Giriş
(10)

bilgisayar niye yavaşlar?

kibritsuyu
efendim 2001 model Pentium III-800, 256 MB ram sahibi bir bilgisayarım var (oha çok eskiymiş, ondan yavaşlar demeden önce okuyunuz lütfen).bu bilgisayar 2001 yılından beri gayet güzel işlemekteyken son 2 senedir yavaşlama, her programı çalıştırırken iki saat harddisk tıkırdaması, youtube'da video iz
efendim 2001 model Pentium III-800, 256 MB ram sahibi bir bilgisayarım var (oha çok eskiymiş, ondan yavaşlar demeden önce okuyunuz lütfen).

bu bilgisayar 2001 yılından beri gayet güzel işlemekteyken son 2 senedir yavaşlama, her programı çalıştırırken iki saat harddisk tıkırdaması, youtube'da video izlerken takılmalar falan yapıyor. bilgisayarın özelliklerinin düşük olduğunun bilincinde olduğumdan, oyun olsun, kastırıcı şeyler olsun kullanmıyorum. sadece internet ve microsoft office. bunları kullanmak için daha önce yeten bilgisayar şimdi niye kendiliğinden yavaşladı? format atıp tertemiz windows yüklüyorum, bir şey değişmiyor. acaba windows xp'yi kaldıramıyor olabilir mi, windows 98 mi kursam? ya da xp kurmakla beraber güncellemeleri, service pack 2'yi falan mı yüklemesem? ne önerirsiniz?

not: harddisk tıkırdamasından kastım anormal sesler çıkarması değil, harddiskin kendi okuma sesidir. ama bu takılmalar sırasında saniyede bir olmak üzere trık trık trık yapıyor, kesintisiz uzun uzun tıkırdıyor falan.
0
kibritsuyu
(30.09.07)
256 ram windows xp için şaka gibi diyebilirim. Kendisi zaten tüm visual effectleri kapatmama rağmen zaman zaman 768 mb iş yeri bilgisayarım 1gb ramli evdeki bilgisayarımı bile kasmaktadır. Bu nedenle software çözümleri aramak yerine en azından bir 256 ram daha alarak akabinde tune up utilities ile elden geçirmek çözüm olabilir.
0
ned flanders
(30.09.07)
$imdi zaten sp2 kurmadan win xp kullanamazsin, bir kere o mutlaka olacak (oyle ya da boyle illa ki kurmani gerektiriyor yani)
harddisk tikirdamasi demi$sin, ki bu harddisk'te bir sorun olduguna i$aret. yava$lamasi da ondandir. cok buyuk ihtimalle manyetik alan sorunu vardir senin harddisk'te de. saglam, duzgun cali$an bir harddisk takip kontrol edebilirsin. $u durumda sorun harddisk kaynakli gorunuyor.(diger donanimlari i$in icine katmadigimi vurgulamak isterim)
0
sourlemonade
(30.09.07)
Harddisk'de zamana bağlı olarak oluşan bir fiziksel sorun olabilir. Bad Sector ya da hareketli parçalarda bir eskime oluşmuştur belki. Onun dışında performans sorunu XP kurmanız ile mi başladı belirtmemişsiniz ama eğer öyleyse 98 kurun tabi. Zaten her durumda 98 sistemi daha az yorar...
0
crown
(30.09.07)
şimdi sorunun hangi aşamada başladığını hatırlayamıyorum. ilk olarak windows 98'de kullanmaya başladım ve flight simulator'ü en detaylı grafikte bile oynayabiliyordum (ekran kartını söylesem puhaha diye gülersiniz eminim). şimdi internet explorer'da youtube'u bile işkence gibi izlettiriyor. ram arttırmam sözkonusu olamaz çünkü ibne bilgisayar teknolojisi 6 ayda bir mimariyi komple değiştirdiği için sdram bulmam mümkün değil. bulabilsem bile bilgisayar kadar para isterler ona.

bu arada işyerindeki bilgisayarım da Pentium IV-3 ghz ve onda da 256 mb ram var, canavar gibi çalışyor. ,lk açılışta kasmasının dışında photoshop bile kullanıyorum (ki bunun ekran kartını söylesem gülmekle kalmaz altınıza kaçırırsınız. sözlükte de sürekli kötülenen nvidia geforce 5200) o yüzden ram eksikliğinden olduğunu zannetmiyorum. harddisk problemi olabilir evet. bunu nasıl tespit ederim? tarama marama yoluyla mümkün müdür?
0
🌸kibritsuyu
(30.09.07)
win98 'in scandisk'i ile bir tarama yaptir derim. bad sector varsa uyarir en azindan. ama mekanik bir sorun varsa yazilim ile tespit etmek haliyle zor.
0
sourlemonade
(30.09.07)
ben de bazi yeni surucu / codec / vs lerin artik fazlaca agir gelmis olabilecegi gibi bir sallama yapayim.
0
turkish tekila
(30.09.07)
ben daha eski bir pc(söylesem inanmazsınız 64 ram ühü hü) kullanaraktan bir yorum yapayım. hardisk eskimiş 2001den beri kullanıyorum aynısı bende de oldu 1,5 senedir. badsector olmasa bile bu harddiskler eskiyor(bill gates ayarlamış ehehe), scandiskle temizlersen biraz hızlanma oluyor ama sonra yine aynısı hatta bende defrag çalışmıyor artık. harddisk değiştirmekte problem, söylediklerine göre benimki 20 gb mı ne destekliyormuş nerden bulcam sağlam 20 gb'yi teyy tey. haftada bir 98-xp arası dolaşıyorum çok farketmiyor.
0
sourlemonade
(30.09.07)
seninkine benzer bir bilgisayar da bende var. 1000 mhz amd athlon 256 mb fx5500 ekran karrtı 400 mb ram 160 gb harddisk

sana birkac tavsiyem olacak

1. win98 se kur. o zaman herşey çok güzel olacak...

2. xp kurduktan sonra service packleri kurmadan internete girersen nedense (saldırı oluyor olabilir bilmiyorum ben ona bağladım) belli bir yavaslama oluyıor. bu olduktan sonra 98seyi bastan kurdum, bir sorun kalmadı.

3. sen de benim gibi ram harddisk ve ekran kartı tak. su an bilgisayarımda most wanted oynuyorum. toplam 200milyon bi harcama yaptım.
0
harbi light necosh
(30.09.07)
win 98'i boşver ve win ME kur. (biliyorum eleştirileri) 98'e göre sürücü ve program desteği daha fazladır. ha nedir? epey fazla çakılır... bunun ezici ağırlığı cd okumaya çalışırken olur.

diğer taraftan elindeki sistem win XP için yeter. temiz bir format ve en yeni sürücüler diyorum. eee bir de 256 ram daha al. aslında alma pahalı olur.. direk 512 ya da 1gb al.
0
can see
(30.09.07)
eskiyor abi bunlarında bir kullanım ömrü var, yavaş yavaş performans kaybına uğruyor yavaşlıyor. zaten harddisk gidici görünüyor ki o bile tek başına yeter . ayrıca bundan hızlı bir bilgisayar kullanıyorsan işte ve ya evde sana göreceli olarak yavaşlama hissi verebilir.
0
coren
(01.10.07)
(4)

torrent - ratio

kibritsuyu
torrent sitelerindeki ratio ne işe yarar? bu sanırım upload'un download'a oranı gibi bir şey. upload yaparak yükeltebiliyoruz. lakin yükselince ne oluyor, ne işimize yarıyor?
torrent sitelerindeki ratio ne işe yarar? bu sanırım upload'un download'a oranı gibi bir şey. upload yaparak yükeltebiliyoruz. lakin yükselince ne oluyor, ne işimize yarıyor?
0
kibritsuyu
(29.09.07)
belli bir seviyenin ustunde tutman gerekir sitede kalabilmek icin.
ki genelde bu 0.5 gibi bir orandir. 0.5 altina du$up oylece kalirsan atilirsin siteden.
0
sourlemonade
(29.09.07)
download'ın upload'a oranıdır. her site farklı oranlar ister. mesela torrentturk'te en az 0,3 olmalıdır. yoksa banlanırsınız.

şimdi benim... up:10gb down:20gb ratio: 0,5

ikisi eşit olsaydı ratiom 1 olacaktı.

ratio isteyen sitelerde indirdiğin dosyayı hemen kaldır deme, oranı kadar upload etmeden kaldırma. mesela 700mblik bi film indirdin en az yarısını göndermeden silme torrent programından..

kolay gelsin...
0
myfishbone
(29.09.07)
bi bazi sitelerde slot uygulamasi var
eger ratio yuksek ise daha hizli indirebiliyorsun(tabiki dusuklere gore)
0
algoritma
(30.09.07)
bu ratio olayı herkes için mi geçerli yoksa sadece üyelerle mi alakalı? mesela ben üye değilim bir siteye, sadece indiren tarafım benle de ilgilisi var mıdır?
0
trumanshow
(08.03.09)
(3)

acid vs. metal

kibritsuyu
seksenlerin sonu doksanların başında çocuk ve genç olanlar hatırlar bu hadiseyi. soruma geçeyim. doksanların başında metal müzik ile kapışmaya neden olan ve acid ismi verilen müzik türüne günümüzdeki en yakın tür nedir? hiçbir şey hatırlamadığım için kulağımda canlandıramıyorum ama techno gibi geliy
seksenlerin sonu doksanların başında çocuk ve genç olanlar hatırlar bu hadiseyi.

soruma geçeyim. doksanların başında metal müzik ile kapışmaya neden olan ve acid ismi verilen müzik türüne günümüzdeki en yakın tür nedir? hiçbir şey hatırlamadığım için kulağımda canlandıramıyorum ama techno gibi geliyor bana sanki?
0
kibritsuyu
(29.09.07)
ermanen
(29.09.07)
Sadece "acid", "techno"'nun alt "genre"'si oluyor galiba. Electronic dance türüne yakın oluyor.
0
ermanen
(29.09.07)
ermanen linkinde Acid techno için 90'ların ortaları diyor ki türkiye'de kapağında acid kafa (smile türkiye'ye ilk böyle geldi ya da yaygınlaştı) resimli kasetler (artık onlar albüm oldu) çok daha öncesinde satılmaktaydı. zaten kibritsuyu 80 sonları demiş. özetle wiki çuvallamış. teknonun adı türkiye'de acidden çok daha sonra geldi.
0
can see
(29.09.07)
(4)

acaip bir bilgisayar problemi

kibritsuyu
babama yeni aldığımız laptopta bir sorun olmuş. kullanan babam olduğundan, onun anlattıklarından anladığım kadarıyla size soracağım. biraz uzun olabilir kusura bakmayın.internet explorer'ı açmış. homepage'i olan google sayfası gelmiş fakat arama kutucuğu falan yarım gelmiş. içinde cursor falan yokmu
babama yeni aldığımız laptopta bir sorun olmuş. kullanan babam olduğundan, onun anlattıklarından anladığım kadarıyla size soracağım. biraz uzun olabilir kusura bakmayın.

internet explorer'ı açmış. homepage'i olan google sayfası gelmiş fakat arama kutucuğu falan yarım gelmiş. içinde cursor falan yokmuş, bir şey yazılamıyormuş. kapatıp tekrar açayım internet explorer'ı demiş, köşedeki kapatma çarpısına basınca bir uyarı penceresi gelmiş. üstünde "sekmeler" falan yazıyormuş (tam olarak ne yazdığını hatırlamıyor) altında da evet, hayır, iptal. iptal de dese, evet de dese, hayır da dese o pencere kaybolmamış. bilgisayarı yeniden başlatayım demiş, başlat menüsünden "bilgisayarı kapat" dedikten sonra gelen seçmeli ekranda (windows vista premium'daki kapat dedikten sonra gelen ve uyku, hazırda beklet, yeniden başlat, kapat, vs seçimi yapılıp "tamam" denilen menü) o seçimi yapmak için pulldown menüyü açma yerindeki minik oka bastığı anda bilgisayarı kapatma ekranı da kaybolup başa bönüyormuş. yine o "sekmeler" falan yazan uyarı penceresinin olduğu aşamaya. ne yaptıysa kapatamamış, en sonunda düğmesine basarak kapatmış. sonra da bir daha açılmamış bilgisayar.

sabah getirdi. hakikaten ben de elektriğe taktım (pili de üstünde) bastım düğmesine açılmadı. pilini çıkarıp denedim, gayet güzel açıldı. baktım ettim bir terslik yok. pilini tekrar taktım, elektriğe bağlayınca şarj ışığı yandı (pil doluydu halbuki).

pili bitmiş zannettim ama bilgisayarın elektriğe takılı olduğuna ve hatta adaptörün ışığı yandığına (sigorta atması, priz arızası olamaz), adaptörün diğer ucunun da bilgisayara takılı olduğuna eminiz. yani elektriğe takılı aletin şarjı niye bitsin. bitse de elektrikten kullanır. gözlerimle gördüm yani pil üstünde ve elektriğe takılıyken ilk denemede çalışmadı. ne olmuş olabilir şimdi bu bilgisayara? şu anda normal çalışıyor gibi. şarja taklı olduğu için çabuk dolsun diye açmadım bilgisayarı tekrardan.

not: bir de "norton morton yazdı" dedi. virüsten şüphelendim ama babamın norton yazdı dediği şey, internet explorer'daki, üzerinde kocaman yeşil renkte "fraud monitoring is on" yazan norton araç çubuğuymuş açınca gösterdi işte bu çıktı diye. oysa ki ben o araç çubuğunu gizlemiştim. niyeyse kendiliğinden yeniden çıkıp panik yaptırtmış adamı.

edit: şarj ışığı söndü. bilgisayar normal açıldı. lakin dikkatimi çeken iki şey var. birincisi, daha önceden windows'ta tray'deki pil simgesine gelince "%99 dolu, prize takılı, şarj olmuyor" yazardı. şimdi ise "%100 tam dolu" yazıyor. "prize takılı şarj olmuyor" falan yok. ikincisi ise, demin pilini sökerken, pili taktıktan sonra tık diye ola çekilip pili kilitlemeye yarayan minik bir düğme var. o kilitli değildi. yani pil klik diye yerine tam oturuk vaziyetteydi, oynamıyordu ama kilit mandalı açıktı. alakası var mıdır bilemedim.

edit 2: "sekmeler" yazan pencerenin de ne olduğu anlaşıldı. birden fazla sekme açılmış internet explorer penceresini kapatmaya çalışınca çıkan "tüm sekmeleri kapatmak istiyor musunuz" uyarısıymış. ama ne yaptıysa gitmemiş ekrandan, onu daha çözemedik niye gitmemiş. neyse çalışıyor hala.

edit 3: 3 saat oldu. sorunsuz çalışıyor hala.
0
kibritsuyu
(26.09.07)
bence sorunu cozmek yerine eger cok yeniyse degistirmeyi denemek lazim. sonradan problem cikartma olasiligi da yuksek gibi, yazilimi etkileyen donanimsal sorun gibi sanki, anakart, harddisk falan olabilir.
0
turkish tekila
(26.09.07)
eğer aynı olayı bir daha üretemiyorsan o hata değildir. :) panik yapma yani. 2-3 saat çalış bakalım sorun var mı yok mu kontrol et.
0
ozdek
(26.09.07)
arkadaşlar sorunu kendi gözlerimle de gördüm. bilgisayarın her şeyi normal çalışıyor ama ekrana üzerinde "tamam, iptal" falan yazan herhangi bir kutucuk, uyarı penceresi, özellikler ekranı vs. artık programcılıkta adı neyse o cins bir şey çıktığında (yani internet explorer penceresi, program falan değil. üzerinde tıklamalı buton bulunan bir cins pencere) mouse ile kesinlikle tıklanamıyor. üzerine gelince rengi değişiyor, tıklanacak gibi oluyor ama tıklayınca etki etmiyor. pencere kaybolmuyor, çalışmıyor. touchpad ile veya usb mouse ile fark etmiyor. lakin klavye kısayolu ile kapatılabiliyor, tıklanabiliyor. ctrl alt del yaparak görev yöneticisinden kilitlenen uygulama kapatılıp hiçbir şey yok gibi devam edilebiliyor. yani bilgisayar komple kilitlenmiyor. sürekli olmuyor. şu anda yeniden başlattım, yok mesela, her şey normal. ama biraz sonra ortaya çıkabilir.

edit: olayı tamamen keşfettim, fakat çözümünü bulamıyorum. windows açılırken ekranda hızlıca "splendid" diye bir logo belirip kayboluyor. trayde de üzerine mouse ile gelince "asus live update" yazan bir ikon beliriyor. o ikona sağ tıklayınca üzerinde yazılar olmayan boş bir menü açılıyor. bu olay her açılışta olmuyor. niye her açılışta olup olmadığını çözemedim. msconfig'de başlangıçta falan böyle bir şey yok. eğer bilgisayar açılırken "splendid" yazısı çıkar ve trayde de o ikon bulunursa bilgisayar bu dediğim abukluğu yapıyor. çıkmazsa her şey normal. şimdi şu splendid'in iptalini bir bulabilirsem olay çözülecek gibi duruyor. bu arada splendid teknolojisi de iyi bir şeymiş ve sürekli çalışıyormuş zaten. ama her açılışta logosu çıkmıyor.
0
🌸kibritsuyu
(26.09.07)
forum.donanimhaber.com

asus f3jr'nin bilinen bir bugıymış arkadaşlar. kimi zaman ekranın orta yerine mouse ile tıklamama sorunu yaşanıyormuş. yama yüklenerek düzeltilebiliyormuş. denedim, hakikaten ekranın orta yerlerinde mouse işlevsiz kalıyor. örneğin ekranın kenarlarında sağ tuşa basınca menü açılırken, ortalarında sağ tuşa basınca hiçbir şey olmuyor. dolayısıyla o bölgeye denk gelen uyarılara falan da tıklanamıyor.

ilgilenen herkese teşekkürler. en kısa zamanda yamasını yükleteceğim servise.
0
🌸kibritsuyu
(26.09.07)
(1)

word 2007 sekme problemi

kibritsuyu
word 2007'de varsayılan sekme duraklarının default ayarı 1,25 cm. ben bunu 1 cm. yapmak istiyorum. paragraf ayarlarından 1 cm. yapıyorum fakat bir dahaki açışımda yeniden 1,25 cm. olduğunu görüyorum. Yazıtipi, satır arası, paragraf, her türlü ayarını default yaptım ama onları ayarladığım yerden sekm
word 2007'de varsayılan sekme duraklarının default ayarı 1,25 cm. ben bunu 1 cm. yapmak istiyorum. paragraf ayarlarından 1 cm. yapıyorum fakat bir dahaki açışımda yeniden 1,25 cm. olduğunu görüyorum. Yazıtipi, satır arası, paragraf, her türlü ayarını default yaptım ama onları ayarladığım yerden sekme durakları ayarı yapılmıyor. bi yardım edin be.

