Giriş
(17)

motor işi sakat mı ?

madridista19021902
yaşım 27. şu yaşıma kadar ne araba ne motor kullandım. 10 sene önce ehliyet almıştım.arkadaş motor alınca heves ettim bi motor alayım kullanmayı öğreneyim diye. internetten biraz araştırınca çok olumsuz yorumlar okudummotor işi sakatmotorda ölüm riskin yüksekmotor alırsan kaput sensinya ölürsün ya s
yaşım 27. şu yaşıma kadar ne araba ne motor kullandım. 10 sene önce ehliyet almıştım.

arkadaş motor alınca heves ettim bi motor alayım kullanmayı öğreneyim diye. internetten biraz araştırınca çok olumsuz yorumlar okudum

motor işi sakat
motorda ölüm riskin yüksek
motor alırsan kaput sensin
ya ölürsün ya sakat alırsın

tırstım ama bir yandan da motor kullanmak istiyorum gerçekten.

ne önerirsiniz ?
0
madridista19021902
(11.05.26)
Tırsmanız normal ve iyi. Yaş ilerledikçe sorumluluklara paralel olarak korku artar; bu beklenen ve güvenlik önlemlerinizi sıkı tutmanız, sürüşünüzü geliştirmeye çabalamanız, daha defansif sürmeniz vd için olumlu bir kriter.
Olaya balıklama dalmadan, iyi eğitimler alarak(arkadaştan değil; bu işin hocalarından) ve ekipmanlarınızı tamamlayarak başlarsanız, sorunların büyük kısmını bertaraf edersiniz.
Riskli, evet; ama çok zevkli ve de pahalı bir hobi :/
Not: 38 yaşına kadar araba bile kullanmamış halimle, İst trafiğinde kullanıyorum. Ama tekrar belirteyim; iyi eğitim şart.
+1
lil siztah
(11.05.26)
32 yasina kadar araba bile kullanmamis birine ben pek motor tavsiye etmem yaw.
arabada maddi hasarli kaza yaparsin, en fazla para kaybin olur.
motorun sakasi yok..
+1
cooperr
(11.05.26)
Motor kullanmadım, istiyorum ama tırsıyorum.
Hele ileroki yaşta, basit bir düşme bile ayak bacak kırılmasına sebep olabilecekken yeni macera aramamam (aramıyorum)
0
kisa
(11.05.26)
eğer hevesiniz varsa bu yaşta kullanıp, hevesinizi alacaksınız ve kazasız belasız sıkılana kadar kullanacaksınız. şimdi almazsanız 40-50 yaş arası tekrar bir heves gelecek, genç hissettirsin falan diyeceksiniz, ama yaş geçtikçe sıfırdan başlamak zor olacağı için daha riskli olacak. eğer kafanızda varsa hemen alın.
0
malheiros
(11.05.26)
evet
0
mantık
(11.05.26)
Küçük hacimli motor ile baslarak yavaş yavaş ogrenebilirsin.

50 CC yeterli olacaktir. Sürüş eğitimi de alırsan öyle korkacak bir durum yok

YouTube da zafer Akçay videoları izleyip neler yapmaman gerektiğini de izleyerek ogrenebilirsin.

Yeni motor yerine 2.el motor ile başlamak en iyisi llacaktir. Motor kullanmaktan vazgecersen de maddi olarak bir kaybın olmaz.
0
kaiserr76
(11.05.26)
Milleti eğiten, bilgilendiren adamlar bile bu dünyadan motor yüzünden göçtü, yani evet risk ülkemizde büyük.

İstediğin kadar iyi kullan, istediğin kadar kurallara uy, istediğin kadar dikkat et, bir hayvanın tek hareketine bakıyor her şey.

Hala çok hevesim var, sınav ve direksiyonu geçip dosyayı yakmış birisi olarak şu an cesaretim yok.
0
kimlanbu
(12.05.26)
Yaklaşık 3 yıldır aktif kullanıyorum. Ehliyetimi 10 - 12 yıl önce almıştım ama sadece ara ara scooter kullanmıştım. Motor trafikte maalesef diğer ulaşım araçlarından daha tehlikeli bunu kabul ederek kullanmak gerekiyor. İyi bir eğitim, azami güvenlik donanımı ve güdülerinizi kontrol edebilirseniz tehlikenin %99'unu savuşturabilirsiniz bence. Kalan %1 de sizin elinizde olmayan kazalar. İzlediğim motosiklet kazalarının bu oranda bir kısmına ben bu duruma düşmezdim diyorum ama kullandıkça ve öz güven arttıkça daha tehlikeli pozisyonlara girme durumu oluyor.

Grup sürüşleri eğitim açısından iyi ama gaza gelme açısından riskli, yeni başlayacaksanız güvendiğiniz tek bir iyi bir sürücü ile ve intercom kullanarak geziler yapmanız faydalı olabilir.

Ayrıca ben riskten çok trafikte sürmek beni gerdiği için hafif off-road tarzı bir motor aldım son olarak ve dağa çok dağ yollarında sürmeye başladım. Bu da beni daha güvenli hissettiriyor en azından yoğun trafik gibi başkalarının hatalarından sorumlu olmuyorum.

İlk olarak 250 cc honda scooter ile başlamıştım, sonra nc750 ve Gs1200 kullandım, güçlü motorlardan hevesimi alınca bana daha riskli ve kontrolü zor gelmeye başladılar. Şimdi 200 cc hibrit off-road bir alet kullanıyorum memnunum. Bir tane de 400 cc civarı scooter alasım var yine ya da Adv tarzı bir scooter bakarken buluyorum kendimi.
0
creepy
(12.05.26)
30 yaşından sonra motora başlayıp ileri sürüş eğitmeni olan insanlar var.

bence başla, neden psikogların kapısında hiç motosiklet olmuyor sence. hayatına şevk gelir.
0
antihero
(12.05.26)
40 yaşından sonra 450cc ile motora başladım. Henüz 3 bin km tamamladım. Ekipmanlar ve güvenli sürüş ile risk minimize ediyorsun ancak tr ortamı maalesef.
genç yaşta başlasaydım daha sakat olurdu. Olgunluk ile kullanmak önemli kimseye dalaşmadan güvenmediğin aralara girmeden.
Motorcular da çok suçlu çünkü altındaki aletlerin her yerde geçiş üstünlüğü olduğunu düşünüyorlar. Trafikte bir araçsın sadece.
0
croswell
(12.05.26)
hocam benim tecrübelerime göre araba kullanıp trafik akışını öğrenmeden kesinlikle motor sürülmemesi lazım.

motor kullanmak, kurallara uymak ayrı bir olay.
trafiğin akışını öğrenmek apayrı bir olay, bunu deneyimlemeden, ileri sürüş teknikleriyle öğrenemezsin.
öğretiriz diyenlerden uzak dur.

ayrıca 50cc ile motora başlanmaz en az 125cc olmalı.
0
duyuruuser
(12.05.26)
bence gayet sakat ya. bir tek bende yok sanırım bu motor sevdası. millet kolunu bacağını kırıyor, yine de vazgeçmiyor. motorun bir olayı kalmadı ki zaten. herkes motorcu oldu. eskiden bu kadar motor yoktu.
-1
nothing in my way
(12.05.26)
35 yaşında chopper ile başladım motor kullanmaya öncesinde de gece vakti ara sokakta bir iki defa araba kullanmaktan başka tecrübem yoktu.

chopper alma sebebim aslında seninki ile aynı, chopper motorlar daha uzun, daha hantal, tek şeritli yolda u dönüşünü tek seferde yapamıyorum mesela, ileri geri yapmak zorundayım öyle aralara gireyim, slalom yapayım, mt25. gibi gazı açıp fırlayarak gideyim gibi şeyleri yapabileceğin motorlar değil, çoğu kişi araçla beton arasından benimki daha geniş olduğumdan sığamıyorum, sığmadığım için aralara girmeye niyetlenmiyorum, büyük olduğu için araç sürücüleri biraz daha temkinli davranıyorlar, scooter'lara oyuncak muamelesi yapılıyor ama chopper olunca biraz daha temkinli davranıyorlar.

herkesin içinde fırlamalık vardır, altındaki makine bu fırlamalığa izin verirse onu yaparsın, bu böyledir, silah varsa patlar gibi bir kural bu da. o nedenle sana bu izni vermeyen motorlara yönel. naked yada yarış motoru gibi şeylerden uzak dur, bişi olmaz, insanı gaza getiren birazda makinenin kendisi, makine senden daha yetenekli olursa illaki kendi limitini öğrenmek istersin, sonrası malum. makine senden daha az yetenekli olsun :)
+1
selam
(12.05.26)
Bence Honda'nin DCT sanzimanli modelleri yeni baslayanlar icin cok uygun. Ben su anda 1100 cc bir motora biniyorum. Honda Rebel 1100 DCT. Ilk basladigimda motoru yagmur modunda kullaniyordum. Yagmur modu hem motorum HP'sini azaltiyor, mesela 1100 cc'lik motor ogrenirken, 300cc'lik baslangic motoru gibi oluyordu. Bunun disinda motor oldukca alcak, iki ayagimi rahatca yere basabiliyorum. En guzel kismi ise DCT. Otomatik vites araba gibi D'ye alip basip gidiyorum. Bu sayede sadece yola odaklanabiliyorum. Istersem dugmeye basarak vites degistirebiliyorum.

Yalniz ben motoru ulasim amacli degil guzel havalarda keyif icin kullaniyorum. Mesela Istanbul trafiginde, yogun saatlerde, ulasim icin motor kullanamam sanirim... Ozellikle hava karadiginda hic kullanamam gibi geliyor...

Bence cok hevesliysen motor almalisin. Zaman cabuk geciyor, yaslaniyoruz. Sonradan pisman olmamak icin bile motor alinir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(13.05.26)
Hocam öncelikle motor kullanmayan insanların fikrini almayın derim çünkü safi önyargılı cevaplar alacaksınız. Ben 2008 den beri aktif olarak kullanıyorum, bütçenin ana kısmını kıyafet ve eğitime ayırın derim. Tecrübe edindikçe motorun trafikte arabalardan daha kolay hareket ettiği için yönetiminin kolay olduğunu göreceksiniz.

Eğer büyük şehirlerden birindeyseniz, kapalı alanda bol bol çalışmadan trafiğe çıkmayın, gerisi gelir.
0
mirty
(13.05.26)
imkanınız varsa otomobil kullanın bir süre. 10 sene önce ehliyet aldınız ama trafik tecrübeniz var mı?

trafik tecrübesi olduktan sonra motor kullanımı daha kolay.

ben 4-5 yıl önce A sınıfı motor ehliyeti aldım. o zamanlar motora ilgim vardı. iyi de oldu ama sadece ehliyet + sınav rotası sürüşü falan derken ilgimin çoğunu orada tatmin ettim açıkçası. çünkü stresi, tehlikesi derken çok keyif alamadım.

ama zaman zaman 50cc ya da scooter tarzındaki motorları sürüyorum. trafikte sürmek için onlar daha rahatlar. sadece heves yüzünden motor istiyorsanız bence ehliyet alın önce, sonra küçük bir motor satın alın ve trafik tecrübesi elde edin.
+1
biseysorcaktim
(13.05.26)
50 cc motor önerenler olmuş ama benim tecrübeme göre başlangıç için 250'lik idealdir. daha azı e5'e çıkınca dahi güvensiz kalıyor.
+1
lil siztah
(14.05.26)
(8)

Amerikan borsasında temettü emekliliği

adwokat
Bu nasıl mümkün oluyor ağalar?Mesela VOO 670 dolarYılda 4 kez 2 dolar bile olmayan temettü veriyor.670.000 doları buraya bağlasan yılda 200 dolar bile vermiyor. Bunun yerine ev alsan kat kat falzasını aylık kira geliri olarak alırsın. Evin değeri de hisse değeri gibi artar. Artmasa bile garanti kira
Bu nasıl mümkün oluyor ağalar?

Mesela VOO 670 dolar
Yılda 4 kez 2 dolar bile olmayan temettü veriyor.
670.000 doları buraya bağlasan yılda 200 dolar bile vermiyor.

Bunun yerine ev alsan kat kat falzasını aylık kira geliri olarak alırsın. Evin değeri de hisse değeri gibi artar. Artmasa bile garanti kirayla o açığı kapatırsın.

Durum böyleyken bu aralar çokça duyduğumuz temettü emekliliği nasıl olacak? Özellikle and borsasında yerli ve yabancı kanallarda çok sık duymaya başladım
0
adwokat
(10.05.26)
temettü emekliliğine karşıt olan da çok insan var.
öyle altın tepside sunulan bir şey değil.

ama idealde şöyle oluyor.
x bir hisse var, hem büyüyor hem temettü veriyor. 10-15 sene boyunca düzenli alım yapıyorsun, ayrıca verdiği temettüyü de geri yatırıp hisse alıyorsun.

10-15 sene sonra hem hisse büyümüş, ama büyümese bile sayısı arttığı için çok temettü verir hale gelmiş oluyor.

temettü emekliliği sisteminde 600bin doları tek seferde koymuyorsun ki hisseye. zaten bu bir çeşit birikim sistemi. 600bin nakitim varsa onu başka şekilde değerlendir temettüsüyle uğraşmazdım.

ev almak garanti değil, kiracıyla uğraşmak kolay değil.
ben geçen yıllardaki istanbul'da olan depremlerden sonra başka şehirde ev aldım hisselerimi bozup. zarar ettim sayılır mı emin değilim ama ev almasaydım muhtemelen 1.5 ev parası değerinde hissem olurdu. üstüne bir de bir ödediğim banka kredi faizi cabası. evi satsam aynı hisseleri alamam. üstelik o hisseler hem iyi temettü veriyordu hem de değeri artıyordu.

böyleyken böyle. bu arada, VOO 670 dolar civarında ve hisse başına yıllık toplam 7 dolara yakın veriyor. bahsettiğiniz tutarda yıllık 7bin dolar temettü olur. çok mu, değil tabi.
ama bunun yanında her sene değer kazanmaya devam ediyor.
+3
biseysorcaktim
(10.05.26)
temettu emekliligi benim takip ettigim finans kanallarinda, reddit'te vs. insanlarin pek de tavsiye etmedigi bir yol.

onun haricinde mumkun olup olmamasina gelirsek, evet VOO ile mumkun degil. zaten temettu emekliligi yanlisi kaynaklarin, rehberlerinin hicbiri de temettu emekliligini VOO ile tavsiye etmiyor.

VOO bu siralar yaklasik 1.1% temettu veriyor. 670.000 dolari buraya baglarsan yaklasik 1 yilda yaklasik 6700 dolar alirsin su anki sartlarla. o yuzden cok avantajli degil.

Turkiyeden almak mumkun mu bilmiyorum ama mesela temettu odakli ETF'ler var, Schwab US Dividend Equity gibi. bu ETF'in yaklasik temettu orani yillik 3.3%. 670.00 dolarini buraya yatirirsan yillik yaklasik 22.000 dolar alirsin.

4% methodu/kurali bizim gibi normal insanlar icin daha gerceklestirilebilir bir emeklilik yontemi :)
0
king lizard
(10.05.26)
ABD enflasyonu yıllık %3,3. Bundan fazla divident veren bir etf bulup, o fazla ile ben 12 ay geçinirim diyebileceğiniz bir anaparanız ya da o anaparaya zaman içinde ulaşma olanağınız yoksa o iş hayaldir.
+1
Mirket
(10.05.26)
Ben de Schwab var. Asagi yikari $300.000 yatirima yilda $13000 dividend veriyor. Onun disinda Vanguard FTSE var. Yine yuvarlak hesap $100.000'a yilda $3000-$4000 arasi da ordan geliyor.

Bunlarin hangi tur hesaplarda oldugu da onemli. Hesap detayi vermiyorum cunku her ulkenin vatandasina sundugu emeklilik hesaplari, cesitli yatirim hesaplari var. Hesap turune gore ek vergi olabiliyor, vergiden muaf olunabiliyor, ya da parayi cekerken vergi odenebiliyor...

Yaptigim emlak yatirimlari da var. Emlak yatiriminin vergi avantaji var. Mesela ben normal aldigim benzini, odedigim faturalari, boyayi, tamirati, cim kesme islerini, avukat masraflarini, sigortayi vs harcama kalemi olarak gosterebiliyorum. Bu cok iyi. Yalniz emlak sahibi olmak, kesinlikle pasif yatirim degil. Bir suru seyle ugrasmak zorunda kaliyorsun. ETF'i sadece aliyorsun...Ayrica ETF'de birden fazla hisseye yatirim yaptigin icin risk azaliyor. Emlak'ta oyle degil. Risk daha yuksek.

Edit: Bir de bu yatirimlarin getirisini sadece su an gozuyle degerlendirmemek lazim mesela 2006-2007 yillarinda dolar ile tl kafa kafayayken boyle bir yatirim yaptigini dusun? O zamanlarda 10.000 tl $7500 ediyordu. Bugun $300 bile etmiyor....
0
thetruenorthstrongandfree2
(10.05.26)
Temettü emekliliği korkak yerinde sayacak memurlar ve ihtiyarlar içindir. Geçen sene tehol 50, derhl 17, vsnmd 20, klrho 43, ktlev 8 kat gitti. Bizim millet gözünün önündeki hazine dururken yok temettü yok nasdaq yok şişecam kovalıyor. Bu millet fakirliğe niye bu kadar aşık anlamıyorum. Bütün yapman gereken takası toplu dipteki spek hisseyi alıp mal gibi sığır gibi beklemek.
-5
mezarlik
(11.05.26)
Hesaplariniz dogru.Amerikan hisseleri ile birkac sekilde geleceginizi garanti altina alabilirsiniz.

1) Asiri yuklu paraniz varsa risk istahiniz dusukse Voo gibi bir yere yatirirsiniz ve temettuler ile yasarsiniz ancak burada gozden kacirdiginiz konu temettu orani degil Amerikan borsasinin ortalamada guvenli sekilde yukselecegine oynuyorsunuz.Kisaca temettu aldigim varlik akmaz kokmaz Amerika dunya lideri oldukca %10 civari her sene yukselir diyorsunuz.Pek sevdigim bir tarz degil
2) FTSE-MSCI world benzeri %65 ABD borsasi %35 diger gelismis ve gelismekte olan ulkeler borsasi seklinde bir dagilima sahip bir etfin temettusuz versiyonunu alirsiniz.ABD riskinizi hafiften dagitiyorsunuz ayrica temettu olmadigi icin vergi konusunu yonetmek daha kolay.Vakti gelince gerektigi kadar satabiliyorsunuz

3) Hisse secip konjekture gore buyume hisselerine oynamak.Ornegin su an AI hype var gecmisten itibaren Nvidia,AMD, memory firmalari vb. ciddi getiri sagladilar.

Ben 2 ve 3'un mantikli kombinasyonunu oneririm
0
turkuaz
(11.05.26)
Şu anki fiyatına bakıp da hesaplamaları yapmak yanlış. Kimse aaa bugün 600binim var, oraya yatırayım da emekli olayım demiyor.

Emeklilik denilen şey uzun vade, aylık ödeme, ve emeklilik öncesi 0 geri dönüş.

Yani 10 yıl önce, sgk primi yatırır gibi bu hisseden almaya başlıyorsun. 100-150 dolar. O dönemki temettülerle de almaya devam ediyorsun. 200-250 dolar almaya devam ediyorsun. O anki değeri doğrusal artmadığı için 5.yılın sonunda 300 bin, 10 yılın sonunda 600 bin gibi bir durum da yok. Bu sırada normal maaşın vs. artıyor daha fazla hisse alabiliyorsun.

Böyle gidiyor. En sonunda da aylık getirisi 6bin olunca; Oh diyorsun bu aylık bana yeter, artık emekliyim. Devletlerin emeklilik sisteminde 6bin dolar emekli maaşı yok. O yüzden şu sisteme mantıksız demek mantıksızlık.

Ama bugün başlamak mantıklı mı? O başka bir soru, sisteme mantıksız diyenler bu soruya cevap veriyorlar aslında. Çünkü başarı hikayesi olarak anlatılanlar uç örnekler. 10 yıl boyunca şanslı olup doğru hamleyi yapmak ile alakalı. Sistem matematiksel olarak çalışıyor ancak dönüp eski değerlere baktığımız için. Onda bile gerçekçi olmayan fiyatlar var. Kim maaşından arta kalan ile 100dolarlık hisseden 10 tane alabilir vs.
+1
nickini vermek istemeyen uye
(11.05.26)
670.000 dolara 25,00 USD tutarından AT&T alsaydın 26.800 adet hissen olacaktı.
geçen sene 0.2775 4 defa temettü vermiş.

26.800 * 0,2775 * 4 = 29.748 USD Bu da 0,044 gibi bir yüzde ediyor. Aylık 2.479 USD eder, bu da 111.555,00 TL

Ev almak daha mantıklı gibi dursa da 5. yıla dogru giderken kiralar sürekli düşer. Temettüde kiracı ile ugraşmazsın.

670.000 USD gidip temettü hissesi alan 60 yaşından falan fazla olması lazım.

30larında kişi büyüme hisselerine yönelir genelde.
0
liberal
(11.05.26)
(9)

İlk işinizi hangi kariyer sitesi ile buldunuz?

Cezcez
Bir de üniversite 4 öğrencilerinin hala linkedin kariyer net hesabı olmaması garip değil mi?Ben üçüncü sınıfta açmıştım hepsini
Bir de üniversite 4 öğrencilerinin hala linkedin kariyer net hesabı olmaması garip değil mi?
Ben üçüncü sınıfta açmıştım hepsini
-1
Cezcez
(10.05.26)
Açıkcası ilk işlerimden birisini burada, Ekşiduyuru'da bulmuştum. 14-15 sene önceydi.
0
burka
(10.05.26)
ilk isimi kapi kapi dolasarak buldum.

linkedin bence deneyimsiz calisana gore bir site degil, deneyimliysen birseyler bulunabiliyor. o yuzden mezun olmadan linkedin hesabi acmak lazim kuralina katilmiyorum.
+3
cooperr
(10.05.26)
19 sene önce, şirketin kendi sitesinden başvuru ile.
Big4’un ikisinden ve üç bankadan teklif aldım.
0
gabe h coud
(10.05.26)
çok saçma ama işkur ile. şu genç istihdam mıdır nedir ondan faydalanmıştım ve en sevdiğim işyerimdi memuriyet çıkana kadar da orada çalışmaya devam etmiştim.
0
denizgonen
(10.05.26)
Colorado'da ogrenciyken, okulun bitmesinden 6 ay kadar once, dunyanin en buyuk petrol sirketi ile kontrat imzaladim. Ogrenciligim sirasinda annem babam vefat ettigi icin Tr'de geri gidecek bir yerim yoktu. Okuldan sonra direkt calismaya Amerika'dan Saudi Arabistan'a gittim. Buralari okuyan yeni mezun, dil bilen muhendis gencler varsa Aramco'ya kesinlikle basvurmalarini tavsiye ederim. Bu sirkette calismak bana hem cok iyi bir kariyer buna paralel olarak da iyi bir kazanc ve birikim imkani sundu.
0
thetruenorthstrongandfree2
(10.05.26)
10 yıl önce kariyer.net ile bulmuştum.
0
peki madem
(10.05.26)
freelancer.com

Proje yaptığım bir şirket sahibi beğenip işe aldı, 5 seneden fazladır aynı yerde çalışıyorum.
0
kimlanbu
(10.05.26)
Galiba kariyer.net ama biri burdan sormuş o iş için, arkadaş bana maili pasladı. Mail yazinca kariyerden başvurmam söylendi vs. ama neticede buradan bulundu sayilir.
0
mbond
(10.05.26)
İlginç olacak ama şu andaki işimi Whatsapp'taki bir grupta buldum.
0
rakicandir
(10.05.26)
(3)

Apartmanın güvenlik kamerasını bakmak için kimden izin almak lazım? (yasal olarak)

ya ben lan neyse
karakol, savcılık vs?gidip yöneticiyi ikna etmekten bahsetmiyorum. onu yaparım da yasal durumu merak ediyorum o da gerekebilir.teşekkürler.
karakol, savcılık vs?

gidip yöneticiyi ikna etmekten bahsetmiyorum. onu yaparım da yasal durumu merak ediyorum o da gerekebilir.

teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(09.05.26)
Kamera ortak alanlara bakıyorsa (ki öyle olmak zorunda zaten) mülk sahibi ya da kiracı bakabiliyor olmalı izin almaksızın.

Edit: bu iş hem kvkk hem kat malikleri kanunu kapsamına giriyor olmalı. Profesyonel destek almak lazım. Benim dediğim de doğru olmamakla birlikte “apartman benim” diyenin dediği de doğru değil yani. Yetki verilmesi lazım falan filan. Yani sistem kanunlara uygun kurulacak, izlemesi de kanuna uyacak. Karmaşık mevzu.

Edit 2: www.hukukihaber.net

Sadece bir örnek. Bir sürü kaynak var bununla ilgili.
-1
orient blue
(09.05.26)
Edit:
Gugillamaya devam edin. Internetten iki paragraf okuyup kendini uzman sanan cok oluyor.
Benim yazdigim eksik olabilir ama yanlis degil. Bina sahibi de yonetim de benim. Kiraciyla hicbir kayit paylasmam, polis disinda kimseyle de paylasmam. Kameralarin nerede oldugu ve nasil kullanildigi avukatimin hazirladigi sozlesmede yazar; insanlar okur, imzalar, konu kapanir.
Sistemi ben kurduruyorum, bakimini ben yaptiriyorum, aylik masraflarini ben oduyorum. Neden kiraciyla paylasayim? Dedigim gibi, kameralari polis disinda biriyle paylasmak gibi bir yukumlulugum yok.
-6
thetruenorthstrongandfree2
(09.05.26)
bizim kameralar kapıcıda. bişi olunca şuna baksana bi fln gidip bakıyor. mülk sahiplerinin güvenliği için değil mi o? hakkı olan erişebilmeli değil mi?
0
neira
(10.05.26)
(14)

lpg bujisi iridyum buji vs. almaya değer mi sizce?

konetsu
şuan üzerindeki ne hiç bakmadım bile daha :D 7 ay oluyor aracı alalı, öncesinde ne zaman değiştirildi bilmiyorum soracağım eski sahibine ama hatırlar mı bilmiyorum. şuan sorun yok motor güzel çalışıyor ama rutin değişimli parçaların takibini yapmakta fayda var diyorum. çıkanları da atmam yedek tutar
şuan üzerindeki ne hiç bakmadım bile daha :D 7 ay oluyor aracı alalı, öncesinde ne zaman değiştirildi bilmiyorum soracağım eski sahibine ama hatırlar mı bilmiyorum. şuan sorun yok motor güzel çalışıyor ama rutin değişimli parçaların takibini yapmakta fayda var diyorum. çıkanları da atmam yedek tutarım...

şimdi önümdeki seçenekler:
-standart nikel buji
-nikel lpg bujisi
-standart iridium buji
-iridium lpg bujisi

hangisi mantıklı olur kararsızım. standart nikel buji seti 500tl filan tutuyor iridium lpg bujisi 3500tl, iridium daha uzun ömürlü olacak filan ama değer mi yine de kararsızlık var...

standart buji alırsam da normal benzinde önerilen bujiyle mi devam etmeli yoksa lpg daha sıcak yandığından bi kademe soğuk bujiye mi geçmeli o konuda da biraz kararsızım.
bazı durumlarda öneriliyor bazı durumlarda gereksiz deniyor. ngk'nin bu konuda bi yazısı mesela: ngk.com.au

yani benzinde bu araç denso k16r-u kullanıyorsa lpgde k20r-u daha uygun olabilir gibi standart nikel alacaksam. ama bi yandan soğuk buji veya lpg bujisi benzinde kullanırken bi olumsuzluk yaşatır mı onu da bilemiyorum.

lpg için lpg bujisi daha iyidir diyelim ama lpg bujisine kıyasla bi seviye soğuk buji benzine de daha uygun mu kalır diye düşünüyorum sonuçta iki yakıtla da çalışıyor araç. lpgli diye hiç benzin kullanmıyor değiliz...

iridium alayım yıllarca bir daha buji meselesini düşünmem gerekmesin fikri de güzel geliyor. ama yine standart ve lpg bujisi arasında seçimde kararsızlık yaşıyorum. iridium alınca kararımdan pişman olursam kaybım da daha çok olacak.

nkg'nin laserline iridium lpg bujileri candan mühendislik tarafından bayağı övülmüş. bununla lpgde sorun yaşamam memnun kalırım gibi geliyor ama işte benzinde sorun olur korkusu işin aklımı karıştıran kısmı.

lpg bujisi takılıyken benzinde kullanımı standart bujiyle olan benzinde kullanıma kıyaslayan göremedim hiç. temel risk buji soğuk kalacağından benzindeyken karbon birikiminin artması. ama sonrasında yine lpgde kullanırken yeterli ısıya ulaşınca yeterince temizlenir mi? en düşük risk yine iridium lpg bujisinde gibi benim aklıma en çok yatan bu şuan bulabildiğim tüm teorik bilgilere bakınca.

kullanıcı deneyimi sorayım dedim ama aracın grubundaki arkadaşlar da konuyla ilgili pek bilgi sahibi değil. aracın orijinali ve kitapçıkta önerileni 0.8mm aralığa sahip bujiyken saf benzinli aracında 1.1mm aralıklı buji kullanıp lpgli kullanıcıya da bu bujiden önerenler var mesela. benzin ve lpgnin oktan farkını, lpgnin ateşlenmesi için daha yüksek voltaj gereksinimi olduğunu, lpgde birçok araçta buji elektrot aralığının daha dar kullanıldığını bilmiyorlar. saf benzinde bobin yeterince güçlüyse evet daha geniş aralık daha iyi sonuç bile verebilir 1.1 aralıklı bujiden memnun olabilir sorun yaşamayabilir ama o bujiyi bu araçta lpgde kullanırken sorun yaşama ihtimali çok çok yüksek olur.
📊 hangisi?
0
konetsu
(09.05.26)
Abi anlıyorum, seviyorsun bunlarla uğraşmayı ama 500-3500 arasındaki 3000 sana dokunmayacak bir miktarsa pahalısını al, en iyisini aldım diye düşün. Fakat bunu sorduğuna göre fark önemli ve araç da lpg’de daha çok kullanılacağına göre, aklın yolu, standart nikel lpg için olanı al geç. Karbon birikimi falan bu kadar kafayı takma derim naçizane.
0
orient blue
(09.05.26)
@orient aldığımda sorun yaşamayacağıma emin olsam alayım da işte uzun ömürlü olsun diye iridium alıp sonra buji yıprandı ömrü doldu diye değil de karbon birikimi yüzünden sorun yaşadım diyelim o çok can sıkar.

ngk'nın part finder sitesinde bu lpg özel ürünlerini bulup tüm detaylarına bakamadım. tek farkı daha soğuk olmaları değil ama en temel özelliklerinden biri budur... ama tam değeri çalışma sıcaklık aralıkları vs. hiçbir teknik özelliğine ulaşamadım ondan çekiniyorum.

genel olarak tabiki lpg sistemi olduğundan daha uygun fiyatlı olan lpgyi tercih edeceğim ama olur lpg sistemi arızalanır bişey olur aylarca benzinde de kullanmak isteyebilirim. buradaki atiker servisine bir kez gittim güven vermedi daha da uğramam. bi sıkıntı olsa şehir dışına çıkana kadar benzinde kullanma durumum olabilir. 2-3 ay lpg bujisini benzinle kullandığımda bu bujide ciddi karbon birikimi oluşup bana sıkıntı çıkarırsa mesela üzer.

tamam lpgye özel yapmışlar lpgde daha iyi güzel ama benzin ile uyumu nasıl bu konuda hiçbir bilgi yok. ne kullanıcı deneyimi olarak ne markanın açıklaması olarak bahsedilmemiş.
0
🌸konetsu
(09.05.26)
Standarttan şaşma.
0
antihero
(09.05.26)
Buji bu hocam ya. Üzerindekinde sorun yoksa alma bile. Kısa girerken falan bakımda değiştirirsin. O da standart olsun. Ya da alacaksan şimdi al koy kenara.
0
primetime
(09.05.26)
Lpgli araç pişmanlıktır direk arabayı sat başkan.
-2
mikahakkinen
(09.05.26)
iki ürün arasında 7 kat fiyat farkı varsa ucuz olanı alınır. biri 7 yıl biri 1 yıl idare etse bile aynı kapıya çıkıyor. Sana 7 kez bozulma lüksü sunuyor. Aldın pişman oldun diyelim bir döner parası kadar pişmanlık yaratacak. Üzerine düşünmeye bile değmez bence
0
fatihdr
(10.05.26)
@primetime dediğim gibi yaşını bilmek ve takip etmek istiyorum. üstündeki sıkıntı çıkarmaya başlasın diye beklemeye çok gerek yok. o sorun çıkınca değiştirsem yine yedeksiz kalacağım şimdi sorun yokken değiştirirsem eskileri yedekte tutabilirim acil durumda gerekirse diye. yeni buji kenarda yatarken eskiyi kullanmanın pek anlamı yok.

