız müthiş saygı duyarım. İşveren olarak söylüyorum bunu ayrıca.

Marksist olduğunu varsayıyorum bu kişinin, öyleyse ciddi bir artı puan.
0
sailor
(13.04.26)
En güzel aşk, en güzel ilişki aktivist insanla yaşanır. Öyle bir insan asla unutulmaz.
0
rock n roll
(13.04.26)
bircogu otistik oluyor, sabah aksam sosyal ve politik meselelerden bahsedip saglam kafa aciyorlar. bu cevabimdaki otistik kelimesinden bile kurtlaniyorlar. hic isim olmaz.
-9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.04.26)
yaşamazdım çünkü onun enerjisine yetişemezdim. fikir olarak okey iyi hoş ama ben evden çıkmayan biri olduğum için muhtemelen o da beni istemezdi. bi de ben öyle birkaç insan biliyorum, kendi hayatlarını tamamen bi kenara bırakarak yaşıyolar. bu da benim açımdan biraz yorucu olurdu. örneğin benim gündemim hafta sonu sevdiğim waffle cıya gitmek, onun gündemi ise eyleme gitmek olurdu ve anlaşamazdık.
+1
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Aktivist kişi beni ne yapsın +1
0
peki madem
(14.04.26)
Aktivist insan iyidir, ilişkide insanı geliştirir, benim hoşuma gider.
0
blue rebel motorcycle club
(14.04.26)
Kendisine saygı duysam da, şahsen uzun süreli birliktelik için tercih etmem. Çünkü aktivist arkadaşlarımdan bile bir süre sonra sıkılıyorum. Hayata bakis acilari cok rigid. Her konuyu politik bağlamda değerlendiriyorlar. Her şeye muhalif ve agresif yaklaşıyorlar. Örneğin, onunla sırf kafa dağıtmak için basit bir Amerikan komedi filmi seyredemezsin. İkili ilişkilerde de davası her zaman senden daha önemli olacaktır.
+1
tekdir ile uslanmayan kiz
(14.04.26)
aktivist biriyle aktif bir iliski yasar, zirvede birakirdim.
-1
banach
(15.04.26)
Arkadaşlık dahi etmem. Oy kullananlarla dahi etmem. Zaten ilişkiyle milişkiyle işim olmaz da yine de söyliyim.
-2
Batuhanolabilir
(15.04.26)
Hayır asla yaşamam. Katlanamıyorum. Sürekli bir yakınma ve isyan oluyor bunlarda..
-3
runaway
(15.04.26)
(5)

Nikah+kokteyl organizasyonu (4 saat) için müzik planlaması

duguit
Evlilik organizasyonu yaparken bu konuda kararsız kaldık, fikir almak istedik. İkimiz de klasik bir düğün (ilk dans, pasta kesme, çiçek atma vs şeyler) sevmediğimiz için nikah + kokteyl tarzı bir organizasyon yapacağız. 19.30'da başlayacak ve 3-4 saat sürecek, alkollü olacak, tahminimce 400 kişi civ
Evlilik organizasyonu yaparken bu konuda kararsız kaldık, fikir almak istedik. İkimiz de klasik bir düğün (ilk dans, pasta kesme, çiçek atma vs şeyler) sevmediğimiz için nikah + kokteyl tarzı bir organizasyon yapacağız. 19.30'da başlayacak ve 3-4 saat sürecek, alkollü olacak, tahminimce 400 kişi civarı olur. İlk 2 saat karşılamaydı nikahtı (takı olayını da halletmek gerekecek) vs bir şekilde geçer, kandaki alkol miktarının artmasıyla birlikte kendi seçtiğimiz şarkılarla 1-2 saat dans etmek gibi bir plan var. Bu durumda canlı müzik yapan bir gruba gerek var mı yoksa dj olsa yeter mi? Bize dj daha mantıklı geliyor şarkıları kendimiz seçeceğimiz için. Ama canlı müzik olursa daha mı eğlenceli olur ya da daha tamamlanmış bir etkinlik gibi hissettirir acaba, bilemiyorum.

Genel olarak ikimiz de ilgi odağı olmayı sevmiyoruz, nikah töreni dışında gözlerin yalnızca bizde olacağı şeyler olmaması için uğraşıyoruz. Ama bir yandan da akmayan, cansız bir organizasyon olmamasını istiyoruz. Nasıl yapalım?
0
duguit
(12.04.26)
ilgi odağı olmayı sevmeyen bir çift için 400 kişilik eğlence bana biraz garip geldi :d

sanırım iki tarafın da aile ve akrabaları, kokteyle katılacak kadar modern tayfadan. bunu ben de isterdim. ne iyi aileleriniz var yahu. benim baba tarafı malum...

ben, düğün ve türevlerinden hiç hoşlanmayan, çok kalabalık bir grupta ilgi odağı olmaktan zerre haz etmeyen biri olarak, hiçbirini yapmazdım. :d takı ise asssla yapamayacağım bir şey.

bir öneri: sadece kardeşler, kuzenler ve arkadaşlardan oluşan küçük bir grupla, yatta dj ve alkol eşliğinde eğlenilebilir.
0
art cat chocolate
(12.04.26)
ekleme: o 400 kişi sanırım takı için isteniyor :d

nikahtan sonra da takı takılabiliyor, belediyenin nikah salonunda yani. kuzenim yapmıştı. hemen ardından sadece gençleri toplayıp daha rahat bir eğlence oluşturabilirsiniz.
0
art cat chocolate
(12.04.26)
@art cat chocolate, valla bize kalsa 150 kişi yaparız takı umrumuzda değil ama bizim taraf çok kalabalık, babam ve annemin sadece kardeşlerinin toplamı 18. Bu durumda 400 iyimser bile kalıyor.

sade bir nikah ve sonrasında gençlerle eğlence düşündük de onun için de 2 organizasyon gerekiyor ve asıl bu durum takı toplamak için yapılıyor izlenimi veriyor. “Gelin nikahta takı takıp gidin biz gençlerle eğleneceğiz” demek gibi.
0
🌸duguit
(12.04.26)
arkadaşlar ilgi odağı olmayı vs bu kadar abartmayın. normal bi düğün yapın geçin. zaten akraba olmayan insanlar ayıp olmasın diye gelip, ayıp olmasın diye takı takıp gidecekler. emin olun kimsenin umrunda değilsiniz. yakın akrabalarınız da zaten eğlenmesine bakıyor. 3-4 saatlik bi olayı bu kadar abartmayın. ne canlı müziği. düğün yapılan yerin elemanı zaten çiftetelli vs çalıyor sonra halay isteyen olursa halay da çalıyor en son 3-5 dıptıs demet akalın çalıyor bitiyor evli evine köylü köyüne.
0
Sadece soruyorum
(13.04.26)
biz geçen kasım ayında nikah ve sonrasında yeni nesil meyhane tarzı bir yerde 10-15 kişilik arkadaş grubumuzla eğlence tarzı bi şey yaptık, gayet keyifliydi. Yaz aylarında olsa biz de tekne kiralama gibi bi olay düşünmüştük ama kasımda arka tarafımız donar diye ona yanaşmadık xd. Mekan kiralayıp kokteyl yapacak kalabalık da olmayınca daha önce başka bir arkadaşımızın nikah eğlencesinde gördüğümüze benzer bir mekanda kutlayalım dedik. Şarkıları kendimiz seçemedik hâliyle ama oldukça keyifli geçti.

Bizim davetli sayımız azdı, altınını takacak olan nikahtan sonra belediyenin nikah salonunda taktı. Hiç insanlara ayıp mı oldu diye de düşünmedik yani. Çok kalabalık değildi bizim nikah. Düğün yapsak da daha fazla kişi gelmezdi muhtemelen. Düğün olsa gelirdim de nikahta aman kim uğraşacak diyip gelmeyen vardıysa da çok tınlamadık açıkçası :) Bence çok ilgi odağı olmayı sevmeyen bir çift için en ideali gün içinde nikahı kıyıp akşam saatlerinde de gerçekten samimi olduğunuz genç ekiple ufak bi kutlama yapmak. Hem herkes eğleniyor ve iyi hatırlıyor hem de çok göz önünde olmayabiliyorsunuz da :D. Çok yakın aile büyüklerine ayıp olur derseniz de onlarla bir akşam yemeği belki organize edilebilir nikahtan önceki ya da sonraki akşam.
0
nundu
(13.04.26)
(13)

Okumaya niyeti olmayan çalışkan herife kariyer çizelim mi?

luluki
Serhat Liseyi bu yıl bitiriyor. Okumada gönlü yok. Hem okuyup ana babaya yük olmayayım derdinde hem de okuyup niye vakit kaybedeyim kafasında. Haklı mı? bence fazlasıylaBu çocuk çalışkan biri. İş ver layığıyla yapar. Tevazu sahibidir. Hiç z kuşağı değil.Nasıl bi kariyer çizelim bu efendi adama? Avru
Serhat Liseyi bu yıl bitiriyor. Okumada gönlü yok. Hem okuyup ana babaya yük olmayayım derdinde hem de okuyup niye vakit kaybedeyim kafasında. Haklı mı? bence fazlasıyla
Bu çocuk çalışkan biri. İş ver layığıyla yapar. Tevazu sahibidir. Hiç z kuşağı değil.
Nasıl bi kariyer çizelim bu efendi adama?
Avrupa ya nasıl eğitip gönderelim?
İnşaat ustası. demirci, bahçıvan, oto tamircisi...
Bsnamısın demez oturur çalışır öğrenir. Ne belgeleri alsın?
İngilizceyi şimdiden halletti zaten.
Bu soruyu kendisi okuyacak. Yardımcı olun kardeşinize.
Tekrarlıyım. 18 inde ama hiç yaşıtları gibi değil.
Buyrun anlatın. Dinliyoruz.
0
luluki
(09.04.26)
Tesisat
Oto sanayi
Elektrik
+2
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Ticaret tabiki.
5 sene sonra kendi işini yapacakmış gibi bir hedef belirlesin. Ve kafasına yatan beğendiği iyi para kazanabileceğini düşündüğü bir sektörde çırak olarak işe girsin. Tuüm nceliklerini detaylıca öğrenip 5 sene sonra kendi işini yapmaya başlasın.
Rızkın onda dokuz'u ticaret onda biri cesarettir
+1
etna
(09.04.26)
liseyi bitirsin, usta öğreticilik belgesi almış ve iş güvenliği hizmet sözleşmesi bulunan bir iş yeri bulsun, mesleki eğitim merkezine çırak öğrenci olarak kaydolsun. iki sene içerisinde mezun olsun. mesleki eğitim merkezinden almış olacağı ustalık belgesi ile ister yurt içinde çalışsın, ister o belge ile yurt dışında çalışsın.
+1
wilhelmwasmuss
(09.04.26)
avrupa'da ve amerika'da lisans eğitimi değil de özel eğitim/tecrübe gerektiren kaynak ustası, vinç operatörü, dozer operatörü gibi elemanlara ihtiyaç oluyor. şaka maka ortalama bir mühendisten fazla para kazananlar olabiliyor bu işlerde. öncelikle bu tarz işleri araştırın. mevcut durumda talebin en çok, arzın ise az olduğu bu şekilde işlerden en az birine yönlendirin.
+2
shadowfollower
(09.04.26)
sonucta avantaj ve dezavantajlari olan bir konu. eger su an okumak istemiyorsa sonra okuyabilir ama calismak yasla birlikte zorlasan bir durum. kimse 25-30 yasinda cirak almak istemez. o kisiler de o yasta cirak olmak istemez. ama her yasta gayet kolay okuyabilirsiniz. ben lisans donemindeyken 50, 60 yaslarinda insanlar da vardi. yani boyle bir tercihi varsa desteklemeniz gerekir. fakat yapay zeka ve robotik gibi seyleri de dusunsun tercih yapmadan once. mesela 3d teknolojisi insaat sektorunun mavi yaka ihtiyacini kaldirabilir. bu arada yazilim (yapay zeka, quantum, siberguvenlik vs) icin okumak gerekmeyebilir. ilgisi varsa kurs falan yeterli olur. hicbir sekilde egitim vs. istemiyorsa o zaman zanaata yonelecek, yani el becerisi alanlarina. denildigi gibi elektrik-elektronik, oto sanayi, tesisat islerine katiliyorum. bunun disinda berber veya asci da olabilir. fakat hedef ulke degistirmekse bunlar daha sinirlidir diye dusunuyorum. biraz da calisirken nasil bir deneyim elde etmek istedigine bagli, yani musteriler bana gelsin ve is kaba bir is olsun (oto sanayi), ben onlara gideyim (tesisat, tamir vs), markalasma imkani olsun (berberlik ve ascilik icin mesela bunlar daha gecerli mesela).
+2
Sour
(09.04.26)
benelux taraflari dusununce aklima gelen iki meslek:

-hasta bakiciligi: yaslanan nufus > gelecekte cok daha fazla ihtiyac olacak
-klima/ heat pump montajciligi > fosil yakit kullaniminin azalmasi, isinma icin heat pump kullaniminin artmasi. yazlarin daha sicak gecmesi, daha fazla insanin klima taktirmasi

ama burada egitim alip, onunla gitmek yeterli veya mumkun mu bilmiyorum tabi
+1
lamartin
(09.04.26)
berberlik de olabilir.
0
kveldulv
(09.04.26)
Teknik işler için de ön lisans gerekli. En temiz yol elektrik-elektronik ön lisans okumak ve bir yandan da çalışarak tecrübe edinmek.

Esnaflıktan ziyade maaşlı teknik işlere odaklanmak daha mantıklı.
0
runaway
(09.04.26)
İngilizceyi şimdiden halletti zaten'e kadar soru iyi gidiyordu :D
okumayi sevmeyen insanin yabanci dili "halletme" olasiligi dusuk, tahminen hellettim dedigi max A2 falandir. cunku dil ogrenmek ciddi calisma gerektiriyor, vakit ve enerji alan birsey.

ha serhat poliglot ise, yani harbiden yabanci bir dili kendi kendine ogrenip fluent olduysa, o zaman zaten ne yapacagi acik, dilden yuruyecek. 3-4 dil daha ogrenecek, sonra onu kimse tutamaz zaten.

edmond honda'nin cevabini begenmemissin ama "gercekci olun" en guzel tavsiye harbiden. bu platformda zaten "aci ama gercek" cevaplar pek sevilmiyor.
0
cooperr
(09.04.26)
Okul vakit kaybı değil bence. Dört yıllık bir diploması olmalı işe yarar ya da yaramaz cebinde bulunsun. Hem okuyup hem çalışabilir hırslı ise. Ayrıca okulu sadece eğitim için gidilen yer olarak görmeyin. Eğer İngilizcesi iyiyse sınavlara girsin dil puanı bir iş kapısı açabilir.
+1
pembediken
(09.04.26)
bugun anadoluda 15 yasindaki cocuklar ingilizce konusuyor. millet iyice boomer'a donusmus burada kendi donemlerindeki anadolu lisesi dial up modem imkanlariyla kiyasliyor. cocuklar youtube'dan instagram'dan reddit'ten sokuyor ingilizceyi. 18 yasinda anlasacak kadar ingilizce ogrenmis cocuklara sasirmiyorum ben.

serhat'in okumama kararina katiliyorum. cok iyi okumadiktan sonra okumanin hicbir esprisi yok artik. nelerle ugrasmayi seviyorsa oradan yurusun. tadilat yapabilir, daha cok teknolojiyle ilgileniyorsa arac veya elektrik/elektronik tamirat islerine girebilir. bugun muhendis olarak gocemedigimiz ulkelere tamirci olarak goculebiliyor. adamlar kendi islerinin patronu, kimseye eyvallahi olmadan guzel paralar kazaniyorlar.
0
antikadimag
(10.04.26)
Ayrıca okulu sadece eğitim için gidilen yer olarak görmeyin. +1

tavsiyem yok ama şunu eklemek istiyorum, üniversite hayatımda geçirdiğim en güzel dönemdir. hayatımda en çok sınırlarımı denediğim, törpülendiğim, farklılıklarla tanıştığım, ufkumun bakış açımın 10 katına çıktığı bir yerdi benim için. üniversite eşittir ders değil. lise gibi bir yer değil tamamen farklı bir konsept. arkadaş bunu bilmediği için gereksiz gibi düşünüyor.
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
yaw biz de zamaninda red alert ingilizcesini cozunce ingilizceyi hallettik sanardik da bir dili "halletmek" demek, instagram'da okudugunu anlamaya benzemiyor.

bu capini bilmemek zaten bir ortadogu hastaligi, herkes sorsan her isin uzmani, ust duzey yonetici. :D
0
cooperr
(10.04.26)
(56)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+13
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-4
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-12
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-7
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Kolik bebeğe bakmak kolay bişi değil, başına gelmeyen anlamaz. İkiniz de yorulmuşsunuz, destek almanız lazım. Temizliğe gelen abla tam zamanlı işe girdiyse başka birisini ayarlayın. En azından temizliği ütüyü falan düşünmezsiniz. İlk aylar biraz zorluyor ama giderek kolaylaşıyor, bunaldığınız zaman bu dönemlerin geçici olduğunu hatırlayın
+8
kullanicadi
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
0
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-8
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+3
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+2
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(1)

alacak faizi hesaplama

make a wish
devam eden bir davam var ve uzlasmaya calisiyoruz. icra dairesinden dosya hesabi istedik, bir hesap geldi ama hangi faiz oraniyla nasil hesaplamislar anlamadim, bana sanki %15-20 hatali gibi geliyor. karsi tarafa teklif vermeden once guncel rakamin dogrulugundan emin olmak istiyorum. bu hesaplamayi
devam eden bir davam var ve uzlasmaya calisiyoruz. icra dairesinden dosya hesabi istedik, bir hesap geldi ama hangi faiz oraniyla nasil hesaplamislar anlamadim, bana sanki %15-20 hatali gibi geliyor. karsi tarafa teklif vermeden once guncel rakamin dogrulugundan emin olmak istiyorum. bu hesaplamayi yapabilecegim guvenilir bir arac var mi?
0
make a wish
(01.04.26)
takip talebinde yazar talep edilen faiz oranı. ordaki oran üzerinden sistem otomatik hesaplıyor.
0
Sadece soruyorum
(01.04.26)
(15)

kahve ve dilim pastaya 270 tl vermek

WithWorth
benim için nasıl normalleşti ve ekmek almak gibi sıradan bir fiile dönüştü ?şuan pahalı geliyor ama yine kalkıp gidiyorum.
benim için nasıl normalleşti ve ekmek almak gibi sıradan bir fiile dönüştü ?

şuan pahalı geliyor ama yine kalkıp gidiyorum.
+1
WithWorth
(22.03.26)
ucuz geldi. sadece kahve 200 tl.
+7
jelly bear
(22.03.26)
@jelly birlikte alınca indirimli menü yapmışlar 🙁
0
🌸WithWorth
(22.03.26)
Bence de ucuz.
+1
put it in your appropriate place
(22.03.26)
derli toplu görünen pastanede dandik sütlaç bile 350...

saçmalık.
+2
gurur
(22.03.26)
buna ucuz diyenin gelirinin aylık 200 bin tl üstü olması lazım.
+1
biravekahve
(22.03.26)
vurmayın artık arkadaşlar baristanın elini öptüm helalleştik.
+1
🌸WithWorth
(22.03.26)
Sık sık gitmeye devam et.
Evdeki cezve daha temiz ve parlak kalır en azından.
-1
diyecevaplandı
(22.03.26)
Ucuzmuş ya konum atabilir misin
-3
arbre
(22.03.26)
şu sıra gayet makul duruyor 270 lira. üstteki duyuruda tel kılıfına 5 bin lira vermek üzere olanlar var. afiyet olsun...
0
exlibris
(22.03.26)
kira ve işçilik arttı.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.03.26)
bulundugum yerde kahve ile beraber kek alınca minimum 15 usd veriyorum, 600 tl civarı...dünya genelinde para arttı, iş azaldı.
0
monicapp
(23.03.26)
burası internetin caddebostan'ı gibi hissettiriyor.
+2
birdirbir
(23.03.26)
270 gerçekten ucuz bu arada. kahvecide oturup pasta yemek çok huyum değil, buna para vermekten hoşlanmıyorum ama fiyatları görüyorum tabi ki, kahveyi 150 tlye alsan bile pastayı 150ye alamazsın türlü 200 üstü bi fiyat. 270 tlye aldığın yer belediyenin kafesi falandır.
0
Sadece soruyorum
(23.03.26)
Tchibo da her hafta bir tatlı da tatlı+75 tl kahve kampanyası var
dediğin yer burası sanıyorum
0
smokee
(23.03.26)
şimdi bu menünün fotoğrafını çekip herhangi bir imada bulunmadan "şuna 270 lira verdiğime inanabiliyor musunuz" açıklamasıyla paylaş ve yorumları izle.

yarısı "oovv gerçekten çok uygunmuş" diyecek, yarısı "üff o ne lan o paraya kahve tatlı mı olur" diyecek.

herkesin fiyat gerçekliği algısı kaybolmuş durumda.
+1
kibritsuyu
(23.03.26)
(30)

Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

ermanen
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz? Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında ara
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.

Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz?
Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.

Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında arada bir pepperoni pizza yediğimde, tat olarak danadan bir farkı kalmıyordu. "bacon" sevmedim mesela, koku ve tat yoğun oluyor onda.

Anket de ekledim.
📊 Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

Bu anket sona erdi. 88 oy kullanıldı.

+2
ermanen
(19.03.26)
Düz domuz etinin hastası değilim, uzun süre yemesem aklıma gelmez.
Ama şarküteri efsane bir şey.
+1
logisticsmanager
(19.03.26)
Hiçbir eti yemem. Veganım.
+1
rock n roll
(19.03.26)
@rock n roll
ikinci seçeneği seçebilirsin. "yemedim. yemem. dinden dolayı değil"
vegan, vejetaryen, pesketaryen, domuz etini sağlıklı bulmama vs. gibi şeyleri kapsıyor

aslında ben de kırmızı et yemeyi çok az seviyeye çektim. tavuk ve balık daha çok ve onları da az yiyorum. protein ihtiyacımı genelde süt, yumurta, protein tozu ve bakliyattan alıyorum.

domuzlar da zeki ve arkadaş canlısı hayvanlardan aslında. üzülmüyor değilim.
0
🌸ermanen
(19.03.26)
hamburger içindeki bacon için daha iyisi gelene kadar yerim.

domuz pastırması muhteşem bir şey. salam sucuk gibi ürünleri de gayet güzel.

ama etini doğrudan yemeyi tercih etmem. henüz iyi pişmişine denk gelmedim sanırım, yavan bir tadı var.
0
babilfish
(19.03.26)
Pastırmasını yerim ama eti fena zehirliyor.
0
Kahvedesu
(19.03.26)
Kültür olarak asla yemememiz öğretildiği için yemem. Sabit fikirliyimdir. Dana ve kuzu eti varken merak da etmem tadını falan
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.03.26)
kulturel olarak bu ulkeye ait hissetmiyorum bile. domuz eti yemekle de bir problemim yok, ama ilk viyanada bi snitzelciye girmistim o kadar agir bir kokusu vardi ki sanirim komple soguttu beni.

domuz etine degmis patates yedim sorun etmedim baska bi yerde, ama dogrudan et maalesef damak tadimi alistirmaya ugrasacagim bir sey degil.
0
aguen
(19.03.26)
Yemedim, yemem.
-2
arbre
(19.03.26)
bacon yedim. etini de bulabilsem yerim en az bir kere olsa bile.
0
inheritance
(19.03.26)
Yedim ama artik yemiyorum. Amazon ormanlarinda kulübede kalirken tek yemek domuz steak idi. Baya kötüydü.

Belki sonra sosis de yemisimdir ama lezzet olarak bana uzak baya.
-1
Purple life
(19.03.26)
domuz şarküteri ürünlerini seviyorum ve tüketiyorum. bacon da sipariş verdiğim şeyin içinde varsa gömerim. bir de burada mesela bolonez soslu makarna istediğimde ragu çoğu yerde dana ve domuz karışık geliyor, kaçamıyorsun yani. düzgün pişince de koku moku olmuyor, o bir mit bence. alıştım, sadece rosto gibi et et formlarını sevmiyorum.

barbeküde pulled pork da çok severim. tiftik et direkt.
+1
eileengray
(19.03.26)
Şarküteri pek sevmiyorum bu yüzden sosis formunu denediğimde hiç hoşlanmamıştım ama normal et olarak iyi yapılmışsa severek yerim.
Hamburgerde çok seviyorum.
0
mutekebbir
(19.03.26)
Yedim. Yenir güzel et işte.
0
sadakatsiz
(19.03.26)
Kazara yedim sanirim, ama tam emin degilim, et anlaminda guvende olmak icin domates corbasi soyledim, icinde kofteye benzer seyler vardi. Bir kac tane yedim sonra biraktim. Onun disinda yemedim, yemem, hem dini, hemde kulturel aliskanlik, ateist/deist vs olsaydim da yemezdim.
0
mbond
(19.03.26)
Yedim.

Krakow'da, Michelin yıldılzı restorana gitmiştim, tadım menüsünde domuz eti vardı. Domuz eti dediğinde o an yok yav istemiyorum diyemedim.

Bunun dışında isterek tercih etmedim. Yediysem de kazara/yanlışlıkla yemişimdir.
0
put it in your appropriate place
(19.03.26)
Guanciale diye bir domuz şarküterisi var, yanak etinden füme yapıyorlar. Müthiş bir şey. Domuz şarküterisi çok seviyorum. Dümdüz domuz eti pek sevmiyorum ama zaten dümdüz dana eti de sevmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(19.03.26)
yedim sevmedim tercih etmiyorum. dinle ilgili değil ama kültürel olarak pis gibi görmemizin etkisi var bence, hafif bi iğreniyorum. çok açsam ve etrafta sadece hotdog satılıyorsa yerim ama normalde yemem
+1
mezzosprite
(19.03.26)
günlük olarak tüketiyorum. sadece sarküteride degil, et olarak da seviyorum.
güzel pismis bir karreebraten, üstüne gezdirilmis et sosu ve yaninda sebze, harika bir aksam yemegi benim icin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.03.26)
Yedim ama normalde yediğim bir et olmadığı için sindirim problemi yaşadım o yüzden artık yurt dışına çıktığımda yemiyorum. Hamburgerin içinde bacon olursa falan yerim ama onu dert etmem.
+1
Sadece soruyorum
(19.03.26)
ilk kez, danimarka'dan gelen serçe parmağı boyutunda kurutulmuşunu denemiştim. tadı sucuğa yakındı, güzeldi.
norveçten gelen salam denedim, o da güzeldi.
ama polonya ve rus ürünleri çok kötüydü. hem lastik gibi sertti hem de kokuyordu
+1
MtKrt
(19.03.26)
denemişliğim var mecburiyetten ve cahillikten. yurtdışında yaşadığım ve etrafımın tamamen yabancılarla dolu olduğu bir dönemdi. kız arkadaşımı yalnız bırakmamak için katılmıştım o sofraya. bok gibi tadı vardı zaten. leş gibi kokuyordu.
-1
summerjam0306
(19.03.26)
Vejetaryen olmadam önceki zamanlarda değişik formlarda lokma lokma denemiştim ama hepsinde kokusu ağır, tadı kötü geldiği için hiç beğenmedim.
+1
truf
(19.03.26)
Tadı ve kokusu sevdiğim bir şey değil. Ama yedim, yiyorum, yerim. Sadece domuz etinden yapılan yemekleri sevmiyorum (ızgarasıdır, sulu yemeğidir vs.) ama pepperoni pizza yerim mesela (gerçek pepperoniden bahsediyorum, türkiyedeki sahtesinden değil). Bir de noel pazarlarında satılan paprikalı sosisli sandviçi severim.
+1
himmet dayi
(19.03.26)
etine bagli olmakla beraber yedim ve yiyorum.

