[]

Yenikapı Etkinlik Alanı Ulaşım

Şimdi arkadaşlar ben geçen gün ilk defa gittim buraya akşam, marmarayla kazlıçeşmeden bir durak yapıp yenikapıya geldik ama dönüşte marmarayla dönemedik çünkü sanırım saat 10da marmaray kapanıyor. mecburen o laleli tramvayına kadar yürüdük, hadi o neyse de o etkinlik alanının çıkışı ne öyle yani 10 yıl öncesinin tarlabaşısı gibi. malum arap kardeşlerimizin canı bizimkinden kıymetli olduğu için oralar çok temiz şu an. ama böyle bir etkinlik alanının çevresi tuhaf bir boşluk, oto sanayisi var pavyonu var, gerçi eski lalelinin aşağısı sonuçta. muhtemelen biz yanlış yoldan döndük.
özet: siz yenikapı etkinlik alanına gittiğiniz zaman nasıl dönüyorsunuz?



 
marmaray.gov.tr
burada gerçi dediğine göre marmaray gece 12ye kadar o yenikapı önünden geçiyor ama yine de o yenikapı etrafı bana tuhaf geldi yani biz diğer insanlardan biraz geç çıktık zaten oradan çıkarken bir köprü var oradan sonra oto dükkanları, türkü bar falan vardı, belki de tek yol orasıdır da işte böyle tuhaftır.

  • ckisc  (30.08.21 19:25:45) 
metro ile gidip metro ile dönüyoruz.


  • rose parks  (30.08.21 20:26:49) 
Yine o tuhaf yerlerden mi geçiyorsunuz?


  • ckisc  (30.08.21 20:52:42) 
[]

Tecil ile İlgili

Arkadaşlar şimdi düşünün bir kişi var 89 doğumlu, 2018 yılında 4 yıllık bir bölüm bitirmiş o zamanki yasaya göre yoklamasını da yaptırdıktan sonra (öyle olması zorunluydu), 2 yıl sevk tehir almış ve bu sevk tehir biterken de tezsiz yüksek lisansa kaydolmuş, bu tezsiz yüksek lisans da 2022 Ocak'ta bitiyor. Askerlik Durum Belgesinde de 31.12.2021'e kadar problem yok diyor.
Şimdi normalde YL bittikten sonra 1 yıl daha veriliyor ancak sanırım yeni kanun ile bu kalkmış, bakın yeni askerlik kanununun 20. maddesi ne diyor (2019'da yürürlüğe giren 7179 sayılı kanun):
-----
b) Dört yıl ve daha uzun süreli yükseköğretim kurumlarından mezun olan yükümlülerin askerlikleri istekleri hâlinde iki yıla, yüksek lisans eğitimini tamamlayanların ise bir yıla kadar ertelenir. Yurt dışındaki öğrenim kurumlarından mezun olanlara, talepleri hâlinde, denklik işlemlerini tamamlayabilmeleri için ayrıca bir yılı geçmemek üzere erteleme hakkı tanınabilir. Bu bent gereğince yapılan erteleme süreleri 32 yaşını tamamladıkları yılın sonunu geçemez.
-----
Şubeye gidince memur da bilmiyor, kanuna baktı inceledi ve dedi evet 2021 bittikten sonra hemen şubat celbinde alırlar, o tarihe kadar bedelli seçebilirseniz ne ala, siz o tarihlerde yoklama yaptırmış olduğunuz için hemen sınıflandırmanızı da yapmışlar, gideceğiniz yer de şimdiden belli, sınıflandırma olmasa önümüzdeki sene sonuna kadar erteleyebilirdik ama sınıflandırma yapılmış ilk celp de alırlar.
Başka bir arkadaş diyor ki o yüksek lisans öğrencileri için geçerli mezun olduktan sonra devlet her türlü 1 yıl verir, inanın inanmak istiyorum ama kanun da ortada... Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

 
Yl den sonra +1 veriyor e devletten basvuruyorsunuz


  • apocalipy  (25.08.21 19:18:03) 
Arkadaşlar +1 yıl yazan arkadaşla konuştum özelden kendisi 89lu olma kısmını görmemiş o yüzden kısa bir süreli rahatlamadan sonra probleme geri dönmüş bulunuyoruz...


  • ckisc  (25.08.21 19:37:32) 
[]

Ev Yapımı Kitap

Arkadaşlar ben yazıcıdan gerek fotokopi kağıdı gerek teksir kağıdı ile bir şeyler çıkarıyorum ve diyelim bunların bazılarını kitaplaştıracağım.Spiral çok hantal ve niye her seferinde gideyim. Sırttan yapıştırayım diyorum bir kere yaptım yapışkanla ama böyle dalgalı dalgalı oluyor. Şimdi sıcak silikon tabancası ile düşünüyorum. Mukavva veya karton ile kapak da ekleyebilirim. Ama yani anlamıyorum youtubeda veya normal kitaplarda neden sırt dümdüz masif gidiyor da benimkisi yamuk yumuk? Hani yamuk sürdüğümden de değil, yamuk derken sırt dalgalı gidiyor.Önerileriniz nedir, teşekkürler. (Rahat açılıp kullanılması da benim için çok önemli yani böyle sıkışık yarım açılan sayfalardansa antik kitaplar gibi lap diye açılması daha önemli. O zaman mesela formaları zımbalayıp sırtına bir bezi yapışkanla yapıştırabilirim)




 
cihan gülbudak'ın adım adım anlattığı bir videosu var baktın mı
youtu.be

  • grimavi  (20.07.21 18:46:50) 
Evet ona dün baktım ve çok beğendim, bilgilendirdiğiniz için çok teşekkürler. Büyük ve önemli bir derlemem olunca kesinlikle o şekilde yapacağım. Öyle videolar eskiden yoktu. Adam sana bak bu iğne deyip 10 saniye gösterip iş bağlamaya gelince saniyelik hiç anlaşılamayacak şekilde yapıyordu. Öte yandan bu her gün yapılacak bir şey değil ben daha çok böyle günlük hayatta kullanacağım hızlı pratik bir şey arıyorum.


  • ckisc  (20.07.21 18:50:41) 
Herhalde olay şöyle olacak, zar zor en sonunda kendim bulcam, sonra bi bakıcam ekşide aynı gün başlığı açılmış. Burada sus pus olanlar da "evet yaa 28283838 yıldır yaptığım süper metot" diyecek.


  • ckisc  (21.07.21 11:42:59) 
[]

Offshore-Kıyı Bankacılığı

Diyelim ben Bahamalar'da 10 milyon dolarlık hesap açtım, veya işte 1 milyon dolar bahamalar, 1 milyon lüksemburg vs, yani bi şekilde offshore hesaplar açtım, bunlarda bildiğim kadarıyla devlet denetimi falan yok bir şekilde kayıt dışı gibi bir şey. Yarın bir gün gittim hadi kardeş şu paramı çekeyim dedim, bunlar da dedi "ganga ne parası", "öyle bir para yok, kanıtla". Zaten adamların işi devlet güvencesinin denetiminin dışında, ispatla ispatlayabilirsen. Bunu nasıl yapıyorlar, yani sistem nasıl işliyor, nasıl güveniyorlar?
Bir de şey var mesela bazıları gidiyor Mağusa Serbest Bölge'de şirket kuruyorlar, tamam vergi avantajı vs ama dünyada KKTC diye bir ülke yok, bu serbest bölge de bilmiyorum herhalde Türkiye üzerinden yürütülüyordur da yani sonuçta tanınmayan bir şeyi var yani bunun prosedürünü nasıl ayarlıyorlar?



 
O işler networkler ile oluyor, bu işler ile bağlantılı olan birilerini bulup çıtlatçan, düğünde masa altından votkalı limonata işi gibi.


  • paramolacak  (24.06.21 13:13:25) 
kimse altın yumurtalayan tavuğu kesmek istemez. bunun için hem o ülkeler, hem offshore bankalarıyla çalışan diğer uluslararası bankalar ciddi takip ediyorlar bu bankaları. bu adamlar tefeci değil, onlar da belirli amaçlarla kurulmuş ciddi bankalar işin aslı.


  • yemrem  (24.06.21 13:33:55) 
Paranın kaynağını belgelemek zorundasın.


  • perfectum  (24.06.21 13:43:01) 
offshore bankacılıkta denetim yok demek doğru değil. onlar da belli başlı regülasyonlara sahip ülkesine göre. denetimleri de var ama avrupa ya da amerika'daki kadar sıkı yönetim ve denetimler yok. kaldı ki vakıfbank'ın bile offshore bir şubesi var.

bir ikincisi offshore banka, elinde dekontun varsa öyle bir şey diyemez. aslında ondan önce her bankanın senin parana el koyması durumu, küçük bir ihtimal olsa da var. arjantin'de ve daha 2015'te yunanistan'da devlet vatandaşının bankadaki parasına el koymuştu. uç şeyler olmalı yani paraya el konulabilmesi için.

genelde offshore bankalar, zaten dünyadaki en büyük bankaların ortaklığında kurulduğu için insanlar daha bir güveniyor. tabi esas nokta vergi avantajı ve yüksek faiz alınması.

ikinci soruna çok vakıf değilim.
  • mermize  (24.06.21 13:44:19) 
Kara paranın aklandığı yerlerdir buralar. Temiz paranın o nedenle oralarda işi yok . Resmiyet kurumsallık vs. hikaye..


  • Erva  (24.06.21 16:32:06) 
@erva

kara para aklama işlemleri de yapılıyor diye hepten dalavere aracısı değiller. vergiden kaçınmak için de pekçok dev şirket buralardan faydalanıyor. şöyle ki:

mesela a ülkesinde kurumlar için gelir vergisi %40 diyelim. burada faaliyet gösteren şirket %40 gelir vergisi ödememek için merkezimiz offshore bankasının olduğunu ada ülkesinde, a ülkesi bizim sadece üretim üssümüz deyip gelirlerini bu adacık ülkesine aktarıyor. %40 vergi vermek yerine %1-2 masrafı oluyor. vergiden kaçınmış oluyor böylelikle. dünyanın her yerinde koca koca holdingler böyle çalışıyor.

bu örnek sıkça kullanılan bir durum.
  • yemrem  (28.06.21 12:10:29) 
[]

Tekirdağ'a Gitmek

Arkadaşlar biliyorsunuz İstanbul'un iki büyük komşusu var, Kocaeli ve Tekirdağ. Bunlardan Kocaeli, farklı bir il olmasına rağmen maşallah marmarayı vs tamamen gidiyor yani ayrıca çeşitli oyunlarla direkt toplu taşımaya buradan 5 liraya gidebilirsiniz. Ancak mesela Tekirdağ Kumbağ'a gitmek istediğimizi farz edelim, silivriye kadar gitsem de oradan itibaren sırf başka il diye neden 50 lira vereyim? Yani bunun bir yolu yok mu, çok saçma değil mi, diyelim orada bir yerim var hadi gideyim diyorum niye bu kadar masraf yapayım. Bilgisi olanlar aydınlatabilir mi bunun yolu nedir?




