Giriş
(4)

Bu fotodaki meyhane neresi?

co2s2
(git: https://imgur.com/a/WPJ8bw1)https://imgur.com/a/WPJ8bw1elimizde başka bilgi yok. hangi YouTube videosu olduğunu da bilmiyorum. bir arkadaş sordu. ona da misafirleri sormuş. var mıdır bilen?
(git: imgur.com)

imgur.com

elimizde başka bilgi yok. hangi YouTube videosu olduğunu da bilmiyorum. bir arkadaş sordu. ona da misafirleri sormuş. var mıdır bilen?
0
co2s2
(24.05.24)
Cumhuriyet meyhanesi, kesin bilgi.
0
Bruce
(24.05.24)
Cumhuriyet Meyhanesi.
Bruce benden hızlı davranmış, ben de kanıt göndereyim bari :)

maps.app.goo.gl
0
michael_knight
(24.05.24)
sağ altta bahar yazıyor. bahar dizisinden bir görüntü.
0
jülsezar
(24.05.24)
biz sürekli olarak cumhuriyet meyhanesinin diğer sokaktaki girişine odaklanmışız. cumhuriyet meyhanesi doğru bilgi.
0
🌸co2s2
(27.05.24)
(3)

en ağır saçmalayan spor programı hangisi?

duyurukullanıcısı
maçı izlemedim ama sırf geyik olsun diye bir spor programı izleyesim var
maçı izlemedim ama sırf geyik olsun diye bir spor programı izleyesim var
0
duyurukullanıcısı
(19.05.24)
Beyaz futbol, b tv, Batuhan Karadeniz’in programı var
0
olaylar olaylar
(19.05.24)
dün tamamen yanlışlıkla Batuhan Karadeniz'le ümit karan'ın olduğu programı 15 dk falan izledim. sanırım hayattan bir daha keyif alamayacağım.
0
co2s2
(20.05.24)
beyaz futbol ve batuhan karadenizin olduğu. en sevdiklerim :d gece uyurken falan bile açıyorum, onlar bağıra çağıra ben uykuya dalıyorum :)
0
numlock
(20.05.24)
(11)

Lig manipule ediliyor mu sizce?

lapaz
Gs'nin 10 kisi rakipten gol yemesi beni cok sasirtti da. Acaba son hafta da reyting yuksek olsun diye mi boyle planlandi?
Gs'nin 10 kisi rakipten gol yemesi beni cok sasirtti da. Acaba son hafta da reyting yuksek olsun diye mi boyle planlandi?
0
lapaz
(19.05.24)
Yooo. Galatasarayliyim, Fenerbahçe maça çok iyi calismis bir kere. Sonrasında okan buruk klasik olarak "gol yemeden değişiklik kurana aykiri" olayini yapti. Gol geliyorum diyordu.
70 dakika on kişi olan ekibe baktı sadece. Sonra klâsik gol yiyen önemli Maç okan buruk modunu açtı, kenarda tuttugunu sahaya attı herhangi bir taktık olmadan.
Hocayı sevsem de olay budur. Fenerbahçe çok çok daha üstün oynadi.

Dediğiniz bana Fenerbahçelilerin lig manipule ediliyor demesi gibi geldi. Futbolda böyle olaylar cok, olur yani.
0
logisticsmanager
(19.05.24)
hayır.

5-6 yaşımdan beri futbol izliyorum.

profesyonel olarak da işin içinde yer aldım farklı kademelerde.

taraftarların önemli bir kısmı akıl hastası. daha doğrusu konu futbol olunca deliriyorlar.

"lig temiz" diyemem ama öyle şampiyonluğu şundan alalım buna verelim filan öyle bir şey yok asla.
0
mark greg sputnik
(19.05.24)
Beşiktaş 10 kişiyken defalarca Fenerbahçe'yi yendi.
Bahsettiğiniz senaryo ütopya.
0
HellKeePer
(19.05.24)
Gs'liler bütün hafta 3 atacaz 5 atacaz diyordu. Derbilerde kim 3-5 atacaz diyorsa yenilip dersini alır. Bunlar kurgu değil murphy kanunları biraz. Neredeyse her sene görürüz bu tarz şeylerden.
0
ilgeru
(19.05.24)
Reyting olayını düşünüyordum ben de ama farkı biraz fazla açtılar o yüzden vazgeçtim. Evet, manipüle ediliyor o kesin ama 10 kişi kalan rakibine şut çekemeden kaybetmesi ile son haftaya heyecan bırakmaya yönelik bir manipülasyon yok. Konya maçına mı heyecan bırakacaklar? Bizim Fenerbahçe grubunda "acaba?" diyen 1 kişi bile yok mesela.

Bu arada sadece süper lig değil, alt liglerde de durum rezalet. Çok pis bahis dönüyor sanırım. 2. ligden falan videolar düşüyor bazen. Skandal.
0
nawar
(19.05.24)
ligde var avrupada var ama bu maç özelinde yok
0
paintov
(19.05.24)
hemde gözümüze soka soka var. bir takımın federasyonundan hakemine haftalardır nasıl ittirildiğini, nasıl kollandığını bütün dünya görüyor.

reyting işine gelince lig tamamen yayıncı kuruluşun istediği gibi oynanıyor. hiç ligin ilk haftası veya ikinci üçüncü haftası oynanan fb-gs maçı gördünüz mü? hep son haftalara konuyor bu maçlar. neredeyse tüm avrupa ligleri bütün maçlarını aynı gün aynı saate alıyor bizde buna bile zor izin veriyor yayıncı.
0
my fault
(19.05.24)
Gsnin oyunu bazı şeyleri gösterdi zaten, ts nin fb karşısındaki oyununa bak gs ye karşı oyununa bak. Hakemlere girmeye gerek yok
0
olaylar olaylar
(19.05.24)
Bu lig onlarca yildir GS lehine manipule ediliyor zaten. GS Anadolu'dan puanlari toplayip sampiyon oluyor. 90lardaki derin devletten tut, Fetullah'a, son olarak AKP'ye surekli guc odaklarina biat eden, kedi gibi yanasip kendini sevdiren, yanak oksattiran kuluptur gs. GS'in Anadolu takimlariyla maclarini uyuklamadan izlemek imkansiz, rakiplerde ne bir hirs var ne bir mucadele. Play-off lafini duyunca zaten o yuzden cildiriyor GSlilar, play-off ve yabanci hakem laflarini duyunca duvarlari yumruklarlar sinirden. CUnku rakibini birebirde yenemeyecegini biliyorlar. Tum Anadolu'yu arkasina alarak, her zamanki gibi onun bunun ittirmesiyle kupa alabilirler ancak. CUnku bu ligde ayni topu oynamiyor ANadolu takimlari GS'ya karsi. En basitinden bu seneki SUmudica'nin, Ibrahim Uzulmez'i, Trabzon maclarini hatirlarsiniz. FB macinda taca itiraz ederken sinir krizi gecirip agizlarindan kopukler sacan adamlar GS maclarinda kulubede yatip uyukluyor mesela:)
0
freedonia
(20.05.24)
kim kimi manipüle etti? yazmak istediğinizi anlamak mümkün değil.

diyorsunuz ki, son hafta çok reyting olsun diye, gs'nin fb'ye yenilmesini istediler. yayıncı kuruluş ve federasyon bunu istedi. peki bunun için ne yaptılar? Fenerbahçe'nin yenmesi için Fenerbahçe'ye kırmızı kart gösterdiler. gs'li topçular da, hayır bize böyle bir talimat geldi, hakem fb lehine karar vermesi gerekirken bizim lehimize kararlar verip duruyor dediler ve bilerek atak yapmadılar. doğru mu anlıyorum?
0
co2s2
(20.05.24)
gs kendi evinde şampiyonluk kutlamak varken fbye yenilip bu sıkıntıya girmek istemez.
lig temiz değil dünya için böyle zaten.
0
mikahakkinen
(20.05.24)
(22)

Her gün arabayla işe 20 km git gel yapılır mı?

dedeminhirkasi
İşe gitmek için 10 km git 10 km gel hadi 25 km diyelim arabayla mı gitsem toplu taşımayla mi karar veremedim. Toplu taşımayla gidersem eğer 3 vasıta değiştirmem gerekiyor. E böyle olunca da arabayla gidip geliyorum bir süre ama artık benzin de yetistirememeye başladım. Sizce 20 km bir gün için norma
İşe gitmek için 10 km git 10 km gel hadi 25 km diyelim arabayla mı gitsem toplu taşımayla mi karar veremedim. Toplu taşımayla gidersem eğer 3 vasıta değiştirmem gerekiyor. E böyle olunca da arabayla gidip geliyorum bir süre ama artık benzin de yetistirememeye başladım. Sizce 20 km bir gün için normal mi az ki çok mu siz ne dersiniz
0
dedeminhirkasi
(19.05.24)
Uzun süreli bir işse fırsat olduğu anda işe yakın bir yere taşınmak daha iyi seçenek gibi görünüyor
0
diyecevaplandı
(19.05.24)
Rota müsaitse elektrikli bisiklet için güzel bi uzaklık.
Ama trafiğe kalmıyosanız bence 25 km total bi şey değil
0
zimbirik
(19.05.24)
km'de ne kadar yakıt tükettiğine bak, sonra aldığın yol parasına bak. her halükarda konforundan dolayı araba tercih edilir, totalde %20-30 kendi cebinden çıksa bile.
0
numlock
(19.05.24)
Bir gün arabayla git bir gün toplu taşımayla.
0
sevilen progressive türkücü
(19.05.24)
hibritte yapilabilir. tek otobusle gidebilecegin konuma kadar arabayla gidip, park edip devam edebilirsin
0
foster
(19.05.24)
20 km hiç bir şey değil. ben olsam araba devam ederdim.

edit: he bu dediğim trafik yoksa tabi. diğer türlü toplu taşıma her türlü.
0
biergarten
(19.05.24)
üç vasıta çok yorucu olur. bu vasıtalarda hep ayakta mı gidiyorsunuz?
bi de birinden inip birine binmek de olmayacak. hep bekle bekle..

öte yandan sabah ve akşam trafiğini araçta yaşamak var. kaza riski falan var.

ama yine de trafik yoksa her türlü araba derim. masrafı çok olsa bile.

benim iş 18 km. araba var ama servis olduğu için servisle gidiyorum. hiç o trafiği çekemem. (istanbul anadolu yakası)
0
tabudeviren
(19.05.24)
arabaya sırf yakıt masrafı olarak bakmamak lazım. bunun lastik yıpranması var, bakımı var, sigortası-kaskosu var. bunlar hep maliyet.

istanbul için ya işe yakın eve taşınacaksın yada evine yakın iş bulacaksın.
0
my fault
(19.05.24)
Abi napıyorsunuz 10 git, 10 gelsen bahsediyor. Yok lastik yıpranması falan. Çıldırdınız mı.
0
numlock
(19.05.24)
Makul bir çözüm istiyorsunuz sanırım yanlış anlamadıysam bu durumdaevinizi iş yerinize yakın bir noktaya taşıyabilirsiniz ya da motosiklet, bisiklet, elektrikli scooter gibi alternatif ekonomik araçlara yönelebilirsiniz.
0
doharkoman
(19.05.24)
20 git 20 gel yapıyorum, toplu taşıma kullanıyorum. Hem şoförlük hem trafikte beklemek manasız geliyor, mis gibi toplu taşıma
0
kondansator
(19.05.24)
10 km çok kısa değil mi ya. Büyük şehirler algımızı mı bozdu acaba. 10 km benim markete gitme mesafem :D
0
yenibirgüzelnick
(19.05.24)
20 git 20 gel 40km gittim 2 sene. Trafik olmayan bir rota ise kendi aracımı tercih ederim. Trafik yoracaksa varsa servis yoksa toplu taşıma.
0
cilekli pasta
(19.05.24)
20 hatta 25 km gidiş dönüş İstanbul için son derece normal hatta az bile diyecektim ki araç seninmiş. Onun yakıtını, yıpranmasını falan yetiştiremezsin tabii ki. Mesafe diyorsan normal. Hatta 3 vasıta çekeceğine arabayla git gel derim ama "yetiştirememeye" başladım dediğin anda akan sular durur.
0
nawar
(19.05.24)
Bu kadar mesafe tek vasıtayla toplu taşıma olsa bile arabayla gidilir. Tabii aşırı trafikli bir güzergah değilse.
0
mbond
(19.05.24)
20 km ne ki tabiki yapılır. üstelik 3 vasıta değiştirme alternatifi varsa kesin yapılır
0
paintov
(19.05.24)
20 km az bile. arabasız ben gitmezdim asla. şu an bir araba ortalama kmde 3 tl yakıyor. ayda 1750 tl çok değil. işe de arabayla gitmiceksen arabanın anlamı yok. ben git gel 60 bile yapardım şahsen. bu konfordan kısılmaz. 3 vasıta diyosun bi de işkence resmen. eline geçen ekstra 1000 tlye değer mi? ki toplu taşıma da ucuz değil artık. daha az kalıyodur eline.
0
jelly bear
(20.05.24)
10km yol degil+1 bence arabayla gidilesi en iyi mesafe bu. 3 vasita dusunulemez
0
ala09
(20.05.24)
10 km mesafeye bu kadar taşıt değiştirmek durumunda olmak talihsizlik olmuş. 3 ayrı vasıta ile işe gitmek demek; 3 defa vasıta beklemek demek ve bunlara yürümek demek. Sırf yarım saate yakın bu şekilde kaybedersin. Dönüşte de bir yarım saat kaybedersin sana etti 1 saat.

Örneğin haftada 1 kez belki Cuma günleri işe toplu taşıma ile gidebilirsin. Ayda 1 haftalık benzin parandan tasarruf etmiş olursun.
0
Lethe
(20.05.24)
ben her gün 36 git, 36 gel, 72 km yapıyorum. toplam 3 saat. hatta bazı günler trafik çok olunca, 36 km yerine 65 km olan bir yoldan gidiyorum.

10 km gidip gelmek için 90 liralık benzin harcarsınız. toplu taşıma ne kadar tutuyor?
0
co2s2
(20.05.24)
10 km için 3 vasıta değiştirmek çok kötü
0
jülsezar
(20.05.24)
bence arabayla devam et.
0
sizofren06
(20.05.24)
(5)

Beyaz tişörtten çay lekesi çıkarmak

dilili
Yeni aldığım beyaz tişörtüme ikinci giyişimde çay damlattım. 2 kere yıkadım, internette gördüğüm karbonatı macun haline getirip sürme işlemini de denedim ama bana mısın demiyor. Böyle kaldırıp bakıyorum tişörtü, tam orta yerinde silik bir çay damlası... Ne yapsam çıkar? Çamaşır suyuna mı batırsam si
Yeni aldığım beyaz tişörtüme ikinci giyişimde çay damlattım. 2 kere yıkadım, internette gördüğüm karbonatı macun haline getirip sürme işlemini de denedim ama bana mısın demiyor. Böyle kaldırıp bakıyorum tişörtü, tam orta yerinde silik bir çay damlası... Ne yapsam çıkar? Çamaşır suyuna mı batırsam sizce? Daha mı fena olur?
0
dilili
(17.05.24)
doğrudan kuru temizleciye verin. bazen lekeyi çıkartmak için yapmaya çalıştığınız şeyler daha beter sonuçlar doğuruyor.
0
co2s2
(17.05.24)
beyazlar için olan leke çıkarıcılardan dene.
0
elorelia
(17.05.24)
asperox ve çamaşır suyu iş görür.
0
jelly bear
(17.05.24)
rossmana git leke çıkarıcı bölümüne git oradan çay leke çıkarıcı al talimatları olduğu gibi takip et
0
EXXE01
(18.05.24)
jepa
(18.05.24)
(3)

bacakta aniden oluşan yaramsı şey

tabudeviren
https://prnt.sc/a9T7fG38zuOSbu nedir? bazen oluyor böyle.bir şey ısırdı kaşıdım desem, o da yok.kaşımadım..
prnt.sc

bu nedir? bazen oluyor böyle.
bir şey ısırdı kaşıdım desem, o da yok.
kaşımadım..
0
tabudeviren
(17.05.24)
Bazen bende de aynı bölgede oluyor. Farkında olmadan uykuda kaşınmış olabilir, pantolon/çorap sürtünmeden ufak ufak tahriş etmiş de olabilir.
0
orient blue
(17.05.24)
çorap ile ilgili olabilir. lastiği sıkı bir çorabı uzun giydiyseniz olabilir. bu arada şekerinize baktırın bence.
0
co2s2
(17.05.24)
hep ayni yerde oluyorsa psoriasis başlangıcı olabilir. stres de olabilir.

edit: sanırım kuruluk vs. problemi var. resimde çorabın üst kısmında kepeklenme veya döküntü var. kullandığınız duş jeli, sabun, deterjan, yumuşatıcı, saç kremi, jöle vs..dan olabilir mi?
0
buenosdias
(17.05.24)
(6)

biri istanbul'da biri ankara'da olan iki -çocuklu- aile nerede buluşabilir?

elorelia
önemli nokta iki ailede de 2 yaşında bir çocuk var. iki ailede de araba var ancak çocuklarla uzun yol yapmak istemiyoruz. yani orta noktada buluşmak, bi hafta sonu kaçamağı yapıp evlere dağılmak istiyoruz diyelim. bolu abant dediler ama orada otel var mıdır, ne yapılır, çocukla nasıl vakit geçirilir
önemli nokta iki ailede de 2 yaşında bir çocuk var. iki ailede de araba var ancak çocuklarla uzun yol yapmak istemiyoruz. yani orta noktada buluşmak, bi hafta sonu kaçamağı yapıp evlere dağılmak istiyoruz diyelim.

bolu abant dediler ama orada otel var mıdır, ne yapılır, çocukla nasıl vakit geçirilir kimse bunu bilmiyor.

var mıdır önerisi olan?
0
elorelia
(17.05.24)
öncelikle istanbul ailesi, istanbulun neresinde oturuyor? avcılar, beylikdüzü, büyükçekmece falansa onların istanbuldan çıkması zaten 1.5-2 saat sürer :)

öte taraftan bolu mantıklı, oteller de var yemeği de güzel, yedigöller falan.
0
numlock
(17.05.24)
abant'ta bildiğim kadarıyla çok güzel bungalovlar var. çocuklar da doğayla haşır neşir olur mis gibi ama onun dışında bir şey yok. belki eskişehir eğlenceli olabilir ama ankara ekibi torpilli olmuş olur:)
0
wild honey suckle
(17.05.24)
Eskişehir
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.05.24)
Binin hızlı trene Eskişehir'de buluşun. Çocuklar için de değişiklik olur tren yolculuğu. Ben o yaşta trenle seyahati çok severdim ki düz mavi trendi.

Eskişehir'de de Sazova parkına gidersiniz çocuklar için iyi baya
0
nundu
(17.05.24)
nokta atışı bir yer öneriyorum: bolu'da gazelle otel. hem otel iyi, her şey dahil hizmet veriyor hem de çocuklar için birçok oyun alanı, hayvanlar, park vs mevcut.

zaten genelde çocuklular tercih ediyor burayı.
0
noxie
(17.05.24)
mantık olarak en orta yer bolu
0
co2s2
(17.05.24)
(4)

metal profillerden anlayan var mı?

istististist
https://soz.lk/i/aydz15dnilk defa böyle bir profil gördüm. malzeme: alüminyumnormal profillerden farklı olarak, iç-orta kısmında, bir blok daha var. bu profillerin özel bir adı var mı?
soz.lk

ilk defa böyle bir profil gördüm.

malzeme: alüminyum

normal profillerden farklı olarak, iç-orta kısmında, bir blok daha var.

bu profillerin özel bir adı var mı?
0
istististist
(17.05.24)
@dissendium;

Yanıt için teşekkür ederim hocam.

Ortaya desteğin ne şekilde atıldığını biliyor musunuz? Kaynak mı yapıyorlar acaba destek parçasını?
0
🌸istististist
(17.05.24)
makineden* direkt o şekilde çıkıyordur büyük ihtimalle.
0
inheritance
(17.05.24)
Anladım, çok teşekkür ederim.

Peki bu "destekli kutu profilin" bir tarafı düz iken, diğer tarafının neden tırtıklı olduğu konusunda bir fikriniz var mı? (tırtıklı kısım fotoda görünüyor)
0
🌸istististist
(17.05.24)
tırtıklı kısım için 2 tahminim var -> hem mukavemet sağlıyor olması, hem de estetik olarak bu tarafın kullanılabilecek olması.
0
co2s2
(17.05.24)
(5)

Gitar calmayi ogrenmek icin yazilim

KidLazer
SelamlarCok sacma ama bi kitap okuyorum ve uzun yillardir gitar ogrenme konusundaki niyetimi tetikledi:)Aslinda 10 yasimda bir muddet klasik gitar kursuna gittim. Sonra aldigim elektro gitarlarla ufak ufak kendimi gelistirdim. Seviye olarak amiyane tabirle cokca bilinen thrash metal turundeki parcal
Selamlar
Cok sacma ama bi kitap okuyorum ve uzun yillardir gitar ogrenme konusundaki niyetimi tetikledi:)
Aslinda 10 yasimda bir muddet klasik gitar kursuna gittim. Sonra aldigim elektro gitarlarla ufak ufak kendimi gelistirdim. Seviye olarak amiyane tabirle cokca bilinen thrash metal turundeki parcalari calabiliyorum ve riffleri dinleyerek bulabiliyorum, orta seviye sololari halledebiliyorum. Ornek verecek olursam ornegin MoP solosu gorece agir olsa da kusursuza yakin calabilirim. Bir ara kafayi kirip tornado of souls solosunun bir kismini da cikarmistim ama bi friedman ya da broderick olmadigimdan gerisi cikmadi:)

Elde cillop gibi bir schecter mevcut ancak is dolayisiyla ozel ders alacak zamanim yok
Bu sebeple bana dogru pratik yaptiracak antremanlari duzenli takip ettirecek bir pc programi ariyorum
Butce sikintim yok o yuzden ne varsa uzerime atabilirsiniz. Nota okumakla kafayi dolduramam sarko yazmicam neticesinde o yuzden tab kafasindayim

Bir de bu isle ilgilenenler bana kulaklikla nasil setup yapabilecegimi aciklasa cok sevinirim. Amfi blackstar core10

Tesekkur ettim
0
KidLazer
(17.05.24)
Rocksmith+ olur mu acaba bilemedim
0
aguen
(17.05.24)
bende yeni elektro gitara başladım, yousician güzel bir uygulama tavsiye ederim. pratik için oldukça işe yarıyor. sana tabları gösteriyor ve seni dinleyerek hangi tablara notalara doğru bastın gösteriyor, hızı yavaşlatıp arttırabiliyorsun.
0
amour fou
(17.05.24)
"Nota okumakla kafayi dolduramam"

ilerlemenizi engelleyecek en büyük önyargınız bu.

