[]

Sizce tekrar sosyalist devrimler görür müyüz?

Ulusal bazda demiyorum. Nasil kuba sosyalist olduysa, nasil sovyetler sosyalist olduysa (begenirsiniz, begenmezsiniz orasi ayri), boyle devrimler gorur muyuz sizce?

Belki adi sosyalizm olmaz ama sosyalizmden ilham alan, ondan yola cikan, yeni bir adi olan bir seyler goruruz? Ölmeden önce bu tarz ayaklanmalari, devrimleri gormeyi cok istiyorum. Evet sol hareket belki dususte ve gecmisteki seylerin aynisinin tekrar olmasini beklemek belki biraz sacma ama... yine de... Gorur muyuz dersiniz sol devrimler? :(


 
tabi ki görmeyiz.
monarşist devrimler görüyormuyuz? hayır.
fransada bonapartist ayaklanma oluyor mu? hayır.
sosyalist devrim de görmeyiz. bitti o devir.
gelecekte daha farklı fikirlerin çatışması olacak.
  • dafuq  (24.09.21 00:01:49) 
Olmaz, artık olsa olsa kalabalığı taramalı bireysel ve sebebi anlaşılamayan eylemler ya da gezi, sarı yelekliler... gibi tam olarak başı sonu amaci muğlak kalan şeyler olur olsa olsa. Ama her şey de aynı kalır, herkes ertesi gün kalkıp işe gider yine.

O kadar çok ihtimal, enformasyon var ve hepsi erişilebilir ki artık bir kalabalığın ortak bir amaçla bir zorlama olmadan bu tür bir şeye inanması, peşinden gitmesi pek muhtemel gelmiyor bana.
  • encokbenisevinnolur  (24.09.21 00:07:25) 
@dafuq: bunlar sosyalizm ile benzer seyler mi, emin degilim acikcasi. Demokrasi, her kosulda monarsiden daha iyi bir sistem. Yani bu neredeyse bilimsel ilerleme tadinda bir sey.

Ote yandan, kapitalizmde bir taraf hep somurulmeye devam edecek ve gun gectikce gelir esitsizligi giderek artiyor, daha da inanilmaz boyutlara cikacak (bakalim ilk trilyoner kim olacak, onu cok gecmeden gorecegimiz kesin). Dolayisiyla insanlarin bu -ozellikle- ultra zengin kesime karsi tepkisi giderek birikecek ama iste nasil bir patlama seklinde disa vurulacak, eski donemlerdeki gibi orgutlenme olacak mi, onemli kisim o.

Bir an, "acaba su anki bizler de ileride, padisahligi, kralligi geri getirmeye calisanlar gibi tarihi gecmis, bosa umutlanan insanlar gibi mi gorulecegiz" dedim ama bilmiyorum, bence durum biraz farkli. Burjuva simdi de burjuva, proleter simdi de proleter. Bir tek orta sinif dogdu, onlar belki buyuk bir olaya girismek istemeyebilir baslangicta en azindan.

Ama sonucta kapitalizmin de uzun ömürlü olacagi tahmin edilmiyormus. Bunu birkac farkli yerde okudum, o donem herkes en fazla 1-2 nesil daha yasar bu sistem diyormus. E sistem bu kadar bozuksa, ismi sosyalizm olmasa bile ondan ilham alan bir devrimler kusagi izleyebiliriz tekrardan.
  • hlot  (24.09.21 00:41:58) 
yani böyle bir devrim görmeyi beklemeden önce, mevcut dünyamızda yönetimdeki otoritenin aşırı baskısı ve diktası olmadan var olan bir "sosyalist" ülke gösterebilir misin?
Biraz zor görünüyor.

  • yeninesiltupcu  (24.09.21 00:52:53) 
@yeninesiltupcu: yani iste o yuzden diyorum, tam sosyalizm degil de sosyalizmden ilham alan, oradan yola cikan bir hareket gelisir belki diye.


  • hlot  (24.09.21 00:55:38) 
Görürüz. Koca dünya sonuçta :)


  • esther  (24.09.21 09:01:53) 
@esther: orasi oyle de, sierra leone'de olacak tek bir tane devrimden de bahsetmiyorum simdi :)


  • hlot  (24.09.21 09:30:44) 
cevabımın ana fikri zaten sosyalizmin de monarşizm, faşizm, bonapartizm gibi çağdışı kalmış bir düşünce oldugu idi zaten. demokrasi her koşulda iyi diyip sosyalist hareket umut etmek tezat oluyor.
kapitalizmin kötü sonuçları elbet var ama sosyalist düşünce buna ilaç olamadı. farklı bir düşünce illa ki doğar ve o düşüncelerin çatışmasını görürüz.

  • dafuq  (24.09.21 15:48:36) 
@dafuq: "demokrasi her kosulda iyi" demedim, "demokrasi, monarsiden her kosulda iyi" dedim. Arada buyuk fark var.

Acikcasi, kralliklar, padisahliklar yikildiktan sonra kisa bir sureligine bunlari geri getirmek icin mucadele olmus ama 10-20 sene gectikten sonra bu yonde mucadele eden kimse kalmamis. Sosyalizmde ise hala buna inanan, bu yonde kitaplar, yazilar yazan, girisimler yapan insanlar, aydinlar var. Hele de guney amerika'da cok fazla toplumsal hareket ve iktidar var bu yonde.

"Farkli dusunceler dogabilir" derken de tabii ki bambaska seyleri kastetmiyorum. Sosyalizm temelli, zenginliklerin daha esit ve adil dagilimini hedefleyen, zengin, burjuva karsiti hareketler/sistemleri kastediyorum.
  • hlot  (24.09.21 17:37:21) 
[]

Kırmızı şarap önerisi

Migros'tan 75'lik kirmizi sarap alicam ama saraplar konusunda pek bilgim yok: fiyatinedir.net

100 lira alti, en iyi f/p hangisinindir? 25 liraya sarap varmis sasirdim ama onlar alinmaz herhalde.


 
Migros olması şart mı?
Carrefour'dan Sava Premium alıyorum hem fiyatı uygun hem çok güzel.

  • mutekebbir  (23.09.21 15:15:05) 
Carrefour da olur aslinda evet. Tesekkurler. Fiyati nedir


  • hlot  (23.09.21 15:16:18) 
Hatırlamıyorum, 50 civarıdır.


  • mutekebbir  (23.09.21 15:18:00) 
Doluca Antik


  • old possum  (23.09.21 15:21:34) 
buzdağ Elazığ
buzdağ rezerv

  • giovanne  (23.09.21 15:33:40) 
Suvla Kabatepe
Fiyatı 60 civarıydı sanırım.

  • onune3012  (23.09.21 15:40:29) 
frontera cabernet sauvignon


  • lemmiwinks  (23.09.21 15:45:33) 
Kavaklıdere Angora
Kavaklıdere Selection Öküzgözü-Boğazkere

  • pispinti  (23.09.21 15:53:39) 
Çok asitli, gövdeli sevmiyorsan, smooth seviyorsan
Mon Réve - Tempranillo veya Terra Kalecik Karası.

  • Flaneur  (23.09.21 15:57:52) 
frontera merlot


  • lesmiserables  (23.09.21 16:27:54) 
Migroslarda Melen var, o da f/p olarak iyidir.


  • veritaslibertas  (23.09.21 18:07:22) 
vivino.com kullanin, her sarabi bulup kiyaslayabilirsiniz

Cevrenizde çağdaş market varsa orada gurcu sarabi dugladze var. Kindzmarauli, saperavi, mukuzani ne bulursaniz alabilirsiniz. Fiyat araliginizin biraz uzerinde olabilir ama performansi 300-400 liralik yerli saraplar kalitesinde oldugunu soyleyebilirim.
  • gibicibicis  (23.09.21 21:09:31) 
[]

Telefondaki yer imlerini masaustune gecici olarak tasima (chrome)

Telefondaki yer imlerim baska bir gmail hesabina kayitli, masaustundekiler baska.

İstiyorum ki, telefondaki yer imlerini birkac saatligine masaustune aktarayim, oradan biraz duzenlene yapayim ve sonra sileyim. Ama bu yer imleri, masaustundeki yer imleriyle birbirine karisir, her sey karman corman olur, sonra da işin icinden cikamam diye korkuyorum.

Var midir bunun bir yolu? Veya, gonul rahatligiyla yer imlerimi masaustunde senkronize edip, sonra da o senkronizasyonu kaldirabilir miyim?

 
Bilgisayarda yeni bir kullanıcı profili oluştur (oturum açma hesabı). Orada Chrome ile telefondaki Gmail ile oturum açıp bu istediğini yapabiliyor olman lazım.


  • himmet dayi  (22.09.21 07:54:32) 
[]

Önsöz okumak hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ozellikle, onemli, bilgilendirici denebilecek kitaplarin onsozlerinden bahsediyorum. Bana buralari okumak hep bir yük geliyor ama "okumazsam belki de cok degerli bilgileri kaciriyorum" deyip okuyorum ama maalesef bazilari da 15-20 sayfa onsoz yaziyor :( önsözü atlasam da kitaba icim rahat bir sekilde devam eddmiyorum.

Siz ne dusunuyorsunuz bu konuda ve ne yapiyorsunuz? Onsozleri okuyor musunuz, yoksa iciniz rahat bir sekilde atlayabiliyor musunuz?


 
Önsöz iyi hoş da bir de çevirmen önsözü var o hiç çekilmiyor.


  • olaylar olaylar  (22.09.21 01:25:24) 
Eskiden okumuyordum şimdi okuyorum. Bazen oldukça ufuk açıcı olabiliyor ya da kitaba dair genel bir değerlendirme icerebiliyor. Kuram okuyorsaniz eğer çok işinize yarayabiyor.


  • Amaranta ursula  (22.09.21 01:33:18) 
Genelde okuyorum, merak ediyorum zaten ne yazmışlar diye. Ama okumadığım zaman da karalar bağlamıyorum tabi, daha sonra da okuyabilirim çünkü.


  • burka  (22.09.21 01:34:48) 
Bir ara okuyordum, güzel bilgiler yer alabiliyor ve kitabı hangi perspektifle okumak gerektiğini ifade ediyor. Ancak okuduğum bir kaç romanın onsozu tam olarak romanin özeti idi ve spoiler doluydu. Sanırım o tarz önsözler yazar tarafından değil de, editör ya da başkaları tarafından yazılmış oluyor. Öyle önsözleri bu yüzden artık nadiren okuyorum.

Eğer kısa ise çevirmen onsozunu okurum. Şunları çevirmedik, bunları söyle çevirdik falan yazıyor çoğunlukla. Başka şeyler yazıyor ya da kendi yorumunu katıyorsa okumaktan imtina ederim. Çünkü o zaman okurken yönlendirilmiş oluyorum. Yazarın yönlendirmesini kabul ederim ancak yazar dışında birinin okuru yönlendirmesini kabul etmiyorum.
  • biseysorcaktim  (22.09.21 06:29:08 ~ 09:12:33) 
Yazarın kendi yazdığı önsözü her zaman okurum. Önsözler daima en son yazılır*


  • hayaletimsi  (22.09.21 08:45:46) 
tam olarak şöyle düşünüyorum bit.ly


  • Improbable  (22.09.21 08:59:10 ~ 09:01:33) 
Okuyorum. Ama spoiler yersem sinirleniyorum, o yüzden kurgu eserde en son okuyorum.


  • kobuzchu kiz  (22.09.21 09:38:38) 
okuyorum ve önsöze spoiler veren çevirmenleri anlamakta güçlük çekiyorum. yazıyorsan kitabın sonuna yaz, bu gerçekten çok manasız.


  • bohr atom modeli  (22.09.21 13:29:30) 
Kurgu olmayan kitaplarda okurum, kitabı okumayı kolaylaştırır, temel tezi ve neye dikkat etmeye, neyi anlatmaya çalıştığını söyler. Edebi eserlerde uzunsa okumam. Çevirmen ve editörlerinkini okumam. Kurgu eserler için sonsözün daha iyi olduğunu düşünmekteyim.


  • black holes in the sky  (22.09.21 13:39:05) 
ben okurum. onu okumayınca kötü hissediyorum kendimi, şaka değil. kitabı eksik okuyorum gibi geliyor. bazen kitaba dair çok faydalı perspektifler sunanlar oluyor. okurken şunu da göz önüne alın diye ipucu veriyor bazı çevirmenler özellikle, yanılmıyorsam martin eden'daydı bu ve çok hoşuma gitmişti. olmadı 10 dk kaybederiz abi, nedir yani?


  • sana bir sarki yazdim fernando  (22.09.21 13:58:13) 
romansa asla okumam önsöz, kaç kere spoiler/sonunu öğrendim o şekilde. kitap bittikten sonra okurum.


  • adse  (22.09.21 14:21:56) 
her zaman okurum. kitabın türü önemli değil.
editör, tercüman veya alanda uzman birinin yazdığı ön sözleri de okurum. her türlü ön sözü okurum.
özellikle tercüme kitaplarda önemli bilgiler olabiliyor.
  • d e j i n  (22.09.21 21:04:42) 
[]

şu bilgiyi teyit etmek

ekteki alıntıyı yazara arkadaşı anlatmış. peki bunu nasıl teyit edebiliriz? konuyu bilen, kaynak verebilecek olan var mı? illa abd'de olması gerekmiyor, avrupa'dan da örnek olur, "para babaları o zamanlar devrim olacak diye çok korkup önlem alıyorlardı" gibisinden örnekler.




 
Konu ile ilgili "emek şövalyeleri" ve "Farmers Alliance (Çiftçiler İttifakı)"nı araştırabilirsiniz.


  • lancelot du lac  (08.09.21 22:28:21) 
şu sayfada (whorulesamerica.ucsc.edu) şu kısımlar dikkatimi çekti:

"corporate leaders put their efforts into creating stronger military forces to control workers when necessary"
"regular army also developed close ties to the industrial companies in urban areas. Three business leaders in Chicago, for example, provided the money for a military base just twenty miles north of their city"

askeri üsse yakın yere taşınmaktan ziyade yakınlarında askeri üs kurulması için maddi destek verilmesi gibi bir intiba uyandırdı.

şu kitabın 121-122. sayfaları: Archer, Robin. 2007. Why is there no Labor Party in the United States?
ve şu kitabın 85-86. sayfalarına atıfta bulunmuş: Cooper, Jerry M. 1980. The army and civil disorder: Federal military intervention in labor disputes, 1877-1900
  • kim bilir  (09.09.21 05:36:33 ~ 05:37:05) 
[]

Çetele sopa

Biraz spesifik bir konu ama belki bilen biri denk gelir.

Kavrami aciklayayim: eski zamanlarda bir kisi, birinden borc alacagi zaman, bu iki kisi bir dali kirip, ustune borcun miktari yaziliyormus. Her biri bir tarafini alip dagiliyormus. Borç anlasmasinin gercek oldugunun isareti de iki dal bir araya getirildigi zaman kusursuz bicimde birlesmesi. Anahtar-kilit gibi yani. Bu sekilde, mahkemelerde taniga bile ihtiyac duyulmuyormus.

Soru: e peki borclu taraf neden kendisindeki dali cope atip da "benim borcum yok ki, o kendisi dali kirmis, kendisi ustune yazmis 'sunun su kadar borcu var' diye" diyemiyor?

Sistem isledigine gore benim bilmedigim bir sey var kisinin bunu yapmasini engelleyen ama ne olabilir?

 
ben olsam dalin ucunu tahrip ederdim boylece cubuklar uymaz.
Borctan kurtulurum.

Muhtemelen yalandir, asur muzelerinde kilden senetler falan var ama kilit sistemi su an bile zor.
  • divit  (03.09.21 18:46:44) 
Dallardan biri yoksa şahitler vardır belki.


  • Erva  (03.09.21 18:55:42) 
Boyle yuzlerce kirik dal vs. bulunmus. Cikiyor biri yalan diyor, cok ilginc.

Sahit de yok. Sahit gerekmiyormus mahkemelerde diye yazdim zaten.
  • hlot  (03.09.21 20:36:20) 
[]

Korona belirtilerinde çene segirmesi var mi?

Ya da cene agrisi?

Ön not: Gogsumde 2 haftadir bir agirlik var ama bunun sebebi baska bir sey de olabilir.

Simdi soyle sacma bir tesaduf oldu. Kardesim birkac gun once cenesindeki agridan, segirme tipi hareketlerden soz etti. Bugun bende de olmaya basladi. Garip bir sey, agri da degil. Psikolojik de degil bu arada, kafaya takmamistim cunku.

Korona belirtilerinde var mi boyle bir sey?

 
Yok diyeceğim ama uzman değilim. Bence yok yani, korona da oldum çevremde onlarca insan da oldu ama ilk defa senden duydum.


  • burty  (03.09.21 01:01:51) 
Biontech'ten mi acaba (her seyi de asiya baglama hastaligi oldu ama)?


  • hlot  (03.09.21 01:04:46) 
[]

şekerli içecekler

250 ml'lik sprite'ta 8 gr şeker varken 200 ml'lik bir meyveli sodada 17 gr şeker var.

meyveli sodanın içindeki şekerden dolayı zararlı olduğunu biliyordum ama her halükarda kola, sprite gibi içecekler meyveli sodadan çok daha zararlıdır diye düşünüyordum.

ee şimdi ne diyeceğiz yani, meyveli soda içeceğine sprite iç mi diyelim? yoksa başka bazı maddelerden dolayı sprite hala daha mı zararlı?

şekerli içecekler içerisinden özellikle kola bu kadar şeytanlaştırılmışken (haklı olarak tabii) meyveli sodanın daha fazla şeker içerdiğini görünce çok şaşırdım.

bu arada kolanın 250 ml'sinde 13 gr şeker varmış. fanta'nın 250 ml'sinde de sanırım 28 gr gibi uçuk bir miktarda şeker var (görsellerden baktım, bazılarında farklı sayı verilmiş ama her halükarda en şekerlisi fanta gözüküyor).

 
Detaylara baktin mi. Sprite falan sey yapiyor 8 gram seker atip geri kalani tatlandirici ile kompanse ediyor. Meyveli soda demek ki sekerden kacmiyor


  • floydian  (01.09.21 23:14:57) 
aa evet. içindekiler kısmında "tatlandırıcılar (asesülfam K, aspartam)" yazıyor. gramaj tablosunda bunlar yok tabii, sadece şeker, yağ, protein, tuz var.

ne hale geldik artık ya.

edit: fanta'da tatlandırıcı yokmuş. demek dürüst oldukları için bu kadar çok şekerli gözüküyorlar. o zaman hepsi fanta'nın seviyesindedir aşağı yukarı.
  • hlot  (01.09.21 23:23:06 ~ 23:27:04) 
sigaranin eskiden reklami yapilirdi, hatta iyi geldigi falan soylenirdi.

yillar sonra da insanlar, eskiden nasil da sekerli yiyorlarmis diyecekler. (saglik acisindan)

meyve suyu da zararli, onun yerine meyve yemek daha mantikli ki olcusunu kacirmak cok kolay.
  • do you remember me  (01.09.21 23:54:27) 
Meyveli soda diye bir icecek yok zaten. Uzerinde soda falan da yazmaz. Ismi kandirmacadan ibaret.
Hepsi sekerli gazoz aslinda.

Gram farki da kullandigi sekerden kaynaklaniyordur.
Glikoz kattiysa daha az katarak daha sekerli hale getirebiliyorsun(tat olarak).
  • divit  (02.09.21 01:55:04) 
[]

neden nasyonal "sosyalizm"?

hitler komünizme düşman değil miydi? sscb'ye de komünistler diye hakaretler yağdırmıyor muydu, onun için saldırmadı mı? almanya'ya komünizm gelmek üzere olduğu için hitler'in önü açılıp komünizm ezilmedi mi?

e peki niye adam, partinin adına sosyalizm koymuş? almanya o yıllarda sosyalizmle mi yönetilmiş?

kafamda bin tane soru var. hitler'e kimse solcu demiyor herhalde? e ama niye partinin adında sosyalizm geçiyor? :)

 
Hemen vikipedi'den sosyalizmin anlamına bakıyoruz: Sosyalizm, sosyal ve ekonomik alanda toplumsal refahın katılımcı bir demokrasiyle getireceğini ve üretim araçlarının hakimiyetinin toplumlara ait olduğunu savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, özel üretim yerine kamu bazlı üretimi destekleyen, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran ekonomik ve siyasi teori.

