Giriş
(1)

keçi derisi kokusunu gidermek

tepedeki psychedelic adam
elimde keçi derisinden bi ayakkabı var. hatta çarık desem daha doğru olur. neyse bu 2 gündür balkonda duruyor. yağmurlar yağdı, rüzgarlar esti koku duruyor ama hala. nasıl giderilir bu? bi de yeni boyanmıştı iki gün önce o bile kurumamış tam. o da başka bişey.
elimde keçi derisinden bi ayakkabı var. hatta çarık desem daha doğru olur. neyse bu 2 gündür balkonda duruyor. yağmurlar yağdı, rüzgarlar esti koku duruyor ama hala. nasıl giderilir bu? bi de yeni boyanmıştı iki gün önce o bile kurumamış tam. o da başka bişey.
0
tepedeki psychedelic adam
(02.01.10)
calendil
(02.01.10)
(1)

Film izlenen Kafeler

lurgee
taksim ve civarında olup da dvd den film izlenebilecek mekanlar nerelerdir? boyle toplu gösterim değil ama benim sorduğum, kişiye özel
taksim ve civarında olup da dvd den film izlenebilecek mekanlar nerelerdir? boyle toplu gösterim değil ama benim sorduğum, kişiye özel
0
lurgee
(30.12.09)
(bkz: kafika)
0
calendil
(30.12.09)
(3)

katsayı sorusu

bilmedim
0.13 ve 0.15 olarak belirlenmiş durumda. şimdi bu kaç puanlık bir fark demektir takriben? yani ben alan dışı bir bölüm seçersem alan içi bölüm seçen elemanla aramda kaç puanlık bi fark olacak?ha bi de bu karar da danıştaydan döner mi sizce?
0.13 ve 0.15 olarak belirlenmiş durumda. şimdi bu kaç puanlık bir fark demektir takriben? yani ben alan dışı bir bölüm seçersem alan içi bölüm seçen elemanla aramda kaç puanlık bi fark olacak?

ha bi de bu karar da danıştaydan döner mi sizce?
0
bilmedim
(17.12.09)
2
0
the beyin
(17.12.09)
diploma notunuz 5.00 ise 10 puanlık bir fark oluyor; 3.00-4.00 ise 7-8 puan.
0
garip biseyler
(18.12.09)
büyük ihtimalle danıştaydan döner. verilen kararların etrafının dolanılmasından hoşlanmaz danıştay.
0
calendil
(18.12.09)
(4)

dava mevzusu

guybrush threepwood
şimdi çok ünlü bir yazarımız var diyelim. günümüzde ve ülkemizde geçen bir roman yazıyor. roman karakteri (adı da ahmet olsun), karakter olarak şarlatan kelimesini besmele bellemiş. ona şarlatan buna şarlatan. 100 sayfa boyunca okuyoruz. televizyon izliyor bu kitabın bir bölümünde, halihazırda ünlü
şimdi çok ünlü bir yazarımız var diyelim. günümüzde ve ülkemizde geçen bir roman yazıyor. roman karakteri (adı da ahmet olsun), karakter olarak şarlatan kelimesini besmele bellemiş. ona şarlatan buna şarlatan. 100 sayfa boyunca okuyoruz. televizyon izliyor bu kitabın bir bölümünde, halihazırda ünlü bir şovmen var televizyonda (adı da mehmet rahatsız olsun). bizim ahmet, "şarlatan mehmet rahatsız!" dedi tv seyrederken romanda. gerçek mehmet rahatsız'ın bu ünlü yazarımıza bu konuda dava açma hakkı var mı? (yani hak tabi var da, şey mi yani)

ünlü yazarımız mahkemeye çıktığında, "bu adam benim yarattığım bir karakter. orada öyle demesi karakteri gereği" diyebilir mi? yırtar mı mevzudan?

(sözlük yazarlarının birbirlerini dava etmesi konusunda yazarken aklıma geldi. dayanağım bu değil onu belirteyim. sadece merak ettim)
0
guybrush threepwood
(17.12.09)
mehmet rahatsız ; kişilik haklarının rencide edildiği sebebiyle hakaret davası açabilir. tabi x romanda bu şahsın ismi ve soyismi bir arada kullanıyorsa.

eldeki delillere, kanun maddeleri, davacı ve davalının ifadesine göre hakim karar verir. bundan mütevellit romana konu alan bireyin kişilik haklarına saldırı olduğu dogrultusunda hüküm verirse, maddi yada manevi yaptırım uygulayabilir.
0
scp
(17.12.09)
Geçenlerde Ermeni Olayları hakkında bir romanda bir karakterin Türklere hakaret ettiği gerekçesiyle dava açılmıştı, hatta roman yazarı kaybetmişti davayı. Onu bi araştır.
0
ataturkiye
(17.12.09)
teorik olarak böyle bir savunma geçerlidir. hatta fazlası da geçerlidir. pratikte özellikle hakaret nedeniyle ceza ve medeni hukuk davalarında çok acayip kararlar verilebilmektedir, ama böyle bir mevzuda çok sorun olacağını sanmıyorum.

Görüşümün teorik temellerine gelince:
1. Anayasa'ya göre sanat hakkının tek sınırı Anayasa'nın ilk 3 maddesini değiştirme amaçlı davranışlardır. Burada böyle bir şey olmadığı ortada.
2. Yazarın asıl amacı sanat görünümü altında muhatabına hakaret etmek olmadığı sürece (ki olsa bile usturuplu yaparsa sorun olmaz) kitapta herhangi bir hakaretin bulunması sanat özgürlüğü içinde kalır.
3. Sonuçta, karakterin başka mevzularda sıklıkla kullandığı bir deyimi bu şekilde kullanması, yazarın asıl amacının sanat olduğuna yönelik bariz bir belirti olarak değerlendirilir.


Bunlardan yola çıkan mahkemenin, yapılan davranışın hukuka uygun olduğu sonucuna varması gerekir. Ama dediğim gibi, uygulama açısından maalesef bir garanti veremiyorum.
0
calendil
(17.12.09)
şimdi: isim ve soyadı birebir kullanılırsa romanda; yazar "banane aa, romanımdaki karakter söylüyo bu hakareti" diyerek işin içinden sıyrılamaz. Akabinde karşı tarafa ona o hakareti ettirenin kim olduğunu sormak gibi bir hak doğacaktır. Yani hakim amca(ya da teyze) "bre evladım, tamam da, o kelimeleri yazan da sensin?" diye sorarsa cevabını vermek zor olur kanımca. İk bakışta bu durum "yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan" ikilemine benziyor olsa da; yukarıda verdiğiniz örnekte hakarete uğrayan tv sunucusu mehmet rahatsız, açacağı hakaret davasını her türlü kazanacaktır.
Siz roman olarak vermişsiniz örneği, ben de bunu televizyona uyarlayyım madem:
Bir film ya da dizi senaryosu yazıyorsunuz. Karakter o sırada tv seyrediyor ve ekrandaki sunucuya alenen hakaret ediyor. Şimdi bu küfür edilen sunucu ismi zikredilmese bile, ayan-beyan ekranda görünmüş ise, "bir fikir-sanat eseri aracılığı ile umuma rencide edildiğini" öne sürerek dava açma hakkına sahip olacaktır.

Bire-bir aynı durum olmasa da canlı örneği de var bunun; Sayın başbakanımızın karikatürlerinden dolayı mahkemeleri ne denli meşgul ettiğini unutmayalım....
0
trawmatolog
(17.12.09)
(2)

Üç nokta...

jumpdafuckup
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız.Buradaki üç ımız redif mi?
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Buradaki üç ımız redif mi?
0
jumpdafuckup
(14.12.09)
redif
0
hicazkar
(14.12.09)
aşkımız ile yalnızlığımız redif.

başladığımız ile diğer ikisi cinaslı kafiye
0
calendil
(15.12.09)
(4)

osmanlıca bilenlere küçücük soru

lovemyself
Şu cümleyi, şu şekilde çevirdim, uygun mudur?"Hakim Zeydi ta'zîr-i şedîd ve habs-i medîd ile iftirdan men idüb, ıdlâl itdiği ehl-i hevâ ve dalâl dahi tevbe ve istigfâr idüb, kendi hallerinde olmak lâzımdır"Çevirisi: Hakim Zeydi ağır ikaz cezasıyla ve uzun hapis ile men edilip, onun saptırdığı hevesl
Şu cümleyi, şu şekilde çevirdim, uygun mudur?

"Hakim Zeydi ta'zîr-i şedîd ve habs-i medîd ile iftirdan men idüb, ıdlâl itdiği ehl-i hevâ ve dalâl dahi tevbe ve istigfâr idüb, kendi hallerinde olmak lâzımdır"

Çevirisi: Hakim Zeydi ağır ikaz cezasıyla ve uzun hapis ile men edilip, onun saptırdığı heveslerine uyan nesil de tövbe ve istiğfar ettirilip, kendi hallerine bırakmak gerekir.

doğru mu diyorsunuz?
0
lovemyself
(06.12.09)
"iftirdan"i atladin sanki? iftiradan mi olacakti o?

"ıdlâl itdiği ehl-i hevâ ve dalâl" icin ben "saptirdigi hirs ve sapkinlik sahipleri" derdim.
0
shi aila
(06.12.09)
teşekkürler shi.

orjinal metinde iftirdan yazıyor. ama "iftiradan men edilip" desem de, anlam uymuyor.
0
🌸lovemyself
(06.12.09)
"zeyd", "iftiradan" men ediliyor, o kelimeyi atlamamak lazım.

zeyd özel isim değil, "adam" anlamında kullanıldığı için küçük harfle başlasa..
"hakim"den sonra anlam bozulmasın deyü virgül konsa güzel olur.
"nesil" de pek geniş anlamlı gibi, orada sadece bir zümre kastediliyor gibi. yani "zeyd'in saptırdığı heves sahipleri ve yoldan çıkmışlar" vs. gibi...

düzeltme: zeyd belirli birinin ismi olmamakla beraber yine de bir özel isim olduğundan büyük harfle başlamalıdır. nasıl ki örnek olarak -calendil'e teşekkürler- Ahmet, Mehmet verildiğinde baş harfleri büyük olursa Zeyd'i de bu şekilde yazmalıdır.
saygılar.
0
hicazkar
(06.12.09)
hukukçu gözüyle işe karışabilir miyim?

ta'zir-i şedid, "ağır ceza" anlamına gelir. buradaki "uyarma" anlamı, günlük dil açısından doğru olsa da hukuk (fıkıh) terimi olarak yanlış olacaktır. kuran'da yazılı olan "hadd" cezalarının karşılığında fıkıh gereği bir de "ta'zir" cezaları vardır ki, bunlar o ülkenin yasal kanun koyucusu tarafından belirlenen "laik" cezalardır. ta'zir, kişinin siyaseten katli ile de olabilir, mutlaka "uyarma" olması gerekmez.

habs-i medid ise bizim şimdiki hukukumuzda "ağır hapis" karşılığıdır.

Zeyd, özel isimdir, fakat fıkıh kitaplarında faile örnek olarak bu isim kullanılır. Şimdiki hukuk kitaplarında da benzer şeyler yapılır ama her hoca kendi sevdiği isimleri kullanır (A-Ahmet, B-Behice gibi, veya Fail anlamında "Faik", Mağdur anlamında "Mahcup" gibi)
0
calendil
(07.12.09)
(1)

internet tehdit

aliscan
internet üzerinden yapılan tehdit ve şantajda tck 106 ve 107 hükümleri mi uygulanır. ayrı bir maddes/kanun var mı
internet üzerinden yapılan tehdit ve şantajda tck 106 ve 107 hükümleri mi uygulanır. ayrı bir maddes/kanun var mı
0
aliscan
(17.11.09)
başka madde yok. 106 107 doğrudur.
0
calendil
(17.11.09)
(5)

Nane likörü nasıl içilir?

genc irisi
Şimdi hacılar mademki normal kafayla ders çalışamıyorum belki kırık kafayla bişeyler olur diyerek böyle bir olaya soyundum. tavsiyeleri bekliyorum. not 1:evde bira da var ama hiç içesim yok. not 2:likör zaten vardı özellikle alcak kadar da kırmadım kafayı(henüz)
Şimdi hacılar mademki normal kafayla ders çalışamıyorum belki kırık kafayla bişeyler olur diyerek böyle bir olaya soyundum. tavsiyeleri bekliyorum.

not 1:evde bira da var ama hiç içesim yok.
not 2:likör zaten vardı özellikle alcak kadar da kırmadım kafayı(henüz)
0
genc irisi
(10.11.09)
adabı değil ama 1-2 tane buz at martini bardağının içine. üstüne çıkacak kadar da likör koy. şahane gidiyor lup lup.
0
sipsi
(10.11.09)
içip de ders çalışmaya başlama, bir yandan ders çalışırken bir yandan ufak ufak iç, motivasyon olsun.
0
nickini vermek istemeyen suser
(10.11.09)
en önemlisi, içerken beterin beteri var şarkısını söylemektir.
0
obez kirpi george
(10.11.09)
sek çok iyi gidiyor. biz çikolatalı süt ile de güzel gittiğini keşfettik. ölçüleri yarım yamalak yaptığımız için veremem=) onun dışında kahveyle de ikram ediliyor bazı yerlerde. vardır bir bildikleri..
0
dambil
(10.11.09)
kahveyle çok yakışır. içine dökme ama, bi ondan bi ondan iç. yanına da dark çikolata kırıp ye. Hem zihnin açılır hem uykun gelmez :)
0
calendil
(11.11.09)
(3)

araştırma görevlisi olmak için şansım

tulkas
ales 85, toefl 79 = kpds 85 ilk etapta bunlar lazım. ort. 85.ve torpilim yok?mühendislik?
ales 85, toefl 79 = kpds 85 ilk etapta bunlar lazım. ort. 85.

ve torpilim yok?

mühendislik?
0
tulkas
(30.10.09)
teorik olarak şansın var tabi hatta görünüşe göre epey yüksek ama üniversitelerimizde işler bu şekilde yürümüyor malesef. şimdi sana bir örnek anlatayım sen ordan x'i çekersin.

bir sene kadar önce bir üniversitemiz bir öğretim görevlisi kadrosu açtı, şartlar bana uyuyordu, başvurdum. biraz araştırdım tabi: dediler abi alınacak adam belli hiç kasma. olsun dedim gideyim değişiklik olur. bahsettiğin o puanların ağırlıklarıyla çarpılmasından sonra ilan edilen bir liste var. o listede ilk sıradayım ve benden sonraki adamın beni egale edebilmesi için mülakattan 100 alması gerekiyor. benimde 35'in altında bir şey almam gerekiyor. sınava girdik mal herifler bana öyle şeyler sordular ki daha çalıştığım konular hep. cv kağıdı önlerinde benle ilgili araştırmalarımla ilgili herşeyi biliyolar ama mallar işte. tabi bu arada verdiğim cevaplar tutanağa yazılıyor. neyse ben çıktım 45 dakka sonra. alınacak adam girdi, girmesiyle çıkması bir oldu. sonra sonuçlar açıklandı. tahmin et kaç aldım. 30 :) adam kaç aldı 100 :)şimdi gidip şikayet etsen tutanakları göstersen falan bir işe yarar mı? belki ama üniversite değişik bir yerdir. adamlarla papaz oldunmu bir daha hayır gelmez o bölümden sana. ,

neyse işte böyle örnekler var. aksi yönde gelişen örnekler de var. nereye başvuracağınla ilgili. orayı yöneten adamlarla ilgili.

hayırlısı
0
selim alai
(30.10.09)
kürsünün tuttuğu bir aday yoksa şansınız yüksek. sanıldığının aksine, araştırma görevlisi sınavlarının önemli bir bölümünde torpil söz konusu olmaz. belirli bir kişiyi almayı çok isteseler de bazen bunu yapamayabilirler. başvurmakla bir şey kaybetmezsiniz en azından, ama önceden bir soruşturup şansı daha yüksek bir aday var mı yok mu anlamak da faydalı olabilir.
0
calendil
(30.10.09)
başvurdum bakalım, hayırlısı.
0
🌸tulkas
(30.10.09)
(14)

yarım altın, çeyrek altın

kilroy
1.yemekli bir düğüne davetliyiz (2 kişi), yarım altın mı takmak gerekir yoksa çeyrek altın mı? (Çok yakın biri değil, liseden beri taş çatlasa 5-6 kere görüştüğüm lise arkadaşım)2.Elimde bir altın var. Yarım mı yoksa çeyrek mi bilemiyorum. nedir boyutları nasıl anlarım hangisi olduğunu?
1.yemekli bir düğüne davetliyiz (2 kişi), yarım altın mı takmak gerekir yoksa çeyrek altın mı? (Çok yakın biri değil, liseden beri taş çatlasa 5-6 kere görüştüğüm lise arkadaşım)

2.Elimde bir altın var. Yarım mı yoksa çeyrek mi bilemiyorum. nedir boyutları nasıl anlarım hangisi olduğunu?
0
kilroy
(23.10.09)
yarım altın 160 170 lira civarıdır, çeyrek ise 80 90lira civarı...
bence çeyrek yeter.
0
icemanr
(23.10.09)
tek kişi gitsem zaten çeyrek takacaktım da iki kişi olunca hala içime sinmiyor. kişi başı bir çeyrek altın diye yazılı olmayan bir kural vardır sanki ne bileyim?
0
🌸kilroy
(23.10.09)
ya zaten artık altınlar eskisi gibi gelinin ustune takılmıyor, bir başkasının tasıdıgı bir torbaya vs atılıyor. çok samimi değilsen hiç gerek yok boşver.. çeyrek tak.
0
vejeteryan vampir
(23.10.09)
hmmm bendeki 50 kr. dan biraz küçük. Yarım olduğundan emin gibiydim zaten öye o zaman.
0
🌸kilroy
(23.10.09)
altını bozdurup, ikinizde 50 lira takın o zaman. illa altın mı takmanız gerekiyor.
0
erzi
(23.10.09)
bozdurun denmıs de, boyle olaylarda altın daha sık olur. para biraz son dakka seysı gibi.
0
bryan fury
(23.10.09)
elimdeki yarımmış bu arada

internette bulduğuma göre;
çeyrek: 18mm
yarım: 22mm
0
🌸kilroy
(23.10.09)
kesinlikle çeyrek tak. zaten o yemeğin maliyeti en fazla kişi başı 40 olur. ki liseden beri çok görüşmediğin bir arkadaşın seni yemekli düğüne çağırıyorsa 30 bile diyebiliriz. velhasıl senin yerinde olsam hiç altına bulaşmaz 50 lirayı konduruverirdim.
0
outlawrider
(23.10.09)
goldaş ın filan gram atınları var böyle tabaka gibi nazar boncuklu kutulu mutulu bu düğünler vs için özel yapılmış. çeyrekten daha ucuz 40 -50 tl gilan 1 gram altın işte. onu takın , samimi olmayanlar öyle yapıyor. bir de zaten ne taksan hatırlamayacak, rahat ol.
0
sayinseyirciler
(23.10.09)
tartışmasız çeyrek takman lazım.

büyük bi ihtimalle kişiye gelecek yarım altın sayısı en fazl 7-8 olur.
(ortalama maddi düzeye sahip bir çevreye sahip ise)
0
point guard
(23.10.09)
para takılmıyor artık bircok düğünde..aman dikkat.
0
porsgemsheniark
(23.10.09)
masraf yapmaya gerek yok bence. liseden beri 5-6 kere gorustuysen siktiret. ben kuzenimle kardes gibi buyudugum icin kendisine dugununde "cay parasi"ni keserek 19 milyon 700 bin takmistim. 15 milyonu ustune takip 4 milyon 700 bin lirayi da cebine koymustum.

sizin boyle bir samimiyetiniz olmadigi icin takin ceyregi gitsin. gitmeden herhangi bir kuyumcudan bozdurabilirsiniz. gecen senenin altinini alirsaniz 1-2 lira da ucuza gelir.
0
osuruklu
(23.10.09)
iki kişi yarım altın kuralı eskidendi. altın çok pahalılandı son birkaç yılda. artık çeyrek...
0
calendil
(23.10.09)
ustune adinizi da yazin altinin.
0
nazenin
(23.10.09)
(3)

