Giriş
(17)

sanki beni sikiyler.. mi acaba?

kibritsuyu
arkadaşlar 2001 model renault clio arabam var. ilk sahibiyim, sıfır aldım. bütün bakımlarını da zamanında (normalde 10.000 km'de bir yapılıyor, sadece bir sefer 5000 kilometre geciktirdim) ve yetkili serviste yaptırdım.şimdi 2007 yılında, araç 45.000 kilometredeyken (5000 kilometre geciktirdiğim bak
arkadaşlar 2001 model renault clio arabam var. ilk sahibiyim, sıfır aldım. bütün bakımlarını da zamanında (normalde 10.000 km'de bir yapılıyor, sadece bir sefer 5000 kilometre geciktirdim) ve yetkili serviste yaptırdım.

şimdi 2007 yılında, araç 45.000 kilometredeyken (5000 kilometre geciktirdiğim bakım bu, 40.000'i atlayıp 45.000'de yaptırdım) genel bakım deyü triger kayışını değiştirdiler. bakımını yaptılar. güzel. şimdi araba 75.000 oldu. yani trigeri daha 30.000 kilometre kullandım. bakımda adam diyor ki "servis 4 yılda bir değiştirilmesini öneriyor, 30.000 kilometre az ama 4 yıl dolmuş", ben dedim kalsın değiştirmeyin, daha nolcak, zaten önceki bile 60.000'de değilmesi lazımken (servis kitapçığı öyle diyor) erken değiştirdiler. az para da değil, servis önerisi diye korkutup ayak üstü sikecekler gibime geldi. ne dersiniz 4 yıl ve 30.000 kilometre yapmış triger kayışı değiştirilir mi lan?

2007 bakımında eski kayış çıktığında ters çevirip gerdirdim böyle calgoncu amcanın kireçli fortumu patlattığı gibi, ne bi eskime, ne bi çatlak, daha cillop gibiydi.
0
kibritsuyu
(06.07.11)
triger kayışı sadece kilometreyle değil, geçen zamanla da eskiyen birşey. bence değiştirmeniz daha iyi olur. eğer yodla giderken koparsa size çıkaracağı masraf kat be kat fazla olacak.
0
nesilsiz
(06.07.11)
e daha dört yılda ve 30.000 kilometrede eskir mi bre. hangi devirde yaşıyoruz, nasıl kayış bu? henüz 75.000 kilometredeki arabanın iki kere triger kayışı değişir mi? altı üstü dört yıl.
0
🌸kibritsuyu
(06.07.11)
plastik triger kayışlarında kilometre kadar geçen zaman da önemli...
triger kayışına bakın, yıpranma eskime çatlama yoksa, dediğiniz gibi cillop gibiyse değiştirmeyin.. ama kayışın durumu ile ilgili ufak bir şüpheniz varsa dahi bence değiştirin... koparsa masrafı büyük olur...
0
sli
(06.07.11)
bakamıyormuşuz efendim. ben de dedim bakın eskimiş mi diye. kapalı yerdeymiş, anca değiştirmek için açınca bıdı bıdı diyor servis. gerçi aynı dönemde değişen ve aralıktan az bişey gözüküp elimin parmağıyla dokunabildiğim bir kayış var, sanırsam alternatör kayışı, o cillop gibin duruyor kendi görebildiğim kadarıyla.

zaten çok da ısrarla önermedi, hatırlattı adam sadece.
0
🌸kibritsuyu
(06.07.11)
sesten anlarsın yıpranıp yıpranmadığını.benzili arabadan dizele benzer ses geliyosa eline almaya başlamıştır
0
okuryazar31
(06.07.11)
panpa, elle eskiyip eskimedigini anlamazsın, elle verecegın kuvvet ile alısma esnasında gelen kuvvet arasında dunya kadar fark var. ve evet kaucuk zamana baglı olarak da eskir. lastiklerde de aynı muhabbet var onu da ysormustun. imkan varsa değiştir. yazı cıkarır ama, sonbaharda kısa dogru degistirirsin. cok da geciktirme.
0
bryan fury
(06.07.11)
lastikleri sormuştum, onları değiştirdim geçen ay. araba eskidikçe bakımı onarımı masraf çıkarmaya başladı. 500 lira periyodik bakım tutuyor şimdi, fren balataları değişmezse (bakıcaz dediler), umarım değişmez de biraz daha düşer. bi de debriyajın kavraması nda sorun yok ama baskı sertleşmiş, değişse iyi olur dediler, sırf o da 800 lira. triger desen o da bi okadar vardır. düşün ikinci eli taş çatlasın 11.000-12.000 edecek arabanın sırf yıllık masrafı 2500 lira ediyor.

yani bir sene daha kopmayacaksa seneye bakım zamanı 85.000'de değiştiririm trigeri.
0
🌸kibritsuyu
(06.07.11)
bre kardes
degistir kurtul be, kafan rahat olsun
0
primetime
(06.07.11)
pahalı diyorum. kafam rahat olsun da dünya para be. arabayı komple değiştirsem kafam daha rahat olacak ama işte para yok naapiyim.

başka markalar 8-9 yıl diyor, 100.000-120.000 kilometre diyor. bu renault kayışlarını samandan mı yapıyor? aynı ülkenin markası olan peugeot, citroen falan bu değerleri verirken renault niye 4 yıl? kendi göt korkularından 4 yıl demişler gibime geliyor hani olur da 8 yıl derlerse de bi şekilde koparsa dava mava açmayalım diye. haksız mıyım abi ben de zengin bir adam değilim, yani para sıçıyor olsam mına koyim değiştir her şeyi derim servise. her sene triger değiştiririm, kafam rahat eder.

idare edecekse, bir sene daha kopmazsa bu masrafı seneye atmak istiyorum.
0
🌸kibritsuyu
(06.07.11)
hocam sen sesten kontrol et en iyisi.ama dikkatli ol.ses değişmeye başladığında da götür değiştir kafan yine rahat olsun.hem yettiği kadar kullanmış olursun kayışı.
0
okuryazar31
(06.07.11)
"böyle calgoncu amcanın kireçli fortumu patlattığı gibi, ne bi eskime, ne bi çatlak, daha cillop gibiydi."

ne fortumu kanalizasyon borularını bağladılar!

değiştir panpiş değiştir, sonra benim gibi gecenin bir yarısı ıssız bucaksız yerde araba itmeye uğraşırsın.
0
koskoca devletin adi osmanli len
(06.07.11)
sikmiyolar normal olan o 10 bin km yapmışken değiştirdik biz çünkü yılı dolmuştu kayışın üzerinde çatlaklar meydana gelmişti. eğer o kayış koparsa asıl o zaman motoru kucağınıza alırsınız. değiştirmeleri bu yüzden.
0
buffy de vampir sayilir
(06.07.11)
Triger kayışı risk aslında şöyle ki , 50 bin bakımında 4 seneden eski olan arabanın triger kayışı değişti, sanırım araba 8 yaşında şu an. Şimdiye kadar bir sorun çıkarmadı.

Akü bitti diye servise götürdük, oo bunun triger kayışı değişmemiş diyip değiştirdiler. Motor indirme olayı falan var 1.5 milyara patladı her bi halt içinde.

Sonuç : 4 senede bir değişmek lazım dendiği gibi bişi olursa game over oluyor araba
0
bonjurkes
(06.07.11)
Bence Renault'nun yetkili servisine değil de, yetkili olmayan bir servisine götürün. Bakın size durumu şöyle anlatayım ben. Babamın 2004 model bir Volvo S40'ı var. Yetkili servisi maşallah çok söğüşledi bizi zamanında. Sonra oradaki yetkili servisin müdürü olan kişi oradan istifa edip kendisi özel servis açtı. Adamın yıllarca Volvo'da çalıştığı için fazlasıyla tecrübesi var, o da yedek parçaları 0 getirtiyor, ama yetkili servise oranla en az %30-35 daha az ödüyoruz buraya. Aynı şey bir önceki arabamız VW Polo Classic'te de oldu, birkaç yıl yetkili servisten kazık yedikten sonra bir özel servis bulduk ve rahat ettik. Hatta bir keresinde 8-9 yıl önce VW'mizin otomatik camı düştü (camda kırık filan olmadı, sadece cam aşağı düştü, yani kapının içinde kaldı ve düğmeye bastığımızda çalışmıyordu). Babam hemen yetkili servise götürdü (o zaman yetkili servise gidiyorduk), söküp baktılar, mekanizmasının bir şeyi kopmuştu. Dediler ki, aslında sadece kopan parça değiştirilirse olur ama bizim elimize bu mekanizma bir bütün olarak geliyor ve sadece kopan parçayı değiştirmemiz imkansız, ancak bütün mekanizmayı değiştirebiliriz ve o günün parasıyla 350 milyon lira istediler. İşte o zaman bizim tepemiz attı ve bir tanıdık vasıtasıyla özel servis bulduk, adamlar sadece o kopan parçayı değiştirdiler ve biz 20 milyon lira ödedik. Bir daha da yetkili servise gitmedik.

Şimdi siz yakınlarınızdan Renault'u olanlara bir sorun hangi servise götürüyorlarmış. Veya internetten bir özel servis bulun ve arabayı götürmeseniz bile telefon açıp bir sorun trigger kayışını...
0
marcelle
(06.07.11)
değiştir kurtula katılmıyorum ..servisten 5 yıl sonra deselerde ben ilk değişimi 100 binde ve araba 7,5 yaşındayken yaptırdım..bence en azından 1 yıl sonra değiştir..
0
kerem75
(06.07.11)
renault servisleri cidden öyle, hepsinde bi katakülle var. servise verdiğim zaman şunu da yapalım bunu da extradan yapalım performans artsın vs sürekli soruyorlar. ne performansı kardeşim ya..
0
only
(06.07.11)
o 100.000 kilometre dayanan triger kayışları zincir formatında kayış değil. Kayış malzemesine bağlı olarak çürür ve değiştirmek gerekir maksimum 1 sene daha kullanıp değiştirin derim.
0
justaddwater
(06.07.11)
(7)

behzat ç. sezon finali - dikkat ağır spoiler

kibritsuyu
spoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerya başlıkta okuyorum bu akbaba'nın kafası berberde kazınırken koltukta oturup pis pis sırıtan, akbaba ile sevgilisi el ele yürürken görüp akbaba'ya "ulan kerata şap şap" yapan, sonrasında da akbaba'nın kız arkadaşına
spoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoilerspoiler

ya başlıkta okuyorum bu akbaba'nın kafası berberde kazınırken koltukta oturup pis pis sırıtan, akbaba ile sevgilisi el ele yürürken görüp akbaba'ya "ulan kerata şap şap" yapan, sonrasında da akbaba'nın kız arkadaşına tecavüz eden herife "amcası" denip duruyor. niye amcası lan? babası değil mi o? amcası olduğunu nereden çıkardık? akbaba rüyasında görüyor berberde, uyanıp "kafamı kazıyorlardı lan" diyor. hayalet soruyor "kim kazıyordu saçını" diye, "babam" diyor.

babası işte. berbere götürmüş kazıtıyor. kendi de yavşak yavşak oturup sırıtıyor, berberin kolonyasından falan otlanıyor. amca nereden çıktı? baba kendi kendine kazıyacak hali yoktu ya.

"babası berbermiş" anekdotunu kaçırdım mı bir yerlerde?
0
kibritsuyu
(05.07.11)
yan koltukta oturan amcasi, sacini kesen de babasi abi iste?

edit: kolonya muhabbeti geciyor hayalatle, "amcam kullanirdi" diyor akbaba da. "babam sacimi kesiyordu" diyor zaten basta.
0
fader
(05.07.11)
saçını kesenin sıradan, anonim, ismi önemli olmayan bir berber, yan koltukta oturanın da babası olmadığını nereden anlıyoruz peki?
0
🌸kibritsuyu
(05.07.11)
tam diyalogu yazayim:

-saclarimi kaziyorlardi lan.
+kim kaziyordu?
-babam.
+dur kolonya vereyim ben sana.
-yok la yok, onu amcam kullanirdi. (burda zaten o adami gosteriyor tekrar, flashback'te)
0
fader
(05.07.11)
akbaba en son eve gidiyor ya o manzarayla karşılaşıyor. anahtarı var, kendi evi gibi gidiyor. amcası mı bilmem ama aynı evde oturan bir akrabası olduğu kesin.
0
vejeteryan vampir
(05.07.11)
anahtarı yok. kapıdaki mandalı çekip açıyor. yolgeçen hanı gibi kapı.

fader'ın dediği diyalogu hatırlamakla birlikte, dur sana kolonya vereyim'den sonra akbaba'nın ne dediğini anlamamıştım, akbaba'nın telaffuzundan dolayı. ve evet o ara suratına kolonya süren yandaki herifi gösterdiydi. kolonya istememesinden bağlantı kurdum ama "amcam" lafı kaçmış demek ki orada. tekrar izlemem lazım orasını galiba.

edit: evet şimdi tekrar izledim orasını. aynen fader'ın dediği gibiymiş. hatta sonda amcayı jandarma götürürken akbaba amcaya saldırıyor. babası, saçlarını kesen adam tutuyor, bi tane de tokat atıyor.
0
🌸kibritsuyu
(05.07.11)
Beyler akbaba sonunda adama saldırdığında da biri gelip sakinleştiriyordu babası o değil mi işte?
0
manfool
(05.07.11)
evet babası o, saçını makineye vuran da o. evet sonradan fark ettim bunları.
0
🌸kibritsuyu
(05.07.11)
(7)

çok acil alerji testi ve tedavisi / ankara

kibritsuyu
saman nezlesi midir, bahar alerjisi midir ne boktur, gözümü açamaz hale geldim. gözler burun şakır şakır akıyor, burnum sızlıyor, hapşırık üstüne hapşırık. dün gece de boğazıma öküz oturmuş gibi nefes alamayarak uyandım, bayağı bi öksüre öksüre zar zor kendime geldim.kimdir bunun doktoru? ankara'da
saman nezlesi midir, bahar alerjisi midir ne boktur, gözümü açamaz hale geldim. gözler burun şakır şakır akıyor, burnum sızlıyor, hapşırık üstüne hapşırık. dün gece de boğazıma öküz oturmuş gibi nefes alamayarak uyandım, bayağı bi öksüre öksüre zar zor kendime geldim.

kimdir bunun doktoru? ankara'da hangi hastanenin hangi servisine gideyim? hacettepe'yi aradım, yok efendim paartesi günü sabah 7-8 arası gelip haftalık randevu alacakmışım. ulan ölüyorum be gözümü açamıyorum ne pazartesisi. özel mözel fark etmez, kim 1-2 gün içinde bunun testini teşhisini tedavisini yapacaksa onun adresini telefonunu istiyorum lütfen çok acil.
0
kibritsuyu
(04.07.11)
claritine alabilirsin doktora gidene kadar.
0
kediebesi
(04.07.11)
xyzal al iç gerçi o kaldırıldı galba onun gibi antihistamiklerden al,sorada randevu al böle jiletinen kollarına harita çiziolar. ben yaptırdım bişe çıkmadı ama tamda bu mevsimde aynısı banada oluyo şehirde ankara artı.
0
borzoi
(04.07.11)
evet koluma faça attıkları testten yaptırıcak bir yer arıyorum.

peki ya sürekli alerjinin bir numaralı ilacı denen zyrtec nedir nasıldır? onu alsam rahatlasam?

yıllar önce de vardı, farklı bir nedenle gittiğim kulak burun boğaz doktoru fexofen isimli antihistaminikle flixonase (nasonex muadili) bir burun spreyi vermişti. işe yarıyor gibiydi ama bugün ikisi de para etmiyor, ölecem.
0
🌸kibritsuyu
(04.07.11)
antihistaminikler kişiye göre fark ediyo bence. ben zyrtec içemiyorum (zaten son yıllarda genel olarak pek ilaç içmiyorum) ağır geliyor. bu tip ilaçlar bağışıklığı baskılayarak çalıştığı için başka marazlara imkan sunuyor, uzun süreli kullanılmamalı bence. tedavi de bildiğim kadarıyla öyle hemen hop olmuyor, bir süre alıyor.
clairitine'i en temiz buldum ben ilaçlar arasında.

fakat bu yılın bereketi nedeniyle ekstra kuvvetli bir durum var. onu da dikkate alın.
ha bir de telefonla randevuya kasmayın özel doktora gitmeyecekseniz. doğrudan kalkın gidin hastaneye, ilgili bölümü olan bir yere tabi. biraz sıra beklersiniz, girersiniz. telefonla insana eziyet ediyorlar.
0
kediebesi
(04.07.11)
bayındır'ın bakanlıklar üstündeki hastanesinde yaptırmıştık bi tanıdığa.
0
mahnita
(04.07.11)
ben aynı şikayet için ümitköyde başkentin semt polikliniğine gittim.bölüm de kbb.
bence doktora gitmeden ilaç kullanma..
0
omonia
(04.07.11)
poliklinikte de yaptırabilirsiniz. kızılay'da özkaya tıp merkezi var, ben orada yaptırmıştım.

ve burada doktor kesilenleri dinlemeyin, sonuçta doktor size aynı ilacı verecek de olsa önce testi yaptırın.
0
boo ya moon
(04.07.11)
(12)

çikolata ile meyve

kibritsuyu
yahu hem çikolatayı, hem meyveyi ayrı ayrı çok seven biri olarak, üstüne çikolata dökülmüş meyveyi sevmeyen tek ben miyim? avm'lerde falan çikolata şelaleleri var mesela. bi kaba meyve koyuyorlar, üstüne de çikolata. lan çok yavşak bir tad oluşuyor ağzımda. bozuk gibi. ne çikolatadan bi şey anlıyoru
yahu hem çikolatayı, hem meyveyi ayrı ayrı çok seven biri olarak, üstüne çikolata dökülmüş meyveyi sevmeyen tek ben miyim? avm'lerde falan çikolata şelaleleri var mesela. bi kaba meyve koyuyorlar, üstüne de çikolata. lan çok yavşak bir tad oluşuyor ağzımda. bozuk gibi. ne çikolatadan bi şey anlıyorum, ne meyveden. bu ikisi karışınca abuk ekşimsi, tarif edemeyeceğim bir tad oluşuyor ve sevmiyorum.

sizde de oluyor mu bu?
0
kibritsuyu
(01.07.11)
yalnız değilsin.
0
wallcan
(01.07.11)
hacı fondue ye yemediysen. bence ayrı bir dünya oluyor çikolata ve meyve birleşince.
0
bad boy for life
(01.07.11)
Tam dediğin gibi değil ama bende pastalarda çikolata+... meyveli kombinasyonları sevmiyorum.

Çikolata + fıstık/krokan/kestane vs. olacak
0
poseidon1
(01.07.11)
oluyor bende de.