- normal kirmizi et varken pork chop'un yuzune bakmam ama;
- sandvic/burger icinde citir bacon bulunca affetmem
- karisik kiymadan yapilan kofte ve meatloaf cok daha lezzetli oluyor
- etrafta Prosciutto gorursem kesinlikle yemeden gecmem :)
- tandir gibi agir pisirmek sureti ile pork butt/shoulder yapiyorlar o da guzel oluyor.

bence et olarak cok mukemmel degil ama sarkuteri olarak gidiyor. ama bizim icimize islemis, kardesim hala gorunce tiksiniyor ki din/veganlik vb alakasi yok.
+2
adrianapole
(19.03.26)
Mecburen yedim. Allah affetsin benlik değil
0
messina123
(19.03.26)
Dini sebepten değil kendisinden tiksindiğim için yemem. Çok az ve mecbur kalırsam yani hiçbir şey yok, bu yemek var sadece dünyada, o zaman yerim
+1
Hallegadola
(20.03.26)
Yemisimdir. Yurtdışında pizzalarda dana eti kullanacaklarını sanmıyorum. Kasten yemedim ama
+1
runaway
(20.03.26)
domuz eti yedim ama et olarak begenmiyorum, belki kultureldir. domuz-dana karisik kiyma satiliyor, bazen ondan alabiliyorum cesit olsun diye. fakat sarkuteri @logisticsmanager'in dedigi gibi efsane bir sey. saglikliz diye surekli yemiyorum ama arada bir speck, prosciutto, iberico/serrano jambon falan yiyorum. evde pizza veya sucuklu yumurta yaparken sucuk yerine chorizo kullandigim da oluyor. bacon ile pek aram yok. bel kismindan yapildigi icin agir geliyor, bir de kizartmak gerekiyor, iyice agir bir sey oluyor. ancak hamburger icinde falan olursa yiyebiliyorum.
+2
Sour
(20.03.26)
ben de vejetaryen olduğum için yemem.
+1
art cat chocolate
(20.03.26)
yedim, alman Schweinshaxe favori yemeklerimdendir.
+1
nahtoderfahrung
(20.03.26)
(4)

kilo almayan kediye nasıl bir mama vermeli?

my fault
4 yaşında kısır dişi kedim var. kilosu 3,8-4 kilo arasında. iştahı yerinde, suyunu içiyor, dışkılamasında sorun yok ama kilosu hep bu aralıkta. maksimum 100 gr alıyor 100 gr veriyor. rc sterilled ve sensible dönüşümlü kullanıyoruz. çok tüylü ama kucağına alınca zayıf olduğunu anlıyorsun.biraz kilo a
4 yaşında kısır dişi kedim var. kilosu 3,8-4 kilo arasında. iştahı yerinde, suyunu içiyor, dışkılamasında sorun yok ama kilosu hep bu aralıkta. maksimum 100 gr alıyor 100 gr veriyor.
rc sterilled ve sensible dönüşümlü kullanıyoruz. çok tüylü ama kucağına alınca zayıf olduğunu anlıyorsun.
biraz kilo alması için ne yapmalı? nasıl mama tercih etmeli?
yavru kedi ve doğum yapmış anne kedi mamaları var acaba ondan alıp biraz onla mı devam etsek.
0
my fault
(17.03.26)
kedi hızla kilo kaybetmiyorsa onu kilo almaya zorlamaya neden gerek duyuyorsunuz. bazı kedilerin türü incedir 3.8-4 kilo aralığı düşük değil. bahsettiğiniz yüksek kalori mamalardan verseniz hayvanın metabolizması gereği bu defa daha az yemeye başlayacak.
0
orpheus
(17.03.26)
Dişi kediler erkeklere göre daha zayıf oluyor zaten, ailede 3 dişi, 5 erkek kedi beslemiş biri olarak bunu rahat söyleyebilirim :D Cinsine göre değişir tabii ama maine coon gibi iri tipler değilse söylediğin kilo aralığı normal gibi. Hatta daha ufak tefek cinsler, siyam gibi, daha bile düşük kiloda olabiliyor.

Ben de hastalık gibi bi sebeple kilo vermiyorsa çok da endişe etmezdim aldırmak için. Bunun için sıvı-çorba şeklinde mamalar ve püreler var ama bu genelde yemek yiyemediği için kilo kaybeden kediler için uygun.
0
truf
(17.03.26)
tiroid sorunu olabilir, bir tahlil yaptırın. benim kızımda hipotiroidi vardı, tiroid ilacı kullandı ve biraz kilo aldı bu sayede. kedilerde nadir görülen bir durummuş tiroidin az çalışması.
0
batlegolas
(17.03.26)
dişi kediler biraz daha zayıf oluyor +1 veteriner kilo alması lazım demediyse bence de ayarları ile oynamayın. benim kedim erkek 5 kilo hatta 5,15 falandır. komşumun kedisi dişi ve muhtemelen o da sizinki gibi 4 kilo falandır çıta gibi kolları falan. vete sormuşlar normal demiş. bi de kediler erken kısırlaştırıldıysa da küçük kalıyolarmış sanırım, bizimki 11 aylıkken kısırlaştı o zamana kadar baya büyüdü tosun oldu.
0
Sadece soruyorum
(18.03.26)
(13)

erkek kedi

princess eugenie
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudu
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudum.
0
princess eugenie
(17.03.26)
kısırlaşırsa koku bırakmaz. evin hanım kişisi gönülden istemiyorsa asla sahiplenmeyin. evet ihtimal dahilinde tırmalar, yıkar döker. canı sağ olsun diyorsanız sahiplenin.
+3
surprise
(17.03.26)
iyisi kötüsü ile alacaksanız alın biraz seveyim sonra dışarı bırakıcam derseniz ona en büyük kötülüğü yaparsınız, eve alışan dışarda yapamıyor.
kusar işer bunlar hep olasılık ama yapmayan kedi de çok.
+2
eja
(17.03.26)
eger gec kisirlastirirsaniz koku birakmaya devam edebilir. bu sebeple zamanlica yapmak önemli.
ama simdiden tirmalar, tüy döker, su bu endise ediyorsaniz bence hazir degilsinizdir. zaten cocuklar istiyor diye eve hayvan girmesine ben karsiyim. bilin ki kediler tam olarak sürpriz yunurta. iclerinden ne cikacagini bilemiyorsunuz.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
Öncelikle, ben bu fikre mesafeliysem, 7 yaşındaki çocuğun geçici olabilecek bir hevesi için sahiplenmezdim.
Benimki koltuk, perde gibi şeylere asla dokunmaz ama arkadaşım 2 ayda bir lime lime olan tüllerini değiştirir. Büyüyünce çok sevgi dolu da olabilir; ters bir karakter olup dokundurtmayan, siz geçerken pençe atan bir tip de olabilir. Benimki ikinci türden; ayrıca poposunu tam temizleyemediği ve temizletmediği için ağır bir koku yayıyor. Eve tüy, kum dökebilir; arada halıya, koltuğa kusabilir. Şimdi sağlıklıysa da sonradan çok yorucu ve masraflı bir hastalığı ortaya çıkabilir. Senelerce kumunu düzgün kullansa da, bi gün kaşla göz arasında yatağınızın ortasına işeyebilir.

Ancak siz sahiplenmediğinizde sokağa gidecekse, bir canlının hayatını kurtarmış; onu açlık, soğuk, dayak, korku ve belirsizlikten çekip almış olacaksınız, en önemli motivasyon unsuru bu. Ayrıca yukarıdaki tüm olumsuz ihtimallere rağmen çok seveceğiniz için, eve ve bütçenize vereceği zarar size batmayacak.
Karar sizin.
+4
lil siztah
(17.03.26)
ben çok isteyerek sahiplendim kedimi ve o kadar pişmanım ki sana anlatamam. kediyi alırken temizlik, evi tırmalama, işeme, kusma vs her şeyi kabullenmiştim ama meğerse ALERJİ konusunu gözden kaçırmışım ve en önemli kısmı buymuş. eğer kedi alacaksanız önce göğüs bölümüne randevu alıp kedi tüyü alerjisi testi yaptırın. meğer eşimde kedi tüyü alerjisi varmış. ve biz alerjiyi sadece basit bir hapşırık sanıyormuşuz. şubat mart ayları alerjinin atak dönemi ve hatımız cehenneme döndü. eşim evde nefes alamıyor. kedi perişan. ben sürekli temizlik yapıyorum ve elimde tüy toplama rulosu ile geziyorum gece yatarken belim kopmuş gibi ağrıyor. atak dönemi olduğu için sürekli evi temizliyorum sürekli kediyi taramaya çalışıyorum kedi taranmaktan nefret ediyor. şu anki yaşadıklarımı biri bana fragman olarak gösterseydi asla almazdım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
"ay ben kıldan tüyden rahatsız olurum" diyecekseniz almayın.

Evde alerjik bünyesi olan varsa almayın.

Zaten ev işlerine zar zor yetişiyorsanız ve neredeyse her gün evi süpürmeye enerjiniz olmayacaksa almayın.

Gerisi çok kolay zaten. Kedi süper bir şey. Bizim çocuk iki kedi ile büyüdüğü için hem oyun oynamayı hem iletişim kurmayı yaşıtlarından daha iyi biliyor.

Edit: ev ufak ve zaman darsa almayın. Kuş, balık falan alın ama kedi almayın sakın. Kedi dahil hepiniz kafayı yersiniz.
+2
prole
(17.03.26)
ev ufak, zaman dar, değil her gün evi süpürmek hiçbir şeye yetişemiyorum, çocuğum çok istiyor :( ben de istiyorum ve çok seviyorum ama nasıl olacak bilemiyorum. masrafı hiç problem değil ama bakmaya zaman ayırmak zor olacak. şu an düşününce balık kuş bile zor geliyor.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
ve bir de çocuğum her şeye alerjik. kediye alerjik mi bilemiyorum.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
Kediler, köpekler gibi ırkını söyle sana nasıl davranacaklarını söyleyeyim denebilecek canlılar değiller. Her kedi tıpkı insanlar gibi ayrı karakter özellikleri gösterir. Kimi tırmalar kimi tırmalama tahtasından başka bir yere dokunmaz, kiminin aklı fikri yemekte olur rahat vermez, kimi aldığınız en güzel mamaları dönüp koklamaz bile. Kimi kendine dokundurmaz, kimi tepenizden inmez. O yüzden hiçbir kedi sahibi kediler şöyledir böyledir demez, benimki şöyle böyle der.

Herkes yazmış ama ben de bir kez daha altını çizmiş olayım; Eğer bir süre sonra vazgeçip sokağa bırakacaksanız, emin değilseniz sakın bu işe girişmeyin. Kediler sıkılınca kenara bırakılacak oyuncaklar değiller. 15-20 sene boyunca tüm ihtiyaçlarını karşılamaya hazırsanız alın, değilseniz yol yakınken dönün.
+7
thracia
(17.03.26)
Benim oğlum da 7 yaşında. Aşırı istiyor ben de çok seviyorum ama daha önce sadece kuş beslemişliğim var. 2 aylık bir tekir gördük hamileyken annesini doğum için eve almışlar yavrularını sahiplendiriyorlar. Tüm malzemelerini sipariş ettim girdik bir yola bakalım.
Oğlan da kazık kadar oldu o da gün geliyor kusuyor işiyor o gözle bakıyorum kediye de anne olacağım o da yavru kafasındayım.
+2
cilekli pasta
(17.03.26)
çocuk istiyor diye kedi alınmaz, oyuncak değil bu
+5
zozjotejmnk
(17.03.26)
kısırlaştırılırsa koku bırakma olayı olmuyor. ama tepki işemeleri olabiliyor. bizimki son iki senede iki kere sanırım, koltuğa işedi mesela, neden bilmiyoruz. yıkatmadan da geçmiyor doğal olarak. bi ara çamaşır sepetine toplanmış temiz çamaşırlara işeme huyu çıkardı, iki üç kere de öyle işedi. uzun zamandır bi sıkıntı yaşamıyoruz ama yaşamayacağımız anlamına gelmiyor. psikolojik sebepleri olduğu kadar hastalık (idrar yolu enfeksiyonu, taş vs) sebeplerle de işeyebiliyorlar. hiçbir sıkıntı yaşamama ihtimaliniz de var tabi. bizimkinde ilk 4 sene olmadı mesela böyle bi şey.

tırmalama olayı da değişebiliyor. mesela koltukları tırmalamıyor. nadiren gerinirken vs tırnaklıyor. ama perdeleri yırttı hep. istemeden de olsa tırnağı takılabiliyor. bi tane çalışma sandalyemiz vardı, haşat etti. şimdiki hedefi kızımızın yeni yatak başlığı...

onun dışında en büyük sıkıntısı tüy. robot var. hafta sonu süpürüyoruz ekstra süpürgeyle. hafta içi de bir kere süpürüyorum. ama yine de her yer kıl. perdeler aşırı kıl tutuyor kumaşından ötürü. oynatmaya korkuyorum yani. ha biz ayda bir bile taramıyoruz belki, sık tarasak problem çözülebilir ama enerji lazım buna. iki dk tarayayım olmuyor çünkü detaylı uğraşman lazım.

yani seviyorum filan ama çocuktan sonra pişman oldum biraz açıkçası. hani ilk kedi geldi, sonra çocuk geldi. zaten çalışıyoruz karı koca. temizliğe mi vakit ayıracağız, çocuğa mı, kediye mi...

ha bakım konusunda bi olayı yok tarama harici bence. haftada bi beş dk tırnak kesme, bitti gitti. kumu temizlenecek bir iki günde bir. bir de tatile giderken vs birilerini ayarlamak şart. onun dışında bakım olayı yok yani köpek gibi değil. kendi kendine takılıyo işte hayvan. tek sıkıntı temizlik yükünü arttırması.
+1
elorelia
(17.03.26)
elo'ya ek olarak, mesela bizimki 12.5 yasinda ve simdiye kadar masallah diyeyim hic iseme problemi olmadi ama artik yasindan ötürü eskisi kadar esnek degil. en büyük tuvaleti almamiza ragmen tuvalet icinde rahat dönemeyince haftada bir yanlislikla cisine basip cikabiliyor. bu sebeple kedi mendilleriyle patilerini bu tip kazalar yasaninca hemen silmem gerekiyor. eger ben görene kadar evde gezdiyse yerleri de silmem gerekiyor. ekstra is direkt.

simdiye kadar ne koltugu ne yatagi tirmalamisligi yoktur ama annemlerin kedisi ne perde birakti ne koltuk, bir yilda her seyi hasat etti. artik bir perdeyi ve bir koltugu onun emrine birakmislar, perdeye tirmanip wrecking ball klibi falan cekiyor.
bize gelince, uzun perde kullanmiyoruz cünkü perdenin icine girip yatiyordu, halilari kaldirdik, tüm kiyafetler kurutucuya muhakkak giriyor, yatak örtüsü, yastik kilifi gibi seyler eve alinirken illa "tüy tutmayan kumastan" olsun diye özellikle aranip seciliyor, her sabah ve her aksam günde iki defa süpürge aciyoruz. tüy meselesini bu sekilde kontrol altinda tutabiliyoruz ama ne istedigimiz gibi eve esya alabiliyoruz bu sebeple ne de kedisi olmayan kisiler kadar rahat kullanabiliyoruz.
bence bunlar göz önüne alinmali. kus bile olsa ekstra is demek.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
(12)

Siz de böyle düşünüyor musunuz

darkwizard
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var.
Geçen bir ortamda bana birisi mesela intihar edenleri anlarım ama asil anlamadığım bazi insanlar bok gibi yaşarken dertlerle berbat haldeyken neden intihar etmez demişti. Ben de mesela aile arkadaş vb berbat halde ilişkilerim kimse yok çevremde. Ne işim ne evim ne param ne arabam ne sevgilim var. Şizofreni tedavisi görüyorum. Cidden fazlalık mıyım yani insanlar bana bakınca bok gibi hayatı var neden yaşıyor bu diyor mu? Babam ve abim yengem dedem kuzenlerim bile beni sevmiyor mesela.
0
darkwizard
(16.03.26)
yanlış bakış açısı. hayat dediğimiz şey tek bi nokta veya andan oluşmuyor ki. bir süreç, bir yolculuk aslında. yolda giderken durduğunuz bir durak bok gibi bir yerse, sonrakilerin de öyle olduğu anlamına gelmiyor yani. gelecek ne getirir bilinmez. bu işin hayat tarafı, kişisel tarafta ise insan zaten birey olarak çok da önemli bir varlık değil, insanlar kendilerini çok önemliymiş gibi görüp gösteriyor, bu da yanlış bir algı yaratıyor, yani halihazırda kimse çok önemli değil, dolayısıyla fazlalık da değil, yaşanıp gidiliyor işte.
+2
makarnavodka
(16.03.26)
ben niye yaşıyoruz-hayatımızın amacı nedir sorunu gerçekten yanıtlayabilen bir insan görmedim. bu açıdan bakarsak neden ölmüyoruz sorusu da aynı şekilde yanıtlanamaz bir durum.
+1
orpheus
(16.03.26)
Hayatımda duyduğum en saçma salak düşünce olabilir bu, yani intihar etmek sağlıklı bir zihnin sonucu olabilir mi ki sırf boktan bir hayatı var diye bir insan kolaylıkla intihar edebilsin.
+2
kizil karga
(16.03.26)
25-30 yaş arası intihara meyilli olduğumu düşünüyordum. 35'e yaklaştıkça geçti. Demek ki yaşanıyormuş hocam.
+1
nickini vermek istemeyen uye
(16.03.26)
ortamdaki asiri densiz ve terbiyesizmis. onun üstüne mi vazifeymis milletin neden yasadigi?
demek hala yasamayi sececek umutlari var insanlarin.
sana imat yasiyoruz, deseydin.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.03.26)
neden yasiyor bu demem, NPC derim.
varolan her seyin bir amaci var bence.
+1
cooperr
(16.03.26)
Hayatın kötü gitmesi, intihar etmek gerektiği anlamına gelmez.
Herkesin hayatı, geleceğe dair beklenti umut zorluklara dayanım gücü farklı seviyelerde.
Konunun muhakkak manevi yönü de var .
Mesela göçmenlerden çok tanıdım.
Fakirlerinin yanına da arada uğrarım.
Kendi halleri için en çok söyledikleri şey :
- Elhamdülillah ..
diğer taraftan ise çevremizde bazıları bir hastalığa yakalandığında söyledikleri ise :
- beni mi buldu ?
bunun yanında ayrıca kendi hastalığına küfredenler de olabiliyor.
Mikroskop altında gözlenlenebilen şeylere küfretmeyle kazanç sağlayan doğrusu görmedim .

Kimse boşuna yaratılmadı.
İmtihanımız var. Burada önemli olan hakikati bırakmamak.
Sorunsuz, dertsiz, hastalık ölüm olmadan, acısız bir dünya zaten dünya değildir.
+1
diyecevaplandı
(16.03.26)
45 yasindayim. Zaman zaman Omrumu bos gecirdigim aklima gelir, hayiflanirim. Daha 2 gun once 7 yasindaki kizim annesine dedi ki "keske gecmise donebilseydik. Zamanimizi daha iyi degerlendirirdik, anilarimizin daha iyi tadini cikarirdik." Aynen boyle soyledi. Insan hangi yasta olursa olsun bu dusuncelere yakalanabiliyor. Muhtemel ki 50 yasima geldigimde keske 5 yil oncesine geri donebilseydim diyecegimi dusundum. Bence insan her anin kiymetini bilmeli. Her bir anin. Konuya tam baglayamadim ama zamanin kiymeti hakkinda cok buyuk bir sahitlikti bu benim icin.
+4
krmzbvl
(16.03.26)
birileri beni sevmiyorsa bu onların yoksunluğudur, asla kendimi suçlamam.
insanları küçümseyip de bencilce konuşan davranan çok insan gördüm, zamanla roller değişiyor ve kınadılarını yaşabiliyorlar. kimseyi yargılamamak lazım. hiçbir şeyin garantisi yok. kral olsak ne yazar! başkalarını küçümsemek ne kadar sığ bir bakış. her insanın yolculuğu kendi yolculuğu, kimse değerlendiremez.
0
santimantal
(17.03.26)
intihar edenleri anlayan bir insan sağlıklı değildir bence. bu hayatta her şey anlamlı olamaz herhalde. abini yengeni bilemem ama ebeveynlerinin seni sevmediğini düşünmüyorum. bu senin kendine çalışan önyargın. dünyada milyar milyar insan var hepsi hayatını anlamlı yapmaya çalışmıyor, yaşıyorlar. bu durum anlaşılmayacak bir durum değil.
0
mikahakkinen
(17.03.26)
Öncelikle sormamız gereken soru "Neden herhangi birinin hakkımda ne düşündüğüne göre hayatıma değer biçeyim" olmalı bence. Belli bir yere kadar iç içeyiz ve hayatlarımızı ister istemez toplumun değer yargılarına göre şekillendiriyoruz da, bir yerde çizgiyi çekmek lazım.
+1
salihdt
(17.03.26)
yok ben öyle düşünmüyorum bence herkesin hayatı yaşamaya değer. çünkü bence şu an hepimiz oturup ciddi ciddi hayatım yaşamaya değer mi diye düşünsek bunu beli başlı kriterlere oturtamayız. bence bir insanın hayatının yaşamaya değer olması için evi arabası sevgilisi olması gerekmiyor mesela. ama bir başkası için bunlar iyi bir hayatın kriteri olabilir. her birimiz farklıyız, aynı anne babadan yetişen kardeşler bile birbirinden çok farklı olmuyor mu? hepimizin hayata bakış açısı farklı o yüzden. ailen tarafından sevilme mevzusu da şöyle bence benimkiler de beni pek sevmiyor :) ama onlar beni sevmiyor diye benim hayatım neden yaşanmaya değer olmasın ki, en fazla onlarla görüşmem/az iletişim kurarım ama hayatımı kendi doğrularıma göre bir şekilde yaşarım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(20)

ruh eşimi mi buldum acep ?

sosyo marco
selam arkadaşlar. 29 yasinda sap bi herifim. hic kimseye asik olmadim oyle ciddi bi iliski de yasamadim simdiye kadar, hep gelip gecici seyler. ama bugun yasadigim durum beni de sasirtti.gerek bazi arkadaslarimin yasantilari olsun, gerek internetteki bazi sayfalarda denk gelirdim iste ucak yolculugu
selam arkadaşlar. 29 yasinda sap bi herifim. hic kimseye asik olmadim oyle ciddi bi iliski de yasamadim simdiye kadar, hep gelip gecici seyler. ama bugun yasadigim durum beni de sasirtti.

gerek bazi arkadaslarimin yasantilari olsun, gerek internetteki bazi sayfalarda denk gelirdim iste ucak yolculugunda hayatinin askini bulanlari filan. ben sık sık uzun yolculuk yaparim, şansima da hep ayi gibi heriflerle yan yana gideriz yol boyu iki buklum olur kalirim.ta ki bugune kadar.

aktarnali ucusumun ilk seferi 2 metrelik rus ayisiyla yan yana gittik, ikinci sefer icin havaalaninda beklerken boyle tiril tiril kiz gordum, takildi gozum.o da bana bakti bir sure. icimden dedim ya iste bu kiz denk gelmezki yanima.

ucaga bindim, koltuguma yaklastikca kizla yakinlasiyorum. baktim yan yana oturacaz(o can kenari ben koridor, ortada bi bos koltuk var) hemen elindeki valizini alip yerlestirdim.muhabbeti o acti. rus asilli ingiliz, ama konusma hal ve hareketler ayni bizim kulturumuz gibi. 8 saatlik ucusta heralde hic susmadik, cok enteresan bir bicimde ilgi alanlarimiz, dunya gorusumuz tamamen ayniydi. sonlara dogru bitisigimdeki koltuga oturdu. kiz hem pilates egitmeni hem pilot hem 7 dili anadil seviyesinde konusyor ,hem guzel, hem de zengin. ben ise karsidan gelenin yolunu degistirtebilecek potansiyeldeyim, cep delik cepken delik, durumumu da saklamiyorum yani. neyse kiz telefonumu da aldi, ben de onunkini aldim.arkadasi onu karsilayacagi icin acele gitmesi gerekti ve beni kesinlikle arayacagini soyledi.

yapim geregi aska filan inanmam heyecanlanmam da hayatin getirdiklerine, ama bu kiz gercekten ruh esim gibiydi cok tuhaf bir histi.sanki yillarca taniyormusum gibi.
+4
sosyo marco
(16.03.26)
Olabilir. Dua lipa da kocasiyla ucakta tanismis ve ayni kitabi okuyorlarmis.
0
Purple life
(16.03.26)
Ruh eşin olabilir de olmayabilir de.
0
rock n roll
(16.03.26)
marco uyan sabah oldu diyorum.
+6
cooperr
(16.03.26)
çok politik
-1
🌸sosyo marco
(16.03.26)
iki gundur uyumuyorum zaten bu havaalanlarinda sabahliyorum gozler iptal oldu.
0
🌸sosyo marco
(16.03.26)
Bence simdiden hangi bahaneyle arayayim diye dusunun
0
turkuaz
(16.03.26)
"hem pilates egitmeni hem pilot hem 7 dili anadil seviyesinde konusyor"
kız bordo bereli - kgb ajanı.

ararsa diyaloğu ilerlet tabi. bir heyecan saman alevi başlayan işler bir yere varmayabiliyor. farklı hayat amaçları, fiziksel uzaklıklar girince iletişim kopuyor. yapabileceğini yapmışsın zaten gerisini zaman gösterecek.
+6
orpheus
(16.03.26)
Eğer sigara ve alkol uy.şturucu kullanmıyorsan ailende kronik bir hastalık (hikaye) yoksa böbreklere dikkat et derim. Hikayede boşluklar var. Hem pilot hem plates öğretmeni?? Zengin ve kültürlü. Rus asıllı ingiliz ama bizim kültümüze çok yakın???
+10
ground
(16.03.26)
anlattığın özelliklere sahip bir kızın sana bakması için çok yakışıklı, zengin veya aşırı zeki falan olman lazım veya tekli olarak da yetmeyebilir bunların kombinasyonu lazım. pilot 7 dil bilen güzel bir ingiliz vatandaşı kız kolay bi char değil hocam.
+4
makarnavodka
(16.03.26)
iyi hikaye dostum.
+2
gabe h coud
(16.03.26)
@gabe h coud ya şuan burda sabahin 4'ü abi niye uydurayim boyle bi hikaye.

@makarnavodka, kizin pilates salonu varmis singapurda ,instagram sayfasini ta takip ettirdi bana zaten.bir donem ppl lisansi almis ama ticari pilotluga yukseltmemis , hitap etmemis ona.
olaydaki tutarsizliklar meselesyi kisa kestigim icin. yani ben de o kadar itici degilim aslinda ya, kizlar uzerindeki olumcul silahim kulturum ve esprili muhabbetim eheh.

