Giriş
(16)

Sorum erkeklere: bugüne kadar aldığınız en güzel/iyi hediye neydi?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar, Öyle romantizme girip bebeğimiz, sevdiğimin gülüşü vs gibi şeyler sormuyorum. Daha pragmatist bir noktadan hani "valla çok işime yaradı, çok kaliteli bir şeymiş vs" dediğiniz türden bir şey soruyorum. Bu bir deneyim de olabilir bu arada. Marka model şeklinde detay da verebilirsen
Merhaba arkadaşlar,

Öyle romantizme girip bebeğimiz, sevdiğimin gülüşü vs gibi şeyler sormuyorum. Daha pragmatist bir noktadan hani "valla çok işime yaradı, çok kaliteli bir şeymiş vs" dediğiniz türden bir şey soruyorum. Bu bir deneyim de olabilir bu arada. Marka model şeklinde detay da verebilirseniz çok güzel olur.

Cevaplar için çok teşekkür ederim.
Sevgiler, saygılar, hürmetler.
+1
Amaranta ursula
(24.08.26)
2+1 ev. gürültüden ve kalabalıktan şikayetçiyim ama 10 senedir kira ödememek şu an sahip olduğum şeylere sahip olmamı sağladı.
-3
denizgonen
(24.08.26)
eşim bana yelken eğitimi hediye etmişti, başlamak isteyip öteliyordum. tatillerimizi kendi kiraladığımız teknelerde geçiriyoruz 5 senedir.
+2
awlmi
(24.08.26)
valla çok iyi hediyeler almadım. tek hatırladığım eşimin bana aldığı puma bvb forması.
0
mikahakkinen
(24.08.26)
öyle bir hediye yok. biz erkolar sizin gibi hediye için günlerce düşünüp aldığımızda gözyaşlarına boğulacak duygu yoğunluğuna sahip değiliz. şık bir kalem, cüzdan al geç.
-4
buenosdias
(24.08.26)
@buenosdias,
Sorumu anlamadınız galiba. Ben de oyle duygulu hisli bir hediye sormuyorum. Gerçekten işinize yarar kullanışlı uzun ömürlü bir hediye aldınız mı diye soruyorum.
0
🌸Amaranta ursula
(24.08.26)
İlla işe yarar bir şey mi olması gerek?

Bana bir Lego alınmıştı mcqueen’in. Onla uğraşmak zaman geçirmek gayet keyifliydi benim için. Özellikle lego uygulamasını keşfetmek deneyimlek bambaşkaydı resmen.
0
substituent
(24.08.26)
kazak, gömlek.
+1
duyuruuser
(24.08.26)
Geçen sene eşim bütün yıllardır çekildiğimiz telefon fotolarından albüm yapmıştı. O güzeldi.
Çok sevmem/kullanmam olarak dersek de leatherman alındı bir kere noelde, vallaha hayat kurtarıcı bir olay.
Bir kere de alet çantası ve şarjlı matkap/tornavida. Gene efsane hediyeler isime yaramasi olarak.
+1
logisticsmanager
(24.08.26)
koşu için kıyafet alınca çok hoşuma gider.
termos almıştı. yıllardır kullanırım.
www.trendyol.com

yıllarca kullanabileceğim ve boşa gitmeyecek bir hediye erkekler için en iyisidir. bizim olayımız ya beni düşünmüş, kendi elleriyle yapmış ne güzel değil, pratik, fiyat performans ve işe yarar hediyedir. benim için kendi elinle aylarca emek verip yapacağın ama hiç kullanmayacağım bir atkıdan ziyade parasını verip alacağın ama her gün kullanabileceğim bir hediye çok daha değerli. çünkü biz erkeğiz. :)
-2
gabe h coud
(24.08.26)
Ben erkek değilim ama yemek yapmayı seviyorsa babama hediye olarak döküm tava aldım severek kullanıyor. Markası Black Bear Dökümcübaba.
+1
peki madem
(24.08.26)
Almadım galiba.

Anahtarlık boy uçuşa engel olmayan isviçre çakısı hediye edildi. (Bıçaksız. Makas, soda açacağı, kürdan, cımbız ve yıldız tornavidadan ibaret) En çok makbule geçeni o.
0
yadigar
(24.08.26)
Çok hediye aldım, bir süre düşündüm ama sonuç:
404 Not Found

Cidden bizim için en güzel hediye huzur, sorun çıkarmama, şefkat, iyi bir masaj, güleryüz, nezaket, iyi bir seks hayatı falan sanırım. öyle aklında kalan bir hediye olacağını düşünmüyorum normal bir erkeğin.

Yine de soruyu bu yönüyle değil de, hediye önerileri olarak cevaplayabilirim.

- min 100Watt güç verebilen taşınabilir powerbank
- min 100Watt güç verebilen ve üzerinde birden fazla typeC - typeA usb çıkışları olan şarj adaptörü
Tercihen aohi marka.
- powerbank e takılabilen usb fan veya led ışık.
- gürültü önleme özellikli bluetooth kulaklık. tercihen sony.
- ceyo erkek ev terliği
- kaliteli bir sırt çantası (kullanıyorsa) samsonite vs.
- güncel bir oyun konsolu veya oyun (playstation 5, xbox series x)
- vr gözlük (bir süre sonra sıkılınıp kenara atılabilir dikkat. ama yine de yaşanması gereken bir deneyim) örn: meta quest 3
- kullanıyorsa kaliteli bir mouse veya klavye. tercihen logitech mx series veya razer
- sevdiği veya merak ettiği bir şehir için tatil planı
- kapsamlı tornavida seti (öyle şeylerle uğraşıyorsa)
- uzun atlet, boxer
- outdoor ürünler olabilir. termos, ayakkabı, yağmurluk, eldiven, çadır sandalye, masa vs...
- fotoğraf çekmeyi seviyorsa makine veya lens
- ofis / oyuncu koltuğu
- direksiyon seti
- drone
- monitör
- mutfakla uğraşıyorsa mutfak aletleri, bıçak takımı, tost makinesi, blender, tava seti vs.
- isviçre çakısı
- kitap okuyorsa kindle paperwhite
- araç kamerası
0
ananiyimioguz
(24.08.26)
Hayatım boyunca pek hediye almamış birisi olarak, dümdüz siyah swatch saat idi
0
kondansator
(25.08.26)
esim cips yemeyi sever. ama ayni zamanda duyusal hassasiyeteri var, ellerinin pek yaglanmasini sevmez, herhangi bir yuzey es kaza yaglanirsa kosa kosa temizlik yapar filan. uyduruk plastik bir tutacak almistim elleri yaglanmadan doya doya cips yesin diye, aylarca tesekkur etti. bu bayaa uyduruk bisey, cips tutacagi diye aratirsaniz cikiyor, isaret ve orta parmagin arasina oturan plastik bisey. fare kullanimini da engellemiyor.

yine ayni esim kendi bilgisayari, sirket bilgisayari ve tableti arasina gunde 2352352 kez gecis yapiyor usenmeden. hepsi ayni masada, ama duruma gore monitor kablosu sokup takar, klavyeyi aktarir filan. bu gecisleri kolaylastirmasi icin klavye + mouse seti almistim logitech'ten, 3 cihazda birden calisabilecek bisey. diger ekrana gectiginde bi tusa basmasi yetiyordu klavye ve fareyi de gecirmesi icin. onun icin de bana 2 sene filan tesekkur etti.

bi de elektrikli bisiklet aldim ikimize de. oncesinde normal bisikeltlerimiz vardi ama daglik bir yere tasininca biraz amelelik olmaya basladi. onlar pek ucuz degildi ama hala her ciktigimizda "bisikletlerimiz cok guzel, iyi ki almisiz" diyor.

aa bi de senede bir tava degistirmekten gina gelince celik tencere tava seti aldim. tencereler ok de tavalara alismasi biraz surdu, ama simdi oha tavalarimiz ne kadar da guzel diyip duruyor, ahaha :D

bunlarin hepsi epey kisisel ornekler. sik seyahat eden birisi icin iyi bir ucak yastigi, powerbank, kulaklik vs gibi seyler ise yarar olabilir. okumayi sevenler icin kindle turu seyler, ya a sevdikleri bir derginin yillik uyeligi guzel olabilir. 5 metrelik sarj kablosu epey ise yarayabilir, ya da kablosuz sarj standi. kahve sevene kaliteli ogutucu, ya da iyi bir yerden birkac aylik kahve uyeligi olabilir. iyi alet edevata (matkap, tornavida, lazer vs) ben bile cok mutlu olurum, omurluk seyler.
0
taurina
(26.08.26)
Tişört alınması çok hoşuma gider, beden için de çok problem olmaz. Giyebildiğim kadar da uzun süre keyifle giyerim. Saat de aynı şekilde, uydu mu uymadı mı problem olmaz, illa bi şeye uyar. Mutfak için tava, bardak, kupa, kap kacak da benzer şekilde. Uçlu kalem de benzer şekilde. Karşıdaki kişinin bir şey alacağını hissedersem doğrudan şunu al derim, pilot shaker mesela. Evde boş yatacak hediye asla istemem. Buzdolabına magnet olacaksa bile bi tekelin, kuruyemişçinin olsa daha makbul gelir.
0
bumbum
(26.08.26)
Ahşaptan dandik bir masa üstü takvim almıştı hanım, ayları günleri sürekli değiştiriyorsunuz.

velapati.com

bu değil de benzer işte, ömür boyu kullanmalık olması aşırı güzel bi' özellik bence, ben böyle ucuz ama inanılmaz işlevsel şeylere bitiyorum :)

benim hayatta para verip almayacağım koşu ayakkabısı aldı bi' kere de, o da çok güzeldi.
0
kumandanim
(26.08.26)
(4)

Sokak kedileri için hangi mama (bütçeye uygun alternatif arıyoruz)

nefertarii
Sokak kedilerinin çok olduğu fakat ne yazık ki sadece 1-2 kişinin besleme yaptığı bir mahallede yaşıyorum. Komşum Lamito diye 15 kg'lık bir mama alıyor ancak kediler bunu yemiyor. Buna yakın fiyatta ama kedilerin sevdiği bir mama var mı? Araştırdım, Enjoy, Proline, Bonacibo, Trendline filan varmış a
Sokak kedilerinin çok olduğu fakat ne yazık ki sadece 1-2 kişinin besleme yaptığı bir mahallede yaşıyorum. Komşum Lamito diye 15 kg'lık bir mama alıyor ancak kediler bunu yemiyor. Buna yakın fiyatta ama kedilerin sevdiği bir mama var mı?

Araştırdım, Enjoy, Proline, Bonacibo, Trendline filan varmış ama yerler mi emin olamıyorum.
Bir öneriniz varsa çok sevirinim, kedilerimiz de sevinir :)
0
nefertarii
(21.08.26)
Bazı pet shoplar 10-15 kiloluk mamaları açıp kiloyla satıyorlar. Öyle bir yerden, bahsettiğiniz bütçe içinde kalan mamalardan yarımşar kilo alıp deneyebilirsiniz belki.
0
kobuzchu kiz
(21.08.26)
Saydıklarınız içinde en kaliteli olanı bonacibo; bütçe izin veriyorsa onu alın. Temizmama'nın mamaları pahalıdan ucuza, bonacibo>micho>mito diye gidiyor. Lamito sanırım en ucuzluk olanı.
Ben bonacibo alıyorum; bazen bıktıklarında ya da ekonomik modda olduğumda kısa süreli micho alıyorum. yeme sorunu yaşamadığım gibi, kediler de sağlıklı çok şükür.
0
lil siztah
(21.08.26)
Ben bonnie diye bir markanın dana etli 10 kg ini aldım en son. Bahçede besledigimiz 6 kedi hepsi de yediler. Sadece bazıları çok severek yiyor bazıları burun kıvırarak ama her türlü yediler. İki defa verdim günde bir buçuk ayda bitti.

Bugün farklılık olsun diye legend diye bir markanın kuzu etli 15 kg ini sipariş ettim. 1800 TL civariydi. Salı günü ulaşacak kullandığımda guncellerim tekrar.
0
egerbiryolcu
(22.08.26)
Ben Econature veriyorum. Markayı birkaç yıl önce buradan öğrenmiştim. Gurme balıklı olandan alıyorum.
0
peki madem
(22.08.26)
(3)

tipe göre giyim kuşam

duyurukullanıcısı
bugün ai'la biraz dertleştik ai tip olarak şunlara yakın bulduPedro PascalOscar IsaacJake GyllenhaalJavier Bardemçirkin ama... işte bir ama mutlaka olacak.bu tipte insanlar nasıl giyinse iyi olur ?
bugün ai'la biraz dertleştik ai tip olarak şunlara yakın buldu

Pedro Pascal
Oscar Isaac
Jake Gyllenhaal
Javier Bardem

çirkin ama... işte bir ama mutlaka olacak.

bu tipte insanlar nasıl giyinse iyi olur ?
-13
duyurukullanıcısı
(19.08.26)
Bu insanlar birbirine hiç benzemiyor.
+1
peki madem
(19.08.26)
Bunlara benziyorsan ne giysen yakisir zaten hsududjs
+1
baldur2
(20.08.26)
tipe göre değil de genelde vücuda göre giyinilir.
+1
eileengray
(20.08.26)
(25)

şekersiz soğuk içecek

kibritsuyu
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğ
türkiye sınırları içinde şekersiz, tatlandırıcısız, içinde tatlılık veren herhangi bir madde bulunmayan herhangi bir soğuk içecek yok mu? tatlı istemiyorum. sadece su ve maden suyu bu isteğimi karşılıyor. ama ben ne bileyim ice tea istiyorum mesela ama tatsız olsun. sıcak çayı şekersiz içiyorum, soğuk çayı niye illa şekerli üretiyorsunuz? kola mesela, şeker koymayınca çok mu iğrenç oluyor acaba, tadını seviyorum, şekerini sevmiyorum.

içinde doğal olarak şeker bulunan meyve sularına yapacak bir şey yok tamam. mesela file market'te sorbe marka içecekler var mesela, sıradışı detoks, vitamin deposu falan diyor. ama neymiş, hurma suyuyla tatlandırılmış, güya sağlıklı. sorbedrink.com

yav tatlandırmasak? tatsız olsun. şeker tadı verecek, benim tatlı isteğimi dürtecek bir madde olmasın? gerçekten yok mu böyle içecek? kışın demlediğim ıhlamuru soğutup, buz atıp içiyorum mesela, mis gibi oluyor. ama ben marketten de girip alıp içebilmek istiyorum. hepsi mi tatlı, hepsi mi şekerli?
+3
kibritsuyu
(19.08.26)
ayran
sekersiz limonata
sekersiz kola
sekersiz ice tea da vardir diye dusunuyorum.

bunlar olmaz mi?
-6
baldur2
(19.08.26)
PİN diye bi şey bence sikimsonik bi tadı var ama şeker hissi vermiyor pek.
0
kizil karga
(19.08.26)
şekersiz limonatada tatlandırıcı var. şekersiz kolada da tatlandırıcı var. şekersiz ice tea zaten hiç görmedim. ha istersem onun da tatlandırıcılı olanı var. ama ben tatlılık istemiyorum. tatlı olmasın.

ayranı bu tarz soğuk içeceklerle aynı sınıfa koymak istemedim.
+2
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
yav limonlu soda alıyorum dümdüz olmasın biraz aromalı olsun diye, o da şekerli.

lan şeker tadı veren şeyi koymadan sadece limon tadını koysan olmuyor mu? beypazarı sade sodaya bildiğin sarı limonu ortadan kesip sıkmışlı içeceğin hazır şişede olanı mesela. tamam limon aromasına da razıyım, hakiki limon sıkacak halleri yok. marketten alıp dikeyim.

derdim sağlıklı olsun falan diye değil, aromaya şekere karşı da değilim. sadece tercih meselesi, bazen de içtiğim şey tatlı olmasın istiyorum.
+3
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
teakina (macro’da var)
0
eileengray
(19.08.26)
züber'in ice tea'si olmaz mı? koruyucu, şeker ve tatlandırıcı yok diyor.
0
orient blue
(19.08.26)
maalesef bu duruma ben de sinir oluyorum. markete girdiğimde önüm arkam sağım solum şeker. hızlıca tüketebileceğim ne varsa şeker.
ayran, maden suyu, şalgam alternatifler ancak.
0
rayde
(19.08.26)
ice latte içiyorum şu an. evde kendim yapıyorum şekere de ihtiyaç olmuyor mis.
geçen gün canım çok latte çekti dedim bakkalda teneke kutuda benzer bişiler oluyor. nescafeninkini aldın 2 yudum sonra çöpe attım böyle kötü bir şey olamaz.
0
neira
(19.08.26)
evde kendim yapıyorum zaten, limonlu soda istersem soda açıp limon sıkıyorum, yeşil nane atıyorum, tarçınlı karanfilli zencefilli zerdeçallı ıhlamur kaynatıp soğutup buz atıp içiyorum, kahvaltıdan artan çaya limon sıkıp, sulandırıp buz atıp içiyorum falan.

ama insan sokakta sıcaklayınca da markete gidip alıp içmek istiyor.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
Yurtdışında şekersiz ve tatlandırıcı olmayan tek içecek meyveli soda. Yüzde 99.9 su geri kalanı meyve aroması (perrier, st pellegrino, badoit falan).

Ben de açıkçası Türkiye'de olmasını isterim. Ben çok severek içiyorum bu limonlu, misket limonlu, greyfurtlu falan sodalari.
Onun dışında büyük markalar için bahsettiğiniz şeyin mantığı yok. Içinde şeker olmayan ve tatlandırıcı olmayan ürünü içmek isteyen niş bir kitle var.
Sodalarda olmama sebebi de çoğu kişinin onu su yerine içmesi.
Biraz arz talep meselesi.
0
logisticsmanager
(19.08.26)
dünya sağlık örgütü bile ilaçların, takviyelerin içinde belli bir oranda şeker olması gerektiğini şart koşuyor.

bağımlılık yaratmak için bunlar.
ayrandan başka seçenek yok sanki ama onun da etiketini okumanızı tabsiye ederim. şalgamda doğal şeker var.

şeker orucuna girdikten sonra şeker oranlarının korkunç boyutta olduğunu anlayabiliyorsunuz. salça bu konuda başı çeker.

sizinle aynı nedenden sadece su içiyorum senelerdir.
-3
janderzel zartanyan
(19.08.26)
@janderzel; abi salçada olan domatesin sekerinden bahsediyor olmayasin? Merak edip baktım, içine şeker katılmış salça bulamadım.
Yüz gram domateste 3-4 gr şeker varmış. Baktım 100 gr salça için 500-600 gr domates lazım. Etti sana 14-15 gr şeker 100 gr salçada.
Bir de WHO'nun ürünlere şeker koyun dediği yeri okumak isterim. Google'de çıkmıyor.
+1
logisticsmanager
(19.08.26)
Sizinle aynı dertten mustaribim seçenekler sınırlı ne yazık ki, gazlı içeceklerde maden suyu ve soda dışında çok bir şey yok, soğuk kahveler var, bira ve türevi içecekler var (bunlarda baya şeker var aslında ama ben tada göre konuşuyorum), süt grubu var; süt, ayran, kefir. Eğer varsa marketlerdeki diyabetik gıda reyonlarında da bir şeyler oluyor illa ki ama bunlara da her zaman denk gelmek zor bunların da büyük kısmı tatlandırılmış zaten ve ayrıca buz dolabında da olmuyorlar. Bir keresinde cidden şekersiz bir limonataya denk gelmiştim ama şimdi marka hatırlayamıyorum ne yazık ki, ama var böyle bir şey. Yine denk gelmesi zor gurme marketlerde hurmasız falan da detoks içecekleri oluyor.

Tonla şey saydım ama çoğuna denk gelmek zor, hepsini aynı yerde bulmaksa imkansız gibi bir şey ne yazık ki. Çok saçma bir iş gerçekten.
0
akhenaten
(19.08.26)
dediğim gibi. sıkıntım şeker içeriği ile değil. sıkıntım o "tatlı" dediğimiz tat ile. yani coca cola zero'da hiç şeker yok, ama tatlı. salçaya gelene kadar, sodaya sıktığım limonda bile şeker var ona bakarsan, ama o tatlı değil. içerdiği şeker miktarı problem değil, tadı tatlı olmasın.
0
🌸kibritsuyu
(19.08.26)
meyan kökü serbeti. adanada çok yaygın gün içinde denk gelmemek mümkün değil. izmirde sabit bir yerde satan yok. seyyarlar da çok az ve denk gelemiyorum bir türlü. adının şerbet olduğuna bakma şekersizdir kendi doğal bir tatlı tadı vardır ama belli belirsizdir. inanılmaz da faydalıdır. ayrıca buzzz gibi satılır. çok kısa bir videosu:
www.youtube.com
0
ground
(19.08.26)
eksisozluk.com
aradiginiz seyin adi mugicha. türkiye'de markette satilmiyor ama evde yapmasi cok kolay. ister kendiniz kavurun, ister poset seklinde alip demleyin, cok basit sekilde litre litre icecek hazirliyorsunuz. sonra termosa doldurup yanima aliyorum ben.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(19.08.26)
Maden suyuna sallama mangolu yeşil çay koyuyorum güzel oluyor, şekersiz hafif aromalı.
+2
ekimoloji
(20.08.26)
Ben aynı sorunu şekeri iyice azaltıp beslenmeme dikkat ettiğim zamandan beri yaşıyorum. Özellikle cin ile kokteyl yapabilecek şekersiz bir hazır içecek bulamıyorum. Cola zero'nun tadını seviyorum ama piyasada şekersiz diye satılan diğer tatlandırıcılı soğuk çay, limonata gibi ürünler aşırı şekerli geliyor içemiyorum. Ben çözüm olarak koruk suyu buldum köylerden bulamadığımda erik suyu alıyorum. Soda ile karıştırıyorum biraz zero tonik ekliyorum. Sırma maden suyunun erikli olanını da yeni keşfettim o da al iç ürün arıyorsanız iş görür.
0
creepy
(20.08.26)
içinde şeker olması ok ama şeker tadı baskın olmasın istediğim zamanlarda avşar'ın değişik maden suları var onları içiyorum.

sirkeli
tuzlu erik
volkanik vs.


benzer değil ama benim de içecek konusunda en çok istediğim şeylerden birisi: lipton ice tea'nin sparkling ice tea'leri geldi türkiye'ye. yurtdışında bunların şekersiz (sizin istemediğiniz şekilde tatlandırıcılı) versiyonları var. ama türkiye'ye bu şekersizler gelmedi. olsa bu yaz en çok tükettiğim içecek olurdu muhtemelen.
0
a darkness coming
(20.08.26)
bira var?
+1
co2s2
(20.08.26)
Kombucha, soğuk kahve vb.
Şalgam
(Alkolsüz yahut light) Bira
Turşu suyu
Ayran (Ekşi, Naneli, fesleğenli, acılı, semizotlu, sodalı vb.)
Churchill
Biyam var şeker ilavesiz ama meyan kökünden ötürü şeker içeriyor.
Soğuk arpa çayı.
Aromalı sular.

Bunlardan bazılarını çiğköftecilerde, bazılarını kahvehanelerde, bazısını coffee shoplarda, bazısını marketlerde bulabiliyorsunuz. Şanslıysanız, sokakta satılanına da denk gelebilirsiniz belki…
0
yadigar
(20.08.26)
yanıtları okumadım ama ben soğuk buzlu çay ya da ice latte/americano içiyorum.
0
deartheodosia
(21.08.26)
Obsesso'nun sade siyah kahvesi var.
0
peki madem
(21.08.26)
BİM’e kuzukulağı ve limonlu bi içecek gelmiş 2 gündür alıyorum. Tadını ben çok beğendim. Karbonhidrat ve şeker 0 yazıyor etiketinde. Biraz pahalı bi şişesi 25 tl ama bence değer güzel gidiyor.
0
naksidil
(21.08.26)
Soda makinesi ve tupu alip suya gaz basip ufaktan aroma atabilirsiniz, ornegin limon suyu, demlikten biraz cay, ne bileyim tarcin vs
0
The_Lollok
(21.08.26)
(9)

Spor muhabbetindne anlayan arkadaşlara

xephyr
Selamlar,Yaş 34 oldu. 1.86-90 kiloyum. Bu zamana kadar halı saha dışında hiçbir zaman düzenli spor yapmadım.Fakat geldiğimiz noktada sigaranın da etkisiyle kondisyon problemi yaşıyorum. Günlük hayatta ufak ufak olsa da tesiri var.Böyle gidip body build yapayım, protein basayım muhabbetim de yok. Spo
Selamlar,

Yaş 34 oldu. 1.86-90 kiloyum. Bu zamana kadar halı saha dışında hiçbir zaman düzenli spor yapmadım.

Fakat geldiğimiz noktada sigaranın da etkisiyle kondisyon problemi yaşıyorum. Günlük hayatta ufak ufak olsa da tesiri var.

Böyle gidip body build yapayım, protein basayım muhabbetim de yok. Spor alışkanlığını ufak ufak kazanmak, uzun vadede 1,2 yıl kondisyonumu düzeltmek niyetindeyim.

1-bisiklet alıp, akşamları 21 sonrası 4-5 km sürmek
2-salt yürüyüş yapmak
3-yüzme için bir hoca tutup, haftada 1-2 yüzme yapmak
4-salona gidip eliptik vs yapmak.

bunlar alternatifler ama benim istediğim daha sağlık penceresinden bakan, bizi sakatlamayacak, gelişimimizi de güzelce takip edecek bir tesis/spor dalı bulmak. öneriniz ne olur ?

aı cevaplarına gerek yok, saha tecrübelerini duymak istiyorum :)

teşekkürler.
0
xephyr
(18.08.26)
Ağırlık çalışarak kısa sürede kilo verebilirsin. Yüzme 1 2 kardiyo için işe yarar ama kilo veremezsin. Yağ yüzden yüksek büyük ihtimalle. Senin kilo vermen gerekiyor en başta. Macfit üyesiyim ve yarı olimpik havuza üyeyim bu arada. Sallamıyorum.
-9
arbre
(18.08.26)
yüzme sağlıklı hissettirir.

ağırlık işinize yarar.
0
kveldulv
(18.08.26)
Alışkanlık kazanmak istiyorsanız size en kolay geleni ya da en keyif vereni yaparak başlamanız daha mantıklı. Spora başlamak genelde çok sorun değil de onu alışkanlık haline getirmek günlük hayatın temposunda baya zor. Mesela akşam 9'dan sonra bisiklet sürmek eğer özellikle keyif aldığınız bir şey değilse çok hızlı bir şekilde "Hava çok sıcak/soğuk, ben çok yorgunum, kim uğraşacak şimdi" denilerek o bisikletin bir köşede paslanmasıyla sonuçlanabilir.
+1
salihdt
(18.08.26)
herhangi bir düzenli spor ama minimum 45dk veya 1 saat olmasında fayda var.
en iyi kondisyonda olduğum iki dönem oldu.

iki yıl boyunca her hafta düzenli halı saha maçı.

3 yıl boyunca her gün işe bisikletle gidip geldim. günde toplam 50km yol yapıyordum. o zamanki gibi kondisyonum başka hiçbir zaman olmadı. bu aralar saldım maalesef.
0
lazpalle
(18.08.26)
sırf sigarayı bıraksan bile kondisyonun bariz artar zaten. üstüne de cardio ve temel ağırlık hareketleriyle muazzam yol kat edersin 1 senede bile. tabii ki bu sürede şeker-ekmek yemeyeceksin.
-5
televole0
(18.08.26)
Saydıklarının hepsini ikişer ay yap. En çok hangisi hoşuna giderse oradan devam et.
Hiit çalışma nasıl yapılır öğren. Saydıklarının hepsiyle de yapılır. Yap.
Gerçekten sigarayı bırak.
0
Mirket
(18.08.26)
1. bisiklet iyidir de 4-5 km çok az. 5 kmyi 15-20 dkda bitirirsin.
2. yürüyüş tek başına bence yeterli değil. spordan sayma. spor yapmadığın günler yap yürüyüşü. ya da spor öncesi.
3. yüzme iyidir tavsiye ederim. hafta 2-3 en az 1 saat yüzmek iyi gelir.

sigarayı bırak.
0
jelly bear
(18.08.26)
Ben yürüme diyorum çünkü en kolayı o. Diğerleri için para harcamanız ve/veya belli bir yere gitmeniz gerekiyor. Rutin oluşturmak için en basitten başlamayı ben faydalı bulmuştum. Ha para harcarsam ancak yaparım beni o motive eder diyorsanız o zaman yüzme derim çünkü hocaya karşı da sorumluluğunuz olacak.
-2
peki madem
(18.08.26)
calisthenics uygun olur gibi. Gelisim cok yavas da olsa videolari takip ederek iyi bir ilerleme kaydedebilirsin.
0
KafayıYedimAbi
(20.08.26)
(8)

Kedinize ne sıklıkla yoğurt veriyorsunuz?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, kedinize yoğurt veriyor musunuz? Veriyorsanız ne sıklıkta veriyorsunuz? Ben bu hafta üçüncüyü verdim biraz önce. Olcum üç yemek kaşığı kadar.Teşekkürler
Merhaba,
kedinize yoğurt veriyor musunuz? Veriyorsanız ne sıklıkta veriyorsunuz? Ben bu hafta üçüncüyü verdim biraz önce. Olcum üç yemek kaşığı kadar.
Teşekkürler
-1
icimdekipollyannatinerebasladi
(11.08.26)
kedilerin sindirim sistemi için zorlayıcı bir ürün yoğurt. vermemek gerekiyor.
0
neira
(11.08.26)
Biz veriyorduk ama sindirim sorunlari baslayinca kestik, kedi icin yogurt zararli.
0
sertac akin
(11.08.26)
ben hiç vermiyorum.

çok veriyorsunuz bence. veterinerinize danışın.
0
art cat chocolate
(11.08.26)
Veteriner arada kefir verebilirsin demişti ama onun limiti de yetişkin kedi için bir yemek kaşığı. Zaten yemiyor benimki gerçi... Bence de veterinere danışın ve verecekseniz bir tatlı kaşığı falan ile sınırlayın.
0
peki madem
(12.08.26)
Zararlı olduğunu bilmiyordum, vermeyeyim. Teşekkürler.
Veterinerimiz banada kefir verebilirsin demişti. Arada kendime aldıkça onada az bir şey veriyorum.

Mamaları dışında sağlıklı olarak sizler neler yediriyorsunuz kedinize? Hep aynı mamayı yemesi üzüyor beni arada farklı şeylerde vermek istiyorum.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(12.08.26)
yemediği için vermiyorum, laktozsuz kefiride 2 haftada 1 yemek kaşığı falan veriyorum ama önemli olan veterinerim calsiyumun başlıca idrar yolu tıkanmasına sebebiyet verdiğini söyledi, peynir yoğurt ve türevleri bu öneriyi duyduğumdan beri zorlamıyorumda aman kuru olmayan birşey yesin diye.

kuru mama dışında yaş mama ve krem mama veriyorum ama günde 2 ye çıkartınca bu ödülleri çocuk ishal oldu 2 aydır geçmiyor ve her gün veterinerde iğne yiyor o yüzden artık birşey vereceksem haftada 2-3 anca veririm.

kefir yanında tavuk suyu + birazda tavuk atarsınız içine içebilir demişti (tuzsuz yağsız)ama çoğu kedinin tavuğa alerjisi çıkıyor bunuda gözlemleyerek yapmak lazım
0
eja
(12.08.26)
veterinerim market yoğurdu asla verme dedi. evde yapılan yoğurttan aklıma gelirse belki ayda 1 veriyorum. verilecekse de 3 yemek kaşığı bence fazla, maks 1 kaşık yeter. çok kedisi olan bir arkadaşım laktozsuz kefir veriyor düzenli olarak.
bunun harici maksimum haftada 1 iyi pişmiş haşlama yumurtanın en fazla yarısını veriyorum. yumurta çok seviyor. yaş mama zamanında çok yedi ve dişlerden çok çektik artık belki ayda 1 veriyorum en son ne zaman verdim unuttum, onu da veteriner dönüşü ödül olarak veriyorum. bir de evde et, tavuk, balık pişecekse önce kedi için bir miktar ayırıp tuzsuz baharatsız bir şekilde pişirip onun payını ayırıyoruz ve küçük porsiyonlarda 2 gün bir öğün olarak veriyorum. bunun harici iyi bir marka lifli ve kısır kuru mama karışımı yiyor. kendisi dişi ve 10+ yaşında.
+1
surprise
(12.08.26)
Tek kedi için 3 yemek kaşığı çok fazla. Haftada 2 kere bir yemek kaşığı ev yoğurdu verseniz yeter.
Kefir daha da iyi olabilir. Ben bi ara kefir veriyodum kedilerime.
+1
anaphylacticshock
(13.08.26)
(12)

Kedim öldü

gobekliraki
Ve aşamıyorum.
Ve aşamıyorum.
-5
gobekliraki
(09.08.26)
yeni kedi sahiplen.
3.gün alışırsın
-11
OgutucuRecep
(09.08.26)
böyle söyleyince biraz garip kaçacak ama insan beyni hayvanlarla derin bir bağ kurabiliyor fakat bu bağ çok da hızlı çözülüyor. yani bir insanı, aileden birini kaybetmek gibi aylar-yıllarca üzülmüyor.
0
orpheus
(09.08.26)
Başın sağ olsun.
Onlar da evlat oluyor, sadece kedi/köpek gözüyle bakanlardan değilim. O yüzden acını, yasını sonuna kadar yaşa. Yas sürecini mutlaka yaşa, üzüntünü hisset. Küçümseme acını yani. Bir süre nadasta kal. Belki onun adına sokaktaki kedileri besleyebilirsin, bu tip şeyler iyi hissettirebilir.
+1
mor oje
(10.08.26)
Çok zor.

Yavru bir kedi sahiplen
0
topkapiaksaray
(10.08.26)
Sabırlar diliyorum. Ama yine de çoğu kediye göre çok şanslı, kafası hiç okşanmadan bu dünyadan göçüp giden bisürü kedi var maalesef. Nasıl gitti, ne oldu bilmiyorum ama arkasından böyle başlık açan bir dostu olduğuna göre güzel bir hayat yaşamış. Bir de bu durumda bence en güzel teselli, bizden sonraya kalmalarındansa bizden önce gitmelerinin her türlü daha iyi olmasıdır. Başın sağ olsun, kalbin çabucak ferahlasın.
+3
megalomaniac
(10.08.26)
başınız sağolsun. çok üzücü bir durum, dost kaybetmek zor. herkesin çözüm yolu farklıdır ama ben de yavru kedi ile çözüleceğini düşünenlerdenim. fotoğraflara bakmak iyi gelmeyebilir bu arada.
0
cisimcik golgi
(10.08.26)
Başınız sağolsun, kolay aşılmıyor maalesef neredeyse 10 yıl olacak hala ona benzeyen bir kedi görünce kötü oluyorum.
İlk birkaç sene ben yeniden kedi sahiplenmek istememiştim kendimi hazır hissetmedim dışarıdaki çocukları besledim, sonra kendimi tekrar kedi sahiplenecek ruh halinde gördüm ama bu sefer de annem istemedi, onlar gün içinde çok daha fazla zaman geçirdikleri için onun aşması daha uzun sürdü

Açıkçası tavsiye veremiyorum ama zamanla alışılıyor, çok zor gerçekten sabırlar diliyorum.
0
mutekebbir
(10.08.26)
Başın sağolsun :/
0
yadigar
(10.08.26)
sayısız sokak kedisi kaybetmiş biri olarak (yani sizin kurduğunuz bağdan çok daha hafifi çoğu zaman) bazısının halen resmine bile bakamıyorum.
acınızı paylaşıyor ve baş sağlığı diliyorum.
0
lil siztah
(10.08.26)
Başınız sağ olsun.
0
peki madem
(10.08.26)
Başınız sağ olsun hocam, zamana ihtiyacınız var.
0
kumandanim
(11.08.26)
Benim kedim öleli 3 yıl oldu temmuzda, 13 yıl yarenlik etti bana. Hiç dövmem yoktu, şimdi anıt mezar gibi kolumda yüzünün resmini taşıyorum, bana iyi geldi bu yas sürecinde
0
mavibalık
(11.08.26)
(16)

Sizce akademisyenler diğer insanlardan daha fazla saygıyı hak ediyor mu?

lostinway91
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
Bu konu hakkındaki fikirleriniz nedir? Ben sanırım biraz böyleyim ama pek gerek yok gibi.
-7
lostinway91
(08.08.26)
sadece akademisyen olduklari icin degil. mesela turkiye'de akademisyen olmak torpile bagli. torpille bir yere gelen insanin da hem ahlaki hem de mesleki yeterliligi sorgulanir. dolayisiyla sirf akademisyen diye saygi duymam. ayrica pek cok akademisyen de akademiyi salla basi al maasi olarak goruyor. dogru duzgun bir ders anlatimiyla insan yetistirmeye calismak da yok arastirma yapip bilime (ve insanliga) katki sunmak da yok. basarili olmasi zor bir meslek, saygiyi belirli kosullari sagladiklarinda hakediyorlar, sadece titri almis olmak yeterli degil.
0
Sour
(08.08.26)
Hayır çünkü insanlara sadece mesleklerinden dolayı saygı duymuyorum.
+4
peki madem
(08.08.26)
Hayır.