özellikle çikolata çilek ikilisi bahsettiğin ekşimsi tadı yaratıyor.iğrenç...
0
p a t r i o t
(01.07.11)
tek değilsin ben de hiç sevmiyorum.
0
girl in a coma
(01.07.11)
ben bunlarr bir tek waffle da seviyorum. öteki türlü ı ıh.
0
hiçbirşeyyok
(01.07.11)
meyveden meyveye çok değişiyor, mesela ananas ve çikolata ikilisi korkunç. şekerli meyvelerle güzel oluyor ve meyvenin tadı da önemli, bazı çilekler şekersiz oluyor.
0
my december
(01.07.11)
aynen ben de sevmiyorum, waffleda olunca da meyvelerini ayırıp, ayrıca yiyorum. bence nutella sosise bile meyveden daha çok yakışıyor.
0
kediebesi
(01.07.11)
Ne kadar güzel, ben de sevmiyorum şokolatla meyveyi karışık kuruşuk.
0
sourlemonade
(01.07.11)
aynen... hele fondüye falan elma koyuyolarya, bitiyorum orda. götüm gibi tadı oluyor. muz yine neyse, kivi falan yalan yani.
0
nezareten taharet
(01.07.11)
bana olmuyor. tatli ile eksi kombinasyonuna hastayim.
0
shi aila
(01.07.11)
kesinlikle haklısın sulu sulu bir acaip..

çikolatayla giden bir muz biliyorum, kırk yılda bir de çilek.

onun harici yakışmıyor. mesela kara orman pastası denen şeyi, bir insan evladı nasıl sevebilir ve hatta ağzına koyabilir, aklım almıyor.

bu arada denemediysen, lindt, kırmızı biberli çikolata.

inanılmaz bir lezzet, çok güzel.
0
cedilla
(01.07.11)
(2)

kanarya bakımı

kibritsuyu
komşulardan birinin bakamayıp kapıcıya verdiği kanaryayı sahiplendik. geldiği güne göre tertemiz oldu, kuyruğu çıktı, serpildi. güzel de ötüyor kerata.lakin babam eski kuş besleme tecrübelerine dayanarak kuşa yumurta sarısı, elma, yulaf ezmesi falan veriyor. yemi falan var ama bunları vermemizde bir
komşulardan birinin bakamayıp kapıcıya verdiği kanaryayı sahiplendik. geldiği güne göre tertemiz oldu, kuyruğu çıktı, serpildi. güzel de ötüyor kerata.

lakin babam eski kuş besleme tecrübelerine dayanarak kuşa yumurta sarısı, elma, yulaf ezmesi falan veriyor. yemi falan var ama bunları vermemizde bir sakınca var mıdır? dört tane yemliği var, üçü kanarya yemi dolu, birinde yulaf ezmesi var. kafesinin dibinde yumurta sarısı var, ayrıca tellerine de elma dilimi asılı. pezevenk çok da seviyor elmayı. yeminden çok onu yiyor. yumurta da öyle. bi zararı dokunmasın bunların? şekerden falan?
0
kibritsuyu
(01.07.11)
Yumurta,yulaf ezmesi,elmayı görünce aklıma güzelim kahvaltım geldi :)
www.kanaryasesi.com
Bu sitede gayet güzel açıklamış.Umarım yardımcı olur.
0
free bird
(01.07.11)
Yumurta sarısı genelde sesine iyi gelsin diye verilir ama abartmayın fazla vermeyin. Yeşilliği çok severler. Uzaktan gösterin kafesin içinde ordan oraya vurur kendini sevinçten. Kendi yemi dışında yiyecekleri çok nadir aralıklarla vermek en güzeli. Çünkü kanaryalar muhabbet kuşları gibi değiller çok hassaslar. Buluttan nem kapabilir hasta olabilirler :)
0
alkolik imam
(01.07.11)
(5)

böyle bir program var mı, varsa ne güzel olur la

kibritsuyu
eskiden naapardım? odamın enini boyunu ölçer, bire x ölçekli halini kağıda çizerdim, aynen eşyaları da ölçer onları da bire x ölçüsünde kağıttan keserdim, oda planının üstüne koya koya hangisi nereye sığar/sığmaz, nasıl olur, sıkışık mı olur, aradan adam geçer mi falan gibi oda yerleşimine karar ver
eskiden naapardım? odamın enini boyunu ölçer, bire x ölçekli halini kağıda çizerdim, aynen eşyaları da ölçer onları da bire x ölçüsünde kağıttan keserdim, oda planının üstüne koya koya hangisi nereye sığar/sığmaz, nasıl olur, sıkışık mı olur, aradan adam geçer mi falan gibi oda yerleşimine karar verirdim.

şimdi oturma odasının şeklini değiştiricez, metreyle ölçünce olur gibi ama değiştirmeden de bilemiyoruz kapının çok mu ağzına gelir, televizyon nasıl durur falan.

bu eskiden yaptığımı bilgisayarda yapacak bir program olmaz mı? öyle çok mimari, profesyonel falan olmadan. mesela odanın ve eşyaaların ölçülerini gireyim, o bana iki boyutlu kuşbakışı çizsin. tek tek sürükleyerek yerleştireyim, çevireyim falan.

not: şimdi vardır tabi elbet, autocad neyin yapıyordur bunu, üç boyutlusunu bile yapıyordur. ama benim istediğim böyle bapbasit olanı.
0
kibritsuyu
(30.06.11)
google skech
0
bryan fury
(30.06.11)
google sketchup

düşündüğünüz kadar basit değil ancak bu laftan sonra düşündüğünüz kadar da zor değil ve harika bir program
edit: harika zamanlama
0
kisa
(30.06.11)
2d işini görecekse autocad lt derim
boyutu da küçük
0
benlik bu kadar
(30.06.11)
interiordec.about.com
bunlar online çalışanlar.
bir de bilgisayara yüklemeliler var. home decor, design, free, easy diye arayabilirsin.
www.artifice.com bunun gibi.
0
kediebesi
(30.06.11)
(bkz: ikea)nın sitesinde mutfak ve yatakodası planlayıcısı var. oturma odası için de kullanabilirsin.
www.ikea.com.tr
www.ikea.com.tr

bir de www.homestyler.com ama bunda kısıtlamalar var.
0
paranoid corpse
(30.06.11)
(5)

canon 18-55 IS kit lens kaça satılır?

kibritsuyu
ya da daha doğrusu satmak istesem alan olur mu bunu? mediamarkt'ta canon 550d + 18-55 IS + 55-250 IS = 2600 lira mıydı neydi. dün hayyam'ı aradım sordum babataş foto'ya, 550d + 55-250 = 2100 lira (bunlar spot). 18-55 500 lira etmez tabi ama ederse ne eder, 200-250 falan eder mi? bunu satıp yerine pa
ya da daha doğrusu satmak istesem alan olur mu bunu? mediamarkt'ta canon 550d + 18-55 IS + 55-250 IS = 2600 lira mıydı neydi. dün hayyam'ı aradım sordum babataş foto'ya, 550d + 55-250 = 2100 lira (bunlar spot). 18-55 500 lira etmez tabi ama ederse ne eder, 200-250 falan eder mi? bunu satıp yerine para ekleyip tamron 17-50 alsam (bu hayyam'da iki yıl garantili 800 lira). hem de garantili olsa. yoksa direk gidip spot mu alsam?

bi de mediamarkt canon'ları erkayalar garantili satıyor de mi, paralel ithalat falan değil?
0
kibritsuyu
(29.06.11)
1- ben olsam almam.
2- 100 $ edermi$ gibi.

kaynak: bahar aylarında aldığım 550d için 'lensi almasam noolur abi' dediğimde 1100 yerine 1000 $'a dü$mesi.
0
ateistanbul
(29.06.11)
Sıfırı 250 TL civarı
Kit lens olması sebebiyle 2. elde 100 dolar iyidir..

Kaynak:
fotograf-kamera.gittigidiyor.com
0
mhm
(29.06.11)
150-175 tl arası
0
sli
(29.06.11)
hiç kullanılmamış, kutudan çıktığı gibi satsam da mı 250 hadi bilemedin 230 civarına satamam? yani kullanıp da satmıyorum buraya dikkat. kit diye mecburen satın alıp, kutudan çıkardığım gibi, tek kare çekim yapmadan satıyorum. yine 150 lira mı yani?
0
🌸kibritsuyu
(29.06.11)
malesef aynen dediğin gibi..
bence sahibinden.com a filan bir bak piyasasını öğrenmek açısından..
ama benim bildiğim dediğim gibi max 185..
0
sli
(29.06.11)
(2)

hayyam'da satılan sıfır spot ürünler

kibritsuyu
garantili satılanlar ile tamamen aynı mıdır? yani tamam ürün aynıdır da, hayyam'dakiler de türkçe menülü müdür, ürünler orijinal kutulu mudur, yoksa ambalaj niyetine streç filme sarılmış halde midir? kullanım kılavuzları falan tam mıdır, türkçe midir?yani sözün özü, fotoğaf makinesini gidip garantil
garantili satılanlar ile tamamen aynı mıdır? yani tamam ürün aynıdır da, hayyam'dakiler de türkçe menülü müdür, ürünler orijinal kutulu mudur, yoksa ambalaj niyetine streç filme sarılmış halde midir? kullanım kılavuzları falan tam mıdır, türkçe midir?

yani sözün özü, fotoğaf makinesini gidip garantili marantili aldığımda ve hayyam'dan aldığımda dükkandan çıkarken elimde bulunan kutular birebir aynı mıdır?
0
kibritsuyu
(29.06.11)
aynıdır, türkçe menülü olanı da bulunur. orijinal kutuludur.

kullanım kılavuzları tamdır ama türkçe değildir. bazen çok tuhaf dillerde olabilir ama kendileri çektirip veriyor istediğinizi.

ama işte pazarlama stratejileri farklı olan ürünler, örneğin bazılarında model adı var, bazılarında model numarası ama aynı ürün. (constantine filminin müslüman ülkelerde C harfine vurgu yapılırken, bazılarında t harfine vurgu yapılır)

bu yüzden kutu farklılığı da görülebilir. tavsiyem hayyam yerine bireysel satıcıları tercih etmeniz. isterseniz isim verebilirim bu konuda.

(nedense hayyam'a güvenmiyorum.küçük ürünleri getirip ben de satıyorum. mesela 0,60$ olan ekran koruyucusunu 10 liraya sattıklarını görünce deli olmuştum.)
0
elmalili hamdi yazar
(29.06.11)
yok küçük ürün değil, fotoğraf makinesi + lens alacağım. sorum film, ufak donanım, sarf malzemesi vs'den ziyade fotoğraf makinesi + lens içindir.
0
🌸kibritsuyu
(29.06.11)
(3)

angry birds soruları

kibritsuyu
bu oyunun pc için olanını yeni edindim, oynuyprum. sorularım var:1. bu yıldız hadisesini neye göre veriyor? yani bir çizelgesi var mı? 45000 puan yapıyorum tüm kuşları harcıyorum üç yıldız veriyor, tek kuşla ortalığı tarumar ediyorum, iki kuş arttırıyorum, iki yıldız veriyor. niye ve neye göre bu yı
bu oyunun pc için olanını yeni edindim, oynuyprum. sorularım var:

1. bu yıldız hadisesini neye göre veriyor? yani bir çizelgesi var mı? 45000 puan yapıyorum tüm kuşları harcıyorum üç yıldız veriyor, tek kuşla ortalığı tarumar ediyorum, iki kuş arttırıyorum, iki yıldız veriyor. niye ve neye göre bu yıldızlar?

2. golden eggs için ne yapmalıyom, bi tane deniz toplu açıldı, başka da açılmadı. 1-2-3. level'ları biritdim, öteki episode'lar da açıldı ama golen egg yok hala?

3. ben bu oyunu nasıl sıfırlarım? nereden neyi silmeliyim ki hiç oynanmamış gibi olsun, en baştan başlansın?
0
kibritsuyu
(28.06.11)
2. appcomments.com

3. silip tekrar yüklemeyi denediniz mi? olmazsa bir uninstall programıyla silin, alayını silsin.
0
ufukcel
(28.06.11)
1. sanirim elinde kalan kus sayisiyla da alakali ama daha cok ortaligi ne kadar yiktiginla ilgili.
0
samfisher
(28.06.11)
1. her bölümde farklı bir çizelge var ama sadece puana bağlı yıldız sayısı.
2. yumurtalar bölümlerde gizli kutuların içinde falan oluyor, etrafı yıktıkça görürsünüz.
0
erostrada
(29.06.11)
(19)

size göre "çöp" nedir?

kibritsuyu
pikniğe gittiniz. ormanın içindesiniz. yediniz içtiniz. çöplerinizi toplayıp atacaksınız. neyi toplayıp atarsınız? sizce geride bıraktığınız her şey çöp müdür?kendi fikrimi söyleyeyim (bu arada aynı mekanı benden sonra kullanacak kişilerin temiz bulması meselesi konumuz dışındadır, farz edin ki başk
pikniğe gittiniz. ormanın içindesiniz. yediniz içtiniz. çöplerinizi toplayıp atacaksınız. neyi toplayıp atarsınız? sizce geride bıraktığınız her şey çöp müdür?

kendi fikrimi söyleyeyim (bu arada aynı mekanı benden sonra kullanacak kişilerin temiz bulması meselesi konumuz dışındadır, farz edin ki başka kimsenin gelmeyeceği ıssız bir ormandasınız), bence organik olmayan, yani işlemden geçmiş, doğanın yok etmekte zorlanacağı her şey çöptür. cam şişe, pet şişe, peçete, kağıt vs. çöptür.

ama elmanın koçanı, domatesin salatalığın kabukları, biberlerin sapları, meyvelerin çekirdekleri de çöp müdür sizce? bunlar zaten doğanın parçası değil midir? elma meyvesini ağaçta bıraksan o kendi yere düşmeyecek midir? o zaman çöp olmamaktadır da, yiyip koçanını atınca niye çöp olmaktadır?

fikirleriniz?
0
kibritsuyu
(24.06.11)
aynı fikirdeyim
0
hizli sperm
(24.06.11)
dediğin şey doğru ancak bence boyut da önemli bir etken. yani üzümün çöpünü, kirazın çekirdeğini tutup da çöpe atma ihtiyacı hissetmem, ama karpuz kabuğu da bırakılmaz mesela. o bariz çöptür.
0
sir gawain
(24.06.11)
elmanın koçanı da örnek olarak bence çöp. doğaya müdahale etmiş oluyoruz zira. normalde o elmanın mantıken amasya'da yere düşmesi gerekirken sen onu ayvalık'ta bırakınca doğal dengeye mikroskobik de olsa zarar vermiş oluyorsun. kaldı ki doğal ortamda o kadar çok besin bırakılması faydalı birşey değil diye düşünmekteyim.
0
homo sapiens gotgobekus
(24.06.11)
sir gawain'le aynı fikirdeyim
0
yazaryan
(24.06.11)
domates ağaçta iken doğanın bir parçasıdır...
kendinizi saksıda düşünün, meyve mi vereceksiniz? hayır.
0
koskoca devletin adi osmanli lan
(24.06.11)
ben 1000 kisinin 300 metrekare alana biraktigi organik atiklardan gorsel olarak rahatsiz olurum. sonucta hepsi hemen bozunup topraga karismiyor. o yuzden olabildigince, ne goturduysem yanimda getirmeye calisiyorum.
0
dahicocuk
(24.06.11)
yaratacağı görsel kirliliği, aynı mekanı sizden sonra gelenlerin temiz bulması mevzusunu gözardı edin demiştim sorumda. o başka bir tartışmanın konusu. öyle düşünürseniz her şey çöptür. öyle düşünmeyin. doğa açısından, çevre kirliliği açısından düşünün sadece. çöpe bile atsan bir tane pil doğaya zarar verir diyoruz ya hani, o hesap düşünün. doğa açısından düşünün. insanlar görür, çirkin görüntü falan diye düşünmeyin.
0
🌸kibritsuyu
(24.06.11)
insanlar acisindan degil sadece doga acisindan dusunursek, kocan vb issiz ormanda birakilir. hem daha az dolu cop kutulari, daha az insan gucu (copculer), cop ogutme merkezlerinde daha az islem demek.
0
hapax
(24.06.11)
ben karpuz kabuğu çöp elma koçanı değili mantıksız buldum açıkçası.

bence meyve sebze artıkları çöp değildir, gerisi çöptür.
0
mahnita
(24.06.11)
mahnita yla aynı fikirdeyim ben de.
0
hiçbirşeyyok
(24.06.11)
peki arabada sigara içince izmaritini dışarı atma konusunda ne düşünüyorsunuz?
0
cedilla
(24.06.11)
üçüncü keredir söylüyorum: "herkesin görebileceği" hadisesi başka bir tartışmanın konusudur. mevzu o değil. mevzu doğa.

hiç kimsenin belki bir daha göremeyeceği dev çöplük alanındaki bir adet pili düşünün. kimse görmüyor onu, ama doğaya zarar veriyor. onun gibi. doğaya zarar, genel olarak çevrenin kirlenmesi vsvs.

arabada tatile gidiyorum. afyon'da kuş uçmaz kervan geçmez yollardayım. araba sürerken elma yedim, koçanı elimde. camı açıp dışarı, yandaki boş araziye sallasam çöpümü sokağa atmış, çevreyi kirletmiş olur muyum mesela? bence olmam. karpuz kabuklarını atsam bile olmam.
0
🌸kibritsuyu
(24.06.11)
Duymuşsunuzdur belki, evsel organik atıklardan "kompost" diye adlandırılan bir nevi organik gübre yapılıyor zaten, evde filan da yapabiliyorsunuz. Görüntüyü geçersek, organik atıklar çöp değildir, ama kompost yaparken çok yıllık bitki tohumlarını kullanmamanızı, gübre ile doğaya yayılacağını söylerler, doğa dengesini korumak açısından. Ama her türlü meyve kabuğu vs. rahatlıkla kullanılabilir.

eartheasy.com

Bu daha anlaşılır:

berceste.blogspot.com
0
opucuk baligi
(24.06.11)
kibritsuyu,

son yorumundaki "afyon'da kuş uçmaz kervan geçmez yollardayım" sorundan baslayarak cevap vereyim. evet, o elma kocani coptur.

cop sadece dogayi kirletmesiyle tanimlanmaz. o yuzden "elma kocani dogayi bozmuyor, dogal olarak yok oluyor" dusuncesi elma kocaninin cop olmadigi yonunde bir arguman olmuyor.

cop su: "Yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi"

dolayisiyla piknige gittiginde orada organik de olsa biraktigin her sey coptur. kimse gormese de coptur. cevre negatif yonde etkilenmese de coptur.

agactan dogal olarak dusen bir elma doganin bir parcasidir. dolayisiyla cop degildir. kimse onu oraya atmadigi icin cop olmaz yani.

(konuyu uzatmak istersen "agactaki elmayi tam dusmeden once elimle alip onu dusecegi yere birakirsam o cop mudur?" diye sorabilirsin)
0
wpi
(24.06.11)
çöp, çöptür. ne kadar doğalda olsa fark etmez. fakat bir pil'i yada pet şişeyi toprağa gömmekle, bir mısır koçanını gömmek farklıdır.
0
ermoo
(24.06.11)
ben doğada yere bilimum çekirdek, kibrit, ufak kâğıt veya diğer UFAK biber sabı gibi, çürük erik gibi şeyler atmaktan çekinmem.

ama yenmiş elma atmaktan çekinirim, kötü görünür çünkü, oraya ait değildir.
0
desdinova
(24.06.11)
Sen o ıssızlıktan geçtiğine göre, başkası da geçebilir.