@orpheus ben de takildim ya mi6 seni nasil kacirmis filan diye.
0
🌸sosyo marco
(16.03.26)
bir de ekleme yapayim, dostlar bu gavur kizlar hakkaten paraya bakmiyor.
iki etken var tip ve iletisim bicimi.bunlar onemli benim tecrubelerime gore.
-1
🌸sosyo marco
(16.03.26)
benim geçmişte bu kadar ütopik olmasa da 3-4 yabancı dil bilen, 2 pasaport sahibi, güzel, zeki ve çok varlıklı/kültürlü ailelerden gelen 2 kız arkadaşım oldu. gerçekten de genler ve doğa o kadar da paraya ve tipe bakmıyor. buna bir macera olarak yaklaşırsan epey eğlenirsin ve keyifli vakit geçirebilirsin. ama kaptırıp gider ve gelecek hayalleri kurarsan sonu hüsran olabilir. çünkü günün sonunda evlilik veya ciddi ilişki aslında sosyo ekonomik bir ortaklık. o aşamada senin masaya koyacakların yeterli gelmeyecektir. ben en baştan bunun bilincinde olduğum için sıkıntı yaşamadım.
0
orpheus
(16.03.26)
@orpheus. yok abi ben uber filan gecinen adamim evlenemem zaten oyle kolay kolay. heyecan yapacak çağı da geride biraktim ya. ama insan yinr de sasiriyor.
0
🌸sosyo marco
(16.03.26)
rakicandir
(16.03.26)
yakisikli bir adamsan bir sure cikabilirsiniz. ama senin masaya ne koydugunu anlamadim.

kiz ingiliz pasaportlu guzel rus, pilates egitmeni. 7 dil olayi tamamen hikaye de iste rusca, ingilizce, bir de latin dili ogrenmisse (ispanyolca, fransizca, italyanca, portekizce'yi otomatik sayiyorlar) yine de iyi. pilotaj lisansi parayla alinan bir sey o cok onemli degil.

yani ben kulturluyum, espri yapiyorum ehe ehe yetmez. para, tip, statu bir sey koyman lazim masaya. diger turlusunu ben gormedim. istisna olur olursa. yine de dene tabi dunya bu surprizlerle dolu.
+3
antikadimag
(16.03.26)
hiç susmadık diyor, sohbet tükenmedi diyor bunlar hâlâ manav gibi ortaya terazi koyup ilişki tartıyor.

mutlu devam eden hikâyemi özel mesajda gönderdim. umarım tamamına erer :)

(o kadar eksi ve diğer yorumlardan anladığım kadarıyla, gerçekten hiç sevilmemişsiniz arkadaşlar. sahip olduklarınız, olacaklarınız, tipiniz vs. yüzünden değil, sadece siz olduğunuz için sevilmekten bahsediyorum.)
-3
birdirbir
(16.03.26)
Ali Desideronun kesildiği koz olabilir mi?
+1
zetina dikis makinesi
(17.03.26)
senin için güzel bir anı, güzel bir yolculuk olarak kalacak. şimdiden geçmiş olsun.
0
koela
(17.03.26)
ardını önünü tahmin etmeye çalışmaya gerek yok. anlattığın hikaye çok tatlı, sonunda bir şey olmasa bile senin yüzünü gülümsetecek bir anı olmuş.
+1
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(4)

haruki murakami nasıl bir yazar?

m e b
selam.bu adamın adını yaptığım her okuma listesine alıp her defasında da çıkarıp okumaktan vazgeçmişimdir. yazım üslubu, edebi tarzı ve dili nasıl? türk yazarlardan birine benzeteceksek kime benziyor? bir de büyülü gerçekçilik ile yazıyor(muş) galiba, hep mi o şekilde?
selam.

bu adamın adını yaptığım her okuma listesine alıp her defasında da çıkarıp okumaktan vazgeçmişimdir. yazım üslubu, edebi tarzı ve dili nasıl? türk yazarlardan birine benzeteceksek kime benziyor? bir de büyülü gerçekçilik ile yazıyor(muş) galiba, hep mi o şekilde?
0
m e b
(16.03.26)
Okuduğunuz kitabın düzgün bir sonu olsun derseniz, pek tavsiye etmem. Ben Murakami'nin sakin atmosferini seviyorum. En telaşlı olması gereken karakter bile sakin sakin bir sandviç hazırlayıp, klasik müzik veya caz plağı eşliğinde rahat rahat onu yiyebiliyor. Japon edebiyatına girecek herkese Natsume Soseki'nin Sanşiro'sunu öneriyorum. Murakami'yi de besleyen bir yazar. Okumadıysanız, önce onu öneririm.
0
cosmicstring
(16.03.26)
12-13 yıl önce tek bir kitabını okuyup bir daha okumadım. Kitap değil de hollywood filmi izliyor gibiydim: amerikan kültürü, amerikan markaları. Aşırı cinsellik de cabası. İçim şişmişti açıkçası zart marka zurt marka üstüne seks seks seks.
0
sadakatsiz
(17.03.26)
cosmicstring'in dediği gibi direkt olarak bir son sunmaz, kitap bazen öylece bitiverir ama ben genel olarak dilini severim. Hikayeyi yavaş yavaş geliştirmesi, ilginç detaylar üzerinden karakterleri işlemesi, sakin bir yazım tarzı olmasına rağmen sıkıcılığa düşmemesi iyidir. Sahilde Kafka'ya bir bakın, herhalde en beğenilen romanı o. Onu beğenirseniz gerisi gelir.
0
salihdt
(17.03.26)
imkansızın şarkısı çok fazla cinsellik içeriyordu ama her kitabı o kadar değil bence. kumandanı öldürmek öyle değil mesela.

kitapları bence şöyle, çerezlik kafa dağıtmalık hızlı okunan bir şey alıp okumak istersen çok beğenirsin fantastik ögeler oluyor. bir yerden kapı açılıp ayrı bir dünyaya geçiliyor mesela çizgi film gibi. edebi olarak bi dostoyevski bekleme yani adamın olayı edebiyat parçalamak değil. ama ben seviyorum metroda otobüste okunuyor böyle yol bitene kadar ayrı bir dünyada gibi oluyorsun.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
(1)

Balkanlar'da Yeme İçme Tavsiyesi

faberkastelli
Merhaba arkadaşlar. 5 günlük bir K. Makedonya, Arnavutluk ve Kosova gezim olacak. İş gezisi olduğu için genelde Üsküp, Tiran ve Priştinada olacağım. Başka şehirlere geçme fırsatım pek olmayabilir. Bu üç şehirde "şu restaurantta şunu mutlaka ye" veya "şurayı görmeden dönme" tavsiyeleriniz çok makbule
Merhaba arkadaşlar. 5 günlük bir K. Makedonya, Arnavutluk ve Kosova gezim olacak. İş gezisi olduğu için genelde Üsküp, Tiran ve Priştinada olacağım. Başka şehirlere geçme fırsatım pek olmayabilir. Bu üç şehirde "şu restaurantta şunu mutlaka ye" veya "şurayı görmeden dönme" tavsiyeleriniz çok makbule geçer.
0
faberkastelli
(16.03.26)
tiranda bi teleferik var çok güzel ona bin.
0
Sadece soruyorum
(16.03.26)
(2)

Öz eleştiri

arbre
Merhaba. Kendimde tespit ettiğim bir şey var. Karşı cinsle konuşurken sürekli espri odaklı konuşuyorum. Birçok insan esprilerime güler, birçok insandan da esprili olduğumu duydum. Doğal bir şey bu. Reels olur, ne bileyim, bir şey olur, yüzde 90 güldürürüm o an. Birincisi bundan sıkıldım ve bundan ku
Merhaba. Kendimde tespit ettiğim bir şey var. Karşı cinsle konuşurken sürekli espri odaklı konuşuyorum. Birçok insan esprilerime güler, birçok insandan da esprili olduğumu duydum. Doğal bir şey bu. Reels olur, ne bileyim, bir şey olur, yüzde 90 güldürürüm o an. Birincisi bundan sıkıldım ve bundan kurtulmak istiyorum. Belli bir seviyede tutmak istiyorum bunu. Çünkü çok olunca ciddiyetsiz oluyor bence. Problem şu, bunu nasıl yapacağım? Aklımı başka şeylere yönlendirmem gerekiyor.
-17
arbre
(15.03.26)
@arbre

Sana neden bu kadar çok eksi verildiğini anlayamadım. Yanlış anlamıyorsam gayet samimi ve gayet ciddi sormuşsun, bunun nesini beğenmemişler, bu kadar eksi basacak ne sorun algıladılar çok merak ediyorum. Yanlış anladıysam da napalım, bu da benim kafa yapım.

Karşı cinsle artık espri odaklı konuşmak istememen normal, hepimiz bu değişimleri yaşıyoruz, farkında olmadan bile tavrımız değişiyor, eskiden daha olumlu bir insanken zamanla daha kötümser daha şüpheci olabiliyoruz, gençliğinde sert biri olup zamanla daha yumuşayan pamuk gibi olan dedeler nineler de bu değişimleri yaşadılar, uzun bir süreç bu. Bence bunu değiştirecem diye düşünme, içinden geldiği gibi yaşa. Her insanın içinde onu koruyan bir iç ses olur, o sana muhatabınla ilgili bilgiler verir. O bilgilerin ışığında oluşur tavrın. Bak bakalım, espri odaklı konuşurken aslında her zamankinden daha mı gerginsin yoksa beğenilme sevilme ihtiyacı ile mi oluyor bunlar. Eğer neredeyse bütün karşı cinsler karşısında espri yapma dürtüsü hissediyorsan ve bu anlarda kendini gergin buluyorsan bence ilişki anksiyetesi yaşıyorsun, duygusal iletişimde huzursuzsun demektir.
-7
muhayyer divan
(15.03.26)
hayat yontuyor bunun için özel bir çaba göstermene gerek yok +1
0
Sadece soruyorum
(16.03.26)
(12)

İlköğretim öncesi sorusu

dunyatuhaf
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi ) Sa
Merhaba,
5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .
Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş ,
( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi )

Sanırım tr de okul öncesinde okuma yazma işlerine hiç girilmiyor , ama uk da falan çocuk alıyorsa veriliyormuş .

Sizce ilkokul 1 . Sınıf kitapları alınıp yazın değerlendirilebilir mi ?
(Türkçe matematik hayat bilgisi , MEB)
En fazla aile yapması gerekenleri anlatır yapabildiği kadar yapar , fakat sizce çok yanlış bşr eğitim mi olur ?
Kendi fikrinizi yazabilir misiniz ?
Eğer eğitimci biri varsa fikrini belirtirse sevinirim.
0
dunyatuhaf
(09.03.26)
hiç bilmemesi daha iyi. eğer okula başlamadan okuma yazma öğrenirse en başta avantaj gibi görünen bu konu ömür boyu eğitimini etkileyebiliyor. şöyle ki okuma yazma bildiği için ilk aylarda dikkati çok dağılıyor ve merak içgüdüsü kaybolabiliyor. onun için dersler sıkıcı bir hal alabiliyor. ve bu kalıcı hale gelebiliyor. okul öncesi işletmeciliği yaptık uzun yıllar. harfleri tanımak, rakamları tanımak birden ona veya yirmi otuza kadar saymak gibi faaliyetlerle sınırlıyorduk.
+1
ground
(09.03.26)
bence her şey zamanında güzel. hızlı koşan çabuk yorulur.

kardeşim sınıfında okumayı ilk söken çocuktu. elifbayı da üç günde çok hızlı sökmüştü mesela. ama eğitim hayatı iyi değildi. sıkılgan ve bıkkın bir öğrenciydi. lise son sene çalışmasa açıkta kalıyordu. besyocu oldu o da.
0
Hallegadola
(09.03.26)
ben anaokuluna başladığımda okuma yazma biliyordum. ilkokul 3'e kadar falan hiç ders dinlemedim. hayatım boyunca da hiç ders çalışmadım.
+1
co2s2
(09.03.26)
ben de okula başlamadan önce okuma yazmayı ve 4 işlemi biliyordum. anaokulna falan gitmedim. eğitim hayatına direkt 2. sınıftan başlatıldım seviyem çok ileri diye.

sonuç? bok gibi bir eğitim hayatım oldu. dünyanın en sıradan öğrencisi oldum her zaman. ayrıca bulunduğum tüm ortamlarda hep en küçük yaşlı olmanın gereksiz ezikliğini yaşadım çocuk yaşlarda.

çok da elzem bir şey değil yani. her şey zamanında güzel bence de.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(09.03.26)
benim kız yazı yazmaya başladığı zaman, göktürk yazıtlarını ya da mısır hiyerogliflerini çözmek bana daha kolay geliyordu. ilk sene sonuna kadar yuvarlak harf çizemedi filan. şimdi inci gibi yazıyor.

çok sıkıntı yapmayın / önden öğretmeyin. sınıfta bilmeyenler çoğunlukta olacağı için, onlara konu aktarılırken sıkılabilir ya da bunalabilir okulda.
+1
galahad reloaded
(09.03.26)
ben 1.sınıfta okuma yazma öğrenirken kardeşim de hep yanımda oturduğu için öğrenmişti, çok kötü bi eğitim hayatı vardı hiç ders çalışmazdı. ama tek sebebi bu mu bilmiyorum. illa başka etkenler de olmuştur tabi. bence de öğretmeyin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Okuma yazmanın ilkokuldan önce öğretilmesine sıcak bakmazdım. Gittiği okulun el değiştirmesi sebebiyle kızımızı anaokulunun son senesinde (hazırlık sınıfı) okuma yazmayı da öğreten bir anaokuluna verdik. Bence bilinçsiz olarak aldığımız en doğru karardı.

En büyük endişemiz okulda sıkılma ve ders dinlememe ile sınıf arkadaşları arasında sevilmeme ihtimaliydi. Minik isyanlar dışında (Ben yine mi harf yazacağım, biliyorum ama vb.) korktuklarımız başımıza gelmedi. Ömrün boyunca yazacaksın dedik, geçti gitti :)

Bizce en büyük faydası, okumayı yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede öğrenmek zorunda hissetmedi; zaten bildiği için strese girmedi. Evde ödev kavgası daha az oldu, o süreç daha kolay aktı. Bilmenin verdiği özgüvenle okumayı daha da çok sevdi. Şu an 2. sınıfta, yeni bir kitap ver eline hemen okumaya başlar, kitapla yemek masasına gelir. Bitiremediyse okula götürür teneffüste okur vs.

Bir de artık eskisi gibi değil. Eskiden okumayı yazmayı bilen olmazdı sınıflarda; varsa da anne baba evde öğretirdi, kendi öğrenirdi ancak öyle. Okul ararken çoğu ilkokul 1. sınıfta okumayı yazmayı anaokulunda öğrenip gelen öğrenci olduğunu, hatta özel okullarda , okumayı bilenlere ayrı sınıf açtıklarını biliyorum.

Özetle, çocuk hazırsa, alıyorsa bence öğrenebilir.
-4
kaymaktutmayansicaksut
(09.03.26)
konuya başka bir yerden değinmek istiyorum.

okulsuz, ödevsiz, ders çalışmasız son çocukluk yılını rahatça yaşasın. zaten öğreneceği şeyleri birkaç ay önceden öğretmekle uğraşmak yerine, eğlenebileceği aktivitelerle mutlu edilmesi daha güzel olur.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
güncel eğitim formatı hakkında bilginiz var mı? muhtemelen yoktur. harfleri öğrenme sıraları bile farklı şu an. siz bir şeyin temelini atacaksınız ama okulda bambaşka bir şeyle karşılaşacak. bence hiç gerek yok aksine riskli.
-1
elorelia
(09.03.26)
hiç tavsiye etmem ben de okula 5.5 yaşında başladım ve başladığımda yazmayı okumayı biliyormuşum. hayatım boyunca okulu hiç sevmedim hiç başarılı bir öğrenci olamadım. her şey kendi zamanında güzel.
+1
matilda
(09.03.26)
Çocuk zaten ölene kadar çalışacak, boş verin okulda zamanında öğrensin derim.
0
peki madem
(09.03.26)
eğitimciyim, okul öncesinde evde öğretim olayını potansiyel olarak zararlı, zararlı olmasa bile gereksiz görüyorum. kendi çocuğuma renkleri sayıları bile öğretmedim. kalem tutuşuna müdahale etmedim. şu anda bu becerileri kazanması gerekmiyor, gerektiği zaman yaparız. kitap okuyoruz ama doğduğundan beri, onu önemsiyorum. bence ders kitaplarına falan hiç girmeyin, akademik bir şey yapmaya çalışmayın, geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız yaşına uygun hikaye kitapları okuyun bolca. emin olun birlikte yaşına uygun kitapları okumanız kendi kendine okumayı öğrenmesinden çok daha önemli şu anda pek çok açıdan.
+2
mezzosprite
(09.03.26)
(8)

Son kullanma tarihi 10 gün geçmiş yumurta yenir mi?

Bartebly
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
0
Bartebly
(08.03.26)
yenebilir. ama bozulmuş da olabilir. başka yumurtalar kaldıysa bayatlık testi yap.
0
jelly bear
(08.03.26)
Bozuk yumurtayı kırınca genelde sarısı cilik olur akar gider ve baya kötü kokar. Taze olmamasina bir şey diyemeyecegim ama bozuk olsa anlardiniz bence.
+2
a perfect lie
(08.03.26)
Kırınca ortalığa bir kötü koku yayılmadıysa yerim ben.

Sait Faik Abasıyanık'ın Kameriyeli Mezar hikayesinde, Hikaye kahramanının anlattığına göre, martı yuvasında iki yumurta varsa, bu yumurtaları korkmayın alın der. Çok tatlı olurmuş. Eğer yumurta üç taneyse uzak durun der. Bozuk olabilirmiş. Son kullanma tarihinden bahsetmemiş.
Hikayenin adı, martı yumurtası yemeye giderken önünden geçtiği mezarlıkta gördüğü bir mezardan geliyor. Yumurtalarla ilgili değil.
+1
Mirket
(08.03.26)
Bozulmaya yaklaşanlar kırılınca az çok dağılır, bu tabii mide bozacağı anlamına gelmez. Kesin bilgi değil tabii belki de yanılıyorumdur.
0
mbond
(08.03.26)
Ya bu yenir denen arkadaşlar neye dayanarak söylüyor bunu? Skt si 10 gün geçmiş yumurta en az 40 günlük demek . 40 günlük yumurta nasıl yenebilir?
0
benaslindayohum
(08.03.26)
Yenmez tabii ki. Son günü gelen yumurtayı bile yemem, yumurta yani bu.
0
sadakatsiz
(08.03.26)
skt ürünün tam o tarihte çöp olacağı anlamına gelmiyor ki sadece bayatlıyor. bozuk demek değil. hatta gıda israfının önüne geçmek için ürünlere artık tett yazıyorlar yani tavsiye edilen tüketim tarihi. yımurtayı ben her ihtimale karşı dolapta tutuyorum. mutfakta petek yanmıyor ama yemek yapınca falan çok ısınıyor. yumurtayı da kırınca sarısı dağılıyorsa ve kötü kokuyorsa yemem tabi ama sırf son kullanım tarihi geçti diye de çöpe atmam. ayrıca sen bozuk yumurtayı yesen bile illa gıda zehirlenmesi geçireceksin diye bir şey yok belki basit semptomlarla atlatır bi daha bu hataya düşmezsin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
yumurtada skt değil tett olur. tett geçtikten sonra bozulup bozulmadığını kontrol ederek tüketebilirsiniz
0
mezzosprite
(09.03.26)
(9)

İstanbul Hangi semtte kiralar ne kadar?

darthvader
Özellikle Anadolu yakasında oturanlar hangi semtte ne kadara oturuyorsunuz? otopark vs imkanlarınız neler?
Özellikle Anadolu yakasında oturanlar hangi semtte ne kadara oturuyorsunuz? otopark vs imkanlarınız neler?
0
darthvader
(08.03.26)
ben üsküdar icadiye’de yeni kapattım evi. 35 veriyordum, otopark imkanı yoktu, sokak da genelde doluydu. bir süreliğine arkadaşımın yanına geçtim, o da üsküdar’da site içi, park sorunu yok, 3 ay önce 40 oldu.
0
lüzumsuz adam
(08.03.26)
Üsküdar bağlarbaşı 25k 1+1

Otopark yok dün gece 45 dk park yeri aradım
-2
messina123
(08.03.26)
Kediköy 75 1+1
Üsküdar 80 2+1
Çekmeköy 55 3+1
Sancaktepe 47 2+1
Bildiklerim
0
artıküyeolmakistiyorum
(08.03.26)
Çekmeköy 1+1 17k otopark ve asansör yok, yağmurda 45 dk yer arayıp ıslanarak eve döndüm

Evlerin altına otopark yapılacak hane sayısı*3 olmalı prosedürü. Eşler + misafirler

Zorunlu olmadıkça yaş iş, trafik de bitmez, kirli sokak görüntüleri de.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Kadıköy moda 45k
Otopark yok
0
cay koy geliyorum
(08.03.26)
Arkadaşım tuzla'da havuzlu site içinde çatı dubleksi bakıyordu 4+1, 45k + 4k aidat istiyorlar.
0
kimlanbu
(08.03.26)
bağcılar-bahcelievler arası bi yerde 2026 yılı için 30k.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
karşıdaki zemin kat balkonsuz sokağa direkt sıfır, asfalt yolun salon camından 2 metre ötesinden geçtiği dairenin içinin de döküldüğü 50 yıllık binada 1+1 ev geçen gün 45.000 liraya kiralandı.
tabi ki otopark vesaire de hiç bir şey yok.
yer fenerbahçe/kadıköy.

bundan cesaretle benim evin kirası da herhalde 60.000 liradan aşağı olmamalı diyorum, 2+1 70 yıllık bina içi sıfır tadilatlı otopark hiç bir şey yok 75m2.

imkanı olan bu şehirden acilen çekip gitmeli.
0
denizgonen
(09.03.26)
sarıyer
3+1
40.000
0
tarafsizbolge
(09.03.26)
(6)

Avukat "yalan söyle" der mi?

michael_knight
Örnek veriyorum bir öğretmeni bıçaklayıp öldürdüm ve bir avukatla çalışmaya başladım.Önce olayı tamamen doğru şekilde avukata anlattım diyelim ve saldırıyı planlı bir şekilde yapmışım.Avukat bana "savunma yaparken yalan söyleyerek cezayı azaltalım ister misin?" şeklinde tercihimi sorar mı en başta y
Örnek veriyorum bir öğretmeni bıçaklayıp öldürdüm ve bir avukatla çalışmaya başladım.
Önce olayı tamamen doğru şekilde avukata anlattım diyelim ve saldırıyı planlı bir şekilde yapmışım.

Avukat bana "savunma yaparken yalan söyleyerek cezayı azaltalım ister misin?" şeklinde tercihimi sorar mı en başta yoksa direkt "bıçak zaten hep taşırım demen lazım, rastgele bir insana bir anda düşünmeden yaptım demen lazım" şeklinde mi yönlendirir?

Böyle bir süreç kabaca nasıl ilerler gerçek hayatta?
-1
michael_knight
(06.03.26)
avukatlar genellikle yalan yerine lehe olan kısımları parlatma yoluna gider.

yalan söyle demez ama "Eğer planlı olduğunu itiraf edersen şu cezayı alırsın. Eğer kaza veya anlık öfke dersen şu cezayı alabilirsin. Karar senin, ben senin beyanın üzerinden hukuki çerçeveyi çizeceğim." diye seçimi bırakıp stratejiyi ona göre çizer.
+6
summerjam0306
(06.03.26)
Derler, diyorlar. Tabii ki @summerjam0306'nın dediği gibi daha formal bir dille belirtiyorlar.
0
kimlanbu
(06.03.26)
Avukat yalan söyle demez; ancak her doğruyu da olduğu gibi söylemeni istemez. Kendisi de her doğruyu her yerde söylemez; böyle bir mükellefiyeti yok. Yalan söylemek ≠ her doğruyu paylaşmak.
0
vedatchilipeppers
(06.03.26)
yalan söyletmeden nasıl savunacak zaten. avukat direk yönlendirme ile ne gerekiyorsa onu söyletir.
-1
gercekdunya
(06.03.26)
yani evet "ne söylersen mahkeme nasıl değerlendirir" gibi telkinler veriyoruz. ama söylediklerimiz çoğu zaman işe yaramıyor. mesela adama diyoruz ki şimdi polis sana şunu şunu sorabilir, doğruyu söylemek zorunda değilsin. şunu şunu yaptın mı dediğinde evet demek zorunda değilsin. diyoruz ama insanlar o kurguyu çok iyi yapıp profesyonel bi şekilde sorulan sorulara açık vermeden cevap veremiyor. genelde çelişen ifadeler kullanıp durumun açığa çıkmasına neden oluyorlar.

ama şu var ki; cezalandırma yetkisi sadece devlete aittir ve devler bu yetkisini kullanırken, biri hakkında bir suçlama yapıldığında lehe ve aleyhe tüm SOMUT delilleri toplayarak yapar. örneğin ben birini öldürmedim ve gidip "ben şu kişiyi öldürdüm" dersem devlet sadece benim beyanıma bakarak yargılama yapıp ceza vermez. ben sonuçta birinin suçunu da üstlenmiş olabilirim bu konuda yalan söylüyor da olabilirim. bu nedenle kamera kayıtları, hts kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporları atk raporları vs vs birçok delil toplanır. yani çocuk eğer avukatın sözünü dinleyip "ben canavarca hisle tasarlayarak yapmadım, o anlık gaflete kapıldım" dese bile mahkeme bu çocuğun son birkaç güç içinde nerelere gittiğini, olayda kullandığı silahı nereden temin ettiğini, cep telefonu incelemesinde arkadaşlarıyla vs konuşmalarında bu olaydan bahsedip bahsetmediğini vs vs her şeyi araştırır ve çocuğun bunu planlı olarak canavarca hisle bir hınçla yaptığını ortaya çıkarır.

yani burda avukata kin duyulması anlamsız. iyi bir hukuk fakültesinden mezun olan hukuk nosyonuna sahip olan biri gayet iyi bilir.
+1
Sadece soruyorum
(06.03.26)
Neden neden demesin ki ?
Avukatta bir insan .
Ama bu noktada sözün formatı , yalan söyle... şeklinde değil "bu şekilde söyle " olur.
avukatı olan fail kimse zaten
kendini muhtemelen alacağı cezadan olabildiğince kurtarma derdindedir.
Dünyaya bir bakın, hukuki tanımlamalar ve anlamları, cezai karşılıkları bile kişinin statüsüne göre değişkenlik gösterebiliyor.
0
diyecevaplandı
(06.03.26)
(9)

Saçım kıvırcık, ince telli, kurutmayı bilmiyorum

fildirfildir
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
Kurutunca cadı gibi oluyorum kabarmasından elektriğinden. Krem falan sürsem sonrasında çok ağır hissediyorum. Ama sinüzitim var kurutmam lazım. Yardım edin :(
0
fildirfildir
(03.03.26)
Saça uygun köpük, krem bulmak lazım bence.

Eğer gür saçlarınız varsa John Friedanın saç köpüğünü öneririm.
Cansız saçlarda morfoseun köpükleri daha iyi olur diye düşünüyorum.

Instagram keşfetinizde muhakkak görmüşsünüzdür, saç ıpıslakken şekillendirici uygulanmalı. Duştan tam çıkarken hemen köpük, krem ne kullanıyorsanız hemen uygulayın.

Bir de vigo ile kurutmak iyi olabilir, ama bence o da saçın bazı bölümlerini tel tel yapıyor, ya da ben de kurutmayı bilmiyorum hahhaah
+2
tulumba
(03.03.26)
Köpük kullanın, eğer hızlı kurutmak istiyorsanız ama elektriklenme de az olsun istiyorsanız mecbur bir şeyler kullanacaksınız. Hızdan kastınıza da bağlı gerçi... Kıvırcık saçlar için yazan veya buklelere vurgu yapan köpüklerden seçin.

Öncelikle tarama vb işleri duştayken hallediyorsunuz. Taramak önemli, saçınızı tarayın. Ama duştayken. Duştan çıkınca kafanızı öne eğip buklelere hafifçe bastırarak (çok değil) ıslaklığı alın, havluyla kurutma hareketi yapmayın, sadece hafifçe bastırıp bastırıp gevşetin. sonra elinize biraz köpük sıkıp yine kafanız öne eğik, bukleleri avcunuzla hafif hafif sıkarak uygulayın.

En sonunda da kurutma makinasını alıp düşük üfleme ayarında, uzaktan tutup elinizle de set yaparak acele etmeden kurutun.

Köpüğü abartmazsanız kafanızda herhangi bir şey var hissi uyandırmaz.
0
akhenaten
(03.03.26)
Sertleştirmeyen köpük + vigo. Köpük olarak syoss öneririm.
0
ekimoloji
(03.03.26)
benimki kalın telli kıvırcık. duştan sonra kafama tişört sarıyorum. kurutma makinesi kullanmıyorum. yarım saat sonra saç nemlendiricisi sürüyorum. bana yetiyorsa sana haydi haydi yeter.
0
yurtsuz john
(03.03.26)
çooook pahalı biliyorum ama ole* ile başlayan o meşhur markanın nemlendirici maskesi bana iyi geldi. köpük olarak syoss. onun dışında mikrofiber havlu ya da 100% pamuklu tişörtle suyunu alıyorum. curly girl methodları incelenebilir, ama çok ürün kullanıyorlar onlar da sıkıntı. ve evet zaman alıyor ama vigo ile kurutmalı. aynı saç tipine sahibim.
-1
serialchiller
(03.03.26)
çok ürün kullanacak vaktin yoksa en kolayı köpük. benim saçlarım bi ara çok kıvırcıktı. duştan sonra tarayıp fazla suyunu alıp kafamı öne doğru eğiyordum, parmaklarımla tarar gibi ayırıyordum, taft ın saç köpüğünü elime sıkıp saçlarımın uçlarını avuçlarımla yukarı doğru ittirerek sürüyordum. sonra da fön makinesinin en düşük ayarında bi 10 dk kurutuyordum. ama kafanı öne doğru eğip aşağıdan yukarı doğru kurut hatta vigo varsa onunla kurut. kuruturken bir elinle yukarı doğru kaldır saçlarını. böyle kurutursan kıvırcıkları bozulmuyor.
0
Sadece soruyorum
(04.03.26)
ben de aynı dertten muzdariptim john frieda'nın sampuan ve saç kremini kullanmaya başlayınca cadılıktan kurtuldum :-P urban'ın da saç spreyini kullanıyorum saçım ıslakken. saçımı taramıyorum ve kurutmuyorum
0
euteamo
(04.03.26)
Saçım ince telli, dalgalı, kolay kabaran, tüleren cinsten aynen.