@fatih öyle bakınca evet. ama sorunsuzluğun da bi değeri var elbette...
sadece x kat uzun ömür olayı da değil, iridium bujide elektrotlar ince olduğundan yanma için gereken voltajı üretirken bobine daha az yük bindiriyor. iridium buji ömrünün uzun olmasına ek bobin ömrünü de uzatabilir teoride, özellikle lpg gibi oktanı yüksek yakıt kullanırken. bobinin de yaşını bilmiyorum ama ya orijinali ya da değiştiyse orijinal parçayla değişmiş yan sanayi değil. delphi marka. iridium buji kullanım ömrü boyunca bi bobin değişiminden kurtarsa farkına bile varmayacağız ama parasını büyük ölçüde çıkarmış olacak mesela :) nikel buji elektrot çapı 2.5mm filansa iridiumda 0.6mm gibi ucu.
0
🌸konetsu
(10.05.26)
@konetsu tam tersi, iridyum buji aşırı akım çekerek bobini yorar, bobinin ömrünü kısaltır.
-1
antihero
(10.05.26)
@konetsu bak bu videoda tam senin ayarinda bir adam var :)

www.youtube.com
0
thetruenorthstrongandfree2
(10.05.26)
@antihero kaynaksız yorum yapıyorsun. i.imgur.com bu bujilerin geliştirilmesinin temel sebebi zaten lpgnin daha zor yanan bir yakıt olması.
www.ngkpartfinder.co.uk

elektrot ince olduğundan daha düşük voltajla ateşleme yapabiliyor bobine binen yükü azaltıyor.

@thetrue... biliyorum bu kanalı ya :) güzel incelemeleri var. bu videonun konuyla alakası yok ama...
-1
🌸konetsu
(11.05.26)
@konetsu her cümleme kaynak eklemek gibi bi huyum yok. kitapta yazan şeyler ideal şartlar sağlandığında geçerlidir. senin aracın 2010 gelly. performans gerektiren bi araç değil. senin aracın düşük sıkıştırma oranlı bi araç. senin aracın ince uç yerine kalın uçla daha verimli çalışır. yüksek ihtimalle iridyum buji taktığın zaman tekleme yaşayacaksın.

bazen çözüm çok basittir. çok fazla ayrıntıya hakim olmak gözünün önündeki basit çözümü kaçırmana sebep olur.
0
antihero
(11.05.26)
e hangisini aldın, eski bujiye göre nasıl bi değişiklik yaşadın?
0
antihero
(12.05.26)
@anti planlama yapıyorum şuan, daha herhangi birini almadım.
toplu birkaç parça ürünü birlikte alıp banka kampanyaları ve indirim kuponlarından da yararlanacağım, anlık hevesle hemen düşünmeden kampanyaları min/maxlemeden sipariş vermiyorum aciliyet yoksa. birkaç hafta sürer almam ^^

lpg'ye özel olan seriye daha bi sıcak bakıyorum enazından denemeye değer gibi... ama iridium farka değer mi diye emin olamıyorum hala. iridiumda karbon birikimi olursa temizlemek zor genelde mümkün değil. bu durumda uzun ömürlü diye aldığının daha kısa sürede bozulma ihtimali var.
iridium'un en iyi sonucu vereceğini düşünüyorum ama nikel lpg bujisi alıp geçebilirim siparişi verirken.
0
🌸konetsu
(12.05.26)
herbirinden birer tane alip takmak lazim aslinda ortalama performans icin ahhah :D

ben genelde en kaliteli en pahali bujiyi taksamda araclarda performans olarak hicbir farklilik hissedemiyorum.
0
cooperr
(12.05.26)
(12)

Bağıra bağıra sağlıklı yaşıyorumcular

gobekliraki
Bunlar ne zaman bitecek ya. Ya yeter ya, tamam abi en sağlıklı sensin, tamam abla en çok vitamini sen alıyorsun. Ben cahilim tamam belim cephane tamam. Ama yeter ya. Siktir git upuzun yaşa. Bulaşma benim gibilere ya.
Bunlar ne zaman bitecek ya. Ya yeter ya, tamam abi en sağlıklı sensin, tamam abla en çok vitamini sen alıyorsun. Ben cahilim tamam belim cephane tamam. Ama yeter ya.
Siktir git upuzun yaşa. Bulaşma benim gibilere ya.
-15
gobekliraki
(07.05.26)
nasil saglikli yasaniyor?
0
baldur2
(07.05.26)
Abi sana nasıl bulaşıyorlar tenhada sıkıştırıp ağzına zorla d vitamini ve magnezyum mu sokuyorlar ne oluyor lütfen açıkla, zor durumdaysan başparmak kıvırmalı bi işaret ver!
+18
kizil karga
(07.05.26)
Hepsi aynı fabrika üretimi gibi cogalmaktalar
İdeal kilosunda ya da bir deri bir kemik olurlar
Sürekli tayt giyip saçma sapan hoplayıp ziplarlar
Kamera yokmuş gibi rollenerek video atarlar
Yaprak10 koduyla bir seyler satmaya calisirlar
Hemcinslerine kızlarım derler
Aman Yarabbi aman Yarabbi yazarken sinirlendim
-4
artıküyeolmakistiyorum
(07.05.26)
duyuruuser
(07.05.26)
bitmez dayı. o olay bitse başka bir bok bulup ona tutunurlar. tayt giyenler grubu gibi bunlar.
-7
mikahakkinen
(07.05.26)
Kimsenin kimseye bulaştığı yok. Sağlıklı yaşam güzel bir şey. Sağlığına dikkat etmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, spor yapmak ne güzel bir şey işte.

Bir de sağlıklı yaşamı trend gibi değerlendirenler de olmuş. Sağlıklı yaşasın, taytını giyip spor yapsın süper.
-1
rock n roll
(07.05.26)
protein, sağlıklı yağlar ve bazı kompleks karbonhidratlardan oluşan dengeli bir beslenme programıdır. Diyetin temelinde ceviz, badem, fındık, yer fıstığı, turşu, bakliyat, sebze, yoğurt, peynir, süt, yumurta, tereyağı, balık ve et gibi sağlıklı besinler yer alır.
0
halk
(07.05.26)
Kardeşimizin nicki her şeyi açıklıyor aslında😅
0
mslny
(07.05.26)
yiyen de sonunda ölüyor yemeyen de.
ne çok sağlıklı yaşamla kafayı bozmak lazım ne de tamamen salmak
0
deranzo1
(07.05.26)
Eksi oylara bak. Manyak olmuş millet, herkes kendine deli etmiş.
-2
🌸gobekliraki
(07.05.26)
Burada mantık aramayacaksin ağa popi olan her şeyi savunurlar, alternatif bir düşünceye asla tahammül edemezler. Herkes ekmeğinde işte
-4
artıküyeolmakistiyorum
(07.05.26)
Abicim son sozu genetik soyler.

Bazi insanlar var, motor yagi icse 90 yasini goruyor. Bak benim spor yapip, brokoli yiyen, hockey oyuncusu komsum 32 yasinda gitti...
0
thetruenorthstrongandfree2
(07.05.26)
(11)

Genel olarak ikinci el ilanları

dawsonscreek
Burada denk geldikçe dikkatimi çekiyor, tabi burası çok küçük bir örnek; sarı sitede daha yoğun bir şekilde göze çarpıyor.Sahibinin ikinci el eşyalarına muazzam yüksek fiyatlar istemesi.İlana 3’lü koltuk koymuş, koltuğun perti çıkmış 15bin lira istiyor. Üstüne de kendin gidip teslim alacaksın; nakli
Burada denk geldikçe dikkatimi çekiyor, tabi burası çok küçük bir örnek; sarı sitede daha yoğun bir şekilde göze çarpıyor.
Sahibinin ikinci el eşyalarına muazzam yüksek fiyatlar istemesi.
İlana 3’lü koltuk koymuş, koltuğun perti çıkmış 15bin lira istiyor. Üstüne de kendin gidip teslim alacaksın; nakliye ve hammaliye maliyetine de katlanacaksın. Hem de trink nakit para ödeyeceksin.
Beyaz eşya satıyor, ağır ve kaba ürünler. Abi bunu bedavaya yakın ve çok iyi kondisyonda çalışıyorsa alırım ya. Yoksa nakliyesi, taşıması bir dünya külfet. Sıfır aldığımda Peşin fiyatına 9 ay taksitle evime kadar getirilip kuruluyor, garantisi başlatılıyor.
İnsanlar, neden bu ödeme ve teslimat konforu varken bu yüksek fiyatlı ikinci ellere yeltensin ki?
Ben gerçekten mantıklı bir açıklama bulamıyorum.
Daha yakın zamanda çalışır durumdaki buzdolabımı, evden ücretsiz alıp götürsün diye zar zor hurdacı buldum. Yeter ki alsın götürsün dedim.
Siz, en kötü eskidji bazaar gibi yerler vs dururken üçlü koltuğa falan 15bin, 30bin ödeyip nakliyesine hammaliyesine katlanmayı makul bir zemine oturtabiliyor musunuz? 29bine 9 ay taksitle garantili çamaşır makinesi almak varken, tamir geçmişi falan belirsiz nakliye masrafı olan eski bir makineyi 20 bine peşin paraya alır mısınız?
Avrupada amerikada, çalışır durumdaki eşyalarını kapısının önüne koyup, “ücretsizdir ihtiyacı olan alabilir” seviyesine kaç bin yıl sonra ulaşırız acaba. (ülkenin ekonomik koşullarının farkındayım böyle bir beklentim yok. İşin karikatür kısmı bu)
Sabah sabah bunu düşündüm. Teşekkürler.
+5
dawsonscreek
(07.05.26)
o ilanı görüp aynı şeyi düşündüm, bosch fırınlı ocağı tam 6 ay beklettim sarı site çok pis bi yer ya en düşük fiyat 5k iken ben 2k yazmıştım, ben getirirsem 2k verenler falan çıkmıştı, zibilyon tane saçma mesajla uğraştım sonra kaldırdım.
laf arasında ihtiyaç sahibi biri olduğu çıktıda ücretsiz verdim.

2 sene kullanılan 20k aldığım avizeleri falan 500 tl ye koydum hiç ilgi görmemişti, yine benzer ürünler 2k gibi fiyatlara koyuluyordu.

hayatımda 2 tane eşya elden çıkartmam gerekti yıldım, millet let golarda nasıl uğraşıyor aklım almıyor.
0
eja
(07.05.26)
Sarı sitede, adam arz ediyor; belki satmaya bile niyeti yok, eli boşluktan yapıyor olabilir. Geçen gün bir cevaba yazılmıştı tonla; adamın arsa almaya bile niyeti yok, yüzlerce favori tutuyor. Bence fazla farkı yok.
0
lil siztah
(07.05.26)
Katılıyorum.
Tabi sahibi istediği fiyatı yazar ama iki ürüne bakınca boş beleş diye devam bile etmiyorum.
Geçen başka bir ilan vardı ürün yeni alınmış vs ama fiyatı zaten sıfır fiyatı :)
kartla alsan oturduğun yerden daha ucuza geliyor. Senin dün almış olman ürünü ikinci el yapıyor farkında değil gibi davranıyor.
0
kisa
(07.05.26)
türkiye'de 2. el kültürü çok yanlış gelişmiş. arada ben de burada görüyorum, eleman bir ürün satacak, fiyatını yazıyor, ben merak edip internette araştırdığımda sıfırını daha ucuzunu buluyorum. çok işsiz olsam ss vs. alıp bulduğum fiyatlarla rezil edeceğim ama o kadar işsiz değilim çok şükür :)

yabancılarda ikinci el fiyatlamasının belli bir standardı var, ürün iyi durumdaysa güncel fiyatın %30-50 aralığını istiyor adamlar. bugün bir ürün aldın, hiç kullanmadın, yarın ikinci el olarak satmaya çalış en fazla %60'ına falan satabilirsin. bizde ise "2. el bakıyorsa sıfırını alacak parası yoktur, ben silkebildiğim kadar silkeyim" mantığı var sanırım. işte bunlar hep şark kurnazlığı.
0
shadowfollower
(07.05.26)
Her yerde öyle. Bizim lojman grubu var orada da sabah biri, çizilmiş ve kirli bir tost makinesi koymuş 1500 tl yazmış. İnsanların eski de olsa malı çok kıymetli.
0
ekimoloji
(07.05.26)
Kim kime kitlerse mantığı fazlası değil
-1
artıküyeolmakistiyorum
(07.05.26)
türkiye'de ikinci el ürün alış veya satış kültürü yok+ insanımız şark kurnazı.

ürün kullanılmış ama hala iş görüyor. evden çıkarmaya uğraşacağıma makul bir fiyatla elden çıkarayım, hem ürünü evden çıkarma zahmetinden kurtulayım hem de üç beş cebime bir şey kalsın olmalı mantık.

ama insanımız ürünü kullanayım eskiteyim bir de üstüne ilk günkü değerindeki gibi veya çok yakın fiyata birilerine kitleyeyim diye düşünüyor. bir de ürünle olan manevi bağını da fiyata ekleme var tabii. alıcı için senin eşya, mal, ürünle olan yaşanmışlığın umrunda değil haklı olarak ama adam eşyaya yüklediği manevi anlamı da fiyata ekliyor.

ben bunu arsa alırken yaşadım. ulan komşu parseller veya aynı mıntıka. yol geçme durumu, imar özellikleri vs eşdeğer. emlakçılar 1 yazmışsa sahibinden satanlar 3 yazmış 5 yazmış. emlakçı komisyonunu vs. yi ekleyince bile arazinin fiyatı emlakçıdan alacağın fiyatın yanında çok astronomik kalıyor. niye senden alayım ne caziben var.

aynı şey satılık evlerde de var. emlakçının 5 yazdığına atıyorum 8 yazmış. ulan araya emlakçı kaynaklı masrafları bilmemneyi ekleyince bile seninki çok daha pahalıya geliyor. arayıp sorsan ama aracısız satıyorum diyor. e aracılı olunca çok daha ucuz üstelik evrak, kağıt kürek işlerinde emlakçıyı da koşturuyorsun, bi faydası var. kısacası düzelmez bu durum.
+1
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
turkiye'de 2. el kulturu yok. ama zaten al-satcilar yuzunden dunyada da kayboluyor. yine de ufak kirintilar var:

- gitar piyano vs. hevesle girilip 1 aya salinan seylerde ikinci el piyasasi cok saglikli tr'de.

- 2024 aralik'ta ikinci el masaustu bilgisayar aldim internette birinden. 0'ini alsaydim 170.000e falan gelecekti 90.000'e almis oldum. 1.5 senedir de hayvan gibi kullaniyorum.

- kendim de cokca kez cok uyguna kullanmadigim esyalarimi sattim, hatta 15 senelik ama lekesiz izsiz mukemmel koltuk takimimi vs. ucretsiz verdim gelip alan ihtiyac sahibi birine.


bi uyanik oldugunu sanan cakallar var, onlar bir sey satamiyor. bir de gercekten bir seyler alip satan asil bi kitle var.
0
aguen
(07.05.26)
Aynı soruyu ben de senelerce sordum kendime en sonunda 2.elden bir şeyler alma olayını 10 sene önce kapattım :) Para biriktirip ona göre bütçemin yettiği kalitede yenisini alıyorum.

Avrupanın genelini bilmiyorum ama en azından Almanya için hala kullanılabilecek kalitede olan ürünleri alabilirisiniz diye kapının önüne koymalar yok denecek kadar azaldı. 12 sene önce böyle değildi. Alabilirsiniz diye büyük eşyaların bırakıldığı zamanlar oluyordu, o zamanlarda kendime bisiklet, kahve makinası, bavul, ayakkabılık, kitaplık birsürü çiziği bile olmayan şey bulup almıştım. Ama şimdi çöpe atsa daha iyi olurdu denecek eskilikte şeyler kapının önüne konmaya başlanması yetmiyormyuş gibi onların 2.el sitelerinde bu kullanılmayacak derecede eskimiş ürünler nerdeyse yenisi fiyatına satılmaya başladı. Alacak enayi bulabiliyorlar mı bilemiyorum :)

Bence genel kanı kimden ne koparabilirsem olmuş iyice.
0
truf
(07.05.26)
hayatımda 2 defa ikinci el eşya aldım. ilki çok eski hatırlayamadım ama ikincisini buradan bulduğuma eminim(15+ yılı vardır). mahlasım farklı bile olabilir.
ilk aldığım bir bilgisayar(kasa) ve masaydı(bunları hurdaya vereli 10 yıldan fazla olmuştur).
ikinci aldığım gitar(cort x6) ve amfiydi(bunlar duruyor).
uçuk fiyatlar verdiğimi hatırlamıyorum.
0
late viper
(07.05.26)
Bazi urunlerde, satin aldigin anda tespit edilemeyecek arizalar oluyor. Mesela elektronik, beyaz esya gibi urunleri adamakilli test etme imkani da yok. Bu tur urunlerin 2. eli alinmaz.

Mesela bisiklet alacaksin. 2. el harika bisikletler var. spor ekipmanlari falan da alinabilir.

Benim en efsane satisim; Kanada'da devlet tarafindan el konulmus acik arttirmayla satilan, cok dusuk km'de bir Cadillac Escalade aldim. Bunu Facebook marketplace uzerinden satip, limandan gemiye yukleyip Norvec'e gonderdim...

Bir de oglan kucukken bir bisiklet aldim $550 + vergi. Facbook'ta iyi durumdaki ayni bisiklet $50'a listelenmisti. :)
0
thetruenorthstrongandfree2
(07.05.26)
(12)

Ortaöğretimde verilmesi gereken dersler

sekizdokuzon
-İs hayatında karşılaşacaginiz insan tipleri-Ailenizdeki insanların benimsediği roller, her birinin sizden beklentileri ve bu beklentilerin yönetimi -Romantik ilişkilerdeki roller ve ilişki biçimleri -Universite bitirmeden nasıl hayatta kalınır -Psikolojik sağlamlık -Ekran bağımlılığı ve hayatımıza
-İs hayatında karşılaşacaginiz insan tipleri
-Ailenizdeki insanların benimsediği roller, her birinin sizden beklentileri ve bu beklentilerin yönetimi
-Romantik ilişkilerdeki roller ve ilişki biçimleri
-Universite bitirmeden nasıl hayatta kalınır
-Psikolojik sağlamlık
-Ekran bağımlılığı ve hayatımıza etkileri
-Cinsel hastalıkların yayılma mekanizması, nasıl korunulur
-Haz merkezli yaşamanın insan hayatına uzun vadedeki etkileri
-Avrupa neden süper bir yer değildir?
-Bulundugunuz il& ilçeyi nasıl kalkindirirsiniz
-Yapay zekanın doğru kullanımı
-Sosyal medyada ticaret, marka yaratma
-Keyif verici maddelerin insan psikolojisi ve fizyolojisine etkileri

Gençlere hayatları boyunca gerçekten ihtiyaç duyacakları şeyleri öğrendikleri bir okul kurduğumuzu düşünelim. Siz hangi dersleri eklersiniz?
-4
sekizdokuzon
(06.05.26)
Her şeyden önce sevgi ve saygı. Yaşam hakkına saygı, farklılıklara saygı, farklı türlere saygı ve sevgi.

Öğretmenler öğrencileriyle beraber sokakta yaşayan hayvanları besleyebilirler. Okulda küçük bir alana meyve ve sebze, çiçek dikebilirler ve düzenli bakımlarını yapabilirler.

Akran zorbalığı ile ilgili mutlaka ders olmalı. Bu derste empati eğitimi verilmeli.

Görgü kuralları dersi olmalı.

Bir de bazı yanlış kodlamaların doğruları öğretilmeli. Örneğin " şu, kadın işidir, erkekler yapmaz" gibi yanlış aktarılmış bilgilerin doğruları öğretilmeli ve uygulamalı dersler olmalı.

Hatta bu dersler okul öncesinde başlarsa daha iyi olur. Aileler de dahil edilerek yapılırsa çok daha iyi.
0
rock n roll
(06.05.26)
yemek yapmak ogretilmeli. dikis dikmek, temizlik (beden ve ev) vs. toplumsal kurallar trafik vb. ogretilmeli. anayasa ve temel ceza kanunlari tanitilmali.

abuk subuk ne oldugunu temelde kavratmadan sacma ileri matematik, fizik falan gosteriliyor cocuklara. biz mesela turev, integral cozuyorduk lisede ama nedir bu desen cevaplayamazdik. sadece sinav icin problem cozme ogretiliyor.

bu dersler cok daha basit seviyede fundamentaller kavranacak seviyede verilmeli. bu haliyle birkac ay sonra unutulan ve hic pratik uygulamasi olmayan dersler oluyor.
+2
antikadimag
(06.05.26)
Lisede ogretilmesi sacma bulunan ve bu yuzden surekli elestirilen, karmasik sayilar, polinomlar gibi konulari hemen hemen hergun isimde kullaniyorum. Bazen bilgisayar programinin icinde oluyor, bazen bildigin elle casio fx991 hesap makinemle hesapliyorum... ilginc bir sekilde cogu insanin isine yaramayan bu konular benim isime yariyor.


Ustte yazilan yemek yapma, temizlik yapma gibi seylere ek olarak yuzme ogretilmeli. Herkes yuzmeyi bilmeli. Sonra "cevap vermek icin degil, anlamak icin dinlemek" ogretilmeli.
0
thetruenorthstrongandfree2
(06.05.26)
mantik ve elestirel dusunme
0
banach
(07.05.26)
finansal özgürlük ve birikim yapma stratejileri.
+2
orpheus
(07.05.26)
çevreye (canlı-cansız) saygı ve temizlik
toplum içinde yaşama adabı
0
lil siztah
(07.05.26)
aslında rehberlik servisi bunun için var ama tam faaliyet göstermiyor maalesef
0
mezzosprite
(07.05.26)
Gençlere hayatları boyunca gerçekten ihtiyaç duyacakları şeyleri öğrendikleri bir okul kurduğumuzu düşünelim.

genel olarak okul, özel olarak ortaöğretim öyle bir şey değil, olamaz.
sihirli bir değnek olsun o değnek her şeyi değiştirsin veya bilgisayar gibi olsun, veriyi basalım veriyi basalım kişiye, yükleme tamamlanınca her şeyi yapan, her şeyi bilen idealize edilmiş insan yetişip dışarı salınsın istiyorsunuz. öyle bir şey mümkün değil. absürd.

ortaöğretimde mesleki kariyerimde çift haneli yılların içindeyim, okul öğrenmeleri muhakkak önemli ama çok ama çok abartılıyor, yani hayatta lazım olan bilgilerin çok büyük kısmı okul dışında öğrenilir, gerçekçi olan da budur . genel olarak işleri daha iyiye götürecek şey ise derslerde uygulamalı öğretimin artırılmasıdır. illa teknik işleri kastetmiyorum. benzer bir duyuru yakın zamanlarda vardı oraya da yazmıştım şu örneği. edebiyat öğretmeniyim, sözgelimi tiyatro ünitesi anlatırken, öğrencilerin gerçekten profesyonel bir tiyatro oyunu izlemeleri benim saatlerce tiyatro anlatmamdan çok daha öğretici olacaktır. dahası tiyatro denilen şeyin, okulda sınav sorusunu doğru yanıtlamak için ezberlenmesi gereken bilgi yığınından çok daha fazlası olduğunu hissedecektir. ama yerel belediyelerin veya dandik amatör özel tiyatroların ilkokul müsameresinden hallice oyunları değil tabi. mesela devlet tiyatrolarının profesyonel oyunları gibi şeyleri kastediyorum. ama bırakın öğrenci için, yetişkin için bile ulaşılabilir bir şey olmaktan çok uzak profesyonel tiyatro izleyebilmek. yani bu çok ufak bir örnek. tabii ki bu çok maliyetli ve esaslı yatırım ve organizasyon yönetimi gerektiriyor. bizde bunu yapma iradesini gösterecek ne yöneticiler ne de işbirliği yapacak halk var. her şey tamam olsa, eminim öğretmenlerden birileri mızıldanır, yav dersimi bitirip çıkacaktım öğrencilerin başında çobanlık yapıp tiyatroda başlarında durmak değil benim görevim diye sızlanır. ilçe milli eğitim müdürleri, yav başımıza iş çıkarmayın sınıfa sokun vukuatsız akşamı edin okulu kilitleyin dağılın der. veya uygulama atölyesi gerekir, devlet ona masraf yapmak istemez. hükumetlerden veya siyasi iktidarların partisinden bağımsız olarak, herhangi bir iktidarın isteyeceği şey, kuru sıralar ve bol bol kuru bilgi dersidir. çünkü bunu yönetmek çok kolay. ama hem burada hem de gözlemlerimde fark ediyorum ki, öğretmen kitaptan daha çok anlatırsa her şey çözülecek gibi bir algı var. ya 8.30 dan - 16.00-17.00 saatlerine kadar ders mi olur? ben bilgiye açım, okulun kölesi olurum beni okut lütfen babacım diyen yeşilçam çocuk karakteri olsa, tahta sıralarda saatlerce otura otura lanet olsun atom fiziğine de profesörlüğüne de diyen kadir inanır'a dönüşür.

tüm bu anlattıklarımı da bir kenara atalım. toplumda az çok bir ülkü birliği olması gerekir. diğer cevaplarda verilen hemen hemen tüm örnekler, toplumda refah ve güvenlik temelli şeyler. herkesin herkese düşman olduğu bir toplumda, kamusal alan kutsallığı sağlayamazsın, kamusal alanın kutsallığına inanmayan bir insan yığınında da çevreyi temiz tutma dürtüsü olmaz. sokağın, mahallenin hepimize ait ve korunması gereken bir yer olduğu düşüncesini içselleştirmemiş milyonlardan oluşan bir ülke var ve bunu içselleştirmesi için de insanların aidiyet hissetmesi gerekir. enflasyon olan, herkesin herkesi s.kmeye çalışarak hayatta kalmaya debelendiği bir ülkede her türlü yozlaşma olur. yozlaşan ve kamusal alanı, kendi evi gibi kendine ait bir parça hissetmeyen topluma da çevreye çöp atmak çok kötü bir şey diye öğretmenin anlatması ile bir yol alamazsın. bu çöp atma hadisesini bütün olaylara uyarlayabiliriz, o bir örneklem sadece.
0
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
İnsan neden başka birine bulaşır?
Kavgacı insan özellikleri? Esra erol izletilip analiz yapışmalı
Boş zaman değerlendirme
Cinsel korunma. Dışarı boşalarak korunma olmaz. Sadece bunu öğrenseler razıyım
Sosyal medya mutsuzluk sebebi
Kedi köpek besleme
Giyinme becerisi
0
halk
(07.05.26)
Problem çözme teknikleri. Ders kitabı da bu: yayinlar.tubitak.gov.tr
0
merhum
(08.05.26)
İnsani/vicdani özellikleri geliştirmeye yönelik atılacak tüm adımlar zaten üç aşağı beş yukarı ifade edilmiş. Tamamen dışarıdan olacak şekilde şu andaki sınav aman eğitim modelini tamamen kaldırırdım.
Her bölüme odaklı dersler/konular eklenebilir.
Örneğin bir öğrencinin matematik dersindeki "problemler" başlığına 2026 yılında ihtiyacı yok, yaklaşık 50 yıldır soruluyor sınavlarda. Zerre faydası yok. Haricen basit ispatlar yapması şart akıl yürütmenin ne demek olduğu açısından. örneğin iki tek sayının çarpımının neden tek sayı olması gerektiği gibi.
Örneğin şu andaki tüm geometri müfredatını kaldırıp, yine basit ispatlar ile geometrik şekillerin özelliklerinin nereden geldiğini öğretmeye odaklanırdım.

Kısacası ezber yerine nedenin önemli olduğu bir eğitim modeline yöneltirdim.
0
rakicandir
(10.05.26)
(14)

Hayat tecrübesi aranıyor

nagahak
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışm
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışmam lazım ama tabi bu durumda da mesleğimden uzak kalacağım, diğer yandan da nişanlıyım ufukta evlilik masrafları var. Öbür yandan da babadan kalacak ya da gelecek para da yok (Keşke bu yandan bişey gelseydi :d). Öbür taraftan da bankalar her gün huzur ve sükunumu mikiyorlar afedersiniz. Bir diğer yandan etrafımdaki yavşak tabiatlı insanları uzaklaştırdığım için çok kişi de kalmadı etrafımda ve gerçekten ilginçtir çevresi geniş olup bana iş vs. referans olacaklar da bunlarmış. Yani anlayacağınız yandan yandan geliyorlar bana.

Şimdi siz diyeceksiniz ki burdaki soru nedir, niye yazdın diye; ben de tam bilmiyorum ama belki bir motivasyon, belki bir yol gösterme, belki bir mal mısın git çalış ya da stajını düzgün yap başka bi yerde çalışırsan avukatlık da yapamazsın sonra staj bitince vs. Düşünüp, okuyup bişeyler yazacak arkadaslara simdiden minnetler.
+1
nagahak
(05.05.26)
hmgs sınavını geçtin mi ki, nasıl staj yapacaksın? eğer geçtiysen baro ilanlarından staj yapacak bir yer bulman gerek. okulu nasıl bitirdiysen stajı da öyle bir süreç olarak düşün, okulun 5.sınıfı gibi. evet staj yaparken para yok ama sonrasında ya bi yerde işe girip çalışırsın ya da kendi müvekkil çevreni oluşturmaya başlar para kazanırsın. yani şu 1 yıl içinde evlenmeyi veya iyi paralar kazanmayı bekleme. sana tek tavsiyem gelen müvekkilleri sakın kaçırma, aman ben daha stajyerim öğrenciyim diye düşünme. bi arkadaşına vs sora sora yap insanların işini. müvekkil çevresi böyle böyle oluşuyor. ofisini açınca bir anda gelmiyolar.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
Hukuk istiyorsan stajla devam. Hayati ertelemene gerek yok, masraf yapmadan evlenin. Bu arada gecim icin aksamlari ve haftasonlari degerlendirebilecek kuryelik gibi part time isler dusunulebilir. Kariyerin icin artilari eksileri ile yapay zekayi bil. Kolay gelsin.
+1
osssy
(05.05.26)
Evlilik masraflarini unut.
Cebinde paran yok ne masrafi?

Sadece parasizliktan degil mesela plansiz hamilelikten dolayi apar topar evlenen insanlar da var. Gösterisli bir sey istiyorsaniz bekleyeceksiniz yoksa iki göz bir oda ve staji bitrip full time is bulmaya bakicaksin.

Karsindaki seni seviyorsa ikinci sarti kabul eder. Ama dügün yeni güzel ev bizim de hakkimiz diyorsaniz bekleyeceksiniz.