Hatta bazı akademisyenler saygıyı hiç hak etmiyorlar.
0
rock n roll
(08.08.26)
20'li yaşlarda ve üniversitede öğrenci iken evet derdim ama artık buna kolayca hayır diyebilirim.

sadece akademisyen değil; öğretmen, doktor, mühendis konusunda da benzer şeyler düşünüyorum ama konumuz akademisyenler.

gerçekten başarılı olanları, öğrencilerin hayatına dokunanları, konuşması ile tavrı ile fark yaratanları tenzih ederim ve bu platformdaki akademisyenler de eminim katılacaktır düşünceme: çok fazla boş beleş akademisyen var. nasıl o pozisyona gelmişler, üniversiteye akademiye ya da hayata katkıları nedir diye sorguladığım oldu. hadi meslekleri hakkında ya da akademik manada bilgisizler ama bari iyi insan olabilseler. ne bileyim haksızlıklara karşı kaypak olmasalar, bazen kendi aralarında olsa bile ses çıkarabilseler.

profesör ünvanı almış çoğu kişi zaten dinozor. torpille araştırma görevlisi olmuş 25 yaşında akademisyen kadar katkısı yok hiç bir şeye. profesörlere artık daha bile az saygı duyuyorum. işlerini asistanlarına yaptırırlar, kendilerini güncellemezler, her ay 150bin tl maaş alırlar bilmem kaç yıllık cümleleri papağan gibi tekrarlamak karşılığında.

bu konuda ümitsiz ve mutsuzum o yüzden akademi ile münasabetim yarım bırakılmış iki farklı yüksek lisans programıyla sınırlı kaldı.

söylemek zorunda hissediyorum ki yukarıda söylediklerimin tam zıttı, çok kıymetli hocalarım ve tanıdığım kıymetli araştırma görevlisi kişiler oldu. böyle bir avuç insanı tenzih ederim.
+1
biseysorcaktim
(08.08.26)
Toplumsal olarak görece daha fazla saygı görüyor olabilirler. Veya böyle bir talepleri de oluyor bir kısmının gördüğüm kadarıyla. Çoğunlukla duyulan bu saygı kazanılan parayla veya bilgiyle doğru orantılı olarak algılanabiliyor.

Ancak ben şahsi olarak herhangi bir işi iyi yapan insanlara saygı duyuyorum genelde. Yani bu durum temizlikçilik de olabilir, asfalt döken belediye çalışanı da, tesisatçı da, hasta annesine bakan ihtiyaçlarına yardımcı olan evlat da.
Benim gözümde bu insanların akademisyenden bir eksiği yok saygı anlamında.
+1
ezkaza
(08.08.26)
ben mesleklerden ziyade başarıya saygı duyarım. akademisyensiniz, hangi araştırmaları yaptınız, hangi araştırmalarınız hangi ciddi yayın organlarında yayınlandı. bilim adına neler yaptınız? torpille akademisyen olup hiç bir şey yapmadan mesai dolduran insanlar var biliyoruz. şimdi ben bu tür insanların nesine saygı duyayım?
+1
omer460
(08.08.26)
Akademi adam kayırmacılığın en çok döndüğü yerlerden biri. Sadece Türkiye'de değil, evrensel olarak böyle bu. Yani çoğu kişi emek ve başarısı ile bir yerlere gelmiyor. Dergilerde makale yayınlamak adamcılık ve fonlara ulaşabilmekle mümkün olabilen bir şey. Yayın yapmıyorsa zaten akademinin öğretmenlikten farkı yok.

Bence bir elektrikçi, otomobil tamircisi daha işe yarar becerilere sahip. Ben onlara daha çok saygı duyuyorum.
0
michael harddd
(08.08.26)
her alanda işini hakkıyla yapan her insana saygı duyarım. bunu sırf akademi için düşünmemek lazım. kayırmacılık ise her sektörde/pratikte var, sadece farkında değilsiniz. bu yüzden bunu genelleyip tüm akademisyenleri değersizleştirmeyi de doğru bulmuyorum.

ed: aşağımdaki deli de damlamış. diğer kurtlar vadisi hayranı çukurambar ülkücüsünden de farklı bir cevap beklenmez. genelleme yapanlara buradan da bir porsiyon genelleme.
+1
eileengray
(08.08.26)
Akademisyen dediğin kişiler birilerinin ayakçısıdır fazlası değildir.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(08.08.26)
Hakkıyla akademisyen olan tanımıyorum artık
-2
Hallegadola
(08.08.26)
Saygı kişilerin karakterlerine, hayattaki duruşlarına karşı olur. Meslekten ,unvandan bağımsızdır.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(08.08.26)
Cahit Arf demiş ki; “Öğretim üyesi arkadaşlarımız iyilerdi hoşlardı, ama çoğunun bilime dair öyle bariz bir ilgileri yoktu. Asıl hedefleri işte, profesör olmak, dekan olmak, senatoya girmek, rektör olmak gibi şeylerdi. Yani bilim peşinde değil, rütbe peşinde koşmak.
Halbuki üniversitesi bilim yapmaya müsait haldeydi, Witt geldi, Blaschke geldi, Hasse geldi; başka pek çok insan gelip gittiler.
Bunlar her geldiklerinde seminerler verirlerdi.
Ben ise arkadaşlarımı yalvar yakar götürebiliyordum bu
konferanslara, o kadar ilgisizlerdi yani. O yüzden, sıkılmaya başlamıştım epeydir;'
artık bu işi bırakmanın zamanıdır' dedim..”
0
tadartatmaztadantatar
(09.08.26)
"Perché non i titoli illustrano gli uomini, ma gli uomini i titoli."
0
banach
(09.08.26)
Bu din adamlarina saygi duymak gibi bir sey. Ulvi bir seye hayatlarini adadiklarini dusunebilirsiniz ama olay insanda bitiyor, meslekte degil.
+1
osssy
(09.08.26)
hakkini veren akademisyen saygiyi hakediyor
birincisi bir konuda gercekten bilgileri oluyor bilgisine saygi
ikincisi de benim gordugum mesaileri pek bitmiyor surekli okuma ogrenme modunda
benim saygim ogrenme motivasyonalrina
0
aloneinthedark
(10.08.26)
yorumlarda sey vibe'ini aldim. nasil okumamislar okumuslardan nefret ediyor bu ulkede; az okumuslarin da cok okumuslari kiskanmalarini gordum.

bunu akademiyi gorup "sikerler ben para kazanmak istiyorum" diye kacan biri olarak yaziyorum. gercekten ugrastiklari isi yapabilmek icin pek cok imkandan feragat eden o kadar arkadasim var ki.

bir kismi doktorayi bitirince ruhlarini faang'e satmaya karar verdi birakti, bazilari hala devam ediyor odenek kovaliyorlar.

torpillilerden vasifsizlardan bahsedilmis, bence onlari akademisyen olarak degerlendiremeyiz
-1
aguen
(10.08.26)
(12)

Son kalp kırıklığınız neydi?

starbuck
Sadece romantik ilişkiler bazında düşünmeyin. Arkadaş, aile ya da iş ortamı içinde de vuku bulan kırgınlıklarınızı merak ettim. Haklarında kolay konuşulmuyor... en azından burada, anonim olarak iç dökümü gerçekleşsin.
Sadece romantik ilişkiler bazında düşünmeyin. Arkadaş, aile ya da iş ortamı içinde de vuku bulan kırgınlıklarınızı merak ettim. Haklarında kolay konuşulmuyor... en azından burada, anonim olarak iç dökümü gerçekleşsin.
0
starbuck
(06.08.26)
sonuncusu, birkaç yıl süren ilişkimin, yüz yüze bir konuşmaya dahi tenezzül edilmeden, alelade bir telefon konuşmasıyla sonlandırıldığını öğrenmem ve akabinde muhatabın ortadan kaybolmasıyla aslında zaten hiçbir zaman gerçek bir ilişki olmadığını fark etmemdi.

ilki de galiba, yanlış yerde, yanlış zamanda doğduğum hissinin ilk kendini hissettirdiği an gerçekleşmiştir.
0
lüzumsuz adam
(06.08.26)
12-13 yıllık yakın arkadaşımın beni instagramdan silmesi ve engellemesi. arkadaşlığımız boyunca okul hayatında mı destek olmadım, senelerce evimi kendi evi gibi mi kullanmadı, kendi çalıştığım şirkete mi sokmadım, orada terfii almasına ön ayak mı olmadım neler neler... vefasız insanlar cidden artık kalp kırıklığının ötesinde sinir bozuyor. ama o ilk sildiğini engellediğini gördüğüm an sinirden önce kalp kırıklığı yaşadım yalan değil.
0
chanandler bong
(06.08.26)
işten dolayı tanışıp, bir arkadaş grubu olmuştuk, herşey de güzeldi, çok eski olmadığımız için çok koymadı ama mutlaka arkadaş grubunda bir problem çıkmalı ve tepkiler ölçülmeli onu anladım.
doktora savunmamın olduğu hafta bu gruptan bir kız benim moralimi bozmaya çalıştı. 1 kişi hariç hiç kimse buna sen ne yapıyosun demedi.
sebebi bunun hoşlandığı çocuk benden hoşlandığını söylemiş.
0
Coma
(06.08.26)
İdolüm ilan ettiğim hem cinsimin yaşça büyük benimle diyalogu kesmesi...
0
cccbehzatccc
(06.08.26)
Bir önceki işyerimde cidden iş arkadaşından öte arkadaş olarak gördüğüm biri işten ayrıldıktan iki hafta sonra beni instagramdan silmişti. Cidden üzülmüştüm.
-1
sekizdokuzon
(06.08.26)
İş hayatında neredeyse her gün kalbim kırılıyor
0
emirdoruk
(06.08.26)
Eski patronumuzun yediği haltlar ve yetmezmiş gibi hala duygu sömürüsü yaparak bizi süründürmeye devam etmesi. Küfür etmeden daha fazla devam edemiyorum.
0
peki madem
(06.08.26)
Yine yeniden, "sevgili öz oğul" karşısında "üvey kız" muamelesi görmek.
Kemalettin Tuğcu romanları da neymiş.
+2
pro9it9is9
(06.08.26)
2020 Eylül, 5,5 yıllık sevgiliden ayrılış hikayesi. Sonrasında kalbimi kırılacak kadar açmadım.
0
gabe h coud
(06.08.26)
çok sevdiğim bir arkadaşımın borç diye benden epey miktarda para alıp aklı sıra bana sağladığı faydaların yerine üstüne yatması. bu olay tabii onu bende bitirdi. ucuza sattı kendini.
0
santimantal
(06.08.26)
10 yıldan daha eski samimi bir arkadaşımla ( hemcinsim ) yakın lokasyonda oturuyoruz . telefonla aradığımda %85 açmıyor . whats app ile mesaj yazınca dönmüyor.
işi , planı olmayınca hadi kahve içelim ben sana geleyim , sen bana gel ya da bir yere gidelim demek için o arıyor ben de hep telefonu çaldığı an açıyorum ve görüşüyoruz .
mesela buluştuğumuzda bir şey konuştuk ertesi gün whats app ile sordum asla dönmüyor .
sonra görünce de dönüş yapmıyor .
onun faydasına olacak bir konu bile olsa
ya da pazartesi arasam cuma gününe kadar dönmüyor cuma o beni arıyor . çok yoğundum korkunç bir haftaydı falan diyor haftada 2 gün işe gidiyor ,3 gün evden çalışıyor .
son günlere kadar çok takmıyordum ama artık kırıldığımı hissediyorum .
mesela pazar beni arıyor bana geliyor . konuşma sırasında cumartesi taksim'e gittik falan diyor beni çağırmak zorunda değil tabi ama yani çok yoğun değil diye düşünüyorum
0
devilone
(06.08.26)
son kalp kırıklığım neydihatırlamıyorum ama kalp kırıklığıyla özdeşletirdiğim bir şarkım var. gider o şarkıyı dinlerim.

www.youtube.com
0
exlibris
(06.08.26)
(29)

herkes çok mu zengin?

art cat chocolate
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alı
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.

mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alıyorlar? şirketteki insanların yarısının arabası var. arabası olmayan kişilerden de bir kısmının motoru var. bu insanlar bu araçları nasıl alıyorlar? 1.5 milyondan aşağı iyi araba bulamazsın diyorlar bana mesela. 1.5 milyonu nereden bulacağım?

ailemden ayrı şehirde yaşıyorum. maaşımın yarısı ve bazen yarısından çoğu kirama gitti 6 yıllık iş hayatımda. şu anki işimde maaşım bir nebze daha yüksek. ancak başka eve çıkmam gerekiyor ve yine maaşımın yarısı olacak yani. memlekete gidemiyorum orada benim iş imkanım yok. ayrıca rezidansta falan da oturmuyorum yani.

ailemin de arabası yok zaten mesela. mirasımız falan da yok dedelerden. ailem de memur yani. müdür falan da değiller, düz memur.

bazen arkadaşlarla buluşuyoruz. o ülke senin bu ülke benim geziyorlar. avrupa ülkelerinden, vizeli olanlardan bahsediyorum. konsere bile gitseler en pahalısına gidiyorlar falan. kırk yılın başı tatile gideceğim, bana bir otel önerdiler, benim bulduğumun 2-3 katı fiyatına. ya bazıları benle aynı mesleğe benzer gelire sahip. bu hayatları nasıl karşılıyorlar?

ben mesela hayatta ev falan alamam. birikim bile yapamıyorum. bilgisayarım bozuktu 4 yıl boyunca. yeni pc alabilmek için kredi çektim ve 1 yıldır onun taksidini ödüyorum.

herkes 200 bin ve üzeri mi kazanıyor gerçekten? yoksa herkesin ailesi mi zengin?

benim için 500 bin tllik bir araba almak bile çok zor mesela. o fiyata araba varsa... insanlar nasıl araba alıyorlar?
+4
art cat chocolate
(04.08.26)
gördüğün kesim %1 bile değil. %1 zengin olunca herkes zengin olmuyor. sen olanı görüyosun. olmayanı görmüyosun.
0
jelly bear
(04.08.26)
Hastaneler full hasta dolu, buna bakarak ülkenin tamamı hasta mı diyoruz? 2.5 milyonluk araba alacak şahıs belki 45 yaşına kadar hiç evlenmemiş, birikim yapmış olabilir. miras gelmiş olabilir. vs vs. Bakış açın yanlış.
0
HellKeePer
(04.08.26)
Buna ben de çok kırgınım :') cidden herkes zengin aq
+1
üğpoıuy
(04.08.26)
algı algı algı
aramızda yeşil pasaportlu, arabalı, evi olan insanlar var temelde her şeyi tamam, ama insanlar çok zengin diyebiliyor, başkası da kiraya maaşının yarısından çoğunu veriyor.

bir kere, bordrolu çalışanların %80i maksimum 2 asgari ücret alıyor. yani aylık 50 bini geçtiğinde bordroluların yüzde 20sine giriyorsun.

ev araba almak gerçekten tek maaşlı biri için hayal oldu, 2 kişi olup birinin maaşı yaşama diğerininki krediye gidecek ki ev alınabilsin.

2.5M a araba alan belki tüm parasını arabaya veriyor, bu onu zengin etmez (belki de zengindir bilemem)

tatile çıkan yıl boyu kredi ödüyor belki de vs.
ancak şu bir gerçek, herkes çok zengin değil ama herkesin alım gücü çok düştü ve gelirin %60 ı kiraya gitmesi çok zor, kötü bir durum.
aynı gün 3-5 kıyafet değiştirip 3 günlük geziyi 1 aylık gibi paylaşanlar var.

kısaca, algıya takılma. aile yardımı vardır (aileden yardım almayan insan çok azaldı bu devirde) sponsoru vardır, bazı şeyleri şirket ödüyordur vs vs vs.
canını sıkma diyemeyeceğim ama yanlış algı yüzünden canını sıkma.
+1
kisa
(04.08.26)
Yani o parayı nakit çıkarıp verebilecek küçük bir kesim vardır ama çoğu insan borç içinde yüzerek yapıyor bunları. Ayrıca insanların anlattıklarını, sosyal medyada koyduklarını vs. ham gerçeklik diye düşünmeyin. Yalan söylüyor da olabilirler.
+2
peki madem
(04.08.26)
Herkes maaşlı çalışmıyor. 1.5 milyonu maaşından kese kese biriktirmiyor. farklı kazanç türleri var. Maaşlı çalışan Herkes de çok düşük maaşlı çalışmıyor. Herkes arabasını evini tamamen çalıştığı biriktirdiği parayla da almıyor. birçoğunda çok ciddi aile faktörü var. Ama güzel geliri olup evini arabasını kendi başına alabilen bir kesim de elbette var. Bir sürü değişken var yani. Bir de her şey hemen bir anda olmak zorunda değil. Tek seferde 1.5 milyonluk araba alamazsın belki ama baştan bi 300-500 birikim sağlayıp üstüne ekleye ekleye gidilebilir.
0
dfn4
(04.08.26)
Sokaga ciktiginda gordugun tum evlerin, dukkanlarin, araclarin sahipleri var. O bakimdan evet "zengin" cok. Bircogu da miras yoluyla bunu nispeten kolay elde edebiliyor. Ama aylik gelirin 100bin ise sen de birkac yil icerisinde kucuk de olsa bir seyin bir ucundan sahip olabilirdin/olabilirsin. Bu maasinin yarisini eve vererek degil, ancak harcamalari kisip biriktirerek olabilir. Cogu kadin bunu tercih etmiyor, erkeklerin bir kismi aile sorumlulugu icin mecburen yapiyor.
-1
osssy
(04.08.26)
çalışan biriyle evlenmek mantıklı bi seçenek gibi duruyor.
-4
elorelia
(04.08.26)
bence ben zengin değilim ama saydığınız şeylerin bi kısmına sahibim. ama şöyle oldu, evim var babam aldı, arabam var, ilk arabamı da babam verdi. sonraki arabamı babamın şirketi aldı, ondan sonrakini de evlenince var olan arabanın üzerine borçla falan koyup eşimle aldık değeri 1,5 milyon.

yılda 2-3 kere yurtdışına çıkıyorum, iki kere tatile gidiyorum. babamın sağladığı imkanlar bir yana bu gezme tozma işi tamamen seçimlerle alakalı. benzer paraları kazandığımız ve yine ailesinin verdiği evde oturup kira ödemeyen arkadaşlarım bizim kadar tatile çıkamıyorlar çünkü ben yılda 1 kere kuaföre gidiyorum onlar 2 ayda 1 10-15 k kuaföre para veriyorlar. ya da ben dyson almıyorum 20-30k paraya. bana baktıklarında onlardan daha zengin görünüyorum. ya da çocuk sahibi olmayı hiç istemedik bu da şimdilik çok karlı.

siz de 6 sene maaşınızın yarısını kiraya vermeyi seçmişsiniz, paylaşımlı bi evde yaşayabilir, ev arkadaşı ile kalabilir maaşınızın çeyreğini verebilirdiniz. benim ilk asistanım; mezun olur olmaz kız bizde işe başladı, 2k maaşı vardı, 20bin liralık araba aldı, maaşının yarısını arabaya ödemeye başladı çünkü çok istiyordu. 22 yaşında ilk arabasını almış oldu, sonra zaten asgari ücret öyle hızla arttı ki ödediği para da bi şeye benzemedi.

bence ailenizin de hem anne hem baba memur olarak çalıştıysa hiç araba almamış olmaları ilginç bi tercih. alabilirlerdi gibi geliyor. ya da ben anlamam bilmiyorum.

eklemeyi unutmuşum, tam zamanlı çalıştığım işin yanında her zaman müşterisini bulmadığım ya da kabul etmediğim çok niş bi alanda saatlik ücretimin çok yüksek olduğu bi uzmanlığım daha var, bu uzmanlığı 30 yaşımda edinmeye karar verdim şu an 36 yaşındayım. yani şöyle söyliyim tam zamanlı işi bırakıp bu uzmanlık için ayda 3 müşteri bulsam maaşımın 2 katını kazanabilirim haftada 6 saat çalışarak.

başka ek gelirlerim de var ufak tefek, bazen ayda 10-15 onlardan geliyor, hoş oluyor.
-3
ofelia
(04.08.26)
ben ilk arabamı yaklaşık beş yıl şehrin en ucundaki 35 m2 bir stüdyo dairede yaşayarak, günde 2 saat toplu taşımayla git gel çekerek alabildim. çalışma arkadaşlarımın arabası olanlarının çoğunu aileleri aldı.
+3
aloha snackbar 3
(04.08.26)
Benimle eşimin maaşları toplamı yine çok az ama bütçemize göre bir araba aldık taksitimiz var. Plan şu taksit bitince bu arabayı satıp yükseltmek. 2 yılda bir arabayı güncellemek. Bir noktadan sonra ev peşinatına yetecek bir noktaya gelebiliriz belki. O zaman da arabayı düşürüp ev işine girilebilir. Planlarım olsa da olmasa da arabanın sağladığı özgürlük ve bunu yapabilmiş olmanın gururu (evet ne yazık ki gurur milletin bakkala gider gibi gidip aldığı şey) bizi mutlu ediyor. Eşim, köy yollarında babasının kontrollerinde kullanıyordu zaten, bu sayede 3 haftada aldı ehliyeti. Patır patır manuel araba kullanıyor şimdi. Bizde planlar böyle, ikimizin toplam maaşı bizim yaşlarımızdaki bir bireyin bir aylık maaşı normalde bu arada.
0
guitarissimo
(04.08.26)
sebebi şu, ben 3 senedir tatile falan gidemiyorum mesela hem maddi hem manevi sebeplerden. ama gidip de instagramda bunu paylaşmıyorum ya da burada da bir şey paylaşmıyorum. ama gitseydim muhtemelen buradan bir şey sorardım ve instagrama da atardım. bizim gibi bir yere gitmeyen insanlar bir şey paylaşmıyor ki ya da araba almazsan nasıl arabada story atacaksın ki alsam da atmam ama anlatabildim umarım. yani biz sadece bir şey alabilenleri görüyoruz, alamayanlar bunu paylaşmadığı için etraftaki herkes zengin de bi biz alamıyoruz gibi geliyor oysa arkadaş listemizin %10'u bile etmez mesela.
+1
matilda
(04.08.26)
zenginlik kriteriniz sahiden arabaysa baya bir yaniliyorsunuz. en zengin dediginiz insanlarin arabasi yok, her yere taksi tutuyorlar. en olmadi helikopter kaldiriyorlar lol. yoksa onun soförüyle ugrasacak, soför hasta olacak gelmeyecek parkiyla ugrasacak, bakimiyla ugrasacak. zengin adam icin bunlar enayi isi.

öte yanda herkes memur degil. benim cevremde bir tane bile memur olan kisi yok mesela. ne ilkokul, ne lise, ne üniversite arkadaslarim icinden memur var. kendi cevreme baksam gercekten herkes zengin derim ama ülkenin yarisi asgari ücretle calisiyor. cok büyük bir kitle kacak calisiyor.

instagram da dogru bir tahlil araci degil kesinlikle. millet gidip g kasa merso kiraliyor, kendi arabasi gibi instagram'a koyuyor. biliyorum yani. evim de, arabam da her seyim var cok sükür, bir güne bir gün instagram'a koymus kisi degilim. bu kritere bakarsak o zengin ama ben degilim. he zengin degilim zaten ama kriteriniz araba oldugunicin böyle diyorum. birebir görmediklerinize inanmayin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
Pandemi de faizler düşünce bi tane ev aldım 1+1 anadolunun bir şehrinde. Maaşımın yüzde 80'İni krediye veriyor bir yandan kalan yüzde 20 ile de istanbul'da kira ödüyordum. 1,5 yıl süründüm yalan yok :) ama memleketin ekonomisini iyi okuyabildiğimi düşünüyordum ki öyle de oldu. 1,5 sene sonra kiracı kredinin tamamını öder, 2 sene sonrada üstüne cebim e para bırakır hale geldi. O dönem arkadaşlarım araba alıyordu mesela kiralık evde otururken, onlar için hayattan şu an konfor almak önemliydi, benim için sürdürülebilir konfor önemliydi.

Sonra 5 senedir gram gram biriktirdiğim parayı peşinat yaptım üstüne gelen kira ile istanbul'da kutu gibi bir dükkan aldım, bildiğin beyaz yakalıyım bu arada öyle esnaf olma gibi bir derdim yok. Amacım yarın öbürsün kovulduğumda ya da teknik olarak emekli olduğumda aç kalmamak.

Aileden destek almadım dersem yalan olur, haklarını yiyemem ama destekten kasıt öyle milyon tl falan değil, 10 gram, 2 bilezik, annemin mutfak parasından artırdıkları vs.

Eğer aileden destek yoksa çok zor, bakma sen kendim aldım diyenlere hepsinin ailesi destek oluyor, pazar alışverişlerini yapıyor, memleketten tarhana salça yolluyor.

Evli arkadaşlarım var mesela istanbul'da kiradalar, 2 senede bir araba değiştirip süper yerlerde tatil yapıyorlar, kartların hepsi patlak, cüzdanlarında 5 lira bile yok :)
+3
ebeş
(04.08.26)
zengin gözüken ya da zengin olanlar şöyle aslında:

1- ailesinden miras kalanlar ya da ailesinin desteklediği kişiler
2- fena maaş almayan ve maaşın tamamını yarınlar yokmuş gibi yiyenler
3- maaş yanında ek gelir üretenler, herkes tatil yaparken çalışanlar
4-yurtdışında projelere gidip para biriktirenler. 2-3 senede 2 ev alabilirsin hatta belki daha fazlasını.

bunun dışında gerçekten zengin olanlarda vardır, kendi işini kurup ya da aileden ama sayıları çok daha az.
0
monicapp
(04.08.26)
gördüğüm orta sınıfta çoğu etrafımda aile desteği ile alıyor veya anadan babadan kalan daire vs varsa onu satarak peşinat yapıyor.
birde borçlanmadan krediye girmeden birşey sahip olunmuyor peşinatı biriktirip krediye giriceksin araba için tekrar biriktirip yukselteceksin böyle böyle bir şeye sahip olunuyor.
ama şuna katılıyorum insanların çoğu birşeye sahip ama bu son 5 senedeki kazanımları değil, geçmişten gelenler.. şuan gerçekten birşey almak zor.
varlıklada birşey olmuyorki, geçen gün 2 dairesini geri dönüşümde 3 m veren tanıdık var çok eski idi ev, en az 4m istemiş geri dönüşüm, yok paraya evleri verdi mesela, sorsan 2 dairesi var gözde buyutursun ama para etmiyor.şimdi o parayı faizde eritiyor mesela
+1
eja
(04.08.26)
Hem aileden destek almadan hem de 100 binden az olan maaşın yarısından fazlasını kiraya vererek (fatura, aidat falan dedin mi %60'ı bulur) para biriktirip ev, araba almak zor zaten.

Eğer evim, arabam olsun diyorsan ya kendini zora sokup, daha kötü bir evde ev arkadaşı ile yaşayıp kenara para atacaksın. Biraz biriktirdikten sonra peşinat olarak kullanıp, kredi çekip bir ev alacaksın. Sonra biriktirmeye devam edip daha güzelini alacaksın vs. vs.

Ya da erkek düşmanlığını (duyurudaki cevaplarından gördüğüm kadarıyla) bir kenara bırakıp, geliri senden daha yüksek (tercihen yıllar içinde çalışıp didinip ev, araba almış ya da ailesi tarafından alınmış) bir koca bulup, hazıra konacak ve rahat rahat yaşayacaksın.
+2
bobinhoo
(04.08.26)
Hayat pahalılığı çok yüksek bu kuşkusuz, sorun cidden gelir adaletsizliği ile alakalı olabilir ama yazınızda bir şey dikkatimi çekti onun için sebep olabilecek başka bir şeyden bahsedeceğim. Çok şey yazılıp çizilmiş hepsine tek tek bakamadım. Ben kendi hayatımdan örnek vereceğim.

Yazdığınız yazıda kendinizle aynı meslek grubu ve maaş skalasındaki insanlardan da bahsetmişsiniz. Eğer onlar birikim yapabiliyor ama siz yapamıyorsanız sorun sizin harcama alışkanlığınızda da olabilir.

İşyerinde benimle birebir aynı pozisyonda çalışan bir arkadaşım var. İkimizin de hayatı paralel. Ama ben birikim yapabilirken kendisi yapamıyor ve hiçbir büyük harcaması da yok. Anlam veremiyor buna. Ancak sorun da bu. Kuruş kuruş benden çok daha fazla harcadığının farkında değil. Neticede aldığı ve yaptığı hiçbir şeyden tatmin olmuyor ama daha fazla para harcıyor. Birçok örnek verilebilir ama ben uzatmamak adına tek örnek vereceğim, bu arkadaşım güzel bir yerde güzel bir yemek yemeyi para tuzağı olarak görüyor ama ucuz yerlerden sürekli dışarda yiyor. Benim nadiren iyi bir yere gideceğimi öğrenince de nasıl yetiştiriyorsun sen diyor. Ciddi anlamda beni gereksiz yerlere para harcayan biri olarak, kendiniyse tutumlu biri olarak görüyor ama benden çok daha fazla harcaması var. O kadar takip etmiyor ki bunun bile farkında değil. Ona sorsanız size tutumlu olmakla ilgili tavsiyeler verir, benim yapıp ettiğim şeyleri de yapmamanızı söyler örneğin. Farkında değil çünkü. Mesele ucuz veya pahalı bir yere gitmek değil bakın, tatmin olacağı bir şey yapmak yerine mecbur olduğunu düşündüğü 10 şey yapıyor.

Şunu demeye çalışıyorum, eğer sizle yakın kazanan insanlar sizin yapamadığınız şeyleri yapabiliyorlarsa hiç farkında olmadan gereksiz çok harcamanız olabilir. Bunu bu kadar anlatma sebebim yazınızdaki o satır arası cümle. Cidden insanın kendisi tarafından fark edilmesi zor bir şey çünkü. Ailenizden bahsetmişsiniz, bu alışkanlıkları ailenizden dahi kazanmış olabilirsiniz ki farkına varmak daha zor bu durumda.
0
akhenaten
(04.08.26)
survivorship bias.

100 adamdan 90'ı meteliğe kurşun atıyor olsun. ya işsiz ya da ay sonunu zor getiriyor, akşam yemek yiyip belki televizyon izleyip uyuyor. en büyük lüksü avm'de yemek katında bir şeyler yemek o da ayda bir.

10 tanesi de çok daha fazla kazanıyor ve bir sürü şey yapıyor.

sosyal medyada kimi görme ihtimalin daha fazla? veya hangisinin aklında kalma, yer etme ihtimali daha yüksek?

"mekanlar dolu herkesin arabası var" diyenlerin yanılgısı da bu. 85 milyon vatandaşı tüm kafe ve restoranlara doldursan sanırım taş çatlasa 15 milyonu sığardı. burayı gören birisi her yer dolu diyor ama evde oturan 70 milyonu görmüyor. herkesin arabası var diyor ama arabaların olduğu yerde bulunup araba sahiplerini görüyor, arabası olmayanlardan haberi yok.

aynı hesap işte. bir kısmı bu tip beynin kolaya kaçması, algı ve psikoloji meselesi... bazı kitleler ise direkt kafaları çalışmadığı veya işlerine öyle geldiği için böyle çıkarımlar yapıyorlar.

çok parası olduğunu sandığın bazı insanların o kadar parası olmayabilir bu arada o da var. bana da bazen çok geziyorsun derler. üç kuruş para kazanıyorum ve sosyal hayatım sıfır. senede 4-5 kez tanıdıklarımın peşine takılıp sağdan soldan story atıyorum. millet de diyor ki oç senede beş kez tatil yapıyor hep bir yere gidiyor. gerçekte ben ayda 30k kazanıyorum pantolonum delinse götüm açıkta gezeceğim, gittiğim yerler de dağ tepe yani paralık bi şey yok.
+1
der meister
(04.08.26)
ben sizden daha büyüğüm benim neslimde çoğu kadın zaten evli olduğu için karı-koca olarak almıştır evini arabasını

ancak 5 senelik civarı çalışanken ben maaşın yarsını kiraya vermiyordum
maaşlı iş harici ekstra çalışıyordum -evin büyük çocuğuyum o zamanlar kardeşlerimin hepsi okuyordu eve gönderiyordum

evde yemek yapıyordum, uygun yollu geziyordum (iyi de geziyordum), business giyinmiyordum (öyle bir işim yoktu çünkü) ve tabi Türkiye'de yaşamıyordum..pek bir masrafım yoktu. gördüğüm kadarıyla şimdi 30 yaş altı kadınların hayat standartları bizim o zamanlarımıza göre epey bir yüksek. "bunu hak ediyorum" algıları var (hak ediyorlardır tabi eleştiri değil, tespitlerim bunlar).

21 yaşında mezun olup evimi 32 yaşında filan aldım ben, aile desteğim yoktu, kimseden desteğim yoktu belki kendime güvensem 2-3 sene önce alabilirdim ama hayatımı alt üst eden bir hastalık geçirdim o biraz durumları karıştırdı. o durum olmasa, ailem sen çek krediyi biz de destek oluruz demiş olsa ya da ben daha gözüm kara olsam farklı olabilirdi mesela..gördüğüm kadarıyla aileler madden destek olmasa bile en azından krediyi çek sıkışırsan da yardım ederiz filan diyebiliyor. ben hiç bişey görmedim. bizimkiler borçtan benden çok korkuyor. şimdi bişey alacak olsam mesela daha gözü kara olurum. ödenir illa ki.

önce evi alıp sonra arabayı almak da yine bence başka bir fark. araba demek masraf demek. ben yürüme mesafesi yere arabayla pek gitmediğim halde (home office çalışıyorum, yürüyüş olsun diye yürüyorum çoğu kez) yine de masraf, önce arabayı alsam eve daha geç sıra gelirdi sanırım.

instagramım vs. yok, yediğimi içtiğimi gezdiğimi vs. paylaşmak huyum değil, hoş zaten zengin de değilim de çekip çekip koysam zevahirde zengin sanılabilirdim.
Türkiye'nin turizm cenneti yerlerinden birinde yaşıyorum burada bildiğim etraftan anlatılan öyle tipler var ki cebinde 5 lirası yok belki 1 motoru vara o da icralık ama bunu sosyal medyadaki kimse bilmiyor paylaşımlar bambaşka bi hikaye anlatıyor...

etrafımda çalışmadan zengin olanlar aileden ve/ya topraktan zengin.
-1
subcomponent
(04.08.26)
evim var arabam var. ama bankaların vur listesindeyim. her ay sonunu ince ince hesap yaparak geçiriyorum. önceki cevaplarda belirtilen %1'e girer miyim bilmiyorum ama miras veya zengin aileden gelmeyenler için tr şartları ızdırap dolu. ben extra gerizekalı olduğum için maaşlı çalışmıyorum ve kendi işimi yapıyorum daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
0
scudman1
(04.08.26)
Burada yazan adamlar parası olan adamlar değil. O sebepten buradaki cevapları ciddiye alma.parası olan adamın burada ne işi var. Burası orta kesim. para yok kimsede.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
kim ne yapiyor bosver. ben asgari ucret ile orana bakiyorum.
2.5 milyon 2 yillik maasindan fazla ise, aylik 100bin altindasin, 90bin diyelim.
asgari ucret 28bin ama ocakta belirlendi uzerinden 7 ay gecti, enflasyon ortada, asgari ucrete 6 ayda bir zam yapilsa su anda herhalde 35-36bin falan olurdu.
yani sen 3 asgari ucretin altindasin.
zenginligi gectik, o bambaska bir seviye. maasla zenginlik olmaz.
tek basina "konforlu yasamak" icin 5-6 asgari ucrete ihtiyacin var.
yani 2 kati para yapman lazim.
fakirsin coco.
-1
cooperr
(04.08.26)
Çalışarak ve yatırım yaparak zengin oldum. Ama çalıştığım şirkette patron dışında zengin yok. Yaşadığım yerde herkes zengin. Onlar arasında da maaşla çalışan yok. Sorun maaşla çalışmakta.

Tekel, büfe, klima ustası hepimizi tokatlar.
-2
gabe h coud
(04.08.26)
Kimse kimseyi kandırmasın bazı istisnai yüksek maaş alan kişiler haricinde %99'umuz bekarsa şu anki ülke ekonomisinde istanbulda ailelerin desteği olmadığı sürece hiç de öyle birikim falan yapamaz, belki araba alabilir o arabayı da tadını çıkararak kullanamaz. Düz memur olanlar karı koca büyükşehir haricinde yaşıyorsa avantajlı yoksa istanbul gibi bir şehirde eve 200.000 girse, eve benzeyen bir evde kirada oturuluyorsa öyle yurt dışı gezeyim, para biriktireyim 2.5 milyona araba alayım işi hala mümkün değil.

Ben aileden kalan evde oturmama rağmen 3 milyon gibi bir parayı 10 senede zor biriktirdim, o para ile evin yarısını anca ödeyebildim, geri kalan 3.5 milyonu da kredi çektim, evli olmasam eşim çalışıyor olmasa onu da karşılayamazdım. En son döner sermaye parasını ödeyebilmek için saatimi sattım. Emlakçı komisyonunu ödeyebilmek için ps5'imi sattım, bilgisayarımı sattım.

