Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Ar
Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.
2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Artık buraya yerleştim gözüyle bakıyorum ama gönül ilişkileri açısından yalnızlık canımı sıkmaya başladı.
Daha birkaç sene öncesine kadar böyle hissetmiyordum, ama yaşım 37 oldu ve ciddi ciddi evlenmeyi düşünüyorum bir süredir. Ama gelin görün ki evlenmek için gerekli olan en önemli şeye, bir partnere sahip değilim ve hiçbir şekilde bir partner edinebileceğim bir ortamım yok. Detaylara çok girmeyeyim ama olabileceğini de zannetmiyorum burda.
Zaten ben de anadilimde konuştuğum biriyle beraber olmak istediğime karar verdim bir yerde. İngilizce konuşmaktan keyif almıyorum. Yorucu ve zevksiz. Dating app kullanıp lokasyonu Türkiye'ye çekiyorum. Çok iyi insanlarla tanıştım ordan zaman içinde ama ben yurt dışında olunca hep boka sardı ya da daha başlamadan bitti hepsi.
Bu yüzden Türkiye'ye dönmek geliyor içimden bir süredir. Ama iyi bir ülkede iyi bir iş bulmuşken bunu bırakıp Türkiye'ye dönmek çok aptalca geliyor bir taraftan. Yani şu anki iş/hayat/para dengesini Türkiye'de verebilecek bir yer bulmam imkansıza yakın. Ama böyle de mutsuz hissediyorum kendimi. Seyahat edip gezmek bile etmek istemiyorum, sıkıldım yıllardır her şeyi tek başıma yapmaktan. Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum. Yalnız yaşayabiliyorsunuz ama bir şeyleri paylaşıp beraber yaparken de daha mutlu oluyor insan.
Neyse... Sorum şu ki, her şeyi bırakıp bunun için Türkiye'ye dönülür mü? Siz döner miydiniz yani? İstanbul'a, o trafiğin karmaşasına, devasa boyuttaki o manasız ve parasıyla bile insanca zor yaşayacağım şehre dönme fikri beni çok bunlatıyor. Ama diğeri de bir o kadar canımı sıkıyor. İki arada kaldım anlayacağınız.
0
kakaolu kremali biskuvi (24 saat)
çok fazla soruyla muhatap kaldım ama bu ezber bozan türden. öyle güzel kendini ifade etmişsin ki -bi parça kendimi gördüm- elim yargılamaya gitmedi. bu büyük bi eşik ve insan ilişkilerinde çok fazla dinamik var. çoğu insan şansa bakar der ama onlara kısmen katılıyorum. tüm düzenini "ilişki aradığın için değiştirmenden" ilişkini hayatının merkezine koyacağını varsayıyorum. bu tüm sermayeni riskli bi kağıda yatırmaktan farksız. seni çok mutlu edebilir, harika bir hayata da sahip olabilirsin ama başında ya da ortasında belki evliliğe ramak kala terkedebilir de. kaldı ki ülkenin siyasi atmosferi, daralan ekonomi, artan genç işsiz ve azalan imkanları da göz önünde bulundurmanı öneririm.
yap ya da yapma gibi net bi cevabım maalesef olmayacak. hayat senin, elindeki konforlu alanını küçümsemeden tercihini yap. umarım geri kalan hayatında mutlu yaşarsın.
0
kurmalifare
(23 saat)
bulundugun ülkede yasayan bir türkle iliski kur o zaman. bu kadar basit. bulundugum ülkedeki türklerle de olmuyor dersen, o zaman hatayi sende ararim.
+7
edmond honda
(22 saat)
* İstanbula dönmek zorunda değilsin (iş sebebiyle mecbur orası oluyorsa ayrı tabii) * bi arkadaşımız Londra'dan İzmir'e dönüyor ve evlenecek yakında. Yapan var yani.
fakat hayatında biri yoksa kimseyle tanışmadıysan öyle gelir bulurum diye dönme sakın. Türkiye'deki yalnız arkadaşlarım hala yalnız. Son yıllarda tanışma işleri ve ilişkiler çok zorlaştı galiba ve beklentiler, yozlaşmışlıklar vs. fena diye duyuyorum.
bu arada, bulunduğun ülkedeki Türkler +1
0
nhk ni youkosu
(21 saat)
Ara ara gidip gelerek cevre edinebilirsin, komple gemileri yakmana gerek yok. Ozellikle avrupadaysan biletler ucuz ve ucus suresi kisa, yurt ici ucus gibi bir sey oluyor. Etrafina haber salarak birilerini bulabilirsin. Amerikada isen cevre genis, illa amerikadan bulunur.
+1
The_Lollok
(21 saat)
Sık sık git gel. Hayır komple taşınma. Türkiye’de işler eskisi gibi değil, artık biriyle anlaşıp evlenmek piyango gibi. Not: Dating app’ler yanıltıcı.
+1
biseysorcaktim
(20 saat)
Türkiye çok kötü ilişki konusunda. Yurt dışındaki ilişkiler daha normaldir.
-7
arbre
(19 saat)
@kurmalidare +1 kendini çok güzel ifade etmişsin . Ama emin ol burda da ilişki işleri çok zor. İşler hayal ettiğin gibi olmayabilir
0
euteamo
(19 saat)
Niye dönüyorsun? Aile büyüklerine haber ver, memleketten filan temiz süt emmiş birini bulsunlar. Ki bulurlar da
+1
etna
(18 saat)
Soruya net cevabım yok . Çünkü çok engelve bir çok kriter var bahsettiğin hususta .
Ayrıca, "Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum." demekte haklısınız. İnsanı bağlı olduğu her tür aidiyetlerinden kopardıktan sonra yönetmek, yönlendirmek , istenen şekle koymak daha kolay oluyor. Oysa bu söylem tam bir tuzak.
0
diyecevaplandı
(18 saat)
konuya sanki türkiyeye gelirsen bu yanlızlık sorunun garanti çözülecekmiş gibi yaklaşmışsın. bence bu önkabul algılarını yanlış yönlendiriyor.
ayrıca yurtdışında yerleşik bir adayın çoğu türk partner için ekstra çekici olduğunu, öncelikli tercih olacağını da unutma derim.
+3
orpheus
(17 saat)
Her şey bırakılıp Türkiye'ye dönülür, ama bunun için değil. Bunun için dönerseniz pişman olursunuz (Türk kadını ile ilgili bir şeyden bahsetmiyorum, bu fikir temelde problemli)
Mevzu Türkçe iletişim ise, muhakkak bulunduğunuz yerde Türk göçmen ya da Türk kültürüne diline ilgi duyan bir hanım bulabilirsiniz. Ya da Türkiye'den biriyle iletişimi ilerlettikten sonra Türkiye'ye bir hafta, bir ay vs. gelir sonraki seviyelere geçersiniz.
0
redlinetheturk
(17 saat)
Sen hayatı yaşarsın, hayat da akışında gider. Aynı dili konuştuğum biriyle ilişkim olsun, evleneyim diye tası tarağı toplayıp gelmek istemek enteresan geldi.
Belki hayatımın aşkı Uganda da, belki hiç yok ve olmayacak bilemem ki. Burada olacağının ne garantisi var.
0
rock n roll
(16 saat)
annen baban görücü usülü birini bulsunlar, bi ay falan konuş, baktın yürüyecek gibi evlen gitsin.
ciddiyim.
0
antihero
(16 saat)
buradan birini al, götür.
0
gabe h coud
(16 saat)
paylasmiyorsam bu kadar kariyeri, parayi, mali mulku ne yapayim kafasina eristigin icin tebrik ediyorum oncelikle.
mesela 15 sene sonrasina baktiginda bu hayati devam ettirdiginde muhtemelen cok cok daha kariyerli olacaksin, cok daha fazla paran ve malin olacak ama bu neydi simdi diye kendini daha fazla sorguluyor olabilirsin.
ya da esin, bir tane veya iki tane de cocugun olur, en buyuk dertlerin onlar olur, rutinine keyfine bakarsin, hayatta daha baska amaclar edinmis olursun.
ya da bosanirsin, bir daha evlenmeye tovbe edersin, hayatina o sekilde devam edersin.
0
baldur2
(15 saat)
gideli çok olmamış, mutlu değilseniz gayet dönebilirsiniz. aslında her yer türk kaynıyor ama adapte olamadıysanız olamamışsınızdır. birçok arkadaşım 5-6 yıl yurt dışında kalıp türkiye’ye döndü, hepsi evli ve mutlu.
0
eileengray
(15 saat)
6.5 yıl romanya'da yaşadım. cluj-napoca'da özellikle gece hayatı, rock / metal camiasında beni tanımayan yoktur. en büyük problemlerimden biri ruhani yalnızlıktı. ilişkiler bir yere gitmiyor. benim de gözlemim bu. türkiye'de (hele daha öncesinde 19 yıl yaşadığım izmirde veya alakasız olarak sevdiğim kadıköyde) bu kadar dışarı çıksam kesin evlenirdim. bu yüzden dönersen anlayabileceğim bir sebep olur. ki evlenmek, birini bulmak, ciddi ilişki için dönen birebir tanıdıklarım da var. hoş. ben etrafıma derdim romanya'da "uzun dönem oturum alırsam, siz rumenler nasıl almanya'dan bmw getiriyorsunuz ya, ben de türkiye'den kadın getireceğim." diye. uzun dönem oturumu aldım. ama green card çıktı. romanya'dan bu yüzden ayrıldım. bu akşam da istanbul üstünden abd'ye uçacağım. 35 yaş erkek olarak bana abd pasaportu alana kadar yalnızlık gözüküyor gibi. ekşi itiraftan takip edersiniz başıma ne belalar açacağım. öte yandan 2021'de az daha iş için türkiye'ye geri dönecektim. geri dönersem deneyeceğim, karşılıklı anlaştığım, anlaşmak üzere olduğum kadınlar vardı. kısmet. bazıları akışta olması gerek belki.
-1
rain when i die
(15 saat)
Hangi iliski? Senin iliskin yok ki…
Biriyle birlikte olursun belki o gelmek ister belki en gitmek istersin ama su an tasinmak icin hicbir sebebin yok bana göre.
Single kalan insanlarin problemi senin yukarida anlattigin sey. Türk olsun, uzun olsun, o olsun bilmem ne. Kalbin sevgiye aciksa hicbir önsart kriter kalmaz.
-4
Purple life
(15 saat)
Aslında böyle bir düşünceniz varsa ortada biri olmadan adım atmak en iyisi, bir insan için dönmek o an doğru gibi gelse de ilerde yaşanacak her türlü tartışmada hep içinizden geçecek bu da iki tarafı da çok üzecek ve yoracak.
Bunun dışında bazı konulara bu kadar takılmamak lazım ya bir salın kendinizi rahat verin, bazen bazı şeyleri çok takınca iteriz, kendimizi salınca da kendiliğinden gelişiverir.
0
mutekebbir
(14 saat)
ben avrupada görücü usulu yapan türk profesör bile gördüm, mutluydu hayatından evli çocuklu.
yurtdışında iyi bir ülkedeyseniz - avrupa - ingiltere vb. çok rahat yaşarsınız eşiniz belli bir süre çalışmasa bile.
diğer türlü de bazı ülkeler partnerlik vizesi vb. veriyor. ona da bakabilirsiniz.
bir de hiçbir kadın için hayatınızı değiştirmeyin bence.
yanlızlık zor tabi de, ama türkiyedeki şartlar daha zor.
+1
kveldulv
(14 saat)
Hali hazirda Türkiye'de bir aday olsaydı, bu kadar istiyorsan dön, derdim de aday adayı bile yokken dıdısının dıdısındaki ihtimaller için düzen bozulmaz. Bu kadar oldurmak istiyorsanız oradaki Türklerle oldurun madem.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14 saat)
7 sene yurtdışında yaşamış biri olarak pandemiden dolayı Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldım ve hayat arkadaşımı buldum, evlendim, inşallah bir de bebeğimiz olacak yakın zamanda. ama evlenmek için dönmedim ülkeme. pandeminin getirdiği ekonomik koşullardan dolayı döndüm. tekrar geri dönmek için eşimle beraber (o da yurtdışında yaşamak istiyor) çok çabaladık ama ne yazık ki olmadı. hala da çabalıyoruz. oradaki sakinliği, refah düzeyini çok özlüyorum. türkiye, özellikle istanbul tam bir kaos. hee buradaki kazancım oraya göre bir hayli fazla ama her şey para değil bence.
bence evlenmek için hayatınızı toptan değiştirecek kararlar almayın. "kısmetse olur" kafasında olun biraz. daha sonra pişman olacağınız kararlar vermeyin. eğer işinizde mutluysanız, o ülkede mutluysanız orada kalın. belki orada türkçe konuşabilen birini bulursunuz kim bilir.
0
elektr10
(14 saat)
Türkiye'de altından yapılma bile bulsam dönmezdim.
Arkadaşım online olarak tanışıp kızı yanına getirdi, 1 senede evlendiler.
0
kimlanbu
(12 saat)
sen cikali 8 seneye yaklasmis, yas 37. bence donmek icin tam zamani. disarida 10 seneyi gecirmemek lazim, deneyimi alip kacacaksin. bu arada vatandaslik olursa olur, olmazsa olmaz. olmamasi dunyanin sonu da degil.
turkiye'den hatun getir, gorucu usulu falan diyenler var klasik, benim gordugum o a$i malesef cogunlukla tutmuyor. turkiye'ye bizzet yuzuk goturmuslugum var bir arkadasim adina. oturdum kizi 2 saat dinledim. kafasinda oyle bir yurtdisi hayali vardi ki oglanin yasadigi hayat ile alakasi yoktu. simdi arayi da bozmak istemiyorum, beklentilerini dusur dedim kactim. iki saat boyunca dilimi isirmaktan yara oldu. kiz geldi 6 ay zor dayandi, kacti. bunu ciddi zengin versiyonuna da sahit oldum, hatuna evler arabalar yazliklar kisliklar alindi, yine tutmadi. ozellikle hatun kalifiye degilse buyuk sikinti, eve tikilip kaliyor.
turkiye istanbul'dan ibaret degil, ben bugun donsem istanbul'da yasamam herhalde. icinde yasayanlarin dusundukleri gibi avrupa ya da amerika, turkiye'ye her anlamda tur bindirecek pozisyonda da degil, bunlar utopik hayaller.
donulecekse, ki benim tavsiyem o yonde olur, fazla tatava yapmadan fisi cekeceksin. uzun sure yurtdisi deneyimi olmayanlarin bu konuda soylediklerinin malesef hukmu yok. minareden dusenin derdini minareden dusen anlar, asagidan izleyen degil.
+3
cooperr
(9 saat)
Türkiye'ye geldiğinde kesin birini bulacakmışsın ve bu kişiyle de evliliğin çok güzel olacakmış gibi yazmışsın.
Türkiye'ye gelip birini bulamayabilirsin. Türkiye'ye gelip birini bulup evlenip çok mutsuz olabilirsin. belki boşanırsın.
elinde gayet güzel bir işin ve yaşamaktan memnun olduğun bir ülke varken bütün bunları bırakıp bir ihtimal için türkiye'ye gelmek, tüm varlığını shit coin'e kaldıraçlı basmak gibi bir şey.
ama yine de karar senin. ben olsam bir iki haftalık bir tatil ayarlayıp deneme yapardım.
0
tabudeviren
(5 saat)
Ülkeni soylemezsen yorum yapamayız. Abd ise birini bulurum sana.
Biliyorum, bu bir kişilik özelliği ama iyi kötü bir adaptasyon da olabilir belki.Şartlar, yaş, zaman vs. insanı (en azından beni) adam akıllı yalnızlaştırdı. Tek başıma hiçbir şey yapmak istemiyorum normalde. Ancak diğer taraftan yalnız oturmayı, gezmeyi, seyahat etmeyi vs. öğrenmem gerekiyor. Yalnı
Biliyorum, bu bir kişilik özelliği ama iyi kötü bir adaptasyon da olabilir belki.
Şartlar, yaş, zaman vs. insanı (en azından beni) adam akıllı yalnızlaştırdı. Tek başıma hiçbir şey yapmak istemiyorum normalde. Ancak diğer taraftan yalnız oturmayı, gezmeyi, seyahat etmeyi vs. öğrenmem gerekiyor. Yalnızken tek yapabildiğim bir şeyler izlemek, okumak yahut dinlemek gibi edilgen davranışlar. Hatta bir kısmı bildiğiniz iptila. Art arda toplu halde dizi bölümleri izlemek gibi...
Bir ören yerini, müzeyi, tarihi binayı, parkı, sahili, hatta kafeyi, avm'yi, konseri, etkinliği, seyahati, tatili tek başına da yaşamak, gezmek, deneyimlemek, oraların keyfini çıkatmak mümkün olmalı. Bunu nasıl başarabildiğinizi hiç düşündünüz mü?
Ben mesela bir başıma kaldım mı hemen düşünmeye başlıyorum. Ya eski sıkıntıları gözden geçiriyor, ya hayali tartışmalara giriyorum, ya da kendi kendimi yiyorum.
Bazı kurgularda çok yalnız olan karakter ruhunun bir parçasını farklı bir kişiliğe büründürüyor. Bu tarz şizofrenik bir çözüm bile albenili geliyor, inanır mısınız?...
Yalnız başınıza camdan bakıp keyifle kahvenizi içerken nasıl huzurlu kalabiliyorsunuz?
+3
thunder thunder thunder thundercats (28.08.26)
Otur bi tane puzzle yap. Bir müzik aleti çalmayı öğren. Finansal okuryazarlığın ilmine varacağım de mesela. Mesela tarihte, 'Celali İsyanları' deyip geçiştirdiğimiz, yüzyıllar sürmüş olay ne ki de, kafaya tak, öğle bir araştır ki, bir gün konusu geçerse kitap gibi dökül. Tak bişeyleri kafaya. Bir şeyin en iyisi olmaya odaklan. Becerebilirsen bir zaman sonra boş muhabbet, goygoy sıkmaya başlar zaten.
+4
Mirket
(28.08.26)
sessizlik.
kendi düsüncelerini dinlemek. fikir yürütmek. kendine yogunlasmak.
+2
Purple life
(28.08.26)
Mirket her zamanki gibi konuyu anlamamakta diretiyor :)
Bu bahsedilenler gibi şeyleri zaten insan yalnız yapabiliyor. İster inanın, ister inanmayın, bazen insan gezmek, görmek, eğlenmek, dinlenmek de isteyebiliyor.
Ben mesela mavi balinaların penisinin 4 metreyi bulabildiğini, tek boşalmada bir damacana sperm ifraz edebildiğini yalnızken öğrenebiliyorum zaten. Ama tatile, gezmeye, eğlenmeye, bir şeyler içmeye tek başıma gidemiyorum. Gitsem bile sıkılıyorum. Buna dair idi sorum.
Ayrıca evin duvarları puzzle dolu. Puzzle demeyin bana, dünyanın en acıklı öyküsüdür belki binlerce parça puzzlelardan defalarca bitiren insanların yaşadıkları...
0
🌸thunder thunder thunder thundercats
(28.08.26)
Biraz mecburiyetle mi başlıyor bu işten zevk almak bilmiyorum ama bendeki hissiyat bu yönde. Belki işin içine biraz kendini sevmeyi de katabiliriz. Kendiyle barışık insan sanki tek başına vakit geçirmekten daha kolay zevk alabiliyor diye düşünüyorum. Benimki biraz mecburiyetle başladı, çok yakın arkadaşlarımla kavga edip ipleri kopardıktan sonra kendi başıma içmeye, yürümeye başladım ki bundan yıllar öncesine denk geliyor bu. Şimdi bile ara ara tek başıma bi' şeyler yapmaya fırsat kolladığımı fark ediyorum arada:)
+1
kumandanim
(28.08.26)
Kendi başıma yapmazsam hiç yapamayacaktım o nedenle alıştım. Şimdi de başka insana tahammülüm yok tam tersi duruma düştüm yani.
0
peki madem
(28.08.26)
'Elimden biri tutmadan, gezemiyorum, göremiyorum, dinlenemiyorum.' deseydin, ona göre cevap verirdik Abi.
Bu arada, İnsanlar ne kadar farklı, değil mi? İlgi çekici konu deyince benim aklıma Celali isyanları geliyor, senin aklına ejekülasyon miktarları.
Seçtiğin konu bile gidip goygoy yapmalık.
-5
Mirket
(28.08.26)
@Mirket Evet, aynen öyle.
0
🌸thunder thunder thunder thundercats
(28.08.26)
Ben içedönük (introvert) bir insanım. Bu asosyal olmak, yalnızlığı sevmek değil. Biz de sosyalleşmeyi, insanlarla beraber olmayı seviyoruz. Aramızdaki farkı sosyalleştiğimizde daha çabuk yoruluyoruz. Ben kendi adıma dünyada en sevdiğim insanlarla vakit geçirsem dahi bir noktadan sonra enerjisi biten pil gibi tükeniyorum, yapım böyle işte.
Belki bununla ilişkili belki de bağımsız ama kendi başıma oldukça iyi vakit geçirebiliyorum. Genel olarak da insanlardan sıkılıyorum. Birileriyle sosyalleştiğimde kaliteli vakit geçirmeyi tercih ediyorum, haliyle bu da sürekli mümkün olmuyor. Hatta bazen sessizce oturmak dahi çok keyifli olabiliyor ama bunları da öyle herkesle yapamıyorsun işte. Bu da beni kendi başıma olmaya çeken bir diğer sebep.
Konser, ören yeri, seyahat gibi etkinliklerde kendi başına olmak her zaman keyifli değil açıkcası. Öte yandan buralara ya çok iyi anlaşacağım birileriyle gitmeyi tercih ediyorum ya yaptığım etkinlikle onun deneyimine odaklanıyorum (rehber eşliğinde gezmek, müzeyi detaylıca incelemek vb.) ya da bir şekilde seveceğim hale getiriyorum. Bu biraz kendini tanımayla alakalı aslında. Ayrıca insanların yaşamları da türlü türlü şeylerle dolu hep. Sürekli birileriyle ortak etkinlik yapmak, buluşmak mümkün olmayabiliyor.
Son soruna gelirsek, kendi başıma bir bardak çay içip sessizce rahatlamak (şu anda, bu yanıtı yazarken dahi) kulağa çok hoş geliyor. Yalnız başına bir şeyler yapmak, yapmak zorunda kalmak çok güzel bir şey değil her zaman. Öte yandan işin içinde başka insanların olması da yalnızlığa telafi değil. İnsanlar seni aşağı çekip canını da sıkabilirler. Bence kendinize birileriyle ya da tek başınıza olmak gibi bir zorunluluk yüklemeyin. Hangisi sizi daha iyi hissettiriyorsa ona yönelin.
+4
burka
(28.08.26)
@peki madem+1 Bir de her zaman bir etkinliğe birilerini bulmak çok zor oluyor. Ya ilgileri olmuyor ya da zamanları uymuyor vs. Öyle de hayatı kaçırmamak adına önce yürüyüş, tiyatro, sinema ile başladı, sonra konser ve tatille devam etti benim kendimle vakit geçirme sürecim.
0
Amaranta ursula
(28.08.26)
Bir sırrım yok ama yalnız tatile gitmeyi bile çok severim ben, o kadar alışmışım ki bunu bir "başarı" olarak bile görmüyorum çok normal geliyor.
Belki alışık olmadığınız için yalnız kaldığınız ilk an aklınıza hemen başka sıkıntılar geliyor o andan kopuyorsunuzdur. Başta biraz zorlayın, ben yeni bir alışkanlık kazanmak istediğimde böyle yaparım, önce kendimi biraz zorlarım sonra ya alışkanlık oluyor ya da bana göre değilmiş diyerek vazgeçiyorum.
Mesela ilk etapta üzerine düşünülmesi gereken programlar yapabilirsiniz, kafanızın başka yere kaymasına engel olabilir. Tiyatro, sergi vs...
+1
mutekebbir
(28.08.26)
yalnız bir şey yaparken şunu düşünüyorum. yalnız yapmak hiç yapmamaktan katbekat daha iyidir. ufak şeylerle başla. yürüyüş, kahve içmek film izlemek mesela. sonra tatil konser vs devam edersin.
0
jelly bear
(28.08.26)
En keyif aldığım şey tek başıma aktivite yapmak. Ben de eskiden tek başıma dışarı çıkmayı sevmezdim şimdiyse yanımda kimseyi istemiyorum.
Şimdi evdeysen hemen üzerini değiştir, ayakkabılarını giy ve kendini dışarı at ve en yakın kahveciye gir. Kahveni iç ve bunaldığın ana kadar otur. Başta zorlanabilirsin ama bunu yaptığın anda çok mutlu olacaksın. Hadi yap şimdi, bir saat sonra da buraya nasıl hissettiğini yaz.
Gerçekten bazen biz kendi kendimizi sabote ediyoruz. Zor değil inan, bol bol düşün, kendinle kavga et hiç sorun değil.
+1
rock n roll
(28.08.26)
İçe dönük biri olduğumu söyleyemem ama insanların aşırı düşüncesiz, saygısız ve mantıksız davranması, haksızlık yaparken vicdanlarının çok rahat olması, karşıdaki insanı dinlemeden sürekli konuşmaları, hep bir beklenti içinde olmaları gibi gibi şeyleri artık ne mantığım ne ruhum taşıyabiliyor. Onun için zamanla kendi kendime ne kadar kaliteli ve bağımsız, özgürce huzur içinde vakit geçirebildiğimi fark ettim. Zaten genel anlamda düşünüp bir şeyleri analiz etmekten hoşlanan bi insanım. Bu da en iyi kendi başınayken oluyor. Ama bazıları kendinden ve kendi düşüncelerinden sürekli kaçtığı için onlarla başbaşa kalmaktan korkuyorlar. Belki o sebeple bazılarına yalnız kalmak daha zor geliyor.
0
truf
(28.08.26)
@kumandanim +1 mecburiyetten alıştım.
tek yapmasam hiç yapamayacaktım. demek ki senin etrafında insanlar var ki birlikte yapabileceğin beraber yapıyorsun, keyfini çıkar.
bende astım var. arkadaşlarım benle buluştuklarında parfüm sıkmazlar. ofistekiler bile sıkmıyorlar. ofiste kolonyalar bile kaldırıldı.bir arkimle tatile çıkmıştık, kız 1 hafta sıkmadı.sevgilime seksen kere sıkma diyorum. şimdi sıktı ve tıkandım. öksürmekten ciğerim söküldü. sesim falan gitti. inhale
bende astım var. arkadaşlarım benle buluştuklarında parfüm sıkmazlar. ofistekiler bile sıkmıyorlar. ofiste kolonyalar bile kaldırıldı.
bir arkimle tatile çıkmıştık, kız 1 hafta sıkmadı.
sevgilime seksen kere sıkma diyorum. şimdi sıktı ve tıkandım. öksürmekten ciğerim söküldü. sesim falan gitti. inhalerim var kullandım.
daha önce de gelip elime sıkmıştı o parfümü alırken. şakalaşıyor aklınca. yahu o alacak diye ben mağazanın dışında bekledim o geldi elime sıktı. o zaman da tıkanmıştım.
benleyken sıkma demiştim yine bi gün sıkmıştı dışarı çıktığımızda.
bu adam neden böyle yapıyor?
tavır alma şimdi bu yüzden burada diyor bi de... tatildeyiz de.
valla benim bile üstüme sindi. odada sıktı her şeye sindi. oda da kapalı çıktık dışarı. balkonda sıksaydı bari.
of valla delircemmm. ne diyim yani şimdi? trip atmıyım mı tatilde?
-3
art cat chocolate (27.08.26)
özür dilemesi bile 40 dk sürdü...
bazen çok düşünceli olabiliyor bazen de böyle öküz.
arkadaşlarımın sıkmadığına da inanmıyormuş. yalan mı söyleyeceğim? bi garip valla ya huyu.
-4
🌸art cat chocolate
(27.08.26)
yolun basında isen kaçarak uzaklas, aklı pek gelismemiş.
+7
designer
(27.08.26)
Sığır seviyorsunuz belli ki devam edin alışırsınız.
+16
anon1m
(27.08.26)
" Astım denilen bir hastalık" diye bir kitap var, çocuklara yönelik yazılmış bir farkındalık kitabı.
Çocuklara, onların anlayabileceği şekilde astım hastalığını anlatıyor. Örnek veriyorum; " astım nedir?" " astım hastası olanların yanında ne yapmamalıyız?" gibi.
Hikayeleştirerek astım hastalığını anlatıyor. 64 sayfa ve akademik bir dil kullanılmamış çocuklar kolay anlasın diye , hediye edebilirsin.
+4
rock n roll
(27.08.26)
erkekler geç olgunlaşıyor ya şunu yapacak 65 yaşında birini tanıyorum. işin ciddiyetini sakin kafayla oturup anlatman ve rica etmeni tavsiye ederim, işe yaramazsa paran iade kardeşim.
-2
neira
(27.08.26)
Bu kadar uyumlu çiftlerde olur öyle şeyler, oyuna devam.
+2
Teran
(28.08.26)
Ayrıl
Bak hamileyim astım krizine girdim altıncı ayımda. İlacımı değiştirdiler vs çok zorlu bir süreçti. İleriyi düşün evliliği vs düşün.
Eşim de daha kolay toz almak için sleepy alıyordu ya adama kokuyor bana bu diyorum. Bıraktık çok şükür.
Ben de parfüm sıkamıyorum sıktırmıyorum. Hamileyken daha da zorlandım dediğim gibi parfüm sıkan arkadaşlarıma rica ediyordum iş yerinde odama gelmeyin diye.
Yaşamayan bilmez çok zor durum.
+1
Hallegadola
(28.08.26)
sevgilin senin canını ofisteki arkadaşlarından daha az düşünüyorsa, yanlış kişiye sevgilim demişsindir.
+1
nejdet c
(28.08.26)
Ablacım sen Sencer Solakoğlu değilsin niye büyükbaşlarla uğraşıyorsun?
+1
kumandanim
(28.08.26)
Kibarca,ona siktir çek. Ayrıl. Sağlıkla şaka olur mu?
0
denizciman
(28.08.26)
Kibarca değil kabaca siktir çek bence. Haketmiş.
+2
Gradient_tabanlı_mor
(28.08.26)
aklini peynir ekmekle mi yedin? ayril bu insanciktan.
+3
Purple life
(28.08.26)
Biz de kibar olursak sevgili buluruz diyoruz uaushsajahbs
+5
baldur2
(28.08.26)
Üzgünüm ama sevgilinizin IQ'su düşük.
+4
himmet dayi
(28.08.26)
Astım krizinden ölmeyi bekle
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(28.08.26)
konuya farklı açıdan bakıcam. böyle düşüncesiz hareketleri olan adamin sabir esigi de dusuktur. sizin attiginiz tribi zaten astimlisin beni kisitliyosun diye ayriliga sebebiyet verebilir. sonra hem terkedildim hem problemli biriyim hissiyati olusanilir.
0
buenosdias
(28.08.26)
Yalnızca bu parfüm konusunda mı böyle? Yoksa başka hassasiyetleriniz de (alerji, yiyecek içecek vs) var da acaba gerçekliklerine mi inanmıyor? Bazen böyle birden çok hassasiyetleri olan insanlara uyduruyorlarmış gibi yaklaşılabiliyor. Ama tabii yakınlık derecesi bu varsayım için biraz yüksek..
0
ansya
(28.08.26)
Ya sadist, ya egoist, ya da algilama problemi var.
Isin ciddiyetini anlamasi icin acil servise mi gitmenizi bekliyor?
https://x.com/rabiaymn/status/2092509113699704923https://www.instagram.com/reel/DZVqAp9qp-NBu aralar biraz fazla evdeyim, malum doğum vs. Önüme sürekli patisi kesilen kedi videoları düşüyor. Özellikle yavru kedilere yapıyorlar, galiba yakalamak daha kolay geliyor. Midem bulandı bu mahluklardan. Arka
Bu aralar biraz fazla evdeyim, malum doğum vs. Önüme sürekli patisi kesilen kedi videoları düşüyor. Özellikle yavru kedilere yapıyorlar, galiba yakalamak daha kolay geliyor. Midem bulandı bu mahluklardan. Arkadaşlar, rastlantısal bir orandan bahsetmiyorum, bu sapkınlık inanılmaz arttı. Daha gözleri bile açılmamış yavru kedilerin patilerini kesiyorlar birileri sürekli. Ben anladım ki bunu büyü yapmak için yapıyorlar. Kim bu ruh hastaları, neden bir şey yapılmıyor? Sinirlerim aşırı bozuldu.
+1
alice in potatoland (26.08.26)
Katılıyorum. Avcılık da yasaklanmalı bu ülkede. Keyif için hayvan öldürüyorlar. Ülkede keklik bırakmadılar kene popülasyonu patladı. Doğanın dengesiyle oynuyorlar. Durduk yere sinirlendim yine.
+1
Mirket
(26.08.26)
İnsan öldürmenin bile pek bi cezası yok bu ülkede, normal yani.
+3
kizil karga
(26.08.26)
Ben de eskiden senin gibi düşünüyordum yani hayvanlara zarar verenlerin akli dengesinin yerinde olmadığını. Normal bir insan yapmaz böyle şeyler diye düşünürdüm hep.
Artık bu kişilerin bu kötülükleri aslında kötü insanlar oldukları için yaptıklarına inanıyorum. Kötüler, saf kötü. Bir insanın hayvana davranışına bakarak o kişinin ne olduğunu anlarsın.
Köpeklerden nefret ediyor ama yarın öbür gün belki o köpek onu göçük altından çıkaracak. Kaybolsa o köpek sayesinde bulunacak belki.
Tek derdi hayatta kalmaya çalışmak olan bir varlıktan nefret ediyor. Mama, su koyuyorsun mama, su kaplarını tekmeliyor. Şu sıcak havada bir damla suyu çok görüyor. Yiyeceği iki lokmadan rahatsız oluyor. O hayvana yaşatılan her türlü işkenceyi hiç konuşmuyor, hayvanın kendisinden rahatsız oluyor. O köpeğin yaşayıp yasamamasına karar verme hakkını bile kendinde görüyor çünkü o insan. Buna ancak o karar verir.
+2
rock n roll
(26.08.26)
Bir gönüllü çıkıp şunu hayvana yapana aynısını uygulayacak, ibret olacak. Bakalım bir daha cesaret edebiliyorlar mı!
Nasıl tepkiler alıyorsunuz memnun musunuz bu durumdan?Ben 36 yaş kadınım duyanlar çok şaşırıyor 25-28 sanıyorlar. Hem mutlu oluyorum hem de acaba çocuk gibi mi gorunuyorum diye düşünüyorum.
Nasıl tepkiler alıyorsunuz memnun musunuz bu durumdan?
Ben 36 yaş kadınım duyanlar çok şaşırıyor 25-28 sanıyorlar. Hem mutlu oluyorum hem de acaba çocuk gibi mi gorunuyorum diye düşünüyorum.
-2
egerbiryolcu (25.08.26)
erkeğim. 30'dan önce ben de göstermiyordum. iyi bir şey değildi, adamdan saymıyorlar sanki gibi geliyordu.
şimdi 41'im ve gösteriyorum :)) genç gözükmek isteyenler, güneşten kaçabildiğiniz kadar kaçın. swh. benim öyle bir derdim olmadığı için her fırsatta güneşteyim.
+1
gabe h coud
(25.08.26)
erkegim. 30'dan oncesi icin kotu bir durumdu cunku ciddiye alinmama gibi durumlarla karsilasiyordum. 30'dan sonrasi icin ise genc sanip ciddiye alinmadigimda cok hosuma gidiyor. e yaslandik artik ve birinin beni 25 yasinda sanmasi hosuma gidiyor. hatta bundan iki yil once bir marketten alkol aldim, adam kimliginizi gorebilir miyim dedi, adama direkt tesekkur ettim.
+4
Sour
(25.08.26)
Ben de 37. Ben mutlu oluyorum. Birkaç sene çncesine kadar bozuluyordum ben de, çocuk gibi görünüyorum acaba diye... Yaş aldıkça insan mutlu oluyormuş
+1
gadlemler
(25.08.26)
42 yaşındayım. Ben de yaşımdan genç görünüyorum. Kendim de farkındayım ve başkaları da yirmili yaşlarımda göründüğümü söylüyor.
Herhangi bir şey hissetmiyorum böyle dediklerinde. Fakat ageizm mevzusu canımı sıkıyor. Çünkü sanki gençsen değerlisin gibi bir algı bu. Özellikle, kadınlara karşı daha çok yapılan bir şey. Ekşi sözlükte, ekşi duyuruda çok örneği var bunun. Şu an bu iki yerden örnek vermek daha kolay oldu.
