Giriş
(10)

Beni gaza getirip denize sokalım

yadigar
Yaz bitecek; değil mabadımız, ayaklarımız dahi tuzlu suya değmedi…1000 metreye yakın rakımıyla bozkırın göbeğindeki memlekette, anne-baba ziyaretindeyim. Bugün eş ve çocukları İstanbul’a geri gönderdim. Beni bıraksalar ömrümün geri kalanını bu tozlu şehrin yamaçlarında geçireceğim…Yaz bitiyor. Bir ş
Yaz bitecek; değil mabadımız, ayaklarımız dahi tuzlu suya değmedi…
1000 metreye yakın rakımıyla bozkırın göbeğindeki memlekette, anne-baba ziyaretindeyim. Bugün eş ve çocukları İstanbul’a geri gönderdim. Beni bıraksalar ömrümün geri kalanını bu tozlu şehrin yamaçlarında geçireceğim…

Yaz bitiyor. Bir şekilde gaz/motivasyon lazım. Yoksa örüntü belli. Eylül gelecek (geldi bile) ve “güzelçamlı zaten en güzel eylülde” diyeceğim. Sonra duyuruya “ekimde mağusa’da deniz suyu sıcaklığı nasıldır?”, “bugünlerde iğneada’da denize girilir mi?” türü sorular soracağım. Bakacağım kış gelmiş. “Maldivlerde tam sezon”, “brezilya’yı görme vakti geldi” vs. deyip, bir yılı daha şile’ye bile gitmemiş halde geçireceğim…

Azıcık gaz verin, yahut motivasyon, akıl fikir, öneri, ultimatom…
-13
yadigar
(27.08.26)
Bir kaç yakın kimse ile birlikte olur. Tek başına pek anlamı olmaz. Karpuz peynir ekmekte lazım .

m.youtube.com
0
diyecevaplandı
(27.08.26)
yazinizi okuyunca sanki herkes denize girmeliymis de siz giremediginiz icin eksik hissetmissiniz gibi algiladim. deniz bir kültürdür. ayni yayla gibi. belli ki deniz kültüründen degil, bozkir-yayla kültüründen geliyorsunuz. varsin öyle olsun. eger sizin normaliniz bozkirda dediginiz o köyse burada düzeltilecek bir sey yok. bircok insan da yaylaya cikmiyor yazin ama kimseyi "ay yaz gecti, hala yaylaya cikamadik" derken duymuyorsunuz cünkü tatil anlayisi olarak türkiye'de tek bilinen ve tek pompalanan sey deniz.
bu tip örüntüleri yenmenin en iyi yolu da eger girisken ve maceraci bir kisiliginiz yoksa baska kültürden insanla evlenmektir bu arada ama anliyorum ki sizin icin o da cok gec.
bence durumunuzla barisik olun.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.08.26)
Ne alaka deniz kültürdür şimdi ya. Allah Allah. Denize girmek isteyene varsın öyle olsun denir mi, hayret ya. Hevesleri kursaklarda bırakmak ata sporumuz.

Gidiniz, denizin tuzunun iyotunu yiyiniz. Her derde devadır. Her bütçeye uygun deniz tatili yapılabilir. Ege özellikle tavsiyedir. Önce bütçeyi belirleyin sonra onun yarısına plan yapın, çünkü mutlaka aşılacak bütçe.

Ben olsam Çeşme’de Airbnb yapar ve plajlara giderim. Flyin-Nautical birer gün bunlara ayırın. Alaçatı’da yemekler yiyin, konser falan etkinlik ayarlayın bütçeye uyarsa. Hayatı yaşayın.
0
gabe h coud
(27.08.26)
ne kadar tavsiye verirsek verilem sizin bunu yapabileceginizi sanmiyorum. karakteriniz buna musait degil.

edit: bir kisi de anlamamis su yazdigimin gaz oldugunu! :) x'e gidin, fiyatlari uygun ve cok guzel diye gaz mi olur? :)
-4
Sour
(27.08.26)
hayatında kaç yaz kaldığını, daha kaç kere tuzlu sulara kendini bırakmanın tadını yaşama fırsatın olacağını hesapla.

bundan iyi motivasyon olmaz.
0
babilfish
(27.08.26)
her sene an az 1 kere denize fırsat buldukça da havuza giderdim. son 3 yıldır havuzlu bir evim var. ancak 3 ay önce lösemi (kll) teşhisi kondu. şu an kemoterapi görüyorum. doktorlar deniz havuz da dahil bir çok yasak koydu. şimdi hemen her gün rüyamda deniz ve göl görüyorum. lanet olsun ki orada da giremiyorum. hep bir teknede veya sandaldayım. ama nasıl güzel o sular kelimenin tam anlamı ile rüya gibi. bu arada pek iyi yüzemem denizde kıyıdan kıyıdan yavaş yavaş yüzerim. havuzum zaten 1,5 metre. bahaneye gaza gerek yok. atla git gir şu denize. en azından benim için.
0
ground
(27.08.26)
osssy
(27.08.26)
Ben soruyu anlamadım. Denize girmek istiyorsan git gir. Nicin gaza getirilmen gerekiyor ki. Çok zor bir şey değil ki, tek ihtiyacin olan şey havlu
0
abelardo
(27.08.26)
çantaya havlu ayağına terlik al. en yakın denize git.
motivasyon konuşması: büyük yolculuklar küçük adımlarla başlar.
umarım istediğin olmuştur. saygılar.
0
duyuruuser
(27.08.26)
bol güneş ve d vitamini aldığınız (güneş gözlüğü takmak yok) yazların kışı hasta oldunuz mu?

tuzlu su topraklar ama bozkırda gözlüksüz ve çıplak ayak dolanıyorsanız akdeniz zaten girilecek durumda değil.
0
janderzel zartanyan
(28.08.26)
(5)

Hangi su markasi?

osssy
Damacana su icin hangi markayi (ve damacana tipini) onerirsiniz? Birinci oncelik saglikli su icmek.
Damacana su icin hangi markayi (ve damacana tipini) onerirsiniz? Birinci oncelik saglikli su icmek.
0
osssy
(25.08.26)
Saka en iyi deger onda damacana ve 1.5 lt aliorum ama kirec yapio kaynatinca
Bulursan munzur bide
0
eja
(25.08.26)
damacana tipi cam olmalı ama her markanın var mı bilmiyorum. ofise erikli alıyoruz ama bana sert geliyor. bu siparişte değiştireceğim markayı.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(26.08.26)
pınar madran(bozdoğan).
0
mikahakkinen
(26.08.26)
5 lt ye döndüm. tekrar kullanılan damacanaların sağlıklı olduğuna inanmıyorum artık. eşek gibi taşıyorum ama olsun,
0
erty_ksk
(26.08.26)
erty_ksk, bazi markalarda 19lt pet de gordum, tercih ediyorsan.
0
🌸osssy
(26.08.26)
(9)

8300 USD Abu Dhabi vs 4150 USD Eskişehir

depresif çocuk
Aynı duyuruyu tekrar açıyor gibi oluyorum kusura bakmayın ama diğer duyurudaki durumun üzerine biraz daha detay verebilir haldeyim.Mesleğim: mühendisimYaş: 34Medeni hal: BekarAbu Dhabi için:- Net maaş 8300 USD- Yılda performansa bağlı olarak 20000 USD'ye kadar prim- İlk 1 ay konaklamamı karşılıyorla
Aynı duyuruyu tekrar açıyor gibi oluyorum kusura bakmayın ama diğer duyurudaki durumun üzerine biraz daha detay verebilir haldeyim.

Mesleğim: mühendisim
Yaş: 34
Medeni hal: Bekar

Abu Dhabi için:
- Net maaş 8300 USD
- Yılda performansa bağlı olarak 20000 USD'ye kadar prim
- İlk 1 ay konaklamamı karşılıyorlar
- Taşınmamı karşılıyorlar
- Yıllık izin hakkım 30 gün
- Sağlık sigortası var

Eskişehir için:
- Net maaşım 4150 USD
- Yılda performansa bağlı 4150 USD'ye kadar prim
- Yıllık izin hakkım 20 gün
📊 Hangisi?
-2
depresif çocuk
(24.08.26)
abu dhabi bok gibi yer dubai gibi özgür de değil. 1.5 saat yol çekersin dubai'de eğlenmek için
yürümek istesen yürüyemezsin sıcaktan. Tek güzel yani ucuza bol bol uzakdoğu yaparsın

eskişehir daha iyi ama 200k para değil açıkçası eskişehirde bahçeli villada yaşam 80k sosyal biriysen kredi kartı min 90-100k akşam yemekleri tatili alışverişi
20k da biriktirirsin işte
+3
croswell
(24.08.26)
Brütler mi netler mi?
0
klassno
(24.08.26)
Gecen biri klasik birsey yazmisti, Hollanda'dan Turkiye'ye geri tasinmislar, cunku cicekleri orada acmamis vs, cok romantik. :) bir de ben boyle bir plan yapiyorum, aileden herkes ya ne isiniz var falan filan diyor. Ben de su sekilde cevap veriyorum: www.youtube.com

Neyse BAE icin cok pahali diyorlar, ne kadar pahalidir bilmiyorum Numbeo'ya gore bahsettiginiz paralar birbirine denk. Bu senaryoda Eskisehir'den memnunsaniz gitmek cok mantikli gelmiyor. Tabii suyun gozesinden bir yudum icip(yani orada para biriktirip) doneriz derseniz mantikli olabilir. www.numbeo.com

Bu arada 4150 dolar Eskisehir'de gayet iyi para.
+4
mbond
(24.08.26)
Kendi yerlerinde alim gucleri benzer gozuktu, bu acidan bariz bir secenek yok. Para biriktirmek istiyorsan kira belirleyici olur. Bana gore Abu Dhabi hem izin acisindan daha avantajli hem de birikim, seyahat imkani, hayat kalitesi gibi acilardan bir adim onde. Dezavantaji yasam konseptleri ve su an sorunlu bir bolgede olmasi.
0
osssy
(24.08.26)
Riyadh tan bildiriyorum. Eskişehir.

Bir insan para için şeriat ile yönetilen bir ülkede yaşar mı allah aşkına ?
+4
paudi
(24.08.26)
Abu dhabi tartışmasız.
-4
ezkaza
(24.08.26)
eskişehir’de ne yapacaksın ya, eskişehir yani. abu dhabi. dünyan genişler.
-4
deartheodosia
(25.08.26)
yurtdisindan orta dogu ile birebir 10 yildir is yapan biri olarak; kesinlikle abu dhabi. biraz ileri gorusluyseniz zaten, baska secenek olamaz.
ayrica abu dhabi riyad ile kiyaslanamaz, gayet kocaman bir expat community var, abu dhabi'ye gidip de eglence bulamadim diyen gormedim.
neden abu dhabi? yurtdisi is deneyimi kazanacaksiniz, ingilizceniz gelisecek muhtemelen ingilizce is yapacaksiniz diye dusunuyorum, yurtdisinda is yapan sirketlerle birebir tanisma ve bu sirketlerde calisan insanlarla birebir tanisma (expat gruplar, is arkadaslari, is arkadaslarinin arkadaslari) imkaniniz olacak, oradan baska sirketlere gitme ihtimaliniz - eger sosyal ve akli basinda biriyseniz - cok daha fazla. ayrica abu dhabi'den cok guzel seyahat etme olanaklariniz var, asya yakin, afrika yakin, gezersiniz.
bekar oldugunuz icin okul masraflariniz, asiri luks evlerde yasama masrafiniz, bakici/temizlikci masrafiniz olmayacak. uygun bir daire bulabilirsiniz. sirket arabasi talep edin mumkunse. arabasiz olacak bir yer degil. ayrica bazi sirketler, pozisyonunuza gore yilda 2/3 kere aile ziyareti icin ucak bileti vs. karsiliyor. bunlari dusunebilirsiniz.
ha benim dubai'ye gidip bir apartman dairesinde 10 yilini gecirip kimse ile tanismayan, isten eve evden ise gidip gelen, para biriktirip turkiye'de evler alan arkadasim da var. oyle olacaksaniz bence degmez. orada olmayi sonuna kadar network ile, aktiviteler ile vs. kullanacaksaniz hele de bekarsaniz cok guzel firsat.

abu dhabi'de yasam icin, reddit forumlari daha dogru bilgi verecektir.
+1
kassiopeia
(25.08.26)
Ülkeye tıkılıp kalmama, Dünya vatandaşlığına yelken açma fırsatı doğmuş, hala düşünmenin alemi ne?
-5
Mirket
(25.08.26)
(2)

böyle bir istatistik hesaplaması yapılır mı?

konetsu
birçok yerde paylaşılan şu elektrikli hybrid ve içten yanmalı yangın oranlarını görmüşsünüzdür? en sık paylaşılan en yaygın oranlar buradaki değerleri baz alıyor https://www.autoinsuranceez.com/gas-vs-electric-car-fires/100.000 araçta elektrikli 25, hybrid 3474, içten yanmalı 1529 şeklinde. toplam i
birçok yerde paylaşılan şu elektrikli hybrid ve içten yanmalı yangın oranlarını görmüşsünüzdür? en sık paylaşılan en yaygın oranlar buradaki değerleri baz alıyor
www.autoinsuranceez.com

100.000 araçta elektrikli 25, hybrid 3474, içten yanmalı 1529 şeklinde.
toplam ise elektrikli 52, hybrid 16051, içten yanmalı 199533

bunlar da NTSB(National Transportation Safety Board) ve BTS(The Bureau of Transportation Statistics) verilerini kullandığını söylemiş? güncel demişler bir de :D

gerçekten bu iki kaynağa ait 3 veri seti üzerinden hesaplanmış ama nasıl hesapladıklarına takıldım ben :D
ilk veri seti 2017'den ntsb: i.imgur.com
ikincisi bts 2018 i.imgur.com
üçüncüsü yine bts yine 2018 i.imgur.com

yapılan hesaplama da şu şekilde.
ilk veri setinden yangın sayısı sanarak? ölümlü kaza sayılarını almışlar. onda da araçları garip şekilde gruplamışlar. etanol kullanan araçları hybride katmışlar, hidrojen bataryası kullanan aracı elektrikli saymışlar vs.
aynı sayılara şu şekilde ulaşıyoruz:
elektrikli 51+1=52
hybrid: 14146+1765+134+6=16051
içten yanmalı 171220+28155+153+5=199533


ikinci kaynaktan 2018 yılında satılan hybrid ve elektrikli araç sayıları alınmış.
elektrikli: 207062
hybrid: 338149+123883= 462032

üçüncü veride de 2018'de satılan toplam binek araç sayısını almışlar bundan hybrid ve elektrikliyi çıkarıp içten yanmalı sayısı olarak kullanmışlar.
13711000-(462032+207062)= 13041906

bunları da 100000'de oranlamışlar.
52/207062*100000=25
16051/462032*100000=3474
199533/13041906*100000=1529


şimdi adamlar 2013-2017 yıllarındaki ölümlü kaza/yangın oranı verisinde 5 yıldaki toplam kaza sayısını yangın sayısı olarak almış. ve bunu 2018 yılında satılmış araç sayısını kullanarak oranlamış? buradan uydurdukları sayılara da araçların yakıt tipine göre yangın oranı demiş. böyle bir istatistik hesabı var mı?

kazalar 2013-2017 model arabalar bazında bile değil hani, gelmiş geçmiş 2017 yılına kadar amerikada satılmış ve hala yollarda olan tüm araçları kapsıyor :D ama oranlamaya gelince yalnızca 1 yılda satılmış araç sayısı baz alınıyor. kaza başına yangın oranları zaten ilk tabloda belirtilmiş burada hybrid en az yanan, adamların hesabında elektrikliden 140 kat daha fazla yanıyor gibi gösterilmiş :D

alınan sayılar yangın sayıları bile değil, ama öyle olduğunu varsaysan bile durduğu yerde yanan araçları kapsamıyor, kazadan bir süre sonra yananları kapsamıyor, ölümsüz kazalarda yananları kapsamıyor, şarj olurken yananları kapsamıyor.

bu sayıları sosyal medyada normal kullanıcılar da sıklıkla paylaşıyor ama onun dışında haber siteleri, yüzbinlerce/milyonlarca takipçili hesaplar bile paylaşıyor :D

bu veriyi daha önce gördünüz mü hiç? ve inanmış mıydınız?
daha detaylı ve verilerin kaynak linkleriyle filan entry de girdim ama tutmadı :D uzun geldi okuyamadı millet herhalde xD
(bkz: elektrikli araç yangınlarının gerçek oranı )
📊 bu istatistiklerle daha önce karşılaştınız mı?

Bu anket sona erdi. 3 oy kullanıldı.

0
konetsu
(14.08.26)
Yazdiklarini okudum. Hayir, boyle istatistik hesabi yapilmaz. Soyledigin gibi yangin verisi olmadigi gibi olsaydi bile arac basina degil yapilan km basina hesaplanmasi gerekirdi. Haber elektrikli araclar hk algi yonetimi icin yapiliyor belli ki. Haberi gormustum fakat hesaplama detayini gormemistim. Tesekkurler.

www.caranddriver.com
0
osssy
(15.08.26)
@ossy ilk veriyi gösteren onun kullanıldığını söyleyen birkaç yer olsa da tüm satış sayısı detayıyla kullanılan 3 veriyi birlikte gösteren görememiştim. ne yazıkki yıllar önce bile yanlış olduğu kanıtlanmışken hala veri değişmeden güncel gibi bu sayılar paylaşılıyor :D

en son türkiyede skywell yanınca gündem olmuştu onda da haber sitelerinde ve çok takipçili hesaplarda yine bunu gördüm :D webtekno paylaşmış mesela, gördüğüm takipçisi en yüksek buydu son olayda. aynı sayılar 2024-2025 diyor onların kaynağının başlığında :D www.instagram.com

aynı aracın sözlükteki başlığında da 2 kişi aynı verileri paylaşmış :D
eksisozluk.com
eksisozluk.com

yüzbinlerce takipçili elektrikli araç kanalları da paylaşıyor :D youtu.be

haber siteleri bile paylaşıyor :D www.cnnturk.com
0
🌸konetsu
(15.08.26)
(5)

Kiralık ev arama işlerinde sarı site yeterli mi?

1837837
Yoksa emlakçılara girmek yada sokak sokak dolaşma da yapılmalı mı?
Yoksa emlakçılara girmek yada sokak sokak dolaşma da yapılmalı mı?
0
1837837
(14.08.26)
Degil. Daire uzeri sahibinden afisler ya da emlakcilarin ilana girmedigi yerler olabiliyor. Ustelik hem ilan fiyati hem izin proseduru sebebiyle siteye ilan vermeyenler de artti.
0
osssy
(14.08.26)
Ek olarak cok fazla sahte ilan da olabiliyor.
+1
Sour
(14.08.26)
sarı siteden çözülüyor ama en güzeli sokak sokak dolaşmak. hem yürüyüş oluyor.
0
klassno
(14.08.26)
Ama yürüyerek ilan aramak da çok zor ve yorucu değil mi ? Ben de birkaç gündür ev bakıyorum. Bugün öğleden sonra birkaç sokak gezeyim dedim, telef oldum ya sıcakta. Kafam yukarıda apartmanlarda, geze geze bezdim yorgunluktan.

Diğer bir iki tane emlak sitesi ve Facebook grupları da var ama hepsini takip edip süzebilmek cidden zor :(
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(15.08.26)
aylarca ev aradım, bire bir deneyimlerimdir:
bulunduğunuz şehire göre değişiyor. küçük şehirde tanıdık, emlakçı vb daha hızlı çözülüyor. istanbul'da ise hız çok önemli gözüne kestirdiğin yer anında gidebiliyor, istanbul gibi yerde öyle gezerek çok zor ama onu da yaptım. emlakçı emlakçı da dolaştım. sarı siteyi sürekli yoklamak gerekiyor, şu an oturduğum evi iki farklı ev görme arasında sarı sitede gezerken buldum(o zamanlar bir günde sayısız ev dolaşıyorduk, yolda da sarı siteyi arşınlıyorduk). sahibi 1 günlüğüne açmıştı. aynı gün birden fazla talipli vardı, sırf aynı memleketliyiz diye bizi tercih etti(memleket muhabbeti hiç sevmem, kimseye de sormam ama ev sahibi çok önem veriyormuş öyle denk geldi).
0
late viper
(16.08.26)
(16)

Emlak satis isi

lina
Boyle bir is icin tum masraflar size ait sekilde ulke degistirir miydiniz? Alacagin ucret sadece sattigin evin komisyonu seklinde. Ne maas, ne sigorta, ne konaklama, ne yemek hicbir sey yok. Yani satis yapana kadar kendi cebinden eksilecek.Oyle buyuk paralar konusuluyor ki guya bir satisci ilk evini
Boyle bir is icin tum masraflar size ait sekilde ulke degistirir miydiniz? Alacagin ucret sadece sattigin evin komisyonu seklinde. Ne maas, ne sigorta, ne konaklama, ne yemek hicbir sey yok. Yani satis yapana kadar kendi cebinden eksilecek.

Oyle buyuk paralar konusuluyor ki guya bir satisci ilk evini satar satmaz komisyonla o ulkede villaya tasinmis... tek bir evin satisindan kalacak para olarak 600, 700 binden (tl olarak) bahsediliyor.

Birikim yakip bu yola girer miydiniz?

Buradaki kosullariniz ise 60 binle maasli calisansiniz. Ev yok, araba yok, anca hayatta kaliyorsunuz.

Ama gidip 3. Ay hala satis yapamazsaniz geri gonderileceksiniz ve dondugunuzde bu 60 binlik isi de bulamayabilirsiniz bi daha. Nitelikten bagimsiz konusuyorum bu konuda, hemen aranan eleman degilsinler gelmesin lutfen, piyasa berbat, ne kalifiye tanidiklarima 40 bin teklif ediliyor 40 yilin basi cikan is firsatlarinda.

Konuya donersek ulke bir avrupa ulkesi degil. Ve bu paralar kazaniliyor mu gercekten bu iste? Illa satilir gibi de geliyor aslinda bir ev. Ayrica Is teklifi sadece bana gelmedi, koca bir grup goturulecek, tutunabilen tutunacak seklinde.
0
lina
(14.08.26)
Kazanılıyor maalesef
0
Cezcez
(14.08.26)
kazanılır şöyle düşün 500 bin dolara ev satsan yüzde 3 komisyon alsan 15 bin dolar eder. az para değil.
denenebilir bence.
0
jelly bear
(14.08.26)
Bir körfez ülkesinden bahsediyorsak, zamanlama olarak çok da hevesli olmazdım.
0
Mirket
(14.08.26)
Burada kilit kelime villaya taşınmış.

Herhangi bir şemada size lüks arabalı aynı işi yapan,villaya taşındı denilen ,köpürtülüp iştah kabartan sunum yapılıyorsa bunun sonunda ya ponzi çıkar ya dolandırıcılık.

Kısaca seni dubai ,gürcistan vb.ne götürecekler,ordaki projeyi birilerine pazarlamanı bekleyecekler.olursa olur suyu olmazsa pilav suyu olacak.eskiden bu işlerin ahlağı vardı giderkende iyi paralar ödüyorlardı,artık onuda kaldırmışlar.

Gitttiğin yerde yaşayacakların çok ahlaklı olmayacak.
+3
duptıs
(14.08.26)
ilk komisyonla villaya taşınmış olmak yanıltıcı bir ifade bence. villada oturmaya devam edebilmek önemli.

bu tarz "şu işte acayip para varmış" şeklindeki tevatürlere, hele hele emlak satışı gibi eğitim gerektirmeyen (tıp okumak, mühendislik okumak gibi) işler için, "o halde neden herkes bu işi yapmıyor?" diye bakmak lazım.
0
co2s2
(14.08.26)
Aman, dolandırıcılık olmasın... Çin mafyasının Kamboçya gibi uzak doğu ülkelerindeki modern köle ticaretinden haberdar mısınız? "Viila" ve "Komisyon" anahtar kelimeler. Bir araştırın internetten, tuzağa düşmeyin, maazallah hayatınız kaymasın.

Linkteki olayı mutlaka okuyun:
eksisozluk.com

Yine konuyla ilgili:
home.treasury.gov
freetheslaves.net
link.springer.com

Laos, myanmar, filipinler, kamboçya gibi uzak doğu ülkelerinde çinli mafyatik oluşumların böyle tuzakları var.
0
yadigar
(14.08.26)
Calisanina deger veren firmalar yurt disi yer degisimi istedigi calisanina bu sartlardan iyi imkanlar teklif ediyorlar. Sizin teklifte bu deger olmadigi gibi muhtemelen calisan bile sayilmayacaksiniz. Calisan degilseniz araci size ne katacak bunu iyi degerlendirmek lazim. Daha da onemlisi calisan olmayip "geri gonderilecek" biri iseniz pasaportunuza el koyuyor olabilirler, bu da her turlu suistimale acik bir durum olurdu. Belirsiz bir "cok para" bir havuc olarak sunulduysa daha da dikkatli olmak lazim.
0
osssy
(14.08.26)
Abi acayip dolandırıcı işine benziyor.
Yani yanlış anlama da dolandırıcıların tam aradığı insan modelisin; az maaştan bıkmış, ancak hayatta kalıp kaçış yolu arayan.
En basiti ilanları senin adın soyadınla açıp parayı senin üstünden döndürüp sonra polisle senin basının derde girmesi.
Misal sallıyorum proje ev olur, evin emlakçısı sensin, evi satan sensin. Para senin hesabından döner ve hop o ev verilmediği zaman sana patlar.

Sen 60 bin lira alan biri olarak yurtdışında emlakçı olacaksın ve vaadlerden biri "o kadar para var ki villaya geçti" olacak.
0
logisticsmanager
(14.08.26)
Hepinizi katilmakla birlikte, o ulkede cok iyi bilinen bir sirketmis bu. Orada bir sure yasamis kisilerden bizzat duydum. Adi sani var. Logistics o tarz bir sey degil. Ama hala red flag benim icin de. Ama bir yandan yoksa ciddi bir firsat mi kaciyor diye dusundum. Ama en onemlisi neden ben mesela? :) su ilan senin adina acilir hic aklima gelmemisti, olabilir her sey haklisiniz
0
🌸lina
(14.08.26)
Abi peki anlamadığım şey;
Bu şirketin olduğu ülkede adam yok muymus?
Misal dubai'de adam olmadığı için fabrikada çalışmalık insani hindistan, filipinlerde falan arıyorlar. Onu anlarım.
Sen sana deli paralar kazandıracak emlakçılık işi için Türkiye'den adam mı getiriyorsun?
Buna ek olarak şirket çalışanı olmadan (sigorta yok) nasıl o ülkede çalışacaksın onu da anlamadım. Böyle rastgele kapısı açık olup adam alan hangi ülke var?
+2
logisticsmanager
(14.08.26)
60binlik işi emlak satış işinin yürümeyeceğini biliyor olsam dahi sadece deneyim edinmek bir şeyler öğrenmek için bile düşünmeden yakarım. Emlak kendi alanınsa eğer ve yeteri kadar idare edecek birikimin varsa yapmalısın bunu. Hangi ülke bu? Tek başına da değilsin ekipce gidiliyor. Daha ne kadar iyi olabilir ki.
0
beyfendi
(14.08.26)
ortada tuhaf bir seyler var. yazildigi gibi boyle bir is imkani varsa neden baskasi yapmiyor onu anlamak lazim. boyle firsatlar icin hayrina adam toplayip goturmezler. sana gelene kadar ese dosta paslanir gercek bir firsat olsa.

bir de ulke de onemli burada. her ulkenin hukuku farkli. ulkeye nasil gireceksin? turist olarak girip mi calisacaksin? parayi yatiracaklari ne malum hicbir kaydin kuydun yoksa. sigortasiz orada calistigin icin nezarete atilip deport edilme ihtimalin bile var.
+1
antikadimag
(14.08.26)
bahsettiğiniz büyük para orası için çok büyük olmayabilir. mesela 3 ayda ev satması gerekiyor demişsiniz; o zaman 3 ayı bir ev satmak için frekans olarak baz alırsak mesela 600bin tl nyc’de 3 ay geçinebilmek için iyi bir para değil. ülke önemli diyorum ve bu iş oranın yerelleri tarafından neden yapılmıyor +1.
0
eileengray
(14.08.26)
ek is olarak emlakcilik yapiyorum. zaten insaat sektorundeydim, emlaga ordan bulastim. 3 senedir kovaliyorum ama isler kesat.

yasadigim sehirde 10bin emlakci var, ve bunlarin sadece %5i bu isten fulltime gecimini saglayabiliyor. %95'inin ya ek isi, ya da acliktan agzi kokuyor.

cunku ev satmak da, ev alacak musteri bulmak da o kadar kolay degil. parasi olan asiri nazli, gercekten ev almak isteyende de para yok.

tek evin satisindan 600-700bin tl alabilirsin ama onun icin milyon dolarlik ev satman lazim, onu da satacak adam neden daha ulkeye yeni gelmis birine guvensin, sen daha evin oldugu muhitin ismini bilmiyorsun, adam iki soru sorsa kitlenip kalacaksin??

belese peynir fare kapaninda olur, bobrek.avi.
bulasma
0
cooperr
(15.08.26)
Öncelikle işin hangi ülkede olduğuna göre işler değişir. Mesela dubai ise bombalar yüzünden işler kesattır. Afrika ülkeleri ise dolandırıcılık çetesi kaçırabilir size illegal işler yaptırmak için. Özetle sıkıntılı ülkelerden biri ise uzak durun.
0
filipis
(15.08.26)
ülkeyi niye gizli tutuyorsun ki?
0
parka
(15.08.26)
(14)

Tüplü Dalış

faberkastelli
Hiç tecrübesi olmayanlar için 4-5 metreye kadar dalış yaptıran yerler var. Denizde yüzerken şnorkelle balıkları izlemeyi falan çok seviyorum, o yüzden de denemek istiyorum. Aranızda amatör bu şekilde dalış yapan oldu mu? Tehlikesi var mı? Bir de Antalya'da tavsiye edebileceğiniz yer var mı bunu dene
Hiç tecrübesi olmayanlar için 4-5 metreye kadar dalış yaptıran yerler var. Denizde yüzerken şnorkelle balıkları izlemeyi falan çok seviyorum, o yüzden de denemek istiyorum. Aranızda amatör bu şekilde dalış yapan oldu mu? Tehlikesi var mı? Bir de Antalya'da tavsiye edebileceğiniz yer var mı bunu deneyimleyebileceğim?
0
faberkastelli
(12.08.26)
bireysellere değil de dalış okullarına gidin köklü
discovery dalış diye geçiyor 15 dakika 4-5 metrede geziniyor. bence bunun yerine direkt 1 yıldız bröve almaya çalışın 18 metreye kadar dalabiliyorsunuz keyfi o zaman başlıyor.
0
croswell
(12.08.26)
Bu konuda benim de merakım var ama maliyet konuları canımı sıkıyor. Birkaç 10000 tl den başlıyor galiba yapay zekadan aldığım cevaba göre.
0
denizciman
(12.08.26)
tehlikesi yok gayet rahat olabilirsin. 5 metre hiçbir şey zaten. 3-4 kere daldım iyiydi gayet. tek sıkıntı basıncı düzgün ayarlayamazsan kulakların ağrıyabilir.
0
jelly bear
(12.08.26)
4-5bindir fiyatı 10bin değil, tehlikesi yok, antalyanın neresinde olduğunuza göre öneriler değişir
+1
jülsezar
(12.08.26)
tehlikesi şöyle yok; dalış öncesi gerekli eğitim ve tanıtım yapılıyor. dalış sırasında kontrol tamamen hoca'da oluyor ve sizi sırtınızdaki tüpten tutuyor. haa oldu ki, panik vs bir sıkıntı hissederseniz, bir palet vurduğunuzda yüzeydesiniz zaten. o derinlikte deko (yüzeye çıkmadan önce bekleme zorunluluğu) falan olmadığı için, buna bir engel de yok. 4-5 m derinlikte hoca sizi gezdirip, balıklara falan baktıracak; isterseniz hatıra fotosu çekecek. olayı bu.
dalışa merakınız varsa bunu bir yapın, sonra sertifika alıp almak istemediğinize karar verirsiniz. tek sıkıntılı yanı, dalış çok keyifli ve fakat ne yazık ki pahalı bir hobi ve insan sürekli fazlasını istiyor :/

antalya'nın herhangi bir beldesindeki turistik limandaki teknelerden birine sabah erken gidip direkt olaya girebilirsiniz. siz deneme dalışına katılacaksınız; aynı teknede yıldızlı dalıcılar da olacağı ve onlar öö ve ös iki dalış yapacağı için, günün kalanında çok güzel koylarda denize girip teknede vakit geçirme imkanınız da olacak. yani tatilinizin bi günü bu aktiviteyle son derece keyifli geçebilir. tekneler çoğunlukla basit öğle yemeği de veriyor; içecekleri satıyorlar. daha fazla bilgi isterseniz, önceki akşamki liman geziniz sırasında, teknelerin önüne kurulan standlardan bilgi alabilirsiniz. standartlar ve fiyatlar aşağı yukarı aynıdır ve bunu korumayanı camia içinde barındırmıyor zaten.
keyifli dalışlar.
+4
lil siztah
(12.08.26)
kısa bilgiler,
tehlikesi yok (yani yolda yürümek kadar tehlikeli ancak)
yine de şunu söylemek isterim, ilk kez tüplü dalış yapacak birisi için beklediğiniz dünyaya giremeyeceksiniz.
bir kere şöyle yarım saat sessiz huzurlu şekilde dipte durur balıkları izleyeyim hali olmayacak. normal maskeyle dalışta nefesi tutuyorsun ama tüplü dalışta sıklıkla nefes alıyorsun ve bu yüzden çok gürültülü. sürekli bılıbılı bılıbılı diye baloncuk sesi olacak. ha sakin kontrollü biriysen bunu azaltabilirsin.
yapamamaniçin söylemiyorum sadece bilgi olsun diye yazdım. bence dene, çok keyifli bir şey.
0
kisa
(12.08.26)
ilker ayrık kanalında son videolarında var kendisi yapıyor vlog olarak çekmiş altında da yaptığı yerin linki var izleyip kendinizde görürsünüz süreci.
0
eja
(12.08.26)
4-5 metreye tehlikesi yok diyenler yanlis soyluyor. Dalis her zaman basinc tehlikesi barindirir. Tehlike yok diyenler basiniza bir saglik problemi gelirse o sende zaten varmis diyeceklerdir, bilgin olsun.
-2
osssy
(12.08.26)
tehlike yok , tehlike var diyenler yanlış söylüyor.

o bahsedilen durum kulak eşitleme vs, zaten seni şaşks diye 5 metreye indirmiyorlar 20 cm altta bile kulaklarını eşitledin mi sorun var mı diyorlar.
0
jülsezar
(12.08.26)
@ossy, boş konuşma lütfen.
dalışta derinlere inildikçe, artan basınçla, solunan azotun fazlası kanda çözünür. ani çıkışta basınç hızla düştüğü için, bu gaz kabarcığa dönüşüp dolaşımda sorun yaratabilir. bu sebeple, çıkarken belli derinliklerde belli sürelerde bekleme duraklamaları yapılması gerekir. son bekleme durağı da 5 metrededir mesela. 5 metrede 15 dk gezinen adam, nerede neyin basınç tehlikesini yaşayacak? sanki bana günde 5 tane teknik dalış yapıyor..

normal eğlence yüzüşü sırasında, nefesini tutarak insan boyunda dalıp-çıkanlar bile, inerken kulak eşitleme yapmazsa ve hızlı çıkışta nefesini tutarsa, rahatsızlık yaşayacağını bilir mesela. bunlar da tehlike değil, anlık ve ufak rahatsızlıklardır sadece.
kısacası boş korkular salmanın manası yok.
+2
lil siztah
(12.08.26)
10m derinlikte basınç iki katına çıkacak. orta kulaktaki havanın hacmi yarıya inecek ve kulak zarı içe doğru vakumlanacak (pv=nrt) sizin de orta kulağa hava verip orta kulaktaki basıncı arttırmanız gerekecek.

bu kadar teknik göründüğüne bakmayın. uçağa bindiğinizde, dağa çıktığınızda, dağdan indiğinizde kulaklarınızda oluşabilen problemin aynısı aslında.

dalış öncesinde hoca size 1-2 teknik anlatacak. aşağı inerken yavaş yavaş inip, bu teknikleri uygulayıp kulaklarınızı eşitlediğinize emin olursanız ve genel olarak da panik yapmazsanız hiç bir problem olmaz.
0
co2s2
(12.08.26)
@lil, terbiyesizlik yapma.
Daha once bahsetmedin, simdi ufak rahatsizlik demeye basladin. Ufak rahatsizlik diye kucuk gordugun sey baska biri icin buyuk rahatsizlik seklinde tezahur edebilir.
-1
osssy
(13.08.26)
terbiyesiz bir durum yok ortada; bilmeden konuşup gereksiz korku salıyorsan, bunun türkçe'deki karşılığı boş boş konuşmadır: içi boş, bilgi içermeyen, amaca hizmet etmeyen vd.
dalıştan önce dikkat etmesi gerekenleri hoca anlatacak ve bu rahatsızlıkları yaşamayacak işte, bahsetmediğim nedir? boş yapmaya devam ediyorsun ne yazık ki..
0
lil siztah
(13.08.26)
Bir sey olmaz dedikten sonra bir sey oldugunda yaninda olacak misin arkadasin? Sen oyle dedin ben farkli soyledim. Konuyu bile anlamadan hakaret ediyorsun. Arkadasin kulak gecmisini biliyor musun? Tibbi tavsiye verebilecek kalibrede misin? Arkadasin mustakbel dalis hocasina kefil misin? Bakin iste bu cahillik.
0
osssy
(13.08.26)
(33)

bu aile beni zorlar gibi değil mi?

homohominilupus
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için. o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için.
o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim geldiğimi söyleme iki yetişkin gibi konuşalım o da uzaktan bizi merak etmesin birer kahve içer konuşuruz dedim. meraklandırma insanları dedim. yaşlar 30 +bu arada:)

Ama kız arkadaşım hemen annesine benim geldiğimi söyledi ,annesi de kıza " sen çağırmışsındır hominilupusu, anlaşıp buluştunuz değil mi şimdi " vs demeye başladı. kız da annesini ikna edemeyince , annesini ikna etmem ve sakinleştirmem için bana verdi teli.(ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım da etkisiz kalmıştı ben de ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli)
ben de kızdan telefonu aldım , ellerinizden öperim rahat ol güzel teyzem biraz konuştum ettim hal hatır vs yumuşattıktan sonra " ayşe teyzeciğim, merve'nin bir suçu yok , görüşüp planlı bir buluşma değil bu, ben sürpriz yaptım bir çay içeceğiz, konuşacağız" dedim.

kadın bir anda bana "Hayırrr Yalan konuşuyorsun yalan konuşma kesin merve çağırdı seni " diye çıkıştı(bağırdı yani) neye uğradığımı şaşırdım. annemin babamın kız arkadaşıma nazik , ilgili davranışları aklıma geldi kadınsa beni daha şimdiden telefonun ucundan azarlayıp itham ediyor falan.
yanımda kız arkadaşım olduğu için saygısızlık yapmadım durumu sakince tekrar açıklayıp kızın suçu olmadığına ikna ettim anneyi.

bu kez de anne zaten ben tüm anlaşmazlıklarınızı biliyorum hepsinde de sen yanlışsın diye de tek taraflı konuşmaya başladı ama aramızdaki özel hakkında ne biliyor da böyle konuştu anlamadım ama o an kafamda bitirdim bu insanlarla anlaşamam gibi hissettim. haklısın teyzem özür dilerim dedim kız arkadaşım zorda kalmasın diye ve annesine saygısızlık etmemek için. kız arkadaşım da annesine hiç saygısızlık yapmadığım ,hep alttan aldığım için teşekkür etti , sarıldık daha da bir şey konuşmadan geri döndüm.

o da belli ki her şeyi abartarak ve taraflı şekilde annesine anlatmış en ufak şeyleri bile.
ben bu kayınvalide adayı ve aile ile yapamam değil mi?
-1
homohominilupus
(09.08.26)
Cok dandik sorunlu iliskiler.

30 yasinda bir kadin erkek arkadasini annesine cekistirerek ne bekliyor? Kadin tabii ki damat adayina cephe alicak. Arkadasini bile tek tarafli dinlesen duygusal tepki verip sevgilisinden soğursun.
+10
Purple life
(09.08.26)
aile sizi zorlar, evet. ancak bunun sebebine bakıldığında, bunun, kız arkadaşınızın idare beceriksizliği yüzünden olacağı anlaşılıyor.

karşımdaki anam ve sorun yaşadığım sevgilim değil de, iki canım kardeşim dahi olsa, iki taraftan da izin almadan telefonu birinin eline tutuşturmayı aklımdan bile geçirmem şahsen. annesini olaylara bu kadar bulaştırıp, işin içinden çıkmayı size bırakması, size karşı tavrının ve niyetinin çok da temiz olmadığı izlenimi bıraktı bende, ek olarak. yaşlar 20 deseniz hadi bir derece de, kız arkadaşınız zorda kalmasın diye sizi düşürdüğü durumu da bir değerlendirin bence.

bütün bu olanların kısmen haklı çıkarılabileceği tek senaryo, söz konusu tartışmada sizin ciddi bir kusur işlemiş olmanız gibi görünüyor bana. değilse, aileden önce, 30 yaşında anlattığınız biçimde davranan kadının sizi daha çok zorlayabileceğini değerlendirmenizi öneririm.
+8
lil siztah
(09.08.26)
evet yaptıkları ithamlara cevap veremedim çünkü kız arkadaşımın bariz hataları vardı anne babası bunları duysun ve onlara karşı mahcup olsun istemedim zaten desem de bir şey değişmezdi kadın bana “ merve bizim her şeyimiz o ne derse ne isterse biz onu yapmakla yükümlüyüz” diyor. başka bir şey duymak istemiyor. kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Sal abi.

