Giriş
(25)

Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?

ermanen
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz? Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında ara
Domuz etine, hem din hem de kültür açısından uzağız. Ama yurtdışındaki duyurucuların domuz etini yeme ve sevme olasılığı daha fazla tabii. Daha az sağlıklı et olarak da biliniyor.

Siz domuz eti yediniz mi? Seviyor musunuz?
Pişirme ve yapılma durumuna da bağlı.

Ben sevmiyorum mesela ama yurtdışında arada bir pepperoni pizza yediğimde, tat olarak danadan bir farkı kalmıyordu. "bacon" sevmedim mesela, koku ve tat yoğun oluyor onda.

Anket de ekledim.
📊 Domuz eti yediniz mi? Yer misiniz?
+2
ermanen
(13 saat)
Düz domuz etinin hastası değilim, uzun süre yemesem aklıma gelmez.
Ama şarküteri efsane bir şey.
0
logisticsmanager
(13 saat)
Hiçbir eti yemem. Veganım.
0
rock n roll
(13 saat)
@rock n roll
ikinci seçeneği seçebilirsin. "yemedim. yemem. dinden dolayı değil"
vegan, vejetaryen, pesketaryen, domuz etini sağlıklı bulmama vs. gibi şeyleri kapsıyor

aslında ben de kırmızı et yemeyi çok az seviyeye çektim. tavuk ve balık daha çok ve onları da az yiyorum. protein ihtiyacımı genelde süt, yumurta, protein tozu ve bakliyattan alıyorum.

domuzlar da zeki ve arkadaş canlısı hayvanlardan aslında. üzülmüyor değilim.
0
🌸ermanen
(13 saat)
hamburger içindeki bacon için daha iyisi gelene kadar yerim.

domuz pastırması muhteşem bir şey. salam sucuk gibi ürünleri de gayet güzel.

ama etini doğrudan yemeyi tercih etmem. henüz iyi pişmişine denk gelmedim sanırım, yavan bir tadı var.
0
babilfish
(12 saat)
Pastırmasını yerim ama eti fena zehirliyor.
0
Kahvedesu
(12 saat)
Kültür olarak asla yemememiz öğretildiği için yemem. Sabit fikirliyimdir. Dana ve kuzu eti varken merak da etmem tadını falan
0
artıküyeolmakistiyorum
(12 saat)
kulturel olarak bu ulkeye ait hissetmiyorum bile. domuz eti yemekle de bir problemim yok, ama ilk viyanada bi snitzelciye girmistim o kadar agir bir kokusu vardi ki sanirim komple soguttu beni.

domuz etine degmis patates yedim sorun etmedim baska bi yerde, ama dogrudan et maalesef damak tadimi alistirmaya ugrasacagim bir sey degil.
0
aguen
(12 saat)
Yemedim, yemem.
0
arbre
(12 saat)
bacon yedim. etini de bulabilsem yerim en az bir kere olsa bile.
0
inheritance
(12 saat)
Yedim ama artik yemiyorum. Amazon ormanlarinda kulübede kalirken tek yemek domuz steak idi. Baya kötüydü.

Belki sonra sosis de yemisimdir ama lezzet olarak bana uzak baya.
0
Purple life
(12 saat)
domuz şarküteri ürünlerini seviyorum ve tüketiyorum. bacon da sipariş verdiğim şeyin içinde varsa gömerim. bir de burada mesela bolonez soslu makarna istediğimde ragu çoğu yerde dana ve domuz karışık geliyor, kaçamıyorsun yani. düzgün pişince de koku moku olmuyor, o bir mit bence. alıştım, sadece rosto gibi et et formlarını sevmiyorum.

barbeküde pulled pork da çok severim. tiftik et direkt.
+1
eileengray
(12 saat)
Şarküteri pek sevmiyorum bu yüzden sosis formunu denediğimde hiç hoşlanmamıştım ama normal et olarak iyi yapılmışsa severek yerim.
Hamburgerde çok seviyorum.
0
mutekebbir
(12 saat)
Yedim. Yenir güzel et işte.
0
sadakatsiz
(11 saat)
Kazara yedim sanirim, ama tam emin degilim, et anlaminda guvende olmak icin domates corbasi soyledim, icinde kofteye benzer seyler vardi. Bir kac tane yedim sonra biraktim. Onun disinda yemedim, yemem, hem dini, hemde kulturel aliskanlik, ateist/deist vs olsaydim da yemezdim.
0
mbond
(10 saat)
Yedim.

Krakow'da, Michelin yıldılzı restorana gitmiştim, tadım menüsünde domuz eti vardı. Domuz eti dediğinde o an yok yav istemiyorum diyemedim.

Bunun dışında isterek tercih etmedim. Yediysem de kazara/yanlışlıkla yemişimdir.
0
put it in your appropriate place
(9 saat)
Guanciale diye bir domuz şarküterisi var, yanak etinden füme yapıyorlar. Müthiş bir şey. Domuz şarküterisi çok seviyorum. Dümdüz domuz eti pek sevmiyorum ama zaten dümdüz dana eti de sevmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(8 saat)
yedim sevmedim tercih etmiyorum. dinle ilgili değil ama kültürel olarak pis gibi görmemizin etkisi var bence, hafif bi iğreniyorum. çok açsam ve etrafta sadece hotdog satılıyorsa yerim ama normalde yemem
+1
mezzosprite
(7 saat)
günlük olarak tüketiyorum. sadece sarküteride degil, et olarak da seviyorum.
güzel pismis bir karreebraten, üstüne gezdirilmis et sosu ve yaninda sebze, harika bir aksam yemegi benim icin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(7 saat)
Yedim ama normalde yediğim bir et olmadığı için sindirim problemi yaşadım o yüzden artık yurt dışına çıktığımda yemiyorum. Hamburgerin içinde bacon olursa falan yerim ama onu dert etmem.
+1
Sadece soruyorum
(6 saat)
ilk kez, danimarka'dan gelen serçe parmağı boyutunda kurutulmuşunu denemiştim. tadı sucuğa yakındı, güzeldi.
norveçten gelen salam denedim, o da güzeldi.
ama polonya ve rus ürünleri çok kötüydü. hem lastik gibi sertti hem de kokuyordu
+1
MtKrt
(6 saat)
denemişliğim var mecburiyetten ve cahillikten. yurtdışında yaşadığım ve etrafımın tamamen yabancılarla dolu olduğu bir dönemdi. kız arkadaşımı yalnız bırakmamak için katılmıştım o sofraya. bok gibi tadı vardı zaten. leş gibi kokuyordu.
-1
summerjam0306
(5 saat)
Vejetaryen olmadam önceki zamanlarda değişik formlarda lokma lokma denemiştim ama hepsinde kokusu ağır, tadı kötü geldiği için hiç beğenmedim.
+1
truf
(4 saat)
Tadı ve kokusu sevdiğim bir şey değil. Ama yedim, yiyorum, yerim. Sadece domuz etinden yapılan yemekleri sevmiyorum (ızgarasıdır, sulu yemeğidir vs.) ama pepperoni pizza yerim mesela (gerçek pepperoniden bahsediyorum, türkiyedeki sahtesinden değil). Bir de noel pazarlarında satılan paprikalı sosisli sandviçi severim.
+1
himmet dayi
(3 saat)
etine bagli olmakla beraber yedim ve yiyorum.

- normal kirmizi et varken pork chop'un yuzune bakmam ama;
- sandvic/burger icinde citir bacon bulunca affetmem
- karisik kiymadan yapilan kofte ve meatloaf cok daha lezzetli oluyor
- etrafta Prosciutto gorursem kesinlikle yemeden gecmem :)
- tandir gibi agir pisirmek sureti ile pork butt/shoulder yapiyorlar o da guzel oluyor.

bence et olarak cok mukemmel degil ama sarkuteri olarak gidiyor. ama bizim icimize islemis, kardesim hala gorunce tiksiniyor ki din/veganlik vb alakasi yok.
+1
adrianapole
(3 saat)
Mecburen yedim. Allah affetsin benlik değil
+1
messina123
(1 saat)
(13)

"Yaşadım" demek için ne yapmalı?

öylesinebiri
Geçmişe dönüp baktığınızda "ya, güzel bir hayat yaşadım" diyebilmeniz için neleri yapmış olmak gerekir sizin gözünüzden?Yapılacaklar listesine atılan tikler gibi değil daha çok size hayattan memnun olmanızı sağlayan şeyleri duymak istiyorum aslında.Soruyu yaştan bağımsız olarak sordum, 17 yaşında ol
Geçmişe dönüp baktığınızda "ya, güzel bir hayat yaşadım" diyebilmeniz için neleri yapmış olmak gerekir sizin gözünüzden?
Yapılacaklar listesine atılan tikler gibi değil daha çok size hayattan memnun olmanızı sağlayan şeyleri duymak istiyorum aslında.

Soruyu yaştan bağımsız olarak sordum, 17 yaşında olmanız veya 70 yaşında olmanız bir şeyi değiştirmiyor ama daha çok 40'a merdiven dayayanların görüşlerini merak ediyorum.
+1
öylesinebiri
(13.03.26)
Hiçbir şey bana bunu söyletemez. Söylenen avunuyordur, kendini kandırabiliyordur.
-3
artıküyeolmakistiyorum
(13.03.26)
Benim kriterim: olabildigince dunyayi gezmek + sevip sevilmek. Bitdieee 70 yila max bu
+5
üğpoıuy
(13.03.26)
40'ımı az geçtim. hala yaşadım diyemiyorum. ne yapmak lazım?

- kafanda bir kaygı olmadan gezebilmek gerek.
- çok severek yaptığın bir hobin olması gerek.
- birilerine yardım edebilmek gerek. illa maddi olmasına gerek yok.
- zor bir işi başarmak, "evet ben bunu yapabildim" demek gerek.
+2
co2s2
(13.03.26)
olabildigince dunyayi gezmek +1

Güzel restoranlara gitmek
Bira ile Viski tadımları
Kültür sanat sepet işleri
+1
put it in your appropriate place
(13.03.26)
Anlık karar alabilmek, plansız programsız hareket edebilmek isterdim…
Ben maalesef her şeyi planlayan biriyim, utanmasam tuvalete gitmeyi bile ajandaya yazacağım.
O yüzden geriye dönüp “yaşadım” diyebilmek için biraz daha cesur ve spontane biri olabilmek isterdim.
0
mutekebbir
(13.03.26)
anda kalmalı bence. çok fazla geçmişte boğulmamalı, gelecekle gereğinden fazla meşgul olmamalı
+2
mezzosprite
(13.03.26)
Her şeyi dolu dolu ve tadında yaşamış bir gençlik
Mutlu olmayı ve mutlu etmeyi bilen bir eş
Düzgün yetişmiş ya da yetişmekte olan iki çocuk,
Menfaatsiz seven, arayan, aradığına sevinilen akrabalar,
Gerektiğinde seni taşıyacak(her anlamda) en az dört arkadaş,
Sonrası için yetecek ve seni asla muhtaç etmeyecek, sana her yıl tatil planları yaptıracak birikim, yatırım ve kariyer

sahibiysen, 40+ yaşında iyi yaşadım diyebilirsin.

'Ulan gezmediğim ülke kalmadı, kırmadığım fındık kalmadı ama daha kırkımda kıçıma giyecek don da yok, başımı sokacak dam da yok' diyenlerden olma bence.

Ek: 'Edinilmiş iyi bir hobi, yaşam tarzı parçası olmuş bir spor dalı ve diktiğin ve gölgesinde çay içebileceğin boya gelmiş en az 40 orman ağacı' nı da ilave edeyim.
-1
Mirket
(13.03.26)
dünya turu yapmak istiyorum. her şehri görmek deneyimlemek istiyorum. tüm doğal güzellikleri görmek istiyorum. tüm tarihi sanatı görmek istiyorum. tüm yemekleri tatlıları (vejetaryen) yemek istiyorum.

olur da bir gün cidden piyango çıkarsa sürekli gezerim. kedilerimle beraber <3
+1
art cat chocolate
(14.03.26)
Para, zaman, saglik. Yasadim diyebilmek icin bu 3'u yerindeyken bir seyler yapman gerekli. Bu kosullar saglandigi zaman attigin her adim sana ait olur. Kendi kararlarini verir, kendi hatalarini yapar, kendi dogrularini insa edersin. Siyasetin, dinin baska bir dis etkinin etkisinde kalmadan kendi aklinla sekillendirebilirsen hayatini yasamis olursun...
-1
thetruenorthstrongandfree1
(14.03.26)
şahsi düşüncem böyle bir şey deme şansı yok.

insan illa yetersiz hissediyor ve yaşlanmak bok gibi bir şey

şu belki, akademik olarak iyi araştırmalar yapmak

bi taraftan da iyi bir yatırım geçmişi veya kalan para da olabilir, finansal özgürlük

kafaya göre takılabilme şansı, dünyada serbest dolaşım ve harcama yaparken sıfır düşünme

istediğin kişilerle istediğin konularda çalışma

bilemiyorum bunlar da olsa hayat çok kısa.
+1
gurur
(15.03.26)
hayat her ne kadar benzer temaları içerse de hayat deneyimi öznel bir şeydir. Bu sebeple her yaşam bu hayat nasıl yaşanmalıdır sorusuna verilmiş bir cevaptır. Bu sebeple "yaşadım" diyebilmeniz için genel geçer ve herkes tarafından kabul görebilecek bir tanımlama olabileceğini sanmıyorum. Bana göre insanın kendi değerlerini anlama ve kendini geliştirme çabası, bu dünyada tüketerek değilde emeğiyle yaratarak var olması, sevgisi-özeniyle etrafındaki herşeyi beslemesi iyileştirmesi, bazen yalnızca başka bir yaşamın mümkün olduğu göstermesiyle "yaşadım" demeyi hak ettiğini düşünürüm. Bu konuyu en iyi bu şiir anlatabilirdi herhalde:
www.youtube.com
+1
elvan abeyiylegezse
(15.03.26)
Bana kalirsa

Mobilyaci gezmek, cocuk yapmak, misafir agirlamak, yemek yapmak, parka falan gitmek, survivor izlemek, aile kurmak.

Bunlari yapamayanlar da dünyayi geziyor.
0
Purple life
(15.03.26)
gezmek abi. baska bir sey degil bence.
0
baldur2
(15.03.26)
(4)

Hayatınızı yaşıyor musunuz

arbre
Şöyle anlatayım. Mesela ben Yıldız Tilbe konserine gitmek istiyorum ama gidemiyorum çünkü kız arkadaşım yok şu an. Bu mantığa göre hayatımı yaşayamıyorum. :D Siz hakkını veriyor musunuz, her gününüz dolu mu, konser, gezi kaçırmıyor musunuz?
Şöyle anlatayım. Mesela ben Yıldız Tilbe konserine gitmek istiyorum ama gidemiyorum çünkü kız arkadaşım yok şu an. Bu mantığa göre hayatımı yaşayamıyorum. :D Siz hakkını veriyor musunuz, her gününüz dolu mu, konser, gezi kaçırmıyor musunuz?
-7
arbre
(13.03.26)
Her gün dolu geçmiyor tabii ama imkanlarım doğrutulsunda güzel yaşıyorum. Bazı eksiklikler, defolar var tabii ama hayat işte bu ya dediğim çok oldu. Özellikle birkaç senedir.

Konser ilgimi çekmediği için gitmiyorum.

- Gezileri kaçmıyorum. 2023'den bugüne kadar 17 şehir gördüm Avrupa'da.
- Yaptıklarımı, kendim istediğim için yaptım. Oturup, İstiyor muyum, yapabilir miyim, nasıl olur diye araştırdım. İlgimi çekmeyenlerden vazgeçtim. İlgimi çekip yapamam deyip vazgeçtiklerim de oldu.


- Fine Dining
- Casino
- Strip Bar
- İki ülke arasında tren yolculuğu
- Yamaç Paraşütü
- Bungee Jumping
- Airbnb evinde kalmak
- Hostelde kalmak

Bu yukarıdakilerden sadece bir tanesini Türkiye'de yaptım. Diğerlerini Avrupa'da yaptım. Birbirlerinden farklı deneyimleri yaşadım çok şükür.

Kültür sanat sepet işleri, standup gösterileri ve bira viski tadımları güzel oluyor.
0
put it in your appropriate place
(13.03.26)
yaşamıyorum çünkü çok fazla internetteyim
+2
mezzosprite
(13.03.26)
Yaşamak dediğin şeyi istediklerini yapmak diye değil de, istemediklerini yapmamak olarak görüyorum.
Örneğin çok kazandığım ama berbat bi işim var. Yaşıyorum diyemem.
Konser ve kız işi uzun vadede kurtarmaz beni. Tek başıma değerli bi rolüm olmalı önce toplumda.
Şu an kendime yaşıyorum ve bu tatmin etmiyor.
Para evlilik çocuk ev araba... full paket sahibiyim ama ...
0
mimikikili
(14.03.26)
Ben de kanye west konserine gitmek istiyorum ama eşim hamile halimle benim İstanbul’a gidemeyeceğimi ve çok fazla giderimizin olacağını söyledi gelecek aylar için. Yani ilişki içinde olsan da konsere evente gidemiyorsun
0
Hallegadola
(14.03.26)
(14)

delirmiş gibi yemek istediğiniz yiyecekler var mı?

Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
Ben sütlü tatlılara karşı böyleyim. Yaptıktan sonra biraz dolapta bekletin deniliyor ya, o beklemeye bile tahammül edemiyorum bazen.
Ben sütlü tatlılara karşı böyleyim. Yaptıktan sonra biraz dolapta bekletin deniliyor ya, o beklemeye bile tahammül edemiyorum bazen.
-2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(13.03.26)
Yaprak sarma. Oturup bir tencere yiyesim geliyor da kendimi tutuyorum.
0
ekimoloji
(13.03.26)
Evde baklava varsa (özellikle midye baklava) gece rüyama girer.
0
himmet dayi
(13.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.03.26)
Zeytinyağlı yaprak sarması+1

Patates ve patlıcanla yapılan yemekler, makarna ve çiğ köfte.
+1
rock n roll
(13.03.26)
İçli köfte
Kısır
+1
egerbiryolcu
(13.03.26)
Kısır ve içli köfteye +100
Bir de ıspanaklı börek.
0
orient blue
(13.03.26)
Deniz börülcesi ekşilemesi, gittiğim yerde yapıldıysa artana evsiz gibi yumulurum. Turşusundan bahsetmiyorum ama, haşlanıp ekşili sosla karıştırılan taze tarifi.

Çiğnerken dokusu falan da çok güzel insanın ısırdıkça ısırası geliyor.
0
akhenaten
(13.03.26)
Toksam tüm yemekler aynı olur, açsam da en kolay ulaşabildiğimi seçerim. Bir lokma bir kot ceket felsefesi
0
artıküyeolmakistiyorum
(13.03.26)
tatlılar:
-bisküvili pasta (bir borcam tatlıyı 2 günde yerim)
-çikolatalı pudingli ve dondurmalı irmik
-un kurabiyesi (çay ile)

yemekler:
-patlıcanlı yemekler (etsiz)
-ıspanaklı gül böreği
-lahana sarması (etsiz)
-biber dolması (etsiz) (özellikle büyük biberlerden alır yerim yoğurtla)

diğer:
-lahana turşusu (şişene kadar yiyebilirim)
-çiğ lahana (çerez gibi gider valla)
-tuzlu yerfıstığı (bir oturuşta bir paket yerim ve bitti diye üzülürüm)
0
art cat chocolate
(13.03.26)
Taze ve fıstıklı baklava
Taze fıstıklı tahin helvası
Cevizli yaz helvası
Kiraz

Bunlar bizde öyle biraz yenip dolaba kaldırılacak şeyler değil tükenip bitene kadar uyuyamam.
0
mutekebbir
(13.03.26)
5 aydır acayip bi kabuklu yer fıstığı bağımlılığım var, hergün yemeden duramıyorum. ilk zamanlar nerdeyse yemek yerine yiyordum, şimdi azalttım ama yine de devam. ve bu süreç başlamadan önce sevmediğim bir yiyecekti
0
mezzosprite
(13.03.26)
ara ara çeşitli yiyeceklere bağlanıyorum. çok küçük yaşta ülker metro ile başlamıştı bu.

son zamanlarda ise kuruyemişlere sardım. bir ara kuru üzüm seviyordum, sonra tuzlu fıstık, şu sıralar ceviz.

ama her zaman sevdiğim bir şey var, o da yaprak döner. :)
0
tabudeviren
(13.03.26)
her zaman favorim fıstıklı baklava...
0
darthvader
(13.03.26)
Findik ezmesi
0
acelaacedebela
(14.03.26)
(10)

Meslek liselerinde ne öğretiliyor?

emreemre
Merhaba,bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlı
Merhaba,
bir kurumda hoca olarak çalışıyorum. Karşımdaki öğrencilerin hemen hepsi meslek lisesi elektrik bölümlerinden yeni mezun olmuş insanlar. Mesela iki direnç seri bağlanırsa eş değer direnç nasıl hesaplanır diye sorduğumda (veya tahtaya çizdiğimde) hemen hiç kimse cevap veremiyor. Paralel bağlıyı sorduğumda hiç cevap alamıyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki bunlar uygulama yapıyorlar, teori bilmezler. Ama lab.da da breadboard üzerinde iki direnci seri bağlayamıyorlar.

Bu 4 sene bu insanlara ne öğretiyorlar. Az buz bir süre de değil. Aklım almıyor yani.
0
emreemre
(13.03.26)
Meslek lisesinde ders dinleyen öğrenci yok, zaten kapasiteleri de yok. Sınıfta kalma da imkansız denebilecek durumda olduğu için sonuç bu.
+1
sadakatsiz
(13.03.26)
30 sene önce meslek lisesinden mezun olmuş biri olarak yanıtlayayım. sınıftaki 40 kişiden en fazla 3-5 tanesi kendi isteği merakı ile bu işleri öğrenir. geri kalan 35 kişiyi ise okul aman bunlar başımıza kalmasın diyerek zorla ite-ite mezun eder. 30 yılda bir şey değişmiş midir diye sorarsa hiç ümidim yok. meslek liseleri eğitimin dibidir. bundan adam olmaz denecek kişilerin gönderildiği okullardır.
+1
orpheus
(13.03.26)
atölyeye salıyorlar hepsini hayvanat bahçesi misali. 100 kişiden belki 2-3 tanesi yapması gerekeni yapıyor, diğerleri de hayvanlıktan vakit bulursa yalandan o 2-3 kişi bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyor
+1
zozjotejmnk
(13.03.26)
Annem meslek lisesinde matematik öğretmeni olarak çalıştı emekliliğinden evvel.
1/2 ile 2/4 ün aynı şey olduğunu bilmiyordu çoğu çocuk. 9. sınıfta ortaokul matematiği öğretiyordu evvela. Temel matematik bilmeyen çocuğa 10. sınıfta meslek öğretmeni nasıl eğitim verecek? Cin gibi çocuklar olsa da azınlıkta kalırdı bir çoğu ana baba zoruyla okuyan okuldan atılsa sınıfta kalsa geleceği kararacak çocuklar. Bulaşacakarı şeyleri üç aşağı beş yukarı tahmin edersiniz. Myo okumaları onlar için çok güzel gelişme el mecbur en temele ineceksiniz hocam Allah kolaylık versin.
0
cilekli pasta
(13.03.26)
ilk yorumun eksilenmesi cok komik. hemen altta meslek lisesi mezunu bile bu ögrenciler icin iyi konusmazken, bazilarinin bu liselere gelecegin odtü ögrencileri muamelesi yapmasi inanilmaz sacma. 12 yillik zorunlu egitimin "bundan da bir halt olmaz ama mecburuz iste" cocuklari icin düsündügü vergi yakma kurumlari cogu. 12 yillik egitim zorunlu olmasa, birkac tane meslek lisesi kalsa inanin kurumlarin ögrenci kalitesi de egitim kalitesi de itibari da ucar. bu haliyle nerede it var, serseri var buralara dolusturuyorlar. özünde cok güzel bir sistemi mahvediyorlar.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
elektrik bölümünü bilmiyorum ama ticaret lisesi öğrencilerinden yıllardır stajyer geliyor (mali müşavirlik ofisi). ben ezberletmeyi sevmem, mantığını öğrensin, kendi kavrasın isteyim. ama bırak muhasebe öğretmeyi, çocuk daha toplamayı çıkarmayı bilmiyor. mecburen ezbere bir şeyler yaptırıyoruz, öğretmeye çalışıyoruz. hayır sen toplama çıkarma bilmeden lise son sınıfa kadar nasıl geldin kardeşim?

her gelene ilk söylediğim, bak muhasebe öğrenmeye niyetin varsa burada öğrenirsin, istediğin soruyu sor, hiç üşenmem öğretirim. tamam abi diyorlar, iki gün sonra bakıyorum hiç öğrenmeye falan niyetleri yok. hepsi stajım bitsin de gideyim derdinde.

mezun olup gidenlerden takip ettiğim birçoğu üniversite sınavına bile girmedi. hatta biri dümdüz tas kafalı serseri olmuş.
+1
kibritsuyu
(13.03.26)
20 küsür yıl önce meslek lisesi'nde elektronik okudum. meslek liselerinin ezbere dayalı saçma sapan ve aslında oldukça ağır bir müfredatı vardı o zaman. değişmediyse şimdi de öyledir belki.
genel geçer dersleri birinci sınıfta verilip bitiyor, sonraki programı mesleki ve çoğunlukla 8 saate varan atölye dersleri kaplıyordu. sabah 7'de evden çıkıp, akşam 7'de eve dönüyordum.
mesela tv devreleri ya da mikroişlemciler dersinde, sabahtan birisi tahtaya devreyi çizmeye başlar, öğreden sonraki derse anca yetişir, geri kalan vakitte de o çizim öğrenciler tarafından tahtadan deftere geçirilirdi. hiçbir konunun mantığı anlatılmaz, günler geceler boyunca, çoğunlukla çizim üzerinden bişeyler ezberlerdin. bu sebeple çok zaman gece 2-3 gibi kalkıp, okula gidene kadar ezber yapıyordum.
uygulamalar da, yine işin mantığının öğretildiği pratikler değildi. işte fotokopi devreyi board'a çiz, asitle yolları çıkar, matkapla elemanların yerini del, yine fotokopiden bakarak elemanları lehimle, bitti. led'in mi yanmadı, avometreyle kontrol edip sorun şurada diye tespit etmektense, tüm devreyi söküp yeniden lehimlemek, hepimizin işine gelen yöntemdi mesela. kendi araştırıp, öğrenip, gelişen öğrenciler yok muydu? tek tük vardı. ben ezberci olduğumdan tüm lise öğrenimim, koca bir ezberle-unut döngüsünden ibaret oldu (bu arada, kağıt üzerinde çok başarılı bir öğrenciydim). bu sebeple düz liseye gitmediğime çok pişmanım.
meslek lisesi'nin bana kazandırdığı, çok kalabalık bir ortam ve çok çeşitli tipler sayesinde insanları erken yaşta tanımak, her hal ve durumla baş edebilme yetisi kazanmak oldu. bir de, okulun konumu ve öğrenci profili sebebiyle çok keyifli bir okul hayatı geçirdiğimi söyleyebilirim.

edit: matematik denmiş de, bizde, lise ikinci sınıfta türkçe dersindeki sesli okumayı heceleyerek yapan öğrenci vardı. öğrenci dediğim de, sakallı bıyıklı adam yani :)
+2
manuel mandalina
(13.03.26)
Lise 1'e endustri meslek lisesi elektrik bolumunde okudum. Teori de pratik de vardi ancak belirtildigi gibi buyuk cogunlugun umurunda degildi, ozellikle teori ile alakali kisimlar. Bir de benim gecirdigim bir yilda teori ve pratik birbirinden cogunlukla ayri kaliyordu. Mesela bir dersin sinavinda sadece ohm kanunu uzerinden sorular soruldugu halde (3 bilesenden 2'si verilip kalan isteniyor) gene de cogunluk dusuk notlar aliyordu.

Neler yapiliyor sorusuna cevap vermem gerekirse; ilk donem ev tesisatlarinin tamami yapildi. Ikinci donemde ise sifirdan devre cizimi yapildi bir kez, devaminda 0-30 volt ayarli guc kaynagi yaptik, ama hangi eleman ne ise yariyor bilerek degil, lehimlememiz soylendi lehimledik.

Ilerleyen yillari ben gormedim ama bobinaj, kumanda gibi atolyeler animsiyorum.
0
mbond
(13.03.26)
Meslek öğretmeni değilim, edebiyat öğretmeniyim ama hep meslek liselerinde çalıştım. Meslek liselerinde yöneticilik de yaptım. Şu anda da mesleki eğitim merkezinde yöneticiyim. Çalıştığım tüm kurumlarda da elektrik bölümü vardı.

Sorun şu: mesleki okulların müfredatı, anadolu liselerinden daha ağır. Hem anadolu liselerindeki gibi kültür dersleri görüyorlar hem de mesleki alan dersleri görüyorlar. Ve mesleki dersler amiyane tabirle kafa gerektiriyor. Bu bağlamda baktığımızda daha nitelikli öğrenci gelmesi gerekirken, eğitim-öğretim, ders, kitap gibi şeylerle alakası olmayan öğrencilerin gittiği okullar bunlar. Haliyle bu profile 4 değil 14 sene elektrik dersi göstersen bir şey öğrenemez. Evet, istisnai sayıda kalifiye öğrenci yetişiyor ama o da hayatın her alanında bir nevi kendiliğinden yetişen başarılı insan sayısı gibi.

Kendi alanım üzerinden bağlayayım konuyu. Edebiyat kısmını geçtim, Türkçe kısmında yani okuduğunu, dinlediğini anlamada herhangi bir başarı yok. Okuduğunu anlamayan adam, ne bölümü okursa okusun beceri geliştiremez. Teknik konular dahil.
+1
wilhelmwasmuss
(13.03.26)
staja öğrenci götürüyordum birkaç sene önce; ders işlenmiyor, hocalar sigara odasında geçiriyor bütün günü. arada ders işlenecek olsa öğrenciler dinlemiyor bu kez. idare de umursamayınca hiçbir şey olmuyor işte.
0
mezzosprite
(13.03.26)
(4)

Günlük yemek odaklı rutini takıntılı biri sporu ve diyeti nasıl hayatına dahil eder?

mahmuttt
Yani öğlen yürüyüş yapmak yerine sırf rahatlattığı iyi hisler verdiği için canımın çektiği yemek ve tatlıyı hergün yiyorum. Bu benim rutinim ve bu rutine takıntılıyım. Bir de asıl konu en ufak fiziksel hareket gözümde 1 ton ağırlığında. Psikolojime Çok zorlayıcı geliyor.Bir yandan obezim. Ben nasıl
Yani öğlen yürüyüş yapmak yerine sırf rahatlattığı iyi hisler verdiği için canımın çektiği yemek ve tatlıyı hergün yiyorum. Bu benim rutinim ve bu rutine takıntılıyım.

Bir de asıl konu en ufak fiziksel hareket gözümde 1 ton ağırlığında. Psikolojime Çok zorlayıcı geliyor.

Bir yandan obezim.

Ben nasıl spor ve diyeti hayatıma katacağım?

Şimdiden çok teşekkürler.
-1
mahmuttt
(13.03.26)
uzman degilim ancak yemek kacis noktasi gibi gorunuyor soylediklerinize bakarsak. oncelikle terapi ve veya destek almak iyi gelebilir.
ne dersek diyelim bu benim rutinim ve bu rutine takintiliyim diyerek, belki fark ederek belki etmeden zaten ikna edilebilme, oneri alma kapilarinizi kapatmissiniz.
0
cairo
(13.03.26)
Rutininiz yemek yemek. Her obez rutine takıntılı değil mi zaten?
Sporu ve hareketi hayata sokabilirsiniz ama zihninizde yemek yemeyi değiştirmediğiniz sürece hiçbir işe yaramaz. İlk önce aşırı yemek yemeyi normalleştirmeyi bırakacaksınız, yemeği bir kaçış ya da ödül olarak görmeyeceksiniz. Bunun için ciddi bir psikiyatrik yardım almaya başlamalısınız. Sonra rejim + hareket ile kilo vereceksiniz.
+1
alice in potatoland
(13.03.26)
kitap tavsiyesi vermeye geldim: atomik alışkanlıklar
0
mezzosprite
(13.03.26)
önce neyle inatlaştığınızı bulmak lazım. anlattığınız tabloda sihirli bir değnek inecek de, birden herşey kolayınıza gelecek değil. çözüm terapide gibi görünüyor.
0
lil siztah
(13.03.26)
(4)

Yenidoğan bebeğin uçağa binmesi

nivoandmira
Bebeğin Kimliği yanlarında olmasa uçağa alınmama gibi bir durum söz konusu mu ? İstenirse Telefondan kimlik ön/arka görseli göstersek sıkıntı yaşayabilir miyiz ? Tecrübeli arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
Bebeğin Kimliği yanlarında olmasa uçağa alınmama gibi bir durum söz konusu mu ? İstenirse Telefondan kimlik ön/arka görseli göstersek sıkıntı yaşayabilir miyiz ? Tecrübeli arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
0
nivoandmira
(13.03.26)
yenidoğan değil de 4 yaş çocuğun kimliğini unutup iç hat yolculuğunda yaşadığımızı anlatayım. e-devlette aile kaydını göstermemizi istediler gidişte. dönüşte de havaalanındaki polise gitmemizi istediler. ordan doğrulama yapılıp haber verildi ve sisteme işlendi öyle geçebildik.
0
pide
(13.03.26)
Kimlik fotoğraflı olmak zorunda. Onun dışında kimlik yoksa almama ihtimalleri yüksek. Kime denk geleceğini bilemezsiniz ki.
0
elorelia
(13.03.26)
15 yaşına gelmediği sürece bebek/çocuğun fotoğrafı kimliğe basılamaz.
Ek olarak zaten bebeğin Tc si adı soyadı var kimlikte okutup geçin deniliyor. Uçağa binmeden bi personel kıllık yapmak isteyip ille de kimlik görmem lazım diye tutturabilirse dayanağı var mıdır onu merak ediyordum
-3
🌸nivoandmira
(13.03.26)
Yanlış bilgi @nivoandmira, ebeveyn isterse ilk kimliğe bile basılır. Hatta kimlikle gidilebilen ülkelere kimlikle gitmek için kimlikte fotoğraf zorunludur her yaş için. Yurtiçinde böyle bir zorunluluk yok.
Uçağa binerken herkesin kimliğini gösterir geçerli belge ibraz etmesi zorunludur, telefondan resmini göstermek geçerli belge sayılmaz. Bazı hallerde havaalanında yardımcı olunabildiğini biliyorum (uçak kapısında değil) ama detaya hakim değilim her zaman illaki yardımcı olurlar mı yoksa inisiyatif meselesi mi bilmiyorum.
0
mezzosprite
(14.03.26)
(23)

Anne ve sigara kokusu

tiredofwaiting
Aşağıdaki sigara kokusu duyurusunu görünce dayanamadım.Ben sigara içmiyorum, evimde içilmesini de istemiyorum, kokusu beni çok irite ediyor.Birkaç haftadır annemle babam bende, annem bende vakit geçirmeyi seviyor. Fakat bu sefer dayanılmaz bir sigara kokusu var. Annem bendeyken sigarayı balkonda içi
Aşağıdaki sigara kokusu duyurusunu görünce dayanamadım.