 
Değil çünkü istanbul kocaeli tarafı kesintisiz bir sirkülasyon var zaten o sanayi bölgesini haritadaki gibi değil aynı şehir bölge gibi düşün

Diğer yönde bu yoğunluk çok az
  • freebird5406_2  (22.06.21 15:12:21) 
İstanbul ve kocaeli arasındaki komşuluk tekirdağ - istanbul arasında yok. Kocaeline geçerken neredeyse geçtiğiniz her yer yerleşim yeri. Tekirdağ'a giderken hele hele kumbağ'a geçmeniz gereken yol çok farklı :)


  • alkolik imam  (22.06.21 15:38:25) 
il ve şehir farklı şeyler. İstanbul, Kocaeli ve Tekirdağ hepsi il ama İstanbul-Kocaeli için tek bir şehir bile diyebiliriz, pendik-gebze-izmit hattında şehirleşmenin olmadığı kırsal alan yok gibi bir şey, şehir popülasyonundan çıkmadan il değiştiriyorsunuz. Aynı şehir olduğu için de toplu taşıma ile gidebilmek mantıklı.

Diğer tarafta Silivri-Çatalca bile kırsal diyebileceğimiz yerler. O yüzden toplu taşıma ile gitmek mantıksız.
  • nundu  (22.06.21 15:58:24 ~ 15:59:25) 
[]

Sahte İmza Olayı

Arkadaşlar hani filmlerde vs görürüz ya adama zorla senet imzalatıyorlar oldu bittiye getirip, bu adam tutsa o arada sahte bir imza sallasa nolacak? Yani bu ne zaman böyle bir şey izlesem aklıma takılmıştır, karşı taraf diyelim donanımlı, herifin imzasını da biliyor diyelim ama ya bilmediği durumlarda? Adam armut gibi imzayı yapıştırıyor anlamadım gitti.




 
Çek-senet olayını bilmem ama mesela tapuda al-sat yaparken kamera oluyor. Memur özellikle soruyor satıcıya “paranı aldın mı?” diye.

Çek-senet olayında da bankaya gittiğinde sistemde keşidecinin imzası oluyor sistemde. Sahte yada imzada farklılık görününce ödenmiyor çekte
  • silah taciri  (13.06.21 15:03:09) 
Bi ara pavyonda senet imzalatmislardi bana, hala duruyor. Baya gercek imzami atmisim.

Gotu yemiyor insanin o an galiba :)
  • brkylmz  (13.06.21 15:12:55) 
onemli olan imzanin sekli degil pek is kriminale girince. Yazi tipinizden baskilarinizdan o yazinin imzanin sizin tarafinizdan atilip atilmadigini da tespit edebiliyorlar


  • oscar  (14.06.21 01:06:33) 
oscar+1 önemli olan nasıl bir şekil çizdğiniz değil. sizin elinizden çıkıp çıkmaması. imzanın site ait olup olmadığı oturarak, ayakta, sağ elle, sol elle, rakamlar, isim vs yazdırılarak tespit ediliyor.


  • Olric  (14.06.21 11:16:14) 
Show haberde çok görüyorum, sahte imza nedeniyle mağdur olan? Yukarıda imzanın kime ait olduğu belli olur denmiş ama evini kaybeden insanlar var. Nasıl tespit edemiyorlar?


  • gelmeistemem  (14.06.21 11:28:59) 
[]

"You Are Not Into It" durumu

Arkadaşlar böyle bir durum var, literatürde nasıl geçiyor bilmiyorum ama. Yani bir iş olur, bir eğlence olur, bir şey olur, tamamen kendimi kaptırıp veremiyorum, yani mesela iş olduğu zaman önüme gelince "nasıl yapılır ki bu" diye aşırı panikleme oluyor, bir sürü ihtimal kafamda beliriyor ya şu şöyle olursa belki de bu böyledir vs. Eğlencede de yani ne bileyim hani bazen olur ya bir konser olur bir şey olur, bu kesinlikle "aa herkes beni izliyor aptala bak diyorlar" falan değil belki o da vardır ancak gerçekten kendimi tam veremiyorum. Bazen bu işi yok işte zekadan yok aşırı farkındalıktan diye açıklıyorlar ama bu başka bir şey, hani açıklama olsa bile çözümü gelmiyor, "farkındalığın yüksek", so?




 
Böyle bir dertten muzdarip olsam ve param olsa psikologa gider uzman bir görüş alırım, hissettiklerimi anlatırım aynen burada yazdığın gibi, bu sayede kaygıdan mı yoksa başka sebeplerden mi daha iyi anlaşılır


  • freebird5406_2  (02.06.21 18:53:23) 
alkol al.


  • fff02561  (02.06.21 19:21:23) 
arkadaşlar modlar genelde karşılıklı cevapları siliyor ama bu eklemem gereken önemli bir detaydı ve eklemeyi unuttum ki konu da görünüşe göre o yönde gidecek, şunu söylemem gerekir ki uzun süre çeşitli psikolog ve psikiyatrlardan destek aldım.


  • ckisc  (02.06.21 20:53:24) 
kaygılısın sadece başka bir şey yok


  • kushkush  (02.06.21 21:45:55) 
[]

Şans Üzerine

Arkadaşlar böyle bir olay var yani söylenecek örnek inanılmaz sayıda ancak olayın "kendisi" felsefeler içinde kaybolup gidiyor.
Adam "hiçbir işim yolunda gitmiyor, gideni de tırmalayarak almış oluyorum ve tam sevincini yaşarken bir şey daha giriyor, finish çizgisine geliyorum çizgiyi ileri taşıyorlar, herkese buyurun yapanlar bana gelince tribe giriyor, şundan dolayıdır diyorum ama daha beterlerine kimse bir şey demiyor" diye anlatıyor. Bir çözüm istiyor. Karşılığı şu:
1) her şeyi sen çekion .d
2) gardeşim ser seccadeni göreceksin hepsi bitecek
E bu İslam dünyasının hali ne diyorsun cır cır.
3) beklentilerini sıfıra indireceksin -sağol ya
4) şans dediğin nedir, bak elin ayağın tutuyor meh meh meh car car car
Adam diyor ki en büyük olaydan en ufak olaya trolleniyorum diyor, uzman terapistlere gidiyor bunlar her olay üzerinde tek tek yorum kasıp gönderiyorlar.
Bu işin gerçekten özü nedir yani bendeki bu şansla bu post da arada kaybolur gerçi.

 
"uzman terapistlere gidiyor bunlar her olay üzerinde tek tek yorum kasıp gönderiyorlar."
Kişinin her düşüncesini, her olayı şans-şansızlık boyutunda değerlendirmesi pek de işlevsel bir durum değildir. Dolayısıyla ayrıntılı biçimde incelenmeli ki kişinin de düşünce yapısında değişiklik olabilsin. Kişinin algısı sürekli bunun üzerinden dönüyorsa bazen şanslı olduğu olayları da kaçırabilir veya olayın şansla bir alakası yoksa bile buna bağlayabilir. Bir de şans nedir, kişiye göre tanımı nedir?
Şöyle örnek vereyim: Bu sabah radyoda akşamüstü sağanak olacağını öğrendiğim için şemsiyemi alıp çıktım ama o radyoyu dinlemeseydim belki akşam ıslanmamı şanssızlık olarak adlandıracaktım. Belki de radyoyu açmayabilirdim, bu da şanstır? Yani nedir bu şansın tanımı? Belki de bu olayın çok bir önemi yoktur, dünyada gerçekşeşen milyarlarca olaydan biridir ve benim algım belirliyordur.
Değil ki Türkiyedeyiz, hükümete yakınlar dışında kimin işi çata çuta yürümüş ki?

Tabii ki burada öncelikle kişinin ne istediği önemlidir. Benim önerim her şeyi şans-şanssızlık boyutundan çıkarmanız olur.
  • mor bembombom  (21.05.21 14:22:21) 
Valla, kendine yapacak bir meşgale buluyorsa, bunun için azmi varsa ve uğraşabiliyorsa, hatta bunu birilerine anlatabiliyorsa bence dünyadaki bir çok insandan daha şanslı çünkü hem akıl hem vücut sağlığı yerinde demektir. Şans sadece bir şeyler kazanmak değildir, sahip olduklarına sahip olabilmektir.


  • etna  (21.05.21 21:40:35) 
@mor bembombom +1 dedikleri doğru. ama bazıları daha rahat yollardan geçiyorlar, bu bir gerçek. şans da bazen senin sayende oluyor bazen de tamamen rastgele oluyor. bu konuya çok takılırsanız üzülürsünüz.
işinize yarayacak mı bilmiyorum ama outliers kitabında bu konuyla ilgili güzel örnekler var.

  • sevilen progressive türkücü  (21.05.21 22:01:03) 
Olacak olan şeyle ilgili beklentinizi "zaten şanssızım bu iş olmayacak" diye düşünmek davranışlarınızı da olamaması yönünde yönlendirmenizi sağlar.