Hayatinda aldigin en önemli karar esinin kim oldugu. Insanin cocugu bile belli bir yasa geliyor evden gidiyor bayramdan bayrama görüsüyorsun.

Esin hep seninle dolayisiyla böyle drama yaratan cözüm üretmek yerine kendine sunulan cözümü bile implement etmekte yetersiz bir kadinla ne isin var.

Sen daha dengeli, akilli ve zeki bir arkadasa benziyorsun. Kendin gibi birini bul. Bu dramalar cekilmez.
+5
Purple life
(09.08.26)
O telefonu eline tutuşturma davranışına iyi bak. Bu bir tutum. Yani sürekliliği olan bişey.
Evlendiğinizde eşinin kendi sorumluluklarını senin kucağına bırakması durumu ile başedebileceksen yaparsın. Katlanamayacaksan işkence olur.
Değişmesini beklemek de milli piyango bileti almak gibi düşünebilirsin.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(09.08.26)
Anne psikolojik olarak problemli. Kız arkadaşın çok tecrübesiz. Onun annesini sakinleştirmek senin işin mi. Kaçman için son 5, 4... saniye
-5
arbre
(09.08.26)
ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım etkisiz kalmıştı ben de annesini bir sorun olmadığına ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli. tabi kız arkadaşım başta anne bir işim var, arkadaşlarlayım vs dese sorun olmayacaktı pat diye benimle görüştüğünü söyleyince böyle oldu:/
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Ben bu tür insanlarla lisede üniversitede arkadaşlık bile yapmadım kadın halimle, siz aile falan diyorsunuz.. Yanınızdaki insana saygı duyduğunuzu anladığım için yazıyorum cevabı da, yoksa avukat arkadaşım kimden para kazanacak o para kazanamazsa bana gezerken nasıl eşlik edecek. Deli para kazanıyor bu tür ilişkilerden..
Ben arkadaş bile olmam sevgilinizle. Bir yere gidip bi kahve içsek akşam annesi tüm hayatımı bilecek, iki gün sonra kızla aramız bozulacak benim hiçbir şeyden haberim olmayacak çünkü annesi bana sinir olmuş olacak, evine misafir olsam saçma sapan tripler çekeceğim.. Hayır genç de değil 30 yaşında.
Üst katımda var bu versiyondan. Nişan düğün sürecinde yaşananlardan sonra mesafe koymuştuk. İş rezillik boyutuna ulaşınca arkadaşla da eşiyle de iletişimi kestik. Kız en son bebek çalışmalarını anasıyla planlıyordu. Bu muhabbetten sonra saldık zaten. Siz bilirsiniz yine de. Kolaylıklar dilerim.
+1
asue
(09.08.26)
iyinin iyisini düşünelim. kızla evlendin, çoluk çocuğa karıştın. acaip de mutlusun. ee annesi hiç rahat durmayacak ki, senin anana babana kadar laf sokmalar, sen şöylesin, böylesinler.

kız annesiyle görüşmese olmaz. belli ki herşeyi annesine de anlatıyor. huzur falan da kalmayacak, evlilik de kalmayacak.

bak en iyi ihtimalleri söylüyorum, hani eşinle problemin yok herşey yolunda, senin anne babanda sıkıntı problem yok falan.
+1
omer460
(09.08.26)
Burada ne diyorlarsa tersini yap. Eksiduyuru kullanıcıları ilişkiler konusunda beceriksizdir.
-8
Cezcez
(09.08.26)
Bekara (burada ben oluyorum) karı boşamak kolay ama yol almakta büyük yarar var gibi görünüyor. Evli değilken bunlar yaşanıyorsa evlilikte yaşanacakları hayal bile edemiyorum.
+3
10551037
(09.08.26)
Biz y kuşağı anamıza babamıza bir şey anlatmazdık, anlatsakta anlamazlardı. Yaş farkı 30 üzeriydi. Her ebeveyn çocuğunun her anına dahil olmak istiyor bunu baba olunca anladım. Ama düşününce çok sinir bozucu, çocuğun her şeyine her anına müdahil olmak bireyi zorlar. Şimdi kardeş ne diyek benimde kızım var, benim kızımı bir oğlan üzüp dursa onun hayatını fuck ederim. Senin açından düşünsem bu kız neden anasına anlatıyor derim. Valla yeni nesil ilişkiler böyle mırç mırç olacak. Bu yeni tarz ebevynliğin sorunu. Evlilik öncesi sınavları geçmen lazım. Kızın anası sana laf ettiyse içinden şunu diyordur: oğlana olan lafı söyledim hiç terslemedi. Sana artı yazar. Kız almak zor artık başkan ben kızımı kolay kolay vermem. Bana damat olacak adamın işi zor.
0
mikahakkinen
(09.08.26)
En büyük sorun her şeyi annesine anlatması. Üç yıldır evliyim 7 yıldır eşimle birlikteyim bir kere bile olsun eşimin kötüsünü aileme anlatmadım anlatmam. Eşim de birkaç kere acemilikten anlattı ailesine. Hem ben uyardım eşimi hem de eşimin ailesi eşime kızmıştı ahahahahah bize bir şey anlatma diye o da bıraktı ilk başlarda anlatıyordu zaten.


Sevgilinizi uyarın sizin iyinizi kötünüzü ailesine arkadaşlarına anlatmasın. Siz artık iki kişisiniz ama tek bir birey gibi davranmanız gerek
0
Hallegadola
(09.08.26)
Evet
0
osssy
(09.08.26)
kız ailelerini çok iyi anlıyorum zaten üzersem haklılar ama en azından sen kızıma böyle bir yanlış yapmışsın aslı astarı nedir diye sormuyorlar ki. son tartışmamızda ben iş nedeniyle şehir dışındaydım hemen gidip gönlünü alamadım telefonlarıma da bakmadı son çare annesini aradım hani teyze biz tartıştık yanlışım olduysa özür dilerim demek için son çare. o da bakmadı telefonlarıma. ben en son özür için gittiğimde telefonda bana diyor ki sen kaç gündür aramadın etmedin şimdi mi geliyorsun? ben de iş durumumu biliyorsunuz telefonuma da bakmadınız dedim, sen beni üç kere aramışsın peşpeşe aradın benim küçük kızım hasta, hasta çocuğu olan birini bu şekilde aramak saygısızlıktır tabi bakmam dedi:) sonra geri dönebilseydiniz daha önce özrümü iletebilirdim dedim. hayır senin beni araman saygısızlıktır dedi. kız arkadaşım bizimkileri istediği zaman arardı bizimkilerde kızım bizim oğlanın sana bir yanlışı vs olur çekinme der yardımcı olurlardı oysa ki.
tamam teyze doğrudur özür dilerim kusuruma bakmayın dedim helalik istedim konuyu kapattım artık düzgün iletişim kuramayacağımı anladığım için saygısızlık yapmadan defteri kapatmak istedim.
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Son açıklamadan sonra yazdığımı sildim. Yaşlar 30 mu gerçekten?
0
Mirket
(09.08.26)
Senin gibi yapıcı ve uyumlu insanlar genellikle bu tip ailelerin içine düşüyor maalesef. Yapacak bişey yok, çekeceksin, evren o karmaşalı aileyi biraz düzene sokmak için rahatlatmak için seni görevlendirdi.
+1
megalomaniac
(09.08.26)
İlişkilere aileleri karıştırmak çok saçma değil mi? Evlenecek yaşa gelmiş iki yetişkinsiniz kendi sorunlarınızı kendiniz çözün, çözemiyorsunuz da ayrılın gitsin başka insan mı yok.
Bu kadar ana babalı yüz göz olunan ilişkilerden hayır gelmiyor.
+2
ekimoloji
(09.08.26)
evet yaşlar 30. zaten bu yaşta böyle şeylerle uğraşmayı hiç istemezdim kız arkadaşıma da bu söyledim iki yetişkin insanız neden özelimizi ailen biliyor hani 20-25 yaşında olsak toyluğuna vereceğim ama öyle de değil.
0
🌸homohominilupus
(09.08.26)
10 senelik evliyim, sevgiliyken durum buysa evlilikte burnundan gelir, kaç.

Kız arkadaşın 30 yaşında olmasına rağmen kendi hayatında söz sahibi değil, kaynanan hayatı sana dar eder.
+5
kimlanbu
(09.08.26)
aranızdaki tatsızlık dediğiniz olay çok büyük bir şey değilse anne çok sıkıntılı. bu tipler sınır bilmez, görüşmeseniz bile sürekli telefon üzerinden taciz ederler. bu yüzden bence kilit o yaşanan sorunun büyüklüğü. siz ona göre tepkisini tartın.

Kızı da anladığım kadarıyla annenin davranışlarını normal buluyor? Kız bu durumu normalleştirdiyse ve sınır çizemiyorsa koşarak kaçın. yoksa 60+ yaşında bir eşiniz olacak yakında :)
+2
eileengray
(09.08.26)
Herkes Anneyi ve annesiyle sınır koyamadığı için kızı suçlamış da;
Kızın elinden telefonu alan ve tartışmaya dahil olan sizsiniz.
Kız telefonunuza cevap vermiyor diye annesini arayan sizsiniz.
Telefonu açmayan, yani sizinle görüşmek istemeyen anneyi üç kere peşpeşe arayan sizsiniz.
Bence ailede değil, sizde bir kendinizi konumlandırma sıkıntısı var.
Bence hatayı kendinizde arayın.
-1
Mirket
(09.08.26)
ikidir şunu yazıyorsunuz: ”annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin.”

neden endişelenecekler? hapisten yeni mi çıktınız? endişelenme kısmı bana garip geldi.daha önce büyük bir suç işlemişsiniz gibi.
+1
eileengray
(09.08.26)
elbette hatayı kendimde arıyorum. ancak bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek isterim.
kız arkadaşımla buluştuğumuzda annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin dedim. ama o hemen telefona sarıldı anne size bir şey diyeceğim sakin olun biz homini ileyiz şimdi diyince aniden kadın bir şey varmış gibi panik yaptı kız arkadaşımın elinden telefonu çekip almadım yanımda konuşuyordu panik olunca annesi konuşmaları uzun sürdü o da bana attı topu ikna et dercesine ben de konuşup sakinleştirmek istedim. saygılı bir şekilde konuşunca beni anladı ama tavrı anlattığım gibiydi.

2)benim arama mevzum ise bundan çok daha önceydi kız arkadaşımla tartışınca o kızgınlıkla telefonlarıma bakmadı ben de aslında büyütülecek bir şey yok demek için aradım zira zaten izinde düğün işleri için görüşecektik beni de dinlemedikleri için küçük bir tartışmayı tek taraflı büyük bir şey zannetmesinler diye gayet kibarca durumu izah etmek için aradım.
üç kez de üç gün boyunca aramadım. aynı gün içinde o an kimseye ulaşamanın üzüntüsü ve paniği ile arayıp nazikçe durumu izah etmek için aradım. daha da aramadım akabinde zaten.

3) aramama rağmen kendileri aramadım gelmedin diye eleştiriyorlar zaten. ben de aradım ulaşamadım bakmadınız diyince bu cevabı verdi zaten. sonra da istesen bir şekilde arar ulaşırdın dediler arasam suç aramasam suç ne yapayım ben?
neden gelmedin dediler ilk iznimde geldim dedim 900 km mesafe var ya.
+1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
evet hapisten çıktım üç müebbettim vardı. allah korusun hayır kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor. buluştuğumuzu öğrenince yarım saatte bir ne yaptınız ne konuştunuz diye arayacakları görüşmemizi bölecekleri için dedim. ki öyle oldu her zamanki gibi annesi yarım saatte bir aradı.ne konuştunuz neredesiniz? ne karar verdiniz?
hep böyleler bu yüzden rahat rahat konuşalım istedim.
mesela bir gün buluştuk kulağının tekinde çınlama hissetti kahve içiyoruz ama saat akşam 10 , galiba sağır oldum diye panik yapmaya başladı 5 dk dur sakin ol geçmezse doktora gidelim dedim hemen hayır ben sağır oldum dedi annesini aradı durduk yere kadın panik oldu hemen özel hastaneye götürdüm acil baktı hiçbir şey çıkmadı. ama o arada annesi telefonda kızım iyi misin diye evham yapıyor bir yandan onu sakinleştirmeye çalışıyorum bir yandan kızı doktora götürüyorum vs. böyle çok şey yaşadım bu en basiti o yüzden böyle paniklerini bildiğim için öyle dedim.
+1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
karşı tarafın ailesiyle tek muhattabın kızın kendisi olmalı, senin telefonu alıp konuşman büyük hata. kendi ailesiyle arasına sınır koyamayan, iletişim becerisi olmayan, cevap veremeyen insan o ailenin kuklasıdır, evlenirsen onunla değil telefonda konuştuğun anasıyla evlenmiş olursun büyük ihtimalle. daha evlenmeden en ufak olaya ailesini dahil etmiş abi, olay ciddiye binmeden uzaklaşman en doğrusu.
+4
nahtoderfahrung
(09.08.26)
"kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden"
Bunun üzerine söyleyecek bir şey yok.
Kız arkadaşınızla değil ailesiyle evleneceksiniz anlaşılan.
Yol yakınken bitirin.
+4
pro9it9is9
(09.08.26)
Sen nicin kızın elinden telefonu alıyorsun ki ahahsh kız ile annesinin arasını düzeltmek sana mı kaldı. Ne ergen işler bunlar ya.
Kızın her şeyi annesine anlatması çocukça ama senin de sana kibar davranılmasını umarak telefonu kizdan alman çocukça.
+1
abelardo
(10.08.26)
Yapamazsın bu aileyle. Normalde ilişkiler çok patametreli denklem, hemen ayrıl demek çok zor ama burada hem kız hem ailesi sıkıntı. Biri sıkıntı olsa belki idare edilirdi ama laftan anlayacak tiplere benzemiyorlar. Bitir de burunları sürtsün.
+2
playing star again
(10.08.26)
eşinin ailesiyle de evlenmediğin bir evlilik çok zor. ne olursa olsun aileler müdahil oluyor. yaşın kaç olursa olsun, mesafe ne olursa olsun, aileler işin içine giriyor, çocuklarına akıl veriyor, taleplerde bulunuyorlar.

bunu evlenen kişilerin engellemesi gerekiyor ama kız arkadaşınızın telefonu size vermesi, gelecekte olacakların habercisi gibi geldi bana.
+1
co2s2
(10.08.26)
kaç kaç kaç kaç!
0
summerjam0306
(10.08.26)
kız tarafını dinlemedik bilmiyoruz, tamamen senin yorumlarına göre diyorum ki kaç kaç kaç.
aşağıdaki şey ne yahu cidden böyleyse evlenince her allahın günü 10 kere telefonda konuşup bütün gün yiyip içip konuştuklarınızı annesine anlatacak.

" kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor."

sırf bu yüzden boşanan arkadaşım oldu benim.
olmaz böyle. yaşlar 30 diyorsunuz bi de.
çoluk çocuk işler ya.
+1
rayde
(10.08.26)
evet sikintili ama mukemmeli ararsan evlenmen imkansiz, her ailede sana garip gelen seyler cikacaktir. ha herkes evlenmek zorunda da degil orasi da ayri mesele.
evlilik bir esneklik sanati, koseli insanlara gore degil.
+1
cooperr
(10.08.26)
(16)

Sizce akademisyenler diğer insanlardan daha fazla saygıyı hak ediyor mu?

lostinway91
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
-7
lostinway91
(08.08.26)
sadece akademisyen olduklari icin degil. mesela turkiye'de akademisyen olmak torpile bagli. torpille bir yere gelen insanin da hem ahlaki hem de mesleki yeterliligi sorgulanir. dolayisiyla sirf akademisyen diye saygi duymam. ayrica pek cok akademisyen de akademiyi salla basi al maasi olarak goruyor. dogru duzgun bir ders anlatimiyla insan yetistirmeye calismak da yok arastirma yapip bilime (ve insanliga) katki sunmak da yok. basarili olmasi zor bir meslek, saygiyi belirli kosullari sagladiklarinda hakediyorlar, sadece titri almis olmak yeterli degil.
0
Sour
(08.08.26)
Hayır çünkü insanlara sadece mesleklerinden dolayı saygı duymuyorum.
+4
peki madem
(08.08.26)
Hayır.

Hatta bazı akademisyenler saygıyı hiç hak etmiyorlar.
0
rock n roll
(08.08.26)
20'li yaşlarda ve üniversitede öğrenci iken evet derdim ama artık buna kolayca hayır diyebilirim.

sadece akademisyen değil; öğretmen, doktor, mühendis konusunda da benzer şeyler düşünüyorum ama konumuz akademisyenler.

gerçekten başarılı olanları, öğrencilerin hayatına dokunanları, konuşması ile tavrı ile fark yaratanları tenzih ederim ve bu platformdaki akademisyenler de eminim katılacaktır düşünceme: çok fazla boş beleş akademisyen var. nasıl o pozisyona gelmişler, üniversiteye akademiye ya da hayata katkıları nedir diye sorguladığım oldu. hadi meslekleri hakkında ya da akademik manada bilgisizler ama bari iyi insan olabilseler. ne bileyim haksızlıklara karşı kaypak olmasalar, bazen kendi aralarında olsa bile ses çıkarabilseler.

profesör ünvanı almış çoğu kişi zaten dinozor. torpille araştırma görevlisi olmuş 25 yaşında akademisyen kadar katkısı yok hiç bir şeye. profesörlere artık daha bile az saygı duyuyorum. işlerini asistanlarına yaptırırlar, kendilerini güncellemezler, her ay 150bin tl maaş alırlar bilmem kaç yıllık cümleleri papağan gibi tekrarlamak karşılığında.

bu konuda ümitsiz ve mutsuzum o yüzden akademi ile münasabetim yarım bırakılmış iki farklı yüksek lisans programıyla sınırlı kaldı.

söylemek zorunda hissediyorum ki yukarıda söylediklerimin tam zıttı, çok kıymetli hocalarım ve tanıdığım kıymetli araştırma görevlisi kişiler oldu. böyle bir avuç insanı tenzih ederim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Toplumsal olarak görece daha fazla saygı görüyor olabilirler. Veya böyle bir talepleri de oluyor bir kısmının gördüğüm kadarıyla. Çoğunlukla duyulan bu saygı kazanılan parayla veya bilgiyle doğru orantılı olarak algılanabiliyor.

Ancak ben şahsi olarak herhangi bir işi iyi yapan insanlara saygı duyuyorum genelde. Yani bu durum temizlikçilik de olabilir, asfalt döken belediye çalışanı da, tesisatçı da, hasta annesine bakan ihtiyaçlarına yardımcı olan evlat da.
Benim gözümde bu insanların akademisyenden bir eksiği yok saygı anlamında.
+1
ezkaza
(08.08.26)
ben mesleklerden ziyade başarıya saygı duyarım. akademisyensiniz, hangi araştırmaları yaptınız, hangi araştırmalarınız hangi ciddi yayın organlarında yayınlandı. bilim adına neler yaptınız? torpille akademisyen olup hiç bir şey yapmadan mesai dolduran insanlar var biliyoruz. şimdi ben bu tür insanların nesine saygı duyayım?
+1
omer460
(08.08.26)
Akademi adam kayırmacılığın en çok döndüğü yerlerden biri. Sadece Türkiye'de değil, evrensel olarak böyle bu. Yani çoğu kişi emek ve başarısı ile bir yerlere gelmiyor. Dergilerde makale yayınlamak adamcılık ve fonlara ulaşabilmekle mümkün olabilen bir şey. Yayın yapmıyorsa zaten akademinin öğretmenlikten farkı yok.

Bence bir elektrikçi, otomobil tamircisi daha işe yarar becerilere sahip. Ben onlara daha çok saygı duyuyorum.
0
michael harddd
(08.08.26)
her alanda işini hakkıyla yapan her insana saygı duyarım. bunu sırf akademi için düşünmemek lazım. kayırmacılık ise her sektörde/pratikte var, sadece farkında değilsiniz. bu yüzden bunu genelleyip tüm akademisyenleri değersizleştirmeyi de doğru bulmuyorum.

ed: aşağımdaki deli de damlamış. diğer kurtlar vadisi hayranı çukurambar ülkücüsünden de farklı bir cevap beklenmez. genelleme yapanlara buradan da bir porsiyon genelleme.
+1
eileengray
(08.08.26)
Akademisyen dediğin kişiler birilerinin ayakçısıdır fazlası değildir.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Hakkıyla akademisyen olan tanımıyorum artık
-2
Hallegadola
(08.08.26)
Saygı kişilerin karakterlerine, hayattaki duruşlarına karşı olur. Meslekten ,unvandan bağımsızdır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.08.26)
Cahit Arf demiş ki; “Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri işte, profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi. Yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak.
Halbuki üniversitesi bilim yapmaya müsait haldeydi, Witt geldi, Blaschke geldi, Hasse geldi; başka pek çok insan gelip gittiler.
Bunlar her geldiklerinde seminerler verirlerdi.
Ben ise arkadaşlarımı yalvar yakar götürebiliyordum bu
konferanslara, o kadar ilgisizlerdi yani. O yüzden, sıkılmaya başlamıştım epeydir;'
artık bu işi bırakmanın zamanıdır' dedim..”
0
tadartatmaztadantatar
(09.08.26)
"Perché non i titoli illustrano gli uomini, ma gli uomini i titoli."
0
banach
(09.08.26)
Bu din adamlarina saygi duymak gibi bir sey. Ulvi bir seye hayatlarini adadiklarini dusunebilirsiniz ama olay insanda bitiyor, meslekte degil.
+1
osssy
(09.08.26)
hakkini veren akademisyen saygiyi hakediyor
birincisi bir konuda gercekten bilgileri oluyor bilgisine saygi
ikincisi de benim gordugum mesaileri pek bitmiyor surekli okuma ogrenme modunda
benim saygim ogrenme motivasyonalrina
0
aloneinthedark
(10.08.26)
yorumlarda sey vibe'ini aldim. nasil okumamislar okumuslardan nefret ediyor bu ulkede; az okumuslarin da cok okumuslari kiskanmalarini gordum.

bunu akademiyi gorup "sikerler ben para kazanmak istiyorum" diye kacan biri olarak yaziyorum. gercekten ugrastiklari isi yapabilmek icin pek cok imkandan feragat eden o kadar arkadasim var ki.

bir kismi doktorayi bitirince ruhlarini faang'e satmaya karar verdi birakti, bazilari hala devam ediyor odenek kovaliyorlar.

torpillilerden vasifsizlardan bahsedilmis, bence onlari akademisyen olarak degerlendiremeyiz
-1
aguen
(10.08.26)
(29)

herkes çok mu zengin?

art cat chocolate
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alı
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.

mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alıyorlar? şirketteki insanların yarısının arabası var. arabası olmayan kişilerden de bir kısmının motoru var. bu insanlar bu araçları nasıl alıyorlar? 1.5 milyondan aşağı iyi araba bulamazsın diyorlar bana mesela. 1.5 milyonu nereden bulacağım?

ailemden ayrı şehirde yaşıyorum. maaşımın yarısı ve bazen yarısından çoğu kirama gitti 6 yıllık iş hayatımda. şu anki işimde maaşım bir nebze daha yüksek. ancak başka eve çıkmam gerekiyor ve yine maaşımın yarısı olacak yani. memlekete gidemiyorum orada benim iş imkanım yok. ayrıca rezidansta falan da oturmuyorum yani.

ailemin de arabası yok zaten mesela. mirasımız falan da yok dedelerden. ailem de memur yani. müdür falan da değiller, düz memur.

bazen arkadaşlarla buluşuyoruz. o ülke senin bu ülke benim geziyorlar. avrupa ülkelerinden, vizeli olanlardan bahsediyorum. konsere bile gitseler en pahalısına gidiyorlar falan. kırk yılın başı tatile gideceğim, bana bir otel önerdiler, benim bulduğumun 2-3 katı fiyatına. ya bazıları benle aynı mesleğe benzer gelire sahip. bu hayatları nasıl karşılıyorlar?

ben mesela hayatta ev falan alamam. birikim bile yapamıyorum. bilgisayarım bozuktu 4 yıl boyunca. yeni pc alabilmek için kredi çektim ve 1 yıldır onun taksidini ödüyorum.

herkes 200 bin ve üzeri mi kazanıyor gerçekten? yoksa herkesin ailesi mi zengin?

benim için 500 bin tllik bir araba almak bile çok zor mesela. o fiyata araba varsa... insanlar nasıl araba alıyorlar?
+4
art cat chocolate
(04.08.26)
gördüğün kesim %1 bile değil. %1 zengin olunca herkes zengin olmuyor. sen olanı görüyosun. olmayanı görmüyosun.
0
jelly bear
(04.08.26)
Hastaneler full hasta dolu, buna bakarak ülkenin tamamı hasta mı diyoruz? 2.5 milyonluk araba alacak şahıs belki 45 yaşına kadar hiç evlenmemiş, birikim yapmış olabilir. miras gelmiş olabilir. vs vs. Bakış açın yanlış.
0
HellKeePer
(04.08.26)
Buna ben de çok kırgınım :') cidden herkes zengin aq
+1
üğpoıuy
(04.08.26)
algı algı algı
aramızda yeşil pasaportlu, arabalı, evi olan insanlar var temelde her şeyi tamam, ama insanlar çok zengin diyebiliyor, başkası da kiraya maaşının yarısından çoğunu veriyor.

bir kere, bordrolu çalışanların %80i maksimum 2 asgari ücret alıyor. yani aylık 50 bini geçtiğinde bordroluların yüzde 20sine giriyorsun.

ev araba almak gerçekten tek maaşlı biri için hayal oldu, 2 kişi olup birinin maaşı yaşama diğerininki krediye gidecek ki ev alınabilsin.

2.5M a araba alan belki tüm parasını arabaya veriyor, bu onu zengin etmez (belki de zengindir bilemem)

tatile çıkan yıl boyu kredi ödüyor belki de vs.
ancak şu bir gerçek, herkes çok zengin değil ama herkesin alım gücü çok düştü ve gelirin %60 ı kiraya gitmesi çok zor, kötü bir durum.
aynı gün 3-5 kıyafet değiştirip 3 günlük geziyi 1 aylık gibi paylaşanlar var.

kısaca, algıya takılma. aile yardımı vardır (aileden yardım almayan insan çok azaldı bu devirde) sponsoru vardır, bazı şeyleri şirket ödüyordur vs vs vs.
canını sıkma diyemeyeceğim ama yanlış algı yüzünden canını sıkma.
+1
kisa
(04.08.26)
Yani o parayı nakit çıkarıp verebilecek küçük bir kesim vardır ama çoğu insan borç içinde yüzerek yapıyor bunları. Ayrıca insanların anlattıklarını, sosyal medyada koyduklarını vs. ham gerçeklik diye düşünmeyin. Yalan söylüyor da olabilirler.
+2
peki madem
(04.08.26)
Herkes maaşlı çalışmıyor. 1.5 milyonu maaşından kese kese biriktirmiyor. farklı kazanç türleri var. Maaşlı çalışan Herkes de çok düşük maaşlı çalışmıyor. Herkes arabasını evini tamamen çalıştığı biriktirdiği parayla da almıyor. birçoğunda çok ciddi aile faktörü var. Ama güzel geliri olup evini arabasını kendi başına alabilen bir kesim de elbette var. Bir sürü değişken var yani. Bir de her şey hemen bir anda olmak zorunda değil. Tek seferde 1.5 milyonluk araba alamazsın belki ama baştan bi 300-500 birikim sağlayıp üstüne ekleye ekleye gidilebilir.
0
dfn4
(04.08.26)
Sokaga ciktiginda gordugun tum evlerin, dukkanlarin, araclarin sahipleri var. O bakimdan evet "zengin" cok. Bircogu da miras yoluyla bunu nispeten kolay elde edebiliyor. Ama aylik gelirin 100bin ise sen de birkac yil icerisinde kucuk de olsa bir seyin bir ucundan sahip olabilirdin/olabilirsin. Bu maasinin yarisini eve vererek degil, ancak harcamalari kisip biriktirerek olabilir. Cogu kadin bunu tercih etmiyor, erkeklerin bir kismi aile sorumlulugu icin mecburen yapiyor.
-1
osssy
(04.08.26)
çalışan biriyle evlenmek mantıklı bi seçenek gibi duruyor.
-4
elorelia
(04.08.26)
bence ben zengin değilim ama saydığınız şeylerin bi kısmına sahibim. ama şöyle oldu, evim var babam aldı, arabam var, ilk arabamı da babam verdi. sonraki arabamı babamın şirketi aldı, ondan sonrakini de evlenince var olan arabanın üzerine borçla falan koyup eşimle aldık değeri 1,5 milyon.

yılda 2-3 kere yurtdışına çıkıyorum, iki kere tatile gidiyorum. babamın sağladığı imkanlar bir yana bu gezme tozma işi tamamen seçimlerle alakalı. benzer paraları kazandığımız ve yine ailesinin verdiği evde oturup kira ödemeyen arkadaşlarım bizim kadar tatile çıkamıyorlar çünkü ben yılda 1 kere kuaföre gidiyorum onlar 2 ayda 1 10-15 k kuaföre para veriyorlar. ya da ben dyson almıyorum 20-30k paraya. bana baktıklarında onlardan daha zengin görünüyorum. ya da çocuk sahibi olmayı hiç istemedik bu da şimdilik çok karlı.

siz de 6 sene maaşınızın yarısını kiraya vermeyi seçmişsiniz, paylaşımlı bi evde yaşayabilir, ev arkadaşı ile kalabilir maaşınızın çeyreğini verebilirdiniz. benim ilk asistanım; mezun olur olmaz kız bizde işe başladı, 2k maaşı vardı, 20bin liralık araba aldı, maaşının yarısını arabaya ödemeye başladı çünkü çok istiyordu. 22 yaşında ilk arabasını almış oldu, sonra zaten asgari ücret öyle hızla arttı ki ödediği para da bi şeye benzemedi.

bence ailenizin de hem anne hem baba memur olarak çalıştıysa hiç araba almamış olmaları ilginç bi tercih. alabilirlerdi gibi geliyor. ya da ben anlamam bilmiyorum.

eklemeyi unutmuşum, tam zamanlı çalıştığım işin yanında her zaman müşterisini bulmadığım ya da kabul etmediğim çok niş bi alanda saatlik ücretimin çok yüksek olduğu bi uzmanlığım daha var, bu uzmanlığı 30 yaşımda edinmeye karar verdim şu an 36 yaşındayım. yani şöyle söyliyim tam zamanlı işi bırakıp bu uzmanlık için ayda 3 müşteri bulsam maaşımın 2 katını kazanabilirim haftada 6 saat çalışarak.

başka ek gelirlerim de var ufak tefek, bazen ayda 10-15 onlardan geliyor, hoş oluyor.
-3
ofelia
(04.08.26)
ben ilk arabamı yaklaşık beş yıl şehrin en ucundaki 35 m2 bir stüdyo dairede yaşayarak, günde 2 saat toplu taşımayla git gel çekerek alabildim. çalışma arkadaşlarımın arabası olanlarının çoğunu aileleri aldı.
+3
aloha snackbar 3
(04.08.26)
Benimle eşimin maaşları toplamı yine çok az ama bütçemize göre bir araba aldık taksitimiz var. Plan şu taksit bitince bu arabayı satıp yükseltmek. 2 yılda bir arabayı güncellemek. Bir noktadan sonra ev peşinatına yetecek bir noktaya gelebiliriz belki. O zaman da arabayı düşürüp ev işine girilebilir. Planlarım olsa da olmasa da arabanın sağladığı özgürlük ve bunu yapabilmiş olmanın gururu (evet ne yazık ki gurur milletin bakkala gider gibi gidip aldığı şey) bizi mutlu ediyor. Eşim, köy yollarında babasının kontrollerinde kullanıyordu zaten, bu sayede 3 haftada aldı ehliyeti. Patır patır manuel araba kullanıyor şimdi. Bizde planlar böyle, ikimizin toplam maaşı bizim yaşlarımızdaki bir bireyin bir aylık maaşı normalde bu arada.
0
guitarissimo
(04.08.26)
sebebi şu, ben 3 senedir tatile falan gidemiyorum mesela hem maddi hem manevi sebeplerden. ama gidip de instagramda bunu paylaşmıyorum ya da burada da bir şey paylaşmıyorum. ama gitseydim muhtemelen buradan bir şey sorardım ve instagrama da atardım. bizim gibi bir yere gitmeyen insanlar bir şey paylaşmıyor ki ya da araba almazsan nasıl arabada story atacaksın ki alsam da atmam ama anlatabildim umarım. yani biz sadece bir şey alabilenleri görüyoruz, alamayanlar bunu paylaşmadığı için etraftaki herkes zengin de bi biz alamıyoruz gibi geliyor oysa arkadaş listemizin %10'u bile etmez mesela.
+1
matilda
(04.08.26)
zenginlik kriteriniz sahiden arabaysa baya bir yaniliyorsunuz. en zengin dediginiz insanlarin arabasi yok, her yere taksi tutuyorlar. en olmadi helikopter kaldiriyorlar lol. yoksa onun soförüyle ugrasacak, soför hasta olacak gelmeyecek parkiyla ugrasacak, bakimiyla ugrasacak. zengin adam icin bunlar enayi isi.

öte yanda herkes memur degil. benim cevremde bir tane bile memur olan kisi yok mesela. ne ilkokul, ne lise, ne üniversite arkadaslarim icinden memur var. kendi cevreme baksam gercekten herkes zengin derim ama ülkenin yarisi asgari ücretle calisiyor. cok büyük bir kitle kacak calisiyor.

instagram da dogru bir tahlil araci degil kesinlikle. millet gidip g kasa merso kiraliyor, kendi arabasi gibi instagram'a koyuyor. biliyorum yani. evim de, arabam da her seyim var cok sükür, bir güne bir gün instagram'a koymus kisi degilim. bu kritere bakarsak o zengin ama ben degilim. he zengin degilim zaten ama kriteriniz araba oldugunicin böyle diyorum. birebir görmediklerinize inanmayin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
Pandemi de faizler düşünce bi tane ev aldım 1+1 anadolunun bir şehrinde. Maaşımın yüzde 80'İni krediye veriyor bir yandan kalan yüzde 20 ile de istanbul'da kira ödüyordum. 1,5 yıl süründüm yalan yok :) ama memleketin ekonomisini iyi okuyabildiğimi düşünüyordum ki öyle de oldu. 1,5 sene sonra kiracı kredinin tamamını öder, 2 sene sonrada üstüne cebim e para bırakır hale geldi. O dönem arkadaşlarım araba alıyordu mesela kiralık evde otururken, onlar için hayattan şu an konfor almak önemliydi, benim için sürdürülebilir konfor önemliydi.

Sonra 5 senedir gram gram biriktirdiğim parayı peşinat yaptım üstüne gelen kira ile istanbul'da kutu gibi bir dükkan aldım, bildiğin beyaz yakalıyım bu arada öyle esnaf olma gibi bir derdim yok. Amacım yarın öbürsün kovulduğumda ya da teknik olarak emekli olduğumda aç kalmamak.

Aileden destek almadım dersem yalan olur, haklarını yiyemem ama destekten kasıt öyle milyon tl falan değil, 10 gram, 2 bilezik, annemin mutfak parasından artırdıkları vs.

Eğer aileden destek yoksa çok zor, bakma sen kendim aldım diyenlere hepsinin ailesi destek oluyor, pazar alışverişlerini yapıyor, memleketten tarhana salça yolluyor.

Evli arkadaşlarım var mesela istanbul'da kiradalar, 2 senede bir araba değiştirip süper yerlerde tatil yapıyorlar, kartların hepsi patlak, cüzdanlarında 5 lira bile yok :)
+3
ebeş
(04.08.26)
zengin gözüken ya da zengin olanlar şöyle aslında:

1- ailesinden miras kalanlar ya da ailesinin desteklediği kişiler
2- fena maaş almayan ve maaşın tamamını yarınlar yokmuş gibi yiyenler
3- maaş yanında ek gelir üretenler, herkes tatil yaparken çalışanlar
4-yurtdışında projelere gidip para biriktirenler. 2-3 senede 2 ev alabilirsin hatta belki daha fazlasını.

bunun dışında gerçekten zengin olanlarda vardır, kendi işini kurup ya da aileden ama sayıları çok daha az.
0
monicapp
(04.08.26)
gördüğüm orta sınıfta çoğu etrafımda aile desteği ile alıyor veya anadan babadan kalan daire vs varsa onu satarak peşinat yapıyor.
birde borçlanmadan krediye girmeden birşey sahip olunmuyor peşinatı biriktirip krediye giriceksin araba için tekrar biriktirip yukselteceksin böyle böyle bir şeye sahip olunuyor.
ama şuna katılıyorum insanların çoğu birşeye sahip ama bu son 5 senedeki kazanımları değil, geçmişten gelenler.. şuan gerçekten birşey almak zor.
varlıklada birşey olmuyorki, geçen gün 2 dairesini geri dönüşümde 3 m veren tanıdık var çok eski idi ev, en az 4m istemiş geri dönüşüm, yok paraya evleri verdi mesela, sorsan 2 dairesi var gözde buyutursun ama para etmiyor.şimdi o parayı faizde eritiyor mesela
+1
eja
(04.08.26)
Hem aileden destek almadan hem de 100 binden az olan maaşın yarısından fazlasını kiraya vererek (fatura, aidat falan dedin mi %60'ı bulur) para biriktirip ev, araba almak zor zaten.

Eğer evim, arabam olsun diyorsan ya kendini zora sokup, daha kötü bir evde ev arkadaşı ile yaşayıp kenara para atacaksın. Biraz biriktirdikten sonra peşinat olarak kullanıp, kredi çekip bir ev alacaksın. Sonra biriktirmeye devam edip daha güzelini alacaksın vs. vs.

Ya da erkek düşmanlığını (duyurudaki cevaplarından gördüğüm kadarıyla) bir kenara bırakıp, geliri senden daha yüksek (tercihen yıllar içinde çalışıp didinip ev, araba almış ya da ailesi tarafından alınmış) bir koca bulup, hazıra konacak ve rahat rahat yaşayacaksın.
+2
bobinhoo
(04.08.26)
Hayat pahalılığı çok yüksek bu kuşkusuz, sorun cidden gelir adaletsizliği ile alakalı olabilir ama yazınızda bir şey dikkatimi çekti onun için sebep olabilecek başka bir şeyden bahsedeceğim. Çok şey yazılıp çizilmiş hepsine tek tek bakamadım. Ben kendi hayatımdan örnek vereceğim.

Yazdığınız yazıda kendinizle aynı meslek grubu ve maaş skalasındaki insanlardan da bahsetmişsiniz. Eğer onlar birikim yapabiliyor ama siz yapamıyorsanız sorun sizin harcama alışkanlığınızda da olabilir.

İşyerinde benimle birebir aynı pozisyonda çalışan bir arkadaşım var. İkimizin de hayatı paralel. Ama ben birikim yapabilirken kendisi yapamıyor ve hiçbir büyük harcaması da yok. Anlam veremiyor buna. Ancak sorun da bu. Kuruş kuruş benden çok daha fazla harcadığının farkında değil. Neticede aldığı ve yaptığı hiçbir şeyden tatmin olmuyor ama daha fazla para harcıyor. Birçok örnek verilebilir ama ben uzatmamak adına tek örnek vereceğim, bu arkadaşım güzel bir yerde güzel bir yemek yemeyi para tuzağı olarak görüyor ama ucuz yerlerden sürekli dışarda yiyor. Benim nadiren iyi bir yere gideceğimi öğrenince de nasıl yetiştiriyorsun sen diyor. Ciddi anlamda beni gereksiz yerlere para harcayan biri olarak, kendiniyse tutumlu biri olarak görüyor ama benden çok daha fazla harcaması var. O kadar takip etmiyor ki bunun bile farkında değil. Ona sorsanız size tutumlu olmakla ilgili tavsiyeler verir, benim yapıp ettiğim şeyleri de yapmamanızı söyler örneğin. Farkında değil çünkü. Mesele ucuz veya pahalı bir yere gitmek değil bakın, tatmin olacağı bir şey yapmak yerine mecbur olduğunu düşündüğü 10 şey yapıyor.