Ben de benzer durumdayım, gitara 20 sene önce başladım, aktif olarak çaldığım bir kaç sene, bilindik metal guruplarının sweep picking içermeyen sololarına kadar çalabiliyordum ama nota bilgim olmadığı için tıkanıp kaldım, doğaçlama yapamam, soliste göre transpoze yapamam, bir akorun farklı varyasyonlarını çalamam, bulamam çünkü teorik bilgim sıfır.

Eğer gerçekten hakkını verecekseniz nota bilgisi şart, ben sadece arada tablara bakarak bir şeyler çalayım derseniz de ben online songster kullanıyorum, aylık üyeliği 15-20tl civarı.

Alıştırmalar için hangi teknik için alıştırma lazımsa youtube'da milyon tane var, legato mu, sweep picking mi, hızlanma mı, temiz çalma mı, akor geçişleri mi vs..

Sadece amfi ile, daha doğrusu elinizdeki amfi ile istediğiniz tonu almanız zor. Harici ses kartı + guitar rig ile kulaklıkla istediğiniz gibi oynarsınız. (ben şu saçma masraflarım bitince BOSS GX100, GX1000 arasında seçim yapacağım, ses kartı bana gelmez).
0
kimlanbu
(17.05.24)
yazılım ilk kez duyuyorum .. YouTube 'da trilyon tane eğitim videosu vardır. öyle takip edin bence.
0
co2s2
(17.05.24)
yazılımdan kastım chapter'lar halinde pratik yaptırsın vs şeklinde. youtube'taki videolarda parmak konumlarını anlamak güç olabiliyor
0
🌸KidLazer
(20.05.24)
(2)

Konsantre Meyve Suyu

rock n roll
Meyve sularının içeriğinde elma suyu konsantresi, üzüm suyu konsantresi gibi yazılar oluyor. Bu sağlıklı bir şey mi? Konsantre olması faydalı mı?
Meyve sularının içeriğinde elma suyu konsantresi, üzüm suyu konsantresi gibi yazılar oluyor. Bu sağlıklı bir şey mi? Konsantre olması faydalı mı?
0
rock n roll
(13.05.24)
değil
0
jelly bear
(13.05.24)
benim anladığım, konsantre demek meyve suyunun içinden düz suyun buharlaştırılması sonrasında kalan şey. yani teorik olarak çok da kötü bir şey değil gibi duruyor. sonradan içine su koyup tekrar meyve suyu yapıyorlar. neden önce konsantre haline getirip sonradan meyve suyu yapıyorlar tekrar bilmiyorum.
0
co2s2
(13.05.24)
(3)

Gömlek yakası sorunu hakkında

dedeminhirkasi
Gömleğin yaka düğmesinden bir alttaki düğmeyi kapatınca kötü duruyor onu açınca bu sefer de iş yeri için kafadayı gibi duruyor tam ortasında olsa düğme çok güzel olacaktı. Bunun için ne yapabiliriz. Teşekkürler
Gömleğin yaka düğmesinden bir alttaki düğmeyi kapatınca kötü duruyor onu açınca bu sefer de iş yeri için kafadayı gibi duruyor tam ortasında olsa düğme çok güzel olacaktı. Bunun için ne yapabiliriz. Teşekkürler
0
dedeminhirkasi
(09.05.24)
Geri bildirim al kanka nasıl duruyor diye
0
hasmetizm 2046
(09.05.24)
kolalı jilet gibi bir ütüyle çözebilirsiniz durumu
0
co2s2
(09.05.24)
terziye istediğiniz yere düğme ekletebilirsiniz.
0
inheritance
(09.05.24)
(8)

Macbook Pro mu yoksa Macbook Air mi almalı?

MaNOfTheYear
Windows'dan bıktım. Windows işletim sistemi kullanan laptoplar vasat. Mavi ekran ya da donanımsal sorunlar oluyor ki ben en iyi ve en pahalı laptopu almıştım zamanında. verilen paranın hakkını karşılamıyorlar.Outlook, Teams, arada bir film izlemece ama uzun süre kullanım için Macbook pro mu almalıyı
Windows'dan bıktım.

Windows işletim sistemi kullanan laptoplar vasat. Mavi ekran ya da donanımsal sorunlar oluyor ki ben en iyi ve en pahalı laptopu almıştım zamanında. verilen paranın hakkını karşılamıyorlar.

Outlook, Teams, arada bir film izlemece ama uzun süre kullanım için Macbook pro mu almalıyım yoksa macbook air mi? Macbook air'de Fan yok biliyorsunuz değil mi?
0
MaNOfTheYear
(08.05.24)
hocam ikisinin arasındaki temel fark şu; biri daha çok sabit yerlerde kullanılmak için, diğeri sürekli taşımak için. ben olsam pro alırdım ama laptopu sürekli bi yere götürecekseniz air al. ha pro da taşınıyor gayet ama air kadar konforlu değil tabi.
0
numlock
(08.05.24)
film deyince, 14" mbp'lerde olan mini-led ekran gerçekten iyi. Hoparlörleri de harika. Geçenlerde düz m3'lü olanını çıkarmışlardı aslında ucuzlatmış oldular.

Fakat 13 veya 15" macbook air de her işini görür. Ekran ve hoparlör o kadar müthiş olmasın dersen(giriş çıkışlar da farklı tabii usb-c sayısı, hdmi, sd kart okuyucu, magsafe vs.) veya daha ucuz diye Air de tercih edilebilir. Air de kötü değil sadece MBP'ler daha iyi.

M1 macbook air favori laptopumdu, evde de masaüstü PCm vardı, komple mobil bi cihaza geçmek istediğim için birkaç yıl önce hepsini satıp 14" Macbook Pro (m1 pro) aldım ve çok memnunum.
0
nhk ni youkosu
(08.05.24)
sorunuza cevap olmasa da ipad pro 13" ve ipad air 13" çıktı bu arada.
mail yazması zor gelmezse ya da keyboard da alınacaksa düşünülebilir ...
0
panamera
(08.05.24)
Aynı soruyu 3-4 yıl önce sormuştum. Ben pro eşim de air aldı aynı zamanlarda. Şimdiki aklım olsa kesinlikle air alırdım.
0
but that was just a dream
(08.05.24)
bu kullanım senaryosunun cevabı air hocam. hatta ikinci el temiz kullanılmış, garantili bir air. bu bahsettiğim tarzda bir ürünü sıfırından 10-12k daha uyguna bulabilirsin. bütçe 'hiç' problem değil diyorsan en iyisini al tabii
0
kel aynak kusu
(08.05.24)
Güç lazım olacaksa air üzebilir cpu ısınınca throttle yapıyor başka yolu yok zira.

pro ve air arasında da yandım allah bi boyut ağırlık farkı yok artık pro aldım taşırken öldüm gibi bi vaziyet yok m2 sonrası için.

Ben genelde audio/video/motion/3d iş yaptığım için fansızlık ölüm gibi geliyor bana, tamam yine çok güzel makineler yine iş yaptırıyorlar da bütçe varsa pro alınır geçilir rahat edilir gözüyle bakıyorum.
0
hedep
(09.05.24)
ikisi de var. air hafifliğiyle pro kapasitesi ekranıyla daha iyi. anlattığınız şekliyle size de pro daha iyi gider bence.
0
nic cage
(09.05.24)
eskiden air güçsüz ve sadece sürekli seyahat edenler için bir çözüm gibi duruyordu. ofis için anlamlı değildi. ama 2-3 senedir artık air'ler daha güçlü ve kullanışlı. ofis işleri için fazla fazla yeterli. pro'ya kesinlikle gerek yok. daha önce iki kere pro almıştım, şimdi air kullanıyorum.
0
co2s2
(09.05.24)
(4)

Kuru Et Nereden Alınır?

eisberg
Atıştırmalık niyetiyle kuru et almak istiyorum. Sanırım Boşnaklar bu işi iyi yapıyormuş. Bir iki defa şarküteri markalarının ürünlerini aldım ama beğenmedim, üstelik içersinde çok fazla katkı maddesi var. Ankara’da elden alabileceğim ya da kargo ile satan bir yerler var mı bildiğiniz?Danke
Atıştırmalık niyetiyle kuru et almak istiyorum. Sanırım Boşnaklar bu işi iyi yapıyormuş. Bir iki defa şarküteri markalarının ürünlerini aldım ama beğenmedim, üstelik içersinde çok fazla katkı maddesi var. Ankara’da elden alabileceğim ya da kargo ile satan bir yerler var mı bildiğiniz?

Danke
0
eisberg
(08.05.24)
Fiyatları bilmiyorum ama şef Sidar Budak 'ın sitesi. Güvenilir ve kalitelidir
www.etineniyisi.com
0
etna
(08.05.24)
beef jerky istanbul diye aratinca soyle bisey cikiyor:
www.instagram.com

aradiginiz sey "jerky", baya lezzetli doyurucudur, severim..
0
cooperr
(09.05.24)
kendinizde yapabilirsiniz yazın yapımı cok basit.
www.youtube.com
0
sizofren06
(09.05.24)
beef jerky ile kuru et kesinlikle aynı şey değil. Istanbul'da olsanız pendik sapanbağları'nda her bakkaldan alabilirsiniz mesela. Ankara'da balkan göçmenlerinin sıklıkla oturduğu bir mahalle varsa, oraya gidin.
0
co2s2
(09.05.24)
(10)

Futbol

el conquerador
Artık kaleciler topu dikmek yerine, ceza sahasından paslaşarak çıkıyorlar. Bu taktik kimin icadı?
Artık kaleciler topu dikmek yerine, ceza sahasından paslaşarak çıkıyorlar. Bu taktik kimin icadı?
0
el conquerador
(02.05.24)
Hep yok muydu zaten?
0
Mirket
(02.05.24)
daha öncesini bilmiyorum ama yaklaşık 20 yıl önce as roma'da doni adında bir kaleci vardı, eliyle oyun kuran ilk onda görmüştüm.
0
g7mor
(02.05.24)
Çünkü artık top, topu ileri şisirip %50 şansla ona sahip olmaya kıyasla çok daha değerli.
0
makbur
(02.05.24)
Guardiolalı Barcelona’da çok sık görüyordum ama öncesinde de vardı tabi
0
olaylar olaylar
(03.05.24)
"Top çok değerli" +1

Ayağı iyi ve presten çıkabilecek stoper varsa hem rakip takımı öne çekip pasla hızlı şekilde rakip sahaya yüklenilebiliyor hem de hava topu mücadelesinden daha garanti. Gerekirse yine dikersin topu defanstan ileri ama en azından rakip takım senin sahana yüklendiği için daha şanslı bir durum.

Tabii her zaman, her takıma karşı ve her savunma ekibi ile yapılabilecek bir şey değil. O yüzden bizim ligde birkaç senedir görüyoruz.
0
nawar
(03.05.24)
guardiolanın işi. geriden oyun kurmada onun işi. son 4-5 yıldaki neredeyse çoğu radikal değişiklik pepin kel başının altından çıkıyor
0
avatar is back
(03.05.24)
sadece bir kişinin icadı değil, yıllardır olan bir şey. geride pas yapabilen bir topçun varsa, topu dikip de alırsan ne ala, yoksa kazanmaya çalış, bu arada it gibi koş mantığından uzaklaşıyorsun. bunun sebebi de, artık takımların geride daha fazla oyuncuyla oynamaları, bu yüzden de topu diktiğinde ileride topu kazanma ihtimalinin azalması. ama paslaşarak çıktığında bol topçuyla geride bekleyen karşı takımın geriye yaslanma olayını çözebiliyorsun, rakip ufak ufak ileri çıkmak zorunda kalıyor.
0
co2s2
(03.05.24)
bu olay barcelona ve guardiola ile yayılsa da guardiolanın bielsadan etkilendiği söylenir.
0
mikahakkinen
(03.05.24)
eskiden daha bodoslamaydı bu işler. kaleci hedef gözetmeksizin topu havaya dikerdi. hatta eskiden (80'ler) bizim kalecilerin degajı orta sahayı zor geçerdi. kornerler de keza ortaya doğru vur gitsin şeklinde yapılıyordu. artık çok daha verimli kullanılmaya çalışılıyor toplar.
0
lazpalle
(03.05.24)
hava topu ile fiziksel mücadeleyi arttırarak forvetin yıpranması yerine forveti yormadan topu 3. bölgeye paslaşarak götürmek amacı yatar bu oyun sebebinde. Mucidi değil ama geliştiricisi guardioladır. topu beklere fazla taşımamak gerekir pres yersen ve kaptırırsan baskıya gelen rakip golle burun buruna gelir. Stoperleri arasına becerikli bir 6 numara atmak gerekir. bu 6 numara topu hem saklar gerekirse faul alır kaptırmaz ve topu nereye yönlendireceğini iyi bilir. eğer ki takım ileri çıkarken top kaptırılırsa tekrar baskıyı presi iyi başlatır. 6 numaran yoksa oyun kuramazsın topu şişirirsin modern futbolda adım attırmaz rakip sana bu şekilde. vs.vs.
0
iiiiiiiiiiii
(03.05.24)
(1)

Ses yapmayan karyola tipi

afordismansalihinis
Hangi tür karyolalar ses yapmaz?
Hangi tür karyolalar ses yapmaz?
0
afordismansalihinis
(02.05.24)
kalitesiz olanlar.
0
co2s2
(03.05.24)
(6)

Powerbank oneri

invictae
Powerbankten hic anlamam. Yardimci olur musunuz? Direkt link de atabilirsiniz. Neye dikkat etmeli? Neye bakmali? Markalari falan da bilmiyorum hic. iphone 13 kullaniyorum. Amacim;* prizden sarj ettigim gibi hizlica doldursun. * kablosuza gerek yok. * telefonumu en az 2 kere doldursa yeterli. Yardım
Powerbankten hic anlamam.
Yardimci olur musunuz? Direkt link de atabilirsiniz.
Neye dikkat etmeli? Neye bakmali? Markalari falan da bilmiyorum hic.

iphone 13 kullaniyorum.
Amacim;
* prizden sarj ettigim gibi hizlica doldursun.
* kablosuza gerek yok.
* telefonumu en az 2 kere doldursa yeterli.

Yardımcı olursaniz cok mutlu olurum, tesekkurler.
0
invictae
(02.05.24)
en az 2 kere doldurması için min 10.000mA bakmalısın, hızlı şarj için bu desteği sağlayan modellerden seçmelisin.

örn: www.mi.com
0
orpheus
(02.05.24)
anker powercore slim 10000 mAh kullanıyorum, gayet memnunum.
0
sir gawain
(02.05.24)
0
gabe h coud
(02.05.24)
www.varta-ag.com

ilaveten telefonunuz max 20w hızlı şarj destekliyor, alacağınız powerbankin hızlı şarj desteği de bu civarda olmalı.
0
kesmekes laleler
(03.05.24)
10bin ma kapasiteli bir şey lazım size. marka olarak da anker, mi, Philips, samsung... bunlardan birisi olabilir.
0
co2s2
(03.05.24)
Powerbank'lerin reel kapasitesini üzerinde yazan mAh değerinin 2/3'ü gibi düşünmek lazım, 1/3 civarında kayıp oluyor.

10.000 mAh'lik bir powerbank alırsanız telefonu 2 kere ucu ucuna şarj eder ya da etmez. En az 2 kere doldursa yeterli demişsiniz, yani en az 2 kere mi doldursun yoksa 2 kere doldurması yeterli mi? En az 2 kere doldursun derseniz ilerleyen sürede powerbankin kapasite düşümü de dikkate alındığında bence 10.000 mAh üzeri bir ürün almanız daha iyi olacaktır. 2 kere doldursun yeterli derseniz 10.000 mAh bir ürün yeterli olacaktır.

Powerbank'te çok özellikli cihazlarla bence gerek yok, bilinen bir markanın giriş modeli gayet güzel iş görür. Anker, Samsung, Xiaomi (Xiaomi'nin Redmi gibi alt markalarında daha uygun fiyatlı alternatifler de çıkacaktır.), Baseus vs bakabilirsiniz.

Bence seçtiğiniz powerbankin Type C'den giriş ve çıkışının olmasına dikkat edin. Mevcut elektronik ürünleriniz neler bilmiyorum ama bundan sonra ne ürün alırsanız alın, Type C'den şarj olacağı için ileride de kullanabileceğiniz bir powerbankiniz olmuş olur.
0
10551037
(03.05.24)
(12)

İzlediğiniz/takip ettiğiniz en uzun süreli dizi

put it in your appropriate place
- South Park 24.sezonunu izledim. Sonrası malum ortamlardan edinmeye üşendim. Öyle kaldı.- Family Guy'da en son 18. sezonunu izledim. Şimdilik ara verdim.- Csi'yi izliyordum bir ara 12 sezon civarı izledim galiba. Tam nerede kaldı, bıraktım bilmiyorum.- Batman The Animated Series'i bitirdim. Spider-
- South Park 24.sezonunu izledim. Sonrası malum ortamlardan edinmeye üşendim. Öyle kaldı.

- Family Guy'da en son 18. sezonunu izledim. Şimdilik ara verdim.

- Csi'yi izliyordum bir ara 12 sezon civarı izledim galiba. Tam nerede kaldı, bıraktım bilmiyorum.

- Batman The Animated Series'i bitirdim. Spider-Man The Animated Serise'de son sezon kalmıştı. Ne Türkçe Ne İngilizce altyazısını bulabildim. Öyle kaldı.

- Evet, friends var. 10 Sezon.

Şimdi X-Men The Animated Series'e başladım. Bakayım 5 sezonunu izler miyim, göreceğim.


Edit:

- South Park'i 2002-2003'de izledim ilk. Düzenli izlemeye sanırım 2008 olması lazım.

- Family Guy; Haziran 2022'de başladım.

- Batman The Animated Series, pandemi dönemi.

- Spider-Men The Animated Series, hatırlamıyorum.

- Csi, hatırlamıyorum.
0
put it in your appropriate place
(02.05.24)
the100
0
iiiiiiiiiiii
(02.05.24)
Supernatural
2008'de başladım tnt'de ilk yayınlandığında, 2020 son sezona kadar.
Önemli olan kaç sezon değil ne kadar uzun süre izlediğin. Öyle 24 sezon izledim demekle olmaz, sene kaçtı başladığında??
0
Bruce
(02.05.24)
Sezon olarak friends
0
anon1m
(02.05.24)
Avrupa yakasi
big bang theory
0
wishmaythşngs
(02.05.24)
sezon olarak friends.
saat açısından bakılırsa yaprak dökümü olabilir, malum türk dizileri 3 kat uzun oluyor...
0
candide
(02.05.24)
sezon hesabından gidersek

modern family (11 sezon)
friends (10 sezon)
the office (9 sezon)
0
sir gawain
(02.05.24)
kurtlar vadisi olabilir, bastan asagi.
0
gule gule
(02.05.24)
Bosch. (Polisiye)
0
dolantindr
(02.05.24)
blacklist sezon sayısı ve sezondaki bölüm sayısı olarak gayet uzun gelmişti bana.
0
co2s2
(03.05.24)
Shameless abd versiyonu 11 sezon-134 bölüm
0
iwasbornonamountainside
(03.05.24)
sezon sayısı olarak sanırım en uzun the big bang theory'yi izledim 12 sezon. Lisedeyken güncel takip ediyodum ama 8 ya da 9. sezonda bırakmıştım. Pandemi döneminde tus çalışırken başladım aralarda 20 dakikalık molalarda izlerim diye. Üç ayda 12 sezon bitirerek pek molalarda izlerim hedefime ulaşamadım ama çok da sıkıntı olmadı neyse ki :D

Onun dışında 8-9 sezonluk diziler çok izlemişimdir. Game of Thrones'u ilk sezondan son sezona kadar güncel takip ettim mesela. En uzun güncel takip ettiğim dizi oydu, hiç sonradan yetişme durumum olmadı
0
nundu
(03.05.24)
One Piece - 12 yıldır güncel olarak takip ediyorum.
0
lüzumsuz adam
(03.05.24)
(5)

işveren personele şube değişikliği yaptırabilir mi?

oldz
şehir içinde farklı bir mağazaya yollamak istiyorlar, bunu reddedersek nasıl bir yol izlemeliyiz?
şehir içinde farklı bir mağazaya yollamak istiyorlar, bunu reddedersek nasıl bir yol izlemeliyiz?
0
oldz
(02.05.24)
İmzalanan İş sözleşmesindeki maddelerde geçiyor olması lazım bu husus.
0
diyecevaplandı
(02.05.24)
Görev tanımınızda yoksa, çalışma koşullarınızda köklü değişikliğe giriyor.
Haklı feshedebilirsiniz sözleşmenizi. Seneniz doldu ise kıdem alırsınız. İhbar alamazsınız. Dolmadıysa helalleşip ayrılırsınız.
0
artci sarsinti
(02.05.24)
İlk bakışta 4857 No'lu İş Kanunu'ndaki Madde 22 gibi gözüküyor ama şubeler arası ve eviniz ile yeni iş yeri arasındaki mesafe farkı gibi şeylere bakmak lazım. Atıyorum. Kartal'da oturup Maltepe'de çalışıyorken, Beylikdüzü'ne rıza olmadan gönderemez fakat Bostancı'da ya da Pendik'te görevlendirebilir. "Görevlendirme hakkı var" ya da "Görevlendirirse hiç sorun olmaz" demiyorum, "görevlendirebilir" diyorum. Konu mahkemeye intikal edince genelde sözleşmedeki görev tanımı ve ev-şube-yeni yer gibi mesafe konularına bakıyorlar.
0
nawar
(03.05.24)
kötü niyet varsa ve bunu belgeyebiliyorsanız, iş hukuku bilen bir avukatla konuşun. sözleşmenizi de iyice okuyun. yoksa şehir içinde her yere gönderebiliyorlar şeklinde biliyorum.
0
co2s2
(03.05.24)
şurada detaylı anlatılmış:
mihci.av.tr

büyük bir değişiklik olduğunu ispatlayabilirseniz (örneğin mesafe veya çalışma koşulları vs), yazılı olarak bildirim isteyip sonrasında da gerekçeli itirazınızı yaparsınız yazılı olarak. akabinde de iş akdinin feshi yada mahkeme yollarını değerlendirebilirsiniz.
0
vampir akrep
(03.05.24)
(24)

Yurtdisinda hayal kirikligina ugradiginiz sehir/ulkeler?

durgunfoton
Sahsen Seul'u hic begenmedim. yemekleri guzeldi o haric. Kan uyusmazligi mi oldu bilmiyorum. Cok rahatsiz oldum ama neden rahatsiz oldugumu bile tam ifade edemiyorum. Is icin gitmistim. bitse de gitsem diye gunleri saydim.Selanik, bu kadar kotu apartmanlasma Turkiye'de bile yok. Ataturk'un memleketi
Sahsen Seul'u hic begenmedim. yemekleri guzeldi o haric. Kan uyusmazligi mi oldu bilmiyorum. Cok rahatsiz oldum ama neden rahatsiz oldugumu bile tam ifade edemiyorum. Is icin gitmistim. bitse de gitsem diye gunleri saydim.