  • rapisa  (21.05.21 22:35:19) 
Arkadaşlar görüşleriniz için teşekkür ederim, normalde böyle iş karşılıklı konuşmaya dönünce moderatörler siliyor ancak bu önemli eklemeyi yapmak zorundayım, umarım silmezler.
dediklerinizde haklısınız, "şanssızım" diye düşünen adam elbette algıda seçicilik yapar ve şanssız olur, bu psikolojide önündeki fırsatları da kaçırır. buraya kadar her şey normal.
işin tuhaf kısmı bu insan full şanslı hissettiğinde veya hiçbir şey hissetmediğinde de inanılmaz trollükler çıkıyor ve bu konulara kafa yormazken de bunlar oluyordu. yani onu bir kimlik olarak addetmeden önce de bu tip şeyler oluyordu, sıkıntı olan da bu zaten, hatta bilinci daha yokken bile böyle şeyler oluyordu diyeyim (2 günlükken). sorun zaten orada. yani 100 yıl önce böyle şeyler olunca cin çarpmış şeytan girmiş deniliyordu, derinine inilmiyordu, şimdi ise "yaw sen çekiyorsun" denilip derinine inilmiyor bu işte başka bir mekanizma var.
  • ckisc  (21.05.21 23:04:05) 
mor bembom arkadaş bir psikolog olduğu için mesleği çerçevesinde konuşuyor. onun şahsında yazmıyorum bu cevabı, çatışmayalım kimseyle.
modern psikiyatri/psikoloji "yaram iltihap kaptı antibiyotik içeyim" doğrusallığında cevaplar üretemiyor. kendi şemalarına uygun yaklaşımlar sergiliyorlar, psikofarmakoloji bile topallıyor. dikkate al tabi, alma demiyorum ama oraya da demir atma, kesin sonuç bekleme.

felsefeler içinde kaybolmana +1, muğlak olmaya ve öyle kalmaya mahkum bir mesele bu
  • comp  (22.05.21 01:13:37) 
Güzel bir tartışma dönmüş, hemen ilerleteyim izninizle.
@comp, size katılıyorum. Maalesef insan davranışını net kalıplara sokamıyoruz, evet. Kişiliğin, zekanın üzerinde anlaşılmış net bir tanımı bile yok. Bize de her zaman şu söylendi: "Bu alanda kurabileceğiniz tek net cümle, net bir cümle kuramayacağınızdır. Raporunuzdan fikir belirtmeye kadar her şeyi olasılık olarak yazmak zorundasınız çünkü her zaman o hata payı vardır." Hatta son senede hoca serbest olarak bizim düşüncelerimizi içeren bir ödev istemişti, dört senede en çok zorlandığımız ödev o olmuştu. Neyse.
Algı meselesi o kadar geniş ve öznel bir konu ki "kesin şudur" demek çok zor. Sadece kendi alanımla ilgili açıklama yapmam da bir algı meselesi zaten :)
Algıyı önemli kılan şey şu: (@ckisc üzerinden yazmıyorum, yanlış anlaşılmasın lütfen) Hiç mi rast gitmedi? Hiç mi? Yani hiç mi durağa geldiğinde beklediğin otobüs çat diye gelmedi, hiç mi almak istediğin o şeyin sonuncusu kalmadı? Ne bileyim, hiç mi o flörtle alakasız yerde denk gelip mutlu olmadın?
Hep şanssızlığa odaklanmak, bu gibi olması ihtimal şeyleri gözden kaçırmak oluyor işte. Dolayısıyla kişide kendini doğrulayan kehanete gitmesi de kaçınılmaz oluyor.

Kendi yanıtımda sanki şans faktörünü tanımamışım gibi olmuş. Aslında demeye çalıştığım şey şu, şans faktörü zaten kontrol edilemeyen bir şey olduğu için üzerinde çok düşünmek ya da hayatın hatrı sayılır kısmını bunun ekseninde yorumlamak o düşünceyi gerçekçi kılsa da işlevselliğini zedeler. Mesela şansı etkileyen pek çok etken de vardır ama onları bildiğimiz için zaten az çok ölçü referansı veriyorlar, bu (görece) kontrol edilebilirlik de şans faktöründen çıkıyor. Yani klasik olarak şeyden gideyim: Son bir senedir iş bazında da sosyal çevrede de çoook kişiden pandemiyi kendi şanssızlıklarına bağladığını gördüm. Evlenecekken erteleyenler, tatil parası boşa gidenler, arkadaşlarıyla görüşemeyenler... Ben de tam plan yapmışken hafta sonu bozulduğu için "of ne şanssızım, geçen hafta sonu gitseydik böyle olmazdı" diye algılamıştım. Hepimiz (olması gereken) bir bencillikle koca pandemiyi kendimize yoruyoruz.
Mesela Orta Doğuda yaşamak bir şans faktörü, kalburüstü bir Avrupa ülkesinde bu kadar sıkışmışlık yok ve haliyle işlerinin rast gitmesi daha büyük olasılık; çünkü işi yürütecek kişi mutlu, gündelik mesaisinde boğulmuyor, dolayısıyla karşıdakini düşünüp ona göre davranabiliyor. E bu da şansı etkiliyor. Bizim burada memur, vatandaşı azarlıyor, kafası bozulunca işi yürütmüyor vs vs.

Tabii ki soruyu soran kişiyi tanımadan bu kadar net konuşmak mantıklı değil ama buranın da bilimsel ortam olmamasına güvendim ne yalan söyleyim. Dediğim gibi lütfen kişi bazlı düşünmeyin, maksat güzel bir tartışma ortamıyla fikir genişletebilmek. Duyurunun bu kısmını seviyorum.
  • mor bembombom  (22.05.21 10:30:01) 
[]

Türkmenistan'daki Türk Şirketleri

Arkadaşlar orada yaşayan bir yakınım benden bunların listesini istedi ancak öyle bir şey bulamıyorum yani internet zaten çöplük olmuş acaba ne yapabiliriz nasıl bulabiliriz, teşekkürler.




 
Öncelikle Polimeks. Zira Ceo'larından birisi türkmenbaşına çok yakın bir isim. Onlarla birlikte Türkmenistana gitmişliğim de var 15 gün.

insaatelemani.com

burada inşaat firmaları listesi vermişler. Ama tüm sektörleri soruyorsanız bilemiyorum.
  • la traviata  (04.05.21 21:43:36 ~ 21:43:58) 
  • rm  (05.05.21 00:11:12) 
[]

Google Camera Kullananlar ve Samsung Galaxy Note 10 için GCam

Arkadaşlar bunu çok duyuyorum yani güvenilir mi gerçekten emin değilim, sözlükte de yazıyorlar ve hep Xiaomi telefonlar üzerinden söylüyorlar. Yani bahsettiğim telefona uygun dağıtım pek de bulamadım ve varsa da garanti kapsamı dışına mı çıkarıyor bilmiyorum, sizin fikriniz nedir, teşekkürler.




 
Ben önermem, Samsung'un kendi kamerası oldukça başarılı generic bir kamera uygulamasındansa onu kullanın derim ama yine de:

www.xda-developers.com

www.celsoazevedo.com


Ek olarak tabii ki garanti kapsamı dışına çıkmaz. Uygulama kurmuş oluyorsunuz sadece.
  • aguen  (03.05.21 18:15:19) 
[]

Ceket Ölçüsü

Arkadaşlar düşünün ki ABD'de yaşayan biri diyor ki ben express markasının ürünlerini çok beğeniyorum gelirken de sana bir ceket alayım, ancak ölçün lazım. Siz de terziye gidip ölçünüzü aldırıyorsunuz, terzi göğsünüzü ölçüp ölçünüz için 50 diyor, kendisi gayet de yılların terzisi. Ancak 50 ABD'de duba boyutlarında bir şey, emin olamıyorsunuz. Sonra bir chart bakınıyorsunuz, diyor ki EU standardında 50, US standardında 40'a eşit. Yani ABD'den gelecek ürün de 40 olmalı. Ama yine emin olamıyorsunuz. Bu işin doğrusu nedir acaba?




 
öyle olmaz. aynı standartta beden numarası verilse dahi kalıptan kalıba fark olur. o ülkenin standartları ile diğerinin standartları fark olur. her markanın beden ölçüleri standartları farklı olur.

bu yüzden ne yapacaksın? omuz başından kol boyu, göğüs, omuzdan omuza ölçüsü, bel ve basen, boyun çevresi, sırt gibi ölçüleri alacaksın doğrudan arkadaşından. ya da onun üzerinde fit olan bir ceketten. ölçüleri alırken de her ölçü biriminin nasıl ölçüldüğüne dair fotorğafı olacak. sonra mağazaya gidip bu ölçülere uygun alacaksın.
  • reanarchy  (29.04.21 13:15:27) 
En garanti yol bu gibi ama yani ben bunları tek tek ölçsem iyice kafası karışır diye düşünüyorum, sonuçta belli standart bedenler var.


  • ckisc  (29.04.21 15:29:30) 
belli standart bedenler yok. adidas'ın x modeli ile y modellerinde bile 42 numara farklı olabiliyor. iki farklı coğrafyada iki farklı yeren markanın ürünlerinin aynı kalıp olmasını bekleyemezsin.


  • reanarchy  (29.04.21 16:23:54) 
[]

Ertesi Gün Değişen Olaylar ve Kişiler

Arkadaşlar diyelim biriyle konuşuyorsunuz, her şey çok güzel ve iş bayağı flört. Konuşma öpücüklerle bitiyor falan her şey süper.
Ertesi gün veya günlerde bir çeşit adeta kara büyü oluyor. Yani ya o kişinin bir akrabasına bir şey oluyor ya can sıkıcı bir şey oluyor, ya bende bir trollük oluyor hadi bunu geçelim. Bunların hiçbiri olmasa sebepsiz bir soğukluk var, yani nasıl desem bir gün önce kaba tabirle yapışan insan, hiçbir sebepsiz koşulsuz ("sen mi dangozlaşıyorsun acaba" diyenler için bunu söylüyorum), "hmm whatever" modunda, hani bir açıklama şey olabilir "önceki gün kendini çok kaptırdı şimdi de guardını alıyor" ama o fazla iyimser geliyor bana böyle "naz yapıyor" diye kendini kandırmak gibi. Sizlere de sormak istedim, teşekkürler.
PS: Sorun, olayın fizik kanunu gibi farklı kişiler ve ortamlarda tekrarlaması.


 
benim iliskilerimde de oluyor bu. Hadi benden sikildi desem, bir dahaki bulusma gerceklesmez, ama yok yana yakila geliyor yine. Ben de merak ediyorum sebebini, cevaplari takip edeyim bari :)


  • invictae  (22.04.21 13:17:32) 
yanlış insanlara denk geliyorsunuz. bunun nazla alakası yok, karaktersizlik diyorum ben. maalesef sayıları çok olduğu için sürekli karşınıza çıkıyor olabilirler.


  • cometome  (22.04.21 13:22:33) 
Muhabbet hızlı ilerlediğinde öyle oluyor bende de. Fazla ileri gittik galiba, biraz sağduyulu olalım refleksi.


  • epistemic_regress  (22.04.21 17:32:08) 
@invictae kesinlikle paranormal bir olay :))
@cometome bu çok doğru ancak olayların işleyişindeki mükemmel sisteme bakınca tek cevap bu değil gibi duruyor.
@epistemic_regress bu kesinlikle doğru yani hepsini açıklayan şey bu değil ama olan bir şey, o anlık kaptırmış gibi oluyorlar çok fazla sonra kendilerine gelince "naptım ben yaw" deyip ertesi gün "hmm evet" oluyorlar.
  • ckisc  (23.04.21 20:02:53) 
[]

Torrent Upload Sorunu

Merhabalar, qBittorrent kullanıyorum ve kesinlikle upload olmuyor, sanırım internet güvenlik ayarlarında bir şeyi yanlış yaptım hani olur ya ev ağı vs, başka uploadlarda hiçbir sorun yok sadece torrentte var, acaba napsak?




 
uzun zamandır ayrıntılı torrent kullanmadım ama upload için ayrı bir port gerekli, sizin o port kapalı mı acaba?


