Giriş
(8)

film niye yönetmenindir?

kibritsuyu
evet kafama takılır durur bu sürekli. yönetmen de o projede aynı ışıkçı gibi, sesçi gibi, makyöz gibi, kameraman gibi çalışan bir kişi değil midir sonuçta? niye o filmin sahibi yönetmeni oluyor ki? tamam adamın bir tarzı var belki, ona göre çekiyor filmi. ama ona bakarsan ışıkçının da tarzı var, gör
evet kafama takılır durur bu sürekli. yönetmen de o projede aynı ışıkçı gibi, sesçi gibi, makyöz gibi, kameraman gibi çalışan bir kişi değil midir sonuçta? niye o filmin sahibi yönetmeni oluyor ki? tamam adamın bir tarzı var belki, ona göre çekiyor filmi. ama ona bakarsan ışıkçının da tarzı var, görüntü yönetmeninin de tarzı var. yönetmenin de tarzı var, hepsi birleşince bir film oluyor da niye en büyük payı yönetmen alıyor? asıl eser sahibinin yani senaristin film sahibi olması daha doğru değil mi? çünkü ötekiler olmasa da iyi veya kötü bir şey çıkar ortaya. ama senaryo olmadan ne çekileceği, ne oynanacağı bile belli olmaz. icabında yönetmen parayı beğenmeyip çekip gidiyor. yenisini getirip çektiriyorlar. e senarist senaryoyu alıp giderse, yeni senaryo bulup getirmek demek, o filmin baştan aşağı başka film olması demek. e peki niye o zaman o film yönetmene ait oluyor?

yönetmene ait'ten kastım "sitivın şipilberg filmi" deniyor mesela başkasının yazdığı hikayeye şipilberg film çekti diye.
0
kibritsuyu
(11.07.08)
(git: 26001)
0
deckard
(11.07.08)
film teknik olarak eğer bir yapımcısı varsa onundur. zira en iyi film ödülü filmin yapımcısına verilir. yapımcı yönetmeni yanına alıp boy gösterir. ancak her yönetmen filme tamamen sahip olmak için, tamamıyla benim filmim diyebilmek için hem senaryosunu yazmak hem oyuncuları seçmek hem ekibi kurmak ve çektikten sonra da montajlamak ister. çünkü filmin yapımcısı filmdeki bazı şeylerin değiştirilmesini isteyebilir kısaca yönetmen yeterince özgür değildir. bu yüzden spesifik bir yapımcı bulmak yerine yönetmenler maddi imkan sağlamak için kültür bakanlıklarına, çeşitli ülkelerin sanatsal fonlarına başvururlar ve kendilerine ortak ararlar. sonuçta yine kendi filmleri olmuş olur.

ayrıca bazı yönetmenler yeni yetme yönetmenlere destek olmak amacıyla filmlerinin yapımcılığını üstlenebilir. burada da yine yeni yönetmenden çok ünlü yönetmenin adı anılabilir yapımcılığını üstlendiği, arkaladığı için.

senaristin ise hiç bir şekilde filme sahip olmaya hakkı yok :) senaristlik genelde para için yapılan olay. senarist senaryoyu teslim ettikten sonra çeker gider genelde hiç karışmaz bile filmin çekilip çekilmeyeceğine. elbetteki istisnaları da vardır bunun. senaristin de şartları olabilir senaryosunun aynen çekilmesini istemesi gibi.

yönetmen genelde kendi fikirlerini de katarak senaryoyu çeker. ancak film ortaya çıkmadıysa senaryo bir hiçtir.

icabında yönetmen çekip gidiyor derken bu yönetmen eğer "kiralanmış" biriyse, yani yapımcı özel olarak bir film çektirmek istiyorsa senariste senaryosunu yazdırır, yönetmenini tutar, burada da yönetmenin görevi sadece o senaryoyu çekmek ve parasını almak olur. burada bahsettiğin gibi işçi gibi oluyor yönetmen. ve filmin hakları yine yapımcı şirkete ait oluyor. ancak elde edilecek gelir anlaşmalara göre paylaştırılabilinir.

yönetmen kendisi bir film çekecekse zaten neden çekip gitsin, kafasına uymayan kişileri kovar stanley kubrick gibi :)

şöyle örnek vermek gerekirse quentin tarantino para kazanmak için natural born killers ve true romance senaryolarını yazmış ve bunları satmıştır, sözü edilen filmler halen çok güzeldir ancak o filmleri tarantino çekseydi belki de daha güzel olabileceğini çoğu insan düşünmekte(en azından natural born killers için). tabi o zamanlar paraya ihtiyacı olduğu için bunu yaptı ve daha sonra da kendi filmlerini çekti. kısaca senarist sadece senaryoyu yazar. onu film yapan, sinemaya dönüştüren kişi yönetmendir.

bu sorunun cevabı ticari sinema ve diğer sinemalara göre değişiyor elbette.
0
nihilanth
(11.07.08)
film senaristin değildir, sizi bu düşünceye sevk eder şey ise genellikle okuduğunuz, piyasada bulabileceğiniz senaryolardır. bu senaryolar senaristin yazdığı değil, film çekimi bittikten sonra son hali verilmiş senaryolardır. senarist senaryoyu getirdikten sonra üzerinde yönetmen ekibi toparlayarak 50bin değişiklik yapar sonra çekimlerde değişir, sonra kurguda değişir ve nihai film göz önüne alınarak son senaryo yazılır. sizin ulaşabildiğiniz senaryolar onlardır. senaryo ilk yazıldığında kamera hareketleri, çekim planları yazılmaz. bu yönetmene saygısızlıktır çünkü onlara karar vermek yönetmenin işidir.

burdan şuraya geliyoruz. filmin yapımcısı sermayedarıdır. bu nedenle filme ödül ona verilse de film asla onun filmi olamaz. o filme sahip olduğu ruhu veren yönetmendir. yönetmen ne işe yarar diye soranlar oluyor, yönetmen olmasa ortaya bırakın bir filmi bir sahne bile çıkartamazsınız, çünkü kameramanın ayrı ışıkçının ayrı düşüncesi vardır oyuncu farklı oynamak istiyordur vs. tüm bu insanları ki çoğu delidir, bir arada uyum içerisinde çalıştırabilmek bi kere başlı başına bir olay. kaldı ki kamermana ne yapması gerektiğini, oyuncuya nasıl bir duygu vermesi gerektiğini, nasıl bir ışık istediğini yönetmen belirler. işin teknik kısmını bilmek zorunda değildir. ama ne istediğini bilmek zorundadır. ve o istediğini ekibe iletir ve ekib de o istek doğrultusunda yapması gerekeni yapar. yönetmenin en az etkisi olan kısımlardan biri kurgusudur ki ona bile bir çok yönetmen bizzat girer. kurgucuya müdehala eder. hatta bazen öyle farklılıklara düşerler ki yönetmen filmin asıl versiyonunun haricinde bir de kendi kurgusu olan versiyonunu yapar. bu sanıldığı gibi sadece yapımcı ile olan uyuşmazlıklardan kaynaklanmaz aynı zamanda kurgu sırasında filmin kurgusunu yaoan kişi ile düştükleri anlaşmazlıklardan sonra da ortaya çıkar. neticede işi başından sonuna kadar alıp götüren, yöneten, idare eden, yönlendiren yönetmendir. ve o yönetimin bir stili, bir tarzı vardır.

işte bu nedenlerle film yönetmenindir. takımın kaptanının ekibin liderinindir. film prodüksiyonu ciddi bir takım işidir ama o takıma o ruhu veren yönetmendir. muhteşem senaryonuz, süper kameramanlarınız, aşmış ışıkçınız-sesçiniz, çıldırmış görüntü yönetmeniniz, ve dahi kurgucunuz var ama adam gibi bir yönetmeniniz yoksa, asla iyi film yapamazsanız. ama çok iyi bir yönetmenle, bir çok eksiğinizi kusurunuzu rahatlıkla kapatır, ortaya süper filmler çıkarabilirsiniz. 1 milyon dolarlık bütçeyle çekilip sinema tarihine geçmiş filmler işte böyle filmlerdir.
0
sijwocaq
(11.07.08)
peki mesela bir yönetmen sete geldi, ne yapar? kamerayı şöyle koyalım, şuraya odaklayalım falan mı der? yani kameraların nereye nasıl yerleştirileceğine ve işte nasıl filtreler (konu hakkında bilgim yok atıyorum) o mu karar veriyor? (anladığım kadarı ile öyle imiş) o zaman işin sanatsal yönü tamamen yönetmene ait olur gibime geliyor benim.. nasıl; yağlıboya yapan, fırça yapan, tual yapan fabrikalar var ama eser ressamın..(tabi kompozisyon da tamamen ressama ait, senaryo/hikaye gibi) doğru mu? kafam karıştı şimdi :)
0
metox
(11.07.08)
senaristin sorumluluğu senaryoyu yazdığında biter. senaryo ise film değildir, adı üstünde, senaryodur. neredeyse edebi bir eserden ibarettir yani (ki edebi eser de değildir esasında).

yönetmen, o oyuncuları, ışıkçıları, sesçileri, makyözleri, kameramanları, senaryonun işlenişini, montajını, müziklerini ve daha birçok şeyi yöneten kişidir. yani senaryoyu film yapan kişidir. hatta senaryoyu değiştirme hakkına bile sahiptir çoğu durumda. senaryo film değildir, ama film filmdir :)
0
actionary
(11.07.08)
şunun gibi düşün: eskiden tiyatrolarda klasik sahneleme varken oyunlar yazarının adıyla anılırdı. çünkü yönetmenin kullandığı sahneleme biçimi kendi dönemindekilerle benzerlik içerisinde olurdu. ama şimdilerde metinden çok yönetmenin ismi öne çıkıyor. mesela peter brook'un ya da terzopoulos'un oyunu diye geçiyor. bunun sebebi de sahnelemelerdeki açılımlar. bu insanlar o kadar farklı yorumlar koyuyorlar ki 100 yıllık metinlere, artık onlara ait oluyor.

metne katılan yorum önemli, aynen actionary'nin yazdığı gibi yazarın işi metni yazdıktan sonra biter. ona hayat veren yönetmendir. bütün diğer elemanlar da onun kurgusu üzerinden işler.
0
whoosie
(11.07.08)
metox, yönetmen aklına gelebilecek her şey hakkında fikrini, emrini belirtir. oyuncuların nasıl rol yapacağını ve nerede bulunmasını istediğini söyler. dediğin işi ise genelde görüntü yönetmeni yapar. ama bir çok auteur yönetmen görüntü yönetmenine de karışır ve kamerayı yerleştirmeyi vs. kendisi yapar.

normalde ise (ticari ve büyük bütçeli filmlerde) yönetmen çekim olaylarıyla uğraşmaz, görüntü yönetmeni,kameraman ve asistanı halleder o işleri. sadece yönetmen favori sahneleri için bizzat kendisi çekim yapabilir.

bu tür şeyleri merak edenler dvd setleri alsınlar çoğunda filmin çekim aşaması gösterilir.
0
nihilanth
(12.07.08)
Yasal düzlemde filmin hakları yönetmen, senarist ve "varsa" orijinal film müziğinin bestecisine aittir. Asıl eserin senaristten çok yönetmene ait olduğunu anlatabilmem içinse film gramerini de içerecek şekilde film kuramına hakim olmanız gerekiyor. Ama kabaca söylersek, yönetmenlikte de olay tarzdan çok yaratımdır. Yönetmenlik kararlarının (öncelikle anlatımsal olanlarının) her biri yaratıcı kararlardır.
0
hashasin
(13.11.11)
(4)

para kazanmak lazım

kibritsuyu
arkadaşlar ayda 500 lira civarında ek gelire ihtiyacım var. halihazırda kendi bürosunda çalışan bir adam olduğumdan çıkıp iş bulma şansım yok. ama kazandığım da evimi geçindirmeme yetmiyor. sandık alıp ayakkabı boyama fikrinden önce bir işletme bölümü mezunu olarak yapabileceğim işler önerebilir mis
arkadaşlar ayda 500 lira civarında ek gelire ihtiyacım var. halihazırda kendi bürosunda çalışan bir adam olduğumdan çıkıp iş bulma şansım yok. ama kazandığım da evimi geçindirmeme yetmiyor. sandık alıp ayakkabı boyama fikrinden önce bir işletme bölümü mezunu olarak yapabileceğim işler önerebilir misiniz?

ingilizcem çeviri yapabilecek kadar iyi değildir.
web tasarımı ve benzeri şeylerden anlamam.

teşekkürler.
0
kibritsuyu
(09.07.08)
kendi buronda calisiyorsun yani kendi isin mi?
ordan veya evden mi elde etmek istiyorsun ek geliri?
0
terp
(09.07.08)
klavyeniz hızlı ise çevrenizde olan liselerin önlerine; 'dönem ödevi yazılır' ibaresi asın. gerçekten müthiş talep oluyor.
0
galahad
(09.07.08)
yaz tatili olduğu için dönem ödevi pek iyi bir alternatif sayılmaz.
0
alkolik imam
(09.07.08)
işletme okuyanlara özel ders+staj yaparak pratik imkanı, olur sanki.
0
sourlemonade
(09.07.08)
(2)

paralel port (lpt1) lazım

kibritsuyu
efendim kimi durumlarda (fatura döktürme, sürekli forma onaylatılmış defter döktürme) kullanmak zorunda olduğum şu elimde görmüş olduğunuz nokta vuruşlu yazıcıyı, üzerinde paralel port bulunmayan laptopa bağlamak zorundayım. ne yapmalı ne etmeli, bir oyunbazlık bir şeytanlık alete dalavere mi çevirm
efendim kimi durumlarda (fatura döktürme, sürekli forma onaylatılmış defter döktürme) kullanmak zorunda olduğum şu elimde görmüş olduğunuz nokta vuruşlu yazıcıyı, üzerinde paralel port bulunmayan laptopa bağlamak zorundayım. ne yapmalı ne etmeli, bir oyunbazlık bir şeytanlık alete dalavere mi çevirmeli? bu beraberlik nasıl olacak, ikisi de ayrı telden çalıyor.
0
kibritsuyu
(07.07.08)
bunun çeviricileri var ama çoğu sorunlu alet tanımıyor falan. ben eski pc'yi server gibi kullanıyorum, eski pc'ye printer'ı tanıtıp ordan printer'ı paylaşıma açarsan bide ethernet kartıyla bu iş oluyor, şirkette de bunu uyguladık nokta vuruşlu zımbırtı için.
0
sourlemonade
(07.07.08)
buna benzer ceviriciler kullanabilirsin

www.prizmabilisim.com
0
unspokenlies reloaded
(07.07.08)
(1)

bir şarkı soruyorum

kibritsuyu
efendim son zamanlarda yabacı radyo kanallarında sıkça duyduğum bir şarkı var. yabancı kanallarda duyuyorum ama bu şarkı türkçe lan. basbayağı melih kibar'ın sevdan olmasa şarkısının remix'i. nedir bu şarkının adı? niye yabancı kanallarda çalıyor bu şarkı?
efendim son zamanlarda yabacı radyo kanallarında sıkça duyduğum bir şarkı var. yabancı kanallarda duyuyorum ama bu şarkı türkçe lan. basbayağı melih kibar'ın sevdan olmasa şarkısının remix'i. nedir bu şarkının adı? niye yabancı kanallarda çalıyor bu şarkı?
0
kibritsuyu
(05.07.08)
ian oliver - vino vino
0
fbu95
(06.07.08)
(6)

gitar efektleri simülasyonu

kibritsuyu
efendim elektro gitarlar için bin çeşit pedal, efekt bilmemne var. isimlerini hep duyuyorum ve merak ediyorum hangisi nasıl ses çıkarıyor diye. böyle simülatör gib ibir şey var mıdır? mesela bir gitar melodisi çalsın, ben basayım distortion'a, aynı melodinin distortionlu halini dinleyeyim. basayım ö
efendim elektro gitarlar için bin çeşit pedal, efekt bilmemne var. isimlerini hep duyuyorum ve merak ediyorum hangisi nasıl ses çıkarıyor diye. böyle simülatör gib ibir şey var mıdır? mesela bir gitar melodisi çalsın, ben basayım distortion'a, aynı melodinin distortionlu halini dinleyeyim. basayım ötekine, o şeklini dinleyeyim. ya da buna benzer bir şey işte anladınız. her efektin nasıl ses çıkardığını duyayım, istediğim bu.
0
kibritsuyu
(04.07.08)
reason da var
0
sijwocaq
(04.07.08)
reason ne?
0
🌸kibritsuyu
(04.07.08)
Reason'da olabilir ama kullanımının kolay olduğunu hiç sanmıyorum...
Guitar Pro öneririm. Özellikle yeni versiyonunda(3 olması lazım) RSS denilen gerçekçi sesler kullanıyorlar. İstediğin efekti de sokup çıkarabilirsin programda.
Ayrıca www.ultimate-guitar.com gibi sitelerden de guitar pro için yapılmış binlerce şarkıya ulaşabilirsin...
0
bitti
(04.07.08)
arkadaşların söylediklerine ek olarak şu programlar iyidir

native instruments guitar rig 3 www.native-instruments.com

Ik multimedia samplitube 2

waves gtr 3.0

dash signature the absract guitar

bu programları google ile aratıp demo sayfalarına ulaşabilirsin fakat ben bu programları indireyim kullanayım diyosan asio 2.0 sürücülü ses kartının olması lazım.
0
omer460
(04.07.08)
www.mydukkan.com adresinde gitarların, efektörlerin demo seslerini dinleyebilirsiniz.
0
flate
(04.07.08)
guitar rig 3 bu iş için mükemmel. yalnız, telif hakları sebebiyle cihazların isimlerini değiştirerek koymuşlar programa.
0
actionary
(05.07.08)
(4)

proje değişilkiği, tadilat ve mimarın tutumu

kibritsuyu
salak bir başlık oldu ama ne yazacağımı bilemedim. ben size direkt olayı anlatayım.bir yazlık site düşünün. 60 tane birbirinin aynısı ev var. taa 1980'lerin başında yapılmış bir site. kat mülkiyeti kanunu hükümlerine tabi (kooperatif değil). senelerdir güzel güzel tatil yapılıyor.fakat ihtiyaçlar do
salak bir başlık oldu ama ne yazacağımı bilemedim. ben size direkt olayı anlatayım.

bir yazlık site düşünün. 60 tane birbirinin aynısı ev var. taa 1980'lerin başında yapılmış bir site. kat mülkiyeti kanunu hükümlerine tabi (kooperatif değil). senelerdir güzel güzel tatil yapılıyor.

fakat ihtiyaçlar doğrultusunda bu evler insanlara yetmemeye başlıyor. üst katta tuvalet, banyo yok mesela. salon küçük geliyor, oda sayısı yetmiyor. deniyor ki tadilat yapalım. şu bahçenin şu kısmını kapatıp salona ekleyelim. üst tarafını da kapatıp banyo yapalım, artan yere de bir oda sıkıştıralım. yeni bir proje çiziliyor, genel kuruldan geçiyor. belediye melediye bilumum izinler de alınıyor. yani isteyenlerin gayet yasal yollardan evlerine bu tadilatı yapmalarının önünde hiçbir engel kalmıyor.

ancak sitenin ilk mimarı çıkageliyor. diyor ki "bu benim projem, benim eserim. bozamazsınız. evine tadilat yapmak isteyen herkesten 1500 ytl. telif bedeli isterim. vermezseniz ayrı ayrı dava açar yıktırırım"

