Giriş
(5)

bir vize sorusu daha - pasaport fotokopisi mevzusu

semaforo de medianoche
uk vizesi başvuru sürecindeyim. pasaportun tüm sayfaları taratın diyolar da 40 sayfa pasaport bende sadece 2 sayfası dolu. 40 sayfa çek çek bitmez baya boyut da kaplar sisteme upload ederken o da sıkıntı çıkarabilir. bunun hepsini çekmemiz gerekiyor mu gerçekten sadece dolu kısımları çekmek yerine?
uk vizesi başvuru sürecindeyim. pasaportun tüm sayfaları taratın diyolar da 40 sayfa pasaport bende sadece 2 sayfası dolu. 40 sayfa çek çek bitmez baya boyut da kaplar sisteme upload ederken o da sıkıntı çıkarabilir. bunun hepsini çekmemiz gerekiyor mu gerçekten sadece dolu kısımları çekmek yerine? veya götürüp onlara versek oluyor mu self upload seçeneğiyle ilerliyorum ama.

bir de biyometrik foto götürücem ama bunu sanırıp upload etmiyoruz direkt fiziksel olarak götürüyoruz sadece?
0
semaforo de medianoche
(07.03.26)
dolular yeterli
0
ahoy kaptan
(07.03.26)
Hepsini çekmeniz lazım diye biliyorum. Bunu özellikle eksik sayfa var mı diye istiyorlar. Ben başvurduğumda tüm sayfaları çekip yer kaplamasın diye worde yapıştırıp pdfe çevirip öyle yüklemiştim. Self upload dediyseniz sizin yüklemeniz gerek.
0
Amaranta ursula
(07.03.26)
hayır sadece dolu sayfaları çekeceksin. foto orda çekmişlerdi ben götürmedim. sadece randevu kağıdı ve pasaport yeterli.
0
jelly bear
(08.03.26)
İlgili ekranda uyarı var. Boş da olsa tüm sayfaları çekin diye.

Galiba online vizeye geçtiğinden beri tüm sayfaları istiyor (ya da vfs'ye geçtiğinden beri.). Önceki başvurularda uyarı var mıydı hatırlamıyorum ancak en son kasımda baktığımda boş da olsa diye özellikle belirtmişlerdi.

Geçtiğimiz 3 yılda başvurularda sadece dolu sayfaları vermiştim. Ama sayfada uyarı yoktu.
0
nickini vermek istemeyen uye
(08.03.26)
Yakın zamanda arkadaşım başvurdu. Dolu boş tüm sayfaları çekmesi gerekti.
0
peki madem
(08.03.26)
(32)

Odanıza kimlerin posterlerini astınız?

michael_knight
Ergenlikte, gençlikte. Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
Ergenlikte, gençlikte.
Yetişkin olup da bunu yapan yoktur di mi?
-1
michael_knight
(27.02.26)
ben Kermit'in posterini asmistim. hala saklarim onu.

millet de simdi sadece kermit'e ilgim vardi zannedecek.
ek olarak Enrique Iglesias, Ricky Martin, Vahsi Güzel'deki Ivo ve Antonio Banderas gibi latino hottie'lerinin posterlerini asmistim. büyüdügümde kani kaynayan, civil civil, sicak iklim insani bir latino ile evlenicem ve denize yakin bir yerlerde yasicam zannediyordum.

avusturyali ile evlendim. dagda yasiyorum.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Metallica - James Hetfield (Solist)

Blue Jean dergisi posterler verirdi, hey gidi günler.
+4
kimlanbu
(27.02.26)
national geographic’in hediye ettiği kocaman bir dünya haritam vardı. aslında küçükken backstreet boys’un büyük hayranıydım ama onların posterini asmamıştım niyeyse.

edit: şöyle bir anı geldi aklıma: ilkokul yaşlarındayken ailecek bir misafirliğe gitmiştik, birkaç aile vardı. sonra odaları gezdirirlerken evin ergen oğlunun odasında nicole kidman posteri gördük. kızıl kıvırcık saçlı hali. babam dahil oradaki tüm babaların “ooooooyyhhhh” diye kahkahalarla eridiklerini hatırlıyorum. o zaman cinsellik nedir çözememiş bir bünye olarak çok şaşırmıştım tepkilerine. gidip posteri incelemiştim yakından.
+3
eileengray
(27.02.26)
Kişi posteri vs asmadım ama ben de @eileengray gibi dünya haritası asmıştım Atlas'ın sayılarının birinde verilmişti.
+1
Amaranta ursula
(27.02.26)
Şahıs posteri asmadım da bir tane panom vardı, ona antin kuntin elime geçen şeyleri asardım. Aile evinde duruyor hatta hala. Bir de her sene penguen/uykusuz takvim verirdi onu asardım
0
cay koy geliyorum
(27.02.26)
Gs takim posteri ve Kiraç :( allah affetsin
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
İlkokul - Kenan Doğulu (Üzerine kalp de çizmiştim.)
Ortaokul - Brad Pitt
Lise - Che Guevera (Solcu zamanlarım.)
+2
auroraaurora
(27.02.26)
asanlara özenmişimdir ama hiç asmadım. ailevi yapı ile alakalı herhalde
-1
kondansator
(27.02.26)
2002 dünya kupası kadrosu maç öncesi fotoğrafı
0
artıküyeolmakistiyorum
(27.02.26)
Üniyi bitirip arkadaşlarla eve çıktıktan sonra kendi odam olmuştu. Baya 21 yaşında falandım heralde. Tavana Teoman' ın tam boy posterini asmıştım, yatağımın tam üstüne. odanın duvarı da a4 e bastığım şarkı sözleriyle doluydu, straight erkeğim :)
+3
kumandanim
(27.02.26)
depeche mode 37 yaşındayım asılıdır.
+2
HellKeePer
(27.02.26)
Tarkan
+1
black holes in the sky
(27.02.26)
Banu Alkan
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
Tarkan'ın dev posteri ve Luke Perry re: evimiz hollywood'da :-)
+1
euteamo
(27.02.26)
f1 dergisinin verdiği renault r25 posteri vardı. onu çerçeveletip asmıştım. hala duruyor.
+1
inheritance
(27.02.26)
@kimlanbu Blue Jean diyince bi duygulandım yaaa
bi dergi daha vardı öyle ama adını unuttum. ne kadar popülerdi böyle şeyler. dergiye yazı gönderenler olurdu onlar da yayınlardı falan.

ben o zamanlar tokio hotel grubunun hayranıydım onun posterini asmıştım.
+1
Sadece soruyorum
(27.02.26)
Poster sayılır mı bilmem ama Küçük Prens ile Harry Potter ahşap tablosu var.
0
m e b
(27.02.26)
Aile evinde izin yoktu poster asmama şimdi kendi evimde her yere astım o nedenle :) Çerçeveledim ama en azından. Misal:

www.jpl.nasa.gov
0
peki madem
(27.02.26)
ricky martin
+1
pide
(27.02.26)
Kurt cobain ve RHCP posterleri vardı. Anthony kiedis posterde tek olsa onu asmak isterdim ama dergiler grup olarak veriyordu hep. Ortaokulda falandım, kurt cobain zaten çoktaaan ölmüştü ama işte imkansız aşkın verdiği o his:) sonra zaten poster merakım falan kalmadı, günümüzde ergen olsam jason momoa posteri asardım :d
+3
kullanicadi
(27.02.26)
Blue <3

Ayrıca üzümlü kekim Lee Ryan'ın tek başına olduğu bolca posterim de vardı
0
sadakatsiz
(27.02.26)
lee ryan fanlari toplaniyor

blue, leo di caprio ve tiziano ferro
0
ala09
(27.02.26)
Ortaokul-lise döneminden hatırladığım sadece Kevin Garnett var poster olarak astığım, NBA tarihinde en sevdiğim oyuncu. Onun dışında aklıma gelmedi düşündüm de. Üniversitedeyken de bi ara, henüz bu kadar çorabından çarşafına her yerde karşımıza çıkmıyorken the great wave off kanagawa posteri asmıştım.
+1
nundu
(27.02.26)
athena, şebnem ferah, hayko cepkin, lebron james.

utanarak: gökhan özen.
+1
summerjam0306
(27.02.26)
Çok poster astım
Ortaokul; burakkut, ricky martin, leonardo dcaprio
Lise; backstreet boys, the beatles, the cranberries, rem, no doubt,
Üniye geçince; dünya haritası ve sanatsal işler
0
love and trust
(27.02.26)
ha bu arada daha okula gitmediğim dönemden itibaren duvarımda altında ülke bayrakları olan dünya haritası hep asılıydı. Onu saymadım poster olarak ama şu an coğrafya nerdü biri olmamın ilk uyaranlarından biri odur muhtemelen :d
0
nundu
(27.02.26)
avril lavigne ve evanescence asılıydı.
0
yap desem yapmazsin he
(27.02.26)
avril lavigne
ozalitte a2 çıktılar alıp odanın 4 bir tarafına asardım. 2005-2008 arası mal zamanlarım.
+1
plastic_angel
(27.02.26)
poster denebilir mi emin değilim ama 25 yıldır Moonspell solisti Fernando Ribeiro nun 1 metreye yakın güzel bir fotoğrafı odamı süsler .
not: yetişkinim
0
devilone
(27.02.26)
Evanescence
Linkin Park
Red Hot Chili Peppers
Şebnem Ferah
Teoman vs...
Alakasız isimler de vardı, Beyonce gibi, Gwen Stefani gibi, o kadar çoktu ki hepsini hatırlayamam.
Aile evinde buna iznim yoktu yıllarca Blue Jean'den çıkan posterleri sakladım, üniversitedeki odama hepsini astım, nasıl yokluktan çıktıysam ilk yıl odamda postersiz tek bir cm bile yoktu, duvar kağıdı gibi döşemiştim.
Yurtta kapıyı çalıp "odana bakabilir miyiz" diyenler oluyordu ilk zamanlar.
+2
mutekebbir
(27.02.26)
Freddie Mercury
0
turkuaz
(27.02.26)
Micheal Jordan ağırlıklı Chicago Bulls posterleri vardı odamda. O zamanlar jordan'ın prime dönemiydi. Scotie Pippen, Dennis Rodman falan güzel kadrosu vardı Bulls'un. Hey gidinin 90'ları
+1
faberkastelli
(28.02.26)
(20)

Ülkenin başına geçer miydiniz?

michael_knight
Hayali bir senaryo;10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz. Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz. Kabul eder miydiniz?Bir şirket
Hayali bir senaryo;
10 yıl ülkenin başına geçecek ve önemli kararları siz vereceksiniz.
Göreviniz sırasında da sonrasında da başınıza bir bela gelmeyeceğini de garanti ediyorum. Görev sonunda aşırı zengin veya fakir de olmayacaksınız, mevcut halinizde devam edeceksiniz.

Kabul eder miydiniz?

Bir şirkette 10 kişinin müdürü olmanın bile ne kadar stresli olduğunu, dört yakın arkadaşınıza netflix’ten filmi siz seçince beğensinler diye nasıl ter döktüğünüzü de hatırlayarak karar verin.
10 yıl boyunca birilerini ölmesi, sakat kalması, işsiz kalmasına sebep olacak kararları da almak zorunda kalacaksınız.
Kabul ediyor ve yarın göreve başlıyor musunuz?
-1
michael_knight
(26.02.26)
Yazdım yazdım sildim. Geçmem ülkenin başına. Başkası alabildiğine s.çacak ben temizleyecem, yok öyle bok. Bana destek olmayacak halkın sorumluluğunu almam.
0
yaren
(26.02.26)
ulkeyi bundan daha kotu bir duruma sokmak cok zor, o yuzden tahminim ortalama ya$, zeka ve egitime sahip her akli basinda adam/kadin kabul eder bunu.
+8
cooperr
(26.02.26)
bu yetkilerle kesinlikle geçerdim. 10 seneye de ülkeyi düze çıkarırdım.
0
gercekdunya
(26.02.26)
o iş bize kalmaz. kalırsa da bu kadar lümpenin derdini çekemem. ülke çok büyük ve geri kafalı.
0
mikahakkinen
(26.02.26)
Tabiki geçerim. Ülkeyi yönetebilecek zeki ve milletin refahını düşünüp kendini düşünmeyen kaç kişi olur ki benim gibi?
+1
etna
(26.02.26)
abi şu an başkalarının kararları yüzünden ölen, işsiz kalan vs. bizler değil miyiz zaten? kaç kişi yarına sağ veya cebinde rahat edeceği kadar parayla çıkabileceğinden emin ki? saydığın olumsuzlukları zaten vatandaş yaşıyor, sen üstüne 10 sene ülke yönetimi deyip dokunulmazlık veriyorsun. ben talibim göreve hehe.
+1
der meister
(26.02.26)
Evet.
+2
gabe h coud
(26.02.26)
Başına geçer, iyi manada da içinden geçerdim, sonrasında bırakın beni seçmeyi can güvenliğim olmayabilirdi.
Bizim toplumun anladığı tek şeyin ceza olduğunu düşünüyorum, alabildiğine disipline etmeye çalışırdım baştan sonra, kendim de dahil. Edebilirsem sonrasında da hakediyorlarsa sonsuz sevgi gösterirdim ama önce di sip lin.
+1
kumandanim
(26.02.26)
geçmem. klavye başından eu4 yönetir gibi yönetme şansım varsa olur yoksa bırak 5 seneyi 1 sene bile dayanmaz ülke.
0
gule gule
(26.02.26)
Geçmem ülke nasıl yönetilir pek bilmiyorum.

ibb.co
+2
kizil karga
(26.02.26)
10 yıl boyunca seçimle ya da darbeyle iktidardan inmeyeceksem yaparım. çünkü bu ülkenin en büyük problemi uzun vade düşünememek.
+1
co2s2
(26.02.26)
Ben bu haliyle de geçerdim ama ülkeye sanırım çok radikal kalırım. Rüşvet vs alanlara savaş açardım. Eğitimde dinsel olguların hepsine savaş açardım. Cemaat ve tarikatlerin tüm işletmelerinin canına okuyacak derecede denetimden geçirirdim. Trafik cezaları ve diğer kamusal alanda işlenen suçlara müdahalede rütbesi farketmeksizin polislere yakaladıkları her suçlu için prim veririm, dava açılıp ceza aklanırsa da primi geri alacak bir kontrol balans mekanizması kurarım. Ve bu parasal cezalar çok yüksek olur.
+1
Unde bach canim
(26.02.26)
eskiden olsa geçmem derdim ama şu anki halimle geçerdim.

alacağım kararların hiçbiri ama hiçbiri siyasi yönde olmazdı, tamamen sıradan bir vatandaş olarak tamamen sosyokültürel yönde olurdu. siyasi sayılabilecek tek kararım mutlak anlamda işinin ehli olanları o alanda yönetici yapmak olurdu. geri kalan kararlarımın kısmı türkiye'yi tamamen kocaman bir "çoğunluğun rahatlığı için aşırı kuralcı ülkeye dönüştürmek üzerine olurdu. hiç şaka yapmıyorum, sahil boyunca halay çeken kıroların ev hapsi, yüksek sesle keko şarkıları açan tiplere zorunlu çöp toplama görevi, yürüyen merdivende solda bekleyenlerin toplu taşımaya bilinmemesi, ülkenin imajını zedeleyen her türlü taksici, turizmci, keko-mafya kırması köpeklerin toplumdan izole edilmesi ve mal varlıklarına el konulması, toplumsal refahı yerinde olmayıp da ülkeye düşman kesilen ama hala üremekten geri kalmayanlara doğum yasağı getirilmesi, belli bir zümreye genellenebilecek suçları işleyenlere aile boyu müebbet vermek, bir alanda artık insanların yapmaktan korkacağı iyilikleri veya günlük rutinleri bozanlara idam getirmek gibi şeyler ne güzel olurdu.
+2
m e b
(26.02.26)
geçerdim. ve iyi de yönetirdim bence ya.
%100 adil davranırdım herkese ve her şeye.
-1
matilda
(26.02.26)
10 yıla gerek yok. Hukuk sistemi düzeltip bağımsız hale getirsem, suçlunun cezasını çekeceği bir sistem kursam yeter. Gerisi zaten düzelir. Böyle bir sistemi kurup tam anlamıyla işletmek en fazla 1 senemi alır. Hukuk sistemi düzelirse, eğitim, sağlık ve ekonomi düzelir. Cezayı gören suç işlemekten korkar ve her şey yoluna girer.
0
scudman1
(26.02.26)
Hayır
0
peki madem
(26.02.26)
Bu ülkenin sorunu eğitim. Eğitim de ailede başlar. Çocuğunu eğitecek eğitimli aile için 10 sene yetmez, en az bir kuşak gerekir.
+1
Mirket
(26.02.26)
Ben bunu yaptım gibi bir şey.
Democracy diye bir oyun var. Oyun diyorum ama metin bazlı bir şey. Öyle çiftçiyi koyunlara yolla, şuraya fabrika kur gibi bir şey değil.
Bir ülkenin başına geçip, yönetiyorsunuz. Vergi politikası, müfredat, atıyorum eşcinsel evlilik legal olsun mu falan baya her şeye karar veriyorsunuz. Verdiğiniz kararlara göre de olaylar şekilleniyor. Örneğin içkinin vergisini çok düşürdünüz, toplumdaki bağımlılık oranı yükseliyor gibi.
Geçtim Türkiyenin başına. Arkadaşlar kolay olmadı ama sıfır şaka, belli bir süre sonra ilim irfan yuvasına çevirdim. Uçuyordu memleketimiz uçuyordu. Nobeller yağıyordu topraklarımıza.
Derken bir gün bir uyarı baloncuğu çıktı karşıma. Süikasta uğradım lan. Ciddi ciddi süikaste uğradım.
"Neden okullarda çocuklarımıza evrim teorisi öğretiliyor" diye adını hatırlamadığım sakallı bir örgüt süikast düzenlemiş bana.