Bu yukarıda yazan tanımı etnik milliyetçilik ile birleştiriyoruz ve ortaya nasyonal sosyalizm çıkıyor. unutmamakta fayda var: sosyalizm≠sscb, salt olarak nasyonal sosyalizm≠nazizm, faşizm (hitlerizm)
  • tmnslp  (31.08.21 23:39:53 ~ 23:41:48) 
Hitler'in derdi Alman halkına yaşam alanı açmaktı, o halkın içindeki bireylerin siyasi görüşünü önemsemedi, şansölye okurken sosyalist partilerle de baya baya işbirliği yaptı ki partideki sosyalizm biraz da bunun içindi. Irkçı bir adamdı ama ırkçılıkla siyasi bakış farklı bir şey. Ha mesela Mussolini de Hitler'in tam tersi bu anlamda. Yani Hitler Almanya ve Almanlar yükselsin de solcuymuş sağcıymış fark etmez derken Mussolini sadece sağcı vatandaşlarla birlikte İtalya yükselsin istemiş.


  • Zaman Tamircisi  (31.08.21 23:50:48) 
çok okumuşluğum yok tarih konusunda ama belgesellerden öğrendiğime göre olay şöyle:

almanya istihbaratında çalışırken bu partiyi gözlemlemesi için gönderiliyor hitler. ardından coşup parti liderliğine kadar gidiyor. sonrasında darbe deniyor beceremiyor hapise düşüyor çıkıyor seçimle geliyor vs.

dönem öyle bir dönem ki versay anlaşmasından sonra almanlar sürünüyor. askeri anlamda zaten kapana alınmış durumda. ticari olarak da ödediği tazminatlardan dolayı enflasyon tavana vurmuş, işsizlik vs. almanya berbat durumda. 29 buhranından sonra iyiden iyiye açlık noktasına gelen alman halkı adam akıllı bir çıkış noktası gösteren tek siyasi lider olduğu için bunu seçiyor. gelişi aynı rte gibi yani. kriz ona fırsat olarak geliyor.


nasyonal sosyalistlik de şuradan geliyor. dönem öyle bir dönem ki sosyal vaatleriniz olmaz ise seçilmeniz imkansız. hem tüm dünyada sosyalizm rüzgarları esiyor, hem de halk büyük buhran sebebiyle açlık noktasında. dolayısıyla halka sosyal bir rüzgar hissettirebilmelisiniz. hitler de yahudilerin kapitalist düzenine karşı olduğunu ve tüm bunların onlar yüzünden olduğunu gazlayarak iktidara geliyor. yani partinin sosyalist bir tarafı da var. herkese iş, herkese aş kafası. dönemin sosyalist algısıyla şimdiki algı farklı yani. şimdi sosyalizm diyince aklımıza direkt komunizm geliyor ama o kriz dönemlerinde en sağcı partilerin bile sosyalist bir tarafı vardı.
  • syozkn  (31.08.21 23:51:20 ~ 23:51:37) 
Sovyet komünizminin içinden eşitlik ilkesini çıkart, Alman milliyetçiliği ekle=nasyonel sosyalizm. Alman işçilerinin emekçilerinin Alman devleti ile beraber kalkınması popülizmini WW1 sonrası pompalayan ideoloji bu. Bunu nasıl yapacaklar? Diğer milletleri ve etnisiteleri sömürerek, işgal edip ezerek, yok ederek.

Alman milliyetçiliği bizim ülkücülerden farklıdır. Bizde biraz ne mutlu Türküm diyene mottosu vardır. Kürtler aslında Türktür ama reddederler. Kızılderili bile Türktür bizde. Alman milliyetçiliği öyle asimilasyoncu değil Alman değilsen öl geber mantığı var ve Alman olunmaz Alman doğulur diye düşünürler. Yayılmacılık gene var ancak Almanlar için var. Fransa'ya Polonya'ya girip bölge halkını köleleştirip Alman vatandaşlarının menfaatine çalışmak. Öyle ki bir Yahudi olan Harrari aslında nazizmi hümanist bir ideoloji olarak niteliyordu kitabında çünkü Alman ırkçıları için aryanlar dışındaki hiç kimse insan değil lol.
  • bana kedicik derdi  (01.09.21 00:08:27) 
@tmnslp'e ek olarak, senkretik politika diye bi kavram var. Yani kendini bu sol-sağ spektrumun dışında gören / konumlandıran akımlar diyeyim. Yani iki taraftan da bazı özellikleri reddeden ama bazı özellikleri de kabul eden, fakat merkeziyetçilerden radikal olmasıyla ayrılan akımlar.

Şimdi Nolan çizelgesi diye bi olay var, sağ-sol kavramını 2 boyutlu bi yüzeye oturtuyor. Bu iki boyutun birincisi ekonomik. Yani sol taraf devletçi bi yaklaşımı, sağ taraf da serbest piyasayı savunuyor. Diğer boyut işin sosyal yönü, sol taraf bireysel özgürlükleri, sağ taraf da toplumculuğu savunuyor.

Bu chart'ta dört uç noktada da kendine yer bulabiliyorsan senkretik oluyorsun.

Misal göçmen politikasını düşün. "Sınırlar hayali çizgilerdir" diyip göçmen kabul edelim diyorsun, ama gelen göçmene devlet sosyal yardım yapsın diyorsun. Hem devletçi bir tutumun var (sosyal yardım), hem de devletin sınırlarını kabul etmiyorsun. Bu adamı sağda solda nereye yerleştireceğiz belli değil.

Şimdi bunu bi de sağdan düşün. "Kültürümüzü bozuyorlar" diye göçe karşısın, ama bunu yaparsan göçün ekonomik bi boyutu da olduğu için devlet piyasaya müdahale etmiş oluyor.

Ara not: günümüzde "alt-right" dedikleri kavram/akım da bu yüzden var zaten. Yani değil tek boyutlu, iki boyutlu politik düzlemde bile kendine yer bulamayan bir grup var. İçinde sağcısı da var solcusu da, o yüzden "alternatif" zaten.

Nazizim de zamanına göre benzer bir durumda. Yani monarşizme karşılar, halkçı/milliyetçi bir tutumları var. Ama aynı zamanda bireye herhangi bir özgürlük de tanımıyorlar, bütün ekonomik faaliyetler devlet eliyle yürütülüyor. Bugünün kavramlarıyla bakınca far-right diyenler var ama o zamanın kavramları/politikaları daha farklı. Aynı şekilde mesela Hitler Fransayı "çok fazla bireysel/ekonomik özgürlük (başıbozukluk) var" diye eleştirip Sovyetleri otoriter olduğu için yüceltirken, Sovyetlerin enternasyonel tavrına da karşı, çünkü milliyetçi.
  • plutongezegendegilmi  (01.09.21 00:13:12 ~ 00:27:34) 
[]

her takside pos cihazı var mı?

uygulamayla çağırırsak kredi kartıyla ödeyebiliyoruz, peki yoldan çevirdiğimiz her takside kredi kartıyla ödeme yapabiliyor muyuz? nakit bitti, atm uzakta.




 
ya bu sorduğun şey senin şansına bağlı yani yüzlerce binlerce taksi var bir de sen varsın. hangisini çevireceğini bilemeyiz ki.


  • elorelia  (31.08.21 13:02:54) 
hayır


  • check minus  (31.08.21 13:03:46) 
üstünde "pos cihazı vardır" yazan taksiyi çevirip sorduğumda yok dediği olmuştu :D öyle düşün

taksiyle atm'ye gidip çekip yola devam edebilirsin ama ben hiç yapmadım ben de geriliyorum, önceden çekmek veya bitaksi/uber ile çağırmak daha hoş geliyor.
  • nhk ni youkosu  (31.08.21 13:21:17 ~ 13:22:15) 
[]

hangi yayınevi? (protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu)

bilgesu yayıncılık mı: www.kitapyurdu.com&filter_name=protestan%20ahlaki%20ve%20kapitalizmin%20ruhu

yoksa oda yayınları mı: www.idefix.com

bilgesu çevirisinde bulunan ek bölümleri (antikritikler) okumayacağım ama yine de hangi çeviri daha iyi acaba? yarın yayınları'nın bir çevirisi var mesela, onu alacaktım ama herkes bir sürü yazım hatası var demiş, vazgeçtim.

 
bilgesu yayıncılık'tan aristoteles kitaplarım var, gayet düzgün ama mühim olan çevirmeni zaten.

bende aynı kitabın göksu birol çevirisi var, dorlion yayınevi'nden. daha okumadığım için yorumda bulunamam.

kontrol ettim üç yayınevinin de çevirmeni farklı. bence çevirmenleri araştırıp, hangisi gözünüze yetkin geliyorsa onu alın. çevirmen en önemlisi.
  • adse  (28.08.21 12:56:15) 
[]

Gogol kitap önerisi

Gogol'un "bir delinin ani defteri", "palto", "burun" hikayeleri hosuma gitti. Mizahi, eglenceli bir stili var. Peki "ölü canlar" da ayni tadi verir mi, yoksa biraz sonuk mu kaliyor?

Pek de eseri yok. Zaten 6-7 oykusunu bir kitapta toplamislar. Baska okuyacak oykusu kalmiyor. Mufettis kitabi da oyun sanirim, o yuzden okumasam daha iyi gibi.


 
Ölü canlar sönük kalmaz bilakis bir çırpıda okursunuz muhtemelen. Müfettiş de çok eğlenceli bir oyun, aradığınız mizahi tavrı onda da bulabilirsiniz. Her ikisini de tavsiye ederim. Ayrıca okumadıysanız Çehov’un öykülerini de tavsiye ederim, onun öyküleri de çok eğlencelidir.


  • ziya özdevrimsel  (23.08.21 22:51:23) 
Ölü Canla Gogol'un başyapıtı. Kesinlikle okumalısın.
Hafızam beni yanıltmıyorsa Ölü Canlar tamamlanmamış bir kitap. Gogol girdiği bir bunalım sonucu kitabın devamını yakıyor, çok kısa bir süre sonra da ölüyor. Okuyunca keşke devamını yakmasaydı diyeceksin.

  • Mirket  (23.08.21 23:16:09) 
Ölü Canlar açık ara en sevdiğimdi.


  • ruhen hastayim ben  (23.08.21 23:27:20) 
@mirket: bu kotu bir haber ama ya :) Okumasam mi :) baska var mi "evet, bitirmedi" diyen?


  • hlot  (24.08.21 07:00:47) 
[]

Neden insan olduk?

Bkz. encrypted-tbn0.gstatic.com

Yeryuzunde bu kadar canli var, bizden once milyarlarca yil yasam surmus ama biz gelmisiz iclerinden en akillisi olan turden bireyler olmusuz. Neden 10 milyon yil onceki bir sincap, 40 milyon yil onceki -atiyorum- bir penguen olmadik da geldik simdi butun turleri, baska gezegenleri bile inceleyebilen, milyarlarca turun icindeki en zeki turun bireyleri olduk? Burada şanstan öte bir iş var gibi?

Ne dusunuyorsunuz bu konu hakkinda?

 
Bence ruh kavramına inanıyorsunuz. Ruh diye bir şey yoksa neden olmasın ki? Bir insan üreyip sincap doğuracak hali yok. O insanın yavrusu olarak doğup bilinç kazandın sadece


  • neysene  (21.08.21 20:50:30) 
Bir seye inanmiyorum. Soru soruyorum.

Tamam iste, neden sincabin yavrusu olmadik da bir insanin yavrusu olduk?
  • hlot  (21.08.21 20:52:13) 
Soru mantıklı değil, bu soruyu sorman için bir nedensellik olmalı. Buna bağlanan tek gerekçe ruh kavramıdır. Mesela reenkarne olan senin özbenliğin yani ruhundur. Bir hayatta sincap diğer hayatta insan olduğun düşüncesini aktarırlar. Bu dinsel düşüncelerin ürettiği kendi içinde tutarlı, bilimsel olarak saçma bir soru.


  • neysene  (21.08.21 20:57:02) 
Dinsel dusunceyle ne alakasi var anlamadim.

Diyorum ki dunyada milyarlarca tur var. Bir sincabin da yavrusu olabilirdim, bir kedinin de yavrusu olabilirdim ama milyarlarca turun iclerinden en bilincli olan insanin yavrusu oldum. Piyango vurmus gibi hepimize.
  • hlot  (21.08.21 21:04:03) 
random işte. belki başka galaksilerde başka gezegenlerde çok daha şanslılar var?


  • passion rules the game  (21.08.21 21:12:43) 
@hlot
“ Bir sincabin da yavrusu olabilirdim”
Yahu olamazdın. Başta söylediğin bilinci sonradan kazandın. Özetle anne olan kişinin seni var ettiği madde ve nesnelerin bir birleşimisin. Bir tavuğun budu, bir elmanın vitamini, bir mercimek tarlasındaki 1 avuç mercimek proteini, bir su havzasındaki 1 litre su. Her neyse işte. Seni oluşturan unsurlar bunlar. Tabi anne babanın dnaları.

Evlatları olmasaydın seni oluşturan atomların bazıları bir meyve kurdunda, bazıları bir keçinin midesinde falan olurdu.

Direkt bunların başka ve tam bir bedende toplanması ruh kavramıyla oluyor. Neyini anlamadığınızı anlamadım ben de
  • neysene  (21.08.21 21:31:43) 
anladığım kadarıyla "ereksellik" denilen mantık hatasını yapıyorsunuz. insan olmamızın nedeni gezegenleri inceleyebilmek değil, insan olduğumuz için gezegenleri inceleyebiliyoruz. insan olmamızın nedeni de evrim.


  • arkadakiadam  (21.08.21 23:02:06) 
@arkadakiadam: kimse beni anlamiyor galiba. Ben nerede "gezegenleri inceleyebilmek icin insan olduk", "sunu bunu yapmak icin insan olduk", "insan olduk, cunku cok yuce bir amacimiz var" demisim? Yazdiklarimin bunlarla uzaktan yakindan ilgisi yok.


  • hlot  (21.08.21 23:17:14) 
@hlot o halde cevap sadece evrim :)


  • arkadakiadam  (21.08.21 23:28:40) 
Bu biraz babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi tarzı bir soru olmuş.

Neden olmasın? Çok fazla sayıda tür canlı var, bize daha yakın olanlar da var aralarında örneğin bizim gibi diğer iri maymun türleri olan şempanze, orangutan ve goriller.

Nedense insanlık kendisini mucizevi bir tür olarak görmeye çok eğilimli. Gerçekteyse bizim temel olarak en büyük farkımız kapsam bir dil geliştirebilmiş olmamız. İnsanlar ne kadar zeki olursa olsun, eğer her doğan insan ateşi kendi başına yeniden keşfedecek olsaydı yukarda saydığım türlerden çok da bir farkımız olmazdı yaşayış olarak.

Yani evet, insan bir canlı olarak diğerlerine göre daha avantajlı bir yola sahip olmuş, ancak bu hiç de belgesel dillerindeki gibi "göz kamaştırıcı, akıl almaz" falan bir durum değil. Gaza getirmeyin bence kendinizi.

Nihayetinde yaşayıp ölüyoruz hepimiz. Bilgi sahibi olup bir şeylerin farkında olmanızın doğanın kendisi için çok bir önemi yok. Bunlar sadece insan olarak sizin içinizi hoş eden şeyler, çünkü malum, siz kendiniz insansınız.

Bu çok farklıyım hissi gerçekten hayrete düşürüyor beni. Örneğin canlılığın geri kalanı olmadan insan tek başına bir canlı olarak yaşayabilir miydi? Eğer güçten ve hakimiyetten bahsedeceksek bunlara olumlu cevap verebilmeliyiz. Ancak ne yazık ki hayır. Ortada bir ekosistem var ve biz de yaşamı bu ekosisteme bağlı olan bir parçayız. Bugün işler bizim lehimize diye yarın değişmeyeceğinin bir garantisi yok.

Hal böyleyken insan olmanız sizce neden bu kadar önemli? Hayatınız boyunca hiç iktidarda olan bir partiyi desteklemediniz sanırım :) Ondan yabancı geliyor size bu his.
  • akhenaten  (22.08.21 12:34:52 ~ 12:42:58) 
Benden önce yazıldıysa kusura bakmasınlar okumadan yazacağım.

Bunun cevabı bizi diğer canlılardan ayıran bir özellikte gizli; o da beynimiz. Beynimizin fazlaca hatta doğa tarafından desteklenmeyecek kadar gelişmiş olması her şeyi açıklıyor. Peki neden doğada böylesine enerjimizin neredeyse büyük bir kısmını kullanan bir organa sahip olduk? Cevabı tamamen homo sapiensin bulunduğu şartlarda gizli.

Bunu basitçe beş maddeye indirirsek; karşıt baş parmaklar, içinde bulunduğumuz doğal çevrenin değişmesi, iki ayak üzerinde durmamız, et tüketmeye başlamamız ve ateşi kullanmamız.

Bu yollardan geçtiğimiz için bugün devasa bir şekilde her şeyi yönetebiliyoruz.

Edit: yav bir soruyu nasıl bu kadar yanlış anlayabilirim hayret ettim. Şemayla başlığı görünce atlamışım hemen.

Neyse olaya şöyle de bakılabilir, belki de insan sandığımız kadar “en üst” akıl/canlı değildir. Swh
  • ruhen hastayim ben  (22.08.21 13:16:32 ~ 13:22:19) 
[]

Okan bayulgen neden tv'den uzaklastirilmis?

2019'da eksi sozluk'te katildigi soru-cevap seysini simdi okudum. 2 sene tv'den uzaklastirildim demis orada. Peki neden uzaklastirilmis ve kim uzaklastirmis? Hangi tarihte uzaklastirilmis? Bilen var mi?




 
ertugrul dizisi ile dalga gecmisti, sonra kanal kendisini kapi önüne koydu, hicbir kanal da iş vermedi.


  • spivak  (14.08.21 02:39:01) 
reyizimizin dizisini izlememiş ya da kutsal taşa tükürmüş de diyebiliriz.

tr.sputniknews.com
  • Ufuk  (14.08.21 02:46:10) 
[]

Özel doktorun yazdığı ilaçları

Devlet ödüyor degil mi? Yoksa özele gittik diye daha buyuk kismini mi bizden istiyor?




 
Muayenehane ise ödemez.


  • malwethiel  (13.08.21 23:16:46) 
Nereye gittiysen git, eğer ilaçları sgk karşılıyorsa öder.


  • hayirsiz  (13.08.21 23:26:29) 
malwethiel +1, özel muayenehane ve sgk desteklemiyorlar ise ödemez.


  • mrtkp1234  (13.08.21 23:37:00 ~ 23:38:23) 
Hmm. Özel muayeneye degil, özel hastaneye gidicem. Anladim. Ama niye boyle bir fark var ki acaba?


  • hlot  (13.08.21 23:39:02) 
Özel Hastahanede yazılan ilaçlar (%99 SGK anlaşmalıdır) SGK öder.
Özel Muayene SGK ödemez, aile hekiminizden tekrar yazdırmanız gerekir.

Ödemesinin yapılıp yapılmayacağını şöyle de anlayabilirsiniz; muayene sonunda basit reçete kağıdına doktor kaşesi ile reçete veriliyorsa siz ödersiniz, muayene sonunda xyz343423 gibi bir reçete kodu söyleniyorsa bu kod ile ilacınızı eczaneden ücretsiz alırsınız.
  • faithless  (13.08.21 23:53:04) 
Gittiğiniz hastanenin sitesinde anlaşmalı kurumlar yazar, sgk dahil olmalı. Bilindik hastanelerin muhtemelen hepsi sgk anlaşmalıdır.


  • epitaf  (14.08.21 00:31:13) 
[]

Sineklenen cicege ne yapmak lazim?

Evin icindeki kucuk bir saksidaki cicegim sineklendi. Benim gorebilgidim 15-20 kucuk sinek saksinin icinde dolaniyor, kimi odaya yayildi.