  • co2s2  (20.04.21 17:40:37) 
Google'da "torrent hızı artırma" şeklinde geçmişte bir arama yaptıysan eğer mutlaka çıkan sonuçlardan biri bağlantı ayarlarından izin verilen upload hızını 0'a düşürmen gerektiğini yazmıştır. İlk oraya bakardım.


  • IncredibleMau  (20.04.21 17:48:13) 
@co2s2 netspeed vdsle geçtikten sonra böyle oldu belki de yani onun portu ile alakalı olabilir veya ben şu an cahil cahil konuşuyorum bilmiyorum.
@IncredibleMau yok ondan değil onda herhangi bir sorun yok.

  • ckisc  (21.04.21 17:00:50) 
[]

Venatura Çinko-Bakır Kullananlar

Bunu kullananlar var mı, deneyimlerini paylaşabilir mi? Çinko eksikliğim var gibi görünüyor.




 
Çinko-bakır kullanmadım ama Venatura'nın başka pek çok ürününü kullanıyorum ve memnunum.


  • inawen  (30.03.21 17:18:56) 
[]

avi vs mp4

arkadaşlar ben google photos'a bazı videolarımı filmlerimi arşivlemek istiyorum bazıları avi, wmv, ts formatında, bunları mp4'e çevirme taraftarıyım ancak mesela sözlükte üstü kapalı olarak yaww avi ondan daha güzel gibi bir iki yorum gördüm, bu arada photos'a yüksek kalite yani sıkıştırmalı olarak yüklüyorum ne dersiniz önden mp4'e çevirerek kötü mü yapıyorum?




 
cevirmeyince izlenmiyor mu? biseye cevrilmemis hali en iyisidir muhtemelen.


  • eksi sozlukte eksiyen adam  (29.03.21 21:06:05) 
ya izleniyor tabi de belki çok kayıplı yüklüyordur veya işte ileride diyelim avi mavi kalmaz atıyorum 5 sene sonra doğru dürüst açılmaz bile veya işte bazıları diyor ya handbrake ile mp4 yaptım görüntü kaybı olmadan boyutu küçüldü vs bir sürü şey. aslında dediğin doğru, ben sadece senin sorundan emin değilim oluyor mu diye ki aslında izleniyor, indirince de yine avi olarak indiriyor mesela.


  • ckisc  (29.03.21 21:53:12) 
h264/h265 codecli mp4, daha futureproof olur.

Avi bir şey ifade etmiyor o sadece barındırıcı bir kutu gibi düşün, codec'i ne?
lasopabj375.weebly.com
  • nhk ni youkosu  (29.03.21 23:54:22 ~ 23:54:45) 
[]

IDM İndirme Panelinde "MP4 20.4 KB" vs.

Bir video var, 3 saat civarı, ben de panelinden değil indirerek izlemek istiyorum, normalde "mp4 2 GB" falan yazar, bu sanki böyle akış şeklinde parça parça geliyor gibi, ki öyle, küçük küçük kilobyte paketler halin 50 tane 100 tane link geliyor bunu tek parça halinde indirmenin bir yolu yok mudur acaba?




 
artık çoğu site video için dash teknolojisi kullanıyor bu da videoları belli parçalara böler ve donma olmasın diye internet hızına göre videonun devamında bir sonraki video parçacığının kalitesini seçer. bilindik bir site ise internette video downloader araçlarını deneyin, yoksa çok teknik şeylere ihtiyacınız olacak indirmek için.


  • nahtoderfahrung  (24.03.21 23:22:51 ~ 23:23:14) 
[]

Çok Soru Sormak ve Detaylara Takılmak

Şimdi bir kişi düşünün, bir form dolduracak mesela, en ufak detayda bile aklına "ya şöyleyse" diye takılıyor ve soruyor, burada asıl sıkıntı şu, bu insan ne zaman "amaan nolacak" deyip aklına eseni yapsa, en ufak noktadan bile geri dönüşü imkansız şeyler olmuş. Elin oğlu en büyük yanlışı yapsa hoş görülmüş, düzeltilmiş, bu kişinin bir nokta işareti bile büyük problem yapılmış, kendisi de artık böyle biri olmuş ve kariyerini vs etkileyen bir durum. Ki hala yani ne yapsa hep bir kulp bulunuyor, ayrıca bir şey yapacak, internette ne arıyorsa onun dışında önüne her şey çıkıyor, her küçük şeyde büyük olay oluyor, bu kişi nasıl düzelebilir (tedavi kısmını ve "sen kendin çekion raat olacan .d" kısmını şimdiden eliyoruz, tedavi kısmı zaten mevcut), gündelik pratik egzersizlerden veya edinilmesi gereken mindsetten bahsediyorum yani bu insan bu zinciri nasıl kırabilir?




 
terapi dışında bir çıkış görünmüyor


  • reanarchy  (24.03.21 15:30:48) 
Tam bu şekil bir arkadaşım var, sorunu çocukluğundan başlıyor. Sürekli eleştirilmiş ve her hatasında cezalandırılmış bir çocuk olarak 50sine merdiven dayamış bir bekar kadın kendisi. Mutsuz ve sıkıntılı. İşin daha kötüsü, arkadaş mevzularında da bu sorun oluyor ve kendine değer vereni değil de kendini eleştireni yereni seviyor.

Şimdi bu arkadaşı ne kadar sevsek de onu bu mevcut koşullarından kurtarmamız mümkün değil. bu konuda elemene rağmen işi uzmanına bırakıyoruz. Mindseti de vermesi gereken uzmanı.

Burada minik edit: Tedavi değil, terapi diyelim. Saçma sapan birinden alacağı sakinleştiricilerle bir yere varamaz, güvenilir ve güveneceği birine giderek sorununu çözmeye adım attıysa ve çabalıyorsa bu en güzel çözüm zaten.
  • lcha  (24.03.21 16:13:30) 
Bu halinden memnun ise soru sorduğu için takdir edilebileceği denetim teftiş gibi işlere de yönelebilir


  • imumax  (24.03.21 17:19:50) 
Ya terapiler genelde çok iyi olmuyordu bir yerin terapisi süperdi oradaki terapisti de tam terapi iyi giderken devlet kendi hizmetine çekti dışarıya kapattı öyle oldu, bunun bir iç yönü bir de dış yönü var yani siz aşsanız da sebepsiz yere ne yapsanız olay oluyor ama en azından iç yönü üzerine çalışılabilir terapiyle. onlar da pahalı işte.


  • ckisc  (24.03.21 21:03:50) 
[]

Handbrake 100 CPU kullanıyor

Bu duruma karşı ne yapılabilir ve bu neden olur




 
handbrake video dönüştürme uygulaması değil mi? zaten %100 işlemci gücü kullansın, işini bir an önce bitirsin.


  • roket adam  (24.03.21 11:17:43) 
100% kullanması istenmeyen bir durum değil ki.
multitasking için vs lazımsa aynı anda başka işler de yapıyorsan buradan set affinity tıklayıp bazı çekirdekleri handbrake için devredışı bırakabilirsin. i.imgur.com

her yeni encode başladığında tekrarlaman gerekir bu işlemi.

i.imgur.com

bir diğer alternatif de encode işlemini gpu ile yapmak. nvenc kullanırsan cpu kullanmaz. ama aynı bitrate ile daha kaliteli bir çıktı elde etmek için cpu encoding hala en iyi seçenek. nvenc gelişti yeni 2000-3000 serisi kartlarda ama cpu encoding seviyesinde değil.
  • konetsu  (24.03.21 11:52:42 ~ 11:56:14) 
yani bilmiyorum filmi yarım saatte çevirdi ve CPU 100dü tırstım gerçekten. Bu multitaskingdeki olayı da bir deneyeyim teşekkürler.


  • ckisc  (24.03.21 21:04:50) 
100% cpu kullanımı bir sorun değildir. yarım saat değil 24 saat 100% yükte çalışsa da sorun olmaz soğutma sistemin yeterliyse(cpu ve anakart vrmleri) devamlı tam yükte çalışabilir sistem. amaç minimum sürede maksimum iş yapmak yani sistemin tüm gücünü kullanmak. ideal olan böyle 100% kullanıma ulaşmak ama her uygulama multithreading açısından tamamen başarılı değil işte. asıl 100% sistem kullanmayan uygulamalar sorun.

100% kullanım sadece aynı anda başka şeyler de yapıyorsan sistemde yavaşlama hissedeceğinden sorun olabilir, atıyorum 8 çekirdekli işlemcin var 16thread ile encode ederken oyun oynamaya çalışırsan kasar ama encode için 12thread ayırır 4 thread ile de oyun oynarsan iki işi aynı anda yapabilirsin. ben genelde 1 thread ayırıyorum 15 thread ile handbrake encode ederken 1 thread ile de internette dolaşma dizi film izleme vs. işlerine bakıyorum.

handbrake ile de yaklaşık 3-4 tb encode ettim şimdiye kadar. bir filmi yarım saatte encode ettiğine göre hızlı profil ve x264 kullanıyorsun sanırım. ben x265 encode ediyorum daha da uzun sürüyor hatta. var olan performansı kullanmak sorun değildir.
  • konetsu  (25.03.21 01:26:51) 
[]

Cine 5'te Yayımlanmış Bir Korku Filmi

Arkadaşlar bu filmi 2000lerde izlemiştim, Amerikan yapımı, 1995-2002 arası bir yapıma benziyor. Burada bi eleman var daha doğrusu iki eleman var genç, bunlardan biri diyor işte ben şöyle yapıcam çok güçlü olcam falan, büyü gibi bir şey yapıyor, diğerinin dehşet dolu bakışları arasında dönüşüm yaşıyor, biz onun gölgesini sonra da kendisini görüyoruz, böyle alien gibi bir şey olmuş, tuhaf bir canavara dönüşmüş, öyle çıkıp gidiyor, devamı var ama o an işim çıkmıştı yani filmin başı mı sonu mu ortası mı onu bile bilmiyorum, neydi acaba bu film, arada aklıma gelir merak ederim.




 
Aklıma gelen başka bir filmin ambiyansıyla ipucu vereyim, Djinn-Wishmaster (Türkiye'de Tılsım adıyla geçiyor) bunu hiç izlemedim, az bir sahnesini gördüm ama o film tamamen bunun muadili gibiydi.


  • ckisc  (18.03.21 14:59:51) 
Atıyorum: Brainscan


  • pispinti  (18.03.21 16:02:33) 
yok, brainscan güzel filmmiş ama o değil, benimkinin çekimleri daha yeniydi ve eleman direkt alien-ejderha-canavar tarzı bir şeye dönüşüyordu.