Yani hayır, geçmem.
+3
cay koy geliyorum
(26.02.26)
mevcut halimle devam edeceksem hayır. bi çiftlik evi, bir yaz çiftliği ve daimi şoförlü araç isterim. kesintisiz on yıl, seçim yok, bitince de güzel bi emekli paketi de eklerseniz, hepinizi piremsesler gibi yaşatırım köftehorlar.
0
klassno
(26.02.26)
Çok isterdim ya bazen hayalini kuruyorum, şunu şöyle düzeltirim, şuna şu görevi veririm, şunu şöyle değerlendiririm gibi. İdealist bi öğretmenle konuşuyorum mesela onu milli eğitim bakanı yaparım diyorum içimden, o tarz
0
mezzosprite
(27.02.26)
(7)

Dili agir olmayan ingilizce kurgu dışı/ kuram kitap önerisi

japon balığı
Seviyesi b2 civarında olan birine ne okumasını önerirsiniz. Biraz ilgi çekici olursa tadından yenmez.
Seviyesi b2 civarında olan birine ne okumasını önerirsiniz. Biraz ilgi çekici olursa tadından yenmez.
0
japon balığı
(20.02.26)
kaset
(20.02.26)
Mary Roach olabilir belki?
0
peki madem
(20.02.26)
Tarihe ilginiz varsa:
Destiny Disrupted: A History of the World Through Islamic Eyes
0
auroraaurora
(20.02.26)
Factfulness
0
Purple life
(20.02.26)
hocam kurgu disi icin ilgilendiginiz konu onemli. ne tur seviyorsunuz tarih, felsefe, bilim, sosyoloji, ekonomi ona gore yazar insanlar.
0
antikadimag
(20.02.26)
@antikadimag
Sosyoloji, siyaset bilimi, politika
0
🌸japon balığı
(20.02.26)
guy debord- the society of the spectacle. neredeyse manifesto gibi cümle cümle ayrılmış bir kitap.
0
eileengray
(21.02.26)
(9)

Kart limitleriniz değişti mi ?

orpheus
yeni çıkan yasaya göre 15 şubata kadar bankalar kart limitlerini düşürecekti. şu ana kadar benim limitlerimden değişen olmadı. sizde durum nedir ?
yeni çıkan yasaya göre 15 şubata kadar bankalar kart limitlerini düşürecekti. şu ana kadar benim limitlerimden değişen olmadı. sizde durum nedir ?
0
orpheus
(17.02.26)
değişmedi. benimki yasal sınırlarda.
0
gabe h coud
(17.02.26)
benim de değişmemiş. sağlık ve eğitim harcamalarını ayırmak için bankalara 3 ay süre verildi diye okumuştum. bir ihtimal o süre sonuna kalabilir gibi geldi limit düşürme işlemleri.
0
hobolo
(17.02.26)
@gabe
bunu sormadığımın çok açık olduğunu düşünüyorum.
yasal sınırda olan bir kartın limiti neden düşürülsün ?
0
🌸orpheus
(17.02.26)
değişmedi.
Sadece yapı kredi kararın ilk iletildiği gün limitleri değiştirmiş. sonrasında tüm bankalara mayısa kadar süre berildi zaten.
0
nuevo
(17.02.26)
3 ay süresi var
0
jelly bear
(17.02.26)
Şöyle bir ilginçlik oldu ki banka rutin olarak benim limiti arttırıyor. Limiti x'e yükseltmek istiyor musun diye soruyor hayır diyorum 3 kere hayır deyince kendiliğinden yükseltiyor (ki limitimin taş çatlasa en fazla %40'ını kullanmışımdır yani problem harcamalarım da değil) ben düşürüyorum. Ama en son fark ettim ki bu sefer verdiği x öncekilerin 3te biri gibi. Bu şekilde bir düşüş oldu yani.
0
peki madem
(17.02.26)
Ykb geçen ay yarı yarıya düştü. kart kullanımı düşürülen limitin % 15 i
0
obscure
(17.02.26)
Benim gecen haftalarda degisti. Yari yariya dusurduler.
0
ghilleinthemist
(17.02.26)
Bazıları değişmiş, hiç kullanmadığım bir kartım vardı hiç değişmemiz. değişenler de haberde yazan %20'ye düşecek yerine daha az düşmüş, %30-%60 aralığında gibi geldi .
0
atom karincanin torunu
(17.02.26)
(11)

Maaş artışı olmadan müdürlük.

Mcfly
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek m
Mevcut işimi yapmaya devam edeceğim ek olarak 2 ekip arkadaşım da bana bağlanacak ama üst yönetim senin maaşın zaten yüksek müdür seviyesinde bi iyileştirme yapamayız diyor. Böyle bi müdürlük pozisyonunu ister miydiniz? Soru kabul eder miydiniz değil, çünkü sorulduğu zaman bence yok yapamam demek mümkün değil :)
+1
Mcfly
(16.02.26)
o şirketten 1 yıl içinde ayrılıp pozisyonu koruyarak daha iyi maaş ile devam edebileceksen olur.
+8
orpheus
(16.02.26)
Sorsalar istemezdim, çoğu kimse istemez.
Ama mecburiyse, durumu yani maaşı değiştiremeyeceğinize yüzde yüz eminseniz boşuna kendinizi de, yöneticilerimizle ilişkinizi de yıpratmayın.

Yeni title’ınızla birlikte hem başka işlere bakmaya başlayın hem de şirkette maaşı yükseltebileceğiniz fırsat ne zaman olur diye bekleyin.

Elbette sorumluluk artıyor, baş ağrısı artıyor ama mecbursa bu durumdan kazançlı, keyifli çıkmak için elinizden geleni yapın.
0
michael_knight
(16.02.26)
sen müdür olduktan sonra ekibe bir kişi daha katılacak mı? öyleyse yeni iş bakmak için iyi bir fırsat. almayacaksalar da yeni bir işe geçene kadar sabredilebilir, işleri biraz da diğer arkadaşlara aktarmanız gerekecek.
0
ahmet oturum cerezi
(16.02.26)
istemezdim
0
abelardo
(16.02.26)
Yaparım. Yaptım. Bir sene sonra ya piyasa fiyatına getirirler ya da başka iş bulursun. Mis.
+2
gabe h coud
(16.02.26)
İmza yetkisi vericeklerse araba+iyileştirme isterdim. İmza yetkisi demek sorumluluk demek.
0
love and trust
(17.02.26)
Eğer "Müdür" ünvanı kısa sürede daha iyi şartlarda başka bir şirkete geçmemi sağlamayacaksa istemezdim. Aynı işi yapan üç çalışandan biri olmak varken neden durup dururken neden arkadaşlarımın performansının sorumlusu olayım?
0
salihdt
(17.02.26)
Hiçbir şekilde yönetici olmak istemiyorum o nedenle hayır.
0
peki madem
(17.02.26)
İstisnai olarak yöneticisi seviyesinde maaş alan çalışanlar olabiliyor. Onlardan biriysen olabilir.
Bir sonraki zam döneminde yeni pozisyonuna göre değerlendirme yapılacaksa neden olmasın.
0
burfak
(17.02.26)
burfak iyi bir noktaya barnak basmış. kariyerinde ilerlemek isteyenler için iki yol var beyaz yakada. sme olacaksın, subject matter expert ya da mödür. sme olan bir kişi örneğin sap basis için, canavar gibi para alır. direktör maaşı bile alır ama ekiple beraber çalışır, emrinde kimse yoktur. sor soruyu al cevabı insanıdır. müdürlerin de her konuyu uzmanı gibi bilmesi gerekmez (bazı saykolar bilir ama onlar istisna) onların da ekibi yönlendirmesi, eğitim ihtiyacı varsa aldırması, verilen hedefi verilen kaynaklarla yakalaması gerekiyor. gerekirse kolları sıvayacak ama gerekiyorsa ya müdürlüğü yapamıyor ya da şirketin eksik bir yanı var. neyse olay bu değildi. aklıma gelmişken yazdım. mansplaining gibi de duruyor. silmiyim dursun bari. bitti tamam.
0
gabe h coud
(17.02.26)
Kabul ederdim.Turkiyede isler title ile ilerliyor. O title'i almak onemli gelecegin acisindan.Bir de istemiyorum dersen ne olacagini dusundun mu? Belki basina yeni biri gelecek daha kotu olacak.
0
turkuaz
(17.02.26)
(8)

Biten bir ilişki - istanbul alkollü yemek

kojonotsuki
biten bir ilişkinin son demlerinde, kadın kişiyi cuma akşamı yemeğe davet edeceğim. ikimiz de maslakta yaşıyoruz. şarap sever kendisi. abartı bir ambiyans olmasın istiyorum, ama güzel, keyifli bir yer olsun.şans lokantası dedi birisi, ismi garip hissettirebilir karşı tarafa.kanyon'daki gina nasıldır
biten bir ilişkinin son demlerinde, kadın kişiyi cuma akşamı yemeğe davet edeceğim. ikimiz de maslakta yaşıyoruz. şarap sever kendisi. abartı bir ambiyans olmasın istiyorum, ama güzel, keyifli bir yer olsun.

şans lokantası dedi birisi, ismi garip hissettirebilir karşı tarafa.

kanyon'daki gina nasıldır? deneyen var mıdır?

sarıyer, levent vs. taraflarda önerilerinizi alırım.

cuma akşamı 8-8.30 civari düşünüyorum
0
kojonotsuki
(12.02.26)
seraf vadi
0
gabe h coud
(12.02.26)
@gabe ofisim serafın dibinde. ayağıma çağırmak gibi dursun istemedim. başka öneri alırım ama
0
🌸kojonotsuki
(12.02.26)
Venge
Tahtasaray
Luna Rossa
0
gabe h coud
(12.02.26)
Venge -1 diyorum zira baktım o akşam GS maçı varmış o nedenle aradığınız ortam olmayabilir.
0
peki madem
(12.02.26)
abartı olmadan keyifli bir yer olarak apartıman’ı (yeniköy) önerebilirim.
0
eileengray
(12.02.26)
@peki madem, şansa GS maçı varmış evet...
0
🌸kojonotsuki
(12.02.26)
@konusma ben,

mikla güzel evet. buluşmadan caydırmayacak, gelirken onu çok yormayacak bir lokasyon istiyorum ama. biraz uzak maalesef
0
🌸kojonotsuki
(12.02.26)
arkestra geldi bir de aklıma.
0
eileengray
(12.02.26)
(14)

Kitap okuma klübü var mı?

michael_knight
Yabancı filmlerde görüyorum sadece. “ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
Yabancı filmlerde görüyorum sadece.
“ şu tarihe kadar şu kitabı okuyup bitiriyoruz sonra bir araya gelip üzerine konuşuyoruz” temalı bir etkinlik biliyor musunuz?
0
michael_knight
(12.02.26)
Bir zamanlar Feyste dünya kadar öyle grup vardı. Bir bak bence. Hala vardır belki.
0
Mirket
(12.02.26)
Melikşah Altuntaş
Flu TV
Begüm Çakır
Ebru Aykaç

Şu an aklıma gelenler bunlar. Youtube ya da Instagram sayfalarına bakarsanız bulursunuz.
0
anatomik
(12.02.26)
kobuzchu kiz
(12.02.26)
fotrsapka
(12.02.26)
online mı yüz yüze mi, hangi şehirde? detay verebilirseniz daha nokta atışı önerilerde bulunabiliriz. Örneğin İzmir derseniz Yakın kitabevinin ve farklı organizasyonların kitap/okuma kulüpleri var.
0
Phoebe
(12.02.26)
Çok teşekkürler arkadaşlar. Bol bol varmış.
@phoebe katılmak için değil de genel olarak merak ettiğim için sormuştum.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Orhan Şener Deliormanlı yutup kanalı.
0
yurtsuz john
(12.02.26)
emrah sefa gürkan codex adlı program ile her hafta yapıyor. önceden kitap ismi veriyor sonra o kitapla ilgili çok güzel bir program yapıyor. flu tvdekini tavsiye etmem çok uzun ve ilker hoca sulandırıyor.
0
ground
(12.02.26)
İş arkadaşımın arkadaşlarıyla bir grubu var böyle. Sırayla seçiyorlar. Arada anlatıyor ben de oradan biliyorum.
0
peki madem
(12.02.26)
Dahil olduğum iki kulüp var, eğlenceli ve güzel oluyor. Az kişi ile yüzyüze olan grupları daha verimli buluyorum kendi açımdan. Online olanda devamlılık sağlayamadım.
0
hayalhayal
(12.02.26)
kulüp var da klüp yoktur bence. bol bol oku bence de işine yarar belki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(12.02.26)
@yazar yazmaz, ne dediğimi anlayabiliyorsan kurduğum cümle amacına ulaşmış oluyor.
Böyle gereksiz konularda kurallara aşırı sıkı bağlanıp başka insanların kalbini kırıp canını sıkacak kadar ileri gidenlerin çok mutsuz ve zeka konusunda sorunlu insanlar olduğuna inanıyorum. Umarım sen öyle biri değilsindir.
Kib, bye.
-2
🌸michael_knight
(12.02.26)
tabii canım ne dediğini anlıyorsam her şeyi yanlış yazalım ne olacak sanki. çok haklısın ebu cehil.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(13.02.26)
eger felsefe, sosyoloji ve psikoloji seviyorsaniz pelin dilara colak'in athenaum kitap kulubu var. okunan kitaplar ve bulusmalar icin buraya bakabilirsiniz:
www.athenaum.tr
0
Sour
(13.02.26)
(22)

Çorba içiyor musunuz

arbre
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
Çocukken mercimek çorbasının içine ekmek parçalayıp yiyordum. Çok seviyordum. Yaş ilerleyince çorba sevmez oldum. Keyifsiz, tatsız bir şeye dönüştü. Allah affetsin, fakir yemeği gibi geliyor. Neden böyle oldu? İlkokulda hep sağlıklı olduğu söylenirdi.
-14
arbre
(09.02.26)
İçerim severek içerim hatta sadece 2 tabak çorba içip bitirdiğim öğünler olur.
Ama sevdiğim güzel çorbalara. Bazısı gerçekten kötü oluyor
0
basond
(09.02.26)
Kendim yapmayı pek sevmem. Uzun süredir mercimek hariç de yapmadım. Ama annemin yaptığı hemen her çorbayı içerim. Hastayken muhakkak çorba içerim. Yapamayacak durumdaysam dışarıdan söylerim.
0
black holes in the sky
(09.02.26)
En köylü özelliğim çorba sevmem olabilir.
+1
kizil karga
(09.02.26)
İçmiyorum, sevmem de.

Hasta olduğum zamanlarda sadece kelle paça çorbası içiyorum.
0
purplee
(09.02.26)
Domates çorbasına bayılırım kaşar ile.