Selanik, bu kadar kotu apartmanlasma Turkiye'de bile yok. Ataturk'un memleketine yazik etmisler.

Insanlari olarak italya. Bunlar kendini hep sempatik italyan olarak dunyaya pazarliyorlar ama benim tecrubelerime gore hic oyle degiller.
0
durgunfoton
(02.05.24)
"hadi be ne kadar kötü bir ülke/şehir" dediğim, beklentilerimi karşılayamayan bir ülke/şehir olmadı. ama yeterince gezemediğim için hayal kırıklığına uğradığım ülkeler oldu. (sektör nedeniyle doğrudan operasyon merkezine gidip, sağa sola bulaşmadan gittiğim geldiğim çok gezi oldu)

örneğin danimarka, İsveç, norveç, fas, yemen, Arabistan.
0
co2s2
(02.05.24)
amerika'ya ilk gidisimden bu yana 20 sene gecmis. gittigim butun amerikan sehirleri cok buyuk hayal kirikligiydi ilk 5-6 sene. artik degil cunku beklentilerim dusuk. yine de bir iki istisna haricinde hicbiri turist olarak gidilecek yerler degil.

onun disinda oslo/norvec bana isvec ve finlandiya'nin tadini vermedi.
0
hot potato
(02.05.24)
Selanik için ben de aynısını düşündüm, çok güzel bir şehir mahvetmişler.
Seattle; doğasi çok güzel ama şehir pislik içinde.
0
wishmaythşngs
(02.05.24)
NewYork'a ilk gidisim buyuk hayal kirikligiydi, Agustos'da gittik inanilmaz kalabalikti, heryer cop yiginiydi, her yerde sira vardi. Ustune bir de neredeyse kafamiza biri dustu, bir sokak ilerde birisi 10. kattan atladi, ona da sahit olduk. 5 gece kalacaktik, 3 gece sonunda kacarak ayrildik. Sonra ilkbaharda gittim bir arkadasin dugunu icin inanilmaz guzeldi..

Bir yere ne zaman gidecegini bilmek lazim, cok farkediyor.
0
cooperr
(02.05.24)
Singapur. Aslında çok da beklentim yoktu zaten ama inanılmaz yapay ve bomboş bir şehir gibi geldi bana. Biraz da mental olarak çok kötü bir dönemde gitmiş olmam etkilemiş olabilir ama başka bir şehirle/ülkeyle birleştirip gezmedikçe buradan kalkıp Singapur’a gitmek çok anlamlı değil bence.

Kuzey Avrupa’da ilk kez Stockholm’e gitmiştim ve ne arıyordum bilmiyorum ama şehri beğenmeme rağmen biraz beklediğimi bulamamıştım. Nordik ülkeleri Avrupa’nın genelinden çok farklı hayal ediyordum ama çok da bir farkı yoktu. Sonra Kopenhag’a daha beklentisiz gidip orayı daha çok beğendim mesela.

Marsilya ise şok etkisi yaratmıştı bende. Avrupa’da onlarca yere gitmişimdir ama insanları bu kadar tuhaf ve sokakta yürürken bu kadar güvensiz hissettiren başka bir yer görmedim.
0
ms brownstone
(02.05.24)
Aksine selaniğin ruhuna bayıldım ben. Geceleri hareketli, insanları gülen yüzlü. Yapı stoğu eski ama balkonlar harikulade.

Benim beğenemediğim yer sanırım malmö oldu. Bu ne ya diyip geri döndüm.
0
wild honey suckle
(02.05.24)
berlin, oslo, brüksel
0
duyurukullanıcısı
(02.05.24)
Milona çok sıradan bir Avrupa şehriydi.
0
HellKeePer
(02.05.24)
Üsküp.

İlk defa yanımda biriyle gittim. Tek gitmiş olsaydım bayardı cidden.
0
put it in your appropriate place
(02.05.24)
Belgrad
0
Amaranta ursula
(02.05.24)
Bahamalar ve Küba tam bir sefalet içindeler videolardaki gibi asla değil. Rabat ve Marakeş hatta genel olarak Fas tam bir turist trap ülke. İzlanda da bence çok abartılıyor araba kiralayıp 3 günde koca ülkeyi gezmiştik ama doğası hariç hiçbir özelliği yok o kadar yola ve masrafa değmez.
0
iwasbornonamountainside
(02.05.24)
Amerika'nın iç bölgelerinde downtownlar evsiz doludur ve ortam çok salaştır. O an Türkiye zenginmiş falan diye düşünüyor insan
0
ferenc
(02.05.24)
beklentinle alakalı biraz. yani üsküp'ü pek beğenmedim. tam tersi olarak batum'u berbat bekliyordum ama iyiydi. mesela milano'dan beklentin yüksekse hayal kırıklığı yaşarsın
0
paintov
(02.05.24)
Viyana.
Millet nesini övüyor anlamış değilim, herhangi bir Avrupa başkentinde olmayıp burada olan hiçbişi yok. Şehrin bi özelliği yok yani.
Avrupa'nın Ankarası.
0
Bruce
(02.05.24)
Ben her yeri olduğu gibi kabul ederim fakat beni rahatsız eden bazıları için

Paris: Kötü kokular fareler evsizler yerlerin pis olması

Bakü: Yeme içme imkanları sınırlı normal yemek yenebilecek yerler fahiş fiyatlı ucuz yerler ise çok pis hiçbir standardı yok bazı bölgeler hariç otellerde dolandırıcılık var.

ABD'nin çeşitli şehirleri: Uyuşturucu bağımlıları, evsizler, güvenlik sorunu, pislik

Napoli: Seyyar satıcılar, sigara isteyenler, tacizciler, hırsızlık, güvenlik sorunu
0
doharkoman
(02.05.24)
çok büyük beklentiyle gitmedim zaten ama brüksel aşırı tırt gelmişti ilk gittiğimde. sonraları iş için vs defalarca gittim ama hala benim için berbat bir şehir.
0
scudman1
(02.05.24)
dallas. dumduz banliyo sehir.
paris, bruksel. paris'i ben anlamamis da olabilirim icine giremedigim yonleri olabilir. yine de londra ve berlin'e kiyasla hayal kirikligiydi.
0
antikadimag
(02.05.24)
Londra tabii ki, 3. dunyadan ne kadar gereksiz varsa gelmis.

Ek olarak baslik sahibine katiliyorum, en hazetmedigim millet Avrupa'nin kekolari Italyanlar. Bagira bagira konusmalar, edep adap bilmemeleri, erkeklerinin macolugu uzar gider. Adamlarin profesoru ders anlatirken cumlesini yarida birakip mendiline var gucuyle sesli sumkuruyordu, hicbir sey olmamis gibi devam ediyordu
0
freedonia
(02.05.24)
Yunanistan, severim aslında sadece hayal kırıklığımın sebebi, 90larda it dalaşı falan olurdu ben de Türkiye gibi bir ülke imajı vardı. Çirkin, kötü değil ama fakir, düzensiz.

Paris’te havaalanından merkeze giden otobüs bir mahalleden geçti, bildigin açık kasap vardı, keçiyi de asmışlar sarkmış falan. Dolap dışında. Şok geçirmiştim.
0
spherical
(02.05.24)
Avrupada gezdiğim şehirlerde hiç beklentimi karşılamayan olmadı sanırım. Çünkü şehre gitmeden önce hepsiyle ilgili iyi kötü bilgim vardı ve ne bulacağımı biliyordum. Görece az beğendiklerim veya bayıldığım şehirler tabii ki var ama beklentim altında kalan şehir yok. Beklentimin üstüne çıkan Budapeşte vardı mesela, güzel şehir bekliyodum ama büyülenmiştim ilk görünce.

Burda yazılanların da çoğu bana tuhaf geldi. Bir İzmirli olarak, Selanik İzmir'in daha iyi yapılanmış, ufak ve sevimli hâli gibiydi mesela. İtalya halkından tanıştığım herkes çok tatlıydı, Brüksel genel olarak çok sövülen bir şehir ama abartıldığı kadar kötü değil diye düşünüyorum, Paris klasik lümpen Paris halkını saymazsak olağanüstü bir şehir. Yani biraz beğenmemek için beğenilmemiş gibi geldi bazı yerler burada yazılan :)

Beklentimi karşılasa da pek beğenmediklerim;

Oslo, yani yaşamak için müthiş de turist olarak mehh

Minsk, beklentim yoktu ama insanları biraz sinir bozucuydu, bi de bomboştu şehir kocaman caddelerde insan yoktu

Göteborg, bak bu gerçekten en beğenmediğim şehir olabilir ama buraya dair de beklentim yoktu. Yol üstünde geçerken 2-3 saatliğine uğramıştık. Sadece hayatımda gördüğüm en çirkin Poseidon heykelini hatırlıyorum :D bi de sokak başı nargile kafe vardı

Sofya, buraya da kısa süreliğine uğramıştık ve çok beklentim yoktu ama pek keyif vermemişti

Avrupa dışındaki kıtalara gitmedim o yüzden bilmiyorum ama Avrupa'daki klasik şehir yapılanmasını seven biri için hayal kırıklığına uğramak zor yani. Tüm şehirler üç aşağı beş yukarı benziyo işte birini seven hepsini sever :d
0
nundu
(03.05.24)
new york ve singapur. para verip gitmeye degmez.
0
The_Lollok
(03.05.24)
Bu konuda yabancilarin agiz birligi edip de yazdigi sehir Paris'dir. Adamlar nasil pazarliyorsa herkesde oyle bir beklenti oluyor ki karsilamalari mumkun olmuyor.
0
turkuaz
(03.05.24)
Sofya. Terkedilmis gibiydi zaten, karanlik cokunce hepten bosaldi, sehir multeci ve cingenelere kalmis.

Cenova da cok garipti, ara sokaklarda bolca Afrikali multeci, g.amerikali fahiseler, u.saticilari falan. Polis icin cantada keklik iste. Sokaktan topla gorut hepsini temizle, meden musaade ediyorsun? 10 sene once de boyleydi. hala ayni old town'daki ara sokaklar.

Italyanlar+1. Istisnasiz her tren yolculugumda bagira bagira tum vagonu inleten biri cikiyor.
0
speedy
(03.05.24)
cok yer gördügümü düsünmüyorum ama gördüklerim arasindan: danimarka

yemekleri, baliklar haric, cok kötü. ekmegin üzerine bir seyler koyup yiyorlar. öyle yemek mi olur kgjhf
herkes sahane görüyor. ince, uzun, sarisin, iskandinav tarzi giyim vücutlarina cok yakisiyor. gel gelelim ki cok da cimriler ama. icki disinda bir seye para harcamak istemiyorlar. bir tane adam yanimda firinciyla 3-5 kron icin kavga etmisti ve saygisiz da davranmisti.
0
robert bosch
(03.05.24)
(9)

Kadıköy'deki en güzel park hangisi

kahver
Selamlar. Kadıköy'deki parklardan, en güvenlikli, en temiz, en nezih, hello cello tiplerin çok olmadığı park hangisidir? Yani insan kız arkadaşı veya ailesi ile hangisine gitse daha huzurlu olur.Teşekkürler.
Selamlar. Kadıköy'deki parklardan, en güvenlikli, en temiz, en nezih, hello cello tiplerin çok olmadığı park hangisidir? Yani insan kız arkadaşı veya ailesi ile hangisine gitse daha huzurlu olur.
Teşekkürler.
0
kahver
(02.05.24)
Çok fazla var ama ilk aklıma gelen Profesör Dr. Kriton Curi Parkı.
0
michael_knight
(02.05.24)
diğerlerini pek bilmem ama kriton curi gayet nezih
0
jülsezar
(02.05.24)
benim en sediklerim evime de yakın olması sebebiyle özgürlük parkı ve göztepe 100. yıl parkı. göztepe parkında kahve içmeyi tercih ediyorum , hafta sonları çok kalabalık olabiliyor. özgürlük parkında ise sandalyeni, şarabını, biranı alıp arkadaşlarında oturup eğlenebiliyorsun. tatil günleri yine çocuklar sebebiyle kalabalık olabilir ancak diğer zamanlarda keyifli bir park.
0
hypathia
(02.05.24)
özgürlük parkı ve Göztepe parklarında problem yaşamazsınız.
0
co2s2
(02.05.24)
kalamış marina demeye geldim. hem yeşillik hem deniz manzarası, kitle nezih, haftasonu bile sakin.
0
patlamis misir
(02.05.24)
benim gördüklerimin arasında, günün her saati en nezih göztepe özgürlük parkı, kalamış da güzel ama hep çok fazla ıssız gelmiştir. özgürlük parkı da çok büyük olsa da , haftasonu hava güneşliyse çok çocuklu aile oluyor
0
gadlemler
(02.05.24)
Fenerbahçe parkı ve özgürlük parkı koskoca ilçede fazla seçenek yok zaten
0
doharkoman
(02.05.24)
sahil kenarı istiyorsan kalamış parkı ve dalyan parkında bahsettiğin tipler pek olmaz.
0
orpheus
(02.05.24)
kesinlikle Fenerbahce parki
0
oscar
(03.05.24)
(3)

levent civarı ev bulmak

duyurukullanıcısı
sarı site dahil bir çok yere bakıyorum ama sanki eskiden daha çok ilan olurduinsanlar başka bir yere mi ilan veriyor? yoksa camlara bakıp orasını aramak mı lazım?
sarı site dahil bir çok yere bakıyorum ama sanki eskiden daha çok ilan olurdu

insanlar başka bir yere mi ilan veriyor? yoksa camlara bakıp orasını aramak mı lazım?
0
duyurukullanıcısı
(02.05.24)
kiralar çok yükseldiği için insanlar mevcut evlerinden eskisi gibi çıkamıyorlar. bu yüzden de boş ev daha az, daha az ilan var.
0
co2s2
(02.05.24)
Emlakçı Çekmeköy'deki evimize 24 saat sonra kiracı buldu. Hem de sahibinden'deki ilanlardan %15-%20 civarında daha fazla talep etmiştik. Siteye ilanı akşam girdi, öğlen kiracıyı buldu.

Levent hem popüler hem de bütçe sorunu olmayan insanların tercih ettiği bir bölge. Evlerin önemli bir kısmı ilana hiç çıkmadan emlakçının ve mal sahibinin tanıdıklarına, sürekli müşterilerine kiraya veriliyor olabilir.

Bunlar bilgi değil, akıl yürütme. Konuyla ilgili bilgi sahibi olan varsa onun dediklerini dikkate alın.
0
michael_knight
(02.05.24)
Genel olarak arz düştü. Takip ettiğim iki mahalle var, ilan sayılarında ciddi düşüşler gözlemliyorum.

%25 olayından sonra ev sahibi "evimi boş tutarım daha iyi" mantığında. Mevcut kiracı çıkmak istemiyor, mahkemeler doldu taştı. Kiracılı evler satılmıyor. Bu nedenlerden ilan sayılarında düşme var.

Bazı satışlar/kiralamalar el altından yapılıyor ve ilana çıkmaya gerek bile kalmıyor. Bölge emlakçıları ile birebir iletişimde olman fayda sağlar.
0
Lethe
(02.05.24)
(5)

Sattığım arabayı sahibindende gördüm

inheritance
Yeni arabamı alırken eski arabamı takasa vermiştim İstanbulda bir bayiye. Arada sahinindene bakıyorum satışa koydular mı diye. Bugün baktığımda Çorumda bir satıcıda gördüm. Sattığımda yaklaşık 55000 kmdeydi, 53500 km yazmışlar. Çorum'a çekici ile gitti ise en az 55000 km olması gerek. çekici ile git
Yeni arabamı alırken eski arabamı takasa vermiştim İstanbulda bir bayiye. Arada sahinindene bakıyorum satışa koydular mı diye. Bugün baktığımda Çorumda bir satıcıda gördüm.

Sattığımda yaklaşık 55000 kmdeydi, 53500 km yazmışlar. Çorum'a çekici ile gitti ise en az 55000 km olması gerek. çekici ile gitmedi ise (sürerek yani) 55500 km. yanlış yazılmıştır herhalde, kilometresi ile oynamazlar diye düşünüyorum.

hatasız boyasız yazmışlar, iki tane kazası, sürtmesi vs. var. en altta tramer var, farlar değişti diye yazmışlar gerçi. fotoğraflarda da dikkatli bakınca sürtmeli yerleri belli oluyor.

faturası servis kayıtları mevcuttur yazmışlar, ben bunları vermedim. sattıktan sonra servis bunları verebilir mi? verdi ise benim ismim, adresim belli olur mu?

bu ilanı gördükten sonra ikinci eldeki hiçbir ilana güvenmemek gerektiğini anladım.
0
inheritance
(02.05.24)
servis vermez muhtemelen. dolandırıcı işte. alan zaten ekspertize götürecek.
0
jelly bear
(02.05.24)
kilometre meselesine bir şey diyemiyorum, biraz terbiyesizlik olmuş. birisi geldiğinde "ilanı verdikten sonra biraz daha yol gitti, ondan böyle" diyecekler herhalde.

ağır hasar kaydı yoksa, galeriler istisnasız "hatasız boyasız" yazıyor. yıllar önce "hatasız boyasız" denen bir arabaya gittim bir galeriye. araba galeride değildi, görmek için kaportacıya gittik, kaportacıda boya yapılıyordu.

faturalı servis kayıtları yalan da olabilir ya da aracın servislerinden birinde bir tanıdıkları vardır, o kayıtları çıkarmıştır.

ve evet. özellikle galericilerin yazdığı hiç bir şeye güvenmeyin. baştan sona yalan.
0
co2s2
(02.05.24)
Arabayı ikinci el aldığımzda garantisi devam ediyordu.Servise bakım için gittiğimde,servis geçmişini excel dosyası halinde mail attılar.Ancak orda hangi tarihte ne yapıldığı bilgisi vardı.Sahibine dair herhangi kişisel bir bilgi yoktu.
0
arenas
(02.05.24)
Galericiden bu sebeplerle araç alınmaz
0
mirty
(02.05.24)
3. cümledeki Çorum'da bir satıcıda gördüm cümlesinden sonrasını çok okumadım. Tecrübelerime dayanarak size tek bir şey söylemek istiyorum. Çorum'a araba satılmaz, Çorum'dan araba alınmaz.

Kendim bizzat araba almaya gidince hepsinin birer simsar olduğunu gördüm. Fotoğrafları muhtemelen hep aynı kişi çekiyor ki arabalar jilet gibi ama bi gidiyorsunuz araba turşu.

Çoğunlukla uzak şehirlerden insanlar geldikleri için araba almaya, bi şekilde abi şöyle abi böyle diyip satıp yolluyorlar. E tabi o insanlar da araçsız dönmeyelim buraya kadar geldik oluyorlar.

Özet: Araba ticaretinde Çorum'dan uzak durun. Hele bi de BMW ise.
0
life is not fair
(03.05.24)
(3)

Online toplantı linki göndermek yerine sabit bir web sitesine yönlendirmek?

dejame
Amacım şu: müşterilerimle Google Meet veya Zoom üzerinden görüşüyorum. Fakat mail veya WhatsApp üzerinden link paylaşıp bilgisayarlarından girebilmeleri bazıları, özellikle yaşça büyük olanlar için zor olabiliyor.Bana ait bir domain var. Müşteriye toplantı saatinde sadece web siteme girmesini söyley
Amacım şu: müşterilerimle Google Meet veya Zoom üzerinden görüşüyorum. Fakat mail veya WhatsApp üzerinden link paylaşıp bilgisayarlarından girebilmeleri bazıları, özellikle yaşça büyük olanlar için zor olabiliyor.

Bana ait bir domain var. Müşteriye toplantı saatinde sadece web siteme girmesini söyleyeceğim, girdiklerinde ana sayfada link de olabilir, daha profesyonel olarak başka hiçbir pencere açmadan direkt olarak Google Meet ekranı embedded bir şekilde gözükebilir mi?

Teşekkür ederim
0
dejame
(02.05.24)
baktım, meet ve zoomda mümkün değilmiş. outlook'un teams'ini kullanabilirsiniz, onda mümkün gibi görünüyor.

answers.microsoft.com
answers.microsoft.com
0
veritaslibertas
(02.05.24)
domain dns ayarlarindan url redirect record acip toplanti linkini yonlendirebilirsin.

orn. toplanti1.dejame.com >>> meet.google.com
orn. toplanti2.dejame.com >>> zoom.us
0
arakaali
(02.05.24)
zoom, meet ya da teams ile bu mümkün değil bildiğim kadarıyla. Google'da "embed video conferencing to website" şeklinde bir arama yaparsanız, bunun mümkün olduğu bazı uygulamalar bulursunuz. ama tahminimce paralıdır.
0
co2s2
(02.05.24)
(8)

diyet sonucu tartıda aynı durmak

mantarliborekk
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum. arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar. bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle
1 haftadır karatay diyeti yapıyorum.

arada kaçamaklar oluyor evet ama normalde 2 dilim kek yiyorken yarım dilim yiyorum , gibi küçük kaçamaklar.

bunlar zayıflamama engel mi gerçekten?
tamamen yasaklı listesine uymam mı gerekir. çünkü öylesi imkansız gibi benim için.
porsiyonlarım azaldı kahvaltı öğle aksam hepsi sağlıklı protein ağırlıklı.
anladım neden böyle oluyor?
sonradan tartıda düşer mi yoksa olsa olur muydu şimdiye kadar?
0
mantarliborekk
(02.05.24)
Karatay diyetinin içeriği nedir bilmiyorum ancak bir hafta genel olarak kilo değişimi görmek için kısa bir zaman. Eğer çok sağlıksız şok diyetlerden birini uygulamıyorsanız 2 ileri 1 geri ancak 1 ayda gözle görülür bir fark ortaya çıkar.

