Giriş
(14)

Teknik Olarak Başarılı Adamdan/Kadından Yönetici Olmaz

lapetitemort
Ne diyorsunuz bu görüşe?
Ne diyorsunuz bu görüşe?
0
lapetitemort
(16.06.26)
virgülü nereye koyuyoruz
+3
anon1m
(16.06.26)
Yanlis diyoruz, oyle sacmalik olmaz. Teknik alanlarda teknik basari iyi yoneticilik icin yeter sart degildir ama gerek sarttir.
0
ghilleinthemist
(16.06.26)
Acayip yanlış.
0
logisticsmanager
(16.06.26)
ben şunu kullanırım hep. bunu kastettiysen katılıyorum:

iyi bir askere cephede ihtiyaç vardır. karargahta değil.
+2
buenosdias
(17.06.26)
teknik olarak başarılı adamı yönetici yapmazlar kolay kolay zaten inek gibi sağarlar olduğu konumda, yöneticiler bi üstteki yöneticiye iyi dil darbeleriyle yönetici olurlar
+6
nahtoderfahrung
(17.06.26)
teknik olarak başarılı olmak iyi bir yönetici olmanın tek şartı değildir.
-1
co2s2
(17.06.26)
Peter Principle denilen bir kavram var, kabaca çalışanların şu anki performanslarına göre değerlendirilip terfi ettirilmeleri neticesinde bir noktada terfi aldıkları pozisyonun gerektirdiği niteliklere sahip olmadıkları için başarısız olacakları ile alakalı.

Bu tür "Sen X teknik işi iyi yapıyorsun, hadi seni X teknik işini yapan insanların yöneticisi yapalım" düreçlerinde Peter Principle daha çabuk yaşanıyor çünkü bir teknik işi iyi yapmakla o işe dair iyi bir yönetici olmak için gereken nitelikler birbirinden çok farklı olabiliyor.

Özetle "Teknik olarak başarılı kişiden yönetici olmaz" geçerli bir önerme olmasa da "Sırf teknik olarak başarılı diye birini yönetici yapmak" çok mantıklı değil.
Genelde bu durum şirket organizasyonun başarılı çalışanı hem maddi, hem de ünvan olarak tatmin edemediği şirketlerde sık yaşanır. Yönetici olma arzusu olmayan, işinde başarılı teknik çalışan bir noktada yönetici olmaktan başka bir yol bulamaz; sevdiği işten uzak kalır, iş delege etme konusunda sorunlar yaşar, hatta altında çalışan kişilerle teknik konularda rekabete girer vb.
Sonuçta herkes mutsuz olur.
+2
salihdt
(17.06.26)
var tabi boyle bir sey. teknik mevzulara yatkin insanlar genelde insan iliskilerini yonetemezler. yoneticilik biraz yavsaklik gerektiren bir istir. politikada da, is hayatinda da basarili olmanin yolu budur maalesef.
+1
antikadimag
(17.06.26)
Benim bu. Muhtemelen son iş görüşmemden de bu nedenle elendim. Yaklaşık 8 yıl yöneticilik yaptım. Fakat mutlaka her gün insan yönetimi ile ilgili bir nasihat veya serzeniş duydum. Biraz zor oluyor bu süreçte baskı günden güne artıyor. Lanet olsun keşke düz mühendis olsam o zaman dediğinde de doğal bir lidersin ama diyip üstünü örtüyorlar. Teknik yeterlilik yöneticiliğe yetmez maalesef. Yetse de çok zorlanılır ve küçük firmalarda yönetici olmaya devam edilir. Şans faktörünü göz ardı edersek tabii.
0
kablelvuku
(17.06.26)
yönetici olmanın koşulu ağzının iş yapması, teknik bilip bilmemekle alakalı değil. bilirse artı puan tabi.
+2
duyuruuser
(17.06.26)
Sektöre göre değişir.
Bazı sektörlerde, teknik olarak başarısız insanlardan iyi yönetici olamıyor.
0
burfak
(17.06.26)
Bu da dahil tüm genellemeler yanlıştır diyorum.

Öte yandan bazı insanlar teknik olarak çok iyi olsalar da yönetici olmaya uygun değiller ve teknik bilgileri bu yetersizliğin üstünü örtemiyor. Yöneticilik bence çok zor bir iş ve ayrı bir beceri istiyor ama gözlemlediğim kadarıyla bazı teknik kişilerde bir ego oluyor yöneticilik de ne ki yapılır o gibi. Ama yapılamıyor işte. Kendi patronumdan biliyorum. Benim asla yönetici olmamam gerektiğinden emin olmamın en büyük nedeni onun beceriksizliğidir.
0
peki madem
(17.06.26)
Teknik anlamda iyi olmak ve yönetebilmek birbirine ters korele özellikler değil. Teknik anlamda çok iyi biri aynı zamanda çok iyi bir yönetici de olabilir. Tam tersi de mümkün elbette. Yani böyle bir genelleme çok yanlış. Benim yöneticilerimi düşünüyorum; teknik anlamda çok iyi olan ve aynı zamanda çok iyi yönetici olan insanlar vardı aralarında. Halihazırdaki yöneticim de öyle. Teknik pozisyondan geliyor, hala o alanda çok iyi ve yönetici olarak da çalıştığım en iyi yöneticilerden biri. Hatta en iyisi diyebilirim.
0
himmet dayi
(17.06.26)
Teknik elemanlarin insan ilislilerinde zayif oldugunu Kabul eden bir yaklasim bu.

Ama kariyeri boyunca yatay veya dikey olarak teknik ve yonetici rolleri arasinda gecis yapan bir suru ornek biliyorum.
0
parcxerox
(17.06.26)
(7)

Assos'un denizi nasıl, önerir misiniz?

Cesario
Denize girince alışılamayacak kadar buz gibi oluyor mu buranın denizi? Ayrıca tertemiz, deniz taşlarını sayabilecek kadar berrak mı? Otel öneriniz varsa alırım. Araba ile gideriz muhtemelen. Merkezi falan nasıldır? Yeme, içme alternatifi bol mudur, aşırı kazık mıdır nasıl?
Denize girince alışılamayacak kadar buz gibi oluyor mu buranın denizi? Ayrıca tertemiz, deniz taşlarını sayabilecek kadar berrak mı?

Otel öneriniz varsa alırım. Araba ile gideriz muhtemelen. Merkezi falan nasıldır? Yeme, içme alternatifi bol mudur, aşırı kazık mıdır nasıl?
0
Cesario
(16.06.26)
o kadar kuzeye gidemedim,
ama ayvalik sarımsakli ;
bir saat suda durunca üşümeye başliyorsun.
0
designer
(16.06.26)
Assos denizi soğuk, hatta Bozcaada'dan daha soğuk. ilk girerken hemen giremeyebilirsiniz ama alışırsınız.

su tertemiz, sonuçta açık deniz. taşları tek tek sayarsınız.

otel önerisi veremiyorum, ben bölge insanı olduğum için otelde kalmıyorum genelde. belki 1-2 gece pansiyonumsu bir yerde kalıyorum.

Assos dediğiniz yerde 3 merkez var.

1- Behram köyü: denizle alakası yok. Athena Tapınağı, akropol burada. sürekli olarak burada kalmanıza gerek yok. zaten çok fazla otel de yok.

2- antik liman: en popüler turistik yer. denizi güzel ama plaj yok, hep oteller ve iskeleler. deniz taşlık. akşamları çok dolu oluyor. şahsen burada kalmak istemem. bir dolu mekan var. alkollü alkolsüz. fiyatlar bodrum çeşme ayarında değil ama uygun da değil. örneğin ayvalık gibi değil. ayvalık'ta ucuz mekan bulma şansınız var, Assos'ta yok. antik limanda genel olarak butik ve pahalıca oteller vardır.

3- kadırga koyu: uzun bir plaj. sahil ve denizin ilk bölümü taşlık. sonra kum oluyor. cam gibi deniz. sadece denize gidecek olsam kadırga'ya giderim. burada oteller de var, plaj işletmeleri de var. sadece burada kalmak da mümkün. burada hem pahalıca oteller, hem de uygun fiyatlı oteller var.

bonuslar: buralar haricinde bir dolu otel ve plaj var. tek tek anlatmak zor ama yukarıdaki 2 ana otel bölgesi haricinde, neredeyse tüm sahilde bir dolu otel var artık. mesela uygun fiyatlı arıyorsanız, sivrice tarafına bakabilirsiniz. daha pansiyonumsu işletmeler var. sivrice'nin denizi çok çok güzeldir. genelde iskelelerden girilir ama doğrudan kuma basarsınız. şu anda kalmak için gidecek olsam sivrice'de kabile'ye giderim.
+1
co2s2
(16.06.26)
denizi soguk ama alisilamayacak gibi degil.
bozcaada'nin ozellikle acik deniz tarafi assos'dan cok daha soguk, alisilmiyor.

Assos'a cok yakin, İlyada Butik Otel var, orayi tavsiye ederim. Gunubirlik Assos'a gidilebilir aracla. Otel sakin, yemekler guzel, gunubirlik taze balik falan geliyor.
0
cooperr
(16.06.26)
rüzgarsız bir günde berrak ama rüzgarsız bir gün bulmak zor
0
fatihdr
(16.06.26)
suyu aşırı soğuk ve tuzlu ama acayip de temizdir. ne olur ne olmaz deniz ayakkabısı da alın yanınıza
0
nahtoderfahrung
(17.06.26)
ben akçay tarafındayım. güzel bir deniz günü geçirmek istiyorsak mutlaka kadırga'ya gidiyoruz. fakat yol 30 dk dan fazla olduğu için, mutlaka oradan ya bir arkadaşımı ya da bir oteli arayıp denizin/rüzgarın durumunu sorarak emin olarak gidiyoruz o gün.

güzelken harikadır ama bazı günler kötü denk gelebilirsiniz.

bence eski yıllar kadar soğuk değil, ya da biz alıştık. ama sıcak sulara alışkın insanlar için gerçekten girmesi veya girdikten sonra uzun süre kalması zor oluyor.
0
la traviata
(17.06.26)
Assos'ta yaşıyorum şu an denizin soğukluk olarak Bozcaada ile alakası yok. Zaman zaman çok soğuyor özellikle Temmuz ayının belli bir kısmında ama bu ara her gün denizdeyiz ve gerçekten soğuk diyemeyiz.
0
amelie poulain
(17.06.26)
(7)

Kabin Bagajı Hakkında

Lubb
Arkadaşlar selamlar,Thy ile bir uçuşum olacak (dış hatlar) 1x8kg kabin bagajı hakkı tanımışlar kabin valizim var bu hakkımı onla kullanacağım.Bu kabin valizinin haricinde bir de sırtımda sırt çantası (bildiğimiz normal backpack) ile kabine girebilir miyim? Kişisel eşya hakkı var bir de sanırım çünkü
Arkadaşlar selamlar,

Thy ile bir uçuşum olacak (dış hatlar) 1x8kg kabin bagajı hakkı tanımışlar kabin valizim var bu hakkımı onla kullanacağım.

Bu kabin valizinin haricinde bir de sırtımda sırt çantası (bildiğimiz normal backpack) ile kabine girebilir miyim? Kişisel eşya hakkı var bir de sanırım çünkü.

Yani kabin valizi + sırt çantası kombinasyonu kabinde sorun olur mu? Siz yaptınız mı?

Sırt çantasının ağırlığını kontrol ediyorlar mı?
0
Lubb
(16.06.26)
Sirt cantasi kisisel esyaya girmiyor gozukuyor: cdn.turkishairlines.com

Eger el cantasi kadar kucukse olabilir, yoksa zaten sirt cantasi kabin valizi yerine gecer.
-1
sertac akin
(16.06.26)
"1 adet kişisel eşyanızı taşıyabilirsiniz. Kişisel eşyanız olarak çantanız maksimum 40x30x15 cm ebatında olmalıdır. Kişisel eşyanın ağırlığı maksimum 4 kg’ı geçmemelidir."

www.turkishairlines.com

ustteki linkte bay/bayan el cantasi secenegine girer bence. onemli olan boyut ve agirlik. ben pegasus ile ucuyorum genellikle, thy ile ucmadim cok uzun zamandir. ama pegasus bile kontrol etmiyor sirt cantalarini, thy'nin kontrol ettigini hic sanmam. ben en son pegasus'a biraz daha buyuk (28 litre) ve daha agir (5-6kg vardir) sirt cantasi ile bindim, kabin bagajim (10.5kg) da vardi, kimse bir sey demedi. ama cok buyuk bir canta olursa sikinti olabilir.
0
lemmiwinks
(16.06.26)
Normal boy sırt çantası ise sorun olmaz binebilirsiniz. Ağırlığına bakarlar mi belirsiz, bazen etiket yapıştırmak icin istiyorlar bazen kimse sormuyor.
0
a perfect lie
(16.06.26)
Ben neredeyse tüm yolculuklarıma bu şekilde gidiyorum kabin + sırt çantası şeklinde. Şimdiye kadar hiç sorun çıkarılmadı.
+2
himmet dayi
(16.06.26)
Bu sene iki kere thy ile Türkiye'ye geldim, ikisinde de bir kabin valizi bir de sırt çantası (15inch laptop vs alan bir canta) geldim. Kimse bakmadı bile. Normal yani bu, çok dolu böyle büyük decathlon canta olmadığı sürece.
+1
logisticsmanager
(16.06.26)
girebilirsin. ağırlığa bakmazlar check in bankosuna uğramazsan. uğrarsan nadiren bakıyorlar.
0
jelly bear
(16.06.26)
sırt çantasından kastınız günlük kullanabildiğiniz, içine bir laptop, iki şarj aleti, belki bir iki defter girecek sırt çantasıysa kimse laf etmez bence ama seyahat amaçlı sırt çantasıysa, aşağıdaki gibi, laf edebilirler.

thumbs.dreamstime.com
+1
co2s2
(16.06.26)
(7)

Bağdat Caddesi'nde flörtle yemelik içmelik mekan

jonas
Nereleri önerirsiniz acaba? Şimdiden teşekkürler.
Nereleri önerirsiniz acaba? Şimdiden teşekkürler.
0
jonas
(16.06.26)
hocam öyle genel sorular soruyorsunuz ki, yanıt dolacak sorularınız yanıtlanmıyor.

zevkleriniz nedir? bütçeniz nedir?
birer kokteyl içseniz 400 tl' ye de yer var, 1500 tl' ye de.
biriniz vegandır, kebapçı önermeyelim.
+3
galahad reloaded
(16.06.26)
Strada - maps.app.goo.gl

Rezervasyonsuz gitmeyin.
0
himmet dayi
(16.06.26)
klasik ranchero iyidir.

haftasonu cuma akşamları kalabalık oluyor.

bence deneyimine göre fiyatı iyi hala.
0
kveldulv
(16.06.26)
neni brasserie
0
awlmi
(16.06.26)
suadiye

gou society
pigalle suadiye
townhouse

caddebostan

il sud giardino (bahçesinin en güzel zamanları)
catch

fenerbahçe

kendime istanbul
0
anlamlihatalar
(16.06.26)
ali ocakbaşı

ororo sushi.
0
kveldulv
(16.06.26)
bistro 33
0
co2s2
(16.06.26)
(1)

Web sitesindeki değişikliği bildiren uygulama/site

adivar
Takip ettiğim bir web sitesi var, orada bir sonuç açıklanacak. Sürekli bakmaktan gına geldi. Ordaki değişikliği mail atacak ya da uyarı verecek bir uygulama web sitesi lazım acil. Az önce bir tane indirdim sürekli kontrole paralıya yönlendirdi. Ücretsiz ne var yardımcı olur musunuz?
Takip ettiğim bir web sitesi var, orada bir sonuç açıklanacak. Sürekli bakmaktan gına geldi. Ordaki değişikliği mail atacak ya da uyarı verecek bir uygulama web sitesi lazım acil.
Az önce bir tane indirdim sürekli kontrole paralıya yönlendirdi. Ücretsiz ne var yardımcı olur musunuz?
0
adivar
(16.06.26)
Visualping
0
co2s2
(16.06.26)
(4)

Bu elektrogitar nasıl?

dilemma of subscribtionability
Başlangıç seviyesi için. Çocuk bunu beğendi. Kurs hocasına da danışacağız, öncesinde duyuru metalcilerine danışayım dedim. Alınır mı?https://www.mydukkan.com/squier-debut-series-stratocaster-black-laurel-elektro-gitar-u-66291
Başlangıç seviyesi için. Çocuk bunu beğendi. Kurs hocasına da danışacağız, öncesinde duyuru metalcilerine danışayım dedim. Alınır mı?

www.mydukkan.com
0
dilemma of subscribtionability
(15.06.26)
Uzmanı değilim
Debut serisi adı üstünde giriş seviye için iyi bir başlangıç izlediğim incelemeler de güzel ton çıkarabileceği yönünde.
Gördüğüm kadarıyla bu gitar sss diziliminde yani 3 single coil manyetik. Single coil dip ses yapmasıyla bilinir clean tonlarda daha iyidir. metal tonlar için en az bir humbucker olması önerilir. Hss yani.
Size tremolo kolu olmayan köprüsü sabit modeller tavsiye etmişti arkadaş onunda sebebi bu modellerde akorun daha kolay bozulması.
0
anon1m
(15.06.26)
squier, giriş seviyesi için gayet uygun bir marka. hayrlı olsun.
0
co2s2
(16.06.26)
Uzmez ama mumkunse aldiktan sonra ayar yaptirabileceginiz bi yerden alin. Tel yuksekligi ve sap ayari ozellikle baya onemli
0
floydian
(16.06.26)
ağırlıklı olarak metal çalınacaksa humbucker manyetikli versiyonunu alın:
www.mydukkan.com
0
lament
(16.06.26)
(14)

Annem aşırı bağlılık düşkünlük

darkwizard
Merhaba ben 31 yaşına girecek bir erkek bireyim. Bir evlenmedim anneme çok bağlıyım bu durum ilerde eşim olursa sorun yaratır mı
Merhaba ben 31 yaşına girecek bir erkek bireyim. Bir evlenmedim anneme çok bağlıyım bu durum ilerde eşim olursa sorun yaratır mı
-1
darkwizard
(13.06.26)
Yaratır. Kadınlar anneye bağlı erkeği sevmez sürekli de başının etini yer
0
yakalayamadığın.ışıklar
(13.06.26)
En sıkıntılı erkek profillerinden biri annesine bağlı erkektir. Tabii ki sıkıntı yaratır.
+3
mutekebbir
(13.06.26)
34 yaşında bir erkeğim annesine bağlı erkek profili beni bile rahatsız ediyor eşi nasıl rahatsız etmesin.
evliliklerde genel olarak zaten çocuk haricinde düşkünlük her zaman bir sıkıntıdır. Hollywood farklı pazarlıyor ancak kadınlar kendilerine düşkün erkekleri de sevmezler, bağımsızlık ayakta durabilmek, sorunları çözebilmek ve karar alabilmek daha önemlidir.
+3
denizgonen
(13.06.26)
bağlı olmak var, bağlı olmak var.
- annesine danışmadan, sormadan bir şey yapamayan, kendi başına yaşayamayan -bence birey olmayı becerememiş- çocuklar var. bunlar arkasının toplanması konforuna alıştığı ve annesini de buna alıştırdığı için ayrı eve çıkınca o bağı koparmaları zor oluyor.
- annesi tarafından kullanılan, annesinin biraz şımardığı çocuklar var. bunlar herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen her işe çocuğunu koşturan anneler.
- ailesinden ayrılmaktan ötürü suçluluk duyup, elini ailesinden çekemeyen çocuklar var.
- yalnız yaşayan, hatta belki sağlık sorunları olan annesine destek olan çocuklar var...

hepsi için bağlılık, düşkünlük diyebilirsiniz. ki bunlar sadece benim aklıma gelenler. birinci ve ikinci anlattığım tip anne-çocuk ilişkisi "bence" sorunlu. diğerleri ise zamanla ya da dışarıdan destekle aşılır.

fark ettiyseniz "bence" dedim çoğunda. çünkü bu durum karşınıza çıkacak insana göre değişir. herkesin tercihi farklı. yani anneme çok bağlıyım, evlenirsem eşimle sorun yaşarız, o zaman evlenmeyeyim kimseyle birlikte olmayayım gibi düşüncelere şartlanmayın.
0
tnz
(13.06.26)
erkeğin annesine düşkünlüğünü sorun haline getiren kadın, toksiğin önde gidenidir. içsel olarak olgunlaşmamış, özgüven eksikliği olan, ilişkiyi sizin tapunuza sahip olmak olarak gören, empati yoksunu, psikolojik olarak sorunlu bir kadınla ömür geçmez. koşarak uzaklaşın.
-6
co2s2
(13.06.26)
Kadinlar annelerine bagli erkegi o kadini kendilerine rakip gordukleri icin sevmezler. Baska da bir aciklamasi yok aslinda.
-3
baldur2
(13.06.26)
Yaratir.

Sen evlenme. Bu kadar bagimli olmanin bir nedeni de annen. Size cok sorun cikarir.

youtu.be
0
Purple life
(13.06.26)
Ben anneme bağlı biriyim, özellikle babam vefat ettikten sonra. Neredeyse her gün ararım, 5-10 dakika konuşuruz vs.
Ama hanımla birbirlerini çok severler ki burada da birçok kez dedim. Akşam 5te kokteyl saati yaparlar, hanım yarım yamalak anlasa da müge anlı falan izlerler. Neyse yani benim hanım aksine hoşuna bile gidiyor ailesine bağlı bir erkek görmek olarak ama burada kültürel farktan olabilir. Ben çocuk seven, ailesine düşkün bir erkeğim ve bunu seven bir kadınla evlendim.
Ama ben galiba 20-21 yaşımdan beri neredeyse yalnız ya da kız arkadaşlarımla yaşadım. Haliyle aileme bir bağım olmadı o konuda. Sen biraz bokunu çıkarmışsin işin.
+3
logisticsmanager
(13.06.26)
tnz'nin de anlattığı şekilde bağlı olmak ve bağımlı olmak arasındaki fark anlaşıldığı sürece diğer kadınlar bik bik bik genellemelerine kulak asmaman gerektiğini farkedersin. Bir kadın olarak erkeğin annesine/ailesine bağlı olması tercihimdir ama bağımlı olması red flag.
+1
beetlejuice
(13.06.26)
Hocam bu bağlılık olayını buraya yazacak kadar hissettiğine göre bağlılıktan ziyade anneye bağımlılık var sende şahsi gorusum. Yanlış anlama kötü niyetle soylemiyorum ama Evliliğe uygun biri değilsin bence.
+1
wilhelmwasmuss
(13.06.26)
Yaratır. Hiçbir kadın kaynanasıyla evli olmak istemez.
+3
yaren
(13.06.26)
Ennnnn sıkıntılı erkek tipi. Geçmiş olsun
-2
Hallegadola
(14.06.26)
anneyle evlat arasına giren yılandır. diyeceklerim bu kadar. şimdi konuşan yeni yetme kadınları anne olunca görürüm, tabi babaları belli olursa.
0
sabahkahvesi
(14.06.26)
Anneye bağlılıkta sorun yok ama işi duygusal enseste vardıran ana oğullar var hayatta. Kimse öyle bir ilişki içerisinde dış kapının mandalı olmak istemez.
+1
inawen
(18.06.26)
(6)

İki üst pozisyon için terfi teklifi sizce bu koşullarımda kabul etmeli miyim?

mahmuttt
Kendi alanımda düz bir çalışanken, yine kendi alanımda iki üst pozisyonu teklif ettiler. Üstlerim herkes de beni işaret etmiş yapar demiş sağolsun.Fakat sıkıntı şu ki; Ne para, ne pozisyon arzum tabiatım gereği gerçekten sıfırdır.İşimi ilk yılımdan beri gerçekten idealist olduğum için, birşeyler dah
Kendi alanımda düz bir çalışanken, yine kendi alanımda iki üst pozisyonu teklif ettiler.

Üstlerim herkes de beni işaret etmiş yapar demiş sağolsun.

Fakat sıkıntı şu ki;

Ne para, ne pozisyon arzum tabiatım gereği gerçekten sıfırdır.

İşimi ilk yılımdan beri gerçekten idealist olduğum için, birşeyler daha iyi olabilir umuduyla heyecanla ve geliştirme isteği ile yapıyorum.