+1
rock n roll
(25.08.26)
32 yaşındayım. mutfakta çalışırken sakala izin yoktu. mecbur saçı kısalttım sakalı kestim ama kendimi o kadar çirkin hissediyorum ki anlatamam... kiloluyum çünkü. kocaman surat patates gibi. gençlerden bir kız inanmamıştı, bayağı diretmişti hatta dedim dalga filan mı geçiyor acaba. tutturdu en fazla 23-24 diye.
çok hoşuma gitmişti açıkçası. olduğumdan yaşlı hissetmiyorum ama yıkık bi herifim yani, genç görülmeyi sevmiştim. hayatımın geri kalanında da hoşuma gider herhalde.
23-24 yaşındayken 16 gibi görünmek çeşitli konularda olumsuz olabilir de bence 30'dan sonra genç sanılmak iyi. çok ekstrem bi şey yoksa.
+1
der meister
(25.08.26)
22 yaşındayken bir keresinde iddaa bayiğine gittiğimde adam yaşımı sormuştu. Şimdi 33 yaşındayım, saçlarda çok beyaz var. Heralde şimdi gösteriyorumdur:)
0
nothing in my way
(25.08.26)
Zaten hiç yaşında gösteren yok maşş sitede herkes max 18
Is akadasimla cevirmeye denk gelmistik. Bana ehliyetiniz var mi resit misiniz deyip, arkadasimi gostererek anneniz mi demisti polis
Bi kere de gumrukten gecerken 18i gectiniz mi aileniz yaninizda mi fln demislerdi.
Iyi hissettiriyordu genc olmak mük bişi 25e donmek icin 1m dolares veririm
Ps.Simdi de yasimdan buyuk gosteriyorum galiba, kotu hissettiriyor
+1
üğpoıuy
(25.08.26)
Üniversitedeydim evimizi satıyorduk o ara makyajsızdım ev hali işte. Eve bakmaya gelenler beni orta okullu sandılar
İşe başladım yaş 25. Mekanlara girerken kimlik soruyorlardı
Hamileyim yaş 32. Birkaç hemşire vs 20 küsür sandı beni çocuk gelin de oldum
Ha bence o kadar da küçük göstermiyorum. Yaşımdan max 2-3 yaş küçük gösteriyorum bence bazı insanlar abartıyor
Kısa boyluyum ama minyon bir ifadem yok aslında.
Eskiden çok rahatsız oluyordum şimdi alıştım işte. Annem babam da aynı özellikle maşallah babam 67 yaşında 55 gösterir yani genetik
-4
Hallegadola
(25.08.26)
mutlu oluyorum ama işte vs dezavantajı olmuyor değil.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.08.26)
18-20 iken rüştümü ispat için hep kimlik göstermem gerekiyordu, hoşuma gitmiyordu. 25'ime kadar da hep en fazla 20 sanıldım. bu yüzden yaşça büyükler ve hatta yaşıtlarım hep çocukmuşum gibi davrandı. buna kızıyordum o zamanlar. :d dolmuşta liseli sanıp öğrenci ücreti alıyorlardı.
şimdi 30 yaşındayım. 23-24 falan sanıyorlar. buna da gülüyorum. mutlu etmiyor değil :d ama yine yaşımı bilmeyenlerin küçükmüşüm gibi üstten davrandıkları olmuyor değil. buna sinir oluyorum hala.
bugün 5-6 yaşlarında bir çocuk bana abla dedi ve buna da güldüm. abla değil teyzeyim ben dedim ahahsjdkdkd
halim tavrım çocuksu olduğu için onun da etkisi oluyor tabii. hiç ağırbaşlı değilim, güleryüzlü ve neşeliyim.
minyon da değilim, 1.70 boy 63 kilo. ha gerçi 15-20 yaşlarım arası aynı boy ve 48 kiloydum. kilom yüzünden küçük sanıyorlardı evet. 20'den sonra kilolar aldım tabii ajkskskd iyi de oldu çok zayıftım. :d
sesim de çocuksu. geçen telefonda bir çiçek fiyatı sordum, sesiniz küçük geliyor öğrenciye şu kadar olur dedi :d
ehliyetimi yeni almaya çalışıyorum, hocalar beni 22-23 sanmış.
hiç makyaj yapmıyorum ben, bunun da etkisi olabilir.
0
art cat chocolate
(25.08.26)
Çok mutlu oluyorum, çok hoşuma gidiyor. Biraz kilo versem daha bile küçük duracağım da işte son yıllarda kendi yaşımla gösterdiğim yaş arasındaki fark azaldı bu biraz üzücü olmaya başlayınca insanlara "kaç gösteriyorum" demeyi bıraktım. Direkt yaşımı söylüyorum her duyan şoka giriyor o tepki beni bu hayatta en mutlu eden şey.
+1
mutekebbir
(25.08.26)
43 - e
sınıf arkadaşlarımla hala görüşüyoruz. eşleri, çocukları aynı yaşta olduğumuza asla inanmıyor. kendime bakınca o kadar genç göründüğümü düşünmüyorum ama saç dökülmedi, çok beyazlamadı diye mi acaba bilemedim.
+1
duster
(25.08.26)
37 yaşında erkek kişisi;
İş yerindeki 2 kadın personel arkadaş inanmadı 37 olduğuma.
+1
put it in your appropriate place
(25.08.26)
benim boyum 1.55 dolayısıyla minyon olduğum için hep küçük gösterdiğim söylenir. bi de anne tarafım benim yaşlanmıyor. anneannem 88 yaşında vefat etti, yüzü çok kırışık değildi yaşına göre. bundan yılllaaaaaar önce benden 5 yaş küçük kuzenimle sinemaya gittiğimizde ki o 8 yaşında falandı gişedeki kız onun 11 yaşında olduğuna inanmıştı ama benim 13 yaşında olduğuma inanmamıştı falan. o zamanlardan alıştım bu duruma. şimdi soran 28-30 arası gösteriyorsun ama 25 desen de yerler diyorlar ama 36'yım. son yıllarda kilo aldım 63 kilo oldum daha zayıfken çok daha küçük gösteriyordum.
0
matilda
(26.08.26)
20-21 yaşlarındayken beni diğer arkadaşlarımdan daha yaşlı sanıyorlardı, hoşuma gidiyordu. şimdi içim ağlıyor.
0
co2s2
(26.08.26)
40+ olarak gayet de memnunum. Standart 4-5 yaş küçük sanıyorlar. Farklı ırklardan insanlar, özellikle Doğu Asyalılar için yaşımı tahmin etmesi daha da zor. Onlar 10 yaş filan daha genç sanıyor. Kimlikten kontrol etmek isteyen cok oldu. Tek hayal kırıklığı insanlar gerçek yaşımı ogrenince oluyor. Yalancı Tosun Paşa' nın ortaya çıktığı an gibi. Bırak genç sansınlar diyorsun.
Hatta bi gün ofiste bana ilgi duyduğunu tahmin ettiğim 16 yas küçük Çinli bi hatun gerçek yaşımı öğrenince hayal kırıklığına uğramıştı. Ehliyeti gösterdiğimde e burda ... yazıyor demişti. O ehliyeti aldığım yıl dedim. Kız sonra yaş farkından ötürü soğudu benden.
Bir ara mahkemede filan yasi küçültmeyi düşündüm de meşakkatli işlermiş.
Selamlar. Neredeyse 20 senelik bir arkadaşım var. En yakın arkadaşım, dostum yani. Kimse hediye almasa biz kesin her sene birbirimize hediye alırız. Öyle ucuzundan da değil yani fiyat olarak vs. abartı değil ama öyle herkese aldığımız hediyelerden pahalı :) Arkadaşım artık yurtdışında yaşıyor ve bi
Selamlar.
Neredeyse 20 senelik bir arkadaşım var. En yakın arkadaşım, dostum yani. Kimse hediye almasa biz kesin her sene birbirimize hediye alırız. Öyle ucuzundan da değil yani fiyat olarak vs. abartı değil ama öyle herkese aldığımız hediyelerden pahalı :) Arkadaşım artık yurtdışında yaşıyor ve bi ara TR ye gelecek. Doğum günlerimiz yakın diye birlikte buradayken kutlamak istedik.
Ama ne hediye alabilirim hiç bilmiyorum. Klasik parfüm, çanta, saat vs hediyeler dışında şöyle bir şey var güzel diyebileceğiniz bir hediye var mı? Senelerdir bunlar alındı hep bu sefer farklı bir şey olsun istiyorum. İlla pahalı olsun değil, ama güzel farklı olsun amacım.
Bütçe: max 7-8k cinsiyet: kadın/evli yaş: 31
-1
chanandler bong (24.08.26)
eger yoksa su popüler stanley termoslardan alin?
fiyatini bilemiyorum. ama hosuna gidebilir diye düsündüm.
0
Purple life
(24.08.26)
Dekoratif olsun bu kez. nixieshop.com Fiyata bakmayın örnek sadece. Bunlardan Türkiye'de de kendi bilgisi çalışmasıyla yapanlar oluyor diye biliyorum. Benzer olarak yine masa veya vitrinde ışıklı , hareket eden yapıya sahip başka türden hediyeler de olabilir.
0
diyecevaplandı
(24.08.26)
Güvendiğin bir yardım derneğine bağış yapamaz mısın? Çok anlamlı olur. Parfüm, çanta vs. bunlardan almışsın zaten. Bir hayvanın ne bileyim bir insanın hayatında güzel bir şey olsun mesela ya da ağaç dikebilirsin.
Yurt dışında yaşıyorsa bu hediyeyi yanında taşıması da var, çok büyük/ağır bir şey ya da kırılabilecek bir şey alamazsınız. Türkiye'den dekoratif obje falan da taşıtmayın bence.
Bağış, ağaç dikmece vs +1 Ya da beraber yapabileceğiniz bir şey hediye edin. Spa günü olur, doğa yürüyüşü olur, fine dining olur artık beraber ne yapmaktan keyif alacaksanız.
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu dur
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.
Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu durum beni rahatsız ediyor ileride doyumsuz olur mutsuz olur diye korkuyorum.
Sizce bu bir sorun mu? İmkanı vardır kullanır mı dersiniz yoksa 2 yaşında bebeğin 10 tane bisiklet türevi olmamalı mı dersiniz? Ben küçükken bizi hep böyle yetiştirdikleri için bana yanlış geliyor. 1 tane scooter olurdu eskiyene kadar binerdik. Eşimi de tam tersi çok imkanlarla yetiştirmişler ona normal geliyor her gün birine binsin ne olacak ki diyor mesela.
-1
Gradient_tabanlı_mor (24.08.26)
bence bu bir sorun bu konuda size katılıyorum. bir şeylerden eksik kalmaması başka, bir şeylere fazla fazla sahip olması başka. bir tane olursa kıymetini bilir birden fazla olursa nasılsa bol bol var psikolojisi yaşar. imkan var diye abartmak da çok anlamsız, imkanı olmayan çocuklara hediye edilmesi daha şık olur diye düşünüyorum fakat burada esas konuşmanız/tartışmanız gereken kişi eşiniz.
+1
denizgonen
(24.08.26)
elbette sorun. cocugunuzun bu kadar cok fazla esyasinin olmasi, gelecekte de bu beklentide olmasina neden olur, yetinmeyi bilmez, kiymet bilmez. ebeveynler cocugum her imkana sahip olsun, hic zorluk cekmesin derken hayattan tamamen izole cocuk yetistiyorlar. gecenlerde bir ebeveynle tanistim, cocuk toplu tasimanin her turlusunden korkuyormus, kaygilaniyormus cunku cocukla zor olmasin, rahat etsin diye hic kullanmamislar. icimden dedim bence cocugu bir muzeye koyun, onunu de camla cevirin, hani mona lisa falan gibi uc metre uzaktan bakabilsinler sadece.
+2
Sour
(24.08.26)
Anneanne babaanne müsaitse bölebilirsiniz. Bisikleti benim evde scooterı anneannede, diğer scooterı da yazlıkta bizim. Oyuncaklar için de uyguluyorum koca kutularımız var gardolabın üzerinde sakladığım dönüşümlü çıkarıyorum ortaya.
+2
cilekli pasta
(24.08.26)
Sorun var tabii ki. Sonradan para gören insanlar ben eksik kaldim cocugum kalmasin diye onu esyaya boguyorlar. Daha sonra cocuklari materyalist ve doyumsuz olabiliyor.
0
Purple life
(24.08.26)
2 yaşında bebeğin 10 tane scooter'ı olmamalı.
benim çocuk 6 yaşında 1 bisiklet 1 scooter ı var. elbise değil ki bu bir sürü olsun.
0
wilhelmwasmuss
(24.08.26)
çocuk daha küçük büyüdükçe hele erkek çocuklarda bu tarz şeylere ilgi artacaktır ve evet cazibesi azalabilir.. ben sizin yerinizde olsam tüm oyuncakları kaldırı 6 şar aylık dönemlerde yeniden ortaya çıkarırdım. böylece yeni sıfır alınmış gibi süprizli heyecanlı olur.. ve biraz da oyuncak vs almaya ara verirdim. daha uzuuuun yıllar var. 2 yaş biraz daha artık el işleri ile hamur oyanama ile boya yapma ile de keyif alınacak yıllar bunlara öncelik verin.
+1
iwillsee
(24.08.26)
Bence bu kadarı çok fazla. İki yaşındaki çocuk anlamaz ki zaten, hepsi aynı onun için.
Bir tanesini çocuğun için ayır, kalanları da istersen böyle bir oyuncağı hiç olamayacak çocuklara dağıt.
+1
rock n roll
(24.08.26)
Öncelikle oyuncakları rotasyona sokmayı alışkanlık yapın. Her oyuncak her zaman yok. 7-8 tane oyuncağı bir rafta düzenle sergileyin ve bunlardan başka seçenek bir ay boyunca sunmayın. 1 ay sonra o 7-8 oyuncak kalkıp yerine başka 7-8 oyuncak gelmeli, çocuğun hem yaratıcılığı gerçekten böyle gelişir hem overstimulation'ı engellersiniz. 4 tane scooter diyorsunuz ya, en sevdiğini kenara ayırıp diğer her şeyi bir kenar mahallede dağıttın çocuklara.
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
Malum uyku en önemli ihtiyaçlardan biri ama modern hayatın stresi uyku sorunları ile etkisini gösteriyor. Siz kaç dakikada dalıyorsunuz uykuya?
📊 Kaç dakikada uykuya dalıyorsunuz?
Bu anket sona erdi. 71 oy kullanıldı.
-1
renegade (12.08.26)
Kanepeye uzandığımda hemen, yatağıma yattığımda en az yarım saat geçmesi gerekiyor.
0
rock n roll
(12.08.26)
çok az uyuyorum maalesef; uykuya geçmem de en az 1 saat sürüyor
0
sweetoffice
(12.08.26)
normal şartlarda kafamı koyar koymaz. ama lanet olası insanlar yüzünden kafama bişeyler takıldığında saatlerce uyuyamadığım da oluyor. aya vurursak ayda 3-5 böyle oluyor. onun haricinde normal şartlarda uyuyorum.
-1
naksidil
(12.08.26)
uykuya zor dalıyorum, gece yarısı uyanıyorum, sabahın köründe alarmsız kalkıyorum, gün içi uyukluyorum. evet bildiniz. moruk. (53) kütük gibi 8-9 saat uyumak isterdim.
0
lazpalle
(12.08.26)
Elektronik eşyaları yatak odasından uzaklaştırdığımdan beri uykum düzeldi, ne olursa olsun telefonu almıyorum.
0
mirty
(12.08.26)
hem uykum varsa hem de kafam rahatsa en ideal senaryoda bile 20 dakikası var. diğer durumda 1-2 saat arası. tavuk döner gibi paso dönüyorum çocukluktan beri değişmedi maalesef yaş, iş, sağlık durumu vs. hiç fark etmiyor.
0
der meister
(12.08.26)
Sanırım 3-5dk, zaman zaman 15dkya kadar uzadığı oluyordur. 10 yılı vardır hiç uyku problemi yaşamadım, nasıl oluyor diye soran olsa heralde hergün aynı saatte yatmam nedeniyle derdim.
0
akhenaten
(12.08.26)
İçmediğim zamanlarda bile 5-10 dakikayı geçmiyor. Senede uyuyamadığım gece sayısı 1 elin parmaklarını geçmez. Çok çabuk uykuya dalıyorum.
0
kumandanim
(12.08.26)
telefonu bıraktığımda 1-2 dk içinde uyuyorum. ama stres/alışkanlık/başka sebepler yüzünden telefonsuz iki dk yatakta yatmadan duramıyorum.
0
biseysorcaktim
(12.08.26)
Anında uyuyan arkadaşlar cenneti yaşıyorsunuz öyle diyim
En az bir saat
+1
Hallegadola
(12.08.26)
Keyfim yerindeyse; 7 saniye filan Keyfim normal; 3-5 dakika Keyfim kötüyse; 10 dakikayı bulur.
Piskolojim anksiyete filan varsa Yine bana haram geceler; Ne hasta bekler sabahı
+1
put it in your appropriate place
(12.08.26)
Valla eskiden kafami koydugum gibi yatabilme yetenegine sahiptim ama son 2-3 yildir yataga gidince uyuyamama olayindan muzdaribim, genelde de 1-2 saati buluyor kendimden gecmem.
0
j r r tolkien hayrani
(12.08.26)
hemen uyurum. koltukta bile uyuyakalıyorum. ancak hiç dinlenmiş olarak uyanmıyorum.
0
art cat chocolate
(12.08.26)
insanin bebegi varken daha kafasi yastiga degmeden uyuyakaliyor.
çocuğum kreşe başladı. gün içinde birkaç fotoğraf geliyor ama bunun dışında neler yapıyorlar, çocuğumun ruh hali nasıl, bunları bilmeden nasıl yaşıyoruz?daha önce bakıcıyla evde bıraktığımda aklıma geldikçe göz ucuyla kameradan bakıyordum içim rahatlıyordu, bazen hiç bakmıyordum bile. ama aklıma gel
çocuğum kreşe başladı. gün içinde birkaç fotoğraf geliyor ama bunun dışında neler yapıyorlar, çocuğumun ruh hali nasıl, bunları bilmeden nasıl yaşıyoruz? daha önce bakıcıyla evde bıraktığımda aklıma geldikçe göz ucuyla kameradan bakıyordum içim rahatlıyordu, bazen hiç bakmıyordum bile. ama aklıma gelince bakabilmek aşırı iyi bi histi. kreşlerde tabi böyle bi şey yok. bence olmalı, farklı görüşler var biliyorum en azından seçenek sunulmalı bence, isteyen ebeveynler kameralı sınıfa versin istemeyenler kamerasız. bi sapığın çocuğumun sınıfını izlemesi çocuğumun bütün gün benim göremediğim bi ortamda olmasından daha korkutucu gelmiyo bana. tamam güvenmeliyiz emanet ettiğimiz kişilere ama nasıl güvenebiliriz? yeri geliyo biz bile sinirlenebiliyoruz kendi çocuğumuza, elin insanı hergün bütün gün kendi çocuğu bile olmayan 10 tane bebeyle uğraşıyo. nerden bilicez sinirlenmeyeceğini? tamam mecburuz güvenicez bunlar profesyonel insanlar, işleri bu, kendilerini kontrol etmenin de en iyisini yaparlar diyelim. buna da varım. ama insan özlüyo ya bi göz ucuyla bakıvermek içimizi rahatlatırdı. poz vermediği bi anda nasıl duruyo, nasıl görünüyo, ne yapıyo, kiminle oynuyo, bunları bilmeden nasıl duruyoruz? kontrol delisi miyim, fazla mı kaygılıyım, güvensiz miyim, benim gibi düşünen kimse yok mu?
-4
mezzosprite (11.08.26)
kreşler her bakımdan daha güvenli. bir çocuğu asıl 1 kişi ile yalnız bırakmak çok büyük risk. her şeyi geçtim kadın ölse bayılsa kalp krizi geçirse bile sonuçları vahim olabilir. öğretmenler için 10 çocuğa bakmak 1 çocuğa bakmaktan inanın 10 kat daha kolay. pedogojik kısmına girmiyorum bile. çocukları iyi gözlemleyin. olumsuz bir durumda mutlaka belli eder. suskunlaşır, içe kapanır, korkaklaşır. gözlerini kaçırır. buna benzer bir şey yoksa işler yolunda demektir.
+5
ground
(11.08.26)
1. çocuğu iyi gözlemleyceksiniz. bi şekilde belli eder 2. diğer velilerle muhabbetiniz olsun kulağınıza bir şey gelir olumsuz durum olursa. 3. nispeten oto kontrol mekanizmasının olacağına inandığınız yerlere vereceksiniz müdürün rehberlikçinin vs nin ister istemez birbirini denetlediği 4. merdivenaltı ya da apartman altı kreşlere vermeyin. devlerin bu kreş işini ciddiye alıp kendisinin açması ve el atması lazım ama nerede... ancak kadınlara çocuk yapın diye nashiat ederler.. çocuk sayısının artmasını isteyen devlet bu kreş gibi çok önemli bi konuyu özel sektöre bırakmayacak kendi açacak.
+2
iwillsee
(11.08.26)
Anksiyetinin hafifi hayatta tutar fazlası paranoid eder. Siz sınırdasınız zaten tüm ömrünüzde çocuğunuzu görebileceğiniz zaman dilimi onun ömrünün çok kısa bir bölümü olacak. Siz kamerada izlerken allah korusun kreşte bir şey olsa ömür boyu vicdan azabı çekersiniz. Hayatı olağan akışına bırakmazsak bir olağan dışı oluruz. Kamera yorumunuz anormal bir düşünce.
+1
mikahakkinen
(11.08.26)
kameralı yorumu eleştirenlere bakma benim de 2 yaşında oğlum var aynı şeyi düşünürdüm. kameralı olmasını istiyorum çünkü sınıftan birinin velisinin sapık olma ihtimali çocuğumun gün içinde kötü bakılıyor olma ihtimalinden daha az geliyor bana.
ben bakıcıya baktırıyorum ve çok da güveniyorum neden bakıcıya güvenmediklerini de anlamıyorum insanların. evde kamera var her an bakabiliyorum zaten bir süre sonra insan anlıyor çocuk bu kadını sevdi mi sevmedi mi diye. ama kreşte böyle olacağını sanmıyorum. şu an çocuğun kaç yaşında bilmiyorum ama ben 3 yaş sonrası kreşe gönderme taraftarıyım çünkü kendisini daha iyi ifade edebilir. o zaman da doğru sorular sorarak anlarım herhalde o şekilde güvenirim kreşe diye düşünüyorum.
-3
yenibirgüzelnick
(12.08.26)
Akıllı saatler var böyle ses kaydeden onlardan alma şansınız olur mu? Çocuğun bileğine takıyorsun ve kulaklıkla çocuğunun sesini ve etrafındaki sesleri duyabiliyorsun.
Çocuğun ne konuşuyor, arkadaşları ve öğretmenleri ne konuşuyor bunları dinleyebiliyorsun. Benim bir tanıdığım çocuğunu bu şekilde takip ediyordu.
-2
rock n roll
(12.08.26)
alışacaksınız. çok çok merak edeceksiniz bir süre. sonra çocuğunuzun genel olarak mutlu olduğunu görüp, siz de mutlu olacaksınız. ama biraz süre geçmesi gerekecek.
+3
co2s2
(12.08.26)
Oğlum kreşe giderken şansımıza özel kreş karşı binaydı direkt, annesi devamlı kontrole giderdi, çocuğun devamlı halini hareketini gözlemlerdik ve bizim korumamızda olduğunu kimsenin zarar vermeyeceğini anlatırdık.
Gün içinde yemek yedi mi, bir problem var mı diye geri bildirim gelirdi.
Esas dikkat edilmesi gereken ortam ne kadar güvenli, misal her zili çalana kapıyı açıyorlar mı, dış kapıyı açık bırakıyorlar mı, oyun saati bahçede çocukları başı boş bırakıyorlar mı.
Bence en önemlisi sınıftaki diğer çocuklar, üst yaş gurupları zorbalık yapmaya çalışabiliyor, agresif uyumsuz çocuklar olabiliyor. Bunların önlemini de birisi fiziksel temas sınırınıbaşarsa ağzının üstüne vurma yetkisi vererek çözdük, sıkıntı çıkarmaya çalışan çocuklar şamarı yiyince sınırlarını öğrendiler.
35 yaş üstüne bu hobilerden birini önerecek olsanız veya asla onermeyecek olsanız neden?
egerbiryolcu
1. Piyano2. Yan flüt 3. Buz pateniÜçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirimYan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok
1. Piyano 2. Yan flüt 3. Buz pateni
Üçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirim Yan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok hoşuma gidiyor ama benim nefes yonetimim berbat neredeyse yaşamak için olan nefesi bile zor alıp veriyorum iki merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorum Piyano için bı olumsuzluk da el ayak koordinasyonu yönetmek belki zorlar bilmiyorum ama diğerlerine göre sanki uğraşması daha az zahmetli gibi (uzaktan böyle gorumuyor işin içine girince eminim çok zordur ama en azından keman gibi tutuşu dert edilecek bir enstrüman değil)
0
egerbiryolcu (10.08.26)
birincisi herhangi bir enstruman çalmak için yeteneğin var mı buna nasıl karar verdin?
özel hoca bir maaliyet, enstruman almak da bir maaliyet. bunların dışında enstrumana çalışmak lazım. bunun için zaman lazım. öyle yani haftada 2 saat ders alıp akşamları yarım saat çalayım diye düşünüyorsan bu şekilde enstruman öğrenmek pek mümkün değil.
ha dersen ki bunlar benim için problem değil. bi deniyeyim. en kötü iki şarkı çalar eğlenirim ona bişey demiyorum.
tabi yan flüt çalmak için evinin de müsait olması lazım. komşular veya evdekiler rahatsız olabilir.. piyano dersen dijital piyano alırsın, kulaklık takarsın falan
hadi onu da geçtim. buzpateni nedir arkadaş? ulaşabildiğin kaç tane buz pateni alanı var? fiyatları nedir? kanada amerika falan olsa, binbir tane vardır. buz hokeyi oynuyolar falan diye ama onu da bilemedim.
+1
omer460
(10.08.26)
Piyano +1
Yan flüt çalıyorum. O kadar emeği piyanoya verseymişim :) ya da gitar.
0
gabe h coud
(10.08.26)
artistik burgular hareketler olmayacaksa, derdini anlatacak kadar buz pateni öğrenirsin gibime geliyor.
piyano mu flüt mü? piyano başlaması ve kavraması daha kolay bir enstrüman. sonuç alması, akşam iki tıngırdatıp stres atması daha kolay. açık ara piyano.
0
co2s2
(10.08.26)
bence sizin yeterince hobiniz var, dün hobinizle alakalı instagram hesabı açmayı sormuştunuz hatta. burada fotoğrafçılık yaptığınızı da yazmıştınız. maddi/manevi bunlara hiç girmeyin derim. kolay sıkılan biriyseniz enstrümanlar uygun değil; yıpratıcı süreçleri var. paten için de o kiraladıkları korkunç patenlerle sakatlanırsınız, doğru düzgün paten ve ders almanız gerekir. ben sizin yerinizde olsam tüm eforumu çalıştığım okulun yakınında bir daire kiralamaya harcarım. önce sıkıntıları çözmenizi öneririm. sizin o derde ben dertlendim, o derece.
+1
eileengray
(10.08.26)
35 yaşında boş işler. Spora başlayıp ağırlık kaldırmaya başlasan daha çok tatmin eder
0
artıküyeolmakistiyorum
(10.08.26)
1 ve 3 küçükken başlanması gereken şeyler. buz pateni eğlencesine belki. ama kıçı başı kırmadan yapın direkt engelli olursunuz belli yaşlardan sonra çok riskli. yan flüt daha soft bir aktivite gibi.
0
ground
(10.08.26)
illa üçünden biri olacaksa piyano derim. 1-elektronik piyano alırsan çalışırken kimseyi rahatsız etmezsin 2- flütte süper babayı çaldıktan sonra sıkılabilirsin. 3-bu yaşta yorulursun. hem gidip gelmek için plan yapman lazım, çalışmak için hocaya ayrı piste ayrı ödersin.
0
duyuruuser
(10.08.26)
Kadınsan saksafona yönel
-6
stefano
(10.08.26)
Şöyle düşünmek lazım: Bugün 35 yaşındayım, on yıl sonra 45. Şimdi piyano çalmaya başlasam 45 yaşında on yıllık piyano icracısı olacağım.
Ha tabi ki işin şöyle bir handikapı var: çocuk yaşta bu işe başlayanlar gibi olmak... çok çok zor. İmkansız demiyorum. Ama gerçekten zor. Yine de enstrüman biraz repetuar işidir. Ben de 30 yaşından sonra enstrümana başladım. Sadece sevdiğim şeyleri çalışıyor ve çalıyorum. Bazen aile toplanıyor, şarkı istiyorlar, bilmiyorum, bilmeyince de iyi çalamıyorsun diyorlar, benim çaldığım şarkıları da onlar dinlemiyor :)
Neyse bence enstrüman orta yaş üzeri için en ideali. Kendi kendine oturup çalınca keyifli oluyor.
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(10.08.26)
Genel cevap yazayım Ev çok müsait enstrüman ortamına. Yani hiçbir yakınımızda başka ev komşu vs yok. Rahmetli babam akrabalar az saz geceleri yapmazdık. (Maalesef ailedeki müzik gemi bana pek aktarilmamis)
Ama çok seviyorum. Yetenek de şöyle kendi cabamla gitarda basit akor ve ritim öğrenip birkaç şarkı çalma seviyesine gelmiştim. Ama bir ritmi öğrenip başka ritme geçme olayında elim ve kafam karışıyor. Belki kursa gitseydim ya da öğrenmeye devam etseydim onlara da alisirdim. (Su an gitarım yok belki tekrar buna da donebilirim)
Yan flüt zorlayıcı gibi geldi benzer yorumlar da yazilinca. Piyanoda karar kıldım.
Buz pateni bence aşırı estetik bir uğraş. Ama tabi sakat iş bir yandan. İlerde hala denemeyi düşüncem. Tabii çok yaşanmadan.
@eileengray gerçekten ilgilenmek istediğim o kadar çok şey oluyor ki çünkü hepsi gerçekten keyif veriyor. Okul-mesafe konusu da şoyle saka maka beş ay kaldı sürecin sona etmesine sanırım daire tutmadan bu şekilde devam edicem.
0
🌸egerbiryolcu
(10.08.26)
1 ya da 2
Buz pateni tehlikeli, daha bu hafta kuyruk sokumu kemiği kırmış biri olarak söylğyorum.
Müziğe yönel derim, risksiz
+1
cccbehzatccc
(10.08.26)
'Ev çok müsait enstrüman ortamına.'
işte bu duymak istediğim şey :)
1 ufaktan şan eğitimi alıp vokal olabilirsin. yani bir enstrumanı kontrol etmektense sesini kontrol etmeni öğrenmen nispeten daha kolay. ikincisi kadın vokallere ilgi çok yüksek. ufak bi ses kartı , bi mikrofon alıp, bilgisayarda kayıt yapabilirsin. hem eğer instagram vb uğraşıyorsan ses kartı ve mikrofon işine de yarayacaktır bundan hariç.
ha vokal istemem dersen, ikinci ve güzel olanı davul öğren. hem öğrenmesi ve çalması daha eğlenceli.
0
omer460
(11.08.26)
Hedefinize göre değişir. Enstrüman çalmak basit bir iş değildir. Zamanım yok, haftada anca iki üç saat çalışırım diyorsanız sadece bir iki şarkı ezberler onları da hata yapa yapa çalar hale gelebilirsiniz. Doğru düzgün çalabilmek istiyorsanız her gün birkaç saat çalışmanız gerekiyor. Yanlış hedefleriniz varsa hevesiniz baştan kırılırsa zaman kaybetmemiş olursunuz.
+1
synesthesia
(11.08.26)
Üçünü de öneririm, çünkü bunların üçünü de istiyorsun. Sadece nefes alıp verme konusunda sorun yaşadığın için flüt belki zorlayabilir ama denersin. Belki de nefes alıp verme konusunda seni zorlamayacak ancak deneyerek anlayabilirsin. Hoca da zaten sana tüyolar verir.
Maddi imkanın varsa hepsini yap. Harikalar yaratmak zorunda değilsin zaten hobi amaçlı yapacaksın, keyif aldığın için.
Ben olsam denerdim hepsini sonra bunların içinde eleme yapabilirdim belki ya da imkanım olursa zaman ve maddi olarak hepsini yapardım.
0
rock n roll
(11.08.26)
piyano ve flüt için müzik kulagınızın olup olmadığını kontrol etmenizi öneririm. piyano über bir yeteneksizlik ve müzik kulagı yoklugu yok ise kesinlikle yapıalbilir, ancak her hafta periyodik bir disiplin göstermeniz lazım, bunu istiyor musunuz emin olmak lazım, ilk balşarda sıkıcı olabilir. flüt için ağız yapısı da uygun olmalı diye biliyorum, ama çok bilgim yok. buz pateni çok zevkli görünüyor, 35+ bir arkadaşım da cok güzel yapıyor, ama bilgim yok.
sözlük sol frame düzenli olarak göz gezdiriyor musunuz?
kurmalifare
uzun bi süredir sözlükle ilişiğimi kestim yalnızca login oluyorum. entry girmiyorum, artık gündemi de troller yüzünden takip ettiğim yok. peki siz ne şekilde sözlükten istifade ediyorsunuz? sol frame alışkanlığınız halen devam ediyor mu yoksa yalnızca debe'i mi okuyorsunuz? badilerinizin yazdıkların
uzun bi süredir sözlükle ilişiğimi kestim yalnızca login oluyorum. entry girmiyorum, artık gündemi de troller yüzünden takip ettiğim yok. peki siz ne şekilde sözlükten istifade ediyorsunuz? sol frame alışkanlığınız halen devam ediyor mu yoksa yalnızca debe'i mi okuyorsunuz? badilerinizin yazdıklarına bakıyor musunuz?
asıl merak ettiğim şu, sözlüğü ne amaçla kullanıyorsunuz yoksa yerini twitter ve diğer sosyal medya siteler mi aldı?
0
kurmalifare (09.08.26)
Günde bir iki kez açıp bakıyorum. Bakmasam da olurmuş deyip kapatıyorum. Onda da sol tarafa göz atıyorum. Açıp içerik okumuşluğum epeydir yok. Eskilerin alışkanlığıyla bakıyorum yani. Yerini başka şeyler dolduramadı. Yeri boş da, İçi de boş. Bomboş.
+1
Mirket
(09.08.26)
Sadece debe ve takip ettiklerim.
0
kisa
(09.08.26)
Artik hic bakmiyorum 3 5 yil oncesine kadar mudavimdim
0
üğpoıuy
(09.08.26)
Makale ve kitap aranan duyurulara bakıyorum. Ulaşabiliyorsam, bulduklarımı gönderiyorum. Bazı filmler için, izlemeden önce yorumlara bakıyorum. Bir ürün alacaksam, yorumlara bakıyorum. Sol tarafa şöyle bir bakıyorum ama genellikle açıp okumuyorum. Sözcüğün tam anlamıyla gündemden "tiksindim".
+2
pro9it9is9
(09.08.26)
Gündeme dair başlık açma tekeli Timur'un filleri midir nedir ona verildikten sonra ilgim iyice azaldı. Sol frame neredeyse tamamen bu satılmış haber başlıklarından ve genel olarak "Kadınların X olması", "Erkeklerin hep Y yapması" üzerinden dönen troll başlıklarından oluşuyor.
+3
salihdt
(09.08.26)
Bakıyorum ama çok kötü. Seviye diye bir şey yok. Sevdiğim yazarlar ne yazmış diye bakıyorum, onları okuyorum ve çıkıyorum.
0
rock n roll
(09.08.26)
başlıkların ne olduklarına bakıyorum ama yazılanları okumuyorum. trollerin gündeminde ne var görmüş oluyorum, iki küfredip kapatıyorum. bazen de sinirlenip 1-2 yazıyorum, boşluğa gönderiyorum. eskiden her olayı haber sitelerinden önce sözlükten öğrenirdik, bu durumu üzücü.
+2
eileengray
(09.08.26)
sadece bakıp geçiyorum. bir chrome eklentisi ile görmek istemediğim başlıkları blurluyorum. bu sayede abuk subuk şeylere maruz kalmıyorum. ama eskisi gibi girip bişeyler yazayım derdinde de değilim.