Bu arada dinlenme tesisi soğuğunda somun ekmekle içilen mercimek çorbasına bayılırım o lezzet sadece o ayaz havada güzel.
+2
Hallegadola
(09.02.26)
Bizzat kendim yaptığım, yapmışken de en az 10 kavanoz da konserve olarak ayırdığım çorbalar;
Kelle
İşkembe
Ayak
Dil/beyin
Mercimek
Ezo
Et çorbası
+1
ground
(09.02.26)
Çorba sağlıklıdır sulu yemektir mideyi de bağırsakları da ağır yemekler kadar yormaz ama fakir yemeği olmakla ne alakası var merak ettim. Bir arkadaşım var çorbayı çok seviyor, bir akşam ani bir kararla onlara gitmiştim ve evde yemek yoktu, bi çorba yapıverdi bata çıka içtik. Muhteşemdi hatta. İyi bir şey.
+3
sessizce aglayan sanat
(09.02.26)
Çorbasız kış mevsimi düşünülemez.
0
etna
(09.02.26)
mercimek çorbası, brokoli çorbası, tarhana çorbası, domatesli şehriye çorbası.

hayatımın anlamları, canım çorbalarım.

yayla çorbasını da severim. ayran aşı da güzel olur yazın.
+1
art cat chocolate
(09.02.26)
Çorbanın hemen her türlüsüne bayılırım.
+1
wilhelmwasmuss
(09.02.26)
çorba bir kültürdür ben çorba erkeğiyim :)
+1
anon1m
(09.02.26)
Evde pek sevmem, belki kremali mantar. Ama haftada 2 gece gec saatte giderim corbaciya. o kadar severim ki tezgahta 2 saat karar veremem. Kelle, paça vs hepsine bayilirim.
0
duster
(09.02.26)
Ramazanda iftar sofrasının olmazsa olmazıdır. Diğer günlerde de ana yemeğe göre olur ya da olmaz.
Etli çorbalar özellikle çok severim.
0
duhan
(10.02.26)
İyi yapılmış süzme mercimek çorbasını çok severim, domates, tarhana favori çorbalarım, hastayken tavuk suyu.
Ekmekle birlikte yemekten hoşlanmam varsa kruton.
0
mutekebbir
(10.02.26)
yemek dedigin corbadir, sindirimi kolay bunyeyi yormayan cok guzel bir yemek. turk mutfaginda mercimek ve yogurt corbalarina bayilirim. baska bircok seyin corbasi oluyor. sogan corbasi, vietnamlilarin pho'su bunlar hep harika seyler.
+3
antikadimag
(10.02.26)
Çorba severim çünkü güzel yaptığımı düşünüyorum. Brokoli, mercimek, kabak, köz domates… hele beyran off! Tam bir akşamdan kalma çorbası. Alkol sonrası ekşiyen mideye şifa.
0
ekimoloji
(10.02.26)
Corbaya bayilirim.

Türk usülü mercimek, ezogelin, misir, hep cok severim. Okul yemekhanesinde hep corba verirlerdi ben bayilirdim.

Vietnam pho da cok iyi.

Sevmedigim tek corba kremali ve etli bir arada onlar bir de minestrone.
-2
Purple life
(10.02.26)
İşkembe, kelle paça vs çorbaları özellikle lokantada gider içerim, diğer türlü mercimekmiş ezogelinmiş bunları aramam misafirlik haricinde içmiyorum. Bir de halen ekmek doğramadan çorbayı bitirememe özelliğim var.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(10.02.26)
hizli yemek kulturunun etkileri.
0
warrior princess
(10.02.26)
Çorba severim ama evde yapmıyorum çünkü tek başıma bitirmem zor. Ama varsa içerim mesela ofisteki yemekte çıkıyor içiyorum. En sevdiğim çorba bol limonlu, karabiberli ve pul biberli ezogelin.
0
peki madem
(10.02.26)
Çok aramam. Sevdiğim birkaç çorba var yemekhanede falan çıkınca yediğim ama evde canımın çorba çektiği çok az olur. Sakatatlı çorbaları sevmem pek normalde sakatat yiyen biriyim. Bi de çorba içmekten çok yemeyi severim yani çorba taneliyse tanesi bol severim. Zaten normalde de çorba içmek tabirini anlamsız bulurum çorba yemek denmeli bence :D

Yani saysam birkaç tane sayarım sevdiğim çorba ama hiçbirine olsa da yesem demem. Ha Eskişehir'in tatarlardan kalan sorpa çorbası var bak o baya iyi, sırf denemek için eskişehire gitmelik bir lezzet.
0
nundu
(10.02.26)
Arkadaş hemen evde Vietnam pho yapar :)
Ben de yazayım, conch chowder çok güzel. Tavsiye ederim. Eminim çok işine yarar.

En güzel çorba sabah içilendir. Sabah içmeyi dene @arbre.
+3
huladancer
(10.02.26)
(4)

Britanya ülkelerinde polis silah taşımıyor mu?

kizil karga
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro
Birkaç Britanya yapımı polisiye dizi izledim, yerel polis silah taşımıyor sanırım, hatta son izlediğim bi İskoç dizisiydi, adam polise sopayla girişti dövüp kaçtı, yani orada bu işler böyle şüphelinin/suçlunun insafına mı kalıyor teslim olup olmama aşamasında işler nasıl yürüyor tam olarak, elektro şok cihazı falan da yok düz insan gibi polislik yapıyorlar.
0
kizil karga
(09.02.26)
line of duty dizisinde operasyon oldu mu silah alıyordu. tam bilmemekle beraber silahlı birimler ayrı.
+1
mikahakkinen
(09.02.26)
@mikahakkinen'in dediğine teyit olarak:

www.met.police.uk
0
peki madem
(09.02.26)
Elton john gibi bir çok cinayetin bıçakla işlendiği sebebinin silah taşıma ruhsatının çok çok zor verildiği hatta polislerde bile olmadığını okumuştum.
0
ground
(09.02.26)
Britanya ülkeleri deyince Kanada'yı Avusturalya'yı Britanya ülkesi zannedecek kadar cahil olup aynı zamanda "Kanada'da yaşadığını belli etmezse ölecek" hastalığına kapılıp kendini engelletecek bi dallama illa ki baş veriyor sivilce gibi.
0
🌸kizil karga
(09.02.26)
(7)

Kafamda Deli Sorular - 4 / Zeka Düzeyi İle Mizah, İlgi Alanları Gibi Şeyler İlişkili Mi?

burka
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:Kafamda Deli Sorular 1: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610416/kafamda-deli-sorular-1-insanoglu-dogada-bir-anomali-miKafamda Deli Sorular 2:https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610496/kafamda-deli-sorular-2-bir-sektorun-globa
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:

Kafamda Deli Sorular 1: www.eksiduyuru.com
Kafamda Deli Sorular 2:www.eksiduyuru.com
Kafamda Deli Sorular 3:www.eksiduyuru.com

Selamlar

Bir insanın zeka seviyesi, algılama becerisi ile ilgi alanları arasında bir ilişki var mı? Örneğin kavga, gürültülü kadın programları; yarışma formatında yayınlanan çatışmalar vb. şeyleri artık alışkanlık haline getirerek izleyen ya da tabiri caizse osuruğa gülen insanlardan söz ediyorum.
0
burka
(08.02.26)
ilişkili. saydıklarını embesiller ve idiotlar izliyor. moronlar sinema izliyor. zeka arttıkça sarkazm artıyor.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.02.26)
bence doğrudan ilişkili değil, kötü emeller diye bi youtube kanalı var, kadın baya bildiğin entelektüel bir insan, kısmetse olur izleyen bi arkadaş grubu varmış :) izleyip psikolojik analizler falan yapıyorlarmış.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Sınıf ve sosyal statü ile daha alakalıdır.
+1
peki madem
(09.02.26)
bütün o dediklerini izliyorum, tescilli zekiyim, hayatım akademik başarılarla dolu.

peki madem'e katılıyorum. +1
0
Hallegadola
(09.02.26)
Öyleyse sorumu size yönelteyim;

Ben kendi adıma bu programlarda keyifli bir şey bulamıyorum ve açıkcası algıları açık, yorum yapabilen sağlıklı bir insanın (yoruma açık olmakla birlikte zeka ile ilişkilendirdiğim kısmı burası aslında) kendiliğinden, doğal olarak bu tür içeriklerden uzaklaşacağını düşünüyorum. Özellikle bu tür programların zeki insanlara hiç bir şey sunmadığını, aksine onları itmesi gerektiği kanısındayım. Bu tür programların (suç, ekstrem yarışma vb.) nitelikli muadillerinin (suç belgeselleri ya da ciddi survivor yarışmaları gibi) de pekala bulunduğu kanısındayım. Sizi bu programlara çeken nedir?

Not: Her akademik kariyerin zekanın bir ölçüsü olmadığını düşünüyorum.
+1
🌸burka
(09.02.26)
diğer sorularınıza da referans verdiğiniz için onlara da cevap yazmış olabiliyoruz. arada onlara da bakın :)

çevremde sosyo-kültürel ve entelektüel açıdan yüksek bir statüdeki hiçbir insan bu programları izlemiyor. ancak akademik çerçevede sosyolojik bir gözlem yapacak olanlar belki bakıyordur. bu programlar algılama becerisinin düşüklüğüyle mi ilgili bilmiyorum ama davranış becerilerini etkilediği aşikar. o programları izleyen çoğunluk günlük hayatta da oradaki tipler gibi entrikalı, kavgacı bir davranış sergiliyorlar. hayatta karşımıza çıkan deneyimleri, farklılıkları bir çerçeveyle çevrili gibi düşünürsek kendilerini o programlara maruz ederek o tip bir çerçevenin içinde hapsettiklerini düşünüyorum. jargonları, dilleri, sokakta hareketleri bile o yöne doğru evriliyor. kısaca, zeka ile ilişkisine bir korelasyon desek bile zamanla maruz bırakıldıkça zeka seviyesini eksi yönde etkiliyor bence.
+1
eileengray
(09.02.26)
bir kere bu programlar ekmek alırken,markete giderken, benzin alırken karşılaştığımız bütün o saçma insanların bir karışımını sunuyor. insan ilişkileri karmaşık. bu tür programlar insanların aldatmaya, insan kandırmaya ne kadar açık olduğunu gösteriyor, sıradan insanlara karşı yaklaşımınızı ona göre şekillendirebilirsiniz.

yoksa merhaba poğaçacı diyenden farkınız kalmaz.

ya da şu tür bir şeyle aynı fikirde olduğunuzu anlayamazsınız, gerçeklerle yüzleşince hayalleriniz yıkılır: www.youtube.com
-2
Hallegadola
(10.02.26)
(11)

Türkiyeden yabancılara market abur cuburlarından hediye götürmek isteseniz

iwillsee
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
hangi ürünleri götürürdünüz? aklıma antep fıstıklı çikolatalar geldi ilk. sizin tercihiniz ne olurdu..
+1
iwillsee
(08.02.26)
Westpark'da Lokum atölyesi var. Oradan Afyon lokumu al. Severler.
Bulamazsan baklava da olur.
0
Mirket
(08.02.26)
lokum, pişmaniye
0
mezzosprite
(08.02.26)
Saray helvası
+1
kisa
(08.02.26)
- meşhur bebek badem ve fıstık ezmesi (başka marka olmaz)
- divan antep fıstıklı lokum
- divan çikolata kaplı lokum
- marsel lokum (farklı aromalı olanları)
0
eileengray
(08.02.26)
Gofrik, tadelle, çay olabilir ama siyah çay bizim yaptığımız şekilde içerler mi bilmiyorum, o yüzden Çaykur Yeşilçay olabilir mesela. Kaliteli fındık ezmesi. Bulunmayan birşey değil ama kuru incir, kuru kayısı falan. Kategori olarak abur cubur sınıfında olmayan örnekler oldu bazıları ama farketmez sanırım.
0
mbond
(08.02.26)
ben tuğba kuruyemişten karışık lokum tabakları oluyor onlardan geitiryorum çokta memnun kalıyorlar.
+1
dirildimde geldim
(08.02.26)
Bizim Yunanistan'da tanıdıklar var, sucuğa bayılıyorlar. İyi bir kasap sucuk hepsinden iyi bence.
-1
etna
(08.02.26)
Sucuk +1

Bizde satılan çikolatalar çikolata değil (belki gofrik hariç). Adamlar alasını yapıyor zaten çikolatanın, tatlının. Belki hakkı verilerek yapılan baklava olabilir.
-1
orient blue
(08.02.26)
Market abur cuburu değil ama Batılılarsa mesela kaliteli lokum götürmek iyi oluyor zira Narnia'dan dolayı sürekli dolaşan bir geyik var.
0
peki madem
(08.02.26)
yakın zamanda amerikaya götürdük market abur cuburu. ülkerin istanbul çikolatası çok sevildi, onlar da dubai'den bıkmış :D
ama en popüler ürün doritos alaturca, orda bi ton çeşit var ama alaturca türkiyeye özel ve aşırı seviyolar iki yıldır paket paket alaturca taşıyoruz.
0
turk kizi
(09.02.26)
ben lokum götürmeyi planlıyorum
0
kondansator
(09.02.26)
(9)

Erkekler niye istediğini giyemiyor?

yurtsuz john
Kadınlar takıp takıştırıyor, sürüyor sürüştürüyor ama bizde yok. Yaz sıcağında kadınlar askılı atletle biz tişört, gömlekle.İniyorum plaja bütün erkekler dize kadar şort kadınlarda tanga. Ben de giymek istiyorum g-string neden giyemiyorum? Hayret bir şey ya. Şaka yapmıyorum bu cinsiyet eşitsizliğind
Kadınlar takıp takıştırıyor, sürüyor sürüştürüyor ama bizde yok. Yaz sıcağında kadınlar askılı atletle biz tişört, gömlekle.

İniyorum plaja bütün erkekler dize kadar şort kadınlarda tanga. Ben de giymek istiyorum g-string neden giyemiyorum? Hayret bir şey ya.

Şaka yapmıyorum bu cinsiyet eşitsizliğinden rahatsız oluyorum.
+4
yurtsuz john
(07.02.26)
G-string giymeye birileri cesaret etmeli ki dönemin modası olsun. Çığ da en başında kartopudur. Sen giyersen peşinden geliriz.
+3
yakalayamadığın.ışıklar
(07.02.26)
Abi götüne güvenen giyebilir aslında.
+4
kizil karga
(07.02.26)
Atletle gezebilsek bana yetecek halbuki :)
0
antihero
(07.02.26)
Ben sırt dekolteli bir şeyler giymek istiyorum ama. Toplum buna hazır değil
+1
kisa
(07.02.26)
kimse giymiyor diye giymemek mevcut düzene destek vermektir. ilk siz giyin. bu yolda dönenler, yar göğsüne baş koymadan düşenler olur elbet ama en azından yolu açarsınız
+4
juliette
(07.02.26)
Bi dene istersen :) neden bu konuda öncülük yapmayasın mesela...
-1
muhayyer divan
(07.02.26)
bence herkes istediğini giymeli +1. hatta androjen bir çağa çok okeyim ben.

Ama tabii g string giyip de bize de g dayatıp, giymezsek de kafamızı keseceksen itiraz ederim. zihniyetine tepki gösteririm.
+2
eileengray
(07.02.26)
şu kadınları bir salın arkadaş. ne giyerse giysin. sen bu işi başlat arkandan gelen olur. 1 2 kişi bakar sonra normalleşir.
+2
mikahakkinen
(07.02.26)
Kadınlar istediğini giymek için mücadele etti ve aldı. Niye bizim kucağımıza düşmüyor demek yerine siz de mücadele edebilirsiniz.
+1
peki madem
(07.02.26)
(12)

Annenin evlilik baskısı

egerbiryolcu
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?

Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda hep net oldum. Bu konuların açılmasını istemedim. Allah var gerçekten durduk yere beni darlamadilar ama ne zamanki komşunun biri anneme kıza bir talip bulduk dese evde kavga gürültü bitmiyor. Annem beni ikna etmeye çalışıyor. Tamam evlenme ama git görüş diyor. Bir hafta bu konu açilip duruyor. Annem tam ikna oluyor bu defa komşu tekrar arayıp sorunca baskı yeniden başlıyor. Ara ara bir kaç zamanda böyle konu hortluyor. Günün sonunda annem hem sinirleniyor hem üzülüyor. Ben de bu defa içten içe komşulara kızıyorum kimseye böyle bı talepte bulunmuyorum. Evde huzursuzluk çıkıyor. Ama hangi birine anlaticam. Birine tepki versen başka biri bu konuyla çıkıyor karşımıza.