Barboros Bulvarı ozalit firması

465ff
Barboros bulvarından Beşiktaşa inerken İş bankasının yanında bir ozalitçi vardı büyük bir firma neydi adı
Barboros bulvarından Beşiktaşa inerken İş bankasının yanında bir ozalitçi vardı büyük bir firma neydi adı
0
465ff
(21.10.09)
Zeki
0
calendil
(21.10.09)
teknik servis?
0
humin zararlisi
(21.10.09)
necdet
0
bryan fury
(21.10.09)
(1)

latince ceviri

gunlerin kopegi
latincekaranliga&aydinliga kelimeerinin cevirileri nelerdir? latince bilen biri cevirirse daha iyi olur. tesekkurler.
latince

karanliga
&
aydinliga

kelimeerinin cevirileri nelerdir? latince bilen biri cevirirse daha iyi olur.

tesekkurler.
0
gunlerin kopegi
(09.10.09)
ad tenebram

ad lucem
0
calendil
(09.10.09)
(6)

istanbulda en güzel güllaç nerede yenir?

vejeteryan vampir
Bugün özgürlüğümün son günü. yarın diyete başlıyorum yeniden, hedefimi gerçekleştirmeden bozmamak üzere. ama başlamadan güllaç yemem lazım. bir yıldır yemiyorum, bugün de yemezsem kendisini ilk gördüğüm yerde kendimi tutamaz yerim. yemişken de şöyle en güzelinden yiyim diyorum. o yüzden tavsiyeye ih
Bugün özgürlüğümün son günü. yarın diyete başlıyorum yeniden, hedefimi gerçekleştirmeden bozmamak üzere.
ama başlamadan güllaç yemem lazım. bir yıldır yemiyorum, bugün de yemezsem kendisini ilk gördüğüm yerde kendimi tutamaz yerim. yemişken de şöyle en güzelinden yiyim diyorum. o yüzden tavsiyeye ihtiyacım var. sizce en güzel kim yapıyo bu mereti?
0
vejeteryan vampir
(24.08.09)
neredesin?
0
clem
(24.08.09)
istanbul- avrupa
hatta daha da spesifik olarak- şişli
0
🌸vejeteryan vampir
(24.08.09)
hacı abdullah. üstüne yok.
0
calendil
(24.08.09)
mecidiyekoy merkezdeki murat muhalebicisinde gercekten guzel yapıyorlar...
0
portishead
(24.08.09)
kadıköy de aum pastanesi.
0
hayur
(24.08.09)
çiya
0
hirondelle
(25.08.09)
(17)

çok ileri Gelecek sizce nasıl olacak ?

efe
düşüncelerinizi bekliyorum zaman sınırlaması yok 100 sene sonra, 500 sene sonra, 100 bin sene sonra diye yorum yapın, merakla bekliyorum. bir de niye öyle olacağına dair bir iki şey de söylerseniz daha iyi olur. her cevaba tik var :)bence örneğin, 1000 sene içinde dünyada en fazla iki dil kalır, yin
düşüncelerinizi bekliyorum zaman sınırlaması yok 100 sene sonra, 500 sene sonra, 100 bin sene sonra diye yorum yapın, merakla bekliyorum. bir de niye öyle olacağına dair bir iki şey de söylerseniz daha iyi olur. her cevaba tik var :)

bence örneğin, 1000 sene içinde dünyada en fazla iki dil kalır, yine insan ömrü 200-300 ü bulur. 20.000 sene içinde marsta dünya benzeri atmosfer yaratırız tüm gezegene yayılırız...
0
efe
(24.08.09)
50 sene sonra obezite tavan yapacak. bütün işlenmiş gıdalar fda tarafından şişmanlattığı ve hastalığa neden olduğu gerekçesiyle yasaklanacak.
0
clementine
(24.08.09)
150 sene içinde olacaklar:

iklim değiştikçe ve doğa zarar gördükçe türler azalacak, doğanın dengesi tamamen bozulacak. gelişen teknolojiyle doğru orantılı olaran artan enerji ihtiyacı en önemli gündem maddelerinden biri olacak. doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtlar ortadan kalktıkça enerjiye duyulan ihtiyaç gittikçe artacak, ancak güneş, elektrik ve rüzgar enerjisi daha fazla geliştirilemezse etraf otomobil çöplüğüne dönecek ve kışları gerçekten çok üşüyeceğiz. ancak üşümeden önce de son kalan doğalgazı satanları zengin edeceğiz. belki onlar bu kaynaklarla yeni enerji kaynakları bulacaklar, eğer bulamazlarsa da gelişmiş bir uygarlığın elindeki teknolojiyi enerji olmadığı için kullanamayan çaresiz temsilcileri haline geleceğiz. iklim değiştikçe ve doğal kaynaklar kimi yerde artıp kimi yerde azaldıkça su ve tarım ürünleri için savaşlar çıkacak. insan nüfusu artmaya devam edecek, güçlü ülkeler iyi yaşam seviyelerini korumak için güçsüz olanlara saldırıp onların elindeki kaynakları (verimli toprak, su) alacaklar, ele geçirilen sömürgelerin halkı açlığa ve ölüme mahkum bırakılacak. genetik bilimi iyice gelişecek, kanser gibi zor hastalıklara çözümler bulunacak. tabii bundan sadece gelişmiş ülkelerde yaşayanlar yararlanacaklar.

rusya ve çin dünya çapında en önemli güçler olacaklar. çin insan gücüyle, rusya da kısa ve orta vadede zengin doğal kaynakları sayesinde dünyada iyice söz sahibi olacak.
0
i ve been mistreated
(24.08.09)
2012'de olmezsek,
- 100 yil icinde iklimler farklilasir, atmosfer ve kara/su dagilimlari degisir, insanlar goc etmeye baslar
- 200 yil icinde dunyada savas cikar, bircok insan aya yerlesmistir o sirada, diger gezegenlere de yerlesme planlari baslamistir
- 500 yil icinde dunyada yiyecek kitligi yasaniyordur, dunyada insan dagilimi ve yogunlugu azalmistir, belli bolgelerde devasa cam kubbeler icinde teknolojik sehirler kurulmaya baslanmistir
- 1000 yil icinde ucan arabalar yayginlasmistir ve yakin gezegenlerdeki yerlesim bolgelerine yolculuklar yapilabiliyordur, yasam olan gezegenler kesfedilmistir
- 5000 yil icinde uzak gezegenlere yerlesmeye baslamis oluruz, evrenin bircok yeri kesfedilmis olur, dunyanin nufusu azalmistir, kapali sehir sistemleri disinda kalan vahsi insan irklari vardir, dunyanin cogu yeri collesmistir.
- 10.000 yil icinde yeni dunyaya gidilebilmistir, isik hizina yakin uzay araclari vardir.
- 100.000 yil icinde gezegenler arasi uzay yolculuklari vardir artik, isinlanma icat edilmistir, insanin yaslanmasi yavaslatilmistir ve hastalik yoktur.
- 500.000 yil sonra isik hizi asilabiliyordur, hyperspace kesfedilmistir.
- 1.000.000 yil sonra iste bildigin star wars, battle star galactica...
- 1.000.000.000 yil sonra evrenin her yeri kesfedilmistir, zavalli dunyamiz yok olmaya baslamistir o sirada, yeni irklar vardir, insan irki degismistir tamamen
- 6.000.000.000 yil sonra gunes sistemi yok olur, samanyolu yamulmustur heralde, oyle bilgi duseyim dedim.
- 100.000.000.000 yil sonra cok boyutlu algisal zaman yolculuklari yapilabiliyordur, bildigimiz insan irkinin soyu tukenmektedir, ondan turemis farkli irklar vardir
- 1 trilyon yil sonra uzay ve zaman kavrami farklidir, algimizin otesinde bir evren degisimi oluyordur,
- 1 undesilyon yil sonra, farkli evrenlere ve farkli zamanlar icice gecmeye baslamistir, canlilar yoktur o sirada, bilmedigimiz enerjiler sevisiyordur birbiriyle..
- 1 sentilyon yila yakin hersey yok olur, butun evrenler ve zamanlar, dusunup dusunemedigimiz hersey, hiclik..

o sirada gozumu acarim ve hersey yeniden baslar..
0
ermanen
(24.08.09)
max 50 sene sonra "sirozdan öleceğim"
0
kemal sunal
(24.08.09)
dünya üzerindeki paylaşım kavgası ve bunun getirisi olan, nükleer ve biyolojik silahlar ile birlikte maks. 20 yil. sonrasi düzlük.. haydi bismillah..
0
kobretti
(24.08.09)
50 milyon yıl sonra tarih dersleri çok zor olur.
0
wampex
(24.08.09)
ben uzay çağını merakla bekliyorum. dünyalıların dünyalı olduklarını fark ettikleri zamanlar... nene gel atmosfere çıkalım diyen torunlarıma yiee bi durun alla aşkına demek istiyorum. :)
0
kediebesi
(24.08.09)
En geç 100 yıla barbarlığa düşeriz. Bildiğimiz anlamıyla medeniyet izole edilmiş ve nükleer güçle kendilerini devam ettirmeye çalışan şehir devletlerinin hakimiyetinde olur, dünyanın geri kalanı taşla okla mızrakla mağaralarda yaşar. Nükleer santrallerin eskimesi sonucunda şehirler birer birer barbarların eline düşerken "medeni insan"ın yapabileceği tek şey seyretmek olur. 500 yıla yeni bir dünya kurulur, ama çok daha az nüfusla ve çok zor yaşam şartlarıyla.
0
calendil
(24.08.09)
madem zaman sınırlaması yok, o zaman şu linkleri verip kaçayım ben;

en.wikipedia.org
en.wikipedia.org
en.wikipedia.org

alakalı olarak;

www.redcolony.com
www.marsdrive.com
www.nexialquest.com
www.worlddreambank.org
0
deckard
(24.08.09)
bir büyük savaş daha bekliyorum ben, doğu-batı ya da kuzey-güney istikametinde, bilemedim tam olarak.
papalığın ortadan kaldırılmasını da bekliyorum, milletler birliğinin (?) çok fazla ayağına dolandı çünki.
tüm suların kirlenmesini de bekliyorum, ki zaten kirlendi sayılır.
salgın ve diğer hastalıklardan daha fazla insan ölecek bir de (kanser mesela).
teknolojinin de anamızı ağlatacağını söyleyebilirim, hiç özelimiz kalmayacak.
devletler daha okkalı yalanlar atacak.
hiç bir yiyecek doğal olmayacak.
0
aithra
(24.08.09)
gelecek 100-150 sene içinde önemli şeylerin olacağını düşünmüyorum ben. aya çıkıldıktan sonraki gelişmelere bakarsak, ki önemli bişey yok, uzaya gideriz koloni kurarız vs gibi fikirler 1000 seneleri bulur bence, dünya genel olarak kendi dertleriyle uğraşacak gibi görünüyor. doğal kaynakların azalması, küresel ısınma vs günümüze göre daha çok kendini hissettirir heralde. bunların mücadelesi falan, pff sıkıcı yani.

ama dünya 20.000 sene dayanırsa, işte o zamanı görmeyi çok isterdim.asıl heyecan o zaman başlar heralde.
0
pinking of you
(24.08.09)
çok ileri gelecek olmaz,düzlük olur kobretti'nin dediği gibi.20 yıl değil de daha çok tabi.bunun nedeni savaşlar olabilir,iklim olabilir,kuyruklu yıldız olabilir,matrix-battlestar galactica-terminator gibi yapay zekanın ebemize düz gitmesi olabilir ama çok büyük ihtimal olur bence.
daha kısa gelecekte insan hayvanının çalışma sistemi tamamen anlaşılarak hayatın boku çıkacak.Diriltme-klonlama (ki bence şu anda gizli olsa da olma ihtimali çok yüksek) yaygınlaşacak,boku çıkacak.Elektronik organikle karışacak.İnsan beyninin karmaşık düşünce/yetenek kapasitesiyle elektroniğin yüksek işlem kapasitesi birleştirelerek çılgın yapay zekalar yaratılacak.
İnsanın beyninin çok daha büyük kısmını kullanması sağlanacak,kim bilir ne 'heroes'lar olacak.Vücuda implantasyonlar ile yetenekler ve bilgiler yüklenebilecek.
Bu ortaya çıkan yüksek becerilerin kontrolü çok zor olacak,anarşi ve kaos olacak.
derim ben :P
Çok oyun-dizi-film kompilasyonu oldu ama mantıklı şeyler bence.
0
natnan
(24.08.09)
belki de öyle bir felaket olur ki tüm medeniyet yok olur. sadece şu an aç susuz bile direnebilen fakir toplumlar kalır. medeniyet unutulur. mad max kibin.
0
kediebesi
(24.08.09)
Hepimiz öleceğiz.
0
guess
(24.08.09)
50 sene içinde banka memuru diye bişe kalmaz. yani ben bugün hiç ihtiyaç duymuyorum. para yatırma çekme için bankamatik, işlemler için internet kullanıyorum. kredi için yüzyüze görüşme zaten yok artık. çekle mekle de nadiren işim oluyor ki 50 seneye kadar çek de demode olur. yerine elektronik bişe çıkar. yani şu teknolojiyle arası iyi olmayan nesil olmasa, banka memurları bugün bile kaldırılabilir. ama önce o neslin ortadan kalkması beklenmek zorunda.

ayrıca 100-150 sene içinde elektrik dağıtım sistemlerinde de bi değişme olabilir. güneş enerjisini verimli ve maliyeti düşük şekilde depolayabileceğimiz üniteler üretilirse, termo, hidro ve nükleer santraller, tüm hatlar, şebekeler iptal edilebilir.
tüp gibi eve elektrik sipariş edilir. arıyorsun eve 1mws'lik akü getiriyolar. boşu alıp doluma götürüyorlar. ooh ne güzel. böylece hatların ve santrallerin kaçak, kayıp, inşaa ve bakım masrafları ortadan kalkar. faturalandırma işlemi de tarih olur.
0
cruor
(24.08.09)
bence bu log u zaman kapsülü yapalım. 100 yıl sonrasına ışınlayalım hehe
0
kediebesi
(24.08.09)
he bir de 2025 civarında süper bilgisayarı yapacaklarını söylüyorlar ön görülerinde, süper bilgisayar yapıcı abiler.
0
kediebesi
(24.08.09)
(2)

positivizm

efe
merhaba; positivizm; doğru bilgiye ancak bilim yoluyla ulaşmak demek. bir çoğumuz biliyoruzdur. değişik söyleniş biçimleri, uzun ifade şekilleri de var. çok kısaca böyle. sanırım sosyal bilimlerde de bu terimin kullanım alanları var imiş. biraz baktım. sorum şu ki öcalanın bugünki gazetelere yansıya
merhaba; positivizm; doğru bilgiye ancak bilim yoluyla ulaşmak demek. bir çoğumuz biliyoruzdur. değişik söyleniş biçimleri, uzun ifade şekilleri de var. çok kısaca böyle.

sanırım sosyal bilimlerde de bu terimin kullanım alanları var imiş. biraz baktım. sorum şu ki öcalanın bugünki gazetelere yansıyan konuşmasında şöyle bir bölüm var : "Bir şeyler gelişiyorsa sürece onlar da dahil olacaklar. Bir yerlerde hazırlansın, ben de emre uyayım demekle olmaz. Genci, kadını herkes kendini kararlaştıracak. Herkes kendisi kararlaşacak. Bir yerden ısmarlama çözümler beklemek çözüme, başarıya götürmez. Bu tip çözüm mantığı eskiden teokratik düzenlerde hakimdi. Daha sonra pozitivizmde ulus-devlette halen de hakimdir."

ben bu cümlede pozitivizmi anlamlandıramadım. anlamlandıramamaktan öte, bana pozitivizmin sosyal anlamlarını açıklayabilirseniz kafasında acaba hangi konuları karıştırmış sanki çıkarabilirim gibi geliyor. tabi ki gerçekten o cümle içinde kullanılacak bir anlamı da olabilir. o zaman suçumu, terimler üzerine konuşan geçmişin sosyal bilimcilerine atmaktan zevk bile alabilirim. konuyu saptırmamak hepimizin işine gelir. teşekkürler cevaplar için.
0
efe
(17.08.09)
yazar burada "bir terim koyayım ki lafım akıllıca gözüksün ama konuya uymasa da olur" demek istemiş olabilir

veya,
bu mantık
eskiden -> teokratik düzende
günümüzde (pozitivist dönemde) - > ulus devlet düzeninde

gibi bir benzetme yaparak eskiden dini düzenlerde görülen bir görüşün, -beklenmeyen bir biçimde- pozitivist günümüz dünyasında da yansıma bulabildiğini belirtmek istemiş olabilir.

bir siyaset bilimcisi olarak bana sorarsanız ise oldukça yanlış bir kullanımdır ve sırf "ben terim kullanayım ki lafım havalı gözüksün" amacı taşımaktadır.
0
raj
(17.08.09)
hukuk felsefesinde pozitivizm, normların "doğal hukuk" idesine bağlanmadığı ve sadece kanun koyucunun iradesine bağlandığı düşünce tarzını temsil eder. yani: "bir şey neden hukuka uygundur?" sorusunun yanıtını doğal hukukçu şöyle verecektir: "adalet bunu gerektirdiği için". devam edelim: adaletin ne olduğunu kim belirliyor? burada iki farklı doğal hukuk anlayışı birbirinden ayrılır: "tanrısal güç / adalet idesi" bu yanıtı verenler, platonik veya teokratik doğal hukukçulardır ve aydınlanma çağına kadar yalnızca bunlardan vardı. ikinci yanıt: "toplumsal sözleşme bunu gerektirdiği için". bunlar aydınlanma-romantizm döneminden başlayarak modernist çağa kadar ağırlığını koruyan görüştü. sonraları ikinci dünya savaşının ardından, özellikle de 1970'lerden itibaren bu görüş "evrensel insan hakları" görünüşü altında yeniden ortaya çıktı.

ilk soruya (bir şey neden hukuka uygundur?) pozitivistin yanıtı ise şöyle olur: "kanun öyle yazdığı için". kanunu kim koydu? kanun koyucu. kanun koyucu meşruiyetini nereden aldı? halktan veya kendi gücünden. yani bir şekilde kanun koyma yetkisine sahip bulunan güç, hukuka uygun olan ve olmayanı birbirinden ayırabilecek tek varlıktır ve iradesi kesindir. bunun derininde farklı bir meşruiyet zemini aramak boş bir uğraştır.
0
calendil
(17.08.09)
(1)

Jigololuk suc mudur?

nochristrequiress
Kisisel olarak sugar mama'lari becerip, ustune cesitli hediyeler almak pek suc gibi durmamakta.Peki ajans kurup da eskort servisi saglamak suc mudur TCK'ya gore? Fuhus'a girmekte midir?
Kisisel olarak sugar mama'lari becerip, ustune cesitli hediyeler almak pek suc gibi durmamakta.

Peki ajans kurup da eskort servisi saglamak suc mudur TCK'ya gore? Fuhus'a girmekte midir?
0
nochristrequiress
(16.08.09)
TCK'ya göre fuhuş değil ama fuhşa aracılık suç. Yani jigololuk yapabilirsiniz ama eskort servisi sağlarsanız suç...
0
calendil
(16.08.09)
(7)

Hukuk Sorusu

3200
Bir arkadaşım çalışmakta olduğu işe girerken iş sözleşmesi yapmamış sadece dışarıya şirket sırrı vermemesi için gizlilik sözleşmesi imzalatmışlar. Çalışırken de ssksını her ay işlemişler, dolayısıyla sözleşmesi olmasa dahi orada çalıştığı belli. Bir de normalde 11 aydır orada çalışıyor olmasına rağm
Bir arkadaşım çalışmakta olduğu işe girerken iş sözleşmesi yapmamış sadece dışarıya şirket sırrı vermemesi için gizlilik sözleşmesi imzalatmışlar. Çalışırken de ssksını her ay işlemişler, dolayısıyla sözleşmesi olmasa dahi orada çalıştığı belli. Bir de normalde 11 aydır orada çalışıyor olmasına rağmen 9 aylık ssksı yatmış çünkü ilk 2 ay biz seni deniyoruz sen daha işe girmedin ayağına ssksını ödememişler.

Şimdi; resmi ssk kayıtlarında 9 aydır çalışan birisi. İşten istifa etmek istiyor, fakat öyle 2-3 hafta daha orada çalışabilecek durumda değil çünkü başka şirketlerden çağırıyorlar.

Bu duruma olan birisi;

- En çabuk ve en kolay şekilde bu işten nasıl çıkar? (Hızlı ve tazminat ödemek zorunda kalmadan)

- Ne gibi hakları var, ne gibi hakları yok?