(office 2007 ile ilgili sorularım devam edecek. assert h bana önerdiğine pişman olacak :P şaka bi yana biraz çözersem güzelmiş be)
0
kibritsuyu
(23.09.07)
değişikliği üzerinde çalıştığın dosya için değil programın genel ayarları için yapmalısın. word'ü aç ama bir dosya açma. dosya-özelliklerden sayfa yapısına gir. burada yenidn ayarla, kaydet, çık.

bende 2007 yok ama ayarlama böyle yapılmalı sanki?
0
can see
(23.09.07)
(2)

windows vista ve ms office

kibritsuyu
windows vista home premium yüklü bir bilgisayara hangi office versiyonunu yüklemeliyim? elimde office xp cd'leri var. yüklesem uyumsuzluk, problem çıkarır da sıkıntı yaratır mı? yoksa daha yeni bir office sürümü mü edinmeliyim?not: office xp'deki belgelerimi de açıp değiştirebilmeliyim tabii ki icab
windows vista home premium yüklü bir bilgisayara hangi office versiyonunu yüklemeliyim? elimde office xp cd'leri var. yüklesem uyumsuzluk, problem çıkarır da sıkıntı yaratır mı? yoksa daha yeni bir office sürümü mü edinmeliyim?

not: office xp'deki belgelerimi de açıp değiştirebilmeliyim tabii ki icabında. "office 2007 kurduktan sonra "office 2007, office xp belegelerini açamaz" falan gibi salak uyarılar çıksın istemem.
0
kibritsuyu
(21.09.07)
office '07 kurun en guzeli. o tum 97-2003 surumlerine ait dosyalari acar.
ama kayit olayina dikkat. malum default sonunda x ile kaydediyor (.docx, .xlsx vb.)
0
sourlemonade
(21.09.07)
default kayıt tipini ayarlayabiliyorsun, her seferinde eski ofis uzantıları olarak kaydetmeye ugrasmazsın baska yerde acarken sorunun olmaz.
0
bryan fury
(21.09.07)
(9)

ekşi duyuru cevap verme etiği

kibritsuyu
merak ettiğim bir şey var. şimdi ben daha önce bir soru sormuşum ve cevabını almışım ve bu cevap benim işime yaramış.şimdi hemen hemen aynı soruyu, daha doğrusu bana verilen cevabın çözüm olacağı soruyu bir başkası soruyor. ben, daha önce bana cevap veren kişiden öğrendiğim şekilde bu soruyu cevapla
merak ettiğim bir şey var. şimdi ben daha önce bir soru sormuşum ve cevabını almışım ve bu cevap benim işime yaramış.

şimdi hemen hemen aynı soruyu, daha doğrusu bana verilen cevabın çözüm olacağı soruyu bir başkası soruyor. ben, daha önce bana cevap veren kişiden öğrendiğim şekilde bu soruyu cevaplamak istiyorum ama rahatsızlık duyuyorum. çünkü bu benim bilgim değil, ben de bir başka ekşi duyuru kullanıcısından öğrenmişim. bekliyorum ki yine o kişi cevap versin, ama o kişi cevap vermiyor. bir anına denk gelmiş ve bana cevap vermiş. şimdi ben bu sonradan sorulan soruya gönül rahatlığıyla kendi bilgimmiş gibi cevap vereyim mi, nickini hatırlıyorsam "ben de x'den öğrendim" diye refere edeyim mi, nickini hatırlamıyorsam ne yapayım?
0
kibritsuyu
(21.09.07)
ekşi duyuruya atabilirsin topu. senin soruna cevap verilmiş olması önemli değil, başkasının sorusuna verilen cevaptan da öğrenmiş olabilirsin.

daha önce burda sorulmuştu ve şu şekilde cevaplanmıştı denebilir. nick ve duyuru numarası hatırlanırsa daha faydalı olur tabe
0
efruz
(21.09.07)
ne olacak canım... basit şeyler bunlar... illa için rahat etsin istiyorsan başına "bana da buradaki bir arkadaş söylemişti" diye yazarsın olur biter... hem bilginin sahibi mi olur?
0
forrestgump
(21.09.07)
önce cevabı yazarsın, sonra "ben de şuradan öğrenmiştim" gibisinden duyuruya bkz verebilirsin. orada hem cevabı hem de diğer çözümleri görür, okur.
(tabi ekşi sözlük yazarı ise. okurlar her duyuruyu göremiyor.)
0
tabudeviren
(21.09.07)
sordugun sorunun linkini vermek en dogrusu sanirim, ki zaten yapiliyor duyuru kullanicilari tarafindan...
0
alpinsamuray
(21.09.07)
duyuru hala duruyorsa ve modifiye etmeye gerek yoksa öyle yaparım zaten ama eksik söylemişim. örnek vereyim. dvd writer'ın dvd'yi 6-7 dakika diye gösterip 40 dakikada yazması probleminin pio mod'dan kaynaklandığını ve nasıl düzeltmem gerektiğini, comptrol arkadaşımız mesaj yoluyla açıkladı bana. mesaj atıp açıkladığı için duyurunun altında cevabı yok. şimdi aynı soruyu arkadan kaç kişi daha sordu. ben "comptrol anlattıydı şöyle yapılıyor" mu diyeyim, comptrol'ün cevap vermesini mi bekleyeyim? belki benden başkasına yardımcı olmak istemiyor, sadece bana yardımcı olmak istedi (niye olsun öyle bir şey ama hadi neyse) sonradan soran adama gıcığı var, ben onun nickini belirte belirte cevap verirsem istemediği bir durumla karşı karşıya kalabilecek, nick vermezsem ayıp olacak. karışık işler...
0
🌸kibritsuyu
(21.09.07)
Sonuçta o da birilerinden öğreniyor, bilginin yayılışı böyle, her verdiğin cevaba şundan öğrendim diye yazmak garip olur, artık sen onu biliyorsundur, sen cevaplarsın.
Diye düşünüyorum.
0
sathaner
(21.09.07)
bir bilgiyi öğrendikten sonra bu, sizin bilginiz olur. kimsenin tekelinde olmayan nadir şeylerden biri de bilgidir: ) ha çok çok gerekliyse kaynak gösterilir sadece.
0
colg fusion
(21.09.07)
kimsenin o derece haset sahibi olacağını sanmıyorum. bence önemli olan sorunun en kısa sürede cevaplanmasıdır. tabii bir harf=40 yıl kölelilik şeklinde ifade edilen "bilgi edindiğimiz kaynaklara duymamız gereken saygı" icabı isim anılırsa daha iyi olur. lakin "adını hatırlayamadığım biri" nin de kimseyi rahatsız etmemesi gerekir.

mesele istenmediği halde "büyüyün biraz" diye hayat dersi vermemek, ya da en temiz duygularla sevilen kız hakkında sorulan soruya "fuckbuddy yapardım" dememektir zannımca. (bkmz: taş atma etiği)
0
cashkopat
(21.09.07)
@cashkopat
ne dertliymişsin öyle. ama haklısın taş atma etiği de aynı ayar verme etiği gibi ayar alanın takip ettiğinden emin olduğunda ayar vermeyi gerektirir. böyle alakasız yerlerde kaçamak sokuşturmayı ben mahalle karıları gibi dedikodu yapmaya benzettim. kaçak güreşmeyelim bir derdimiz varsa yazarıyla muhatap olalım. gaza gelip dövmek falan isterseniz de adresim yerim yurdum belli (avustralya dermişim) o yüzden yakıştıramadım açıkçası. bir de aynı sözlük gibi burada hakaret etmedikten sonra istediğimi yazmak istiyorum. ne o yani yakın arkadaştan fuckbuddy olmaz mı? sen yapsan olmaz mıydı?

bir de ayar yiyip sorusunu silen arkadaşlar var bunlara ne yapmalı?
0
ozdek
(21.09.07)
(2)

windows vista - windows xp ağ bağlantısı ve ms office sorunsalı

kibritsuyu
efenim bu vista yüklü bilgisayarı, iki adet xp yüklü bilgisayarın bağlı olduğu ağa bağladım. çalışma grubunu bilgisayar adını falan tanımladım. lakin ne xp'ler vistayı, ne de vista xp'leri görüyor. vista kendi kendisini görebiliyor ağ üstünden. demek ki ağ yapılandırması tamam. xp'ler de zaten oldum
efenim bu vista yüklü bilgisayarı, iki adet xp yüklü bilgisayarın bağlı olduğu ağa bağladım. çalışma grubunu bilgisayar adını falan tanımladım. lakin ne xp'ler vistayı, ne de vista xp'leri görüyor. vista kendi kendisini görebiliyor ağ üstünden. demek ki ağ yapılandırması tamam. xp'ler de zaten oldum olası birbirini ve kendilerini görürlerdi. xp ve vista niye birbirini göremiyor? ne yapmak lazım?
0
kibritsuyu
(20.09.07)
aynı sorun bizim ağda da var. ama vista linux haric diger windows'lari goruyor. goruyor dedigim ip'lerini yazinca girilebiliyor diger makinelere ama listelemede gozukmuyor yine.
a.k vista
0
yuxel
(20.09.07)
evet vista'dan ip'li makinenin ip'sini yazınca ağ sürücüsüne de bağlandı, istediğim paylaşıma açık klasörü de gördü. ama çalışma grubu bilgisayarları dediğimde hala o bilgisayarı listelemiyor. ayrıca hala xp'den vista'ya gördürtmeyi başaramadım hiçbir şekilde.
0
🌸kibritsuyu
(20.09.07)
(6)

laptop pili

kibritsuyu
iyi ki bi ekşi duyurumuz var. her bir şeyi sorar olduk. neyse şikayeti olan yoksa ben soruma geçeyim (rahatsız oldum her naneyi sormaktan. cevap da alıyorum iyi oluyor ama ne biliyim bi rahatsızlık duydum inceden. neyse).laptopun pilini tam şarj ettikten sonra, laptopu elektriğe takılı kullanacaksak
iyi ki bi ekşi duyurumuz var. her bir şeyi sorar olduk. neyse şikayeti olan yoksa ben soruma geçeyim (rahatsız oldum her naneyi sormaktan. cevap da alıyorum iyi oluyor ama ne biliyim bi rahatsızlık duydum inceden. neyse).

laptopun pilini tam şarj ettikten sonra, laptopu elektriğe takılı kullanacaksak pili üstünden çıkartalım mı? zaten tam dolu olduğu için pili bir kenara bırakıp elektrikten mi kullanır, yoksa denyo gibi pilden eksiltip sürekli şarj mı eder? (örneğin cep telefonum şarja takılıyken ve şarjı tam doluyken telefonla konuştuktan sonra bakıyorum, şarj göstergesi inip çıkmaya başlamış. yani benim konuşmamı pilden yapmış, eksileni tamamlıyor.)
0
kibritsuyu
(19.09.07)
üstünde takılı kalabilir. çıkar diyenlere hiç bakma hp laptop 2.5 senedir sürekli fişte duruyor %95 fişte %5 mobil kullanıldı. pili 2.5 sene sonra bile hala %95 gösteriyor ki o da son 6 ayda inmeye başladı. daha önce %97-98 falandı. eh 3 sene desen zaten yeterli bir süre pili çıkarıp da veri kaybı yaşama riskime değmez değil mi :)
0
ozdek
(19.09.07)
cıkarmana gerek yok, hatta ups vazifesi yapar. dalga emıcıdır, sok absorbe eder. elektirik kesintisinde hassiktr kaydetmemıstım dedirtmez
0
bryan fury
(19.09.07)
Niye cikariyorsun pili? Laptop ureticisi sana "pili cikar" demis mi? Bu pil cikarma olayi Turk esnafinin icatlarindan biri, hic aldirma. Laptop tasarlayan adamlar inan bizden cok daha fazla dusunuyorlar, kasiyorlar bu pil isini. Pil cikarma diye bir olay ortaya atmis degiller daha.
0
wpi
(19.09.07)
elektriğe takılı kullandığım şey isterse 20 kilo olsun, ne fark eder hafiflik? taşıyorsam zaten takmam lazım :)
0
🌸kibritsuyu
(20.09.07)
(git: 6180)
0
paranormal
(20.09.07)
hmmm reklam olmasın bu konudaki en kapsamlı ayrıntılı bilgiler donanimhaber forumlarında. abarıp her olasılığın denenmiş versiyonlarına ulaşabilirsiniz. emin değilim ama pil sık sorulanlar gibi bir başlık olabilir.
0
can see
(21.09.07)
(3)

nedir bu şimdi? erdim mi?

kibritsuyu
şimdi lucid dreaming diye bir şey var biliyorsunuz. uyurken rüyada olduğunun farkında olma, müdahele etme gibi bir şey. bende de bunun tam tersi oluyor ara sıra. özellikle sahurdan sonra tekrar yattığımda oluyor. uyurken rüyada olduğumu fark etmiyorum da daha uyumadan rüya görmeye başlıyorum. uyanık
şimdi lucid dreaming diye bir şey var biliyorsunuz. uyurken rüyada olduğunun farkında olma, müdahele etme gibi bir şey. bende de bunun tam tersi oluyor ara sıra. özellikle sahurdan sonra tekrar yattığımda oluyor. uyurken rüyada olduğumu fark etmiyorum da daha uyumadan rüya görmeye başlıyorum. uyanık olduğumun farkındayım. yani hissettiklrim aynen uyumadan önceki gibi. yatış pozisyonumun farkındayım. yanımda yatan eşimin hareketlerini falan fark ediyorum. sanki gözlerim kapalı ama henüz uyumamışım gibi bir durumdayım. hatta tuvalet ihtiyacımın geldiğini fark ediyorum. ulan kalksam mı acaba diyorum. neyse biraz daha yatayım şu rüya bitsin kalkarım diyorum. sonra eeh boşver rüyayı kalkayım diyorum kalkıp tuvalete gidiyorum. ama bariz rüya görüyorum. böyle hayal kuruyor gibi de değil. bariz rüya. nedir bu şimdi?
0
kibritsuyu
(19.09.07)
bana da oluyor o arada, zannediyorum hayal kurarken dalmaya basliyoruz, yani rem gecisi gibi bir sey galiba. ya da uykuya dalma saatiyle ilgili bir sey olabilir, genelde her zaman uyumaya calistiginiz saatte degil de kestirme, cok erken ya da cok gec yatma gibi veya henuz uyku mahmurlugunu uzerinizden atmadan tekrar uyumaya calistiginizda oluyor. rem konusuyla ilgili diyorum ben.
0
turkish tekila
(19.09.07)
Rüyayla gerçek dünyayı karıştırmadıktan sonra sıkıntı yapmayınız lucid im ben rüyadayım diye gerçek hayatta insan öldürmeyiniz..!
0
mikelarteta
(19.09.07)
Ama rüyanın farkında değilim diyorsunuz sonra da rüya bitsin de öyle kalkarım diyorsunuz yani aslında herşeyin farkındasınız ki bu da lucid dreaming'in bir cilvesi oluyor size...

Ama rüya içinde rüya görüyorsanız hiçbirşeyin farkında olamıyorsunuz o da ayrı tabi....
0
ermanen
(19.09.07)
(4)

asus f3jr laptop

kibritsuyu
uzun araştırmalar soruşturmalar sonucunda bunda karar kıldık ve aldık. şimdi daha makineyi bile açmadım ama dikkatimi çeken bir şey var. paket içeriğinde 3 tane cd var. biri nero yazılımı. diğer ikisinde de recovery files, drivers, utilities falan yazıyor. e hani windows vista cd'si yok mu? diğer ik
uzun araştırmalar soruşturmalar sonucunda bunda karar kıldık ve aldık. şimdi daha makineyi bile açmadım ama dikkatimi çeken bir şey var. paket içeriğinde 3 tane cd var. biri nero yazılımı. diğer ikisinde de recovery files, drivers, utilities falan yazıyor. e hani windows vista cd'si yok mu? diğer iki cd'den birini kendi makineme taktım baktım hakikaten driver gibi şeyler var. ama ötekini kendi makinem açamadı bile. acaba windows vista cd'si midir o? üzerinde en ufak bir "contains windows vista hede hödö" gibi bir şey yazmıyor. nedir? formatlayıp tekrar vista yüklemek istesem yapamayacak mıyım?

bir de nasıldır bu laptop? pişman etmez di mi bizi?
0
kibritsuyu
(18.09.07)
buyuk ihtimalle recovery cd'si oyledir zaten.
yani onunla boot edeceksin. o vista'dir.
ya sifir kurulum cd/dvd'sidir. ya da hazir kurulu sistemdir.
0
sourlemonade
(18.09.07)
vista için sabit diskin bir bölümünü ayıryorlar oradan kurulum yapabiliyorsun. asus için bilgisayar açılırken f9 basman gerekiyordu sanırım.(ama f9 yazmak için benim f9 basmam gerekmiyor(:) böylece format+vista krulumu+sürücüler+ msn gibi temel programların yüklenmesi 4 buçuk dakika sürüyor.
0
cashkopat
(18.09.07)
asus laptoplar fiyat-performans açısından iyidir. türkiye'de de bir merkez açmışlardı en son okuduğuma göre. pişman olacağını sanmam. ben de asus kullanıyorum ve hiç pişmanlık duymadım.