Bence geride bırakılan ve daha önce orda olmayan her şey çöptür. Felsefe şu olmalıdır: Geride hiç bir şey bırakmamak, yanımıza hiç bir şey almamak.
0
44
(24.06.11)
kimsenin görüp görmemesi konusunda olay biraz vicdaniyete bakıyor. biz doğayı üzerinde piknik yapılan yer olarak algılarsak eğer afedersiniz mokunu çıkarırız. doğa bize değil biz doğaya muhtacızdır. doğa, koskoca devletin adi osmanli lan'dan, kibritsuyundan daha önemlidir.
0
koskoca devletin adi osmanli lan
(24.06.11)
ben de sana katılıyorum genel olarak. tabii ki domatesin hıyarın elmanın artanını ormanlık bir yerde bırakmakta bence sakınca yok. aksine çöp kutusuna atmaktansa ormanlık bir yerde bırakmak bir şeylerin onlardan nasiplenmesine bile neden olabilir.
0
yasakani
(24.06.11)
(3)

internet explorer ile dosya indirememe sorunu

kibritsuyu
şöyle bir sorunum vardı hatırlarsanız: (git: 259679) internet vergi dairesinden pdf dosyası indirmeye çalışırken "dispatch" isimli bir dosyamsı bir şeyi indirmeye çalışıp indiremiyordu. (ben sorunu adobe reader 9 veya 10 kullanmama bağlamıştım zira 7 kullanan bilgisayardan indirebiliyorum)şimdi ekşi
şöyle bir sorunum vardı hatırlarsanız: (git: 259679) internet vergi dairesinden pdf dosyası indirmeye çalışırken "dispatch" isimli bir dosyamsı bir şeyi indirmeye çalışıp indiremiyordu. (ben sorunu adobe reader 9 veya 10 kullanmama bağlamıştım zira 7 kullanan bilgisayardan indirebiliyorum)

şimdi ekşi sözlük'ten yedeklerimi istedim, mail adresine bir link geldi buradan indirin diye. tıklıyorum, getbackup.asp diye bir dosya indirmeye çalışıyor ve yine indiremiyor.

niye indiremiyor lan? getbackup.asp ne? internet sitesinin kodu herhalde o. sen indireceğim dosyayı indirsene. yedeklerimin linki bu: sozluk.sourtimes.org

çeşitli nedenlerden dolayı firefox veya başka tarayıcı kullanamam. aynı nedenlerden doalyı internet explorer 9 da kuramıyorum. windows 7 64 bit ve ie8 kullanıyorum.
0
kibritsuyu
(24.06.11)
bir download manager kullanıyor olabilir misiniz? onlar genelde böyle dosyaları indiremiyor. firefox kuramıyorsanız, şuradan kurulumsuz çalışan versiyonunu indirebilirsiniz: portableapps.com
0
inheritance
(24.06.11)
hayır download manager kullanmıyorum. firefox'u da kuramamak değil problem. açıkçası kullanmak da istemiyorum. ie'den memnunum ben. yapabileceği şeyi niye yapamadığını anlamak ve düzeltmek istiyorum. alternatifini kullanmak istemiyorum.
0
🌸kibritsuyu
(24.06.11)
browserlar yorumlanacak icerigin nasil yorumlanacagina mime adi verilen ve sunucudan kendilerine gonderilen veriyle karar veriyorlar. mesela sunucu diyor ki "icerik tipi pdf uygulamasi", browser da pdf acmak icin kendisine tanimlanmis programi kullaniyor. ayni sekilde indirilecek bir belge oldugunda sunucu "indirmeye zorla" diyor ve browser dosyayi indirmeye calisiyor. hipotezim su ki kullandiginiz browser mime verisini duzgun yorumlayamiyor. zararli yazilimlar yuzunden olabilir ya da bilmiyorum nasil olur ama durup dururken bozulmustur.

herhalde sifirdan yuklemeyi denemissinizdir. ona ragmen duzelmediyse nasil duzelebilecegi konusunda bir fikrim yok.
0
dahicocuk
(24.06.11)
(5)

özellikle toshiba notebook sahipleri bi bakın hele (diğerleri de bakabilir)

kibritsuyu
arkadaşlar şu ekran görüntüsü msconfig şeysindeki başlangıçta çalışacak programları göstertiyor. burada toshiba ile ilgili bir sürü şey var ve bir çoğu da sanırım işime yaramayacak şeyler. bilgisayarın açılışını yavaşlatmaktan başka bir işe de yaramıyorlar. şimdi ben buradaki toshiba zımbırtılarının
arkadaşlar şu ekran görüntüsü msconfig şeysindeki başlangıçta çalışacak programları göstertiyor. burada toshiba ile ilgili bir sürü şey var ve bir çoğu da sanırım işime yaramayacak şeyler. bilgisayarın açılışını yavaşlatmaktan başka bir işe de yaramıyorlar. şimdi ben buradaki toshiba zımbırtılarının başlangıçta yüklenmesini kapatsam bilgisayarı elime alır mıyım, "vay sen bunu yüklemedin, o zaman açılmıyorum, aha da kilitlenip kalıyorum işte" der mi bilgisayar? ya da hangilerini kaldırırsam böyle bir risk alırım? hangilerini gönül rahatlığıyla kaldırabilirim?
0
kibritsuyu
(23.06.11)
hepsini kaldırsan bile bilgisayarın yine de açılır. ama detaylı bilgi istiyorsan hepsini tek tek google a yaz.
0
karaden
(23.06.11)
Usta toshiba bazı kritik yazılımlara da adını prefix olarak eklemiş. Senin yapmak istediğini yaptım bir kere tahmin ettiğin gibi elime aldım aleti. Zaten çok işlemci yahut ram yemiyor onlar. Temproyu service station ı falan kapatabilirsin. Ben bir dahaki formattan sonra araştırıp gereksizlerini silip öyle bir back-up yaratmayı düşünüyorum paylaşayım dedim.
0
vexations
(23.06.11)
çalışırken ram yemiyor da bilgisyar açılırken tır tır tır iki saat onları yüklemeyle uğraşıyor, açılmasını uzatıyor. lazım değilse açılışta yüklemesin.
0
🌸kibritsuyu
(23.06.11)
bana sorarsan tempro dursun ilk başta. tempro pc deki güncellemeleri eksik olan driverleri güncelliyor veya bios'u güncelleme yaptıktan sonra zaten bi işe yaramıyor siebilirsin, rahat ol
0
essance
(23.06.11)
soluto diye bir program var. başlangıcınızı hızlandıran. gereksiz programları kaldıran yahut erteleyen. şöyle ki o programı kullansanız bile erteleyerek zaman kazandırıyor. 01 dk 13 sn'ye indirdi mesela benim laptopu.
0
unalub
(23.06.11)
(4)

araç ruhsatı yenileme ACİL ACİL

kibritsuyu
arkadaşlar aralık ayında arabamın muayenesi vardı. arabamın ruhsatında yer kalmadığı için şoförler odasından ek-1 belgesi çıkarttırdım, muayenemi de yaptırdım. adam muayeneyi ek-1 belgesinin üzerine işledi. belge de ruhsatın arasında duruyor.lakin zannedersem benim o belgeyle ve eski ruhsatla gidip
arkadaşlar aralık ayında arabamın muayenesi vardı. arabamın ruhsatında yer kalmadığı için şoförler odasından ek-1 belgesi çıkarttırdım, muayenemi de yaptırdım. adam muayeneyi ek-1 belgesinin üzerine işledi. belge de ruhsatın arasında duruyor.

lakin zannedersem benim o belgeyle ve eski ruhsatla gidip ruhsatımı yeniletmem gerekiyordu sanırım. yeniletmedim. öyle duruyor.

1. ruhsat yeniletmenin bir zamanı var mı? şu kadar zaman içinde yeniletmen lazım diye.

2. yeniletmezsem ve polis yakalarssa bunun bir cezası var mı? ruhsatım mevcut. muayenem falan da tamam.

3. illa yeniletmem lazım ise bu ne kadar zamanda olur? işlemler ne kadar sürüyor?

cumartesi yola çıkacağım, acil cevap lütfen.
0
kibritsuyu
(16.06.11)
teşekkürler. peki 1 ve 2 cevabın çelişti. süresi 1 ay ise, ben bu zamanı geçirirsem (ki geçirdim, 6 ay oldu neredeyse) ceza mı yedim ne oldu?
0
🌸kibritsuyu
(16.06.11)
ceza yersin. ayrıca yakaladıkları yerde ayrı bir ceza yersin. bir an önce çıkartsan iyi edersin.
0
inanmazsan inanma
(16.06.11)
neye dayanarak bunu söylediniz? yani internette kimse bunun cezasından bahsetmemiş. ne kadar aradıysam bulamadım.
0
🌸kibritsuyu
(16.06.11)
1- 1 Ay
2- Aynı şekilde bende ruhsatı yeniletmemiştim. 3 ay sonra polis çevirmede 1 ay içinde mutlaka yeniletin yoksa araç trafikten men olur dedi. Ben yine sallamadım. 5 ay sonra radara yakalandım polis çevirdi. Trafik cezasını doldururken aracın trafikten men olduğunu söyleyip, aracı bağladılar.
3- Ruhsat ve ek-1 formu ile ruhsatın bağlı bulunduğu trafik şubeye belgeleri teslim ettikten 2 gün sonra yeni ruhsatı teslim aldım. Yeni ruhsatla aracın bağlandığı köprüdeki trafik şubeden, trafikten men'i kaldırtım ve aracı otoparktan aldım. Galiba ruhsat değişikliği için ceza değil ama bi miktar para ödemiştim ne kadardı hatırlamıyorum. Men için ceza ödedim mi ödemedim mi onu hiç hatırlamıyorum.
0
deadscream
(16.06.11)
(8)

dslr fotoğraf makinesi + objektif

kibritsuyu
hayalimdeki set: canon 550d body + tamron 17-50mm f/2.8 lens.desem ki bütçem 2000 lira civarı. bunu gidip hayyam'dan alsam nasıl bir seçim yapmış olurum? şahane mi dersiniz, vasat mı dersiniz? param buna yeter mi? artar mı? çok mu eksiğim var? yoksa garantili mi alayım?ilk dslr kullanımım olacak (ko
hayalimdeki set: canon 550d body + tamron 17-50mm f/2.8 lens.

desem ki bütçem 2000 lira civarı. bunu gidip hayyam'dan alsam nasıl bir seçim yapmış olurum? şahane mi dersiniz, vasat mı dersiniz? param buna yeter mi? artar mı? çok mu eksiğim var? yoksa garantili mi alayım?

ilk dslr kullanımım olacak (kompakt makineyle yeterli bilgi ve tecrübem var çömez değilim, kit lensin kesmeyeceği kanısındayım), yine de illa kit lensle mi alayım acaba? 50mm f/1.8 de iyi diyorlar ama ben zoom özelliği olsun istiyorum ilk aşamada kadraj mevzuları için. param olursa o sonra. hatta bir de ucuzundan tele istiyorum sonraki aşamada. o ne olsun= canon 55-250 veya sigma 70-300 vsvs? ne dersiniz canlar?
0
kibritsuyu
(13.06.11)
garantili alma spot al. arada 500 lira falan fark var.
www.sahibinden.com
0
rentts
(13.06.11)
Ebay'deki bu kullanıcıya güvenebilirsin, Türkiye'ye yüzlerce satışı var çoğu GG ve sahibinden kullanıcısı bu adamdan alıyor zaten istersen bak fiyatlara. Kargo dahil fiyatlar gördüklerin.

shop.ebay.com
0
no one
(13.06.11)
"nereden alayım" dan ziyade seçimimin iyi olup olmadığı hakkında fikir verirseniz sevinirim. zira böyle şeyleri uzaktan almayı hiç sevmem. bozuk çıkar bi şey olur, göre elleye almalıyım. arıza olduğunda kafasına atabileceğim adam karşımda olmalı. 2000 liraya alabileceğim bir set olarak (ki canon hastası olduğumu belirteyim) nasıl bir set bu? ikinci aşamada yanına bir tele ve 50 mm eklemek üzere.
0
🌸kibritsuyu
(13.06.11)
@no one
hocam ebay den alamazsın zaten 150 dolardan fazlaysa vergiye tabi olur. astarı yüzünden pahalıya gelir.

@kibritsuyu
haklısın tabi ki ben de elleyerek görerek alırım. adamla telefonlaş sonra buluşun vs vs. tercihini makine olarak çok doğru olduğunu söyleyebilirim ama lensler hakkında pek bilgim yok.
0
rentts
(13.06.11)
canon 550d kit lens ile birlikte 1550 falandı sanırım. 200 çıkar 1350 desek. tamron 17-50 nin fiyatı ne tam olarak bilmiyorum. ama 650 liradan daha fazladır diye tahmin ediyorum. bilmem yanlış mıyım.. sanki biraccık daha paraya ihtiyacın var.
0
cedric tweedledee
(13.06.11)
Ebay'den alamazsın derken? Gayet alıyorsun işte. Adam Türkiye'ye ürün gönderme konusunda profesyonel diyorum zaten 20 binin üzerinde satışı var. Ayrıca gümrükten geçme sınırı 150 € fakat bu adam ürünü ucuz gösterip sağlam paketliyor. Yine önceki yorumda yazdığım gibi o sahibinden veya gg'de gördüğünüz çoğu spot satıcı ürünlerini ebay'den alıyor.
0
no one
(13.06.11)
canon 55-250 veya sigma 70-300 vsvs?

Bunlardan birini alacaksan mutlaka IS li olanlarından almaya bak. Daha pahalılar ama bence diğerini almaktansa biraz daha para biriktirip, IS lisini almak kesinlikle değer. Ben hem IS'li hem IS'siz kullandım, çok net söyleyebilirim ki IS'li hakkını çok iyi veriyor.
0
sankaranarayanan
(13.06.11)
sigma 70*300den uzak durda ne yaparsan yap tamronun kini alabilirsin.
fiyat yeterli ıs'li 18*55 iyidir o kadarda bok atmayın o lense tamron 17-50 güzel bir lens sanırım biraz pazarlıkla alabilirsin ikisini. diger tercihlerini al önce makinanı yardım ederik
bence ama kit lens +50 mm şeklinde takılırsna bir süre sorun yaşamazsın.
0
exodia
(13.06.11)
(4)

kamera, sahne, perde arkası

kibritsuyu
arkadaşlar çok çok merak ediyorum bir filmin veya dizinin kamera arkasını, tiyatro oyununun sahne arkasını, perde arkasını. bunları izleyebilmenin bir yolu yok mudur? mesela (ankara'da olduğum için) bir behzat ç. çekimlerinde bulunmayı, oyuncuların doğal halini, ekibin çalışmasını izlemeyi çok istiy
arkadaşlar çok çok merak ediyorum bir filmin veya dizinin kamera arkasını, tiyatro oyununun sahne arkasını, perde arkasını. bunları izleyebilmenin bir yolu yok mudur? mesela (ankara'da olduğum için) bir behzat ç. çekimlerinde bulunmayı, oyuncuların doğal halini, ekibin çalışmasını izlemeyi çok istiyorum. herhangi bir tiayro oyununda oyun sırasında arkada neler oluyor, antraktta perde kapalıyken sahnede neler oluyor çok merak ediyorum. bir yolu yok mudur bulunsam, izlesem. yardım da ederim. dekor taşırım, ekipman taşırım. nasıl olabilir bu işler?
0
kibritsuyu
(13.06.11)
senden önce yüzlerce sinema televizyon öğrencisi var.bari yönetmenin çayını getireyim diyen.artık alınmıyo sete öyle meraklılar.işler uzman kişilere bedava fiyatına yaptırılıyo maalesef.ama sana kıyağım olsun
www.youtube.com
ayrıca behzat gibi dandik bi dizinin nesi ilgini çekiyo.
not:uzak filminde figürandım.
0
hari
(13.06.11)
valla tiyatro oyunlarının perde arkasında çok bulundum teknik ekipte çalıştığım sırada. nasıl orda olabileceğin konusunda ise şunu söyleyebilirim: kişisel kontaklarla olabilir, oyuncu olabilirsen olabilir, ya da teknik ekipte olursan olur.bi oyuncu arkadaşın varsa ondan rica edebilirsin (ki sanırım yok olsa duyuru açmazdın)
ama şöyle söyleyim acaip zevklidir özellkle tyatro perde arkası. adamlar canlı oynadığı için brbrlerinin repliklerine müdahale etmeler, karşıdakinin hiç beklemediği zamanda hiç beklemediği hareketler yapıp şaşırtmalar. rolü bitince arkaya geçip buna arkadakilerle beraber kopmalar falan, zevkli ve eğlenceli işler yani.
0
rentts
(13.06.11)
behzat ç'nin dandik olup olmamasını tartışmayacağım, kimi beğenir, kimi beğenmez ayrı mesele. lakin behzat ç dememin nedeni, ankara'da çekilen iki dizinden biri olması nedeniyledir (diğeri de deniz yıldızı, fox tv'de). istanbul'da yaşasam herhangi bir dizi olabilir derdim.
0
🌸kibritsuyu
(13.06.11)
istanbulda olman yeterli. gelirsen mesaj at kibritsuyu.
0
fenerliyim ama feneri delgado
(13.06.11)
(4)

güvercinin ayağını kesmek

kibritsuyu
bıçağı alıp ayaklarını doğramak değil elbet.geçen sene biz tatildeyken balkonumuza, tam da kapının yanındaki saksıya yumurtlamıştı güvercin. çok kullandığımız bir balkon olduğundan saksıyı dikkatlice ileri taşımıştık, güvercin de bulup yavrusunu çıkarmıştı, lakin yavruyu kargalar yedi sanırım, kaybo
bıçağı alıp ayaklarını doğramak değil elbet.

geçen sene biz tatildeyken balkonumuza, tam da kapının yanındaki saksıya yumurtlamıştı güvercin. çok kullandığımız bir balkon olduğundan saksıyı dikkatlice ileri taşımıştık, güvercin de bulup yavrusunu çıkarmıştı, lakin yavruyu kargalar yedi sanırım, kayboldular.