Şunu demeye çalışıyorum, eğer sizle yakın kazanan insanlar sizin yapamadığınız şeyleri yapabiliyorlarsa hiç farkında olmadan gereksiz çok harcamanız olabilir. Bunu bu kadar anlatma sebebim yazınızdaki o satır arası cümle. Cidden insanın kendisi tarafından fark edilmesi zor bir şey çünkü. Ailenizden bahsetmişsiniz, bu alışkanlıkları ailenizden dahi kazanmış olabilirsiniz ki farkına varmak daha zor bu durumda.
0
akhenaten
(04.08.26)
survivorship bias.

100 adamdan 90'ı meteliğe kurşun atıyor olsun. ya işsiz ya da ay sonunu zor getiriyor, akşam yemek yiyip belki televizyon izleyip uyuyor. en büyük lüksü avm'de yemek katında bir şeyler yemek o da ayda bir.

10 tanesi de çok daha fazla kazanıyor ve bir sürü şey yapıyor.

sosyal medyada kimi görme ihtimalin daha fazla? veya hangisinin aklında kalma, yer etme ihtimali daha yüksek?

"mekanlar dolu herkesin arabası var" diyenlerin yanılgısı da bu. 85 milyon vatandaşı tüm kafe ve restoranlara doldursan sanırım taş çatlasa 15 milyonu sığardı. burayı gören birisi her yer dolu diyor ama evde oturan 70 milyonu görmüyor. herkesin arabası var diyor ama arabaların olduğu yerde bulunup araba sahiplerini görüyor, arabası olmayanlardan haberi yok.

aynı hesap işte. bir kısmı bu tip beynin kolaya kaçması, algı ve psikoloji meselesi... bazı kitleler ise direkt kafaları çalışmadığı veya işlerine öyle geldiği için böyle çıkarımlar yapıyorlar.

çok parası olduğunu sandığın bazı insanların o kadar parası olmayabilir bu arada o da var. bana da bazen çok geziyorsun derler. üç kuruş para kazanıyorum ve sosyal hayatım sıfır. senede 4-5 kez tanıdıklarımın peşine takılıp sağdan soldan story atıyorum. millet de diyor ki oç senede beş kez tatil yapıyor hep bir yere gidiyor. gerçekte ben ayda 30k kazanıyorum pantolonum delinse götüm açıkta gezeceğim, gittiğim yerler de dağ tepe yani paralık bi şey yok.
+1
der meister
(04.08.26)
ben sizden daha büyüğüm benim neslimde çoğu kadın zaten evli olduğu için karı-koca olarak almıştır evini arabasını

ancak 5 senelik civarı çalışanken ben maaşın yarsını kiraya vermiyordum
maaşlı iş harici ekstra çalışıyordum -evin büyük çocuğuyum o zamanlar kardeşlerimin hepsi okuyordu eve gönderiyordum

evde yemek yapıyordum, uygun yollu geziyordum (iyi de geziyordum), business giyinmiyordum (öyle bir işim yoktu çünkü) ve tabi Türkiye'de yaşamıyordum..pek bir masrafım yoktu. gördüğüm kadarıyla şimdi 30 yaş altı kadınların hayat standartları bizim o zamanlarımıza göre epey bir yüksek. "bunu hak ediyorum" algıları var (hak ediyorlardır tabi eleştiri değil, tespitlerim bunlar).

21 yaşında mezun olup evimi 32 yaşında filan aldım ben, aile desteğim yoktu, kimseden desteğim yoktu belki kendime güvensem 2-3 sene önce alabilirdim ama hayatımı alt üst eden bir hastalık geçirdim o biraz durumları karıştırdı. o durum olmasa, ailem sen çek krediyi biz de destek oluruz demiş olsa ya da ben daha gözüm kara olsam farklı olabilirdi mesela..gördüğüm kadarıyla aileler madden destek olmasa bile en azından krediyi çek sıkışırsan da yardım ederiz filan diyebiliyor. ben hiç bişey görmedim. bizimkiler borçtan benden çok korkuyor. şimdi bişey alacak olsam mesela daha gözü kara olurum. ödenir illa ki.

önce evi alıp sonra arabayı almak da yine bence başka bir fark. araba demek masraf demek. ben yürüme mesafesi yere arabayla pek gitmediğim halde (home office çalışıyorum, yürüyüş olsun diye yürüyorum çoğu kez) yine de masraf, önce arabayı alsam eve daha geç sıra gelirdi sanırım.

instagramım vs. yok, yediğimi içtiğimi gezdiğimi vs. paylaşmak huyum değil, hoş zaten zengin de değilim de çekip çekip koysam zevahirde zengin sanılabilirdim.
Türkiye'nin turizm cenneti yerlerinden birinde yaşıyorum burada bildiğim etraftan anlatılan öyle tipler var ki cebinde 5 lirası yok belki 1 motoru vara o da icralık ama bunu sosyal medyadaki kimse bilmiyor paylaşımlar bambaşka bi hikaye anlatıyor...

etrafımda çalışmadan zengin olanlar aileden ve/ya topraktan zengin.
-1
subcomponent
(04.08.26)
evim var arabam var. ama bankaların vur listesindeyim. her ay sonunu ince ince hesap yaparak geçiriyorum. önceki cevaplarda belirtilen %1'e girer miyim bilmiyorum ama miras veya zengin aileden gelmeyenler için tr şartları ızdırap dolu. ben extra gerizekalı olduğum için maaşlı çalışmıyorum ve kendi işimi yapıyorum daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
0
scudman1
(04.08.26)
Burada yazan adamlar parası olan adamlar değil. O sebepten buradaki cevapları ciddiye alma.parası olan adamın burada ne işi var. Burası orta kesim. para yok kimsede.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
kim ne yapiyor bosver. ben asgari ucret ile orana bakiyorum.
2.5 milyon 2 yillik maasindan fazla ise, aylik 100bin altindasin, 90bin diyelim.
asgari ucret 28bin ama ocakta belirlendi uzerinden 7 ay gecti, enflasyon ortada, asgari ucrete 6 ayda bir zam yapilsa su anda herhalde 35-36bin falan olurdu.
yani sen 3 asgari ucretin altindasin.
zenginligi gectik, o bambaska bir seviye. maasla zenginlik olmaz.
tek basina "konforlu yasamak" icin 5-6 asgari ucrete ihtiyacin var.
yani 2 kati para yapman lazim.
fakirsin coco.
-1
cooperr
(04.08.26)
Çalışarak ve yatırım yaparak zengin oldum. Ama çalıştığım şirkette patron dışında zengin yok. Yaşadığım yerde herkes zengin. Onlar arasında da maaşla çalışan yok. Sorun maaşla çalışmakta.

Tekel, büfe, klima ustası hepimizi tokatlar.
-2
gabe h coud
(04.08.26)
Kimse kimseyi kandırmasın bazı istisnai yüksek maaş alan kişiler haricinde %99'umuz bekarsa şu anki ülke ekonomisinde istanbulda ailelerin desteği olmadığı sürece hiç de öyle birikim falan yapamaz, belki araba alabilir o arabayı da tadını çıkararak kullanamaz. Düz memur olanlar karı koca büyükşehir haricinde yaşıyorsa avantajlı yoksa istanbul gibi bir şehirde eve 200.000 girse, eve benzeyen bir evde kirada oturuluyorsa öyle yurt dışı gezeyim, para biriktireyim 2.5 milyona araba alayım işi hala mümkün değil.

Ben aileden kalan evde oturmama rağmen 3 milyon gibi bir parayı 10 senede zor biriktirdim, o para ile evin yarısını anca ödeyebildim, geri kalan 3.5 milyonu da kredi çektim, evli olmasam eşim çalışıyor olmasa onu da karşılayamazdım. En son döner sermaye parasını ödeyebilmek için saatimi sattım. Emlakçı komisyonunu ödeyebilmek için ps5'imi sattım, bilgisayarımı sattım.

Ki ben yazın tatil yapmayan, kışın tatile gittiğimde de öğretmen evlerinde falan kalan, balayında gereksiz pahalı olmadığından da st petersburga giden biriyim. Bu yaz tatil yapabildim o tatilde de doğruya doğru babamın desteği oldu.
+1
denizgonen
(04.08.26)
değil. ülkenin %1-2 si iyi yaşıyor.

gerisi iyi olduğunu göstermeye çalışıyor.

ancak iyi birikim yapar, birikiminizi de aktif takip ederseniz 10 seneye falan maaşınıza ek bir maaş da oradan gelir.

20 sene sonra muhtemelen maaşınız çerez parası olarak kalır.

babil'in en zengin adamı kitabını oku mesela. ufkun açılır gerçekten.

insanlar illa aileden mi zengin? hayır. ama zengin ailenin paraya bakışı çok farklı gerçekten...

2.5 milyon çok büyük para mı ? evet...

ancak şöyle bir şey var. eğer sıfırdan 2.5 milyon biriktirip araç alacaksanız, çok zor.

ancak birikim yaptınız, ilk sene 200, sonra 400, sonra 800, sonra 1.5 falan gitti diyelim. 10 sene sonra elinizde diyelim ki 10 milyon oldu. bundan %50 getiri aldığınızda 5 m oluyor elinizde...

ama sıfırdan 5 m inanılmaz zor.

bu iş süreklilik gerektiriyor.

ailem memur demişsiniz. şayet gelen gitti, tasarruf olmadıysa araç vs. gerçekten zor. ama az da olsa sürekli şekilde birikim olduysa 20 senede falan ev araç alınır gayet.

dediğim gibi zor ama disiplin işi bunlar.

benzer kazançla tatile vs. gidenler varsa o şov zaten. öyle olmamanız lazım ki, sonrasında rahat edesiniz.

ayrıca tatil var tatil var. doğru zamanda uçak bileti alıp, uyguna getirseniz aynı tatili yarı fiyatına yaparsınız...

ama birikim için bunları bile ilk başlarda sınırlı yapmak lazım.

ilk araç da 2005 getz falan olur. öyle 2.5 milyona falan olmaz.

dip not: ailem zengin değil. kirada hiç oturmadık. ancak baba parası hiç yemedim, 13 yaşında kaybettim kendisini zira. başkasından bi şey beklemek çok anlamsız. hele şu sıra inanılmaz getiriler söz konusu...
+1
gurur
(05.08.26)
Şov yapan çok var. Maaşlar az çok belli.

Instagram'da fotoğraf paylaşmak için büyük paralar harcayan bir kitle var. Bir gezginlik modası aldı başını gidiyor. Ortalama bir Türk'ün para birimi kendi para biriminden dramatik yüksek bir ülkeye gezmeye gitmesinin bir mantığı yok. Türkiye'de fiyatlar pahalı denilse de ucuza getirmenin yolları var. Yazlık kirala, yemeğini kendin yap.
0
michael harddd
(05.08.26)
türkiye'de çok fazla insan var öncelikle. maddi durumu çok kötü olanlar da çok, iyi olan da çok. sıfır araba, ev alan ülke ülke gezen insandan çok bunları yapamayan insan sayısı daha fazla kesinlikle buna şüpheniz olmasın ama bunları yapabilen de fazla. ikinci olarak da bekarsınız anladığım kadarıyla. aslında sizin kadar geliri olan biriyle evlenirseniz siz de bu saydıklarınızı yapacak en azından bunun somut planlamasını yapabilecek bir konuma ulaşabilirsiniz. basit hesapla 100k maaş alan biri evin kira + fatura + mutfak harcamalarına 50k harcıyor ve o ayın sosyalleşmesi + diğer alışverişleri + yatırım için harcanacak parası için 50ksı kalıyor diyelim bununla bir şey yapmak gerçekten zor. bu kişi 100k maaş alan biriyle evlenirse evin toplam geliri 200k olacak. kira sabit, faturalar + mutfak gideri +10k artsın desek gider 60k'ya çıkıyor ve geriye 140k para kalıyor. yani bekar biri için daha zor bazı şeyler evet. bir de anneden babadan gelen önemli. hiç satacak evi arabası bir pasif kira geliri olmadan sıfırdan 2 milyon biriktirmek ya da kredi ödemesi planı yapmak zor ama atıyorum babanız üniversitede bir araba alsaydı. onu satıp sıfır araba bakıyor olabilirdiniz siz de. maalesef ben de sizin gibi aileden pek bir katkı olmadan dişimle tırnağımla yapmaya çalışıyorum by işleri ve ben de bekarım. bu yatırımları yapmak kolay değil bu durumda ama elimden gelen gelirimi arttırabilmek onu da yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
0
semaforo de medianoche
(05.08.26)
kolelige devam. esek olana semer vuran cok olurmus. ai konusunda bile ulan bu cilgin productivity artisindan benim payima ne dusecek diye hak arama yerine ai bizim islerimizi elimizden aliyor devlet buna bir sey yapsin ki kole olarak calismaya devam edebilelim diyor insanoglu. hayreti mucip.

ailesinden 2 ev kalan adam senin kopek muamelesi gordugun, hayatini slave away ettigin duzende asalak gibi yasiyor. ve sen agzinla kus tutsan ona ulasma ihtimalin yok bile. kaldi ki yagli paycheckler de yine ust sinifa gidiyor. eline silah alip bazi kelleler devrilecektir demedigin surece de somurmeye devam edecekler.

care yeni jenerasyondan gelecek bu arada. bizim jenerasyon hala eski sisteme donebilecegi hayaliyle yasiyor cunku. su anda teenager olan gencler kazan kaldiracak. ha tabi turkiye gibi devletin mafyatik ve guclu oldugu yerlerde bu direnc zor. belki yine avrupa baslatir kivilcimi kim bilir. fransa'dan umutluyum.
0
antikadimag
(05.08.26)
(24)

Sevgilinin yurtdışına taşınması

selenophile
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor. Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok. İstanbul’da a
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

İstanbul’da aileniz, güzel bir işiniz, çok iyi arkadaş ortamınız var.

edit: Öncelikle ben değil bir arkadaş, gerçekten :) Gidecek olan erkek tarafı evlenip gidelim dememiş hiç ama ilişkinin başlarından beri evleniriz biz diyorlar ara ara.. Yurtdışı iş başvurularının da yapıldığını biliyor kız ama gerçekleşmesine çok ihtimal de vermemiş.. Normal şartlarda konforunu bozmak istemiyor, illa yurtdışına taşınayım demeyen birisi..

- Dil okulu falan ayarlayıp, buradaki bütün düzeni bırakıp risk alma pahasına yine de gider misiniz?
- Evlenelim bari öyle gidelim mi dersiniz? En azından bütün düzeni bozacaksam da kendimi garantiye alırım gibi..
- Uzak mesafe ilişkisi hiç benlik değil ya da yurtdışı istemiyorum diyip şimdiden ayrılır mısınız?
📊 Sevgili yurtdışına yerleşiyorsa

Bu anket sona erdi. 75 oy kullanıldı.

0
selenophile
(03.08.26)
Uzun mesafe ilişkisi ile olacağını sanmam, gidiyorsam giderim yoksa ayrılırım
Bu durumda gitmezdim
0
kisa
(03.08.26)
Evlenip gitmek seçeneğini işaretledim ama orada iş bulma imkanı olmayan biri için inanılmaz bir psikolojik zorluk bu. Direkt kendi işi olmasa bile çalışabileceği başka işler var ise çok sorun olmaz. Ama aksi durumda her iki kişi için de büyük zorluk.
0
himmet dayi
(03.08.26)
4-5 sene sevgili olunmaz.
-4
gobekliraki
(03.08.26)
bu konuda büyük konuşmak zor. normal şartlarda gitme ihtimalin yoksa ya da onun ilerde dönme ihtimali yoksa mecbur ayrıl derdim.

ama 2 arkadaşım evlendi böyle. birinde kız türkiyeye geldi evlendikten sonra. bi süre uzaktan devam etti ama.

diğerinde uzaktan olmasına rağmen evlendiler. tabii avrupa o daha yakın bi tık. gidip geliyolar ara ara.

ama kanada uzak şıp diye gidemezsin. hem zaman hem maliyet falan. dediğim gibi gitme şansın sıfırsa veya ilerde onun dönmeye niyeti yoksa ayrılmaktan başka çare yok gibi.
+1
jelly bear
(03.08.26)
Evet Türkiye’ye geri dönmeyi hiç düşünmüyor, o kesin.
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Benim bu konuda merak ettiğim şey Kanada'dan iş teklifi alan sevgilinin bu konuya yaklaşımı nedir? "Seçeneklerimiz bunlar, birini seç" gibi mi yaklaşıyor? Eğer böyle ise zaten evlenmeye pek niyeti de yok gibi duruyor.
0
himmet dayi
(03.08.26)
orada hali hazirda isi varsa evlenip giderim. kanada'yi bilemiyorum ama calisan kisinin esi olarak yasadigim yerde bulunmak kesinlikle inanilmaz avantajli. is bulma kurumu seninle ilgileniyor, dil kurslari gibi egitimleri devlet karsiliyor, sigortan esin üstünden cok uygun fiyata halloluyor. diger türlü sen is bulmalisin zaten, yoksa oturum alamazsin, ama ona da pek ihtimal yok demissin.

4-5 senelik sevgili diyorsunuz. SENELIK. ayrilmak o kadar kolay mi? ayrilirim diyenler emimin asla bu yollardan gecmemislerdir. 5 SENELIK sevgiliyi 5 aylik sevgili gibi düsünüyorlar. Nah ayrilirsiniz asfdfg.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
@himmet dayi; yurtdışına gidecek taraf, sevgilisine sen de gel bir dil okulu bulalım diyor.Hemen evlenip beraber gidelim demiyor.
@el cevap; İngilizce biliyor ama orta seviye. İş durumu da evet bir beyaz yaka pozisyon bi şekilde hemen olmasa da arayabilir. Ama her türlü buradaki rahatının yanından geçmeyeceği kesin.
Kendini garantiye almak evet hoş bir tabir gibi olmadı ama durum bu. Düzeninden rahatından vazgeçip her şeyi riske atıp gidiyorsun sonunda.. Sevgiliyken canı sıkılınca pat diye terkedilmek de var dünyanın bi ucuna bile gitmişken.. Evliyken en azından bi sorumluluk alıyorsun, anlaşmazlıklar çıksa da evliliği bitirmek o kadar kolay değil, daha çok çaba ve emek harcıyorsun kurtarmak için..
0
🌸selenophile
(03.08.26)
Hali hazırda evli olsam giderim, ama sevgililik dönemi için çok riskli. Girdiğiniz risk yetmiyor bir de olası bir ayrılık durumu da eklenince (çünkü çok kaotik bir süreç olacaktır bir süre) risk katlanıyor. Onun zaten bir işi olacak ama siz orada iş arayacaksınız. Dil kursu falan diyorsunuz, buradan iş bulma aşamasının hiç de kolay olmayacağı da belli. Ayrıca iş bulsanız bile kendi alanınızda iş bulma olasılığınız düşükse sosyal uyuşmazlık oranının artma olasılığı ve ayrılık ihtimali de kuvvetleniyor uzun vadede.

Evli olsam giderdim dedim ama evli değilsem şu aşamada evlenmek istemem çünkü yukarda saydığım şeyler yüzünden çok fazla şey değişecek ve işlerin yoluna girip girmeyeceğinden emin olmak isterdim.

Benim gitmemin tek yolu o orda hayatını yoluna koymaya çalışırken iş bulup gitmek olurdu. Ama iş bulmadan gitmezdim.
+1
akhenaten
(03.08.26)
Yurt disinda yasamak istiyorsam evlenip giderdim.
Para kazanmak illa okudugun bölümde is yaparak olmuyor.

Yasmaak istemiyorsam ayrilirdim. Insanin kendi istedigi hayati yasamasi cok önemli. Sevgi zamanla yerini ince bir siziya birakir. Hatiralar zamanla bulaniklasir. Sevmedigim bir yerde sevdigin insanla mutlu olmak zor.

Ama su da olabilir. O bir gitsin bakalim. Sonucta gitmek istedigi yer kanada. Bir kis gecirsin bakalim hala orada yasamak istiyor mu. Karari kesinse ayrilmak daha mantikli olabilir.

Kanada da yasanir mi ya. Orali degilsen cok sacma. Maaslar falan da düsükmüs abdye göre. Hem uzak hem soguk.
-1
Purple life
(03.08.26)
işimde çok iyiysem ve iyi maaşlı bir işim varsa gitmem ve ayrılırım.

şu an çok da bi gelirim yoksa ve sevgilimin maaşı bana da yetecekse evlenir giderim.

işimi uzaktan yapabileceksem giderim.

başka bir kariyere yönelebileceksem giderim.
0
art cat chocolate
(03.08.26)
Bacim seni cagiriyor mu cagirmiyor mu yazdigindan belli olmuyor bile. Konuyu bizle ya da kendi basina degil onla birlikte konusmaniz lazim. Gelecek planini beraber yapiyor musunuz yapmiyor musunuz? Oylesine ya da bir ara konusmalik bir durum degil bu.
+2
osssy
(03.08.26)
4-5 senedir sevgilisiniz diyelim. Evleniriz ileride diye de konuşmuşsunuz öylesine bi ara. Kendisine Kanada’dan (yakın bi yer de değil) iş teklifi geliyor, çok da istediği bişeydi, geri dönmek de istemiyor, önümüzdeki aya taşınıyor.
Sizin iş alanınızla orada iş bulma imkanınız pek yok.

1 evleniriz bi ara falan ikinizin de bu ilişkiyi çok da sallamadığı yönünde bir izlenim bıraktı bende. ikincisi madem evleneceksiniz ve ciddi bir ilişkiniz var; böyle bir kararı alırken sana niye sormadı? sallamadığı için mi yoksa 'ben gidersem o da gelir' deyip senin adına da mı karar verdi?


bak yazdığın ilk paragrafta herşey ortada. bu sorunun cevabını sen de bizim kadar biliyorsun.
0
omer460
(03.08.26)
Her şeyi bırakıp peşinden giderim
0
Hallegadola
(03.08.26)
Evlenmek isteyen zaten açıkça evlenelim, sen de gel der. Bir teklif falan yoksa bence otur oturduğun yerde. Türklerin dil okulu fantazisi 30 bin dolar ve birkaç yıla mal oluyor.

Bir diğer teknik konu da evlenseniz de sana çalışma izni olmayabilir. Kanada'da PR yani oturumu olmayanın evlilikle oturum ve çalışma izni sağlama imkanı yok.
+1
michael harddd
(03.08.26)
purple life +1

bir de ekliyim, kanada'dan is teklifi gelmesi de pek inandirici degil, ya teklif isi yalan, ya da cocugu kandiriyorlar.

ulkede ciddi issizlik var, daha icerdekileri doyuramiyor disariya teklif yollamasi icin adamin bulunmaz hint kumasi olmasi lazim. oyle bir adami da kanada'ya cekmen imkansiza yakin, amerika varken.
0
cooperr
(04.08.26)
cooperr'a tamamen katılıyorum. Önüne gelen kanada'ya okulla girip PR ve iş kovalıyor. Yıllarca geçici işler yapıp ülkesine dönen binlerce insan var. Bunu da geçtim iş bulup şartlardan memnun olan bile çok az.
0
michael harddd
(04.08.26)
"Sana dil okulu bulalım, sen de gel."

Gördüğüm en romantik teklif olabilir.

Gittikten 3 ay sonra ayrılır sizden. Sanki okeye dördüncü çağırıyor.
+2
himmet dayi
(04.08.26)
Adam aslinda dil okuluna gidiyor olmasin?! Ancak boyle bir durumda uzun sureli sevgilisine “hadi sen de dil okuluna gel” demesi mantikli olurdu. Diger durumdaysa kadin icin evli gitmek vize durumlari acisindan daha kolay ve ucuz olur gibi geliyor.
+1
eileengray
(04.08.26)
bence en önemli şıkkı koymamışsın.
f şıkkı: bıçaklarım.

4 yılımı verip evlilik planı yapıcam sonra 'adaya veda ediyorum' oldu canım. ayrıca kanada bk gibi yer.
-1
buenosdias
(05.08.26)
4-5 yıldır sevgili oldugum adam 10000 km ötede iş bulup bana da evlenip gidelim demek yerine "sana da bi dil okulu bulalım" derse asıl sorun bu olur. yaşlar çok mu küçük?
+2
kitap arasında kalmış silgi tozu
(06.08.26)
Yaşlar 40 aslında, küçük de değil.

Güncel durumu bildireyim;
“Ben gidiyorum, sana da bir dil kursu buluruz, sen de gelirsin” cümlesi
“ Dil kursu bulamazsak/öğrenci vizesi çıkmazsa, ben bir süre orada kalıp düzen kurduktan sonra Türkiye’de evlenip gideriz”
e evrildi.

Yani bence de en mantıklısı; ne kadar dönmemeye emin olsa da bi süre kalıp orada yaşamaktan memnun kalırsa öyle gidilmesi. Hatta kadın tarafının da bi süre orada yaşayıp “evet ya ben bu adamla burada yaşamak istiyorum” dedikten sonra evlenmeleri..

Yaşlar 40 olunca öyle koşa koşa hadi her şeyi bırakıp beraber gidelim ne olacaksa yaşayıp görelim denilemiyor sanırım, mantık da devreye giriyor..
Bunu diyebilmek de ayrı tatlı olurdu ama beee, hey gidi gençlik :) Diyenler o yoğun hissi hissediyorsa, o güzel çılgınlığı da yaşamak istiyorsa koşsun yaşasın hepimiz için de:D
(Sonra olacaklara ben karışmam yalnız:)

Bu arada cidden ben değil, bir arkadaş.
Ve evet iş teklifi ciddi, spesifik bi alanda çalıştığı için çok da zor olmadı.
Ve evet bence de Kanada’da yaşanır mı ya:(
0
🌸selenophile
(06.08.26)
erkek kişisi iş bulup gidiyor. ama işi yaban ellerde.

sen gitmek ve orada yaşamak istiyor musun? zaman geçiyor. gelmişsiniz 40'a. allah mutlu huzurlu ömürler versin. bir insan kaç sene yaşıyor ki? sağlıklı 30 yıl daha yaşarsanız bunun 10 yılını orada yabancının ülkesine uyum sağlamakla harcamak iyi bir karar olmaz.

bence erkeğe yol ver gitsin.
0
Leonardo~Da~Vinci
(06.08.26)
Mantık devreye girer tabi ve 4-5 senelik ilişkin varsa bu kişiyle evlenmek isteyip istemediğini bilirsin bu yaşta. "Evleniriz bi ara" kaçak bi söylem. Evliliğe inanmayıp evlenmemeye varım ama bu çok öyle değil gibi. Özellikle böyle bi dönüm noktasında eğer birlikte bir gelecek hayal ediliyorsa doğru adım evlenmek. Hem vize süreçleri için hem de kopmamak için. Orda yaşamaktan memnun olup olmayacaklarını da birlikte görebilirler. Olmazsa birlikte dönerler. Hani durum şöyle olsa, iş teklifi alan taraf tereddütlü gidiyor olsa, orda kalıp kalmama niyeti 50/50 olsa, iş teklifi almayan taraf boşuna düzenini bozmasın bu ihtimal için deniyorsa ok. Ama bi aksilik çıkmazsa yerleşmek üzere gidiyor giden. Bu durumda içten ve makul bir "sen de gel" teklifi yoksa üzgünüm ama hayatına yalnız devam etmek istiyor.

Bu arada iş teklifi söylemine takılanlar, iş teklifi tam düşündüğünüz gibi bi şey olmayabilir. Kanadayı bilmiyorum da abd'deki gibiyse sen bi işe başvurursun, görüşmelerden geçersin, sonra işyeri seni isterse sana yazılı bi teklifle gelir bu da "iş teklifi aldım" diye ifade edilir, kabul edildim ve sözleşme aşamasındayım anlamında. İllaki dünyanın öbür ucundan şanını duymuş ve nolur bize gel diye iletişime geçmiş anlamında değil.
0
mezzosprite
(09.08.26)
(48)

Eşlerin Birbirinden Kira İstemesi Normal mi?

anten
Yakın bir arkadaşımın (erkek), eşine (kadın) miras kaldı. Kadın tarafı eline geçen nakitle kendi üstüne bir ev almış borca girmeden. Erkeğe de "buraya taşınalım, ödediğimiz kirayı sen bana kira gibi aylık ödersin düzenli" gibi bir şey diyor. Erkek tarafı da bunu tuhaf bulmuş. Hatta eşine sen evi kir
Yakın bir arkadaşımın (erkek), eşine (kadın) miras kaldı. Kadın tarafı eline geçen nakitle kendi üstüne bir ev almış borca girmeden. Erkeğe de "buraya taşınalım, ödediğimiz kirayı sen bana kira gibi aylık ödersin düzenli" gibi bir şey diyor. Erkek tarafı da bunu tuhaf bulmuş. Hatta eşine sen evi kiraya ver kirayı da al kendi cebine koy diyor. Bu mevzudan araları biraz gergin.

Erkek tarafını ben, kadın tarafını eşim dinledi. Erkek de arabasını gösterip "Sen de arabayla gittiğin her yerde bana yakıt parası ver taksi gibi o zaman" gibi bir şey deyince ortalık gerilmiş.

Ben de ne diyeceğimi bilemedim. İkisi de yakın arkadaşımız konuya da biraz dahil olduk.

İkisi de üst düzey çalışan bu arada.

Normal mi bu? Yeni nesil evilikler böyle mi?
-1
anten
(02.08.26)
Güldürdü.
+11
hayirsiz
(02.08.26)
Hayatın olağan akışına uygun gelmedi bana. Pek iyi niyetli de gelmedi. Hukukçu değilim ama alınan ev tamamen miras kalan para ile alındıysa o kişinin kişisel malıdır fakat kira gelirleri ortak sayılabilir, kendi kendilerine kira ödemeleri anlamsız yani. Hele üst düzey çalışan için yani para görece önemsizse (belli ki değilmiş bir taraf için). Bilemeyiz tabii aralarındaki ilişkiyi.
0
orient blue
(02.08.26)
ne değişik insanlar var ya. bencilliğin de bu kadarı olmaz.
+6
abelardo
(02.08.26)
Haha. Kirayı sadece erkek ödüyor ve zorlandığı/adaletsiz bulduğu için eşinden katkı istiyor sandım ama kadın Kayserili çıktı. Bence boşansınlar. Normal değil.
-5
arbre
(02.08.26)
Mevcut kirayi odemeyi nasil paylastiklarini merak ettim. Ortak oduyorlarsa farkli, adama biniyorsa farkli yorumlanabilir. Ortak oduyorlarsa anlayislari boyle dersin, erkek tek oduyorsa bosanma sebebi olarak bile degerlendiren olur.
+1
osssy
(02.08.26)
Cok normal. Ben mesela esime yemek hazirlayip servis ettigimde yaninda ekstra ketcap veya sos isterse ekstra ucretli veriyorum (iyi gunumdeysem ketcap benden olsun diyorum ama).

Ya da arabayla kendi gitmeyecegim bir yere birakirsam kilometreyi kaydedip ay sonunda benzin fiyatiyla carpip faturasina ekliyorum.

Saka bir yana, hayatimda boyle bir sey duymadim. Benim evlilik anlayisima cok ters.
+13
sertac akin
(02.08.26)
"S.kerim öyle mantık evliliğini" diyesim geldi direk ne yalan söyleyeyim.ki sorsan mantık evliliği de değildir belki,severek evlenmişlerdir. Allah düşman başına vermesin ne diyeyim,saçma,abes bir durum.
+7
denizciman
(02.08.26)
Vizite ücretine kadar gider bu.
+15
Mirket
(02.08.26)
bence normal değil
+3
ercu cozer
(02.08.26)
kadın bi anda ev alınca heyecanlanmış. aradan 3-5 gün geçince kendine gelir.
+5
brkylmz
(02.08.26)
Kesinlikle çok ters bir durum, böyle bir tutum asla kabul edilemez.

Sadece şunu merak ettim, acaba erkek tarafı ne kadar kazanırsa o kadar harcayan biri mi? Kadın belki biraz kenara atmak için yapıyordur, altındaki motivasyonu biraz incelemek lazım. Hoş bu durumda bile kabul edilemez ama kadın belki birikim vs için istiyordur.
+2
umutt
(02.08.26)
Bugün de şaşıracağımız şey gör çok şükür :)
+1
Rondak
(02.08.26)
İş bitince komidin üstüne para da bekliyor muymuş kadın?

Hemcinslerimi anlayamıyorum ya görmemişlik kesinlikle
+2
Hallegadola
(02.08.26)
Normal degil
+2
acelaacedebela
(02.08.26)
kapora, depozito, kira sozlesmesi falan konusmadan o ise girmesin hanim kizimiz. icerde parasi kalabilir. mahkemelerde surunur mazallah.
0
banach
(02.08.26)
Evi alan kişi kadın. Tamamen kendi parasıyla almış. Kiracıyla uğraşacağıma kocamdan kira alırım demiş ki bence çok mantıklı. Zira evlilikte erkeğin sorumluluğu kadın barındırmak, güvenliğini sağlamak, beslemek, temel ihtiyaçlarını karşılamak. Tamamen kadının aldığı eve taşınmak bence çok daha mantıklı ve doğru olur, hele ki iş yerlerine yakınsa.
-27
muhayyer divan
(02.08.26)
bu evlilik değil ev arkadaşlığı olur.
0
jülsezar
(02.08.26)
Hiç tanımadığı insanlara kira ödeyen ve bunda hiçbir sorun görmeyen erkek neden karısına kira ödemek fikrinden rahatsız oluyor hatta sinirleniyor onu anlamadım. Anlaşsınlar, mevcut kiradan daha uygun bir seviyeye çeksinler rakamı, kira artışlarındaki oranları da aynı şekilde. Bence erkek için çok daha avantajlı, her türlü çok daha avantajlı, buna neden bu kadar kızılıyor ki?

Üstelik sevgi evliliği kadının malını karşılıksız kullanmayı gerektirmez, erkeğin malını kullanmayı ise gerektirir. Yani konu burada sevgi olsa dahi (ki bence değil) doğrusu erkeğin kadının teklifini kabul etmesi olur.

İşin islamiyet yönünü de söyleyeyim, madem bir anlaşma yapıyorlar, evlilikte dahi mehir verirken erkeğin bunu belgelemesi gerekir, Bakara 280 ve 282 numaralı ayetler etraflıca incelenebilir. Bunda kötü bir şey yok arkadaşlar, bu kadar gerilmek saçma. Kadını ezmek de saçma. Çok ayıp etmişsiniz.
-30
muhayyer divan
(02.08.26)
Bütçe ortak değil mi ? Nası olacak ? kadın kirayı 100k yapsın adam tüm maaşı eve kiraya versin sonra ne yiyip ne iççekler ortak bütçeden değil mi anlamadım.

Ayetleri neden inceleyelim şimdi ?
+7
jülsezar
(02.08.26)
@jülsezar

Merak ediyorsan incele. Herkes buna göre davranacak demedik. Lafı çarpıtma.
-18
muhayyer divan
(02.08.26)
Bunların evliliği bitmiş.
+1
Buddrick
(02.08.26)
bütçeleri ayrı olan çiftler var. o durumda bile kira almak abes. adam kadına ait evde yaşayacaksa aidatları üstlenebilir, bir tek bu mantıklı geliyor bana.
0
eileengray
(02.08.26)
boşanma sebebi direk boşansın.
+1
mikahakkinen
(02.08.26)
Eğer ciddili konuysa Adamın verdiği cevap efsane.
+3
etna
(02.08.26)
Biz olamamislar sen ben olmuslar.
0
Purple life
(02.08.26)
Bunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum ama erkek haklı.
Miras kalmış paylaşmak zorunda değil kendine ayırabilir tabii ki kendi için güzel de yatırım yapmış çok güzel, ver kiraya biriktir.
Aynı evde yaşadığın birine böyle bir teklif sunmak hiç hoş değil. Sadece eşe değil ailene de söylememelisin mesela, anne babana da ben ev aldım haydi orada yaşayalım kirayı bana verin demek gibi düşün.
Çok saçma çok yersiz.
Kadın tarafını densiz buldum.
+3
mutekebbir
(02.08.26)
Adamı baya yapıcı buldum.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(02.08.26)
Ben adamı son derece güvensiz buldum. Erkek tarafında maalesef kadının değeri yok. Karımı saçma sapan kiracılara uğraştırmayayım yok, onun kiracılarıyla uğraşmak zorunda kalmayayım yok, para yabancıya değil karıma gitsin yok... olan tek şey dehşet verici bir ego sorunu, güvensizlik. Dehşet verici hem de.
-19
muhayyer divan
(02.08.26)
sanirim kadin tarafi siz oluyorsunuz @muhayyer divan. depozito alin mutlaka, kocam diye boslamayin.
+4
banach
(03.08.26)
akıl alır bi teklif değilmiş kadının söylediği. felaket şaşırtıcı
+1
kel aynak kusu
(03.08.26)
Gayrımenkulüm olsun kira gelirim olsun ama hiçbir sorumluluk üstlenmeyeyim. Kiracıyla bile 'uğraşmayayım'. Ona sorumluluk diyoruz. Ha uğraşmak istemezsin o zaman sen de yatırımını uğraşmayacağın bişeye yönlendirirsin.
Hem simidim bütün kalsın hem karnım doysun. Don giyeyim ama götüme değmesin.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(03.08.26)
Duyuruda bu kadar kişinin hemfikir olduğu bir konu gerçekten yılda bir falan oluyor. Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan günlerde çok iyi geldi.
Bence kadın dolar üzerinden falan alsın kirayı, malum enflasyona güven olmaz.
Bir de memur kefil istesin.
Yani belki çok iyi biridir bilemem de tek sorunu buysa olur bazen insanlar mantıklı düşünemez. Erkek kişi kendisine bunun saçmalığını söylesin ve kadın çok istiyorsa gidip kiracı bulup onla uğraşabilir.
-1
logisticsmanager
(03.08.26)
Bu kafadaki bir "üst düzey çalışan"ın altında çalışan insanları bir düşünün. Şu savunduğu fikrin saçmalığının farkında bile olmayan, kendi evliliğinde bile kişisel çıkarlarını evliliğinin önüne koyan biri, çalışma hayatında ekip arkadaşlarına neler yapıyordur siz hayal edin. İşte size beyaz yaka cehenneminden insan manzaraları.
-1
thracia
(03.08.26)
bunların evli olduğundan emini değil mi? evlilik böyle bir şey değil çünkü. bütçe ayrı bile olsa ev, araba, eşyalar ortak kullanıma açıktır.

adamın deği çok mantıklı, versin evini kiraya kendine yatırım yapsın çok istiyorsa.
0
gercekdunya
(03.08.26)
bugüne kadar bütceleri ayri olan cok aile gördüm ama, bu ev bana kalan mirasla alindi, o sebeple bana kira öde, diyenine 18 senede ölücü avusturya'da bile denk gelmedim.
kadin birikim yapmak istiyorsa o evin kirasini alsin biriktirsin, adamin dedigi dogru ama en basindan esini "burasi senin degil, istedigimde kapinin önüne koyarim" diyebilecegi bir ortama sokmaya calismasin madem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
ben olsam kabul ederim ve ödemem. çıkarsın çıkartabiliyorsa :) gitsin mahkemeye versin.
0
galahad reloaded
(03.08.26)
eşler yakında cinsel münasebet karşılığı da para istemeye başlayacaklar sanırım.
+1
elorelia
(03.08.26)
Anadolu kırsalında maalesef ki erkeğin evi varsa veya erkek yeni ev aldıysa görevidir, normaldir, kadının da hakkıdır.

Fakat kadın ev aldıysa "bir de elin adamına mı bakıcaz" dır.
"Senin evin bizim evimiz, benim evim yine benim evim" dir.

İstisnalar yine vardır elbet ama böyle düşünmeyen bir kadın bile çevre baskısından böyle düşündürülüyor. Belki kimi haklıdır kullanılmıştır ama hala kültürel olarak bazı şeylerin erkeğin sorumluluğunda olduğu, kadının bakan değil de bakılan olması gerektiği, talepkar olması gerektiği damarlarına işlenmiş büyük bir kesimin.

Sorsan yenilikçi, modern, çalışan kadınlardır. Ama çalışmanın getirdiği veya mal edinebilmenin getirdiği sorumlulukları alamıyorlar.

Şu en basit soruyu bile soramıyorlar: aynısını eşim bana dese ben onu tek celsede boşar mıyım boşamaz mıyım? cevap evet ise, siz neden yapıyorsunuz a canına yandıklarım?
+1
ananiyimioguz
(03.08.26)
Bunu da normalleştirmeyelim artık ya, daha neler. Adam haklı.
0
asteriks
(03.08.26)
Soru gerçekten güldürdü. Sorudaki kadının talebi kötü bir kara komedi skecine konu olacak nitelikte. Tek bir trol dışında duyuru konu hakkında hemfikir olmuş zaten. Duyurunun hemfikir olması bile aslında sorunun gerçek bir soru olmadığını gösteriyor.

Bu noktada ben başka bir şeye takıldım: Sayın soru sahibi, siz ve eşiniz ne düşünüyorsunuz? Siz hangi noktaya takıldınız da bu soruyu internet ortamına taşımaya karar verdiniz? Bu öyle bir soru ki, iki kere ikinin cevabını bulamayıp insanlara sormaya benziyor.
+1
10551037
(03.08.26)
Niye evde kaldığın belli oldu
+3
kullaniciadimvar
(03.08.26)
@kullaniciadimvar

Tebrik ederim, çok önemli ve çok anlamlı bir problemi aydınlattın sonuna. Gerçekten inanılmaz.