Paraya acil bir ihtiyacım da yok şuan için. Huzur, sakinlik, anlam, sağlık, keyif bunlar daha önemli benim adıma.

Asıl sorun: sağlık sorunlarım var.
3-4 aydır Ciddi kronik ağrılarım oluyor ve 1-2 sene sürebilecek bir iyileşme ilaç kullanımı ve dikkat etme sürecindeyim.

Evde aileme çocuğuma şuanki basit düz çalışan pozisyonumda bile yeterince zaman ayıramadığımı düşünüyorum. Bir de bu işle tatil boş zamanım net şekilde azalacak. Sorumluluğum artacak.

Yapım gürültü, ışık aşırı uyaranlara, fazla iletişime karşı çok çok hassas.

Gerçi teklif edilen iş de bir miktar tepede saha için program geliştirme genel yapıyı yönlendirme üzerine gibi. -Ama kuşkusuz astlarla üstlerle düzenli iletişim de gerektirecek. İdari veya denetimci bir tarafı da olacaktır.

Ve ben tüm bu tabiatım yapım sağlık sorunlarımla beraber asosyal mesafeli yapısı olan ortalıklarda çok görünmeden işini arkada sessizce en iyi şekilde yapmaya çalışan ve seven de biriyim.

Son olarak ben son zamanlarda ilerde üniversitede araştırma görevlisi- öğretim üyesi olarak kariyer yapma arzusu olan biriydim.

Eminim yerimde olan çoğu kişi kabul ederdi. Ama mesleki ilgi ve değerlerim sağlık sorunlarım aileme zaman ayırma isteğim, sakinlik dinginliği isteyen yapım.

Sizce bu durumlarımda bu teklifi kabul etmeli miyim?
0
mahmuttt
(13.06.26)
Tüm detaylar "işi kabul etme" diye bağırıyor.
Bence en doğru cevabı eşin verecektir.
+2
etna
(13.06.26)
para ve pozisyon arzunuz yoksa maceraya da hiç gerek yok. Hatta bu arzularınız olsa dahi kabul etmemek için makul sebepleriniz var.
+2
egerbiryolcu
(13.06.26)
altınızda iş yaptıracağınız eleman varsa olabilir
ya da en baştan bu pozisyonu kabul etmek için şunlara ihtiyacım var şu sağlık kısıtlarım var şeklinde yazılı bir doküman hazırlayıp gayri resmi paylaşabilirsiniz
+1
mantık
(13.06.26)
böyle bir durumda, kabul etmemek de başa bela olacaktır. "ben bu pozisyonu kabul etseydim, şunu yapardım bunu yapardım" diye düşüneceksiniz, sinir olacaksınız ve hatta o pozisyona gelen kişiye de söyleyeceksiniz, hatta bu kişi size ters bir şey söylediğinde iyice sinir olacaksınız.
0
co2s2
(13.06.26)
bence konu biraz maddiyatla ilgili. rahatsanız bilemem ama paraya ihtiyacınız varsa ve ileride de olacaksa biraz yükü alıp denemeniz lazım. bu gibi fırsatlar kolay kolay gelmiyor, yolda çözersiniz dengelersiniz bir şekilde. düzen kurulduktan sonra yürür. çocuğunuz varmış, biraz zor olsa da daha iyi imkanları yaratmak gerek.
0
awlmi
(13.06.26)
Bence kabul edin. Bir sene kendinizi deneyin. Hem tecrübe kazanırsınız hem de cv'nize çok katkısı olur.
Bir sene sonunda halen istemiyorsanız bırakırsınız.
0
anaphylacticshock
(15.06.26)
(12)

aile kurma istegi

inspired by a true story
6 yildir yurt disinda yasiyorum. ilk yillarda farkli milletlerden kisilerle gonul iliskilerim oldu ama hic asik olmadim. son 2 yildir ise hoslandigim bir kisi bile olmadi.yeterince sosyal biri sayilirim, bircok farkli milletten arkadasim var. ayrica yeni insanlarla tanismama olanak saglayan hobileri
6 yildir yurt disinda yasiyorum. ilk yillarda farkli milletlerden kisilerle gonul iliskilerim oldu ama hic asik olmadim. son 2 yildir ise hoslandigim bir kisi bile olmadi.

yeterince sosyal biri sayilirim, bircok farkli milletten arkadasim var. ayrica yeni insanlarla tanismama olanak saglayan hobilerim var. yani sorun ayni dar sosyal cevrenin icine sikismak degil. ben sanirim yabanci biriyle birlikte olmak istemiyorum. birinden hoslansam bile ciddi bir iliski yasamayi isteyecek kadar ileri gitmiyor duygularim, bir seyler eksik kaliyor, bir sure sonra soguyorum (gelenekci ya da muhafazakar bir insan degilim, oyle bir sey degil bahsettigim). ama ben artik asik olmak, aile kurmak istiyorum. sirf bu yuzden turkiye'ye geri donmeyi dusunuyorum. bu dusuncem sacma mi?
0
inspired by a true story
(12.06.26)
Değil. Gel bence
0
benaslindayohum
(12.06.26)
kesinlikle saçma değil. bu hayatı istediğiniz gibi yaşamak istemenizden daha doğal bişey yok. bunun yolu dönmenizse, neden olmasın; artısını eksisini siz hesap etmişsinizdir zaten. yaşınız geçip de aklınız başınıza gelm.. pardon, evlilik fikrinden uzaklaşmadan :) dönün derim.
0
lil siztah
(12.06.26)
Cok mantikli ama tr malesef kötü bir yere gitti.
Ayrica su an piyasadan uzakta yillarin gecmis. Ne is yapacaksin tr‘de?
Belli bir yastan sonra yurt disina dönmek nasil zorlasiyorda aynisi tr‘ye dönme kismi icin de gecerli.

Bence türklerle date yap diycem. Ama türkler de bi garip salak salak ben türkü napiyim yurt disinda yabanci bulurum diyorlar.
-3
Purple life
(12.06.26)
Bence de gel. Böyle yapan tanıdıklarım var.
0
gabe h coud
(12.06.26)
yaş kaç?
0
co2s2
(12.06.26)
Bayansan gel burada seni biraz harcasınlar sonra görürsün ilişki istiyorum aile kurmak istiyorumu
-7
artıküyeolmakistiyorum
(12.06.26)
yaşlandıkça vucuttaki testesteron azaldığı için erkek yumuşar, gelecek kaygısı ortaya çıkar. yoksa evlenmenin hiçbir mantıklı açıklaması yok.
-6
plastic_angel
(12.06.26)
sayin cumhurbaskanimizin da dedigi gibi: kapiyi kapatma
0
Purple life
(12.06.26)
amac hatunu alip yurtdisina cikartmak mi yoksa kesin donus mu? ona gore cevaplar degisir.

alip cikartma isine bakarsak, cevremde her sene yazlari oralara gelip hatun arayan cocuklar var, ama cogun husranla geri donuyor.

akli basinda isi gucu olanlari alip yurtdisina cikartman cok zor, ki bence haklilar.
gelmek isteyenlerde agirliginca altin isteyen cingene tayfa. bir sekilde zorla birini bulup getirip bosananlar da cok.

ozetle: eger yurtdisinda yasamaya devam edeceksen, bulasma. yok eger kesin donus yapicam diyorsan zaten donup biraz zaman gecirdikten sonra birini bulursun, zor degil..
0
cooperr
(12.06.26)
eğer hayatınızdan memnunsanız saçma. zira türk biriyle tanışıp birlikte olmayı, aile kurmayı türkiye dışındaki bir ülkede de başarabilirsiniz. ama türkiye'ye dönme isteğiniz türkiye'de yaşamayı özlemek ise saçma değil.
0
tnz
(13.06.26)
Abi hayat senin hayatın ama şu ana kadar yaşadığın ülkeden şikayet etmedin, olayın aile kurmak.
Sen şimdi aile kurmak diye Türkiye'ye gelip orada kendine uygun olmayan birini bulup aile kurarsan (ki çok büyük risk çünkü anladığım bayadir böyle bir ilişkin yok) + Türkiye'ye dönmenin getirdiği diğer riskler hayatını çöp edebilirsin.
O yüzden kararını kendin ver. Türkiye iyi durumda değil. Ama bu demek değil ki sen istediğin hayatı yaşama. Eğer isteğin Türkiye'de Türk kadınla aile kurmaksa yap, kararı kendin ver. Sonra bize ağlama "lan yav.aklar beni döndürdünüz şu an beter haldeyim" diye:)
0
logisticsmanager
(13.06.26)
düşünceniz saçma değil.

kız bakmaya gelin zira buradan yurtdışında yaşamak için birçok kişi gönüllü olacaktır ancak bu gönüllülük arasından gerçek sevgiyi bulmanız biraz zorlayıcı olabilir.
aşık olmak bir istek olduğu için bunun gerçekleşmesi kesin değildir. aşk hiç beklemezken gelir.

görücü usulü evlenen tanıdıklarım oldu. yurtdışına kız götürdüler. her ne kadar outdated görünse de, bu en güvenli yöntem görücü usulü ama elbette karar öncesi görüşmeniz, birbirinizi tanımanız şart. ülkede yozlaşma epey yüksek seviyede çünkü belki haberiniz yoktur :s
-1
janderzel zartanyan
(13.06.26)
(6)

Sariyer'den arabayla edirne'ye navigasyon önderliğinde gitmek zor mu?

xu
ilk defa uzun diyebileceğim bir sürüş yapacağım. Navigasyonla arada sıkıntı yaşadığım dönemlerde oluyor. Sariyer'den arabayla edirne'ye navigasyon önderliğinde gitmek zor mu? yollarda perişan olur muyum? fikri olan var mı?
ilk defa uzun diyebileceğim bir sürüş yapacağım. Navigasyonla arada sıkıntı yaşadığım dönemlerde oluyor. Sariyer'den arabayla edirne'ye navigasyon önderliğinde gitmek zor mu? yollarda perişan olur muyum? fikri olan var mı?
0
xu
(12.06.26)
neye göre zor? istanbul içinde gezebiliyorsan bence zor olmaz.
0
gercekdunya
(12.06.26)
Gidersin korkma.
aadece navigasyona bakacağım diye yola dikkatini kaybetme.
Sapağı kaçırsan da panikleme sonra dönersin
+1
kisa
(12.06.26)
Sarıyer'den yol tarifi alırsan seni Silivri'ye kadar kuzey otobanından götürür. Parası önemli değil diyorsan zaten kuzey otobanına çıktıktan sonra dümdüz Silivri'ye kadar gidiyorsun. Oradan TEM'e bağlanıp Edirne çıkışına kadar yine dümdüz otobandan gidiyorsun.
+1
himmet dayi
(12.06.26)
Ben motorda navigasyon kullanmıyorum; tabelalarla gittim Edirne’ye. Dümdüz kaptırıp gidiyorsun zaten. Hız kurallarına ve paralı yola girmek istemiyorsanız o detaylara dikkat edin yeter. iyi yolculuklar!
0
lil siztah
(12.06.26)
Edirne en kolay rotalardan
0
benaslindayohum
(12.06.26)
kilyos'a doğru gidin. mezarlığı geçince soldan kuzey marmara otobanına çıkın. Edirne tabelalarını takip edin. Edirne içine geldiğinizde de sakin sakin, panik yapmadan navigasyonu takip edin. başkasının 2 saatte gittiği yolu 3 saatte gideceğinizi hesaplayın da gidin. en kötü ihtimalle biraz fazla araba kullanmış olursunuz. kaybolmazsınız.
0
co2s2
(12.06.26)
(10)

Balıkesir'de nerede tatil yapılır? 3 yetişkin 1 çocuk

xu
annemlerle birlikte 3-4 kişi ( 1 erkek çocuk 7 yaşında ) buraya tatile gidelim diyoruz ama nerede kalınır burada? amaç kalabalık olmayan yerlerde denize girip güneşlenmek birazda gezmek.. otel, pansiyon, ya da ev önerisi verme şansınız var mı? akçay ve edremit belirledim ben ama yanlış yerler mi? de
annemlerle birlikte 3-4 kişi ( 1 erkek çocuk 7 yaşında ) buraya tatile gidelim diyoruz ama nerede kalınır burada? amaç kalabalık olmayan yerlerde denize girip güneşlenmek birazda gezmek.. otel, pansiyon, ya da ev önerisi verme şansınız var mı? akçay ve edremit belirledim ben ama yanlış yerler mi? denizde 34905 kişinin olduğu bir yer istemiyoruz rahat 1 hafta geçirmek istiyoruz
0
xu
(09.06.26)
Akçay ve Edremit'in denizini ben pek beğenmem. Ayvalık ya da Assos taraflarına bakmanızı öneririm.
+2
co2s2
(09.06.26)
34905 kişinin olmadığı ama denizine de girilebilir bir plaj arıyorsan Yunan Adalarına bakacaksın. Türkiye kalabalık bir ülke.

Sarımsaklı Plajına bak. Kalabalıktır ama güzeldir.
+1
Mirket
(09.06.26)
korfez tatil devremülk
0
mantık
(09.06.26)
Edremit akçay çok pis, kokuyor resmen. Assos ve ya ayvalık
0
antihero
(09.06.26)
balıeksir-bandırma-erdek e varın feribotla AVŞA adasına gidin güzel bir tatil yapın çocukla.
0
jamswety
(09.06.26)
Geçen yaz eylül başı sarımsaklıya gittim hayet güzeldi kalabalık değildi. Tabi suyu akdenize göre bir tık soğuk.
0
Sadece soruyorum
(09.06.26)
Akçay iyi bir tercih değil deniz için. Daha çanakkale'ye doğru gidin. Altınoluk olur, Assos olur... Ya da assos yolunda sahildeki beachler olur. Hatta Bozcaada olur.

Veya tam tersi rotaya Ayvalık'a doğru gidin. Artur sitesi harikadır. Ya da Cunda Ortunç olabilir. Sarımsaklı olabilir.

akçay ve edremit, ancak bir günlük geçiş rotanızda uğrayacağınız dondurma yeme ve yemek yeme molalarınız olsun.

imza: akçay'a 10 dk mesafede 40 yıldır yazlığı olan adam.

haa, eğer güzel gününe denk gelirse, akçay'a 15 dk mesafede ÖREN var burhaniye'ye bağlı. Orada pansiyonlar ucuzdur ve denizi de mavi bayraklı. hem halk plajı var, hem beachleri. ama üstte yazdıklarımı öncelikli tercih edin derim.
+1
la traviata
(09.06.26)
Ören/burhaniye.
+1
logisticsmanager
(10.06.26)
Çok afedersiniz ama "Akçay'ın denizi insan dışkısı dolu. Kanalizasyon denize akıyor, arıtma cihazı yok." diye bir haber vardı geçtiğimiz yıllarda. Hatta resimler falan da vardı. Ben kendim yazları Akçay'da yaşıyorum ama denizine girmem.
+1
anaphylacticshock
(10.06.26)
edremitli birisi olarak, altınoluk veya küçükkuyu tarafları diyorum. ören de olabilir ama ören'in denizi soğuk ve çabuk derinleşiyor, çocuk için iyi olmayabilir.
0
inheritance
(10.06.26)
(4)

kapı tavsiyesi

kibritsuyu
bodrum'da denize yakın bir muhitte yer alan yazlığın sokak kapısı 1998 yılında iyi bir marangoz tarafından kaliteli ve dayanıklı bir ağaçtan yapıldı. ahşap kapı. iç tarafından bakınca hala sapasağlam. ama dış tarafı epey yıprandı. sanırım bu geçen 30 senede en fazla 1-2 sefer zımpara vernik yapıldı.
bodrum'da denize yakın bir muhitte yer alan yazlığın sokak kapısı 1998 yılında iyi bir marangoz tarafından kaliteli ve dayanıklı bir ağaçtan yapıldı. ahşap kapı. iç tarafından bakınca hala sapasağlam. ama dış tarafı epey yıprandı. sanırım bu geçen 30 senede en fazla 1-2 sefer zımpara vernik yapıldı.

şu anda kapı içeriden sıfır gibi dursa da, kasası ve dışarısı epey yıpranmış durumda. ben bunu değiştirmek istiyorum.

çelik kapı diye düşündüm, dediler ki nemli ortamda paslanır, küflenir, seni üzer. dış cephe çelik kapılara bakıyorum fiyatlar anasının örekesi. yine ahşap yapayım diyorum, hem yine bakım isteyecek, hem nispeten güvensiz. pvc desen hela kapısı gibi hiç olmaz.

bana fiyat performansı yüksek, nemli ortama dayanabilecek, sağlam bir çözüm önerebilir misiniz? neyden yapayım ben kapıyı?
-1
kibritsuyu
(09.06.26)
alüminyum?
0
co2s2
(09.06.26)
Konum olarak birebir aynı eve fiyati uçuk olmayan çelik kapı taktirdik ve 2-3 yıl sonra kapı belirttiğiniz sebeplerden o kadar zor açılıp kapaniyordu ki, hırsız istese de giremezdi :)

Şaka bir yana sadece dış görünüşse sorun bakımla halledin bence. Çelik kapı alacaksınız oralarda paraya kiymaniz lazım.

Biz ne yaptık? Çelik kapıyı söküp marangozdan sağlam bir ağaçtan ahşap kapı :)
0
makbur
(09.06.26)
iki kapımız var çelik olan pastan tekme atsan parçalanır, ahşap olan daha çok yağmur almasına rağmen sapasağlam, marangoz 1 kere götürdü kabaran yerlerini düzeltip zımpara cila yapıp geri getirmişti .. belki marongoz halledebilir..

çelik kapı için önüne kutu şeklinde(bir nevi avlu gibi) pimapen yapabiliriz demişti firma su nem almasın diye, çelik yapılcaksa bu düşünülebilir, komşuda aluminyum var ama güvenlik açısından sıkıntılı bence ya çok ince çok güvenliksiz geliyor bana
0
eja
(09.06.26)
ha bir de asıl meseleyi söylemeyi unutmuşum, sadece dış görünüş değil, kapının özellikle kasasını içeriden böcekler yemiş. yerde hep talaş döküntüleri var, kasa da kof yani bi vursam içine göçecek.

ya bi de rahmetli babam kapının dışına bakım yapıcam diye spiralle kapının dışını zımparalattı, bütün olmaz yapma etme dememi dinlemeyip kapının anasını ağlattı. evet zımparalandı, üstüne vernik çekildi ama çok kötü görünüyor 750 yıllık antika kapı gibi eğri büğrü. zımpara yapayım desen de yapılmaz artık.

ben bir marangozla görüşeyim.
0
🌸kibritsuyu
(09.06.26)
(4)

Tarabya mahallesi hakkında

walterwolf
Selamlar arkadaşlarİstanbul tarabya mahallesi nasıldır ikamet açısından?Özellikle kemal Atatürk lisesi civarlarında yaşanır mı?Demografik yapı nasıldır?Genelde gecekondu gibi evler var ama bilemedim.
Selamlar arkadaşlar

İstanbul tarabya mahallesi nasıldır ikamet açısından?
Özellikle kemal Atatürk lisesi civarlarında yaşanır mı?
Demografik yapı nasıldır?
Genelde gecekondu gibi evler var ama bilemedim.
0
walterwolf
(08.06.26)
Tarabya güzel ama bahsettiğin yerde gecekondu tarzı yapılar var evet. Mesela biraz gerisinde Sanatçılar Sitesi var, 3 yıl falan orada yaşadık gayet nezih güzel yerdi AMA binalar 1990 civarı yapılmış diye biliyorum ve test edildiler mi sağlam mı bilmiyorum. Ben olsam buna bakardım. (zemin olarak iyi olmalı ama)

Karşı caddeden içeri girince Ferahevler Mh. var. Oralar daha "mahalle" ama o gecekondulardan daha iyi olabilirler.
0
nhk ni youkosu
(08.06.26)
Bina tipi önemli değilde içinde yaşayanlar daha önemli. Gecekondu tipleri mi yaşıyor yoksa daha nezih kesim mi?
-1
🌸walterwolf
(08.06.26)
kemal atatürk lisesi dediğiniz istek kolejlerinin lisesi mi? o bölgeler gayet iyidir. nezih insanlar vardır.
0
co2s2
(09.06.26)
yaşanmaz, aşırı gürültülü, haftasonu sahilde 100 bin kişi var. sokakları kabus gibi daracık, araba koyacak yer yok. aşırı rüzgarlı ve suç oranları ciddi şekilde artan bir yer.
0
xu
(09.06.26)
(6)

Yoğun vakit istemeyen hobi hangisi olabilir

egerbiryolcu
Kafa dagitma amaçli ve zaman zaman vakit ayirabilecegim hangi alan mantıklı olur uğraşmak için sizce? (Hepsi mutlu eder keyif verir)*Fotoğrafçılık (makinem var yıllardır kaldı bir köşede sokak, bina fotograflarina ilgim var bir de hani bir sayfa vardı yoldan geçen insanların portrelerini çekiyordu b
Kafa dagitma amaçli ve zaman zaman vakit ayirabilecegim hangi alan mantıklı olur uğraşmak için sizce? (Hepsi mutlu eder keyif verir)

*Fotoğrafçılık (makinem var yıllardır kaldı bir köşede sokak, bina fotograflarina ilgim var bir de hani bir sayfa vardı yoldan geçen insanların portrelerini çekiyordu ben de böyle bir şey düşünmüştüm yıllar önce. Özellikle Taksim gibi bir yerlerde izin alarak tabii ilginç estetik kıyafetli imajı eğlenceli insanları fotoğraflamak gibi hala içimde ukde kaldi bu konsept)

*Piyano öğrenmek (çok seviyorum ama hiç deneyimim yok başlarsam tamamen sıfırdan başlamış olurum ve sadece başlangıç seviyesi gitar çalabilmisligim var enstrüman geçmişim olarak)

*Akrilik boya tabloları yapmak (pinterestteki örnek resimler çok hoşuma gidiyor renkleri boyaları çok seviyorum ama karakalem çizim yeteneğim yok eğitim almisligim yok. Yıllar önce can sikintisindan bir iki şey denemiştim onların fotoğrafını paylaşıyorum)

*Animasyon videolar üretmek (bunun için cupcut, yapay zeka ve PC ile haşır neşir olmam gerekecek)

Sadece haftasonu boş. Yorumlarınızı bekliyorum.


hizliresim.com
hizliresim.com
0
egerbiryolcu
(07.06.26)
madem evde makine var, fotoğrafçılık mantıklı geldi.
0
co2s2
(07.06.26)
Nakış.
+1
Amaranta ursula
(07.06.26)
Fotoğrafçılık en kolay içine çekebilecek hobi gibi duruyor. Gerçi ben olsam animasyon video derdim ama ben uzun süre odaklanıp ayrıntı işler yapmayı seviyorum. Kimi başlangıçta da bir geri dönüş almak ister yaptığı işten. Günde on fotoğraf çeksen, biri güzel olsa tatmin eder iyi kötü.
0
sekizdokuzon
(07.06.26)
piyano çok emek ister. sadece haftasonunuyla olmaz.
+1
acelaacedebela
(07.06.26)
Video hazırlama programlarından birisine gömülün.

Teknik yeteneğim olabilir diyorsanız fusion 360 la tasarim
0
topkapiaksaray
(07.06.26)
benim birader lego yapıyor. inanılmaz güzel şeyler çıkıyor ortaya. ama bana biraz pahalı geldi.
0
antihero
(08.06.26)
(7)

Üstüme çorap atın!

twelfth
Ofis işinde çalışıyorum. Her gün siyah çorap giyiyorum. Şimdiye kadar denediklerim:- Klasik markaların siyah pamuklu çoraplarını alıyorum. 2 yıkama sonrasında bilek kısmı ayağımdan geçmeyecek kadar daralmaya başlıyor.- Nike, Adidas gibi markaların siyah pamuklu (bazen havlulu) çoraplarını alıyorum.
Ofis işinde çalışıyorum. Her gün siyah çorap giyiyorum. Şimdiye kadar denediklerim:

- Klasik markaların siyah pamuklu çoraplarını alıyorum. 2 yıkama sonrasında bilek kısmı ayağımdan geçmeyecek kadar daralmaya başlıyor.