şimdi olabilir mi böyle bir şey? bana saçma geldi. senin eserin tamam da sen zamanında eserini müteahhite satmışsın, müteahhit de bana satmış, o ev artık bana ait. belediyesel olayları da halletmişsem evime istediğim tadilatı yaparım. haksız mıyım? mimar hala bana karışabilir mi?

yani ben kitapçıdan bir kitap alsam, okurken kimi paragrafların altlarına notlar alsam yazarı çıkıp da "kitabıma ekleme yaptın, ver telif bedeli" mi diyecek? ya da bir müzik eserini teybe koyup mikrofonla üzerine şarkı söylesem eser sahibi çıkıp "sıçtın şarkıma, ver telif bedeli" mi diyecek? aynı şey değil mi?
0
kibritsuyu
(03.07.08)
Bunun gibi davalar olabiliyor. Gökkafes'in tepesindeki çelik kafes kısmın rengini her değiştirdiklerinde Doruk Pamir (binanın mimarı) dava açıyodu adamlara hatırladığım kadarıyla. Ama kim kazanıyodu onu bilmiyorum.
0
gerrain
(03.07.08)
olur. gayet de güzel olur. dava bin yıl falan sürer ama kazanır. siz de yıkarsınız.
0
guybrush threepwood
(04.07.08)
niye ama? mimar projesini müteahhite satmış. haklarını devretmiş olmuyor mu? ne zamana kadar karışabilir projeye? ev benim değil mi? parasını vermiş almışım. artık ne istersem yapamaz mıyım?
0
🌸kibritsuyu
(04.07.08)
karışabilir.hala mimarlıkta okuyan bir öğrenci olarak,her ne kadar bu gibi durumlarda yasal prosedürün nasıl işlediğini tam bilmesem de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışayım.

her ne kadar ülkemizde insanlar kabul etmese de mimarların yaptıkları tüm binalar birer eserdir ve telif hakları yasalarına tabidir.yani sizin bu ne be böyle dediğiniz binalar bile birer eser olarak kabul edilir ve buna göre değerlendirilir.hatta çok abartı bir örnek olacak ama insanların bitmiş bir binaya çivi bile çakması esere müdahaledir ve isterse mimar bu yüzden bile sizi şikayet edebilir.tabi bu dediğim çok uçuk ve olayın ciddiyetini anlatmak için verilmiş bir örnek yoksa hiç bir mimar duvara çivi çaktınız diye size dava açmakla uğraşmaz.fakat sizin burada bahsettiğiniz değişiklikler son derece ciddi ve köklü işlemler olduğu için burada bir sorun oluyor.

ayrıca projenin müteahhite ve ya size satılmış olması hala mimarın eseri olduğu gerçeğini değiştirmez.size satılmışta olsa o ev hala onun eseridir.örneğin ressamlar da yaptıkları resimleri satarlar ama bu onların eseri olduğu gerçeğini değiştirmez.mesela alğınız bir tabloya siz ekleme yapamazsınız.

mesela yazarlar da yazdıklarını yayın evlerine satar ama bu onların yazıları olduğunu değiştirmez.o yüzden o esere yapılan her hatalı olay doğrudan yazarını ilgilendirir.bu durumda da binaya yapılan her şey mimarını ilgilendirir.

verdiğiniz kitap ve şarkı örneklerini ise bu durumla bir tutamayız bile.örneğin kitabın kenarına aldığınız notlar kitabın sadece sizde olan kopyası üzerinde olan değişikliklerdir.siz orada eseri değil sadece bir kopyasını değiştiriyorsunuz yani sizin yaptığınız değişiklikler bu kitabı okuyan diğer insanları ilgilendirmez ya da siz öyle ekleme yaptınız diye eser değişmez.ha mesela siz yayın evinde çalışan birisinizdir,yazar size yazdıklarını verir,siz de gider kafanıza göre bir şeyler eklersiniz o zaman esere müdahale edersiniz,o ayrı.

mesela ünlü ressamların yaptıkları tabloların bilindiği gibi poster ve kopyaları satılır.mesela bunlar üzerinde bir tahribat ve ya kafanıza göre bir ekleme yaparsanız kimse size bir şey demez-ki bence bir resimde,taklit bile olsa böyle kendi kafasına göre değişiklik yapmak yanlıştır-fakat resmin orijinaline yapacağınız en ufak şey başınıza çok büyük işler açabilir.

şarkı örneği de aynı durumda.sadece sizde ki kopyaya etki ediyorsunuz.bu durumda bile yapılanlar aslında tam doğru mu bilemiyorum.telif hakları yasasının tüm ayrıntılarını bilmiyorum.fakat sonuçta eser sahipleri genelde gelip niye şunu yazdın,niye üzerine kayıt yaptın demez.

bu konuda kafanızı karıştıran sebeplerden biri de şu bence.sonuçta hiç bir mimar çıkıp siz duvara çivi çaktınız diye size bir şey demez-aslında istese der-yani böyle küçük şeyler için tenezzül bile etmez diyeyim.zaten onlarda bu gibi şeylerin yapılması gerektiğini kabul eder.mimarlar bir çok konut vs projesinde çalışır,sonuçta hepsiyle de uğraşmanın anlamı yok.bu yüzden de insanlar bu durumun farkında değil ve başta da dediğim gibi binları eserden saymıyorlar resmen.o yüzden de değişiklik yapmanın bir sorun olacağı eğer birisi sizin durumunuzda ki gibi uyarmazsa akıllarına bile gelmiyor.fakat sizin burada dediğiniz tadilatlar bunların ötesinde.siz yapıyı tamamen değiştiriyorsunuz.yeni odalar eklemek,bahçeyi kapatmak filan.

başta da dediğim gibi ben olayın yasal işleyiş ve bürokrasi kısmını bilmiyorum.işlemler belediye de onaylanmış diyorsunuz ama belediylerin bu gibi durumlarda hata yaptığı bilinen bir şey.yani siz belediyesel olayları halletik demişsiniz ama belki de projenin mimarının bu süreçte bundan haberi yoktu.

bu yazdıklarımı da kafanızı daha da karıştırmak için değil sadece ya bu binalarda niye değişiklik yapamıyoruz sorunuza cevap olsun diye yazdım.eğer başka bir sorunuz olursa mesaj atabilirsiniz.
0
archidead
(06.10.08)
(1)

facebook - kaybolan fotoğraf

kibritsuyu
kendi eklediğim, kendi albümlerimden birinde olan, içinde biri ben olmak üzere üç kişi bulunan ve kişiler yine benim tarafımdan taglenmiş bir fotoğraf albümden niye kaybolur? nereye gider? hayır sakıncalı içerik falan da değildi ki facebook yönetimi silsin. gayet üç tane hıyarın yanyana durmuş bir f
kendi eklediğim, kendi albümlerimden birinde olan, içinde biri ben olmak üzere üç kişi bulunan ve kişiler yine benim tarafımdan taglenmiş bir fotoğraf albümden niye kaybolur? nereye gider? hayır sakıncalı içerik falan da değildi ki facebook yönetimi silsin. gayet üç tane hıyarın yanyana durmuş bir fotoğrafıydı. uçmuş gitmiş albümden. bu hıyarlardan biriyle bir tartşma oldu görüşmüyoruz, bir haltlar yemiş olabilir mi? şifremi kırıp girme ve silme ihtimali yok, zira o hıyarla olan diğer fotoğraflarımız duruyor. sadece bir tanesi kaybolmuş. nereye gitmiştir? niye gitmiştir?
0
kibritsuyu
(02.07.08)
arkadaşlarından biri fotoğrafın orada bulunmasından memnun olmayıp report etmiş olabilir.
0
desdinova
(02.07.08)
(4)

elektrik sayacı

kibritsuyu
lan tam rahata erdik diyoruz, olmadık bi masraf çıkıyor yine. posta kutularına kağıt atmışlar. "elektrik sayacınız eskimiştir, adam gibi ölçememektedir. elektronik sayaç alıp bu yazıyla gelin de götünüze bi miktar para sokalım" diye.kaç paradır bu sayaçlar, pahalı mıdır? değiştirmesek ne olur? keser
lan tam rahata erdik diyoruz, olmadık bi masraf çıkıyor yine. posta kutularına kağıt atmışlar. "elektrik sayacınız eskimiştir, adam gibi ölçememektedir. elektronik sayaç alıp bu yazıyla gelin de götünüze bi miktar para sokalım" diye.

kaç paradır bu sayaçlar, pahalı mıdır? değiştirmesek ne olur? keseriz meseriz diyolar da aslı var mıdır, keserler mi harbiden? nasıl sayaç alacam, nereden alacam, kime taktıracam nedir ne değildir?
0
kibritsuyu
(01.07.08)
Yazı kimden? Tek filan mı? Resmi kurumdansa değiştirmeyi erteleyebilirsin aslında. Özelse zaten hiç alma :)

Sayaçların fiyatları değişebiliyor. 30 liraya da var 300 liraya da. Ama hepsi aynı işlevi görüyor nasılsa. Elektrik kurumuna o yazıyla gidersen taktırabilirsin. Elektrikçiye taktırmayı filan deneme mührüdür, önceki sayaçtır vs bi sürü iş çıkarırlar başına. Para alacaklarını sanmıyorum ama en fazla malzeme kadar işçilik alırlar.
0
ataturkiye
(01.07.08)
benimkini kendileri gelip degistirmisti hic sormadan, hatta apatmandaki hepsini degistirmisler. ucret de faturaya yansimisti sanirim 30 ytl falandi.
0
no christ requiress
(01.07.08)
bir de, yeni sayaç alırken akıllı sayaç kakalıyorlar. ona dikkat et derim ben.
akıllı sayaç güzel bi şi. ben kullanıyorum ve kara geçiyorum her ay ama belirli saatlerde makineleri çalıştırıyorsun, en çok kullanman gereken zamanlarda kullanamıyorsun. aklında olsun yani, normal sayaç al.
0
lovemyself
(01.07.08)
sorunun cevabı değil ama yinede yazayım dedim
kiracıysan sorun yok o kağıdı git ev sahibine ver..
0
zubundy
(01.07.08)
(8)

ankara tava

kibritsuyu
ankara'da `ankara tava` yiyebileceğim güzel bir lokanta bilen var mı? sosyetik falan olmada da olur. kale'nin ara sokaklarında esnaf lokantası bile olabilir yani. yeter ki hakkıyla yapılmış güzel bir `ankara tava` yiyebileyim.
ankara'da ankara tava yiyebileceğim güzel bir lokanta bilen var mı? sosyetik falan olmada da olur. kale'nin ara sokaklarında esnaf lokantası bile olabilir yani. yeter ki hakkıyla yapılmış güzel bir ankara tava yiyebileyim.
0
kibritsuyu
(30.06.08)
bir zamanlar tavacı recep usta vardı esat'ta.
0
cisimi yapiyom popom kuru kaliyo
(30.06.08)
babatema
(30.06.08)
tavacı recep usta diyarbakırlıdır. yaptığı şey de sac tava yani bizim sac kavurma adıyla bildiğimiz şeye benzeyen yemeğin diyarbakır usulüyle pişirilmiş halidir. o da güzeldir ama sorduğum o değil. her sakallıyı dedemiz sanmayacağımız gibi her tavayı da ankara tava sanmayalım lütfen.

ankara tava diyorum tekrardan.

(bkz: ankara tava)
0
🌸kibritsuyu
(30.06.08)
necatibey'deki çiçek lokantasında yapıyorlar
0
stardustbenim
(30.06.08)
o zaman, cebeci abidinpaşa'da ankara kültür ve sanat evi var.
balgat'ta da kukla kebap denen bir yer var. baya bir meşhurdur hatta.
0
cisimi yapiyom popom kuru kaliyo
(30.06.08)
ostu sosyal binada yaparlar ayda bi kaç kez girer mönüye harbi de güzel yaparlar.
0
agk
(01.07.08)
bir yemek blogundaki ankara tava tarifine, sennur bekcioglu adiyla, 13.Nisan.2009'da soyle birsey yazilmis, belki ilginizi ceker: "Ben Ankara’nın yerlisyim.ANKARA TAVAYI 3.kuşak olarak hala sürdürmekteyiz.Güzel bir tarif ancak gerçek Ankara Tava bu değil.Seğmen başı tavacılar börekçilerden Satılmış Ağanın torunlarıyız.Gerçek Ankara Tava yemek isterseniz yerimiz Ankara Mühye Köyünde,TRT Gen.Müd.arkasına düşen vadide bahçe içinde Bekleriz. 0532 244 89 42"
0
libera
(14.04.09)
lan Ankara'da çok geç keşfettiğim mekanlardan biri de bu oldu. Bir gün Eymir Gölüne gider de güzel birşeyler yiyeyim derseniz ve kuzu etini seviyorsanız üstteki cevapta belirtilen ve www.ankaratava.com linkinden ayrıntılı bilgilere ulaşabileceğiniz bu mekana gitmenizi tavsiye ederim. Ankara tava dışında bazlaması, yayık ayranı ve mantarlı pidesi de muhteşemdi. otantik mekanın ötesinden gözüken Sinpaş binaları insanın canını sıksa da bu mekan son yıllarda Ankara içinde denediğim en güzel yerlerdendi.

NOT 1:Merak edenler olabilir, Ekim 2014 itibariyle bazlama-salata-ankara tava-çay kişi başı 35 liraya falan geliyor. Mantarlı pideyi 6 kişi paylaştığımız için tam fiyatını bilemedim.

NOT 2: Ankara'da kuzu eti bakımından Şaban Usta'nın Kuzu Sırık Kebabı ve Boğaziçi Lokantası'nın kuzu inciki ile F/P kıyaslamasında bir tık daha iyi olduğunu söyleyebilirim.
0
candanag
(28.10.14)
(2)

netten tıklanan pdf dokümanının açılma olayı

kibritsuyu
efendim şimdi şöyle. bir web sayfasından (e beyanname) tıkladığım bir pdf dokümanı eskiden adobe reader penceresinde açılırdı. tıkladığım her farklı doküman ayrı pencerede açılırdı. ne yapmışlarsa değiştirmişler bunu. şimdi browser ekranında açılıyor. her yeni tıkladığım doküman da ayrı pencerede de
efendim şimdi şöyle. bir web sayfasından (e beyanname) tıkladığım bir pdf dokümanı eskiden adobe reader penceresinde açılırdı. tıkladığım her farklı doküman ayrı pencerede açılırdı. ne yapmışlarsa değiştirmişler bunu. şimdi browser ekranında açılıyor. her yeni tıkladığım doküman da ayrı pencerede değil, bir öncekinin üstüne açılıyor. orta tuş, shift+click, ctrl+click falan da fayda etmiyor. açılan pencerede geri ileri butonu da yok. eskiden 20 tane beyannameyi ayrı pencerelerde açardım aşağıya, her birine tıklayıp "print" der döküm alırdım. kağıtları toplu halde tekrar koyar, arka sayfalarını da sırayla print der arkalarına döktürürdüm. şimdi bu mal hepsini aynı pencerede açıp ileri geri imkanı da tanımadığı için bi oraya git tıkla, açılınca print et, çıkan tek kağıdı geri koy ikinci sayfasını arkasına döktür, kağıdı yazıcıdan al, tekrar web sayfasına git, yenisine tıkla, açılınca aynı şeyleri ona yap falan işimi çok zorlaştırdı. tek istediğim ya yine adobe reader programı ile açılsıni ya da ayrı ayrı pencerelerde açılsın da git gel git gel yapıp durmayayım. nasıl olur bu?

edit: ulan sağ tuşla hedefi farklı kaydet diyeyim, hepsini kaydedip kendim adobe ile açayım diyorum o da olmuyor delirecem yahu.
0
kibritsuyu
(30.06.08)
manage add-on tan pdf i disable etsen ise yarar mı ?
0
ccompiler
(30.06.08)
reklam veriyim bi sn :D www.luca.com.tr
0
kokomichu
(01.07.08)
(3)

vinç

kibritsuyu
şu reside görmüş olduğunuz model vinçlerin bir günlük kirası aşağı yukarı ne kadardır acaba?sorumun nedeni? ankara oran'daki panora alışveriş merkezinin arkasına bungee jumping yapıyorlar. bir atlayış 80 lira. ebesinin .mı ulan, tek maliyeti o vinç. ne kadar para kırıyor herifler bu işten merak ediy
şu reside görmüş olduğunuz model vinçlerin bir günlük kirası aşağı yukarı ne kadardır acaba?

sorumun nedeni? ankara oran'daki panora alışveriş merkezinin arkasına bungee jumping yapıyorlar. bir atlayış 80 lira. ebesinin .mı ulan, tek maliyeti o vinç. ne kadar para kırıyor herifler bu işten merak ediyorum.
0
kibritsuyu
(28.06.08)
genelde o tür şeylere bom deniyor (boom aslinda) kiralama işi de saatlik. saati 75 ytl ye de var 250 ytl ye de var. Fiyatlar genellikle kıran kırana pzarlık sonucu belirleniyor.
0
thefin
(28.06.08)
bir de ekipmana da para veriyorlar ve ekipmanlar belli bir atlayıştan sonra değiştiriliyor. üşendim şimdi araştırmaya
0
kimlanbu
(28.06.08)
o iş için 100 tonluk teleskopik mobil vinç kullanılıyor dersek aylık kirası yaklaşık 25.000 ytl gibi bir şey olması lazım. tabi bunu günlük kiralamaya kalkarsa şirket fiyat artabilr.
0
eigon
(28.06.08)
(5)

g kuvvetinden tırsmak, fenalaşmak

kibritsuyu
arkadaşlar bu lunapark denen hadiseden ve içindeki g kuvveti verip eğlendirmeyi amaçlayan gondol, kamikaze (ters dönen alet), crazy dance (kendi ekseni etrafında gönen bi platform, platforma bağlı dönen dört kollu ayrı bi platform ve yine dönen dört koldan her biri) gibi oyuncaklardan feci halde ko
arkadaşlar bu lunapark denen hadiseden ve içindeki g kuvveti verip eğlendirmeyi amaçlayan gondol, kamikaze (ters dönen alet), crazy dance (kendi ekseni etrafında gönen bi platform, platforma bağlı dönen dört kollu ayrı bi platform ve yine dönen dört koldan her biri) gibi oyuncaklardan feci halde korkuyorum. eşimin zoruyla bindiğimde falan ise millet delicesine eğlenirken kasılıp manyak gibi fenalaşıyorum içinde. hayır eğlenen eğlensin de ben niye eğlenemiyorum lan bunlarda? rollercoaster'a falan binsem kesin ölürüm ben herhalde. oysa ki uçak yerden teker kestiğinde falan oluşan o "hooop" hissini çok severim.
0
kibritsuyu
(28.06.08)
hayır hayır kesinlikle şimdi kopucak da düşecem, önümdeki emniyet açılıcak da fırliycam korkusu değil. tamamen o g kuvvetinin yaşattığı heyecanın (adrenalin mi salgılatıyo ne halt ediyosa) herkeste eğlenceye dönüşürken bende kötü bi şeylere dönüşmesi.
0
🌸kibritsuyu
(28.06.08)
ben de oyle seylere soguk yaklasirdim ama iki binince aliskanlik yapiyo keratalar. serbest dusme aletine gunde iki defa binmezsem rahat edemiyodum.

herkes neden ayni yiyeceklerden hoslanmiyosa sizinki de normal bi durum hocam bence. hoslanmiyosaniz hoslanmiyosunuzdur. icinize fenaliklar giriyordur, vucut sicakliginiz artiyordur, iyi bilirim o duyguyu. normal yani.
0
osuruklu
(28.06.08)
yaşadıgım sehırde vakti zamanında o buyuk salıncalaklardan bı tanesı kırılmıstı.uzerınde olan kısıler bılmem kac metre uzaga savrulmustu.lunaparkda eglenılecek tek alet kibrit kutusuna kasnak atmaktır.cok eglencelı sureklı marlboro kazanıyorum :)
0
isott
(28.06.08)
kusmayacak kadar alkol tüketip bin, kendini kasmadan tadını çıkarırsın.
0
kimlanbu
(28.06.08)
Efenim uçaktayken oluşan o hoop hissi negatif g'li durumlarda oluşur. Pozitif g'ye maruz kalınan durumlarda hoop hissinden ziyade kişi hınk mınk moduna girer. Kişinin fiziksel özelliklerine ve kapasitesine bağlı olarak belirli bir g'den sonra görüş grileşmeye başlar ve en nihayetinde black-out olur. Black out sonrasında kişi geçici olarak bilincini kaybeder.