Bunun sebebi gerek tartının hassasiyeti gerekse sizin tartı alışkanlıklarınızla alakalı. Tartıların yanılma payları ve tartıldığınızdaki kıyafetler, boşaltım durumunuz, sırf o günlük yediğiniz yemek, içecekler vs gibi etmenler küçük ölçüde göstergeyi değiştiriyor.

Doğru sonucu görmek için kilonuzu kaydedip genel gidişin aşağı mı yukarı mı yoksa sabit mi olduğunu takip edin.

Bir de hafif de olsa egzersiz programı uygulamayı ihmal etmeyin. Tek başına diyetle özellikle hareketsiz bir yaşama sahipseniz kaslarınız da erir ve çırpı kollu bir hal alabilirsiniz.
0
akhenaten
(02.05.24)
Karatay diyeti ne yapıyor bilemem de kalori takibi olmadan yapılan diyetlerin çoğu özellikle diyet bilincisi, beslenme bilgisi olmayan kişilerde patliyor. Sebebi de yediginizin ne kadar kalorili olduğunu kestirememek.

1 hafta kısa süre evet ama benim dediklerinizden anladığım ise yaramamasi olasi.
Diyeti yapacaksaniz tdee'den hareketsiz kalori hesaplaması yapın. Sonra yediginiz her şeyi tartin ve kaç kalori çıkıyor hesaplayin.
0
logisticsmanager
(02.05.24)
Her gün aynı saatte tartilmaniz gerekiyor öncelikle, boşaltım durumu vb çok etkliyor dendiği gibi. Ayrica çok kısa bir süre.
0
sanguine
(02.05.24)
aralıklı oruc yap bence işe yarıyor.
0
sizofren06
(02.05.24)
Spora gidip agirlik kaldirip kas kazaniyorsan sabitleniyor cunku kasinda agirligi var.

1 hafta vucudun adapte olmaya calismasi vs cok bisi bekleme bence
0
Zetnikov
(02.05.24)
Kilodan değil de ölçülerden(bel, kalça vs) kontrolden yapmak daha sağlıklı bence. Egzersiz yoksa ani etki görmen de çok zor ayrıca.
0
hasmetizm 2046
(02.05.24)
İnsülin direncini kırmak yaklaşık iki hafta sürüyor o yarım dilim keklerle diyeti başa alıyorsunuz bu diyet değil atıştırmalık olarak ham kuruyemişlerden tüketebilirsiniz günde tek öğün beslenirseniz iştahınız kapanır ve süreciniz hızlanır tatlı krizi çekmezsiniz atıştırmalık yemeye ihtiyac duymazsınız.
0
doharkoman
(02.05.24)
başlangıç kilonuz kaç? aşırı kilolu olunca ilk günden beri çok fark ederken, daha normal bir kilodaysanız az az fark eder. azdan az, çoktan çok...

bir de vücudu şaşırtmanız lazım. mesela hiç karbonhidrat yemeyin. hiç kek yemeyin. kaçamağı bırakın.
0
co2s2
(02.05.24)
(7)

Yürüyüş bandı? Tavsiye?

la traviata
Merhaba.İstanbul'da yürüyüşe çok müsait olmayan bir ilçedeyim. Ama her güne yürüyüş koymak da istiyorum yaş 40ları geçmişken.Ev tipi yürüyüş bantları, spor salonundakiler kadar efektif midir?Alt kata ses gidiyor mu?Şunu aldım amazondan, direk al dediğiniz bir marka model var mı?Ev tipi olanlarda da
Merhaba.

İstanbul'da yürüyüşe çok müsait olmayan bir ilçedeyim. Ama her güne yürüyüş koymak da istiyorum yaş 40ları geçmişken.

Ev tipi yürüyüş bantları, spor salonundakiler kadar efektif midir?
Alt kata ses gidiyor mu?
Şunu aldım amazondan, direk al dediğiniz bir marka model var mı?
Ev tipi olanlarda da ayakkabı giyiliyor mu yoksa çorapla vs. mi kullanıyorsunuz?

Para çok sorun değil ama uçmayalım da elbette.

Gibi sorularım var.
Teşekkür ederim.
0
la traviata
(01.05.24)
- ev/spor salonu aynı işlevi görür.
- alt kata ses gider. önlemek için altına yanılmıyorsam kauçuk bir zemin seriyorduk. ama ne derece keser sesi tabi emin değilim.
- marka konusunda bilgim yok.
- ev dahi olsa ayakkabıyla kullanın. çorapla bir süre sonra çorabın altı aşınır ve/veya sakatlanabilirsiniz.
0
zen1th
(01.05.24)
Komşulara ses gitmemesi mümkün değil. Tahammül edilebilir derecede olup olmadığını bilmiyorum.

Ayakkabısız kullanılması ayak ve bacak sağlığı için uygun değil.
0
Mirket
(02.05.24)
Koşu/yürüyüş bandı ayakkabı ile bile dizlere zararlı. Bu yüzden eliptik bisiklet kullanıyor insanlar. Komşuya ses gider, matlar var gitmemesi için ama illa ses gider, gece kullanılmaz. Koltuğun altına koyayım, çekip çıkarayım diyorsan, hem kalın hem de çok ağır olduğunu hatırlatırım. Birçoğunun maksimum hızı 6km/saat, yani tempolu bir yürüyüş hızı. Terletecek bir hız olmaz, dambılla falan kullanırsan terleyebilirsin.
0
kanepeee
(02.05.24)
eliptik tavsiye ederim, hem sessiz hem de daha etkili.
0
entropik
(02.05.24)
walkingpad'in çok sessiz olan versiyonları var.
0
gabe h coud
(02.05.24)
yürürken komşuya ses gitmez ama koşarken illa ki gider.
ayakkabı illa ki giyin.
ben böyle durumlarda hepsiburada'ya girip, en çok satanlara göre sıralayıp en çok satılanı alıyorum. ya da bu durum için, decathlon'dan alırım herhalde.
0
co2s2
(02.05.24)
bir tavsiye:

kendinize çok izlemek istediğiniz bir dizi belirleyin. o diziyi sadece koşu bandında izleyin.
0
co2s2
(02.05.24)
(4)

Beyaz ayakkabı giyenler! Nasıl temiz tutuyorsunuz bunları?

winston insani
MerhabalarBeyaz ayakkabı giyenleri görüyorum, hepsinin ayakkabıları tertemiz, benim de var beyaz ayakkabılarım ama yastık çarşafı içinde makinede yıkama dışında bir temizlik yöntemi bilmiyorum.Var mı beyaz ayakkabıların özel bir temizlik yöntemi? Nasıl bu insanlar bu kadar temiz tutabiliyorlar beyaz
Merhabalar

Beyaz ayakkabı giyenleri görüyorum, hepsinin ayakkabıları tertemiz, benim de var beyaz ayakkabılarım ama yastık çarşafı içinde makinede yıkama dışında bir temizlik yöntemi bilmiyorum.

Var mı beyaz ayakkabıların özel bir temizlik yöntemi? Nasıl bu insanlar bu kadar temiz tutabiliyorlar beyaz ayakkabılarını?
0
winston insani
(01.05.24)
Ayakkabıyı her kullanımdan sonra sleepy tarzı tek kullanımlık temizlik mendiliyle silince hep temiz kalıyor. Çıkmayan leke oldumu birazcık cifle silince tertemiz oluyor
0
limonlu eksi
(01.05.24)
Stil’in bir ürünü var beyaz ayakkabılar için.
0
gabe h coud
(01.05.24)
Şunu çok övüyorlar. youtube'da videoları var

www.rossmann.com.tr

www.facebook.com
0
Mirket
(02.05.24)
sürekli temizliyor olmanız lazım. her giydikten sonra, hatta giyerken bile ince ince bakın pislendi mi diye
bir süre sonra inatçı lekeler illa olacak.. onlara da cif ile müdahale edin bir süre.
en sonda da gidin ayakkabıcı beyaza boyasın tekrar : )
0
co2s2
(02.05.24)
(2)

İstanbul: Tek Kare Fotoğraftan Yer Bulmaca

nevarki
Aşağıda fotoğrafını paylaştığım mekanın neresi olduğunu bilebilir misiniz? En önemli bilgi görünen viyadük sanırım. https://ibb.co/SsnJCCpŞimdiden teşekkür ederim…(Tik’ler hemen)
Aşağıda fotoğrafını paylaştığım mekanın neresi olduğunu bilebilir misiniz? En önemli bilgi görünen viyadük sanırım.

ibb.co

Şimdiden teşekkür ederim…

(Tik’ler hemen)
0
nevarki
(30.04.24)
kemerburgaz kent ormanı diye sallıyorum
0
exlibris
(30.04.24)
Çayağzı deresinin üzerinden geçen viyadük bu. cumhuriyet köy tarafı
0
co2s2
(30.04.24)
(9)

Bir plaza çalışanının bir günü nasıl geçiyor?

nundu
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya
Şimdi bu sorunun benzerini bir iki yıl önce yine sormuştum ama yeterli detay vermediğim için yanlış anlaşılıp biraz tepki almıştım. O yüzden elimden geldiğince açıklayıp soracağım;

Ben, ailem, akrabalarım, arkadaş çevrem ve hatta yakın arkadaşlarımın ailelerini kapsayan geniş küme çevremde herkes ya memur ya da söylendiği zaman ne yaptığı az çok kafada canlanan işlerde çalışıyor. Ben doktorum, arkadaş çevremin zaten %90'ı doktor, doktor olmayanlardan bi iki avukat, birkaç tane mühendis var ama mühendisler de akademide şu an; annem hemşire babam öğretmen, arkadaşlarımın aileleri yine doktor, öğretmen, asker vs diye gidiyor.

Kısacası hayatımda hiç satın almacı, pazarlamacı, ne bileyim satış müdürü tarzı görevlerde çalışan beyaz yakalı kimseyle tanışmadım. Bu ve bu tarz diğer titre'a sahip insanların işte bir günü nasıl geçer diyince aklıma

Excel
Mail
Toplantı

üçlüsü dışında bir şey gelmiyor ama mesela excel'de ne yapıyorlar ya da gün boyu kiminle ne mailleşiyorlar konusunda da bilgim yok.

Bunları küçümsemek için kesinlikle söylemiyorum yanlış anlamayın, gerçekten saf bir merakla soruyorum. Misalen, bir satın almacının ortalama bir günü nasıl geçiyor? Yarın bir gün bu tarz pozisyonda çalışan biriyle tanışırsam saf saf sorular sormamak için buraya yazıyorum.

Cevaplar için şimdiden teşekkürler
0
nundu
(30.04.24)
Misal ben tedarik zincirindeyim (satin alma yaptım önceden, simdi yoneticiyim);
- satin almacilarin portfolyosuna bakip garip bir şey var mi diye göz gezdiriyorum.
- siparis gecikmesi sebebiyle ay sonunda fatura edilemeyecek siparis var mi ona bakıyorum (ki hep var), varsa satın almaci ile konuşuyorum.
- ay basiysa geçen ayın on time to request/promise, stock fill rate, non stock on time to request/promise, tedarikçi on time to request gibi kpilari hesaplayip corporate sistemine giriyorum.
- musteriler tarafindan escalate (Türkçesi yok bunun :/ edilmis seylere bakiyorum.
- ay sonunda ayın stock, intransit, days on hand gibi stok verilerini corporate sistemine giriyorum. Ay başında o ayin tahmini verilerini veriyorum.

Satin almaciyken yaptiklarim;
- sabah mrp tarafından yaratılan siparişleri tedarikcilere yollamak (edi denilen sistem varsa direkt sap üstünden yoksa pdf)
- onaylanmamis po'lara bakip tedarikcilerden yola cikarma günü onayini istemek
- gec onaylananlarda erkene almaya calismak, mrp'nin istemediklerini ertelemeye calismak.
- sistemde takılı kalan tedarikçi faturalarina bakmak
- idoc denilen sap sistemindeki mesajlarin sikintilarina bakmak
- tedarikçi ile aylık talep tahmini performansi ve tedarikçi performansi görüşmesi yapmak
- tedarikciyr 24 aylık talep tahmini yollamak
- gün içinde tedarikçilerden, musterilerden gelen maillera cevap vermek.
- hazir olan mallarin yola çıkması. Misal benim organizasyonun aylık x anda 70 konteyneri var. Haftada 4 kamyon, ufak tefek de hava kargo.

Toplanti deme ya çok var lanet olasilar. Misal bugünkü toplantilarimi yaziyorum;
Yeni çıkacak ürün grubu için cin'deki fabrika ile üretim kapasitesi, malzeme yeterliliği vs görüşüyoruz çünkü proje kötü geçti fabrika yetisemiyor siparislere.

Sonra başka bir ürün grubunun müdürü ile konusup benchmarking yapacağım.

Sonra emea bölgesinde aylık konteyner ihtiyacı tahmini toplantisi

Bir satin almaci ile 1to1

Amerika'daki ic tedarikci ile onlarin asya'daki tedarikcilerinden drop ship nasıl yapariz konusmasi

Bir adet lanet olasi musterinin escalation toplantisi
0
logisticsmanager
(30.04.24)
plaza çalışanı değilim ama ucundan sayılabilirim belki. sizi anlayabiliyorum :) benim arkadaş çevremde de mühendis ve doktor çok var, onlar da aynı şeyi merak ediyor :)

bir doktor, mühendis, marangoz gibi meslek sahibi olmayan çalışanlar hem yaptıkları iş açısından hem de hiyerarşik açıdan çok çeşitli malum. yani bunun satın almacısı olduğu gibi satın alma müdürü de var. o yüzden yaptıkları iş elbette aynı değil ama çok genel hatlarıyla birkaç şey karalayayım.

satın almacı dediğiniz için onun üstünden gideyim. adı üstünde zaten; işletmenin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmet alımlarını yapar basitçe. bunu yaparken gün boyu tedarikçilerle görüşür/konuşur/yazışır, alternatifler arar, fiyat alır, bu verileri saklar, karşılaştırır, yetkisi dahilinde karar verir ya da amirine danışır ve nihayetinde satın alımı gerçekleştirir.

her işletmenin günlük bir rutini vardır. örneğin her gün üretim birimiyle görüşüp ihtiyaç kontrolü yapılabilir ya da önceden her bir malzeme için alım takvimi oluşturulmuştur, o takip edilir, aksaklıklara müdahale edilir, vesaire.

excel, mail ve toplantı demişsiniz ya, aslında doğru bir özet olmuş. yukarıda saydıklarım ve benzeri ve işler temelde kayıt altına alma (excel vb.), haber verme/alma (mail) ve istişare (toplantı) ile yürütülüyor. yani böyle bir çalışanın günü ağırlıklı olarak monitör karşısında veri girip o verileri analiz ederek, sürekli telefonla ya da mail ile haberleşerek geçiyor.

örnekler çok çeşitli ama bence hangi işkolunu merak ediyorsanız önce kafanızda o işin tanımını canlandırın, sonra nasıl yapılabileceğini az çok çıkarırsınız. oradan hareketle de o kişinin günü nasıl geçiyor tahmin edebilirsiniz.
0
orient blue
(30.04.24)
Ofise gittiğim dönemlerde ve pandemi öncesi şu şekilde, alan yazılım:

Ekibin %90'ı sigara içiyor. Yemek öncesi sigara, yemek sonrası sigara, toplantı sonrası sigara. Saatlik sigara molası 10-15 dk civarı. Yemek 1 saat yaklaşık. Yani 8 saatlik mesainin 5 saatinde çalışılıyor. Burda da günlük 1 saat minimum toplantı var kaçamadığın. Dün mesela 3 saat toplantıydı benim.

Mail çok kullanılmıyor, slack gibi araçlar yaygınlaşmaya başladı şirket içi işlerde. Bizde şu şekilde:

Kodlama/Tasarım
Toplantı
Sigara -içmiyorum ama ekip içince sen de içmiş sayılıyorsun :D
0
sarahkerrigan
(30.04.24)
Bir tanıdığım raporlamada çalışıyor

Şirketlerin söz konusu dönemlerde ve yıl içinde yaptığı bütün datayı okunur hale getirip bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu gibi şeyleri üretiyorlar. Bunların da belli detaylı ulusal ve uluslararası standartları var tabi, ayrıca vergilendirme ve muhasebeyle alakalı belli bir takım ek faktörler oluyor. Aynı zamanda bu süreçte irili ufaklı birçok problem ortaya çıkıyor. Örneğin günümüzde enflasyon düzeltmeleri gibi sorunları oluyor, gibi.

Ama ne iş yapıldığıyla ilgili bir konuda "beyaz yaka" çok geniş bir çerçeve olmuş. Bu yüzden çeşitli alanlardaki insanlar ne diyebileceğini şaşırıp soğuk yanıtlar vermiş olabilir. Sonuçta farmakoloji uzmanları, halk sağlığı uzmanları ve genel cerrahlar temelde doktor olsalar da çok farklı çalışma hayatlarına sahipler değil mi? Birisi size bir doktor ne iş yapıyor diye sorsa buna genel kullanılan anlamda doktoru tanımlamanın ötesinde, sağlık sektöründe çalışan bir eleman olarak mesleğin her yönünü kapsayıcı bir cevap vermeye çalıştığınızda çok yüzeysel kalır. Sizin sorunuzdan anladığım kadarıyla, sizin merakınızı giderecek cevaplar aslında baya detay istiyor. Bu yüzden beyaz yaka diye genellediğinizde çok tatmin edici yanıtlar almanız zor olsa gerek. Önceki soruda öyle bir problem yaşamanızın sebebi bu olsa gerek.
0
akhenaten
(30.04.24)
meseleye plaza çalışanı olarak değil de, büyük şirket çalışanı olarak bakmak lazım. (büyük derken ciro olarak değil, organizasyon olarak) çünkü excel-mail-toplantı şeklinde özetlediğimiz şey, kişilerin/departmanların yaptığı işlerin üstlere ve şirketin geri kalanına raporlanması amacıyla oluyo çoğunlukla. yani şöyle ki, normalde bir kişi 100 birim iş yapabilecekken, 2 kişi toplamda 190 birim iş yapıyor çünkü zamanlarının belli bir bölümünü de, birbirlerinin ne iş yaptığını konuşmakla harcıyorlar.
0
co2s2
(30.04.24)
@edmond honda

İlk sorduğumda küçümsüyormuşum gibi anlaşılmıştı, "Siz de excel mail dışında bir şey yapmıyorsunuz" demişim gibi tepkiler gelmişti. Ben de öyle bir anlaşılmaya neden olmamak için belirteyim dedim ama yine böyle anlaşılmaktan kurtulamadım gördüğüm üzere :)

Diğer bölümler tıp fakültesine uzak konumlandığı için pek diger bölümlerle sosyalleşme imkanı olmuyor. Ayrıca bence asıl sizin doktorlara karşı önyargınız var ama gereksiz sert bir üslupla yazmışsınız o yüzden konuyu uzatmak istemiyorum.

"Öğrenmek isteyen öğrenirdi" öğrenmek istiyorum işte buraya sordum, bu sitenin amaçlarından biri de insanların merak ettiklerini öğrenebileceği bir platform olması değil mi?
0
🌸nundu
(30.04.24)
10 senelik beyaz yaka bilgisayar mühendisiyim.
sabah gidip masama otururum çay kahve yan masadakilerle sohbet filan. sonra ufaktan işlere başlarım. işlerim zaten jirada task olarak bellidir. sırayla çözerim. yapabildiğim kadarını yaparım, acilse zorlarım acil değilse yaya yaya yaparım. öğlen çevrede arkadaşlarla yemek yemeye gideriz. o da ayrı bir sosyallik oluyor her gün yeni yer seçiyorsun filan. sonra kahve alırız bir kahveciden, ofise döneriz.
benim işim yazılım yani genel olarak. iş analisti bana ne iş verirse o işi yaparım. ama genelde ne kadar sürede, ne tempoda çalışacağıma kendim karar veriyorum. 3 gün evden 2 gün ofisten çalışıyorum.

merakını da anlıyorum, abim de doktor/cerrah o da hep ofiste napıyorsunuz ki yani bilgisayar başında tüm gün napılır diye sorup durur.
0
yenibirgüzelnick
(30.04.24)
E-ticaret alanında çalışan, ekip yöneten bir beyaz yakalı olarak ortalama bir günümü yazayım. Haftanın 1 günü sadece ofise gidiyorum. Evde olduğum günlerden örnek vericem.

-Sabah mesaiden 10 dk önce kalkıyorum, teams'te ekibe ve ekip gruplarına bir göz atıyorum.
-Ardından mailleri kontrol ediyorum.
-Günün toplantılarına göz atıp varsa hazırlık, onları yapıyorum.
-Ekipten beklediğim konular varsa, deadline gelmişse onları yokluyorum.
-Kendi iş planımda yapacaklarım var mıydı takvime bakıp onları ilerletiyorum.
-Saat 9-10 itibariyle toplantılar başlıyor onlara giriyorum.
-Toplantılar sonrası/esnası ordan burdan bir şey geldiyse o konulara bakıyorum. Gerekliyse devreye gidiyorum, değilse eskale ediyorum ekibe.
-Aylık ve haftalık sunum datalarını değiştiriyorum bu aralar. Formatta oynamalar yapıyorum.
-Bizim işte operasyon da çok olduğu için operasyonel konulara bakıyorum, satıcıların aksiyonlarını takip ediyorum.
-Kullandığımız tool'u ve ortaktaki dokümanları bol bol inceliyorum.
-It geliştirme yapmış olabiliyor veya ongoing bir proje olabiliyor aynı esnada, UAT testleri yapıyoruz development ortamında.
-Kendi yöneticim veya yönettiğim ekiple kısa catch up'lar yapıyorum uzaktan çalıştığımız için anca öyle bir araya gelebiliyoruz.
0
mor oje
(30.04.24)
Yazılım danışmanlığı yapıyorum.