Çok güzel bir kadın olduğumu düşünmüyorum yaşım da 35. Ama olmuyorsa da olmasın ne yapayım. Ben yıllarca hayatla mücadele ettim. Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım. Ayıp olmasın diye evlilik veya görüşme mi olur. Ben kendimi çok iyi tanıyorum. Bir insana alışmam sevmem kolay olmuyor rastgele biri icin neden vaktimi veya o kişinin vaktini alayım? Annem gerçekten üzülüyor fark ediyorum ama o mutlu olsun diye de istemediğim bir şeyi yapmam. Ne hikmetse komşularımızın anlattığı kişiler ultra zengin işinde gücünde aile sorunları olmayan varlıklı insanlar. Böyle anlatilinca da annem çok daha hevesli oluyor.

E bir git görüş ne kaybedersin diyenlere de şu örneği vereyim. Birkac yıl önce komşular birini bulmuş ama öyle böyle ısrar etmiyorlar kendileri varlıklı insanlar o kişiler de varlikliymis. Kaç defa ikna için bize gelip gittiler. Babam da sağdi o zaman. Adam o kadar nahif biri ki biliyor gönülsüz olduğumu istemedigimi komşuların emrivakilerne ayıp olmasın diye artık telefonda tamam buyrun gelin demek zorunda kalıyor. Akşam komşular, çocuk ve ailesi bize geliyor. Tanımadığım insanlara çay ikram ediyorum bir köşede oturuyorum..neyse gidiyorlar komşumuz daha sonra tekrar bize gelip bana baskı yapıyor. Evet tamam desem sıra biz onlara ailecek gidecektik. Yani ben çocuğu tanımadan aileler arası gorusmeler sonucu evlendirilecektim. Dindar kişiler bunlar. Muhtemelen sadece böyle aile görüşmeleri sırasında ne kadar taniyabilirsem.

Neyse işte hadi bı goruseyim desem bunu da oldubittiye getirmeye calisacak veya gönüllü olduğuma yoracaklar.

Görücü usulü komşu arkadaş tanistirmasi böyle şeylere karşı on yargili değilim ama bana uymuyor bu yüzden yanasmiyorum. Annem de çok üzülüyor bu defa onu üzdüm diye ben çok üzülüyorum halbuki oturduğum yerde hiçbir sorun yokken durduk yere dert sahibi oluyoruz.

Evlilik niye böyle bir şey ya. Velev ki evlenmedim gider huzurevinde kalırım yaslaninca. Zaten herkes boşanıyor. Çıkar ilişkileri çoğu. Bu baskı niye böyle yıllardır var?
+1
egerbiryolcu
(07.02.26)
Belirli bir sosyo-ekonomik seviyedeki eski kuşak böyle gördüğü için bunu sürdürmeye çalışıyor. Pek fazla yapacak bir şey yok, siz kendi doğru bildiğinizi yapmaya devam edin bence, zaten bir denge kurmuşsunuz (kalp kırmadan ama kendinizden de ödün vermeden).

Ben olsam mümkün olduğu an kendi evime çıkarım.
+2
orient blue
(07.02.26)
Sorunuza cevap değil ama, şu 'gider bir huzurevinde kalırım' lafını çok kullanan arkadaşların
devlet huzurevi sırası,
devlet huzurevlerinde ne zamana kadar kalınabildiği
ve
özel huzurevi fiyatları
konuları hakkında en ufak bir fikirleri var mı acaba diye hep merak etmişimdir.
+1
Mirket
(07.02.26)
Tam tersi bizimkiler “bu yaşa kadar evlenmediniz bu yaştan sonra bizi uğraştırmayın lütfen” modundalar.
Sadece bana değil erkek kardeşime de aynı şekilde. İkimiz de hiç düşünmüyoruz gündemimizde böyle bir konu hiç yok.

Yuva kurunca mutlu olunacağına dair bir inanış var ya büyüklerde bu ısrar buradan geliyor. Umarım düzelir sizinkiler de kabullenirler durumu.
0
mutekebbir
(07.02.26)
@mirket evet fiyatlardan haberdarim. Zaten huzurevi için yaşım genç henüz. Lafın gelişi söyledim ki gerçekten de kalınabilir kimbilebilir ki onu şimdiden. Huzurevi olmasa da nice yalnız evlenmemiş insan var onlar da bir şekilde idame ettiriyorlar hayatlarını.
0
🌸egerbiryolcu
(07.02.26)
Aileler geleneksel olan ne varsa onu uygulamak istiyor, evlenmeyeceğim deyince yeni nesilden bile garip garip tepkiler alırsın hatta, kaldı ki eski nesil her türlü baskı uygular. Aile evinde kalmanın bir getirisi de iş ve evlilik baskısı. Kendi evine çıkmak bundan kurtulmanın en önemli yolu diyebilirim +1.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(07.02.26)
Yoğun bir aşk duygusuna o yaşlarda hiç rastlamadım. Evliliği uzatmadan yapmak bu yaşlarda çok makul. Görüşeceğin kişiye ben acele yapamam edemem diye anlatırsan adamda kendini ona göre hazırlar veya ona göre yanıt verir, ister veya istemez. Ben 33 yaşındayım ve evliyim. 35 yaşında bekar erkek olsam çok uzatmadan evlenmek isterdim, yoğun bir aşk duygusu ds tasimazdım büyük ihtimalle.
Huzurevi dediğin şeyi unut. İnsan sosyal bir varlık. Bekarlık bir yere kadar.
Ailenin dediği evlenme ama git bir görüş mantığı da karşı tarafa saygısızlık olabilir. En azından bir fotoğraf filan görünce hoşuna gitmiyorsa kimsenin vaktini de almamak lazım bu yaşta. Adamla görüşüp evlenmek istemiyorum ki zaten desen adam bozulabilir.
+1
Topalordek
(07.02.26)
"Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım."

Sonuna kadar arkandayım. Bu tip zorlamalar devam edecekse ben yememden icmemden kısar ayri eve çıkarım ültimatomunu verme zamanın gelmiş. Böyle bir şey yapacak durumun olmasa da söyle,.ne kadar rahatsız olduğunun farkına varsınlar. Aileler çocuklarının büyüdüklerinin ve kendilerine özgü bir hayat yaşadıklarının farkına varmakta inanılmaz zorlanıyorlar,. özellikle pek çoğumuz gibi aynı evde yaşamak zorundaysan.
0
sekizdokuzon
(07.02.26)
burada aslansın, kaplansın diye birbirlerini gazlayan kadınlar kimsenin 30 yaş üstü bir kadından çocuk yapmak istemediğini hesaba katmıyorlar sanırım. 35, sağlıklı çocuk doğurmak için son şanstır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.02.26)
Senin gibilerinden neden çocuk yapalım, dünyaya yazık. Kendi bklu donunu yıkamaktan aciz tipler kadınlar hakkında atıp tutunca ben çok ayrı tetikleniyorum.
+2
sekizdokuzon
(07.02.26)
ailem bana bu konu dahil hiçbir konuda baskı yapmıyor, yapamıyor. yorum dahi yapmıyorlar. izin vermiyorum.

ben hiçbir zaman evlenmeyi düşünmüyorum. gerek yok. çünkü çocuk hiç istemiyorum. insan sosyal bir varlıksa tamam ben insan değilim, uzaylıyım. evlenmeyeceğim. :d kendi ailemin, akrabalarımın derdi yetmiyormuş gibi bir de kocamınkilerle uğraşamam. sevgililik güzel işte, o yeter.
+2
art cat chocolate
(07.02.26)
Ailem bu konuları benimle konuşmaz. Kendi aralarında konuşuyorlar mı bilmiyorum (sanmıyorum) ama bana söylemiyorlar o nedenle kafam rahat. Ben ayrı yaşıyorum yani ekonomik olarak tamamen bağımsızım. Sert bir mizacım vardır bir de. Mesela kardeşim evlendi yakın zamanda darısı senin başına diyenlere yok kalsın dedim orada kesildi. Muhabbete limon sıkmakta üstüme yoktur.
+2
peki madem
(07.02.26)
evlilik gül bahçesi değil zaten. içinizden gelmiyorsa boş verin canınızı sıkmayın. ne zamanki içten gelir o zaman hayırlıdır.
+3
iwillsee
(07.02.26)
(20)

kızlara bir soru

art cat chocolate
kızlar selam.makyaj yapıyor musunuz? her gün? işe giderken? hafta sonu?gözlük kullanıyor musunuz numaralı?saçınızı hep yapıyor musunuz?ben işe giderken hiç makyaj yapmıyorum. yüzümde fazlalık gibi hissederim. saçımı da zamanın %90'ı toplarım. yıka-kurut-tara-çık şeklinde. arkadaşlarımla sıradan bulu
kızlar selam.

makyaj yapıyor musunuz? her gün? işe giderken? hafta sonu?
gözlük kullanıyor musunuz numaralı?
saçınızı hep yapıyor musunuz?

ben işe giderken hiç makyaj yapmıyorum. yüzümde fazlalık gibi hissederim. saçımı da zamanın %90'ı toplarım. yıka-kurut-tara-çık şeklinde. arkadaşlarımla sıradan buluşmalarda da makyaj yapmam. ayrıca gözlük takıyorum hep, lens de takmayı sevmiyorum. sadece kırk yılda bir süslenesim gelirse öyle makyaj yaparım ve lens takarım. saçımı neredeyse hiç yapmam, çok yorucu.
0
art cat chocolate
(06.02.26)
Hiç yapmıyorum. Pandemi öncesi yapıyordum genel olarak ama pandemide rahatlığa çok alıştım. Geçenlerde bu böyle olmayacak deyip malzeme aldım ama halen daha kutularını bile açmadım. Halbuki yeni yıl planlarımdan birisi işe her gün makyajlı gelmekti:(
0
umutt
(06.02.26)
ise giderken pek yapmiyorum da genelde ufak da olsa yapmaya calisiyorum disari cikarken. sacimi da fonlerim lens de takarim. bu islere bu kadar usenmeyecek kadar enerji tasarrufu yapmakta fayda var
0
ala09
(06.02.26)
Selam.

Makyaj neredeyse hiç yapmam günlük kullandığım bir iki rutin var o kadar. Özel bir etkinlik varsa ancak, onda bile çok hafiftir belli bile olmaz, sevmiyorum.

Gözlük kullanmıyorum ama gözlük takmayı çok istediğim için her yıl gözüme baktırırım ihtiyaç halinde lens değil gözlük kullanırım.

Saçımı hep yaparım ama hep yapmaktan kastım büyük şeyler değil, derli toplu olsun isterim, ya düzleştiririm ya tepede toplar kahkülleri düzeltirim, ya örerim.
0
mutekebbir
(06.02.26)
işinde yukselmek istiyorsan, böyle bir kapı açıksa prezentabl olmak lazım, makyajına kıyafetine saçına dikkat etmek lazım, kurumsal firmada bu must gibi birşey

düz bi şirkettesindir abi abla söylemleri ile çalışırsın yapmayabilirsin ortam kaldırır.
-5
eja
(06.02.26)
abi-abla yok. zaten abi abla diyecek kimse yok, tüm ekip genç. hanım-bey de yok, patrona dahi. kurumsal denemez bir şirketteyim ama küçük bir yer gibi de değil. yükselmek için görünüşe değil işe bakılıyor.

benim rahatlığımın kaynağı yıllarca reklam ajanslarında çalışmış olmak. :d bazen ajansta uyduğumuz için pijama panduf takıldığımız bile oluyordu. ajanslarda da yükselmek için görünüşe bakmıyorlar.
0
🌸art cat chocolate
(06.02.26)
işe giderken günlük makyaj yapıyorum. elim alıştığı için hızlı yaparım. ama cilt makyajı yapmam sadece güneş kremi sürerim. fondoten kullanmam.

hafta sonu daha renkli makyajlar yaparım. saç konusuna gelince burada kurum kuaförümüz var çok ucuza yapıyor fönü. haftada bir fön çektiriyorum. iki gün kullanıyorum. onun haricinde saçlarımı yıkadıktan sonra örerim. sabahleyin açarım. saç diplerini düzleştiririm sadece.
0
Hallegadola
(06.02.26)
işe gittiğimde mutlaka saç makyaj yaparım. seviyorum hazırlanmayı. normal zamanda her dışarı çıkıp markete yakın bi yere giderken ısrarla makyaj saç yapma alışkanlığım yok. ama bi rimel sürerim. yüzümde kızarıklık vs varsa kapatırım.
evde gözlük, dışarıda lens kullanıyorum. dışarıda gözlük takmaktan hoşlanmıyorum.
0
chanandler bong
(06.02.26)
tabi iyi görünmek bir artı ama ben aşırı üşeniyorum. eskiden beri hiçbir zaman makyajı takıyı falan seven biri olmadım. günlük makyaj yapmıyorum, sadece nemlendirici krem+tonik. saçımı ayda 1-2 kere düzleştiriyorum işe giderken. onun dışında hep yarım toplarım.
0
Sadece soruyorum
(06.02.26)
Makyaj yapmiyorum. Gözlük takiyorum.

Yükselmek icin asil cok fazla güzel olmaman, cok seksi olmaman lazim.Bu konuda arastirmalar var. Yüksek pozisyonlu insanlar genelde erkek ve güzel kadinlarla yakin calismaktan adim cikar diye cekiniyorlar. Is cikisi bas basa yemege gitmiyorlar, alinan isi hadi kutlayalim bisiler icelim demiyorlar ve haliyle yakinlik da cok kuramayip calismayi tercih etmiyorlar. Bu tabii abd‘de ama ben hakli buldum.

Ben makyaj yapmiyorum cünkü makyaj yapmamak icin cildime cok iyi bakiyorum. Bir de makyaj yapmak bana cok artificial geliyor.
-3
Purple life
(06.02.26)
Yapıyorum. Makyaj yapmayı süslenmeyi severim, saçımla çok uğraşmıyorum dalgalı zaten köpük sürüyorum genelde ve açık bırakıyorum. Aynada kendimi güzel görmek hoşuma gidiyor. Hiçbir şey yapmasam bi ruj sürerim, renk geliyor insanın yüzüne.
0
ekimoloji
(06.02.26)
patronu süslü giyinip ayartıp yüksel demiyorum, prezentabl olmaktan bahsediyorum ki yazmışımda, iş ilanlarında bahsedilir ya hani? iş yerinde banyodan çıktığım gibi gitmek bana yanlış geliyor benim öğrendiğim kurum kültüründe bu yok. kurumsal/yarı kurumsal yer görüp deneyimlerseniz insanlar bakımlı hafif makyajını yapar temiz kıyafetlerle gelir, mesela eskiden spor ayakkabı giyilmezdi artık bir şekilde yakıştırır olduk buda prezentabl olmanın içine girer oldu..
+1
eja
(06.02.26)
Ağır makyaj değil ama günlük ve hafif makyajım vardır her gün; 5 dakikamı alır. İşe giderken de yapıyorum.

Saçlarım dalgalı/ kıvırcık arası; köpükle 5 dakikada şekilleniyor. Ayda birkaç kez fönlediğim, maşa yaptığım da olur. Toplarsam da şekilli bir şekilde toplarım.

Gözlüğüm de var ama genelde lens kullanıyorum. Gözlüğü evde kullanıyorum.

Her gün 15 dakikamı ayırıp saçımı başımı düzeltmek, hafif makyaj yapmak bana iyi hissettiriyor. O yüzden atlamam. Aynı şekilde cilt bakım rutinimi de hiç es geçmem.
0
fraise
(06.02.26)
her gün yapmıyorum makyaj. bazen yüzüm çok kızarık oluyor o zamanlarda yapıyorum. ya da o gün işten sonra bi yerlere gitme, bi arkadaşımla buluşma planım varsa o da far falan yok. fondöten/bb krem, allık, rimel, ruj.
lens kullanıyorum yüzüm küçük ve yuvarlak olduğu için hiçbir gözlüğü kendime yakıştıramıyorum. sadece evde tv izlerken taktığım bi gözlük var. 13 senedir lens kullanıyorum dışarda gözlük toplasan 10 kere takmamışımdır.
saçımı kışın düzleştiriyorum. yazın topluyorum. saç yapmayı hiç bilmiyorum sadece topluyorum örebilmeyi falan çok isterdim ama o konularda yeteneğim yok hiç.
0
matilda
(06.02.26)
Canım o gün süslü hissetmek istiyorsa yapıyorum. Evden çalışa çalışa doğal halime çok alıştım ve güzel bulmaya başladım kendimi, o yüzden gerek duymuyorum. Eskiden kendimi çirkin bulurdum ve makyaj yapmak zorunda hissederdim. (Biliyorum, yanlış bir düşünceydi, atlattım.) Gözlük de kullanıyorum. Saçımı falan da aynı şekilde o gün süslenmek istiyorsam yapıyorum.