Not: Patron manyak, ve arkadaş da patronun manyaksı hareketlerinden biraz çekiniyor.
0
3200
(08.08.09)
Bir kere 2 aylık deneme sürecinde sigorta yatmaması gibi bir durum söz konusu değildir.Sözleşme yapmadığına göre arkadaşın elini kolunu sallaya sallaya çıkar işten tamam orada çalıştığı ssksından bellidir ki bu arkadaşın için bir artıdır patronu için değil çünkü sözleşmenin işten çıkmadan 2 hafta önce haber vericem gibi kısmına imza atmamıştır.
0
grunge
(08.08.09)
istifa dilekçesini versin çıksın gitsin. normalde ihbar öneli gerekiyor ama uygulamada bu daha çok işveren için. İstifa kağıdını ve ibranemesini imzalasın çıksın bişey olmaz.
0
slack
(08.08.09)
arasın telefonla şirketi ve ben daha iyi bir iş buldum, bırakıyorum bu işi desin ve bir daha işe gitmesin..
isterse dava açıp o iki aylık sürede de sigortalı sayılmasını sağlayabilir, bu durumda işverene de güzel bir ceza gelir. ayyrıca sigortasının 2 ay eksik yatmış olması da o arkaşı, haklı duruma sokar iş akdinin feshi halinde, yani tazminat vs. bayılmak zorunda kalmaz.
0
de jure
(08.08.09)
eğer sözleşmesi yoksa istifasını elden vermeye bile gerek yok, iadeli taahütlü posta gönderimi de yapabilir.
0
kemal sunal
(08.08.09)
yukarıdaki cevapları dikkate alma.

sözleşmenin yazılı bir kağıt parçası olmasına gerek yok. sözleşme dediğin sözlü de olur. arkadaşın da mis gibi iş akdi ile bağlıdır. bunun ispatlanması açısından gizlilik sözleşmesi ile ssk kaydı yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilir, onun üzerine tanık ile ispat gayet mümkün.

belirsiz süreli bir iş akdi olduğuna göre ihbar süresi iş kanunu'nun 17'nci maddesine göre 4 haftadır. bu süreye uymaması durumunda arkadaşının 4 haftalık maaşı kadar tazminat ödemesi gerekir kanunen.

bunu ödememesinin tek yolu patronundan ibraname alması veya ihbar süresine uyması. ya da patron bunun peşinden koşmaya değmeyeceğini düşünecek ve dava açmayacak. ama o kadar psikopatsa neden açmasın?
0
calendil
(08.08.09)
Hukuk sorusuna hukukcular cevap vermeli, her cevaba itibar etmeyin.
calendilin cevabı dogru, ben de aynen bu sekilde ogrendim. Eklenecek tek bir nokta var, o konuyu bazı arkadaslar da ifade etmis, deneme süresi icerisinde de isverenin sigorta primi odeme borcu dogar ve talep edilebilir. Ancak bunun odenmemesi haklı fesih sebebi olusturmaz dolayısıyla sizi haklı duruma sokar diyemeyiz.
0
espandon
(09.08.09)
Arkadaşlar "yukardaki cevapları dikkate alma" , "Hukuk sorusuna Hukukçular cevap vermeli" vs. demişsiniz çok hoş çok güzel. Sizleri tebrik ediyor ellerinizden opuyorum. Süpersiniz..
Gelelim konumuza; sizin bildiğiniz kanunları ben de biliyorum. Ama önünüzdeki olayı analiz ederken lütfen bir bütün olarak dikkate alın, düşünün ve irdeleyin. Adam 11 aydır çalışıyor ancak 9 ay SGK 'sı yatmış. Gizlilik sözleşmesi de delil olabilir ama delil olursa kötü sonuçlar doğar işveren için.. Şimdi bu adam çıkıp gitse kimse bişey yapamaz zira bunu (ihbar önelini) hukuki yollarla tahsil etmek isteyen patron asgari ücretin 2 katı kadar olan işçiyi geç bildirme cezasını ve 2 aylık prim borcu aslı ve faizini paşa paşa ödeyecektir. Ayrıca bu nedenle SGK müfettişleri incelemeye de alabilir şirketi. Şimdi bu adam istifa edip çekip gitse böyle bir durumda hangi işveren yasal takibat başlatır? Böyle bir riski kim göze alır? Resmin kenarından tutmayın tamamına bakın ve bütünsel olarak düşünün.
0
slack
(15.10.09)
(1)

mecidiyeköy profilo avm'deki toshiba pazar açık mı?

p shadow
soru başlıkta.. bilemedim.. açık olması lazım di mi? gidipte kapıda kalmıyim küçük emrah olmiyim?
soru başlıkta.. bilemedim.. açık olması lazım di mi? gidipte kapıda kalmıyim küçük emrah olmiyim?
0
p shadow
(02.08.09)
açık
0
calendil
(02.08.09)
(2)

tinnitus

Seaized
hala bir tedavisi yok değil mi kesin olarak?
hala bir tedavisi yok değil mi kesin olarak?
0
Seaized
(01.08.09)
tinnitus hastalik degil ki bildigin kulak cinlamasi. ama bir hastaligin semptomu olabilir.
0
ermanen
(01.08.09)
akufen anlamında soruyorsan evet tedavisi yok. ancak deneysel olarak geliştirilen bazı yöntemler var. bunlardan biri kafaya takılan implantlarla (veya özel bir cihaz da var takılıp çıkarılan ama daha güçsüz) belirli bir dalgaboyunda sürekli yayın yapıp çınlamanın etkisini nötralize etmeye çalışıyor.

akufenin ilerleyen türüne sahipseniz ileriki yıllarda sağır olma olasılığınız yüksek maalesef.
0
calendil
(01.08.09)
(21)

bir dövme olarak Atatürk imzası

emcedeltate
bir arkadaşınız yanınıza geliyor. koluna Atatürk ün imzası kalıcı bir şekilde işlettirmiş. ilk dövmesi. ne düşünürdünüz? dövme onu taşıyan kişi için anlamlıdır evet.kardeşim yaptırma planında. burda yazanları bir bir ona okutacağım. lütfen açıklayıcı yazın. olumlu olumsuz hiç farketmez sadece düşün
bir arkadaşınız yanınıza geliyor. koluna Atatürk ün imzası kalıcı bir şekilde işlettirmiş. ilk dövmesi. ne düşünürdünüz? dövme onu taşıyan kişi için anlamlıdır evet.
kardeşim yaptırma planında. burda yazanları bir bir ona okutacağım. lütfen açıklayıcı yazın. olumlu olumsuz hiç farketmez sadece düşündüklerinizi yazın.

kendisi birkaç sozluk yazarından fikir almak istedi. yoksa dövme nin amacını ve anlamını kendisi de biliyormuş.
0
emcedeltate
(23.07.09)
bu soruya bir türkçü farklı yanıt verir, atıyorum bir komunist farklı yanıt verir. varmaya çalıştığınız noktayı anlayamadım sanırım.

ha, bana soracak olursan, hoşuma gitmez. o adama kıt akıllı muamelesi yaparım.
0
cro magnon
(23.07.09)
Atatürk ve devrimleri konusunda pek fikri olmadığını düşünürüm.
0
kurukafa
(23.07.09)
"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir (yeterlidir)." mustafa kemal atatürk

o dövmeyi yaptırmak bu lafı eden bir liderin hatırasına saygısızlıktır kanımca. isteyen istediği dövmeyi yaptırsın ona lafımız yok tabi ki. ama niyet vücudu süslemek değil; atatürk'e olan saygıyı ifade etmekse bunun yolu yukarıdaki ikinci cümlede bizzat kendisi tarafından belirtilmiştir. okuyun, öğrenin, anlayın, hatırlayın, savunun.
0
blackdog
(23.07.09)
bir arkadaşım var ülkücü onda görmüştüm, bilmiyorum çok karizmatik buluyorum diye yaptırdım demişti. bir de solcu bir kız tanıyorum harbi harbi solcu, en büyük devrimcilerden biri olduğu için demişti ondan yaptırdım demişti.
0
alkolikfedai
(23.07.09)
şekilci derim.
0
quadropol
(23.07.09)
çok kıro bir şey bence. hani mümkün olsa müslümanın birinin koluna hazreti muhammed ile ilgili bi şey yaptırmasından farklı gözükmüyor benim gözüme.
0
bushwacker
(23.07.09)
insanlar ne der kaygısıyla dövme yaptırılmaz zaten. görsek ne düşünürüz, bence bi önemi yok. içinden geliyorsa bırakın yaptırsın. bence dövme, kişinin kendisi görmek için yaptırması gereken bişeydir. kolunda onu görmekten hoşlanacaksa yaptırsın. atatürk görseydi ne düşünürdü, onun da bi önemi yok. yaptıranan kendisine güzel bişey ifade ediyosa doğrudur. onun anladığı önemlidir.
ne biliyim, bi dikenli tel, bi kurukafa dövmesinin benim için bir anlamı varsa, bütün dünya mal mısın desin, yine yaptırırım sonuçta.
ha zaten insanlar görüp şöyle şöyle düşünsün diye yaptıracaksa dövme yaptırması toptan hatadır.
0
cereal killer
(23.07.09)
bazi dovmeciler* bedavaya yapiyorlar bunu.

sirf sekilcilik gibi geliyor bana. obama'ya sinek oldurdugu icin peta'nin verdigi tepki gibi cig, zorlama geliyor. o dovmeyi yaptirana kadar nutuk'u tekrar okumayi tercih ederim sahsen.
0
osuruklu
(23.07.09)
(söylenmiş ama)bedava yaptırdığını düşünürüm.
bir ara haberlere bile çıktı, adam bedava yapıyormuş atatürk imzası şeklindeki dövmeyi.
ha bir de, sürekli metal gruplarının tişörtlerini giyip sokakta gitar çalıyormuş gibi yapıp yürüyen yavuşak metalcilerden farkı olmaz gözümde.
0
aithra
(23.07.09)
galahad
(23.07.09)
bence normal birşey. bana göre atatürk ün imzası ciddi karizma, çok şekilli. bunun illa bir anlam ifade etmesi gerekmiyor. krolukla veya görgüsüzlükle de alakası yok.
0
birak bu isleri
(23.07.09)
ben önceki yazılmış olanların dışında bir şey düşündüm nedense. bir yandan tabii ki "atatürk sevgisi bunu ne kadar kaldırır" meselesi var, yok değil, ama diğer yandan da şu: sen atatürk'ü bu kadar seviyorsun sayıyorsun çok güzel, ama atatürk seni görseydi üstüne imzanı atar mıydı? ya da sen bunu düşünüyorsan kendini ne kadar önemsiyorsun? bir yandan kendini metalaştırma diğer yandan ise yanlış bir yönde aşırı önemseme. ben bunu görürüm atatürk imzası dövmesinde.
0
calendil
(23.07.09)
'cereal killer' düşündüklerimin aynısnı yazmış,bence kardeşinize burada yazanları bile okutmanın anlamı yok,içinden geldigi ve istediği gibi hareket etsin.
0
öseleköselek
(23.07.09)
Selamı sabahı keserim, meraba meraba o kadar.
0
mabl
(23.07.09)
niye bit dovme olarak Ataturk e olan saygini digerlenine gostermek isteyesin ki? eger illa Ataturk u hatirlatacak birseyler takmak istiyorsan imzali kol saatleri var cok guzel. ben oyle yapiyorum.
0
hollandabocegiilesevismek
(23.07.09)
yarın öbür gün karakola düşerseniz 5. kattan atlayıp intihar etti diye gazetelere çıkmanızı önleyebilir. bu açıdan faydalı bence.
0
386 dx
(23.07.09)
kardeş demişsiniz, daha genç olduğunu varsayarak ideolojilerin yaşla beraber değişebileceğini düşünüyorum. çocuk yarın bir gün dinci/liberal/komünist olacak ama kolundaki yüzünden kendisiyle çatışmaya girecek. yapmasın bence. ya da geçici falan yapsın nebleyim.
0
dr cucu
(23.07.09)
manyak derim çok kısa olarak.
0
likeinme
(23.07.09)
atatürk dirilip görse sopayla döver çatçat diye..
mesela neden türk bayrağı değil, atatürk büstü ya da minimalist bir resmi böyle sırf gölgelerden oluşan filan, niye böyle şeyler değil de imza? başka türlü bakış açıları herhalde.
absurd olsa da ben de şu hapishane dövmelerinden dirsekteki örümcek ağları olayını çok beğeniyorum ama yaptıracağımı sanmam :)
0
kediebesi
(23.07.09)
insanın ideolojik yönelimi 40'lı yaşlarında hatta daha sonrasında bile değişebiliyor. eminim kardeşin oldukça gençtir, hiç o kadar emin olmasın hayatının sonuna kadar o dövmeyi gururla taşıyacağına.
lakin dövme de güzel bişey, estetik bulduğu ya da daha kişisel bir anlamı olan bir şekil yaptırsın bence. pişman olma ihtimali azalır.
bir dövme sanatçısının röportajını okumuştum, ideolojik veya dini simgelerin dövmesini kesinlikle yapmadığını söylemişti mantıklı bence de.
0
hayali arkadaş
(24.07.09)
Bu kadar manyak falan demenize gerek yok o kadar garip bir durum değil bence çünkü gidip atıyorum aslan orumcek vs. yaptıracağına Atatürk'ün imzasını yaptırır burdada kımsenın ona manyak deme hakkı yoktur.
0
tatarcan
(25.07.09)
(11)

Bildiğiniz idam sahneli filmler varsa lütfen paylaşmak için tıklayınız.

oldu görüşürüz
Evet bildiğiniz idam sahnesi. Fakat burada bir noktaya değinmek istiyorum: "İdam görüntüsü", "adam nasıl düştü ama", "boynu kırılıyoo" filan değil kastettiğim. Kastettiğim; mesela dancer in the dark(özlem tekin oynuyordu) adlı filmdeki gibi, idam öncesi konuşmalar, birazdan idam edilecek kişinin kes
Evet bildiğiniz idam sahnesi. Fakat burada bir noktaya değinmek istiyorum: "İdam görüntüsü", "adam nasıl düştü ama", "boynu kırılıyoo" filan değil kastettiğim. Kastettiğim; mesela dancer in the dark(özlem tekin oynuyordu) adlı filmdeki gibi, idam öncesi konuşmalar, birazdan idam edilecek kişinin kestiği roller, ruh hali, son sözleri vb. sahneleri içeren filmler daha çok.

Biliyorsanız ve paylaşırsanız sağol.

Bu vesileyle hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.
0
oldu görüşürüz
(24.06.09)
a short film about killing..

ayrıca bu tarz arayışlar için imdb keywords'leri de faydalı olur.
0
nihilanth
(24.06.09)
green mile
0
layer26
(24.06.09)
(bkz: in cold blood)
0
atmacaged
(24.06.09)
(bkz: changeling) idam sahnesi konuşmaları vardır. üstelik gerçek hikayeden alıntıdır.
(bkz: sin city) ne kadar gerçekçi olduğu tartışılır ama idam sahnesi vardır.
(bkz: Valkyrie) gerçek hikayeden alıntı idam sahnesi vardır.
0
lesterdexter
(24.06.09)
a short film about killing'in üzerine tanımak mümkün değil sanırım.
0
boshi
(24.06.09)
seppuku'da guzeldir, tam idam degil ama bir seppuku toreni oncesi konusmalar seklinde (zaten capunyada samuraylari boyle idam ediyorlar, kendi canimi kendim aldim seklinde)

www.imdb.com
0
alpinsamuray
(24.06.09)
(bkz: reis bey)
0
elan vital
(24.06.09)
en güzeli burada:

(bkz: danton)
0
calendil
(24.06.09)
kader yolcuları diye bir film var, ayhan ışık ve izzet günay oynuyor. dün akşam izlemiştim, filmin ilk yarısı bir hapishanede geçiyor ve bir idam sahnesi var, burada dediğiniz türden davranışları gözlemleyebilmeniz mümkün. filmi youtube'da izleyebilirsiniz.
0
marikaki
(24.06.09)
miranda
(24.06.09)
(bkz: capote)
0
tarantinoesque
(24.06.09)
(5)

bu aletin adı ne?

tepedeki psychedelic adam
akordiyon mu denir buna da? başka bi özel adı vardır herhalde. toy piano'ya da benziyor tip olarak ama sesi öyle değil akordiyona benziyor. zaten körüğü filan da var. sol eliyle o körüğü kontrol ediyor bi kapak gibi açılıp kapanıyor. sağ eliyle de klavyeden çalıyor.
akordiyon mu denir buna da? başka bi özel adı vardır herhalde. toy piano'ya da benziyor tip olarak ama sesi öyle değil akordiyona benziyor. zaten körüğü filan da var. sol eliyle o körüğü kontrol ediyor bi kapak gibi açılıp kapanıyor. sağ eliyle de klavyeden çalıyor.
0
tepedeki psychedelic adam
(19.06.09)
Piano accordion
0
ermanen
(19.06.09)
google images accordion ve piano accordion'da aynı şeyleri gösteriyor. var mı ki bir farkları?

anladım=) bir zamanlar daktilo gibi tuşlu akordiyonlar varmış, bir de piyano akordiyonlar. şimdi tuşlular üretilmiyor galiba. o yüzden hepsi piyano akordiyon olmuş..
0
dambil
(19.06.09)
evet öyle piano accordion diye geçiyo şimdikiler. diğerleri de button accordion. ama bu resimdeki öyle değil. körüğü de çok küçük zaten ve çalış stili değişik. zaten piano accordion diye arattığında bu resimdeki gibi bişey çıkmaz.

normal akordiyonda körüğün sonunda da tuşlar olur ama bunda yok mesela.
0
🌸tepedeki psychedelic adam
(19.06.09)
tuşlular hala üretiliyor.
0
calendil
(19.06.09)
bir sene öğrendim ki harmonium'muş adı. :)
0
🌸tepedeki psychedelic adam
(02.07.10)
(11)

aldatmalı filmler

holly golightly
karısının, kocasının arkasından binbir iş çeviren, başkasına aşık olmalı, aldatmalı filmler arıyorum. ille karı koca aldatması olmayabilir, yalan dolan dalavere de severim :)little children ve unfaithful'u izledim bu arada :)
karısının, kocasının arkasından binbir iş çeviren, başkasına aşık olmalı, aldatmalı filmler arıyorum. ille karı koca aldatması olmayabilir, yalan dolan dalavere de severim :)

little children ve unfaithful'u izledim bu arada :)
0
holly golightly
(10.06.09)
(bkz: derailed)
0
artikbenimdebirvolvomvar
(10.06.09)
derectus
(10.06.09)
(bkz: bin-jip)
(bkz: in the mood for love)
bunlar ağır gelirse (bkz: closer)
0
aggromela
(10.06.09)
hayallerin peşinde - (bkz: Revolutionary Road)
0
caylakkiz
(10.06.09)
boş oda

filmin sonunda süper bir aldatma sahnesi var. ama biraz sıkıcı, yavaş ilerliyor. çok az konuşma var vs
0
hia
(10.06.09)
ocanal
(10.06.09)
arigold
(10.06.09)
(bkz: closer)
0
miel
(10.06.09)
tam aldatma değil de biraz da üçlü ilişki gibi ama
(bkz: jules et jim)
0
calendil
(10.06.09)
dönüş
k.inanır - t.şoray
0
isott
(10.06.09)
afterglow (nick nolte-lara flynn boyle)
0
tanri siva
(10.06.09)
(3)

hukuki yardım

ali87
hapse girmiş birinin bankalara borcu varsa, sanırım bankalar bu borcu ailesinden almak isteyecektir. ailesinin de pek durumu yoksa, bu borcu reddedebilir mi?
hapse girmiş birinin bankalara borcu varsa, sanırım bankalar bu borcu ailesinden almak isteyecektir. ailesinin de pek durumu yoksa, bu borcu reddedebilir mi?
0
ali87
(26.05.09)
hapse girmiş de olsa malvarlığı kendisine aittir. dolayısıyla o malvarlığı değerlerinden haciz yoluyla takipte bulunulabilir. borçlunun kendisine ait bir eşya yoksa, ailesine ancak hacizden mal kaçırıldığı iddiasıyla (muvaza nedeniyle) başvurulabilir. O dediğiniz "borcu reddetme" diye bir şey olmaz, o ancak borçlunun ölümü halinde mirastan feragat halinde söz konusu olur.
0
calendil
(26.05.09)
kişinin hapse girmesi vefat anlamına gelmemektedir ki borcun veya malvarlıklarının miras olarak aile fertlerine geçmiş olsun.

