Kuzenim liseyi bitirir bitirmez ABD'ye gitti. Önceleri klasik hepimizin bildiği pizzacı da çalışma, benzin istasyonunda çalışmayla başladı. Orada buranın lise diplomasını fark dersleri vererek kabul ettirdi ardından iki kere üniversite okudu. Tabii tüm bu süreçte gerçekten hedefine ulaşmak adına ciddi bir motivasyon gösterdi. Yaklaşık 26 yıldan bu yana orada yaşıyor, kendisi çifte vatandaş. Ayda üç dört defa görüntülü konuşuyoruz, yaşadığı hayatı burada yaşamak için koç holding ya da sabancı holding ceo'su olmak gerekir sanırım. Mesela gerçekten büyük bahçeli ve havuzlu (içinde saunası orta büyüklükte kapalı havuzu vs var) tipik Amerikan evi, eşinin ayrı Mercedes G serisi jipi, kendisinin ayrı son model ve full donanım Audi Q8 arabası var. En son konuştuğumuz da üçüncü evlerini alabilmek için bankadan mı, emlakçıdan mı bir yerden mortgage için cevap bekliyorlarmış. Bu adam liseyi yeni bitirmiş orta derecede ingilizceyle gitti Amerika'ya. Tek avantajı dayısının BM görevlisi olarak o yıllarda ABD'de bulunmasıydı. Ki dayısı da 2 sene sonra ABD'den başka bir ülkeye geçti. Düşünün işte sıfırdan başlayan bir göçmen bile 15-20 senede çok rahat bir hayat yaşayıp, üzerine mal mülk edinebiliyor ve tüm bunları yaparken gerçekten hayatı da yaşıyor. Ben tüm konuşmalarımız da şunu anlıyorum, bizler hangi vasıfta olursak olalım bu ülkede sadece nefes alıp veriyoruz. Bu sadece maddi anlamda değil, manevi anlamda da böyle.
0