Balkona attim tabii saksiyi ama ne yapmak lazim bu sinekleri öldürmek icin? Belki topragin icinde 20-30 tane daha var.


 
tarçın falan diyorlar da ben çözüm göremedimo ondan. Bitkiyi çıkarıp iyice temizleyip kalan toprağı komple atmak ve saksıyı çok iyi yıkamak kesin çözüm. Sonrasında tabahtan sulama yapınca daha az oluyor diyorlar ama bilemiyorum. Bir de bitkinin dibine sigara izmariti koyma yöntemi var, biraz işe yaradı.


  • whoosie  (11.08.21 14:55:59) 
Ah ya aynı dertten bende muzdarip oldum.

Yani problemin kaynağı kalitesiz toprak, ortaya çıkış nedeni ise fazla sulanması.

Marketten alınan topraklar fazla gübreli olduğu için bu sinekler oluşabiliyor. Standart bir bahçe toprağı alabilirsen güzel bir bahçeden sonrasında toprak değişimi yaparsan bu problemin önüne geçersin.

Az sulama yaparak, toprağın kurumasını sağlayarak sineklerden kurtulabilirsiniz dediler. Ben denedim ama olmadı. benim saksımın altı delik değildi sanırım o yüzden.

Saksının altının delik olması gerekiyor. fazla suyun tahliye olması için.

Toz tarçın: ben denedim olmadı. Toprağın üzerine serptim ama etki göremedim. Yine de bitkiyi besliyormuş diyorlardı.
sigara izmaritli küllü su ile sulama: sanki biraz azalma oldu, ama bununla suladıktan sonra toprağı iyice kuruttum o yüzden emin değilim.
Asprinli su: denemedim. ama etki ettiğini söylüyorlar.
arap sabunu karıştırılmış su: ben sebze yetiştirdğim için denemedim ama etkili olduğunu söylüyorlar.
Tarım ilacı: ben sebze yetiştirdğim için denemedim, nereden alınır bilmiyorum.
  • zimbirik  (11.08.21 14:56:23) 
  • ananiyimioguz  (11.08.21 15:08:20) 
Marketten alınan saksı toprağı diye satılan torf'un kalitesizliğinden olur.

Torfun üzerinin torfun hava ile irtibatını kesecek şekilde 1 parmak kadar bahçe toprağı veya sıva kumu ile örtülmesiyle kesin çözüm elde edersiniz.
  • Mirket  (11.08.21 15:47:17) 
[]

İnternetten boxer almak

Mesela koton'un 3'lu boxer'lari magazada 70 lira, internet sitesinde 45 lira. Arada neden bu kadar fark var? Bir sikinti olmaz degil mi internetten alsam?




 
mağazanın kirası, çalışanları vs... maliyet bunlar da fiyata ekleniyor.

İnternette direkt depodan çıkıyor sana.
  • anten  (07.08.21 20:18:51) 
[]

tahliye edilen insanlar nerede kalıyor?

muğla'daki yangın yerinden 35 bin kişi tahliye edilmiş. peki bu insanlar nerede kalıyor? nasıl yer buluyorlar bu insanlara? hepsinin de gidecek ailesi, akrabası olmayabilir sonuçta.




 
Kızılay çadırı/öğrenci yurtları


  • Mistyimage  (07.08.21 00:15:55) 
[]

dışarıdan gelir gelmez terli terli duşa girmek

dışarıdan çok terli bir şekilde gelip de daha terler damlarken hemen birkaç dakika içinde duşa girince sanki bu beni kötü etkiliyor (hafif etkiler tabii. dün de uzun bir süre burnum aktı garip bir şekilde). ama eve gelip de terin kurumasını beklersem ve sonra duşa girersem bir şey olmuyor, daha iyi hissediyorum.

sizde durum nedir? böyle bir farkı yaşayan var mı?

not: duşu bazen ılık suyla, bazen ılığın az soğuğu, bazen de ılığın az sıcağı suyla alıyorum. nadiren buz gibi suyla duş alıyorum.

 
Kapidan girer girmez , afedersin totomdan ter damlayarak direkt dusa giriyorum. Soguya yakin bir su ile , cikista tam soguk ile yarim dk ile sonlandiriyorum. Herhangi bir olumsuzluk yasamadim.

2. Secenegi düsünemiyorum bile, ayrica o kadar ter ile eve girince terim kurumuyor daha da terlemeye devam ediyorum ben. Bir kac kere market posetini dolaba koyup oyle gireyim dedim ama yok yani. O kadar terliyken bir yere oturamiyorum, bir seye temas edemiyorum.
  • Filinta61  (05.08.21 19:45:39) 
aninda du$a +1. dus almadan kendime gelemem zaten. asiri sicak su ile dus alirim.


  • cooperr  (05.08.21 19:47:57) 
O terin kuruması daha sakat değil miydi ya kötü etkilenmek için.

Ha ben henüz dinmeden duşa girdiğimde duşta da sonrasında da terlemeye devam edebiliyorum öyle bişey var :D
  • hedep  (05.08.21 19:48:45) 
@hedep: yani iste bazi seyler bunyeden bunyeye degisiyor. Ama tam bir cerceveye de oturtamadim bu durumu. Yani her gelir gelmez dus aldigimda olmuyor gibi, sanirim sadece cok sicak havalarda sikinti oluyor. Tam cozemedim ben de :)

Ama sun gece boyu burnumun akmasi garipti gercekten. İlk defa bir yaz boyle bir seyi yasiyor bile olabilirim. Bilmiyorum, belki baska bir seyin de etkisi olmustur.
  • hlot  (05.08.21 20:03:19) 
Gelir gelmez girerim, direk soğuk suyu kökler altına girerim. Hava 42 derece, şebeke suyu da soğuk değil...


  • materyalist imam  (05.08.21 20:31:14) 
Gelir gelmez giriyorum. Zaten çok terleyen biriyim, gün boyu eve gidip duşa gireceğim anı hayal ediyorum dhdhsh. Eve gelir gelmez de cumburlop duşa. Ilığın bi tık soğuğuyla başlayıp en soğukla bitiriyorum


  • nundu  (05.08.21 21:07:53) 
[]

Basit faiz vs Bileşik faiz

Bankalar kredi verirken basit faiz mi, bileşik faiz uygulayarak mi kredi veriyor?

Duruma gore degisiyorsa hangi durumlarda degisiyor? Degisik yerlerde degisik faiz uygulamanin mantigi ve mesrulugu nedir?

Buradan bakinca bileşik faiz uygulamak bir tur soygunculukmus gibi gozukuyor da, bir mantiga oturtamadim kafamda bunu.

 
tabii ki bileşik faiz. bankaya bir borcunuz var, üzerine faiz bindikçe onları da borç kabul edip, onlara da faiz işletmeye başlayacaklar.


  • co2s2  (27.07.21 14:47:42) 
[]

yaz güneşinde siyah giymek

bir davet için siyah giymeyi düşünüyorum da yaz güneşinde simsiyah gömlek/tişört giyene "salağa bak" diyen çıkar mı?

halbuki siyahın giymenin kişiyi daha sıcak hissettirdiği konusunda fikir birliği yok. tersi doğru bile olabilir. siyah giyerseniz pişersiniz diyen var zaten ama misal şu tam aksini iddia ediyor: gizmodo.com

şunu da şimdi buldum: www.wired.com

"OK. Let's be clear. This black vs. white clothing isn't exactly a settled issue. People actually study this stuff—here is an article from Nature published in 1980: "Why do Bedouins wear black robes in hot deserts?". "

 
sicakliktan degil de cenazeye mi gelmis diye dusunulmen daha olasi olabilir.


  • baldur2  (24.07.21 14:58:56) 
sadece gömleği siyah giyeceğim. niye ya, nikahta düğünde siyah-giyen gören yok mu?


  • hlot  (24.07.21 15:01:04) 
Fikir birliğine gerek yok, bilimsel bir veri bu.
Bence şık olup olmaması önemli. Aşırı sıcak açık havada gündüz partisinde siyah lacoste olmaz mesela ama akşam şık bir keten gömlek olur gibi gibi..

  • rewlack  (24.07.21 15:01:41) 
baştan aşağı siyah olunmadığı müddetçe kimse bir şey demez bence. mavi kot ve siyah t-shirt veya siyah efil efil bir gömlek gayet de sade şık bir yaz kombini olabilir.


  • the guy from batman  (24.07.21 15:05:34) 
@rewlack: fikir birliğine gerek yok da ne demek? buna karşı çıkanlar da bilimsel verilerle karşı çıkıyor zaten. kaldı ki bedeviler çölde yüzlerce (belki de binlerce) yıldır siyah giyiyor. insanlar salak değil herhalde, siyahın pişirdiğini 1000 yılda anlarlardı.


  • hlot  (24.07.21 15:08:47 ~ 15:09:22) 
Güneşe maruz kalınırsa gerçekten siyah çok ısıtıyor. Bunun dışında baştan aşağı siyah değilse sorun olmaz.
Kadınlar düğünlerde siyah elbise giyiyor mesela. Ben buna karşıyım. Matem değil, canlı bir şeyler giyilmeli.
Ama pantolon da siyah olmazsa sorun değil.
  • pro9it9is9  (24.07.21 15:22:01) 
why do you care what others think?

<3
  • janderzel zartanyan  (24.07.21 15:28:15) 
gömlek incecik efil efil yazlık değilse, polyesterden parıl parıl parlıyorsa giymemek daha iyi.


  • violetsky  (24.07.21 15:44:02) 
Bedeviler koca çölde radyasyon ve ultrabiyoleden kolay seçilebilmek için koyu renk giyiyor olabilirler mi acaba? Ayrıca arap çöllerinde de islam ve mahrem kavramları siyaha yönlendiriyor genelde.. neyse. Hangi bilimsel veri acaba bulursak okuyalım.
Neden yükseldiysem bu kadar :D Gereksiz yere sinir yaptı sıcakta siyah rengi düşünmek bile herhalde .

  • rewlack  (24.07.21 15:48:37) 
bedevilerle ilgili makale: www.nature.com


  • hlot  (24.07.21 16:03:05 ~ 22:01:52) 
[]

psv-gs maçında ne oldu?

adamlar ilk 20 dakikayı internetten açıp mı yayınladılar? korsan yayınlarda gördüğümüz, saçma sapan bahis sitesi reklamlarını gördük kenarlarda. koskoca yasal bir tv kuruluşu böyle bir şey yapamayacağına göre çok saçma değil miydi bu durum?

ya da çok saçma olmasına rağmen yapmış olabilirler mi? belki hollanda'dan yayını alamadılar maçın başında ve internetten açtılar. oradan yayını alabilir duruma geldiklerinde de kapatıp oraya geçtiler. ilk 20 dakika yayın duruyordu bir de sürekli.


 
Yok öyle bir şey olmamıştır tabii ki. Ben dahil herkes direkt bu reklamları acunun işgüzarlığı olarak yorumladı, malum adamın bütün olayı bu. Maç önü programı, maç sonu programı dahi yok ya. Dün akşam sözlükte bir arkadaş "maç biteli 22 dakika oldu, 22 dakikadır reklam var" gibi bir şey yazmıştı mesela.
Çıkmış, merkezden gelen görüntüyü verdik biz falan demiş ama inandık mı bilmiyorum. "Çevirmesiz 200tl bonus" falan gibi reklamlar dönüyordu yani resmen. Reklamlar gitti yayın düzeldi gerçekten.
Ben bir yandan acunun kendi kafasına göre şampiyonlar gibi bir organizasyonun anlaşmalı reklamlarının üstüne abuk sabuk Türkbet falan gibi şeyler koymaya cesaret edemeyeceğini düşünsem de, acunun anlattığı hikayeye de inanasım gelmiyor.
  • cay koy geliyorum  (22.07.21 17:35:11 ~ 17:35:46) 
Merkezden niye oyle bir goruntu gelsin ki, cok sacma.


  • hlot  (22.07.21 18:10:45) 
oradaki reklam panolarına istediğin reklamı yazıyı yerleştirebilme imkanın var. bence acun herşeyi göze alıp bahis sitelerinin reklamlarını koymak istedi. ikinci yarıda dikkat ettiysen hep hollanda reklamları gözüktü. çünkü yerleştirme yapılmadı. yazılım problem çıkartınca da yayıncı kaynaklı dedi. hollanda kanalında kesinti olmadı mesela.
www.youtube.com
www.youtube.com
  • sutlu nescafe  (22.07.21 19:04:29 ~ 19:07:28) 
Yazilim problem cikarmasi da garip geldi. Korsan siteler yapiyor, bir sey olmuyor da tv8 mi yapamadi yani?


  • hlot  (22.07.21 20:05:48) 
Hollanda kanalinda kesinti olmadigini nereden biliyoruz peki?

Ama tabii bence de hollanda kaynakli bir sorun olma ihtimali dusuk. Cunku reklam mevzusu var, ayrica simdiye kadar bu tur yayinlarda gormedigimiz bicimde garip garip dondu, takildi yayin.
  • hlot  (22.07.21 20:08:46) 
Maci hollanda kanalindan izledim, kesinti falan yoktu. Reklam zaten yoktu


  • logisticsmanager  (22.07.21 20:33:27) 
hollanda kanalında seyrettim. takılmadı ve reklam yoktu. rtl7


  • sutlu nescafe  (22.07.21 20:41:13) 
[]

Özgür irade var mı? (Psikolojim bozuldu)

Konuyla ilgili felsefi tartismalar okumadim ama bir suredir istemsizce bu tur seyler aklima geliyordu. Arkadas cevremde de bu tip konusmalar gecti. "Kisi nasil yetistirildiyse, hangi kosullara dogduysa, cevresi nasil sekillendirdiyse oyle oluyor" gibi dusunceler aklima geliyordu. Psikolojiyle ilgili kitaplar okuyunca goruluyor zaten, cocukluk yillarin karakterini cok sekillendiriyor.

Mesela kardesimle ayni eve, ayni anne-babaya, ayni maddi duruma dogmamiza ragmen bazi konulardaki farkliliklarimizin ona cocuklukta farkli, bana farkli davranildigi icin oldugunu biliyorum.

Uzatmak istemiyorum. Kabaca "o sekillendiriyor, bu sekillendiriyor, o zaman kimsenin ozgur iradesi yok mu?" demeye basladim. Herkesi karinca ya da robot gorur gibi oldum ya da diger hayvan turleri gibi de diyebiliriz.

Hatta abartip "bu hareketi yapmak zorunda oldugu icin yapiyor, şu lafi soylemek zorunda oldugu icin soyluyor." diye dusunmeye basladim.

Ben bu durumdan nasil kurtulacagim? İnsanlar bana insan gibi degil, robot ya da hayvan gibi (evet, insan da hayvan ama) gozukmeye basladi :((

Yardim!

 
Bence var. İnsanlar o kadar da robot değil. Örnek olarak tarih boyunca gerçekleşen yüzlerce isyan var. Birileri bir şeylere isyan etmiş. Ailesi muhafazakar olup alkol kullanan, dövme yaptıran bir sürü insan var. Her şey çocuklukla açıklanabilse hayat çok kolay olurdu.


  • dissendium  (15.07.21 22:28:33) 
Her sey cocuklukla aciklanir demiyorum.

İsyan edenler de kosullar onlari zorunda biraktigi icin isyan etmis diye dusunuyorum mesela.

Ailesi muhafazakar olup alkol kullanan da, cevre, okudugu kitaplar sayesinde vs diye dusunuyorum mesela.
  • hlot  (15.07.21 22:32:05) 
Ben de tipki senin gibi dusunuyorum ama bu benim hayatimda bi problem haline gelmiyor, cok takinti yapmiyorum :)

Ozgur iradeye inanmiyorum, bence tamamen genetik+dis ortam faktorleri hayatimizi belirliyor.

Su an elimi kaldirmak istesem kaldiririm aha bak' da diyebilirsin. ama su an bu konu bahis olmasaydi elini kaldirmayacaktin mesela.

Bu konuda sana laplace'ın şeytanı fikrini araştırmanı tavsiye ederim. tamamen determinizm odaklı, her şeyi sebep sonuç ilişkisine bağlayan bir teori
  • onkiloversemtamamım  (15.07.21 22:53:37) 
babamin taraf full muhafazakar geri kafali. annemin taraf da solcu ama cok rahat degiller.

annem imam hatip lisesi mezunu ve kapali bir kadin. 3 teyzem var hicbiri kapali degil. ananem kapali. annemi zorlayan olmamis kendisi secmis. aciktan da unv bitirmis.

babam lise mezunu. aciktan unv okuyordu ama bitiremeden vefat etti. ben 13 yasimda iken. babam tarafta butun kadinlar kapali 2 genc kuzenim haric.

neyse iste boyle ortaya karisik ama cogunlugu muhafazakar bir ailede ve cevrede buyudum. ben ise kural ve gelenek tanimaz, asiri acik giyinen, bakirelige onem vermeyen, farkli cinsel yonelimlere yanlis gozuyle bakmayan biriyim. bizim ailede ben kadar acigi, kuralsizi yok. sutyen giymem sok olurlar falan. annemin tarafindaki kiz kuzenim de aciktir ama ben gibi degil. alkol ve sigara kullanmam. ailemin tutunacak dali bu bende ahahah. guzel sanatlar lisesi ve fakultesi okudum. sacimi boyatmadim rengarenk cunku esmerim bana yakismaz.

erkek kardesim de ayri manyaktir. ot bulsa icer ama bulamiyor. alkol sigara girla. yurtdisi asigi. sevistigi kizlari arada bana anlatir falan. yer yer geri kafalilik esintileri hissettirse de genel olarak gevsek bir insan.

sulalemizdeki 2 dinsiz ben ve kardesim.

arkadaslarim da benim gibi alkol ve sigaradan uzak duran yesilayci tayfa. benim kadar acik giyinen ve geleneklere bagli olmayan hic bir tane arkadasim yok. hepsi illa dugun kina kiz isteme soz nisan yapacak. evlenmeden de sevismeyecekler. ve muslumanlar. hepsi cocuk istiyor ama ben istemiyorum. kedilerim var benimm. onlar da cocuk.

benim davranislarimi ve kararlarimi etkilemedi cevrem ama psikolojimi etkiledi. vajinismus var bende ya. bende ya bende. neyse. anksiyetem var. depresyon atlattim baya kotu. sevgi eksikligim had safhada. cok duygusal ve cabuk baglanan bir yapim var. duygularimi cekinmeden belli ederim. ailemde ise... teyzem duygularini bastirdigi icin mide kanamasi yasadi mesela. ailemdekiler duygularini cok belli etmeyen, aski-sevgiyi-ilgili pek onemsemeyen insanlar. agzima sica ve doverek cocuk yetistiren insanlar. doverek cocuk yetistirme hrm annem tarafta var hem babam tarafta. kardesimle biz de dovulerek yetistik.

ay nereden nerelere geldik.

bence ozgur irade var. o zaman kotu insanlarin cocuklari hep kotu, iyilerin cocuklari hep iyi olurdu. ama oyle mi degil.

isyan edenler o donemin sartlari geregi demissin de tum herkes isyan etmedi ya belli bir grup etti. hepsinin yasayisi farklidir.
  • batlegolas  (15.07.21 23:03:26) 
@onkiloversem: tamamdir, arastiricam.

Bu tip okuma onerilerine de acigim bu arada, yazmayi unutmusum.

Bir de mesela az once yazmayi unutmusum. Genetige giriyor bu sanirim. Kimi var caliskan dogar, kimi var tembel dogar mesela. Tembel kisi, kendisi de durumundan mutlu olmasa da, degismek istese de ne yaparsa yapsin degisemez, cunku o karakterde dogmustur, elinden gelen bir sey yok, onun bir sucu yok.

Boyle seyler dusunuyorum mesela ve bu cok canimi sıkıyor.
  • hlot  (15.07.21 23:05:40) 
@battlegolas:

isyan mevzusu; tamam iste. Herkes isyan etmedi tabii ki. Konumlari, kosullari geregi isyan etmek zorunda olanlar veya gordukleri yasadiklarindan dolayi bir ideal ugruna isyan etmeye karar verenler vs vs. Cevabini kendin vermissin aslinda, yasayislari farklidir demissin. Tamam iste, herkes kaderin kendisine sundugu kendi yasayislarinin sonucunda
  • hlot  (15.07.21 23:10:53) 
@hlot, ortada olumsuz bir koşul varsa o koşul neden 10 bin kişiden 1 kişinin isyan etmesine neden oluyor da 9999 kişinin isyan etmesine neden olmuyor? Diyelim Osmanlı'da buğday fiyatı arttığı için bir köy zor durumda. Olumsuz koşul hepsini etkiliyor ama 9999 kişi bunu görmezden geliyor ama 1 kişi buna karşı çıkıyor. Demek ki koşulun olması sonuçların aynı olacağı anlamına gelmiyor.