Mesela arabası varsa hala onun üzerinedir haczedilir sattırılabilinir ya da evi varsa eşiyle yaşadığı buna tapudan aile konutu şerhi koydurulup sattılırması engellenebilir.

Ayrıca mahkumun ailesi gelen haciz tebligatlarını kabul etmez, bağlı bulunduğu muhtarlığada durumu bildirirlerse eve de gelip eşyalar haciz işlemi gerçekleştirilemez.
0
emininsel
(26.05.09)
mahkumun hiç bir menkul ya da gayrımenkul varlığı yok. ikametgahı da eşi ve çocuklarının oturduğu yerden farklı bir yerde, içinde anne ve babasının oturduğu köy evinde. ayrıca eşi ve çocuklarının oturduğu ev kira.

eşi ve cocukları zor durumda bırakmak istemiyoruz bu borçlar yüzünden. ne yapmak en doğru olur?
0
🌸ali87
(26.05.09)
(1)

In Extemo - Poc Vocem, tercüme edebilen?

jesterdvine
Alman grup In Extremo'nun pek güzel bir şarkısı mevcut. Şarkının ilk kısmı Almanca olmasa da, Almanca bilenler gerisini tercüme edebilirse sevinirim. (ingilizceye de olur tercüme)Poc Vezem Ter Qui Mon SeraiA Rizer Ai Que Ce Ne PasEr As Terer Que Re Ze TaiA Rizer Ai Que Ce Ne PasNun steh ich hier ich
Alman grup In Extremo'nun pek güzel bir şarkısı mevcut. Şarkının ilk kısmı Almanca olmasa da, Almanca bilenler gerisini tercüme edebilirse sevinirim. (ingilizceye de olur tercüme)

Poc Vezem Ter Qui Mon Serai
A Rizer Ai Que Ce Ne Pas
Er As Terer Que Re Ze Tai
A Rizer Ai Que Ce Ne Pas

Nun steh ich hier ich armer Spielmann
Und die Krähen auf den Bäumen
Sie lachen mich aus
Doch ein neuer Sommer
Wird den Winter vertreiben
Und ich will spielen, spielen, spielen
Ein Jahr mehr oder weniger
Was macht's?
0
jesterdvine
(19.05.09)
Artık burada duruyorum işte, ben zavallı oyuncu
Ve kargalar ağaçlarda
Benimle alay ediyorlar
Yine de yeni bir yaz
Kışı sürgün edecek
Ve oynamak, oynamak, oynamak isterim
Bir yıl daha çok ya da daha az
Ne çıkar?

Önceki kısımlar çeşitli dillerden alınan kelimelerle oluşturulmuş bir kolaj ve tam bir anlamı yok gibi...

Yok yok önceki kısımlar bir nevi Fransız diyalekti. Bretonca filman olabilir belki.
0
calendil
(19.05.09)
(6)

Alanzinho nece konuşuyor ?

wish i could fly
çok gereksiz bir ayrıntı olacak ama az önce maraton programında denk geldim, trabzonsporun fitbolcusu Alanzinho'nun konuştuğu dil neydi ? adam brezilyalı ama konuşulan dil pek ispanyolca değildi sanki, bir de tranbzonspora Norveç'ten gelmiş, acaba konuşulan dil Norveçce mi ?
çok gereksiz bir ayrıntı olacak ama az önce maraton programında denk geldim, trabzonsporun fitbolcusu Alanzinho'nun konuştuğu dil neydi ? adam brezilyalı ama konuşulan dil pek ispanyolca değildi sanki, bir de tranbzonspora Norveç'ten gelmiş, acaba konuşulan dil Norveçce mi ?
0
wish i could fly
(09.05.09)
beyefendinin ana dili portekizce. onu konuşuyordur herhalde.
0
sakabilmemneyi
(09.05.09)
Brezilya'da konuşulan dil, bilinen ve tahmin edilenin aksine Portekizce'dir.
0
44
(09.05.09)
@44

bilinen ve tahmin edilen nedir peki? brezilya'da brezilyaca konusulur diyen duymadim hic simdiye kadar.
0
nochristrequiress
(10.05.09)
anadil portekizce olsada ispanyolca ve portekizce çok yakın diller birbirine. ayrıca brezilyada ispanyolca çok yaygındır, muhtemelen bu sebeple.
0
🌸wish i could fly
(10.05.09)
Brezilya'da Brezilya Portekizcesi konuşulur. Biraz Türkiye Türkçesi/ Azerbaycan TÜrkçesi kadar olmasa da farklar mevcuttur iki konuşma tarzı arasında ve fakat aksan biraz İspanyolcaya çalabilir bulunulan yere göre. Rio Portekizcesi ise en güzel tınlayan Brezilya aksanı olarak karşımıza çıkar.

@nochristrequiress: Bilinen ve tahmin edilen diye İspanyolcadan söz edilmiş 44 tarafından. Fakat Brezilya'da İspanyolca yerine Portekizce konuşulmasının sebebi de son derece ilginç bir konu. Portekiz ile İspanya dünya yüzündeki sömürgeleri paylaşırlarken bir anlaşmaya varmışlar ve belirli bir meridyeni sınır kılarak bunun doğusunu Portekiz'in, batısını ise İspanya'nın parsellemesini sağlamışlar. Amaç Afrika ve doğusunun Portekiz'de, Amerika'nın ise İspanya'da kalmasını sağlamak. Fakat meridyenin geçtiği yer Afrika'nın batı kıyısına çok yakın olduğu için Portekiz'liler isyan etmiş bazı adaları alamıyoruz ve gemilerimiz de güvenli seyahat edemiyor diye. Bunun üzerine dönemin papası söz konusu meridyeni batıya çektirtmiş (belirli bir mil hesabıyla daha batıdan hesaplattırmış sınırı) fakat farkına varmadan bu kez de Güney Amerika'nın doğusuna tecavüz etmiş olmuş. Portekizliler de bundan yararlanarak şimdi Brezilya olan toprakları sömürgeleştirmişler...

en.wikipedia.org
0
calendil
(10.05.09)
"Bilinen ve tahmin edilen"den kastım, sayın calendil'in de belirttiği gibi Brezilya'da da diğer Latin Amerika ülkelerindeki gibi İspanyolca konuşulduğunun düşünülmesidir.
0
44
(16.05.09)
(5)

[ hukuk ] PKK'nın 1 numarası ile görüşen gazeteci?

enola gay
Milliyet gazetesinden bir gazeteci pkk'nın 1 numaralı ismi tabir edilen kişi ile röportaj yapıyor.. bu konuyla ilgili bir kaç sorum var ama lütfen bu konuda "kesin" cevabı olan arkadaşlar yazsın, tahmin istemiyorum.1) Gazeteci PKK bölgesi olarak tabir edilen yere nasıl ulaştı? 2) PKK'lılar ile görüş
Milliyet gazetesinden bir gazeteci pkk'nın 1 numaralı ismi tabir edilen kişi ile röportaj yapıyor.. bu konuyla ilgili bir kaç sorum var ama lütfen bu konuda "kesin" cevabı olan arkadaşlar yazsın, tahmin istemiyorum.

1) Gazeteci PKK bölgesi olarak tabir edilen yere nasıl ulaştı?
2) PKK'lılar ile görüşüp röportaj yapmak yasal mı?
3) Bu röportaj öncesi ya da sonrası askerimiz ile iletişime geçilmesi gibi bir durum söz konusu mu?


tinyurl.com
0
enola gay
(05.05.09)
Hasan cemal'i diyorsun. bu ilk değil hocam. pkk nın yönetici kadrosuyla yıllardır röportaj yapılıyor. belki basın özgürlüğüyle ilgili bi yasa vardır diyeceğim ama özgürlük yasa falan bizim ülkemizde biraz garip geliyo
0
la grande
(05.05.09)
propaganda yapılmasına izin vermedikçe hiç bir mahzuru yok. hatta gazeteciler kendi arasında bir nevi askerliği komando olarak yapmak gibi statüde sağlıyor.(bir nevi savaş muhabirliği)yani aponun resmini koyup altına haber yapmak ne kadar yasalsa ; o dağlara çıkıp röportaj yapmak da o kadar yasal. ancak asker bildiğim kadarı ile can güvenliği açısından olası bir çatışma veya bombalamada gazetecinin öldürülmesi durumunda sorumluluk almıyor.
0
ground
(05.05.09)
1) Kandil dağına gitmenin Zaho'ya gitmekten farkı yok. İran üstünden daha da rahat geçersin hatta. Piranşehr'e giriş açıksa ordan gir zaten karşısı Kandil, yoksa daha aşağıdaki sınır kapısından "Necef'e gideceğim, Şiiyim" dersin, yol biraz uzar ama yakın bir yerlerde inip taksiyle bile gidersin kamplara.

2) İlk yapılan röpörtaj sanırım 1988'deki Birand'ın Apo ile yaptığı röpörtajdı. Başına çok iş gelmişti ama o dönemde bile ceza almadı yanılmıyorsam. Şimdi hiçbir şey olmaz. Yalnızca örgüt propagandasını yapmayacaksın haberi verirken. Tabi vereceğin haber bir şekilde ne yaparsan yap propagandaya hizmet edecektir ama yasalar çok sıkı değil, yırtarsın.

3) Askerle iletişime geçilse dahi olası bir kaza durumunda sorumluluk bireyseldir. Artık yurtiçinde kamp kalmadığı için büyük çaplı zaten askere bilgi verilse de birşey değişmez yurtdışındaki röpörtaja giderken.
0
tekosin
(05.05.09)
fatih altaylı'da apo ile röportaj yaptı zamanında ama bildiğim kadarıyla hiç bir yerde yayınlanmadan mit el koydu görüntülere. roj tv de falan defalarca gösterildiğini biliyorum ama.

bu tip görüşmeler aracılar vasıtasıyla oluyor diye biliyorum ben. gazeteci belirsiz bir yerden alınıp hiç bilmediği başka bir yerde röportaj gerçekleşiyor olmalı. gazeteci, basın özgürlüğü çerçevesinde haber değeri taşıyan herkese ulaşabilir, görüşebilir. bu durum yasal olmasa birand ya da altaylı mutlaka ceza alırdı zaten - ki benim bildiğim herhangi bir ceza almadıklarıdır.


altaylı bir yazısında, askeriyenin değil ancak mit'in röportajdan sonra kendisiyle görüşerek bilgi aldığını söylemişti. öncesinde bilgi vermesi halinde görüşmenin gerçekleşme olasılığı olmaz gibi geliyor bana.

tahmin istememişsin ama kusura bakma. bilgilerle tahminleri hafif karıştırarak sundum. :)
0
hevipeyra
(05.05.09)
1) aracılar önceden bağlantı kurmuş olur gazeteciyle. Basın Kanunu'nun 21'inci maddesine göre gazeteci kaynağını açıklamak zorunda değildir, hatta mahkemede bile tanıklıktan çekinebilir.

2) Yasal. Böyle suç yok, olmaz da. Terör örgütünün propagandası suç, ama röportaj propaganda aracı olarak kullanılmadığı sürece suç olmaz.

3) Tamamen askeri / sivil istihbaratın insiyatifinde. Onlar gazeteci ile iletişime geçerler. Gazetecinin haber verme / izin alma gibi bir yükümlülüğü hukuken yok.
0
calendil
(05.05.09)
(5)

tırmanış ipi makara sistemleri ve deprem

raj
Selam olsun size sözlükteki `outdoor`cular,Efendim benim şöyle bir fikir geldi aklıma, dahası rüyada gördüm (2-3 gün önceki 4.1 marmara depremi gecesi), diyelim deprem oluyor, ben de hemen uyanıp daha önceden hazırlanıp ipe bağlanmış bir `kolon`'u (veya `harness`, bel ve bacaklara bağlanan, tırmanış
Selam olsun size sözlükteki outdoorcular,

Efendim benim şöyle bir fikir geldi aklıma, dahası rüyada gördüm (2-3 gün önceki 4.1 marmara depremi gecesi), diyelim deprem oluyor, ben de hemen uyanıp daha önceden hazırlanıp ipe bağlanmış bir kolon'u (veya harness, bel ve bacaklara bağlanan, tırmanış ipleri ve karabinanın asıldığı ekipmandan bahsediyorum) en kısa zamanda giyiyorum, daha önceden hazırlanmış deprem çantasını sırtıma alıyorum ve kendimi camdan aşağı bırakıyorum.

Şimdi efendim öyle bir makara sistemi olmalı ki 70-90 kilo ağırlığı 3. veya 4. kattan aşağı bacaklarımı kırmayacak bir hızda indirsin, bu nasıl yapılır esas soru budur.

Ben sadece kış dağcılığı ile uğraştığım ve buz duvar tırmanışı yapmadığım için kaya tırmanıcıların ve buz duvarcıların kullandığı bazı ekipmanlra yabancıyım. Yukarıda bahsettiğim sistemi sağlyan kendinden makara veya frenli kolonlar mevcut mudur? Veya bu sistemi kolon üzerine yapmak zor oluyorsa/mevcut değilse ev içinde oda duvarına sabitlenmiş kendinden hız kesen bir makara sistemi yapılabilir mi?

Sonuçta amaç deprem anında pencereden aşağı makul bir hızda ve sırtımda çantamla inmek ama bu sırada ipi ben ayarlamak istemiyorum; malum deprem anı, titreşimden elim kaysa ip boşalsa gibi durumları risk almak istemiyorum.

Nedir nasıl olur, fikirlere açığım.
0
raj
(02.05.09)
burda muhim olan husus makara sistemi degil gibi geldi bana , duvara bir adet bolt cakarsin bu da sistemle ayni isi gorur cunku kendini asagi atamazsin ki cok hizli inesin , inis icin atc , sekizli , riverso , pursik bir sey kullanmak durumundasin ve inisin hizini bu kullandigin aletlerden biri belirleyecek.bence en hizlisi emniyet kolonu filan giymeden cunku vakit kaybi , duvara sabitledigin iple , ellerine bir cift eldiven gecirip komando sitili kendini asagi birakmandir , nacizane gorusum boyle, eger hiz diyorsan.
0
zirvelerin ozgurlugu
(02.05.09)
hız açısından mantıklı evet ama, bana iniş kısmında az uğraştıracak bir şey lazım. Deprem anında ip üstünde olmak nasıl hissettirir bilemiyorum, yine de bir frenli makara sistemi düşünüyorum içten içe.
0
🌸raj
(02.05.09)
godless commie diyor ki: "rappelling ekipmanları ile bu çok rahat çözülür, ama her ne olursa olsun, binadan çok hızlı kaçmayı gerektirecek kadar büyük bir deprem esnasında binanın dışında armut gibi sallanmak işime gelmezdi; düşen çatı parçaları var, patlayan camlar var. o anda ipin üzerine bir şey düşme ihtimali var, yani ip koparsa, aşağı düşmek var. Yangında böyle bir tahliyeyi anlarım, ama depremde benim aklıma sığmıyor."
0
cedilla
(02.05.09)
teşekkürler, tam kafamdaki bu evet, bizim kulüp topluca alırken bir tane de ben isteteyim.

patlayan cam veya benzeri risklerin ben de farkındayım. sadece apartman çok eski ve yatak odamın yakınında cam yok ve 3. kattayım. atlamak için yüksek ama hızlıca inmek için uygun bir yükseklik gibi geliyor bana. binanın ne kadar çürük olduğunu ise şöyle anlayın, makul depremden kurtulma yöntemleri yerine bunları düşünmeden duramıyorum. o kadar güvenilmez bir bina.
0
🌸raj
(02.05.09)
iyi de deprem anında binadan kaçmayı gerektirecek tehlike binanın çökmesi değil mi? son derece hazırlıklı da olunsa bu tertibatın gece uyurken olan bir deprem sırasında işletilmesi için gerekecek sürenin min. 60 saniye süreceğini düşünüyorum. o zaman da geçmiş ola gibi geliyor bana. 1999'da yıkılan binaların çoğu ilk 20 sn. içinde yıkıldı zira. binaya taklıacak bolt da binayla birlikte çökecek çünkü. yok bina çökmüyorsa yürüyerek çıkmak varken camdan atlamak niye?
0
calendil
(03.05.09)
(6)

Playstation'da DVD keyfi

calendil
Şimdi arkadaşlar, bir adet Full HD LCD televizyonumda DVD izlemeye çalışıyorum, fakat geleneksel DVD playerlar altın uçlu Skartla bile güzel sonuç vermiyor. Dolayısıyla HDMI çıkışlı ve HD upscaling yapan DVD player almam gerekiyor. Bununla birlikte, aynı zamanda Playstation 3 alma projem de var ve D
Şimdi arkadaşlar, bir adet Full HD LCD televizyonumda DVD izlemeye çalışıyorum, fakat geleneksel DVD playerlar altın uçlu Skartla bile güzel sonuç vermiyor. Dolayısıyla HDMI çıkışlı ve HD upscaling yapan DVD player almam gerekiyor.

Bununla birlikte, aynı zamanda Playstation 3 alma projem de var ve DVD'yi bunda da oynatabilirim. Fakat görüntü kalitesi açısından Bluray olmayan normal DVD'yi HDTV'ye aktarırken beni tatmin edecek midir yoksa yine Samsung veya LG'nin upscalingli DVD playerlarından almam mı gerekecek?

Eğer ikincisi doğruysa Playstation projesini erteleyip önceliği DVD player'a vereceğim, o yüzden soruyorum.
0
calendil
(30.04.09)
samsung un ya da philips in upscale li bi dvd player ını alın bence. ayrıca bu upscale olayını da ben anlayabilmiş değilim. upscale yapabilen dvd player ım var ama ben pek fark göremiyorum normal dvd ile arasında. bu işlerden anlamama rağmen.
0
rentts1
(30.04.09)
valla iyi kalite filmlerin dvd'leri genelde iyi kalitede olduğundan ben sorun yaşamıyorum. upscale falan da yalan yani bizim öğrendiğimiz bir olay var o da 720p nin 1080p olamayacağı. ama tersi olabilir. En baba upscalingi bile denemesi kolay aç photoshopu dene bakalım 400x400 bir foto 800x800 olduğunda ne olacak. yok öyle halkı kandırmaca.
high definition video gösterebilen bir player ya da salona htpc kurmanız daha mantıklı bence.
0
ozdek
(30.04.09)
özdek iyi söylemiş hd medya oynatan medya oynatıcılar çıkmaya başladı. mesela wd tv diye bi olay var gayet başarılı. alıyosun aleti tv ye bağlıyosun içi full hd film dolu harddiski de bu alete bağlıyosun usbden sonra süper bi şekilde hd film kalitesini yaşıyosun.
0
rentts1
(30.04.09)
rentts1
(30.04.09)
gelen cevaplar için teşekkür ederim ama sorumu iyi soramamışım herhalde:

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, DVD arşivim geniş ve arada HD kalitesinde sürümünün çıkması için bir hayli beklemem gereken, belki de hiç çıkmayacak DVDler var.

Kısacası, benim seyredeceğim filmler yine dvd yine dvd, HD olmayan dvd olacak. Bunu Playstation'da seyredersem mi daha iyi verim alırım, yoksa HDMI çıkışlı DVD playerda mı? Yarın öbürgün benim seyretmeyi düşündüğüm filmlerin de HD versiyonları çıktığında ona uygun bir çözüm zaten düşünürüm.