Sizin fenalaşma sebebiniz, fiziksel bir özrünüz olmadığını düşünerek, tamamen PSİKOLOJİK. Gondol, balerin, crazy dance gibi aletler en fazla 2 g'lik bir ivme yaratabilir, ki bunda da fırıl fırıl dönüyor olmanız lazım. 2 g'de kimseye bi şey olmaz.

Tamamen, tamamen Psikolojik. Bu aletlere daha fazla binip korkularınızla yüzleşerek sorunun üstesinden gelebilirsiniz.

Şunlara bir göz atabilirsiniz:

(bkz: g-loc)
(bkz: g fet 2)
(bkz: g-lab)
0
kriker
(28.06.08)
(5)

korna problemi

kibritsuyu
bir otomobil sorusu da ben sorayım.dün gece malumunuz, maçtan sonra eve dönerken basa basa kornayı bozduk. sigortası attı zannettim ama kornaya basınca motor civarından tınn tınn diye ses geliyor. yani kornaya elektrik gidiyor (bu durumda sigortası atmış olamaz) ama zartlamıyor. bugün arabanın yanın
bir otomobil sorusu da ben sorayım.

dün gece malumunuz, maçtan sonra eve dönerken basa basa kornayı bozduk. sigortası attı zannettim ama kornaya basınca motor civarından tınn tınn diye ses geliyor. yani kornaya elektrik gidiyor (bu durumda sigortası atmış olamaz) ama zartlamıyor. bugün arabanın yanına tekrar uğramadım da merak da ediyorum. acaba ısındı falan mı, kendi kendine soğuyunca düzelir mi, yoksa aldık mı kornayı elimize?
0
kibritsuyu
(21.06.08)
Kornayı elinize aldınız diyebilirim. Bobini yanmıştır.
0
kimlanbu
(21.06.08)
patlattim, patlattik cok deneyimim var yani bu konuda sozume guvenebilirsin :) %90 geri calisicaktir bir iki gun ver yoksa servise gidersin...
0
luke skywalker
(21.06.08)
kornanın içindeki bobin ısınıyor, deforme oluyor. normaldir. seger marka korna öneririm. cillop gibi.
0
osuruklu
(21.06.08)
sesi kısılmıştır bağırmaktan, eski arabamda çok zortlattığımda bir süre boğuk çıkıyordu sesi sonra düzeliyodu
0
babatema
(21.06.08)
sonuç: çalışıyor arkadaşlar. ertesi gün düzelmiş.
0
🌸kibritsuyu
(23.06.08)
(10)

usb kablosu ve elektürünk olayı

kibritsuyu
efenim masa üstünde kullandığım 3 kalem pille çalışan çok şahane bir ledli lambam var (çin malı bi milyoncu işi). karanlıkta laptop kullanırken bu aleti kullanıyorum. ama pillerini su gibi yiyor. usb'den bağlanan istediğim gibi bir ışık da bulamadım. şimdi diyorum ki ben bu lambanın pillerini söküyi
efenim masa üstünde kullandığım 3 kalem pille çalışan çok şahane bir ledli lambam var (çin malı bi milyoncu işi). karanlıkta laptop kullanırken bu aleti kullanıyorum. ama pillerini su gibi yiyor. usb'den bağlanan istediğim gibi bir ışık da bulamadım. şimdi diyorum ki ben bu lambanın pillerini söküyim, eski bozuk klavyemden kestiğim usb kablosunun içindeki kabloları pil yuvasında pillerin değdiği yere bağlayım, bu aleti usb'den çalışan lamba yapayım. olur di mi? usb kaç volt elektrik verir? az mı gelir, çok mu gelir? kestiğim kablonun içindeki kırmızı, yeşil, beyaz ve sarı renkli kabloların hangi ikisi elentürünk içindir (kırmızı ve siyah diye bilirdim de siyah yok malesef)?
0
kibritsuyu
(19.06.08)
(bkz: ahahahhahahah ben buna guluyorum ya)

lakin dikkat ederseniz kesin bir olmaz da diyemedim
0
desdinova
(19.06.08)
bende usb'ye takılan lamba var bu arada hedaye gelmişti.
istanbul yeşilköy civarına uğrayabilirsen hediyem olur sana
0
desdinova
(19.06.08)
bende de var, hatta çarşıda falan da var ama benim duygusal bir bağım var bu pilliyle. usb ile çalışan bir lamba fabrikasyon olarak üretildiğine göre elle de yapabilirim. bu alet belirli voltajda bir elektriği veriyor demek ki. şimdi sorun o dört kablonun hangilerinin elektrik verdiğini (biri kırmızı da öteki hangisi) ve kaç volt elektrik verdiği, benim üç pilli canavarı pörtletir mi, yakamaz mı onu öğrenmek.
0
🌸kibritsuyu
(19.06.08)
hazır lambalar var usb den güç alan. Kendin yapma, yaparsan iyi araştır usb portnuna fazla yüklenme, sağlayabileceği akım fazla değil.
0
kimlanbu
(19.06.08)
bilgisayara zarar verir miyiz? yoksa en kötü lambayı mı pörtletiriz?
0
🌸kibritsuyu
(19.06.08)
bilim teknik'te benzer sekilde usb vantilator yapimi vardi. su linkte:

www.biltek.tubitak.gov.tr
0
ainothia
(19.06.08)
en.wikipedia.org

buradan +5 v ve ground kablolarını bağlayarak teorik olarak yapabilirsiniz. tabiki lambanın 3 kalem pille seri bağlandığını varsayarsak. zira parelel bağlanıyorsa 5 volt bi ihtimal yakabilir lambayı (yakmayada bilir bilemiyorum)

allah allah üstte wikipedia'dan link var ama göstermiyor. ilgililere duyurulur.
0
darknum
(19.06.08)
5 volt verir de akımı düşüktür yanılmıyorsam 100 mA nın uzerine cıkmıyordu.
0
sourlemonade
(19.06.08)
Laptop denilen aletler nazlı yardan daha kırılgan mahlukatlardır. Yanına bırakılan bir mıknatıs bile sonsuza dek hoparlörlerine veya pillerine veda etmenize neden olabilir. Aynı zamanda USB'den gelen elektirik düzenli olsa da o işporta işi lambanın dalgalanmadan elektrik çekip çekmeyeceği meçhul ki pili su gibi yediğiniz söylemişsin, yani gereğinden fazla akım çekiyor olabilir. Maceraya girişmektense 5-10 YTL verip USB'ye bağlanan lamba almak daha mantıklı gibi sanki...
0
metal revolution
(20.06.08)
sonuç: kırmızı ve sarı kablolar lambaya bağlandı. lamba cillop gibi çalıştı ancak normalden fazla ısınmaya başladı. usb'nin verdiği elektrik lambaya fazla geldi galiba. vazgeçtik kullanmaktan.
0
🌸kibritsuyu
(23.06.08)
(1)

antihistaminik ve alkol

kibritsuyu
efendim allerjik bahar zamazingoları yüzünden fexofen isimli non sedatif antihistaminik kullanıyorum. her sabah bir tablet olmak üzere. ancak bu akşam bir içki ortamı oluştu, fasıl falan. şimdi akşama rakıları devirsem ertesi gün mortu çeker miyim? bugünkü ilacımı henüz içmedim. onu içmesem akşam ra
efendim allerjik bahar zamazingoları yüzünden fexofen isimli non sedatif antihistaminik kullanıyorum. her sabah bir tablet olmak üzere.

ancak bu akşam bir içki ortamı oluştu, fasıl falan. şimdi akşama rakıları devirsem ertesi gün mortu çeker miyim? bugünkü ilacımı henüz içmedim. onu içmesem akşam rakı içebilir miyim? yoksa hiç alakası yok mudur, hem ilacı içeyim, hem de rakıyı mı içeyim?
0
kibritsuyu
(19.06.08)
Hiç bir şey olmaz yapıştırın gitsin. ama fexofen den ziyade aerius tavsiye ederim daha az yorgunluk yapar. Ben yıllardır hepsini kullandım ama pek bir işe yaramadı tedavisi yok bu işin ömür boyu çekicez.
0
mikelarteta
(19.06.08)
(3)

oto teybi-2

kibritsuyu
araştırmalarım sonucu pioneer deh-3950 model oto teybini almaya karar verdim. tek dezavantajı RDS denen bilgi yazılarını desteklemiyormuş o da olsun varsın.asıl sorum şu. bu oto teyplerinde backup pili gibi bir şey var mıdır? teybi kullanacak araba eski biraz. 1-2 hafta falan kullanılmadığı zaman ne
araştırmalarım sonucu pioneer deh-3950 model oto teybini almaya karar verdim. tek dezavantajı RDS denen bilgi yazılarını desteklemiyormuş o da olsun varsın.

asıl sorum şu. bu oto teyplerinde backup pili gibi bir şey var mıdır? teybi kullanacak araba eski biraz. 1-2 hafta falan kullanılmadığı zaman nedeni çözülemeyen bir şekilde aküyü bitiriyor. biz de aküsü bitmesin diye kullanmayacağımız zaman akünün kutup başını çıkarıyoruz. e aküyü sökünce de radyoda ayarlanıp kaydedilmiş bütün kanallar murtaza oluyor. hani aküyü sökelim de bir pil sadece kanalların silinmesini falan önlesin. var mı böyle bir şey?
0
kibritsuyu
(17.06.08)
oncelikle soru icin tesekkurler kibritsuyu. bana da bu konuda fikir vermis oldun. benim teyp direkt akuye degil kontaga bagli oldugu icin hafiza gidiyordu. elektrikciye gidip bunu degistirme firsatim da hic olmamisti.

simdi gelelim soruya;
-- www.eproje.com

-- forum.donanimhaber.com
0
trimpot
(17.06.08)
benim arabadaki teypte de aynı sorun var. ama şöyle bir şey var ki cd'den mp3 fln çalarken son kaldığı yeri saniyesine kadar hatırlıyor. belki okuyucu lensin konumundan olabilir gerçi. zorla takmıştık zaten teypi, çıkarabileceğimizi sanmıyorum.

trimpot'un gönderdiği linkten anladığım kadarıyla teybe giden bir akü kablosu var, bu kabloyu bağlarsak hafıza için aküden teybe elektrik gidecekmiş. ancak ikinci linkte 1 faradlık kapasitör bağlamaktan bahsedilmiş, ben pek güvenemedim o olaya.
0
tom riddle
(17.06.08)
@tom riddle: nasil ki teyp gucu akuden aliyorsa, ikinci linkte belirttigim sekilde bir kondansatör yapilip akuye giden kabloyu bu kondansatöre baglarsak olacaktir.

Ben simdi boyle bir kondansator yapip teype direkt olarak baglamayi dusunuyorum. eger basarili olursa size de yapar gonderirim. maliyeti ucuz olacagi dusuncesindeyim :)
0
trimpot
(18.06.08)
(2)

oto teybi - pioneer deh 2020 vs. pioneer deh 3950

kibritsuyu
cd ve mp3 çalsın yeter. ekstra bir özellik aramıyoruz. pioneer olursa iyi olur tabii. hepsiburada.com'da deh 2020 modeli en ucuz model, 280 lira (maltepe pazarında daha da ucuz). bir de tanıdık spot elektronikçi var, onun da elinde sanırım daha eski bir model olan deh 3950 varmış, 210 liraya bırakıy
cd ve mp3 çalsın yeter. ekstra bir özellik aramıyoruz. pioneer olursa iyi olur tabii. hepsiburada.com'da deh 2020 modeli en ucuz model, 280 lira (maltepe pazarında daha da ucuz). bir de tanıdık spot elektronikçi var, onun da elinde sanırım daha eski bir model olan deh 3950 varmış, 210 liraya bırakıyor. şimdi 210 lira olan tabii ki daha cazip. peki hangisi daha üstündür model olarak? 2020 mi alalım, 3950 mi?
0
kibritsuyu
(16.06.08)
soruna cevap değil ama sadece tavsiye babında yazıyorum, üzerinde usb girişi olanlar çok pratik oluyor. flashdiski takıp istediğin şarkıyı dinliyorsun.
0
neronas
(16.06.08)
geçen doğubankta ve mediamarkt'ta gördüm. pioneer oto teybi mp3 çalıyor üzerinde usb , aux ve sd kart yuvası ile 190 ytl civarı bişiydi. 4x70 watt ses değeri vardı. almayı düşünmekteyim ilerleyen zamanlarda kendisini.
0
darknum
(17.06.08)
(1)

mühür/kaşe yapımı

kibritsuyu
arkadaşlar üzerinde "T.C. TÜRMOB" yazan kare şeklinde bir mali müşavir mühürüm var demirden. her seferinde ıstampaya bas, basılacak kağıdın altına mouse pad koy, düzgünce bas, ıstampayı, mouse pad'i kaldır, ellerin mürekkep olsun derdinden bıktım. bir tane şu makineli lastik kaşe şeklinde kopyasını
arkadaşlar üzerinde "T.C. TÜRMOB" yazan kare şeklinde bir mali müşavir mühürüm var demirden. her seferinde ıstampaya bas, basılacak kağıdın altına mouse pad koy, düzgünce bas, ıstampayı, mouse pad'i kaldır, ellerin mürekkep olsun derdinden bıktım. bir tane şu makineli lastik kaşe şeklinde kopyasını yaptırmak istedim ama üstünde T.C. yazıyor diye yapmıyorlar. yani sahtekar mahtekar değilim. daha önce başka mali müşavir büyüklerim için de yaptırmıştım. kendi mühürümü kolaylık olsun diye makineli ve lastikten yaptıracağım. yeni mi çıktı bu yasak? niye yapmıyorlar? orijinali de bende yani. hani kağıda basıp şunu yap diye götürsem yapmaz (yapmasın da zaten) ama orijinalini de gösteriyorum. sahibi benim. belgesi melgesi var. niye yapmıyorlar?
0
kibritsuyu
(14.06.08)
bir tane bos otomatik kase alin hocam, kendiniz kare kaseyi o bakir tutacagindan cikarip makinelinin yapiskan yerine yapistirin. bilmiyorum gorsel olarak denetleyen birileri var mi sizi. sonra demesinler "naapmissin guzel kardesim" diye.

yazlari babamin burosuna gittigimde neden bana da boyle pis bi isi verdiklerini simdi anliyorum. cikmiyo bi de o murekkep iyi mi
0
osuruklu
(14.06.08)
(2)

çektiğim fotoğrafların tarihi bir saat ileri ??

kibritsuyu
efendim canon powershot a610 fotoğraf makinem var. pek iyi anlaşıyoruz kendisiyle. çok da memnunum. yalnız geçen gün bir şey dikkatimi çekti. ben şimdi bununla çektiğim fotoğrafları iki ayrı şekilde alıyorum makineden. makineyi usb kablosuyla bilgisayara bağlıyorum. makineyi açınca canon'un yazılımı
efendim canon powershot a610 fotoğraf makinem var. pek iyi anlaşıyoruz kendisiyle. çok da memnunum. yalnız geçen gün bir şey dikkatimi çekti. ben şimdi bununla çektiğim fotoğrafları iki ayrı şekilde alıyorum makineden. makineyi usb kablosuyla bilgisayara bağlıyorum. makineyi açınca canon'un yazılımı otomatik çalışıp fotoğrafları belirttiğim klasöre atıyor. hatta tarih formatında alt klasörler de oluşturuyor, şahane arşivliyor. ayrıca yedek olsun diye de bilgisayarım/canon poweshot a610 yolunu izleyerek makinenin içine girip (sanki harici bir harddiskmiş gibi) oradan da kopyala yapıştır yöntemiyle başka klasöre kopyalıyorum.

fotoğraflarda problem yok ama fark ettim ki canon'un kendi yazılımıyla aldığı fotoğrafların saatleri, çekim saatinden tam 1 saat ileri. exif bilgisine bakıyorum, çekim tarihi normal, ama windows explorer'da dosya isminin yanındaki tarih-saat kısmı tam 1 saat ileri. kopyala yapıştır ile aldıklarıma bakıyorum. onların yanındaki saat düzgün. makineye bakıyorum, saat ayarı doğru.

peki bu ibne canon programı exif bilgisinde de saat bilgisi doğru olduğu halde windows explorer'da dosyanın yanına 1 saat geç şekilde yazıyor saatleri?

bakınız canon programı ile aldığım fotoğraflardan birini diğer tarafa kopyalamak isteyince (aynısı orada da mevcut olduğundan) çıkan uyarının resmini koyayım, daha iyi anlaşılsın ne demek istediğim.
0
kibritsuyu
(13.06.08)
yaz saati kış saati uygulamasından doğan 1 saatlik fark gibi sanki ama..