- Nike, Adidas gibi markaların siyah pamuklu (bazen havlulu) çoraplarını alıyorum. 5 yıkama sonrasında rengini aşırı kaybediyor. Pantolon siyah, ayakkabı siyah, 2sinin arasında koyu griye dönmüş bir çorap çirkin görünüyor.

- Bambu dedikleri çoraptan aldım. Aşırı kalındı ve örmeleri ayağımın altında çizgi çizgi hissettim bütün gün.

Üstüme kaliteli, rengi atmayan, darlaşmayan kaliteli soket erkek çorabı atın lütfen?
0
twelfth
(07.06.26)
i.imgur.com

cok memnunum, asiri rahat. uskudar beritan camasircisindan almistim toplu olarak. benim de almam lazim ama uzundur gitmiyorum. internette bulunabilirse bir dene derim.
0
arakaali
(07.06.26)
Katia and bony

Bence kaliteli çorapları. Coraplarinizi kurutma makinesine atiyorsaniz atmayin.
0
a perfect lie
(07.06.26)
mavi 'nin pamuk oranı yüksek ürünleri
0
mantık
(07.06.26)
çok sıcakta yıkamayın.

bir de siyah pantolon, siyah ayakkabı arasına giyin renkli çorap çıkın. gömlek ya da kravat renginize uydurun, renkli çorap giyin.
+1
co2s2
(07.06.26)
istediğiniz özellikleri ancak spor sınıftaki çoraplar sağlayabilir. nefes alabilen naylon olmasına özen gösterin. tchibo, decathlon, marks&spencer'da falan bulabileceğinizi düşünüyorum.
0
lil siztah
(07.06.26)
Bimde satılan erkek çorapları iyidir,deneyin,hoşunuza giderse alırsınız daha fazlasını
0
denizciman
(08.06.26)
Bimde satılan +1

Ben de eşime klasik ayakkabının içine giymesi için almıştım, bambuların ince olanları da var hepsi kalın değil. Bimde ince olanı satılıyor gayet güzel.
0
Sadece soruyorum
(08.06.26)
(2)

Nota sehpası taşıma kapasitesi

yadigar
Standart bir nota sehpası, kapalı hali 35x50 cm boyutlarında 6 kg'lık bir kitabı günlerce/aylarca sıkıntısız bir şekilde taşır mı?
Standart bir nota sehpası, kapalı hali 35x50 cm boyutlarında 6 kg'lık bir kitabı günlerce/aylarca sıkıntısız bir şekilde taşır mı?
0
yadigar
(06.06.26)
www.amazon.com.tr

böyle bir şey alırsanız taşıyabilir gibi.

tel maşa arkası boş ve katlanırlardan nefret ediyorum. alacaksanız böyle olanlardan alın.

--

www.do-re.com.tr

mesela bu 2-3 kilo taşıma kapasiteliymiş. zaten belli tipinden : )

---

www.amazon.com.tr

şunun için 4 kg demiş mesela.

---

cangozmuzik.com.tr

buna enteresandır 2,5 kilo demişler.

---

www.mydukkan.com

5 kg.


son edit: ben sahnede, tamamen yan yatırıp, üstüne ksilifon koyup çaldığımızı hatırlıyorum çocuklarla. fakat 1 gün taşıması ile, devamlı üstünde durup taşıması arasında fark vardır sanırım.
+1
la traviata
(06.06.26)
nota konan bölümün açısını ayarladığınız mandalın ne kadar sağlam olduğu belirleyici olur. orayı çok iyi sıkmanız lazım. ve hatta kitabı da ne kadar dik koyarsanız o kadar iyi olur. hem bu mandala yük binmez, hem de ağırlık merkezi çok arkaya kaymaz. ağırlık merkezi çok arkaya kayarsa, doğrudan sehpa devrilir.
0
co2s2
(07.06.26)
(28)

Uzmanlık alanın ne?

Lh12
Duyuru da insanlar hangi konuda sana danışabilir?
Duyuru da insanlar hangi konuda sana danışabilir?
0
Lh12
(05.06.26)
kalp doktorlugu
borsa yatirimi
yaprak dökümü pub quiz
erken emeklilik
-3
Purple life
(05.06.26)
Erkekler ksks değil tabii matematik sorunuz varsa gönderin
+1
sekizdokuzon
(06.06.26)
@purple
Sktas
Rubns
Ercb
Zengin eder mi?
-1
Cezcez
(06.06.26)
Seks
-6
Cezcez
(06.06.26)
'de-da' takılarının hangi durumda bitişik, hangi durumda ayrı yazılacağını bilirim.

Ama bu konuda pek danışan olmuyor. Herkes kafasına göre takılıyor. 'Her ihtimele karşı' deyip her takıyı ayıranlar var mesela.
0
Mirket
(06.06.26)
Çevirmen, arkeolog
0
lesmiserables
(06.06.26)
Bilgisayar sistemleri
Otomasyon sistemleri
Tarım ( sera ve mevyeler)
Hayvancılık (Koyunculuk)
Basit inşaat teknikleri
Spor Toto
0
kaiserr76
(06.06.26)
Medya
İletişim
Broadcasting
Siyaset (gunahim cok)
0
duster
(06.06.26)
Galiba ticaret
0
topkapiaksaray
(06.06.26)
grafik&motion tasarım ve AI
ve resim
ve kediler
ve tatlılar

---

ayrıca abidik gubidik hobilerim arasında mobilya/kıyafet/kiralık ev bakmak var.
0
art cat chocolate
(06.06.26)
kedi
motor
heavy metal müzik
biraz da akademik çalışmalar
0
lil siztah
(06.06.26)
cannabis
0
birdirbir
(06.06.26)
şarap
yelkenli
yelkenli ile gidilesi türkiye ve avrupa koyları
+1
sailor
(06.06.26)
emlak
alanya
nitelikli kahve

site içi yardımlaşma için faydalı bir başlık olmuş bence.
0
MtKrt
(06.06.26)
Seyahat ve medya
0
euteamo
(06.06.26)
aşçıyım (tatlı ağırlıklı)
gramer naziyim (başlıktaki da ayrı olmayacak)
naziyim dediysem benim de bilgim sınırlı ama denk gelince yapıştırıyorum
lol oynarım hero sorabilirsin :P
kedi ve köpek besliyorum. her türlü mama bakım cart curt sorabilirsin
0
neira
(06.06.26)
Metal müzik, dişi kedi(kedi konusunda cinsiyetçiyim erkek kediler saftirik oluyor) oyunlar, bilgisayar donanımları, bilişim altyapısı.
0
devorgilla the gunslinger
(06.06.26)
gömüzü yazılım, elektronik, rf ve radar sistemleri, telsiz haberleşmesi.
+1
orpheus
(06.06.26)
Göçmenler .
Yıllardır onlardan çok kimse tanıdım.
Suriye'de yaşadıkları, hayatlarındaki zorluklar, sanılanın aksine zararlarından çok bize dokunan faydaları vs.. (sağa, sola , siyasete çekmeden samimi sorusu olana samami cevaplar verilir.)
0
diyecevaplandı
(06.06.26)
siz sorun bildiğim bir şey ise yanıtlarım.
(bkz: bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir)
0
late viper
(06.06.26)
*kültürel miras çalışmaları, müzeler, antik kentler, sanat galerileri vb.
*hak temelli kadın çalışmaları, stk vb.
0
Phoebe
(06.06.26)
Bu görsel veya video manipüle mi edilmiş veya yapay zeka ile mi yapilmis?
Dekorasyon tavsiyesi
Rüya yorumu
Pratik tamir çözüm önerileri
Renkler
0
sadegazoz
(07.06.26)
aklınıza gelebilecek her konu
0
co2s2
(07.06.26)
malzeme kalite kontrol
123123 tane farklı parametreyi birleştirip verimli hale getirmeye çalışmak
0
mantık
(07.06.26)
the sims lore
futbol siyasi tarihi
ezoterik tarih
kurtlar vadisi lore
kısmetse olur lore
avrupa yakası lore
0
Hallegadola
(08.06.26)
schengen vize danışmanlığı
0
bluemoon22
(08.06.26)
Buranın ruhuna uygun, faydalı başlık olmuş..
Bana gelince, kitap (nadir, el yazma, osmanlıca v.s.), Arapça, Osmanlıca okuma, çeviri..
0
erdoyil
(08.06.26)
Çok faydali bir duyuru olmuş. İzninizle arada hortlatacağım. Balkon bitkiliciliği ile uğraşan arkadaş aramaktayim. Bana çocuğumu\torunumu\yigenimi şu mesleğe\hobiye yönlendirmeyi düşünüyorum derseniz, bir etkinlik veya kitap önerebilirim. Mesela bitkilerle ugrassin istiyorsaniz “tohum topu” yapımı gibi…
0
sadegazoz
(11.06.26)
(19)

aracın trafikten men edilmesi

kibritsuyu
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil."şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.aracın ne kabahati va
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.

bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil.

"şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.

aracın ne kabahati var ki? alkollü yakalanan sürücüye ceza kes, ehliyetini de al, bunlar tamam. aracın kabahati ne? arabayı bıraksanız da başkası kullansa olmuyor mu?

hayatımda alkollü direksiyon başına geçmedim, park cezası dışında ceza yemişliğim de yok. başıma geldiği için değil, sırf merakımdan soruyorum.
-1
kibritsuyu
(04.06.26)
Ceza dediğimiz şey, suçlunun canını acıtmak değil mi?
Bilmiyordum öyle bir ceza olduğunu. Hoşuma gitti. Caydırıcılığı yüksek.
+2
Mirket
(05.06.26)
olay daha çok aracın alıkonulması olarak algılıyorum ben. yani sen desen ki bu aracı başkası kullanabilir, araca el koymuyoruz gelsin alsın diye... o ehliyetine el konan kişi o aracı yine kullanır. her gün çevirmeye girmiyor sonuçta, her gün ehliyet sorulmuyor. araç elindeyse kullanabilir.
+6
konetsu
(05.06.26)
çevirmeyi yapanlara da bağlı olarak, o sırada limitin altında çıkmayan kimse yoksa arabada birilerini çağırıp arabayı bağlatmadan devam edebiliyorsunuz yola. Polis çevirme noktasında beklemeni istemezse çekiciyi hemen çağırıyor
0
klassno
(05.06.26)
suçlunun canını acıtalım. yüksek para cezası keselim, suçluya ait ehliyete el koyup araç kullanma yetkisini elinden alalım.

soru da bu zaten, arabanın suçu ne? arabayı cezalandırdığın zaman hiç suçu olmayan, konuyla alakası bile olmayan, o arabayı kullanabilecek başka bir aile ferdini de cezalandırmış oluyorsun. alkollünün ehliyetini aldın zaten o kullanamaz. başkası niye kullanamasın?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Alkollüye arabasını verenin, kullandıranın da canı yanıyor böylece.
Babasının ya da şirketin arabasıyla aleme akan kişi, alkol almama konusunda daha büyük baskı hissetmez mi?
+3
Mirket
(05.06.26)
iyi de suçun şahsiliği diye bir şey var.

düşün mesela adam ailesiyle oturduğu evin bir odasında illegal madde üretiyor.

polis gelsin, adamı götürsün tamam, mahkeme tutuklasın, para cezası versin tamam. ama ailesini de sokağa atıp eve el koysa, "burada imal etti, evini kullandıranın da canı yansın" dese olur mu?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Yeterince izah edilmiş ama idrak etmemek için direniyorsun. Verdiğin örnek de alakasız.
+1
kullaniciadimvar
(05.06.26)
yeterince izah edilmemiş, verdiğim örnek de bire bir aynısı. ortada suç var, suçlu var, suçla alakası olmayan kişiler var ve içinde suç işlenmiş bir mekan var. daha nasıl alakalı olabilir?

idrak ediyorum ama ikna olmuyorum. demek ki ikna edebilmek için daha mantıklı argümanlara ihtiyacınız var.

varsa söyleyin, yoksa "anlatılmış ama anlamıyon" diye salak muamelesi yapmanın alemi yok.

hadi sizin güzel hatırınız için ruhsat sahibi başkası ise ona da ceza verelim, arabasını sarhoşa verdi diye.

hala ikna olmuyorum. ARABANIN, o içinde motor ve koltuklar olan tekerlekli teneke parçasının suçu ne?

"canını yakmak için malına el koymak", "baskı hissettirmek için alakasız kişileri de mağdur etmek" şeklinde bir cezanın mantığı nedir?

direksiyon başında telefonla konuşurken yakalanan adamın da telefonunu alalım. hatta herhangi bir trafik cezası yiyen adamın malına mülküne de çökelim, böylece bunun korkusuyla baskı hissetsin.

böyle ceza mı olur?
-1
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
doğru mesela evde o arabayı iki kişi kullanıyorsa fena bi durum. Ama devlet insanların ehliyetsiz de o arabayı kullanacağını öyle kanıksamış ki arabaya el koyuyor demek ki.

youtu.be
Burada anlatılan Almanlar gibi olmadıkça bu böyle devam eder. :D
+2
nhk ni youkosu
(05.06.26)
Merak ettim, biraz baktım, anladığım kadarıyla ikinci kez alkollü araç kullanırken yakalanmak ya da aracın sigortasız olması gibi durumlarda araca da ceza geliyor. İlk kez ceza yazıldığında araç trafikten men edilmiyor.

Bizim başımıza daha saçması geldi. Eşime alkollü araç kullanmaktan ceza yazıldı. (Limit altında olduğuna emindi, hastaneye gidip kan verdi, itiraz davası açtı, ceza iptal edildi. Bu da 3,5 ay sürdü ama o ayrı mesele.)

Yanında yabancı bir arkadaşımız vardı, onun ehliyetini kabul edip arabayı ona teslim ettiler. Ama itiraz davası sürerken arabanın muayene vakti geldi, ruhsat eşimin üstüne, eşimin ehliyeti alınmış, biz bu ceza gözüktüğü için araca muayene randevusu alamadık. Bu sefer ben çevirmeye girsem muayenesiz araç diye ceza yiyeceğim. Arabayı trafikten men etmeseler de bir saçmalık çıkarmayı beceriyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(05.06.26)
belirli şartlarda oluyor zaten ama amaç caydırıcılık. akp nin belki de tek düzgün uygulaması. bana kalsa aracın anahtarla boydan boya çizilmesi, çamurla sıvanması, arka cama tehlikeli sürücü yazılması gibi şeyler bile yaparım. yokssa gçmen kaçakçılığında kullanılan araçlar, sahibinin haberi yoksa yüzlerce kilo uyuşturucu yakalanan araçlar bile trafikten men edilmiyor.
+1
ground
(05.06.26)
alkollü araç kullanan adamın malını 2 aylığına müsadere ediyor işte. ceza gibi ceza. daha ne yapsın!?
+3
babilfish
(05.06.26)
birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler.

aracın trafikten men edilmesi de aynı şekilde. araç sahibi aracıyla işlenen kabahatlerden sorumlu. aracının düzgün kullanılmasını tesis etmek durumunda. ufak tefek kabahatlerde sadece para cezası varken, bazı daha büyük kabahatlerde araç trafikten men edilerek araç sahibine "bilader buna neden izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" denilmiş oluyor. aracın trafikten men edilmesi için de, ehliyetsiz kullanmak, alkollü kullanmak ya da aracın suça falan karışması gerekiyor sanırım.

olayın ölçeğini küçültelim. sen bana arabanı verdin. ben de gittim olmadık bir yere park ettim, park cezası yazdılar. ceza plakaya yazılıyor, benim ehliyetime gelmiyor, sen ödemek zorunda kalıyorsun. "ben kullanmıyordum, co2s2 kullanıyordu" desen bile, devlet "bilader neden buna izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" demiş oluyor. işlediğim kabahatin ölçeğini büyütünce, devlet de sana daha ağır cezalar kesiyor, çok çok büyütünce de aracı trafikten men ediyor.
+3
co2s2
(05.06.26)
Fransa'da bu tarz haberlere bakarken karşıma çıkıyor; ehliyeti önceden kaptirmis zaten, ehliyet olmadan kullanıyor arabayı.
O sebepten mantıklı çünkü bu mallar hiç umursamadan devam edecek, altından arabasını da alıyorsun ki gene yollara düşemesin.
Bir kere alkollu yakalanır da ikincisi artık salaklik kategorisinde olur ve bu kişinin arabasi olmamali.
+3
logisticsmanager
(05.06.26)
"birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler."

ya işte tam olarak onu soruyorum zaten abi. biri benim telefonumu alıp yasadışı iş yaparsa BENİM başım belaya girer, TELEFONUMA bir şey olmaz. alırlarsa en fazla incelemek için alırlar, telefonsuz kalsın da aklı başına gelsin diye değil.

benim internetimden girip yasadışı iş yaparlarsa BENİ alır götürürler, İNTERNETİMİN başına bir şey gelmez, modemimi söküp el koymazlar internete bundan girilmiş diye.

arabanın sigortası yoksa, uygunsuz egzozu varsa, muayenesi yoksa, şasi numarası tutmuyorsa, ne bileyim arabayla ilgili bir sıkıntı varsa al götür parka çek arabayı. şoförü suç işledi diye altındaki arabayı niye alıyorsun?
+2
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Asıl saçma olan ehliyete el konulması. Çünkü ülkenin yarısı ehliyetsiz araç kullanıyor. Ehliyetinin olmaması, el konması veya iptal edilmesi araba kullanmasına engel değil.
Arabanın bağlanma olayı araba kullanmasını engellemenin tek yolu tabi tek arabası varsa. Araba başkasının ise o zaman sahibi böyle birine araba vermemeli. Verdiyse sonuçlarına katlanmalı.
Ayrıca drift cezası, abartı egzost, modifiye gibi cezalarda araç bağlama en etkili yöntem. Çünkü araba bunu yapan tipler için en değerli şey. Bu elinden alınarak cezalandırılması kadar doğal birşey yok. Bu bile yetersiz bana kalirsa trafikten men bir daha o aracı geri alamama olmalı.
Aynı durum taksi sahipleri için de geçerli. Şoför yolcuyu dolandırıyor, yolcu seçiyor cezası sadece ehliyete el koyma, taşıma belgesi iptali olamaz. Ona bu aracı verenede ceza kesiliyor.

Veya Alkollü araç kullanmanın cezası doğrudan hapis olmalı. Öyle yok ilk sefer 6 ay yok ikinci sefer şu kadar ehliyete el koyma, arabaya el koyma saçmalıkları olmamalı.
+1
my fault
(05.06.26)
cezayla canını acıtmak için değil.

adam zaten kurallara uymadığı için ceza alıyor.
arabayı bağlamazsan ertesi gün yine kullanacak.

2 ay arabasız kalınca cezanın caydırıcılığı yükseliyor.
+3
duyuruuser
(05.06.26)
@kibritsuyu : devlet "arabanı ona buna verme, senin de başına belaya girer" diyor. kaldı ki pratikte işler böyle yürümüyor. mesela araç sahibi olmayan şöför alkollüyse, aracı hemen bağlamıyorlar, araçta başkası varsa kullanmasına izin veriyorlar ya da araç sahibi yakında bir yerdeyse gelip aracını almasına izin veriyorlar.
+3
co2s2
(05.06.26)
araba suç mekanı değil, suç aleti. söylediğin örnekte, o illegal maddeleri üretmekte kullandığı aletlere de el koyarlar zaten. mesela benim tenceremdi bırakın diyemezsin.

arabayı evde başkalarının kullanacak olmasının bir önemi yok. mal sahibi kimse cezayı o çekmiş oluyor arabasız kalarak.

arabasız bırakmak hem caydırıcı ceza, hem o suçun tekrar işlenmesini önlemek demek.

yani arabasız bırakmak bir ceza yöntemi. araba cansız bir varlık sonuçta, arabaya verilen bir ceza değil bu.

tam doğru bir örnek mi şu an emin olamadım ama mesela küçük bir iş yeri düşün. patron, o şirketiyle bi haltlar çevirse o şirket kapatılır. çalışanlar da işsiz kalır suçları olmamasına rağmen. şirketi bırakın biz çalışalım diyemezler.

telefonu da incelemek için aldıklarında, o kadar da kısa bir süre sonra vermiyorlar. o da temkinli olman için bir ceza işte.

ayrıca evde işlenen suça bağlı olarak, suç mahali olduğu için gerektiği kadar süre kullanım yasağı koyabilirler, mekanları mühürleyebilirler.
+2
art cat chocolate
(05.06.26)
(15)

yazılımcılar napıyorsunuz?

yenibirgüzelnick
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı? ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı?
ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
📊 öldük mü?

Bu anket sona erdi. 43 oy kullanıldı.

0
yenibirgüzelnick
(02.06.26)
Yapay zekanın yeteneklerini de birileri geliştirmesi gerekecek. Rekabet artıyor ama ölüm görmüyorum ben.
+1
cilekli pasta
(02.06.26)
15 sene çok iyimser bi tahmin. 3 seneyi görür mü yazılımcı? Esas soru şu: yıllardır aynı muhabbet. İnsanlar işlerini kaybedecek ama yeni işler çıkacak.
Eee hani o yeni işler? 100 kişi işini kaybetti. Yeni iş 10 kişiyle devam ediyor.
+1
Lh12
(02.06.26)
15 seneye kadar yapay zeka konuşmaya yürümeye falan başlar. Max 5 seneye yazılımcılık diye bir meslek kalmaz
+1
runaway
(02.06.26)
biraz developer kafasından çıkmak lazım, yapay zeka ileride daha kompleks kodları da yazabilir, bu yüzden gelecekte avantajlı olacak kişiler en iyi kodu yazan değil, tüm araçları kullanarak bir iş problemini uçtan uca çözebilen kişiler olacak. bu yüzden gidip birazda işin müşteri ilişkileri tarafını da öğrenin. önceden developerlar product owner, product manager olmak istemiyorlardı.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sanayi Devrimi'nden beri insalığın anlamadığı bir şey var. 3 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapacak duruma gelirsek o 2 kişi işsiz kalmaz arkadaşlar. 1 birim yerine 3 birim iş yapılır. Aynı sektörde, aynı arz üretilmez her zaman tabii ama "eyvah yandık, işsiz kalacağız" diye bir durum olmaz.

Teknolojik ilerleme ve verimlilik artışı uzun vadede toplam üretimi artırır, yeni sektörler ve yeni işler yaratır. Sanayi Devrimi'nden beri genel eğilim bu yönde oldu.

Elbette bazı sektörlerde daralma, kitlesel olmayan işsizsizlik gibi şeyler yaşanacaktır. Yeni sektörlerin gelmesi de zaman alabilir ama kitlesel bir işsizlik olmaz.

Tarımda bir zamanlar nüfusun %70-80'i çalışıyordu, bugün gelişmiş ülkelerde %1-5'i çalışıyor. Bu insanlar tamamen işsiz kalmadı; sanayiye, hizmet sektörüne, teknoloji sektörüne geçti.

Ek not: Bu değişime ayak uydurmak asıl mesela. Yani yapay zeka basit kodlamayı yapıyor ise sadece basit kodlama bilerek hayatta kalmaya çalışmamalı insan. Yapay zeka elbette bazı sektörlerin bitmesine yol açacak. Bu sektörün çalışanları da bu değişime ayak uydurmaz, yani kendini geliştirip yapay zeka ile yapılan işlere adapte etmezse işsiz kalması kaçınılmaz olur.

Özetle oturup beklemek yerine yapay zeka ile başlayan bu değişime nasıl ayak uydururum diye yaklaşmak lazım.
0
himmet dayi
(02.06.26)
Gömülü sistemler üzerine donanım/yazılım geliştirirken kademeli olarak otomasyon tarafına geçtim, yaklaşık 2 seneden fazladır full otomasyondayım, verdiğim en iyi karardı diyebilirim. Henüz sahaya çıkıp iş yapacak robot ve yapay zeka yok, ben ömrümü doldurana kadar da olmaz, sonraki nesil düşünsün.

Yapay zeka logaritmik hızla ilerliyor, şu an claude kullanmayan programcı yok, amele gibi satır satır kod yazan kalmadı, stackoverflow'da sorular eskisi gibi cevaplanmıyor, hatta site trafiği dibi gördü. daha da gelişirse önce junior'lar sonra da senior'ların etiket değeri iyice dibe inecek. Bir proje için gereken iş gücü hızla düşüyor, alternatiflere bakma zamanı geldi de geçiyor bence.