Tekrar teşekkürler
0
🌸calendil
(30.04.09)
bu arada, playstation 3'ün 1.80 firmware update akabinde upscaling desteği kazanmış olduğunu öğrendiğimden, rotayı oraya kaydırdım. herkese selamlar...
0
🌸calendil
(30.04.09)
(6)

cafe nero

latoneus
Taksim'de cafe nero varmış, yerini bilen var mı tam olarak? mis sokaktaymış galiba..
Taksim'de cafe nero varmış, yerini bilen var mı tam olarak? mis sokaktaymış galiba..
0
latoneus
(11.04.09)
benim bildiğim o civardaki tek caffe nero ingiliz konsolosluğunun sokağında. galatasarydan sağa dönünce hemen sağda. mis sokakta caffe nero görmedim.
0
calendil
(11.04.09)
@calendil, caffe nero değil, isim benzerliği var, başka bi yermiş burası
0
🌸latoneus
(11.04.09)
istiklal' den dümdüz aşağı iniyorsun çiçek pasajını geçiyorsun galatasaray' ın orda dörtyol ağzına geldiğinde sağ kolda köşede ayvalık tosto fln yapan bi' yer var. dön ordan sağa düz devam et az ilerde sağında cafe nero. değil mi?
0
charlesbukowskiineksi
(11.04.09)
@charlesbukowskiineksi, bana mis sokak'ta demişlerdi ama, benetton'ın sokağı olmuyor mu orası?:S
0
🌸latoneus
(11.04.09)
Burası olabilir mi??
www.taksim.com

Adres: Mis Sok. No:18 - A
Tarif: Benetton ve Kığılinin arasındaki sokakta, sağda.
0
kavaleli
(12.04.09)
ben Benetton' dan daha aşağıda diye biliyorum.
0
charlesbukowskiineksi
(15.04.09)
(4)

film ismi/ "klitorisimi kaybettim"

cisterna
ozet olarak bi kiz varmis, orgazm olamiyomus, ailecek bunun tedavi olmasina calisiyolarmis, kiz "galiba klitorisimi kaybettim" falan diyomus bi de. nedir bu film??
ozet olarak bi kiz varmis, orgazm olamiyomus, ailecek bunun tedavi olmasina calisiyolarmis, kiz "galiba klitorisimi kaybettim" falan diyomus bi de. nedir bu film??
0
cisterna
(06.03.09)
deep throat mı acaba?
0
nils ve ucan kaz ve beavis and butthead
(06.03.09)
midesiz
(06.03.09)
zevk düşkünü olarak çevrildi türkçeye. güzel film
0
calendil
(06.03.09)
evet sanirim "tout le plaisir est pour moi"
ehe yasasin buldum cok sevincliyim tesekkur ederim : )
0
🌸cisterna
(06.03.09)
(6)

kuduza dair...

ravioli
bayan b'nin elini ve kolunu veterinerde bi köpek ısırıyor. köpeğin aşıları maşıları tam. ne olur ne olmaz diyen bayan b, veterinerin de tavsiyesiyle tetanoz aşısı oluyor.ısırma olayından bir gün sonra bay a, korunmadan etmeden bayan b ile sevişiyor, öpüşüyor filan. soruya gelirsek...o ısıran itoğlui
bayan b'nin elini ve kolunu veterinerde bi köpek ısırıyor. köpeğin aşıları maşıları tam. ne olur ne olmaz diyen bayan b, veterinerin de tavsiyesiyle tetanoz aşısı oluyor.
ısırma olayından bir gün sonra bay a, korunmadan etmeden bayan b ile sevişiyor, öpüşüyor filan.

soruya gelirsek...
o ısıran itoğluitin kuduz olduğunu varsayalım. tetanoz aşısı olan bayan b'nin kuduz kapma riski nedir?
bayan b de kuduz oldu diyelim. bay a'nın o kadar kısa süre içinde bayan b'den mikrobu kapma riski nedir?
0
ravioli
(23.02.09)
adam da ası olsun saglam olsun, kesin kapar ya da kapmaz denemez. asının etki suresi[vucudun antikor uretme suresi, bagısıklık kazanma suresi] bir gun degil zaten.

bi de kuduz asısı ilet tetanoz farklı seyler.
0
bryan fury
(23.02.09)
tetanoz ne alaka ki?

köpeğin aşıları tamsa kuduz olamaz. tetanoz da çok kolay bulaşan bir şey değil zaten. bence o aşı dahi gereksizmiş.

bayan b çokeşliliğin getirdiği risklerden uzak dursun yeter :)
0
calendil
(23.02.09)
bunu sormustun ya, simdi biraz daha ayrintili sormussun ama cevap ayni, risk var, ama cok cok az, cinsel iliskiyle bulasmasi cok nadir bir vaka.
0
ermanen
(23.02.09)
Bu konuyu daha önce açmamışmıydınız :S

Bay B. eğer cinsel ilişkisini Dog B ile gerçekleştirirse ve bu sırada Dog B bay B yi ısırırsa ozaman kuduz kapabiler.

Ayrıca aşıları tam olan bir Köpeğin kuduz olma şansı yok.

Anladığım kadarıyla Bay A ya da B biraz karışmış, bunu kapıp kapmadığını ya da herneyse öğrenmek için bir tıp kurumunu ziyaret edip neler yapacağını öğrenmelidir.
0
Merwish
(23.02.09)
doggy varsa risk olabilir yoksa sorun olmaz.

şaka maka gidin intaniyeye bi kuduz aşısı vurdurun ne olmaz ne olmaz.
0
kyha
(24.02.09)
evet sormuşum, sorduğumu unutmuşum.
olayın üstünden 15 gün geçti, köpek hakkında bi bilgimiz yok, bayan b'nin de sağlığı kuvvetle muhtemel iyi.
0
🌸ravioli
(24.02.09)
(7)

ilginç şeyler (güvendiğim çaylaklık entrylerim)

kabablanka
kahve falının kökeni, kaltak kelimesinin etimolojisi, mevlevilikte 1001 günlük çile gibi ilginizi çekebilecek olan entrylerimi, daha önce yeni yazar danışma bürosuna başvurup yanıt alamadığım için, burada görüşlerinize sunuyorum.`kahve fali `kahve fincanından insanın iç dünyasının görülebilme fikrin
kahve falının kökeni, kaltak kelimesinin etimolojisi, mevlevilikte 1001 günlük çile gibi ilginizi çekebilecek olan entrylerimi, daha önce yeni yazar danışma bürosuna başvurup yanıt alamadığım için, burada görüşlerinize sunuyorum.



kahve fali
kahve fincanından insanın iç dünyasının görülebilme fikrinin ortaya çıkışına dair bir ipucu, mevlevilerin ayin i cem toplantılarındaki bir ritüelde bulunabilir: kahveci dede, tepsiyle kahveleri getirir. şeyhten başlayarak kıdem sırasına göre canlara sunar. kahvesini içip bitiren, fincanı, tabağıyla, sağ yanına, biraz geriye, görünmeyecek şekilde koyar. kahveci dede fincanları toplamaya başladığında fincanını alacağı kişinin önüne varır. kahveyi içen, kahve fincanını eliyle örterek kahveci dedeye verir. o da aynı şekilde örterek alır, ki fincanın içindeki kirli şekiller görünmesin. bu bir mevlevi anlayışıdır. bir mevlevi kir ayıp göstermez. kendi ayıplarının örtülmesini isteyen, başkalarının ayıbını meydana çıkarmaz ve örter. (hüseyin top, mevlevi usul ve adabı).

1001 gunluk cile
çile, farsça, kırk demek olan “çehl”den gelir. genelde ve başka tarikatlarda kırk gün az yemek, az uyumak ve ibadet ederek nefsi arıtmak ise de mevlevilikte çile süresi 1001 gündür. bu süre içerisinde nevniyaz, matbahta 18 türlü hizmet görür. bu hizmetler, ayakçılık, abrizcilîk(temizlikçilik), şerbetçilik, bulaşıkçılık, dolapçılık(matbah eşyalarının bakımı) pazarcılık(pazar alış-verîşi), somatcılık(sofrayı kurma), kandilcilik(kandillerin temizlenmesi), tahmiscilik(kahve hizmetleri), yatakcılık(yatak yapma, kaldırma), süpürgecilikv.s. 18 hizmet türüdür. nev niyaza önce ayakçılık yaptırılır, bu arada sema da meşk ettirilerek, sema etmesi öğretilir. çile süresince, dergah dışında bir yerde geceleyemez, kahvehane, düğün-dernek gibi yerlerde görünmez, asla içki kullanmaz, kimseyle tartışmaz, kimsenin işine karışmaz. büyüklere saygı, küçüklere sevgi ve şefkat besler, ağzından kötü bir laf ve küfür çıkmaz, edeple oturur, edeple konuşur. 1001 gün, onun için bir edep ve erkan öğrenme ve terbiye dönemidir.

1001 günlük çile süresini başarı ile ve kurallarına uygun olarak tamamlayan nev-niyâz'a, bu hizmetinin bittiği ve hücreye çıkacağı (hücre sahibi derviş olacağı) bildirilir, o akşam abdest alır, üzerindeki matbah tennuresini çıkararak derviş elbisesi giyer, matbahta saka postuna oturur. akşam, matbahta yemekler yenir, dua edilir, 18 budaklı şamdanuyandırılarak (yakılarak) tarikatçı dede veya aşçıdede gülbang (mevlevi duası) çekerek hazırlanan odaya götürülür, odanın kapısı sırlanır (örtülür), böylece nevniyâz hücrenişin (hücre sahibi derviş) olur. (mehmet önder, mevlevi adabı, 92-93)

hucrenisin
hücrede oturan manasındadır.
farsça nişesten : oturmak, nişasten : oturtmak
farsça fiilerin başına gelen "ni-" eki "aşağı" anlamına gelen bir edattır.
altlık anlamına gelen nihale'de, boyun eğip yalvarma anlamındaki niyaz'da, gizlenmiş anlamına gelen nihan'da hep bu "ni-" vardır. kaynak: sevan nişanyan
 
atesbaz veli
mevlana döneminde, medresenin mutfak işlerine baktığına inanılan ateşbaz veli hakkında anlatılan ilginç bir rivayet şöyledir: mutfakta odun bittiğini mevlanaya söylemesi üzerine mevlana, ayaklarını ateşe uzatmasını söyler. ocakta pişmekte olan kazanın altına giren ayakları ateşi harlamışken herhangi bir acı duymamaktadır. ancak bir an boş bulunur ve içine bir korku düşer. "acaba". bu anlık kuşku, sol ayağının baş parmağının ucunun yanmasına neden olur. bu durumdan utanç duyduğu için, bulunduğu her ortamda, yanan ayak baş parmağını, sağ ayağının baş parmağı ile kapatmaya çalışır.

bu olay sonrasında, ateşle oynayan anlamında ateşbaz lakabını almıştır. (canbaz: canıyla oynayan, hokkabaz: hokkalarla oynayan (bkz: kasebaz))

mevleviler matbaha ateşbaz veli makamı, aşçı dedeye de ateşbaz derlerdi. (gölpınarlı, tasavvuftan dilimize geçen deyimler ve atasözleri, s.34)

onun bu hareketi daha sonra mevleviler tarafından takip edilerek bugüne kadar ulaşmıştır. semaya kalkan dervişler ayakta dururken aynı hareketi yaparak, ateşbaz veli'nin ayıbını örtmeye çalışmaktadırlar.
argo sozcuklerin etimolojisi
kaltak, atın eyeri altına konan kaltak isimli bezin/keçenin üzerinde, her daim bir erkeğin oturuyor olmasına kinaye olarak, kadınlar için 'erkeklerin üzerinden inmediği kadın' anlamında kullanılagelmiştir.
kaynak: tuhaf şeylerin kökeni, burçay anger.
0
kabablanka
(28.01.09)
pek iyi pek hoş. olur bunlar tabii.
0
egilincecataligozukmeyenentelmuslukcu
(28.01.09)
@egilincecataligozukmeyenentelmuslukcu: copy-paste eleştirisi alacağımdan korkuyordum. kaynak göstermenin inandırıcılığını arttırdığını düşünüyorum. kültür tarihinin ilginçlikleriyle karşınıda olmaya devam edeceğiz.. ne zaman ? sadece 19.374 adaydan sonra..
0
🌸kabablanka
(28.01.09)
böyle ansiklopedik bilgiler yerine kendi düşüncelerinizi yazabileceğiniz başlıklar bulsanız daha iyi olur.

edit:bir de bu kadar uzun şeyler yazmayın yahu.ben moderatör olsam görsem bu kadar uzun atlarım valla.sıranız kaymasın :)
0
szqnn
(28.01.09)
son derece ilginç şeyler, iyi ki yazmışsınız. aynı kelimelerle başka yerde geçmediği sürece entryleriniz copy paste sayılmaz. lagaluga ve yorum kirliliği yerine böyle bilgi dolu entry'ler de sizin prestijinizi artıracaktır diye düşünüyorum.
0
calendil
(28.01.09)
@szqnn: bunların pek azını ansiklopedilerde bulursun. eğer öyle bi ansiklopedi olsaydı, en az yarısı sözlüğe yazılmış olurdu. uzun entry leri okumadan atlayacak mod olmaz olsun...

@calendil: teşvik için teşekkürler
0
🌸kabablanka
(28.01.09)
uzun entryleri atlayabilirler diye moderatörlere sitem etmek gereksiz. yirmi bin kişinin sırada olması demek en az iki yüz bin entry okunacak değerlendirilecek demek. hal böyle olunca okuması-değerlendirmesi daha uzun olan entrylerin-yazarlarların atlanması normal.

bir de şu var, 10 entry'yi sözlüğe hakim misiniz diye değerlendiriyorlar. yani iyi bir yazar mısın, sözlüğe mükemmel katkılarda bulunabilir misin diye bakmıyorlar, çünkü dediğim gibi binlerce adam var. hangisine ne kadar zaman ayıracaksın? o yüzden tavsiyem gerçekten yavan gelse bile tek cümlelik, sözlük kurallarını bildiğinizi gösterir (belki akıllı bakınız gizli bakınız vs kullanmak yararlı olabilir) şeyler girmektir. yazar olduktan sonra istediğiniz kadar bilgi pınarınızı akıtabilirsiniz efendim.
0
zbam
(28.01.09)
moderatorler çok kere söylediler, yapılmış en aptalca dalgınlığa (misal olarak söylüyorum) ya da bu gibi şeylere yazacağınız entrilerden ziyade bilgi verici, sözlüğün sözlük olduğunu hatırlatan entriler her zaman daha makbuldür. tabi bunları yazarken "format" bilginize de dikkat ediyorlar, ama arkadaşlara katılmıyorum yani binlerce kere söylenmiş bir şeyi başka kelimelerle ifade etmek sözlüğe gerçekten bir şey katmıyor...
aramaya inanınız görüyorum ki inanmışsınız. ne mutlu.
0
ahandanick
(28.01.09)
(2)

ispanyolca bir cümle

cisimi yapiyom popom kuru kaliyo
"yo'n la prizion tu en las flores,sufro de korason kero ke yores.."ne anlama gelmektedir acaba?
"yo'n la prizion tu en las flores,sufro de korason kero ke yores.."

ne anlama gelmektedir acaba?
0
cisimi yapiyom popom kuru kaliyo
(22.01.09)
Yo'n la prizion, tu en las flores,
Ben zindanda, sen çiçekler arasında,
Sufro de korason, kero ke yores.
Kalbim acıyor, isterim ki sen de ağlayasın.

(bkz: yasmin levy)
(bkz: yo en la prizion)
0
trick style
(22.01.09)
ispanyolca değil bu arada, ladino bu.
0
calendil
(23.01.09)
(4)

üste sinen sigara kokusu.

mistiqkedi
ha çıktı, ha çıkıyor, aa vazgeçildi, yok uygulanmıcakmış vs derken özellikle bar ortamlarında sigara içmeye devam ediliyor hala. haliyle iki yudum zıkkımlanalım derken sigara dumanını da solumak gerekiyor. hadi dumanı soluyorum, yavaş yavaş akciğerime tecavüz ediyor tamam. ve fakat, benim daha büyük
ha çıktı, ha çıkıyor, aa vazgeçildi, yok uygulanmıcakmış vs derken özellikle bar ortamlarında sigara içmeye devam ediliyor hala. haliyle iki yudum zıkkımlanalım derken sigara dumanını da solumak gerekiyor. hadi dumanı soluyorum, yavaş yavaş akciğerime tecavüz ediyor tamam. ve fakat, benim daha büyük sıkıntım şudur ki; barda üste sinen sigara kokusu. resmen kendimden tiksinir oldum. otobüsle eve dönücem misal, insanların yanına falan yaklaşmamaya başladım. o derece sinir stres yapıyor bu durum bende.

ayrıca aynı ortamda birlikte bulunduğum insanların üstlerine bu kadar koku sinmiyor gibi geliyor. elbet muhteşem kokmuyorlar ama ben sanki montumun her cebinde bir sigara izmariti varmış gibi geziyorum. ve işin boktan kısmı istisnasız her sabah duş alan bir insan olmama rağmen akşam eve leş gibi kokarak gelmek.

sözün kısası; bu dünyanın en boktan durumundan kurtulmak için ne yapmak gerekir? benim üstüme daha fazla koku sindiğini düşünmem paranoyaklık mı? cildin durumunun bu konuya etkisi var mıdır? hormon falan?

bonus soru: sigara dumanında durum böyleyken, kullandığım parfüm/deodorantların kokusu 1-2 saat içinde uçup gidiyor. nereloroloy?
0
mistiqkedi
(21.01.09)
Son teknoloji ile üretilmiş çamaşır makineleri var. Sıcak hava ile çamaşırları pis kokudan ve mikroorganizmalardan arındırıyorlar. Yalnız fiyatları hakikaten çok yüksek!!! Samsung, Whirlpool, LG, Daewoo gibi beyaz eşya üreten firmaların ürünlerini inceleyiniz...

Ek Not: Ne yazık ki kış geceleri dumandan dolayı çamaşırlar çok kötü kokuyor. Havalandırmanın bir anlamı kalmıyor. Yağmur, kar da üzerine tuz biber ekebiliyor. Dağıtılan kömürler yüzünden çamaşır asamaz olduk.
0
tubytube
(21.01.09)
çamaşır makinesine tonla para vermek yerine aynı giysiyi bir gece dışarıda ayazda bırakmak da süper netice vermektedir.
0
calendil
(21.01.09)
calendil in dediği gibi dışarıda asılı bırakmak işe yarıyor. gömlek, atlet, tişort falan neyse sıklıkla yıkandığı için üzerinde koku kalmıyor fakat mont,kaban gibi şeylere de siniyor bu koku. gömlekler makinaya, montlar balkona.
0
vincenzo
(21.01.09)
camsil şişesinin içine yumuşatıcı koy. gece yatarken o gün giydiğin kıyafetlerinin üstüne sık. leke de bırakmıyor yumuşatıcı. hemi de mis gibi kokuyor.
0
ayiadam
(21.01.09)
(3)

Hukukçu arkadaşların yardım ve önerileri;

umuttt
arkadaşlar şimdi ben bir futbol maçına gittim ve maç çıkışında polis arkadaşlar beni gözaltına aldılar. gözaltına alınırken herhangi bir mukavamet göstermedim. polis otobüsünde sessiz sakin otururken bir çevik kuvvet polisi beni tokatlamaya başladı, ben de kendisine böyle bir hakkının olmadığını ken
arkadaşlar şimdi ben bir futbol maçına gittim ve maç çıkışında polis arkadaşlar beni gözaltına aldılar. gözaltına alınırken herhangi bir mukavamet göstermedim. polis otobüsünde sessiz sakin otururken bir çevik kuvvet polisi beni tokatlamaya başladı, ben de kendisine böyle bir hakkının olmadığını kendisini şikayet edeceğimi söyledim. bunun üzerine 2 polis daha gelerek 3 ü birlikte üzerime çullandılar. daha sonra taksimdeki hastaneye giderek (taksim ilkyardım) orada darp raporu aldım. (tıp öğrencisiyim ve darp raporu tutulurken darpsızdır diye yazdırılmaya çalışıldı fakat engel oldum ve vücudumdaki darpları belgelettim.)

neyse daha sonra nezarethaneye atıldım, beyoğlu karakolu amiri tarafından diger gözaltına alınanların ifadesini yinelemem yönünde baskı kurulmasına ragmen kendim ayrıca ifade verdim ve olayı anlatarak söz konusu kimliklerini bilmediğim polislerden şikayetçi olduğumu yazdırdım ifademe.

soruma gelince şimdi evime bir tebligat geldi ve 5149 sayılı kanunun 18. md kabahati nedeniyle 750 ytl para cezasına çarptırıldığımı öğrenmiş bulunmaktayım. yani anlayacağınız maçta küfür ettiğim iddia ediliyor!

bunun tespiti mümkün müdür, kendim küfür etmediğimi bildigim ve emin olduğum için ve orada 4-5 kamera bizi çektigi için bu görüntülerin incelenmesi yönünde bir itirazım olabilir mi?

idare para cezası oldugu için bunun itirazını idare mahkemesine mi yapmam gerekiyor? elimde tebligatta sulh ceaza mahkemesi yazıyor burada kafam karıştı. bir diger sorum da şu; para cezasını cumhuriyet savcısı vermiş, bu açıdan hangi delillerle bu para cezasına hükmetmiş olabilir? buna göre savunma hazırlamayı düşünüyorum.