şimdi 3 cd olayına açıklık getireyim, bildiğim kadarıyla en azından: iki tane "recovery cd" olacak paketten çıkan. bunlar windows içeren ve bilgisayarın ilk geldiği gündeki gibi, cillop gibi, olmasını sağlayan 2 adet cd. bir de sürücü cd'si var. o da bu iki cd'nin ayrılmaz parçası olacak. bilgisayarı formatlamak istediğinde senden sırayla 2 cd'yi isteyecek ve onların yüklemesi bittiğinde de "driver cd"yi isteyecek. böyle işte.

bendeki cd'lerde de windows vs. yazmıyor ama içinde windows var o 3 cd'den birinin. windows vista ile geldiyse, o cd'lerde de windows vista vardır doğal olarak. başka bir bilgisayara o cd'ler ile yükleme yapılmasına da izin verdiklerini sanmıyorum. sonuçta yüklediğin windows'ta sen şifre girmiyorsun ve windows yükleme ekranının üzerinde "asus" yazıyor.
~

bu arada, güle güle kullan. hayırlı olsun. ;)
0
nuage
(19.09.07)
etmez.

o recovery cd'sinin icinde vista var, merak etme. ama cd/dvd'ye bir$ey olsa da zaten makinede recovery partition'i var. yani bilgisayarin servise dahi gitse, format atacaklari zaman yine o recovery partition'indan atarlar :)

normalde vista "kurmak" tabii kisa suren bir i$lem degil; ama recovery partition'inin olayi $u, hdd'nin belli bi bolumunde hazirda kurulmu$ bi vista var, tertemiz, cillop gibi. sen "recover eyle ey komputer!" dedigin anda, o partition oldugu gibi C surucusune atiliyor ;)

bi de recovery konusunda asus'u tek gecerim cidden. piyasadaki notebooklarin yarisinda harddiski ikiye bolme opsiyonu yok; o yonden de cok kraldir asus. yani format atarken bolecegin hdd'nin oranlarini bile ayarlayabiliyorsun :)

asus cok super bi$ey cidden. ama fani falan biraz gurultu yapabiliyor :) bir de unutmadan, optik surucun tsst corp ise $imdiden gecmi$ olsun, external fiyatlarini ara$tirmani tavsiye ederim :)
0
jack o lantern
(19.09.07)
(5)

laptop tavsiyesi

kibritsuyu
http://www.hepsiburada.com/productDetails.aspx?CategoryId=98&productId=bd71437bu fiyata bu özellikler nasıldır, iyi midir? bu bilgisayarı tavsiye eder misiniz? açıkçası marka olarak toshiba düşünüyorum bi tek. diğerleri niyeyse bi güven veremedi bana. (muhafazakar tüketici mode on).
www.hepsiburada.com

bu fiyata bu özellikler nasıldır, iyi midir? bu bilgisayarı tavsiye eder misiniz? açıkçası marka olarak toshiba düşünüyorum bi tek. diğerleri niyeyse bi güven veremedi bana. (muhafazakar tüketici mode on).
0
kibritsuyu
(14.09.07)
urun guzel, ram bu haliyle pek tabii ki yetersiz. hele ki uzerinde gelen vistayi kullanmayi dusunuyorsaniz. alirken 2 gb a yukseltseniz cok rahat edersiniz.
0
entrapmen
(14.09.07)
abi anladigim kadariyla sen t2450 i$lemci konusunda israrcisin :) oyleyse bu israrina saygi duyuyorum :) yani ben ayni fiyata (1750 ytl) bimeks'ten Dell Inspiron 6400-C282 aldim, xp kurulu alete, sonra ram alinca vista kurarim dedim.

anladigim kadariyla daha butik bir makina tercih ediyorsun,

oyleyse toshiba'ya ugramadan once yalcinlar'a gidip $u alete bir gozatmani tavsiye ediyorum.

www.yalcinlar.com.tr

bu makina toshiba olaninin tipkisinin aynisi. sadece daha kucuk (14.1 inc) ve daha hafif (yakla$ik 400 gram daha hafif). yani ikisinin de monitorunun etrafindaki plastik parliyor, cihazin genel anlamda goruntusu de $ahane... dahili webcam'leri bile ayni :) hem bu biraz daha ucuz sanirim... ;) bi de hp'nin dvd yazicisi lightscribe destekliyor :)

ama ben bu makineleri almam. yine de alana saygi duyarim :)
0
jack o lantern
(14.09.07)
jack o lantern: o pc uyguna gelmis olmuyor ki. uzerinde gelen ekran karti cok dusuk bir model. sirf o bile aradaki fark kadar eder (neredeyse). sayet tasimakta sikintiniz yoksa 14.1 yerine 15.4 u tercih edin (400 gr omuzda tasirken buyuk agirlik farki yaratir bunu da aklinizda bulundurun).
0
entrapmen
(14.09.07)
@entrapmen: kibritsuyu ile sozlukten mesajla$tigimdan ekran kartinin pek bi onem arz etmedigini biliyorum, o bakimdan oyle soyledim ;)

acikcasi ben de 15.4 tercih ederdim (ettim de vaktiyle) ama i$te kullanicidan kullaniciya degi$iyor hadise :)
0
jack o lantern
(15.09.07)
hp bizden uzak olsun. daha önce kendisinden de servisinden de ağzımız yandı tövbe ettik (altı üstü eelktrik kesintilerinden adaptörü patlamış laptopa bir tane adaptör veremediler. yani tamir falan bile değil. çıkarıp bi adaptör verecekler, kullanıcaz. yok. 2 ay yurtdışından adaptör bekledik. gelir gelmez de sattık kurtulduk).

ağırlık önemli değil zira taşımayı pek düşünmüyoruz. babama alacağız. laptopu var aslında işyerinde ama taşımayı sevmiyor, her gün her gün onu mu taşıycam diyor. e sabit bilgisayar alalım sana eve diyorum, onunla da istediğim yerde kullanamam, nereye kurarsak orda kullanırım, zaten fiyatları da çok farklı değil diyor. yani çoğunlukla sabit kullanılacak. babam kullanacağı için de öyle grafik ağırlıklı oyun falan oynamaz. en fazla internetten tavla oynar.

teşekkürler herkese.
0
🌸kibritsuyu
(15.09.07)
(6)

bu işlemcilerin farkı ne

kibritsuyu
hala tatmin edici bir cevap alamadığım için tekrar soruyorum.iki tane bilgisayar var incelediğim. birinin işlemcisinde diyor ki:intel pentium dual core processor t2130 1.86 ghz.öbüründe diyor ki:centrino duo mobile teknolojisi, intel core duo t2450 2.0 ghz.şu iki işlemci de çift çekirdekli. biri 1.8
hala tatmin edici bir cevap alamadığım için tekrar soruyorum.

iki tane bilgisayar var incelediğim. birinin işlemcisinde diyor ki:

intel pentium dual core processor t2130 1.86 ghz.

öbüründe diyor ki:

centrino duo mobile teknolojisi, intel core duo t2450 2.0 ghz.

şu iki işlemci de çift çekirdekli. biri 1.86 ghz, biri 2 ghz. bunun dışında bi farkları var mı? birinde uzun uzun "centrino duo intel core duo hede hödö" yazmış, birinde de sadece "dual core" yazmış. daha önce sorduğum soruların cevaplarına bakacak olursak bunların tek farkı işlemci hızı o zaman. (denmişti ki dual core çift çekirdekli demek, e core duo da çift çekirdekli bir işlemci). öyle mi hakikaten? biri centrinolu biri centrinosuz falan mı yoksa? öyle olursa ne olur?
0
kibritsuyu
(13.09.07)
pentium eski
core duo yeni teknoloji. wikipedia'da detaylı bilgi var ama cache olsun saat çarpanı vs olsun farkları var.

peki bu neyi değiştirir dersen en basiti laptoplarda acaip pil tasarrufu sağlar. işlemci kapasitesi ghz olarak yakın gözüksek bile arada uçurumlar vardır.
0
darknum
(13.09.07)
t2130 kodlu işlemcinin cache belleği düşük diye biliyorum diğerinden.
0
atrin
(13.09.07)
pentium centrino aklini karistimasin onlar ayni seye tekabul ediyor. Sen sadece hizlari ve cache'lerini karsilastir. centrino islemci, anakart, wireless card uclemesine denilen bi isim islemci gene pentium diye adlandirilabilinir. Model numaralarindan hiz ve cache farki oldugu hissinine kapildim ben.
0
badseed
(13.09.07)
tamam da niye ikisi de toshiba olan iki ayrı laptopun gerek özelliklerinde olsun, gerek laptop üzerine yapıştırılan etiketlerde olsun birinde "intel pentium dual core" birinde "intel core duo", birinde "intel centrino duo" yazıyor? sadece hızdan dolayı farklı etiket yapıştırmazlar herhalde. en tatmin edicisini darknum söyledi bana göre. başka farkları da var gibi (yenilik, eskilik, pil harcama, vs).
0
🌸kibritsuyu
(13.09.07)
centrino lar pentium m lerin devamı mobil islemciler. laptoplar ve wireles için farklılasmıslardır. dual core ilk seri cift cekirdek, core2duo lar ikinci nesil daha verimli cift cekirdekler.
0
bryan fury
(13.09.07)
ikisinden de uzak durmanizi $iddetle tavsiye ederim.
0
jack o lantern
(14.09.07)
(4)

emule sorusu

kibritsuyu
emule'de %87'si tamamlanmış olan film dosyasını önizleme yaptığımda sadcece başından ve sonundan birkaç saniyelik kısmını görebiliyorum. dosya geldi %87'de takıldı kaldı. tamam aralarda eksik olan parçaları göstermesin, atlasın ya da takılsın her neyse.tamamlanma çubuğundan gördüğüm kadarıyla da eks
emule'de %87'si tamamlanmış olan film dosyasını önizleme yaptığımda sadcece başından ve sonundan birkaç saniyelik kısmını görebiliyorum. dosya geldi %87'de takıldı kaldı. tamam aralarda eksik olan parçaları göstermesin, atlasın ya da takılsın her neyse.tamamlanma çubuğundan gördüğüm kadarıyla da eksiklik başta ve sonra az bir şey. yani filmin orta kısımları kesintisiz bi şekilde inmiş. ben sadece inen kısımları izleyemez miyim bitmesini beklemeden?
0
kibritsuyu
(12.09.07)
önizleme yaptığınız program olarak vlc değil gom player kullanmayı deneyin. ben görüntünün oynadıktan sonra donduğu noktadan hafif ileri aldığımda izlemeye devam edebiliyorum gom playerla
0
speedspasm
(12.09.07)
sag tiklayip ayrintilara girin temp dosyasinin ismini bir yere not alin. gom player veya vlc gibi bir playerla izleyebilirsiniz.
0
entrapmen
(12.09.07)
emule'u kapattiktan sonra baska bir medya player ile acmayi deneyin.
0
turkish tekila
(12.09.07)
avi index'i yazmadıysa izlemeniz zor. vlc açabilir ama gösteremeyebilir..
0
lepidodendron
(12.09.07)
(7)

arıyorum !!!

kibritsuyu
1. taklit ama kaliteli taklit (öyle pazar işi paçavra taklitlerden değil) klasik lacoste tişörtü arıyorum ucuza. ankara'da nerelerden bulabilirim?2. ocağın üstüne konularak tost yapmaya yarayan o saplı aletten arıyorum. yine ankara'da (kızılay civarlarında) nereden bulurum?
1. taklit ama kaliteli taklit (öyle pazar işi paçavra taklitlerden değil) klasik lacoste tişörtü arıyorum ucuza. ankara'da nerelerden bulabilirim?

2. ocağın üstüne konularak tost yapmaya yarayan o saplı aletten arıyorum. yine ankara'da (kızılay civarlarında) nereden bulurum?
0
kibritsuyu
(10.09.07)
Kızılay civarı değil de ikisi de Ulus'ta bulunur bolca.
0
carc
(10.09.07)
o eski tip saplı tost pişirgeçleri süper lezzet veriyor tosta. sanki tost değil de bambaşka bir şey yiyor gibi oluyorsunuz yahu. yazlıkta bi tane var ama burdaki evde yok. istanbul'da bulabilir miyiz onlardan, ben şimdiye kadar hiç görmedim..?
0
vita vinum est
(10.09.07)
ankara'yı bilemiyorum ama istanbul ile ilgili soruya cevap vereyim, beşiktaş'ta her gün o tost aletinin önünden geçiyorum, üstgeçitin ordan çarşıya doğru girip biraz yürüyünce sol tarafta mutfak gereçleri falan satan bir yerde açıkta duruyor.. sanırım öyle tencere tava satan yerlerin çoğunda vardır..
0
sharpenter
(10.09.07)
off, salçalı falan, ne güzel olur..
0
darashikoh
(10.09.07)
semt pazarında satıyorlar onları.
0
darknum
(10.09.07)
gelirken baktım, 8.5 ytl idi fiyatı.. niye almadım hala bilmiyorum.. süper alet..
0
sharpenter
(10.09.07)
onu bilmem ama şu var.

ayakkabı dünyası (izmir caddesimidir nedir? kızılayda) orada üst kata çık, adidas tişörtler var. orijinal, lacoste gibi yakalı, enine çizgili ve 30 ytl. (indirim olayı vardı. bitmiş olma olasılığı yüksek, yolun kızılaya düşerse gider bakarsın yoksa hiç kasma, aman aman güzel değiller ama fena da değiller)
0
can see
(11.09.07)
(3)

zor çalışan araba

kibritsuyu
efendim haziran ayında arabamı 45000 km. bakımına soktum. bakımdan önce gayet güzel sorunsuz olan araba, bakıma girip trigger kayışı, bilumum filtreleri, bujileri, yağı, bilmemnesi değişince sapıttı. şimdi 1970 model arabalar gibi (ki kendisi 2001 model bir clio'dur) sabahları ilk marşa basışta ya ç
efendim haziran ayında arabamı 45000 km. bakımına soktum. bakımdan önce gayet güzel sorunsuz olan araba, bakıma girip trigger kayışı, bilumum filtreleri, bujileri, yağı, bilmemnesi değişince sapıttı. şimdi 1970 model arabalar gibi (ki kendisi 2001 model bir clio'dur) sabahları ilk marşa basışta ya çalışmıyor, ya da epey uzun marşa bastıktan sonra çalışıyor. motor çalıştıktan sonra kapatıpyeniden çalıştırırsak canavar gibi çalışıyor ama. sabah işimize gidip park ediyoruz, akşam da yine biraz zor çalışıyor ama sabahki kadar değil. ne oldu bu arabaya durup dururken? şu sıcak yaz günlerinde sabahları zor çalışırsa kışın ne halt edeceğim ben?

bir de geçen gün bu zor çalıştırmanın akabinde gaz verdikçe siyah duman çıkardı egzozdan. çiğ benzin koktu ortalık. ama 1-2 dakika sonra düzeldi.yanmada mı bir problem oldu acaba, zor çalışması da bundan mıdır?
0
kibritsuyu
(07.09.07)
motor boğulmuş tabi çalışamayınca ki marşa bazma esnasında gaza basınca olur bu 1 dakikaya yakın gaza da basılıyorsa boğulur kalır yeni arabalarda gaza basmak gerekmiyor gerçi 2001 clio da öyle değil mi? e yine de marşa basınca bir gaz gitmesi lazım o yol açıyordur boğultuya. ateşleme problemi gibi görünüyor servise bir daha uğrayın. bir parçayı değiştirdik diyip değiştirmemişlerdir ki sorun buji gibi görünüyor. meme yapmıştır meme.
bir de kalitesiz benzin de yapıyor olabilir benzinci değiştirme gibi bir durum yaşandı mı? yakıt filtresi tıkanmış olabilir servisin acil bakmasında yarar var. 2001 model araba yazın çalışmamazlık etmemeli.
cıv cıv cıv cıv edip marş almıyor değil mi?
0
ozdek
(07.09.07)
evet gıv gıv gıv edip marş almıyor ya da zor alıyor. bujileri gözümün önünde söküp attı, yenilerini taktı, meme olmaz daha 3 ayda herhalde. rabayı bırakıp gidemem ben hasta gibi ustayla birlikte izlerim bütün her şeyi ama evet bak dikkat ediyorum da yakıt filtresini değiştirdiğini kaçırdım. gerçi değiştirdim dedi. orada bi problem olmuş olabilir, değiştirmemiş, takamamış olabilir. benzini nerede biterse oradan alıyorum. belirli benzincim yok ama shell, bp veya opet tercih ediyorum. çalıştırırken gaza basmayı gerektirmiyor. ama o siyah duman esnasında basmış olabiliriz belki çiğ benzin ondandır evet. teşekkürler...
0
🌸kibritsuyu
(07.09.07)
evet evet aynı sorun bire bir bende de var (98 hyundai accent-140.000 km)... hele 2-3 gün kullanmadıysam çalışana kadar anamı ağlatıyo...tek farkım 2 benzincim var ikiside güvenilir yerler onların dışında dışarıdan almıyorum...
0
denize karsi icen keci
(07.09.07)
(2)

canon powershot a610 ve makro çekim

kibritsuyu
canon powershot a610 fotoğraf makinesinin 1 cm. makro mesafesi var. güzel de makro çekim yapıyor. ben uzaktan optik zoom kullanarak makro çekim yapmak istediğimde bir türlü odaklanamıyor konunun üstüne. ama optik zoom yapmadan makineyi yaklaştırırsam gayet güzel odaklanıp net bir şekilde çekiyor. tı
canon powershot a610 fotoğraf makinesinin 1 cm. makro mesafesi var. güzel de makro çekim yapıyor. ben uzaktan optik zoom kullanarak makro çekim yapmak istediğimde bir türlü odaklanamıyor konunun üstüne. ama optik zoom yapmadan makineyi yaklaştırırsam gayet güzel odaklanıp net bir şekilde çekiyor. tırtıl, böcek, kelebek gibi hayvanatları ürkütmeden çekim yapmak istiyorum ama olmuyor bu durumda. makineyi yaklaştırınca gidiyor hayvan. ne yapabilirim? slr falan olmadığı için lensle falan da halledemem bu olayı. yok mudur bir yolu?
0
kibritsuyu
(03.09.07)
normaldir, benimki de öyle... düzeltmenin bir yolu yoktur diye tahmin ediyorum.
0
forrestgump
(03.09.07)
canon 300d + Sigma Telephoto 105mm f/2.8 EX DG Macro CANON = 1200ytl

böcek çekmenin başka yolu yoktur malesef.aklıma en ucuz çözüm bu geldi.
0
berhan
(04.09.07)
(4)

nokia 6230 problemi

kibritsuyu
şimdi bu telefonun 6230i olmayan ilk nesil modeli bir telefonum var. bu dallama telefonun ekranında wallpaper varken herhangi bir arama geldiğinde arayan kişinin adı (ya da numarası) resmin üstünde siyah renklerle çıkıyor. e resim de bembeyaz bir resim değil. ne kadar da olsa üzerinde siyahlar var.
şimdi bu telefonun 6230i olmayan ilk nesil modeli bir telefonum var. bu dallama telefonun ekranında wallpaper varken herhangi bir arama geldiğinde arayan kişinin adı (ya da numarası) resmin üstünde siyah renklerle çıkıyor. e resim de bembeyaz bir resim değil. ne kadar da olsa üzerinde siyahlar var. kimin aradığını anlayabilmek için epey bir incelemek gerekiyor. 6230i'de bunu çözmüşler sanırım. arama geldiğinde wallpaper'ın üstündde çıkan beyaz arka planlı bir çerçevede gösteriliyor arayan kişi. şimdi yazılım yüklemesiyle falan ben bu telefona o özelliği yükleyebilir miyim? yani arayan olduğunda wallpaper'ın üstünde beyaz arkaplanlı bir çerçeve çıksın, arayan kişi orada gözüksün. yoksa bu olay wallpaper kullanımından vazgeçirecek.
0
kibritsuyu
(01.09.07)
java tabanlı tel olduğu için programla falan bu tip bir sorunu çözmenin mümkün olduğunu sanmıyorum. firmware update belki çözüm olabilir ama üst versiyonlarda bu sorunu çözmüşler mi araştırmak lazım... bu arada 6230i de arkaplan görünmüyor, arka taraf beyaz oluyor komple...
0
forrestgump
(01.09.07)
telefonun mevcut yazılımı v. 05.50 ye upgrade edildiğinde bu sorun ortadan kalkacaktır.
0
varsayalim ismail
(02.09.07)
aç kapat düzelir.