Fakat merak ediyorum, gerçekten hiç tanımadığı insana para verirken hiçbir sorun olmaması ama o parayı eşine verme fikri karşısında büyük olay çıkması nasıl olabiliyor? Neden o erkek o kadına güvenmiyor mesela? Paranın eşine gitmesi neden bu kadar koyuyor? Ne güzel para aile içinde kalır, istenirse yeni yatırımlar yapılır, borca girse bankaya bile gitmez karısından alır, bunlar kötülük mü?? Kadından güven beklerken çok güzel ama neden kendisinden güven beklenmesini kaldıramıyor bu erkek hatta bu duyuru camiası?

Bunu da aydınlat bekliyorum. Mantıklı cevap bekliyorum bak vakit ayırıcam. Lütfen saçmalamasyon olmasın.
-8
muhayyer divan
(03.08.26)
ayrı coco
0
plastic_angel
(03.08.26)
Hiç mi cevap olmaz... sorsam kadınlar çiçektir kadınlar başınızın tacıdır kadına güvenmeseniz neden evlenesiniz değil mi... Hadi güveninizi gösterin o halde? Kadınla iyi geçinmek fikri nasıl da eziyor egolarınızı... bu kızdığınız toplum sizin gibilerden oluşuyor işte.
-4
muhayyer divan
(03.08.26)
Bunu Alman kadın bile yapmaz. Normalleştirilecek bir şey değil.

Türk kadınındaki benim param benimdir, eşimin parası ikimizindir kafasının somut bir örneği olmuş. Ayrılmaya kalksan nafaka da ister. Uğraş dur aq
+1
michael harddd
(03.08.26)
oradaki erkek kişi ben olsaydım. boşanma dilekçesi verilmişti şu an. başka söze gerek yok.
0
omer460
(03.08.26)
normal değil tabi ki :)
0
gurur
(04.08.26)
arkadasina soyle diyeceksin:
erkek kiradan "hanimin" aldigi eve gecerse madara olur.
kirada devam edecek, hanim gitsin aldigi evi kiralasin, parasini da naparsa yapsin.
teklif kotu, iliski sikintili. eleman finansal olarak eziliyor, belli.
-1
cooperr
(04.08.26)
(12)

buz kirici

osssy
Evde buz kirmak icin ne kullaniyorsunuz? Tesekkurler.
Evde buz kirmak icin ne kullaniyorsunuz? Tesekkurler.
0
osssy
(31.07.26)
Evde buz kırmıyoruz biz
+5
yenibirgüzelnick
(31.07.26)
Buz dolu poşeti havluya sarıp kafasına gözüne vuruyorum ben.
+2
orient blue
(31.07.26)
braun buz kırıcı blender kullanıyoruz, memnunuz.
0
sinematikcrop
(31.07.26)
Evde doğrayıcı, blender falan varsa onun buz kırma bıçağı oluyor:

encrypted-tbn0.gstatic.com
0
himmet dayi
(31.07.26)
mermerin kenarına vuruyorum dan dun diye
0
neira
(31.07.26)
musluktan akan suyun altına tutup havan et döveceği en olmadı çekiç gibi bişiyle vurusanı zçok kolay parçalanıyor
0
iwillsee
(31.07.26)
Mermerin kenarı iyi iş görüyor
0
hakmut
(31.07.26)
evde buz yapmiyorum buzdolabindan ne kadar koku varsa cekiyor.
0
cooperr
(31.07.26)
buz kırıcı deyince amerikan cinayet filmleri geliyor aklıma. bir sahnede gözükürse kesinlikle cinayet aleti oluyor.
0
renegade
(01.08.26)
hangi ölçülerdeki buzu hangi ölçülere kırmak istiyorsunuz?
0
killerbee
(01.08.26)
sağlam telefonun varsa onunla kır:)
0
nothing in my way
(02.08.26)
Kirinti buz elde etmek icin soruyorum.
0
🌸osssy
(02.08.26)
(3)

Gelir Vergisi Çıkar mı?

emcekare olmadi einstein olsun bari
"Gelir vergisinde 5 yıllık süre, gayrimenkul satışlarından doğan değer artışı kazançları için geçerlidir; 5 yıldan uzun süre sonra satılan konut/arsa satışlarından gelir vergisi alınmaz." Bu kuralı biliyoruz.Bir evimiz var. Ağustos 2021'de tapusu Kat İrtifakı niteliği ile üzerimize geçti. Satış yapı
"Gelir vergisinde 5 yıllık süre, gayrimenkul satışlarından doğan değer artışı kazançları için geçerlidir; 5 yıldan uzun süre sonra satılan konut/arsa satışlarından gelir vergisi alınmaz." Bu kuralı biliyoruz.

Bir evimiz var. Ağustos 2021'de tapusu Kat İrtifakı niteliği ile üzerimize geçti. Satış yapılan tarihte bize verilen tapu senedinde 4 Ağustos 2021 tarihi yazıyor.
Lakin şu anda kontrol ettiğimizde tam 1 yıl sonrası için tescil tarihi gözüküyor. Yani 5 Ağustos 2022. Nitelik ise Kat Mülkiyeti olarak güncellenmiş. Bunun sebebini iskan alınmasına bağlıyorum.

Sorum şu. Ben bu evi 5 yıl sonra satmayı planlıyordum. Gelir vergisinden muaf olmak için hangi tarihe göre hareket etmeliyim?


Bu sorunun cevabını kesin ve net olarak nasıl öğrenebilirim?
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(31.07.26)
Cikar.
0
osssy
(31.07.26)
www.gib.gov.tr

buradaki örnek 3 ü okuyun. sanırım sizim durum bu.

4 Ağustos 2026 itibariyle vergisiz satabilirsiniz gibi duruyor. son olarak ytd
+2
nuevo
(31.07.26)
@nuevo, evet tam bizim durum. teşekkürler.
0
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(31.07.26)
(9)

Vibe coding

xephyr
Selamlar,Zaten elektronik mühendisi çıkışlıyım, gömülü yazılım tarafında 5 yıl kadar çalışmıştım. Sonra girişim serüveni dolayısıyla ayrıldım ve kendi şirketimi yönetmeye başladım. 6 yılda geldiğim nokta fena değil.Bunun yanında kodlama artık basite düşünce, mevcut müşteriler için mobil app, görsell
Selamlar,

Zaten elektronik mühendisi çıkışlıyım, gömülü yazılım tarafında 5 yıl kadar çalışmıştım. Sonra girişim serüveni dolayısıyla ayrıldım ve kendi şirketimi yönetmeye başladım. 6 yılda geldiğim nokta fena değil.

Bunun yanında kodlama artık basite düşünce, mevcut müşteriler için mobil app, görselleştirme toolları filan da hazırlamaya başladım. Üniversitedeki araştırma yapan hocalar için scriptler, istatistik modelleri, öğrencilerin araştırma sonuçlarına istatistik raporları hazırladım. Bunları da sattım. Bu süreçte hep claude kullandım. Aylık 200-400 dolara eşşek gibi kırbaçladım yani. Güzel de para kazandım.

Fakat geldiğimiz noktada bu işi locale taşısam mı diye düşünüyorum. Maliyetten değil de sanki ilerleyen zamanda bu ibneler bizi iyice kısıtlayacak gibi hissediyorum. Hazır para da kazanıyorken, aı altyapı yatırımları için 5 milyona kadar da faizsiz kredi imkanı gelmişken, ciddi bir yatırımla local sunucuda kimi gibi modelleri mi yürütsem artık?

Burdaki temel kafakarışıklığım: bu zamana kadar kazandığım paranın bir kısmını ihtiyaç akçesi gibi saklıyordum. Ama antropic, openaı bu işi kapatırsa ne halt yerim diye de korkuyorum. Yani iki taraflı öngörü yapıp ilerlemem lazım. İhtiyaç akçem olmazsa ortada kalır mıyım? Bu ibneler musluğu kapatır mı

Belki büyük firmalarda çalışan arkadaşlar varsa, onların operasyon öngörüsünü paylaşabilir.

Teşekkürler.
0
xephyr
(19.07.26)
belki bir noktada ilham olur x.com
0
birdirbir
(19.07.26)
Mantiksiz. Soyle mantiksiz, Claude'dur Sol'dur bunlarla rekabet edebilenler Kimi ve bugun cikacak olan yeni Qwen. E bunlari calistirabilmek icin gereken gpular yuz binlerce dolar.

biz veri gizliligi icin datacenter'a gpu clusterlar temin ediyoruz ama akla mantiga sigmayan paralara geliyor. boyle bi derdiniz yoksa en kotu openrouter falan kullanmaniz daha mantikli.

kimi k3 mesela 1.4tb vram istiyor.

su an rekabet de var ki fiyat artirmaya cesaret edemezler. buralardan devam.
0
aguen
(19.07.26)
İşkillendiğiniz nokta doğru ama o donanımın elektrik tüketimi bile şuanki frontier modellere verdiğiniz ücretlerin üstünde olacaktır. Takibe devam ama şuan gereksiz olur. Yapacağınız yatırımla alacağınız donanım yerel modeller artık mantıklı hale geldiğinde eskimiş olacak.
0
redlinetheturk
(20.07.26)
şu da var diyelim ki local ai'a taşıdınız, bahsettiğiniz ai firmaları kadar geliştirme yapabilecek misiniz? bu firmalar sizden sadece donanım ücreti almıyor ayrıca dil modeli geliştirmesini de içinde barındırıyor.
0
bravoteam
(20.07.26)
şuan yapay zeka tarafında gelişmeler çok hızlı oluyor ve ileriye dönük belirsizlik var.
zamanında coin kazmak için ekran kartları toplayanlar vardı şimdi onları hiç duymuyoruz.
0
duyuruuser
(20.07.26)
amaç maliyet düşürmekse gene claude gibi modelleri karar verici - planlayıcı olarak kullanıp lokal modeli eşşek niyetine sömürmek mümkün bu durumda başarılı sonuçlar ufak modellerde bile alınabiliyor.

claude kapatıp giderse ensesinde qwen-kimi diğer modeller var. ama bundan daha kritik olanı amerikan modellerinin yakın zamanda farklı ülkelere farklı zekada davranması hatta yoğunluğa göre daha kısa verimsiz yanıtlar dönmesi.

ram krizi bitmeden lokal modele ana işi yaptıracak bir sistem kurmak verileri çok değerli aselsan gibi bir kurumsal değilsen çok da şart değil.
0
orpheus
(20.07.26)
bu kadar hızlı bir dönüşüm varken, yüklü bir tutarla yatırım yapmak bireysel kullanıcı için çok riskli. (bana sorarsan batak).

ayda 200 dolara hayvan gibi işlem gücü kullanmanın tadını çıkar. dediğin gibi fiyatlar arşa çıktığı gün emin ol bir çıkar yol da bulunacaktır. şimdiden geleceği belirsiz işlemcilere para gömme. intel alanlar, arm mimarli apple'lar çıkınca çok üzülmüştü yakın geçmişte.
0
brkylmz
(20.07.26)
Soru hakli ve cevaplar da gayet dogru noktalara deginmis fakat kimse en onemli veriyi degerlendirmemis. Gelecek gelismeler bir kenara, su anda isini goren bir modeli lokaline kurmanin maliyeti tam olarak ne?
0
osssy
(20.07.26)
kimi k3 4 bit quant için (çok sorun değil quant aware train edildiği için) 1.4TB vram ve tek kullanıcı olacaksan bi 250GB vram de kv cache için lazım (512k context hesapladım, full 1 milyon context istiyorsan 500gb)

mac studio cluster pek işine yaramaz, tahmini tps 10-15 arasında kalır. prompt processing asıl problem, 20-30 tps arasında kalır. 512k prefill için saatlerce beklemen gerekir.

o yüzden nvidia h100 clusterlara falan bakmak gerekir. bunları da edinmesi, soğutması 5 milyon lirayı geçer. elektriği de aylık subscriptionu geçer. local için hepimiz FOMO yaşıyoruz ama zor...
0
robokot
(21.07.26)
(26)

Şikayet Edilecek Durum Hk.

emcekare olmadi einstein olsun bari
eğimli arazideki villaları düşünün. benim balkonum bir alt müstakil villanın havuzunu görüyor.Yani balkomdaki masamda oturunca ister istemez havuzu ve etrafındaki şezlongları görebiliyorum. yabancı olduklarını düşündüğüm en az 60 yaşlarında bir çift kalıyor alttaki villada. Gündüz vakti anadan üryan
eğimli arazideki villaları düşünün. benim balkonum bir alt müstakil villanın havuzunu görüyor.
Yani balkomdaki masamda oturunca ister istemez havuzu ve etrafındaki şezlongları görebiliyorum. yabancı olduklarını düşündüğüm en az 60 yaşlarında bir çift kalıyor alttaki villada. Gündüz vakti anadan üryan güneşleniyorlar. Kız çocuğumuz var, henüz duruma uyanmadı. Onlar güneşlenirken ben çocuğumu alıp arka tarafta bulunan kendi havuzumuzda takılıyorum.
Şimdi ben 2 gün sonra gideceğim için sorun değil ama gitmeyebilirdim de.
Bu durumu şikayet etmeye kalksak bunun bir yeri var mı kanunda vesaire.
Siz olsanız ne yapardınız?
-2
emcekare olmadi einstein olsun bari
(13.07.26)
Polisi arayın. TCK Md 225. Yapamazlar yani öyle.
-2
Mirket
(14.07.26)
İnsanın en özgür olduğu yer evidir. İster çıplak dolaşır, ister kara çarşafla gezer. Kız çcuğunuzu balkona çıkarmayın veya balkona perde çekin. Orta doğu ya gelip villa satın aldıkları için onları eleştirmek lazım aslında.
-6
HellKeePer
(14.07.26)
ev var ev var. alenen teşhircilik (225 vd) suçunu oluşturur. eğimli kot farkı olan bir alanda kendi arazinde de olsa suç gerçekleşir. evin balkonunda çıplak (çırıl) dolaşamazsın. hatta evin salonunda perdeleri açıp karşı komşuların göreceği şekilde de çıplak dolaşmak suçu oluşturur. arttırıyorum kendi aracında bile bu durum geçerlidir. eğer diğer kişiler özel bir çaba ekipman olmaksızın görebiliyorsa şikayet hakkını kullanabilirsiniz. yukarıdaki hinduyu dikkate almayın.
0
ground
(14.07.26)
Umarım şikayet edersiniz. Kolluk kuvvetleri evlerine gelir ve hızlı bir kararla evi satıp farklı bir ülkeye gitme kararı alırlar. 60 yaşından sonra da olsa istedikleri hayatı yaşayabilirler.
-1
authorize
(14.07.26)
Herkesin görebileceği yerde teşhirciliğe de özgürlük demeyelim lütfen. Onlarınki özgürlükse küçücük kız çocuğunun dede götü görmeden büyüme özgürlüğü yok mu?
+2
yenibirgüzelnick
(14.07.26)
Ben onlarin vizyonuna koyayim zaten afedersiniz. Türkiye'de yatirim mi yapilir? Baksaniza kücük kiz cocugu varmis ama kücük erkek cocugu görse ok. Hemen sikayet edin de Mallorca'ya falan gitsinler. Bu yastan sonra ne isleri var Türkiye'de zaten. Milletin kurtulusu olursunuz.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.07.26)
Çevrede diğer komşulardan bir nabız yoklaması yapın birlikte hareket edin.
İnsanın kendi arazisi de olsa görünen bir alanda ortalıkta dal .aşşak gezmemesi lazım .

Sahilde tatil yerlerinde güneşlenmek konusu bizde kimilerince fazla abartılıyor. Özellikle doğu'da tarım işçileri güneş altında çalışırken kararıyorlar.
Sahil yerlerinde güneşlenen ise asla yanmaz kararmaz sadece bronzlaşır(!)

@HellKeePer perde çekmek yetmez duvar örsünler istersen. o perdenin insana uygun olanını elbise şeklinde kendi üstlerine o yaşlıların çekmesi gerekmiyor mu?

Avrupa ülkelerinin birindeTV programında çocukların karşısına "yaşlılar çıplak olarak" çıkarılıyordu .
Buna da cinsel olumlama diyorlardı.
Medeniyet mi diyeceğiz buna ?
Yazdığına bakıyorum da o yayını hatırlattı.
+1
diyecevaplandı
(14.07.26)
burda lak lak yapanlara bakmayın .Kendi evlerinin içinde diledikleri gibi takılabilirler. ancak dışarıdan herkesin görebilecegi bir noktada çıplaklık teşhirciliktir. Buna laf eden guruhun bu durum kendi başına gelse o eve molotof atar ama başkasının başına gelse "ortadoouullu niye geliyler gitsınlar" der.
Burda italya Torino'da bile cezası var. İtalyan Ceza Kanunun 726. Maddesi (açık alanda edepsizlik/müstehcenlik) ve 527. Maddesi (teşhircilik) göre çok yüklü para cezaları var. Burda bir erkeğin tişörtsüz yani üstsüz dolaşması bile yasak. Türkiye de olunca niye sonuna kadar serbest?
+4
limonlu eksi
(14.07.26)
bu duyuru nasıl bir yer ya. cidden şaka gibi. %90'ı falan ağır cahil, üstüne bir bok bildiğini sanan ve türk düşmanı, fanatik solcu, fanatik lgbt militanı, gavat vb tipler. yorumlara bak amk. ula sığır, Avrupa'nın göbeğinde (bir düzine nudist göle ev sahipliği yapan) yerde bile bu kanuna göre ya suç ya kabahat.

Buna ilave TR'de komşuluk hukuku hükümlerine de aykırı durum.

site yönetimi aracılığıyla uyarıda bulunabilirsiniz, düzeltmezlerse kolluğu ararsınız.

olay hiçbir ekstra çaba, araç vs gerek olmadan çıplaklığın dışarıdan görülebilmesi. yoksa balkonu vardır komşunun görmediği, istediğini yapar. amk komşun kötü koku, yüksek ses yaysa sıkıntı, mangal yaksa kıyameti kopartırsın, bile isteye kamuya açık teşhircilik yaptığında nasıl tamam olsun?
+3
askingforafriend
(14.07.26)
Fatih ürek, Bülent ersoy, Vj bülent izleyerek büyüdük ama *bne olmadık.
Önce çocuklarınıza adam gibi aile eğitimi verin, 60lık dede götü görünce yoldan çıkmazlar merak etmeyin
-12
HellKeePer
(14.07.26)
ne kadar net görülebildiğine göre çok değişir bence. çıplak oldukları belli oluyor ama bi tarafları belli olmuyor olabilir. bu durumda ben rahatsız olmazdım sadece güneşleniyorlarsa. giyinik olup müstehcen hareketler yapsalar o sıkıntı mesela.
0
mezzosprite
(14.07.26)
@HellKeePer, sence konu sahibi kızı yoldan çıkar diye mi endişeli?

Yemin ediyorum idrak sıkıntısı yaşıyor bazı arkadaşlar ya.
+1
yenibirgüzelnick
(14.07.26)
biri argüman olarak çocuğunu öne atıyorsa onu kale bile almamak lazım. çocuğu öne sürünce bir anda haklı duruma mı geçiyorsun?
çıplaklar değilde kara çarşaflı, sarıklı cüppeli tipler olunca yine aynı tepkiyi verecekmiydin? ama benim çocuğum var diyecek miydin?
sözde özgür ülke ama herkesin işine geldiğinde özgür.
ayrıca ne ara duyuruya bu kadar örümcek beyinliler doldu.
birde anadan üryan demiş kesin bikinilidir, bunlara göre zaten saçı görünen çıplak dolaşıyor demektir.
-4
my fault
(14.07.26)
Kimseyle tartışmaya girecek değilim arkadaşlar. Vermediğim detaylar, bilgiler üzerinden fikir yürütmeye çalışıp önyargılı olmak sizin tercihiniz.
Ben özellikle birilerini dikizlemiyorum. Oturduğum yerden, görüş alanimda olan bir noktada kimsenin taşaklarını görmek zorunda degilim. Anadan üryan dediysem Anadan üryan demek istemişimdir Sayın örümcek kafalı. Birazdan buraya fotoğraf da ekleyeceğim.
+4
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
Bak bak.. Önce kızı için endileşeniyordu şimdi taşak görmek istemiyorum diyor :)

Sözlükteki entrylerini okudum, villa muhtemelen Antalya'da. Türkiye'nin en çok yabancı turist çeken şehrinde çıplaklık mağduriyeti yaşıyor molla. Antalya sokaklarına çıktığında taşak hariç her yeri görüyorsun, bu seni ve kızını rahatsız etmiyor mu?

Kabataş hikayesi çıkar buradan.
-9
HellKeePer
(14.07.26)
O kadar tartışacak motivasyona sahip degilim ki. İlk mesajımda zaten neyi merak ettiğimi zaten acikça yazmışım.
Herkese iyi gunler.
+5
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
Özgürlükçü olmak ve düşük iq herhangi bir başlıkta bu kadar çok karıştırılmamıştı. Şikayet edin kimse kimsenin buruşuk mabadını görmek zorunda değil
+2
thesomberlain
(14.07.26)
Rahatsizligini niye komsuya bildirmiyorsun acaba?
0
osssy
(14.07.26)
osssy +1

insanlar konusa konusa da anlasabiliyorlar, bazen...
0
banach
(14.07.26)
Daha gidip konuşmamışsın bile, çocuğum var, gtün de sarkmış midemiz kaldırmıyor dersen kolay yoldan çözülür
0
kimlanbu
(14.07.26)
Site yöneticisiyim, bloklarımızdan birisinin 8. katındaki hanımefendi balkonda çıplak geziyordu ve karşı siteden arandık, kat malikine polisi arayacağımızı söyledik ve iş bitti. Önce iletişim kurmak iyi olabilir.


Ek olarak; adamın evinin önünde çıplak gezenler var ve bizim duyurunun sapıkları bunu normalleştirip adamı eleştiriyor:)
+2
en bi orijinal
(14.07.26)
Onun sebebi romantizm.
Vize külfeti olmadan Avrupalı organı görmek cazip geliyor olmalı insanlara, Orası bir şantiye misafirhanesi olsaydı ve olayın kahramanları döşü, gobeği gıllı karayağız yurdum amelesi olsaydı cevaplardaki özgürlük savunuculuğu bu dozda olmazdı.
+2
Mirket
(14.07.26)
İlgili kisiler yabancı. Ben tatil için buradayım.
Kendimce önlemler alıp idare ettim zaten 1 haftadır. 2 gün sonra ise buradan ayrılacağım. Gidip konuşup dertsiz başıma dert alamam. Aslında ev sahibine de yazdim durumu ama sonra aman ya banane deyip sildim. Fotoğraf da eklemiştim ama konum belli olsun istemediğim için sildim. Aramızda en fazla 20-30 metre falan var ve adam ile kadın ıssız adada bir tek kendileri varmış gibi davranıyorlar. İlk günlerde buraya yazmış olsaydım belki üzerine düşer iletişim kurmaya çalışırdım ama şimdi o motivasyonum yok.
-2
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
2 gün sonra binadan gideceksin açtığın konuya bak.. psikolog atın şu mollaya
-1
HellKeePer
(15.07.26)
Sen bu konuyu neden bu kadar içselleştirdin onu anlayamadım. Konuyu bağlamından koparıp kedince farklı yerlere çekip hiç tanımadığın beni yine kendi sınırlı argümanlarınla eleştirmeye çalışıyorsun. Örümcek beyinli, molla gibi söylemlerle kendince aşağılamya çalışıyorsun. tanımadığı kişiler hakkında bu kadar ön yargı ile hareket eden sensin ve bu sebeple senin ihtiyacın olduğunu düşünüyorum psikolojik yardım almaya.
gidersin gitmezsin beni ilgilendirmez ama çevrendeki insanların iyiliği için bir adım atabilirsin.
+1
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(15.07.26)
Algı yaratmaya çalışıyorsun , imha ediyorum.
0
HellKeePer
(17.07.26)
(15)

Türkiye’de neden banka soygunu yapılmıyor?

Rondak
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
1 lira için adam öldüren mi dersin, yan baktın diye adam öldüren mi dersin hepsi fazlasıyla var. Banka soymak daha karlı değil mi? Yoksa Bankalar çok mu güvenli?
0
Rondak
(10.07.26)
Yapılıyor tabi ki de ama iyi organize olmuş silahlı bir örgüt (mafya) tarafından konulu olarak yapılanlardan değil.

kısa bir aramayla en yakın konulu bulabildiğim şu;
www.ntv.com.tr

link düzeldi.
0
Jazz
(10.07.26)
nakit az, yakalanma ihtimali ve cezası çok.

onun yerine başka suçtan para kazanma ihtimali ve yakalanmama ihtimali daha yüksek
+4
gabe h coud
(10.07.26)
Banka soygunu biraz adım duyulsun, olay olsun, namım yürüsün tarzı bir iş heralde, sinematik bir şey. Bizde hırsızın da orta sınıfı yok sanırım. Düşük bütçe hırsızın bunu planlayacak yetkinliği yok, yakalanması kesin gibi. Yüksek bütçe hırsızlar için de gereksiz bir risk ve görünürlük faktörü olmalı. Demografiye uymuyor pek bence swh.
+1
akhenaten
(10.07.26)
Suç, görünür fiillerden dijital ortama kaydı. Soygun yaşansa da medyaya yansıması kısıtlı ve çoğunlukla mağdur banka istemez . Bir de hırsız için daha riskli, maliyetli olmalı .

Tabi banka soymak derken nasıl bir formatta gerçekleştirildiği de önemli. Türkiye'deki batık banklar konusunu araştırırsan bir çok bankanın aynı dönemde, hemen hemen aynı şekilde usulsüz işlemlerle batırılması da halkı mağdur eden hırsızlığın bir başka yönü . O ana kadar bankalar TV reklamlarında da önemli yer kaplıyorlardı.
Bize öğretilmiş çaresizliğimiz içinde gösterilen hırsız modeli hep şu oldu :
www.vectorstock.com

Oysa malı büyük oranda götürenler kravatlı, takım elbiseli o sektörde tanınmış sermaye sahibi yatırımcı kimselerdi.
Bazısının adının başında hayırsever kelimesi bulunabilir.
-1
diyecevaplandı
(10.07.26)
genel olarak silahlı soygun yok bizde. bireysel ve düşük ölçekte gasp daha yaygındır. doğu toplumları daha sinsidir ve hırsızlık daha yaygındır. etrafta kahraman çok. her an işler ters gidebilir. oysa yabancılarda bu durumda kimse müdahele etmez. memuru müdürü parayı tıpış tıpış verir. yıllarca banka soygunu ile geçinen tipler var.
0
ground
(10.07.26)
Bir de şöyle bir şey var ama klasik banka soygunu gibi değil de daha çok illuminati işi tadında.

(bkz: ziraat bankası balgat şubesi soygunu)
0
Jazz
(10.07.26)
Rastgele numara çevirip adınız teröre karışmış evdeki altınları getirin deyince getirildiği için bankayla güvenlikle silahla kim uğraşacak.
Önce kolayından başlıyorlar her zaman.
+1
erty_ksk
(10.07.26)
Avrupa ve Amerika'da banka soygunu = Türkiye'de kuyumcu soygunu
+1
etna
(10.07.26)
yine mağdur olan benim emekçi bireysel hırsız kardeşlerim oldu. nerde o eski kapkaççılar, dükkan soygunları.

artık örgütlenip kuyumcuları ayartıp büyük miktarda parayı yurtdışına kaçırma olayı var. kuyumcuyu bi kuyuya atıp sonra o parayı yurtiçine sokup vergi barışı ile aklama var.
+1
plastic_angel
(10.07.26)
tr'de ne suç işlediğinden çok kime karşı işlediğin önemli.
+1
lazpalle
(10.07.26)
çok meşakatli. gözlem yapıcan da kaçışı planlayacaksın da... kısa yoldan para kazanmak isteyen için zor işler. bir de güvenlik önlemleri fazla. bizde banka soysalar önce dedeler bastonu teyzeler eczane reklamlı çantaları ile vurur, yani öyle yere yatayım da susayım olmaz.
0
janderzel zartanyan
(10.07.26)
soygun yapmanın suçu çok fazla. dolandırmak daha mantıklı. işin içine silah girdi mi; cezası çok. artık evlere bile hırsız girmiyor, çünkü haneye tecavüzüz cezası çok fazla. mahkumlarda akıllı adamlar, hakimler ve savcılardan daha iyi ceza kanunu biliyorlar. cezaevi çalışanıyım, bence mahkumlar savcı hakimden daha iyi kanunlara hakim ve iyi yorumluyorlar.
+1
mikahakkinen
(10.07.26)
Yapilsa nereden bilecektiniz? Her haber yayinlanmaz.
0
osssy
(10.07.26)
Yıllar önce Kalamış'ta küçük bir bankanın soygununa tanıklık etmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam kaçmışlardı ve o günün parasıyla 50.000 tl falan almışlardı/alabileceklerdi. 2011-2012 gibi, heralde bugün için 1 milyon civarıdır. Bir sürü polis falan da vardı. O zaman küçüktüm ama yine de risk/ödül oranı zayıf gelmişti.

edit buldum :
www.hurriyet.com.tr
0
mirafiori
(11.07.26)
ulke mafyadan gecilmiyor. ne gerek var banka soygunuyla ugrasmaya. gir bir organize suc orgutune. kapat bir plaj, veya otopark alani. birilerine biraz para yedir, keyfine bak.
0
antikadimag
(11.07.26)
(10)

Hayatta ailevi olarak eksik hissettiklerim, sizce eksiklik mi?

mikahakkinen
2 erkek kardeşiz. Kardeşim kendinden 7 yaş büyük bir bayanla evlendi, çocuk istemiyorlar. Bu sebepten çocuğum kuzensiz yaşayacak. Eşimin 1 erkek kardeşi var, o da otistik oradanda kızıma kuzen yok. Benim ve eşimin kız kardeşi yok çocuğumun teyzesi halası eksik kalıyor. Kuzen cart curt hepsi bizden b
2 erkek kardeşiz. Kardeşim kendinden 7 yaş büyük bir bayanla evlendi, çocuk istemiyorlar. Bu sebepten çocuğum kuzensiz yaşayacak. Eşimin 1 erkek kardeşi var, o da otistik oradanda kızıma kuzen yok. Benim ve eşimin kız kardeşi yok çocuğumun teyzesi halası eksik kalıyor. Kuzen cart curt hepsi bizden büyük, çocukları yaşıt değil veya görüşmüyoruz. Anane babaanne dedeler yaşlı çocuk bakım ve desteğine katılmadılar. Çok yakın arkadaşlarımızla sık görüşemiyoruz(farklı şehirlerdeyiz). Asosyal olarak yaşıyoruz.
Bizim gibi olan var mı? Yoksa biz harbiden numunemiyiz?
0
mikahakkinen
(01.07.26)
Başka insanlar bizim hayatımızdaki eksikleri tamamlamak için var olmuyorlar. Bence bakış açınız pek doğru değil.
+11
auroraaurora
(01.07.26)
Verilmiş sadakaniz varmış. Akraba kuzen muzen boş şeyler. Bir de etrafımda aklı başında olan kimse çocuk yapmıyor (bir iki kaza haberi aldık o başka)
+1
Sattva
(01.07.26)
Akraba dediğimiz sey zaten akbabadan hallice bir şey, sosyalliği akrabadan beklemeden yeni insanlarla tanışabileceğiniz etkinliklere yönelin, çocuğu p4c gibi etkinliklere götürebilirsiniz mesela
+4
apocalipy
(01.07.26)
Bizde hepsinden bolca var. Bişey değişmiyor. Çocuk kuzeniyle tablette oynuyor. Zorla sokağa atıyorum. 1 saat sonra yine evdeler.
Akrabanın artık anlamı yok. Bence eskiden de yoktu. Gariban edebiyatı. Yeşilçam filmleri etkisi. Neşeli günler filmi ne kadar gerçek mesela?
Ama asosyallik kötü. Eş dost bulun çocuklar öyle büyüsün. O kısım önemli.
Onun için de gönüllülük projeleri falan lazım. Tema vakfı, trekking grupları, gezi turları, müzik dans kursları falan.
Ailecek katılın.
Bi de soruda bayan yazmışsın. Senin kalitene yakışmadı o bayan lafı.
+3
Lh12
(01.07.26)
ben ve esim ikimiz de tek cocuguz.
cocugum olursa ona kardes kesinlikle isterim. yoksa yalnizlik level 99

en yakin olan kisi babamin sonraki evliliginden esinin eski evliliginden cocuklari... ama onlarla da ben görüsmüyorum :D
-1
Purple life
(01.07.26)
Akraba sevgisi = gariban edebiyatı @Lh12 çok haklısın

@ mikahakkinen alinmaca gucenmece yok, lütfen kızınıza iyi bir dil bilgisi ve yazım kuralları egitimi saglayin…
+1
Sattva
(01.07.26)
türkiye'deki akraba dinamiklerinin bazı getirileri olsa da bence götürüleri daha fazla.
evet, sosyal bağlarınız oluyor ama genelde pamuk ipliğine bağlı oluyor o sosyal bağlar.
akrabalık ilişkileri genelde kim daha zengin diye hava atma yarışına veya kim daha zor durumda diye mağduriyet yarışına giriyor. borç isteme, ödememe, yalanlar, yalan hikayeler vs.
benim zor günümde akrabam derdime koştu, bana maddi manevi destek oldu diyen biri varsa bence şanslı azınlıktadır.
benim 3'er teyzem ve amcam, 10 tane kuzenim var. hastalıkta, zor günümde hiçbiri yok. ben de görüşmüyorum artık.
özet ile; bence eksiklik değil. çocuğunuzun eğitim hayatı boyunca bir sosyal çevresi olacak zaten.
+6
la lykia
(01.07.26)
@auroraaurora sadece düşünce öyle bir beklentim yok.
@Sattva telefondan acele bir şekilde yazdım. Ama haklısınız.
+1
🌸mikahakkinen
(01.07.26)
Cocuk kolay sosyallesiyor zaten. Ona engel olmayin yeterli gelir saniyorum.
+3
osssy
(01.07.26)
biz de böyleyiz, neredeyse aynı durum. kızkardeşim var ama çocuğumun bir kuzeni olmayacak. yakın arkadaşlar da hep şehir dışında. bizim nesilde kuzen bolluğu vardı ama iki taraftan da uzaktaydık, görüştüğümüzde de birbirlerinden ölesiye şikayet ederlerdi. kuzen ise derdiniz, bence hiç gerek yok biz pırıl pırıl büyüdük. kurda ensen niye kalın diye sormuşlar kendi işimi kendim görürüm demiş.
+1
engelbert humperdinck
(01.07.26)
(12)

Yurtdışı alışverişi engelinin amacı ne

tadartatmaztadantatar
Malumunuz yurtdışından kargoyla gönderilen herşey (kitap hariç) gümrüğe takılıyor. Böyle olunca çoğu kişi yurtdışından ürün almıyor. Yerel işadamları o ürünleri Türkiye pazarına getirmiyor, hatta çoğu ürünün varlığından bile haberleri yok. Yedek parça zaten hiç getirmezler. Buradaki amaç ne? Vergi a
Malumunuz yurtdışından kargoyla gönderilen herşey (kitap hariç) gümrüğe takılıyor. Böyle olunca çoğu kişi yurtdışından ürün almıyor. Yerel işadamları o ürünleri Türkiye pazarına getirmiyor, hatta çoğu ürünün varlığından bile haberleri yok. Yedek parça zaten hiç getirmezler. Buradaki amaç ne? Vergi alacaksa devlet doğrudan alsın, bir ürün parası da devlete verelim sorun değil. Amaç paranın yurtdışına çıkmaması mı? Yoksa sadece Ticaret Odasının isteği mi?

eksisozluk.com
0
tadartatmaztadantatar
(29.06.26)
yurtdışından alışveriş yapmak, ürün getirtmek yasak değil ki, yurtdışından "gümrüksüz, kayıtsız kuyutsuz" alışveriş yapmak yasak. sen bir ürün parası da devlete vereyim dersen pekala sipariş verebilirsin. gümrüğe takılan ürünü toplayıp yakmıyorlar. adrese tebligat geliyor ürününüz var diye. gidiyorsun, o bir ürün parası ve hatta daha fazlasını devlete ödeyip ürününü alıyorsun. bu şekilde almaya razıysan herhangi bir yasak yok.

yurt dışından ürün getirmenin resmi şekline "ithalat" deniyor. gümrüğüydü, vergisiydi, bir sürü prosedürü ve bunun için yapılması gereken ödemeler var. bu ürünü getirip satacak olan adam şirket kurup resmi yollardan getirdiği için, beleşe getirenlerden rahatsız oldu, "ben o kadar şirket kuruyorum, masraf yapıyorum, yasal yolla getiriyorum, bunlar çıkıp kendi başlarına beleşe getiriyorlar" dedi, yasaklanmasını istedi, devlet de beleşe getirtmeyi yasakladı. ya o adamın getirdiğini alacaksın (ki bütün masrafını ekleyip 3-4 katı fiyata satıyor olacak), ya da kendin getirip o parayı devlete kendin verecek, bir ton da uğraşacaksın.
+2
kibritsuyu
(29.06.26)
bizim yurtdışı siparişle 1e aldığımız ürünü trde 3e satabilsinler diye.
her şeyi getirmiyolar evet.

yurt dışından bedelsiz hediye bile gelemiyor sana.
+4
jelly bear
(29.06.26)
yalnız orada olay tam olarak vergisi de değil bence. Eskiden %20 kdv'sini verip getirebiliyorduk. Sonra üstüne gümrük ücreti çıktı. Ben bunlara okeydim hatta kibritsuyu'nun dediği gibi %100 daha vermemiz gerekse bile bazı şeyler lazımsa getirtebiliriz. Fakat olay onunla kalmıyor ürüne göre çeşitli belgeler, mali müşavir vs. istiyorlarmış şimdi. Dümdüz ptt'ye x lira verme zamanları bitti.
+2
nhk ni youkosu
(29.06.26)
@kibritsuyu
Yasak değil elbette ama gümrükle uğraşmak zorunda kalmak ve fahiş ücretler ödemek yasaktan daha beter. Eskiden lise öğrencileri bile aliexpressten sürüyle ıvır zıvır getirtiyordu. Kayıtsız demişsiniz ama kayda değer birşey de yoktu. İncik boncuk türevi ilginç şeylerdi hepsi.

Ben de diyorum ki devlet bunun vergisini direk alsın. Her türlü teknik altyapıya sahipler. Bir site kurmaya bakar. Falanca siteden falanca ürünü aldım. İşte devletin sitesine ürün faturası/sipariş numarası yüklüyorum. Onun üzerinden direk vergiyi(tercihen 1:1 oranı geçmeyecek) ödüyorum. Gümrükle uğraşmıyorum. Müşavirle uğraşmıyorum. Çünkü ticaret yapmıyorum.

Sonuçta ithalat yapan yüz bin işadamı varsa en az on milyon vatandaş da bu işlere meraklı. Şimdiki sisteme göre devlet daha çok vergi alır ve vatandaş çok daha az para öder. Çünkü anladığım kadarıyla kimse gümrükle uğraşıp bir parça ürüne dünyanın parasını vergi vermek istemiyor ve genel olarak halk yurtdışından ürün almayı bıraktı.

Bence büyük sorun ama çözebilen olur mu bilmem.
0
🌸tadartatmaztadantatar
(29.06.26)
Bir şeyi gereksiz zorlaştırmak da bir nevî yasaklamak aslında.

8-10 yıl önce kedilerimin tuvaletine varana kadar yurtdışından getirtmiştim. Kur farkına ve kargo vb ücretlere rağmen yarı fiyatına geliyordu çünkü.

Şimdi o kadar çok prosedür, o kadar çok ayrıntı var ki bedavaya vericez deseler bile istemem.
+5
anaphylacticshock
(29.06.26)
Hayatin fazla iyilesmesin ve ithal urunlerle doviz talep etme diye.
+3
osssy
(29.06.26)
Gelişmiş ülkelerde gümrük sorun olmuyor. Mesela yakın zamana kadar Abd'de 800$ altı alışverişe vergi yoktu.

Al vatandaşım, dünyada ne canın çekerse al diyor.

Bizim gibi gelişmemişlerde akılları çıkıyor yurtdışına kaçacak para diye.
Vazgeçmeyecekler için de, üzerinden vergiyle prim yapıyorlar
+2
gadlemler
(29.06.26)
çevresindeki ithalatçı grup hiç bir şey üretmeden 1e alıp 5e hatta 10a satmak istediği için sen getirme isteniyor. onlar getirsin havadan para kazansınlar sende rahat rahat kazıklan böylece. tabi sonuçta ne oluyor bir çok ürün gelmiyor. gençler yada arge yapacak kişiler engelleniyor. sanayi sektöründe ticaret bile engelleniyor bizim gibi yurt dışında başka şirket açmak zorunda kalıyorsun.
+1
gercekdunya
(30.06.26)
çinden konteynır mal toplayıp getiren cemaatçiler para kazansın diye.
+1
kveldulv
(30.06.26)
Bazı eşyaları gümrükle bile getiremezsin. Bakanlık onayı derler. Özellikle gıda konusunda. Belge üstüne belge isterler ya da direkt red cevabı gelir.