En son dyson ın düz taraklı ucu kolaylaştırdı işimi. Kuruturken çok havalandırmıyor. Dysonlar saça çok zarar da vermiyor.

Bununla kurutup, en tepeyi düzleştiriyle yatıştırıp topuz yapıp yatıyorum. Sabaha hem düzgün hem de çok güzel oturmuş hafif bi dalgayla kalkmış oluyorum saçı açınca. 2-3 gün bile götürüyor o saç. Yaklaşık 20 yıldır zibilyon tane saç bakım aleti/ürünü kullandıktan sonra nihayet olayım budur :)

Saç spreyi, köpük, yağ vs hiçbir şey de kullanmıyorum, hiç sevmem yapış yapış ıyk
0
su olsam ates olsam
(04.03.26)
Uzerinde frizz yazan sampuanlari deneyin
0
narod
(05.03.26)
(1)

Belgrad icin oneri

üğpoıuy
Ögrenci isi (kuzen), cok pahali olmayan merkeze de cok uzak olmayan konaklama oneriniz var mi? Airbnb ya da otel olur ve sizce hangisi mantikli orasi icinBonus: ek tavsiyelerinizi de aliriz
Ögrenci isi (kuzen), cok pahali olmayan merkeze de cok uzak olmayan konaklama oneriniz var mi? Airbnb ya da otel olur ve sizce hangisi mantikli orasi icin

Bonus: ek tavsiyelerinizi de aliriz
0
üğpoıuy
(03.03.26)
center prestige apartments diye bi yerde kalmışım bookingden bulmuştum güzeldi. pahalı değildi ve temizdi.
0
Sadece soruyorum
(04.03.26)
(17)

kedi alerjisinden en kötü ne olabilir

Sadece soruyorum
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı
2024 yılında eve bir kedi aldık (sahiplendik yani), meğerse eşimin alerjisi varmış. 2025 yılında alerjisi çıktı ve burnu tamamen tıkandı. grip olursunuz 1 hafta sonra geçer ya, 2 ay falan geçmedi, sürekli bunu tıkanık, hapşırma + öksürme + göz kızarıklığı ile devam ediyordu. neyse alerji ilacı aldı kullandı falan o arada yaz geldi alerji hafifledi, bir süre hiç ilaç kullanmadı. şimdi yine başladı. bu işi nasıl çözeceğiz bilemiyoruz, en kötü ne olabilir? astıma falan çevirir mi?

(kediyi verebileceğimiz biri yok. alerji olduğunu bilsek hiç almazdık. kedi geldikten 7-8 ay sonra çıktı alerji)
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
hava temizleme cihazı ve sık sık desmont
yapacak bir şey yok
+1
croswell
(02.03.26)
Hayatı hayvanlarla iç içe geçmiş, astım ve alerjik bünyeye sahip olan biri olarak 40 yaşından naçizane tavsiyem eşinizin yaşam alanında alerjen olmaması. Hayvanları çok seviyorum, kedi alerjim olmasına rağmen hala kedimiz var ama bence alerjik insanın kendine yapabileceği en büyük kötülük alerjenle aynı ortamda yaşamaya çalışması.

Vücudunuz sürekli sinyal veriyor, siz bastırmaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra alerji hapları yetersiz gelmeye başlıyor, kaşınan ve sulanan göz kronik alerjik konjonktivite dönüyor, deride kaşıntı oluyorsa bu egzamaya dönebiliyor. En azından benim deneyimim bu yönde, ki ben kediyi köpeği ağzına yüzüne sokan insanım.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut
kedi gelsin diye ısrar eden bendim, ve olayların bu noktaya geleceğini asla bilemezdim çünkü eşimin kedilerle arası çok iyiydi. ama şu anda kediyi bırakabileceğim hiçbir yer yok mecburuz birlikte yaşamaya. biz de çok seviyoruz bebeğimiz gibi.
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
@sadece soruyorum
Son yirmi senemi hep bir kedi-köpekle geçirdim ve ikisine de alerjim vardı :) Çok iyi anlıyorum, o sevgiyi de biliyorum, o kıyamama halini de. O kadar yerinize koyabiliyorum ki kendimi. Eşiniz bu durumda olduğu için çok kötü de hissediyorsunuz muhtemelen, o da hem sağlığından oluyor hem kediye kıyamıyor, hem sizi üzmek istemiyor.
Sokak-ev alıştırabileceğiniz bir kediyse,eviniz güvenli bir yerdeyse belki bu seçeneği değerlendirebilirsiniz. Biz kedimizi kakasını dışarı yapacak şekilde alıştırdık, küçüklükten beri de sokak-ev birlikte büyüdü, dışarıya çok alışık. eve gir-çık yapıyor,i geziyor, evde hapis gibi yaşamıyor. Böylelikle hayat daha kolay.
0
kaymaktutmayansicaksut
(02.03.26)
@kaymaktutmayansicaksut +1

bizim de kedimiz part-time evde takılıyor. daha doğrusu bizim bahçemizde sokak kedisiydi, pandemiyle beraber evimize girip çıkmaya başladı, tuvaletini dışarı yapıyor. sadece akşamları özellikle kışın kapalı balkonumuzu otel olarak kullanıyor :)

ama sizin kediniz eve daha çok alışıktır tabii öyle gördüğü için. o yüzden onun için özel bir alan yaratabilirsiniz. kapalı bir balkon olur, oda olur. arada da dışarı çıksın tabii. eşiniz mümkün olduğunca az etkileşimde bulunsun. bir de hepa filtreli havalandırma cihazları da çok işe yarar. onun dışında aklıma bir şey gelmiyor.

bence sakın birine vermeye kalkmayın. olan olmuş artık yapacak bir şey yok. eşinizin sağlığını minimum etkilemesini sağlayın yeter.

not: bu arada ben de alerjik astımlı biriyim. ben de kedim ve köpeklerle minimum temas halindeyim. arada tabii kedimi mıncırıyorum ondan da bir şey olmuyor zaten.
0
elektr10
(02.03.26)
biz bu sorunu dysonla çözdük. her gün özellikle kedinin yattığı yerleri süpürmek çok işe yaradı.
0
scudman1
(02.03.26)
bahar geldi normal alerjinin azması, bende de kediye %100 alerji çıktı hapşırma göz kızarıklığı oluyor ama 3 sene sonra heralde kedinin tüyüne alıştım artık eskisi gibi ataklar olmuyor veterinerde demişti kedin senin evdeki toz akara bünyesi alıştığında sana alerji yapmayacak 7 uyumlanacaksınız demişti.

+1 atak zamanları desmond hava cihazı ve yoksa kesinlikle hepa filtreli robot süpürge her gün çalıştırısanız alerjiyi inanılmaz azaltıo toz her gün sürüldüğü için
0
eja
(02.03.26)
arkadaşlar öyle böyle değil adam ölü gibi yatıyo evde. hafta içi gündüz dışarıda olduğu için sorun yok ama gece neredeyse hiç uyumuyor sabaha kadar nefes almaya çalışıyor. hali hal değil görseniz bi :( öyle süpürmeyle falan olacak gibi değil
0
🌸Sadece soruyorum
(02.03.26)
Kedi alerjisi ve kedisi olan arkadaşımın yatak odasında hava temizleme cihazı vardı, gece sıkıntınızı çok azaltır.
+2
kobuzchu kiz
(02.03.26)
kedi alerjim yok ama alerjik rinitim ve astımım var. 2 kedim var. 5 yıldır beraber yaşıyoruz. alışılıyor. evi havalandırmak ve düzenli temizlik şart.
0
art cat chocolate
(02.03.26)
'En kötü ne olabilir?' sorusuna 'Bir şey olmaz yaaa.' tadında ve ona yakın cevapları hayretle okudum.
Arkadaşlar bu alerji denen olay böyle homojen, her insanı aynı derecede etkileyen, öyle bir biraz rahatsızlık vermek dışında bir sıkıntı çıkarmayacak bir dert midir?
Emin misiniz?
Kedi alerjisinden anafilaktik şok olabilir mi? Hayati risk gelişebilir mi?
Bir araştırın bence.
+2
Mirket
(02.03.26)
Antihistaminik kullanmak lazım. Doktora sormak şartıyla tabii. Fakat yakın zamanda bir bilgi okumuştum, bebeklikten itibaren yapılan aşıların içinde alüminyum varmış ve bu metal alerji deneylerinde vücudu alerjik hale getirmek için kullanılırmış. Yani vücuttaki alüminyum varlığını giderince alerji tepkisi ortadan kalkabilir. Bunu bir araştırmanızı öneririm, şu ağır metaller meselesiyle de ilgisi olabilir.
-6
muhayyer divan
(02.03.26)
Vay arkadaş evdeki birey acı çekecek kadar alerjik ama kediyi hala evde tutuyolar
0
kullaniciadimvar
(02.03.26)
çözüm belli ama senin o çözüme pek yanaşasın yok gibi görünüyor malesef, biraz içini rahatlatmak, "bak insanlar sorun olmaz dediler" demek için sormuş gibisin. "kediyi verebileceğimiz kimse yok" demek çözüm değil, bir şekilde sahiplendirilir. dünyada çok çeşitli ağrılar acılar vardır belki ama nefes alamamak kadar hayat kalitesini düşüren şey çok azdır. ben de alerjik biri olarak 2 kez eşimin ısrarıyla kedi besledim ki çok da seviyordum kedileri ama sürdürülebilir değil malesef. en kötü ne olabilir derken ölümden bir tık öncesine kadar zorlayacak gibi sormuşsun ama şu an adama işkence ediyorsun.
+1
hrskrs
(02.03.26)
Kedi tam bir haydut, eşşek gibi ısırıyor, birine versem almaz. Kaldı ki dünden beri eşime yalvarıyorum lütfen birilerine soralım belki almak isteyen çıkar diye. Kendisi de kabul etmiyor kediye kıyamıyor. Ben zorlamıyorum onu. Aldık artık bırakamayız diyor. Bi de geçen sene de böyle olmuştu mart sonu nisan gibi hafiflemişti belki yine öyle olur diye bekleyelim diyor.
-1
🌸Sadece soruyorum
(03.03.26)
@Sadece soruyorum

Buralarda beni sevmezler, muhtemelen sen de sevmeyenlerdensin bilmiyorum ama bak yukarıda günlük süpürme konusunu ve söylediğim şeyleri es geçmeyin. Kediye alerji aldığınız gün eşinde mevcut olsaydı en geç 2 saat içinde belirtilerini yaşardı, 7-8 ay sonra ortaya çıkması vücudun aslında kediye alerjiyi sonradan geliştirdiğini gösterir. Bu da eşinin vücudunda bazı biyolojik ve belki de psikosomatik değişiklikler olduğunu gösterir. Belki de sadece bilinçaltı çalışmasıyla geçebilecek bir şey bile olabilir, buradakiler şimdi eksi yağmuruna tutarlar beni, yine de araştırın diye ısrar ediyorum.
-6
muhayyer divan
(03.03.26)
abi alerjiniz varsa evlenip milletin basini belaya sokmayin diye defalarca soyledik.
bo$an coco, kedinle sen birbirinize yetersiniz. :D
0
cooperr
(03.03.26)
(26)

İsim bulamıyoruz

sacrilegious
Merhaba,Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden? Ya d
Merhaba,

Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden?

Ya da Güneş nasıl? Kız ismi gibi sanki… Unisex olmasa iyi olurdu.

Sizin beğendiniz erkek isimleri neler? Soyadı Yüksel olacak bu arada.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(01.03.26)
Sezer. Ceasar diye de kullanır.
0
Bruce
(01.03.26)
Güneş kiz ismi gibi olur evet. Ozan falan olmaz mi? Türk vurgusu isterseniz eski komutanlarda karizmatik bir suru isim var. 1000’li yillara bir bakin derim.
0
mbond
(01.03.26)
Güneş erkeğe olmaz. Soyadı iyi değilmiş. Kuzey adını beğeniyorum. Bence kafa karıştırmamak için her gün bir harfin isimlerini inceleyin.
-6
arbre
(01.03.26)
Barış.
+1
rock n roll
(01.03.26)
Onur
Karel
Hazar
0
hakmut
(01.03.26)
ekin, ata, ozan, gökalp, alp, berk, kaan, deniz, doruk, gökay, mete, orkun, batu

uniseks olmasın demişsiniz ama bilge de çok güzel.
0
oyokbuyoknevar
(01.03.26)
Uniseks olması belki bozabilir ama deniz iyi bir seçenek. Evrensel de kullanılır herkes anlar rahatça.
Bu yeni nesil araz uraz cart curt isimler bana şahsen çok itici geliyor.
0
cay koy geliyorum
(01.03.26)
Sungur

Sungur ismi, Türkçe kökenli bir isim olup, genellikle erkek çocuklarına verilmektedir. Bu ismin anlamı, “şahin” ya da “şahin gibi güçlü ve cesur” olarak tanımlanabilir. Türk kültüründe ve edebiyatında yer alan bu isim, güçlü ve cesur bir karakteri simgeler.
-5
meko
(01.03.26)
Yurtdisinda kullanimi zor olmamasi icin Turkce karakter icermemesi lazim ve okunusu kolay olmali.

𝗘𝗿𝗲𝗻 var mesela, Turkce kokenli. Japon animesinde bile kullanilmisti bu isim :) Yurtdisinda kullanilan Aaron'a benziyor.

𝗔𝗱𝗲𝗺 de kolay ve yaygin ama Arapca kokenli. Ibranice ve Sanskritce'ye, hatta Sumer'lere kadar gidiyormus ismin kokeni. Yurtdisinda Adam olarak kullaniliyor genelde ve neredeyse her dilde var:
en.wikipedia.org

𝗘𝗿𝗺𝗮𝗻 olabilir :) Turkce kokenli. Ama yurtdisinda Arman daha yaygin. Arman Farsca kokenli.

su basliklara bakabilirsin:
(bkz: çocuğa yurt dışında kullanışlı isim koymak)
(bkz: yurt dışında sıkıntı yaşatan türk isimleri)
(bkz: en güzel erkek isimleri)

ve ben de sunu sormustum:
oğlunuz olsa ne isim koyardınız?
www.eksiduyuru.com

bonus edit:
kaya ilginc mesela. turkce'de erkek ismi. yurtdisinda kiz ismi daha cok ama bicok ulkede var:
en.wikipedia.org

atilla veya attila avrupa'da kullaniliyor. macaristan'da da yaygin. bilindik tarihi bir figur. (ama iki 't' ve iki 'l' versiyonlari karisiklik yaratabilir)
en.wikipedia.org
+2
ermanen
(01.03.26)
Baran. Turkcesi yagmur demek. Anne babasinin Kurak kalbine hayat, Ait oldugu yere ferahlik, bereket getirsin insallah.
-1
krmzbvl
(01.03.26)
And. hep ıstemısımdır, bır kısıde duydum sankı sadece.
0
deepness
(01.03.26)
Ömür ve Önder. Abilerimin isimleri.
Noyan. En sevdiğim arkadaşlarımdan birinin abisinin ismi.
Gün. Tek heceli olması sorun değilse gene düşünülebilecek bir isim.
0
huladancer
(01.03.26)
Koray
+1
black holes in the sky
(01.03.26)
arden olur seviyorsanız. çevremde ona yakın arven var armin var. ve bunlar çevremdeki en unusual isimler değil. güneş evet önce kız diye düşünürüm ama ha oğlanmış denince de yadırgamam.
0
mezzosprite
(01.03.26)
Güneş unisex ama kesinlikle kız ismi olarak kullanılıyor. Erkek arkadasımın ismi Güneş. Herif nefret ediyo isminden. Müşteri hizmetleri arıyor. Hemen Güneş Hanım diye hitap ediyolar.
+2
luluki
(01.03.26)
Deniz
0
yurtsuz john
(01.03.26)
mert. hem türkiye hem de abd, kanada, fransa gibi ülkelerde kullanımı aşırı rahat olur, kimse sorgulamaz.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.03.26)
mert, eren ve atlas, arden +1
bir de umut olabilir
0
darthvader
(01.03.26)
Yurtdışında kullanımı zor olmayan bir isim arayışındayken iki tane Türkçe karakterli 'Güneş' ismine takılmanız da çık ironik olmuş.

Yurtdışı ile bir alakanız varsa Türkçe karakterlerden uzak durun bence.
0
Mirket
(02.03.26)
Sezai
ai çağı geliyor, havası olur
hey allam ya ekşiden çocuğuna isim buluyo insanlar
-4
plastic_angel
(02.03.26)
Alp, Tuna, Ege

*Yurt dışında sıkıntı olmasın derken bire bir karşılığı olsun mu yoksa türkçe karakter olmasın mı anlamadım ama ben türkçe karakter olmasın gibi düşünerek yazdım
0
ananiyimioguz
(02.03.26)
Cem, Cenk, Deniz.
0
ekimoloji
(02.03.26)
ben de bebek bekliyorum soyadıyla uyumlu olması için düşündüğüm isimler
teoman
talat
ferit
tanju
ben ferit eşim tanju diyor bakalım ne olacak

bir çılgınlık yapıp kudüs fatihi imparator titus ismini koymak istiyorum ama çok kişinin ismiyle dalga geçtim ondan çekiniyorum
0
Hallegadola
(02.03.26)
Can veya cem
0
Kittie
(02.03.26)
Aren var çevremde kulağa güzel geliyor bence
Eren ya da Eray olabilir
0
devilone
(02.03.26)
toprak
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
(32)

Odanıza kimlerin posterlerini astınız?

michael_knight
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte.
Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight
(27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.

millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek.
ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.

avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)

Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
national geographic’in hediye ettiği kocaman bir dünya haritam vardı. aslında küçükken backstreet boys’un büyük hayranıydım ama onların posterini asmamıştım niyeyse.

edit: şöyle bir anı geldi aklıma: ilkokul yaşlarındayken ailecek bir misafirliğe gitmiştik, birkaç aile vardı. sonra odaları gezdirirlerken evin ergen oğlunun odasında nicole kidman posteri gördük. kızıl kıvırcık saçlı hali. babam dahil oradaki tüm babaların “ooooooyyhhhh” diye kahkahalarla eridiklerini hatırlıyorum. o zaman cinsellik nedir çözememiş bir bünye olarak çok şaşırmıştım tepkilerine. gidip posteri incelemiştim yakından.
+3
eileengray
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.)
Ortaokul - Brad Pitt
Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa
bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.

ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:

www.jpl.nasa.gov
0
peki madem
(27.02.26)
ricky martin
+1
pide
(27.02.26)
Kurt cobain ve RHCP posterleri vardı. Anthony kiedis posterde tek olsa onu asmak isterdim ama dergiler grup olarak veriyordu hep. Ortaokulda falandım, kurt cobain zaten çoktaaan ölmüştü ama işte imkansız aşkın verdiği o his:) sonra zaten poster merakım falan kalmadı, günümüzde ergen olsam jason momoa posteri asardım :d
+3
kullanicadi
(27.02.26)
Blue <3

Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor

blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.

utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım
Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio
Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt,
Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ve evanescence asılıydı.
0
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
avril lavigne
ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler .
not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence
Linkin Park
Red Hot Chili Peppers
Şebnem Ferah
Teoman vs...
Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam.
Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim.
Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
+1
faberkastelli
(28.02.26)
(22)

Anneanne & babaannesinin çocuk bakması??

eisberg
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide işi olsa diğeri bebeğe bakıyor anca öyle hallediyoruz falan. Bir iki defa iş yerine çocukla gittim hatta.

Her neyse, ekşide bu anneanne babaannelere çocuk baktırma başlığını gördüm, millet ne giydirmiş ya ailelere. Yaşlılara zulüm ediyormuş gibi, ben hiç öyle düşünmüyordum. Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?
+3
eisberg
(26.02.26)
yaslarina, saglik durumlarina, aile dinamiklerine, torun bakmaya heveslerine göre degisir. torun bakmak isteyen ve sagligi yerinde olan birine nede eziyet olsun?

ben dogdugumda babannem 51, dedem 55 yasindaymis. ilk torundum. beni kendi istekleriyle alip yazin 3 ay yazliga götürüyorlardi ve bu konuda annemi falan ikna ediyorlardi. kendileri istiyordu.
halam ikinci kizini dogurdugunda babannem 67 yasindaydi. bana baktigi dönemdeki gencligi yoktu. bakici tuttular, babannem, dünürüyle dönüsümlü olarak kontrole gidiyordu. fiziksel olarak torun pesinde kosmuyordu. yorulmuyordu ama bir nevi hala torun bakiyordu.
farkli durumlar ve farkli yaslar, farkli adaptasyonlari gerektiriyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Ben de anneanne, babaanne olsam torun bakmak istemem. Belli bir yaştan sonra insanın kafası kaldırmıyor gürültü patırtı. Devamlı takip edeceksin düşmesin kalkmasın diye.

Enerjik bir anneanne, babaanne olurum bunu biliyorum ama uğraşamam. Turlara gideceğim, arkadaşlarımla buluşacağım falan. Evimde sessiz sakin kitabımı okuyup, kahvemi içeceğim. Çocuğum olsaydı, o bile sık sık gelsin istemezdim ziyaretime.
+6
rock n roll
(26.02.26)
Aile arasında az da olsa güven samimiyet varsa , büyükler çocukları seviyorsa gelini veya damadı çok sevmeseler dahi torunlarına bakarlar.

Evlilik, akrabalık ilişkilerine önem vermeyen, anne babası dahil yaşlıların yerini sadece huzurevi gören birileri için tabi böyle aile içi yardımlaşma destek türünden şeyler garip, tuhaf , bilimsel olarak incelenmesi gereken psikolojik vaka olarak görülebiliyor ne yazık ki.
0
diyecevaplandı
(26.02.26)
Peki tam tersi durum? Yani aileler de annene babannelere yaşlanınca bizim de hayatımız var biz de bir defa geldik dese? Bu çok acımasız geliyor bana.
+1
🌸eisberg
(26.02.26)
Torununa bakabilmek için ikinci kocasından boşanan kadın gördüm ve kızı da bu boşanmayı teşvik etmişti.

Anne babaların belli bir yaştan sonra kendi hayatları olamayacağına ve çocuklarının mutluluğu için yaratılmış olduklarına dair bir düşünce var.

Bir de şu var. Tam zamanlı olarak anneanne, babaanne tarafından bakıcılığı yapılmış çocuklar ilerde prenses oluyorlar bence.
+2
Mirket
(26.02.26)
Çocuğum olursa direkt şutlarım anneannesine, babaannesine. Anne çalışıyorsa normal. Bakıcıya verilen kadar olmasa da onlara da para verilir. Win win.
-6
arbre
(26.02.26)
Aslında şu da var; belli bir yaşın üzerindeki insanlar zaten çocuk bakmak için uygun değil. Algıları gençler gibi değil, refleksleri yeterince iyi değil, ne kadar hareketli olursa olsun örneğin iki yaşındaki bir çocuğun peşinden koşabilecek durumda değiller.

Onlar zaten kendi çocuklarını bakıp büyütmüşler, torun için de ugrasmasinlar. Belki çok sert gelmiştir özellikle ilk cevabım çoğu kişiye. Fakat biraz bencil olmak iyidir. Biz toplum olarak özellikle aile konularında aşırı fedakarlık yapıyoruz yani saçımızı süpürge ediyoruz ama bir kere geldiğimiz hayatta belki kendi isteklerimizi göz ardı ediyoruz bu da mutsuzluk sebebi bana göre.
+5
rock n roll
(26.02.26)
Anneanneyi babaanneyi tam zamanlı bakıcı yapmak çok haksızlık bence. Biraz rahat etmek onların da hakkı.
Ama biz de eşimle desteksiz çocuk büyütüyoruz memleketlerimizden çok uzağız. Gerçekten çok zor sizi anlıyorum. Çocuğu birine emanet edip doktora gitme şansımız bile olmuyor.
+1
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Pandemide doğmuş çocuğumuz var. Tek başına çocuk büyütmekte doktora seviyesi bizde galiba. eşimin doğum ve sonrası (pandemi seyahat yasağı) dahil anne babalar yanımızda değildi. özet geçeyim bugüne kadar istisnasız çocuğu kreş saatleri dışında birilerine bıraktığımız toplam süre 24 saat değildir bugüne kadar. aileler uzakta, yüzlerce km uzaktan gelip çocuğa bakıcılık yapacak şartlar yok. yani durumunuzu anlıyorum özetle.

Evet, bazen gerçekten insan çok ihtiyaç duyuyor çocuğa bir kaç saatliğine bile gönül rahatlığı ile bırakacak birilerini ama çocuğu doğurup dedeyi nineyi kürek mahkumu gibi bakıcılığa zorlamak gerçekten rezil bir davranış bence. Büyükanne, büyükbabalar çok gereken durumlarda evet toruna bakabilirler bu zaten çok doğal lakin insanların hayatın dinlenme ve yüklerinden kurtulup rahat rahat yaşayacağı çağda bakıcılığa duygusal manipülasyon, mobbing suretiyle mahkum edilmesi çok kötü. Torun sahibi olursam böyle bir durumda kalmak asla istemeyeceğim bir şey. Yani tamamen keyfiyetle çocuğu dedeye nineye iteleme tavrını kastediyorum. çünkü yapan çok fazla kişi var.

sonuç olarak annenne babanne bakıcılığı desteğinden hiç ama hiç yararlanamamış biri olarak diyorum ki, bence de öyle, herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin düzeni var.
+3
wilhelmwasmuss
(26.02.26)
abimin çocuğu var annemle babamı yaşadıkları yere taşınmaya ikna edebilselerdi 2. çocuğu yapıp anneme itelemeyi planlıyorlardı ilk defa bizimkiler kendilerini ezdirmeyip bizim de hayatımız var diyip kabul etmediler. ilk çocuklarına da kafadan kontak anane baktı çocuğun durumu içler acısı.
sonuç olarak benim şahsi görüşüm, çocuk yaparken başkasına muhtaç olmanız gerekiyorsa demekki durumunuz o çocuğu yapmaya müsait değildir.
+4
nahtoderfahrung
(27.02.26)
evet onlar çocuk bakıp sıralarını savdı diye düşünüyorum. çocuğum yok. ama olursa ne annem ne kayınvalidem devamlı bakamaz. annem direkt söylüyor da, hiç alınmıyorum. baksa çok yıpranır. bir de sorumluluktan korkar.
tabii bizimkiler 60+. genç olanlar bakmak isteyebilir. ama istemezse de alınmak ne kadar doğru bilmiyorum, bir gün değil iki gün değil, hayatı komple kilitleyen bir şey.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.26)
“Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?”

yeni nesil ebeveynlerden korkuyorum. iq eq meselesi midir cocugu kaldiramamanin derdi mi bilemiyorum ama kafasi cok tuhaf. aynen yaslaninca bakma cunku yillarca sana bakip buyutmemisti, cocuguna da bakmaliydi. yani o kadar kitleme durumu varsa yaparken musaitligini sorun bari, bi ihtimal kendi hayatlari olabilir insan oldugu icin
0
ala09
(27.02.26)
@ala09 kardesime katilmiyorum. Dunyaya gelmeyi ben secmedim, kendi tercihleriydi. O yuzden bana bakmak zorundalardi zaten.