imza: webarchive.org'u yeni keşfeden genç.
0
hem şişko hem deli
(30.08.19)
yok hocam kapat aç yapınca düzelmedi de, yazılımını güncelleyince halloldu.
0
🌸kibritsuyu
(31.08.19)
(2)

ücretsiz faks yazılımı arıyorum

kibritsuyu
windows'un var biliyorum. farklı programlardan farklı dökümanları sıraya sokayım, tek numara çevirişte hepsini göndersin istiyorum. örneğin excel'de bir döküman var, bir pdf dökümanı var ve bir web sayfası var. üçünü de gönderilecek fakslar olarak ekleyeyim, tek numara çevirişte hepsini yollasın. he
windows'un var biliyorum. farklı programlardan farklı dökümanları sıraya sokayım, tek numara çevirişte hepsini göndersin istiyorum. örneğin excel'de bir döküman var, bir pdf dökümanı var ve bir web sayfası var. üçünü de gönderilecek fakslar olarak ekleyeyim, tek numara çevirişte hepsini yollasın. her sayfa için ayrı ayrı arama yapmasın. var mıdır şunu yapabilecek ücretsiz bir faks yazılımı?
0
kibritsuyu
(29.08.07)
ne alakası var onları 1 word dosyasında toplasana? ya da pdf yap ordan yazdırır gibi bastır. gerek yok yani başka yazılıma falan. senin istediğin faks değil binder yazılımı olur ancak.
0
ozdek
(29.08.07)
microsoft image writer le tüm belgeleri bir tiff dosyasında toplayıp ver winfaxa gitsin.
0
transall
(30.08.07)
(4)

dalak şişmesi

kibritsuyu
dalak şişmesi nedir? aşırı efor sarfettikten sonra şişen gerçekten dalak mıdır? uzun ve tempolu bir şekilde yüzdükten sonra karnımın sağ yanı, yani tahminimce karaciğerimin olduğu yer (veya ona yakın bir yer) çok fena ağrıyor, dinlenince geçiyor. ama benim bildiğim dalak insanın sol böğründe olur. n
dalak şişmesi nedir? aşırı efor sarfettikten sonra şişen gerçekten dalak mıdır? uzun ve tempolu bir şekilde yüzdükten sonra karnımın sağ yanı, yani tahminimce karaciğerimin olduğu yer (veya ona yakın bir yer) çok fena ağrıyor, dinlenince geçiyor. ama benim bildiğim dalak insanın sol böğründe olur. nedir bu ağrı? dalak şişmesi midir? bir yerde ağrı yapan şeyin dalak olmadığı, diyafram kasının kasılması ya da diyafram kasına kramp girmesi olduğunu okumuştum. sanırım sözlükte okudum ve sanırım hlathguth'un bir entry'si idi. ama bulamıyorum şimdi.

not: yemek yesem de yemesem de oluyor bu. gerçi hiç çok aç gitmedim yüzmeye ama.
0
kibritsuyu
(29.08.07)
çift dalaklı bir arkadaşım vardı
12 yumurta kırıp yer üstüne kilometrelerce koşardı yorulmak bilmezdi
0
demlikposet
(29.08.07)
sportif aktiviteden hemen önce yemek yediysen dalak şişmesi denen şey olur. sağ taraftaydı diye hatırlıyorum ben. antrenmandan, yada iste yapacagin tempolu faaliyetten önceki yemegini 3 saat kadar once yersen olmaz bu durum.

yüzmede nasil bilmiyorum ama koşarken sol adımını attığında nefes verecek şekilde koşarsan etkisi azalıyor bu durumun...
0
alpinsamuray
(29.08.07)
bir arkadaş da orta okul yıllarımda sol tarafına elinle bastır geçer demişti bana.
0
ptahmos
(29.08.07)
@kibritsuyu: entrylerim üçtu gitti üstad, affedesin.
0
hlathguth
(29.07.08)
(4)

msn ve visible/invisible

kibritsuyu
icq'da vardı böyle bir olay. kendi modumuzu invisible (görünmez) seçerdik, görünmesini istediğimiz kişileri de visible (görünür) yapardık. o kişiler dışında kalanlar bizi online görmezdi. ya da tam tersi, bizi görmesini istemediğimiz kişileri invisible yapardık, biz online bile olsak onlar bizi göre
icq'da vardı böyle bir olay. kendi modumuzu invisible (görünmez) seçerdik, görünmesini istediğimiz kişileri de visible (görünür) yapardık. o kişiler dışında kalanlar bizi online görmezdi. ya da tam tersi, bizi görmesini istemediğimiz kişileri invisible yapardık, biz online bile olsak onlar bizi göremezdi ama iletişim kurabilirlerdi. yani bizi offline zanneden kişinin attığı offline mesaj elimize ulaşırdı. msn'de de mümkün mü böyle bir şey yapmak eklentiyle falan? (engelleme olayından ve çevrimdışı göster'den bahsetmiyorum. onun için yazdım bu kadar açıklamayı. çevrimdışı göster dedin miydi herkese çevrimdışı. ben çevrimdışı göster diyebileyim fakat istediğim kişiler beni çevrimiçi görsün. ya da ben çevrimiçi olayım da sadece istediğim kişiler benim çevrimiçi olduğumu göremesin.)
0
kibritsuyu
(26.08.07)
çevrimdışı göster diye bir olay var, bilmediğinizi sanmıyorum. bunun ötesinde bir şey yok.
0
paranormal
(27.08.07)
yahoo messenger'da var o dediğiniz, hem msn listesindekileri de ekleyebiliyorsunuz, msn messenger'dan daha güzel, onu tavsiye ederim size.
0
pispinti
(27.08.07)
eklentiler var bi'sürü özellik ekleyen. mutlaka vardır böyle bi'şey yapan. kuzenim bana çevrimdışıyken mesaj atıp duruyor mesela. ben de ona atabiliyorum ama konuşma esnasında çevrimdışı gözüküyor.
0
cashkopat
(27.08.07)
bende sormuştum bunu , malesef ki yok

mesela bende bazen bazı grupları kapatmak istiyorum olduğu gibi..
gitmişin izmire ama görünmek istemiyorum saklanıyorum, izmir beni göremesin lan diyorum
olmuyor
0
demlikposet
(27.08.07)
(2)

öde öde yeter lan

kibritsuyu
arkadaşlar bir mali müşavir olarak her ay 200 ytl. kdv, 200 ytl. bağkur, 200 ytl. ssk, bir ton da fatura ödüyorum. mesleğim icabı vergi kaçırmak da istemiyorum (başka meslekte olsam saniye durmam şerefsizim). bana acil bir şekilde para kazanma yolları lazım yoksa hem mesleği batıracam, hem evimi geç
arkadaşlar bir mali müşavir olarak her ay 200 ytl. kdv, 200 ytl. bağkur, 200 ytl. ssk, bir ton da fatura ödüyorum. mesleğim icabı vergi kaçırmak da istemiyorum (başka meslekte olsam saniye durmam şerefsizim). bana acil bir şekilde para kazanma yolları lazım yoksa hem mesleği batıracam, hem evimi geçindiremeyecem. ne yaparım da elime biraz daha fazla para geçirebilirim legal yollardan?
0
kibritsuyu
(24.08.07)
legal yollardan para kazanmak için elinizdeki şirketlerin web sitesini yapabilirsin, olursa çeviri işlerini yapabilirsin. programlama bilgin varsa havada kapacakları programlar yazabilirsin çünkü ne lazım ne lazım değil onlardan iyi biliyorsundur.

illegal yollar hakkında yorum yapmak istemiyorum zaten xxxen xxxyor bari sen yapma :)
0
kimlanbu
(24.08.07)
evet abi defterini tuttuğun şirketlerin bilişim işlerine talip ol. kendin yapamasan da sözlükte bu işler amatörce ama profesyonel gibi yapan bir sürü genç arkadaş var onlar da sen de kazanırsınız.
0
agk
(24.08.07)
(13)

su alma sorunsalı

kibritsuyu
arkadaşlar eskiden çeşmeden içtiğimiz suyu, kesintiydi, boru patlamaydı, kızılırmaktı derken içmekten vazgeçip damacana su almaya başladık. lakin şimdi şöyle bir sorun var ki suyumuz bitti (e haliyle). eşim de ben de sabah 7:30'da evden çıkıp akşam 19:30'da eve geliyoruz. biz evden çıkmadan bu sucu
arkadaşlar eskiden çeşmeden içtiğimiz suyu, kesintiydi, boru patlamaydı, kızılırmaktı derken içmekten vazgeçip damacana su almaya başladık. lakin şimdi şöyle bir sorun var ki suyumuz bitti (e haliyle). eşim de ben de sabah 7:30'da evden çıkıp akşam 19:30'da eve geliyoruz. biz evden çıkmadan bu sucu amcalar dükkan açmıyor ve biz gelene kadar da kapatıyorlar. kaç gündür susuz kaldık evde. bir şey önerin nasıl alacaz biz bu suyu? pazar gününe kadar susuz dayanamayabiliriz. boş damacanayla parayı kapıya koysak diycem ama her gün dilenci geliyor. sucudan önce parayı alır gider herifler. ne yapalım?
0
kibritsuyu
(24.08.07)
Biz çift damacana alıyoruz. Biri yedek oluyor. Takılı olan boşalınca dolusuyla değiştiriyoruz ilk fırsatta da boşu verip yenisini alıyoruz. Yani bi defaya mahsus çift damacana almanız lazım. Bir nevi temporary damacana veya damacanayı cache'a atma mantığı...
0
crown
(24.08.07)
komşuya, kapıcıya, hiç olmadı bakkala söyleyin alsın bir tane.
0
colg fusion
(24.08.07)
bende 3 damacana var sırf bu yüzden. kapıcı var mı apartmanda? parayı ona bırakın. ya da bir komşuya rica edin. parasıyla değil mi?
0
ozdek
(24.08.07)
boş damacanayı kapıya bırakıyosun, sucuya ya parayı peşin ödüyosun ya da damacananın bi tarafına sıkıştırıyosun, sucu kapıya gelip su bırakıp gidiyo
0
lord seithel
(24.08.07)
bir tane yedek alın tabi ki. olmadı bittiği zaman 5 litrelik damla sudan alın, reklam gibi olmasın da fiyatı eşit neredeyse. o yüzden zarara girmemiş olursunuz hem 2 gün daha dayanır o su size.
0
nihilanth
(24.08.07)
valla bizim burda 24 saat açık su istasyonu var :) damacana su satıyorlar. eğer eviniz bahçelievler'e yakınsa hizmet hastanesi'nin (türk böbrek vakfı) sokağına girin, hastanenin hemen bitişiğindedir bu istasyon. istediğiniz zaman gelip alabilirsiniz.

başka bir önerim de eğer tanıdığınız bir mahalle bakkalı, market vs. varsa adama rica edin, sizin için 2-3 damacana su alsın sucudan. sonra akşam eve dönerken siz uğrayın bakkala ve suyunuzu alın. herhalde bakkallar da 19:30da kapanmıyordur.
0
vita vinum est
(24.08.07)
kapıcı da yok, komşu da yok, bakkal da yok. hiçbir şey yok. herkes tatilde.
0
🌸kibritsuyu
(24.08.07)
arabanız varsa uzak bir yerden alıp getirseniz evinize?
0
vita vinum est
(24.08.07)
20 kilo suyu bel fıtığımla 4 kat merdivenden çıkartamıyorum.
0
🌸kibritsuyu
(24.08.07)
sizin adresi versene madem kimse yok keşfe geliyim apartmana. dur dur ip den buldum. (paranoya mode on)
0
ozdek
(24.08.07)
illa bi yerine sıkıştıracaksanız parayı boş damacananın altına koyun. adamlarada belirtirsiniz para altında diye.
0
agharta
(24.08.07)
evi değiştir.yukarıda iş sormuştun işide değiştir.su bayisi aç bi tane.piyasa da böyle bir açık varmış değerlendir bu boşluğu.

ya da netten market sayfalarından birine gir 5 litrelik sular 1 milyon lira coca cola nın yeni markası adını unuttum.damacanadan daha ucuza geliyor.eve teslim yaptır geç saate.
0
cizgilipijama
(24.08.07)
bence su aldığınız firmayı değiştirin. ben 20:00 da su alabiliyorum. açın sorun geç saatlerde de açıkmı diye farklı suculara, onlardan almaya başlayın.
0
metox
(25.08.07)
(4)

ingilizce cv - acil

kibritsuyu
ingilizce cv'de o okuldan lisans mezunu olduğumu hangi kelime veya işaret ile belirtirim?aynı şey yüksek lisans için de geçerli.hani doktora mezunu olunca Ph.D deniyor ya. onun lisans ve yüksek lisans için olanını soruyorum.
ingilizce cv'de o okuldan lisans mezunu olduğumu hangi kelime veya işaret ile belirtirim?

aynı şey yüksek lisans için de geçerli.

hani doktora mezunu olunca Ph.D deniyor ya. onun lisans ve yüksek lisans için olanını soruyorum.
0
kibritsuyu
(23.08.07)
lisans - bachelors, genelde BA (bachelor of arts) veya BS (bachelor of science) seklined oluyor. BS muhendisliklerde genelde. BA de digerlerinde ama bolumunu yazarsan arastirabilirim.

lisanustu - masters. ayni bachelors gibi burada da MA ve MS var.
0
wpi
(23.08.07)
bir de ME var.
0
can see
(23.08.07)
Lisans ve yüksek lisans derecenizin hangi alandan olduğuna bakar o, yukardakilere ek olarak mesela hukuk lisansı LLB, masteri LLM diye geçiyor falan.
0
sui
(23.08.07)
Mühendislik için BS ve MS kullanılabilir.
Civil Engineer, BS
Civil Engineer,MS
Civil Engineer, Phd. şeklinde de kartvizite yazdırılabilir. Tabi BS genelde yazılmaz ya da ben görmedim. MS ya da phd varsa bastıra bastıra yazdırırsın o ayrı.
0
ozdek
(23.08.07)
(5)

ulusoy ve kayıp çanta

kibritsuyu
daha önceki bir duyurumda ve girdiğim entry'lerde de bahsetmiştim. "ulusoy çantamızı kaybetti ve karşılığında sadaka gibi bir para verdi" diye. (bkz: ulusoy/@kibritsuyu)sorum şudur: şimdi ulusoy, aradan 3 hafta geçtikten sonra çantamızı bulmuş (dangalak bir yolcu 3 hafta sonra fark etmiş yanlış çant
daha önceki bir duyurumda ve girdiğim entry'lerde de bahsetmiştim. "ulusoy çantamızı kaybetti ve karşılığında sadaka gibi bir para verdi" diye.