bu sene saksıyı kaldırdık, aynı balkonun kapısının yanındaki kullanmadığımız ve içine ıvır zıvır tıktığımız barbekünün içine kafayı takmış durumdalar. muhtelif zamanlarda bir tane kuşu barbekünün içinde eşelenirken, birini de balkon sandalyelerimize konmuş gözcülük yaparken yakaladım. beni görünce kaçtılar. içeriyi iyice aradım, yumurta falan yok. şimdi bu hayvan kafayı taktı oraya yumurtlayacak. ama yumurtlarsa hem kendine hem biz eziyet olacak. biz o balkonu kullanıyoruz, her giriş çıkışımızda ürkecek, kaçacak, kuluçkada oturamayacak. hazır yumurtlamamışken bu hayvanların ayağını buradan nasıl keseriz? gitsin başka yere yumurtlasın, hem kendi eziyet çekmesin, hem de bize vicdan azabı çektirmesin. en üst kattayız, kuşların uğrak yeriyiz, tepemiz çatı. bir alt katımızda da aynısından var. üstelik ev boş, memlekete gittiler. kırk yılda bir gelirlerse de balkona çıkmazlar. gitsin oraya yapsın, rahat etsin.

ek soru: (diyelim ki yumurtladı). yumurta ne kadar süre açıkta kalırsa bozulur? açıkta kalmış yumurtayı alıp kuluçka makinesine koysak kurtarır mıyız? güvercin yavrısı da civciv gibi kendi hayatını idame ettirebilir mi?
0
kibritsuyu
(13.06.11)
bak sana yaşadığım bir olayı anlatayım.

ilk olarak onun ayağını oradan kesmek çok zor. bir kere yuva yaptırırsan sürekli gelir.
ayrıca yumurtlar ise zaten yumurtanın başından kalkmaz.kalksa bile çok az süre ile kalkar ve hemen geri gelir..
bana 4 kere uğradı. 1 tanesinde yavru daha büyümeden düştü öldü.
2.incisinde biraz dikkat edelim dedik bu sfer yavru uçmaya çalışırken düştü (balkondan dışarı uçmaya çalışmış sanırım) ve kayboldu. 3. sefer yavrular büyüdü ve uçtular gittiler. 4.sefer geldiğinde balkonu biz kapatmıştık.kombinin borusunun çıktığı yerden içeri girdi ve yavruladı..bazen gelir orada öterdi.sanki pencereyi aç falan derdi. açardık ama girmezdi balkonda kimse kalmadığı zaman içeri girerdi.balkona kaç kişi girerse girsin kaçmazdı bu sefer..acayip birşey..ama yavrulamasına izin vermedik.bazen 2-3 gün gider ve gelmezdi.acayip bir hayvan yahu.

bence yumurta yaptığı zaman eğer güvenli bir yerin var ise yumurta yapmasına izin ver ve onu oraya taşı..kargolar falan gelmesin..yağmur,çamur etkilemesin, yüksek bir yer olmasın yani hayvan düşmesin.
0
ykup
(13.06.11)
balkona CD veya bol hışırdayan poşet asarak kuşların gelmesini engellerler. barbekünün üzerine poşet gerin, fışırdasın falan, belki oraya yuvalanmaktan vazgeçerler...
0
elenika
(13.06.11)
gelmemesini istiyosan,bazi yontemler var.bir nevi kaktüs gorevi goren bi yuzey var ustunde dikenler var.tarihi eserlere filan koyuyuorlar bunu kuslari engellemek icin.

www.google.com
0
serabetan
(13.06.11)
misina kullanarak ucuz çözümler üretebilirsiniz www.ehow.com
0
spankenstein
(13.06.11)
(2)

ben bu bütün haber kanallarının geçmişine süreyim

kibritsuyu
yahu eskiden seçimden önce nasıl oy kullanılacağına dair skeçler dönerdi. ysk hazırlardı, biz de bilirdik. 32 yaşındayım, elli kere oy kullandım, şu zamanki kadar tereddüte düşmedim.1. üstüne basa basa "pusula tertemiz olacak, bir çizik bile olsa oy geçersiz sayılacak" deniyor, ama ekranda dönen gör
yahu eskiden seçimden önce nasıl oy kullanılacağına dair skeçler dönerdi. ysk hazırlardı, biz de bilirdik. 32 yaşındayım, elli kere oy kullandım, şu zamanki kadar tereddüte düşmedim.

1. üstüne basa basa "pusula tertemiz olacak, bir çizik bile olsa oy geçersiz sayılacak" deniyor, ama ekranda dönen görüntülerde adam pusulanın arkasına, zarfa falan mühür basıyor. geçen seçimlerde de "arkası mühürlü olacak, zarfta iki mühür olacak, mühürlü değilse geçersiz sayılacak" deniyordu. ulan biriniz de çıkıp mühürlü mü olacak, yoksa tertemiz mi olacak, mühür de "en ufak çizik" sayılacak mı, artık mühür basılmayacak mı şunu açıklığa kavuşturun be. bir allahın haber kanalı da çıkıp şunu söylesin ulan. yapacağınız habere üfüreyim be. tek diyeceğin var ya "mühür dışında herhangi bir çizik olmayacak" veya "mühür dahil herhangi bir çizik olmayacak, önceki seçimlerde pusula mühürlenirdi, artık mühürlenmeyecek". yok neymiş sandık şeffafmış, bunu anlatıp duruyor, boyutlarını falan veriyor. naapıcam sandığı ulan götüme mi sokucam ben, isterse sedef kakmalı gümüşten olsun bana ne lan bundan?

2. biri diyor mühürü logonun üstüne basacaksın, biri diyor altına basacaksın, biri diyor dışına taşırmayacaksın, sanki üniversite sınavı amına koim, yıvarlak taşınca geçersiz olurmuş. bu ne lan? şunu adam gibi resmi anlatan bir site yok mu? en azından bir oy pusulası görseli görsek de neresine basaacağımızı kendimiz tahmin etsek.
0
kibritsuyu
(12.06.11)
benim de kafam karışmıştı. o taşırma mevzuu gerçekten sıkıntılı. şurada anlatılıyor nasıl oy kullanılacağı:

www.youtube.com
0
nerede o eski bayramlar
(12.06.11)
kaşe şeklinde evet mührü yapmışlar. ulan bundan bir allahın kulu bahsetmiyor be. en önemli şey o. hadi ben biliyorum kaşe nedir, nasıl çalışır. 50 milyon seçmen var ulan, bundan behsetsene, "kaşedir, tepesine bastırınca aşağı inip basar" falan diye öğretsene.
0
🌸kibritsuyu
(12.06.11)
(2)

polis rozeti / kimliği

kibritsuyu
şimdi behzat reyiz olsun, arka sokak olsun, kanıt olsun bilumum yerli polisiyede, abiler kapıyı açan kişiye "polis" dedikten sonra cüzdan gibi bir şeyi açıp içindeki rozeti gösteriyorlar. rozeti gören de "buyrun memur bey/komiserim/başkomiserim/amirim" falan diyor.günün birinde polis bana kimliğini
şimdi behzat reyiz olsun, arka sokak olsun, kanıt olsun bilumum yerli polisiyede, abiler kapıyı açan kişiye "polis" dedikten sonra cüzdan gibi bir şeyi açıp içindeki rozeti gösteriyorlar. rozeti gören de "buyrun memur bey/komiserim/başkomiserim/amirim" falan diyor.

günün birinde polis bana kimliğini gösterirse pot kırıp (ne komiseri ulan, emniyet amiriyim ben) copu enseme yememek için soruyorum. bu parlak metalden yapılma rozetin bir yerinde rütbe yazıyor mu? neresine bakalım adamın düz memur mu, başkomiser mi, amir mi olduğunu anlamak için? hatta sicili falan da yazıyor mu orada?

kimlikte yazıyor biliyorum. ben rozet için soruyorum.
0
kibritsuyu
(11.06.11)
gümüşse memur
altınsa amirdir
0
derbeder58
(11.06.11)
diziler dışında pek kullanan yok bildiğimce. cüzdanda kartları kırıyor, zimmeti var gibi sebeplere sahip kullanılmayışı. hatta çoğu polis istekte bulunmadığı için sahip bile değil :) hatta biri gösterirse sahte polis olma olasılığı yüksektir denilebilir.. ama evet gümüş - altın, memur - amir hesabında.
0
yapacakbirseyyok
(11.06.11)
(7)

domates diye ne yiyoruz?

kibritsuyu
bir ay (belki de daha fazla) bir zaman önce pazara gitmiştik. iki ayrı domatesçiden birer kilo domates aldık. biri iri domates, biri de çeri domatesten hallice ama yine de ufak domates. işlerimizin yoğunluğundan ne evde yemek yapabildik, ne yemek yiyebildik. o iki torba domates, mutfak masasının alt
bir ay (belki de daha fazla) bir zaman önce pazara gitmiştik. iki ayrı domatesçiden birer kilo domates aldık. biri iri domates, biri de çeri domatesten hallice ama yine de ufak domates. işlerimizin yoğunluğundan ne evde yemek yapabildik, ne yemek yiyebildik. o iki torba domates, mutfak masasının altında aldığımız torbaların içinde bir, belki de daha fazla bir zaman durdu. buzdolabında değildi, hava sıcaktı, aldığımız gibi kalmışlardı.

dün fark ettik poşetleri. bozulmuştur diye açtık ki o ne? hepsi sapasağlam, taş gibi duruyorlar. en kötü durumdaki biraz buruşmuş o kadar. diğerleri aldığımız günkü gibi cillop. kaya gibi.

lan domates bu. bir aydan fazla süre sıcağın böğründe açıkta çürümez mi lan? nasıl domates bu mınakoyim ya? yiyoruz abi biz bunu.
0
kibritsuyu
(11.06.11)
olgunlaşmasını tamamlamadan tezgaha koyuyorlar. babam da bahçede domates yetiştirir ve getirdiği zaman dolapta saklamaz. tezgahta durur bir hafta gider aynı şekilde.
0
wampex
(11.06.11)
bir ay diyorum abi, belki daha fazla.
0
🌸kibritsuyu
(11.06.11)
benim de 2 aylık bir şeftali maceram var. ben yaşlandım amk o sürede, o tek başına dirayet etti ve zamana karşı yenik düşmedi.
0
oldtimer
(11.06.11)
aldığımızda kıpkırmızıydı. ha belki bazıları hafiften açık kırmızı olabilir. dün de kıpkırmızıydı. çeri de dahil. diyorum ya en kötü durumda olanı sadece içindeki su buharlaştığından olsa gerek biraz buruşmuştu. ne çürük, ne küf, ne bişey. yedim hatta 2-3 tanesini. tadı da normal. normal dediğim mis gibi tarla domatesi gibi değil elbet. yani bu domatesler ilk alındığında da nasılsa öyleydi.
0
🌸kibritsuyu
(11.06.11)
Aslında hormondan ziyade yediğimiz domatesin çeşidiyle alakalı bişey bu. Atıyorum 20 farklı domates tohumu markası vardır çiftçi için. Bunların içinde domatesin lezzetinden çok yüksek verim, hastalıklara dayanıklılık vb gibi şeyler önemlidir. (tohum üreticisi firmalar tarafından devamlı bu tip ar-ge çalışmaları yapılır daha çok verim, daha uzun süre dayanan, hastalıklara dirençli)
0
efebb
(11.06.11)
ilginç buzdolabında bir ayda küften yok oluyor bizimkiler,
keşke yemeseydiniz
0
faideli bilgiler
(11.06.11)
bahçemizde yetişen normal domatesler dışarıda bırakırsak 3-4 günde buruşuyor, 8-9 günde de çürümeye başlıyor. cherry domatesler için bu süre daha da kısa.
0
kayranin kedisi
(11.06.11)
(9)

zona ve kan bağışı

kibritsuyu
arkadaşlar geçen kasım ayında (2010 kasım) ağır olmayan bir zona geçirdim. ilaç kullandım, geçti. şimdi hala çok çok hafif izleri duruyor yaralarımın.bu arada da gönüllü kan bağışçısıydım. hasta varsa hastaya, yoksa kızılay'a üç ayda bir bağış yapardım. son bağışım 20 eylül. 20 aralık'ta üç ayım dol
arkadaşlar geçen kasım ayında (2010 kasım) ağır olmayan bir zona geçirdim. ilaç kullandım, geçti. şimdi hala çok çok hafif izleri duruyor yaralarımın.

bu arada da gönüllü kan bağışçısıydım. hasta varsa hastaya, yoksa kızılay'a üç ayda bir bağış yapardım. son bağışım 20 eylül. 20 aralık'ta üç ayım dolunca kızılay'ın karanfil sokak'taki kan alma birimine gittim ve donör formuna baktım, zona ile ilgili bir şey bulamadım. yine de doktor muydu artık hemşiye miydi formu kontrol eden, ona sordum, "zona geçirdim, sakıncası var mı" diye, "oo 12 ay kan alamayız" dediler. e peki dedim çıktım. sonra kızılay meydanındaki otobüse gittim, oradaki doktora sordum, bir kitap çıkardı baktı, "tüm lezyonlar geçtikten sonra alabiliriz" dedi. e şimdi benim zona hastalığım geçti. yedi ay oldu. ama çoook çok hafif yara izleri var. bu lezyon sayılıyor mu? gidip kan vereyim mi? kanı alana bir zararı falan dokunur mu?
0
kibritsuyu
(06.06.11)
hassas bir kan testinde hala zona antikorları görülebilir. antikor varsa hastalık da vardır. sizin zaten çok çok hafif de olsa lezyonlarınız duruyor. bu da hastalığın devam ettiğini gösterir.
0
thunderbird
(06.06.11)
iyi de benim 4 yaşında yardığım dizimdeki yara izi de duruyor, 5 yaşında olduğum ameliyatın izi de duruyor, 10 yaşındayken sinirlenip cama yumruk atınca yarılan elimdeki iz de duruyor. hatta zone ile aynı virüsün sebep olduğu yine 4-5 yaşında geçirdiğim su çiçeğinin kaşıdığım yerlerinin izi bile duruyor. deride oluşan yaranın izi, hastalık geçse de kalabiliyor. ona ne yapayım ki ben? belki 12 ay sonra da geçmeyecek? belki hiç geçmeyecek? bu hala virüsün etkisini gösterdiğinin işareti midir?
0
🌸kibritsuyu
(06.06.11)
iyi de zonada yeniden bir virüs bulaşmıyor ki, vücutta zaten var olan virüs aktif hale geçiyor. o yüzden kabarcıkların içindeki sular kuruduktan sonra bulaşma olmuyor, ki o aşamada bile zona sadece suçiçeği geçirmemiş insanlara bulaşabiliyor. ayrıca ben de zona geçirdim ve yara izleri kalıcı, geçmiyor zaten.
0
opucuk baligi
(06.06.11)
@opucuk baligi: hah işte tam da onu diyorum. bu durumda ben ne zaman yeniden kan verebilirim? yara izleri ya geçmeyecek, ya da çok geç geçecek. ama ben iyileştim. hatta iyileşeli çok oldu. kan verebilir miyim?

gerçi şimdi gittim otobüsteki doktora tekrar sordum (aynı doktor değildi) kitaba bile bakmadan "ooo sen çoktan iyileşmişsin verebilirsin" dedi. dedim "ama doktor 12 ay demişti virütik hastalık diye", "o başka bir şey, zona ile alakası yok o virütik hastalıkların" dedi.
0
🌸kibritsuyu
(06.06.11)
doktor değilim, onlardan iyi bilmem mümkün değil ama anlaşılan doktorların da kafası karışık :) zona virüsü suçiçeği virüsüyle aynı, ve hayat boyu vücutta kalıyor, uçuk virüsü de mesela öyle, eğer kan veremeyecek olsak suçiçeği geçirenler ve uçuk çıkaranlar da verememeliydi. enfeksiyon bittiğine göre verebiliyor olman gerekir, doktor da alırım dediğine göre kan vermende bir sorun olmamalı. ilk 12 ay diyen kafasını zonanın ne olduğuna yormadan öylesine cevap vermiş olabilir, ben olsam kitaba bakana güvenirdim :)
0
opucuk baligi
(06.06.11)
168 Türk Kızılayı Ücretsiz Bağış ve Danışma Hattı'nı arayarak öğrenebilirsiniz.
0
skplgl
(17.06.11)
Kızılay içine kurt düştüğü anda reddeder :)
Siz de vermeyiverin bir süre.
Telafi olarak da etrafınızdaki herkesi www.kanbankasi.gen.tr gönüllüsü yapın.
iyileşince verirsiniz.
0
9kuyruklukedi
(17.06.11)
bir süre vermeyivereyim de o bir süre ne kadar süre? en son kan verdiğimin üstünden dokuz, zonayı atlatışımın üzerinden yedi ay geçti zaten.

kanbankasi.gen.tr'ye de üyeydim. mail attım dedim böyle böyle, "üyeliği askıya alın, aramasınlar beni veremiyorum", direkt sildiler. eğer verebiliyorsam geri de üye olayım. zaten bugüne kadar 2-3 kere kızılay'a kan vermişimdir. onun dışındakilerin çoğunu oradan bulup aradılar.
0
🌸kibritsuyu
(17.06.11)
"zona tedavimin bitmesinin üzerinden 1 yıl geçti" diyebileceğiniz zamana kadar kan vermeyin. o zaman geldiğinde de bi kan testi yaptırın. sonrasında verebileceğinizi düşünüyorum.
0
9kuyruklukedi
(17.06.11)
(1)

masaüstünde thumbnail şeklinde simge

kibritsuyu
masaüstüne kaydettiğim pdf dosyaları çoğunlukla klasik adobe simgesi ile arz-ı endam eylerken, kimi zaman bakıyorum pdf'nin içeriğini thumbnail olarak gösteriyorlar. bu nasıl oluyor? sürekli oalrak thumbnail olarak simgede içeriğini göstermesini nasıl sağlarım?jpg'ler ve avi'ler için de geçerli aynı
masaüstüne kaydettiğim pdf dosyaları çoğunlukla klasik adobe simgesi ile arz-ı endam eylerken, kimi zaman bakıyorum pdf'nin içeriğini thumbnail olarak gösteriyorlar. bu nasıl oluyor? sürekli oalrak thumbnail olarak simgede içeriğini göstermesini nasıl sağlarım?

jpg'ler ve avi'ler için de geçerli aynı sorum. kimi zaman içeriğini thumbnail olarak görürken, kimi zaman göremiyorum. niye? ve hep görebilmek için ne yapmalıyım?
0
kibritsuyu
(05.06.11)
pdf'leri bilmiyorum ama medya dosyaları codec'lerle ilgili. k-lite kullanıyorsan onda thumbnail seçeneği var.
0
oblitus
(05.06.11)
(8)

intik am peşinde

kibritsuyu
dikkat. aşağıda kimi filmler için spolier içeren ifadeler yer alabilir.intikam filmi arıyorum arkadaşlar. öyle dehşetli falan değil ama. okulda dayak yiyen veledin çinli hoca bulup karate öğrenip dayak atanları sitmesi gibi, ya da (`dikkat spoiler geliyor`) esaretin bedeli gibi haksız yere hapse düş
dikkat. aşağıda kimi filmler için spolier içeren ifadeler yer alabilir.

intikam filmi arıyorum arkadaşlar. öyle dehşetli falan değil ama. okulda dayak yiyen veledin çinli hoca bulup karate öğrenip dayak atanları sitmesi gibi, ya da (dikkat spoiler geliyor) esaretin bedeli gibi haksız yere hapse düşmüş birinin yıllar boyu ince ince kurup intikam alması gibi. bir ezilen, haksızlığa uğrayan ve filmin sonunda onun kazanıp kendisini ezenleri, haksızlık yapanları domalttığı filmler.