Maksimum bir nesil daha programlamadan ekmek yer, ondan sonrası muamma.

Artık birden fazla yeteneğin gerekli olduğu zamanlardayız.
+1
kimlanbu
(02.06.26)
yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunmek cok enteresan geliyor.

gelecekte ai sayesinde 1 yazilimci -> 20x yazilimci diyelim.

neden bugun dunyada 1000 is varken, yazilimci 20x is yapabildiginde hala 1000 is olacagini dusunuyorsunuz ki?

daha hala yangin ciktiginda gercek insanlar mudahale ediyor, hala araclari insanlar kullaniyor, hala devletin ve burokrasinin yarisindan cogu dijitallesmedi, hala kagit para kullaniyoruz, hala endustride insan isci kullaniliyor.

gercekten butun bunlari otomatize etmeden (yani her seyi) yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunduren ne?

en son belki yillaaar sonra, butun isleri otomotize edebildikten sonra bitebilir. omrumuz yeter mi sanmiyorum.
-3
gitdaddy
(02.06.26)
AI ile birlikte junior yazılımcılara ya da teknik olarak çok güçlü olsa bile business tarafını bilmeyen iletişimi zayıf profillere ihtiyaç kalmayacağını değil artık çoktan kalmadığını düşünüyorum. Analist ya da testçi diye tamamen ayrı bir rolün de bugünkü haliyle devam etmesi de mümkün değil. Teknik tarafı anlayan, business ihtiyaçlarını okuyabilen, iletişim kurabilen ve gerektiğinde hem analist hem yazılımcı gibi hareket edebilen kişiler yürütecek bu işleri. Ama bence yazılıma gelene kadar beyaz yakanın büyük kısmının işi aslında dokümantasyon, planlama, takip etme ve diğer tekrar eden şeylerden ibaret. Yazılım tarafı kısa zaman içerisinde tamamen değişecek ama ondan önce birçok ofis işine aslında çoktan ihtiyaç kalmadı.
+3
chaos moleculaire
(02.06.26)
@duyulmasi gerektigi kadar +1
0
co2s2
(02.06.26)
geçen gün okduğum bir veriye göre şuanda api'ler üzerinden llm'lerin %80'inini yazılım geliştiriciler kullanıyor. yani parayı yakan adamlar yazılımcılar. daha doğrusu kod geliştirici dediğimiz adamlar.

yazılımcılar biterse, claude'yi kim kullanacak? firmalar alıp tam otomasyona mı geçecek ? elbette hayır.

ben belirli seviyede bu işin devam edeceğine inanıyorum. en azından mevcut düzen benim gibi 30ların rotasında olan adamları emekli eder. robotlar, biraz böyle farkındalığı yüksek, şimdiki gibi ajanlar ile değil de gerçekten akıl yürütebilen algoritmalar geliştikçe kod geliştirme işi de azalacaktır. ama bizi kurtarır her türlü.
+1
xephyr
(02.06.26)
Yazılım bitmiştir. Bunu sizin 10x developer diyeceğiniz, alanımda trdeki allah tier sayılı insandan biri olarak söylüyorum.

Durumu görünce hızlıca pivot yapıp kariyer değişikliğine gittim. İşyerinde yıllardır beni ai ekibine almaya çalışıyorlardı istemiyordum ai olmaz ama r&dye geçerim dedim kabul ettiler.


Yeni tekliflere de asla dönüş yapmıyorum. En safe yerde durmak lazım bir süre



Edit: mesela juniorlar zaten yetişmiyor bu uzun vadede büyük problem ama onun dışında, spesifik roller yerine generalist eleman arıyor büyük şirketler. Yok ben javacıyım yok ben react biliyorum falan bunlar yok oldu. Sağlam bir mimari bilgisi, network bilgisi güvenlik bilgisi vs temel seviyede bunların hepsini bilen insanlar ai ile çok hızlanıyorlar onlara talep var
+2
aguen
(02.06.26)
Sektörde insan iş gücü son 1 yılda aşırı azaldı ve bu hızla giderse mevcut yazılımcıların %90'ı bence başka sektörlere kaymaya başlayacak. Evet Ai bir araç ve bu araçla daha çok iş üretilebiliyor ama bu işi de daha az kişi yapacak. Yüksek kalite iş yapan ve tecrübeli yazılımcılar ve sistem mühendisleri hayatta kalır ama 100 kişilik ekipler 10 kişiye düşecek ve maaşlar komik duruma düşecek, düşüyor.

Planlama, tasarım, muhasebe, pasif pazarlama gibi işlere yazılımcıların kayması ile asıl en büyük vurgunu beyaz yakalar yiyecek bence. Mevcut yazılımcılar bu tarz işleri yazılım araçları kullanarak çok daha verimli şekilde yapacak. Şu an bu dönüşüm başlamadı, ilk yazılımcıların etkilenmesi en etkin şekilde ilk onların kullanmasından kaynaklı, bir nevi kendi kendilerini bitirdiler. Birçok beyaz yaka ve patronu halen işlerini yapay zekanın yapabileceğinin farkında değil. Yazılımcılar da şu an piyasayı koklayıp bekleme dönemine girdiler.

Gerçek sanatçılar dışında teknik iş yapan grafiker, mühendis, prodüksiyoncu vs ne varsa yavaş yavaş elenecek. Belli işlerin yürümesi için sadece ai operatörlerine ihtiyaç kalacak. Şu an Türkiye'de bile Egea parasına robot satın alınabiliyor. Bu robotların ve mekaniğin yine Ai yardımı ile gelişmesi ile bence otomasyon sektörü de etkilenecek ama bunun için yine epey süre var.

Maalesef önümüzde sanayi devriminden çok daha öte etkileri olacak karanlık bir çağ var. Aktif iş gücünün %90'ı 5-10 yıl içinde işsiz kalabilir. Ne yazık ki insanlığın geldiği yer de buna hazır değil ve güçlü devletlerin işgalciliğe başlaması, gelişmemiş ülkelerin petrol kaynaklarına, nadir elementlerine sulanması da boşa değil. Ülkelerin doyurması gereken kalabalıklar gün geçtikçe artacak ve bunun için doğal kaynaklara ihtiyaç var.
umarım yanılıyorumdur.
+1
creepy
(02.06.26)
Bu tarz anketlerde yazilimci degilim, sonuclari goster secenegi olmali. Zira konu fazlasiyla populer, dolayisiyla merak uyandiriyor.
-1
Sour
(02.06.26)
@sour sonuçları görebiliyorsunuz üstüne tıklayıp
+1
🌸yenibirgüzelnick
(02.06.26)
@yenibirgüzelnick aa bilmiyordum, tamam, tesekkurler.
0
Sour
(03.06.26)
(6)

Havaalanından yolcu almak

matlii
Merhaba, yurtdışından gelecek bir arkadaşımızı havaalanından arabayla almak istiyorum. Acemi bir sürücü olduğum için mantıklı mı emin olamadım. Sabiha Gökçen için soruyorum. Kısa süre bekleme yapmak mümkün mü, çok kaos oluyor mu? Herhangi bir öneriniz olur mu?Çok teşekkürler şimdiden.
Merhaba, yurtdışından gelecek bir arkadaşımızı havaalanından arabayla almak istiyorum. Acemi bir sürücü olduğum için mantıklı mı emin olamadım. Sabiha Gökçen için soruyorum. Kısa süre bekleme yapmak mümkün mü, çok kaos oluyor mu? Herhangi bir öneriniz olur mu?

Çok teşekkürler şimdiden.
0
matlii
(01.06.26)
5-10 dk kadar beklenir ama fazlası sıkıntı polis sürekli devriye atiyor
+1
artıküyeolmakistiyorum
(01.06.26)
havaalanına girmeden önce yol boyunca insanlar yol kenarında bekleyip, alınacak kişi kapıya çıkmaya yakın arıyo o zaman girip alıyosunuz kapıdan. güzel bir şey değil yol kenarında uzunn uzuun sıralar yapmak.. ama öyle yapıyo herkes
+2
chanandler bong
(02.06.26)
bekleme yapmak çok zor. herkes bekleme yapsa, yer kalmaz. polisler doğal olarak çektiriyor. misafiriniz sizi çıkarken telefonla arayabilecekse, havaalanına girmeden yolun sağına park etmiş arabaların arasına bir yere park edin. misafiriniz bavulunu aldığını, artık çıkmakta olduğunu teyit ettiğinde havaalanına girin, hatta gerekirse dışarıda beklesin çok kısa bir süre. dışarısı kalabalık olacağı için, sizi bulabilmesi için telefonla konuşmanız gerekecek "şuradayım, buradayım" demek için.

eğer telefon görüşmesi mümkün değilse, gidin arabayı havaalanında otoparka park edin. gidin içeride karşılayın. birlikte otoparka gidin. otopark 1 saate kadar 250 lira olması lazım.
+3
co2s2
(02.06.26)
Çok kaos oluyor temkinli ilerleyin, yollar ikiye üçe ayrılıyor sıkıntı yok, orta veya solda kalın. Gitmeden önce sokak görünümünden gelen yolcu ayrımına falan bakın. İnsanlar, arabalar, bazen çift sıra park ediyorlar vs tam bir keşmekeş, çoğu zaman. Sütunlar numalaralandırılmış, buluşmak için gelecek kişi size numara söylesin, en rahat öyle olur.
+1
mbond
(02.06.26)
viaport avm'de rahat rahat bekleyip, gelen kişi kapıya çıkarken gidebilirsiniz (10 dk falan sürer)
0
brkylmz
(02.06.26)
hiç macera aramayın, yol kenarına çekersiniz o sırada EDS aracı geçer, ceza yersiniz, yolcu beklersiniz camınıza biri yapışır freeshop'ta çalışıyorum parfüm lazım mı der.

saatinizi planlayın, sabiha gökçen' de otoparkın ilk 15 dakikası bedava, ilk saati 250 tl. verin kurtulun.
+1
galahad reloaded
(02.06.26)
(4)

taşınmak ne kadar zor?

Efoody
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın.ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınm
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın.
ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınmayı kafama koydum. ancak daha önce sıfırdan ev tutma ve kurma konusunda hiçbir tecrübem yok.
kıyafetler, tabak çanak, bilgisayar koltuğu ve belki bilgisayar masası haricinde hiçbir şeyim yok. aracım da yok. muhtemelen aynı mahalle içinde taşınacağım. taşınması olsun, ev tutması olsun her şey gözümde inanılmaz büyüdü ve altından kalkamayacakmışım gibi geliyor.
yaklaşık bir ayım var her şey için.
bu süreçte beni neler bekliyor olabilir, nelere dikkat etmeliyim?
0
Efoody
(01.06.26)
İçine sinmeyen evi tutma ilk geceden pişman olursun
Ses yalıtımına dikkat et tüm hayatın zehir olabilir. Ben hala çekiyorum
Evi tuttuktan sonra eşya almak kolay. Önce evi tut, evi tutmadan eşya alma
30 gün gayet yeterli bir süre ben 3 günde hallettim her şeyi. Sıfırdan eve çıktım ve her şeyi sıfır aldım
Beyaz eşyada mutlaka pazarlık et ve feyk at. Beko mağazası 60 diyorsa Arçelik 50 dedi yapacak bir şey yok falan de 45e tav oluyorlar
+1
artıküyeolmakistiyorum
(01.06.26)
ev bulmak çok zor değil. sadece biraz dikkat ederek, zaman harcayacaksınız. evi tuttuğunuzda, elektrik su internet vs açtırdığınızda gidin önce bir yatak alın. sonra da salonu, diğer odaları nasıl kullanmak istiyorsanız yavaş yavaş mobilya alın, acele etmeyin. tek dikkat etmeniz gereken, teslimat süreleri.
+1
co2s2
(02.06.26)
Boş eve taşınması zor değil, düzgün bir ev ve ruh hastası olmayan bir ev sahibi bulmak zor.

Mutfak eşyası pahalı, beyaz eşya pahalı ve tek seferde tamamlanamaz.

Bir evi sıfırdan kurmak ciddi maliyet. Perdesine kadar dünya para.

bence taşınma masrafları ve gerekli temel eşyalar = 300k+ minimum
0
kimlanbu
(02.06.26)
Tekrar esyali bir eve gecin? Tek bir evden cikarim yapmayin, daha iyi bir esyali ev bulabilirsiniz. Ben de hep esyali ev kiraladim (ama yurt disinda yasiyorum).
0
Sour
(03.06.26)
(7)

Nereden yazlık almalı?

infinitedreams
Ankara'da yaşayan emekli anne baba için gidip gelmesi kolay bir lokasyonda, aşırı sıcak olmayan ve fiyatların görece makul olduğu bir yazlık arayışımız var. Tavsiyelerinizi alabilirim.Teşekkürler.
Ankara'da yaşayan emekli anne baba için gidip gelmesi kolay bir lokasyonda, aşırı sıcak olmayan ve fiyatların görece makul olduğu bir yazlık arayışımız var. Tavsiyelerinizi alabilirim.

Teşekkürler.
+1
infinitedreams
(31.05.26)
Gerze. Sinop'a da yakın.
0
huladancer
(31.05.26)
devremülk bakabilirler aidatı var ama tadilat, bakım, güvenlik vs. uğraştırmaz
bolu narven
balıkesir güre
iyi konumda ve tarihteyse zarar etmeden satılabiliyor
0
mantık
(31.05.26)
ankarali arkadasimin ailesi ayvalik'i tercih etti. sebebi diger arkadaslarinin da o sitede olmasi.
belki yoldan dolayi da insanlar böyle bir secim yapmis olabilirler.
-1
Purple life
(31.05.26)
edremit körfezi emekli cennetidir. fiyatlar uygun, hava çok sıcak değil. özellikle akçay tarafı
+1
co2s2
(31.05.26)
Yazları Egede her yer kalabalık ve boğucu oldu. Ege hariç bakılmalı.
+1
mikahakkinen
(31.05.26)
Bursa/ Kurşunlu diyorum. Ama denize girmeye pek musait değil.

Kumla derim, fiyatlar cok makul ama hem evler eskidir hem de sahili yazin asiri kalabalik.
0
duster
(31.05.26)
dikili
0
designer
(31.05.26)
(3)

Istanbul restoran onerilri

allanpoe
Amerika’dan arkadaş gelecek. İstanbul da hangi restoranlara gitsin. Kadın 35 Yasinda
Amerika’dan arkadaş gelecek. İstanbul da hangi restoranlara gitsin. Kadın 35 Yasinda
0
allanpoe
(28.05.26)
istanbul beylikdüzünden başlıyor gebzeye kadar gidiyor.
şu soruları konaklama yapacağı yeri belirterek sorarsanız net cevaplar gelebilir.
üsküdar kanaat lokantası diyorum.
+1
jamswety
(28.05.26)
Haci Abdullah

Ne görmek. İstiyor
Nerede
Yalnız mı gidecek hep
otantik yemekler mi istiyor vs vs
0
kisa
(29.05.26)
Çiya'da otantik Türk yemekleri yesin.
Galata Simit Fırını'nda simit yesin.
Ortaköy'de kumpir yesin
Taksim'de ıslak hamburger yesin
Bayramoğlu'nda döner yesin
Adana İl Sınırı'nda kebap yesin
Güllüoğlu'nda baklava
Sur'da balık
Namlı'da kahvaltı
Lale'de çorba
Fiko'da lahmacun
+1
co2s2
(29.05.26)
(19)

Kız beni terk etti

deniz kiyisi ve papatyalar
Gerekçesi de şu: Şimdi benim kardeş gibi gördüğüm bir dostum var, Ahmet. Ahmet'in bir süredir Leyla'yla ilişkisi var. Ara ara Ahmet kızın evine gidince beni de çağırıyorlar yemeğe falan. Bizimki burdan bir taktı bu Leyla'ya, ama çok hissetmemiştim.Neyse bu Leyla'nın çok yakın bir arkadaşı var Semra
Gerekçesi de şu:

Şimdi benim kardeş gibi gördüğüm bir dostum var, Ahmet. Ahmet'in bir süredir Leyla'yla ilişkisi var. Ara ara Ahmet kızın evine gidince beni de çağırıyorlar yemeğe falan. Bizimki burdan bir taktı bu Leyla'ya, ama çok hissetmemiştim.

Neyse bu Leyla'nın çok yakın bir arkadaşı var Semra diye. Ben bu Semra'yla bir iki ay önce tanıştım ama çok hazzetmedim kendisinden. Bunu da benim kıza söylemiştim.

Geçen gün gene Leyla'nın evine gittik bizim Ahmet'le. O gün de Leyla dedi ki Semra bizi evine davet ediyordu, hazır gelmişken beraber gidelim. O gün de benim kız yoldaydı, memlekete gidiyordu, öncesinde bana dedi ki yolculukta beni yalnız bırakma, o gün konuşalım yazışalım falan. Hal böyle olunca ben Semra'nın davetini kabul etmedim.

Neyse akşam oldu, bizim kızla zaten aramız limoniydi. Ben de gönlünü alırım diye salak gibi gidip bu Semra'nın davetinden bahsettim. Dedim ki bak insanlar beni çağırıyor ama ben zamanımı sana ayırıyorum, sana sözüm olmasa oraya giderdim.

Bu olayı duyunca benim kızda şalter attı. "Sen böyle bir şeye normal mi bakıyorsun"dan girdi, "ben seni Leyla'yla Semra'nın evinden mi toplayacağım"a kadar geldi.

Sonuçta ilişkiyi bitirdi.
İşlemediğim suçtan ceza yedim, ama ona göre benim içimde böyle bir şey varmış, ben başka kadınların evine gitmeyi normal görüyormuşum, bu da ona tersmiş.

Dışarıdan bakınca nasıl duyuluyor, ben kızı aldatmış mı oluyorum?

(Bu arada: uzak mesafe ilişkisi yaşıyorduk)
-7
deniz kiyisi ve papatyalar
(25.05.26)
Bi de cinsiyetleri değiştirip okumayı deneyebilirsiniz, o zaman biraz daha "ayrılan taraf haklı"ya kayacak bence cevaplar.
+7
mezzosprite
(25.05.26)
Semra’nın evine gitmemişsin ama kıza sözün olmasa gidecekmişsin. Kız arkadaşın hoşlaşmamış işte dörtlü takılmalar hele rahatsız ediyor demek. Niye uzaktan acı çeksin. İkinize de ayrı ayrı mutluluklar diliyorum.
+2
cilekli pasta
(25.05.26)
Biraz bahanesi olmuş gibi geldi bana, ben bunu konu edebilirdim ama ayrılık sebebi olmazdı...Zaten uzak ilişki diyorsun, gözden ırak gönülden ırak. İkiniz için de hayırlısı olsun
+4
gadlemler
(26.05.26)
Kız haklı. Grup yaptığınızı düşünmüş. Yapmıyorsanız da siz de sıkıntı var
-4
benaslindayohum
(26.05.26)
uzak ilişki etkisi sanki biraz, yoksa bu tek başına ayrılık sebebi olmaz kanaatindeyim.

Öte yandan, tek başına bu sebep de olmayabilir. İlişkide huzursuz, güvensiz hissettirdiyseniz bu harekete geçiren olay olmuş olabilir
0
kojonotsuki
(26.05.26)
Çoğunluk getiriyor ama baktıklarını görmedim hiç. Şayet bir iş/okul için kabul mektubu vs varsa ona bakabilirler belki onun dışında binde bir ihtimal. Her şey beyan.
0
ezkaza
(26.05.26)
kız arkadaşınız, en yakın arkadaşının sevgilisinin arkadaşı olan Mehmet'in evine gitse ne düşünürsünüz?
+3
co2s2
(26.05.26)
yahu ne aldatması.
sen de bu konulara kız arkadaşın gibi bakmıyorsan, ömür geçmezmiş zaten. manipüle de olma. farklı kafalardasınız. geçmiş olsun.
bence başka bir arkadaşınızın evine gitmeniz normal, ama senin de bunu normal görüyorum diyebilmen için @co2s2'nin yazdığı duruma arıza yapmaman gerekiyor. her sey karsılıklı.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(26.05.26)
Şimdi genşler şunu belirtmeyi unuttum: bu semra'nın sevgilisi de orda olacaktı, ayrıca evlilik planları yapıyorlar, yani semra bekar falan değil. Şimdi semra bekar olsa tamam diyeceğim, bekar kadının evinde ne işim var falan. Ama durum öyle değil.

Ben onun gitmesine ne derdim? Aynı durum olsaydı bir şey demezdim. İşin doğrusu bu.
-1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(26.05.26)
İşlemediğiniz suç; "semranın evine gitmek"

İşlediğiniz suç "kendi sevgilinize, alakasız, arkadaşınız falan bile olmayan başka bir kadının evine gitmemiş olmayı lütuf olarak sunmak ve başka bir seferde (örneğin sevgilinize sözünüz olmasaydı) oraya gidebileceğinizi söylemek"

Kadın da buyur git ben engel olmayayım demiş haliyle.

Ben çok tutucu bir insan değilim, hatta hiç tutucu bir insan değilim. Ama bir ilişki, ilişkidir. Partnerimin beni bir eş olarak görmesini isterim, "manita" olarak değil. Bu bir tercih meselesi.

Benim anladığım şu, arkadaşınız ve onun sevgilisiyle izole takılmaya başlamışsınız bir demiş. sonra bu gruba arkadaşınızın sevgilisinin arkadaşını eklemişsiniz, iki demiş. En son arkadaşınızın sevgilisinin arkadaşının evine gidebilme ihtimaliniz gündeme gelince "e yeter ama" demiş. Bence çok haksız sayılmaz açıkçası.
+6
akhenaten
(26.05.26)
Hakli yada haksiz orasini bilmem ama siz de cok bosbogaz, nerede ne konusacagini bilmeyen biriymissiniz
+4
turkuaz
(26.05.26)
biraz bahane gibi olmuş.
zaten aramız limoniydi demişsin, niçin limoniydi? zaten uzak mesafe ilişkisi yaşıyorsunuz ve aranız limoni ise bu olay bahane olur.
asıl olay şu. kız senden uzakta. sen ise ahmet-leyla ve semra-sevgilisi 3 çift beraber takılıyorsunuz. kız da dışarda kalıyor. durum gerçekten normal değil.
boşver bu grup zaten sana yeni birisini bulur beraber takılırsınız.
ha bu arada bu kadar sık evlere gitmeler falan bana hiç normal gelmedi. ahmetin seni leylanın evine çağırması bile anormal.
+2
abelardo
(26.05.26)
"Dedim ki bak insanlar beni çağırıyor ama ben zamanımı sana ayırıyorum, sana sözüm olmasa oraya giderdim."
Bu cümle o kadar kötü ki Semra'nın daveti olmasın, akraba daveti olsun yine de söylenmez. Buna sinirlenip bütün öfkesini kusmuş.
Hak verdim kendisine.
+3
mutekebbir
(26.05.26)
Benim Semra'ya gitmeyip bunu lütufmuş gibi dile getirdiğimi söylemişsiniz. Öyle midir, öyledir evet, gayet de lütuftur bu. Anlayış meselesidir bu dostlar, ama ben şöyle bakıyorum: İlişki dediğiniz olay "doğal" bir şey değil, bir doğa olayı değil, iki insan uzlaşırlar ve hayatlarını buna göre şekillendirirler, bu da ilişkilerin bir feragat olduğu anlamına geliyor. Sonuçta başkasına bakmayacağım, başkasına daha fazla değer vermeyeceğim, başkasına daha fazla zaman ayırmayacağım. Dolayısıyla ilişki dediğiniz şey bir feragat etmedir.

Bunu dile getirince tuhaf geliyor biliyorum ama gerçek bu. Benim bunu dile getirmem de belki şık olmadı, ama bunu durup dururken söylemedim. Yaptığı şeyler görülmeyince insan görülsün istiyor doğal olarak. "Sen bana değer vermiyorsun, bana zaman ayırmıyorsun" dediği için ben de bunu dillendirdim.

Burda onu da suçluyor değilim, ortada bir suç yok. Beklentilerimiz, ilişki anlayışımız, hayata bakışımız vs. farklıymış demek ki.
-1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(26.05.26)
Leyla seni Semra'ya ayarlamaya çalışıyordu. Ufak ufak aranızı yapmaya çalışıyordu.

Kız arkadaşın durumu farketmiş.
Rahatsız olması çok normal.