(bkz: ulusoy/@kibritsuyu)

sorum şudur: şimdi ulusoy, aradan 3 hafta geçtikten sonra çantamızı bulmuş (dangalak bir yolcu 3 hafta sonra fark etmiş yanlış çanta aldığını). güzel. lakin biz 3 haftadır çantanın içindekiler olmadan yaşayamayacağımız için verilen parayı ve çok daha fazlasını da kullanarak yenilerini aldık. şimdi ulusoy bize çantayı vermek için, verdiği parayı geri istiyor. parayı geri vermemiz durumunda, elimizde gereksiz yere çift çift eşyalar olacak. bunlar, fazla bulunması sorun yaratmayan elbise, ayakkabı gibi şeyler değil, elektrikli kişisel bakım ürünü gibi çift bulunması son derece abes eşyalar (godoş erkek modeli olmaktan çekindiğim için ne olduğunu yazmak istemedim, siz anlayın :P). şimdi biz ne yapalım? bizi 3 hafta eşyalarımızdan ayırıp yenilerini almaya zorlayan ve bir ton para harcattıran ulusoy ve çantamızı yanlış aldığını 3 hafta sonra fark eden dangalak yolcu yüzünden her şeye ekstradan çifter çifter verdiğimiz paraların üstüne su mu içelim? başka bir önerisi olan var mı?

not: elektrikli kişisel bakım ürünü kullanıldığı için aldığımız mağaza iade almıyor. hijyenik bir ürün olduğundan dolayı ikinci el de satılamaz. yani elimizde patlamış durumda.
0
kibritsuyu
(21.08.07)
Hukukçu değilim ama bence zeytinyağlık yapın. Çantanın kaybolması anı ve sonrasında (bu son olay dahil olmak üzere) size yaşattığı sinir stres sebebiyle manevi tazminat davası açacağınızı, tüketici mahkemesine gideceğinizi, bilmemne gazetesinde tanıdıklarınız olduğunu, onları haber yapacağınızı falan söyleyin ve tehdit edin. Geri adım atabilirler. Su falan içmeyin, hakkınızı arayın. Genelde böyle müşteriyle fazla karşılaşmadıkları için afallayıp vazgeçiyorlar salaklıklarından.
0
sui
(21.08.07)
iki saattir ağzımı bozmadan cevap yazmaya çalışıyorum beceremedim, yazıp yazıp siliyorum. parayı geri vermem çantamı da alırım, bana harcattığınız yol parası, aldırdığınız yeni eşyalara sayın derim direk. tabi bu kadar kibar konuşmam. benim sinirlerim kalktı allah sabır versin.
0
kimlanbu
(21.08.07)
şaka gibiymiş herifler be!
bence hiç altta kalma, hiç başıma gelmedi ama tüketici haklarını koruma şeysine git, bildigim kadarıyla avukta falan ayarlıyor onlar-emin degilim bu konuda-
bir de www.sikayetvar.com dillendir derdini burada.
0
alwaysdrunk
(21.08.07)
bi suru sey yazdim silindi, tekrar yazmaya usendim. gidin en musteri yolcunun bol oldugu yere, olay cikartin. o kadar.
0
polifonik osuruk
(21.08.07)
bir de tavsiyem zorunlu kalmadıkça ulusoya binmeyin..
nefret ediyorum da ben kendilerinden.bir de karadenizde diğer firmalardan 10-15 ytl arası fazla para isterler ve en berbat otobüslerini karadenize kaldırırlar.sahipleri de karadenizlidir bunların.. (bkz: haluk ulusoy)sinirlendim şimdi.evet.firmayı basın.olay çıkartın.ben yaptım bikaç kez.
0
mulkiyeli
(21.08.07)
(3)

vsfilter da neymiş?

kibritsuyu
efendim şimdi internetten torrent vasıtasıyla bir film indirdim. divxplanet'tan da altyazısını indirdim. her zaman yaptığım gibi film ve altyazı dosyalarının isimlerini aynı yaptım ve filme tıklayıp açtım. normalde olması gereken windows media player'ın açılması, filmin altyazılarıyla birlikte oynam
efendim şimdi internetten torrent vasıtasıyla bir film indirdim. divxplanet'tan da altyazısını indirdim. her zaman yaptığım gibi film ve altyazı dosyalarının isimlerini aynı yaptım ve filme tıklayıp açtım. normalde olması gereken windows media player'ın açılması, filmin altyazılarıyla birlikte oynamaya başlaması. ama ne oldu? "vsfilter" diye bir uyarı penceresi çıktı ve "syntax error at line 5448" diye commodore 64'ten beri görmediğim bir hata verdi *. "tamam"a tıkladıkça yeniden çıktı. 5-6 seferden sonra kayboldu ve film oynamaya başladı. lakin altyazıları okumadı. altyazısız olarak çıktı. media player classic ile denediğimde de aynısı oldu. k-lite codec pack ve windows media player (bazen media player classic) kullanıyorum. ayrıca film de divx ile encode edilmiş. nedir bu vsfilter? niye daha 3 saat önce 4 tane filmin altyazısını aynı şekilde ayarladığım halde bunda böyle bir hatayla karşılaşıyorum?

bu programları sadece filme önizleme yapıp altyazıyı ayarlamak için kullandığım ve asıl filmi divx player'da seyrettiğim için program yüklememi önermeyip sadece şu sorunu nasıl çözebileceğimi anlatırsanız sevinirim.

edit: altyazı dosyasını sildiğimde problemsiz açılıyor. demek ki problem filmde değil, altyazıda. lakin bildiğin text dosyası işte. yine de word aracılığı ile 5448.satıra baktım bi syntax error var mı diye, gayet normal bir srt dosyası. nedir problem anlayamadım.
0
kibritsuyu
(20.08.07)
altyaziyi tarat bi, emin ol kendi halinde mazbut bir srt mi imis?
0
turkish tekila
(20.08.07)
Abi sanırım vobsub'la alakalı bir dosya ya da benzeri bir şeymiş. Kaldırıp yeniden kur istersen. Bir de k-lite'la birlikte geliyor sanırım vobsub.
0
colonizer
(20.08.07)
çözdüm arkadaşlar. buraya da yazayım da benzer durumlar için kaynak olsun. gerçekten de 5448.satırda syntax error varmış. ben 5448 diye biraz yanlış yere bakmışım. biraz dikkatli inceleyince fark ettim ki:

1284
01:30:00,442 --> 01:30:02,069
Bütün gün evde miydin?

şeklinde olması gereken satır:

1284
01:30:00,442 - -> 01:30:02,069
Bütün gün evde miydin?

şeklinde imiş. yani time code'ların arasındaki --> işaretine bir boşluk fazla girmiş.

bu arada fark ettim ki altyazıyı çeviren arkadaş "dahi anlamındaki de"den, "soru eki mi"den habersiz. sıçtım. hasta olurum böyle altyazılara. şimdi işin yoksa otur tek tek düzelt bütün imlayı.
0
🌸kibritsuyu
(20.08.07)
(8)

ulusoy ve şikayet

kibritsuyu
tatilimizin başında bagaja verdiğimiz çantamızı kaybeden ve bulmak için çaba sarf ettiğini söylemesine rağmen hiçbir şey yapmamış olduğunu tespit ettiğim ulusoy firmasının sorumsuzluğunu nerelere şikayet edebilirim? nerelere mail atıp bu sorumsuzluğu cümle aleme duyurabilirim?
tatilimizin başında bagaja verdiğimiz çantamızı kaybeden ve bulmak için çaba sarf ettiğini söylemesine rağmen hiçbir şey yapmamış olduğunu tespit ettiğim ulusoy firmasının sorumsuzluğunu nerelere şikayet edebilirim? nerelere mail atıp bu sorumsuzluğu cümle aleme duyurabilirim?
0
kibritsuyu
(17.08.07)
şikayetvar ilgili şirket soruna cevap verir vermez şikayet sahibine fikir sormadan "sorun çözüldü"yü yapıştırıveriyor, kazancı şirketlerden gelen bir siteden bekleneceği üzere. zaman zaman işe yarayabilir ama tüketici dernekleri daha iyi bir seçim bence.
0
lykos
(17.08.07)
lykos'un dediği doğru gibi.
şikayetvar'ın da şikayet edileceği bir yer olsa iyi olurdu.
yine de hiç yoka göre iyi olduğu kabul edilebilir.
0
can see
(17.08.07)
Tüketici mahkemesine elinizdeki bilet ile birlikte dava açabilirsiniz.Yalnız Tüketici Mahkemesi'nin bu konuda tam olarak görevli mahkeme olup olmadığından emin değilim.
0
devourthedamned
(17.08.07)
tic. ve san. bakanlığının tüketici sorunları hakem heyeti diye bir kurumu var onu incele derim ama bu sorununa bence çözüm getirmeyebilir ama en azından sana yol gösterirler yetkisiz olsalar bile.
biz bu adamlar sayesinde teknosadan verdiğimizin çok üstünde para koparmıştık gerçekten iyi niyetli insanlar tüketicinin yanındalar. linkini de vereyim
www.sanayi.gov.tr

bunun dışında eğer istanbuldaysan kadıköyde yazıcığlu pasajının sokağından yukarı çıkınca dersanelerin olduğu bi yere geliyosun işte o dersanelerin orda bi yerde tüketici bilmemne derneği var. orası da ilgileniyo arkadaşım harley çizmeyle sorun yaşamış ve o adamlar çözmüşlerdi
sokağı bulduktan sonra ordaki esnafa sor sana gosterirler.
0
undarist
(17.08.07)
biletin arkasındaki hizmet sözleşmesinin son maddesinde uyuşmazlık halindeki yetkili mahhemeler belirtilmiştir.

bagaj zayiatı konusunda da maddeler olması lazım.

bir de nasıl bir yol izlediniz bilmiyorum fakat baktınız sorun çözülemiyor aşağıdaki adamlarla uğraşmayın muhatap firmada ulaşabileceğiniz en yetkili kişiye ulaşın mümkünse yüz yüze görüşün muhtemelen çok daha farklı yaklaşacaklardır.
0
agk
(17.08.07)
inş. içinde değerli bir şey yoktur çünkü biletlerdeki sözleşmede çanta kaybolursa en fazla bilet fiyatının bilmem kaç katı kadar ödeme yapılır diye bir madde oluyor.

agk nın dediği gibi şöför, muavin, hareket görevlisi gibi alt kademedeki çalışanlarla bu saatten sonra halletmeye çalışma zaman kaybı olur.

ayrıca azıcık pislik olacak ama "çantamın içinde canon fotoğraf makinam vardı" derdim . tabi bu sadece örnek, elinizde faturası olan herhangi yükte hafif pahada ağır eşyayı söyleyebilirsiniz. akıllansınlar da kaybetmesinler bi daha.
0
kimlanbu
(18.08.07)
evet bilet arkasında "2 bilet tutarı" yazıyor. sorumluluklarından fazla da ödeme yapmıyorlar. dava açabiliriz, bu durumda da bavulun içindekileri mahkemede kanıtlamamız gerekiyormuş, yoksa zormuş. 2 bilet tutarını kabul edince de "başka bir hak iddia etmeyeceğim" diye kağıt imzalatıyorlar. yani çantayı kendi imkanlarımızla bulmak ve ulusoy'u sorumsuzluğu yüzünden rezil rüsva etmek dışında elimiz kolumuz bağlandı. yapabilecek pek bir şeyimiz yok.
0
🌸kibritsuyu
(18.08.07)
bagajın içinde sadece marka bir kot olsa bile bilet fiyatının 10 katı değerinde zararınız oluyor. eğer bu şekilde bir zarara uğradıysanız avukata bir danışın derim. belki emsal olabilecek bir dava sayesinde çantanızdakilerin parasını kat kat çıkarma şansınız olabilir.
0
kimlanbu
(18.08.07)
(1)

fire oranları ve vergi

kibritsuyu
imalat sırasında ortaya çıkan fireleri gider olarak yazabilmem için yasal bir dayanak arıyorum, bulamıyorum. yani öyle bir yasal dayanak bulmalıyım ki "hede işinde fire %3 kabul edilip gider yazılabilir" desin bana. sonra maliye tepeme binip "bu gideri nerden çıkardın" demesin.
imalat sırasında ortaya çıkan fireleri gider olarak yazabilmem için yasal bir dayanak arıyorum, bulamıyorum. yani öyle bir yasal dayanak bulmalıyım ki "hede işinde fire %3 kabul edilip gider yazılabilir" desin bana. sonra maliye tepeme binip "bu gideri nerden çıkardın" demesin.
0
kibritsuyu
(17.08.07)
www.turmob.org.tr

www.webmuhasebe.com

www.muhasebetr.com

Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak yazılabiliyor, ama buradaki kullanıldığı anlamda "fire"nin işin kendisindne kaynaklanan fire ile aynı kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği önemli. Bir de iş ne? Misal, unlu mamül imalatında yüzde 5 kabul edilebilir fire, hesaplamalar da buna göre yapılıyor.

Bir de son tahlilde, bu konuları inceleyen muktezalara da bak bence, sallıyorum, mal sayım noksanlarında incelenen fire ile imalattaki fire normalde aynı kapsamda kabul edilmiyordur ama bunla ilgili evvelden bi çalışma olmuştur, mukteza yayımlanmıştır, işe yarar şeyler çıkabiliyor.
0
sherinian
(18.08.07)
(2)

çekvalf ve çeşitleri

kibritsuyu
okumaya üşenen son cümleyi okusun sadece:geçenlerde aşağıya çöker mi çökmez mi diye sorduğum depo hazretleri, ikinci seferdir çekvalf bozukluğu yüzünden bütün suyunu şebekeye geri veriyor. bu çekvalf senen denyonun bir dikey, bir de yatay kullanılanları varmış. evet, sorup öğrendiğime göre usta dike
okumaya üşenen son cümleyi okusun sadece:

geçenlerde aşağıya çöker mi çökmez mi diye sorduğum depo hazretleri, ikinci seferdir çekvalf bozukluğu yüzünden bütün suyunu şebekeye geri veriyor. bu çekvalf senen denyonun bir dikey, bir de yatay kullanılanları varmış. evet, sorup öğrendiğime göre usta dikey boruya, dikey çekvalf kullanıyor. şu içinde yaylı bir kapak olan, suyun güvüyle kapağı açılan, su kesilince ise yay gücü ile kapağı kapatan. ancak ankara'mın boklu taşlı, çamurlu suyundan mıdır nedir bozuluyor bu. bir de çalpara tabir edilen ve yatay boru üzerinde kullanılan, yaysız maysız sadee tek tarafa açılabilen lastikli bir kapaktan oluşan modelleri var. su, bir yönde akarken kapağı açıyor, diğer yönde akmak isteyince kapak yine su gücüyle açılmıyor. şimdi bu çalparayı dikey boruya taksak olmaz ı? zira bunların tepesinde açılıp temizlenecek yeri var. iki seferdir 500 litre suyu dolurup doldurup boşaltıyorum bu salak alet yüzünden.

çekvalf denilen tek tarafa su geçirmeye yarayan hedenin türleri nelerdir? dikey boruda hangisi, yatay boruda hangisi kullanılır, ayrıntılı bilgi lütfen. biraz acil. teşekkürler...
0
kibritsuyu
(14.08.07)
depolarda çalparalı cekvalf kullanmalısın. ECA marka olmasına özellikle dikkat et. şimdilerde şehir suları oldukça kirli, önlerinde filtreleme sistemleri vardır bunların.Montaj sırasında akış yönü gövde üzerindeki Ok yönünde olmasına dikkat edersiniz. Aşağıya akışı olan hatta kullanılamaz. vs vs..
bence en yakın mahalle nalburuna gidersen sana yardımcı olur meramını anlatınca..ama ne yaparsan yap bu üründe ECA marka kullan:)
0
mavimor
(14.08.07)
şamandıra diye bi alet var. istersen bir de ona bak
0
steyro
(16.08.07)
(4)

microsoft fax

kibritsuyu
bu gerzek programla faks göndermeye çalışıyorum. yazıcı olarak "fax"ı seçtim, yazdır dedim. alıcının adını numarasını girdim. yolla dedim. her şey yolunda. faks modem numarayı çevirdi, karşı taraf telefonu açtı lakin sinyal veremedi. hat kesildi. faksım gitmedi ve giden kutusunda öylece duruyor. şim
bu gerzek programla faks göndermeye çalışıyorum. yazıcı olarak "fax"ı seçtim, yazdır dedim. alıcının adını numarasını girdim. yolla dedim. her şey yolunda. faks modem numarayı çevirdi, karşı taraf telefonu açtı lakin sinyal veremedi. hat kesildi. faksım gitmedi ve giden kutusunda öylece duruyor. şimdi bunu seçip "tekrar yolla" gibi bir şey demem lazım ama gerzek programda bulamadım bunu. yazdır var, postala var, kaydet var, tekrar yolla yok. taa en baştan bütün prosedürü tekrar mı edeyim ben, yoksa var mıdır bir yolu?
0
kibritsuyu
(13.08.07)
E en basinda yazici olarak secmissin zaten bi daha yazdir desen olmuyo mu?
0
badseed
(13.08.07)
bi daha yazdır diyebilmek için fakslanacak dokümanı hazırladığım programa geri girip, bütün paramatreleri tekrar yazıp yazılacak dökümanı hazırlamam, sonra yazdır diyip alıcıyı numarayı tekrar girmem gerekiyor. öyle hazır vaziyet yazdırılmayı bekleyen bir word, excek dokümanı değil. hazırlanmışı giden kutusunda dururken "bi daha yolla be anam" desem olmuyor mu?
0
🌸kibritsuyu
(13.08.07)
"yazdır var, postala var, kaydet var, tekrar yolla yok" sozunu referans alarak ben ole bisi uydurdum. giden kutusunda bole bi hamle yapsak olur mu diye sey ettim. Ama simdi erisebilecegim bi yerde olmadigi icin sadece teorik calisiyorum.
0
badseed
(13.08.07)
tekrar deniyordu galiba ama evet genel olarak var öyle bir sorunu. beleş fax o kadar olur tabi. yine de hayat kurtarır fax kullanan işyerlerine cv falan gönderilir bu sayede.
0
ozdek
(13.08.07)
(14)

çok dangalak bir soru

kibritsuyu
burda sormak pek işe yaramaz aslında ama bir ümit sorayım. evimizin 2 metrekarelik küçük tuvaletine 500 litrelik bir su deposu koyduk. şimdi de endişe ediyorum. bu su deposu durduğu yeri göçertip aşağı katta oturan ev sahibimizin kafasına iner mi acaba? dolu depo darasıyla birlikte en fazla 520 kilo
burda sormak pek işe yaramaz aslında ama bir ümit sorayım. evimizin 2 metrekarelik küçük tuvaletine 500 litrelik bir su deposu koyduk. şimdi de endişe ediyorum. bu su deposu durduğu yeri göçertip aşağı katta oturan ev sahibimizin kafasına iner mi acaba? dolu depo darasıyla birlikte en fazla 520 kilogram çekiyordur. ev dördüncü ve en üst katta.
0
kibritsuyu
(02.08.07)
evin her yerinde zemin aynı dayanıklılıktaysa 7-8 arkadaş 2 metrelik alana doluşun, zıplayın bakalım alt komşuya çökecek mi taban?
0
sherinian
(02.08.07)
ya çökerse? ev sahibi sıçarken kafasına yukarıdan 7 tane adam düşse ne show haber kalır çıkmadığımız, ne star haber. o yüzden çökmeden önce cevap almalıyım buna.
0
🌸kibritsuyu
(02.08.07)
Valla bence çökmez. Şöyle diyeyim, 8 metrekarelik mutfağa fayans+seramik döşedik ki, 160 kg seramik, 175 kg kalekim ve 90 kg kadar da fayans kullanıldı. Hiçbişi olduğu yok. Tahmin ediyorum ki, bunlar bi ev için gayet sıradan rakamlar.
0
sui
(02.08.07)
evin strüktürel sistemi nedir? betonarmeyse tuvalet yakinlarindan gecen kolon(lar) var mi?

dosemenin cokecegini sanmiyorum ama binanin selameti acisindan pek de iyi degil bu durum. pek de az olmayan miktarda ve hesaplanmamis bir yuku binaya yukluyorsunuz sonucta...
0
alpinsamuray
(02.08.07)
fayans ve seramigin getirecegi yuk genis bir alana duvarlara ve yere dagitildigi icin pek bir sorun olmaz, ama burada 2m2ye dusen 500 kusurluk bir yuk soz konusu..
0
alpinsamuray
(02.08.07)
bence de çökmez, tabi ev çok eski değilse, 30-40 yıllık falan değilse yani.
0
sathaner
(02.08.07)
neler neler coktu turkiyede gencler.... simdi, eger deponun yerlestirildigi yer tasiyici sisteme uzaksa, yakinlarindan bir kolon sistemi gecmiyorsa 500 kgnin dosemenin bastigi kirisler uzerinde yaratacagi kuvvet hic de az olmayabilir. yani biraz kotumser bakiyorum ama insaatlarda belli bir standarda uyulan, duzgun kontrol edilen bir ulkede yasamiyoruz ne yazik ki.
0
alpinsamuray
(02.08.07)
bu soruya cevabı www.akvaryum.com 'a sorarak alabilirsin. adamlar 750 kg'lik akvaryumların apartman dairesinde nasıl kullanılacağını tartışıyorlar ve epeyce mesafe katetmişlerdi.