Ben sigara içmiyorum, evimde içilmesini de istemiyorum, kokusu beni çok irite ediyor.

Birkaç haftadır annemle babam bende, annem bende vakit geçirmeyi seviyor. Fakat bu sefer dayanılmaz bir sigara kokusu var. Annem bendeyken sigarayı balkonda içiyor, ama yeni içtiyse ve onun bulunduğu odaya girdiğimde sanki tüm oda sigara kokuyor gibi oluyor. Yanıma bi 10 saniye bile gelse bütün oda kokmaya devam ediyor. Sigaraya olan nefretimden mi yoksa kokunun gerçekten böyle bir etkisi var mı ama başımı çok ağrıtıyor. Bir de babama sinirlenince -ki bu çok sık olur- tütünü yakmadan yiyor galiba.

Gençliğinden beri sigara içmiş, bırakmaya hiç niyeti yok, konunun açılmasına bile tahammül edemiyor. Eğer değiştirmesi gereken birşey ima bile etseniz alınıyor, küsüyor, hassas bi yapısı var. Bir de bende misafir olduğu için zaten en sevdiği alışkanlığıyla ilgili negatif birşey diyemem. Geçen bi azalt lütfen, hem sağlığın için vs dedim, araya bir de "keskin bir kokusu var"ı sıkıştırdım ama duymadı bile sanırım.

Ben biraz hafif titiz olabilirim büyüdüğüm aileye görece. Küçüklüğümde de annemin göğsüne başımı yasladığımda, kucağında durduğumda filan gücenirdim biraz beni bu kokuya maruz bıraktığı için.

Napacağım ben böyle. Bi yandan onun hayatı karışmaya hakkım yok ama bi yandan da benim evim ve benim de hayatım etkileniyor. Bırak diyemem sanırım, zaten balkonda soğukta içiyor sigarayı ona da üzülüyorum.

1.Konuşsam mı, konuşsam ne denir ki?
2. Sigara kokusuna çözüm olacak sprey alet vs var mı. Hava temizleyiciler etki eder mi?
0
tiredofwaiting
(12.03.26)
Kadın bu konu hakkında ima edilmesinden bile rahatsız oluyormuş konuşsanız ne olacak? Üzülecek sadece. Sizinle de yaşamıyormuş yani biraz sabredin, anneniz sonuçta.
-2
sadakatsiz
(12.03.26)
sigara içen insanlara kokusu konusunda bir şey demeyin abicim. içiyor işte. napsın!
-6
summerjam0306
(12.03.26)
Kokusuz birşey içseydi tamam ama ben perişan olmuş vaziyetteyim, bana da yazık değil mi. Sabahtan beri baş ağrısıyla cebelleşiyorum.
+4
🌸tiredofwaiting
(12.03.26)
Anneniz o sigarayı bırakmayacak. Tek seçeneğiniz var kovun evden o zaman. Ne diyelim başka?
-7
sadakatsiz
(12.03.26)
Evi havalandir. Kokular koy. Anneye bir şey deme ima da etme. Ne yapacak annen sigarayı mi bırakacak sizdeyken? Sadece küslük dargınlık
+1
topkapiaksaray
(12.03.26)
Hocam git bi sigara iç kendine gel belli sinir stres basmış seni.
-4
🌸tiredofwaiting
(12.03.26)
en sinir olduğum tipler. senin sigara içmediğini ve bundan rahatsız olduğunu bildiği halde gelir evinde sigara içer. dahada beteri marifetmiş gibi gider balkonda içer ama bütün leş koku yine evine dolar.
benim böyle tipleri kovmuşluğum çok var. annemin arkadaşları gelirdi her seferinde içeride sigara içerlerdi. anneminde astımı var biliyorlar. en sonunda bunları direk kovdum. yüzlerine bağıra çağıra evden kovdum bir dahada gelemediler.
dayımda aynı şekilde bildiği halde gelir bizde balkonda sigara içer bütün leş koku eve dolardı. en sonunda ona da patladım bir daha gelmedi. işi olduğunda kapıdan uğruyor.
böylelerine yüz vermeyeceksin tepkini en başta koyacaksın. orası senin evin senin kuralların geçerli. kendi evlerinde ne bok yerlerse yesinler.
+4
my fault
(12.03.26)
benim annem de öyle benim evime gelince bazen midemi bulandıracak kadar kötü kokuyor ama sabrediyorum çünkü sigarayı bırak dediğimde hiç umursamıyor. seninki alınıyormuş benimki sana ne bi zevkim var diyip hayatına devam ediyor. hatta bunu tehdit ettim çocuğum olursa geldiğinde sevmene izin vermem çok kötü kokuyosun dedim, korkmuş ve kendi evine gidince bırakmayı denemiş bırakamamış.
+1
Sadece soruyorum
(12.03.26)
1. konuşma, diyecek bir şey yok, sadece içindekini kusmak olur kavga olur kırgınlık oluır.
2. hava temizleyici etki eder. sprey olarak koku değil, febrez faydası olur ama annen her balkondan geldiğinde üzerine febrez sıkarsan hay senin yapacağın işi der.
hava temizleyici al hepa filtreli, varsa karbon filtreli (var mı bilmiyorum) kesinlikle işe yarıyor.
3. annene kokmayan bir paket sigara al, bunu denesene bi de
4. sigaraya başla
+2
kisa
(12.03.26)
Sinirle yazmadım güzel kardeşim, başka bir seçeneğin yok diyorum. Bir tanesi de gelmiş orası senin evin kov gitsin diyor sksndjldslf aynen anneni kov, anne dediğin nedir ki elini sallasan ellisi, yenisini bulursun.
-3
sadakatsiz
(12.03.26)
Başka seçeneğim var abi, sen de bunu anlamak istemiyorsun. Soruyorum işte hava temizleyici olur mu, sigara kokusunu hapseden sprey var mı. Belki bilmediğim başka birşey de vardır diye soruyorum. Bak hava temizleyici etki ediyormuş.

Çözüm odaklı değil ki senin yaklaşımın, kestirip atmak. Dayanabilsem zaten gelip buraya soru açmazdım. Ne tuhaf insanlarsınız gerçekten anlamak mümkün değil. İçin abi, böyle bir saldırganlıkla etrafınızdaki herkesi kendinizden nefret ettirene kadar içmeye devam edin.
+4
🌸tiredofwaiting
(12.03.26)
Kadın balkonda içiyor ve içeri girdiğinde sizin başınıza ağrılar giriyormuş. Hiçbir hava temizleyicinin sizin garip durumunuzu çözeceğini sanmıyorum. Denemek size kalmış tabii. Psikoloji biliminden de faydalanabilirsiniz. Saldırmadım da diyorum bence siz biraz sakin olun :d
-6
sadakatsiz
(12.03.26)
Oğlum 'Pis kokuyorsun' dediği için 18 sene içtiğim sigarayı bir anda bıraktım. Ama dört yaşındaydı. Ama siz nazınız geçecek zamanı kaçırmışsınız. Onu her durumda çekme yaşındasınız. Annedir, ona yapabileceğiniz bir şey yok.

Birkaç gündür oda temizleyicileri konusunu araştırıyorum. Şunda karar kılmak üzereyim. Yorumlarda bol miktarda sigara kokusuna çözüm olduğundan bahsedilmiş. Bir bakın isterseniz.

www.trendyol.com
+1
Mirket
(12.03.26)
Bilmem biliyor musun ama sigara kokusu insanların kıyafetlerine sinen birşey. Bu garip bi durum değil.

headachejournal.onlinelibrary.wiley.com: The study demonstrated that heavy SHS exposure (serum cotinine at 1 to 10 ng/mL) had a significant positive association with severe headaches or migraine in never-smoking adults. Prospective studies are necessary to verify this relationship in the future.

Psikoloji biliminden benim faydalanmama gerek yok etrafına rahatsızlık verip bunu normal kabul eden insanlar için daha ideal.

Saldırmadım demedin, ama gayet proveke edici konuştun "kov o zaman" vs diye. Eğer çözüm sunmayacaksan kimse senin mavrana maruz kalmak zorunda değil. Üslup önemli, pek bir çareniz olduğunu zannetmiyorum ile "Anneniz o sigarayı bırakmayacak. Tek seçeneğiniz var kovun evden o zaman. Ne diyelim başka?" arasında fark var. Her soruya cevap vermek zorunda değilsin. Yine: çözüm sunmayacaksan susabilirsin.
+1
🌸tiredofwaiting
(12.03.26)
Tamamdır randevumu aldım kardeşim teşekkür ederim. Size de huzur dolu bir hayat diliyorum :d
-4
sadakatsiz
(12.03.26)
sigara içenler ya da sık sık maruz kalanlar anlamıyor ama başka şehirde içip gelse bile kokusu hassas bünyeleri etkiliyor. hatta sigarayı içen kişi isterse kıyafetlerini yaksın kendini çamaşır suyuna yatırsın, zararı da devam ediyor evde verdiği kontamine nefesten bile (bkz: üçüncül maruziyet)

ben de çözemedim bu konuyu, çok rahatsız oluyorum ama yapacak bi şey yok söylemekle bi şey değişmiyor. hava temizleyici işe yarar. kolay gelsin çok iyi anlıyorum sizi
+2
mezzosprite
(12.03.26)
Evde maske takın. "Annecim o kadar çok sigara kokuyorsun ki bu bende baş ağrısı yapıyor. Bu koku benim sürekli ağrı kesici almama sebep oluyor. Biliyorum sen sigarayı bırakmak istemiyorsun, n'apalım ben de böyle çözüm buldum. Maske taktığımda baş ağrısı olmuyor" diye suçlamadan gayet yapıcı bir çözümmüş gibi anlat annene. Sonra da eve misafir falan çağırıp onların yanında da maskeyle takıl, soranlara da sebebini anlat herkesin içinde. Eğer annen tüm bu olanlara rağmen hiçbir adım atmazsa o zaman bu kadar bencilce hareket eden biriyle çok daha ciddi bir konuşma yapman gerekir.
0
thracia
(12.03.26)
arkadaş ağır tiryaki sanırım. başka açıklaması olamaz. insanların sigarayı bu kadar sahiplenmesine anlam veremiyorum. gurur meselesi yapıyorlar. ağızlarını diksen başka yerlerinden içecekler.
sigara içen insanın kendisine ve çevresine saygısı yoktur.
bak annesi balkonda da içse evin içinde yaşayan birey etkileniyor. sigara içen birinin bunu anlaması imkansız. iş yerinde odamın kapısını kapatıyorum ancak orta alanda içen sigara dumanı içeri bir şekilde sızıyor. o koridordan geçtiğim için üstüm başım, saçlarım sigara kokuyor. odamda içmiş kadar oluyorlar.
sigara içen insan leş gibi kokuyor. asla kabul etmiyorlar ama içen insan ile içmeyen insan çok kolay ayırt ediliyor.

çözüm hava temizleyici ve sürekli öksürerek rahatsızlığı belli etmek.
+2
elorelia
(12.03.26)
30 sene sigara içmiş, 2 sene olmuş bırakalı bir insan olarak size çok hak veriyorum. annemde bana gelince ayni tepkileri verirdi bende çok sıkılırdım, ama şimdi çok iyi anliyorum içmeyen birine o kadar rahatsiz edici bir koku ki. ama hemen elini agzini sabunlayinca bir nebze fayda edebiliyor. siz nazikçe bunu söyleyebilirsiniz.
0
sinematikcrop
(12.03.26)
yani burada anne baba 1-2 haftadır neden sizde konusu önemli.

size bir yardım için gelip 1-2 haftadır kalıyorlarsa insanların hayatına saygı duymanız lazım, keyfen orada değiller. onlar olağan akışlarına devam ediyorlar. zaten anneniz sigarayı dışarıda içiyor bu soğukta.

size tatile gelip 1-2 haftadır kalıyorlarsa o zaman değişir. o zaman ihtiyarlar size uyacaklar.
0
galahad reloaded
(12.03.26)
o lanet sigara kokusu evdeki duvarlara bile siniyor. sırf bu yüzden bir teyzeme gitmiyorum. en büyük nefretim sigara.

ben olsam hayatta izin vermem. annenizle ilişkiniz çok samimi değil sanırım, yüzüne direkt söyleyemiyor musunuz? "benim evimde içme, ben hoşlanmıyorum" demek zor değil.

benim bu konuda çok büyük bir tiksintim var. benim evime kardeşim ve kuzenim gelirler ama yılda bir anca. ikisi de sigara içen insanlar. asla ve asla evde sigara içirmiyorum. balkonda bile içirmiyorum. çok içmek istiyorlarsa aşağı inip öyle içmeleri ve o koku biraz dağılsın diye de hava şartları ne olursa olsun beklemeleri lazım. yoksa benim evime gelemezler. ayrıca montlarını balkonda tutarım hiç acımam.

evimde parfüm ve deodorant sıkmak da yasak. benim astımım ve alerjim de var.

bir saniye bile olsa kimse için o iğrenç sigara kokusunu çekemem. ben kimseyi evime davet etmiyorum. gelmek isteyen olursa da kuralları söylüyorum, işlerine gelirse. o bahsettiğim kuzenim ve kardeşimin evlerine de bir kere bile gitmedim, kıraathane gibidir eminim.
0
art cat chocolate
(12.03.26)
Eski bir sigara içen olarak, birinin sigarayı bırakmasını istiyorsanız özellikle de sağlık yönüne vurgu yapmamalısınız. Tamamen ters tepiyor. İnatla içesi geliyor insanın.

Yani denebilir ki bana gıcık oluyorsa yine zararı kendine çok mantıksız içmesi. Olsun. Mantıksız mantıksız içesi geliyor insanın. Bağımlılık böyle bir şey.

Amacınız sizde sigara içmemesi ise evde sigarayı yasaklayın komple. Mantıklı sebep sunmayın. Yasak. İçilmeyecek, benim evim benim kararım deyin. Ancak iş ciddiye binince bırakabilir.

Sigara içen aile üyesine sigarayı bıraktırmanın belki de tek yolu "içeceksen iç, ama benim yanımda değil." Yöntemlerinden geçiyor.

Ya da örneğin balkonda sigarayı içecek, sonra duş ve diş fırçalama zorunlu olacak. Bir daha mı içti, o zaman bir daha duş ve diş fırçası...
0
akhenaten
(12.03.26)
ben bu olayı çözdüm gibi büyük kavgalar sonunda.
bir kere insanların yaşambiçimine saygı etrafa zarar verdiği noktada durur. ben de sininlenince yumruk atmak istiyorum bana saygı duyacaksın diyebilir miyim?
neyse çözüme gelelim.
sigara gönlünce içsin ama bazı kurallar dahilinde sigarayi senden çok seviyorsa gülü seven dikenine katlanır.
sigara balkonda bile aşağıda apartman dışında içilecek. bititkten sonra hemen gelinmeyecek ufak bir yürüyüş yapılıp ciğerde kalan dumanlar atılsın diye beklencek.
eve girer girmez üstünü değişecek girişte. bütün kıyafetlerini bir naylon torbaya koyup ağzını düğümleyecek. yeni temiz kıyafetler girecek eskiler tek başına yıkamaya atılacak.
eller yüz yıkanacak. dişler fırçalanacak.
eğer uzun saçlı bir insan ise sigara içerken saçına duş bonesi taksın eve girmeden hipkolroz spreyi sıkarak saçlarını savurup havalandırsın.
odaya da hava temizleyen bir alet siz alın bunun maddi yükünü çekerek bütün zararlı huylarına rağmen hala seviyorum anlamına geliyor.
bu arada bence çocukluk travma mağdurusunuz. küçük bir çocuğun annesinin babasının sigara içip ona sarılmasına inanamıyorum.
anneniz bunu farkedemeyebilir ama bvence farketmesi için terapiye gidin.
çünkü siz ona hassasiyet gösteriyorsunuz, yetişkin olan sizi dünyaya getiren kişi size sorumluluk yüklüyor. size zarar veriyor ve buna tepki gösterince bundan da rahtsız oluyor.
0
mavicorap
(12.03.26)
(12)

American Dream

huladancer
hala var mı? Mümkün mü? Ne düşünüyorsunuz?Amerika'ya taşınılır mı?tşk
hala var mı? Mümkün mü? Ne düşünüyorsunuz?
Amerika'ya taşınılır mı?
tşk
0
huladancer
(10.03.26)
20 yıl öncesine kadar olduğu gibi, kültürlerini yalnızca yayınladıkları film, dizi, klipler üzerinden takip ediyor olsaydik ve siyasetçilerinin Twitter hesapları olmasaydi Amerika Birleşik Devletleri'ni bugün de bir şey sanmaya devam ederdik ama artık sosyal medya var ve orada gerçekten ne olduğunu net olarak görebiliyoruz. Hayat şartlarının elbette bizim gibi bir ülkenin çok çok üstünde olduğu bariz ama hani rüya der misin, artık demezsin.
+2
sekizdokuzon
(10.03.26)
amerikan rüyası deyince tam ne anlamak lazım bilmiyorum ama abd'nin güneyinde hatta cumhuriyetçi, dindar ve dışarıya kapalı bir kasabasında trumptan önce ve sonra yaşamış biri olarak bence orda hayat daha kolay, daha güzel; daha insanca yaşamak mümkün, insanlar birbirine saygı gösteriyor, herkes herkese selam veriyor gülümsüyor teşekkür ediyor, politik görüşü ne olursa olsun kimse bireyler üzerinden olumsuz bir eyleme geçmiyor. ordaki hayatı güzelleştiren küçük ve büyük şeyler listem o kadar uzun ki yazamam buraya, zaten üzülüyorum yazarken. dezavantajları da var tabi, hayattan beklentinizin ne olduğuna bağlı olarak değişir ne kadar büyük dezavantaj oldukları. taşınılır mı sorusunun cevabı bence evet ama yine beklentilerinize göre değişecektir
+5
mezzosprite
(10.03.26)
yok tabii ki :)

dream olarak bakıyorsanız olmaz. ama iyi para kazanayım, daha sakin bir hayatım olsunsa motivasyon. olabilir.
+2
gurur
(11.03.26)
Amerika'ya tasinilir. Bir suru avantaji var. Hangi birini yazsam bilemedim... Tr'deki duruma paralel olanlari yazayim. Mesela politik kutuplasma olsa da insanlar birbirinin alanina, bireysel tercihlerine saygilidir, sosyal baski azdir. Hukuk sistemi guvenilirdir. Kurallar uygulanir. Kisiye gore degismez. Ifade ozgurlugu vardir. Devlet vatandasin elestrisine toleranslidir, polis gelip kufur ettin diye seni evden almaz. Para birimi guclu, gelir gider dengesi iyidir. Her gun vergi politikasi degismez. Mulkiyet hakki daha iyidir. Aniden bir bahaneyle malina mulkune el konulmaz. Hukuk izin vermez. Is kurmak istersen ucuz krediye ulasabilirsin, ev almak istersen her turlu ev kredisini cabucak bulursun. Birikimin rezerv para oldugu icin guvenilirdir. Paran bir gecede pul olmaz. Zirt pirt kural degistirilmez. Stress azdir... Daha ne olsun?
+3
thetruenorthstrongandfree1
(11.03.26)
Amerika coğrafi olarak çok büyük ve nerede yaşayıp ne kazanacağına göre tecrübeniz çok değişir. Mesleğinizi yapıp, iyi para kazanabilecekseniz gayet kaliteli ve tatmin edici bir hayat yaşarsınız.
+2
salihdt
(11.03.26)
@banach

Hahaha :) Senin verdigin vergiden ne olur? Adamlar kagit parcasinin uzerine 100 yazip dunyayi satin aliyorlar, biz ayni kagidi cuzdanda unutunca deger kaybediyor...

Bir de sen gecenlerde evlilik yoluyla nasil Amerikan vatandasligi alirim diye soran arkadas degil misin? :)
+6
thetruenorthstrongandfree1
(11.03.26)
yuruyecek kapasitesi olan adam, biraz da sansi varsa amerika'da da yurur, japonya'da da yurur turkiye'de de yurur. olmayacaksa da marsa da gitsen olmaz.

kuzey amerika'da sifirla baslayip koseyi donen gordum mu gordum.
turkiye'de de buna tanik oldum mu oldum.

amerikan ruyasi adamlarin sana sattigi birsey, adamlarin zaten yaptigi en iyi sey bu, ulke zaten bir ulus devlet degil, bir business olarak kurulmus ve yonetiliyor.
amerika ltd. $ti. gibi dusun olayi yani.
0
cooperr
(11.03.26)
maalesef bitti. amerika normal ulke seviyesine dustu artik dream degil. eskisi gibi tek kisi guzel bir ise girip bir ev alip onune 2 araba cekme donemleri bitti. ama olusu bile yine de dunya uzerinde yasayabilecegin en varlikli hayati sunuyor. yani amerika bitti ama diger ulkeler aldi yurudu degil. onlar dibe batti.

ben su anda calisma vizesiyle calisan biri olarak bu kalitede hayati baska hicbir yerde yasayamam. ama green card alinmiyor artik evlenmedikce. ne yapacagiz bilmiyorum zorla bas goz edecekler.
+1
antikadimag
(11.03.26)
Dream mi, nightmare mi yaklaşık iki ay sonra göreceğim kısmetse. Hem çok da genç sayılmayacağım bir yaşta yapacağım.

2000'lerin başından beri abdye sürekli gidip geliyorduk, hep dream kısmını yaşadık gidip geldikçe, ama yaşama fikri şimdi ürkütüyor..
Beklentim @thetruenorthstrongandfree1 bahsettiklerinden bazıları olsa yeter şeklinde. Bir de sanırım sıradan, sadece ailemle ve kendimle ilgilenebileceğim, apolitik kaossuz bir yaşam isteği. Umarım gerçekleşir.
Gelmeyi planlayanları da north carolina'ya beklerim..
+1
artci sarsinti
(11.03.26)
north carolina mi? :)
allah kurtarsin kardesim, hemen bir tane tufek ayarla kendine..
+1
cooperr
(11.03.26)
bir tek charlotte yaşanabilir bir şehir. o da belki :) en azından havalimanı uluslararası bir hub. kolay gelsin.
0
eileengray
(11.03.26)
abd'li olmadigim icin ve hicbir zaman da abd pasaportu istemeyecegim icin republicanlar beni rahatsiz etmiyor. hatta genel olarak republicanlar democratlar kadar rahatsiz ediyor beni. uzun süreli hayat kurmayacaksam birkac sene ben güneyinde sicak bir yerlerde yasardim. alabama, georgia, mississippi, arkansas...
güneyin kültürünü daha cok seviyorum.

cok sevdigim bir arkadasim south dakota'da, mitchell'da yasadi senelerce. tam ev aldilar, köpek evlat edindiler, anne oldu, hayat kurdularderken, annelik sonrasi kendisine sorulmadan is yerindeki statüsü düsürüldü. bunun üstüne yeni is aramaya basladi. bir seneye yakin, neredeyse her is basvurusunda "ama siz annesiniz, önceliginiz cocuklariniz olmali" gibi muazzam argümanlar sunuldu kendisine, ayni ise sirf anne oldugu icin daha düsük ücret teklif edildi, hatta gender pay gap o kadar büyüdü ki kendisi MSc sahibi olmasina ragmen bachelor mezunu erkeklerden %50 az kazanmasi beklendi ve bu gibi cesitli sebeplerden is bulamadi. sonra bir is teklifi üstüne north carolina'ya tasindilar. birkac sene Raleigh'de kaldilar, su an Charlotte'dalar. hicbir sikayetleri yok.

bence american dream hala var.
calisirsan, orijinal fikirlerin varsa, cesaret ve entrepreneur olma mayasini barindiriyorsan iyi yerlere gelebilirsin demek american dream. abd'nin irak'ta falan yaptigindan alakasiz bir sey.
avrupa'da bu hayali kuramazsin. maasinin %60'i afgan tecavüzcüye gidiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.03.26)
(10)

Bebeğe hiç tatmadığımız şeylerden vermek?

eisberg
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin gelen
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin geleneklerinde olmayan" şeyleri vermenin sakıncası var mı?
0
eisberg
(10.03.26)
Bu saydıklarınız günümüzdeki pek yabancı değil. Ben çocukluğumda mangoyu en iyi ihtimalle televizyonda görmüşümdür. Şimdi semt pazarında almayanı dövüyorlar neredeyse. Hakeza yaban mersini de öyle. Chia tohumu zincir restoranlarda menülere gireli çok oldu. Ayrıca bence çok iyi bir şey yapıyorsunuz. Bizim eve roka girmezdi mesela. Hala yemez annemler. Dışarıda yemeğin yanında gelince nevrim dönüyor. Nefret ediyorum. Bir de yekpare koymuyolar mı! Hah, çocuğunuz benim gibi olmasın istiyorsanız her şeyden tattırın bence.
+1
auroraaurora
(10.03.26)
Ben de tatlı patatesi oğlanın tadımları sırasında yemiştim ilk kez :) Gelecekten spoiler vereyim nasıl başlarsanız öyle gidiyor. Eşek sıpası eti sadece kuzu seviyor, en sevdiği meyve ejder mervesi, yoğurdunu yaban mersini ile yiyiyor. Anası pudra şekeri serperdi mesela kış günü yaban mersinini mi görmüş.
Sakıncası ona değil de sizin cebe olur olsa olsa.
+1
cilekli pasta
(10.03.26)
sorunuza cevap: bir sakincasi oldugunu zannetmiyorum.
ama bu dönemsel cikan superfood olayi beni asiri irrite ediyor. cocuga her sabah keciboynuzu unundan muffin yapmaz, omletinin icine chia tohumu koymazsan cocuk gerizekali olacakmis gibi bir algi ve baski var. ek beslenmeye gecen cocuklar icin tarif veren kanallardan bu sebeple gercekten nefret ediyorum. abartisiz haliyle hislerimi nefret kelimesi tanimlar. insanlarin %90'i fakirlik sinirindan bir tik üstte yasiyor, asiri görgüsüzlük olmasi da bir yana, sanki herkes bir anthony bourdain yetistiriyor, o bicim tarifler.
cogu cocuk yemek seciyor. simdi secmese yuvaya baslayinca arkadasindan görüp seciyor. adventurous eater cocuk ben hayatim boyunca belki iki tane tanidim, onu da görünce sak diye anliyorsun zaten. marketteki sebzeyi meyveyi yese kafi. kicindaki beze dolduran cocugun refined palate sahibi olmasina gerek yok.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
ülkenin geleneksel ek gıdası çaya şeker atıp ekmek doğramaktı eskiden mesela çok mu iyi :) siz ne yapıyorsanız aynen devam edin, her nesil üzerine bir şey koyarak ilerliyor sonuçta. yani öyle olmalı. ejder meyvesini benim bebe de 7 aylıkken yiyodu hapur hupur :D
yine de keçiboynuzunu fazla kaçırmayın bazı doktorların erken ergenliğe soktuğu görüşü var. hurma özü, keçiboynuzu özü gibi özler yerine direk hurmanın kendisini verebilirsiniz.
+1
rayde
(10.03.26)
Bu işlere başlarken bizim doktor dedi ki siz sofrada ne yiyosanız ona adapte olması önemli. Kahvaltıda avokado yiyorsanız ona da verin, yemiyorsanız ona da gerek yok. Kahvaltıda yeşillik yiyosanız yeşillik kıyın verin gibi. O kadar makul o kadar benlik bir öneri ki harfiyen öyle yapıyorum. Bizim yediğimizden gayrı tuza şekere dikkat ediyorum.
Beslenme ihtiyaçlarının yanında o ailenin bi parçası olarak alışkanlıkları değerleri de şekilleniyor. Çok hoşuma gidiyor bizle birlikte bize benzer bişey olarak büyümesi.
Ha gelecekte müthiş egzotik siksok çekirdeği kahvesi içmeyi tercih eder kendi bilir. Ben düz çayımı içmeye devam ederim muhtemelen.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(10.03.26)
Ya ben sürekli superfood verilen bebeklere üzülüyorum. Reel hayatta karşılığını göremeyecekler. Çocuk büyüyecek ve ne yiyecek? Sen ben ne yiyorsak o. Bence asıl superfood ev yemeğidir. O kültüre topluma ait reel yiyeceklerdir.
Anaokulunda alerji listesinde gojiberry olan çocuk var ya. Sen ne ara yedin de alerjin çıktı.
Ben kızıma evde lor yapmadım, kendim ilik çırpmadım ya da sürekli chia vermedim. Şimdi içli köfte bile yiyen bir 18 aylık kendisi.
+6
wild honey suckle
(10.03.26)
Bana göre sürdürülebilir gelmiyor. Ek gıdaya başladığımızda bulamaç gibi labne avokado vermedim her şeyi kendi haliyle yedirdim şimdi maşallah çok iştahlı bir çocuk olmasa da biz ne yiyorsak onu yiyor.
+1
ekimoloji
(10.03.26)
hiçbir sakıncası yok bence, çeşitlilik iyidir. sadece şeyi yazmaya geldim, keçiboynuzu erken ergenliğe sebep olabilir çok seyrek vermek lazım verilecekse. yaban mersini de çok pestisit tutan yiyeceklerdendi diye hatırlıyorum, karbonatta falan bekletilebilir organik değilse
0
mezzosprite
(10.03.26)
Chia tohumunda protein var diyenlere yumurtadan fazla mı deyin.
Omega 3 var diyenlere "ALA'dan DHA'ya dönüşüm: Genellikle %1'den azdır (bazı kaynaklarda %0.01 - %1 olarak belirtilir)." deyin.

Tırnak içinde yazdığım cümleyi AI'a zorla söylettim. O da baştan bana Chia tohumu güzellemesi yapıyordu. :)

Yani @konuşma +1

Edit: Şimdi de "bitkisel beslenen kişiler için (vejetaryen/vegan) önemli bir kaynak yaratır. Hiç yoktan iyidir, ancak balığın yerini tutmaz" dedi.
Bu yapay zekalarla sohbet için konuya vakıf olmak lazım. Yoksa yanlış bilgi veriyorlar.

"Günlük ihtiyacın 10 katı omega 3" ten "hiç yoktan iyidir"e evrildi gerizekalı.
0
Mirket
(10.03.26)
annemize sorsak avakadonun ne olduğunu bilmez. biz de bilmezdik. ama çocuk olunca ek gıda döneminde millet avakado veriyor. ne mana anlamıyorum. çoğu doktor zaten bunun gereksiz olduğunu söylüyor. siz ne yiyorsanız çocuk da onu yesin. sürdürülebilir değil zaten.
bizimki kreşe başladı mesela. kahvaltıda peynir, zeytin, omlet vs. bizden her gün bir meyve istiyorlar. elma, portakal, armut... yani çocuk ileride bunlarla karşılaşacak.
pankek yapıyorlar mesela sanmıyorum keçiboynuzu unu kullandıklarını.
diğer meyveler kötü mango çok besleyici desek öyle bi durum da yok.
ha sakıncası var mı, yok. ama gerek de yok.
0
elorelia
(11.03.26)
(7)

Çocuğa ekran verip/vermeme konusunda pişmanlık?

mikahakkinen
3 çocuklu aile iftara gittik. Diğer 2 ailenin çocuklarında telefon vardı ve sürekli telefonda oyun oynadılar. Ben çocuğuma telefon ve oyun vermiyorum. Kızım, yaşıtı ve sınıf arkadaşı olan diğer çocukla her türlü oynamaya çalışsa da çocuk oynamak istemedi ve telefonla oynadı. Kızım boş boş etrafa bak
3 çocuklu aile iftara gittik. Diğer 2 ailenin çocuklarında telefon vardı ve sürekli telefonda oyun oynadılar. Ben çocuğuma telefon ve oyun vermiyorum. Kızım, yaşıtı ve sınıf arkadaşı olan diğer çocukla her türlü oynamaya çalışsa da çocuk oynamak istemedi ve telefonla oynadı. Kızım boş boş etrafa bakınca üzülüp telefonuma oyun indirip verdim.

Doğruyu yapmaktan çok kızımın dışlanmaması için yaptığım hareket yanlış mı? Vermemekte diretmelimiydim?
0
mikahakkinen
(09.03.26)
Çevresinin farkında olsun, ortamdan kopmasın, insanlarla iletişim kurabilsin diye ekran vermiyoruz.

Çevresinin farkında olmayan, ortamdan kopmuş, sosyallikten uzak bir çocuk ,sizi bu güzel kararınızdan caydırmış. Çok ironik değil mi?

Yanlış mı anladım ben?
+3
Mirket
(09.03.26)
diğer çocukların aileleri yanlış yapmış. siz mecbur kalmışsınız. ortada oyuncak falan yokken, misafirlikteyken, çocuk boş boş oturup ne yapacaktı? yetişkinlerle mi sohbet edecekti?

hiç vermemek de bir çözüm değil bence. yaşıtlarının telefonla yaptıklarıyla alakalı sohbetlerinden uzak kalmamalı.
+2
art cat chocolate
(09.03.26)
olabildiğince sıfır ekran savunuyorum ben ama "olabildiğince" olması önemli. başka seçenekleri zorladıysam ve yapacak bi şey kalmadıysa veririm ve pişmanlık duymam. bu durumda önce boyama vs çıkarırdım, işe yaramadıysa ilgisi telefona bakan diğer çocuktaysa o çocuğun yanına oturtup ekranına yandan bakmasına izin verirdim. telefonu almaya çalışırsa falan kendi telefonumu verirdim.
vermemeyi denemişsiniz olmamış vermişsiniz pişman olacak bi şey yok. dışarda bi kere verdiniz diye alışacak da değil, o durumun farklı bir durum olduğunun farkındadır, değilse anlatırsınız.
+2
mezzosprite
(09.03.26)
3 yaşına gelmiş, yavaş yavaş ekranla tanışmasına bi mahsur yok bence. ama ne izlediği, ne yaptığı önemli tabi. videodan ziyade basit oyunlara vs alıştırırsanız daha iyi olur. video dünyasına girince kopması zor oluyor.

sadece şu kısma takıldım. ortamda çocuk da olmayabilirdi. o zaman ne yapacaktınız? sanki ekran vermenin vicdan yükünü başkalarına yüklemeye çalışıyor gibisiniz. hiç çocuk olmaması durumunda da sizin çocuk sıkılabilirdi? o zaman plan neydi?

ben de ekran veriyorum bu arada. 3 yaştan önce de ara ara renk eşleştirme vs oynuyordu. yaş*10 dk kuralına bile uyamıyoruz bazen. ama sadece hafta sonu veriyoruz mesela, hafta içi vermiyoruz. o şekilde alıştığı için de bazen soruyor ama ısrar etmiyor. hafta sonu ise uyanır uyanmaz çizgi film diye tutturabiliyor tabi :/ ama kreşe gidiyor, çocuklu ortamlara giriyor, yazın sürekli parktayız. e bu hayatın içinde o kadar da ekran olsun yani.
+2
elorelia
(10.03.26)
gayet doğru yapmışsınız.