0
scudman1
(09.08.26)
Debe dahil bakmıyorum, arada takip'e bakıyorum. Gün içinde defalarca gündeme bakarım. Ciddi başlıklar ilgimi çekmiyor artık, kırk yılın başı ilgimi çeken bir şey çıkarsa yazıyorum, veya yeni bir şey almışımdır vs.
0
kimlanbu
(09.08.26)
neredeyse hiç
0
bartholomew87
(09.08.26)
Gunde 1 defa sol başlıklara bakıyorum ama pis itici gereksiz haberleri görmüş oluyorum. Derhal çıkıyorum. Arada film yorumlarını okuduğum oluyor. İlaç kullanımı falan o da iyi
0
deepness
(09.08.26)
hayır. bazen debeye bakıyorum.
0
gurur
(10.08.26)
Her sabah düzenli debe ve takip ettiklerimi okuyorum, gün içinde de ara ara girersem bir kaç başlığa bakıyorum o kadar.
Sizce akademisyenler diğer insanlardan daha fazla saygıyı hak ediyor mu?
lostinway91
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
-7
lostinway91 (08.08.26)
sadece akademisyen olduklari icin degil. mesela turkiye'de akademisyen olmak torpile bagli. torpille bir yere gelen insanin da hem ahlaki hem de mesleki yeterliligi sorgulanir. dolayisiyla sirf akademisyen diye saygi duymam. ayrica pek cok akademisyen de akademiyi salla basi al maasi olarak goruyor. dogru duzgun bir ders anlatimiyla insan yetistirmeye calismak da yok arastirma yapip bilime (ve insanliga) katki sunmak da yok. basarili olmasi zor bir meslek, saygiyi belirli kosullari sagladiklarinda hakediyorlar, sadece titri almis olmak yeterli degil.
0
Sour
(08.08.26)
Hayır çünkü insanlara sadece mesleklerinden dolayı saygı duymuyorum.
+4
peki madem
(08.08.26)
Hayır.
Hatta bazı akademisyenler saygıyı hiç hak etmiyorlar.
0
rock n roll
(08.08.26)
20'li yaşlarda ve üniversitede öğrenci iken evet derdim ama artık buna kolayca hayır diyebilirim.
sadece akademisyen değil; öğretmen, doktor, mühendis konusunda da benzer şeyler düşünüyorum ama konumuz akademisyenler.
gerçekten başarılı olanları, öğrencilerin hayatına dokunanları, konuşması ile tavrı ile fark yaratanları tenzih ederim ve bu platformdaki akademisyenler de eminim katılacaktır düşünceme: çok fazla boş beleş akademisyen var. nasıl o pozisyona gelmişler, üniversiteye akademiye ya da hayata katkıları nedir diye sorguladığım oldu. hadi meslekleri hakkında ya da akademik manada bilgisizler ama bari iyi insan olabilseler. ne bileyim haksızlıklara karşı kaypak olmasalar, bazen kendi aralarında olsa bile ses çıkarabilseler.
profesör ünvanı almış çoğu kişi zaten dinozor. torpille araştırma görevlisi olmuş 25 yaşında akademisyen kadar katkısı yok hiç bir şeye. profesörlere artık daha bile az saygı duyuyorum. işlerini asistanlarına yaptırırlar, kendilerini güncellemezler, her ay 150bin tl maaş alırlar bilmem kaç yıllık cümleleri papağan gibi tekrarlamak karşılığında.
bu konuda ümitsiz ve mutsuzum o yüzden akademi ile münasabetim yarım bırakılmış iki farklı yüksek lisans programıyla sınırlı kaldı.
söylemek zorunda hissediyorum ki yukarıda söylediklerimin tam zıttı, çok kıymetli hocalarım ve tanıdığım kıymetli araştırma görevlisi kişiler oldu. böyle bir avuç insanı tenzih ederim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Toplumsal olarak görece daha fazla saygı görüyor olabilirler. Veya böyle bir talepleri de oluyor bir kısmının gördüğüm kadarıyla. Çoğunlukla duyulan bu saygı kazanılan parayla veya bilgiyle doğru orantılı olarak algılanabiliyor.
Ancak ben şahsi olarak herhangi bir işi iyi yapan insanlara saygı duyuyorum genelde. Yani bu durum temizlikçilik de olabilir, asfalt döken belediye çalışanı da, tesisatçı da, hasta annesine bakan ihtiyaçlarına yardımcı olan evlat da. Benim gözümde bu insanların akademisyenden bir eksiği yok saygı anlamında.
+1
ezkaza
(08.08.26)
ben mesleklerden ziyade başarıya saygı duyarım. akademisyensiniz, hangi araştırmaları yaptınız, hangi araştırmalarınız hangi ciddi yayın organlarında yayınlandı. bilim adına neler yaptınız? torpille akademisyen olup hiç bir şey yapmadan mesai dolduran insanlar var biliyoruz. şimdi ben bu tür insanların nesine saygı duyayım?
+1
omer460
(08.08.26)
Akademi adam kayırmacılığın en çok döndüğü yerlerden biri. Sadece Türkiye'de değil, evrensel olarak böyle bu. Yani çoğu kişi emek ve başarısı ile bir yerlere gelmiyor. Dergilerde makale yayınlamak adamcılık ve fonlara ulaşabilmekle mümkün olabilen bir şey. Yayın yapmıyorsa zaten akademinin öğretmenlikten farkı yok.
Bence bir elektrikçi, otomobil tamircisi daha işe yarar becerilere sahip. Ben onlara daha çok saygı duyuyorum.
0
michael harddd
(08.08.26)
her alanda işini hakkıyla yapan her insana saygı duyarım. bunu sırf akademi için düşünmemek lazım. kayırmacılık ise her sektörde/pratikte var, sadece farkında değilsiniz. bu yüzden bunu genelleyip tüm akademisyenleri değersizleştirmeyi de doğru bulmuyorum.
ed: aşağımdaki deli de damlamış. diğer kurtlar vadisi hayranı çukurambar ülkücüsünden de farklı bir cevap beklenmez. genelleme yapanlara buradan da bir porsiyon genelleme.
+1
eileengray
(08.08.26)
Akademisyen dediğin kişiler birilerinin ayakçısıdır fazlası değildir.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Hakkıyla akademisyen olan tanımıyorum artık
-2
Hallegadola
(08.08.26)
Saygı kişilerin karakterlerine, hayattaki duruşlarına karşı olur. Meslekten ,unvandan bağımsızdır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.08.26)
Cahit Arf demiş ki; “Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri işte, profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi. Yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak. Halbuki üniversitesi bilim yapmaya müsait haldeydi, Witt geldi, Blaschke geldi, Hasse geldi; başka pek çok insan gelip gittiler. Bunlar her geldiklerinde seminerler verirlerdi. Ben ise arkadaşlarımı yalvar yakar götürebiliyordum bu konferanslara, o kadar ilgisizlerdi yani. O yüzden, sıkılmaya başlamıştım epeydir;' artık bu işi bırakmanın zamanıdır' dedim..”
0
tadartatmaztadantatar
(09.08.26)
"Perché non i titoli illustrano gli uomini, ma gli uomini i titoli."
0
banach
(09.08.26)
Bu din adamlarina saygi duymak gibi bir sey. Ulvi bir seye hayatlarini adadiklarini dusunebilirsiniz ama olay insanda bitiyor, meslekte degil.
+1
osssy
(09.08.26)
hakkini veren akademisyen saygiyi hakediyor birincisi bir konuda gercekten bilgileri oluyor bilgisine saygi ikincisi de benim gordugum mesaileri pek bitmiyor surekli okuma ogrenme modunda benim saygim ogrenme motivasyonalrina
0
aloneinthedark
(10.08.26)
yorumlarda sey vibe'ini aldim. nasil okumamislar okumuslardan nefret ediyor bu ulkede; az okumuslarin da cok okumuslari kiskanmalarini gordum.
bunu akademiyi gorup "sikerler ben para kazanmak istiyorum" diye kacan biri olarak yaziyorum. gercekten ugrastiklari isi yapabilmek icin pek cok imkandan feragat eden o kadar arkadasim var ki.
bir kismi doktorayi bitirince ruhlarini faang'e satmaya karar verdi birakti, bazilari hala devam ediyor odenek kovaliyorlar.
torpillilerden vasifsizlardan bahsedilmis, bence onlari akademisyen olarak degerlendiremeyiz
daha 2 akşam önce hatasız şekilde 2-3 defa tüm parkları yapmıştım. parklarım iyi yani normalde.sınavda aşırı heyecanlandım. bir tanesini bile yapamadım. tamamen her şeyi unuttum.ilk sınavda da heyecandan güzergahı karıştırdım.ağzım kuruyor heyecandan, çok çarpıntım oluyor. normal sürerken değil sade
daha 2 akşam önce hatasız şekilde 2-3 defa tüm parkları yapmıştım. parklarım iyi yani normalde.
sınavda aşırı heyecanlandım. bir tanesini bile yapamadım. tamamen her şeyi unuttum.
ilk sınavda da heyecandan güzergahı karıştırdım.
ağzım kuruyor heyecandan, çok çarpıntım oluyor. normal sürerken değil sadece sınavda böyle oluyor.
Heyecanlanman normal ama kendine şunu sorabilirsin. " Yapamazsam en kötü ne olur?" Böyle düşündüğünde rahatlarsın. Dünyanın sonu değil, sağlık olsun.
Yapamazsam en kötü ne olur? bu soruyu sorduğunda bence rahatlayacaksın ve kolay olacak. Çünkü sen zaten yapabiliyorsun, sadece heyecanlandığın için olmuyor.
+1
rock n roll
(08.08.26)
dideral bu durumlarda önerilse bile pek faydalı olduğunu görmedim:/
0
homohominilupus
(08.08.26)
direksiyon sınavında ezbere hareket ediliyor haklı olarak, ama yeterince tecrübeli sürücüler bunları düşünerek yapmıyor. çok veya iyi yaptığınız herhangi bir şey heyecanınızdan daha az etkilenir. yani daha fazla pratikle "unutulabilir" bir şey olmaktan çıkarmak işe yarayabilir.
ilk cevabı tiklememişsiniz, ama ciddi anksiyete yaşıyorsanız da psikiyatriste danışmak ve ilaç çözümlerini değerlendirmek mantıklı olabilir.
+3
matlii
(08.08.26)
dideral cevabı eksilenmiş ama sakinleştirici iyi fikir olabilir. uzman değilim altını çizerek belirteyim de sonra başıma iş almayayım ama bu tür işlere yönelik hızlı etki eden sakinleştiriciler var. yalnız başka bir zamanda bir tane atıp denemenizi öneririm etkisini görmek açısından, çok etkili olursa koordinasyonu etkileyebiliyor çünkü. sınav stresi farklı. biz bir kere araçla cıngan mahallesine girdiydik. teyzem usta şoför olmasına rağmen o anın stresiyle çıkmakta zorlandı. sanki tır sürüyormuş da arkada dorse varmış gibi manevrayı ters filan yapıyordu çıkarken, sağa kıracağı yerde sola filan kırıyordu, acayip şaşırmış da ben düzeltmiştim. sinir-stres-panik yaptırıyor insana bunu.
bu arada bir kez tecrübe ettiğiniz için muhtemelen hiçbir şey yapmasanız bile ikincisinde daha rahat olursunuz. sakinleştirici gerçekten iyi bir fikir olabilir önceden denemek kaydıyla. çok gördüm ben öyle ehliyet zamanı hapçı gibi gezen adam, anormal bi durum da değil herkes yapıyor.
+2
der meister
(08.08.26)
Gitmeden evde veya termosunuza doldurup yolda içmek için papatya çayı yapın, beni epey sakinleştirmişti.
0
ekimoloji
(08.08.26)
Dideral demeye gelmiştim. Reçetesiz satılıyor diye biliyorum. Ben sunum yapmadan/ sınava girmeden önce atarım bi tane genelde.
Eczaneye danışabilirsiniz bu konuda bence.
+1
substituent
(08.08.26)
dideral hormon salinimini ve kalp damarlarinin uyarimini engelleyen bir ilac. boylelikle kalp atisini yavaslatiyor, tansiyonu dusuruyor. eger kalple ilgili (gizli) bir probleminiz varsa dideral kullanmak yan etkiler ortaya cikarabilir (ritim bozuklugu gibi). eger ola ki nabziniz dusukse ve bu ilaci alirsaniz bilinc kaybi yasayabilirsiniz. bilin de ona gore alin.
0
Sour
(08.08.26)
mesajla cevap veriyordum. buraya yazayım.
ben astım hastasıyım. dideral benim için riskli, kullanamam. kulanırsam astım krizine girerim. kalple ilgili de mitral yetmezliğim var. beta bloker olarak saneloc kullanıyorum.
kurstaki hocalar da dideral deyip durdular, tüm heyecanlı öğrencilere bunu öneriyorlarmış. bence doğrudan ilaç ismi verip öneri yapmak tehlikeli
+2
🌸art cat chocolate
(09.08.26)
uzun nefes verme tekniği anksiyeteyi azaltıyor. 4 saniye de alip 8 saniyede veriyoruz. bunu 4-5 dakika tekrarliyoruz.
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel t
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel tabaklari hazırladım her şey hazır tam yiyeceğiz derken telefon çaldı annemin. (Saat 10) Ben de annemin huyunu bildiğim için (ayıp olmasın diye kendi pek bitirmez konuşmayı) meşgule at kahvaltidan sonra dön dedim. Öyle yapicam deyip ama WhatsApp tan ariyomis deyip acıvermis bulundu. Bir akraba ariyo laflamak için.
Ben hemen sinirlenmeye başladım çünkü biliyorum o konuşma uzayacak anneme kahvaltı yaptini soyle dedim onu da söylemedi ilk açarken. Ben yalnız yemek istemiyorum annem için de her şey soğumuş olacak. Baktım gerçekten uzuyo konuşma annemin yanında bekliyorum kaş göz yapıyorum ayıp bir şey de değil üstelik müsait olmadığını söylemek. Annem de kapatmak istiyor tamam canım kız da beni bekliyo diyecek karşıdaki kadın lafa giriyo uzattıkca uzatiyo. Bir ara annem kahvaltı lafını etti kadın yine üstüne konuştu. En son nihayet lutfetti karşıdaki kadın siz kahvaltinizi yapın dedi ama bı on dakika da bana hayırlı kısmet duası yaptı.
Baya bı moralim bozuldu iştahım kaçtı zaten tek başıma yemiş gibi oldum. Her şey sogufu. Annem de napiyim kızım haklısın keşke acmasaydim vs dedi ama bunu benim sevmediğimi biliyo üstelik bence sabah uyku kahvaltı iş güç saati içinde de kimseyi sohbet için aramaazsın. Çok ofkenenmemin sebebi bu daha önce de çok arayan olmuştu böyle.
Annemi de belki üzmüş oldum bana saygı duymuyorum başkalarına öncelik veriyosun onlar daha önemli vs soylendim de soylendim ama gerçekten günüm böyle bir şey için zehir oldu ( duygusal ve fiziksel olarak yiprandigim bir dönem olduğu için de daha çok dokundu,)
0
egerbiryolcu (08.08.26)
Daha eski zamanın insanları meşgul olduklarını, müsait olmadıklarını söyleyemiyorlar, ayıp gibi geliyor onlara. Benim annem de öyle. Karşı tarafın konuşmayı böyle durumda uzatmaması gerekir.
Sen de haklısın annenle kahvaltı etmek istemişsin ama herkes senin için benden daha öncelikli diye abartmışsın biraz.
+2
rock n roll
(08.08.26)
Abartmamin bir sebebi de hayır demeyi en azından benzer durumlar için öğrenmeye çalışsın. Bundan sonra dikkat eder diye düşünüyorum. Çünkü abartı tepkilerden sonra bir şeyler fark ediliyo maalesef.
0
🌸egerbiryolcu
(08.08.26)
Kac yasinda kadin, bu saatten sonra boyle koklu bir karakter degisimini ogretmeniz cok zor. Bilalis o an kas göz yaparak kadincagizi strese sokmussunuz.
0
duster
(08.08.26)
ben de bunu jenerasyonla alakali bir durum gibi algiladim. denildigi gibi eski donem insanlarinda musait olmadigini belirtmek ayip karsilaniyor, karsi taraftan da oyle algilaniyor. ha acmasaymis daha iyiymis ama yapacak bir sey yok, acmamak bile problem olabilir.
-1
Sour
(08.08.26)
normal
0
co2s2
(08.08.26)
Haklısın ve bence böyle bir insana doğru tepkinin ben tabağına yemeğini alıp içeri başka bir yere geçmek olduğunu düşünüyorum. O an bulunduğu ortama saygı duymayan insana ben de saygı duymam.
-2
denizgonen
(08.08.26)
benim annem de aynısını yapardı ben de anneme sinirlenirdim aynı durumda, sonra da pişman olurdum kesin. anneler çocuklarına karşı biraz daha dişli olmalı ya, o kadar emek ve fedakarlıkla büyütmüşün biraz ağırlığınızı koysanıza be..
Özellikle bu tip anneler tüm hayatlarını maalesef "idare etme", çekme çevirme modunda yaşadıkları için hayır deme, haklı olsalar bile insanlara karşı kırılacağı tepkiler verme yetilerini kaybediyorlar. hele söz konusu çocukları olunca max fedakarlık modu açılıyor. Siz de aslında onun iyiliği için biraz tepkisini insanlara karşı koyabilsin istiyorsunuz ama olmuyor. Belli ki anneniz de bu profilde biri, ben kendimi son zamanlarda frenliyorum anacığıma karşı, siz de üzmeyin teyzemi böyle şeyler için :)
+2
fatihdr
(08.08.26)
Sinirlenmenizi anlıyorum. ben de birçok konuda anneme kızıyordum hayatını zorlaştırdığı sınırlarını koruyamadığı için ancak bir noktada annenizin tüm yaşamını böyle geçirdiğini ve değişmeyeceğini, kendisinin en azından sizin kadar bundan şikayetçi de olmadığını kabullenip hayatınıza ona göre devam etmeniz gerekiyor.
Geri dönüşüme insanlar çuval çuval pet şişeyi nasıl topluyor?
Cesario
Esenyurt Marmara park'ın içindeki Carrefour'un içinde gördüm. Onlarca insan kuyrukta çuval çuval pet şişelerle geliyorlar.Bu kadar atık bir evden çıkıyor mu gerçekten yoksa insanlar çöpten falan mı topluyor ya da sokaktan yerde gördükleri şişeleri mi topluyorlar?DİĞER SORU: 0.5 litre sular 20 tl olm
Esenyurt Marmara park'ın içindeki Carrefour'un içinde gördüm. Onlarca insan kuyrukta çuval çuval pet şişelerle geliyorlar.
Bu kadar atık bir evden çıkıyor mu gerçekten yoksa insanlar çöpten falan mı topluyor ya da sokaktan yerde gördükleri şişeleri mi topluyorlar?
DİĞER SORU: 0.5 litre sular 20 tl olmuş. geri dönüşümden sonra zam yaptılar muhabbeti doğru mu yoksa enflasyon, üretim arzından vs mi?
0
Cesario (03.08.26)
Restoran, kafe gibi yerlerin şişeleridir o çuval çuval olanlar bence.
0
rock n roll
(03.08.26)
evet çöpten topluyorlar. sahilde elinde eldiven çöpleri karıştıran düzgün giyimli kadınlı erkekli tipler topluyor.
0
my fault
(03.08.26)
Suya zam konusu geri dönüşüm meselesinden sonra gerçekleşti.
Bu serbest piyasa isteyen istediğini yapar diyenlerin varsa işletmesinin muhasebe kayıtlarını derinden ele almak lazım ki işletmesinin de içinde bulunduğu devlete vergi olarak ne katkısı var herkes bilmeli. Öyle ya daha çok kazanan daha çok vermeli
0
diyecevaplandı
(03.08.26)
makineler çalışmıyor ki... çalışınca da çok kısa sürede doluyor ve düzenli boşaltılmıyor. ben defalarca kez gittim cam haznesi boşken ağırlık uygun değil diye hata veriyor kabul etmiyor ki farklı farklı bir çok şişe denedim.
gözümün önünde boşaltıldı, önümde 2 kişi biraz pet şişe attı toplasan 100-120 tane anca vardır, ben 80 küsür tane pet atabildim doldu diye hata verdi kalanı atamadım. önümdekiler genelde büyük şişe attı ama benim hepsi 500ml idi. bir tane bile cam atılmamıştı makineye ben de atamadım :D
sistem başladığından beri ilk kez pet şişe atabildiğim boşaltıldığı sırada kuyruğa girdiğim gün oldu işte daha cam atamadım... birikti ev çöplüğe döndü rahat 1000 taneyi geçik şişe olmuştur. araba bagajında 200 cam şişeyle geziyorum bi gün oralardan geçerken boş ve çalışır denk gelirse bari o kadarını atayım diye. özellikle o iş için kalkıp gitmiyorum çünkü açık görünse de çalışmayabiliyor. çalışsa da dolabilir sıra olabilir vs. her şey tamam olsa yaktığım yakıta yine yazık. arada açık görününce bisikletle pet şişe taşıyorum sırt çantasına da biraz cam alıyorum o kadar.
toplam attığım daha 1 günlük hak tanınan adede bile ulaşamadı ama makine düzgün çalışsa ben de çuvalla gidebilirim :D öyle o günün çöpü değil yani.
3+1 evde tek yaşamasam çekilecek dert değil çöpe atardım muhtemelen. yerim var da biraz sabrediyorum biriktirebiliyorum. belki birkaç makine daha konur biraz daha düzenli boşaltılır ileride diye.
0
konetsu
(03.08.26)
@konetsu
Toplu teslim olacak merkezi yerlere diye haberler çıktı daha ucuz fiyata ama. Onu araştırın, makine ile boşuna uğraşmayın derim.
0
🌸Cesario
(04.08.26)
yaw turkiye plastik copunun cok yogun oldugu bir ulke, nemrut'un zirvesine cik, orda da bol miktarda plastik teneke vs bulacagina eminim.
bu kanun cikinca aha cingeneler simdi zengin oldu dedim. oldukca da secindim artik millet saga sola ya atmayacak, ya da atarsa birileri toplayip nakite cevirecek, yurtdisinda oldugu gibi.
0
cooperr
(04.08.26)
gözlemlediğim çoğu kiş 1.5 veya 5lt litrelik su tüketiyor evde, apartmanda bizim katta damacana kullanan yok bende haftada en az 12 şişe 1.5 lt tüketiyorum sadece evde, ayda 50 tane kafadan şişe biriktirebilirim istesem..
0
eja
(04.08.26)
"0.5 litre sular 20 tl olmuş." nerede oyle olmus? Benzinlikler mi? Neyse merak edip baktim Migros'da 6,95 TL, yalan olmasin en fazla gecen seneye kadar 3,75 TL dip fiyatti marketlerde, bu artis depozito isiyle ayni anda mi bilmiyorum.
yatılı gelmek isteyen misafire (kayınvalide) şu an müsait değiliz müsait olunca çağıralım deyip 1.5 ay sonra davet etmek ayıp mı? müsait değiliz dedim ve gerçekten değiliz (şehir dışında olacağız) ama ilk kez reddettim normalde hemen buyur gel diyordum. vicdan yaptım. siz olsanız darılır mıydınız bu
yatılı gelmek isteyen misafire (kayınvalide) şu an müsait değiliz müsait olunca çağıralım deyip 1.5 ay sonra davet etmek ayıp mı? müsait değiliz dedim ve gerçekten değiliz (şehir dışında olacağız) ama ilk kez reddettim normalde hemen buyur gel diyordum. vicdan yaptım. siz olsanız darılır mıydınız buna?
-1
yenibirgüzelnick (29.07.26)
Bu soruya bir kayınvalide ile empati kurup cevap verebilecek biri var mı burada bilmiyorum genelde belli bir yaşa gelen insanlarda ekstra alınganlık olabiliyor. Birine yatılı bir misafir için o dönem müsait olmadığını söylemek ve daha sonrası için davet etmek ayıp bir şey değil, müsait olmadığın halde çağırıp layığıyla ağırlamamak daha ayıp olurdu herhalde. Ben böyle bir şeye darılmazdım ama yaşlanınca darılır mıyım bunu bilemem...
+1
mutekebbir
(29.07.26)
Aile büyüklerine saygı konusundaki düşüncelerim, bu site sakinlerinin geneliyle çok ayrı noktalarda.
Benim asla yapmayacağım bir şey. Bence o misafir değil baş tacıdır. Ne zaman isterse gelir.
-12
Mirket
(29.07.26)
Ben darılmam. Ben zaten yatılı kalmayı istemezdim, evimde her zaman daha rahat olurum.
Kabul etmemen için zaten gerekçen var kaldı ki gerekçe bazen gerçekten istememek de olabilir bu da çok normal. İnsanın bazen kafası kaldırmayabilir. Yorgun olabilirsin, canın sıkkın olabilir kendi içinde zor bir dönemde olabilirsin. Evde sadece eşini ve çocuğunu görmek isteyebilirsin.
0
rock n roll
(29.07.26)
Abi şehir dışında olacaksaniz zaten ne yapacaksiniz yani; ya anahtari vereceksiniz kendisi gelecek ya da gelemeyecek. Sanırsın çok yorgunum diye reddettin. Evde insan olmayacaksa nasıl olacak yani kayınvalide gelecek diye de bütün hayat değiştirilmez.
+1
logisticsmanager
(29.07.26)
yani sehir disinda olacaksaniz zaten nasil bir cozum bekleniyor ki, anahtari verin o zaman? O da ok bence. ama yani burada sizden beklenen planinizi degistirip kayinvalideyi agirlamak mi?
ben kendi aileme de 'musait degilim su zaman gelin' diyebildigim icin bir sorun gormuyorum acikcasi. onceden haber vermenin amaci da bu degilmidir zaten? boyle durumlarda genellikle sorun, ciftler arasinda, kendi ailemize yapmadigimiz/yapamadigimiz seyi baskasina yapinca cikiyor.
+1
kassiopeia
(29.07.26)
Bence ayıp , 1.5 ay çok uzun bir süre. 1 hafta , 2 hafta falan da değil.
0
drako
(29.07.26)
1,5 ay boyunca şehir dışında mı olacaksınız?
0
elorelia
(29.07.26)
bir iki hafta arayla 3 farklı şehire gitmemiz gerekiyor sürekli bavul topla yerleştir filan misafir ağırlamak mümkün olmayacak
0
🌸yenibirgüzelnick
(29.07.26)
müsait değilsen değilsindir de 1.5 aylık ara nedir? vandan istanbula mı gelecekler?
0
mikahakkinen
(29.07.26)
Bu durumda ayıp olacak bir şey göremedim. Kafaya takmaya değmez
0
elorelia
(29.07.26)
yatılı misafir başka bir şey, kayınvalide başka bir şey. evliyken, kayınvalidem geleceğini söylediğinde hiç geri çevirmedim.
+1
co2s2
(29.07.26)
Net ayıp
+1
Cezcez
(29.07.26)
vicdan yaptıysanız bu size yanlış geliyor demektir. ancak cevaplarda verdiğiniz açıklama ile bunda üzülecek bir durum yok. yarım yamalak ağırlamak kadına daha ayıp olurdu. açıklama yaptıktan sonra sıkıntı olmamalı. artık büyükler de değişti. kendisi hakkında bilgimiz yok. vereceği tepkiyi siz biliyorsunuz. ezilmeden açıklamanızı yaparsanız bu duygulara gerek kalmaz.
0
janderzel zartanyan
(29.07.26)
@ hacirotti Aslında evet tatilimi erteleme şansım vardı ama ertelemek istemedim. Ya tatil erteleyecektim ya da çok kalmadan 1 hafta sonra gitmesini isteyecektim ikincisi ayıp geldi. Gelince 15-20 gün kalır çünkü.
sbfakat kendim de cevap vermek istiyorum. Uzun süredir kitap okuma alışkanlığını edinme hevesim vardı. Hatta bunun için 2022 den beri kitap önerilerimi telefona not alsam da bu konuda kendimi hiç zorlamamıştım ve bu alışkanlık`tsundoku` dan ibaret kaldı. Şimdi planlı ilerliyorum, 1 saat gibi makul b
sb fakat kendim de cevap vermek istiyorum. Uzun süredir kitap okuma alışkanlığını edinme hevesim vardı. Hatta bunun için 2022 den beri kitap önerilerimi telefona not alsam da bu konuda kendimi hiç zorlamamıştım ve bu alışkanlıktsundoku dan ibaret kaldı.
Şimdi planlı ilerliyorum, 1 saat gibi makul bi hedefim var ve her biri için deadline ekliyorum.
Bu ay içerisinde okuduğum iki kitabım Cengiz Aytmatov'dan beyaz gemi ve Paulo Caelho'dan Simyacı oldu ve başlangıç için çok yerinde tercihler olduğunu görüp motive oldum. İki kurgu üzerine yazılmış kitabın ardından Antik Roma ve Yunan üzerine kaleme alınmış Jerry Toner'den Antik Dünya'ya başladım. Yazar, Aristokrat ve elit kesimden ziyade alt sınıfın sosyal hayatını, yaşam koşullarını bulgular ışığında kaleme almış. Dili rahat ve anlaşılır.
Herkese keyifli okumalar ₍^ >⩊< ^₎Ⳋ
0
kurmalifare (24.07.26)
Oscar Wilde - Dorian Gray'in Portresi son okuduğum kitap. Şimdi de Stendhal- Parma Manastırı' na başlıyorum.
0
rock n roll
(25.07.26)
Dolunay Katilleri: Osage Cinayetleri ve FBI’ın Doğuşu okudum. Güzeldi
Şimdi ise Moskova'da Bir Beyefendi romanını okuyorum. Güzel gidiyor
0
put it in your appropriate place
(25.07.26)
Haşhaş savaşı üçlemesine başladım. İlk kitap bitti şimdi ejderha cumhuriyetini okuyorum.
0
j r r tolkien hayrani
(26.07.26)
En son uçurtma avcısını okumuştum. Güzel kitaptı. Afganistan'ın öncesi, dünü ve bugünü hakkında fikir sahibi olmak için, yaşananları bir çocuğun gözünden izlemek için okunması gereken, asla sıkıcı olmayan bir kurgu roman. Ya da yazarın otobiyografisi olabilir. Bilemedim.
Şimdi İnce Memed'i okuyorum. Kitap okumayı çok sevdiğim halde yanımda kitap taşımak fikri bana hiç cazip gelmiyor. Allahtan kargo pantolon yan cebine sığan bir e book'um var. Kitaba başladım ki 20 yıllık Nook e book'um beni terketti. Haddinden fazla yaşlanmıştı. Önce sayfa çevirme konusunda isteksizleşti, Sonra da şarj ederken şişip kaldı. Yeni bir e book ile yoluma devam ediyorum. İkinci kitaptayım. İlk okuyuşum lise yıllarıydı sanırım. Kitaplardan her okuyuşta alınan tat farklı oluyor. Bazı bölümlerde gereksiz uzamalar olduğunu düşünsem de harika bir kitap. Genç Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki sancılar. O sancılarla inim inim inleyen köylülerimiz. Hangi yollardan geçip nereden nereye geldiğimizi bir usta kalemden okumak harika bir duygu. Gereksiz uzamalar deyince aklıma Staretz Zosima geldi. Nasıl bir çağrışımsa yıllar öncesi okuduğum Karamazof Kardeşlerden adıyla soyadıyla kalkıp geldi. Dostoyevski paraya ihtiyacı olduğu bir an, tefrikanın uzatılması kaygısıyla olsa gerek, bu keşişin hayatını çok da alakalı olmadığı halde kitabın içine koca bir bölüm halinde koymuş ama o kadar muhteşem anlatmış ki, bir solukta okumuştum. Sanırım sıradaki kitap Keşiş Zosima hatırına Karamazof Kardeşler tekrarı olacak. Gerçi Janet Wallach'ı koymuştum da sıraya. Bakalım artık.
0
Mirket
(26.07.26)
Sait Faik Abasıyanık - kumpanya. Tiyatro ve Istanbul odaklı bir kitap
0
pembediken
(29.07.26)
en son lyndsay gibson'ın how to raise an emotionally mature child'ını dinledim, şimdi campbell&stauble'ın tiny humans, big emotions'ını dinliyorum. sesli kitaplar iyi ki var, çok uzun zamandır okuyamıyorum
Yakın zamanda birkaç kez karşılaştığım bir durumu buradan sormak istedim, sizin görüşleriniz nasıl merak ettim.Instagram'ın keşfet kısmına arada sırada bakıyorum; geçenlerde bir ablamız dikkatimi çekti. Profiline bir bakayım dedim, bütün fotoğraflarda kendisi var, tatilde vesaire hep solo takılıyor.
Yakın zamanda birkaç kez karşılaştığım bir durumu buradan sormak istedim, sizin görüşleriniz nasıl merak ettim.
Instagram'ın keşfet kısmına arada sırada bakıyorum; geçenlerde bir ablamız dikkatimi çekti. Profiline bir bakayım dedim, bütün fotoğraflarda kendisi var, tatilde vesaire hep solo takılıyor. Aşağı doğru inince bir erkekle fotoğrafını gördüm. İlk akla gelen sevgilisi olduğu yönünde oluyor ama mesela "kuzenim" dese o kadar bir samimiyet var fotoğrafta, garipsenmez.
Neyse, abimiz de fotoğrafta etiketlenmiş, meraktan profiline bir bakayım dedim ve sürpriz! Abimizin sabitlenmiş gönderilerinde, kendisiyle, yani bu ablamızla gelinlikli-damatlıklı düğün fotoğrafları var. Ablamızın kendi profilini baktığımda evli olduğuna ihtimal verecek tek bir işaret yok; ama abimizin profilinden evli ve mutlu olduğu bariz belli.
Açıkçası biraz garip geldi. Ablamızda hafiften bir takipçi kasma, "gel gel" havası var gibi hissettim. Abimizin yerine kendimi koyup düşündüm de, hani "sinek küçüktür ama mide bulandırır" derler ya, öyle hissettirdi.
Siz başınızdan geçti mi, denk geldiniz mi, ne düşünüyorsunuz bu konuda?
+2
boreas (23.07.26)
Kısmeti kapatmak istemiyor. Yüzüğü takana kadar yollu.
0
HellKeePer
(23.07.26)
Bundan ilk erkegin rahatsiz olmasi lazim. Olmuyorsa kadin da istedigini yapar.
+3
baldur2
(23.07.26)
hiç hoş bir davranış olmamakla birlikte takipçi sayısı artırma amaçlı davranış. evli olduğu ortaya çıkarsa simpler takip etmez zira.
+2
shadowfollower
(23.07.26)
Saklamamış ki evli olduğunu, eşini etiketlemiş. Boy boy nikah, düğün fotoğrafı koymak zorunda mı? Eşiyle sürekli fotoğraf paylaşmak zorunda da değil. Tatile de belki yalnız gitmeyi seviyordur ya da kendi fotoğrafını koymak istiyordur.
-1
rock n roll
(23.07.26)
kadının tinderıda varsa @cosmicstring +1
+1
mikahakkinen
(23.07.26)
Benim anladığım Instagram'dan takipçi kasan biri. Haliyle oraya evde çay içerken dizi izlerken koymuyor ki takipçiler "evli bu" demesin, onun yerine işte belki bir ihtimal uğruna takip etsin, like atsın falan. Benim tahminim bu. Eşi memnunsa bize ne tabi.
+2
logisticsmanager
(23.07.26)
ben bu yüzden evlilik düşündüğüm bir kadından ayrıldım. ilişlisi olduğu halde kendini bekar ve yalnız gösteren bir partnere güvenmemek gerekir. planları, ajandası olan bir tiptir. her şeyi yapabilir ve yapıyordur da.
+3
loch ness
(23.07.26)
bu bir strateji, ünlüler de çoğu zaman bu işleri gizli tutar. istatistiksel olarak karşı cins fan sayısını ciddi azaltıyor.
-1
orpheus
(23.07.26)
Gizli tutmakla bir alakası olmayabilir. Ben kendimden örnek vereyim, kendi hesabımda ya da yakınlarımın hesabında (eşim, kardeşim, annem, babam vs.) fotoğrafımın paylaşılması çok hoşuma gitmiyor. Kendi hesabımda bile benim olduğum paylaşım sayısı 10-15 civarıdır (15 yıldaki toplam sayı bu). Story falan da 100 yılda bir atarım o da kendi fotoğrafım olmaz. Haliyle söz konusu kadının eşi sosyal medyada çok fazla paylaşım yapan biriyse eşi ona "beni o kadar paylaşma" demiş olabilir.
Olayı illa birinin birini aldatması, sevmemesi gibi absürt bir yere bağlamaya gerek yok.