güzel filmler olsun ama. stv'de gece yarısı gösterilen beşinci sınıf çin karate filmi gibi olmasın.
0
kibritsuyu
(04.06.11)
o zaman seni oldboy üçlemesinin diğer ikisi paklar
sympathy for mr vengeance
sympathy for lady vengeance
0
kediebesi
(04.06.11)
oldboy gibilerse aradığım tarz değil pek. (dikkat spoiler geliyor) oldboy'da filmin sonuna kadar intikam olayını anlamıyorduk. sonunda çıkıyordu sürpriz. saw serisinin kimi filmleri de öyle. aradığım o gibi değil de daha çok film boyunca ezildiğini gördüğümüz adamın filmin sonunda bir şekilde kendisini ezenden intikam alması.
0
🌸kibritsuyu
(04.06.11)
law abiding citizen aradığın film.
0
oblitus
(04.06.11)
imdb keyword search: revenge
www.imdb.com
0
insanimsi
(04.06.11)
son dönemden edge of darkness geldi aklıma mel gibsondan ve de intikam diyince tabiki de monte kristo kontu ( film olarak kalitesi tartışılır ama kitap olarak esaretin bedeline emsal oluşturur klasik sonuçta kendileri:) )
0
miss poem
(04.06.11)
law abiding citizen izlemediysen kesin izle.

ayrıca;

kill bill
the shooter
karate kid(2010)
0
dynamic0de
(05.06.11)
tabii ki first blood
0
perkele
(05.06.11)
kesin filmleri izlemeden önce araştırırsın ama ben gene de söyleyeyim: law abiding citizen'ın son 5 dakikası bütün filmi öldürüyor. harcayacağın 2 saat varsa, sen bilirsin. yoksa boşuna zaman kaybetme derim. seslendirdiği bir kaç yüzeysel anti-sistem mesajından başka olayı yok zaten.
0
insanimsi
(05.06.11)
(1)

ankara karanfil sokak'taki fotoğraflar

kibritsuyu
karanfil sokak'ın yüksel ile meşrutiyet arasında kalan kesiminde direklerin üstünde dolmuş konsolu fotoğrafları var. ortadaki şu para konulan bölmeli zımbırtı ve orta konsollarının fotoğrafları. nedir bu fotoğraflar? amacı nedir, niyedir?
karanfil sokak'ın yüksel ile meşrutiyet arasında kalan kesiminde direklerin üstünde dolmuş konsolu fotoğrafları var. ortadaki şu para konulan bölmeli zımbırtı ve orta konsollarının fotoğrafları. nedir bu fotoğraflar? amacı nedir, niyedir?
0
kibritsuyu
(04.06.11)
ben de dün akşam yürürken fark ettim. niyeyse hoşuma gitti. çocukken büyülenmiş gibi izlerdim onları. dolmuşların para konan yeri dedim kendimce, dolmuş konsolu iyiymiş. büyük ihtimalle onları zaman zaman değiştirecekler, fotoğraf sergisi gibi bir şey, kenti güzelleştirmek adına yapılmış.
0
butimar
(04.06.11)
(4)

inşaatları görmemizi neden istemezler

kibritsuyu
dün milli kütüphanenin önünde otobüsten inince dank etti. hemen yanda metro inşaatından kalma dev çukur var. etrafı tel örgülerle çevrili. ama tel örgünün üstü de mavi branda ile kaplanmış.niye içeriyi görmemizi istemiyorsunuz? tamam insanlar düşmesin diye koruma amaçlı olanını anlıyorum. ama koruma
dün milli kütüphanenin önünde otobüsten inince dank etti. hemen yanda metro inşaatından kalma dev çukur var. etrafı tel örgülerle çevrili. ama tel örgünün üstü de mavi branda ile kaplanmış.

niye içeriyi görmemizi istemiyorsunuz? tamam insanlar düşmesin diye koruma amaçlı olanını anlıyorum. ama koruma amaçlı tel örgü çekmişsin işte, sapasağlam. mavi branda niye? bırak bir tek tel örgü olsun, bakmak isteyen de baksın.

tadilat yapılan dükkanlar falan da ya brandayla kapatılır, ya camına gazete kağıtları yapıştırılır. adam mı sikiyonuz lan içeride, bakalım görelim ne olacak? sürpriz mi olsun diyorsunuz?

aksi gibi inşaat, hafriyat falan izlemeyi pek seven bir milletiz.
0
kibritsuyu
(02.06.11)
toz çıkar, taş fırlar. göz zevkinin içine eder. bu sebeplerden.
0
ykyt
(02.06.11)
Karaköydeki Body Worlds sergisi gibi, insanların içi fazla görülmediği için ilgi çeker. Ve o sergi 3. kere uzatılır. İnşaatlar da aynı hesap. Orada binanın içini görüyorsun. Bu ilgi çeker. İlgi çekmesi de türlü türlü sorun doğurur.
0
jesterdvine
(02.06.11)
Dışarıdan insanaların görmesini istemeyebilir, çünkü o esnada iş kazası olabilir, kullanılan malzeme, ekipman vb. hakkında laf çıkarılabilir, aynı şekilde yapılan imalat hakkında laf çıkarılır... Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanlarız çünkü...
0
sheba and the albino girls
(02.06.11)
laf cıkma fln degil, tas seker bişi olur ondan sadece.
0
bryan fury
(02.06.11)
(5)

internet sitesinden pdf açmak

kibritsuyu
ya bu büyük ihtimal benimle alakalı değil, internet vergi dairesini kodlayan dangalakla alakalı bir durum ama yine de sorayım.internet vergi dairesinden vergi levhası alacağım. muhtemelen pdf formatındadır. görüntüle diye bir buton var. tıklıyorum, yeni bir pencere açılıyor. sonra o yeni pencere kap
ya bu büyük ihtimal benimle alakalı değil, internet vergi dairesini kodlayan dangalakla alakalı bir durum ama yine de sorayım.

internet vergi dairesinden vergi levhası alacağım. muhtemelen pdf formatındadır. görüntüle diye bir buton var. tıklıyorum, yeni bir pencere açılıyor. sonra o yeni pencere kapanıp dosya indirme penceresi açılıyor, "dispatch" diye uzantısı muzantısı olmayan bir dosya indirmeye çalışıp indiremiyor ve "site kullanılamamadır veya dısya bulunamamaktadır" diye uyarı verip kapanıyor.

internet explorer 8 ve adobe reader kullanıyorum. şu anda başka program kullanmam, ie'yi güncellemem sözkonusu değil maalesef. ben bu dosyayı nasıl indirebilirim veya görüntüleyebilirim?
0
kibritsuyu
(01.06.11)
bence site kodlarında sorun var. devlet dairelerinin siteleri diğer alternatif browserlar yerine daha çok ie uyumlu oluyor diye biliyorum.
0
loveinaflipbook
(01.06.11)
o pencerenin kapatılıp da dosya indirmeye başlaması, ie8'deki adobe reader eklentisinin devreye girmediğinin göstergesi. gelen dosyanın gerçekten pdf olmadığını gösteriyor sanırım.
0
fusiondx
(01.06.11)
gelen dosya pdf değil işte. gelmesi gereken dosya pdf. açılan penceredeki adres intvd.gib.gov.tr gibi bir adres / den sonra dispatch yazdığı için onu indirmeye çalışıp indiremiyor dispatch artık ne demekse. ama normalde pdf indirmesi ya da explorer içinde açması lazım.
0
🌸kibritsuyu
(01.06.11)
işte o adresteki ?c=sdflkjsdfkljsdlfsj kısmı dosyanın yerini/ismini gösteren bir değişken. dosyada server taraflı bir kod çalışıyor ve mesela diyor ki:
şu klasörde ön ismi sdflkjsdfkljsdlfsj olan bir pdf dosyası var git onu bul ve aç. dolayısı ile server tarafında gösterilen tarafta sdflkjsdfkljsdlfsj.pdf dosyası açılmak üzere aranıyor. dosyanın uzantısı belli, dolayısı ile adobe otomatik olarak geliyor ön hazırlık aşamasında. ama o dosya olması gereken yerde yok, silinmiş ya da ismi yanlış verilmiş. ve bulamadığı için de açamıyor.

olay bence böyle gelişiyor orda. yani problem ya kodda, ya da pdf dosyasının isminde.
0
loveinaflipbook
(01.06.11)
hayır dosya yerinde. indiren indiriyor (neyle indirdiklerini sordum, cevap bekliyorum). sorun dediğiniz gibi karşı tarafta ama bu sorun dosyanın veya yolun yanlış olması değil. ?c=sdhasgdkjashk kısmındaki djasghdjkas.pdf'yi indirmek yerine ...gib.gov.tr/ işaretinden sonraki "dispatch" kelimesini dosya ismi sanıp onu indirmeye çalışması ve haliyle indirmeyi başaramaması.
0
🌸kibritsuyu
(01.06.11)
(5)

huzur

kibritsuyu
hafta sonu iki gün hayattan kopmak istiyorum. öyle bir yere gideyim ki hafta içi yaptığım yapacağım işler aklıma bile gelmesin. böyle huzur dolayım, şarj olayım. denişik bir yer olsun. amasra olmasın, abant olmasın. ama böyle deniz olur, dalga sesi olur, orman olur. öyle bir yerler olsun. ankara'ya
hafta sonu iki gün hayattan kopmak istiyorum. öyle bir yere gideyim ki hafta içi yaptığım yapacağım işler aklıma bile gelmesin. böyle huzur dolayım, şarj olayım. denişik bir yer olsun. amasra olmasın, abant olmasın. ama böyle deniz olur, dalga sesi olur, orman olur. öyle bir yerler olsun. ankara'ya yakın olsun. iki gün geçirilebilir olsun.
0
kibritsuyu
(30.05.11)
eymire git,odtülü bi arkadaşını bul, yada kızılcahamama.
0
borzoi
(30.05.11)
ağva..behramkale..adalardan biri..
0
Barbunya2
(30.05.11)
amasra.
0
benaslinda
(30.05.11)
ılgaza git deniz yok ama huzur var, yeşil var, yağmur vardır kesin...
0
hadii
(30.05.11)
akçakoca olmaz mı
0
sannora
(30.05.11)
(5)

billur gibi turkcell

kibritsuyu
sertab erener turkcell reklamlarında çıkıp yok billur gibi çeker falan diyor. ne yapmak gerekiyor billur gibi konuşabilmek için? ankara'nın özel okullarının konuşlandığı, çok şehir içi değilse bile çok da dağ başı olmayan mevkiinde ilkokul öğretmeni olan eşimle ikimizin de turkcell olan hatlarımızla
sertab erener turkcell reklamlarında çıkıp yok billur gibi çeker falan diyor. ne yapmak gerekiyor billur gibi konuşabilmek için? ankara'nın özel okullarının konuşlandığı, çok şehir içi değilse bile çok da dağ başı olmayan mevkiinde ilkokul öğretmeni olan eşimle ikimizin de turkcell olan hatlarımızla billur gibi falan konuşamıyoruz. çoğunlukla telefon düzgün çekmiyor, ses kesik kesik geliyor. ayrıca da manavgat şelalesinin sesini almayıp sertab'ın sesini billur gibi alan turkcell, teneffüste eşimin sesi hariç her şeyi (çocuk bağırtısı, viyaklama, gürültü) toplayıp kulağıma veriyor. billur gibi değil, daşşak gibi ses kalitesi sunuyor.

özel bir şey falan mı yapmak lazım bu billurlardan yararlanmak için? özel telefonu mu var, 7645'e mesaj mı atıcaz ne yapıcaz?
0
kibritsuyu
(28.05.11)
telefonunuzun 3G'li olması gerekiyor.
0
allanpoe
(28.05.11)
Sertap Erener'li reklamın sonunda "3G görüşmelerinizde ses aktarımı HD kalitesinde gerçekleşir" gibi bir ibare vardı gibi kalmış aklımda. HD ses aktarımı destekleyen telefon falan gerektiriyor olabilir.
0
joelskellington
(28.05.11)
tamam da 3g zaten normal telefona göre daha az çekiyor heryerde, normal telefon bile zor çekiyorsa 3g nasıl mümkün olabilir?
0
miown
(28.05.11)
Bence yalan. Çünkü orda, burda, iki dağ arasında vs. çeker diye reklam yaptıklarında bizzat Türkiyenin %80'ini gezerek gayette ovanın ortasında, bir tepede, iki bina arasında, ferah bir sokak/cadde de, vs. çekmediğini test etmişş bulunmaktayım. Tecrübelerimle sabittir.

Reklamdır yaparlar tamamen inanmayın. Belki çoğu yerde çeker ama heryerde ve özellikle ifade etmeye çalıştıkları kadar çok yerde çekmiyor/çektiremiyorlar.
0
pposeidon_1
(28.05.11)
telefonların ikisi de 3g'li zaten. 3g'leri de açık. görüntülü görüşme mi yapmamız lazım yani 3g derken onu kast etmiyorsunuz umarım?

hatta baktım da şimdi 3g de değil 3.5g yazıyor.
0
🌸kibritsuyu
(28.05.11)
(1)

yahşi cazibe bölüm sorusu

kibritsuyu
bu saçma diziyi hiç mi hiç sevmem, izlemem, hatta o derece ki illet olurum. lakin hastası olduğu ses sezai aydın oynuyor bu dizide. geçen aylarda bir bölümde de rocky taklidi yapmış kendisi (edriyııın edriyııın). zaten rocky'i de kendisi seslendirdiği için ilginç bir sahne olduğunu düşünüyorum. acab
bu saçma diziyi hiç mi hiç sevmem, izlemem, hatta o derece ki illet olurum. lakin hastası olduğu ses sezai aydın oynuyor bu dizide. geçen aylarda bir bölümde de rocky taklidi yapmış kendisi (edriyııın edriyııın). zaten rocky'i de kendisi seslendirdiği için ilginç bir sahne olduğunu düşünüyorum. acaba hangi bölümde gerçekleşti bu hadise?
0
kibritsuyu
(26.05.11)
sözlükte dizinin başlığında aratmayı dene bi kaç ipucu kelime ile. sonra bulduğun entrylerinb tarihine göre dizimag'ya ara, bulursun.
0
bitter cikolata
(26.05.11)
(3)

nereye gitti lan bu simge

kibritsuyu
masaüstümdeki simgelerden biri yok olmuş (yeri boş kalmış oradan anlıyorum). çöp kutusunda yok. herhangi bir program uninstall etmedim. peki nereye gitti lan bu simge? ne olduğunu da hatırlayamıyorum. bir program kısayolu olduğu kesin de tüm programlara baktım bulamadım. dünkü masaüstü şeklimi göreb
masaüstümdeki simgelerden biri yok olmuş (yeri boş kalmış oradan anlıyorum). çöp kutusunda yok. herhangi bir program uninstall etmedim. peki nereye gitti lan bu simge? ne olduğunu da hatırlayamıyorum. bir program kısayolu olduğu kesin de tüm programlara baktım bulamadım. dünkü masaüstü şeklimi görebileceğim bir yer falan var mıdır, delirecem arkadaş, ne vardı orada ve nereye gitti?

ya da en son ne uninstall etmişim onu görebiliyor muyum, bir halt yemişimdir de hatırlamıyorumdur falan.
0
kibritsuyu
(26.05.11)
buldum, google earth yok. en son dün açtım, baktım oraya buraya. sonra da normal şekilde kapattım. sırf masaüstünde değil, bilgisayarda da yok. kaldırılmış. nasıl olur lan bu?
0
🌸kibritsuyu
(26.05.11)
başkalarının da başına gelmiş, yalnız değilsiniz;
forums.nasioc.com

google updater'la ilgili olabilirmiş, öyle yazmış birisi.
0
ufukcel
(26.05.11)
evet galiba öyle. c:\program files (x86) klasörüne baktım, klasörün içinde değişiklik olunca klasör oluşturma tarihi de değişiyor win7'de. tarihe göre sıralayınca baktım google klasörü en üstte. sabah 7:48'de ne olmuşsa olmuş, ofiste olmadığım saatte. bilgisayar açıktı. updater klasörü de değişmiş. demek ki update mi etmeye çalıştı ne yaptıysa böyle olmuş. virüs neyin olmasın da.
0
🌸kibritsuyu
(26.05.11)
(1)

ilginç bir torrent sorusu

kibritsuyu
şimdi ismi lazım değil bir dizinin bazi bölümlerini indiriyorum. lakin seed olmadığından dolayı bunların kimi %80'de, kimi %90'da durup kaldılar. şöyle de bir durum var ki aynı dizinin aynı bölümü, hatta aynı kişi riplemiş, başka bir kaynakta seed'i mevcut olarak var. onu indirmek istediğimde ise to
şimdi ismi lazım değil bir dizinin bazi bölümlerini indiriyorum. lakin seed olmadığından dolayı bunların kimi %80'de, kimi %90'da durup kaldılar. şöyle de bir durum var ki aynı dizinin aynı bölümü, hatta aynı kişi riplemiş, başka bir kaynakta seed'i mevcut olarak var. onu indirmek istediğimde ise torrent dosyası mı ne farklı olduğu için baştan başlıyor. belki o da bendeki eksik bölümleri indirecek ve yarıda kalacak.

bu %80, %90'da takılanların eksik kısımlarını öteki siteden indirip tamamlatma gibi bir seçenek mümkün müdür?
0
kibritsuyu
(25.05.11)
Aynı dosyanın farklı tracklarını normalde tek torrentte topluyor. Yeni indirdiğiniz torrent dosyasının trackerini el ile eski dosyanın tracker kısmına yazmayı deneyebilirsin. Dosyaya sağ tıklayıp özelliklere girince hemen ilk ekranda görünüyor tracker adresi.
0
wampex
(25.05.11)
(3)

bu tip reklamların bir adı var mı?

kibritsuyu
şahan gökbakar'lı öz türkcell reklamı gibi aslında turkcell tarafından yapılan ama turkcell değilmiş de rakibiymiş gibi olup karşılaştırma yapılan reklamların özel bir adı var mı? hedehödösel reklam gibi.
şahan gökbakar'lı öz türkcell reklamı gibi aslında turkcell tarafından yapılan ama turkcell değilmiş de rakibiymiş gibi olup karşılaştırma yapılan reklamların özel bir adı var mı? hedehödösel reklam gibi.
0
kibritsuyu
(24.05.11)
eğer var olmayan bir ürünle karşılaştırma yapılan veya var olan markayla dalga geçer gibi yapılan reklama "parody advertisement(parodi reklamı)" deniyor.

eğer reklamı yapılan ürün, var olan bir rakip ürünle karşılaştırılıyorsa reklamda "comparative advertising(karşılaştırmalı reklam)" deniyor.
0
ermanen
(24.05.11)
karşılaştırmalı reklam ürün adı vererek hukuksal sorun yaratmıyo mu?
0
borzoi
(24.05.11)
@borzoi