Ki ben yazın tatil yapmayan, kışın tatile gittiğimde de öğretmen evlerinde falan kalan, balayında gereksiz pahalı olmadığından da st petersburga giden biriyim. Bu yaz tatil yapabildim o tatilde de doğruya doğru babamın desteği oldu.
+1
denizgonen
(04.08.26)
değil. ülkenin %1-2 si iyi yaşıyor.

gerisi iyi olduğunu göstermeye çalışıyor.

ancak iyi birikim yapar, birikiminizi de aktif takip ederseniz 10 seneye falan maaşınıza ek bir maaş da oradan gelir.

20 sene sonra muhtemelen maaşınız çerez parası olarak kalır.

babil'in en zengin adamı kitabını oku mesela. ufkun açılır gerçekten.

insanlar illa aileden mi zengin? hayır. ama zengin ailenin paraya bakışı çok farklı gerçekten...

2.5 milyon çok büyük para mı ? evet...

ancak şöyle bir şey var. eğer sıfırdan 2.5 milyon biriktirip araç alacaksanız, çok zor.

ancak birikim yaptınız, ilk sene 200, sonra 400, sonra 800, sonra 1.5 falan gitti diyelim. 10 sene sonra elinizde diyelim ki 10 milyon oldu. bundan %50 getiri aldığınızda 5 m oluyor elinizde...

ama sıfırdan 5 m inanılmaz zor.

bu iş süreklilik gerektiriyor.

ailem memur demişsiniz. şayet gelen gitti, tasarruf olmadıysa araç vs. gerçekten zor. ama az da olsa sürekli şekilde birikim olduysa 20 senede falan ev araç alınır gayet.

dediğim gibi zor ama disiplin işi bunlar.

benzer kazançla tatile vs. gidenler varsa o şov zaten. öyle olmamanız lazım ki, sonrasında rahat edesiniz.

ayrıca tatil var tatil var. doğru zamanda uçak bileti alıp, uyguna getirseniz aynı tatili yarı fiyatına yaparsınız...

ama birikim için bunları bile ilk başlarda sınırlı yapmak lazım.

ilk araç da 2005 getz falan olur. öyle 2.5 milyona falan olmaz.

dip not: ailem zengin değil. kirada hiç oturmadık. ancak baba parası hiç yemedim, 13 yaşında kaybettim kendisini zira. başkasından bi şey beklemek çok anlamsız. hele şu sıra inanılmaz getiriler söz konusu...
+1
gurur
(05.08.26)
Şov yapan çok var. Maaşlar az çok belli.

Instagram'da fotoğraf paylaşmak için büyük paralar harcayan bir kitle var. Bir gezginlik modası aldı başını gidiyor. Ortalama bir Türk'ün para birimi kendi para biriminden dramatik yüksek bir ülkeye gezmeye gitmesinin bir mantığı yok. Türkiye'de fiyatlar pahalı denilse de ucuza getirmenin yolları var. Yazlık kirala, yemeğini kendin yap.
0
michael harddd
(05.08.26)
türkiye'de çok fazla insan var öncelikle. maddi durumu çok kötü olanlar da çok, iyi olan da çok. sıfır araba, ev alan ülke ülke gezen insandan çok bunları yapamayan insan sayısı daha fazla kesinlikle buna şüpheniz olmasın ama bunları yapabilen de fazla. ikinci olarak da bekarsınız anladığım kadarıyla. aslında sizin kadar geliri olan biriyle evlenirseniz siz de bu saydıklarınızı yapacak en azından bunun somut planlamasını yapabilecek bir konuma ulaşabilirsiniz. basit hesapla 100k maaş alan biri evin kira + fatura + mutfak harcamalarına 50k harcıyor ve o ayın sosyalleşmesi + diğer alışverişleri + yatırım için harcanacak parası için 50ksı kalıyor diyelim bununla bir şey yapmak gerçekten zor. bu kişi 100k maaş alan biriyle evlenirse evin toplam geliri 200k olacak. kira sabit, faturalar + mutfak gideri +10k artsın desek gider 60k'ya çıkıyor ve geriye 140k para kalıyor. yani bekar biri için daha zor bazı şeyler evet. bir de anneden babadan gelen önemli. hiç satacak evi arabası bir pasif kira geliri olmadan sıfırdan 2 milyon biriktirmek ya da kredi ödemesi planı yapmak zor ama atıyorum babanız üniversitede bir araba alsaydı. onu satıp sıfır araba bakıyor olabilirdiniz siz de. maalesef ben de sizin gibi aileden pek bir katkı olmadan dişimle tırnağımla yapmaya çalışıyorum by işleri ve ben de bekarım. bu yatırımları yapmak kolay değil bu durumda ama elimden gelen gelirimi arttırabilmek onu da yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
0
semaforo de medianoche
(05.08.26)
kolelige devam. esek olana semer vuran cok olurmus. ai konusunda bile ulan bu cilgin productivity artisindan benim payima ne dusecek diye hak arama yerine ai bizim islerimizi elimizden aliyor devlet buna bir sey yapsin ki kole olarak calismaya devam edebilelim diyor insanoglu. hayreti mucip.

ailesinden 2 ev kalan adam senin kopek muamelesi gordugun, hayatini slave away ettigin duzende asalak gibi yasiyor. ve sen agzinla kus tutsan ona ulasma ihtimalin yok bile. kaldi ki yagli paycheckler de yine ust sinifa gidiyor. eline silah alip bazi kelleler devrilecektir demedigin surece de somurmeye devam edecekler.

care yeni jenerasyondan gelecek bu arada. bizim jenerasyon hala eski sisteme donebilecegi hayaliyle yasiyor cunku. su anda teenager olan gencler kazan kaldiracak. ha tabi turkiye gibi devletin mafyatik ve guclu oldugu yerlerde bu direnc zor. belki yine avrupa baslatir kivilcimi kim bilir. fransa'dan umutluyum.
0
antikadimag
(05.08.26)
(18)

Tanışmak için masanıza gelsem kabul eder miydiniz?

architects creed
Yedit: kısaltma. Yaşadığım yerde arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum. Sohbet başlatmakta zorlanmıyorum ama insanların çoğu kafelerde kendi grubuyla oturuyor.Siz arkadaşlarınızla otururken yanınıza gelip:“Merhaba, burada pek arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmaya çalışıyorum. Size
Yedit: kısaltma.
Yaşadığım yerde arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmak istiyorum. Sohbet başlatmakta zorlanmıyorum ama insanların çoğu kafelerde kendi grubuyla oturuyor.

Siz arkadaşlarınızla otururken yanınıza gelip:

“Merhaba, burada pek arkadaşım yok ve yeni insanlarla tanışmaya çalışıyorum. Size katılabilir miyim?”

desem ne düşünürdünüz? Garip veya rahatsız edici mi bulurdunuz, yoksa “gel otur” der miydiniz?

Kamplarda bu şekilde insanlarla tanıştım ama normal kafede nasıl karşılanır bilmiyorum. Siz yeni insanlarla nasıl tanışıyorsunuz?
📊 Merhaba, bu bölgede hiç arkadaşım yok, sosyalleşmeye çalışıyorum, tanışabilir miyiz?

Bu anket sona erdi. 59 oy kullanıldı.

0
architects creed
(02.08.26)
Ne uzattın yaaa bırbırbır. Masama gelirsen ayağına sıkarım.
-6
gobekliraki
(02.08.26)
Tipine konuşmana vs göre değişir
+3
kisa
(02.08.26)
Dünyada her şey algıdır. İlk anda karşındaki enerjini nasıl algıladı onunla alakalı. Bir de şimdi atıyorum masada çok gergin bir konu konuşuluyordur, sen sevgi kelebeği olarak gelirsen ters teper. Her şey o ana bağlı.

Ha ben her halukarda buyur gel otur derim de herkes ben değil.
+4
fikrim sabit degil
(02.08.26)
kabul ederim niye etmeyeyim, icecegi vs de ben soylerim hatta. bir tavsiye olarak; kiraathanelere (bizdeki adiyla "kahve") gitmeyi deneyebilirsin. hem guzel cayi ucuza icersin hem sohbet baslatma olasiligin cafelere gore cok daha yuksek olur. "bu bölgede hiç arkadaşım yok, sosyalleşmeye çalışıyorum, tanışabilir miyiz?" demene gerek bile yok. samimiyeti ilerletip kagit oyunlarina oyuncu veya yanci olarak da katilmayi dusunebilirsin.
0
arakaali
(02.08.26)
Yaklaşımına, tipine, samimiyetine bağlı
+1
cccbehzatccc
(02.08.26)
Söylediğin şekliyle olmaz da,
Başka yer olmayan bir anda, yer olmamasını bahane edip oturabilir miyim deyip, oturduktan makul süre sonra havadan sudan bir konu açıp oradan devam edilebilir. Ama cümlelere sanki Türkçesi yokmuş gibi öyle İngilizce kelimeler sokuşturursan, başkasını bilemem de ben tepki gösteririm.
+1
Mirket
(02.08.26)
yazdıklarının tümünü okumadım, çok uzun.

buyur gel otur derim ama umarım çok uzatmıyorsundur.
yazdığın gibi konuşuyorsan oyumu buyur gel'den basgitlan'a çekerim.
+1
biseysorcaktim
(02.08.26)
Benim de sosyal anksiyetem var arkadaş, öyle durup dururken kimseyle tanışmak istemem açıkçası.
0
peki madem
(02.08.26)
Fuck off derim
-3
Purple life
(02.08.26)
çok weirdo bi hava veriyorsun. gerçekte de böyleyse, denemeni tavsiye etmem
+1
kel aynak kusu
(03.08.26)
ya olabilir de böyle needy "hiç arkadaşım yok" şeklinde giriş yaparsan insanlar seni kırmamak adına bir süre idare eder ama kalıcı bir arkadaşlık kuramazsın.
+1
orpheus
(03.08.26)
Tipine bağlı tamamen. Görüntün güzelse eve bile çağırırlar kötüyse yok tşk der yüzüne bile bakmazlar
-1
artıküyeolmakistiyorum
(03.08.26)
tip, üslup, giyim kusam belirleyici. sigara kullanip kullanmamasi bile belirleyici. kisa+1
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(03.08.26)
bu işte cinsiyet önemli. karşı cins iseniz kabul etmem. erkek iseniz bu şıktakilerin hiç birini söylemem. eğitim meslek önemli. bu bir gerçek arkadaşlıkta bile, davul dengi dengine atar.
+1
mikahakkinen
(03.08.26)
Her ay 15-20 gün yurtdışında oluyorum, haliyle tek başıma takıldığım çok oluyor. Bazen barda yan tarafın konuşmasına kulak misafiri olup muhabbete kaynak yaparak sosyalleşiyorum. Daha ters tepmedi hiç, tanımadığım birisi durduk yere masama gelmek istese koruma moduna geçerdim, öncesinde ufak bir uzaktan sohbet gerekiyor.
+2
kimlanbu
(03.08.26)
Duyurunun çoğunun neden bu kadar yalnız olduğu anlaşılıyor. Ben umursamam buyur otur dostum derim.
0
aloha snackbar 3
(03.08.26)
Cinsiyet önemli +1
Kadınsanız buyrun derim, muhabbet sarmıyorsa daha sonra görüşmem.
0
ekimoloji
(03.08.26)
"Selam hic arkadasim yok sizinle arkadas olabilir miyim"

Asiri sacma ezikce yapay ve mekanik bir giris.

Onun yerine ya burada yeniyim, hangi restoran ve barlari tavsiye edersiniz seklinde bir soru daha mantikli olurdu.
0
baldur2
(03.08.26)
(16)

İngiliz Mastiff için renk tercihi: Brindle mı, Apricot mu? İsim önerileri?

ContextualizedChaos
Çok uzun araştırdıktan sonra bir İngiliz Mastiff yavrusu almaya karar verdim ve şimdi iki renk arasında kaldım:1) Kaplan desenli (brindle) https://cdn.britannica.com/02/234902-050-E6163C4B/Brindle-mastiff-dog.jpg2) Apricot (kayısı tonlarında, açık sıcak renk) https://coatsandcolors.com/wp-content/up
Çok uzun araştırdıktan sonra bir İngiliz Mastiff yavrusu almaya karar verdim ve şimdi iki renk arasında kaldım:

1) Kaplan desenli (brindle) cdn.britannica.com

2) Apricot (kayısı tonlarında, açık sıcak renk) coatsandcolors.com

Siz olsanız hangi rengi tercih ederdiniz?
Bir de çok sevinirim, bu renklere uygun süper arkadaş canlısı, pozitif isim önerileriniz varsa yazarbilirsiniz.
Herkesin fikrine açığım, teşekkür ederim.

Ek olarak: Barınaktan sahiplenmek çok değerli bir şey, ona saygım sonsuz. Ama herkesin yaşam düzeni, çocuk durumu, ırk tercihi ve beklentisi farklı. Benim için önemli olan sağlıklı, dengeli ve aileme uygun bir köpek olması. Evde kediler de var... Bu yüzden kontrollü üretimden gelen bir yavru tercih ettim.
-14
ContextualizedChaos
(02.08.26)
“apricot olsun, koltuklara uyumlu olur” gibi bir cevap mı bekliyorsunuz? yani eşya seçer gibi renk sorulmasını biraz garipsedim. çocuklarınız hangi köpekle anlaşırsa o renk olsun diyelim.

lütfen sahiplenin, şurada çok tatlı minnoşlar var:
www.instagram.com

kontrollü üretim hayvanlara eziyet eden bir sistem, siz satın aldıkça bu sistemin devam etmesine sebep oluyorsunuz. ailenize uygun bir köpek (ki cinsler de dahil) mutlaka çıkacaktır karşınıza.
+8
eileengray
(02.08.26)
Tartışma başlatmak istemiyorum. Bu kararı alırken iki şeyi düşündüm:
Birincisi, büyük ırk mastiff köpeklerde barınaktan sahiplenme biraz riskli olabiliyor; travmalı olabiliyorlar, çocuklarla veya kedilerle uyumsuz olabiliyorlar, reaktif olabiliyorlar… Bunları köpeği eve alınca öğreniyoruz.

İkincisi, sizin ahlaki tercihiniz benim ahlaki tercihim olmak zorunda değil. Lütfen bunu burada bana dayatmayın. Ben aileme en uygun, sağlığı ve karakteri bilinen bir yavryu tercih ettim.
-9
🌸ContextualizedChaos
(02.08.26)
tabii ki de günün sonunda istediğinizi yapabilirsiniz ama ben de sizin ahlaki değerleriniz çerçevesinde sizi tatmin edecek bir cevap vermek zorunda değilim. Burada belki başka sahiplenmek isteyen olur diye cevap yazdım. yoksa hangi renk köpek satın alalım sorusuna bir cevap yazmayı uygun bulmuyorum zaten..
+10
eileengray
(02.08.26)
Tabi ki herkes kendi tercihine göre hareket edebilir. Ama ben de sizin ahlaki değerlerinize göre bir duyuru açmak zorunda değilim. Cevabınızın tonu biraz pasif agresif geldi açıkçası, yine de sorun değil.
-9
🌸ContextualizedChaos
(02.08.26)
Çanta mı alıyorsun. Şimdiden üzüldüm hayvana, 1 sene sonra sahiplendirme ilanı gelir.
0
gobekliraki
(02.08.26)
kedi/kopek ticareti insan ticaretinin hallicesi. bu halti yemekle kalmayip marifet gibi bir de rengini sormussunuz. "evlat edinecegim, sarisin mi olsun esmer mi?" sorusu bile daha masum kaliyor sizinkinin yaninda, ticaret olmadigi icin. ahlaki degerlerinize buradan pay bicin.

soruya cevap: apricot olsun, zengin gosterir. adina da "dost" deyin!
+4
banach
(02.08.26)
Ay bu renkler toz gösterir. Daha fuşya ya da pastel tonları denemelisin. Arabanın iç döşeme ve ev mobilya renklerine de uyumlu olmalı.
+3
ground
(02.08.26)
Bence renge çok takılmayın, asıl önemli olan unsurlar köpeğin şeceresi, temizliği, kilometresi, kaza/boya/değişeni ve servis geçmişi. Bu saydığım unsurlar hangi köpekte daha iyiyse onu tercih edin.

Renk sorun değil, istediğiniz anda kaplatır ya da boyatırsınız. Gerçi boyanırsa piyasa değeri biraz düşer ama onu da hayvanı boyatmadan önce çekeceğiniz fotoğraf ve videolarla halleder, rengi hoşumuza gitmedi keyfe keder boyattık, hayvanın kazası yok diye kolayca anlatabilirsiniz.
+3
10551037
(03.08.26)
Bir defa en başta, efendilik isteyen beyaz şov izlesin. Yok sizin ahlaki tercihiniz bilmem ne falan oraları geçiniz. Sen sorunu yazarsın, bizde paşa gönlümüz hangi tonda cevap vermek istiyorsa o tonda cevabı veririz. Beğenmiyorsan ister engellersin ister sağ üstten çıkış tuşuyla yoluna devam edersin. Hamama giren terler.

Siyah için isim önerim Luther
Sarı olan için Adolf

Size ve vizyonunuza uygun olması açısından dişiyse Dilan, erkekse engin polat da koyabilirsiniz diyeceğim ama köpeklere de yazık.
+4
thracia
(03.08.26)
of of :) arkadaşlar, birkaç şeyi açıklamak istiyorum çünkü konu renk tercihinden çıkıp tamamen farklı bir tartışmaya dönmüş. bilmediğiniz şeyler hakkında çok kesin konuşuyorsunuz...

33 yıldır evimde köpek var. Son köpeğim kısa süre önce vefat etti ve bu süreç ben ve evdekiler için zaten duygusal olarak zor... Breeder bana birkaç yavru fotoğrafı gönderdi, ben de renk konusunda fikir almak istedim. Bu kadar basit bir sorunun bu kadar sert tepkiler alması gerçekten şaşırtıcı.

Ek olarak, Köpeklerime her zaman en iyi bakımı sağladım. Sağlık sigortaları, vet kontrolleri, kaliteli beslenme… Hatta lego yedi diye son vet faturasina $4500 verdim... Yani benim evimde köpekler hayvan değil, aile üyesi. Bu yüzden “1 sene sonra sahiplendirme ilanı gelir.” gibi ithamlar haksız...

Bahsettiğim kişi kötü üretim yapan biri değil. Anne baba sağlık taramaları yapılmış, yavrular sosyalizasyon sürecinde, ortam temiz, kontrollü ve profesyonel. “Kontrollü üretim = eziyet” gibi genellemeler doğru değil. Kötü üreticiler var, evet.
Ama iyi, etik çalışan insanlar da mevcut...

Neyse, bir daha buraya soru sormayacağım.
Benden bu kadar.
-6
🌸ContextualizedChaos
(08.08.26)
Medeni bir ülkede yaşasak tabii ki sağlayacağınız hayat bakımından uygun bir köpek sahiplenmek istemeniz mantıklı. Şehirde yaşayıp da saatlerce sürülerin peşinden koşmak için evrimleştirilmiş bir köpek cinsini apartmana tıkıp ona stres yaşatmak da eziyettir. Ama biz sokaklardan köpeklerin toplatılıp kafasına kürekle vurularak öldürüldüğü ve toplu mezarlara atıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Yani böyle bir sorunun bü ülkede sorulmasının tepki çekeceğini anlamamak için farklı bir evrende yaşamak gerekiyor. Üstüne bir de hangi renk diye sormanız yani şey buldun kıllısını istiyorsun derler ya o şekilde bir soru. Ne fark eder? Gerçekten hangi renk olacağı ne fark eder? Veteriner ücretine dolar yazmışsınız demek ki yurtdışında yaşıyorsunuz. Oradaki insanlara sorun bunu. Bizim daha temel dertlerimiz var zira. Sorumluluk aldığınız canlının sağlığı ile ilgilendiğiniz için madalya mı takalım ayrıca. Yazdıkça delleniyorum yemin ederim. Açıkçası soracağınız sorular bu ayardaysa sormayın zaten. Ne sizin için ne de bizim için bir kayıp olacaktır.
+2
peki madem
(08.08.26)
Evim 371 metrekare, bir de 1 dönümlük bahçem var. Köpeği eve tıkmak da nereden çıktı?... Neyse.

Türkiye’de koşulların zor olduğunu biliyorum ama o stres benim hayatımda yok.
Ben sakin bir yerden soru sordum. Burada sokak köpeği yok. köpek sokakta başıboş olmaz. Hepsi çipli, sahipleri belli, veterinerler gps’ten anında sahibini buluyor

Belli ki siz çok yorulmuşsunuz, normal bir soruya bile saldırı gibi ya da cok negatif tepki veriyorsunuz ama sizin kendi yaşadığınız gerginlik bana ait değil ve benimle bir ilgisi yok...

Konuyu büyütmek istemiyorum. Ne yazarsam yazayım, ne sorarsam sorayım konu hemen dolarla kazanıyorsun, rahat yaşıyorsun, güvendesin. bizim dertlerimizi anlamazsın tepkisine dönüyor...

The end.
-4
🌸ContextualizedChaos
(08.08.26)
Açıkçası ben de abd’den yazıyorum ve bu yanlışın ülkesi, Türkiye’si yok. Her şeyi geçtim, sizin bakış açınızdan bakmaya çalışınca da yazdıklarınız birbiriyle çelişiyor:

Bir kere ailenize en uygun karakterdeki köpeği seçmek için bu üretimi istediğinizi yazıyorsunuz. Ancak aynı litterda kontrollü üretilmiş 2 kardeş bile çok farklı karakterler çıkabilirken bunu nasıl garantilemeyi planlıyorsunuz? Köpeklerin gerçekten fabrika ürünü gibi tamamen aynı karakterde çıktıklarını mı sanıyorsunuz? Çok sorunlu bir köpek “ürettirebilirsiniz”farkındasınız değil mi? Kontrol edebileceğiniz tek şey köpeğin fenotipi (zaten siz de renk sorarak bunu perçinliyorsunuz). Ya bizim seçtiğimiz apricot çok asabi çıkarsa? Umarım ileride kapı önüne konmaz. Çünkü yaşadığınız ülkelerde kill list diye bir gerçek de var.

Tam tersine, hali hazırda hayata atlamış köpeklerden sahiplenmeniz karakter seçme açısından daha isabetli olurdu. Her barınak köpeği travmalı diye bir şey yok; tıpkı her kontrollü üretim iyi huy “yield” etmediği gibi. Şekilciyseniz de en baştan “en iyi karakteri seçiyorum” yalanlarına hiç girmeyin.

Bakın bunlar sizin çerçevenizden bakınca bile kolaylıkla varılacak düşünceler. İşin etik kısmına, sizin tek bir yavru seçmeniz için doğurtulacak 5 yavruya girmiyorum bile.

The very end..
+1
eileengray
(08.08.26)
Okuduğunuzu da anlamıyorsunuz. Örnek olarak verdiğim durumu kendinize itham olarak alıyorsunuz. Köpek ırkının ihtiyaçlarını sağlayamacak kişiler tarafından sahiplenilmesinin de eziyet olabileceğini ve bu nedenle karar verilmesinin normal olduğunu ama normal bir ülkede yaşamadığımız için bu sorunların bize lüks kaçtığını anlatmaya çalışıyorum.

Evet sizin hayatınızda bu sıkıtılar yok ama bizim var. Burası çoğunlukla Türkiye'de yaşayan insanların yazdığı bir forum. Dolayısı ile bu şekilde cevap verilmesi normal. Her soruyu her yerde gönlünüzce sorup kabul görme hakkına sahip değilsiniz. Ben ne ne diyorum, bu streslere sahip olmayan yere sorun siz de sorunuzu. İlla Türkçe ad istiyorduysanız sahiplendikten sonra bu güzelliğe ne ad koyalım diye sorardınız kimse size çemkirmezdi.

Ayrıca sizin dertleriniz benim dertlerim değil diyip sonra da konu hep sen bizi anlamazsına geliyor demeniz inanılmaz. Konuyu buraya getiren sizsiniz. Sizin hayatınızda, dolarla aldığınız maaşta, özellikle metrekaresini belirtme ihtiyacı hissettiğiniz evinizde gözümüz yok merak etmeyin.
+1
peki madem
(08.08.26)
Bu meseleye Sami Tarcan koyar son noktayı. Ekspertizin kralıdır kendisi.
+1
10551037
(11.08.26)
@ContextualizedChaos

"Ben çocuğumu çok seviyorum. Geçen hastalandı, hastanede 100 bin tl fatura çıktı, onu bile ödedim. Düşün yani evladımı ne kadar sevdiğimi" diyen bir ana baba gördün, duydun mu hiç? Bizim için köpeklerimiz aile bireyi diye övünüp verdiğin örneği sevsinler senin. Ne kadar saklamaya çalışsan da zihniyetin cümlelerinden akıyor.
+1
thracia
(14.08.26)
(7)

Son zamanlarda izleyip etkilendiğiniz filmler var mı?

ekimoloji
Benimki NBC Uzak filmiydi.
Benimki NBC Uzak filmiydi.
+1
ekimoloji
(01.08.26)
1500üncü izleyeşim belki ama her defasında farklı vuruyor; “scent of a women”
-5
gobekliraki
(01.08.26)
The Long Walk'u izledim sonra da kitabını okudum.
0
peki madem
(01.08.26)
About Time diye bir film izledim, insanı çok tuhaf yerlere götürüyor. 4/5'lik bir film bana göre.
+1
rakicandir
(01.08.26)
Downfall daki atmosferi çok beğendim. Almancasını yazamadım şimdi de hitler in son anlarını yansıtan film
0
niyazi mısri
(01.08.26)
Amour

'Ben bugün mutlu hissediyorum, bir şey yapayım da bu mutluluğun içine edeyim.' diye düşündüğün bir gün, otur izle.
0
Mirket
(01.08.26)
geçen bir otelde yarı sarhoş haldeyken "13 lives" adlı filmi izledim. ron howard'in çektiği bir film ve 2018'de mağarada mahsur kalan 12 çocuk ve hocaları olan 1 yetişkinin o mağaradan nasıl kurtarıldığını anlatıyor.

uzaklara bakmalı ve anlam aramalı bir film değilse de gerçeğe çok yakın çekilmiş ve belgesele benziyor.
0
biseysorcaktim
(01.08.26)
the girl with the needle etkileyiciydi. mubi’de var.
0
eileengray
(02.08.26)
(7)

Schengen için sigorta yaptıranlar ne kadar süre yaptırdınız?

pembediken
Schengen vize başvurusu yaparken seyahat sağlık sigortası ne kadar sürelik yaptırdınız? Seyahat 1 haftalık ilk Schengen benimki
Schengen vize başvurusu yaparken seyahat sağlık sigortası ne kadar sürelik yaptırdınız?

Seyahat 1 haftalık ilk Schengen benimki
0
pembediken
(29.07.26)
Genel kaide gidiş tarihinden bir gün önceden dönüş tarihinden bir gün sonraya kadar şeklinde.
+1
peki madem
(29.07.26)
1 yıllık 14 euro. hepiyi sigorta ara ara yapıyor kampanya bu fiyattan.
0
brkylmz
(29.07.26)
1 haftalık vize için 1 yıllık sigorta tuhaf olabilir
+1
🌸pembediken
(29.07.26)
başlangıç gittiğim gün, dönüşte 1-2 fazlası (ne olur ne olmaz diye, rötar vb.)
0
sweetoffice
(29.07.26)
Peki madem +1
Başvuru yaparken kaç gün kalacaksan +2 gün yapmak lazım
0
etna
(29.07.26)
ben yıllık sigorta ile başvurmuştum, seyahat süresiyle kısıtlamak "seyahat kadar vize verin" demek gibi oluyor bence. Ya 1 ay 3 ay bişey vereceklerse? Benim ilk vizem 4 gün tatil göstermeme rağmen 45 gün oldu mesela.
+1
nhk ni youkosu
(29.07.26)
@pembediken

tuhaf olmaz hocam, aksine fazla verecekleri varsa da sigortadan dolayı vermeyebilirler.

aynı şekilde tek girişli de yapmayın, multi seçin formda.
+1
brkylmz
(31.07.26)
(22)

Bu teklifi kabul eder misiniz?

bobinhoo
Diyelim ki 20 yıllık güvendiğiniz bir arkadaşınız var. Öyle boş beleş bir adam değil, ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun.Kendisi batum'daki
Diyelim ki 20 yıllık güvendiğiniz bir arkadaşınız var. Öyle boş beleş bir adam değil, ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun.

Kendisi batum'daki casinoların bazılarında bir oyun bulmuş ve bunun doğru oyun ve strateji ile yenilebileceğini farketmiş (şu 21 filmindekine benzer şekilde). Arkasındaki matematiği kendim doğrulamadım ama bu konuda hata yapacak biri değil kolay kolay.

Yani "bu kupon kesin tutar yeğenim" diyen dayılarla aynı kefeye koymayın diye anlatıyorum.

Size teklifi şu, gel sana oyunu ve stratejiyi güzelce öğreteyim, benim adıma oyna diyor. Tüm parayı o koyacak ortaya, kar da onun, zarar da tamamen onun. Size oynadığınız süre boyunca sabit bir miktar verecek kar da olsa zarar da olsa (oynadığınız saat başına 100 dolar mesela). Kar olması durumda da %1 pay.

Tüm ulaşım, konaklama masrafları da ona ait, yani sizin aldığınız hiç bir risk yok maddi olarak; maaşlı eleman gibi.

Ha tabi akla ilk gelen soru "kendisi niye oynamıyor?" olacaktır. Zaten uzun süre oynamış ve casinolar belli bir yerden sonra bunun o oyunda kaybetmediğini fark edip, onu o oyundan blacklist etmişler. Oyuna oturmaya çalıştığında oradaki çalışanlar gelip, bu oyunu oynamanızı istemiyoruz diyorlar kibarca.

Belli bir yerden sonra siz de blacklist olacaksınız muhtemelen, ama öyle arka odalarda dayak yemek falan gibi bir şeyler yok kesinlikle.

Malum kumar insanları en çok korkutan kötü alışkanlıklardan biri son zamanlarda, sırf işin içinde kumar var diye çekinip kabul etmez misiniz? Yoksa bu şartları baba oğluna sunmaz deyip kabul eder misiniz?
📊 Teklifi kabul eder misiniz?

Bu anket sona erdi. 66 oy kullanıldı.

-1
bobinhoo
(24.07.26)
Kabul etmem, bu yaştan sonra oturup ders çalışır gibi kafama bir şeyler dolduramam.
Birisi için de kendimi blackliste aldırmak istemem.
Sadece masraflarımı değil kardan da pay verecek olsa biraz daha düşünürdüm üzerine ama değmez.
0
mutekebbir
(24.07.26)
hocam bu şekilde kolay yoldan para kazanmanın tadını alırsanız, maaşlı işle para kazanmak zor gelir size. kolay yoldan para kazanma peşine düşüp kumar/sanal kumar bağımlılığına düşebilirsiniz. bence hiç bulaşmayın, zira bir noktada psikolojiniz bozulabilir.
+7
shadowfollower
(24.07.26)
"ÖSS'de ilk 1000e girmiş, ülkenin saygın üniversitelerinden birinde mühendislik okumuş, yandal, yüksek lisans vb. yapmış, finans dahil farklı sektörlerde çalışmış, kafası da zehir gibi biri olsun."

Bunlar hiçbir şeyin garantisi değil. Tam tersine böyle insanlar kendi zekalarının her şeye uzandığını zannedip egolarına yenik düşerek çok pis tornaya gelebiliyorlar.
+8
peki madem
(24.07.26)
beyin her daim üşengeç ve kolaycı bir organdır. büyük paraları kolay yolla kazanır ve buna alışırsanız. ekonomik zorlukta kaldığınızda mantıksız hareket eder ve hata yaparsınız. bağımlılıkla ilgili yapılan çalışmalarda bağımlılığın tamamen sönümlenmediği ve yok olmadığı belirtiliyor. bağımlılık konusunda yani 1 kereden bir şey olmaz denilen söylem yanlış bir söylem. eğer bağımlılıkla ilgili bir gen var ve sizdeki bu gen bağımlılığa yatkın değilse bu teklifi değerlendirin.
0
mikahakkinen
(24.07.26)
'İlerde kumar bağımlısı olacağım ama o zamana kadar iyi para kazanacağım bir fırsat geçti elime.' diyorsunuz yani?

Bir de;
'ama öyle arka odalarda dayak yemek falan gibi bir şeyler yok kesinlikle.' demişsiniz de, bu kesin bilgiden nasıl emin oldunuz öyle? Adamlar eninde sonunda uyanınacaklar ve finalde dayakla kurtarabilir misiniz acaba?
+3
Mirket
(24.07.26)
Madem bu kadar garanti bir yol bulmus Batum'da degil dunyanin geri kalanindaki casinolarda da geze geze ayni taktigi uygulayabilir. Ya da arada kucuk kucuk kaybedip en sonda buyuk kazanip gider taktik farkedilmesin diye.

Bir casino mudurunun videosu vardi, kendini en zeki zannedip sistemi yenebilecegi dusunenler egolari sebebiyle en cok kaybedenlerdir diye.
+6
sertac akin
(24.07.26)
Eğer ortada cidden çözülmüş bir algoritma varsa bu kumar olmuyor ki zaten? Ancak kumar olmadığı için iyi bir durum da oluşmuyor çünkü yapılan iş çok büyük ihtimalle legal değildir. Tutup da Gürcistan'ın casino mevzuatını bilemem tabi ancak tarif ettiğiniz şey en hafif tanımıyla gri bir alanda kalıyor. Çünkü o makinalar şans oyunu amaçlı tasarlandı, siz bunun etrafından dolaşırsanız ve risksiz fayda sağlarsanız bu objektif şekilde "hortumlama" oluyor. Elbet bir yasal yaptırımı vardır eğer yaptığınız ispatlanabilirse.

Ben düz adamım, tutup "ya bir şey olmaz olum ya" düsturuyla sırf başkasına bir şey olmadı diye bir kumarhanenin sistemindeki açıktan faydalanmak üzere yurt dışına çıkmam :D Çok fantastik bir şey bu.

Bu seçimimde "kumar kötü bir şey" gibi genel geçer bir ahlaki tutumun zerre alakası yok. Çünkü zaten ortada kumar yok. Mesele bundan çok da riskli bir şey.
+1
akhenaten
(24.07.26)
ben oynarım arkadaşınıza iletebilirsiniz 2009 öss sıralamam 10907
0
rajkoothrapali
(24.07.26)
arkadaşınız sizin ulaşım, konaklama, yeme içme gibi masraflarınızı karşılayacak. maaş verecek. kar ederseniz pay verecek. dayak yeme şansınız da yok.

kabul etmemek için ne sebebiniz var ki?
-1
co2s2
(24.07.26)
Arkadaşlar benzer işi binlerce insan Blackjack oyununda ABD'de yapıyor zaten, dayak mayak gibi şeyler söz konusu değil. Ortada yasal olmayan da bir şey yok (hile vb.). Zaten random sokaktan çevirdiğiniz herkesin yapabileceği bir şey de değil, biraz sayısal zeka ve bol bol pratik gerektiriyor. Bu yüzden adam herkese teklif edemiyor bu işi, altından kalkabileceğine inandığı ve güvendiği insanlara ediyor.
-1
🌸bobinhoo
(24.07.26)
Eee Yap o zaman. Bize ne sordun?
0
Mirket
(24.07.26)
@Mirket

Sorunun neresine bana böyle bir teklif geldi, lütfen akıl verin arkadaşlar dedim acaba?
Bu konuya çevremdeki insanların tepkilerinden sonra random başka insanlar böyle bir teklife nasıl bakar diye kamuoyu araştırması yapıyorum sadece.
-1
🌸bobinhoo
(24.07.26)
bir kaç haftalığına yapılabilecek bir şey, zaten sürekli kazanırsanız çok uzun ömürlü olmayacaktır oyununuz. kendinizde kumar bağımlısı olma potansiyeli görmüyor, rasyonel düşünebiliyorsanız güzel teklif, ben kabul ederdim.
0
atom karincanin torunu
(24.07.26)
Yeterli vaktim varsa yapardım muhtemelen.
0
kumandanim
(24.07.26)
macera arıyorsanız ne duruyorsunuz?

ama biz çok makine çözen adamlar gördük. dikkat edin size kredi çektirmesin orada. para hazır göndereceğim paranın çözülmesini bekliyorum diye :)
0
Jazz
(24.07.26)
Bitik durumda ve beni gözüne kestirdi diye düşünürüm. Kumar bağımlılığı zeki insanları daha çok içine çekiyor. Karakterini de değiştirdiği malum olduğuna göre amaç beni bir şekilde Romanya'ya çekmek ve bir planın içinde yok etmek olabilir.

Kumara alıştırmak, kumarhaneden komisyon koparmak, orada tanıştığı kişilere yem etmek dahil herşey aklıma gelirdi. Terslerdim
+1
hebanon
(24.07.26)
Valla açıkcası kumar ile ilgili hiçbir şeyi kabul etmem, olanları görüyoruz işte tekrar açıklamaya gerek yok. Ama gene de sorunuza bir yanıt verecek olursam bunu detaylandırayım:

1. Güvenilir arkadaş kısmı çok önemli. Sizin anlattığınızdan da kendisinin zeki biri olduğu izlenimini alıyoruz. Bu arkadaşınızın mevcut ekonomik, iş/kariyer, ailevi durumunu iyice bir gözden geçirin. Hiç ummayacağınız şeyler ile karşılaşmamak adına ilk test bu, insanların zamanla nasıl değiştiğini bilemeyiz.