Cep telefonumda ona benzer bir şeyler olmuştu. Bilgisayarın saatini değiştirip 2 türlü de almayı [programdan bi de bilgisayarım'dan] deneyin saat farkı değişiyor mu?
0
sıkay
(13.06.08)
benim de aklıma ilk o geldi ama makinenin saati de doğru, bilgisayarın saati de doğru.

hadi fark ettiğim ve denediklerim hep ayz saatinde olduğumuz dönemde çekilmiş fotolar.belki onunla alakalıdır, saatler doğru olduğu halde bir saat kayıyordur diye düşündüm ve kış günü çekilmiş fotoğraf ile denedim, yine aynı şekilde. çözemedim bu işi.
0
🌸kibritsuyu
(13.06.08)
(2)

windows vista sp1 güncelleme hatası

kibritsuyu
arkadaşlar windows vista service pack 1 güncellemesi windows update ile güncellenir hale gelmiş. önemli güncelleme diyor, indiriyor, kur diyince "güncelleme başarısız. hata kodu 800B0100" diyor. netten aradım taradım ama anlamadım. niye kurmuyor bu güncellemeyi? hayır özellikle bekledim windows upda
arkadaşlar windows vista service pack 1 güncellemesi windows update ile güncellenir hale gelmiş. önemli güncelleme diyor, indiriyor, kur diyince "güncelleme başarısız. hata kodu 800B0100" diyor. netten aradım taradım ama anlamadım. niye kurmuyor bu güncellemeyi? hayır özellikle bekledim windows update ile sunulunca yükleyeyim diye ama onu bile beceremiyor. başka başına gelen var mı böyle bir şey?
0
kibritsuyu
(09.06.08)
yok ben yükledim aynı metodla mesela.
0
ozdek
(09.06.08)
msdn forumlarinda cokca tarti$ilmi$ bu konu.
standalone versiyonunu cekip yuklerken "run as administrator" secenegi ile yukleyin diyorlar. bir kac ki$i bu $ekilde sorunun cozuldugunu yazmi$.
0
sourlemonade
(09.06.08)
(5)

lens solüsyonu

kibritsuyu
efendim sadece 2 günlüğüne kullanmak üzere yanımda lens solüyonu taşımam gerekiyor. evdeki solüsyonu şişesiyle yanıma alamıyorum çünkü aynı şişeyi eşim de kullanıyor. 2 gün için yeni şişe açmak da istemiyorum zira açınca da 3 ay içinde kullanmam gerekiyor. iki ayrı açık şişeyi 3 ayda bitiremeyiz (yo
efendim sadece 2 günlüğüne kullanmak üzere yanımda lens solüyonu taşımam gerekiyor. evdeki solüsyonu şişesiyle yanıma alamıyorum çünkü aynı şişeyi eşim de kullanıyor. 2 gün için yeni şişe açmak da istemiyorum zira açınca da 3 ay içinde kullanmam gerekiyor. iki ayrı açık şişeyi 3 ayda bitiremeyiz (yoksa atmak gerekiyormuş, özelliğini kaybediyormuş). başka bir kaba koyup götüreyim diyorum ama bu sefer de sterilliğini kaybedecek. ne önerirsiniz?
0
kibritsuyu
(06.06.08)
gözyaşı damlası
0
babatema
(06.06.08)
ufak solüsyonlar var:5yetele.az önce aldım.aynı sebepten dolayı.ismi aqua soft.bir de elegance var.
0
atmosphere
(06.06.08)
o küçükleri eşantiyon olarak da dağıtıyorlar. sizi tanıyan eczane filan varsa onlardan isteyiniz.
0
oceano
(06.06.08)
hatta bitince atmayın. ben benimkine şırıngayla solüsyon koyup seyahate filan gidiyorum bazen. çok pratik :)
0
oceano
(06.06.08)
serum fizyolojik, gayet güzel...
0
the man who hears deepest inquisitions
(07.06.08)
(9)

kontakt lens tavsiyesi - ACİL

kibritsuyu
arkadaşlar bugün gidip lens almam gerekiyor. göz doktoru ve lens satıcısı olan yer, anlaşmalı olduğu ve elinde bolca bulunan modeli (ki geçen sene `purevision`'du bu) kaktırmaya çalışacak eminim. siz ne tavsiye edersiniz? hangi marka iyidir? (5 civarı miyop, astigmat yok. torik morik değil yani). ku
arkadaşlar bugün gidip lens almam gerekiyor. göz doktoru ve lens satıcısı olan yer, anlaşmalı olduğu ve elinde bolca bulunan modeli (ki geçen sene purevision'du bu) kaktırmaya çalışacak eminim. siz ne tavsiye edersiniz? hangi marka iyidir? (5 civarı miyop, astigmat yok. torik morik değil yani). kutusu 60-70 lirayı geçmezse hiç fena olmaz.

not: en son o2optix kullanmıştım. memnundum ama artık yok galiba.
0
kibritsuyu
(05.06.08)
ben focus kullandim uzun süre, şimdi acuvue'ye geçtim, son derece güzel. bu haftasonu 3 gün lesi çıkarmadım sabahları dahil hiç batmadı rahatsız etmedi.
0
kokomichu
(05.06.08)
ben de focus kullanıyorum. ortası mavimsi. ama lensim renksiz tabi. gayet memnunum. bazen 3 ay kullandığım da oluyor unutup. :)
0
oceano
(05.06.08)
acuvue advance tek gecerim...oasys de iyidir, 8 senedir lens kullaniyorum en rahatlari bunlar cikti
0
the man who hears deepest inquisitions
(05.06.08)
ciba night & day onerim..
0
2pac
(05.06.08)
Bosch and Lomb Soflens 59 kullanıyorum, daha önce Soflens 66 kullanıyordum ama üretimi durdurulmuş onun. Bu seriyi 12 senedir kullanıyorum, gayet iyi anlaşıyoruz (3 miyop). En son aldığımda 3 aylık kutusu 45 civarındaydı.
0
sui
(05.06.08)
acuvue oasis.. kesinlikle.. bilgisayar kullanıyorsanız özellikle tek geçiyorum. kendim kulllanıyorum ordan biliyorum.
0
bordeaux
(05.06.08)
zeiss alabilirin. bu arada lensmarket.com dan normal len satıcılarından daha ucuza gelebiliyor, bak oradan istersen. focus, zeiss in falan fiyatları < 40ytl diye hatırlıyorum
0
alembic
(05.06.08)
focus night&day'in kutusuna 110 lira dediler vazgeçtim. acuvue advance aldım. yarın gelecek bakalım nasıl bi şey.

doktor da kafamı iyice karıştırdı. numaram değişmemişse doktora gitmeden aynısını sipariş vermemin bir sakıncası olmaz değil mi?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.08)
yoo biz hepimiz oyle yapıyoruz genellemis oldum herkes adına ama:) sen gormende herhangi bir kotulesme hissetmedigin surece veya senelik kontrollerde fark cikmiyorsa internetten siparis verebilirsin lensmarket, lensim, lensal gibi sitelerde bakarsın hangisinde en uygunsa artık.
0
2pac
(05.06.08)
(3)

mp3 fm transmitter

kibritsuyu
bu içine mp3 yüklenen ve arabanın çakmağına takılınca belirlenen frekanstan yayın yapıp arabanın radyosundan mp3 dinlememizi sağlayan cihazlardan kullanan var mı? arabanın radyosunu değiştiremem. herhangi bir mp3 player'ı da kaset şekilli aktarıcıyla kablolu falan da bağlamak istemiyorum. tek kaygım
bu içine mp3 yüklenen ve arabanın çakmağına takılınca belirlenen frekanstan yayın yapıp arabanın radyosundan mp3 dinlememizi sağlayan cihazlardan kullanan var mı? arabanın radyosunu değiştiremem. herhangi bir mp3 player'ı da kaset şekilli aktarıcıyla kablolu falan da bağlamak istemiyorum. tek kaygım ankara gibi her fm frekansının dolu olduğu bir yerde boş frekans bulamamak. hayır boş frekans var ama bir önceki ve bir sonraki frekans ile karışıyor. acaba çakmak girişi radyonun dibinde olduğu için sinyali güçlü olur da zayıf sinyali bastırabilir mi? yoksa bozuk radyo gibi cızırtılı vizirtılı mı dinleriz? nasıldır?

hatta link vereyim mesela alet şu:

www.hepsiburada.com
0
kibritsuyu
(02.06.08)
walla ben zamaninda kullanmistim bunlardan. 88 veya 108 civarlari bos oluyodu galiba. hatirlayamadim. benim kullandigim belkin idi. pilli. arabanin en arkasina koydugumuz halde bile parazit olmadan dinleyebiliyodum. olay amerika'da cereyan etti, ankara'da nasil olur bilemiycem tabi. yorumlardan bi tanesi de buyuk sehirlerde olmayanlar rahatlikla kullanir tadinda biseyler soylemis.
0
osuruklu
(02.06.08)
Ben Ankara'da kullanıyorum, boş frekans var. Radyoyu açın, manuel olarak frekansı değiştirin, hiç bir radyonun olmadığı bir frekans bulunca transmitter'ı o frekansa ayarlayın. Cızırtı falan olmadan gayet güzel dinleniyor şehir içinde ama uzun yolda sorun oluyor çünkü atıyorum Ankara'da boş olan bir frekansta Eskişehir'de bir radyo olabiliyor. Ayrıca dediğiniz gibi zaten yakın olmanın avantajı ile diğer frekansları da eğer zayıflarsa bastırabiliyor.

Bendekinin line in, SD Card ve USB girişi var. Böyle bir model alırsanız müzik kaynağı seçeneğiniz daha çok olur. Ben bir de veri aktarım hızı önemli olmadığından en ucuzundan 1GB SD Card aldım, misler gibi kullanıyorum...
0
crown
(02.06.08)
bazı dandik markalarda mümkünü yok boş frekans bulamıyorsunuz ( frekans olmadığından değil, aletin düdüklüğünden .bulsanız da siz gaza bastıkça aletin cızırtısı da artıyor, yani devir yükseldikçe gürültü artıyor aletteki.
0
elcikpower
(03.06.08)
(1)

araba tamir oyunu

kibritsuyu
böyle bozuk bir arabanın geldiği, arızasını bulduğumuz, tamir ettiğimiz, araba parçalarının ne işe yaradığını falan görebildiğimiz bir oyun var mıdır?
böyle bozuk bir arabanın geldiği, arızasını bulduğumuz, tamir ettiğimiz, araba parçalarının ne işe yaradığını falan görebildiğimiz bir oyun var mıdır?
0
kibritsuyu
(30.05.08)
abi şimdi çok farazi olacak biliyorum ama "bilmemne garage" adında bir oyun var öyle. oldukça eski, gamepro 2000 sayılarından birinde olması lazımdı sanırım. yıldan emin değilim bakıcam açıp :)
0
nukleermalkav
(30.05.08)
(6)

yine iki ayrı soru

kibritsuyu
1. reklamlar esnasında niye kanal logosu silikleşiyor, değişiyor, farklı ve küçük bir hal alıyor. reklam kuşaklarını yine anlarım da program devame derken çıkan bant reklamlarda da böyle bu?2. dolmuşa ayakta yolcu almak yasak normalde. hatta niye bilmiyorum ama oturan yolcu sayısı da 14 ile sınırlan
1. reklamlar esnasında niye kanal logosu silikleşiyor, değişiyor, farklı ve küçük bir hal alıyor. reklam kuşaklarını yine anlarım da program devame derken çıkan bant reklamlarda da böyle bu?

2. dolmuşa ayakta yolcu almak yasak normalde. hatta niye bilmiyorum ama oturan yolcu sayısı da 14 ile sınırlanmış durumda (ankara). yani 3 koltuk daha eklemek de yasak.

sorum bu değil. kimi dolmuşçular tıka basa ayakta yolcu ile polisin önünden geçerken bugün bir tanecik, o da tekerleğin üstüne bağdaş kurarak oturmuş olan yolcu yüzünden ceza yedi bindiğim dolmuş. niye lan? niye kimisi tıka basa dolu dolmuşla polise göstere göstere geçiyor (çöktürtmüyor bile), kimi koltukta değil de tekerleğin üstünde bağdaş kurup oturan bir tanecik yolcu yüzünden ceza yiyor? kötü kokular geliyor burnuma.
0
kibritsuyu
(23.05.08)
1- rtük'e bildirilen iki logo vardir. bunlardan biri kanalin sürekli kullandigi logo, digeri ise reklamlarda kullanilan logodur. akartbant, reklam kusagi, altyazi ne olursa olsun bu durumlarda reklam logosunun kullanilmasi zorunludur. yoksa göte girebilir.
0
trimpot
(23.05.08)
1- Kanunlarda, reklamların programdan ayrılması zorunluluğu vardır. yani bir reklam yapıyorsanız bunun reklam olduğunu bir şekilde belli etmek zorundasınız.
0
babatema
(23.05.08)
2. nüfus çok fazla, sefer sayısı az, dolmuşcuların kazandığı para az, dolmuş sayısı az. bu gibi sebepler yüzünden yasanın uygulanması imkansıza yakın. polisler de birini kurban ediyorlar o kadar.
0
baldur
(23.05.08)
1- reklam veren firma tam ekranı kullanır her pikselden istifade eder parasını verdiği için. kanal logosu ürünün reklamına mani olabilir. o yüzden silik oluyor ve reklamcı tam ekranı verimli kullanıyor.

2- bu yasak ama uygulanmasını trafik de istemez cünkü o kadar yolcu taşınamaz. soförler taşır, polisler formaliteden ceza keser. zaten dolmuşçular fazla fazla parasını çıkarmıştır taşıdıkları fazla yolcudan. ceza kesme standart iş hatta. polis ceza kesecek, abi sabah kestiler diye fişini gösteriyordu. kesilmeyenlere kesin manasında
0
efruz
(23.05.08)
2- polislere bu gün atıyorum 1000 ytl ceza kesin diyorlar onlarda kesip gerisini bırakıyorlar.
0
darknum
(23.05.08)
ama öyle değil arkadaşlar. kimi dolmuşçular kesinlikle ayakta almıyor, ola ki aldıysa ya da kapı kapanırken aradan sıyrılıp binen oluysa falan da polis görünce tam siper yere oturtturuyor. ama kimi dolmuşçular da polisin önünden geçerken ceza yemeyeceğinden o kadar emin ki ne yolcuyu yeme çömelttiriyor, ne ayakta yolcu alırken "tamam abi binmeyin, ayakta yasak" falan diyor. tıkış tıkış doldurup polisin gözüne baka baka geçiyor. olsa olsa aralarında "gün içinde bir kere ceza yiyen ne yaparsa yapsın bir daha ceza yemez, öncekinin makbuzunu gösterince yırtar" gibi bir anlaşma var ki bu kadar rahatlar. yani bilemiyorum.
0
🌸kibritsuyu
(24.05.08)
(8)

1. kocaman et - 2. hardal

kibritsuyu
iki sorum var.1. bu filmlerde falan olur ya hep. ya da kimi restaurantlarda bulunur. böyle kocaman parça etker vardır. hayvanın neresidir bu, antrikotu olsun, kontrfilesi olsun, bonfilesi olsun küçücük küçücük yahu. şöyle kalın kesilmiş en az 1 karış çapında, belki daha büyük (döve döve o kadar geni
iki sorum var.

1. bu filmlerde falan olur ya hep. ya da kimi restaurantlarda bulunur. böyle kocaman parça etker vardır. hayvanın neresidir bu, antrikotu olsun, kontrfilesi olsun, bonfilesi olsun küçücük küçücük yahu. şöyle kalın kesilmiş en az 1 karış çapında, belki daha büyük (döve döve o kadar genişletilenleri değil, bizzat kendi o kadar olan) et satılmaz mı kasaplarda falan? (onlar domuz eti diyecekler için not: dana hayvanı da büyük bir hayvan, onun aynı yerinden çıkmıyor mu böyle et?) eğer varsa ne diye isteyeceğim? özel mi hazırlatacağım?

2. acı, çok acı, deli acı, çok az miktarı bile insanın genzini yakıp burnundan alev gibi çıkacak hardal arıyorum.

bu arada yazmayı unutmuşum. şehir ankara.
0
kibritsuyu
(22.05.08)
kasaba gidip özellikle öyle et istediğini söylersen o şekilde kesip hayvanı verebilir sana bence...

2. sorun için ise hardal yerine acı seviyorsan vasabi tavsiye ederim...
0
huzursuz
(22.05.08)
Resimdeki sey T-bone steak. Aslinda iki ayri steakten olusuyor.
en.wikipedia.org

Turkiye'deki et kulturu Amerika'dakinden (yani filmlerde gordugunden) farkli. Bana gecen gun birisinin anlattigina gore kesim bicimi etin tadini ve yumusakligini etkiliyor. Helal yontemle oldurulen hayvanin eti kalin/iri parcalar halinde hazirlanmaya Amerikan sekli kesilen kadar uygun degil.

Sonucta farki kesim sekli yaratmasa bile bir fark var. Bizde et genelde ya dovulur, ya kucuk kesilir ya da iyice marine edilir. Bu yontemler sebebiyle oyle buyuk eti kolay kolay bulamazsin.

Istanbul'da Dukkan adinda bir kasap+lokanta var. Amerikan usulu steakler satiyor ve pisiriyorlar. Ankara'da ne var bilemiyorum.
0
wpi
(22.05.08)
ankara'da t-bone steaki hakkıyla yapan bir yer yok malesef. bir tek lone star diye bi yer vardı, tunalı gölge barın karşısında üst katta hala varsa belki orada bulabilirsiniz. onun dışında çeşitli restoranların menüsünde olsa da sadece adı aynı malesef. bunun dışında gidip kasaptan bulabileceğinizi sanmıyorum ki evde pişirmesi çok da kolay olmayabilir.

tatmin eder mi bilemiyorum ama delizia marka hardal oldukça acıdır. kesmezse wasabi de kullanabilirsiniz.
0
fakeinvoice
(22.05.08)
evet restauranttan ziyade evde pişirmek üzere arıyorum. t-bone olmasa da olur. büyük parça olsun yeter.

hardal olaak da delizia kesmiyor malesef. bir restaurantta yedim (bkz: göksu restoran) ölümüne acıydı. nedir bu hardal dedim, kendimiz yapıyoruz dedi, plasik kapta verdi biraz. hardal tohumu alıp kendim yapiyim dedim iğrenç oldu. kısacası olduramadım bunu da bi türlü.
0
🌸kibritsuyu
(22.05.08)
dukkanistanbul.com muydu neydi.
0
disq
(22.05.08)
T-bone steak i kipada görmüştüm satıyorlardı.
Hardal için de almanya/avusturya civarlarında bir tanıdığın varsa rica et sana extra scharf Estragon hardal getirsin. Bir tüpü 1€ falan.

i3.ebayimg.com

Almanlar hardal konusunda aşmışlar. Muhtemelen daha iyisi ve acısı bulunur almanyada.
0
neronas
(22.05.08)
ankaradaki en ünlü t-bone steak mekanı budakaltı'dır.
adından da anlaşılacağı üzere budak sokak 6 numarada.
fiyatları biraz yüksek olsa da, çok güzel bir yer.
ben sevmediğim için t-bone yemememiştim ama yiyenler seviyor.
bir de şöyle birşey duymuştum. t-bone çok pahalı birşey. yani kasaptan et olarak satın almak bile çok pahalı. adamlar da belli bir fiyatın üzerine çıkmak istemiyorlar ve en ünlü hadiseleri de bu olduğundan menüden kaldıramıyorlarmış.
son dedikodular bunlar.
söz sende kipritsuyusu
0
kahvegibi
(22.05.08)
2.aradıgınız hardal soylelenler gıbı kendınız yapmalısınız , coleman hardal tozları var bırde bır turk markası var adını sımdı hatırlamıyorum .(ama buyuk baharatcılara sorsanız mutlaka bılırler ) .kesınlıkle hardal tohumu degıl hardal tozu olacak aldıgınız sey yaklasık olarak kılo 100 lira civarı (pahalı yanı)
acılıgına gore su veya sirke konur . sirke biraz daha az acı yapar (acı yapmaz demıyorum dıkkat edın ) isteginize gore konyakta ekleyebılırsınız , birazda pudra sekerı . hardal sarap ,hamur gıbı mayalanarak olusan bır yıyecek (demek istiyorum ki 'restoranda begendiniz hardalı alıp ,yapmadan once icine biraz katarsanız kıvamını daha rahat yakalarsınız) ayrıyetten metal kesınlıkle sokulmaz hardalın ıcın
e , tahta veya plastık kasık ,karıstırıcı kullanmalısınız .
1.resımde gosterdıgınız et , dıger cevaplardada soylendıgı gıbı t-bone steak fakat bızım hayvanı kesım yontemlerımızden oturu lezzetsız oldugu soylenır . hayvan bogularak olduruldugu zaman bu etin lezzeti ortaya cıkıyor ( bogularak oldurulen hayvanın kanı ıcınde kalıyor ve et dogal olarak daha yumusak vbe sulu oluyor.)ama yınede ıstersenız carrefourda fılan gormustum bırkac kezoralarda vardır , kasap bu etı boyle parcalamaz sıze yanı , hem bonfıleyı hemde kontrfile birlikte almalısınız sonra kestırmelısınız .tbone steak bır yanı bonfıle dıger yanı kontrafıledır .
sanırım siz ılk basta gozunuzu doyurmak ıstıyorsunuz ,
bunun ıcın dana pirzolası alabılırsınız gayet buyuk olur ,lezzet konusunu bır sey demeyecegım .
ama ben guzel et yemek ıstıyorum ,goruntu o kadar onemli de degıl dersenız kasapta gordugunuz guzel bır bonfılenın buyukce sını secın hafıf caprazlamasına yaklasık 3cm kalınlıgında kestırın (sakın dovdurmeyın ) evde bır tabak ,bıcak yardımıyla hafıfce bastırın ete zarar vemıyecek sekılde .
cok degıl guzel bır soguklukta 0-4^ gibi üç dört gün bekletin (tabii et taze ise )
ısıyı cok ıyı ayarlayıp , etı cok cevırmeden hatta sadece bır yuzunu bır kere dıger yuzunu bır kere yeter bile .
son olarak tavada pişirdeysenız etın uzerıne tereyegını koyup yaklasık 2dakıka kapagı kapalı olarak dınlendırip masanıza getirebılırsınız ,
aynı dınlendırmeyı ızgara ıcınde yapmanızda gayet olagandır ,olmalıdır.
afiyetler olsun .
saygılar
0
dodocan
(23.05.08)
(5)

yemek tercihi - pide içi

kibritsuyu
efendim vumartesi akşamı 10-12 kişilik bir arkadaş grubu ağırlayacağız evimizde. yemekli olacak. er seferinde börek çörek yapardık ama değişiklik olsun dedik. kıymalı pide yaptırmayı düşünüyorum. 10-12 kişilik pidenin içi için ne kadar kıyma, ne kadar soğan vs. gereklidir? yiyenler 5 tane birden yiy
efendim vumartesi akşamı 10-12 kişilik bir arkadaş grubu ağırlayacağız evimizde. yemekli olacak. er seferinde börek çörek yapardık ama değişiklik olsun dedik. kıymalı pide yaptırmayı düşünüyorum. 10-12 kişilik pidenin içi için ne kadar kıyma, ne kadar soğan vs. gereklidir? yiyenler 5 tane birden yiyen hayvanlar değillerdir, makul yerler.