çocuğa ortama uyum sağlamayı, yeni şartlara göre alışkanlıklarını değiştirmeyi öğretiyorsunuz. çevresine uyum sağlamayı, yeni çevrelerde kuralları esnetmeyi ve uyumlanmayı gösteriyorsunuz.

bu hayatta çok önemli bir yetenek.
+4
babilfish
(10.03.26)
mis gibi havada park çimen her şey varken hatta plajda bile ekran başından kalkmayan çocukları çok gördüm maalesef. oynamayı sevenler yine oynuyor. aynen devam.
0
princess eugenie
(10.03.26)
yanlis yapmissiniz. cocuklara bir kere izin verdiginizde bunu emsal karar olarak aliyorlar. bunu yabanci bir cocuk gelisim uzmanindan duydugumdan beri aklimdadir. emsal karar olmasini istemedigim birseyi yapmiyorum.
+1
warrior princess
(11.03.26)
(4)

Dikkat dağınıklığı olup bunu aşan var mı?

ekimoloji
İki işi aynı anda yapmaya çok alıştım mesela boş boş oyun oynamak zaman israfı geldiği için bir şeyler izlerken bir yandan da oyun oynuyorum. Tabi bunlar kafa yoracak oyunlar değil. Çok fazla reel kaydıran biri değilim arkadaşlarım video atarsa ordan biraz bakıyorum sadece ancak alışkanlıktan telefo
İki işi aynı anda yapmaya çok alıştım mesela boş boş oyun oynamak zaman israfı geldiği için bir şeyler izlerken bir yandan da oyun oynuyorum. Tabi bunlar kafa yoracak oyunlar değil. Çok fazla reel kaydıran biri değilim arkadaşlarım video atarsa ordan biraz bakıyorum sadece ancak alışkanlıktan telefon hep elimde. Bunlar sebep olmuş olabilir. Dikkat dağınıklığımı soru çözene kadar farketmemiştim ama bilgi eksikliğinden ziyade gözden kaçırdığım için yanlış yaptığımı farkettim.
Toparlanmak için ne yapmalı?
0
ekimoloji
(09.03.26)
Her türlü oyunu hayatından kesinlikle çıkarmak.
Sosyal medya hesaplarının tamamını kapamak.
WhatsApp'ı sadece haberleşme için kullanmak. Gruplardan çıkmak.
Saatli ya da hedefli programlar yapmak ve uymak. (saat 3 e kadar kitap okuyacağım ya da şu bölümü bitirmeden kalkmayacağım. gibi)

Bunu yaşam tarzı haline getirmek işe yarıyor. En azından bende yaradı.
0
Mirket
(09.03.26)
düzenli uyku, özellikle erken yatmak ve erken kalkmak. haftada en az 3 defa orta yoğunluklu spor, magnezyum, demir, çinko, b12 gibi yorgunlukla ilişkili vitamin mineral kontrolü, çöp gıdalardan ve işlenmiş şekerden, alkolden uzak durmak.
son olarak sıkılmayı tecrübe etmen lazım. yani ertelediğin bir iş var onun yerine oyun+video gibi geçiştirceğine koltukta boş otur duvara bak o sıkılma hissini de yaşaman lazım.
+1
orpheus
(09.03.26)
benden önce yazılan her şey + dopamin detoksu ve mindfulness egzersizleri
+1
mezzosprite
(09.03.26)
bugünkü debe entry'sini de öneririm.
eksisozluk.com
+1
lazpalle
(09.03.26)
(12)

İlköğretim öncesi sorusu

dunyatuhaf
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi ) Sa
Merhaba,
5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .
Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş ,
( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi )

Sanırım tr de okul öncesinde okuma yazma işlerine hiç girilmiyor , ama uk da falan çocuk alıyorsa veriliyormuş .

Sizce ilkokul 1 . Sınıf kitapları alınıp yazın değerlendirilebilir mi ?
(Türkçe matematik hayat bilgisi , MEB)
En fazla aile yapması gerekenleri anlatır yapabildiği kadar yapar , fakat sizce çok yanlış bşr eğitim mi olur ?
Kendi fikrinizi yazabilir misiniz ?
Eğer eğitimci biri varsa fikrini belirtirse sevinirim.
0
dunyatuhaf
(09.03.26)
hiç bilmemesi daha iyi. eğer okula başlamadan okuma yazma öğrenirse en başta avantaj gibi görünen bu konu ömür boyu eğitimini etkileyebiliyor. şöyle ki okuma yazma bildiği için ilk aylarda dikkati çok dağılıyor ve merak içgüdüsü kaybolabiliyor. onun için dersler sıkıcı bir hal alabiliyor. ve bu kalıcı hale gelebiliyor. okul öncesi işletmeciliği yaptık uzun yıllar. harfleri tanımak, rakamları tanımak birden ona veya yirmi otuza kadar saymak gibi faaliyetlerle sınırlıyorduk.
+1
ground
(09.03.26)
bence her şey zamanında güzel. hızlı koşan çabuk yorulur.

kardeşim sınıfında okumayı ilk söken çocuktu. elifbayı da üç günde çok hızlı sökmüştü mesela. ama eğitim hayatı iyi değildi. sıkılgan ve bıkkın bir öğrenciydi. lise son sene çalışmasa açıkta kalıyordu. besyocu oldu o da.
0
Hallegadola
(09.03.26)
ben anaokuluna başladığımda okuma yazma biliyordum. ilkokul 3'e kadar falan hiç ders dinlemedim. hayatım boyunca da hiç ders çalışmadım.
+1
co2s2
(09.03.26)
ben de okula başlamadan önce okuma yazmayı ve 4 işlemi biliyordum. anaokulna falan gitmedim. eğitim hayatına direkt 2. sınıftan başlatıldım seviyem çok ileri diye.

sonuç? bok gibi bir eğitim hayatım oldu. dünyanın en sıradan öğrencisi oldum her zaman. ayrıca bulunduğum tüm ortamlarda hep en küçük yaşlı olmanın gereksiz ezikliğini yaşadım çocuk yaşlarda.

çok da elzem bir şey değil yani. her şey zamanında güzel bence de.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(09.03.26)
benim kız yazı yazmaya başladığı zaman, göktürk yazıtlarını ya da mısır hiyerogliflerini çözmek bana daha kolay geliyordu. ilk sene sonuna kadar yuvarlak harf çizemedi filan. şimdi inci gibi yazıyor.

çok sıkıntı yapmayın / önden öğretmeyin. sınıfta bilmeyenler çoğunlukta olacağı için, onlara konu aktarılırken sıkılabilir ya da bunalabilir okulda.
+1
galahad reloaded
(09.03.26)
ben 1.sınıfta okuma yazma öğrenirken kardeşim de hep yanımda oturduğu için öğrenmişti, çok kötü bi eğitim hayatı vardı hiç ders çalışmazdı. ama tek sebebi bu mu bilmiyorum. illa başka etkenler de olmuştur tabi. bence de öğretmeyin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Okuma yazmanın ilkokuldan önce öğretilmesine sıcak bakmazdım. Gittiği okulun el değiştirmesi sebebiyle kızımızı anaokulunun son senesinde (hazırlık sınıfı) okuma yazmayı da öğreten bir anaokuluna verdik. Bence bilinçsiz olarak aldığımız en doğru karardı.

En büyük endişemiz okulda sıkılma ve ders dinlememe ile sınıf arkadaşları arasında sevilmeme ihtimaliydi. Minik isyanlar dışında (Ben yine mi harf yazacağım, biliyorum ama vb.) korktuklarımız başımıza gelmedi. Ömrün boyunca yazacaksın dedik, geçti gitti :)

Bizce en büyük faydası, okumayı yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede öğrenmek zorunda hissetmedi; zaten bildiği için strese girmedi. Evde ödev kavgası daha az oldu, o süreç daha kolay aktı. Bilmenin verdiği özgüvenle okumayı daha da çok sevdi. Şu an 2. sınıfta, yeni bir kitap ver eline hemen okumaya başlar, kitapla yemek masasına gelir. Bitiremediyse okula götürür teneffüste okur vs.

Bir de artık eskisi gibi değil. Eskiden okumayı yazmayı bilen olmazdı sınıflarda; varsa da anne baba evde öğretirdi, kendi öğrenirdi ancak öyle. Okul ararken çoğu ilkokul 1. sınıfta okumayı yazmayı anaokulunda öğrenip gelen öğrenci olduğunu, hatta özel okullarda , okumayı bilenlere ayrı sınıf açtıklarını biliyorum.

Özetle, çocuk hazırsa, alıyorsa bence öğrenebilir.
-4
kaymaktutmayansicaksut
(09.03.26)
konuya başka bir yerden değinmek istiyorum.

okulsuz, ödevsiz, ders çalışmasız son çocukluk yılını rahatça yaşasın. zaten öğreneceği şeyleri birkaç ay önceden öğretmekle uğraşmak yerine, eğlenebileceği aktivitelerle mutlu edilmesi daha güzel olur.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
güncel eğitim formatı hakkında bilginiz var mı? muhtemelen yoktur. harfleri öğrenme sıraları bile farklı şu an. siz bir şeyin temelini atacaksınız ama okulda bambaşka bir şeyle karşılaşacak. bence hiç gerek yok aksine riskli.
-1
elorelia
(09.03.26)
hiç tavsiye etmem ben de okula 5.5 yaşında başladım ve başladığımda yazmayı okumayı biliyormuşum. hayatım boyunca okulu hiç sevmedim hiç başarılı bir öğrenci olamadım. her şey kendi zamanında güzel.
+1
matilda
(09.03.26)
Çocuk zaten ölene kadar çalışacak, boş verin okulda zamanında öğrensin derim.
0
peki madem
(09.03.26)
eğitimciyim, okul öncesinde evde öğretim olayını potansiyel olarak zararlı, zararlı olmasa bile gereksiz görüyorum. kendi çocuğuma renkleri sayıları bile öğretmedim. kalem tutuşuna müdahale etmedim. şu anda bu becerileri kazanması gerekmiyor, gerektiği zaman yaparız. kitap okuyoruz ama doğduğundan beri, onu önemsiyorum. bence ders kitaplarına falan hiç girmeyin, akademik bir şey yapmaya çalışmayın, geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız yaşına uygun hikaye kitapları okuyun bolca. emin olun birlikte yaşına uygun kitapları okumanız kendi kendine okumayı öğrenmesinden çok daha önemli şu anda pek çok açıdan.
+2
mezzosprite
(09.03.26)
(7)

babanın ölmesi vs annenin ölmesi

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
hangisi daha çok acıtır?
hangisi daha çok acıtır?
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.03.26)
İkisi de ayri. Allah basimizdan eksik etmesin
0
die fetten jahre sind vorbei
(08.03.26)
Annenin ölmesi.
Anne genellikle daha sonra ölüyor ve aile evi onunla birlikte kapaniyor.
+4
Purple life
(08.03.26)
Hangisini daha çok seviyorsan onunki acıtır.
0
Bruce
(08.03.26)
Düşünemedim. Kıyas edemedim acıyı.

Ama yalan değil Allah her ikisine de uzun ömür versin fakat sıralı ölüm versin. Babam önden gitsin derim çünkü tek başına yapamaz perişan olur. Aynı şeyi kayınpederim için de söylüyorum. Tersi zor oluyor
0
Hallegadola
(08.03.26)
annemi yaklaşık 1 sene önce kaybettim. babam çok şükür hayatta, ömrü uzun olsun. hayatım boyunca babamın ölmesinden korktum, annem sapasağlamdı ve ona hiçbir şey olmaz gibi geliyordu. ama o ölünce bambaşka birine dönüştüm. acısını tarif edemiyorum. çocuk halim de onunla beraber ölmüş gibi hissediyorum, o yüzden her şey çok karanlık geliyor.
0
ayalensoledad
(09.03.26)
babanın ölmesinin sonuçları ülkemizde çok trajik olabilir. maddi olarak çöküş yaşanabilir. icralarla karşı karşıya kalınablir. bu durum aile fertlerinin eğitimine bile etki edebilir. bir şekilde ailr dış tehdit ve tehlikelere daha açık hale gelebilir.
anne öldüğünde ise acısı daha çok olur. unutmak çok uzun sürer. boşluk hissi hiç kapanmaz.
0
ground
(09.03.26)
kişiden kişiye değişir tabi ama babam için 3 gün ağladım, annem için 3 senedir ağlıyorum
0
mezzosprite
(09.03.26)
(9)

Eve temizlikçi nasıl buldunuz? Armut dışında bir yol var mı?

uzdeniz
Bir kez armut'tan çağırdım, başıma gelmeyen kalmadı. İstanbul, Üsküdar civarındayim, komşularımla muhabbetim yok (onlara sormak iyi olurdu sanki)
Bir kez armut'tan çağırdım, başıma gelmeyen kalmadı. İstanbul, Üsküdar civarındayim, komşularımla muhabbetim yok (onlara sormak iyi olurdu sanki)
0
uzdeniz
(08.03.26)
Muhtar
+1
yeahbutso
(08.03.26)
Arkadaş ve konu komşuları.

Sitedeysen güvenlik ve temizlik çalışanlarına da sorabilirsin.
+2
gabe h coud
(08.03.26)
ilk kez bu hafta armut'tan cagirdik, sansimiza cok memnun kaldik. bundan sonra kendisiyle devam edecegiz.

eger istikrarli giderse armuttan pisman olan ve bizimkini cagirmak isteyen 2-3 arkadas var ama simdiden.
0
aguen
(08.03.26)
benim çok eski bir temizlikçim var, ona sorduğumda bana illa birini buluyor.

komşulara sorun.
etraftaki bakkala çakkala sorun.
varsa kapıcıya sormak çok mantıklı.
0
co2s2
(08.03.26)
Site giriş kapılarındaki güvenliklere sorun
0
diyecevaplandı
(08.03.26)
bakkala dukkanlara bile sorabilirsin esnafın kulağı delik olur bu konuda
0
eja
(09.03.26)
sahibinden yardımcı ilanları
0
okumakserbestbegenmeksart
(09.03.26)
eleman yönlendir diye bir siteden çağırıyorum. ucuz değil ama arada kod verip indirim sağlıyorlar. genelde türki cumhuriyetlerden gelen kadınlar geliyor. memnun musun derseniz, bazen iyisi denk geliyor, bazen üstünkörü iş yapan denk geliyor. ama ihtiyaç duyduğum günde gelmesi açısından benim işimi görüyor bu site.
0
tarafsizbolge
(09.03.26)
facebooktan buluyorum ben böyle şeyleri. "*şehir* iş ilanları" diye aratıyorum, çıkan gruplarda işin ne olduğunu ve nasıl birini aradığımı yazıyorum. dönüş yapanlardan seçiyorum
0
mezzosprite
(10.03.26)
(8)

Son kullanma tarihi 10 gün geçmiş yumurta yenir mi?

Bartebly
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
Akşam iftarda kızartıp yedim ama şimdi midem biraz kötü oldu psikolojik mi yoksa bozulmuş olabilir mi? Yumurta buzdolabı dışında mutfakta camın önündeydi. Cam da 7/24 açık ama mutfak da sıcak petekler yandığı için.
0
Bartebly
(08.03.26)
yenebilir. ama bozulmuş da olabilir. başka yumurtalar kaldıysa bayatlık testi yap.
0
jelly bear
(08.03.26)
Bozuk yumurtayı kırınca genelde sarısı cilik olur akar gider ve baya kötü kokar. Taze olmamasina bir şey diyemeyecegim ama bozuk olsa anlardiniz bence.
+2
a perfect lie
(08.03.26)
Kırınca ortalığa bir kötü koku yayılmadıysa yerim ben.

Sait Faik Abasıyanık'ın Kameriyeli Mezar hikayesinde, Hikaye kahramanının anlattığına göre, martı yuvasında iki yumurta varsa, bu yumurtaları korkmayın alın der. Çok tatlı olurmuş. Eğer yumurta üç taneyse uzak durun der. Bozuk olabilirmiş. Son kullanma tarihinden bahsetmemiş.
Hikayenin adı, martı yumurtası yemeye giderken önünden geçtiği mezarlıkta gördüğü bir mezardan geliyor. Yumurtalarla ilgili değil.
+1
Mirket
(08.03.26)
Bozulmaya yaklaşanlar kırılınca az çok dağılır, bu tabii mide bozacağı anlamına gelmez. Kesin bilgi değil tabii belki de yanılıyorumdur.
0
mbond
(08.03.26)
Ya bu yenir denen arkadaşlar neye dayanarak söylüyor bunu? Skt si 10 gün geçmiş yumurta en az 40 günlük demek . 40 günlük yumurta nasıl yenebilir?
0
benaslindayohum
(08.03.26)
Yenmez tabii ki. Son günü gelen yumurtayı bile yemem, yumurta yani bu.
0
sadakatsiz
(08.03.26)
skt ürünün tam o tarihte çöp olacağı anlamına gelmiyor ki sadece bayatlıyor. bozuk demek değil. hatta gıda israfının önüne geçmek için ürünlere artık tett yazıyorlar yani tavsiye edilen tüketim tarihi. yımurtayı ben her ihtimale karşı dolapta tutuyorum. mutfakta petek yanmıyor ama yemek yapınca falan çok ısınıyor. yumurtayı da kırınca sarısı dağılıyorsa ve kötü kokuyorsa yemem tabi ama sırf son kullanım tarihi geçti diye de çöpe atmam. ayrıca sen bozuk yumurtayı yesen bile illa gıda zehirlenmesi geçireceksin diye bir şey yok belki basit semptomlarla atlatır bi daha bu hataya düşmezsin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
yumurtada skt değil tett olur. tett geçtikten sonra bozulup bozulmadığını kontrol ederek tüketebilirsiniz
0
mezzosprite
(09.03.26)
(6)

Yurt dışından dönerken etiketli ürün sayısı

The colors of my sea perfect color me
MerhabalarBir valiz dolusu etiketi üstünde kıyafetle dönebilir miyiz? Yoksa etiketlerini koparmak mı gerek? Eş dosta hediye ya da istedikleri ürünleri alacağız ama etiketi koparmak mı gerek?Teşekkürler
Merhabalar
Bir valiz dolusu etiketi üstünde kıyafetle dönebilir miyiz? Yoksa etiketlerini koparmak mı gerek? Eş dosta hediye ya da istedikleri ürünleri alacağız ama etiketi koparmak mı gerek?
Teşekkürler
0
The colors of my sea perfect color me
(06.03.26)
Abi kimse bakmaz buna. Dönebilirsin uğraşmadan.
0
logisticsmanager
(06.03.26)
ben hiç denk gelmedim ama random gümrük kontrolüne denk gelirseniz sorgulayabilirler. en kötü ihtimalle vergisini isterler siz de orda bırakırsınız değmeyeceği için. ama en büyük ihtimalle hiçbir şey olmaz logisticsmanager'ın dediği gibi
0
mezzosprite
(06.03.26)
yurt disindan komisyon karsiligi siparislerimi getiren bir tanidik hicbir sekilde kutulari dahil etmiyor. yakalanirsa kendi esyasiymis gibi olsun diye sanirim. kiyafette sikinti olacagini dusunmuyorum ama elektronik aletler icin bu yolu izlemekte fayda var bence.
0
arakaali
(06.03.26)
Kimse bakmaz +1
Ama etiket/ambalaj çıkarın yine de. İhtimal sıfır olur.
0
orient blue
(06.03.26)
25 senedir gidip geliyorum, bir kere bavulum acilmadi.
2-3 kere makinaya soktular acmadan gec dediler.
bisey olmaz +1
0
cooperr
(06.03.26)
etiketsiz olsa garanti olur. cok umursamiyorlar tekstili ama kurallara uyan biri "bunlarin degeri 430euroyu gecmis" diye islem yapabilir, bunu bilemezsiniz. illa etiket olsun isterseniz etiketleri kesebilirsiniz ve el cantaniza koyabilirsiniz. hedye ederken de posete filan koyarsiniz. ekledigim linkte gumruk muafiyetleri listesi var.

ticaret.gov.tr
0
kuehles blondes
(07.03.26)
(9)

siz ne düşünüyorsunuz?

lüzumsuz adam
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosy
neredeyse her gün senaryonun çok benzer olduğu bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. her gün savaş, cinayet, istismar ve insanlığımızı sorgulatan sayısız çirkinlik.
cezalar ağırlaşıyor, yasalar değişiyor ama bunun binlerce yıllık bir geçmişi olan bir sorun olduğunu da biliyoruz, önüne geçilemiyor. sosyal medyanın etkisiyle artık bu olaylardan çok daha fazla haberdar oluyoruz. eskiden haberimizin dahi olmadığı her şeye her an tanık oluyoruz. evet, insan doğasının içinde karanlık bir taraf var. bu eylemlerin ve davranışların çirkinliğini de toplumsal sözleşmelerle ve süregelmiş ahlaki birikimle tanımlıyoruz ve yine bu araçlarla engellemeye çalışıyoruz. buna rağmen bu sarmalın dışına çıkamıyoruz. içinde bulunduğumuz dönem için ani bir dönüşüm tabii ki gerçekçi değil; ama nereye gidiyor bu durum?

bir çözüm olduğuna inanıyor musunuz? mücadele etmek mi çözüm, kendimiz ve sonraki nesiller için mücadele etme tatmini mi? bunca insan için refahı sağlamak ve onları eğitmek ne kadar gerçekçi? yoksa bu duruma alışmamız, buna adapte olmamız mı gerekiyor?

insan doğası gerçekten toplum kurmaya uygun mu acaba yoksa biz doğamızla çelişen bir düzen kurmaya çalıştığımız için mi bu döngülerden çıkamıyoruz ve böyle öfke doluyoruz.
belki de sorun insanların kötü olması değil de toplum kurmaya çalışmalarıdır noktasına geldim galiba.

siz ne düşünüyorsunuz?


not: bıkkınlık ve bezginlik değil sorgulayan öfke içerir.
0
lüzumsuz adam
(05.03.26)
Ayrilmak isteyen kadini öldürmek ülkede kültür gibi bir sey oldu.

Nasil cözülür bilmiyorum. Ama en basta ataerkillikten, düzgün davranan git diyince giden erkeklere prenses erkek demekten vs vazgecmek gerekiyor bence.

Öldürenler anadolunun ögretmen atanmayan köyünden gelmiyorlar. Bildigin dogma büyüme istanbul. O yüzden ne eğitimi vereceğiz bilmiyorum.

Medya ile sistematik bir sekilde algi degistirme yapilabilir.

Verilen cezalar uygulanmiyor bile. Yarginin hali ortada. Kimler hapiste kimler disarida.
+4
Purple life
(05.03.26)
kandırıldığımızı, güçler dengesi dünyasına yetişemediğimizi hissediyorum. insanlığın 2. dünya savaşından sonra derme çatma da olsa kurduğu refah toplumu hayali söndü bence. büyük facialardan sonra büyük bir refah yaşanmıştı ve bizden sonrakiler bunun belki kokusunu bile duyamayacak kadar şanssız olacaklar.

ahlak ve erdem gibi davranışların insanın doğasında bulunduğunu düşünmüyorum sadece belli standartlara inanmıştık ve bu kavramları pratik fayda üretecek şekilde sisteme entegre edebilmiştik, artık o yok. umutsuz oldu ama fikrim bu.
0
suicmeyenadam
(05.03.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.03.26)
psikolojik olarak sakatlanmış bir toplumuz. toplum insanlara bireyselliği, mutlu olmayı, hayatı yaşamayı öğretemiyor. bunun yerine bağımlı, kavga-öfke-saldırı güdümlü bir toplum ortaya çıkıyor. bunlar dürtüsel hareketler olduğu için ceza miktarlarının artması çözüm olmaz.
0
orpheus
(05.03.26)
İnsan tabiatın parçası değil. Tabiat insanoğlunun figürasyon ve dekoru. Tabiatın doğal bi unsuru değil. Hayvanlar ve bitkiler içgüdüleriyle hareket eden canlılar. İnsanda ise diğerlerinde olmayan bişey var: bilinç

İşte o bilinç insanı bilimadamı da yapabiliyor adi bi katil de.

İşte bunu kontrol etmek mümkün değil. Ne devlet ne aile insanı durduramaz.

Kısaca insanlık ilk günden beri ilerlemiyor. Arabalar evler değişiyor. İnsan aynı.

Eskiden köle vardı artık paralı köle var.
Eskiden de filozoflar vardı yine var.
Eskiden de din istismarcı vardı yine var.

Yanii tüm bunlar yanılgı. İnsanlık i ler le mi yor.
Hep yerinde sayıyor...
0
luluki
(05.03.26)
Luluki'ye katılıyorum. Bir noktada medeniyeti yanlış tanımlamaya başladık. Artık medeniyet ile teknolojik gelişme aynı şeylermiş gibi anlaşılıyor ancak insanlık, "insanlık" diye bir şey var olduğu andan itibaren sahip olduğu bütün problemlere hala sahip. Bugün bulabildiğiniz en eski yazılı kaynakları; kutsal kitapları ya da efsaneleri inceleyin, orada bahsi geçen her ne varsa: Irkçılık açlık, katliam... Hepsi bugün de var.

Kadına ve çocuğa şiddet de bunlardan biri. Bir birey olarak yapabileceğiniz en etkili şey en başta kendi çocuklarınızı buna göre yetiştirmek. Şiddet ve istismarın birer hak, araç ya da seçenek olmadıklarını onlara öğretmek.
0
salihdt
(06.03.26)
bence insanoğlu var olduğundan beri çokta değişmedi. şu anki durumun orta çağdan ne farkı var? o zamanda bu tarz şeyler oluyordu, sadece kötü haber çok yayılamıyordu. teknolojinin gelişmesi her şeyin görünürlüğünü artırdı ve hiç bilmediğimiz aslında var olan suçların olduğunu bilmemizi sağladı. toplumlar var olduğu sürece bu tarz şeyler olmaya devam edecedek. en gelişmiş olarak görünen batı kültüründe de benzer suçlar olunca ve üstü kapatılınca insanoğlunun pek bir ilerlediğini sanmıyorum.

Sigmun baba demiş ki: Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler vardır. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi.' Bbc ben çağı belgeselini izleyebilirsiniz.

bir arkadaşım söylemişti, 'güçlülerin bir çemberi var eğer sana gözünü dikip o çembere alırlarsa sana he türlü kötülüğü yaparlar' diye.
çoluğumuzu çocuğumuzu bu çemberden korumaya çalışıyoruz.
0
mikahakkinen
(06.03.26)
sen iyi insani hor gor ezikle, kotuluk yapani yucelt. sonra toplumun iyi olmasini bekle.

ulke dizide anasini kesene, onune geleni vurana, kocasini aldatana hayran olsun sonra gel iyi ol bu toplumda.

bu hastalikli yapiyi tum toplum olarak yaratiyoruz kisilere indirgemekle bu is cozulmez.
0
gule gule
(06.03.26)
Çok güzel yorumlar yapılmış ama ben de yazmadan geçemedim.

Bu olayların çok küçük bir kısmını dürtülerini kontrol edemeyen psikopatlar yapıyor. Büyük çoğunluğu bireysel sapkınlık değil, toplumsal ve kültürel bir mesele. Zaten bu yüzden oranlar toplumdan topluma ve bölgeden bölgeye bu kadar değişiyor.

Sorun toplumsal cinsiyet rolleri, ilişki normları, yetiştirme biçimi ve şiddete yönelik tutumlar.

Bir toplumda kadın ve erkeğe eşit değer verilmiyorsa, roller cinsiyete göre katı biçimde belirleniyorsa, bir ilişki “iki bireyin birlikte olması” değil de “birinin diğerine ait olması” gibi görülüyorsa ve şiddet bazı durumlarda anlaşılabilir ya da tolere edilebilir sayılıyorsa orada bu tür olayların yaşanması tesadüf değildir.

Biraz sondan başa bakalım. Öldüren kişi ne diyor? Beni reddetti. Beni terk etti. Benden ayrılmak istedi. Beni aldattı. Erkeklik gururumla oynadı. Namusumu kirletti.
Yani kadının tercih hakkı olduğu kabul edilmiyor. Çünkü ihtiyaçları, istekleri ve gururu önemli olan kişi erkek. Kadın ise ona tabi. Bir kadın bir noktada bir erkekle ilişkilendirilmişse artık hayatı boyunca o erkeğin istediği gibi davranması gerekir.
Kadın erkeğin namusudur. Kadının davranışları erkeğin erkekliğini temsil etmektedir.
Erkek kadına söz geçiremiyorsa yeterince erkek değildir.
Böyle bir denklemde kadının ayrılmak istemesi sadece bir ayrılık değildir. Erkek için bir otorite kaybı ve aşağılanma olarak algılanır.
Peki bu düşünce nereden geliyor? Yetiştirme biçiminden. Kızlara itaat etmeleri öğretilir, oğlanlara hükmetmeleri.

Yani sorun da çözüm de kültürel. Çocuk büyüdüğü evde sağlıklı bir ilişki görürse, toplumsal cinsiyet rolleri sağlıklı yerleşirse o da sağlıklı bir ilişki yaşayabilir. Anormal beklentiler ve davranışlar normalmiş gibi kabul gördüğü sürece de yayılmaya devam ediyor
0
mezzosprite
(06.03.26)
(3)

Gri Pasaport (Ülke değiştirme Hk)

stringer
Merhabalar,Gri pasaport alacağım bir araştırma için. Araştırmamı tamamladıktan sonra, bir başka ülkeden dönüş yapsam fark edilir mi ve bunun bir cezası var mı?
Merhabalar,

Gri pasaport alacağım bir araştırma için. Araştırmamı tamamladıktan sonra, bir başka ülkeden dönüş yapsam fark edilir mi ve bunun bir cezası var mı?
0
stringer
(05.03.26)
yok problem olmaz. defalarca yaptım.
0
summerjam0306
(05.03.26)
sanmamakla beraber emin değilim.

1- erasmus+ projesi için gri pasaport alan arkadaşım; ülkeye döndükten sonra yunanistana da aynı pasaport ile girdiğini söylemişti.
öte yandan bazı ülkeler elindeki belgelere rağmen gri pasaportu kullanma amacını sorgulayabiliyor.

2- teknik olarak biletleme yaparken ucuz uçmak için -herkesin yaptığı gibi- dönüşü farklı bi ülkeden alma ihtimalin var zaten. bazen gideceğin ülkeye yakın başka bi ülkenin sınır şehrine bilet alır, oradan otobüsle geçersin.

3- türkiye dönüşü sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum. türkiye daha çok dönmenle ilgilenir, bi ihtimal tanımadığımız bi ülke damga bastıysa sorun olur.

(görüşler kesin değil, gri pasaport almış ve alanlara da vaktiyle organizasyonda koordinatörlük etmiş biri olarak tecrübelerimden öngörülerimdir)
0
delarue
(05.03.26)
sadece görevli olduğunuz ülkeye giriş yapabilirsiniz, hangi ülkeden çıktığınızın bir önemi yok
+1
mezzosprite
(05.03.26)
(4)

Yurtdısından alışveriş komple yasaklandı mı?

darkwizard
En son 30 euro sınırı vardı, sonra Oyuncak ve Ayakkabı kozmetik ürünleri yasağı geldi. Peki şimdi durum nedir. Her ay yeni bir yasak getiriyorlar. Halk olarak bu kuralları geri aldırabilir miyiz? Yani özetle bu saçma kanunlar geri dönebilir mi? 3 harfli marketlerde pazarlarda dolu kanserojen oyuncak
En son 30 euro sınırı vardı, sonra Oyuncak ve Ayakkabı kozmetik ürünleri yasağı geldi. Peki şimdi durum nedir. Her ay yeni bir yasak getiriyorlar. Halk olarak bu kuralları geri aldırabilir miyiz? Yani özetle bu saçma kanunlar geri dönebilir mi? 3 harfli marketlerde pazarlarda dolu kanserojen oyuncak satılıyor iken neden Avrupa'dan Asya'dan Amerika'dan getirmek yasak? Yeryüzünde baska hangi ülkede vardir lo bu?
0
darkwizard
(04.03.26)
sadece kitapta muafiyet var bildiğim kadarıyla. onun dışında giren çıkmıyor bir daha, millet de alışıyor zaten normalize oluyor. geri dönüş olacağını sanmıyorum, hele ki yakın zamanda.
0
oldtimer
(04.03.26)
kanserojen malı ithal edip üstüne 5 kat kar marjıyla satmak serbest. bireysel alamıyorsun.
düzelmez, neden düzelsin ki?
0
gabe h coud
(04.03.26)
temudan hala alışveriş yapılabiliyormuş sanırım, geçen biri anlatıyordu, yurtdışından geliyormuş hala ama eskisinden farklı olarak vergi fiyata dahil ediliyormuş ayrıca hesaplanmıyormuş, ayrıca üst limit kaldırılmış
0
mezzosprite
(05.03.26)
@mezzosprite hocam o vergilerle beraber 100 liralık ürün 10000 lira oluyor maalesef bitirdiler ülkeyi.
0
🌸darkwizard
(05.03.26)
(8)

Anne baba evden çalışırken bebek bakanlar

chicha_v2
Bunu nasıl başardınız/başarıyorsunuz?Şu an eşim çalışmıyor, bebek üç aylık falan ama ben de çalıştığımdan bi şey anlamıyorum. İşe de yeni girdim zorlayıcı oluyor.Beş altı ay sonra eşim de işe başladığında o nasıl çalışacak ben nasıl çalışacağım hiç bilmiyorum.Bakıcı/anneanne/babaanne şart mı? Bir ya
Bunu nasıl başardınız/başarıyorsunuz?

Şu an eşim çalışmıyor, bebek üç aylık falan ama ben de çalıştığımdan bi şey anlamıyorum. İşe de yeni girdim zorlayıcı oluyor.

Beş altı ay sonra eşim de işe başladığında o nasıl çalışacak ben nasıl çalışacağım hiç bilmiyorum.

Bakıcı/anneanne/babaanne şart mı? Bir yaşında kreş falan düşünmüyoruz o yüzden onu eledim.
-1
chicha_v2
(03.03.26)
Bakıcısız imkansıza yakın.
Ben 6-7 aylık olana kadar bakıcıyla birlikte idare ettim. Ama emeklemeye başlayınca bakıcıyla bile çok zor oldu. Şu an 1.5 yaşında, odaya kapanıp çalışıyorum ama günde en az 15-20 kez odaya gelmek ister. Sürekli evde bir çocuk gürültüsü var çalışmak çok çok zor hale geldi.

Bir de bakıcısız nasıl çocuğa bakacaksınız onu anlamadım. Çocuk her saniye ilgi bekliyor sonuçta kenarda oturup senin işini yapmanı beklemez. 1 yaşından sonra bile kendi kendine oynaması max 10 dk oluyor.
+5
kaptan maydanoz
(03.03.26)
Evde bakıcı/ destek veren aile büyüğü olmadan evden çalışabilen bebek sahibi ebeveyn varsa gelsin alnından öpeceğim.

Evden çalışma yapabildiğim günler var. Bebeği evden göndermeden çalışmam mümkün olmuyor. Odaya kapanırsam kapıya vuruyor, anneeeeee diye dolanıyor; kapanmazsam da klavye veya benimle oynamak istiyor.