-1
himmet dayi
(23.07.26)
var böyle tipler, evet. bizzat tanıdıklarım da var. şahsen rahatsız olurdum. ayrıca benim karım kadınlığını kullanarak neden takipçi kasmaya çalışsın? (evliyim). bu bile başlı başına bir sorun bence. demiyorum ki sürekli mıç mıç karı koca fotoğrafları olsun ama bu durumu normal karşılamam imkansız.
40 yaşına gelip neleri yapmamış olmak büyük eksiklik?
mikahakkinen
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi. Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine kat
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi.
Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim.
Ekonomik anlamda memurum, ekonomik risk almadım standart bir maaşla çalışıyorum. Babamla ticaret yapıp çok para kazanabilirdim.
Çok başarılı ve iş konusunda hırslı biri değilim. Üniversiteye ek yerleştirmeyle girdim. Lisede içine kapanık 3 5 arkadaşı olan biriydim.
Üniversite sürecimde ve ilerleyen süreçte eğlence anlamında eksik kaldığımı düşünüyorum. Partilemek gibi, büyük arkadaş grubuyla tatile gitmek gibi eğlenceli şeyler yapamadım. Bu büyük bir eksiklik mi?
0
mikahakkinen (18.07.26)
Herkesin hayat akışı farklı. Her şeyi yapmamız gerekmiyor bana göre. Şunu yapmadıysan eksiksin, şunu yaptıysan tamam gibi bir şey değil hayat bence.
Yapamadıkların için üzülme, yapabilseydin yapardın zaten.
+7
rock n roll
(18.07.26)
Sağlığın yerinde ve işinden memnunsan bence gerisini takma. 15 sene önce şuan ki gibi gezeyim dünya turu yapayım gibi bir yaşam tarzı yoktu. Ondan yapmamışsındır. Şuan ki durum da çok sağlıklı değil bence.
+4
runaway
(18.07.26)
abi böyle şeyler bence çok büyük oranda kişisel algıya bağlı ya. çok daha ÇILGIN bir hayat yaşamış olabilir ama onu da yetersiz görebilirdin bence. bunların sonu yok. insanın aklında her zaman onu da yapabilirdim, şunu da yapabilirdim, şunu da yaşayabilirdim vs. sorusu olur. bu normal. hayat biraz bunları seçme, belli yolları tercih etme üzerine kurulu. sen diyorsun ki eşimle üniversiteden beri birlikteyim, evliyim, bir çocuğumuz var. 50 yaşında yatla katla gezen bir adam da senin yaşantına özenebilir mesela, "ulan her şeyi yaptık ama yanımızda bir tane güvenilir insan, başını okşayacağımız bir çocuk yok" diyebilir.
istisnai durumlar haricinde ben bu tür karşılaştırmaları sağlıksız ve gereksiz buluyorum. ömrümüz kısıtlı, hepimizin gideceği yer aynı. ben şimdi sana "az yaşamışsın bro böyle hayat mı olur amk" desem ne yapacaksın ki mesela eşini çocuğunu mu bırakacaksın? yaptın diyelim bu sana daha mı iyi gelir?
hayatı sıkıcı, monoton, yetersiz vs. buluyorsan bence bu noktadan SONRASI için fikirler ve planlar geliştirmek en sağlıklısı. yoksa geçmişte kim ne yapmış, ne yaşamış, ne olmuş vs... oraya girersen çıkmanın yolu yok. ne yaşadıysan bir fazlasını yaşamış birileri olur. işin içine bunların algılanışı, kişiye yansımaları filan da girince çıkamayız yani oradan.
ayrıca "fena takıldım brocum" hayatının da biraz yalan olduğunu düşünüyorum. şu açıdan: bir nevi survivorship bias. nedir? 100 adamdan 7 tanesi bunu yaşar. sever, hoşuna gider. anlatır. sen bunları görürsün. 93 kişinin hayatını değil. o yüzden sana herkes muhteşem hayatlar yaşıyormuş, fatura düşünmüyormuş, akşam çorba içmiyormuş gibi gelir. dersin ki ulan bir enayi benim herhalde böyle sığır gibi yaşıyorum. gerçekte ise durum böyle değildir.
hepsini geçtim yaşın hala genç abi. bundan sonra niye bi şey yapamayasın ki? eşinle, çocuğunla, arkadaşlarınla, başka insanlarla... yine önünde yaşanacak bir ömür yok mu? bence bunu düşünmek daha sağlıklı. geçmiş neyse ne. üzülsen, düşünsen geri gelmeyecek neticede.
onun da ötesinde şöyle sorayım biz burada duyurucak sana "evet abi bu eksiklik, sen sığır gibi yaşamışsın, senin yaşadığın hayatı zkiyim" diyelim... biz böyle desek sen bize "ulan siz kimsiniz hıyar ağaları?" der misin demez misin? biz kimiz, senin yaşantına dair fikirlerimizin niye bir önemi olsun?
o yüzden hiç canını sıkma derim. o olsaydı, bu olsaydı diyerek hayat yaşanmaz çünkü. bunu maradona'ya, rock yıldızına sorsan o bile çok fazla şeyi farklı yapmak isterdi muhtemelen. onun sonu yok. geçmiş bazen güzel bir nostalji, bazen ders çıkarmak ve geleceği güzelleştirmek içindir benim gözümde. onun ötesinde çok fazla üzerinde durmanın kimseye faydası olmaz.
+6
der meister
(18.07.26)
Çoğu şey aslında insanın kişisel yorumu olacaktır ama yalnız yaşamayı beceremeyen yemek yapamayan markete alışverişi ya da evdeki bir onarım işi için usta ayarlayamayan biri, 40 yaşına geldiyse orada eksik çok şey var demektir. Kadın erkek fark etmez bir makarna bile yapamayan bir sorunu bile çözemeyen insanlar hayatta pek çok şeyi de yapamıyor sonrasında. Bunun yetenekle ya da merakla da alakası yok tamamen hayatta kalma bir şeyleri becerebilme hali bu, çok temel bir şey aslında. Onun dışında senin bahsettikleri çok kişisel şeyler. Kimseyle kıyaslamamak lazım kendini. Herkesin hayata karşı farklı, hayata bakışı farklı. Dolayısıyla insan aslında kendisiyle yarışır ve kıyaslanır başkasıyla değil. Onun dışında ben mesela bu yaşa gelmiş hâlâ ailesiyle yaşıyorsa orada bir işareti koyarım. Bu da benim kişisel yorumum
+1
mor oje
(18.07.26)
Herkesin geçtiği yol aynı değil ama insan ne yaşamak istiyorsa geciktirmeden yaşamalı bana göre çünkü yaşanmadığında olduğundan daha önemliymiş gibi hsissettiriyor böyle şeyler.
Bir liste yapıp, mevcut şartlarınızla gerçekleştirebileceklerinizi deneyimleyin bence.
+2
kendimefotograflarim
(18.07.26)
Kimisi evde oturup sessiz ortamda kitap okumaktan zevk alır, kimisi barda sabahlayıp, o gece tanışıp ismini bile hatırlamadığı kadının koynunda uyanmaktan.
Arkana baktığında keşke'lerin yoksa, mutluydum diyorsan o sana yetmeli.
+2
Mirket
(18.07.26)
70+ yasinda, baya parasi olan, akici almanca konusabilen bir tanidigim var. 50 senedir ayni kadinla evli, coluk cocuk vs. adamin pasaportu yok, hic olmamis, hic yurtdisina cikmamis. ucak fobisi var, ucaga binemiyor. ankara'da yasiyor, ankaran'da pek ayrilmiyor. adamin yazligi falan da yok, herif deniz kum gunes de sevmiyor. ve inanilmaz mutlu, keyfi yerinde.
ozetle, sen nasil mutluysan oyle yasayacaksin. sen mutluysan eksiklik falan yok. baskalarini mutlu eden seylerin seni mutlu edecek diye birsey yok.
+1
cooperr
(18.07.26)
büyük partiledim, 15-20 kişi tatile gittim, çok kereler kendimi hatırlamayacak kadar içtim. hiç birini özlemiyorum. 20-25 yıl geriye gitsem yine yapar mıyım? yaparım büyük ihtimalle ama yapmasam da eksikliğini hissetmem.
+1
co2s2
(18.07.26)
Kendimden yola çıkarak cevap yazayım; gözün arkada değilse başarmışındır.
37 yaşımdayım. Hayatımın son 8 senesi dolu dolu geçti. Lise yıllarımın yüzde 99ü asosyal geçti. Üniversite senelerim ise yüzde 93ü asosyal geçti.
Yine de hayatımın son 8 senesi, komple bütün hayatımı kapsıyor.
+1
put it in your appropriate place
(19.07.26)
hayat herkesin ayni yerden baslayip ayni yere kostugu bir yaris degil ki. buna cevap vermek imkansiz. hepimiz farkli yerlerde baslayip farkli yonlere kosuyoruz. tam bir kaos. bu sorunun cevabini sen verebilirsin.
+1
antikadimag
(19.07.26)
36 yasindayim kafada hep bir what if sorusu cinliyor. Bunu, yani gecmisi takmamaya calismak hayatta buyuk bir luks.
+2
baldur2
(19.07.26)
“ Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim”
Tertemiz mis gibi hayat yasamissin iste bunlar dizi filmlerde gosterildigi gibi degil yorucu les gibi hayatlar.
+1
ceann deas
(19.07.26)
"ekonomik anlamda memurum" şahame bir tabirmiş. "Zamanında" yaşanmamış hiçbir duygu telafi edilemez çünkü onları "zamana" baglayan sizsiniz. On koşulla başlamişsiniz. İlk olarak kadin, ortam ve dizilerden bahsetmeniz herkesin zaman zaman yaptığı bir şeyler mi kaçırdım, boşa mi yaşadim hissi. İyi kötü ortami olan biri olsaydiniz bu kez de evlenmedim çocuğum yok bomboş bir insanım diyecektiniz. Analizi bırakıp soruya cevap verecek olursam; hayatınızın aynı şekilde devam etmediği ve görece pozitife gittigi bir durum düşünün. Örneğin ömrünüzün sonuna kadar memurluk yapmaniz gerekmiyor ve X yaşınızda parasal bir sikintisi olmayan ve memurluğu birakabileceksiniz. bugünden o güne taşımanız gereken, temelini atmaniz gereken bir şey olur muydu? Mesela bir enstrüman iyi kötü calsaydim simdi onun en iyisini alir birkaç yetenekli elemani da tutar sirf param var diye kendime müzik grubu kurardim (gibi) Aynısını büyük ihtimalle şu anda her işini halletmeniz ve takip etmeniz gereken çocuğunuzun yükünün azaldığı bir zaman için ya da başka ihtimalleri icin dusunebilirsiniz. İyi bir düşünce yöntemi olabilir.
+1
sparkle kiddle
(19.07.26)
Grup
0
üğpoıuy
(19.07.26)
Söylediklerinizin hepsini yaptım gençliğimde, aah ah iyiki yapmışım demiyorum. (keşke yapmasaydım da demiyorum). Bahsettiğiniz şeyleri yapardınız zaten çok ihtiyaç duysaydınız.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen dedikleri şey bir efsaneden mi ibaret yoksa?
+1
deniz kiyisi ve papatyalar (11.07.26)
Götünü yıkamayanı anlarım da elini yıkamayan yavşaktır.
+1
mikahakkinen
(11.07.26)
Her zaman, yanımda dezenfektan bulundururum. Bazı lavabolar bok gibi oluyor, o zaman yıkamam. Ama sonrasında lavabo bulur yıkarım.
-1
Kahvedesu
(11.07.26)
Ellerimi mutlaka yıkarım.
Covid zamaninda birisi doktora sormuş," hocam anladık bu maskeyi uzun süre takacağız ama elimizi yıkama işi nasıl olacak, o da mı daha devam edecek" diye. Ona çok gülmüştüm 😂
+3
rock n roll
(11.07.26)
Milleti böyle göre göre kimseyle tokalaşmaz oldum. Uzakta duruyorum ki kimse el uzatmasın.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Ben tuvalete girerken de ellerimi yıkıyorum. Hatta 1-2 saat aralığında tuvalete girmemiş olsam sadece masa başında çalışıyor olsam da mola verdiğimde ellerimi yıkıyorum.
+1
Jazz
(11.07.26)
Hem öncesinde hem sonrasında yıkarım. El yıkamayan erkekten tiksinirim, şeyine dokunup yıkamaması çok tiksindirici
+1
gadlemler
(11.07.26)
Her zaman her koşulda yıkarım. Yanımda bir şişe suyla ıssız adada kalsam içmek yerine elimi yıkarım o derece nefret edelim pis elden.
0
yenibirgüzelnick
(11.07.26)
Sık seyehat ediyorum ve dünyanın dört bir yanında varlar. Çok görüyorum, belli ırkların elini sıkarken bile öğüresim geliyor.
0
kimlanbu
(11.07.26)
Bazen zorunluluktan aşırı bakımsız pis tuvalete girersin de musluğun vanasına bile dokunmadan kendini dışarı atmak istersin, öyle bir tuvalete denk gelmediysem evet yıkarım
0
grimavi
(11.07.26)
Kesinlikle. Hatta lavabo iyi değilse/sabun yoksa tuvaleti kullanmam bile.
Çoğu yerde zaten doğru düzgün peçete bile olmuyor. Bu yüzden tuvalete giderken muhakkak yanıma bi paket cep mendil dr atarım. Kriz anları için yanımda kolonya ve cep ıslak mendil de daima vardır. Tuvalet kapısınıda elimi kuruladığım peçete ile açarım asla dokunmam.
El yıkamayandan ziyade, yalandan yıkayana çok şahit oluyorum. Sabun bile kullanmadan 2-3 saniye suya tutuyorlar sadece.
-1
substituent
(11.07.26)
tabii ki yıkarım. umumi tuvaletleri de yani avm tuvaletlerini falan da zorda kalmadıkça kullanmam. ayrıca işe vardığımda yıkarım, eve vardığımda yıkarım falan...
yıkamayanlar var ne yazık ki ve o yıkamayanlardan yemek yediğimiz çok olmuştur kafelerde, restoranlarda.
insanlar gerçekten pis.
+1
art cat chocolate
(12.07.26)
Türk milleti yine dünyada en çok yıkayanlardan. Buna rağmen dışarıda pisuvarda falan işerken direkt giden veya elini şöyle bi suya tutan giden çok gördüm. (ben hep yıkarım)
0
nhk ni youkosu
(12.07.26)
Mutlaka, her zaman, her koşulda sabunla yıkarım. Biz küçükken bir kamu spotu vardı trt'de: (bkz: suya sabuna dokunun) Bizim nesle travmatik ama çok başarılı bir şekilde aşılamıştı bu alışkanlığı...
+1
yadigar
(12.07.26)
Umumi var umumi var. Otomatik musluklu otomatik sabunu olan bir yer ise yıkarım. Ancak sadece küçük tuvaletimi yaptıysam -ki dışarıda büyük yapamam- ve ortalığı pislik götürüyorsa o musluğu bir yerleri elleyeceğime benimkini ellemeyi sonra arabaya gidince elimi kolonya ile yıkamayı tercih ederim.
0
denizgonen
(12.07.26)
Elini yikamayanlar selamimi sabahini keserim o derece!
+1
hlt1985
(12.07.26)
@denizgonen O musluğu bir yerleri peçeteyle elliyoruz biz.
+1
yadigar
(12.07.26)
valla bizim yüksek lisansta profesörün bile el yıkamadığını görmüştüm pisuvardan sonra. gerçi onların odasında lavabo vardı ama kapıya falan sonuçta o şekilde dokunmuştu.
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhteme
Gece yatarken karanlıkta bi ışıltı görüp korktum, ateş böceğiymiş ilk defa görmüş bulundum. Çocuk odası olduğu için bi tedirgin olup hem ışığını görmemek için hem de çocuğu ısırır mı acaba diye oğlumun arabasının arkasına doğru üfledim (o an başka bir şey yoktu kağıt bulsam dışarı atacaktım) muhtemelen arabanın altında kaldı.
Sabah baktığımda ölmüş olduğunu gördüm daha doğrusu önce kımıldıyordu sonra baktığımda cansızdı. Sabahtan beri vicdan azabı çekiyorum, hayatımda ilk defa böcek öldürmedim ama son zamanlarda dikkat ediyor sadece dışarı atıyordum. Hamamböceği olsa vicdan yapmazdım türcülük/şekilcilik yapmış oluyorum farkındayım ama durum bu. Çok üzüldüm, buraya yazmak istedim.
+1
ekimoloji (09.07.26)
Genelde hava direncine ve terminal hızlarının düşük olmasına güvenip ölmeyeceklerini düşünerek pencereden atıyorum.
+2
kizil karga
(09.07.26)
Sivrisinek dışında öldürmem ben genelde. Sivriye acıyamıyorum
+1
ezkaza
(09.07.26)
Dışarı atmak kolaysa, böcek de miskin bir şeyse dışarı atıyorum. Ama sinek gibi uçan böceklere veya hamam böceği gibi hızlı hareket eden cinsten olanlara zehirle müdahale ediyorum.
Vicdan azabı diyemem, ama kırk yılda bir birkaç dk empati kurup üzüldüğüm olmuştur. (sivrisinekler hariç.) Siz de çok şey yapmayın, olur öyle.
+1
akhenaten
(09.07.26)
Ya normal şartlarda en tiksinç olanı bile öldürmek istemem ama böceklere müsait bir ortamda yaşadığım için evi supururken her köşeden ev örümceği çekmek zorundayım. Karıncalarla baş edilmiyor tek tük olunca dokunmam ama sürekli sürü şeklinde mutfakta falan çıktıkları dönem artık bıkkınlık gelip yine başka yollara mecburen basvuruyorum. Ama mesela bir ara fare dadanmisti asla zehirlemek istemedik kapan ile çozduk canlı canlı doğaya saldık.
Mutfakta yine siyah kara büyük böcekler dadaniyor bazen delik çatlak yerlerdden eve giriyolar. Gece mutfağa korkudan giremiyorum. Mecbur hamambocegi yemi aldık.
Çekirge, uğur böceği, kelebek gibi daha sevimli ve az korkunç olanları bezle tutup dışarı falan atarız zaten.
Sivrisinekler çok kasiniyolar onlara üzülmüyorum artık. Gel beni öldür diyor resmen.
0
egerbiryolcu
(09.07.26)
Asla öldürmem.
Her can değerlidir.
0
rock n roll
(09.07.26)
Asla. Şöyle eğer sağlığıma, kedime köpeğimre zararı olacaksa evet. Onun dışında biz evde baya birlikte yaşıyoruz. Bana aşırı acımazsa geliyor terlik vurmak falan. O da can en nihayetinde, kimse Allah değiş ol de olsun, öl de ölsün falan.
-6
gobekliraki
(09.07.26)
görev dagilimi var, sinek,sivri vb ben de, hamamböcegi ,kelebek vb. kedi de.
0
designer
(09.07.26)
hamamböcegi, kaloriferböcegi vs evet. atesböcegi, ugurböcegi, cekirge, kelebek vs asla. sali günü otelden cikis yapiyordum, bavulu bir kaldirdim kocaman akrep cikti altindan. onu bile öldürmedim. bir bardak ve karton yardimiyla disari attim. bahcemize tarla fareleri geliyor. onlari da besliyorum. ekmek falan atiyorum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.07.26)
sivrisinekleri öldürüyorum. karasinekleri de hiç sevmem ama mümkünse öldürmeden dışarı çıkarmaya çalışırım, bazen sinek ilacı sıkarım acımadan.
bu ikisi dışında böcekleri öldüremem, ezemem, zarar veremem.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
dikkat etmeye çalışıyorum.
ama herkesin korkuyorum tribinde olduğu yerlerde bazen iş düşmüyor değil.
sivri, akrep vb. olduğunda mecbur öldürüyorum. ama balkon örneğin sarmayacak gidecekse sivri de olsa öldürmemeye çalışıyorum.
0
gurur
(09.07.26)
"Mümkünse" öldütmüyorum, camı perdeyi açınca çıkıyor zaten uçan cinsler. Diğerlerini kağıtla vs atıyorum aşağo
0
denizciman
(10.07.26)
İstilacı kokarca böceğini ve sivrisinekleri öldürüyorum. Başka böcekle karşılaşmıyorum.
0
gabe h coud
(10.07.26)
Muhtemelen siz öldürmediniz, zaten ölecekti. Doğada yaşamak için evrimleşmiş böcekler eve girince fazla yaşamıyor. Eğer yakalanabilir bir böcekse dışarı atıyorum. Eğer dışarı atmak mümkün değil ve zararsızsa kendi haline bırakıyorum. Sivrisinek ve hamam böcekleri bu iki grubun da dışında kalıyor.
0
mikro patlama
(10.07.26)
Böcekler de sevgiyi anlayabilen varlıklar aslında. Biz onlardan korktuğumuz ve iğrendiğimiz için açıkçası onları tanımayacak kadar doğadan uzaklaşmış olduğumuz için onları yalnızca evimize giren yabancı bir düşman gibi görüyoruz. Doğada vakit geçirdiğimde ben böceklerin de aslında ne kadar karizmatik ve işinde gücüde varlıklar olduğunu gördüm ve bence evinde görmek istemeyeceğin bir böceği ormanda gördüğünde böceğin bir çiçeğin içinde dinledindiğini, bir arının çiçeğe nasıl da bir çocuk gibi yaklaştığını görünce böcekler de onlara dokunmana izin verip senden kaçmıyorlar. Ben zaman zaman insan kafamla başa çıkamıyorsam ve yemeğimin içine falan düşecek kadar uçuşuyorlarsa zaman zaman dikkatsizce zarar verebiliyoru, zaman zaman öldürdüğüm oluyor en yazık ki. Bence böceklere, eve giren arılara onları düşman gibi görmek yerine onlarla sesli konuşun. Türkçe konuşun. Seni dışarı atacağım, işbirliğine ihtiyacım var, dışarıda daha özgür olursun gibi.. :) Kimileri ürkek oluyor ama kimileri de parmağına konuyor ve dışarıya çıkmak için sabırsızlanıyor. Bazen yine bu açıklamayı böceklere yaparak pencereden çık, ışığa doğru git gibi sesli yönlendirmeler de yapabilirsiniz. Onlara sevgiyle yaklaşarak bir bardağa korkutmadan kapatıp yine bekle azcık sabret diyip pencereden özgürlüklerine bırakabilirsiniz. Böcekler süper varlıklar ve popülasyonları sandığımızdan daha fazla. İşinde gücünde çocuklar. Sadece yollarını şaşırmışlar ve belki de size kendilerini göstermeye gelmişlerdir. Ateş böcekleri zararsız. Yalnızca sesleri biraz ürkütebiliyor ilk etapta ama gözleri falan ponçik ponçik. Canolar.
Ayrıca bence o kadar vicdan yapmaya da gerek yok, ölme vakti gelmiş, evren onun orada o şekilde ölmesini seçmiş ve siz de bunu deneyimlemişsiniz gibi bir düşünceye sahibim galiba.
Ölüme biz insanlar çok anlam yüklüyoruz. Doğada döngü var. Ekosistem dengesini bu şekilde koruyor.
+1
durme
(10.07.26)
kaza dışında öldürmemeye çok özen gösteririm. geçen ben de duş alırken minik kelebeklerden (ipelek deriz biz) bi tanesi duşun zeminindeki kuru yere düştü. ufaktan ıslanıyordu ki, hemen tuvalet kağıdıyla alıp, duşun dışına bıraktım; kuruyup uçsun diye. duştan çıkınca unutmuşum. sonra klozeti açtığımda gördüm ki, annem herhalde bu tuvalet kağıdı yerde ne arıyor diye klozete atmış; hayvan ölmüş. acayip üzüldüm..
gece genelde kontrol ederim; eve girmiş, ışıkta uçuşan kelebek, böcek falan görürsem toplayıp bahçe tarafındaki pencere kenarına bırakıyorum. çünkü içeride kaldıklarında sabaha istisnasız ölmüş oluyorlar. bir de kedimin oynadığını görürsem kurtarıyorum. benim mesaim bu şekil.
+2
lil siztah
(10.07.26)
İstilacı cinsse, evi ele geçirmemesi adına öldürebiliyorum. Zararsızsa ve münferitse ya alıp dışarı götürüyorum, ya da bırakıyorum, free takılsın evde...
Mesela eskiden ev güvelerini (yemek yahut kıyafet güvesi) gayet sever, hiç elleşmez yahut camdan dışarı kovalardım. Hatta bir tanesi için tee fi tarihinde duyurya sormuştum "neyle besleyeyim?" diye. Ev bir güvelendi. Yüzlerce oldular. Ayarları yok ki... Elime aldığım her paketin kıvrımında pamuk görmeye başladım. Baktım yemek yerken kaplarımıza tavandan larva dökülür oldu. Sert, acımasız ve agresif bir temizlik ve tedbir süreciyle 2-3 ayda ancak kurtulabildik. O gün bugündür ev güvesi görünce öldürüyorum.
Aynı şeyi gümüşçün/nem böceği (silverfish) için de yapıyorum. Ama mesela dışarıdan böcek, örümcek vs. girerse, türüne göre ya görmezden geliyorum ya da alıp balkona/dışarı koyuyorum.
Haşere istilası kötü bir şey. (Not: Sivrisineklere ölüm!)
0
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
karasineklere acımam öldürürüm. uğurböcegi ve arıları bir bezle dışarı atarım.
Birkaç aile ve çocuklar olacağız evde. Her doğum gününde kısır, sarma, kurabiye yemekten ciğerimiz soldu. Değişik bir şeyler olsun dedim ama aklıma gelmiyor. Makarna salatası kesin çünkü çocuklar seviyor. Onun dışında çok da zor olmayan ne yapabilirim? Yaş pasta olacak bir de tabi yani kek vs yapmay
Birkaç aile ve çocuklar olacağız evde. Her doğum gününde kısır, sarma, kurabiye yemekten ciğerimiz soldu. Değişik bir şeyler olsun dedim ama aklıma gelmiyor.
Makarna salatası kesin çünkü çocuklar seviyor.
Onun dışında çok da zor olmayan ne yapabilirim? Yaş pasta olacak bir de tabi yani kek vs yapmayacağım.
0
elorelia (09.07.26)
Sigara böreği, bu da kuru ama yemesi pratik çocuklar da eliyle kolay yer
0
grimavi
(09.07.26)
Ben yeğenlerime süt dilimi yapıyorum bayılıyorlar. Büyükler de seviyo ama fırsat kalmiyo onlardan bize.
Milfoyden güzel sunumluk tarifler olabilir.
Hardal soslu patates salatası da güzel bence ama çocuklar sever mi bilemedim.
Yuvarlak pizza poğaçalar oluyor biber domates peynirli, onlardan olabilir.
Külah kullanılan veya külah şekli verilerek yapılan tarifler var.
Düşününce gerçekten insanın aklına gelmiyormuş bu arada.
0
egerbiryolcu
(09.07.26)
milföye sarılı sosis (pigs in a blanket) yufka cipsi. bunu annem yapıyor. yufkanın üzerine zeytin ezmesi veya salça sürüp üçgenimsi kestikten sonra fırında kuruyana kadar pişiyor.
0
inheritance
(09.07.26)
Sebze cipsi.
Tatlı patates, pancar, kabak. Bunları kullanabilirsin. Bence çocukların hoşuna gider.
0
rock n roll
(09.07.26)
petifür sebzeli veya peynirli mini kiş meyve şişleri/cupları sosis ahtapotlar ıspanaklı mini gül böreği patates salatası mercimek köftesi
0
art cat chocolate
(09.07.26)
çocuklara patates kızartması, sevmeyeni görmedim bugüne kadar. mozaik pasta tüm çocuklar sever. inheritance + 1 . pigs in a blanket. bunun çocuklara yaptırın bir de. sonra yesinler. çocuklara top köfte
büyüklere patates salatası. vurun karbonhidratın gözüne :) ben özellikle schnitzel yanına yaparken, trüflü mayonez, kırmızı soğan, taze soğan, kornişon turşu ve mayonezin ağırlığını kıracak kadar süzme yoğurt ile karıştırıyorum. az da toz kırmızı biber koyduğumda çok beğeniliyor.
0
galahad reloaded
(09.07.26)
Petibörden Hindistan cevizi topları (hem uğraşılmış bir havası var hem de lokmalık olduğundan yapması ve yemesi pratik)
0
ekimoloji
(09.07.26)
Evde airfryer varsa mini misket köfteler aşırı pratik ve sağlıklı oluyor. İkeadan bile alabilirsiniz.
Dövmeniz var mı? Olmayanlar yaptırmayı düşünüyor mu?
ekimoloji
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
Önceleri dönem dönem yaptırma isteği gelirdi hatta epey dövme modeli araştırdım ancak sonradan sebepsiz vazgeçtim şu an vücudu kirletmek karalamak gibi geliyor, hiç beğenmiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
+2
ekimoloji (08.07.26)
Bence bayağı estetik, hoş bir şey ama şu an yaptırsam eski denizcilere benzerim. Bu yaştan ve kilodan sonra çok büyük ihtimalle yaptırmam.
0
sekizdokuzon
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam.
+1
kizil karga
(08.07.26)
2 dövmem var, 3.yü de yaptırıcam sonbaharda. Az ve öz dövmeyi şık buluyorum. Siz kirletmek olarak görüyorsanız yaptırmayın bence de, neticede ömür boyu kalacak. Ben de mesela büyük ya da renkli dövmeyi beğenmem, kimisi de minimali ciddiye almaz vs.
0
mor oje
(08.07.26)
Tişörtün bile yazılısını, resimlisini sevmez iken üstüme başıma niye resim yaptırayım, yazı yazdırayım.
0
Mirket
(08.07.26)
yok ve yaptırmayı ciddi olarak hiç düşünmedim. bazılarına bazı dövmeler çok yakışıyor ama büyük risk bence.
+1
lil siztah
(08.07.26)
Dövmem yok.
Aslında isterdim küçük bir dövme sadece bir tane ama benim için bir anlamının olması lazım herhangi bir şey olmaz. Şu şekil güzelmiş yaptırayım gibi değil yani. Bir de kullanılan boyalar vs. önemli benim için. Hayvansal içermemeli ve hayvanlar üzerinde test edilmemiş olması lazım. Bu şartlara sahip boya, malzeme vs. bulmak çok kolay değil ne yazık ki.
0
rock n roll
(08.07.26)
Hiç düşünmüyorum . Karşı tarafın dikkatini çekmenin yolu (kimi zaman psikolojik sorunlu olunduğunu gösteren ) bedenimizin bir tarafındaki yapay şekiller değil doğru sözler ve onları destekleyen fiilerimizdir .
-5
diyecevaplandı
(08.07.26)
Yok. Yaptırmam. En sevmediğim şey.
-6
arbre
(08.07.26)
Başkasında beğeniyorum kendim yaptırmam +1
0
grimavi
(08.07.26)
yok ve dusunmuyorum.
0
cooperr
(08.07.26)
6 dövmem var biri hariç hiç birinden pişman değilim. Pişman olduğumu da önümüzdeki haftalarda kapatmayı düşünüyorum. Kilo verince yaptırmak istediğim bir dövme daha var. Herhalde o son olur.
0
mutekebbir
(08.07.26)
No way.
-1
Purple life
(08.07.26)
Kalıcı yapmak istemiyorum ama kaliteli bir geçici dövme bulursam denemk istiyorum. Bazı figürler kadınlara çok yakışıyor bence.
0
egerbiryolcu
(08.07.26)
Bir ara ciddi ciddi düşünmüştüm ama nerede yaptırsamı araştırana kadar öyle kaldı.
+1
put it in your appropriate place
(08.07.26)
Aynen bende de öyle oldu.
put it in your appropriate place
0
🌸ekimoloji
(08.07.26)
İnsan aynı nehirde bile iki defa yıkanamazken, ömür boyu üzerimde bir şeklin kalma fikrini sevmiyorum. Ara ara geçici olanlardan ayak bileğime yaptırasım geliyor ama geçici olan için bile herhangi bir girişimim olmadı.
0
Amaranta ursula
(08.07.26)
Bugün sevdiğimden yarın sıkılırım. Bu kadar kalıcı bir şeyi yaptırmam ama başkasında güzel oluyor.
0
kisa
(08.07.26)
Bazı kişilerde çok havalıı duruyor. Özellikle tanıdığım birinde çok estetik görünüyor bana.
Cesaretim olsa bende the last of us’da ki ellie’nin dövmesini küçük ölçekte yaptırırım. O dövmenin anlamlı olması çok çekiyor özellikle beni.
0
substituent
(08.07.26)
Bende yok, olsun isterim de üşeniyorum iyi bir dövme sanatçısı bulup gidip yaptırmaya ve sonraki yara bakımı sürecine.
İyi bir sanatçıya yaptırılmış ve üzerinde düşünülmüş dövmeler bence hoş duruyor. Bu kadar büyük anlamlar yüklemeye gerek olan bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Dediğim gibi üşenme aşamasını geçersem yaptırmak istiyorum bir ara
0
nundu
(08.07.26)
genelde, illegal hayatların, çetelerin vs. birbirini tanıması için bilirdim..
-5
designer
(08.07.26)
Ben de var 12 yıl önce deli zamanlarda omzuma yaptırdığım. Şimdi boka bakar gibi bakıyorum. Elimde olsa omzumu söker atarım o derece pişmanlık.
0
hexagon
(08.07.26)
yok. düşünmüyorum. karşı olduğumdan değil. bana fazla ciddi ve riskli bir şeymiş gibi geliyor vücudunda hep kalacak olması, uzun vadede sevmeme ihtimali, kilo alır veya verirsen ya da yaşlandıkça çirkin görünme ihtimali vs. benlik şey değil. bakımıyla filan da uğraşamam zaten yaptırdığımın ertesi günü ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(08.07.26)
yok düşünmüyorum da.
0
gurur
(08.07.26)
baskasinda cool, kendimde no. kasli erkeklerde kaplama ozellikle cok begeniyorum ama cok nadir bi olay bu. bu konuda takintilimsiyim kotu dovme cok korkunc geliyo hele kaymalar, renklerin bozulmasi. kendime yaptiramayacagim&bi donem yaptirmayi dusunduklerim de su an cok kotu geliyor. hele tarih marih saga sola koseye not alir gibi dovmeler ne alakaaa:/
-1
ala09
(09.07.26)
2 tane minimal var 5 yildir falan cok memnunum
Yaptirmadan once cok tedirgin olmustum, icimi giciklar kasiyip cikarasim gelir fln diye dusunmustum
Aksesuar kullanmiyorum, benim icin aksesuar yerine geciyo
+1
üğpoıuy
(09.07.26)
Yaptırsam en fazla 1 ay sonra sıkılıp neden bunu yaptırdım diyeceğime adım kadar eminim. O yüzden yaptırmadım.
Ya da şöyle diyelim: neredeyse 15 yıldır içime sinecek bir dövme arıyorum ve nereye yaptıracağıma karar vermeye çalışıyorum.
0
biseysorcaktim
(09.07.26)
1 tane büyük sayılabilecek dövmem var. iki kolumu da kaplatmak isterdim ama malum şartlar.
Maalesef böyle bir durum var. İnsanlar dövmelerinin çok cool olduğunu falan düşünüyor ama dışardan görülen bambaşka. Öyle dövmeler görüyorum ki; detone olduğunun farkında olmadan çok güzel söylediğini düşünerek şarkı söyleyen insanları gördüğümde hissedilen duyguya benzer duygular uyandırıyor bende. Ama tabi ki o dövmeyi yaptıran kişi ben olsaydım, etraftaki dallamaların ne düşündüğü zerre umurumda da olmazdı, o da ayrı konu.
-6
thracia
(09.07.26)
bir tane var. 23-24 yaşında yaptırmıştım. çok da görünen bir yerde. Aşırı pişmanım. Sildirme işlemi çok acılı olmasa çoktan sildirmiştim. yaptırmayı düşünenler 30u geçmeden yaptırmasın bence. şimdiki aklımla asla yaptırmazdım ya da çok daha minimal bir şey yaptırırdım. Şu anki ben mesela hiç dövme insanı değilim yani ne alaka yaptırmışım bilmiyorum. o kadar saçma ve ergence geliyor ki şu an. yukarıda bir yandan o yaşlara dair hatıra gibi düşünülebilir denilmiş ama giyim zevki gibi bir şey bu. yaşa, döneme göre değişebilir. evet hatıra ama çıkaramıyorsun üzerinden
0
dfn4
(09.07.26)
başkasında güzel yapılmış dövmeler ilgimi çekiyor. ben de yok. ha çocuğum yaptırmak isterse engel olmam.