Torunlara bakmak zorunda degiller ama bu konuda istekli olan çok aile büyüğü gördüm. Tercih kendilerine ait olmalı. Belki hayatlari zaten sıkıcıdır, torun bakmak hareketlendiricektir vs. Yaş ve fiziksel durum etkendir vsvbs

Biz de anne babamiza bakmak zorunda degiliz evet (ben kesin bakicam da kisisel)
0
üğpoıuy
(27.02.26)
ben de bebek bekliyorum, annem bakacak. sigortasını yapacağım ve maaş vereceğim.
0
Hallegadola
(27.02.26)
çocuğu anamız babamız baksın diye yapmadık, ancak insan arada da düşünüp yardım eder. bizim ne anane ne babane gram dahil olmadı. zaten sağlık sıkıntılarından dolayı dahil olma ihtimalleri yok. çevremde anasından babasından destek almayan tek aile biziz ve zorlanıyoruz. tamam biz çoğu şeye dahil etmedik ama biraz insan düşünür diye kızmışlığım var. benim türkiye baby boomerlarına şöyle kızgınlığım var: çok çektik perişan olduk cart curt... ulen avrupada sizin yaşıtlarınız 2. dünya savaşında öldü, ailesinde kaybı olmayan yok. zorluksa onlarınki zor....
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Herkesin düzeni var ve herkes hayata bi kere geliyor 🤷‍♀️

Kendileri istiyorsa ya da önceden anlaşılmışsa siz de istiyorsanız baksınlar ama görev değil yani. Hayatta ne olacağı belli de değil. Ben biraz anneme güvenerek yaptım, emekli olsun tam zamanlı baksın gibi bir isteğim yoktu ama çok çok bunalırsam pişman olursam yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsam ona bırakacaktım 1-2 gün. Öyle konuşmuştuk cesaret vermişti bana, hamileyken aniden kaybettim onu.
+1
mezzosprite
(27.02.26)
çocuğum yok ama olsa da annem veya kayınvalidemin bakmasını istemem. eğer maddi imkanlarım yeterli ise kendim bakmak isterim. onun o minik hallerini bi daha göremicem sonuçta. 18 yaşına gelince ayrılıcak gidicek zaten. en azından okula gidene kadar ben bakmak istiyorum ilerde çocuğum olursa. annane babanneye ise eğer kendileri gönüllü ise bırakılır bence. zorla değil tabi.
+2
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Sigortasını yapacak, maaşını verecek olan arkadaşım,
Sırf meraktan soruyorum.
Madem annenin onlara ihtiyacı var ve sen de yapacak durumdasın, şimdi neden yapmıyorsun?
Çocuğun bakıma ihtiyacı kalmayınca işten mi çıkaracaksın, tazminatını da verecek misin?
Bu nasıl bir Anne-çocuk ilişkisi?
-1
Mirket
(27.02.26)
annem kardeşimin çocuklarına bakıyor ama çocuklara baktığı için kendisine muhtaç olduklarını düşünüyor ve günün sonunda da bir kibir oluştu.

ancak bizim ufaklığı bir süre emanet etmek durumunda kaldığımızda hiç özenmediğini gördük, zaten yaşı ilerlemiş büyüklerimizin çocuklara yaklaşımı/bakımı zaman zaman bizim de hoşumuza gitmeyebiliyor. kimse zorunda değil ama çopcuğu da dara düşünce destek atabilir diye düşünüyorum. hayatını toruna adamaları acımasızlık olabilir ancak 40 yılda bir de toruna bakmak gerektiğinde elini taşın altına sokmalı. hele ki doğur bakarım gibi bir söylem olduysa bakmalı bence
+1
kondansator
(27.02.26)
Buradaki mesele anne-kız ilişkisi değil, emek. Düzenli ve tam zamanlı çocuk bakımı ciddi bir zaman, sorumluluk ve emek demek. Kadınların emeği yıllarca "zaten anne", "zaten seviyor" denilerek ücretsiz ve görünmez kabul edildi. Oysa bakım emeği emektir. Sevgiyle yapılması onun ekonomik değerini ortadan kaldırmaz.
Sigorta ve ücret konuşmak ilişkiyi bozmaz, emeği görünür kılar ve sömürünün önüne geçer. Torununa bakmak görev değil tercihtir. Ve eğer emek varsa karşılığı da olmalıdır.
Evlilik içindeki görünmeyen emek de, boşanma sonrası yaşanan adaletsizlikler de ancak emeği baştan tanırsak çözülür. Emek değerli olduğu için karşılık bulmalı. Sevgi sömürünün gerekçesi olamaz.
+4
mezzosprite
(27.02.26)
Çocuk sahibi değilim ama çocukken ailem beni rahat senede 3 aya yakın anneannemlere bırakır, haftasonları da babaanneme bırakmak için fırsat kollarlardı. Arada da yaz okulları, kamplar vs bir sürü şey sıkıştırırlardı.

İleride bu yaptıklarını konuşunca da sen de istiyordun diye kıvırdılar. Evet çocuktum yaz tatillerinde bodruma gitmeyi yüzmeyi seviyordum ama bu işin gerçeğini değiştirmiyor bana bakmamak işlerine gelmiş de itelemişler beni işte.

Biri çocuk yapıyorsa kendisi bakmak zorunda, çalışıyorsa da çocuğunu kreşe akranları ile sosyalleşmeye göndermeli, yaşlı 2 insana çocuğu iteleyip yapayalnız büyütmek büyütmek falan değildir.

Çocuğa vakit ayırmak bir mesele ise bir zahmet çocuk yapmayın. Ben yapmıyorum mesela maaş güvencem olsa da maddi durumum müsait olsa da.
+2
denizgonen
(27.02.26)
Ben şahsen tercih etmedim etmiyorum da. 18 aylık kızım. Aşırı nadir akşam uyurken, neredeyse hiç de gündüz bıraktık anneme. Babanne zaten şehir dışında toplasan 3 kere görmüştür onda da bir alt bile değiştirdi mi şüpheli. Gerek yok ya kimsenin eline bakmaya. Ailecek hastalandığımızda falan çok sıkıntı çektik ama hallediyoruz. İleride geriye dönüp baktığımızda biz hallettik diyebileceğiz.

Ama bir arkadaşımın annesi var ya dünden razı kadın utanmada haftaiçi bana bırakın falan diyecek kızına. Öyle hevesle bakıyor.
0
wild honey suckle
(27.02.26)
(5)

Kedi psikoloji ve davranış uzmanı tavsiyesi

icim urperiyor
Selam. 3 yıldır ev arkadaşlığı yaptığımız bir kedimiz var. Arabian Mau, dişi, kısırlaştırılmış. Yemek etrafında çok fazla sabırsızlık ve açgözlülük yapıyordu hep, davranışını da çok etkiliyor bu durum. Ama sadece gunun belli kisimlarinda oluyor, aşırı miyavlama ve bi şeyleri çiğneme olarak. Günün bü
Selam.

3 yıldır ev arkadaşlığı yaptığımız bir kedimiz var. Arabian Mau, dişi, kısırlaştırılmış. Yemek etrafında çok fazla sabırsızlık ve açgözlülük yapıyordu hep, davranışını da çok etkiliyor bu durum. Ama sadece gunun belli kisimlarinda oluyor, aşırı miyavlama ve bi şeyleri çiğneme olarak. Günün büyük çoğunluğunda dünyanın en iyi ve güzel kedisi diyebilirim.

Bu davranış bozuklugunu analiz edip bize tavsiyeler verebilecek, kedimizin daha mutlu olmasini saglayabilecek bir uzman arayışındayim. Internette aradim biraz ama genelde Instagram'da popi olan eğitimi/geçmişi belirsiz kişiler çıkıyor karsima. Bu konuda gerçekten uzman bir klinik veya kişi önerisi olan var mi? Veya nereden bulabilirim? Teşekkürler.
0
icim urperiyor
(25.02.26)
Arabian Mau neymiş diye bir baktım baya bildiğimiz tekir gibiymiş. görsem tekir derim.

kedi bu yapar öyle. bence bu bir davranış bozukluğu değil. paranız çok belli ki saçmak istiyorsunuz. :d ters anlamayın lütfen. cidden gereksiz.

kediler sıkılınca aşırı miyavlarlar ve bir şeyleri çiğnerler, ısırırlar, tırmalarlar. bir yerlerde mama olduğunu öğrendikleri için de arada akıllarına gelir ve isterler. özellikle siz o mamanın yakınında gezinirseniz.

bu arada her cins kedi konusu açılınca içimden geçen: #satınalmasahiplen
sokak kedileri de çok tatlı <3
+4
art cat chocolate
(25.02.26)
mama için sabırsızlık ve açgözlülük yapması da normal. benimkilerin otomatik mama kabı var. belli saatlerde akıyor mama. buna rağmen koşup geliyorlar sanki 3 gündür açlarmış gibi. 5 yıl oldu hala aynılar bu konuda :d

elime bir treat ya da yaş mama alsam da binayı inletircesine miyavlıyorlar. gören duyan aç bırakıyorum sanır. biri 5 kilo biri 5.5 kilo.
+6
art cat chocolate
(25.02.26)
Bizde 3 kedi var, ikisi normal kiloda biri tombul. Mamalarını belli saatlerde verenlerden değiliz, mama kabı da su kabı da her bittiğinde doldurulur, tazeliğine ve sağlıklı besin olmasına dikkat edilir, gelip gidip yerler. Diğerlerinin normal kiloda olması iyi bir gösterge, kediler doyduklarını bilirler, diyabet değillerse tok oldukları halde yemeye devam etmezler. Biri neden tombul dersen, o bize geldiğinde 4 aylıkmış (1.5-2 aylık görünüyordu) ve çok çok hastaymış meğer. 2 ay veterinere götür getir sonunda iyileşti çok şükür ama o hastalıktan kalma bir çiğnemek istememe veya çiğneyememe vaziyeti oldu, kuru mamayı 10 yıldır ağzında geveleyip yutar. Önüne geçemedik, sürekli yaş mama veremeyiz, veremezdik, öyle bir paramız yoktu zaten.

Yani tombulluk çiğneyememekten gelen bir problem, çok yemekten değil. Bunun gibi, bence mamalarını ortaya koyup bittikçe doldursanız, gelip gidip istediği gibi yese muhtemelen o davranıştan eser kalmaz. Kediler diyabetik değillerse duyduklarına daha fazla yemezler. En fazla yaptıkları şey kakalarının üstünü örter gibi bir toprakla örtme hareketi yaparlar ki bu da gıdayı saklamak içinmiş.
+1
yaren
(26.02.26)
2 kedimiz var, ikisini de sahiplendik, ikisi de 3 bacakli. Ilk kedilerimiz de degil. Bahsettigim kedimizin davranisi gercekten anormal derecede (sadece gunun belli saatlerinde). Diger kedimiz de tam tersi, sesini cok cok nadir duyariz belki haftada 1 "miyav" der durup dururken (romanya'dan sokak kedisi, Tekir kediye yakindir sanirim genetik olarak). Cinsini soylememin sebebi de belli cinslere özgü ozelliklerin olmasi. Arabian mau oldugu icin sahiplenmedik, 3 bacakli ilk kedimize arkadas olsun diye ilk bulduğumuz 3 bacakli kediyi sahiplendik, o da arabian mau cikti. Zamanin buyuk cogunlugunda miyavlama sorunu olmadigi icin bizim yaptığımız bir seyin miyavlamayi tetikledigini düşünüyorum ben ama ne oldugunu cozemedim. O yuzden de kedi davranışından anlayan birine danismak istiyorum. Para sikintimiz yok şükür ama durum onunla alakali degil, karsiliginda ne alacagimizla alakali. Hem kediye daha guzel bir yaşam saglamak, hem de aşırı miyavlama nöbetlerini azaltmak veya bitirmek istiyoruz.
0
🌸icim urperiyor
(27.02.26)
sorunu ncevabını bilmemekle birlikte mama kabını doldurup gitme konusunu biz yapamıyoruz. kedim kısırlaştırılmadan önce öyle yapıyorduk ama kısırlaştırıp eve getirdiğimizde mama kabındaki tüm mamayı yemeye çalışıp gece kusmuştu. o yüzden şimdi de kabı dolu bırakıp gidersek yine öyle olur diye korkuyoruz ve biz de otomatik mama makinesi aldık. bizimki de sürekli aç gibi davranıyor. art cat'in dediği gibi mama kabının sesini duyar duymaz depar atarak koşuyor mama yemeye. yaş mama tabağının tezgaha değdiği sesi ezberlemiş sesi duyar duymaz mutfağa koşarak geliyor miyavlamaya başlıyor. sanki günlerdir yemek yememiş gibi davranıyor. bizimki de 5,15-5,20 kg civarında. kısırlaştırma yapılırken kalbine falan filan baya bi yerlerine, değerlerine filan bakılmıştı diyabetle ilgili vs bir şey çıkmamıştı ama sonradan olan bir şeyse belki de öyledir.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-3
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+3
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(5)

Bugün annem ve babamla İstanbul'da nasıl bir doğum günü etkinliği

sekizdokuzon
Bugün doğum günüm, annemle babamı da alıp bir yerlere gidip kutlayalım diyorum. Mekan öneriniz olur mu Avrupa yakasında.Teşekkürler.
Bugün doğum günüm, annemle babamı da alıp bir yerlere gidip kutlayalım diyorum. Mekan öneriniz olur mu Avrupa yakasında.

Teşekkürler.
+2
sekizdokuzon
(25.02.26)
Doğum günün kutlu olsun. Ailen ve sevdiklerinle mutlu, sağlıklı ve huzurlu yılların olsun ♥️

İstanbul'u bilmediğim için mekan önerisi yapamayacağım.
+1
rock n roll
(25.02.26)
yeşilköy röneparkta güzel bir yürüyüş falan olabilir, orda pasta üflemece yapılabilir
+1
eja
(25.02.26)
Ernest’s bar kapandığından beri benim yeni favori mekanım pera77.
Yemekleri de gayet iyi, tatlı şık bir mekan.

Barnathan’ı öneririm annem bayılmıştı.
Firuzende, manzarası da yemekleri de iyidir.

Nice yıllara.
+1
mutekebbir
(25.02.26)
doğum günün kutlu olsun nice yaşlara.. dışarda çok vakit geçiren biri olmadığım için mekanları da pek bilmiyorum ama inşallah çok güzel geçer <3
+1
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Mutlu yaslar
+1
oscar
(26.02.26)
(10)

Askıda ekmek alıyor musunuz hiç?

michael_knight
Eşim sık sık askıda ekmek bırakıyordu halk ekmek büfesine ama ben sistemin çalıştığına tam emin değilim. Askıda ekmek almak iste diyorum bir kere, yok utanırım diyor. Askıda ekmek alınca kasanın yanına magnet ekmek yapıştırılan bir fırın var, o sisteme güveniyorum. Siz hiç askıda ekmek alıyor musunu
Eşim sık sık askıda ekmek bırakıyordu halk ekmek büfesine ama ben sistemin çalıştığına tam emin değilim.
Askıda ekmek almak iste diyorum bir kere, yok utanırım diyor.
Askıda ekmek alınca kasanın yanına magnet ekmek yapıştırılan bir fırın var, o sisteme güveniyorum.

Siz hiç askıda ekmek alıyor musunuz?
Durumunuz varsa bile kontrol etmek için ayda yılda bir alın olur mu?
-2
michael_knight
(24.02.26)
Bizim mahalle fırınına askıda ekmek bırakıyoruz bazen. Açıkça görülen bir panosu var. Her askıda ekmek bağışında sayıyı güncelliyorlar. Günlük takipte farkediyorum gelip alan oluyor ve sayı sürekli değişiyor. Sağ olsun mahalleli sayıyı çift hanelerden aşağı düşürmüyor. Belediye büfesi sürekli açık olan bir yer değil ve sayılı ekmek gelir günlük olarak ve o da satın alan kitle ile birlikte tükenir. Dolayısıyla ben bu iş için güvenilir mahalle fırınlarının çok daha efektif ve amaca uygun olabileceğini düşünüyorum. Hem günün her saati açık olmaları hem de stok probleminin olmaması çok kritik. Ulaşılabilirlik önemli çünkü.
+2
ezkaza
(24.02.26)
İki adet fırın var ekmek aldığım. Birinde dijital pano var, mümkün oldukça buraya ekmek bırakmaya çalışıyorum.
0
rakicandir
(24.02.26)
Bugüne kadar hiç almadım, yaklaşık 10 senedir her cumartesi pazar koşu sonrası simit almak için uğradığım fırına her seferinde askıya 4 ekmek atıyorum, adamlara güveniyorum.
0
kumandanim
(24.02.26)
Abim neden askıdaki ekmeği alalım o ekmekler, abartmak gibi olmasın ama, muhtaç insanlar için oluşmuş bir gelenek öyle ya o kadar ekmek bırakıyoruz bi kere de buradan alalım gibi bir şey değil, ben almadım almam almayı düşünmem aklımdan bile geçmez, ben ateistim ama oradan ekmek muhtemelen boğazımda kalır, ha altı üstü bi ekmek kardeşim ne olacak diye düşünmemek lazım. Onun dışında bizim fırının da güzel bi sistemi var benim için güvenilir, o nedenle aklımda bi soru işareti kalmıyor.
+4
kizil karga
(24.02.26)
Geçen gün fırında ekmek kuyruğundaydım, ramazandan önce bu olay, pide kuyruğu değil yani, benim önümde bi kız vardı 14-15 yaşlarında ama kıyafetinden belli durumunun iyi olmadığı, sırası gelince 3 ekmek istedi ama 1inin parasını verdi, fırıncı ekmeklerin fiyatını söyleyince başka param yok dedi ama fırıncı yine de istediği kadar ekmek verdi. Muhtemelen askıda ekmek bırakanlar olduğu için vermiştir.
0
Sadece soruyorum
(24.02.26)
@kızılkarga, sistemin gerçekten çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için al, askıda alanlara bir aşağılama veya ters bir bakış yapıyor mu anlamak için al, askıda olunca sıcaklar yerine bayatlardan mı veriyor anlamak için al.
Bunları yapıyorsa ihtiyaç sebebiyle askıda ekmek alan kişi fırıncıya bir şey diyemez ama sen fırıncıya haddini bildirip tüm müşterilerinin önünde rezil edebilirsin.
Bir tane askıda ekmek al sonra beş tane bırak.
Bedava enayi ekmeği yemek için askıda ekmek alın demiyorum.
-2
🌸michael_knight
(24.02.26)
@ michael_knight; siz alıp denediniz mi hiç hocam? merak ettiğim için soruyoum.
0
kumandanim
(24.02.26)
Yok denemedim. Magnet yapıştıran yere bırakıyorum ben. Bazen duvardaki magnet ile alıp ödeyenleri görüyorum.
Bir kere neredeyse deneyecektim ama son anda utandım, deneyemedim.
-2
🌸michael_knight
(24.02.26)
Ekmek almaya gittiğim fırında dijital bir pano yapmışlar, üzerinde dijital sayıların yazdığı bir tablo var. 2 ekmek askıda diyince hemen arkadan tuşlara basıp ekrana +2 olacak şekilde sayı ekliyor. Bana biraz daha güvenilir geliyor açıkçası. Ekmek almaya ben gittiysem 2 - 3 tane de oraya ekliyorum ara sıra
0
pislick0
(24.02.26)
yakında tanıdık bir fırınımız var oraya bırakıyoruz hep, hiç almadık ama hem güvendiğimiz bir yer hem de daha önce oraya gelip alan da gördüm o nedenle hep oraya bırakıyoruz
0
darthvader
(24.02.26)
(5)

İş yapmayan avukat

nagahak
Bir kıdem tazminatı olayı var şirket iflas halinde iflas masasına alacak olarak kaydettirecek tazminatı, bu sebeple bir avukata vekalet verdik 3 aydır affedersiniz hiç bi sikm yapmıyor. her üç aramamın birini açıyor kem küm yapıyor puşt. Buna nasıl yaklaşmalıyım acaba tecrübesi olan var mıdır ters d
Bir kıdem tazminatı olayı var şirket iflas halinde iflas masasına alacak olarak kaydettirecek tazminatı, bu sebeple bir avukata vekalet verdik 3 aydır affedersiniz hiç bi sikm yapmıyor. her üç aramamın birini açıyor kem küm yapıyor puşt. Buna nasıl yaklaşmalıyım acaba tecrübesi olan var mıdır ters düşmek de istemiyorum malum o parayı almamız lazım. Tavsiyesi olan varsa şükranlarımı şimdiden sunuyorum.
-1
nagahak
(23.02.26)
kıdem tazminatı mahkeme kararıyla hüküm altına mı alınmış? Yoksa henüz dava edilmemiş bir alacak mı?
0
loch ness
(23.02.26)
ne zaman iflas etti şirket? iflas edeli bayağı zaman geçtiyse sıra cetvelinin yeniden ilanı için yüksek meblağda masraf istiyor iflas müdürlüğü. o yüzden geciktiriyor olabilir mi? veya iflas daha yeniyse alacak kaydettirme ilanı yapılmamış da olabilir. şirketin adını özelden yazarsanız bi bakayım ticaret sicilden. kayıt işini kendiniz de yapabilirsiniz bu arada. elinizdeki belgelerle gidip kısa bir dilekçe verip şu kadar alacağımız var diyeceksiniz.
0
Sadece soruyorum
(23.02.26)
size buradan soru sorduruyorsa ya siz açık iletişimi sürdüremiyorsanız ya da avukat "sıkıntılı".

açık açık sormayı ve sürecin adımlarını öğrenmeyi deneyin. siz müvekkilsiniz. öğrenmeye hakkınız var. ama aynı zamanda müvekkil olduğunuz için 3 haftalık gecikmenin sebebini anlamıyor olabilirsiniz, bir mantığı olabilir.

eğer hala devam ediyorsa iletişim problemi, başka bir avukatla ilerletin süreci derim.
0
kojonotsuki
(23.02.26)
vekillikten azledeceksiniz. uğradığınız maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi için hukuk mahkemelerinde dava açacaksınız. kayıtlı olduğu baroya durumu haber vereceksiniz.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.02.26)
Çok teşekkür ederim
0
🌸nagahak
(25.02.26)
(10)

kedisi astim hastasi olanlar

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
hangi kumu kullaniyorlar? evin tozu ve kum disinda ne gibi önlemler aldiniz? evde hali bile kullanmiyoruz ama astim ataklari son dönemde siklasti gibi.
hangi kumu kullaniyorlar? evin tozu ve kum disinda ne gibi önlemler aldiniz?
evde hali bile kullanmiyoruz ama astim ataklari son dönemde siklasti gibi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
pelet kum kullanın. kardeşim biokat's pelet kedi kumu kullanıyor astımlı kedisi için ama başka alternatifler de var. kediye yakın yerlerde deodorant, parfüm vs sıkmayın, yoğun temizlik maddesi kullanılacağı günler önlem alın.
+2
awlmi
(23.02.26)
suzininde kedisi astım şuan baya iyi kendi deneyimini şurda yazmış
www.suzionline.com
+1
eja
(23.02.26)
her gün elektrik süpürgesi aciliyor evde, halilari seneler önce kaldirdik, seneler önce buharli temizleyiciye gectik, toz alma ve yer silme isleri kimyasal kullanmadan hallediliyor, camasir yumusaticisini eco-friendly aliyoruz, deodorant hic kullanmiyoruz, oda kokusu keza öyle, parfüm sikacaksak banyoda sikiyoruz ki her gün degil ve sikar sikmaz evden cikiyoruz. anlayamiyorum nasil siklasti bu ataklari. gecen hafta 6 defa atak gecirdi.
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
burdaki öneriler üzerine ben proline ekstra aldım toz neredeyse sıfır. çok geçmiş olsun.
+2
Sadece soruyorum
(23.02.26)
stress? yeni kedi veya değişiklik mi yaptınız, stresste tetikliyor, hepa filtreli süpürge kullanın sonuçta yeri süpürüyorsun ama tozu dışarı veriyor süpürgenin filtresi kirliyse veya hepa değilse süpürmekte fena yapar çocuğu
ben evdeki süpürgenin filtresini 6 ayda bir yeniliyorum her süpürmeden sonrada yıkıyorum

proline extra öve öve stok bulamıyorum artık +1
+1
eja
(23.02.26)
eja, dyson animal kullaniyoruz zaten. yok ya, hicbir sey degismedi. sadece yaslaniyor. maalesef :(
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
Kedi kumu olarak www.amazon.de

Bunun dışında nasıl bir iklimde yaşıyorsunuz bilmiyorum ama hava nemlendirme cihazları bayağı işe yarıyor.
+1
truf
(23.02.26)
Mutlaka hava temizleyici alın. Çok fark ediyor.
+2
mesuta
(23.02.26)
@mesuta, marka tavsiyeniz olur mu?

@truf, cok nemli bir bölgedeyiz zaten, nem büyük bir sorun. ben acikcasi nemin de tetikledigini düsünüyorum.
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
hastanede winx kullanılıyor ama sharp çıkmış sanırım yeni filtresi yıkanabilen ve 5 sene giden, winx filtresi değiştirme gerekiyordu
0
eja
(24.02.26)
(12)

İlişkide Kişisel Zaman Yaratma Durumu

lapetitemort
Siz bunu nasıl başarıyorsunuz? Özellikle evli çiftlere veya birlikte yaşayan ciddi ilişkili çiftlere soruyorum.Dengeyi kurmakta zorlandığım bir konu bu. Uzun süre evli çiftler gibi sürekli dip dibe yaşayınca bazen sıkıntı basıyor. Şöyle bir kaçıp nefes alsam diyorum. Ne bileyim, özel bir şey yapmama
Siz bunu nasıl başarıyorsunuz? Özellikle evli çiftlere veya birlikte yaşayan ciddi ilişkili çiftlere soruyorum.

Dengeyi kurmakta zorlandığım bir konu bu. Uzun süre evli çiftler gibi sürekli dip dibe yaşayınca bazen sıkıntı basıyor. Şöyle bir kaçıp nefes alsam diyorum. Ne bileyim, özel bir şey yapmama da gerek yok. Evde çay koyup oyun oynamak istiyorum en basitinden. Sorun şu ki, onun yanında sıkılsam da, bu kişisel zamanı yaratmanın hemen ardından, 2-3 saat sonra bu kararımdan pişman oluyorum. Keşke yanında olsam diyorum. O da aynı şekilde hissediyor ve yine geceyi birlikte geçiriyoruz. Çünkü aksi durumlarda sanki aramızda bir huzursuzluk, ayrılık varmış gibi hissettiriyor.

Öte yandan sürekli onunla olmak, zamanı dolu geçirme ve sürekli bir etkinlik yapma baskısı oluşturuyor.

Nasıl çözeceğiz bunu?
+1
lapetitemort
(23.02.26)
Benim arkadasimda var bu. Psikoterapi sonucunda anksiyete oldugunu düsünmüsler.

Sebebini anlamak, üzerine gitmek bence sorunu cözmeye yardimci olabilir. Onun disinda sana sunu yap demek yine ayni şekilde hissetmene sebep olabilir.

Bizdeki denge haftasonu 2 günden biri birlikte gecirilen digeri tek gecirilen gün.

Ortak arkadaslarla bir sey yapsak da cift olarak yapsak da birlikte gecirilen gün oluyor. Diger gün serbest zaman. Istiyorsan tüm gün oyun oyna istiyorsan Arkadaslarinla ailenle bulus ya da tüm gün uyu.

Rutine bindirip cmtsi birlikte olan gün pazar bos gün diye ayirman sizi rahatlatabilir. Ayni sekilde haftaici aksamlari da bölebilirsiniz.

Tek olarak zaman gecirmek hem insanin kendi kisisel gelisimi hem de iliskiyi dinamik tutmak acisindan önemli bence. Baskasindan duydugunu, kendi izlediğin bir seyi vs de anlatabiliyor olman lazim karsindakine. Yoksa hiç konuşmadan sadece rutin isleri yapan bir cift olabiliyor insan.