Ama bunlar dışında cildimin ve saçımın "süssüz" hallerinin düzgün görünmesi için çok bakım yapıyorum. Aksatmam, cildime sabah akşam bakım yaparım ama abartı bir rutinle değil. Saçlarımla da her gün ilgilenirim.
0
nolmus yani
(06.02.26)
Gözlüğüm var. Göz makyajını çok seviyorum ama hiçbir şey sürmesem bilr şıp şıp yaşlar süzülüyor.

Üğpoyı ya da abuzer, insanları zorbalamaktan ne zaman vazgeçeceksin? Neden eksi verelim kıza? Ondan sonra gelip küfrediyorlar diye ağlıyorsun.
-1
Kahvedesu
(06.02.26)
Makyaj yapmıyorum. Hiç yapmadığım için alışık değilim. Kardeşim evlendi o zaman yapmam gerekti palyaço gibi hissetim kendimi.

Gözlük takıyorum zira gözüm bozuk ve lens rahatsız ediyor.

Saçım kısa ve düz o konuda şanslıyım çok uğraştırmıyor.
0
peki madem
(06.02.26)
Hoaydaaa zorba kelimesini yeni ogrendik galiba, cumle icinde kullanmaya calisiyoruz :)

Sen de kadinsin ya, senin lehine bisi soyluyorum aslinda ama israr etmiyim neyse. Bazi insanlar hak ediyor iste
+8
üğpoıuy
(06.02.26)
@üğpo, sana sesli harf yüklemesi gelmeden önce ben "zorba" kelimesini cümle içinde kullanıyordum. Endişelenme!
-9
Kahvedesu
(06.02.26)
Kısa cevap yapmıyorum. Özel günlerde ya da gerçekten bir şeye ya da kendim için özenirsem yapıyorum.
Ne kadar temiz içerikli olarak pazarlansalar da yüzüme tüm gözeneklerimi kapatacak/tıkayacak kimyasalları sürmek sonra onları çıkarmak için uğraşmak zaman harcamak bana pek uymuyor. Bir de makyaj yapmayıncaki görüntüne sen de çevren de yabancılaşıyorsun bir noktada. O da uzun vadede iyi sonuçlanmıyor sanki. Saçımın özenli olmasına dikkat ediyor, yüzümü yıkıyor, nemlendirici ve güneş kremi sürüyorum. Bu yetiyor bana şimdilik.

Ha ruju günde 3-5 defa sürüyorum:/
+2
Amaranta ursula
(06.02.26)
Ten makyaji yapmiyorum. Usendigimden degil, sevmiyorum. Gereksiz buluyorum aslinda. Kaslarimin rengi cok silik oldugundan kas maskarasi kullaniyorum. Kahverengi rimel ve ruj. Sadece bu uclu var bende. Bu da 5 dakikami bile almiyor. Biraz makyaj yapayim bugun dersem de ekstra allik surerim sadece. Sacla ugrasamiyorum o yuzden hep at kuyrugu veya topuzdur. Ama topuzla is yeri hic olmuyor ben direkt banka mudiresine donuyorum topuzla jdjd
0
Kittie
(06.02.26)
(3)

Ikili parazit damlası daha mı etkili?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba,Kedime normalde ense damlası ve iç parazit hapı veriyorduk parazit için. Bugun veteriner isterseniz 3 aylık olan ikisi bir arada olan ense damlası yapabiliriz dedi onu yaptırdım. Fiyat olarak iki katı ücret ödedim. Arada niye bu kadar fark var? Bu damla daha mı etkili?Teşekkürler
Merhaba,

Kedime normalde ense damlası ve iç parazit hapı veriyorduk parazit için. Bugun veteriner isterseniz 3 aylık olan ikisi bir arada olan ense damlası yapabiliriz dedi onu yaptırdım. Fiyat olarak iki katı ücret ödedim. Arada niye bu kadar fark var? Bu damla daha mı etkili?

Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(04.02.26)
deneyimimden yola çıkarak söylüyorum tavsiye etmiyorum ama eğer kedi dışarı çıkmıyorsa sizde dışardaki kedilerle haşır neşir olmuyorsanız ve evde ayakkabılarınıza dışardan geldiğinizde kıyafetlerinize kedi ile temas etmiyorsa dış parazit sürecini uzatabilirsiniz ben 4 ayda bir yaptırıyorum , bu konuda veterinerlerinde fikir ayrılıkları var bazı veterineler yukardaki durumlarda dikkatliyseniz yapmaya gerek yok bile diyor. o zehirleri her damlattıklarında çocuğumun nesesi yara oluyor benim hiç yapılmamalı demiyorum ama farklı görüşlerede inanılmaz inanıyorum.

dışarda bir kediye bakıyordum veteriner bunlara(sokakta olup gerçek paraziti olma ihtimali olan) hap vermek gerek dedi direk bağırsağından etken madde geçsinki paraziti döksün demişti o yüzden 2li ense veya iğne yapmadı.
0
eja
(05.02.26)
Ayrı olan dış parazit damlası daha güçlü. Benim kedi eskiden dışarı çıkıyordu o zaman ikili olanlar fayda etmiyordu mesela. Özellikle ayrı olanı kullanıyordum o iyi geliyordu. İç için hiç hap kullanmadım yutmaz diye onu da ayrı damla olarak birer gün ara ile yapıyordum. Şimdi ev kedisi olduğu için ikiliye döndüm.
0
peki madem
(05.02.26)
Damla yapilali iki gün oldu, kedim tarım ilaci gibi aşırı derecede yogun kokuyor. Bir daha bende yaptırmayı düşünmüyorum. Normal ense damlası ve hapa devam edeceğim.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(06.02.26)
(16)

Kediniz kaç yasında ve kaç kilo?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, Kediniz kaç yaşında ve kaç kilo?Benim kedim 7 aylık ve bugün 4 kilogram çıktı tartıda. Normal mi bu kilo yoksa fazla mı sizce?Tesekkurler
Merhaba,

Kediniz kaç yaşında ve kaç kilo?
Benim kedim 7 aylık ve bugün 4 kilogram çıktı tartıda. Normal mi bu kilo yoksa fazla mı sizce?
Tesekkurler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(04.02.26)
tekir icin bana biraz fazla gözüktü. 12-14 aylik civari o kiloya gelmis oluyorlar. yetiskin tekir kilosu 4.5-5 kg.
7. ayda 3.3-3.5 civari beklerim. ama büyüyene kadar sorun etmem ben kiloyu. sahsen benim kedim olsaydi su an onu diyete sokmazdim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.02.26)
10 yaşındaki tekir kedimiz 4,5-5 kilo civarı.
5 yaşındaki siyah ayımız 8,5 kilo.

Sizin kedi hakkında @konusma +1
0
kobuzchu kiz
(04.02.26)
Aralık ayının ilk haftasi 2400 kiloydu, pesine kuru mamaya başladı düzenli olarak kuru mama yiyor sanırım o kilo aldırdı. Bugun çantayla tartıp sonra çantayı ayrı tartıp kilosunu öyle söylediler. Elime aldiğimda 4 kilo gibi gelmiyor. Emin olamadım. Evdeki baskulle tartayım bakalım onda kaç kilogram çıkacak. Su an için goruntusundede bir anormallik yok fit görünüyor.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(04.02.26)
2 kedim var ikisi de neredeyse 5,5 yaşındalar. ikisi de siyah tekir.

dişi: 4.8 kilo
erkek 5.3 kilo
0
art cat chocolate
(04.02.26)
Yaşı tahminen 8 civarı ve 3 buçuk kilo. Narinlikten ölecek.
0
peki madem
(04.02.26)
3 yaşında erkek tekir, 6,5 kilo.

6 aylık civarı sokakta bulduğumuzda 3 kiloymuş. 9 aylıkken 4,8 kiloymuş.
0
kibritsuyu
(04.02.26)
4 yaş dişi calico 4 kg
0
my fault
(04.02.26)
Biri Tekir biri Van kırması iki kedim var.

Tekir olan 11 yaşında ve yaklaşık 5 kilo.

Van kırması ise 9 yaşında ve 4 kilo civarında.
0
Dr_Stat
(04.02.26)
12 yaşında tombul kızımız 5.5 kg.
0
awlmi
(04.02.26)
Eski kedim dişi tekir, 13 kilo idi. Göbeği yerde sallanan biraz obez bir kediydi.

2004 yılında 13 yaşında öldü.
0
kibritsuyu
(04.02.26)
Kediniz henüz büyüme çağında. Belki de iri bir çocuk olacak o yüzden 4 kg kilolu demek çok doğru değil. Bir yaşına kadar gelişmeye devam edecek. O yüzden ben olsam mama kısıtlamasına gitmem. Linkteki tablodan az çok anlarsınız durumunu.

www.pitho.net
0
boyalı kuş
(04.02.26)
ikisi de 4 yaşında. biri erkek 6.5 kilo diğeri dişi 3.5 kilo.
0
orpheus
(05.02.26)
boyları ve yapısıda önemli benim kedim uzun buyuk bir kedi 5-6 kg arası normal kilosu, ama eğer yemeğe eğilimi yuksekse şimdiden otomatk mama kabı ile saatli porsiyonlu beslemeye geçmek gerek. mama kabında hep mama bırakıyorsan yani hiç kap boş kalmıyor ona rağmen hepsini yiyor yani gözü açsa porsiyonluya hemen geçiş yap ki öğrensin.
bencede sağlıklı iyi kalite mama yemeli yavru iken, hareketsizse oynatmanız koşturmanız lazım, böyle koşturmacalı oyun öğrensinki ilerde de oturduğu yerden oynamak istemesin hareketli olsun
iyi kaliteli mama seni veteriner masrafından kurtarır, nd hills royal canin orta segmenttir, çocuğa yaş mamada ver bol bol öğününden biri yaş mama olsun(1 kutuyu 3 gunde veriyoruz)
su içmesi çok önemli oyüzden yaş mamaya az bir miktarda su koy
0
eja
(05.02.26)
tekir, dişi, 13 yaşında, 5 kg civarında ki eskiye göre bayağı hareketsiz.
Sizinki biraz fazla göründü bana da. Normalde en hareketli zamanları, ona rağmen kilosu benimkine yakın. Ki benimki de güzel yer hani.
0
mor oje
(05.02.26)
tekir 10 yaşında 11 kilo tosun
sarman 3 yaşında 5.5 kilo
0
fevz-i
(05.02.26)
Hepinize tesekkur ederim.

Kedimin mama kabı her an dolu ama öyle çok yiyen bir kedi değil. Az yiyor. Mama olarak royal canin kitten kullanıyorum yaşına girene ve kisirlastirana kadar bu mamayla devam ederim diye düşünüyorum. Gimgat' in ödül mamalarından, wanpy krema, yaş mama, bi de dreamies ödül mamalarından veriyorum. Yaş mama verdiğimde sulandiriyorum bende.
+1
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(06.02.26)
(16)

30 yasina dönsem

Purple life
Sunu söyle yapardim dediginiz seyler var mi?Ah vah etmek icin degil de baskalarina faydasi olur belki diye sormak istedim.Ben 30um. 30‘la ilgili bir sey diyemem ama ama 20li yaslarim icin keske daha erken sürekli para kazanmaya basladaydim diyebilirim. Ama bir yandan da keske daha cok yer gezseydim
Sunu söyle yapardim dediginiz seyler var mi?

Ah vah etmek icin degil de baskalarina faydasi olur belki diye sormak istedim.

Ben 30um. 30‘la ilgili bir sey diyemem ama ama 20li yaslarim icin keske daha erken sürekli para kazanmaya basladaydim diyebilirim.
Ama bir yandan da keske daha cok yer gezseydim de diyorum cünkü 20li yaslarda gezmek 30‘da epey farkli. 30 yasinda konfor ariyorsun 20 yasinda macera.
-2
Purple life
(02.02.26)
Kendime iyi bakardım, hiçbişeyi kafama takmazdım.
+1
gobekliraki
(02.02.26)
30lar yeni 20ler sayılır. Hala çok gençsin, hiç öyle kaybolan yıllarım tribine girme. 20lerde yapmak istediklerini şu anda yapabilirsin. Akıl vermek için söylemiyorum, hala ne kadar genç ve yolun başında olduğunu hatırlatmak istedim.
-1
sekizdokuzon
(02.02.26)
@sekizdokuon, tesekkür ederim her yas öyle aslinda.

ben daha cok tavsiye sormak anlaminda sordum zaten. :)
-1
🌸Purple life
(02.02.26)
Başkalarının hangi yaşında neyi doğru yaptığını sorgulamak dışında sen hayattan ne istiyorsun, bekliyorsun a odaklan diyeyim o zaman. Hakikaten güzel yaşlar ya. 39 dan selamlar.
-2
sekizdokuzon
(02.02.26)
amerikaya iltica ederdim
0
plastic_angel
(02.02.26)
Sporu hayatıma daha fazla entegre ederdim. Özellikle ağırlık antrenmanı yapardım. Genç kalmanın ve ilerleyen yaşlarda dinç olmanın yolu oradan geçiyor.
+1
kullanicadi
(02.02.26)
Sanırım söyleyecek birşeyim olmazdı, kendisini tebrik ederdim. Çünkü hayatımda birşeyler yapmaya 30lu yaşlarımda başladım.
üniversiteden 30 yaşıma kadar hep fabrikalarda standard az maaşlı işlerde çalışan bir mühendistim, hedefsizdim, ancak kendi çarkımı döndürebilirdim, geç kalmışlık hissi hakimdi.
30lu yaşlarımdan itibaren sektör değiştirdim, daha iyi işlere geçmeye ve daha iyi kazanmaya başladım, bununla birlikte evlendim evlat sahibi oldum, ev aldım araba aldım. Şu an şükür halime, daha ne olacak.

Ben 40'ıma kadar yapmayı hedeflediğim şeyleri 37'de tamamladım. Uzatmalarda da birşeyler yapmaya çalışıyorum, sonra salacağım. Bence hedef koymalı ve araştırmalıyız, 30uma dönseydim sanırım yapacağım şey bunları daha fazla yapmak olurdu. Bir de o yıllarda biraz daha fazla gezmeyi sanırım ben de isterdim, kaçırdığımız şey odaklandığımız şeyler dolayısı ile illaki oluyor ve hep olacaktır da.
+1
va
(02.02.26)
o kadar kaygılanmazdım, her şey olacağına varıyor
0
darthvader
(02.02.26)
- evlenmezdim
- turkiye'ye kesin donus yapardim
0
cooperr
(02.02.26)
Birkaç ay sonra covid patlayacak bak derdim ne yapayım.
0
peki madem
(02.02.26)
Duyuruya geri dönme, duyuruda takılma derdim.
+4
eileengray
(02.02.26)
Stresten insomnia olacağımı söylerdim. Take it easy bro derdim.

Evil bitch’ten uzak dur derdim.

Yine de ne yaparsan yap 39’dan sonra her şeyin yoluna gireceğini söylerdim. Sabret.
+1
gabe h coud
(02.02.26)
türkiye'ye kesin dönüş yapardım +1

tam 30 yaşını bitirdiğim 2021 - 2022 yılları yapıyor.

romanya'da 1.5 yılımı doldurmuş oluyorum.

bağım yok, ortalığı tanımıyorum, zevk almıyorum pek.

geri dönebilirdim türkiyeye.

hem de garanti işim olurdu.

bu kadar çok da soğumamış olurdum öte yandan türkiye'den.