Siz erkekler olaylara fazla düz bakıyorsunuz.

Niyetleri, amaçları, imaları vs anlamıyorsunuz.

Leyla ile de Semra ile de artık görüşme.

Ahmet'le görüşeceksen de dışarıda tek takıl.

Sevgilinin gönlünü al.
0
anaphylacticshock
(26.05.26)
Uzak mesafe için üzülmeye değme bro
0
genki
(26.05.26)
Bahane olmuş, uzak mesafeden ilişki olmaz zaten
+1
mirty
(26.05.26)
çok sık eve gitmeler vs o konuda haksızsın arkadaş grubun okuduğumuz kadarıyla bana itici geldi. ancak ayrılmayı gerektirecek bir durum yok o konuda seni suçlayamam belli ki yenge ayrılmayı kafaya koymuş bahaneyi de bulmuş.
0
ercu cozer
(26.05.26)
sen haksızsın cunku Semra ile Leyla'nın niyetini bilmene rağmen, onlarla görüşmeye gidebilirdin...sadece kız arkadaşının biraz izin vermesine bakardı.

kız arkadaşın haksız, çünkü seni yeterince isteseydi, böyle bir durumdan dolayı ayrıldıktan sonra bile yine de biraz çabalardı.

aslında ne sen ne kız arkadasın birbirinize o kadar bağlı değilsiniz belli ki. semra ile leyla da çakallık yapıyor. en iyisi git semra ile tanış belki daha mutlu olursun arkadasının ortamında oldugu için, ne kaybedeceksin ki
0
monicapp
(27.05.26)
(2)

Dolar artarsa araba fiyatları da artar mı?

tahirkemalbozoglu
Sb
Sb
📊 Dolar artarsa araba fiyatları da yükselir mi?

Bu anket sona erdi. 29 oy kullanıldı.

0
tahirkemalbozoglu
(24.05.26)
dolar kıpırdanmaya başlasın. bir sonraki ay başında hemen zam gelir. elindeki malı kaça aldığın önemli değil. sattığında yerine koyacağın malı kaçtan alacağın önemli.
0
co2s2
(24.05.26)
Türkiye'deki ürünlerin çoğu Euro üzerinden geldiği için bakman gereken kur EUR. Dolar daha sabit artsa da EUR daha serbest arttığı için o yükseldiği zaman ürünler zamlanıyor zaten.
0
hububrad
(24.05.26)
(7)

Depozito

sorucu
9 ay önce kiraladığım evden çıkıyorum. Ortada ev sahibi yok yurtdışında o bütün iş emlakçıya devredilmiş. Emlakçıyla konuşurken depozitoyu sordum. Depozito kiracıdan kiracıya giden bir paradır sizin ev kiraya verildiği anda size o para gelecek dedi. Yanlış anlamadıysam böyle söyledi. Bana çok tuhaf
9 ay önce kiraladığım evden çıkıyorum. Ortada ev sahibi yok yurtdışında o bütün iş emlakçıya devredilmiş. Emlakçıyla konuşurken depozitoyu sordum. Depozito kiracıdan kiracıya giden bir paradır sizin ev kiraya verildiği anda size o para gelecek dedi. Yanlış anlamadıysam böyle söyledi. Bana çok tuhaf geldi ama o an bir şey söylemedim. Oturup sözleşmeyi didikledim. Evde bir hasar yoksa, evin bir borcu yoksa Depozito kiracıya iade edilecektir yazıyor. Ben emlakçıyı yanlış mı anladım. Başka bir şeyden mi bahsediyor?
0
sorucu
(23.05.26)
Paranı alacaksın diğer kiracı depozitoyu senin hesaba atacak demiş.
0
jackyr
(23.05.26)
henüz ödemediyseniz son kiraya sayın diyip çekilmek de bir yöntem. emlakçı birkaç aya unutacağınızı ve peşine düşmeyeceğinizi düşünüyor.
0
klassno
(23.05.26)
2 yıl yeni kiracı gelmezse ne olacak? öyle saçmalık olmaz. evi teslim ettiğiniz gibi depozitoyu vermek zorundalar.
+1
co2s2
(24.05.26)
Son kirayi odemeyin hocam, sacma sapan konusmalar iste, odemeyin onlar derdine dussun. Cok istiyorlarsa dava acsinlar. Ugrasilacak bir meblag degil cunku ama sirf salak yerine koyuyorlar beni diye ben birkac kere boyle yaptim, derdim para bile degilken. Hic de bir sey olmuyor, en fazla olmaz oyle sey yasal degil diye celalleniyorlar. Sonra sesleri cikmiyor.
0
bosver nicki
(24.05.26)
Ev sahibini depozito kadar dolandırıyor emlakçı. Senin depozitonu zimmetine geçirmiş, senden sonrakinden aldığını sana vermeyi planlıyor. Hatta aradaki farkı da iç edecek. Depozitonu almadan anahtarı teslim etme.
0
gabe h coud
(24.05.26)
"Depozito kiracıdan kiracıya giden bir paradır sizin ev kiraya verildiği anda size o para gelecek."

Güldürdü emlakçı.

Hiç uğraşmayın, son kirayı ödemeyin. Bu adamdan depozitoyu iade almanız belli ki kolay olmayacak, siz uğraşacağınıza bırakın o uğraşsın.
0
10551037
(24.05.26)
kontratın bitiş tarihi yazsan her şey açıklanacak. tam kontrat bitiminde çıkıyorsan ve 1 ay öncesinde haber verdiysen paşa paşa ödeyecek depozitoyu.
ha diyelim ki kontrat başlangıcı 1 ocak 2024 sen 01,06,2026 da çıkıyorsun o zaman senden 3 ay daireyi kiraya veremezse kirayı talep eder. 1 haziran da hemen kiracı bulursa depozitoyu vermeli.
0
jamswety
(25.05.26)
(1)

Ataşehir civarında otel önerisi

egerbiryolcu
Uçuk fiyat olmayanTemiz konforluKahvaltısı iyi olanGürültülü ortamı olmayan (ders calisabilmeye uygun)Bildiğiniz güvendiginiz bir yer var mı?
Uçuk fiyat olmayan
Temiz konforlu
Kahvaltısı iyi olan
Gürültülü ortamı olmayan (ders calisabilmeye uygun)

Bildiğiniz güvendiginiz bir yer var mı?
0
egerbiryolcu
(23.05.26)
atacity!!!
0
co2s2
(23.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(4)

Kahvecilerin içeceklere koyduğu krema tam olarak ne?

babilfish
Bu zincir kahvecilerde içeceklerin üstüne bastıkları krema tam olarak nedir? Ne diye alacağız bunu?Krema diye arıyorum, kremalı tavuk için olan sıvı krema çıkıyor. Bi buldurun be.
Bu zincir kahvecilerde içeceklerin üstüne bastıkları krema tam olarak nedir? Ne diye alacağız bunu?

Krema diye arıyorum, kremalı tavuk için olan sıvı krema çıkıyor. Bi buldurun be.
0
babilfish
(23.05.26)
whip cream
turkce olarak aratirken sprey krem santi olarak aratirsin

edit: bu arada uyarimi da yapayim. krema kullanirken mutlaka hazirlanma veya ilk kullanim tarihini not et. maksimum uc gun dayanir krema, sonrasinda tuketilirse fena yapar.
+1
arakaali
(23.05.26)
co2s2
(23.05.26)
çok sağolun. sayenizde evin sarsılmaz baristası olarak inanılmaz havalıyım. bayramda gelenlere de "caramel frappuchino içmez miyiz" diye soruyor olacağım :)
0
🌸babilfish
(25.05.26)
hocam o zaman sana bir tavsiye:

pul cikolata alip mocha ve white mocha yapabilirsin cok kolay bir sekilde.

www.migros.com.tr

ulker tercih etmemek lazim ama bim'e geldikce aliyorum.

yapilisi:
goz karari cikolatayi fincana doldurup ustune espresso cek. espresso cikolatayi eritecektir ama yine de cay kasigiyla guzelce karistir. sonrasinda isittigin sutu ve istege bagli olarak yeni aldigin sprey krem santiyi ekle. :))

ben hep cortado yapiyorum kendime fakat arada bir boyle tatlar guzel oluyor acikcasi. ayrica pul cikolata ile hakiki sicak cikolata da yapabilirsin yine benzer sekilde.
+1
arakaali
(25.05.26)
(7)

Cd çalan müzik seti arıyorum

kisa
MerhabaAslında müzik seti değil de kompakt cihazlar vardı ya kendi hoparlörü olan streo Cd çalanöyle bir şey arıyorum. Tavsiyesi olan var mıdır?taşınabilir cep playerlar değil, hifi sisteme bağlanan stand alone /dack tipi değil.
Merhaba
Aslında müzik seti değil de kompakt cihazlar vardı ya kendi hoparlörü olan streo Cd çalan
öyle bir şey arıyorum. Tavsiyesi olan var mıdır?
taşınabilir cep playerlar değil, hifi sisteme bağlanan stand alone /dack tipi değil.
0
kisa
(22.05.26)
www.hepsiburada.com

şöyle bir şey mi?
0
co2s2
(22.05.26)
evet ama fiyat cidden gereksizmiş :D teşekkürler
0
🌸kisa
(22.05.26)
İkinci el mantıklı olur. sıfırlarda retro metro ayağına saçma fiyatlar oluyor. Ben kasım ayında pikaplı, cd çalarlı, kaset çalarlı philips midi müzik setini 2500 TL'ye almıştım. siz daha sade bir şey istiyorsunuz üstelik.
0
matematisyen
(22.05.26)
bir ara bunu araştırmıştım. alacaktım ama almadım henüz.

www.philips.com.tr
0
exlibris
(22.05.26)
Sahibindenden alabilirsin
0
UmutSonmez1234
(22.05.26)
şöyle ucuz bir şey görmez mi işinizi?

www.hepsiburada.com
0
shadowfollower
(22.05.26)
Evet bu işimi görür, herkese teşekkür ederim.
0
🌸kisa
(22.05.26)
(9)

aracı satmaktan vazgeçmek ve karşı tarafı mağdur etmek

atcapar
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki ben senin sözüne güvenip hanımın altınlarını bozdurdum şimdi benim zararım ne olacak ya da işte diyor ki senin sözüne inanıp bankadan kredi çektim zararımı kim karşılayacak vs bunun gibi sebepler söylerse illa benim zararımı karşıla diye ısrar ederse ne yapardınız? Böyle durumlarda taraflar nasıl orta yolu buluyorlar?
+1
atcapar
(21.05.26)
O yüzdenn satıcı vazgeçerse kaporayı 1 kat ilavesi ile iade ediyor. Yazılı bir kural değil, ama raconu böyle işliyor genelde.
+6
koskoca kirpi
(21.05.26)
Evlilik işlerinde; sözlenirken herhangi bir evrak imzalanmamasına rağmen sözden vazgeçilirse, vazgeçen taraf yapılan masrafları karşılamak durumunda kalıyor, hem maddi hem manevi. Yasal olarak karşılığı var dava açılabiliyor yani. “Sözleşme”ler sadece evrak/imzayla dönen bir şey değil sözlü olarak söylemek bile sizi yükümlülük altına sokuyor. Tabii bu durumda kanıtlamak daha zor.

Bu durumda da aynı durum geçerlidir sanırım. Yazışmalar, banka işlemleri, tanıklar vs. bu sözleşmeye kanıt olabilir.

Bu iki durumu da değerlendiren mahkeme tabii. Sözden dönen kişi kesin olarak tazminat öder diye bir şey yok ama dava açılırsa ödemesi fazlasıyla olası.

Ekstra kapora vermek ya da gönlü alacak miktarlar vermek, yasal olarak bu sözleşmeden dönme yükümlülüğünü kaldırabilir. Ekstra kaporayı karşı tarafa gönderirken açıklamaya sebebini açıklayan yazı yazmak, bu mahkeme süreçlerinde lehinize olur, tabii karşı taraf bunu biliyorsa :)
+1
substituent
(21.05.26)
Bence kapora alıcının satışı bağlaması kadar satıcının da caymasını önlemek amacıyla olmalı. Nasıl ki "Ben vazgeçtim almaktan" diyince kapora satıcıda kalıyorsa; satıcının vazgeçtiği durumlarda da alıcıya kapora ödenmeli.

Tabi bu işler satışın başında yazıya dökülüp yasal zemine oturtulmalı. Yoksa racon, yol, yordam onu gerektirse dahi (sözünün, anlaşmanın arkasında durmak aslında) sözlü durumlarda fırsatı olan cayıyor. Genelde de satıcılar bu gibi durumlarda herhangi bir sorumluluk almıyorlar pek zaten, umursamıyorlar.

Ne olabilir derseniz bence yapılması gereken anlaşmayı bozan tarafın diğer tarafın zararını karşılamasıdır. Farzedelim adam 10 cumhuriyet altını bozdurdu, onun yerine konması gerekli bence ama zararlı tarafın da çok net şekilde bu durumu belgeleyebilmesi lazım. İşin sonu düzgün iş âhlakına kalıyor bence. O da yorumlardan gördüğümüz üzere her insanda olmuyor belli ki...
+1
burka
(22.05.26)
@koskoca kirpi +1

Kapora iki taraf için de bağlayıcıdır. Kim vazgeçerse kapora miktarı kadar karşı tarafa ödeme yapmalıdır. Ben ev alırken kurumsal bir emlakçı ile kapora verirken ön sözleşme imzalamıştık (cayma akçesi). Böyle bir madde o sözleşmede de vardı.
+2
but that was just a dream
(22.05.26)
ahlaken söz verildiyse tutulur. ama olabilecek şeyler bunlar. genelde karşı tarafın mağduriyeti biraz giderilmelide 10 çeyrek altını falan geri ver falan. gereksiz ahlak kasmaya gerek yok. olması gereken verilen sözün tutulması eğer tutulmuyorsa karşı tarafın gönlüde alınır.yok kredinin faizini öde 10 çeyrek altın al. mal ne kadar zaten ya.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
orta yolu bulamayacağınızı düşünerek hareket etmek lazım. altın bozma örneği üzerinden devam edelim. araç satışını, altınları bozduracağınız kuyumcunuza en yakın noterde yapacaksınız. satıcı notere gelecek. ondan sonra altınları bozup parayı hemen gönderip arabayı hemen alacaksınız. bu dediğimde de %100 kesinlik yok, ama biraz daha garanti gibi.
0
co2s2
(22.05.26)
Sağlam bir avukat birşeyler yapabilir mi bilmem danışmak lazım ama ben olsam yedi sülalesini içeren bir konuşma yapıp en azından içimi rahatlatırdım.
0
kimlanbu
(22.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2'ye katılıyorum çoğunlukla. şöyle bir durum var. elinizde altın ve gümüş var. araba almak için altını sattınız. satıcı vazgeçti, o arada altın çıktı para kaybettiniz.. ama aynı zamanda gümüş de düştü. satıcı şunu derse ne diyeceksiniz?

"bilader sen de gümüşünü satsaydın, bana sorsan altının yükseleceğini gümüşün düşeceğini söylerdim. sen bu işlerden anlamıyorsun diye neden ben sana para vereyim?"
0
co2s2
(23.05.26)
@co2s2

Evet, bunu söyleme hakkınız var. Hakim bu savunmayı gayet makul bulabilir ve tazminatı gümüş üzerinden hesaplayabilir.

Mahkeme bu yüzden var zaten. Bu işlerin hukuki boyutu var, bu işlerde nasıl oluyor bilmiyorum ama sözlenmede çok fazla örneği var.
0
substituent
(23.05.26)
(9)

Sık arıza çıkaran araç ne demek?

ya ben lan neyse
eskiler başta olmak üzere "bu araç seni sanayiden çıkarmaz." denilen arabalar ne sıklıkta sanayiye gidiyor?her 100 km'de 1 mi, her çalıştığında mı? her 5. vitese geçtiğinde mi?ehliyetim var ama daha önce hiç arabam olmadı. kurs dışında da tecrübem yok. şu kriteri bir öğreneyim belki arızası bol arac
eskiler başta olmak üzere "bu araç seni sanayiden çıkarmaz." denilen arabalar ne sıklıkta sanayiye gidiyor?

her 100 km'de 1 mi, her çalıştığında mı? her 5. vitese geçtiğinde mi?

ehliyetim var ama daha önce hiç arabam olmadı. kurs dışında da tecrübem yok. şu kriteri bir öğreneyim belki arızası bol araca da razı olurum. çünkü gerçekten çok ama çok pahalı arabalar.

teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(21.05.26)
100km’de bi değil tabi. Ama orada kilit nokta sanayiye gitme gelme değil rahatsız edecek bişeylerin sürekli çıkması. Kendi eski aracımdan örnekle anlatayım, hem eski hem km’si çoktu;

Şanzımanda sorun vardı haftalarca stres yaşattı sanki her an yolda bırakacak gibiydi, sonra öyle de oldu 2 gün dükkan gezdim 60-70k masraflar havada uçuyordu en son temiz bi usta olum basit bişeyi gitmiş deyip 3k’ya halletti. Onu kurtardım sonra şanzıman d’ye alınca sert vuruntu yapıyordu aylarca o can sıktı. Bir kaç hafta sonra motor arıza ışığı yandı ne olduğunu bulamadık, sonra conta yanığı oldu 25 liralık olduk bir kaç haftam rezil oldu. O bitti 2-3 ay sonra oksijen sensörü başa bela oldu. Arada bir de hava çeken hortum yırtıldı. Onu fark edene kadar araç aşırı bağırıyordu yine motor gidiyordu diyordum. Hepsini ülkenin en iyi ustasının eline verip baba komple temize çek desen 30-40 kağıda en baştan hallederdi mesela ama sürekli başka yerlerde başka zamanlarda arıza veriyordu. Bir kere gönül rahatlığıyla bişey olmadan bi uyarı vermez demeden süremedim. Her an tetikteydim ve aşırı yorucuydu. Dediğim gibi vurdumduymaz biri olsam sanayide 4-5 farklı usta arkadaşım dostum olsa dert değildi belki ama sürekli sanayiye gittim sürekli stres panik endişe. Kaç kere keşke almasaydım dedim ve sonra kurtuldum bıraktım aracı.
+1
avatar is back
(21.05.26)
Cok ariza cikaran pejo 207 kullandım. 30 bin km ve 2 yil falandir toplam.

Bir kere arac yag yakiyormus zaten, arastirinca kronik olduğunu öğrendim. Cozumu rektifiyeydi yani değmeyecek kadar pahaliydi, ara sira yag ekleyerek idare ettim.

Butun sogutma sistemi peyderpey bozuldu. Baktim su eksiliyor, test yaptik, termostattan cikti, değiştik, sonra su tankından basladi, sonra baska bir yerden.

Bir kez uzun yol yaptim baya 2500 km falan sinirda 8 saat beklemeli vs, arac yag uyarisi vermeye başladı. Bilmediğim bir ülkede çözmeye ugrastik sonra sensörün sorunlu olduğu kanaatine vardik, sonra kendi kendine duzeldi.

Gene bir ara hararet uyarısı verdi ve o da sensörlerden cikti.

Bir ara yag bobinlerin oralarda bir yerlere girdiydi, hepsi değişmeli dedi usta ama salladim hic de birsey olmadi.

2010 model aracta butun bu maceralar yaşandı. Cok daha eski birkac japon arabasi kullandim, onlarda neredeyse hiç sürpriz problem cikmadi. Tabii gene onlarin da bakimsizi kötü olabilir. Peşin pesin japon diye güvenilmez.
0
mbond
(21.05.26)
benim icin sik arizanin karsiligi direk bmw.

farkli modelleri 7-8 sene kullandim. naparsan yap 6 ayda bir servistesin, istedigin kadar iyi bak, km dusuk olsun, kazasi olmasin, 6 ayda bir isik yakar. isik yakmasa su kacirir. su kacirmasa yag akitir. hep elinin ustunde olmasi lazim. servisten ciktigin hafta yolda kalabilirsin.

ama iste namussuz, gaza basinca butun sikintilarini unutturur.. zaten oyle olmasa coktan batarlardi herhalde.
0
cooperr
(22.05.26)
ne kadar az özellik, o kadar az sorun.
0
designer
(22.05.26)
arızası bol olmayan ucuz araçlar da var. piyasası yok diye ucuza giden araçlar sadece tutuluyor kolay alınıp satılıyor diye fiyatı şişirilen daha eski daha yıpranmış araçlardan daha iyi bence.

her şey bi arada olmuyor sadece. senin önceliklerin önemli.
mesela genel olarak turbo dizel daha az yakar, atmosferik benzinli daha az sıkıntı çıkarır arızaları da daha düşük maliyetli olur.
piyasası hızlı araçlar daha pahalı veya yüksek km olur, fiat vs. almak istersen markasına para verirsin, piyasası olmayan araç aynı fiyatlara sana daha çok şey sunar.

piyasası var, çok yaşlı değil, çok yüksek km değil, az yakıyor, az arıza çıkarıyor, e bu araç pahalı oluyor tabi.
şimdi ucuzlatmak için nelerden taviz vereceksin? ben marka bilinirliğinden ve yakıt tüketiminden taviz verdim fiyatına göre düşük kmde ve genç sayılacak atmosferik benzinli araç aldım. 213k km'de 235k tl'ye 2010 model. memnunum...

sen bilmediğim marka almam dersin, daha eski veya yüksek km araç alırsın. veya her şey idare eder görünüyordur ama bilinen masraf açabilecek sık karşılaşılan arızası vardır o modelin ondan ucuz gidiyordur... parçası zor bulunuyordur vs.

az bilinen araçların çoğuna yönelik bu parçası bulunmaz ön yargısı var direkt mesela. kiminde haklı kiminde haksız. aslında parça sorunu olmasa da o bulunmaz algısı varsa direkt piyasasını etkiliyor.

ha sıfır problem mi? hayır. ufak tefek sorunlar tabiki var 16 yaşında araçta.
trim sesi var, zrotlar sıkıntılı, akü ölüydü, hortumlar eskimiş geçen üst radyatör hortumundan kaçak oldu, klima soğutmuyor(umarım sadece gazı eksiktir :D) arka cam rezistansının bazı sıraları ısınmıyor, dikiz aynalarının ısıtması çalışmıyor, oksijen sensöründen arıza kodu var ışık yakıyor. ama işte arıza var arıza var... bunların hiçbiri aracı kullanıma engel büyük sıkıntı değil, bi hortumu hemen değiştirmek gerekti öyle kullanılmazdı gerisi can sıkar ama yolda bırakmaz. 7 aydır günlük kullanıyorum. ustalara güvenmediğimden aylardır sorunlarıyla idare ediyorum, muayene öncesi şehir dışında komple baktıracağım genel bi toparlanacak bakalım... temmuzda muayenesi bitiyor, bu ay sonu veya haziran içinde halledilir. motoru mekaniği sorunsuz aracın.

burada ben birkaç sorununu anlatıp sorunca kendim çözmeye çalışınca bir sürü yorum geldi "sat kurtul" vs. yazan. yok abicim ben gayet memnunum. sıfır araç almıyoruz illaki problem olacak. böyle ufak can sıkan problemlere ben ok'im. geçiştirebilir erteleyebilir kendim çözebilir veya diğer olası büyük problemlere göre düşük maliyetle yaptırabilirim. hiçbiri deal breaker değil benim için. satsam yerine alabileceğim sıfır sorunlu araç mı var bu fiyata? kurtuldum tamam e ne alacağım şimdi? ona cevap yok sat diyenlerden :D

az özellik az sorun+1, basit sistem iyidir. o yüzden işçilik fiyatları ve kalitesine bakınca ben varsın biraz daha çok yaksın sanayide masraf edeceğime yakıta veririm dedim. ki lpgli olduğundan oradan kaybım da az. ha lpg de sorun ihtimalini arttırıyor mu? evet. ama demir bloklu atmosferik çelik sübaplı araçta risk yine güncel turbo benzinlilerden düşük.
turbolu küçük motorlu modern araç alsam yakıt tasarrufunu ustaların eline sayacağım :D ne anlamı kaldı? o tip araçları sıfır alan alır kullanır tasarrufundan konforundan faydalanır sonraki sahipleri sıkıntılarıyla boğuşur.
0
konetsu
(22.05.26)
mesela bir markanın bir modeli diğer modellere göre daha sık sorun çıkarır o araç o gruba girer. araç lpglidir bakımları düzgün değildir, araç bakım süreçleri düzgün takip edilmemesi arızaları geçiştirilmişse her araç sürekli sorun yaratabilir. mesela bir tanıdığım togg aldı ve aldığı gibi araç arıza ışığı yaktı. yani kronik sıkıntılı araç böyle oluyor.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
Periyodik gibi düşünmeyin; mesela giyinmiş süslenmiş bir yere yetişiyorken yolda bırakabilir gibi düşünün.
0
lil siztah
(22.05.26)
çok eski olmayan bir arabayla, periyodik bakımlar haricinde her yıl en az bir kere tamirciye gidiyorsanız bu sık arıza çıkartmaktır bence. (kaza vs bahsetmiyorum)

yılda bir tamirciye gitmekten ne olur demeyin. arabadan anlamıyorsanız zaten ayvayı yediniz.