  • ckisc  (22.03.21 19:13:39) 
[]

Format Factory Alternatifi Format Dönüştürme

Arkadaşlar uzun süredir Format Factory benim işimi görüyordu. Ancak son bir iki yıldır, mesela bir avi dosyası var, 1.37 gb, bunu divx480p yapsam 3 gb, 720p yapsam 6 gb ve çamurluğu da aynı. daha düşük bir seçenek de yok mp4 yapmak için. daha iyi önerileriniz var mı, teşekkürler.




 
handbrake var açık kaynak kodlu gayet güzel çalışıyor


  • baknedicem  (17.03.21 12:20:46) 
[]

Google Fotoğraflar Take Out Json Dosyaları

Arkadaşlar Google Photos'dan Takeout yaptınız yani bütün fotoğrafları rar olarak indirdiniz, klasöre çıkardınız, kendi içinde klasörlemiş aynen, çok güzel ancak her fotoğrafın yanında bir de onun Json dosyası var. Evet json dosyaları veri bilgilerini saklayan dosyalar çok güzel ancak çok da lazım değil bana göre. Fotoğrafın kendisi de o bilgileri tutuyor, anca bir web sisteminde google photosda bir anlam ifade edebilir, ben bunları sileyim diyorum ancak doğru mu yapıyorum, bir sakatlık olur mu bilmiyorum, ve hepsi tek tek nasıl silinir onu düşünüyorum.




 
JSON dosyalarını silmek bir problem çıkarır mı onu bilmiyorum. Ama eğer silmek istersen fotoğrafların olduğu klasörde komut istemini kullanarak şunu çalıştırabilirsin.

del /S *.json

Bu komut recursive olarak her klasörün içindeki json dosyalarını silecektir.
  • samil  (09.03.21 14:14:22) 
[]

Uyku Birikintisi Hissi

Arkadaşlar düşünün ki güzelce uykunuzdan uyandınız, dinçsiniz kalktınız, her şey çok güzel. Lavaboya gittiğiniz andan itibaren esnemeler başlıyor. Hani sanki uykunun tortuları zihin damarlarınızda kalmış gibi. E tamam uyuyayım diyorsunuz ancak o da yok.
Uyku apnesinden şüphelendim ancak eski sevgilim ABD'de çalışmış nefes terapistiydi (bildiğiniz hastanedeki sağlık çalışanı) ve gözlemlediği kadarıyla uyku apnesi olmadığını söyledi. Açıkçası uyku apnesi olması işime de gelmiyor, çünkü bir çözümü yok, maske takacaksın, çok saçma ve pahalı. Öyle uyanma nefessiz kalma olayı da olmuyor, horlama ise çok ama çok nadir gerçekten aşırı yorgunsam oluyor.
Herhangi bir şeye girişeceğim zaman bu içimde gezen şey, sanki bir uyku tortusu, esneme sıvısı beni cidden rahatsız ediyor ve bütün yaşam kalitemi ve performansımı düşürüyor. Boş şeylerle uğraşıyorum, çünkü uğraşmadan duramıyorum ancak işler zorlaşınca veya ciddileşince konudan bağımsız vücut tribe giriyor ve esnemeler halsizlikler başlıyor. Herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığım yok, kontrol edildi. Teşekkürler.


 
birçok biyolojik sebebi olabilir. bahsettigin belirtiler sisli zihin, dikkat eksikliği tanımına da uyuyor. fonksiyonel veya butuncul tıpla ugrasan bir hekime gitmeni tavsiye ederim.


  • orpheus  (07.03.21 17:23:26) 
Bazı değerleriniz düşük veya yüksek olabilir. Kapsamlı bir kan tahlili yardımcı olabilir


  • EasyTiger  (07.03.21 18:27:00) 
[]

Zero to Hero - Gerçek Örnekler

Bu tür "hayatım berbattı, hiçbir şey yolunda gitmiyordu, sonra şöyle şeyler oldu/yaptım her şey çok güzel akıp gitti" diyeceğiniz gerçek olaylar var mıdır?




 
hayır ama umarım burayı en kısa zamanda editleyebilirim :')


  • candide  (07.03.21 16:26:15) 
"hayatı berbat" noktasından başlamıyor ama yolunda gitmeyen bir hayat akışı sırasında zor kararlar veren, büyük işler başaran ve hep mücadele eden bir insanın hikayesini görmek isterseniz ebru baybara demir ismini araştırabilirsiniz. benim de yeni izlediğim, hikayesini anlattığı video da sözlükteki başlığında paylaşılmış www.youtube.com

bir de "her şey çok güzel akıp gitti" gibi bir hayat (bence) yoktur, bu tür hikayelerde insanlar hep zorluklar yaşar ve mücadele ederler, orada da gerçekçi olmak gerektiği kanaatindeyim.
  • nimberjack  (07.03.21 16:31:14) 
Bir arkadaşım 35 - 40 arasında bir yerde ölüp kalacaktım demişti. Bütün gece içip hiç olmadık bir yerde uyanıyordum vs. dedi. Bir işi varmış ama nefret ediyormuş. İşteyken Ciğeri patlamış ve hastaneye kaldırılmış. Sonra iş yerinden izin almış derken linkedin' de bir iş görmüş hiç umudu yokken başvurmuş ve kabul almış. O sıralarda hoşlandığı hatuna açılmış hatun kabul etmiş. Kadıköy' de üst komşum oldular çok tatlı bir çift. Çocuk benim per perişan halimi görünce çok normal abi benzer durumlardan geçtim korkma demişti.


  • guitarissimo  (07.03.21 17:13:10) 
lisedeyken bir ara çıktığım, benden 5-6 yaş büyük olan eski erkek arkadaşlarımdan biri, bira karşılığında barlarda fedailik yapan (eski basketçiydi), sağda solda uyuyan, uyuşturucu fazla olmasa da çok fazla alkol tüketen, herkesin işsiz güçsüz, "bir gün bir kenarda ölüsünü bulacağız" diye endişe ettiği, tipi düzgün olduğu için bazen günde 2-3 kızla takılan, çalışmayan, ondan bundan otlanan falan biriydi.

30 yaşında annesi bir tanıdık vasıtasıyla bir havayolu şirketinde işe soktu.
apron görevlisi falan gibi bir şey olarak çalışmaya başladı.
şu anda 41 yaşında, çelebi'de ceo olma yolunda ilerliyor.
almanya'ya transfer edildi.
10 bin küsur euro falandı maaşı iki yıl önce.
şirketin tuttuğu gayet güzel bir dairede yaşıyor isveçli kız arkadaşıyla.

anlattığı kadarıyla kendi karakterine çok uygun bir iş yapıyor gerçekten.
ve işini de iyi yapıyor.
ama söylediği şey, "eskiden bar köşelerinde sulu bira içerdim, şimdi pahalı gece kulüplerinde pahalı içkiler içiyorum.
eskiden taksim'de onunla bununla takılırdım, şimdi geceliği bilmem kaç euro olan escortlarla takılıyorum."
kendine göre aynı serseri hayatı yaşamaya devam ediyor yani.
ama son derece de mutlu.

kız arkadaşı istiyor diye çocuk denediler, olmadı.
"ben baba olacak adam değilim zaten, böyle yaşamayı seviyorum" diyor.

türkiye'ye geldikçe hâlâ görüşürüz, çok da severim.
arada bir face'ten falan haberleşiyoruz.
  • blatta hiberna  (07.03.21 18:28:21 ~ 18:33:38) 
[]

Bir Sitede Belli Bölgeyi Engellemek

Çeşitli adblockerlar kullanıp reklamları engelliyoruz ancak mesela bir siteye girdim sağda sürekli ilgimi çekecek başlıklar vs oluyor, bir yazı için girerken kendimi 50 sekme açmış buluyorum, ekşideki sol frame de aynı bu şekilde. Bunu halletmenin bir yolu yok mu yani bir araç olsa toptan böyle şeyleri engellese veya bölgesini biz ayarlayabilsek oraları perdelese.




 
adblocker'larin browser versiyonunda oluyor. mesela benim adguard premium ve istedigimi yok edebiliyorum.

onun disinda stylebot diye bir eklenti vardi. html.. css den anliyorsan siteyi gonlunce degistirebiliyorsun.
  • buenosdias  (03.03.21 16:05:15) 
[]

Lokal Web Dizin Olayı

Düşünün ki elinizde bir lokal web sitesi var, mesela wordpress paketini kurmuşsunuz veya basit html sayfalarını hasbelkader bir websitesi haline getirmişsiniz, bunu sürekli kendi not defteriniz özel blogunuz gibi kullanacaksınız.
Şimdi bunların içinde elbette sayfaların birbirine verdiği linkler olacak ancak bu linkler belli bir dizine referans veriyor. E diyelim ben yarın öbür gün bunu başka bir klasöre hatta başka bir bilgisayara attım, bütün linkler cortlamıyor mu? yani nasıl ki cortlamasın diye domainlerde değiştiriyoruz bazen sadece ***.com un *** kısmı değişiyor ki bunda da düzgün yapılmadıysa sorun çıkıyor, özetle bu işin pratik yolu nedir, bu senaryoya ileride bu lokal siteyi hosta yükleme ihtimalini de dahil edelim, teşekkürler.



 
Çözüm kullandığınız teknolojiye göre değişir tabi ama 2 temel yolu var:

1- Web sunucusu kullanıyorsanız (mesela WordPress, Node vs.) bir tane global değişken tutmak (BASE_URL) gibi ve link verirken ${BASE_URL}/somepage şeklinde kullanmak. WordPress bunu otomatik yapıyordur diye düşünüyorum.

2- Düz HTML dosyaları kullanıyorsanız da relative path kullanın. Mesela root/abc/index.html'den, root/xyz/page.html'e link verecekseniz, "../xyz/page.html" şeklinde kullanın.
  • plutongezegendegilmi  (02.03.21 20:28:46) 
wordpress config dosyasında base_url diye bir ayar var orası kurulumda otomatik doluyor, başka domaine taşıma yaparken oraları değiştirerek taşıyorsunuz.


  • nahtoderfahrung  (02.03.21 20:29:39) 
Relative URL yerine Absolute URL kullanırsan, yani alt sayfaların bağlantılarını verirken tam dizin kullanırsan başka yere taşıdığında bağlantılar çalışmaz.

Örneğin bir link vereceksin, web sitenin de masaüstündeki webpage klasöründe olduğunu varsayalım:

<a href="c:\users\ckisc\desktop\webpage\data\altsayfa.html">bağlantı</a>

yerine

<a href="\data\altsayfa.html">bağlantı</a>

şeklinde yazarsan bağlantılar dosyaları taşısan da kopmaz.
  • himmet dayi  (02.03.21 20:48:31 ~ 20:49:01) 
[]

90'lardan Everest'li Reklam

Arkadaşlar böyle bir reklam vardı tarih yanlış hatırlamıyorsam 97 falan olmalı, adam evereste çıkıyordu çok mutlu gurur duyuyor kendi resminin bayrağını dikiyor falan bir bakıyor ki başkalarının da öyle bayrakları var bebek bayrağı ve sonra köpek bayrağı bile var acaba ne reklamıydı ve nasıl bulabiliriz, teşekkürler.