şimdi romanya'da 6. yılımı doldurdum.

uzun dönem oturum iznim var (basımda).

ama işsizim, çünkü daral geldi yaptığım işten.

burada iş piyasası sakat.

türkiye'ye dönmeye hevesim olsaydı zaten çoktan dönerdim (2023 depremleri bir milat bana).

bakalım yeni iş bulabilecek miyim.

bulursam daha fazla kalıp ya kendimi başka yere attırmaya, ya da vatandaşlık başvurusu yapmaya kasacağım.

mart - nisan her şey netleşir orta vade planı ortaya çıkar.

ha kesinlikle 2021 - 2022'de dönsem şimdikinden iyi bir hayatım olma ihtimali yüksekti.
0
rain when i die
(03.02.26)
bazı finansal konularda daha cesaretli davranmak isterdim. bunun için de daha bilgili olmam gerekirdi. yaptıklarım kötü değildi ama çok daha iyisi de mümkündü..
0
awlmi
(03.02.26)
ben 33'üm 3 senelik ekstra bilgimle söyleyeceğim artık genç değilsin hocam. yavaş yavaş etraftaki çocuklar sana amca demeye başlıyor(ki baya genç gösteriyorum). Ben 30-45 arası süreci gerçekten sağlam çalışıp dünyalığımı biriktirmek için kullanacağım, tabi ki bu demek değildir ki gezip tozmayacağım fakat ana hedefim dünyalık. ki etrafımda çok gördüğüm 50 yaş üzeri geçim derdinden başını kaldıramayan örneklerimden olmayayım. çok maddiyatçı ve maceradan uzak gözükebilir fakat sevdiğin işi yapıyorsan aslında o kadar da kötü değil. çünkü zevkle çalışıyorum.

edit: bu arada bende yurtdışındayım hırvatistan'da şuan ömrümden 10 sene gidecek olsa türkiye'ye dönmem ki o kadar da iyi kazanmıyorum. mesela yurtdışı hayalin varsa tam zamanı bu konuda sana verebileceğim tek tavsiye evlenip gitmen ben bekar gittim evlenene kadar çok yalnızlık çektim.
0
dirildimde geldim
(03.02.26)
İmkan olsa herhalde düzgün/sağlıklı beslenme konusunda uyarılmak isterdim.
Bu yaşlar tam da kendimi "obez" yaptığım zamanlar çünkü.
0
mutekebbir
(03.02.26)
(6)

Geceleri çöken bunaltı

kararsızataletfilozofu
08.30-17.30 işe gidiyorum hiç bir sıkıntı yok.17.30dan 21.00 a kadar hiç bir şey yapasım gelmiyor.21.00 yemek yap spora hazırlan24.00 spordan çık uyu.Hastalık ve kayıp haberlerini gördükçe sosyal platformlarda içimi darlıyor artık tüm hayat enerjim bitiyor, bende mi hasta olucam diyerek kendimi yıpr
08.30-17.30 işe gidiyorum hiç bir sıkıntı yok.
17.30dan 21.00 a kadar hiç bir şey yapasım gelmiyor.
21.00 yemek yap spora hazırlan
24.00 spordan çık uyu.

Hastalık ve kayıp haberlerini gördükçe sosyal platformlarda içimi darlıyor artık tüm hayat enerjim bitiyor, bende mi hasta olucam diyerek kendimi yıpratıyorum.
Hayatta daha bir çok şeyi yaşamadan gezmeden , bunlar aklıma çok gelmeye başladı bu aralar.

Görüştüğüm flörtün olmaması , sevgilinin olmaması bu süreci zorlaştırıyor bence ama aşık olmadığım, arkadaş olmadığım, uzun yılları düşünemediğim biriyle olsunda istemiyorum.

Çözüm biliyorum ki psikolog yolu gözüküyor ama başka tavsiyelere açığım ,
Anlatmış olmak için biraz da anlattım.

Tatil kültürü bizim ailede yoktu, bende de yok.
Bir plan yapıp şuraya gideyim yurtdışı dolaşayım istiyorum ama bir yandan da ne gerek var diyorum düzeni bozmaya , para harcamaya.
Biri dürtse, eşlik etse kesin giderim de bunu nasıl çözücem
0
kararsızataletfilozofu
(02.02.26)
Anlattığınız gibi benzer bunalımı, kaygıları ben de yaşıyorum. Uzunca bir süredir de anksiyete tedavisi görüyorum.

Bazen ben de düşünüyorum, acaba yalnızlık da ekstra kötü mü etkiliyor, fazla mı izole yaşıyorum diye ama sonra işin içinden çıkamıyorum tabii. Yaş da 30 üstü olunca bu mevzular iyice zorlaşıyor

Uzaklaşmak belki iyi gelebilir. Önümüzdeki hafta ben öyle yapacağım en azından, yurtdışına çıkacağım. Bakalım, belki cidden iyi gelir, bir nebze olsa uzaklaştırır kaygıdan
+1
bir fincan kahve ile film izlemek
(02.02.26)
D3K2 vitamini alinca günün daha pozitif geçer,
fakat doktor kontrolünde yapilmali,
fazlasi bobrek tasi vs yapar.
0
designer
(02.02.26)
Az uyuyorsun ve spor yapıyorsun. Sporu işten döner dönmez yap ve daha erken uyu.
0
gabe h coud
(02.02.26)
D3 doktor kontrolüyle alıyorum.
Sporu erkene alma öabam var spor salonunda yapıyorum 2ay oldu.

Haftasonları 1-2 arkadaşla buluşup kahve içiyoruz.
Başka hobi-sosyallik yok
0
🌸kararsızataletfilozofu
(02.02.26)
Elinizle bir şey yaptığınız bir hobi iyi gelebilir. Benim için örgü bu ama sizin için başka olabilir, ahşap oyma vs. gibi.
0
peki madem
(02.02.26)
Hiçbişeyi takmayacaksın anacım bu hayatta, varsın gamsız desinler.
0
gobekliraki
(02.02.26)
(10)

Hayatınız boyunca ne istediğini bildiniz mi ve biliyor musunuz?

put it in your appropriate place
Bir ay sonra 37 yaşında bi herif olacağım. Hayatım boyunca ne istediğimi anlamadım. Hep tersinden yola çıktım; ne istemediğimi düşündüm.- Üniversitede bölüm tercihimi; mezun olup, işe başladığımda iş sorumluğum para yönetimi ve ekonomi olmasını istemedim.- Üniversitede bölümün dilini İngilizce terci
Bir ay sonra 37 yaşında bi herif olacağım. Hayatım boyunca ne istediğimi anlamadım. Hep tersinden yola çıktım; ne istemediğimi düşündüm.

- Üniversitede bölüm tercihimi; mezun olup, işe başladığımda iş sorumluğum para yönetimi ve ekonomi olmasını istemedim.
- Üniversitede bölümün dilini İngilizce tercih sebebim; mezun olup, iş görüşümesinde İngilizce biliyor musun diye sorduklarında hayır demeyi istemedim.
- bazı mallara bakıp bakıp "bunun gibi g.t, bunun gibi dallama ve gerizekalı biri olmayacağım" dediğim çok oldu.
- 27 yaşındayken 35 olduğumda hayatımın sadece kitap okumaktan ibaret olmasını da istememiştim.
- İçki içmeyi isteyip nerede durmam gerektiğini idrak edemem diye 30uma kadar hiç içmememiştim. 30umda başladım içki içmeye. Alkolik ve şarhos olmanın insanı ne derece berbat olduğunu birinci dereceden tanık olduğumdan bunlar gibi olmayacağım dediğim çok oldu. Birkaç sefer son raddeye geldiğim oldu ama o sınırı idrak edebiliyorum.


Ne istemediğimi düşünüp alternatif bir yol oluşturmaya çalıştım. Hayatım boyunca ne istediğimi bilmeden yaşadım fakat geldiğim ve evirildiğim noktada hayatımdan çok memnumum.
+2
put it in your appropriate place
(31.01.26)
Huzur istiyorum, nezaket görmek istiyorum. İnsanlarla samimi ilişkiler kurmak istiyorum. Sevilmek ve onaylanmak istiyorum. Görülmek istiyorum. Sürekli sorgulanmamak istiyorum, sürekli diken üstünde olmamak istiyorum. Ait hissetmek istiyorum. Özgür olmak istiyorum. Kimseye zarar vermemek istiyorum, kalp kırmamak istiyorum. İnsanlarla mücadele etmek istemiyorum. Kibre düşmek istemiyorum, hakkımı yedirmemek istiyorum.

Sabaha kadar yazarım.
+2
sekizdokuzon
(31.01.26)
Sanki kınadıklarınıza benzemişsiniz.
-2
Kahvedesu
(31.01.26)
@Kahvedus; Sanmıyorum. Yazdığınıza saygım var ama aynı görüşte değilim.
0
🌸put it in your appropriate place
(31.01.26)
Ne istediğimi hiçbir zaman bilemedim ama ne istemediğimden hep çok net emin oldum; ona göre hareket ettim. Hayat tek bir seçime odaklanamayacak kadar çeşitli yollar çıkarıyor insana, her biri de ayrı bir his, ayrı bir zevk tattırıyor.
+2
Bruce
(31.01.26)
geçmişime bakarak yakın geleceğimde ne istediğimi biliyorum. doğrusu, tasarlıyorum. birkaç kez başkasına bakıp "bunun gibi olmayacağım" dedim, her zaman kendimi kerteriz almaya bakarım.
0
klassno
(01.02.26)
evet biliyordum.

- kedilere aşığım. hep bir kedim olsun istiyordum. iki kedim oldu <3
- şu anki sevgilimle sevgili olmak istiyordum, tam pes etmişken olduk :d
- ortaokuldayken güzel sanatlar lisesinde okumayı ben istedim ve okudum.
- lisemin 1. senesinde grafik tasarımcı olmak istediğime ve üniversiteyi istanbul'da okumak istediğime karar verdim. bunları da yaptım. çok iyi bir üniversiteden güzel sanatlar fakültesinde grafik tasarım diplomamı aldım.

ha tabii zorlu bir iş hayatım oldu şimdiye dek. kendimi çokça geliştirdim de bir yandan. hala geliştiriyorum.

isteyip de elde edemediklerim var bir de:

- huzurlu bir hayat
- huzurlu ve güvenli bir iş
- maddi rahatlık, hatta bolluk
- sağlıklı psikoloji
- mutluluk
- sağlık

yani aslında para lazım ya. çok para lazım. :d
0
art cat chocolate
(01.02.26)
cogunlukla evet.

arada bir bosluga düstügüm zamanlar oldu ama cogunlukla nokta atisi kadar biliyordum. ergenlik yillarinda insan kendini tanirken sekilden sekle giriyor ama onu saymiyorum. sonucta denemeden neyi isteyip istemedigini bilemiyorsun.

sizde gereksiz bir korku var gibi geldi bana. rezil olma, hata yapma, aptal olma korkusu vs. bunlarin ailede kücükken cok elestirilmekten oldugunu okumustum ya da duymustum. belki onun üzerine gitmeniz lazimdir?
-1
Purple life
(01.02.26)
Ben pek bilmiyordum zira daha iki buçuk sene önceye kadar çalışmamıştım (32.5 yasinda calismaya başladım), ve gelecek planı yapmamıştım ama son senelerde hayatımı toparlamaya başladım, ve kendime hedef ve planlar koymaya başladım. hedeflerim kısaca maddi rahatlık, güzel bir yaşama sahip olma, yaşlandığımda geri dönüp baktığımda pişman olmayacağım bir hayat sürmek olmak.
0
lodlest23
(01.02.26)
Hayır. En fazla bir haftaya kadar gelecek düşünebiliyorum daha ötesi yok bende.
0
peki madem
(01.02.26)
Bazen evdeki hesap çarşıya uymaz. Kesin bir şeye karar verirsin ülkenin durumu, pandemi , hayatına giren biri kararını etkiler. Tabiki ne istediğini ve istemediğini bilmek iyi bir şey.
0
pembediken
(01.02.26)
(6)

Viral tarif favoriniz var mı?

egerbiryolcu
Artık tiktok mu Instagramda mi viral oluyor bilmiyorum ama ben YouTube da görüyorum sürekli bir tarif viral oluyor fenomenler deniyor. Bunlardan gerçekten iyiymiş artık hep yaparım dediğiniz oldu mu?Ben ilk defa şu patates şeklinde pogacayi denemek istedim. Hem basit hem lezzeti risksiz hem de absür
Artık tiktok mu Instagramda mi viral oluyor bilmiyorum ama ben YouTube da görüyorum sürekli bir tarif viral oluyor fenomenler deniyor. Bunlardan gerçekten iyiymiş artık hep yaparım dediğiniz oldu mu?

Ben ilk defa şu patates şeklinde pogacayi denemek istedim. Hem basit hem lezzeti risksiz hem de absürt gözüküyor:d
0
egerbiryolcu
(29.01.26)
karnabaharı robotta toz haline getirip tereyeağında kavurup pilav alternatifi olarak tüketmek.

ben de müsait bir zamanda tiramisu toplarını denemek istiyorum.
-1
mutekebbir
(29.01.26)
Ramen omlet. Hep yapmıyorum ama arada iyi gidiyor. Evde acil durumlar için 1-2 poşet ramen bulunduruyorum.
0
peki madem
(29.01.26)
Ben gigi hadid makarnası dışında güvenip yapmadım ama tiktokta dolaşan basit tiramisuyu da çok beğendim. Bu viral değildi sanırım.
0
ekimoloji
(29.01.26)
viral olan iskender kıymayı merdane ile dumduz edilen versiyon
0
eja
(29.01.26)
ben yağlı kağt arasında döner yaptım, yok daha neler, bu evde mi yapıldı diye bayıldı herkes.

mısır köpeği de yapacağım ama çubuk bulamadım.
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(29.01.26)
Tiramusu toplari baya iyi.

Robotta cig koftede bence kaliteli malzeme kullanirsan guzel.
0
ırene adler
(29.01.26)
(12)

Yetişkinlik hayatınız boyunca...

sucvecezve
kaç kitap okumuşsunuzdur? Yani çocuk kitapları hariç soruyorum.
kaç kitap okumuşsunuzdur? Yani çocuk kitapları hariç soruyorum.
0
sucvecezve
(29.01.26)
Y30. Goodreadste listesini tutuyorum aktif olarak o yüzden biliyorum. 340 olmuş. Eksiği vardır artısı yoktur. Son 5 yıldır falan çok kitap okumuyorum ve aşırı özlüyorum delice kitap okuduğum zamanları.
0
chanandler bong
(29.01.26)
Ben de senelerdir goodreads kullanırım sayıyı oradan bildiriyorum 635. Ama buna storytelden dinlediğim kitaplar da dahil ama o sayı 50 filandir. Yıllardır storytel üyeliğim de var. Bazı okuduğum ve sevdiğim kitapları da oradan tekrar dinliyorum. (Sayılara dahil değil)
Hani para verip de almayacağım ama neymiş diye merak ettiklerimi de burdan dinliyorum.

Benim de bu sayıda eksik yoktur fazlası vardır. Bundan daha fazla okuyamadigim kitabım vardır. Daha vakit var.
0
a perfect lie
(29.01.26)
18-30 arası 200 civarı kitap okumuşumdur. aynı dönemde 500'den fazla film izlemişimdir.
0
summerjam0306
(29.01.26)
Ben de goodreadstan takibini yapıyorum ama 2 sene boyunca tam bir şekilde girmemiştim. 220 civarlarındadır. Son birkaç senedir okuma ağırlığı makale, kitap bölümüne kaydı.
0
black holes in the sky
(29.01.26)
450-500 vardır.
0
love and trust
(29.01.26)
Üniversiteye giderken 3 bin civarındaydı o zamanlar liste tutuyordum. Artık saymıyorum, zaten artık okumuyorum da.
0
Gradient_tabanlı_mor
(29.01.26)
268.
0
unalub
(29.01.26)
Goodreads'e kaydettiğim 234 varmış. Son 5 yıldır neredeyse hiç kitap okumuyorum ne yazık ki.
0
peki madem
(29.01.26)
Dinlediğim sesli kitaplarla birlikte 500e yakın
0
iwasbornonamountainside
(29.01.26)
2011'den beri goodreads hesabım var ve aktif kullanıyorum orada şu an okundu statüsünde 900 kitap var.
0
rayde
(29.01.26)
15 yaşında Henry Charriere' nin Kelebek'i ile Yaşar Kemal'in Ağrı Dağı Efsanesi'ni eş zamanlı okuyarak başladım. İlk yıllar okuduklarımın listesini tutardım ama sonra ipin ucu kaçtı. Ama net olarak, haftada bir kitap okuyorum diyebilirim. Aynı anda birkaç kitap okuyorum, patinaj yaptıran kitaplar, akıcılarla dengelenmiş oluyor.
Yılda 52 kitap. Toplam sayıyı vermeyeyim, yaşım ortaya çıkmasın.
0
Mirket
(29.01.26)
ilkokuldan beri aralıksız okuyorum ve bir yazarı seversem o yazarın bütün kitaplarını bulup okuyorum. bazen aynı kitabı birden fazla okuyorum .
2013 yılından beri tabletten okumaya başladım ve çok az kitap satın alıyorum. sayıyı tahmin etmem mümkün değil . çok kitap okuduğum için lisede psikoloğa götürülmüş biriyim.
kitapsever arkadaşımla büyük bir kitapçıya gittiğimizde rafların arasında gezerken bunu okudum, bunu da okudum , bu rafın tamamını okudum gibi cümleler kurabiliyorum .
Francesco Petrarca şöyle demiş ;
" Libri quosdam ad scientiam, quosdam ad insaniam deduxere "
(Kitaplar bazılarını bilgiye, bazılarını deliliğe götürdü.)
0
devilone
(29.01.26)
(12)

Pardon mu dersiniz afedersiniz mi?