Seni sevmeyen düsünmeyen ya da en azindan bencil biri de heralde dügün yoksa ayrilalim falan der. Su anki durumunda her seyi tam yapip borca batarsaniz borçlardan dolayi büyük stres yasarsiniz
0
Purple life
(05.05.26)
stajını yap, mesleğine başla, gelir seviyen yükselince evlen diğer türlü zaten mutlu olamazsın
0
fatihdr
(05.05.26)
Okuduğun bölüme çok güvenme yapay zeka ekmek etti sizin mesleği. İyi de oldu. O yüzden başka sektörlere yönel geç olmadan.
-5
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
kucuk bir sehre tasin, orda kurtlar sofrasina oturmadan once pi$.
bu arada nisani yapmissin zaten bir sure nisanli takilacaksin.
biraz deneyim elde edip para kazanmaya basladiktan sonra evlilik.
avukatlik guzel meslek, zaten diploma gerektiren ise yarayan 2-3 meslek kaldi onlardan biri de avukatlik.
-2
cooperr
(05.05.26)
İlla avukatlık yapacağım diye kasma. Çoğu avukat aç geziyor. Maaşlı iş ara, asgarinin bir tık üstü maaşlı iş avukat dolu piyasada tutunma çabasından iyidir
+1
runaway
(05.05.26)
Kesinlikle stajı atlayıp para kazanacağım diye başka sektörlere girmeye çalışma.

Önce stajını yap sonra plan yap. Gelecek yıllarının yanında geçmiş yılların da boşa gider.
0
hebanon
(05.05.26)
kız işini unut.
askerlik yapmadıysan eğer yap.
belki meslek kurasına tabi yedek subay olursun.
3-5 para görürsün.
onu da sakın ha harcayayım deme.
+2
rain when i die
(05.05.26)
Bu konuda çok güzel bir motivasyon yazım vardı. Bir ara ortamlarda paylaşıldığını da gördüm. Ama şu an müsait değilim. Bir mesaj atarsan en kısa zamanda bulup atayım ya da yeniden yazayım.
Not: 20 yıllık avukatım.
0
ground
(05.05.26)
hmgs yüzünden stajyerler azaldı şuan eğer sınavı geçip staja başlarsan minimum 30-35 maaş alabilirsin eskiden vermiyorlardı. eğer hızlı para kazanmak istiyorsan ve sıkıntı dert çokca seyehat seni yormayacaksa bol icra yapan bir yere gir. orada işi öğrenirsen gerçekten maddi sıkıntı çekmezsin.illa bir alana yöneleceğim diye mesleğe girme bazen hayat önüne daha farklı seçenekler çıkarabiliyor. atıyorum ceza yapacağım dersin ama aile hukuku yönünden farklı bir kariyer şansı çıkabilir gibi...
0
kendicoplugundeotenhoroz
(06.05.26)
Abicim sene 2026. Nufus patlamis, her yer kiyamet gibi insan kayniyor. Herkes universite mezunu, nerdeyse herkes avukat. Her yil daha cok avukat mezun oluyor. Is imkani ayni oranda artmiyor. Bu ne demek? issizlik demek, dusuk gelir demek, meslegin degersizlesmesi demek. Yapay zeka'nin avukatliga ne etkisi olur onu hesaba katmiyorum bile.

Bence artik diploma degil, beceri para kazandiriyor. Bugun zaten Yapay zeka elimizin altinda ne bildiginin hicbir onemi yok. Tamamen ne yapabildigin onemli.

Bence kendini hukukla sinirlama. Sana bir sey ogreten, sana para kazandiran her is iyidir.
Yeni seylere, ogrenmeye acik ol, esnek ol...
0
thetruenorthstrongandfree2
(06.05.26)
hakim savcı ol. hayatın boyunca beleş yaşarsın. konuk evlerinde kalırsın her yerde saygı duyarlar. fanusta hükümeti severek yaşarsan çok mutlu olursun.
dünyanın en rahat işi.
0
mikahakkinen
(06.05.26)
@mikahakkinen kolay mı hakim savcı olmak referans olmadan?

bu uğurda yıllarını çürüten insanları tanıyorum

referans varsa düşünnmeden hakim savcı ol.

yoksa da kpssye hazırlan bence merkezi atamadan kurum avukatı olabilirsin. bunda referans yok. çift yıl bu sene kesinlikle başvur

şanslıysan ve referansın varsa belki uzman yardımcısı da olursun
+2
Hallegadola
(06.05.26)
(19)

araçlarda cam tavan mantıklı mı?

OgutucuRecep
caddy almaya karar verdim. cam tavan mı yoksa normal mi almak arasında kararsız kaldım.abimde tesla vardı. yazın ebemiz ağlıyordu. acaip sıcak vuruyor cam resmen ısıyı daha da arttırıyor gibiydi. serin soğuk havalarda pek farkedemedim önde oturyuorum ya da sürüyorum. yani yağmur yağarken güzel bir g
caddy almaya karar verdim. cam tavan mı yoksa normal mi almak arasında kararsız kaldım.

abimde tesla vardı. yazın ebemiz ağlıyordu. acaip sıcak vuruyor cam resmen ısıyı daha da arttırıyor gibiydi. serin soğuk havalarda pek farkedemedim önde oturyuorum ya da sürüyorum. yani yağmur yağarken güzel bir görsel oluyor mu bilmem işte.

sizce cam tavan tamamen bir görselden mi ibaret?
📊 cam tavan araç iyi mi?

Bu anket sona erdi. 52 oy kullanıldı.

0
OgutucuRecep
(05.05.26)
Aracın tavanı metal(sac) olacak. Yağmur, kar, su damlatmaz. Olası kaza anında cam tavana göre daha güvenlidir.
0
HellKeePer
(05.05.26)
caddy için cam tavan gereksiz ya.
cam tavan araçta sera etkisi yapıyor. kaplatmak gerek bence filmle.
ama diğer arabalarda açılabilir cam tavan iyi bence.
0
jelly bear
(05.05.26)
açılmıyorsa çok da esprisi yok aslında. cam tavanların perdesi de oluyor ayrıca öyle sera mera yandık piştik durumu olmuyor.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(05.05.26)
bendeki açılır değil, panoramik cam tavan. yazın normalden çok farkı yok. perdesi sürekli kapalı ama kışın iyi oluyor, arabanın içi daha ferah oluyor (bence). yeni araba alacak olsam cam tavanı olsun isterdim.
0
inheritance
(05.05.26)
"cam tavanın daha iyi olmaması" gibi bir seçenek bence mümkün değil. sadece çok pahalı olabilir.
0
co2s2
(05.05.26)
cam tavana akıllı film yaptırılıyor. proshade adı. tek dokunuşla tüm cam tavan kararıyor, kapanıyor.
0
gabe h coud
(05.05.26)
Turklerin cam tavan ya da sunroof sevdasini anlamiyor. Bu kadar fiyat performans olmayan, attigin tasin urkuttugun kurbagaya degmediyi bir urun olamaz. Derdiyle birlikte geliyor bence kendisi.
Kaldi ki arac caddymis. E yani buna dense dense tamam da kankaaa ne alakaaa denir.
-3
narod
(05.05.26)
bi keresinde bi apartmanın dibine parketmiştim. 5. katta cam balkon yapıyorlarmış, küçük küçük taşlar düşmüş tavana. cam çatır çatır çatlamış ama bütünlüğü bozulmamış. bulunduğum yere en yakın servis 500 km idi. amma uğraşmıştım. o gün tövbe ettim cam tavana da sunroof a da.

ha bi de evin sahibiyle mahkemelik olduk, o da ayrı terane tabi.
+1
antihero
(05.05.26)
açılabilir cam tavan = potansiyel sorun

açılmayanı da dahil olmak üzere ikisi de ferahlık veriyor ama yazın perde olsa da daha sıcak olabiliyor.

dıştan tüm tavanı kaplayacak şekilde cam tavan olunca kuş pisliklerinin zarar verebileceği boyalı alan küçülüyor. bu bir avantaj fakat bu sefer sac tavanın dayanabileceği mekanik streslerde camın çatlama ihtimali de oluyor. tamir masrafı saca göre daha uygun olabilir, bilmiyorum.

sonuç itibariyle bence olsa da olur olmasa da, her seçeneğin avantaj ve dezavantajı var. fiyat farkı çok değilse belki %51 cam tavanlı almak en azından estetik açıdan mantıklı olabilir.
0
orient blue
(05.05.26)
Cam tavanli araclar ikinci elde daha kolay satiliyor diye dusunuyorum...
0
thetruenorthstrongandfree2
(05.05.26)
cam tavanlı vitaram var 4 yıldır.
arabanın cam tavan perdesini hiç kapamadım.
çok ferah duruyor içi cam tavanla.
açılabiliyor da.
0
rain when i die
(05.05.26)
aciliyorsa kesinlikle gerekli.
acilmiyorsa gereksiz.
0
cooperr
(05.05.26)
Kabin için çok daha büyük ve ferah hissi veriyor. Bu artısı.

Ancak perdeli dahi olsa içeriye ısı alıyor. Özellikle Güney illerinde tavsiye etmem.
0
Mirket
(05.05.26)
Sadece satarken işe yarayan otomobil özelliklerinden biri işte. F1 vites, hız sabitleyici gibi.
0
ground
(05.05.26)
dezavantajlarının tamamı objektif, avantajları kişinin zevkine göre subjektif.

güvenlik konusunda çok büyük sorun olacağını sanmam lamine cam kırılınca dağılmaması lazım, tavan sacı da çok dayanıklı sağlam bi malzeme değil. direkler koruyor tavan sacı değil. ama yine de metal psikolojik de olsa daha güvenli hissettirir.

araç daha çok ısınır, cam tavan daha ağırdır. haliyle hem daha çok yük taşıyor olacağından hem klima daha çok çalışacağından yakıt tüketimini de arttıracaktır. minimal de olsa gerçek bir etki olacak burada.

cam tavanı geçtim sunroof/moonroof bile gereksiz. içeri su sızma riski oluşturuyor bozulabilecek can sıkabilecek ek bi donanım... hava soğuksa yağmurluysa vs. zaten açmazsın sıcak havada da tavanı açacağına klimayı açarsın daha iyi serinlersin. dış ortamın havası kirliyse olduğu gibi içeri gelecek, ama aracın kendi havalandırma sistemini kullandığında polen filtresinden geçecek yine dışarıdan taze hava gelecek.

şahsen asla istemem, araç alırken de ancak olmayan araçtan çok daha ucuzsa düşünürüm, katlanılır ama özellikle tercih edilmez. üstüne bu cam tavan vs. olsun diye ekstra para vermek ise tamamen saçmalık benim gözümde.
+1
konetsu
(06.05.26)
preminyum hariç araçlarda cam tavan gereksiz. arıza yaptığında ağlayacağına düz tavan al. fakir avuntusu gibi bir şey. adam duster alıyor cam tavan var diyor. masraf çıkarmasın diyorsan cam tavanada gerek yok. zaten ticari araçlar diğer araçlara göre daha dengesiz ve devrilme ihtimali daha yüksek. böyle bir risk varken cam tavan saçma.
ayrıca cam tavana alıcaksan ıd4 golf falan almalısın.
0
mikahakkinen
(06.05.26)
Aynı aracın (Hyundai Tucson) 4 yıl boyunca cam tavan olmayanını kullandım, şu an cam tavanlı versiyonunu kullanıyorum. Yaz, kış İzmir'deyim.

Açılır cam tavan yazın çok ferah oluyor. Açmak istemediğimde de perdesini kapalı tutuyorum, cam tavan yüzünden daha sıcak olmuyor. Hatta güneşin altında pişmiş araba cam tavanı açınca çok daha çabuk serinliyor. Kışın da aydınlık oluyor. Bir eksisini görmedim.
0
matematisyen
(06.05.26)
Bence cam tavan gereksiz. Isınma sıkıntısı, milyonda bir olsa da üzerine bir şey düşme endişesi vs.

Ama asıl önemli kısmı şu ki cam tavan önde oturan şoför ve yolcu için zaten hiç etki yapmıyor bence.
Arkadakiler için bir miktar ferahlık veriyor olabilir ama zaten çoğu arabada arkada pek kimse oturmuyor.

Bence gereksiz, cam tavan almayın.
-2
michael_knight
(06.05.26)
benim bir aracım ailemin iki aracı cam tavandı. ısı sorunu yaşamadık zaten perdesi olur. hiçbir dezavantajını da tecrübe etmedik, oldukça ferah oluyor.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(06.05.26)
(4)

Alınabilecek en iyi el konsolu hangisi?

lasttrain
Selam arkadaşlar.Soru başlıktaGüncel oyunları oynayabileceğim sorun çıkartmayacak hangi el konsolunu tavsiye edersiniz.Ns2 almak mantıklı mı? Oyunları pahalı gibi onun yerine steam deck tabanlı veya Asus rog tarzı cihaz alıp nispeten ucuz oyunları ucuz oynamak mı?
Selam arkadaşlar.

Soru başlıkta
Güncel oyunları oynayabileceğim sorun çıkartmayacak hangi el konsolunu tavsiye edersiniz.
Ns2 almak mantıklı mı? Oyunları pahalı gibi onun yerine steam deck tabanlı veya Asus rog tarzı cihaz alıp nispeten ucuz oyunları ucuz oynamak mı?
0
lasttrain
(04.05.26)
Selamlar

Zamanında benzeri bir soruyu yanıtlamıştım, aşağıdaki duyurudan okuyabilirsiniz. Tavsiyem hala daha Steam Deck. Nintendo Switch çok güzel cihaz, eğlenceli ve kendi ekosistemi içinde oldukça iyi. Öte yandan oyunları cidden pahalı ve exclusiveler güzel olsalar bile bence çok uzun oynama süreleri vaadetmiyorlar.

www.eksiduyuru.com
+1
burka
(04.05.26)
Switch Lite
0
halitkin
(05.05.26)
Nintendo Switch 2'nin pil omru cok kotu. 2 saat oyun oynanmiyor. 1.5 saatte bir sarj etmek gerekiyor... kesinlikle tavsiye etmiyorum.
0
thetruenorthstrongandfree2
(05.05.26)
su anda piyasadaki en iyi urun nintendo switch oled. onu alamiyorsan orijinal switch 1 al. switch 2'nin hem tasinabilirligi azalmis (cihaz buyumus), hem de pili cabuk bitiyor yani tasinabilir platform olmaktan uzaklasmis. ben acikcasi cok begenmedim, ilk versiyon daha basariliydi.

islemci gelismis olsa bile su anda switch 1'in acmayacagi guzel exclusive oyun yok.
0
antikadimag
(06.05.26)
(11)

Opel astra j 1.6t nasil?

floydian
Bi tanidik satiyor 2011 model 190k km'de lpg'li otomatik. Yag kacirma problemi var diyor bir de camurluk disleri kirik silikonla tutturma onun degisme masrafi var 600bin olur diyor. Ne dersiniz? Masraflarini goz onune alinca bile makul mu?
Bi tanidik satiyor 2011 model 190k km'de lpg'li otomatik. Yag kacirma problemi var diyor bir de camurluk disleri kirik silikonla tutturma onun degisme masrafi var 600bin olur diyor. Ne dersiniz? Masraflarini goz onune alinca bile makul mu?
0
floydian
(02.05.26)
tampon önemsiz, yağ kaçağı da miktarına bakmak lazım ve nereden kaçırıyor. ama şunu söyleyeyim 150k üstü araçlar toyota değilse yağ kaçırır. bugun 3-5 yaşında hangi arabaya baksan motoru altında yağ izleri vardır.

astralar çok yaygın fiyat performans araçları parçası vs kolay bulunur. aracın modeli, donanım paketi, vites tipi vs. vs. bu faktörlere göre sahibindende bir tarama yap. en ucuz ile en pahalı araçların bir ortalamasını alırsan yaklaşık piyasa fiyatı çıkar.
ona göre teklifini verirsin.

satıcıyı iyi tanıyorsan ekstra birşey gizlemediğine eminsen tanıdıktan almak tabi avantajlıdır.
0
orpheus
(02.05.26)
Yagin kecelerden oldugunu soyledi aslinda problemli degilmis ama motorun cikmasi gerektigi icin biraz maliyetli ve vakit alan bir islemmis.

Yag kacagi tedavi edilmeye calisilir mi peki yoksa kabul mu edilir?
0
🌸floydian
(02.05.26)
@orpheus 16 yaşında aracım var yağ kaçağı yok. :) 216k km.

tanıdıktan olması güvendiğin biriyse avantaj, ben de tanıdıktan aldım. normalde araç alma niyetim bile yokken bir daha böyle tanıdıktan bildiğim düzgün araç zor denk gelir dedim. ama yağ kaçağının seviyesi önemli anlayan birinin görüp yorum yapması daha doğru olur.

lpg turbo ve otomatik vites üçlüsü de masraf açabilecek şeyler bu yaşta araçlarda. lpgnin afr ayarı düzgün yol testinde yapılmadıysa fakir karışım varsa motor sıcak çalıştıysa siboplara filan zarar verebiliyor. ikinci el alırken atmosferik daha güvenli, otomatik olacaksa da önceliğim cvt olurdu.

benim araç da lpgli ama candan'da yapılmış ayarı www.youtube.com bu işi en iyi yapanlardan. ayrıca benim araç atmosferik ve düz vites. senin durumunda daha riskli gördüğüm bi combo ve 2x'den pahalı araç olduğundan baktırmadan almazdım muhtemelen. tanıdığın yakınlık seviyesine, aracı bilip bilmediğine göre değişebilir burası.
başka bir sorun yoksa yağ kaçağı da ciddi değilse tanıdıktan olduğu için değerlendirilebilir.
0
konetsu
(02.05.26)
Mantikli degil. Garanti masraf gibi gorunuyor. Camurlugu silikonla tutturan adam arabasinin bakimina ozen gostermez. Arabasinin nerden yag kacirdigini bile tam olarak bilmiyor. Kucuk bir sey olabilir ama tamamen motorun cikarilmasi da gerekebilir...

Alirsan basin agrir gibi geliyor bana. Ben olsam bakmaya devam ederdim.
+2
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
piyasasi pek yok gibi. 1.6 dizel motorunu daha once duymustum ama 1.6 turbo benzin motoru ilk kez sizden duydum. 63 ilan var. ozellikle kisa sure icinde satabilirim diyorsaniz alici bulmakta biraz zorlanabilirsiniz.

boya degisen ve tramer durumu nedir? on bolumde kaput degisen veya aracta agir hasar kaydi varsa uzak durmakta fayda var cunku boyle bi durumda araca alici cikmasi cok zorlasir.

birde son olarak bu araclar cok agir, yaklasik 1.5 ton ve uzerine otomatik diyorsunuz. yakit ortalamasini uzun yolda bile 7-8 litre altina dusuremeyebilirsiniz. hele istanbul gibi sehir ici trafikte 11-12 lt gibi yakit ortalamasi gormeniz olasi.
+1
johnnie w lker
(02.05.26)
@johnnie, sol on tampon degisen, sol on kapi degisen birkac da boya var tavan haric. Podye ve direklerde islem yokmus. Piyasasi yok ama uyguna alinirsa zamani gelince de uyguna satilip elden cikar diye dusunuyorum. Yakit ekonomisi pek dert ettigim bir sey degil cok km yapmayacagim
0
🌸floydian
(03.05.26)
lpg'li general motors opel'i alınmaz. hele 1.6 turbo benzin ise kesinlikle alınmaz.

lpg takılmamış, silindir kompresyon ve kaçak değerleri düzgün bir a14net 1.4 turbo benzin astra j işinizi görür.

bakımları sık ve düzenli yapılmış 1.6 dizel de işinizi görür.

not: otomotiv satış sonrası mühendisi.
0
rain when i die
(03.05.26)
@rain abi iyi diyorsun hos diyorsun ama 600bine ne alayim peki o zaman? 1.4t astra olmuyor cunku.

Ozelden birkac ilan atip darlasam olur mu?
0
🌸floydian
(04.05.26)
şanzıman diyorum. otomatik diyorum.

opel iyi ama o kilometre - yılda bir problem çıkarırsa sizi üzer.

bu yaşta kmde bence de toyota honda harici otomatik araba alınmaz.

2016 opel astra k kullanıcısıyım.
0
kveldulv
(04.05.26)
opel turbo benzinlilerinde çelik subap dönüşümü yapılmamışsa lpg ile binilmez. 600-700 bandına swift falan bakın bence.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(04.05.26)
4-5 sene önce 1.6 ecotec motorlu cruze'um vardı 2010 model aynı motoru kullanıyorlar astra ile. o da lpg'li idi. çelik subap dönüşümü yapılmamışsa binilmez direkt kaçın+1.

arabanın piyasasına bakın. 80-100 bin aşağısına veriyorsa alıp iyi bi elden geçirip sorunsuz binin. ben uğraşamam sanayide tanıdığım kimse yok sıkıntı olur derseniz bulaşmayın, üzülürsünüz. ben arabayı tanıdıktan almıştım, eski ustası yan sanayi yedek su deposu takmış ondan dolayı 1 kez problem yaşadım 200-300 liraya çözmüştüm. onun dışında rutin bakımlar dışında 1 lira harcamadım. 113 bin kmde alıp 165 binde satmıştım. gidişi vites geçişi iç konforu her şeyiyle çok sevdiğim bir arabaydı. sıfır araba alacağım için satmıştım.

ayrıca yağ kaçağı konusunda şunu söylemek isterim, 10 yaş üstü araçta 5 bin kmde yarım litre ekleme yapmak okeydir bence. ama 1-2 binde bir yağ istiyorsa sıkıntı. 1.6 ecotec motoruna iyi bakılmazsa çok üzer. eski sahibi arabaya dikkat etmemişse, iyi bakmamışsa, güvenmiyorsanız sakın bulaşmayın.
0
cisimcik golgi
(04.05.26)
(5)

Dalağın tadı nasıl?

yurtsuz john
Alışverişteyim şu an indirime girmiş. Ciğer severim. Tadı ciğere benziyorsa alıcam daha kokulu, ağır bir şeyse almıycam.
Alışverişteyim şu an indirime girmiş. Ciğer severim. Tadı ciğere benziyorsa alıcam daha kokulu, ağır bir şeyse almıycam.
0
yurtsuz john
(02.05.26)
Daha kokulu
Bence alma
0
kisa
(02.05.26)
Korkunç. Bir ciğerperver, yüreksever, böbrekyer insan olarak ağzıma süremem dalağı.
(5 saattir hâlâ alışverişte olma ihtimalinize göre değil, ileriye referans olması açısından yazdım)
0
yadigar
(02.05.26)
Ben seviyorum, uzun süre yediğinizde bir damak tadı oluşuyor ister istemez. Dokusu ciğer gibi değil, daha yumuşak. Tadı "ciğer gibi" ama bunun nedeni ciğere benzemesinden çok ete benzememesi. Kendine has bir şey. Öcü değil, yiyin.

Yalnız çok çok iyi pişmesi gerekiyor, oldukça kanlı bir organ. Öyle azıcık tavada çevirip yiyeyim olmuyor. Buna dikkat edin.

İlk kez yiyecekseniz mangalda, mangal yoksa döküm tavada pişirmenizi öneririm. Çünkü aromatik bir yiyecek, tadına yabancı olduğunuz için "kebabizasyon" sürecinden geçirmek yemeyi kolaylaştırır, daha alışık olacağınız bir tadı olur böylece.
0
akhenaten
(02.05.26)
Aynen yazdigin gibi cok kotu kokuyor. Yanimdaki biri siparis etse, ayni masada kendi yemegimi yiyemem o derece.
0
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
Koku kısmına katılmıyorum. Pek kokmaz. Ama yoğun bir kan ve çiğ et tadı olur. Ara ara yerim am kesinlikle külbastı şeklinde. Yani lafın gelişi değil direk küllenmiş köze atıp yemeden önce külleri temizleyerek yerim.
0
ground
(02.05.26)
(5)

Sac sekillendirici erkek icin

baldur2
Selam arkadaslar, ne kullaniyorsunuz wax, fibre ya da pomade olarak?
Selam arkadaslar, ne kullaniyorsunuz wax, fibre ya da pomade olarak?
0
baldur2
(02.05.26)
yurtsuz john
(02.05.26)
Got2b molding paste

www.got2b.com

2 sene öncesine kadar Watsons, Gratis gibi yerlerde de satılırdı ama artık yok. Yurtdışına çıktığımda alıyorum 2 tane, bir sene götürüyor. Denediklerim arasında en iyi wax bu.

Bir de American Crew var ama bulmak çok zor ve pahalı.
0
efreet sultan
(02.05.26)
Morfose Strong saç spreyi.
0
halitkin
(02.05.26)
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
taft power
www.amazon.com.tr
0
unalub
(04.05.26)
(20)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-3
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-2
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
Bir binami sattigim icin $450.000 sermaye kazanci vergisi odedim. Kesinti falan da degil direkt kendi hesabimdan devletin hesabina gonderdigim rakam bu. Karsiligini alamadigimi dusunuyorum...

Yillik hane gelirim $400.000'in uzerinde. Kuzey Amerika'da %2'lik dilime girerim. Gidip Ferrari'ye binemem ama cok rahat yasiyorum. Neth worth'um $5.000.000'i bulur.

Gelecek 20 yilda aklimdaki sistemi oturtabilirsem, cocuklarimin calismasina gerek kalmayacak.
-7
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
0
🌸Purple life
(01.05.26)
@purple

Yazdigina bakilirsa sen neyin ne oldugunu cozememissin. Bir de acik yakalamis gibi poz kesmissin. Tam bir komedi.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
@der meister

Bak yazdigin tamamen varsayim... ofke, ve saldirlangik uzerine kurulu. Benim ne is yaptigimi, nasil yasadigimi bilmeden kafandan hikaye uydurmussun. Uydurdugun hikayenin benimle alakasi yok.

Ben kimsenin sirtindan gecinmiyorum. Calisiyorum. Vergimi veriyorum. Tanimadigim insanlarin cocuklarina ailelerine hakaret etmiyorum.

Bak bu kadar nefret dolu olmanin sebebi ben degilim. Bunun sebebi kendi hayatina duydugun ofke. Kendini kucuk dusuruyorsun.


@runaway,
Hint, Banglades ne alaka... Etnik nufus sayimi mi yapiyorsun? Once federal hukumette calisan ex seviyesindeki maaslara bir bak. Sonra gel konusalim. Elinde veri olsun once.
-1
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(11)

hangi suv tipi araba alırdınız?

OgutucuRecep
maks 2 milyon 200 bin falan paranız olsa ne alırdınız?
maks 2 milyon 200 bin falan paranız olsa ne alırdınız?
0
OgutucuRecep
(30.04.26)
Elektrikli dışında bakmazdım.
+2
orient blue
(30.04.26)
Corolla cross skoda kamiq vw troc. Elektrikli alcaksam eqb yada vw id4
-1
mikahakkinen
(30.04.26)
Lada Niva Urban.

Paranın kalanı cebinde kalsın. Araba Ladadır.
-1
yurtsuz john
(30.04.26)
EV önceliği varsa ioniq 5


EV önceliği yoksa boş paket Sportage.

Şahsi görüşüm live paket Sportage olurdu. Daha büyük bir şey lazımsa tiggo 8 pro Max.

t-roc falaan evet güzel araç ama tam suv sayılmaz. Gerçi ioniq de Suv değil ama mantıklı fiyatına göre.
0
jackyr
(30.04.26)
elektrikli düşünüyorsanız 2.4 civarı bütçeyle mini countryman.
0
yap desem yapmazsin he
(30.04.26)
C5'ler baya baya iyi, f/p ötesi.
0
gobekliraki
(30.04.26)
yeni hrv
0
orpheus
(01.05.26)
suvlar ,otoban süratlerinde ürkütüyor,
pek güven vermiyor.
0
designer
(01.05.26)
Kaşkayi
Yeni t-roc
Sportage

İçten yanmalı motora devam.
Bayilerde indirim var.

Geçen ay 2026 ford puma aldım 1850'ye. Senin elindeki rakama yukarıda saydığım 4 silindir modellerden birini alırdım.
0
HellKeePer
(01.05.26)
1-2 litre fazla yakit tuketir ama ben olsam suv yerine bir pickup alirim. Her duruma (arazi, tatil, uzun yol, yokus, aile vs) uyar. hayatin kolaylasir.
-2
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
icten yanmaliya devam kafasindaydim.
hanim elektrikli istiyordu uzundur ama almam diyordum.
cevremde birkac arkadas elektrikliye gecince dur ben de bir bakayim dedim.
aradim taradim, sonunda elektrikli aldim, orta boy SUV.

ioniq 5n kullandim bu arada, inanilmaz biseydi, herifler kafamdaki elektrikli araci yapmis, ama fiyati baya yuksekti, alamadim.
param yetseydi ioniq5n alirdim kesinlikle.
0
cooperr
(01.05.26)
(13)

Vize almaya çalışan herkese soruyorum.

anaphylacticshock
Merhaba, Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim. Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diy
Merhaba,

Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim.

Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor.

Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diyor.

Vizeye başvururken kafanızda gelecekle ilgili, özellikle iş ve yaşam masrafları ile ilgili bir plan var mı merak ediyorum.

1) Başvurduğunuz ülkeye vize çıkarsa gidince ne iş yapmayı, nasıl geçinmeyi düşünüyorsunuz?

2) Başvuru yaparken gidince beni en az 6 ay idare eder diye güvendiğiniz bir birikim falan var mı?

3) Çalışma izni, oturma izni vs nasıl almayı düşünüyorsunuz?

4) Tam olarak amacınız ne? Neresi olursa olsun bir şekilde farklı bir ülkeye yerleşmek mi yoksa kafanızda daha net bir hedef ve plan var mı?

5) İşler planladığınız gibi gitmezse diye yedek bir planınız var mı?

6) Gideceğiniz ülkenin anadilini bilmiyorken resmi işlemleri, başvuruları nasıl halledeceksiniz?

Bu sorular vize almaya çalışan herkese. Cevaplayabilirseniz çok sevinirim.

Ben 8 ay içinde İngiltereye yerleşmeyi planlıyorum.
İlgim olan bir bölümde tezsiz yüksek lisansa başvurup gitmeyi düşünüyorum.
Ama asıl istediğim gidince orada çalışmak ve kalabilmek.
Devamlı gidince ne yaparım ne ederim, nasıl geçinirim, nasıl iş bulurum, okul ücretini nasıl öderim vs diye düşünüyorum.

Ben mi kafaya fazla takıyorum, biraz daha pervasız olup bodoslama harekete geçmek mi lazım bilmiyorum.
0
anaphylacticshock
(30.04.26)
ben ve çevremdeki herkes tatil-gezi amaçlı vize alıyor.
vize alıp kaçak olarak yerleşmeye çalışan görmedim tanımadım.

kafaya takmak gerek. kolay değil yurt dışına yerleşmek. iş bulup gitmek lazım.
kaçak gitmek isteyen oranı gerçekten az. çoğu tatil-iş amaçlı.
+4
jelly bear
(30.04.26)
Vize sorularını soran herkesin göçmek istediğini sanmıyorum. Seyahat için olabilir. İş için olabilir.
+5
peki madem
(30.04.26)
Schengen vizesi ile turistik amaçla bir ülkeyi ziyaret edersin. Bir ülkeye yerleşmek turist vizesi veya öğrenci vizesi ile olmuyor.

İlgin olan bölümde masterı yapıp çok yüksek ihtimalle dönersin Türkiye'ye. Zaman ve para sorun değilse denenebilir, 40 bin pound verip çıkmak koymayacaksa denersin

Herkes yapıyor ben de yapayım kafası hastalıklı bir kafa. Bir ev parası dökp Türkiye'ye geri dönmek şuan en yanlış iş ve Türklerin çoğu bunu yapıyor.
+3
runaway
(30.04.26)
ben de vize alınca sadece tatil amaçlı düşünüyorum . sana ingiltere için bir önerim var . yakın bir arkadaşım ingiltere'de yaşayan kız arkadaşı ile partner vizesine başvurdu ve orada yaşıyor. çalışma izni de var . kız arkadaşının evinde kalıyor .
ona sorarsan ; orada yaşanmaz diyor hava hep soğuk hep yağmurlu ve kapalı , sokaklar bomboş insan yok . orada yerleşik çok afgan ve ortadoğulu var kötü işlerde çalışıyorlar , ingiliz halkı da yabancılara 2. sınıf gibi davranıyor diyor yani rahatsızlık hissettiriyorlarmış . saat 16:00 da her yer kapanıyor sokaklar boş kalıyor herkes evinde ya da barlarda zaman geçiriyor diyor . ben hiç gitmedim bilmiyorum onun anlattıkları bunlar .
+2
devilone
(30.04.26)
burada acilan vize sorularinin %99'u turistik amacla alinan vize icin.
oturma izni, calisma izni gibi konularla ilgili nispeten az soru geliyor. bence iki vizeyi birbirine karistirmissiniz siz.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Daha önce 2 dönem Polonya'da erasmus yaptım.