  • dissendium  (15.07.21 23:12:41) 
...hayata bir cevap veriyor.

Atiyorum mesela su an milyarder olan biri sokakta dogmus olsaydi tinerci olacakti mesela. Zekasiyla, calismasiyla o hayattan siyrilip baska bir sey olmazdi bence.
  • hlot  (15.07.21 23:12:44) 
store.donanimhaber.com

Özgürlük derken ne kastettiğine bağlı olmakla beraber karar verme, seçim durumun var ancak opsiyonlar diğer birçok olasiliğın kesişmesi sonucu belirlenir aslında. Hatta bazen seldon krizlerindeki gibi seçim yaptığını sanarken aslında yapabileceğin tek seçime doğru gidersin. Bu da bir yerde özgür irade karmaşası yaşatır.

Onu da geçtim fotodaki dayının izinden gidersek, insanoğlu daha bedenine tam anlamıyla söz geçiremiyorken, vücudunu istediği gibi kontrol edemiyorken gerçekten özgür iradeden söz edebilir miyiz? Dış dünyada kontrol edebileceğin şeyleri ve onların üstündeki kontrol gücüne kıyasla kendi bedenini kolaylıkla kontrol edebilirsin değil mi? Ama işte sıkıntı şu ki bedenin aslında kendi kendine çalışan bir makine gibi, o senden habersiz birçok işi kendi kendine hallediyor. Atıyorum yorucu bir gün sonrası evde bir işi bitirmeyi planlarken birden kendini sızmış şekilde bulabiliyorsun. Bedenin kontrolü sana sormadan senden alıp kendini korumaya alıyor bişekilde. Hal böyleyken bu önemsiz eylemin değiştirebilecegi şeyleri bir düşün. O gece sızmayıp işi bitirmiş olsan belki sonraki gün araba sürerken sızıp ölebilecektin ya da sızdığın için arkadaşının mesajına zamanında cevap veremedin ve o da zamanında cevap gelmediği için bambaşka bir şekilde hareket etti falan filan. Düşün senin kontrolünde olduğunu düşündüğün aslında kontrol edemediğin bir eylem yüzünden neler neler tetiklenebilir.

Neyse, çok uzattim.Kısaca var gibi geliyor ancak çok da yok.
  • j r r tolkien hayrani  (15.07.21 23:12:53 ~ 23:18:14) 
"kardesimle ayni eve, ayni anne-babaya, ayni maddi duruma dogmamiza ragmen bazi konulardaki farkliliklarimizin ona cocuklukta farkli, bana farkli davranildigi icin oldugunu biliyorum."

bunun böyle olmadığı durumlarda da çok farklı karaktere sahip olabilirdiniz. Psikoloji okurken gördüğüm, karakterin oluşumunda maruz kaldığımız dış etkenler kadar doğuştan gelen özelliklerimiz de etkili. Yani birebir aynı davranışlara, çevreye vb maruz kalan iki insan tamamen farklı tepkiler verebilir, tamamen farklı karakterler olabilir.

özgür irade var mı sorusuna ben evet diyorum. bazı şeyleri belirleyemiyoruz tamam, ne olduğunu, neyi istediğini vb ama neyi seçeceğine karar verebiliyorsun. yapmak istediğin şeye teslim olmak ya da ona karşı koymak senin elinde. o yüzden zorunda olduğu için yaptı fikri bana doğru gelmiyor. diğer bir konu, yanlış yaptığını fark ettiğinde ya da biri seni uyardığında o yanlışı düzeltmek için irade gösteriyorsun. hep yaptığın, karakterinde olan bir şeye direniyorsun. örnek vereyim ben çokkk dağınık, pasaklı ve melankolik biriyim. bu durum ev arkadaşıma fenalar getirmiş. 3 yıldır bana katlanıyor kız. sonunda benimle konuştu, derdini anlattı. benim de onda sevmediğim davranışlar var. bunları düzeltmek için bilinçli bir irade gösteriyoruz. Aşşşşırı yorucu gelen bir çaba da olsa benim için, karakterimin ve isteklerimin aksi yönünde bir şey yapıyorum şu an. Yani bence özgür iradenin en büyük kanıtı değişme iradesi göstermek.

haaa ama dersen ki bunlar da bir senaryo, senin kendinle olan mücadelen de öyle yazıldığı için sen ona uyuyorsun. bu çok başka ve kadercilik oluyor. ama bu kadar detay şeylerde de kader çarklarının işlediğini düşünmüyorum. kader varsa bile belki hayatımızın dönüm noktaları için vardır.
  • Mossy  (15.07.21 23:24:33) 
Valla bu konu benim de en çok kafa yorduğum konulardan biri. Ancak ben irade dışında bilincimize düşen şeylerin arkasını merak ediyorum. Misal: ben kırmızı bir elma düşünmek istediğimde zihnimde bir kırmızı elma canlanıyor. ama sorun şurada ben kırmızı elma düşünmek istemediğimde (böyle bir niyetim olmadığında) nasıl zihnime bir anda kırmızı elma düşüyor? düşüyorsa nerede özgür irade? şeklinde tıkanıyorum. Buna kendimce getirebildiğim en iyi yanıt bize öğretilen şeyler beynimizde bir nevi kodlaniyor. Algılarım, nesne ve idealar evrenim yaşadıklarım ve öğrendiklerimden mürekkep. Haliyle başka bir coğrafyada başka bir toplumdaki "şeyler" benim bilincime düşmüyor ya da düşme olasılığı oldukça düşük.

Bu konuda şu günlerde konuştuğum bir arkadaş şunu diyor, "İrademizle karar aldığımızda belirli bir grup nöron ağı aynı anda çalışıp ve birbirlerinden haberdar oluyor, bilinçdışı karar anında ise atıyorum sadece bir grup nöron ağı çalisiyor. Bilinç halinin tek olayı korteks-talamus-korteksaltı-talamus-korteks bölgesinin aynı anda çalışması. kortekste de 5 grup ana alan çalışıyor (frontal, temporal, oksito vs). bilinçdışı durumda diyelim ki sadece kortekste bir lob o kararı alıyor. zaten farkındalık dediğimiz şey de tüm o ağın birlikte çalışması. " şeklinde diyor.

Hadi tamam, bilinç halindeki kararlarda birçok dış etken var. Nedensellik, kültürel kodlar, beklentiler, toplum, karşındaki canlının tepki olasılıkları vs. Bu süreçte diyebiliriz ki karar alırken tüm bu dış etkenler+ beyin çalışıyor. Ama işin en civcivli kısmı ise bilinç dışı karar alma sürecinde(kırmızı elma mevzusu) nöronların hangi kombinasyonlarla ve tabii en önemlisi neye göre ile çalıştığı.

Ben açıkçası beynimizdeki tüm nöronlar her biri birer minik robotlara benzetince ve işin içinde bu kadar çok faktör varken özgür iradenin olduğuna pek inanmıyorum.
Çok uzattım ama soruyu görünce dayanamadım.
  • Amaranta ursula  (16.07.21 00:22:07 ~ 00:28:27) 
Cok garip bir psikoloji icerisine girdim. "şu, kitap okumuyor. Cunku ozgur iradesi yok.", "Şu, şoyle espriler yapiyor. Cunku ozgur iradesi yok" gibi hepten abarttim.

Herkesin yapacagi her hareketi dogdugu anda belirleniyormus gibi gelmeye basladi. Bu da herkesi bilincsiz karincalar gibi gormeme neden oluyor ve cok rahatsizim bu durumdan.

Bir el atin arkadaslar, nasil cikarim bu psikolojiden? :(
  • hlot  (18.07.21 13:12:08) 
[]

Doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne mi inanmıyorsun?

Dogurduguna inaniyorsun da oldugune mi inanmiyorsun, fikrasinin farkli bir versiyonu mu var?

"Borc: ilk 5000 yil" kitabini okuyorum, yazar 3-4 yerde nasreddin hoca'dan alinti yapmis, bir tanesi de ekte.

Kazani dogurtan normalde hoca ama kitapta komsuya dogurtmus yazar. Farkli versiyonu yoksa yazar yanlis hatirliyor demektir. Uzucu oldu acikcasi benim icin. Guzel guzel okuyordum.

 
Valla farkli versiyonlari olmasi normal cunku oylesine uydurulmus bisey ancak burda durum farkli versiyon olayi degil, mantiken sacma bir uyarlama olmus bu. Inanma olayi icin biseyleri kabul etme gerekir mantiken yani birisi sana bisey derse onu dogru kabul eder inanirsin misal. Burda ise komsu inanan degil inandiran rolunde. Dolayisiyla gidip ona 'dogurduguna inaniyorsun da oldugune inanmiyor musun?' demek sacma olur cunku inanmiyor ki aksine inandiriyor.

Onu gectim cimri adam niye gidip fazladan esya versin? Hadi diyelim verdi bunu yaptigi icin niye mutlu olsun?
  • j r r tolkien hayrani  (14.07.21 01:20:00) 
Ben de biraz zorlandim ama mantik şu sanirim: yazar, bir toplumda, verilen armaganin daha iyisini vermek makbuldur diyor. Bu faiz demek diyor ama faizi hissettirmeden vermek lazim, cunku arkadas arasinda faiz diye bir lafin gecmesi ayip olur.

Dolayisiyla komsusu da "bu tencere de ne" diyen hocaya "ee sen bana bir iyilik ettin, bu da senin bahşişin" dememek icin, sakaya vurarak "kazan dogurdu eheheh" diyor.

Hoca da bakiyor kazan dogurmus. Firsat bu firsat, adamdan kazan aliyor (kazan yazdim da kitapta tencere diye geciyor, fark etmez), kazan öldü diyip vermiyor.

Bu son kismin yazar acisindan kullanisli bir tarafi yok tabii.
  • hlot  (14.07.21 01:30:32) 
Tabii bu hikayede karsidaki adamin cimri olup olmamasinin bir manasi yok.


  • hlot  (14.07.21 01:37:04) 
@hlot
Iyi de burdaki olay armagan meselesi falan degil ki. Armagan verdigin seyin artik senin olmaktan cikmasini kabul eder. Burda ise olay metinde de gectigi gibi 'odunc alma' olayi. Odunc alinan sey de genelde alindigi gibi verilir, hadi diyelim adamin dedigi gibi daha iyi sekilde vermek makbul olsun burdaki sacma olay cimriligiyle nam salmis birinin bunu yaparken mutlu hissetmesi. Yani kisi cimri ise karsiliginda iyi bisey gelecegini bilse bile fazladan verdigi icin mutlu olmaz cunku ne zaman karsiligini alacagini bilmez. Daha dogrusu alip almayacagini da bilmez.

Karsidaki adamin cimri olmasinin da aslinda manasi var. Eger kazani veren kisi cimri komsu olarak nitelendirilseydi o zaman ilk basta istemeye istemeye kazani verirdi. Verdiginden fazlasini aldigi zaman ise ayni seyi tekrar yapmak icin istekli hale gelirdi. Yani gelecek sefere kazan istenilseydi buyuk bir istahla verecekti cunku fazlasini alacagini bilirdi. O yuzden bence adamin dagittigi roller cok oturmamis.
  • j r r tolkien hayrani  (14.07.21 01:44:54 ~ 01:46:58) 
Evet evet, garip olmus her turlu.


  • hlot  (14.07.21 02:07:53) 
o fikra oyle degil, sacmalamis, kitaba basarken de kimse uyarmamis garibi


  • speedy  (14.07.21 10:41:55) 
[]

windows 11 de nereden çıktı?

yahu bunlar windows 10'dan sonra başka windows çıkarmayacağız dememişler miydi?

windows 10'u satın almış olanlar 11'e ücretsiz geçiş yapabiliyor mu acaba?


 
iki sorunun da cevabı evet. ama her pc değil - www.microsoft.com


  • celeron 300a  (04.07.21 00:39:48) 
Evet ücretsiz geçiş mümkün. Aslında windows 10 güncellemesi de olabilecek bir sürüm; ama çeşitli güvenlik gereksinimleri istedikleri için 5 seneden eski bilgisayarların çoğu 11 kaldırmayacak o yüzden ayrı bir sistem olarak geliyor.


  • aguen  (04.07.21 00:40:16) 
Desteklenen AMD ve Intel işlemciler için iki link bırakayım:
docs.microsoft.com

docs.microsoft.com

Eğer işlemcin bu listede değilse muhtemelen geçemeyeceksin.
  • nehara  (04.07.21 02:08:28) 
[]

cevap gelmeyen pandemi destek başvurusu (ve cimer)

1 ay önce e-devlet'ten "pandemi destek ön başvurusu" yaptım. evde oturanların bilgisini istiyor, en sonunda da parayı neden istediğimi soruyor. uzun uzun yazdım, yolladım bir ümit ama hala bir cevap alamadım. başvurumun karşısında hala aynı ifade, "süreç devam ediyor" yazıyor.

diyorum ki, cimer'e yazsam, "şu zamanda başvuru yaptım, hala cevap gelmedi, öldük bittik, açız, lütfen başvurumu inceleyin" desem, antipati çeker miyim? "vermeyin bu salağa" denir mi?

yani eğer bana bir olumsuz geri dönüşü olmazsa cimer'e yazıp şansımı denemek istiyorum.

ek olarak: niye ön başvuru demişler ki? bu başvurum kabul edilirse sonra başka şeyler de mi yapmam gerekecek? bir aşamadan daha mı geçeceğim?

 
Neden antipati çekesin ki, önce başvuru yaptığın birimle iletişim kur, halledemezsen yaz gitsin cimere


  • primetime  (06.06.21 19:49:06) 
başvuru yaptığım birim ne, bilmiyorum ki. e-devlet'ten başvuru yaptım işte. onu nereden nasıl bulayım?


  • hlot  (06.06.21 20:34:49) 
gecen sene basvuran tanidiklarimda bile hala surec devam ediyor yaziyor.


  • rockinside  (06.06.21 22:41:14) 
[]

Alfabe haritası

Dunya alfabe haritasi var mi? Kimin hangi alfabeyi kullandigini harita uzerinde gostermesi onemli.




 
  • plutongezegendegilmi  (27.05.21 23:47:15) 
[]

Kitap okumak ve unutmak hk.

Kitap okuyorum ama kolaylikla unutuyorum. E o zaman bana ne faydasi var kitap okumanin? Romanlari unutmak ayri bir sikinti, non-fiction kitaplari unutmak ayri bir sikinti.

Önemli yerlerin altini cizmeye basladim, hatta cok sevdigim yerler olursa fotografini da cekiyorum ama bu ne kadar guzel bir cozum bilemiyorum.

Mesela 2 sene once okuyup gectigim bir kitap vardi. Tabii ki ilgimi cektigi icin alip okumustum ama cok da ustune dusmemistim, aklimda da sadece bir tane ilginc bilgi disinda hicbir sey kalmadi. Simdi ise o kitapta yazan konulara daha bir egiliyorum, farkli acilardan okumalar yapiyorum, yani bu kitabi hatirlamak benim icin onemliydi lakin hatirlamiyorum ve kitabi tekrar elime alip karistirmam gerekiyor. E oyleyse ben niye okudum bu kitabi? Simdi tekrar incelesem bile 2 sene sonra yine tamamini unutucam belki?

Bu sorunu herkes yasiyor mu? Her okudugunu hatirlayan var mi? Nasil aşıyorsunuz bu durumlari?

Gelelim cozum kismina: okurken kitabin altini cizmeye devam etsem ama diger yandan da yanima bir not defteri alsam. Ona kisa kisa seyler yazsam her kitap hakkinda? Yani a4 sayfasi olarak dusunursek eeen fazla 1-2 sayfalik ozetler olur bunlar diye dusunuyorum. Ozet derken yani benim dikkatimi ceken, onemli buldugum noktalari yazicam. Sonra da bunlari word veya defter seklinde tek bir yerde birlestiririm (defter olarak dusunuyorum simdilik. Bu tarz uygulamalardan da haberim var ama cogu parali, para vermem).

Guzel mi sizce bu dusunce? İsin kotu tarafi, bunu bir kere yapmaya baslarsam bu olayi okudugum kitaplara da yapmak isteyecegim. Boyle hafif bir takintim var. Okudugum kitaplar da cok degil ama yine de 100+ kitap vardir. Yani kitaplari şoyle bir karistirsam bile ciddi mesai olacak benim icin. Yapmazsam da "okudum ama hakkinda hicbir sey hatirlamiyorum" deyip kafaya takacagim kitaplari, icimde bir eksiklik olacak cunku :) bu dusuncenin ustunden nasil gelicem bilmiyorum :)

 
aynı dertten muzdaribim, fularsiz entellik podcasterinden birinin konusu "nasıl kitap okunur"du. onu dinleyebilirsiniz.


  • bana bir nick verin  (28.04.21 23:37:51) 
Aynısını yaşıyorum, herkes yaşıyor. Bununla ilgili bilimsel makaleler bile okumuştum zamanında ama şimdi hiç hatırlamıyorum nerden okuduğumu. Dünya çapında tanınan/bilinen politikacılar, bilim insanları, aktörler vs. bile aynı sıkıntıyla ilgili farklı zamanlarda şikayetlerini dile getirmişler hatta.
Yani malesef ki normal. Ben de her okuduğumu unutuyorum ve sürekli de okuyorum. Bir yandan da aynı sorgulamayı yapıyorum. Bilimsel kitaplar okuyorsam altını falan çiziyorum en azından ama roman okurken kitap bittikten bir süre sonra pek çok şey uçup gidiyor.
O yüzden uzun zamandır "asıl önemli olan okuduğum sırada aldığım keyif, ve unutsam bile daha sonrasında ağzımda/zihnimde bıraktığı iz" kafasıyla okuyorum.

Ayrıca Fularsız'ın konuyla ilgili çok güzel bir podcasti var:
open.spotify.com

Ve Barış Özcan'ın şu videosu da güzel, hatta yanlış hatırlamıyorsam aynı sıkıntıyı yaşayan insanlardan da örnekler veriyordu bu videoda:
www.youtube.com
  • anatomik  (28.04.21 23:40:39) 
bu sorun herkeste var. ama çözümü kendine fazladan iş çıkararak işkence yaratmak değil. yaş ilerledikçe öğrenilen şeylerin çoğunun unutulması gayet normal. kurmaca olmayanları bilmem ama kurmaca olanları genelde tamamen unutmuyorsun. yıllar sonra okumaya çalıştığım şeyleri "aa ben bunu okumuştum" diye geri bıraktığım çok oluyor. hatta bazen zihnimde bir sahne canlanıyor, "hangi kitapta geçiyordu bu olay" diyorum. herkeste böyle.

bir nebzeye kadar sağlıklı beslenme ve zihnini gereksiz, çer çöp bilgiden uzak tutarak engel olabilirsin bu duruma ama unutma durumu her zaman olacak. çünkü beynin hafıza işlevini gören yerler işlev kaybına uğruyor. hatta yaş ilerledikçe işlev kaybı o kadar ilerliyor ki alakasız bölümler hafıza görevini üstlenmeye çalışıyor.

beynin çalışma yapısını ve gıdaların beyin üzerindeki etkilerini incelemeni tavsiye ederim. bir de unuttuğun şeylere çok takılmamanı.
  • lesmiserables  (29.04.21 00:30:23) 
  • bohr atom modeli  (29.04.21 00:51:56) 
[]

Kapital okuyanlar, sorum var

1. Cilt'i okuyorum, gayet hosuma gitti kitap. Ama bir sikinti var, Marx'in zamaninda para olarak altin kullaniliyordu, dolayisiyla marx da ona gore yorum yapiyor. Altin yalnizca bir simge degil diyor, genel es deger diyor. Yani onun degeri havadan gelmis bir deger degil, onun uretiminde gecen emek-zaman'in degeri. Yani, 20 kilo yun=1 gr altin ise, 1 gr altindaki emek-zaman= 20 kilo yunun uretimindeki emek-zaman'a esit.