hukukçu arkadaşlar prosedürleri iyi bilir, bu cezayı ödemezsem ne olur? mal beyanımı gerekirse mal beyanım yoktur şeklinde verebilirim üzerimde bişey yok. sanırım para cezası nedeniyle hapis cezasına çarptırılmam mümkün? biraz izah ediverseniz?
0
umuttt
(20.01.09)
bir savcının ceza kesme yetkisi yoktur ki
0
co2s2
(21.01.09)
öncelikle geçmiş olsun, hukukçu değilim bi bunu belirteyim. şimdi akepe hükümeti polisin yetki ve sınırlarını genişlettiği için, polisler vatandaş tokatlamakta herhangi bir sorun yaşamıyor. öncelikle bu konuda şikayet kovalama yorulursun sadece. ki hatta darp raporu almış olman dahi hiç birşey ifade etmeyecek maalesef böyle. ceza konusunda, cezanın iptali mümkün müdür o konuda hukukçu arkadaşlar sana ayrıntılı bir açıklamada bulunur fakat kesin olan bir şey varsa, o da devlet ölsen dahi senden parasını alır. senden alamazsa torunundanda olsa yine alır. yani senin üzerime herhangi birşey yok demen devletin pek umurunda olmaz, aksi takdirde hapis cezasıyla karşılarsın evet. fakat bunun bir çırpıda olabileceğini zannetmiyorum, şimdi sana tebligat gelmiş tebligatta son tarihler belirtilmişdir, ve bildiğim kadarıyla son tarihten itibaren ödeme yapmaman durumunda 2 kez uyarı gelir ve bu uyarılar esnasında geçen her güne faiz biner. tabii sen beni ciddiye alma, hukukçu arkadaşlar daha doğru bilgiler verecekdir sana. tekrar geçmiş olsun.

edit : bu arada suçun iptaline gidilirse, cezanda otomatikmen düşer. fakat tahminimce-bence- davanın iptali için yapacağın harcamalar, zaman, çaba ödeyeceğin tutardan daha fazla tutar.
0
bore
(21.01.09)
öncelikle geçmiş olsun. konunun uzmanıyım, onu da belirteyim.

kabahatler teknik anlamda suç olmadığı için cezaları idari makamlar veya savcılık tarafından verilir. savcılığın verdiği cezalara itiraz sulh ceza mahkemesine, idari makamların verdiği cezalara itiraz idare mahkemesine yapılır. kabahatlerde de suçlarda olduğu gibi hükmün belirli somut bulgular üzerine dayandırılması gerekir. dolayısıyla siz sulh ceza mahkemesine yaptığınız itirazda mutlaka görüntülerin incelenmesi vb. taleplerini belirtmelisiniz. eğer sizin kabahati işlediğinize ilişkin somut bir delil bulunamaz ise, cezanızın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

polisin davranışı meselesinde ise şimdiye kadar doğru davranmışsınız. ancak şikayeti karakola yapmış olmanız onun sonucunu zora sokabilir. ben sizin yerinizde olsam savcılığa da ayrıca şikayette bulunurum. gerçi karakoldaki şikayetiniz de hukuki anlamda sonuç doğurur ama onu ifadenin içine koymuş olmanız nedeniyle sonuç alamamanız mümkün olabilir.
0
calendil
(21.01.09)
(1)

çeviri-acil

clones
"user's attention is drawn on the potential risks incurred if the product is misused. This data doesnt relieve the user from being konwledgeable about and complying with the regulations applying to his trade. He will be solely responsible for enforcing all necessary applicable precautions when imple
"user's attention is drawn on the potential risks incurred if the product is misused. This data doesnt relieve the user from being konwledgeable about and complying with the regulations applying to his trade. He will be solely responsible for enforcing all necessary applicable precautions when implementing the product"

budur.
0
clones
(18.01.09)
ürünün kötüye kullanılması (hatalı kullanımı) durumunda oluşabilecek potansiyel riskler kullanıcının dikkatine sunulur. bu veri, kullanıcının kendi mesleğine ilişkin mevzuata uygun davranma ve bu mevzuat hakkında bilgi sahibi olma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. kullanıcı ürünü kullanırken uygulanabilir nitelikte bulunan her türlü önlemi almak konusunda tek başına sorumlu olacaktır.
0
calendil
(18.01.09)
(2)

kilise orgu

dehri
merhaba,istanbul'da ayin sırasında kilise orgu (organ filan işte, o dev şeylerden) kullanan bir kilise mevcut mudur? mevcut ise hangileridir? cemaat dışı vatandaşlar da gidip kenarda usul usul dinleyebilirler mi?müteşekkirem.
merhaba,

istanbul'da ayin sırasında kilise orgu (organ filan işte, o dev şeylerden) kullanan bir kilise mevcut mudur? mevcut ise hangileridir? cemaat dışı vatandaşlar da gidip kenarda usul usul dinleyebilirler mi?

müteşekkirem.
0
dehri
(14.01.09)
öyle kilise orglu bir kilise varsa ayin programlarını gün ve saatlerini öğrenmek isterim ben de şahsen.
hatta istek de yapabilsek :D
0
oceano
(14.01.09)
saint antoine'da kocaman bir org var ve herkese açık.

sainte trinité'de de güzel bir org mevcut. bu kilise (aslında katedral - istanbul'un tek katedrali) notre dame lisesinin içinde yer alıyor ve mutlaka görülmeli. girişi biraz daha meşakkatli olmakla birlikte girip ayin dineleyeceğim diyen kimseyi geri çevirmeyeceklerinden eminim.
0
calendil
(14.01.09)
(4)

Hukuki Mesele

joehigashi
Arkadaşlar anneanneme şöyle bir tebligat geldi mahkemeden hukuk konusunda bilgili arkadaşlar açıklayabilirse çok mutlu olurum BÜYÜKÇEKMECE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNEDavacı: K.HDavacılar: Ahmet ersoy(koca,ölü 7 varisi var ve varislerden biri anneannem)- Fatma Ersoy (eşi)DAvalılar: Ebru ŞahinDava : E
Arkadaşlar anneanneme şöyle bir tebligat geldi mahkemeden hukuk konusunda bilgili arkadaşlar açıklayabilirse çok mutlu olurum


BÜYÜKÇEKMECE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

Davacı: K.H

Davacılar: Ahmet ersoy(koca,ölü 7 varisi var ve varislerden biri anneannem)- Fatma Ersoy (eşi)

DAvalılar: Ebru Şahin

Dava : Evlatlık ilişkisinin kaldırılması

Dava Tarihi : 27.11.2007


Dava Konusu

Mahkemenizin 29.05.2007 tarihli 2007/57 Esas 2007/526 karar sayılı hükmü ile ilk iki sıradaki davalıların 3. sıradaki davalıyı evlat edinmelerine karar verilmiştir

Oysa Ebru ŞAhin 1995 yılında şevket has tarafından evlat edildiği açıkça bellidir.

4721 sayılı kanunun 282. maddesi ve 295. maddeleri uyarınca Başkasıyla soy bağı bulunan çocuk bu bağ gereksiz kılınmadıkça tanınamaz hükmüne açıkça aykırı olan bu kararın aynı kanunun 318. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur..

Ahmet ve Fatma Ersoy'un çocuğu yoktur. Fatma Ersoy kalan mirası almak için daha önce babası ve annesi olan reddedilmemiş ebru şahin'i evlatlık kabul ederek ölen ahmet ersoy'un üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkulü almak için böyle bir işlem yapmıştır. Ebru şahin'in esas babası şevket has bu konuya itiraz etmiş evlatlık işlemini ortadan kaldırmıştır. Bu sefer Fatma ersoy mahkeme açarak ebru şahin'i evlatlık olarak kayıt ettirmek istemektedir.Şimdi anneannem de fatma ersoy'un ebru şahin'i evlatlık kabul etmesini istememektedir. Bu durumda 6 varis dışında bir tek anneannemin itirazı geçerli olur mu ?
0
joehigashi
(14.01.09)
şimdi öncelikle bir avukat bulmanızı öneririm. buradan yapılacak hukuki yardım konunun bir numaralı uzmanından da yapılsa anlam ifade etmez, çünkü dosyanın bilinmesi gerekir.

ilk olarak, anneannenizin mahkemeye bizzat gitmesi gerekli değil. dilekçeye 1 hafta içinde yazacağı cevapla karşı iddialarını ileri sürebilecektir. ama 1 hafta önemli bir süre ona uyulmalı.

ikincisi, tek bir varisin dava açması mümkündür ve gerekli koşullarda mirasın geri alınması söz konusu olabilir (para dağıtılmış ise sebepsiz zenginleşmeye dayanılır ki mirasın tamamı değil genellikle bir kısmı söz konusu olur bu durumda)

onun dışında, dava dilekçesindeki hukuki dayanak bana uygun gelmedi. öne sürülen 295'inci madde, çocuğun baba tarafından tanınması ile ilgili, yoksa evlat edinme ile uzaktan yakından alakası yok. konu sizin anlattığınız gibiyse bu dilekçe ile bu davanın kazanılamayacağını söyleyebilirim.

ama tekrar ediyorum. gerek anneannenizin cevap dilekçesinin hukuken bir anlam ifade etmesi gerekse konunun bütün yönleri ile araştırılması için bir avukatın yardımı gerekir.
0
calendil
(14.01.09)
Yardımlarınız için çok teşekkür ederim.. Yalnız şöyle bi durum var. Bu evlatlık sözkonusu olan kız haricinde davalı 7 tane varis var ve bu varislerinin 6'sının durumu kabul etmesi söz konusu olabilir. Yani bu durumda bir tek anneannem itiraz edecek. Acaba bir tek onun itirazı bu davanın karşı taraf lehine sonuçlanmasını bozar mı ?
0
🌸joehigashi
(14.01.09)
Medeni Kanun'un soybağı davaları ile ilgili 284'üncü maddesine göre bu davalarda hukuk usulü uygulanmakla birlikte "Hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder." Yani herkesin sunacağı delil yargılamada dikkate alınır.

Onun dışında varis konumundaki evlatlığın kendisi de herhalde davalıdır ve anneanneniz daha çok onun görüşlerini teyit edecek bir dilekçe yazacaktır.

Tekrar edeyim, dava dilekçesinin hukuksal dayanağının aksini göstermek çok kolay ve hakim de bunu kolay kolay kabul etmeyecektir. (belli bir bölgesi ile gülebilir dahi). Sonuçta hukuksal dayanağı da hakim takdir edecek ve muvaza benzeri bir durum görürse konu mirasçı evlatlığın aleyhine dönebilir ama ben çok ihtimal vermiyorum. bu riskin takdiri için ise, önceki evlatlık sözleşmesinin ne zaman yapıldığı, son evlatlık sözleşmesinin ne zaman yapıldığı, evlatlığın ve evlat edinenin o tarihte gerekli şartları taşıyıp taşımadıkları, evlatlığın o tarihte reşit olup olmadığı gibi pek çok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekecektir. Onun için de avukat öneririm yeniden. Avukat tabii ki para alacaktır ama sizin tek başınıza veya basit bir dilekçeci ile bütün bu konuları değerlendirerek bir dilekçe yazma olasılığınız oldukça düşük. Eğer konu hakkında ciddi iseniz bana mesaj ile ulaşın, ben de size bazı tanığım avukatları tavsiye edeyim (kişi bazında tabii ki herhangi bir yönlendirmede bulunmam, ancak bazı tavsiyeler verebilirim)
0
calendil
(14.01.09)
@calendil

çok çok teşekkür ettiğim gibi bi konuda da özrümü ifade etmek istiyorum.. Olayı yanlış yazmışım. Demin tamamen dilekçeye uygun bir şekilde soruyu düzelttim. Bu bilgiler ışığında bir kere daha yardım istesem ? Eğer ki gerçekten durumu kendi lehimize çevirme olanağımız oluşursa sizinle temasa geçmeyi düşüneceğim.. tekrar teşekkür ederim..
0
🌸joehigashi
(14.01.09)
(24)

İnsan Neden Yaşar?

teritori
Sabatan beri iş yok, güç yok ofiste "insan neden yaşar" diye tartışıyoruz. Cevap verenler işin dini boyutunu katmasın lütfen, o şekilde çok basite indirgenir çünkü olay. Bir takım sıkıntılar, acılar, üzüntüler yaşayacağımızı bile bile ve günlük aldığımız tatminlerin bir daha alınamayacağını, bir dah
Sabatan beri iş yok, güç yok ofiste "insan neden yaşar" diye tartışıyoruz. Cevap verenler işin dini boyutunu katmasın lütfen, o şekilde çok basite indirgenir çünkü olay.

Bir takım sıkıntılar, acılar, üzüntüler yaşayacağımızı bile bile ve günlük aldığımız tatminlerin bir daha alınamayacağını, bir daha tatmin olmak için yine sıkıntılar çekeceğimizi bile bile neden yaşar insan?

sonuçta işin ucunda ölüm var. sadece ölüm korkusu mudur bizi yaşamaya iten ve bu sıkıntıları çekmemizi sağlayan? madem işin sonunda ölecez neden bu sıkıntıları çekiyoruz? neden yaşamımıza son veremiyoruz? cevap yetiştiremiyorum adama anasını satim.
0
teritori
(17.12.08)
bi sonraki yemek için.
0
gerrain
(17.12.08)
@gerrain: öğle paydosu vaktinin geldiği anlaşılıyor :)
0
🌸teritori
(17.12.08)
sıkıntıların sonundaki tatminleri yaşamak için olabilir. sıkıntı çekmeden yaşayasak o haz verici, tatmin edici şeyleri bir anlamları olmaz, insan sıkılır.
0
cumingsoon
(17.12.08)
alternatifi bilinmediğinden bence. bilsem ki diğer taraf diye bir şey var, avokado ananas vs, hemen geçerim oraya. ama ya yoksa?
0
tai
(17.12.08)
sanırım yaşamak insanın genlerine kodlu birşey.
hayattaki mutluluk, hayata bağlılık filan demiyorum. genel olarak surviving. yaşamak için çaba sarfediyor vücut sen istemesen de... eline iğne batınca canının yanması bile o tehlikeden uzaklaşmak için. sonrasında libidon var. libido da, soyunu devam ettirebilmen için. sevişeceksin ki üreyeceksin, üreyeceksin ki, artacaksın.

ha bir de, şu anda yaşadığımız sıkıntılar tamamen modern insanın dramı tadında.

bu konuda sorularının tam cevabı demesem de, kesin olarak ışık yakacak, gen bencildir kitabını okumanı tavsiye ederim.
0
kahvegibi
(17.12.08)
Aliskanliktan.

Ne yaptigini anlayana kadar iyice kaniksamis oluyorsun. Yasamamak zor geliyor.
0
wpi
(17.12.08)
yaşamın bize getirdiği yükümlülükler var (en basiti yukarıda bahsettiğim faturalar) biz bunlara rağmen gelmedik dünyaya, getirildik, bunun icin getirildik, günlük hayatın basitliği ve sorumluluklarını yerine getirmek, yaşıyorsun ve bunun bir bedeli var (her anlamda) çektiğimiz cilenin özü, anlamı bu, ölünce de kavuşacağız Allah'a. en basitinden bence böyle.
0
nomukasonduka
(17.12.08)
kahvegibi'ye katılıyorum ve artırıyorum:

yalnız insan değil, bütün canlılar yaşamaya çalışır ve bu onların genlerine kodlanmıştır. çünkü "yaşamaya çalışmayan" bir canlı türü olsaydı, zaten evrim gereği soyu tükenirdi. dolayısıyla etrafımızda gördüğümüz canlıların hepsi de içgüdüsel olarak "yaşamaya çalışan" varlıklar olmak zorundadır.
0
calendil
(17.12.08)
benim de konunun başından beri vardığım sonuç ilk insandan beri süregelen hayatta kalma içgüdüsüydü. neyse adam gitti de ben de tartışmaktan kurtuldum :)
0
🌸teritori
(17.12.08)
insan neder yaşar sorusunun cevabı bence bi bakıma insan neden neslini sürdürmek yani çocuk sahibi olmak ister sorusunun cevabında yatıyor. içgüdü olsun, ego tatmini olsun veya kendinden geriye bişey bırakma arzusu olsun bir şekilde insanlığın büyük bi kısmının arzusu çocuk sahibi olmak, bir gün öleceğini bildiğin birşeyi neden doğurmak? üstelik görülen herbitürlü pisliğe rağmen. sonu olmayan bir döngü bu. doğduktan sonra da bari birileri bizi buraya getirmişse bi tadına bakıp deyip aynı yanılgılara düşüyor aynı hareketleri tekrarlıyoruz. yani şöyle tartıp biçince, yaşamak var olma savaşı bi şekilde bi yerimizde kodlanmış, sistemin işlemesi için gerekli çarklardan biriyiz. veya daha optimist bir bakış açısıyla bişeyleri iyileştirme güzelleştirme çabası insanın yaşama nedeni de diyebiliriz. sonuçta her yeni doğana yeni bir umut diye bakmazmıyız?
0
nwnd
(17.12.08)
bir şeyleri başarmak için yaşar. o "şey" iş olur, aşk olur, ideallerini gerçekleştirmek olur kişiye göre değişir yani. ama özünde hayatta başarılı olmak. öldüğü zaman arkasında bir şey bırakmak ister insan. kısacası "loser" olarak ölmek istemez, evet istemez.
0
forumtrak
(17.12.08)
"Yaşadığım dünyadan iğreniyorum, ama orada acı çeken insanlara bağlıyım."
albert camus
korkarım en bütük nedeni bu...
0
in vito veritas
(17.12.08)
bir sürü kismen katildigim yorum yapilmis ama bir sosyolog ve antropolog olarak yasamanin amacini kesinlikle üremek olarak görüyorum, zira en baskin icdürtü olan cinsellik de insan disindaki bütün canlilarda sadece üreme amaclidir.
0
l i w e x
(17.12.08)
insanın bildiği tek şey yaşamaktır. ölmeyi bilmez, çünkü deneyimleyemez.
ölüm yaşamın alternatifi değil ki? ölüm sadece yaşamı bitirme eylemi. yani insanın sadece bir seçeneği var, o da yaşamak. yaşamamak diye bir eylem de yok. yaşamayan insan da yok.

ölüm, yani yaşamı sonlandırmak, yaşamdan daha riskli ve korkutucudur, çünkü hakkında hiç bir şey bilmeden karar verip uygulamak gerekir ve geri dönüşü yoktur. Bu da, bir canlının, hiç bilmediği şey olan ölmek yerine, tek bildiği şey olan yaşamak eylemine devam etmesini sağlar.
0
flyalone
(17.12.08)
bunun tartışılacak bir yanı yok ki; üremek için tabi ki!
:P
geri kalan her şey bunun için.
0
ajuga
(17.12.08)
Ama arada bir bünye "fatal error" verip intihar eylemlerine sebep olabiliyor tabii...
Zaten yaşadığımız dünya standartlarında yaşamı ve ölümü sorgulayabilme yetisi bile bir "error" gibi geliyor bana bazen...
0
dharmabum
(17.12.08)
bakınız the happening'de de kahvegibi'nin bahsettiği insanı yaşayamaya iten gene zarar veren bişi salgılıyordu bitkiler. insanlar da direk intihar ediyorlardı en kolay yöntemle. tabi bu işin uc noktası ama sanırım cidden genlerimizde var yasamaya calısmak..
0
eleventh american esme has met
(17.12.08)
dogdugu icin
0
gdduman
(17.12.08)
cengiz han dan alıntı yapacak olur isek (ki bu alıntı arnold un conan the barbarian filminde de edepsizce aparılıp kullanılmıştır...

-Düşmanları yenmek
-Mallarını yağmalamak
-Kadınlarının çığlıklarını dinlemek için diyebiliriz.
0
justaddwater
(17.12.08)
dini boyutu katmazsak her cevap geyik oluyor bir bakima ama felsefe katarsan ne ala.

dini boyutu en aza indirgeyerek cevap verirsek, en yakin cevabi gdduman vermis oluyor o zaman, dogdugumuz icin yasiyoruz...

o zaman baska bir soru doguyor burdan, neden doguyoruz?

bunu cevabi da olmek icin mi, hayir, yasamak icin doguyoruz.

burdan sonra kisir donguye giriyor iste

olum ise kisir donguyu sonlandirmaya yarayan olgu ama sonumuz degil.
0
ermanen
(17.12.08)
ben de tek kelimelik wpi ın yorumuna tek kelime ile katılıyor ve birkaç bkz ile artırıyorum:
(bkz: çalışmak için yaşamak, yaşamak için çalışmak)
(bkz: insan gibi yaşamak için eşek gibi çalışmak)
(bkz: yaşamak için çalışmak, çalışırken yaşayamamak)
0
cgcore
(17.12.08)
ne yazik ki gen bencildir. ayni ismi tasiyan kitapta guzel bir bakis acisi bulabilirsiniz.
0
armish
(17.12.08)
Misal ben daha büyük zevklere ulaşmak için yaşıyorum. Basite indirgersek :

Daha iyi bir evde oturmak için
Daha iyi bir araba kullanmak için
Daha güzel kadınlarla birlikte olmak için
Daha güzel mekanlar görmek için...

diye uzayıp gider.