bir de başka yemek öneriniz var mı çalışan insanları çok uğraştırmayacak cinsten. hazır mantı da geldi aklıma ama...
0
kibritsuyu
(22.05.08)
pide çok ağır kaçar bu havada. gündelikçiye gelen kadın vs varsa bir tencere sarma yaptırılabilir, yanına kısır, bol salata, hatta adıyamanlı çiğköfteçi varsa yakınlarda 2 porsiyon çiğ köfte, rakı yanına bol buz... ne bileyim ben.
0
pain
(22.05.08)
her yörede farklı boyutta oluyor ama 2 2,5 kg yeter diye düşünüyorum,1.5 kg domates 3 tane iri soğan (4 te olabilir),malzemesi olur.herkes 1.5 yer diye düşünmek lazım, artarsa bize gönder biz yeriz :) ayrıca ben kiloyu söyledim de en az 18 tane pide çıkmalı bence,
hazır mantıda alma derim içine baharat koyuyorlar sadece
0
gaza gelen
(22.05.08)
beni de çağırırsanız söylerim. :p
0
banker yakup
(22.05.08)
bizde de etliekmek yaparlar kalabalıkta,hem kolay hem de ucuz oluyor.kıymayı az yağlı alarsanız ağır olmaz bence. anneme sordum,verdiği liste bu :
1 kilo kıyma ,yarım kilo domates ,yarım kilo soğan, 5-6 tane yeşil biber.
0
kanuniye
(23.05.08)
1 adet kıymalının ıcınde ortalama 100 gr malzeme makbuldur.. 10-12 kişilik yemekte sanırım 15 adet kıymalı yeterli olur.tabi bizim buralarda kıymalı dedıgımız sey biraz uzun oluyo.bazı yerlerde kucuk yapıyolar..buyuk ise 15 tane yeter..

siz 1250-1400 gram arası et alın.hatta kasap dan alacaksanız malzemesını ıstersenız o bile hazırlar..bu sayede adam yeterı kadar olculu davranarak sızı olası bır sıkıntıdan kurtarır..

ek yemek önerisi olarak: efendim fırında güveç yada fırın ağzı cok daha lezziz olur.yine kasap yardımı ile bunlar yapılabılır..gıdıp abi ben bi guvec yada fırın agzı yaptırcam dersen adam hemen hazırlar sana..
güveç yaptırmak için güveçin olmalı..
0
isott
(23.05.08)
(5)

yarım kalan dvd yazma işi

kibritsuyu
şimdi altı üstü bir tanecik boş dvd'nin derdine düştüğüm sanılmasın. sadece merak ediyorum.bilgisayarı dvd yazma işlemine bırakıp gittim. 2-3 dakika sonra geldim ki bilgisayar resetlenmiş, yeniden başlıyor kendi kendine. haliyle yazma işi yarım kalmış. çıkardım dvd'yi baktım, boş dvd'ye bir şeyler y
şimdi altı üstü bir tanecik boş dvd'nin derdine düştüğüm sanılmasın. sadece merak ediyorum.

bilgisayarı dvd yazma işlemine bırakıp gittim. 2-3 dakika sonra geldim ki bilgisayar resetlenmiş, yeniden başlıyor kendi kendine. haliyle yazma işi yarım kalmış. çıkardım dvd'yi baktım, boş dvd'ye bir şeyler yazınca oluşan izden var üstünde. sürücüye taktım, boş diyor (hani dosya bilgisinin saklandığı kısmı yazamadan kesilmi galiba). şimdi ben boşmuş gibi bunun üstüne bir şey yazsam olur mu?
0
kibritsuyu
(17.05.08)
finalize edilmediyse tekrar yazabilirsin. fakat arşiv amaçlıysa tavsiye edilmez.
0
babatema
(17.05.08)
bo$ diyebilir ama bildigim kadariyla olmuyor. hatta ba$arili diye yazilip o pcde kullanabilsen bile diger pclerde cali$mayabilir. demedi deme :)
0
katafalk
(17.05.08)
bir de o resetlenme olayi icin dvd-rw'nin firmware'ini guncellemenin belki bir faydasi olabilir. benim de ba$ima benzer bi$i gelmi$ti.
0
katafalk
(17.05.08)
rw degilse cope at.
0
bryan fury
(17.05.08)
Dene ama bence yazamazsın, hata verir.

Disk at once yazılırken yarım kalırsa indeks başa yazıldığından yazılmış veriler okunabiliyor, ancak senin durumda boş gösterdiğine göre bu mümkün değil.
0
386 dx
(18.05.08)
(7)

burundan tekila çekmek

kibritsuyu
yıllar önce bir yaz bodrum'da sürekli gittiğimiz mekanda çok içmiş (1 bira, 1 votka limon, 3 votka redbull, 1 shaker dolusu sex on the beach (arkadaşlarla hep birlikte içtiğimizi sanıyordum, ibneler içer gibi yapıp hepsini bana içirmişler) ve 1 shot tekila). bayaa kafayı bulmuştum. en son garson ter
yıllar önce bir yaz bodrum'da sürekli gittiğimiz mekanda çok içmiş (1 bira, 1 votka limon, 3 votka redbull, 1 shaker dolusu sex on the beach (arkadaşlarla hep birlikte içtiğimizi sanıyordum, ibneler içer gibi yapıp hepsini bana içirmişler) ve 1 shot tekila). bayaa kafayı bulmuştum. en son garson ters çevrilmiş şarap kadehinin hafif çukurca olan ayağına tekila koymuş. bir adet de pipet almış getirmiş "burnundan çek" diyor. kafam güzel olsa da şiddetle reddettim ben bunu. şimdi de merak ediyorum. acaba çekseydim ne olurdu? ağızdan içmekten daha mı etkili olurdu?

(uyuşturucu falan değildi. bildiğin tekilaydı. burundan çekmeyi reddettikten sonra yaladım orayı. mis gibi tekila)
0
kibritsuyu
(16.05.08)
Valla doktor degilim ama eminim ki iyi bir sey olmazdi. Ickiyi agzinla iceceksin arkadas, hem mecazi, hem gercek anlaminda.
0
wpi
(16.05.08)
burnu bilemicem ama kulağa çok fantastik geliyor. garson getirdiyse vardır bi bildiği sanki.
0
eskimo
(16.05.08)
ikinci votka redbulldan sonrasının hesabını da ödemedim ben. içmem dediğim halde sırf beni maymun etmek için o ibne garson ve ibne barmen ısmarladı geri kalanını. "benden" diyip diyip koydular önüme. e ısmarlanmış, önüne gelen içkiyi de beleş sirke baldan tatlı mantığıyla içtik tabi. içmemek olmaz :)
0
🌸kibritsuyu
(16.05.08)
şöyle bişi buldum ama bi olayı yok gibi..

vids.myspace.com
0
huzursuz
(16.05.08)
Muazzam eğlenmişler bence. Burundan çekince çok da abartı bir iş olacağını sanmam.
0
fredi
(16.05.08)
olsa olsa iğrenç olur. yani tekila kılcal damarlardan direkt kana karışacak değil ya?
0
darknum
(16.05.08)
muazzam bir acı olurdu heralde ömrü hayatında unutamıyacağın.
asıl abi rövanş yapman lazımdı.
hocam bak bu rectum tekilası diye :)
0
omer460
(17.05.08)
(9)

su sebili vs. kettle

kibritsuyu
günde en fazla 10 fincan çay/kahve içilen bir ofise su sebili alıp sıcak su ihtiyacını bundan karşılamak ekonomik olarak (elektrik tüketimi) akıllıca mıdır? halihazırda kettle kullanılıyor ve her defasında sadece gerektiği kadar su ısıtılıp kullanılıyor. bu aletler ise 2 litra kadar suyu içinde süre
günde en fazla 10 fincan çay/kahve içilen bir ofise su sebili alıp sıcak su ihtiyacını bundan karşılamak ekonomik olarak (elektrik tüketimi) akıllıca mıdır? halihazırda kettle kullanılıyor ve her defasında sadece gerektiği kadar su ısıtılıp kullanılıyor. bu aletler ise 2 litra kadar suyu içinde sürekli sıcak tutuyor. hangi çözüm daha ekonomiktir?

soğuk su için de buzdolabımız var, soğuk su için kullanmaya gerek yok yani.
0
kibritsuyu
(15.05.08)
bir cok su markası suyu kendınden almak sartıyla sebili verıyor..mesela bızım buralarda damacana 4 ytl.sebil vereyım abi hep bizden içersen diyolar ozaman fiyatta 5 lira oluyo.şehirden şehire deısır sanırım bu fiyat ama sebil cok ucuza mal edilmiş oluyor..

bildigim kadarıyla fazla yakmıyo ama soylede bi durum var.sebil oldugu zaman insanlar daha fazla kahve cay vb seyler tuketıyo benım gozlemledıgım kadarıyla..bunuda goz onunde bulundurmakta fayda var.
0
isott
(15.05.08)
abi çay kahveyi bol bol içsinler.kamyonda mobil 1 insanda çay kahve.

Ayrıca su sebili olayı benim bildiğim kadarıyla sürekli bi yerden su alırsanız falan onlar getiriyolar.Eee şimdi koskoca bürosunuz sade çay kahvede içilmiyecek suda içilecek.Malum yazda geliyor.Ne güzel hem sıcak hem soğuk.Sanırım bi sucu ile konuşup ücretsiz bir sebil kapatabilirsiniz.Zira sürekli müşterisiniz.
0
omer460
(15.05.08)
koskoca büro değiliz 3 kişiyiz. günde 2'yi geçmiyor kendi içtiğimiz. e gelen giden de pek yok. olursa da işte 2-3 bardak da onlar içer.
0
🌸kibritsuyu
(15.05.08)
kettle ile sebil'in tükettiği elektriği iyi karşılaştırmak lazım. insanlar genelde, kettle'in daha az tüketeceğini söylemiş ama tam tersi de olabilir. zira kettle çabuk ısıtmaya yönelik (instant heater) olduğu için daha fazla elektrik tüketiyor olabilir. sebil ise uzun vadede ısıtıyor ve suyu az bir enerji ile sıcak da tutuyor. ayrıca, kettle'da su israfı daha fazla olabilir çünkü insanlar kettle'ın içinde kalan suyu her zaman döküyorlar bildiğim kadarıyla.
0
kahvegibi
(15.05.08)
madem 10 fincan diyorsun termos kullanin büyüğünden olsun bitsin.
0
terp
(15.05.08)
sebil suyu kettle kadar ısıtmaz. yani bir fincan kahve alayım derseniz yarısında ice coffe olur mundar olur. elektrikten kısıyım derken kahveden kaybedersiniz. yoldan kazanırsanız güçten güçten kazanırsanız da yoldan da kaybedersiniz. en ekonomiği cezvede su kaynatmak basit makinalara güvenmemek lazım efem.
0
babatema
(15.05.08)
sebilin ısıttığı su yalandır. sebilden sıcak su kettle a koyun düğmeye basın göreceksiniz ki kettle o sıcaklığı yeterli bulmayın ısıtma işlemine devam edecektir. hatta kettleda kaynamış suyu alıp çaydanlıkla ocağa koyun göreceksiniz ki su daha kaynamamış...
0
agk
(15.05.08)
termos fikrini çok mantıklı bulduğumu söylemek isterim kaliteli termoslarla 5-6 saat sürekli durumda su sıcak tutulabiliyor madem içen çok sabah ve öğlen ilk içen biraz fazla ısıtıp termosa doldursa diğerleri de dolu termosu kullansa olur sanki :) ütopik olabilir ama cazip mi cazip :)
0
prodeq
(15.05.08)
karı koca kahve manyağıyız.. evde hem sebil var hem kettle, hem de kahve makinesi... sebilin sıcak su aparatı çalışıyor, kahve makinesi de sorunsuz... ama biz hep kettle kullanıyoruz... kettle'dan şaşmayın. nokta.
0
thunder thunder thunder thundercats
(16.05.08)
(3)

sezai aydın

kibritsuyu
tiyatro ve seslendirme sanatçısı sezai aydın'ın arda aydın'dan başka çocuğu var mı?
tiyatro ve seslendirme sanatçısı sezai aydın'ın arda aydın'dan başka çocuğu var mı?
0
kibritsuyu
(15.05.08)
toplamda 2 adet cocugu bulunmaktaymış..
www.sinematurk.com

edit: üstad cok aradım ama bulamadım bi turlu adını sanını..aksam ıyıce bı arastırıp kendısıne bı sekılde ulasmaya calısacagım..
0
isott
(15.05.08)
kimdir peki bu kişi?
0
🌸kibritsuyu
(15.05.08)
bulabıldıgım sey sadece ibb şehir tiyatroları ümraniye sahnesinde sezai ve arda aydın ında rol aldıgı bi oyun varmış.Adı Tekrar Çal Sam..oraya telefon edılerek belkı ırtıbata gecılebılır..
ÜMRANİYE SAHNESİ
TEL: (0216) 634 26 70
bide Kagıthane de sahne alıyomus bu oyun..
KAĞITHANE SADABAD SAHNESİ
TEL: (0212) 321 73 95

yani bu kadar yetenekli 2 insanın biyografisi bilemi olmaz ya.nedir bu hal.menajer falanda kullanmıyolar sanırım cok arastırdım irtibata geceyim diye ama bulamadım maalesef..
0
isott
(16.05.08)
(6)

emule eşşeği

kibritsuyu
bu emule eşşeği ve hatta eşşoğleşşeği niye 53253645 tane kaynaktan çattır çattır indirdiği dosya %98' falan gelince indirdiği 53253645 tane kaynağı sadece bir taneye indirip hepi topu kalan 110 kilobaytı bir türlü bitiremiyor? high id alıyorum üstelik.edit: ulan 1 bir tane de gitmiş. 108 kb kaldı d
bu emule eşşeği ve hatta eşşoğleşşeği niye 53253645 tane kaynaktan çattır çattır indirdiği dosya %98' falan gelince indirdiği 53253645 tane kaynağı sadece bir taneye indirip hepi topu kalan 110 kilobaytı bir türlü bitiremiyor? high id alıyorum üstelik.

edit: ulan 1 bir tane de gitmiş. 108 kb kaldı diyor, 13 saniye diyor, bekliyor diyor hey allahım yarabbim.
0
kibritsuyu
(10.05.08)
indiriğin şey film-müzik vs. falansa beklemene gerek yok aslında. temp klasörüne git, oradaki .temp uzantılı dosyayı kopyala, uzantısını değiştir, 110 kb için sinir krizi geçirme :)
0
babatema
(10.05.08)
emule için temel kural beklememek çünkü bekledikçe kafayı yiyorsun. atacaksın 10-15 tane dosya onlar indikçe yerine yenilerini koyacaksın. hep en az 10 dosya olacak ki tam hızda kullanabilesin. tek dosyada stabil bir hız için mecburen torrent.
0
montreal
(10.05.08)
belki de programlayanlar şöyle düşünmüştür:

"kullanıcı hepsini indirirse programı kapatır çeker gider. en iyisi az bir şey kala durdurup süründürelim. program açık kalsın. diğer kullanıcılar da faydalansın."

olur olur yani :)
0
tabudeviren
(10.05.08)
bu sipa her parçayı ayrı bir kaynaktan indiriyor son part da daha yavaş bir kaynağa denk gelmiş. Dedikleri gibi beklememek lazım aşında (zaten help file da da başında eklersen sinirlenir der). Ben böyle durumlarda restart ediyorum e mule u ama dikkat aynı dosya için 10 dakika içinde 1 den fazla query olursa 20 dakka banlıyor (bu indirdiğin dosyaları etkilemiyor ama yeni query yapamayor ban süresi içinde)
0
skipper
(10.05.08)
bir sürü kaynak var demek, kaynakların hepsinde indirdiğin dosyanın senin ihtiyacın olan partı bulunduğu manasına gelmiyor.
başında beklememek lazım dendiği gibi, kanser eder ama yine de bir kere yeniden başlatmak bazen işe yarayabiliyor.
0
kurukafa
(10.05.08)
kurukafa'ya katılmakla birlikte emule'nun en büyük zaaflarından birinin bu olduğunu düşünüyorum. torrent gibi seed ve leech diye ayırmak yerine ikisini toplayıp gösteriyor, hiç hoş değil.
0
frant1c
(11.05.08)
(2)

ankara'da oda kapısı

kibritsuyu
apartmanımızdaki kapıcı dairesini daha yaşanabilir bir hale getirmek için tadilat yapıyoruz. üç adet oda için üç tane kapı yaptırmamız gerekiyor. üç kapı için verebileceğimiz maksimum tutar anahtar teslim (yani malzeme+aksesuar+işçilik) 500-600 ytl.'dir. lüks bir şeye gerek yok, maksat kapı olsun, u
apartmanımızdaki kapıcı dairesini daha yaşanabilir bir hale getirmek için tadilat yapıyoruz. üç adet oda için üç tane kapı yaptırmamız gerekiyor. üç kapı için verebileceğimiz maksimum tutar anahtar teslim (yani malzeme+aksesuar+işçilik) 500-600 ytl.'dir. lüks bir şeye gerek yok, maksat kapı olsun, ucuz olsun. praktiker, koçtaş falan hazır sattığı için ölçüleri uymadı. önerebileceğiniz usta, kapı imalatçısı vs. var mıdır? çeşidi önemli değil. pvc olur, ahşap olur, amerikan panel kapı olur (ki en ucuzu da bu sanırım).
0
kibritsuyu
(10.05.08)
istanbul'da amerikan panel kapı 250-300 civarı tutuyor (her şeyi dahil). praktiker ikea vs fiyatını bilemiyorum.
0
gerrain
(10.05.08)
3485629 - şok ahşap
0
tathar
(10.05.08)
(1)

müzik soruyorum

kibritsuyu
sinan çetin'le fenomen isimli programda adayların tanıtıldığı vtr'lerde çalan müzik nedir? kimi haber bültenlerinde de fon müziği olarak kullanılıyor.
sinan çetin'le fenomen isimli programda adayların tanıtıldığı vtr'lerde çalan müzik nedir? kimi haber bültenlerinde de fon müziği olarak kullanılıyor.
0
kibritsuyu
(10.05.08)
clint mansell - lux aeterna
0
cyberpunk
(10.05.08)
(6)