2. Arkadaşınız paraya, servete önem veren birisi mi? Ne kadar büyük kazançlardan, paralardan söz ediyoruz ki kendisi bu dümeni sürdürmek istiyor? Neden daha fazlasının peşinde olduğunu iyice bir anlamaya çalışın, olasılıkları tartın. Belli ki daha önce hiç bilmediğiniz bir dünya bu kumarhane dünyası, karar vermeden önce 2 kere düşünün.

3. Size sunulan teklif "Gerçek olamayacak kadar güzel". Tüm masraflar arkadaşınıza ait, zararı da o üsteleniyor. Üstüne size maaş ödüyor ve kazançtan da % veriyor. Burada ya para çok tatlı ya da başka riskler var. Ayrıca arkadaşlığınızın içine para, hele de böyle bir ortaklık ilişkisi girerse istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir. Bunu göze alabilecek misiniz onun da yanıtını vermelisiniz. Bir de; sizin bu paraya ihtiyacınız var mı bu da önemli. Çok sıkıntıda olan bir insan için eğer gerçek ise büyük bir fırsat olabilir. Öte yandan işin bir de kumar bağımlılığı, hayatın alt üst olma olasılığı var. Her şey bir yana; riske atılacak şey çok büyük.

Ben "Duruma göre değişir" diye yanıtladım ama kuvvetle muhtemel bu teklifi kabul etmezdim.
+2
burka
(24.07.26)
Kafası zehir gibi olan biri kumarla kafayı zehirlemiş görünüyor .
Güç zehirlenmesi de böyle bir şey .
Hiç bu işlere girmeyin .
+1
diyecevaplandı
(24.07.26)
kendim kumara meyilli oldugum icin kabul etmezdim, cunku harbiden dogru cikarsa - ki bence dogru cikma olasiligi, 6/49 tutturmandan daha dusuk- isi gucu birakip butun mesaiyi kara listeye girene kadar ona harcarim.

ama yok kumar bana cekici gelmiyor diyorsan, bir de macera pesinde isen, denenebilir.

bir oneri, baslamak icin kesinlikle retainer alirim, yani hesaba bir $5000 attiririm, ordan harcarim. diyelim ki $500 kaldi ve pek kazanamadiniz, bir $5000 daha koymadan devam etmem, donerim. eksiye dusmem hicbir sekilde.

bir de %1 bence komik bir komisyon. ilk etapta saat ucreti OK ama harbiden kazanma durumu varsa komple komisyona ceviririm, 50/50 gibi.
0
cooperr
(24.07.26)
Hayatta kabul etmezdim. Bu teklif sonrasında da direkt uzaklaşır ve görüşmezdim sözde arkadaşımla.
0
j r r tolkien hayrani
(25.07.26)
Oyunda büyük bir tasarım hatası yoksa ya da arkadaşınız Laplace'ın Şeytanı falan değilse en iyi ihtimalle ağır kolpa sıkıyor ya da daha kötü bir niyeti var. Bedava peynir fare kapanında olur
0
fatihdr
(25.07.26)
Kibarca(şüpheli).
Adamlar bir şekilde aranızda bağlantı kurarsa sıkıntı olur. Neticede kumarhane,kasa kazanır.bir oyun kaybettirmeye başlarsa adamlar bunu inceler bence.dertsiz başıjıza dert almayın
0
denizciman
(25.07.26)
(8)

çiftçi biri için yurtdışı

subcomponent
Bi çiftçilerin gitmediği kalmıştı, evet.Hem aileden hem kendi başına da çiftçilik yapan genç bir arkadaş var (üniversite de okumuş, ayrıca mesleği de var), depremde maddi/manevi kaybı çok oldu. Ama büyük montanlı tarım yapabilir miyim başka bir yerde gibi bir hayali var. Bu işin oluru var mı? Bunun
Bi çiftçilerin gitmediği kalmıştı, evet.
Hem aileden hem kendi başına da çiftçilik yapan genç bir arkadaş var (üniversite de okumuş, ayrıca mesleği de var), depremde maddi/manevi kaybı çok oldu. Ama büyük montanlı tarım yapabilir miyim başka bir yerde gibi bir hayali var. Bu işin oluru var mı? Bunun vizesi için şans ne kadardır? Ne yapılır? Kanada depremden sonra böyle bir alım yapmış ama onu kaçırmış.
0
subcomponent
(13.07.26)
Merhaba,

Portekiz'de topraksız tarım ile yaban mersini üretmek amacıyla yerleşmeye calısıyorum. Evimizi satabilirsek yakında zamanda gideceğiz.

Geleneksel yöntemler ile yapılacak tarım ile benzer sekilde gidebilmek zor olabilir. Ayrıca gideceğiniz ülkede iletişim kurabilmeniz için dil gerekmekte.

Avrupada ve gelişmiş ulkelerde tarım ve havyancılık ile ilgili girişimde bulunarak gidebilirsiniz.

Fakat dediğim gibi iletişim kurabilecek dil bilmeniz gerekmekte.
Portekiz ve AB içerisindeki ülkeler konusunda bildiklerimi paylaşabilirim. Bana ulaşırsanız yardımcı olmaya calısırım.
0
kaiserr76
(13.07.26)
Avusturalya düşünür mü? Bildiğim kadarıyla şimdi başka sektörde çalışıyor ama zamanında kuzenim tarım için gitmişti. Özellikle aradıkları alanlar oluyor mesela madencilik gibi, tarım da onlardan biri sanırsam.
0
peki madem
(13.07.26)
Avustralya da düşündüğü ülkelerden birisi (en azından dil ve büyüklük nedeniyle), kuzeniniz nasıl gitmişti?
0
🌸subcomponent
(13.07.26)
Çok detaylı bilmiyorum ama tarımda böceklerin kullanımı ile ilgili bir projesi vardı.
0
peki madem
(13.07.26)
Selam.İrlanda için şu arkadaşın videolarını izlemiştim.Belki size fikir verebilir.
youtu.be
0
arenas
(13.07.26)
Bir çiftçilerin gitmediği kalmıştı yanlış bir düşünce.büyük montanlı düşünüyorsa önce doğru planlama yapması lazım.gidip tarla yatırımına girip mi yapacak,kiralama mı istiyor.birde yurtdışına gideceğim diyenlerin hep hayali avrupa,amerika.afrika uyar mı mesela ona.benim tanıdığım afrikada çok büyük arazilerde çeltik,susam ekimi yapan türkler var.çok büyük yapanların ona göre makine parkları,ilaçlama uçakları,dronları vs var.

Avrupa da tarım yapmak istediğinde çok büyük teşvikler var.çekya bohemia da 6000 dönüm tarım işletmesine sahip bir aile tanıyorum,ibb gibi garajları var adamların,kendi tarım müzeleri var.ukraynada,moldovada çiftçilik yapan çok sayıda buradan giden insan var.

Oturup dersini iyice çalışırsa olur.en iyi neyi biliyorsa onun üzerinden yürüsün.
0
duptıs
(13.07.26)
kanada deprem vizesiyle gelenlerin malesef vizelerini yenilemedi, statu degisikligine de gitmiyor. cogunluk geri donuyor, gecenlerde birkac tanidigim cocuk dondu. buralara gelmemesi iyi olmus, kacirdigi birsey yok.

diger ulkeler icin, yabanci dili yoksa ben bulasmasi taraftari degilim.
-1
cooperr
(13.07.26)
Portekiz'de çiftçilik mi? Portekiz'de en son yapılacak şey çiftçilik. Herkesin bağı bahçesi var. Kendileri ekip, kendileri biçerler.
0
Kahvedesu
(13.07.26)
(5)

Nike'ıma doyamadan diloyloy

twelfth
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil m
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil mi?

www.nike.com
0
twelfth
(23.06.26)
Yok, Nike WinFlo'da aynı 3 gün giydikten sonra ses yapmaya başlıyor, nike aor aldım rahatladım.
0
kimlanbu
(23.06.26)
Nalburdan Dayson iste, anlar o. Yapıştırıcı bu. Minnak sür
0
topkapiaksaray
(23.06.26)
Nike oldu nixi
Aynı problemi hatta ciyaklama sesini bende birçok modelinde yaşadım. Mecburen new balance almaya başladım
0
artıküyeolmakistiyorum
(23.06.26)
@kimlabu +1. hem winflo 9 hem 10 var ikiside fıs fıs ses çıkarıyor.
0
mikahakkinen
(24.06.26)
Kendi spor ayakkabımın tabanını şu yapıştırıcı ile tamir etmiştim:

www.trendyol.com
Belki işinize yarar.
0
peki madem
(24.06.26)
(4)

Erkek için evde kendi kendine saç boyamak mümkün mü?

runaway
orijinal rengi tutturmak ve boyama işi evde nasıl yapılır en kolay?
orijinal rengi tutturmak ve boyama işi evde nasıl yapılır en kolay?
0
runaway
(23.06.26)
kadınlar bile o kadar uzun saçla yapıyorken, erkekler de yapabilir.

bu arkadaşlar boyamış:

www.youtube.com
www.youtube.com
www.youtube.com
0
art cat chocolate
(23.06.26)
boyanabilir ama bu konulara ilginiz varsa ve eliniz yatkınsa. diğer türlü insan içine çıkamayacak hale de gelebilirsiniz. bu sebeple ilk seferinde mümkünse iyi bir yerde yaptırıp, güzelce gözlemlemekte fayda var.
+1
lil siztah
(23.06.26)
awlmi
(24.06.26)
Suratınızı, ensenizi, kulaklarınızı, boyanın akabileceği yerleri vazelin ile kaplayın temizlemesi daha kolay oluyor.
+1
peki madem
(24.06.26)
(8)

Leke çıkarıcı önerisi

rayde
Kurumuş salça, yağ lekesi gibi yemek lekelerini çıkarabilecek bir ürün önerir misiniz? domol'un leke çıkarıcı spreyini kullanıyordum ama çok elimde çitilemek zorunda kalıyorum. Stop forte denedim o da aynı. çocuk yemek yerken üzerini menüye çeviriyor adeta kıyafet çöpe atmak istemiyorum artık...
Kurumuş salça, yağ lekesi gibi yemek lekelerini çıkarabilecek bir ürün önerir misiniz? domol'un leke çıkarıcı spreyini kullanıyordum ama çok elimde çitilemek zorunda kalıyorum. Stop forte denedim o da aynı. çocuk yemek yerken üzerini menüye çeviriyor adeta kıyafet çöpe atmak istemiyorum artık...
0
rayde
(20.06.26)
Vanish oxi action bence bayağı iyi çıkarıyor. Bu yaşta üzerinde kahve ve salçalı şeyler dökmeyi bir şekilde başaran ve sonra yıkamaya üşenip 4-5 gün çamaşır sepetinde tuttuktan sonra üzerine bundan sürüp makinaya attığımda 30Cde bile çıkarabildiğine göre iyi bir ürün olduğunu düşünüyorum :D
+1
truf
(20.06.26)
Yemek lekeleri için bulaşık deterjanı işe yarayabilir. Bunu dışında Rossmann'da satılan lekeye özel Dr. Beckmann'lar var. Özel olarak yağ lekeleri için olanını kullanmadım ama diğer kullandıklarım oldukça başarılıydı.
0
peki madem
(20.06.26)
Domol’un sprey bi leke çıkarıcısı var, yani alnınızdaki kara leke hariç her şeyi çıkarıyor maşallah. Koltuktan kıyafete her şeyi çıkardı şimdiye kadar. Bir denemeye değer
0
mor oje
(20.06.26)
www.hepsiburada.com
böyle bir sey kiyafetleri kimyasalla eskitmekten, fazla kimyesal kullanmaktan, temizligiyle ugrasmaktan ve kimyasala para harcamaktan daha iyi olmaz mi?

pink stuff diye bir sey var, ayakkabilarda olusan siyah lekeleri bile cikariyor, belki onu deneyebilirsiniz ama ilk önerim uzun kollu mama önlügü tabii.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.06.26)
Ya bu önlükten var ama çığlıklar eşliğinde önlüğü fırlatıp atan çocukla pek olmuyor :/
0
🌸rayde
(20.06.26)
Domestos renkli çamaşır suyu, sanırım çıkaramadığı bir leke olmadı
0
kestane gürgen palamut
(20.06.26)
going zeero markasının doğal oksijenli bi leke çıkarıcısı var bununla sıcak suda biraz bekletip yıkayınca çıkmayan leke görmedim.

www.hepsiburada.com
0
amelie poulain
(21.06.26)
laundry stripping diye bir aratın. çamaşırları deterjanlı sıcak suda birkaç saat bekletiyorsunuz.
0
inheritance
(22.06.26)
(14)

Teknik Olarak Başarılı Adamdan/Kadından Yönetici Olmaz

lapetitemort
Ne diyorsunuz bu görüşe?
Ne diyorsunuz bu görüşe?
0
lapetitemort
(16.06.26)
virgülü nereye koyuyoruz
+3
anon1m
(16.06.26)
Yanlis diyoruz, oyle sacmalik olmaz. Teknik alanlarda teknik basari iyi yoneticilik icin yeter sart degildir ama gerek sarttir.
0
ghilleinthemist
(16.06.26)
Acayip yanlış.
0
logisticsmanager
(16.06.26)
ben şunu kullanırım hep. bunu kastettiysen katılıyorum:

iyi bir askere cephede ihtiyaç vardır. karargahta değil.
+2
buenosdias
(17.06.26)
teknik olarak başarılı adamı yönetici yapmazlar kolay kolay zaten inek gibi sağarlar olduğu konumda, yöneticiler bi üstteki yöneticiye iyi dil darbeleriyle yönetici olurlar
+6
nahtoderfahrung
(17.06.26)
teknik olarak başarılı olmak iyi bir yönetici olmanın tek şartı değildir.
-1
co2s2
(17.06.26)
Peter Principle denilen bir kavram var, kabaca çalışanların şu anki performanslarına göre değerlendirilip terfi ettirilmeleri neticesinde bir noktada terfi aldıkları pozisyonun gerektirdiği niteliklere sahip olmadıkları için başarısız olacakları ile alakalı.

Bu tür "Sen X teknik işi iyi yapıyorsun, hadi seni X teknik işini yapan insanların yöneticisi yapalım" düreçlerinde Peter Principle daha çabuk yaşanıyor çünkü bir teknik işi iyi yapmakla o işe dair iyi bir yönetici olmak için gereken nitelikler birbirinden çok farklı olabiliyor.

Özetle "Teknik olarak başarılı kişiden yönetici olmaz" geçerli bir önerme olmasa da "Sırf teknik olarak başarılı diye birini yönetici yapmak" çok mantıklı değil.
Genelde bu durum şirket organizasyonun başarılı çalışanı hem maddi, hem de ünvan olarak tatmin edemediği şirketlerde sık yaşanır. Yönetici olma arzusu olmayan, işinde başarılı teknik çalışan bir noktada yönetici olmaktan başka bir yol bulamaz; sevdiği işten uzak kalır, iş delege etme konusunda sorunlar yaşar, hatta altında çalışan kişilerle teknik konularda rekabete girer vb.
Sonuçta herkes mutsuz olur.
+2
salihdt
(17.06.26)
var tabi boyle bir sey. teknik mevzulara yatkin insanlar genelde insan iliskilerini yonetemezler. yoneticilik biraz yavsaklik gerektiren bir istir. politikada da, is hayatinda da basarili olmanin yolu budur maalesef.
+1
antikadimag
(17.06.26)
Benim bu. Muhtemelen son iş görüşmemden de bu nedenle elendim. Yaklaşık 8 yıl yöneticilik yaptım. Fakat mutlaka her gün insan yönetimi ile ilgili bir nasihat veya serzeniş duydum. Biraz zor oluyor bu süreçte baskı günden güne artıyor. Lanet olsun keşke düz mühendis olsam o zaman dediğinde de doğal bir lidersin ama diyip üstünü örtüyorlar. Teknik yeterlilik yöneticiliğe yetmez maalesef. Yetse de çok zorlanılır ve küçük firmalarda yönetici olmaya devam edilir. Şans faktörünü göz ardı edersek tabii.
0
kablelvuku
(17.06.26)
yönetici olmanın koşulu ağzının iş yapması, teknik bilip bilmemekle alakalı değil. bilirse artı puan tabi.
+2
duyuruuser
(17.06.26)
Sektöre göre değişir.
Bazı sektörlerde, teknik olarak başarısız insanlardan iyi yönetici olamıyor.
0
burfak
(17.06.26)
Bu da dahil tüm genellemeler yanlıştır diyorum.

Öte yandan bazı insanlar teknik olarak çok iyi olsalar da yönetici olmaya uygun değiller ve teknik bilgileri bu yetersizliğin üstünü örtemiyor. Yöneticilik bence çok zor bir iş ve ayrı bir beceri istiyor ama gözlemlediğim kadarıyla bazı teknik kişilerde bir ego oluyor yöneticilik de ne ki yapılır o gibi. Ama yapılamıyor işte. Kendi patronumdan biliyorum. Benim asla yönetici olmamam gerektiğinden emin olmamın en büyük nedeni onun beceriksizliğidir.
0
peki madem
(17.06.26)
Teknik anlamda iyi olmak ve yönetebilmek birbirine ters korele özellikler değil. Teknik anlamda çok iyi biri aynı zamanda çok iyi bir yönetici de olabilir. Tam tersi de mümkün elbette. Yani böyle bir genelleme çok yanlış. Benim yöneticilerimi düşünüyorum; teknik anlamda çok iyi olan ve aynı zamanda çok iyi yönetici olan insanlar vardı aralarında. Halihazırdaki yöneticim de öyle. Teknik pozisyondan geliyor, hala o alanda çok iyi ve yönetici olarak da çalıştığım en iyi yöneticilerden biri. Hatta en iyisi diyebilirim.
0
himmet dayi
(17.06.26)
Teknik elemanlarin insan ilislilerinde zayif oldugunu Kabul eden bir yaklasim bu.

Ama kariyeri boyunca yatay veya dikey olarak teknik ve yonetici rolleri arasinda gecis yapan bir suru ornek biliyorum.
0
parcxerox
(17.06.26)
(5)

Plajlarda neden herkes birbirine bakıyor?

the man with no name
Arkadaşlar hangi plaja gidersem gideyim, kimseyle göz göze gelmek istemiyorum. Herkes birilerine bakıyor sanki garip bir şey yapmış gibi. Size de öyle geliyor mu? Gerçekten kendimi rahatsız hissetmeye başladım. Başımı kitaptan kaldırmıyorum. Kaldırsam, illa ki birilerini bana bakarken yakalıyorum. Y
Arkadaşlar hangi plaja gidersem gideyim, kimseyle göz göze gelmek istemiyorum. Herkes birilerine bakıyor sanki garip bir şey yapmış gibi. Size de öyle geliyor mu? Gerçekten kendimi rahatsız hissetmeye başladım. Başımı kitaptan kaldırmıyorum. Kaldırsam, illa ki birilerini bana bakarken yakalıyorum. Yürürken oturanlar bakıyor, oturunca sağındaki solundakiler bakıyor. Denizin içinde bile öyle. Bu kadar çok göz göze gelmesi normal mi insanların birbiriyle?
+1
the man with no name
(16.06.26)
Normal
-6
arbre
(16.06.26)
hanı sahıldesınız bılmıyorum ancak, guney sahıllerınde tam bu durum yasanıyor ve kesınlıkle ve maalesef yerlı vatandasların bırbırılerıne baktıklarını goruyoruz, hasbelkader basımı kaldırdıgımda yer yön tayin etmek ıcın, bakıslar uzerımdeyken yakalıyorum. dıyelım otel sahılı ve yabancılar asla bakmıyor, kendıyle veya yanındakıyle mesgul. cok rahatsız edıcı bır durum ve bundan kurtulmak ıcın yuksek meblaglar odeyerek gırılen sahıl ve havuzlara gıtmek gerekıyor ne yazık kı.
+2
deepness
(16.06.26)
Psikolojide 'Spotlight Effect' diye bir olgu vardır.
0
Mirket
(16.06.26)
Ülkece çok bakıyoruz birbirimize, plajda da olması şaşırtıcı gelmedi o yüzden.
+6
peki madem
(16.06.26)
o bizim genel hastalığımız. sadece plajda değil restaurantta kafede her yerde herkes birbirini süzüyor. toplumsal sıkıntımız bu bizim.
+3
mikahakkinen
(16.06.26)
(13)

Dizi önerin?

mikahakkinen
yeni bitirdiklerim. bosch, gomorrah, line of duty, The Beast in Me,Slow Horses,Dept. Q,fargo gibi kült polisiyeleri izledim. (the wire,The Killing vb.)bu kalitede dizi önerileriniz varsa alırım.
yeni bitirdiklerim. bosch, gomorrah, line of duty, The Beast in Me,Slow Horses,Dept. Q,fargo gibi kült polisiyeleri izledim. (the wire,The Killing vb.)

bu kalitede dizi önerileriniz varsa alırım.
0
mikahakkinen
(16.06.26)
izlemediyseniz person of interest.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(16.06.26)
the day of the jackal
mobland

slow horsestan önce bunları izlemiştim çok iyiydi
+1
jelly bear
(16.06.26)
Behzat. 10 yış geçti hâlâ taş gibi dizi
+2
Lh12
(16.06.26)
24, the shield
+1
nothing in my way
(16.06.26)
oz
+2
koela
(16.06.26)
band of brothers
+1
mirafiori
(16.06.26)
Occupert (polisiye içeriği de olan siyasi dizi)
El jardin de bronce
The night manager (yine tam polisiye değil)
Broadchurch
Shetland (bu yoklukta çerezlik)
+2
?
(16.06.26)
O dizileri izlemedim ama
Succession

En iyi dizi
0
Purple life
(16.06.26)
Death note
0
denizciman
(16.06.26)
Bron/Broen
0
peki madem
(16.06.26)
Mindhunter
True Detective
The Serpent
+1
auroraaurora
(16.06.26)
Cardinal
Bron broen
Broadchurch
The chestnut man
The missing
The sinner
Night of
Happy valley
Untamed


Hiçbirini begenmeme ihtimalin yok
0
a summer day
(16.06.26)
mobland
band of brothers,
broen
Mindhunter
True Detective
The Serpent
Untamed bunları izledim. Teşekkür ederim.
0
🌸mikahakkinen
(17.06.26)
(12)

Suni veya gerçek deriden yapılmış kıyafet mobilya ve sever misiniz

genki
Benim en sevdiğim materyal deri evet gerçek olanı hayvanların derisinden mesela inek dana derisinden ama yine de seviyorum suni olanı seviyorum ama uzun ömürlü olmuyor keşke suni uzun ömürlü olsa da gerçeğe gerek kalmazsa. Siz sever misiniz
Benim en sevdiğim materyal deri evet gerçek olanı hayvanların derisinden mesela inek dana derisinden ama yine de seviyorum suni olanı seviyorum ama uzun ömürlü olmuyor keşke suni uzun ömürlü olsa da gerçeğe gerek kalmazsa. Siz sever misiniz
0
genki
(10.06.26)
Prensip olarak kullanmam. Evlenirken giydiğim takımın kemeri ayakkabısı bile suniydi. Rahatsız edici buluyorum
+3
aguen
(10.06.26)
kemer dışında deri eşyam yok ama sunisini sevmiyorum. uzun ömürlü değil, bir süre sonra dökülmeye başlıyor.
0
inheritance
(10.06.26)
gerçek deri sevmem etik sebeplerden. doğru bulmuyorum. vejetaryenliğimden önce de almıyordum, şimdi de almam. yumurta, süt ve süt ürünlerini bırakamadım ancak giyim, eşya ve kozmetikte mümkünse (ki çok seçenek var zaten) veganım.

geçen laptop çantası aldım, vegan deri. marka: prev. gerçek deriden farkı yok. gayet kaliteli ve şık. suits dizisindeki o havalı şirketteki avukat harvey değilim sonuçta. gerçek deri olsa kaliteli gözüktüğümü söyleyip ona göre davranacak bir çevrem yok. ha olsaydım da zaten yine gerçek deri almazdım o ayrı.

suni deri bile ceketim yok. almak istersem bir gün suni deri alırım.
botlarda falan da suni deri alıyorum.
bir eteğin kendi değil ama kemeri deriyse sadece yine de almıyorum.
sitelerde yüzde kaç ne derisi olduğu yazıyor zaten. hayvan ismi gördüğüm an kapatıyorum. keşke suni deri gerçek deri diye filtreleyebilsek ama yok. açıp açıklamasına bakıyorum. hakiki deri yazıyorlar.

mobilyada ise... bu bir koltuk falansa vegan deri bile almam. deride oturmak işkence. diğer türlü mobilyalar da bence ahşap güzel oluyor.
+2
art cat chocolate
(10.06.26)
Asla kullanmam.

Deri bir beden parçası ve nasıl ürün olarak görülür? Ben, deri ayakkabı ve deri ceket giymedim diye ölmem ama bir canlı birileri deri giyecek diye öldürülüyor. Bu derisi için öldürülen tüm hayvanlar için geçerli.

Bir de bu sitede çok denk geliyorum birbirine kaz tüyü önerenler oluyor. Kaz tüyünün nasıl elde edildiğini bilmediklerini düşünmüyorum. Nasıl giyiyor ve öneriyorlar akıl alır gibi değil.

Bir canlının bedeni kimsenin malı değil.
+1
rock n roll
(10.06.26)
Deriyi severim. Dericilik hobisiyle de uğraştım. Suni deri mümkünse yasaklanmalı. Dümdüz petrol ürününü Deri şeklinde boyayıp kullanmak sağlıksız ve doğa için de zararlı. Kullanım süresi de 2 seneyi geçmez. Gerçek deri ürünlerin etik olarak sakıncalı olduğu bir durum da göremiyorum egzotik hayvanlar hariç. Hayvanlar derisi için kesilmiyor sonuçta. Deri burada ek ürün. Deri ileri dönüşüm ile işlenmese çöp olup gidecek. Ortalama bir deri ürünü nadir yapılan bakım ile onlarca yıl kullanabiliyorsunuz. Keşke hepimiz az ve öz ürün kullanabilsek :D
+3
glamdr1ng
(10.06.26)
sadece derisi için yetiştirilip öldürülen hayvanlar:

vizon
tilki
çinçilla
samur
rakun köpeği
su sıçanı
tavşan
karakul koyunu
timsah
alligatör
piton
devekuşu

---
doğaya daha az zarar vermek için suni deri dahil tüm zarar verici ürünleri mesela plastikleri zaten çok az kullanmalıyız. suni deri hayvan işkencesini azaltan bir şey. asla yasaklanmamalı. deri almazsak biz ölmeyiz ama hayvanlar ölüyorlar.

sırf bu da değil. bizim midemiz kaldırmıyor bir canlının bedenini üstümüze giymeyi.

sigara içip, deodorant kullanıp, araba kullanıp, günde bir sürü çöp üretip, vegan ürünlere doğaya zararlı diye yasaklansın demek nasıl bir şey?

bence hepimiz elimizden geldiğince doğaya saygılı olmalıyız. benim elimden hayvanları korumak için onları yememek ve giymemek geliyor. suni deriyi de sık sık almıyorum zaten.
-3
art cat chocolate
(10.06.26)
Suni deri soyuluyor o nedenle almak mantıklı gelmiyor bana çünkü aldığımı ömürlük kullanmak istiyorum. Gerçi elmadan, mantardan vs. deri elde edilen teknolojiler gelişiyor belki o daha iyi bir noktaya gelir. İlla deri almam gerekirse gerçek deri alırım. Ama genelde deri olmayan ürünler tercih etmeye çalışıyorum.
+1
peki madem
(10.06.26)
Yapay zeka cevabı olmuş. Egzotik hayvanlar hariç dedim. Egzotikten kastımın büyükbaş ve küçükbaş harici olduğu bariz. Şu saydığınız hayvanların deri ürünlerini dünyanın bir çok yerinde bulabilme imkanınız yok. Olan yerlerde de ortalama bir vatandaşın alabilmesi veya bu ürünün satışını desteklemesi zor. Suni deri yerine gerçek inek derisi bir ürün almanın ne hayvana ne de doğaya daha fazla zararı olduğunu düşünüyorum.
+4
glamdr1ng
(10.06.26)
Ayakkabı ve kemer haricinde kullanışlı değiller.
0
ground
(10.06.26)
hayvanlarin yasam hakki konusunda cok hassas bir insan olmama ragmen olayin bir de gercektarafi var. butun dunyada tuketilen et miktari kullanialn derimiktarinin bence cok altinda.
deri normal mantikli bir bakimla cok uzun sureler kullanilan bir urun ayrica. dogayi hayvanlar haricinde bir butun olarak degelendirirsek zten varolan deri cantlari insanlar kullanmayi tercih etse yani ikinci el diyin ya davintage ya da itfaiye mydandan alinmis olsun yani hali hazirda uretilmis olan bir deri canta bence daha mantikli.
ayni seyi deri ayyakabi icin de dusunuyorum. simdi herkes birbirnini ayni omru en fazla birkac sene olan spor sentetik ayakkabilar giyiyor ama bunun yerine deri dahil dogal urunlerin kullanimi bence daha doga dostu.
belli dusunce harektleri ne yazik ki bazi gruplari beyin yikamasina maruz kaliyor. feminizm in kurtucu gruplardan cekmesi gibi veya dogaseverlerin estetik manyagi minimalist diye eldekini ucuncu dunya ulkerlerine cop diye yollayip kendileri plastik kullanamak icin yeni sik stanleyler almalari gibi.
hayvan haklari konusunda sorun benim gozumde hayvanlarin katledilmesi degil insanlar hep hayvanlari katletti ama bu kadar manyak miktarlarda degil boyle soykirim gibi degil boyle canice degil. bayramdan bayrama ritueliyle katledilen tanidigin bir hayvan sorumlulugunu aldigin bir hayvanin katledilmesi ideal olani ama cok az insanin sahip oldugu bir luks.
0
mavicorap
(11.06.26)
Suni severim
0
gadlemler
(11.06.26)
5 tane deri ceketim var hepsi gerçek deri.

suni deriden yapılmış hediye bir montum vardı olmaz olaydı. hemen çöpe attım. rezillik başka bir şey değil.
0
yurtsuz john
(11.06.26)
(28)

Max kac yil araliksiz calistiniz?

Purple life
Garden leavesiz, dogum isinsiz, iki is arasi 1 ay bosluksuz max kac yil calistiniz?Benim 5.5 yil ve cok bunaldim. Bunalmak icin de cok erken gibi ama.
Garden leavesiz, dogum isinsiz, iki is arasi 1 ay bosluksuz max kac yil calistiniz?

Benim 5.5 yil ve cok bunaldim. Bunalmak icin de cok erken gibi ama.
0
Purple life
(09.06.26)
12.5 yil. bunalmadim ama calismaya bayilmiyorum.
0
lemmiwinks
(09.06.26)
13 yil olmus. Bu sefer is degistirirsem yada farkli birsey yaparsam arada daha buyuk bir bosluk birakmak istiyorum ama maalesef piyasa sartlari pek iyi degil.
0
mbond
(09.06.26)
2018 ocak - 2025 aralık arası aralıksız çalıştım. bu esnada 4 farklı şirket değiştirdim ama aynı işi yaptım aslında. operasyon nereye ben oraya. 6 aydır işsizim. ne zaman çözerim bu derdi bilmiyorum.
0
rain when i die
(09.06.26)
Boşluksuz 9 yıl. iki iş arası 1 ay boşluklu 11 yıl. Erken değil ben ilk yıl bunalmistim hala çalışmak (ülkedeki şartlardan dolayı ve sektöründen dolayı) çok iğrenç geliyor.
0
a perfect lie
(09.06.26)
15 senedir çalışıyorum. sadece 3 ay ameliyata yattım tek aram bu. askerde bile çalıştım.
0
mikahakkinen
(09.06.26)
ilk işim 5 yılı geçti. ben de bunaldım da işsiz olma düşüncesi daha kötü başka gelirim yok.
0
jelly bear
(09.06.26)
16 yıldır aralıksız çalışıyorum. son 2 yılı biraz daha kendi işim gibi ama geçişlerde hiç ara vermedim.
0
awlmi
(09.06.26)
Garden leave ne la
+7
baldur2
(09.06.26)
Yaklaşık 26 senelik tam amanlı kariyerinde hiç boş kalmamışım, şimdi farkettim.
0
kumandanim
(09.06.26)
@baldur2, ücretli izin. Ama genelde kovulanlarin aldigi bir sey.
-1
🌸Purple life
(09.06.26)
2019-2026 arası 6 küsur yıl,tek parça.
6 aydır işsiz.
0
denizciman
(09.06.26)
10 yıl
0
peki madem
(09.06.26)
10 yil ve artiyor, zaten ilk isim, henuz degistirmedim.
0
king lizard
(09.06.26)
8,5 yıldan sonra pandemi patlayınca eve geçmiştik. sonra kurum binasız kalınca bir dönem uzaktan çalıştık ama işimiz uygulama olunca, uzaktan kısmı biraz yalandı..
son 5 yılda, 8-5 arka arkaya çalıştığım bir kaç ayı geçmez. ama iş olunca aylarca sabahlamışlığım da az değil.
son bir yıldır ücretsiz izindeyim; valla cennet gibi^^
0
lil siztah
(09.06.26)
tam 10,5 yıl aralıksız. araya giren doğum izni sonrası 2. 10 yılıma doğru ilerliyorum. emekliliğe hala 17 sene var, nasıl biteceğini bilmiyorum, çalışmayı seviyorum ama sorumluluk sevmiyorum.
0
in vino veritas
(09.06.26)
15 yıldır aralıksız çalışıyorum. pandemi zamanını inanılmaz özlüyorum. herkes off poff eve tıkılı kaldık derken, durmak bana aşırı iyi gelmişti o dönem.
0
dedim ben sana
(09.06.26)
7,5 yıldır aralıksız :’)
0
theseachange
(09.06.26)
7,5 yıl(hiç yıllık izin kullanmadan).
iş bilgisayarını az önce kapattım da geldim, tam bir hayatsızım.
0
late viper
(09.06.26)
@late, neden izin kullanmadin 7.5 yilda?
-1
🌸Purple life
(09.06.26)
20 yildir toplam boslugum 3 ay onda da is aramadim.
0
duster
(09.06.26)
14 yıldır aralıksız çalışıyorum
0
mirty
(09.06.26)
ilkokula basladigimdan beri ya okuyorum, ya calisiyorum. gecen bunu dusundum hic kendime ait zamanim olmamis.
0
antikadimag
(10.06.26)
11. yilimdayim ve hala ilk olarak calismaya basladigim sirketteyim. hic is degistirmedim. comfort zone mu dersiniz artik ben bilemem
0
pasaklıpepee
(10.06.26)
toplam 23 yıldır iş hayatındayım bir firmada kesintisiz 7 yıl diğer firmada kesintisiz 14 yıl çalıştım. 6 aylık işsizlikten sonra şimdi başka bir yerde çalışıyorum.
0
bluemoon22
(10.06.26)
7+5+2 = 14
3 firma 14 sene, gecisler arasi 1-2 hafta vardi.
en son isten kovulana kadar ara vermedim. kovulduguma hem uzuldum hem sevindim, 4 ay dinlendim. iyi geldi, baska islere bulasmama firsat verdi.
bazen kovulmak iyi geliyor :D
0
cooperr
(10.06.26)
18.

ölene kadar bam bam bam.
0
gurur
(10.06.26)
Oglum nasil dayaniyorsunuz, bazi ornekler insanliktan cikmalik delirmelik. Hepinizin hedefi finansal bagimsizlik ve erken emeklilik mi yoksa?
0
baldur2
(10.06.26)
2017 Ekim - 2026 Ocak
Yaklaşık 8 yıl.
Ama bu sürenin içinde 20 günlük askerlik de var.
0
biseysorcaktim
(11.06.26)
(8)

Gruplar yalan mı oldu?

gabe h coud
Ne bekledik ne oldu? Neden başarısız oldu?Ne olsa daha iyi olurdu?Compu sormadı ben sorayım.Ben cevap vereyim: Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem gru
Ne bekledik ne oldu?
Neden başarısız oldu?
Ne olsa daha iyi olurdu?
Compu sormadı ben sorayım.