Gümrük acentesiyle çalışma maliyeti gümrük vergilerinden daha da yüksek olur eğer bireysel bir şey ise. Şirket olarak ithalat yaparsan önemli bir tutar değil elbette. 10 milyon doların içinde 50-100 bin.

Bir organizasyon yapılsa, istekleri toplu halde ithal edip millileştirdikten sonra dağıtsa. O zaman da kar koymak ister. Zaten bunu yapanlar ülkenin esnafı. Kar koymasa bakanlık haksız rekabet der, yasaklar. Bu strip club vari ülkede yaşıyorsan, mecbur kucak dansını alacaksın istesen de istemesen de.
0
gabe h coud
(30.06.26)
Sonra ağlıyorsunuz Cari açık tavan yaptı diye. Devletler özellikle cine karşı önlem almak zorunda. Bu da onun bir parçası
-1
Sattva
(01.07.26)
@Sattva Tamam Çine karşı olsun. Amazon, ebay çinli değil ki? Maalesef cari açık hep vardı, hep olacak.
0
🌸tadartatmaztadantatar
(01.07.26)
(3)

Miras payımı alamıyorum, satış kararı olmasına rağmen süreç kilitlendi

iwillsee
Bir miras dosyasında satış kararı verilmiş taşınmazlar var. Ben de bu mirastan yasal payımı almaya çalışıyorum ancak süreç yıllardır uzuyor ve ciddi şekilde mağdur oldum.Mahkeme tarafında satışa engel bir durum yok. Hakimler satış kararlarını verdi. Sorun satış kararından sonraki aşamada. Dosyayı ta
Bir miras dosyasında satış kararı verilmiş taşınmazlar var. Ben de bu mirastan yasal payımı almaya çalışıyorum ancak süreç yıllardır uzuyor ve ciddi şekilde mağdur oldum.

Mahkeme tarafında satışa engel bir durum yok. Hakimler satış kararlarını verdi. Sorun satış kararından sonraki aşamada. Dosyayı takip eden avukat, mirasçılardan alınacak pay üzerinden ücret alacak şekilde anlaşmış durumda. Fakat bazı mirasçıların üzerinde borç ve hacizler var. Satış şimdi yapılırsa bu mirasçıların paylarına haciz geleceği için avukatın bu kişilerden alacağı ücret de fiilen azalacak. Bu nedenle, kendi bu davadan alacağı toplam miktarın azalacağını düşündüğü için satış sürecini ilerletmiyor. Bunu bana açıkça söyledi.

Benim yeni avukat tutacak veya bütün satış masraflarını tek başıma karşılayacak maddi gücüm yok. Zaten baştaki anlaşmamız da masrafları avukatın yapması, satıştan sonra kendi payını alması şeklindeydi. Fakat şu anda satış kararı verilmiş olmasına rağmen süreç fiilen kilitlenmiş durumda. Benim bu mirastan gelecek paraya ciddi ihtiyacım var. avukat zamana bırakalım önce bi diğer mirasçıların borcu kalksın diyor.

Satışı kitleyen borçlu mirasçıların bazı bankalara ve vergi/sgk gibi devlet kurumlarına borcu olduğunu biliyorum. miras satış yapıldığı an haciz listesinde bekleyenler hemen el koyacak başta a kamu alacaklıları. onlar da bunu bildikleri için süreci kitliyorlar. Peki Banka v diğer kamu alacaklıları bu miras payından ve mahekme kararlarından haberdar olursa, alacağının tahsili için satışı zorla başlatabilirler mi tekrar ediyorum zaten ilgili mahkemelerin satış kararı kesinleşmiş?

Böyle bir bildirimi nereye yapmak gerekir? Hukuk birimine veya yasal takip birimine yazmak yeterli olur mu? Bu konuda tecrübesi veya bilgisi olan var mı?

Amacım kimseye zarar vermek değil. Sadece mahkeme kararları verilmiş olmasına rağmen ilerlemeyen sürecin artık hareket etmesini ve kendi yasal miras hakkıma ulaşabilmeyi istiyorum.
0
iwillsee
(25.06.26)
Avukatin seni temsil eden kisi olarak senin istegine karsi gelmesi gibi bir durum olmamasi lazim. Ciddi bir ihlal gibi gozukuyor. Sureci bilmiyorum. Usulen dogru ilerlemek icin baska bir avukata danismani oneririm. Belki yine payla anlasabilirsiniz, ya da danismanlik ucreti gibi ara cozumler olabilir.
+1
osssy
(25.06.26)
Mahkeme satış kararını verdi ise, dosya mahkemenin satış birimindedir. Yasal mirasçıysan ilgili satış birimine gidip dosyanın neden beklediğini öğren muhtemelen avukat eksik belge sebebi ile satışı başlatmamıştır. Belgeyi net olarak öğren. Bu belge herhangi bir mirasçıya ait ikametgah tespit belgesi bile olabilir. İlgili belgeyi sen temin edebiliyorsan mevcut avukat ile vekaletini sonlandır belgeyi satış birimine ver, satış işlemlerini avukatsız kendin başlat.

Her durumda izalei şüyu davasında tecrübeli bir avukattan danışmanlık al.
+1
krtkartal
(26.06.26)
avukatın mazereti ilginç. bu tip başarıya bağlı sözleşmelerde borçlar falan hesaplanmaz. satış sonrası hesabına girecek rakam üzerinden sözleşme yapılır. bu madde muğlak olsa bile bu şekilde yorumlanır. alacaklıların bir çok hakkı var. bu dava hiç açılmasa dahi icra müdürlüğünden borçlunun nüfus kayıt örneği istenir. kayıtta "pasif" olarak görünün bir kişi varsa bu kişiye ait malvarlığı sorgulaması yapılır. bundan sonra alacaklı taraf ölen kişi üzerinden mirasçılara intikal işlemini dahi yaptırıp, ortaklığın giderilmesi davası açabilir ve satış dahil tüm işlemleri işlemleri yapabilir.
sizin olayınızda zaten açılmış bir dava var. alacaklılar şimdiye kadar dosyaya girmiş olması lazım. hatta dosyaya girmişlerdir ve satış sonrası ilk önce onlara tahsilat yapılacağı için avukat bekletiyordur. ancak başta da dediğim gibi buna gerek yok. bu arada avukat kalan borçlar da çıktıktan sonra eline geçecek net miktar üzerinden bir anlaşma yaptıysa (ki bu çok saçma) o yüzden ağırdan alıyordur. burada yapılması gereken süreci sizin devam ettirmeniz. satış için bilirkişi raporu, ilan ve satış giderleri yatırılmadan süreç kilitlenir. ancak siz süreci ödemeyi yaparak devam ettirebilirsiniz. son olarak avukatın satış masraflarını üstlenmesi yasal değil ve ciddi disiplin suçudur.
0
ground
(26.06.26)
(22)

Neden böyle oldu?

artıküyeolmakistiyorum
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor. First date?Date?Red flag?Ghost?Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?Derd
TDK görevlisi ya da yaşlı değilim ama son zamanlarda artık Türkçe karşılığı olan kelime veya durumlar hakkında İngilizce bahsedilmesi kanımın çekilmesine sebep oluyor.
First date?
Date?
Red flag?
Ghost?
Bunlar ne ve neden var? Türkçe karşılıklarını tabi ki biliyorum ama neden ingilizce kullanılıyor?
Derdimi sevebilirsiniz.
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Havalı duruyo.
Tırıvırı işler romantik meseleler olmadığı için millet bari havalı görünsün diyor.
Ciddi ilişkisi olanlar zaten böyle laflar kullanmaz.
0
Lh12
(25.06.26)
Ben bunu yapanları görünce onların yerine utanıyorum. Buna da cringe diyorlar mesela. Daha da utanç verici oluyor
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Bazıları ozenticilik, yozlaşma, sosyal medya kullanımı vs ile açiklanabilir. Bazıları da sanki o anlamı tam taşiyan kelimenin sadece İngilizcesi mevcutmus gibi geliyor kulağa.

Mesela ghostlamak yerine ne kullanılabilir dersek, ortadan kaybolmak, umut vermek, gibi kalıp kalıp tamlamalar ortaya çıkıyor. Ama ghostlamak deyince kastedilen şey daha net gibi.

Date e çıkmak bazı ortamlarda dalga amaçlı kullanılıyor. Ay date e cikicam gibi. Bulusmam var demek aynı etkiyi yaratmıyor.

Cringe gerçekten çok gereksiz. Uzun bir süre anlama geldiğini bilmiyordum.
0
egerbiryolcu
(25.06.26)
Deyte çıkmak ile buluşmak/görüşmek arasında nasıl bir fark oluyor?
Halime ile deyte çıkacağım
Halime ile buluşacağım
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
diger entry'lere katiliyorum fakat isin baska bir boyutu daha var. biz cesitli sosyal durumlarin farkinda olan, bunlari tanimlayan bir toplum degiliz. hemen ornek vereyim. ghost'lamak. bundan 20 sene geriye gidin, sms kullanirken de icq kullanirken de bu durum (yani birinin sizinle konusmak istememesi ve ortadan kaybolmasi) yasaniyordu. fakat dilde olmayan sey dusuncede de olmuyor. iste bati dunyasi bu durumu tanimliyor ve bir kelimeyle acikliyor. akademik degil, dogal, kulturel bir sekilde. turkceleri anlam ifade etmiyor. hayaletlendim, hayaletledim falan mi diyecegiz? bu kelimeler siz anlam atfettiginiz surece varlar. kirmizi bayrak turkcede baska bir baglamda da kullanilmiyor. fakat "red flag" bati kulturunde tehlike ve yarisi durdurmak anlamina geliyor. dolayisiyla onlar red flag dediginde iliski baglaminda anlasilir oluyor. fakat bizde kirmizi bayrak deseniz kimse bir sey anlamaz. dolayisiyla sorun ingilizcelerinin kullanilmamasi degil, ayni anlami tasiyan turkce alternatiflerinin olmamasi. bakin ceviri anlaminda karsilik demiyorum, kulturel bir alternatif diyorum.

edit: verdiginiz ornek date'e cikmak. aradaki fark date'e cikmak dediginizde romantik bir iliskiye atifta bulunuyorsunuz. is arkadasimla date'e ciktim dediginizde is arkadasinizla romantik bir iliski amaciyla gorustunuz anlami cikiyor. mesela yillar sonra babamla, annemle date'e ciktim (gorustum, bulustum) demezsiniz. askerlik arkadasimla date'e ciktim falan. dolayisiyla mehmet'le gorustum ve mehmet'le date'e ciktim arasinda fark vardir. dumduz ceviri yaparsaniz ikisi de aynidir ama anlamlar farklidir.

edit2: su videoya bir bakin, cok sevdigim bir ornektir. yani turkce ozel durumlar icin kelime uretmiyor, tam tersi her sey daha da basitlesiyor, sadelesiyor, bu iyi bir sey degil, cunku anlamlar yitiyor. www.youtube.com burada da bir ornek var aslinda. bu video degil, short (ve turkce karsiligi yok). cunku short dedigimde aslinda cok kisa bir video turu olan videoyu kastediyorum, fakat turkcede hepsi video. dolayisiyla ben video dedigimde siz onun short oldugunu anlayamiyorsunuz. tipki videodaki ornekte oldugu gibi. uzuntu dedigimde ne uzuntusu oldugunu anlayamiyorsunuz.
+4
Sour
(25.06.26)
Ghostlamak dediğin ortadan kaybolmak
Red flag da kırmızı çizgi işte. Bunda anlaşılmayacak ne var?
-6
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Biriyle bulusmak icin cabalayip ardindan bunla ilgili derdini anlatmaya calismiyor. Izledigi dizide/filmde/kisa videoda deyte cikmislar ve ona havali gozukmus. Kendi hayatinda deyte cikan olmaya calisiyor. Akli yetmedigi icin de detaya girip bulusmayi anlatamiyor. Halbuki hayatta biraz derinlesebilse, birinden randevu almayi, bulusmaya ozenmeyi, sohbet etmeyi insan gibi denese; belki bulusmada umduklarini, bulduklarini daha iyi anlatabilirdi. Sadece iliskilerde degil, diger alanlarda da dil boyle. Bir taraf yasayarak kulturu yaratiyor, bir taraf kulturu yuzeysel benimsiyor.
-1
osssy
(25.06.26)
Müthiş aşağılayıcı hissettirmiyor mu aga @ osssy?
Buluşmak, görüşmek, bir kahve içmeye yemek yemeye çıkmak varken yani bunları böyle baskalari da yapıyor bak bende yapıyorum diye sosluyorlar.
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@sour ağa askerlik arkadaşın Mehmet’le buluşunca kimse onun romantikligini düşünmez ya zaten?
Halime ile buluşunca da dersin ya hani hayırdır diye?
Sanki başka dili konuşuyoruz gibi örnekle anlaşmaya çalışıyoruz
-2
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum o ornegi bulusma = date dediginiz icin vermistim. buradaki sorunun su oldugunu anlamiyorsunuz: bizim date icin kullanilabilecek bir kelimemiz yok su an. buna en yakin sey belki bizim eskiden kullandigimiz "cikmak" olabilir. kisacasi amerikalilar icin date ile meet ayni sey degil, fakat bizde ayni oldugundan anlam tek kelimeyle aktarilamiyor. allah'tan cevirmen falan degilsiniz, yoksa her seyi mota mota cevirerek cok garip bir shakespeare cevirisi yapardiniz gibime geliyor.
+7
Sour
(25.06.26)
Deyte çıkıyorum deyince yemeğe, kahveye çıkıyorumdan fark ne.
Eskiden söylenen çıkmak bambaşka bir şey
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum date'e cikmak, yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil. date, daha cok bulusmanin ozel bir durumu. dolayisiyla bulusma derseniz de anlam aktarilmis olmaz. ucuncu kez yazdigima inanamiyorum.
+8
Sour
(25.06.26)
Arkadaşım Deyte nereye çıkıyorsun uzaya mı çıkıyorsun da Türkçede karşılığı olmuyor? Kahve içeceğiz dediğin zaman karşı taraf başka bir şey mi anlayacak?
-4
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
@artıküyeolmakistiyorum yemek veya kahve aktivitesi olmak zorunda degil demek bunlar disinda bir aktivite olabilir demek: www.youtube.com
+1
Sour
(25.06.26)
Hayir, ben asagilayici hissetmiyorum. Kullanan yerine utaniyorum.
Ayrica date'in Turkce'si yok derken dedelerimizin de ninelerimizle randevulastigini biliyoruz degil mi?
-3
osssy
(25.06.26)
Yok ağa illa deyt olacakmış yoksa olmuyormuş
-5
🌸artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Hemen her dilde olan bir şey bu. Dil değişkendir yabancı kelimeler, argo jargon var. Bununla birlikte bazı ifadelerin diğer dillerde tam karşılığı yok. Date konusu sour un anlattığı gibi.
+5
pembediken
(25.06.26)
@osssy randevu da fransizca zaten. baskalari adina utanmaktan kolay. ben insanin kendisi icin utanma duygusu var mi ona bakarim. :) benimle benzer seyler soylediginizin farkinda misiniz: www.eksiduyuru.com
+5
Sour
(25.06.26)
Elbette Fransizca kokenli. Benzer bir surecten bahsediyoruz ancak date'i karsilayan halihazirda cok sayida kelime oldugu noktasina nedense katilmiyorsunuz. Date ile meet farkli evet ve bunlari Turkce de ifade edebilmeniz lazim. Ayrica, kirmizi bayrak bahsettiginiz nedenle kotu bir ceviri olurdu dogru, daha iyisi olmali. Ancak bunu red flag ifadesini anlayan herkes zaten rahatlikla anlayabilir. Dolayisiyla, karsilayan Turkce ifade olmadigi icin kullanildigi argumaniniz dogru degil, o ifadeleri secip veya bulup siz kullanmiyorsunuz.
-1
osssy
(26.06.26)
İnsanlığın başından beri olan bir problem. Sizin rahatsız olmanız da doğal, bunların kullanılması da doğal.

Türkçe'de bunları karşılayan sözcükler elbette var. Ancak bu yeni sözcükler gittikçe kalıplaşıyor.

Date'e çıkmak daha en baştan "romantik kaygılarla buluşma" anlamı taşıyor. Bir etkinlik bu. Bir dönem randevu da kullanılmış, şimdi date. Elbette buluşmak da diyebilirsiniz ama alışverişe çıkıyorum demek yerine markete gidiyorum ya da üstüme başıma bir şey almaya gidiyorum da diyebilirsiniz.

Neticede dile giren tüm sözcükler illa ki birilerini uyuz ederek girdi. Ezelden beri böyle bu. Sonsuza kadar da böyle olacak. Oluyor yani bunlar. Bu açıdan bakarsanız çok da rahatsız etmez. Önüne geçilebilir bir şey değil bu.
+2
akhenaten
(26.06.26)
Oktay Sinanoğluculuk kimseyi bir yere taşımaz. Dil; yozlaşmasın, bozulmasın diye pamuklara sarıp saklanacak bir kristal küre değil. Canlı organizma. Ayrıca daha önce başka duyurularda da yazdım, her kelimenin bir primer anlamı vardır bi de sekonder hissettirdiği ruh vardır. Bağlam içinde, kullanan kişinin sosyokültürel durumuna göre vs vs buluşmak ve date apayrı sekonder anlamlara da gelebilir ve o cümlede doğrusu date olur. Cringe'i, ghostlamayı, red flag'i Türkçe kelimelerle bir şekilde ikame edebilirsin belki ama aynı ruhu geçiremezsin. Amaç iletişim kurmak ve beynindeki hem düşünce hem duyguyu karşındakine aktarmaksa o an cümlede cringe kullanman gerekirse cringe kullanırsın.

Bi çocukla buluştum
Bi çocukla date'e çıktım

Bu iki cümle arasındaki duygu/ruh farkını anlamıyor değilsiniz sadece en başta dediğim gibi Oktay Sinanoğluculuk oynamak herkesin kolayına gelen bir hamaset gösterisi
0
nundu
(26.06.26)
Yok, ben anlamiyorum ikisi arasindaki anlam ya da "ruh" farkini. Bana hissettirdigini soruyorsan ikincisinin ikinci cumlesini dinlemememe sebep olacak onemsizlik hissettiriyor.
-2
osssy
(26.06.26)
(11)

Bazı insanlar ilişki evlilik özel hayatlarıyla ilgili

pembediken
Gereğinden fazla konuşuyorlar. Arkadaş, iş ya da herhangi bir ortamda sevgili, aşk, flört gibi konular uzun uzadıya konuşuluyor. Bu konular bir noktadan sonra toksiklesmeye başlıyor bence. Mesela on yıldır birlikteler niye ayrılmışlar. Erkeğin/kadının bir lafından farklı anlamlar çıkarmaya çalışmak.
Gereğinden fazla konuşuyorlar. Arkadaş, iş ya da herhangi bir ortamda sevgili, aşk, flört gibi konular uzun uzadıya konuşuluyor.

Bu konular bir noktadan sonra toksiklesmeye başlıyor bence. Mesela on yıldır birlikteler niye ayrılmışlar. Erkeğin/kadının bir lafından farklı anlamlar çıkarmaya çalışmak.

Duyuru vb. gibi ortamlardan bahsetmiyorum burada anonimiz.

Siz ne düşünüyorsunuz?
+1
pembediken
(18.06.26)
Bir olay oldugunda konusulur normal ama tekrar tekrar ayni konuyu konusmak gereksiz ve bos dedikodu oluyor artik.
-1
Purple life
(18.06.26)
dedikodu kültüründen besleniyor bence bu tutum. seviyor insanlar deşmeyi aynı şekilde duyurmayı, fikir belirtmeyi. e konuşacak başka konuları da olmadığından tüm bu saçmalıklar birleşip gıcık bir sohbetin içine düşürüyor bizi.
0
lüzumsuz adam
(18.06.26)
Ülkemizde mahrem diye bir şey kalmadı, millet gözetlemekten acayip keyif alıyor. Aslında sıkıcıyız, konuşacak bir şey bulamayıp milletin özel hayatlarına sarıyoruz.
0
olaylar olaylar
(19.06.26)
bu çoğunlukla kadınlarda görülen bir davranış kalıbı. yani erkek olarak, arkadaş ortamı olsun, iş ortamı olsun erkek ortamında hemen hemen hiç denk gelmedim. denk gelirsem sıkılırım şahsen. kimin kimle ne yaptığı üzerine kritik yapmak çok açmıyor beni en azından.
+1
wilhelmwasmuss
(19.06.26)
Bazen insanların sadece konuşmaya ihtiyacı olur. Bence aklı selim insanlar olarak biz de sadece dinleyelim onları, bakarsın hiç tahmin etmediğin kadar faydan dokunur.
-4
gobekliraki
(19.06.26)
Lütfen burayı,duyuruları da katın,sanki bura başka mı hem?
Alelade bir soru sor,belki 3 5 cevap gelir.
Bir erkek olarak ilişki hakkında sor,+10 cevap falan.
Bir kadın olarak soranlar daha da fazla.
Bilemiyorum,özel bir merak söz konusu herhalde bu konulara
+1
denizciman
(19.06.26)
Ben çok garipsemiyorum aslında. Çok az insanın kendi zevkleri var, hobi vs. edinme alışkanlığı geçmişten beri yok, alım gücü de buna kolaylık sağlıyor diyemeyiz. Konuşacak, paylaşacak konu yok. Erkeklerde bir nebze daha çeşitli bunlar; oyun, spor, otomotiv vb. meraklar geniş çapta paylaşılıyor. Ama bu da kısıtlı, bunlar hiç ilgisini çekmeyen geniş bir kitle de var.

Haliyle çoğu ilgi, merak kişiye özel kalıyor ve diğerinin ilgi alanına girmediğinden sıkıyor, diğer taraftan ilişkiler herkesin ortak paydası; herkesin söyleyebileceği bir iki sözü var, herkesin paylaşmak isteyebileceği bir iki anısı da var. Haliyle joker konu.
+1
akhenaten
(19.06.26)
En sevmediğim şey. 8 saat 5 gün aylarca aynı yerde olunca herkesin her şeyini öğreniyorsun. Daha doğrusu maruz kalıyorsun.
-4
arbre
(19.06.26)
aynen dediğiniz gibi az eğitimli ve belirli özelliklere sahip bi kesim inanılmaz konuşuyor ya.. dün yanımda 1 buçuk saatlik yol boyunca görüntülü konuştular, hoparlörden gençte bi kızdı ama.. evdeki temizlikçi ablada odaya köşeye koyuyo temizlik yaparken heralde 232343. kişi ile görüntülü konuşuyor vallahi anlam veremiyorum aynı konuyu o kadar kişiye tekrar tekrar anlatıyor..
yeni bi kültür oldu sanırım bu
0
eja
(19.06.26)
onlar çözüm değil onay arayan insanlar. kendini doğrulama çabası içinde aynı konuyu çevirip duruyor.
+1
orpheus
(19.06.26)
Privacy kelimesinin Turkcede karsiligi mevzubahis olmus: mahremiyet.
+2
osssy
(19.06.26)
(1)

ekonomi finans

kulustur
Merhaba, finans ve ekonomi kitaplarının olduğu bir ekitap sitesine üye olmak istiyorum.Hangisi iyidir ve ücret bilgisi var mı ?Teşekkürler.
Merhaba, finans ve ekonomi kitaplarının olduğu bir ekitap sitesine üye olmak istiyorum.

Hangisi iyidir ve ücret bilgisi var mı ?

Teşekkürler.
+2
kulustur
(11.06.26)
Ekitap sitesine uye olma konseptini bilmiyorum ama okumak isteyip ulasamadiginiz bir kitap var varsa yazin, belki biri ulasir.
0
osssy
(13.06.26)
(8)

Ben ev alabilir miyim? Detaylar asagida

benaslinda
Selamlar,Aylik gelirim 200k, tek basima yasiyorum, arabam var ve isim esenyurtta. Su anda 70k kira veriyorum, bu tutari krediye versem de iyi kotu bi ev sahibi olsam gibi bir fikrim var ama nasil olur, olabilir mi hic bilmiyorum, cevremde bu isleri bilen biri de yok. Arabayi satmak istemiyorum, kena
Selamlar,

Aylik gelirim 200k, tek basima yasiyorum, arabam var ve isim esenyurtta. Su anda 70k kira veriyorum, bu tutari krediye versem de iyi kotu bi ev sahibi olsam gibi bir fikrim var ama nasil olur, olabilir mi hic bilmiyorum, cevremde bu isleri bilen biri de yok. Arabayi satmak istemiyorum, kenarda bir birikmisim de yok, ne kadarlik bi ev alabilirim, ne kadar kredi cikar aylik 100k odeme yapabilirim gibi.

Yakin zamanda benzer deneyimi olan varsa duymak isterim.
Tesekkurler simdiden.
0
benaslinda
(11.06.26)
Bana 4 milyon kredi çıktı 120 ay aylık ödemesi 120.000 lira gibi bir şeydi.
Ben tercihimi 60 ay 3.5 milyondan yana kullandım, aylık ödemesi 120 civarı. 120 ay 3.5 milyonun da aylık ödemesi 90.000 lira civarı genel olarak.
Evin tamamına kredi çıkmaz. 7 milyona kadar evin %80'ine kadar kredi çıkıyor ama burada biraz da iş evi olması gerektiği tutardan gösterip göstermedikleri.
5 milyona kadar evlerde de %90'a yakın bir şey çıkabiliyor bankaya git öğren ne çıkar bana diye.
+1
denizgonen
(11.06.26)
Pesinatin yoksa olmaz. Araba satmayacaksan ayda odemek istedigin kredi tutari kadar miktari erimeyen bir varlikta pesinat olarak biriktir. Daha sonra bir iki seneye ortalama bir evi krediyle alabilirsin.
+1
osssy
(11.06.26)
Banka konut kredisiyle ev almak için iki sene kadar peşinat biriktirmeniz uygun olur.

Ya da konut finansman şirketlerine yönelin. Onların işleyiş tarzını araştırın.
+1
Mirket
(11.06.26)
finansman şirketlerinde de peşinatınız yoksa kuraya gitmek zorunda kalıyorsunuz. peşinata ihtiyacınız var :(
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(12.06.26)
İş sektör nedir acaba,iş garanti mi.
Bugün çıksanız 100 k yı ödeme durumunuz ya da 200 k maaşlı iş hılma durumunuz ne olur?
Şahsen krediyle ev aldıktan birkaç ay sonra işsiz kaldım,ve hatta iş de bulamadım.kör topal gidiyorum şu an mesela yine de. Benzer bir duruma ne gibi bir önleminiz olabilir,hesap kitap iyi yapmalısınız
+1
denizciman
(12.06.26)
arabayı satmak istemiyorsunuz ve kenarda birikmişiniz yoksa ev alamazsınız ki zaten.
0
elorelia
(12.06.26)
bir şekilde birimkim yapıp harcamaları azaltıp 70k kenara koysan her ay 2 senede 2m toplasan üzerine kredi çekip ev alırsın, krediye girmeden birşey sahibi olunmuyor 1+1 ile başla ilerde satarsın, yine üzerine ekleyip oda sayısı arttırırsın böyle üzerine koymadıkça olmuyor. kiradan kurtul ev al kesinlikle alamıyorum diye salma
+1
eja
(12.06.26)
Hocam yanlış bilmiyorsam 5 milyon'a kadar ekspertiz değeri olan evlerde %90'a kadar kredi çıkabiliyor diye bir yazı okumuştum. Ama bunu bir bankaya danışın.
0
anten
(12.06.26)
(8)

Gruplar yalan mı oldu?

gabe h coud
Ne bekledik ne oldu? Neden başarısız oldu?Ne olsa daha iyi olurdu?Compu sormadı ben sorayım.Ben cevap vereyim: Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem gru
Ne bekledik ne oldu?
Neden başarısız oldu?
Ne olsa daha iyi olurdu?
Compu sormadı ben sorayım.

Ben cevap vereyim:
Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.
Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem grupta hem de ana ekranda paylaşılırsa grup işlevsiz olur tabii ki.
📊 Gruplar geliştirilmeye devam edilsin mi?
Evet %10.4 (5)
Hayır, zaten gereksizdi. %79.2 (38)
bilemiyorum altan bilemiyorum %10.4 (5)
0
gabe h coud
(09.06.26)
neden basarisiz oldu sorusunun cevabi bence duyuru'nin hit sayisinin sanildigindan daha dusuk olmasi. yani elimde veri falan elbette yok ama oyle hissediyorum. mesela yurt disi grubu var, duyuru'yu yurt disindan aktif olarak kullanan sayisi kactir ki veya yatirim grubu var, kac kisi yatirimcidir ki?
+3
Sour
(09.06.26)
gruplara ihtiyac olacak kadar soru/duyuru olmuyor zaten. gruplar bir nevi filtreleme yontemi bence, ama burada gerek yok. compumaster ai'la denemeler yapmak icin yapti bence :)
+4
lemmiwinks
(09.06.26)
“Gizli kapaklı işler” diye kapalı bir grup kurdum mesela. Amacı, tıpkı duyurudaki sözlük yazarlarının duyuru açarken “sadece sözlük yazarları görebilsin” seçeneği gibi, internetin geneline kapalı, duyuru ahalisine açık duyuru/soru sorma imkanı sağlamasıydı. İş göreceğini düşünmüştüm. Kimse dönüp bakmadı :)

(Bu arada @compu böyle bir seçenek getirse duyuruya, fena olmaz bence. Yani sadece duyuru üyelerinin görmesini istediğimiz duyurular için bir seçenek…)

En kalabalık olan kitaplar, müzik, yatırım ve +40 gibi gruplarda da in cin top oynuyor…

Rağbet görmediği bariz yani.
+2
yadigar
(09.06.26)
Bu soruyu gördüğümde hatırladım böyle bir özellik olduğunu.
+5
peki madem
(09.06.26)
insanlar duyuru diye bir platform olduğunu bile bilmiyor.
0
xu
(09.06.26)
Aslında akışa düşse iş yapardı +1

Örneğin ben bilim grubu açmıştım. Normal duyuru akışında "aa yeni makale ne diyor biliyor musunuz?" konulu soru/tartışmalar yapmıyoruz genelde. Herkesin ilgileneceği bir şey de değil zaten. O yüzden gruplarda böyle şeylerin tartışılması daha mantıklı. Ama mevcut haliyle, ben de kendi açtığım gruba düzenli açıp bakmıyorum. Geçenlerde bir soru sorulmuştu, benim aklıma gelip bakana kadar tartışma eskimiş.
+4
evrim halkasi
(09.06.26)
Yetkin oldugum bir konuda gizli paylasim yapma gibi bir istegim yok. Aksine yaptigim paylasim acik olsun herkes faydalansin isterim.
0
osssy
(09.06.26)
Akış +3
+2
üğpoıuy
(09.06.26)
(5)

Istanbulda kentsel donusum icin daire basi istenen para

üğpoıuy
Ortalama bir ilce ve semt, ortalama bir daire dusunun. Atiyorum bahcelievlerde 100 m² bir ev. Bir daire icin ne kadar odeme yapilir ORTALAMA xd yakin zamanda kentsel donusum isiyle ugrasan oldu mu
Ortalama bir ilce ve semt, ortalama bir daire dusunun. Atiyorum bahcelievlerde 100 m² bir ev. Bir daire icin ne kadar odeme yapilir ORTALAMA xd yakin zamanda kentsel donusum isiyle ugrasan oldu mu
0
üğpoıuy
(02.06.26)
100m2 için kabaca tahminen 3 milyon civarı olur.
0
osssy
(02.06.26)
milyorlarca değişken var. iki yıl önce merter'deki çok bloklu sitede oturan arkadaşımdan iki milyon istemişlerdi; zaman geçtikçe sürekli ekstralar çıkıyor. dahası m2'si küçüldü, katı aşağı indi ve arka cepheye düştü. bir kaç ay önce üsküdar'da müstakil bir apartmanda oturan arkadaşım hiç para ödemeden aynı daireyi teslim alacak.
0
lil siztah
(03.06.26)
Maltepe Altıntepe'de kentsel dönüşümdeki evimizin metrekaresini büyütmek istersek, her metrekare başına 180.000 lira (4000 Dolar) ek ödeme yapmamız gerektiğini söyledi müteahhit. Aynı durumda arkadaşımın Kadıköy Feneryolu'ndaki dairesi için de 250.000 lira istemiş müteahhitleri.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Geçen sene 2 milyon istendi bizim binadan, şimdiye 2 buçuk olmuştur.
0
peki madem
(03.06.26)
3 milyon civarı doğru rakam. 30 bin tl m2 fiyatı normal o bölge için. Lakin şu da var not olarak belirteyim; daire 100 m2 brüt ama otopark ve diğer ortak alanlardan da m2 ekleniyor dairelere. Yaklaşık 30-35 m2 arası ortak alan daireye ekleniyor. Bu da maliyeti artırıyor. Kimi müteahhit bunlar için ayrı m2 fiyatı verirken çoğu firma tek fiyattan hesabını yapıyor. Hesabınızı yaparken bunu da dikkate alın.
0
messor
(03.06.26)
(9)

neden gezmekten keyif almıyorum sorunsalı

veri
32 yaşındayım yaklaşık pandemiden bu yana rutinim aynı. hafta içi iş, (evden çalışıyorum) cuma akşamından itibaren pub/sahil bazen club üçgeni ve sonra pazar akşamı yatış aynı döngü devam. zerre şikayetçi değilim hatta yemek konusunda da böyleyim 5 gün aynı yemeği sipariş verebilirim sıkılmadan faka
32 yaşındayım yaklaşık pandemiden bu yana rutinim aynı. hafta içi iş, (evden çalışıyorum) cuma akşamından itibaren pub/sahil bazen club üçgeni ve sonra pazar akşamı yatış aynı döngü devam. zerre şikayetçi değilim hatta yemek konusunda da böyleyim 5 gün aynı yemeği sipariş verebilirim sıkılmadan fakat sıkıntı hayatıma giren insanlarda oluyor. rakı balık veya gitmeye değecek bir mekan değilse siksen çıkamıyorum evden. başka bir ülkeye gitmek, tatile gitmek (denedim odadan çıkmıyorum veya beachte üçlü sarıp uyuyorum) zerre ilgimi çekmiyor. bir ara ski denedim onda da ayağımı kırdım kafam güzel denediğim için. tek hobim düzenli poligona gitmek. tüm bunları kabul eden kadınlar ya ağır asosyal çıkıyor veya hostes gibi mesleklere sahip olanlar oluyor. ikisi de bana uymuyor. benim durumum normal mi? değilse nasıl çözülür psikolog vs çözemez gibi geliyor çünkü mutluyum baya ama normalde gelmiyor bir yandan.
-5
veri
(02.06.26)
Sen asosyalsin galiba.

Tek hobi poligon falan. Senden hoslanan kadinlar senin gibi agir asosyal kadinlar olur tabii.
Hosteslerle de iliskin zaten uzak mesafe iliskisi gibi oldugundan anlamiyorsunuzdur.
-5
Purple life
(02.06.26)
Boyle mutluysan degistirme.
+6
baldur2
(02.06.26)
hobi niyetine poligona giden adam normal değildir zaten
+10
croswell
(02.06.26)
Boyle mutluysan degistirme. +1


Şahsen keyif aldığım mevcut yaşantıma gelene kadar, ya bundan memnum değilim diye diye geldim.
+1
put it in your appropriate place
(02.06.26)
Hafta sonu pub, club ve sahil varsa durumunuz epey iyi diyebilirim.
+3
Sour
(02.06.26)
Zevk almadığın şeyi kompulsif olarak yapmanın mantığı yok. Instagram çıktı çıkalı aşırı gezmek bir meziyet oldu.
+1
runaway
(02.06.26)
Ben de sorun degil derdim, nihayetinde kimse gezmeyi sevmek zorunda degil, ancak sende alkol egilimi de var gibi. Bu sebeple ben psikolog diyorum.
+2
osssy
(02.06.26)
hocam kendine yaşıyorsun sadece, ihtiyaç sahiplerine bütçe ayırmıyorsan o konuya yönel
-3
mantık
(02.06.26)
depresyon var mı? bu önemli.

eğer yoksa, sizin hayat da böyle. size benzeyen biri ile mutlu olacaksınız.
+1
gurur
(03.06.26)
(3)

Ankastre soğutucu önerisi

osssy
Özel yapım bir mobilya içinde kullanılabilecek soğutuculardan öneri yapabilir misiniz? Bilinen beyaz eşya firmalarının ankastre buzdolaplarını buldum ancak farklı seçenek veya ebatlar bize daha uygun olabilir. Dondurucu olması gerekli değil. Sessiz çalışması tercih.
Özel yapım bir mobilya içinde kullanılabilecek soğutuculardan öneri yapabilir misiniz? Bilinen beyaz eşya firmalarının ankastre buzdolaplarını buldum ancak farklı seçenek veya ebatlar bize daha uygun olabilir. Dondurucu olması gerekli değil. Sessiz çalışması tercih.
0
osssy
(02.06.26)
otel buzdolaplarına (minibar) baktınız mı? absorbe sistemler tamamen sessiz çalışıyormuş ama performansları nasıl bilmiyorum. varlığını daha bugün öğrendim.
+1
inheritance
(02.06.26)
Minibar ya da absorbe diye aratınca görmediğim birkaç model daha gördüm fakat ankastre gibi değiller. Dolap içinde sorunsuz çalıştığını bilmemiz lazım.
0
🌸osssy
(02.06.26)
minibar buzdolapları dolap içinde sorunsuz çalışır. içinde kompresör olmayanlarda dondurucu olmaz ve ses çıkarmadan çalışır. akdeniz bölgesinde kullanacaksanız veya ortam çok ısınıyorsa mobilya içinde ısınabilir hava alması için menfez bırakmanız iyi olur.
+1
bravoteam
(02.06.26)
(5)

3-4 aylık insancıl fiyata yazlık

1837837
Daha önce de sordum. Burada daha önce yazılanların hepsini dikkate alıp araştırıyorum. Fiyatta uçmadan denize yakın ege akdeniz nereler olur? Gece hayatı değil sakinlik peşindeyim. Böyle siteler var mı daha önce kullanmış olan var mı? Cevap olarak Fethiye, marmaris falan yazılıyor. Biraz daha spesif
Daha önce de sordum. Burada daha önce yazılanların hepsini dikkate alıp araştırıyorum. Fiyatta uçmadan denize yakın ege akdeniz nereler olur? Gece hayatı değil sakinlik peşindeyim. Böyle siteler var mı daha önce kullanmış olan var mı? Cevap olarak Fethiye, marmaris falan yazılıyor. Biraz daha spesifik yerler olursa sevinirim. Bir de geçen bir tavsiye geldi mazı’ya gidin oradan çıkmıyorum harika bir yer vs 600k fiyat verdi. Tavsiyesi olan mümkünse uçmasın.
0
1837837
(22.05.26)
Karaburun bakabilirsin. Sahibinden ya da airnbnbden bisiler cikabilir
0
ırene adler
(22.05.26)
spesifik dersen öyle yerler daha pahalı oluyor. yani artık egede sakinlik yok her yer ankara istanbul plakası. yani genel sakinlik olarak datça ve koyları daha uygun.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
3 ile 4 ay arasinda 1 ay fark var. Suresine, yerine, buyuklugune gore 600 cok uygun ya da cok pahali bir tutar olabilir. Zaten haziran da geldi sayilir, sezonluk kira icin biraz gec bir vakit. Ozetle, senin ne istedigini ve butceni netlestirmende fayda var.
0
osssy
(22.05.26)
fiyat performans lokasyonu istiyorsan kuzey egeye bakman lazim, guneye indikce fiyat yukselir. mazi dedigin yer bodrum'un dibinde bir koy, 20 sene once nispeten ucuzdu artik tahminim orasi da dolmustur.

tavsiyem geyikli/assos civarlari olur. bozcaada'dan uzak durmak suretiyle uygun fiyatli kucuk bir yazlik bulunabilir ama luks pesinde olmaman lazim. bir de deniz soguk.
0
cooperr
(23.05.26)
Bodum için bile merkez dışında gece hayatı yoktur ki, istisna olarak eğer yakında bir otel varsa geceler onun animasyon gürültüsü gelir o kadar. Bodrum'un kuzeydoğusunda Boğaziçi, güneydoğusunda Mazı gerçekten sakin ve özellikle Mazı izole yerlerdir, ama 4 aylığında 600k vermek için sitenin çok muhteşem plajı manzarası olması lazım. Orada bu piyasada ben aylık 40k'dan fazla vermem ki, o da ev düzgün olacak, 40 yıllık dökülen koop evine o kira verilmez.