0
galahad reloaded
(09.07.26)
20lerimde yaptırmayı çok istedim bi ara. ama sonra bi heves yaptırıp pişman olmak istemedim. 30uma geldim. bu sene daha net olarak yaptırmak istiyorum diyorum. ama kol arkası gibi önden görünmeyen bir yer olmasını tercih ediyorum.
yazı vs asla istemiyorum. ama bir yandan da sıkılır mıyım düşüncesi var. o yüzden gerçekten beğendiğim, benim için anlamı olan bir şey olmasını istiyorum. henüz karar vermedim ama ciddi düşüncesindeyim
0
chanandler bong
(09.07.26)
Yok ve yaptırmayı düşünmüyorum
0
gadlemler
(09.07.26)
Hiç yaptırmadım ve düşünmüyorum. Vücuduma gereksiz ve anlamsız acı çektirmek olur gibi geliyor. Ben sıkılgan insanım, yaptırdığım şeyden kolay da sıkılabilirim zor da sıkılabilirim ama mutlaka sıkılırım ve kurtulmak isterim. O zaman sildirmek için ayrıca saçma sapan bir işlem uygulanacak filan, hiç uğraşamam. Hem ya o zaman sildirecek param olmazsa? Sırf bu sebeple hiçbir şekilde estetik de yaptırmadım yaptırmıyorum. Kaş burun dudak vs hiç uğraşamam. Varsın kimse beğenmesin.
hanımlar ne sever? Böyle niş ürünler bilen varsa paylaşabilir? Pinterestte görmüştüm alsam iyi olurdu dediğiniz şeyler… özel bir hediye almak istemiyorum. Bir defter, bir biblo, bir hobi aleti olabilir. Ömür boyu saklanacak bir eşya olabilir. Yeni çıkmış trend bir şey?Deniz kum güneş temalı şeyler.S
hanımlar ne sever? Böyle niş ürünler bilen varsa paylaşabilir? Pinterestte görmüştüm alsam iyi olurdu dediğiniz şeyler… özel bir hediye almak istemiyorum. Bir defter, bir biblo, bir hobi aleti olabilir. Ömür boyu saklanacak bir eşya olabilir. Yeni çıkmış trend bir şey? Deniz kum güneş temalı şeyler. Siz ne seversiniz siz ne isterdiniz?
+1
houseinorleans (08.07.26)
Güvendiği bir derneğe bağış yaparsa çok mutlu olurdum. Hem ben mutlu olurdum hem de bir yaşama dokunmak güzel olurdu.
Benim tercihim; hasta bir hayvanın tedavisine destek olması olurdu.
Valla ben yıllardan sonra romatikten pratiğe evrildim, biri bana hediye alacaksa kullanabileceğim işimi gören bir şey alsın isterim. İhtiyacı neyse ona bakın.
0
Amaranta ursula
(08.07.26)
guessin bilekliğini aldım baya beğendi
0
gurur
(08.07.26)
pikap ve şşnde sevdiği sanatçıların olduğu birkaç plak
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
-4
gobekliraki (06.07.26)
yaparsın yalnız yaşayan biri için 1+1 gereksiz tatmin yatak separatör falan gibi ayrılabiliyorsa daha da güzel olur
+2
croswell
(06.07.26)
Mental açıdan yoruyor bir süre sonra yatak, yaşam alanı, evden çalışıyorsan çalışma alanı, mutfak... Hepsi aynı yerde.
+1
salihdt
(06.07.26)
Ben full dışarıdayım ya işimden dolayı, eve sadece uyumaya gidiyorum diyebilirim.
-5
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Hiç stüdyo tipi evde yaşamadım ama senin durumunda olsaydım stüdyo tipi tercih ederdim.
+1
rock n roll
(06.07.26)
Ben de öyle yaşıyorum, 2 kedim var, gayet güzel memnunum. Sadece yatılı misafir gelirse biraz zor oluyor tek banyo içerisinde tek wc olduğu için. Camlara taşınmadan önce kedi teli yaptırmıştım, kediler de sıkılmıyor.
+2
megalomaniac
(06.07.26)
Heyecanlandım yorumları görünce :d E ben taşınayım o zaman
-4
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Kısa bir süre yaşadım bence stüdyo daire insanlık suçu olmalı. Tek yaşamakla misafir gelmemesiyle ilgili bir şey değil bu, kişisel konfor için uygun bulmuyorum stüdyo daireleri.
0
mutekebbir
(06.07.26)
Oda sayısından ziyade metrekare önemli diye düşünüyorum. Duvarlar üzerinize üzerinize gelmeyecekse ve eşyalar sıkış tepiş olmayacaksa yaşanır. Aksi durumlarda mutekebbir +1.
+1
auroraaurora
(06.07.26)
Yaklasik 10 senedir yurt disinda yasiyorum ve 4, 5 ulke degistirdim (keyfi olarak). Bunlarin bir kisminda studyoda yasadim, bir kisminda da 1+1. Hicbir problem yasamadim. Bu biraz karakter ve aliskanlik meselesi. Genelde expat'ler expat'lerle takildigi icin cogu arkadasim da benim gibi baska ulkelerden gelmis insanlardi ve studyoda yasiyorlardi. Sikayet edeni hic duymadim. Esyam zaten hic yok, bir bavulum var o kadar. Hepsinde esyali tuttum.
+1
Sour
(06.07.26)
Ben yasamazdim.
Her sey 1 tane odada yapilmaz.
0
baldur2
(06.07.26)
1 senenin üzerinde oturma planım varsa kesinlikle tercih etmezdim.
0
duyuruuser
(06.07.26)
Ben üç sene yaşadım, o evden sonra 2+1'e çıktım ama o stüdyo evimin ruhu yok. her arkadaşım da bundan bahseder. bence yapabilirsin, pinteresti falan kurcala çok güzel dekorasyon fikirleri var. temizliği de çok kolay.
0
penceredengorunenmorbina
(07.07.26)
1+1 tuttum. Kedim rahat etsin diye. Yarın taşınıyorum inşallah.
ofisin arka bahçesinde başka bir ofisle beraber arada ilgilenip mama verdiğimiz kediler var. neredeyse her gün geliyorlar mama ve uyku için.birisinin ensesinde yaralar çıkmış. pireleri de vardı. veterinere götürmek için bir box satın aldım. arkadaşla beraber içine koyduk mandallarını kapattık kapısı
ofisin arka bahçesinde başka bir ofisle beraber arada ilgilenip mama verdiğimiz kediler var. neredeyse her gün geliyorlar mama ve uyku için.
birisinin ensesinde yaralar çıkmış. pireleri de vardı. veterinere götürmek için bir box satın aldım. arkadaşla beraber içine koyduk mandallarını kapattık kapısının.
plazanın ön bahçesine geldik tam, box'ın kapağını açtı tepinirken ve kaçtı. saatlerdir ortada yok. aradım aradım bulamadım.
boxın mandalları hala kilitli bu arada. ilk box kullanışım değil. çok uyduruk çıktı ürün.
geri gelir mi? 1.5 yıldır buradaydı o kedi.
0
art cat chocolate (03.07.26)
gelir yaa üzülmeyin <3 bir kaç gün azıcık tırsak davranır o kadar.
0
lil siztah
(03.07.26)
Kaçtığı yer çok uzak değil anladığım kadarıyla. Aynı binanın ön bahçesinin oradan kaçmış.
Arka bahçenin dışarıyla bağlantısı varsa merak etmeyin geri gelir tekrar arka bahçeye. O zaten normalde de geziyordur oraları.
Plastik kapılı box'ların kapısını kafayla ittirince esneyip klipslerinden çıkıyor. Benim kedininki de onlardan. Sığacağı metal kapılı box bulamadım, sağdan soldan plastik kelepçe ile bağlayıp kullanıyorum.
+1
kibritsuyu
(03.07.26)
Gelir. Box a koyunca korkmuş ve paniklemiştir. Orayı zaten evi gibi görüyor hatta yakınlarda bile olabilir.
Sen ve arkadaşın gibi duyarlı insanların daha da artması dileğiyle ♥️
+1
rock n roll
(03.07.26)
Bahçede besledigimiz çok sevdiğim eski bir kedimiz kisirlastirma sonucu bahçemize geri bırakılmıştı..kutuyu bahçede açıp bırakmışlar. Bir süre hiç gözükmedi ortalıklarda. Korkudan artık kaçtı buraya bı daha gelmeyecek diye nasıl üzülmüştüm anlatamam. Umudu kestigim üç dört gün sonra hicbi sey olmamış gibi diğer kedilerin arasında yemek beklerken görünmüştü bir gün.
Ben bunu korkusunun geçmesine baglamistim. Üç dört gün sürmüştü bize görünmemesi.
Umarım sizinki de çok kısa bir sürede geri gelir ki bence gelecektir. Sokaklara da alışkın bir kedi. Ev kedisi kaçsa daha endişe edici durum olabilirdi yani daha biliyordur etrafı gelecektir umarım.
Erkek bireyim. Bunu çevremde bir ben yaşıyorum da çok vardır dimi bunu yaşayan? Kavga dövüş yok da soğukluk var, ben annemleri ziyarete tek giderim. Bunu yaşayanlar nasıl bir mentalle psikolojilerini koruyorlar?
Erkek bireyim. Bunu çevremde bir ben yaşıyorum da çok vardır dimi bunu yaşayan? Kavga dövüş yok da soğukluk var, ben annemleri ziyarete tek giderim. Bunu yaşayanlar nasıl bir mentalle psikolojilerini koruyorlar?
+1
rectoa (25.06.26)
Eşinle ve annenle konuştun mu bu soğukluk konusunu? Mesela anneni ziyaret etmek istediğin zaman eşin neden gelmek istemiyor? Senin gözlemlediğin bir şey var mı?
0
rock n roll
(25.06.26)
Birazdan eşinin salt haklı olduğuna ikna ederler seni. Özellikle kedi köpek anası 40 yaş üstü yalnız bayan kullanıcılar. Benim düşüncem iki tarafı da salmanız. Herkes istediğini yapsın sizde sallamayın.
-9
artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Sorunlar çok uzun, o sorunlar sonucu bu duruma gelindi. Benim merak ettiğim aynı durumdakilerin bu durumu ‘ulan neydik ne olduk’ demeden nasıl olağan hale getirdikleri.
0
🌸rectoa
(25.06.26)
Sorunlar da konuşularak çözülür. Konusmazsaniz hep böyle devam eder belki sorunlar daha da büyür. Problem varken hiçbir şey normal seyrinde gitmez ve taraflar arasında hep gerginlik olur ve herkesi etkiler.
+1
rock n roll
(25.06.26)
Cocuk olunca düzelir bir ihtimal. Büyül ihtimalle annenizin saygi duymadigi gelin ayni zamanda torunun annesi olacak. Onun hatrina belki davranislarini düzeltir. Düzelmezse de ne ala. Illa oldurmaya calismayin bence. Esinizin annenizi görmesine gerek yok.
-4
Purple life
(25.06.26)
'Benim hatırım için dahi olsa aileme yaşları gereği gereken saygıyı göstermeyen, Onları idare edecek, gönüllerini hoş tutacak beceri ve zeka sahibi olmayan bireyle evliliğimi devam ettirmeyeceğim.' dersin ve sözünde durursun. Olur biter.
Ayrıca @ artıküyeolmakistiyorum'u çok doğru tespiti için tebrik ediyorum.
-8
Mirket
(25.06.26)
hocam mirket+1 gercekten bu durum iyiye gitmeyecek ondan kesinlikle emin olabilirsin tecrübe konusuyor 2 cocuk 7 yıllık evlilik
-4
kingcyrax
(25.06.26)
benim hanim da benim ailemle anlasamiyor. ben saldim, ilgilenmiyorum, kendi bilir.
"gonulleri hos tutacak" olayina pek katilmiyorum ya, kimse kimsenin gonlunu hos tutmak zorunda degil, yalandan tiyatro oynanacagina herkes net olsun benim icin daha iyi. samimiyetsizlik en sevmedigim sey.
bir de bende "sen benim ailemle neden ilgileniyorsun ki" problemi var. o daha enteresan. ben onun ailesiyle anlasiyorum, deliriyor :D
kadinlar cok enteresan varliklar, once erkek olarak bunu bir icsellestirmek lazim, sonrasi cok da zor degil ya.
+7
cooperr
(25.06.26)
Annenin ego problemi muhtemelen. Evladı için egosunu bir kenara koyabilmeli bir anne. İyi bir eş de eşinin hatrına asgari düzeyde iletişim kurabilmeli, inat etmemeli.
Sonuç olarak iki kadın da seni pek sallamıyor, bencil davranıyor.
+3
yenibirgüzelnick
(25.06.26)
annende hic bir sıkıntı yok senin kotulugunu isteyecek en son insan o esinde sıkıntı var ister bana kız istersen bu gercegi kabullen
-5
kingcyrax
(25.06.26)
Öncelikle cocuk olunca her sey daha iyiye gitmez, kötüye gider netTt
Sonralikla bu neden psikolojini bu derece bozuyor ki? Iki insan anlasamiyor iste, cok siradan. Anlassalar ne guzel tabii ama olmamis... neyse bunu yasayan binlerce kisi var icini rahatlatcaksa
+3
üğpoıuy
(25.06.26)
Kimse kimsenin gönlünü hoş tutmak zorunda değil +1 Birbirinden hoşlanmayan insanlar görüşmek zorunda da değil, herkes kendi ailesini ziyaret etsin evlisiniz diye ördek ailesi gibi her yere birlikte gitmenize gerek yok. Saygı sınırları aşılmadığı sürece ki zaten sorunlar yaşanmış, durduk yerde alınan bir karar değil, mesafeli olmak daha iyidir.
+1
ekimoloji
(25.06.26)
Ben de saldım +1. Yurtdışında olmamıza rağmen hanım max 1 hafta bizimkilerle kalabiliyor. Çeşitli sebepleri vardır da çok önemli şeyler değil. Bizimkiler eski insanlar sonuçta, çok çok dikkat etmezlerse doğal halleri "toksik" oluyor.
1 haftadan fazla götürmüyorum. En son çocuk küçük olmasına rağmen çocukla ben gittik 4-5 gün kaldık.
İşin özünde bence şu var, burada tam eksilenmelik cevap olacak ama umurumda değil. Eşler kocalarını istedikleri gibi yönlendirmek istiyor. Er kişiler de olaya tabii doğal olarak fazla rasyonel yaklaşamıyorlar, ama o da ne rasyonel yaklaşabilen biri ortaya atlayıp işe karışıyor. Sonra senin annen şöyle böyle bilmem ne. Bahsettiğim senaryolarda gelin kişisi de gayet haklı olabilir ama işin özünde kocayı istediği gibi güdememek ipleri koparıyor.
-4
mbond
(25.06.26)
Güdülmek mi xd insan kendine nasi bu ifadeyi uygun görür... rasyonel yaklasabilen biri de kendi evliliginde bol bol yaklassin aq baskasinin evliliginde ne ariyo?
+1
üğpoıuy
(25.06.26)
Ben rasyonel yaklaşabiliyorum demiyorum ki zaten, ne demek başkasının evliliğinde ne arıyor, adam soru sormuş ne düşünüyorsam söyledim. Güdülmeyi de sadece kendime hitaben yazmamıştım genel olarak türk ve yer yer dünya erkekleri içindi :)
0
mbond
(25.06.26)
Hayir anne senin evlilinde ne ariyor
0
üğpoıuy
(25.06.26)
Anlattım ya işte oğlunun koyun gibi güdüldüğünü görürse gelinine veya oğluna ık mık edecek anne kişisi, ama haklı ama haksız yere. Bu durum nispeten soft bir şekilde olursa soruyu soran arkadaşın anlattığı gibi mesafe koyuluyor. Biraz daha az medeni ailelerde çeşitli şekillerde hır gür çıkıyor.
Problemin daha özüne inersek zaten hata annede veya gelinde değil, daha çok sınırlarını koruyamayan erkekte oluyor. Bu da öyle nadir bir durum değil, başka ülkeleri bilemem ama özellikle Türkiye'de erkeklerin büyük çoğunluğu gördüğüm kadarıyla "aman tadımız kaçmasın ali rıza bey" moduna girmiş. Tonla örneği var.
0
mbond
(26.06.26)
Hemcins ya da karşı cins bir arkadaşımla evi paylaşıyor olsak, yani kişi ev arkadaşım olsa, kişinin anne babası yılda birkaç kez gelip evde kalma durumları olsa ama ben onlardan hazetmesem, ama her tür negat hareketim de ev arkadaşımı üzecek olsa, ben o anne babayı idare ederim. Ya da o ev paylaşımından defolur giderim.
Ki buradaki konumuz evlilik.
'Kimse kimsenin gönlünü hoş tutmak zorunda değil' düşüncesinde olanların nasıl bir dünyada yaşadıklarını, nasıl bir çocukluk geçirdiklerini gerçekten merak ediyorum.
-4
Mirket
(26.06.26)
valla biraz daha detay vermeniz lazim, oyle olmayinca herkes kendi perspektifinden yaziyor.
ailemi tek ziyarete giderim demissiniz, ne sikikla mesela? yilda 1 hafta mi, haftada 4 gun mu, ayda 3 hafta sonu mu? makul olan var olmayan var, idare edilebilecek olan var idare edilmemesi gereken var.
sogukluk var demissiniz, neden var? her tarafin ayri bakis acilari, ayni durumu bambaska yorumlama bicimleri var. oturup konusabilirsiniz. bir kere sogukluk oldu diye omur oyle gecmek zorunda degil. ama ayni zamanda herkesin bi siniri bir cizgizi bir beklentisi var, hepsi makul olmak zorunda degil, dengelemek gerek.
+5
taurina
(26.06.26)
detay vermeden çok net cevap alamazsınız. Ne oldu da araya soğukluk girdi mesela ?Buradan o hakli ya da bu haksiz diyemeyiz tabiki. Ama ciddi bir sorun varsa esinizin bir nebze de olsa gitmeme sebebi olabilir. Burada tam olarak niyet onemli. Olaya tarafsız bakmanızı öneririm. Gercekten hakli oldugunu düşünüyorsanız, zorlamayın , isler daha da karışır sızın acısınızdan. çok da onemli bir sorun yoksa saygı çerçevesi içerisinde görüşülmesinde bir sorun olmamalı diye dusunuyorum. Bir de sizin gitme sıklığınız da onemli tabiki burada.
+2
acelaacedebela
(26.06.26)
varoş anne veya varoş gelin ya da ikisi birden rastlayınca böyle oluyor. ne ben ne kardeşimin eşi böyle sorunlar yaşıyoruz. sorun zihniyette.
çağdaşlaşın biraz eğitim şart.
anneler oğullarına prens gibi davranmamalı. oğullar da karısını öncelemeli. bir insanın en yakını eşidir. gtümü gören ve gtünü gördüğüm insan benim en yakınımdır annem değil. yatağa eşinle girersin annenle değil.
gelin de görmüş ve eğitimli olacak. görmemiş ve ailesinde aşırı yokluk çeken özenti kadınla evlenilmez. ailesinden gördüğünü devam ettirir çünkü
-3
Hallegadola
(26.06.26)
Bunun en büyük nedeni aileden maddi destek alıyor olmak veya aileyle aynı şehirde yaşamak. Bu iki durumda da tam bir birey olamıyorsun. Anne karışmasa akrabalar işi bozar.
Aile ev falan verdiyse veya destek oluyorsa çok normal kısaca
Fırında ekmek de kalmamış açma da. Mecburen simit aldım.
+2
etna
(25.06.26)
ben başlıyorum: sabah komşuların gürültüsüyle olması gerekenden çok erken kalktım. "iyi bari, güne erken başlarım" diyerek erkenden evden çıktım. çıkmadan önce aradığım bişeyi bulamadığımdan biraz oyalandım; öyle olunca otobüsün saatine yetişmek için durağa kadar koşar adımlarla yürüdüm. çok terledim ama otobüste klimayla serinlerim diye avunuyorum. üstüme de koyu renk bişey giymiştim; teri belli ediyor diye dertleniyorum.. neyse, durakta 5 dk bekleyince uygulamayı kontrol edeyim dedim; o saatteki sefer iptal edilmiş. bir sonraki otobüs de yarım saat sonra. 100 m aşağıdan da yarım saatte bir minibüs geçiyor; bari ona bineyim dedim. o noktaya vardığımda, minibüs tam önümden bastı geçti! yolu yarılamış olduğumdan diğer durağa yürüdüm artık. bu noktada tişörtümü sıksam yarım kova dolduracak kadar terlemiş durumdayım. gölgede otobüsü beklerken biraz kurudum. sonraki otobüs saatinde geldi neyse ki; bindim ve oturdum. bir kaç durak gitmiştik ki, dev gibi bir adam bindi; otobüs savrulunca -ne akla hizmetse- kapağı açık bir şişe suyun olduğu eliyle üstteki bara tutunmaya çalışırken, tam bir şişe suyu tepemden aşağı, çantamın içine, telefonumun üstüne, zaten ıslak olan tişörtüme falan dökmüş bulundu :/ ben şaşkınlıkla bakarken, özür dileyeceğine, şu elleri iki yana açık emoji gibi bi poz verdi "ben napiyim ama" gibilerinden.. ona söylemedim artık ama buraya yazayım: "çocuk gibi elinde kapağı açık suyla gezmeyebilirdin mal kardeşim." sonra favori mekanıma geldim ki yerim kapılmış..
daha saat 11, gelişmeleri bekliyorum bakalım :D
+11
🌸lil siztah
(25.06.26)
kol saatini evde unuttum.
+1
inheritance
(25.06.26)
merdivenlerde düşünce telefonumun ekranı kırıldı ve klimam bozuldu
@lil siztah @rock n roll çok teşekkürler evet cana geleceğine mala gelsin
+3
alester
(25.06.26)
@alester, geçmiş olsun; cana geleceğine mala gelsin diyelim.
+1
🌸lil siztah
(25.06.26)
Daha henüz bir şey olmadı çok şükür ama gün uzun 😂
Geçmiş olsun alester
+1
rock n roll
(25.06.26)
Bugün patronla birlikte çalışma günü :/ kendime dışarıda iş çıkarmaya çalışıyorum bakalım.
+2
mutekebbir
(25.06.26)
Ya dün geceyi yazsam olmaz mı 😅 Fotokopi çektirmeye bir ton yol gittim önemli bir sınavın çıktıları icin. Oradan eve giden otobüsümun peronuna gecmek için önce tramvaya bindim, ayakta kaldim ve üçlü bir koltuk gözüme kestirdim. Sıradaki duraklarda illaki üçünden biri iner ve yer bulur otururum dedim. Yirmi durak geçti tüm koltuklarda inen mutlaka oldu benim ucluden kimse kalkmadı durak sonuna kadar durdugum yerde adamlara sinir oldum. Ve çok yoruldum elim kolum da doluydu çünkü.
Neyse otobüs peronuna geldim on dakika kalmıştı otobüs saatine. Oh dedim yetiştim rahat rahat da gidicem. Otobüs uzun süre ortalıkta gözükmedi. Yarım saat sonra geldi ve şoför arıza yaptı dedi ama sonra gittik. Ama orada da 40 dk beklemiş oldum😅
Nihayet eve geldiğimde fotokopilerime bakayım dedim. En önemli ders için uğruna yol kattetigim slaytlarin rengi meğer siyahmis ve çıktılar kapkara çıkmış hiçbir yazı okunmuyor. Kırtasiyeci uyarladı ben de çok fotokopi olduğu için orda kontrol edememiştim ve bu durum da aklıma gelmemişti zaten. Sadece makaleler ve beyaz renkli slaytlar düzgün çıkmış.
Neyse dedim sabır gunummus galiba ama hala dünün yorgunluğu ve stresi üzerimde duruyor deyip konuyu bugüne de bağlamış olayım😅
+2
egerbiryolcu
(25.06.26)
Arkadaşımın başına geleni anlatayım. amfisi bozuldu, yola çıktık yenisini alalım diye, Beşiktaşa giderken ellerinde kalmadığını öğrendik. Başka yere geçtik işimize yarar bir şey yok. Salak salak dolanıyoruz şimdi
+1
kisa
(25.06.26)
her gün parkettiğim yerde yer bulamadım mecbur avm otoparkına girdim. çok mutsuzum
+1
chanandler bong
(25.06.26)
tam su içecektim bardak elimden düştü çorapta ıslandı.
+1
mikahakkinen
(25.06.26)
Ev sahibim aradı. Evi kentsel dönüşüme girecekmiş. Çık ya da kirayı rayiç kadar yap dedi. Zaten artışları ortalama üstü yapıyordum 15 senelik kiracıyım. Çalışmadığımı söylemiş miydim?
+2
boyalı kuş
(25.06.26)
Hava çok sıcak ve kronik rahatsızlıklarım da olduğundan, işe taksiyle gitmek istedim. Normalde kış ve baharlarda yürüyerek gidip geliyorum. Az sayıda geçen taksiler almadı. Uber'den istek yaptım. Tabii, nispeten yakın mesafe olduğundan "sarı taksi"lerden de beğenen çıkmadı. Israrlı istekler sonucunda "insaflı" bir sarı taksici kabul edip geldi. O kadar çok istek yaptınız ki geleyim dedim dedi şoför bey. Acımış sanırım. Bu arada en az bir saat geçti. İşe gecikmiş oldum.
+2
pro9it9is9
(25.06.26)
Bilgisayarım bozuldu, büyük masraf çıkardı.
+1
put it in your appropriate place
(25.06.26)
@boyalı kuş, @pro9it9is9 ve @put it in your appropriate place, sizlere de geçmiş olsun. diğer arkadaşlar; sizlere de yüce rabbim başka dert vermesin diyorum :P
ben, bu soruyu açtıktan hemen sonra, bulunduğum mekanın kadrolu -ancak şahsen haberdar olmadığım- delisine denk geldim; bayaa heyecanlı anlar yaşadım ama yoruldum vallahi, yazamıcam olanları :)
+2
🌸lil siztah
(25.06.26)
Soruya cevap değil ve kişisel gelişimci gibi olacak ama talihli olaylara bakarım sadece.
Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak. Doğumdan 2 hafta önce gelecek, bebek 1 aylık olana kadar kalacak. Sonra annemden açıkçası dönmesini istedim, o da olumlu karşıladı. Çünkü eşim 1 ay babalık izni alacak ve babalık izni zaten bebek 2 aylık olana kadar a
Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak. Doğumdan 2 hafta önce gelecek, bebek 1 aylık olana kadar kalacak. Sonra annemden açıkçası dönmesini istedim, o da olumlu karşıladı. Çünkü eşim 1 ay babalık izni alacak ve babalık izni zaten bebek 2 aylık olana kadar alınabiliyor sadece. Doğumdan hemen sonra anneme ihtiyacım olacak tabii, en basitinden acil sezaryen olmam gerekse banyomdu pansumanımdı annem yapacak çünkü eşim sahiden hastanedeki işleri yoluna sokmak için çalışmalı o dönemde. Eşim de bebeğin 4-8 haftalık dönemini baba izni alsın diye anlaştık. İzinleri de böyle ayarladık. 4 kişi olarak, aile olarak vakit geçirmek istiyorum, hem de açıkçası kafa dinlemek, biraz bebeği tanımak, biribirimizi rutine sokmak istiyorum ve bu dönem hepimiz için çok uygun. Eşimin işi açısından uygun, kızımın okulu açısından uygun (yaz tatilinde), bebek henüz çok büyümediği için onun açısından uygun.
Bu esnada kayınvalidem de ee biz ne zaman gelicez diyor. Doğumdan sonra 2-3 gün gelip görün ama ilk 2 aylık planım bu şekilde, daha uzun kalmak istiyorsanız eşim işe döndükten sonra, bebek 9-10 haftalıkken gelirsiniz bir ay kalırsınız dedim. Ozaman bebek büyümüş olacakmış, zevki yokmuş. Ben de sinirlendim tabii ki, ben yanımda bana yardımcı olacak kişi istiyorum, kimseyi eğlenmeye çağırmıyorum 25 aylık çocuk + bir tane yeni doğanla. Ayrıca ne demek torunun 3. ayda zevki yok. İlk iki ayda bebek dediğin 20 saat uyuyor, göremiyor, seni bilmiyor, ne tür bir zevk bekliyorsun yani?
Eşim de ee annem de madem ilk ay gelsin, sana o da yardımcı olur diyor ama sahiden evde o kadar kalabalık istemiyorum, annemle kayınvalidemin zamanlarını da değiştirmek istemiyorum, sonuçta annemin bana yardımcı olabileceği gibi yardımcı olamaz. En basitinden bir isteğim olduğunda annemden daha rahat isterim, pansumanımı kayınvalideme açıp yaptırtmam yani bu sefer ebe ayarlamam gerekecek ve doğuma bir ay kalmışken ebe bulmak sahiden imkansız, o işler de ayarlanmadı yani. Siz olsanız bu durumda ne derdiniz? Taviz vermeli mi, yoksa plan bu şekilde mecbur bekleyecek mi demeliyim? Açıkçası mal mal kaprisleri yüzünden şu an işi yokuşa sürüyor ve her şey ayarlanmışken şu an plan değiştirmek bizi hem çok uğraştıracak hem de ideal olmayacak. Evde bir tane misafir odası var, hem annemleri hem onları yatıracak yerim yok. Salonda da kimse yatsın istemiyorum. En basitinden eşim ilk bir ay işe gidecek, ağladığı vakit bebeği alıp salona geçebilmek ve eşimin uyumasına müsaade edebilmek istiyorum.
+2
alice in potatoland (14.06.26)
Onlar geldi mi çocuk öyle mi bakılır falan diye eleştiri bombardımanına da tutarlar seni. Hatta altını kendileri değiştirip kıyafetlerini giydirmek falan isterler.
+4
runaway
(14.06.26)
öncelikle yuh, 9-10 haftalık bebek nereye çok büyümüş oluyorumuş da tadı kaçıyormuş; nasıl kafalar bunlar.. ilk günlerde, 2-3 gün görmeleri gayet yeterli ve ideal bence de.
şimdi programınızı sıkı yapmış ve taviz vermekten mutsuz olacak gibi görünüyorsunuz. bu durumda, ben olsam, programı değiştirmenin stresi yerine, kayınvalidenin keyfi olmadı diye surat asmasının görece önemsiz stresiyle baş etmeyi tercih ederdim. tek tavsiyem, kendileri relaks tiplerse, böyle asker gibi planlamış olmanız onlara batıyor olabilir; bu süreçteki haklı emirlerinizi, olabildiğince tatlı dille vermeye çalışın. eşinizi de bu yolla yanınıza çekin; ki öyle ortadan ortadan konuşup, programı yoruma açık hale getirmesin.
stressiz ve sağlıklı bir doğum süreci diliyorum <3
+6
lil siztah
(14.06.26)
Bu kadar uzun yazarak kendini ikna edebilirsin başkalarını değil. Kadını sevmiyorsun bu apaçık belli yani biz her şeyi planladık çok saçma. Sevmesende o kadınında torunu ve o da gelecek o da kalacak ve o da görecek.
-5
artıküyeolmakistiyorum
(14.06.26)
Kayınvalideler tahmini ne zaman kapatilir
Kendi anneni yaninda istemen ve cekirdek aile olarak vakit gecirmek istemen cok dogal ama bu karsi tarafta "sizi ailemize dahil etmiyoruz" olarak duyuluyor. "Ee biz aylarca torunumuzu goremicek miyiz yani?" gibi karsilaniyor. Onlar da heyecanli olunca bebek icin boyle sonuclar doguyor
Daha yumusak bir yerden, "esim ise basladiginda yardima ihtiyacim olabilir, annem ve ikiniz bu sekilde donusumlu destek olsaniz benim icin cok iyi olacak" gibi soylemek lazim sanirim
Onun haricinde; pansuman falan yoktu ya? Ilk gun hastanede yapiyorlar yapilmasi gerekeni, 3 gun de dus almiuosun, sonra dewamke boyle diil mi?
+7
üğpoıuy
(14.06.26)
@artıküye, Neyseki eşimden başkasını ikna etmek zorunda değilim. Zaten doğumda 3 gün gelin kalın dedim. İstiyorsa bebek 9. haftasındayken de gelip bir ay kalabileceğini söyledim. Çocuğu göstermediğim ya da kaçırdığım yok, götünden anladığın konulara yorum yapmak zorunda değilsin.
+1
🌸alice in potatoland
(14.06.26)
Hahaha bize neden uzun uzun açıklama yazıyorsun o zaman. Esine tanri sabir versin
-9
artıküyeolmakistiyorum
(14.06.26)
İnsanların, senin aksine duruma mantıklı yorumlar yapabilmeleri için olayı bütün halinde anlamaları gerekiyor. Açıklama yapmıyorum, durumu anlatıyorum. Senin tüm çevrene Allah sabırlar versin.
+8
🌸alice in potatoland
(14.06.26)
Seninle aynı fikirdeyim. İnsan böyle zamanlarda kendi annesini yanında ister çünkü kendi annesinin yanında daha rahat hisseder. Ayrıca evde çok kişi olsun istemeyebilir.
Kayınvalide olsam bebeği ve gelinimi ziyaret amaçlı gelirdim ve yardıma ihtiyacı varsa yapardım ve torunumu da sever evime giderdim öyle uzun süre bile oturmazdım.
Umarım her şey yolunda gider ve bebeğinizi sağlıkla kucağınıza alırsınız. Şimdiden tebrikler.
+7
rock n roll
(14.06.26)
Soru kadinlara ama yuksek musaadenizle bir erkek olarak, kocaniz cozsun bu durumu, siz niye bu kadar dertleniyorsunuz, ve sizi niye bu kadar muhattap ediyor ozellikle boyle bir donemde. Ben olsam anneme, bizim plan boyle der gecerdim, karima da herhangi bir sitemde bulunmasinda musaade etmezdim.
+6
bosver nicki
(14.06.26)
Kayınvalidenizi belli ki sevmiyorsunuz. Doğum sonrası gibi çok hassas bir dönemde annenin istekler önceliklidir diye düşünüyorum. Doğal olarak planı değiştirmeye gerek yok. Ayrıca bu konuyu eşin halletmeli. Sen söyler geçersin. Israr ve ikna kısmı ile eşin uğraşsın.
+1
elorelia
(14.06.26)
kendinizi nasıl rahat hissedecekseniz oyle davranmanız gerektiğini düşünüyorum. Burada bahsettiginiz sebeplerle beraber açıklama yapıp, konuyu kapatabilirsiniz.Zaten ikinci çocuğunuz, annelik konusunda da tecrübelisiniz. siz planinizi yaptiysaniz boyle bir hassas donemde kimsenin bozmasına izin vermeyin. Sizi anlayışla karsilamalari gerekir bu durumda.
+2
acelaacedebela
(14.06.26)
Kayınvalideleri asla memnun edemeyeceğiniz için canınız nasıl istiyorsa öyle yapın. Lohusa döneminizi stressiz sorunsuz yaşamanız daha önemli.
+8
ekimoloji
(14.06.26)
Kayınvalideyi annenden önce çağırsan ona özel oda hazırlayıp bebeği koynunda uyutmasına bile müsaade etsen yine yaranamayacaksın. Kayınvalidelerin lohusa alerjisi vardır illa ki bir kusur bulur zaten. Boşuna kendini üzme yani.
+1
yenibirgüzelnick
(14.06.26)
öncelikle umarım hem siz, hem bebek sağlık sıhhat içinde doğumu atlatırsınız.
öncelikle size hak veriyorum. insanın kendi annesi gibi olmaz. Annenin yanında yarı çıplak gezersin, emzirirken sütün taşar umursamazsın, kanlı pedini/pansumanını değiştirirken çekinmezsin. Kayınvalidenin yanında (ilişkiniz ne kadar iyi olursa olsun) o lohusa kafasıyla ister istemez kasılacaksın. Üstelik anladığım kadarıyla evde tek misafir odası var. Eşinin uyuyabilmesi için salonun boş kalması şartı, o bir aylık hayatta kalma modunda altın değerinde bir kural. Salonda yatan bir kayınvalide demek, senin gecenin 3'ünde ağlayan bebekle mutfağa hapsolman ve kimseyi uyandırmayayım diye stres krizine girmem demek. kaldı ki o bebek kalkınca 25 aylık olan da kalkacak.
kaldı ki bebek 3 aylıkken asıl gülücükler başlar, tepki verir, etkileşime girer, asıl zevki oradadır. Kayınvalidenizinki 'ben ilk gören, ilk kucaklayan olayı' egosudur, taviz vermeyin.
edit : kadınlara sormuşsunuz ama erkeğim :( yanınızdayım, ben size hak veriyorum.