Ben cevap vereyim:
Reddit bekledik, akrepnalan.com oldu.
Kapalı gruplar yüzünden başarısız oldu. Reddit örneğinde gruplar sadece feedinize düşmesi için birer tag işlevinde. İkinci konu da, aynı zamanda hem grupta hem de ana ekranda paylaşılırsa grup işlevsiz olur tabii ki.
📊 Gruplar geliştirilmeye devam edilsin mi?
Evet %10.4 (5)
Hayır, zaten gereksizdi. %79.2 (38)
bilemiyorum altan bilemiyorum %10.4 (5)
0
gabe h coud
(09.06.26)
neden basarisiz oldu sorusunun cevabi bence duyuru'nin hit sayisinin sanildigindan daha dusuk olmasi. yani elimde veri falan elbette yok ama oyle hissediyorum. mesela yurt disi grubu var, duyuru'yu yurt disindan aktif olarak kullanan sayisi kactir ki veya yatirim grubu var, kac kisi yatirimcidir ki?
+3
Sour
(09.06.26)
gruplara ihtiyac olacak kadar soru/duyuru olmuyor zaten. gruplar bir nevi filtreleme yontemi bence, ama burada gerek yok. compumaster ai'la denemeler yapmak icin yapti bence :)
+4
lemmiwinks
(09.06.26)
“Gizli kapaklı işler” diye kapalı bir grup kurdum mesela. Amacı, tıpkı duyurudaki sözlük yazarlarının duyuru açarken “sadece sözlük yazarları görebilsin” seçeneği gibi, internetin geneline kapalı, duyuru ahalisine açık duyuru/soru sorma imkanı sağlamasıydı. İş göreceğini düşünmüştüm. Kimse dönüp bakmadı :)

(Bu arada @compu böyle bir seçenek getirse duyuruya, fena olmaz bence. Yani sadece duyuru üyelerinin görmesini istediğimiz duyurular için bir seçenek…)

En kalabalık olan kitaplar, müzik, yatırım ve +40 gibi gruplarda da in cin top oynuyor…

Rağbet görmediği bariz yani.
+2
yadigar
(09.06.26)
Bu soruyu gördüğümde hatırladım böyle bir özellik olduğunu.
+5
peki madem
(09.06.26)
insanlar duyuru diye bir platform olduğunu bile bilmiyor.
0
xu
(09.06.26)
Aslında akışa düşse iş yapardı +1

Örneğin ben bilim grubu açmıştım. Normal duyuru akışında "aa yeni makale ne diyor biliyor musunuz?" konulu soru/tartışmalar yapmıyoruz genelde. Herkesin ilgileneceği bir şey de değil zaten. O yüzden gruplarda böyle şeylerin tartışılması daha mantıklı. Ama mevcut haliyle, ben de kendi açtığım gruba düzenli açıp bakmıyorum. Geçenlerde bir soru sorulmuştu, benim aklıma gelip bakana kadar tartışma eskimiş.
+4
evrim halkasi
(09.06.26)
Yetkin oldugum bir konuda gizli paylasim yapma gibi bir istegim yok. Aksine yaptigim paylasim acik olsun herkes faydalansin isterim.
0
osssy
(09.06.26)
Akış +3
+2
üğpoıuy
(09.06.26)
(14)

prove me wrong

duyurukullanıcısı
gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur. en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın ve 2 ayda eriyecek kasların için değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır, zaman kaybıdır. onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelme
gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur. en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın ve 2 ayda eriyecek kasların için değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır, zaman kaybıdır. onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelmek daha mantıklıdır.

yukarıdaki önermeyi çürütelim pls.
-3
duyurukullanıcısı
(08.06.26)
Hayattaki çoğu şey öyle değil mi? Dil öğrenme, hobi vs. bir hevesle başlanıyor ve genelde ilerlemiyor. Amaç biraz da zaman geçirmek bence.

Onun yerine başla şeyle uğraş demekle de olmuyor, siz söyleyin yönelsinler mesela. Ayrıca, zaten yapacağım spor çok etkisiz diye evde oturup pazartesiyi mi beklesinler?
+1
substituent
(08.06.26)
çürütemeyiz doğru bu. vaktiyle doktor devam etmeyeceğin spora başlama demişti. her zaman yapabileceğin, yer, ekipman cart curt dertleri olmayan sporları seçmek lazım. yürü koş hopla zıpla dans et yazın da yüz işte bitti gitti
0
neira
(08.06.26)
Sporu hayatımız boyunca yapmalıyız sadece görüntü olarak düşünmeyin. Ben neredeyse 2 yıldır ağırlık çalışıyorum, o kadar kas falan da yapmadım. Ama market alışverişini taşımak daha kolay, merdiven çıkmak daha kolay. Evde dolap kurdum rahatlıkla yaptım, o kadar ağır gelmedi kaldırması falan. Onun dışında kadın olarak kemik erimesine karşı önemli. Düşüp bir yerimi kırmamak için mesela. Ben spor salonunda değil evde yapıyorum benim işimi görüyor.
+2
peki madem
(08.06.26)
Yanlış çünkü evrende entropi var, her şey bozulmaya doğru gider. Göbeğin çıkar, yürürken nefesin yetmez, spor buna karşı gösterilmiş bir direnç ve uzun süreli kazanımlar 2 ayda kaybolmaz. Bugün 25 metre rahat yüzebilen bir insan 2 ay sonra da rahat yüzer. Bir de vücudun yapısı şekil aldıysa o da geri gitmez. 24 ay da çok. 6 ayda sonuç alabilirsin. Atom fiziğiyle ilgilenmiyorsan zamanın boşa gitmiyor.
-6
arbre
(08.06.26)
katiliyorum. spor salonlari sehir insani icin degil daha cok koy, kasaba gibi dogal ortamlara (orman, dag vs.) gibi yakin yerlerde yasayanlar icin. mesela bu insanlar dogada yurumek, kosman yerine spor salonuna gidip kosu bandinda kosmalilar! :) saka bir yana saglikli olmak icin spor yapmak zorundayiz. saglik soz konusu oldugunda spor yapiyor olmak iyi bir diyet yapmaktan daha onemli. yani siz kotu besleniyorsaniz bile spor yaptiginizda iyi beslenip spor yapmayandan daha saglikli oluyorsunuz. spor salonu zaten sehir insani icin icat edilmis bir sey. cunku bizim icin baska alternatif yok. zaman acisindan da onemli cunku spor yapacaksaniz genelde size zaman kazandiriyor. cunku spor salonu tercihleri genelde eve, ise, okula yakin yapilir. boylelikle bir saatte isinizi bitirirsiniz. sehir icinde ben su omana gideyim de kosayim deseniz zaten oraya gidene kadar iki saat gecer. bunun bir de yazi var kisi var. yani deneyiminizi etkileyebilecek cok fazla faktor var.

bu arada girdiginiz entry aslinda spor salonu ozelinde degil sanki sporun kendisinde gibi geldi. bunu mu diyorsunuz? yani spor salonunun alternatifi baska bir sekilde spor yapmak mi, yoksa spordan tamamen bagimsiz bir sey yapmak mi? alternatif de onermemissiniz. eger baska bir sekilde spor yapmaktan bahsediyorsaniz yukarida saydigim nedenlere bakin. siz diyorsaniz ki ben isten ciktiktan veya gitmeden once giderim x ormanina kosarim veya gidis gelisi bisikletle yaparim, o zaman azminize hayran kalirim.
+3
Sour
(08.06.26)
kafayı kırmak konusunda evet. 6 ay kas, temel at sonra ufak çalışmalarla kas hafızana dön. bundan fazlası olmamalı. qanqa yaz geliyo gidip de kol basak > hocam kreatini antrenman öncesi mi sonrası mı almalıyız

ronnie coleman'a bak mesela. sürünüyor adam. ne için koca bir hiç. şampiyonlukmuş falan hadi git ya
www.youtube.com
0
deranzo1
(08.06.26)
Çok haklisin abi.
(Değerli zamanımı böyle konularda laf anlatmak ile harcamak istemem. He diyip geçiyorum. Merak eden ve bu konuda bilgilenmek isteyen zaten okur, araştırır eksiduyuru'da bence böyl, hadi beni yanlış çıkarın diye değerli zamanını harcamaz.)
-1
logisticsmanager
(08.06.26)
Şöyle belki çürütülür. Bi salonda yazı vardı: bu salonda hava değil ter atılır.
Sağlık sebebiyle gidersin eyvallah. Yapayalnız ya da amaçsız insanlar gidiyor çoğunlukla ve bu sıkıntılarını salonmuş spormuş gibi bahanelerle gizliyorlar. Spor idealizmi. Yersen.
Ve ya hoşuna mı gidiyor. Ona da okey. Ee peki olur olmaz yerde niye anlatırsın?
-1
Lh12
(08.06.26)
Amaç kas yapmaksa belki haklı, ama daha sağlıklı olmaksa yanlış.
O iki sene içerisinde kendini daha zinde, aktif, güçlü ve iyi hissediyorsan yeterli. İlla ki iki sene sonra sporu bırakınca ne olacağım diye düşünmene gerek yok.
Hiçbir zevk almıyorsan, hatta sana stres oluyorsa, belki de faydalı değildir.

Bir çok kişi spor salonuna gitmediği senaryoda neredeyse hiç hareket etmiyor. Bu kadar hareketsizlik de birike birike ileride sağlıksız bir vücuda dönüşüyor.
0
burfak
(08.06.26)
gymde spor yapanlarin farkli motivasyonlari var. hizli degisim icin (kas yapanlar, zayiflayanlar vs..)yada hayat tarzi olarak spor yapanlar. ilki icin dogru. ikincisi icin yanlis.
0
buenosdias
(08.06.26)
> gym'de gidip de spor kasmanın normal şehir insanı için hiç bir faydası yoktur.

Yanlış. Normal şehir insanı için asıl fayda “kaslı görünmek” değil, kuvvet, postür, eklem sağlığı, insülin duyarlılığı, kemik yoğunluğu, sakatlanma direnci ve yaşlanınca bağımsız kalabilmektir.

> en az 24 aylık çalışma sonucunda ulaşağın

Bu da yanlış. Ölçülebilir kuvvet artışı haftalar içinde başlar. Görünür fiziksel değişim çoğu kişide 2–4 ayda başlar. 24 ay ciddi dönüşüm için makul olabilir, ama fayda görmek için bekleme süresi değildir.

> ve 2 ayda eriyecek kasların için

Kas 2 ayda tamamen “erimez”. Bırakırsan bir miktar güç ve hacim kaybı olur, ama kas hafızası sayesinde geri kazanım ilk seferden çok daha hızlıdır. Ayrıca bakım dozu düşüktür: haftada 1–2 kısa kuvvet antrenmanı bile kazanımların büyük kısmını koruyabilir.

> değerli zamanını kapalı bir kutuda ıkınıp sıkılırak geçirmek saçmalıktır

Genelleme hatası. Haftada 3 gün 45–60 dakika toplamda 2–3 saat eder. Birçok insanın telefonda boşa harcadığından az.

> zaman kaybıdır.

Zaman kaybı değildir, yüksek getirili bir sağlık yatırımıdır. Özellikle masa başı çalışan biri için kuvvet antrenmanı “opsiyonel estetik hobi” değil, vücudu kullanılabilir tutma aracıdır.

> onun yerine yapılacak başka şeyler vardır onlara yönelmek daha mantıklıdır.

Yanlış ikilem. Gym’e gitmek diğer şeyleri dışlamaz. Haftada birkaç saat kuvvet antrenmanıyla berabrr sosyal hayat, iş ve hobiler sürdürülebilir. Hatta kuvvet antrenmanı bunların çoğunu destekler.
+7
ghilleinthemist
(08.06.26)
Ghilleinthemist cok guzel aciklamis.

Spor yapmayi ve kas calismayi yalnizca iyi gorunmek sebebiyle ve bir yerden sonra birakilacak bir aktivite olarak gormek, bu konu hakkinda hicbir sey bilmemektir.

Yukarida saydiklarim bu aktivitenin sadece yan faydalaridir. Insanlar icin kas kutlesini korumak daha saglikli ve daha fit bir birey olarak hayatina devam etmek icin elzemdir. Internette sinirsiz kaynak var bu konularda acip okumak, kaynaksiz iskembeden bilgileri akil suzgecinden gecirebilmek ayrica oldukca muhim.

Ben sahsen daha iyi ve fit bir yaslilik, kimseye muhtac olmadan, huzur evlerine dusmeden o donemleri gecirebilmek icin bu yasimda agirlik ve kardiyo antremanlari yapiyorum. Guclenen kaslar daha az agriya ve daha fazla mobilitiye imkan verir ve bu omur boyu surmesi gereken bir aktivitedir. Kimse size arnold gibi gezin demiyor haftada 3 gun evde, sokakta, fitness salonunda yaptiginiz bu tarz aktiviteler butun omrunuz boyunca hayat kalitenizi arttiracak, doktor doktor gezmenizi azaltacak ve sizi baskalarina muhtac etmeyecektir.

Kisacasi, kimse spor yapmaya zorunlu degil, ancak benim icin kendine saygi gostermenin bir yoludur spor yapmak.
0
bosver nicki
(08.06.26)
şehir insanı olmanın konuyla alakası ne? zaten köyde olsan sabah 5de kalkar, hayvanın önüne saman atar, sonra tarlaya gider bağ bellerdin falan spor olurdu. onların yapmadığın için evde akşama kadar dizi izleyip gt büyütmemek için haftada 3-4 saat spor yapacaksın alt tarafı. kimse de sana hulk hogan ol demiyor. ya sabır ya.
0
bay b
(09.06.26)
fiziksel aktivite yapmadığın bir işin varsa haftada 1 spora gidip postürü düzeltmek lazım
ama evde de temel egzersizlerle güne başlamak önemli

prof. sporcu gibi antreman yapmanın yemek yemenin anlamı yok
0
mantık
(09.06.26)
(12)

Kişisel duruşunuza ters düşen fikirleriniz

sekizdokuzon
Eşcinsellerin hepimiz gibi rahat, güvende yaşayabilmesi için canımı veririm ama hiçbir gay e güvenmem. Güçlünün yanında, mağdurun hemen karşısında duran insanlar, bireysel ilişkilerde çıkarcı olduklarını düşünüyorum. Erkek gaylerden bahsediyorum bu arada, kadın gay çok tanımadım. Sizin böyle feminis
Eşcinsellerin hepimiz gibi rahat, güvende yaşayabilmesi için canımı veririm ama hiçbir gay e güvenmem. Güçlünün yanında, mağdurun hemen karşısında duran insanlar, bireysel ilişkilerde çıkarcı olduklarını düşünüyorum. Erkek gaylerden bahsediyorum bu arada, kadın gay çok tanımadım.

Sizin böyle feministim ama Kadir İnanır la çıkıyorum gibi çelişkilerinizi merak ediyorum.

Teşekkürler.
-7
sekizdokuzon
(08.06.26)
Niye,feministin canı can değil mi,kadir inanır ın canı can değil mi?
0
denizciman
(08.06.26)
Özgürlükçü biriyim ancak neticede Orta Doğulu olduğum için çook açık, ölçüsüz dekolte giyinen veya çok kapalı giyinen birini yadırgıyorum. Uç noktalar beni rahatsız ediyor.

Elbette rahatsız edici şekilde gözümü dikip bakmam veya dedikodusunu yapmam ancak içimden eleştiririm.
+4
ekimoloji
(08.06.26)
sol görüşlü bir insanım. malum partiye bir tek kere oy vermedim, vermem teklif dahi edilemez.

son seçimde bizi kk belasından kurtaran sağ seçmenin ellerini öpesim var.
-7
babilfish
(08.06.26)
Din ve tanrı inancım yok ama şu yerel kilise, yerel kiliseden insan tanımak/çevre yapmak, birbirine yardım etmek, bir community olması hoşuma gidiyor keşke benim de kilise dışı böyle bir yer olsa diyorum.

Ekimoloji +1. Çok açık ya da çok kapalı görünce yargılıyorum.
+1
logisticsmanager
(08.06.26)
Secimlerde asiri sol a oy veriyorum ama hisse senedim falan var.
Kapitalist sosyalizm fjfkfk
+3
Purple life
(08.06.26)
tesettürlü hiçbir sorunum yok, annem de kapalıdır işte teyze kapalısı klasik.

sunroofa asla dayanamıyorum ama görünce sinirim bozuluyor ya tam aç ya da tam kapat
+1
Hallegadola
(08.06.26)
Teorik olarak düşüncelerime göre yaşıyor olsam vegan olmam gerekirdi ama maalesef ki yapamıyorum, buna bazen üzülüyorum bazen de çok sinirleniyorum.

Bunun dışında;
ekimoloji +1
Bu konuda aynı şekilde tavır alıyorum bunun derinlerine inince de vardığım sonuç: yerine göre giyinememek.
Kimsenin dekoltesiyle, kapalılığıyla bireysel olarak bir derdim yok ama bulunduğu yere göre içimden geçirdiğim "yargılama" değişebiliyor.
0
mutekebbir
(08.06.26)
ırkçılık ve ayrımcılığın çok ilkel ve modern toplumda asla yeri olmayan bir görüş olduğu fikrindeyim ama senelerce sultanahmet'te çalışmış biri olarak, bazı insan topluluklardan hiç haz etmiyorum.
+1
lil siztah
(08.06.26)
Irkçılığın ahlaksızlık olduğunu düşünüyorum ama Türkiye’deki bir kaç etnik gruba karşı çok ırkçı düşüncelerim var. Bazen sesli dile getiriyorum bazen içimden sövüp geçiyorum.
0
yenibirgüzelnick
(08.06.26)
İnanç özgürlüğüne inanıyorum ama çok dindar insanlara karşı yıkılamaz önyargılarım var.

Cevap verdim ama bana güven olmaz güçlünün yanında duran çıkarcı biriyimdir ben ne de olsa.
+3
peki madem
(08.06.26)
Hocam insan güvenmediği kişi grup vs için niye canını versin. Çok mantıklı değil bence. Tüm ibnelikler de bu gaylerde gibi bi genellemeye varmışsın, değil sanki.
0
bumbum
(08.06.26)
memelileri kesip yeme olayi maalesef dogru degil. etik olarak sikintili bir mevzu. ama yiyorum. eve almiyorum ama disarida yapildigi zaman veya turkiyeye dondugum zaman kebap yiyorum.

balik ve tavugu bir yere kadar anlayabilirim ama bir kuzuyla vakit geciren birinin sonra onu yeme fikrine sicak bakmasi mumkun degil. baliklarin zaten dunyadan haberi yok o problem degil. tavuklar da sanki cok duyguya sahip degilmis gibi. ama kuzular, danalar bildigin kompleks duygulara sahip canlilar.
0
antikadimag
(09.06.26)
(15)

Paris'i abartılmış bulmak ve önyargılar. (ve Louvre Müzesi)

put it in your appropriate place
İmkanlarım sayesinde iyi gezdiğimi düşünüyorum ve böyle giderse baya da gezmiş olacağım.Neyse o kadar geziye rağmen henüz Paris'e gitmedim. Anlamsızca Paris'e ön yargım var. Öyle merak da etmiyorum açıkçası. Yine de hazır imkanım varken belki Eylül ayında gidebilirim. Gideyim de aradan çıksın diye.B
İmkanlarım sayesinde iyi gezdiğimi düşünüyorum ve böyle giderse baya da gezmiş olacağım.

Neyse o kadar geziye rağmen henüz Paris'e gitmedim. Anlamsızca Paris'e ön yargım var. Öyle merak da etmiyorum açıkçası. Yine de hazır imkanım varken belki Eylül ayında gidebilirim. Gideyim de aradan çıksın diye.

Birde millet Louvre Müzesine ölüyor bitiyor. Benim hiç ilgimi çekmiyor. Bir arkadaşım diyor Paris'e git ve illa Louvre müzesine de ziyaret et. Dedim ilgimi çekmiyor ya, gitmem. Adam öfkelendi lan. Ne demek gitmem. Hayır ilgimi çekmiyor, meraklısı değilim kral. asdhjksahdk

Yani Mona Lisa, iyi güzel hoş. Tamam başyapıt ama gideceğim şimdi Mona Lisa ve diğer resimlere bakacağım, diyeceğim oo güzel yapmış. Öyle devam edeceğim. Hiçbir şey anlamadan bakmış olacağım.

Kendimi geliştirmiş biriyim ama resim konusunda düz adamım. Karikatür karakteri (bkz: Düz Adam Sami)'den farkım yok resimde. Dolasıyla Louvre Müzesi ve diğer sanat müzelerine gitmek pek anlamlı olmuyor benim için.

Bir arkadaşım gitmişti birkaç sene önce. Çok pis diyordu. Hafif hayal kırıklığına uğramıştı.

Çevrenizde var mı Paris'e gitmeyip ön yargılı olan veya gidip ne biçim şehir lan burası diyen?
0
put it in your appropriate place
(07.06.26)
paris sanat sepet sevmiyorsan seveceğin bi şehir değil.
binaları sokakları güzel. bazı metroları ve sokakları pis cidden.
ama avrupada çoğu yer böyle ki zaten. müze, bina, saray, güzel sokaklar falan.
e bunları sevmiyosan parisi de sevmezsin.
disneyland güzel ilgin varsa.
ben gittim ama müzeler ilgimi çekmiyor. aklımda müzelerle ilgili ne kaldı dersen sıfır. resim-heykel-tarihe pek ilgim yok.
müzik-tiyatro severim daha çok.
ama ortam, güzel binalar, sokaklar parklar vs görmek istiyosan gidebilirsin. ha bi de eyfel.
0
jelly bear
(07.06.26)
ben. paris ve fransa asla ilgimi cekmiyor.

cok fazla zengin turist ülkesi ve sehri. fransiz mutfagi da bok gibi bence. sacma sapan seyler. baget dümdüz ekmek nedir allasen...

fransizca duymayi da görmeyi de sevmiyorum. fransiz sinemasi da cogu zaman cok sapikca geliyor. fransiz ressamlar da benim tarzim degil.

fransa'da strasburg'da gittim hic begenmedim. cannes bildigin konyaalti sahili gibi bir sey var. nedir bu tatava yani..
louvre ve bir tane daha büyük müze var orada. koleksiyon olarak iyidirler diye düsünüyorum.

baya biased büyük ihtimalle ama fransa sevmiyorum. atatürk'e de kemal diyip duruyorlar. bi düstur cekin siz önce dlfkjg
-2
Purple life
(07.06.26)
Görev gibi seyahat etmek benim aklımın almadığı bir şey. Aradan çıksın nedir, marketten yoğurt alır gibi. Hitap etmiyorsa gitme, yapma.
+5
sekizdokuzon
(07.06.26)
@sekizdokuzon, doğru diyorsunuz. Merak ettiğim başka şehirler var. Bir tanesine direkt uçuş yok.
-1
🌸put it in your appropriate place
(07.06.26)
Paris eyidir hojtur ama benena.

Paris turist olarak güzel eyvallah ama sana katılıyorum aman aman bir albenisi bende de yok.

Kendini kasmadan gideyim notre dame göreyim louvre göreyim şanzelizede bi turlayıp geleyim dersen tamam.

Ama anlam yüklenecek vizyon katacak rüya yaşatacak vs saçmalıkları barındıran bir yer değil.
Heryer çöp pislik+1
-1
basond
(07.06.26)
ben de özellikle avrupayı epey bir gezdim. Fransa'nın güneyine filan da gittim ama hiç Paris merakım yok. bir de hep nasılsa bir gün iş güç vs bi sebepten yolum düşer diye hiç öncelik vermedim, yaş 40 oldu yolum da düşmedi yani:) Eyfel falan hiç ilgimi çekmiyor. Louvre yine de görmek isterim tabi ama maksat müzeyse adres Londra olmalı.
0
awlmi
(07.06.26)
Bunun sendromu var: tr.wikipedia.org

Ben 10 küsur yıl önce gitmiştim.(10 yıl önceye göre şimdi sokaklar daha pis ve tehlikelidir tahminen.) Görülmesi gereken bir yer derim ama ilk 5 şehrime girmeyebilir. Mesela ben Edinburgh'tan çok daha fazla etkilendim. Londra'yı da daha üste yazarım.

Louvre güzel ama ben Orsay müzesini daha çok sevmiştim, daha bildiğim sevdiğim resimlerin orijinallerini görmüştüm mesela.

gitmek istemiyorsan gitme yav. İlla tik atıcam diyorsan da birkaç gün git oradan ya yukarı Belçika Hollandaya geç, ya da Cannes Nice vs. güneyde takılıp İtalyaya geç fıstık gibi İtalyayı dolaşırsın.
+1
nhk ni youkosu
(07.06.26)
Ben paris'e iki kere gittim. Fransa'da yaşayan biri olarak hiçbir güç beni orada yasatamaz amma lakin turist olarak (Fransızca konuşan biri olarak) ben severim. Tabi yemeğini yemeği, kültürel şeyleri falan. Kişi bunlardan hoşlanmıyorsa olmayabilir (bu arada louvre gitmedim.)
Biraz ne istendiğine bağlı. Bence görülmesi gereken bir yer ama Fransa'da görülmesi gereken çok yer var.
Açıkçasi kutsal kitapta yazıyor gibi tatil yeri yapmamak lazım:) nereyi istiyorsaniz oraya gidin. misal millet barcelona çok seviyor ama beni de hiç etkilememis yerlerden biriydi. Kişiye bağlı yani. Zorla tatil yapmaya gerek yok.
Bu arada Türkiye'de tabiki Fransa/Paris önyargısı var.
Biraz gidip eksi'de new york, londra, los angeles vs her yeri okuyun. Bir sürü sevmeyen çıkacak. Yani her yeri sevmeyen kişi var. Fransa'ya karşı ekstra olabilir bilmiyorum (misal Fransa Irak savaşına katılmadığı ve onaylamadığı için Amerikalılar ekstra sevmezlerdi bir dönem). Dediğim gibi redditte okursanız çok seven de var, o yüzden fikrinizi bence kendiniz verin, kimin ne dediğine çok bakmayın.
+2
logisticsmanager
(08.06.26)
dunyanin en onemli sehirlerinden, hatta xiv louis zamanindan napoleon'a kadar dunyanin en onemli sehri olmus bir yerden bahsediyoruz. dolayisiyla ben herkesin bir kere gitmesi gerektigini dusunuyorum. tayland degil ki bu istemiyorsan gitme diyelim.

istanbul, roma, paris, londra, amsterdam, new york, tokyo, petersburg, pekin. bu sehirlere herkes gitmeli.

louvre'da sadece tablo yok. 10 bin yillik heykel falan da var orada. cok zengin bir koleksiyon. paris'i ben de cok sevmemistim. cografi olarak bir esprisi yok. tekrar gitmek icin bir istek yok icimde. ama onemli bir yer ve gitmeden rahat edemezdim.
+1
antikadimag
(08.06.26)
Zevkler,renkler...
Hoşuna gitmiyorsa,aramıyorsan boşver.
+1
denizciman
(08.06.26)
pariste 1 sene kadar yaşadım. yaşamak için zor bir şehir. müze ve şehir yapısı olarak güzel. evet abartılıyor olabilir ama dünyada paris gibi bozulmamış kaç şehir var? 2. dünya savaşında bile zarar verilmemiş bir şehir. başkent anlamında bakarsan dünyanın en tarihi ve en sanatsal şehri olabilir. ayrıca 1 haftada falan gezemezsin tamamanı bitirmek çok zor. turistik yerleri 1 hafta olabilir ancak detaylı gezmek zaman alır.
ayrıca arkadaşlar parisi boklayana kadar ne gördünüz allahını severseniz ya.
0
mikahakkinen
(08.06.26)
Ben de geçen yıl ön yargılı gittim. Fakat gayet güzel bir şehir. Mutlu ayrıldım.
0
adivar
(08.06.26)
Istanbulda yasamiyorum ama istanbul paristen güzeldir. Bogaz var bi kere.
-1
Purple life
(08.06.26)
Pesin not: Fransa'da yasiyorum. Bu yasadiginiz sadece Paris icin degil hemen hemen pek cok Avrupa sehiri icin gecerli. Yani bir sehri turist gozusyle geziyorsaniz o sehrin size sunduklarini tam olarak anlayamiyorsunuz. Yani asil Paris Louvre, Luksemburg Parki, Notre Dame, Eiffel falan degil. Bu Istanbul'a gelip Ayasofya, Sultanahmet, Topkapi Sarayi'ni gezmek gibi bir sey. Istanbul biraz Yeni Raki reklamlarindaki gibi aslinda. Gezdiginiz sehirlerden zevk almak istiyorsaniz o ruhu yakalamaniz lazim, bu da aslinda zor, anlatilabilir bir sey degil ama oradan birilerini taniyor olmak kolaylastiriyor (belki de bunsuz mumkun degil). Bundan 3, 4 sene once bir karikatur gormustum, bir ulkeye/sehre tasinmis olmak demek x muzesi, y katedrali neyse yaninizda olmasina ragmen nasil olsa bir ara giderim diye hic ugramamis olmak demektir diyordu (bu minvalde bir seydi). Cunku o turist kafasindan cikinca gercek hayata karisiyorsunuz ve bir sehrin size gercekten (iyi, kotu) sunabileceklerini deneyimlemeye basliyorsunuz. Eger turist olarak bunu kirmak istiyorsaniz size tavsiyem farkli bir yere gitmeniz. Avrupa'da belki Reykjavik olabilir, hem de kisin. Bosverin, kardan hicbir yeri gezemeyin. Iste o zaman gercek Izlanda ruhunu yasamis olursunuz. Bati'da belki New York City olabilir. Kuba olabilir. Asya'nin cok buyuk bir kismidir zaten. Imkan varsa Cin'e veya Japonya'ya gidin. Bu arada sunun da etkisi var: Biz zaten yari Avrupaliyiz. Istanbul mesela diger Avrupa sehirlerinden cok da farkli degil. Dolayisiyla bildigimiz, gordugumuz seyler. Ben Avrupa'da yasadigim icin is harici Avrupa'da seyahat etmiyorum. Zaten her sehir birbirine benziyor. Hatta bunun da bir karikaturu var: Every European City diye: keenbeanstudio.myshopify.com

Objektif degerlendirmelere bakarsak yazan herkese katiliyorum. Mimari acidan korunmus, bakimli, fakat bazi yerler pis ve tekinsiz. Acikcasi tehlikeli bir sehir olarak goruyorum. Bazi bolgeler komple bizim eski Esenler Otogar'i gibi, tipler falan. Istanbul gibi kaotik buluyorum. Guzel restoranlar var fakat bu da eger cok zengin degilseniz ciddi bir ayirt edici ozellik degil.
+4
Sour
(08.06.26)
Paris benim de hiç ilgimi çekmiyor. İş seyahatinde aktarma yapmıştım birkaç saat geçirdim. Bir daha gidesim gelmedi. Tüm Fransa'ya karşı bir önyargım var aslında. Dünyada görülecek o kadar çok yer var ki bir tanesi eksik kalabilir bence.
0
peki madem
(08.06.26)
(10)

Camlı kedi çantaları rahat mı?

anaphylacticshock
Merhaba, 13. Katta oturuyoruz. İki kedim var. Hayvanlar bütün gün sadece gökyüzüne bakıyor. Evde sıkıldılar. Arada bir şu bombeli camlı kedi çantalarıyla dışarı çıkarmak istiyorum. Bu çantalar rahat mı? Kullanışlı mı? Kedilerden biri minyon ama diğeri iricene. Büyük olan sığar mı?
Merhaba,

13. Katta oturuyoruz. İki kedim var. Hayvanlar bütün gün sadece gökyüzüne bakıyor. Evde sıkıldılar. Arada bir şu bombeli camlı kedi çantalarıyla dışarı çıkarmak istiyorum.

Bu çantalar rahat mı? Kullanışlı mı?

Kedilerden biri minyon ama diğeri iricene. Büyük olan sığar mı?
0
anaphylacticshock
(05.06.26)
bunu en iyi bir kedi cevaplayabilir :)
ama bana kalırsa o kadar naylon bir şeyin içinde hele ki sıcak havalarda rahat olmaları mümkün değil. gökyüzüne kuş vs için bakıyorlar, çünkü avcı güdüleri tetikleniyor. çantadan baktırmanın, camdan baktırmaktan öte bir tatmin sağlayacağından şüpheliyim. dışarıda olduğunda daha fazla uyaran fark edecek ama koşup atlama-zıplama işine girişemedikçe belki daha da can sıkıcı olacak onun için. yine çok farklı değil ama daha konforlu olması bakımından tasmayla gezdirmeyi düşünebilirsiniz (gerçi onda da sokaktan virüs, kene vs toplama ihtimali var).
eyyorlamam bu kadar. iyi gezmeler!
+2
lil siztah
(05.06.26)
O çantalar çok zararlı. Özellikle yaz ayları için daha da sıkıntılı. Camlardan güneş öyle bir etki ediyor ki direkt sauna etkisi.

Bu arada hiçbir veteriner hekim önermiyor hatta özellikle o tip çanta kullananlara kullanmamalarını söylüyorlar.
+2
rock n roll
(05.06.26)
2 kedim var. ikisi de nefret ediyor. çok sıkışık, dar.

sıcak havalarda o çantalar çok tehlikeli. veterinerler uyarıyor. havasız kalıyorlar ve köpek gibi dili dışarıda solumaya başlıyorlar.
0
art cat chocolate
(05.06.26)
evde sıkıldıklarını nasıl anladınız onu merak ettim :D kedi ya hani bu.
evde durmakla o çanta içinde gezmek açısından bi fark olacağını sanmıyorum.
0
elorelia
(05.06.26)
Kedi tasması ile çıkarsanız? Hem kaçamaz hem de dışarının tadını çıkarır
0
mor oje
(05.06.26)
Bende cam yerine şeffaf plastikli var. Yarım saat gezince sırılsıklam oluyor kedi. Camda daha sıcak olur sanırım.
0
herzan
(05.06.26)
Merhaba, bendede plastik olanı var. Boxlara göre az delikli olduğu için kisin veterinere goturup getirirken benim acımdan iyi oluyor.

Kedim bir kac gun önce ameliyat oldu, antibiyotik iğneleri olduğu için veterinere gotururp getiriyorum ama kedi için işkence oluyor, hızlı nefes alıp vermesinden çanta sallanıyor, dili köpekler gibi sürekli dışarıda. Bendeki çantanın arka kismi açılıyor, filesi var. Filesini açıp hava aldirdigim halde bu şekilde. Zorunlu durumlar haricinde keyfi olarak yazın kullanmamanızı öneririm.

Bazen bende cantayla çıkartıyorum kedimi dışarı ama onlar için keyifli değil bence aksine çok rahatsız edici bir durum. Artık veteriner dışında ve çok zorunlu olmadikca çıkarmamaya karar verdim. Evde oldukça rahatlar. Çantayı görünce bile kacisiyor benimki. O kadar sevmiyorlar yani.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(05.06.26)
iki katlı kedi pusetleri var. fileli hem de püfür püfür. bizde var, çok memnunuz. plastik olanları önermiyor kimse genel olarak. sera etkisi yapar zaten mantıken.
0
inawen
(06.06.26)
Bende bundan var

www.trendyol.com

Fileden de izleyebilir dışarıyı. Benimki top halinde saklanmayı tercih ediyor ama :')
0
peki madem
(06.06.26)
Camlı ya da camsız, kediler alıştıkları ortamdan alınıp götürülmekten genellikle nefret ediyor. Kedi tasmasından da aşırı rahatsız oluyorlar, ben tasmayı denedim evin bahçesinde bile yere yapışık durdu hayvan.

Kediye bu şekilde müdahil olduğunuz sürece dışarı çıkmasının bir anlamı yok, strese giriyor. Ya bu sevdadan vazgeçin ya da riski alıp kediyi dışarı bırakın kendi keşfetsin. Ama ikinci seçeneğe benim cesaretim yok valla.
0
selamun aleykum kitty
(07.06.26)
(15)

Hayatinizdaki en buyuk pismanliginiz nedir?

darthvader
Keske boyle olsamasaydi,bunu yapsaydim/yapmasaydim, şunu demeseydim vs. Ya da sizin elinizde olmayan degistiremediginiz ama durumdan pismanlik duyduklariniz neler ?
Keske boyle olsamasaydi,bunu yapsaydim/yapmasaydim, şunu demeseydim vs. Ya da sizin elinizde olmayan degistiremediginiz ama durumdan pismanlik duyduklariniz neler ?
0
darthvader
(03.06.26)
Lisans okumak. Keşke önlisans herhangi bir bölüm okuyup memur olsaydım.
+2
ekimoloji
(03.06.26)
pasaportu alir almaz 2010 gibi yurtdisindan donmemek.
simdiki aklim olsa aldigim gune bilet kesip donerdim.
+1
cooperr
(03.06.26)
Zamanı Geriye alma şansım olsa Her yolu deneyip ingiltere ye gitmek. Gerekiyosa gemiye kaçak binerek falan.
0
Lh12
(03.06.26)
İstifa edicem şu anki işimden. Pişman olur muyum bilmiyorum. Umarım olmam.
-4
Kahvedesu
(03.06.26)
bazı gerçekleri görmezden gelmek; bu gerçeklerin farkında olduğum halde aksiyon almaktan kaçmak. artık hepsiyle uğraşmaya çalışıyorum.
0
lüzumsuz adam
(03.06.26)
Keşke ilk çalıştığım yere değil 3 yılımı 3 saniyemi bile vermeseydim.
+1
tiredofwaiting
(03.06.26)
Boş geçen zamanım; Asosyal lise ve üniversite yıllarım. Şu anki yaşamtımı hayatımın her alanına yayabilsedim keşke.
-1
put it in your appropriate place
(03.06.26)
Kesinlikle günlük tutmamak. Kırk yaşına geldim hala bir ara başlıycam.
+1
sekizdokuzon
(03.06.26)
Borsaya 40 yaşından sonra girmek. Erken yaşta girsem 12 hanelere ulaşırdım
0
a summer day
(05.06.26)
Dönüp geçmişe baktığımda, “her şeyde bir hayır vardır, bir hikmet vardır” gözüyle düşünmeye çalışıyorum hep. Yine de insanın pişmanlıkları olabiliyor. İlginç bir şekilde benim en çok içime oturanlar hayatım ile ilgili olanlar değil, basit olaylar karşısında almadığım aksiyonlarla alakalı oluyor. “Yakınlarda aşevi soran adamın cebine keşke 3-5 bir şey koysaydım”, “ağlayan çocuğun yanına gidip derdini sorsaydım keşke” gibi… Bu iki örneği de ben yaşamadım ama paylaşmadığım olaylar tam olarak bunun gibi şeyler… Bir de bir ortamda hafiften utanç/rezalet hissettiğim durumlar yine uzun müddet içime oturuyor. Bilmiş bilmiş konuşurken birisi tarafından toplum içinde klas bir şekilde tabiri caizse “g.t edilmek” gibi durumlar… Yani genelde “keşke yardımcı olsaydım” ve “keşke ağzımı açmasaydım” türü anlık reaksiyon isteyen durumlarda yaptığım yanlışlar senelerce vicdanımın yakasını bırakmıyor. Kötü bir şey bu.