İki ebeveyn bile evden çalışacak olsa, olmuyor. Annenin işi varken bebek anneyi istiyor, ağlıyor. Anne ile babanın aynı anda bilgisayar başında olması gereken anlar oluyor.
+3
kaymaktutmayansicaksut
(03.03.26)
doğumdan hatta hamilelikten önce bunu planlamamış olmanız gerçekten korkunç.

bakıcı veya babaanne olmadan imkansız. bakıcı tutarsanız biriniz bakıcıya çalışacak zaten. sırf bundan dolayı işini bırakan çok kadın var.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(03.03.26)
çocuğun kolay bir evresi yok. şu an en azından hareket edemiyor, konuşmaya başlayıp talepleri arttığında bu günleri arayacaksınız. kızıma 2.5 yaşına kadar annesi baktı, sonra kreşe gitti. hiç kimse annenin verdiği sevgiyi emeği veremez. bence çocuk yapılıyorsa anne 2 sene bakmalı. belki tek çocuğunuz ve annenin bir daha deneyimleyemiyeceği bir deneyim. ekonomik olarak çalışmak zorunda olanları anlıyorum ama koştur koştur işe başlayan anneleri anlamıyorum gerçekten.
0
mikahakkinen
(03.03.26)
Şart elbette.
Hatta evde bakıcı olunca bile kolay değil.
Evden çalışmak da çalışmak demek sonuçta, çalışırken bebeğe bakmak mümkün değil ki.
0
michael_knight
(03.03.26)
Evden çalışırken bebek bakan ben ne gördüm ne duydum sizi de troll sandım hatta eski duyurularınıza baktım. Bebekken işin başından zırt pırt kalkmaktan odağınızı da işinizi de kaybedersiniz. İki yaşından sonra tabletle oyalatırım deseniz çocuğunuzun sağlığından olursunuz. Yemeği, öz bakımı, aktivitesi, koruması derken bakıcı desteği şart çocuk bakmak büyük sorumluluk gerektiriyor.
0
cilekli pasta
(03.03.26)
Evden çalışılan bazı işler vardır. Günde 3,5 task gelir. Onu da güne yayarak yapma şansı vardır. Toplantı v.s hiç yoktur. O zaman paslaşılarak bakılır. Fakat böyle bir çalışma koşulu yoksa imkansıza yakın. Hele ki anne baba aynı saatlerde işe başlayıp aynı saatte bitiyorsa imkansız
0
limonlu eksi
(03.03.26)
olmuyor maalesef, çocukla her an birinin aktif ilgilenmesi gerekiyor. ben de çocuktan önce "bırakırım yerde oyuncaklarıyla oynar ben de işime bakarım" diye hayal ediyordum ama olmuyormuş :) dolayısıyla evet her iki ebeveyn de çalışacaksa birinin gelmesi şart.
0
mezzosprite
(05.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-7
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(19)

Sac kesimine kac para veriyosunuz

Kittie
Gecen fiyatlara baktim da ne olmus boyle dedim. En uygun 1000 tl gordum o da fonle birlikte 1300. Delirmis bunlar. Kadinim ama erkekler de yazabilir belirterek.Napsam versem mi bi 1500-2000.Su anketi de bi kullanicam buna kismetmis hahahah
Gecen fiyatlara baktim da ne olmus boyle dedim. En uygun 1000 tl gordum o da fonle birlikte 1300. Delirmis bunlar. Kadinim ama erkekler de yazabilir belirterek.
Napsam versem mi bi 1500-2000.

Su anketi de bi kullanicam buna kismetmis hahahah
📊 Kuafor fiyatlari nasil sizce?

Bu anket sona erdi. 35 oy kullanıldı.

0
Kittie
(02.03.26)
500 erkek
-1
grimavi
(02.03.26)
Erkek 900 uzun saç.
-1
anon1m
(02.03.26)
ben fönle 1600 mü ne vermiştim 1,5 ay önce

çok çok çok çok
0
art cat chocolate
(02.03.26)
Esentepe'de bir pasajda 800 verdim geçen ay.
0
auroraaurora
(02.03.26)
saç-sakal 700 veriyorum. 30 senelik berberim. başkasına 1000 liradan aşağı kesmiyor.
0
my fault
(02.03.26)
son 1.5 yıldır evde kendim hallediyorum. parasını geçtim aptal berber muhabbetinden sıkıldım. ayrıca asla istediğim gibi kesemiyorlar saçımı sakalımı.
0
scudman1
(02.03.26)
Fönle beraber 2500 verdim 2 ay önce

Kesim ücreti çok gözüme batmıyor da röfleye gelen zam üzüyor:')
0
kullanicadi
(02.03.26)
Saç sakal kesme yıkama 1200 oldu geçen ay.


eksileyen berberim galiba :))))))
-1
kumandanim
(02.03.26)
saç, sakal, dandik kil maskesi, omuz kütürdetme, parmak kıtlatma, yüze sıcak havlu basma, hepsi 500. ankara kızılay'da normal berber dükkanı.

edit: 400 imiş, yanlış hatırlamışım.
0
kibritsuyu
(02.03.26)
500 kadin Ankara
0
kassiopeia
(02.03.26)
Türkiye’nin en küçük illerinden birindeyim şu an ve burada da mahalle kuaförü diyemeyeceğimiz iyi bir kadın kuaföründe bin tl dediler.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
Fiyatlar aşırı, tamam emektir, her şey pahalıdır ama biraz da gelinen noktayı mazeret gösterip fiyatları uçuruyorlar gibi.

Ben kaş+manikür+pedikür için perpada bir yere gidiyorum hepsine 2.000 veriyorum çok memnunum, yıllardır aynı yere gittiğim için başka yerde fiyatlar nasıl bilmiyorum.

Saç için Levent'te bir yere gidiyorum;
Genel kesim + fön 3.000 bunu çok sık yaptırmıyorum, düzenli olarak kahkül kesimine gidiyorum 1.000.
Burası mesela bana çok fazla geliyor ama memnun olduğum için mecbur.
+1
mutekebbir
(02.03.26)
450 tl kadın/Ümr-Ist/mahalle kuaförü
kestigi saçı da fönlemeden bırakmıyor zaten o da ücrete dahil.
+1
beetlejuice
(02.03.26)
İzmir, geçen yıl fancy kuaföre 1500 lira vermiştim, 1-2 ay önce mahallemdeki kuaförde 600 liraya kestirdim saçımı.
0
kobuzchu kiz
(02.03.26)
Erkek 800.
Zaten saçım kısa 3e vurduruyorum. Sakalla birlikte bu fiyatı veriyorum.
-1
anatomik
(02.03.26)
Cevaplar asabımı bozdu.
3 gün önce saç sakal yıkama falan derken 1300 verdim. Öyle şekil şükül bir yer falan değil, dümdüz berber. 15-16 senedir gittiğim adam. Sana laflar hazırladım oğuz abi.
Kadıköy.
-1
cay koy geliyorum
(02.03.26)
750 lira saç+ sakal trim + kil maskesi + yıkama. erkek.
0
elektr10
(02.03.26)
saç kesimi kaş bıyık 1000 tl verdim geçen hafta bugün, mahalle kuaförü sayılır
0
mezzosprite
(02.03.26)
Erkek kişisi 1.300 vermiştim Ocak ayında. Saç sakal
0
put it in your appropriate place
(02.03.26)
(27)

İsim bulamıyoruz

sacrilegious
Merhaba,Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden? Ya d
Merhaba,

Erkek çocuğuna isim bulmak ne zormuş. Türkçe olsun ama yurtdışında da kullanımı zor olmasın istiyoruz. Çevremizdeki tüm çocuklar aras-uraz-atlas-aslan vs. Aslında arden ismi hoşumuza gitmişti ama türkçe değilmiş. Sizce arden ismi de mi jenerik isimler gibi? Var mı çevrenizde hiç arden?

Ya da Güneş nasıl? Kız ismi gibi sanki… Unisex olmasa iyi olurdu.

Sizin beğendiniz erkek isimleri neler? Soyadı Yüksel olacak bu arada.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(01.03.26)
Sezer. Ceasar diye de kullanır.
0
Bruce
(01.03.26)
Güneş kiz ismi gibi olur evet. Ozan falan olmaz mi? Türk vurgusu isterseniz eski komutanlarda karizmatik bir suru isim var. 1000’li yillara bir bakin derim.
0
mbond
(01.03.26)
Güneş erkeğe olmaz. Soyadı iyi değilmiş. Kuzey adını beğeniyorum. Bence kafa karıştırmamak için her gün bir harfin isimlerini inceleyin.
-5
arbre
(01.03.26)
Barış.
+1
rock n roll
(01.03.26)
Onur
Karel
Hazar
0
hakmut
(01.03.26)
ekin, ata, ozan, gökalp, alp, berk, kaan, deniz, doruk, gökay, mete, orkun, batu

uniseks olmasın demişsiniz ama bilge de çok güzel.
0
oyokbuyoknevar
(01.03.26)
Uniseks olması belki bozabilir ama deniz iyi bir seçenek. Evrensel de kullanılır herkes anlar rahatça.
Bu yeni nesil araz uraz cart curt isimler bana şahsen çok itici geliyor.
0
cay koy geliyorum
(01.03.26)
Sungur

Sungur ismi, Türkçe kökenli bir isim olup, genellikle erkek çocuklarına verilmektedir. Bu ismin anlamı, “şahin” ya da “şahin gibi güçlü ve cesur” olarak tanımlanabilir. Türk kültüründe ve edebiyatında yer alan bu isim, güçlü ve cesur bir karakteri simgeler.
-4
meko
(01.03.26)
Yurtdisinda kullanimi zor olmamasi icin Turkce karakter icermemesi lazim ve okunusu kolay olmali.

𝗘𝗿𝗲𝗻 var mesela, Turkce kokenli. Japon animesinde bile kullanilmisti bu isim :) Yurtdisinda kullanilan Aaron'a benziyor.

𝗔𝗱𝗲𝗺 de kolay ve yaygin ama Arapca kokenli. Ibranice ve Sanskritce'ye, hatta Sumer'lere kadar gidiyormus ismin kokeni. Yurtdisinda Adam olarak kullaniliyor genelde ve neredeyse her dilde var:
en.wikipedia.org

𝗘𝗿𝗺𝗮𝗻 olabilir :) Turkce kokenli. Ama yurtdisinda Arman daha yaygin. Arman Farsca kokenli.

su basliklara bakabilirsin:
(bkz: çocuğa yurt dışında kullanışlı isim koymak)
(bkz: yurt dışında sıkıntı yaşatan türk isimleri)
(bkz: en güzel erkek isimleri)

ve ben de sunu sormustum:
oğlunuz olsa ne isim koyardınız?
www.eksiduyuru.com

bonus edit:
kaya ilginc mesela. turkce'de erkek ismi. yurtdisinda kiz ismi daha cok ama bicok ulkede var:
en.wikipedia.org

atilla veya attila avrupa'da kullaniliyor. macaristan'da da yaygin. bilindik tarihi bir figur. (ama iki 't' ve iki 'l' versiyonlari karisiklik yaratabilir)
en.wikipedia.org
+2
ermanen
(01.03.26)
Baran. Turkcesi yagmur demek. Anne babasinin Kurak kalbine hayat, Ait oldugu yere ferahlik, bereket getirsin insallah.
0
krmzbvl
(01.03.26)
And. hep ıstemısımdır, bır kısıde duydum sankı sadece.
0
deepness
(01.03.26)
Ömür ve Önder. Abilerimin isimleri.
Noyan. En sevdiğim arkadaşlarımdan birinin abisinin ismi.
Gün. Tek heceli olması sorun değilse gene düşünülebilecek bir isim.
0
huladancer
(01.03.26)
Koray
+1
black holes in the sky
(01.03.26)
arden olur seviyorsanız. çevremde ona yakın arven var armin var. ve bunlar çevremdeki en unusual isimler değil. güneş evet önce kız diye düşünürüm ama ha oğlanmış denince de yadırgamam.
0
mezzosprite
(01.03.26)
Güneş unisex ama kesinlikle kız ismi olarak kullanılıyor. Erkek arkadasımın ismi Güneş. Herif nefret ediyo isminden. Müşteri hizmetleri arıyor. Hemen Güneş Hanım diye hitap ediyolar.
+2
luluki
(01.03.26)
Deniz
0
yurtsuz john
(01.03.26)
mert. hem türkiye hem de abd, kanada, fransa gibi ülkelerde kullanımı aşırı rahat olur, kimse sorgulamaz.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.03.26)
mert, eren ve atlas, arden +1
bir de umut olabilir
0
darthvader
(01.03.26)
Yurtdışında kullanımı zor olmayan bir isim arayışındayken iki tane Türkçe karakterli 'Güneş' ismine takılmanız da çık ironik olmuş.

Yurtdışı ile bir alakanız varsa Türkçe karakterlerden uzak durun bence.
0
Mirket
(02.03.26)
Sezai
ai çağı geliyor, havası olur
hey allam ya ekşiden çocuğuna isim buluyo insanlar
-4
plastic_angel
(02.03.26)
Alp, Tuna, Ege

*Yurt dışında sıkıntı olmasın derken bire bir karşılığı olsun mu yoksa türkçe karakter olmasın mı anlamadım ama ben türkçe karakter olmasın gibi düşünerek yazdım
0
ananiyimioguz
(02.03.26)
Cem, Cenk, Deniz.
0
ekimoloji
(02.03.26)
ben de bebek bekliyorum soyadıyla uyumlu olması için düşündüğüm isimler
teoman
talat
ferit
tanju
ben ferit eşim tanju diyor bakalım ne olacak

bir çılgınlık yapıp kudüs fatihi imparator titus ismini koymak istiyorum ama çok kişinin ismiyle dalga geçtim ondan çekiniyorum
0
Hallegadola
(02.03.26)
Kaan
0
duyuruuser
(02.03.26)
Can veya cem
0
Kittie
(02.03.26)
Aren var çevremde kulağa güzel geliyor bence
Eren ya da Eray olabilir
0
devilone
(02.03.26)
toprak
0
Sadece soruyorum
(02.03.26)
(11)

Birlikte Yurtdışı gezi seçimi yapalım mı?

luluki
Geçen yıl italya ya gittik, hastası olduk. Bu yaz farklı bi bakış açısı olsun ( populer kültür, şık mimari, doğa) diye düşünüp paris brugge amsterdam ı seçmeyi düşündük fakat fiyat yüksek çıktı.Rotayı mecburen prag viyana budapeşte ye çevirdik.Paris amsterdam burugge a git 2. rotayı ertele çok şey
Geçen yıl italya ya gittik, hastası olduk. Bu yaz farklı bi bakış açısı olsun ( populer kültür, şık mimari, doğa) diye düşünüp paris brugge amsterdam ı seçmeyi düşündük fakat fiyat yüksek çıktı.
Rotayı mecburen prag viyana budapeşte ye çevirdik.
Paris amsterdam burugge a git 2. rotayı ertele çok şey kaçırırsın mı diyorsun?
Yoksa prag buda viyana de seni idare eder çok fark yok mu dersin?
Temmuz da ailecek gidilecek.
Merakla cevaplarınızı bekliyorum.
-2
luluki
(01.03.26)
İmkanlarınız hangisine el veriyosa ona gidin, Avrupa şehirleri çok ilginç hem hepsi birbirine benziyor, hem de hepsi kendine has. Prag'ı temmuz ayında görmüştüm ve çok sevmiştim, idare etmekle ne kastettiğinizi tam anlayamadım, Viyana'yı gördüyseniz Paris'e gitmeye gerek yok denemez elbette, imkanınız olduğunda diğer şehirlere de gidersiniz.
+2
(01.03.26)
Avrupa şehirleri çok ilginç hem hepsi birbirine benziyor, hem de hepsi kendine has. +1

İlk rotada Paris ile Brugge hiç görmedim ama sadece Paris hiç ilgimi çekmiyor uzun zamandır. İkinci rotada ise bütün şehirleri gördüm, sadece Viyana sarmadı. Prag ile Budapeşte muazzamdı.

Kendi adıma konuşursam; Viyana, Prag ve Budapeşte'yi tercih ederim. En çok sevdiğim şehir olan bende yeri ayrı Amsterdam'a rağmen ikinci rotayı seçerim.

Amsterdam ile Brugge güzel bir ikili oluştursa da Budapeşte ile Prag karşısında bir adım geride bence.
0
put it in your appropriate place
(01.03.26)
temmuz'da cluj-napoca'da electric castle festivali var.
inceleyin.
ha kesin yağmur da yağar ama festival ortamı iyidir.
cluj şehri de eğlencelidir.
istanbuldan direkt uçuş var.
0
rain when i die
(01.03.26)
zaten, paris, brugge, amsterdam şehirleri arasında mesafe var. ulaşım vs. aileyle o kadar kolay olmaz. brugge maksimum 1 gece kalmalık bir şehir, günübirlik bile ziyaret edilebilir. bu rotanın üzerinde çalışmak lazım, ya da yorgunluk ile baş edebilen bir aile lazım. ben bu halimle bu rotaya çıkmazdım şuan herhalde.

viyana-buda-prag ise bambaşka bi hikaye; budapeşteyi ben çok severim, viyana'yı da genelde başkaları çok sever. iki şehir arası 3 saat civarıydı diye hatırlıyorum. bu rotada biraz tarih müzesi vs. gezecekseniz çok orta çağ-osmanlı vs. nostaljisi hissi var. budapeştede özellikle tarih müzeleri osmanlıdan bizi kurtaran bilmemkim vs.'den geçilmiyor. diğer rotada tarihten ziyade sanat sepet var.


sizin durumunuzda aile olduğu için ben rotayı paris'e oradan da brüksel-brugge'a bağlardım. brüksel'de magritte'i mutlaka ziyaret edin.
0
a darkness coming
(01.03.26)
gezilecek çok yer var, şu anda sizin için hangisi uygunsa oraya gidin +1
havayolu kampanyalarını takip edip nereye ucuz bilet varsa oraya yönelik planlar da yapabilirsiniz
0
mezzosprite
(01.03.26)
budapeşte, viyana, prag rotasını da, paris, amsterdam rotasını da yapmış, gent, brügge rotasını da ayrı yapmış birisi olarak budapeşte, viayana, prag rotası da en az diğerleri kadar iyidir. Ben viyanayı hiç sevmedim ama budapeşte ve prag çok güzel şehirlerdi. hatta prag benim avrupada gördüğüm en güzel şehirlerden bir tanesi idi.

ucuz bilet nereye varsa gidebilirsin. Avrupada şehirlerin old townlarını iyi koruyorlar. bir de etrafında akarsu varsa genelde o şehirler çok daha güzel oluyor. bahsettiğin tüm şehilerde de akarsu bulunuyor.
0
kraldan cok kralci
(01.03.26)
Paris’ten şaşmayın derim. Gerekirse sadece Paris olsun.
Paris ve Brugge şimdiye kadar gördüğüm en güzel şehirler. Brugge bir gün değil en az iki bence. Brüksel’e gitmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Paris de Paris diye tutturun.
Not: Prag, Viyana, Budapeşte görmedim.
0
michael_knight
(01.03.26)
Prag, budapeşte, viyana gezisi yapmiştım 10 sene önce. Gayet güzeldi. Prag harima bir şehir. Mutlaka görmelisiniz.
0
camlicagazoz
(01.03.26)
ailecek gidilecekse paris rotası daha uygun opsiyon olabilir. prag ve budapeşteyi çok seven de var sıkılan, biraz prag ı özellikle atmosfer olarak karanlık bulan da var çevremde açıkçası. paristen amsterdama trenle geçecekseniz ki yüksek iht planınız odur biletlerinizi önceden alın, söylendiği gibi ucuz olmuyor :) paris brugge amsterdam daha mantıklı gibi bence, ama diğer seçenek de sizi üzmez :)
0
darthvader
(01.03.26)
Prag viyana budapeşte > paris amsterdam brugge
0
but that was just a dream
(02.03.26)
Paris rotası bütçeyi zorluyorsa Prag rotası da gayet iş görür ( Prag ve Viyana' yı gördüm, ikisi de çok güzel geldi bana )

İlerisi için de Barcelona tavsiye ederim, seveceğinizi düşünüyorum.
0
kumandanim
(02.03.26)
(4)

Pedagog varsa fikir verebilir mi?

hrvl
6.5 yaş kız çocuk, yeğenim kendisi. Pandemi çocuklarından. 3 yaşından beri kreşe gitti, bu sene ilkokula başladı 1. Sınıf şu an. Pandemide yani küçükken biraz izole oldu haliyle ama görüntülü vs sürekli iletişimdeydik. Sonrasında eve kapalı bir çocuk olmadı parka da her gün gitti, her sene en az 2 k
6.5 yaş kız çocuk, yeğenim kendisi. Pandemi çocuklarından. 3 yaşından beri kreşe gitti, bu sene ilkokula başladı 1. Sınıf şu an. Pandemide yani küçükken biraz izole oldu haliyle ama görüntülü vs sürekli iletişimdeydik. Sonrasında eve kapalı bir çocuk olmadı parka da her gün gitti, her sene en az 2 kez tatile gidiyorlar, kalabalık ortamlara da girip çıkıyor. Ancak çocukta çekingenlik midir iletişim sorunu mudur adını koyamadığımız bir şey var. Çekirdek ailesi dışında biri varsa yanında, Sorulan sorulara sadece kafa sallayarak ya da parmağıyla göstererek cevap veriyor. Ben teyzesiyim ve iletişimimiz çok iyidir. Bana aşırı düşkün, ben de ona aynı şekilde. Ama yanımızda başkası varsa bana da cevap vermiyor, konuşmuyor.

Mesela Bugün çok samimi olmadığımız ama son birkaç haftadır üst üste görüştüğümüz birkaç kişi vardı yanımızda, hep birlikte otururken gidip babana şunu söyler misin dedik gitmedi, yabancıyla değil babasıyla bile iletişim kurmak istemedi. Benim yanıma gelir misin bi dedim benim yanıma bile gelmedi. Gözleri doldu ağlayacaktı ısrar edince, ben de oyuna vurdum geçiştirdim.

Bu tavırları beni endişelendiriyor. Yani okulda bir şey yaşasa kendini savunamaz, gelip bize de anlatamaz gibi geliyor. Ama çözemiyorum, dışarıyla iletişim kurmamasını anlarım bir yere kadar ama birinin yanında bizimle bile iletişime geçmemesi canımı çok sıktı.

Ablamı ikna etmeye çalışıyorum bir profesyonele götürmeleri için, burdan alacağım ön bilgiler çok önemli o yüzden benim için.
0
hrvl
(01.03.26)
sayın teyze şimdi burada 20 yaşındaki bir çocuk şöyle şöyle yapın diye yazacak belki de ciddiye alacaksınız ve ablanızı ona göre yönlendireceksiniz ki onu pedagog ya da pre-pedagog sanacaksınız. direkt doktora danışmanız daha makul.

5.5 yaşında, pandemide 3 yaşına kadar herkese aynı şekilde sus-pus davranmış bir cocuga sahibim. biz bir şey yapmadan kardeşimin düğününde çocuk birden açıldı. herkesle konusmaya basladı. arada halen utanır o da normal diyorum.

bu cocuga gercekten sahibim. ama belki de değilim?

ben riske atmazdım bir doktordan yardım alırdım. teyzelik bunu gerektirir.
+1
bisorumvargaliba
(01.03.26)
Anaokulundaki pdr ci bile bu işi halleder sanki. Öyle büyütülecek bişey görmedim.
0
luluki
(01.03.26)
Çocuğun karakter özellikleri de rol oynayabilir bu durumda ama kaygı düzeyi baya yüksek, özellikle başkalarının yanında size bile cevap vermemesi ve ısrar edilince ağlayacak gibi olması sıradan bi utangaçlık olmayabileceğini düşündürüyor.
Zorlamak ve ısrar etmek ters tepebilir, kaygısını artırıp daha çok içine kapanmasına neden olabilir. Onu değiştirmeye çalışmadan, kabul ederek, küçük adımlarını takdir ederek ilerlemek önemli. Ama en sağlıklısı profesyonel yardım almak, ne kadar erken o kadar iyi.
0
mezzosprite
(01.03.26)
aynı benim kızım. benim kızda kendi yaş grubundan izole kalıyordu. geç yürüdü, geç konuştu vs. şimdi ne oturtabiliyoruz, ne de susturabiliyoruz. kapısını kilitleyip oturuyor okuldan gelince. ergen :)

sizin yapacağınız iki şey var,
1. çocuğu zorlamamak.
2. profesyonel destek almak. çok çabuk çözüyorlar çocukları. istanbul' daysanız size bizim ailece gittiğimiz kliniği önerebilirim. ayrıca gittiği ilkokulda rehberlik birimi başarılıysa onlarla koordineli bir plan yapabilirsiniz. klinik aile/çocuk bağını düzenler, rehberlik okul hayatını, ki burada okul daha ön planda, çünkü günün büyük kısmını okulda geçiriyor.

prensese çok cici bakın.
0
galahad reloaded
(02.03.26)
(2)

zürih merkezde kalacak yer otel tavsiyesi

chetinn
soru başlıkta dostlar...
soru başlıkta dostlar...
0
chetinn
(27.02.26)
Swiss Star Zurich Sihlfeld tam otel değil de pansiyon mu denir, mutfağı falan var odada. Toplu taşımaya yakın. Fiyat performans, gayet memnun kaldık geçtiğimiz ekim ayında
0
mezzosprite
(27.02.26)
La Réserve Eden au Lac Zurich var hocam. Göl manzaralı süitin geceliği 4bin euro gibi.
0
galahad reloaded
(28.02.26)
(5)

Merak, okuma ve öğrenme isteği zeka ile mi ilgili?

perfectlysplendid
Sizce merak duygusu ne ile ilgili ?
Sizce merak duygusu ne ile ilgili ?
0
perfectlysplendid
(27.02.26)
Ek olarak merakı teşvik edilen insan potansiyel zekasını yakalama fırsatı bulur
0
mezzosprite
(27.02.26)
Bence merak yaşamsal libidonun (yaşama coşkusu anlamında) sağlıklı çalışması ile paralel. Normal çalışan fizyolojide her insanda biraz merak duygusu olmalı, bu dedikodu anlamında değil içinde bulunduğu doğa, şartlar, ortam vs. Bu duygu yoksa genel yaşam enerjisi de düşük oluyor.
0
titanic kemancısı
(27.02.26)
bilimsel bi kaynağım yok ama bence evet. belli bir zeka kapasiten yoksa zaten olmaz bunlar.
0
paintov
(27.02.26)
Zekâ öğrenme isteğiyle ilgili değil, kavrayış ve çözüm üretme hızıyla ilgili. Öğrenme isteğini gösterseydi Aziz Nesin o lafı etmezdi diye düşünüyorum.
-1
muhayyer divan
(28.02.26)
bence oyle. zihin bilgi tuketmeye ihtiyac duyuyor.
0
antikadimag
(28.02.26)
(4)

Annem - babam için apple uyumlu akıllı saat

tchuck
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.ne önerirsiniz?
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.

ne önerirsiniz?
0
tchuck
(27.02.26)
www.hepsiburada.com

bu iş görür mü?
hem okisjen hem kalp atışı ölçüyormuş.

ekstra ölçmesi gereken bir şey var mıdır?
0
🌸tchuck
(27.02.26)
Şu da yapar onları. Ekstra bir şeye senin karar vermen lazım. EKG çekeni de var. Tansiyon ölçeni de.

www.carrefoursa.com

Bizim yaşlılar en çok adım sayar özelliğini seviyor. Günde şu kadar adım atacağız diye hedef koyuyorlar kendilerine. O özellik de hepsinde var.
0
Mirket
(27.02.26)
Ben bu amaçla ucuza almıştım da yanlış gösteriyor ya, kullanan doğru ölçtüğünü onaylayan birinin önerisiyle alın bence ucuz alacaksanız
0
mezzosprite
(27.02.26)
Yanlış gösteriyor sözüne karşı deneyimlerimi anlatayım. Kalbim sakat ve sporcuyum. Bu yüzden nabız ölçümü benim için çok önemli. Mi band 2 zamanından beri Mi band 5 e kadar akıllı bileklik daha sonra da Iwatch kullanıyorum. Eş zamanlı olarak göğüsten nabız ölçer de kullanıyorum.
Mi Bandı da Iwatch'ı da sürekli olarak göğüs bandının ölçümüyle karşılaştırıyorum.
Sonuç, dinlenme esnasında da harekette de ikisi de neredeyse aynı sonucu veriyor. Yanlış gösterme yok.
Ancak Bileklik de Saat de bilekteki damarlardan istifadeyle ölçüm yaptığı için (Bu tanımlama Chatgpt'ye ait) kol kasları çalıştırıldığında, bandın da saatin de ölçümü göğüs bandına kıyasla 10-15 atım fazla çıkıyor. Ama söylediğim olay Dumbbell Curl falan sonrası ortaya çıkan bir olay.
Normalde aynılar yani.
0
Mirket
(27.02.26)
(22)

Anneanne & babaannesinin çocuk bakması??

eisberg
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide
Etrafımda böyle arkadaşlar vardı ve ne yalan söyleyim aşırı imreniyorum. Bizim bebe neredeyse 2 yaşında olacak toplasan 1 ay bizimle kalmıştır nineleri dedeleri. Ondan da kayınvalide mi bize destek attı biz mi ona attık emin değilim :). Bunun dışında resmen survive moddayız eşimle. Birimizin dişçide işi olsa diğeri bebeğe bakıyor anca öyle hallediyoruz falan. Bir iki defa iş yerine çocukla gittim hatta.

Her neyse, ekşide bu anneanne babaannelere çocuk baktırma başlığını gördüm, millet ne giydirmiş ya ailelere. Yaşlılara zulüm ediyormuş gibi, ben hiç öyle düşünmüyordum. Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?
+3
eisberg
(26.02.26)
yaslarina, saglik durumlarina, aile dinamiklerine, torun bakmaya heveslerine göre degisir. torun bakmak isteyen ve sagligi yerinde olan birine nede eziyet olsun?

ben dogdugumda babannem 51, dedem 55 yasindaymis. ilk torundum. beni kendi istekleriyle alip yazin 3 ay yazliga götürüyorlardi ve bu konuda annemi falan ikna ediyorlardi. kendileri istiyordu.
halam ikinci kizini dogurdugunda babannem 67 yasindaydi. bana baktigi dönemdeki gencligi yoktu. bakici tuttular, babannem, dünürüyle dönüsümlü olarak kontrole gidiyordu. fiziksel olarak torun pesinde kosmuyordu. yorulmuyordu ama bir nevi hala torun bakiyordu.
farkli durumlar ve farkli yaslar, farkli adaptasyonlari gerektiriyor.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
Ben de anneanne, babaanne olsam torun bakmak istemem. Belli bir yaştan sonra insanın kafası kaldırmıyor gürültü patırtı. Devamlı takip edeceksin düşmesin kalkmasın diye.

Enerjik bir anneanne, babaanne olurum bunu biliyorum ama uğraşamam. Turlara gideceğim, arkadaşlarımla buluşacağım falan. Evimde sessiz sakin kitabımı okuyup, kahvemi içeceğim. Çocuğum olsaydı, o bile sık sık gelsin istemezdim ziyaretime.
+6
rock n roll
(26.02.26)
Aile arasında az da olsa güven samimiyet varsa , büyükler çocukları seviyorsa gelini veya damadı çok sevmeseler dahi torunlarına bakarlar.

Evlilik, akrabalık ilişkilerine önem vermeyen, anne babası dahil yaşlıların yerini sadece huzurevi gören birileri için tabi böyle aile içi yardımlaşma destek türünden şeyler garip, tuhaf , bilimsel olarak incelenmesi gereken psikolojik vaka olarak görülebiliyor ne yazık ki.
0
diyecevaplandı
(26.02.26)
Peki tam tersi durum? Yani aileler de annene babannelere yaşlanınca bizim de hayatımız var biz de bir defa geldik dese? Bu çok acımasız geliyor bana.
+1
🌸eisberg
(26.02.26)
Torununa bakabilmek için ikinci kocasından boşanan kadın gördüm ve kızı da bu boşanmayı teşvik etmişti.

Anne babaların belli bir yaştan sonra kendi hayatları olamayacağına ve çocuklarının mutluluğu için yaratılmış olduklarına dair bir düşünce var.

Bir de şu var. Tam zamanlı olarak anneanne, babaanne tarafından bakıcılığı yapılmış çocuklar ilerde prenses oluyorlar bence.
+2
Mirket
(26.02.26)
Çocuğum olursa direkt şutlarım anneannesine, babaannesine. Anne çalışıyorsa normal. Bakıcıya verilen kadar olmasa da onlara da para verilir. Win win.
-6
arbre
(26.02.26)
Aslında şu da var; belli bir yaşın üzerindeki insanlar zaten çocuk bakmak için uygun değil. Algıları gençler gibi değil, refleksleri yeterince iyi değil, ne kadar hareketli olursa olsun örneğin iki yaşındaki bir çocuğun peşinden koşabilecek durumda değiller.

Onlar zaten kendi çocuklarını bakıp büyütmüşler, torun için de ugrasmasinlar. Belki çok sert gelmiştir özellikle ilk cevabım çoğu kişiye. Fakat biraz bencil olmak iyidir. Biz toplum olarak özellikle aile konularında aşırı fedakarlık yapıyoruz yani saçımızı süpürge ediyoruz ama bir kere geldiğimiz hayatta belki kendi isteklerimizi göz ardı ediyoruz bu da mutsuzluk sebebi bana göre.
+5
rock n roll
(26.02.26)
Anneanneyi babaanneyi tam zamanlı bakıcı yapmak çok haksızlık bence. Biraz rahat etmek onların da hakkı.
Ama biz de eşimle desteksiz çocuk büyütüyoruz memleketlerimizden çok uzağız. Gerçekten çok zor sizi anlıyorum. Çocuğu birine emanet edip doktora gitme şansımız bile olmuyor.
+1
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Pandemide doğmuş çocuğumuz var. Tek başına çocuk büyütmekte doktora seviyesi bizde galiba. eşimin doğum ve sonrası (pandemi seyahat yasağı) dahil anne babalar yanımızda değildi. özet geçeyim bugüne kadar istisnasız çocuğu kreş saatleri dışında birilerine bıraktığımız toplam süre 24 saat değildir bugüne kadar. aileler uzakta, yüzlerce km uzaktan gelip çocuğa bakıcılık yapacak şartlar yok. yani durumunuzu anlıyorum özetle.