ACİL - bilgisayar sorusu: kasa fanı nasıl takılır

kibritsuyu
efendim cahilliğime verin, bilen için çok kolay, hatta çok salak bir soru bu.kasa fanı dışarıdan içeriye mi hava verir, içerideki havayı mı dışarı verir? hangisi daha sağlıklıdır? temizlemek için söktüm, salak gibi sökerken de bakmadım nasıldı diye. ters de takılabiliyor malesef.kasa açık vaziyet ya
efendim cahilliğime verin, bilen için çok kolay, hatta çok salak bir soru bu.

kasa fanı dışarıdan içeriye mi hava verir, içerideki havayı mı dışarı verir? hangisi daha sağlıklıdır? temizlemek için söktüm, salak gibi sökerken de bakmadım nasıldı diye. ters de takılabiliyor malesef.

kasa açık vaziyet yatıyor masada. acil cevap alabilirsem doğru şekle getirip kapatayım.

kasayı da tarif edeyim. işlemci, psu vs. fanlarını saymazsak tek bir kasa fanı var. o da arkada konuşlanmış. şu anda içeriden dışarı üflüyor. kasanın sol yanında, tam işlemcinin üstüne denk gelen yerde ızgara var ve içeride de huni gibi bir plastik parça var. tam işlemcinin tepesine dışarıdan taze hava girebiliyor yani.
0
kibritsuyu
(07.05.08)
fanin siyah kasa kisminin bir yerinde ok goreceksin. 4 bir yanina bak. ufleme yonunu gosterir o.
0
sourlemonade
(07.05.08)
cevab gelmedi. artık kapatmak zorundayım aleti. işlemci fanı, tepesindeki huni gibi şeyle dışarıdan temiz hava çekebiliyor elektrikli süpürge gibi. ben de kasa fanını, içerideki sıcak havayı dışarı verecek şekilde taktım. artık doğruysa da yanlışsa da naapalım.

bu arada fan mor :P ibne fanı gibi. ok da bulamadım abi. bu şekilde olsun bakalım. ısınır mısınırsa çeviririm sonra.
0
🌸kibritsuyu
(07.05.08)
tamamen mantığa dayalı söylüyorum sıcak havayı tahliye etmektense soğuk havayı içeri almak daha mantıklıdır.
0
darknum
(07.05.08)
sıcak hava dışarı verilince içeride bir vakum oluşamayacağına göre içeriye soğuk hava muhakkak bir şekilde gerecektir. Bugüne kadar gördüğüm bütün kasa havalandırma sistemleri sıcaklığı dışarı üflüyordu. işlemci fanı da dışarı üfler, power supply fanı da dışarıya, kasa fanları da. tersi yapılırsa ne olur bilmiyorum ama biz babamızdan böyle gördük.
0
kurukafa
(07.05.08)
dışarıya üfleteceksin. kasada hava alması için gerekli açıklık var zaten.
0
godless frog
(07.05.08)
içine kurt düştüyse fanı bir daha sök, ama bu sefer hangi yönde olduğuna bak. sonra diğer taraftaki vida deliklerine bak eğer vida izi yoksa eskisi gibi takmışsındır (doğru) yok eğer varsa ters çevrilmiştir. normalde fanlarda vida deliği bulunur fakat vida için diş bulunmaz.
0
vincenzo
(07.05.08)
(1)

windows xp service pack 3

kibritsuyu
arkadaşlar şimdi bunu yükleyeceğim. ama chip online sayfasında anlatmış, aynı zamanda yamaları, güncelleştirmeleri de içerdiğinden elimizdeki xp'ye de entegre edip güncel cd bulundurabiliyormuşuz. e şimdi ben bunu windows update'ten yükleyince bu indirdiği gibi kuruyor bilgisayara. böyle kurulmamış
arkadaşlar şimdi bunu yükleyeceğim. ama chip online sayfasında anlatmış, aynı zamanda yamaları, güncelleştirmeleri de içerdiğinden elimizdeki xp'ye de entegre edip güncel cd bulundurabiliyormuşuz. e şimdi ben bunu windows update'ten yükleyince bu indirdiği gibi kuruyor bilgisayara. böyle kurulmamış halde bilmemne.exe diye de indirme şansımız yok mu? bir linki var mı bunun?kullandığım işletim sistemi windows xp home türkçe.
0
kibritsuyu
(07.05.08)
sharpenter
(07.05.08)
(3)

tuhaf kedi davranışı

kibritsuyu
arkadaşlar aşağıdaki "köpeğim ne yapıyor" sorusunu görünce ben de bunun kedilisini sorayım dedim. şimdi bir kedim vardı, 4 sene önce kaybettik kendisini gerçi ama tuhaf bir hareketi vardı. anlam veremedik bir türlü.böyle iki ele alınıp zırrrt zırrrt diye biro yana bir bu yana oynanan yay gibi oyunca
arkadaşlar aşağıdaki "köpeğim ne yapıyor" sorusunu görünce ben de bunun kedilisini sorayım dedim. şimdi bir kedim vardı, 4 sene önce kaybettik kendisini gerçi ama tuhaf bir hareketi vardı. anlam veremedik bir türlü.

böyle iki ele alınıp zırrrt zırrrt diye biro yana bir bu yana oynanan yay gibi oyuncaklar vardı ya hani. bunu kedinin karşısında zırrt zırrt yaptığımızda kedicik böyle midesi bulanmış da öğürüyormuş gibi dilini olanca dışarı çıkarır acaip bir ağız hareketi yapardı. hatta bazen duramayıp arkasından esnerdi. her seferinde yapardı ama. yani o sesi duyduğunda mutlaka yapardı. acaba dedik sesten değil de renkli renkli oynatınca başı mı dönüyor. ama hayır sese yapıyor. endüksiyonlu bir ocak çakmağımız vardı. düğmesine basında seri kıvılcım çattırırdı çırrrt çıtıtırırrt diye. onun da sesine yapardı aynısını. yaşasaydı eminim şu havaya atılıp tutularak oynanan mıknatıslı stres taşlarına da yapardı. ama ne bileyim naylon torbayı hışırdatınca falan yapmazdı. peki niye yapardı? ne demek istiyordu bu kedi bize?
0
kibritsuyu
(07.05.08)
"yapmayin lan huylaniyorum, icim bi tuhaf oluyor!" ?

rahatsiz oldugu goruluyorsa, dile gelse baska bir sey demezdi sanirsam :/
0
zakk
(07.05.08)
ama kaçıp gitmiyor da ööle bakıyor tekrar yap dercesine. hani huylanıyom yapmayın diyosa arkasını dönüp gitmez mi?

bir de hani kuş gören kedinin kıkırık kıkırık yapması gibi genel bir kedi davranışı mıdır bu, yoksa bizimkine özgü bi huy mudur? bir kedi sahibi cızırtılı ses çıkaran aletlerle (o yay gibi alet, mıknatıslı stres taşı) benim için deneyebilir mi bunu?
0
🌸kibritsuyu
(07.05.08)
hocam bizim kedi de deli gibi naylon poşet bulamazsa duvar yalıyor (evet yanlış duymadın evin duvarı). takılma pek kedilere =)
0
atrin
(07.05.08)
(3)

koduğumun toneri - ACİL

kibritsuyu
efendim xerox workcentre pe16 denen hepsi bir arada modeli bir faks/fotokopi makinesi var ofisimizde. şimdi bu aletin ekranında günlerdir toner low yazıyordu ama gayet güzel fotokopi de çekiyordu, faks da yazdırıyordu. bugün bu aptal alet "toner empty" demeye başladı. faksları döktürmüyor. hafızasın
efendim xerox workcentre pe16 denen hepsi bir arada modeli bir faks/fotokopi makinesi var ofisimizde. şimdi bu aletin ekranında günlerdir toner low yazıyordu ama gayet güzel fotokopi de çekiyordu, faks da yazdırıyordu. bugün bu aptal alet "toner empty" demeye başladı. faksları döktürmüyor. hafızasında biriktiriyor. ama biliyorum ki o toner empty mempty değil. içinde daha bir sürü döküm alacak kadar toner var. nereden bu kadar eminim? çünkü fotokopi çekince biip biip toner empty diye sinyal veriyor ama gayet güzel ve net bir şekilde çekiyor fotokopiyi. tipik bir türk olarak bu toneri son kırıntısına kadar kullanabilmek istiyorum (gavur yapmış sinyal verince at yenisini al diye. biz türküz. eskiden biten kartuşları da çaydanlık buharında ısıtıp daha fazla kullanırdık). sabahtan beri bir sürü faks geldi ama yazdıramıyorum malesef. bu gerizekalı aletin, aptal tonerinin bitme dedektörü müdür nedir nasıl iptal ederim de daha fazla kullanabilirim?
0
kibritsuyu
(05.05.08)
Valla askerdeyken hp yazıcılarda tonerin kutusunu sallıyorlardı, biraz daha yazıyordu alet
0
vincenzo
(05.05.08)
yok salladım epey. yemedi. hani bi metal kontak vardır, yazıcı tonerin orasına değerek doluluk bilgisi alıyordur. orayı ojeyle kapatırım da dolu zanneder falan. öyle bir trick arıyorum.

ne işgüzar dallama makineymiş. sen yazdır kardeşim silik bitik neyse yazdır. ben elime bomboş sayfa alana kadar kullanacam yahu. artık boş sayfalar çıkarmaya başlayınca anlarım ben bitmiş olduğunu. sana ne bundan. daha en az 100 sayfa kullanırım ben onu.
0
🌸kibritsuyu
(05.05.08)
buna benzer bir aletten biz de kullaniyorduk ve bu cihaz toner bittigi zaman faks olayini iptal ediyordu. ama ayni zamanda otomatik olarak destegini veren firmaya "abi benim toner bitti, gelip yenisini takin" sekinde faks yolluyordu ve gun icinde firma yeni toner gonderdigi icin sorunumuz cozuluyordu.

ne kadar yardimci olur emin degilim ama "tonerim bitince gereken yerlere faks gonder" olayini iptal ederseniz bir ihtimal uyariyi kesip faks basmaya devam edebilir. bunun icin de "maintenance" ---> "clean drums" bolumunde "notify toner" secenegini "off" yapmayi bir deneyin. menu isimleri tam olarak aklimda degil ama buna benzer bisiler olmali. umarim yardimci olur.
0
petekdoku
(05.05.08)
(3)

otomobil parçası - manyetik tutucu nedir?

kibritsuyu
öncelikle (git: 12645)uzun zamandır kimi zaman bu duyuruda sorduğum problemi yapan araba en nihayetinde kırmızı ışıkta durduğum sırada stop etti ve bir daha çalışmadı. gelen renault yardım elibi arabanın kül tablasının orada bir yere laptop bağlayıp "manyetik tutucu bozulmuş" dedi, parçayı değiştird
öncelikle (git: 12645)

uzun zamandır kimi zaman bu duyuruda sorduğum problemi yapan araba en nihayetinde kırmızı ışıkta durduğum sırada stop etti ve bir daha çalışmadı. gelen renault yardım elibi arabanın kül tablasının orada bir yere laptop bağlayıp "manyetik tutucu bozulmuş" dedi, parçayı değiştirdi, 200 lira aldı ve gitti. araba canavar oldu. sorun morun kalmadı. şimdi ilk çevirişte tak diye çalışıyor maşallah.

merak ettim. nedir bu parça ve ne işe yarar? bir de internette ararken "kam mili kaptörü" diye bir şey çıktı bu parçayla beraber. onunla ilgili bir şey sylemediler ama ben yine de merak ettim. kam mili kaptörü nedir?
0
kibritsuyu
(05.05.08)
trimpot
(05.05.08)
Renaultca kaptör demek sensör demektir. Fransızcadan geliyo kesin... Benim konuyla çok alakam yok ama bilmiyorum kam mili sensörü diyince bi ışık yandı mı sizde...
0
selimse
(05.05.08)
kendim buldum arkadaşlar. manyetik tutucu (ki manyetik kaptör diye geçiyormuş bu da) volan dişlisinin pozisyonundan krank milinin hangi konumda olduğunu enjeksiyon beynine ileten bir parçaymış. krank milinin (dolayısıyla pistonların) hangi pozisyonda olduğunu enjeksiyon beynine bildirip ona göre yakıt püskürtme, karışım oranı, ateşleme vasaireye karar veriyormuş motor.

aynı mantıkla düşünecek olursak da kam mili kaptörünün, kam millerinin pozisyonunu okuyup enjeksiyon beynine bildiren parça olduğunu tahmin ediyorum.
0
🌸kibritsuyu
(06.05.08)
(10)

winamp enqueue

kibritsuyu
bu sorulmuştu ama aradım bulamadım tekrar sorayım.şimdi winamp playlistmizde 100 tane şarkı var diyelim. arada açıp dinliyoruz. lakin dalgınlığımıza geldi, indirdiğimiz bir şarkıya "aç" dedik. veya windows gezgininden bir şarkıya çift tıklayıverdik. bunu yapınca o koca liste uçuyor, son tıkladığımız
bu sorulmuştu ama aradım bulamadım tekrar sorayım.

şimdi winamp playlistmizde 100 tane şarkı var diyelim. arada açıp dinliyoruz. lakin dalgınlığımıza geldi, indirdiğimiz bir şarkıya "aç" dedik. veya windows gezgininden bir şarkıya çift tıklayıverdik. bunu yapınca o koca liste uçuyor, son tıkladığımız kalıyor bir tek listede. öyle yapmasın. o tıklananı da listeye eklesin. vardı bi ayarı da neredeydi?

(listeyi kaybetmemek için kaydet m3u yap demeyin lütfen, soru o değil)
0
kibritsuyu
(03.05.08)
aç demiyeceğin sağ tıklatıp enqueue in winamp yapcan listenin en sonuna eklicek şarkıyı
0
thinkbeforedoing
(03.05.08)
hah işte o anda onu düşünecek kadar kafam çalışsa öyle diycem de. vardı benim gibi mallar için bir ayar.
0
🌸kibritsuyu
(03.05.08)
preferences'da "jump to file" kısmında "double click mode" var. orayı "enqueue" yapmanız gerekiyor sanırım.

edit: playlist içinmiş bu.
0
pispinti
(03.05.08)
winamp playlist undo diye bi plugin kullanıyorum, gayet başarılı. kafayı yemiyorum artık.
şurdan indirebilirsin nunzioweb.com
edit: bu uçan listeyi geri getirmek için. enque olayını tam bilmiyorum.
0
cyberpunk
(03.05.08)
general preferences -> file types

sağ tarafta explorer settings var, "enqueue files on double click" olayını işaretlerseniz herşey çözülür.
0
ref
(03.05.08)
Soruya cevap değil de, yanlışlıkla çift tıkladıktan sonra görev yöneticisinden winamp.exe yi kapatırsanız tekrar açtığınızda eski liste gelir. tabi yanlışlıkla çift tıkladıktan sonra programın kapatma işaretinden kapatıp tekrar açınca programı olmuyor.
0
colonizer
(03.05.08)
colonizer'in bahsettiği arada sırada mallık yapan benim gibiler için elzemdir ilaçtır, size de onun yöntemini öneririm :)
0
cuamnuatn
(04.05.08)
bunu öğrendiğim çok iyi oldu teşekkürler. ama benim de bir sorum var şimdi bir klasöre gelip sağ tıkladığımız zaman play in winamp gibi seçeneğin çıkma şansı var mı? wmp için çıkıyor mesela.
0
baldur
(04.05.08)
@baldur, sağ tuşa tıkladığında "play in winamp" ın çıkması için options/preferences/file types penceresinden "show winamp in the folder context menus in windows explorer" seçeneğini işaretlemen lazım.
0
kimlanbu
(04.05.08)
hobareey:) sağol kimlanbu.
0
baldur
(04.05.08)
(8)

konut kredisi

kibritsuyu
bu olay nasıl oluyor? bir ev satacağız. alıcı kişi evi kredi ile alacak. kredi başvurusunu yapmış, başvurusu kabul edilmiş. şimdi diyor ki bize "evin satışını yapalım ki banka benim adıma eve ipotek koysun". e şimdi biz adama satış için vekalet verirsek (farklı bir şehir olduğundan gitme durumu yok.
bu olay nasıl oluyor? bir ev satacağız. alıcı kişi evi kredi ile alacak. kredi başvurusunu yapmış, başvurusu kabul edilmiş. şimdi diyor ki bize "evin satışını yapalım ki banka benim adıma eve ipotek koysun". e şimdi biz adama satış için vekalet verirsek (farklı bir şehir olduğundan gitme durumu yok. vekaletle yapılacak işlemler), adam satışı yaptıktan sonra "kredi almaktan vazgeçtim" derse ev de elden gidecek, para da gelmeyecek. aynı şey alıcı için de geçerli. önce banka parayı bize gönderse, ben vekaleti vermeyiverirsem bu sefer hem evi alamamış, hem krediyi çekmiş ve bana göndermiş olacak. şu gittigidiyor'daki mal eline ulaşınca paranın hesaba geçmesi gibi bir sistem yok mudur bu bankalarda? banka benim hesabına parayı geçirip bloke koysun, satış yapıldığında da blokeyi kaldırsın. satış yapılmazsa parayı geri alsın falan?
0
kibritsuyu
(02.05.08)
bankayla muhatap olun direk. banka size bunun garantisini verecektir. adamın sözüyle iş yapmayın bedavadan evi üstüne verme durumu falan olmasın.
0
ozdek
(02.05.08)
(bkz: bloke cek)

konut kredisi ile doğrudan ilgili değil ama işe yarayabilir.
0
eksi daglarinin aslani
(02.05.08)
ziraat bankası böylebir teminat, taahhüt falan vermiyormuş satıcıya. aynen "bu tamamen sizin aranızdaki mesele" dedi görevli. tek yolu alıcı, satıcı ve banka görevlisinin tapu dairesinde buluşması, satış yapıldığı anda bankanın ipoteği de koyması, sonra da birlikte bankaya dönülüp meblağın satıcıya ödenmesi şeklinde olabiliyormuş. vekalet veriyorsak tamamen alıcının insafına kalmış durumdayız yani. en iyisi bizzat gitmek.
0
🌸kibritsuyu
(02.05.08)
Bu dediğin durum, kredili olmasa bile her satışta yaşanıyor.
Benim böyle bir durumum olmadı ama çevrede defalarca gördüm ki benzer durumlarda bloke çek kullanılıyor.
0
delikan76
(02.05.08)
ben derdimi bloke çek ile halletmiştim. bankadan bloke çek vermesini iste. bu işler için sıkça kullanılan bir yöntemdir.