 
Bilgisayarlardaki ilk komikli videolardandı. Reklamı hatırlıyorum ama markanın adını hatırlamak mümkün değil. Zaten öyle bilindik bir marka olduğunu sanmıyorum


  • benevolent sun  (28.02.21 22:38:22) 
[]

İngilizce Okuma ve Dinleme

Arkadaşlar benim kısaca sorunum, yüzde yüz İngilizce bir okulda olmama rağmen (ki en zor profa sahip), bir Wikipedia makalesi veya bir kitap vs olsun bir podcast olsun bana şey geliyor yani gözüm aşırı korkuyor tamam kelime eksiği bunda bir etmen ama cidden sanki rusçaya bakıyorum güzelce okumam lazım o rahatlık yok. Bir konuda İngilizce kaynak buluyorum çevirisini arıyorum mesela çok fazla kelime var halbuki İngilizcesi benden daha kötü olanlar oturup okuyorlar.




 
peki neyi soruyorsunuz ?


  • allahinadiylaoku  (26.02.21 16:34:25) 
"yüzde yüz İngilizce bir okulda olmama rağmen (ki en zor profa sahip)"
> o sekil bir okulda okuyo olman senin ingcenin otomatik olarak iyi oldugunu gostermez. keza prof da oyle. profla koskoca donem iki dakika muhabbet etmeyenler de var.

"tamam kelime eksiği bunda bir etmen ama cidden sanki rusçaya bakıyorum güzelce okumam lazım o rahatlık yok"
> evet kelime eksigin var ve oturup kelime calisman gerekiyor. ruscan daha iyi olabilir ingcenden bilemem. herkese kendi dili rahat.

"Bir konuda İngilizce kaynak buluyorum çevirisini arıyorum mesela çok fazla kelime var"
> cok kelime yok. sen kendini ing ifade etme konusunda yetersizsin. ne kadar fazla ogrenirsen o kadar derin konusursun.

"halbuki İngilizcesi benden daha kötü olanlar oturup okuyorlar"
>bence onlarin ingceleri senden daha iyi.
  • groove  (26.02.21 16:38:10) 
kolayına kaçıp çeviriden yararlanmaya çalışma alışkanlığınızla başetme için öncelikle sevdiğiniz konularla alakalı okuma ve dinleme tavsiye ederim.


  • emininsel  (26.02.21 16:42:13) 
@emininsel +1

bir dili öğrenirken dille ilgili her yeteneğiniz aynı mükemmellikte olacak diye bir kaide yok. ilginizi çeken konularda sabırla okuma yapmak kelime öğrenmek için, aksanlı bir podcast yerine daha temel seviye dinleme egzersizleri yapmak (mesela yavaş okunan sesli kitapları dinlemek) iyi olacaktır.

zamanla kelimeleri gördükçe alışacaksınız ama bu süreçte bilmediğiniz kelimeye sözlüğü açıp bakmanız en önemlisi. sonuçta bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp.
  • amugochi  (26.02.21 16:46:24) 
@groove +1


  • co2s2  (26.02.21 16:56:35) 
@groove +1

Dil ogrenmek buyuk emek ister. Senin sorunun emek vermeden yemek istemek gibi. Ne derler: el kirlenmeden agiz tatlanmaz.
  • Kirmizibavul  (26.02.21 19:26:47) 
Simple Wikipedia ile başla, her gün 2 makale oku. Youtube Etkili Pratik İngilizce düzenli takip et ve kurslarına katıl, yöntemi çözdün mü gerisi kolay.


  • kaset  (26.02.21 22:52:52) 
Arkadaşlar bahsettiğiniz gibi sanırım olay biraz alıştığım yerlerden alanlardan çıkıp dediğiniz gibi ufaktan ufaktan kendimi alıştıra alıştıra o korkuyu yenmek. Bunun zihinsel bir kalıp, bir korku olduğuna inanıyorum çünkü kendimi verdiğim zaman gayet akıcı okuyabiliyorum, sadece başta o ürkeklik var, o da bahsettiğiniz antrenmanlarla aşılabilecek sorunlar, çok teşekkür ediyorum.
@groove, ben sanırım tam ifade edememişim.
1. o şekil bir okulda olmam otomatik olarak iyi olduğunu göstermez ancak bütün ödevler sınavlar tartışmalar ve benim kendi güncel hayatımda yaşadığım şeyler, örneğin çalıştığım yerde italyan bir müşterimizle boş bir zamanda 4. haçlı seferi üzerine uzun uzun konuşmuştuk, ingilizceme çok iyi demiyorum ancak iyi, prof konusunda dediklerine katılıyorum o profu geçip her şeyi translateden anca yapanlar da var muhabbet edemeyenler de var, o bir kıstas olmaz evet.
2. Rusçadan bahsederken rusçam daha iyi demedim, rusçayı alfabesi dahil tamamen yabancı bir dil olarak söyledim yani sanki önümdeki yazı flulaşıyor anlamında, oturup yoğunlaştığım zaman ingilizceyi okuyup anlayabiliyorum ancak oturup yoğunlaştığımda, öbür türlü sıkılıp dağılıyorum, bu zaten türkçede de yaşadığım bir şey ama dilde zihnimde çözemediğim bir kalıp mı bir engel mi var acaba diye merak etmiştim.
3. Çok fazla kelime var. Şöyle ki, NGSL'deki kelimeler İngilizce'nin aşağı yukarı %85ini oluşturuyor, bunda bir sorun yok ancak tarihidir psikolojisidir mühendisliğidir normal kelimeleridir çok fazla kelime var. Yani atıyorum NGSL 3000 kelime olsun, tak tak konuşmak okumak yazmak için gereken sayı herhalde 5000den daha fazladır.
4. İnan ingilizceleri benden iyi değil, genel olarak da üslubunu hiç beğenmedim, fazlaca artist. Tanımadan etmeden üstten üstten konuşmalar bunları sevmiyorum, ben dille alakalı bir zihin kalıbından bahsediyorum sen üstten üstten "ganga bırah bi poh bilmion onnar senden daa iyi .d" demeye getiriyorsun, objektif olarak gerçekten öyle olsa bunu dile getirmekten inan çekinmezdim, bu tür ortamlarda bir faydası olmayıp üstten konuşma fırsatına hıyarım var diyene böyle tuzla koşan biri mutlaka oluyor maalesef yani onca şey yazmışsın faydalı tek satır yok, "kelime çalış" dışında, anca trip.
  • ckisc  (26.02.21 23:29:28) 
[]

Sonradan Edinilen Şeytan Tüyü

Böyle bir şey var mı? Yani bazı insanlarda bu doğuştan vardır, herkes tarafından sevilir her işleri yolunda gider ancak bunu sonradan edinenler var mı?




 
var, şeytan tüyü dedinilen olay aslında davranışlar bütünü, bu bütüne fiziksel duruş da dahil (dik durmak, gözlerin içine bakmak, piç sırıtışı, kılık kıyafet vs.) şeytan tüyü olan insanlar bunu daha çocukluk aşamasında davranışlarını bilinç dışı analiz ile ediniyorlar. daha sonradan edinmek için ise bilinçli analizler okumalar, deneme yanılmalar yapmanız lazım ancak oluyor.


  • selam  (26.02.21 12:25:26) 
@selam'a katılıyorum, "Şeytan Tüyü" albenisi bence de bir bütün ve insanın kendini eğitmesiyle kazanılması mümkün. Hatta filmlerde filan da görürüz; giysi, tavır hareket değişimi ve yol yordam öğretilen karakter bambaşka biri olup çıkar.

Ancak ben doğuştan gele şeytan tüyünün kişiye daha çok yakıştığını düşünüyorum. Çünkü onun doğalı bu ve üzerine yakışmış. Bende şeytan tüyü var mı dersen herhalde yoktur :)
  • burka  (26.02.21 13:02:10) 
Zaman zaman edinip/kaybettiğimi düşünürüm. Bazen kimsenin anlam veremediği şekilde bir şeyleri daha az çaba sarf ederek başarabiliyorum.


  • ruhen hastayim ben  (26.02.21 14:02:55) 
ben de net bir dönemimde öyleydim ama şimdi tekrar aynı motivasyonu sağlayamıyorum.


  • guitarissimo  (26.02.21 20:19:40) 
cemal hünal bence tam bir şeytan tüylü


  • bir soru sorcam  (27.02.21 23:34:36) 
[]

Ev İnterneti ile İlgili

Arkadaşlar ben 2014ten beri Superonline kullanıyorum her açıdan canımdan bezdirmiş durumda, uploadı zaten hiç demiyorum (bu da aslında benim için önemli olacak).
Şimdi kablonet tabi tartışmasız bir numara ancak bulunduğum yerde (Zeytinburnu'nun ortaları, belirtmemin bir sebebi var şimdi gelicem) altyapısı yok, bir iki sokakta var sadece, talep üzerine de getirmiyorlar.
Türk Telekom zaten aynı altyapı ancak fiyatları çok yüksek.
Türknet ise memnun olan kadar memnun olmayan var, bu sanırım bölgesel ve Zeytinburnu'nu o sebeple söyledim. Yani evde 3 tane öğrenci var, bunların dersleri vs var, bazı insanlar diyor ki benim internetim koptu 3 hafta kimseye ulaşamadım bu da doğal olarak korkutuyor (bu arada sitesinde bana sunduğu hız 35 mb download 6 mb upload 85 TL), Türk Telekom ise hipernet kullanılabilir diyor (daha yeni gelmiş buraya) o da çok pahalı. Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız, gerçekten arada kalmış ve biraz da şansıma pek güvenmeyen birisiyim.

 
bu iş biraz şans işi maalesef, ben türkneti denemek için başladım 3 senedir kullanıyorum. ayda yılda bir 1-2 saatlik kesilmeler dışında hiç bir sorun yaşamadım. sorun yaşarsam çat diye kapattırırım taahhütsüz zaten. bence isp'yi denemeden taahhüt vermek çok büyük risk.