Madem gidiciyiz sonuna kadar değerlendirmek lazım. İnanç varsa diğer taraf için de bir şeyler yapmayı unutmamalı.
0
kimlanbu
(17.12.08)
mutlu olmak için. yaşamanın birincil amacı mutlu olmaktır. en azından olmalıdır.
0
traslimon
(17.12.08)
(4)

[ gurme ] Şehriye nedir yahu?

enola gay
Herkes tanımlamış ama aslında kimse tanımlamamış. Şehriye nedir? Hammaddesi nedir Şehriye midir? ne işe yarar? Pilavı var, şehriye çorbası var yiyoruz içiyoruz ama nedir?
Herkes tanımlamış ama aslında kimse tanımlamamış. Şehriye nedir? Hammaddesi nedir Şehriye midir? ne işe yarar? Pilavı var, şehriye çorbası var yiyoruz içiyoruz ama nedir?
0
enola gay
(12.12.08)
makarnadır.
0
calendil
(12.12.08)
"icindekiler: durum bugdayi irmigi" diyor.
yani ben de onaylayayim, bildigin makarna.

ek: makarnanin sekli degisince tadi da hafif degisiyor. sehriyenin de bir numarali esprisi burada bence.
0
layouter
(12.12.08)
babam evde sehriye kalmayinca cubuk makarnayi kücük kücük kırdı sehriye yapti. sehriye budur.
0
atmacaged
(12.12.08)
Teyzem yapmıştı. Acayip sert bir hamuru vardı, 2 örtüyle hamburger yapıp beni üzerinde dolaştırmıştı yumuşasın diye. Bildiklerim bu. Ama makarnadan farkı yok diye biliyorum. Hatta öğrenci evlerinde yaşanan fakirlik dönemlerinde evde varsa makarna niyetine yapıldığını da söyleyebilirim.
0
bitti
(12.12.08)
(7)

ebay'den laptop alınır mı?

incredible
şimdi ben bu aralar bi laptop almayı düşünüyorum. muhtemelen hp pavilion dv4 serisinden olacak. ancak bu laptop türkiye'de yaklaşık 1500$'a satılırken ebay'de 700$. kargo ücretiyle birlikte maksimum 800$ oluyor. yani arada 700$ gibi büyük bi fark var. diyelim ki ebay'den aldım, yarın bi gün laptopta
şimdi ben bu aralar bi laptop almayı düşünüyorum. muhtemelen hp pavilion dv4 serisinden olacak. ancak bu laptop türkiye'de yaklaşık 1500$'a satılırken ebay'de 700$. kargo ücretiyle birlikte maksimum 800$ oluyor. yani arada 700$ gibi büyük bi fark var. diyelim ki ebay'den aldım, yarın bi gün laptopta bi sorun olursa garantisi türkiye'de de geçerli olur mu yoksa sap gibi kalır mıyım yoksa türkiye'de de geçerli olur mu? aradaki farka bakmadan türkiye'den mi alayım yoksa ebay iyi midir? gümrükten geçer mi? daha önce ebay'den laptop alanlar görüşlerini belirtirse sevinirim.
0
incredible
(03.12.08)
o fiyatta bir şeyin gümrükte takılacağı kesin hele türkiyede satılan bir ürün için %1000. ayrıca çoğu ürünün garantisi satıldığı ülkeyi kapsar çünkü satış fiyatına eklenen garanti bedeli sadece o ülkedeki servise ödenmektedir. türkiyedeki servis bir para kazanmadığı için bu işten hiçbir garanti sunmak zorunda değildir. aksi uluslararası garantiler var ama onlar çok nadir bulunuyor.

zaten aksi olsaydı herkes paralel ihracat yapardı.
eğer getirecek biri varsa şunu söylemek istiyorum ebayde power sellerların sattığı ürünleri güvenle alırım sadece açıklamaları dikkatli okumanız lazım kazıklayanı görmedim daha power seller olupta.
0
darknum
(03.12.08)
laptop icin biraz riskli goruyorum sorun olursa geri gondermesi zor olur.

gumrukte takilma diye bir sey ise olmaz, degisti kurallar artik 1000 euroya kadar %10 vergi odeniyor standart.
0
507
(03.12.08)
1500€ ya kadar %10
0
buffy de vampir sayilir
(03.12.08)
e tamam %10 fazla bir şey olmuyor, onu da veririm de garantisi türkiye'de geçerli olmaz mı?
0
🌸incredible
(03.12.08)
ben geçenlerde amerika'dan aldım bir tane gayet de memnunum. düşünce tarzımı anlatayım:

şimdi artık istanbul gibi yerlerde anakart'taki ufacık ayakları değiştirebilen makinelere sahip tamirciler var. her marka dizüstünü tamir edebiliyorlar yani. eskisi gibi bilgisayar bozulduğunda garantisi yoksa çöpe atmıyorsun. ama bedava da yapmıyorlar tabii. dolayısıyla ettiğin kâr ilerde arıza çıkarırsa onu karşılar mı bunu düşünmek lazım. ben mesela 2250 ytl ye aldım türkiye de benimkine muadil monster marka bilgisayarlar var ve fiyatları 4500 ytlden yüksek. monster a 4500-5000 vereceğime bunu alırım, 2 kere arızalansa yaptırmak için 500'er kağıt versem yine deli gibi kârdayım diye düşündüm. nazar değmesin taş gibi de bilgisayar çıktı, bir de garantisi olmadığı için hayatımda hor kullanmadığım ilk malzemem sanırım.

bir de şunu söyleyim yurt dışından getirecek biri yoksa gümrüğe takılma riski (ki ihtimal değil aslında kesin gibi bir şey) göze alınmaz. benim bilgisayar amerika 1300+kdv den satılıyordu arkadaş 2 ay sonra dönecekti. forum.donanimhaber de bu bilgisayarı amerika'dan getirmiş 1750 dolara satan bir adam denk geldi. beklemek istemedim ondan aldım, dolar da yükselmemişti o zaman 2250 tl ye hallettik, hem de bilgisayarı test ettim sağlam mı diye çyle aldım. yani tanıdık biri yoksa bu tür sitelere göz atabilirsin, hatta bu tür sitelerde ve gittigidiyor uygun komisyona istediğiniz bilgisayarı getiririz diyen adamlar var, onlarla irtibat kurabilirsin.

son olarak şunu belirteyim bence bu anlattıklarım 700 dolar için değmez neden dersen bence:

teknoloji mağazları genelde kuru 1,39 da sabitlemiş durumda, dolar ise 1,6 derse, bence:

1500*1,39+garanti > 700*1,6+komisyon-garanti

edit: gümrükte %10 ödeyeceğini bile düşünürsek:

1500*1,39=2085
(700+100+150)*1,6 =1520

2085 garantili, 1520 de garantisiz fiyat oluyor yani.
0
cashkopat
(03.12.08)
garanti türkiye'de geçsin istiyorsanız, uluslararası garanti sunan bir firmanın laptop'unu alın. bir de laptop'u isterken satış fişini falan da göndertmeyi unutmaytın. mesela asus'larda uluslarası garanti vardır, amerika'dan aldığım asus'u almanya'da tamire verebilirim gib.
0
raj
(03.12.08)
orası ilgili ürünün garanti şartlarına bağlı tamamen. genellikle laptopların dünya genelinde geçerli garantisi oluyor ama 1 yıllık (türkiye'de satılan elektronik eşya için min. 2 yıllık garanti söz konusu kanunen)
0
calendil
(03.12.08)
(3)

isviçre'ye giriş yapabilmek için fransa'dan oturma iznimin olması yeterli olur mu

o s c a r
yardımsever ekşi duyuru ahalisi, ocak ayında isviçre'ye gitmeyi planlıyorum. bugünlerde biletleri hazır ucuzken alsam iyi olacak.normalde isviçre schengen kabul etmiyordu, bunu biliyorum. lakin son zamanlarda okumuştum internette isviçre schengen'e evet dedi, diyecek filan diye. biraz bakındım nette
yardımsever ekşi duyuru ahalisi,

ocak ayında isviçre'ye gitmeyi planlıyorum. bugünlerde biletleri hazır ucuzken alsam iyi olacak.

normalde isviçre schengen kabul etmiyordu, bunu biliyorum. lakin son zamanlarda okumuştum internette isviçre schengen'e evet dedi, diyecek filan diye. biraz bakındım netten şimdi, şöyle bir yazı buldum;

"Yeni yasa uyarınca İsviçre’de, gümrük memurları 12 Aralık’ta kara sınırlarında kimlik kontrollerine son verecek, havaalanlarında da 29 Mart 2009 tarihinden itibaren de Schengen bölgesi içindeki uçuşlarda kontrolleri kaldıracak."

ben havayoluyla gitmeyi planlıyordum. Mart sonunda uçuşların kontrolünün kaldırılacağının yazması, benim işin yalan olması mı demek? yoksa kontrol olsa bile fransa'dan oturma iznim olduğu için girebilirim mi demek. pek kafam basmadı açıkçası, veya basmak istememişte olabilir:)

durum hakkında bilgi sahibiyseniz ve paylaşırsanız çok mesut edersiniz;)

şimdiden teşekkürler.
0
o s c a r
(29.11.08)
AB ülkelerinden birinde oturma izni bulunması İsviçre'ye vizesiz giriş için yeterli. Schengen'den önce de öyleydi, hala öyle. Ben yaptım biliyorum.

Yalnızca havaalanında biraz önceden hazır olmakta fayda var bazen çıkış yapılan ülkenin pasaport görevlileri konuya tam hakim olamayabiliyorlar (İtalya'da 1 saat beklettiler havaalanında)
0
calendil
(29.11.08)
Lyon'da yaşayan arkadaşım -ki kendisinin Fransa'da oturma izni var- canı istediğinde arabasına atlayıp yakında Cenevre'ye geçiyor valla. Yani Fransa oturma izni ile rahatlıkla gidebilirsiniz.
0
fedaialkolik
(29.11.08)
Oluyor evet.

İsviçre 12'sinde Schengene girecek. Havalimanlarında kontrolün devam etmesi ise geçici bir tedbir. Yani Schengen'e dahil ülkeler arasında normalde pasaport kontrolü olmuyor, ancak bir süreliğine bu İsviçre için devam edecek. Yani sadece kontrol olacak, bakacaklar pasaporta anlamında.
Aynısı geçen sene Schengen'e katılan yeni ülkeler için de yapılmıştı. Yılbaşında katılmışlar ancak mart sonuna kadar havalimanı kontrolleri devam etmişti. Herhangi birinin oturma izniyle başka birine seyahat edilebiliyordu o zaman da.
0
386 dx
(29.11.08)
(4)

Şöyle kişisel bir öneri acaba olurmu? Düşüncem yani.

onyetele
Şimdi geçen bu yeşilçamda oynamış, yıllarını vermiş insanların bu son zamanlardaki hallerini görünce çok üzülüyorum ya. Neden böyle bu duruma düşüyorlar bir anlam veremiyorum.Şöyle bişey olabilirmi;Mesela Yeşilçam gerçekten bir Kuruluş olsun ama resmi anlamda. Nasıl Mesam veya diğer yayın hakkına sa
Şimdi geçen bu yeşilçamda oynamış, yıllarını vermiş insanların bu son zamanlardaki hallerini görünce çok üzülüyorum ya. Neden böyle bu duruma düşüyorlar bir anlam veremiyorum.

Şöyle bişey olabilirmi;

Mesela Yeşilçam gerçekten bir Kuruluş olsun ama resmi anlamda. Nasıl Mesam veya diğer yayın hakkına sahip olan kuruluşlar gibi, aynı o statüde olsa.
Ve bu statüde şu madde olsa;
*Mesela bir özel kanal bir yeşilçam filmi yayınlamak istedi bir gün veya saatte. O film için yeşilçam' a telif hakkı gibi birşey ödese o tv kanalı. Ve bu telif hakkıyla o yayınlanan filmde oynayan karakterlere ( jön olur veya fügüran, ((aslında benim maksadım yıllarını emeklerini yeşilçama vermiş olan yan roldeki babacan abiler ablalar yani şuan durumu gerçekten kötü durumda olan insanlar)) işte anladınız demek istediğimi onlara bir gelir getirilmesi) belli miktarda Yeşilçamdan yayın hakkı gibi bir pay verilse. Aksi takdirde telif hakkını ödemeden yayınlanırsa o tv kanalına ceza fln kesilse.
Böylelikle o eski emektar oyuncularında bir nebze olsun ufakta olsa bi gelir kapısı olsa diye düşünüyorum. Gerçekten onları o halde görünce üzülüyorum ya. Gerçi memlekette o kadar sorun var, tamam kabul ediyorum ama Sanata ve Sanatçıya birazcık olsun değer vermiş oluruz diye düşündüm. Kişisel düşüncemdir. Olumlu veya olumsuz tepki olabilir. Saygı duyuyorum düşüncelere.
0
onyetele
(06.11.08)
evet yaa o filmlerin telif hakları kimlere veriliyor bilen var mı ? bir de saçma sapan ve reyting almayan yabancı filmlere bile tonla para ödenirken, reytingin dibine vuran güzide yapımlarımıza pek de değerinin verilmediğini sanıyorum. umarım yanılıyorum.
0
brkylmz
(06.11.08)
Eşref Kolçak şu anki yasayı "beyin özürlülerin" hazırladığını söylemişti.Demek ki "süpersonik beyne sahip" birilerinin çıkıp yeni bir yasa hazırlaması gerekiyor.Bu kişi neden sen olmayasın?
0
arkakose
(06.11.08)
Filmlerin telif hakları Türk hukukunda yalnızca filmin yönetmenine aittir. O da genellikle telif sözleşmesi yoluyla bu hakkı prodüktör ve/veya dağıtımcı şirkete aktarır. Filmdeki oyuncuların yalnızca Türkiye'de değil, bütün dünyada tek hakları prodüksiyon şirketi ile yaptıkları sözleşmeler karşılığında aldıkları paradır. Bu para filmin çekimi sırasında veya belirlenen vade ile ödenir ve oyuncuların, aynı filmin yapımında emeği geçen diğer çalışanlar gibi, hiçbir mali hakkı kalmaz.

Bütün fikir ve sanat eserleri hukuku anlayışı değişmediği sürece sizin uygun gördüğünüz sistemin uygulanması imkansızdır yani. Yasanın hangi beyin özürlüler tarafından hazırlandığının da bununla hiçbir ilgisi yoktur. Oyuncuların haklarını koruması ve onlara yaşlılıklarında yardım etmesi gereken kuruluşa biz "sendika" diyoruz. Yurtdışında sendikalar güçlü olduğu için oyuncular ve diğer çalışanlar haklarını söke söke almakta ve yaşlanınca üzülünecek hale düşmemektedirler. Hollywood'daki senaryo yazarı grevini düşünün. Türkiye'de ise sendika deyince akla "fabrikanın önünde nöbet tutan grev gözcüsü" imajı geliyorsa bunun sorumlusunu da varın siz araştırın...
0
calendil
(06.11.08)
Filmlerin telif haklarından oyunculara pay verilmesi yerine hukukta düzenlemeler yapılarak sanatçıların emekli olabilmeleri sağlanmalı aslında.

Mevcut yasada şöyle bir şey var;
‘Bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ekinde yer alan tabloda sayılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar 5510 sayılı kanunun 4. maddesinin (a) bendine göre sigortalı sayılırlar.’

4a’lılar olarak adlandırılan bu grup yasa değişmeden önceki SSK’lılardır. (Yeni yasayla SSK,Bağkur ve Emekli Sandığı tek çatı altında toplandı biliyorsunuz ama hala şartlarda bir değişiklik söz konusu değil malesef. Bu apayrı bir konu-geçeyim.)

SSK’da işverenler, çalışanlarını gerekli yerlere tebliğ ederler. Peki örnek olarak sinema sektöründe bu yapılabiliyor mu? Genellikle hayır çünkü çalışma süreleri uzun sayılmaz ve bildirimlere gerek duymazlar. Denetlemeler malum.. Çalışanların ise kafalarına göre gidip prim ödeme hakları yoktur. Sonuçta ne olur? Prim ödenemez, emeklilik söz konusu olmaz, paralar uçar gider..

En basit çözümüyle yapılabilecek olan sanatçıları 4a’dan alıp 4b’ye (bağkura) geçirmektir. Böylelikle isteyen sanatçılar serbest çalışan kategorisinde, gelirlerine göre prim öder ve emekli olurlar. Tabi ki başka çözümler de bulunabilir..

Bunun dışında hükümetin ara ara sanatçılara özel afları söz konusudur. Gelecek bir af sonrasında sendikaların yardımıyla ‘şu an’ zor durumda olan yeşilçam emektarları minimum primlerini ödeyerek emekli olabilir. Düzensiz gelirler sağlamak yerine emeklilik çok daha faydalı olacaktır.

Sosyal güvenlik yasasını daha yeni düzenlediler ama sanatçıları unuttular. Sanatçılara kalıcı haklar sağlamak çok zor olmamalı.

Not : Hukuk uzmanı değilim, hatalarım vardır kesin. Mazur görünüz.
0
senzafine
(07.11.08)
(6)

fish and chips

pink
istanbul avrupa yakasında fish and chips yiyebileceğim bir yer var mı bildiğiniz?ben baktım karşıda bağdat caddesinde varmış ama bana uzak bakırköy. taksim ya da başka yerde var mı böyle bi yer?
istanbul avrupa yakasında fish and chips yiyebileceğim bir yer var mı bildiğiniz?
ben baktım karşıda bağdat caddesinde varmış ama bana uzak bakırköy. taksim ya da başka yerde var mı böyle bi yer?
0
pink
(06.11.08)
bordeaux
(06.11.08)
Etiler'de The North Shield'de vardir, ve de buyuk ihtimalle TGI Friday's'de.
0
wpi
(06.11.08)
beşiktaşta balık pazarının arka tarafında da var fish and chips yapan yerler
0
sirena
(06.11.08)
axijazz
(06.11.08)
city's avm'nin yemek katında bir balıkçı var. çok da güzel yapıyor fish&chips'i.
0
calendil
(06.11.08)
en iyisini Ortaköy House Cafe yapar.
0
Wishborn
(06.11.08)
(9)

diksiyon sorusu; okuyacağım mı? okuycam mı?

sefapezevengi
merhaba arkadaşlar...sevgilim diksiyon kursuna başladı. şimdi diksiyon hocası demiş ki: "okuyacağım" yerine "okuycam" diyeceksiniz. ayrıca "bir elin nesi var? iki elin sesi var" deyimi de "bir elin nesi var? ikelin sesi var." şeklinde telafuz edilir demiş. bu sevgilime çok saçma gelmiş(ki ben de ayn
merhaba arkadaşlar...
sevgilim diksiyon kursuna başladı. şimdi diksiyon hocası demiş ki: "okuyacağım" yerine "okuycam" diyeceksiniz. ayrıca "bir elin nesi var? iki elin sesi var" deyimi de "bir elin nesi var? ikelin sesi var." şeklinde telafuz edilir demiş. bu sevgilime çok saçma gelmiş(ki ben de aynı düşüncedeyim). ve sevgilim hocanın doğru öğretmediğini düşünerek kursu bırakmak istiyor. ben de ukalaca bir davranış olmasın, başka birilerine de danışalım diye düşündüm ve size soruyorum. sevgilim cevaplarınıza göre kursa devam edecek ya da etmeyecek.
teşekkürler...
0
sefapezevengi
(03.11.08)
şu kadarını söyleyeyim; "okuycam" yazıldığı gibi kısa okunur dediyse yanlış, lakin son hecedeki "a" bir buçuk vuruş uzunluğunda tonlanmalı. yani: "okuycağm" şeklinde. hani bir klişe söz vardır ya dalga geçilir hep, eski trt kdv fişi uyarı filminde bir velet söylemişti: "bakkal amca, bir kalem bir pergel bir de çukulata alacağım"
işte bu sözün akılda kalmasının asıl sebebi, son kelime olan "alacağım"ın aynen yazıldığı gibi okunmuş ve dile getirilmiş olmasıdır. doğrusu ise "alıca(ğ)m" olmalıdır.
yani sizin anlayacağınız, vurgu çok ama çok önemli. bu tip kelimelerde, yani birinci tekil şahıs gelecek zaman fiil çekimlerinde aynı metod uygulanır.
gelelim "ikelin sesi var" olayına. orada öğretmen arkadaşın bahsettiği olay, zamanla Türkçemizde meydana gelen sesli düşmesidir. yani yazarken "iyi akşamlar" yazarız, ve lakin hiç birimiz yazıldığı gibi okumayız. "yakşamlar" deyip geçer gideriz öyle değil mi? işte o da bunun gibi bir sesli düşmesi. yani diksiyonumuzda bazı harf ve kelimelerin yazıldığından farklı telaffuz edilmesi gayet doğaldır.
Lakin yine de size çok absürd geliyor ise kararınıza saygı duymak isterim, ancak bunun gibi şaşıracağınız pek çok örnek var.
yardımcı olabildimse ne mutlu...soracaklarınız olur ise sözlükten de ulaşabilirsiniz bana..
0
trawmatolog
(03.11.08)
türkçe hiçbir zaman yazıldığı gibi okunmaz. fonetik kuralları vardır ve öğretmeni doğru söylemiş. okuyc:am diye okumak doğrudur.
0
trista
(03.11.08)
"o-queue-cuğmm" şeklinde yandan yemiş fransız aksanıyla telaffuz etme de ne yaparsan yap.