bloke çek üzerinde bankanın ismi yazar. yani banka alıcının parasına el koyar, sana çeki verir. sen evi sattığın an çeki öder.
0
guybrush threepwood
(02.05.08)
alıcının parası yok ki. kredi alıyor işte. banka da krediyi evin ipotek edilmesi karşılığında veriyor. evin ipotek edilebilmesi için de önce satışın yapılması gerekiyor. alıcının hazırda bir parası olsa, banka da ona bloke koyup bize çek verir, doğru. şu aşamada bankanın yapacağı tek şey "şu ada şu parseldeki şu evin satışı şu kişiye yapıldığında satıcı x'e şu kadar bedel ödenecektir" diye antetli kağıda yazı vermesidir. yani banka ödemeyi taahhüt etmelidir. iş bankası bunu yapıyormu ama ziraat bankasına yani alıcının kredi aldığı banka yapmıyormuş böyle bir şey.
0
🌸kibritsuyu
(02.05.08)
konuyu araba icin yasadigim sekliyle anlatayim. benzeri ev icinde gecerli olacaktir saniyorum.

kesinlikle siz adama vekalet vermeyeceksiniz. adam size (tapu sahibin disinda birisi) vekalet verecek ve vekalet ile birlikte bankadan evin eski tapu sahibinin hesap numarasini vererek aldigi rehin kagidi gonderecek. bu hesap ayni bankada olursa sanirim bir nebze kolaylasir isler. siz devir islemi sirasinda evi bankanin uzerine rehin ettireceksiniz. bu sayede adamin krediyi almadan evin sahibi olmasi durumu engellenmis oluyor. banka da hic bir durumda parayi adama odemeyecek ve dogrudan sizin hesabiniza para gelecek. bu durumda evin kredilendirilmeyen kisminin nasil odenecegi konusunu cozemedim zira ben bunu elden teslim etmistim.
0
blu
(02.05.08)
o gittigidiyordaki paranin havuza du$me meselesini, bankalar taahhut mektubu denen olayla hallediyorlar.
0
safepassage
(02.05.08)
(2)

excel dosyası kilidi açmak

kibritsuyu
arkadaşlar excel'de hazırlanmış bir formu excel üzerinde doldurup çıktısını almam gerekli. lakin formu hazırlayan gerizekalı hücre özellikleri değiştirmeyi, yazı tipini değiştirmeyi falan kilitlemiş. kilitlediği yetmiyor gibi formu hazırlamayı da becerememiş, yazmam gereken boşluk, yazacağım şeyden
arkadaşlar excel'de hazırlanmış bir formu excel üzerinde doldurup çıktısını almam gerekli. lakin formu hazırlayan gerizekalı hücre özellikleri değiştirmeyi, yazı tipini değiştirmeyi falan kilitlemiş. kilitlediği yetmiyor gibi formu hazırlamayı da becerememiş, yazmam gereken boşluk, yazacağım şeyden epey bir kısa kalıyor. yazdığım şeyin yarısı görünmüyor. hayır dangalak, bırak yazı tipinin boyutunu küçülteyim de sığsın. hücre dikine geniş ama metin alt satıra da kaymıyor. metni alt satıra kaydır diyemiyorum, o da kilitli. nasıl kırılır bu salağın kilidi?
0
kibritsuyu
(30.04.08)
araçlar - koruma - sayfa korumasını kaldır

belki buradan olabilir.
0
murty
(30.04.08)
@murty: oradan evet ma şifre soruyor.

@durden: teşekkürler, tekniğinden pek anlamıyorum ama deneyeceğim.

bu arada göte girebilecek bir şey değil. şu sütunun genişliğini açayım, yazı tipinin boyunu küçülteyim, bold falan yapabileyim. yani içeriği zaten değiştirmeyeceğim. çoğaltılması yasak bir şey değil. kendim yaptım başkası şeklini kurcalamasın die kilitlemiş amca. ama doğru düzgün de yapamamış.
0
🌸kibritsuyu
(30.04.08)
(11)

vicdan sorusu

kibritsuyu
arkadaşlar sabah mutfakta küflenmiş sucuğumu (git: 27621) kurtarmaya çalışırken mutfak balkonundan bi haşırtılar tangırtılar duydum. çıktım baktım ne oluyor diye, balkondaki barbekünün içinden bir güvercin uçtu. haydaa lan mangal ve kömür var orda neyi kurcalıyo acaba diye bi baktım ki ot çöp getirm
arkadaşlar sabah mutfakta küflenmiş sucuğumu (git: 27621) kurtarmaya çalışırken mutfak balkonundan bi haşırtılar tangırtılar duydum. çıktım baktım ne oluyor diye, balkondaki barbekünün içinden bir güvercin uçtu. haydaa lan mangal ve kömür var orda neyi kurcalıyo acaba diye bi baktım ki ot çöp getirmiş koymuş oraya, yuva yapıyor. şimdi yapsın problem değil de, orası bizim çok kullandığımız bir yer. zırt pırt o balkona çıkmamız icap ediyor. şimdi bu kuş gelip o yuvaya yumurtlarsa, biz balkona çıktıkça korkup kaçacak. bir türlü kuluçkaya yatamayacak. belki gerektiği kadar oturamadığı için yavruları yumurtadan çıkmayacak. o yüzden ben barbekünün içine naylon poşet falan tıktım, ağzını da büyük çöp torbasıyla kapattım. ama bir yandan da vicdanım kuşun yuva yapmasını engelledim diye beni rahatsız ediyor. ama gitsin daha rahat kuluçkaya yatabileceği bir yerde yumurtlasın diye yaptım. sizce yanlış mı yaptım?
0
kibritsuyu
(30.04.08)
kibritsuyu doğrusunu yapmışsın, ileride yumurta veya yavru olduğunda farketmeden zarar verseydin daha kötü olurdu. sen o zor durumu ortadan kaldırmışsın bana göre.
0
hayatacaylakkaldim
(30.04.08)
kuşlar genelde kuytu ve ulaşılamayacak yerlere yuva yaparlar. ağaçlar, karanlıkta kalan pencere kenarları, soba borusunun çıkışı filan.
zaten sürekli erişiminizin olduğu bi yere yuva yapması mantıklı diylmiş.
rahat edemez yani kuşcağız. iyi etmişsiniz. müsterih olunuz.
0
insensitive
(30.04.08)
Aynı şey bizimde başımıza geldi. Küçük balkonumuza kaç kez çalı çırpı taşıdılar. Annem her seferinde daha yeni yapılmaya başlamış yuvayı bozmak zorunda kaldı. Çok da üzüldük ama elden birşey gelmedi maalesef. :(
0
villeneuve
(30.04.08)
Bizim de basimiza bu olay gelip duruyor. yuvayi yaptigi yer mukemmel bir yer olmamasina ragmen 2 defa yuva yapti, yumurtladi, kuluckaya yatti ama ne yazik ki yumurtalar orada durmadi ve pit diye bizim balkona düstü :(

ben de bir tane sepet (ekmek sepetlerinden) alip yuva yapmak icin kastigi yere telle bagladim. gelsin simdi pasalar gibi yumurtlasin.
0
trimpot
(30.04.08)
güvercin hayvanı biraz aptal oluyor. yuva diye koyduğu şey de iki tane çalı çırpıdan ibaret. oysa doğada birçok kuş yumurtalarını korumak için şahane yuvalar yapıyorlar. of aslında düşündükçe daha da üzülüyorum. annemlerin evinin yanındaki binada tuvalet penceresinin önüne, daracık yere yumurtladı. yavruları çıktı, çıktığı gibi de o daracık yerden aşağı düştüler. iki yavruyu da kaybettik. aynı yere yine yumurtladı, yine yavrular çıktı, biz düşecek diye endişelenirken bu sefer de galiba kargalar kaptı. barbekü kargalr için ve yavrunun aşağı düşmemesi için güvenli. ama bizden rahatsız olabilir. ben de vicdanımı rahatlatmak için mangalı falan oradan çıkardıktan sonra sepetten yuva yapabilirim aslında. balkona da öteki kullanmadığımız kapıdan çıkarız.
0
🌸kibritsuyu
(30.04.08)
daha kötüsü geldi geçen hafta başımıza, kumrunun biri geldi balkondaki kombinin üzerine kondu, korkutup kaçırdık, bir kaç saat sonra bir baktım karşıdan bizim balkonu kesiyor, kıllandım, tabureye çıkp bir baktım kombinin üzerine çalı çırpı olmadan yumurtlamış, erken doğum herhalde, bütün gün çaktırmadan bekledik geri gelir diye gelmedi, kaldı yumurta orda.. ne yapalım şaşırdık, yumurta hala duruyor..
0
ayheytmayselfenvanttuday
(30.04.08)
güvercinlerin aptallığı konusunda hemfikirim, bence yanlış falan yapmamışsın, sabah sabah onların bana yaptıgının yanında az bile..
sabah servis beklerken bi ses duydum, sonra tepemdeki teldeki güvercinleri görünce (o anda pis pis sırıttıklarına eminim) gelen sesin ne oldugunu anlamam uzun sürmedi.. o değil de o nasıl başarıdır bir kerede üstümdeki hırkaya, çantama, ve sabah biraz serin oldugu için yine üstümdeki şala, elimdeki su şişesine ve elimde deney raporlarının oldugu poşete pisletebilme..
dün görmüş olsaydım bu soruyu "yazııık yuva da yapmış" falan derdim ama bugun sinirliyim onlara oh olmuş işte..
0
light beam
(30.04.08)
Arkadaslar güvercin ya da vs kuşların yuva yapmasını istemiyorsanız birkaç tane rüzgar gülü bu işi kökten çözer :)
0
betty puf puf
(30.04.08)
yalnız kibritsuyu adına herkese söylemekte fayda var;
yuva bozanlar, yuva yapmasına engel olanlar filan dışarda hazır değişik ebatlarda kuş yuvaları satılıyor. çoğunluğu ahşap. camilerde filanda görmüşsünüzdür. ha işte onlarda alıp daha tenha yerlere kurarsanız hem vicdan sızısından kurtulursunuz hemde hayırlı bir iş yapmış olursunuz.
yoksa hepinizi panter emel yesin diye beddua ederim.
0
etna
(30.04.08)
normalde çatı pervazlarına falan yuva yapar bunlar. aslına bakarsan o güvercin sana tanrı tarafından gönderilmiş bir hediye. yani gidip barbeküyü bulması ve hatta içine çer-çöp koymasının tek açıklaması var: pişir beni.
0
insanimsi
(30.04.08)
baştan engellediğiniz iyi olmuş. sonra herhangi bir şekilde yuvaya dokununca yumurtaları bırakıp gidiyorlar, daha kötü oluyor. aklımızca daha güvenli ve rahat hale getirmiştik biz de yuvayı. ama kuş evi yapmayı hep istemişimdir, alttaki galericilerin sabote edeceğinden emin olmasam dakka durmazdım.
0
lykos
(30.04.08)
(6)

sucuk küflenmesi

kibritsuyu
annemlerin evindeyken buzdolabındaki sucuk haftalarca yenmezse kurur kalırdı, taş gibi olurdu ama bozulmazdı. hani o şekilde pişirildiğinde yine yenirdi. sert olmasının dışında tadı veya kendi bozulmazdı.ama şimdi 22 nisan'da sucuk aldım marketten. ikbal kangal sucuk %100 dana eti olanından. annemle
annemlerin evindeyken buzdolabındaki sucuk haftalarca yenmezse kurur kalırdı, taş gibi olurdu ama bozulmazdı. hani o şekilde pişirildiğinde yine yenirdi. sert olmasının dışında tadı veya kendi bozulmazdı.

ama şimdi 22 nisan'da sucuk aldım marketten. ikbal kangal sucuk %100 dana eti olanından. annemlerinkiyle aynı marka buzdolabının aynı gözünde duruyor. bugün 30 nisan, aradan sadece 1 hafta geçmesine rağmen bu sucuk küflenmeye başlamış. niye böyle olur? sucuk mu problemlidir, buzdolabı mı problemlidir, naylon buzdolabı poşetine sarıp koydum o yüzden midir, nedir?
0
kibritsuyu
(30.04.08)
gozlemlerime gore sayet sucuk herhangi bir seye sariliysa, yani hava almiyorsa kufleniyor. kagit ya da vaylon ama naylon daha cabuk kuflendiriyor sanirim. acikta durursa sadece kuruyor, kuflenmiyor.
sadece disi kabugu kuflendiyse soyduktan sonra icerisinin kuflenmedigini goreceksin. tabii kuflenme ilk baslarindaysa diyorum. sayet sadece kabuk kuflenmisse soyup kizartip yemisligim cok. zehirlenmedim ama takdir sizin.
0
pyro clustic flow
(30.04.08)
İkbal, Cumhuriyet gibi markalar hala geleneksel üretimi tercih ediyor. Bu yüzden ürünlerinde tam bir standardı yakalayamıyorlar.

Normalde poşete sarmanız bir şeyi değiştirmeyecektir. Küfler oldukça düşük nem içeren ortamlarda gelişebilirler. Büyük ihtimalle üretimde mikroorganizma yükü bir şekilde olması gerekenin çok üzerine çıkmıştır. Bir neden de, gördüğünüz şeyin küf değil aerobik bir bakteri olması olasılığı. Poşete sarmış olmanız ve sucuğun taze ve henüz kurumamış olması bakteri gelişimine neden olabilir.

Kısacası yemenizi tavsiye etmem. Fakat son kullanma tarihini kontrol edip (sorun bu da olabilir tabi) aldığınız yere götürürseniz değiştirmeleri gerekir.
0
paranormal
(30.04.08)
sucuğun küflenme sebebi nemli yani çok taze oluşu, eskiden bende de çok oluyordu, şimdi aldığımda kullanılmayan bir oda varsa orda asıyorum pencere pervazına felan, kuruyor sonra dolaba koyuyorum, kflenmenin önğne böyle geçtim.
0
hayatacaylakkaldim
(30.04.08)
Aynı marka sucukları buzdolabı poşetine sarıp no frost dolabın buzluğunda saklıyoruz, gayet güzel dayanıyorlar, koku da yapmıyor. 1 aydan fazla durduğu olmuştur, ben olmasam daha da dayanır :P

Buzdolabı poşetine sararken poşetin bütün havasını alıp öyle koymayı dene derim.
0
kimlanbu
(30.04.08)
benim de bu sene buzdolabında saklanan sucuklar küfleniyor. ama sadece dışındaki zar üzerinde küf oluyor zaten kızartmadan önce onları soyuyor alttaki et düzgün oluyor ve yiyorum. Henüz zehirlenmedim.
0
joepiscopo
(30.04.08)
Beni 120 kilo eden bu harika besin için güzel bir soru.

Yanıt şudur ki ne sucukta sorun var, ne de buzdolabinda. Sucuk havasız kalmayacak, hiçbir şeye temas etmeyecek. Asılarak saklanma sebebi budur. Kurur ama küflenmez o zaman. Derinin kat yerlerinden çok az yüzeysel küflenme yaparsa yapar o da önemsizdir.

Asmadan muhafaza edeceksen buzdolabına değil, açık güneş almayan bir yerde gazete üzerinde koyacaksın, nemini gazete çeker, sonra kurur, gazete üzerinde lekesi kalır.

NOT: Bir şekilde küflenen sucuk sıcak su altında elle ovalanarak temizlenebilir. Ama tecrübelerim gösterdi ki kesinlikle tadını olumsuz etkiliyor. Daha zehirlenmedim, böyle sucuk da çok yedim ama tadı gidiyor.
0
delikan76
(01.05.08)
(4)

bir flash disk sorusu da benden

kibritsuyu
daha önce de sordum ama tatmin edici bir cevap alamadım.efendim bir adet kingston 4 gb. flash disk aldım. bu alet işyerindeki bilgisayarımda (usb 2.0 destekli, xp home yüklü), laptopumda (usb 2.0 destekli, xp home yüklü), babamın bilgisayarında (usb 2.0 destekli, vista home premium yüklü) gayet güze
daha önce de sordum ama tatmin edici bir cevap alamadım.

efendim bir adet kingston 4 gb. flash disk aldım. bu alet işyerindeki bilgisayarımda (usb 2.0 destekli, xp home yüklü), laptopumda (usb 2.0 destekli, xp home yüklü), babamın bilgisayarında (usb 2.0 destekli, vista home premium yüklü) gayet güzel çalışıyor.

lakin evde bir antika bilgisayarım var. Pentium III-800 mhz. 383 mb. ram, asus cusl2-c anakart sahibi, usb 2.0 desteklemiyor, xp home yüklü. bu kodumun bilgisayarı bu flash diski tanımıyor. "usb aygıtı tanınmadı" diye uyarı çıkarıyor. anakartın cd'sinde xp sürücüleri yok. çünkü anakart, xp daha portakalda vitaminken üretilmiş bir model. "bu sürücüler win98 içindir" diyor ve yüklemiyor. nette desen nette de yok herhangi bir sürücü. aradım taradım bir şey bulamadım internette.

işin garibi, yine kingston marka 2 gb.'lık bir flash diskim daha var. bu antika bilgisayar bu flash diski gayet güzel tanıyor, çalıştırıyor. sadece usb 2.0 desteği olmadığı için transfer hızı yavaş. e ona razıyım zaten. 4 gb. olanı da tanı bi kere önce, ondan sonra da istediğin kadar yavaş yaz fark etmez.

şimdi bana önerisi olan var mı?

denediklerim:

1. olabilecek her şeyi indirip kurdum, düzelmedi.
2. alet takılıyken aygıt yöneticisinde gözüken "bilinmeyen aygıt"a tıklayıp sürücü güncelle dedim, cd'yi taktımi netten ara dedim, aradı taradı bulamadı.
3. yine oradaki "bilinmeyen aygıt"ı silip donanım değişikliklerini tara dedim, taradı etti yine bulamadı.

yani ne yaptım ne ettiysem olduramadım arkadaşlar. elimde patladı flash disk. tek amacım, evde indirdiğim filmleri, dvd yazıcısı olan şu diğer iki bilgisayardan (işyerindeki ve babamınki) birine taşımaktı. evde çalışmadıktan sonra bi işime yaramaz bu benim.

uzun oldu biraz. sabredip okuyana da, cevaplayana da teşekkürler.
0
kibritsuyu
(29.04.08)
www.kingston.com

bi de bunu yukleyip dener misiniz
0
trimpot
(29.04.08)
yazmayı unutmuşum ama evet bunu da denedim. bu da "win98 sürücüsüdür, yüklenemez" dedi.
0
🌸kibritsuyu
(29.04.08)
sen benden daha iyi biliyorsun sanırım ama benim flash diskimi görmeyen bilgisayarlarda böyle yapıyorum:
bilgiysayarım sağ tık, yönet, disk yönetimi, üstteki liste halindeki disklerin içinden benimkine sağ tık, (eğer aç simegesi inaktifse) sürücü harfi veya yolu değiştir, tamam.
yalnız böyle açtığım zaman ismi uzun olan dosyaları diske kopyalatmıyor.
0
insanimsi
(30.04.08)
hayır onu da denedim ama malesef bilgisayar flashdiski hiç tanımadığı için orada sürücü olarak bile gözükmüyor. hani taktığımda tanısa, yeni donanım bulundu diyip kursa da flashdiski içini açamasam, dediğin gibi kullanılan başka bir sürücünün harfini almış olabiliyor. disk yönetiminden harfi düzeltince düzeliyor. ama hiç tanımıyor. yeni donanım falan bulmuyor takınca. "usb aygıtı tanınmadı" diyor. acaba power supply yetmiyor olabilir mi diye bir şey geldi aklıma. akşama bişeylerin elektrik kablosunu çekip deniycem bi de.
0
🌸kibritsuyu
(30.04.08)
(8)

kulak açmak - DİKKAT! sorunun ikinci yarısı iğrençtir

kibritsuyu
efenim rüzgar mı yedim ne olduysam herhangi bir hastalığım yok ama 1 haftadır kulak burun boğaz yollarım böyle bir dolu, bir tıkanık. bu sabah da kulağım tıkandı. sanırım burnumu temizlemek için biraz fazla hınkırdım, o da kulağımı tıkadı. öyle sağır gibi geziyorum. sakız çiğnedim, ağzımı açtım, yut
efenim rüzgar mı yedim ne olduysam herhangi bir hastalığım yok ama 1 haftadır kulak burun boğaz yollarım böyle bir dolu, bir tıkanık. bu sabah da kulağım tıkandı. sanırım burnumu temizlemek için biraz fazla hınkırdım, o da kulağımı tıkadı. öyle sağır gibi geziyorum. sakız çiğnedim, ağzımı açtım, yutkundum ama yok açılmıyor. ne yapayım? sanırım düşük basınçtaki gibi oldu. yani burnu tıkayıp içeriden hava üflemek değil de tam tersini yapmam lazım.