Bu benim görüsüm. Dis fircalama dahil her seyi ayni anda yapip ayni anda yataga giren ciftler var. Bana bayginlik gelir.
+1
Purple life
(23.02.26)
biz bunu özellikle şu gün şu saat kişisel zaman olacak diye bölmedik. ben sıkıldığımda kişisel zamanımdayım diyip iletişimi kesiyorum ghfgf eğer ben kişisel zamanımdayken gelip bir şeyler anlatmaya başlarsa ben şu an kişisel zamanımdayım diyorum o da geri gidiyo sghfhg
+1
Sadece soruyorum
(23.02.26)
Sadece soruyorum +1

me time diyoruz. biraz kisisel zaman diyoruz dagiliyoruz. ortak alanlar disinda calisma odam oldugu icin, esime ait spesifik alan olmadigi icin hissedersem ara sira soruyorum me time'a ihtiyacin var mi diye. evet derse calisma odama cekilip oyun oynuyorum.
+1
aguen
(23.02.26)
7 senelik evliyiz eşimle. çok iç içeyiz zaten biz sürekli dip dibeyiz. ama mesela ben haftada birkaç kez ben oyun oynayayım diyorum oyun oynuyorum tek başıma ya da arkadaşlarımla. sonra bazen o da geliyor (çalışma odası tarzı odamız var) o da kendi halinde takılıyor benle muhatap olmadan (internet kafe gibi oluyor :D)
ben çok kitap okurum hadi ben kitap okuyacağım deyince o da yapacak bir şey buluyor ya video açar ya kulaklığıyla tvye bağlanır tv izler ya da o da kitap okur.

ya da arkadaşlarımızla vakit geçireceksek söyleriz ve geçiririz. ama kendi kendimize vakit geçirirken kimse diğerini bölmeye çalışmıyor bazen çenesi düşüyor nadiren "suscan mı" diyorum, susuyor :D
0
matilda
(23.02.26)
yeni evli misiniz?
bir iki seneye oturur bence. ilk zamanlar hep birlikte bir şeyler yapma hevesi oluyor da sonradan herkes kendi alanını buluyor.
tabi kişisel alanı da abartmamak lazım. bir iki saat yeter. daha fazlasına ihtiyacın varsa evlilik zedelenir kişisel kanaatim.
0
kaptan maydanoz
(23.02.26)
birlikte yaşayıp, bütün gün yatıp keyif yapabilen çiftler var, aktivite baskısı yaşadıklarını da sanmıyorum. çok zor bir şey olmasa gerek. ben evliyken rahat rahat takılır , evin içinde isteyen istediğini yapar, isteyen arkadaşlarıyla sözleşir buluşurdu. ama iyi bir fikir değilmiş bugün net olarak anlıyorum. gezilecekse beraber, pineklenecekse beraber takılmak daha sağlıklı geliyor artık.
0
loch ness
(23.02.26)
Konudan bağımsız. Me time nedir ya haha Türkçesi yok mu bunun?
-1
Kahvedesu
(23.02.26)
Benim hanım akşamları yemekten sonra gidiyor oyun oynuyor, ben de genelde film falan izliyorum.
Aksam yemeğinde beraberiz, bir şeyler izliyoruz. Haftasonu da beraber vakit geçiriyoruz ama oldukça serbestiz kendi zamanimizda. Zaten sürekli aynı evdeyiz yani ve bir dakika bile birbirimizden sıkıldığımız olmuyor çünkü herkes istediğini yapıyor (oyun oynamak, spor yapmak, bir şeyler özlemek vs).

Bence bu konuyu salıp biraz canınızın istediğini yaparsanız ve beraber olsanız da kendi zamanınız olursa daha iyi olur.
0
logisticsmanager
(23.02.26)
7 yıllık evli 3 yaş çocuğumuz var, genelde haftada iki gün ben kaçıyorum arkadaşlarla, iki günde hanım. Özel bir anlaşmamız yok ama kabaca böyle, hatta çok evde kalınca karşı taraf diğerini çıkması için motive eder bu konuda ben baya şanslı olduğumu düşünüyorum. Genelde spor günleri sonrasıni uzatıyoruz.
0
mirty
(23.02.26)
ozel bisey yapmak isteyen onu yapmaya karar verip digerine soyluyor iste ben 2-3 saat bununla ugrasicam diye, digeri de basinin caresine bakiyor o arada. kendi arkadaslariyla gorusmek de bu kategoride.

genelde bu ozel seyler gunde 2-3 saati gecmiyor, onun disinda cogunlukla birlikte takiliyoruz (market alis verisi, yemek hazirlamasi, evi temizlemesi, camasiri, gezmesi vs) bizde gerginlige sebep olan sey birinin "ben 2 saat suna bakicam" diyip 5 saat sonra gelmesi oluyordu :D zaman yonetimi onemli, 5 saatse en bastan 5 saat demek lazim.
0
taurina
(24.02.26)
biz ikimiz de beraber evden calisiyoruz dolayısı ile 7 / 24 beraberiz. haftada bir gun solo day yapiyoruz, ikimiz de ayri ayri bir yerlere gidiyoruz.
0
oscar
(24.02.26)
3,5 yıllık evlilik, 4,5 yıllık birliktelik;

biz tanıştığımız andan beri aynı evde yaşıyoruz. çoğu şeyi birlikte yapıyoruz. bu da aşırı didişmelere sebep oluyordu.

zamanla mesela yemek yeniliyor, çay kahve içiliyor, dizi film izleniyor normalde diyelim,

artık yemek faslından veya çay faslıyla birlikte birisi başka bir işe yöneldiyse diğeri de başka sevdiği bişeyi buluyor. kimse kimseyi sıkıştırmıyor.

ben bilgisayara geçiyorum diyorum mesela akşam 9 gibi, kalan işlerimi yapıyorum, video editliyorum, internette takılıyorum, oyunumu oynuyorum. eşim bişeyler getiriyor. ben ona kahve yapıp götürüyorum vs... sadece napıyosun kaç saat sıkılmıyor musun diye beni darlıyor bilgisayarı kurcalıyor sdfjsg ama azalttı baya neyse ki kaç yıl oldu güven artık be kadın :3

neyse zaten bir iki gün böyle takıl diğer gün hadi kalk yürüş yapalım diyosun, sarılıp bişey izlemek istiyorsun. erkenden yatıp uyumak istiyorsun. özlüyorsun yani. özlemeye de zaman açmak lazım.

ben başka bişey ile uğraşırken eşim dizisini izliyor, kitap okuyor, resim yapıyor falan... kimse kimseyi bişeye zorlamıyor. herkesin kendi alanları var. bunun için ek bir çaba sarf etmedik, kendiliğinden oldu.

aslında ilişkinin başında da böyleydi, birisi kendi sevdiği şeylerle uğraşsa, hop kardeşim nereye gidiyorsun demedi kimse ama... yine de ilk tanışıklıktan mı bilmiyorum hep dip dibeydik. bu da didişmeleri artırıyordu.

şuan baya azaldı eşimin aylık döngülerine denk gelmezsem bir şey olmuyor sdjfsdgj
+1
ananiyimioguz
(24.02.26)
(11)

hiç tanımadığın birisi ile nasıl konuşulur?

inheritance
annem bir kızın numarasını verdi (kızın da haberi varmış) ara konuş diye. benim de ters anıma geldi olur dedim. şimdi de ara diye sıkıştırıyor. sorun şu ki ne konuşacağımı bilmiyorum. ağzım hiç laf yapmaz. tanıdığım kişilerle bile konuşurken bir yerden sonra konuşacak bir şey bulamıyorum, muhabbet k
annem bir kızın numarasını verdi (kızın da haberi varmış) ara konuş diye. benim de ters anıma geldi olur dedim. şimdi de ara diye sıkıştırıyor. sorun şu ki ne konuşacağımı bilmiyorum. ağzım hiç laf yapmaz. tanıdığım kişilerle bile konuşurken bir yerden sonra konuşacak bir şey bulamıyorum, muhabbet kesiliyor bir yerden sonra. sosyal fobim de var aynı zamanda ve içe kapanık birisiyim.
0
inheritance
(18.02.26)
bu işi kafanda kurarak - hesaplayarak yapamazsın. çünkü sohbet dinamik bir süreç bi anda çok farklı bir kelime kullanır, soru sorar sohbet başka yöne kayabilir.

ilk tanışmada saatlerce konuşmak ilginç konular açmak zorunda değilsin. hatta burada konudan çok ses tonu ve ne kadar arkadaşça tavir takındığın daha önemli.

çok uzatmana gerek yok. kısaca kız hakkında bilgi edin. sonra sen de istersen bir kahve içelim mi ne dersin diye sorarsın.
0
orpheus
(18.02.26)
Mesaj at, muhabbeti biraz ilerlet, sonra ara.
+2
gabe h coud
(18.02.26)
yaşlar kaç?

instagram'dan yürü bence. önce takipleş. sonra mesela kedisi köpeği varsa "aa ne tatlıymış adı ne?" diye oradan başlatırsın.

bir story atmasını beklersin. bir kafeye falan gittiyse oradan konu açarsın ya da film müze her nereye gittiyse oradan konu açarsın.
0
art cat chocolate
(18.02.26)
Abi kızın haberi varsa ne güzel o da durumdan haberdar işte. Arayacaksın diyeceksin ki Ayşe nasılsın ben Ahmet annemden aldım numaranı sanırım konu ile ilgili seninde bilgin var :) Tanışmak için seni rahatsız ettim de sonrası zaten o da ne rahatsızlığı falan dicek oradan buluşmaya gidecek olacak bitecek
+4
ebeş
(18.02.26)
mesaj at arama +1
sonra ararsın veya ses kaydı atarsın. tanımaya çalışacak şeyler sor. ayrca panik yapmana gerek yok senin ağzın laf yapmasa bile kız da bir şeyler sorar anlatır. karşılıklı olur, sürekli sadece senin konuştuğun bi etkinlik değil bu.
0
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Yapay zekaya durumu anlat ve konuşma pratikleri yap.
Herhangi bir konu açılmazsa ne gibi konular açabileceğini çalış.
Yani elbette insanın ağzı laf yapınca böyle konuşmalar yapmak çok kolay ve bir anda bu hale gelemezsin ama senden kimse böyle bir şey de beklemiyor.

Mesela kıza şimdiye kadar yediği en güzel tatlının hangisi olduğunu ve nerede yediğini sor. Kimlerle yediğini de sor gidişata göre. Sütlü, şerbetli, çikolatalı tatlılar üzerine devam et konuşmaya. Anlatmaktan çok sorular sor ama sorgu memuru gibi değil de karşısındakinin düşüncelerini, deneyimlerini merak eden bir havada sor. Sana soru sorulmazsa hiçbir şey anlatma, sorulursa da cevaplarını uzatmadan ver.
Sonra o muhabbeti bir şekilde birlikte bir yere tatlı yemeye bağla. Ama herhangi bir gün değil, belirli bir gün.
Haftaya Perşembe iş çıkışı veya pazar günü öğleden sonra gibi net bir zaman için teklif et, uygun değilse başka bir zaman öner vs.

Ben tatlıyı örnek olarak verdim sınırsız sayıda başka konular da var.

Ama telefonda bence yaşın kaç, kaç kardeşsiniz, çocuk istiyor musun, kendini 5 yıl sonra nerede görüyorsun gibi muhabbetlere girmemeye çalış.

Hayırlı olsun, düğün davetiyenizi bekliyorum ama müsait değilim katılamayacağım maalesef.
0
michael_knight
(18.02.26)
Böyle şeylerin en kolay ve samimi kaçışı, hissettiklerini aynen burada anlattığın gibi dümdüz anlatmak. Diyeceksin ki merhaba ben şu, aslında böyle şeylere karşıyım ama dalgın bir anıma denk geldi ararım demiş bulundum, hiç tanışıklık olmayınca da konuşamıyorum açıkçası, bir yerde kahve içsek öyle tanışsak olur mu de. Gayet samimi, dürüst ve tarafsız. İstiyorum der gibi değil istemiyorum der gibi değil, ana kuzusuyum der gibi değil şuursuzum der gibi değil... anlatabildim mi. En uygun şekilde açıkça durumu anlatıp seçimini ortaya koymak bence iyi bir şey.
+3
yaren
(18.02.26)
sanırım söylemesi kolay ama öncelikle tebessüm ederek merhaba demek lazım.

ülkemizde bunun bile hoş karşılanacağından şüpheliyim. ama diyelim başardınız. adınız bora ise gerisi gelir zaten
0
abyuksuet
(18.02.26)
abi o kızı kim bilir kaç kişi halletmiştir. ara konuş rahatça
-14
runaway
(18.02.26)
mesajla ısınma turları yapın. zaten muhabbetiniz akacaksa mesajla akar biraz anlaşılır. ilk konuşmada da biraz havadan sudan şeylerden bahsederen buzları eritin.
0
iwillsee
(19.02.26)
Fotosunu bul.Belki de hic tipin degil gereksiz kuruntu yapiyorsun.Eger tipin ise mesajlas ve kahve icmeye davet et
0
turkuaz
(19.02.26)
(12)

Doktorlara ne söylemek isterdiniz?

suicmeyenadam
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı? ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı?

ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı laboratuvar testler önerilmesi sizi rahatsız eder mi yoksa sar ordan bir paket mi?

teşekkürler.
+1
suicmeyenadam
(17.02.26)
Hasta ve hasta yakınlarına karşı nazik olmaları gerektiğini söylemek isterim
-1
rock n roll
(17.02.26)
hekim,
tanrınin yeryüzündeki elleri gibi diyor,
öyle davranin,
paraci olmayin.
0
designer
(17.02.26)
sizli bizli konuşalım.

gereksizse pahalı testler istemeyin lütfennnnn.
+1
art cat chocolate
(17.02.26)
Doktor hasta ilişkisi yoksa veya sadece hastane /muayenehane ile sınırlı ise, bunun yerini ilaç şirketleri ile doktor ilişkisi alma ihtimali yüksektir .
Doktor ile hasta ilişkini olumlu yönde geliştirecek bir şey varsa doktorun hastasını tedavi sürecinde takip etmesidir.
Gözden kaçan şeylerden biri de batı tıbbı ile doğu tıbbı arasındaki farkı bir türlü göremememiz ve yanı başımızdaki bitkilerin faydalarından etkilerinden kesinlikle bi-haber olmamız .
Bir de önleyici hekimlik konusunda büyük eksiliğimiz var . Çoğunlukla hastalık/ rahatsızlık yaşandıktan sonra tedaviye başlanıyor . Oysa hastalık riskini arttıran etkileri azaltıcı nedenlere yönelmek lazım .
Doktara / hastaneye giden eve geldikten sonra adeta hastalığını unutmuş halde artık yaptığı masrafı konuşur oldu. yıllar yılı ilaç kullanmayı " tedavi olmak " zannettik.
-1
diyecevaplandı
(17.02.26)
bizi müşteri olarak görmeseler iyi olur.
0
erty_ksk
(17.02.26)
üniversite hastanesi hekimlerine:
- bölümler arası kavgayı bitirin
- dönem V ve üstüne jürilerde acımayın, iyice öğrensinler
- her bölümün daha çok yatağı olsun

edit: @nundu’nun düzeltmesiyle dönem IV demek istiyormuşum, not düşelim.

sosyal medyada ve çevrede tıp eğitimi almadan uzmanlık taslayan insanların daha iyi denetlenmesini talep ediyorum. 2 yıllık program mezunları teşhis için hekimlerden önce kendilerine yönlendiriyorlar. denetleme mekanizmaları gelişmeli.

tüm hekimler özellikle muayenehanelerinde ve bu çakma uzmanlar hizmetlerinde fatura kesmeli, vergi kaçırmamalı.

tüm hekimler hastasına holistic yaklaşmalı. yaşam şekli, beslenme, alışkanlıklar, semptomlar hepsi bir arada. eğer plasebo sorunu çözüyorsa bırakın çözsün. illa ki ilaç dayamayın.

ilk çözüm her zaman ameliyat olmayabilir, ameliyat o kadar basit olmamalı. özellikle ortopedistlere bu cümlem.
0
eileengray
(17.02.26)
Ödediğim ücret veya aldığınız maaş karşılığı, bana, ihtisasınıza ilişkin hizmet üretmekle görevli bireysiniz. Bana yaklaşımınız ve tavrınız bu minvalde olmalı.

Raporlu ilacımın üç aylık dozunu reçete etsin diye gittiğim en az on yaş küçüğüm edepsiz, bana 'sen' dediydi de içimden, birkaç kez ona kadar saymam gerekmişti.
-6
Mirket
(18.02.26)
olabildiğince sekreter vs filan kullansınlar, fazla yorulmasınlar.

ben doktorların bana açıklama yapmasını seviyorum. mesela ciğerimi dinliyorsa ciğerimi dinlediğini söylesin, kalbini dinliyorum, ritmi iyi filan gibi.

dişimi yapan doktorum var, bana diyor ki şimdi minedeyim, sinire geldik, burada şöyle bir dolgu uyguluyorum...

geçen aylarda kan tahlili yaptırdım, doktor demir eksikliği konusunda bir şey yok dedi, tahlil sonucunu arkadaşıma gönderdim, hemen karbonhidratı azalt, diyabetle ilgili değer ortayı geçmiş dedi. mesela normalde tahlili alan doktor değer aralığında normal gözüyle baktı.
+1
hoot
(18.02.26)
Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin güncel çalışmaları ve araştırmaları takip etmesini / edebilmesini istiyorum.
0
auroraaurora
(18.02.26)
bence doktorlar aslında kibar insanlar, en azından genç asistan olanları öyle. ama muhtemeln iş yoğunluğundan biraz tepeleri atıyo. bana hep kibar davranıldı ama sekreterlerin inanılmaz burnu havada. sekreter ve hemşireleri uyarmalarını isterdim. doktorun bile girmediği havaya onlar giriyo. pahalı test ise gerekliyse tabi ki önerilsin.
+2
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Kesinlik yoksa yapilan akil yurutmedir ve akil yurutmelerini gizli degil danisanla paylasarak yapmalarini tercih ederim. Bu danisanin katki saglamasina olanak tanir, danisanin kararini daha saglikli almasini saglar ve baska bir yerde, baska bir zaman, baska bir doktorla daha hizli surecler yaratir. Ayrica sistemin dislisi olmamalarini umarim.
0
osssy
(18.02.26)
üniversite ve devlet hastanesinde henüz yüzüme bakıp da konuşan bi doktora denk gelmedim. yaşım da epey var.

geçen hafta özel hastanede bi ameliyat oldum burnumdan, ameliyat sonrası kanamam durmadı. üç hemşire başımda nöbet tuttu resmen doktor gelene kadar. doktor geldi, inceledi ve tekrar ameliyata alındım. devlet hastanesinde olsam neyle karşılaşırdım bilmiyorum.

ben ilk önce devlet hastanesine gidiyorum bi şey olduğunda. bi işlem gerekiyorsa da neyse parası verip özele. işin garip tarafı en son gittiğim devlet hastanesindeki doktor daha yeni özelden devlete geçmiş, ve inanır mısınız o da konuşurken artık insanların yüzlerine bakmıyor. çok tuhaf.
0
antihero
(22.02.26)
(6)

Kedinize hangi aşıları yaptırdınız?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, kedinize hangi aşıları yaptırdınız? Kedim 7 aylik. Ben kuduz ve iki doz karma asi yaptırdım. Veterinerimiz başka asi yaptırmama gerek olmadığını söyledi. Ama için rahat etmedi. Bunlar dışında özellikle yaptırmak gereken bir asi var mı mutlaka yaptır dediginiz. Adini hatırlayamadığım bir asi
Merhaba, kedinize hangi aşıları yaptırdınız?

Kedim 7 aylik. Ben kuduz ve iki doz karma asi yaptırdım. Veterinerimiz başka asi yaptırmama gerek olmadığını söyledi. Ama için rahat etmedi. Bunlar dışında özellikle yaptırmak gereken bir asi var mı mutlaka yaptır dediginiz.

Adini hatırlayamadığım bir asi söyledi veterinerimiz başka kedilerle teması olacaksa, dışarı çıkacaksa, eve ikinci bir kediyi alacaksam vs. yapilmasi gerekiyormus. Kedimin başka kedilerle teması yok, dışarıyada evinde kedi olmayan yakınlarıma götürüyorum. Bunu söylediğimde veterinerimiz o zaman yapmamıza gerek yok dedi.

Kedim daire kapısını açtığımızda kapıdan kaçıp apartmanı gezebiliyor. Apartmanımıza sokak kedileri girebiliyor ve geceleri kalabiliyorlar. Geçen gün bir tanesi kapımızın önünde yatıyordu. Bu durumda veterinerin bahsettiği asiyi yaptirsam ıyi olur değil mi? Bu asi hangi asi olabilir?

Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(17.02.26)
parazit asisidir. yaptirin.
0
65 derece
(17.02.26)
iç dış parazitleri 2-3 ayda bir yaptırabilirsiniz
0
art cat chocolate
(17.02.26)
2 ayda bir iç-dış parazit. Yaz aylarında ayda bir dış parazit.
Senede bir kez kuduz ve karma aşısı.
Kuduz ve karmayı peş peşe yaptırmayın, arada bir haftalık bir süre olsun, ağır aşılardır. Kediye yazık.

Lösemi yaptırmanıza gerek yok, bazı veterinerler yapmak istiyor ama tamamen kazanç odaklı.
0
aynabugusu
(17.02.26)
Yazmayı unutmuşum, parazit asilarini düzenli olarak yaptırıyorum.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(17.02.26)
lösemi aşısı olabilir. ama biz yaptırmadık.
0
elorelia
(17.02.26)
sizin bahsettiğiniz lösemi aşısı. bizim kedinin de normalde başka hiçbir kedi ile teması yok bizimki apartman kapısının önüne dahi çıkmıyor ama yine de yaptırdık. bizim vet ilginç bir şekilde aşırı derecede ısrarcı aşılar konusunda. psikolojik baskı yapıyor, ilerde hasta olursa 2 b,n liralık aşıyı yaptırmayıp 50 bin liralık olursunuz diyor. kediye yazık mazık bissürü şey anlatıyor. bir arkadaşımın da kedisi var onun veterineri de aynı sizinkinin dediğini demiş, başka kedi ile temas yoksa yaptırmayın demiş ama ben birkaç vete daha sordum durumunz varsa yaptırın dediler. çünkü ayakkabılardan vs de bir şekilde eve girebilirmiş hastalıklar. isterseniz yaptırn. biz 1 yaşından önce 2 doz karma 2 doz lösemi 1 kuduz yaptırdık, 1 yaşından sonra 1 doz kuduz 1 doz lösemi 1 doz karma yaptırdık. her sene böyle hatırlatma dozları yapılıyormuş. parazit ayrı zaten onu 4-5 ayda bir yaptırıyoruz. vet 2-3 ayda 1 yaptırın diyo da o kadar götürmeye gerek duymuyorum aşırı korunaklı yaşadığı için.
0
Sadece soruyorum
(18.02.26)
(2)

belgrad da otel

deepness
4 yıldız olabılır, merkezi, odaları görece şık, fıyatı aşırı olmayan bır otel arıyorum, kızkıza gıdılecek guvenlı bır lokasyon, cafelere muzeye yakın olursa super olur. sızın konaklayıp memnun kaldıgınız ısımlerı alabılırsem cok memnun olurum. tesekkurler ıyı pazarlar herkese
4 yıldız olabılır, merkezi, odaları görece şık, fıyatı aşırı olmayan bır otel arıyorum, kızkıza gıdılecek guvenlı bır lokasyon, cafelere muzeye yakın olursa super olur. sızın konaklayıp memnun kaldıgınız ısımlerı alabılırsem cok memnun olurum. tesekkurler ıyı pazarlar herkese
0
deepness
(15.02.26)
belgrad için airbnb öneririm
0
paudi
(15.02.26)
center prestige apartments diye bi yerde 3 kişilik odada kalmıştık öyle yıldızlı falan değil ama yeri iyi ve fiyatı baya uygundu.
0
Sadece soruyorum
(16.02.26)
(3)

Takıntılı eski müşteriye karşı nasıl davranalım?

mahmuttt
Apartımızda bir süre kaldı. Sonra çıktı. Geri geldiğinde ödemelerini aksatan problemli biri olduğu için apart müdürümüz geri almadı. Fakat durumu iyice takıntı yapmış. Normalde sürekli arıyordu apart müdürümüzle fiziken görüşmeye çalışıyordu. Israrlı takibi olunca biz de avukata arattık. Avukat uyar
Apartımızda bir süre kaldı. Sonra çıktı. Geri geldiğinde ödemelerini aksatan problemli biri olduğu için apart müdürümüz geri almadı.

Fakat durumu iyice takıntı yapmış. Normalde sürekli arıyordu apart müdürümüzle fiziken görüşmeye çalışıyordu.

Israrlı takibi olunca biz de avukata arattık. Avukat uyardı.

6-7 ay sonra tekrar apart müdürümüzün yanına geçen gitmiş senin yüzünden ben çıktım işte beni alacağım dedin almadın vs tarzı konuşmuş avukata filan küfürler etmiş. Bir de ben size yemek ısmarlamıştım onun parasını verin diye parasını istemiş. Ismarladığı yemek 500 liraysa 4-5 katı bir para istemiş. Apart müdürü de adam hem korkusundan vereyim kurtulayım mantığıyla vermiş.

Fakat bizde çok huzursuzluk yarattı.

Sizce tekrar gelirse rahatsızlık verirse nasıl bir yol izleyelim

Şimdiden hemen bir polise şikayette bulunmak mı lazım yoksa tekrar ederse mi öyle bir yola girelim? Ya da alternatif ne yapalım çok teşekkürler…
+1
mahmuttt
(11.02.26)
para falan vermemeniz lazımdı. iki seçenek var ya gerçekten deli ya da deli numarası yapıyor. önce bunu bi tahlil etmek lazım.

ama hiçbir durumda alttan alarak ilerleyemezsiniz ya nötr ya da ters olmanız lazım.
+1
orpheus
(11.02.26)
geçmiş olsun. sorunlu müşteriler insanı işinden soğutuyor. ama iyi müşterilerin de varlığı insana güç, enerji ve amaç veriyor.

kimsenin zarar görmeden işin hallolması temennimdir. siz olabildiğince o kişiyi oyalayın, geçiştirin.
muhtemelen sorunlu bir tip. belasını bir yerde bulacaktır. o bela sizin elinizden gelmemeli.
0
Leonardo~Da~Vinci
(11.02.26)
gelirse ve çık demenize rağmen çıkmazsa hemen polis çağırın tabi ki. ama arayıp geleceğim sizi öldüreceğim falan filan diyorsa karakola şikayette bulunup uzaklaştırma kararı çıkartabilirsiniz.
0
Sadece soruyorum
(12.02.26)
(22)

Yemek seçen insanlar

kizil karga
Ben normalde geniş bir insanımdır biçok şeyi görmezden gelir tolere ederim ama yemek seçen insanlara karşı acayip kinleniyorum, misal annesinin eşinin yaptığı ve sevmediği bir yemeği gördüğünde burun kıvıran hoşnutsuzluğunu dile getiren ya da söylemese bile tavırlarıyla bunu belli eden insanlar bana
Ben normalde geniş bir insanımdır biçok şeyi görmezden gelir tolere ederim ama yemek seçen insanlara karşı acayip kinleniyorum, misal annesinin eşinin yaptığı ve sevmediği bir yemeği gördüğünde burun kıvıran hoşnutsuzluğunu dile getiren ya da söylemese bile tavırlarıyla bunu belli eden insanlar bana acayip nezaketsiz bir barzo gibi geliyor sosyal statüsü ve eğitiminden bağımsız olarak, böyle birine denk geldiğimde kafasını o yemeğin tabağına sürtesim geliyor, ben mi abartıyorum acaba sizin de dikkatinizi çekiyor mu böyle şeyler.
-5
kizil karga
(11.02.26)
yemek seçmek salt şımarıklıktır. insan şayet kendisine faydası varsa ve alerjik bir durumu yoksa boğazından geçebilen her şeyi yiyebilir. ben onu sevmiyorum ve yiyemiyorum = şımarıklık. başka bir şey değil.
-6
yazar yazmaz yazan yazar
(11.02.26)
kesinlikle aynı düşünüyorum, daha çok annesi insanlık özelliklerini başedememiş diyorum böyle tiplere, bir şeyi sevmez yiyemezsin o ayrı ama normalde yediğin birinin sana özenerek yaptığı şey güzel olmamış olsa dahi bunu beğenmedim demek farkettirmek aşırı nezaketsizlik barzoluk ayılık insan olamamışlık. bendede var böyle bir tip :/
-5
eja
(11.02.26)
abartiyorsunuz. yemek secmek iyi bir sey degil (benim mesela yiyemeyecegim sey yok) ama yemek secenlere bu kadar nefret beslemek de normal degil. neden bu kadar nefret ediyorsunuz? ornegin bir insanin bu kadar yakinina hosnutsuzlugunu dile getirmesinde bir problem gormuyorum. bir misafirlikte degilsiniz, arkadasinizda degilsiniz. verdiginiz ornekler insanin en yakinlarina hosnutsuzlugunu dile getirmesi durumu. insan sevmedigi seyi esine veya annesine soyleyemeyecekse kime soyleyecek?
+9
Sour
(11.02.26)
Yemek seçme konusunda uzmanım. Bence yemek seçmek elitliktir. Her şeyi yiyenler dünyaca ünlü şef olsa bile kalitesiz insandır bana göre. Her şeyi yiyen insana selam vermem.
-6
arbre
(11.02.26)
arbe insanlar abartıyor zannediyordum ama gerçekten normal bi tip değilmişsin sen umarım tez zamanda şifanı bulursun karşim.
+8
🌸kizil karga
(11.02.26)
yemek seçmek bana da şımarıklık geliyor da benim de az olsa yemediğim yemekler var. en fazla nasıl patlıcan yemezsin ya diyip geçiyorum.
0
jelly bear
(11.02.26)
Ben normal bir insanım ve yemek seçmek hastalık değil. Beni küçükken ıspanak yemeye zorluyorlardı. Ispanak mı sevdim, 33 olacağım, hâlâ yemem. Sizin gibi insanları zorlayan tipler tedavi olmalı bence. Bilerek abartarak yazdığımı anlamayan ve her yazdığımı çok ciddiye alan o tiplere de bayağı gülüyorum.
-3
arbre
(11.02.26)
bizim damak zevkimize ve kültürümüze uygun cok az yemegi secerim. mesela malatyalilarin kiraz yapragi sarmasi görüntü acisindan cok midemi bulandirir. yemek görüntü olarak hosuma gitmese dahi yemekle oynamam ve dalga gecmem. mesela sekil verilen yemekler de cok midemi bulandirir. misafirlige falan gittigimde midem bulansa da yerim ve belli etmem. cok lezzetli olmus, ellerinize saglik derim. hatir sayarim.

hatir falan dinlemeyecegim, asla yemeyecegim seyler var tabii ama bunlar genelde türk mutfak kültürü disinda olan seyler. mesela balut. cek vur beni daha iyi.
mesela casu marzu diye bir peyniri var sardinyalilarin. onu yiyecegime büyük konusmayayim ama öleyim daha iyi yani.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.02.26)
annen ya da eşin senin neyi sevip sevmediğin bildiği halde o yemeği yapıyorsa burunda kıvrılır, laf da söylenir. o yemeği sevmediğini bilmiyorlarsa zaten daha fena. seni hiç tanımıyorlar yada hiç önemsemiyorlar demektir . önemli olan karşıdakine saygı gösterip değer vermek. sonra karşı değer görürsün zaten.
+2
gercekdunya
(11.02.26)
gercekdunya mesela 4 kişilik bir ailede o yemeği sevenler de varsa eğer sırf sen sevmiyorsun diye o yemeğin yapılmaması gerektiğini, yapıldıysa eğer burun kıvırıp laf söyleme hakkın olduğunu mu düşünüyorsun?
-1
🌸kizil karga
(11.02.26)
Yemek seçmek çok başka bir şey yapılan yemeğe burun kıvırmak çok başka.