Evet, bazen gerçekten insan çok ihtiyaç duyuyor çocuğa bir kaç saatliğine bile gönül rahatlığı ile bırakacak birilerini ama çocuğu doğurup dedeyi nineyi kürek mahkumu gibi bakıcılığa zorlamak gerçekten rezil bir davranış bence. Büyükanne, büyükbabalar çok gereken durumlarda evet toruna bakabilirler bu zaten çok doğal lakin insanların hayatın dinlenme ve yüklerinden kurtulup rahat rahat yaşayacağı çağda bakıcılığa duygusal manipülasyon, mobbing suretiyle mahkum edilmesi çok kötü. Torun sahibi olursam böyle bir durumda kalmak asla istemeyeceğim bir şey. Yani tamamen keyfiyetle çocuğu dedeye nineye iteleme tavrını kastediyorum. çünkü yapan çok fazla kişi var.

sonuç olarak annenne babanne bakıcılığı desteğinden hiç ama hiç yararlanamamış biri olarak diyorum ki, bence de öyle, herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin düzeni var.
+3
wilhelmwasmuss
(26.02.26)
abimin çocuğu var annemle babamı yaşadıkları yere taşınmaya ikna edebilselerdi 2. çocuğu yapıp anneme itelemeyi planlıyorlardı ilk defa bizimkiler kendilerini ezdirmeyip bizim de hayatımız var diyip kabul etmediler. ilk çocuklarına da kafadan kontak anane baktı çocuğun durumu içler acısı.
sonuç olarak benim şahsi görüşüm, çocuk yaparken başkasına muhtaç olmanız gerekiyorsa demekki durumunuz o çocuğu yapmaya müsait değildir.
+4
nahtoderfahrung
(27.02.26)
evet onlar çocuk bakıp sıralarını savdı diye düşünüyorum. çocuğum yok. ama olursa ne annem ne kayınvalidem devamlı bakamaz. annem direkt söylüyor da, hiç alınmıyorum. baksa çok yıpranır. bir de sorumluluktan korkar.
tabii bizimkiler 60+. genç olanlar bakmak isteyebilir. ama istemezse de alınmak ne kadar doğru bilmiyorum, bir gün değil iki gün değil, hayatı komple kilitleyen bir şey.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(27.02.26)
“Sizce de hakikaten öyle mi? Herkes dünyaya bir defa geliyor ve herkesin bir düzeni/hayatı var mı?”

yeni nesil ebeveynlerden korkuyorum. iq eq meselesi midir cocugu kaldiramamanin derdi mi bilemiyorum ama kafasi cok tuhaf. aynen yaslaninca bakma cunku yillarca sana bakip buyutmemisti, cocuguna da bakmaliydi. yani o kadar kitleme durumu varsa yaparken musaitligini sorun bari, bi ihtimal kendi hayatlari olabilir insan oldugu icin
0
ala09
(27.02.26)
@ala09 kardesime katilmiyorum. Dunyaya gelmeyi ben secmedim, kendi tercihleriydi. O yuzden bana bakmak zorundalardi zaten.

Torunlara bakmak zorunda degiller ama bu konuda istekli olan çok aile büyüğü gördüm. Tercih kendilerine ait olmalı. Belki hayatlari zaten sıkıcıdır, torun bakmak hareketlendiricektir vs. Yaş ve fiziksel durum etkendir vsvbs

Biz de anne babamiza bakmak zorunda degiliz evet (ben kesin bakicam da kisisel)
0
üğpoıuy
(27.02.26)
ben de bebek bekliyorum, annem bakacak. sigortasını yapacağım ve maaş vereceğim.
0
Hallegadola
(27.02.26)
çocuğu anamız babamız baksın diye yapmadık, ancak insan arada da düşünüp yardım eder. bizim ne anane ne babane gram dahil olmadı. zaten sağlık sıkıntılarından dolayı dahil olma ihtimalleri yok. çevremde anasından babasından destek almayan tek aile biziz ve zorlanıyoruz. tamam biz çoğu şeye dahil etmedik ama biraz insan düşünür diye kızmışlığım var. benim türkiye baby boomerlarına şöyle kızgınlığım var: çok çektik perişan olduk cart curt... ulen avrupada sizin yaşıtlarınız 2. dünya savaşında öldü, ailesinde kaybı olmayan yok. zorluksa onlarınki zor....
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Herkesin düzeni var ve herkes hayata bi kere geliyor 🤷‍♀️

Kendileri istiyorsa ya da önceden anlaşılmışsa siz de istiyorsanız baksınlar ama görev değil yani. Hayatta ne olacağı belli de değil. Ben biraz anneme güvenerek yaptım, emekli olsun tam zamanlı baksın gibi bir isteğim yoktu ama çok çok bunalırsam pişman olursam yalnız kalmaya ihtiyaç duyarsam ona bırakacaktım 1-2 gün. Öyle konuşmuştuk cesaret vermişti bana, hamileyken aniden kaybettim onu.
+1
mezzosprite
(27.02.26)
çocuğum yok ama olsa da annem veya kayınvalidemin bakmasını istemem. eğer maddi imkanlarım yeterli ise kendim bakmak isterim. onun o minik hallerini bi daha göremicem sonuçta. 18 yaşına gelince ayrılıcak gidicek zaten. en azından okula gidene kadar ben bakmak istiyorum ilerde çocuğum olursa. annane babanneye ise eğer kendileri gönüllü ise bırakılır bence. zorla değil tabi.
+2
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Sigortasını yapacak, maaşını verecek olan arkadaşım,
Sırf meraktan soruyorum.
Madem annenin onlara ihtiyacı var ve sen de yapacak durumdasın, şimdi neden yapmıyorsun?
Çocuğun bakıma ihtiyacı kalmayınca işten mi çıkaracaksın, tazminatını da verecek misin?
Bu nasıl bir Anne-çocuk ilişkisi?
-1
Mirket
(27.02.26)
annem kardeşimin çocuklarına bakıyor ama çocuklara baktığı için kendisine muhtaç olduklarını düşünüyor ve günün sonunda da bir kibir oluştu.

ancak bizim ufaklığı bir süre emanet etmek durumunda kaldığımızda hiç özenmediğini gördük, zaten yaşı ilerlemiş büyüklerimizin çocuklara yaklaşımı/bakımı zaman zaman bizim de hoşumuza gitmeyebiliyor. kimse zorunda değil ama çopcuğu da dara düşünce destek atabilir diye düşünüyorum. hayatını toruna adamaları acımasızlık olabilir ancak 40 yılda bir de toruna bakmak gerektiğinde elini taşın altına sokmalı. hele ki doğur bakarım gibi bir söylem olduysa bakmalı bence
+1
kondansator
(27.02.26)
Buradaki mesele anne-kız ilişkisi değil, emek. Düzenli ve tam zamanlı çocuk bakımı ciddi bir zaman, sorumluluk ve emek demek. Kadınların emeği yıllarca "zaten anne", "zaten seviyor" denilerek ücretsiz ve görünmez kabul edildi. Oysa bakım emeği emektir. Sevgiyle yapılması onun ekonomik değerini ortadan kaldırmaz.
Sigorta ve ücret konuşmak ilişkiyi bozmaz, emeği görünür kılar ve sömürünün önüne geçer. Torununa bakmak görev değil tercihtir. Ve eğer emek varsa karşılığı da olmalıdır.
Evlilik içindeki görünmeyen emek de, boşanma sonrası yaşanan adaletsizlikler de ancak emeği baştan tanırsak çözülür. Emek değerli olduğu için karşılık bulmalı. Sevgi sömürünün gerekçesi olamaz.
+4
mezzosprite
(27.02.26)
Çocuk sahibi değilim ama çocukken ailem beni rahat senede 3 aya yakın anneannemlere bırakır, haftasonları da babaanneme bırakmak için fırsat kollarlardı. Arada da yaz okulları, kamplar vs bir sürü şey sıkıştırırlardı.

İleride bu yaptıklarını konuşunca da sen de istiyordun diye kıvırdılar. Evet çocuktum yaz tatillerinde bodruma gitmeyi yüzmeyi seviyordum ama bu işin gerçeğini değiştirmiyor bana bakmamak işlerine gelmiş de itelemişler beni işte.

Biri çocuk yapıyorsa kendisi bakmak zorunda, çalışıyorsa da çocuğunu kreşe akranları ile sosyalleşmeye göndermeli, yaşlı 2 insana çocuğu iteleyip yapayalnız büyütmek büyütmek falan değildir.

Çocuğa vakit ayırmak bir mesele ise bir zahmet çocuk yapmayın. Ben yapmıyorum mesela maaş güvencem olsa da maddi durumum müsait olsa da.
+2
denizgonen
(27.02.26)
Ben şahsen tercih etmedim etmiyorum da. 18 aylık kızım. Aşırı nadir akşam uyurken, neredeyse hiç de gündüz bıraktık anneme. Babanne zaten şehir dışında toplasan 3 kere görmüştür onda da bir alt bile değiştirdi mi şüpheli. Gerek yok ya kimsenin eline bakmaya. Ailecek hastalandığımızda falan çok sıkıntı çektik ama hallediyoruz. İleride geriye dönüp baktığımızda biz hallettik diyebileceğiz.

Ama bir arkadaşımın annesi var ya dünden razı kadın utanmada haftaiçi bana bırakın falan diyecek kızına. Öyle hevesle bakıyor.
0
wild honey suckle
(27.02.26)
(3)

Kredi kartı avantaj sorusu?

mikahakkinen
akbank axess, garanti bonus, iş maximum, world var. qnb var ama avantajı pek yok. sürekli benzin alıyorum. bunlardan başka avantajı bol banka kredi kartı öneriniz nedir?teşekkür ederim.
akbank axess, garanti bonus, iş maximum, world var. qnb var ama avantajı pek yok. sürekli benzin alıyorum. bunlardan başka avantajı bol banka kredi kartı öneriniz nedir?
teşekkür ederim.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Teb signature kullanıyorum bonus özellikli. Son 1 senede 13bin tl bonus kazanmışım.
0
kumandanim
(26.02.26)
Word’ün bi esprisi yoksa adios premium a çevirebilirsiniz. Kampanyalara uygun alışveriş yapınca puanlar bikaç kat katlanıp uçak bileti, tur, cruise seyahatlerini bedavaya getirebiliyorsunuz. Nadir de olsa çok daha avantajlı uçak bileti kampanyaları da yapıyorlar. Bedavaya Bali’ye gidip dönmüşlüğüm var.
Bazı restoranlarda da indirimleri var.
0
lambada
(26.02.26)
Ben de tebden 13 bin tl indirim/bonus kazanmışım, ne tesadüf :) infinity kart kullanıyorum. Ama benzinden çok bi şey kazanmadım, genelde eticaret, yurtdışı harcama vs. Tabi arada benzin market kampanyası da oluyor. Bence siz hep kullandığınız bi benzin istasyonu varsa avantajlı kart var mı diye onlara sorun, mesela geçen totalde benzin alırken iş bankası ya da ziraat avantajlı gibi bi şey dediler ama detay sormadım
0
mezzosprite
(27.02.26)
(5)

"suç kaydı" ne?

kibritsuyu
haberlerde görüp duruyoruz 35 tane suç kaydı var, 52 tane suç kaydı var.suç dediğin cezası çekilen bir şey değil mi? bakkal veresiyesi gibi kaydedip kaydedip bırakılıyor mu?dandirik hukuk bilgimle hatırladığım şöyle bir şey var. işlediğin suçun bir cezası var, ama yatarı az. daha az yatıyorsun, ama
haberlerde görüp duruyoruz 35 tane suç kaydı var, 52 tane suç kaydı var.

suç dediğin cezası çekilen bir şey değil mi? bakkal veresiyesi gibi kaydedip kaydedip bırakılıyor mu?

dandirik hukuk bilgimle hatırladığım şöyle bir şey var. işlediğin suçun bir cezası var, ama yatarı az. daha az yatıyorsun, ama tekrar suç işlememek kaydıyla. tekrar suç işlersen infazın yanıyor (infazın yanması diye bir kavram vardı eskiden), hem yeni işlediğin suçun, hem de öncekinden kalan yatmadığın kısmın cezasını yatıyorsun.

yani böyle bir şeydi, ya da en azından benzerdi. 35 suç kaydı nasıl oluyor? ilkini işledin yatmadın. ikinciyi işleyince ilkiyle birlikte yatmıyor musun, onu da mı kaydedip salıyorlar? işledikçe kaydedip kaydedip salıyorlar mı? ikinciden üçüncüden sonra, "dur lan biz seni tutuksuz yargılayıp duruyoruz, cezanı kaydedip erteliyoruz da senin duracağın yok, biz seni tutuklayalım, hapis cezası hükmü verelim artık" denmiyor mu? en dandik hukuk sisteminde bile 35 tane suçu kaydedip ceza vermemek nasıl olabiliyor?
+1
kibritsuyu
(26.02.26)
devam eden savcılık dosyaları( bunlar tutuklu, tutuksuz, ev hapsi, adli kontrol şartı ile olabilir)+ kapatılan savcılık dosyaları+ düşen savcılık dosyaları+ aranması olan dosyalar+devam eden davaları+ bitmiş ama istinafta veya yargıtayda olduğu için kesinleşmemiş davalar+ denetimli serbestlik aldığı dosyalar+ hagb kararı verilen dosyalar+bitmiş kesinleşmiş ve infaz edilmiş dosyalar
bunların tamamnıa suç kaydı diyorlar. aslında teknik olarak fazlalık var. aynı suçun savcılık, ilk derece mahkemesi ve yüksek mahkemeler ayrı ayrı sayıldığı için oluyor. adliye muhabirlerinin dosyadaki evrakta yazan her satırı 1 suç kaydı olarak saymasından dolayı abartılı oluyor. yani 35 aslında 10-15 olablir. gerçi bu bile saçmalık.
+4
ground
(26.02.26)
migrosdan gofret çal güvenlik yakalasın polise bildirsin.polis savcılığa bildiriyor hakim karşısına çıkıp yapma evladım bidaha diyor. +1 suç kaydı.
avukat arkadaşım böyle anlatmıştı.
+2
jamswety
(26.02.26)
işte tekrar gofret çalarsa hakim "biz sana geçen sefer bi daha yapma demedik mi, gofret çalmanın cezası 1 yıl, geçen sefer göz yumduk yine çaldın, madem akıllanmadın geçen seferkiyle birlikte 2 yıl hapis" diyip atmıyor mu içeri? her gofret çalışta yapma bi daha, yapma bi daha diyip yolluyorlar mı?
0
🌸kibritsuyu
(26.02.26)
bunların hepsi bir yerde patlıyorlar zaten. cezalar "tekerrüre" giriyor. "1. kez mükerrirlere özgü infaz," "2. kez mükerrirlere infaz" şeklinde kararlar çıkmaya başlıyor. bunlar "yatarı" dedikleri ceza infaz sürelerini çoğaltıyor ve amerika gibi cezayı tam yatmaya başlıyorlar. devam eden suçlarda, sabıka kaydından dolayı "bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı" gerekçesi ile indirim yapılmıyor. daha önce hagb verilmişse bir daha verilmiyor, daha önce denetim bozulmuşsa denetimli serbestlikten faydalanamıyor. hatta iyi hal indirimi bile vermiyor bazı hakimler. ancak bu sistem hep suistimal edildiği için caydırıcı olmuyor. cezalar patlayana kadar kişiler tam bir suç makinasına dönüşüyor. ıslah olmuyorlar. bombok bir sistem yani.
+2
ground
(26.02.26)
Bi süredir suç işlemek serbest maalesef
-1
mezzosprite
(27.02.26)
(31)

Restoranttaki davranışı çok mu abarttım

buiret
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarıs
Ben (k) ve eşim (e) ve eşimin arkadaşı ve onun eşi ile birlikte yemeğe çıktık, ben kebap söyledim eşim başka bi şey karşımızdakiler de erkek olan benle aynı şeyi söyledi kadın da ne söyledi hatırlamıyorum neyse herkes yemek yiyor sohbet ediyor falan yemek artık bitmeye çok yakın, benim kebabın yarısı kaldı yanda pilav var ortadan azıcık salata aldım planım onu paket yaptırıp eve götürmek ama ben bu planlar içerisindeyken kendi kafamda eşim benim tabağımdaki kebabın yarısını aldı kendi tabağına koydu diğer yarısını da zaten benimle aynı şeyi yemiş ve bitirmiş olan arkadaşına koydu arkadaşı yemedi tabii eşim de bi ısırık alıp kebabı devam etmedi, arkadaşımın eşi paket servis istiyorum diyerek kendi tabağındakileri toplarken benimki boş kaldı üstelik ziyan da oldu bu davranışa nedense çok bozuldum. Eşim olarak benim tabağımdaki bi şeyi söylemeden alıp yiyebilir ama neden benim yemeğimi bi başkasına üstelik de sormadan ve aynı şeyi yemiş birine veriyorsun, bilmiyorum abartıyor muyum siz olsanız nasıl tepki verirsiniz daha bi şey de demedim böyle şeyler için de huzur bozmayı sevmiyorum ama kimse eşinin tabağından izinsizce bi şey alıp arkadaşının tabağına koymamalı gibime geliyor
+1
buiret
(26.02.26)
Niye konuşmuyorsunuz ilişkilerinizde ya çok ilginç...
Abartılacak bir şey yok diyalog eksikliği var.
+17
anon1m
(26.02.26)
sıfır abartı. düşüncesizce yapılmış bir harekete iyi bile tepkisiz kalmışsınız. benim eşim orada homurdanır sonrasında da söylenirdi epey.
-3
eisberg
(26.02.26)
Eşin büyük ihtimalle köyde doğup büyümüş biri. Tepkinde haklısın. Eğitimsizlik.
-7
arbre
(26.02.26)
bana abartı geldi tepkiniz. önce sorsa iyi olurdu tabii ama bozulacak ve hala üstünde düşünülecek bi şey göremedim
+3
pide
(26.02.26)
Odunluk bence. Hele ki karımın yemeğini başka adama vermek.
0
Cezcez
(26.02.26)
Bunu düşünmeniz abartı değil de eşinizle bu durumu konuşmayıp buraya yazmanız bana garip geldi. Belki yaptığının farkında bile değil ve sizin konuşmanızla tekrarlamaz da en azından.
+3
purplee
(26.02.26)
Böyle şeylere takıyorsanız sizin ruh sağlığınız ve takıldığınız bir şeyi anlık olarak konuşamıyorsanız evliliğinizin sağlığı risk altında.
+7
Mirket
(26.02.26)
Doğru yanlış diye bakılmamasi gereken bir olay bence. En fazla rahatsız olduğunu söylersin o kadar. Kafada yer bile etmemeli bence.
O yüzden abarttın diyorum.
+5
kisa
(26.02.26)
eşin düşüncesizlik etmiş ama abartmamak lazım. tatlı bi dille bu hareketi yapmadan önce "ben böyle böyle düşünmüştüm, paket yaptırıcaktım ama bir dahakine bana sor olur mu?" diyin.
+3
elektr10
(26.02.26)
Düşüncesizce bir hareket ama niye sonradan konuşmadın ki? Trip atar gibi değil normal şekilde “ya ben paket yaptıracaktım aslında keşke sorsaydın” desen bir sonrakine dikkat ederdi.
+3
kaptan maydanoz
(26.02.26)
Herhangi bir tepki vermediğiniz için abartıyorsunuz diyemedim.

Tabağına aldığında söyleyebilirdiniz ben bunu paket yaptıracağım diye aslında, en azından sadece kendine alırdı tadımlık, başkasına ikram etmezdi.
Sizin tabağınızdan size sormadan alıp başkasına servis etmesi zaten komple delilik.

Ben olsam mutlaka üzerinden çok zaman geçmeden konuşurdum bu konudaki rahatsızlığımı dile getirirdim bir daha tabağıma dokunmasın hele ki başkaları için.

Ve pasif agresifliğin kölesi olduğum için aç olmasam bile eve geldiğimde çok çok iyi bir yemek söyletirdim kendime paket yapmama fırsat verilmediği için bu da anlamasına vesile olur bir daha sormadan hareket etmezdi.
0
mutekebbir
(26.02.26)
sormadan aldıysa dusuncesizlik olmuş ama belki alkol fln da varsa, ya da sohbet koyu ise dalginligina gelmiş olabilir. esinizin bu konulardaki tavrını en iyi siz bilirsiniz.
+3
oscar
(26.02.26)
abartıyorsun.
+1
gabe h coud
(26.02.26)
eve gelince yav paket yaptıracaktım, planlarımı bozdun filan der ertesi gün unuturdum. allah kolaylık versin, böyle yaşanmaz.
+4
elorelia
(26.02.26)
eşinizin alması size sormadan alması doğru olmamış, sizin bozulmanızda. evde yemesenizde olur o kebabı. büyük bir ihtimal eşiniz de ziyan olarak gördü önce kendine aldı sonra dağıttı.

ben olsam yemediğim kebabı eve goturmezdim.
+1
Başka
(26.02.26)
insanların içinde bir şey demezdim ama eve gelince büyük olay çıkartırdım. ama neyse ki eşimle benim aramda iletişim problemi olmadığı için böyle şeyler yaşamıyoruz.

ancak buna benzer bir olayı arkadaşımla yaşamıştım. iş yerinden birinin taziyesine gitmiştik. herkese ikişer pide koyuyorlardı. ben pideye rahmetlinin ruhu ve pidenin tadı enfes olduğu için yumulurken arkadaşım bir anda pide ikramı istemediğini benim tabağımdakinin ikincisini yiyeceğini söyledi ev sahibine. o pidenin tadını halen daha unutmam.

yalnız bu arkadaşımın kalemlerime, eşyalarıma vs çökmüşlüğü oldu sonradan. artık bir şey alınca o senin olsun kendime yenisini alırım diyorum veya direkt bu sende kalmıştı bana geri verir misin diyorum. köylülük diyeni eksilemişler ama doğru, bu eyleme benzer hareketlerde bulunduğunu gözlemlediğim insanlar taşralı veya yurt/köy ortamında büyümüş insanlardı. yokluk psikolojisiyle hareket ediyorlar.

neticede eşinize dediniz mi neden bunu böyle yaptınız diye?
-12
Hallegadola
(26.02.26)
bir porsiyon daha sipariş verip "paket olsun" deseydiniz.
+2
burfak
(26.02.26)
ya ben mi garibim anlamiyorum ama esimin tabaginda olan artmis yemegi neden arkadasimin tabagina koyayim ki?
esimin yemegini kendime alip yerim ama baskasininkini yemem. baskasinin artmis yemegi de bana yemem icin verilsin istemem. bence burada asil elestirilmesi gereken sey bu.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.02.26)
ben olsam yemekte doyduğum an "ay şiştim bunu paket yaptırır, evde sonra yerim" derdim. bu sayede kimse benim tabağıma dokunmazdı. ha eşim belki "yok hayatım bu eve taşınmaz kötü olur ver yiyelim" deseydi de "alın yiyin" derdim.

eşiniz sizin aklınızdan geçeni bilemez. "buna devam edecek misin hayatım" dese iyiydi ama o an dalgınlıkla bunu düşünememiş olabilir. tabakta bırakılan yemeğin çöpe gideceği düşüncesi ilk akla gelir. buna göre hareket etmiş.

eşim böyle bir şeyi yapsa hiç umursamam. bu o kadar kızılacak, takılacak, üstünde günlerce düşünülecek bir şey değil. o an içimden "hay ya ben onu sonra yicektim be, neyse artık" derim ve saniyesinde o konu kafamda biter.

sonra aklıma gelirse anca başka yemeğe giderken gelir ve derim ki "bu sefer yemeğimi bitiremezsem dadanma tabağıma, paket yaptırıp eve getiririz"

abartıyorsun hem de çok. abarttığın ve takıldığın diğer konuları düşünmek bile istemiyorum. böyle yaşanmaz. rahat ol biraz. her şey kötü niyetten değil. seni umursamadığı ve sana değer vermediği için, senin fikrine değer vermediği için yaptığı bir şey değil.
+4
art cat chocolate
(26.02.26)
Cok saygisiz ve simarikca.

Ziyan olmus yemek yazik günah.
Biz birbirimize sormadan tabagimizdan hicbir şey alip tadina bakmayiz bile.

Avrupa yakadi Sahika gibi bir tepki versen yeridir. Ama sen yine de söyle böyle hoslanmiyorum dikkat eder misin vs diye karsi taraf da yapmaz zaten.

Bir tane daha sipariş verip paket yaptirsaydin diyenleri asla anlamiyorum. Ortada bir hayvanin cani var, et yeme simarikligimiz yetmiyor bir de israfi normallestirmeyelim.
-1
Purple life
(26.02.26)
Hayatta ince detaylar önemlidir ama bu kadar gereksiz bir ince detaya takılmak hayat kalitesini düşürür. %1000 eminim eşinize sorsanız hatırlamayacaktır bile.
+3
kimlanbu
(26.02.26)
askerde et yemeği ve kebap yok diye bunalıma giren arkadaşlar vardı. bunlar doğuluydu, urfa, antep falan gibi yerlerden. bana onları hatırlattın
+1
runaway
(26.02.26)
eşin öküzlük yapmış . de ki ona ahmet mehmet bir daha benim tabağımda ki yemeğe müdahale edip başkalarına servis etme. bilmiyorsan ayıp.
0
jamswety
(26.02.26)
Bence bariz abartmışsın
0
basond
(26.02.26)
karimin tabagindakini ziyan olmasin diye yerim orda sikinti yok.
ama alip baskasina vermem, orasi garipmis.
benim de karim benim tabagimdaki kalmis yemegi alip baskasina verse, aksam evde bir otur konusalim derim.
bana da garip geldi acikcasi..ayrica adamin ayni yemegi yemis yememis olmasinin bence konuyla hicbir alakasi yok.
+3
cooperr
(26.02.26)
zihinsel geviş getirme. o anda tepki vermelisiniz. eşinizin yaptığı yanlışsa bile bunu ona söylemelisiniz. sizin gibi insanlar içine atıyor sonra histerik oluyor. başı ağrıyor, suratı düşüyor vb. içiniz atmayın.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
eşinizin davranışı düşüncesizlik ve biraz da görgü bilmemek gibi görünüyor ama konuşulup halledilebilecek bir şey gibi bu, bence içine atarsanız bu tarz durumları daha büyük sorunlar olmaya doğru evrilir, en güzeli uygun bir dille konuşup çözmek
+1
darthvader
(26.02.26)
Daha çocukluktan sınır ihlali nedir, nasıl olmalı olmamalıyı öğretiyoruz.

Eşiniz bariz sınır ihlali yapmış kusura bakmasın ve evet size sormadan kendisi alması dahil sınırlarınıza müdahale oluyor bu. Gayet haklısınız, kesinlikle konuşun tekrar etmez böylece.
+1
lambada
(26.02.26)
Ben de bozulurum ama konuşurum tekrar yapmaz, uzatmam.

Bi de benim eşim paket yaptırmayı ayıp görüyor 🤦‍♀️ ne zaman paket yaptıracağımı anlasa bitirmeye çalışıyor tabağımı. Ama birkaç kez tartıştık bu konuyu, "ben yemeğimi seviyorum ve bir sonraki öğünümde yemek istiyorum, neden elimden zevkimi alıyorsun" şeklinde anlattığım için azalttı bu davranışını. Hani doymadıysa yesin sorun yok da sırf paket yaptırmayayım diye yemesi sinir bozucu
0
mezzosprite
(27.02.26)
Başlıktaki soruya cevap; evet.

Bu iftar yemeği miydi? Kan şekeri daha beyne ulaşmamış da sinirleri dinginleşmemiş gibi geldi okuyunca :)

Senin paket yaptıracağını kimse anlamamış. Kocan da “ulan para verdik çöpe gidecek” diye düşünüp almış. Eşinin tabağından aldığı şeyi arkadaşına vermesi biraz tuhaf geldi ama buna bozulması gereken sen değilsin de arkadaş sanki. “Kardeşim sen karının lokmasını yersin de ben senin karının tabağından artan şeyi niye yiyeyim” diye düşünür insan.

Sen “bunu paket yaptıralım” desen de bunu sallamayıp böyle bir şey yapılsa sinirlenirsin de bıraktığın düşünülüyorsa buna neden bozulduğunu anlamadım.

Misafir kadın da kendi yemeğini paket yaptıramamış olsaydı acaba daha iyi hisseder miydin?
0
lazor
(28.02.26)
Bir şeyle ilgli 6.his hissiyatınız bir yerde bir rahatsız olduysanız orada sizin eğitim kültür yetişme tarzınıza göre uygunsuz bir şey olmuş var demektir. Hislerinize güvenin.

Ve evet sizin tabağınızdan alıp karşı erkek olanın tabağına koyması siz bayansanız biraz uygun düşmemiş.

Çok aşırı büyütülecek mesele değil. Karşı tarafın biraz eğitim kültür ve sosyal zekasıyla ilgili.

Konuşursunuz kendisiyle sakince. Rahatsızlığınızı dile getirsiniz.
0
mahmuttt
(28.02.26)
(20)

Ülkenin başına geçer miydiniz?

michael_knight
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo;
10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz.
Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.

Kabul eder miydiniz?

Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin.
10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız.
Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
0
michael_knight
(26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi.
Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
0
gule gule
(26.02.26)
Geçmem ülke nasıl yönetilir pek bilmiyorum.

ibb.co
+2
kizil karga
(26.02.26)
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.

alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya.
%100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey.
Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil.
Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi.
Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza.
Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım.
"Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.

Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
0
mezzosprite
(27.02.26)
(29)

Bakıcı mı okul mu

wild honey suckle
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı? Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
2 yaş bebesi, anneanne ve babanne bakamaz olarak düşündüğümüzde, güvenilir bir okul mu (tam zamanlı maalesef) yoksa referanslı bir bakıcı mı?

Siz olsanız hangisini seçerdiniz ve niye?
+1
wild honey suckle
(25.02.26)
bakıcıdan memnunsam güvenilir biriyse ve anlaşabiliyorsam bakıcıdan devam ederdim. aksi durumda okul.
0
Sadece soruyorum
(25.02.26)
Hali hazırda bakıcı yok, yani sıfırdan bulunacak.
0
🌸wild honey suckle
(25.02.26)
Güvenilir bir bakıcı. 2 çocuklu bir anne olarak 2 yaşın kreş için çok erken olduğunu, 3 yaşa kadar temel bir bakım verenle büyümesi gerektiğini düşünüyorum.
-2
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Bakıcı. Çok küçük daha bence kreş için. 3 yaştan sonra anca.
-7
sadakatsiz
(25.02.26)
Bakıcı kesinlikle. Şirkette bir arkadaş var. Çocuğu 2 3 yıldır ana okuluna gidiyor. 5 yaşında. Çocuk bıkmış durumda. 1. sınıfa tükenmiş olarak başlayacak. Okul zaten başlayınca bitmeyen bir şey. 2 yıl daha dinlensin çocuk.
-8
arbre
(25.02.26)
aile büyüğü bakabilseydi bi sene daha evde kalabilirdi. 3 yaşında zaten kreşe başlayacak. yani son bi sene için bakıcı bulmaya değer mi, güvenilir bakıcı bulunabilir mi bilemedim. yani çocuğumu evde bi yabancı ile bırakma fikri bana biraz korkunç geliyor. gerçekten iyi referansının olması lazım. dolaylı değil hatta birebir görüşmek filan isterim o referansla. her odaya da kamera koyardım muhtemelen. başka türlüsü zor.

güvenilir kreş mi güvenilir bakıcı mı derseniz sanki kreş bana daha mantıklı gibi geliyor. kızım 34 aylık gibi kreşe başladı. mesela bu kreşe ben 2 yaşında da olsa gönderirdim.
0
elorelia
(25.02.26)
Kreş diyorum.
En donanımlı ve hevesli bakıcı bile çocuğa pek de bir şey öğretmeyecek, etkinlikler yapmayacak.
Telefonundan reels kaydırırken çocuk da büyüyecek.

Kreşte ise kötü bile olsa bir etkinlik, şarkılar, boyamalar vs var. Ayrıca diğer çocuklarla sosyalleşmek var.
+12
michael_knight
(25.02.26)
yeni ben bakıcılarla sürekli problem yaşayan 1.5 senede 3 bakıcı değiştiren biri olarak yine de her türlü bakıcıyı tercih ederim.
bebeklerimiz aynı yaşta ve çok küçükler diye düşünüyorum. kreşlerde birebir ilgi görmüyorlar. güvenli bağlanma için de ilk üç yıl bakım verenle birebir ilgi çok önemli.
kreşe de 3 yaşında veririz:)

@michael_knight,
ona göre bir bakıcı bulursan neden olmasın? benim tüm bakıcılarım sürekli etkinlik yaptıran, araştıran çocuğu öncelik yapmış kişilerdi. farklı problemlerle ayrıldık ama bu konuda haklarını yiyemem. sadece çocuğa odaklılardı yani ev işi vs istemedik.
şimdiki bakıcım da öyle. instagramda gördüğümüz ne kadar etkinlik varsa hepsini tek tek yapıyorlar. her gün onlarca kitap okur, şarkı ve dansları öğretir, bilişsel gelişimi için çabalar, boya yaptırır, kum oynatır, su oynatır. gün içinde hiç yalnız bırakmaz.
sahibinden comda buldum bu arada, referans filan yoktu. kamera var evde diye güvendim, güvenim boşa çıkmadı. şimdi bakıcı gelince çocuk koşup sarılıyor hemen seviyor bakıcısını.
ben bile haftasonu o kadar oyun oynayamam etkinlik yaptıramam :)
-3
Gradient_tabanlı_mor
(25.02.26)
Kres tabii.

Cocuklar cocuklarla yetişkinlerden daha iyi anlasir.
+2
Purple life
(25.02.26)
2 yaş sosyalleşme yaşı değil arkadaşlar, onu kaçırıyoruz bence. 2 yaş bebeğin kendi kendine oyun kurmayı dahi yeni yeni öğrenmeye başladığı, her anında güvendiği ve tüm ilgiyi ona veren birini aradığı bir yaş. Bakıcının ana artısı birebir vakit geçirecek olması., etkinlik mesele değil. kitap okusunlar, kağıtları karalasınlar, parka gitsinler, birlikte hamur yoğurup yemek yesinler yeter zaten. 2 yaş için kreş birbirlerinin saçlarını çekip gözlerine parmak soktukları, oyuncaklar için ağladıkları bir yer olacak.
+3
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
uzun yıllar anaokulları işletmeciliği yapmış biri olarak kesinlikle anaokulunu tercih ederdim. anaokulu sadece çocuğa bakmak, yedirmek içirmek değildir. çocuğun sosyalleşmesi, toplum hayatına hazırlanması, periyodik (yemek uyku oyun saati gibi ) işlere alışması, paylaşmayı öğrenmesi, el ve motor gelişimini hızlandırması düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve sair bir çok konuda faydası var. anneanneler babaanneler bile bir yere kadar bakabiliyor. sabır kalmıyor. dışarıdan tek başına bir bakıcı bir çok açıdan güvenli değil. 2 kızım var ilki bakıcıda yetişti, ikincisi 2 yaşına bile gelmeden kendi kurumlarımızda bakıldı. aralarında bedenseli beslenme alışkanlığı, tertip düzen, okul başarısı gibi onlarca konuda gerçekten büyük farklar var. her konuda küçük daha ileride. ek olarak bakıcılar çocukları gündüz uyutup dinlendiriyor, anaokulu ise gündüz bedensel ve zihinsel olarak yoruyor. ilkinde akşam eve yorgun gelen ebeveynler enerjik bir çocukla başbaşa kalıyor, ikincisinde ise aynı yorgunlukta daha sakin bir çocukla daha rahat bir ortam oluşuyor.
+6
ground
(25.02.26)
Türkiye'de şu an mümkün mü bilmiyorum ama, 9-10 aylıkken kreşe başlamış, okula gidene kadar aktif de kreşte büyümüş biri olarak, kreş tavsiye ederim. Ne kadar erken o kadar iyi. Ev ortamından çocuğun ayrılması, rutin kazanması, bilişsel gelişimini yaşıtlarıyla beraber sosyalleşerek geliştireceği bir ortamda olması bence oldukça önemli
+4
nundu
(25.02.26)
kesinlikle kreş. çocuk dış dünyayı çabuk öğrenmiş olur. beceri ve yetenekleri ona göre gelişir. hayat görüşü bile farklı olur.
+1
gercekdunya
(25.02.26)
Bakıcı, 2 yaş çok küçük. 3.5 4 den önce kreş okul vs düşünmeyin derim. kaynak mabadım tabi.
+2
kisa
(25.02.26)
Eloreli güzel yazmış. +100 diyorum.
-1
luluki
(25.02.26)
Ben de mabaddan atıyorum: sisteme erken giren çocuk daha iyi adapte oluyor.
0
huladancer
(25.02.26)
herkes çocuklarını pamuklara sarmak istiyor ancak öyle olmuyor. 3 yaş öncesi bende göndermek istemezdim bakıcıya vermek yerine kreşe bıraktım. burası türkiye ben hiç bir bakıcıya güvenmiyorum. zor olsa da kreşe bırakırım. keşke 3 yaşa kadar anne bakabilse ama bazen olmuyor.
0
mikahakkinen
(25.02.26)
Bulundugum ulkede anne babaninin cocuga bakmasi cok yaygin degil. Cocuklar kimi zan 15 aylikkenden itibaren okul oncesi egitime basliyorlar. Benim oglum da 18 ayliktan beri gidiyor. Esim de ben de calistigimiz icin benim buyukler trde onun kiler baska sehirde yasadigi icin zaten kendimizden baska kimsemiz yok. Ancak genelde de boyle sadece biz degil. Bazi gunler bakici da geliyor hatta eve.