hatırladıklarım şunlar.
*ev inşaatı sırasında zeminin her bir metrekaresinin ne kadar yük taşıyacağı hesaplanırmış.
*bu akvaryumlar hesaplanan miktarın üzerindeymiş!!!
*kolon yakınına koymak daha doğruymuş

not: oraya bakacak olursan fake bir nick kullan herkesi sorgusuz uçuruyorlar. buradaki başlığı aynen koruyarak açmak yeterli sebebi verebilir onlara . kibar çocuklar.
0
can see
(02.08.07)
bina 10 senelik tahmin ediyorum. betonarme yapıda. sanırım tuvalet yakınlarında da taşıyıcılar mevcut. yani kolonlara (ya da kiriş mi deniyor her neyse tavana ve yere paralel olanlar) yakın. yere dik olanlar duvarın neresinde biemiyorum zira duvardan çıkıntı şeklinde bir şey gözükmüyor. duvarla aynı hizaya örüp üzerini sıvamışlar. orta kısımlarında herhangi bir taşıyıcı bulunmayan çok daha geniş olan salonumuzda 8 normal insan, yemek masası, vitrin, konsol, koltuk takımı aynı anda çökmeden durabildiğine göre çökmez diye tahmin ediyorum ama yine de içime kurt düştü.
0
🌸kibritsuyu
(02.08.07)
evet ama bu 8 kişi bir yıl boyunca salonun ortasındaki sabit bir metrekare içinde hareketsiz durmuyor.
0
can see
(02.08.07)
ayrıca salon alanı epey geniş, ve yük dağılıyor. neyse eğer dediğin gibi wc yanından geçen kolonlar varsa (dikey olan kolon,yatay olan kiris)ve muteahhit malzemeden calmadiysa pek bir sorun olmaz.

duvara vurarak kolonun nerede oldugunu anlayabilirsin, ici bos gibi bir ses varsa orme duvardir, tok bir ses gelirse kolondur. eger wc yakininda iki tane kolon bulabilirsen dert etmene gerek yok.
0
alpinsamuray
(03.08.07)
alttaki ev sahibi tuvaletini rahat yapması için bu kadar adamın tartıştığını görse gözleri yaşarırdı garanti.
neyse, bence de çökmez.
0
tiny axe
(03.08.07)
bu kadar tantanadan sonra ..tiğimin deposu, ..tiğimin bozuk çekvalfi yüzünden içindeki bütün suyu şebekeye geri vermiş (neyse ki boşa gitmemiş. ben susuz kaldım ama şehrin suyunu boşa harcamış değilim.) susuz kaldık ve en azından 1 hafta kadar evde olmayacağımızdan ve o depo dolmayacağından böyle bir derdimiz çökme derdimiz kalmadı şimdilik.
0
🌸kibritsuyu
(03.08.07)
yönetmelikler doğrultusunda projelendirilip,inşa edilmiş bir yapıda yaşıyorsanız -ki aksi bir durumda yapının ruhsat alamaması gerekirdi- bahsi geçen 520 kilonun yerle temas ettiği noktaların eşit aralıklı ve simetrik olduğu düşünüldüğünde, bu noktaların temas alanları toplamının "çok kabaca" 15cm2 olması yeterlidir. yani sizin deponuz küp şeklinde ise ve 2m2nin tamamını kaplayacak şekilde temas içindeyse dünyanın en huzurlu insanı olabilirsiniz deponuz konusunda.
Daha net olmak ve çok daha kabaca açıklamak gerekirse konutlarda bu bastığımız, gezdiğimiz, yaşadığımız alanların designı kabaca 1cm2 ye 1 insan gelebilecek şekilde yapılmakta, standartlar bunu gerektirmektedir. türk standartların ts500-2000 kodlu bölümlerinde ilgili standartları düzenlenmektedir. oldukça teknik olsa da, google vasıtasıyla ulaşabilirsiniz.

melih gökçek'in sanırım trt'te, aynı konu hakkında daha yeni kıraathaneden çıkartılıp stüdyoya sokulmuş bir adamın üslubuyla "millet çatısınına 200 litrelik depo yapıyor.. o çatı çöker başınıza allah muhafaza" gibi bir şey dediğini hatırlıyorum. endişenizin kaynağı bu olmalı.
kendisinin endişesi de insanların depo yaptırması sonucu su kesintilerinin hiçbir işe yaramaması. siz güvenle kullanın deponuzu. soğuk içiniz.
0
passenger
(03.08.07)
(5)

ilginç bir soru

kibritsuyu
merak ettiğim bir şey var. şimdi doğuştan değil de bir kaza sonucu elini bileğinden itibaren kaybetmiş bir kişi parmaklarını oynattığını hissedebilir mi? yani normal olarak o kişinin parmakları yok ama beyinde parmak olduğu ve nasıl oynatılacağı programlı. yani eli olmayan bir kişi parmaklarını oyna
merak ettiğim bir şey var. şimdi doğuştan değil de bir kaza sonucu elini bileğinden itibaren kaybetmiş bir kişi parmaklarını oynattığını hissedebilir mi? yani normal olarak o kişinin parmakları yok ama beyinde parmak olduğu ve nasıl oynatılacağı programlı. yani eli olmayan bir kişi parmaklarını oynatmak istese beyni bunu ona parmaklarını oynatıyormuş gibi yansıtır mı? şöyle mekanik ir örnek daha vereyim. mesela bir arabanın tekerleklerini takmayıp motora viteste gaz verince motor kendini gidiyorum zanneder ama dingiller boşa dönüyordur, ucunda tekerlek yoktur. onun gibi.
0
kibritsuyu
(01.08.07)
iş beyinde... depremde ayağı kolonun altında kalmış biri.. ayağı kesildiği halde yıllarca olmayan ayağının ezilme acısını hissediyor diye bi haber vardı. fena bi durum
0
efruz
(01.08.07)
teorik olarak hissedebilir ama herkes hissedemiyor-ki örneğim de bu hisedemeynlerle ilgili. kimileri kaza geçirirken, eli ne halde kaldıysa hep o şekilde beyninin algıladığından şikayetçi ve bu durumdan kurtulmak için de kişiye şöyle bir tedavi uyguluyorlar.hastanın sağlam olan elini-sağ el diyelim- bir aynanın karşısına koyup, oluşan görüntüyü kaybettiği elinin-sol el diyelim- hizasına düşmesi ve böylelikle de beynin sanki sol ele sahipmiş gibi algılaması sağlanıyor. hasta sağ elini hareket ettirdiğinde sol eli de hareket ediyormuş gibi göründüğünden, beyin sol elini hareket ettiği sanrısına kapılmaktadır. yani, evet beyin kayıp pelini hareket ettirdiğini algılayabilir diyebiliriz. bu rahatsızlığı bir belgeselde izlemiştim. umarım işinize yaramıştır.
0
comptrol
(01.08.07)
evet yansıtır. takma robot kol ve bacaklar bu mantığa göre çalışıyor zaten. sinir uçlarınıza elektrotlar bağlıyorlar ve beyinden gelen sinyalleri işleyerek kolu sadece düşünerek oynatabiliyorsunuz.

bir süre sonra sinirler körelir mi hatırlamıyorum, belgeseli izleyeli baya oldu.
0
kimlanbu
(01.08.07)
Subjektif çeşitler:
- Bisiklet sürmeyi öğrenen beyin, bisiklete binince ne yapması gerektiğini bilir (pedal çevir, gidon ile denge sağla, ön frene aniden asılma vs...), bisikletten indikten sonra bu bilgi içeride bir plugin ya da extension gibi yüklüdür, ama rüya gibi uçuş modları dışında bunu askıya alır.
- Beyin, doğduktan sonra temiz kurulmuş bir sistem gibidir, ama pc'lere kapasitesi dışında accayip, ultimeyt, deşşetengiz bir şekilde "extension" ve "plugin" desteği ile basar. Bu kadar çok şey ekleyebildiğiniz halde ram artırmak, ya da hdd büyütmek, işlemci değiştirmek gibi bir şansı yoktur. Varsa yoksa besin, oksijen, su gibi kimyasalları karıştırıp büyüme süreci içerisinde bu eklemelerin yoğunluğu ve yaşama isteği ve genetik yapısı gibi bağlayıcı koşullarla kendini güçlendirir. Doğduğunda 256 varsa body building yaparak (yani yeni karburatör veya turbocharger takarak değil) 1gb'ye ya da 3-4gb'ye çıkabilir.
- Bir otomobil ya da başka bir taşıtın motoru, biz ne kadar sevip değer versek de henüz gaz verdiğinizde ben bir şeyler yapıyorum diye düşünecek bir sisteme sahip değildir. Ama örneğe göre böyle bir şey var diye kabul ederek düşünürsek; hayır, arabanın tekerleklerini takmayıp, viteste gaz verdiğimizde araç, tekerlekler yüzünden daha fazla güç sarfederek kazandığı ivmeyi çok daha kolay edinmiş olacaktır. Bu durumda şoförü kadar zeki ise otomatikman verdiği yakıt ve oksijeni kesmesi beklenir. Bu karanlıkta fazladan bir basamak var diye zannederek yere güm diye basmamıza benzetilebilir.
- Tıp nasıl ve ne kadar ilerliyordur bu konuda bilmiyorum, ama herhangi bir uzvunu sonradan kaybetmiş bir insan için bu uzvun yerine mekanik bir cihaz yapılırsa bunun kişi tarafından kullanılabilmesi için beyinde bu uzuva daha önce hizmet etmiş kısmın, yine oraya uzanan sinir "kabloları" aracılığı ile "mekanik uzuva ulaşması belki sağlanabilir. Tahminin bu işi zorlaştıran konu bir arabirim yaratabilmektir. Yani elini kaybetmiş birinin kolunda hala bir eli kontrol etmek için gereken sinirler bulunur, ama bu sinir uçları ile mekanik el'in birbirine ulaşması için gereken elektronik ve bir o kadar kimyasal sistemi yapılandırmak ve uygulanabilir hale getirmek zor olacaktır. Çünki işin içinde bir insan elinin binbir çeşit hareketini sağlayabilecek veriyolu dışında (sinirler ve onların kodlamaları) ısıya, neme, hareket ve titreşimlere göre tepki verme, bunlar dışında; terleme, tüylenme, yaraları iyileştirme gibi biyolojik unsurların mekanik arabirime bulaşmaması için gereken ayıklama işlemleri ve akla gelmeyen bir çok fazlası gibi karmaşık unsurları değerlendirilmesi vardır. Bu zorluğa başka bir örnek de şöyle olabilir: Tamamı mekanik olan ve bir insan elinin yaptığı her işi insan elinin hızı ve gücüyle uygulayabilecek bir el yapılmıştır diyelim. Yani bu el kapasite olarak organik bir elin yapabileceği her işe muktedir olsun (Türkçe'si aklıma gelemedi.) Bu elin başarılı mimarisi dışında çok önemli bir ihtiyacı daha vardır. Öyle bir arabirim gerekir ki, bir insan evladı (bu iş için tasarlanmadığı halde) bir bilgisayar karşısına oturup şu okunduğu varsayılan "ne diyor bu dallama" dedirtebilecek metin gibi metinleri tuşlara bakmadan yazabilecek bir yapıya sahiptir. Belki bu karmaşık sistemin en önemli kısımları beyinde işletiliyordur ama sonuçta bu programın uygulama kısmını "el"lere aktaran bir "kablo yığını" ve bu yığında akagiden veriyi çok kısa sürelerde değerlendirip iki taraflı olarak uygulamaya sokan muhteşem bir sistem vardır.

Günümüz teknolojileri (tıp, fizik, mekanik, elektronik, kimya) bir araya gelip bu konuda güçlü çalışmalar yapabilir ve belki son derece işe yarar, insana faydalı sonuçlara varabilirler. Ama nip-tuck daha önemli sanırım. En çok para büyük ihtimalle estetik operasyonlardan kazanılıyordur toplamda. Ne gerek var canım elini kaybetmiş birkaç insan için uğraşmaya, di mi?(!?!?) (uğraşan insanlara ne kadar teşekkür edilse azdır "köşeyi dönmenin" yolunu bildikleri halde hala uğraştıkları için, ayrı.)

Ek: bir de şöyle bir şey gelir aklıma, belki ilerleyen zamanlarda (ya da benim haberim yok ise şu zamanlarda) üzerinde çalışılıyor olacaktır (/çalışılıyordur): Bir bebek doğmadan önce, annenin karnında iken, bir yumurtadan insana dönüşür. Bu sistemin kopyalanıp üzerinde çalışılması ile büyümüş ve elini kaybetmiş bir insanda -üzerinde modifikasyon yaptıktan sonra- uygulanması ile kopan elin olduğu kısımda yeni bir elin oluşması sağlanabilir belki. Ama bu klonlama hakkında bilinen ürkütücü senaryoları da beraberinde getirir tabii.
0
laugh
(01.08.07)
ainothia
(01.08.07)
(5)

hidrofor ve elektrik panosu

kibritsuyu
arkadaşlar baymak marka küçük bir hidrofor aldım. yarın depo ile birlikte montajı yapılacak (yetkili servis tarafından değil). ama ilk çalıştırması ve garanti onayı yetkili servis tarafından yapılacakmış. ancak servis bunu yapabilmek için "elektrik panosu" olması gerektiğini söylüyor. lan burasi küç
arkadaşlar baymak marka küçük bir hidrofor aldım. yarın depo ile birlikte montajı yapılacak (yetkili servis tarafından değil). ama ilk çalıştırması ve garanti onayı yetkili servis tarafından yapılacakmış. ancak servis bunu yapabilmek için "elektrik panosu" olması gerektiğini söylüyor. lan burasi küçücük bir adet ev. ne elektrik panosu. fabirka falan değil ki. hidrofor da sanayi tipi bir şey değil ki. ufak bir depo ve ufak bir hidrofor sadece. fişe taksan çalışır o derece ufak bir motor. elektrik panosundan kasıt sadece bir sigorta mıdır, yoksa harbi harbi pano mu kurturacam ufacık hidrofor için?
0
kibritsuyu
(31.07.07)
motor belki sanayi tipi 3 fazlı bir motordur, haliyle evdeki tek fazlı prizlerden direk besleyemezsin.

ayrıca binanızın elektrik tesisatının kaldıracağından daha yüksek akım çekiyorsa da direk kullnamazsın. yüksek amperli sigorta taksanız bile evin elektrik tesisatına zarar verebilirsiniz, misal uzun süreli kullanımda kabloların dışındaki muhafaza eriyebilir, daha da kötüsü kısa devre vs yüzünden yangın bile çıkabilir.
0
kimlanbu
(31.07.07)
yok abi ev tipi 0,4 beygirlik, 2 amper akım çeken minik bir motor. yani çamaşır makinesinden falan daha ufak bir şey sanırım bunun motoru.

ayrıca anladığım kadarıyla da tek fazlı. aletin elektrik bağlantısında 3 tane kablo var faz, nötr ve toprak diye. yani bildiğin prize tak çalıştır modeli bir şeye benziyor.
0
🌸kibritsuyu
(31.07.07)
hakikaten ufak bir motormuş, merak ettim yarın ne yapacaklar.
0
kimlanbu
(01.08.07)
panodan kastı, genelde giriş kapısının üstünde bulunan sigorta kutusudur.yeni sigorta ve yeni bir hat çekmeyi uygun görüyorlardır belki.
0
gregory
(01.08.07)
sonuç ne oldu? su deposu kurmayamı çalışıyorsun?
0
can see
(02.08.07)
(4)

melih gökçek'in evi nerededir?

kibritsuyu
sadece merak ediyorum. su kesintileri hangi gün evine denk gelecek diye.
sadece merak ediyorum. su kesintileri hangi gün evine denk gelecek diye.
0
kibritsuyu
(28.07.07)
Aman diyim yigen burnuma bi süikast kokusu geldi yani ehe... 'Oran' diye kalmış aklımda ama...
0
cagkan
(28.07.07)
angora evlerinde diye biliyordum.girdim yüce hizmetkar google earth e.baktım ordaymış valla.
yaniii.su kesintileri evine hiç denk gelmiycek.çünkü ben beysukentin sularının kesileceğine falan hiç ihtimal vermiyorum.
0
karamell
(28.07.07)
ankaralı değilim ama onun semti civarında su kesintisi olmayaağını duydum.
0
kurukafa
(28.07.07)
#11057132

bu yazar bilir belki eğer sahiden komşu iseler...
0
crown
(28.07.07)
(2)

ram artışı

kibritsuyu
casper alfa force mudur nedir 2004 model bir masaüstü bilgisayarım var. `cpu-z`'nin söylediğine göre:anakart: MSI 6540üzerindeki ram: tek slotta 256 MB 200 mhz DDR.şimdi ben bu 256'yı söküp yerine neler takabilirim? 400 mhz 2 adet 512 veya 1 adet 1024 alsam uyumsuzluk falan çıkarır mı bu anakarta?
casper alfa force mudur nedir 2004 model bir masaüstü bilgisayarım var. cpu-z'nin söylediğine göre:

anakart: MSI 6540
üzerindeki ram: tek slotta 256 MB 200 mhz DDR.