Türkiye'de hukuksal sorun yaratıyor sanırım ama yurtışında bazı ülkelerde yaratmıyor. Amerika'da sorun yaratmıyor sanırım.
0
ermanen
(24.05.11)
(4)

akp ve ucuz uçak bileti?

kibritsuyu
siyasi tartışma yaratmak için sormuyorum. cidden anlamadığım için soruyorum. ak parti'nin billboard reklamlarında "artık memleketime uçakla gidiyorum" diyen bir amca var, yanında da rte, "havayollarını halkın yolları yaptık" diyor, ucuz uçak biletini kast ederek.yani bildiğim kadarıyla vergileri fal
siyasi tartışma yaratmak için sormuyorum. cidden anlamadığım için soruyorum. ak parti'nin billboard reklamlarında "artık memleketime uçakla gidiyorum" diyen bir amca var, yanında da rte, "havayollarını halkın yolları yaptık" diyor, ucuz uçak biletini kast ederek.

yani bildiğim kadarıyla vergileri falan hala aynı. uçak firmaları rekabete girip fiyat ucuzlattılar.e bu durumda ucuza uçak bileti satılıyor olmasının ak parti'yle veya hükümetle ne alakası var?
0
kibritsuyu
(24.05.11)
akparti özel havayolu şirketlerine kolaylıklar sağladı, daha rahat kuruldular
0
fayfim
(24.05.11)
piyasa serbestisi arttı. rekabet ve hacimle beraber doluluk oranları arttı. bu piyasa tarafı.

parasal tarafı: gelirler arttı ama döviz kuru o kadar artmadı (TL aşırı degerli hale geçti). böylece enerji vb maliyetler tüketiciyi daha az zorlar oldu (sadece uçak bazında, karayolu için vergiler katlandı)
0
507
(24.05.11)
devlet ticarethane değildir ki. devlet teşvik eder. illa kamu şirketi olup ucuza olması gerekmez hacvayollarını teşvik için.
0
eipcack
(24.05.11)
thy yonetim kurulu, halen %49 hisseye sahip basbakanlıga baglı özelleştirme idaresi tarafından domine ediliyor. yurtiçinde de siyasi olarak düşük fiyat politikası uyguluyor. (cogunlukla anadolujet vasıtasıyla)
0
ra s al ghul
(24.05.11)
(5)

norton 360 vs microsoft security essentials

kibritsuyu
para verip 3 kullanıcılı norton 360 aldım. yarı fiyat falan dediler, ucuza geldi. kurdum, iyi fena değil. ama kurulu bilgisayarlardan birinde saçmalıklar oldu. combofix falan fayda etmedi. hatta tertemiz flashdiski takınca içinde kalsörlerin exe'leri falan oluşuyordu. tarama yapınca ne bilgisayarda,
para verip 3 kullanıcılı norton 360 aldım. yarı fiyat falan dediler, ucuza geldi. kurdum, iyi fena değil. ama kurulu bilgisayarlardan birinde saçmalıklar oldu. combofix falan fayda etmedi. hatta tertemiz flashdiski takınca içinde kalsörlerin exe'leri falan oluşuyordu. tarama yapınca ne bilgisayarda, ne flashdiskte bir şey bulamıyordu. kaldırdım norton'u, microsoft security essentials kurdum, taradı bir sürü virüs buldu. flashdiski de temizleri, bilgisayarı da temizledi (bilgisayar düzelmedi tabi, virüs yemiş biraz).

şimdi ne dersiniz, norton 360 kötü mü? kurulu iki bikgisayar daha var. bilgisayarı kasmasından bahsetmiyorum, zira eski nortonlar gibi kasmıyor kesinlikle. verdiğim parayı boşverip norton'u kaldırıp hepsine microsoft security essentials kurayım mı? bilgisayarların hepsi orijinal windows kullanıyor, o bir problem değil.

yani özetle hangisi daha iyidir?
0
kibritsuyu
(18.05.11)
illa ikisi arasında mı tercih yapılmalı? anlattığınıza göre norton 360 yetersiz kalıyor size, ama mse de yetersiz birçok yönden, yukarı bıyık-aşağı sakal hesabı.
0
hjarteblod
(18.05.11)
ben para versem, her türlü norton'da ısrarcı olurdum herhalde orası ayrı.

ama nod32 gibisini görmedim, bulamadım ben.. çok rahat serial bulunabilmesi de cabası.
0
sozlukte kullanmak istediginiz nick
(18.05.11)
norton ile falan uğraşma. avira'nın ücretsiz versiyonunu kur. rahatsız etmez(kaynakları çok harcamaz). virüs falan da yemezsin.
0
okanlash
(18.05.11)
norton sıfır bilgisayarlara yüklendiği zaman mükemmel sonuç veriyor, combofixi falan siliyor evet ama sonarını falan kapatıp istediğinizi yapabilirsiniz
0
ayrintida gizli seytan
(18.05.11)
yok illa ikisinden biri olmak zorunda değil tabii. ama geçen sene de nod32 sağlam ağzıma sıçtı. lisanslı muhasebe programımı bozdu, bilgilerim gitti. fujacks.ad ddiye bir virüsü tanıdı ama silemedi. bulaştığı bütün exe dosyalarını temizliycem diye bozdu attı, tövbe ettim nod32'ye.

norton'u sıfır bilgisayara kurdum. daha doğrusu içindeki 1 ay deneme sürümü bitince onu kaldırıp norton kurdum. memnundum ama bu da böyle bi cinslik yaptı işte. ikisini aynı anda kurayım dedim olmadı, kurulmadı. ben de norton'u kaldırıp mse kurdum. acep diyorum ötekilere de aynısını mı yapsam, 4-5 daha bekleyip lisansı bitince mi yapsam o işi?
0
🌸kibritsuyu
(19.05.11)
(15)

böyle bir icat var mı? (içkiye buz)

kibritsuyu
şimdi viski içme adabı başlığını okuyurdum da, kim idemiş buz atılır, kimi demiş atılmaz tadını bozar.yav böyle buz olsun, ama eriyince içeceğe karışmasın. mesela içinde su olan (hatta belki sudan daha verimli bir sıvı olan, geç eriyen) kapalı plastik kutucuklar olsun. donduralım, içkimize atalım, h
şimdi viski içme adabı başlığını okuyurdum da, kim idemiş buz atılır, kimi demiş atılmaz tadını bozar.

yav böyle buz olsun, ama eriyince içeceğe karışmasın. mesela içinde su olan (hatta belki sudan daha verimli bir sıvı olan, geç eriyen) kapalı plastik kutucuklar olsun. donduralım, içkimize atalım, hatta biraya bile atalım. içeceği soğutsun, ama eriyince içeceğe karışmasın. içkimiz bitince de yıkayıp tekrar donduralım. yok mu lan böyle bir şey? kimsenin aklına gelmiyor mu?
0
kibritsuyu
(18.05.11)
e var
0
mahnita
(18.05.11)
e hani?
0
🌸kibritsuyu
(18.05.11)
o dediğini tam bilmiyorum da şu tarz bir şey var www.enilginc.com
0
maresal jedi
(18.05.11)
hah işte o sıvıdan veya su ile doldurulmuş kapalı küpçükler arıyorum. ki viskiye, rakıya da atabilelim. bardağa mahkum olmayalım.
0
🌸kibritsuyu
(18.05.11)
ankamall migrosta gördüm.
0
njtbcrn
(18.05.11)
Türkiye'de de migros gibi yerlerde var. Hatta benim arkadaşımın evinde de var. Yalnız doğru Türkçe arama kelimlerini bulamadım henüz. Bununla idare ediver.


www.google.com
0
mahnita
(18.05.11)
yapılması zor bi şey değil ki? içi boş bir plastik kutu yapın, içine de bir tıpadan su doldurun?
0
dampire
(18.05.11)
var oldugunu biliyorum ama bulanin nereden buldugunu hatirlamiyorum. ici su dolu minik plastik meyvalar vardi, dondurup sonra icecege atiyordun falan, fisman :)
0
orqan
(18.05.11)
@orqan hah arkadaşımınkiler de meyve şeklinde ve hatta renk renkti
0
mahnita
(18.05.11)
buz aküleri var ama baya büyük bunlar bardağa sığmaz. buz aküsü olarak araştır derim ben.
0
ground
(18.05.11)
pinpon topunu su ile doldurun, dondurun. olmaz mı?
0
peseve
(18.05.11)
(bkz: ehli keyf)olma mı?
0
karamell
(18.05.11)
arkadaşım metrodan almış
0
mahnita
(18.05.11)
ehli keyf olma. çünkü ona bir tek rakı bardağı giriyor. açıkta kalmış bira? fiski? kola?
0
🌸kibritsuyu
(18.05.11)
fatalstorm
(18.05.11)
(9)

analog/dijital - gerizekalıya anlatır gibi

kibritsuyu
yani analog ve dijital farkını biliyorum ama kimi durumlarda anlayamıyorum.1. analog yayın/dijital yayın: ikisi de havadan gelen sinyallerle oluyor, aynı çanak anten alıyor sinyali, aynı kablodan geçiyor. analog yayın ne, dijital yayın ne o zaman?2. analog kayıt/dijital kayıt: 2000'lerin başında bir
yani analog ve dijital farkını biliyorum ama kimi durumlarda anlayamıyorum.

1. analog yayın/dijital yayın: ikisi de havadan gelen sinyallerle oluyor, aynı çanak anten alıyor sinyali, aynı kablodan geçiyor. analog yayın ne, dijital yayın ne o zaman?

2. analog kayıt/dijital kayıt: 2000'lerin başında bir video kamera aldım. hi8 kasetli. sonra digital (?) kameralar çıktı. ulan o da aynı boy, aynı ölçü "digital8" kasetli. neymiş? o kamera dijital kayıt ediyormuş. lan aynı kaset işte. digital8 olanı alıp kendi kameramda falan kullanabiliyorum. bu kameranın nesi dijital? daha doğrusu o dijital anladık, benimkinin nesi analog?

hani analog saat, akrepli yelkovanlı mekanik, dijitalde gösterge var, devre var vs. fotoğraf makinesi ha keza öyle. bu yukarıdakilerin olayı ne? dediğim gibi gerizekalıya anlatır gibi lütfen.
0
kibritsuyu
(11.05.11)
1- TV, radyo gibi havadan yayın alan cihazla okudukları frekansa bindirilmiş olan sinyalleri işlerler. Yani aslında antene gelen elektromanyetik dalga üzerinde başka bir sinyali taşıyor. Mesela siz FM104.5 frekansını dinlerken 104.5 frekanslı bir sinüs dalgasının taşıdığı ses sinyallerini dinliyorsunuz. Dijital yayına gelirsek, elektromanyetik sinyallerin boşlukta hareket edebilmesi için illa ki sinüsoidal olması gerekiyor. Yani en basit anlamıyla 1ler ve 0lardan oluşan bir pulse dizisini havada bu şekliyle hareket edemez. Bunun için aynı analog yayında olduğu gibi gerekli 1 ve 0 lar bir sinüs dalgası tarafından taşınıyor. Yani bir nevi klasik radyo yayınından mors alfabesine benzer sinyaller göndermek gibi düşünün.

Detaylı bilgi için frequency modulation diye aratabilirsiniz.

2- Commodore 64, atari falan kullandıysanız o zamanlarda da bildiğimiz teyp kasetlerine program kaydedilirdi. Aslında her analog data taşıyıcıda (plak, makara bant, fotoğraf filmi, mikrofilm vs.) dijital bilgi de taşınabilir. kaset, teyp, film gibi şeyler genelde kesiksik sinyalleri taşımak için üretiliyor, ama bu kesikli sinyalleri taşımasına engel değil.
0
johan sebastian
(11.05.11)
Abi cevap vereyim dedim de o kadar çok alt başlık birikti ki kafamda.

Misal plaklar, müziği analog olarak kaydetmek için kullanabilirsin. Standart pikap düzeneği ile ek bir donanım olmadan dinleyebilirsin.

Aynı pikaba istersen veri de yazarsın, dinlediğinde abuk subuk sesler duyarsın. Bu durumda analog sinyali alıp işleyerek dijital'e çevirecek donanım da gerekiyor. dijital'e çevrildikten sonrası da var. Bu ham bilgiyi işe yarar hale çevirmen lazım. o veri yığını bir mp3 de olabilir, jpg de.
0
kimlanbu
(11.05.11)
1) Kablodan, havadan, kart üzerinde vs iletim yine analog aslında. Fiziksel iletim ortamlarında 1 ve 0 diye birşey yok. X Volt'a 1 deniyor, 0V a 0 deniyor diye "fiziksel" olarak dijitalden söz edemeyiz.

Orijinali analog olan verinin (ses, görüntü vs ) 0 ve 1'lerden oluşacak şekilde sayısallaştırılıp, yine analog bir sinyal olarak iletimi akabinde ulaştığı yerde tekrar sayısallaştırılıp en sonunda tekrar analog veya dijital olarak kullanılması söz konusu. ( Ses ise hoparlöre , görüntü ise ekrana veriliyor )

Dijital sinyaller QPSK, QAM, OFDM gibi gelişmiş modulasyon teknikleri ile iletiliyor ve alıcı bir bit'e karşılık gelen zaman diliminde göndericinin 1 mi 0 mı gönderdiğini sinyalde bir bozulma yoksa algılayabiliyor ve bu 1 ve 0'ları arka arkaya dizerek sinyali almış oluyor.

Ama analog iletimde zaman dilimleri yok. Giriş her an değişik bir bilgi içeriyor (zaman anlamında da genlik anlamında da sürekli)
0
nop
(11.05.11)
abi sağolun da öyle bi anlatıyosunuz ki iyi ki gerizekalıya anlatır gibi demişim :P

bak mesela şöyle mi; plağı anlıyorum. müziği bir yüzeye girinti çıkıntı olarak işliyorsun, bir iğne de o girintiye çıkıntıya girerek bunu okuyor. bu analog.

kaset bandı? gözümle göremeyeceğim ölçüde bir manyetik bozulma yaratıyorsun ve kasetçalar bunu okuyor. bu da analog (doğru mu anlamışım?)

peki kasete dijital nasıl oluyor? manyetik bozulma yoluyla değil de başka bir teknikle mi işliyor o veriyi bansın üstüne?
0
🌸kibritsuyu
(11.05.11)
hani deseler ki "kaset plak vs analogdur, mp3 ise dijitaldir" anlarım. ama kaset bandına yapılan kayıtlara "dijital" denebiliyor. niye ve nasıl?

digiturk çanağından inen dijital yayın kablosu da aynı koaksiyel kablo, yetmiş senelik kılçık antenden inen de aynı koaksiyel kablo. analogda x mhz frekanslı sinüs dalgasının taşıdığı veri geliyor. dijitalde? yine sinüs dalgası dediniz. o nasıl geliyor anlamadım.
0
🌸kibritsuyu
(11.05.11)
@kibritsuyu, kasete kayıt şeklin gene "analog" ama basit bir demodülasyon işleminden sonra sinyali alıp direkt kullanamıyorsun. Çünkü orada belli bir formatla kaydedilmiş özel bir veri var.

Misal divx olarak kaydedilmiş olabilir kasete.
0
kimlanbu
(11.05.11)
bandın üstüne yine manyetik olarak işliyor ama dijitalde durum şu şekilde oluyor; bandın üzerine 0 ve 1 dediğimiz çukur ve tepeleri bırakarak aslında bir nevi analog olarak işleniyor. üzerinde çukur ve tepe bırakıyor, bunun dijitalliği nerede dersen, eski tipde iz bırakıyordu ve sıkıştırma oranı düşüşk olduğundan yüksek kalitede bir video kaydı yapmaya izin vermiyordu. ama banda çukur tepe bırakarak daha fazla alan ve saniyede daha fazla kare oluşmuş oluyor. ve sonra çıkan kameralar bu çukur ve tepeleri 0 ve 1 olarak algılayıp dijital olarak okuyorlardı ki sende görünütyü daha kaliteli olarak alıyorsun
0
Dharmalı
(11.05.11)
Hani kasete içinde bir sürü enstruman olan bir müzik yazılıyor ya, bunların hepsinin çıkıp sadece bir davulun kaldığını düşün. Kasetin audio çıkışına da bu davul vuruşlarını okuyan bir decoder tasarla. Ve bu decoder her 1 saniyede gelen bandın üzerini okusun (yani 1 hz de çalışsın), davul vuruşu varsa 1 yoksa 0. Yahut davul sesinin genliği x desibelin üzerindeyse 1 altındaysa 0 gibi algılasın. Al sana 1 hz de çalışan bir decoder ve onun çıkışında dijital bir veri . Hatta diyelim ki 8 saniyede şöyle birşey gelsin 01100001, bu mesela ascii standardına göre a harfi.
0
johan sebastian
(11.05.11)
dijital kodlanmış veri, analog ise bodoslama algı
0
yuto
(12.05.11)
(7)

ayçiçeği

kibritsuyu
ya da günebakan. bildiğiniz gibi hep güneşe bakar, güneşi takip eder.peki bu canını sevdiğimin çiçeği geceleri ne yapar, ne tarafa bakar? güneş battıktan sonra ertesi sabaha kadar güneşin battığı tarafa öyle bakakalır mı? sabah güneş doğarken güneşin doğacağı tarafa doğru hazır mı bekler? ne yapar?
ya da günebakan. bildiğiniz gibi hep güneşe bakar, güneşi takip eder.

peki bu canını sevdiğimin çiçeği geceleri ne yapar, ne tarafa bakar? güneş battıktan sonra ertesi sabaha kadar güneşin battığı tarafa öyle bakakalır mı? sabah güneş doğarken güneşin doğacağı tarafa doğru hazır mı bekler? ne yapar?
0
kibritsuyu
(05.05.11)
Boynunu buker kalir.
0
orqan
(05.05.11)
başı öne eğik, solmuş çiçek gibi bekler.
0
vejeteryan vampir
(05.05.11)
hüzünlenir. başını öne eğer ve o gün allah için ne yaptığını düşünür.
0
köfte
(05.05.11)
peki gün doğduğundaki davranışı nedir? gün doğunca hop diye kafayı mı kaldırır, gün doğumuna yakın "ulan birazdan gün doğacak, hazırlanayım şu yana doğru hafif hafif döneyim" diye hazırlanır mı?
0
🌸kibritsuyu
(05.05.11)
evet
0
nawres
(05.05.11)
olay tamamen hormonel (bkz: fototropizma )
ışığa verdiği bir tepki , hazırlanma olayı falan yok, zamanı ile ilgili değil yani..
0
chaoslord
(05.05.11)
güzel bi hatun gördüğünde kafayı nasıl çeviriyosan aynı mekanizmanın güneş için olanını düşün. eheh
0
atrin
(05.05.11)
(6)

pdf'lerin hepsini birden yazdır

kibritsuyu
internetten gönderdiğim beyannamelerin tamamını ayrı ayrı pdf olarak kaydediyorum. hepsini yazdırmam lazım. hepsini açıyorum, hepsi ayrı ayrı adobe reader'da açılıyor. görev çubuğunda yirmi tane adobe reader.böyle istiyorum ki hepsini aynı anda yazdırabileyim. yazdır diyeyim, hepsini birden yazdırsı
internetten gönderdiğim beyannamelerin tamamını ayrı ayrı pdf olarak kaydediyorum. hepsini yazdırmam lazım. hepsini açıyorum, hepsi ayrı ayrı adobe reader'da açılıyor. görev çubuğunda yirmi tane adobe reader.