Oglumun cok sevdigini soyleyemem, bazen gulerek gidiyor ozellikle tekrarli bir sekilde bir sure giderse ama cogu zaman aglayarak. Esas problem tahmin edilemeyecek seviyede kisa bir frekansta hasta oluyor yani 1 ayin 2 haftasi evde oluyor zaten, bu anlamda baya sacma tabii, biz burada rapor alabiliyoruz bu durumda turkiyenin sartlarini bilmiyorum ezbere. Her hasta oldugunda anaokuluna alisma evresi bastan basliyor.

Konustuk defalarca. "Okula gitmek lazim" diyip kafa salliyor 25 aylik velet ama yine de agliyor. Bir de onu almaya gittigimde beni gordugu andaki sevincinin tarifi yok, bu tabii hem iyi hem kotu.
+1
wallcan
(25.02.26)
2 yaşında kızımı yarı zamanlı kreşe verdim, uyumuna göre tam güne çevirdik.
Birçok şey öğreniyor, dil gelişimi ve motor refleks gelişimi ilerledi, kendi yemeğini kendisi yiyor, kuralları biliyor gibi birkaç alanda faydasını gördüm.
Şu an 2,5 yaşında ve severek gidiyor kreşine.
Bizim anaanne seçeneğimiz vardı lakin iş reels kaydırmaya vs geldi, anaanneler kıyamıyor torunlarına.
Bakıcı ile çocuğunu büyüten arkadaşım da var ama çocuğun gördüğü kişi sayısı 3 yetişkin ile sınırlı kalıyor. Beyin gelişimi için zaten dezavantaj.
Kreşin de bir dezavantajı var; ilk sene hasta olacak. Bu kaçınılmaz. Gerçi 3 yaşında da başlasa 7 yaşında da başlasa bu hastalık dönemi olacaktır.
Umarım cocugunuz ve kendiniz için en doğru yolu bulursunuzz
+6
purplee
(25.02.26)
2.5 yaşında başladı oğlum. Şans işi biraz da belki, maaşın yarısını verdim native hocalar havuzlu okullar vs. tekinde çocuğun boğazına ip bağlamış öğretmen nerdeyse boğuluyordu, diğerinde altına kaçırmış kızmışlar gündüzleri bile işemeye başlamıştı. Yine birinde öğretmenin instasından uyumayan öğrencilere söylendiği videoyu yakalayıp attırmıştım. İstediğiniz kadar kameralı okula verin kvkk diyorlar polise veriyorlar görüntüleri sadece.
Benim anneme baktıracak ortamım yoktu sıkıntılı süreçlerim vardı ama eğer anneler yakınsa evine tam zamanlı yardımcı alın onlardan biri baksın bir buçuk sene sonra verirsiniz yeni dönemde okula. En olmadı döşeyin eve kameraları referanslı birini bulup gözünüz üzerinde tutun.
+1
cilekli pasta
(25.02.26)
Çocuğa çok bağlı (git: www.instagram.com )

Ben 2 yaşında kreşe vermeyi çok istedim çünkü kızım çok sosyal bi çocuk, başka çocuklarla bir aradayken çok mutlu oluyor. Bütün gün evde durmak gibi bi yaşam tarzımız olmadı 2 yaşına kadar da, bakıcıyla bütün gün evde sıkılacağını düşündüm. Ama yaşadığım yerde 2 yaş sınıfı olan bi kreş bulamadım. O yüzden mecbur bakıcı şu an. İyi birini bulursanız büyük şans ama bulmak da zor olabiliyor
+1
mezzosprite
(25.02.26)
İki buçuk yaşındayken oğlumu kreşe göndermiştik, anneanne artık bakmayınca.
Çok ezildi, öğretmenler tarafından ayrımcılığa uğradı, çocuklar tarafından zorbalığa uğradı.
Biraz daha büyük yaşta göndermek isterdim. Hala içim acır.
Mümkünse bir süre daha bakıcı.
+1
pro9it9is9
(25.02.26)
Kızımı 9 aylık kreşe verdim. Böyle diyince Türkiye'de hemen herkes bir aaauuvv uuuov diyor ama asla pişman değilim.
Birinci ay haftada 5 gün, günde bir saat ve annenin yanında bulunma zorunluluğu vardı. Tam anlamıyla oyun grubu gibi oluyor. 14 anne + 14 bebek bir saat süresince oyunlar oynuyorsunuz.
İkinci ay iki saate çıkardılar ve bizi sınıfın dışında ama okulun içinde beklettiler, ağladıkları vakit sınıfa alıyorlardı, biz sakinleştiriyorduk, sonra kaldıkları yerden devam ediyorlardı.
Üçüncü ay üç saate çıkardılar ve bize "dışarıda gezin ama okuldan çok uzaklaşmayın" dediler. Çocuk ağlarsa telefon açıyorlardı, okula gidiyorduk.
Dördüncü ay dört saate çıkardılar ve biz normal okul ritmine geçtik, sabah bırakıp işimize gücümüze bakıyorduk ve öğlen alıyorduk.
Sonra bacağı kırılınca iki ay kreşe göndermedim ve evde kaldığı süreçte bariz şekilde sosyalleşmesinde, rutinlerinde, öğrendiklerinde gerileme gördüm. İki ayın sonunda tekrar bir aylık oryantasyon sürecinden sonra kreşe başlattım (ilk anlattığım oryantasyon modelini aylık olarak değil, bu sefer haftalık yaptık).
Haftada 20 ile 25 saat arası kalıyor. Kendi akranlarıyla oynuyor, bağışıklığı güçleniyor, dil gelişimi sürat kazanıyor. Dört duvar arasında 30+ yaşında bir care-giver ile vakit geçireceğine kendi yaşıtlarıyla beraber eğleniyor. Öğleden sonra zaten beraberiz.
+1
alice in potatoland
(26.02.26)
Baba degilim ama 2 yas cok kucuk degil mi ya ? Dusunsene 2 yildir dunyadasin yani cok kucuk yavru ya daha :)
0
oscar
(26.02.26)
2 yaş küçük. Çok sağlam sevgi dolu merhametli şefkatli çocukla oyunlar oynayacak çocuk seven bir bakıcı. yani bir babaannesi aneannesi değil. yoksa aynı onlar gibi demeniz lazım.

Anlaşılır zaten.
-1
mahmuttt
(26.02.26)
2 çocuğumu da 2.5 yaşında kreşe yazdırdım, tavsiye ederim.
0
efx
(26.02.26)
1 buçuk yaşında hiç anlamadığım bir dilde eğitim veren kreşe yollanmış birisi olarak ben de tavsiye ederim. başta zor gibi görünse de erken yaşta sosyalleşmenin ve farklı şeylerle karşılaşmanın hem gelişim hem de bağışıklık açısından pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum.
+1
eileengray
(26.02.26)
@gradient tabanlı mor,
Siz herhalde hem çok şanslı hem çok bilinçli hem de bakıcı seçmeyi çok iyi biliyormuşsunuz ama herkesin böyle olacağını sanmıyorum.
Hatta bakıcınız ayrılmaya karar verse ve bir ay içinde yeni bir bakıcı bulacak olsanız bu söylediklerinizi gerçekten yapan birini bulma ihtimaliniz sizce yüzde kaç?
Ben sizin için %10’dan düşük olduğunu, herhangi biri içinse %3’ten düşük olduğuna inanıyorum.
Ortalama bakıcı maaşlarından bahsediyoruz di mi?
Piyasayı bilmiyorum ama piyasa 50 bin lirayken 150 bin lira vermekten bahsetmiyoruz.

Bu arada bakıcının sonradan sigortamı ödemediler diye dava açmasını nasıl engelliyoruz? Sigorta yapalım desek 50 bin maaş vermenin size maliyeti 80 bin civarına gelecek. Asgariden gösterelim desek mahkeme korkusundan yine kurtulamayacağız.
0
michael_knight
(26.02.26)
Arkadaşlar hepinize cevaplarınız için çok teşekkür ederiz hepsi çok değerli.
Kafamız daha çok karıştı bizim kızı aldıralım diyoruz dkdkdkd
Şaka bir yana okul mantıklı gelmeye başladı. Çünkü güvenilir bakıcı nereden temin edilir bilmiyoruz, bir gün giderse ne yaparız bilmiyoruz. Babanne gelse bizde yaşasa cinnet geçiririz. Anneanneye iki saat emanet ettik dört morlukla döndü:)

Velhasıl zor. Allah herkese makul yaşa kadar çocuğuyla beraber olma ekonomik rahatlığı versin. Biz iki senede elendik.
+3
🌸wild honey suckle
(26.02.26)
(9)

evin sürekli bilfiil toz olması hk

baldan kaymak
arkadaşlar sürekli toz oluyor.Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyo
arkadaşlar sürekli toz oluyor.

Masaların, eşyaların üstü minik siyah tozlarla kaplanıyor. Ya bu neden olur. Cam falan da açmıyorum. Her gün robot süpürge çalışıyor. Dyson ile bende 5 günde bir giriyorum. Ama yine de kurtulamadık.

Ne yapmalıyım? Kafayı yemelik. Bu tozları yuttuğum için hasta bile oluyorumdur kim bilir. Çok yoruldum :d

1) çatı katı, camlar full kapalı
2) Çamaşır kurutma makinası var, kuruma yok.
3) İnşaat yok, çevredeki en yüksek 2.:binadayım
4) Klima yok. Isıtıcı var koruyucu elektrikli ama o çalışmasa da oluyor.
5) Robot süpürge mop'lu
6) tek iken de denedim, kız arkadaşım yokken de durum aynı
-1
baldan kaymak
(24.02.26)
Klima çalıştığı için evi havalandırmadığım zamanlar ev çok daha az toz oluyor.
Etrafta inşaat veya yakında karayolu varsa kısa süreli havalandırmalar bile yetiyor evi toz basmasına.
Bir de çamaşırları içerde kurutuyorsanız o da çok toz üretiyor.
0
Mirket
(24.02.26)
en alt yada en üst katlarda genelde çok toz oluyor oturduğunuz kata da bağlı, bir de etrafta inşaat varsa mutlaka kaçı olmuyor o tozlardan
0
darthvader
(24.02.26)
benim de öyle ya. etrafta hep inşaat var kentsel dönüşüm diye. karşımdaki binayı da yıktılar ama temizlemediler kaldı öyle sürekli eve toz giriyor yıllardır. (lojman arazisi)

taşınmak bir çözüm olabilir
0
art cat chocolate
(24.02.26)
Sebepleri değişkenlik gösterebilir yalnız önleme/ azaltma noktasında 2 deneyimim var, onları paylaşmak isterim.
Mesela, Çamaşırların da çok toz yaptığını kurutma makinesi kullanımdan sonra fark etmiştim. Gözle görülür şekilde azaldı.

Eşyaların daha geç toz tutması için de temizlik yaparken temizleme suyunun içerisine biraz arap sabunu koyuyorum, bunun da faydasını gördüm.
0
purplee
(24.02.26)
Yeni gelen bilgilerden sonra,
Dış etkenleri eliyoruz.
Şurada yazdığına göre dış etkenleri elersek ve evde evcil hayvan da yoksa ölü deri hücreleri kaynaklı diyor.

www.zerorez.com
0
Mirket
(24.02.26)
Tuvalet kâğıdı markanız da sebep oluyor olabilir. İnternette gördüm sanırım bu bilgiyi.
-1
michael_knight
(25.02.26)
Islak süpürge işe yarayabilir gibi geldi. Süpürürken toz kalkmıyor çünkü
0
mezzosprite
(25.02.26)
gerçekten kurutma makinesi çok etkili. bizim ev çok toz oluyordu mesela. artık balkonumuz olmadığı için kurutma makinesi aldık yeni evde. hayat kalitemiz çok arttı. kedimiz var onun tüyleri oluyor sadece ama toz hiç denecek kadar az. bence kurutma makinesini kullanmıyorsunuz pek. kullanın ve farkı görün isterim.
0
matilda
(26.02.26)
Toz değil de incecik börtü böcek veya bunlar kaynaklı bir şey DEĞİLSE,

Terlik tabanlarından şüphelendim. Bir süre terlik kullanmayın, eve gelince çorabı da ayakkabı ile birlikte çıkarıp değiştirin, bakalım bir fark olacak mı.

Banyodaki havalandırmayı da kontrol edip temizlemekte yarar var.
0
lazor
(28.02.26)
(42)

Vajinal doğum mu sezaryen mi?

sacrilegious
Merhaba,Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden? Tamamen meraktan soruyorum.Teşekkürler
Merhaba,

Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden?

Tamamen meraktan soruyorum.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(24.02.26)
Sezaryen... rahat... saati belli, riski belli
+1
üğpoıuy
(24.02.26)
Vajinal mümkünse.

Direkt ayaklanabiliyorsun.
+2
Purple life
(24.02.26)
vajinal.
standartize edilmemis epizyotomisiz.
zaten tibbi bir gereklilik olmadigi takdirde secme hakkimiz da olmuyor yasadigim yerde.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Vajinal

Abartıldığı kadar bişi yok iki kez yaptım. Doğumhaneden yürüyerek çıktım, kimseye ihtiyacım olmadı. Sezaryen bana göre değil
+10
kullanicadi
(24.02.26)
Vajinal yaptım. Yine olsa aynısını tercih ederim.
Tüm sürece hakimsin.
Toparlanma daha hızlı.
+3
duhan
(24.02.26)
Ablam da esi de uzman hekim, ablam sezaryenle dogurdu. Sebebi vajinal dogumun daha kaotik/belirsiz olmasi ve plansiz sekilde hastanede rastgele denk gelen ekiple dogum yapmak istememesi.
+1
ghilleinthemist
(24.02.26)
Erkek tarafıyım ama bı konu hakkında diyeceğim bazı şeyler olacak haliyle.
Sene doksanlarda kadınlara /ailelere kolaylık rahatlık diye diye yedirildi bu doğum şekli. Böyle doğum yapanlara özendi bir çok kadın.
Bunda doğum sınırı en fazla 3 diye biliyorum.
Yine o dönemlerde sürekli doğum kontrol, üreme sağlığı vs konularla ilgili sürüyle reklam , ilan vs programlar vardı.
Şimdi geldiğimiz nokta, dünyada doğum oranlarının artık devletleri bile olumsuz etkileyecek derecede düşmesi.
Evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve kadının iş hayatıyla birlikte yalnızlaşması ayrı konu ama bundan tamamiyle bağımsız da değil .
Tüm bunlar tesadüf değil, bir plan dahilinde gerçekleşiyor.

Büyükbaş hayvanlarda da deney yapılmış sezeryan doğumuyla ilgili.
hayvanın doğurduğu yavrusuna ilgisiz kaldığı gözlemlenmiş.

Doğal doğum, kadının zihni fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor. Bununla ilgili zamanında bir kaynak okumuştum.
-20
diyecevaplandı
(24.02.26)
bizdeki vajinal doğum dayatmasının temel nedeni kadını daha çok çocuk yapmaya zorlamak. sezaryen doğumun 2, maks 3 le sınırlı olması. bunların istediği 4-5-6 gittiği kadar.
-4
my fault
(24.02.26)
oglumun dogumuna girdim. erkek gozuyle sezeryan diyorum.
zira normal dogum alt takimi dagitiyor, bir daha da toparlanmiyor.
-2
cooperr
(24.02.26)
Hayattaki şansımı burda kullanmış olabilirim. Sezaryen yaptım. Doğum zamanı yaklaştıkça korkuyla bekliyordum, doktorum o kadar tatlı bir kadındı ki seçme hakkım olmamasına rağmen sende travma yaratmak istemiyorum dedi ve ameliyata aldı. Yan odada vajinal doğum yapmaya çalışan kadının çığlıkları ve ağlaması hala kulağımda. Sonuçta onu da sezaryene aldılar. Vajinal doğum yapıldığı halde dikiş atılan bir çok kişiyle de konuştuğum için ameliyat ağrısı sızısı umurumda olmadı.
0
ekimoloji
(24.02.26)
eğer işin ehli bir doktoraa gelirseniz sezeryan. öncesinde de emizrmeyle ilgili kendinizi geliştirin. sezeryanla 2-3 çocuk doğum olabiliyor. zaten bu devirde 3 ten fazla çocuk yapıp hakkıyla bakmak ortaya atmamak zor. ayrıca doğum şeklinden ziyade doğumdan sonra anneye mental ve fiziksel destek olunmasıi kaynana terörünün olmaması gibi faktörler çok daha önemlidir ama erkekler böyle konuları konuşmayıs evmez. onun yerine bilmedikleri vajina hakkında ahkam kesmeyi tercih ederler.
+2
iwillsee
(24.02.26)
Epiduralli vajinal doğum. Doğumum da baya uzun sürdü aslında ama sancıları hissetmediğim için prensesler gibi bekledim sakince
+5
mezzosprite
(24.02.26)
İsteyerek sezaryen yaptım. Yine olsa yine sezaryen yaparım. Vajinalde o kadar fazla komplikasyon riski var ki niye bunu göze alayım? Ayrıca sorunsuz doğum gerçekleşse bile kesisiz doğum çok az. Ben karnımdaki dikiş iziyle mutluyum. Bir de çok sık görüyorum vajinal doğumda hemoroid olan bir ton insan var öfff.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
Sezaryen tabii ki.
Annem ve teyzem çişini tutamıyor. Diğer teyzem kadın hastalıklarından iki ameliyat geçirdi üç ay kadının ne çektiğini gördüm bitti zaten benim için bu olay. Bunun kanaması var, omuz sıkışması var.. Ya makasla cart diye kesiyorlar kadını dahası var mı?
Ayrıca çok güzel doğurdum öyle güzel doğurdum doymadım daha da doğurdumcular bir kadın olarak beni sadece mutlu ederler ama ben hissizlik riskini de alamam, vajinamı da kestirmem, vajinoplasti için de doktor doktor gezmeyeceğim. Ne idüğü belirsiz şizofrenik hadsiz ve terbiyesiz erkeklere malzeme verir bazı yorumlar. Başka da hiçbir işe yaramaz.
Gerçekler çoğu kadın için çiş tutamama, hissizlik, yırtıklar, kesiler, enfeksiyon ve kanama riski, hemoroid, vajinoplasti ve daha fazlası.. hiç gerek yok bu türden risklere. Manken değilim oyuncu değilim. En fazla silik bir iz kalır ki gururla taşırım onu da.
Tercihim paşalar gibi sezaryen olacak. Başka bir seçenek yok benim için.
+1
asue
(25.02.26)
Bizim ülkemiz = Türkiye olduğunu varsayarak diyebilirim ki çalışıtığım 4 ülke içinde ve istatistiklerini bildiğim sayısız ülke içinde sezaryen rekortmeni Türkiye. Üstelik açık ara. Türkiye'de sezaryen oranı %64. AB ortalaması %22. Bunu yükselten de Yunanistan (%60) ve Güney Kıbrıs (%55 ile) ve Romanya (%44). Böyle mi olur "bizim ülkemizde vajinal doğuma zorlanıyorlar" istatistiği? İyi ki zorlamışlar yani.

Sezaryende sınır 3 diye bir şey yok, bu her kadında farklılık gösterir çünkü her ameliyat farklıdır. . Uterin insizyonların durumu, intraoperatif veya postoperatif komplikasyon öyküsü, adezyon, plasental yerleşim anomalileri, kanama riski gibi çok sayıda faktör söz konusu.
Sezaryen majör bir cerrahi ameliyattır ve vajinal doğumdan daha fazla risk barındırır, tromboemboli, anesteziye bağlı komplikasyonlar, sonraki gebeliklerde plasenta previa ya da plasenta akreta spektrum bozuklukları, vb.
Vajinal hissizlik sık rastlanan bir komplikasyon değildir ve çoğu zaman düzelir. Sezaryende hissizlik oluşma riski daha yüksektir. Karın bölgesinde sinir kesilerine bağlı olarak uzun süreli ya da kalıcı uyuşukluk daha sık görülür.
Çiş kaçırmanın tedavisi %90 bol kegel egzersizidir. Nadir durumda fizyo terapi, çok çok nadir cerrahi perasyondur. Gebelik başlı başına pelvik tabanı zorlar, sadece doğum şekli belirleyici değildir.
Burada sezaryen gerekçesi olarak gösterilen birçok sebep esasen tembellik ve korku.
+2
alice in potatoland
(25.02.26)
ilk kızımız normal, ikinci sezaryendi. eşime sordum soruyu. cevap; yüzde 1 milyon, 1 milyar sezaryen dedi.
+3
ground
(25.02.26)
Offff anesteziye bağlı komplikasyon mu? Bademcik ameliyatı olanda da var o. Sezaryende çocuğun orası burası sıkıştığı için sakat kalan kimseyi de görmedim. Vajinal doğumda maalesef bu tür ufak tefek şeyler olabiliyor. Bizzat tanıdığım bir çocuk hala bir kolunu kullanamıyor.
Nasıl komplikasyon ama? Ya da oksijensiz kalıp zihinsel engelli bir çocuğunuz da olabilir. Olur öyle şeyler.

Vajinal hissizlik mi karnınızın ufak bir kısmını hissedememek mi? Tabii ki vajinal hissizliği seçiyoruz çünkü doğal olan o. Totonuza kadar kessinler de doğallığı dibine kadar yaşayın o ara hemoroidinizle de aşk yaşarsınız dikişler arasında.

Modern tıbbın bütün nimetlerinden yararlanıp iş doğuma gelince öyle olmuyor niyeyse. He çünkü korkuyoruz ve tembeliz tamam. AB ülkelerine de kafam girsin ayrıca :)
+2
sadakatsiz
(25.02.26)
vajinal doğumun çocuğun bağışıklık sistemine destek olduğuna dair çalışmalar var. bi bakın isterseniz...
+1
merhum
(25.02.26)
@sadakatsız, tıp fakültesi belgeni de buraya atarsan harika olur bu kadar bilgi içerikli bir yorumdan sonra.
Çünkü ben doktor olarak yazdım :)
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Ahaha yahu ne alakası var diplomayla? Doktor olmuşsunuz tebrikler biz aciz kullar ne bilebiliriz ki sizin gibi minik tanrıların yanında😂 yazdıklarımın neresi yanlış tam olarak? Hepsi gördüğüm, duyduğum şeyler bir tarafından uydurmadım. Doktorsanız tamam ya özür dilerim yanlış görüp duymuşumdur😂
-5
sadakatsiz
(25.02.26)
bağışıklık sistemine destek olsun diye vajinal doğum yapan anneye kreşe başlayan çocuk şoku :D

sezaryen doğum yaptım. yine olsa yine sezaryeni seçerdim. devlet hastanesinde doğum yapmış olsam kesin şu an travmalardan travma beğeniyor olurdum ve berbat doğum anılarım olurdu. benim psikolojik durumum bunu kaldırmaya müsait değil bence. kaldı ki aklım almıyor zaten vajinal doğumu. neden kendime eziyet edeyim. kimisi de sezaryenden korkuyor mesela. karnınızı neredeyse boydan boya kesiyorlar, bildiğin açık ameliyat gibi. ama bana o an daha az korkutucu geldi valla. tembel ve korkak olduğum için sezaryeni istemiş olmam başkasını neden ilgilendirsin bunu anlayamıyorum. sebeplerimizin daha ulvi amaçlara hizmet etmesi gibi bi amacımız yok. bize hizmet etsin yeter.
+6
elorelia
(25.02.26)
Biz zavallı doktorlar o kadar okul okuduk ama bilmiyorduk zaten normal doğumda da komplikasyonlar olduğunu, çok afedersiniz, sizler fasulye kırarken bunları anlattınız da öğrendik, aydınlandık şu an.
Yazdıklarınız, dediğiniz gibi "görüp duydum" üstüne olduğu için yanlış ya da şöyle diyeyim, ciddiye alınacak şeyler değil. "Heh benim kayınpederimde de bu vardı, bir baktık ikiz doğurdu" kıvamında.
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Yahu ne fasülyesi ne diyorsun allah aşkına? Gördüm duydum dediklerimi ufo gördüm seviyesine indirmeyi bırak da vajinalde yazdıklarım var mı yok mu sen söyle. Sezaryende çocuğun engelli kalma oranını da yaz aydınlanmış olalım. Egoya bak ya biz fasülye kırarken tıp okuyormuş biz de mağaradan yeni çıktık okuma yazmayı henüz öğrendik zaten.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
dünya doktorlar ve fasulye ayıklayanlar diye ikiye ayrılıyormuş. öğrenmiş olduk. düşünsene böyle bir doktora muayene oluyorsun. çevrendeki çoğu kadının vajinal doğum travması var. korkularından bahsediyorsun. ve sana sen git fasulye ayıkla, doğum işini bana bırak filan diyor. ne kadar hoş.
+1
elorelia
(25.02.26)
Kendi yaşadığınız ya da yaşamayı seçtiğiniz deneyimi doğrulamak için karşı tarafa saldırmak zorunda değilsiniz. Bilimsel araştırmalara göre vajinal doğum daha az komplikasyon içerir, tıbbi bir gerçek neden inkar edilmeye çalışılır anlayamıyorum. Ama vajinal doğumun mümkün olmadığı durumlar vardır, sezaryen hayat kurtarır. Anne bebek ölüm oranlarının eskisi kadar yüksek olmamasının sebeplerinden birisi sezaryendir. Gerçekten sezaryen olması gereken birisi normal doğuma zorlanamaz. Bebek ters geliyordur, kordon dolanmıştır vs yani neden bile bile lades yapılsın ki? Ya da kadın açık açık korkuyordur, isteğe bağlı sezaryen olmak istemiştir, ülkemizde buna izin veriliyordur kişi sezaryen de olabilir. Kimseyi de ilgilendirmez. Herkesin kendi kararı, doğum şekli üzerinden de kavga etmeyin pls

Bunun dışında hamileliğinde çok fazla kg alan ve pelvik taban egzersizleri yapmayan bir kadın sezaryen olsa bile ileride idrar kaçırabilir, nefes egzersizi, lamaze vs bilmeyen doğuma hazırlık yapmayan birisi nasıl push yapması gerektiğini bilemez hemoroid yaşayabilir, perineal hazırlık yapmayı bilmeyen birisi epizyotomi ya da deşürir yaşayabilir. Hazırlığını yapan birisi ise hiçbir olumsuz durum yaşamayabilir. Kötü ve uç örneklerden bahsederek potansiyel anne adaylarını germeye hiç gerek yok, doktor değilim ama bir hastalık hastası olarak tıp bilgime ve medikal okur yazarlığıma güvenirim. Ben çabuk toparlanmayı seçtim, bana bakmaya gelebilecek bir annem ya da kardeşim yoktu, hemen ayaklanmam lazımdı. Ne hamilelik ne de doğum anlamında hiçbir komplikasyon yaşamadım, hatta doğumumu pozitif bir deneyim olarak görüyorum, beni mahveden lohusalık oldu sjshsh
+10
kullanicadi
(25.02.26)
Doktora da "gordum diyoruuum anliyor musuuun" diyerek cevap vereni de ilk kez goruyorum sanki doktor o riskleri "gormemis" gibi swh.
Benim hanim 3 dogum yapti. 2 defa normal denen vajinal dogum. Dogumhaneden ikisinde de bebek kucaginda yuruyerek cikti.
Ucuncu hamilelikte bebek plasentadan ciktigi icin ambulansla hastaneye gittik acil sezaryene aldilar yasama sansi %20 dediler. Cok sukur her ikisi de kurtuldu ama hanim 4 ay ayaga kalkamadi, tam olarak koturum kaldi. Tekerlekli sandalye aldik, ayagini kaldirip esofman altini giyemiyordu. Ayaktaki his tamamen kayboldu. 4. aydan sonra 1 sene boyunca haftada 4 gun fizyoterapi gordu. Ne ilaci veriyorlarsa omurganin icine onu kotu yapmislar. Sag ayaginda nisan'da uc sene olacak ama hala hissetmedigi kisimlar var.
Ama siz gene sezaryen yapin guvenle, sozluk yazarlari "gormus". Yalan soylemiyorlardir elbette. Korku hikayesi ariyorsaniz buyrun burdan yakin.
Boyle engin tibbi bilgiyle bu kadar rahat insanlari sezaryane yonlendirmek ve bunu guvenli diyerek yapmak anca cahil ozguveni olur.
+5
sucvecezve
(25.02.26)
sezaryen.
ama neden bu seçimler sanki turşu limonlu mu olur sirkeli mi olur muhabbetine döndü ya. sezaryen ya da vajinal doğum seçimi tamamen kişisel değil mi? her hasta ayrı değerlendirilmez mi? iyice kahve muhabbetine döndü.
neyse.

sezaryenden çıktığım günün ikindisinde koridorda turlarken yan odadan gelen sancı çığlıklarını unutamıyorum. sezaryen haricinde farklı büyük ameliyatlar da geçirdim, o an ki çığlıkları duyduğumda korktuğum kadar korkmadım ya.

benim vücudum ve sahip olduğum rahatsızlıklar vajinal doğumun kolay geçmeyeceğine işaret ediyordu. düşünmeden sezaryen seçtim. sütüm anında geldi. hemen ayaklandım.
bir de süt gelmez diyenler kesin bir şeymiş gibi yazıp duruyor. aynı şekilde sezaryen olup sütü hemen gelen arkadaşlarım da oldu. insanların üzerine baskı yapıp durmayın artık.
+3
rayde
(25.02.26)
Vatandaş erkek olarak yorum yapayım. Mümkünse vajinal. Vajinal doğum yapanın 2 saat sonra ayağa kalktığını gördüm ama sezaryen olan ayağa kalkamıyordu.
-5
arbre
(25.02.26)
sezeryan olarak dogum yapan 3 kisi tanidim ertesi gun ayaktaydilar. hadi bakalim cik isin icinden nasil cikiyorsan ;d
0
Boris
(25.02.26)
Ben acil sezaryen oldum, bana kalsa vajinali seçerdim. Sezaryenden sonra (ki bebeğim küvözdeydi aktif olarak bebek bakmak zorunda değildim ona rağmen) çok ağrım oldu. Öksüremedim, oturup kalkamadım.
Bir anlık acı mı, minimum 1 haftalık ağrı mı deseler vajinali seçerim.
+6
wild honey suckle
(25.02.26)
İki kez epiduralsiz vajinal doğum yaptım, korkunç bir acı ama yine olsa yine vajinal derim.

Benim düşünceme göre tıbbi bir gereklilik yoksa sezaryen ''benim için'' bir seçenek değildi; vajinal doğum özellikle deneyimlemek istediğim bir şeydi. Tıbbi gereklilik olursa elbette ki neden olmasın?

Ben sürecin bebek tarafından başlatılması gerektiğine inançla ve bedenimin beni yönlendireceğini düşünerek girdim iki doğumuma da. Zaten vajinal doğumu kendim için tek seçenek görmemin sebebi de bu inancım ve merakımdı. Bebeklerin doğum kanalında ilerlemek adına kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair birkaç bir şey izlemiştim ve mucizevi gelmişti. Doğum kaç saat sürecek mesela, doktor ıkın demeden ıkınma isteğim olacak mı, hangi pozisyonda rahat doğurabileceğim gibi gibi meraklarım vardı. Öğrendim bitti.

Emzirmek, anneye psikolojik ve fiziki destek, doğum sonrası depresyon farkındalığı, ev içi sorumluluk paylaşımı gibi konular, doğum şekli tercihi konusunu önemsizleştirdi sonradan
+7
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Tembel, korkak… Üslup bu işte. Sonra bu türden kişilere gidip de bebeğimizi kendimizi emanet edeceğiz öyle mi? Ya doğum zor geçse abartıyorsun yaparken düşünseydin de der bu zihniyet.
O kadar korkutucu ki bir kadın için şu olay.
Neyse. Çalışkan ve doğumdan hemen iki saat sonra eşine ailesine dünyaya hizmet etmesi için ayaklanması gereken kişiler bu şekilde doğursun. Benim hemen ayaklanmama gerek yok. Tembel tembel doğuracağım ben.
+1
asue
(25.02.26)
Ben zorunlu sezaryen oldum ama vajinal tercih ederdim. Daha hızlı iyileşme süreci için. Bir de doğal yollardan olması daha iyi gibi geliyor. Sezaryende süt hemen gelmiyor vs.
İmkanım olsa vajinal isterdim.
+8
kaptan maydanoz
(25.02.26)
her şey olağan ve düzgün gidiyorsa vajinali seçerim. alice’in dedikleri istatistiksel olarak bana mantıklı geldi; sezaryende daha çok komplikasyon duydum. yine de her doğum farklıdır, tercihim bir yönde diye diğer yönü eleştirmem.
+3
eileengray
(25.02.26)
duyuru kullanicisi ortalamasina bu duyuru cevaplari ve oylama sonrasi benim icin "vajinal dogum sempatizani" da eklendi. soruyu soran arkadasa tesekkuru borc bilirim.
e$ kontenjanindan duyurudan haberdar olan eni$telere acidim, cocuk sonrasi hicbirsey eskisi gibi olmayacak :D
-2
cooperr
(25.02.26)
Şu duyuruyu hortlatmadan geçemicem. Doçent olan jinekoloğum 2 dogumunu da sezaryen "tercih" etmisti. Vajinal dogum yapan cok az kadin dogumcu gorürsün demisti @ghil +1. Diplomasi ve doktorasi sahte diilse
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
Anal doğum en değişiği bence
-2
runaway
(27.02.26)
Benim doktorum da sezaryen olmuştu. Yine olsa yine sezaryen diyordu :) bunun bir istatistiği olsa da görsek keşke.