Mevcutta yaptığım işte uluslararası bir şirketin merkezinin ve tüm ülkelerdeki şubelerinin kullandığı bir yazılım sistemleri bütününün içerisinde çalışıyorum.

Bu tüm sistemler bütünü bir ürün ama arkadasında birçok teknoloji ve ekip var. 2,5 ayda 1 herkes bir araya gelip 3 gün boyunca sonraki 10 haftada neler yapılacak, neler öncelikli, kimin yapacağı şey kiminkinin ön şartı şu bu gibi şeyler konuşuluyor ve her ekip kendi 2,5 ayını elindeki kaynaklar (insanlar, onların bu ekip için çalışacakları zaman vs) gözetilirek planlar. Ayrıca son 10 haftalık dönemde neler yapıldı, ne eksikti, ne iyiydi, ne sorunlar vardı vs konuşulur.

Sonra da bu 10 haftayı 2 haftalara bölerek, her 2 haftanın başında o 2 hafta ayrıntılı planlanır. Ne yapılacak, kim kimden ne bekliyor. Kim test edecek. Testin kapsamı ne olacak. vs vs.

Buraya kadarki işlerin olduğu ekibe proje ekibi deniyor. Bir de destek ekibi var. Orada da 3 iş yapılıyor:

1-Artık belirli bi şablona bağladığımız, çok uzun uzun tartışmadan mevcut yapıya eklemleyerek devreye alabileceğimiz projeler oluyor. Mesela X ülkesindeki şube de bu ürüne dahil olmak istiyor. Onlarla ön toplantılar organize edip ürünü, onlardan ne beklediğimizi, projenin nasıl olacağını vs anlatıyoruz. Sonra onlara doldurmaları gereken şablonları veriyoruz. Onlar doldurunca bi toplantı daha yapıp üzerinden geçiyoruz. Anlamadıkları veya onların ülkesine özel farklı yönetilen şeyler vs varsa onları konuşuyoruz. Onlarla ilgili kararları veriyoruz. Her şey netleştiğinde çalışmaya başlıyoruz. Çalışma bitince testçiler test ediyor. Hatalar düzeltilince test sonuçları ürünü kullanacak ilgili kişilere sunuluyor ve ok devreye alalım denirse devreye alma planlanıyor ve yapılıyor.

2-Üründe çeşitli hatalar, bazı ek talepler, ufak projecikler, bazı bilgilerin güncellenmesi vs gibi rutin destek işleri oluyor. Kimisi doğrudan kullanıcıdan geliyor kimisine biz kendimiz karar veriyoruz.

3-Ürünün amacına göre yapılması gereken bazı şeyler var. Mesela bizim üründe müşteriler tırların ve otobüslerin üzerinde bulunan çeşitli donanım ve yazılımlarla farklı hizmetler alıyorlar. Bu hizmetlerin aboneliği, faturalanması şu bu yapılmalı. Müşteri app'ten kendi abone oluyor. Faturalama vs'yi merkezden tüm ülkeler için biz yapıyoruz. Bu süreçte çıkan hatalar olabiliyor. Ay başlarında ay sonlarında yapılması gereken işler oluyor. Yapılan işlerin takibi, sistemler arası senkronizasyon, mutabakat vs için de bir şeyler yapılması gerekiyor. O tip şeyleri yapıyoruz.

Böyle uzun uzun anlattım ki temelde ne yaptığımız biraz kafanızda canlansın.

Sıradan bir günde ne yapıyorum:
-proje sorumluluklarımdan planlanmış bir işim varsa onu yapıyorum. Gerekirse ilgili takım arkadaşlarımla veya diğer takımlardan insanlarla iletişime geçiyorum.

-destekte yaptığımız projelerle ilgili bir işim varsa onları yapıyorum. Bazen 2 veya 3 kişi beraber çalışabiliyoruz.

-Acil hata varsa onlarla ilgileniyorum. Çözmek için bir sürü değişik ekiple görüşmem gerekebiliyor.

-Rutin işler varsa onlar önceden planlanmış oluyor. Mesela tüm ülkelerin ön ödemeli aboneliklerin faturalanması, fatura pdflerinin ilgili sistemlere yüklenmesi ve müşterilere gönderilmesi, e-fatura süreci olan ülkelerde devlet portaline e-faturaların yüklenmesi, faturaların ve ertelenmiş gelir kayıtlarının muhasebeleştirilmesi, holding merkezi ile şubeler arası masraf kayıtlarının muhasebeleştirilmesi gibi şeyleri cuma günleri yapıyoruz. Cuma sabahı önce faturalanacak her şeyi kontrol ediyorum. Hata, eksik gedik var mı diye bakıyorum sonra gerekli işleri yapıyorum.

Tüm bu işleri yönetmek için ara ara ekip içi toplantılar yapıyoruz. Mesela X projeler grubu için 2 günde bi 15-20 dk, Y projeler grubu için haftada 1 holdingdeki bir ekibin de dahil olduğu bir toplantı, genel rutin destek işleri için her gün 15 dk napıyoruz ne ediyoruz problem birinden bi ihtiyaç var mı toplantıları vs vs.

Toplantılar dışında aramızdaki iletişim için mail, teams kullanıyoruz.

Yaptığımız işleri dokümante etmek için sharepoint, confluence vs gibi şeyleri kullanıp güncelliyoruz.

İş takibi, planlar, kimde ne iş var vs vs için Microsoft Azure DevOps'u kullanıyoruz.

Tabi bir de yaptığımız iş gereği şirket içi veya ürünler teknolojilerle ilgili okuma araştırma yapmamız gerekiyor.

Excel'i de bi şeyi analiz ederken filan kullanıyoruz. Ya da mesela ülkelere şablon verirken excel olarak veriyoruz filan filan.
0
perferil
(30.04.24)
(3)

Çanta Fermuar Tamiri

eisberg
Merhaba. Bira alırken verilen termos çantalardan var bende, ama üç tanesinin fermuar başlığı yok. Yani fermuar var ama o elimizle tutup açığ kapadığımız yer yok. Bundan nasıl temin edebilirim? Ya da götürüp tamir ettirsem harcı borcunu aşar mı?
Merhaba. Bira alırken verilen termos çantalardan var bende, ama üç tanesinin fermuar başlığı yok. Yani fermuar var ama o elimizle tutup açığ kapadığımız yer yok. Bundan nasıl temin edebilirim? Ya da götürüp tamir ettirsem harcı borcunu aşar mı?
0
eisberg
(30.04.24)
Fermuar başlığı yok.
0
🌸eisberg
(30.04.24)
anahtarlıklardaki yuvarlak şeyler oluyor ya, anahtarları geçirdiğimiz. onları deneyin, işe yarayabilir.
0
co2s2
(30.04.24)
Aşağıdaki linkteki abi çok uygun fiyata halleder.

maps.app.goo.gl
0
hasansabbah
(30.04.24)
(1)

İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Otopark

wanderernotlost
Fındıklı'daki SGK İl Müdürlüğü çevresinde araç koymak için yer var mı? Hiç araçla gitmedim daha önce
Fındıklı'daki SGK İl Müdürlüğü çevresinde araç koymak için yer var mı? Hiç araçla gitmedim daha önce
0
wanderernotlost
(30.04.24)
karşı çaprazda Galataport var, otoparkına koyup yürümeniz mümkün. ya da yanlış hatırlamıyorsam kazancı yokuşunda otopark vardı, oraya koyabilirsiniz. ama benim önerim, geleceğiniz yöne göre, Üsküdar'dan Kabataş'a motorla geçebilirsiniz, ya da tramvayla gidebilirsiniz. aracı başka bir yerde bırakmış olursun.
0
co2s2
(30.04.24)
(1)

bilirkişi nasıl darlanır

bir soru sorcam
2 aylık süresi vardı 2 ay daha istedi hala mahkemeye rapor sunmadıyaptığı baya sorumsuzluk da ben ne yapabilirimsosyal medyada bi kaç hesap çıkıyor en fazla
2 aylık süresi vardı 2 ay daha istedi hala mahkemeye rapor sunmadı
yaptığı baya sorumsuzluk da ben ne yapabilirim

sosyal medyada bi kaç hesap çıkıyor en fazla
0
bir soru sorcam
(26.04.24)
bilirkişi darlamak aslında çok önerilecek bir şey değil. işini çok iyi bilen bir avukatın, ürkütmeden darlamasında fayda var. bilirkişiyle iletişime geçtiğinizde, raporu eklemeye çalışıyor görünmeniz kötü sonuç verir.
0
co2s2
(26.04.24)
(6)

Bes mantıklı mı yapan var mı

meraklitursucu
Bes için ne düşünüyorsunuz? Devlet katkısı ve fonları düşününce mantıklı geldi ama bilemedim.
Bes için ne düşünüyorsunuz? Devlet katkısı ve fonları düşününce mantıklı geldi ama bilemedim.
0
meraklitursucu
(26.04.24)
maaştan otomatik kesildiği için ben çıkmadım, hiç yoktan birikim oluyor , bana öyle bir faydası var, fonu da en riskli fonu seçtim getirisi yüksek şuan için.
0
jülsezar
(26.04.24)
BES yaptırmak mantıklı. Çünkü o para otomatik kesiliyor, bozdurması zor, 56 yaşımı veya biraz daha devlet katkısı hak etmeyi bekleyeyim diye insan bekliyor ve böylece para birikiyor. Unutuluyor.

BES finansal olarak mantıklı değil. Kendiniz her ay o kadar parayı alıp bir yatırım aracında değerlendirseniz daha fazla kazanırsınız ve istediğiniz anda bozup başka bir yatırıma geçebilirsiniz.

BES yaptırın. Ama fonları olduğu gibi bırakmayın, kendiniz seçin.
Önemsemediğim ve neredeyse varlığını unuttuğum BES sayesinde zamanında ev aldım.
0
michael_knight
(26.04.24)
fonlar riskli, yüksek getiri istiyorsanız riskli fonlar seçeceksiniz ben seçtiğimde kaybım çok oldu, dengeli fonlar ise aşırı az kazandırıyor dolara yatırsam daha çok kazanırdım o para ile. 10. senem seneye dolunca çıkıcam devlet para veriyor diye getirisi düşük yatırım aracında kalmak istemiyorum açıkçası.
0
eja
(26.04.24)
kenara para atılmış oluyor. biriken parayı da doğru fonlara koyarsanız, mevduat faizlerinin ya da döviz artışlarının çok üzerinden bir gelir elde etmeniz mümkün olur.
0
co2s2
(26.04.24)
15 yıl boyunca düzenli olarak artan miktarlarda bes birikimi yaparsan (hisse senedi fonlarında) multi milyoner olursun emekli olunca. bu kadar net.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(26.04.24)
Eğer siz yatırım araçlarına hakimseniz ve aktif olarak kullanabiliyorsanız; yaptığınız yatırımlar denk gelen risk kategorilerine göre BES fonlarının üzerinde değerleniyorsa BES mantıksız olur.

Ama yatırım anlamında derinlemesine bilginiz yoksa ya da bilginiz olsa bile gerekli dikkati veremeyecek bir iş hayatına sahipseniz BES mantıklı olur. En azından hayatınız boyunca yapacağınız yatırımların bir bölümünü de BES'in oluşturması işinize gelir.

Hiçbir yatırım aracı tek başına saf doğru olan değil. Eğer öyle olsa herkes ona yönelirdi. Her türlü yatırımın pozitif ne negatif yönleri var. Örneğin BES çok kafa yormanız gerekmeyen dertsiz bir yatırım, ayrıca devlet desteği alan bir yatırım. Sonuçta idare etmesi kolay, bozması zor. Diğer taraftan tam olarak kontrolünüzün olmadığı bir yatırım. Size birikim sağlar, ancak BES'le çok sıra dışı yüksek bir birikim elde etme olasılığınız yok, BES fonlarını bu derece iyi yönetiyor olsanız zaten kendinizi BES fonlarıyla yetineceğiniz bir alana kısıtlamazsınız, yani neden yapasınız ki bunu? BES'te aktif bir yönetime sahip değilsiniz. Paranız sadece BES fonlarında kalır. Fon getirileri düştüğünde alıp tek tek seçeceğiniz hisselere, emtialara, kripto varlıklara vs. dağıtamazsınız.
0
akhenaten
(26.04.24)
(7)

olimpik/milli sporcuların gerçek mesleği bu mu?

kibritsuyu
yani geçimlerini yaptıkları spordan mı sağlıyorlar, parayı yaptıkları spor ile mi kazanıyorlar?sorum futbolcular falan değil. artistik buz patencisi mesela. anca kış olimpiyatları oluyor, belirli bir turnuva oluyor, ona gidip yarışıp dönüyor. bu adamın mesleği bu mu, yoksa normal herkes gibi işe gid
yani geçimlerini yaptıkları spordan mı sağlıyorlar, parayı yaptıkları spor ile mi kazanıyorlar?

sorum futbolcular falan değil. artistik buz patencisi mesela. anca kış olimpiyatları oluyor, belirli bir turnuva oluyor, ona gidip yarışıp dönüyor. bu adamın mesleği bu mu, yoksa normal herkes gibi işe gidip, mesleğinden parasını kazanıp müsabaka olunca da ona mı gidiyor? gerçek işi mühendis ama artistik buz pateni müsabakası olunca kalkıp ona mı gidiyor?

mete gazoz mesela. işi gücü mesleği okçuluk mu, yoksa normal üniversitesini okuyup, mesleğini eline alıp çalışıyor da okçuluk ile ilgili müsabaka olunca mı kalkıp gidiyor?

hadi mete gazoz rekortmen, popüler bir kişi, sponsorla reklamla falan kazanıyordur da sıradan bir okçu için durum ne? mete'nin rakipleri için mesela?
0
kibritsuyu
(26.04.24)
Olimpik sporcu olmak için amatör olmak, bu sporu profesyonelce yapmıyor olmak şartı var.

Ancak geçimi için bir işte çalışmak zorunda olanların bu denli başarılı sporcu olamayacağı herkesçe malum.

Bu kural şu şekilde deliniyor. Büyük holdinler kendi adlarıyla spor klüpleri kuruyor. Örneğin atletizm takımı için bir sporcuyu transfer ediyor. Sporcu holdingin bir atölyesinde işçi olarak çalışırken (!) antrenmanlarına da devam edip holdingin takımında koşuyor.

Şu an çok gündemde olan 'ATM memurluğu' konusunun spora uyarlanmış hali. Ve bütün dünyada da bu şekilde.
0
Mirket
(26.04.24)
diploması vardır yoktur bilmiyorum ama yaptıkları spor kendi işleri. zaten aksi durumda olimpik sporcu olabileceği gerçekçi gelmiyor.

özellikle sponsor bulunma şansı az sporlarda ya meslek ya spor oluyor, örneğin satrançta türkiye'nin bir numarası oyuncu ki bizim ülkenin olimpiyatlarda 6. olmasını sağlayan sporcumuz satranç ekonomik olarak zorluyor diye profesyonelliği bırakıp amerika'da üniversite okumaya gitti.
0
gule gule
(26.04.24)
çok rekabetçi olmayan bir branş değilse evet gerçek mesleği sporculuk oluyor. aksi taktirde başarılı olamaz zaten
0
abelardo
(26.04.24)
amatörlük meselesini tam anlamıyorum. basketbol, futbol ya da voleybol gibi branşlarda katılan sporcular gayet takımlarından maaş alıyorlar, yani profesyoneller.
0
co2s2
(26.04.24)
@co2s2 olimpiyatların sloganı önemli olan kazanmak değil katılmaktı ilk başladığı zamanlar.

1936'da tek olimpiyatta 4 madalya alan ilk kadın yüzücü olimpiyatlardan sonra yüzme hocalığına başladığından amatörlükten çıkıp diğer olimpiyatlara katılamadı mesela.

ya da hatırlamadığım bir branşta bir sporcu madalya kazanıyor fakat daha önceleri spordan maaş aldığı ortaya çıktığından madalyasını geri iade ediyor..örnekler var.

tabii günümüzde(1984 sonrası) sponsorlar turnuvayı finanse ettiğinden dedikleri oluyor, bunun yanında profesyonelliğin olimpiyatlara girmesi daha ikinci dünya savaşından önce siyasi şekilde başlıyor. kızıştıkça kızışıyor..
0
gule gule
(26.04.24)
@mirket; bu kuralın olduğundan emin değilim. Senin bahsettiğin eski kurallar olması lazım.
www.rulesofsport.com

1980lerde degismeye basladi, haliyle cogu bugun profesyonel atlet.
0
logisticsmanager
(26.04.24)
yurtdışındaki sistemi bilmiyorum ancak örneğin hollandalı artistik cimnastikçi epke zonderland esasında doktordur mesela. fakat günde 6-8 saat antrenman yaptığını düşünürsek ne derece mesleğini icra ediyordu bilemiyorum.

türkiye'de ise şöyle... profesyonel branşlar, amatör branşlar ve olimpik branşlar var (olimpik branşlar tüm dünyada olimpik tabii). profesyonel dallarda mücadele eden (futbol, basketbol, voleybol vs.) profesyonel lisansa sahip sporcular zaten kulüplerinden yeterince maddi destek alıyor. amatör branşlarda ise eğer kulüple bir anlaşman yoksa ücret söz konusu değil ya da cuzi bir miktar alabilirsin. amatör branşlardan aynı zamanda olimpik olanlar da var. mesela yine cimnastikten örnek verelim. hem amatör branş, hem olimpik. buradaki sistem de şu. sporcular türkiye olimpiyat hazırlık merkezi (tohm, gençlik ve spor bakanlığı'na bağlı) kotasını alırlarsa tamamen bu amaçla donatılmış tesislerde ücretsiz konaklıyor, antrenman yapıyor ve belirli bir maaş alıyor. buradaki sporcular ekseriyetle milli sporcu oldukları için ekstradan millilik maaşları da var. birçoğu üniversite'de besyo okuyor. okul bitince direkt millilik atamasından öğretmen, antrenör veya spor yöneticisi oluyorlar. eğer atandıktan sonra hala sporculuk yaşamları devam ediyorsa resmi izinli sayılıp antrenmanlarına/yarışmalarına katılıyorlar. bazı sporcular ilgili federasyonlardan da maaş alabilir.

kısacası eğer milli ve olimpik sporcuysan geçimini sağlayacak kadar para kazanırsın. hele ki dünya/avrupa/olimpiyat derecesi alırsan devlet ödülleri, yarışmaların kendi ödülleri, çeşitli sponsporluklar falan derken iyi para gelir. ama falanca kulübe gidip birkaç yarışma gördüysen nanay. :)
0
motosiklet burclu adam
(27.04.24)
(2)

İş takibini nasıl yapıyorsunuz?

Shepard
500 müşteriniz var diyelim. Ama 30 tane ana müşterinin altında 500 tane. Yani 1 ana müşterinin altındaki alt müşterilerin 10 tanesinden şikayet gelirse bağlı oldukları ana müşteriye o şikayeti giriyoruz. E bu ana müşteri sayısı artıyor. Şikayetlerin çözülüp çözülmediği, takibi ne excel ile ne de goo
500 müşteriniz var diyelim. Ama 30 tane ana müşterinin altında 500 tane. Yani 1 ana müşterinin altındaki alt müşterilerin 10 tanesinden şikayet gelirse bağlı oldukları ana müşteriye o şikayeti giriyoruz.

E bu ana müşteri sayısı artıyor. Şikayetlerin çözülüp çözülmediği, takibi ne excel ile ne de google takvim ile güzel ilerlemiyor. Siz ne yapıyorsunuz veya ben ne yapayım? Akıl verene güzel dileklerimi müjdeliyorum!
0
Shepard
(26.04.24)
kullandığımız crm'de iş takibi modülü var. sorunlar için kayıt açılıyor, ilgili birime yönlendiriliyor, ilgili birim müşteri ile şikayet için görüşüp çözüme kavuşturuyor veya yönetimle görüşüp adım atılmasını sağlıyor. modül bize çözülmüş, çözülmemiş, beklemede olan veya hiç açılmamış şikayetleri rapor olarak sunuyor ve eski şikayetlerin kapanması için ilgili birime düzenli olarak bildirim gönderiyor.

yani benim nezdimde sorunun çözümü ücretli yazılımlar ile oluyor.
0
bravoteam
(26.04.24)
illa excel diyorsanız, bir anasayfa yapın, yan tarafta başka bir sayfada (ya da sayfalarda) şikayetleri alt alta yazın. aklınıza gelebilecek, gerekli gereksiz tüm detayları yazın aynı satırda. ama örneğin AŞAMA başlığı ile bir sütun olsun. bu sütunda şikayetin çözümü ile ilgili aşamayı özetleyin. mesela şöyle değerler olsun.

1- HENÜZ İLGİLENİLMEDİ
2- İLGİLİ DEPARTMANA İLETİLDİ
3- İLGİLİ DEPARTMAN BİR ŞEYLER YAPMAYA BAŞLADI
4- MÜŞTERİYE ÇÖZÜM İLE DÖNÜŞ YAPILDI
5- ÇÖZÜLDÜ

bunları sektöre göre, kafanıza göre değiştirin. ama 20-30 tane olmasın. hepi topu 4-5 tane olsun. ana sayfada, ÇÖZÜLDÜ şeklinde olmayanları, lookup'la ya da başka bir formülle listeletin (illa vardır çok kolay yolları).. anasayfayı açtığınızda çözülmemiş olanları bir kerede kabak gibi görün. detaylarını görmek için de, diğer sayfalara gidip tek tek incelersiniz, ne yapmanız gerekiyorsa yaparsınız. tabii bu primitif bir çözüm. çünkü excel bir veritabanı değil.

web'de bu tarz işler için özelleşmiş trilyon tane paket var. help desk ticketing ya da support ticketing yazıp aratırsanız bir dolu çıkar. genel olarak bunlar paralı tabii ki. ama bir iki tanesi kısıtlı özelliklerle ücretsiz kullanılıyor(dur) özelliklerinden ya da ücretlerinden bağımsız olarak aklıma gelenler, zendesk, zoho desk, hubspot'un ilgili bölümü, odoo'nun ilgili bölümü gibi...

ben ne yapardım?

söylediğiniz şeyi airtable'da yapardım. excel'le veritabanı kırması bir şey düşünün. kullanımı kolay ve kod yazmanıza gerek kalmadan "yeterince kullanışlı" arabirimler oluşturma şansınız var. kısaca şöyle bir akış olacak:

müşteriler olacak.
müşterilere bağlı şikayetler olacak
bu şikayetleri çözülecekleri departmanlara / kişilere atayacaksınız
bu şikayetlerin çözüm aşamalarını yazacaksınız

Airtable 'a girince, çözülmemişleri ve ne durumda olduğunuzu kabak gibi göreceksiniz. hatta şunlar da mümkün:

- bir form oluşturup, linkini müşterilere verirsiniz, müşteriler şikayetlerini buraya girer.
- bu şikayet birinin (ya da sizin) önüne düşer. şikayetin nasıl çözüleceği, kimin çözeceğine karar verilir. şikayet bu kişinin önüne düşer.
- bu kişi şikayeti çözdükçe, adımlar sizin önünüze gelir.
- her gün sabah ya da akşam, yeni gelen problemler, o gün neler yapıldı vs gibi şeyler size ya da herkese rapor olarak gider.
- şikayet çözülünce ofiste çiçekler açar.
0
co2s2
(26.04.24)
(1)

Kartal civari çocuk doktoru

passive aggressive
Yenidoğan bebeğimizin takibini yapacak cocuk doktoru öneriniz olur mu? İlgili, bilgili ve detaycı olmasi ve Kartalda olmasi onemli ama maltepe ya da pendik de olabilir. Tesekkurler.
Yenidoğan bebeğimizin takibini yapacak cocuk doktoru öneriniz olur mu? İlgili, bilgili ve detaycı olmasi ve Kartalda olmasi onemli ama maltepe ya da pendik de olabilir.