böyle istiyorum ki hepsini aynı anda yazdırabileyim. yazdır diyeyim, hepsini birden yazdırsın. ama tek tek olunca tık aşağıdan birini seç, yazdır de, küçült öbürünü seç yazdır de x 20 bu işlemi yap. sonra çıkan kağıtları al yazıcıya ters koy, 20 kere de arka yüz için aynısını yap. kırk sefer uğraş.

tek tıklama yirmi tanesinin aynı anda ön yüzünü yaz. al çıktıları, yazıcıya ters koy, tek tıkla, yirmi tanesinin arka yüzünü yaz. bit.

oluyor mu?
0
kibritsuyu
(04.05.11)
foxit pdf editor ile düzenleyip tek dosyla haline getirilebilir.
0
mr fusion
(04.05.11)
tümünü seç, sağ tıkla, yazdır de. yazdırma seçeneklerini arkalı önlü olarak ayarla bir dene bakalım.
0
in vino veritas
(04.05.11)
www.macro-recorder.com

mouse, klavye hareketlerini kaydedip 20 kere tekrarlatabilir; yada masaüstü programcısına rica edip kod yazdırabilirsin.
0
mayeskuel
(04.05.11)
ön yüze basılacak dosyaların tümünü seç sağ tuşu tıklayıp yazdır de. bu şekilde o dosyaları açmadan direkt yazıcıya gönderirsin.
daha sonra çıktıları çevirip aynısını diğer dosyalar için yaparsan olur sanki.
0
sysadmin
(04.05.11)
tabii hepsini seçip yazdır dediğimde (hepsi ikişer sayfalık, ön sayfalar ayrı pdf, arka sayfalar ayrı pdf değil, her biri ikişer sayfalık yirmi ayrı pdf var) bunları ayrı ayrı sayfalara da dökmemesi lazım. sadece birinci sayfaları dökmeli. hepsini birden seçip sağ tuş/yazdır diyince bana hiçbir seçenek sunmadan (kaç kopya olsun, hangi sayfalar olsun falan gibi bi ekran çıkmadan) ön sayfa, arka sayfa, ön sayfa, arka sayfa diye ayrı ayrı kağıtlara tek tek döktürüyor.

ayrıca sırf ön sayfayı döktürmeyi becersem bile alıp tersini koyduğumda da arka sayfaları aynı sırayla dökmeli ki hepsi kendisinin arkasına denk gelsin.

her gün güncelleyen adobe paşa buna bir çözüm güncelleyemiyor mu acaba?
0
🌸kibritsuyu
(04.05.11)
www.pdfsam.org buradaki program ile birleştirip, önce çift rakamları (edit: ya da tersi) sonra da tek rakamları yazdırılabilir.
0
foradream
(04.05.11)
(3)

yazma koruması olan flashdisk

kibritsuyu
seneler önce ilk aldığım 64 mb'lık flashdiskte vardı. sonra niyeyse kaldırdılar bunu.üzerinde manuel böyle hani disketlerde olurdu ya köşesindeki deliği açardın, yazma korumalı olurdu. öyle bir flashdisk arıyorum. biglisyara takınca içindekiler okunsun ama siksen bir şey yazılamasın. iş gereği yüz ç
seneler önce ilk aldığım 64 mb'lık flashdiskte vardı. sonra niyeyse kaldırdılar bunu.

üzerinde manuel böyle hani disketlerde olurdu ya köşesindeki deliği açardın, yazma korumalı olurdu. öyle bir flashdisk arıyorum. biglisyara takınca içindekiler okunsun ama siksen bir şey yazılamasın. iş gereği yüz çeşit bilgisayara flaşdisk takmam gerekiyor. her taktığımdan da eve virüs getiriyorum. yazma koruması olsun, evden yükleyip götürdüğüm yere kopyalayayım. o sırada da içine virüs giremesin.

sd card ve usb kart okuyucu dışında çözümü var mı bunun?
0
kibritsuyu
(04.05.11)
yazılım vardır belki bilmiyorum. ama flashbellek boyutunda sd veya microsd kart okuyucular var. onlardan alın. pratik olur hem, hem de istediğiniz işi görür bence. onun yerine bilgisayarınızdaki autorun seçeneğini kapatın. xp kullanıyorsanız haber verin. win 7'de ise ayarlarda var. süper oluyor. ondan sonra bellekte gördüğünüz tanımadığınız herşeyi silin olsun bitsin.
0
ben smyrna
(04.05.11)
yazılımsal olarak yapılır, googleda aradım böyle : www.google.com.tr

o da ilk sonuç olarak bunu verdi, bence denenmeli : www.sizlopedia.com
0
bonjurkes
(04.05.11)
yazılıma güvenmem. virüs de bir yazılım. ve aynı virüs yazılımla koruduğum diskin koruma yazılımını da bozabilir. donanımsal olmalı. görünüşe göre tek çözüm sd card ve usb kart okuyucu oluyor.
0
🌸kibritsuyu
(04.05.11)
(11)

lazer yazıcı tavsiyesi vol.2

kibritsuyu
araştırmalarım sonucu toneri dolumda sıkıntı çıkarmayan, uzun süre kullanabileceğim iki yazıcı buldum.hp laserjet 1102 (bunun bi de wireless olanı var)xerox phaser 3140xerox çift taraflı baskılarda 2-3 kağıt alma sorunu yapıyormuş. epey çift taraflı baskı alacağım. sıkışıp durmasını istemem. hp hakk
araştırmalarım sonucu toneri dolumda sıkıntı çıkarmayan, uzun süre kullanabileceğim iki yazıcı buldum.

hp laserjet 1102 (bunun bi de wireless olanı var)
xerox phaser 3140

xerox çift taraflı baskılarda 2-3 kağıt alma sorunu yapıyormuş. epey çift taraflı baskı alacağım. sıkışıp durmasını istemem. hp hakkında ne dersiniz?

bir de yine xerox'un aynı anda çift tarafa basan yazıcıları varmış iki katı fiyatına. onlar nasıldır?
0
kibritsuyu
(04.05.11)
toner dolumcular hp'yi öneriyor. şunla şu kadar basarken bunla bu kadar basasrsın diyorlar. rakamlar aklımda değil ama bayağı bi fark var.

çift taraf baskı olayını bilemeyeceğim. genelde sıkıntılı bir konudur o zaten.
0
terp
(04.05.11)
çift taraflı basana hiç bulaşmayayım yani. peki hp'lerde çıkan kağıdı ters koyup yazıdırnca alamama, sıkıştırma, çift kağıt alma gibi sorunlar var mı?
0
🌸kibritsuyu
(04.05.11)
ben samsung ml-1660 aldım. toneri çipsiz. şimdilik memnunum. iki yön konusunda bir şey diyemeyeceğim. ancak şu dikkatimi çekti, hp'lerde çıkan kağıt çok kıvrılıyor. (sıcaktan) bunda ise kağıt neredeyse hiç kıvrılmıyor. çok kıvrılan kağıdın iki yön konusunda sorun çıkarması daha mümkün gibi geldi bana. kağıt copierbond. hp'de farklı marka kağıtlar da kullanmıştım. xerox (marka kağıt) dahil. xerox gibi bu işin mucidi bir markada dediğiniz sorunun daha çok dandik kağıt ve dandik muadil toner nedeni ile olacağını düşünüyorum. aynı anda çift tarafı basan cihazları duymadım hiç. ancak şöyle olabilir, renkli baskılarda kağıdın 4 ayrı drumdan geçmesi gibi, bunda da aynı drumdan iki kez geçiyor olabilir. yani kağıdı cihaz içinde çeviriyor olabilir. yani bir kerede iki yöne basması bildiğim laser baskı metodu ile pek mümkün gelmedi. gerçekten bu kadar çok iki yön ihtiyacınız varsa fiyat kıyaslaması yapın. elbette işinizi kolaylaştıracaktır.
0
ben smyrna
(04.05.11)
kağıda göre değişir. yumuşak kağıt kullanırsanız, bi de görsel vs. büyük olursa mürekkep kağıdı bükebilir. bu da arkasına yazılırken sorun çıkarabilir. ben de hp1600 var. tank gibi senelerin aleti. önlü arkalı çok baskı yaptığımı söyleyemem ama gerekli kağıt seçeneği ayarı yaptıktan sonra hiç bişi olmaz.

not: epey çift taraflı lazer çıktısı alacaksanız orta ölçek profesyonel bi lazer baksanız daha iyi olmaz mı?
0
terp
(04.05.11)
ikisi de iyi. bir diğerini tercih etseniz bile niye öbürünü almadınız denmez.
0
emininsel
(04.05.11)
tonercilerin önerilerini dikkate almayın. hp önerilesinin nedeni elbette iyi olması. ancak unutmayın ki her marka cihazın toner farklı gramajda olabilir. bu da aynı sayfa basılamayacağı anlamına gelir. bunu dert etmeyin. economy ayarları şu bu var. siz fonksiyonel anlamda ve bütçenize uygun olan cihazı alın. ancak tabi abuk markalara gitmeyin. samsung hp xerox gibi markalar, bunlar en azından servisi de tutarlı olan markalar.
0
ben smyrna
(04.05.11)
not: lazer baskıda mürekkep olmadığından bükülmesi kağıdın nem oranı ve cihazın kağıdı ısıtma miktarı ile ilgilidir.
0
ben smyrna
(04.05.11)
dediğin çift kağıt sorununu kağıt menliyse ya da çok inceyse her yazıcı yapar. ama ben şimdiye kadar hpde böle bir sorun hiç yaşamadım. ki yıllardır hp yazıcı kullanırım hala da 1010 lazerjet kullanıyorum memnunum. doldurtmada sorun yaşamıyorum. hp öneririm. son olarak da wireless lı yazıcı öneririm ki büyük rahatlık.
0
onexey
(04.05.11)
düzeltme: ben smyrna haklı, bükülmesinin nedeni kağıttaki nemdir. toz mürekkep var diyelim, kağıda pişiriliyor. ısı kağıttaki nemi alıyor.
0
terp
(04.05.11)
3140 bende var. çift taraflı baskı yapmıyor. çift taraflı yazdırma ile bir tarafı yazdırdıktan sonra tepsiye ters olarak koyup yazdırmayı kasdetmiyorsanız tabi. çünkü bazı yazıcılarda aynı anda yazdırma özelliği vardı sanırım.

eğer 30 sayfa falan konulup yazdırılıyorsa evet bazen 2 kağıt aldığı oluyor. eğer kağıtları düzeltmediyseniz daha da çok alıyor.
0
hikmetkaraman
(04.05.11)
kağıt düzelmeyi de şöyle yapın, dikey topluca elinizde tutun masaya vurun, düzeltirmiş gibi sonra, pııırrrr diye ekinizle iskambil kağıdı çevirir gibi sayfaları çevirirken üfleyin. birbirine yapışıkları açarsınız böylece.

not: magnet puzzle uyarısı için sağ ol, yarın odadan atıcam dışarı.
0
terp
(04.05.11)
(5)

oto lastik seçimi

kibritsuyu
michelin energy saver mıbridgestone b330 mubridgestone b250 miniye hangisi, niye hangisi değil? "hebelöy marka var vallah biriçsıtonun aynısı fabrika kardeşininmiş, ayrılıp kendi açmış aynısı birebir ama daha ucuz onu al" demezseniz sevinirim.
michelin energy saver mı
bridgestone b330 mu
bridgestone b250 mi

niye hangisi, niye hangisi değil?

"hebelöy marka var vallah biriçsıtonun aynısı fabrika kardeşininmiş, ayrılıp kendi açmış aynısı birebir ama daha ucuz onu al" demezseniz sevinirim.
0
kibritsuyu
(04.05.11)
ben 6 ay önce kadar değiştirdim lastikleri, bayağı bir araştırdım. ustalarla konuştum vs. michelin'e karar verdim. şu anda da memnunum. lakin sen o söylediğin spesifik modeller için özel analiz istiyorsan, pas :)
0
terp
(04.05.11)
rot balansçı da dedi ki aman abi michelin çok yumuşak, bi çukurda yararsın. geçen sene kasise girmiştim. onu anlattım, o kasise çichelinle girsen yarmıştın falan dedi, önermedi. ya bilmiyorum herkes bir şey söylüyor.
0
🌸kibritsuyu
(04.05.11)
test sonuçları :
www.adac.de
www.pirelli.com.tr
0
anarche
(04.05.11)
yumuşak olduğu doğru. bu yüzden öneriyorlar gerçi. allah kazadan beladan korusun ne diyelim :)
0
terp
(04.05.11)
kızacaksın belki ama hebelöy falan önerebilirim sana ölçü söylersen daha önce kullandığım lastiklerden. her ne kadar eski kalitesinden oldukça uzak olsa da energy saver daha cazip kalite olarak gibime geliyor bu yazdıklarından da.
0
extrajuniorluck
(04.05.11)
(2)

senfoni orkestralarındaki enstrumanlar

kibritsuyu
sevgili duyuru müzisyenleri.merak ediyorum. senfoni orkestralarında, devlet opera ve balesinde çalan müzisyenler çaldıkları enstrumanları kendileri mi getiriyorlar? yani çakdıkları enstrumanlar kendilerinin mi, yoksa orkestranın demirbaşı falan mı? hadi keman, flüt, trompet falan neyse de, timpani ç
sevgili duyuru müzisyenleri.

merak ediyorum. senfoni orkestralarında, devlet opera ve balesinde çalan müzisyenler çaldıkları enstrumanları kendileri mi getiriyorlar? yani çakdıkları enstrumanlar kendilerinin mi, yoksa orkestranın demirbaşı falan mı? hadi keman, flüt, trompet falan neyse de, timpani çalan adam da beş parçalı timpaniyi evinden getirmiyordur değil mi? ya da kontrbas çalan adam her gün koca kontrbası getirip götürüyor mu?
0
kibritsuyu
(30.04.11)
devlet orkestralarında tamamı orkestranın malı. ama sanatçının kullanımında. yani çıkışta eve götürmek mümkün.

biraz pahalı gereçler yalnız, taşımak riskli.
0
eksi sozluk e bir daha geldim
(30.04.11)
tasinabilir enstrumanlar (yayli ve nefesli grubu) genelde kendilerinin. ama kuyruklu piyano, timpani, arp vs. tasinmasi ve satin alinmasi zor enstrumanlar demirbas. ayrica kontrbas o kadar agir bir alet degil. bir bas gitardan daha hafif olanlari bile var.
0
zlatan1937
(01.05.11)
(3)

coni amcaya ne oldu?

kibritsuyu
eskiden alkollü içki satan süpermarketlerin falan raflarında (ya da kilitli cam dolaplarında) johnnie walker, j&b gibi viskiler de olurdu. şimdi küçük büyük ne kadar market gezdiysem chivas regal var, jack daniels var bi de long john, captain bilmemne gibi acaip viskiler var.ne oldu coniye? türkiye
eskiden alkollü içki satan süpermarketlerin falan raflarında (ya da kilitli cam dolaplarında) johnnie walker, j&b gibi viskiler de olurdu. şimdi küçük büyük ne kadar market gezdiysem chivas regal var, jack daniels var bi de long john, captain bilmemne gibi acaip viskiler var.

ne oldu coniye? türkiye'den falan mı çekildiler?
0
kibritsuyu
(30.04.11)
bir süredir gümrük girişlerinde problem yaşıyormuş. mallar antrepolarda kalmış diye duyum almıştım.
0
darknum
(30.04.11)
chivas ve jack daniels tat ve kalite olarak onların çok üstünde şahsi fikrim. bizim tekel bayii defalarca bize j&b satmak istedi ama jack varken almadık. bir sebepte bu olabilir.
0
juancarlito
(30.04.11)
Distribütörlüğünü yapan firma ile sağlayıcı arasında anlaşmazlık varmış, bir otelci arkadaşımdan duymuştum. Onlar da satınalma yapamıyorlarmış. Şuan piyasada olanlar eski stoklarmış.
0
zennube
(30.04.11)
(2)

duyuru avukatları, hukukçular, basit bir sorum var

kibritsuyu
bir kanun hakkınya yayınlanmış "iç genelge" bağlayıcı mıdır, kanun hükmünde bir hükmü var mıdır?mesela 6111 sayılı bazı alacakların yeniden yapılandırması hakkındaki kanun'da ve yayınlanan 1 numaralı genel tebliğinde açık olmayan bir husus var ve maliye bakanlığı bir iç genelge yayınlamış.ben bu iç
bir kanun hakkınya yayınlanmış "iç genelge" bağlayıcı mıdır, kanun hükmünde bir hükmü var mıdır?

mesela 6111 sayılı bazı alacakların yeniden yapılandırması hakkındaki kanun'da ve yayınlanan 1 numaralı genel tebliğinde açık olmayan bir husus var ve maliye bakanlığı bir iç genelge yayınlamış.

ben bu iç genelgede bahsedilen şekilde işlem yaptığımda, herhangi bir ihtilaf durumunda (kanunda tam tersiymiş gibi yazıyor çünkü, öyle anlaşılıyor. güvenmiyorum, çıkıp yanlış yapmışsın diyebilirler) "aha işte bakan adına gelir idaresi başkanı imzalı iç genelge var, ona göre yaptım" diyebilir miyim? yoksa onlar bana "o bizim iç yazışmamız, sizi ilgilendirmez" der mi?
0
kibritsuyu
(28.04.11)
İç genelge vergi dairesi için bağlayıcıdır. Mükellef açısından vergi dairesinin kendisine nasıl bir işlem uygulayacağını göstermesi açısından önemi vardır ama "bağlayıcı" değildir. Mükellef yasaya veya başka bağlayıcı düzenlemelere dayanarak işlemi dava konusu edebilir ama sonuçta bunda risk olur. Yasa ile iç genelge çelişiyor gibi görünüyorsa yazılı bir başvuru ile konuya açıklık getirilmesi istense daha iyi olur gibi geliyor bana.
0
nf3
(28.04.11)
nf3 arkadaşında dediği gibi. vergi dairesine gidip YAZILI mukteza al. her türlü garantin olur.
0
hmd
(28.04.11)
(1)

dell d500 touchpad

kibritsuyu
2003 model dell latitude d500 notebook'u adam ettim kullanıyorum mis gibi. lakin bu touchpad'e sürekli elim değiyor, cursor zıplıyor. nasıl kapatılır bu? fn + herhangi bir şeyle olmuyor. kısayolu falan yok mu bunun, illa her açıp kapamada denetim masasına mı giricez?
2003 model dell latitude d500 notebook'u adam ettim kullanıyorum mis gibi. lakin bu touchpad'e sürekli elim değiyor, cursor zıplıyor. nasıl kapatılır bu? fn + herhangi bir şeyle olmuyor. kısayolu falan yok mu bunun, illa her açıp kapamada denetim masasına mı giricez?
0
kibritsuyu
(28.04.11)
en kotu ihtimal autoitle filan macro yapabilirsin panpa
0
kullanici adimiz
(28.04.11)
(9)