Bu arada doktorumuz beni engellemiş :( o gün yazılarını görüyordum ne oldu hıncını alamayıp ertesi gün mü engelledin dkdkdkd halbuse ben evde gariban gariban fasulyemi kırıyordum, boynum bükük kaldı :((
0
sadakatsiz
(27.02.26)
benim jinekologumun (erkek) üc cocugu var. ücü de vajinal dogmus. bu kadar tehlikeli ve kötü olsa kendi karisina nice vajnal dogum yaptirtsin üc defa? diplomasi falan da sahte degil. birkac sene boyunca da ülkenin en iyi jinekologu secilmis. n'alaka?
vajinal dogum bu kadar kötü olsa tüm dünyada herkese standart sezaryen yapar gecerlerdi. 30 saat boyunca kadinlarin cigligini cekmeye cok merakli degildir doktorlar da, ebeler de.
ayrica argumentum ad verecundiam bir tartisma modeli degil. siz sezaryen yapmis olabilirsiniz ve bu konuda jinekologunuzdan tavsiyeler dinlemis olabilirsiniz ama bu, sizi bu konuda yetkin kilmiyor ve tartisma biciminizin epistemolojik hata barindirdigi gercegini degistirmiyor.

op'ye tekrar el cevap: ben, vajinal. epizyotomi de standart degil. hatta perineal yirtik cerrahi kesiye tercih ediliyor. bunu ögrendigim zaman bir panikle duyuruda "dogum esnasinda artik epizyotomi rutin olarak uygulanmiyormus" baslikli bir korku duyurusu acmistim, o soruma da 8-10 yanit almistim duyuru doktorlarindan (hayir, alice potatoland bunlardan biri degildi ama galiba elorelia vardi yanitlayanlar icinde, emin degilim kendisi doktor mu degil mi, belki hatirlar o sorumu) ve hepsi uygulamanin cok dogru oldugundan bahsetmislerdi. bu kadar kötüyse neden dogru oldugunu söylüyorlar o zaman? bu ne perhiz bu ne lahana tursunu? bütün kötü doktorlar bize denk geldi de bütün mükemmel doktorlar, harika doktorlar sezaryencilere mi denk geldi? duyuruyu da buraya linklemek isterdim ancak sildigim icin linkleyemiyorum ama googleladigimda hala duyuru basligi ön izlemesi görülüyor. inanmakta güclük ceken varsa buyursun googlelasin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Burda herkes insan gibi yorumunu yaparken doktor hanım gelip sezaryen korkak ve tembellerin işidir gibi bir laf edince ortalık gerildi zaten. Bir doktor böyle konuşmamalı değil mi? Ya da siz fasülye kırarken ben tıp okuyordum!!1 diye çıldırmamalı. Ben mesela bir çocuk doktoru olarak daha kendi çocuğunun bacağındaki kırığı fark edememişsin heeyy doktor hanım diyerek aşağılamaya çalışmadım. Çünkü neden ayıp.

Neyse saydığım riskler zaten çok çok düşük ihtimaller. Doğuma kadar zaten bir sıkıntı olacak durum oluşursa sezaryene geçiyorlar. Ama bu çok çok düşük olan riskler neden benim başıma gelmesin? Bence gelebilirdi. Çocuğuma bir şey olabilirdi? Tek bir deneyim bile beni korkutmaya yetti, belirsizlik istemedim. Her şeyin sıkıntısız geçeceğinden emin olmak istedim. Bu bu kadar yani.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
"Doktor oldugum icin.." dendiğinden baska bir alan doktoru görüşü ekledim. Sezaryen 'dogru' olandır demiyorum hatta vajinal doğumun bu kadar canhıraş savunulmasi ayni oranda anlamsiz geldi. Sanirim vajinalciler VS. tembel ve korkaklar gibi gormeye basladiginiz icin de tum cevap yazanlari tek potada erittiniz :) bu kamplasma cok garip bu duyuru icin

Bir de Türkiyede doğum sekli tartismalari ciktiginda doktorlar sezaryen orani fazlaligini malpraktis ile de acikliyorlardi. Bunun sebebini de merak ettim örneğin
0
üğpoıuy
(28.02.26)
cocugum yok, tecrübe etmedim, ancak kararsızım.
sonuçta bir ameliyat olduğu, anestezi ve daha birçok şeyle ilişkili komplikasyon riski daha yüksek olduğu, iyileşme evresinin zorluğu ve doğumun esasen doğal bir süreç olması ve mecbur kalınmadıkça dış müdahale gerektirmemesi gibi sebeplerle sezaryene mesafeli gibiyim. ancak al vajinal doğum yap deseler onu da yapabilir miyim bilmiyorum, zor iş. annem hem vajinal hem sezaryen doğum yapmış, sezaryeni tercih ettiğini söyler hep.
jinekoloğum da vajinal doğum karşıtı desem yeridir, çocuğu etkileyebilecek komplikasyon riskleri barındırdığı için vajinali mantıklı bulmadığını ve tercih etmediğini söylüyor.
eşim hekim, o da hekim gözüyle vajinal yanlısı ama dediğim gibi jinekoloğum bu işte uzman biri olarak sezaryenci.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.03.26)
(4)

pegasus koltuk altı 40x30x15 çanta

bay b
buna çok yakın boyda bir çantam var belki boy ya da derinlikten 1 ya da yarım cm fazla falandır. buna nasıl ve ne kadar bakıyorlar acaba yakın zamanda kullanan oldu mu?
buna çok yakın boyda bir çantam var belki boy ya da derinlikten 1 ya da yarım cm fazla falandır. buna nasıl ve ne kadar bakıyorlar acaba yakın zamanda kullanan oldu mu?
0
bay b
(24.02.26)
yurtdisi ucuyorum birkac ayda bir, simdiye kadar hic bakmadilar. benim cantam bu olculerden bariz buyuk, ama sikistirsam sigar yine de sanirim. 1cm ile bir sey olmaz bence, ozellikle sikasabilecek bir canta ise zaten hic sikinti olmaz.
+2
lemmiwinks
(24.02.26)
türkiye'den gidişte çok dikkat etmiyorlar zaten ama yurtdışından dönerken bazen zorluk çıkartabiliyorlar. gerçi sizin dediğiniz gibi 1cm fark varsa çok problem olmaz. yeterki tıkış tıkış dolu olmasın.
+2
elektr10
(24.02.26)
Pegasus ile sürekli uçuyorum bana ya da başka yolcuların çantalarına baktıklarına şahit olmadım . hatta ellerinde 1 çanta dışında poşetler olanlar bile oluyor .koltuk altına da hiç çantamı sıkıştırmadım hep üst bölmelere yerleştiriyorum .
+2
devilone
(24.02.26)
Sık sık seyahat ediyorum yurtiçi yurtdışı, henüz ebat ölçtüklerini görmedim. Geçen hafta sadece koltuk altı çanta hakkıyla seyahat ettim, biraz büyüktü çantam ama burda da yurtdışında da bi şey demediler
+1
mezzosprite
(24.02.26)
(5)

Veraset intikal'den sonra banka hesabı

lasttrain
Annemin vefatından sonra veraset intikal başvurusunda bulunup bütün varlıklarına ait vergiyi ödedik. Zaten mirasçı olarak babam ve ben varız.Şimdi annemin bankada ki varlıklarını onun İnternet bankacılığı üzerinden babamın üzerine atarsak bir sorun çıkar mı ilerde cezai işlem gibi?Bankaya gidip o pr
Annemin vefatından sonra veraset intikal başvurusunda bulunup bütün varlıklarına ait vergiyi ödedik. Zaten mirasçı olarak babam ve ben varız.
Şimdi annemin bankada ki varlıklarını onun İnternet bankacılığı üzerinden babamın üzerine atarsak bir sorun çıkar mı ilerde cezai işlem gibi?
Bankaya gidip o prosedürlerle uğraşmak istemiyoruz çünkü biraz uzun sürüyormuş.
Bunu merak ettim.
Şimdiden teşekkürler.
0
lasttrain
(23.02.26)
Ben de burada sormuştum aynısını, sorun olur demişlerdi.
Hesabın olduğu şubeye belgeleri götürünce bir yazı veriyorlar, onunla vergi dairesine gidiyorsun. Hesapta ne varsa onun vergisini ödüyorsun, sana belge veriyorlar onunla bankaya geri gidiyorsun, transferi yapıyorlar.
Bankadaki iş uzun sürmemişti ama hesabın olduğu şubeye gitmen lazım.
0
Bruce
(23.02.26)
başınız sağolsun :(

bankaya sorduğumda sakın yapma demişlerdi. gerçekte tespiti cezası vs nasıl oluyor deneyimim yok ama yapmadım ben de öyle dedikleri için.

bütün varlıklarına ait vergiyi ödediyseniz bankadan mal varlığı yazısını alıp vergi dairesine gittiniz diye anlıyorum. bu aşamada birincisi zaten bloke koymuşlardır, bu işlemi yapamazsınız; ikincisi zor olan kısmı zaten yapmışsınız, sadece vergi dairesinden aldığınız yazıyla gideceksiniz bankada oturduğunuz yerden hesabınıza aktaracaklar. yani evet özellikle farklı şekillerde (altın fon vs) varlık mevcutsa uzun sürebiliyor ama risk almaya değmez bence.
0
mezzosprite
(23.02.26)
Biz yaptığımızda problem olmadı ama tavsiye etmem, bize denk gelmemiş olabilir.
0
mirty
(23.02.26)
başınız sağolsun. veraset intikal işlemlerine başladıysanız zaten internet bankacılığına girip işlem yapamıyor olmanız lazım. benzer işlemleri yakın zamanda yaptım. paraya bloke konmuştu.

kendi e-devletinizden girip annenizin hangi bankalarda hesabı varmış öğrenin. sonra tek tek bu bankalara gidip, mirasçılık belgesi ile birlikte (noterden çıkan yeterli) "bu bankada şu kadar parası vardır" diye yazı alıyorsunuz. beyanname hazırlıyorsunuz. sonra vergi dairesine... sonra tekrar bankaya. onlar nakit verecekler ya da EFT yapacaklar
0
co2s2
(24.02.26)
başınız sağolsun.

uzun sürecek prosedür kısmını zaten halletmişsiniz. asıl prosedür, bankadan, belediyeden evrak alıp, beyanname doldurup veraset intikal vergisi ödeyip borcu yoktur kağıtlarını almak. bunları yaptıysanız uzun sürecek prosedürlük bir şey kalmamış zaten.

vergi dairesi zaten her bankaya/belediyeye/tapuya verilmek üzere ayrı ayrı kağıtlar hazırlayıp vermiştir. o kağıtla bankaya gidip parayı çekeceksiniz, banka da hesabı kapatacak. normal gişeden para çekme işleminden bir farkı yok. çektiğiniz parayı sonra isterseniz tekrar kendi hesabınıza yatırabilir, ya da cebinize koyup gidebilirsiniz.
0
kibritsuyu
(24.02.26)
(2)

Sabiha Gökçen

Bugünlerde Sabiha Gökçen'e giden oldu mu, ramazan sebebiyle normale göre daha sakin olma ihtimali var mı? Her zamanki kadar kalabalıksa uçak kaçacak gibi:(
Bugünlerde Sabiha Gökçen'e giden oldu mu, ramazan sebebiyle normale göre daha sakin olma ihtimali var mı? Her zamanki kadar kalabalıksa uçak kaçacak gibi:(
0
(23.02.26)
Tecrube etmedim ama ramazanda fiyatlar bariz dusuyor, talepte bir daralma oluyor olmali.
0
mbond
(23.02.26)
4 gün önce gittim, kalabalıktı (dış hatlar geliş)

kullandığınız bankanın havaalanı avantajlarını bi araştırın isterseniz, bazı şartlarda ücretsiz hızlı geçiş falan sağlıyorlar
0
mezzosprite
(23.02.26)
(4)

ingilizce sesleri çıkaramıyorum

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
though, thought, taught, think, daughter, of, law gibi şeyleri söyleyemiyorum. ne yapmalıyım?
though, thought, taught, think, daughter, of, law gibi şeyleri söyleyemiyorum. ne yapmalıyım?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(19.02.26)
Fonetik alfabeyi calisman lazim: www.youtube.com
+1
freedonia
(19.02.26)
"th" sesi zor, türklerin çoğu çıkaramıyor. ben de çıkaramıyorum :-) çok dert etme ama freedonia'nın da yazdığı gibi fonetik çalışarak halledebilirsin. ben bodoslama konuşuyorum herkes de anlıyor :-)
+1
euteamo
(19.02.26)
hicbirsey yapmak zorunda degilsin.
aksan iyidir, yardir gitsin.
+1
cooperr
(19.02.26)
Praat diye bi uygulama kullanmıştık okulda, bakabilirsiniz. Ağzın dilin olması gereken yeri ve şekli gösteriyor, sonra siz konuşuyorsunuz sizin ağzınız nasıl duruyor diliniz nerde onu gösteriyor, karşılaştırıp benzetmeye çalışıyorsunuz
+1
mezzosprite
(19.02.26)
(6)

türkçe yazım sorusu

kibritsuyu
bu iş böyle olabilir.olmaya da bilir. bu bir türlü olmuyor. "olmayabilir de" dediğim zaman da aynı etkiyi hissedemiyorum.bu iş böyle olabilir mi? olmaya da bilirse boşa uğraşmayayım. olmayabilirse de boşa uğraşmayayım. olmayacaksa boşa uğraşmayayım. bu hiç olmadı, kip değişti. olmama ihtimali varsa
bu iş böyle olabilir.
olmaya da bilir.

bu bir türlü olmuyor. "olmayabilir de" dediğim zaman da aynı etkiyi hissedemiyorum.

bu iş böyle olabilir mi?
olmaya da bilirse boşa uğraşmayayım.
olmayabilirse de boşa uğraşmayayım.
olmayacaksa boşa uğraşmayayım. bu hiç olmadı, kip değişti.
olmama ihtimali varsa hiç uğraşmayayım. bu oldu ama tek kelimeyle anlatamayıp upuzun hikaye yazdık, üstelik aynı etkiyi hala alamıyoruz.

nasıl yazalım?
0
kibritsuyu
(19.02.26)
olamayacaksa / olamayacak gibiyse karşılamaz mı
+2
pide
(19.02.26)
Aynı hissi vermiyor katılıyorum ama yine de doğrusunu kullanıyorum "olmayabilir de", sorduğunuz cümlede "olmama ihtimali varsa hiç uğraşmayayım" derdim
+3
mezzosprite
(19.02.26)
bu turkce yazim kurallarinin bir bugu. "olmaya da bilir" de "olmayadabilir" de dogru degil zira. olabilmekteki yardimci fiili ayri yazamayiz, ama da'yi da birlesik yazamayiz.

bazilari olmayadabilir'in kendisine saldiriyor yazim dilinde olmadigi icin. ancak bal gibi var olan bir ifadedir bu. sonradan belirledigimiz yazim kurallari bu istisnayi kapsamiyor diye kelimeyi yok sayamayiz. sayadabiliriz gerci :) saya da biliriz? en iyisini biz biliriz.

eksisozluk.com
+1
antikadimag
(19.02.26)
"Olmayadabilir" yeşilçam komedi lafıdır, cahil ve kurnaz şakası yapmıyorsanız kullanmamak daha iyi olur.
+3
klassno
(19.02.26)
"Olmaya da bilir" diye bir ifade yok, "olmayadabilir" de yok, bu ikisi tamamen kuralsız ve yanlış. "Olmayabilir de" var.

"Olmayabilir ise boşuna uğraşmayayım" da yanlış, çünkü yazı dilinde kullanılacaksa olmayabilir kelimesini tırnak içinde kullanmak gerekir, bir kanaat ifadesi olduğu ve muhatabın kanaati olduğu için alıntılamış olursun. Olması gereken "olmayabilir diyorsan / olmama ihtimali varsa / olması çok mümkün değilse" şeklinde. Yoksa konuşma dilinde zaten her şey söyleniyor...
-1
yaren
(19.02.26)
olmayabilirse de boşa uğraşmayayım.
0
kumandanim
(20.02.26)
(16)

Doğum sonrası ilk hafta

sacrilegious
Merhaba,Daha önce doğum yapmış annelere bir sorum var. Annem ve kız kardeşim doğumum için şehir dışından gelecekler. Annem öyle çok elinden iş gelen biri değil. Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider. Eleşti
Merhaba,

Daha önce doğum yapmış annelere bir sorum var. Annem ve kız kardeşim doğumum için şehir dışından gelecekler. Annem öyle çok elinden iş gelen biri değil. Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider. Eleştirdiğim bir durum değil, bir beklentim olduğundan da değil, yani zaten bana özel bir durum da değil biraz karakteri öyle… baktığınızda o da bize genelde maddi olarak destek oluyor hakkını yiyemem, her neyse durum böyle. kardeşim sağolsun elinden geleni yapar geldiğinde, anneme de hizmet eder vs. zaten beraber yaşıyorlar, kabullenmiş o durumu. Her geldiklerinde bir posta didişirler zaten yüksek sesle bi anda ev kümese döner sonra sakinleşirler falan.

sorun şu: ben annemle kardeşime dedim ki, doğuma gelmenizi isterim ama sonrasında kalmanıza gerek yok. Eşim 10 gün izinli. Bi şekilde hallederiz biz dedim. Onun izni bitince isterseniz gelin kalın asıl o zaman tek kalıcam yardıma ihtiyacım olacak dedim diye kıyamet koptu.

Yahu ev zaten 80m2 sadece oturma odasında 1 tane açılabilen L koltuğumuz var. Orada yatıp kalkacaklar. 2 kedim var. Siz de rahat edemezsiniz ilk hafta bebek hengamesinde dedim. Annem zaten en baştan ben en fazla bi hafta kalabilirim demişti. Vay efendim ben onları istememişim de… herkes annesini istermiş de… kocamla ikimiz nasıl bakacakmışız da… asıl ilk hafta yardıma ihtiyacımız olurmuş da…

Ben ayıp mı ettim? Ev zaten annemin. Kira falan ödemiyoruz. Ondan dolayı ne zaman istersen gel demem gerekiyordu heralde. Çok üzüldüm ya. Hayırsız evlat mıyım? Gerçekten ilk hafta gelmeleri işimizi kolaylaştıracak mıydı sizce?

Teşekkürler
0
sacrilegious
(19.02.26)
bırak ilk haftayı ilk bir ay yanında durmaları için yalvaracağın bir hal söz klonusu :D
+4
alibilir
(19.02.26)
@alibilir +7 oncelikle. Insan basina gelecegi bilmediginden romantik romantik cekirdek ailemle olayim istiyo ama kesinlikle yardim eden bir kisinin daha olmasi isleri cok kolaylastiriyo.

Ama soylediginde bi gariplik ya da ayip yok. Sen nasil rahat edeceksen, nasil olmasini istiyorsan oyle olmali

Su ailelerin surekli bi seylerden alinmasi işi takribi kac yila son bulur?
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Anneniz iyi kötü sizi yetiştirmiş, iki doğum tecrübesi var, yine de faydası olurdu bence, ilk zamanlar çocuğu yıkamak filan hep tecrübe istiyor. Ama sizin bedeniniz sizin kararınız, çok düşünmeyin bence. Doğum telaşesi der geçiştirirsiniz doğumdan sonra.
0
tiredofwaiting
(19.02.26)
Size anlayış göstermeleri gereken bir dönemdesiniz, doğurdu doğuracak kadına ne diye kıyameti kopartıyorlar? Lohusa olduğunuzda hormonların etkisiyle insanlar daha çok geriliyor, işinize yaramayacak size bir de ekstra bağ olacak insanlar gelmesin anneniz de olsa. Yaşadım biliyorum annem geldi üç ay gitmedi, git de diyemezdim sağ olsun her türlü yardımcı oldu ama bir yandan da her şeye müdahale eden en çok ben bilirim tavrında biri olduğu için burnumdan geldi. Eşimle çok gerildiler, gereksiz yüz göz olmalar yaşandı.
İyi kötü anne baba olacak yaşa gelmişsiniz, bence altından kalkabilirsiniz. Eşinizin izni bitince ablanızın gelmesi daha makul görünüyor.
+5
ekimoloji
(19.02.26)
Bence tecrübeli bir anne tecrübesiz 10 babaya bedel bebek için.
-3
benaslindayohum
(19.02.26)
annenizin karakterinden bağımsız çok doğru yoldasınız. hem halledersiniz hem de bu üçünüzün bağlanması için de çok önemli bir dönem. buzluk stoğu önemli ama, ya da eş dost yemek getirebilirse çok iyi olur ama kimse evde uzun süre kalmamalı bence doğum sonrası, anne kardeş bile olsa. biz biraz da mecburiyetten öyle yaptık ama duyduğum her hikaye bana iyi ki yalnızmışız dedirtti. lohusa kafasıyla en küçük şeyi bile kafaya takacaksınız, rahatsız olacaksınız; evde birilerinin olmasına değil sadece iyileşmeye ve bebeğinize odaklanmaya ihtiyacınız var. halledersiniz bol şans <3
0
mezzosprite
(19.02.26)
anne baba olduktan sonra ilk on gün başkasına ihtiyaç yok bence. kim ne dese batıyor zaten. hatta koca bile batıyor bazen. benim de annem geldi. bir gece sonra yolladım. çünkü yaşlı, yorgun kadın, dinç değil. sürekli koltukta uyukluyor. bir de soğan yeme, sütün acır filan dedi. baktım eşimle de gayet iyi idare ediyoruz. anne sen en iyisi git dedim.

zaten neredeyse sürekli emzireceksin, emzirmediğin anlarda da genelde uyuyor olacak ilk on gün. çok annenlik bir durum yok.

eşin işe başladıktan sonra çağırman doğru olmuş. ama bunu yaptın diye kavga çıkarıyorsa zaten geldiğinde de bi şekilde canını sıkardı.

ama yapılamayacak bir durum yok. biz de ilk on gün eşimleydik. sonra o işe başladı. evet zorlandım ama kendim baktım. zaten anladığım kadarıyla gelse bile yine kısa kalacak, e sonra yine kendin bakacaksın. çok bi manası yok. evi yakın olsa ara ara gündüz gelse daha işe yarar bi yardım olurdu. ama kendin diyorsun yemek yapmaz, hizmet bekler diye. e çocuğa mı bakacaksın annene mi? bi de zaten hormonlar tavan oluyor. sonra soğan yeme dedi diye hüngür hüngür ağlıyorsun vs. öyle bir dönem.

göbek bağı düşmeden yıkanmayacak zaten. silersiniz sadece. sonra da bebek küveti ve file varsa yine yardıma ihtiyaç yok.

bebek kolik vs olur o ayrı. ama normal şartlarda bu yenidoğan döneminde anne ve baba yeterli bence ya.

bu arada annemin tecrübesinden hiç faydalanmadım. çünkü annemin tecrübe 30 yıllık. eskimiş. ablam ve internet sağolsun, onlardan faydalandım. yine de ilk on gün ablamla da aynı evde çocuk bakmak istemezdim. nesi bu kadar korkutuyo anlamadım. ki daha önce bebeklerle ilişkimiz merhaba merhaba şeklindeydi. ilk alt değiştirmesini eşim yaptı hastanede. gerçekten korkulacak bi durum yok.

geçen çocuk ateşlendi ama ilk defa bu kadar yükseldi. gece yapay zeka ile yönettim süreci, eşimi bile uyandırmadım. anneme kırk derece ateşte napayım desem soğuk suya sok diyebilirdi. kendisi anlatıyor, ateşli çocuğu gazeteye sarıp kolonya döküyolarmış vs vs. yani eskilerin tecrübesi de çok matah değil aksine tehlikeli. emziği şekere batırıp vermeye çalışan var, sütün gelmiyo diye darlayan var, susamıştır diye bebeğe su vermeye çalışan var. yani sanırsın hepimizin annesi yenidoğan hemşiresi ha... abartmayalım bu kadar. bakın dediğim gibi aksi durumlar olabilir. ki ben normalde çok panik ve evhamlı bi insanımdır. ama bebeği de en iyi annesi babası bilir ve yetiştirir. korkmayın. bilmeniz gereken hemen her şey internette var zaten. ha destek iyi olmaz mı? tabi ki olur. ama desteğin nasıl olduğu çok önemli işte.
+5
elorelia
(19.02.26)
Bir anne on babaya bedel +1

Annenin gönlünü alıp geri çağır bence. Evde kocan sen ve bebek baş başa kalınca öyle bir panik hali olacak ki sırf psikolojik destek için bile annem kenarda otursaydı diyeceksin.
Bebek öyle emzirdim yatırdım temizledim diye biten bir şey değil.
Lohusa kafasıyla bu tulum ince mi gelir kalın mı diye kocanla tartışacaksın filan ohoo. Anne gelsin.
0
kaptan maydanoz
(19.02.26)
ekimoloji+1000. şimdiden kıyamet kopuyorsa doğum sonrası burnunuzdan gelir. evin kimin üzerine olduğunun bi önemi yok sizin eviniz orası, bebek sizin bebeğiniz. öyle yıkamaya falan da gerek olmuyor zaten göbek düşene kadar, gerek olursa da gerçekten halledersiniz.
bi de gelenler babanın rolünü üstleniyor gibi oluyor, bence bu babaya yapılan büyük bi haksızlık. onun da bebeğine alışması, onu sakinleştirmeyi öğrenmesi, gazını çıkarması, göğsüne yatırıp uyutması lazım. bebeğin onun kokusunu da öğrenmesi lazım.
siz kendinize ve eşinize güveniyorsunuz belli ki, bence olması gereken de bu. halledersiniz
+3
mezzosprite
(19.02.26)
elorelia +1000

annenizin bilgileri eski, çatışma çıkarıp tartışmaya sebep olmaktan başka bi işe yaramaz. siz en güncel bilgileri öğrenmişsinizdir zaten hamilelik sürecinde. çok kadim bir bilgi gerekirse de telefonda öğrenirsiniz.
bebeğin ne giyeceği nerde nasıl yatacağı bellidir. 7 kiloya kadar babadan bir kat fazla. anneniz sarıp sarmalamak isteyecek, belki yastık koymak isteyecek belki üstünü örtmek isteyecek. bu çocuk üşüyor, bu çocuk aç gibi yorumlar özellikle lohusayken insanın sinirini bozuyor yardımcı olmuyor asla.
0
mezzosprite
(19.02.26)
Ayıp etmemişsiniz onlar biraz alınganlık göstermiş. Öncelikle şunu bilin ki ilk on gün/iki hafta bir şekilde geçiyor. Size yardımcı olan birileri olsa rahat geçiyor olmazsa daha zor geçiyor. Sizin durumunuzda kardeşiniz rahat ettirirse ettirir öte türlü size geçmiş olsun. Benim kayınvalidem anlattığınız gibi biri ve ben ne zaman gidecek diye gün sayıyordum.
0
eisberg
(19.02.26)
benim annem de aynı şekilde hastanede kalmasını istemedik diye alınganlık etti, sonunda kalmasına ikna olduk ve iyi ki kalmış dedik hepimizi mor etti :D daha bez değiştirmeyi bilmeyen tecrübesiz anne baba olarak mahvolurmuşuz ki annem bir tane çocuk büyütmüş biri. benim hemşireleri bile eve götüresim gelmişti.
kısaca yanında yörende elinin hemen uzanabileceği bebek bakmayı bilen birinin olması mühim. bu annen olur kardeşin olur komşun olur hiç fark etmez.
ama dersen ki annem yardımdan çok köstek olur yemeği bile ayağına bekler, o zaman gelmesin.
benim annem trip çok atar ama ağrıyan beliyle zor yürümesine rağmen çok da iş yapardı evde, gece kaç kere kalkıp bebeğe bakardı hakkını ödeyemeyiz o açıdan o yüzden alttan aldık hep.
teraziye koy bu şekilde düşün bakalım.
+1
rayde
(19.02.26)
Öncelikle evin annenize ait olması ve kira ödemiyor olmanız konusu ayrı konu, doğumda neye ihtiyacınız olduğu ayrı. Çok rahatsızsanız o evde kira vermemekten onu sonra düşünürsünüz şimdi değil.
Şimdi size kimin iyi geleceğine odaklanın.
Bana annemin olması iyi geldi. Ve iyi gelmesine de biraz şaşırdım açıkçası. Kendi kendimize daha iyi oluruz sanıyodum olmadı. Kayınvalide de destek olur sandım ama geldi ve asla iyi gelmedi. Elinden gelmedi yani. Beceremedi. Ben de kırılır üzülür demeden ama kibar bi şekilde ve yordamınca evine yolcu ettim.
Biraz da yani yaşayıp görmek gerekiyor planlar tutmuyor her zaman.
Herkese iyi gelen şey değişebilir. Önemli olanın "benim neye ihtiyacım var" "bu bana iyi gelir mi/geldi mi" bu sorulardan şaşmamak olduğunu düşünüyorum.
Sağlıkla kucağınıza alın.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(19.02.26)
ayıp şöyle dursun ilk 1 ay anne ve kız kardeşinize aşırı ihtiyacınız olacak hem de aşırı. ayrıca kayınvalideniz gelmiyor diye anlıyorum ve bu sizin için aşırı büyük bir şans. ev küçük olsun önemli değil sizin onlara çok ihtiyacınız olacak ve mevzu yemek yapmaları da değll gerekirse hazır yersiniz. ilk günler ilk haftalar aşırı bir uykusuzluk sorununuz olacak ve karı koca bir noktadan sonra dayanamayacaksınız. 3 saat kesintisizi uyumak için her şeyinizi vereceksiniz işte o anlarda anne ve kardeşiniz devreye girecek. kararınızı tekrar düşünün anneinize ben ettim sen etme kal 1 ay deyin.
0
iwillsee
(19.02.26)
"Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider."
benim hanimin annesi de boyle oldugu icin durumunu anliyorum.

tavsiyem:
+ once annen gelsin, 1 hafta kalip donsun. bir ise yaramayacak ama adet yerini bulsun.
+ sonra kiz kardesin gelsin, yardim etsin. yemek yapilmasi lazim, $ekerli tatli falan, sut gelmesi icin. yoksa sut isinde sikinti olabiliyor.
+ ***kesinlikle ikisi birden gelmesin***

hayirli olsun..
-1
cooperr
(19.02.26)
şeker, şekerli tatlı ya da herhangi bir besin sütü artırmaz. bol su, bol bol emzirme ve ten tene temas artırır. başka bir şeye gerek yok. hatta çoğu doktora göre sürün kalitesi diye bir şey de yok. yani süt süttür. sütüm olsun diye sürekli yemek yemek, tatlı yemek ya da ne bileyim çocuğa geçer diye gaz yapacak (bulgur vs) gıdalardan kaçınmaya gerek yok.
+3
elorelia
(20.02.26)
(33)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Mevcutta çocuğu olanlar artık bu işin geri dönüşü olmadığı için “ay çocuk muhteşem bir şey” türünden yanıt verecektir.
Durumun ele alındığı başlık da var, bu topraklarda çocuk yaptığıma pişmanım demek mangal gibi yürek ister.
(bkz: çocuk doğuran hiçbir kadının pişman olmaması)
Herkes neden pişman olsun? “Kimsenin” pişman olmadığını, müthiş bir şey olduğunu söylemesinden bahsediyorum.
Sadece erkeklerin bildiği cumartesi olayı gibi bir şey bu. Çocuk yapınca otomatik olarak artık müthiş bir şey olduğu, kesinlikle pişman olunmadığının söyleneceğine dair gizli bir anlaşma yapılıyor bilmiyor musun? (git: Swh)

Bu arada aramızda bazı tipler at binmeden önce at olmak gerekir fikrini benimsemiş belli ki. Bunlara en fazla “aynen” deyip geçmek gerek.

Bu kafayla İlişki terapistlerinin, çocuk gelişimcilerin, pediatristlerin 10 tane falan çocuğu olmalı; mesela erkek jinekologların da öncelikle vajinası olmalı ki ilgili konular hakkında yorum yapabilsinler. Cehalete bakın, bu bir dramdır.
:D
-8
dawsonscreek
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-7
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(3)

Online Alışveriş Dolandırıcılığı Önlemleri

makbur
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vsbu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?mesela kullanıcı sözlemesinde san
dün ekşide viral olmuştu hatırlarsanız, adam samsung telefon alıyor alakasız bir ürün geliyor, sonra firma salağa yatıyor vs

bu tarz telefon, laptop vs aldığımızda mesela mağdur olmamak için ne yapmak lazım?

kargo kapıya geldiği andan itibaren video'ya mı çekmek gerek?

mesela kullanıcı sözlemesinde sanırım "kargocuyu bekletin kutuyu yanında açın eğer üründe sorun varsa ürünü aldığınızı onaylamayın" gibi bir şey yazıyordu. ancak bu tarz ürünlerin kutusunu açmak etmek çalıştırmak denemek vs baya uzun sürebiliyor, kağıt üstünde olan pratikte olmuyor yani kargocuyu bu kadar süre tutamıyorsunuz tutamazsınız da.

-bu arada bugüne kadar internetten telefon, laptop, bulaşık mak, buzdolabı, televizyon bir sürü şey aldım hiçbirinde de bir sıkıntı yaşamadım; galiba şanslı azınlıktanım-
+1
makbur
(18.02.26)
İnstagram'da saat satıp dandigini göndermek.

Gelen kargoda da gönderici adı olarak kod falan yazıyor.
0
liberal
(19.02.26)
Kargocuyu tutmak mümkün değil katılıyorum ama kargo tutanağı dışında da pek bir çözüm yok. Siz video çekseniz bile o videoyu ürünü sahtesiyle değiştirdikten sonra çekmediğinizi kanıtlayamayacağınız için (Zira jelatini açılmamıştı, barkodu yırtılmamıştı argüman olamaz zira demek ki onlar varken de orijinal ürün sahtesiyle değiştirilebiliyor) konu yine aynı noktaya gider. Firma sizin sözünüze inanmıyorsa videonuza da inanmayacaktır.

Böyle bir durumda Tüketici Hakem Heyeti ve mahkeme dışında çözüm yok bence.
0
salihdt
(19.02.26)
Kargocu teslim kodunu vermeden kutuyu açmanıza izin vermiyor, o yüzden o teslim tutanağı hikaye bence. Ancak kutuda hasar varsa tutanak tutturup teslim almayabilirsiniz belki
0
mezzosprite
(19.02.26)
(18)

Kaymaksız yoğurt

sessizce aglayan sanat
Selam merhaba iyi akşamlar Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/ Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştı
Selam merhaba iyi akşamlar

Evet yapımı yoğurt yapmak istiyorum ama içinden kaymak çıkmasın istiyorum. Çıkınca midem bulanıyor bütün midemdekileri iade ediyorum çünkü :/

Sütün yağını kaynata kaynata topla demeyin öyle de olmuyor, çok denedim, illa ki kalıyor bişey. Çok fenayım market yoğurduna alıştım çok kötü bişey bu. Bilen duyan gören var mı? Makinesi falan var mı bunun?
0
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Sütü kaynat, soğut, üzerindeki yağı al, sütü buzdolabına koy, bir gece beklet, ertesi gün kaynatıp ılıyana kadar bekle, kaymağını tekrar al.

Kaymağı homojenize edilmiş pastorize sütler var. Tire süt var mesela poşette satılanı. O öyledir. O sütten bulursan kaymak göremezsin.
0
Mirket
(09.02.26)
Market yoğurdu neden kötü??