Kahvedesu
Birine yol soracaksınız diyelim ya da konuşulanı anlamadınız, hangisini kullanırdınız?
Birine yol soracaksınız diyelim ya da konuşulanı anlamadınız, hangisini kullanırdınız?
0
Kahvedesu
(27.01.26)
Pardonu
0
pembediken
(27.01.26)
Genelde pardon, geleneksel olmak istiyorum bazen, o zaman afedersiniz.
0
mbond
(27.01.26)
Lisede tarih hocam anlatıyordu; eskiden Paris’te tuvalet olmadığı için tuvaletlerini bi kaba yapıp pencereden aşağı atarlarmış. Atarlarken de pardonnn diye bağırırlarmış.

Doğru mu bilmiyorum ama yürüyen merdivende solda duran, metroda inmemeye çalışırken binmeye çalışanlarla pardon derim. Ya da bu tip davranışda bulunanlara.

Yol vs soracaksam, ya da tekrar etmesini isteyeceksem: afedersiniz.
+1
substituent
(27.01.26)
bulunduğun lokasyona,ortama göre hitabet degisiyor.
+1
designer
(28.01.26)
birine yol soracaksam, dikilen adamın çekilmesini istiyorsam, arkasından sesleneceksem "pardon".

yolda yürürken yandan geçen adamı omuzlayıp hönkürdettiysem "aypardonçoközürdilerimpardon"
+1
kibritsuyu
(28.01.26)
Soru sorma ve yol isteme: afedersiniz
Anlamadım: efendim
Çarptım: özür dilerim
Yanlış anladım: çok pardon
0
yadigar
(28.01.26)
pardon derim. hem kısa hem de diğeri gibi af dilenmiyor durduk yere.
0
yetkili birine benzeyen abi
(28.01.26)
Pardon, yetkili birine benzeyen abi +1
0
(28.01.26)
pardonun manası da af dilemek içeriyor ama bizim dilde çok da böyle algılanmıyor. o yüzden pardon bir tık daha iyi gibi. bir de lafa "çok özür diliyorum" diye giriş yapanlar var. acayip rahatsız edici gelir.
-1
lazpalle
(28.01.26)
Daha kısa olduğu için pardon +1
0
peki madem
(28.01.26)
Afedersiniz’i kullanırım
0
love and trust
(28.01.26)
Pardon.
Daha kısa daha pratik.
Bir şey soracağım kişiye de pardon derim, yürürken çarpıştığım kişiye de, eşyasını düşürene de.
Her yerde kullanılabiliyor, mükemmel.
0
mutekebbir
(28.01.26)
(19)

Üniversiteye geri dönseniz hangi özelliğinizi değiştirirdiniz?

zen1th
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
Ben bilgisayar okurdum kesinlikle
0
zen1th
(27.01.26)
İstanbul dışında okurdum.
Ekşi sözlük gibi yerlere girmezdim.
Daha az ilişki yaşar, daha çok ders çalışırdım.

Ama bunların tamamı boş laf bakınca. O zaman öyleydi şimdi böyle neticede.
+1
sekizdokuzon
(27.01.26)
ben bilgisayar okudum, ama bilgisayarla alakalı bir iş yapmadım, yapmıyorum. şu andaki sektörümle alakalı bir şey okurdum.
0
co2s2
(27.01.26)
Rusça yerine bir avrupa dili öğrenirdim ama bize yol gösteren yoktu o dönem.
Onun dışında bir şey değiştirmem çünkü hanımla tanıştım, kendisiyle tanışmama riskini alamam. Kelebek etkisi olmasın.
0
logisticsmanager
(27.01.26)
Sosyal yönümü daha erken olgunlaştırmak amacıyla insan içine çıkardım bilen bilir Görükle'yi, orada yaşıyordum okurken. Hatta kaldığım yer Görükle'nin de dışında kalıyordu. :D Öğrenci ortamlarına girmekten bahsetmiyorum aslında insan içine çıkamk derken. Haftasonu, dönem arası, yaz dönemi gibi tatillerde muhakkak alanımla ilgili işerde çalışırdım.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(27.01.26)
Uzun ilişki istemezdim, 1 tane uzun ilişki yerine 5 kısa ilişki daha iyi olurdu, sosyalliğimi geliştirirdim
-7
arbre
(27.01.26)
Derslere daha çok asılırdım ve iş hayatına o zamandan ufak ufak adım atmak iyi olurmuş. Daha fazla skill edinmeye çalışırdım tabi o zamanlarda öngörülü olamıyor insan.
0
pembediken
(27.01.26)
Bölümümü değiştirirdim öncelikle. 4 senede bitirmeye de çabalamazdım, bir yandan değişik işlerde çalışırdım, okul gerekirse biraz uzardı. Ders çalışmaktan ilgi alanlarımı geç keşfedebildim, kendimi çok sonradan buldum. 18 yaşın ömür boyu yapılacak mesleği seçmek için çok erken olduğunu düşünüyorum.
0
kullanicadi
(27.01.26)
Branşımla ilgili CVmde bana artı değer katacak bütün kurslara giderdim.
İkinci bir dil kovalardım.
Finansal okuryazarlığımı o yıllarda geliştirirdim.
0
Mirket
(27.01.26)
Gurbette değil memleketimde okumak isterdim. Dini vecibelerimi yerine getirmek isterdim. Okuduğum bölümü de belki değiştirmek isterdim ondan tam emin değilim. Arkadaş ortamımı kesinlikle değiştirmek isterdim.
0
Topalordek
(28.01.26)
Sosyal bilimler yerine teknik bir bölüm hatta burun kıvırdığım mühendislik bölümlerinden birini okurdum.
0
Amaranta ursula
(28.01.26)
anksiyetemi, depresyonumu, beni, kendimi...
0
anon1m
(28.01.26)
Üniden mezun olmadan iyi bir yayın yapma şansım vardı, üşenmiştim. Onu yapardım. Onun dışında bi keşkem yok. Uzun bi süre yanlış bölüm seçtiğimi düşündüm ki hâlâ daha bana daha uygun bölümler olduğunu biliyorum ama hayatımın şu ana kadarki kısmından şikayetim yok pek. Riske atmak da istemem
0
nundu
(28.01.26)
Laboratuvarlar ve sınavlar dışında okula uğramamış birisi olarak okula daha çok gider, insanlarla daha çok kaynaşmaya çalışırdım. Okul dışı etkinliklere de katılmaya çalışırdım. Koskoca şehrin sosyal imkanlarını kullanmadan sap gibi okul okuyup mezun olduk.

Dövüş sporlarına daha üniversitedeyken başlardım. Mezun olduktan sonra can sıkıntısından başladık ama gençlerin reflekslerini, yaşıtlarımın deneyim seviyesini görünce geç kalmış hissettiğim oluyor.
0
aloha snackbar 3
(28.01.26)
Başka bir üniversite seçerdim.
0
peki madem
(28.01.26)
yirmi yıldan fazladır kesintisiz üniversite okuyorum. meslek seçimime ailem karışmadı; ama önlisanstan sonra maddi destek de sağlamadıklarından, oldukça zorlu yıllar geçirdim. bununla birlikte mesleğimle alakalı okunabilecek tüm okullarda ve seviyelerde okuma şansı buldum diyebilirim. bu sebeple kendi adıma çok pişmanlığım yok.
gençlere en temel önerim; zaman yönetimini baştan öğrenip, okula ve notlara olduğu kadar, sosyal hayata, klüplere, etkinliklere de yeterli vakit ayırıp, her alanda donanımlı bir insan olmaya çabalamaları olurdu. benim bunlar için ne halim, ne vaktim, ne de beş kuruş param vardı ne yazık ki. bu sebeple full ineklemekten başka şansım yoktu.
şimdiki gençler çok daha şanslı. mesela aileler artık yüksek lisansı, lisansın devamı gibi görüp, finanse ediyor. bu türlü, sosyalleşme imkanı olan bir öğrencilik hayatı çok tatlı olurdu bence. bakıyorum, lisans öğrencileri, skuba gibi -bana çalışan halimle pahalı gelen- sporları yapabiliyorlar. böyle finansman imkanlarım olsa 20 değil, 30 yıl öğrenci olurdum :D
0
lil siztah
(28.01.26)
En az bir dil daha öğrenirdim, hatta mümkünse daha çok. Şu anki kariyerimde bir kaç dil daha konuşsam çok çok güzel olurdu.
0
kumandanim
(28.01.26)
"şimdiki aklınla o zamana döneceksin" türü, mevcut becerimiz ve tecrübemiz dâhilinde bir değişiklikse bu önüme bakıp kazandığım ilk bölümü bitirirdim. severek, isteyerek gitmiştim aslında ama çok çabuk vazgeçtim. aslında devamında olanlardan da pişman olmadım, hikâyenin ta en sonunda pişman oldum. şimdi dönüp bakınca en başta fantezi aramamak en iyisi olabilirmiş diyorum. orada sefillik olarak gördüğüm şey bütün hayatım oldu. şimdi imkânım olsa o sefilliği paşa paşa 4-5 sene çeker, önüme bakardım.

şıp diye cinden dilek dilemeli bir özellik değiştirebiliyorsak anksiyetemi yok etmek isterdim. böyle söyleyince insanlara şımarıklık gibi geliyor. gerçekte HİÇBİR ŞEY YOKKEN nasıl perişan olduğumu, yaşadığım bazı şeylerin de etkisiyle nasıl yıprandığımı ben bilirim. o yaşlarda bu kadar ürkek, gergin, mutsuz olmak yerine çok basit şeylere odaklanabilseydim hayatım bambaşka olurdu şüphem yok. hatta anksiyetesiz yaşamak, üç üniversite bitirmekten çok daha iyi olurdu sanırım ama bu ömür boyu uğraşacağım bir şey o yüzden tümüyle elimde veya şimdiki aklımla yapabileceğim bir iş sınıfına koymuyorum.

bir önceki duruma ve hatta daha geçmişe gidersek sanırım "çalışmayı öğrenme" kavramını oturtabilmeyi çok isterdim ek olarak. hayatım boyunca hiçbir şeyi çalışarak elde etmedim desem yeridir. altın tepside de sunulmadı. müthiş keyif verdiği, ben uğraşmakla sevdiğim için saldırdım ve bu bana liseyi kitap açmadan yüksek not ortalamasıyla bitirme/alanımda iyi üniversitelere girme şansı verdi. öyle 500 üzerinden 490'lık puanlardan bahsetmiyorum asla ama ben kendi alanımda canım sıkılınca istanbul üniversitesi, ertesi sene ankara üniversitesi filan yazıp tutturuyordum yani. ama sevmediğin şeye katlanma, anlamadığın şeyin üstüne düşme, sistemli olarak emek verme, 30 gün boyunca 1 verip en sonunda 30 alma... bu mefhumları hiç geliştiremedim. genel bilişsel kapasite olarak şikayetim yok ama bazı açılardan çok aptal hissediyorum kendimi yalan yok.

öyle olunca GLOBALLEŞEN DÜNYAMIZDA tutunamadık zaten. gerçekten kendimi övmek için söylemiyorum üç tane adamın işini tek başıma yapardım ama cv hazırlamaya üşendiğim için başvurmazdım çünkü ustası olduğum, sevdiğim, bildiğim bi şey değildi. bu herif aptal değil de nedir? yav olum düz yolda herkes sürer, sen en ufak virajda şarampole yuvarlanıyon? bir değil iki değil insan hiç mi ders çıkarmaz, hiç mi öğrenmez? einstein ne demiş, bir şeyi bir kez yapmak hatadır ama aynı şeyi ikinci kez yapmak ise ulan bu der meister ne mal herif demiş.

onu çözebilmek isterdim. bu yaştan sonra da yapabileceğime inancım yok beyin muşmulaya döndü zaten becerebildiğimizi de beceremez olduk pii.
0
der meister
(28.01.26)
Daha fazla sosyal olurdum. Daha fazla film dizi izlerdim. Daha fazla kitap okurdum. İngilizeye abarnırdım. Kendime hayat ve yaşam anlayışı geliştirebilseydim.

Keşke evde mal mal boş takılmasaydım.
0
put it in your appropriate place
(28.01.26)
ya istanbul'da okur (yıldız teknik makina) ya da 8-10 senede bitireceğimi bile bile yurt dışında (viyana teknikte herhangi bir bölüm) okurdum ve en başından yurt dışına kapağı atardım.

veya taa 2010 - 2011'den beri green card başvurusu yapardım.
0
rain when i die
(28.01.26)
(10)

Sözlük hesabı olan duyuru kullanıcıları

alice in potatoland
Başka bir soruda gördüğüm cevapla şunu fark ettim, bazı duyuru kullanıcılarının sözlük hesapları da var ama onunla girmiyorlar buraya. Neden girmiyorsunuz? Belli bir sebebi var mı?
Başka bir soruda gördüğüm cevapla şunu fark ettim, bazı duyuru kullanıcılarının sözlük hesapları da var ama onunla girmiyorlar buraya. Neden girmiyorsunuz? Belli bir sebebi var mı?
0
alice in potatoland
(26.01.26)
ben üşeniyorum. böyle daha kolayıma geliyor o yüzden. sözlük hesabımın adını beğenmiyorum bir de (şimdiki nickimin 2 t'lisi ama dondurdum)
0
matilda
(26.01.26)
eksiye girmeyi birakali cok uzun zaman oldu. hicbir sekilde girip sol frame'i gormeye tahammul edemiyorum. hesap oylece yatiyor anlayacagin.
0
arakaali
(26.01.26)
Sözlük hesabım bazı akraba, eş, dost arasında ifşa oldu. Kullanırken kendimi huzursuz hissediyorum. Anonim kalabilmek için böyle iyi.
0
Mirket
(26.01.26)
Duyuru hesabım sözlük hesabımdan daha eski.
0
peki madem
(26.01.26)
sözlük hesabım duyuruda banlandığı için farklı hesap açıp giriyorum
0
my fault
(26.01.26)
eskiden hep ve tek sözlük hesabımdan giriyordum. herkesin ban yediği dönemde ban yiyenlerdenim :d geçenki aktifleştirmelerde tekrar aktif edildi hesabım ama şimdi de bu hesaba alıştım, tarayıcıya e yazınca da direkt bu açılıyor. kolayıma geliyor yani. hem bu nickimi seviyorum <3
0
art cat chocolate
(26.01.26)
iki hesap arasında 1 yıl zaman farkı var, ama burada hep daha eski olan denef kullanıcı adımla varlık gösterdim. sonradan da birleştiremedim. buradaki bazı kullanıcılar beni tanıyor, geçmiş duyurularımdan hareketle şunu yaptığını hatırlıyorum o yüzden şimdi böyle yapsan daha iyi olur diye geri bildirimlerde bulunuyorlar özel mesajla açıkçası bunu kaybetmek istemediğim için sözlük hesabımla giriş yapmıyorum.
0
denef
(26.01.26)
Bazısı sadece nick benzerliği.
0
lazor
(26.01.26)
Ben yıllarca sözlük hesabımdan yazdım buraya, hatta buradaki herkesi sözlükçü sandım bu sürede. Sanki sözlük dışından giren yokmuş gibi geliyordu, sözlüğün yan bayiisi sanıyordum hehehe. O nicki emekliye ayırdım, yedekte duran kulkanmadığım bir nikle biraz sözlük okuyup biraz duyuru bakıyorum şimdi mesela. Sözlük nicki yani bu. Bura apayrı bir dunya imiş sonradan anladim ama ne fark eder.
+1
covered
(26.01.26)
sözlük hesabımla ifşalanmak istemiyorum.
-1
deartheodosia
(27.01.26)
(9)

İlk yardım eğitimi almış olan var mı?

tiredofwaiting
Dün uçakta yanımda biri bayıldı, çok çaresiz hissettim, kabin görevlilerinin bilgisinin yetersizliğini görünce daha da aklım başımdan gitti.Eğer herhangi bir ilkyardım kursuna gittiyseniz bilgi verebilir misiniz? Ücreti ne kadardı, ne kadar sürdü, neler öğrettiler vs.
Dün uçakta yanımda biri bayıldı, çok çaresiz hissettim, kabin görevlilerinin bilgisinin yetersizliğini görünce daha da aklım başımdan gitti.