Öte yandan yazlık kiralamanın püf noktası şudur: Bodrum'u mu seviyorsunuz mesela? 1 sezon 1 ay fiyatı neyse kiralayacaksınız ve gittiğinizde hem tatil yapıp hem de dolaşıp nerelerde kalınabilir vb. araştıracaksınız. Mesela güzel bir site mi var, gideceksin güvenliğe veya yönetime kiralık yer arıyorum diye soracaksın. Zaten oralarda kiraya vermek isteyenler yönetime falan numaralarını versin diye söylüyorlar. İnternetten, emlakçıdan vb. yazlık kiralanmaz.
0
malheiros
(23.05.26)
(16)

uluslararasi bir etkinlikte siyaset

sanxis
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden, etkinlik kurallarina aykiri oldugu gerekcesiyle rozetini cikarmasini istiyor. katilimci rozeti cikarmayi reddediyor, salondaki bin kisiden hangisinin uzerinde dini ya da siyasi sembol olup olmadigini bilemeyeceklerini, bu tavrin sadece filistin meselesiyle ilgili oldugunu dusundugunu soyluyor. tartisma buyuyor, sesler yukseliyor. katilimci herkesin icinde organizatore bagirarak "soykirim destekcisi" gibi ithamlarda bulunuyor. bunun uzerine katilimcidan salonu terk etmesini istiyorlar, 10 dk suren bir itis kakis sonunda ucretini iade edip salondan cikartiyorlar.

katilimcinin iddialari: salonda dini ve siyasi sembol sayilabilecek baska bir cok unsur tasiyan kisi olmasi cok muhtemel (taki, tisort, dovme vb), etkinligi tum bunlardan arindirmaya calismak gercekci degil, dogru da degil. bana karsi sergilenen tavrin sebebi filistin meselesiyle ilgili bazi katilimcilarin rahatsizligi ve organizatorun catismadan kacinma istegidir. "amacimiz insanlarin bayraklarini ve kimliklerini kapida birakip burada birbirlerini kucaklamasidir" diyerek aslinda farkliliklarimizi kapida birakmamizi, cunku bazi farkliliklara hosgoru gostermeyebileceklerini ifade etmis oluyorlar.

organizatorun iddialari: bu etkinligi 15 yildir duzenliyorum ve hicbir zaman politik bir rengi olmadi. kisisel olarak filistin halkinin yaninda olsam da, etkinlikte bir rozete izin verirsem hepsine izin vermem lazim ama 5 kitadan insanin geldigi bir etkinlikte bu bircok soruna yol acabilir. katilimcidan rozeti cikarmasini kibarca rica ettim ama sebeplerini aciklamama bile izin vermeden bana hakaret etmeye basladi. etkinlikten cikarilma sebebi rozet degildi, bana bagirdigi ve hakaret ettigi icin etkinlikten atildi.

sizce kim hakli?
0
sanxis
(21.05.26)
Katılımcı filistinli ise haklı yoksa haksız. Filistin vatandaşı kendi rozetini pek tabii taşıyabilir. Siyasi amaç içermez ülkesini temsilen orada. İsrail vatandaşı da taşıyabilir.
Ancak bir Türk filistin rozetiyle katılırsa siyasi propagandadır. ABD'de siyonist biri İsrail rozetiyle katılabilir.
0
croswell
(21.05.26)
organizatör daha haklı.
başkalarında başka semboller de olabilir ama gündemdeki bir konu olması sebebiyle filistin rozetinin tetikleyici bulunması olasılığı daha yüksek haliyle. katılımcının yerinde ben olsaydım, bir duruş segilemek istiyorsam rozeti çıkarmaz ve etkinliği terk ederdim.
organizatöre bağırması falan tatsız ve gereksiz bir şov olmuş.
0
lil siztah
(21.05.26)
bence etkinlik sahibi haksız. en başta şikayet edilmeye geldiğinde kişilerin üstündeki rozet gibi küçük bir sembole karışamayacağını, aynı şekilde israil rozetine de karışamayacağını, çok büyük bayrak açmak, tahrik edici ve organizaysonu bozucu hareketler dışında insanları takılarından dolayı uyaramayacağını söylemeli ve geri püskürtmeliydi. olayı büyüten kendisi olmuş. o zaman iki tarafı da dışarı çıkaracaksın.
+3
awlmi
(21.05.26)
Katilimci hakli, neyi nereye kadar kontrol edeceksin. Biri atiyorum hacli kolye falan taksa, ya da garip bir dovmesi olsa onu da mi cikaracaklar. Tabii bu isler siyah-beyaz ayrilamiyor. Mesela nazi simgesi tasisa ne olacakti, o zaman organizator kesin hakli diyecektik falan filan.
+1
mbond
(21.05.26)
iki tarafın da haklı olduğu konular var.

Organizatörün burada siyaset istemiyoruz argümanı pratikte uygulanamaz. Salonda muhtemelen haç kolye takan, ülkesinin bayrağını taşıyan dövmesi olan, ukrayna renklerinde bileklik takan ya da LGBT+ sembolü taşıyan birileri vardır. burada arkadaş haklı.

organizatör açısından bakacak olursak o saat aralığında mekanın ve etkinliğin sahibi organizatör. Ağa o. 15 yıldır bu işi yapan birinin, 5 kıtadan gelen insanları güvenli ve steril bir alanda tutma çabası anlaşılabilir. Eğer Filistin rozetine izin verilirse, ertesi gün İsrail, Tayvan, Ukrayna veya Rusya sembolleriyle gelecek insanların yaratacağı kaosu öngörmüş ve bunu engellemek istemiş olabilir.

Ha organizatörün ; onu rozet yüzünden değil, hakaret ettiği için attım savunması hukuken ve usulen doğrudur. Hiçbir organizasyon, yöneticisine herkesin içinde 'soykırım destekçisi' diye bağıran bir müşteriyi içeride tutmak zorunda değildir. Parasını iade edip dışarı çıkarmak en doğal hakkıdır.
0
galahad reloaded
(21.05.26)
Organizatörler , uluslararası alanda çalışan faaliyet gösteren firmalar vs. siyonistin ayağına basmamayı tercih ederler. Çünkü para, pazar, yatırım onlarda.
Türkiye'de dahil bütün dünyada sanattan spora , siyasete iş dünyasında, ekonomide eğitimde hatta bilim / felsefe yönüyle öne çıkan ortamlar gibi belli kesimlerde siyonistin belirli büyük bir tekeli vardır.
Dünyada tanınmış bir çok ödül törenlerinde bile siyonist yanlıları yine kendileri gibi siyonist yanlılarına akademik , sanat vs. adı altında ödül verirler.

Nobel barış ödülü :) derler bazen. Sürekli savaş çıkaran sağa sola saldıran siyoniste laf edebilen var mı ? yok .

Neyse konu uzadı . Cevabı basit o organizatörün faaliyet gösterdiği alanlar ve sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında , neyin karşısında sustuğu, neyin tarafında olduğu da anlaşılır.
5 kıtadan 1000 geliyor ve sorun da bir kişinin üstüne taktığı rozet oluyor.
Ama orada belki yüzlerce kişinin zihninde asılı duran siyonist bayrağı dışarıdan görünmediği için bir sorun yok demek.
ABD de bile görüldü Filistin yanlısı üniversite görevlilerinin ne derece mobbing vs siyasi baskılara maruz kaldığı.

Bu arada Netenyahu istediğini hala alamadı . Kazanmak , arkada ABD olmasına rağmen sürekli öldürmekle ele geçen bir şey de değil .
0
diyecevaplandı
(21.05.26)
etkinliğin ortasında durup dururken slogan atmıyorsa siyaset yapmıyor. isteyen filistin bayrağının rozetini takar, isteyen maga yazılı tshirt giyer, isteyen domuz poposu desenli şapka takar, kimseye bi zararı yok, müdahale edilemez. tetiklemekse sorun herkes her şeyden tetiklenebilir, onların sorunu.
0
mezzosprite
(21.05.26)
Organizatör haklı, kural varsa herkes uymalı.
0
ekimoloji
(21.05.26)
diyecevaplandı+1

Organizatör belli ki pragmatist düşünüyor, 3 günlük etkinlik kazasız belasız aksamadan geçip bitsin şeklinde. Bu yüzden biz burada siyaset istemiyoruz gibi steril ve ortayolcu bir duruş, egemenin yanında hizalanmak demektir, hiç siyaset olmasın dediğin, egemenin ağzının tadı kaçmasın diye düşünüp, otokontrolünü uyguladığın yerde tarafını seçmiş oluyorsun. Buna cevap hangi politik kampta olduğuna göre değişir.
+2
grimavi
(21.05.26)
Katilimci hakli ve argumani cok dogru.

@croswell ne alakasi var, filistin'i desteklemek icin filistin vatandasi mi olmak gerek?
+1
baldur2
(21.05.26)
Hakim ideoloji tarafından soykırıma uğratılan bir halkın yanında duran ve sesini çıkaran herkes haklıdır. "x'te siyaset istemiyoruz" diyen herkes 7 Ekim'de İsrail'e destek kampanyaları yaptı. Aynı kişiler Rusya-Ukrayna savaşında Rus'ları bilimsel kongrelerden bile banladı. Aynı şey İsrail vatandaşları için talep edildiğinde "siyasete karışmıyoruz" oluyor. Bu ikiyüzlülük bu kadar görünür haldeyken hiçbir organizatör, kimsenin yakasındaki rozete, omzundaki kefiyyeye karışamaz. Organizatör haksız, katılımcı haklı ve argümanları yerinde. Keşke arbedeyi büyütüp etkinliği yapılamaz hale getirseydi.
+2
evrim halkasi
(21.05.26)
Organizatör haklı, o kadar insan bir etkinlik için toplanmış, farklı iki kutupta insanlar olabilir ve amaç dünya görüşünden bağımsız olarak birlikte eğlenebilmek.

Karşı görüşe sahip birisini tahrik edecek bir sembol takıyorsan sonuçlarına katlanırsın.
-1
kimlanbu
(21.05.26)
öyle kültür sanat etkinliği olmaz bir kere.

hayattaki her şey siyasidir. siyaset insanın nasıl yönetildiğini sorgulaması, gerektiğinde bu yönetici erk'in oluşturduğu yanlışlara mağduriyetlere ve haksızlıklara tepki gösterip ses çıkarmasıdır.

bu saydıklarım kültür sanat etkinliklerinin de önemli bir tarafını oluşturur. e film festivallerini düşünün, gırla siyasi film belgesel vs kaynar. müzik festivallerinde bile ne gruplar çıkıyor sözler full siyasi.

yani şu "sanata siyaset karıştırmayın" cehaleti bir bizim toplumda var. aksine sanatın kendisi zaten bir başkaldırı, siyasetin kendisidir.

kaldı ki burada bahsedilen çetnik selamı, gamalı haç vs gibi bir tarafı gerçekten provoke edeni aşağılayan, taciz eden bir gösteri de değil. bayrak, filistin bayrağı. minicik bir rozet.

aşırı sıkıntılı bir durum. bence gerçek sanatçılar, bu katılımcının engellenmesi yüzünden bu organizsyonu protesto ederlerdi. tabii artık bütün dünya youtuber, fon, clickbait üzerinden yürüdüğü için benim hayalim bir ütopya..
+3
makbur
(21.05.26)
Bagiris, itham ve kargasa hos olmamis. Katilimci burada haksiz. Organizator ise Yahudi'den gelen sikayeti yoksaydiginda organizasyonun ardindan sahsina gelecek tepkilerden korkuyor, belki isinin bozulacagindan ya da seneye ayni organizasyonu yapamayacagindan cekiniyor ve rozet konusunda kaypak davranmis.
-1
osssy
(21.05.26)
Katılımcı her şekilde haklı. Organizatör katile katil, soykırımcıya soykırımcı demekten aciz bir zavallıymış.

Filistin meselesinin siyasi olduğunu düşünen ve iddia eden herkes benim nazarımda zavallıdır.
0
10551037
(22.05.26)
Bir ülkenin bayrağı siyasi simge sayılamaz.

İnsanlar ülkelerinin egemenlik simgesini özgürce taşımakta haklılar. Başka bir ülkenin bayrağından rahatsız olan, sorunu kendinde aramalı.

Amerikan bayrağı rozeti için Irak'ta yaptığı soykırım dolayısıyla tepki gösterilse, aynı reaksiyonu verebilecek mi?

Organizatör net haksız.
0
babilfish
(22.05.26)
(20)

Çok Para Harcayan Kadın Partner

lapetitemort
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.

Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla kazandığım için harcamalar biraz bana yıkılıyor. Ay sonunu çıkaramamak konusunda zaman zaman tedirgin oluyorum. Yerinde "hayır"lar ile bir şekilde durumu idare ediyorum ama kendimi cimri birisi gibi hissediyorum. Hatta bazı şeyleri almadığım için yetersiz de görünüyorum. Her zaman da hayır diyemiyorum ve mecburen aldığım şeyler de oluyor. Genel olarak partnerim tutumlu olmaya çalıştığımı görse de bundan biraz rahatsız, sanki onu ve evimizi yeterince önemsemiyormuşum gibi yorumluyor.

Örnek üzerinden anlatayım. Markete gittiğimizde çok içgüdüsel, rafta güzel durduğu için aldığı şeyler oluyor. Mesela evde zaten bir sürü bıçak var iken sırf tasarımı güzel diye veya özel bir fonksiyonelliği var diye kendimizi yeni bir bıçak almış olarak buluyoruz. Bir tane salıncak gibi askılı sandalye gördü mesela, "bu bahçeye çok yakışır" deyip aldı. Yani aslında kötü bir şey değil, ikimiz de kullanacağız onu ama belki benim gündemimde şu an bunu almak öncelikli değil? Veya ne bileyim, benim nazarımda zaten bir tane iş gören sandalyemiz var, buna gerek yok. Süpürge muhabbeti açıldı mesela, en kral süpürgeyi istiyor, tabi ki almadım ama yani onun istediği esneklikte bir partner olsam 20k verip süpürge alacağız ve maaş yok olup gidecek. Bu gibi şeylerden dolayı kendi harcamalarımı kısmak zorunda kalıyorum.

Dün "pesto sos alalım, makarna yaparız" diye girdiğimiz markette yine 3-4k harcadık. Normalde hesabını kitabını bilen, günlük ve hatta haftalık masrafını kafasında netleştirebilen bir insan olarak böyle rastgele fatura çıkması durumları beni biraz zorluyor. Artık mesela hiçbir mağazaya/markete girmek istemiyorum çünkü ne alacağımız ve ne kadar ödeyeceğimiz çok belirsiz.
+3
lapetitemort
(20.05.26)
1- birlike alışverişe çıkmayın.
2- market alışverişini internetten yapın.
3- "bu çok pahalı" demek ayıp değil.
+1
co2s2
(20.05.26)
hocam bunlar idare edilecek şeyler değil, belli bir yaştan sonra kolay kolay değişmiyor karakter. işler çok ciddileşmeden ayrılın derim. bu tarz savurgan insanlar sizin ev/araba sahibi olmanıza, gelecek planları yapmanıza mani olurlar. birşey dediğinizde de adınız cimriye çıkar. hem karşı tarafı finanse etmiş olursunuz, hem de canınız sıkılır. para konusunda hayata sizin gibi bakan birini bulun, sonra cidden pişman olursunuz.
+2
shadowfollower
(20.05.26)
Kendinizi cimri hissetmene gerek yok, siz sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranıyorsunuz.

Ancak çözümü sürekli anlık "hayır"lar diyerek baraj kapaklarını tutmakta aramayın, yorulursunuz.

Çözüm, paranın yönetim biçimini sisteme bağlamaktır. Kuralları önceden koyulmuş bir bütçe planı yapın, ortak ve kişisel harcama limitlerini belirleyin. Eğer bu net sınırlara ve senin bu konudaki net stresine rağmen sistem kurmayı reddediyor ve pervasızca harcamaya devam ediyorsa, işte o zaman evlilik kararını tekrar gözden geçirirsiniz. çünkü para harcamak ve alışveriş yapmak bir bağımlılıktır.
0
galahad reloaded
(20.05.26)
eğer dediğiniz gibiyse o iş sıkıntılı ama karşı tarafı da dinlemek lazım.
belki o markette içeriğe dikkat ederek satın alan birisi? içeriği kaliteli ürünler bir tık pahalı oluyor. mesela palm yağlı ülker yerine züber alan birisidir belki? ve bu size gidip en pahalısını seçiyor hissiyatı yaratıyordur?
ya da kral süpürgeden kastınız dysonsa mesela parasını hakediyor aslında ama size sırf pahalı olduğu için onu seçmiş hissiyatı oluşturuyorsa?

bunları neden yazdım ben eşimle bunların sorunu yaşardım zamanla aştık gibi.
belki sırf harcamak için harcamıyordur.

bir de gıda maalesef pahalı ülkede ve genelde markete ekmek almaya gidince ekstra şeyler hep alınır ya. akşam yemeğe şunu mu yapak deyip alınır, buzluğa atarız deniz alınır. yemeği karşı taraf yapıyorsa kafasında plan vardır illa evin bi eksiğini bulur alır. markete tok gidin :)
0
rayde
(20.05.26)
siz bu konuda daha önce de benzer bir soru açmıştınız.
bu kişininki, harcamayla tatmin olan bir psikolojiye benziyor. siz bunu makul(?) sınırlara çekmek istedikçe, cimrilikle suçlanmaktan kaçamayacaksınız. bunun tek çıkar yolu, kişinin gereksiz(?) harcamalarını farkederek buna kendi çözüm araması olur. ancak bunun için de, bu savurganlığı(?) sizinkiyle değil, kendi parasıyla yapıp, ay sonunda kendisinin sıkışması gerek. bunu sağlayabiliyorsanız ne ala. değilse ve bu düzen böyle oturmuşsa, bu saatten sonra yapabileceğiniz bişey yok bence.
0
lil siztah
(20.05.26)
Harcama alışkanlıkları sanılandan daha temel bir sorun aslında. Partnerlerden biri diğerine göre belirgin şekilde daha tutumluysa genelde ya tutumlu olan içinde biriktirip ilerde karşı taraf için ufak görünen konularda bile tahammülsüz hale gelmesi ya da diğerinin hevesi kursağında kalmış, kısıtlanmış hissetmesi çok olası. Ortak noktada ise ikisi de tatmin olmuş hissedemiyor.

Ayrıca ilerde olursa çocuğun ihtiyaçlarına yönelik harcama ve birikimlerde konu daha hassas bir hale dönüşebiliyor. Örneğin bir taraf çocuk için birikime daha çok önem verirken, diğeri kısa vadeli ihtiyaçlara daha büyük önem veriyor ve ikisi de diğerini çocuğun ihtiyaçlarını dikkate almamakla suçlayabiliyor.

Bu konu sanırım ancak çiftlerin birbirinin görüşünü görünürde değil, samimi şekilde anlayabilmesiyle çözülüyor. Yani karşılıklı olarak birbirinizin, hangi durumda, neyi, ne düşünerek yaptığınızı anlamanız gerek. Siz bunu yapıyor gibisiniz, eve önem vermekten falan bahsetmişsiniz. Bu kişi harcıyor çünkü "yaşamayacaksak neden kazanıyoruz" gibi bir fikri var gibi. O da sizi anlamalı, sadece "tutumlu biri" olduğunuzu veya "biraz cimri" olduğunuzu düşünmemeli; örneğin "harcamayı sevmiyor çünkü hayatta her duruma hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyor" gibi bir tanımı olmalı kafasında. Bunlar olduktan sonra ortaklaşmak daha kolay. Çünkü ancak bu tarz bir farkındalık sayesinde birbirinize olan saygınızı korumak mümkün olur. Aksi takdirde eğer birbirinize yakıştıracağınız sıfatlar bunlar olursa bir "savurgan" ve bir "cimri" eninde sonunda birbirine düşer.

İçinizde olan biten şeyleri yeri geldikçe samimi olarak paylaşmayı deneyebilirsiniz. Veya ona da bu tarz bir şekilde kendisini ifade etmesi için yeri geldiğinde sorular sorabilirsiniz. Ama kısa vadede ikinizin de harcama alışkanlığı değişmeyecektir.
0
akhenaten
(20.05.26)
evlenince daha kötü olur.

borcunuz olduğunu falan söyleyin, düğün falan yapamam diyin. kendiliğinden gidecektir.
+7
kveldulv
(20.05.26)
durumu açık açık belirtin. 5-6 yıl önce olsa bu kadar koymazdı belki ama şu enflasyonist ortamda en olmadık şeyi yapıyorsunuz.

açık açık cimrisin bile diyebilir, birisi bana demişti oradan biliyorum. cimri olmayan biriyle evlenmişti sonra iyi şeyler duymadım hakkında.

biz artık liste yapıp giriyoruz markete. liste dışına bir iki abur cubur dışına çıkmıyoruz. yolun başındaysan ve durum düzelecek gibi değilse ayrıl coco diyorum.
0
Improbable
(20.05.26)
öğrenciyken beraber yaşayan tanıdığım bir çift vardı. kız tarafı harcama yapmayı o kadar seviyordu ki öyle böyle değil. sürekli kartlar şişip duruyordu. hatta hatun kişisi ile arkadaşım paralarının olmadığı zamanlarda beraber büyük marketlere gidip market arabasını tıka basa doldurup, kapıda satın almadan bırakıp gidiyorlardı. hatta bu davranışı yapan bir çok kişi olduğunu duydum sonradan. maalesef duyduklarımın hepsi de kadındı. bu hatun daha sonra erkek tarafı memur olamadı diye ayrıldı. kendisi öğretmen oldu ve zengin bir koca buldu. ancak adamın işleri nedense kötüye gitmiş ve iflas etmiş. sebebini bilmiyorum. hatun bu kişiden de ayrıldı. genelleme yapmak yanlıştır ama önlemini almak gerekir.
0
ground
(20.05.26)
@lapetitemort , gelir seviyeleriniz arasında nasıl bir fark var? örneğin Sen 10x para kazanıyorken o x birim para kazanıyor ise, senin seviyendeki bir gelir gider dengesini yönetmek konusunda tahayyülü yetersiz kalıyor olabilir. açık açık sabit giderlerin ve yatırım planlarına ayrılan kalemlerin neler olduğunu, yol haritanızı paylaşabilirsiniz. Bugün kazandığı para ancak günübirlik ihtiyaçlarına yada ulaşılabilir lükslerine yeten insanlar, birikim ve yatırım yapılabilen gelir seviyesini pek anlayamıyorlar. Buna çok sık rastladım.

Rakamları tamamen afaki olarak söylüyorum, ayda 100 bin TL kazanan ve bunun tamamı ile gündelik ihtiyaçlarını, kirasını , faturalarını ancak ödeyebilen bir kişi , ayda 1 milyon TL kazanan insanların dahi bütün bu parayı hunharca harcayabileceklerini zannedebiliyor. Bu konuda partnerin bakış açısını genişletebilmek (eğer mümkün ise) , bir çözüm olabilir.

Ancak para kendi cebinden çıkmıyor diye hesapsız kitapsız ilerleyen biri ise, senin emeğine vaktine acımıyor ise, sen sıkıştığında kendi parasını da cömertçe senin için harcamıyor ise bu bir karakter problemidir bana göre. Yol yakınken yolları ayırmakta fayda vardır.
0
loch ness
(20.05.26)
Sizi bu kişiyle hiç de güzel bir gelecek beklemiyor. Hiçbir şeyden emin olmasanız da bundan emin olabilirsiniz. Tecrübe ettiğinizde umarım ki çok şey kaybetmezsiniz.
+1
asue
(20.05.26)
iletisimle asmayi denemekten baska care yok. zaten konuyu asamazsaniz tukendikce bu tip mali sorunlar sizi birbirinize kusturecek ve en son dusman hale getirecektir. durumu oturup konusun. ozellikle sabit gelirli kisilerseniz butce olusturup bu sekilde hareket etmeye mecbursunuz. aramizda kral torunu olmadigini anlamasi gerekenler var.
0
johnnie w lker
(20.05.26)
hesaplarınız ayrı olsun, isteyen istediği gibi harcasın. biz böyle yapıyoruz. markette ayrı sepetler yapmıyoruz gerçi ama bu kadar rahatsız olsam onu da yapardım.
-1
mezzosprite
(20.05.26)
Beraber bütçe yapın. Orada aylık neye ne kadar harcayabileceğinizi görün. Ayda bir veya üç ayda bir bütçenin üzerinden geçerek gerçek ile kıyaslayın. Soru sorulmaz o zaman. Bütçende varsa özgürsün.

Ya da ortak harcama yapmayın. Her şey fifty fifty. Kabul etmiyorsa ayrılın.
+1
gabe h coud
(20.05.26)
harcama alışkanlıklarının kolay kolay değişebileceğini sanmıyorum ve herkesin kendi parasını kazandığı bir ilişkide bütçeleri ayrı tutmak yerine birbirini değiştirmeye çalışmanın gereksiz sorun çıkardığına inanıyorum. hani oturup "bak şunu alalım şunu almayalım, şuna para harcayalım buna harcamayalım" diye çözülebilse harika olur tabi ama bi tarafın aklına yatmayabiliyor bu yaklaşım. ya da bi süre işe yarıyor sonra yine harcamalar artıyor, "ama bi sor bakalım neden aldım, bu çok farklı, şundan dolayı gerekli" falan. ne gerek var. ilişkide ayrı bütçe fikri bazı insanlara soğuk geliyor bunu da çok iyi anlıyorum ama alternatifi sıkıntılı olduğu için temiz çözüm bence
0
mezzosprite
(20.05.26)
Orneklerin siradan olsa da (kim en cok reklam yapmis pahali marka supurgeye sahip olmak istemez?) bu temel bir sorun +1 cunku borclanarak imkanlarinizi asabilir ya da harcamalariniz yatirim ya da guvence kaybina sebep olarak gelecek standartlarinizi dusurebilir. Butce belirlemek, harcama kalemlerini bolmek gibi sorumluluk almaya tesvik edici ya da borclanma limitini veya kabiliyetini sinirlamak gibi tasinamayan sorumlulugun sonuclarini engelleyici yontemler denenebilir. Iyi bir partnerin, harcama limitiniz olmayacagi donemlerde de size ve hayata karsi olumlu olmasi beklenir.
0
osssy
(20.05.26)
yukarıdaki cevapları okumadım ama konuşmalısınız diyorum. açıkça konuşmaktan neden çekiniyorsunuz, ona yetemedğinizi düşünüp ayrılır diye korkuyorsanız bence bırakın ayrılsın.

ortak bir gelecek planlıyorsanız bence ayda maaşlarınızın belli bir kısmını birikime koyuyor olmanız lazım, gelecekte kullanılmak üzere ev + araba + pasif gelir lazım. veya evlenecekseniz düğün masrafları için para biriktirilmesi lazım. bunları ortak konuşup her ay maaşınızın belli bir kısmını biriktirin.

markete gittiğinizde ise örneğin "ay sonuna kadar 20 bin TL param kaldı ve bu paranın 5 bini faturalar 5 bini kredi kartı için ayırdım yani şu anda bıçak/ bahçe mobilyası için bütçe ayıramam" diye söyleyin. çocuk değil sonuçta anlayacaktır bence.
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
www.reddit.com
Bunu cevirip okursan gelecegini görebilirsin.
0
Purple life
(20.05.26)
hocam aylık bir milyon gelirin olsa buna oranla harcama yapılacağı için yine tedirgin olacaksın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
hemen harcamalara sınır koyun. hesapları ayırın, pahalı alışverişlerden kaçının.
0
babilfish
(22.05.26)
(6)

Kredi işleri nasıl oluyor, tahmini ne kadar kredi çekebilirim

denizgonen
657'ye tabi memurum. eşimle birlikte eve 130.000 lira civarı giriyor eşim de özel sektörde çalışıyor. Üstümde 1.300 lira edecek bir arabam var. kredi puanım falan da iyi. taş çatlasa 3 milyon falan çıkarabiliyorum. 5.5 milyon civarı evlere kredi çıkarabilir miyim? Annem ve babamı da bir şekilde kata
657'ye tabi memurum. eşimle birlikte eve 130.000 lira civarı giriyor eşim de özel sektörde çalışıyor. Üstümde 1.300 lira edecek bir arabam var. kredi puanım falan da iyi.

taş çatlasa 3 milyon falan çıkarabiliyorum. 5.5 milyon civarı evlere kredi çıkarabilir miyim? Annem ve babamı da bir şekilde katarsam bu işi oldurabilir miyim? açıkçası hayalim 2-3 yıla kredi tutarının kira bedeline inmesi.
0
denizgonen
(20.05.26)
bunu en iyi maaş bankanız bilir. maaş bankanızda, kurumunuzla ilgilenen bi kaç temsilci vardır; onlardan birine 5 dk uğrayıp net cevap alabilirsiniz.
0
lil siztah
(20.05.26)
teşekkür ederim. Önlerine herhangi bir kredi talebi gelmeden bu tarz bir hesaplama yapacakları hiç aklıma gelmemişti. böyle bir şey mümkünse harika.
+1
🌸denizgonen
(20.05.26)
Bankaların kampanyaları oluyor onlara da bakın, geçen yıl Garantinin çok düşük faizli bir kredisinden faydalanmıştım mesela.
0
ekimoloji
(20.05.26)
sizin ya da esinizin ustune ilk evinizse olabilir. ilk eviniz degilse olamaz cunku banka bu durumda size kredi vermek istese bile yasal olarak engellendigi icin veremiyor.
0
osssy
(20.05.26)
Yeni evlilere özel Halkbank’ta konut kredisi var. Biz 1,5 milyon çektik geçen sene. Şartlarına bakın araştırın isterseniz. Piyasaya göre daha düşük kredi oranı veriyor
0
Hallegadola
(21.05.26)
Kredi'yi mevcut aylık gelirinize ve uygun kredi limitinize göre bakarlar.
2.500.000 çekecek olursanız ortalama 10 yıl %2,75 için 73 bin lira civarı aylık taksidi olur.
3.000.000 çekecek olursanız ortalama 10 yıl %2,75 için 85 bin lira civaru aylık taksidi olur.

Eğer üzerinizde başka kredi yoksa vs. maaş bankanız ile süreci çözebilirsiniz. Ama işin daha zoru eğer yeni ev bakıyorsanız, kredi ile ev satmaya yanaşacak şirket/müteahhit bulmak olacaktır. siz 3'ü verip üzerine kredi alacaksanız alım süreciniz çok daha rahat olur yoksa çoğu evi 1-2 milyon gibi absürt rakamlar göstererek satmak istedikleri için krediye yanaşmıyorlar veya bu rakamlar üzerinden düşük bir kredi almanız gerekiyor.

Bu şekilde yüksek krediye uygun ev bulmak, benim için kredi bulmaktan daha zor olmuştu.
0
cursor
(21.05.26)
(7)

Kronik ağrılarınız var, üzgün mutsuzsunuz eşiniz/partnerinizin size böyle yaklaşması normal mi sizce?

mahmuttt
Sürekli üzgünsün, depresifsin modum düşüyor senden etkileniyorum diyor. Surat asıyor. Sinirli öfkeli davranıyor. Siz iyi merhametli şefkatli davransın empati göstersin diye bekliyorsunuz ama o böyle. Sizce bu normal midir? Dipnot: 3-4 aydır bu sıkıntıları yaşıyorsunuz. Tedavi arayışındasınız.
Sürekli üzgünsün, depresifsin modum düşüyor senden etkileniyorum diyor. Surat asıyor. Sinirli öfkeli davranıyor.

Siz iyi merhametli şefkatli davransın empati göstersin diye bekliyorsunuz ama o böyle.

Sizce bu normal midir?

Dipnot: 3-4 aydır bu sıkıntıları yaşıyorsunuz. Tedavi arayışındasınız.
-4
mahmuttt
(13.05.26)
yanlış okumuşum. tekrar cevaplıyorum.

bence daha destekleyici ve anlayışlı olması lazım. evlilik söz konusuysa hele... hastalıkta ve sağlıkta diye imza atılıyor. hastalık zamanı yardımcı olacağına bir de eleştirmesi hoş değil.

onun açısından da bakalım...
tedavi arayışını hızlandırıp bir şeyleri denemelisiniz bir an önce. eğer çok sızlanıp hiçbir şey yapmıyorsanız bıkmış olabilir.
0
art cat chocolate
(13.05.26)
Herkes once kendinden ardindan baskasindan sorumlu. Kendini depresif tutan hem birinci dereceden kendisi icin, hem cevresine negatiflik yayarak ikinci dereceden sorumlu. Uzgun birine empatik yaklasmak arti olur fakat bu temel bir sorumluluk degil. Depresif olan taraf, karsidan bir de bunu bekleyerek iyice cozumsuzluk yaratiyor.
+1
osssy
(13.05.26)
Bende aynı sıkıntı olsa çok daha hızlı çözmeye çalışırdım. Eşiniz kısmen haklı kısmen biraz ilgisiz gibi ama belki onun da dermanı yoktur. Psikiyatrist öneririm
0
gadlemler
(13.05.26)
Sen malesef biraz fazla negatifsin. Sorry.
Sürekli bir seyler bulup pesimist olmayi becerebilirsin gibi bir izlenime kapildim.
0
Purple life
(13.05.26)
İyi bir arkadaş ve eş olarak tedavi için uzman araştırıp öneriyle gitmek gerekir.
0
burfak
(14.05.26)
Negatif insanla sürekli görüşmek zorunda olmak berbat bir şey bence. Eşin haklı.
0
yenibirgüzelnick
(14.05.26)
ben de genelde depresif bi ruh halindeyim ve zaman zaman kendimden bile sıkıldığım oluyor. bence her şeye rağmen hayat arkadaşına karşı biraz daha güler yüzlü olmalı insan. o da bi insan sonuçta hep hasta biri ile uğraşmak muhtemelen çok zordur. ben de bazen kendimi çok iyi hissetmesem de eşime onun izlemek istediği bir şey açtırıp onunla izliyorum veya ilgimi çekmese de kendimi iyi hissetmesem de onun konuşmak istediği bi konuyu dinliyorum. çünkü o benim hayat arkadaşım en yakınım ve mutlu olmasını en çok istediğim kişi. benim yüzümden üzülmesini hiç istemem.
0
Sadece soruyorum
(14.05.26)
(7)

Robot süpürge almak istiyorum ama huylanıyorum

cigerdelen
Bana bilgilerinizi sunar mısınız, ya da tecrübelerinizi?Robot süpürgeler hakkındaki evin planını şirketle paylaşma, evdeki sesleri dinleme, görüntü alma lafları (gerçek olduğu da yakın zamanda ortaya çıktı galiba) beni çok geriyor. Siz ne düşünüyorsunuz, robot süpürge çok mu lazım, olmasa da olur mu
Bana bilgilerinizi sunar mısınız, ya da tecrübelerinizi?

Robot süpürgeler hakkındaki evin planını şirketle paylaşma, evdeki sesleri dinleme, görüntü alma lafları (gerçek olduğu da yakın zamanda ortaya çıktı galiba) beni çok geriyor. Siz ne düşünüyorsunuz, robot süpürge çok mu lazım, olmasa da olur mu (bizde 3 kedi ve aşırı eşyalı bir ev var ben çok ihtiyaç var diye düşünüyorum) ne dersiniz?

İkna mı olmalıyım yoksa vaz mı geçmeliyim gerçekten çok arada kaldım lütfen fikirlerinizi yazın 🙏🏻
0
cigerdelen
(10.05.26)
Olsa da her yeri alamıyor. Yine diğrr makineyle dip köşe manuel yapıyorsun. Elektrikli araba gibi. Nazı kaprisi bol.
Dinleme ve görüntüleme işini zaten telefon şahane yapıyor merak etme.
Ev Aşırı eşyalıysa zaten her yere ulaşamaz.
+2
halk
(10.05.26)
ben çok memnunum. yaklaşık 5 sene önce almıştım pişman değilim. yine olsa yine alırım. benim aldığım roborock s5 idi. güncel modellerini bilmiyorum ama bu markadan memnunum.

5 yıl kadar önce çıkan her modelde haritalandırma, cep telefonu üzerinden yönetme, görünmez duvar, istediğin odada çalıştırmak gibi özellikler yoktu ama aradan geçen zamanda standart olmuştur sanırım. bu saydığım özelliklerin olmasına dikkat edin. telefondan basarsınız düğmesine, evde yokken süpürür durur.

70-80m2 kadar evi yaklaşık 40 dk'da süpürüyor. yerde şarj kablosu, çorap gibi şeyler varsa takılıyor, duruyor. dağınıksanız tatmin etmez.

evde hayvan varsa kesinlikle faydası olur. ama sürekli evdeyseniz sesi rahatsız edebilir. eviniz dediğim ölçülerden büyüktür tahmin ediyorum ki, 1 saat boyunca onun sesini çekeceğime kendim süpürürüm dersiniz.

aşırı eşyalı olması robot süpürge için sorun değil. girmemesi gereken yerleri işaretleyebilirsiniz oralara gitmez.

kamerasız modelleri görüntüleme yapmaz. dinleme işini bilmiyorum o mümkün ama oraya gelene kadar wifi destekli akıllı ev aletlerinin neredeyse tümü inanılmaz miktarda veri gönderiyor sunuculara. bu konuda hassasiyetiniz varsa belki çin malı ürünlerden ziyade avrupaya satış yapılan ürünleri düşünebilirsiniz. onların kvkk'sı bizimkinden daha detaylı.
+2
biseysorcaktim
(10.05.26)
Çocuklu evse alma yoksa al
Küçük eşya çoksa sağda solda alma yoksa al
+1
basond
(10.05.26)
Hocam, öncelikle hoşdöndünüz. (Başka nickle duyuruyu kullanmıyorsanız)
Bizim evde eski nesil bir robot süpürge var seneler önce aldığımız. (ilife -v3 veya v5 tam bulamadım modelini-) Kara düzen süpürüyor. Eski oyuncak arabalar gibi, bir nesneye çarpacaksa yön değiştiriyor. O şekil tüm odayı süpürüyor. Sensörleri arasında kamera, mikrofon vs. yok. Herhangi bir kablosuz bağlantısı (wifi, bluetooth vs.) yok. Akıllı telefon yahut internet bağlantısı yok.

Çekinceleriniz varsa (ki bence boş çekinceler değil) bu tarz “akılsız” offline model bir robot süpürge alabilirsiniz. İlk nesil roombalar gibi…

Aynı sebeplerle biz yenilemiyoruz süpürgemizi.
+2
yadigar
(11.05.26)
her dakika aktif olan alet degiller ki. günde bir saat cıkıyor ortalığa süpürge, paspas atıp cekiliyor odasına.
3 kedimiz varken çok faydası oluyordu. bence alınca "daha önce neden almadım" diyeceksiniz. o kadar fazla tüy toplayacak ki.
0
unalub
(11.05.26)
o dediğin şeyleri zaten cep telefonları yapmıyor mu =)
+1
kveldulv
(11.05.26)
Akılsız model veya internete bağlanmadan kullanılabilen akıllı model bulunabiliyor yurt dışında.
0
osssy
(11.05.26)
(13)

Hayat tecrübesi aranıyor

nagahak
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışm
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışmam lazım ama tabi bu durumda da mesleğimden uzak kalacağım, diğer yandan da nişanlıyım ufukta evlilik masrafları var. Öbür yandan da babadan kalacak ya da gelecek para da yok (Keşke bu yandan bişey gelseydi :d). Öbür taraftan da bankalar her gün huzur ve sükunumu mikiyorlar afedersiniz. Bir diğer yandan etrafımdaki yavşak tabiatlı insanları uzaklaştırdığım için çok kişi de kalmadı etrafımda ve gerçekten ilginçtir çevresi geniş olup bana iş vs. referans olacaklar da bunlarmış. Yani anlayacağınız yandan yandan geliyorlar bana.

Şimdi siz diyeceksiniz ki burdaki soru nedir, niye yazdın diye; ben de tam bilmiyorum ama belki bir motivasyon, belki bir yol gösterme, belki bir mal mısın git çalış ya da stajını düzgün yap başka bi yerde çalışırsan avukatlık da yapamazsın sonra staj bitince vs. Düşünüp, okuyup bişeyler yazacak arkadaslara simdiden minnetler.
+1
nagahak
(05.05.26)
hmgs sınavını geçtin mi ki, nasıl staj yapacaksın? eğer geçtiysen baro ilanlarından staj yapacak bir yer bulman gerek. okulu nasıl bitirdiysen stajı da öyle bir süreç olarak düşün, okulun 5.sınıfı gibi. evet staj yaparken para yok ama sonrasında ya bi yerde işe girip çalışırsın ya da kendi müvekkil çevreni oluşturmaya başlar para kazanırsın. yani şu 1 yıl içinde evlenmeyi veya iyi paralar kazanmayı bekleme. sana tek tavsiyem gelen müvekkilleri sakın kaçırma, aman ben daha stajyerim öğrenciyim diye düşünme. bi arkadaşına vs sora sora yap insanların işini. müvekkil çevresi böyle böyle oluşuyor. ofisini açınca bir anda gelmiyolar.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
Hukuk istiyorsan stajla devam. Hayati ertelemene gerek yok, masraf yapmadan evlenin. Bu arada gecim icin aksamlari ve haftasonlari degerlendirebilecek kuryelik gibi part time isler dusunulebilir. Kariyerin icin artilari eksileri ile yapay zekayi bil. Kolay gelsin.
+1
osssy
(05.05.26)
Evlilik masraflarini unut.
Cebinde paran yok ne masrafi?

Sadece parasizliktan degil mesela plansiz hamilelikten dolayi apar topar evlenen insanlar da var. Gösterisli bir sey istiyorsaniz bekleyeceksiniz yoksa iki göz bir oda ve staji bitrip full time is bulmaya bakicaksin.