Yapamazsin Bence, homojonize etmen lazım ki evde yapılabilecegini sanmam.
+2
kisa
(09.02.26)
Market yoğurdu ev yoğurdu kadar sağlıklı değil, doğal da sayılmaz. Şifalı olan asıl ev yoğurdu. Yoksa yemiyor muyum, bayıla bayıla yiyorum hem de, pürüzsüz ya. Ama işte ne zaman ondan yesem iştahım açılıyor mesela, ev yoğurdu yerken öyle olmuyorum.
-2
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
bende arçelik ve bekonun yoğurt yapma makineleri var. bekonun çok daha ucuz, herşeyi aynı (hatta öyle aynı ki arçelik sensörü bozuldu, onun yerine bekonunini kullanıyorum). sütü marketten %3, %3.7 yağ oranlı filan alıyorum. normal usulde öyle çok taş gibi kıvamlı olmasa da yine de güzel, ayrıca süzme kabı var. istersen bayağı taş gibi süzülmüş olarak da yiyebilirsin 1.5 yıldır bu şekilde yoğurt yapıyorum. hele jersey süt kullanırsam o zaman süzme kapsız taş gibi oluyor. kaymak jerseyde biraz oluyor ama diğer market sütlerinde hiç olmadı.

link: www.akakce.com
+2
panamera
(09.02.26)
Keşke ev yoğurdunun kaydadeger sekilde daha sağlıklı olduğunu birisi anlatsa.
Daha çok sevmeyi anlıyorum da daha sağlıklı demek için net bir şey ortaya koymak. Lazim.
+1
kisa
(09.02.26)
Ev yoğurdunu daha çok sevebilmem için içinden kaymak çıkmayacağından tam olarak emin olmam lazım. Bir de diyetisyenler doktorlar ev yoğurdu yiyin diyorlar, başka neden diyor olabilirler ki?
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Eğer ev yoğurdu pastorize sütten yapılmıyorsa, market yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim.
+2
Mirket
(09.02.26)
@mirket, senin bilgine güvenirim. Anlatırsan bakayım ben de.
Ancak şunu diyeyim önce, kast ettiğin sanırım cog sütten kaunatarak yapmak?
pastorize sütten nasıl daha sağlıklı olabilir bu?
Bakteri (zararlı olanlar) patojenler vs gitsin diye ciddi bir kaynatma süreci gerekiyor bu da yararli bakterileri de öldürüyor. (emin değilim) ancak evdekinkaynatma ile her zararlinin elemine edilemecegi söyleniyor ve son olarak da çiğ sütün (markette satılan değil de sutcuden alınan) denetimsiz ve daha riskli olduğu da söyleniyor.
+1
kisa
(09.02.26)
Edit:
Mesajla uyarildim :)
Benzer şeyi söylemişsin.

Yukarıdakiler dursun, ekmyapayim

Pastorize sütle yapılsa bile evdekinin neden daha sağlıklı olduğunu anlatırsan sevinirim.
0
kisa
(09.02.26)
Pastorize sütten dahi yapılsa ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu iddia edemeyiz. Çünkü sütten emin olsak dahi kullanacağımız mayanın içeriğinden emin olamıyoruz ve zararlı bakteri varsa arındırma olanağımız yok.

Ayrıca mayanın ihtiva ettiği probiyotikler hakkında da fikrimiz yok. Ancak bu konuda çalışma yapan bir ziraat fakültesinden temin edilecek maya olursa ona güvenirim ben.

Probiyotik konusunda market yoğurtlarına da güvenmiyorum ben.

Çiğ sütlerde de şöyle bir olay var. Hayvanın herhangi bir sebeple kullandığı ilaçlar olduğu gibi süte geçiyor. Parazit ilaçları, antibiyotikler insanlar için sakıncalı. Hayvanın bu ilaçları tükettiği dönemlerde sütleri imha edilmeli. Tamamen kontrolsüz olan bu sektörde imha edileceğini hiç sanmıyorum. Çiğ süt alan kurumsal firmalar bunun kontrolünü tahlilini yapıyordur ama biz bu konuda savunmasızız.

Yani seninle hemfikirim.
+6
Mirket
(09.02.26)
Katılıyorum 🖖🤘
0
kisa
(09.02.26)
bu konunun uzmanı diyetisyenler ve doktorlar değil, gıda mühendisleri. uzun zamandır market yoğurtlarının ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu anlatmaya çalışıyorlar ama sesleri pek duyulmuyor nedense. tuğba parıltının paylaşımlarına bakabilirsiniz, yoğurt uzmanlık alanı.

özetle; market yoğurdu daha hijyenik, içinde belli bi oranda yararlı bakteri olduğunun garantisi var, katkı maddesi yok çünkü sade yoğurtta zaten yasak. evde fabrika ortamı hijyenini sağlamamız mümkün değil. mükemmel ortamı, süreyi, sıcaklığı, mükemmel bakteri sayısını ayarlayamayız. çiğ sütün adını bile anmak istemiyorum da pastörize sütü de kaynatanlar var yoğurt yaparken, protein yapısı bozuluyor.
+3
mezzosprite
(09.02.26)
Hayretler içindeyim o halde diyetisyenler doktorlar işin ciddiyetinin hiç farkında değiller. Müthiş ironi. Herkese teşekkürler.
-5
🌸sessizce aglayan sanat
(10.02.26)
bu konunun uzmanı doktorlar veya diyetisyenler değil, gıda mühendisleri +1. doktorlar, diyetisyenler market yoğurtlarının içinde katkı maddesi olduğunu, bu yüzden uzun süre dayandığını, bozulmadığını, o yüzden ev yoğurdunun daha sağlıklı olduğunu düşünüyorlar. ama bir doktorun veya diyetisyenin yoğurt fabrikasına gidip ne koyduklarını gördüğünü, görse bile konulan şeyin ne olduğunu anlayacağını hiç sanmıyorum, o da sağdan soldan duyduğunu, okuduğunu anlatıyordur. doktorun diyetisyenin işi gıda üretmek değil, insan sağlığı.

ben de market yoğurdunun her türlü ev yoğurdundan daha sağlıklı olduğunu iddia edebilirim. kaynağım ise kayınbiraderimin eşi. kendisi gıda mühendisi, kamu personeli ve girip çıkmadığı, denetlemediği gıda fabrikası yok. bizzat kendi ifadesi, yoğurtlarda herhangi bir katkı maddesi kullanımının zaten yasak olduğu, yoğurtların herhangi bir katkı içermediği.

bilenler benim 9 yıllık yoğurt deneyimi bilirler. burada da paylaştım, üstüne de konuştuk. bilmeyenler için kısaca özet geçmem gerekirse, 2016 yılının ocak ayı başında ofise, dörtlü satılan yoğurtlardan aldım. bir tanesini yedim, kalan üç tanesini dolabın dibinde unuttum. son kullanma tarihleri 31 ocak 2016 idi. taa haziran ayında yoğurtları dolapta buldum, son kullanma tarihinin üstünden 5 ay geçmiş. aldım çöpe atacaktım ki merak ettim. bir tanesini açtım aaa mis gibi duruyor. kokladım, mis gibi de kokuyor. bütün cesaretimi toplayıp bir kaşık yedim, nefis yoğurt. son kullanma tarihi 5 ay geçmiş ama zerre bozulma yok. sonra kalan açılmamış 2 tanesini saklamaya karar verdim, 1-2 sene sonra açıp bakacaktım (yıllarca bozulmayan mcdonalds hamburgeri gibi). ama ben o yoğurtları yine unuttum. araya pandemiler girdi, ofis kapandı, kaç yıl kapalı kaldı falan. neticede o yoğurtlar yaklaşık 9 yıl dolapta durdu. hatta pandemide dolabı da kapattığımız için oda sıcaklığında durdu. daha birkaç ay önce açtım, sadece kapak jelatini kuruyup kenardan hava aldığı için suyu buharlaşıp kurumuş. hala bozuk değil, ne bir küf var, ne bir ekşi koku. kuru yoğurt gibi bir şey olmuş. bu sefer yemeye cesaret edemedim tabii.

deneye başladığımda kayınbirader evli değildi. deneye başlarken herhangi bir bilimsel kaynağım yoktu. evlendikten sonra deneyi anlattım sordum, hatta sitem ettim "ne koyuylarsa 5 aydır bozulmamış, bize ne yediriyolar!!!" diye. dedi ki pastörize edilip koruyucu atmosferde paketleniyor, içinde bozulmaya neden olacak hiçbir zararlı bakteri yok, hava zerreciği bile yok. havayla temas etmediği için bozulmaz. tetra pak sütler de öyle, uzun ömürlü diye içinde katkı var sanılıyor ama adı üstünde uht, ultra high temperature, ultra yüksek sıcaklıkta bakterileri öldürüp dışarı ile ne ısı, ne ışık, ne hava teması olmayan ambalajla kapatıyorlar, aylarca bozulmuyor.

ben her zaman bilimden yanayım, ikna oldum. ama teyzeler emmiler çıkıp ne kadar anlatsan da hiçbir dayanakları olmadan "aylarca bozulmuyor içine kimbilir ne katıyorlar" masallarına inanmayı tercih ediyorlar.

ev yapımı yoğurtlar genellikle açık sütten yapılıyor. adam o sütü neyle sağdı, nereye sağdı, inek ne yedi, ne içti, hangi ilacı aldı. sağdığı sütü hangi koşullarda sakladı, kamyonetin arkasındaki tankta kaç saat gezdirdi. hepsini mükemmel şartlarda yapsa bile sen getirdin kaynattın, içinde faydalı bir şey kaldı mı, açık havada kaynatıp soğuturken içine toz kaçtı mı, sinek sıçtı mı. bu şartlarda yapılan yoğurdun market yoğurdundan sağlıklı olduğunu nasıl iddia edebiliriz ki? market yoğurdunun, eğer merdiven altı bir marka değilse en azından sütünün ne olduğu belli, hangi koşullarda üretilip paketlendiği belli.

çok güzel yoğurt yaparım. hatta daha pazar günü yaptım, hem de sütçüden aldığım açık sütten. ama daha sağlıklı olduğunu düşündüğüm için değil, oğlum benim yaptığım yoğurdu çok sevdiği için. baba yoğurt yap diyip duruyordu, gittim eski mahalledeki sütçüyü bulup 3 kilo süt alıp mayaladım. faydası için değil, lezzeti için yaptım.
+5
kibritsuyu
(10.02.26)
Yoğurt makinesi çok kullanışlı. Kızım doğduktan sonra bana hediye gelmişti. Benimkinin porsiyonluk kavanozları var. Başta "uff be ne beeağ" demiştim ama 6. ayda ek gıdaya geçince çok işime yaramıştı. Alanı arayıp teşekkür etmiştim. Kaymak çok severim ama makineyle 0 kaymak.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
Ama kimse senin yenge gibi anlatmıyor ki, bak soru sormasam siz dökülmeyeceksiniz (yani evet anormal bir durum değil) ama doktorların bunu bilmemesini anlayamıyorum mesela, gıda mühendislerinin bu konuyu doktorlara ısrarla taşımaları gerekirdi... bence. Dikkat çekilirdi hiç olmazsa ve uyanan doktorlar olurdu. Biz de market yoğurtlarının margarin katkılı olduğu bilgisiyle kaçıp duruyoruz. Halbuki ne kadar da severim.

Bütün bilgiler için çok teşekkür ediyorum, meğer bünyem doğruya yöneliyormuş da bilmiyormuşum, sayenizde öğrendim çok çok teşekkürler emekleriniz için.
-1
🌸sessizce aglayan sanat
(13.02.26)
benim yenge gibi anlatanı da israyilin oyunu sorosçu siyoniz komonizlerin üzerimize oynadığı büyük oyun diyip reddediyorlar. bak uçağın götünden çıkan izin ne olduğunu bin kişi anlatıyor egzozdan çıkan sıcak havanın o yükseklikte soğuk hava ile karşılaştığında su buharı ve buz kristaline dönüşmesi diye, adam diyor ki israyilin oyunu siyoniz komonizler bizi spreyleyip beyin dalgalarımızı bozüyür. anlat, istediğin kadar bilimden bahset, biri çıkıp siyoniz komoniz diyip reddediyor. anlatsan kaç yazacak.
+3
kibritsuyu
(13.02.26)
Kibritsuyu

Evet izrayilin oyunu yalnız, epşteyn belgelerinde de çıktı, zaten devletin sitelerinde de yazıyor üstelik bulutlu bir yerde yaşıyorum ve geçen gün evime giderken genzimi yaktı o bulut, müthiş bir koku vardı. Bence bu kadar katı bakma. Market yoğurdu en sağlıklısıdır sözüne çok güvenemiyorum, bahsettikleri su buharı meselesine de öyle. Bu kadar rezilliği gördükten sonra, üstelik suud çöllerinin basbayağı yeşertildiğini, sellerin götürdüğünü gördükten sonra maalesef o açıklamaları ciddiye alamam. Bence tekrar bi dikkat et.
-4
🌸sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
(11)

Türkiyeden yabancılara market abur cuburlarından hediye götürmek isteseniz

iwillsee
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
+1
iwillsee
(08.02.26)
Westpark'da Lokum atölyesi var. Oradan Afyon lokumu al. Severler.
Bulamazsan baklava da olur.
0
Mirket
(08.02.26)
lokum, pişmaniye
0
mezzosprite
(08.02.26)
Saray helvası
+1
kisa
(08.02.26)
- meşhur bebek badem ve fıstık ezmesi (başka marka olmaz)
- divan antep fıstıklı lokum
- divan çikolata kaplı lokum
- marsel lokum (farklı aromalı olanları)
0
eileengray
(08.02.26)
Gofrik, tadelle, çay olabilir ama siyah çay bizim yaptığımız şekilde içerler mi bilmiyorum, o yüzden Çaykur Yeşilçay olabilir mesela. Kaliteli fındık ezmesi. Bulunmayan birşey değil ama kuru incir, kuru kayısı falan. Kategori olarak abur cubur sınıfında olmayan örnekler oldu bazıları ama farketmez sanırım.
0
mbond
(08.02.26)
ben tuğba kuruyemişten karışık lokum tabakları oluyor onlardan geitiryorum çokta memnun kalıyorlar.
+1
dirildimde geldim
(08.02.26)
Bizim Yunanistan'da tanıdıklar var, sucuğa bayılıyorlar. İyi bir kasap sucuk hepsinden iyi bence.
-1
etna
(08.02.26)
Sucuk +1

Bizde satılan çikolatalar çikolata değil (belki gofrik hariç). Adamlar alasını yapıyor zaten çikolatanın, tatlının. Belki hakkı verilerek yapılan baklava olabilir.
-1
orient blue
(08.02.26)
Market abur cuburu değil ama Batılılarsa mesela kaliteli lokum götürmek iyi oluyor zira Narnia'dan dolayı sürekli dolaşan bir geyik var.
0
peki madem
(08.02.26)
yakın zamanda amerikaya götürdük market abur cuburu. ülkerin istanbul çikolatası çok sevildi, onlar da dubai'den bıkmış :D
ama en popüler ürün doritos alaturca, orda bi ton çeşit var ama alaturca türkiyeye özel ve aşırı seviyolar iki yıldır paket paket alaturca taşıyoruz.
0
turk kizi
(09.02.26)
ben lokum götürmeyi planlıyorum
0
kondansator
(09.02.26)
(12)

Çocuğu/yeğeni olanlar 2 yaş bebesine ne hediye alınır?

ekimoloji
Oyuncak almak istiyorum ama ne alacağımı bilemedim, yakın zamanda aldığınız beğenilen hediyeleri yazarsanız sevinirim. Bu arada erkek çocuk…
Oyuncak almak istiyorum ama ne alacağımı bilemedim, yakın zamanda aldığınız beğenilen hediyeleri yazarsanız sevinirim. Bu arada erkek çocuk…
0
ekimoloji
(06.02.26)
o yas cocuklarin en sevdigi seylerden biri scoot&ride ya da laufrad. türkcesini bilmiyorum, su hede: www.amazon.de

o yasta cocugun ilgisini cekecek tek sey oyuncak. oyuncak disinda aldiginiz her sey (kiyafet, kaban, vs) anne babaya hediye oluyor.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.02.26)
Manyetik blok alabilirsin evde varsa bile fazla olması daha iyi oluyor.
+1
yenibirgüzelnick
(06.02.26)
tam manyetik blok yazmaya gelmiştim. paw patrol falan izliyorsa onun oyuncakları, peluşları olabilir.
0
black holes in the sky
(06.02.26)
kız mı erkek mi?

erkekse araba tabii. asla yetmiyor hep araba hep araba :)

scooter seviyorlar

top seviyorlar
0
gurur
(06.02.26)
o yaş erkek çocuklar mekanik oyuncakları birirbine sokulup çıkartılan her türlü oyuncakları çok severler.. lego duplo setleri banko iş görür hem de dayanıklı..howwheels de severler.. bir iiş bankasının hareketli kitap serileri hoşlarına gidiyor .. erkek bebeyse iş makineleri itfaiye uçak hareketli kitapları çok ilgi çekici ya da iş bankasının yine uçak itfaiye temalı sesli kitapları var düğmesine basınca ses çıkıyor.. ve de iri ahşap yapbozlar. edit: aşağıda birileri kendi kendine saldırıya geçmiş. ben gözlemlerimi söylüyorum.. kız bebekler ve erkek bebekleri baya gözlemledim ve bu şekilde olduğunu farkettim. senin çocuğun barbiyle oynadı bize ne. soru sahibi fikir istemiş hediye için biz de fikir verdik. bu millet gerçekten hasta. hemen saldırı hemen kavga..bunlarla arkadaş falan olunmaz sosyal hayatta arkadaşlarına yazık.
+1
iwillsee
(06.02.26)
o yas hem erkek hem kiz cocuklari mekanik oyuncak sever.
arkadaslar 2026 senesinde, daha toplumun önyargilarindan nasibini almamis alti bezli cocuklara oyuncak üstünden kiz-erkek ayrimi yapmayin. bu stereotipler artik 15 sene öncede kalmis olmali. o yas cocuklari henüz kendi cinsiyetlerinin farkinda bile degiller. en az bir seneleri var bunu fark etmek icin. "erkek cocuk bunu sever" dediginiz her sey sizin toplum olarak cocuklara yakistirmaniz. söyle olmayin: youtu.be

gendered-oyuncaklarin kadinlari bilimsel alanlardan uzaklastirdigina dair artik onlarca calisma var cünkü daha totosunda bezi varken toplum kizlarin beyin nöronlari o sekilde baglansin diye cok ugrasiyor. bu mekanik denilen oyuncaklarin adi STEM Toys.
kizlariniza STEM oyuncaklari alin. oyuncagin cinsiyeti yok. okuma: codelikeagirl.substack.com
14 aylik oglan anasiyim, duplo isterse duplo ile oynar, barbie isterse barbie ile oynar. kizim olsaydi aynisi olurdu. cocukken en sevdigim oyuncaklarim uzaktan kumandali arabam, akülü arabam ve lego setimdi.
sorudan saptim OP'den özür dilerim ama soruya el cevap: erkek olmasi önemsiz. kiz da olsa erkek de olsa tüm bu oyuncaklari sever.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
@konuma ben konusuyorum

Çok yanılıyorsun. 14 aylık oğlun var ama gerçekleri görmek istemiyorsun. Erkek bebeklerin neredeyse tamamı araba kamyon ve kepçeye ilgi duyarken kız bebekler peluş oyuncak barbie vs seviyor. Bunu da herhangi bir yönlendirme olmadan içgüdüsel olarak doğasından gelen bir istekle yapıyorlar.
0
kaptan maydanoz
(07.02.26)
@kaptan maydanoz, yukaridaki linki okumadigina ve bu konu hakkinda hicbir bilimsel kaynaktan arastirma yapmadigina, sadece ezberden konustuguna yemin edebilirim.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
@konusma ben
Ezberden değil direk hayat tecrübesinden konuşuyorum. Fonlanan akademik kaynağın doğruluğunu tartışmaya bile gerek yok.
Onlarca bebek gördüm. 5-6 aylıkken oyuncaklara uzanmaya istemeye başlar bebekler. Erkek bebeğin önüne 5 aylıkken bir bebek bir araba koy bakalım. %90 araba seçer.
Batı yalakası olacağız diye evrimsel gerçeklerimizi inkar etmeye gerek yok.
-1
kaptan maydanoz
(07.02.26)
@konusmabenkonusuyorum size katılıyorum ama oğlum peluş oyuncaklarla bebeklerle asla oynamıyor. Oyunda cinsiyetçilik yapmamak adına araba da aldım bebek de ama hep arabalarıyla oynuyor, kimse göstermediği halde bir yaşından beri arabalarını yarıştırıyor halı üstünde sürüyor. O yüzden oynamayıp kenara atacağı oyuncaklar yerine gerçekten oyalanacağı keyif alacağı şeyler almak istiyorum.
+1
🌸ekimoloji
(07.02.26)
@maydanoz ekimolojinin sorusunun iyiliği için fazla eyyorlamicam.
İnsan soyunun evrimi başlayalı 7 milyon yıl. İlk içten yanmalı motorun icadı 1800’lerin sonu. Buhar makinesi desen en erken 1700’lere gidersin. Şunun şurasında 300 sene.
İddialarını farklı zeminlerde kursaydın daha ciddiye alabilirdim ama şu kısa metinde bile üç yerde safsata yapmışsın. Bundan sonrası çaba harcamam sadece gri hücrelerime yazık eder.
Tek çocuk yetiştiren yalnızca sen değilsin. Biz de hayat tecrübesiyle konuşuyoruz. Ayrıca bilimsel seçenekler sunuyoruz ama appeal to motive yapmak daha kolay geliyor. Her bilimsel araştırma fonlanır. Fonlanmamış olanı bul da biz de görelim.

@ekimoloji, Doğrudur. O halde scooter alıp geçin. Scooter sevmeyen çocuk görmedim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
decathlon denge bisikleti, scooter, manyetik blok, lego duplo, balonpower oyuncak, oyun hamuru, musluğundan su akan mutfak, baloncuk makinesi, kedi denge oyunu, fotoğraf makinesi, karaoke seti, herhangi bir müzik aleti.
bu arada oyuncakların cinsiyetsizliğine ben de çok katılıyorum, ilgi başka bi şey cinsiyetine göre seçenek sunmak başka
0
mezzosprite
(08.02.26)
(13)

Sizce özel hastanelerdeki doktorlar, hastalığın derecesini bilerek olduğundan daha yüksek gösterip hastayı operasyona yönlendirebilir mi?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikirleriniz nedir arkadaşlar?Soruyu oldukça genel sordum; ancak bu konuda üniversite hastaneleri daha güvenilir midir?
Bunun hakkındaki fikirleriniz nedir arkadaşlar?

Soruyu oldukça genel sordum; ancak bu konuda üniversite hastaneleri daha güvenilir midir?
+1
lostinway91
(04.02.26)
Ameliyat kotasının olduğu sır değil. Her zaman birden fazla hekimden fikir almakta fayda var.
+4
auroraaurora
(04.02.26)
Fakültedeyken ortopedide bir hocamız;

"kemeraltı'nın girişine sandalye atıp baksanız, geçen 60 yaş üstü herkesi kılıfına uydurup kalça protezi ameliyatına alabilirsiniz, özelde böyle yaparlar ama her vakaya ameliyat illa şart değildir" demişti.

Ciddi sağlık sorunlarıyla ilgili üniversite hastanesinden şaşmam. Konforu eksiktir belki ama hem tıbba uygunluk hem de hijyen açısından üniversite hastaneleri daha iyidir
+4
nundu
(04.02.26)
Depresyona girip girmemen umurlarinda degil.
Doktorlarin gözünde sen bir müsterisin. Daha cok test, daha cok islem daha cok para.

Doktorlarin cogu para kazanmak icin doktor oluyor insanlara yardim etmek için degil.
+1
Purple life
(04.02.26)
Birkaç doktor görüşü almak olayı çözmez. Hekimlerin vakayı değerlendirme şekilleri değişebilir.
Örnek, safra kesesinde bir tane taş gören hekim, bünye taş üretmeye başlamış, üretecektir, bir taş kanala girerse tehlike arzeder, safra kesesi alınmalıdır da diyebilir. Takip altında bulunduralım da diyebilir.
Ben kalbim için en az 20 öğretim üyesine gitmişimdir yıllar içinde. Yarısı derhal ameliyat dedi, yarısı takip altında bulunduralım dedi.
Bir kaç yerden görüş almak şart ama bir şekilde de doktoruna güven duymak zorundasın.
Soruna da kısaca cevap vereyim. Burası Türkiye.
0
Mirket
(04.02.26)
hocam ben depresyon için demedim ama psikologların çoğunu da bu kısma sokabiliriz herhalde.
0
🌸lostinway91
(04.02.26)
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.02.26)
en son bacak uyusmasi sebebiyle 3-4 operator doktor ile konustum turkiye'de.
hepsi ozel hastanede calisiyor, amerikan, acibadem, vs..

adamlara dedim ki ya kesin bicin bu problemi cozun, para problem degil.

hepsi beni gulerek sepetledi, ameliyatlik olman icin bundan cok cok daha kotu durumda olman lazim sende birsey yok diyip yolladilar.

bu "ozel hastanelerdeki doktorlar kafasina gore kesip biciyor" lafi bizim halkin hurafelerinden biri.
0
cooperr
(05.02.26)
birkaç doktordan görüş almak mantıklı da kendimiz doktor olmadığımız için hangisi mantıklı bi yol öneriyor, onu nereden anlayacağız ki?

hastane politikası o şekilde olabilir ama her doktoru da zan altında bırakmanın manası yok.

annemin gömülü böbrek taşı vardı ve doktor ameliyat dedi. özele gittik görüş almak için, özeldeki doktor da evet ameliyat şart ama burada çok masraflı, git dışkapıda yaptır ameliyatı dedi.

tahlil konusu ise şöyle. çocuk için gidiyoruz genelde ve çok zorda kalmadıkça kan tahlili istemiyorlar çocuk zorlanıyor diye. gerekli ise akciğer filmi istiyor mesela,
önce bi film sonucuna bakalım, sonra belki kan tahlili isteriz diyorlar. malum çocuklar çok sık hasta oluyor. her gelenden kan da isteyebilir. hatta bazen sadece muayene ile ayrılınca keşke bi kan alsaydı filan diyoruz klasik türk kafası. ama iyileşme belirtisi yoksa tetkik istiyorlar genelde.

ama bunlar bence doktor özelinde yaşanan şeyler dediğim gibi. tam tersi durumlar da vardır mutlaka.
+1
elorelia
(05.02.26)
kesinlikle yaparlar. para için el kadar bebeklerin canına bile kıydıkları kanıtlanmadı mı? üniversite hastaneleri en güvenilir hastane tipi bence şu an.

edit: tabii ki istisnalar vardır ama kaide bence bu artık
0
mezzosprite
(05.02.26)
Yıllar önce KBB doktorum, sigortanın maliyetleri karşılamasınını garantilemek için radyoloğu arayıp MR raporunu daha ciddi olacak şekilde değiştirtmişti. Bir de özel hastanelerde bel fıtığı konusunda bir çok gereksiz ameliyat mevcut. Eşimin durumu ağır olmadığı halde "hayat kaliten artsın" diyerek ameliyat etmeyi öneren bir profesör vardı. Eşim dinlenip ilaç tedavisiyle birkaç haftada toparladı, ameliyatsız.

Yani evet, kota doldurmak için bazen durumu abartabiliyorlar. Yada bir şekilde sizi ikna etmeye çalışabiliyorlar.
+1
vampir akrep
(05.02.26)
beni üniversite hastanesinde prof ayağımdan gereksiz ameliyat edecekti mesela. illa olman lazım diye baskılayıp durdu. sonra bir kaç doktor gezdik hatta özele de gittik. kesinlikle gerek yok bu ameliyatı düzgün yapacak doktor da bu ülkede yok belki yurt dışı dediler zaten yürümemde sıkıntı yok, estetik açıdan sorunları var. uygun ayakkabıyla gayet yürüyebiliyorum. bu dediğimin üzerinden 20 yıl geçti hala da bir problemim yok. eğer ameliyat olsaydım platin takacaklardı ve ayak gibi vücudun ağırlığını çeken bi organdaki komplikasyonlarını veya zorluklarını düşünemiyorum bile.

yani özel devlet fark etmez, kendine tecrübe çıkarmak isteyen empatiden yoksun doktorlara her yerde denk gelebilirsiniz.
+1
rayde
(05.02.26)
Ufak bir sorun oldugunda abartan biri olarak 2 kez ameliyat diye tutturdum bugune kadar, ikisinde de ne ameliyati sacmalama diyip saldilar beni.

Hayatimda hic ameliyat olmadim disci sayilmazsa.

O yuzden ozel hastanelere guveniyorum ben.
0
aguen
(05.02.26)
Genelde olumsuz görüş bildirilmiş ama pozitif yanı da var. Devlette fakir olduğun ön kabulüyle, pahalı tedavileri hiç önermiyorlar. Bunun çözümü yok deyip geçiyorlar.
0
parka
(05.02.26)
(14)

İnsan(lar) kötüdür sonucuna mı vardınız (30 yaş üstüne soru)

mahmuttt
yetişkin yaşama tecrübeleriniz iş hayatı çalışma hayatı dünyada olup bitenler son epstein olayları derken ben ciddi ciddi insanın varlık olarak kötü bir varlık kötü bir tür olduğunu düşünmeye inanmaya başladım. Sizin insana ve insanlara bakış açınız nedir çok merak ediyorum. Şimdiden teşekkürler...
yetişkin yaşama tecrübeleriniz iş hayatı çalışma hayatı dünyada olup bitenler son epstein olayları derken ben ciddi ciddi insanın varlık olarak kötü bir varlık kötü bir tür olduğunu düşünmeye inanmaya başladım.

Sizin insana ve insanlara bakış açınız nedir çok merak ediyorum.

Şimdiden teşekkürler...
0
mahmuttt
(03.02.26)
olay iyi ve kötüden çok öte ama basit bakmak gerekilirse böyle denilmesi gerekiyor.
0
evimin paspasi
(03.02.26)
Epstein kadar kötü, sapık tanıdığım yok da şuraya HPV ile ilgili soru soruyorsun adam sana yollu diyor. Hoşlandığın kişileri soruyorsun, sen de tüm erkeklerse yatıyorsun, sen de hpv olması normal diyor. Bunların çoğu da üniversite mezunu, reelde kendilerini modern olarak tanıtan tipler. Zihniyeti kötü, sığ insanlar var evet.
+1
Kahvedesu
(03.02.26)
Artık insanlar daha bencil ve çikarci geliyor bana. Kötü bir durumdaysan seni ezdikçe eziyorlar. Kibar olmak bile aptallık enayilik sayiliyor. İşini düzgün yapan sorumluluk sahibi idealist insanlar mobbing ile sınanıyor bezdiriliyor..ben insanların gerçekten kötü olduğunu babamı kaybettikten yani ailemde yaşadığım ilk sarsıcı kayıptan sonra tecrübe edindim acı bir şekilde.
+1
egerbiryolcu
(03.02.26)
İyi insan ve kötü insan olarak ayırıyorum.
-4
arbre
(03.02.26)
Kıskanç insanlara tanıklık edince kötü kavramınana inanıyorum.
0
put it in your appropriate place
(03.02.26)
benim 40 yas itibariyle ulastigim nokta insanlar net kotu doguyor.
iyilik ogrenilen birsey, kendimizi frenlemeyi zamanla ogreniyoruz.
kimi bunu beceriyor, kimi beceremiyor katil falan oluyor iste.
0
cooperr
(03.02.26)
Bazı insanlar bile isteye kötüdür bazıları farkında bazıları değil belki de. Aileden ya da çevreden öğreniyorlar Allah iyi insanlarla karşılaştırsın
0
pembediken
(03.02.26)
cok güzel bir soru.

Fallout dizisini izlemeni tavsiye ederim. Bulundugun ortam, kosullar seni kötü yapabilir. alt metni biraz bununla ilgili.

kendi fikrimse:
kötülük bizim icimizde var. atalarin baskasini öldürdügü su an hayattasin. o potansiyel hepimizde var. epigenetik diye bir sey de var ama. genler kullanilmayinca kendini sakliyor. sen de icindeki kötülügü o sekilde saklayabilirsin. bazilari da basina kötü olay gelince o genlere sariliyor.
0
Purple life
(03.02.26)
Ben bunu tam olarak bu yıl kabullendim. Kimse kimsenin iyi mutlu olmasını istemiyor (bazen aile bile). Soframa evime gelen samimi bulduğum insanların arkamdan hiç ummadığım düşüncelerle konuştuğunu öğrendim. Ki bu insanlara iyilikten başka bir şey yapmamıştım, artık “neden” diye bile sorgulamıyorum. Herkes çıkarı için yaşıyor.
0
ekimoloji
(03.02.26)
kötü olmanın kolay, iyi olmanın zor olduğunu düşünüyorum. bireysel ahlak etik anlayışı bozuksa, empati gibi yetileri zayıfsa, iyi olma motivasyonu düşükse kötüye kayıveriyor bence insanlar. yoksa normalde genelde iyi olma eğiliminde olduğumuzu düşünüyorum.
0
mezzosprite
(04.02.26)
33'ten bildiriyorum. İnsanlar kötü değildir ama kötü insanların zorla iyi yönünü görmeye çalışmamak gerekir.
Yoksa çok iyi insanlar var. 5 yıl öncesine kadar evet insanlar kötüdür diyordum. Ama ne hayat, ne insanlar o kadar basit ve düz değil.
0
anatomik
(04.02.26)
48 yaşındayım, 15 yaşından itibaren büyük çoğunluğun kötü, iyilerin içinde bile eser miktarda kötülüğün olduğuna inanıyorum basit mantıkta bakarsak.
0
kumandanim
(04.02.26)
Kimse sana karşı değil, herkes kendinden yana diye bir söz var. Bu herkes için geçerli.
Öte yandan, başkalarından iyi olmalarını bekliyoruz. Peki dönüp kendimize bakıyor muyuz? Kendimizi dışarıdan bir gözle değerlendirmeye ne kadar gönüllüyüz?
Ben eskiden iyi bir insan olduğumu düşünürdüm. Bir dönemse 'masumiyeti yitirme' psikolojisine girmiştim. Kendimi acımasızca yargılıyordum. Herkes kadar iyi niyetli ve herkes kadar bencil olduğumu kabul edip rahatladım. :)
+2
auroraaurora
(04.02.26)
“Kötü”nün ucu çok açık. Şöyle ifade etmeyi doğru buluyorum;

Herkesin önceliği; “kendisi ne istiyorsa o”. İstenen şeyin önünde kısıtlayıcı unsurlar oluyor; kanunlar, cezalar, dini kaideler, ahlaki değerleri, maddiyat, toplum baskısı, prenstij vs. Bu kısıtlayıcıları aşma imkanı olan, istediği şeyi istediği yer ve zamanda yapıyor.

Kimin içinde ne olduğunu, kimi neyin durdurduğunu bilemeyiz ama insanların içinin çok da masum olmadığını düşünüyorum yine de. Kimisi en yakın arkadaşının kuyusunu kazacak kadar kötüyken kimisi cinayet işleyecek kadar kötüdür. Neticede bir kötülük sabit :)
0
lazor
(04.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.