Peki, kagit para icin durum nedir? Marx ne derdi, ne deniyor? Demek istedigim, 100 dolar=15 litre benzin ama 100 dolarlik banknotta sakli olan emek-zaman eşit degildir 15 litre benzindeki emek-zaman'a.

Kabaca soyleyecek olursak, atiyorum 100 dolarlik bir banknot 50 cent'e uretiliyor, halbuki 1 gr altin yine 1 gr altina uretiliyor. Para bicimi denklemindeki altini kagit paraya cevirmek zor degildir, marx'a ihtiyacimiz yoktur diye umit ediyorum.

Bunu cozemedim su an.

 
marx'ın zamanında dolaşımdaki dolar sayısı belliydi, altının karşılığı kadar dolar vardı. yani dolar = altın denilenilir kısaca. o yüzden bir sıkıntı yoktu. asıl problem şu an karşılığı olmadan basılması.


  • candide  (07.04.21 01:36:20) 
Ben de onu diyorum iste. Su anki kagit parayi bu denkleme nasil sokucaz?


  • hlot  (07.04.21 01:39:54) 
şu an denkleme sokamazsınız çünkü hiçbir mantığa uymuyor, bu nedenle de zaten ekonomistler sistemin yakın zamanda çökeceğini söylüyorlar.


  • candide  (07.04.21 01:44:27) 
Para sadece bir gösteren. Hisse senet kagidi gibi. Her paranın karşılığı olan altın aslında "bu simgesel paranın ardında merkez bankasinin taahhüt ettiği altin var" diyor ve o altın piyasaya sürülmedigi için altinin degeri parada gizli kalmis oluyor.

Ayrica altin da olsa, o kadar altina denk dusen meta da olsa aslinda tum bu metalarin (altin da para da metadir) ortak noktası emek-zaman. Yani aslinda genel eşdeğer emek-zaman olmuş oluyor. Her şey emek-zaman üzerinden mubadele ediliyor.

Şu andaki altin karşılığı olmadan para basma konusuna gelince: gelecekte üretilip biriktirilecek olan emek-zamanin karsiligi olan para basiliyor. Yani ben sana diyorum ki "al sana yakin gelecekte uretilecek olan emek-zamanin karşılığı olan para". Bu nedenle buyume oranlari beklentiyi karsilamazsa enflasyon oluyor.
  • prole  (07.04.21 01:48:33) 
Kağıt para ve madeni para üretiminde kullanilan emek-zamanin denkligine gelince:

999 ton altin degeri + 1 ton altına eşdeğer kagit, maden e uretim giderleri degeri = piyasaya 1000 ton altinin degerini "gosterecek" bicimde surulen para. MB çalışanı olan varsa daha iyi bilir ama basim maliyetinin de gosterilen tutar icinde bulunmasi lazim. Kalan ufak şeyler de gorev zarari olarak yaziliyordur belki
  • prole  (07.04.21 01:53:13) 
Marx'a göre değer tamamen emek-zamandan geliyor. Ortalama bir işçi bir masayı 10 saatte yapıyorsa ve bu masa 1 gram altına satılıyorsa. 10 saatlik emek-zamanın değeri 1 gram altındır. Bu 1 gram altınla ise sen başka bir 10 saatlik emek-zaman değerine sahip başka bir ürünü alabilirsin. Altın bir değişim aracıdır. Değerini de 10 saatlik-emek zamana eşit olmasından alır. Günümüzde ise bunun yerini kağıt para alıyor. Kağıt parayı karşılıklı değiş tokuşu sağlayan bir senet olarak gör. Yani çok fazla bir şey değişmiyor.


  • communist jew  (07.04.21 01:53:44) 
@candide: ekonomistlerin direkt belirttigi paranin altin karsiligi olmamasi mi bilmiyorum ama zaten marx da kapitalizmin celiski icinde oldugunu soyluyor. Yani altin standardina donulse kapitalizm kurtulmayacak. Zaten abd, bir krizden cikabilmek icin altin standardindan vazgecmis, para basarak ekonomiyi canlandirmak icin.

Neyse, konudan sapmayalim.
  • hlot  (07.04.21 01:57:41) 
@prole: dogru mu anladim bilmiyorum ama hayir, oyle degil. 100 dolarlik banknot 1 dolardan az gidere mal oluyor. Zaten aksi sacma. Yani, 1 dolarlik banknot 1 dolara mal olurken, 100 dolarlik banknot nasil 100 dolara mal olacak? Sadece iki tane sifir ekliyorlar kagida.


  • hlot  (07.04.21 02:00:12) 
Paranın altın karşılığı varken de kapitalizm çelişki içindeydi. Bunu değişim-kullanim degeri kisminda ve kâr oranlarının düşmesi egiliminde, hatta bir oranda da artık değerin üretimi kısmında göreceksin. David Harvey'in "Kapitalizmin 17 Çelişkisi" diye bir kitabı var, ona da bir göz atabilirsin.


  • prole  (07.04.21 02:02:08) 
@communist jew: hayir iste. 1 gr altinin uretim maliyeti belki 0.99 gr. Altin bu sayede para olmus zaten, meta olarak da degeri var, yani para olmasaydi bile 20 kilo yun edecekti ama para olmus, yani para-meta olmus.

Ama 100 dolar'in meta olarak degeri 50 cent.
  • hlot  (07.04.21 02:02:52) 
@prole: evet, biliyorum, yazdim zaten.

Konular karismasin, farkli konuda olan mesajlari tiklemiyorum.
  • hlot  (07.04.21 02:04:44) 
@hlot: piyasaya sürülen toplam paranın değerinde var o. Kağıt aynı kağıt, baskı maliyeti aynı baskı maliyeti.

Misal, elimizde 100 dolar ve 1 dolar var. Yani 101 dolar ama iki banknot. Bu iki paranın basım maliyeti 1 dolar diyelim. Her biri 50 cent. Bunu karşılığı olarak bankada 101 dolarlık altın bulunur, 1 doları piyasaya sürülecek olan banknotların üretimine harcanır. Kağıt parada işler böyle ilerliyor. Madeni paraların değeri zaten onun üretiminde kullanılan madende içerilmiş durumda (sikke mantığı). Kağıt para da zaten öyle bir meblağ için basılıyor ki basım maliyeti göz ardı edilebiliyor. Bunu tahmini olarak söylüyorum ama mantıklı olan da bu sanırım.
  • prole  (07.04.21 02:07:17 ~ 02:10:19) 
@hlot günümüzde paraların üretim maliyetlerinin oldukça düşük olmasından dolayı yokmuş varsayımında bulunmak gerekiyor. ancak yine de altının üretim maliyetinden girmek istiyorsan onu da yine Marx'ın teorileriyle açıklayalım. 1 gram altının üretim maliyeti diyelim ki 0,9 gram. Altının üretim fonkisyonununda tek girdi olarak emek kullanılıyorsa, 1 gram altın çıkarılması karşılığında çalıştırdığın emeğe 0,9 gram altın ödemesi yapıyorsun. 0,10 gram ise senin karın oluyor. İşçiler 1 gram altınlık iş yapıp 0,9 gram ödeme aldıkları için patronları tarafından sömürülmüş oluyor. Bu da artı-değer teorisi Marx'ın.


  • communist jew  (07.04.21 02:15:07) 
@prole: altin standardini herkes terk etmedi mi? Hala herkes altinina esit miktarda para mi basiyor? Sanmiyorum, altin standardindan cikildi.

@communist jew: evet, biliyorum ve konumuzun bununla alakasi yok.

Herkes soruya cevap vermek yerine kitaptan aklinda kalan, bildigi butun seyleri yazip ego tatmini yapiyor sanirim.

Benim yazdigim sey bana cevap olarak yazilmis, konuyla alakasiz seyler cevap olarak yazilmis.
  • hlot  (07.04.21 02:25:09) 
@hlot: Soruyu cidden mi soruyorsun anlamadım. Tüm soruları Kapital I bağlamında sormuşsun, o yüzden altın üzerinden örnekledim. Sen de altın üzerinden sormuştun. Ayrıca altın eşdeğerliğinden çıkıldıktan sonraki durumu da yukarıda yazmıştım. Sanırım kısır döngüye girdik.


  • prole  (07.04.21 02:30:44) 
@prole: pardon, evet, orada bir karisiklik oldu.

Kapital 1 baglaminda derken. Yani orada altin uzerinden denklem kurmus, peki su anki para altin degil, kagit olduguna gore simdi denklemi nasil kuracagiz diyorum.

"'yakin gelecekte uretilecek olan emek-zamanin karşılığı olan para' Bu nedenle buyume oranlari beklentiyi karsilamazsa enflasyon oluyor."

Demissin. Bunun icin okuma onerisi veya kaynak verebilir misin? Okuyup tam ozumsemek istiyorum da.
  • hlot  (07.04.21 02:38:50) 
The crisis of the capitalist system, in any case, is not fundamentally a crisis of commodity over-production, but one involving the over-production of capital. All the institutions of Bretton Woods have for the last 25 years and more been employed to build up a huge superstructure of credit. The vast majority of trade has not been carried out with either gold or dollars but through credits arranged against the dollar. These credit institutions have in turn been used to invest in machinery and equipment on a huge scale through the capitalist world. In this process, share values have been inflated beyond their remotest connection with their real value.

Now this hugely inflated volume of capital must seek to earn its rate of profit through the exploitation of labour power. But not even the most brutal increase in the rate of exploitation of the working class of Europe and America can solve this crisis for the capitalists, although of course, they must be driven to attempt a solution in this direction

www.marxists.org

O çıkarımı kafadan yapmıştım ama biraz kurcalayinca bur şeyler buldum:

Kapital 3. Cilt: en.m.wikipedia.org
  • prole  (07.04.21 02:51:54 ~ 02:55:04) 
soru nedir tam olarak? altin vs kagit para mi? if yes,
altin 1 gr altina uretilmiyor, onun da bir bulunma, islenme maliyeti var. para analojisinden farkini anlamadim ?

konu tamamen kapital sorusu degil, satin alma aracinin uretim maliyeti, o halde. kapitalde bu konuya atif hatirlamiyorum. kapital 1 baglaminda altin vs kagit para arasinda bir fark oldugunu dusunmuyorum.

ek not: dolar denmis, marx zamaninda dolar global para birimi degildi. dolarin globallesmesi ve altina cevirimi icin bkz---> bretton woods konferansi . sonra bunu da kaldirip sepete bagladilar.
  • camussar  (07.04.21 12:30:33) 
"Peki, kagit para icin durum nedir? Marx ne derdi, ne deniyor?"

spesifik soruya cevap vereyim. Sanirim anlamak istedigin durum su: O donemde kagit para = altin senediydi. ve altin senetleri bankadan bankaya farklilik gosteriyordu. A bankasinin senedi, B bankasinin senedi...

olaya oyle bakinca: parayi bankaya goturup karsiliginda altinini geri alabiliyordun. velev ki senedi cebinden dusurdun... altin senedinin kendisinin bir degeri yoktu. senin bankada kayitli altinin, yine senin hesabinda bankanin guvencesi altindaydi. kendi adina banka kaydinda zaten ne kadar paran oldugu da belliydi.

bugunku karsiligi hesap cuzdanina benzer. yani ilk ciktigi donemde kagit paranin maksadi altinin guvenligini saglamak.

zamanla bu senedin yerini genel kabul goren "bank note"lar almistir. ortak bank note sayesinde de bu sefer bankalar arasi islem kolaylasmistir.

derken derken "altin karsiligi" ekonomik buyuklugu tasiyamaz olmustur ve tekrar paranin karsiligi, sonrasinda uretim bicimi de degismistir.

para teorisi uzun is. goreceli is.

yine marx'in donemindeki "mutlak arti deger"in yerini bugun "nisbi arti deger"e coktan birakmistir...

edit: altin senedi > bank note > ortak bank note > karsiligi altin olmayan bank note

kagit para haricinde bir de kaydi para diye bir sey var bugun gunumuzde.

kaydi para da yine ekonomide kredi araclari sayesinde olusturulan, yukarida bir yerde ucundan deginildigi gibi "gelecekte uretilecegi varsayilan, umulan ve fakat bugun realitede basili olmayan miktardir."
  • idexo  (07.04.21 12:58:56 ~ 13:04:33) 
@camussar: sizinle aynı düzleme nasıl geleceğiz bilemedim ama açıklamaya çalışayım.

1 gram altın, 1 gr altına (ya da işte 0,99 grama falan ama basit olsun diye 1 grama diyelim) üretiliyor. 1 gram altının değerinin içinde taa ilk süreçlerin (mesela arama çalışmalarında harcanan emeğin) de değeri saklı. 500 liralık bir ceketi düşünelim, bu cekette pamuk toplayanların ve diğer bileşenleri üretenlerin emeğinin değeri de saklı.

bu başlık kadar duyuru'yla anlaşamadığımız bir başlık olmamıştı, şaşkınım cidden. ama ben en azından anlattığım kavramları doğru anladığımı düşünüyorum.

neyse, gelgelelim, Marx, Kapital'de diyor ki, altının kendi başına da meta olarak bir değeri var. yani altının para olmadığı zamanları düşünelim, o zamanlar atıyorum 10 kilo yün ile 5 kilo kahve nasıl takas ediliyorsa 10 gr altın ile 50 tane ceket de takas ediliyordu. yani 10 gr altındaki emek-zaman ile 50 ceketteki emek-zaman aynıydı. zamanla altının özelliklerinden dolayı en çok takaslanan madde bu olunca, doğal süreçler içinde toplumda altın, para haline geldi ama aynı zamanda da metaydı, yani para-meta'ydı. para olması, altının değerine ekstra bir değer katmadı.

peki ya kağıt para? 100 dolarlık banknot için 100 dolarlık emek harcanmıyor, diyelim ki 30 cent'lik emek harcanıyor. yani 100 dolarlık kağıt para, meta olsa 30 cent'e alabilirdin kaldı ki kağıt para, meta da değil.

lafın kısası sorum şu: altın ile kağıt paranın emek-değer kavramı düzleminde karşılaştırılması nasıl yapılır? altın: para-meta, kağıt para: para. 1 gr altının değeri, kendi değeri. kağıt paranın değeri, kendi değeri değil, üstünde yazan değeri.

daha açık olabilir miyim bilmiyorum. kapital'i okumuş olmanız lazım beni anlayabilmeniz için.
  • hlot  (07.04.21 13:03:33) 
yukaridaki cevaba ek: altin paslanmayan bir maden ve cok islevleri olan, kullanisli bir maden oldugu icin "deger saklama" gorevi gorebiliyordu. bu para niyetine kullanmasini kolaylastirdi.

bunun haricinde serbest piyasa ekonomilerinde para piyasalarinda bugunku paralar da meta olmaya devam etmektedir.

basit ornek: dolar borcu olan birisi var. piyasada da dolar sinirli sayida bulunmakta. odeme zamani gelince bu kisi piyasadan dolar talebinde bulunacaktir. dolarin piyasada azalmasi demek, dolar sahiplerinin talebe daha zor karsilik vermesi demek. mesela ben dolari 6'dan verdim, oteki ben 7'den veririm diyebilir. dolar borcu olan mecbur olursa 7'den de alir 8'den de alir. zira borcunu zamaninda odemezse daha buyuk sikintilarla yuzlesebilir...

dolayisiyla gordugunuz gibi "piyasasi olan her sey" metadir.

hisse senetleri piyasasi her zaman sirketlerin reel degerini yansitmaz. ama sirketlerin reel degerinin hisse piyasasinda olusturacagi beklentiler oldugu gibi, hisseye olan talep veya hisseden kacisin yaratacagi fazladan arz da piyasadaki hissenin fiyatini degistirecektir...

gunumuzde malesef fazlaca detaylandi bu isler. artik sahip olmadiginiz bir seyi bile vadeli islemler sayesinde alip satabiliyorsunuz.

"kaldirac" adi altinda kredili islem yapip elinizde olayan bir sermayeyi borc ederek yuksek riske girebiliyorsunuz.

para ve piyasa eskisine gore cok hizli, cok cesitli.
  • idexo  (07.04.21 13:19:24) 
ok bu durumda. commodity money vs representative money ; yahut fiat vs representative money diye bakmak lazim. fiziksel paranin ustunde yazan deger, commodityler ile karsilik buluyor, o yuzden yukarida bretton woodsu ornek verdim.

yani soruda soruldugu uzere:emek deger baglaminda, fiziksel para ile commoditynin(altin vs) farki yok. kagit para utunde yazan deger = commodity (altin yahut neyse)

www.investopedia.com

abhipedia.abhimanu.com:~:text=Commodity%20money%20is%20inconvenient%20to%20store%20and%20transport%20in%20large%20amounts.&text=Representaive%20money%20is%20any%20type,a%20type%20of%20representative%20money.
  • camussar  (07.04.21 13:20:14) 
[]

amazon'daki ürünler orijinal mi?

yani hepsini amazon mu satıyor yoksa çeşitli kullanıcılar mı satıyor?

kitap alacağım gerçi ama: www.amazon.com.tr

ek soru: kitabı hiçbir yerde bulamayınca semtimdeki kitapçıya başka şubelerinden getirtmelerini istedim. gelince beni arayacaklar ama taa haftaya cuma. aradıklarında gitmezsem küfür yer miyim? ne olacak aslında, diğer şubede duracağına bu şubede dursun kitap :)

 
Amazon da diğer siteler gibi pazar yeri aslında ama Hepsiburada'da olduğu gibi satıcının Amazon olduğu ürünler de var. Gönderdiğiniz linkte sağ tarafta (masaüstü sitede) "Amazon.com.tr tarafından satılır ve gönderilir." diye belirtiliyor zaten.


  • himmet dayi  (01.04.21 18:15:54) 
aa evet teşekkürler.

buradan alayım madem. hem yarın getirecekler (hızlı kargo ücretsiz, ilk alışverişim amazon'dan). hem de neredeyse yarı fiyatına almış oluyorum, çok iyi.

kitapçıya da artık "tamamdır, teşekkürler" diyeceğim ama gitmeyeceğim aradıklarında.
  • hlot  (01.04.21 18:26:38) 
Arayıp ihtiyaç kalmadığını söylemek kibar bir davranış olur.
Gelecekte o kitapçıyla bir daha işiniz olmayacaksa gitmeyebilirsiniz.

  • pro9it9is9  (01.04.21 18:26:54) 
@pro: doğru aslında.

yani ayda yılda bir gidiyorum. gitsem de beni tanıyıp da niye geldin diyecek halleri yok. sürekli değişiyor zaten çalışanlar.

büyük bir kazık da atmadım yani, abartacak bir durum da yok.

amazon tarafından satılan her şey (telefon vs. de dahil) orijinaldir değil mi sonuç olarak? sanıyorum satıcısı hepsiburada olup da kullanıcıların "bu orijinal değil" dediği telefonlar olmuştu ama emin değilim.
  • hlot  (01.04.21 18:31:38 ~ 18:32:18) 
Satıcı amazon, sorunsuzdur. Yırtık filan gelirse iade edersiniz. Semtinizdeki kitapçıyı arayıp haber verin mutlaka. Sırf bu kitap için biri kalkıp diğer şubeye gidecek olabilir.


  • cosmicstring  (01.04.21 18:35:32) 
@cosmic: aynen, aradım.


  • hlot  (01.04.21 18:57:00) 
[]

israil'de arap partisinin ne işi var?

şöyle bir haber gördüm: www.bbc.com

çok şaşırdım. araplarla israilliler başından beri savaşta değiller mi, birbirlerine düşman değiller mi?

ermenistan'da veya yunanistan'da türk partisi olması gibi bir şey değil mi bu? ne yani araplar iktidara gelip kendilerine mi katacaklar israil'i hiçbir şey anlamadım :)

 
İsrail'de milyonlarca Arap yaşıyor, bu da azınlık partisi. Türkiye'de sanırım 40 bin Ermeni bunun yarısı kadar da Yunan vatandaş var yani parti kurmalarının bir anlamı olmazdı.


  • sanguine  (27.03.21 14:23:56) 
Haberi şu kısımdan itibaren tekrar okursan soruna cevap bulabilirsin:
"9 milyon nüfuslu İsrail'de yaklaşık 1,9 milyon Arap yaşıyor. Bu sayı, nüfusun yüzde 21'ine tekabül ediyor."