Karsindaki seni seviyorsa ikinci sarti kabul eder. Ama dügün yeni güzel ev bizim de hakkimiz diyorsaniz bekleyeceksiniz.

Seni sevmeyen düsünmeyen ya da en azindan bencil biri de heralde dügün yoksa ayrilalim falan der. Su anki durumunda her seyi tam yapip borca batarsaniz borçlardan dolayi büyük stres yasarsiniz
0
Purple life
(05.05.26)
stajını yap, mesleğine başla, gelir seviyen yükselince evlen diğer türlü zaten mutlu olamazsın
0
fatihdr
(05.05.26)
Okuduğun bölüme çok güvenme yapay zeka ekmek etti sizin mesleği. İyi de oldu. O yüzden başka sektörlere yönel geç olmadan.
-6
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
kucuk bir sehre tasin, orda kurtlar sofrasina oturmadan once pi$.
bu arada nisani yapmissin zaten bir sure nisanli takilacaksin.
biraz deneyim elde edip para kazanmaya basladiktan sonra evlilik.
avukatlik guzel meslek, zaten diploma gerektiren ise yarayan 2-3 meslek kaldi onlardan biri de avukatlik.
-2
cooperr
(05.05.26)
İlla avukatlık yapacağım diye kasma. Çoğu avukat aç geziyor. Maaşlı iş ara, asgarinin bir tık üstü maaşlı iş avukat dolu piyasada tutunma çabasından iyidir
+1
runaway
(05.05.26)
Kesinlikle stajı atlayıp para kazanacağım diye başka sektörlere girmeye çalışma.

Önce stajını yap sonra plan yap. Gelecek yıllarının yanında geçmiş yılların da boşa gider.
0
hebanon
(05.05.26)
kız işini unut.
askerlik yapmadıysan eğer yap.
belki meslek kurasına tabi yedek subay olursun.
3-5 para görürsün.
onu da sakın ha harcayayım deme.
+2
rain when i die
(05.05.26)
Bu konuda çok güzel bir motivasyon yazım vardı. Bir ara ortamlarda paylaşıldığını da gördüm. Ama şu an müsait değilim. Bir mesaj atarsan en kısa zamanda bulup atayım ya da yeniden yazayım.
Not: 20 yıllık avukatım.
0
ground
(05.05.26)
hmgs yüzünden stajyerler azaldı şuan eğer sınavı geçip staja başlarsan minimum 30-35 maaş alabilirsin eskiden vermiyorlardı. eğer hızlı para kazanmak istiyorsan ve sıkıntı dert çokca seyehat seni yormayacaksa bol icra yapan bir yere gir. orada işi öğrenirsen gerçekten maddi sıkıntı çekmezsin.illa bir alana yöneleceğim diye mesleğe girme bazen hayat önüne daha farklı seçenekler çıkarabiliyor. atıyorum ceza yapacağım dersin ama aile hukuku yönünden farklı bir kariyer şansı çıkabilir gibi...
0
kendicoplugundeotenhoroz
(06.05.26)
hakim savcı ol. hayatın boyunca beleş yaşarsın. konuk evlerinde kalırsın her yerde saygı duyarlar. fanusta hükümeti severek yaşarsan çok mutlu olursun.
dünyanın en rahat işi.
0
mikahakkinen
(06.05.26)
@mikahakkinen kolay mı hakim savcı olmak referans olmadan?

bu uğurda yıllarını çürüten insanları tanıyorum

referans varsa düşünnmeden hakim savcı ol.

yoksa da kpssye hazırlan bence merkezi atamadan kurum avukatı olabilirsin. bunda referans yok. çift yıl bu sene kesinlikle başvur

şanslıysan ve referansın varsa belki uzman yardımcısı da olursun
+2
Hallegadola
(06.05.26)
(17)

Boşanma

zeze12
Sık kavga etmesek de eşim tartışma esnasında kendini kaybediyor, bugün o kadar çok bağırdı ki çocuğum çok korktu ağladı. Çocuk kaç gündür hasta bir de. Tartışma esnasında sürekli evde yaptığı işleri başa kakma durumu var. Yaptığı işler: vardiyalı çalıştığı için sabah çocuk uyanınca bir iki saat ona
Sık kavga etmesek de eşim tartışma esnasında kendini kaybediyor, bugün o kadar çok bağırdı ki çocuğum çok korktu ağladı. Çocuk kaç gündür hasta bir de. Tartışma esnasında sürekli evde yaptığı işleri başa kakma durumu var. Yaptığı işler: vardiyalı çalıştığı için sabah çocuk uyanınca bir iki saat ona bakmak. (Defalarca tamam bakma ben bakarım sen yat dedim bu kez de nasıl olsa uyumayacağım çocuğun sesinden diyor) çocuk olduğu için gece ders çalışıyorum sınava hazırlanıyorum bu arada. Ardından kahvaltı hazırlıyor. Yaptığı şey çay koyup yumurta haşlayıp kahvaltılıkları çıkarmak. Mutfakta çok oyalanma huyu var, takıntı derecede mutfak tezgahı ve bulaşıklar temiz olacak, evin başka hiçbir yerinde bu kadar titizlenmiyor. İki gündür ben de midemi üşüttüm halsizlik ve bulantıyla uğraşıyorum. Bugün bir saat kahvaltıyla uğraştığı için, sofrada eksik bir şeyden dolayı söylendim diye çıldırdı. Yine halsizlikten masada bile oturamayınca gidip koltuğa uzanmama laf etti, içeride uzanacakmışım çocuk da masada durmuyormuş halbuki iki dk kendime gelir oturacaktım tekrar bunu söylememe rağmen uzattıkça uzattı. Kendisinin de geçen sene hasta olduğunu ama böyle yapmadığını alışverişe gittiğini söyledi, kendi hastalığı uzun süren öksürüktü bu arada halsizlik yoktu. Neyse en son epey bağırdı çocuk ağladı zoru sakinleştirip uyuttum. Tartışma kültürü yok direkt kavgaya çeviriyor ve böyle böyle beni kendinden çok soğuttu, ailesi de öyle önünü sonunu düşünmeden en son söylenecek lafı başta söyleyip çirkinleşen insanlar. Ben lohusayken yine evde kıyameti kopartıp anneme saygısızlık yapmıştı onu hiç unutamıyorum.

Boşanma durumu olursa çocuğuyla sürekli görüşemeyecek mesleği gereği farklı şehirde yaşayacağız. Bu durumda çocuğumun bir yanı eksik büyümesi düşündürüyor bir yandan da huzursuz ortamda büyümesi ona iyilik olmayacak… kafam allak bullak oldu mantıklı yorumlara ihtiyacım var.
0
zeze12
(04.05.26)
anlatımınızdan iletişiminizin iyice zayıfladığı, karşılıklı kinlenmelerin başladığı anlaşılıyor. anlattığınız olaylarda, kahvaltı hazırlamasını biraz fazla azımsamışsınız bence + söylenmişsiniz. o hastalığa laf etti diye sizinkiyle onunkini yarıştırmışsınız falan. fi tarihinden kırgınlıklara girmiyorum.. adam da, çocuğu babanızın evinden getirmişsiniz gibi davranıyor sanırım. bu kadar tahammülsüzlük buradan döner mi bilmem.
görünen tabloda, çocuğun baba bağırtısı ya da ana-baba atışmasıyla ağlaya sızlaya büyümesindense, babasını aralıklı görmesinden daha az travmatize olacağı anlaşıyor.
hayırlısı olsun.
0
lil siztah
(04.05.26)
Çocuk olmuş, evde işyükü artmış. Yeni duruma ikiniz de adapte olamamışsınız, karşılıklı özveri bekliyorsunuz, göremeyince de aklınıza ilk gelen şey boşanmak olmuş.

İnanın boşandıktan sonra herşey çok daha fazla zorlaşacak. Medeni iki insan olarak bir gün oturun, sorunlarınızı tek tek, sinirlenmeden ama çözüm arayarak konuşun. Bir aile büyüğünden ya da ortak samimi bir arkadaşınızdan moderatörlük desteği de alabilirsiniz ya da çift terapisi alın.

Yalnız, öküze kızdım. Çocuğun yanında ses yükseltilmez. Çocuk sahibi olmak için ehliyet almak gerekliliğine iyi bir örnek.
0
Mirket
(04.05.26)
huzursuz ortamda büyüyeceğine babasız büyümesi daha iyi bence.
bir tanıdığımızın çocuğu oldu, çocuk biraz büyüyünce çocuğa hafif düzeyde atipik otizm tanısı konuldu. yani ilgi ve bol bol sevgiyle bayağı düzelir demişlerdi. ama anne de baba da kedi köpek gibiler sürekli kavga halindeler, internette bi video var ya "sen büyüyle mi böyle oldun" tarzı kavga eden çift, aynı onlar gibiler. çocuk şu anda bildiğin ağır zihinsel engelli gibi. bayağı kötü durumda.
sizinkiyle aynı şey değil ama çocukların kötü ortamdan nasıl etkilendiklerini az çok anlayın işte.
+2
matilda
(04.05.26)
boşanın karşılıklı sevgi saygı bitmiş zaten
+2
alester
(04.05.26)
Icinizde sevgi varsa karsilikli konusup iliski terapisi falan alin bence.
Bunaldiginiz isler ayrilinca bitmeyecek hatta artacak.
-1
Purple life
(04.05.26)
siz boşanırsanız da kolay boşanamazsınız, yıllar sürer. şu an birbirinizden hoşlanmıyorsanız o zaman nefret edersiniz ve çocuk olduğu için zaten hiçbir zaman diyalogunuz bitmeyecek. hayat herkes için karanlık, sıkıcı, bunaltıcı. bunu kabul edip öyle yaşamak gerekiyor. bence çift olarak duygu regüle edebilme becerisine, anlayış göstermeye ve “saygı”ya ihtiyacınız var. boşanınca da her şey muhteşem mükemmel olmayacak. bu kez çocuğu tek başına büyütmeye çalışacaksın ve yine birbirinize kurulup duracaksınız. ki şimdi bile lohusayken anamgile şunu yapmıştı, ben geçen yıl hastayken yatıp dinlenememiştim falan skor tutuyorsunuz kavga anında ortaya çıkartmalık. zor.

bilmiyorum, öyle bir şeyler yazdım işte. umarım düzeltirsiniz ama boşanınca sorunlarınız bitecek diye bir şey yok.
0
deartheodosia
(04.05.26)
Buradan yazılanlardan tavsiye almayın öncelikle, çocuk varken boşanmak kolay bir karar değil. Eğer karşılıklı özveriyle birşeylerin düzelme ihtimali varsa beraber destek alın ve iletişiminizi sakince kurun, açık olun. Tüm çabaya rağmen olmuyorsa o zaman düşünebilirsiniz
0
mirty
(04.05.26)
Herkese teşekkür ederim önerileri ciddiye alacağım sakinleşince kendi hatalarımı da farkettim.
@artiküyeokmakistiyorum aksine sade bi nikahla evlendik hiçbir zaman düğün gösteriş insanı olmadım, umarım sen de bizimki gibi bir evlilik yapar daha uzun eğlenirsin.
+1
🌸zeze12
(04.05.26)
Ne terbiyesiz ve yanık biri çıktın sen ya? Mutsuzluğunun sebebi neyse git onu çözmeye çalış insanların dertleriyle eğlenen incel falan mısın?
+2
🌸zeze12
(04.05.26)
Abi sen ne şuursuz yapışkan bir şeysin ya komşun kapına geldiğinde korkudan kapıyı açamayan adamsın ne bu ilgi çekme merakı ben farklıyım havaları?
+3
🌸zeze12
(04.05.26)
Shepard isimli mahluk geri gelmiş sanırım. Direkt engeli basıp yok sayın, en çok ona kuduruyordu bu.
+5
seni tanıdığım güne lanet olsun
(04.05.26)
Hahahah yeni gelen bile çözmüş artıküyeyi
+1
ekimoloji
(04.05.26)
sidik yarışına girmişsiniz. herkes "ben daha fedakarım" diyor. o da, siz de. çocuk yanında kavga edilmez, ses yükseltilmez. nokta. çocuk hatırlıyor. bu konuda çok net sınırlar koyun. gerekiyorsa şöyle bir cümle kurun:

"çocuk yokken gerekiyorsa yumruk yumruğa kavga edelim ama çocuk varken sesini bir tık bile yükseltirsen doğrudan boşanma davası açarım"

benim bir kaç önerim olacak:

1- kavga eden bir ailedense boşanmış bir aile daha doğru olabilir. çocuk hasar alacağına, "eksik" kalsın daha iyi.

2- çift terapisine kesinlikle gidin. aile büyüğü ya da arkadaş moderatörlüğü ara bir çözüm olabilir, ama bir yerde tıkanmanız çok olası. terapistlerin de asıl işi bu tıkanılan yerlerde sordukları sorularla konuşmaya/tartışmaya devam etmeniz.

3- eşinizi değiştirmek için harcayacağınız çabayı, sınavınız için harcayın. yarın öbür gün boşanırsanız bu sınav sizin için çok önemli hale gelebilir. önce can, sonra canan.
+3
co2s2
(05.05.26)
karşılıklı hastalık ve yapılan işler konusunda yarışa gitmenin bi manası yok. o sizin hastalığınızı küçümsüyor, siz onun kahvaltı hazırlamasını küçümsüyor. iki tarafta da hata var. bu olaylar ve kavgalar harici iyi bir baba ve iyi bir eş mi onu sorgulamak lazım. onu da ancak siz bilirsiniz. ama yok yani bu adam ne babalık ne kocalık yapıyor vs diyorsanız yapılacak şey belli. tabi emin olmak lazım.
-1
elorelia
(05.05.26)
kahvaltıda eksik bir şeyden söylenmişsin. nasıl söylendin, tam olarak ne dedin, anlamaya çalışıyorum. peynir de koymamışsın o kadar çalıştığın boşuna, gibi mi? söylenmek bazı insanların çok ağırına gidebilir.
0
gabe h coud
(05.05.26)
Şöyle adamlarla neden evlenip bir de üremesine izin veriyorsunuz yemin ederim bu insanlık iflah olmaz ya.

Biz eşimle arada ufak tefek tartışıyoruz diye çocuk düşünmüyoruz. Babamda şüphecilik var diye annem ben 2 yaşındayken ayrılmış. Hiç öyle düzelir falan diye de beklememiş. Çocuğa böyle bir aile ortamı yaşatmaya ne hakkınız var ya.

Boşanın gitsin merhamet ve saygı olmayan yerde de çocuk yapmayın nasıl eğitim alıyorsunuz anlamıyorum ki.

Ayrıca siz niye adamın yaptığı her şeyi küçümsüyorsunuz o da ayrı bir konu...

Sürekli eleştiren, söylenen kadınla da hayat sürmez, öfke kontrolü olmayan adamla da.

Edit: Ha bu arada normalde sorun yoktu da çocuktan sonra böyle olduysa bir ilişki terapisti ile iki taraf da çözüm arıyorsa düzeltilebilir.
-1
ananiyimioguz
(05.05.26)
Tartışma kültürü olmayanın o olduğuna emin misin? Yazdıklarında onun söyledikleri mantıklı gözüküyor çünkü. Tartışmak içindekini döküp rahatlamak demek değil, konuyu mantık çerçevesinden bakıp argümanları objektif değerlendirmek demek. Ayrıca geçen de vardı benzer bir durum. Eşi bebeğe bakıyor ev işine yardım ediyor, öğle arası işten gelip ütü filan yapıyor ama soruyu soran kadın, erkek kendi kendine bağırıyor diye bize şikayet ediyor. Sizde de benzer bir tatminsizlik var. Eşiniz vardiyalı çalışıyor, sabah çocuğa bakıyor kahvaltı hazırlıyor mutfağı temizliyor ama siz kahvaltıya katılmıyorsunuz, söyleniyorsunuz ve çıldırdı diyorsunuz. Tartışmada onun size yaptığı açıklamaları dinlemediğiniz anlaşılıyor, hazırladığı kahvaltıyı ve yaptığı temizliği hor görür şekilde de yazmışsınız. Bu tavırlarla sağlıklı bir evlilik yürütmek çok zor olur. Ben burada işten arta kalan zamanını çocukla vakit geçirmek için kahvaltıya özenen ve eve emek vermekten çekinmeyen bir erkek ve evde oturtmaya çalıştığı bu aile düzenine uymayan ve küçük gören tatminsiz bir kadın görüyorum, üzgünüm.
+1
osssy
(05.05.26)
(4)

8 metrekarelik banyoyu tamamen yenilemek ne kadar tutar?

marowak
Banyo çok eski değil ama yenilemeye ihtiyacı var. Bütçe el verirse fırsat varken her şeyi yenilemek isterim. Fayanslar, duşakabin, tuvalet, lavabo hepsinin sökülüp yenisinin takılması yaklaşık ne kadar tutar İstanbul şartlarında?
Banyo çok eski değil ama yenilemeye ihtiyacı var. Bütçe el verirse fırsat varken her şeyi yenilemek isterim. Fayanslar, duşakabin, tuvalet, lavabo hepsinin sökülüp yenisinin takılması yaklaşık ne kadar tutar İstanbul şartlarında?
0
marowak
(21.04.26)
3 milyon da tutabilir, malzemeye bağlı ama mütevazi düşünürsek;

Kabaca 45 m2 yüzey olsa, m2’si 1000 liralık seramik kullansanız 45 bin, klozet 12 bin, 6-7 bin duşakabin (teknesiz), lavabo seti 10 bin, bataryalar 3-4 bin, yapıştırıcısı borusu 4-5 bin olsa. 80-85 bin lira malzeme tutar. İşçilikle birlikte x2 civarı tutar bence.

Edit: elbette aydınlatma, tavan falan varsa onları da eklemek lazım.
+1
orient blue
(22.04.26)
Yukaridaki hesap iyi fakat dolaplar eksik kalmis ki onlar da epey tutuyor.
0
osssy
(22.04.26)
Asma tavan ve aydınlatma işi de var.
0
Mirket
(22.04.26)
Tüm evi tadilata soktuk; banyo ve WC de yenileniyor (50 m²)
Yer: Kocaeli / İzmit – Nisan 2026

Tavanlar, kalekim sıva üzerine dekoratif olarak yapılacaktır. Köşelere stropiyer uygulanacak olup, bu kalemler ana işe dahildir.

Seramik ve malzeme kalemleri

(Seramik tarafında fiyatlar oldukça değişken, çok fazla alternatif mevcut)

30×60 Fauna beyaz: 300 TL
30×60 Tuna Floral kemik gri fon: 300 TL
40×40 Fauna beyaz zemin: 321 TL
Seramik yapıştırıcı: 168 TL
Açık gri derz: 643 TL

Köşe profilleri, derz artıları, diğer sarf malzemeleri ve nakliye dahil toplam: 40.000 TL

İşçilik

Mevcut fayansların komple kırılması, taşınması ve uygulama dahil:
50.000 TL

Banyo dolabı + lavabo
Ekonomik: 8.000 – 11.000 TL
Orta seviye: 13.000 – 18.000 TL
Üst segment: 22.000 TL ve üzeri

Armatür ve vitrifiye
2 adet lavabo bataryası (Artema)
2 adet ara musluk (Artema)
2 adet klozet taharet musluğu (Artema)
1 adet duş seti + batarya (Artema)
2 adet klozet (VitrA S25 kare, tanesi 13.500 TL)

Toplam: 41.000 TL

Diğer kalemler
Havlupan (Demirdöküm, 500×1000): 4.500 TL
Duşakabin: ~15.000 TL
Tesisat sarf malzemeleri: 5.000 TL
Tesisat ve ek işçilik

WC ve banyoda tüm hatlar yeniden döşenmiştir (temiz su hattı, giderler, banyo peteği vb.).
Ayrıca tüm ev tadilatta olduğu için 10 adet peteğin sök–tak işlemi de dahil olmak üzere işçilik:
25.000 TL
+3
sealth
(22.04.26)
(2)

ev almada tapu ile ilgili işler

panamera
Merhaba,ekseprtiz raporu geldikten sonra tapuda işler hangi sırayla nasıl ilerliyor acaba? kredi oldu diyelim, para alıcıdan satıcıya güvenli şekilde nasıl iletiliyor? bir ara bunun için blokeli hesap gibi bir uygulamadan söz ediliyordu. yakın zamanda tecrübe eden oldu mu?bir de ben şöyle olacak diy
Merhaba,
ekseprtiz raporu geldikten sonra tapuda işler hangi sırayla nasıl ilerliyor acaba? kredi oldu diyelim, para alıcıdan satıcıya güvenli şekilde nasıl iletiliyor? bir ara bunun için blokeli hesap gibi bir uygulamadan söz ediliyordu. yakın zamanda tecrübe eden oldu mu?
bir de ben şöyle olacak diye bekliyorum; emlakçı tapudan randevu alıyor, alıcı ve satıcı birlikte gidiyoruz. %4'ü alıcı olarak ben ödeyeceğim, bu ödeme tapuya gitmeden önce mi yapılıyor, yoksa orada iken de kredi kartı ile ödenebilir mi? biraz bu süreç hakkında bilgiye ihtiyacım var. gib.gov.tr'den mi ödeme yapılıyor? bunu sormamdaki amaç halkbankası burdan yapılan ödemeleri taksite bağlıyor, böyle bir kampanya yapmış.
0
panamera
(13.04.26)
Basvuru surecini banka sizin adiniza baslatiyor. Tapu harcı ödemeleri randevuya gitmeden yapılıyor. Resmi site üzerinden ya da banka üzerinden yapılabiliyor. Randevuya gittiğinizde sıra alıyorsunuz. Tapuda önce alıcıya paranı aldın mı satiyor musun diye soruyorlar. Sonra satıcıya evin durumu bu banka ipotek koyuyor alıyor musun diye soruyorlar. İşlemden sonra banka kredi tutarini satıcıya gönderiyor. Kalan kısim icin alici ile önceden mutabık olmanız lazim.
+1
osssy
(13.04.26)
işlem sırasında kk ile gib'den ödeyebilirsiniz.
paraf kart vergiye taksit yapıyor, evet; ama otomatik değil. bunun için önce işlemi yapıp, işlem -provizyondan çıkıp- harcamalara düştüğünde, internet şube'den harcama taksitlendirme yapmanız gerekiyor. paraf visa/master'a 3; troy'a 4 taksit yapabilirsiniz.
şimdiden hayırlı olsun.
0
lil siztah
(13.04.26)
(55)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-5
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-13
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
+1
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-7
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(11)

Mimarlar ne yapar?

mbond
Ne zamandir sormak istiyordum, az asagidaki sorudan sonra gene aklima geldi. Mimarlar tam olarak ne yapar? Mesela ben belli bir buyuklukte bir alanina ev yapilabilen bir arsa almis olayim. Tas ve ahsap ev istiyorum, kafamdaki yapiyi normal konusma diliyle, basit cizimlerle aktarmis olayim. - Bu nokt
Ne zamandir sormak istiyordum, az asagidaki sorudan sonra gene aklima geldi. Mimarlar tam olarak ne yapar? Mesela ben belli bir buyuklukte bir alanina ev yapilabilen bir arsa almis olayim. Tas ve ahsap ev istiyorum, kafamdaki yapiyi normal konusma diliyle, basit cizimlerle aktarmis olayim.

- Bu noktada mimar bana nasil bir cikti saglar? Ne gibi bilgiler olur mesela, elektrik tesisatinin nasil olacagi, ne kadar temel kazilacagi, duvar kalinligi, catinin acisi vs her turlu teknik detay verilebilir mi? Bu verilen bilgiler bir usta icin ne kadar anlamli olur?
- Bu tur sahsi isler kabaca kaca patlar, mimarin yaptigi kisim sadece?
- Isin kanuni boyutuyla ilgili birseyleri de hallediyorlar mi? Yani iste projesi kadastroya veriliyor munasip sekilde gibi durumlar var mi?
0
mbond
(02.04.26)
dediginiz tüm her seyi yaparim. vaziyet plani cikaririm, ev arsada nereye oturacak, belediye ne diyor, ev nereden rüzgar alacak, nereden günes alacak, nereden yol gececek, kat yüksekligi düzenlemeleri nasil olacak, yapiyi kimler kullanacak, merdiven egimi en ideal nasil olacak, uygun malzeme secimi neler olacak, yangin kacis yönetmeligi nasil uygulanacak, cati yalitimindan temel yalitimina tüm isleri yaparim. yasal düzenlemelere uygun proje cizerim. imar denetim biriminden dosya takibi yaparim, düzenli santiye ziyaretiyle islerin takibini sürdürürüm.
mimar ücreti genelde proje ücretinin %15'i kadardir (yasadigim ülkede böyle en azindan). sayet proje, insaat firmasina 300 bin euro'ya mal oluyorsa, mimar +45 bin euro alir. kontrat disi ekstra isler ayrica saatlik ücretlendirilir.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.04.26)
@konusma
insaat maliyetinin %15'ini alan mimar hangi ulkede yaw?
bir de bu %15i komple cebe mi atiyor yoksa statik, elektrik ve makina muhendisleriyle paylasiyor mu?
0
cooperr
(02.04.26)
@cooper.
avusturya'da.
%15'in icinden elektrikci, sivaci, tesisatci vs genelde düsülmez. bunlari genelde insaat firmasi üstlenir ama bu da isin büyüklügüne ve yapilan sözlesmeye göre degisebilir. gene de proje cizimi esnasinda mimarlik ofisleri isi elektrik mühendisleri, statikciler, tesisat mühendisleri ile koordine cizer. yani mimarlik bürosunun proje kagit üstündeyken interdisipliner calistigi kisiler vardir ama santiyedeki boruyu döseyecek, elektrik kablosunu cekecek firmayi genelde insaat firmasi (Bauherr) üstlenir.

para da aslinda "Bauherr masrafi: B" dersen (B x 0.15) üstüne (B x 0.15 x 0.20) seklinde alinir. yani %20 kdv de mimarin cebinden cikmaz. ama bu demek degil ki bu %15 tamamen mimara kaliyor. kendi masraflarini düsüyor, gelir vergisini ödüyor, gün sonunda 6 ay ugrastigi proje icin cebine 15-20 bin gibi bir sey kaliyor, ki 20 bin bile anca zorlarsan olur diyebilirim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
iyiymis valla, o zaman avrupa'da mimarlar neden bu kadar az maas aliyor?
kuzey amerika'da yeni binada projesinde %5 civari alir.
muhendislerin durumu daha da kotu, %2-%2.5 ile is yapiyoruz..
bu rakamlar net degil tabiiki, bir de bundan gelir vergisi dusulecek vs.
+1
cooperr
(03.04.26)
avrupa genelini bilemiyorum ama avusturya icin konusursam maaslar her meslek alaninda ilk bes sene rezalet ama bes yildan sonra iyi kazanmaya basliyor bence üniversite mezunlari. bir mimarin avusturya'da az aldigini düsünmüyorum. kendimden ve kendi cevremden gördügüm kadariyla arkadaslarimdan genelleyerek bir sayi vermem gerekirse, bes yillik bir mimarin günümüzde brüt 4500 euro maas aldigini söyleyebilirim ve senede 14 ay maas aliniyor. yani mimarin brütü 63 bin euro oluyor, neti 43 bin euro civari oluyor ama isverene ek vergilerle masrafi 83 bin euro civari oluyor. bak buradan görebilirsin: onlinerechner.haude.at
yani bir ofis acayim, 3 mimar calistirayim desen bile sadece ofisi döndürmek icin senede en az 20 tane konut projesi kapman lazim.
bu arada, 5. senedeki maas sicrayisindan sonra bence dise dokunur bir yükselme olmuyor. orta ölcekli bir firmada proje yöneticisi olup altinda 8-10 kisilik takim calistirsan bile alacagin max. 8 bin euro brüttür. O da MAX.

kuzey amerika ile de mentalite farki var. herkes ofis acmak istemiyor. aile > kariyer hala cok yaygin toplum genelinde. work-life balance genelde life tarafina daha agir basiyor. insanlar, isimi acip kendim ugrasacagima maasli calisirim, taraftari daha cok. risk alma istegi pek yok toplumda, entrepreneur cikmiyor pek.
vergi dilimleri sebebiyle insanlar cok kariyer kasayim kafasinda da degil, mesela 8 bin brüt alan proje yöneticisi cok deli sorumluluklar tasiyor, belki maasli calisandan iki kat fazla calisiyor, genelde haftasonunu da kurban ediyor hatta ama net maas %50'si kadar artiyor. iki katina cikmiyor.
sahsen ben de böyle düsünüyorum, proje yöneticisi falan olma hayalim yok. stabil bir isim olsun yeter. hatta özelde 5500 alacagima, devlette 5 bin alayim ama isten cikarilmama güvencem olsun. oh mis gibi.

bir diger yanda serbest calismak da zor. öncelikle master derecen olmali, bachelor yetmiyor. sonra en az 3 sene calismis olmalisin, sonra Ziviltechnikerprüfung denen cok zor bir sinav var, avukat gibi yasa ezberliyorsun madde madde, onu gecmis olman gerek. insanlar istifa edip 6 ay evde tus'a hazirlanir gibi hazirlaniyorlar. bu sinavdan bir sene sonra ticaret yasalari ile ilgili ikinci bir sinav yapman gerekebiliyor bazi durumlarda (Befähigungsprüfung).
bircok insan ziviltechnikerprüfung ile ugrasmak istemiyor ya da ugrasabilecek durumu olmuyor ya da ugrassa bile gecemiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
"3 mimar calistirayim desen bile sadece ofisi döndürmek icin senede en az 20 tane konut projesi kapman lazim" bu biraz %15 ile celiskili ama.

3 mimar, ortalama 100k gross masraf desek 300k yapiyor.
1 milyon avro insaat maaliyeti olan 3 tane is alsan, %15 mantigi ile rahat ceviriyorsun butun seneyi, ki 1 milyon insaat maaliyeti pek birsey degil, 3 tane bitisik nizam dandik evin maliyeti zaten o. e bu mimarlar da essek degil herhalde herbiri senede 1 proje cikartir rahatlikla. 2'ser proje cikarsalar 350-400k gross gelir yapiyorsun.
o yuzden senin bu %15 tarifesi bana baya yuksek geldi..

1milyonluk bir projede ben $50k fiyat ceksem burda, alamam buyuk ihtimal. bu rakama dizayn, cizim ve saha kontrolu dahil. $20-25k fiyat veriyorlar saka gibi.

maas problemi olayinin temelinde muhendis mimar tayfasinin degerini bilmemesi, paradan kopmasi ve sonuc olarak sindirilmesi var. sen de iste 5000 avroya memur olsam yeter diyorsun, bu arada firma sahipleri koseyi donuyor :)
+1
cooperr
(03.04.26)
Proje maliyetine göre anlaşmalarda mimarın alacağı tutar baştan mı belirleniyor, maliyete göre süreç içinde mi netleşiyor?
0
osssy
(03.04.26)
@cooperr, istesem kendi isimi acarim ama ondan sonra simdiye kadarki tüm patronlarim gibi pazar gecesi 11'de, cumartesi sabahi 4'te email yanitlarim. bence bazi seyler paradan daha kiymetli ya. he, bana 8 bin euro net verecek varsa haftada 45 saat calisirim :) ama simdilik sadece 35 saat.
%2 falan muazzam düsük yüzdeler gibi geldi bana ama belki vergi dilimleri farkindan ötürü proje sonunda aldiginiz paralar cok da fark etmiyordur? olabilir mi? avusturya'da diyorum ya, 43 bin euro net aliyorsun, ama devlete de 40 bin ödüyorsun. bu kadar alt limitlerde bile vergi cok yüksek.

@osssy, evet. soru konut projeleri icin soruldugu icin ben ona göre yanitladim. büyük projelerde yüzde %10 civarina geriler. 7 senedir üstüne calistigimiz bir proje var, 160 milyon dolarlik bir proje, tamami insaat masrafi degil elbet (öngörülen %70) ve 7 sene calisildi üstüne, hala calisiliyor, yani iyi paralar geliyor ama gelir vergisi + masraflar düsüyor, bir de senelere bölünüyor. %5-10 civari yasal izinler gibi bir harcama da oluyor bu para üstünden.

@Cooperr, senin icin bizim calistigimiz statik firmasındaki arkadasa sordum. proje maliyetinin %4 - %6'si arasinda aliyorlarmis. proje büyüklügüne göre fiyat cekiyorlar yani.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.04.26)
mimar proje maliyetinin %15' ini aliyorsa ozellikle deprem ulkelerinde statik proje ve fenni mesuliyet sahibinin %20-25 filan almasi lazim. Google' da arattim %0.5-2 arasinda degisiyormus insaat muhendisi payi.

bedavaya calisiyoruz valla.
0
trixi
(03.04.26)
@konusma

burda sirketler "net" gelirden %15 civari vergi oduyor, yani kira ve isci masraflarini ciktiktan sonra. sonra sen sirket ortaklarindan biriysen sana dusen paradan kisisel gelir vergisi oduyorsun. %20 ile basliyor, %50ye kadar yolu var, gelir arttikca her gelir dilimine gore verdigin vergi artiyor. ben ortalama %30 civari veriyorum mesela.

vergiler ne kadar yuksek de olsa insaat maaliyeti uzerinden %15 kesebilmeleri bence hala utopik. onun icin yuklenici olman lazim, isin hem mimari hem de muteahhiti sensen %15 -%20 yaparsin. yoksa cok zor.

buyuk binalarda, atiyorum 15 katli betonarme yapi dikilecek, mimarlik %2.5, muhendislik brans basi %1- %1.5lara kadar dusuyor.
sonra bir hesap yapiyorsun, ya duvarlari boyayan adam muhendisten cok daha fazla para kazanmis. :D
0
cooperr
(03.04.26)
cooper, kurumlar vergisi %15 degil %25, gelir vergisi ise %15-40 arası fakat %15 ve %20 dilimleri düşük kaldığı için pratikte %27-40 diyebiliriz.
0
osssy
(03.04.26)
(12)

Çocuklukta, ergenlikte favori çizgi filmleriniz ve tv programlarınız neydi?

yadigar
Opsiyonel olarak isteyen yaş da yazabilir.
Opsiyonel olarak isteyen yaş da yazabilir.
0
yadigar
(27.03.26)
Çizgi Film: Thundercats. (Şimdi geriye dönüp baktığımda, taş devri, eek the cat, taz gibi her yaşta izlemesi zevkli muazzam şeyler olsa da, çocukken en çok thundercats, ergenken benjamin (gol) en zevdiğim çizgi dizilerdi.

Tv programı olarak, atv’de uzaklar vardı, atasoyların dünya turunu anlatan…
0
🌸yadigar
(27.03.26)
Benim çocukluğumda olup hiç kaçırmadıklarım: uçan kaz, güneşin oğlu esteban ve şeker kız candy.

Uçan kaz pazar öğlenleri çıkıyordu. TRT’nin programı, pazar konseri> işitme engelliler haber bülteni>uçan kaz şeklindeydi. Çizgi filmi izlicem diye erkenden oturup, işkence çeke çeke pazar konseri ve işitme engelliler haber bülteni’ni de izliyordum :D

Candy üniversite zamanımda yeniden yayınlanmaya başlamıştı. Bir kaç bölümünü izleyip şoka girmiştim, bunları bize nasıl izletmişler diye. İşte candy ile antony mi terry mi unuttum, küsüyorlar. Candy bunun evinin önüne gidip barışmak için yalvarıyor; oğlan da pencereden bakıyor. Sonra çok şiddetli bir yağmur başlıyor, candy de çok ıslanıyor. Oğlan bunu eve alıyor; ıslak kıyafetlerini çıkarıp sarınması için bir havlu veriyor. Bir sonraki sahnede candy havluya sarınmış, oğlana yalvarıyor, özür diliyor falan. Oğlan da “tamam, gel hadi” gibi bişeyler söylüyor. Kamera arkadan candy’i gösterirken havlu yavaşça aşağı iniyor.. :D
+1
lil siztah
(27.03.26)
Clémentine
+2
compumaster
(28.03.26)
mac gyver ve contact (3-2-1 contact olan)
0
orpheus
(28.03.26)
Akıllı Bıdık.
Google'a yazınca alakasız şeyler çıkıyor. Onun için bir örnek bırakayım.

www.youtube.com
0
Mirket
(29.03.26)
redkit
tsubasa
sirinler
insan vucuduyla ilgili bir cizgifilm var di birde, mikroplarla savas vs. biyolojiye bayilirdim ya keske dr olsaydim aluminyum..
0
cooperr
(30.03.26)
laff-a-lympics’e bayılırdım.
0
eileengray
(30.03.26)
90'ların ortası gibi Kanal D ana haberden önce Şirinler yayınlanıyordu. Reytinglerde üst sıralarda yer alması haber olmuştu. Ben de müptelasıydım.

Ondan önce Şeker Kız Candy.

Daha da öncesinde Looney Tunes ve Çakmaktaşlar
0
auroraaurora
(30.03.26)
pembe panter bir numaralı çizgi filmimdir, hala bayılırım ilk versiyonlarına.

taş devri, tom ve jerry, laff a lympics, tom ve jerry falan zaten klasik.
0
kibritsuyu
(30.03.26)
Yine olsa yine izlerim diyebileceğim çizgi filmler muhtemelen batman ve tusubasa olurdu.
0
rakicandir
(30.03.26)
laff-a-lympics +1
0
osssy
(30.03.26)
burada sayılan klasiklerin hepsini severek izledim ama yeri ayrı olanlar:
He-Man and the Masters of the Universe
Batman: The Animated Series
X-Men: The Animated Series
Spider-Man
0
late viper
(30.03.26)
(13)

Matematik kesif mi icat mi?

banach
Siftahi bu klasik soruyla yapalim dedim: Matematik icat mı edildi (invented) yoksa keşfedildi mi (discovered)? Ne dusunuyorsunuz?
Siftahi bu klasik soruyla yapalim dedim: Matematik icat mı edildi (invented) yoksa keşfedildi mi (discovered)? Ne dusunuyorsunuz?
📊 Matematik kesif mi icat mi?

Bu anket sona erdi. 19 oy kullanıldı.

0
banach
(25.03.26)
Insanlar matematigin temel yapilarini icat ettiler daha karisik kompleks sistemleri kesvettiler
+1
compumaster
(25.03.26)
Soru bu haliyle anlamlı gelmiyor. pi'yi, benzerliği daha bir çok şeyi keşfettiler gibi mesela. Semboller apaçık icat. Sayı doğrusunun negatif tarafı da icat gibi duruyor. Bi öyle bi böyle gibi
+1
bumbum
(26.03.26)
matematiksel kavramlar kesif, bunlari ifade etmek icin kullandigimiz matematik dili icat. ornegin sayma kavrami gercekligin bir parcasi, bu yonuyle kesif. sadece bunu kullanmak icin olusturdugumuz formulasyonlar icat. bu sekliyle hem kesif hem icat desem de, temelde kesif tabi.

asil guzel soru matematik insan zihninin yapisindan mi kaynaklaniyor? yani insan zihni ile ilgili bir kesif mi? yoksa doganin yapisindan kaynakli ve doga ile ilgili bir kesif mi? bence her ikisi de cunku zihin temelde dogaya uygun olarak olusmus olmali, cunku doganin icinde olustu ve evrimlesti. kimi idealist dusunce okullari da temelde zihin ile doga arasinda bir fark olmadigini soyluyor. cok cok temel ve derin bir soru bu.
+1
antikadimag
(26.03.26)
Bir noktaya kadar keşifti. Sonrası icat. Evrende kompleks sayıların bir karşılığı yoktur mesela. Ya da belirsizliklerin. Paradoksların da... Öklid dışı geometriler de ona keza.

Matematiği sadece bir "dil"e indirgersek 16. yüzyılda kalırız.
+1
lancelot du lac
(30.03.26)
matematik icat.
matematik kullanilarak bulunan seyler kesif.
+1
cooperr
(30.03.26)
guzel yorumlar geldi, tesekkurler herkese. bir ekleme yapayim o zaman: matematik doga bilimi (natural science) olarak degil formal bilim (formal science) olarak siniflandiriliyor. yani soruyu su sekilde de sormak mumkun: formal bilimler kesif mi icat mi?
0
🌸banach
(31.03.26)
Sahte bir ikilem olmus.
0
osssy
(05.04.26)
@osssy; siklarda sadece kesif ve icat olsaydi sahte ikilem olabilirdi. gordugunuz uzere bu bir ikilem (dilemma, dichotomy) degil ki sahte olsun :)
0
🌸banach
(06.04.26)
Sahte ikilem yerine benim şöyle bir eleştirim olabilir. Siz matemağin bir bilim olduğu ön kabulüyle soruyu sordunuz. Ama matematik bilim mi, bu da tartışılıyor. İcat mı keşif mı; bilim mi değil mı; doğa bilimi mi formel bilim mi... İki kategoriye indirilmiş evet/hayır cevapları beni tatmin etmiyor, anlamlı da gelmiyor. Matematiğin en yakın olduğu şey saf haliyle bir dil benim için ama bu da tartışmalı tabii. Kimi zaman Yunan'ın art and sciences tasnifinde art'a çok daha yakın görüyorum. Bir teorem ve ispatı sanatsal bir eylem gibi.
0
bumbum
(06.04.26)
@bumbum; bu guzel bir elestiri mesela, eyvallah. ozellikle sanat benzetmesi bence de cok yerinde. matematiksel modeller ve ispatlardan aldigim estetik zevki hicbir sanat eserinden alamadim bu gunune kadar.
0
🌸banach
(06.04.26)
bumbum
(07.04.26)
@banach, şıkları göremiyorum, anket sona erdi diyor. Başlık ve açıklamanın ikisinde de ikilem yaratılmış.
+1
osssy
(07.04.26)
hem keşif hem de icat :)
royalinstitutephilosophy.org
+3
ermanen
(07.04.26)
(11)

Türkiye'nin savunma doktrini nedir?

osssy
İranınkini gördük. Türkiye'ninki nedir?
İranınkini gördük. Türkiye'ninki nedir?
0
osssy
(24.03.26)
kervan yolda düzülür :)

şaka tabi.
(bkz: mavi vatan)
(bkz: gök vatan)

iran ile türkiye çok farklı. iran farklı ülkelerdeki gruplarla kaos savaşı yürütüyor. bizde sahaya nizami ordu girer.
0
galahad reloaded
(24.03.26)
allah'a bol bol dua etmek.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(24.03.26)
Yurtta sulh, cihanda sulh.