İnsanlar yemek seçebilir herkesin yemediği ve çok severek yediği yemekler vardır, hiçbir evde her zaman çok sevdiğin yemekler olmaz "normal" yemekler de olur.
Özellikle yemediğin bir yemeği bunu bilerek yapıp önüne getiriyorlarsa tamam belki biraz söylenilebilir ama emek verilip pişirilmiş bir yemek varsa ortada buna minnet edip yiyeceksin saygısızlık yapmayacaksın.

Annemin de çok lezzetli bir eli yoktur standart yemek yapar, bazı şeyleri çok güzel yapar ama çoğu ortalamadır yine de kimse laf edemez "kalk kendin yap o zaman" derler.
Hele ki karısının yaptığı yemeğe laf eden biri "dayaklıktır".
+6
mutekebbir
(11.02.26)
Yemek seçmek açlıkla alakalı ya yeterince aç kalınca herkes herşeyi yer
O sınıra gelmeden benim adla yemeyeceğim yemekler var örneğin işkembe çorbası o koku beni anında öğürtüyor. Sevmemek değil vücut tepkisi. Ayrıca uzakdoğu yemekleride beni öğürtüyor.
Bunun dışında yemediğim yemek yok gibi
0
basond
(11.02.26)
@kizil karga belli ki sen yemek yapan tarafsın ve karşı tarafı hiç önemsemeden kafana göre yemek yapıyorsun. bence sen hiç bir şey yapmasan karşı taraf için daha iyi. çünkü narsist ve egoistsin. ayrıca cevap yazıp beni engelliyorsun. bırak bende cevap yazabileyim.

aile 4 kişi bile olsa o insanın yiyeceği bir şey de yaparsın, öbür yemeği de yaparsın. ona da sevmediği yemeği yemesi için ısrar etmezsin yada yemiyor diye kızamazsın. yani evet aile 4 kişide olsa 10 kişi de olsa ve herkese yemek yapıyorsan, o sofrada herkesin yiyebileceği bir şey olmalı. yani senin sorunun karşı tarafın yemek seçmesi değil. senin onu önemsemediğini gördüğünde, sana laf söylenmesine bozulman. aynen şu an beni engellediğin gibi.

buraya cevap olarak da yemek seçilebilir. herkes her şeyi yemek yada sevmek zorunda değildir. burada yazar karşıdakini önemsemediği için, yanlı bir soru sormuştur sizde onun kayığına binip gitmişsiniz. burda yemek seçmiyorum diyen çoğu kişi de sakatat (mumbar, şırdan, kokoreç, kelle, paça, işkembe) görünce burun kıvırıyor olabilir ama klavyeye gelince ben kesinlikle yemek seçmem diye yazabilir. nasılsa hesap soran yok.

son olarak da yemek sevmiyorsan da burun kıvırmazsın. kibarca teşekkür edersin başka şekilde karnını doyurursun. ama burda burun kıvran taraf çok haklı çünkü karşısında kızıl karga gibi bencil biri var.
0
gercekdunya2
(11.02.26)
Sour +1

misafirlikte "bu ne be iğrenç" deyip surat ekşitmiyorlarsa sorun yok. isteyen istediğini yer, istemediğini yemez. bazı yemekler, bazı tatlar, bazı insanların midelerini bulandırabiliyor. her insanın damak zevki farklı. buna karışamazsın. zorla yediremezsin.

dinle alakalı bir şey de olabiliyor hem bu yemek seçme olayı. vejetaryenlik ve veganlık gibi seçenekler de var ayrıca.
+3
art cat chocolate
(11.02.26)
cok secerim ama bu her yedigim yemek muhtesem anlamina gelmez. disarda tavuklu pilav yerim mesela ama SULU YEMEK denen hicbi yemegi, icinde sogan olan kofteden, beyaz soganli seyleri yemem. yaninda salata, meze yoksa yedivim hicbi seyden keyif almam. asil mevzu burun kivirmak sanirim kimse bana yemek yapmak zorunda degil zihniyetini benimseyeli epeyi oldu o yuzden ne ese hele kac yasina gelen anneye falan asla bir sey demem. sadece sundan sıkılıyorum cok muhtesem bi sey yapilmis gibi kendi sevdigi seyin yedirilmeye calisilmasi durduk yere bozmak durumunda kaliyoruz etmeyin
+3
ala09
(11.02.26)
insanin midesi copluk degil epk cok sosyal ortamda yiyecek de oluyor.
bence yemege hayir demek normallestirilmeli.
ama mesela orta yolu bulmak adina ben soyle hallederim. daha yeni yedim tokumnoolur siz yiyin ben bir cay iceyim su iceyim vs sohbete katilirim.
cok guzel olmus eline saglik ama ben almayayimdenilebilir.
bir de karsi taraf sevilmedigini bile bile yapiyorsa ortamdaki seven insanlar da bahane ise herksin ortak sevdigi bir yemek yapilmiyor. yani bir kisinin zevki niye digerinden daha onde.
mesela bana cogu salcali yemek dokunuyor ama uzak dogu mutfagi dokunuyor.
veya gecen bir komedyenvardi amerikali bir insanin yulaf ezmesini gercekten sevebilecegine inanmiyordu herkesin yalan soyledigini dusunuyordu. yani bunlar gercekten cok komik.
yine acsam orta yol olarak ben dolaptan baska basit bir sey yiyeyim diyebilirim. her turk mutfaginda peynir ekmek zytin saltalik vs vardir.
gavursa da yine boyle basit kombinasyon yapilabilir. kraker peynir findik fistik havuc gibi.
+2
mavicorap
(11.02.26)
Yav tabii ki herkes her yemeği sevmek beğenmek zorunda değil benim bahsettiğim de bu değil zaten, duyurunun içeriğinde neye takıldığımı çok net belirttim; böyle bir yemekle karşılaşıldığında kaba bir söylemle ya da vücut diliyle bu hoşnutsuzluğunu belli eden insanlardan bahsediyorum yemek seçen insanlar derken.
-1
🌸kizil karga
(11.02.26)
Ben etsiz yemek yemem versiyonu var bir de anamın bi lafı var baba ye derler adama
0
kullaniciadimvar
(11.02.26)
eğer hepiniz salyangoz, çekirge, fermente balık falan yemiyorsanız boş konuşuyorsunuz demektir.

başlıkta iki farklı argüman var;

- "niye bu yemek yapıldı" ya da "ıy hiç sevmem" falan diyenler zaten görgüsüz insanlardır. o konuda hemfikirim.

- "herkes her şeyi yemek zorunda" diyenler boş insanlarsınız.
0
aguen
(12.02.26)
şımarıklık bence de
0
Sadece soruyorum
(12.02.26)
Herkes boş bi sen sosyoloji duayenisin.
-2
🌸kizil karga
(12.02.26)
kaba bir soylemle veya vucut diliyle hosnutsuzluk belirtmek yemek secme ozelinde bir konu olmamali zaten. her durum icin gecerli.
+1
Sour
(12.02.26)
(40)

Parayı harcayacak yer bulamamak?

bobinhoo
Çok şükür ortalama üstü bir gerilim var ama parayı harcayacak bir yer bulamıyorum. Aslında bulamamaktan ziyade ederinin üstünde fiyatlandığını düşünüp almıyorum bir çok şeyi. Evim, arabam var yani yüksek meblağ gerektirecek bir harcamaya ihtiyacım yok.Arabayı değiştireyim desem ederinin 2.5-3 katına
Çok şükür ortalama üstü bir gerilim var ama parayı harcayacak bir yer bulamıyorum. Aslında bulamamaktan ziyade ederinin üstünde fiyatlandığını düşünüp almıyorum bir çok şeyi. Evim, arabam var yani yüksek meblağ gerektirecek bir harcamaya ihtiyacım yok.

Arabayı değiştireyim desem ederinin 2.5-3 katına satıldığı ülkemizde içimden gelmiyor vallahi ki, arabamın hiç bir sıkıntısı yok niye değiştireyim ki diyorum.

Telefonum 4 yıllık ortalama altı bir model mesela, onu değiştireyim desem bütün işimi görüyor niye değiştireyim ki diyorum. İşimi görmeyecek duruma gelse de gidip yine 20-25 bin bandında bir xiaomi falan alırım yine, tüm beklentilerimi karşılıyor çünkü.

Ne bileyim güzel bir saat alayım kendime şöyle falan desem, hiç bir anlamını bulamıyorum sadece aksesuar olan bir şeye yüzbinlerce lira vermeyi.

Mesela kayak yapmayı seviyorum, ders alıp geliştirmek istiyorum kendimi ama dersin saati olmuş 4000 lira. 5 ders alsam 20bin lira. Hesabımdan 20bin lira eksilse ruhum bile duymaz ama o kişinin 1 saatlik emeği 4bin etmez diye düşünüp vermem mesela, ha verirsem de içime oturur.

Ha madem harcamayacaksın, parayı napacaksın o zaman diye sorabilirsiniz. Erken emekli olup, çalışmak istemiyorum. Çocuk falan gibi bir planım da yok. Şöyle 45imde emekli olsam, derdim tasam sorumluluğum olmasa daha mutlu olurmuşum gibi hissediyorum. Zaten lüks takıntım olmadığı için biriktirdiğimle gül gibi geçinirmişim gibi geliyor.


Yeme/içme konusunda biraz daha elim bol, içim acısa da bazen 2 kişi hamburgerciye gidip 1500-2000 liralık olmaya. Ama böyle fine dining falan mekanlardan hiç hoşlanmam tabi.

Sizce ben cimri miyim? Benim gibi hissettiğiniz oluyor mu?
-20
bobinhoo
(11.02.26)
Ne anlatıyorsun bilader. Git bankacınla konuş.
+7
gobekliraki
(11.02.26)
cimrisin. iyi ki çocuk filan düşünmüyorsun. yoksa yazık olurdu.
+1
elorelia
(11.02.26)
Yer bulamamak filan değil ya düpedüz cimrisin sen.
+4
kaptan maydanoz
(11.02.26)
abi bence de cimrisin.
+2
theseachange
(11.02.26)
karılardan teklif gelir diye yeme içme kısmında bonkör olduğunu yazmış meriç
+15
plastic_angel
(11.02.26)
Hahaha. 1500 liralık olmak ne abi. Hangi yıldan yazıyorsun. Cimrisin.
+3
arbre
(11.02.26)
(bkz: düşüyor mu böyle)

Cimrisin tabi :)

45 yaşından sonra da harcamazsın, param bitmesin diye evinde oturursun.

En güzel para harcama yöntemi tatile çıkmak. Bilet kovala, vizeli/vizesiz bir yerlere git şöyle bi yüz binlik ol sonra tekrar konuşalım :))
+1
chicha_v2
(11.02.26)
Cimriliğin tanimini yapmissin
+3
üğpoıuy
(11.02.26)
Bir kaç fakiri sevindir. Para harcamak için bu dünyada değiliz . Zaruri ihtiyaçları al fazlasını da aktar uygun yerlere.

Hep derim , şu an 2-3 evi olan bile hala fakirlik korkusu yaşıyor .
Kalbinin atışı , doların hareketine, borsaya kriptoya bağlı olanlar var.
+1
diyecevaplandı
(11.02.26)
avrupaya taşınma ihtimalin varsa düşünmeni tavsiye ederim. fahiş fiyat algını orada kırabilirsin.
+1
biravekahve
(11.02.26)
saydığın her şeyde %100 haklısın.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.02.26)
Hadi evli olduğum gerçeğini geçtim de sizce cimri miyim diye sorarak mı hatun düşürmeye çalışıyorum aq, hatunlar da bayılır zaten cimri erkeklere. Bazen burada soru sorduğuma pişman oluyorum gerçekten.
+5
🌸bobinhoo
(11.02.26)
inşallah ironidir. maalesef cimrisin. yaşlandığında da çevrende birkaç kişi olsun istiyorsan bence bu huyundan vazgeç. çocuk yapmayı düşünmüyorsanız bile yeğenlerine, eşe, dosta harca bari de seni el üstünde tutsunlar.
+1
elektr10
(11.02.26)
cimrisin +1 kayak öğrenmek isteyip ders saat fiyatına takılman saçma ve burdan cimri derim ben sonuçta o dersin ortalama fiyatı belli, imkanın varken vermeyip öff pahalı diyorsan bu cimrilik. Eee neye yaşıyorsun ki kefene mi sokacaksın giderken?
+2
tuborg yesili
(11.02.26)
su sitede gordugum akillli 3-5 insandan birisin bu kadar boklayan varsa da dogru yoldasin, yasamak icin yurtdisini dusun derim. salliyorum git kuzey isiklarini gor gezmekten guzeli yok.

kendine yatirimi simdiden yap ki 45'ten sonrasinda da yasayasin, sevdigin seyleri sen biliyorsun zaten.
0
gule gule
(11.02.26)
bu cimrilik değil. fayda/zarar hesabı yapıp ihtiyacın olmayan gereksiz harcamalar yapmıyorsun.
son dönemde ota boka para saçan, sırf sosyal medyada, birinde gördü diye koşup alan beyaz yaka tipler bu durumu anlamaz. hemen cimri yaftasını yapıştırırlar.
aslında fiyatların böyle yüksek olmasının başlıca sebebi de bu tipler.
+1
my fault
(11.02.26)
Bana cimri gözükmedin, cevaplara bakınca kendim mi cimriyim acaba dedim. Hiç sevmiyorum insanı sürekli tüketmeye mecbur hissettiren yaşamı ve son yıllarda pek çok harcama ederini karşılamıyor bence.

Mesela saat konusunda saate sahip olmak isteyip de parasına mı kıyamıyorsun, yoksa bir saatle yaşamın anlamı değişmeyecek kafasında mısın emin olamadım, ilkiyse cimrilik ikincisi değil bence.

Not: Kayak parasının içine oturma kısmında cimrilik var bence de.
+2
(11.02.26)
Ederinden fazla vermek sinir bozucu bir şey, onu kenara koyuyorum.
alternatif olarak ederini ödeyeceğin yerlere gidebilirsin. Bir de bazen ederi olmasa da ücretine mecbur kalırsın, ruh sağlığın için bazı şeyleri düşünmeden görmeden yaparsın.
mevcut durumda haklı gibi görünen sebeplerin olsa da evet cimrisin.
kayak yapmayı çok severim ancak dizlerimdeki sorun nedeniyle yapamıyorum şu an.
Yani imkanım varken har vurup harman savurmadan bir şeyleri yap
+3
kisa
(11.02.26)
Doğru olanı yapıyorsun, tutumlu olmak kötü bir şey değil. Sonuç olarak TL kazanıp döviz bazında bile pahalı fiyatlara maruz kalıyorsun.
+4
michael harddd
(11.02.26)
Şaka bir tarafa ama şu düşünceler mantıksız.

1. 1 saat ders 4 bin TL etmez diyorsun. Ama sen kayak yapmayı bilmiyorsun. Mantık olarak fiyat belirleyebilmen için o şeyi bilmen gerekiyor. Sen 10 saat ders alıp 40 bin TL ve zaman, çaba harcayıp öğrenseydin bir saat dersi kaç TL'ye verirdin? 100 TL'ye mi?

2. İhtiyaç ve kalite ayrı konular. Hayata kalite penceresinden bakarsan başka bir dünya görürsün. Saat ihtiyaç için değil şıklık içindir, iPhone almak kaliteli fotoğraf çekmek içindir.

Para harcayacak şey çok. Şu an zengin olsam planör dersi alırdım.
-2
arbre
(11.02.26)
Uzun zamandır okurken bu kadar sinirlendiğim bir başlık olmamıştı.
Para harcamayı bilmeyen insanların çok para kazanması kadar beni sinirlendiren başka bir şey yok.

Cimrisin ve emek küçümsüyorsun, okurken o kadar gıcık oldum ki anlatamam.

Hem bir şey yapmak istiyorsun hem vereceğin paraya acıyorsun, üstelik seni zorlayacak bir para bile değil. Biriyle özel olarak ilgilenmenin bir şey öğretmeye çalışmanın kolay olduğunu sanıyorsunuz.
Yediğin hamburgere verdiğin paraya bile için acıyorsa harcama paranı sakla başına bir şey gelmesin aman.
0
mutekebbir
(11.02.26)
bence cimrisin, biraz da vizyonsuz. tutumlu olmak bu değil. İlgi duyduğun bir alanda ders almak için imkanın olmasına rağmen ödeyeceğin ücreti fazla bulmak cimriliktir. bu işin ederi bellidir çünkü. gidip en pahalı hocadan almazsın belki ama ortalama bir ücretse verip alırsın dersini. Şıklık katacak kaliteli bir aksesuarı sadece fayda bakımından değerlendirmek de vizyonsuzluktur bana göre. ha saate hiç ilgi duymuyorsundur, onun yerine seni mutlu eden başka şeylere harcıyorsundur o ayrı. ama kendime güzel bir saat alsam mı deyip fiyatından dolayı gereksiz ve işlevsiz bulup vazgeçmek cimrilik. paran varsa ihtiyaçlar dışında ara sıra keyif veren şeylere de harcayabiliyor olmak lazım bence. savurganlık değil bu. tatile seyahate de gereksiz diyorsundur muhtemelen.
0
dfn4
(11.02.26)
Oyna devam. Avrupali olmayanlardan akil dinleme burda. Onlar ne bilsin, antik yunani, romayi.
-2
lapaz
(11.02.26)
adam cimri degil asil siz yatirim yapma motivasyonlari konusunda cahilsiniz
0
turkuaz
(11.02.26)
bence cimrisiniz. mesela ben bazi konularda sizin gibi dusunuyorum. ornegin benim telefonum da yaklasik 6 yillik. herhangi bir sorunu yok ve ihtiyacimi karsiliyor. zaten cok kullanan bir insan degilim, oyun falan oynamam, foto falan eh iste, arada bir. fakat her konuda da boyle olmadigimdan kendimi cimri saymam. mesela guzel bir restoranda verecegim paraya acimam. cok da hosuma gider. dolayisiyla bu bakis aciniz hayatinizin geneline yayilmissa, her seyde bu bu kadar etmez, buna vermem diyorsaniz cimrisiniz ama bazi konularda hic acimam, bastiririm parayi ve en iyisini isterim diyorsaniz cimri degilsiniz. ben burada cogu seye para harcamamakla beraber ikinci kategorideyim. bazi seyler var ve onlardan tasarruf etmiyorum.
+3
Sour
(11.02.26)
İş kurup birikimini buraya aktarıp kendi çapında bir servet oluşturabilirsin. Yazlık alabilirsin, yurtdışında ev alabilirsin. Bir bankacıyla konuşup mevcut paranı işleme sokabilirsin. Vallahi inşallah yakın zamanda benim de böyle bir derdim olur. Tutumlu olmanı ben takdir ettim açıkçası. Para kolay kazanılmıyor ve bazı luksler cidden gerçekten zengin olan insanlar için.
+2
sekizdokuzon
(11.02.26)
Yazlık al abi. Tutan mı var. Benim Akbük ve Bodrum'da 3 yazlığım var. Hiç söyledim mi burada. sdfksdj Borsaya göm. Giren para çıkmaz oradan. Bir bakmışsın asset zengini cash fakirisin. Borsadaki bir şirketin hisselerini toplayıp kontrolü elime geçirmek şu andaki amacım. Parayı harcayacak yer bulamamak. Ah keşke.
0
gabe h coud
(11.02.26)
Tabi ki yatırım yapıyorum, yastık altında TL ile bekleyecek halim yok ama yatırım bir para harcama çeşidi değil benim gözümde.

Kayak işine çok takılan olmuş, ben kayağa gidiyorum zaten arkadaşlar yılda 3-4 kere, kayak takımım falan hepsi var ona harcadığım paraya acımıyorum. Daha önce özel ders de aldım ama özel ders fiyatları salak yerine konuluyormuşum gibi hissettiriyor bana, almak istemiyorum o yüzden. Başka spor dallarında da özel ders aldım/alıyorum, hem bunun 1/4ü fiyatına hem de adam ekipman/yer falan sağlıyor.

Başka insanlar nasıl düşünüyor, benim gibi düşünen var mı diye merak etmiştim ama görüyorum ki küçük bir azınlığım ve yaşamayı bilmeyen cimri bir pisliğin tekiyim xD
0
🌸bobinhoo
(11.02.26)
cimriliğin tarifi yapılsa bundan iyisi yapılmazdı. insanlar zevkleri için yaşar. hobileri olur onları yapar ayrıca arabadır, telefondur, saattir bunlar ihtiyaç değil bir süre sonra zevk meselesine dönüşür. yeme, içme, gezme olayını hiç saymıyorum bile.
+2
gercekdunya
(11.02.26)
abicim sen bakma tr'de neredeyse her şeyin fiyatı balon ve söz konusu ekonomik koşullarda bu paraları vermek bana da enayilik geliyor. mesela pt ders saati 1500-2000 tl bu emeğin bu para edeceğini düşünmüyorum o yüzden almıyorum bu beni cimri yapmaz. ama gelirim 200 k + olsaydı verirdim.

yatırım yap 45'inde hanımla dünyayı gez ama ya 45 ten önce azrail kapıyı çalarsa o kısmını da düşün derim
+3
rajkoothrapali
(11.02.26)
Psikolojik birşey olabilir parayı elde tutmak için sürekli bahane üretiyorsanız şema terapi ile falan çıkar ortaya, ruhunuz fakirse bir gün olurda fiakirliğe düşmemek için harcayamıyor olabilirsiniz

psikolog ücretlerini görüp gitmezsiniz ama siz 4000 tl psikolog mu olur diyip cimriğinizi kabul edin gitsin.
+3
eja
(11.02.26)
o kadar para kazanıyorum de, 3bine-5bine çok para muamelesi yap :))
+2
sweetoffice
(11.02.26)
sen de benim gibisin; f/p insanısın. kalem kalem gayet güzel açıklamışsın her şeyi.
popüler kültür kölesi insanlar para harcamaya bayılır. 1 seans kayak dersine 4000 lira vermek veya starbucksta bir kahveye 200 lira bayılmak onlar için hayattaki en iyi statü göstergesidir.

cimri değilsin. akıllı ve mantıklı insansın. fevkalade tutumlusun. kazıklanmaya bayılmıyorsun "cimri olmayanlar gibi". soruna gelecek olursak, üst baş güzel kıyafetler alabilirisin (indirim dönemlerinde tabii ki.) yoksa güzel bir bisiklet alabilrisin mesela hem kendine faydan olur. bunların dışında yatırım yapmaya, biriktirmeye tam gaz devam.

sen güzel bir insansın. akıılı adamsın, iyi ki varsın/varız.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(11.02.26)
madde madde yaziyorum.

araba. haklisin.
telefon. haklisin.
saat. notr. statuye para harcamaya gerek yok. ama bunu yazma seklinden pratik fayda saglamayan her seye karsisin gibi anladim. o yuzden notr.
kayak. dupeduz haksiz. bir seyi seviyorsan iyi ogrenmek icin para verilir elbette.
fine dining. haksiz.
emeklilik hedefi guzel, ama 45 yasinda emekli olunca ayni bombos hayat yasanmaya devam edecekse ne anlami var. 90 yil yasarsin belki ama hep ayni gunu yasamis olacaksin hayatinda. acinasi.

insanin hayatta ilgilendigi seyler olmali, ve bunlara kaynak ayirmali. bu kaynak zamandir, paradir. yani bunlara para harcamiyorsun eyvallah da neye para harciyorsun? ne yapiyorsun?

korkarim gustosu olmayan, hayata tamamen pratik fayda olarak bakan birisin. felsefe ve sanata da bos isler diyor, filme harcadigin paraya da aciyorsundur gibi geldi.
+4
antikadimag
(11.02.26)
Ben de cimri olduğunuzu düşündüm, aileden gelen bir şey olabilir. Böyle zamanlarda kendime şu soruyu sorarım, 'ne için yaşıyorum?' Maaşım güzel, evim var, arabam var. Fazlasında da gözüm yok. E Çoluk çocuk da düşünmüyorum, peki ben bu parayı ne için biriktiriyorum? 3 liraya alabileceğim bir şeye gidip 6 lira verme fikrine hiçbir zaman tamam olmadım, milyoner olsam da olmam yani bunu anlarım. Ama sizin durumunuzda biri hobileri, zevki, görünüşü için para harcamayı fuzuli buluyorsa bence burada bir sıkıntı var. Şöyle de düşünebilirsiniz, ölene kadar para biriktirip mümkün olduğunca harcamayacaksınız peki, siz ölünce kim harcayacak? Onlar acıyacak mı :) bence bakış açınızı değiştirmeye çalışın.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(11.02.26)
Beyaz yakali koleler linclemis yine.

Benim dusuncem su, ben prestije cok onem veriyorum.
Araba ve saat onemli bundan dolayi benim icin.

Sen prestije cok onem vermiyorsan bi anlami yok.

Bol bol maddi durumu iyi olmayanlara yardim ediyorum.

Yeme icme fiyatlari inanilmaz sacma ama partnerimle disari cikmayi birakamam. Ozel yerlere gidecek vaktimiz zaten pek yok, midpointe vb verdigimiz tutarlari kabullendik artik, normal oldu gunumuz icin.

Genel anlamda tr de ki yapayliga karsi gelmeniz cimrilik degil, irade.

Ama bir gun olucez, sevdigimiz seyleri almaya cekinmiyorum bundan dolayi hic, imkan varsa tabi.

Lakin para var diye de her isi ilk onumuze cikana yaptirmiyoruz.