Hayatımın geneline bakarsak, “anlık hazlar, gündelik mevzular için uzun vadeli fayda sağlayacak şeyleri yapmamak” gibi bir huyumu sevmiyorum. Ama bu pişmanlık değil, çünkü değiştiremediğim/disipline edemediğim bir özelliğim. Gerçek hayatımdan, üniversite zamanından örnekler vermek gerekirse, “Türk dili, ingilizce gibi her dönem açılan alan dışı bir dersin yaz okuluna gitmek için Microsoft’un staj teklifini reddetmek”, “Sevgiliyle yarım saat daha fazla zaman geçirmek için calculus finaline girmemek”, “iki hafta boyunca onlarca saat emek verilip bitirilmiş projeyi bir-iki saat daha fazla uyumak için teslim etmemek, sonrasında hocayla konuşmaya dahi zahmet etmeyip aa gelecek dersi bırakmak” gibi…

Dönüp geçmişteki bana nasihat verme imkanım olsa, “aşkı hayatın önüne koyma!”, “o kadar da tembel olma!” türü şeyler söylerim ama biliyorum ki, o zamanki halim bu nasihatleri kulak ardı eder. Şimdi 70 yaşındaki halim gelip bana aynı şeyleri söylese, yine dinlemem. Disiplinsizlik ruhuma işlemiş…

Bu yıllarımdaki en büyük pişmanlığım da sanırım gençken hafızlık eğitimi almamış olmam… Zamanında ailemden talep etmiştim, dinlememişlerdi. Elimde olan bir şey yoktu yani ama yine de keşke ayak diretseymişim…
+1
dilemma of subscribtionability
(05.06.26)
dövme yaptırmak
0
dfn4
(05.06.26)
10 yıl önce ilk işe girdiğimde iş aramaya devam edip asıl istediğim türde bir iş bulmaya çabalamamak.
0
peki madem
(05.06.26)
Çok güzel bir işte çalışıyordum, yeri, işteki pozisyonum, maaşım, yan hakları her şey kusursuzdu. 1 yıl olmak üzereyken bana bir şeyler oldu kafam gitti, işle ilgili tek bir sıkıntım bile yokken girdiğim o ruh hali yüzünden ayrıldım.
Bir daha da asla öyle bir iş bulamadım.
Stajları saymazsak ilk ciddi işimdi bu yüzden belki de bu detayların ne kadar kıymetli olduğunu anlayamamıştım.
20 yıl olacak hala önünden geçerken içim cız eder :/
0
mutekebbir
(05.06.26)
Ablamla dahaa çok vakit geçirmeliydim, şimdi haasta
0
gadlemler
(05.06.26)
büyüklük sıralaması yapmayacağım;

lisede tm seçmemek
makina mühendisliği okumak sevmeye sevmeye
üstüne yüksek lisansını yapmak
2017'de flört ettiğim kadınla sevgili olmamak
eski sevgilimle evlenmemek
romanya'ya taşınmak - ki ülkeyi çok severim
6 sene sikko bir işte çalışıp (alanım ama etrafımda aynı işleri lise mezunlarına sırf türkçe biliyor diye yaptırıyorlardı) kariyerimi yok etmek
2021, 2022 ve 2023'te önüme çıkan daha iyi türkiye kariyerlerini reddetmek
2025'te daha iyi başka bir romanya kariyerini reddetmek
üniversiteden beri green card'a başvurmamak
fırsatım varken ab'nin herhangi bir ülkesinde lisans veya yüksek lisans yapmamış olmak
çok çok daha sayarım
rabbim şimdiki halimizle geleceğimizi iyi etsin ve bizi bu günlerden daha iyi günlere taşısın.
0
rain when i die
(05.06.26)
(5)

Istanbulda kentsel donusum icin daire basi istenen para

üğpoıuy
Ortalama bir ilce ve semt, ortalama bir daire dusunun. Atiyorum bahcelievlerde 100 m² bir ev. Bir daire icin ne kadar odeme yapilir ORTALAMA xd yakin zamanda kentsel donusum isiyle ugrasan oldu mu
Ortalama bir ilce ve semt, ortalama bir daire dusunun. Atiyorum bahcelievlerde 100 m² bir ev. Bir daire icin ne kadar odeme yapilir ORTALAMA xd yakin zamanda kentsel donusum isiyle ugrasan oldu mu
0
üğpoıuy
(02.06.26)
100m2 için kabaca tahminen 3 milyon civarı olur.
0
osssy
(02.06.26)
milyorlarca değişken var. iki yıl önce merter'deki çok bloklu sitede oturan arkadaşımdan iki milyon istemişlerdi; zaman geçtikçe sürekli ekstralar çıkıyor. dahası m2'si küçüldü, katı aşağı indi ve arka cepheye düştü. bir kaç ay önce üsküdar'da müstakil bir apartmanda oturan arkadaşım hiç para ödemeden aynı daireyi teslim alacak.
0
lil siztah
(03.06.26)
Maltepe Altıntepe'de kentsel dönüşümdeki evimizin metrekaresini büyütmek istersek, her metrekare başına 180.000 lira (4000 Dolar) ek ödeme yapmamız gerektiğini söyledi müteahhit. Aynı durumda arkadaşımın Kadıköy Feneryolu'ndaki dairesi için de 250.000 lira istemiş müteahhitleri.
0
sinematematikci
(03.06.26)
Geçen sene 2 milyon istendi bizim binadan, şimdiye 2 buçuk olmuştur.
0
peki madem
(03.06.26)
3 milyon civarı doğru rakam. 30 bin tl m2 fiyatı normal o bölge için. Lakin şu da var not olarak belirteyim; daire 100 m2 brüt ama otopark ve diğer ortak alanlardan da m2 ekleniyor dairelere. Yaklaşık 30-35 m2 arası ortak alan daireye ekleniyor. Bu da maliyeti artırıyor. Kimi müteahhit bunlar için ayrı m2 fiyatı verirken çoğu firma tek fiyattan hesabını yapıyor. Hesabınızı yaparken bunu da dikkate alın.
0
messor
(03.06.26)
(17)

Hayattaki en büyük sansiniz

Purple life
Nedir veya neydi?
Nedir veya neydi?
-3
Purple life
(28.05.26)
Ailem
0
peki madem
(28.05.26)
Ailem +1

Bir de ailemden kabul ettiğim arkadaşım.
+1
rock n roll
(28.05.26)
Lise ve üniversite eğitimimin iyi olması
İnsan kendi hayatını kendi kurtarıyor
Diploma deyip geçiyorlar ama çok önemli bir şey benim gözümde
-8
arbre
(28.05.26)
Henüz intihar etmemiş olmak
+5
genki
(28.05.26)
İkili eğitim veren, akademik ve sosyal çevre olarak son derece düşük düzeyli, ilçenin tek lisesindeki matematik öğretmenimdir.
Lise 1'den itibaren, liseden mezun oluncaya dek desteğini esirgemedi. Fizik ve kimyanın sıfır olduğu bir okulda, matematik bölümü mezunu sözleşmeli o öğretmen; bir öğretmenin bir çocuğun hayatını değiştirebileceğinin örneğidir. Ama o kadar az sayıdalar ki...
Bu destek sayesinde sayısal puanım yükseldi ve istediğim fakülteyi kazandım.
Böyle bir şansım olmasaydı, şimdi ağır nevrotik bir ev kadını olarak yaşıyor olacaktım.
+5
pro9it9is9
(28.05.26)
Ailem cevabını verenlere imrendim ya ne güzel
Benim sanırım en büyük şansım küçük yaşta kitapların dünyasını keşfetmek, o dünyaya sığınarak kendi kendimi yetiştirmek oldu.

Tüm kırılmalardan, dış dünyanın zorluklarından kitaplarla korudum kendimi. Pişman değilim
+10
bir fincan kahve ile film izlemek
(28.05.26)
çizim&görme yeteneğim, estetik&simetri algım.

bu sayede gsl ve gsf okudum. bu sayede eğlenceli bir işim var.
+2
art cat chocolate
(28.05.26)
anne/baba/buyume ortami/cevre derim bende.
ilk cocuk ilk torun olarak sevildigimi ciddi olarak hissettim.
cocuklugum guzel gecti. aile dostlari falan da saglamdi, hepsi murekkep yalamis insanlardi.
-1
cooperr
(28.05.26)
Bu soruya verecek cevap arıyorum sabahtan beri, bulamamak beni üzdü. Gayet şanssız, korunmasız ilerliyorum hayatın kum torbası olarak.
+2
sekizdokuzon
(28.05.26)
İnanılmaz bir merakımın ve hafızamın olması, arkadaşlarım, kardeşlerimle aramın iyi olması.

Ayrıca cevapları eksileyen ergenlerin umarım en azından terapiye verecek paraları vardır, acınası haldesiniz ezikler.
0
nefertarii
(28.05.26)
zaman, para ve saglik sorunumun olmamasi 36 yas itibariyle. zaten isteyecek baska bir sey de kalmadi.
+1
baldur2
(28.05.26)
Benim sorularimi engelliyorlar.
Ama yoldasim copperr da eksilendigi icin kim olduğunu anliyorum.
Sorularin aninda eksilenmesi de söz konusu kişinin göbeginin capi hakkinda bilgi veriyor.
-1
🌸Purple life
(28.05.26)
iyi insanlarla yollarımın keşismesi. kötülükle 32 yaşında tanıştım ve ayıktım
0
ala09
(28.05.26)
valla saka maka bulamadim ya. sadece zeka diyebilirim yoksa dogdugum sartlarda ve sosyal sinifta kalsaydim fena gg olacakti. hep istisnai basarilarla yukseldim ama. bir sinavda turkiye derecesi yaptim orada sicradim. abd'de mastera full burslu kabul aldim orada sicradim. ama bunlara sans denemez sonucta loto degil kisisel basari. inek olmadan yaptim bir de bunlari asil basari o bence. bir sonraki sicrama gelmiyor ama rat wheel'da takili kaldim ve bu beni tekrar huzursuz etmeye basladi. sanirim is kurmam gerekecek.
+1
antikadimag
(29.05.26)
Mesleğimin yurtdışında işverenler tarafından talebi yüksek ve nitelikli eleman sıkıntısı yaşanan bir alan olması. Türkiyede “ofis işi” diye daha düşük maaş teklif edilirken yurtdışında saha ekibinin %50 fazlası maaş veriyorlar.

Ve çok zor bulunabilen sponsorluğu mesleğim sayesinde buldum.
0
filipis
(29.05.26)
Ailem ve kuzenlerim.

Annem, babam ve abimin eleştirecek çokça özellikleri ile davranışlarını var ama yine de büyük şansım diyebilirim. Şöyle hem en büyük şansım hem en talihsiz şanssızlığım.

Kuzenlerim de iyidir.
0
put it in your appropriate place
(29.05.26)
Kaç gündür bu duyuruyu görüyorum; "Benim şansım neydi acaba?" diye düşünüyorum ki şimdi kendime en net yanıtı buldum:

Türkiye'den girilmesi, çalışılması çok zor bir uluslarası sektöre; sektörün kendi içinde çalışanların bile girmekte oldukça zorlandığı pozisyonda girebilmek. Bunu da çok ilginç bir rastlantı ile gerçekleştirebildim, baktığım zaman resmen hayatım değişti diyebiliyorum.
+1
burka
(29.05.26)
(14)

1. Geleneksel Duyuru Bayramlaşması

gabe h coud
Bayramınız mübarek olsun. El öpenleriniz çok olsun. Nasılsınız? Nerede, nasıl geçiriyorsunuz bayramınızı? Buradan selam söylemek istediğiniz hısım akraba, duyuruyu kullanıcısı varsa rahat olun, çekinmeyin.
Bayramınız mübarek olsun. El öpenleriniz çok olsun.

Nasılsınız? Nerede, nasıl geçiriyorsunuz bayramınızı?

Buradan selam söylemek istediğiniz hısım akraba, duyuruyu kullanıcısı varsa rahat olun, çekinmeyin.
+8
gabe h coud
(27.05.26)
Hayırlı cumalar capsi gibi bi şey çıkar diye korkarak açtım duyuruyu.

Buradan:
* dün akşam 10:30 civarında apartman kapısının merdivenlerine oturup parasını alamadığı için telefonda yarım saat yırtına yırtına, kendi dahil herkesi silkmeli küfürler eden aplaya,
* yine gece saat 4'te derin dondurucusundaki buz akülerini yere döküp kurban etlerine yer açmaya çalışırken uykudan zıplatan üst komşuma,
* dünden beri mansplainingle defalarca sınırlarıma tecavüz eden, uyarılara ragmen durmayan, kuvvetle muhtemel bana ilgisi olan, yıllardır tanıdığım kişiye selamlar. Bayramınızı enişten duygularımla kutlarım.
+1
beetlejuice
(27.05.26)
İyi bayramlar herkese!

Evdeyiz, tatil gibi tatil olmasa da zaman geçiyor bir şekilde.
0
rakicandir
(27.05.26)
:) iyi bayramlar
+1
mete kudur
(27.05.26)
İyi bayramlar.

Bayramlarda en çok istedigim şey doya doya İstanbul turu yapmak ama maalesef bunu hiçbir zaman gerçekleştiremiyorum o.0

Sabah babacigimi ziyarete gittim. Yolda biraz deniz havasi aldım. İnanılmaz sıcak bir hava vardı deniz bomboş ve çarşaf gibiydi (yazın asla böyle olmaz) biraz da burada bir iç geçirdim.

hizliresim.com

Sonra eve döndüm ve bahçe kapısını açtığımda sanirim hayatımda gördüğüm en büyük yilanla karşılaştım. Kapıyı açınca hareket etti ve ufak çaplı bir çığlık attım. Kacti bir yere ama baya kalın bir şeydi:/ kendime gelince fotoğrafını çekmek istedim ama uzaklasmisti. İnternetten buldum aynisiydi. Pek bir zararı yokmuş ama görünüşü yeter kalpten götürmeye.
hizliresim.com


Baklava şekerpare vs ugrasamadik. Birazdan islak kek yapicam misafir gelirse ikram etmelik. Üstüne biraz fındık ceviz serperim bayram tatlisina dönüşür bence gayet:/

hizliresim.com

Benim maceram böyleydi...
+1
egerbiryolcu
(27.05.26)
Herkese iyi bayramlar.
Ben de, büyükşehirden gelip (Bodrum'a) iki günde tüm normal akışı bozan, çocukları havuza sıçan, markette beklemeyi bilmeyen, trafikte "önce ben" deyip aralara giren, emniyet şeridine dalan herkese en içten iyi dileklerimi sunuyorum.
+1
etna
(27.05.26)
Tüm duyuru tayfasının ve sevdiklerinin bayramını kutlarım. İyi bayramlar :)
0
Rondak
(27.05.26)
Kurban Bayramı’nın; gönüllere huzur, evlere bereket, kalplere umut getirmesini dilerim.
Sevdiklerinizle birlikte sağlık, mutluluk ve huzur dolu nice bayramlar geçirmeniz temennisiyle…
Paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde hissedildiği bu mübarek bayramınız kutlu olsun. 🌙✨
-4
rhan
(27.05.26)
Iyıyız abı, bayram guzel gecıyor. Sadece senden harclık beklıyorum. Umarım alırm. Bır de kanadalı abımızden CAD beklıyorum, western union'da olur.
+4
ırene adler
(27.05.26)
Herkese iyi bayramlar olsun efenim :)).

İşle ilgili kabus gibi bir süreç yaşıyorum. O nedenle bol bol dinlenip, dostlarla zaman geçirip, deniz ve hamam keyfi yapcam.
-2
Phoebe
(27.05.26)
Hepi bayram.
Istanbul cok guzel bayramda, yollar harika. Herkes donsun bu sefer ben gideyim :)
-1
mor oje
(27.05.26)
İyi bayramlar<3

Geçen bayram aşırı doz akraba ziyaretine maruz kalmıştım, bu bayram Hamburg-Berlin-Dresden rotası planımız olduğu için kimseyi ziyaret etmedik çoook mutluyum
+1
kullanicadi
(27.05.26)
İyi bayramlar. Memlekette temiz hava soluyoruz çok şükür. Nice bayramlarımız olsun.
0
black holes in the sky
(27.05.26)
İyi bayramlar!

Aile ziyareti ve çalışma arasında gidip geliyorum. Ay başında anneannem vefat etti onsuz ilk bayramımız onun burukluğu da var.
0
peki madem
(28.05.26)
Iyi bayramlar:) tatile gitmedim. Akraba ziyareti oldu sadece işi sorup geçtiler şükür
0
pembediken
(28.05.26)
(9)

Bu dişi nasıl 10 günlüğüne idare etmeli?

yadigar
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün a
10 gün daha yurt dışındayım. Kısmen mahrumiyet bölgesi durumları var. Bir azı dişim var, sol altta, 2 yıl kadar önce beğenmediğim bir ksnal tedavisi yapıldı. Birkaç ayda bir, bir hafta gibi süre boyunca o tarafla yerken ağrıyor, zamanla geçiyordu.

3 gün önce yine yerken ağrı yaptı, önemsemedim. Dün akşama doğru yemek yemediğim zaman da ağrımaya başladı. Gece arttı. Parol içtim, azaldı biraz.

Şimdi kahvaltıda oraya ne değse korkunç ağrımaya başladı. Diğer tarafla çiğnerken minimal ölçüde gıdalar sol tarafa kaçınca (domates çekirdeği, bulgur büyüklüğünde soğan veya maydanoz) beynimde şimşekler çakıyordu... Hafif apse de başlıyor sanki.

Gittim diklofenak (dolorex muadili) aldım. Antibiyotik getirmiştim yanımda (azitromisin), ona başladım. (Penisiline allerjim var, makrolid grubu iş görür mü dişte, bilemiyorum ama başladım çaresizlikten)

Şimdi fırçaladıktan sonra baktım, 0.4 mm gibi bir kavitasyon var dış taraf ortasında. Çürük yeri dikine kesen ve diş etinden dişin tavanına uzanan kılcal da bir çatlak var. İç (dil) tarafı nasıl, bilmiyorum.

Dişe kanal tedavisi yapılmış, içi dolgulu.

Ayın 25-28'i arası çook önemli bir etkinlikte bulunmam gwrekiyor. Ömürde bir kerelik bir şans (kelimenin tam anlamıyla) 1'ine de memlekete dönüyorum.

Bu dişi hayatı bana zindan etmeden nasıl ayın 1'ine kadar idare etmeli? Kendimi Türk diş hekimlerine emanet etmek istiyorum...

Yahut bugün bir şekilde dişçi bulup (bulabilirsem) direkt çektireyim mi? Ayın 25'ine sağlam çıkmış olur muyum? Dişe yazık olur mu?
0
yadigar
(23.05.26)
Kılcal çatlak dediğiniz, diş yarılmış belli ki. Kanal tedavili dişin hazin sonu..
Yine de bir kökü kurtarıp kaplama yapabilirler döndüğünüzde; bu sebeple çektirmeyi son ihtimal düşünün derim. Ben benzer bir sorunla yurtdışına çıkmam gerektiğinde (ağrıdan ağzımı kapatamıyordum), doktor basit tedaviyi yapıp, kalçadan ağrı kesici yapmıştı; iki tam gün idare etti (bende sallanan kısmı kökten çekip aldı; kalan yarıyı da traşlayıp bıraktı. diş alçaldığı ve çevreyle teması azaldığı için etin iyileşmesi kolaylaştı. dönünce de kaplamayı yaptı).

Bence öncelikle bulabildiğiniz bir diş hekimiyle tedavi şansınızı deneyin; belki işiniz rast gider. En kısa zamanda kökten çözüm diyorsanız, çektirmekten başka çare yok gibi duruyor. Ancak bahsettiğiniz koşullarda, çekimden sonra bu kadar ajite olmuş diş etinin hijyenini sağlayamamak, iyileşmesini zora sokabilir.
Şahsi tecrübelerim bunlar. Diş hekimleri için up niyetine olsun; acil şifalar dilerim.
0
lil siztah
(23.05.26)
apse yaptıysa zaten çekilecekse bile apseli apseli çekemez. illa ki önce antibiyotik tedavisi uygulayıp apseyi kurutması lazım. o da en az 1 hafta sürer. 1 hafya boyunca antibiyotik + ağrı kesici ile apseyi kuruttuktan sonrası türkiye'ye yetişir bence.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Ağzında bir sürü kanal tedavili diş olan biri olarak bence antibiyotik yanlış karar olmuş :)

Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D? Apse yapan dişin apsesi orda boşaltılıp çekim ya da işlem neyse yapılıyor akabinde.

Bende de benzer bir durum olmuştu. Crownlar çok pahalı olduğu için yaptıramamıştım, sora benzer ağrılarla doktora koştum. Kanal tam temizlenmediği için apse yaptı sandım ama meğer kanallı diş boyuna çatlamış. Boyuna bi de yani enine olsa yine daha iyi :D Hekim çok da umudum yok ama çekmek yerine sağlam bi dolguyla gittiği yere kadar götürelim demişti.

Tavsiyem ağrı kesici ve antibiyotik (bence hala çok yanlış bi seçim :D) yerine bulunduğun yerde bi klinik bulup durumun acil olduğunu ısrarla belirtip dişin gereği neyse orda halledip kurtulman. Almanyadaysan "akut" deyince çoğu kapı açılıyor :D
-1
truf
(23.05.26)
Ayrıca önce antibiyotik tedavisi sonra kanal tedavisi ya da çekim olayı tarihe karışmadı mı :D?

@truf karışmadı geçen ay aynen böyle tedavi oldum.
+2
peki madem
(23.05.26)
@peki madem işini bilmeyen doktorlarlar hep aynı metodu kullanıyor sanırım. geçmiş olsun.
0
truf
(23.05.26)
Benzer bir durumda Endonezya'da bir hastaneye gitmisdim. Catlak yoktu ama apse vardi ve baya sismisti yuzum. Igne ile apseyi bosaltti biraz, o epey rahatlatmisti. Sonra Tr ye dondugumde ilgili tedaviyi yaptirmistim.
0
The_Lollok
(23.05.26)
diş hekimliği fakültesinde endodonti profesörü olan mükellefime bu apse boşaltma işini soracağım, hangi koşullarda yapılıyor, niye yapılmıyor vs diye. yakın zamanda bilgilendirme yaparım. kendisi hep antibiyotikle apseyi kurutup sonra tedaviye başlar.
0
kibritsuyu
(23.05.26)
Diş hekimine gittim. "Yaptıklarını yapmaya devam et" dedi...

Enfeksiyon bitince ağrın geçer, sık tekrarlanıyorsa dişe veda edecekmişiz...
+1
🌸yadigar
(24.05.26)
o catlak taraftan iceri mikroorganizmalar sizip enfeksiyona sebep oluyordur. catlak dis kokune kadar gittiyse tek cozum cektirmek.

kanal tedavili dise genelde kaplama yapiliyor. kanal tedavili dis oldugu icin kaplama yapilmazsa dis peyderpey catlayip kiriliyor ve cekime gidiyor boyle.
0
antikadimag
(25.05.26)
(21)

lavabonun içine sebze soymak normal bir davranış mı?

yenibirgüzelnick
ben mi çok takıntılıyım? oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları. ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı di
ben mi çok takıntılıyım?

oğlumun bakıcısı oğluma kahvaltı yemek hazırlarken mutfak lavabosu içine sebzeleri soyuyor. yumurta kabuğu, salatalık domates patates kabuğu oluyor gün sonunda temizliyor onları.
ben çok tiksinirim böyle şeylerden. lavaboya bakamıyorum gün içinde. acaba kibarca uyarsam mı diyorum ama eşim de böyle bir şey için kalbini kırma boşver üzülür diyor.
📊 genelde yapılan bir şey mi?
evet herkes yapar %51.8 (29)
bence de iğrenç %48.2 (27)
-3
yenibirgüzelnick
(20.05.26)
Eşim de önceden böyle yapıyordu. O görüntü benim de hoşuma gitmediği için söyledim dikkat ediyor artık.

Kalp kıracak bi şey yok düzgünce söylerseniz niye kalbi kırılsın siz bu kadar rahatsız olacağınıza o davranışını düzeltsin. Kendi evinde, kendi düzeninde istediği gibi davranabilir.
0
chicha_v2
(20.05.26)
Hemen alsa olabilir de, gün boyu biraz show olmuşş
+4
üğpoıuy
(20.05.26)
bu alışkanlık meselesi. nazikçe uyarın. çözüm olarak da lavabo içine konan çöp kutularından alın. şunun gibi:

m.media-amazon.com
0
co2s2
(20.05.26)
Lavabonun içine soyup işlem bitiminde alıp hemen çöpe atar, lavaboyu elimi yıkarım.
Gün sonuna kadar o çöpü orada bekletmek bildiğin iğrençlik. Çöplük mü orası?
+8
Mirket
(20.05.26)
ya ben bu yuzden hafta sonu anneme carladım lavabo içinde sebzemi soyulur sonra gider tıkanır diye. çöpte 5 cm yanında yani. manasız.
eskiden yapmazdı televizyonda görmüş pratik gelmiş, çok titizdir asla böyle bişey yapmaz dediğim annem bile yapıyorsa..

söyleme boşverrr bakıcı çok zor bulunuyor
0
eja
(20.05.26)
@ co2s2
Mutfak tezgahına takılan küçük çöp kovası var aslında
0
🌸yenibirgüzelnick
(20.05.26)
yumurtada değil de sebzelerde ben de bazen yapıyorum ya, çöp de cidden 5 cm uzakta olduğu halde. ama hemen topluyorum tabi, anlık kullanıyorum. bence de kırmadan söylenebilir, düzgünce konuşunca neden kırılsın ki, ilerde başka uyumsuzluklar da olacak onları da "aman kırılmasın" diye içinizde mi tutacaksınız? her şey konuşulur
0
mezzosprite
(20.05.26)
"gün sonunda temizliyor " ibaresini görene kadar normal bi davranıştı 😅 ben anında temizliyor sandım. sinek oluyor falan diye tatlı dille uyarırdım ben de şahsen.
+3
truf
(20.05.26)
Gün sonuna kadar bekletilmez. Anlık soyar ve temizlersin. Ben olsam söylerdim.
0
elorelia
(20.05.26)
Bulaşık için kullanılan sünger bile orada bırakılmamalı .
0
diyecevaplandı
(20.05.26)
çok çirkin.

lavabodan sıçrayıp üstüme gelen su damlasından bile rahatsız oluyorum ben.
0
yurtsuz john
(20.05.26)
ben lavabnun içine soyuyorum çünkü çöp kutusu tezgahın hemen yanında değil arkamda kalıyor, her bir sebze için arkamı dönüp bir ayağımla çöp kutusunun açma pedalına basılı tutup çöpün içine soyup sonra sulu bir şeyse suyunu akıtmadan tezgaha koyup diğerini alıp aynı şeyleri yapmak vs bana zor geliyor. patates soğan salatalık vs vs ne varsa topluca lavabonun içine soyarım, acelem varsa yemeği yaptıktan sonra çöpe atarım topluca, acelem yoksa soyup bitirdikten sonra yemeğe başlamadan önce topluca atarım çöpe. ama yemeği yaptığım halde çöpleri orda bırakıp gitmiyorum. bütün gün bırakması bence de biraz garipmiş.
+1
Sadece soruyorum
(20.05.26)
lavabonun içine soymak, tezgaha takılan çöpe soymaktan çok daha hijyenik ve temiz. çöpün içine soymaya çalışırken illa 1-2 parça kabuk çöpe denk gelmez, yere düşer, ya iş bitene kadar bırakır, ya yere düşeni almak için ellerinizi yere değmek zorunda kalırsınız.

lavabonun içine soyar, işim bitince de kabukları alır çöpe atarım, lavabo süzgecini de çöpe silkeler, lavaboyu yıkar, tertemiz bırakırım.

lakin günün sonuna kadar çöplük gibi her şeyi lavaboda biriktirmek iğrençmiş.
+4
kibritsuyu
(20.05.26)
gün sonuna kadar bekletilmez ama yemek yaparken soyulacak sebxzeleri lavaboya soyarım. hazırlık bitince lavabo toplanır ve eller yıkanır. kavun karpuz keserken de kabuklarını önce lavaboya koyarım. tezgah üzerinde biriktirince her yer yapış yapış oluyor
0
exlibris
(20.05.26)
İğrenç diyemem belki ama gereksiz değil mi ya? Hem kötü görünüyor, hem iki işe sebep oluyor. Bunun yerine tertemiz çöpe veya poşete soy geç değil mi?
0
akhenaten
(20.05.26)
@yenibirgüzelnick: tezgaha takılan çöple bu çöp tam aynı şey değil. kullanımları çok farklı. bir milyoncularda 100-200 liraya bunların plastikleri vardır illa ki..

uyarın, lavaboya attığı çöpleri hemen temizlemesi gerektiğini söyleyin. çok insani bir şey. alınacak edecek bir şey yok bence.
0
co2s2
(21.05.26)
Yumurta soğan sarımsak gibi kokan şeyleri lavaboda soymam poşet çıkarırım her seferinde. Ama salatalık domatesi lavaboda soyduktan hemen sonra temizlerim. Belki de onu diyebilirsin. Bekletme sebze meyvelerin kabuklarını hemen temizle koku yapıyor de.
0
Hallegadola
(21.05.26)
herkes yapar mi bilemem ama bence normal bir davranis.
+1
Sour
(21.05.26)
O an soymak normal ama bütün gün bekletmek normal değil bence. Yemek pişerken o ara temizlenir iki dakikada.
0
peki madem
(21.05.26)
ben yapmam ve iğrenirim +1 evimde yapan olursa da uyarmaktan çekinmem.
eşiniz böyle ültimatom tarzında konuşacağınızı falan düşündü herhalde ama "abla/ayşe yaa, kabukları direkt çöpe atar mısın, orada biraz şey oluyor öyle" falan deseniz, kadın gereken mesajı alır ve olay çözülür.
0
lil siztah
(21.05.26)
acaba daha önce çalıştığı bir yerde çöp öğütücülü lavabo kullandı da oradan mı alışkanlık kaldı? ben eskiden minik bir poşete ya da plastik kaseye soyardım ve oradan dökerdim çöpe. ama lavabonun yanındaki minik gözlü kısmına çöp öğütücü taktırdığımdan bu yana direkt oraya soyuyorum.
0
cedilla
(22.05.26)
(16)

Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

mertumursamaz
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalıBugün Ahmet Arslan'ı dinlerkenİslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslanhttps://youtu.be/LMDAxTm_REo?si=LVQHbkmDSDKYEN92Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

Bugün Ahmet Arslan'ı dinlerken

İslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslan
youtu.be

Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok büyük ihtimalle eğer olmasın diye vasiyeti yoksa ölüsü tabuta konacak, tabut camide musalla taşına konacak ve bir imam ceneza namazı kıldıracak çünkü maalesef daha önce birçok ateistin ölüsüne de bu ilkel uygulama uygulandı.

Doğrusu ateist olanların camiye götürülmeden, cenaze namazı kılınmadan, cenazenin morgtan direkt mezarlığa götürülüp gömülmesidir. Apateist olarak böyle düşünüyorum ben çünkü öteki türlü adeta bir gövde gösterisi oluyor ve bir şekilde ateistlere, bak sen ateist olarak yaşadın, öldün, yaşarken seni müslüman yapamadık, ibadet ettiremedik, bir müslüman gibi davranmanı sağlayamadık ama bak şimdi öldün ve ölünü müslüman adetlerine göre gömüyoruz, sana bir son dakika golü attık, son sözü biz söyledik demek oluyor.

Bu çok adice, kalleşçe, kahpece çünkü ölen ateist zaten ölmüş itiraz edecek durumda değil ve onuru aşağılanarak gömülüyor çünkü müslüman olmadığı halde müslümanmış gibi cenaze namazı kılınıyor. Bugün tanınmış bir sağcı müslüman siyasetçi ex olsa tabutuna Yunan bayrağı örtülse arkadaşları ortalığı birbirine katar o türktü neden tabutuna yunan bayrağı örttünüz ölü olduğundan itirazda edemiyor derler tabuttan bayrağı kaldırırlar madem öyle neden Tarık Akan'ın Genco Erkal'ın (Evet, usta tiyatrocu Genco Erkal ateistti. Yaşamı boyunca inançsızlığını açıkça ifade etmiş, hatta cenaze törenine Ateizm Derneği tarafından da çelenk gönderilmiştir.) ve daha birçok ölen ateistin arkadaşları yahu bizim ölen arkadaşımız ateistti nedir bu saçma tiyatro, kıldırmıyoruz cenaze namazını, müslüman şovu yaptırmıyoruz diyemediler. Gerçi ölenlerde de hata var ölmeden önce açıkça müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorum, cenazem camiye götürülmesin, morgtan direkt mezara götürülüp gömülsün diye vasiyet bırakmalıydılar.

İşte sorum bu özellikle ateist bir avukat cevaplarsa cevap daha da anlamlı olacaktır. Ölen ateistin, cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti varsa cenazesi camiye götürülmez mi demokrasi varsa götürülmemeli eğer cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti olduğu halde cenazesi camiye götürülürse zaten o faşistliktir. Gerçi iyice diktatörlüğe evrilen ülkede vasiyette bir işe yaramıyor. Usta tiyatrocu Yıldız Kenter, sağlığında verdiği röportajlarda mezarlıkların dolması nedeniyle ölümünden sonra cesedinin yakılmasını vasiyet etmişti. Ancak Türkiye'deki hukuki prosedürler ve defin gelenekleri nedeniyle bu vasiyeti gerçekleştirilemedi. 2019 yılındaki vefatının ardından, cenaze namazı kılınarak Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verildi.

www.google.com

Olayın iki boyutu var bir ateist öldüğünde cenazesi camiye götürülüp cenaze namazı kılındığında, müslüman olmadığı halde müslüman adetleri ile gömüldüğü için kişilik hakları ihlal ediliyor, onuru aşağılanıyor, yaşam tarzına karışılıyor daha doğrusu yaşarken yaşam tarzına karışılamadığından ölüm tarzına karışılıyor, yaşarken dayatılamayan müslümanlık savunmasız ölüsüne dayatılıyor. Diğer cephede ise müslümanlarda haklı olarak bu ölen ateistti camide ne işi var diyorlar hele dini sert eleştirmiş ölen ateistler için, din hakkında kötü eleştirileri olan bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar ki onlarda kendilerince haklı ama haksız oldukları konu o ölü bir an için dirilse, ona sorsalar camide olmak ister miydin diye, tabii ki asla istemezdim direkt mezarlığa götürselerdi derdi.

Sonuç ilkel ülkede her şey çok zor ateist olmakta çok zor, her ateiste düşen görev eğer müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorlarsa, ölülerinin camiye götürülmelerini istemiyorlarsa, mutlaka cenazem camiye götürülmesin asla camide ya da mezarlıkta cenaze namazı kılınmasın, cenazem morgtan alınıp direkt mezarlığa gömülsün diye noter onaylı vasiyetlerini avukatlarına bırakmalarıdır.

Bu günlük bu kadar. Yazımın tamamını okumayan talihsiz okurlarım arasında çekiliş yapacağım allahın hakkı üçtür derler, çekilişi kazanan üç talihsiz okuruma, eğer öldükten sonra yakılmaları için vasiyetleri olduğundan, öldükten sonra yakılacaklarına inanıyorlarsa, krematoryum hediye edeceğim, kargo masrafları kendilerine ait olacak hahaha. Bir sonraki soruda görüşmek üzere eyvallah. İyi günler.
-10
mertumursamaz
(19.05.26)
Abi çok uzun yazmışsın, bu kadar uzun yazıyı okuyacak kadar saygım yok kimseye ama özetlemem gerekirse benden sonrasının amk şeklinde düşünüyorum ben, yani çok unurumda değil benden sonrası ben ölmüşüm amk zaten kendi sorunlarım bana yeter ama ardımda kalanlar öyle mutlu olacaksa öyle yapsınlar. Mesela ben ateistim ama annem namazında niyazında bir kadın, ben önce ölsem annem istediği dini ritüeli uygulasın ne olacak, bu şekilde mutlu edeceksem böyle mutlu olsun. Ha illa istemeyen varsa kendince tedbirini alsın napalım.
+8
kizil karga
(19.05.26)
ateistim. öldükten sonra bana ne yapıldığı umrumda değil.

mümkün olsaydı, uzaklarda bir yerlerde bir ormanda, kedilerimle beraber gömülmek isterdim. üstümüze de bir ağaç dikilsin. o ağaca gübre olalım. mutlu bir son.

bunun olması sanırım mümkün değil. bu yüzden ne yapılsa yapılsın sorun değil.

gömülmeye de müslüman stili gözüyle bakmıyorum. benim için sorun değil, çiçek ekecekler üstüme o da olumlu.