Tesekkurler.
0
passive aggressive
(24.04.24)
avicenna'da ismini şimdi hatırlamadığım bir doktorumuz vardı. Nurettin diyesim geliyor. gayet iyiydi.
0
co2s2
(24.04.24)
(10)

patiswiss ablanın istifası

kanatlı kontun müşfik öpücüğü
malum çikolata olayındaki ceo abla istifa etmiş ama bu marka zaten ona ait bir kuruluş değil mi? markaya topyekün bir tepki olsa (ki sosyal medya dışında kimsenin haberi yoktur diye düşünüyorum) marka sahibi yine kendisi olduğu için tepki devam ederdi. azıcık geri çekilse iki gün sonra unutulur gide
malum çikolata olayındaki ceo abla istifa etmiş ama bu marka zaten ona ait bir kuruluş değil mi? markaya topyekün bir tepki olsa (ki sosyal medya dışında kimsenin haberi yoktur diye düşünüyorum) marka sahibi yine kendisi olduğu için tepki devam ederdi. azıcık geri çekilse iki gün sonra unutulur giderdi zaten bu olay ama şimdi bile istifa etmesi neyi değiştirdi anlayamadım.

benim göremediğim bir anlamı var mı gerçekten bu istifanın yoksa olayı soğutmak için yapılan bir hamle mi?
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(23.04.24)
hiçbir anlamı yok. isim değiştirip ürünleri yeni ambalajda pazarlarlar bence yakında.
0
deartheodosia
(23.04.24)
yönetim kurulu başkanlığından istifa etti sadece. yerine geçeni kukla gibi kullanır olur biter.
0
numlock
(23.04.24)
e madem bir işe yaramayacak pratikte niye böyle bir hamle yaptılar ?
0
jülsezar
(23.04.24)
Gördüğüm kadarıyla Migros çikolata ürünlerine kampanya düzenlediği halde bu ürünü raftan geri çekti.
İnternetten izlediğim kadarıyla diğer zincir marketler de bu ürünü geri çekmiş.(teyitsiz bilgi)
Bunlar doğruysa ve bu tesis bu zincir marketlere malı konsinye veriyorsa ki büyük bir ihtimalle öyledir. Bu firma zaten battı demektir.

İstifa, belki kurtarırım çırpınışıdır bana göre.

Diplomasıda mı sahteymiş?

twitter.com
0
Mirket
(23.04.24)
süreci gerçekten kötü yönettiler.
Önce şirket yönetim kurulu başkanının arkasında duran bir açıklama yaptı. Sonra da kendisi istifa etti zaten. Yani ilgiyi üzerlerine çekmek için ellerinden geleni yapmış gibi oldular. Halbuki ölüye yatsalar zamanla olay unutulacaktı. Hep böyle oluyor böyle şeyler.

Yurt dışına satış yapıyorlar asıl bunlar. Devlet eliyle ürünlere bir kontrol gelmezse ve yaptırım uygulanmazsa bunlara birşey olmaz.
0
nuevo
(23.04.24)
Sureci basindan beri siritarak izliyorum, istifanin bir anlami yok..

Bu hatun gibi normalde bakkal isletemeyecek ama ailevi zenginlik sayesinde sirket yoneticiligine yukselen bazi tipler taniyorum, bunlar tipik secilerek degil atanarak koltuk isgal eden, ici kof pseudo yonetici takimi, bence parazit.

Bu abla role kendini fazla kaptirinca ifsa oldu, o kadar.
0
cooperr
(23.04.24)
anlamsız sadece piyasa gazı alınmak için yapılmış olay
0
basond
(23.04.24)
Yaptığı çirkeflik için bence yönetim kurulundan istifa etmek durumunda kalması yeterli. Ne bekleniyor ki zaten? Ömür boyu zincire vurulup utanç içinde sokaklarda yürütülürken acıkınca da taş mı yesin? Yeterince rezillik yaşadı bence, akıl parası olmuştur.

Ama ama şimdi esas problemli kısım ortaya çıktı, marka adı mevzusu daha büyük sıkıntı. Bakalım ne olacak :D
0
akhenaten
(24.04.24)
anlamsız bir firma anlamsız bir yönetim şeması. kendisi ceo ablası genel müdür amcası sahadan sorumlu ceo falan filan. tüm akrabalar bir görevde 5 kişilik ancak holding gibi takılan bir firma. ceoluktan istifa eder, yönetim kurulu başkanı olur.
0
mikahakkinen
(24.04.24)
şirketin sahibi olmakla yönetim kurulundan istifa etmek çok ayrı şeyler. şirketin boyutuna göre yönetim kurulunun oluşturulma sebebi bambaşka olabilir. küçük şirketlerde, gerçekten iş yapan ve genellikle şirket ortakları ile çalışanlardan oluşan bir yönetim kurulu olur. daha büyük şirketlerde, şirket ortaklarının yanında dışarıdan danışmanların yer aldığı, şirketi yönetmeyen, sadece yön veren bir kurul olur.
0
co2s2
(24.04.24)
(3)

Çocukken 23 nisanda makam koltuğuna geçtiniz mi?

nundu
Ben yaşadığım ilçenin kaymakamı olmuştum ilkokuldayken 23 nisanda. Hoş bir anıydı o açıdan bu uygulamanın iyi kötü devam etmesini seviyorum.
Ben yaşadığım ilçenin kaymakamı olmuştum ilkokuldayken 23 nisanda. Hoş bir anıydı o açıdan bu uygulamanın iyi kötü devam etmesini seviyorum.
0
nundu
(23.04.24)
ben de mutlu oluyorum çocukları o koltuklarda görünce. kendim hiç oturmadım :(
0
suyin
(23.04.24)
ben de ilçe kaymakamı olmuştum.
ama bana bu söylenmemişti. iki satır cümle ezberletilmişti ve çiçek taktim etmem gerekiyordu. ben çiçeği verdikten sonra kaymakam beni koltuğuna oturttu. anlamadım ne olduğunu. öğretmenlerimin yüzüne baktım ne yapayım diye, onlar da işaret ederek onay verdiler.

oturdum koltuğa ve sessizlik oldu, bir şey söylemem beklendi sanırım. etraf kalabalıktı ve herkes bana bakıyordu.

siyasi partilerin temsilcileri de vardı. espriyle karışık "x mahallesine giden yok ne olacak, şu durum ne olacak" şeklinde belediye başkanı ya da kaymakama yöneltilecek sorular bana yöneltildi şakayla karışık. başka birisi "o soruyu bana değil belediye başkanına sormanız gerekiyor" şeklinde sufle verdi bana.

sanırım o gün o koltuğa oturacak çocuk ben değildim. sanırım ben sadece çiçek verecek, başkası oturacaktı. bilmiyorum. belki benmişimdir. ama bana koltuğa oturana kadar bilgi verilmedi ve böyle 23 nisanda makam koltuğuna çocuk oturtmak şeklinde bir gelenek olduğunu da ben sonradan öğrendim.

o yüzden bu anı bende hoş değil. o günkü gerginliğimi hatırlıyorum.

bize neler yapıldıysa artık o yaşlarda, ben hala 23 nisan'lardan nefret ederim. sabah erkenden tüm okul tek bir otobüse tam anlamıyla balık istifi olarak sığdırılıp ilçe stadında saatlerce güneş altında yorgunlukla beklerdik. bir iki saat bekledikten sonra ilçenin yetkili amirleri gelir (sanırım kaymakam oluyor) ve bize günaydın derdi. biz de sağol derdik. hepsi askeri düzende olurdu.
sırada önde duranlar kıpırdayamazlardı. iki saat boyunca heyken gibi durmaları beklenirdi. öğretmenlerimiz bize acırdı da, yorulanları sıranın arkasına alır, arkada oturun dinlenin derdi. sadece ilk bir kaç sıra için dikkatli durmalarını söylerdi.
bu bir kez değil, bir çok kez böyle oldu.

---
tüm bunların yanında, kız arkadaşım bir öğretmen ve yıllardır 23 nisanlarda hem kendisi hem çocukların çok mutlu olduğunu anlatıyor. genelde güzel etkinlikler/müsamereler yapıyorlarmmış ve çocuklar da bu günü tabiri caizse iple çekiyormuş.

koltuk verme işinin de benim yaşadığım gibi olaylar yaşanmadan ve güncel siyasete olabildiğinde alet edilmeden devam etmesini isterim.
0
biseysorcaktim
(24.04.24)
koltuğa oturmadım ama koltuğa oturanın yanında gittiğime göre, vali yardımcısı oldum sanırım : )
0
co2s2
(24.04.24)
(10)

Arabanızda akü şarj cihazı bulunduruyor musunuz?

sasailic
Beklenmedik bir anda akünüzün bitme ihtimaline karşı aracınızda akü takviye cihazı bulunduruyor musunuz? Sizce gerekli bir şey mi? Evetse önereceğiniz bir marka veya ürün varsa paylaşır mısınız? Teşekkürler.
Beklenmedik bir anda akünüzün bitme ihtimaline karşı aracınızda akü takviye cihazı bulunduruyor musunuz? Sizce gerekli bir şey mi? Evetse önereceğiniz bir marka veya ürün varsa paylaşır mısınız? Teşekkürler.
0
sasailic
(19.04.24)
takviye kablosu var sadece. şarj cihazı olsa iyi olur da onun şarjını sürekli takip etmek lazım. lazım olduğunda şarjı bitik olursa bir işe yaramaz.
0
inheritance
(19.04.24)
Ortalama akü ömrü 5 yıl ve bitmeye yakın marş sesinden anlaşılıyor. Biterse de etraftan kablo bulunur gibi geliyor bana. Bunun için şarj cihazı taşımak manasız bence.
0
Piukh
(19.04.24)
Hayır. Kimse bulundurmuyor. Sadece oto elektrikçilerde, araba tamircilerinde var. Normal kullanıcı için gereksiz.
Çok az insan takviye kablosu taşıyor. Bir tahminde bulunsam arabaların %5'inde vardır takviye kablosu. Bence onu da taşımak gereksiz.
Akü bitmeden anlaşılıyor veya bitince bir çözüm bulunuyor. Çok düşünmeyin.
0
michael_knight
(19.04.24)
bizde var, bir sabah araba calismayip etrafta yardim edebilecek kimseyi de bulamayinca almistik. daha sonra bir benzinlikte yine araba calismayinca kullandik ve cok isimize yaradi. pahali bir sey degildi, ydisindayiz 90 euro'ya almistik. bence gayet gerekli bir sey.

yani tam olarak sarj cihazi mi bilmiyorum ama arabayi calistirmak icin aküye baglanan batarya gibi bir sey, ikinci bir arabaya gerek kalmadan arabayi calistiriyorsunuz yani.
0
mamu
(19.04.24)
Bende de yok ama olsa fena olmazdı. Ne olur ne olmaz.
0
prole
(19.04.24)
5 yılda 1 başınıza gelecek iş için cihaz alınmaz. Sonuçta Alaska'nın kırsalında ormanda kulübede yaşamıyorsunuz. Yaşıyor musunuz yoksa?
0
Huan8
(19.04.24)
bulundurmuyorum, yol ortasında 220 volt priz denk gelmeyeceğine göre akü şarj pek işime yaramaz. araç takviye ile çalıştıktan sona elektrik sisteminde-aküde bir arıza yoksa zaten aküyü şarj edecektir.

çekme halatı, akü takviye kablosu ve elektrikli kompresör var.
0
orpheus
(19.04.24)
bir kaç sene önce akü bitince takviye kablosu almıştım yakındaki bir benzinlikten. hala o duruyor, yeter bence.
0
co2s2
(19.04.24)
Takviye kablosu bulunduruyorum, bence yeterli
0
mirty
(19.04.24)
kaç sene evvel BIM in verdiği Polo Smart akü takviye aletini almıştım. 2 kere lazım oldu ikisinde de kurtarmıştı beni.
onun haricinde ışık kaynağı ve powerbank olarakta kullanıyorum.

tavsiye ederim bu tip şeyler öyle bir yerde kalıp bir kere lazım olur onda da işinize yarar.
0
gibicibicis
(19.04.24)
(8)

Siz Olsanız Hangi Saati Alırdınız? (Casio Retro Serisi)

halitkin
Ya bu: https://shopcasio.ersasaat.com.tr/casio-standart-a100wegg-1a2df-kol-saati-d2Ya da bu: https://shopcasio.ersasaat.com.tr/casio-standart-a100wegg-1adf-kol-saati-d2Gönlüm bir tık ilkinden yana ancak ikincisinin kontrastlı kadranı hoşuma gitti. Siz hangisini tercih ederdiniz? Bir de bunlar resin
Ya bu: shopcasio.ersasaat.com.tr

Ya da bu: shopcasio.ersasaat.com.tr

Gönlüm bir tık ilkinden yana ancak ikincisinin kontrastlı kadranı hoşuma gitti. Siz hangisini tercih ederdiniz? Bir de bunlar resin şeklinde bir kaplamayla geldiği için çizilmeye ve boya atmasına müsait diye biliyorum, uzun ömürlü olması için bir öneriniz olur mu?
0
halitkin
(19.04.24)
alttaki.
0
vss
(19.04.24)
Tarzınıza bağlı. Ikincisi daha spor. Birincisi daha casual resmi.
0
prole
(19.04.24)
ilki
0
co2s2
(19.04.24)
robert bosch
(19.04.24)
numero 2.
0
cooperr
(19.04.24)
İkincisi tüplü televizyon kumandası gibi durmuş. Üstteki.
0
nawar
(19.04.24)
Casio aşığı biri olarak ikisi de çok hoş ama 1 demek istiyorum.
0
Amaranta ursula
(19.04.24)
İkincisini beğendim baya. İlk daha klasik tabii o da güzel de alttaki diyorum ben
0
nundu
(20.04.24)
(8)

uzun uçuşlu yurtdışı seyahati öncesi tavsiyeler?

titanic kemancısı
12 saatlik uçuş ile 8 günlük bir seyahat planım var. Hiç bu kadar uzun süre ve uzun uçuşlu gitmemiştim ve şu an biraz araştırma için de dar zamanım var ama halledeceğim, belki burada da tecrübeli olanlar varsa diye sormak istedim. Nokta atışı hayat kurtaran tavsiyeleriniz varsa çok iyi olur. Aklıma
12 saatlik uçuş ile 8 günlük bir seyahat planım var. Hiç bu kadar uzun süre ve uzun uçuşlu gitmemiştim ve şu an biraz araştırma için de dar zamanım var ama halledeceğim, belki burada da tecrübeli olanlar varsa diye sormak istedim. Nokta atışı hayat kurtaran tavsiyeleriniz varsa çok iyi olur. Aklıma ilk gelen uçuş yastığı ve seyahat dikey ütüsü oluyor, otellerde filan oluyormuş ama orada belki bulamam diye fikrinizi almak istedim.
Bavul güvenliğim için ne tavsiye edersiniz ?

Gidilecek ülke: Güney Kore.

Priz dönüştürücü götürmem gerekiyor mu F tipi yazıyor aynı sanırım yine de emin olmak istedim?
0
titanic kemancısı
(19.04.24)
voltaj ve priz tipi bizdekiyle aynı, herhangi bir adaptör gerekmiyor. temiz bir ülke fazla yabancı marka göremezsin ama starbucks ve pizza hut yaygın. yeme-içme fiyatları pahalı. pizza kola 30-40usd tutar.
0
orpheus
(19.04.24)
havalimanina gitmeden bir bakkala, markete ugrayip su, biskuvit, meyve abur cubur alisverisi yap.
0
buenosdias
(19.04.24)
uyurum diyorsanız uçakta, göz bandı kulak tıkacı iyi olabilir.

bavul güvenliğini hangi aşama için soruyorsunuz, bavulla birlikte trenle gidecekseniz bavulu gören bir yerde oturun, kilit takmak da havaalanı görevlilerin açıp alacağı varsa onu engeller. onun dışında otobüste vs yapacak bir şey yok.

ayırt edici büyük bir şey yapıştırabilirsiniz (sticker) ya da ip kuşak bağlayabilirsiniz başkasının benzetip almaması için

geçen sene video vardı, fransada harekt halindeki flixbus otobüsünden bavulları alıyorlardı, yanında koşup
0
jülsezar
(19.04.24)
Ağrı kesici,
Uçağın sesi rahatsız ediyor, kulaklık veya kulak tıkacı.
Korede hava çok değişkendi, ona göre hazırlıklı gidersin.
Bel çantası, omuzdan çapraz as, ben heryeri böyle gezdim.
Kore bana pahalı gelmişti.
1 yıl Kozmetik alışverişi yapmamıştım koreden alırım diye, bir sürü şey aldım hoşuma giden 3-4 tanesi. Çocuk oyuncağı gibi ürünleri, çok bişey bekleme.
Seulde metro yerine minibüsler var, bence metrodan daha kolay-kullanışlı. Kentkart lazım, havaalanında var mı bilmiyorum otobüs için, büfelerden de alabilirsin.
Ben seul’ü google mapsle gezdim, ama belki kendi uygulamaları daha faydalı olur başka yerlere gideceksen.
Ütüyü otelden istersin.
Airtag atabilirsin valize.
0
durgunfoton
(19.04.24)
THY uzun uçuşlarda seyahat seti veriyor uçak içinde. terlik, göz bandı, kulak tıkacı ve yastık.
Uçuştan önce biraz uykusuz kalırsanız daha rahat uyursunuz. Zaten uçuş başlayınca bütün güneşlikleri ve ışıkları kapatıp uçağı karartıyorlar, ben çok zorlanmamıştım uyumakta. Telefonunuza, tabletinize offline izleyebileceğiniz film, dizi vs yükleyin, uyumadığınız saatlerde izlersiniz. olmadı uçağın eğlence sisteminde de filmler falan oluyor ama zevkinize uyar mı bilemem tabi.
telefon için kulaklık unutmayın. uçuş için aklıma gelenler bunlar.
0
mustafakesekci
(19.04.24)
g.kore'ye ineceğiniz yerel saate göre bir uyku planlayın uçakta. silikon tıkaçlar yardımcı olur. uçakta dağıtılacağına güvenmeyin, yanınızda olsun bir iki çift. ucuz bir şey.

ütü ben olsam almam, gereksiz yük. uçuş yastığı, şişenlerden değilse, yine gereksiz yük (hacim)

bavul güvenliğinden ne kastettiğinizi anlamadım ama şöyle diyeyim. bavulun fermuarlarına takacağınız kilitler 1-2 sn içinde kırılıyor ya da kilitle uğraşmayıp bavulu yarıyorlar bir bıçakla. bavulun ceplerine herhangi bir şey koymayın, en kolay ulaşılan yer. bavula illa değerli bir şey koyacaksanız, fermuar açıldığında hemen görünen bir yere değilde, en dibe bir yere koyun. mümkünse bir şeye sarın, ne olduğu hemen anlaşılmasın.

en önemlisi de, çantanızı bavulunuzu gözünüzün önünden ayırmayın.
0
co2s2
(19.04.24)
uzakdoğu seyahatlerinde en önemlisi kabin bagajı güvenliği. bunun için özel hırsızlık çeteleri var.
bizim bir genel müdür, koleksiyon saatlerini ve yüklüce parasını çaldırmıştı. hatta 1 dolarları ayırmışlar onları almamışlardı. düşünün öyle bir rahatlık. o yüzden çok değerli eşyaları sırt çantasına ve koltuğun altına koyabilirsiniz, ya da boşsa yan koltuğunuza vs.
0
artci sarsinti
(19.04.24)
Bu tip uçuşlarda yapılabilecek en güzel şey uyumak. Geçen ay Osaka'ya 9 saat uçtum, uyuyamadığımdan yolculuk bitmek bilmemişti. Tokyo'dan dönüşüm 12 saat sürdü ama uyuduğumdan daha çabuk geçmişti. Uçakta alkollü bişeyler içersen rahat edersin.

Uyumak için uçakta koltukta başımızı yasladığımız yerde baş sabitlemek için bir aparat var sağdan ve soldan onu katlayınca başın düşmeden uyuyabliyorsun (umarım anlatabildim). Bineceğin uçakta bu yoksa yolculuk yastığı iyi olur. Boynun düşmemesi lazım yoksa uyunmuyor. Katar Havayolu uçaklarında bu dediğimden oluyor. THY'yi bilmiyorum.

Telefonuna dizi indirebilirsin, o da zaman geçmesine faydalı oluyor.

Arada bir yürü, uçakta tur at. Bacaklar uyuşuyor. Koridor tarafında oturmanı tavsiye ederim, oturup kalkması kolay olur.

Konfor için göz bandı, kulak tıkacı, battaniye, uçuş çorabı gibi şeyler uçakta verilir.

Bavul güvenliği noktasında yanından ayırmadığın sürece birşey olacağını sanmıyorum.