  • roket adam  (25.02.21 13:26:28) 
[]

Görünmeyen Bir El ve Atalet

Okunması için mümkün olan en kısa şekilde yazmam gerekiyor:
Ne yapmam gerektiğini biliyorum, yaparsam ne olacağını yapmazsam ne olacağını biliyorum, yapmak çok istiyorum, onunla ilgili o işi yapmaya hazırlık olarak her şeyi de yapıyorum, bu spor olur, ders olur, bi kitap olur, dil öğrenmek olur, benim hayrıma olan herhangi bir şey. Konunun zekayla kafa basmayla alakası da yok yani, ki ben ne kadar pek inanmasam da çok zeki bir tip olduğum söyleniyor. Herhangi hayrıma olan bir şeyde bu belki her sabah akşam bir egzersiz veya diş fırçalama bile olabilir, sanki bir güç beni tutuyor. Evet biliyorum bir güç yok, onu yapan benim, evet bu bir farkındalık, so? Yani bu farkındalık bana bir şey katmıyor. Ben gerçekten disiplinli şekilde çalışmak zamanımı verimli kullanmak istiyorum, bunu nerede araştırsam karşıma motivasyonel şeyler veya işte meditasyon önerileri çıkıyor ve doğru tahmin ettiniz, meditasyon yapmam gerekirken onu da yapmıyorum, daldan dala atlıyorum genelde. Veya pomodoro öneriyorlar evet güzel bir yöntem ama mesela bir ders videosu izlerken her 10 saniyede aklına bir şey gelip internette 10 dk takılan bir insan için değil. Muhtemelen ADHD var ama bu daha başka bir şey, sebebini artık o kadar da merak etmiyorum, tek istediğim kurtulmak...



 
www.youtube.com
Inside the mind of a master procrastinator | Tim Urban

  • esref  (06.02.21 22:23:11) 
Duyuruyu okumaya başlayınca kafamda dönüp duran cümle “Sonunu okumaya gerek yok ya, biliyorum bunu, hey ckisc, paralel evrendeki ben misin yoksa”

Konuyu süper anladım ama cevabı bende de yok. Kendime ödül/ceza yöntemini de denedim, sonuç başarısız. Bence bu bir sağlık sorunu, vücutta eksik/fazla olan bir takım şeylerden kaynaklı.
  • epitaf  (06.02.21 22:53:56) 
:) o vidyo adettendir diye attım
i.imgur.com
i.imgur.com
alternatif link
i.0imgur.com
i.0imgur.com

benden bu kadar. cevabı yok +1

edit.
bi de bu var
vimeo.com
  • esref  (06.02.21 22:58:13 ~ 23:04:29) 
bu ted konuşmasını ben de yıllar önce izledim ve ayar oldum. zaten ted konuşmacılarının tuzu kuru insanlar olduğunu düşünüyorum, etkilenmiyorum artık.

sizdeki durum bende de var. o kadar zor ki insan bundan kurtulmak için beynini çıkarıp atmak istiyor.

www.dr.com.tr

bu kitapta kendini sabote etmekten bahsediyor. durum tam da bu, sabote etmek. herşeyi çok iyi bilirken, demir tavında dövülecekken, kaçan trene arkasından bakakalmak durumu.
çözüm ne olabilir, dikkat dağıtıcı şeyleri radikal kararla ortalıktan kaldırmak (hesapları kapatmak, bilgisayardan oyunları silmek gibi) çare olabilir belki. veya ortamı hazırlayıp gaz veren birilerini bulmak, o ivmeyle başlamak. işi minik parçalara bölüp aşamaları yazmak, yaptıkça tik atıp ilerlemeyi görmek ve motive olmak da işe yarayabilir.

bunun dışında irade güçlendirmek için oruç tutmayı düşünüyorum. beynimin o hedonist kısmını terbiye etmek için kendimi birşeylerden mahrum etmekten başka fikir gelmiyor aklıma. bunun çözümü masa başında değil çünkü, kenarda sorunu çözüp masa başına öyle dönmeli gibi hissediyorum, bilmiyorum..

edit: [evde denemeyin]
bu arada üniversiteden iki manyak arkadaşımın buldukları çözümler de şöyleydi: böyle tıkandıklarında biri başını soğuk suya sokuyordu, diğeri de kafasını dolaba vuruyordu :/ garip şekilde işe yaradığını söylüyorlardı. :))
  • starlightz  (06.02.21 23:04:41 ~ 23:18:09) 
arkadaşlar cevaplarınız için çok teşekkür ederim, umarım başka cevaplar da gelir ben biraz kendi tecrübelerimden yola çıkarak işe yarayan şeyleri yazayım.
1. öncelikle sabote eden şeylerin çoğu içimizden olduğu kadar dışarıdan da geliyor. örneğin ben saçma sapan diş fırçalama örneği verdim, neden? çünkü hadi yapayım diyorsun, "aha daha yeni yemek yedin dur", "şöyle olmalı böyle olmalı" gibi çevreden dinlediğimiz içimizde yapışmış şeyler. Spor da böyle. Hevesle başlıyorsun 50 yerden millet başlıyor yok işte şöyle yapacaksın böyle yapacaksın, yok işte bugün yapma dün yapmıştın, ulan zaten yeni başlamışım alışkanlık edinmeye çalışıyorum olimpik sporcu değilim ki? Bu tiplere "tamam hadi söyle bakayım nasıl yapmalıyım" desen, cevap "kişiden kişiye değişir, kendini en iyi sen tanırsın .d". yani olay en azından başlarda bodoslama dalmak.
2. yazmak. ama bu da öyle düzende olmayacak yani derli toplu bir yerde olacak elbette ancak kutsal kitap yazar gibi tribe girmeye de gerek yok. o da çok baltalıyor.
3. bir zamanlar geçmem gereken saçma bir ders vardı öyle zor da değildi ama hayati bir önem taşıyordu yine de bir türlü olmuyordu. youtubeda konuyu anlatan bir tip vardı bir türlü sarmıyor. bu durumda kendimi her zaman olduğu gibi acayip suçluyorum halbuki normal insan sarmadı ya deyip daha verimlisini buluyor. bizde bu var yani bilemiyoruz acaba gerçekten sarmadı mı yoksa benim mi totom tutmuyor. neyse en sonunda gerçekten sarmadı, biraz daha araştırdım bu adamın 1 saatte anlattığını kabaca tak tak iskelet şeklinde 5 dkda anlatan bir kanala denk geldim he dedim tamam yani onu izleyince kolonları kirişleri kurmuş oldum, sıkıcı adamla da tuğlaları araya dizmek kaldı, adam anlatınca he bunu biliyroum deyip daha ilgiyle dinlemeye başlamıştım.
yani bu konularda belli bir eşik enerjisi var, onu geçene kadar esnek bir şekilde sürekli maruz kalmak gerekiyor.
4. "evet şimdi başlıyorum, yapıcam edicem" gazları ne yazık ki en azından bende tamamen ters tepiyor, aşırı bir anlam yüklüyorum, beyin öyle bir ram yemeye başlıyor ki yapılacak şeye yer kalmıyor çok anlam yüklememek lazım.
5. ve mesela bende açgözlülük var hadi şunu da yapayım falan halbuki onlar da ram yiyor.
tabi yine de soruyu soran benim zaten yani bunlar tamamen çözdü mü hayır çözmedi ama bayağı ilerletti, çok daha kötüydüm.
  • ckisc  (06.02.21 23:39:04) 
[]

MSI Şarj Kullanımı ve Pil Ömrü

Arkadaşlar ben çok sonra laptop sahibi olmuş bir insanım ve zihnimde hala eski inançlar olabilir, araştırınca da her kafadan bir ses çıktığını görüyorum ve size sormak istiyorum doğru mu yapıyorum diye:

Bilgisayarı açmadan fişe takıyor, kapattıktan sonra çıkarıyorum, daima "%95, prize takılı" gibi ibareler oluyor altta yani kendi çıkmıyor ben bakınca görüyorum bir uyarı falan yok. Anladığım kadarıyla modern laptoplarda pil belli bir seviyenin üstündeyse kendisi direkt pili devre dışı bırakıyor ve akımdan besleniyor, o pili çıkar olayı sanırım çok eskinin olayı. Arada battery calibration yaptığım da oluyor, 3 ayda bir falan, hatta bu ilkini maalesef bilmiyordum ve 6 ay sonra yaptım halbuki en başta yapılması gerekiyormuş ancak kendim en başta arada pilin de kullanılması gerektiğini bilerek kendim farkında olmadan battery calibration yapıyordum yani benim anladığım, sürekli bu şekilde kullan ama ayda bir falan kendi pilini kullan şeklinde. Şu sıralar kardeşimin sınavları oluyor sınavda benimkini kullanıyor, bunda fişe takılı olmayan şekilde ama böyle diyelim 3 hafta içinde 8 kere böyle oluyor ya hani pilini kullanıyor bu zarar veriyor mu onu da bilmiyorum.
Ayrıca bazen bu durumlarda 3 saat kaldı 4 saat kaldı, diyorum acaba fark etmeden pili öldürdüm mü ancak ayarları yaptığım zaman gayet 9 saat bile olabiliyor, ama tırsıyorum yani.
Ayrıca genelde prizde olduğu için oradaki ayar "daha iyi performans"ta, yani en düşük veya en yüksek değil, tam ortada, bunda da doğru mu yapıyorum bilmek istedim. Yani aslında hiç oyun oynayan bir tip değilim ama mesela photoshop kullanırsın veya hadi yılda bir oyun oynarsın, bunda en iyi performans yapmasan ortada tutsan belki de bilgisayarı boğuyorsun, veya normalde en iyi performans yapsan bilgisayar boş yere kendini kasıyor, böyle düşünüyorum doğru mu bilmiyorum.
Kusura bakmayın böyle uzun yazdım ancak ne yapmam gerektiğinden çok emin olamıyorum, teşekkürler.

 
Kanka düşünmeni gereken birsey yok. Tak fişi bitir işi. Özellikle şarj yönünde bir iddiasi yoksa aldığınız laptopun zaten öyle uzun uzun Apple performansı beklemeyin. Birkaç yıla performansı baya eksilir. Ama gidip orijinalini alsan geçen baktım 100 kusur liraydı sanki. Hele hele pilin ömrünü korumak için pili çıkarıp doğrudan elektrikle çalıştırmak gibi bir çılgınlık yapmayın. Olan pile olsun. Bende de msi var. Çok memnunum. 3 4 yıl oldu galiba. Bataryayı ilk başta dikkat ederdim de sonra pek sallamadim. Şu an 1 2 saat sadece İnternete yetiyor. Belki daha fazla gider hiç bilmiyorum aslında. Çünkü kardeşim derse giriyor. Hiç kapatmıyor pc yi. Şarj ettiğini görmedim. Demek ki akşama kadar bir şekilde idare ediyor.