Yani yaptığın benzetmeler pek alakalı değil. Türkiye'deki hatıra sayılı Kürt nüfusu ve HDP'yi dikkate alırsan daha sağlıklı bir benzetme yapabilirsin.
Tabii bir de Bulgaristan'a bir Türk partisi var. Ona da bakabilirsin.
  • Paratoner  (27.03.21 14:24:08) 
yunanistan'da da türk partisi var. sadık ahmet zamanında çok aktifti.
www.debpartisi.org

  • g7mor  (27.03.21 15:42:37 ~ 15:45:22) 
Tiyatro oynuyorlar. İsrail diye devlet yok ki arap vekilleri olsun.


  • hebanon  (27.03.21 15:48:35) 
Avrupa'da benim bildiğim Hollanda, Kosova, Bulgaristan ve Makedonya'da Türk Partileri var. Ülkelerin düşük baraj sistemi sayesinde vekil de çıkarabiliyorlar.

İsrail'de de meclise girebilmek için alınması gereken oy sayısı çok az. Böyle olduğu için pek çok siyasi görüşten parti var. Araplar da nüfusun önemli bir kısmı. İsrail'deki Arapların hepsi de İsraille kavga halinde değil. Ki düşman olunsa bile mantıklı olan parti kurulup siyaset yapılmasına izin verilmesidir. Öteki türlü terörün önü açılır.
  • nundu  (27.03.21 16:16:39) 
Balkan ülkelerinin tümünde Türk partisi var. Bir yirmi yıl sonra hatta daha erken bir zamanda Suriyeliler de parti kurar ülkemizde.


  • Hallegadola  (27.03.21 22:32:23) 
[]

matkap kullanmayı nasıl öğrenebilirim?

daha önce ev duvarını delmek için 1-2 girişimim oldu ve düz delemiyorum, eğimli deldim hep. şimdi yine delmem gerekiyor ama tırsıyorum. alıştırma yapacağım bir alan da yok doğal olarak. e nasıl olacak bu iş?




 
Şuna da dikkat edin: eksiduyu.ru


  • cosmicstring  (20.03.21 19:14:37) 
Duvara ilk giriste matkapin darbe fonksiyonunu kapatip ufak yoklamalarla duvarda nizami bir yuva yapin. Matkap ucunun oturacagi yaklasik 1 cm'lik guzel bir yuva ortaya ciktiktan sonra darbeyi de acip allah ne verdiyse girisin.


  • msb  (20.03.21 19:21:08) 
kenarı dik olan bir şeyin bir kenarını duvara, diğer kenarını matkap ucuna dayayarak hiza alabilirsiniz.
delmeye direk son güçte değil de düşük güçte başlayıp yavaş yavaş kontrollü bir şekilde ilerleyebilirsiniz.
matkap da özellikle güç aldığınız kolunuzdan fazla uzakta olmasın.
ek olarak, eğer asacağınız şey çok ağır değilse eğimli bile delseniz sorun olacağını sanmıyorum. hatta belki deldikten sonra vidayı en sona getirmeden önce çekiçle vurup yamultarak düzleştirebilirsiniz.
  • sanal uyku  (20.03.21 19:24:20) 
iki kisi calısın. biri uzaktan bakarak yer ekseninde dik olmasını saglasın. sen de sag sol eksende dikligi kontrol et. tam arkadan baktıgın icin dikligi ayarlayamıyor olman normal.


  • orpheus  (20.03.21 19:38:05) 
1. bir sonraki delme işleminize, dübel çapına yakın kalınlıktaki uçla başlamayın. elinizdeki daha ince ve kısa uçlarla delerek deneme yapın ve o delik sizin kılavuzunuz da olur. sonra da alışırsınız zaten.

2. deleceğiniz yer göz hizanızda olsa bile bir şeyin üstüne çıkıp göğüs hizanıza getirin.
  • malheiros  (20.03.21 19:38:19 ~ 23:30:56) 
Ben de bilmiyorum ama başlangıçta 3-5 saniye aralıklarla kontrol ede ede devam edilse sıkıntı çözülebilir heralde


  • havadakarada  (20.03.21 22:39:57) 
Önceden deldiğiniz 1-2 parmak yüksekliğinde bir tahta parçasını kullanıp, deliğinden matkap ucunu geçirerek düzgün başlamayı garanti edebilirsiniz .


  • crostata  (21.03.21 02:14:36) 
[]

yaz sezonu giysileri ne zaman çıkıyor?

kaç senedir sezon başını kaçırdığım için bir bermuda şort alamadım. aklıma haziran-temmuz'da almak geliyor, o zamana kadar da bütün şortlar, bedenler bitmiş oluyor. az bir şey kalmış oluyor, onların da ya modelini beğenmiyorum ya da bedenleri olmuyor.

bu sene azimliyim, yeni sezon giysileri çıkar çıkmaz alacağım iki tane bermuda şort :)

ne zaman çıkar? bakıyorum ama daha çıkmamış sanırım.

 
Normalde ocak ayında yaz sezonu açılır ama pandemiden dolayı birçok marka (benim çalıştığım marka dahil) martta sezon açıyor. Nisan’da tüm koleksiyon raflara iner.


  • suicides underground  (11.03.21 22:19:15) 
[]

şarkılara albüm kapağını nasıl ekliyorduk?

yahu bunu 10-15 sene önce yapmıştım ama şimdi aradım bulamıyorum.

masaüstünde groove ile açınca internetten buluyor kapakları ama telefondan açınca albüm kapakları çıkmıyor. bunu halletmem lazım.

bir tek albüm klasörüne kapağı atıp folder.jpg yapmayı denedim, olmadı öyle.

 
Android için music tag editorleri var. Onların biriyle yapabilirain.


  • kahverengidolap  (09.02.21 19:11:53) 
Telefon markasını yazsanız? Hepsi farklı.


  • ryhmer  (09.02.21 19:31:49) 
vestel venus :)

ama telefonla yapmıyoruz ki. bilgisayardan yapılıyor. benim 10 sene önce bilgisayardan yaptığım albümlerin kapakları telefonda gözüküyor ama işte nasıl yaptığımı unuttum.
  • hlot  (09.02.21 20:02:48 ~ 20:03:21) 
[]

kapital 1. cilt, okumaya değer mi?

yani şöyle ki, okuması oldukça zahmetli deniyor ve hatta okuyabilmek için 376 sayfalık ek bir kitap (marx'ın kapitali için kılavuz) öneriliyor: www.idefix.com

uzun zamandır kitaplığımda duruyor ama gözüm korktuğu için başlayamıyorum (zaten bu kadar az kişinin okumasının sebebi de gözleri korktuğu içindir. goodreads'te komünist manifesto'yu okuyanların sayısı, kapital'i okuyanların 14 katı). kendisi de önsözde yazıyor "ilk birkaç bölüm çok zor ama yapacak bir şey yok" diye. e ama oraları anlamadan geçmek de olmaz, anlayıp geçmek lazım.

velhasıl, bütün bu çabalara, gayretlere değer mi bu kitabı okumak? kitabı okuyunca neleri öğreneceğiz tam olarak? belki bu şekilde motive olabiliriz.

ne diyor bu işe okuyanlar?

sonraki ciltleri okumayı düşünmüyorum bu arada ama çok şey kaçırır mıyım 1'i okuyup bıraksam?

 
ben zamanında dersini aldığımdan okudum ama ben de hepsini okumadım.

L. Althusser bile okumamış yanlış hatırlamıyorsam o da ilginç.

iktisat, politik-iktisat teorilerine ilginiz yoksa çok okumanıza gerek yok.

işin içine çok girmeyecekseniz klavuz kitaplar yeterli ve iyi olanları da var.

Örneğin, "Ben Fine A.Saad-Marx'ın Kapitali" kitabını da okuyabilirsiniz. Sonra orda ilginizi çeken yerlere Kapitalden tekrar okursunuz. Böylesi daha mantıklı eğer ciddi akademik bir çalışma içine girişmeyecekseniz.
  • AlsterWasser  (03.02.21 19:18:42 ~ 19:22:51) 
Bu konuda kendimi uzman saymıyorum ama Marksist okuma tavsiyesi aldığım hocam Kapital cilt 1'i özellikle okumamı ve sanılanın aksine gayet kolay okunabilir bir kitap olduğunu söylemişti. Okudum ve haklı buldum. Okuması zor bir kitap değil kesinlikle.


  • signore  (03.02.21 19:38:33) 
bende yordam kitap'tan çıkan üçlü set var. arada açıp parça parça okuyorum. okunması zor bir kitap değil +1
ama ilgi alanımda olmadığından sadece arada ilgimi çeken yerlere bakıyorum.

  • tabudeviren  (03.02.21 19:44:36) 
ben 2 kere okudum.
2.de daha bir anlar gibi oldum.
das kapital komunismi anlatmiyor, kapitalismi anlatiyor, iyi iktisat bilgisi gerek anlayabilmek icin. kalem kagitla okudum ben, durup durup arastirma yapmam gerekti. ekonomi kitabi bence kendisi. bir de iyi ayar veriyor marx bir suru adama kitaptda, neden yanlis olduklarini belgeleyerek. adam smithin invisible handi ile maytap geciyor bir kac yerde.
  • camussar  (03.02.21 20:12:05) 
Ekonomi bilgisi gerektirdigine katilmiyorum zira ekonomi bilimi buyuk oranda marx'tan daha sonra olusmus bir sey. Yani anlamak belli bir bilgi gerektiriyor olabilir ama ekonomi o bilgi degil.

Muhtemelen onerilen ek kitap kendinden daha faydali olur. Veya yukarida (AlsterWasser) onerildigi gibi daha sonra yazilmis ve kapital'i yorumlayan kitaplara bakabilirsiniz.
  • hot potato  (03.02.21 21:35:43) 
das kapital, original ismi asagida. ekonomi bizzat isimde geciyor. ekonomi antik yunanda da vardi, antik misirda da vardi. das kapitali anlamak icin iktisat bilgisi sart.

Das Kapital, also known as Capital. A Critique of Political Economy (German: Das Kapital. Kritik der politischen Ökonomie,
  • camussar  (03.02.21 23:03:10) 
[]

instagram kanalı bulmak (winter outdoor ile ilgili bir kanal)

geçen gün instagramda dolanırken sponsorlu bir gönderi gördüm. foto şöyle: her tarafı camlı bir oda var, odanın aşağısı orman ve her yer karla kaplı. foto odanın içinde çekilmiş.

çok güzel bir görüntüydü. ileride bir gün öyle bir odada kalmak istediğimi düşündüm ama bugün aradım aradım o kanalı da bulamadım, google'da o tip hizmet veren yerleri de bulamadım.

outdoorliving snow, winter outdoor room gibi bir şeyler bir şeyler yazdım ama bulamadım.

yardımcı olabilecek olan var mıdır?

 
ayarlar, reklamlar, reklam hareketleri son reklamları gösterir.


  • scudman1  (26.01.21 22:25:45) 
maalesef, "etkileşimde bulunduğun reklamları gör" diye yazıyor. o reklamı beğenmediğim için de hiçbir şey çıkmıyor bu sayfada.


  • hlot  (26.01.21 22:30:40) 
[]

kürek kemiği egzersizi

bilgisayar başında oturmaktan herhalde, iki kürek kemiğime de bazı hareketler esnasında ani bir ağrı giriyor, kilitlenecek gibi oluyor.

arkadaşlara o kısma biraz masaj yaptırıyorum :) iyi geliyor ama her gün olacak şey değil, masajla iyileşmek için gidip bi masör bulmam lazım.

nasıl bir egzersiz yapmak lazım bu kısımları açmak için? internette her "kürek kemiği egzersizi" yazan yere de dalmak istemedim.

 
pandemi dolayısıyla spor salonundaki aletlerin bir kısmını eve almıştım, kardiyo kısmını ise şununla dolduruyorum:

www.youtube.com

tek seti 10 dakika sürüyor(3 set) ve vücudunu oldukça iyi çalıştırıyor. ayrıca oldukça yoruyor, terletiyor. haftada düzenli 3-4 defa yaptığında vücudunda hareketsizliğe bağlı ağrı kalmayacaktır.

eğer ağırlık çalışabilirim diyorsan, gücüne göre aldığın iki ağırlıkla şu abiyi takip edebilirsin, kaslarını güçlendireceği ve çalıştıracağı için ağrını azaltacaktır:
www.youtube.com
  • nehara  (27.12.20 23:09:56 ~ 23:18:15) 
açıkçası kürek kemiklerine özel, nokta atışı bir egzersiz arıyorum. öyle olursa daha makbule geçer.


  • hlot  (27.12.20 23:26:33) 
şunları buldum doğrudan istediğin bölgeye yönelik, üç seri halinde. videonun başında biraz boş yapıyor, sonrasında egzersizleri göstermiş. hafif bir ağırlık alıp aşağıdakileri deneyebilirsin:

www.youtube.com
www.youtube.com
www.youtube.com
  • nehara  (27.12.20 23:36:47 ~ 23:37:21) 
bunları yapacağım. çok teşekkürler.


  • hlot  (27.12.20 23:48:44) 
[]

Bir psikoloji kitabı tartışması

"Hayati Yeniden Kesfedin" kitabini okuyorum. Bir arkadasim tavsiye etti, psikologu onermis ona da. Bestseller olmak icin yazilan bir kisisel gelisim kitabi degilmis.

Kitapta şema terapi anlatiliyor. Sanirim yazarlari, şema terapiyi icat edenler. 92'de yazilmis.

Kisisel gelisim kitabi hayatimda hic okumadim. Dolayisiyla elimdeki kitabi, o tarz sacma kitaplardan ayirt edecek gorusum yok. Ben bu kitabi, bir nevi ders kitabiymis gibi, icinde yazanlar yuzde 90-100 dogru seklinde okuyorum (tespitler ve tedavi şekilleri vs.) ama hata mi ediyorum acaba?

Bir an "Cok onemli bir kitap. Herkes okumali, herkese tavsiye edeyim. İlla ki kendilerinden bir sey bulacak insanlar" dedim ama ya icinde yazanlar yanlissa? Acaba bazi seyler yanlis mi? Yanlislanmis mi? İleride yanlislanabilir mi?

Kitap ozelinde bu kitabi okuyanlara sorum: acaba bu kitap ne kadar dogru?
ve bu tarz kitaplar genelinde soruyorum: bu tarz kitaplara nasil yaklasmam lazim?

 
Ben uzak duruyorum .
Böyle biraz olsun ufuk açan cümleler içeren analiz odaklı metinler okunabilir.mesela:

i.hizliresim.com
  • Erva  (22.12.20 03:04:16) 
@erva: dedigim gibi bu kitap salak bir kisisel gelisim kitabi degil. Potansiyelinden falan bahsetmiyor. "bugun şu şu durumdaysan cocuklugunda şunlari şunlari yasamissindir" diyor ve dedikleri de sahsimda dogru. Sonra da cozum icin yol gosteriyor.

Dolayisiyla alintiniz bu tarz kitaplar icin yazilmis bir sey degil, kisisel gelisim kitaplari icin yazilmis bir sey.
  • hlot  (22.12.20 03:11:11 ~ 03:13:36) 
kitabı okumadım ama psikoloji üzerine olan kitaplarla kişisel gelişim kitapları aynı şey değil.

bu tip terapi yöntemlerinin anlatıldığı kitaplarda artık bilinçaltı, bilinçaltının işleyişi ve aile dinamikleri gibi konular birçok farklı terapi yöntemi ve psikiyatri açısından bazı ortak paydalarda buluştuğu için bunları yüzde 90-100 doğru olarak kabul etmek normal.
92'de yazıldıysa belki eksikleri vardır ama yanlışları olduğunu sanmıyorum.
çünkü artık psikolojinin işleyişi olarak birçok farklı yaklaşım, bazı ortak paydalarda buluşuyor dediğim gibi.

sadece hangi kitabın ne olduğunu ayırt edebilmek önemli çünkü artık freud, adler gibi isimlerin dışında kalan psikolojiyle ilgili birçok kitap da kişisel gelişim başlığı altında toplanıyor.
  • blatta hiberna  (22.12.20 03:14:11) 
Ben bu tarz kitaplarda yazarlarına bakıyorum. Yani psikolojinin p si ile alakası olmayıp bu tarz kitap yazıyorsa küçük bir yanılma payı dışında dikkate almıyorum. Dediğiniz kitabın yazarlarından biri olarak görünen Jeffrey E. Young psikologmuş. O yüzden market rafı kişisel gelişim kitabı olmasa gerek. Tabi okuyunca daha sağlıklı bir yorum yaparım muhtemelen ama dediğim gibi yazarı psikologmuş neticede. kel alaka birinin yazdığı kitaplar kadar itibarsız olmaz bu kitap gözümde demek istediğim bu aslında


  • yazdonumu  (22.12.20 03:25:34) 
Bu kitabı okumadım. Ama bu tarz kitaplar çevremden birkaç kez bana önerildi. İstisnasız hepsi kişisel gelişim kitabı çıktı. Anlaması çok kolay bence. Kitap size vaatlerde bulunuyorsa bu bir kişisel gelişim kitabıdır. İkna etme çabası, bir pazarlama taktiğidir.

Örnek olarak şu 'iyi hissetmek' kitabını verebilirim. Arkadaşım, tamamen bilimsel bir kitap olduğuna inanarak, okumam için bana verdi. Tipik bir kişisel gelişim kitabıymış. Hatta oldukça tehlikeli bir örneği diyebilirim. İnsanları gerçekleri umarsamamaya ve kendi beyninde farklı bir realite oluşturmaya itiyor. Arkadaşıma anlatmaya çalıştım ama maalesef ikna olmadı. Gerçeklerle yüzleşmemiz gerekirken, yok saymak veya farklı görmek çözüm olmayacaktır.
  • the coon  (22.12.20 03:25:38) 
Bu kitabı kişisel gelişim degil self help olarak degerlendirmek daha dogru. Kisisel gelisim kitaplarında genellikle konu ile ilgili bilimsel egitimi olmayan insanlar tarafindan verilen ve 3 gun sonra sonecek hayali bi gaz varken, self help kitaplarinda kitap bittikten sonra da sana kalan bilimsel temellerle desteklenmis bir seyler kalir, ihtiyacın olunca aklina gelir vs. Kitabi bana da psikologum önermişti, terapi sürerken okumuştum. Sema terapi ve semalarin davranislarimizi nasil etkilediği konusunda guzel farkindalik saglayan guzel bir kitap ama ne kadar fayda saglayacagi her seyde oldugu gibi kisiye bagli.


  • passive aggressive  (22.12.20 07:04:00) 
Blatta hiberna yine haklı. Bu yayınevi bu tarz kitaplar çıkarıyor. Psikoloji ilgimi çektiği için bu kitap da dahil bu yayınevinden çıkan 6 tane kitabı okudum buna benzer iletişim yayınlarının da 3-4 tane kitabını okudum. Ben ders kitabı olarak bakıyorum ancak şu şekilde işliyor okuma sürecim. Örneğin bir cümlenin sonunda bir makaleye atıfta bulunuyor diyelim. O cümlede anlatılan şey bilgi olarak derinleşmek istediğim bir konuysa, gidip makaleyi buluyorum onu da okuyorum. Makaleyi ararken karşıma çıkan farklı görüşte yazılar varsa onu da okuyorum.
İçinde yazanlar zaten doğru, yanlışı yok ancak eksiği olabilir. Çeviriler de güzel. Kişisel gelişim kitabını kütüphaneme sokmam, bu kitapların onlarla alakası yok.

  • irene  (22.12.20 09:44:18) 
İyi hissetmek kitabı gibi bu kitap bir kendine yardım kitabı. Faydalı da. Kişisel gelişimle ilgisi bulunmuyor.


  • EasyTiger  (22.12.20 10:15:35) 
Hem bu kitabı hem de aynı yayınevinden çıkan ve diğer yorumlarda bahsedilen "iyi hissetmek" kitabını okudum.

Bu iki kitap da kişisel gelişim değil, self help kitabıdır. Zaten şema terapi "bildiğim kadarıyla" üzerine çok fazla araştırma yapılmış bir terapi modelidir.