"bakmayacaktın" değil "bakmıycaktın" (zeki müren böyle telaffuz ediyor) o zaman
"okumayacaktın" değil "okumıycaktın" olur o da "okuycaktım" ya da "okuycam" a gider.
0
blackdog
(03.11.08)
Diksiyon hocası doğru demiş. Benim okuduğum bazı gramer ve diksiyon kitaplarında da aynı bilgiler yer alıyor. Hatta yabancılara yönelik Türkçe öğreten kitaplarda da ilk derslerden birinde anlatılıyor bu konu.
0
calendil
(03.11.08)
diksiyon yapacaaam diye Turkce'yi degistirdiniz yahu:)
0
ermanen
(03.11.08)
konservatuvarlarda sahne sanatlarina (tiyatro, opera vs.) verilen diksiyon, fonetik gibi derslerde bu ogretilir.

turkce yazildigi gibi okunan bir dil degildir ama bu gercekle henuz tanismamis da binlerce insan var o ayri.
0
la traviata
(03.11.08)
Bu durum sanat dallarinda mi boyle yoksa her zaman mi gecerli? Niye boyle ogretmiyorlar o zaman?
0
ermanen
(03.11.08)
"okuycam" denmez, "okuucam" gibi bi söylenişi var onun. diksiyonda, yazıldığı gibi okunmaz harfler. ama "iki elin" kısmı, bildiğin "iki elin" olarak okunur, o kısımda atmış bence.

kursu veren adamın eğitimini sorun. ayıp değil, günah değil. nerden çıktı, ne mezunusunuz ki bu dersi veriyonuz? diye. "ehm" le başlarsa boşversin, bıraksın. ya atacaktır bi şey, ya da övünecektir.
0
lovemyself
(03.11.08)
trawmatolog çok güzel açıklamış, aynen öyle oluyor.

ek olarak; bu kullanım için genelde ali kırca örnek gösterilir, nasıl kullanıldığını duymak için onu dinleyebilirsiniz.
0
robin crusoe
(03.11.08)
(5)

Tabu - Anlatmada Sınır Nedir?

annem bana kiz bul evlen dedi
Tabu oynarken bazıları kelimenin kendisini değil, hecelerini ya da parçalarını ayrı ayrı anlatıyorlar.saat:tahıl ölçeğibir binek hayvanıbirleştirBöyle saçma şey olur mu? Tabuda direkt kelimeyi anlatma kuralı yok mu?O zaman ben her kelimeyi harflerinden anlatırım.saat:ş'den önceki harfb'den önceki ha
Tabu oynarken bazıları kelimenin kendisini değil, hecelerini ya da parçalarını ayrı ayrı anlatıyorlar.

saat:
tahıl ölçeği
bir binek hayvanı
birleştir

Böyle saçma şey olur mu? Tabuda direkt kelimeyi anlatma kuralı yok mu?

O zaman ben her kelimeyi harflerinden anlatırım.

saat:
ş'den önceki harf
b'den önceki harf
b'den önceki harf
u'dan önceki harf
birleştir
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(01.11.08)
saat için kesinlikle olmaz "bizce" ama bileşik kelimeler için belki..
0
co2s2
(01.11.08)
yani olimpik bir spor olmadığı için zekice ve eğlendirici olduğu sürece neden olmasın... herhalde ölçüt şöyle koyulabilir: söylediğin yöntemle oyun oynamaının bri keyfi kalıyor mu? eğer her kelime böyle bölüne bölüne kolaylaştırılıyorsa oyunun tadı kaçar zaten kurallar değişir falan.
0
kurukafa
(01.11.08)
Bizim oynadığımız şekilde aşağıdaki anlatımlar yasak:
Bileşik olmayan bir kelimeyi parçalara ayırarak anlatmak
Kafiye ve benzeri sessel çağrışımlarla anlatmak
Başka dildeki karşılığını kullanarak anlatmak

Aşağıdakiler ise serbest:
Bileşik kelimenin bileşenlerini anlatmak
Şarkı sözünden hareketle anlatmak
Tabu kelimelerden birini başarıyla anlattıktan sonra o kelimeyi ve ondan türeyen kelimeleri kullanmak
0
calendil
(01.11.08)
öyle hiç zevki çıkmıyor, olay zaten o kelimeyi (heceleri değil) bilindik tanımlardan uzak şekilde anlatmakta değil mi?
0
quinza
(01.11.08)
tabu yazılı kurallarına göre kesinlikle bileşik kelimeler dışındaki kelimeleri bölemezsin. hatta çağrıştıramazsın (saate satmaktan gidemezsin, satmak diyene ona benzer bi şey diyemezsin) bile.
0
desdinova
(01.11.08)
(2)

hukuk kitapları

taipan
efendim ben hukuk fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. hukuk kitapları malumunuz çok tuzlu. bu yıla kadar bir şekilde idare ediyordum yani maddi güç almaya yetiyordu ancak bu yıl kasıyor biraz. birde hukuk kitapları sadece ders için değil meslek hayatı için de önemli o açıdan fotokopiden uzak durmam ger
efendim ben hukuk fakültesi 3. sınıf öğrencisiyim. hukuk kitapları malumunuz çok tuzlu. bu yıla kadar bir şekilde idare ediyordum yani maddi güç almaya yetiyordu ancak bu yıl kasıyor biraz. birde hukuk kitapları sadece ders için değil meslek hayatı için de önemli o açıdan fotokopiden uzak durmam gerekiyor. böyle bildiğiniz hukuk kitaplarını ucuza alacağım bir yer var mı acep? yada hayrına bana bağışlayabilecek olan.
0
taipan
(27.10.08)
hayrına bağışlayacak birisini zor bulursun gibime geliyor. kendin de söylemişsin, meslek hayatında da lazım olduğu için pek kimse vermeye yanaşmıyor. ucuz kitap içinse izmirde konak da var biyer,piyasanın altında satıyo, taksit yapıyo, indirim de yapıyo. yok eğer izmir de değilsen, okulundakilere bi danış, bilen birileri mutlaka vardır.
0
nerdeyim ben
(28.10.08)
Hocalarına sor. Onlara bütün önemli kitaplar bedavaya gelir ve bazen ellerinde fazla bulunur. En azından bir önceki basıdan tırtıklama şansın var.
0
calendil
(28.10.08)
(18)

Kahve Öneriniz?

boshi
Ben aslında çaycıyım ama son bikaç gündür filtre kahveye merak sardim. Hangi marka & cins kahveleri önerirsiniz?
Ben aslında çaycıyım ama son bikaç gündür filtre kahveye merak sardim. Hangi marka & cins kahveleri önerirsiniz?
0
boshi
(23.10.08)
çok zor bulursun bulursan tiryakisi olabilirsin diyorum
maxwell house
0
buffy de vampir sayilir
(23.10.08)
Starbucks Decaf House Blend.
0
pathetique
(23.10.08)
schiller chiemsee'in aromasiz, duz filtre kahvesinden alabilrisin. cekirdekten cekiyorlar kendiler.

bir de jack daniel's in filtre kahvesini begeniyorum ben.
0
kaamos
(23.10.08)
gloria jeans'inkini ikram etti bi arkadasim, french vanilla veya visneliydi galiba. seker de bulundurmuyo kendisi, ona ragmen cok guzel bi icimi vardi. kendine bir de cekirdek blender'i (artik adi neyse) alirsin, cekirdekleri cekersin orada, ohh taze taze.
0
osuruklu
(23.10.08)
türk kahvesi seversen.
moda iskelesinde denemeni tavsiye ederim.
0
dahadeli
(23.10.08)
damla sakızlı veya çikolatalı türk kahvesi
muazzam
0
demlikposet
(24.10.08)
daha ziyade evde french press denen nanede şey etmek için tavsiye istemiştim, moda iskelesi'ne 500km kadar uzak olduğumdan o tavsiyeyi şimdilik askıya alıyorum. ama türk kahvesi olur mu diyorsunuz yani bu preslerde? tüm tavsiyelere teşekkürler bu arada, deneyebildiğim kadarını deniycem. yaşasın dişlerdeki kahve lekeleri ve yatakta uyumak için debelenilen geceler!
0
🌸boshi
(24.10.08)
türk kahvesi olmaz french press'te.. diğerlerini kahve makinesi için ya da french press için diye isterseniz çekirdekten çekiyorlar :)
0
kobuzchu kiz
(24.10.08)
(bkz: tchibo)
0
flyalone
(24.10.08)
Kesinlikle Tchibo. Hatta oradakilerden de Schattenwald Kaffee. Yerinde çekip anında paketliyorlar. Fazla miktarda çektirme, taze taze iç :)
0
calendil
(24.10.08)
kahve dünyasının kahvesi güzeldir, tavsiye ederim.
0
pain
(24.10.08)
Tchibo aldim ben gecende. Hem ben, hem icen baska bir arkadasim cok eksi bulduk. Hic begenmedik. Icinden iki paket cikan bir kutu almistik, ikinci paketi acmadik bile.

Davidoff marka kahveler de satiliyor marketlerde, onlar da guzel degil.

Starbucks biraz daha pahali ama bu ucu marka arasinda hep guzel cikti denedigimiz cesitleri. Su anda House Blendini iciyoruz, daha once de Kenya'dan bir kahvelerini iciyorduk.
0
wpi
(24.10.08)
www.kivahan.com.tr
hatta www.kivahan.com.tr
0
orchant
(24.10.08)
kahve dünyasında kolombiya çekirdekleri var basınçlı makinalar için. olmadı instant veya french press seçenekleri de var. ama çekirdek alıp üstüne su katmamak lazım.
0
authorization
(24.10.08)
tchibo'da yumuşaktan serte, yoğun aromadan, hafife kadar bir sürü kahve çeşidi var ama.. damak tadınıza en uygununu bulmak için her çeşitten 50şer gram çektirirseniz, kendinize uygun kahveler bulabilirsiniz.
0
flyalone
(24.10.08)
kahve du$kunlugu olmayan bendenizi bile "addicted" hale getiren kaveyi yazayim madem ben de: gloria jeans'in "blueberry morning"i.
0
dolphingirl
(24.10.08)
sıcak süte nescafe gold ve kakao eklenmesi ile de güzel karışımlara gark olabiliyor insan
0
yuto
(24.10.08)
starbucks house blend (decaf olmayan) ve rialto colombian supremo ile başladım işe, diğer tavsiyeleri de kademeli olarak, ytl'den tl'ye geçer gibi, sinsi sinsi deneyeceğim. tanrı taşikardiden korusun.

edit: bu arada orchant'in ilettiği kivahan.com.tr çok hoş mekanmış, hemen oradan ilgimi çeken "ters çevrilmiş french press" tekniğini paylaşayım ==> www.kivahan.com.tr
0
🌸boshi
(25.10.08)
(9)

Sokrates-Erasmus hakkında ne biliyorsunuz?

e.ozen
Arkadaşlar dökün eteğinizdekileri:) yaw duydum ki devlet hibeleri falan kaldırmış.Bilen var mı son durum ne yurtdışı için? Kim ne biliyorsa bir deyiversin gaari :D
Arkadaşlar dökün eteğinizdekileri:) yaw duydum ki devlet hibeleri falan kaldırmış.
Bilen var mı son durum ne yurtdışı için?
Kim ne biliyorsa bir deyiversin gaari :D
0
e.ozen
(23.10.08)
gectigimiz sene bir devlet universitesinde erasmus program koordinatorlugu yapmis biri olarak soylemeliyim ki, bahsettigin soylenti dogru olamaz. Halen erasmus koordinatorleri network'den mail aliyorum ama boyle birsey duymadim. Su cok acik ki; 2013 e kadar programin butcesi belirlenmis durumda ve dahi boyle bir degisiklik olsa bile buna devlet karar veremez, European Commission'dur bu programdaki karar mercii. Devletler sadece hibe havuzuna belirlenen oranlarda para aktarirlar, ve bunu kapasiteleri oraninca kullanirlar. Dokun eteginizdekileri demissin ama bunun yerine once ulusal ajansin internet sitesini (ua.gov.tr) inceleyip, anlasilmamis noktalarda daha spesifik sorular sormakta fayda var derim.
0
elan vital
(23.10.08)
desenize tam da doğru limana yanaşmışım. Hocam hangi masraflar ve benzeri harcamalarda devlet ne kadarını ödüyor? Ne kadar dışardan bulmak gerekir? tabi ki her ülkeye göre değişir ama örn. ispanya italya fransa almanya ?

bir de sorsam hani olmaz ya sorarsam hangi üniversite?
0
🌸e.ozen
(24.10.08)
daha dün okulun bu işlere bkan bölümündekilerle konuştum onlarda aynısını söyledi.bu sene komisyondan para gelmedi okula dedi.istediğimiz meblanın yarısını gönderdiler ve çoğu kişi gidemeyecek derken benim gözüm döndü zaten.sonra bugün okula bir duyuru asmışlar ki o da makina müh. bölümündekiler için kontenjan yoktur.bu sene para konusunda bir sıkıntı var sanırım ama nedir tam bilmiyorum.
0
aysiku
(24.10.08)
(bkz: esn)
0
flyalone
(24.10.08)
şu an ispanyadayım erasmusla ama, öyle pat diye aklıma gelmiyo, sor söyleyeyim :)

bizim hibelerin yarısı kesildi mesela, 5000 yerine 2500 alıcam. eğer il dışında okuyosan, ailen sana normalde gönderdiği parayı her ay gönderse, üstüne bu 200 euro ile geçinebilirsin (en azından oviedo'da durum bu).
0
cliffburton
(24.10.08)
Geçen sene ulusal ajans hibeleri 2/3 oranında kıstı. Bunun AB ile olan bir anlaşmazlıktan kaynaklandığı ve sadece geçen seneye mahsus olduğu söylendi bize. Bu sene sorun olmaması lazım, veya en azından kontenjanlar daha baştan hibeye göre belirlenecek ve açıkta öğrenci kalmayacak.

(Not: Ben de bir devlet üniversitesinde erasmus koordinatörüyüm)
0
calendil
(24.10.08)
cliffburton - Okulda eğitim ingilizce mi? Ya da ispanyolca öğrenerek mi gittin? Sıkıntı yaşıyor musun yada yaşadın mı dil konusunda,konaklama vs...

yurtdışındaki üniversiteler eğitim dili olarak genellikle kendi dilleri mi yoksa ingilizce mi tercih ediyorlar. örn. italya ispanya almanya fransa...

devlet okul masraflarını ve yurt masraflarını karşılıyor üstüne de ülkesine göre bir de harclık veriyor ort. 300-400euro. dogru mu anlamısım.??
0
🌸e.ozen
(24.10.08)
Hibelerin kisilmasi konusunda surec soyle isliyor. Universiteler haziran ayinda, bir sonraki donem icin ongordukleri degisim miktari kadar hibe talep ediyorlar. Ulusal ajans zaten belli olan yillik butceden, onceki senelerde universitenin aldigi miktarin ne kadarini harciyabildigi, ne kadarini iade ettigi vs gibi bircok kriteri icine alarak bir takim hesaplamalar yaparak universitelerin hibe cagrisina yanit veriyor. Ama bu mutlaka beklenenden az oluyor cunku para zaten belli, ve butun universiteler muthis bir atilim icersinde; talep surekli artiyor.Yil icersinde ek hibe vs alinabiliyor oldugundan cogu koordinator tam olarak ne kadar para alabilecegini kestiremiyor onceden, ve ogrencilere kacamak cevaplar veriliyor.
Simdi senin soruna donecek olursak, ulusal ajans ogrenci gitmeden toplam hibenin %80ini oduyor. Kalan %20yide donuste, toplam alinmasi gereken kredi oraninin 2/3 nde basarili olmak kaydiyla oduyor ama ben kendi adima soyleyeyim bazi ogrenciler toplamin 2/3 oraninda kredi getiremeseler bile bu kalan %20yi oduyordum, zira universitelerin boyle bir insiyatifleri var.
Bu hibe yetiyor mu? Hibeler gidilecek ulkelere gore ayarlaniyor mesela danimarka 600, almanya, italya, ispanya, fransa 500€; yunanistan 400€;romanya 300€. Ogrenciyken Almanya'da erasmus programinda yer almis biri olarak, ve bir donem de program koordinatoru yapmis biri olarak soylemeliyim ki, cok asiri bir eglence, seyahat, alisveris harcamalari olmazsa cogunlukla yetiyor bu miktar. Ozellikle belirledigin bir ulke varsa ve belirtirsen, ortalama ne kadar para harciyabilecegini vs yazabilirim. Benim tavsiyemi de sorarsan; eger universitenin anlasmasi varsa Almanya derim, zira hem kalacak yer asla sorun olmuyor, cok fazla pahali degil, ulke icersinde ve diger ulkelere seyehat cok ucuz, cogu dersi ingilizce takip edebiliyor, ek olarak almanca ogrenebiliyorsun vs.

Staj konusunda bence mutlaka degerlendir bu hakkini, cunku muthis bir hibe aliyorsun, ders, ECTS kredisi falan diye de kasmiyorsun. Staj yapilacak yeri bulma konusunda ise bolum ne bilmiyorum ama universitelerin labaratuarlarinda, hastanelerinde de staj yapabiliyorsun, dolayisiyla okulunun Erasmus anlasmasi bulunan universitelerle yazismani tavsiye ederim. Ama gurbetci bir tanidigin varsa, ve bolumune paralel bir yerde calisiyorsa cok daha kolay bir yer ayarlayabilir. Bir de birkac tane Turk sirket var bildigim, staj hibene el koyuyor karsiliginda da sana sirket, kalacak yer, ucak parasi,yiyecek vs gibi tum masraflarini karsiliyor, cok az da bir harclik koyuyor, ama bu makul gorukmeyebilir, belki son care olarak dusunulebilir.
0
elan vital
(24.10.08)
arkadaşlar güzel açıklamış, ben de şunu ekleyeyim; sen şu anda okulun için ne masraf yapıyorsan aynılarını yapmaya devam ediyorsun. devlet senin okulunu değiştiriyor (harcını sen kendi üniversitene ödediğinden, gittiğin okulda ödemiyorsun) ve orada yaşaman için belirlenen para miktarının farkını ödüyor. (türkiyede bir öğrenci masrafı ayda ortalama 200€, almanyada 500€ ise sana 300€ hibe gelir). bu paraya hiçbirşey dahil değildir. okul harcı dışında herşeyi kendin ödersin. (pasaport masrafları, uçak bileti, kira, okul ihtiyaçların vs..). Giden kişi aç kalmaz, hibe iyi ayarlanmıştır. Eğer dedikleri gibi yarı yarıya düşürüldüyse aileden daha çok destek almak gerekebilir.
0
neronas
(24.10.08)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.