+5
galahad reloaded
(15.06.26)
Zihinsel geviş getirmenin ekşisel geviş getirmesi olmuş. Kayınvalidesini seven kadın var mı ya? Burda ne yazıyorsan bunları eşine söyle. Doğum sonrası kadınlar hormonal sebeplerden gergin oluyor, kadınları gelmemek lazım. Gelin istemiyorsa kayınvalide gelmez. Bu erkek eşin sorunu kocana sınır koy o halletsin.
-1
mikahakkinen
(15.06.26)
ben de eylülde doğuruyorum.
belki romantik düşünüyorum ama eşim ben ve bebek olsun istiyorum yakınımda sadece o yüzden sizi anlıyorum
şükür ki ailelerimizle aynı şehirde yaşıyoruz. herkes akşam evine gidebilecek.
annem en büyük yardımcım olacak bu süreçte ama onun da akşam kendi evine gitmesi beni rahatlatıyor. evim küçük zaten kalabalığa gelemiyorum insandan bıkıyorum annem olsa dahi. sadece kocamı istiyorum böyle anlarda.
kayınvalidem de süreçte tabi ki hep yanımda olacak ama yeri gelecek beni yıkayacak gtümü temizleyecek kişiler annem ve kocam. o yüzden dediğim gibi sizi anlıyorum
kocan halledecek bu durumu bacım. sakın kayınvalideyle ikili diyaloga girme sen kötü olursun
hamile halinle sana bu stresi yaşatmalarına sinirlendim ayrıca.
0
Hallegadola
(15.06.26)
Nasıl istiyorsan öyle yap. Doğuran sensin, lohusa sensin. Kafana göre takıl.
Bir kere taviz verirsen, çocuğun her bokuna maydonoz olup, her şeyine karışırlar. Taviz vereceksen, ona göre ver.
+1
babilfish
(16.06.26)
Özetle: T -30 gün: Anne geliyor. T 0: Bebek doğuyor. T +0 ila +30 gün: Anne evde. T +30 gün: Anne gidiyor. T +30 ila +60 gün: Eş 1 ay babalık izninde. Eşiniz nasıl bir ay izin alabiliyor "babalık izni" olarak?
-2
Orkun_
(17.06.26)
"Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak." bundan sonrasını okumadım zaten, gerek yok.
Bir arkadaş ortamına Ayşe isimli bir kadın geliyor. Arkadaşlar arasında Ali var. Popüler, ortamın patronu gibi olan, diğerlerinin ağzının içine baktığı bir adam. Ayşe'yi hiç tanımıyor. Ali kendi yaşadığı bir şeyi anlattıktan sonra Ayşe birden "Yavrum bu konu bizi hiç sarmadı ya" diyor. Ali buna bira
Bir arkadaş ortamına Ayşe isimli bir kadın geliyor. Arkadaşlar arasında Ali var. Popüler, ortamın patronu gibi olan, diğerlerinin ağzının içine baktığı bir adam. Ayşe'yi hiç tanımıyor. Ali kendi yaşadığı bir şeyi anlattıktan sonra Ayşe birden "Yavrum bu konu bizi hiç sarmadı ya" diyor. Ali buna biraz sinirli bir tavırla ama ;) gülüşüyle ve göz kırparak "Yavrum mu? Sakatlatma kendini bence, bak o kadar diyorum." cevabını veriyor. Üzerine arkadaş ortamındakiler bir süre daha Ali'ye "yavrum"la başlayan cümleler kurarak makara yapıyorlar ve konu kapanıyor.
Bu saçma diyalogda flört enerjisi var mı sizce? Ve Ali'nin sevgilisinin bu diyalogdan rahatsız olması anormal mi?
-6
64654942 (14.06.26)
Kadın adama yürümüş
-4
gobekliraki
(14.06.26)
Kadın Ali'nin popüler biri ve ortamın odak noktası olduğunu önceden öğrenmiş ve "ben onun havasını söndürürüm" triplerine girmiş. flörtöz bir şey yok bence. Ali'nin kız arkadaşı eğer kezban değilse rahatsız olacağı bir mesele yok.
Ali'nin cümlesi varoş tabii, o ayrı.
+9
himmet dayi
(14.06.26)
Diyalog berbat öncelikle. Ali' nin sevgilisi olsam direkt terkederdim çünkü çok çirkin ve rahatsız edici bir üslup. Ayrıca iç sıkıntısı ve huzursuzluk yaratırdı bende.
Ali' nin, Ayşe' nin ona söylediği o gereksiz cümle karşısında sessiz kalması, cevap vermeye tenezzül bile etmemesi gerekirdi. Bu onun terbiyesini gösterirdi.
Bu arada Ali nasıl bir olay anlattı ve ne şekilde anlattı. Rahatsız edici kelimeler ya da karşısındaki insanlarda rahatsızlık hissiyatı yarattı da Ayşe o sebeple onu bozmak mı istedi bilmiyorum. Belki böyle bir sebep de olabilir ama her şekilde kötü. Ali' yi terketme sebebim olurdu sevgilisi olsam.
+9
rock n roll
(14.06.26)
afedersiniz ama çok b*ktan diyaloglar.. ali’nin sevgilisinin midesinin rahatsız olması normal; kusmaması bir başarı derim.
+6
lil siztah
(14.06.26)
Bu 2 isimle aynı orttamda olmak zorunda kalanlara acıdım sadece
+4
ShadowOfMoon
(14.06.26)
Bu Ali'yle Ayşe'nin olayı 20 yıldır bi sonuca ulaşamadı nick'ler değişiyor hesaplar değişiyor ama Ali'yle Ayşe hep aynı.
0
kizil karga
(14.06.26)
Ali tam bir el yumruğu yememiş varoş. Söyleyin Çukur gibi dizileri az izlesin.
+2
huladancer
(14.06.26)
Low hayatlar
+7
Hallegadola
(14.06.26)
“Yavrum mu? Sakatlatma kendini bence, bak o kadar diyorum”
Bu ifadeyi kullanan hemcins veya karşı cins herhangi bir insanla aynı ortamı paylaşmaktan kaçarım.
+8
yol
(14.06.26)
sakatlatma kendini derken? dövecek mi ayşe'yi yani?
ali'nin sevgilisi acilen onu terk etmeli. başka kadınlardan kıskanılacak birisi değil, kaçılması gereken birisi.
popülermiş de, ortamların patronuymuş da... belli ki ağır varoş bir keko ve kadın düşmanı. şiddete meyilli olduğu diline bile vurmuş.
"yavrum gibi hitaplardan hoşlanmıyorum, benimle düzgün ve saygılı konuş" diyebilirdi.
ali'nin arkadaşı bile olmam. yanlışlıkla o ortamda olsam, bu lafı duyduğum an "o ne demek? dövecek misin?" diye soru yöneltirdim. sonra da ortamı terk ederdim.
-----
kızlar bunların hepsi bir işaret. şiddetin işaretleri. uzak durun. şakası bile hoş değil böyle şeylerin. "şakaydı ya, gözdağı verdi ya, laf soktu cevabını verdi ya" gibi bahanelerle bu tiplerin yanında kalmaya devam etmeyin.
+9
art cat chocolate
(14.06.26)
Konuyla yorum yapamıyorum,ancak temsili isimleri kekocan ve kekogül vs olarak değiştirsek daha makul olurdu.zira olaya ve gidişata da daha uyardı,
+1
denizciman
(14.06.26)
Ayşe densizlik yapmış, Ali terbiyesizlik. Sevgili tarafın rahatsız olması normal ancak kıskanmak maksatlı değil, Ali çiğ bir insan olduğu için…
+3
ekimoloji
(14.06.26)
oradaki yavrum (özellikle yeni tanıştığı birisi için) ukalaca bir tavırla söylenmiş. üstelik kalabalık ortamda, yeni girdiğin bir yerde herkesin adına bunu söylemek ayıp. benim anladığım kız dangalak, adam da ukalalığı fark edip altta kalmamış ben de olsam aynı şeyi yapardım. alinin kız arkadaşının konuyla doğrudan ilgisi yok. flört değil bu şey. edik: alinin cevabını atlamışım yuh tehdit etmiş dangalak.
+1
neira
(14.06.26)
Normal. Korkunç bir muhabbet. Yeni tanışılan kişiye yavrum demek, erkeğin ‘sakatlama’ tehdidi… ne desem bilemedim. Bu ortamın içine düşen kurtulmaya çabalamalı.
+1
elorelia
(14.06.26)
Ay seviye yerlerde, ali'nin sevgilisi koşarak uzaklaşsın. Yavrumdan nefret ederim kadın varoş, ali daha varoş. Flörtöz değil iki seviyesizsin atışması, ötekiler de germemek için zavallı şekilde geyiğe vurması
+2
gadlemler
(14.06.26)
Varoş bir ortamda sıradan bir gün muhabbeti dönmüş. Elemanın sevgilisi trip atmıştır. Eleman da sevgili kişisinin gönlünü almak için modifiye arabasına atıp kızı, camlar açık, son ses keko müziği eşliğinde mahallede tur atmıştır.
başka hangi kitapları okusun? Cennetin Doğusu'nu seneler sonra ikinci kez okuyorum. Öncesinde Gazap Üzümleri'ni okumuştum. İki kitabı da sevdim.Ne okuyabilirim, hangi kitapları tavsiye edersiniz?
başka hangi kitapları okusun? Cennetin Doğusu'nu seneler sonra ikinci kez okuyorum. Öncesinde Gazap Üzümleri'ni okumuştum. İki kitabı da sevdim.
Ne okuyabilirim, hangi kitapları tavsiye edersiniz?
+1
put it in your appropriate place (13.06.26)
Yazarın “İnci” kitabı da güzeldir. Bir de aklıma direkt Jose Saramago Körlük geldi.
0
ekimoloji
(14.06.26)
Jack london - Martin Eden
0
adivar
(14.06.26)
Şikago Mezbahaları- Upton Sinclair
Yine güncellerim aklıma geldikçe.
0
rock n roll
(14.06.26)
Fareler ve insanları okuduğunda bu zamana kadar okumamış olmana çok üzüleceğini tahmin ediyorum.
Senden heveslendim. Elimdeki kitap bitince bir John Stainbeck kitapları tekrarı da ben yapayım. Ama ben Bitmeyen Kavga ile başlayacağım. Hangi kitapları vardı diye baktığımda adı ilişti gözüme. Hakkında hiçbirşey hatırlamasam da o kitabı çok sevmiştim hissi var. :)
Evlenirken kadının soy ismimi değiştirmeyeceğim demesi
put it in your appropriate place
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
Özellikle erkeklere sorum; tepkiniz ne olurdu?
Erkek kişisi olarak; şahsen problem oluşturmaz benim için.
Edit: Henüz böyle bir duruma denk gelmedim.
0
put it in your appropriate place (11.06.26)
Umruumda değil. Bana sorsa almasın derim hatta. Niye başkasının soy adını alırısın ki. Ki zaten kadın olsam asla kabul etmezdim.
Tabii burada çocuğun soy adı ne olacak problemi çıkıyor ama onuda çocuk olunca düşünürüz, her detayı düşünerek ilerleyemeyiz sonuçta :)
+1
substituent
(11.06.26)
Yeterince zengin olmadığımı düşünürüm.
-8
arbre
(11.06.26)
Genel geçer olan, genel kabul görmüş bir uygulama var. Bu uygulamanın niye karşısındayız. Konaklamak için gittiğimiz otelde resepsiyon görevlisinin evlenme cüzdanı isteme ihtimaline değecek bir gerekçesi var mı diye sorarım. Saçma sapan konularda duyguları mantığının önüne geçen biriyle evlilik yoluna en baştan girmem zaten. O aşamaya gelmez.
-6
Mirket
(11.06.26)
teoride müstakbel eşimin kendi soyadını korumak istemesinde hiçbir sakınca görmüyorum. özellikle herhangi bir alanda isim yapmış insanlar için baş ağrıtıcı olabiliyor bu değişiklikler. ha farazi konuşurken böyle makul yaklaşmak ve anlayış göstermek kolay tabii ama diğer taraftan benim soyadımı almak istememesine de bozulurdum gibi geliyor bana... ikisi birlikte olsa hiç problem değil ama benimki olacak seninki olmasın diye diretirse üzülürüm. öyle tuhaf veya uyumsuz olacak bir soyadım da yok. aile kuruyoruz, yeni bir yola giriyoruz sonuçta benden gelen bir şeyi almak istememesi üzerdi. bilmiyorum umarım yaşamam öyle bi durum zor soru açıkçası jdfjdj bi taraftan o kadar üzerinde durulmaması gereken bi şeymiş gibi geliyo diğer taraftan büyük olay.
0
der meister
(11.06.26)
çift soyad bu kadın evlidir mesajı verir, yüzük takmak gibi bir şey yılışık tipleri ne kadar önler bilmiyorum ama sonuçta bir tedbirdir
evrak işlerinden dolayı resmiyette değişmese bile kendi doldurduğu formlarda, evraklarda, işyerinde, mailinde vs. kullanması önemli olur
-3
mantık
(11.06.26)
Ortadoğuda yaşadığının farkına varamayacak kadar kapalı bir çevrede yaşamış, örnekten bir yerlere varamayacak, örneğe takılıp kalacak kadar da yetersizlere değildi lafım ama olsun.
Bazan hayret ediyor olsam da, varsınız, biliyorum.
-1
Mirket
(11.06.26)
edmond abi+1 zaten soyadini alacak kisi kadinsa erkeklere niye soruluyo size ne oglum siz mi cekiyosunuz derdini evraklari siz mi yenileyecek bosanirsa siz mi ugrasacaksiniz
+3
ala09
(11.06.26)
benim hanima veremedik soyadini, cocuk benim soyadimda. hatta en son yuzugu de cikartti, ben hala takiyorum.
bana bu hareketler trajikomik geliyor ve umursamiyorum zira kendisine bastan soyledim, sen soyadini almasan da, yuzugu de cikartsan, hatta epilasyona bulasmayip kollarini bacaklarini da killandirsan, goguslerini de aldirsan, ne yaparsan yap erkek olamayacaksin cunku ta$$aklar bende. :D
-8
cooperr
(11.06.26)
kadinlar kocalarinin soyadini almayip napiyorlar? babalarinin soyadini tasimaya devam ediyorlar.
bunun feminist bir sey olmadigini göremeyecek kadar elektra kompleksli feminist gecinen tiplerin yaptigi bir sey.
-1
Purple life
(11.06.26)
Benim bu konuda bilgim sıfırdı, biz evlenirken o dönem otomatik oluyormuş ve özel olarak söylemek gerekiyormuş. Belge bir geldi benim soyadlı, bu ne lan olduk. Türk evlilik cüzdanında benim soyad, Fransızda kendi soyadı var. Türkiye ile bir olayımız olmadığı için bir etkisi olmadı ve zerre umrumda da olmadı. Açıkçası eşim heralde böyle bir şeyi kabul etmezdi ve kendi kızıma da bunu kabul ettirmeye çalışan biriyle evlenme derdim, çünkü erkek tarafı için kolay hiçbir şey değişmiyor ama bunun bir kadın tarafı için etkisini anlamayacak/önemsemeyecek biri yeterli seviyeye erismemistir ve başka konularda da bu seviyede fikirlere sahip çıkabilir, riske gerek yok. Etrafımda soyadını almamış birçok kişi var ve bir kere şikayet ettiklerini de duymadım "hayatımız çok zor yaa" diye.
0
logisticsmanager
(12.06.26)
Umrumda bile olmazdı. Hatta ben, eşimin kizlik soyadını kendisine daha çok yakıştırıyorum. Kendisi ise aksine sevmediği için hiç mevzusu olmadı, benim soy ismime gecis yaptı.
0
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
aa ben! esimin soyadini almadim evlenince. feminizmden ote, zilyon tane evrak kurek isiyle ugrasmak istemedim. ayrica kendimi 25+ sene ayse diye tanittiktan sonra bir anda sirf evlendim diye fatma diye tanitmak zorunda olmak cok abes geldi. 8-9 yildir evliyiz, hic gundeme gelmedi bu konu. yuz yuze herhangi bir konuda evlilik cuzdani soran da olmadi simdiye kadar, dusununce evlilik cuzdani nerde duruyor onu bile bilmiyorum. bu gecen zamanda da tonla burokratik isimiz oldu, kimse bisey demedi.
is yerimdeki mailde cift soyadi yaziyor diye bana yurumekten vazgececek olan insan, evli oldugumu ogrenince yine vazgecer yani, boyle koruma triplerine girmeye gerek yok.
insanin sirf cani istemiyor diye bunlarla ugrasmama luksu olmali, oyle yok yayinlari olan akademisyenmis, yok 8 ulkede oturumu varis gibi bahanelere gerek yok.
+4
taurina
(12.06.26)
Bu konuyu geleneksel olarak yani bu hep böyle oldu ezelden beri. Hep, her zaman kadın evlenince eşinin soyadını aldı bu durumda eşim de benim soyadımi almalı düşüncesiyle direten erkekler oluyor. Bu erkekler sormuyor ve sorgulamıyor.
Eşim neden benim soyadımi alıyor? Buna neden böyle bir karar verilmiş? Tersi de mümkün olamaz mıydı ya da başka bir alternatif yok muydu ya da istenilseydi bulunamaz mıydı? gibi. Bu konuyu ya hiç düşünme ve sorgulama gereği duymamış ki zaten bu tip " benim soyadımi alacak evleneceğim kadın" erkekleri hiçbir şeyi sorgulamaz. Düşünmek onlar için korkutucu bir eylemdir çünkü. Ayrıca bu durumun kendilerine toplumda sağladığı avantajlar da olduğu için zaten direkt kabul sebebi onlar için.
Bir de ikinci grup erkek var. Bunlar da erkeğin her zaman toplumda ön planda, yönlendiren, denetleyen, dominant olduğuna inanan ve bu durumda tabi ki kadının evlendikten sonra eşinin soyadını alması gerektiğini düşünen erkekler.
Bu tip erkekler; bir kadının kendi kararını vermesinden çok rahatsız olurlar. Hatta bu onların erkekliğine yapılmış bir saldırıdır. O sebeple, o kadınla ilgili çeşitli senaryolar üretirler. Erkeklerin yaşadığı bu duruma " kırılgan erkeklik" deniyor.
Bu her iki erkek modeli de çok kötüdür.
Özgüveni yüksek, kendiyle ve kadınlar ile ilgili sorunları olmayan, kompleksleri olmayan erkekler de var. Bu iki grup erkek bu erkeklerden de çok rahatsız olur.
0
rock n roll
(12.06.26)
benim eşim bu konuyu bir sefer açtı, ben de 'beni bağlayan bir durum yok, senin orjinal soy ismin tasarrufu sana ait' dedim.
ha şöyle bir sıkıntı çıktı, 2 isim 1 soy ismi default olarak vardı, şimdi 2 isim 2 soyisim oldu. Arjantinli forvet oyuncusu gibi geziyor ortalıkta. resmi belgeler şunlar bunlar işlerinde ya da kartvizit bastırdığında satır yetmiyor.
0
galahad reloaded
(12.06.26)
akademisyen değilim, ünlü bir sima değilim. babamdan gelen soyadı bırakmam bir sorun teşkil etmiyor.
eşimin soyadını memnuniyetle taşıyorum, eski soyadımı bıraktım. eşim ve oğlumla aynı soyadına sahip olmak beni mutlu ediyor.
+5
Hallegadola
(12.06.26)
evlenmezdim.
evlilik bağlılık gerektiriyor. soyadı gibi basit bir konuda bile bağlılığı olmayan biri evliliği ev arkadaşlığı olarak görüyordur.
erkek evlendiğinde bir sürü şeyden ,kendi hayatından bir sürü alternatif opsiyondan vazgeçiyor. kadın da vazgeçiyor olmalı.
günümüzde nedense kadın bir şeylerden vazgeçtiğinde "eril bilmem ne, kadın özgürdür kadın şudur kadın budur" diye ciyaklamalar duyuyorsunuz. da evlilik böyle b ir şey değil. kadın da, erkek de kendinden bir şylerden vazgeçip yeni bir "benlik" oluşturacaklar. bundan keyif almıyorlarsa evlenmesinler.
-2
tchuck
(12.06.26)
Bağlılık falan diyenler olmuş, soyadindan vazgeçmek gibi basit bir konuda bile diyenler olmuş, e o zaman erkek kendi soyadindan vazgeçsin kadının soyadını alsın. Neden almıyor?
Ayrıca erkek tam olarak nelerden vazgeçiyor, erkeğin hayatında ne değişiyor?
Kadından kendi soyadını almasını istiyor. Evlendikten sonra kadının, belki de hayatı boyunca hiç görmediği bir yer artık kadının kütüğü oluyor. Erkek bu süreçte ne yaşıyor mesela?
0
rock n roll
(12.06.26)
Kadının soyadının değişmesinden daha garip olan bir durum var aslında. Kadının evlenince nüfus kütüğünün erkeğin nüfusa kayıtlı olduğu ile geçmesi. Şahsen ben anne babamin memlektine en son bir asır önce gittim. 1 adet bile arkadaşım dostum herhangi bir sosyal bağım yok. Evlenince esimin nüfus kütük kaydı da o ile geçiyor. Çok absurd. Bu tabii günlük hayatta görünür olmadığı için bir tepki oluşturmuyor ama soyadı olayından çok daha saçma. Kadının memleketi değişiyor.
+3
wilhelmwasmuss
(12.06.26)
cocuga babanin soyadi verilir. bunu tartisan da ne bileyim.
0
baldur2
(12.06.26)
ayrica 2 isim 2 soy isim kadar cringe cok az sey vardir.
melahat ipek dogan hacisomanoglu
bu ne lan? sanki 3 kisiden bahsediliyor.
+1
baldur2
(12.06.26)
erkeklerin buna alınıp takılacağını sanmıyorum ya rahat varlıklar onlar. mesela ben de soyadını almayacağım kendi soyadımı seviyorum ve brezilyalı futbolcu değilim ne kadar kısa o kadar iyi. resmi işlerde karışıklık yaratacak ve ne gerek var + evli olduğunu cümle aleme duyurma gibi geliyor bana. bahsettim kendisine sallamadı bile mesela.
+1
neira
(12.06.26)
Çift soyad kullanıyorum. Cringe değil cool olduğunu düşünüyorum. Zorunuza gitmesin. Tşkler.
Suni veya gerçek deriden yapılmış kıyafet mobilya ve sever misiniz
genki
Benim en sevdiğim materyal deri evet gerçek olanı hayvanların derisinden mesela inek dana derisinden ama yine de seviyorum suni olanı seviyorum ama uzun ömürlü olmuyor keşke suni uzun ömürlü olsa da gerçeğe gerek kalmazsa. Siz sever misiniz
Benim en sevdiğim materyal deri evet gerçek olanı hayvanların derisinden mesela inek dana derisinden ama yine de seviyorum suni olanı seviyorum ama uzun ömürlü olmuyor keşke suni uzun ömürlü olsa da gerçeğe gerek kalmazsa. Siz sever misiniz
0
genki (10.06.26)
Prensip olarak kullanmam. Evlenirken giydiğim takımın kemeri ayakkabısı bile suniydi. Rahatsız edici buluyorum
+3
aguen
(10.06.26)
kemer dışında deri eşyam yok ama sunisini sevmiyorum. uzun ömürlü değil, bir süre sonra dökülmeye başlıyor.
0
inheritance
(10.06.26)
gerçek deri sevmem etik sebeplerden. doğru bulmuyorum. vejetaryenliğimden önce de almıyordum, şimdi de almam. yumurta, süt ve süt ürünlerini bırakamadım ancak giyim, eşya ve kozmetikte mümkünse (ki çok seçenek var zaten) veganım.
geçen laptop çantası aldım, vegan deri. marka: prev. gerçek deriden farkı yok. gayet kaliteli ve şık. suits dizisindeki o havalı şirketteki avukat harvey değilim sonuçta. gerçek deri olsa kaliteli gözüktüğümü söyleyip ona göre davranacak bir çevrem yok. ha olsaydım da zaten yine gerçek deri almazdım o ayrı.
suni deri bile ceketim yok. almak istersem bir gün suni deri alırım. botlarda falan da suni deri alıyorum. bir eteğin kendi değil ama kemeri deriyse sadece yine de almıyorum. sitelerde yüzde kaç ne derisi olduğu yazıyor zaten. hayvan ismi gördüğüm an kapatıyorum. keşke suni deri gerçek deri diye filtreleyebilsek ama yok. açıp açıklamasına bakıyorum. hakiki deri yazıyorlar.
mobilyada ise... bu bir koltuk falansa vegan deri bile almam. deride oturmak işkence. diğer türlü mobilyalar da bence ahşap güzel oluyor.
+2
art cat chocolate
(10.06.26)
Asla kullanmam.
Deri bir beden parçası ve nasıl ürün olarak görülür? Ben, deri ayakkabı ve deri ceket giymedim diye ölmem ama bir canlı birileri deri giyecek diye öldürülüyor. Bu derisi için öldürülen tüm hayvanlar için geçerli.
Bir de bu sitede çok denk geliyorum birbirine kaz tüyü önerenler oluyor. Kaz tüyünün nasıl elde edildiğini bilmediklerini düşünmüyorum. Nasıl giyiyor ve öneriyorlar akıl alır gibi değil.
Bir canlının bedeni kimsenin malı değil.
+1
rock n roll
(10.06.26)
Deriyi severim. Dericilik hobisiyle de uğraştım. Suni deri mümkünse yasaklanmalı. Dümdüz petrol ürününü Deri şeklinde boyayıp kullanmak sağlıksız ve doğa için de zararlı. Kullanım süresi de 2 seneyi geçmez. Gerçek deri ürünlerin etik olarak sakıncalı olduğu bir durum da göremiyorum egzotik hayvanlar hariç. Hayvanlar derisi için kesilmiyor sonuçta. Deri burada ek ürün. Deri ileri dönüşüm ile işlenmese çöp olup gidecek. Ortalama bir deri ürünü nadir yapılan bakım ile onlarca yıl kullanabiliyorsunuz. Keşke hepimiz az ve öz ürün kullanabilsek :D
+3
glamdr1ng
(10.06.26)
sadece derisi için yetiştirilip öldürülen hayvanlar:
--- doğaya daha az zarar vermek için suni deri dahil tüm zarar verici ürünleri mesela plastikleri zaten çok az kullanmalıyız. suni deri hayvan işkencesini azaltan bir şey. asla yasaklanmamalı. deri almazsak biz ölmeyiz ama hayvanlar ölüyorlar.
sırf bu da değil. bizim midemiz kaldırmıyor bir canlının bedenini üstümüze giymeyi.
sigara içip, deodorant kullanıp, araba kullanıp, günde bir sürü çöp üretip, vegan ürünlere doğaya zararlı diye yasaklansın demek nasıl bir şey?
bence hepimiz elimizden geldiğince doğaya saygılı olmalıyız. benim elimden hayvanları korumak için onları yememek ve giymemek geliyor. suni deriyi de sık sık almıyorum zaten.
glamdr1ng
-3
art cat chocolate
(10.06.26)
Suni deri soyuluyor o nedenle almak mantıklı gelmiyor bana çünkü aldığımı ömürlük kullanmak istiyorum. Gerçi elmadan, mantardan vs. deri elde edilen teknolojiler gelişiyor belki o daha iyi bir noktaya gelir. İlla deri almam gerekirse gerçek deri alırım. Ama genelde deri olmayan ürünler tercih etmeye çalışıyorum.
+1
peki madem
(10.06.26)
Yapay zeka cevabı olmuş. Egzotik hayvanlar hariç dedim. Egzotikten kastımın büyükbaş ve küçükbaş harici olduğu bariz. Şu saydığınız hayvanların deri ürünlerini dünyanın bir çok yerinde bulabilme imkanınız yok. Olan yerlerde de ortalama bir vatandaşın alabilmesi veya bu ürünün satışını desteklemesi zor. Suni deri yerine gerçek inek derisi bir ürün almanın ne hayvana ne de doğaya daha fazla zararı olduğunu düşünüyorum.
+4
glamdr1ng
(10.06.26)
Ayakkabı ve kemer haricinde kullanışlı değiller.
0
ground
(10.06.26)
hayvanlarin yasam hakki konusunda cok hassas bir insan olmama ragmen olayin bir de gercektarafi var. butun dunyada tuketilen et miktari kullanialn derimiktarinin bence cok altinda. deri normal mantikli bir bakimla cok uzun sureler kullanilan bir urun ayrica. dogayi hayvanlar haricinde bir butun olarak degelendirirsek zten varolan deri cantlari insanlar kullanmayi tercih etse yani ikinci el diyin ya davintage ya da itfaiye mydandan alinmis olsun yani hali hazirda uretilmis olan bir deri canta bence daha mantikli. ayni seyi deri ayyakabi icin de dusunuyorum. simdi herkes birbirnini ayni omru en fazla birkac sene olan spor sentetik ayakkabilar giyiyor ama bunun yerine deri dahil dogal urunlerin kullanimi bence daha doga dostu. belli dusunce harektleri ne yazik ki bazi gruplari beyin yikamasina maruz kaliyor. feminizm in kurtucu gruplardan cekmesi gibi veya dogaseverlerin estetik manyagi minimalist diye eldekini ucuncu dunya ulkerlerine cop diye yollayip kendileri plastik kullanamak icin yeni sik stanleyler almalari gibi. hayvan haklari konusunda sorun benim gozumde hayvanlarin katledilmesi degil insanlar hep hayvanlari katletti ama bu kadar manyak miktarlarda degil boyle soykirim gibi degil boyle canice degil. bayramdan bayrama ritueliyle katledilen tanidigin bir hayvan sorumlulugunu aldigin bir hayvanin katledilmesi ideal olani ama cok az insanin sahip oldugu bir luks.
0
mavicorap
(11.06.26)
Suni severim
0
gadlemler
(11.06.26)
5 tane deri ceketim var hepsi gerçek deri.
suni deriden yapılmış hediye bir montum vardı olmaz olaydı. hemen çöpe attım. rezillik başka bir şey değil.
11 senedir tüplü ocak kullanıyoruz. En son tüp takılınca gaz kokusu aşırı arttı. Tüpün kafasını söktüm tekrar taktım ama koku azalmadı. Borusunu mu değiştirmem lazım? yoksa tüpçüyü çağırıp tüpü mü değiştireyim?tüp ocak arasındaki boru 11 senedir değişmedi onla da alakalı mıdır?
11 senedir tüplü ocak kullanıyoruz. En son tüp takılınca gaz kokusu aşırı arttı. Tüpün kafasını söktüm tekrar taktım ama koku azalmadı. Borusunu mu değiştirmem lazım? yoksa tüpçüyü çağırıp tüpü mü değiştireyim? tüp ocak arasındaki boru 11 senedir değişmedi onla da alakalı mıdır?
0
mikahakkinen (10.06.26)
Direkt bu işleri bilen, bu işi yapan uzman birini çağır o kişi baksın. Bu konuda riske girme.
+2
rock n roll
(10.06.26)
Bulaşık deterjanını iyice köpürtüp, köpüğü tüp kafasında her yere sıva. Baloncuk yapıyor mu bak. Yapıyorsa tüpçüyü çağır.eğiştirsin tabi.
Çağırmışken hortumu da değiştirsin tabi. 11 yıl çok uzun süre.
+2
Mirket
(10.06.26)
Ocak eski ise tam yakamama gibi bir sorun olabilir.
+1
ground
(10.06.26)
@rock n roll uzman tüpü takam adam mı? başka kimi çağırıcam bu işe bakan meslek hangisi?
0
🌸mikahakkinen
(10.06.26)
Açıkçası bilmiyorum ama korkutucu bir şey bu yani risk almamak lazım.
Benim başıma gelse başkent gazı arardım. Onların acil durumlar için ekipleri oluyor. Çünkü gaz kokusu oluyor aşırı diyorsun. Yaşadığın yerdeki bu kurumu arayabilirsin. Dediğim gibi aslında bilmiyorum ama ben bunu yapardım. Gaz kokusu arttıysa bilen birilerinin müdahalesi gerekli olur.
Doğalgaz acil hattını aramak lazım doğru. Arkadaşın yazdığı gibi. Bu seni aşan bir durum.
0
rock n roll
(10.06.26)
doğalgaz acil 187
0
nahtoderfahrung
(10.06.26)
Köpüklü sabun yoluyla kaçak tespit etme konusuna katılıyorum. Orda bir sızıntı varsa açığa çıkar. Bir de şu ocak flexini tüpün başından ocağa bağlarken kelepçeler kullanılıyor, şundan: www.trendyol.com Belki onlar gevşemiştir.
Merhaba, 13. Katta oturuyoruz. İki kedim var. Hayvanlar bütün gün sadece gökyüzüne bakıyor. Evde sıkıldılar. Arada bir şu bombeli camlı kedi çantalarıyla dışarı çıkarmak istiyorum. Bu çantalar rahat mı? Kullanışlı mı? Kedilerden biri minyon ama diğeri iricene. Büyük olan sığar mı?
Merhaba,
13. Katta oturuyoruz. İki kedim var. Hayvanlar bütün gün sadece gökyüzüne bakıyor. Evde sıkıldılar. Arada bir şu bombeli camlı kedi çantalarıyla dışarı çıkarmak istiyorum.
Bu çantalar rahat mı? Kullanışlı mı?
Kedilerden biri minyon ama diğeri iricene. Büyük olan sığar mı?
0
anaphylacticshock (05.06.26)
bunu en iyi bir kedi cevaplayabilir :) ama bana kalırsa o kadar naylon bir şeyin içinde hele ki sıcak havalarda rahat olmaları mümkün değil. gökyüzüne kuş vs için bakıyorlar, çünkü avcı güdüleri tetikleniyor. çantadan baktırmanın, camdan baktırmaktan öte bir tatmin sağlayacağından şüpheliyim. dışarıda olduğunda daha fazla uyaran fark edecek ama koşup atlama-zıplama işine girişemedikçe belki daha da can sıkıcı olacak onun için. yine çok farklı değil ama daha konforlu olması bakımından tasmayla gezdirmeyi düşünebilirsiniz (gerçi onda da sokaktan virüs, kene vs toplama ihtimali var). eyyorlamam bu kadar. iyi gezmeler!
+2
lil siztah
(05.06.26)
O çantalar çok zararlı. Özellikle yaz ayları için daha da sıkıntılı. Camlardan güneş öyle bir etki ediyor ki direkt sauna etkisi.
Bu arada hiçbir veteriner hekim önermiyor hatta özellikle o tip çanta kullananlara kullanmamalarını söylüyorlar.
+2
rock n roll
(05.06.26)
2 kedim var. ikisi de nefret ediyor. çok sıkışık, dar.
sıcak havalarda o çantalar çok tehlikeli. veterinerler uyarıyor. havasız kalıyorlar ve köpek gibi dili dışarıda solumaya başlıyorlar.
0
art cat chocolate
(05.06.26)
evde sıkıldıklarını nasıl anladınız onu merak ettim :D kedi ya hani bu. evde durmakla o çanta içinde gezmek açısından bi fark olacağını sanmıyorum.
0
elorelia
(05.06.26)
Kedi tasması ile çıkarsanız? Hem kaçamaz hem de dışarının tadını çıkarır
0
mor oje
(05.06.26)
Bende cam yerine şeffaf plastikli var. Yarım saat gezince sırılsıklam oluyor kedi. Camda daha sıcak olur sanırım.
0
herzan
(05.06.26)
Merhaba, bendede plastik olanı var. Boxlara göre az delikli olduğu için kisin veterinere goturup getirirken benim acımdan iyi oluyor.
Kedim bir kac gun önce ameliyat oldu, antibiyotik iğneleri olduğu için veterinere gotururp getiriyorum ama kedi için işkence oluyor, hızlı nefes alıp vermesinden çanta sallanıyor, dili köpekler gibi sürekli dışarıda. Bendeki çantanın arka kismi açılıyor, filesi var. Filesini açıp hava aldirdigim halde bu şekilde. Zorunlu durumlar haricinde keyfi olarak yazın kullanmamanızı öneririm.
Bazen bende cantayla çıkartıyorum kedimi dışarı ama onlar için keyifli değil bence aksine çok rahatsız edici bir durum. Artık veteriner dışında ve çok zorunlu olmadikca çıkarmamaya karar verdim. Evde oldukça rahatlar. Çantayı görünce bile kacisiyor benimki. O kadar sevmiyorlar yani.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(05.06.26)
iki katlı kedi pusetleri var. fileli hem de püfür püfür. bizde var, çok memnunuz. plastik olanları önermiyor kimse genel olarak. sera etkisi yapar zaten mantıken.