Şimdi İngiltere'de bir PgDip programına başvurmayı düşünüyorum.

Öğrenci vizesi ile part time çalışma izni de veriyorlar.

Ama nerede iş bulurum, nasıl geçinirim, bölümü sever miyim vs diye düşünüyorum devamlı.
0
🌸anaphylacticshock
(30.04.26)
Yanlis soru. Is bulup giden zaten oradaki sirketin davetiyle gittigi icin boyle sorunlar yasanmiyor. Soylendigi gibi, bu soruyu soranlarin tamamina yakini turistik amacla ya da seminer konferans vs. amaciyla kisa donemli gitmek isteyen insanlar. Kendi kendinize vizeye basvurup orda yasamaya baslayamazsiniz.
+1
synesthesia
(30.04.26)
herhalde avrupa'da berlin, hamburg, köln, brüksel gibi türkonun, surinin, pakinin harman oldugu ve havanin bok gibi oldugu sehirlerden daha kötü bir yer varsa o da londra'dir :)
bari irlanda ya da iskocya düsünün de en azindan sadece havasi kötü dersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Kategorileri birbirine karıştırmışsın. O soruların neredeyse tamamı turistik amaçlı olan Schengen vizesiyle ilgili ve bu vizeyle Avrupya'ya gitsen dahi orada kalıp çalışamazsın. Kalıp çalışabileceğin (ve senin yıllar önce Erasmus için başvurduğun) vize tipi Schengen vizesi değil, D tipi ulusal vize. Ulusal vize başvurularında da red oranı çok çok düşük.

Yani öyle kafana göre "ben bir Avrupa'ya gideyim de iş bulur kalırım" diye düşünüp başvurduğun vize C tipi (yani Schengen) değil. D tipi vize.

İngiltere işine gelirsek, gidip yüksek lisans yapayıp sonra kalırım diyorsan yüksek lisans süresinde harcayacağın bütün para hesabında varsa (her ülkenin kendi tutar kriteri vardır, aylık 600 sterlindir atıyorum) o parayı gösterip ulusal vize alabilirsin. Zaten o para hesabında varsa da iş bulana kadar nasıl geçineceğin sorusu cevap bulmuş oluyor. O geçinecek para hesabında yoksa zaten vize alamazsın.

edit: Şöyle bir ekleme de yapayım. Turistik vizeyle gidip orada iş bulma durumunda da ulusal vize ya da oturum iznine orada başvuramazsın neredeyse hiçbir ülkede. Sadece Almanya geçen yıl böyle bir esneklik tanımıştı. Onun dışında diğer ülkelerde Schengen vizesiyle orada bulunuyor olsan bile uzun dönem vizeye ikamet ettiğin ülkeden başvurmak zorundasın.
0
himmet dayi
(30.04.26)
Gitmeyi baya niyetlenmiştim. Personeli olduğum firma bir dönem yurtdışına açılacak diye söylendi, o ara baya nasıl gidebilirim diye biraz düşünmüştüm ama yurtdışına açılış öyle kaldı. Hoş açılşa bile düşününce gittiğimde ev iş ekseninde bir hayatım olurdu. En azından burada tek başıma gidiyorsam olsa bile iyi kötü etkinliklere gidiyorum iş çıkışı.

Turistlik vize alıyorum +1. Vize alıp alıp yurtdışına gitmek daha cazip.
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Yanimdaki Ingiltere'de istedigi gibi is bulamayip, Kuzey Amerika'ya gelmis, beyaz, anglosaxon IT'ye sordum.

"Master'a gider. Sonra post study vizesi alir. 2 sene kalma hakki olur. Iki sene sonra ya sponsor bulup vizesini degistirecek ya da ulkeyi terkedecek. Goc politikasi artik sikilasti orda da. Sponsor bulmak piyango gibi." dedi.
0
thetruenorthstrongandfree2
(30.04.26)
Sponsor bulma kaygısı 10 sene önceydi. Şimdi maaş kriterini sağlayan iş ve sponsor bulması gerekecek. Bunu yapacak kişi zaten master gibi yollara girmez.
-1
runaway
(30.04.26)
Ingiltere'de "Ogrenci olarak gideyim sonra is bulup yerlesirim" mantigini oldurecek bir suru yasa cikartiyorlar haberiniz olsun.
Son iki yildir yasanan gocmen kirizi/politik savas yuzunden tum partiler gocmenleri engelleme pesinde, ozellikle Turkiye, Afganistan, Iran, Pakistan gibi ulkelerden gelenlere buyuk sikinti yasatacaklar.

Diger yazilan, sokaklar bos, kimse yok, sosyal hayat yok vs gibi laflar ise klasik "Ben adapte olamadiysam demek her yer boyle" kafasi.
Yerlesebilirseniz, sosyal hayati siz kurarsiniz, baskasinin size kurmasini beklerseniz hayat yok tabii ki.
0
quaker
(01.05.26)
(16)

Çocuğu olan duyurucular?

bobinhoo
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)

2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?

3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur muydunuz?

4) Genel olarak çocuklarla çok vakit geçirmekten hoşlanmayan ve ekstra sorumluluklardan kaçınan birinin; “hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var” ya da “ileride yalnız kalma kaygısı” gibi nedenlerle çocuk yapması sizce doğru mu?
0
bobinhoo
(30.04.26)
1-hayatım kökten değişti, hayatıma çocuk dahil olmadı ben tamamen başka biri olup çocuğa dahil oldum.
2-istemediğime emindim, yanlışlıkla oldu.
3-zamanı geriye alabilsem yaşım gençken 2-3 çocuk daha yapardım şimdi yaştan dolayı en fazla 2 yapabilirim.
4-çocuklardan hoşlanmıyordum hala hiç sevmem ama kendi çocuğumu seviyorum, yaşlanınca bana bakmasını zaten ben istemem, oğlumu o kadar çok seviyorum ki onun hayatında böyle bir sorumluluk olmak istemiyorum.
Soruya cevap, hayır doğru değil. Ben anne olunca anneliği sevdim ama herkes sevmeyebilir. Yine de siz riske girmeyin. Ya sevmeseydim yani şu an cehennem olurdu.
+2
yenibirgüzelnick
(30.04.26)
1. hayatim degismedi tecavuze ugradi (ayrica kimsemizin olmadigi bir yerdeyiz anne babadan bile yardim yok)
2. emindim super oldu
3. her turlu isterdim yine
4. degil. sorumsuz adamin isi degil cocuk buyutmek.
0
pasaklıpepee
(30.04.26)
2) kimse yüzde yüz emin olamaz sonuçta örneklerini görsen de senin hayatına ne getireceğini tam olarak kestiremiyorsun. ama bizimki tamamen planlıydı yani çocuk sahibi olalım dedik ve olduk.

3) bunu çok sorguluyorum ama zaten çocuk gözümün önünde olduğu için yok, doğurmazdım diyemiyorum net bi şekilde. çocuğun kendi zorluğu bir yana ülkenin durumu, gelecek kaygısı da etkili bunda. ama çekirdek aile içindeki durum için düşünürsek zaman zaman kafayı yiyip pişman olduğum oluyor. ama zamanı geri alabilsem yine çocuk sahibi olurdum :D

4) benim çocuk motivasyonumu güzel özetlemişsin aslında. 'hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var.' çocuk istemeyen, sevmeyen, yapmayan, yapamayan herkesin durumuna ve fikrine saygı duyuyorum. tamamen kendi yaşantım için yorum yapıyorum. kafamdaki 'aile'nin içinde çocuk olmalı illaki diye düşünüyordum her zaman. asla çocuk düşkünü, anaç biri olmadım ama kafa yapım buydu.

1) hayatım kökten değişti +1
yani çocuk doğuruyorum, onu hayatıma ortak ediyorum, biz ona değil o bize alışacak tarzı instamom'luk gerçek hayatta pek karşılığını bulmuyor.
mesela bizim için saat 20.30dan sonra dışarıda olmak gibi bi kavram yok. ya da ne bileyim çocuğun öğle uykusunu atlatmak gibi bi imkan yok. yapabilen varsa tebrikler.
yeme içme gezme tatil. her şeyin tarzı değişiyor.
geçen evli ama çocuksuz arkadaşlarımız geldi. bi yerde tatlı yemek istedik ama akşam yemeği yiyemeyiz diye vazgeçtik. ben de canım çekti, aklıma düştü filan diye söyleniyordum. olsun ya akşam yemekten sonra basar gideriz dediler. hayır gidemeyiz çünkü çocuğun uyku saati... gibi gibi örnekler.
0
elorelia
(30.04.26)
1.hayatımız tamamen çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendi.(tamamen yardımsız perişan olduk.)
2.emindik. ama bu kadar kendimizi unutacağımızı hayal etmemiştik.
3.olurduk.
4.çocuk sahibi olmak ekstra sorumluluk zaten. eğer bu bir erkekse eşi çok zorlanır.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
2) bebek bekliyoruz. emin olmak tam tabir değil. bir bilinmezlik olduğu kesin ve tabii ki hayatımızın farklı bir yöne doğru evrileceğini tahmin ediyoruz. bizim motivasyonumuz ilişkimize ve birbirimize olan güvenimizden ileri geldi. kendimize yakıştırdık yani. çocuğum ilerde bana bakar filan gibi şeyler mantıklı gibi görünse de aşırı mantıksız. tanrıcılık oynayarak bilinmez bir zaman için bu tarz düşüncelerin mesneti yok. aile olmak istiyor musunuz, ilişkinizde buna motivasyon var mı, soru bu olmalı.
0
awlmi
(30.04.26)
1. Büyük ölçüde değişti, ben rahatıma düşkün biriyim eşimin çalışma saatleri esnek olmasa kafayı yerdim. Allahtan kolik falan değildi bebeğim.
2. Bunları göze alarak çocuk yaptım diyemem zorlanacağımı biliyordum ancak anne olma isteğim her şeyin önüne geçti bir de biyolojik saat meselesi var yaş 30 olmuştu.
3. Sevgisi bambaşka bir şey, yine olsa yine yapardım ama ikinciyi yapmayı düşünmüyorum, tüm bunları sil baştan yaşayamam.
4. Yalnız kalma korkusu dahil hiçbir pragmatik düşünceyle çocuk yapmayın çünkü ileride size bakacağı veya görüşmek isteyeceği garanti değil. Beklentisizce yapılmalı, iyice emin olunmalı.
0
ekimoloji
(30.04.26)
1. Çocuk yapınca hayatım çok değişti. Sürpriz olmadı ama. Değişeceğini biliyordum. Değişti ve güzelleşti. Gerçi zaten güzeldi. Daha güzelleşti. Hayat çocuk etrafında değil, çocuğun da dahil olduğu bir şekle büründü. Yeni nesillerde çocukerkil aile yapısına geçiş oluyor. Bizde öyle olamazdı, olmadı.
2. Evet
3. Tek bırakmazdım. Kardeşleri olsun isterdim. Hata ve haksızlık yaptım.
4. Çocuk yapmak, çocuk sahibi olmak içgüdüsel bir olgudur. Ben çocuk yapmayacağım diyenlerin bu konuda dünya görüşlerinin yeterince olgunlaşmadığını, hayata bakışlarının 'Ben büyüyünce hiç evlenmeyeceğim.' diyen çocuğunki kadar dar açılı olduğunu ve ileride aşırı pişmanlıklar yaşayacaklarını düşünüyorum.
-8
Mirket
(30.04.26)
1- annem cocuktan sonra hicbirsey eskisi gibi olmuyor derdi, dedigi gibi oldu. hayatin tamamiyle degisiyor cocuk herseyin merkezi oluyor. hanimin ilk tanistigim kadin ile alakasi yok, bambaska birine donustu.

2- ben hazirdim, hatun hazir degildi galiba. onu cok iyi etkilemedi.

3- kesinlikle evet.

4- kesinlikle hayir. benim amacim bayragi devredecek birisi olmasi gerekliligi idi, bir de bence annelik/babalik duygusunu herkesin tatmasi lazim, bambaska birsey. ilerde bana baksin diye cocuk yapilmaz, oyle bir seyin garantisi yok cunku.
0
cooperr
(30.04.26)
1. %75 degisti, ha deyince cikip bi yerlere gidemiyorum. Ama henuz kucuk. Yavastan toparlanabilir belki bu kisim.

2. Degildim. Pozitifi gorunce hafif bir yas xd Ama bu duygu azalarak kayboldu. Simdi supper bi anneyim xd evt kendim karar verdim ;)

3. Bu soruya şöyle cevap vermek isterim... cocuk sahibi oldugum icin pismanim ama cocuk sahibi olmasaydim da pisman olacaktim. Hep "acaba olsa miydi" "nasil olurdu" hissiyle yasicaktim. Simdi de "cocuksuzken hayat ne guzeldi" hissiyle yasiyorum ;) yaş onemli bi ayrinti galiba burada. 35ten oncesi ve sonrasi cevap degisebilir

4. Bu kisi bir babaysa ona bisi olmaz, eşi aşşşşırı zorlanir xd bu kisi bir anneyse muhtemelen bambaska birine evrilir
0
üğpoıuy
(30.04.26)
1) Tamamen değişti, ilgisi alakası yok önceki hayatımla. Şu anda çocuklar 10 yaşını geçtiler hala ilgisi yok.
2) Evet ama tabii insan endişe duymuyor değil bin nedenle...
3) Evet
4) Şu anki düşüncelerin bundan 5-10 yıl sonra aynı kalmayabilir. Bazı insanlar kesinlikle çocuk yapmayacaklar, hatta evlenmeyecekler bile, o noktada değilsen herşey değişiyor bu hayatta. Değişimin olmamasını istiyorsan aktif olarak ve bundan dolayı depresyona gireceksen o zaman evet, çocuk yapmak iyi bir şey değil ama o zaman hiç bir yeni şey yapmak iyi bir şey değil.
0
compumaster
(30.04.26)
1. hayatım tamamen değişti ama bu halinden çok memnunum.
2. evet ama %100 demek bence fazla iddialı. çünkü milyon tane kaygım var bunların büyük kısmı çocukla ve onun geleceğiyle ilgili.
3. evet ama keşke daha erken çocuk sahibi olsaydım.
4. çok ama çok yanlış. eğer amaç sadece çocuk sahibi olmuş olmaksa asla ama asla çocuğu aklından bile geçirmemeli.

eğer bu soruyu sen kendi veya partnerin için falan soruyorsan özellikle 4. soruyu tekrar tekrar düşünün.
0
scudman1
(30.04.26)
1) Benim hayatımı oğlum şekillendirdi, ekonomik durumum pek iç açıcı değildi, daha iyi şartlarda yetiştirebilmek için gece gündüz çalıştım, ek işler yaptım, öğrencilerin bitirme projelerini yaptım (gurur duymuyorum), endüstriyel projeler yaptım, bu esnada şimdiki işyerimin sahibiyle tanıştım ve hayatım değişti. Herhangi bir ekonomik sıkıntım kalmadı, dünyayı gezebileceğim bir işe sahip oldum.

2) İsteyerek çocuk sahibi oldum, ben de eşim de çok istiyorduk.

3) Oğlumu çok seviyorum, zamanı geri alsam gene onu isterim. Çok fantastik bir rüya görmüştüm, eşimle tanışmamışız, çocuğum yok. Eşim beni tanımadan yanımdan geçip gidiyor, içimde öyle büyük bir boşluk hissettim ki sabah uyandığımda ağlama limitlerine geldim.

4) Kesinlikle yanlış, yalnız kalmamak için çocuk mu yapılır ? Hele ki onunla vakit geçirmeyecekseniz bunun acısı çocuk çok derin yaşıyor, sık seyahat ettiğim için bazen o kadar özlüyor ki eve döndüğümde kısa süre sonra tekrar gideceğim diye strese giriyor
+2
kimlanbu
(01.05.26)
1. Hayatim alt ust olmadi ama plan yaparken cocuk faktoru hep aklimda. Adapte olmak diye bir sey yok zaten. Hastanede eline aliyorsun bir daha hic ayrilmiyorsun. Buyuduklerinde isler cok daha kolaylasiyor.

2. Zamani geldi hissi olusuyor.

3. Benim icin bu sorunun cevabi "su anlik evet." Yalniz ileri de ne olur bilemiyorum. Kimseyi korkutmak istemem ama bir arkadasimin son derece basarili ve normal bir cocukluk geciren oglu 20'lerin baslarinda universitedeki ilk yilinda sizofreni tanisi aldi... Mesela bu soru arkadasima sorulsa cevabi evet olur mu bilemiyorum ya da asiri derecede otizmli konusamayan bir cocuga sahip olan bir baba bu soruya evet der mi bilemiyorum...

4. Kimseye tavsiye verecek bir pozisyonda degilim. Sorumluluk sevmiyorsaniz hem cocuk hem de sizin icin oldukca zor olabilir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
1. çok değişti, düşündüğümden çok daha fazla değişti. bir insanı hayatta tutmak gibi bir sorumluluk yükleniyor ilk günden. sonra da her şeyde onu da hesaba katarak sürdürme zorunluluğu hayatı. fiziksel ve duygusal olarak çok fazla zorluk ekleniyor.
2. çok emindim çok istedim.
3. evet olurdum, pişman değilim.
4. yanlış çünkü çocuklarla vakit geçirmeyi seven ve anne/baba olmayı çok isteyen biri için bile bu kadar zor bi şeyken istememiş/planlamamış/bunun için çaba göstermemiş biri için ne kadar zordur tahmin edemiyorum.
0
mezzosprite
(01.05.26)
ya bu arada "yaşlanınca bana baksın" motivasyonuyla çocuk yapmak dünyanın en saçma yatırımı. geçen müge anlıya çıkmıştı sonunu izlemedim ama yaşlı annesini öldürmüş kadın galiba. babasını da öldürmüş olma ihtimali vardı. sevgisiz çocuk yetiştirince bu tarz şeyler de olabiliyor yani, taş doğursalar daha iyiymiş. ki sevgiyle büyütsen bile çocuğuna bakmakla annene babana bakmak farklı şeyler, çocuğunun minnoş poposunu silmekle yetişkin bi insanın poposunu silmek çok farklı. birinin büyümesine yardım ediyorsun hayal kuruyorsun, ümitli bi şey; diğerini ölene kadar idare ediyorsun, kasvetli bi şey. hani çocuğunuz sizi çok sevse bile onun için bunu dilemezsiniz, sevmezse de size bakmaz zaten muhtemelen. ki ben annemi çok ani kaybettim ve hala "keşke ölmeseydi yatalak kalsaydı ve hayatım boyunca ona baksaydım" diyorum ama zor yani.
yalnız kalmamak için çocuk yapmak yerine kendi hayatınıza bakın, iyi arkadaşlıklar kurun, zaten yalnız kalmazsınız. istemeyerek yaptığınız bi çocukla gayet yalnız da kalabilirsiniz.
0
mezzosprite
(01.05.26)
1, 2, 3- Evet
4- Çocuk çok zor bir şey, normalde zorlukla mücadele edebilen bir insan değilseniz çocuğu hiç sanmıyorum. Ama çocuk sevmekle çocuğunu sevmek aslında birbirinden çok alakasız iki şey. Hayatım boyunca çocuklara karşı nötrdüm ama kendi çocuğumu aşırı fazla seviyorum, yapmayı sevmediğim her şeyi yapabiliyorum. Çok biyolojik bir durum
0
redlinetheturk
(02.05.26)
(5)

negatif anlamda 'isini bilir' nasil ingilizceye cevrilir

kassiopeia
soru baslikta, bazen kullaniriz ya, x isini bilir gibi ama negatif anlamda, rusvet almak gibi degil de mesela kendini cikarlari icin oldugundan farkli gorunmek/davranmak, nabza gore serbet vermek anlaminda, bunu nasil ingilizceye ceviririz?
soru baslikta, bazen kullaniriz ya, x isini bilir gibi ama negatif anlamda, rusvet almak gibi degil de mesela kendini cikarlari icin oldugundan farkli gorunmek/davranmak, nabza gore serbet vermek anlaminda, bunu nasil ingilizceye ceviririz?
0
kassiopeia
(29.04.26)
"he knows what he is doing" icerige gore olabilir.

cakallik/kurnazlik anlaminda "he is a smart-arse"
+1
baldur2
(29.04.26)
Streetwise sifat olarak
+1
floydian
(29.04.26)
- He/She knows how to play the game.
- He/She knows which way the wind is blowing.
+4
himmet dayi
(29.04.26)
"Shrewd" diye bir sözcük var, sanırım ihtiyacınızı karşılar. @Himmet dayi'nın "game" örneği de doğru.
0
yadigar
(29.04.26)
He knows how to play the crowd olur.
+2
thetruenorthstrongandfree2
(29.04.26)
(7)

Devletin, milletin iradesi dışında hareket etmesini nasıl okuyorsunuz ?

izmirduyuru
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altı
Öncelikle mevzu önemli, lütfen silinmesin; siyasi değildir. Son yasayla beraber dağı taşı siyanürle altın arayışına açtılar ve basında bu ciddi gelişmeler yer almıyor. Şimdi şunu sormak istiyorum: Cumhuriyet; egemenliğin halka ait olduğu, halkın kendi seçtiği vekiller aracılığıyla meclis çatısı altında kararlar alarak kendi kendini yönettiği bir idare biçimidir. (Yanlış biliyorsam düzeltiniz.)

Halkın özellikle zehirli madenciliğe %80, %90 oranında karşı olduğu bu uygulamaları Meclis kimin adına alıyor ve yürürlüğe koyabiliyor? küçük bir ihale değil ki bir kaç kişi faydalanacak olsun, bütün memlekette maden ihaleleri daha önce hiç görülmediği kadar veriliyor, Bu konu bir noktadan sonra ülkenin üzerinde kapkara bir buluta dönüşüyor. Bu kararı kim veriyor? Vatandaşın razı gelmediği şeyi vekil nasıl onaylıyor?

Evet, bu konu ile alakalı yorumlarınızı duymak isterim

x.com
0
izmirduyuru
(29.04.26)
kapitalizm. kapitalizm. kapitalizm.

bu tür soruların cevabı asla değişmeyecek. bazen bana da "sus amk takmışsın bi kapitalizm" diyorlar ama bokun içinde yüzüyorsak ve herkes sürekli bok kokusundan şikayetçiyse önce bu bok meselesini çözmeden, her şeyi ona bağlamadan nasıl ilerlenir yani bilmiyorum.

atatürk'ün yaptığı devrim çok kıymetliydi ama tamamına varmadı. kapitalizmin ve sağcıların kaçınılmaz sonucu olarak ülke kısa sürede tekrar toprak sahiplerinin, işletmecilerin eline düşüp onların elinde şekillendi. siyaset de tabii ki buna göre dizayn edildi.

2026 türkiyesinde "hepsi aynı hemşehrim" diyerek akp'nin verdiği zararı küçümsemek veya mevcut düzeni meşrulaştırmak istemiyorum ama uzun vadede çalışma prensipleri akp de gelse chp de gelse gerçekten değişmiyor: kapitali elinde tutan, imkânlarını garibanı ezmek için kullanıyor. birinin daha "cömert" ezmesi uzun vadeli gidişatı veya temel prensipleri değiştirmez.

ülkenin her bir yanının zengin şirketlere peşkeş çekilmesi, ülkenin polisinin sadece MAAŞ ALAMADIĞI için sesini çıkaran madenciyi veya öğrencileri coplaması vs. hep aynı hastalığın semptomları.

kısacası bunların hepsi kan emici liberallerin palavrası. bizi başka bir dünya olmadığına, içinde yaşadığımızın en özgür ve ilerici ve adaletli olduğuna inandırdılar. geldiğimiz noktada ise süper güç çocuklara tecavüz edip milyonlarca insanı bombalarken kendi vatandaşı insülin alamadığı için ölüyor, hemen her yerde bir avuç zengin koca ülkeleri kendisi için çalıştırıyor. onların yere düşse almayacakları para için biz ömür veriyoruz, 40-45 yaşında başımızı sokacağımız evimiz varsa şanslı sayılıyoruz.

sosyalizm insanlara saçma, ütopik geliyor ama milyonlarca insanın geceli gündüzlü çalışıp ay sonunu getirememesi veya jeff bezos sıçmaya özel yatıyla giderken amazon çalışanlarının tuvalete bile gidemeyip şişelere işemek zorunda kalması "normal" sayılıyor.

kısacası devletin milletin iradesi dışında hareket etmesini çok "normal" okuyorum. plan tam olarak istendiği ve dizayn edildiği şekilde çalışıyor. insanlar o politik değil, bu politik değil vs. demeye devam ettiği; emeğiyle, alın teriyle kazandığı para için patrona müteşekkir olduğu sürece de hiçbir şey değişmez zaten.
0
der meister
(29.04.26)
Çok karmaşıklaştırmaya gerek yok aslında. Millet oy veriyor. Teoride kendini en iyi temsil edene veriyor. Eğer milletin %90'ının karşı olduğu bir icraat yaparsa bir dahaki seçimde karşı olanlar oy vermez. Aslında bu kadar basit. Seçilen bir vekil ya da parti bir sonraki seçimde tekrar seçilebileceği bir politikas güder. "Millet ne istiyorsa o" diye motamot bir politika olması mümkün değil. O zaman her kararı referanduma götürmek gerekir.
+1
himmet dayi
(29.04.26)
Amerika'da zamanında bir araştırma yapılmıştı. Hangi parti başta olursa olsun, zenginlerin hemen hemen tüm istekleri yasalaşırken, halkın taleplerinin çok kısıtlı bir kısmı yerine geliyordu.

Bu tüm demokrasilerde böyle. Sebebi de gelip gelip insanın açgözlülüğüne, makam, güç ve para arzusuna dayanıyor.

Eğitim şart. Bir toplum birey bazında manevi disiplinini ne kadar yüksek tutabilirse insanlıkla ilgili konularda o kadar ilerleyebilir. İş dönüp dolaşıp bireysel karakter kalitesine dayanıyor. Ben, toplum olarak hali hazırda helak olduğumuzu ama bunun henüz farkında olmadığımızı düşünüyorum.
+2
yadigar
(29.04.26)
bugünlerde 1940'ların meclis tutanaklarını okuyorum. meclis'in çatısının yapılması tartışılırken, bir vekil kalkıp, "fazla para harcatmam! ayağında çarığı olmayan köylünün ineğini satarak ödediği verginin hesabını veremeyiz!" diye bağırıyor; diğer vekiller de bunu destekliyor. şimdi olanı, bunun tam tersi gibi düşünün işte..
+2
lil siztah
(29.04.26)
şu anki iktidar, refah partisinden ayrılırken milli görüş gömleğini çıkarıyoruz dediler. patronlarla görüştüler, patronların şüpheleri vardı giderildi, arada patronlara çatsalarda her daim sermaye ne derse onu yaptılar. sermayenin maşası oldular, cepleri doldu. halkın milletin iradesini geç kendi savundukları her şeyi gömlek gibi çıkarıp değiştirebileceklerini düşünen zihin yapısı halkını ve milletini düşünmez. demirel o zaman bu dönemin devamı olan özal hükümetine "borçlanarak yol yapmayın, yap-işlet-devret ile yabancılara yaptırmayın" demişti. demirel bile bence devletçi olmamasına rağmen bu grubu bunu söylemiştir. aklı çalışan insanlar doğruyu görür cebini ve koltuğunu sevenler parayı görür. ülkenin milletin çıkarı falan düşünülmez.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
Batida da ayni terane. Alinan kararlarin cogu halkin fikrini yansitmiyor. Ben enerji sektorundeyim. Buyuk sirketlerin bir telefonuyla isler oyle bir hizlaniyor ki 1 milyon kisinin imzasi ayni etkiyi yapmiyor bile.

Hem halk zaten daginik. Regulasyon bilmez, yonetmelik bilmez. Sirketin her yarintiya hakim hukuk deparmani bile var. E para da var. Halk bir 30 dakika protesto ediyor, ertesi gun ise guce devam. Kimse elini tasinin altina koymuyor. Hem elini tasin altina koyacak ne para ne de potansiyel var. Biri bir sey yapsin kafasinda...
+1
thetruenorthstrongandfree2
(29.04.26)
Videodaki şahıs (belki kendince) erken seçim çalışmalarını, doğa böcek çicek diyerek madencilik sahaları hususunda başlatmış .
Videonun sonunda da erken seçimden bahsediyor. Parti derdi olmayan veya tercih konusunda kararsız kalmış , doğayı seven seçmen grubunu konsolide etme çabasını görüyorum.

Bu hususta ne kadar samimi bilmiyorum ama özellikle uluslararası alanda nadir toprak elementleri hususunda azami bir yarış oldukça belirgin bir hal almışken bu gibi sosyal medyadaki paylaşımlar, ancak konunun temelinden habersiz kitleyi manüple eder.

Devletler toplumların beklentisi dışında evet hareket edebiliyor.
Genel manada statü farklılığı (yöneten ve yönetilen gibi) aradaki bilgi, tecrübe farklılığını da gösterir.
Ayda bir alınan maaşla kendi hayatına bakan çoğu kişi, devlet bazında uzun süreli kalkınma planlarının, diğer uluslararası projelerinin mahiyetini veya getirisini anlamayabilir.

Şartlarına riayet edildiğinde ise maden çıkarma işlemleri çevreye neden zarar versin?
Yazılacak çok şey var ama Türkiye'de altın çıkarma konusunda özellikle bir araştırma yapmak isteyen Türkiye'de Alman vakıfları ve Bergama Dosyası kitabına da kesinlikle göz atmalıdır.
(Kendim okuyalı 20 yıl kadar olmuştur)

Doğa , hayvan , kadın hakları , maden çıkarma ve diğer insanı ve insan bedenini de ilgilendiren projeler büyütülüp sıradışı tartışma konusu olduğunda arkaplanda olanları asla es geçmemek lazım.
-3
diyecevaplandı
(29.04.26)
(4)

nasil ilerleyecek bu ingilizce

aloneinthedark
merhaba yabncilarla calisiyorum hatta yasiyorum yurtdisindayim ama ingilizce pek ilerlemedi surekli birsey dinlemeye calisiyorum izliyorum bu arada yurtdisinda yasiyorum ama 29 yil oncesinden kalan ingilizce ilerlemiyoryas 40 . iste isimi goruyor gunluk ama gunluk hayatta neredeyse yarisini anlamiy
merhaba

yabncilarla calisiyorum hatta yasiyorum
yurtdisindayim ama ingilizce pek ilerlemedi
surekli birsey dinlemeye calisiyorum izliyorum
bu arada yurtdisinda yasiyorum ama 29 yil oncesinden kalan ingilizce ilerlemiyor
yas 40 . iste isimi goruyor gunluk ama gunluk hayatta neredeyse yarisini anlamiyorum

tabi telefonda yogun turkce konusma da var

simdi bana ne tavsiye edersiniz butun tuslara basmaya hazirim

tesekkurler
0
aloneinthedark
(28.04.26)
sorununuz dinlemeyle mi ilgili; yani dinlerken kelimeleri mi seçemiyorsunuz, yoksa duyduğunuz kelimelerin anlamlarını mı bilmiyorsunuz?

ilkiyse, ancak pratik yaparak geliştirebilirsiniz. formal şeyler izlemek veya dinlemek yerine, small talk yapmanızı öneririm. günlük kalıpları falan en iyi öyle öğrenebilirsiniz. kişilerin aksanı vs dolayısıyla ağızlarından çıkanları anlamakta zorluk çekiyorsanız, mesela ben türkçe'de bile, bazı kelimeleri yuvarlayarak konuşan insanların ne dediğini iyi anlayabilmek için ağızlarına bakarak dinliyorum. benim taktiğim bu.

kelime eksiğiniz varsa, onu oturup çalışmaktan başka şekilde çözemezsiniz. daha eğlenceli hale getirmek isterseniz, sevdiğiniz şarkıları falan dinleyip, anlamadığınız kelimelere bakarak ilerleyebilirsiniz. müzik sayesinde, dizide, filmde, sınavda, günlük hayatta karşılaşıp da bilmediğim kelime 1-2'yi geçmez. ancak kelime ezberlemede yaş önemli bir etken. 40'tan sonra yeni kelimelerin aklımda kalma oranı gittikçe düştü; bu da bir gerçek.
0
lil siztah
(28.04.26)
Bro listen,

Simdi ingilizceye maruz kaliyorsun bu guzel ama hep dinle, izle falan iyi ama hep pasif sekilde maruz kaliyorsun. Ingilizceyi aktif konusman lazim, kullanman lazim. Oyle ben dinleyeyim, izleyeyim ogreneyim bir yere kadar. Kalabaliga karis, gonullu ol, git salvation army'e evsizlere corba dagit... Bisey yap.