Ütü konusuna birşey diyemeyeceğim ben ütü gerektiren bir giyecek götürmüyorum. Senin için çok önemliyse yanında götürmen iyi olur.
0
Lethe
(19.04.24)
(4)

Ev alınmalı mı

optimistbakunin
Selam. Ortalama 1m civarinda 1+1 2+1 ya da daha eski binalardan belki 3+1 alınmali mi. Yoksa 250ksina araba alınip daha iyi bi muhitte ev icin beklenmeli mi. Yani 1+1 neyse de ev buyudukce bina eskiyor. Evin sebebi yatirim icin evim yok. Kirada degilim aileyleyim. Araba ise komple yok ve acemilikte
Selam. Ortalama 1m civarinda 1+1 2+1 ya da daha eski binalardan belki 3+1 alınmali mi. Yoksa 250ksina araba alınip daha iyi bi muhitte ev icin beklenmeli mi. Yani 1+1 neyse de ev buyudukce bina eskiyor. Evin sebebi yatirim icin evim yok. Kirada degilim aileyleyim. Araba ise komple yok ve acemilikten oturu eski araba alma planim var onda ust model almamin mantigi yok. Ev alip gecmek mi mantikli yoksa butceyi arttirip daha iyi muhitten bir ev mi mantikli
0
optimistbakunin
(19.04.24)
konunun uzmanı değilim ama ev alınabiliyorsa ev alınmalı bence ya. eski ev meselesi yaşadığınız şehre, deprem riskine göre falan değişir. ne bileyim ileride belki apartman, kentsel dönüşüme gider, yenilenir. orasını bilemiyorum. boyut meselesi de yine sizin evden beklentilerinizle alakalı. ama ben olsam nispeten yeni bir apartmandan 2+1 almayı tercih ederdim.
0
stronzo
(19.04.24)
Oturmak için ev -> ilk fırsatta alınır.

Yatırımlık ev -> alınmaz. Para altına yatırılır, bir kaç sene uygun zaman kollanır.

NOT: Yatırım tavsiyesi değildir!


.
0
kartallar yuksek ucar
(19.04.24)
Araba fiyatlari hizla düsüyor. Tesla fiyati yari yariya kirdi bile. Ortadogu da ev her zaman alinir.
0
halk
(19.04.24)
emlak fiyatları son 4 senede 10 kat arttı. bence bir süre artmayacak (enflasyon kadar artmayacak anlamında). enflasyonu da hesaba katarsan, beklemek daha iyi olabilir bence.

arabaya gelince, araba kullanacaksan al. yoksa yatırım için alma.
0
co2s2
(19.04.24)
(12)

Ne Sıklıkta Kıyafet Alışverişi Yapıyorsunuz?

rock n roll
Bir de sadece ihtiyaç halinde mi kıyafet alıyorsunuz yoksa sadece beğendiğiniz için de aldığınız oluyor mu?
Bir de sadece ihtiyaç halinde mi kıyafet alıyorsunuz yoksa sadece beğendiğiniz için de aldığınız oluyor mu?
0
rock n roll
(18.04.24)
Giymiyeceğim bir kıyafeti almam. Aldığım yeni bir kıyafeti de ilk fırsatta giyerim hiç öyle bekletemem. Geçen anabilim dalı başkanı hocamızla konuşuyodum, ceketiniz güzelmiş hocam dedim, 5 sene önce almıştım etiketini sabah giyerken kestim dedi. Kendisi de her gün ceket giyen bir kadın yani fırsat olmamıştır durumu da değil. Bana çok değişik geliyor almak için kıyafet almak ve yıllarca giymemek.

Yani ihtiyacım yokken beğendiğim bi tişört vs olursa da alırım ama zaten muhtemelen benim kıyafet sayım ortalama bir insana göre azdır o yüzden arada kaynamıyor aldığım kıyafetler

Sıklığıyla ilgili yorum yapamam çünkü haftada 4-5 parça aldığım da oluyor aylarca alamadığım da, çok değişken
0
nundu
(18.04.24)
bir sebepten ihtiyaç doğduğunda alıyorum.

- iş yeri/düğün/okul vbg. konularda kıyafet yönetmeliği
- kilo değişiklikleri
- kıyafetlerin eskiyip renklerinin solması
- kıyafetlerin eskiyip hasarlı hale gelmesi

kıyafet alışverişi yaparken midem bulanıyor. Aşırı sıkıcı bir süreç. Keşke tek tip şu uzay zamanı kıyafetlerine geçsek.
0
nawar
(18.04.24)
Nadiren begendigim icin aliyorum. Aldiklarim hep ihtiyac. Ihtiyac derken mont falan gibiler cogunlukta ama mesela bi yere gidicem o ortam icin giysiyi de ihtiyac kategorisine sokuyorum. Ama hep bir amaca yonelik oluyor alisverislerim. Zengin degilim ama kaliteli urunler alirim hep. Uzun zaman giyerim aldiklarimi da o yuzden oyle pek sik alisveris yapmiyorum. Bu yil mont aldim mesela ama en son 5 yil once almistim bi mont.
0
Kittie
(18.04.24)
sadece ihtiyac halinde. begenmek icin bakmak lazim. bakmiyorum bile. cok az para harciyorum üste basa.
0
robert bosch
(18.04.24)
her fırsatta sevdiğim markaları hızlıca gezer yeni ne varmış bakarım. online olarak da beğendiğim kıyafetleri alır, evde dener, olmazsa iade ederim.

her sene en az 4-5 takım elbise alıyorum. 20'den fazla gömlek alıyorum. 3-4 kot, 10-15 tişört. 5-10 ayakkabı.

her zaman jilet gibiyimdir. spor yaptığım için kıyafetler üzerimde iyi duruyor.
0
gabe h coud
(19.04.24)
ihtiyacım olursa alırım. dolapta daha yeni alınmış, az kullanılmış giysiler varken sırf beğendim diye almam.
3 tane kot varsa ancak bir şey olursa,aşınırsa falan yenisini alırım. mümkün oldukça gider aynısından alırım.
veya çok çok indirimli bulursam yedek olarak alır saklarım.

öyle çok beğendiğim-hoşuma giden bir şey görürsem mağazada görüp doğrudan hiç bir zaman almam. dener, bedenine bakar, internetten araştırırım. bir indirim veya kupon bulursam anca öyle alırım.
0
my fault
(19.04.24)
nawar +1
0
hrskrs
(19.04.24)
Elbise sevdiğim için görüp beğendikçe alırım. Kot,kazak vs ihtiyaç olunca alıyorum.
0
asteriks
(19.04.24)
beğenmek için önce bakmak araştırmak gerekiyor. ölümüne ihtiyacım yoksa kıyafet almam. sevmiyorum alışveriş yapmakla uğraşmakla.
0
co2s2
(19.04.24)
ben sık alırım. beyaz tişörtün, gömleğin fazlası olmaz. giyiyorum da.
0
oyokbuyoknevar
(19.04.24)
devamlı kilo verip durduğum için bu ara sık sık alma ihtiyacım oluyor ama normalde kendime kıyafette pek alışveriş yapmam, bayağı keskin kurallarım var giyimde. çantaya, ayakkabıya vs. para harcarım. beğendiğim bir şey çıkarsa da parayı düşünmem alırım, çok bir şey bulamıyorum çünkü tasarım olarak hoşuma giden ve kumaşı ve dikişi kaliteli olan şeyler.
0
deartheodosia
(19.04.24)
is ve disarisi icin bluz, elbise adl, ipekyol, mavi her sezon bakarim, cok begendigimi alirim, indirim beklerim.

dusununce pantolon mesela pandemiden beri almadim, tisort vs lazim oldukca aliyormusum.
0
durgunfoton
(20.04.24)
(19)

Hayatınızdaki en mutlu anların kaçı sporla ilgili?

nundu
Öyle çok aşırı fanatik, futbol/basketbol vs ile yatıp kalkan holigan biri değilim, ama şimdi hayatımdaki en mutlu 10 an listesi yapsam aklıma gelen örneklerden minimum 3-4 tanesi spor dünyasından olaylar. Yani öyle mutsuz bir hayatım da yok ya da çok boş beleş de yaşamadım şimdiye kadar neyse ki ama
Öyle çok aşırı fanatik, futbol/basketbol vs ile yatıp kalkan holigan biri değilim, ama şimdi hayatımdaki en mutlu 10 an listesi yapsam aklıma gelen örneklerden minimum 3-4 tanesi spor dünyasından olaylar. Yani öyle mutsuz bir hayatım da yok ya da çok boş beleş de yaşamadım şimdiye kadar neyse ki ama hayatta yaşadığımız olaylar anlık mutluluktan ziyade süreç gibi olduğu için "en mutlu an" kategorisine girecek spesifik olayların sayısı o kadar fazla değil gibi.

Bununla ilgili meşhur bir alıntı da vardı, Nick Hornby diye aklımda kalmış ama futbol kitapları yazan başka birine de ait olabilir, işimde gücümde çocuk sahibi adamım ama hayatımın en mutlu anlarının çoğunda futbol var gibi bir sözdü.

O yüzden mesela futbol vs takip etmeyen, spor dünyasına uzak kişiler için bunun yerini dolduracak bir şey var mı diye merak ediyorum bi yandan da. Messi'nin 2022 dünya kupası şampiyonluğu mesela hayatta en çok mutlu hissettiğim iki üç andan biri net olarak benim. Hele bi Arjantinli için falan tahayyül edemiyorum. O yılların birikmişliğini atan anlık mutluluk hali biraz zor yakalanacak bi şey gibi geliyor ki zaten futbolu futbol yapan da bu tabii.
0
nundu
(16.04.24)
Sayılır mı bilmiyorum ama yoga yapıyorum, burgularda çok iyiymişim hocam söyledi. Çok iyi düzeyde esneğim. Hatta bunu geliştirmeye çalışıyorum.
0
rock n roll
(16.04.24)
Futbolseverlik ayrı bir olay. Bence ayrıca incelenmesi gereken bir olgu. Başlığı spor ve mutluluk üzerine açmışsın. 14 yaşımda Tae Kwon-Do yla başladım spora, hayatımın hiçbir evresi sporsuz geçmedi ve bana aşırı mutluluk vermiştir.

Sen spor severlik deyip Arjantini de işin içine katıp milli duygularla bezemişsin ama iki tane Tae Kwon-Do cu ya da halterci Dünya Şampiyonu kızımızın ismini say desem sayamayacağını tahmin ediyorum.

Dediğim gibi Futbol seyri severlik ayrı bir olgu. Futbol hakemlik eğitimim de var, lisans almadım gerçi. Ayrıca Beşiktaşlıyım derim de şu an kalecisi kim bilmem. 20 yaşımdan sonra Hiçbir maçın 90 dakikasını baştan sona seyretmedim. Asla da hayatımda bir mutsuzluk ya da eksiklik hissetmedim.
0
Mirket
(16.04.24)
eğer sporu kendim yapmıyorsam, hayatımdaki en mutlu anlarım listesine almak aklıma bile gelmez.
0
co2s2
(16.04.24)
başlığı spor diye açmamın nedeni, oraya futbol yazarsam basketbol, tenis, voleybol sevenleri dışlama durumu. Mesela geçen yaz voleybol avrupa şampiyonluğumuz da benim top 50'ye girer. Nadal'ın kazandığı son Avustralya açık yine girer, basketbolda 2010 dünya şampiyonası sırbistan maçını da yazarım. Bunlar beni inanılmaz mutlu eden anlardı. Olimpiyatları her sene düzenli takip ederim ama olimpiyatlarda aldığım keyif, bu anlık mutluluk peakleri gibi değil. O kadar benimsediğim olimpik sporcu hatırlamıyorum.

Ezberden birkaç tekvandocu sayabilirim, dünya şampiyonu halterci kızımızı haberlerde gördüm ama ismi aklımda değil ama bunun soruyla ne alakası var çözemedim. İkisi de aşırı ilgili olduğum sporlar değil, ben tüm sporlarla çok ilgiliyim iddiasında bulunmadım. Ama mesela 1988 olimpiyatlarında hayatta olsam belki naim'in şampiyonluğuna da bu kadar sevinecektim ya da muhammed ali'nin dövüşlerine yaşım yetse o da bu listeye girecekti.
0
🌸nundu
(16.04.24)
Mutlu hissettiğim anlarin hepsinde olaylarin oznesi benim, aktif bir roldeyim ve ekran karsisinda degilim.

Herhangi bir sey izledigim herhangi bir an benim icin cok mutlu kategorisine kolay kolay giremez. Mac izlemek gibi aslinda benim bir sey yapmadigim, sadece izleyicisi oldugum bir an bana o tatmini saglamaz, saglamiyor. Benim hayatta daha buyuk mutluluklarim tatminlerim var.

Hayatinda futbol olmayanlar senin yasadigin bu hissin yerine bir sey koyma geregi duymuyor olabilir. Cunku bir seyi izlerken olaylara gostedigin pasif sevinc aslinda insan hayatinda cok buyuk bir yere sahip degil, izledigin bi filmi sevmek gibi.
Kendimle alakali mutlu oldugum onca sey var. Izledigim bir seyden mutlu olmak bunlarin en kucugu. Spor yapmak bunlardan biri. Ama izlemek degil.
0
zimbirik
(16.04.24)
ne kadar mutluluğum varsa hepsinde galatasaray’m var.
0
baldan kaymak
(16.04.24)
iki ama ikisini de cocukluguma bagliyorum, bugun olsa etkilemez yani.

1- raikkonen'in f1 sampiyonlugu, sandalyeden araba vites tabaktan direksiyonla tum sezon her yaris 70 tur beraber suruyordum. 12 yas.

2- ilhan mansiz'in altin golu, 7 yas.
0
gule gule
(16.04.24)
2008 ya da 2009'da sanirim 3-2 biten efsanevi türkiye cek cumhuriyeti futbol maci haric hicbiri :) o da 14 yasinda falan oldugum icin o zaman.

linki buldum
www.youtube.com

insanin fatih terim fonuna giresi geliyor. cidden güzel macmis. 3-2 öne gectigimizde volkan in rakibi ittirip kirmizi kart almasi ise tam bizlik olmus.
0
robert bosch
(16.04.24)
%70'i. galatasaray ve milli takim.
0
buenosdias
(16.04.24)
Amator olarak Muaythai ve boks kasiyordum. Bi gun bi uyusturucu saticisi bana saldirdi ve adami dovmustum. Arkasina bakmadan kacmisti o gun insanlar beni tebrik etmisti fena mutlu oldum
0
Zetnikov
(16.04.24)
10' da 3-4 fln vardır heralde - ki ben anlık mutluluklardansa biraz daha sürekliliği olan huzurlu olma duygudurumunu daha çok tercih ediyorum.

Fenerbahçe Euroleague şampiyonluğu ilk aklıma gelen.


Sporla ilgili en mutlu olduğum anların da çoğunda Fenerbahçe basketbol takımı var.
0
kumandanim
(16.04.24)
neredeyse hepsi.

ben spor aşığı bir adamım ama fanatik değilim, kültürel açıdan çok kıymetli bulduğum bir olgu spor. aynen senin dediğin gibi, arjantin şampiyon olduğunda yaşanan o mutluluk bambaşka bir şey. yahut şampiyonlar ligi maçlarının olduğu günün sabahında uyanmak ve milyonlarca insanla o aynı kıpırtıyı hissetmek, dünya kupası'na üç gün kalmışken nijerya'dan tut polonya'ya kadar onlarca ülkede çocukların aynı heyecanı yaşadığını bilmek... bu çok ucuz (hatta ücretsiz) ama yine de inanılmaz güzel bir deneyim.

benim için çocukken de böyleydi bu. babam pek eve uğramazdı, star tv'de sabri ugan'ın sesiyle şampiyonlar ligi maçlarını anamın dizinin dibinde, battaniyeye sarınıp izlerdim. saf mutluluktu resmen. lech poznan'ın şov yaptığı dönem, 2011-12 olması lazım, kar altında oynanan bi maç vardı, sanırım salzburg maçıydı. o zaman polonyalı bi kız arkadaşım vardı poznanlı, ben FM'deki kariyerlerimden dolayı lech'i zaten çok seviyordum. o maçın oynandığı akşam bizim orada da kar yağıyordu. totomu sobaya verip bilgisayardan izlemiştim.

keza altı yıl kadar önce çok alakasız bi şekilde pazar günü öğleden sonra izlediğim bi holstein kiel maçı vardı almanya 2. liginde. patates kızartması ve sosis almıştım marketten. saat öğleden sonra 2-3 gibi. keyfim yerinde. kiel'in stadyumu kutu gibi minicik çok sevimli zaten, izlerken bile huzur doluyor insan. böyle hani her şey tam denk gelir de çok iyi hissedersin ya, transa geçmiş gibi keyifli ve saf bi 90 dakikaydı benim için.

yani anlayacağın işin içinde illa "kazanma" olmasına bile gerek yok ya. f1'de 2021 sezonunun son turu olsun, arjantin'in dünya kupası şampiyonluğu olsun, kura çekimleri olsun, akşamüstü dışarıda tatlı tatlı hafif bi esinti varken oturup dünya kupası maçı izlemek olsun... kendi hayatıma, hayatımdaki insanlara, şahsi başarılarıma yönelik beş tane mutluluğa karşılık sporla ilişkili 55 tane vardır herhalde.

artık tabii pek imkan olmuyor ama nhl play-off'larında gece boyu buz hokeyi izleyip sabah 6'da periyot arasında doğan güneşi izleyip cuvaret içmek, maç bitiminde yatağa uykulu ve mutlu girip AYU GİBİ uyumak...

ben spor tutkum olmasa yüzde yüz balici filan olur ve çok erken ölürdüm ya.
0
mark greg sputnik
(16.04.24)
Sıfır (0). Takım tutmuyorum, hiçbir sporu özellikle takip etmiyorum. Kendim de spor namına fitness ve yürüyüş/koşu yapıyorum, yaparken iyi hissediyorum ama sıralamaya girmez :D
0
akhenaten
(16.04.24)
Kendimi desteklemek için bir cevap daha yazmak istemezdim ama şimdi aklıma geldi,

Hayatımızda bir mutluluk ölçüm cihazı olmadığı için iki an arasındaki mutluluk kıyasını yapmak zor ama biri sana en mutlu olduğun 10 anı sorarsa aklına çok spesifik şeyler gelir üniversite sınavı kazanmak, sevdiğin kişiyle önemli bir an, çocuk sahibi olmak vs vs. Ama bunlarla beraber izlediğin bir maç ya da bir yarış da gelir çünkü paylaşılmış bir mutluluk o durum. Yani üniversite sınavını kazanman bireysel, hadi en fazla 15 kişiyle paylaşabileceğin bir mutluluk ama takımının şampiyon olmasını milyonlarca kişiyle paylaşıyosun. Yani ailemle, arkadaşlarımla, sevgilimle geçirdigim ve çok mutlu olduğum günler var, eğitim hayatımda ya da iş hayatımda başarılı olup mutlu olduğum zamanlar var ama çok spesifik olanlar hariç bunlar genel hayat mutluluğuna katkısı var ama 10 sene önceki bir arkadaş buluşmasında da çok mutluydum be demek zor yani. Ama Beşiktaş'ın 2021 şampiyonluğunda Göztepe maçında Ghezzal'ın attığı penaltı golü, 2002'de İlhan Mansız'ın altın golü gibi anlar beynimde capcanlı duruyor. O an yaşadığım mutluluklar minimum bir senelik bekleyişin anlık coşkusu olduğu için de çok etkili hisler oluşturuyor.

Mesela Bayer Leverkusen taraftarlarına sorsan hayatındaki en mutlu gün ne diye, futbolla yatıp kalkmayan standart bir taraftar bile dünkü şampiyonluklarını ilk 5'e koyar. Ömürlük bir bekleyiş ve muhteşem bir şampiyonluk kazandılar, bunun "Pehh futbol işte" diye küçümsenmesi yanlış geliyor.
0
🌸nundu
(16.04.24)
yazdığını görünce yine yanıtlayayım istedim.

kesinlikle katılıyorum. futbol peh işte diyen kimse uzaklaşıyorum. golfle ilgilensen ilgisini çeker çünkü. futbolu basit buluyor. ben onunla deşarj oluyorsam benim için o dur. küçümseyenlerin yüzüne laf etmiyordum önceden, artık öyle bir laf ediyorum ki bir daha karşılaşmayalım bile.

ayrıca biz kimiz ki yüzyıllardır milletlerce uluslarası branşta kabul gören bir spor türünü yargılayacağız bakışı yok. voleybolu da ben sevmiyorum ama pehh voli demiyorum. karşısındakine saygı duymayan insan, düşmanımın çöpüne bile layık değil.

benim için önemliler:
11.12.13 juventus galibiyeti
12.05.12 şükrü saraçoğlu şampiyonluğu
mauro icardi’nin takıma katılması
bayern münih ile süper 3 lü kupa yılı

üzüntülerde de var:
ulu johan elmander in çok geç transferi
0
baldan kaymak
(16.04.24)
Verilen cevapların benim yazdıklarımla ilgisi var galiba şeklinde bir alınma oldu bende. Onun için cevap vereyim dedim.

Ben sporseverlik deyince akla 'futbol seyretme severliği'nin gelmesi konusuna takıldım ve onu dile getirdim sadece.
Daha önceki cevabımda da söylediğim gibi ben kendimi bir sporsever olarak nitelendiriyorum ama yönetmek ya da yönetimine katkıda bulunmak zorunda kaldığım birkaç maç dışında hiçbir maçı 90 dakika boyunca seyretmedim.

Bana küçük ya da kötü gelmiyor. Ben bu olaydan bir zevk almıyorum. Zevk alana da söyleyebileceğim olumsuz bir söz yok. Haddim değil.

İlaveten golf de oynadım ve zevk aldığımı söyleyemem. Onu da sevmem yani. Tenis desen seyretmeyi severim bak. Ama o da baştan sona değil.

Yani sporseverliğin ayrı, Futbol seyretme severliğin ayrı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bu benim düşüncem. Herkes istediğini düşünebilir ve hiçbirini küçümsemem. Hepsine saygım sonsuz.
0
Mirket
(16.04.24)
Hayatımın en mutlu hissettiğim günü; 17 Mayıs 2000.

İleride çocuğum olursa sadece onun hissi geçebilir.
0
jonas
(16.04.24)
Resmen şaşkınlıkla okudum bu duyuruyu.