1- araba bozulmak için sizin bol bol boş vaktinizin olduğu zaman bozulmayacak. tam bir yere yetişmeniz gerekirken, arabada sıkıntı çıkacak. "bu araba şu anda beni oraya götürmüyorsa, neden aldım bu arabayı?" diyeceksiniz.
2- tamirciye gittiğinizde bazen yarım gün, bazen 15 gün araba kalıyor orada. bazen sağdan soldan parça gelmesi gerekiyor boş boş bekliyorsunuz.
3- tamirciye gittiğinizde ödediğiniz paranın haddi hesabı olmuyor. tamirci ne kadar dürüst, ahlaklı olursa olsun, araba tamiri pahalı bir şey.
0
co2s2
(22.05.26)
Bolca 20+ yaşında araba kullandım arıza örnekleri vereyim...

1) Giderken su hortumu patlar yolda kalırsın

2) Sarj dinamosu gider yol uzunsa ve akşam vaktiyse kesin yolda kalırsın

3) Marş motoru gider gene yolda kalırsın

4) kayış, kasnak, su pompası gider gene yolda kalırsın

5) debriyaj teli kopar gene yolda kalırsın

6) saçma bir sensör arıza verir, bulamazlarz abuk subuk alakasız parçaları değiştirip dururlar, ya yolda kalırsın ya performans kaybı yaşarsın

7) elektrik tesisatı sıkıntılıdır, bir kopuk veya bazen temassızlık yapan kablo yüzünden yolda kalırsın

8) arızalı veya bypass edilmiş sensör yüzünden düşük yağ basıncı, hararet, düşük su seviyesi gibi kritik uyarılar çalışmaz motoru kucağına alırsın

9) yakıt hattı eskidir, özellikle benzinli bir araçsa herhangi ufak bir kaçak = facia

10) kronik problemi olan bir araçtır ve aldığında ciddi masraf edip değiştirmen gereken parçalar vardır, değiştirmezsin araba kadar masraf çıkar. Yan sanayi parça takmışlardır rastgele bir zamanda büyük sıkıntı çıkarır.

Bütün bunlar bazen çok sık aralıklarla yaşanır araba size biner tabiri caizse.
+1
kimlanbu
(23.05.26)
(10)

radar uygulaması- ios-

OgutucuRecep
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
-10
OgutucuRecep
(21.05.26)
yolların sağ tarafında aşağıdaki gibi görseller var, onları kullanabilirsiniz.

encrypted-tbn0.gstatic.com
+17
klassno
(21.05.26)
ya boş cızırtı yapmayın
bomboş yolda 70 ile gidersen
arkandan söverler adamlar.
-20
🌸OgutucuRecep
(21.05.26)
Radar diye aratın, emniyetin çıkan sayfasındaki rota bilgilerini girince nerde ne var cinsinden bilgi veriyor. Yola çıkacağınız gün bakın güncel bilgi için.
www.icisleri.gov.tr
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(21.05.26)
"Meteoroloji genel müdürlüğü uygulamasının radar görüntüsü gayet iyi" demeye gelmiştim, konu çok başkaymış.

Bomboş yolda hız sınırında giden insana, madem yol boş, kim sövüyor?
+8
kobuzchu kiz
(21.05.26)
"radar uygulaması" diye bir şey yok. uygulama polis arabasının nerede duracağını nasıl bilebilir?

ancak şu şekilde bilebilir, oradan daha önce geçen kullanıcılar harita üzerinde "şurada radar var" diye not bıraktılarsa bilebilir ve diğer kullanıcılara bildirebilir.

bir kullanıcı radarın yerini görüp bu bilgiyi uygulamaya girmediği sürece bunu öğrenme şansın yok. bu bahsettiğimi yapan da google haritalar, yandex maps gibi popüler uygulamalar olabilir ancak. bir kullanıcı a uygulamasına, öteki b uygulamasına girerse diğer uygulamayı kullananın hiçbir işine yaramaz. bilgilerin toplandığı ortak bir veritabanı yok çünkü.

radarı tespit eden yasadışı özel cihazlar var. satışı, kurulması, kullanması yasak. radarın hız tespit etmek için gönderdiği sinyalleri yakalayıp radarın varlığını tespit ediyor. ama bu cihazları bulundurmanın ayrı, kullanmanın ayrı, radarın yerini tespit etmenin ayrı çok büyük cezası var, arabayı da bağlarlar, hapse bile girebilirsin.

naçizane tavsiyemi en sona sakladım ki hepsini oku, boş vaatlere kanıp uygulama indirme.

devlet radarı gizleyerek vatandaşına tuzak kuramaz, yasak. hiçbir uygulamaya gerek kalmadan az öteye radar kurduğunu söylemek zorunda.

www.ilgitrafik.com

uygulamayı kontrol etmek yerine gözün açık olsun, şu tabelayı kontrol et. her radarın 1 kilometre kadar önünde bunun gibi bir tabela olmak zorunda. sabit radarlar için sabit uyarı levhaları var zaten "bu yolda radarla hız ölçümü yapılmaktadır" diye.

ha bir de geçen sene yandex maps uygulaması, hız sınırı tabelasını görmemişsen bile nerede hangi hızla gitmen gerektiğini güncel olarak gösteriyor.

iyi yolculuklar.
+2
kibritsuyu
(22.05.26)
google y ada chrom haritayla gidersen güzergah üzerinde sürücüler paylaşım ve uyarı yapıyorlar. hatta "kaza var," "yolda cisim var" gibi uyarılar da bulunuyor. işlek yollarda işe yarıyor.
0
ground
(22.05.26)
şehirlerarası yollarda genelde google haritada kullanıcılar giriyor radar noktalarını, çoğu zamanda isabetli oluyor. ama ben bu artan cezalardan sonra her an her yerde radar varmış gibi gitmeye başladım. bir süre sonra o sakin kullanıma alışıyor insan. yakıt tüketiminin düşmesi de bonus :)
0
faberkastelli
(22.05.26)
yandex hız kameralarını gösteriyor.
seyyar radarları gösteren uygulamalar var ama ona güvenip basarsan arkadan ceza gelebilir.
bayramda ekstra radar uygulamaları yapıldığı için hız sınırları dahilinde gitmekte fayda var.

kamu spotu:
gideceğin yere erken varmak istiyorsanız erken yola çıkın.
kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
apps.apple.com

kullanmadan önce ayarlardan uyarı sürelerini / mesafelerini maksimuma çekin. ücretsiz versiyonla devam edecekseniz, her açtığınızda güncelleyin. para vermezseniz otomatik güncellemiyor.
0
co2s2
(22.05.26)
radarbot var.
0
antihero
(22.05.26)
(3)

Araba Kullanma Korkusu

burnley
Merhaba arkadaşlar. Yıllardır hiçbir şekilde yenemediğim araba kullanma korkum var. Bir anlık hatamla bir kaza yapıp ölürsem veya birine çarpıp öldürürsem diye çok korkuyorum. Öte yandan araba kullanabilmeyi çok isterdim. Herkes de yapıyor yani. Araba kullanamadığım için kendimi eksik hissediyorum.
Merhaba arkadaşlar. Yıllardır hiçbir şekilde yenemediğim araba kullanma korkum var.

Bir anlık hatamla bir kaza yapıp ölürsem veya birine çarpıp öldürürsem diye çok korkuyorum. Öte yandan araba kullanabilmeyi çok isterdim. Herkes de yapıyor yani. Araba kullanamadığım için kendimi eksik hissediyorum. Yıllardır ehliyet var ama bir şeye yaramıyor.

Ne önerirsiniz? Ve bu korkusunu aşabilenler var mı?
0
burnley
(21.05.26)
yıllar önce ilk ehliyet aldığımda ben de çok korkardım. yanınızda mutlaka birisi olsun. görece trafik yoğun olmayan saatlerde sokak aralarında tın tın kullanın arabayı. sonra gündüzleri yine çok yoğun olmayan saatlerde yanınızda yine biri ile kısa mesafeler yapın. zamanla yeniyorsunuz korkuyu. sonra araba kullanmak çok keyifli hale geliyor.
yanınıza alacağınız kişi arabakullanmayı bilen ama size çok müdahale etmeyecek biri olmalı.
+1
exlibris
(21.05.26)
Korkuyla ilgili profesyonel destek almak iyi olur. Ben motor kullanıyorum ama araba süremiyorum, neden bilmiyorum, oysa orta okulda öğrenmiştim ve sürüyordum da aslında. Denizin ortasında yüzerim ama asla bi yerden suya atlayamam, ortaokulda sandaldan atlayınca kafam dibe değdi ondan sanırım. Araba sürmemek ve suya atlamamak bi problem teşkil etmediği için üzerine gitme gereği hissetmedim. Ama hissedecek olursam destek alırdım sanırım.
+1
bumbum
(22.05.26)
önce gidin boş bir alan bulun, sokak falan değil, top sahası gibi, pazar yeri gibi, büyük bir otopark gibi. (mesela istanbul'daysanız, üçüncü köprü yolundaki dinlenme tesislerinin otoparkları bomboş oluyor) bir kaç gün gidin, bu kaza riski kesinlikle olmayan yerde arabayı bir kurcalayın. gaza ne kadar basınca araba ne kadar gidiyor, direksiyonu ne kadar çevirince ne kadar dönüyor, frene ne kadar basınca ne zaman duruyor, ayağınızı gazdan frene ne kadar hızlı geçirebiliyorsunuz, bir görün. ne yaptığınızda araba size nasıl tepki veriyor, alışın. 2-3 gün üst üste 1'er saat bunu yapsanız fazla fazla yeter. sonrasında ıssız ama geniş bir ara sokakta, sonrasında evinizin etrafında çok iyi bildiğiniz sokaklarda caddelerde... tabii bunları yaparken de yanınızda canınızı teslim edebileceğiniz birisi olsun, illa sakin olmasına ya da iyi bir öğretmen olmasına gerek yok. bu kişi için "gaza bas diyorsa vardır bir bildiği" cümlesini kurmanız gerekiyor.

bu korkuyu aşamayan görmedim sanırım.
+1
co2s2
(22.05.26)
(2)

Videoda arka fonda çalan müziğin adı ne?

mertumursamaz
Videoda arka fonda çalan müziğin adı ne? https://youtu.be/4Z6KuXkoyuI?si=b12xU4YrNbkMgwUXDaha öncede birçok videoda bu müziği duydum vardır illaki adı bilip yazan olursa çok sevinirim şimdiden teşekkürler.
Videoda arka fonda çalan müziğin adı ne?

youtu.be

Daha öncede birçok videoda bu müziği duydum vardır illaki adı bilip yazan olursa çok sevinirim şimdiden teşekkürler.
-1
mertumursamaz
(21.05.26)
piano fantasia - song for denise
+1
co2s2
(21.05.26)
Çok teşekkürler
0
🌸mertumursamaz
(21.05.26)
(10)

Macbook pro için mouse tavsiyesi

titanic kemancısı
Apple magic mouse hakkında yorumlar çok iyi değil ve fiyatını hak etmediğine dair yorumlar var. Özellikle şarj edilirken kullanılamaması gibi bir şeyler de okudum. Logitech in Mac için özel bir mouse u varmış ama o da çok pahalı; illa 5-7 k bandında bir mouse mu almak gerekiyor? Ne almam gerekiyor y
Apple magic mouse hakkında yorumlar çok iyi değil ve fiyatını hak etmediğine dair yorumlar var. Özellikle şarj edilirken kullanılamaması gibi bir şeyler de okudum. Logitech in Mac için özel bir mouse u varmış ama o da çok pahalı; illa 5-7 k bandında bir mouse mu almak gerekiyor? Ne almam gerekiyor ya da tavsiyeniz ne yönde olur? İlk defa Mac kullanıyorum detay kırpma vs işler için lazım oldu. Yardım ve yorumlarınız için teşekkür ederim şimdiden.
0
titanic kemancısı
(20.05.26)
Magic Mouse’un pili bitmiyor, trackpad’in de öyle. O yüzden şarj olurken kullanamamak problem olmaz bence. Bu arada MacBook’un kendi trackpadi zaten mükemmel olduğu için bence haricen mouse’a gerek yok ama sizin bileceğiniz iş tabii.
Bence Apple’dan şaşmamak lazım. Pahalı derseniz logitech falan klasik bir mouse, kırpma isleri için yeterli bana kalırsa.
+1
orient blue
(20.05.26)
Trackpad varken mouse gereksiz +1 ama illa oyun yazılım için vs gerek varsa logitech'in mx serisi Mac ile uyumlu olanlardan seçin.
+2
Mcfly
(20.05.26)
f/p: A4 tech
kalite ve uzun ömür: Logitech mx master

ek olarak şunu söylemeye geldim: ücretsiz indirebileceğiniz 'mac mouse fix' uygulaması ile mac'te mouse verimi inanılmaz artıyor.
+1
suicmeyenadam
(21.05.26)
Logitech MX Master 3S

UI&UX designer arkadaşım bunu kullanıyor.

Logitech MX Anywhere 3S

bu da daha minik, kolay taşınır.

ben grafik&motion designerım; photoshop, illustrator, after effects, figma, rive vs. kullanıyorum ve mouse kullanmıyorum. macbook'un trackpad'i gayet yeterli oluyor.
+1
art cat chocolate
(21.05.26)
windowslu bilgisayarlarda kullandığınız farelerin %99.99'u Mac'te de aynı şekilde çalışır. mac'e özel fare diye bir şey yok. sol tık sağ tık ortada tekerlek. 150 liralık fareyle de aynı işi yaparsınız. Windows'ta kaç liralık fare alıyorsanız, gidin o fareyi alın. bluetoothlu alsanız sanki daha iyi. mesela benim macbook'ta toplam 2 usb portu var. birine şarj bağlıyorum. bir tane usb portumu da fareye vermeyeyim.
+2
co2s2
(21.05.26)
philips spk7448 kullanıyorum, 400 lira falan bluetooth üzerinden bağlantı olması yeterliydi benim için.
+1
prezarlatif
(21.05.26)
Logitech bu işin en iyilerinden tabii, bunu asla göz ardı edemeyiz. Ben microsoft donanımlarını da çok beğeniyorum. Ancak Logi MX serisine kıyasla daha bütçe dostu ve bir o kadar da kaliteli bir mouse önermeye geldim:
HP 480 Comfort Bluetooth

Hem ergonomi açısından çok iyi, ele tam oturuyor, hem de bluetooth ile bağlandığın için macbook'un sınırlı sayıda olan USB girişlerini bir dongle ile kapatmamış oluyorsun. Ayrıca 3 farklı cihaza bluetooth ile bağlanabildiğin için ben iş bilgisayarı, şahsi PC'm ve macbookta tek mouse kullanıyorum. Altındaki tuşla da cihazlar arası geçiş yapabiliyorsun ve anında geçiyor. Tekrar bağlantı vs. yok yani.

Sevdiğim iki ek özelliği daha var:
1- Scroll tekerini sağa sola tıklayarak yatayda da scroll yapabiliyorsun. Özellikle Excel'de bulunmaz nimet.
2- Tabii ki olmazsa olmaz ileri/geri tuşları. Bunlarla web sayfasında ya da windows gezgininde ya da mac os Finder'da önceki/sonraki sayfaya gidebiliyorsun.
+1
himmet dayi
(21.05.26)
yine kimse kullanmadığı mouseları önermiş.

Logitech MX Master 3S alırsan hayatının hatasını yaparsın.
0
plastic_angel
(21.05.26)
Magic mouse için fare kullanım alışkanlığınızı değiştirmeniz lazım. Farklı şekilde tutmanız gerekiyor, eliniz terleyince fare üzerindeki cam alanda kaymıyor vs.

Ben sürekli scroll tekerleğini bozuyordum, o yüzden Magic Mouse edindim ama kullanamıyorum. Tutuş ergonomisi çok kötü. Yoksa kırk yılın başı şarjı bitiyor, kısa bir süre şarja takıyorsunuz kullanmaya devam ediyorsunuz. Şarjla ilgili bir sorun yaşamazsınız.

Ama tutuşu, kavrayışı tam bir felaket. Aynı paraya 200 liralık 15 tane fare scrollu bozardım daha iyiydi. Mac'te farenin ekrandaki hareketi de bir saçma, Windows'taki kadar akıcı hissettirmiyor bir türlü. Tamamen trackpad'e göre ayarlamışlar gibi. Ücretsiz araçları denemekte fayda var. Ben mos kullanıyorum.

Bluetooth fareler deneyebilirsiniz. Ben ucuza Microsoft'un faresini almıştım, 2-3 ay sonra scroll tekeri bozuldu ama onun dışında çok iyi iş gördü. (Makale vs. derken çok sayfa kaydırıyorum ondan bozuluyor tekerler.)
0
throw down the sword
(21.05.26)
Kullandığım fareyi önereyim: Logitech MX Master 3S. Bütçe yeterliyse Logitech MX Master 4 de düşünebilirsiniz. Ancak ikisi de oldukça pahalı fareler, fareyi kullanırken para kazanmıyorsanız bence fazla.

Yerinizde olsam, haricen bir fare satın almak yerine Magic Trackpad alırdım. Trackpad bence fareden her şekilde çok daha iyi bir cihaz. Magic Trackpad çok pahalı, Logitech MX Master 3S işimi görür diye düşündüm ancak hata yapmışım, devamında Magic Trackpad almak zorunda kaldım.
0
10551037
(22.05.26)
(5)

yemeğin eksik kısmını ayrıca pişirip içine katsam olur mu sizce?

kibritsuyu
şimdi normalde kıymalı ıspanak yemeği için soğanı ve kıymayı kavururum, içine salça baharat koyarım, ıspanağı koyup öldürdükten sonra da pirinç koyar pişiririm.geçen gün ıspanaklı börek yaptım. sadece soğan ve ıspanak ile yaptığım börek içi epey arttı.farklı bir tencerede kıyma, salça kavurup haşlan
şimdi normalde kıymalı ıspanak yemeği için soğanı ve kıymayı kavururum, içine salça baharat koyarım, ıspanağı koyup öldürdükten sonra da pirinç koyar pişiririm.

geçen gün ıspanaklı börek yaptım. sadece soğan ve ıspanak ile yaptığım börek içi epey arttı.

farklı bir tencerede kıyma, salça kavurup haşlanmış pirinç katsam ve ıspanaklı içle karıştırsam kıymalı ıspanak yemeği olur mu?
0
kibritsuyu
(20.05.26)
olur bence
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
Olur elbet. Biraz koyu yapıp üzerine sarımsaklı süzme yoğurtla servis edin.
0
ground
(20.05.26)
ıspanak riskli bir sebze. pişmiş halde bekletilmesi risk oluşturur.
+1
mikahakkinen
(20.05.26)
neden olmasın? yoğurdu basarsan illa ki yenir.
0
co2s2
(21.05.26)
olur haftalik/aylik yemek hazirligi yaparken mantik bu sekilde isliyor cogu zaman zaten.
0
warrior princess
(21.05.26)
(21)

lavabonun içine sebze soymak normal bir davranış mı?

yenibirgüzelnick
ben mi çok takıntılıyım? oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları. ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı di
ben mi çok takıntılıyım?

oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları.
ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı diyorum ama eşim de böyle bir şey için kalbini kırma boşver üzülür diyor.
📊 genelde yapılan bir şey mi?
evet herkes yapar %51.8 (29)
bence de iğrenç %48.2 (27)
-3
yenibirgüzelnick
(20.05.26)
Eşim de önceden böyle yapıyordu. O görüntü benim de hoşuma gitmediği için söyledim dikkat ediyor artık.

Kalp kıracak bi şey yok düzgünce söylerseniz niye kalbi kırılsın siz bu kadar rahatsız olacağınıza o davranışını düzeltsin. Kendi evinde, kendi düzeninde istediği gibi davranabilir.
0
chicha_v2
(20.05.26)
Hemen alsa olabilir de, gün boyu biraz show olmuşş
+4
üğpoıuy
(20.05.26)
bu alışkanlık meselesi. nazikçe uyarın. çözüm olarak da lavabo içine konan çöp kutularından alın. şunun gibi:

m.media-amazon.com
0
co2s2
(20.05.26)
Lavabonun içine soyup işlem bitiminde alıp hemen çöpe atar, lavaboyu elimi yıkarım.
Gün sonuna kadar o çöpü orada bekletmek bildiğin iğrençlik. Çöplük mü orası?
+8
Mirket
(20.05.26)
ya ben bu yuzden hafta sonu anneme carladım lavabo içinde sebzemi soyulur sonra gider tıkanır diye. çöpte 5 cm yanında yani. manasız.
eskiden yapmazdı televizyonda görmüş pratik gelmiş, çok titizdir asla böyle bişey yapmaz dediğim annem bile yapıyorsa..

söyleme boşverrr bakıcı çok zor bulunuyor
0
eja
(20.05.26)
@ co2s2
Mutfak tezgahına takılan küçük çöp kovası var aslında
0
🌸yenibirgüzelnick
(20.05.26)
yumurtada değil de sebzelerde ben de bazen yapıyorum ya, çöp de cidden 5 cm uzakta olduğu halde. ama hemen topluyorum tabi, anlık kullanıyorum. bence de kırmadan söylenebilir, düzgünce konuşunca neden kırılsın ki, ilerde başka uyumsuzluklar da olacak onları da "aman kırılmasın" diye içinizde mi tutacaksınız? her şey konuşulur
0
mezzosprite
(20.05.26)
"gün sonunda temizliyor " ibaresini görene kadar normal bi davranıştı 😅 ben anında temizliyor sandım. sinek oluyor falan diye tatlı dille uyarırdım ben de şahsen.
+3
truf
(20.05.26)
Gün sonuna kadar bekletilmez. Anlık soyar ve temizlersin. Ben olsam söylerdim.
0
elorelia
(20.05.26)
Bulaşık için kullanılan sünger bile orada bırakılmamalı .
0
diyecevaplandı
(20.05.26)
çok çirkin.

lavabodan sıçrayıp üstüme gelen su damlasından bile rahatsız oluyorum ben.
0
yurtsuz john
(20.05.26)
ben lavabnun içine soyuyorum çünkü çöp kutusu tezgahın hemen yanında değil arkamda kalıyor, her bir sebze için arkamı dönüp bir ayağımla çöp kutusunun açma pedalına basılı tutup çöpün içine soyup sonra sulu bir şeyse suyunu akıtmadan tezgaha koyup diğerini alıp aynı şeyleri yapmak vs bana zor geliyor. patates soğan salatalık vs vs ne varsa topluca lavabonun içine soyarım, acelem varsa yemeği yaptıktan sonra çöpe atarım topluca, acelem yoksa soyup bitirdikten sonra yemeğe başlamadan önce topluca atarım çöpe. ama yemeği yaptığım halde çöpleri orda bırakıp gitmiyorum. bütün gün bırakması bence de biraz garipmiş.
+1
Sadece soruyorum
(20.05.26)
lavabonun içine soymak, tezgaha takılan çöpe soymaktan çok daha hijyenik ve temiz. çöpün içine soymaya çalışırken illa 1-2 parça kabuk çöpe denk gelmez, yere düşer, ya iş bitene kadar bırakır, ya yere düşeni almak için ellerinizi yere değmek zorunda kalırsınız.

lavabonun içine soyar, işim bitince de kabukları alır çöpe atarım, lavabo süzgecini de çöpe silkeler, lavaboyu yıkar, tertemiz bırakırım.

lakin günün sonuna kadar çöplük gibi her şeyi lavaboda biriktirmek iğrençmiş.
+4
kibritsuyu
(20.05.26)
gün sonuna kadar bekletilmez ama yemek yaparken soyulacak sebxzeleri lavaboya soyarım. hazırlık bitince lavabo toplanır ve eller yıkanır. kavun karpuz keserken de kabuklarını önce lavaboya koyarım. tezgah üzerinde biriktirince her yer yapış yapış oluyor
0
exlibris
(20.05.26)
İğrenç diyemem belki ama gereksiz değil mi ya? Hem kötü görünüyor, hem iki işe sebep oluyor. Bunun yerine tertemiz çöpe veya poşete soy geç değil mi?
0
akhenaten
(20.05.26)
@yenibirgüzelnick: tezgaha takılan çöple bu çöp tam aynı şey değil. kullanımları çok farklı. bir milyoncularda 100-200 liraya bunların plastikleri vardır illa ki..

uyarın, lavaboya attığı çöpleri hemen temizlemesi gerektiğini söyleyin. çok insani bir şey. alınacak edecek bir şey yok bence.
0
co2s2
(21.05.26)
Yumurta soğan sarımsak gibi kokan şeyleri lavaboda soymam poşet çıkarırım her seferinde. Ama salatalık domatesi lavaboda soyduktan hemen sonra temizlerim. Belki de onu diyebilirsin. Bekletme sebze meyvelerin kabuklarını hemen temizle koku yapıyor de.
0
Hallegadola
(21.05.26)
herkes yapar mi bilemem ama bence normal bir davranis.
+1
Sour
(21.05.26)
O an soymak normal ama bütün gün bekletmek normal değil bence. Yemek pişerken o ara temizlenir iki dakikada.
0
peki madem
(21.05.26)
ben yapmam ve iğrenirim +1 evimde yapan olursa da uyarmaktan çekinmem.
eşiniz böyle ültimatom tarzında konuşacağınızı falan düşündü herhalde ama "abla/ayşe yaa, kabukları direkt çöpe atar mısın, orada biraz şey oluyor öyle" falan deseniz, kadın gereken mesajı alır ve olay çözülür.
0
lil siztah
(21.05.26)
acaba daha önce çalıştığı bir yerde çöp öğütücülü lavabo kullandı da oradan mı alışkanlık kaldı? ben eskiden minik bir poşete ya da plastik kaseye soyardım ve oradan dökerdim çöpe. ama lavabonun yanındaki minik gözlü kısmına çöp öğütücü taktırdığımdan bu yana direkt oraya soyuyorum.
0
cedilla
(22.05.26)
(20)

Çok Para Harcayan Kadın Partner

lapetitemort
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.

Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla kazandığım için harcamalar biraz bana yıkılıyor. Ay sonunu çıkaramamak konusunda zaman zaman tedirgin oluyorum. Yerinde "hayır"lar ile bir şekilde durumu idare ediyorum ama kendimi cimri birisi gibi hissediyorum. Hatta bazı şeyleri almadığım için yetersiz de görünüyorum. Her zaman da hayır diyemiyorum ve mecburen aldığım şeyler de oluyor. Genel olarak partnerim tutumlu olmaya çalıştığımı görse de bundan biraz rahatsız, sanki onu ve evimizi yeterince önemsemiyormuşum gibi yorumluyor.

Örnek üzerinden anlatayım. Markete gittiğimizde çok içgüdüsel, rafta güzel durduğu için aldığı şeyler oluyor. Mesela evde zaten bir sürü bıçak var iken sırf tasarımı güzel diye veya özel bir fonksiyonelliği var diye kendimizi yeni bir bıçak almış olarak buluyoruz. Bir tane salıncak gibi askılı sandalye gördü mesela, "bu bahçeye çok yakışır" deyip aldı. Yani aslında kötü bir şey değil, ikimiz de kullanacağız onu ama belki benim gündemimde şu an bunu almak öncelikli değil? Veya ne bileyim, benim nazarımda zaten bir tane iş gören sandalyemiz var, buna gerek yok. Süpürge muhabbeti açıldı mesela, en kral süpürgeyi istiyor, tabi ki almadım ama yani onun istediği esneklikte bir partner olsam 20k verip süpürge alacağız ve maaş yok olup gidecek. Bu gibi şeylerden dolayı kendi harcamalarımı kısmak zorunda kalıyorum.

Dün "pesto sos alalım, makarna yaparız" diye girdiğimiz markette yine 3-4k harcadık. Normalde hesabını kitabını bilen, günlük ve hatta haftalık masrafını kafasında netleştirebilen bir insan olarak böyle rastgele fatura çıkması durumları beni biraz zorluyor. Artık mesela hiçbir mağazaya/markete girmek istemiyorum çünkü ne alacağımız ve ne kadar ödeyeceğimiz çok belirsiz.
+3
lapetitemort
(20.05.26)
1- birlike alışverişe çıkmayın.
2- market alışverişini internetten yapın.
3- "bu çok pahalı" demek ayıp değil.
+1
co2s2
(20.05.26)
hocam bunlar idare edilecek şeyler değil, belli bir yaştan sonra kolay kolay değişmiyor karakter. işler çok ciddileşmeden ayrılın derim. bu tarz savurgan insanlar sizin ev/araba sahibi olmanıza, gelecek planları yapmanıza mani olurlar. birşey dediğinizde de adınız cimriye çıkar. hem karşı tarafı finanse etmiş olursunuz, hem de canınız sıkılır. para konusunda hayata sizin gibi bakan birini bulun, sonra cidden pişman olursunuz.
+2
shadowfollower
(20.05.26)
Kendinizi cimri hissetmene gerek yok, siz sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranıyorsunuz.

Ancak çözümü sürekli anlık "hayır"lar diyerek baraj kapaklarını tutmakta aramayın, yorulursunuz.

Çözüm, paranın yönetim biçimini sisteme bağlamaktır. Kuralları önceden koyulmuş bir bütçe planı yapın, ortak ve kişisel harcama limitlerini belirleyin. Eğer bu net sınırlara ve senin bu konudaki net stresine rağmen sistem kurmayı reddediyor ve pervasızca harcamaya devam ediyorsa, işte o zaman evlilik kararını tekrar gözden geçirirsiniz. çünkü para harcamak ve alışveriş yapmak bir bağımlılıktır.
0
galahad reloaded
(20.05.26)
eğer dediğiniz gibiyse o iş sıkıntılı ama karşı tarafı da dinlemek lazım.
belki o markette içeriğe dikkat ederek satın alan birisi? içeriği kaliteli ürünler bir tık pahalı oluyor. mesela palm yağlı ülker yerine züber alan birisidir belki? ve bu size gidip en pahalısını seçiyor hissiyatı yaratıyordur?
ya da kral süpürgeden kastınız dysonsa mesela parasını hakediyor aslında ama size sırf pahalı olduğu için onu seçmiş hissiyatı oluşturuyorsa?

bunları neden yazdım ben eşimle bunların sorunu yaşardım zamanla aştık gibi.
belki sırf harcamak için harcamıyordur.

bir de gıda maalesef pahalı ülkede ve genelde markete ekmek almaya gidince ekstra şeyler hep alınır ya. akşam yemeğe şunu mu yapak deyip alınır, buzluğa atarız deniz alınır. yemeği karşı taraf yapıyorsa kafasında plan vardır illa evin bi eksiğini bulur alır. markete tok gidin :)
0
rayde
(20.05.26)
siz bu konuda daha önce de benzer bir soru açmıştınız.
bu kişininki, harcamayla tatmin olan bir psikolojiye benziyor. siz bunu makul(?) sınırlara çekmek istedikçe, cimrilikle suçlanmaktan kaçamayacaksınız. bunun tek çıkar yolu, kişinin gereksiz(?) harcamalarını farkederek buna kendi çözüm araması olur. ancak bunun için de, bu savurganlığı(?) sizinkiyle değil, kendi parasıyla yapıp, ay sonunda kendisinin sıkışması gerek. bunu sağlayabiliyorsanız ne ala. değilse ve bu düzen böyle oturmuşsa, bu saatten sonra yapabileceğiniz bişey yok bence.
0
lil siztah
(20.05.26)
Harcama alışkanlıkları sanılandan daha temel bir sorun aslında. Partnerlerden biri diğerine göre belirgin şekilde daha tutumluysa genelde ya tutumlu olan içinde biriktirip ilerde karşı taraf için ufak görünen konularda bile tahammülsüz hale gelmesi ya da diğerinin hevesi kursağında kalmış, kısıtlanmış hissetmesi çok olası. Ortak noktada ise ikisi de tatmin olmuş hissedemiyor.

Ayrıca ilerde olursa çocuğun ihtiyaçlarına yönelik harcama ve birikimlerde konu daha hassas bir hale dönüşebiliyor. Örneğin bir taraf çocuk için birikime daha çok önem verirken, diğeri kısa vadeli ihtiyaçlara daha büyük önem veriyor ve ikisi de diğerini çocuğun ihtiyaçlarını dikkate almamakla suçlayabiliyor.

Bu konu sanırım ancak çiftlerin birbirinin görüşünü görünürde değil, samimi şekilde anlayabilmesiyle çözülüyor. Yani karşılıklı olarak birbirinizin, hangi durumda, neyi, ne düşünerek yaptığınızı anlamanız gerek. Siz bunu yapıyor gibisiniz, eve önem vermekten falan bahsetmişsiniz. Bu kişi harcıyor çünkü "yaşamayacaksak neden kazanıyoruz" gibi bir fikri var gibi. O da sizi anlamalı, sadece "tutumlu biri" olduğunuzu veya "biraz cimri" olduğunuzu düşünmemeli; örneğin "harcamayı sevmiyor çünkü hayatta her duruma hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyor" gibi bir tanımı olmalı kafasında. Bunlar olduktan sonra ortaklaşmak daha kolay. Çünkü ancak bu tarz bir farkındalık sayesinde birbirinize olan saygınızı korumak mümkün olur. Aksi takdirde eğer birbirinize yakıştıracağınız sıfatlar bunlar olursa bir "savurgan" ve bir "cimri" eninde sonunda birbirine düşer.

İçinizde olan biten şeyleri yeri geldikçe samimi olarak paylaşmayı deneyebilirsiniz. Veya ona da bu tarz bir şekilde kendisini ifade etmesi için yeri geldiğinde sorular sorabilirsiniz. Ama kısa vadede ikinizin de harcama alışkanlığı değişmeyecektir.
0
akhenaten
(20.05.26)
evlenince daha kötü olur.

borcunuz olduğunu falan söyleyin, düğün falan yapamam diyin. kendiliğinden gidecektir.
+7
kveldulv
(20.05.26)
durumu açık açık belirtin. 5-6 yıl önce olsa bu kadar koymazdı belki ama şu enflasyonist ortamda en olmadık şeyi yapıyorsunuz.

açık açık cimrisin bile diyebilir, birisi bana demişti oradan biliyorum. cimri olmayan biriyle evlenmişti sonra iyi şeyler duymadım hakkında.

biz artık liste yapıp giriyoruz markete. liste dışına bir iki abur cubur dışına çıkmıyoruz. yolun başındaysan ve durum düzelecek gibi değilse ayrıl coco diyorum.
0
Improbable
(20.05.26)
öğrenciyken beraber yaşayan tanıdığım bir çift vardı. kız tarafı harcama yapmayı o kadar seviyordu ki öyle böyle değil. sürekli kartlar şişip duruyordu. hatta hatun kişisi ile arkadaşım paralarının olmadığı zamanlarda beraber büyük marketlere gidip market arabasını tıka basa doldurup, kapıda satın almadan bırakıp gidiyorlardı. hatta bu davranışı yapan bir çok kişi olduğunu duydum sonradan. maalesef duyduklarımın hepsi de kadındı. bu hatun daha sonra erkek tarafı memur olamadı diye ayrıldı. kendisi öğretmen oldu ve zengin bir koca buldu. ancak adamın işleri nedense kötüye gitmiş ve iflas etmiş. sebebini bilmiyorum. hatun bu kişiden de ayrıldı. genelleme yapmak yanlıştır ama önlemini almak gerekir.
0
ground
(20.05.26)
@lapetitemort , gelir seviyeleriniz arasında nasıl bir fark var? örneğin Sen 10x para kazanıyorken o x birim para kazanıyor ise, senin seviyendeki bir gelir gider dengesini yönetmek konusunda tahayyülü yetersiz kalıyor olabilir. açık açık sabit giderlerin ve yatırım planlarına ayrılan kalemlerin neler olduğunu, yol haritanızı paylaşabilirsiniz. Bugün kazandığı para ancak günübirlik ihtiyaçlarına yada ulaşılabilir lükslerine yeten insanlar, birikim ve yatırım yapılabilen gelir seviyesini pek anlayamıyorlar. Buna çok sık rastladım.

Rakamları tamamen afaki olarak söylüyorum, ayda 100 bin TL kazanan ve bunun tamamı ile gündelik ihtiyaçlarını, kirasını , faturalarını ancak ödeyebilen bir kişi , ayda 1 milyon TL kazanan insanların dahi bütün bu parayı hunharca harcayabileceklerini zannedebiliyor. Bu konuda partnerin bakış açısını genişletebilmek (eğer mümkün ise) , bir çözüm olabilir.

Ancak para kendi cebinden çıkmıyor diye hesapsız kitapsız ilerleyen biri ise, senin emeğine vaktine acımıyor ise, sen sıkıştığında kendi parasını da cömertçe senin için harcamıyor ise bu bir karakter problemidir bana göre. Yol yakınken yolları ayırmakta fayda vardır.
0
loch ness
(20.05.26)
Sizi bu kişiyle hiç de güzel bir gelecek beklemiyor. Hiçbir şeyden emin olmasanız da bundan emin olabilirsiniz. Tecrübe ettiğinizde umarım ki çok şey kaybetmezsiniz.
+1
asue
(20.05.26)
iletisimle asmayi denemekten baska care yok. zaten konuyu asamazsaniz tukendikce bu tip mali sorunlar sizi birbirinize kusturecek ve en son dusman hale getirecektir. durumu oturup konusun. ozellikle sabit gelirli kisilerseniz butce olusturup bu sekilde hareket etmeye mecbursunuz. aramizda kral torunu olmadigini anlamasi gerekenler var.
0
johnnie w lker
(20.05.26)
hesaplarınız ayrı olsun, isteyen istediği gibi harcasın. biz böyle yapıyoruz. markette ayrı sepetler yapmıyoruz gerçi ama bu kadar rahatsız olsam onu da yapardım.
-1
mezzosprite
(20.05.26)
Beraber bütçe yapın. Orada aylık neye ne kadar harcayabileceğinizi görün. Ayda bir veya üç ayda bir bütçenin üzerinden geçerek gerçek ile kıyaslayın. Soru sorulmaz o zaman. Bütçende varsa özgürsün.

Ya da ortak harcama yapmayın. Her şey fifty fifty. Kabul etmiyorsa ayrılın.
+1
gabe h coud
(20.05.26)
harcama alışkanlıklarının kolay kolay değişebileceğini sanmıyorum ve herkesin kendi parasını kazandığı bir ilişkide bütçeleri ayrı tutmak yerine birbirini değiştirmeye çalışmanın gereksiz sorun çıkardığına inanıyorum. hani oturup "bak şunu alalım şunu almayalım, şuna para harcayalım buna harcamayalım" diye çözülebilse harika olur tabi ama bi tarafın aklına yatmayabiliyor bu yaklaşım. ya da bi süre işe yarıyor sonra yine harcamalar artıyor, "ama bi sor bakalım neden aldım, bu çok farklı, şundan dolayı gerekli" falan. ne gerek var. ilişkide ayrı bütçe fikri bazı insanlara soğuk geliyor bunu da çok iyi anlıyorum ama alternatifi sıkıntılı olduğu için temiz çözüm bence
0
mezzosprite
(20.05.26)
Orneklerin siradan olsa da (kim en cok reklam yapmis pahali marka supurgeye sahip olmak istemez?) bu temel bir sorun +1 cunku borclanarak imkanlarinizi asabilir ya da harcamalariniz yatirim ya da guvence kaybina sebep olarak gelecek standartlarinizi dusurebilir. Butce belirlemek, harcama kalemlerini bolmek gibi sorumluluk almaya tesvik edici ya da borclanma limitini veya kabiliyetini sinirlamak gibi tasinamayan sorumlulugun sonuclarini engelleyici yontemler denenebilir. Iyi bir partnerin, harcama limitiniz olmayacagi donemlerde de size ve hayata karsi olumlu olmasi beklenir.
0
osssy
(20.05.26)
yukarıdaki cevapları okumadım ama konuşmalısınız diyorum. açıkça konuşmaktan neden çekiniyorsunuz, ona yetemedğinizi düşünüp ayrılır diye korkuyorsanız bence bırakın ayrılsın.

ortak bir gelecek planlıyorsanız bence ayda maaşlarınızın belli bir kısmını birikime koyuyor olmanız lazım, gelecekte kullanılmak üzere ev + araba + pasif gelir lazım. veya evlenecekseniz düğün masrafları için para biriktirilmesi lazım. bunları ortak konuşup her ay maaşınızın belli bir kısmını biriktirin.

markete gittiğinizde ise örneğin "ay sonuna kadar 20 bin TL param kaldı ve bu paranın 5 bini faturalar 5 bini kredi kartı için ayırdım yani şu anda bıçak/ bahçe mobilyası için bütçe ayıramam" diye söyleyin. çocuk değil sonuçta anlayacaktır bence.
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
www.reddit.com
Bunu cevirip okursan gelecegini görebilirsin.
0
Purple life
(20.05.26)
hocam aylık bir milyon gelirin olsa buna oranla harcama yapılacağı için yine tedirgin olacaksın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
hemen harcamalara sınır koyun. hesapları ayırın, pahalı alışverişlerden kaçının.
0
babilfish
(22.05.26)
(4)

Hatalı park halindeki arabaya sürttüm

lideraydin
Dönmem gereken sokağın köşesinde hatalı park etmiş araba vardı hem biraz çıkıntılı hem de kaldırıma park etmiş. ben de dönerken arka çamurluğu adamın tamponuna sürttüm. bu durumda kusur tamamen benim mi olur yoksa hatalı park ettiği için kusur oranı değişir mi?https://hizliresim.com/ge73olmhttps://h
Dönmem gereken sokağın köşesinde hatalı park etmiş araba vardı hem biraz çıkıntılı hem de kaldırıma park etmiş. ben de dönerken arka çamurluğu adamın tamponuna sürttüm. bu durumda kusur tamamen benim mi olur yoksa hatalı park ettiği için kusur oranı değişir mi?
hizliresim.com
hizliresim.com
0
lideraydin
(20.05.26)
kaza kısmında sen suçlusun duran araca çarpmışsın. adam sadece hatalı parkdan ceza alabilir.
+2
gercekdunya
(20.05.26)
suçlu sen olursun muhtemelen bir etkisi olacağını sanmam.
-1
biravekahve
(20.05.26)
hem adama çarpıp hem ödemesini mi bekliyorsun?
adam hatalı park etmiş tamamda gidip çarpan sensin. hata senin.
0
mikahakkinen
(20.05.26)
vurduğunuz araba duruyor. evet yanlış park etmiş ama duruyor. oradan dönüp dönemeyeceğinizi hesaplayabiliyor olmanız lazım. hatalı mı park etmiş? evet. ama vurdunuz diye haksız mı? hayır. en fazla hatalı park etmekten ceza yer.

şunun gibi düşünün. ışıklara geldiniz. arabalara yeşil yanıyor, yayalara kırmızı yanıyor. bir yaya da karşıdan karşıya geçiyor. "bana ne lan, bana yeşil yanıyor" diyip gaza basıp yayaya çarpma hakkınız yok.
+2
co2s2
(21.05.26)
(8)

İstanbul'da mutlaka görmelisin dediğiniz yerler nereler?

umutt
Neredeyse on beş yıldır burada yaşıyorum, görmediğim gezmediğim çok yer var. Özellikle İstiklal, Beşiktaş taraflarında görülmesi gereken müze, cami, kilise, sergi vs gezmek istiyorum. Bayram tatilinde yedi günlük boşluğumu değerlendirmek istiyorum, araç var, sadece İstanbul içi olsun istiyorum. İnst
Neredeyse on beş yıldır burada yaşıyorum, görmediğim gezmediğim çok yer var. Özellikle İstiklal, Beşiktaş taraflarında görülmesi gereken müze, cami, kilise, sergi vs gezmek istiyorum.
Bayram tatilinde yedi günlük boşluğumu değerlendirmek istiyorum, araç var, sadece İstanbul içi olsun istiyorum. İnstagram'da çok fazla öneri var ama daha objektif bakış açılarına ihtiyacım var.
Klasik Sultanahmet, Ayasofya, Süleymaniye vs gezdim. Arkeoloji müzelerine üç defa filan gittim ama sanırım yine oraya bir gün ayıracağım. Onun dışındaki önerileriniz nelerdir?
0
umutt
(19.05.26)
Yerebatan Sarnıcı
St Antuan kilisesi
Adalar
+1
ekimoloji
(19.05.26)
mısır apartmanına gidin
st antuan kilisesi
pera müzesi
Beşiktaş'ta deniz müzesi
yine Beşiktaş'ta resim müzesi
yıldız saray ve içindeki köşk
aya yorgi
patrikhane
kanlı kilise
atlı köşk
beylerbeyi sarayı
kariye cami
tekfur sarayı
zeyrek cami
+5
co2s2
(19.05.26)
Saffet Emre Tonguç'un İstanbul Hakkında Herşey adlı kitabı var.
101 yer özetlemiş, haklarında kısa bilgiler vermiş. Önce okuyup sonra gidildiğinde rehber eşliğinde gezmiş hissi veriyor. Kısa süreler için uygun değil ama İstanbul'da yaşayanların, İstanbul'a doyması için güzel bir etkinlik olur.
Bir de kitabın fiyatı ne olmuş öyle. Kitabı alsan gezmeye zaman kalmaz. İyi ki elimi çabuk tutmuşum.
0
Mirket
(19.05.26)
süleymaniye cami
kariye kilise&cami&müze
taksimden başlayıp istaklalden devam edip galata kulesinden karaköye inip dolmabahçe sarayının ordan ortaköye kadar yürümeyi çok seviyorum ben best rotamdır istanbulda
+2
dedim ben sana
(19.05.26)
@ Mirket, kitap önerisi için teşekkürler. Tüm kitaplar artık çok pahalı maalesef, mecburen kabullenip almaya devam ediyoruz.
Bu şekilde önceden bilgilenip gezmek güzel olur, sindire sindire gezmiş olurum böylece.
+1
🌸umutt
(19.05.26)
İstiklal'de Atlas Pasajısının içerisinde İstanbul Sinema Müzesi var. Bugün sinemaya gittiğimde gördüm. Sinema ilgini çekip ve vaktiniz varsa bakarsınız.
+1
put it in your appropriate place
(19.05.26)
istanbul'da bir çok insan topkapı sarayına gider ama sarayın ilk girişinden aradaki soğukçeşme sokağı'nı pek bilen olmaz. çok kısa bir sokak ama çok güzel. sultanahmet'e yeniden gidecekmişsiniz madem, buraya da uğrayın
+1
exlibris
(20.05.26)
Co2s2 nin söylediklerine ek olarak sarnıçları önerebilirim, Yerebatan'dan bahsedilmiş, ek olarak Şerefiye Sarnıcı ile Gülhane Parkı'nın içindeki ve Nakkaş Halı'nın altındaki sarnıç görmeye değer, güncel durumu bilmiyorum ama dönemsel sergiler oluyor buralarda.

Şehzade Camii Mimar Sinan'ın sevdiğim eserlerinden tavsiye ederim.

Balat tarafına gitmişken Bulgar Kilisesi'ni de gezebilirsiniz, Fatih ve Yavuz Sultan Selim Camiileri de o taraflarda görmeye değer yerler.

Nuruosmaniye Camii benim beğendiğim camilerden biridir.

İstanbul Modern'de güncel olarak hangi sergiler var bakabilirsiniz, oraya gitmişken Nusretiye Camii de önereceğim bir yer.