Bisey yapmali.
www.youtube.com
0
thetruenorthstrongandfree2
(28.04.26)
anadili ingilizce bir kiz/erkek arkadas bulursan en hizli oyle ilerler.
0
cooperr
(28.04.26)
ai ile muhabbet edin. hatalı yerleri size açıklamasını isteyin. bi süre sonra akmaya başlar.
0
gurur
(29.04.26)
(5)

Spor ve kilo verme

duhan
Selamlar, Hafta 3-4 kere 30-40 dk tempolu yürüyüş. Haftada sadece bir gün ara vererek her akşam dambıl ile pilates yapıyorum (40 dk video) hiit cardio her akşam farklı. Ağırlıkları harekete göre değiştiriyorum. 3,4,5 kg ağırlıkları var. Çift dambıl da kilo 6 ve 8 e çıkıyor yani. 5 kg olandan tek va
Selamlar,
Hafta 3-4 kere 30-40 dk tempolu yürüyüş. Haftada sadece bir gün ara vererek her akşam dambıl ile pilates yapıyorum (40 dk video) hiit cardio her akşam farklı. Ağırlıkları harekete göre değiştiriyorum. 3,4,5 kg ağırlıkları var. Çift dambıl da kilo 6 ve 8 e çıkıyor yani. 5 kg olandan tek var.
162 cm, 62 kg (40 yaş)
Beslenmeye dikkat etmekle birlikte aşırı kısıtlamıyorum. Spordan önceki beslenmeye devam diyebilirim. Sıkılaşma var epey ama tartıya yansımıyor.
Tartının oynaması için çok sıkı diyet yapsam antrenmanı yapacak enerjim olmaz.
çok mutsuzum. Kilo basen bölgesinde bu arada.
Önerisi olan var mı?
0
duhan
(25.04.26)
Çok sıkı değil, bilinçli diyet yapıp kalori say. Makro besinlerini düzenle..
Söylediklerim önerildi. Bunu nasıl yaparım diye yapay zekaya sor. O anlatır.
Sporla zayıflayamazsın, sıkılaşırsın.

Ek:

Dumbbell ile kilo vermekten bahsettiğiniz için ben sizi, burada hep saçmalayan bir üye sanmıştım. Madem o değilsiniz bir ilave yapayım. Makroları düzenlenmiş günlük diyet programını birlikte hazırladığımız birkaç kız arkadaşım, 'ben bu kadar çok yiyemem, midem almaz.' demişti. Bilinçli, hesaplı, kitaplı diyet yapmak az yemek yemek değildir.

Ayrıca sporda da belirli bir aşamaya gelince ki hiit falan yapıyorsanız, oralardasınız demektir, tartıdaki kiloya değil de vücut yağ oranınıza bakmanız ve kilonuzu değil de vücut yağ oranınızı düşürmeniz gerekir. Şu resim konuyu anlatıyordur.

scontent.fadb3-2.fna.fbcdn.net
+3
Mirket
(25.04.26)
2 saat deli danalar gibi koş yaktigin sadece 2-3 dilim ekmek. O yüzden orantılı ve yağ yakım odaklı beslenmek, sipor yapmak lazım. Kendinizi boşuna yoruyorsunuz kısaca
+1
artıküyeolmakistiyorum
(26.04.26)
Abicim bosu bosuna dertleniyorsun. Bak acik konusayim, benim kolum kadar insansin. Neyin kilosunu takiyorsun? Yaptigin hersey iyi. kendine haksizlik etme.

Basen dedigin bolge zaten en inatci yer. Herkesin derdi bu bolge. Aynen boyle devam et. Sonuc almak zaman aliyor. Tartiya falan da bakma...
+1
thetruenorthstrongandfree2
(26.04.26)
Yapay zekaya gün içinde yediklerimi yazınca o da abartmışsın demiyor ama kilo verenlere bakıyorum 1 kurabiye 1 ince dilim kek asla yemiyorlar ben bunu yapamıyorum :( her gün değil bu bahsettiğim.
Dambıl ile çalıştığımı söylemekte ki amacım kasların su tutması vs gibi söylemlerden dolayı. Fotoda ki kadar olmasada kaslarım görünür oldu.

4 aydan beri böyle bir şeyler yapıyorum kendimce. İlerleme epey yavaş, muhtemelen mutfakta gerekli dikkati yapmadığım için.
Teşekkür ederim cevaplar için.
0
🌸duhan
(26.04.26)
hanımefendi kilonuz normal, yaşınızı da göz önüne alırsak hiç de fena değil. ayrıca kilonuzun internette yer alan aralıkta olma zorunluluğu da yok ben de kiloluyum mesela 100 kiloyum ama bunun 66 kilosu kas bende. internetteki hesaplama araçları ise 72 kilo olmamı söylüyor kemiklerimin ağırlığı da 3.5 kilo etti kas ile birlikte 69.5 kilo. organlarım ıvırım zıvırım için geriye kalıyor 2.5 kilo. 72 kilo olursam ya ciddi kas kaybederim ya da acayip bir şeye dönerim kısacası.

sıkılaşma varsa doğru yoldasınız bırakın kilo vermeyin ama kas yapın daha iyi bir şey. ayrıca kadın olduğunuzu da unutmayın basenlerinizde yağ olacak bu doğal gerçeğiniz.
+1
denizgonen
(26.04.26)
(5)

Şifalanmak, Hizalanmak, Olumlamak, Dizilim... Bunlar ne olm? Kim bunlar?

brkylmz
Benden habersiz yeni bir din mi cikti? Herkes birinin pesine dusmus, sifalanmak derdinde. Yakin cevremde olmadigi icin farkinda degildim ama baska ortamlarda cokca denk gelmeye basladim artik.Bi kacini inceledim bahsettikleri isimlerin, hic bir egitimleri olmayan, facebook dayisindan hallice genelle
Benden habersiz yeni bir din mi cikti? Herkes birinin pesine dusmus, sifalanmak derdinde. Yakin cevremde olmadigi icin farkinda degildim ama baska ortamlarda cokca denk gelmeye basladim artik.

Bi kacini inceledim bahsettikleri isimlerin, hic bir egitimleri olmayan, facebook dayisindan hallice genellemeleri seksi ses tonuyla okuyan, 1000 yillik ogretileri sanki kendi tespit etmis gibi bunlari yaptiklari kamplarda satan tipler.

Biri beni aydinlatsin rica edicem. Napiyoruz agaca mi sariliyoruz?
+2
brkylmz
(25.04.26)
Burada ağaca sarılmakta birlikte işin özü anlatılmış :
m.youtube.com
Şifalanırken bile borçlandırılmak asla ihmal edilmiyor .
0
diyecevaplandı
(25.04.26)
Siyasete uzandığı için pek bahsetmek istemediğim sebeplerden hak dininden uzaklaşan ve (bkz: chp kadın kolları saçı)lı kadınların başı çektiği bazı insanlar, (din içgüdüsel bir olgu olduğu ve insanoğlu dinsiz yaşayamayacağı için), Hindistan'ın kadim dinlerine yöneldiler. Bu dinler Hindistan'da zaten yüzyıllardır var diye değil de, moda diye bazı öğretilerini alıp benimsediler. Her alıcının da bir satıcısı olur ve konuyu paraya dönüştürmenin bir yolunu bulur.
Olay budur.
0
Mirket
(26.04.26)
Abicim, yeni bir din falan degil bunlar. Tamamen yeni bir ticaret kapisi. Kimsenin aydinlandigi falan da yok.

Hayat zor, stressli, herkes gidince ben de bir bakayim diye gidiyor insanlar. Ozellikle beyaz yaka.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(26.04.26)
@brkyılmz ve @thetruenorthstrongandfree2

Psikologdan haftalarca görüşmedikçe (o da asla garantisi yok), psikyatrdan da 5 dk içinde kendini ifade edebilemedikçe fayda görmeyen insanlar bu noktaya yöneliyorlar. Kaç psikolog işinin ehli bilinmiyor, kaç işinin ehli psikolog ve psikiyatr ise o an gerçekten seni anlamaya çalışıyor gerçekten sağlıklı bir kafayla sana odaklı bilinemez. İnsanlar ana babalarından vakitlice alamadıkları ilgiyi ve manevi desteği alabilmek için bunlara gidiyorlar, o da bilinçsizce. Her şey bozuk yani. Bunlar çok normal.
+1
yaren
(26.04.26)
(3)

Polo yaka tişört tavsiyesi

drthea
Çekmeyen, kısalmayan, yakası giydikten 3 saniye sonra kalkmayan ve pahalı olmayan marka model tavsiyesi kabul olunur.
Çekmeyen, kısalmayan, yakası giydikten 3 saniye sonra kalkmayan ve pahalı olmayan marka model tavsiyesi kabul olunur.
0
drthea
(25.04.26)
pierre cardine bak
0
OgutucuRecep
(25.04.26)
Amazon üzerinden Jack jones, Skechers ve Levi’s kovala. Bir de 2 sene önde dufyden aldıklarım hala yumuşacık. Kumaşları güzel ama dikişlerden atma oldu biraz. Dufy de öneririm. Çok uyguna almıştım oradan. %100 pamuk hepsi.
0
jackyr
(25.04.26)
Ben tam istedigin gibi bir t-shirt biliyorum. Sifir cekme, sifir kisalma, yakasi da kesinlikle kalkmiyor. Link birakayim.

img.freepik.com
-12
thetruenorthstrongandfree2
(26.04.26)
(10)

Yurtdışında Çin restoranına gittiniz mi hiç?

yenibirgüzelnick
Annem Viyana’da Çin restoranına gitmiş ve çubukla yiyemediği için çatal istemiş ama vermemişler (maalesef demiş garson) Acaba çatal istemek diye bir şey yok mu? Herkes çubuk kullanmak zorunda mı? Ben Türkiye’de çatalla yiyenleri görüyorum hep.
Annem Viyana’da Çin restoranına gitmiş ve çubukla yiyemediği için çatal istemiş ama vermemişler (maalesef demiş garson) Acaba çatal istemek diye bir şey yok mu? Herkes çubuk kullanmak zorunda mı?
Ben Türkiye’de çatalla yiyenleri görüyorum hep.
-2
yenibirgüzelnick
(25.04.26)
Gittim defalarca, catal istemek sorun olmadi hic.
+2
baldur2
(25.04.26)
Çin'de ve galiba Floransa'da gittim. Dükkanda çatal cidden olmayabilir. Çin restoranlarına genelde Çinliler gidiyor (hakiki Çin lokantası, öyle uzakdoğu ortaya karışık değil). Çatal olsa verirlerdi, Çinliler gıcık insanlar değiller. Demek ki gerçekten yok. Ama neden koymamışlar dükkana onu bilmiyorum.
+1
prole
(25.04.26)
genelde olur ama cok geleneksel bir yere gidildiyse olmayadabilir.
asya mutfagini seven birisi olarak, catal yok derslerse cok sasirmam.
+1
cooperr
(25.04.26)
Alman is arkadaslarimla almanyada gitmistik, masada hem catal bicak hem de stick vardi. Ben Stick kullandim diye bana asyada mi yasadin daha önce dediler.
-1
Purple life
(25.04.26)
Londra'da gitmiştim kendileri sormuştu çatal ister misiniz diye. Belki Asyalıların yoğun olarak yaşadığı bir mahallede olabilir ama Viyana gibi bir yerde çok nadirdir bence çatal olmayan bir restoran olması.
0
frankfurt skyliners
(26.04.26)
Cooper +1

sadece Cinlilerin rezervasyon yaptirip gittigi, her aksam full ceken geleneksel yerler var. Oralarda catal bulunmaz.
0
thetruenorthstrongandfree2
(26.04.26)
hic hatirlamiyorum ya. en cinlilerin oldugu, sadece cince konusulan yerlere cinli arkadaslarin goturmesiyle de gittim.
0
antikadimag
(26.04.26)
Viyana'da hangi restoranmis cok merak ettim, anneniz adini hatirliyor mu?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.04.26)
Daha yeni gittim ve bu sefer annemi de götürdük. Hiç de öyle bir şey yoktu. Ama şehir merkezine yakın yerde bir çok Fransızın gittiği bir yer.
0
logisticsmanager
(26.04.26)
Ankara’da bir pideci var. Çorba aldıysan kaşık veriyorlar. Ama pide aldıysan çatal bıçak vermiyorlar. Menüye filan da yazmışlar. İlla elle yenilecekmiş pide. Öyle bir konsept olabilir, bilemedim. Ama çatal olsa verirlerdi heralde
-1
elorelia
(26.04.26)
(3)

frankurttan ne getirilir?

OgutucuRecep
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?abim gitti de gelirken alsın.
içki, puro, yiyecek, çikolata ya da ne getirilir?
abim gitti de gelirken alsın.
0
OgutucuRecep
(24.04.26)
Frankfurther.
+1
mikahakkinen
(24.04.26)
sosis
0
renegade
(25.04.26)
birkenstock.
0
thetruenorthstrongandfree2
(25.04.26)
(3)

Taylanda girişte vize 60 gün mü 30 gün mü

okinawalı taş kağıt makas ustası
Büyükelçilik sitesinde girişte 30 gün'e düştüğü yazıyor, bu ay içerisinde giriş yapan ve güncel olarak kesin 30 mu yoksa 60 gün devam mı bilgi verebilir misiniz?
Büyükelçilik sitesinde girişte 30 gün'e düştüğü yazıyor, bu ay içerisinde giriş yapan ve güncel olarak kesin 30 mu yoksa 60 gün devam mı bilgi verebilir misiniz?
📊 Nisan ayı itibariyle Tayland vize giriş maksimum kaç gün oldu

Bu anket sona erdi. 8 oy kullanıldı.

-1
okinawalı taş kağıt makas ustası
(21.04.26)
eileengray
(22.04.26)
60 yani?
+1
baldur2
(22.04.26)
Belki isine yarayabilir diye bir bilgi birakayim buraya. Karayolu ile ya da hava yolu ile giris yapildiginda verilen vize sureleri birbirinden farkli oluyor.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(22.04.26)
(5)

online ehliyet sınavı sorusu - neden yanlış olduğunu açıklar mısınız?

der meister
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)https://imgur.com/5PRJTWM1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açı
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)

imgur.com

1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açılmış diye ben böyle düşündüm direkt... çizgilerin kurallarını dediğim gibi bilmiyorum ama 2'ye kadar açılabiliyorsak 3'ün şeridi daha sağda mantıken onda sakınca olmaması lazım diye düşündüm. 3'ün günahı ne burda orta şeritten gidiyo adam. sağa geçmemiş olması mı dicem ama video değil fotoğraf bu, sürece dair fikrim yok o onu da bilemedim.

kısacası bu yolda şimdi nerden nereye geçilebiliyo?
0
der meister
(21.04.26)
Kesikli çizgi varsa sollayabilir, düz çizgi varsa sollayamaz, kural bu. Ama soru tuhaf bence
+2
runaway
(21.04.26)
bu görseli nereden buldunuz bilmiyorum ama bir hata olduğunu düşünüp gogılda aradım ve bunu buldum.
youtu.be

sizin işaretlediğiniz zaten doğru görselde işaretlenen cevap yanlış
+4
Rondak
(21.04.26)
1 ve 2 dogru cevap.
+6
thetruenorthstrongandfree2
(21.04.26)
aa ben bir sitede gördüm bunu. çok fazla test var, çıkmış sorular diyordu üstelik. bunda yoktu ama diğerlerinde doğru ve yanlış tüm cevapları açıkladığı için hoşuma gitti, denemenin ötesinde bi yandan da öğreniyorum ondan tutmuştum. teşekkür ederim cevaplar için mantığı doğru kurmuşum o zaman en azından
0
🌸der meister
(21.04.26)
Sağdaki tabela, sağ 2 şeridin gidiş, en sol şeridin dönüş için kullanılacağını söylüyor. Dolayısı ile 3 numaralı araç kesik çizgi olmasına rağmen zaten karşıdan araç geldiği için çıkmamalı dolayısı ile hatalı. 1 Numaralı araç da kendi 2 şeridi dışına çıktığı için hatalı. Dolayısı ile 1 ve 3 hatalı, cevap B olmalı.
-2
vampir akrep
(21.04.26)
(8)

Yurtdışından Türkiye'yi aramak için en iyi iOS appi?

compumaster
Sabit telefonu aramak için?
Sabit telefonu aramak için?
0
compumaster
(19.04.26)
FaceTime
-1
jackyr
(19.04.26)
facetime Ile sabit numara arayabiliyor musun?
0
🌸compumaster
(19.04.26)
Sabit numara olduğunu anlamamıştım. Hayır. Maalesef.
-1
jackyr
(19.04.26)
Google Voice. App değil ama en iyisi.

İlla App diyorsan mobil için whatsapp.
+1
runaway
(19.04.26)
MobileVOIP kullaniyorum ben, cok ucuza sabit numaralari arayabiliyorsun.

www.mobilevoip.com
0
sertac akin
(19.04.26)
thetruenorthstrongandfree2
(20.04.26)
rebel anladığım kadarıyla aylık üyelik yapiyor
0
🌸compumaster
(20.04.26)
Pay as you go secenegi de var. Uygulamayi indirip, add credit yapiyorsun. Sonra Apple Pay ile odeme yapabilirsin.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(20.04.26)
(4)

Volvo EX30'u nasıl bilirsiniz?

emreemre
Hiç elektrikli araç deneyimim olmadı. Daha çok şehir içi kullanıyoruz arabayı. Yaz tatillerinde de max. Ayvalık'a falan gidiyoruz. Oturduğum sitede sarj istasyonları mevcut keza iş yerimin otoparkında da. Bu açıdan elektrikli araç tavsiye eder misiniz?Volvo EX30 özeline gelecek olursak biz aracı sev
Hiç elektrikli araç deneyimim olmadı. Daha çok şehir içi kullanıyoruz arabayı. Yaz tatillerinde de max. Ayvalık'a falan gidiyoruz. Oturduğum sitede sarj istasyonları mevcut keza iş yerimin otoparkında da. Bu açıdan elektrikli araç tavsiye eder misiniz?
Volvo EX30 özeline gelecek olursak biz aracı sevdik. Gücümüz de yetecek gibi. Mantıklı mı?
0
emreemre
(19.04.26)
Mantıklı, araç fena değil.
Elektrikli ye geçişte sorun yaşatmaz, değer kaybı da olmaz diye düşünüyorum
0
rhan
(19.04.26)
Küçük diyorlar. Algı premium olsada içi pekte öyle değil ve de ebatına göre fazla yakıyor diyorlar. Statü de varsa içinde hayırlı olsun. Aksi halde çok fazla iyi diyeni duymadım.
0
hunharca ben
(19.04.26)
Eğer lüks beklemiyorsanız ve aracı sizi bir noktadan diğer noktaya götürecek bir şey olarak düşünüyorsanız gayet iyi bir seçim. 100 km de 16-17 kw elektrik sarfiyatı var. Aracın uyarı sistemleri ve yol takip, şerit takip, çarpışma vb sistemleri gayet iyi. Ekranı büyük ve dört yıl ücretsiz internet ile geliyor. Apple car uygulaması kablosuz bağlantı sağlıyor (diğer volvo aracımın apple car bağlantısı için kablo gerekiyor). Bagajı biraz küçük ama biz sadece şehir içi kullanıyoruz. Tavanı perdesi yok. 8000 tl verip tavan perdesi aldım ama sıcağı ne kadar engeller fikrim yok. Üç yıl servise getirmenize gerek yok dediler. Arka koltuklara çok şişman kişilerin sığması mümkün değil.
0
plastik turambar
(19.04.26)
Bir sure Tesla kullanip sattim. Bence Elektrikli arac alacaksan, tek adresin TESLA olmali. Tesla yaklasik 20 senedir satiliyor. Bu surecte surekli yazilimini, bataryasini, sarj agini gelistiren bir marka. Sarj istasyonlarinda QR kodla, b.ktan android uygulamalariyla falan ugrasmana gerek kalmaz. Hem olur da begenmezsen aninda elinden cikarabilirsin...
0
thetruenorthstrongandfree2
(19.04.26)
(7)

Pasaport Polisine atar gider yapmak

put it in your appropriate place
Yönetici konumda biri anlattı; kendisine Almanya'ya girişte pasaport polisi birkaç soru sormuş. Öfkelenip yüksek ses tonuyla; En sonunda hadi yav ver lan pasaportu tamam bas lan artık damga, ver şu pasaportu, diye atar gider yapmış.İçimde sallama kral ya dedim durdum. Yüzüne karşı ifade edemedim tab
Yönetici konumda biri anlattı; kendisine Almanya'ya girişte pasaport polisi birkaç soru sormuş. Öfkelenip yüksek ses tonuyla; En sonunda hadi yav ver lan pasaportu tamam bas lan artık damga, ver şu pasaportu, diye atar gider yapmış.

İçimde sallama kral ya dedim durdum. Yüzüne karşı ifade edemedim tabii.

Pasaport Polisine atar gider yapmanın ne sonuçları olur? Tabii deport edilme ile nezarethanede muazzam şartlar konaklamanın ötesini soruyorum.
0
put it in your appropriate place
(18.04.26)
Atma ziya deseydiniz.
+1
Kahvedesu
(18.04.26)
Kara listeye aliyorlar, o ulkeye atiyorum 5 yil falan bir daha giremezsin. Ulke farketmeksizin her pasaport kontrolunde sikinti yasiyorsun sonra. Zamaninda bir tanesi pasaportu damgaladiktan sonra bildigin pasaportu bana firlatmisti. Aklima geldikce duvarlari yumruklayasim geliyor. Evrendeki en ayricalikli, kimsenin sana hesap soramadigi tek is muhtemelen.
+1
freedonia
(18.04.26)
biraz ballandırarak anlatmış olabilir ama hikaye bana çok inanılmaz gelmedi açıkçası. neticede devlet memuru pasaport polisi. münakaşaya giren, zorluk çıkaran, ters cevap veren olur. memur da kendince olumsuz değerlendirdiği bir iletişim sonucunda kafasına göre "sktir git seni ülkeye almıyorum" demez her zaman.

yani yönetici sıkça yurtdışına seyahat eden, herkesle her yerde takışmaya müsait, o an memurla da münakaşa yaşamış biri olabilir. bir kere vize çıkmışsa, pasaport doluysa zaten giriş yapmak o kadar zor değil. memur tipine bakıp beğenmedim diyerek girişini engellemez.

o yüzden kendi çapında atar gider yapmış olabilir bence bu çok gerçek dışı bir ihtimal değil ama biraz abartarak "vurdum kapıyı girdim odasına" şeklinde anlatmış olabilir diye düşünüyorum.

biz tabii türküz bizim için evropa'ya girmek büyük mesele ama bunun biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. alman memur sabahtan akşama yüzlerce, belki binlerce insana damga basıyordur. allah değil hoş. uyuz olduğu, tartıştığı, diyaloğa girdiği ama olumlu anlamda damgaladığı insanlar vardır. öyle kafasına göre "ben bu lavuğun tipini sevmedim" deyip çata çuta giriş iznini reddedeceklerini pek sanmam.
-4
der meister
(18.04.26)
Serin hikaye.
Bir kere pasaport polisi çok da rahat şekilde kişiyi reddedebilir. Kişi orada bağırıp agresif takılıyorsa.
Almanya bilemem ama Fransa'da "outrage à agent de la force publique" var kısacası devlet memuruna atar gider yaparsan, böyle agresif olursan para cezası var 15k€ bir de hapis riski de var ama o kadar olacağını sanmam.
Havalimanlarında dolaşırken özellikle yazıyor agresif olursanız 15 bin Euro cezası var falan diye hatta ki bu sadece memurlara değil orada çalışanlara da.
Şu ana kadar çok gezdim, daha pasaport sırasında kendi ülkesi bile olsa agresif birine denk gelmedim. Herkes kuzu gibi genelde.
+4
logisticsmanager
(18.04.26)
Vay be helal olsun. analar ne babayigitler doguruyor! Erkegin hasi. Adamin dibi. Turk'un gucunu dunyaya gostermis :D

Saka bir yana pasaport kontrolunde yapilabilecek en sacma, en salakca hareketi yapmis...
+3
thetruenorthstrongandfree2
(18.04.26)
Hahdbsnsn
Anlat anlat heyecanlı oluyor deseydin dlkfmfmfmf
0
basond
(19.04.26)
www.youtube.com

ünlü değilsen şırıngayla kan alırlar
0
plastic_angel
(19.04.26)
(13)

Kumar bağımlısı arkadaşın borç istemesi

hexagon
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım”
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım” dediği halde “gönder ben sana geri göndereceğim” deyip ortak arkadaşımız gönderdikten 2 dakika sonra “ben dünyanın en şerefsiz adamıyım” diyerek parayı kumarda kaybettiğini itiraf etmiş. Nihayetinde vermedim ve kötü ben oldum. Ne için istediğini sordum ve harçlık olarak istediğini ayın 15’inde vereceğini söyledi. Ben de evinin, çocuğunun bir ihtiyacı varsa buluşup gidelim market alışverişini birlikte yapalım sigarana kadar alayım dedim ama yine de hesabına para yatırmadığım için kötü ben oldum. Vicdanım rahatsız. Gerçekten ihtiyacı vardı belki ama doğru mu yaptım bilmiyorum. Kumar ve borsada 3 milyona yakın kaybı var. 25 yıllık arkadaşım. Bu süreci nasıl yöneteceğimi açıkcası bilmiyorum. Daha önce defalarca borç verdim geri ödedi lakin şu an durum değişti olarak bakıyorum. Kurtulmaya çalışıyor ama kendi de çok zor olduğunu itiraf etti kaç kere. Arkadaşlığımız bitmeye yakın bir yandan da yardımcı olmak istiyorum. Tavsiyelere açığım.
0
hexagon
(18.04.26)
Bak kardesim, bagimli kisiler ayni pavlovun kopegi gibi calisiyor. Hani bir kopek vardi zil calinca yemek geliyor diye salya akitiyordu. Senin bu arkadasinda da senden her para koparinca aynisi oluyor. Bu durum sartlanmis bir hareket. Bu adam seni kafasinda para diye kodlarsa, ortam gerilir. Bu is seni yanlis yerlere ceker, icinde olmak istemeyecegin durumlara sokar. Bir sabah evden ciktigin gibi yakana yapisabilir...

Bagimlilik insanliktan cikarir. Bagimlinin ne sozune ne davranisina guven olmaz. Sen adama para verdigin anda onun beyni "bahis icin hexagon'dan para al" diye dusunuyor...
+12
thetruenorthstrongandfree2
(18.04.26)
biliyorum zor durum ama simdi versen bir sure sonra yine isteyecek. ayni ikilemi tekrar yasayacaksin.

eger cok cuzi ve senin icin onemli olmayan bir meblag ise bir kerelik kendi vicdanini rahat tutmak adina verebilirsin. kumar olayi da biliniyormus zaten onu da eritip tekrar soracak sana. o zaman gonul rahatligiyla hayir diyebilirsin.
+2
antikadimag
(18.04.26)
üst bas almak, pazar alisverisi yapmak, kira ödemek yerine elindeki parayi kumarda yiyip sonra acim abi, kirami ödeyemiyorum abi ayagi cekene zerre acimam. belki gercekten ihtiyaci vardiysa piyasaya 3 milyon lira kumar borcu takacagina o ihtiyaclarina kullansaydi o borc paralari. hem insanlarin gözüne bu kadar batmaz hem artik ihtiyaci da kalmazdi bir seye.
vicdan yapacak bir sey yok. kendi coluk cocugunun rizkini kumarda yiyen adam kendi bilir de sen niye kendi emegini, kendi rizkini kumarda yedirtesin millete? kumarda yemek icin gözden cikarsaydim o parayi, ben kumar oynardim, en azindan olur da tutarsa kazanc da benim olurdu, dersin.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.04.26)
İyi yapmışsın. Vicdanın rahat olsun.

Kendini boş yere açıklamaya çalışma. O, en sonunda hatasını anlayıp iletişim kurmaya çalışacaktır seninle.

25 yıllık dostluk böyle bir şeyle yıkılmaz. Yıkmak istiyorsa da kendi bilir.

Senin yaptığında ve tavrında hiçbir yanlış yok.
+3
anaphylacticshock
(18.04.26)
O kişi artık o eski arkadaşın değil. Isırıldı ve o da zombiye dönüştü. Bir zamanlar arkadaşın olmasının pratikte bir anlamı yok. Sadece üzülünür buna. Senin için de bir risk unsuru olmaktan öteye gidemez o.

Öyle bir hale geliyorlar ki (seninki de öyle) Onur, gurur, namus, şeref falan onları aşmış oluyorlar. Sen sana yardım eden arkadaşının çocuğunun okul parasına sebep olsan kendine neler yaparsın bir düşün. Adamsa gayet rahat “vay benim Allah belamı versin, vay ben şerefsizim” deyip geçebiliyor. Kaybın acısını kendi kazanma duygusunun eksikliği olarak yaşıyor o, adamın emanet parası için değil.

Sen ona kimsenin yapmayacağı bir babalık yapmışsın, evinin ihtiyacını karşılamayı teklif etmişsin. Yine kötü olmuşsun. Normal. Çünkü herif erzak parasını, elektrik faturasını falan düşünecek durumda değil. Poşetleri doldurup evine götürsen, markete iade edip parayı alıp kumara yatırmaya çalışır o.

Bitmeyecek bu istemeler. Ağlayacak, sızlayacak, yalvaracak, her türlü senaryoyu yazacak, kendisini öldüreceklerini, çocuklarını öldüreceklerini söyleyecek, yalandan kendini kaçırtacak, tehdit altındayım silah altındayım vs anlatacak. Başına bela olmaktan başka hiçbir şey yapmayacak.

Çocuğu var diye karısının aklının başında olduğunu düşünüp karısına da para verme sakın. O da beraber oynar ama dışarıya karşı kocadan şikayet eder, lanet okur.

Çok çok istiyorsan, kendisinin acımadığı çocuklarına acıyorsan, Migros sanal markete gir sipariş ver. Faturalarını iste mobil şubeden kendin öde. Ama eline 5 kuruş verme. Bunları yaparsan da sen Para kaynağı olarak görülmeye devam edeceksin ve senden sürekli ama sürekli, hiçbir siktir edilmekten etkilenmeden, her türlü saçma sapan senaryoyla istemeye devam edecek. Sinirin dayanırsa insanlığını yap.