Kendi adıma ben iki kitabı da çok seviyorum, ne zaman ihtiyacım olduğunu hissetsem açar okurum, bana cidden daha iyi hissettiriyor.
  • aynenbencede  (22.12.20 10:34:38) 
bunlar kişisel gelişim kitabı değil, kendine yardım kitabı + 1

bu tarz kitaplar illa herkese iyi gelecek diye bir kural kaide yok. şu an kafanızda böyle soru işretleri oluştuysa ya kitabı kendiniz için doğru zamanda okumuyorsunuz, ya da sizde çıkması olası şemalarla yüzleşmek istemiyorsunuz. o zaman bırakın bir kenara, başka bir döneminizde yeniden okumayı deneyin.

iyi hissetmek, bağlanma, hayatı yeniden keşfedin kitaplarını pek çok defa arkadaşlarıma hediye etmişliğim vardır. hepsinden de çok olumlu geri dönüşler aldım. kendimde geçmişte bu kitapları okudum, çok faydalandım, kitaplığımda durur, arada açar kafama takılan konularda bilgimi tazelerim.
  • Phoebe  (22.12.20 10:51:05 ~ 10:52:22) 
Kitabı dediğini gibi kılıkırk yararak okudum ve bana terapi sürecinde ne kadar yardımcı olacağını biliyordum. Kitap zaten bilgi tüketmiyor size, doğru soruları sorup içinizde ne olduğunu buluyor. Doğru soruları sormasında bi sakınca yok sanki?


  • kırmızıayakkabılıgargamel  (22.12.20 14:10:01) 
"Hayati yeniden kesfedin" veya ne bileyim "iyi hissetmek" vs. gibi kitaplar bilmemne gurularinin yazdigi self help kitaplari gibi degil, klinik psikolog ve psikiyatristlerin ve bir cok klinik / populasyon testleri sonucu gelistirilmis tekniklerin halkin anlayacagi dilden aciklandigi oldukca faydali kitaplardir. Psikolog / psikiyatriste gitseniz size anlatacagi / yaptiracagi seyler var iclerinde. O yuzden hem referans olarak hem de direk yardimci kaynak olarak guvenle takip edebilirsiniz.


  • robokot  (22.12.20 15:56:39 ~ 15:57:12) 
[]

Tırnaklar ile ilgili bir soru

Tirnaklarimi muhtemelen normale gore fazla kesiyorum, cunku kestigimde parmagimin azcik bir kismi acikta kaliyor ve 1-2 en fazla 3 gun boyunca hafif hafif aciyor, hatta bazen uc kismi kaniyor.

Ama ben niye bu kadar kesiyorum? Cunku tirnagimdaki beyaz kisim içe girmis durumda. Gecen gun annem "tirnaklarini kucukken derinden kestiysem oralar simdi beyaz olarak cikiyordur" dedi.

Simdi annemin onerisi var ve bunu soru olarak soruyorum: "derinden kesme, o beyaz kalan kisimlar zamanla seffaslasir" diye -bence- salladi :) Sizce bunun oluru var midir? Deneyeceksem de ne kadar sureyle deneyeyim de olmazsa birakayim?

 
annen doğru diyor.


  • candide  (10.12.20 00:06:57) 
Bunu tecrube eden var mi yani? Peki ne kadar surede seffaflasir o kisimlar, tahminen?


  • hlot  (10.12.20 00:18:37) 
bıçakla kutu açmaya çalışırken tırnağım yarıldı, neredeyse yarısı gitti. kısa sürede eski haline döndü. sizinki de normalde döner diye düşünüyorum.


  • candide  (10.12.20 00:34:57) 
doğru demiş. tecrübeyle sabit, 1-2 ay zaman verin.


  • anarsika  (10.12.20 01:38:59) 
Yazık ya ellerinize ne zorunuz var kanatana kadar kesiyorsunuz, emektar ellere zulümdür bu.

Benim tırnaklarım geriden başlıyordu küçükken tırnak yediğim için. Ya da tırnak yatağım küçüktü denenebilir. Büyünce el bakımına çok dikkat etmeye ve hep uzun tırnak kullanmaya başladım. Bildiğiniz o parmak ucunda tırnağın arkasında kalan deri ile tırnak birleşti. Tırnak yatağım büyümüş gibi oldu. Ve o beyaz kısım nerdeyse parmağın bitişine baya yakın başlıyor.

Özetle tırnaklarınızı uzatın.
  • playing star again  (10.12.20 02:30:44) 
[]

wordpress sitesi cache sorunu

sitemde W3 Total Cache yüklü ama yine de sitem hala bayağı yavaş yükleniyor. görüntü zaten yavaş geliyor, anahatlar çıktıktan sonra ise 1 saniyeliğine wordpress'in varsayılan yazıtipini görüyorum, sonra yazıtipi benim seçtiğim tipe geçiyor vs. çok can sıkıcı.

yani bunun bile pro'suna para vermek gerekmiyordur umarım. çünkü bütün eklentiler paralı zaten. bir para vermeye başladık mı sonu gelmez.

acaba ayar mı yapmam lazım? lütfen bir yardım edin.

bazı "enable" olan ayarlarım şunlar:

page cache
database cache
object cache
browser cache
CDN

 
sitenin görsel yükü nasıl?

görsel boyutları cok mu yüksek?

f12 açıp network alanına gelip siteye giriş yaparsanız yüklenme sürelerini görebiliriniz.
hangi dosya ne kadar boyutta ve site toplam ne kadar süre açılıyor, en geç yüklenen hangisi vsvs.

hız sadece bununla da alakalı olamyabilir, sunucuda da yavaşlık olabilir
  • ayin yazari  (20.11.20 00:11:33) 
Sitede hic gorsel yok ki :(


  • hlot  (20.11.20 02:00:34) 
[]

düşeyara formülü

bu formülü kullandıktan sonra bulduklarını ekliyor, tamam. ama listede olmayanları da benim el ile eklemem lazım. peki listede bulduklarını işaretleme şansım var mı? çok fazla veri var, tek tek el ile yapmam biraz zaman alacak da.




 
Düşüyara'nın arama yapıldığı listede Eğer formülüyle olur sanırım. Mantıksal sınamayı tam kuramadım aklımda. Listede varsa doğru kısmında bulundu, yanlış ise bulunmadı yazalır.

Görsel paylaşma imkanınız var mı? Belki daha iyi anlatabilmek için görselden mantıksal sınamayı yazabilirim.
  • put it in your appropriate place  (02.11.20 22:51:25) 
Eğer her iki sütunda da veriler tekrar etmiyorsa koşullu biçimlendirmeden "Yalnızca benzersiz veya yinelenen değerleri biçimlendir" dersen kaynak listeden alıp düşeyara ile götürdüğü veriler "yinelenen" veri olacağı için her iki tarafı da istediğin gibi renklendirir.

Ör: i.imgur.com

A sütunu kaynak sütun, C sütunu ise düşeyara'nın olduğu sütun gibi düşünülebilir.

Eğer yinelenen değerler var ise yukarıdaki yöntem düzgün çalışmaz. Düzgün çalışan daha karışık yöntem:

www.got-it.ai
  • himmet dayi  (02.11.20 22:51:43 ~ 22:56:07) 
himmet dayı'nın dediği şekilde hallettim.

teşekkürler herkese.
  • hlot  (02.11.20 23:35:58) 
[]

css ile zebra stil yapma?

www.w3schools.com

burada şu kod var: tr:nth-child(even) {
background-color: #f2f2f2;
}


ama bununla satırlar zebra stil yapılıyor. peki sütunları nasıl zebra stil yapabilirim?

nth ne demek onu da anlamadı ki. row yazaydı iyiydi.

 
Nth n'inci eleman demek. 1inci, 2inci vs. Oradaki even teksayilar demek.

Kolonlar için de böyle bir seçici vardır belki, hatırlamıyorum.
  • biseysorcaktim  (19.10.20 18:47:09) 
tr -> table row demek. satırları seçmek için kullanıyoruz.

Bir de td var, o da table data demek. Bir satırdaki bir alan anlamına geliyor, dikey grup olarak düşünürsen bildiğin sütun oluyor.

E şimdi tr için nth-children diye bir selector varsa td için niye olmasın ki? Deniyorum:

td:nth-child(even) {
background-color: blue;
}

Volia! Zebra oldu. Hem de gerçekten zebra gibi oldu çünkü zebraların çizgileri boyuna olur, enine değil.

İkisini bi arada kullanmak biraz daha challenging olabilir, ama öyle bir şeye cidden ihtiyacınız olur mu? Bence çirkin bir şey.

Bir de sadece kodu vermeyip bu kadar uzun uzun yazmamın sebebi şu: kod yazmaya niyetliyseniz temelleri anlayın ve deneme yapmaktan korkmayın. Nasıl ingilizce öğrenirken kelimeleri ezberleyip arka arkaya sıralamıyoruz, bunların da bi mantığı oluyor genelde. Onları düşünme alışkanlığını ne kadar erken edinirseniz ileride o kadar rahat edersiniz.
  • plutongezegendegilmi  (19.10.20 19:03:53) 
ikisini bir arada yapmaya ihtiyacım yok.

çok teşekkür ediyorum kod ve açıklamalar için. tr'nin ne olduğunu merak ediyordum gerçekten :)
  • hlot  (19.10.20 19:27:53) 
[]

Google trends

Burada kelime yazip aratiyorum da. Kelimenin tam olarak kac kez arandigini soylemiyor mu bu sey? Sadece 100 uzerinden puanlayarak mi bize bilgi veriyor?




 
Evet söylemiyor, Adwords hesabınız varsa Anahtar Kelime Planlayıcı ile öğrenebilirsiniz. ads.google.com


  • kaset  (18.10.20 04:45:27) 
[]

Lost'u nereden izliyoruz?

Gecen gunku duyurudan sonra canim acayip derecede lost cekti. Dizibox.pw'den izlemeye basladim ama kalite kotu ve telefonda video acilmiyor nedense. Baska sitelerde de bin tane reklam izlemeyince videoya ulasamiyorsun.

İşim de var aslinda ama nereden izliyoruz? Resmen ilk gunku kipirti var icimde, cok garip (son sezonlarini pek de begenmemis olmama ragmen). İlk ve son defa izlemeye 11-12 sene once baslamistim.


 
stremio


  • nahtoderfahrung  (15.10.20 17:59:10) 
Ben hepsini 1080p indirip öyle izledim yeniden. Kate'in çillerini görmüyorsan eğer diziden keyif almazsın.


  • IncredibleMau  (15.10.20 18:05:30) 
Niye bombos olsun ya? :( Acikcasi bir diziyi bu kadar izlemeyi canim hic istememisti (ilk izledigim zaman). Gizemli seyleri cok severim.

Friends'i falan hayatta izlemem, sevmiyorum ama bugun sopranos'a da bakmistim aslinda. Puani da 9,2'ymis, bayagi iyi. Breaking bad'i de izlemedim ama su an kendimi yeni bir diziye hazir hissetmiyorum :)
  • hlot  (15.10.20 18:09:00) 
lost dizisi dolandırıcılık girişimidir.
gizemli bir final vaadiyle senelerce mi,lyonları kandırıp, bombok bir finalle bitirdiler. yapımcılar sürekli tahmin edilen şekilde bitmeyecek diye açıklama yaptılar.
tahmin edilen en salak finalle bitti.
  • aslindasorunumpsikolojik  (15.10.20 18:30:06) 
Herkesin hasta oldugu game of thrones'un da son sezonuna lanet ediliyor bu arada (ben izlemedim).


  • hlot  (15.10.20 18:49:08) 
Lost güzel dizi, sadece sonu kötü, ama çoğu dizinin sonu kötü zaten. Bence izlenir, stremio ya da torrentten indirip izleyebilirsin.

Bir de raised by the wolves ve mandalorian a bakabilirsin.
  • nucleon  (08.02.21 19:32:58) 
@nucleon: bitirdim bile 2. kez :) 6. sezon çok kötü ama ya.


  • hlot  (08.02.21 20:19:27) 
lookmovie.io
kendi altyazınızı da yükleyebiliyorsunuz. reklam engelleyici kullanmıyorsanız kullanın en azından bu tür sitelerde. bir de firefox'ta reklam engelleyici chrome'dan daha düzgün çalışıyor nedense.

  • curious mind  (08.02.21 20:41:54) 
[]

Yemek yerken izlemelik bir şeyler

Cok guzel hareketler bunlar'i birkac defa izledim, kardes payi'ni 2-3 defa izledim. Su an avrupa yakasi'ni art arda 3. kez izliyorum (genel olarak sadece burhan altintoplu kisimlari). Yani diziyi aciyorum, 15 dakika izliyorum, bolumun ortasinda kapatiyorum.

Ama artik baydi butun bunlar ya. Ne izlesem ne yapsam? Dizi olmak zorunda da degil aslinda, spor programi falan da olabilir.

Yabanci dizi onerisi gelecektir ama yabanci dizilere de mesafeliyim bira,. Eskiden family guy izliyordum ama sarmiyor artik o da. En son lost'u izledim yabanci dizi olarak :)

Oneriniz var midir?

 
Edit: eski cok guzel hareketler bunlar'i izledim. Yenisi kotu.


  • hlot  (06.10.20 22:55:06) 
mesut süre ile ilişki testi. ben yemeklerimi hep bununla yiyorum. hatta yeni bölüm çıkıyor, ne izlesem diye bakarken görüyorum, sonra diyorum ki "dur yarın yemek yerken izlerim", izlemiyorum.


  • Bruce  (06.10.20 22:58:53) 
mutlu ol yeter


  • high hopes of the sozluk  (06.10.20 23:02:26) 
Elin gavuru bunun için sub açmış:

r/mealtimevideos
  • ryhmer  (06.10.20 23:06:03) 
İliski testi
Konusanlar hasan can kaya
Laps laps ve los sohbet aklima gelenler
Turk dizisi bartu leyla ile mecnun filan olabilir
  • red g  (07.10.20 00:08:55) 
Hasan Can Kaya Konuşanlar


  • suicides underground  (07.10.20 00:16:24) 
diziler ömür törpüsü.
hayat bu kadar değersiz değil.
hobi hatta meslek edin.
birşeyler üret.
  • aslindasorunumpsikolojik  (07.10.20 00:46:57) 
Yabancı dizi izlemem diyorsan
-Bir kadın bir erkek(yada 1 erkek 1 kadın da olabilir. Demet evgarlı olan dizi yani)
-Cen Kerdem beylerin kanalındaki videolar
-TRT arşiv yada 32. Gün arşiv kanallarında da güzel videolar oluyor
  • yazdonumu  (07.10.20 01:14:11) 
@jrr tolkien: yemek yerken meslekle ilgili videolar da izlenebilir ama yemek yerken bari bi' 15 dk biraz rahat olalim degil mi? :)


  • hlot  (07.10.20 01:22:31) 
benim için yemek saati = seinfeld, since 2009:)


  • galandar kostumu  (07.10.20 02:00:42) 
@jrr tolkien: dogru aslinda, haklisin.


  • hlot  (07.10.20 02:09:22) 
bir erkek bir kadin


  • baldur2  (07.10.20 02:19:48) 
Leyla ile mecnun


  • tahtakafa  (07.10.20 09:21:10) 
Şahsen ben satranç videoları izliyorum. 12-13 dk. lık maçlara bakıyorum. Güzel sarıyor.


  • oxxo  (07.10.20 10:20:52) 
"aslindasorunumpsikolojik" idris usta olabilir :))

dizi olarak behzat ç de olabilir çok youtube video su istememişsin ama ben yemek yerken gezi programlarını seviyorum.

spor programı olarak vole kanalı olabilir veya sokrates kanalı var özellikle kaan kural çok güzel oluyor.
  • high hopes of the sozluk  (07.10.20 15:52:10) 
Focus diye bir film var netflix'te de var, will smith ve Margot Robbie oynuyor.
Dizi izlemek beni de cok siktigi icin film onerdim.

  • stavro  (07.10.20 15:54:53) 
@aslindasorunumpsikolojik Ya hobimi yapıp bir şeyler üretirken dizi izliyorsam?? O zaman nasıl olacak??

İlişki testi +1

İngilizce olması sorun olmayacaksa Youtube'da film analizleri izliyorum bazen. Let Me Explain kanalını seviyorum mesela en azından değişik filmlerden bahsediyor bence. Bir ara araba temizleyen Kanadalı birine takmıştım (The Detail Geek). Bir de eski mobilyaları yenileyen bir amca vardı (Dashner Design & Restoration). Böyle birilerini bulup takılabilirsin çok rahatlık veriyor.

Onun dışında hiç bir şey bulamazsam tekrardan Buzzfeed Unsolved izliyorum. Şimdi de Taskmaster'ın henüz izlemediğim sezonlarını izliyorum.
  • peki madem  (07.10.20 16:08:49) 
aslindasorunumpsikolojik'in cevabını okudum hiç takılmadım, jrr tolkien hayranının cevabına geçtim ilk cümlede bastım kahkahayı asdfgghjk. Harbiden ne alaka şimdi yemek yerken :D

ben de yemeğimi duvara, masaya bakarak yiyemiyorum illa bir şeyler izleyeceğim. ne seriler bitirdim youtubeda. geekyapar'dan sen ne diyon ya da dedeler sofrası serilerine bakabilirsin. eskiden apartman sohbetlerini(ünlülerle söyleşi) izlerdim. post42 bonboş eğlenceli.
  • olutaklidi  (07.10.20 17:01:10) 
[]

bununla tatlı yemek arasında bir fark var mı?

sağlıklı beslenmeye çalışıyorum. tatlıyı tamamen bırakıp hamur işini de minimum düzeyde tüketmeye çalışıyorum.

bugün kahvaltıda kendimi tutamayıp, "en azından tatlı değil" de diyerek 2 sade poğaça, 1 açma yedim. ama pişmanım :)

şimdi kendi kendime diyorum ki "tatlıdan kaçıyorsun ama bununla tatlı yemek arasında ne fark var sanki?" haklı mıyım, haksız mıyım?

karbonhidratlar da şekerden oluşmuyor muydu?

 
evet doğru düşünmüşsünüz


  • yuvarlanantencereninkapagi  (06.10.20 13:52:28) 
Yediğin poğaçada karbonhidrattan daha sıkıntılı ürünler var ama sorunun cevabı evet yapıları farklı olsa da temelde hepsi şeker-karbonhidrat.


  • angelus  (06.10.20 13:52:32) 
peki teşekkürler, şöyle bir ek sorum var: karbonhidrat=şeker mi? öyleyse niye "uzmanlar" şekeri kısın derken bunlara karbonhidratlı besinleri, yani daha çok hamur işlerini de katmıyor? yani ikisini ayrı ayrı söylüyorlar. şeker hakkında uyarırken sadece tatlıları kastediyorlar. karbonhidrat da aynı şeydir demiyorlar.


  • hlot  (06.10.20 13:54:06 ~ 13:55:17) 
Şekeri kısın derken halk daha iyi anlasın diye tek moleküllü monosakkaritleri kesin demek yerine kısaca şekeri kesin diyorlar, şeker deyince kafanda oluşan algı sabit olduğu için daha kolay oluyor. Hamur işleri çoğunlukla çok şekerli polisakkaritlerden oluştuğu için onları şeker diye isimlendirmeyip "hamur işini kesin ya da karbonhidratı azaltın" diye uyarıyorlar.


  • angelus  (06.10.20 14:00:40) 
Abi ketoya gel,su çok güzel.

Tatlı kötü evet. Ama hamur işi de denilen bilimum karbonhidrat şeker kadar kötü. Bunların kötülüğünün kalori değeri ile alakası yok. Şimdi fularımın yetmeyeceği bir takım sebeplerden vücudunda ani ve aşırı insulin artışına sebep olan şeyler asıl kiloya sebep oluyor. Yani sağlıklı olarak yaftalanmis meyveler mesela, küllüm zarar.

Erkeksen bu işler erkeklere genelde çok kolay. Kas yapısından dolayı doğru beslenme sürecine girdiğinin dakikasında cillop gibi olursun.

Kadın isen biraz daha yavaş sürebiliyor erkeklere nazaran. Fakat olayın mucizesini yavaş düşen tartı numaralarında değil adeta sıcak suda yıkanmış kaşmir bir kazak gibi küçüldüğünde anlayacaksın . Ben ayrıca D vitamini takviyesinin faydasını gördüm keto yanında.