şimdi ben bu 256'yı söküp yerine neler takabilirim? 400 mhz 2 adet 512 veya 1 adet 1024 alsam uyumsuzluk falan çıkarır mı bu anakarta?
0
kibritsuyu
(23.07.07)
$imdi cpu-z 200mhz dediyse ddr400 ram takili demektir makinada. kingston marka ddr400 ram'lerin sorun cikarmayacagi kanaatindeyim. isterseniz casper'in teknik destegini arayip da sorabilirsiniz. ben benzer $ekilde asus'u aradim, adamlar ille de kingston olacak dediler, 2x512 ddr333 kingston aldim. size de 2x512 ddr400 kingston tavsiye edebilirim.

bu arada ddr ram'ler ddr2'den daha pahali, haberiniz olsun. 2x512 kingston ddr333 bana 160 ytl'ye patladi :)
0
jack o lantern
(23.07.07)
Kaliteli ram modulleri bir arada sorunsuz calisir genelde. Ama Casper hangi modulleri kullaniyor bilmiyorum. Modullerin kapasitesinin birbirleriyle ayni olmasina gerek yok. Ne idugu belirsiz dandirik bir marka almadiktan sonra bir sorun cikmaz. Bir de DDR dahil ram fiyatlari acaip dususte su ara.
0
ntldr
(23.07.07)
(1)

vanilla ice

kibritsuyu
90'ların başında bu amcanın ice ice baby albümünde son şarkı mıydı neydi. direkt ağızla çıkarılan bürrr pış bürrr pış bürrr falan diye bi şarkı vardı. neydi onun adı?
90'ların başında bu amcanın ice ice baby albümünde son şarkı mıydı neydi. direkt ağızla çıkarılan bürrr pış bürrr pış bürrr falan diye bi şarkı vardı. neydi onun adı?
0
kibritsuyu
(19.07.07)
Son şarkıymış evet, adı "Havin' A Roni"
0
sheeper
(19.07.07)
(1)

dijital ses çıkışı

kibritsuyu
efendim dijital ses çıkışı barındıran elektronik cihazlardaki bu dijital ses çıkış deliklerinin üstünde niye kapak biri bir tıpa takılı? toz girmesin falan diyeyse, niye bilumum girişlere de tıpa takılmıyor? nedir bunun olayı? gördüğüm her cihazda var bu.
efendim dijital ses çıkışı barındıran elektronik cihazlardaki bu dijital ses çıkış deliklerinin üstünde niye kapak biri bir tıpa takılı? toz girmesin falan diyeyse, niye bilumum girişlere de tıpa takılmıyor? nedir bunun olayı? gördüğüm her cihazda var bu.
0
kibritsuyu
(13.07.07)
optik çıkış onlar. açarsan görürsün bir ışık demeti (kırmızı benim bu güne kadar gördüklerim). sebebi nedir diye sorarsan ise bilemiyorum ama tahminim optik merceklerin hassas şeyler olması ve kolayca bozulabilmesi derim.
0
darknum
(13.07.07)
(6)

uyarı levhaları

kibritsuyu
bu kimi marketlerin falan otoparklarına astığı "arabanıza gelecek zarardan, çalınan eşyadan marketimiz sorumlu değildir, araç sahibinin kendisi sorumludur" gibi yazılar ne kadar bağlayıcıdır? hukuki bir bağlayıcılığı var mıdır? aslında sorumlu olabileceğim bir şeyden bir levha asarak kurulabilir miy
bu kimi marketlerin falan otoparklarına astığı "arabanıza gelecek zarardan, çalınan eşyadan marketimiz sorumlu değildir, araç sahibinin kendisi sorumludur" gibi yazılar ne kadar bağlayıcıdır? hukuki bir bağlayıcılığı var mıdır? aslında sorumlu olabileceğim bir şeyden bir levha asarak kurulabilir miyim?
0
kibritsuyu
(12.07.07)
belki dava açsan ileride birşeyler çıkar ama polis çağırtmak, zabıt tutturmak vb gerekir. ayrıca otoparkçıların çoğu mafya olduğu için topuğa kurşun yemek de var işin ucunda. istanbulda bazı otoparklarda araçları çeşitli zararlara karşı sigortalama hizmeti var. ama bunlar genelde bir miktar pahalı oluyor.(ör:kadıköy çarşıdaki çok katlı)
0
tan vakti
(12.07.07)
bence de geçerliliği olmamalı. ben de aynı şeyi otobüslerde düşünürüm. yine aynı sorumluluktan yırtmak için "değerli eşyalarınız alın" türü anons yaparlardı. artık dizüstü bilgisayarı da ekliyorlar o anonsa. gelgelelim kocaman, bi bond çanta ebatlarında bir çanta bu cüzdan değil ki. mola yerinde tuvalete giderken bile yanıma almak durumunda olmam pek mantıklı değil.
0
geldiler
(12.07.07)
iyice zorlayayım:

evimin bahçesine mayın döşesem de kapıya "bahçede mayına basıp ölürseniz sorumluluk size aittir" yazarsam cinayet suçlamasından yırtar mıyım?

birine "kibritsuyu beni sekizinci kattan aşağı atacak. ölürsem sorumluluk bana aittir" şeklinde bir yazı imzalatıp sekizinci kattan atsam yine cinayet suçlamasından yırtar mıyım?
0
🌸kibritsuyu
(12.07.07)
gecen yil istanbul da büyük bir alisveris merkezinin otoparkinda bir adamin arabasinin camini kirmislar ve dizüstü bilgisayarini calmislar. adam da mahkemeye vermis, güvenlik görevlisi olan parkta arabamin güvenligini saglayamadilar diye. ugraslar sonucu mahkeme bu tür levhalarin gecerliligi olmadigini ve otoparkta calinacak maldan otopark sahibi sorumludur yönünde karar vermişti. biraz arama ile daha genis bilgiye ulasabilirsin sanirim.
0
atmacaged
(12.07.07)
kara mayini dosemek bi suc zaten :)

(bkz: tartismayi pic etme yontemleri)
0
atomant
(13.07.07)
sen de ön cama "arabama gelecek zarardan marketiniz sorumlu tutulacaktır" yazılı tabela koysan ne kadar geçerli olursa o yazı da o kadar geçerlidir.. ikisinin de hükmü olmamalı. duruma göre değişir bu.. belediye halka hizmet olsun trafik rahatlasın diye boş bi arsayı ücretsiz otoparka çevirdiyse oraya bir de güvenlik dikmek durumunda olmamalı kendi riskinizi alırsınız ancak bir marketin ücretli ücretsiz otoparkı ticari hizmettir direk ya da dolaylı olarak market sahibinin kazancı vardır(otoparkı olan marketin tercih edilmesi vs) ve bu yüzden bu hizmetin içinde güvenlik olmak durumundadır gibi geliyor bana yoksa şüphen mi var
0
pascha d
(13.07.07)
(4)

cd/dvd çizik giderme

kibritsuyu
yıllar önce bir bilgisayar dergisinde çizilmiş olan cd'lerin nasıl tamir edebileceğini anlatan bir yazı vardı. yanlış hatırlamıyorsam içinde çeşitli kalınlıklarda dört adet zımpara, krem, macun, sünger, bez, vs. bulunan bir kit ile adım adım cd çiziğini gideriyorlardı. bu yazı ve/veya bu temizleme k
yıllar önce bir bilgisayar dergisinde çizilmiş olan cd'lerin nasıl tamir edebileceğini anlatan bir yazı vardı. yanlış hatırlamıyorsam içinde çeşitli kalınlıklarda dört adet zımpara, krem, macun, sünger, bez, vs. bulunan bir kit ile adım adım cd çiziğini gideriyorlardı. bu yazı ve/veya bu temizleme kitini bulabilir miyim acaba?
0
kibritsuyu
(09.07.07)
bir urun var bunla ilgili, denemedim ama faydali oldugunu duymu$tum.

www.3nokta.com.tr
www.3nokta.com.tr
www.3nokta.com.tr
0
notorious
(09.07.07)
yıllar öncesinde bir yerden okumadan biraz düşünerek bulduğum ve çok faydasını gördüğüm bir yöntemi tavsiye edebilirim. olay çok basit; kaliteli bir otomobil cilası ile çizik kısmı cilalamak. cila denen zımbırtı çok küçük tanelerden oluştuğu ve içinde bir eritici bulunduğundan (matlaştırmayan) çizikleri itina ile yoketmekte ve aklımı seveyim lan nidaları ile paşa paşa film seyretmeye imkan tanımaktadır. önemli olan nokta cd nin ön/üst yüzeyine cila bulaştırmamaktır. eğer elinizden bulaşırsa oradaki kaplama kısmı kaldırabilir. metalik boyalar için uygun olanlar daha iyi sonuçlar vermektedir. elimizde cila yok pasta verelim olayı da itina ile çizilmiş cd ler yaratarak; fal bakmaya, sanat eseri olarak yutturmaya kadar gitmektedir.
0
trick style
(09.07.07)
cahilliğimi mazur görün ama nasıl oluyor bu çizik giderme işi?daha doğrusu çizilen yerdeki veri zaten gitmiş olmuyor mu?nasıl düzeliyor tekrar?
0
vampyria
(10.07.07)
veri cd'nin alt yüzeyinde değil onun arkasında kalan parlak katmanda. üst yüzeye daha yakın olduğunu söyleyebiliriz.
0
geldiler
(10.07.07)
(6)

soğan doğramak

kibritsuyu
arkadaşlar soğan ince ince yemeklik nasıl doğranır? ben bir baş soğanı elime aldıktan sonra üstünden bıçakla seri darbeler geçiriyorum, sonra da yanından hırrt diye kesince ince ince doğranmış oluyor lakin hem ortalığa fazla saçılıyor, hem soğan çok yıpranıyor, suyu çıkıyor, hem de el kesme tehlikes
arkadaşlar soğan ince ince yemeklik nasıl doğranır? ben bir baş soğanı elime aldıktan sonra üstünden bıçakla seri darbeler geçiriyorum, sonra da yanından hırrt diye kesince ince ince doğranmış oluyor lakin hem ortalığa fazla saçılıyor, hem soğan çok yıpranıyor, suyu çıkıyor, hem de el kesme tehlikesi var. tahtada keseyim diyorum, bu sefer de ince ince olmuyor, kalın salata malzmesi gibi oluyor. nasıl yapılır bu iş?
0
kibritsuyu
(09.07.07)
"nicer dicer" ve muadili seyler satiliyo ucuza, onlar yapmaz mi bunu?
0
la traviata
(09.07.07)
Sinbo'nun falan çok ucuza rondoları var. 20TL civarı olması lazım...
0
crown
(09.07.07)
hayır hayır rondo da suyunu çıkarıyor. nicer dicer da değil sorduğum. bıçak kullanarak incecik soğan doğramak istiyorum. bildiğin anne usulü. yani soğanı önce diklemesine ikiye böl, sonra bilmemneresinden başlayarak kırt kırt diye kes. şöyle bıçak kullan falan gibi bir cevap bekliyorum.
0
🌸kibritsuyu
(09.07.07)
İnce tırtıklı bıçak, ekmek bıçağı gibi, ama o kadar uzun olmasına gerek yok. Hatta kısası daha iyi iş görür.

Soğanın kafasını kesip ortadan ikiye bölüyorsunuz ve kesik tarafını tahtaya yatırıyorsunuz. Sonra, elinizle iki tarafından sıkıca tutarak, arasını bu ince bıçakla ince ince dileceksiniz. Bu bahsettiğim bıçak tipi, soğanın dilimlenirken her bir diliminin bir birine yapışık kalmasına yardımcı olur, sağa sola saçılmasını engeller. Sonra soğanı çevirip, bu sefer küçük kareler oluşturacak şekilde (aynen kenarlardan bastırarak) dilimliyorsunuz. Bitirdiğinizde soğan küçücük küçücük oluyor, hiç bir yere saçılmıyor. Sonra ikinci yarısını da aynı şekilde doğruyorsunuz.
0
sui
(09.07.07)
demlikposet
(09.07.07)
önce soğanı dikey olarak 2ye bölünüz. sonra o yarımlardan birini tahtaya yatırıp yine dikine, soğanın olması istenen büyüklüğüne göre 2-3-4e bölünüz.(misal ben sulu yemeklerde 3e, tavada yapılanlarda, sotelerde 2ye bölerim) sonra aynı haldeyken enine ince ince kesiniz. elimizde 180 ila 45 derece arası yay biçiminde ince soğan doğranmışları hazır.
0
geldiler
(10.07.07)
(2)

yasak elma - ince belli bakireler

kibritsuyu
en abuk şarkıların bile bulunduğu şu ortamda, nicedir arayıp durduğum bu şarkıyı da bulabilir miyim acaba merak ediyorum.sözkonusu şarkıyı yasak elma isimli, kızlardan oluşan erotiğimsi bir grup sözlüyordu. şarkılarının ismi ise ince belli bakireler idi yanılmıyorsam. hatta şarkının introsu da süper
en abuk şarkıların bile bulunduğu şu ortamda, nicedir arayıp durduğum bu şarkıyı da bulabilir miyim acaba merak ediyorum.

sözkonusu şarkıyı yasak elma isimli, kızlardan oluşan erotiğimsi bir grup sözlüyordu. şarkılarının ismi ise ince belli bakireler idi yanılmıyorsam. hatta şarkının introsu da süper fm'in hala kullandığı jingle'ının ta kendisi idi. dım dırınım süpeer efem denilen yerde "ince belli baakireler odalarından çıkıyor" diye sözler giriyordu. bi bulduruverin be.
0
kibritsuyu
(06.07.07)
allah'ım.. deli değilim, deli değilim!! ben de hatırlıyorum bu şarkıyı, dünyada bi tek benim hatırladığımı sanıyodum. youtube'da bir 90lar pop kolajının arasında duymuştum en son bu şarkıyı.. biraz kasıp bulmam lazım. bi de tamamen bulabilsek.
0
dalamar
(06.07.07)
Nikin artı gmail miydi adresin? Oraya gönderiyorum şarkıyı (edit: gönderdim). Bu arada şarkının adı ' Haremde Dans' mış.
0
pyro clustic flow
(06.07.07)
(3)

usb bluetooth

kibritsuyu
daha önce de sormuştum ama cevap alamadım.bir bluetooth dongle'ım var. usb'den takılıp bilgisayarı bluetooth'lu yapan hadiseden yani. bilgisayarın arkasındaki dört usb portundan birine takılıydı. bir nedenle bilgisayarın arkasındaki kabloları çıkarmam gerekti. bunu da çıkardım haliyle. lakin tekrar
daha önce de sormuştum ama cevap alamadım.

bir bluetooth dongle'ım var. usb'den takılıp bilgisayarı bluetooth'lu yapan hadiseden yani. bilgisayarın arkasındaki dört usb portundan birine takılıydı. bir nedenle bilgisayarın arkasındaki kabloları çıkarmam gerekti. bunu da çıkardım haliyle. lakin tekrar taktığımda "yeni donanım bulundu" diyerek kurmaya başladı. kuramadı da. cd falan istedi. cd'yi de bulamadım. tek tek bütün usb portlarını denedim, yine olmadı. her seferinde yeni donanım bulup cd istiyor. bu alet zaten kurulu bilgisayarda. ne yapıp ne edeyim ki taktım mı çalışsın? görev çubuğunda bluetooth simgesi de var, alet de takılı ama sağ tık yapıp menüsüne girmeye çalıştığımda bluetooth device not found yazıyor. ne yapacağım ben?
0
kibritsuyu
(03.07.07)
portlari denerken bilgisayariniz kapali olsun. yani once bilgisayari kapatin dangili takin acin olmadi tekrar yapin olana kadar, olmazsa internette marka ismiyle driveri aratin.
0
notorious
(03.07.07)
aygıt yöneticisinden bütün bluetooth sürücülerini kaldır.
sitesinden orjinal sürücüyü indir. önce sürücüyü kur sonra aleti tak.
orjinal sürücü yoksa ilk adımdan sonra aleti tak. belki windows kendisi yükleyip kullanabilir.
çok pislik bişey bu harici bluetooth. çok uğraşmıştım zamanında
0
efruz
(03.07.07)
o evvelce takılı olduğu yeri bulsam ben de sormam zaten. zira arkadaki 4 usb portunda da aynı şeyi yapıyor, yeni donanım buluyor. kasanın önündekileri de denedim, onlarda da yeni donanım buluyor.
0
🌸kibritsuyu
(03.07.07)
(8)

saç sakal

kibritsuyu
saç mı daha çabuk uzar, sakal mı, yoksa ikisi de aynı hızda mı uzar, kişiden kişiye değişir mi?
saç mı daha çabuk uzar, sakal mı, yoksa ikisi de aynı hızda mı uzar, kişiden kişiye değişir mi?
0
kibritsuyu
(02.07.07)
sakal daha uzar tabiki :)

günlük olarak sakal traşı yapanlar var (hoş onlar günlük traş ettikleri için çabuk uzuyor o da ayrı bir konu)

benim bildiğim, biri kafasını kazıtıp sinek kaydı traş yaparsa, önce sakalları uzar (tabi köse değilse)
0
deckard
(02.07.07)
kişiden kişiye değişir olma ihtimali yüksek.
örneğin aynı kişinin sakalında bazı yerler hızlı bazı yerler yavaş bile uzayabilir.
(ekşi'nin yalancısıyım)
sakal ilk günlerde çok daha hızlı uzuyor ama sonra hız azalıyor gibi geliyor.
saç daha yavaş uzarken uzun dönemde saçı geçiyor (bende)
0
can see
(02.07.07)
kişiden kişiye uzama hızı değişir herhalde de mantık olarak sakalı yavaş uzayan saçı hızlı uzayan hilkat galibesi gibi elemanlar da olabilir. bakınız heroes a türlü türlü genetik anormallik var neden olmasın yani.
0
ozdek
(02.07.07)
keşke saçım da sakalım gibi hızlı uzasa.
0
cha
(02.07.07)
sabahlayarak ders çalıştığım zamanlarda sakalımın daha hızlı uzadığını kesin olarak gözlemlemiştim. metabolizmanın hızıyla ilgili sanırım bir şekilde...
uyurken yavaş uzuyor.
0
nop
(02.07.07)
sakali kazidigin icin daha cok cikar.
0
hlathguth
(03.07.07)
hakkaten de gece uyumayınca sakalların daha hızlı çıktığına ben de inanıyorum. neden acaba.. bilimsel açıklaması olan?
0
kartonpiyer
(03.07.07)
sakal saçtan daha çabuk uzar. uykuda ikiside uyanık halimizdekinden daha çabuk uzar.
0
pain
(03.07.07)
(5)

kalem parfüm

kibritsuyu
şimdi bu son zamanlarda işportada, sokaklarda falan 2 ytl.'ye satılan kalem şeklindeki parfümler orijinal midir? üstünde "orijinal tester parfüm" yazıyor. yurtdışından orijinal parfümlerin tester'ı olarak getirilen bedava numuneler toplanıp düşük fiyata mı satılıyor, yoksa bildiğin çakma açık parfüm
şimdi bu son zamanlarda işportada, sokaklarda falan 2 ytl.'ye satılan kalem şeklindeki parfümler orijinal midir? üstünde "orijinal tester parfüm" yazıyor. yurtdışından orijinal parfümlerin tester'ı olarak getirilen bedava numuneler toplanıp düşük fiyata mı satılıyor, yoksa bildiğin çakma açık parfüm mü bunlar? nedir işin aslı?
0
kibritsuyu
(29.06.07)
bildigin cakma parfum hepsi, testerlar genelde minicik siselerdir. misal benim ceketimin cebinde burbery's weekend oldugunu iddia eden bi kalem $i$e var, evde orjinali var, kokular sadece benziyor.
0
notorious
(29.06.07)
istiklalde, akm ye giderken garantinin onunde satan bi adam var. 3 ytl ye satiyor.