Kurtulmaya çalışma mevzusu hikaye. Tamamen “tamam şu içinde bulduğun akut hal geçsin istiyorum şimdi, yoksa ben de kurtulucam farkındayım durumumun” mesajı vermek için.
+5
lazor
(18.04.26)
seni rahatsız eden şey bence böyle bir hikâyenin parçası olmak. hani seni hiç ilgilendirmeyen, hiç suçunun olmadığı bir şeye şahit olur ama kafanı çevirip gidebilecekken kendini çok kötü hissedersin ya biraz onun gibi. bence yaptığında en ufak yanlış olmadığının kendin de farkındasın, sadece böyle yıkıcı ve çaresiz bir durumla karşılaştığın için rahatsız oldun.

karşıdaki kişinin kumar konusunda büyük problemi olduğunu ve sürekli sağdan soldan borç istediğini biliyorsun. üstelik ihtiyaçlarını giderme konusunda teklifte bulunmuşsun, hatta sigarasına kadar... daha ne abi? bak kumarbazdır at çöpe, beş para etmez kafasında birisi değilim benim gözümde hastalıktır bu desteği de yardımı da hak eder ama bunun yolu asla o kişiye para vermek değil. bu uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden birine destek olmak için öroyin yüklemesi yapmak gibi bi şey olur çünkü. sen yapabileceğin en doğru şeyi yapmışsın. gerçekten ihtiyacı olsaydı başka bir cevapta söylendiği gibi bu teklifini kabul ederdi zaten.

kumar bağımlısına vereceğin para kumara gider. hem geri alamazsın hem de o insana yardımın dokunmuş olmaz. arkadaşa ve bu durumdan etkilenmek zorunda kalan yakın çevresine kolaylıklar dilerim ama senlik bir şey yok, en doğrusunu yapmışsın. faydam olsun dersen terapi, hayat tarzı değişikliği vb. şeylere yönlendirmeye çalış derim kumarbaz adam para verilerek kurtarılmaz çünkü. "bıraktım ama çok borcum var yiyecek ekmek bulamıyorum" der o başka ama sen buna yönelik teklif yapmışsın ve reddetmiş, öyle bir durum olmadığı da aşikar zaten.
+3
der meister
(18.04.26)
kumara gideceğini bildiğim parayı vermem. arkadaşlığımız bu sebepten bitecekse bitmesi gerekiyormuş derim
+1
mezzosprite
(18.04.26)
psikiatrist'e götürün ilaç falan bi düzene girsin
0
duyurukullanıcısı
(18.04.26)
vermemekle dogrusunu yapmissin. böyle devam.
+2
Purple life
(18.04.26)
Öyle duygu sömürüsü yaparlar ki kendini sorgularsin, intihar etmekle tehdit edenler vs neler neler. Her seferinde parayla fatura ödeyeceklerini eve yemek götüreceklerini anlatırlar.

Hepsi yalan

Sikinde bile değilsiniz

Asla vermeyib
+3
topkapiaksaray
(18.04.26)
Herkese çok teşekkür ederim. Çok kıymetli bilgiler, tavsiyeler. Umarım bir an önce düzelir ve normal hayatına döner.
+2
🌸hexagon
(18.04.26)
Şu aşamada çocuğunun okul parasından olan adama yardımcı olmak daha mantıklı gibi.
0
elorelia
(18.04.26)
bundan birkaç yıl önce bizim ev kiramızın 10 bin ya da 12 bin tl olduğu zamanlarda eşimin kumar bağımlısı bir arkadaşı 9 bin tl borç istedi. bu borcu istemeden birkaç hafta önce de eşimin bi eşya taşıma işine yardım etmişti. eşim de çocuk bize o kadar yardım etti diyerek parayı 1-2 hafta içinde geri alıp kiramızı ödemek üzere verdi. sonra da üstüne 1 bardak soğuk su içtik fhgjhfg çocukla şimdi bazen karşılaşıyor ve bildiğin hiç bir şey olmamış gibi davranıyor. hiç bize borcu olduğunu falan düşünmüyor, öyle mahçubiyet falan duymuyor asla. şaka gibi yani.
+1
Sadece soruyorum
(20.04.26)
(4)

Dünya Kupası neden protesto edilmiyor?

makbur
arkadaşlar benim aklım almıyor. adamlar hiçbir sebep yokken bildiğin keyfi olarak bir ülkeyi dümdüz etti. sadece kız çocuklarının olduğu bir okulu -bu sapıkların ayini bile olabilir- yerle bir etti. 1000'e yakın hastane okul, insanların en temel ihtiyaçları yolları köprüleri paramparça ettiler. binl
arkadaşlar benim aklım almıyor. adamlar hiçbir sebep yokken bildiğin keyfi olarak bir ülkeyi dümdüz etti. sadece kız çocuklarının olduğu bir okulu -bu sapıkların ayini bile olabilir- yerle bir etti. 1000'e yakın hastane okul, insanların en temel ihtiyaçları yolları köprüleri paramparça ettiler. binlerce sivil katledildi.

ya hadi ülkelerin cakaları yetmiyor, bir tane mi karakterli sporcu yok "kardeşim ben gitmiyorum bu dünya kupasına" diyebilecek? eskiden sanki böyle adamlar vardı.. yani çıkardı en azından..

insan olarak bu dünya kupasına heyecanım 0. ve buların hiçbir yerde konuşulmaması, sanki bu savaşın hiç gerçekleşmiyormuş gibi insanların yavşakça heyecanlanmalarından da utanıyorum.

spor savaşı engelleyemeyecekse, savaşı engellemeye ön ayak olamayacaksa niye var ki? bu turnuvanın abd'de oynanması ve herkesin de ağızlarının suyu aka aka izlemesi resmen "biz bu savaşı onaylıyoruz kardeşim" mesajıdır.. çok yazık.
+3
makbur
(17.04.26)
hele hele şu cevabın iğrençliğine, yozluğuna bak. artılamışlar bir de.

sen niye boykot edilmiyor diyorsun ama maalesef bu yukarıdaki cevaptaki gibi düşünen rezil zihniyet hala çok güçlü.

hiç orta doğu neden bu halde diye sormayın, "aaağbi 50 sene yaşıycam zaten ya büyük balık küçük balığı yer" deyin. yarın büyük balık gelip sizi yerse de ağlamayacaksınız ama tamam mı? ulan insan şunları yazarken hiç mi utanmaz, siz ne cahil ne köle ruhlu adamlarsınız be, mağarada mı yetiştiniz hiç mi sevgi görmediniz? dünyanın içinden geçtiler, çocuklara tecavüz edip kestikleri yedikleri ortaya çıktı hiçbir şey denmedi, yüzlerce ülkede sürekli darbeler ve savaşlar ama hala bu pislikten filistinliyi lübnanlıyı iranlıyı sorumlu tutan bir zihniyet. bu aptallığın kaçıncı seviyesi, hasta mısınız oğlum siz?

soruya cevaben: küresel çapta bi şey olmasa da boykot edenler var elbette. olacaktır. ama "sıradan insan" için böyle etkinlikler önemlidir, dört senede yapılan ve çok takip edilen bir organizasyon, en başta milyarlar bundan vazgeçecek kadar ilkeli duruş sergileyebilecek olsa zaten bu savaşlar da yaşanmazdı.

ulan akşam akşam öyle sinirim zıpladı ki ben hakikaten böyle bi şey görmedim, yazmak istediğim şeyi de toparlayamıyorum. 2026 yılındayız hala "aaağbi orta doğu bok çukuru yeaaa birbirlerini yesinler" diyor herif utanmadan. şempanzeler bunlardan akıllıdır.
+6
der meister
(17.04.26)
maalesef bircok insan icin might is right. rusya ukrayna'ya saldirdi diye turnuvalardan cikarildi israil cirit atiyor her yerde.
+2
antikadimag
(17.04.26)
Hallegadola
(17.04.26)
Kupanin protesto edilmemesi, maclari izleyen insanlarin olani biteni onayladigi anlamina gelmiyor.

Dusun simdi sen NBA'da bir basketbolcusun... ABD'desin Milli mars calarken, protesto edecek bir sey yapiyorsun... Yarim saatte sosyal medyada linc edilirsin. Ertesi gun nike, adidas ne varsa butun sponsorluk anlasmalarin iptal edilir, sozlesmen iptal edilir... Kariyerin biter.

Sen hayattaki butun haksizliklarda butun kotu olaylarda sokaga cikip protesto mu ediyorsun?

Dunyada bir yerler bombalanirken, bir yerlerde insanlar olurken eminim Tr'de festivallerin, kutlamalarin oldugu zamanlar vardir... Bu Turkiye'ye ya da Iran'da olan bitene, ne ukrayna'da olan bitene ozgu bir durum degil...Dunya boyle bir yer. Bir yerde savas varken birkac saatlik ucus mesafesinde insanlar partiliyor... Hep bu sekildeydi.

Senin yaptigin olan bitenle hic ilgisi olmayan, olayin sorumlusu olmayan birine kizmak. savasi futbolcular baslatmadi, dunya politikasini futbolcular belirlemiyor.

Bu yazdiginin hollandaya kizip portakal bicaklayanlarin, israile kizip kola dokenlerin yaptiklarindan hicbir farki yok.

Takimlardan, futbolculardan beklediginiz kalibredeki protestoyu kendiniz yapmazsiniz ama :)
0
thetruenorthstrongandfree2
(18.04.26)
(12)

neden herşeyi yasaklama eğilimindeyiz?

inheritance
cevap birşey yapmış olmak için ve daha kolay olduğu için, farkındayım.fail oyun oynamış, oyunları yasaklayalım. anime izlemiş, animeleri yasaklayalım. yemek de yiyormuş, yemek yemeyi de yasaklayalım mı? mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok. aileler çocuklarını
cevap birşey yapmış olmak için ve daha kolay olduğu için, farkındayım.

fail oyun oynamış, oyunları yasaklayalım. anime izlemiş, animeleri yasaklayalım. yemek de yiyormuş, yemek yemeyi de yasaklayalım mı? mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok.

aileler çocuklarının internet kullanımını kontrol etmediği için, çocuklarını eğitmediği için neden kurunun yanında yaş da yanıyor? bir güvenli internet muhabbeti vardı o ne oldu?
+6
inheritance
(17.04.26)
halk karşısında birşey yapıyor gibi görünmenin en kolay yolu bu. ayrıca bu yasakların ardına işine gelmeyen konuları da ekleyerek. tek başına yasaklansa halkın ses çıkaracağı durumlardan da kaçınabilirsin.
+10
orpheus
(17.04.26)
Sadece biz değil dünyadaki genel durum böyle. Çocuklar,gençler anne baba öğretmen söz ve nasihatleriyle değil piksellerin karşısında özel şirketlere bağlı algoritmalarla eğitiliyorlar.
Önceden çocuklar sokakta dışarıda çok kalmasın denirdi ama şimdi odasında dijital dünya ile birlikte fazla kalan çocuklar sorun olmaya başladı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen' nin sosyal medya yasaklarına dair yeni açıklamalarına bakın .

Mantıklı çözüm veya yasaklarla kurunun yanında yaş yanmaz tam aksine o ateşten korunmuş olur .
-6
diyecevaplandı
(17.04.26)
anlamak yerine yasaklayan bir coğrafya burası.
+2
plastic_angel
(17.04.26)
cahillik. kolay cözüm arayisi. anti demokratik kisilik bozuklugu.
0
Purple life
(17.04.26)
@orpheus'a ilave olarak,

Yasak koymanın halkta karşılığı var. Öneri onlardan geliyor. Neden yasaklama eğilimindeyiz diye sorup, 'mafya dizilerinden, dizi/filmlerdeki silah ve şiddet övgüsünden bahseden yok.' deyip yeni bir yasak önermiyor musun mesela?
+3
Mirket
(17.04.26)
Katliamı yapan çocuk kendi VPN ini kuracak donanımdaymış. İnternetin içine doğan çocuğa internet yasağı kar etmez. Sorun çok katmanlı, çözümü de öyle. İnterneti kısıtlamak, oyun, anime yasaklamakla olacak iş değil.
+7
sekizdokuzon
(17.04.26)
Halkımız aslında kendinden korkuyor. Yasakçı politikacı da bu halkın içinden geliyor.
Bize sınır çizen her kural aslında kendi korkusunun haritasını çıkarıyor.

Özgürlük ürkütür; çünkü artık suçlayacak kimse kalmaz.
0
yurtsuz john
(17.04.26)
En kolayı o çünkü. Bir şey yapmış oluyorlar kendilerince, insanlar da kendilerini bununla avutuyorlar, hiçbir şey yapılmasa ve sessiz kalmaya devam etseler kendileri de rahatsız olacaklar, dünyanın en faydasız adımı, ve bu adımlar iki tarafında içini rahatlatıyor yeni bir olaya kadar.
0
mutekebbir
(17.04.26)
en kolayi o cunku arti 1. yuzeysel cozum iste.
0
baldur2
(17.04.26)
Haberlere/davalara yayin yasagi, web sitelerine kapama, elestrilere aninda dava, film, dizi ve muzikleri yasaklama... Bunlarin hicbiri varolan problemi cozmuyor...

Bir sey sizin dezavantajiniza olana kadar anlamiyorsunuz...
0
thetruenorthstrongandfree2
(17.04.26)
gerçeklerin konuşulmaması için bütün sosyal medya, yandaş medya vs teyakkuzda..

gündüz eve babamı getirdim, annem atv mi ahaber mi öyle bir yeri açık unutmuş. bütün haberler "bilgisayar oyunları çocukları bozuyor". akşam tekrar yanlarına uğradım bu sefer show tv haberleri vardı, onda da uzun uzun verdiler..

sosyal medyada troller "sosyal medya yasaklanmalı, bakın yurtdışında da yapıyorlar, yasaklayalımi kapatalım hüloo" vs belli bir merkezden çıktığı çok çok bariz olan söylemler..

halbuki çarşamba günü yaşanan olayda sorgulanması gereken esas mevzuları "kendi iğrenç çıkarları" için çarpıtıyorlar, çarpıtmaktalar ve çarpıatacaklar da. durmayacaklar..

1- bir devlet memurunun evinde neden 2 av tüfeği 5 tane tabanca olur?

2- 1. sınıf emniyet müdürü bu işlerin hiç mi eğitimini almamış? bu adam o makama "nasıl" getirilmiş? çocuk olan evde o silahlar güvenli bir yere konulmaz mı? (ifadesinde silahları ve mermileri "kilitli maraş sandığı" diye üç düğmeyle açılan bir şeyin içine koyduğunu belirtiyor. insnalar silahlar ve mermilerin bile ayrı ayrı saklanması gerektiğini konuşurken, bu herif çeyiz saklar gibi..)

3- bu çocuk okulda başka şiddet eylemleri de gerçekleştirmiş, arkadaşları ve diğer veliler rahatsız olmuşlar. hatta 1 tane müdür yardımcısı insanlar müsterih olsun diye okula geldiğinde her gün bu çocuğun çantasını kontrol ediyormuş. bilin bakalım nolmuş? müdür yardımcısı 1-2 ay önce başka okula atanmış. (acaba sürüldü mü?)

4- okuldan defalarca uyarı gelmiş, çocuğun psikolojik sorunları olduğuna dair. psikiyatriste götürülmüş ama ne ilaçlarını almış ne de götürmeye devam etmişler.

5- çocuk özel bir çocuk. farklı cinsel yönelimleri olabilecğeine dair kuvvetli veriler var. çocuğun babası %99.9 akp/mhp tadansından gelme. belli ki çocuğu mantak etmişler -yazdıklarından çizdiklerinden nalaşılıyor-

6- okullarda psikolog eksikliği. anası babası sıkıntılı dahi olsa okulda düzgün bir psikolog olsaydı yine de bu çocuk (ve tabii diğer çocuklar) bir şekilde kurtarılabilirdi. okullarda neden psikolog yok?

7- anne babaların cehaleti. o eleştirdikleri bilgisayar oyunlarının hepsinde uzman psikologlar tarafından değerlendirilip belirlenen "yaş sınırı" var. silahlı şiddet içeren oyun sorunu değil; çocuğunun ne yaptığını ne oynadığını denetlemeden saldım çayıra mevlam kayıra şeklinde büyüten anne babalar sorunu var. 5 yaşındaki çocuğunun bilgisayar başında counter strike oynamasına müsade eden ana baba ile doğuda çocuğunu pkk eylemine gönderen ana baba arasındaki fark 0.

bu saydıklarım konuşulmasın diye yasaklar konuşuluyor. yasaklar konuşuluyor ki başımızdakiler vitesi gazı daha da arttırıp bastırsınlar bizi. satılık trolleri de bu yüzden bu işler peşinde koşuyorlar. bunlar saydıklarım konuşulmasın tartışılmasın diye..
+1
makbur
(17.04.26)
Otoriteleri güçlü kılmak için Cahil halkı uyutmak gerekiyor. Bunun için kolayca yenebilecek dandik düşmanlar lazım. Millet oh iyi oldu oyunlar yasaklandı diyecek.
Suç otoritede değil. Hep başkasında.
Suçlu hep cia mossad dış güçler yahudiler falan.
Bunlara inananlara laf anlatılmaz.
+1
luluki
(17.04.26)
(7)

Ev tipi koşu bandı

chanandler bong
Selamlar, evde çok fazla yer kaplamayacak şu portatif koşu/yürüyüş bandından istiyorum. Biraz baktım bazıları çok küçük, bazıları dayanıksız falan gibi geldi. Max 10bin ayırmak istiyorum bütçe olarak. Kullanan, memnun olan veya olmayan, şöyleyse alma ya da mutlaka böyle böyleyse al diye önerebileceğ
Selamlar, evde çok fazla yer kaplamayacak şu portatif koşu/yürüyüş bandından istiyorum. Biraz baktım bazıları çok küçük, bazıları dayanıksız falan gibi geldi. Max 10bin ayırmak istiyorum bütçe olarak. Kullanan, memnun olan veya olmayan, şöyleyse alma ya da mutlaka böyle böyleyse al diye önerebileceğiniz var mıdır? Şimdiden teşekkürler.

örnek olarak kochler 1.5hp olan var mesela 6.9k. tipi yorumu iyi gibi ama uygun mu değil mi hiç bilmiyorum :D
0
chanandler bong
(16.04.26)
2. el bir eliptik bisiklet alarak daha az yer kaplar, daha fazla kalori yakar ve diz sağlığını korumuş olursun.

(17 senelik aktif sporcu)
+4
yurtsuz john
(16.04.26)
Eğimli yürüyüş iyi yağ takımı için. Onlarda eğim özelliği yok bildiğim kadarıyla. O açıdan verimsiz olabilir. Kalori hedefine ulaşman zor olur.
-5
arbre
(16.04.26)
www.walkingpadturkiye.com

şunlardan almıştık memnunuz da ben çok dayanıklı olacağını düşünmüyorum 1 sene oldu ama kullanıyoruz çok az yer kaplıyor o güzel
0
croswell
(16.04.26)
Bir dönem incelemiştim. Parkta gezinti yaparmış hızında yürüyüş için elverişli olduğu ama bunun için alınamayacağı, daha yüksek hızlarda kullanıldığında alt katta oturanlarla papaz olmamanın pek mümkün olamayacağı, o denli sesli çalıştığı sonucuna varmıştım.
Son iki üç yılda teknolojileri geliştiyse bilemem.
0
Mirket
(16.04.26)
Kosu bandinin ucuzu alinmaz. 1-2 senede cope gider.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(17.04.26)
kosu bandinin ucuzu alinmaz +1
sakatlar adami...
+1
cooperr
(17.04.26)
Kochler dümdüz yürüyüş bandı almıştım, o zaman 4k falandı. 2 ay kadar şov yaptım sonra elbette elbise askısı oldu :) Fakat spor hocam artık kardiyoyu antrenmana dahil etmek istediği için onu çalıştırttı ve ilk sorduğu şey eğimi olup olmadığı oldu. Yani ille alınacaksa belli ki doğru düzgün bir şey olması lazımmış.
0
charbiel
(17.04.26)
(13)

Özel sektörde memur olarak çalışıyorum.

tahirkemalbozoglu
Bir programda kadın kendini tanitirken böyle soyluyor.“Özel sektörde memur olarak çalışıyorum. biz beyaz yakalar memur olarak geçiyoruz” diyor.Hayatimda böyle saçma bir şey duymadım. Beyaz yaka olup aralarinda böyle bir kabul olan veya duyan var mı?
Bir programda kadın kendini tanitirken böyle soyluyor.
“Özel sektörde memur olarak çalışıyorum. biz beyaz yakalar memur olarak geçiyoruz” diyor.
Hayatimda böyle saçma bir şey duymadım. Beyaz yaka olup aralarinda böyle bir kabul olan veya duyan var mı?
+3
tahirkemalbozoglu
(13.04.26)
Bunlar hep çeşitlilik işte zenginliğimiz
+5
artıküyeolmakistiyorum
(13.04.26)
Gereksiz detay ama doğru.
+1
HellKeePer
(13.04.26)
iste okumus kadin, koleyiz diyememis, memuruz demis.
+4
cooperr
(13.04.26)
Oradaki memur biraz farklı, fabrika işçisi değil, ofiste çalışan kişi anlamında söyleniyor. Fabrika ortamını biliyorum az çok, beyaz yaka dediğimiz tayfa "memurlar" olarak geçiyordu.
-1
mbond
(14.04.26)
Kadin 100% Yanlis soylemis. Memur sadece kamuda calisir. Ozelde calisan memur olmaz.
Kamudaki ogretmen memurdur. Ozeldeki ogretmen iscidir.

Mesela benim pozisyonum da yasadigim yerde public Servant olarak kullanilir. Ozeldekiler public servant olmaz.

Memur demek devlet tarafindan istihdam edilen kamu gorevlisi demektir.
+4
thetruenorthstrongandfree2
(14.04.26)
Doğru ama modası geçmiş tabir. 70’ler ve 80’lerde ve muhtemelen daha öncesinde de beyaz yakalılara genelde “memur” denilirdi. 657’ye tabi olanlar gibilerine “devlet memuru” denilirdi. Zamanla “memur” kavramı sadece devlet memurları için kullanılır oldu. Korkusuz Korkak filminde Mülayim Sert özel bir şirkette memurdur mesela.

Yazıhane, odacı, murahhas aza, murakıp gibi sözcüklerin kullanıldığı zamanlardan kalma bir söyleniş yani…
+10
yadigar
(14.04.26)
"memur" daha çok masa başı çalışanları tanımlamak için kullanılan bir ifade. hala da öyle. "beyaz yakalı" tabiri çok sonradan çıktı. ayrıca da hitaben kullanılacak bir tanımlama değil.

mesela bankada gişede oturan görevliye de memur diyoruz. "annem bankada memur" diyorsun. ne diyelim "annem bankada beyaz yakalı" desek olur mu yani? sırf "memur" kelimesi "devlette çalışan" anlamına evrildiği için "annem bankada gişe personeli, bireyselci" falan diye zorlama tabirlere giriliyor.
+3
kibritsuyu
(14.04.26)
Memur; hizmet veren kişi, görevli demek. Devlet memuru diyince devletin görevlisi oluyor. Özel sektörde de memur denebilir tabii ama günümüzde memur=devlet memuru olarak algılandığı için çok pratik olmaz iletişimde.
+4
nundu
(14.04.26)
youtu.be


arkadaş korkusuz korkak evreninde yaşıyor galiba.
0
Hallegadola
(14.04.26)
Bu yanlışa dilimizde “anlam kayması” deniyor. Carttırı curt kıdemli uzmanıyım dese anlaşılmayacağı için memurum demiş. Doktor, mühendis vb ünvanı yoksa işçi mi yoksa masa başı iş mi yapıyor ayrımı böyle ifade ediliyor. Doğru bir tanım olmayabilir ama pratikte verilmek istenen mesaj böyle veriliyor.
-1
cilekli pasta
(14.04.26)
1980'lerde konuşuyor olsa anlamlı olabilirdi ama bu devirde istisnasız devlet memuru için kullanılıyor bu tabir. açıklamak durumunda kalması bile, kelimenin güncelde kendi durumunu tanımlamadığını açıkça gösteriyor. bana kalırsa kelimenin kendisi itici bir ifade; anlamı da "emir altında olan kişi" demek. çok beğeniyorsa buyursun açıklaya açıklaya kullanagitsin.
+1
lil siztah
(14.04.26)
anlam olarak yanlış olsa da, evet, fabrikalarda böyle bir kullanım var.
15 yıldır izmir'de çeşitli fabrikalarda beyaz yaka olarak çalıştım.
işçi: mavi yaka veya vardiyalı çalışanlar
memur: beyaz yaka veya vardiyasız çalışanlar
anlamında kullanılıyor yaşı 50+ insanlar tarafından.
mesela servisler ikiye ayrılıyor: işçi servisi, memur servisi deniyor. memur servisi 08.00 - 18.00 düzeninde, işçi servisi vardiya düzeninde.
0
la lykia
(14.04.26)
is bankasinda memur diye bir unvan vardi. subede gordugunuz kisiler falan genelde
memur
yetkili
2. mudur
mudur yardimcisi
sube muduru

unvanlarindan birine sahip (8-9 yil oncesinin bilgisi, eksik veya yanlis hatirlamis olabilirim bazi seyleri)
0
fakyoras
(14.04.26)
(5)

Deliren neden Napolyon?

michael_knight
Filmlerde deliren kişilerin çoğu kendini Napolyon zannediyor. Bu esprili bir klişe mi yoksa Napolyon zannetmek gerçekten yaygın mı batıda? Neden Napolyon?Türkiye’de kim oluyor delirenlerin çoğu?
Filmlerde deliren kişilerin çoğu kendini Napolyon zannediyor.
Bu esprili bir klişe mi yoksa Napolyon zannetmek gerçekten yaygın mı batıda? Neden Napolyon?
Türkiye’de kim oluyor delirenlerin çoğu?
-2
michael_knight
(12.04.26)
Sizofreni hastalarinda oluyor bu. Kendilerini mesih saniyorlar, Allahla konustuklarini saniyorlar... Kuzey Amerika'da da aynisi. Melekler falan... Hep dinle alakali bir seyler oluyor. Neden boyle bilmiyorum... Ilaclarini almayinca kendini super kahraman sananlar da duydum.

Bu sizofreni olayi 20'lerin basinda basliyor. Universitenin ilk yilinda bir arkadasimin oglunun ilk mental breakdownuna sahit oldum. Hatta gidip cocugu beraber aldik. Eve getirdik. Cok korkunctu...

Cok uzucu bir durum. 20 yasina kadar normal olan genc birden bu hale geldi. Esrar kullanimindan kaynakli oldugunu dusunduk ama kanitlayamayiz tabi. Genetik yatkinlikla alakali bir durum... Burda esrar yasal. keske yasal olmasaydi.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(12.04.26)
bilmiyorum ama bunlari buldum:

www.reddit.com

tvtropes.org
+1
herzan
(12.04.26)
Şöyle bir makelede buldum;

www.cambridge.org

(bkz: napoleon delusion)

Bizdeki versiyonu paşa, komutan, sadrazam, padişah, peygamber vb.güç ile ilişkilendirilmiş karakterler.
+1
Jazz
(12.04.26)
napolyon ile ilgili çok hikaye var, hepsinde de napolyon herkesi yener.

adam bi kere delircek zaten kılıçdar mı olsun ?

:)
0
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
allah müstehakını versin, işyerinde herkesin içinde çayı püskürttüm :D
0
antihero
(13.04.26)
(16)

tır şoförleri nasıl dayanıyor?

der meister
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp hafta
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp haftada 6 gün, günde 14 saat yoldayım dese hiç şaşırmam.

en insani koşullarda bile günde 11 saat sürüp, tırda belki saat 15-23 gibi abuk zamanda uyuyan adam nasıl ertesi gün tekrar kalkıp o kadar sürebiliyor ya? altında en az 20 tonluk araç, en ufak dikkatsizlikte önüne 8-10 kişiyi katıp götürebilirsin. her saniye AKTİF çalışmak durumundasın öyle yoğunluk olmaması, işin rahatlaması gibi durum da yok çünkü en rahat ve boş anında bile tetikte olman lazım.

günde 8-9 saat verilen hiçbir iş kolay değil tek başına bu mesai HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR OLSAN BİLE mental olarak yorar yani ama bu ekstra riskli, acayip bi şey değil mi? ben sürsem herhalde başta çok panik olacağım için yorgun ama dikkatli olurum, ikinci hafta daha 5. saatte uyuyakalıp uçar giderim.

gördüğüm kadarıyla çok seven, imkanı olsa bile başka iş yapmak istemeyen şoförler de var yani. kaldı ki ben de fikren en azından "romantik" bulan, tırları, uzun yolu vs. çok seven birisiyim. ona rağmen her yönüyle inanılmaz büyülü geliyor bu iş bana.

bilmiyorum belki aramızda tır şoförü yahut şoför tanıdığı olan vardır, gerçekten tecrübesi olan birileri bi şey paylaşır umuduyla yazdım. ben mi abartıyorum abi bi insan haftada 60 saat TIR SÜRÜP TIRDA YAŞAYIP nasıl iki sene sonra çıldırmaz?

"ekmek parası karşim" demeyin o bambaşka bi şey. ben direkt fiziksel ve mental olarak bitmekten bahsediyorum. kimse vay ben yoruldum şarampolden yuvarlanayım demez zaten memnun olmasa bile. ben direkt bunu nasıl engelliyorlar onu merak ediyorum. insanın uykusu gelir yav.
0
der meister
(11.04.26)
zorlukları vardır elbette ama çok güzel iş ya. tek sorumluluğun aracı sürmek. çoluk çocuk eş, akraba, patron vs. derdi yok. çoğu zaman kendinle baş başasın. diğer yandan cep telefonu çıktı mertlik bozuldu diyebiliriz.
0
lazpalle
(11.04.26)
en basit açıklamalarından biri uzun yola ve yolda yaşamaya olan aşk.
dedem ömrü boyunca, dayılarım 50'li yaşlarına kadar uzun yol şöförlüğü yaptılar (kamyon, tanker, tır vd); o hayata aşıktılar. zaman zaman battılar, araçları ellerinden gitti; hep yenisini alıp en kısa zamanda yola çıkma hayali kurdular. dedem yola gidemediği zamanlar, mazot kokusu aldığında gözleri dolarmış. ki bu adam iran-ırak savaşı yıllarında oralardan petrol taşıyan, vardığı bir mola yerinde 15 dk önce oradaki tüm şöförlerin kafasının kesilip dikiz aynasına asıldığına falan şahit olan biri. yani o zamanın, araçlardaki konforsuzluk, yeri geldiğinde günlerce yıkanamama, yük indirme-bindirmeye dahil olma gibi bugün pek rastlanmayan zorluklarını saymıyorum bile. çevre ve yol güvenliği bana kalırsa en önemli sorunlardan biri.

ben bunu biraz şuna benzetiyorum; arkeolojik kazılar dışarıdan çok romantik görünse de, yaşam koşulları, psikolojisi, insan ilişkileri falan aşırı berbattır. her sezon sonu, bir daha öpseler gitmem dersin. sonra nisan sonu-mayıs başı pencereden ot kokuları gelmeye başlayınca elin kaşınır; oo kazı sezonu da gelmiş diye. zorlukları, sevmeni engellemeyebiliyor yani.
+5
lil siztah
(11.04.26)
Resmi hesabı şöyle.tır 90 km ile gidiyor.günlük limit 900 km.buna detayına girmeden 3 pause verebilirsin.ilk hafta sonunda 24 saat boş yapmak zorundasın,ikinci hafta sonunda 45 saat istirahat mecburi.böyle teoride ayda 20000 km mümkün gözüküyor ama realitede biz bir tırı aylık 10000 km hesaplarız.bu rakamın üstü iyi bir aydır.yıllık 120.3 yılda 360 ve tırı satarız.

Şöförlük gerçekten zor meslek.her sabah uyandığında gitmek zorunda olmak kolay değil.misal benim için imkansız ama benim muhatap olduğum yüzlerce şöförden bir kısmı için mecburiyet,bir kısmı aşkla şevkle,bir kısmı kaptan şöför edasıyla,aile mesleği olan gibi.misal nolu kaynaşlıda erkek nüfusun yarısından fazlası tırcı.

Dediğin gibi yola terapi gözüyle bakanda var,delirende.bizim 3.ülke seferlerimiz var,avrupadan başlayıp kazakistan horgos kapısına teslimat,8000 km.adamın gidip geri gelmesi kısa dönem askerlik gibi.