Ty de dolap aldim, montaj hizmeti 1500 du, montaj hizmetini veren personelin no vardi, daha once gelisinde birakmisti, yazdim yapar misin diye, trendyol fiyatina yaparim dedi, manyaklik bence bu. Trendyoldan aldim hizmeti, karta taksit ile, faturali olarak. Adamin hem durumu iyi degil musteri ariyo hem de hareketlere bak. Bu tur durumlarda mantikli olani yapmak lazim, bizim beyaz yakalilara gore bu da cimrilik.
+2
die fetten jahre sind vorbei
(12.02.26)
4-5 sene icinde AI is piyasasindan icinden gecip iyi kazandiran isler yok olacak.Buyuk bir issizlik dalgasi gelince herkesin akli basina gelecek ama gec olacak.O zaman vaktinde birikim/yatirim yapan ile yapmayan arasindaki fark gozle gorulur olacak ama kimse farkinda degil.Derin uyku tatli geliyor
0
turkuaz
(12.02.26)
ya herkesin yetişme tarzı farklı, hiçbirimiz senin yaşadığın hayatı yaşamadık ki nerden bilelim neden böyle düşündüğünü? bence bu işin bi doğrusu yok, kim nasıl mutlu ise öyle yaşamalı. mesela ben kıyafete hiç para harcamayı sevmiyorum ama japonyaya gidip 200 bin tl harcayabilirim para biriktirip. kıyafete para vermeyi sevmiyorum dediğimde insanlar beni linç edebilir cimri diye ama bu benim doğrum. mesela benim annem babam asla gerekmedikçe kıyafet almazlar. bizim evde kimsenin 3 tane montu yoktur mesela 1 mont 1 botun olur. ama babam bizi bazen alıp çok güzel restoranlara yemek yemeye götürürdü. benim yetişme tarzım böyle olduğu için şimdi ben de öyleyim kıyafet almıyorum gerekmedikçe ama eşimle birlikte gidip hamburgercilere restoranlara vs gidip yeme içmeye para harcıyoruz. ederi o değilse neden bir şeye gereksiz yere para vereyim ki kolay mı kazanıyoruz.
0
Sadece soruyorum
(12.02.26)
Burada bu tip soruları bekleyen ergen irisi tipler kaynıyor. Bu tür sorularda da birbirleriyle yarışıp sözde cool, paraya değil kadına değer veren (puhaha) tipler hemen peydah oluyor.
Yapay zekaya sorabilirsin bu tür soruları, çok güzel mantıklı anlatımlar yapacaktır sana.
Unutma burada sorduğun her soru, bir başkasının kendini tatmin edebilmesi için zemin hazırlayabiliyor.
0
dawsonscreek
(12.02.26)
paran coksa kendine yeni zevk ve hobiler bulmalisin bence.
0
baldur2
(13.02.26)
(11)

İçim sıkılıyor

artıküyeolmakistiyorum
Daha önce de duyuru açmış ve başka bir departmandan iş teklifi aldığımı, ofise en az 2 gün gitmem gerektiği için ev tutacağımı eşyalar alacağımı vs yazmıştım. Hepsini yaptım. Bir ev tuttum, eşyalar aldım(almaya devam ediyorum bitmiyor), yerleştim vs. Fakat pişman gibiyim. Çünkü ben tamamen uzaktan ç
Daha önce de duyuru açmış ve başka bir departmandan iş teklifi aldığımı, ofise en az 2 gün gitmem gerektiği için ev tutacağımı eşyalar alacağımı vs yazmıştım.

Hepsini yaptım. Bir ev tuttum, eşyalar aldım(almaya devam ediyorum bitmiyor), yerleştim vs. Fakat pişman gibiyim.

Çünkü ben tamamen uzaktan çalışıyordum, keyfime göre şehir değiştiriyor, canım isterse memlekete dönüyor kira falan ödemiyordum. Her şey benim kontrolüm altındaydı.

Fakat şimdi hem birikimimden harcama yaptım, düzenli kira-fatura yüküne girdim hem de en az 2 gün ofise gidiyorum. Güzel bir zam alsam da nezdimdeki karşılığı hiç tatmin edici gelmiyor. Pişman mıyım değil miyim bilmiyorum.

Bir düzenimin olmasını çok istemiştim. Fakat hep de memlekete dönüp kira vs ödemeden birikim yapma planlarım vardı. Keyfim yerindeydi. İş yönünden sorunum yok ama kendimi kafese alınmış, çaresiz hissediyorum.

Bir yandan da abartma herkes aynı sistemin içinde çocukluk ediyorsun diyorum. Bilmiyorum.

Fazla teselliniz var mı? Tsk
-3
artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Yanlış yola girdiğini hissediyorsan vakit kaybetmeden o yoldan çıkmaya bak derim. Belli ki bu uymamış sana.
0
michael harddd
(10.02.26)
Full remote u bırakmak hata olmuş. Ha şirket zoruyla ofise çağırılma ihtimalin olan bir yerden geçtiysen sıkıntı yok. Kendi kendine patlardı o bi ara. Fakat yurt dışına falan full remote çalıştığın işi bıraktıysan yazık olmuş.
0
hububrad
(10.02.26)
Yok tamamen yurtiçi. Dönüşüm var mı bilmiyorum, kurumsalda ani dönüşler zor olur. En az bir sene bu görevde kalmam gerekiyor. Yönümü kaybetmiş gibiyim, zamanın ilacı bana da yarar umarım.
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Eski departmandaki isinin full remote kalacaginin bir garantisi yoktu ki. Bir de memlekete gidip aile evinde kalmak da bir sure sonra sikardi, cok surdurulebilir degildi belki. Esyalar birikiminin cok buyuk bir kismini yediyse gereksiz pahali esya aliyor olabilirsin.
0
hot potato
(10.02.26)
Pandemiden önce ofise gidiyorduk.
Pandemide evlere yolladilar.
Bir süre sonra cogu insan yazlık bölgelere veya memleketine gitti.
Öyle olunca, pandemi de uzayınca, bizim sözleşmeyi remote a çevirdiler.
Hala öyle devam ediyoruz ama diğer sirketlerin yaptığı gibi bizde de ara ara ofise çağırmalar dillendirilmeye baslandi.
Yani günün sonunda remotelara da yine istanbul izmir ankara yolu gözüküyor gibi duruyor.
O yuzden devam etseydin bile ne kadar daha oyle gidecegi belli degildi +1

Bu olmadan, erkenden is olanaklarinin cok oldugu yerde duzen kurmak daha iyi olabilir.
Zorluk iyidir. Rahatlık + remote insanin gelismesini yavaslatiyor.
Belki biraz giderler artinca geliri yukseltmeye yönelik yeni cozumler bulursunuz bu vesile ile.
+1
ananiyimioguz
(10.02.26)
Dramatik şekilde harcama yapmadım. Fakat zam da alsam aile evinde kalma planım kadar birikim yapamam. %50 azaldı öyle diyeyim. Bilmiyorum belki birkaç ay sonra iyi ki diyeceğim. Ya da birkaç aya kalmadan kaçıp gideceğim. Zaman
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(10.02.26)
Ben sende biraz kaybetme korkusu ve fazla fazla gelecek endişesi görüyorum. Kazanamayacağına inanmış gibisin. Halbuki bu harcamaların çok "olması gereken", çok iyi şeyler. Bunlar senin evin oldular. Gayet güzel kazanırsın da, evini de alırsın, birikim de yaparsın, aileden zengin olmayınca böyle zor oluyor işte çoğumuzun yaşadığı gibi. Ama sen çalışan kazanan ve ne yapacağını bilen birisin aslında, kendine güvensizliği yakıştıramam. Bilmediğimiz engeller varsa onu bilmem ama sadece eski düzenin bozuldu diye çok huzursuz olmuşsun o kadar, düzen kurmayı para kaybı olarak gördüğün için böylesin, düzen kurmak ve kendine ait yeni bir düzene sahip olmak diye görürsen bence sorun kalmaz.
+1
muhayyer divan
(10.02.26)
çok büyük hata yapmışsın.
her gün erken kalkıp suratsız insanlarla muhattap olma, trafik, salgınlar, yıpranma, gürültü içinde geçen bir gençlik...
halbuki bir güney asya ülkesinde, kıbrısta, kazakistanda çalışıp şu kısa ömründe hayatını yaşayabilirdin. çünkü yaşlandıkça insanın ne bir yere gidesi geliyor ne de gençliğindeki neşesi oluyor.
hemen remote bir iş bul ve eski hayatına dön.
burdaki kurumsal kölelerden olma. özgürlüğe paha biçilemez.
+1
plastic_angel
(11.02.26)
@plastic_angel, her gün değil, haftada iki gün. Trafiğe çok girmiyorum günde 1,5 saat. Suratsız insanlarla işim yok, güleryüzlü olunması gereken tarafta değilim. İş konusunda özgürüm, mesai saatlerini ben belirliyorum.
Konu iş özgürlüğü mesai vs değil. Neyse gecenin kasvetinden çıkınca şimdi daha iyiyim.
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(11.02.26)
Full remote insan psikolojisine uygun bir sey degil bence.Senin modelin en ideali mis gibi 2 gun git sirketine insan yuzu gor, sosyalles sonra kalan 3 gunde remote devam et. 2 ofis/3 remote emin ol en ideali. Gectiginiz isin sizin icin ideal oldugunu dusunuyorsaniz ardiniza bakmayin.Kafaya takacak bir sey yok.
0
turkuaz
(11.02.26)
her değişiklik insanı bir acaba mı sorusuna yöneltir bence zaten, çünkü her şeçim diğer tüm ihtimallerden vazgeçmek demek. alışmak için kendine zaman tanı ve kendini sürekli "pişman mıyım" "oldum mu olacak mıyım" "şu anda pişman hissediyor muyum" "yapma diyenler haklı çıkacak mı" gibi düşünce sarmalının içine sokma. kendine şefkat göster bu konuda. alışmaya daha çok odaklan derim. bu kararı vermene neden olan olumlu tarafları bir kağıda yaz arada açıp oku.
0
Sadece soruyorum
(11.02.26)
(19)

Sünnet yaptırmayanlar var mı?

michael_knight
Erkek çocuklarını sünnet yaptırmayan aileler eskiden de var mıydı?Son yıllarda bir artış var mı?Siz ne yapardınız?(Müslümanlık dışındaki dinlere mensup kişileri kast ederek sormuyorum)
Erkek çocuklarını sünnet yaptırmayan aileler eskiden de var mıydı?
Son yıllarda bir artış var mı?
Siz ne yapardınız?
(Müslümanlık dışındaki dinlere mensup kişileri kast ederek sormuyorum)
0
michael_knight
(10.02.26)
İki oğlanı da yaptırtmadım (14 ve 10 yaş). Kızı zaten yaptırtmıyoruz. swh. Çoğu Türk gibi müslüman bir kültürden geliyorum, oruç tutan yoktu ama dedem namaz kılardı mesela ama sünnet zaten adı üstünde sünnet. Farz değil. Çocuğumun vücudunu geri döndürülmez şekilde yaralamayı doğru bulmuyorum.
+6
sucvecezve
(10.02.26)
Sağlıklı değil mi sünnet? Erkek olmadığımdan soruyorum.
-6
Kahvedesu
(10.02.26)
1.Eskiden de yaptırmayan vardı ama giderek artıyor.
2.Zaten islam'a göre de mecburi yani farz bir uygulama değil. Kültürel olarak abartılmış.
3.Sağlık yönünden zararı, riski yararından çok.
4.Ben olsam asla yaptırmazdım.
+5
parka
(10.02.26)
Ben yaptırmadım yaptirtmam da
+5
mirty
(10.02.26)
Zararı ne peki? Etrafımda sünnet olmamış birkaç kişi enfeksiyon yapıp 40 yaşında o kısmı aldırdı. Onlar da iyi bir şey diyor.
0
Kahvedesu
(10.02.26)
@kahvedesu maalesef internetin çıkmasıyla birlikte her fikri savunan her türlü bilim insanına ulaşabildiğimiz için hiçbir konuda eskisi kadar iyi bilgi alamadığımızı düşünüyorum.
Sağlıklı(gerekli ve faydalı) olduğunu da sağlıksız(daha doğrusu gereksiz ve zararlı) olduğunu da savunan binlerce bilim insanı var.
0
🌸michael_knight
(10.02.26)
oğlum olacak ve yaptırmayacağım. aile büyükleri çok muhafazakar değil ama müslüman. sünnet olayına kafa da takacaklar ama umrumuzda değil tabi ki. sünnetin özellikle cinsel hayat ile ilgili çok ciddi negatif tarafları var. tıbben gerekli bir durum oluşursa veya ileride kendisi isterse yaptırır ama buna ben karar vermem ve doğar doğmaz da böyle bir cerrahi müdahaleyi doğru bulmuyorum. dini açıdan da gerekli değil, yerel yahudi adetinin islam'a geçmesi ile oluşmuş kültürel bir olgu. islamiyet öncesi türk kültüründe de yok.
+7
awlmi
(10.02.26)
çocuğum yok ama olursa ve erkek olursa eşim ve ben de yaptırmayı düşünmüyoruz. cinsel hazzı azalttığı yönünde bir şeyler okudum, bu konuyu merak ettiğim için daha önce araştırmıştım. benim anladğm kadarı ile konunun sağlıkla pek alakası yok mesele tamamen kültürel. yahudiler ve müslümanlar dışında hiçbir kesimde sünnet olayı yok.
0
Sadece soruyorum
(10.02.26)
Yaptirmicam
0
üğpoıuy
(10.02.26)
her turlu mutilationa karsiyim. niye kesiyoruz cukumuzun ucundaki deri parcasini.

tamamen arap collerinde entari icine ic camasiri giymeyen insanlarin toz, kum vs dolmasi sonucu enfeksiyon kapmasi sebebiyle geleneklestirdigi bir uygulama.

gerek kalmadi, bitmeli boyle seyler.
+2
antikadimag
(10.02.26)
oglan 10 yasinda, yaptirmadik.
ama turkiye'de yasama olasiligi yok denecek kadar az.

bu isin oluru dogar dogmaz yaptirmak, en temizi.
sonradan yaptirmak cok sikintili surec, yasadim ordan biliyorum.
0
cooperr
(10.02.26)
Sünnetin hijyen ve temizlik yönünden faydası çok. Sünnet olmazsanız üsteki derinin aradaki kısmını iyi temizlemezseniz, enfeksiyon olabiliyor. Cinsel yollarla bulaşan hastalıklarda, sünnetli olmak daha avantajlı. Aids gibi hastalıklarda, bulaşma oranının daha düşük olduğu yönünde çalışmalar vardı.

Zararları : eğer uzman biri sünnet etmezse, cinsel fonksiyonel bozukluklar olabiliyor. + sünnet derisi alındığı için haz daha fazla olduğundan erken boşalma gibi sorunlar daha sık olabiliyor.

.
-3
kartallar yuksek ucar
(10.02.26)
2 yaşında. 6 yaşına kadar sağlık sebepleriyle erteledim. yaptıracağız.
+1
summerjam0306
(10.02.26)
Her milletten erkeğin pipisini gördüm pornolarda ama çok çok az bir kısmı sünnetsizdi.

Sünnetsiz olmanın daha fazla haz verdiğini biliyorum ama.
0
RaiseThySword
(10.02.26)
Ben sünnete karsiydim taa ki prince harry ve william in sünnet oldugunu ögrenene kadar.

Onlar yaptirdigina göre kesin bir faydasi vardir. Yas tahtaya basmaz o sömürgeciler.

Kadn olarak gördügümse cut daha iyi bence. Uncut erkekler isemis gibi islaniyor. Dus alinmazda kisa sürede koku yapiyor olabilir.

Cocugum olsa yaptirmayi düsünürdüm direkt reddetmem.
0
Purple life
(11.02.26)
zevk azalıyor diyorlar yaptırmak istemiyorum aslında ama yine de oğlumuz olursa yaptırma kararı aldık biz.
0
Hallegadola
(11.02.26)
çok yakın bir erkek arkadaşımız benim ebeveyn olarak en büyük sorumluluklarımdan biri de "çocuğumun beden bütünlüğünü korumak" diyerek yaptırtmadı. çocuk uygun yaşa gelince de anlattılar neden yaptırtmadıklarını.
0
Phoebe
(12.02.26)
Dolaylı olarak, hiv diyenler için:
www.reddit.com
+1
bumbum
(25.02.26)
Sünnetin kökeni İslam değildir.

Kökeni Antik Mısır ve ondan önceye, Satürn (Kronos/El) tapınımına dayanır. Yani Yahudiliğe(Satürnizm'e).

Satürn, kendi çocuklarını yiyen Tanrı'dır. Antik çağlarda insanlar, Tanrı'nın öfkesini dindirmek için ilk doğan erkek çocuklarını kurban ederlerdi. Zamanla "Çocuğun tamamını kurban etmek" yerine, "Çocuğun en değerli parçasından (Yaratım organından) bir parça kurban etme" ritüeline dönüldü.

İbrahim Peygamber ile yapılan "Ahit" budur. Yahweh (Satürn arketipi); "Bana sadakatinizi kanıtlamak için erkeklerinizin ucundan kan akıtacaksınız" demiştir. Bu, bedenin üzerine vurulan "Mülkiyet Damgası"dır. Yani; "Bu beden bana aittir, benim kölemdir."

Sünnet derisi (Prepus), sadece "fazla bir deri" değildir. O, vücudun en hassas sinir uçlarını taşıyan, glansı (baş kısmı) koruyan ve nemli tutan bir "Biyolojik Zırh"tır.

O deri kesildiğinde, hassas baş kısım (Glans) sürekli iç çamaşırına sürterek kurur ve nasırlaşır (Keratinizasyon).

Erkek, cinsel hissiyatının büyük bir kısmını kaybeder. Seks, "Dokunsal ve Ruhsal bir Haz" olmaktan çıkar, sadece "Sürtünme ve Boşalma" (Mekanik) odaklı bir eyleme dönüşür.

Sünnet; erkeğin 'Kök Çakrasını' (Muladhara) travmatize ederek, enerjiyi alt bölgeye kilitleyen, cinsel hassasiyeti körelten ve bireyi sisteme (Egregore'a) 'Kan Bedeli' ile bağlayan kadim bir ritüeldir.

kaynak (: x.com
+1
birdirbir
(23.03.26)
(3)

İspanya'nın verdiği vizeyi kullanmasam ne olur?

eurhka
Bir vize sürecim oldu, son 1 senede aldığım ikinci şengen vizem.İlki; Yunanistan 10 gün. Çoklu giriş.İkincisi de İspanya, yine 10 gün. Tekli giriş.Özetle; tekli 10 gün vermesi canımı aşırı sıktı. Bu yüzden komple vizeyi yakasım var ve cascade uygulayan kuzey avrupa ülkeleri üzerinden tekrar başvuru
Bir vize sürecim oldu, son 1 senede aldığım ikinci şengen vizem.
İlki; Yunanistan 10 gün. Çoklu giriş.
İkincisi de İspanya, yine 10 gün. Tekli giriş.

Özetle; tekli 10 gün vermesi canımı aşırı sıktı.
Bu yüzden komple vizeyi yakasım var ve cascade uygulayan kuzey avrupa ülkeleri üzerinden tekrar başvuru yapasım var.

Bu vizeyi kullanmasam ne olur? Teşekkürler.
0
eurhka
(10.02.26)
sonraki vizelerinde sorun olabilir. vizeyi iptal ettirmen daha sağlıklı.
0
jelly bear
(10.02.26)
bnce vize almış olmana sevinmelisin. millet hep ret diye yazıp duruyor telegramda. zaten ilk 3 vizeyi doğru kullanmak çok önemliymiş, 3ten sonraki vizelerde uzun süreli alıyormuşsun. youtube da gökhan gökdeniz diye bir adam var öyle söylüyor videosunun birinde.
0
Sadece soruyorum
(10.02.26)
benim anlamadığım başvururken o günlük tarihe plan program yapmadın mı? sırf 10 gün verildi diye trip mi atıyorsun? tavşan - dağ hikayesi olur eğer öyleyse, ihtiyacın varsa git neden yakasın ki vizeyi maddi manevi onca emek harcanmış sonuçta.
+1
bay b
(10.02.26)
(4)

ihtarname biz elle mi yazıyoruz

plastic_angel
yoksa noter hazır şablon mu veriyor bize
yoksa noter hazır şablon mu veriyor bize
-2
plastic_angel
(09.02.26)
konunun ne olduğuna göre, genelde noterde hazır şablon oluyor.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
siz yazacaksınız.

İHTAR EDEN:
MUHATAP:
KONU:
AÇIKLAMALAR: aramızda şöyle bir ticari ilişki bulunmaktadır. biz de size şu faturaları kestik ama hala ödemediniz. 3 gün içinde ödemezseniz, icraya gideceğiz.
İMZA

NOTERE: bu ihtarnamenin bir nüshasının muhatapa tebliğini, bir nüshasının dairede saklanmasını, bir nüshasının da tarafıma verilmesini rica ederim.

gibi bir şey yazacaksınız.
+1
co2s2
(09.02.26)
noterlik dediğiniz; yazılan bir yazıya, gönderilen evraka, kopyası çıkarılan belgeye resmiyet kazandıran bir kurum. bomboş kağıdı resmi belgeye çeviriyor, görevi bu güveni vermek.

ihtarname dediğiniz şey ise bir uyarı yazısı. dümdüz mail atmak, postayla göndermek yerine ne zaman gönderildiğinin, ne gönderildiğinin resmi kanıtı olarak noter üzerinden gönderiliyor.

yani isterseniz kendi yazdığınız bir yazıyı gönderebilirsiniz, avukatınızın yazdığı, bir başkasının yazdığı bir yazıyı gönderirsiniz, hatta merhaba naber şu tarihte sana yemeğe geliyorum yazdığınız dümdüz kağıdı bile gönderirsiniz.

ya da ben uğraşamam derseniz kolaylık olsun diye şablonları vardır. konuyu anlatır, göndereni, alıcıyı, içeriyorsa para miktarını söylersiniz, hazır şablona sadece sizin bilgilerinizi yazıp onaylar.

sadece ihtarname değil, vekaletnamede de, uğraşmayıp şu konuda vekalet vermek istiyorum dersiniz, verirsiniz. yada spesifik bir vekalet verecekseniz madde madde yazar, hangi konularda vekil tayin ettiğinizi belirtir, kendi metninizi onaylatarak vekalet verebilirsiniz.
+3
kibritsuyu
(09.02.26)
Genelde hazırlarsınız o gönderir. Ancak bazı şablonları da hazırlıyorlar. İşten çıkış için fesih bildirimi, kiracıya tahliye ihtarnamesi gibi. Bilgileri verin onlar yazıp gönderir. Ama karışık bir konuysa ileride dava konusu olacaksa hazırlamanız gerekir.
0
ground
(09.02.26)
(11)

Kpss mi özel sektör mü?

skr1292
Şu anki maaşım 48 bin lira özel sektörde 8-17 çalışıyorum hafta sonları tatil. Aile evinde kalıyorum. Çalıştığım iş ; Bilgi İşlem DestekKpss girip atanırsam maaşım 66 bin lira olacakmışKpss çalışmak mantıklı mı?
Şu anki maaşım 48 bin lira özel sektörde 8-17 çalışıyorum hafta sonları tatil. Aile evinde kalıyorum. Çalıştığım iş ; Bilgi İşlem Destek

Kpss girip atanırsam maaşım 66 bin lira olacakmış

Kpss çalışmak mantıklı mı?
+1
skr1292
(09.02.26)
48k düşük maaş. Erkek bireysen ev geçindiremezsin, aile evinden asla uzaklaşmazsın.

kpss yada farklı bir firmada yeni iş.
0
HellKeePer
(09.02.26)
kamu personeli olmak her zaman avantajdır ama özel sektörün de avantajları var. siz ne istiyorsunuz onu bir kendinize sorun.

- işim rahat olsun, işten çıkarmaları çok zor olsun (kamu)
- başta düşük maaş ama terfi aldıkça ciddi bir maaş artışı (özel)
- yan hakların çeşitliliği (kamu)
- kendini geliştirebilme, başka alan ve pozisyonlara kayma (özel)

bir sayfaya artısını eksisini yazın ve içinize sinen hangisiyse onu seçin.
0
elektr10
(09.02.26)
Bende aynı sektördeyim. bence iki üc arkadaş kendinize firma kurun. yoksa ortam güzel diye düşük maaşa senelerinizi harcarsınız.
0
duyuruuser
(09.02.26)
bana memuriyet her türlü daha avantajlı gibi gelmeye başladı. keşke bu kafaya 30 yaşından önce erişmiş olsaydım zira artık kpss çalışmak imkansız benim için. yemek temizlik, bir yandan uzun mesai saatleri vs. bence kpss deneyin yapabilecek gibiyseniz.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Tabi ki KPSS
1-Ömür boyu iş garantisi
2- Çalışman gerekmez, yatarsın
3- Kolay ev kiralarsın
4-Kolay kredi çekersin
5-Memur olursan mevcut işinin yanında ek iş bile yaparsın
+3
ebeş
(09.02.26)
Tartışmasız KPSS.. Maaş daha yüksek, işin garanti.
Kendini geliştirirsen rerererörörö tayfasına bakma sen. 7 yıllık mühendisim, iş görüşmesine gidiyorum maaş bile söyleyemiyorlar. Komik rakamlar teklif ediliyor. Ayrıca diyelim ki iyi maaşa iş buldun. Hop 7 ay sonra deyiverirler kapatıyoruz şirketi diye. Dımdızlak kalırsın.
Ben de KPSS çalışıyorum şu an. Sen de çalış kardeşim. Maaşımı söylemeye utanıyorum ben.
+2
camlicagazoz
(09.02.26)
Türkiye'de tek seçenek kamu. Maaş az olsa bile kamu daha iyi. Herşeyden önce daha az çalışacaksın. Çoğu memur ek iş yapıyor. Öğretmenlerin çoğu kafe, restoran açıyor son yıllarda.
0
michael harddd
(09.02.26)
Çok iyi bir firmada yüksek maaş ve çok iyi yan haklarla çalışmadığın sürece özelde sıradan maaşlı olmak yerine kamuda maaşlı olmak tabi ki. Ama özel sektör dediğimiz maaşlı çalışmak değil de kendi işini yapmaktır, bu durumda her zaman kamu diyemeyiz.
0
dfn4
(09.02.26)
Kesinlikle KPSS. En düşük memur maaşı 60000 tl civarı, çalışma saatleri belli, dışarıdan ek iş de yapabilirsin.
0
lostinway91
(09.02.26)
devlete gir..bir süre kafayı stabilite ile toparla..sonra bakarsın gidişata yine.
0
iwillsee
(09.02.26)
kardeşim öncelikle hakkında hayırlısı olsun
bende devlet hastanesi teknik servisinde çalışıyorum
kpssden iyi not alman lazım 90 üzeri
hafta sonu çalışmalarla bu puanı alabilirmisin çok zor
bilgi işlem olarak atanırsan sağlıktan bahsediyorum
maaşın 80*90 bin
çok rahatsın
işten çıkarılma derdin yok
kafana vurana yok
vs vs vs her türlü devlet rahat
ama işin ehliysen
dışarda çok daha üstü para kazanabilirsin
0
Kuzeyli54
(09.02.26)
(5)

Sizin de çalışmaya motive eden şarkılarınız var mı?

dirildimde geldim
Ne zaman bir işi yapacak gücüm kalmasa veya bunaldığımı hissetsem Barış Manço Ahmet Bey'in ceketini dinlerim. Sizi de böyle motive eden şarkılarınız var mı?
Ne zaman bir işi yapacak gücüm kalmasa veya bunaldığımı hissetsem Barış Manço Ahmet Bey'in ceketini dinlerim. Sizi de böyle motive eden şarkılarınız var mı?
+1
dirildimde geldim
(09.02.26)
succession playlistim var. work like kendall, work with logan gibi olanları açıyorum moduma göre.
0
summerjam0306
(09.02.26)
Bad to The Bone dinliyorum djdkdö
0
black holes in the sky
(09.02.26)
benim hayattan bıkmışlığımı diriltecek bir şarkının bugüne kadar üretildiği sanmıyorum ama eypio'nun naim şarkısını beğenirim, dediğiniz kategoriye giriyor.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Biraz ayıplı ama napıyım

(bkz: bitch better have my money)
0
tiredofwaiting
(09.02.26)
Benim Mevlevî âyini takıntım var. Bazı eserler öyle coşkulu oluyor ki harekete gelmemek mümkün değil. Benim harekete geçme sıkıntım var, genel müzik camiasında kanımı kaynatabilen şarkı türkü çok az, bazen Mevlevî âyinleriyle bile harekete gelemiyorum, o zaman anlıyorum ki iyi değilim, ciddi bir problem var.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.