Ömrüm boyunca oturup düşünsem insanların spordan dolayı mutlu olabileceği aklımın ucundan geçmezdi. Hele ki ilk sıralara eklenmesi filan. Olayların öznesi bile değilken sadece dışarıdan izlerken hem de.

Bir süre buna şaşırmaya devam edeceğim. Nası ya nasıııı?
0
Gradient_tabanlı_mor
(16.04.24)
@gradient ‘e bir yanıt yazacağım :)

toplumun gerçek anlamda parçası olmak demek bence ait olduğun yada iz bulduğun parçayı taşıyan yada temsil eden bir başkasının başarısıyla mutlu olmaktan geçiyor.

ben merkezcilikten uzak birlikte bir paydada keyif alıyorsun.

şöyle düşünelim şampiyonlar ligi final yada dünya kupası final maçı. 11-11 toplam 22 oyuncu olacak sahada.

hiç konuşulmasa izlenmese herkes evinde maçtan bir haber. ama konuşuyoruz buluşuyoruz kafeye gidiyoruz. 22 kişi kadar sporcu değiliz ama bir şekilde parçası olup sohbet aracı haline getiriyoruz. kaybedene takılıyoruz falan.

ee dalga geçme seviyen ve yüzünü güldürme seviyesi de yüksek ise al sana anı :)

ilk sıralara gelme olayına gelince daha mutlu olaylar yaşanmadığı içindir. şahsen çocuğum olsa onu birinci sıraya koyardı gönlüm.

bu bence daha çok seni sen yapan, keyif aldığın şeylerin etkisi ile ilgili. eğlenceli bir noktaya güzel bir bakış açısıydı, yazmak istedim. konuşurum bile bu konuyu. çok değişik şeyler çıkabilir bence içerisinden. :)
0
baldan kaymak
(18.04.24)
(3)

Sıhhi tesisatçı

Mirket
Gömme rezervuar su kaçırıyor. Uğraşmaya üşendim. Komşuya bir onarım için gelen tesisatçıya 'Benim daireye de bir bakar mısın?' dedim. 'Abi 15 gün doluyum.' dedi. Şok oldum. Münferit bir şey midir? Doktor randevu sıkıntısından sonra tesisatçı sıkıntısıda mı başladı? Avrupalılaştık mı bu konuda da? Al
Gömme rezervuar su kaçırıyor. Uğraşmaya üşendim. Komşuya bir onarım için gelen tesisatçıya 'Benim daireye de bir bakar mısın?' dedim. 'Abi 15 gün doluyum.' dedi.

Şok oldum.
Münferit bir şey midir? Doktor randevu sıkıntısından sonra tesisatçı sıkıntısıda mı başladı?
Avrupalılaştık mı bu konuda da? Almanya, Hollanda için falan derlerdi 'Tesisatçı bulunamıyor.' diye.
0
Mirket
(16.04.24)
gömme rezervuarlar tamir için çok sıkıntılı. ustanın çok dar bir alanda hiç gömeden el yordamıyla çalışması gerekiyor. yapılacak işlem sadece conta değişimi gibi çok basit bir işlem bile olsa uğraştırıyor. bu yüzden yapmak istememiş de olabilir. yoksa bir usta ne kadar yoğun olursa olsun hazır gittiği bir yerde para alacağı işi "yoğunum" diye bırakmaz.
0
shadowfollower
(16.04.24)
hayır avrupalılaşmadık, bizim ustalar kolay işden çok para koparmak istiyorlar.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(16.04.24)
komşuya gelen tesisatçı, toptan iş yapan birisidir. daha önce de komşunuzun işini yapmıştır, gelmek zorunda kalmıştır.
0
co2s2
(16.04.24)
(7)

evde yemek yemem lazım (kilo vermem,tasarruf etmem de...)

hsktr
Kilo vermek istiyorum. Dışarıda yemeyip tasarruf yapmak istiyorum.Aynı emelleri taşıyıp düzenli bir beslenme programı oluşturduysanız paylaşabilir misiniz?İşe giderken ve eve gelince yemek yiyemiyorum. Zaman bulamamaktan ve çoğunlukla tembellikten. Hangi yiyecekleri önerirsiniz?Teşekkürler şimdiden.
Kilo vermek istiyorum. Dışarıda yemeyip tasarruf yapmak istiyorum.

Aynı emelleri taşıyıp düzenli bir beslenme programı oluşturduysanız paylaşabilir misiniz?

İşe giderken ve eve gelince yemek yiyemiyorum. Zaman bulamamaktan ve çoğunlukla tembellikten. Hangi yiyecekleri önerirsiniz?

Teşekkürler şimdiden.
0
hsktr
(15.04.24)
Izgara tavuk, hindi, et
Sebze ve yesillikleri onden karbonatli suda bekletip dolapta hazir tutuyorum.
Bakliyatlari haslayip buzlukta tutuyorum. Cikinca 3 dk sicak suda bekletiyorum yetiyor.

En pratik sekilde boyle benim rutinim.
0
mor oje
(15.04.24)
Kuru fasulye, nohut, mercimek vs. gibi bakliyatları haşlayıp küçük porsiyonlar halinde buzluğa koy. Sabah işe gitmeden çıkar buzu çözülsün eve gelince yeşillik doğrayıp içine koy salatan hazır. Yeşillikleri de ben önceden yıkıyorum havlu kağıda sarıp saklama kabına koyuyorum o da hazır oluyor. İzin gününde birkaç çeşit pratik yemekler yapıp buzluğa koyabilirsin.
0
rock n roll
(15.04.24)
Fırının varsa fırın poşeti al. Soğanı dörde böl, at içine,bir patatesi soyup parçala, onu da at içine, iki de tavuk butu koy, kemikli olur kemiksiz olur. Tuz bağarat koy içine, ağzını bağla, Torbayı bir iki del. At fırına. 180 derece 40 dakika.
0
Mirket
(15.04.24)
haftasonu pilav, ızgara tavuk, buharda haşlama brokoli/karnıbahar yapıp buzdolabına veya porsiyon porsiyon ayırıp buzluğa koyuyorum. haşlanmış nohut da ekliyorum bazen.

çıkar, mikrodalgada ısıt, ye. isteğe bağlı olarak önüne bir çorba, yanına yoğurt.

şimdi yapmıyorum ama bir ara bir haftalık salata yapıp dolaba koyuyordum. cam kavanoza alttan üste doğru mor soğan, kırmızı lahana, havuç, marul (hepsi doğranmış, yıkanmış - kurutulmuş) koyup kapağı sıkıcı kapat. başka bir küçük kavanoza sıkılmış limon ve zeytinyağı koy. hepsini buzdolabına koy. yiyeceğin zaman dolaptan birer kavanoz çıkarıp hepsini bir kaba dök, tuzunu ekle karıştır, 2 dakikada hazır salata.
0
inheritance
(15.04.24)
kalp ve tansiyon sorununuz yoksa if diyetini önerebilirilim. aralıklı oruç olarak internette aratabilirsiniz.
0
anathemamen666
(15.04.24)
eve çok geç gelmiyorsanız ve ekstra bir sağlık probleminiz yoksa, akşamları gelince bol bol salata yiyin. yanına da bazen nohut - fasulye gibi bazı bakliyatlar, ya da tavuk - balık - kırmızı et yiyebilirsiniz. ama bol bol salata
0
co2s2
(15.04.24)
günlük protein ihtiyacınızı mutlaka öğrenin. ben diyetkolik uygulamasını kullanıyorum günlük kaç kalori aldım makrolarımı mutlaka takip ederim. her öğün için tüketmeyi sevdiğiniz proteinleri( yumurta-tavuk hindi -balık-kırmızı et öz.) haftalık planladığınızda işler kolaylaşıyor. ben pratik tarifleri yaparım genelde mesela light ton balık bol ekşili sos yanına sadece patates salatası ya da tavuk haşlarım bol ekşili marul salatasıyla tüketirim lif ve protein bol olduğunda zaten yanına çok karbonhidrat tüketme ihtiyacı hissetmezsiniz
makrolarınıza odaklandığınızda da sadeleşip yemek olayını işkenceden çıkarırsınız. ben fitness da uzun süredir yaptığım için günlük makro takibinin çok faydasını gördüm üç yılda epey yol kat ettim stres başta oluyor çok normal ama kendinizi biraz zorlarsanız düzene kavuşacaksınız emin olun:)
0
windymimas
(18.04.24)
(7)

Etiler'de Dolandırıcı Mekan - Ne Yapmalı?

Etanglement
Ürdünlü arkadaşım anlattı:Etiler'de Piano Club adlı mekanda, 5K yerine 15K hesap ödemişler. Kimse İngilizce konuşmadığı için muhatap bulamayıp sonunda ödemiş. Şimdi oraya beraber gidip açıklama duymak istiyor. Mekanın gözünü korkutacak, iade yapmasını sağlayacak ne söyleyebilirim? Gitmeye değer mi?*
Ürdünlü arkadaşım anlattı:
Etiler'de Piano Club adlı mekanda, 5K yerine 15K hesap ödemişler. Kimse İngilizce konuşmadığı için muhatap bulamayıp sonunda ödemiş. Şimdi oraya beraber gidip açıklama duymak istiyor.

Mekanın gözünü korkutacak, iade yapmasını sağlayacak ne söyleyebilirim? Gitmeye değer mi?

* mekanın Google yorumlarında bu olayın daha önce olduğu yazıyor
* 3 bardak viski, bir nargile ve red bull almışlar
* uzun sürenin sonunda birisi gelip 300TL indirim yapmış.
0
Etanglement
(15.04.24)
sakin bir zamanda gidip oranin yonetici, patronunu bul. urdunlulerin senin patronun oldugunu olayi anlamak icin gonderdiklerini soyle. baktin kafana yatmiyor hic muhattap olmadan, kusura bakma hocam avukata bu sekilde anlatmam gerekiyor muhtemelen dava acarlar diye zarf at.
0
buenosdias
(15.04.24)
polisle beraber gitmediğiniz taktirde sıkıntı yaşayabilirsiniz.
0
durbidakka
(15.04.24)
Bu tür mekanların gözünü korkutmak pek mümkün değil diye düşünüyorum. Başınıza bela alma ihtimaliniz daha yüksek hatta. Fiş fatura yoksa ne yiyip içtiklerini de pek ispat edemezler. Ufaktan bi yoklayın ama ters yaparlarsa arkadaşınız bir bardak soğuk su içsin.
0
mustafakesekci
(15.04.24)
adamlar bunu ne ilk ne son yapıyordur

mustafakesekci +1

fiş vermişler mi ? direkt 15k mı demişler. ne yediklerinin ne ödediklerinin ispatı ve menünün ispatı olması lazım.

siz gidince size fiyatları 3le çarpılmış menü getirirse kusura bakma deyip dönmek zorunda kalırsınız.

özetle gitmeye değmez bence.

edit: sipariş vermeden önce fiyatları görmüşler mi ?
0
jülsezar
(15.04.24)
Ya siktir ya dayak yemeniz çok olası.

Polise/maliyeye şikayette bulunun tek gitmeyin bence.
0
chicha_v2
(15.04.24)
yukarıdakiler +1
adamlar ne ilk ne son yapıyor ve sizden önce defalarca bu olayı yaşamışlardır. ispatı imkansıza yakın bir olay bu kanunen haksız duruma düşebilirsiniz. en iyi ihtimal oradan kovulursunuz daha kötüsü fena dayak yersiniz.
0
basond
(15.04.24)
mekan 10bin lira ekstra hesap geçirmeyi kafaya koymuş. büyük ihtimalle hesabın alındığı anda kavga çıkması halinde müdahale edecek 3-4 tane iri arkadaş hazır bekliyordur kavgaya girmek için.

sizin iki lafınızdan mı korkacak? biraz yükselseniz bile 3-4 kişi müdahale edecektir. bir 10bin de siz ödersiniz.
0
co2s2
(15.04.24)
(4)

bebekli tatil yeri önerisi

haintospik
merhaba,10 aylık kızımızla yaz tatili yapmak için araştıralım diyoruz fakat ege'de nereler uygun olur, neresi bizi kazıklamaz, nerede çocuk rahat eder size soralım istedim. balıkesir, çanakkale tatil yerleri hakkında bilgim yok ondan dolayı bodoslama iş yapmak istemedim.teşekkürler.
merhaba,

10 aylık kızımızla yaz tatili yapmak için araştıralım diyoruz fakat ege'de nereler uygun olur, neresi bizi kazıklamaz, nerede çocuk rahat eder size soralım istedim. balıkesir, çanakkale tatil yerleri hakkında bilgim yok ondan dolayı bodoslama iş yapmak istemedim.

teşekkürler.
0
haintospik
(15.04.24)
Assos'ta kumsal yok, bebişi suya sokamazsınız. Küçükkuyu ve diğer içeride kalan yerlerde deniz bence temiz değil, siz de girmeyin. Bozcaada'da su çok soğuk olur ve medeniyetten uzakta olacaksınız. 10 aylık bebekle bunu yapmak istemezsiniz herhalde.

ayvalık bana çok mantıklı geldi. sarımsaklı tarafında uygun fiyatlı otel de vardır. denizi temiz. soğuk değil.
0
co2s2
(15.04.24)
bebekle en rahat edilen yerler çocuk dostu herşey dahil oteller oluyor genelde, biz kuzenler küçükken en çok böyle rahat etmiştik ama balıkesir ve çanakkalede herşey dahil konsepti pek yok. egeye kayabilirseniz bir çok otel var bu şekilde.
her saatte yemek var, bebekle aman bez değiştirmek için otele geri döndüm aman temiz su nereden bulucam aman sütü nasıl ısıtcam derdi yoktu
0
eja
(15.04.24)
kendi plajı olan her şey dahil otel dışında 10 aylık bebekle zorlanırsınız diyorum ben de. zaten düşününce çocuk olduğu için mutlaka 3 öğün yiyeceksiniz, ara öğünleriniz olacak vs... e böyle hesaplayınca yine her şey dahil parasına yaklaşacaksınız.

ayrıca o bölgelerin suyu da çocuk için çok soğuk olabilir.

şu listeye bi bakabilirsiniz.
tatildenizkeyfi.com
0
elorelia
(16.04.24)
bence 10 aylık bebekle tatil köyü ortamı biraz verimsiz. evet açık büfe var ama bebeğin yedikleri sınırlı. hatta gidip açık büfeden tabak doldurmak bile zor bebekle. alakartta birşeylerin masaya gelmesi bana daha mantıklı geliyor. bunun dışında çocuk kulubu, kaydırak, aksam animasyonundan da faydalanamayacaksınız onun yerine denize sıfır küçük otelleri daha uygun geliyor. neresi olur derseniz birkaç isim vereceğim ama son dönemde nasıldır biraz yorum vs araştırmanızı tavsiye edeceğim.
çanakkale gelibolu kum otel, gökçeada kefalos otel, asos dove otel. güneye gidecekseniz de çıralı sahilinde çok güzel küçük oteller var ama yazın sıcakta zor olabilir.
0
delidiyorum
(16.04.24)
(6)

Alkaline pil toplu halde en uygun nereden alınır?

ananiyimioguz
Toplu dediğim 50-100 tane falan alacağım. Bunun bir yeri falan var mı toptancısı vs. Marka önemli değil, alkaline olsun yeter.Piyasadaki AA pillere bakıyorum, çoğu çinko karbon. Milletin alım gücü düştükçe pil kalitesi de düşmüş.
Toplu dediğim 50-100 tane falan alacağım. Bunun bir yeri falan var mı toptancısı vs. Marka önemli değil, alkaline olsun yeter.

Piyasadaki AA pillere bakıyorum, çoğu çinko karbon. Milletin alım gücü düştükçe pil kalitesi de düşmüş.
0
ananiyimioguz
(15.04.24)
migrostaki foreverplus gayet iyi. migros adına üretilen bir ürün zaten... eski kipa piller ile aynı. ve orbus ile aynı ürün sadece farklı marka. yıllardır hep kipa-orbus ve foreverplus kullandım ben.

normal fiyatı bile uygun, arada pillerde 40% mı ne indirim yapıyor migros. kampanya bekleyebilecek durumdaysan takipte kal.

www.migros.com.tr


sözlük başlığında aktı diyen olmuş ama ben daha kipa döneminden beri bu pilleri kullanıyorum, yüzlercesini kullanmışımdır akan olmadı. bilemiyorum... memnunum. tam tersi akma yapan duracell pillerle karşılaştım :D indirimle 12'liyi 42 lira civarına alabiliyorsun zamlanmadan tekrar kampanya gelirse ^^
0
konetsu
(15.04.24)
aylar yıllar önce internette birisi AA pil testi yapmıştı. Duracell vs bir dolu marka ile bim'de satılan powerB marka pil vardı. performansları çok yakın olmasına rağmen, bim'deki pillerin fiyatı kat kat düşüktü. o günden beri sadece bim'den alırım pillerimi.
0
co2s2
(15.04.24)
Evet o incelemeyi hatırlıyorum ama o diğer piller de yine alkalin pildi. O yüzden marka çok da fark etmiyordu. Duracell yerine bim pili alıyorduk. Şimdi bakıyorum üzerlerinde alkalin yazmıyor artık.

Ama migrostaki uygunmuş ben şunu bulmuştum, bundan daha uygun.
www.akakce.com

Hatta çinko karbon pillerden bile uygun ilginç. Şimdilik listenin üst sırasına koydum teşekkürler.
0
🌸ananiyimioguz
(15.04.24)
pilburada mağazalarından alabilirsin toplu alırsan indirim olur
0
alp9900
(15.04.24)
Şarjlı pil kullanılamayacak bir alet vs. mi kullanıyorsun?

Sağlam bir şarjlı pil/şarj cihazı kombosu ile de ilerleyebilirsin.

Bu kadar pili aynı anda kullanmayacaksan çok almanın çok bir esprisi olmayabilir bekledikçe az da olsa eskiyorlar malum.
0
chicha_v2
(15.04.24)
evdeki koridoru aydınlatan sensörlü lambalar, oyun kollarım falan sürekli pil istiyor.

şarjlı piller, pil masrafı + şarj aleti masrafı + harcanan elektrik düşünüldüğünde daha mı avantajlı oluyor, hesabını yapmadım.

çok önceden kullanıyordum ama yedekli ilerlemek lazım o da hem maliyeti artırıyor hem de bazen takmayı unutuyorum oturup dolmasını bekliyorsun falan rezillik.

o yüzden en güzeli kullan at demiştim. onları da biriktiriyorum geri dönüşüme vermek için.
0
🌸ananiyimioguz
(15.04.24)
(5)

Yasadışı bahis sitesine iş yapmak?

bigcaptain
herkese selamlar,bilgisayar mezunu kardeşime bir ödeme platformu yapan gruptan iş teklifi gelmiş. 3 4 kişilik bir ekip yasadışı bahis sitelerine özel ödeme platformu tasarlıyorlarmış. ortada bir şirket olmadığından hukuki açıdan bir problem olabilir mi emin olamadım. konu hakkında bilgisi olanların
herkese selamlar,
bilgisayar mezunu kardeşime bir ödeme platformu yapan gruptan iş teklifi gelmiş. 3 4 kişilik bir ekip yasadışı bahis sitelerine özel ödeme platformu tasarlıyorlarmış. ortada bir şirket olmadığından hukuki açıdan bir problem olabilir mi emin olamadım. konu hakkında bilgisi olanların yorumlarını beklerim.
teşekkürler.
0
bigcaptain
(15.04.24)
ortada bir şirket olsa da, olmasa da problem olur. sonuçta yasadışı bir organizasyonun para alabilmesi için aracılık yapmış olacak. "yurtdışında çalıştığını düşündüğü bir websitesi için görsel ya da websitesi tasarlıyor" olsaydı, problem olmazdı.
0
co2s2
(15.04.24)
daha en baştan yasa dışı diyip sonra problem olur mu diyorsun, yok canım ne olacak. adam öldürmekte yasa dışı habire öldürüyorum ben daha bişi olmadı.
0
selam
(15.04.24)
Etik olarak yanlış, profesyonel olarak doğrudur.

parasını alıp işi teslim edecekse olabilir.
ama bir süre test et başında dur gibi sebeplerle oyalarsalar başına iş de alabilir.

yasa dışı bahisçiler dolandırıcı olduğu için ileride polislere anlatması için belki küçük bir "benim sorumluluğum yok" sözleşmesi de yapılabilir. kardeşimiz yakalanıp içeri girdiğinde koğuş arkadaşlarına anlatacak tatlı anılar da biriktirebilir.

riskli yani.
0
durbidakka
(15.04.24)
arkadaşlar cevaplar için sağolun. bu işe ortak olan arkadaşı farklı kimlikler ve farklı vpnlerle yapıyormuş. Bu bilgi zaten bulaşmaması için bize yetti.
0
🌸bigcaptain
(15.04.24)
en basit tanımla yardım ve yataklık kapsamına girer. bilmiyordum başka şey zannediyordum demek kurtarmaz tck. md.4 açık; kanunları bilmemek mazeret değildir.
0
phonex
(15.04.24)
(4)

Youtube aile premium farklı ülke sorunu

sadegazoz
Yurtdışında olan kardeşimle üyeliği nasıl paylaşacağız, çözebilen var mı?
Yurtdışında olan kardeşimle üyeliği nasıl paylaşacağız, çözebilen var mı?
0
sadegazoz
(15.04.24)
Çözebilen derken bi hata mı veriyor? Dümdüz gmailini aile grubuna ekliyorsun oluyor. Ben yurtdışındayım hesap sahibi benim ama Türkiyeden 5 aile ferdi de ekli.
0
nhk ni youkosu
(15.04.24)
google ailesine ekliyosun bi sorun olmuyor. su anda benim ailede ingiltere-turkiye-hollanda'dan insanlar var. dikkat edilmesi gereken yer google hesaplarinin ayni ulkede olmasi.
0
fakyoras
(15.04.24)
teorik olarak paylaşamıyor olmanız lazım. aynı evdeki aile üyelerinin paylaşması için yapılmış bir şey bu. farklı ip'lerde bile bazen problem çıkartabilecekken, farklı ülkelerde olmanız hepten değişik olacaktır.
0
co2s2
(15.04.24)
yurtdışındaki arkadaşlarım ile kullanıyoruz. sorunsuz devam ediyor. normal aile'ye ekli
0
bir ileti paylastim
(15.04.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.