Nasıl dayanıyorlar kısmı çok uzun ama kabinde güzel konfor olması önemli,dolabını sevdiği yemeklerle doldurur ki kapak açınca yemeklerini yapıp birbirlerine yalan söyleyebilsinler.gittikleri yerde eğlenip dinelenebilecekleri park yerlerini tercih ederler ,kollu makinede varsa kralsın,bütün harcırahı ona atarlar:)

Şimdi çıkıyorum devm ederim ben buna.
+6
duptıs
(11.04.26)
2-3 sene yapıp bırakıyorlar. Uzun süre yapılabilecek bir iş değil. Birikim yapmak için ideal bir iş.

Nasıl yaptığına gelirsek de bol kahve ve enerji içeceği ile dayanıyorlar. En sağlıksız işlerden biri.
-1
runaway
(11.04.26)
Dayım en aşağı 20 senelik tır şoförü çocukken bir kez de ben onunla yola gitmiştim. Bir kere aşırı sıkıcı, yol önünde gidiyorsun gidiyorsun gidiyorsun. Sonu yok. Ben çocuk aklımla konuştuğumda en büyük sorunun ne kadar sürsem de varamayacak gibi hissediyorum en çok bu his sorun demişti. Kendisinin sağlık sorunu bildiğim kadarıyla yok. Şaşırtıcı şekilde de fit birisi ve gayet fazla yer. Bence esas motivasyon o kadar zor rezil işler var ki bu işi yapmak kötünün iyisidir. Bir mesleğin yoksa el mahkum.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
@runaway, bu dediğin kuzey amerika için geçerli olabilir ama türkiye'de hiç zannetmiyorum abi ya. maaşlı çalışıyorsan para biriktirmeyi geçtim memur kadar bile almıyorlar diye biliyorum. ha tecrübelisi alıyordur ama orada da 2-3 sene çalışıp para biriktirme kısmı patlar.
0
🌸der meister
(11.04.26)
Haklisin ama yorulsalar da alternatif olarak ne yapabilirler?

Sirf bunu dusunmeleri bile mental olarak onlari duzluge cikarir. Cok egitimli bir tir soforu profilimiz yok. Istemeden genelleme yapiyorum ama bu boyledir sanirim.

Surekli yolda olmak , surekli tepende dikilen bir patron olmasindan, ofis dramasindan daha az yorucudur eminim. (mental olarak).

Ayrica bildigim kadariyla canli hayvan tasiyanlar durmak zorunda degil. Yasal belirtilen kullanma suresinin uzerinde arac kullanabiliyorlar...
0
thetruenorthstrongandfree2
(11.04.26)
tehlike ve sorumluluk algıları senin gibi değil. o kadar ince detay düşünmüyorlar daha çok bilinçaltı tecrübeleri ile tırı sürüyor ve dediğin kadar düşünsel olarak yorulmuyorlar.
0
orpheus
(11.04.26)
Büyük bir kısmı (bkz: kas hafızası)
+1
etna
(11.04.26)
Geldim devam edeyim.

Burada değinende olmuş bu işin en güzel yönü başında kimse yok.arabada imparator sensin.süreli farklı ülkeleri görüyorsun ve nerede ne yapabileceğinle ilgili bilgi alabileceğin binlerce arkadaşın var.güzelce yer içer eğlenirsin.eskiden iletişim olanaklarıda ,araç tekenolojileride sınırlıydı ama şimdi internetin,uydu antenin,fırının,buzdolabın stüdyo daire gibi takılabiliyorsun.bugüne baktığımızda eğitim seviyeside eskiye göre oldukça yüksek.tırcılığa bulaşan adamda gidip başka iş yapsada sonunda buraya geriye dönüyor.avrupa kazançları 2500-3500 euro arasında türk şöförde asgari ücret artı sefer ücretleri alıyor,bu aralar baskılı euro kuru yüzünden çok iyi değil ama genelde euro/dolar sefer ücretleriyle türkiyede yapabilecekleri işlerden daha fazla ücret alırlar.ekstra gelir yaratma olanaklarıda var,onlara burada girmeyelim ama tır filo sahiplerinin çoğunluğu eski şöfördür.

Yolda hiç bir şey yapmadan duran adamda var,uça uça eğlenebileceği parka koşanda,kabinde kitabını okuyanda var,kabin arkasında bisikletini indirip gezinende var.azda olsa karı-koca çift şöför çalışanda var.iki kardeş vardı misal 3 yılda 650000 km yaptılar.çok sevdiğim trakyalı birtanesi var görsen direk salon adamı,gittiği her yerde ilk sorusu dans kulübü nerede oluyor.gider şarabını alır dans edenleri seyreder.

Yukarıda da demiştim neredeyse bütün hayatım nakliye ve dış ticaretle geçti,son 10 yıldan fazladır ağırlıklı avrupa kara nakliyesi,kargo çalışıyorum ama tır kaç vites onu bile bilmem.yakın varlıklı bir arkadaşım var o da çıkıp yanıma gelir kafa dengi şöför buldumu yanına oturup tır nereye gidiyorsa oraya gider.

Soruna gelirsek bu sevmeden yapılabilecek bir iş değil.o tıra bindiklerinle 10 larca yıl çalışacaklarını bilerek biniyorlar.dediğin gibi zamanla delirseler bile bu bir süre sonra normalleri oluyor ve sabit duran insanlarla geçinemiyorlar.oradan bakınca 25 sene mahalledeki dükkanı beklemekte delirtir adamı,her sabah kalkıp işe gitmekte.
+3
duptıs
(11.04.26)
Hayalimdeki mesleklerden biriydi. Bizim ailede çok var. Yurt içi yurt dışı Avrupa çalışıyorlar iyi de kazancı var
0
Hallegadola
(11.04.26)
bunu tolga karel'e sorsana delikanlı hehehehe
+1
parka
(11.04.26)
Babam tır şoförü ve ondan biliyorum, tamamen @etna’nın dediği gibi. Uzun yolda hipnotize oluyorsunuz. Tek yaptığınız şeridi takip etmek. Bayram seyran olmadığı sürece yollar bomboş zaten. eee tırla 90’u geçemediğiniz için tepki sürenizin çok hızlı olmasına da gerek yok.

Uzun yol kısmı (Bayram trafik vs hariç!) çok rahat aslında, zaten vaktin büyük kısmı burada geçiyor. Buna ek, şu evrak gümrük işleri de çok uzun sürüyor. Limana bir gidiyorsunuz mesela, yeri geliyor on saat bekliyorsunuz. O sırada gezmeler falan.

Asıl yorucu kısmı ise; manevra, şehir içi sürüş. Buralarda çok aktif olmak gerekiyor.

Sevmeden yapılacak iş diye bir şey yok bence, iş yani. Sıvacılık işi, ağır nakliye kargoculuğu (beyaz eşyaları sırtlayıp taşıyanlar) yapanların işi daha zor bence.
0
substituent
(12.04.26)
Hocam kurduğun senaryo ets2 tır şoförlüğü senaryosu olmuş. Hatalı.
Tır şoförlüğü olan alakam sülalemde yıllardır tır şoförü olan kişiler olması ve ets2 bağımlısı olmak düzeyinde. Öyle bu işin profesörü falan değilim ama bildiğim şu: uzun yolda en konforlu kara taşıtı belki de tırdır. Tıra yolcu olarak binmişliğim var. Hakikaten çok konforlu şeyler. Ve uzun yolda araç kullanmak, araç kullanmanın en rahat versiyonu. Şeridini takip ediyorsun, sürüş deneyimin de varsa beynin yol takibini otomatik olarak yapıyor zaten. Yorgunluktan baygınlık geçirecek kadar kötü durumda değilsen herhangi bir problem yaşamıyorsun. Hatcbak düşük motorlu Manuel araçla edirne'den Erzurum'a kadar gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Aynı yolu tırla gitsem yorgunluğum yüzde 90 daha az olurdu diye tahmin ediyorum. Hah ne diyorduk ets2 şoförü gibi devamlı araç kullanmıyor ki tır şoförü. İş çıkmadığı zamanlar var, yolda değil yük indirme/bindirme evrak için boşta beklediğin gezdiğin,dinlendiğin zamanlar var. Var oğlu var yani. Yani evet şoförlük yıpratıcı bir meslek ama yazdığın gibi de değil.
+1
wilhelmwasmuss
(12.04.26)
tespitler inanılmaz doğru. tır şöförleri inanılmaz zor bir iş yapıyorlar. günde 9 saat araç kullanıp araç içinde uyuyorlar. araç içi havasız. çok sayıda tır şöförü aracını ısıtmaya çalışırken zehirlenip ölüyor. belki trafik kazasından bile çoktur.

kendi adına çalışanlar fena para kazanmıyor. ama maaşlı çalışanlarınki tam sefillik.

bu insanların hallerini eve geldiği zaman görmeniz lazım. bir enkaz olarak tam tükenmişlik haliyle kendilerini eve zor atıyorlar. düzgün bir yatak bulunca bir tam gün civarı uyuyor çoğu. aile hayatı zaten gidik; özellikle doğu tarafına (özbek, kırgız, vs) çalışanların ayda bir eve uğraması sıradan.

önceden daha da kötüymüş; dayanabildikleri kadar giderlermiş çünkü saat sınırı yokmuş. şimdi en azından takograf falan bir şeyler var da, iyi kötü dinleniyor insanlar...

çok zor iş, yapanlara kolaylıklar ve sabır diliyorum...
+1
babilfish
(13.04.26)
eskiden zormuş. şimdi ise adeta bir karavan oldu kayon ve tırlar. sürüş konforu en mükemmel bu araçlarda. çay kahve yemek yapabiliyorsun. rotanda farklı farklı yeme içme mekanları var. para biriktirmek çok kolay. yurtdışına gidenler özellikle alkol falan da getirip satıyorlar. adres arama derdin yok navigasyon hallediyor. internet sağolsun çor çocuk eşle her an irtibattasın. bir çok şoför youtube tiktok gibi mecralarda canlı yayınlar yaparak hem eğleniyor hem de para kazanıyor. çapkınlık, kaçamak falan sevenler işlerini tertemiz hallediyorlar. ücretler ortalamanın epey üstünde oluyor. mal boşaltma yükleme zamanları serbest zamanlar. çık gez denize gir, şehri dolaş uyu ne istersen yapabilirsin.
0
ground
(13.04.26)
(13)

Sizce günümüz şartlarında memur olmak özenilecek bir durum mu?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
0
lostinway91
(11.04.26)
kariyerinde yükselme plani olmayan beyaz yakaya kiyasla evet.
özel sektör cok open end bir sey ama uzman olarak calisacaksan da close end dkfjg

ona kiyasla iyi o yüzden. memurlugun basindaki atanma olayi cok dengesiz bir durum ama sonrasinda pahali bir sehirde yasamiyorsan iyi bence.
istanbul'da yasayan memurla x anadolu sehrinde yasayan memurun maasinin ayni olmasi sacmalik.
0
Purple life
(11.04.26)
Memurluğa bağlı. Memurlukta servis, yemek yok genel olarak. Ulaşımı, yemeği maaşından harcıyorsun. Araban yoksa otobüste, metroda sürünürsün. 0 konfor. Servis seni bazen evine kadar bırakır. Yemekler iyiyse her gün 300 400 yemeğe vermezsin. Memurlukta özel sağlık sigortası yok bildiğim. Ben en iyi özel hastanelerde 50 TL ödeyerek muayene oluyorum. Şu an ortalama muayene ücreti 2500 TL.

Memurlukta iş garantisi var. Vasıfsız tipler bile yıllarca çalışıp emekli olabiliyor. İyi bir şirkette iyi bir beyaz yaka pozisyonu memurluğa tercih ederim.

Memurlukta kurum önemli. Şehir, ilçe önemli. Bunlar bana özgürlük kısıtlayıcı geliyor.
-4
arbre
(11.04.26)
Pahalı olmayan bir şehirde memurluk Türkiye'deki en iyi yaşam formatıdır. Dünyanın hiçbir yerinde 3 ay tatil yaparak maaş alan öğretmenler göremezsin.

Memurluk bir paravan olarak da kullanılıyor; minimum eforla düzenli gelir ve bir yandan da ticaret yaparak gelirini arttıran çok memur var.
-1
stefano
(11.04.26)
artıları eksilerine göre bakmak gerekir.

artıları: saat 5'te mesai biter, 657'den atılma riski çok az, garanti maaş, torpille yata yata dokunulmadan emeklilik gelir, yeşil pasaport vb.
eksileri: maaş özel sektör beyaz yakanın 3'te biri, kariyer yükselme şansı yok.

bende devlet memuruyum ama gerçekten devletin çok gereksiz memurları var. ve devlet memurlarının yüzde 90dan fazlası net yatıyor. zaten bütçenin 3te1i memur maaşına gidiyor.
akp zamanında memur alımı da cumhuriyet tarihi ortalamasının 3 katı. oy nerden geliyorsa oraya adam alan bir hükümet olunca, yolunda aş. torpili zaten söylemeye gerek yok.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Özel sektör beyaz yakalardan ortalama memur maaşının 3 katını alabilen çok azdır. Torpil konusu özel sektörde de çok fazla. Tanıdık olmadan düzgün bir işe girmek artık çok zor.
+2
stefano
(11.04.26)
bin kere evet diyorum. "memurluk kısıtlayıcı, küçük yerde çile çekiyorum" diyen her bir memura karşılık büyük şehirde ama özel sektörde iflahı sökülüp yaşam koşulları sebebiyle insanlıktan çıkmak zorunda kalmış 10 tane özel sektör çalışanı vardır herhalde... her memur robota dönüşüp bir köşede sessizce ölmediği gibi her özel sektör çalışanı maaşını beş senede 15'e katlayıp nefis hayatlar yaşamıyor. karakter, kariyer öncelikleri, sektör hatta şans gibi çok farklı kriterler var işin içinde. o yüzden en temel koşulları dikkate alırsak pragmatik bakış açısıyla bence şu an memnuriyet daha cazip olmalı.

benim babam 90'ların başında alakasız bi bölüm bitirmiş, tanıdıklar vasıtasıyla tıbbi mümessil olmuş mesela. allah için gerçekten bu iş için yaratılmış prezentabl bi adamdı rahmetli. girmiş kapıdan s.a demiş yani, altında araba vardı ve ben hatırlıyorum işe kalkıp öğlen gider, 7 olmadan da dönerdi. çocukluğumda bizim sadece ticket kartımız (bazı marketlerde de geçerdi) asgari ücretten fazlaydı öyle diyim. epik düzeyde istikrarlı ve yanlış mali kararlar almasaydı babam abartısız söylüyorum tek maaşla şimdi bizim değeri belki yüz milyonlarla ifade edilecek varlığımız olurdu çünkü yaşadığımız bölge de aşırı değerlendi.

şu an aynı pozisyonlara girmek bile ölüm, gördüğüm kadarıyla maaşlar ortalama üstü bile değil, ayrıca iş yükü ve baskısı çok daha fazla. şimdi babamın çalıştığı özel sektörle benim çalıştığım özel sektör aynı değil mesela...

eğer basit hesaplama yapacaksak şunu sormamız lazım: bugün iş hayatına atılan bir memurun mu görece stabil hayat sürmesi daha olası yoksa özel sektördeki bir gencin babamınkine benzer bir hayata sahip olması mı? bence cevap açık ve net. dediğim gibi memuriyete söven de olacaktır, özel sektörde milyarlık adama dönüşen de çıkacaktır ama bunların ben artık istisna olduğuna inanıyorum.

ben hadi zaten kendim malım çok doğru bi referans noktası sayılmam da imkanım olsa memuriyeti tercih ederdim şu an. amir-vatandaş baş ağrısı bana kendini allah sanan yöneticiden, beni satın aldığını zanneden müşteriden, üç kuruş alacağım diye muhtemelen babadan kalma varlığıyla patronculuk oynayan bir dangozu zengin etmekten daha çekilebilir geliyor. bunlar devlette de var tabii ama en azından işin içinde DEVLET var aynı ölçüde rahatsız etmez beni. özel sektör kim kime dum duma yarış atı gibi sürekli birilerine bi şey ispat etmek zorundasın.
0
der meister
(11.04.26)
Ben rezervuar muhendisiyim. Kuzey Amerika'da Federal devlet pozsiyonunda calisiyorum. Memurum yani.

En buyuk avantaji is guvencesi. Ozel sektorde kriz oldugunda, agzinla kus tutsan isini aninda kaybedersin.

Sonra emeklilik durumu var. Enflasyon oraninda artan, yuksek, olene kadar emekli maasi alacagim.

Is-yasam dengesi de iyi. Saat 4'u 1 gece ofite bir tane bile insan bulamazsin.

Maaslar da an itibariyle ozel sektorden yuksek. Ozellikle uzun sure calisinca maas ve kidem cok artiyor. Mesela benim seviyem EX-02. Ozellikle teknik seviyeden yoneticilige gecince artis cok iyi.

Su an bizim sektorde ozelde $200.000 odeyen is vardir ama azdir ve genellikle hep problemli bolgelerdedir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(11.04.26)
Ülkeye göre değişir, kişinin durumuna göre değişir.
Misal benim kuzenim devlette laboratuar teknisyeni. Şu adamdan daha iyi durumda laboratuvar teknisyeni olamaz özelde.
Fransa'da devlet maaşlarına baktim satin alma vs için, çok iyi değil. Fark ne? Çalışma saatleri bir tık daha rahattir ve tatileri çok çok daha fazla (benim tatilim misal 7 hafta, devlette 10 haftalar falan var).
Bir de kişinin karakterine bağlı. Ben devlette yapamam ama annem misal bir daha hayata gelirsem memur olurum der hep. Benim kariyerimde aldığım bir iki kararı riskli bulsa da şu ana kadar ben haklı çıktım ve annem benim yerimde olsa az maaş, rahat iş takılırdı yani.

Onun dışında memur işleri önemlidir. Bazı işleri özelleştirme trendi olsa da özelleştirilen çoğu şey iğrenç hale gelir eninde sonunda çünkü "kar" amacı güder. Bu sebepten memurluk ve memurlar iyidir. Ama Türkiye'de malesef iktidarların destekleyenlerine yemleme yöntemidir, likayat olmayan yerde insanlar tabiki nefret eder.
0
logisticsmanager
(11.04.26)
valla en önemli şey kesinlikle işten atılmamak
0
Hallegadola
(11.04.26)
işten atılma yok.
iş yetiştirme-bitirme derdi yok.
ileride yeşil pasaportla vizesiz avrupa gezme de bonus.
+1
parka
(11.04.26)
Özelde öğretmenim. Muhtemelen devlet öğretmenlerinden 2-3 kat daha fazla çalışıyorum. Konuştuğum neredeyse tüm devlet öğretmenlerinin boş günleri var. Şu an devlet öğretmeninden daha az maaş alıp daha fazla iş yapıyorum. Ayrıca yeşil pasaport mevzusu var.
Ama en özendiğim memur şu an için belediyede mühendis olanlar.
Arkadaş ibb den taşraya gitti. Maaş mükemmel, altına araba çektiler, kadrolu, oranın ağası gibi bir şey oldu dkdkdkd
Görevleri arasında kuş izlemek falan var dkskks
+2
wild honey suckle
(12.04.26)
kişinin neye özendiğine göre çok değişir bunun cevabı. özel sektörde, aylardır birikmiş maaşın ne kadarını ne zaman alabileceğimi bilmeden çalıştığım oldu. bu sebeple, ayın belli bir gününde, belli bir miktarın ödeneceğini bilmek, benim için en büyük nimetlerden biri.
diğer yandan memurluk çok geniş bir kavram. memur diyince pek çok kişinin gözünde, taşranın bilmem ne bürosunda örgüsünü örerek, mesai saatinde pazarına giderek geçinip giden birileri canlanıyor hala. 70 bin lira maaş aldığı halde, evinden bin km uzakta, x köyünün bilmem ne mecrasındaki wc kokulu pansiyonda, gece yarısı gözleri kan çanağı vaziyette milyonluk ihalelerin şartnamesini okuyan memur da var mesela. ya da çatışmaya giren de.. özetle değişkeni çok; meslek, kurum, koşullar vs vs.
+1
lil siztah
(12.04.26)
hayattan beklentin ile alakalı, tüm akrabalarım memur koca sülalede firması olan tek kişi benim. 20 yıl önce tüm akrabalarım müdür olurum diye bakıyordu, kimse bir şey olamadı. ne uzadılar ne kısaldılar.

rutin bir hayat seviyorsan memurluk ideal.
+1
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
(6)

AJet yurtdışı uçuşlarında hala çok mu kötü?

winston insani
MerhabalarNe zaman okusam hala son entry'lerinde full şikayet, mayıs sonu saraybosnaya biraz uyguna bilet buldum ama sırf AJet diye almaktan çekiniyorum.Hala çok mu kötü bu firma ne dersiniz? Sürekli rötarlar duyuyordum en başlarda ama hala sanki düzelmemiş gibi durumlar :\
Merhabalar

Ne zaman okusam hala son entry'lerinde full şikayet, mayıs sonu saraybosnaya biraz uyguna bilet buldum ama sırf AJet diye almaktan çekiniyorum.

Hala çok mu kötü bu firma ne dersiniz? Sürekli rötarlar duyuyordum en başlarda ama hala sanki düzelmemiş gibi durumlar :\
0
winston insani
(08.04.26)
geçen ay izmir-ankara uçuşunda 2 saat rötar yaptı. sebebi de ankara'dan kalkamamış uçak.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(08.04.26)
Ajet olduktan sonra 2025'de Lyon'dan dönmüştüm. Vaktinde kalkmıştı.
0
put it in your appropriate place
(08.04.26)
birkac kez kullandim. sorun yasamadim pek.
0
kveldulv
(08.04.26)
eskiden pegasus için böyle konuşulurdu şimdi ajet için konuşuluyor ama bence bu tür olayların havayoluyla ilgisi yok ya, algıda seçicilik yapıyoruz gibi geliyor. hangi havayolunun başlığına girsek övgüden çok şikayet görürüz bence çünkü şikayetimiz olunca yazma gereği duyuyoruz.
0
mezzosprite
(08.04.26)
ucuz, aktarmasız bilet bulursam hangi firma olduğuna bakmam şahsen.
+2
HellKeePer
(08.04.26)
Dunyanin dort bir yanina sayisiz kez uctum. Ajet'le yasadigim kaosu tarif bile edemiyorum. Utanc vericiydi. Once Iceland Air'le Izlanda'dan Almanya'ya uctum. Ordan Ajet'le Turkiye'ye gececektim. Ucak zaten 3-4 saat gecikmis. Kimseden bir aciklama yok. Kontuar bir sey bilmiyor. Boyle seyler olabilir diye icimden geciriyorum. Neyse bizi ucaga aldilar. Herkes yerlesti. Coluk cocuk cizgi film izlemeye basladi. 1 saat gecti kabin sicak servis yok. Ucagi tekrar bosaltmaya karar verdiler! Yolculari otobuslerle hava alanina geri tasidilar. Bagaj alanina gittik bagajlari geri aldik 2 saate yakin da orda bekledik. Bagajlari aldiktan sonra uluslar arasi terminaleden cikmak zorunda kaldik... Herkesin elinde bagajlar bir suru milletten yuzlerce yolcu, kimse nereye gittigini bilmiyor, kontuar bir sey bilmiyor... Pasaport kontrolunden, guvenlik aramasindan falan tekrar gecmek zorunda kaldik. Ucaga binerken bizden aldiklari biletleri tekrar geri iade etmek icin hava alaninda bagira bagira telaffuz edemedikleri isimleri okumaya basladilar. Kimse bi b.k anlamadi. karmasayi tarif bile edemem... Mr. sh shililili falan dile isim okuyamadilar. Eminim o adamin adi hayati boyunca hic oyle okunmamistir.

Kaos kelimesi hafif kalir. Bekleme daha da uzadi. Yetiskinim, fitim, herhangi bir saglik sorunum yok. Ben bile yoruldum. Basim agrimaya basladi. Aciktim. Cocuklarin, yaslilarin ya da hastalarin durumu oldukca kotuydu. Bir kiz Cin'e baglanti ucagini kacirdigi icin ve bilet parasi olmadigi icin aglaya aglaya bayildi. Yolculara yiyecek olarak kola ve snickers dagittilar. Yanimdaki adam ben diyabet hastasiyim diyor. Dagitim yapan adamlar hic bir sey bilmiyor. Ustune bir de insanlarin kan sekerini roketlediler. Kimse tek kelime aciklama yapmadi.

Bana bedava bilet versen bir daha binmem. Yukarida yazdigim olay Frankfurt hava alanina yasandi. Insanliktan ciktik.
0
thetruenorthstrongandfree2
(08.04.26)
(8)

Maaşın yetmemesi

metal69
Ortalama bir maaş alıyorum, ne iyi ne kötü ama son zamanlarda aldığım maaş hiçbir şeye çare olmamaya başladı. Kira, fatura, temel masraflar, kredi ödemesi vs derken aldığım para yetmiyor, zar zor dönmeye başladım, darlanıyorum son zamanlarda. Bir tavsiye verebilir misiniz bana?
Ortalama bir maaş alıyorum, ne iyi ne kötü ama son zamanlarda aldığım maaş hiçbir şeye çare olmamaya başladı.

Kira, fatura, temel masraflar, kredi ödemesi vs derken aldığım para yetmiyor, zar zor dönmeye başladım, darlanıyorum son zamanlarda.

Bir tavsiye verebilir misiniz bana?
0
metal69
(05.04.26)
Gereksiz hicbir sey satin alma. Bunlarin cogu da genelde kiyafet ve teknoloji olur.
0
baldur2
(05.04.26)
Ölçebildiğin şeyleri iyileştirebilirsin masraf kalemleri bunun için iyi.
Bütün alışverişini kredi kartından yap mesela ay sonu hepsini görüp gereksiz olanı elemeye başlarsın.

Ancak sorun sende değil çalışan bir beyaz yakalıyı bile sadece temel ihtiyaçlarını gidermeye yeter bir maaşa mecbur bırakan düzende.
0
anon1m
(05.04.26)
Kimin yetiyor ki? eşimle memuruz. Ev ve arabamız var. Çocuğun okul masrafı ve diğer giderlerle maaş yetmiyor. Çünkü arabanın kaskosu, bakımı, aküsü, vizesi sürekli gideri var. Evin doğalgazı cartı curtu. Fite fit anca yetiyor.
0
mikahakkinen
(05.04.26)
Evde kal.
Ayrıca başka insanlar tanıdıkça kendi alışkanlıklarımıza giden harcamaların aslında ne derece gereksiz olduklarını da görebilirsin . Başka insanlardan kastım yeni çıkan 100bin TL lık bir telefon için uzun sıralı alışveriş kuyruklarına girenleri kastetmiyorum.
Kredi kartı kullanımı da bir asla kolaylık değil sürekli borçlu kalma hastalığıdır.
İnsanların birbirine maddi anlamda güvensizliklerinin sonucudur.

Ayrıca
1 x bu ve gelecek sene için yaz tatili yasağını da reçetene şimdiden ekleyelim
0
diyecevaplandı
(05.04.26)
Abicim, aklin yolu bir. Bu durumda ya geliri arttiracaksin ya da yukarida soylendigi gibi gereksiz harcamalari keseceksin.

Benzer durumdaki insanlar; sehir degistiriyor, iyi is neredeyse oraya gidiyor, daha uygun fiyata ev ariyor, gecici olarak aile yanina tasiniyor, arabayi kucultuyor, arabayi satip toplu tasimaya geciyor, ek is yapiyor, abonelikleri iptal ediyor, kartlari yapilandiriyor, kapatiyor...

Yalniz sunu da eklemek istiyorum. Bu sadece daha cok kazanayim daha az harcayayim durumu degil. Surdurulebilir bir hale getirebilmek onemli. Yeni bir duzen kurmak lazim yani.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(05.04.26)
gereksiz hiç bir şey alma, sana bir patlama lazım, tavsiyem bir borsa hesabı aç ve 6 ay boyunca bütün halka arzlara katıl. oradan küçük de olsa bir sermaye yap. (100-150k)
İşte bunla da bir patlama yapman lazım.
-1
purescience
(05.04.26)
Çelik gibi irade. Dişinden tırnağından artır. Biraz rahatla, sonra tekrar bakarsın duruma.

Bütçe yap. Hiç dışına çıkma. Bahaneler herkeste vardır biliyorsun. Sende olmasın. Doğum gününde pasta alınmayacak mı? Alınmasın, evde yapılabilir şartsa. Gibi bir irade.
+3
gabe h coud
(05.04.26)
oncelikle zaten kimseye yetmiyor.

ya maasi arttirmaya bakacaksin, is degistirerek.
olmuyorsa, kendin kuculeceksin.

baska caresi yok..
0
cooperr
(06.04.26)
(11)

Vefat etmiş üst soy sayesinde çifte vatandaşlık alınabilir mi?

anaphylacticshock
Merhaba, Ananem ve dedem, ikisi de vefat etti. Ananem Bulgaristan Niğbolu'da doğmuş ve 17 yaşına kadar orada yaşamış. Sonra zorunlu göç ile her şeylerini satıp savıp Türkiye'ye gelmişler. Dedem İstanbul'da doğmuş ama onun ana babası da zamanında Yunanistan'dan göç etmişler. Ananem çifte vatandaş de
Merhaba,

Ananem ve dedem, ikisi de vefat etti.

Ananem Bulgaristan Niğbolu'da doğmuş ve 17 yaşına kadar orada yaşamış.
Sonra zorunlu göç ile her şeylerini satıp savıp Türkiye'ye gelmişler.

Dedem İstanbul'da doğmuş ama onun ana babası da zamanında Yunanistan'dan göç etmişler.

Ananem çifte vatandaş değildi. Sadece TC kimliği vardı. Ama e devlet üzerinde soy bilgilerinde doğum yeri vs her şey yazıyor.

Sadece ananem üzerinden Bulgaristan vatandaşlığı alarak çifte vatandaş olabilir miyim?

Yoksa kendisi vefat ettiği için mümkün değil mi?
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
benim de bir tarafımdaki üst soylar yunanistan sınırları içinde dogmus, ama yunanistan’da kabul olmuyor.

bulgaristan için @konusma’nin bir tanidigi soy atlayarak bulgaristan’a basvurmustu yanlis hatirlamiyorsam. o cevaplar birazdan. benim de diger taraftan buyuk buyuk babam bulgaristan tirnova dogumlu (soy belgesinde cikiyor) ama benim durumumda 2 soy atlaniyor.
0
eileengray
(04.04.26)
Kuzenim basvurdu. Anne ve anneanne vatandaslik almadilar. Anneanne zaten 7-8 sene önce vefat etti. Anneyi de vatandaslik almaya ikna edemedi. Kendisi basvurdu. Sürecin daha uzun olacagini söylediler ama oluyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Anneannem de dedem de Bulgar göçmeni, orda doğmuşlar. Hayattalarken teyzem vatandaşlık için başvurmuştu bundan bi 10 sene önce falan sanırım ama herhangi bir sonuç çıkmadı. Sanırım birkaç defa arayıp sormuştu değerlendirilliyor gibi bişi söylemişler. Olan nasıl oluyor ve arkaplanda nasıl bir değerlendirme süreci oluyor bilmiyorum ama bizdeki durum da böyle gelişti. Hala bir sonuç yok :)
0
truf
(04.04.26)
Ayni durumdayiz. Bu isleri yillarrr once yapmis biriyle konustum. Ayakustu konustuk ama oluyor. Benim de ananem yasamiyor, sorun degilmis bu. Kisaca soyle: Ananede vatandaslik olmasina gerek yokmus, onemli olan zorunlu goc olayiymis cunku. Tarihler, zorunlu gocu ispatlayabiliyor.
Neyse, once annen alacak mecbur, sonra sen basvurabilirsin. Annene vatandaslik gelmesi 5 yil mi 8 yil mi neymis, o aldiktan sonra da sira sana geliyor ve anneye gore biz daha cok yil bekliyormusuz. Islemler de cok ucmus fiyat olarak. Hele bir de uckagitci bir danismanlik sirketine rastlarsan kimbilir kac para alirlar. Bana surec cok uzun ve fiyat yuksek geldi. Yoksa o tanidiklar ilerleyecektim. Tutari unuttum ama cok. Bir de sira bana gelince daha da ucuk bir rakam olacak islemler vs. Ben vazgectim ama oluyormus yani. Arastirip deneyebilirsin
-1
Kittie
(04.04.26)
Anneannen'in oradan nüfus kaydını sildirdigi tarihten önce doğan çocukları vatandaşlık alır. Eğer annen bu durumdaysa önce o alacak sonra siz alacaksınız.
Alır diyorum ama tabiki uzun bir süreç ve bu işlerde çok iyi bir avukatla ilerlemek kaydıyla.
0
etna
(04.04.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Kuzeniniz aldı mı vatandaşlık? Yani olumlu sonuçlandı mı başvurusu?