Fileden de izleyebilir dışarıyı. Benimki top halinde saklanmayı tercih ediyor ama :')
0
peki madem
(06.06.26)
Camlı ya da camsız, kediler alıştıkları ortamdan alınıp götürülmekten genellikle nefret ediyor. Kedi tasmasından da aşırı rahatsız oluyorlar, ben tasmayı denedim evin bahçesinde bile yere yapışık durdu hayvan.
Kediye bu şekilde müdahil olduğunuz sürece dışarı çıkmasının bir anlamı yok, strese giriyor. Ya bu sevdadan vazgeçin ya da riski alıp kediyi dışarı bırakın kendi keşfetsin. Ama ikinci seçeneğe benim cesaretim yok valla.
Yazi sevmeyen vatann hayini var mi diye meraktımBaharlar konuya dahil degil
Yazi sevmeyen vatann hayini var mi diye meraktım
Baharlar konuya dahil degil
📊 Yaz mi kis mi
Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.
0
üğpoıuy (05.06.26)
İlkbahar.
Kış mevsimini hiç sevmem. Kar severim ama kayıp düşme fobim var. Yağmur sevmem. Yaz ayını da aşırı sıcak oluyor diye sevmiyorum. İlla yaz mı kış mı dersen ona da yaz derim.
0
rock n roll
(05.06.26)
Sonbahar.
Eskiden yazcıydım. Artık yazlar bana fazla coşkulu, fazla taşkın geliyor. Tatilcilerin akını hiç çekilmiyor.
Kışın da kardan buzdan hiç hoşlanmıyorum.
Sanırım artık sonbaharları seviyorum. İstersen evinde otur, çayını iç ve camdan dışarıyı izle, istersen yazı yaz, istersen çık yağmurda dolaş. Kat kat lahana gibi giyinmene de gerek yok. İnce bir ceket yeter. Üşümezsin de pişmezsin de.
İlkbahar da güzel mevsim ama son yıllarda favorim sonbahar.
-1
anaphylacticshock
(05.06.26)
her mevsimin kendine has güzelliği var ama küçükken kışçıydım, büyüdükçe baharcı oldum.
yaz benim için cıvık cıvık, fakir olduğum için özel bir anlam da taşımayan, boğucu ve fazla sıcak bir mevsim.
kışın artık kar yağmıyor, pek tadı kalmadı.
baharın hem ilki hem sonu güzeldir. dünya gözüme daha sakin ama aynı ölçüde canlı geliyor bana. hele ilkbaharda işte çiçekler böcekler renklerin yeşile dönmesi ama havanın da boğmaması vs. tatlı zamanlar. yazın sonuna doğru ligler başlar, bebeler okula döner, onun da bir hoşluğu var.
-1
der meister
(05.06.26)
Sayfiye yerinde yaşasam yaz derdim, ama İstanbul'un yazı hiç çekilmiyor. O nedenle oyumu bahardan yana kullanıyorum. Hem son hem ilk. Kışı ise hiç sevmiyorum. Sabah 05:45'te uyanıyorum. Havanın aydınlanması 8'i buluyor. Emeği geçenleri Allah davul etsin.
-2
auroraaurora
(05.06.26)
Bahar cevaplarini ekleyen fetöcüdür btw
+2
🌸üğpoıuy
(05.06.26)
Yapış yapış yazdan nefret ediyorum. Bahar, sonbahar neşesinin ve ardından kış melankolisinin köpeğiyim
+1
mor oje
(05.06.26)
baharları bir kenara bırakıyorsak kesinlikle kışçıyım. çünkü hareketli biriyim, hep sıcağım. yaz gerçekten çekilmez oluyor. manisa’da doğdum büyüdüm, oldukça sıcak geçer yazları. bu ayarda bir sıcak benim için yeryüzündeki çile :D kışın bazen hakikaten sinir bozucu soğuklar oluyor ama kesinlikle bunu saçma bir sıcağa yeğlerim.
+1
lüzumsuz adam
(05.06.26)
İlk yaz ile son kış İkisi de olur
+1
kisa
(05.06.26)
ölümüne kışçıyık :'(
+4
lil siztah
(05.06.26)
sonbahar.
don't you love new york in fall? it makes me wanna buy school supplies
-2
Purple life
(05.06.26)
Ben yazcıyım ama hayatımda ilk kez geçen yaz artık ben bile isyanlardaydım. Şimdiden belli ki bu yaz da çok sert geçecek ama ben yazı sevmekten vazgeçemiyorum şikayetlerime rağmen.
+1
mutekebbir
(06.06.26)
bahar seçtim ama artık kalmadı. yaz - kış yaşıyoruz ve aylar da kaydı. bu durumda eylül ideal oluyor.
-1
late viper
(06.06.26)
ne sıcağı severim ne de yağmur, çamur, kar severim. 14-20 derece arası yağmursuz hava en güzeli.
Merhaba. Son zamanlarda ciddi bir martı problemim var. Evin terasını bile kullandırmıyorlar. Nedense saldırganlaşmaya başladılar son zamanlarda ki geçen de haberlere çıkmıştı birine saldırdıkları konusu. Bunlardan kurtulmanın, balkona kıllığına alçak uçmalarını engellemenin bir yolu var mı?
Merhaba. Son zamanlarda ciddi bir martı problemim var. Evin terasını bile kullandırmıyorlar. Nedense saldırganlaşmaya başladılar son zamanlarda ki geçen de haberlere çıkmıştı birine saldırdıkları konusu. Bunlardan kurtulmanın, balkona kıllığına alçak uçmalarını engellemenin bir yolu var mı?
-1
northern eagle (30.05.26)
Sirke koy bir iki kaba.Kokusuna gelmiyorlar.
+1
basubadelmevt
(30.05.26)
Martıdan değil de kediden kurtulma yolları diye başlık açsan, buralar eksiden geçilmezdi. 'Biz onların doğal alanlarını işgal' geekie başlarlardı. Neyse ki hayvan sevgileri sahte ve kedilerle sınırlı.
Terasta muhtelif yerlere CD asarsan, rüzgarda hareket ederken ışığı değişik renklerde yansıtmaları kuşları kaçırırmış. Öyle derler.
Lise ve üniversite eğitimimin iyi olması İnsan kendi hayatını kendi kurtarıyor Diploma deyip geçiyorlar ama çok önemli bir şey benim gözümde
-8
arbre
(28.05.26)
Henüz intihar etmemiş olmak
+5
genki
(28.05.26)
İkili eğitim veren, akademik ve sosyal çevre olarak son derece düşük düzeyli, ilçenin tek lisesindeki matematik öğretmenimdir. Lise 1'den itibaren, liseden mezun oluncaya dek desteğini esirgemedi. Fizik ve kimyanın sıfır olduğu bir okulda, matematik bölümü mezunu sözleşmeli o öğretmen; bir öğretmenin bir çocuğun hayatını değiştirebileceğinin örneğidir. Ama o kadar az sayıdalar ki... Bu destek sayesinde sayısal puanım yükseldi ve istediğim fakülteyi kazandım. Böyle bir şansım olmasaydı, şimdi ağır nevrotik bir ev kadını olarak yaşıyor olacaktım.
+5
pro9it9is9
(28.05.26)
Ailem cevabını verenlere imrendim ya ne güzel Benim sanırım en büyük şansım küçük yaşta kitapların dünyasını keşfetmek, o dünyaya sığınarak kendi kendimi yetiştirmek oldu.
Tüm kırılmalardan, dış dünyanın zorluklarından kitaplarla korudum kendimi. Pişman değilim
+10
bir fincan kahve ile film izlemek
(28.05.26)
çizim&görme yeteneğim, estetik&simetri algım.
bu sayede gsl ve gsf okudum. bu sayede eğlenceli bir işim var.
+2
art cat chocolate
(28.05.26)
anne/baba/buyume ortami/cevre derim bende. ilk cocuk ilk torun olarak sevildigimi ciddi olarak hissettim. cocuklugum guzel gecti. aile dostlari falan da saglamdi, hepsi murekkep yalamis insanlardi.
-1
cooperr
(28.05.26)
Bu soruya verecek cevap arıyorum sabahtan beri, bulamamak beni üzdü. Gayet şanssız, korunmasız ilerliyorum hayatın kum torbası olarak.
+2
sekizdokuzon
(28.05.26)
İnanılmaz bir merakımın ve hafızamın olması, arkadaşlarım, kardeşlerimle aramın iyi olması.
Ayrıca cevapları eksileyen ergenlerin umarım en azından terapiye verecek paraları vardır, acınası haldesiniz ezikler.
0
nefertarii
(28.05.26)
zaman, para ve saglik sorunumun olmamasi 36 yas itibariyle. zaten isteyecek baska bir sey de kalmadi.
+1
baldur2
(28.05.26)
Benim sorularimi engelliyorlar. Ama yoldasim copperr da eksilendigi icin kim olduğunu anliyorum. Sorularin aninda eksilenmesi de söz konusu kişinin göbeginin capi hakkinda bilgi veriyor.
nefertarii
-1
🌸Purple life
(28.05.26)
iyi insanlarla yollarımın keşismesi. kötülükle 32 yaşında tanıştım ve ayıktım
0
ala09
(28.05.26)
valla saka maka bulamadim ya. sadece zeka diyebilirim yoksa dogdugum sartlarda ve sosyal sinifta kalsaydim fena gg olacakti. hep istisnai basarilarla yukseldim ama. bir sinavda turkiye derecesi yaptim orada sicradim. abd'de mastera full burslu kabul aldim orada sicradim. ama bunlara sans denemez sonucta loto degil kisisel basari. inek olmadan yaptim bir de bunlari asil basari o bence. bir sonraki sicrama gelmiyor ama rat wheel'da takili kaldim ve bu beni tekrar huzursuz etmeye basladi. sanirim is kurmam gerekecek.
+1
antikadimag
(29.05.26)
Mesleğimin yurtdışında işverenler tarafından talebi yüksek ve nitelikli eleman sıkıntısı yaşanan bir alan olması. Türkiyede “ofis işi” diye daha düşük maaş teklif edilirken yurtdışında saha ekibinin %50 fazlası maaş veriyorlar.
Ve çok zor bulunabilen sponsorluğu mesleğim sayesinde buldum.
0
filipis
(29.05.26)
Ailem ve kuzenlerim.
Annem, babam ve abimin eleştirecek çokça özellikleri ile davranışlarını var ama yine de büyük şansım diyebilirim. Şöyle hem en büyük şansım hem en talihsiz şanssızlığım.
Kuzenlerim de iyidir.
0
put it in your appropriate place
(29.05.26)
Kaç gündür bu duyuruyu görüyorum; "Benim şansım neydi acaba?" diye düşünüyorum ki şimdi kendime en net yanıtı buldum:
Türkiye'den girilmesi, çalışılması çok zor bir uluslarası sektöre; sektörün kendi içinde çalışanların bile girmekte oldukça zorlandığı pozisyonda girebilmek. Bunu da çok ilginç bir rastlantı ile gerçekleştirebildim, baktığım zaman resmen hayatım değişti diyebiliyorum.
Sabah kalkar kalkmaz iştahım hiç olmaz. En azından 1 ya da 2 saat geçmesi lazım. Ne çok az ne de çok yerim.
Bazen hiç açlık hissetmediğim de oluyor o zaman direkt öğlen yemeği de yiyebiliyorum bazen direkt akşam yemeği şeklinde de olabiliyor.
0
rock n roll
(27.05.26)
Atlanması da, hafifi de, dolu dolusu da zamane uydurmaları. Yüzyıllardır '3 öğün yemek' diyen ataların bir bildiği vardır. Kahvaltı da diğerleri gibi normal bir öğündür.
Tahlil için kan vermeyeceksem kahvaltısız evden çıkmam.
-3
Mirket
(27.05.26)
protein ağırlıklı, tuzlu bir kahvaltının en iyisi olduğunu düşünüyorum.
0
black holes in the sky
(27.05.26)
Bayram seyran, aile ile özel vakit geçirmek harici normal günde hiç kahvaltı yapmam.
0
gabe h coud
(27.05.26)
Yumurta ve zeytinyağı dökülmüş peynir zeytin domates yeşillik.
0
kizil karga
(27.05.26)
Her sabah kahvenin içeriğinden bağımsız çünkü hangisi olursa olsun iki kupa kahve içmeden bir şeyler yemek aklıma gelmez. Bu da en az 3-4 saat yapıyor. Çünkü o kahveleri içerken adeta keyifle, zaman zaman orgazm hissiyle doluyorum. Şimdi bir de kahve içerken bir tane de teanin atıyorum aman yarabbi. Deneyiniz.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(27.05.26)
kahvaltının nasıl yapılması veya yapılıp yapılmaması gerektiğine dair güçlü bir fikrim yok açıkçası. sağlık konusunda beslenme düzeni, uyku, stres, fiziksel aktivite, besin kalitesi çok önemli. kahvaltının konsept olarak kendisi bunların yanında bence ihmal edilebilir düzeyde önemsiz sayılır.
benim kişisel olarak kahvaltı alışkanlığım yok, sadece pazar kahvaltısı gibi özel yeri olan ve "etkinlik" olarak gördüğüm kahvaltıları severim. tok uyanıyorum zaten gün başlangıcı telaşesinde aklıma da pek gelmiyor. 8'de uyandım diyelim zehir gibi şekersiz filtre kahveyle cuvaret içince 12'ye kadar acıkmam ben. genelde öğlen ve akşam yemeyi tercih ediyorum.
ha ama ben rafine şeker bağımlısı, sigara ve alkolü sıkça tüketen, sağlıklı yaşama tepki olarak doğmuş biriyim mesela. yiyince de öküz gibi yerim. haliyle kahvaltıyı atlamanın bir faydasını görmedim. ama zaten dediğim gibi sağlık için filan yapmıyorum benim nezdimde gereksiz, anlamsız bir öğün. yeni uyandım zaten niye yiyeyim diyorum. acıkan, canı çeken, isteyen de yesin ben izin veriyorum nfjdkdkd
-1
der meister
(27.05.26)
Kalktiktan sonra hemen degil, 1-2 saat sonra yumurtali sebzeli bir kahvalti. Fresh ve doyurucu oluyor
-2
mor oje
(27.05.26)
Kişiden kişiye değişen bir şey. Yıllardır kahvaltı yapmadım (özel bir gün vs dışında). Bu işin doğrusu bu diyemem, gerçekten umrumda olan bir konu değil ve hayatıma etkisi sıfır. ama kahvaltı yapılmalı diye kafa ütülenmesi güldürüyor.
+1
logisticsmanager
(27.05.26)
evden calisiyorum ve son 6 yildir ayni kahvaltiyi yapiyorum.
7.30ta basliyorum mesaiye. 10:00 - 11:00 gibi kahvalti/ogle yemegi yiyorum, ve istikrarli olarak 2 yumurta, 1 dilim tam tahilli ekmek, peynir, zeytin, domates, salatalik, humus, fistik ezmesi ve recel yiyorum. bazen domates salatalik yerine roka yedigim oluyor. yumurta da nasil denk gelirse, bazen peynirli, soganli, biberli, ispanakli filan. o saate kadar acikmamis oluyorum, kahvaltiyi da daha cok gunun geri kalaninda acikmamak icin yapiyorum,
aksam 6-7 gibi de aksam yemegi, bazen corba salata, bazen tenere yemegi, bazen pizza makarna, bazen zeytinyagli biseyler, bazen kofte/tavuk pilav fln ne denk gelirse. genelde acikmamis oluyorum, oylesine yiyorum. ama spor yapacaksam daha erken yiyip yapmaya calisiyorum, ozellikle kardiyoda nefes nefese kalmamami sagliyor. fiziksel olarak aclik hissetmesem de spor performansim kotu oluyor yemeyince.
arada nadiren meyve yedigim oluyor, bi de kahvaltidan 1-2 saat sonra kahve iciyorum. aksam yemegi sonrasi bisey yemiyourm.
uzun yillardir hep ayni kilodaydim, bence sagligim yerinde, beyin sisi vs gibi durumlarim olmuyor, yemek yediken sonra surda bir kestireyim gibi dertlerim de olmuyor. son 1 senede 3 kilo aldim ama, hep o fistik ezmesiyle recelin sucu bence.
0
taurina
(28.05.26)
Uzun zamandır muz+ kahve+ varsa ceviz veya hurma şeklinde yapıyorum. Hızlı, pratik, pek de kötü bir beslenme şekli olduğunu düşünmüyorum. Tok tutuyor ve zahmetsiz
Bildiğimiz, sağlam bir kahvaltı masasına bir tek aile evine gittiğimde oturuyorum. Onun dışında aramam
Çocuk iki yaş bebesi. Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık
Çocuk iki yaş bebesi.
Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık 40k. Sınıfta iki öğretmen var. Yemekler orada pişiyor.
Evimizden 45 dk uzaklıkta (trafiğe göre değişebilir) modern bir okulun kreşi. Dev bahçe. Çok daha geniş ferah sınıflar. Muhtemelen teknolojik olarak da malzeme olarak da daha iyi durumda. Tam gün ingilizce, dans, cimnastik gibi dersler var. Yemekler catering. Ama dönüş yolunda baba alacağı için muhtemelen 1,5 saat yol gelecek. Fiyat 55k.
Çok arada kaldık. Yol gitsin istemiyoruz, bir sorun olursa evin dibinde olması anneannenin işini kolaylaştırır falan. Ama diğer okul da ne bileyim baya okul okul geldi bize. Eşim bu çocuk 2 yaşında okulda ders olsa ne olur ya şeklinde yaklaşıyor. Bilemedik çok arada kaldık.
Napardınız siz ya?
0
wild honey suckle (18.05.26)
Hic dusunmez evin yanindakine verirdim. Aslinda mumkun olsa o yasta hic gondermek istemem de mecbursa boyle yapardim. Diger yer ilginc geliyor kulaga ama o kadar yol da cocuga ve size eziyet olur.
+1
mbond
(18.05.26)
Ben 2. okulu seçerdim. Evet yolu çok uzak ama vizyonu daha açık olacak ileride. İngilizceyi bu yaşta öğrenmesi daha kolay. Jimnastik yapacak ve daha güçlü bir fiziğe sahip olacak ve belki daha disiplinli bir hayat düzeni olacak. Dans öğrenmesi de müthiş bir şey. Diğer okul sanki annesi ve babası gelene kadar oyalansın gibi geldi bana
-2
rock n roll
(18.05.26)
oğlum 2 yaşındayken 1.5 saatlik yola gitmeye çekinirdim, uzun yol çocuğun canı sıkılır falan diye. siz her gün bu yolu çektireceksiniz, hem de her gün iki kere!
bu arada bu yol sadece çocuğa değil, size de zarar verecek. tüm hayatınızın içine edilecek.
yandaki kreş candır.
+2
co2s2
(18.05.26)
Ev yanindaki. Es hakli. 3 yasina kadar ögrenmesi gereken tek sey odaklanabilmek aslinda. Ve motor skilleri.
3. yasindan sonra yabanci dil icin oyun ablasi abisi gibi bir sey bulunup İngilizce konusulabilir.
-2
Purple life
(18.05.26)
o yasta cocugun ingilizce "dersine" ihtiyaci yok. 55k okul immersion yapiyorsa ok. yoksa diger anne babalara asik atmak icin yapilan birsey. dans cimnastik daha onemli, ama bunu nasil yapiyorlar, kostur kostur gunu dolduracaklari ve whatsapptan velilere anlik poz atmak icin cirpinacaklari yuzeysel bir etkinlik ise yine bosver gitsin. 40k yandaki okula basip cocugun ilgisini ceken etkinlikler icin o parayi kenara atmak daha mantikli (su an olimpik sporcular bile cok kucuk yaslarda baslamiyor, tavsiye edilen bu degil).
ayrica baba hakli erken akademinin cocuklara birsey kazandirmadigi aksine ilerki yaslarinda zarar verdigine dair arastirmalar var.
+1
warrior princess
(18.05.26)
2 yasindaki cocugun dans yazilim ingilizce almanca ogrenmesine gerek yok, zaten ogrenemez de iste. Evin yanindaki bence de.
+2
baldur2
(18.05.26)
evin yanındaki +
+3
yenibirgüzelnick
(18.05.26)
direkt evin yanındaki. bu işin yağmuru çamuru, kışı fırtınası da var. bunlar çocuk, düşecek, yaralanacak, bazen okulda ateşlenecek. hemen birinin müdahale edebilmesi lazım. özel tim olarak da anneanne varsa büyük lüks.
çocuğa ayakkabasını bağlayıp, kemerini takabilmeyi öğretsinler yeterli. çocuk 2 yaşında ingilizce öğrenmesin boş verin, ileride öğrenecek zaten. oynayabileceği kadar oyun oynasın.
+2
galahad reloaded
(18.05.26)
Mutlaka üçüncü bir kreş daha vardır
0
Hallegadola
(18.05.26)
Bir önceki kaldığım evimin karşı binası özel kreşti, oraya verdim. Evde devamlı birisi varsa büyük bir lüks, 2 yaşındaki çocuk daha derdini kendi dilinde anlatamıyor, ingilizce 10'a kadar sayacak diye o kadar eziyete gerek yok.
Kreşte sorunlu bir çocuk olmasın, temizliğinden emin olun, öğretmenlerden iyi bir elektrik alın yeterli.
0
kimlanbu
(18.05.26)
45 dk'dan sonrasını okumayacaktım ama yine de okudum :) herkes için çok yorucu olur ya, hani işyeri yolu üzeri falan değilse sadece kreş için bu yol gidilecekse ben yapmazdım.. üçüncü bi seçenek yoksa evin yanındakine verirdim ben
0
mezzosprite
(18.05.26)
En iyi kreş eve yakın kreştir. Eve yakın olana verin. O yaşta çocuk o kadar yol çekemez, yazık. 2 yaşta da anca yes no öğrenir. Jimnastik dedikleri de hopla, zıpla, kolları aç, takla attan ibarettir. Bizim okulda da var. Bir de ilk zamanlar hasta vs olacak, zaman zaman erken almanız gerekecek vs.
Araçta sigara içip külünü ve en son köz kısmını atıyorum ve kalan izmariti içeriye alıp uygun bir yerde çöpe atıyorum, sizce yanlış mı kabul edilebilir mi?
Araçta sigara içip külünü ve en son köz kısmını atıyorum ve kalan izmariti içeriye alıp uygun bir yerde çöpe atıyorum, sizce yanlış mı kabul edilebilir mi?
-5
Teran (16.05.26)
hiç atmasan daha iyi ama kötünün iyisi diyelim.
-1
jelly bear
(16.05.26)
Tabi ki en güzeli arabada kültablası bulundurup tamamını ona atmak ama sizin yaptığınız da ülke standartlarının gayet üstünde. araba camından pet şişe, bisküvi ambalajı hatta boklu bebek bezi fırlatanlara şahit oluyoruz.
+1
faberkastelli
(16.05.26)
memleket şartlarında gayet makul. jelatini açıp tepesindeki folyoyu yırtıp atan, en sonunda da izmariti dışarı atan insanlar var. siz onların yanında cennetliksiniz.
0
exlibris
(16.05.26)
Bireysel olarak bakınca önemsiz gibi görünüyor ama binlerce milyonlarca insan aynı şeyi yapınca yekünde bu da bir çevre kirliliği.
+1
kizil karga
(16.05.26)
arabanın içine küçük çöp torbalarından koyar onun içine ne varsa boşaltırsın. sen sadece kül diye atarsın, başkası da elma yer zaten organik bu diye atar, bir başkası zaten geri dönüşümcüler topluyor diye içtiği bira kola kutusunu atar. çöp atmayı normalleştirerek olmaz. çevre kirliği böyle oluşuyor.
+3
malheiros
(16.05.26)
acunun jetinin kalkış sırasında çıkardığı emisyon senin 100 yılda sokağa attığın izmaritten daha fazla çevre zararı veriyor. takma çok fazla.
-5
plastic_angel
(16.05.26)
Acun'un jeti argümanı Starbucks'ta kağıt pipet kullanıldığında işe yarayan bir argüman, kişisel olarak çevreye verilen zararlarda bu tip argümanlar çok salakça kabul edilir ve ciddiye alınmaz genelde, o zaman Acun'un Survivor yarışmacıları çevreye daha çok sıçıyor benim bireysel olarak sıçmam sorun olmaz deyip davar gibi yolun ortasına sıçalım madem.
+2
kizil karga
(16.05.26)
senin evine misafir geldiğinde evde osurup osurup gidiyor işte bu normali. senin camdan dışarıya genirmen misafirin yaptığıyla eş değer. eğer misafir senin evine gelip, odalara küçük küçük sıçarsa; işte senin kül atmana eş değer bir durum.
dünyanın zaten içine sıçıyoruz, sen daha da fazla sıçıyorsun.
-2
mikahakkinen
(16.05.26)
Mutlaka bir şeyleri sokağa mı atmak lazım; hepsini çöpe atsan olmuyor mu?
+2
rock n roll
(16.05.26)
düşük ihtimal olsa da yangın çıkarma riski var köz atmanın
Geçen ay aslanı sormuştum, bu ayki şanslı erkegimiz terazi. Aslandan olmaz demiştiniz, hakikaten olmadı. Teraziye ne diyorsunuz? Aşırı tatlı değiller mi? :pHer ay başka birinden hoslanacak genişlikte olduğum için benim burcumu tahmin edersiniz (balık).
Geçen ay aslanı sormuştum, bu ayki şanslı erkegimiz terazi. Aslandan olmaz demiştiniz, hakikaten olmadı. Teraziye ne diyorsunuz? Aşırı tatlı değiller mi? :p
Her ay başka birinden hoslanacak genişlikte olduğum için benim burcumu tahmin edersiniz (balık).
-1
sekizdokuzon (15.05.26)
Düşündüğün gibi "aşırı tatlı" olmayabilir.
0
rock n roll
(15.05.26)
Bir balik olarak su burclariyla iyi anlasirsiniz diye dusunuyorum:)
0
acelaacedebela
(15.05.26)
Kefelerine göre değişir, bazı teraziler narsist oluyorlar. Hiç gerek yok. Ama yükselen terazi veya ay terazi olsa pamuk gibi olurlar.
0
muhayyer divan
(15.05.26)
ben severim ama narsist oldukları doğru
0
mezzosprite
(15.05.26)
Sana olmaz
0
benaslindayohum
(16.05.26)
bir yengec erkegi degil.
+1
banach
(16.05.26)
Adam gibi adam.
+1
onyx
(16.05.26)
ben asiri anlasirim ama saglam bi iliski falan istersen hic tatmin etmez sana yaptigi butun sirinlikleri herkese yaptigini bil. kimseye hayir demez. her an fiziksel bi ozelligine estetik tavsiyesi, giyim kusamina herhangi bi yorum gelebilir surpriz olmasin^.^ her ne kadar evden alip eve birakan, cicek olmasa da arabada surprizler hazirlayan vs model olsa da alttan alta femlik vardir
0
ala09
(16.05.26)
ay aslan, yükselen ikizler olan bir terazi burcu erkeğiyim. terazi stelyumum var. yorumları merakla bekliyorum.
+1
rain when i die
(16.05.26)
3 örneği var önümde (aile, arkadaş) önermiyorum evlilik insanı olduklarını da düşünmüyorum
-İs hayatında karşılaşacaginiz insan tipleri-Ailenizdeki insanların benimsediği roller, her birinin sizden beklentileri ve bu beklentilerin yönetimi -Romantik ilişkilerdeki roller ve ilişki biçimleri -Universite bitirmeden nasıl hayatta kalınır -Psikolojik sağlamlık -Ekran bağımlılığı ve hayatımıza
-İs hayatında karşılaşacaginiz insan tipleri -Ailenizdeki insanların benimsediği roller, her birinin sizden beklentileri ve bu beklentilerin yönetimi -Romantik ilişkilerdeki roller ve ilişki biçimleri -Universite bitirmeden nasıl hayatta kalınır -Psikolojik sağlamlık -Ekran bağımlılığı ve hayatımıza etkileri -Cinsel hastalıkların yayılma mekanizması, nasıl korunulur -Haz merkezli yaşamanın insan hayatına uzun vadedeki etkileri -Avrupa neden süper bir yer değildir? -Bulundugunuz il& ilçeyi nasıl kalkindirirsiniz -Yapay zekanın doğru kullanımı -Sosyal medyada ticaret, marka yaratma -Keyif verici maddelerin insan psikolojisi ve fizyolojisine etkileri
Gençlere hayatları boyunca gerçekten ihtiyaç duyacakları şeyleri öğrendikleri bir okul kurduğumuzu düşünelim. Siz hangi dersleri eklersiniz?
-5
sekizdokuzon (06.05.26)
Her şeyden önce sevgi ve saygı. Yaşam hakkına saygı, farklılıklara saygı, farklı türlere saygı ve sevgi.
Öğretmenler öğrencileriyle beraber sokakta yaşayan hayvanları besleyebilirler. Okulda küçük bir alana meyve ve sebze, çiçek dikebilirler ve düzenli bakımlarını yapabilirler.
Akran zorbalığı ile ilgili mutlaka ders olmalı. Bu derste empati eğitimi verilmeli.
Görgü kuralları dersi olmalı.
Bir de bazı yanlış kodlamaların doğruları öğretilmeli. Örneğin " şu, kadın işidir, erkekler yapmaz" gibi yanlış aktarılmış bilgilerin doğruları öğretilmeli ve uygulamalı dersler olmalı.
Hatta bu dersler okul öncesinde başlarsa daha iyi olur. Aileler de dahil edilerek yapılırsa çok daha iyi.
0
rock n roll
(06.05.26)
yemek yapmak ogretilmeli. dikis dikmek, temizlik (beden ve ev) vs. toplumsal kurallar trafik vb. ogretilmeli. anayasa ve temel ceza kanunlari tanitilmali.
abuk subuk ne oldugunu temelde kavratmadan sacma ileri matematik, fizik falan gosteriliyor cocuklara. biz mesela turev, integral cozuyorduk lisede ama nedir bu desen cevaplayamazdik. sadece sinav icin problem cozme ogretiliyor.
bu dersler cok daha basit seviyede fundamentaller kavranacak seviyede verilmeli. bu haliyle birkac ay sonra unutulan ve hic pratik uygulamasi olmayan dersler oluyor.
+2
antikadimag
(06.05.26)
mantik ve elestirel dusunme
0
banach
(07.05.26)
finansal özgürlük ve birikim yapma stratejileri.
+2
orpheus
(07.05.26)
çevreye (canlı-cansız) saygı ve temizlik toplum içinde yaşama adabı
0
lil siztah
(07.05.26)
aslında rehberlik servisi bunun için var ama tam faaliyet göstermiyor maalesef
0
mezzosprite
(07.05.26)
Gençlere hayatları boyunca gerçekten ihtiyaç duyacakları şeyleri öğrendikleri bir okul kurduğumuzu düşünelim.
genel olarak okul, özel olarak ortaöğretim öyle bir şey değil, olamaz. sihirli bir değnek olsun o değnek her şeyi değiştirsin veya bilgisayar gibi olsun, veriyi basalım veriyi basalım kişiye, yükleme tamamlanınca her şeyi yapan, her şeyi bilen idealize edilmiş insan yetişip dışarı salınsın istiyorsunuz. öyle bir şey mümkün değil. absürd.
ortaöğretimde mesleki kariyerimde çift haneli yılların içindeyim, okul öğrenmeleri muhakkak önemli ama çok ama çok abartılıyor, yani hayatta lazım olan bilgilerin çok büyük kısmı okul dışında öğrenilir, gerçekçi olan da budur . genel olarak işleri daha iyiye götürecek şey ise derslerde uygulamalı öğretimin artırılmasıdır. illa teknik işleri kastetmiyorum. benzer bir duyuru yakın zamanlarda vardı oraya da yazmıştım şu örneği. edebiyat öğretmeniyim, sözgelimi tiyatro ünitesi anlatırken, öğrencilerin gerçekten profesyonel bir tiyatro oyunu izlemeleri benim saatlerce tiyatro anlatmamdan çok daha öğretici olacaktır. dahası tiyatro denilen şeyin, okulda sınav sorusunu doğru yanıtlamak için ezberlenmesi gereken bilgi yığınından çok daha fazlası olduğunu hissedecektir. ama yerel belediyelerin veya dandik amatör özel tiyatroların ilkokul müsameresinden hallice oyunları değil tabi. mesela devlet tiyatrolarının profesyonel oyunları gibi şeyleri kastediyorum. ama bırakın öğrenci için, yetişkin için bile ulaşılabilir bir şey olmaktan çok uzak profesyonel tiyatro izleyebilmek. yani bu çok ufak bir örnek. tabii ki bu çok maliyetli ve esaslı yatırım ve organizasyon yönetimi gerektiriyor. bizde bunu yapma iradesini gösterecek ne yöneticiler ne de işbirliği yapacak halk var. her şey tamam olsa, eminim öğretmenlerden birileri mızıldanır, yav dersimi bitirip çıkacaktım öğrencilerin başında çobanlık yapıp tiyatroda başlarında durmak değil benim görevim diye sızlanır. ilçe milli eğitim müdürleri, yav başımıza iş çıkarmayın sınıfa sokun vukuatsız akşamı edin okulu kilitleyin dağılın der. veya uygulama atölyesi gerekir, devlet ona masraf yapmak istemez. hükumetlerden veya siyasi iktidarların partisinden bağımsız olarak, herhangi bir iktidarın isteyeceği şey, kuru sıralar ve bol bol kuru bilgi dersidir. çünkü bunu yönetmek çok kolay. ama hem burada hem de gözlemlerimde fark ediyorum ki, öğretmen kitaptan daha çok anlatırsa her şey çözülecek gibi bir algı var. ya 8.30 dan - 16.00-17.00 saatlerine kadar ders mi olur? ben bilgiye açım, okulun kölesi olurum beni okut lütfen babacım diyen yeşilçam çocuk karakteri olsa, tahta sıralarda saatlerce otura otura lanet olsun atom fiziğine de profesörlüğüne de diyen kadir inanır'a dönüşür.
tüm bu anlattıklarımı da bir kenara atalım. toplumda az çok bir ülkü birliği olması gerekir. diğer cevaplarda verilen hemen hemen tüm örnekler, toplumda refah ve güvenlik temelli şeyler. herkesin herkese düşman olduğu bir toplumda, kamusal alan kutsallığı sağlayamazsın, kamusal alanın kutsallığına inanmayan bir insan yığınında da çevreyi temiz tutma dürtüsü olmaz. sokağın, mahallenin hepimize ait ve korunması gereken bir yer olduğu düşüncesini içselleştirmemiş milyonlardan oluşan bir ülke var ve bunu içselleştirmesi için de insanların aidiyet hissetmesi gerekir. enflasyon olan, herkesin herkesi s.kmeye çalışarak hayatta kalmaya debelendiği bir ülkede her türlü yozlaşma olur. yozlaşan ve kamusal alanı, kendi evi gibi kendine ait bir parça hissetmeyen topluma da çevreye çöp atmak çok kötü bir şey diye öğretmenin anlatması ile bir yol alamazsın. bu çöp atma hadisesini bütün olaylara uyarlayabiliriz, o bir örneklem sadece.
0
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
İnsan neden başka birine bulaşır? Kavgacı insan özellikleri? Esra erol izletilip analiz yapışmalı Boş zaman değerlendirme Cinsel korunma. Dışarı boşalarak korunma olmaz. Sadece bunu öğrenseler razıyım Sosyal medya mutsuzluk sebebi Kedi köpek besleme Giyinme becerisi
Tecrübe edinmek için fırsat eşitliği, gerisini kişi kendi çözebilecek olarak doğuyor zaten
0
ffmff
(09.05.26)
İnsani/vicdani özellikleri geliştirmeye yönelik atılacak tüm adımlar zaten üç aşağı beş yukarı ifade edilmiş. Tamamen dışarıdan olacak şekilde şu andaki sınav aman eğitim modelini tamamen kaldırırdım. Her bölüme odaklı dersler/konular eklenebilir. Örneğin bir öğrencinin matematik dersindeki "problemler" başlığına 2026 yılında ihtiyacı yok, yaklaşık 50 yıldır soruluyor sınavlarda. Zerre faydası yok. Haricen basit ispatlar yapması şart akıl yürütmenin ne demek olduğu açısından. örneğin iki tek sayının çarpımının neden tek sayı olması gerektiği gibi. Örneğin şu andaki tüm geometri müfredatını kaldırıp, yine basit ispatlar ile geometrik şekillerin özelliklerinin nereden geldiğini öğretmeye odaklanırdım.
Kısacası ezber yerine nedenin önemli olduğu bir eğitim modeline yöneltirdim.
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
-1
ekimoloji (05.05.26)
Yok
-4
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
Yaptırmadım.