!!! DİKKAT. ŞU NOKTADAN SONRA SORU İĞRENÇLEŞECEK. MİDESİ KALDIRMAYAN DEVAMINI OKUMASIN !!!

bir de bu burun-geniz yolları tıkanıklığını ne yapacağım ben? kafamın içi dolu sanki. burnum da akmıyor. lavaboya gidip hınkırıyorum zannedersin beynim dışarı akıyor. böyle epey bir miktarda kanlı mukozalar geliyor. hınkırdıkça geliyor. o sıra rahatlıyorum ama sonra yine aynısı oluyor. buğuseptil mi çekeyim, otrivin mi sıkayım ne yapayım da açılsın şu kafam artık. nedir çaresi?

edit: lavaboya gidip hınkırınca kulağım açıldı. yine beynimin yarısı dışarı aktı. şu anda iyiyim ama bir saat sonra yine dolacak biliyorum.
0
kibritsuyu
(24.04.08)
burnu tıkandı diye doktora gideni doktorlar muayenehaneden kovalıyor burada (ciddiyim. azar yedim daha önce pimpirikliyim diye). o yüzden böyle basit şeyler için doktordan önce kendim tedavi etmeye çalışıyorum.
0
🌸kibritsuyu
(24.04.08)
ilk tercihim ıhlamurdur...
tylol hot ya da benzeri bir şey ile deniz suyu da kullanabilirsin, bu ikili bende ırmak etkisi yapmakta, cerahatin iyice aktığına emin olunca antibiyotik(penos olabilir sanki) alabilirsin, bu arada mümkünse hep burundan nefes almaya çalış, soğuk hava yememeye bak, özellikle terli iken... Yutkunma sorun ise, acı veriyor ise, strepsils(kırmızı) tek geçerim.
Doktor olmaz demişsin ve ben de genelde doktora gitmeyi sevmem(adamlar hiç bir derdime derman olmuyorlar) ama doktora danışmanın faydası olur, herhalde...
Zira ıhlamur, deniz suyu, strepsils hatta tylol kullanımı sorun olmasa bile antibiyotik bünyeye göre değişiklik gösterebilir, o yüzden doktora danışman iyi olur.
0
late viper
(24.04.08)
anneanne yöntemini dene, kaynar suya vicks koy, kafana havlu da koy buğu yap. boğazın kötüyse tuzlu suyla yap..
0
sharpenter
(24.04.08)
senin durumun sinuzite donuyor. ne yaparak gecirirsin bilmiyorum ama engelleyemezsen cok cekersin. su anda burnundan genzinden salgilanan mukoza disari akamayip direk kafatasindaki bosluklara doluyor (sinus denir bu bosluklara, yanaklarda ve alin bolgesinde olur) bu nedenle kafanin ici dolu gibi geliyor cunku gercekten dolu. su anda bir kriz durumunda gibisin, devamli mukoza salgiliyor burnun ve sinuslerini dolduruyor. sumkururken o kadar cok sumuk cikmasinin nedeni de sinuslerini de bir nebze bosaltmakta oldugun icin. kriz durumu gecene kadar (bir hafta falan surer sanirim, bu surede klima ruzgarindan, islak kafayla ruzgarda kalmaktan falan delicesine kacin) devamli 10 dakikada bir gidip gidip burnunu temizleyerek salgilari sinuslere dolmasini engellemelisin. uzun sureli dus almak da bir sekilde burnunu acar (buhar sayesinde) dusu uzatmaya devam edersen sinuslerdeki salgilar da acik olan burun yolundan akmaya baslar. bir de temiz deniz suyu bulursan, sinusleri deniz suyundan daha iyi acan birsey yoktur. cek burnuna fosur fosur bosalir hersey. dedigim gibi kronik sinuzite donerse her kis yasarsin bu sorunu ve deli gibi alin bolgesinde yogunlasan bas agrisi yapar. ameliyati falan da aci vericidir, kirarlar butun yuz kemiklerini. ameliyat cok extreme bir durum tabi korkma hemen ama bir doktora gidip "ben kronik sinuzit olmadan bu naneyi gecirelim hocam." de, o sana en profesyonel sekilde yardimci olur.
0
jupiterianvibe
(24.04.08)
bana da sinüzit başlangıçı gibi geldi. sinüzit olduğumu öğrenmeden önce aynı şeyleri ben de yaşadım. başımı öne eğdiğimde kafam ağırlık yapıyodu resmen. doktora gitmen şart bence. geçmiş olsun.
0
darkpower
(24.04.08)
eğer sinüzit ise kesin çözüm deneyimli ve usta ellerden acı kavun suyunu burnundan çekmektir. yanlız sakın bu yöntemi kendi basına yada deneyimsiz biri tarafından yapma. hatta en iyisi bu yöntemi yapma sen. acı kavun suyu sinüslerdeki cerahaati oldugu gibi söküp alır. sinuzit namına hiçbirşey kalmaz ama belli oranda belli süre ölçülü olarak genizlere çekilmelidir. yanlış bi işlemde beyin suyunu dışarı çıkartacağından ölümcüldür.
0
bahtsiz c
(24.04.08)
benim de yaşadığım sinüzite benzemekte.. saçlarını jöleleme.. 6 yıl her daim burnu akan birisi olarak söylüyorum bunu.. ne zaman saç kremlerine geçtim kesildi akıntılar.. yapabileceğin en mantıklı hareket önce doktora gitmek, muhtemelen sinüziti geçirmek için ilaç verecek ve rahatlayacaksın, sonrasında da saçı ıslatma, bol sıvı al.. geçmiş olsun..
0
ayheytmayselfenvanttuday
(24.04.08)
acı kavun yöntemini denemeyin bilmiyorsanız, abartıya kaçma insanı iseniz de denemeyin.

babamın "her burun deliğine en fazla 1 damlacık" olarak önerilmesine rağmen şişenin yarısını boşaltması ve bunun üzerine hastaneye kaldırılması, acı kavunun bütün sinüs bölgesini yakıp eritmesi yaşanmış bir olaydır.

sinüzit başlangıcı ise en güzel öneriler zaten verilmiş, acı kavun son çare olmalı
0
raj
(24.04.08)
(7)

fifa 98, fifa 99 vs.

kibritsuyu
annemlerin evindeki balkona atılmış bir koli içinde fifa 98, fifa 99, world cup 98 cd'leri buldum. heyoo diyerek aldım getirdim kurdum. fifa 98 ve world cup 98 pek güzel açılıp oynanmasına rağmen fifa 99 gayet güzel kuruluyor ama açmaya çalışınca ekran kararıp öyle kalıyor. açılmıyor. niyedir?bir de
annemlerin evindeki balkona atılmış bir koli içinde fifa 98, fifa 99, world cup 98 cd'leri buldum. heyoo diyerek aldım getirdim kurdum. fifa 98 ve world cup 98 pek güzel açılıp oynanmasına rağmen fifa 99 gayet güzel kuruluyor ama açmaya çalışınca ekran kararıp öyle kalıyor. açılmıyor. niyedir?

bir de unutmuşum tuşlarını.
a havadan pas
s yerden pas
d şut
q kasti faul
w depar
e kendini yere atma

idi galiba. bilmediğim tuş/tuş kombinasyonu var mı? hatırlıyor musunuz? internetten bulabilir miyim?
0
kibritsuyu
(21.04.08)
ctrl + a kendini yere atma idi o nesillerde sanırım, demekte fayda olabilir.
0
haznedaroglu
(21.04.08)
world cup 98'de;

ctrl + a : ilhan mansız'ın roberto carlosa yaptığı hareket
ctrl + e : hagi'nin roberto carlos'a yaptığı hareket
ctrl + q : topla beraber zıplamak(kalecinin üstünden çok güzel atlanıyodu)
ctrl + d : topla beraber ekseni etrafında dönmek (zidane hareketi yani)
ctrl + w : kendini yere atma

alt + a : ilhan mansız hareketinin daha bi değişiği şekillisi gibi bişey

alt'la başka hareketler de vardı da hatırlayamadım şimdi. yalnız roberto carlos'a da amma hareket yapmışlar.
0
kermitz
(21.04.08)
www.soccergaming.tv burada şöyle diyor: (denemedim risk kabul etmem)



I have lost count of the number of times this question has came into my mail box, so here goes

to enable fifa99 to be played on Windows XP you need to download the latest version of EA SPorts Official patch for the game from the download centre downloads.soccergaming.com
0
colg fusion
(21.04.08)
şu da var aynı şey heralde downloads.soccergaming.com
0
colg fusion
(21.04.08)
alt+ctrl yapınca sanırım 3 kişi ile mudahale edıyodun topun oldugu adama..
0
isott
(21.04.08)
d'ye(şut) ardarda 2 kere hızlıca bastığında aşırtma vuruyordu birinde, galiba rtwc 98 de idi.

en sevdiğim vuruş tekniğiydi, aşırtma gol attığımda ayrı sevinirdim. hey gidi günler...
0
the mighty arms of atlas
(22.04.08)
ctrl+alt+del: roberto carlos'un windows çöktüğünde yaptığı hareket
0
archetype
(22.04.08)
(7)

toplu dosya adı değiştirme

kibritsuyu
arkadaşlar 124 adet pembe panter çizgi filmim var ve hepsinin dosya ismi Pink.Panther.022-Genie.With.the.Light.Pink.Fur-DvdRip.xvid.ac3.avi şeklinde.Ben bunların hepsini tek tek değiştirmek yerine bir programla falanPink Panther 022 - Genie With the Light Pink Fur.avişekline getirmek istiyorum. Arad
arkadaşlar 124 adet pembe panter çizgi filmim var ve hepsinin dosya ismi

Pink.Panther.022-Genie.With.the.Light.Pink.Fur-DvdRip.xvid.ac3.avi

şeklinde.

Ben bunların hepsini tek tek değiştirmek yerine bir programla falan

Pink Panther 022 - Genie With the Light Pink Fur.avi

şekline getirmek istiyorum. Aradaki noktalar ve dvdrip.ac3'ler falan gitsin istiyorum. yapılır mı böyle bir şey? nasıl yapılır?
0
kibritsuyu
(20.04.08)
tag&rename de denedin mi ?
0
bryan fury
(20.04.08)
acdsee de yapıyodu böle bi şey. olmazsa rename master iyidir. free.

www.snapfiles.com
0
infernal majesty
(20.04.08)
klasordeki avi dosyalarin hepsini sec. birincisine sag tikla, "Pink Panther - Genie With the Light Pink Fur (1)" olarak adini degistir. digerleri de otomatik olarak olusturma zamanina gore
Pink Panther - Genie With the Light Pink Fur (2)
Pink Panther - Genie With the Light Pink Fur (3)
..diye gidecektir. en sagliklisi program ile yapman tabiki.

edit: haklisiniz o zaman, hepsinin dosya adi oyle diyince boyle dusunmustum.
0
only
(20.04.08)
yok yanlış oldu. her birinin hem adı farklı, hem numarası farklı. 22. bölümün dosya adı

Pink.Panther.022-Genie.With.the.Light.Pink.Fur-DvdRip.xvid.ac3.avi

ise 23. bölümün dosya adı

Pink.Panther.023-Pink.Plunk.Pink-DvdRip.xvid.ac3.avi

24. bölümün dosya adı

Pink.Panther.024-Doctor.Pink-DvdRip.xvid.ac3.avi

falan diye gidiyor.
0
🌸kibritsuyu
(20.04.08)
@only her bölümün ismi farklıdır, hepsine aynı isim vermemeli. sanırım noktalardan kurtulmak istiyor. el ile yapmak program arayıp bulup nası çalıştıgını öğrenmeye calışmaktan ve o mantığa uygun komutları girmekten daha kolay oalcak gibi
0
efruz
(20.04.08)
www.albert.nu

indiriyorsun."." yi " " ile replace sonra trim "dvdrip.ac3"
bitti
0
algoritma
(20.04.08)
total commander'da yapar aynı işi... öyle de güzel yapar ki..
(bkz: multi rename tool)
0
huzursuz
(20.04.08)
(6)

502 lekesi

kibritsuyu
plaka arkalığını 502 dene yapıştırıcı ile yapıştıracam derken arabanın koyu gri renkli plastik tamponuna ve gümüş renkli boyasına biraz damlattım. haliyle iz kaldı, lek oldu. bally gibi, derby gibi esnek olmadığından ovalayarak çıkmıyor. boyaya ve tampona fazla zarar vermeden neyle çıkarırım ben bu
plaka arkalığını 502 dene yapıştırıcı ile yapıştıracam derken arabanın koyu gri renkli plastik tamponuna ve gümüş renkli boyasına biraz damlattım. haliyle iz kaldı, lek oldu. bally gibi, derby gibi esnek olmadığından ovalayarak çıkmıyor. boyaya ve tampona fazla zarar vermeden neyle çıkarırım ben bu lekeyi?
0
kibritsuyu
(20.04.08)
yapistiricinin icindekileri okur musun? yani sanirim alkol ya da aseton la cikabilir ama arabaya zarar da verebilir. bu arada tamponun plastik mi metal mi onu da bilmek lazim
0
safepassage
(20.04.08)
tamponum plastik. 502 super glue cyanocrylate adhesive yazıyor üstünde.
0
🌸kibritsuyu
(20.04.08)
"Acetone, which is sometimes found in nail polish remover, is a commonly available solvent capable of softening cured cyanoacrylate. Nitromethane is also an excellent solvent. Methylene chloride is the most effective but is toxic. Gamma-butyrolactone is also effective at removing superglue, and has low toxicity."

(wikipedia alintisi)

kisaca aseton ve/veya alkol cozer. tampon plastik oldugundan cok fazla dert etmeden silebilirsiniz asetonla ama yine de cok bastirmayin.
0
entrapmen
(20.04.08)
Alkol metali matlaştırıyor ama plastiğe bir zararı olur mu bilmiyorum. Selülozik tinerle temizleyebilirsin.
0
mba38
(20.04.08)
benzinin kendisi de guclu bi cozucudur.
0
bryan fury
(20.04.08)
aseton ile biraz uğraşmayla halloldu efendim. tampon hafif pütürüklü olduğu için deliklere girenler biraz kaldı ama boyadan tamamen temizledim. gün ışığı altında boyada bir hasar yok gibiydi. inşallah gerçekten bir hasar yoktur.
0
🌸kibritsuyu
(20.04.08)
(10)

fren sesi

kibritsuyu
araba ile sert fren yapıldığında çıkan "ihihihiii" şeklindeki fren sesi nereden çıkıyor? lastiğin yola sürtünme sesi mi, balatalatın fren diskine sürtünme sesi mi?
araba ile sert fren yapıldığında çıkan "ihihihiii" şeklindeki fren sesi nereden çıkıyor? lastiğin yola sürtünme sesi mi, balatalatın fren diskine sürtünme sesi mi?
0
kibritsuyu
(14.04.08)
lastiğin sürtünme sesi olması lazım. yağmurlu ve karlı yolda basınca çıkmıyor çünkü ;)
0
ozdek
(14.04.08)
tekerin yola sürtünmesinden dolayı tekerden gelen ses o. çünkü fren anında balatalar kilitleniyor ve herhangi bir şekilde sürtünme olmuyor; dolayısı ile ses çıkmaz gibime geliyor.
0
ataturkiye
(14.04.08)
baskı balatadan gelmektedir o ses. genelde taksilerde rastlanır. çok fazla fren kullandıkları için.
baskı balatalar sorunludur hep taksilerde.
0
likeaprayer
(14.04.08)
lastiklerden gelir o ses. lastikler kilitlenince daha da cok cikar. ayni sesi hizli sekilde viraja girdiginizde kayma yasayinca da duyarsiniz.

elbetteki balatalar ve fren diski arasindaki surtunmeden de ses cikar ama duyulmaz. cok ani ve guclu frende balatalar fren diskine kilitlenir ve o nedenle de lastikler kilitlenir dogal olarak. ama her frende balatalar fren diskine kilitlenir diye bisey de yok, normal frenlerde balatalar fren diskini sikistirir ama fren diski ve lastikler donmeye devam eder, surtunme vasitasiyla yavaslariz. bu nedenle balatalar ve fren diskleri belirli araliklarda degistirilir cunku asinirlar.
0
jupiterianvibe
(14.04.08)
balatalar genelde lastiği kilitlediğinden (o sesi çıkaracak ortam bu şekilde oluşuyor sanırsam) lastiğin yere sürtmesi ile çıkar o ses hatta yanlarken felan da çıkar
0
yuto
(14.04.08)
balatanın diske sürtme sesi daha ince ve ıslıkvari bir tondadır.
0
tom riddle
(14.04.08)
bazen çok nadir de olsa, hızla giden bir bisiklet bile durmaya çalıştığında, böyle bir ses çıkarabiliyor. sanırım tekerleğinden geliyor o ses...
0
sirrikadem
(14.04.08)
@likeaprayer: baskı balata debriyaj balatası içün kullanılan bir tabirimiz olup konuyla pek alakalı değildir. =)

evet, bu ses lastiğin asfaltla sürtünmesinden kaynaklanır. toprak yolda böyle bir sese rastlamadığımıza dikkat ediniz. fren disklerinden de gelmez bu ses, çünkü evet, ani fren esnasında lastikler kilitlenir, fren mekanizması herhangi bir sürtünmeye maruz değildir.
0
actionary
(14.04.08)
ses mes yok arkadaşım tıkır tıkır işliyor..
çıksa da biri lastiğin sürtünme sesi diğeri de ya yıpranmış ya da yepyeni balatadan gelir..
İki ayrı ses yani onlar..
0
porsgemsheniark
(15.04.08)
ihihihi sesi abs'li arabalardan çıkar. abs yoksa tekerlekler kilitlenir ve kızaklama başlar. bu sefer o acı fren sesi diye tabir ediler iiiiiiiiyk diye düz bir ses çıkar.

abs ise tekerleklerin kilitli kalmasını engeller ve belli aralıklarla hızlı bir şekilde fren gücü azaltır ve arttırır.
işte bu yüzden fren sesi kesik kesiktir. kesinlikle lastikle yol arasından gelir bu ses.
0
burfak
(15.04.08)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.