Türkiye'nin en önemli savunma doktrini budur.
+3
babilfish
(24.03.26)
Normal sartlarda Nato korumasina dayaniyor. Ancak Abd baskaninin Nato'ya karsi oldugu ve Iranin hava ustunlugunu bir cirpida kaybettigi hatirlanmali.
0
🌸osssy
(24.03.26)
eksisozluk.com
eksisozluk.com

Türkiye'de TSK bünyesinde olası bir seferberlik, işgal durumunda çok gizli planların, belgelerin, haritaların olduğu (bunlar içinde savaş durumu için saklanan-gömülü mühimmatlar, işgal durumu halinde halk hareketini organize edeceker kişiler, gruplar, yurtdışında gizli görevdeki istihbaratçılar vs var) "Kozmik Oda" adında bir yer bulunuyordu. buraya sadece sınırlı sayıda asker girebiliyor (genel kurmay başkanı, kuvvet komutanları vs gibi)

2009 senesinde "Bülent Arınç'a suikast" yapılacak (!) bahanesi ile feto&akp bu odaya girmeye çalıştı. dönemin başbakanı, aynı ergenekon-balyoz davalarını desteklediği ritmle "girilsin yahu girilsin girilsin" diye her gün medyada boy gösterdi. sonunda hakim ve savcılar (feto) o odaya girdiler ve her şeyin kopyasını alıp ilgili yerlere gönderdiler.

Kozmik Oda sızıntısından sonra yurtdışı görevindeki 800'ün üzerinde istihbaratçının öldürüldüğü iddiaları da mevcut.. Ülkenin bütün işgal planları, nereden ne mühimmat gömülü saklı, kuva-i milliye gibi hareketleri kimlerin başlatacağı hop hepsi bütün yurtdışı istihbaratların eline düştü.

hoş şimdi de kendi toprağımıza bir bomba atarız, karşı tarafa bir bakış atarız vs gibi gayet sağlam savunma doktrinlerimiz de yok değil.. telaşa mahal yok :)
+6
makbur
(24.03.26)
Bu ülkenin arkasında din, Allah ve kitap var. Nükleer bile işlemez. Doktürinler boş işler
-1
runaway
(24.03.26)
Üstte biri dua etmek diye kafa bulmuş ama silah bakımından güçlü olanların da her yeri Venezuela gibi sanarak bir sonraki hamlelerinde "mossad aklının verdiği doktrinle" nasıl tıkandığını şu günlerde görebiliyoruz .

Bir zahmet çok az ordu ile büyük ordulara galip gelenleri tarihi kaynaklardan okuyun. Kazanmak, öyle her zaman çoğunluk ile veya silah gücü bakımından olmuyor . O zaman manevi hususları da görmek gerek .
-1
diyecevaplandı
(24.03.26)
iranla tassak geciyorsunuz da, bu ulkenin genel kurmay baskani rehin alindi.
sonra da madalya takar gibi savunma bakani yapildi, geziyor.
kozmik mozmik ne varsa patlattilar. kuleli askeriye lisesi dahil kapandi.
70ler falan olsa bir planimiz vardir herhalde derdim ama askeriyenin ici bosaltilmis vaziyette buyuk ihtimal, allaha emanet takiliyoruz.
o yuzden iran duserse bizim ustumuzden silirdirle gecerler diyorum.
+6
cooperr
(24.03.26)
Kara ordusu. Türkiyenin en büyük gücü bin yıldır kara savaşıdır. Piyadedir, komandodur, tanktır, tüfektir. Biz kimseye saldırmayı ve yayılmayı düşünmediğimiz için misakı milli sınırlarımızı korumak esastır.
0
ground
(24.03.26)
Iranla dalga gecen gormedim. Hava ustunlugunu kaybetmesine ragmen, bunu ongorerek caydirici bir fuze sistemi kurdugu gibi, bunun tedariginden surdurulebilirligine, ekonomik etkisinden zor sartlarda operasyonuna savunma stratejisini calismis ve iyi bir direnc gosteriyor. Turkiye ornegin hava ustunlugunu kaybederse veya enerjiyle bagi kesilirse direnci en iyi nasil gosterecek?
Bu baglamda kara ordusu cevabi beni tatmin etmedi.
+1
🌸osssy
(24.03.26)
Dışişleri bakanımız geçenlerde bir açıklama yapmıştı :
"Sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen orda ABD - israille ağız dalaşını bile şaapmaman lazım" demişti."

Buradan şu anki stratejik savunma doktrinimize ilişkin bazı çıkarımlar yapabilirsiniz.

Taktik savunma doktrinimize gelince hava savunmamızı uçaklarla yapıyoruz. Savunma ihtiyacımız olunca NATO 'dan , ABD'den patriot gibi silahlar istiyoruz.Ama önemli sorunları da yine onlarla yaşıyoruz.

Eskiden, gelecekte esaslı bir savaşın içinde olursak bu Irak'la, İran'la ,Pakistan'la değil nihayetinde NATO ülkeleriyle olacağı için sırtımızı dayayabileceğimiz Asya ülkeleriyle de dengeli bir politika yürütüyorduk.
0
hebanon
(25.03.26)
(12)

kedim ve oğlum

kaptan maydanoz
https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1569440/kedim-kayinvalideme-saldirdihttps://www.eksiduyuru.com/duyuru/1585356/kedim-herkese-saldiriyorkedimle ilgili açtığım diğer duyurular yukarıda. kendisi saldırgan ve vahşi bir kedi. biz kabullendik ama evde küçük bebek var. oğlum 1.5 yaşında, kediyle anlaşamıy
www.eksiduyuru.com
www.eksiduyuru.com

kedimle ilgili açtığım diğer duyurular yukarıda. kendisi saldırgan ve vahşi bir kedi. biz kabullendik ama evde küçük bebek var. oğlum 1.5 yaşında, kediyle anlaşamıyorlar. çünkü kedim saldırgan, oğlum doğduktan sonra kıskançlıktan olsa gerek artık bize de hiç sevdirmiyor dokununca bile ısırıyor bizi.

oğlum başlarda sevmek istiyordu hep heyecanlanıyordu onu görünce ama ayaklanınca biraz daha bilinç kazanınca hiç anlamaşamadılar. mesela bebeğim yerde oturmuş kitap bakıyor, kedim geliyor kitabın üstüne yatıyor, oğlum kitabı almak için ona dokununca ısırıyor hemen. veya oğlum top oynuyor kedim koşup o topu yakalıyor oğlum da almak istediğinde tekrar ısırıyor tıslıyor.

yani kedim gelmese öyle kendi halinde takılsa sorun olmayacak ama sürekli gelip bir şekilde çocuğa bulaşıyor hem üstüne yatıyor hem dokununca ısırıyor.

napacağım bu kediyle? 5 senedir eziyet bize.
+1
kaptan maydanoz
(24.03.26)
çok benzeri senaryoyu biz de yaşadık. kedi ısırdığı anda bağırarak uyardık o anda zaten biraz uzaklaşıyor ve zamanla daha uysal olmaya başladı. çocuğun da bu süreçte farkındalığı arttı ısırlacağını anlıyor çok yanaşmıyor. ama ne olursa olsun kedi ile yalnız bırakmamaya dikkat ediyoruz.

siz de belki kedişe zarar vermeye kalktığı o anlarda bağırarak falan yola getirebilirsiniz.
0
eisberg
(24.03.26)
@eisberg işte mesele çocuğu uzaklaştırmak olsa kedinin yanına gitme vs anlatırım öğrenir ama tam tersi senaryoda bir şey yapamıyoruz bir de kedi ısırınca çok tepki vermemeye çalışıyorum oğlum korkmasın iyice ondan diye çünkü korkarsa evin içinde hep tedirgin olur. o yüzden kediye de bağıramıyoruz.
0
🌸kaptan maydanoz
(24.03.26)
çocukluğumdan beri kedilerle yaşayan biriyim .yorumuma çok kişi tepki gösterebilir bunu önceden söylemek istedim .
kedilerin de insanlar gibi karekterleri var bazıları sakin ve sevecen bazıları da huysuz sinirli olabiliyor ve değişmezler.
ablamın benzer bir kedisi vardı , oyunu bile sehpanın altına saklanıp yanından geçerken gizlice çırmık atmaktı . yeğenimin yüzünü çok çizdi . yalnız yaşayan bir tanıdığımıza verdi ablam o kediyi .
bir de bazı kediler çocuk sevmez . benim şu an 3 kedim var eve çocuklu arkadaşlarım geldikleri anda saklanıyorlar . onlar evden gidene kadar kedileri bulamıyoruz .
+2
devilone
(24.03.26)
Kediler iyidir hoştur ama bazen sizin ki gibi bir durum ara ara yaşanıyor. Size tavsiyem kedinizi sahiplendirin. Komşumuzun kedisi 1 yaşındaki kızlarının tek gözünü kör etmişti. Malesef kıskançlık çok oluyor. Bu da onları saldırganlaştırabiliyor .bu olayın üzerine kediyi sahiplendirmişlerdi ama tabiki iş işten geçti
+2
limonlu eksi
(24.03.26)
aksiyona geçmeden önce belki kafanızdaki kedi-sahip ilişkisini, bu ilişkinin rollerini ve rollerin sınırlarını gözden geçirebilirsiniz. böylece yapacağınız iş daha çok içinize siner.
0
WithWorth
(24.03.26)
@limonlu eksi böyle vahşi kediye bizden başka kimse katlanmaz maalesef o sebeple veremiyoruz
0
🌸kaptan maydanoz
(24.03.26)
Kediye mi bağırıldı kendisine mi ayrımını yapamayacak yaşta bir çocuğun yanında bağırarak kedi terbiye etme seçeneğini kullanmayın bence.
-3
Mirket
(24.03.26)
Vahsi kediyi sokaga mi salayim uyutayim mi diye sorulsa daha mantikli bir soru olurdu.
-3
osssy
(24.03.26)
Gün içinde mümkünse ve akşam bol bol oynamayı denediniz mi? Bazılarını iyi yoruyor ve başka şeylere hali kalmıyor.
0
kaset
(24.03.26)
anlattığınız davranış şekli ve ötesi benim kedimde bebeklikten itibaren var (şimdi 5,5 yaşında, dişi). biz çeşitli taktikler geliştirdik ama işlemediği de oluyor; bu sebeple daha bu sabah elimi çok kötü yaraladı.
bizde bebek gibi hassas bir canlı olmadığından ve misafirleri ciddi olarak uyardığımızdan, yuvarlanıp gidiyoruz. size tavsiyem, taktiklerle idare etmeye çalışın + amerikalılar feliway gibi fişe takılan sakinleştiricilerin bu konuda çok etkili olduğunu söylüyor; onları bir araştırın (öncelikle bebek için güvenliğini araştırın tabii). tırnaklarını kısa tutmaya çalışın (biz bunu yapamıyoruz; bu da hasarın şiddetini arttırıyor). tepkinizi bağırarak değil de, kedi dilinde vermeye çalışın; annelerinin patisiyle kafasına basması ya da alnını ittirmesi gibi. bağırmak kediyi güvensiz hissettirip agresifliğini arttırıyor. çünkü yaptığı zarar verici eylemle, bağırma tepkisinin ilişkisini anlamadıkları söyleniyor. ciddi yaralayınca ben de bağırıyorum ne yazık ki, eğitilemedim o konuda :/

taktik de şöyle; mesela bizde en çok kendisi yakınlardayken, gayrıihtiyari yerden bişey alırken, eli parçalayacak kadar saldırması can yakıyor. bunun için elimizi yere uzatacaksak, mutlaka arkamızı dönüp, uzatacağımız elimizle kedi arasında bariyer oluşturuyoruz. dar bir salonumuz var; oradaki koltuğun önünde yatmayı seviyor. orada yatıyorken önünden geçecek olursak, kesin tırnaklı pati atıyor. bu sebeple önce iki yönden birine çağırıyoruz bunu (genelde çağırmaya gelmez ama yere çömelirsem mesela hemen dizlerime sürtünmeye gelir), sonra öyle geçiyoruz. mantık şu: davranışları böyle, değişmiyor da; taktiksiz yaklaşırsam suç benim. böylece kızgınlığımı kontrol edebiliyorum. günlük koşturmacada dikkatsiz davrandığım çok oluyor tabii. mesela yerdeki yatağının örtüsü bozulduysa hızlıca düzelteyim diyorum; yakındaysa yiyorum tırnaklı patiyi..

geliştirdiğiniz taktikleri bebeğe öğretmek eminim bir yetişkine öğretmekten daha kolay olacaktır. mesela top kedinin yakınındaysa, topu önce ayağıyla uzaklaştırsın, sonra eline alsın. kedi kitaba yatarsa, kendisi uzaklaşsın ve kedi gittiğinde alsın kitabını gibi. benim de 1,5 yaşında yeğenim var; bu kadarını anlıyor.
yeniden sahiplendirmek benim için bir seçenek değil ancak sizinkilerin geçimsizlikleri artarsa bunu da düşünebilirsiniz. belki başka -olasılıkla daha güvenli hissettiği- bir ortamda kedi de daha sakinleşir.
0
lil siztah
(24.03.26)
@lil siztah inan hiç bağırmadık bile çünkü çocuktan önce ısırması vs çok problem değildi idare ediyorduk zaten çok üstüne düşüyorduk hani bebek gibi bakıyorduk. sonra çocuk oldu bu sefer de çocuk etkilenir diye bağıramadık kibar kibar konuşuyoruz kediye. kafasını ittirmek filan seçenek değil zaten direk saldırıya geçiyor biz uzaklaşıyoruz böyle durumlarda.

oğluma da ne kadar öğretsem de nihayetinde 1.5 yaşında bir bebek her zaman aklında tutup da ona göre davranamaz.
ama şu fişe takılanları araştıracağım zararsız bir şeyse belki faydası olur.
0
🌸kaptan maydanoz
(24.03.26)
bağırmayı siz yapmıyormuşsunuz, pardon.
aşağıdaki üründen söz ediyordum. veterinerlerde de satılıyor. açıklamasında insanlara etkisi yok diyor ama bebek konusunu sorarsınız yine de.
vetqom.com
0
lil siztah
(24.03.26)
(7)

Süpermarkette anonimlik

WithWorth
Migrostan söylemesi ayıp iki ferrero rocher aldığımdan beri işyeri bilgisayarımda ferrero rocher reklamı izliyorum.Anonimliği migros kartımı okutunca mı kaybettim ?Yoksa banka kartı ile ödeme yaptığım için mi ?Nakite bulaşmadan anonimlik mümkün mü süpermarket alışverişlerinde ?
Migrostan söylemesi ayıp iki ferrero rocher aldığımdan beri işyeri bilgisayarımda ferrero rocher reklamı izliyorum.
Anonimliği migros kartımı okutunca mı kaybettim ?
Yoksa banka kartı ile ödeme yaptığım için mi ?
Nakite bulaşmadan anonimlik mümkün mü süpermarket alışverişlerinde ?
0
WithWorth
(14.03.26)
Yanına belli olmasın diye başka şeyler ekle, tuz ruhu, domestos falan 😁
0
olaylar olaylar
(14.03.26)
ferrero alana neden ferrero reklamı gösteriyorlar, bence saçma olan bu. gideyim biraz daha alayım mı diyeceksiniz?
+2
malheiros
(14.03.26)
Uzuuun zamandır almadım, bana da sık sık reklamı çıkıyor.
0
ekimoloji
(14.03.26)
Migros kartından tabii ki
0
osssy
(14.03.26)
Önceden nette aratmışsınızdır, stoğuna, fiyatına bakmışsınızdır vs. ondandır.
0
orient blue
(14.03.26)
Google migros alışverinizi pek takip edebilir değil, yani migros dijital olarak saklıyor ne aldığınızı ama o bilgi migros'un cüzdan uygulamasında son alışverişlerimde görünüyor, bunu da google'ın takip edebildiğini zannetmiyorum. Sizin ve bir çok insanın durumu algıda seçicilik kaynaklı oluyor, belki o reklamı zaten görüyordunuz ve o sebepten aldınız, aynı zamanda ferrero bu ay galiba ekstra reklam kampanylaarı da yapıyor galiba, instagramda sabancı ailesinden biri ile influencer reklam falan da vermişti, yani bu sebeple olup algıda seçicilik olmuş olabilir. Hepimiz sık sık cola içiyoruz tv'de gördüğümüzde nereden biliyorlar demiyoruz :)
+3
atom karincanin torunu
(14.03.26)
Migros'un bunu google paylaşmadığına emin miyiz?
0
co2s2
(16.03.26)
(18)

Hayatına birini alamama :(

beyaztenlikiz
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosya
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosyal bir çevrem ve sosyal bir işim var. Şimdi benim sorunum ne sizce? 😄 Yaşlanıyor muyum? 4 yıl önce hayatımda narsist bir adam vardı. Onu atlatamamış olabilir miyim? İnsanlara değer vermiyor olabilir miyim? İşkolik olabilir miyim? Herkes aynı şeyleri yaşıyor mu? :) Teşekkürler
-2
beyaztenlikiz
(07.03.26)
Yaşıtız. Valla ben insanlara ilişkilere çok anlamadan başladım ilişkime. Biraz salmak, anı yaşamak önemli.
0
Hallegadola
(07.03.26)
Ben de 32E, 1 yılı geçti. Bir kıza aşık olup kaldım o noktada. Bu kızdan önce sürekli kızlarla flörtleşiyordum ama artık içimden o bile gelmiyor. Çevrenin olması iyi. Bende o da yok. Eski sevgilinle ilgili olduğunu sanmıyorum. 4 yıl uzun bir süre. Olmayınca olmuyor yani. Cevap bu. :D
-5
arbre
(07.03.26)
Aslında çok basit bir şekilde yazmışsınız. Biraz salmam gerekiyor :) Her ilişki iyi yada kötü bir sonuca bağlanmak zorunda değil. Sonuç odaklı olduğum için zevk almıyor olabilirim. Teşekkürler:)
0
🌸beyaztenlikiz
(07.03.26)
daha once yuksek cinsel çekim gücü olan bir erkek denk getiremediğiniz için böyle düşünüyor olabilirsiniz.

yüksek cinsel cekım gücü olan bir erkekle birlikte olursanız bu sorgulamalarına cevap bulabilirsiniz gibi geliyor. yaşlanmadan bir tane denk getirmenizi tavsiye ederim. en azıdan denemiş olursunuz.
-10
paudi
(07.03.26)
Bence situationship kavramina ayak uydur. Artik evlilikmis nazmis kaprismis geride kaldi
0
lapaz
(07.03.26)
Narsist ilişkinin başlangıcı, bitişi, sürecine bakarak kendine yönelik geliştirmeler bulabilirsen muhtemelen gönül ilişkileri ile ilgili temel sorunu da bulursun. Uğraşasım yok demek isteksizliği gösteriyor ama bir yandan da bundan muzdaripsin; çelişki. Uğraşasım yoktan ziyade uğraşın kendisinden ya da sonucundan bir sebepten çekiniyor olabilirsin. Nedeni için biraz daha özfarkındalık gerekiyor.
+1
Bruce
(07.03.26)
Mükemmel insan diye bir sey yok.
Karsi tarafin samimiyetine inandiktan ve sevgi olduktan sonra denememek haksizlik olur.
Basit seylerden insan silmemek lazim.

Insanlari tanimak sevmek icin de zaman olusturmaliyiz.
-1
Purple life
(07.03.26)
korku, insanı en kilitleyen nokta. sevmekten korkarsanız maalesef hayatınızda icraate gecemeyeceksiniz ve insanin unuttugu nokta şu, sevmek varsa ayriliklar da var. tecrube degil de uzulurum diye bakarsaniz cok kaybedersiniz ya da hayatta yasanmamisliklariniz fazla olur. buna daha cok uzulursunuz sanirim.
0
evimin paspasi
(07.03.26)
Bence de olay yüksek cinsel çekim gücü olan erkekle birlikte olmamanız. Swh. Ah ulan ya. İnsan utanır.
+4
gabe h coud
(07.03.26)
Kadın erkek ilişkileri özellikle Türkiye'de çok sıkıntılı. Hiç bulaşma. Hehehe.
0
parka
(07.03.26)
Evet, herkes aynı şeyleri yaşıyor aslında. Bizim yaş aralığındaki bir çok insanın durumunu özetlemişsiniz. Gayet iyi anlayabiliyorum o yüzden.
Kendini rahat bırakıp, bir şeylere şans vermek gerekli evet ama onu yapabilmek de mesele bir noktadan sonra. İnsan kendini yeterince heyecanlandıran bir şey görmek istiyor. Görmeyince de şans vermekte bir mana bulamıyor. Söylemesi kolay, yapması biraz zor bir konu.
0
cay koy geliyorum
(07.03.26)
Bir ilişki; ister akrabalık, ister arkadaşlık, ister romantik olsun bir çok açıdan irili ufaklı fedakarlıklar gerektiriyor. Belli bir yaşın üzerinde kişiliğini oturtmuş, sevdiği ve sevmediği şeyler katılaşmış, hayatının döngüsüne alışmış bir insanın bir ilişki yaşama konusunda tedirgin olmaması saçma olurdu asıl.
+1
salihdt
(07.03.26)
bir kişi de çıkıp demiyor ki 30 yaşında kadını kim ne yapsın.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.26)
dunyayi saran bir bireyselcilik/individualism akimi var. iliskiler cogunlukla flort asaminda tikaniyor. cunku tum hayatlar begeniler uzerine insa edilmis. sevgi, ask, iliski istense bile genelde o begenilme gudusunu tatmin edildiginde next tusuna basiliyor. bunu idrak etmeye basladigimdan itibaren insan iliskilerine daha az anlam yuklemeye basladim.

www.youtube.com
0
buenosdias
(07.03.26)
Kriterlerin çok yüksek.
0
denizgonen
(07.03.26)
Suradaki herhangi biri cevresinden 40 yaslarinda evli olmayan duzgun ve guvenilir birini sana bulabilir. Peki sen bu kisiye nasil davranacaksin?
+1
osssy
(07.03.26)
Yaşıtız, erkek.

Bence o işler öyle olmaz sadece. Hissetmeniz lazım. Çok kritik karar olarak görüyorum ben.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Evli olduğum için 10 senedir sahalardan uzağım ama özellikle benzer yaş gurubundaki eş, dost, akrabaların yorumlarına göre "piyasa" gerçekten kötü durumda.

uzun süreli ilişki isteyen yok, millet akıl hastası, sorumluluk almak isteyen yok, bir kaç date sonrası amacına ulaşamayanlar telefona bile çıkmıyor.

Kadınların da beklentileri yüksek, manken gibi yakışıklı olsun, parası olsun, lüks arabası olsun, kendi evi olsun, kültürlü olsun, iyi bir işi olsun vs...

O yaş bandında bu özelliklere sahip olanlar zaten armut seçer gibi seçebiliyorlar veya zaten çoktan kapılmışlar. Kadınların da kendi çaplarına göre kriterlerini daraltmaları lazım.

Sizin durumunuzda ise benzer tempoda çalışan birisi olması gerekiyor ki halinizden anlasın, bir şey hissetmemeniz büyük ihtimalle çıtayı yükseltecek birisi çıkmadığı içindir, yoksa bazısı gelir ağzının içine düşesiniz gelir. Empati kurabilmek önemli, iş güç derken gün içinde "çık aklımdan" diyemeyecek kadar beni sallamayan birisiyle ben de vakit kaybetmek istemezdim.
0
kimlanbu
(08.03.26)
(11)

Özel okullar para mı basıyor?

michael_knight
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında. Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim. Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor. E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, prin
Sınıflar herhalde 20 kişi civarında.
Bir çalışanın maliyeti ortalama ayda 60 binden senede 720 bin diyelim.
Öğrenci de yaklaşık 720 civarında bir para veriyor.

E 20 kişilik sınıfta 3 öğrencinin parası öğretmenlere gitse, biri temizlik işçisine, biri idari kadroya, biri de sabun, tuvalet kağıdı, printer desek, ikisi de bina kirası diyelim halen 13 öğrenci parası kaldı cepte.
Böyle 20 sınıfımız varsa 200 milyon tl gibi bir para kalıyor.


Unuttuğum veya yanlış bildiğim bir şeyler vardır mutlaka ama halen çok fazla para kaldı elimizde ama öyle değildir herhalde.
Daha servis, yemek, kitap, kıyafet, ek aktivite gibi gelir kalemlerini de hesaba katmadım.

Neyi yanlış biliyorum?
-1
michael_knight
(24.02.26)
"Kanayan yaramız 'gelir dağılımı adaletsizliği' nedir" konulu bir çalışma olmuş sorduğun soru.
0
Mirket
(24.02.26)
Eskiden eğitim sektörü diğer bazı sektörlere göre fazla kazandırmıyordu.
Son beş altı yılda enflansyon dalgaları gelince markette, pazarda, emlakta oluşan fiyat belirsizliği eğitimde de oluştu. hani markete her gittiğimizde ürünlerin fiyatı değişiyordu, hani fiyat algımız bozulmuştu: bir şeyin pahalı mı, ucuz mu olduğunu kestiremiyorduk. işte o ara eğitim sektöründe de öyle bir algı bozulması oldu ve okullar fahiş fiyatlarda denediler, baktılar ki milletin eli mahkum, öyle devam ettiler ve gerçekten para basıyorlar.
+2
santimantal
(24.02.26)
Evet öyle :
eksisozluk.com

Yaz tatilinde de aynı kazığı sahil yerlerindeki kimi esnaflar yapıyor.
Bu duruma sadece " arz talep" demek durumu çok hafifletmek mi olur? pek sanmıyorum.
0
diyecevaplandı
(24.02.26)
Hangi öğretmen, idari kadro hatta temizlikçi asgari ücret seviyelerinde maaş alıyor? Ya da aylık 100bin liraya 3+1 okul mu tutacaksın?
0
osssy
(24.02.26)
tahminen toplanan paranin 1/3u maaslara, 1/3 kira vs gibi masraflara, 1/3 de kar olarak kaliyordur. ozel okullar kar amaci guden birer kurulus, para yapmak icin varlar. bunda sasiracak birsey yok.
-1
cooperr
(24.02.26)
herhangi bir kurs bile 10 15 öğtenciyle deli gibi para kazanabiliyor.
0
klassno
(24.02.26)
iyice sapıttılar bu konuda anaokuluna neredeyse 800 bin isteyen var, üstelik o paralar öğretmenlere bile gitmiyor , kesinlikle denetlenmesi gerekiyor özel okullarında
+2
darthvader
(24.02.26)
Öğretmenler asgari ücretten hallice alıyor. Bu sebeple giderler az.

İyi bir devlet okulu dışında size sundukları hizmetler ise şunlar: İngilizce(bu işi harbiden çözdüler son 7-8 yıldır), temiz tuvaletler ve temiz okul, güvenlik, yemek. Gerisi aynı.

İnanılmaz paralar dönüyor.
+2
jackyr
(24.02.26)
egitim ve saglik bir sekilde devletin icinde olmasi ve ciddi kontrol etmesi gereken sektorler. ikisi de insanlarin temel ihtiyaclarini suistimal ediyor. gerci saglik daha kotu ozellikle can havliyle sana gelmis insani somurmek cok kolay. tr'de bana seni gozden ameliyat etmemiz lazim demislerdi, hatta hemen gun verme sevdasindaydi hiyar herif. sonra killandim tanidik bir yerde baktirdim hicbir sey yok dedi adam 15 sene oldu. abd'yi zaten hic anlatmaya gerek yok.

egitim de ailelerin cocuklarina en iyi imkani sunmak istemesi suistimal ediliyor gibi. cunku parayi kissan icin rahat etmiyor. cocugunu mahrum ve eksik birakmis gibi hissediyorsun. milyon milyon alip ne yapiyorlar o paraya akil alir gibi degil.
+1
antikadimag
(25.02.26)
20 Sınıflık okulda en az 30 öğretmen, 8-10 işçi, güvenlik vs, en az 4-5 kişi de yönetim kadrosu olacaktır. Yani maliyet biraz fazla olacak. Kızımın kreşinde sabah çocukları ellerinden tutup götürmek için bile 3-4 kişi kapıda bekliyor mesela.

Okul franchise ise azımsanmayacak bir kısmı oraya gidiyor.
Yemek ücreti genelde 720binin içinde oluyor.

Okulun amortismanı var. Başta yapılan yatırım masrafını yaklaşık 8-10 sene ayakta kalabilirse bir okul ancak çıkarıyor.

Daha bir çok ilave masraf var okullar için. Bu fiyatları kesinlikle savunmuyorum. Ancak yine, ana sınıfına giden kızımın okulunda öğretmen dayanmıyor, çünkü okul fiyatlarına rağmen maaşlar ödenemiyor, enflasyon çok yüksek. Ödemeler peşin alınıyor ama alınan para enflasyonda ezilip hiç oluyor, vs vs.

Bilfen, alman lisesi, robert koleji vs gibi 1,5-2 milyonluk okullarda da zaten öğretmenler 60bine çalışmıyor bu arada.
+3
artci sarsinti
(25.02.26)
parayı döndürüyorlar. daha ocak ayından gelecek senenin ödemelerini başlatanlar var. arada güncelleme yapanlar var. genelde özel okul sahiplerinin tek işi bu olmuyor. 2 3 firması oluyor ve aldığı parayı döndürüyor. bu adamlar işletmeci kalite malite en son baktığı şey, amaç parayı alıp döndürmek. sıcak para varsa işletme döner. öğretmenlere iyi maaş veren okullar anca izmir ankara istanbuldadır. anadoluda asgari ücret ve biraz üstü.
+1
mikahakkinen
(25.02.26)
(12)

Doktorlara ne söylemek isterdiniz?

suicmeyenadam
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı? ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı
selam. aile hekiminizden tutun, bir üniversite hastanesinin yan dal uzmanı hekimine kadar. gözden kaçan, sağlıkta hekim-hasta ilişkisini güçlendireceğine inandığınız önerileriniz var mı?

ilgilisine bonus: bugün itibariyle pek ekonomik olmayan, bu yüzden yaygın rutinde kullanılmayan ama über duyarlı laboratuvar testler önerilmesi sizi rahatsız eder mi yoksa sar ordan bir paket mi?

teşekkürler.
+1
suicmeyenadam
(17.02.26)
Hasta ve hasta yakınlarına karşı nazik olmaları gerektiğini söylemek isterim
-1
rock n roll
(17.02.26)
hekim,
tanrınin yeryüzündeki elleri gibi diyor,
öyle davranin,
paraci olmayin.
0
designer
(17.02.26)
sizli bizli konuşalım.

gereksizse pahalı testler istemeyin lütfennnnn.
+1
art cat chocolate
(17.02.26)
Doktor hasta ilişkisi yoksa veya sadece hastane /muayenehane ile sınırlı ise, bunun yerini ilaç şirketleri ile doktor ilişkisi alma ihtimali yüksektir .
Doktor ile hasta ilişkini olumlu yönde geliştirecek bir şey varsa doktorun hastasını tedavi sürecinde takip etmesidir.
Gözden kaçan şeylerden biri de batı tıbbı ile doğu tıbbı arasındaki farkı bir türlü göremememiz ve yanı başımızdaki bitkilerin faydalarından etkilerinden kesinlikle bi-haber olmamız .
Bir de önleyici hekimlik konusunda büyük eksiliğimiz var . Çoğunlukla hastalık/ rahatsızlık yaşandıktan sonra tedaviye başlanıyor . Oysa hastalık riskini arttıran etkileri azaltıcı nedenlere yönelmek lazım .
Doktara / hastaneye giden eve geldikten sonra adeta hastalığını unutmuş halde artık yaptığı masrafı konuşur oldu. yıllar yılı ilaç kullanmayı " tedavi olmak " zannettik.
-1
diyecevaplandı
(17.02.26)
bizi müşteri olarak görmeseler iyi olur.
0
erty_ksk
(17.02.26)
üniversite hastanesi hekimlerine:
- bölümler arası kavgayı bitirin
- dönem V ve üstüne jürilerde acımayın, iyice öğrensinler
- her bölümün daha çok yatağı olsun

edit: @nundu’nun düzeltmesiyle dönem IV demek istiyormuşum, not düşelim.

sosyal medyada ve çevrede tıp eğitimi almadan uzmanlık taslayan insanların daha iyi denetlenmesini talep ediyorum. 2 yıllık program mezunları teşhis için hekimlerden önce kendilerine yönlendiriyorlar. denetleme mekanizmaları gelişmeli.

tüm hekimler özellikle muayenehanelerinde ve bu çakma uzmanlar hizmetlerinde fatura kesmeli, vergi kaçırmamalı.

tüm hekimler hastasına holistic yaklaşmalı. yaşam şekli, beslenme, alışkanlıklar, semptomlar hepsi bir arada. eğer plasebo sorunu çözüyorsa bırakın çözsün. illa ki ilaç dayamayın.

ilk çözüm her zaman ameliyat olmayabilir, ameliyat o kadar basit olmamalı. özellikle ortopedistlere bu cümlem.
0
eileengray
(17.02.26)
Ödediğim ücret veya aldığınız maaş karşılığı, bana, ihtisasınıza ilişkin hizmet üretmekle görevli bireysiniz. Bana yaklaşımınız ve tavrınız bu minvalde olmalı.

Raporlu ilacımın üç aylık dozunu reçete etsin diye gittiğim en az on yaş küçüğüm edepsiz, bana 'sen' dediydi de içimden, birkaç kez ona kadar saymam gerekmişti.
-6
Mirket
(18.02.26)
olabildiğince sekreter vs filan kullansınlar, fazla yorulmasınlar.

ben doktorların bana açıklama yapmasını seviyorum. mesela ciğerimi dinliyorsa ciğerimi dinlediğini söylesin, kalbini dinliyorum, ritmi iyi filan gibi.

dişimi yapan doktorum var, bana diyor ki şimdi minedeyim, sinire geldik, burada şöyle bir dolgu uyguluyorum...

geçen aylarda kan tahlili yaptırdım, doktor demir eksikliği konusunda bir şey yok dedi, tahlil sonucunu arkadaşıma gönderdim, hemen karbonhidratı azalt, diyabetle ilgili değer ortayı geçmiş dedi. mesela normalde tahlili alan doktor değer aralığında normal gözüyle baktı.
+1
hoot
(18.02.26)
Özellikle belli bir yaşın üstündekilerin güncel çalışmaları ve araştırmaları takip etmesini / edebilmesini istiyorum.
0
auroraaurora
(18.02.26)
bence doktorlar aslında kibar insanlar, en azından genç asistan olanları öyle. ama muhtemeln iş yoğunluğundan biraz tepeleri atıyo. bana hep kibar davranıldı ama sekreterlerin inanılmaz burnu havada. sekreter ve hemşireleri uyarmalarını isterdim. doktorun bile girmediği havaya onlar giriyo. pahalı test ise gerekliyse tabi ki önerilsin.
+2
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Kesinlik yoksa yapilan akil yurutmedir ve akil yurutmelerini gizli degil danisanla paylasarak yapmalarini tercih ederim. Bu danisanin katki saglamasina olanak tanir, danisanin kararini daha saglikli almasini saglar ve baska bir yerde, baska bir zaman, baska bir doktorla daha hizli surecler yaratir. Ayrica sistemin dislisi olmamalarini umarim.
0
osssy
(18.02.26)
üniversite ve devlet hastanesinde henüz yüzüme bakıp da konuşan bi doktora denk gelmedim. yaşım da epey var.

geçen hafta özel hastanede bi ameliyat oldum burnumdan, ameliyat sonrası kanamam durmadı. üç hemşire başımda nöbet tuttu resmen doktor gelene kadar. doktor geldi, inceledi ve tekrar ameliyata alındım. devlet hastanesinde olsam neyle karşılaşırdım bilmiyorum.

ben ilk önce devlet hastanesine gidiyorum bi şey olduğunda. bi işlem gerekiyorsa da neyse parası verip özele. işin garip tarafı en son gittiğim devlet hastanesindeki doktor daha yeni özelden devlete geçmiş, ve inanır mısınız o da konuşurken artık insanların yüzlerine bakmıyor. çok tuhaf.
0
antihero
(22.02.26)
(2)

İşi bırakan erkek karısının sigortasından faydalanabilir mi?

bobinhoo
Sanırım eşler geliri olmaması durumunda birbirinin sigortasından faydalanabiliyormuş. Maaş olarak geliri olmayan ama faiz, kira veya temettü (veya benzeri yatırımlar) gibi şeylerden geliri olan birisi de buna dahil midir?
Sanırım eşler geliri olmaması durumunda birbirinin sigortasından faydalanabiliyormuş. Maaş olarak geliri olmayan ama faiz, kira veya temettü (veya benzeri yatırımlar) gibi şeylerden geliri olan birisi de buna dahil midir?
0
bobinhoo
(17.02.26)
Evet.
+1
dawsonscreek
(17.02.26)
Nasıl yani? Konu 4a sigorta için ise zaten çalışmayan kişide gss yok mu? Konu özel ya da tamamlayıcı sağlık sigortası ise bunlarda eşler için ayrı prim ödeniyor diye biliyorum.
0
osssy
(17.02.26)
(6)

Vietnam savasi hakkinda

Purple life
Amerikalilar ne düsünüyor?Türkler ne düsünüyor?Siz ne düşünüyorsunuz?
Amerikalilar ne düsünüyor?
Türkler ne düsünüyor?
Siz ne düşünüyorsunuz?
0
Purple life
(17.02.26)
türk olarak ve ben olarak hiç bir şey düşünmüyorum, vietnamlı arkadaşlarım var onlar da düşünmüyor hatta 2 gün önce benzeri bi muhabbet oldu konusu bile açılmadı, olmuş bitmiş. amerikalı tanıdığım yok
0
nahtoderfahrung
(17.02.26)
holywood dışında kimsenin umrunda değil.
0
orpheus
(17.02.26)
Amerikalılar için siyasi ve ekonomik sonuçları olan kaybettikleri bir savaş. Diğer ülkelerden bilenler (siyasi bilimciler dışında) herhalde yalnızca insani sonuçları ile değerlendirecektir.
0
osssy
(17.02.26)
Amerika'nın "Hemen bir girip düzeltiverelim" diye dalıp çıkamadığı bir batalık, hatta sanırım o bataklıkların ilki. Tam anlamıyla bir rezillik ve yaşananlar açısından insanlık dramı.
+1
salihdt
(17.02.26)
Vietnam, ABD için hezimet olmuştur . Afganistan da öyle ..
Ama Hollywood desteği ile Batman Superman Rambo gibi serilerle sahada değil beyaz perde de olsa karizmayı biraz düzeltmeye çalışmıştır .
ABD , sadece teknolojik gücüne bakarak bölge yerli insanın direnç ve gücünü hafife alıyor ve hata yapıyor .

Irak Savaşı'ndan sonra da bir çok ABD askeri hala Irak'ta gömülüdür. Kendi halkından önemli şeyleri saklaması lazım.

ABD' nin kendilerine uşak olmuş olan (bazısı dini görünümlüdür) çeşitli terör grupları ile dünyanın çeşitli yerlerinde etkinlik sağlama çabası hala var .
0
diyecevaplandı
(17.02.26)
Vietnam gazisi akrabalari olan tanidiklarim var, onlar akrabalarini aniyorlar, ulkemiz icin savasti tadinda ama asiri tehlike altindaydik da bizi kurtardilar degil elbette, yine de ordu ile ABD askeri olarak gitmis insanlar ve ne olursa olsun 'ulkeleri' icin/adina, ne derseniz artik, savasmis insanlar ve gaziler, gereken saygiyi ve anmayi gosteriyorlar.
Ben ne dusunuyorum, ABD ve Cin ve Fransa guzelim ulkeyi darmadagin edip defolup gitmis, cok guzel insanlar Vietnamlilar, cok uzucu. Muzeyi benim icim kaldirmadi zaten.
Bugun de kendi sacmaliklari devam ediyor, sozde sosyalist/komunist ama sosyalizmin hicbir guvencesinin olmadigi kapitalizmin dibine kadar yasandigi bir yonetim. Bati'nin doguyu darmadagin edip birakmasinin orneklerinden biri daha.
+1
kassiopeia
(17.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.