---

ölen kişinin yakılması ateistlerin ritüeli değil ayrıca. ateistlerin ritüeli yok zaten amaç o. ateistler için öldükten sonrasının önemli olmaması gerekmiyor mu? apateistsen hele bu konulara zaten hiç kafa yormuyor olman ve umursamıyor olman gerekiyor.

hinduizm, budizm dinlerinde insanlar yakıyor ölülerini. hristiyanlar da gömüyor, yahudiler de gömüyor. sadece müslümanlara özgü bir şey değil.

evet, ülkemizde ölüm sonrası çeşitli dini ritüellere izin verilmeli, isteyenler yakılmalı ama bu ayrı bir konu. hiçbir ritüel ateistler için değil. ateistler ritüel gerektirecek konulara inanmıyorlar çünkü. bir ateist ve hele ki apateist bunları umursamıyor olmalı bence.

---

benim istediğim gibi bir gömülme şekli de toplum düzeni vs. açısından uygun değil. ölümler de kayıt altında tutulmalı. o zaman katiller öldürüp öldürüp ormana gömer ve rahmetli öyle arzulamıştı der işin içinden çıkar. herkesi istediği yere gömemeyiz. bu topraklar hepimizin ve bir düzen olmak zorunda.
+1
art cat chocolate
(19.05.26)
Ateistin müslüman mezarlığına gömülmesine okeysin gibi geldi.
0
duyuruuser
(19.05.26)
Şöyle bir yöntem uygulanabilir.

anatomy.hacettepe.edu.tr
0
Mirket
(19.05.26)
Hepsini okumadım ama cenaze geride kalanlar içindir. Zaten ölmüşsün yoksun artık. Bunları düşünmeye gerek yok bence.
+3
peki madem
(19.05.26)
ben ateist olarak bunu umursamıyorum. ben öldükten sonra istedikleri kadar camide namazımı kılsınlar isterlerse mekkeye muhammedin yanına gömsünler ben yine ateist olarak ölmüş olacağım. ben tüm bunlara karşı dimdik ateist olarak öldüm bunu hiç kimse değiştiremez. asıl onların zoruna gitmesi lazım. onların dinini peygamberini tümden reddeden birinin cenazesini kıldırmak aslında onlar için utanç olmalı.
bana kalsa yakılmak isterim. tek bir parçamın bile bu dünyada kalmamasını isterim.
+1
my fault
(19.05.26)
cenaze vb diğer toplumsal ritüellerin ateizmle alakası yok bence. ateistim ve cenazem camiden kalkabilir, cenaze namazım kılınabilir. zaten esnafla selamlaşırken selamün aleyküm diyorum yerine göre. hanginiz konusurken allah kahretsin, allah allah gibi şeyler söylemiyorsunuz. bunlar sosyal şeyler. ateizmle falan alakası yok.
+1
abelardo
(19.05.26)
ben 26 sene ara ile iki ateist gomdum, ve ceyrek asir gecmesine ragmen surecte hicbir sey degismemis biraz sinir oldum.

yazili ve imzali vasiyetiniz olsa dahi sallamiyorlar, saygisizliktan ote kimse ne yapmasi gerektigini bilmiyor. hem morg hem imam hem de belediye ne yapilacagini bilemiyor afalliyorlar.

dava acsaniz ne olacak, ya sonuclanana dek morgda beklenecek, ki buna kimse yanasmiyor, ya da mezar kazilip baska bir defin olacak. ikinci secenekte de "nereye gomecegiz" sorunu doguyor. kimsesizler mezarligi dahi "uzerinde pasaport/hac/davut yildizi vb yoksa" herkesi musluman usulu gomuyor..

ozetle suruden ayrilana yasasa da olse de asla saygi duyulmuyor.
+1
adrianapole
(19.05.26)
ateistseniz neden gomulmeyi talep ediyorsunuz ki? gomulmek, yakilmak, mumyalanmak, hatta eskiden orta asya turklerinde oldugu gibi agaca asilmak vs. bunlarin hepsi bir inancin urunu. oluye ne olacagi sorusu her zaman icin dinlerin konusu olmus. bundan yuzlerce, binlerce yil once bunlarin hicbiri ateist dusunce ve(ya) pratik vasitasiyla ortaya cikmadi. nedense ateizmin (bu arada ben de ateistim) bilimle ic ice gecmis gibi bir algisi var. bilimsel method ayni zamanda ateist methodmus gibi sacma bir dusunce. bir de sunlari corba yapanlari goruyorum: ateizm, bilimsel method, ekoloji ve bu nedenle yakilmayi talep etme. ama ne alaka? krematoryum ekolojik acidan gomulmekten daha kotu (karbon salinimi ve harcanan enerji acisindan). gomulmek iyilerden biri ama bilimsel degil cunku bunlarin hicbiri bilimsel olamaz. cunku bu ateizmin sorunu/konusu hic olmamis. ama bilimsel ve ekolojik methodla birlikte ele alacaksiniz ki dedigim gibi bence sacma bir dusunce, komposto yapilmayi talep etmelisiniz (besin degeri olarak topraga gitme, ekolojik ama bilimsel degil cunku bu pek bilimin konusu degil). bu kadar uzun yazmamin nedeni ateistlere ozel bir oluye ne yapilacagi dusuncesi olmamasi, cunku inanmayan insan icin bu ontolojik bir mesele degil, o nedenle ekolojik, efendime soyleyeyim topluma faydali olma (bagis vasitasiyla) gibi alternatiflere yoneliyorlar. fakat her ateist neden dogaya veya topluma faydali olmak istesin ki? bu paket olarak gelmiyor nihayetinde. en az dindarlar kadar kotu olan ateistler de var.
+2
Sour
(19.05.26)
Bir hukukçu olarak, bizdeki bu tür durumların hatta kişi yakılmasını vs diye resmi vasiyet yapsa dahi vasiyetlerin bir anlamı yok. Murisler ne derse o. Fekat onlar da her hangi bir şey diyemiyorlar çünkü yasal olarak kısıtlı seçenekleri var. En fazla kadavra olarak verebilirler bir tıp fakültesine.
0
ground
(19.05.26)
öldükten sonra bana ne olduğu umrumda değil. sağlıklı olsam organlarımı bağışlardım, kalanı da tıp fakültesine verin derdim. ne diriyken, ne de ölüyken faydalı olamadığım bir hayat.
0
late viper
(20.05.26)
Bu konu bir kaç yönden ele alınmalı.

1. Müslümanlar da bir ateistin namazını kılmaktan hoşnut değiller

2. Ateistin noterden vasiyetinin olması da sorunu tam olarak çözemiyor

3. Cenaze işlemleri için son vasiyetinin bilinmesi gerekiyor, nihai durumda belki bir ihtimal fikir değişimi varsa, yani noter kesinliğinde küçük bir değişim ihtimali varsa bu durum geride kalan tüm Müslümanları ilgilendiren bir soruna dönüşüyor

4. Yani bir kişinin cenaze namazını bir kaç kişi kılarsa tüm Müslümanların üzerinden sorumluluk kalkıyor, ancak cenazesi kılınmayan biri olduğu durumda onun günahı tanısın tanımasın tüm Müslümanları üzerine oluyor. Dolayısıyla bir kaç kişinin dini usulde cenazeyi kaldırması gerekiyor.

Dolayısıyla böyle bir sorun var. Aileler de belki kalbinde inanç vardır falan diye istiyor sanırım.

Hasılı Müslümanlar da ateistlere cenaze kılmaktan hoşnut değil ki zaten, konuyu bilen bilinçli bir müslüman o cenazeyi kılmaz. Çünkü Allah’a karşı gelen birine şahitlik edip dua etmesi uygun değil.

Yukardaki cevaplarda genelde ateistler açısından bakılmış, ben de Müslümanlar tarafını açıklamış olayım.

Güya maddeledik kısa yazalım diye, yine uzun olmuş istemsizce..:(
-2
epitaf
(20.05.26)
sana hangi hoca el verdi?
0
mikahakkinen
(20.05.26)
bu ülkede cami ve cemevi dışında cenaze merasimi yapılacak bir yer yok. eğer alevi değilsen camiden cenazen kaldırılıyor. bir tür resmi uygulama gibi bir şey olmuş. bir tane video çekip intihar eden adam vardı.. cenazemi tıp fakültesine bağışlayın demişti sanırım ailesi yine camiden kaldırdı. metin uca yaşarken bedenimin yakılmasını istiyorum dedi.. yine camide namazı kılındı.

camimizi kirletiyorsun diyen müslümanlar da biraz sakin olsun çünkü camiler bu ülke vatandaşlarına ait yapılardır.. günü gelir bir savaş sırasında başka amaçla da kullanılabilir. sen cebinden ödemedin sonuçta. ya da devletin cami dışında bir cenaze töreni düzenleme yeri için bütçe ayırmasına okey misin yoksa ona da saldıracak mısın?

kısacası vasiyet etsen bile vasiyetine uyulmuyor ki?
+1
jepa
(21.05.26)
Yeniden cevap verme ihtiyacı hissettim ateist birisi olarak çünkü:

"bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar"

Çok iyi ya verdiğimiz vergiler ile imamların maaşı ödenirken camiler yapılırken tamir edilirken iyi o zaten müslümanların hakkı, ama ölümüz camiye girince kirletiyoruz hadi oradan. Benden para almayın o zaman.
+1
peki madem
(21.05.26)
DÜŞÜNCE

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal BEYATLI
-1
🌸mertumursamaz
(22.05.26)
(14)

parol'den önce vardı (ağrı kesici)

biseysorcaktim
parol artık çok yaygın kullanılıyor. çocukluğumda bu yoktu. aspirin, vermidon ya da majezik biliyorum ben çocukluğumda "ağrı kesici" deyince."aspirin, ufak ağrılarda kullanılır ve zararsızdır.vermidon, aspirinin yetmediği zamanlarda kullanılabilir reçetesiz alınabilir. majezik ise daha ağır ağrılard
parol artık çok yaygın kullanılıyor. çocukluğumda bu yoktu. aspirin, vermidon ya da majezik biliyorum ben çocukluğumda "ağrı kesici" deyince.

"aspirin, ufak ağrılarda kullanılır ve zararsızdır.
vermidon, aspirinin yetmediği zamanlarda kullanılabilir reçetesiz alınabilir.
majezik ise daha ağır ağrılarda kullanılır, ufak bir başağrısında kullanılmaz, şiddetli ağrıda kullanılır" şeklinde bir çocukluk bilgim var.

bu dediklerim doğru mu, yoksa basit bir şekilde hatalı mı biliyorum?
parol, vermidon'un yerine geldi gibime geliyor.

ben yıllardır vermidon kullanan duymadım görmedim.

ağrı kesici deyince ne geliyor aklınıza? eskiden ne geliyordu?
0
biseysorcaktim
(18.05.26)
Biz ağrı kesici olarak hep mesulid kullanıyorduk. Sonra piyasadan toplatıldı zararlı birşey varmış sanırım içinde.
0
nuevo
(18.05.26)
Gripin ve aspirin geliyor benim de aklıma.
0
sekizdokuzon
(18.05.26)
parol, vermidon, minoset, tylol, gripin ayni etken maddeli ilaclar, hepsi parasetamol, ayni ilac aslinda.
+3
sirius
(18.05.26)
Ağrı kesiciler mide ve bağırsak sistemi için sanılandan çok daha zararlıdır.
Parasetemoller nispeten zararsızdır da bunları da alkol eşliğinde almadan önce yedek karaciğer edinmekte fayda var.

diye bir bilgi var bende. Ne derece doğrudur, bilemem.
0
Mirket
(18.05.26)
panalgine, novalgine
+2
matilda
(18.05.26)
Ben küçükken bol bol aspirin ve novalgine görüyordum. Şu an parol, çok zorda kalırsam arveles kullanıyorum.
0
ekimoloji
(18.05.26)
matilda +1

çocukken -90'larda- başım ağrıyınca bu haplardan birini alıyordum.
0
yurtsuz john
(18.05.26)
geralgine k olabilir
0
false pretension
(18.05.26)
bir dönem apranax da çok popülerdir, yerini arveles'e bıraktı çevremde
+1
gadlemler
(18.05.26)
eskiden aspirin, vermidon. şu an parol, aferin.
+1
late viper
(18.05.26)
2000lerde vermidon satılırdı, o içilirdi.
ilaç şirketleri hangi ilacı pazarlarsa onu kullanıyoruz. kimsenin bir bilgisi falan yok ilaçlarla ilgili. covid öncesi paracetamol desen birinin suratına o ne element mi derdi.
+1
plastic_angel
(18.05.26)
bir de optalidon vardı, 40 yaş üstü bilir ancak. pembe minik drajeler.

hatta cebinde taşıyabilmen için dört tane draje alan küçük, yuvarlak, pembe, süper şirin kutuları vardı.

d38vousazc6cao.cloudfront.net
d38vousazc6cao.cloudfront.net
+1
kibritsuyu
(18.05.26)
Ben küçükken evde apranax olurdu. Ben şimdi brufen kullanıyorum. Benim ağrılara en iyi ibuprofen geliyor.
0
peki madem
(19.05.26)
Eskiden Aspirin ve Gripin (Daha başka ilaçlar da var mıydı, Hatırlamıyorum) bakkallarda satılırdı. Bazı bakkallar kutuyu açıp taneyle satardı Aspirini.

Afyonda engelli bir adam vardı. Meydandaki parkta ve parka yakın kahvehanelerde dolaşarak , şimdilerde kağıt mendil, tükenmez kalem satanlar gibi Gripin satardı.
0
Mirket
(19.05.26)
(3)

Travis Fimmel’in taktığı şu gözlük çerçevesinin stili ne olarak geçiyor?

northern eagle
bu gözlük çerçevesinin benzer modellerini arıyorum sadece üst hattı belirgin, çok kalın çerçeveli olmayan, alt kısmı silik, dikdörtgene yakın hatlıhttps://www.sunglassesid.com/sites/default/files/styles/node_2_col_-_308_wide/public/upload/sighting/David-Beckham-DB-1059-F-Travis-Fimmel-Black-Snow.jpg
bu gözlük çerçevesinin benzer modellerini arıyorum sadece üst hattı belirgin, çok kalın çerçeveli olmayan, alt kısmı silik, dikdörtgene yakın hatlı
www.sunglassesid.com
sanırım pek yaygın bir gözlük çerçeve tipi değil. Yardımcı olabilecek biri çıkarsa çok mutlu olurum.
0
northern eagle
(17.05.26)
İngilizcesi half-rim sanırım.
0
peki madem
(17.05.26)
Browline gibi geldi bana.
0
truf
(17.05.26)
browline daha yakın.
0
mikahakkinen
(18.05.26)
(7)

Spor programınız

arbre
Neler çalışıyorsunuz? Programınızı kol, bacak... şeklinde günlere bölüyor musunuz?Ben pazartesi, çarşamba, cuma yapıyorum. Bir gün spor, bir gün dinlenme. Hafta sonu gitmiyorum. Her gün spor yapmanın yapıcı değil, yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Yanlış mı?
Neler çalışıyorsunuz? Programınızı kol, bacak... şeklinde günlere bölüyor musunuz?

Ben pazartesi, çarşamba, cuma yapıyorum. Bir gün spor, bir gün dinlenme. Hafta sonu gitmiyorum. Her gün spor yapmanın yapıcı değil, yıkıcı olduğunu düşünüyorum. Yanlış mı?
-5
arbre
(15.05.26)
Arbreciğim ben spor yapamayan tayfadanım. Hatta spora bu kadar bağlanan insanlara çok şaşırıyorum, çok da imreniyorum, resmen zevk alıyorsunuz spordan ama bana acıdan başka şey ifade etmiyor. Ayaklarım çok acıyor çünkü :( umarım senin gibi olabilirim ne diyeyim (cevapsız kalma diye yazıyorum)
0
muhayyer divan
(15.05.26)
muhayyer divan, sağ ol canım, bir gün beraber yaparız istersen
-4
🌸arbre
(15.05.26)
Sana uyabileceğimi hiç ama hiç sanmıyorum Arbreciğim 🩷
0
muhayyer divan
(15.05.26)
full body yapiyorum 2 günde bir. her gittigimde yürüyen bantta 20 dk kardiyo yürüyüsü yapiyorum kalp atisimi 150'ye sabitlemeye calisip.
0
arkadakiadam
(15.05.26)
Bu kisiden kisiye, amaca gore degisir. Ama ben de her gun spor yapmamanin kaslari dinlendirmenin iyi oldugunu biliyorum. 3. Gun olarak yapiyorum. 1 upper, 1 lower ,1gun de full body ayrica uzerine de kardiyo ekliyorum yarim saat.
0
acelaacedebela
(15.05.26)
Bu sorunun tek cevabı yok. Ama genel geçer olarak 3-4 kere yapmak ideal, split olursa 5de olur. Ppl ile 6 yapan da var. Bu biraz antrenman yüküne, yaşa, yeme/içmeye bağlı.
Kendim için konuşursam iki gün powerlifting, bir gün kettlebell ile 15-20 dakika süren bir antrenman, bir gün 30 dakika mobility, diğer günler de 1 saat yürüyorum.
Zamanim olsa iki günün yorgunluğunu düşürüp 4 gün powerlifting yaparım ama yok bir iki senedir.
0
logisticsmanager
(15.05.26)
Fitness Blender üyeliğim var oradaki programları yapıyorum, bazen kendi kendime seçiyorum. Haftada 4 günüm müsait ama her seferinde ağırlık yapmıyorum genelde. Bazen hoplayıp zıplayasım oluyor bazen yoga falan öyle karışık. Amacım daha sağlıklı olmak, daha kaslı fit olmak değil yani zaten ona göre yemek yemiyorum. Benim de bildiğim kadarıyla yetişkin insan için haftada 2-3 kere 45 dakika-1 saatlik ağırlık antrenmanı yeterli. Ağırlık antrenmanı sırasında kaslarda küçük yırtılmalar oluyor onların iyileşmesi için zaman ayırmak lazım. O nedenle zaten ağrısı da hemen olmaz 1-2 güne çıkar sizin de fark etmiş olacağınız gibi.
0
peki madem
(16.05.26)
(3)

patent başvurusu hk

duster
az önce bir marka vekil firmasından arandım. 35'inci maddeden marka adıma itiraz geldiğini, kdv dahil 28 bin tl ödersem isim tescili yapacaklarını söylediler. şu ana bende tescilli değil. numara da spam olarak çıktı ekranda. bunun sağlamasını alabileceğim bir site, ya da "şu firmayı ara kanka tokatç
az önce bir marka vekil firmasından arandım. 35'inci maddeden marka adıma itiraz geldiğini, kdv dahil 28 bin tl ödersem isim tescili yapacaklarını söylediler. şu ana bende tescilli değil. numara da spam olarak çıktı ekranda. bunun sağlamasını alabileceğim bir site, ya da "şu firmayı ara kanka tokatçı değiller" diyebileceğiniz bir yer var mı?
0
duster
(15.05.26)
vekile ihtiyacınız yok kendiniz yapabiliyorsunuz edevletten. başvurunuz var mı bilmiyorum ama..

vekiller para kazanmak için boş arıyorlar olabilir.

www.youtube.com
0
kveldulv
(15.05.26)
siz bir başvuru yaptınız mı ki itiraz gelsin? önce başvurunuz olacak sonra türkpatent nezdinde bu başvuru ilana çıkacak, ilan süresinde itiraz eden olacak itiraz dilekçesi size tebliğ edilecek. bu aşamalardan geçtiyseniz itiraz dilekçesine karşı beyanda bulunmaya hakkınız vs var. bu aşamada vekil yardımı alabilirsiniz. arayan kişinin gerçekten marka vekili olup olmadığını marka vekil sicilinden kontrol edebilirsiniz.
+1
Sadece soruyorum
(15.05.26)
Bu sektörde çok dolandırıcılık oluyor ne yazık ki. Başvuru için kimlik no lazım ama hepimizin bilgileri her yerde. Adınıza başvuru ilana çıktı mı sicilden kontrol edebilirsiniz. Başvuru sahibine adınızı, şirketinizin adını vs yazın:

www.turkpatent.gov.tr

Bunun yanında e-devlet üzerinden de kontrol edebilirsiniz:

epats.turkpatent.gov.tr

İşlemlerim kısmında görünmeli.

Yoksa dolandırıcıdır. Eğer bilginiz dışında adınıza işlem yapıldıysa o zaman marka vekili olan bir avukata danışmak lazımdır diye düşünüyorum.
+2
peki madem
(16.05.26)
(13)

çiğ yumurtayı porsiyonlamak

lil siztah
her gün sabah kahvaltısında bir yumurtadan, yulaflı krep gibi bişey yapıyorum. bu sıralar bir yumurta fazla gelmeye başladı, ancak bunu çiğ haliyle tam ikiye bölecek yöntemi bulamadım. yulafı az koysam, karışımda yumurtanın ağırlığı artıyor ve yiyemiyorum (zaten bol köriyle bastırıyorum kokusunu). h
her gün sabah kahvaltısında bir yumurtadan, yulaflı krep gibi bişey yapıyorum.
bu sıralar bir yumurta fazla gelmeye başladı, ancak bunu çiğ haliyle tam ikiye bölecek yöntemi bulamadım.
yulafı az koysam, karışımda yumurtanın ağırlığı artıyor ve yiyemiyorum (zaten bol köriyle bastırıyorum kokusunu). harcı ikiye bölüp ertesi güne sakladığımda, yulaf çok şişiyor vs..
var mıdır bir yöntemi?
0
lil siztah
(14.05.26)
Yumurtayı çırptıktan sonra yarısını yiyeceğiniz kaba/tavaya dökmek?
+4
Amaranta ursula
(14.05.26)
@Amaranta ursula, çırpılmış halinde de olsa, bir yumurta zaten az miktar bişey olduğundan ve vıcır vıcır kaydığından, tam olarak ikiye bölmeyi başaramıyorum.
0
🌸lil siztah
(14.05.26)
Sıkılabilir ketçap mayonez kabına doldurup oradan elin sıkma ayarına göre miktar ayarlanabilir?
İki pırç üç pırçks
Gibi
+2
kisa
(14.05.26)
İki tane pişirip diğerini ertesi gün ısıtsanız? Yine mı kıvamında sorun oluyor?
+3
peki madem
(14.05.26)
1 tane değil de 4-5 tane yumurtayı kırıp, iyice çırpıp buz kalıbına döküp dondurup o şekilde porsiyonlayabilirsiniz. ama tadı nasıl olur emin değilim.
+1
ruhlardan esinlenen karga
(14.05.26)
@kısa, daha net bir porsiyonlama önerisi gelmezse bunu deneyeceğim.

@peki madem, yumurtayı tam ikiye bölebilsem, kalanını ertesi gün pişireceğim zaten.
tek yumurtayla pişirdiğimi ikiye bölüp, kalanını ertesi güne saklayınca da yumurta kokusu artıyor ne yazık ki.

@ruhlardan esinlenen karga, yumurta kaydığından, buz kalıbına eşit dökememe sorunu olabilir.
0
🌸lil siztah
(14.05.26)
bir öneri de benden;
yumurtayı kırıp çırpıp buz kalıbına (tek yumurtanın sığabileceği ölçüde olursa daha iyi) dökün ya da kilitli poşete döküp ince bir tabaka (pestil gibi) halinde dondurun. donduktan sonra istediğiniz boyutta kesip buzdolabında çözdürüp pişirin. biraz dokusu bozulabilir belki ama hassas porsiyonlarsınız böylece.
+2
orient blue
(14.05.26)
yumurtayı su veya süt ile karıştırıp hacmini artırın, ikiye bölmesi daha kolay olur. pişerken sıvı uçuyor zaten, ayrıca daha yumuşak bir hale geliyor pişince. ama iyi karıştırmanız lazım en başta.
+2
shadowfollower
(14.05.26)
küçük boyutlu yumurtalardan alabilirsiniz.
+1
jelly bear
(14.05.26)
@shadowfollower, sanırım sorunumun temeli, yumurtayı yeterince iyi çırpmadığım için, iyi parçalanmayan beyazı sebebiyle çok kaygan olması. herkes şöyle böl, böyle böl dediğine göre, bir noktada iyi bölünebiliyor demek ki. bu sebeple daha iyi çırpacağım öncelikle.
bahsettiğim karışıma iki kaşık da yoğurt ekliyorum normalde; yoğurtla karıştırdığım halini bölmek daha kolay olabilir.

@jelly, m boy organik yumurta alıyorum; zaten normalden küçük oluyorlar. s varsa da hiç rastlamadım açıkçası.
0
🌸lil siztah
(14.05.26)
Bıldırcın yumurtası kullansan?
+1
etna
(14.05.26)
mesleki deformasyon 😄... ama işine yarayabilir sanırım; www.amazon.de
+1
truf
(14.05.26)
Geçen hafta 2 kolisi 150 liradan yumurta aldım. Çok küçükler, üretici satıcılardan bulabilirsin. Bunlar genelde yeni yeni yumurtlamaya başlayan celfin boyutundaki genç tavuklardan çıkıyor.
+1
ground
(15.05.26)
(3)

Bronz heykel sever misiniz ve evinizde hiç var mı?

genki
Arkadaşlar bronz döküm heykel seviyorum ama maliyetli hem yapması zor atölye kurmak ve maliyetli baya hem de satılan ürünler de pahalı.Elinizde antika veya antika olmayan hic bronz obje heykel figür var mi
Arkadaşlar bronz döküm heykel seviyorum ama maliyetli hem yapması zor atölye kurmak ve maliyetli baya hem de satılan ürünler de pahalı.
Elinizde antika veya antika olmayan hic bronz obje heykel figür var mi
-1
genki
(13.05.26)
heykel severim ama tas hepsi, yunandan aliyorum genelde.
+1
cooperr
(13.05.26)
Bende yok ama babam çok sever ve toplar. Bir sürü küçük hayvan heykeli var böyle. Nuh'un gemisi gibi salonları :)
+1
peki madem
(14.05.26)
evimde kendisi kadar dev toplar tasiyan uzun ince bir insan figuru var, ama bronz heykel degil, baska (muhtemelen daha uyduruk) metal. cunku gercekleri pahali. 2 tane de muzisyen var ama onlar tas. antika degiller tabii ki, seri uretim cin malilar muhtemelen.

dekor olarak severim ama muhtemelen paraya kiyip almam.
+1
taurina
(15.05.26)
(5)

İstanbul'a gezmeye gelecek vejetaryen ingiliz arkadaşa öneriler?

The colors of my sea perfect color me
Merhaba Bir arkadaşım mayis sonu İstanbul'a geliyor. Ona guzel yemekler yiyebileceği restoran/kahvaltı/tatlıcı olarak nereleri önerirsiniz? Kahvaltı için aklıma Sütiş geldi. Bir de Zennup ve Dan Bakery önerileri aldım. Bunlara ek olarak nereleri önerirsiniz?Bir de tarihi turistik yerler olarak nerel
Merhaba
Bir arkadaşım mayis sonu İstanbul'a geliyor. Ona guzel yemekler yiyebileceği restoran/kahvaltı/tatlıcı olarak nereleri önerirsiniz? Kahvaltı için aklıma Sütiş geldi. Bir de Zennup ve Dan Bakery önerileri aldım. Bunlara ek olarak nereleri önerirsiniz?

Bir de tarihi turistik yerler olarak nerelere önereyim ona? 10 gün kadar kalacak arada Imroz'a gidecek bu arada.

Teşekkürler.
0
The colors of my sea perfect color me
(13.05.26)
Moda Kadıköy'de birçok mekan bulunabilir, ulaşım da kolay
0
gadlemler
(13.05.26)
Pişiköy Kadıköy’ün vegan seçenekleri çok güzel.
Beyoğlu Halvetia sebze yemeği, salata, meze seçenekleri mükemmel.
Kadıköy Rulo olabilir uzun zamandır gitmiyorum ama güzeldir herhalde hala.

Tarihi turistik olarak benim en sevdiğim;
Topkapı Sarayı ve Yerebatan Sarnıcı.
Bir Kuzguncuk günü yapabilir kafeleri fena değil, bostanı çok güzel, sokaklarında yürümek keyifli.
Bir gün Beyoğlu’nda sergi günü yapılabilir eski binaların yapılarını ve manzaralarını görmek çok keyifli.
Galata’nın orada kedi müzesi var hem mükemmel kedilerle tanışabileceği hem de kahve içip dinlenebileceği tatlı bir yer buraya uğrayabilir.
0
mutekebbir
(13.05.26)
Turp Vegan Sokak Lezzetleri
Veganarsist
Kem Küm
Ethique Patisserie & Boulangerie (farklı lezzetler)
Kimyon (vegan lahmacunu çok güzel)
Vegan Masa
Mr. Hamza (vegan burgerler)
PAUL’S (Lasagna) (sebzeli lazanyası var çok güzel)
Boden (buranın da sebzeli lazanyası güzel)
Bodrum Mantı & Cafe (ıspanaklı mantısı güzel)
Pita Mantı (patatesli mantısı güzel)
0
art cat chocolate
(13.05.26)
Fine dining denemek isterseniz Koç Korusu'nun içinde Telezzüz var.
0
auroraaurora
(13.05.26)
Vegan ama kardeşim Bi Nevi Deli'yi çok öneriyor.

Onun dışında mesela bir balıkçıya gitse rakı + meze yapsa yine vejetaryen olarak rahatlıkla doyabilir diye düşünüyorum.
0
peki madem
(13.05.26)
(6)

Kurban Bayramı tatili

arbre
İçin plan yaptınız mı? Geçen yıl Antalya'ya gitmiştim. Bu yıl o havaya giremedim. Sıcak değil hava. Planım yok. Çalışacağım büyük ihtimalle. Siz neler planladınız?
İçin plan yaptınız mı? Geçen yıl Antalya'ya gitmiştim. Bu yıl o havaya giremedim. Sıcak değil hava. Planım yok. Çalışacağım büyük ihtimalle. Siz neler planladınız?
-6
arbre
(12.05.26)
antalya. peki çok kalabalık mıydı? nereleri gezdiniz?
0
renegade
(13.05.26)
renegade, Kemer'e gittim. Otelden çıkmadım. Sadece Muratpaşa'da gezdim biraz. Mark Antalya AVM çevresi. Kalabalıktı.
-5
🌸arbre
(13.05.26)
Planım dip köşe temizlik yapmaktı ama benim de çalışmam gerekecek ve temizlik yalan olacak. Yetişkinliğe lanet olsun.
0
peki madem
(13.05.26)
full mesai.
0
summerjam0306
(13.05.26)
önceki bayramda gezmiştim bu bayramı aileme arkadaşlarıma ve dinlenmeye ayıracağım
0
alester
(13.05.26)
3 gece valencia 4 gece madrid
0
put it in your appropriate place
(13.05.26)
(17)

Sevgilinin yapış yapış yakın arkadaş grubu

seni tanıdığım güne lanet olsun
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor. Şimdi şöy
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor.

Şimdi şöyle bir durum var ki ben kadınlardan 2 tanesinin (X ve Y) benimkinden hoşlandığına eminim. X uzun yıllardır arkadaşı, kadın beğeniyor belli ki ama olmayacağının farkında. Bu kadınla ilgili başka biri geçen yıl bir şeyler söylemiş ve benimki de durumu fark edip araya mesafe koymuş diye de duydum başka birinden. Hadi onu geçtim.

Y olan ve benimkinin aynı zamanda en sık görüşerek iş yaptığı kadın ise resmen ona yaranmak için çırpınıyor. Sürekli sadece ona özel cilveli ses, çocuk gibi bir haller, neredeyse her cümleye yiaaa diye güya tatlılık yaparak başlama falan. Bu kadın 3 yıl önce iş yaparken aralarına katılmış ve yakın arkadaş grubuna öyle dahil olmuş. Aynı zamanda gruptaki bir başka erkek (ki benimki de onu çok sever) ilk zamanlarda Y'den hoşlanıyormuş ama Y onu kesin bir şekilde reddetmiş. Benimki o dönem ufak ufak aralarını da yapmaya çalışmış ama olmamış.

Şu an gruptaki az önce bahsettiğim X ve bu erkek kişi dışındaki herkes bu kadınla benimkini çok yakıştırıyor ve birlikte olmalarını istiyor açık açık. Zaten adam onlara beni tanıştırınca o erkek kişi dışındaki herkes soğuk davrandı bana, hala da öyle. Sürekli biz bize şuraya gidelim, biz bize bunu yapalım planları yapılıyor ama ben asla yokum. Benimki sürekli beni hatırlatıyor, dahil ediyor falan ama onlarla vakit geçirmek istemiyorum. Bana kendimi fazlalık gibi hissettiriyorlar. Ayrıca birlikte olduğum insandan hoşlanan kadınlarla veya onu başka bir kadına yakıştıran insanlarla ne kendim yan yana olmayı ne onun yan yana olmasını istiyorum. Benimkine desem ya ne alakası var, asla öyle hissetmiyorlardır falan der eminim. E adam da onları hem çok seviyor hem kaç yıllık arkadaşları ve alışmış sürekli onlarla olmaya. Geldim diye arkadaşlarından koparamam, zaten hakkım da yok.

Başka ilginç bir bilgi, benimki ne zaman biriyle flört etse birkaç aydan uzun sürememiş çünkü ya gruptaki kadınlar o kadını aşırı sevip aşkımmmm bebeğimmmm diye dibinden ayrılmamış ya da bana yaptıkları gibi soğuk davranmışlar. Ayrıca gruptaki hiç kimsenin uzun yıllardır hiç ilişkisi hatta flörtü bile olmamış. Buna o kadar şaşırdım ki. Yılbaşında bile nolur sana gelelim diyerek sabahtan benimkinin evine geldiler, biz gece 3 gibi eve gelip onlara katıldık. Bir tek ev arkadaşı olan bir erkek ve zamanında Y'den hoşlanan erkek arada flört falan deniyor ama o da sürmüyor. Bana çok hastalıklı geldi bunların hali bir noktada ya.

Bir iki ay önce adamın doğum günüydü ve evinde baş başa vakit geçirelim dedik ki bir de bunu arkadaşlarına haber verecek halimiz yok zaten. Akşam kapı çaldı ve balonlar, pastalar, kamera elde ve açık falan doğum gününü kutlamaya gelmişler. Bana da aaa biz seni unutmuştuk ya hiç aklımıza gelmedi dediler. Sonunda git de denemedi ama gecemiz ve ertesi günümüz rezil oldu çünkü sabaha kadar kaldılar.

Mesela bazen X'in canı sıkılıyor ve ya sende kalmaya geldim diyerek gelip benimkinde kalıyor o diğer 2 erkek de evdeyse. Ya da Y bazen ya kahvaltı hazırlamaya geldim diye eve gelip bu 3 erkeğe sabah kahvaltı hazırlıyor, dur bir de börek açayım diyor akşama kalıp falan. Erkekler de abi bu kız tam evlenilecek kız değil mi ya diyor güya şakayla ara sıra. Evde geçen hep birlikte oturuyoruz ve kahve makinesini bulamadım. Y diyor ki sen şimdi bilmezsin yerini, onu ben alttaki dolaba koydum.

Ya sizin bizim ilişkimizde yeriniz ne? Sizin bu adamın evinde işiniz ne? Biz niye bu ilişkiyi futbol takımı gibi yaşıyoruz? Erkekler de dahil siz niye bu adamın evinden çıkmıyorsunuz? Biliyorum esas problemli olan benimki çünkü yıllardır asla sınır koyamamış. Bir de herkes yerini bilir özellikle iş söz konusuysa diye onlara hadlerini bildirdiğini falan sanıyor ama alakası yok.

Adamın bunlar dışında her şeyinden memnun sayılırım ama ona söylesem özellikle Y ve erkeklerin tavrını asla konduramayacağını, kabul etmeyeceğini düşünüyorum. Sonradan gelip adamın herkesle arasını bozan da olmak istemediğim için özellikle bu insanlara karşı rahatsız olduğumu da pek belli etmedim ki etsem de toplu halde inkar edip beni kötü yapacaklarına eminim. Ben hiç uğraşmayıp bu aile olmuş insanları birbirine bırakıp gideyim mi ya? Ya da şansımı denemek adına bir benimkine söyleyip en sonunda onun gözünde muhtemelen fitne fesat olayım mı? Aslında kaç aydır rahatsızım ama bugün yine bir şey oldu onun üzerine sormak istedim. Yaşananların çoğunu yazmadım bile, bunlar sadece iki üç küçük şey. Yaşlar 35 ve üstü. Sadece ara sıra bunun evinde kalan 2 erkek kişisi 30'ların başında.
-1
seni tanıdığım güne lanet olsun
(04.05.26)
Erkek arkadaşınızın tavrı net gibi, onun için bu bahsettiğiniz iki kişiyle ilgili bir endişeye gerek yok gibi görünüyor anlattığınız kadarıyla.

Şöyle ki, elinizdeki malzeme bu. Bu kızlarla ilişkinin bu aşamasında rekabete girerseniz kaybedersiniz.