-4
rock n roll
(05.05.26)
Yaptirmadim. Sorry ama cok büyük, canini sikan bir sey olmadikca estetik yaptirip duranlar baya bos tipler oluyor. Dogallik cok kiymetli, özel bir şey aslinda.
-6
Purple life
(05.05.26)
Evet Burun İyi ki Niye sordun?
-1
Mirket
(05.05.26)
Damat dolgusu yaptırdım.
-3
runaway
(05.05.26)
4 kere Masseter botoksu yaptırdım amaaaaa diş sıkma tedavisi için. Yaptırınca yanaklarım bi toparlandı fakat diş sıkmam fazla güçlü olduğu için etkisi sıfırlandı hep. Bir yerden sonra yaptırmayı bıraktım.
Estetik amaçlı yaptırmayı hiç düşünmedim. Ben hayatı o kadar sevmiyorum ondan biraz swh
0
substituent
(05.05.26)
Saç ektirdim 15 yıl önce. Hayatımın en büyük hatasıydı. Travma oluşturdu. Çok zor kurtuldum. Halen uğraşıyorum.
0
Caletti
(06.05.26)
erkek adam modifiye yaptırmaz.
-1
mikahakkinen
(06.05.26)
Septum deviasyonu ameliyatım şekil değişikliği yaratmayacaktı ama ben estetik de olsun istediğim için araştırıp kbb uzmanına rinoplasti ameliyatı oldum. Tek pişmanlığım, neden daha önce yaptırmadığım oldu.
0
dediysem dedim
(06.05.26)
yaptırmadım. estetik görüntüleri, güzel insanları izlemeyi severim ama yapay olanları değil. septum deviasyonu için dahi araştırırken çok korkunç hikayeler okumuştum; septumu delinenler, burnu sürekli ıslık çalanlar falan.. eğer çok niyetiniz varsa, fazla irdelemeyip gidip olun derim. burnum mükemmel oldu diyeni çok nadir duydum. biraz şans ve hata payını da kabul edip giderseniz, tatmin olursunuz. detaycı ve takıntılıysanız, girmeyin derim.
Dilek diliyorum. İçimden dileklerimi diliyorum. Eskiden kağıda çiziyordum 😀
Bu sene de yine dileklerimi dileyeceğim. Umarım güzellikler olur.
0
rock n roll
(04.05.26)
Annem böyle şeylere çok inandığı için yapardık bir şeyler şimdi kendi evimdeyim bu sene gerçekleşmesini çok istediğim bir dilek için dileyeceğim. Dileğimi çizip gül ağacının altına gömeceğim.
0
ekimoloji
(04.05.26)
Beynim ve mantığım olduğu için hayır. Köylü olduğum için köyde yaşamaya devam etseydim yani aklımı kullanmak konusunda dezavantajlı olsaydım diğer insanlara uyum sağlardım.
-12
artıküyeolmakistiyorum
(04.05.26)
İki defa kutladık ben çocukken. Birisinde bahçede bir ağacın altına dileğimizin yazılı olduğu kağıt mı bez mi öyle bir şey bırakmıştık. Diğerinde ise; komşular ateş yakmıştı üstünden atlamıştık.
0
yurtsuz john
(04.05.26)
Ben bütün belirli gün ve haftaları kutlarım. Çok büyük anlam yüklediğimden değil, etkinlik oluyor.
Bazen kafama eserse çok sıkılmışsam ve o gün bir şey yoksa illa dünyanın başka bir yerinde bir şeyin günüdür, bakar bulur onu kutlarım. Gelenek seviyorum.
Hıdırellezde gül altına bozuk para gömüyorum. Gece yatarken de cüzdanı açık bırakıyorum.
+1
akhenaten
(04.05.26)
hic yapmadim. denize, göle kagit atan suursuzlara da hayretle bakiyorum.
-7
Purple life
(04.05.26)
İzmir'deyken her mahallede ateşler yakılırdı. Sokaklarda gezip denk gelen ateşlerin üstünden atlamak keyifliydi çocukluk/gençlikte. Bi de hava güzel ve herkes mahallede eğleniyor ortamı da eğlenceli. Olayın dilek boyutuna inanmadım hiçbir zaman ama insanların toplu şekilde eğlenmesi her zaman güzeldir. İzmir dışında bu kadar coşkulu kutlandığına denk gelmedim pek. Gerçi İzmir'de de eskisi kadar her mahallede ateş yakma mevzusu kalmamış olabilir
Uzun sayılabilecek bir süredir flört ediyoruz ve aramızda yaz dizisi tadında süregelen bir cinsel gerilim vardı. Kalabalık içinde uzaktan birbirimize bakıp gülümsemeler, konuşurken küçük dokunuşlar, vedalaşırken uzun sarılmalar vb...Dün ilk defa uygun bir ortam oldu ve aniden yakınlaştık. Uzunca bir
Uzun sayılabilecek bir süredir flört ediyoruz ve aramızda yaz dizisi tadında süregelen bir cinsel gerilim vardı. Kalabalık içinde uzaktan birbirimize bakıp gülümsemeler, konuşurken küçük dokunuşlar, vedalaşırken uzun sarılmalar vb...
Dün ilk defa uygun bir ortam oldu ve aniden yakınlaştık. Uzunca bir süre sarıldıktan sonra öpüşmeye başladık. Öpüşmenin daha başlarında (10–15 saniye içinde) erkek kişi popoya hamle yaptı. O anda bir ölçüde şaşkınlık ve rahatsızlık hissetsem de irkilip geri çekilmedim. 1–2 dakika kadar öpüştük ve bu durum böyle devam etti.
Duyduğu yoğun arzunun bir tezahürü olabilir ama diğer yandan bu acelecilik pek hoşuma gitmedi. Ne dersiniz?
📊 Sence?
Bu anket sona erdi. 93 oy kullanıldı.
-10
make a wish (04.05.26)
-merhaba +oha resmen ahlaksızlık teklif etti
+7
HellKeePer
(04.05.26)
Kardeşim geçmiş olsun bu durum neredeyse tec*vüzecyazmak. Polise git
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.05.26)
Allah korumus cok sikintili bir durum. Yuz, yuz elli defa date yapmadan once boyle seyler yapilmaz. Polise git +1
0
synesthesia
(04.05.26)
hayat senin hayatin. kendi kararlarini kendin almalisin.
konuya bana dokundu olarak bakacak olursak opusmek de aslinda cogu kez cinsel bi durtu olabiliyor ki sizinki de biraz oyle olmus.
kendiniz ve iliskinizle ilgili kararlari kendi yasam seklinize ve dusunce yapiniza gore almaniz daha dogru. rahatsizsan rahatsizim demekten cekinme ama bunlari yasaman gerektigini dusunuyorsan da akisina birak. hayat senin hayatin unutma;)
0
johnnie w lker
(04.05.26)
festivalde tanıştığın adam mı bu? poponu avuçlaması hoş olmamış ama öpüşme normal epeydir flört ediyormuşsunuz
+1
alester
(04.05.26)
@alester ahah hayir o gecen seneydi :D bu yeni :D
0
🌸make a wish
(04.05.26)
Hoşunuza gitmediyse gitmemiştir. Kimseye popo avuçlatma borcunuz yok. Kendinizi hafifçe çekebilirsiniz. Baktınız karşı taraf sallamıyor, öpüşmeyi de kesebilirsiniz. Sınırlarınıza saygı duymayanla işiniz olmasın.
+9
lil siztah
(04.05.26)
@lil siztah +1 ergen erkeklere sorma bu soruyu kendine sor. rahatsız olduysan olmuşsundur flört ettin diye cinsel arzularını tatmin etme senedi imzalamadın.
+3
yenibirgüzelnick
(04.05.26)
normal.
-3
Hallegadola
(04.05.26)
iyice kızlarsoruyora döndü. ergen ergen sorular
-9
plastic_angel
(04.05.26)
popoya hamleyi okuyunca ben de küçük bir cinsel gerilim yaşadım. cinsel uyaranlara çok açık erkeğin iç dünyası, anlayış göstermek lazım. ara ara parmak sallayıp bir adım geri çekilirseniz hem onun avcı modu hep açık kalır hem de ilişkinin ömrü biraz daha uzun olabilir.
-1
beyfendi
(04.05.26)
bir erkek olarak ilk öpüşmede direkt eline popoya götürmezdim. ama bu harekete direkt yanlış denemez. sizin nezdinizde ne hissettirdiğine bakmalı. ben sınır ihlali derim başkası demez tamamen kişiye bağlı. buraya sormak anlamsız o yüzden. ortada rahatsızlık varsa tepki baştan belirtilmeli. eli alıp kenara koyarsın rahatsızsan, baktın devam ediyor, öpüşmeyi bırakıp dile getirirsin. ısrarcıysa da görüşmeyi kesersin.
ama bence büyütelecek bir mesele değil.
0
jelly bear
(04.05.26)
Çekim olmuş öpüşme başlamış. Adam hamle yapmış bir tepki koymamışsın sinir çizmemissin. ısrarcı olsa sorun ama bu durumda denemiş
+3
kisa
(04.05.26)
ilk öpüşme dediğiniz şey minik bir veda busesi tadında olmamış. 2 dakika sürmüş ve adam da hamleyi 15. saniyede yapmış.
yani siz amiyane tabirle baya arzuyla birbirinize yumulmuşsunuz. uzun uzun da öpüşmüşsünüz.
o saatten sonra popoya kayan elin günahı olmaz bence. uzun uzun sarılırken avuçlasaydı o zaman farklı şeyler söyleyebilirdim.
sınırlarına saygı falan denmiş. yani liseli falan değilseniz o saatten sonra ne sınırı? bu sınır neresi, ne zaman? 2 dakika boyunca tutkulu şekilde öpüşülüyorsa bir sonraki aşamaya geçilmiştir zaten.
arkadaşça sarılırken, yanaktan öperek vedalaşırken avuçluyorsa o zaman sınırdan bahsedebiliriz.
+10
kibritsuyu
(04.05.26)
tezahür ne ya
-5
OgutucuRecep
(04.05.26)
hiç başlama bu ilişkiye. adama yazık.
-2
gabe h coud
(04.05.26)
Ne var ki bunda. Olabilir.
-3
arbre
(04.05.26)
Uzun zamandır flört ediyormuşsunuz bu noktada ilk öpüşmede götün ellenmesi teknik olarak normal.
+5
kizil karga
(04.05.26)
bazen 15 sn olur, bazen 15 gün olur. bence mesele o değil. bence o anda bunu belirtmiş olmanız daha doğru olurdu. sınırlar daha net olurdu.
bir de bu "ortam", sadece ikinizin olduğu bir ortam mı? ev ofis vs? yoksa etrafta insanlar var mı?
0
co2s2
(04.05.26)
@co2s2 gece 2'de bir mekan kapisi. etrafta kimse yoktu, o anda sadece ikimiz vardik.
0
🌸make a wish
(04.05.26)
Burada, senin ne hissettiğin önemli. Hissettiğin rahatsızlık hissiyse evet o duygu gerçektir ve rahatsız edicidir.
Kendinden şüphe etmene hiç gerek yok. " Acaba ben mi abartıyorum aslında belki de bu düşüncem ve hissettiğim yanlıştır" diye bir şey yok.
+1
rock n roll
(04.05.26)
ben de ilk öpüşmede ne kadar hoşlanırsam hoşlanayım ve hatta aşık bile olursam olayım popomun avuçlanmasını istemezdim. öyle olunca sanki beni sadece cinsel olarak arzuluyormuş, bi ilişki istemiyormuş gibi gelir bana. öyle bi ilişki de benim duygusal yanımı tatmin etmeyeceğinden rahatsız olurum. ama eğer ben de karşı tarafı sadece cinsel olarak arzulayabilen bir karakterde olsaydım rahatsız etmezdi. siz ne hisler beslediğinizi ve kendi ilişki tipinizi bilirsiniz tabii ki. belki farkında olmadan bu açıdan baktınız siz de.
0
matilda
(04.05.26)
Uzun süre derken 1, 2 gün mü 1 hafta mı? Popo avuçlaması önemli, bundan sonrası düğün dernek.
0
rhan
(04.05.26)
ablacim adam operken nereni sikacak, burnunu degil herhalde. elin normal konumu zaten popo hizzasinda.
+1
cooperr
(04.05.26)
öpüşmek derken yanağından öpmedi herhalde bu adam? yani insanlar bu kadar mı tuhaf anlamıyorum. napmalıydı mesela koltuk altını mı gıdıklamalıydı ya da ellerini havada teslim ol pozisyonunda mı tutmalıydı yani
-1
deartheodosia
(04.05.26)
öpüşürken başka ne mi yapacaktı? popo ellemek haricinde yapılacak trilyon tane muazzam şey varken, popo ellemek nedir ya? hani evde bile değiller. evde olsalar nihai bir amaç var.
-3
co2s2
(05.05.26)
"sınırlarına saygı falan denmiş. yani liseli falan değilseniz o saatten sonra ne sınırı? bu sınır neresi, ne zaman? 2 dakika boyunca tutkulu şekilde öpüşülüyorsa bir sonraki aşamaya geçilmiştir zaten"
bu tamamen öznel bir değerlendirme farkındasınız değil mi? adam da böyle değerlendirmiş muhtemelen ama kadın değil? rızanın genel geçeri olmaz. öpüşüyor, öyleyse elletecek; elletti, öyleyse 'verecek'.. bu akıl yürütme, muhakemesi çarpık olanlar için "güldü, öyleyse 'verecek'" şeklinde ilerliyor ve sonuçlarını sık sık gazetelerde okuyoruz. devir, araba camına kafa sıkıştırma devrini çoktan geçti; bence buna biraz uyum sağlamak lazım.
kibritsuyu
+2
lil siztah
(05.05.26)
evet bu öznel bir değerlendirme. evet, adam öyle değerlendirmiş ama kadın değil. kesinlikle doğru. rahatsız olmuşsa ona da diyecek bir şeyim yok, olabilir.
muhakemesi çarpık olan sapıklar için gülümseme bir işaret olabilirken, daha normal muhakemeye sahip kişiler için de bu sınırın da hangi noktada geçildiğinin, bir sonraki aşamanın hangi noktada başladığının anlaşılması lazım.
cinsellik, hoşlandığın karşı cinse karşı arzu duymak sapıklık değil. bu hemen hemen bütün hayvanlar için normal, içgüdüsel bir davranış. benim eğitim, kültür, görgü ve göreneğime göre, herhangi bir zorlama olmadan, karşılıklı, arzu dolu bir öpüşme, bir sonraki adıma geçildiğini düşündürüyor.
peki açık açık sorayım. erkek bir sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini nasıl anlayabilir? uzun uzun öpüşürken değil. ikinci öpüşmede? yok hala değil. beşincide? hala değil mi? yani bir noktada bunun sonraki aşamaya geçmesi gerekmiyor mu? tutkuyla, karşılıklı bir şekilde öpüşen bir çift için bunun işareti nedir? ne zamandır?
kendisiyle tutkuyla öpüşürken, sevgisine karşılık bulurken bi şansını denemiş. yatırıp da hemen üstüne çullanmamış ki kafayı cama sıkıştırmak ile kıyaslama yapıyorsunuz?
lil siztah
+1
kibritsuyu
(05.05.26)
kadın rahatsız olduğunu bize belirtiyor zaten, yorumum da bunun üzerine. bence hatası, rahatsız olduğunu karşı tarafa belirtmemek olmuş. bunlar çok özgül ve ilişkinin dinamiğine bağlı konular; doğru zamanın kararını ben değil, konudaki kadın/adam kendi yargılarına, takvimlerine vd göre verir. ancak bir taraf rahatsız olduğunu belirtiyorken, burada bunun normal olduğunda ısracı olunmasını doğru bulmuyorum; itirazım buna. adamın hareketini yapmasına itirazım olmadığı gibi, sapık olduğunu falan da ima etmiyorum. ancak mevcut verilerle, cevap veren kadınlar gibi, bunun 'ilk' öpüşme için şık bir hareket olmadığını düşünüyorum şahsen. erkekler de aksini düşünüyor belli ki. adam çullanmamış ama sizler "ne zaman, ne zaman?!" diye çullanıyorsunuz ya, itirazım buna. o zaman, birinin tek başına doğru bulduğu zaman değil, karşılıklı rıza olduğu zaman; bu kadar basit. parmak hesabına falan gerek yok yani.
kibritsuyu
+4
lil siztah
(05.05.26)
türk erkegi her zamanki gibi pasa kompleksiyle her seyi yapmayi kendine hak görüyor. bir büyüyün artik ya. hemen kadina deli muamelesi yapmalar falan.
parali iliski bile yasiyor olsan karsi tarafin hayir deme hakki var. 21. yüzyila hos geldiniz.
-6
Purple life
(05.05.26)
Rahatsızlık duyduğunuz an müdahale etmeniz en iyisiydi. Duruma göre ya o eli popodan bele doğru usulünce kaydırır, ya da öpüşmeyi bitirirdiniz.
Tepki vermediğiniz için, ben karşı taraf olsam hiçbir olumsuzluk gelmez aklıma.
Öpüşme ateşliyse, erkek olsun, kadın olsun, anın heyecanıyla kendini tutamayabilir. Erkekler pek hesaplı yapmaz böyle şeyleri. Daha fevri ve içgüdüsel davranırlar. Kontrol sizde olmalı.
+1
yadigar
(05.05.26)
ya benim eşim de ilk öpüşmede böyle yapmıştı fgfhghf yani direkt avuçlama gibi değil de elini oraya doğru götürmüştü ben de çok şaşırmıştım daha başında böyle yapmasına :)) neyse şimdi evliyiz.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
Duyuru kadınlarının profili çok değişmiş. 10 sene önceki duyuru kadınları bambaşka yorum yapardı. Neyse… Ya ne olacağıdı? Sevgilin seks istemiyor mu zannediyorsun? Çok masum düşünüyorsun.
Kendinizi yargilamayi birakabildiniz mi? Eksikleriniz, basarisizliklariniz ya da kusurlariniz, bunlarla nasil basa cikiyorsunuz? Bakis aciniz nedir, paylasin da ilham olsun.
Kendinizi yargilamayi birakabildiniz mi? Eksikleriniz, basarisizliklariniz ya da kusurlariniz, bunlarla nasil basa cikiyorsunuz? Bakis aciniz nedir, paylasin da ilham olsun.
0
banach (02.05.26)
Kendimle barışığım.
Eksiklerim, başarısızlıklarım ve kusurlarım tabi ki var. Bunlar olacak ki gelişim de olsun.
Eksikler, başarısızlıklar ve kusurlar da zaten hayatın bir parçası.
0
rock n roll
(02.05.26)
Gerçeklerle barışığım
+3
artıküyeolmakistiyorum
(02.05.26)
Genel olarak gecmisi pek düsünmüyorum. Ileriyi düsünürken, sunu nasil daha iyi yapayim ileride derken gecmis hatalari, pismanliklari düsünmüyorum.
Gece yatmadan kafan yastikta gecen seneyi de düsünebilirsin önümüzdeki 5-10 seneyi de.
0
Purple life
(02.05.26)
No. Herkesten daha acimasizim kendime 🤝
+6
üğpoıuy
(02.05.26)
Ne kadar gerçekçi olursam o kadar kendime şevkatli yaklaşabiliyorum. Hata mı yaptım kusurum mu var hayat böyle bir yer herkesin hatası kusuru var. Bir de diğerlerinin o kusurlu hallerine rağmen kendilerine çok yüklenmediklerini görünce daha çok sahip çıkıyorum kendime
0
denizkenarısandalye
(02.05.26)
Kendime karşı çok acımasız olduğumu biliyorum, kendim hakkımdaki fikirlerimin bu yüzden çok objektif olmadığını anlıyor ve kendimi algılama şeklime çok takılmadan yaşamaya devam etmeye çalışıyorum diyelim. Kendini sevmek, olduğu gibi kabul etmek falan bu ömürde yapabileceğim şeyler değil, boşa yormuyorum kendimi o noktada.
+3
sekizdokuzon
(02.05.26)
Gençken oldukça şişkoydum, tüm sorunlarımın kaynağının kilo olduğunu sanıyordum o yüzden de nefret ediyordum kendimden. Her şey tamam da bir o problemmiş gibiydi. Sonra çok kilo verdim ama mutsuzluğum geçmedi.
Zaman içerisinde farkettim ki bütün insanların problemleri var ben dahil, ve bir büyük problemi aşınca geri kalan tıkır tıkır çözülüyor gibi bir durum yok. Senin idealin 2 + 2 = 4 ve oraya giden mutlak bir plan var gibi bir şey değil insan olmak. Karşılaştığın sıkıntı her ne olursa olsun sen elinden geleni yaptığın sürece kendine kızmanı gerektiren bir durum yok, herkes benzer sorunlarla karşı karşıya.
Evrim nedir bunu anlayıp içselleştirebilirsen hayatın boyunca kendini gerçekte karşılığı olmayan bir beklentiyle yargıladığını da anlayacaksın.
+1
redlinetheturk
(02.05.26)
Evet. Her zaman. Hayatım boyunca.
+1
gabe h coud
(02.05.26)
Sınırlarımı genişletmeye çalıştım hep. Mevcut kapasitemin biraz ötesini hedef alarak ilerlemeye çalıştım. Bunu yaparken yapabildiğimi ve haddimi bilmeye de çalıştım. Zira sınırlarımı genişletirken nihayetinde belirli bir tavanım olduğunun farkındayım. Başkalarını referans yapmadım, benim gelebileceğim nokta burası demeye çalıştım. Hem haddimi bildim hem özgüvenimi. Kolay değil elbette, hatta zordur; ama imkânsız değil.
Bu süreç, on üç ila on yedi senemi aldı. Kendimi değiştirmem gerektiğini 2007'de idrak ettim; yaşıyorum bu hayatı 2023 senesinde demeye başladım.
2017 civarında bir gezi şirketiyle yurt dışı turuna katılmıştım. Bir ara yabancı kızlarla İngilizce konuşmaya çalıştım. İçlerinden biri, "İngilizce konuştuğuna emin misin, hiçbir şey anlamadık" dedi; diğerleri kahkayı bastı. Dönüşümde İngilizce konuşma pratiğine ağırlık verdim. Üzülmesine üzüldüm tabii ama eksik tarafı gördüm ve güçlendirdim.
Bunun yanı sıra kalıplaşmış toplumsal normları referans almadım. Erkek olduğum için arabalara ilgi duymak zorunda değilim; Araba kullanmayı hiçbir zaman önceliklendirmedim, çünkü ihtiyaç duymadım. İhtiyaç duysaydım ya da bu eksiklik bir üst seviyeye geçişimin önünde engel oluştursaydı, öğrenirdim. Kavgacı bir karakter olamadım mesela. Hümanistliğimden dolayı değil, karakterim kavgacı değil. Doğuşten gelen bir şey.
Fark ettiğim şu: hayatımı hep ne istemediğim ve neyin önümü kapattığı üzerinden kurguladım. "Böyle olmasını istemiyorum" deyip tersini yaptım; "bu durum beni kısıtlıyor, o halde aşmam lazım" diyerek ilerlemeye devam ettim. Bugün bulunduğum noktanın arkasında bu iki temel refleks yatıyor.
+3
put it in your appropriate place
(03.05.26)
kendinle barisik olmak sikintili bir durum bence, gelismeyi durduruyor, sikintilarindan kacarak uzaklasamazsin.
ben de sikintilarimdan hep kacardim, ta ki ortaokul 2 gibi spora baslayana kadar. basladigimin ilk haftasi biraktim zaten, asiri zorlandim, 2-3 gun evden cikmadim oturdum agladim.
sonra dedim ki kendime olm, hayatin boyunca karsina cikan her problemde kacamazsin, yuzlesmen gereken durumlar olacak ve bunu ne kadar erken kabul etsen o kadar iyi.
ustune gitmeye karar verdim, geri dondum. sonrasi 4-5 sene mucadele. yarislar vs. baya birsey ogrendim, 400-500km kostugumuz seneler oldu. deli gibi agirlik antrenmani vs. ellerimiz patladi sardik devam ettik. derimi baya kalinlastirdi spor. simdi geriye donup bakinca iyiki devam etmisim diyorum, iyiki birakmadim.
sonra universite, bazi derslerden hocalar yuzunden kacanlar olurdu, dersleri gidip baska okullarda alip saydirdilar. ben direk kayit yaptirip giriyordum. cok iyi notlar alamadik belki ama hicbir dersten kalmadim. spor bana sorunlarimla kafadan bodoslama yuzlesmeyi ogretti.
is hayatinda da ayni sekilde devam ediyorum, haksizliga tahammulum yok. hakliysam istifayi verir cikarim. cunku aklimda her zaman ben neler atlattim, bunlar cocuk oyuncagi dusuncesi var. cok daha zorlarini gorunce insan kolay sikintilari rahat geciyor.
spor onemli, cocuklari spora yonlendirin. beyinle yapilan o "artik birak kocum cok zorladin" mucadelesi cok onemli.
+2
cooperr
(03.05.26)
gerceklerle barisigim+1 bence bu kendine yapabilecegin en iyi, ust-insan seviyesine gecmenin ilk ve son adimi. gercegi kabullenip oyle mucadele etmek, yeri geldiginde acizligini kabullenip teslim olabilmek, her seyin vazgecilebilir oldugu ozgurlugune kavusmak, kimsenin degil senin kendini kurtarabecegini bilmek vs. kendinle barismanin da otesinde garip bi ustunluk sagliyor kisiye. dusunuldugu gibi ilerlemeyi de durdurmaz o yol zaten tadini aldiysan hep bi adim otesine surukler, dogasi geregi
+2
ala09
(03.05.26)
Kendi kendimin içindeyim yani kendimle de barışık olmayacaksam kiminle barışık olabilirim ki? Güçlü yönlerimi, zayıf yönlerimi bilirim. Aldığım doğru kararları ve yanlış kararları tahlil ederim. Becerdiklerimle gururlanır, beceremediklerime üzülürüm ama günün sonunda geçmişte olup değiştiremeyeceğim şeyler ve kişisel özelliklerimle savaşmam. Daha çalışkan olsam şurda olurdum diye hayatı kendime zehir edeceğime, kendimi üzmeyecek kadar çalışarak gelebileceğim en iyi yere gelmenin yolunu arar ve bulurum. Memnun olacağım bir sonuç elde edersem zaten sorun yok, edemezsem sağlık olsun diyip sonraki karşılaşmalara bakarız. Kendisiyle savaşan, hep daha iyi olmalıyım diyen insanlar toplumun gelişmesi (o da kime göre neye göre) açısından belki iyi olabilir ama hem kendilerine hem çevrelerine yük yani, hayatımda çok hırslı ve kendisiyle kavgalı insan istemem
+1
nundu
(03.05.26)
kendinle barışık olmak bence kendini yargılamamak değil de bunu ölçülü ve olabildiği kadar objektif yapabilmek... çünkü işin ucunda hiçbir şeyden kendini sorumlu tutmayan dangalak bir narsiste dönüşme ihtimali de var. kendime gereksiz yüklenmek, kendimi hırpalamak istemem ama diğer uca savrulmayı da istemem açıkçası.
kendimle barışık mıyım? değilim. bu sözünü ettiğim denge mekanizmasını son birkaç senede biraz daha iyi bir noktaya taşıdığımı, geliştirdiğimi düşünüyorum ama yine de "benlik" konusunda kafam karışık. aynaya bakınca "vay senin hayatını zkeyim itovlit şerefsiz böcek1!!" filan demiyorum ama kendimle aram çok da iyi sayılmaz, meraba meraba. yine de yoğun duygusal muhasebe ve içgörümün hatrına kendimle barışıklık düzeyime 6/10 verebilirim herhalde.
+2
der meister
(03.05.26)
hiç bırakmam. sürekli kendimi eleştiririm, başkalarına bakıp "ben de böyle yapıyorum, dışarıdan hoş görünmüyor" diyerek değiştirmeye çalışırım.
+1
neira
(03.05.26)
insan korku ve ümit arasında gidip gelir eksikleri düşünmeyi bırakıp iyi bir şeyler yapmak için eyleme geçmek
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.sizin de boyle dis gorunusten yargilamal
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.
sizin de boyle dis gorunusten yargilamalariniz var mi? yoksa hic yargilamam dis gorunusten bir insan hakkinda cikarim yapamayiz mi diyorsunuz?
-1
antikadimag (29.04.26)
Yargılamam.
+5
rock n roll
(29.04.26)
Hayır
+3
ezkaza
(29.04.26)
İnsan ilişkilerini şekillendiren bir numarali şey dış görünüş. Aksini iddia eden ılık şeyli hümanisttir.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(29.04.26)
deliyi 3 km ilerden tanırım. bakışlarıyla yargılarım. bu kesin sıkıntılı derim.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
tabii ki yargim olur ama ben yine de hi konusmasini duymak isterim ses ve konusma degerlendirmesi oransal olarak yuksek bende
+4
ala09
(29.04.26)
tipe göre çıkarımda bulunmam ama dış görünüş muhakkak ki ruh halninin yansımasıdır. bunun içine de tavırlar, mimikler, temizlik, kişisel bakım, giyim tarzı vs. girer.
+3
lazpalle
(29.04.26)
yargılamıyorum da seçtiği kıyafetten saçından çantasından ayakkabısından içimde tabi bi kodluyorum. genelde yanlış çıkıyor.
+3
ruhlardan esinlenen karga
(29.04.26)
Ne kadar yargılamam desek de önyargı oluyor.
0
duyuruuser
(29.04.26)
yargılarım ve hepsi de doğru çıkar
0
Hallegadola
(29.04.26)
Hiç yargılamam diyemem çünkü ilk anda illa ki kafaya fikirler geliyor onu durduramıyorum. Ama onları kenara koyup devam etmeye çalışıyorum.
0
peki madem
(29.04.26)
ya ne kadar toysunuz hepiniz kiyamam cidden. o kadar basindasiniz ki hayatin minik bir civciv gibi insanlari dis gorunusleri ile yargilamaya devam edin, o begenip sectikleriniz size iyi kaziklar cakacak.
-4
warrior princess
(29.04.26)
Yuvarlak surat= gerizekalilik, saflik
-2
Purple life
(29.04.26)
jest, mimik, kılık, üslup birinin iyi mi kötü mü olduğu hakkında kuşkusuz fikir verir. elbette dış görünüşe bakarak yargıda bulunurum.
dış görünüş genetik mirasla ilgili iyi koşullarda yetişmiş, güzel eşlemiş insanların aktarımı söz konusu maddi koşullar da iyi oluyor ama yaşadığı hayatı onu nasıl şekillendirdiğini bilmiyoruz genel olarak insanlara güvenmemek gerektiğini düşünüyorum dış görünüşün etkisi altında kalmamak lazım
0
mantık
(29.04.26)
Tamamen yargılaman ama kısmen temkinli olurum . Sadece görüntü değil sesin ince veya kalın olması hatta adeta gırtlaktan da geride konuşuması bile kişi hakkında bir fikir verebiliyor.
0
diyecevaplandı
(29.04.26)
Yargılama değil bence bu. Düzenli gözlem sonucu yapılan bir çıkarım. Yeterince veri elde edilirse bilimsel temellere bile oturtulabilir.
-1
anaphylacticshock
(30.04.26)
Ek yapayım;
Büyük ve iri gözlü insanlar daha masum oluyor genelde. İçleri dışları bir oluyor.
Küçük, kısık ve çekik gözlüler (ırksal özellik olan çekik gözden bahsetmiyorum) daha sinsi ve içten pazarlıklı oluyorlar.
Aşırı heybetli, iri yapılı, kalıplı erkekler genelde iyi niyetli ve masum oluyor. Tipleri insanı korkutsa bile anlayışlı, konuşulabilir insanlar oluyorlar.
Bir de kısa bacaklı, bodur, tıknaz tipler var. Onlar için annem "Dötü yere yakından korkucan" der. :)
Alt kısımları koyu yeşil ya da mor renge boyamayı düşünüyorum. Çalıştığım kurumda birinde aynı şekilde pembe gördüm. Ama kamuda olduğum için biraz da çekiniyorum. Tuhaf karşılanır mı?
Alt kısımları koyu yeşil ya da mor renge boyamayı düşünüyorum. Çalıştığım kurumda birinde aynı şekilde pembe gördüm. Ama kamuda olduğum için biraz da çekiniyorum. Tuhaf karşılanır mı?
0
pembediken (25.04.26)
Güzel kızlarda problem olmuyor ama çirkin kızlarda psikolojisi bozuk olarak algılanıyor. Honestly.
Bir yere kadar evet, bir yere kadar hayır.
-6
arbre
(25.04.26)
Güzellik görecelidir
arbre
-2
🌸pembediken
(25.04.26)
Kamudan bağımsız olarak boyama derim. Doğal renkler en güzeli. beyaz saçın olduğunda boyamaya karar verirsin tabii eğer rahatsız ederse beyazlık. Bildiğim kadarıyla saçların koyu renkse seçtiğin rengin olması için açıcı uygulanabilir o da boya aktığında turuncu olarak çıkıyor ortaya.
+1
duhan
(25.04.26)
İçinden geldiği gibi davran. Boyamak istiyorsan boya. Beğenmezsen tekrar boyarsın eski rengine.
+1
rock n roll
(25.04.26)
Ben uçlara yeşil/mavi atmıştım (saçım kahverengi). Uzadı. Şimdi gökkuşağı rengi atmayı düşünüyorum :D Çalıştığn kurumda kılık kıyafet yönetmeliği yoksa ya da içinde böyle bir madde yoksa boya gitsin.
0
truf
(25.04.26)
No way. Sacma sapan isler.
Tuhaf karsilanir. Yüzüne bir sey söylenmese de seni yadirgayacak bircok insan olacak. Mesela ben fkfkf
-4
Purple life
(25.04.26)
Doğallıktan yana olduğunu sanıp, zerre kadar doğal olmayan kırmızı ve sarı tonlarını benimseyen, nereden gelip yerleştiği belli olmayan statükoyu körükörüne benimseyen kişileri önemseme bence. Nasıl içinden geliyorsa öyle yap. Eninde sonunda kabulleneceklerdir.
-2
Mirket
(25.04.26)
Hevesiniz varsa yapın gitsin kimin ne düşündüğü çok da önemli değil, beğenmeyen küçük oğluna almasın.
Tamamen akınca da şöyle oluyor. Gri gibi. hizliresim.com
Yani bence çok güzel oluyor ama hemen akıyor. Ayda bir boyatman lazım. Evde de boyayabilirsin ama zahmetli biraz, ben eşime boyatıyordum. Bir de saç inanılmaz yıpranmıştı benim. Oyuncak bebek saçı gibi olmuştu. Kuaföre ya da malzemeye göre değişiyordur tabi.
Kamu olayını bilemiyorum ama dikkat çekiyor illaki. Tabi sadece alt kısımları boyatırsan kestirerek de kurtulabilirsin.
Yani doğum yaptığım bir dönem olduğu için daha fazla uğraşmamak için koyu renge döndüm sonra. 5 ay filan kullanabildim. Üstüne boyayarak daha uzun süre kullanabilirsin ama dediğim gibi sık gitmek gerekiyor.
Boya bence istiyorsan. Ama pembe yerine mor daha güzel gelmişti bana .
-1
elorelia
(26.04.26)
Benzer düşüncelerden geçtim zamanında ve hevesin varsa yap gitsin diyorum. Dikkati kesinlikle çekiyor. Hem kendini hem de çalıştığın yeri denemek için küçük bir miktarı boyayarak başlayabilirsin. Uçlara veya küçük bir tutama değişiklik yapınca geriye çevirmesi çok kolay olur ve daha az dikkat çeker. Asıl problem koyu renk açılırken saçın yıpranması ve boyanın hızlı akması oldu bende de, düzenli uğraşırım diyorsan bunlar da mesele değil.
-1
matlii
(26.04.26)
Neden saçma sapan ve nesi yadırganacak tam olarak? @elorelia her renk güzel olmuş sizde. Ben tamamını değil sadece alt kısımları boyarim orada gölge olan kısımlar boyayı alır.
Purple life
+1
🌸pembediken
(26.04.26)
Farkli renk sac, piercing, dövme marjinal insan itemi. Marjinal olsan bile, bana göre, marjinal gözükmemen gerekiyor.
Insan taktigi tokadan, catal bicak kullanimina kadar her seyde disariya bir algi yayiyor. Bir ton kod var. Pembe sacin da yaydigi bir kod olabilir elbet.
Tartisma ciksin diye söylemiyorum valla. Senin sacindan bana ne yoksa. Sadece comara bak yhaa dersin ya da aklinin bir kösesine not eder gecersin.
pembediken
-3
Purple life
(26.04.26)
icinizde en ufak heves var ise direk yapin. sonucu dönülmez bir sey degil
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.