Beşiktaş civarı demişsiniz ama boğaz tarafına açılmak isterseniz Küçüksu ve Mecidiye Kasrı'na gitmenizi öneririm, kültürel aktivite olarak tatmin etmeyebilir ama manzaraları mükemmel.
+2
Gı
(20.05.26)
(4)

Turk Telekom vs Turkcell

baldan kaymak
Turk Telekom 40 gb + 3000 dk + 250 sms620 tlTurkcell 25 gb + 1000 dk + 250 sms550 tlSizce hangisi, turkcell de de çok şikayet okudum çekimle ilgili ve hızlı bitmesi ile ilgili.
Turk Telekom 40 gb + 3000 dk + 250 sms
620 tl

Turkcell 25 gb + 1000 dk + 250 sms
550 tl

Sizce hangisi, turkcell de de çok şikayet okudum çekimle ilgili ve hızlı bitmesi ile ilgili.
0
baldan kaymak
(18.05.26)
Turkcell de kullandım Türk Telekom da. İkisi de iş görüyor. Turkcell bariz daha hızlı internette, çekim gücünde ama sade vatandaş olarak bana o kadar barizliği fark yaratmıyor o yüzden Türk Telekom kullanıyorum çünkü daha ucuz.
0
artıküyeolmakistiyorum
(18.05.26)
Turkcell'in toplam çekim alanının bir miktar daha iyi olduğu söylenebilir ama günlük kullanımda ciddi fark ettirmiyor.
0
co2s2
(19.05.26)
Turkcell tabiki. Eğer şehrin tam merkezinde yaşıyorsan farketmiyor denilebilir. ama biraz uzağa çıkınca direk farkı anlıyorsun. Mesela 5g ihalesinde en kaliteli 2 bandı Turkcell aldı. O yüzden ben olsam gereksiz maceraya koşmam.
0
nuevo
(19.05.26)
Turkcell
0
ezkaza
(19.05.26)
(7)

kiracı seçerken neye dikkat ediliyor

xportant
mesafe sebebiyle yalnızca emlakçının tanışabildiği durumlarda kiracı seçerken kriterleriniz var mı? kendi işini yapması ya da bir şirkette çalışıyor olması, memur olması, ya da finteks skoru vs. gibi özellikle dikkat ettiğiniz bir konu var mı? sorum Türkiye’de evini kiralayanlara.
mesafe sebebiyle yalnızca emlakçının tanışabildiği durumlarda kiracı seçerken kriterleriniz var mı? kendi işini yapması ya da bir şirkette çalışıyor olması, memur olması, ya da finteks skoru vs. gibi özellikle dikkat ettiğiniz bir konu var mı? sorum Türkiye’de evini kiralayanlara.
0
xportant
(18.05.26)
Memur olması ya da çok kurumsal bir yerde çalışıyor olması.
-1
ebeş
(18.05.26)
Kiracidan dilim yandigi icin muhtemelen evimi yasalar iyilesmeden tekrar kiraya vermem. Ama verecek olsam memur/kurumsal sirket + findeks raporu + "bu imza benim degil" senaryolarina karsi noterde imzalanmis tahliye taahhutnamesi + memur kefil isterim.
+1
sertac akin
(18.05.26)
sadece laflara güvenip kiraya vermeyin. memursa memuriyetini kanıtlayan belge isteyin ve kontrol edin. ya da bordro isteyin. esnafsa vergi levhası isteyin. kiracının söylediği her şeyi ispatlamasını isteyin.

sadece laflara güvenip iş yapmayın. örnek veriyorum. evli bir çifte kiraya veriyorsunuz. erkek olanın iyi bir işi var, para kazanıyor, kadın da ev hanımı. son dakikada şu sebepten bu sebepten kira sözleşmesi kadının üzerine olsun dediler. hiç kimse kusura bakmasın, kabul etmeyin. erkek imzalıyorsa sözleşmeyi imzalasın, yoksa boşverin. "ama kocası çok para kazanıyormuş" demeyin, boş yere kadın imzalamıyor o sözleşmeyi.

mevzuat iyi niyetli kiracıyı kötü niyetli ev sahibinden korumak üzere tasarlanmış ancak iyi niyetli ev sahibini kötü niyetli kiracıdan korumuyor. bu konuyla ilgili de yapabileceğiniz tek şey, ilk günden itibaren işleri çok ciddiye almak. örneğin:

1- kira ayın 1'i ile 5'i arasında yatacaksa 6'sında kira neden yatmadı diye WhatsApp mesajı atın, 10'unda ihtar çekin. kiracı bir sözleşme döneminde iki kere temerrüde düşerse (yani kirayı geç yatırırsa) derhal tahliye davası açabiliyorsunuz ancak kirayı geç yatırdığını dekontla kanıtlayamıyorsunuz, ihtar çekmiş olmanız lazım.

2- sakın "ya bu ay şöyle oldu böyle oldu, kirayı 3-5 gün geç yatırsam nasıl olur?" laflarına inanmayın. siz arasınız kiracıyı "ya sevgili kiracım, bu ay ben biraz sıkışığım, kirayı 3-5 gün önden yatırsan nasıl olur?" diye sorduğunuzda kabul ededecek mi?
-1
co2s2
(18.05.26)
Babam çok çekti kiracılardan. Ödeyebilmesinin yanında çıkabilmesi daha önemli bence. O yüzden 3-4 yılda bir tayini çıkacak bir memur, çocuğunun üniversitesi için gelmiş bir aile, düğün altınlarıyla yakın zamanda ev alma ihtimali olan yeni evli bir çift.

Meslekten daha önemlisi bu bence.
0
nickini vermek istemeyen uye
(18.05.26)
mümkün merkebe kiraya vermeyin. boş kalsın.
illede kiraya verilecekse co2s2 güzel anlatmış.
bunların dışında olmazsa olmaz usulüne uygun tahliye taahhütnamesi. evliyse eşinede imzalatılacak.
ayrıca kefil olayında kefilin sorumluluğu sadece ilk kira yılı için geçerli. sonrası için bir sorumluluğu yok.
0
my fault
(18.05.26)
Ödemeyi sorun etme. Zammi sorun etme diyen tipler.
Ödemeyecegi icin zaten böyle ayrintilari önemsemiyor. Fazla kira vereyim yeter ki evi bana ver diyenlere düsünerek yaklasmak lazim.
-1
Purple life
(18.05.26)
Ben de kiracı olarak yazayım. İlk önce mesleğine ve eğitim durumuna bakılır, geliri sorulur, mevcut işinde ne kadar süredir çalıştığına bakılır ki tutarlı birisi mi anlarsınız. Peşinden haline tavrına bakılır, atar gider yapan uyumsuz, agresif biriyse hiç bulaşmazsınız. Mümkünse eski ev sahibinden referans olmasını istersiniz.

Ev sahibime işimi gücümü, gelirimi, önceki ev sahibim ile olan kira artış tutarlarını anlattım. Pandemi dönemi durumu olan bile %25 arkasına saklandığı zamanlarda %100 artışlara tamam dedim. Bu demek değil ki arıza çıkaracağım artışı umursamıyorum, sadece hakkaniyetli olacağımı belirttim. Ev sahibine de uzun seneler oturmak istediğimi belirtip yarın bir gün almanya'dan oğlum geldi, çık kızım oturacak dersen baştan konuşalım sonra sıkıntı çıkmasın diye belirttim.

Benden tahliye taahhütnamesi isteyene de bir şeyler yapıp çay koymasını isterim, keyfi çıkarmak için kullanmayacağının garantisi yok, ben dünya masraf edip ev taşıyacağım sonra 5 ay sonra çık diyebilecek ? Arkadaşımın başına geldi, kiralık eve çıktı, bir kaç ay sonra ev satılacak çık dediler...Kendisine saygısı olan kimse gidip imzalamaz.
+1
kimlanbu
(19.05.26)
(2)

Emlak satisi sonrasi ekstra tapu harci masrafi cikmasi

baldur2
Ev satmistim 6 ay once, evin degerini fazla hesaplamislar ve benden aradaki farkin tapu harcini odememi istiyorlar. Neyse onu aldim ve dogru meblagi belirttim tapuda. Gidip itiraz etsem iptal olur mu bu? Niye boyle varsayima istinaden ekstra para istiyorlar ki?
Ev satmistim 6 ay once, evin degerini fazla hesaplamislar ve benden aradaki farkin tapu harcini odememi istiyorlar. Neyse onu aldim ve dogru meblagi belirttim tapuda. Gidip itiraz etsem iptal olur mu bu? Niye boyle varsayima istinaden ekstra para istiyorlar ki?
0
baldur2
(18.05.26)
devlet şu anda herkesin satışları gerçeğinden düşük gönderdiğini düşünüyor. sadece siz değilsiniz.

itiraz yolu açık.
0
co2s2
(18.05.26)
Herkesi yalanci hirsiz olarak varsaymak da gercekten iyiymis. Hirsiz olmadigimizi kanitlamakla mi ugrasacagiz.
0
🌸baldur2
(18.05.26)
(5)

Yurt dışına taşınacak kişiye hediye önerisi

egerbiryolcu
Tek kriterim valizde ağırlık yapmayacak büyükçe bir şey olmaması.Kendisi gezmeyi sosyalleşmseyi sanatı dansı seven biri.Uzunca bir süreliğine İspanya ya gidecek.Bir hediye vermem gerekir gibi hissettim. Ama ne?
Tek kriterim valizde ağırlık yapmayacak büyükçe bir şey olmaması.
Kendisi gezmeyi sosyalleşmseyi sanatı dansı seven biri.
Uzunca bir süreliğine İspanya ya gidecek.

Bir hediye vermem gerekir gibi hissettim. Ama ne?
0
egerbiryolcu
(18.05.26)
güzel bir türk kahvesi cezvesi ile 2 fincan.
+1
co2s2
(18.05.26)
Harika bı fikir! Teşekkürler
Bir de şunlar aklıma geldi

Bez çanta
Hikaye/ roman (Türkçe kitap bulmak zormuş orada)
Kitap ayracı ve not defteri

Hepsini bir set yapabilirim
0
🌸egerbiryolcu
(18.05.26)
airtag 2
0
paudi
(18.05.26)
istanbuldan gidiyorsa ve kedi seviyorsa istanbul kedi muzesinin bu city of the cute-istanbul bez cantalarini tavsiye ederim. ben cok severek kullaniyorum. www.instagram.com
0
65 derece
(18.05.26)
yurtdışına taşınma ve geri dönme sürecini birkaç kez yaşamış biri olarak arayışınızı çok tatlı bulsam da yapmayın diyorum :) o kadar ince eleyip sık dokumak zorunda kalınıyor ki o valizler hazırlanırken, bir kartı bir mektubu bile fotoğrafını çekip atmak zorunda kalmışlığım var. daha büyük hediyelerden bahsetmiyorum bile, içim acıya acıya bıraktığım çok şey oldu ve bunlar da gitmeyi zorlaştıran şeyler. bez çanta bile fazlalık olabilir. burdan bi şey olmayacak biliyorum ama yine sizi hatırlatacak ve onu düşünmüş olacağınız ve muhtemelen daha makbule geçecek bi fikir: yeni adresini alıp oranın amazonundan ya da hangi alışveriş siteleri varsa oralardan adresine bi şey yollayın.
+3
mezzosprite
(18.05.26)
(2)

IST Havalimanı Toplantı

erty_ksk
Bir taraf izmirden istanbula uçacak, iç hatlardan gelecek, diğer taraf istanbuldan londraya uçacak haliyle dış hatlar gidişe yakın olmak isteyecekler. bu kapsamda bu iki tarafı en uygun nerede buluşturabiliriz? toplantı odalarına baktım ancak yerlerini göremedim. nerede konuşlanmış bunlar bilen var
Bir taraf izmirden istanbula uçacak, iç hatlardan gelecek, diğer taraf istanbuldan londraya uçacak haliyle dış hatlar gidişe yakın olmak isteyecekler.
bu kapsamda bu iki tarafı en uygun nerede buluşturabiliriz?
toplantı odalarına baktım ancak yerlerini göremedim. nerede konuşlanmış bunlar bilen var mı?
ya da sessiz sakin bir restoran ya da kafede buluşabilir miyiz?
ne önerirsiniz.
0
erty_ksk
(18.05.26)
mecburen terminal içinde buluşturacaksınız. istanbul airport websiteisnde yeme içme kısmına girin ve restoranları listelerken kara tarafını seçin. ortak alanınız burası. burda uygun iki üç yer var gibi görünüyor, komyuniti iyi sanki. ist havalimanında iç hat dış hat farklı bina değil, gidiş terminal içindeki her yer uygun olur. izmir'den gelenler, gidiş katına çıkmalı sadece.
0
awlmi
(18.05.26)
toplantı odası otelde vardır.
+1
co2s2
(18.05.26)
(12)

Kreş için siz neyi seçerdiniz?

wild honey suckle
Çocuk iki yaş bebesi. Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık
Çocuk iki yaş bebesi.

Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık 40k. Sınıfta iki öğretmen var. Yemekler orada pişiyor.

Evimizden 45 dk uzaklıkta (trafiğe göre değişebilir) modern bir okulun kreşi. Dev bahçe. Çok daha geniş ferah sınıflar. Muhtemelen teknolojik olarak da malzeme olarak da daha iyi durumda. Tam gün ingilizce, dans, cimnastik gibi dersler var. Yemekler catering. Ama dönüş yolunda baba alacağı için muhtemelen 1,5 saat yol gelecek. Fiyat 55k.

Çok arada kaldık. Yol gitsin istemiyoruz, bir sorun olursa evin dibinde olması anneannenin işini kolaylaştırır falan. Ama diğer okul da ne bileyim baya okul okul geldi bize. Eşim bu çocuk 2 yaşında okulda ders olsa ne olur ya şeklinde yaklaşıyor. Bilemedik çok arada kaldık.

Napardınız siz ya?
0
wild honey suckle
(18.05.26)
Hic dusunmez evin yanindakine verirdim. Aslinda mumkun olsa o yasta hic gondermek istemem de mecbursa boyle yapardim. Diger yer ilginc geliyor kulaga ama o kadar yol da cocuga ve size eziyet olur.
+1
mbond
(18.05.26)
Ben 2. okulu seçerdim. Evet yolu çok uzak ama vizyonu daha açık olacak ileride. İngilizceyi bu yaşta öğrenmesi daha kolay. Jimnastik yapacak ve daha güçlü bir fiziğe sahip olacak ve belki daha disiplinli bir hayat düzeni olacak. Dans öğrenmesi de müthiş bir şey. Diğer okul sanki annesi ve babası gelene kadar oyalansın gibi geldi bana
-2
rock n roll
(18.05.26)
oğlum 2 yaşındayken 1.5 saatlik yola gitmeye çekinirdim, uzun yol çocuğun canı sıkılır falan diye. siz her gün bu yolu çektireceksiniz, hem de her gün iki kere!

bu arada bu yol sadece çocuğa değil, size de zarar verecek. tüm hayatınızın içine edilecek.

yandaki kreş candır.
+2
co2s2
(18.05.26)
Ev yanindaki.
Es hakli. 3 yasina kadar ögrenmesi gereken tek sey odaklanabilmek aslinda. Ve motor skilleri.

3. yasindan sonra yabanci dil icin oyun ablasi abisi gibi bir sey bulunup İngilizce konusulabilir.
-2
Purple life
(18.05.26)
o yasta cocugun ingilizce "dersine" ihtiyaci yok. 55k okul immersion yapiyorsa ok. yoksa diger anne babalara asik atmak icin yapilan birsey. dans cimnastik daha onemli, ama bunu nasil yapiyorlar, kostur kostur gunu dolduracaklari ve whatsapptan velilere anlik poz atmak icin cirpinacaklari yuzeysel bir etkinlik ise yine bosver gitsin. 40k yandaki okula basip cocugun ilgisini ceken etkinlikler icin o parayi kenara atmak daha mantikli (su an olimpik sporcular bile cok kucuk yaslarda baslamiyor, tavsiye edilen bu degil).

ayrica baba hakli erken akademinin cocuklara birsey kazandirmadigi aksine ilerki yaslarinda zarar verdigine dair arastirmalar var.
+1
warrior princess
(18.05.26)
2 yasindaki cocugun dans yazilim ingilizce almanca ogrenmesine gerek yok, zaten ogrenemez de iste. Evin yanindaki bence de.
+2
baldur2
(18.05.26)
evin yanındaki +
+3
yenibirgüzelnick
(18.05.26)
direkt evin yanındaki. bu işin yağmuru çamuru, kışı fırtınası da var. bunlar çocuk, düşecek, yaralanacak, bazen okulda ateşlenecek. hemen birinin müdahale edebilmesi lazım. özel tim olarak da anneanne varsa büyük lüks.

çocuğa ayakkabasını bağlayıp, kemerini takabilmeyi öğretsinler yeterli. çocuk 2 yaşında ingilizce öğrenmesin boş verin, ileride öğrenecek zaten. oynayabileceği kadar oyun oynasın.
+2
galahad reloaded
(18.05.26)
Mutlaka üçüncü bir kreş daha vardır
0
Hallegadola
(18.05.26)
Bir önceki kaldığım evimin karşı binası özel kreşti, oraya verdim. Evde devamlı birisi varsa büyük bir lüks, 2 yaşındaki çocuk daha derdini kendi dilinde anlatamıyor, ingilizce 10'a kadar sayacak diye o kadar eziyete gerek yok.

Kreşte sorunlu bir çocuk olmasın, temizliğinden emin olun, öğretmenlerden iyi bir elektrik alın yeterli.
0
kimlanbu
(18.05.26)
45 dk'dan sonrasını okumayacaktım ama yine de okudum :) herkes için çok yorucu olur ya, hani işyeri yolu üzeri falan değilse sadece kreş için bu yol gidilecekse ben yapmazdım.. üçüncü bi seçenek yoksa evin yanındakine verirdim ben
0
mezzosprite
(18.05.26)
En iyi kreş eve yakın kreştir.
Eve yakın olana verin. O yaşta çocuk o kadar yol çekemez, yazık.
2 yaşta da anca yes no öğrenir. Jimnastik dedikleri de hopla, zıpla, kolları aç, takla attan ibarettir. Bizim okulda da var.
Bir de ilk zamanlar hasta vs olacak, zaman zaman erken almanız gerekecek vs.
0
elorelia
(18.05.26)
(5)

Anadolu Yakası Kasap

twelfth
8 aylık bebemize et/kıyma almak istiyoruz. Migros’un kıymasını etini sevemedik bir türlü. Güvenilir, temiz, bebeme yediriyorum diyeceğiniz etler satan kasap öneriniz var mı?
8 aylık bebemize et/kıyma almak istiyoruz. Migros’un kıymasını etini sevemedik bir türlü. Güvenilir, temiz, bebeme yediriyorum diyeceğiniz etler satan kasap öneriniz var mı?
0
twelfth
(18.05.26)
daha spesifik bir bölge var mı? anadolu yakası kocaaaa bir bölge.

soğanlık'ta ünlüer tertemiz bir kasaptır.
aydınevler'de gümrükçüoğlu vardır, tertemiz bir kasaptır.
0
co2s2
(18.05.26)
küçük kemirgen, şifa olsun yediği :))

soğanlık ünlüer +1

bir de pahalıdır, lükstür ama istanbul butcher iyidir.
theistanbulbutcher.com
0
galahad reloaded
(18.05.26)
macrocenter
0
gadlemler
(18.05.26)
lokasyon olarak soğanlık Aktan Et iyidir. ünlüer gibi gereksiz isim pahalılığı da yoktur. sahibi mehmet ali bey çok kalender bir esnaftır.
0
since1907
(18.05.26)
Kasabımız Göztepe Solmaz Kasap. Eski yerinin tam karşısına taşındı kentsel dönüşümden dolayı. 50 yıllık dükkandır. Çalışanlar bile yıllardır aynı.
0
awlmi
(18.05.26)
(3)

2-3 aylik araba kiralamak

Purple life
nerden kiralanir? direkt internetten bakinca x gün sayisi olarak hesapliyor.miktarlar ucuyor o zaman tabii. 2-3 aylik araba kiralamak istesem daha ucuza kiralayabilir miyim yoksa internette ne yaziyorsa o mu gecerli olur?
nerden kiralanir? direkt internetten bakinca x gün sayisi olarak hesapliyor.
miktarlar ucuyor o zaman tabii.
2-3 aylik araba kiralamak istesem daha ucuza kiralayabilir miyim yoksa internette ne yaziyorsa o mu gecerli olur?
-1
Purple life
(17.05.26)
zeplincar
0
gercekdunya
(18.05.26)
"rent a car" ya da "araç kiralama" diye aratıp bulduğunuz neredeyse tüm firmalar ya günlük kiralama yapar, ya da yıllık kiralama yapar. neredeyse de hepsi kurumsal firmalardır.

sahibinden'de kiralık araçlara bakın. daha az kurumsal ve daha esnek yerlerdir.
0
co2s2
(18.05.26)
o kadar süre için kurumsal olmayan önermem. süreçte araba arıza yaşarsa üzerinize kalabilir durum
0
gadlemler
(18.05.26)
(8)

20 binlik ürün ikinci eli ne olur?

yenibirgüzelnick
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu. Çok mu az demişim?
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu.
Çok mu az demişim?
0
yenibirgüzelnick
(17.05.26)
Bence az, çünkü letgo’da genelde ürünü teslim almaya geldiklerinde son dakika pazarlığına giriyorlar; iki kez başımıza geldi. Ama msj kutunuzun patlamasını istemiyorsanız artık değiştirmeyin; bi dahakine aklınızda olsun, pazarlık payı ekleyin.
0
lil siztah
(17.05.26)
Sıfıra yakın kondisyondaysa, yenisinin en ucuzu 20bin liraysa, 15bin yazıp, 12-15 arası bir fiyata satmaya çalışır, 10bin'den aşağıya vermezdim.

Normal kondisyonda ve birkaç yıllık ürünse ve problemsizse, 8-10 arası bir fiyata ilana koyardım. 4 çok ucuz olmuş.
0
yadigar
(17.05.26)
20 Binlik bir ürüne 10.000 lira vermem ben.
Ürün için anlaşacaksın, fiziki olarak görüp seçme şansın yok,
Gitmek bir dünya külfet. Gidip beğenmeme, gizlenmiş bir defosunu görme ihtimalin yüksek, nasıl bi adamla karşılaşacaksın belli değil,
Eve getirdin, kuracaksın, bir vida eksik, karşında muhatap yok.
Garanti belgesi yok.
Kredi kartıyla ödeme şansın yok.
Taksit imkanın yok.
+1
Mirket
(17.05.26)
Çok az demişsiniz bence 10-11-12 olmalı
+1
gadlemler
(17.05.26)
8-10k

Ama turkiye'deki 2. El kulturune gore 25k'ya koyman gerek.
+1
baldur2
(17.05.26)
Sadece sıfır fiyatına göre ikinci el fiyatı belirlenmez, elektronik bir üründür (ps5 vs) daha fazla eder, giyim eşyasıdır daha az eder.

Sizin durumunuzda ben oğluma alt tarafı çalışma masası olan, üstü yatak olan ranza benzeri bir şey almıştım, kullanamadı, 3'te bir fiyatına ilana koydum, 2 gün sonra gelip birisi çocuğuna aldı gitti.
-1
kimlanbu
(17.05.26)
4 bin çok az. 8-10k için +1 ama genel olarak bir yorum yapmam gerekirse bir ürünü kaça satmak istiyorsanız o fiyatın üstünde bir fiyat yazmak gerek.

İstisnasız ''en son kaça olur'' mesajını göreceksiniz çünkü. Karşınızdaki de siz fiyatı düşürmeden asla kabul etmeyecek. 10'a satmak istiyorsanız 12'ye koyun mesela ''en son kaça olur'' dendiğinde de 10'a bırakın gitsin.

He ayrıca 4 bin için yazanların çoğu da al satçı muhtemelen. Ondan makul yüksek bir fiyata yazın ki gerçekten ihtiyacı olan birine gitsin.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(17.05.26)
4bin için "çok" yazan kişi 4bin yazdığına bakmadı bile, otomatik olarak her fiyata çok diyecek kişiler bunlar.

gerçekten hiç kullanmadıysanız, 20binlik ürüne 15bin yazıp 11-12'ye bırakmanız gayet iyi olur bence. 4 çok çok az bence.
0
co2s2
(18.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.