Sizin arada kalmış halinizi kurtaracak tek davranış sanırım "yerinde ağır olan" insan olmak. Rekabet etmemelisiniz. Bu senaryodan ancak özgüvenle çıkılır heralde. Her şeye onay verin demiyorum, ama yeri geldiğinde erkek arkadaşınıza sakin şekilde "ne alaka anlamadım, sizin bazı şeyleriniz bana uzak ama senin çevren, bildiğin gibi yap" tavrını da gösterebilirsiniz. Sizin olaya bakışınız bu çünkü.

İlişki ilerler ve olgunlaşırsa belki o zamana kadar siz de ortama ısınırsınız veya o aşamada daha farklı bir tavır takınabilirsiniz. Ama bu o zamanın konusu.
+4
akhenaten
(04.05.26)
Cemaat yapılanmasının içine düşmüşsün kolay gelsin. Yıllar içinde baya katılaşmıştır. Aralarına almazlar.
Akhenatenin dediği gibi özgüvenini kaybetmeden sağlam basmaya çalış. Artık gerisi seninkine kalmış. Cemaat olarak mı devam edicek yoksa başka bişeyi yaşamaya cesaret edicek mi bakıcaksın.
+5
benim bir gizli bildiğim var
(04.05.26)
Bir sitcom evrenine düşmüşsünüz gibi adeta.
+5
peki madem
(04.05.26)
flortum degil de arkadas cevrem vardi bunlari bir arada tutan seyin ne oldugu belli, ben dayanamadim seviyesizliklerine. aileniz yok diye herkesi aile zannetme olayina bi son verelim ayrica aileler bile bu kadar gevsek olmuyo. biz daha kendi esimizle “me time”lar, kisisel alanlar kavgasi yaparken bunlarin kaynana gibi her dk tepede bitmeleri ciks biz almayalim.

iliski stiliniz ve sikayetleriniz hakkinda acik ve sakin bi diyalog yasanmali. uzaklasirsa da uzaklassin sonrasi adamin kendi tercihi olur uzaklasmazsa da siz yolunuza bakarsiniz. boyle yetiskin ergenlere bir gun bile ayirmak zul
+4
ala09
(04.05.26)
Nasıl olsa sevgililik moduna geçince dört beş aya ayrılırsınız siz de, birbirinizin düzenini bozmayın, bu kişiler neticede sonradan düşmemiş hayatınıza hep varmış, sen de bile isteye bu sisteme dahil olup şimdi de şikayet ediyor gibisin, yapacak bir şey yok.
+3
kizil karga
(04.05.26)
ortam hiç samimi gelmiyor. siz gruba sonradan girdiginiz icin disaridan bir gozle daha net gorebiliyorsunuz ama erkek arkadasiniz maalesef fark etmiyor ya da ortami bozmamak icin bisey demiyor. En ustteki yoruma katiliyorum. Rekabete girip ortami bozan sanki sizmissiniz gibi olmayin ama iliskiniz derinlestikce erkek arkadasiniz da sizi anlayacak konuma gelecektir. Digerleri de yapmaya calistiklari seyden vazgecer gibime geliyor eger sizden istedikleri tepkiyi alamazlarsa.
+1
acelaacedebela
(05.05.26)
of of of, evlerden ırak ortam. sizin de dediğiniz gibi, elemana anlatsanız bile kabul etmeyecek ve bir şekilde siz kötü olacaksınız. en temizi yol yakınken bu toksik ortamdan kurtarın kendinizi (bir özeleştiri olarak bekara karı boşamak kolay diyeyim burada). içinizde kalmasın istiyorsanız da ayrılırken elemana şöyle açıklama yapın: “çok toksik ve vıcık vıcık bir arkadaş grubunuz var ve ben bu yaştan sonra böyle bir ortam içerisinde olmak istemiyorum. sana da tavsiyem, bundan sonra sürdürülebilir bir ilişkin olmasını istiyorsan ya bu gruptan uzaklaş, ya da x/y kaltaklarından (bu lafı söylemeniz lazım, yoksa istenen etkiyi yaratmaz) biri ile birlikte ol. başka türlü ilişki yürütemezsin.”. sonrasında sizi vazgeçirmeye çalışır, “aman gruptan uzaklaştım, arama mesafe koydum vs.” derse de geri adım atmayın, zira dediğini yapıp araya mesafe koysa bile ileride bunu size karşı illaki kullanır. “ben senin için 15 yıllık arkadaş çevremden vazgeçtim” lafını duyarsınız.

son olarak bu elemanın x ve y’nin ilgisini anlamaması, diğer elemanlarla bunun muhabbetini yapmaması mümkün değil. bu ilgi, bu ortam elemanın hoşuna dahi gidiyordur.
+2
shadowfollower
(05.05.26)
öğrenciyken bu kadar okusam mühendis olurdum. bi özet geçeydin abla.
+2
faberkastelli
(05.05.26)
valla bu yazdığınıza göre en normal kişi sizsiniz, sakın kendinizi suçlamayın. temel problem ise erkek arkadaşınız. orada tarikat yapılanması var, kaçın kurtulun.

Erkek arkadaşınız hem patron hem de grubun merkezi olduğu için bu 'hayran olunma' ve 'vazgeçilmez olma' durumundan içten içe besleniyor olabilir. Sınır koymamasının sebebi; ya bu durumun nezaketsizlik olduğunu gerçekten anlamıyor (ki bu daha kötü) ya da arkadaşlarını kaybetme korkusuyla herkesi mutlu etme rolüne aşırı yapışmış durumda.

bir de kendisine ; Senin evinde kahve makinesinin yerini benim değil de bir başkasının bilip bana söylemesi, bizim mahrem alanımızın kalmadığını gösteriyor. Sen benim evime gelsen ve başka bir erkek arkadaşım 'o orada değil şurada' dese ne hissederdin? diye sorar mısınız? valla çok merak ettim yanıtını.
+4
galahad reloaded
(05.05.26)
muhtemelen adaya veda eden isim sen olacaksın. zaten en hayırlısı da bu. habersiz doğum günü için kapıya dayanıp sana haber vermemeleri vs sevgilinin bile rahatsız olması gereken bir durum. ama etmediğine göre o grup içindeki konumun belli zaten.

adamın da kadınlardan gelen ilgi alakanın farkında ve bu durumdan hoşnut olduğuna neredeyse eminim.

ben olsam maddeler halinde bi kağıda yazar, ezberler, sonra sunum yapar gibi karşısına çıkardım. böyle böyle olması normal mi diye kendisini bi sorgulardım. muhtemelen salağa yatacaktır ve ciddi bi adım atmayacaktır. bu da senin gidiş biletin olur.
+2
elorelia
(05.05.26)
siz anlatirken ben sıkıldım.
0
sinematikcrop
(05.05.26)
genelde bu tipler hayatsız oluyor. kabile tipi yaşamayı modernlik, nyc tipi yaşam tarzı olarak görüyorlar.

ilkokul ve lise yıllarından tanıdığım sonra da vine ünlüsü olup patlayıp giden böyle bir arkadaş grubunun birtakım üyeleriyle instagramdan takipleşiyoruz. sizin bahsettiğiniz bir şekilde hayatları var hatta siz öyle anlatınca acaba onlar mı dedim. adeta bir sosyal antropolog gibi inceliyorum onları gangbang tarzı yaşıyorlar.

bence bacım sen kaç kurtar kendini bunlar gün olur birbirleriyle evlenir boşanır çocukları evlenir onlar da boşanır böyle simbiyotik bir yaşam.
+1
Hallegadola
(05.05.26)
muhtemelen çok yıpranıp ayrılmak zorunda kalacaksın zaten. bence şimdiden uzaklaş, adam mı yok memlekette.
+1
antihero
(05.05.26)
@Hallegadola

Gangbang tarzı ne oluyor tam olarak?
0
himmet dayi
(05.05.26)
Makul argümanlarla sıkıntımı belli ederdim ben olsam. Hani kıskanç sevgili gibi değil de hangi olayların size nasıl hissettirdiği, sizin hayalinizdeki ilişki şekli gibi ve nelerden neden rahatsız olduğunuz gibi. Karşı taraftan saçma bir cevap gelirse de yallah defolsun gitsin.
+3
inawen
(05.05.26)
O ne yahu "friends", "how i met your mother" evi gibi :))

Kendinizi ortama adapte etmek dışında şansınız yok, ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin durumu var.
+1
kimlanbu
(05.05.26)
siz hep sorun "arkadaş" olan kişilermiş gibi anlatmışsınız ama burda ki en büyük red flag erkek arkadaşınızın kişisel alanlarını çizemeyen, alan işgalini normal bulan, arkadaş grubu dinamiği/mahremiyet kavramları yokmuş vb. şeklinde davranması. bütün bu olanlar "arkadaş" kişilerinden bağımsız olarak erkek arkadaşınızın onlara açtığı oyun alanında yaşanıyor. o açıyor yanı bu alanı onlara komple. siz bunu kabullenmek yerine onun açtığı alanda tepinen arkadaşlarına kurulmuşsunuz.

sizin tek bir muhatabınız var, erkek arkadaşınız/onun kişiliği. şapkanızı önünüze koyup ben böyle biriyle olmak istiyor muyum diye soracaksınız, tek dengeli çözüm yolu da bu. boşu boşuna diğerleriyle ilgili durumları zihninizde köpürtüp kendinizi yormayın yani, bu yöntemden sağlıklı bir karar çıkmaz.
+1
Phoebe
(08.05.26)
(9)

Ne kadar çok insan o kadar çok sorumluluk demek mi :(

egerbiryolcu
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyorArkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)Akraba düğün hazırlığı bekliyorAile yiyecek bir şey yapmamı bekliyorYakın arkadaş dert dinlememi bekliyorYine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca)
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor
Arkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)
Akraba düğün hazırlığı bekliyor
Aile yiyecek bir şey yapmamı bekliyor
Yakın arkadaş dert dinlememi bekliyor


Yine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca) çıldırdım anlık.

Sizin de tahammül seviyeniz düştü mü bu kadar, sadece kendinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama size sıra gelmiyor. Sadece bir pazar günü dinlenebilmekti mesele.
0
egerbiryolcu
(03.05.26)
hayır demek, sınır koymak önemli beceriler. bunları kullandığınızda insan çokluğu bir sorun değil zenginlik gibi gelir
+3
mezzosprite
(03.05.26)
@mezzosprite aslında hayır demekle ilgili konulardan ziyade sosyal varlıklar olmamızın kaçınılmaz sonları da değil mi bunlar?
-1
🌸egerbiryolcu
(03.05.26)
dinlenemeyecek kadar değil bence ya. evet zorunluluklar vardır elbet, yakın arkadaşın derdi büyükse dünyayı bi kenara bırakmak gerekir, herkes sırasında yemeği yaptıysa bugün de sizin sıranızsa dizinizi kırıp yapacaksınız. diğerleri bi pazar yapılmasa da olur sanki.
0
mezzosprite
(04.05.26)
Ağlamayana meme vermezler sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu idrak ettiğimden beri böyle şeyler daha az sorun oldu cidden.

Olup bitene yetişemediğimi hissettiğimde, biri bir istekle geldiğinde direkt beni bu aralar hoş gör, şirazem kaydı, benim kendime faydam yok şu sıralar diyorum. Kimse ne alınıyor ne yanlış anlıyor.

İnsanları illa terslemenize veya olayı çok ciddileştirmenize gerek yok. Bunu gerektiğinde yapın. Cidden o kadar da takmıyor kimse. Kendinize ayıracağınız zamanın kendi kendine gelmesini beklerseniz, biraz zor bu.

Evet insan sosyal bir canlı, ama siz herkesin her an sosyalleştiğini ve hiç yorulmadığına mı inanıyorsunuz ki? Arada uzak kalmak istersiniz, bu normal. Bu sırada gelen isteklere hayır diyebilmek önemli.
+5
akhenaten
(04.05.26)
herkese bu beklentileri yaratmak için beklentiyi yaratırsanız, insanlar bekler. sınır koymak önemlidir.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
Evet öyle. Sosyal bir canlıyız ve bir denge söz konusu. Vermeden alınmıyor. Almak için vermek değil konu ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir denge oluşuyor.

Son 2 haftada 3 kere bir yakınımı İstanbul havalimanına bırakıp evime geri geldim. Taksi kullan, yok. Arabanı oraya bırak, yok. Hayır diyebilirdim ama bu zamanı sohbet etme fırsatı olarak düşündüm. Acil bir işim de yoktu, benden bir şey eksilmedi, taş attım da kolum mu yoruldu. Bu kafada olunca çok da sorun olmuyor.

10-15 sene önce kardeşim aradı;
- abi bir yazlık almayı düşünüyorum, bana destek olma imkanın var mı?
bende o zamanlar birikim diye bir şey yok. ucu ucuna yaşıyorum.
- kardeşim ne kadar birikmişin var, yazlık ne kadar, aylık taksitleri ne kadar, benden ne kadar bekliyorsun?
- abi bende para yok.
- kusura bakma kardeşim, şu anda sana yazlık alamam kdashflsd

Dün ablam yazdı, bir piyano almak istiyorum sen de destek olur musun? tabii ablam ne kadar piyano, ne kadar eksiğin var? 600 bin lira kardeşim. ama bende para yok.

ailem için canım feda ama bir yerde denge olmalı. 19 sene önce iş hayatına girdiğimin yaz tatili zamanında ailemin yanına gittim. bir planım yoktu, onlarla beraber olmak ve dinlenmek yetecekti. üç kuruş kazanan bir denetçiydim ve aşırı yıpratıcı bir seneydi. 2-3 gün evde takıldık sonra sıkılmaya başladık. 4 kardeş bir tatil mi yapsak dedik. son dakika tatillere baktık. kardeşim ve ablalarım çalışmıyor henüz. ben 1800 lira maaş alıyorum ve 4 kişi 1 hafta için 5000 liralık bir tatili benim kredi kartımdan çektik. bunu seneye artık yavaş yavaş öderim diye kendimi avutuyorum. sonrasını düşünmemiştim. 4 kişi için yol parası, kılık kıyafet, orada yenilen içilen de ayrı bir 5000 tl tutmuştu. kredi kartımın limiti 12.000 TL'ydi ve 10 bin lirasını doldurdum böyle. sonraki sene aç kaldım ama ödedim bir şekilde :) iki sene sonra ablam 20.000 tl dolandırılmış, bir de 6-7 bin tl kredi kartı borcu yapmış. ben yine tatil diye ailemin yanına gittiğimde bunları öğrendim ve borcu üstlendim. ondan sonra da kardeşim yazlık dedi. jdsfsd güler misin ağlar mısın, kardeşim sana yazlık alacak durumum yok dediğimde kırıldı çocuk ve hala 15 senedir aramız eskisi gibi değil.

hep verici olmak da bir işe yaramıyor. denge, "equilibrium" şart.
+3
gabe h coud
(04.05.26)
komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor demişsin, bunu sorumluluk olarak gören sensin.
bunu erteleyebilirsin.
+1
duyuruuser
(04.05.26)
Mendebur olduğum için kimse bir şey beklemiyor benden.
+3
peki madem
(04.05.26)
Ben> her sey.

Bekleyebilirler. Ben verdiğim kadar alabilirler. Cok beklentisi olan insanlar zaten cikarci tiplerdir. İstedikleri gibi hareket etmeyince sen de selam sabahi azaltirlar.

Ama senin yazdigin seylerin düzeyi normal geldi bana. Yolculuk seni yormus olabilir.
0
Purple life
(04.05.26)
(14)

İş/okul hariç ne sıklıkla dışarı çıkıyorsunuz?

nundu
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelin
Hafta içi işe/okula gitmek hariç dışarı çıkma sıklığınız ne? İş çıkışı eve geçmeden yapılan ve zaruri market alışverişi hariç etkinlikler de dahil listeye.

Ben spora da bir süreliğine ara verince, ayda bir iki civarına düştü sanırım. Zaten oldum olası evden çıkmayı seven biri değilim, işten eve gelince ya da hafta sonları dışarı çıkmak için kendime bir sebep bulamıyorum. Bu cuma tatildi işte, perşembe akşam eve girdim yarın işe giderken çıkacağım ve çok normal benim için bu hiç garipsemiyorum. Diğer insanlarda nasıl durumlar onu merak ettim.

Not: evliyim ama iş gereği şu an tek yaşıyorum. Eşimle bir arada olduğumuzda daha sık dışarı çıkıyoruz ama tek kaldığım dönemde dediğim gibi ayda bir iki falan
0
nundu
(03.05.26)
Temel ihtiyaçlarımı bozuk parayla karşılayabildiğim bir ülkede yaşasam eve uyumak, çalışmak dışında girmezdim.
0
sekizdokuzon
(03.05.26)
Ben sanırım evcimen bi insan değilim. Bir etkinlik vs olmasa da illa dışarıya en kötü yürüyüşe çıkıyorum. Bir adet köpeğimin olması da buna neden olabilir :-)
0
euteamo
(03.05.26)
Ayda ortalama 15 gün diyebilirim. İş çıkışı ya da işten önce spor. Dinlenme gününde yemek yemek için ya da alışveriş (giyim) için çıkarım. İlişkim yok 1,5 yıldır. İlişkim olsa daha çok çıkarım.
-5
arbre
(03.05.26)
ufak tefek bir şeyler alınacaksa markete gidip alıyorum. evin karşısında park var bazen çıkıp yarım saat bir saat çay içiyorum, bir şeyler okuyorum. arkadaşlarım bir yere çağırırsa çıkıyorum ama bu ara oldukça az, ben bu ara pek kimseyi bir yere davet etmiyorum. birkaç aydır nadiren. geçen sene evde durduğum az olurdu.
0
black holes in the sky
(03.05.26)
Hafta sonu çıkıyorum ama hafta içi işte hem zihinsel hem fiziksel olarak o kadar çok yoruluyorum ki bi an önce eve kendimi atmak istiyorum. Çok çok nadir işten arkadaşlar çıkışta bir şeyler içelim derse ve hava güzelse anca o zaman ortama uymak için kendimi zorlayıp katılıyorum.
0
truf
(03.05.26)
Haftada 2.

Spora gittigimi saymadim cünkü sosyallesme olmuyor o benim icin. Görev gibi yapip geri geliyorum genelde. Cok nadir arkadasimla gidiyorum.
-1
Purple life
(03.05.26)
hafta içi mesai ile geçtiğinde, hafta sonu evden çıkmayı hiç anlamıyorum. mecbur değilsem çıkmam. bu sebeple hafta içi etkinlikler daha işime gelir. ben de ayda iki falan diyebilirim.
0
lil siztah
(03.05.26)
çocuğu kütüphaneye parka falan götürmek için çıkıyorum haftada 4-5 kere
0
mezzosprite
(03.05.26)
geçici ve ekstra bi durum ama şu ara market dışında hiç çıkmıyorum. yemin ederim kombiyi tamire gelecekler diye heyecanlanıyorum o kadar yalnız ve aksiyonsuz kaldım bu ara. bi daha toplu taşımada şurada burada laf atıp sohbet etmeye çalışan ehtiyarlara kızmayacağım aramızda 30-35 yaş olmasına rağmen şimdiden çok iyi anlıyorum onları.
+1
der meister
(03.05.26)
Hafta içi akşamları 2-3 gün eve yakın stüdyoda yogaya gidiyorum. Onun dışında çok istediğim bir etkinlik olmadığı müddetçe evden işe, işten eve düzenini bozmuyorum. Gece hayatım hemen hiç yok. Canım çok isterse öğle yemeğinde alkol alıyorum. 22:00'den önce evimde olup uyku moduna geçmek istiyorum.
Hafta sonu ise hiking veya gündüz olmak kaydıyla sinema/tiyatroya gidiyorum.
Sonrasında 'iyileşmem' 3 gün sürdüğü için çok nadir kalabalık insan gruplarıyla bir şeylere dahil oluyorum.
0
auroraaurora
(04.05.26)
Ayda birden azdır ortalamaya vurunca.
0
peki madem
(04.05.26)
haftada en az 3 gün dışarıdayım.

çalıştığım günlerde de en az 3 gün dışarıda oluyordum.
0
rain when i die
(04.05.26)
Güneşli bir günse dışarıdayım. İstanbul yılın 220-240 günü güneşli. Yılın 10-11 ayı İstanbul'dayım. Kalan 1-2 ayda full dışarıdayım. İş dışında + tatil zamanı bütün gün eve girmem.

Gece çıkmasından bahsediliyorsa haftada en az 3-4. Güneşli bir günün akşamında 4-5.
0
gabe h coud
(04.05.26)
tamamen havaya bağlı yağmurlu ve soğuksa zorunlu işlerimi bile erteliyorum veya iptal ediyorum ama hava güzelse bağlasan bile durmam
0
alester
(04.05.26)
(10)

Eve gitmekten korktunuz mu hiç?

momento
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıd
İş yerinde olmadığım zamanlarda kendime nasıl katlanacağımı bilmiyorum. Belki de bu yüzden mesai bitince eve gitmek içimde tuhaf bir korku yaratıyor. Çünkü insan bazen en çok kalabalıkların içinde değil, dört duvar arasında kendi sesiyle yalnız kaldığında korkuyor. En zoru da, kaçtığın şeyin dışarıdaki dünya değil de kendi zihnin olduğunun farkına varmak.
0
momento
(02.05.26)
Kendini sevmiyor musun,bence sevmelisin. Sana senden fazla yararı da zararı da olabilecek insan sayısı oldukça az. Kendi kendine bu kötülüğü yapma,iyi geçin.
0
denizciman
(02.05.26)
bir kere korktum ev arkadaşımın intihar girişiminde bulunduğunu haber etmişlerdi. onun dışında eve gitmek hayatımda en sevdiğim şeylerden biri.
0
redlinetheturk
(02.05.26)
evettt tam olarak bunu yaşadım bi dönem. eve girince düşeceğim boşluklardan, gireceğim bunalımlardan aşırı korkuyordum, uyumaya giriyordum eve. ama geçti, geçer sizinki de, yardım alabilirsiniz
0
mezzosprite
(02.05.26)
her gün eve gitmeyi dört gözle bekliyorum
+1
king lizard
(02.05.26)
Ben de terapi öneriyorum, normal bir sıkılmaktan çekinme gibi değil bence durumunuz, daha derin.


Ben evin boş olduğunu duyduğum an işten bile erken çıkıp eve koşarım, evde yalnız zaman geçirmek kadar sevdiğim az şey var.
Sadece evde kimse yokken duş almaktan korkuyorum bunun da temelinde küçükken izlenen korku filmleri, depreme duşta ve yalnız yakalanma korkusu gibi şeyler var.
0
mutekebbir
(02.05.26)
ev değil o. zihninde 4 duvar olarak yer etmiş bir zindan. bir çok sebebi olabilir, orda yaşayıp biriken şeylerden yada seni oraya götüren sebeplerden yada tamamen senin standardlarının altında olmasından dolayı öyle hissediyorsun. değişim şart. sabah akşam aç karna sarı site'ye girmelisin:)
0
buenosdias
(02.05.26)
Komşu gürültüsü sorunun varsa geçmiş olsun sonsuza dek eve gitmek istemeyeceksin.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(02.05.26)
Tek başına yaşadığım için eve gitmeyi iple çekiyorum. Ama ailemle ve ev arkadaşıyla yaşadığım dönemlerde benim de gitmek istemediğim oluyordu.
0
peki madem
(03.05.26)
yaşamayan anlamıyor ya. kaçış tabii ki sonuna kadar. ve evle hiç alakası yok. büyük bir zorlanma dönemi, dışarda idare edebiliyorsun ama dört duvar arasında tek başına kalınca zihninden geçenlere katlanamıyorsun. beni kurtaran antidepresan + spor + mindfulness oldu
0
mezzosprite
(03.05.26)
kötü hissettiğim ve alkolün problem olmaya başladığı bir dönemde yaşamıştım bunu. eve gitmek istemiyordum çünkü çok sıkılıyordum ve içiyordum. normalde de öyle aktif yaşayan, farklı hobileri uğraşları olan biri değildim ama o dönem çok basit şeylerden bile uzaklaşmıştım.

o durum ortadan kalkınca geçti benim için problem. ha onun kendisi de başlı başına bir sorun ama bu konuda aşama kaydedebilirsen evde bulunma fikri daha az ürkütücü gelebilir belki. hatta daha iyisi "evden kaçmak" değil ama "faal bulunmak" motivasyonuyla dışarıda bir şeyler yapmak olabilir... istanbul'dayken ismek kursları bu açıdan iyi geliyordu bana akşamları. o tarz kurs olur çevre varsa birileriyle buluşmak görüşmek olur vs.
0
der meister
(03.05.26)
(12)

Vize almaya çalışan herkese soruyorum.

anaphylacticshock
Merhaba, Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim. Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diy
Merhaba,

Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim.

Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor.

Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diyor.

Vizeye başvururken kafanızda gelecekle ilgili, özellikle iş ve yaşam masrafları ile ilgili bir plan var mı merak ediyorum.

1) Başvurduğunuz ülkeye vize çıkarsa gidince ne iş yapmayı, nasıl geçinmeyi düşünüyorsunuz?

2) Başvuru yaparken gidince beni en az 6 ay idare eder diye güvendiğiniz bir birikim falan var mı?

3) Çalışma izni, oturma izni vs nasıl almayı düşünüyorsunuz?

4) Tam olarak amacınız ne? Neresi olursa olsun bir şekilde farklı bir ülkeye yerleşmek mi yoksa kafanızda daha net bir hedef ve plan var mı?

5) İşler planladığınız gibi gitmezse diye yedek bir planınız var mı?

6) Gideceğiniz ülkenin anadilini bilmiyorken resmi işlemleri, başvuruları nasıl halledeceksiniz?

Bu sorular vize almaya çalışan herkese. Cevaplayabilirseniz çok sevinirim.

Ben 8 ay içinde İngiltereye yerleşmeyi planlıyorum.
İlgim olan bir bölümde tezsiz yüksek lisansa başvurup gitmeyi düşünüyorum.
Ama asıl istediğim gidince orada çalışmak ve kalabilmek.
Devamlı gidince ne yaparım ne ederim, nasıl geçinirim, nasıl iş bulurum, okul ücretini nasıl öderim vs diye düşünüyorum.

Ben mi kafaya fazla takıyorum, biraz daha pervasız olup bodoslama harekete geçmek mi lazım bilmiyorum.
0
anaphylacticshock
(30.04.26)
ben ve çevremdeki herkes tatil-gezi amaçlı vize alıyor.
vize alıp kaçak olarak yerleşmeye çalışan görmedim tanımadım.

kafaya takmak gerek. kolay değil yurt dışına yerleşmek. iş bulup gitmek lazım.
kaçak gitmek isteyen oranı gerçekten az. çoğu tatil-iş amaçlı.
+4
jelly bear
(30.04.26)
Vize sorularını soran herkesin göçmek istediğini sanmıyorum. Seyahat için olabilir. İş için olabilir.
+5
peki madem
(30.04.26)
Schengen vizesi ile turistik amaçla bir ülkeyi ziyaret edersin. Bir ülkeye yerleşmek turist vizesi veya öğrenci vizesi ile olmuyor.

İlgin olan bölümde masterı yapıp çok yüksek ihtimalle dönersin Türkiye'ye. Zaman ve para sorun değilse denenebilir, 40 bin pound verip çıkmak koymayacaksa denersin

Herkes yapıyor ben de yapayım kafası hastalıklı bir kafa. Bir ev parası dökp Türkiye'ye geri dönmek şuan en yanlış iş ve Türklerin çoğu bunu yapıyor.
+3
runaway
(30.04.26)
ben de vize alınca sadece tatil amaçlı düşünüyorum . sana ingiltere için bir önerim var . yakın bir arkadaşım ingiltere'de yaşayan kız arkadaşı ile partner vizesine başvurdu ve orada yaşıyor. çalışma izni de var . kız arkadaşının evinde kalıyor .
ona sorarsan ; orada yaşanmaz diyor hava hep soğuk hep yağmurlu ve kapalı , sokaklar bomboş insan yok . orada yerleşik çok afgan ve ortadoğulu var kötü işlerde çalışıyorlar , ingiliz halkı da yabancılara 2. sınıf gibi davranıyor diyor yani rahatsızlık hissettiriyorlarmış . saat 16:00 da her yer kapanıyor sokaklar boş kalıyor herkes evinde ya da barlarda zaman geçiriyor diyor . ben hiç gitmedim bilmiyorum onun anlattıkları bunlar .
+2
devilone
(30.04.26)
burada acilan vize sorularinin %99'u turistik amacla alinan vize icin.
oturma izni, calisma izni gibi konularla ilgili nispeten az soru geliyor. bence iki vizeyi birbirine karistirmissiniz siz.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Daha önce 2 dönem Polonya'da erasmus yaptım.

Şimdi İngiltere'de bir PgDip programına başvurmayı düşünüyorum.

Öğrenci vizesi ile part time çalışma izni de veriyorlar.

Ama nerede iş bulurum, nasıl geçinirim, bölümü sever miyim vs diye düşünüyorum devamlı.
0
🌸anaphylacticshock
(30.04.26)
Yanlis soru. Is bulup giden zaten oradaki sirketin davetiyle gittigi icin boyle sorunlar yasanmiyor. Soylendigi gibi, bu soruyu soranlarin tamamina yakini turistik amacla ya da seminer konferans vs. amaciyla kisa donemli gitmek isteyen insanlar. Kendi kendinize vizeye basvurup orda yasamaya baslayamazsiniz.
+1
synesthesia
(30.04.26)
herhalde avrupa'da berlin, hamburg, köln, brüksel gibi türkonun, surinin, pakinin harman oldugu ve havanin bok gibi oldugu sehirlerden daha kötü bir yer varsa o da londra'dir :)
bari irlanda ya da iskocya düsünün de en azindan sadece havasi kötü dersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Kategorileri birbirine karıştırmışsın. O soruların neredeyse tamamı turistik amaçlı olan Schengen vizesiyle ilgili ve bu vizeyle Avrupya'ya gitsen dahi orada kalıp çalışamazsın. Kalıp çalışabileceğin (ve senin yıllar önce Erasmus için başvurduğun) vize tipi Schengen vizesi değil, D tipi ulusal vize. Ulusal vize başvurularında da red oranı çok çok düşük.

Yani öyle kafana göre "ben bir Avrupa'ya gideyim de iş bulur kalırım" diye düşünüp başvurduğun vize C tipi (yani Schengen) değil. D tipi vize.

İngiltere işine gelirsek, gidip yüksek lisans yapayıp sonra kalırım diyorsan yüksek lisans süresinde harcayacağın bütün para hesabında varsa (her ülkenin kendi tutar kriteri vardır, aylık 600 sterlindir atıyorum) o parayı gösterip ulusal vize alabilirsin. Zaten o para hesabında varsa da iş bulana kadar nasıl geçineceğin sorusu cevap bulmuş oluyor. O geçinecek para hesabında yoksa zaten vize alamazsın.

edit: Şöyle bir ekleme de yapayım. Turistik vizeyle gidip orada iş bulma durumunda da ulusal vize ya da oturum iznine orada başvuramazsın neredeyse hiçbir ülkede. Sadece Almanya geçen yıl böyle bir esneklik tanımıştı. Onun dışında diğer ülkelerde Schengen vizesiyle orada bulunuyor olsan bile uzun dönem vizeye ikamet ettiğin ülkeden başvurmak zorundasın.
0
himmet dayi
(30.04.26)
Gitmeyi baya niyetlenmiştim. Personeli olduğum firma bir dönem yurtdışına açılacak diye söylendi, o ara baya nasıl gidebilirim diye biraz düşünmüştüm ama yurtdışına açılış öyle kaldı. Hoş açılşa bile düşününce gittiğimde ev iş ekseninde bir hayatım olurdu. En azından burada tek başıma gidiyorsam olsa bile iyi kötü etkinliklere gidiyorum iş çıkışı.

Turistlik vize alıyorum +1. Vize alıp alıp yurtdışına gitmek daha cazip.
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Sponsor bulma kaygısı 10 sene önceydi. Şimdi maaş kriterini sağlayan iş ve sponsor bulması gerekecek. Bunu yapacak kişi zaten master gibi yollara girmez.
-1
runaway
(30.04.26)
Ingiltere'de "Ogrenci olarak gideyim sonra is bulup yerlesirim" mantigini oldurecek bir suru yasa cikartiyorlar haberiniz olsun.
Son iki yildir yasanan gocmen kirizi/politik savas yuzunden tum partiler gocmenleri engelleme pesinde, ozellikle Turkiye, Afganistan, Iran, Pakistan gibi ulkelerden gelenlere buyuk sikinti yasatacaklar.

Diger yazilan, sokaklar bos, kimse yok, sosyal hayat yok vs gibi laflar ise klasik "Ben adapte olamadiysam demek her yer boyle" kafasi.
Yerlesebilirseniz, sosyal hayati siz kurarsiniz, baskasinin size kurmasini beklerseniz hayat yok tabii ki.
0
quaker
(01.05.26)
(16)

20 dakikalık komedi dizisi

elorelia
beğenilenlermodern familybrooklyn 99friendscommunityabbott elementarybeğenilmeyenler himym (fazla karikatürize karakterler)the office (bu tarzı sevmiyorum)life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik. amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlar
beğenilenler
modern family
brooklyn 99
friends
community
abbott elementary

beğenilmeyenler
himym (fazla karikatürize karakterler)
the office (bu tarzı sevmiyorum)
life in pieces (modern family gibi ama nedense sarmadı)
30 rock izledik bi bölüm ama gülmedik.

amazon, netflix, hbo üyelikleri var. bu platformlarda olan benzer dizi önerisi istiyorum. karakterlerle bağ kurulabilen, duygusal bi yanı da olan dizi istiyoruz sanırım.

eklemeyi unutmuşum. scrubs, the good place izlendi beğenildi.
-1
elorelia
(30.04.26)
friends hariç sevdiklerimiz ortak gibi. Scrubs tam sizlik hem feel good tarzı komik hem de duygu yoğunluğu da yer yer yüksek tavsiye ederim ama disney'de var şu an sanırım. Ki yıllar sonra yeni sezonu da çıktı.

Onun dışında yine Ted Lasso da güzel bence ama o da apple tv'de ülkemizde yok anca malum yollardan izlenir. Onun da bu yaz yeni sezonu çıkacak birkaç sene sonra.

Bi de Derry Girls'ü tavsiye edebilirim, tipik sitcom gibi değil ama izlerken çok eğlenmiştim. Netflix'te var bu. Bu diğerleri kadar feel good mu tam emin değilim ama Troubles dönemi Kuzey İrlanda'da geçen dönem dizisi tadında bile izlenir. Onun dışında mizahı da bi Office kadar insanı geren bir mizah değil (office, its always sunny in philadelphia tarzı komedileri izleyemiyorum ben maalesef başkaları adına utanmaktan asjdsjd)
0
nundu
(30.04.26)
coupling. platformlarda var mi bilmiyorum.
+4
lemmiwinks
(30.04.26)
Thats 70s show?
0
eja
(30.04.26)
Tabii ki THE GOOD PLACE, komik, duygusal ve bag kurduran her sey var. Basi sonu belli ve cok guzel baglayarak bitirdiler, boslukta kalmadi.

Ted Lasso'yu komedi sinifina koymazdim ben ama Nundu bahsedince fikir belirteyim dedim, cok duygusal ve derinligi olan bir oyku bazen mizahi de olabilen anlarla anlatilmis. Yeni sezon gelmeyecek diye son sezonun iki bolumunu seyretmedim bitmesini istemiyorum cunku o kadar guzel.
+3
warrior princess
(30.04.26)
the office sevmemeniz üzücü olmuş izlediğim en iyi komedi dizisi. ilk sezonu izleyip cringe bulduysanız vazgeçmeyiniz.

zamanında ben de böyle bi soru sormuştum:
www.eksiduyuru.com
+1
jelly bear
(30.04.26)
The Big bang theory? Modern family'den sonra en sevdiğim sitcom dizisidir.

The good place +1

Bir de tam komedi sayılmaz ama iyi hissettiren bir dizi: nobody wants this
+2
fraise
(30.04.26)
lillyhammer netflix.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
Seinfeld
+1
nothing in my way
(30.04.26)
Happy Endings
0
peki madem
(30.04.26)
Hacks ve Two Broke Girls ekleyebilirim gönül rahatlığı ile.
+2
denizmaniaherif
(30.04.26)
Schitt's Creek ve Louie
+2
devilone
(30.04.26)
curb your enthusiasm.
fleabag.
it's always sunny in philadelphia.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Schitt's creek +994848382
Ara ara dönüp izliyorum kesitleri.
The office ve 30 Rock nasıl sevmediniz anlamadım. Bence 30 rock biraz daha zaman verin, gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birine bir bölüm biraz az olmuş.
Onun dışında biz de hanımla izliyoruz böyle bizim sevdiklerimiz;
Raising hope
Ghosts ama ingiliz versiyonu
Parks and rec
What do we do in the shadows
The it crowd
Black books

Animasyon olursa;
Bob's burgers
King of the hill
0
logisticsmanager
(30.04.26)
The Good Place +3
Seinfeld +2


Animasyon olursa;
Family Guy
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Coupling yazmaya geldim ama zaten yazılmış direkt +1 vereyim.
0
kimlanbu
(01.05.26)
it crowd
0
renegade
(01.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.