İlk başvurduğu tarihten itibaren ne kadar zamanda halloldu?

Kaçıncı kuşaktan akrabası üzerinden başvurdu acaba? Ananesi mi yoksa ananesinin annesi mi?

İnternette başvuru için doğum belgesi falan gerekir yazıyor. Kuzeniniz, kendisi üzerinden başvurduğu akrabasının doğum belgesini falan nasıl buldu? Arşivlerden mi?

Kuzeninizin akrabası kaç doğumluydu? Benim ananem 32 doğumlu. Yani yaklaşık 90-95 yıllık bir doğum belgesi bulmam lazım. Kuzeniniz nasıl buldu?

Avukat falan tuttu mu yoksa sadece kendi mi ilgilendi?

Bulgarca bilmemesi sorun oldu mu? (Bilmediğini varsayıyorum) İngilizce yeterli oldu mu? Yoksa tercüman mı tuttu?

Başvuru süreci tam olarak nasıl ilerledi? Nerelere, hangi kurumlara başvurması gerekti?

Biliyorum çok detay sordum ama müsait olduğunuzda yanıtlayabilirseniz çok çok sevinirim.
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
@Kittie o kadar uzun mu sürûyor ya?

Araya aracı koymadan bireysel olarak Bulgaristan'a gidip başvursak daha kısa sürmez mi?

Yani bu süre yasal zorunlu bekleme süresi gibi bir şey mi yoksa kısaltılabilir mi?

Bir de bu başvuru ücretleri aracı olan özel firmalara mı ödeniyor yoksa bulgaristan devlet kurumlarına mı?
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
@etna Ananemin oradan nüfus kaydını sildirdiğinden emin değilim. Orada doğmuş, ilkokulu falan orada okumuş. 17 yaşındayken zorunlu göç ile türkiye'ye gelmişler.
Belki de halen oranın da vatandaşıdır.

@eileengray Arada 2 soy olsa bile siz başvurmayı denediniz mi?
0
🌸anaphylacticshock
(04.04.26)
kuzenimin anneannesi bana akraba olmadigi icin kac dogumlu, dogum belgesi neredeymis gibi sorularin cevaplarini bilmiyorum. basvurdun mu, dedim; basvurdum dedi. ne kadar da cikacakmis, dedim; annem almadigi icin biraz uzun sürecekmis ama tam zaman vermediler, dedi. ivit ivit detay sormadim acikcasi beni ilgilendirmedigi icin o kisimlar. dedigim gibi, anneannesi orada dogmustu, kuzenim anneannesi üstünden vatandaslik basvurusu yapti. kuzenimin annesi basvuru yapmadi. basvuru gecen seneydi. islem su an sürüyor, henüz almadi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.04.26)
Bildiğim kadarıyla bulgaristan kuşak kuşak başvurulmasını istiyor. Önce orada yaşayan sonra onun evladı sonra torunu. Mesela romanya göçmeninde bu şart aranmıyor. Ülkeden ülkeye şartlar değişiyor
+1
Unde bach canim
(05.04.26)
@anaphylacticshock

Benim de buyukanne ve buyukbabalarim Bulgaristan ve Yunanistan gocmeni. Benim birkac yakinim bu yolla vatandaslik aldi. Yalniz bildigim kadariyla bu tur basvurularda cok net bir sekilde kanit sunman gerek.

Eski fotograflar, anilar, su tarihte surdan suraya gocmus vs aile ici anlatilan hikayelere dikkate almazlar. Buyuklerinin Bulgaristan'da dogmus olmasi ya da ordan goc etmis olmasinin da bir onemi yok. Cunku Bulgaristan'da yasayip Bulgar vatandasi olmayan cok Turk vardi...

Bir sekilde aile buyuklerinin Bulgar vatandasi oldugunu kanitlaman gerekiyor. Anneannen Bulgaristan'da dogmus bir Turk olabilir. Orda okula gitmis olabilir. Bu bile onun Bulgar vatandasligi oldugunu kanitlamaya yetmez.

Anneannenin Bulgar pasaportunu, Bulgar kimligini, ya da Bulgar oldugunu gosteren bir belge varsa elinde o zaman isler degisebilir.

Anneannenin adini, tam ya da tahmini dogum tarihini, anne baba adlarini, tam dogum yerini, koyunu, mahallesini mail atarsan, sana vatandasligi bulunup bulunmadigini, vatandasliktan cikip cikmadigini, kaydi var mi yok mu soylerler ama sana pasaport bilgisini EGN numarasini falan soylemezler. 1978'de anneannen hayattaysa mutlaka bir EGN numarasi olmali. 1978'den once Bulgaristan'dan ayrildilarsa o zaman EGN'leri yoktur. Bu numara varsa kayitlari aninda bulurlar. Yine bu numarayi sana vermezler. Senin bilmen gerekiyor.

Arsivin mail adresi burda: [email protected]

Bulgarca mail atarsan daha iyi olur. Birkac yontem daha var en basiti bu. Kayit ile ilgili anneannenin yasadigi belediyeye ve pasaportu olup olmadigiyla ilgili icisleri bakanligina mail atarsan cevaplarlar.

Adalet bakanligina da bu kisinin vatandasligi var mi yok mu, vatandasligini birakmis mi diye sorabilirsin. [email protected]

Bu anneanne, dede basvurularinin sonuclanmasi, belgeleri toplayip konsolosluga basvuru yaptiktan sonra en az 2 sene suruyor ona gore.

Bu arada umudunu kirmak istemem ama Bulgaristan'dan gocen Turklerin cogu nenesinin dedesinin Bulgar oldugunu saniyorlar. Halbuki cogu Turkiye'ye goctukten sonra Bulgar vatandasligini birakti. Hatta Turkiye de Bulgar vatandasliginin birakilmasini sart kostu. Yani Turkiye'ye girdiginiz anda Bulgar vatandasligini kaybettiniz. Bu yuzden cogu kisi Bugun Bulgar vatandasligi alamiyor. Sinirdan gecerken kaydu kuydu olmayanlar. Bulgar vatandasligini birakma belgesi imzalamamis olanlar kayitlarda bulgar vatandasi olarak kaldilar.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(05.04.26)
(14)

Tuvalet kağıdı nasıl seçiyorsunuz?

michael_knight
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?Neden?Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
Hangi marka model tuvalet kağıdı tercih ediyorsunuz?
Neden?
Kâğıt havluda da durum aynı mı sizin için?
-1
michael_knight
(04.04.26)
Bambu yazıyorsa ve indirimdeyse alırım. Başka kriterim yok
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.04.26)
Solo, Familia, Selpak vb. hepsinin ucuz (daha az yapraklı-katlı, daha ince, daha küçük vs.) ürünleri var. Kullanıcı özellikle kampanya dönemlerinde oldukça ucuz görünen bu ürünleri sırf markası büyük diye alıyor, daha sonra kalitesizliğiyle yüzleşiyor. Bunu yapmayan tek ürün Papia gördüğüm kadarıyla, hep aynı orta karar kalite, hep aynı orta karar fiyat.
+2
zaman ilac degil insanlar unutkan
(04.04.26)
üziren ultra deluxe vb yazanları alıp deneyip fav a atıyorum. 32lisi 500 lira falan oluyor ama yumuşak ve aşındırmayan oluyor (kadınlar için gerekl)
+1
neira
(04.04.26)
kafa yorduğum bir konu değil. soft moft bir şeyler yazanlardan, indirimde olduğunda alıyorum.
+2
cay koy geliyorum
(04.04.26)
tuvalet kağıdında en yumuşak ve en kalitelisini almaya çalışıyorum. dışarıda ince ve zımpara gibi olanları hiç sevmiyorum. kağıt havlu konusunda o kadar seçici değilim.
+1
eileengray
(04.04.26)
En ucuz ve ince olan tuvalet kagitlarini almiyorum. Is yerinde de bu ince olanlardan var. Hic sevmiyorum ekonomik diye bunu aliyorlar ama insanlar daha fazla kagit kullanmak zorunda kaliyor aslinda daha pahaliya mal oluyor.
+2
thetruenorthstrongandfree2
(04.04.26)
En ucuz olanini seciyorum. Baska bir kriterim yok.
+2
Sour
(04.04.26)
kicima soruyorum, kendisi begenirse devam.
begenmez ise o zaman marka degistiririm.
kagit havluda en cok su cekeni alirim.
0
cooperr
(04.04.26)
3 katlı olmasına dikkat ediyorum ama onlar bile artık eli ıslatıyor. eskiden 2 yaprak yeterdi, artık 3 yaprak bile yetmiyor. her şeyde kalite düştü.
0
nothing in my way
(04.04.26)
Familia kullanıyoruz ve memnunuz. Kampanya dönemlerinde indirimdeyken alıyoruz. Adet fiyatı indirim zamanlarında 6,5 tl falan oluyor.
0
anaphylacticshock
(04.04.26)
@nothing in my way +1

kriterim 3 katlı ve bilinen markalardan olması. ama onlar bile artık eskisi kadar iyi değil.

kağıt havluda ise genellikle migros'taki viva markayı seçiyorum veya o anda hangisi uygun gelirse. kağıt havlu konusunda kriterim yok.
+1
tabudeviren
(04.04.26)
papia pure 4 katli bi secenek vardi. pro plus max. en premiumu neyse onu aliyorum.

cevredir agaclar boceklerdir ecco falan aldim zamaninda, memnun kalmadim.
benim popom kiymetli rahat etsin istiyorum buna gectim. arkadas grubunda da herkes bunu kullaniyo.
0
aguen
(04.04.26)
3 katlı olsun sağa sola dökülmesin + parfümsüz olsun (allerjik reaksiyon ve mantar enfeksiyonu riski) yeterli
0
suicmeyenadam
(05.04.26)
selpak iyidir. hb ya da trendyol'da indirim olunca toplu yapıştırıyorum.

sloganım da şu;

"selpak, götünün değerini bilenlere"
+1
spirit crusher
(06.04.26)
(10)

Muadil ilaç

egerbiryolcu
Eskiden eczanelerde reçete edilen ilaç yoksa muadilini verelim mi diye belirtirlerdi. Bana mı çok denk geldi bilmiyorum ama artık sormadan muadilini veriyorlar. Telefonla sipariş edilen sistem var. Orda da mesela hangi ilacın muadilini verileceği soylenmeden direkt kapıya muadilini getirdiler. Me
Eskiden eczanelerde reçete edilen ilaç yoksa muadilini verelim mi diye belirtirlerdi. Bana mı çok denk geldi bilmiyorum ama artık sormadan muadilini veriyorlar. Telefonla sipariş edilen sistem var. Orda da mesela hangi ilacın muadilini verileceği soylenmeden direkt kapıya muadilini getirdiler. Merak ettiğim bu muadil ilaçlarda hassas (riskli bir hastalık, çok yaşlı olması vb durumlar) hastalar için sıkıntı olabilecek bir durum olabilir mi?
0
egerbiryolcu
(04.04.26)
Sorduğumda hep "birebir aynısı" dediler, içeriğinde farklı bi şey varsa sormadan söylemeleri lazım aslında
0
mezzosprite
(04.04.26)
Söylemeleri gerekir, tamamen aynı olmayabiliyorlar. Üniversite 1deyken bir ara glucophage kullanmıştım, bir süre sonra muadil olarak glifor vermeye başladı eczane. Bu arada gerçekten muadil olarak gözüküyor üstteki linkte ancak glifor benim sindirim sistemimi mahvetti. glucophageda yaşamadığım diareyi gliforla her gün yaşadım ve bünyem alışamadı. Sonra bıraktım ben de.
+2
eileengray
(04.04.26)
etken maddesinin ayni olmasi demek yan maddelerinin ayni oldugu anlamina gelmiyor. muadil ilac kullanmistim bir defasinda, basdönmesinden hastanelik olmustum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Herkes icin farkli etkisi olur. Denemeden belli olmaz. Ben bir ara Nexium diye bir ilac kullanmistim. Ilac $390'di. Muadili $15. Ilaclarin etken maddelsi ayni olmasina ragmen muadilin yan maddeleri alerjiye ya da sindirim problemlerine sebep olmustu.Muadili denersin olmuyorsa, orjinalini alirsin...
0
thetruenorthstrongandfree2
(04.04.26)
Evet, muadil ilaç hasta için sıkıntılar yaratabiliyor.
Epilepsi hastaları mesela, SSK'nın kendi ürettiği ilaçlara geçince nöbet geçiriyorlardı. İki yıl nöbetleri kontrol altına almışsın, belki doz azalacak ya da kesilecek. Pat, başa dönmüşsün.
O da magnezyum bu da magnezyum diye eczane bir ilaç verdi. Sindirim sistemim mahvoldu. Karşılaştırdım içeriklerini. Diğerlerinin hiçbirinde olmayan sodyum siklamat var. Görünüşte "muadil".
Birer ticarethane olan eczaneler, belli firmalarla anlaşıp muadil ilaç veriyorlardı. Israr ederseniz orijinalini veriyorlardı.
Ama artık o dönemi de geçtik. Özellikle ucuz olan ilaçlar piyasadan çekiliyor. Hayati ilaçlar olsa bile. O yüzden, aman bulunsun da muadili olsun diye razı oluyoruz.
+1
pro9it9is9
(04.04.26)
Ekşide bu konular çok tartışıldı. 3-4 farklı başlığı var. Eczacılar değişik sebepler sunuyor ama bilemiyorum. Mesela: eksisozluk.com
0
Unde bach canim
(04.04.26)
Bi keresinde diş iltihabı nedeniyle antibiyotik yazıyordu doktor, emzirmeye uygun mu dedim, uygun olanını yazayım ama eczane verir mi bilmem dedi. Nasıl yani dedim, muadil verebilirler dedi. Yani içeriği farklı mı dedim, yok aynı ama sadece birinin prospektüsünde emzirmeye uygun olduğu yazıyor dedi 🤷‍♀️ böyle de değişik boyutları olan bi konu demek ki
+1
mezzosprite
(04.04.26)
benim kullandığım ilaçta bir fark olmadı muadil kullandım diye
boşuna yıllarca katkı payı ödemişim esas ilaca
0
mantık
(04.04.26)
Söylemeleri gerek, artık reçete bile yok, içeriğini görebildiğin bir yer elbet vardır ama barkodla yolluyor eczaneye ilacı alıp çıkıyorsun, doktor ne yazdı, acaba eczaneden o ilaç mı verildi bunları da takip etmek mi gerekiyor.
Bizim eczacımız yıllardır sabit güvendiğimiz biri diye fazla kurcalamıyorum muadil vermesi gerektiğinde söylüyor ve kullanıyoruz şimdiye kadar hiçbir sorun yaşamadık ama insanlar bunları nasıl takip ediyor ya çok zor.
0
mutekebbir
(04.04.26)
@mutekkebir
Aynen öyle bir de takibiyle uğraşmak gerekiyor. E nabız üzerinden hangi ilaçların reçete edildiğine bakıyoruz bir de yine yanlış hatırlamıyorsam SMS ile ilaç isimleri de belirtiliyordu bu da mı kaldırıldı acaba. Ve evet sanırım eczaneye özellikle aynı ilaç mi var yoksa muadil mi gondereceksiniz diye bunu da sormak gerekiyor artık.
0
🌸egerbiryolcu
(04.04.26)
(10)

Koltuk takımımızı nerden aldınız? İstanbul

rebecca
Ya böyle istikbal ikea dısında mobilyacılar çarşısı gibi bi yerden bakayım diyorum anadolu yakasındayım. Dudullu tarafında varmıs henüz gitmedim ve gidince neye göre seçmeliyim bilmiyorum. - Sizin bildiğiniz güvendiğiniz yer var mı istanbulda?-siz nerden aldınız/memnun musunuz?-ikea alanlar memnun
Ya böyle istikbal ikea dısında mobilyacılar çarşısı gibi bi yerden bakayım diyorum anadolu yakasındayım. Dudullu tarafında varmıs henüz gitmedim ve gidince neye göre seçmeliyim bilmiyorum.
- Sizin bildiğiniz güvendiğiniz yer var mı istanbulda?
-siz nerden aldınız/memnun musunuz?
-ikea alanlar memnun mu?

Şöyle geniş uzanma yeri olan modern görünümlü L köşe koltuk istiyorum. Rahat kaliteli sağlam bi şey.
Her türlü öneriye açığım.
0
rebecca
(02.04.26)
eskidji, beylikdüzü.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.04.26)
normod güzel ama L için pek iyi seçenekler yok
normod ile aynı binada blend+r var biz buradan aldık ancak çok geç teslim ediyorlar, müşteri ilişkileri berbat memnun klamadık.
Ikea bence en iyi seçenek yani bir koltuktan 20 yıl performans da beklenmemeli hatta bence 5-6 sene sonra insan aynı şeyi görmekten de sıkılır
0
croswell
(02.04.26)
Ikea modellerini beğeniyordum ancak çok şikayet olunca soğumuştum, vivense de keza öyle çok şikayet var kartaldaki şubesine gitmiştik ofisteki çalışanlar da bir tuhaftı marka satmamak için elinden geleni yapıyor.
En son ider ve kargılıya bakıp kargılıda karar kıldık. Spor füme tonlarınla salon takımı aldık memnunuz ama tayinciyiz diye aşırı kaliteli olmasına gerek duymadığımız için ordan aldık yerleşik olsak ideri tercih ederdik bence orası daha kaliteliydi fiyatlara da yansımıştı zaten. Maltepe e5 üstündeki mağazasından aldık bu arada.
0
ekimoloji
(02.04.26)
tepe home melman vardı bende eski evimde.
0
gabe h coud
(02.04.26)
ilk başta bi mağazaların web sitelerine gir bak takımlara daha az yorucu oluyor sonra beğendiklerini not al git incele, hemen hemen artık her yerde benzer tarzda şeyler var
ikeada yorumlara bakarak al kimisii çok sorunlu çıkıyor hemen tüylenen veya rahatsız olan

eskidji haramidere tavsiye etmem ya, hep eski model var ve alanları küçük olduğundan çok seçenek yok. 1-2 firma gözüme çarpmıştı farklı modelleri olan
0
eja
(02.04.26)
Dudullu tarafı dediğiniz modoko sanırım, orada büyük ve küçük her türlü firma var. Markalı, markasız gezmeniz aslında en iyisi... Ben Alfemo'dan almıştım, hala sağlamlar (2018 falan alım yılı) ama ne bileyim bacak kırıldı, kumaş yırtıldı gibi süreç takibinde berbatlar.
0
charbiel
(02.04.26)
Eskidiji bazaar haramidere. Çok fazla ürün var. Çok kalite farkı olan ürün var. Dene öyle al.
0
jackyr
(02.04.26)
modoko da 1000 tane dükkan var seçim yapmak çok zor. ama bi git yinede.
+1
jamswety
(02.04.26)
ikea'dan şaşmam. çok memnunum. kurumsal görünümlü esnafla da uğraşmam, dilim yandı daha önce.
0
eileengray
(02.04.26)
Gercekten konforlu ve saglam bir sey istiyorsan La-Z-Boy markasini tavsiye ederim. Bugun koltuk takimini degistirmek istesem baska markaya bakmam. En az 10 yildir ayni koltuk takimini kullaniyorum. Surekli iki tane Cane Corso uzerinde olmasina ragmen koltuklar ilk gunku gibi. Turkiye'de de mevcutmus. Linki asagida.

www.yatsan.com
0
thetruenorthstrongandfree2
(03.04.26)
(12)

Turkiye disindaki diger ulkelerde Turk oldugunuzu soyledikten sonra hic irkcilikla karsilastiniz mi?

kullaniciadinizkullaniciadimdir
Asagilanma, alay edilme vs de olabilir? Ben 13 yildir avrupada yasiyorum sadece bir kere geri zekali hindistanli bir kizin teki uc bes yil once ben barmenlik yaparken o da garsonluk yapiyordu, sanirim nijerya ingiliz bi kizla havadan sudan konusurken bu da araya girdi uc bes derken nereli oldugumu
Asagilanma, alay edilme vs de olabilir? Ben 13 yildir avrupada yasiyorum sadece bir kere geri zekali hindistanli bir kizin teki uc bes yil once ben barmenlik yaparken o da garsonluk yapiyordu, sanirim nijerya ingiliz bi kizla havadan sudan konusurken bu da araya girdi uc bes derken nereli oldugumu sordu, Turk'um Istanbullu'yum dedim.
Mal kevase, hafiften siritarak alay edercesine arapca biseyler soyledi ben bir an duraksadim ne diyo bu gerzek diye diger kiz araya girdi o Turk'mus arab degil ne diyosun falan dedi, anladi alay ettigini benle. Ben de ne sacmaliyon bi bok anlamadim dediklerinden dedim uzaklastirdim onu o da anladi bozuldugumu ortamin gerildigini... ben de uzadim ordan sonra isime dondum.

Sanirim bir tek bu olayi hatirliyorum aklimda. Onun disinda bir suru avrupa ulkesine girdim ciktim beyaz Avrupalilar Ingilizler falan hic oyle direk o mal hindistanli kizin yaptigi gibi bir irkcilik olayi tavriyla karsilastigim olmadi onlardan.

Sizin var mi hatirladiklariniz ? Deneyimleriniz falan?
0
kullaniciadinizkullaniciadimdir
(30.03.26)
İngilizce bilmediğimizi düşünüyorlar, bir de durup durup RTE geyiği yapıyorlar. Sosyal ortamlarda kadınlar ayrı erkekler ayrı mekanlarda takıldığımızı, kadın&erkek arkadaşlığı gibi kavramlara tamamen yabancı olduğumuzu, sosyal zekamizin ve şehirli bilincimizin sıfırın altında olduğunu sanıyorlar. Çok okuyan ya da gerçekten Türklerle çalışmış, yaşamış azınlık haricinde bizi dağ ayısı gibi görüyorlar. Sad but true. Bu etiketleri yapıştıranlarin tamamı dünyadan habersiz asalaklar tabii. İnsanlar dünya genelinde genellikle aptal, cahil ve şuursuz olduğu için böyle tepkiler almak bir noktadan sonra şaşırtmiyor. Almanim desen hala Hitler diyecek bir çoğunluk. Çok da şey yapmamak lazım.
+2
sekizdokuzon
(30.03.26)
Yasamadim.

Dogrudan bir sey hissetmedim yani. Ise alinmadigim ya da ne biliyim baska seyler olmustur ama bir diyalogta hissetmedim.
0
Purple life
(30.03.26)
2 kez yaşadım fakat birinde adam sarhoştu, türk de desem, avusturalyalı da desem o ırkçılık gelecekti. Çünkü başta yanlış anlayıp diğer ırka da hakaret etti.

Diğeri bankamatikte yaptığım hata sonucu kendimi açıklamak istedim, ülkemde imzalı çek kısmı yoktu vs dedim. Adam “burası senin ülken değil” dedi. Sayılır mı bilemem ama…
0
Unde bach canim
(30.03.26)
Avrupa geneli için Hayır. Özellikle İstanbul’dan geldiğimi söylediğimde akılları çıkıyor. Çok seviyorlar İstanbul’u.

Sırplara karşı önyargım vardı. Onlar bile pozitif ve güler yüzlüydü.
+2
put it in your appropriate place
(30.03.26)
irkcilik artik baya ayiplanan birsey oldugu icin karsilasmak zor. bana denk gelmedi, bence anlattigin da pek irkcilik degil zaten.

arapca konusmuyoruz evet ama araplar ya da iranlilar konusurken aradan kelime ayiklayabiliyoruz. ortadoguluyuz abicim ve ve gocmeniz. bunun bilincinde oldugun surece sikinti yok.

bir ani paylasayim:
okurken senelerce ilac dagittim, ermeni eczacilarla calistim cogunlukla, bana kesinlikle musterilere nereli oldugunu soyleme sikinti cikmasin derlerdi, bende saklardim. kisin ortasinda yine arabayla yardiriyorum, kar firtinasi, goz gozu gormuyor. sehrin ucunda bir eve gittim.
kapiyi teyze acti, cogu zaten oldukca yasliydi. kokteyl elbisesi gibi bisey giymis, makyaj yapmis ama becerememis, aglamis, makyaj akmis agzi yuzu birbirine girmis.
simdi ilaci verdim ama kadin agliyor, dedim ne oldu.
nerelisin dedi, ulkeleri saymaya basladi. butun ortadoguyu ve balkanlari bitirdik.
hepsine hayir dedim, en son turkiye dedi kafayi evet seklinde salladim.
kirik bir turkce ile:
"sana soru, benim herif öldü, cocuklar gitti, ben burda tek basima ne yapacam artik" dedi, sarildi ve aglamaya devam.
neyse yatistirdim, ben yine ziyaret ederim dedim kactim.
sikintili isler..
+5
cooperr
(31.03.26)
aslında tam tersine hep olumlu tepkilerle karşılaşıyorum. insanlar çoğunlukla ziyaret etmiş çıkıyor ya da kapadokya falan wishlistlerinde oluyor. uberciler bazen hükümeti övüyor, onlara da karşı bakış açısını anlatmaya çalışıyorum.

sadece 2 kez söylerken gerildiğimi hatırlıyorum:

birincisi, isveç’te bir zincir kahvecide çalışan isveç kürdü rojin ismimi söyleyince trip atmıştı. fırlatır gibi vermişti ürünleri. bir şeyler demişti fısır fısır.

ikincisi, burada bir sırp restoranına cevapi yemek için gitmiştik. o gün de djokovic’in yarı final maçı varmış, sırbistan’daki sırplar atlayıp gelmişler. ortam milliyetçi sırplarla doluydu. yan masadaki hafif sarhoş amca bize sırpça bir şeyler dedi, anlamadığımızı söyleyince nereli olduğumuzu sordu. ben de söyledim ve yutkundum. adam durdu durdu “sen benim kızıma ikizi kadar benziyorsun, çok şaşırdım” dedi ve sarıldı. ben de kızınız bize benziyor demek dedim hehe. tatlı bitti sonu, bize içki yollamıştı.

yalnız redditte askbalkan sub’ı çok fena, takip ediyorsanız.
+4
eileengray
(31.03.26)
Bir kere spor salonunda başka biriyle konuştuğumu duyan biri dedesinin ermeni soykırımında öldüğünü falan, Talat paşa diye girdi. E tamam yani? Dedim. Bunun üstünden 7-8 sene geçti, başka da yaşamadım. Genelde Fransızlar seviyor ya Türkiye'yi, bana sürekli yazın suraya gidiyoruz nereye gidelim, nerede yiyelim vs diye geliyorlar.
+3
logisticsmanager
(31.03.26)
karşılaşmadım, ya merak edip soru soruyorlar ya da söyleyecek olumlu bi şeyleri varsa türkiyeyle ilgili onu söylüyorlar
0
mezzosprite
(31.03.26)
Rodos'ta oldu. Turk oldugumu soylemedim ama adam anladi buyuk ihtimalle. otobus soforuydu ve durduk yere olay cikardi. otobusten atti beni bi de ustelik. ingilizce de bilmiyordu. yunanca biseyler bagirdi bana. yakinda polisler vardi ve adam beni onlara da sikayet etti. ben polislere duzgunce durumu anlattim ve otobuse binmemi sagladilar.

adam sinirli bi tipti zaten. otobuse binen baska kisilere de satasti. o kadar yer gezdim ve ilk defa boyle birsey geldi basima.

bir de atina'da hafif sozlu biseyler olmustu heralde. sadece yunanlilar yapacagini yapti anlayacagin :) ama yine de atina'yi seviyorum ve giderim. cok iyi insanlarla da tanistim.
0
ermanen
(31.03.26)
yurtdışında genelde bir kaç haftadan fazla kalmadığım ve oralarda ekstra saygılı olmaya çabalayan bir tip olduğumdan, direkt yüzüme yüzüme ırkçılık yapan olmadı sanırım. ancak iş için bir miktar uzun kaldığım japonya ve kore'de ufaktan bi aşağı görme, -olasılıkla önyargıları sebebiyle- lafları biraz bilal'e anlatır gibi anlatma hissetmedim değil. ufak bir de amerika'da oldu; onu yapan da iranlı idi bu arada.. bunlarda da adamlara fazla haksızlık edemiyorum. sen kendine göre ilişkiler kuruyorsun, sonra bi üst düzeyin geliyor; milli parkın ortasında, "ben burada 15 dakikada bir nerede sigara içebilirim, bunu çözün" vs diyor, tam türkiş stayla.. neyse, çok açamadım da, anlayan anladı. mesela yunan'a turistik olarak sık gidiyorum; face'te falan inanılmaz sığ ırkçılık yapan tipler görüyorum ama gerçek hayatta hiç karşılaşmıyorum çok şükür. doğrudan yüzüne diss yemek, biraz da girip çıktığın ortam ve muhatap olduğun tiplerle alakalı olsa gerek. turistik ortamda pek ırkçı bulunmuyor ya da seninle muhatap olduğu bi kaç saat için dişini sıkıyor.
0
lil siztah
(31.03.26)
20 yili askin suredir Kuzey Amerika'da yasiyorum. 50'den fazla ulkeye seyahat ettim. Buna regmen hicbir yerde dogrudan irkcilikla karsilasmadim.

Bunun sadece sans olmadigini, buyuk olcude benim yasam tarzimla ilgili oldugunu dusunuyorum. Cok genis, karmasik sosyal cevrelere karismam. Gorusmem gereken insanlarla gorusur, gitmem gereken yerlere giderim. Buyuk ihtimalle surekli planli ve kontrollu hareket ettigim icin boyle bir tecrubem olmadi.

Bu irkciligin olmadigi anlamina gelmiyor. Sadece ben Insanlarin onyargilarini gosterebilecegi spontane ortamlarda bulunmamis olabilirim.
0
thetruenorthstrongandfree2
(31.03.26)
bir defa. viyana'ya 18 sene önce ilk tasindigimda yanimda bir arkadasimla metroya bindim. 4 kisilik koltuklarda koridor tarafinda yasli bir kadin oturuyordu, rahat 80+ vardi yasi. yol istedik, gayet gülümseyerek tatli tatli yol verdi, biz de kadinin yanina, pencere kenarindaki karsilikli koltuklara gectik böylece. kadin bize gülümseyerek bakiyordu. biz de ona gülümsedik falan ve sonra biz aramizda kimseyi rahatsiz etmeyen bir ses tonunda türkce konusmaya basladik, kadinin yüzü aninda düstü. resmen bulldog surati gibi oldu. her saniye yanaklari ve alni yercekimine kapilarak nefretin derin dalgalarina gark oldu. viyana metrosunda gayet rahat bir ortam vardir, yani sessizligi falan bozmadik konusarak, kimseye rahatsizlik vermedik. viyana'daki ikinci haftamdi. simdi ölmüstür moruk. atesi bol olsun.

bir de iki üc defa basima geldi, tam olarak irkcilik sayilmaz, microaggression diyebiliriz. bazi yetersiz tiplerin bir tartisma esnasinda demeyi en sevdikleri sey, "senin ülkende sanki cok iyi"dir. mesela avusturya'da anaokullarinda günlük yemek fiyati 6 euro olmus ve yemek kalitesi rezil, bunu elestiriyorsun diye kadin hemen "sanki senin geldigin ülkede cok iyi" diyor asjdfkl. eskiden bu basit ve aptal argümana, ben vergi ödedigim, hizmet verip hizmet aldigim yeri elestiriyorum, derdim; simdi, benim ülkem zaten avusturya, diyorum. bir de adimi-soyadimi bildikleri bir ortamsa, soyadimin almanca oldugunu görünce anlayamiyorlar tam neyim, neciyim, hic girmiyorlar o toplara.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.03.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.