Keto beslenmesini bir de IF (aralıklı oruç) ile birleştirirsen daha da süper olur.

Youtube da keto kafası videolarını izleyebilirsin.
  • 2oda1salon  (06.10.20 15:58:52) 
Peki 2 pogaca, 1 acma, mesela kac muhallebiye denk geliyor bunu hesaplayabilir miyiz?


  • hlot  (06.10.20 16:32:43) 
2 poğaça bir açma 800 kaloriye denk gelir. bir oturuşta sırf karbonhidrattan bu kaloriyi alan insan hem sağlıksız beslenir hem de kilo alır. bunun tatlı yiyip yememekle alakası yok önemli olan her şeyi ayarında yemek.


  • tantunizade murat efendi  (06.10.20 16:57:37) 
karbonhidratlar da şekerden oluşup oluşmadığını bilmiyorum ama poğaça ile açma ne allasen?

Tatlılar daha masum. Tabii oturup 7 dilim baklava yersek, pek masum değil ama sonuçta hafif tatlılar da mevcut.
  • put it in your appropriate place  (06.10.20 17:28:39) 
[]

Excel sorusu

Diyelim ki sol taraftaki 3 satirda Ali, Ahmet, Barış yaziyor. Ustteki sutunlarda da 1, 2, 3, 4, 5 yaziyor.

Ben baska bir sayfadan "Ali 20" (ayri hucrelerde) bilgisini alip ilk sayfaya kopyaladigimda 20 sayisinin otomatikman Ali'nin karsisindaki 2 ile kesisen hucreye kopyalanmasini istiyorum (bunu baska sefer 3 icin, baska sefer 4 icin isteyecegim).

Bu mumkun mu? Su durumda tek tek elle kopyalamak zorundayim hepsini.

 
Yaklaşık 9 kez okudum ama malesef anlayamadım. 1,2,3.. sütun değil bir kere, ali ahmet isimlerinin satır numaraları aslında benim anladığım. bunu bi netleştirelim. zira bu rakamlar sütunlarda bulunuyorsa eğer 2 rakamının ali'nin karşısında konumlanması tablo yapısı itibariyle mümkün değil.

Başka bir sayfadan kopyaladığın "Ali 20" yi ilk sayfada nereye yapıştırdığını ve "kesişen hücre" derken neyi kastettiğini de netleştirelim öyle cevap vereyim.
  • IncredibleMau  (02.10.20 19:41:08) 
Goruntu ekledim (telefon ile bu kadar oldu ama excel'i telefon ile kullanmayacagim tabii ki).

Ali 20'yi ilk sayfada herhangi bir yere yapistirmayi dusunuyorum su an icin.
  • hlot  (02.10.20 19:58:03) 
1,2,3 rakamları sütunmuş dediğin gibi. Yanında deyince akla rakamların da satır olabileceği geliyor.

Başka bir sayfadan ali ve 20 rakamlarını asıl sayfaya yapıştırma ihtiyacı duymamalısın. Ali ve 2'nin kesiştiği noktaya 20 rakamını getirmek için kesişen hücrede düşeyara formulünü kullanman yeterli. Getirmek istediğin rakam nerede olursa olsun..

ali ve 20 rakamlarını yine de yapıştırman gerekiyorsa eğer asıl sayfaya, kesişen hücrede kullandığın düşeyara formülü, kopyalamış olduğun ali ve 20 rakamlarını yapıştıracağın yeri tarıyor, 20 rakamını o bölgede arıyor olması lazım. Haliyle senin de o belirli alana her seferinde bir satır aşağı olacak şekilde yapıştırman gerekiyor.

Kurduğun yapı hatalı ama. Bu iş böyle olmaz :)
  • IncredibleMau  (02.10.20 20:12:04) 
Yapistirmam gerekmiyor da, o sekilde formulun islemesi daha kolay olur diye dusunmustum.

Duseyara formulune bakayim o zaman ben.

Nasil hatali peki, nasil yapmam lazim? :)
  • hlot  (02.10.20 20:22:37) 
[]

Pancar şekeri

Nereden ciktiysa bazi urunlerde pancar sekeri kullaniliyor, tabii ki "beyaz sekerden daha saglikli" mesajiyla.

Sanirsin pancar sekerini kavanozun icine dogruyor. Bir belgesel vardi, "butun sekerlerin kaynagi dogal" diyor (dogal olarak), aliyor seker kamisini, bir makinede sıkıp suyunu cikariyor, sonra birkac islemden geciriyor ve al sana seker diyor. Dolayisiyla kaynak ne olursa olsun (seker kamisi, pancar sekeri veya portakal bile olabilir), ondaki sekeri icinden alip rafine haline getirirsen bu zararlidir diye dusunuyorum.

E pancar sekerinde de icine seker pancarini dogramadigina gore bana bu olay "bal" olayinin degisik bir versiyonu gibi geliyor, yine bir kandirmaca bence. Sekerden kacip bala siginamazsin, bal da o kadar zararli, "ama eger cok yemek istiyorsaniz ham (petekli) halini yiyebilirsiniz" diye okumustum.

Yarin bir gun de "urunumuzde seker kamisi vardir" diye etiket mi gorecegiz yani? Sacmaliga bak. Portakal suyunun ustune "urunumuzde portakal sekeri vardir" demek ten daha sacma bir durum ve digeri cok daha az "dogal".

Her neyse, siz bu pancar sekeri hakkinda ne dusunuyorsunuz? Ne biliyorsunuz?

 
Pancar şekeri ve şeker kamışı sinir sisteminde beyinde ortalama miktarda iç organlarda ve kaslarda kullanılabilen, yani vücudun yakıt olarak kullanabildiği şekerin en zararsız formu olan 1 molekül glikoz 1 molekül fruktoz barındıran sukroz formunda şeker barındırır. Bu bitkilerdeki genel şeker formudur, şeker pancarı da ıspanak ailesindendir. Sağlıklı bir birey için bunun vücuda bir zararı yoktur bilakis vücut bunu az önce saydığım birimlerde kullandığı için (özellikle beyinde ve sinir sisteminde) bir ihtiyaçtır. Bal olayı ve portakaldaki şeker farklıdır. Bu ürünler vücutta kullanılmayan, enerji metabolizmasına katılmayan ve büyük oranda karaciğerde yağa dönüşen fruktoz barındırır, bir şeker kaynağı 1:1 glikoz-fruktozsa o şeker formu iyidir vücut onu kullanır ama terazi fruktozdan yana ağır basarsa vücutta kullanılabilirliği düşer. Bal ve meyvelerin birçoğu 1:10+ dengesindedir, bal mesela %60-70 oranında fruktoz içerir, o nedenle şeker özelinde pek bir değeri yoktur.


  • angelus  (29.09.20 19:44:08) 
@angelus: tesekkurler ama ben anlamadim, pancar sekeriyle uretilen urunleri alalim, digerlerini almayalim mi?

Bakiniz yedigimiz toz sekerler de pancardan uretiliyor zaten (seker kamisi agirlikli saniyordum aslinda ama sanirim daha cok pancardan uretiyorlar): www.svgkupseker.com

Bu durumda dediginiz sey "toz seker zararsizdir"a cikmiyor mu? Yani sorum "pancar sekerini alip kitir kitir yiyebilir miyiz" degildi. O meyveye girer zaten.

Peki ek bir soru da sorayim bu vesileyle: butun meyvelerin icindeki sekerler portakaldaki gibi zararli mi?
  • hlot  (29.09.20 19:52:20) 
Yani soyle sormak istedim: fazla meyve yemek zararli midir?


  • hlot  (29.09.20 19:54:38) 
Once sunu netlestirelim.

Turkiye de kamıştan şeker üretimi yok.son iki yıldır bu yönde gelişmeler var ama bugüne kadar üretilen şekerin tamamı pancardan.pancar şekeri diye vurgulanan olay glikoz kullanmıyoruz anlamında daha çok.türkiye pancar üretiminin sağlam kalelerinden birisidir.şeker kaliteside oldukça yüksektir.

Senin algıladığın beyaz şekerden kısmı yanlış olmuş kısacası bahsedilen şey tamamıyla beyaz pancar şekeri.bunuda kullanan genelde torku,adamların bilinçaltı çalışmaları kesinlikle başarılı.

Türkiye de üretilen tüm ürünlerde kullanılan şeker aynı.bazı sektörler maliyet anlamında glikoza ağırlık verir.şeker kamışı ise ağırlıklı hazır ithal ürünlerde vardır.fiyat olarak pancar şekerinden daha ucuzdur ama tatlandırıcılık oranıda düşüktür,total maliyette aynı yeri bulur.arada ithal dönemlerinde kurnazlık yapıp kamış şekeri getirenler olmuştur ama kabul görmemiştir.şimdilerde üretimi planlanıyor ancak ben bu çabayı gereksiz buluyorum.

Buna benzer bir algı esmer şekerde oluşmuştu bir ara,daha sağlıklı diye algılanmıştı haşbuki aynı şeker.
  • duptıs  (29.09.20 20:17:29) 
İlk sorunun cevabı: Bu senin yaşam şekline neyi ne kadar önemsediğine bağlı. Yani elinde tatlandırıcı olarak şeker pancarı/şeker kamışı ya da fruktoz/glikoz şurubu kullanılmış ürünler var ve bunlar arasında seçim yapacaksan tabii ki şeker pancarı olanı seçersin. Bununla birlikte toz şekeri zararsızdır derken kullanılabilirlik anlamında zararsızdır ama bunu ne kadar yüklediğin de önemli bir durum. Vücudunun belli bir karbonhidrat kapasitesi ben zararsız dedim diye yarın yokmuş gibi tüketemezsin, ayrıca zararsızlığı muadili ürünlerle kıyas yapıldığında anlam kazanıyor. Çaya daha sağlıklı diye bal atacaksan bu da saçma olur mesela zira dediğim gibi sofra şekeri vücut için bir yakıt ama bal değil, bu şekilde düşünebilirsin. Ayrıca pancar şekeri meyveye girmez, ilk cevabımda da dediğim gibi pancar şekeri ıspanak ailesindendir, ıspanak gibi marul gibi bir bitkidir. Şeker pancarı yediğinde ıspanak ya da bamya yemiş gibi oluyorsun temelde. Bu ilk sorunun cevabı.

Meyve, bitkilerden farklı bir şeker formu olan fruktoz barındırır, fruktoz enerji kaynağı olarak kullanılmaz yani beyinde sinir sisteminde iç organlarda ya da kaslarda kullanılmaz hiçbir işlem görmeden direkt karaciğere gelir orada bir takım kimyasal reaksiyonlarla %90 oranında yağa dönüşür, çok meye yediğinde bu yağlanma miktarı artar. Ha fruktozun çok küçük bir kısmı bu işlemlerle glikoza çevrilir laktata çevrilir ama bunlar eser miktardadır, büyük oranda yağa çevrilir. Çok meyve yersen çok fazla fruktoz yağa çevrilmiş olur. Bu da ikinci sorunun cevabı. Zararlı olup olmaması bu anlamda senin bakışaçına bağlı. Benim için zararlı mesela.
  • angelus  (29.09.20 20:28:02) 
Ya aslinda bu olay yuksek fruktozlu misir surubunun halkin gozunde kotu seker olarak lanse edilmesi sonucu olustu. O yuzden simdi firmalar misir surubu kullanmadik demek icin, pancar sekeri'ne (bildigimiz sofra sekeri) yukleniyor.

Ama burda soyle bir durum var, sofra sekeri 50:50 fruktoz-glukoz'dan olusur. Misir surubu ise ya 42:58 ya da 55:45 olarak kullanilir. Yani esas zararli olan sekerin fruktoz oldugunu varsayar isek, ikisi arasinda oyle buyuk bir ucurum yok o yuzden biri birinden daha az zararli demek zor.

Meyve yemek ise kararinda oldugu surece cok zararli degil, az miktarlarda alinan fruktoz zaten karacigerde %40-50 kadar glukoza donusturuluyor. Oyle yedigimiz en zehirli sey degil yani.
  • Haldamir  (29.09.20 20:33:08 ~ 20:50:42) 
Pancar şekeri nereden çıktı olur mu, hep vardı.
Türkiye daha Cumhuriyet'in ilk yıllarında, daha 1920'lerden başlayarak onlarca şeker fabrikası kurdu, bunlar hep pancardan şeker üretti.
Kayseri ovaları bugün dahi pancar tarlalarıyla doludur, Türk çiftçisinin de önemli geçim kaynaklarından birisidir (son durumu bilmiyorum).
O yıllar, endüstriyel abidik gubidik, katkı maddesi vs işlerin dönmediği tertemiz sanayi dönemi.
O yüzden ben geçenlerde şeker fabrikaları özelleştirilince huzursuz oldum, fabrika yeniliyoruz kafasıyla daha yeni görünen ama daha zararlı teknoloji seçebilirler gibisinden.
Benim için "pancar şekeri"nden yapılması şart zaten. Halen de şeker alacağımda Kayseri şeker fabrikası, konya şeker fabrikasının ürünlerini seçmeye çalışırım.
ABD'den gelenler sanırım GDO'lu mısırdan yapılan glikoz şurubundan yapılıyor ve sağlıksız.
  • firez  (29.09.20 20:39:42 ~ 20:41:33) 
@firez: "pancar sekeri nereden cikti" derken demek istedigim, sanki daha once boyle bir seker yokmus gibi firmalar birden "seker yok, pancar sekeri var, cok saglikli" demeye basladilar. "neden urunlerde pancar sekeri etiketi gormeye basladik" demek istedim.


  • hlot  (29.09.20 20:57:13) 
kapitalizmle ilgili çok güzel bir karikatür vardır.

Bir adam ağaç altında oturmaktadır keyiflidir. sonra kapitalist adam bu ağacı alır,işler ve gölgelik haline getirip o önceki adama satar.

Tamam, dağılabilirsiniz.
  • Techsavvy  (29.09.20 21:48:26) 
[]

excel'de çarpım

ek'te de görüldüğü üzere, sol sütundaki sayıların her birini 1,22 ile ayrı ayrı çarpmak istiyorum. çarpılıp soldaki sayıların karşısına yazılsınlar.

bu mümkün mü kısa bir kod ile? nasıl mümkün acaba? yardımcı olursanız çok makbule geçer.


 
=a3*1,22 yaz enter'la b3'e. 7.520'nin a3'te olduğunu varsayarak yazdım. sonra da sağ altına gel sonuç çıkan hücrenin yani b3'ün ve kalın artı işaretine çift tıkla veya tut aşağı sürükle


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (27.09.20 00:37:58 ~ 00:39:47) 
[]

Youtube'da video yapmayi ne kadar zamanda ogrenirim (ve daha bircok soru)?

Cok komplike seyler degil, mesela şunun gibi bir video: youtu.be

Ya da şoyle (bu biraz daha komplike): youtu.be

2. sorum ise şu: ingilizcem yeterli degil. Turkce seslendirmeli tarih videolari yapsam, ingilizce -ceviri yaptirip- altyazi koysam, yukarida ornegini vermis dugum kanallarla rekabet etme sansim olur mu, yoksa ingilizce seslendirme olmamasi buyuk bir handikap mi olur?

Yani amacim once bir program ogrenip (hangi program, onu da bilmiyorum su an icin), sonra cesitli tarihsel konular -takip ettigim kanallarin ele almadigi konular- hakkinda turkce video, hem turkiye'deki kaliteli bilgi acigini kapamak (sacma sapan seyler izleyen kadar bunlara da heves edecek insanlar vardir), hem de kaliteli ingilizce altyazi ekleyerek dunyaya acilmak.

Nasil sizce? Evet, tabii ki orijinal bir fikir degil. Bir suru de tarih kanali var. Boş alanlar azaliyor giderek ama yine de hatiri sayilir bir izlenmeye ulasacagimi dusunuyorum (birkac yuz bin gibi). Amacim gecimimi buradan saglamak degil. Hem az biraz para kazanmak, hem de kendimi bu yolla tatmin etmek.

Ek soru: youtube'da video yaparken nelere dikkat etmem gerektigini (demonetization yememek icin, hit'i arttirmak icin vs.) taktikleri, ipuclarini nereden nasil ogrenebilirim?

 
Halihazırda ne kadar şey bildiğinize bağlı. photoshop ve sağlam bir video non lineer editor yazılımı kullanabiliyorsanız hemen başlarsınız. Eğer bu ikisi de yoksa bu ikisini en azından bu basit işler için akıcı şekilde kullanacak kadar öğrenmeden başlarsanız video yapmaya size eziyet olur.
(bkz: adobe premiere) (bkz: davinci resolve) (bkz: lightworks) Mac varsa (bkz: final cut pro)

Voiceover yapmak için basit dahi olsa bir mikrofon alın (örn: boya by-m1) ve azıcık ses işlemeyi de öğrenseniz daha güzel olur (compression, de essing, genel ses dengeleri) Bütçe biraz daha esnekse daha iyileri de alınabilir tabi tak çalıştır pek çok çözüm var. Diğer başlangıç seviyesindeki kanallardan daha ileriye çıkarsınız, youtube yayıncılğında prodüksiyon epey koptu en temelden girenlere içerik ne kadar iyi olursa olsun burun kıvırmalar başladı.

Bi de yayına başlamadan evvel bi kaç video yedekli başlarsanız işe çok rahat edersiniz.

Youtube'da youtube'a başlamak ile ilgili güzel videolar var öneriler içeren. Talking head formatından millet biraz şişti ama çok çok basit bir ışıklandırma ve görece düzgün bir telefon kamerasıyla bile bazen kendinizi gösterseniz daha ilgi göreceği kesin gibi.
  • hedep  (08.09.20 22:27:03 ~ 22:32:08) 
Acikcasi ben kendimi gostermek istemiyorum. Bence bu attigim videolardaki gibi animasyonlu anlatim gayet guzel. Cok hosuma gidiyor. Hatta dediginiz gibi bazen anlatici kendisini gosteriyor, ne gerek var diyorum, bosuna ekrana bakiyormusum gibi geliyor, onun yerine anlatirken gorsel de koysa, harita, animasyon vs. yapsa daha yararli olur diyorum. Yani yoksa ha boş ekrana bakmisim, ha adamin/kadinin suratina bakmisim, ayni şey bence.

O yuzden ben de boyle full animasyonlu bir sey yapmak istiyorum.

Maalesef video yapma konusunda hic bilgim yok. Hicbir program bilmiyorum. O programlari ogrenmek icin kac ay harcamam, gunde kac saat calismam lazim? Kac ayda eli yuzu duzgun bir video yapar hâle gelebilirim?
  • hlot  (08.09.20 22:38:14 ~ 22:39:14) 
Seslendirme çok mühim,sesin nasıl,mikrofonik mi,lehçen düzgün mü,vurgulamaların nasıl velhasıl çok detay var.benim en çok takıldığım konu bu,recommendten video görüyorum,bir merak bakıyorum sesini kalınlaştırmış,kasıldıkça kasılmış,,vurgulamalar tamamen yanlış.direk kapatıyorum.ben böyle bir işe kalkışacak olsam önce gider seslendirme eğitimi alırım.


  • duptıs  (08.09.20 22:45:17) 
İşte siz narrator görmek istemiyorsunuz ama istatistik istiyor diyor. İnsan gözükmeye başlayınca video izlenme süresi net bir şekilde artıyor. (Tabi zorunda değilsiniz tam belgesel formatlı başarılı kanallar da var)

Denemeler yaparak tutorial'ler izleyerek başlayacaksınız, video yapmak için yetkin ne zaman hissedersiniz bilemem.
Bilgisayar kullanma konusunda yetkinliğinize göre bile değişir öğrenme hızınız.

Basit denemeler yaparak başlayın zaten sorular sorular sorular sorular olacak kafanızda bu nası bu niye böyle bu nası çekiştirilir, bu nası şeffaf olur diye :D

Basit bir kaç background birbirine transition ve üzerlerine png olarak imajlar atmayı deneyin ilk etapta bunu yapmanız zaten vakit alacak bunları yaparken de ufak ufak alışacaksınız mevzuya.
  • hedep  (08.09.20 22:51:28 ~ 23:04:24) 
12  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.