şimdi bu adam s.kmek değil de nedir?

kibritsuyu
bütün dnyada mı aynı üçkağıt yapılıyor hacı? western digital 2 tb harici harddisk aldım. özelliklerine bakıyorum, 2tb değil, 2 trilyon byte. ama bildiğiniz üzere bu byte kilobyte megabyte işleri 1000 ve 1000'in katları şeklinde gitmiyor. 1 kilobyte = 1000 byte değil, 1024 byte ya hani. şimdi 2 trily
bütün dnyada mı aynı üçkağıt yapılıyor hacı? western digital 2 tb harici harddisk aldım. özelliklerine bakıyorum, 2tb değil, 2 trilyon byte. ama bildiğiniz üzere bu byte kilobyte megabyte işleri 1000 ve 1000'in katları şeklinde gitmiyor. 1 kilobyte = 1000 byte değil, 1024 byte ya hani. şimdi 2 trilyon byte orası tamam, ama bunu terabyte yapınca 1,80 tb ediyor. 2 tb diye aldığın diskte 200 gb badem oluyor.

ayıp değil mi yahu? az buz değil 200 gb ittiriyorlar resmen. 2 tb deme o zaman hamınakoyim 1.8 tb de, dürüst ol. ya da harbiden 2 tb yap, üstüne 20 lira daha koy. gariban manav iki erik eksik koyunca adamın ne şerefi kalıyor ne namusu. şuna bak koca wd, diskin onda birini yalan dolanla içlemiş, bütün dünya da izliyor.

niye böyle lan?
0
kibritsuyu
(27.04.11)
Bu birimler 2 nin üstleri/kuvvetleri(katları değil üstleri) şeklinde gidiyor.Nedeni de bilgisayarların binary yani ikilik düzende hesaplama yapması(1 ve 0 yani)
Dolayısıyla gerçekten 2 tblık yapamazsınız.2 tb demek yerine 1.8tb demek,belki bir ihtimal mantıklı ama başlangıçtan beri nasıl 1kb diyince mantıken 1000 byte anlıyorsak ama aslında o 1024 ise ve ona 1.024 byte demiyorsak bu da böyle.
Yani adam skmek değil,tamamen ölçü birimi ile alakalı.
Bu arada 1024 2 nin 10. kuvvetidir.
0
afush
(27.04.11)
of puf sadece wd de değil bu.
yazılım sektörü 1 mb'ı 1024 kb, hdd sektörü 1 mb'ı 1000 kb sayıyor. durum bundan ibaret. bunun nedeni ise donanım üreticileri (disk üreticileri) IBM'ın hazırladığı terminoloji sözlüğünü kullanıyor. burada da iletişim ve saklama kapasitelerinde 1 mb = 1.000.000 yazıyor. o nedenle böyle kullanılıyor.

www-01.ibm.com
0
ben smyrna
(27.04.11)
adam sikmek ama kanıksandırılmış artık millete.
0
baldur
(27.04.11)
Enn eski zamanlarda bile 1e1 tutmazdı zaten, kanıksamaktan ziyade teknik gerçek bu. Tam 1tb tutsun diye komik küsüratlı bir rakam üstünden reklam gerekirdi, bu da hem hoş hem de pratik olmazdı. Düşünsenize "Yeni süper hızlı ultra guardlı wifi transfer özellikli 1.175tb kapasiteli hard disk"

Nası yaa derler adama :)
0
jesterdvine
(27.04.11)
sadece samsung diskte gördüm. disk üzerinde 4.3GB yazıyordu. windows altında da tam olarak 4GB gözüküyordu. yine yapılabilir bence.
0
sutlu nescafe
(27.04.11)
belki 2tb lık bedelden 20 lira daha ucuza satıyolardır.
0
elektromaniac
(27.04.11)
@afush: peki ölçü birimleriyle alakalı ise 2 tb denilip 1.8 tb olan harddiskin bir tık üstü ne oluyor? 250, 320, 500, 750 gb, 1, 1.5, 2 tb diye gidiyor. yani 250 ve 320 gb yapılabildiğine göre 2 tb yapmak isteyen adam onu 2.3 trilyon byte falan yapsa, böylece 2 terabyte'a denk getirse olmuyor mu? özelliklerden bakınca 2 trilyon byte yerine 2.3 trilyon byte = 2 tb gözükse?

hah bak sutlu nescafe demiş. onun gibi. madem 2 tb yapıcan, 2 trilyon bytelık yapınca daha düşük oluyor kuvvet hedesinden dolayı. o zaman 2 trilyon yapma da 2.3 trilyon yap anasını satim, 2 tb gözüksün (sayıları salladım, belki 2.3 değil de 2.4 yapmak gerekiyordur, olabilir. farz-ı misal diyorum ben)

daha ucuza satmasın. bana ihtiyacımı satsın, gerekiyorsa da fiyata eklesin. ben tam 2 tb bir şey yüklemeyi planlarken 200 gb eksik çıkmasın. tam çıksın, gerekiyorsa pahalı olsun.
0
🌸kibritsuyu
(27.04.11)
değil abicim değil. şimdi bu birimler, mesela kilo, tamı tamına 1000 demek. yani kilogram dediğin zaman, kilometre dediğin zaman tamı tamına 1000 gram,metre anlamına gelir. haliyle kilobyte'ın da 1000 byte olması aslında normalidir. ama bilgisayar dünyasında 10'un değil 2'nin katları geçerli olduğu için bizde kilo=1024 olsun :/ demişler. zaten artık standartlar oturmaya başladı, kilobyte=1000 byte, kibibyte=1024 byte şeklinde yaptılar. bundan sonra böyle.
0
sahteyazar
(27.04.11)
talemon
(27.04.11)
(5)

en iyi dosya kopyalama programı

kibritsuyu
yeni aldığım harici harddiske bilgisayardaki arşivi atacağım. windows'a güvenmiyorum, hem hata falan veriyor, hem yavaş kopyalıyor. bu kopyalama programları varmış. en iyisi en kullnışlısı hangisidir? iş bilgisayarı olduğu için mümkün olduğunca az program kurup kaldırmaya çalışıyorum. en iyisi hangi
yeni aldığım harici harddiske bilgisayardaki arşivi atacağım. windows'a güvenmiyorum, hem hata falan veriyor, hem yavaş kopyalıyor. bu kopyalama programları varmış. en iyisi en kullnışlısı hangisidir? iş bilgisayarı olduğu için mümkün olduğunca az program kurup kaldırmaya çalışıyorum. en iyisi hangisiyse onu kurayım istiyorum. deneme yanılma yapmak istemiyorum.
0
kibritsuyu
(26.04.11)
(bkz: teracopy)
0
oblitus
(26.04.11)
ben synctoy kullaniyorum. microsoft un bir programi. kaynak ve hedef belirttikten sonra her iki taraftakileri esitliyor. basarili diyebilirim.

www.microsoft.com
0
alan shearer
(26.04.11)
teracopy. cracked versiyon kullanın ama.
0
ben smyrna
(26.04.11)
tera copy ya da total commander.
0
bryan fury
(26.04.11)
Aynı şekilde yeni disk aldım. Allway Sync ile attım hepsini sorun çıkarmadı. Kopyalama hızına bakmadım açıkcası ama öyle aşırı uzun sürmedi, hata vermedi. Ancak kopyalama programı yerine senkronizasyon programı kullanmak daha mantıklı, arşivi güncellerken çok rahat oluyor.

teracopy de bilgisayarda yüklü olsun ama, candır.
0
inugard
(26.04.11)
(8)

neredeyse imkansızı istiyorum

kibritsuyu
internette aradım taradım bulamadım. bana 2001 model renault clio'nun (başka model de olur, hatta megane, kangoo falan da olur hepsi aynıdır sanırım) sigorta kutusu ve sigorta kutusunun arkasında bulunan kısımdaki (buraya komple UCH deniyor sanırım), hangi röle hangi işe yarıyor şekilli şekilde anla
internette aradım taradım bulamadım. bana 2001 model renault clio'nun (başka model de olur, hatta megane, kangoo falan da olur hepsi aynıdır sanırım) sigorta kutusu ve sigorta kutusunun arkasında bulunan kısımdaki (buraya komple UCH deniyor sanırım), hangi röle hangi işe yarıyor şekilli şekilde anlatan bir şema istiyorum.

geçenlerde sormuştum sinyallerim bozuldu diye. flaşörü bozulmuş, adam girdi oradan bir röle değiştirdi. tik tok tik tok diye sinyal sesi oradan geliyor mesela. onlardan biri sinyal. ara ara .alışan silecek çalışırken de tik tok diye ses geliyor, merkezi kilit yapınca da geliyor, arka cam rezistansını açınca da geliyor. sol çn cam açma butonuna basınca da geliyor. ama hangisi hangisidir bilemedim. hayır bileyim elektrikçiler kazıklamasın. elimi dokunarak hangisi ne yapınca tıklıyor anlamaya çalıştım ama anlayamadım. var mıdır yardımcı olacak olan?
0
kibritsuyu
(24.04.11)
malzemeyi görsem kesin yaparım ama böyle uzaktan zor..
0
mosakale
(24.04.11)
fotoğraf ekledim. bu malzeme, şoför kapısı açılınca konsolun solundan ulaşılan sigorta kutusu var ya, onun tam arkasına denk geliyor. koltuğa oturunca sol ayağın üstüne falan denk geliyor. yere domalıp kafayı direksiyonun altına sokup yukarı bakınca görülüyor.

şasi demirinin altında bir tane aynı boyutlu ama beyaz kafalı var. bir de fotoğrafın üstünde kadraja sığmayan daha ufak dikdörtgen şekilli üç tane yan yana siyah var (bunlardan biri sinyal flaşörü imiş yeni öğrendim). özellikle şu en alttaki yamuk duran çok fazla ısınıyor. o ne merak ettim.
0
🌸kibritsuyu
(24.04.11)
bakınca da anlayamadım :S orda olmam lazım sanırım :D

sigorta kutusunun kapağı olması lazım onun arkasında yazıyo olması lazım ya hangisi ne için diye. yani normalde kapaklı olması lazım o sol bacağın üstündeki yerin.
0
mosakale
(24.04.11)
kapağın içinde sigortalar var, kapakta da hangi sigortanın ne olduğu yazıyor. ama bunlar sigorta değil, sigorta kutusunun arkasında kalan röleler. sigortadan ziyade zamanlayıcı, kontrol edici falan gibi. içinde sigorta gibi fazla akımı yiyince eriyen tel değil, devre var, bobin var. son kullanıcının müdahale etmesi uygun olmayan şeyler. o yüzden şeması yok. ama ben istiyorum :)
0
🌸kibritsuyu
(24.04.11)
adres ver geliyorum, bu işi çözücez :)
0
mosakale
(24.04.11)
aslında çok basit ve süper bir yöntem var bunun için. tek tek çıkarıp neyin çalışmadığına bakmak. lakin çıkarıp takarken elimde kalır, geri takamam, durduk yere arabanın ağzına sıçarım diye korkuyorum. bunları söküp takmamın herhangi bir zararı olur mu? söktükten sonra takamamam mümkün mü? söküp geri takınca çalışan herhangi bir şey bozulur mu?
0
🌸kibritsuyu
(24.04.11)
ya malzemeyi inceledim internette, elinde kalabilcek şeyler değil bence. yani bi tanesini dene, elinde kalsa bile tanesi 10 lira filan olması lazım..
0
mosakale
(24.04.11)
rölelerden birini sök arkadaki 2 tane uç röle bobinine gidiyor. oraya bir ufak 12 volt ampul ya da 1k gibi bir dirençel seri bir led bağla (ledin tersi düzü olduğunu unutmadan) buradan yola çıkarak hangi rölenin ne fonksiyonu olduğunu bulabilirsin.

bir yöntem daha internetde çeşitli forumlarda araçların servis kitapçıkları bulunabiliyor. buradan aracın elektrik şemasına ulaşabilirsin.
0
orpheus
(24.04.11)
(1)

seminer, panel, konferans

kibritsuyu
bunların birbirinden farkı ne?mali müşavirler odası panel diye çağırıyor, gidiyorum aynı şey. seminer diye çağırıyor gidiyorum aynı şey. konfeRans diyor, gidiyorum aynı şey.fark edemediğim bir farkı mı var? hepsinde de sahnede bir masaya oturmuş 2-3 adam, sırayla hepsi bir konuda (kurumlar vergisi b
bunların birbirinden farkı ne?

mali müşavirler odası panel diye çağırıyor, gidiyorum aynı şey. seminer diye çağırıyor gidiyorum aynı şey. konfeRans diyor, gidiyorum aynı şey.

fark edemediğim bir farkı mı var? hepsinde de sahnede bir masaya oturmuş 2-3 adam, sırayla hepsi bir konuda (kurumlar vergisi beyanı ve karşılaşılan sorunlar mesela veya teknokent ve ar-ge işletmeleri, 6111 sayılı yasa işlemleri vs.) sunum yapıp en sonda soru-cevap alıyorlar. ben farkını anlamıyorum.

evet nedir?
0
kibritsuyu
(19.04.11)
tdk'dan özet geçiyorum anladığım kadarı ile. yanlışım varsa düzeltilsin.

seminer - gerektiğinde izleyicilerin soru/cevaplarıyla ilerleyen bilgilendirici konuşma.
panel - açık oturum, birden çok konuşmacı/tartışmacıyla gerçekleştirilen etkinlik.
konferans - bilgilendirme amaçlı sade konuşma.
0
jangara
(19.04.11)
(4)

harici harddiskler bakire midir?

kibritsuyu
efem 2 tb'lık bir wd essential harici harddisk aldım. daha kutusunda duruyor. aslında oradan oraya taşımak için değil, evde dursun, arşivi yükleyeyim diye aldım. ama ofiste de yüklenecek dünya kadar şey var. şimdi hiç kullanmadan kutusuyla getirdim ofise. ben bunu bilgisayara takıp içine filmleri at
efem 2 tb'lık bir wd essential harici harddisk aldım. daha kutusunda duruyor. aslında oradan oraya taşımak için değil, evde dursun, arşivi yükleyeyim diye aldım. ama ofiste de yüklenecek dünya kadar şey var. şimdi hiç kullanmadan kutusuyla getirdim ofise. ben bunu bilgisayara takıp içine filmleri atıp bilgisayardan çıkardıktan sonra geri kutusuna koyup (aynı şekilde köpüğüyle falan) taşımam ile, bilgisayara hiç mi hiç bağlamadan kutusuyla taşımam arasında bir fark var mı?

yani bilgisayara bir kere taktım, çalıştırdım, içine bişeyler yükledim diye bunun bekareti bozuluyor mu, o saatten sonra taşırsam, hiç kullanılmamışa göre zarar görme olasılığı artıyor mu?

anladınız umarım.
0
kibritsuyu
(19.04.11)
abi disk hareket halinde değilken bişey olmaz. daha doğrusu zarar görme olasılığı değişmez. kaldı ki fabrikada muhakkak bi kontrolden geçiyordur paketlenmeden önce. yani o diski ilk döndüren sen diilsin:/
0
jangara
(19.04.11)
taşınabilir disklerin içinde (solid stateler hariç) normal harddiskler vardır. Her harddiskte olduğu gibi düşme, çarpma, kafanın atlaması tarzı riskler taşınabilir disklerde de vardır.

Bu sebeple, diski bilgisayara takın takmayın, kutusunda köpüklü ya da köpüksüz olsun tüm disklere aynı özeni gösterin, hepsinin zarar görme olasılığı eşittir
0
bonjurkes
(19.04.11)
öncelikle şu seksist bekaret kelimesi yerine daha uygun bir söz kullansanız?
sonra, adı üstünde onlar portable. kendi kutusuna koymanıza gerek yok. çalışır olmadığı sürece risk az. ama az demek yok demek değildir. geçen bir söz okudum. hdd ler ikiye ayrılır. bozuk olanlar, henüz bozulmamış olanlar. bugün de bozulabilir, 7 yıl sonra da... ben sırt çantamda taşıyorum. hddler backup üniteleri değildir. backup yapacaksanız ya farklı medyalar (zip, dat vs) veya online sistemlere ücret ödemelisiniz. online sistemler tr.norton.com gibi ücretlidir. bunlara değecek belgeniz varsa en iyisi odur. ben fotolar için flickr videolar için youtube kullanıyorum. bunun dışında dvdler ile de yedekliyorum. anlık yedeklemeleri de iki ayrı diske yapıyorum. anlık yedekleme dediğim mail vs gibi word excel gibi şeyler.
0
ben smyrna
(19.04.11)
sormak istediğin şeyi anladım o anlamda bi fark olmaz. düşme , çarpma gibi şeyler için bozulma oranı aynıdır.
0
layer26
(19.04.11)
(2)

kombi regülatörü

kibritsuyu
abicim bütün nalburların camında kış başından beri yazıyor "kombi regülatörü bulunur" diye. nedir bu kombi regülatörü? bireysel adam olarak servis çağırmadan direk nalburdan alıp takabileceğim bir şey olduğuna göre ne işe yarar? servisin takacağı parçayı nalbur reklam etmez herhalde. regülatör dediğ
abicim bütün nalburların camında kış başından beri yazıyor "kombi regülatörü bulunur" diye. nedir bu kombi regülatörü? bireysel adam olarak servis çağırmadan direk nalburdan alıp takabileceğim bir şey olduğuna göre ne işe yarar? servisin takacağı parçayı nalbur reklam etmez herhalde. regülatör dediğin voltaj düzenler benim bildiğim. elektrikli kısmı altı üstü iki tane su motorundan ibaret kombi dediğin alet voltaj dalgalanmasından bu kadar etkilenir mi ki? ya da kombi madem bu kadar hassas, kombici abiler bunu kombinin içine fabrikada koysa olmuyor mu televizyonlardaki gibi?
0
kibritsuyu
(16.04.11)
odalara birer alet koyuyosun oda sıcaklığına bağlı olarak termostat çalıştırıyo makine. zannedersem onunla ilgili. yani su sıcaklığına göre işlemiyo artık alet, odada istediğin dereceyi yakalayabiliyosun.
0
dehri
(16.04.11)
avrupa'da falan üretilen, türkiye'nin asena stayla dalgalanan voltajına çok uyumlu olmayan kombiler için takılıyor o, bir benzeri anneannemlerin evinde var. yaklaşık 2 yıl sürekli servis-git-gel-yenisini versinler-taktır-git-servis modunda dönüp duran kombinin elektronik aksamının voltaj yüzünden bozulduğu anlaşıldı, regülatör taktılar, son 12 senedir falan hiç bi sıkıntı yok.
0
roket adam
(16.04.11)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.