  • allah yazdiysa bozsun  (03.02.21 15:13:02) 
[]

Yetişkin Birine Sıfırdan İngilizce

Arkadaşlar bir kişi düşünün belli bir yaşa gelmiş olsun ve İngilizcesi yok, belli bir zamana kadar fırsatı olmamış ve mesela kitap okumakta bile zorluk çekiyorken şimdi kitapları deviriyor, bu kişiye ingilizce öğretmek istiyoruz ama piyasada bir ton kaynak var ve üzülerek söylüyorum aynı oranda boşlar. Mesela ingilizce kelime öğrenmek için uğraşırken bakıyordum adamlar kelime listesi yapmış yok işte elma armut mango mandalina, yok işte perde kilim vs kaçımız bu kelimeleri kullanıyoruz? İngilizce eğitiminde de böyle, tam heves edip başlıyorsun "bi dk bi dk" deyip grameri dayıyorlar. Bu yukarıda bahsettiğim kişi ben değilim, böyle bir kişiye ingilizce öğretmek istiyoruz ancak gerçekten işe yarayacak, net pratik bir kaynak arayışımız var ve tabi biraz da güzel anlatacak. Bu biraz şeye benziyor, eskiden arapça öğrenmek isteyenler 1000 yıllık medrese sisteminde 10 senede bir şey öğrenemezdi, standart kitaplar böyle gelmiş böyle gider, halbuki 30 sene önce adamın biri bir kitap yazdı gerçekten işe yarayan şeylerle alakalı ve o kullanılıyor şu an. Bu tarz.
Ben AÖF kitaplarını veya English Grammar in Use düşünüyorum açıkçası ancak belki bunlar yukarıda saydığım şeylerden dolayı uygun değildir, belki daha iyi şeyler vardır, yani bu insan atıyorum 1-2 sene sonra bir şeyler konuşabilmeli, yurtdışına çıksa derdini anlatabilmeli, gerund infinitive nutkunun bir anlamı yok onu anlatmaya çalışıyorum.



 
Çok fazla kaynağa gerek yok, kitaplardan sıkılır. Duolingo tavsiye ederim, günlük 10 ya da max 15 dk ile bir ay kesintisiz devam etmeli tandığınız. Önemli olan rutin. 1 ay sonra 15. dk ile bir ay gibi gitmeli. Ayrıca Youtube'da çok sempatik hocalar var, onların videolarını izleyebilir.


  • kaset  (31.01.21 21:25:10 ~ 21:25:29) 
Youtube
özkan çelen
Duolingo
  • zidan  (31.01.21 22:51:21) 
kaset, zidan +1 olmak kaydıyla;
helbling yayın evinin jetstream serisini inceleyebilirsiniz. 3 yıldır yetişkin eğitiminde kullanıyoruz. kursiyerlerin geri dönüşleri olumlu.
normalde course book dediğiminz belli müfredatı takip eden sınıf içi kullanıma uygun kitapları bireysel öğrenmede çok tavsiye etmem ama bu sizin saydığınız ihtiyaçları karşılayabilir. temel kuralı anlatacak kadar grammar, günlük hayata dair kelime bilgisi, her konuyla ilgili muhakkak bir dinleme çalışması, diyalog kurmaya yönlendiren tartışma bölümü var.
online ödev sistemiyle de tekrar yapmayı kolaylaştırıyor.

English Grammar in Use şahane bir kaynak ama sadece grammar konuları bulabilirsiniz. Belki onun ilk seviyesiyle gramer kurallarını pekiştirip sonrasında ayrı bir kaynaktan kelime çalışması yapmak da mantıklı olabilir.
  • dimpled  (31.01.21 23:14:10) 
[]

Sıkılaşmak

Arkadaşlar ben basitçe sıkılaşmak istiyorum ancak kaslarım belli bir seviyenin altında olduğu için genelde totom benimle gelmiyor. Yani belli bir düzeyde olsam gerisi gelecek zaten, bunu şöyle düşünün "yahu ne olacak günde 10 şınav çekeceksin" halbuki o kişi 1 tane bile çekemiyor veya çekememiş, ve bir süre sonra gözünde büyümüş de büyümüş, zihin bir anlam yüklüyor. Ve daha önce spora gittim, elin oğlu 3 ayda herkül oluyor, biz gidiyoruz daha baştan yok işte en az 4649409863 yıl şöyle şöyle yapman lazım falan diye yani şu an tek amacım sıkılaşmak, gerisini ben getiririm, olay aslında basitçe spor yapmak ancak bütün her şeyi dönüp dolaştırıp salona getiriyorlar veya 0943646983 tane farklı ingilizce isimli hareket, bakıyorsun basitçe "spor yap işte" demeye getirmiş yani kol açıp kapamaya şekilli bir isim vermişler, özetle bu işin "gerçekten" oluru nedir ne yapılmalıdır, teşekkür ediyorum.




 
Sıkılaşmak denen şey yağdan kilo verip kastan kilo almak. Sıkılaşmak diye değil de nasıl yağımı azaltırken kas kütlemi artırırım diye aramalısınız.


  • Tochinoshin  (31.01.21 19:03:34) 
Günde 3 kez bir dakikalık planking yap


  • yarey  (31.01.21 19:15:12) 
şimdi sıkılaşma demek şu demek, adam geliyor salona hani şu dalga geçtiğiniz "abi ayı gibi olmak istemiyorum şunun gibi olsam yeterli (brad pitti gösteriyor)" ve karşılığında gülünen tiplerin az bir şey haklılık payı var, veya "bölgesel zayıflama bir şey yoktur" diye 6048609 kere söylediğiniz tiplerin.
şöyle ki, yorumlarda bir arkadaş çok güzel ve pratik bir şekilde günde 3 kere 1 dklık plank yap diyor. bu basit ama çok güzel bir öneri, nasıl? şöyle ki zaten kimsenin öyle aman aman hacimli olayım derdi yok, adam fit durmak istiyor, kaslarını hissetmek istiyor, ben bugüne kadar hiç "kardeşim plank yap, karın kasların düzelir göbeği eritmese de o bölgeyi gerer en azından sarkmaz, vücudu tutan bir kastır, bele verilen yükü de azaltır" dediğini duymadım anca üstten üstten "bölgesel zayıflama diye bir şey yohhh, çalışacang başga yolu yohhh" bu yani bunu üstünüze alınmayın ama böyle yorumlar cevaplar görünce artık triggerlanıyorum soruda anlaşılamayacak ne var, adam kimyadaki gibi bir eşik enerjisini nasıl geçebilirim diyor, o eşik enerjisini geçse zaten gerisini kendi getirecek.

  • ckisc  (31.01.21 20:34:22) 
Ben seni anlıyorum.
Sıkılaşmanın en güzel yolu reformer pilates, gitme şansın varsa buna git. Kaslarını güçlendirir, esnetir, ve incelirsin. Hem daha ince görünürsün hem de poşet taşırken, merdiven çıkarken daha yavaş yorulursun.
Reformer yapma şansın yoksa evde pilates yapabilirsin. İlla topla yapmana gerek yok, çoğu hareket topsuz yapılıyor. Zaten pilatesin asıl acı verici kısmı lastikle yapılan hareketlerde. Lastiği sonradan alırsın.
Bir de şu kadının evde egzersiz serisi var ben yapmıştım işe yaramıştı(tabi ki beslenmeme de dikkat ediyodum... ah ne günlerdi!) Bunlar için dumbell almalısın ama 1 ya da 2 kg olacak fazlası değil.
www.youtube.com
  • megalomaniac  (31.01.21 23:35:03) 
Bu konuda anladığım kadarıyla öncelikli olarak beslenmeyi düzenlemek gerekiyor ama öyle haybeden bir düzenleme değil. Gerçekten kas yapmaya yönelik beslenme. Protein oranı yüksek, sağlıklı karbonhidrat be sebze olmalı. Bütünde bir öğünde besinlerin çoğu protein kalanı karbonhidrat ve sebze olmalı. İnternette bununla ilgili çok güzel tarifler var. Sağlıklı yağlardan zeytinyağı, Tereyağı, hindistan cevizi yağı tercih etmelisiniz. Kas oranının yükselmesi için hayatınızda alışkanlık haline gelmesi gerekiyor. Spor yaparken ağırlık kullanmak yağ yakımını hızlandırıyor fakat söylediğim gibi öncelik beslenme. Son zamanlarda favori sağlıklı yemeklerimden örnek vereyim. Tavuk suyuyla pişmiş yağsız sade kore pilavı( yağsız olsada çok lezzetli), döküm tavada köfte veya biftek(çok az yağda marine edilmiş dökümde yağsızda çocuk k güzel pişiyor), buharda pişmiş sebze veya turşu. Yanına tavuk suyuyla pişmiş kabak çorbası (yağ ilave edilmiyor, içine tavuk, soğan sarımsak koyuluyor). Bu menü hem yağ yakımını destekliyor hemde lezzetli. Kahvaltı içinde Tereyağında pişmiş omlet içine mantar ve kaşar peynir çok yakışıyor. Atıştırmalık olarakta tuzsuz taze yer fıstığı.


  • rapisa  (01.02.21 02:06:13) 
Kabak çorbası bal kabağı bu arada içine pastırma ceya tavuk ilave edebilirsiniz çok sağlıklı ve lezzetli oluyor. Ayrıca pilav yerine humusta tercih edebilirsiniz. Tatlı olarakta internetten şekersiz meyve kullanılarak yapılan tarifler var ben onlardan yapıyorum. Bal kaymakta yiyorum bence glikozlu tatlılardan daha masum fakat kas yapımını baltalıyor :(


  • rapisa  (01.02.21 02:10:44) 
Birde spor konusunda youtu.be da çok güzel videolar var. Ben buğçe kondakçı
ve chloe ting in kanallarındaki egzersizleri seviyorum. Bığçe ninkiler 10 dakika falan ben bazen bir tane bazen iki üç tane birleştirip yapıyırum. Fakat şuna dikkat etmek gerekiyor eğer egzersiz yaparken çok sıkılıp devam etmek için zorlarsam kendimi bir sonraki sefer içşmden yapmak gelmiyor. Fakat egzersiz yaparken bir süre sonra kendimi daha iyi hissediyorum. Vücudumuz dopamin salgılıyor ve yaptıkça yapasım geliyor. Bunun için doğru zamanda spor yapmak gerekir zorlamayla olmuyor. Kendiniz istediğinizde ve faydalarını gözlemlediğinizde kendiniz isteyeceksiniz zaten. Sporu eğlenceli hale getirmek için, kendime müzik listesi hazırlayıp müzik eşliğinde yanıma dambılları alıp yapıyorum. Mesela egzersiz yaparken bir hareketi yapmayı sevmiyorsam o hareket bitene kadar kendi bildiğim sevdiğim başka bir hareketi yapıyorum. Kendi ihtiyacınıza göre severek yapacağınız bir egzersiz programı bulup bir yerden başlayın bence. Yağ yakımı için ağırlık kullanmayı tavsiye ediyorlar fakat bence yürüyüşte, günlük aktivitelerin artması da etkili. Günde 10.000 adım ideal bence. Yaz aylarında bisiklet sürmek çok eğlenceli oluyor.

  • rapisa  (01.02.21 02:22:31) 
1
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.