ona sordum, acik parfum olmadigini, icindekilerin gercek oldugunu soyledi.
(yalan soyleme olasiligi yuksek tabi sattigi icin)

ama dikkat ettim, adamdan aldigim rochas ile acik parfumeriden aldigim rochas, kalicilik anlaminda farkli.
hos, artik orjinal kullaniyorum.

cok detay vermese de adam,
zannedersem ya onlara bir sekilde bedava geliyor, ya da cok cuzi biseye alip satista kar ediyor.

not: bnla alakali bi duyuru ben accaktim zamaninda unutmusum, iyi oldu.
0
la traviata
(29.06.07)
bi tane aldım ben. çantamda taşıyordum acil lazım olursa kullanayım diye.. kullanmadığım halde bir ayda sızmış ve bitmişti. kalitesiz ambalajlara dikkat
0
efruz
(29.06.07)
işportaya düşen bişeyin çakma olmama olasılığını düşünemiyorum
0
reeper redeemer
(29.06.07)
izmir küçük park ta tanesi 1ytl. kalıcılık sıfır. koca şişeyi boşalttım üstüme 1 saate uçtu gitti. tester muhabbeti yalan kokuların sahte olduğu 1km den anlaşılıyor.
0
kimlanbu
(30.06.07)
(3)

senet imzalatmak

kibritsuyu
eşimin çalışmaya başlayacağı yerde, sene içinde ayrılıp gitmesin diye senet imzalatıyorlar. sosyal sigortalar kanunu, çalışan kişi sene içinde haber vermeden ayrılıp giderse işvereni korumak için gerekli maddeleri kanuna koymuş (bkz: ihbar tazminatı). yani ayrılacağını önceden söylemeden işten ayrıl
eşimin çalışmaya başlayacağı yerde, sene içinde ayrılıp gitmesin diye senet imzalatıyorlar. sosyal sigortalar kanunu, çalışan kişi sene içinde haber vermeden ayrılıp giderse işvereni korumak için gerekli maddeleri kanuna koymuş (bkz: ihbar tazminatı). yani ayrılacağını önceden söylemeden işten ayrılan işçi, işverene bu tazminatı ödüyor.

sorum hukukçulara: bu senedin hükmü var mıdır? bana bir gabin veya ikrah durumu ile söz konusu gibi geliyor. çünkü senedin bir karşılığı yok. herhangi bir borç alacak ilişkisine dayanmıyor. ikincisi, "imzalamazsan işten atarım" şeklinde bir ikrah var. üstelik senet kullanarak kendini güvenceye almak isteyen işvereni, sosyal sigortalar kanunu zaten ilgili maddeleri ile koruyor. yine de bu senet geçerli midir, batıl mıdır?
0
kibritsuyu
(25.06.07)
her ne kadar hukukçu olmasamda aynı durumda birisi olarak yapmış olduğum araştırmalar sonucu şunu öğrendim.
öncelikle senet imzalanırken üzerinde "teminat senedidir" ibaresinin bulunması gerekiyor. yoksa firmanın kötü niyetli olması durumunda derdinizi kimseye anlatamazsınız.
sorunun cevabı ise şu şekilde. işveren ve çalışan arasında yapılacak sözleşme maddeleri kanunla belirlenmiştir. ancak bulunduğunuz konuma göre (kötü niyet ile firmayı ciddi zarara uğratabilme imkanınız bulunuyor ise) her ne kadar iş hukukunda açık bir madde olarak senet yazılmamış olsa da, iş hukuku işçi-işveren arasında özel maddelerle sözleşme yapılmasını kabul ettiğinden dolayı senet geçerli olur. bundan dolayı işveren senet isteyebilir.
böyle bir senedin neye karşı alındığı açıkça yapılacak sözleşmede yazılması; senedin üzerinde de şu tarihli şu sözleşmenin şu maddesine istinaden verilmiştir yazması gerekmektedir.
imzalanan senet sözleşmedeki o maddede belirtilen hususlar durumunda kullanılabilir. ancak eğer bizden ayrılırda aynı sektörde başka bir firmaya 1 sene içinde geçersen şu kadar cezan vardır gibi bir maddeye bağlıyorlarsa senedi genellikle firma sahiplerinin göz korkutma taktiğinden başka bir şeye yaramamaktadir (tabi senedin üzerinde sözleşmeye istinaden verildiği yazıyorsa)
zira iş hukukuna göre bu aralar firmalar arasında çok popüler olan "bizden ayrılırda aynı sektörde başka yere gidersen şu kadar ceza" olayı iş hukukuna uymamakta (istediğiniz işte çalışma hakkınız insan hakkıdır) ve firma dava açarsada kaybetmektedir.
Bundan dolayı senet vermekte bir sakınca yoktur ancak sözleşmenin hangi maddesine bağlanıyorsa o madde ciddi olarak incelenmelidir.
0
trick style
(25.06.07)
teminat senedi olayını bende duymuştum. fi tarihinde bana da imzalatmışlardı da ailem sen ne çeşit bir manyaksın ki imzaladın onu demişti. ayrılırken sorunsuz bir biçimde senet iptal edilmişti.
0
can see
(25.06.07)
teminat senedi olduğu sözleşmede ve senette de belirtiliyorsa rahatlıkla imzalanabilir. işten güçten olmaya gerek yok. sadece mahkeme kararıyla yürürlüğe konabilir ve mahkemede de muhtemelen işyeri kaybedecektir haklı nedenlerle ayrılıyorsa işçi.

bu aynı sektörde çalışma hikayesi de sanırım sözleşmede eşitlik olmadığı için geçerli değil. yani sen istifa edersen bir süre aynı şehirde aynı işi yapan yerde çalışamayacaksın ve maaşının 10 katı tazminat ödeyeceksin diye bir ibare varsa aynı şekilde biz seni işten çıkarırsan maaşının 10 katı kadar tazminat veririz de olması lazım. tek taraflı sözleşmeye giriyor olması lazım böyle bir madde geçersizdir. benim firmamda da var böyle bir hikaye mesela ama bu yıl bir sürü kişi ayrıldı ve bu madde işleme konmadı. fakat herkes ihbar süresine uydu hatta 4 hafta geçmesi gereken ihbar süreleri 2 hafta olarak uygulandı vs. şirkete bir zarar vermediğin sürece bunlar karşılıklı iyi niyet çerçevesinde halledilebilir şeyler diye düşünüyorum. tabi bir de kötü niyetli işverenler var ki allah düşürmesin.
0
ozdek
(26.06.07)
(5)

iki adet soru

kibritsuyu
iki adet sorum var. tek başlıkta soruvereyim ikisini de. biri zaten eski bir soru, daha önce de sormuştum ama tatmin edici bir cevap alamamıştım.1. niye evde yapılan hiçbir poğaça, pastane poğaçası gibi olmuyor? nedir bu pastane poğaçalarının sırrı? internetteki bütün tariflere baktım, hepsi de past
iki adet sorum var. tek başlıkta soruvereyim ikisini de. biri zaten eski bir soru, daha önce de sormuştum ama tatmin edici bir cevap alamamıştım.

1. niye evde yapılan hiçbir poğaça, pastane poğaçası gibi olmuyor? nedir bu pastane poğaçalarının sırrı? internetteki bütün tariflere baktım, hepsi de pastane poğaçası dediği halde hiçbirinin alakası yok.

2. bir damla suyun hacmi ne kadardır?
0
kibritsuyu
(20.06.07)
1- piisrme için kullanılan fırından olaiblir.

2- damla boyutu kutleye gore degisir, mesela uzay istasyonundan goruntulerde fln tam kure seklindedir ve boyutları farklı farklıdır(yuzey gerilmesi ve mınımum enerji hadisesi). bu bi yana; kutlesini olcup yogunluk denklemınden buluruz kolayca.
0
bryan fury
(20.06.07)
2. soru için:

answers.yahoo.com
bu adreste yazılana göre 50 microlitreymiş.

www.sas.org
bu adreste de nasıl bulacağımızı anlatmış, ve sonunda da damlanın büyüklüğüne göre farklılık gösterebileceğini söylemiş

1.soruyu anneme sordum şimdi; pastanedekilerin içine farklı bişey konulduğunu ileri sürdü:) sanırım şeker falan koyuyolar evdekilerden farklı olarak.
0
light beam
(20.06.07)
1- hamurun yogurulmasi ve pismeden onceki bekletilmesi ile ilgilidir lezzet farki, pastanelerde fazla sayida pogaca yapildigindan hamur genelde makine yardimi ile yogurulur, evlerde kullanilan kuru maya yerine ya$ maya kullanilir, hamur yogurulup parcalara ayrildiktan sonra istim denilen yerlerde kabarmaya birakilir, sonra yuksek sicakliktaki ama ate$siz firinda pi$irilir.

2- 0,05ml diyor kimyacilar.
0
notorious
(20.06.07)
2. soru için, 20 damla = 1 ml olarak alınıyor.
0
pispinti
(20.06.07)
damlayan musluğun altına kova veya benzeri birşeyle ölçülmesi pek mümkün olmaz dolmasına yakın bu sefer kovanın dışına başka damlalar asıl kovanın içinden sıçramaya başlar buda ölçüyü şaşırtır.
0
taylor durden
(20.07.07)
(2)

açılış davetiye falan?

kibritsuyu
anlamadığım bir konu var. bilmemne barın, bilmemne club'ın açılışı oluyor. kimilerine de davetiye gidiyor. kimlere gidiyor bu davetiyeler? ne gibi bir bağlantımız olmalı ki bize de gelsin? geçen gün bir arkadaşımızın arkadaşı sayesinde ortamda bulundum. şimdi bu adamın ne özelliği var ki ona davetiy
anlamadığım bir konu var. bilmemne barın, bilmemne club'ın açılışı oluyor. kimilerine de davetiye gidiyor. kimlere gidiyor bu davetiyeler? ne gibi bir bağlantımız olmalı ki bize de gelsin? geçen gün bir arkadaşımızın arkadaşı sayesinde ortamda bulundum. şimdi bu adamın ne özelliği var ki ona davetiye gitmiş. hadi tanımam etmem vardır bi bağlantısı. ama açılışa gittiğimi söylediğim gayet işinde gücünde bir arkadaşım "aa bana da davetiye geldi, ben gitmedim" dedi. bu adama ne sıfatla davetiye geliyor peki? (sallamış olamaz, öyle biri değil). ben ne sıfatsız adammışım ki kimse niye bana davetiye falan yollamıyor? nedir bu işin aslı?
0
kibritsuyu
(16.06.07)
şimdi mesela benim iki arkadaşım bir barın işletmesini aldılar. bunlardan davetiye gelmesi normal elbet.

ha, başka bir bara da düzenli olarak 2-3 yıl boyunca gittim, burada çalışanlardan davetiye geliyor mesela. birçok bar sahibi filan birbirini tanıdığı için birbirlerine davetiye bırakıyorlar, yakın arkadaşlarını çağırsınlar diye.

ya da daha lüks bir toplantı var diyelim, bunun için eşine dostuna doktoruna filan dağıtıyor organizatör, organizatörün karısı, arkadaşları... (ki babam doktor olduğu için sık geliyor mesela bana bunlardan)
0
mortifera
(16.06.07)
bir mekanda para harcayabilme veya harcatabilme oranınla direkt ilişkili bir konu bu. eğer para harcıyorsan zaten geliyor davetiye, ve zaten çevrendeki insanlarda mekanlara giden ve para harcayan insanlar, yanlarında birilerini zaten o mekana götüren insanlardır.
yok eğer özel ilişkilerin veya yaptığın iş vs gibi faktörlerle bir şekilde çok para harcamana gerek kalmıyorsa eğlencelerinde, zaten o mekanın sahipleri orayı birilerine tavsiye etmeni isteyeceklerdir senden.
ha iş arkadaşına neden davetiye gitti dersen onu bilmiyorum :)

söyle bak ben sözlükte yazıyorum, süper reklam yaparız size diye, zirve yaparız burda 100 kişilik, sözlükçülerin de ayağı alışırsa süper olur de, davetiyeye davetiye deme sonra.
0
tiny axe
(16.06.07)
(4)

buji ve motor sesi

kibritsuyu
geçen gün babam arabasıyla giderken çukura girmiş ve sessiz sessiz çalışan motor, balıkçı teknesine dönmüş. baktık birlikte. eksoz delindi zannettik ama ses eksoz tarafından değil, motordan geliyordu. herhalde eksoz manifoldunun olduğu yerden delindi dedik. servise gittik. usta "bujidendir, yerinden
geçen gün babam arabasıyla giderken çukura girmiş ve sessiz sessiz çalışan motor, balıkçı teknesine dönmüş. baktık birlikte. eksoz delindi zannettik ama ses eksoz tarafından değil, motordan geliyordu. herhalde eksoz manifoldunun olduğu yerden delindi dedik. servise gittik. usta "bujidendir, yerinden çıkmıştır" dedi. hakikaten de tek bir buji yerinden çıkmış. taktı yerine, vidaladı, motor düzeldi. şimdi alaka kuramadım. buji yerinden çıkınca orada yanma olmaz, tekleme olur falan da niye patapatapatapata diye balıkçı teknesi gibi ses yapar ki bu alet?
0
kibritsuyu
(14.06.07)
uyumsuz piston hareketleri diyebilir miyiz ?
0
sorcerer
(14.06.07)
motorun alışılan sesi bütün pistonlar ayarlanmış ateşlenme sırası ile patlayınca çıkar. bir piston aradan çekilir ya da zamanlaması bozulursa bütün motorlar balıkçı teknesi motoruna dönüyor. buji çıkması değil ama ateşleme bobini bozulunca aynı ses benim arabadan da geliyordu.
0
delikan76
(15.06.07)
şöyle ki pistonlardan biri bile çalışması gerektiği gibi çalışmıyorsa -misal ateşlenmiyorsa- motor dengesizleşir, titreme yapar, bir oraya bir buraya gider. ses de bundan kaynaklanır.
0
mortifera
(15.06.07)
motorlarda pistonlari birbirlerini dengeleyecek sekilde tasarliyorlar. pistonlardan biri devre disi kalinca butun denge bozuluyor, bu da ses yalitimini, motorun isleyisini falan bozuyor. Krank milinden geliyor olabilir o ses.
0
chaudfontaine
(15.06.07)
(3)

el yazısından font

kibritsuyu
bir karakter setinde olabilecek bütün karakterleri el yazımla yazıp, scan edip kendime özgü font yapmak ve word'de el yazımla yazılar yazmak istiyorum. nasıl yaparım?
bir karakter setinde olabilecek bütün karakterleri el yazımla yazıp, scan edip kendime özgü font yapmak ve word'de el yazımla yazılar yazmak istiyorum. nasıl yaparım?
0
kibritsuyu
(12.06.07)
işine yarayabilir:
(bkz: fontlab)
edit: shiftdelete.net
0
sathaner
(12.06.07)
loststone
(13.06.07)
actionary
(13.06.07)
(4)

kitap sırtı

kibritsuyu
bu kitapların sırt kısmında yazan yazıların yönü bir standarda bağlanamamış mıdır? hadi tamam bu kural olarak belirlenemez ama baskı-dizgi dünyasında gelenek haline getirilip standart halde basılsa olmuyor mu? yani bir kitap veya dergi ön kapağı yukarı bakacak şekilde masanın üstüne konduğu zaman sı
bu kitapların sırt kısmında yazan yazıların yönü bir standarda bağlanamamış mıdır? hadi tamam bu kural olarak belirlenemez ama baskı-dizgi dünyasında gelenek haline getirilip standart halde basılsa olmuyor mu? yani bir kitap veya dergi ön kapağı yukarı bakacak şekilde masanın üstüne konduğu zaman sırt kısmında yazan yazı da düz gözükse olmaz mı? niye kimileri düz kimileri ters gözükür? bu yüzden bu kitapları kütüphaneye dik vaziyet dizdiğimizde, kiminin sırt yazısı aşağıdan yukarıya, kimininki yukarıdan aşağıya kalıyor. çok çirkin oluyor. niye biri çıkıp da "ulan şunların hepsini aynı şekil basalım" demiyor? farklı olma çabası mıdır, denyoluk mudur nedir?
0
kibritsuyu
(12.06.07)
Standardı yukarıdan aşağıyadır, aşağıdan yukarı yazanın yaptığı denyoluktur, iş bilmezliktir.
0
sui
(12.06.07)
normalde yukarıdan aşağıya doğru yazılması gerekir. yatay bir şekilde üstüste dizdiğimizde de soldan sağa okunsun diye. ama bu tür denyoluklar sadece onlara mahsus değil. zira dvdlerde de aynı sorun oluyor.
0
henry gale
(12.06.07)
yukarıdan aşağı oluyorlar genellikle ama bazen sola bazen de sağa doğru oluyor. birazcık simetri takıntınız varsa iyice sıkıntı oluyor: aynı yayınevindeki bazı kitaplar sağa bazıları sola oluyor. hatta ve hatta aynı yayınevi aynı yazara ait kitaplara bile değişik şekilde muamelede bulunuyor. yani genel standart olmadığı gibi yayınevlerinin kendi içinde bile istikrar olmuyor.
0
kantelem
(12.06.07)
(havamı da atayım) şu ana kadar 70'in üzerinde kapak tasarımı yapmış biri olarak söyleyebilirim ki; maalesef böyle bir şey yok.. tamamen grafikerin, belki yayınevinin isteği doğrultusunda yapılır.. istekle de değil aslında keyfiyete göre.. ancak gerçekten yapılması gereken ise yukarıdan aşağıya yazmaktır.. ama genel olarak hemen herkes uymaktadır buna..
0
kimyon
(12.06.07)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.