Eğer herhangi bir ilkyardım kursuna gittiyseniz bilgi verebilir misiniz? Ücreti ne kadardı, ne kadar sürdü, neler öğrettiler vs.
0
tiredofwaiting
(25.01.26)
İşyerine söyle, illa sertifika alıyorlardır çalışanlar için. Seni de eklerlerse bedava almış olucaksın.
+1
Bruce
(25.01.26)
Ben aldım. Meb öğretmenlerine bu eğitimi veriyor. Ben iki defa aldım.
En önemli konular;
Temel yaşam desteği: kalp masajı ya da şok cihazı kullanımı, yetişkinlerde, çocuklarda ve bebeklerde ayrı ayrı anlatılıyor.
Kalp krizi, suda boğulma, boğaza cisim kaçması, göğüs yaralanmaları, kesici delici aletle yaralanmalar, kırık çıkıklar, nöbetler, zehirlenmeler vs. bunlar anlatılıyor.
+2
rodeocu
(25.01.26)
halk eğitim merkezine kurs açılması için başvuruda bulunabilirsiniz. yeterli sayıda başvuru olunca açıyorlar direkt. yeter sayı da 10du sanırım.
+1
antihero
(26.01.26)
Daha önce en az üç kez farklı zamanlarda direk yerinde ve en az bir gün süren ilk yardım eğitimlerine katıldım işim icabı, en profesyonel olanında yani. Ancak şunu söylemeliyim sizinle aynı durumda bir vakaya rastlasam şu an ne yapacağımı bilemem. Ya da çok unutkan bir yapım var bilmiyorum. Sorunuza cevap değil ancak paylaşmak istedim ancak siz tabiki öğrenin.
+1
va
(26.01.26)
istanbulda halk eğitim kursunun benzeri olan ismek var. ben ve eşim orda aldık kursu. şirinevler şubesindeydi, hoca da çok güzel anlatıyordu. ama va'nın dediği gibi ben de şu an biri bayılsa panik olup ne yapacağımı bilemem. yine de kursa gitmek gerekiyor +1 benim gittiğim ismek olduğu için ücretsiz bu arada.

ama sağlık bakanlığının verdiği kurslar da varmış ücretli mi bilmiyorum. sağlık bakanlığından kurs alanlarda ilkyardımcı kimliği veriliyormuş bu sayede onların ilk yardıma ihtiyacı olan herkese müdahale etme yetkisi oluyormuş. benim gittiğim kurs sadece öğretici, gidip birine kendi kafana göre kalp masajı falan yapma yetkisi vermiyor. en fazla evin içinde kendi akrabanın başına bi şey gelirse falan yapabilirsin. ya da evde kendi bebeğinin boğazına bişey kaçarsa falan müdahale edebilirsin.
0
Sadece soruyorum
(26.01.26)
İSMEK kursuna katıldım. Belediye verdiği için ücreti yoktu ama Sağlık Bakanlığı onaylı kimlik kartı için paralı kursa gitmek gerekiyor bize verdikleri MEB onaylıydı. Kalp masajı ve Heimlich manevrasını uygulamalı olarak gördük, yaralı taşıma, ne zaman turnike yapılmalı gibi konuları sözlü olarak gördük.
0
peki madem
(26.01.26)
İş yerinde bir kişide mutlaka olması gerektiği için eğitim aldım birkaç kez almam gerekti hatta sürekli yönetmelik değiştiği için.
En son geçen ay bir eğitime katıldım aldığım verimli eğitim buydu fiyatı da makul, eğitmenler de çok iyi, 3 ya da 4. ilkyardım eğitimimdi ilk kez gerçekten verim alarak geçirdim bu süreci.
Kesin karar verdiğinizde mesaj atın şirketi ve bendeki numarasını paylaşırım sizinle.
0
mutekebbir
(26.01.26)
Kursa gidene kadar biraz bakayım derseniz şuradaki belgeler işinize yarar:
www.afad.gov.tr

Bir de şu uygulama var: play.google.com
(Türkçesi de var) Ama acil bir durumda uygulamaya gir, ne yapman gerektiğini ara, uygula ne kadar pratik olur bilmiyorum.
0
kobuzchu kiz
(26.01.26)
sertifika kursu 2 tam gün sürdü diye hatırlıyorum. ilkyardımın ne olduğu anlatılıyor. ne yapılması daha da önemlisi ne yapılmaması gerektiği anlıyorsunuz. olaya ilk müdahale anından ekip gelene kadar geçen süre ile ilgili bilgi alıyorsunuz. eğitimler uygulamalı oluyor. sunni solunum, kalp masajı, hemlich manevrası, kalp şok cihazı(oed) kullanımı, kan durdurma teknikleri, yaralıyı güvenli bölgeye taşıma gibi kritik bilgiler veriliyor. kurs esnasında ilçe sağlıktan gelip denetliyorlar. sonra kurs sizi sağlık müdürlüğüne bildiriyor ve bir hastanede test ve uygulamalı sınava tabi oluyorsunuz. başarılı olursanız sertifka veriliyor. ücretini şirket karşıladı ama yüksek değildir muhtemelen.
0
surprise
(26.01.26)
(11)

Hibrit Çalışanlar

darthvader
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
Haftanın hangi günleri, evden hangi günler ofisten çalışıyorsunuz? gün seçme veya değiştirme opsiyonunuz var mı, güncel durumunuzdan memnun musunuz? Evden çalıştığınız günlerde dışardaki işlerinizi hallediyor musunuz yada mobil misiniz yoksa evde full çalışmacayla mı geçiyor ?
0
darthvader
(23.01.26)
Bizim için çok saçma bi düzene geçildi yaz aylarında.

Sadece ist da ikamet edenlere zorunlu diye söylendi.
Ekibimde farklı şehirden çalışan var ama gelmesi zorunlu değil.
Haftanın 4 günü zorunlu deniyor ama benim departmanım 7-24 birilerinin pc ye ulaşımının olması gerekeceği bi departman olması sebepli en azından evde olan birileri olsun diyerek (şehir dışındaki kişi hariç) 3 kişiden biri her hafta evde kalıyo oluyor.

Yani 2 hafta ofis 1 hafta ev düzeni. (Ekipteki kişi sayısı sebepli)

En saçma şeylerden diğer bir olay da işe gidenle gitmeyen arasında hiçbir maddi farkın olmaması. (Yemek kartı ve ek fatura yardımı aynı kaldı)

Bu arada gitmesen de kimse çeteleni tutmuyo ama bi düzen kurulunca çok düzeni bozamıyorsun.

Ofise gitmekten memnunum aslında senelerce evden çalışmıştım ama bu saçma düzen can sıkıcı oluyor.

Evden çalışırken non stop çalışmıyorum yemek temizlik. Dışarda işim varsa onları halletme vs de yapıyorum. Ama bunu işten kaytarmak gibi değil daha imkan olması sebepli yapıyo oluyorum

Edit: ekip içinde ofise gidenler olarak kendi kafamıza göre nasıl istersek öyle günleri ayarlayabiliyoruz. Maksat ofise birileri gidebiliyo olsun.
0
chanandler bong
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev bizde şu an. Herkesin geldiği ortak bir gün var onun dışıdaki iki günü biz seçebiliyoruz. İş yoğunluğuma göre dışarıdaki işlerimi hallediyorum bazen ya da hava almaya çıkıyorum. 3 gün fazla bence 2 gün yeterdi çünkü ofiste çok muhabbet oluyor orada da konsantre çalışmak mümkün olmuyor.
0
peki madem
(23.01.26)
O gün çok işim varsa ofise gidiyorum, çok işim yoksa evden çalışıyorum. Kafama göre.
0
Bruce
(23.01.26)
Carsamba ve persembe fiks evden calisiyorum. Diger 3 gun ofisteyim.
0
soulforge d
(23.01.26)
2 gün ofis 3 gün ev bizim.
Gün seçmek yok hep sabit günler gidiyoruz.
Çok nadiren dışarıda işlerimi hallederim genelde evden çalışıyorsam evden çıkmam.
0
yenibirgüzelnick
(23.01.26)
Bir hafta tamamen evden. Diğer hafta üç gun ofis. Günler belli ve sabit. Tüm ekip olarak aynı düzen.
İş yoğun. Sürekli arama toplantı olur. O nedenle beş dakika bile başından ayrılamazsiniz. İşe başlama saatini, öğle arasını beş on dakika bile esnetmemeniz isteniyor.
0
a perfect lie
(23.01.26)
Resmide iki gün ev üç gün ofis ama biz çok yoğun oldugumuz için müdürümüz rahat ve gelen baskilara da "tamam o zaman normal çalışma saatlerini yapabileceksek daha çok gelelim" diyor ama şirket buna bir çözüm bulamadığı için şimdilik bir şey demiyorlar.

Oldukça rahatız biz, genelde aynı gün geliyoruz ki birbirimizi görelim.
Gene saat olarak rahatiz çünkü önemli olan şey işin yapılıyor olmasi yoksa 30 dk 1 saat mesai sırasında işin var vs kimse umursamiyor. Ne bileyim doktor randevusu vs varsa yani.
0
logisticsmanager
(23.01.26)
3 ofis 2 ev bizim. Günleri dilediğimiz gibi seçebiliyoruz.
Evden çalıştığım günlerde duruma bağlı olarak dışarıdaki işlerimi hallediyorum. Bazen bilgisayarımı alıp bir yere kahve içmeye çıkıyorum çalışmama oradan devam ediyorum.
Şu an için memnunum.
0
purplee
(23.01.26)
carsamba ve cuma gunleri evden calisiyorum. sabit, degistirme sansim yok, herkes boyle calisiyor. ben memnunum. o gunlerde pek calismiyorum acikcasi, fakat cok da rahat degilim. aniden toplanti gerekebiliyor. bir kere disarida yakalandim, dedim oglen yemegi icin disari ciktim simdi, bir saat sonra goruselim, problem olmadi.
0
Sour
(23.01.26)
Haftada 2 gün ofis günümüz o gün gitmek zorundayız. Haricen yurtdışından paydaşlar gelirse gidiyoruz. İşim ile evim arası 13 kilometre zul gelmiyor ama sahaya gitmem gerekirse eve 100 km ve 60 km olmak üzere iki sahada projem var. Saha bazen ayda bir bazen haftada 3 gün oluyor şaftım kayıyor gözler kan çanağı geziniyorum.
0
cilekli pasta
(23.01.26)
3 gün ofis 2 gün ev. Günleri kendin seçiyorsun ama yüzyüze olmanın daha iyi olacağı günlerde ofiste olmanı yeğliyorlar. Ancak çok karışan da yok açıkcası.
Evde olsun ofiste olsun pek işler sıkı değil. Bu durum bende ciddi huzursuzluk yaratıyor aslında ama elden birşey gelmiyor şimdilik. Yani bir işim varsa gün içinde yapıyorum çok uzun değilse.

Türkiyeden bildiğim 3 farklı örnek var. Epey ilginç oldukları için onları da paylaşayım;
1 - Ayda 4 gün ofiste çalışıyorlardı ayda 6 gün oldu. Teknoloji şirketi. Günleri kendin seçiyorsun.
2 - Haftada 3 gün ofiste çalışıyorlardı, 2 güne düştü. Yaz tatillerinde de genelde tamamen evdeler. Asıl işi donanım olan teknoloji şirketi.
3 - Çeyrekte (yani 3 ayda) 22 gün mü ne ofiste çalışan bir şirket var. Epey büyük bir banka.
0
mbond
(24.01.26)
(14)

Mutlu musunuz

arbre
Mutluysanız neden? Değilseniz neden? En son ne için mutlu oldunuz?
Mutluysanız neden? Değilseniz neden? En son ne için mutlu oldunuz?
-13
arbre
(22.01.26)
bardagin dolu tarafini görebiliyorsan,
mutluluk cok uzakta değil.
0
designer
(22.01.26)
ne münasebet.
0
benibulmanlazim
(22.01.26)
ananiyimioguz
(23.01.26)
Antidepresan sağ olsun en azından stabilim.
0
yakalayamadığın.ışıklar
(23.01.26)
mutluyum, bu da geçer.
0
klassno
(23.01.26)
mutluluk anlıktır. amam huzurluyum. hayat bir süredir seyrindee ininş çıkış yok.
+1
ground
(23.01.26)
ciddi manada şuan depresyondayım fakat hayatta kalma iç güdüsü(sanırım) nedeniyle gündelik hayattan kopmamaya çalışıyorum.
0
duyuruuser
(23.01.26)
Mutluyum sebebini bilmiyorum. Oğlumla iyi geçirdiğim her gün bir artı benim hanemde. Gece uyumadan önce onun üzgün olmadan yatağa girdiğini bilmek yetiyor bana.
Bir de yeni evimde (kiradayım) soba yakıyorum, çok iyi geldi bana. Akşamları sobayı yakıyorum, oğlan yattıktan sonra elimde çay, yanımda kedi... Terasım da var büyük, orada ot, çiçek yetiştiriyorum. Bana yetiyor mutluluk için.
Yoksa işsizim, haliyle hiç param yok. oğlan debh, okuldan da ayrıca nefret ediyor :p son 1.5 yılda 25 kilo aldım giyecek gerçekten hiçbirşeyim yok, yıllardır tatil yapmadım vb... Üzülecek çok şey var da pek umurumda değil hiçbiri bu ara. Yaşadığıma mutluyum, şu stabil hayatımın çarkına herhangi bir şey çomak sokmasın yeter.
0
strawberry first
(23.01.26)
Mutlu değilim ama mutsuz da değilim. Nötr diyebiliriz.
0
peki madem
(23.01.26)
gerçekten değilim. sıkıntılı evlilik süreçleri.
0
kondansator
(23.01.26)
en son kedimin şapşallığı ve varlığı beni mutlu etti.

bu sabah uçukla uyanmam da mutsuz etti. en büyük derdim keşke bu olsa ama değil. sadece en son bu :d
-1
art cat chocolate
(23.01.26)
Keyfim yerinde.

Tabii Aralık ayının ortasından beri iş yerinde içinde olduğumuz fırtına dinmeye başladı. Enkazları toparluyoruz. Görece zor bir süreç oldu.

Öncesinde de keyfim yerinde. Daha da iyi olacak.
0
put it in your appropriate place
(23.01.26)
inanılmaz şekilde keyfim yerinde. söylemesi ayıp primler yattı bugün...
0
datnet
(24.01.26)
Yaklaşık 10 aydan uzun süren, gece kabuslarla, sürekli içsel konuşmalarla geçen bir depresyonun içindeyim. Çok kısa süreli zamanlarda mutlu oldum belki 3-5 gün.
Öte yandan bundan sonraki hayatımın böyle geçeceğine kani olduğum için artık bundan da kurtulmaya çalışmıyorum. Sadece vücudumu bir öteki güne sürüklemekte her geçen gün daha fazla zorlanıyorum.
-2
rakicandir
(24.01.26)
(8)

Laptop önerisi

solitude ov the lonliest star
Merhaba,Ev kullanımı için bir laptop ihtiyacı var. Oyun oynanmayacak. Bağlantı noktalarının bolluğu (type c, kart okuyucu, hdmi, ethernet vb) ve pil ömrü ortalama üzerinde olması beklentiler arasında. Bütçe mümkünse 50k ve altı. Sim kart yuvası da olursa tadından yenmez ama olmazsa olmaz değil. İlk
Merhaba,

Ev kullanımı için bir laptop ihtiyacı var. Oyun oynanmayacak. Bağlantı noktalarının bolluğu (type c, kart okuyucu, hdmi, ethernet vb) ve pil ömrü ortalama üzerinde olması beklentiler arasında. Bütçe mümkünse 50k ve altı. Sim kart yuvası da olursa tadından yenmez ama olmazsa olmaz değil. İlk aklıma gelen thinkpad modelleri oldu ama buradan da fikir almak istedim.

Şimdiden çok teşekkürler.
0
solitude ov the lonliest star
(18.01.26)
Macbook ve bağlantı noktası için ayrı aparat
0
hold the door
(18.01.26)
Macbook seçenekler arasında değil maalesef. Windows isteniyor.
0
🌸solitude ov the lonliest star
(18.01.26)
Casper Nirvana S100. Gelip iyi değil yazanlar olacak, inanma. Çiçek gibi bilgisayar.
-5
arbre
(18.01.26)
Bütçe sınırınız var. Bence istediğiniz bilgisayarın değiştirilmesi zor ya da imkansız özelliklerine odaklanın, bağlantı noktası meselesini harici bir hub/dock ile kolayca çözersiniz.
0
10551037
(18.01.26)
Hocam senin aradığın laptop msi Cyborg 15 13.Nesil Core i5 bu saydığın özelliklerin hepsi var.
0
komando kani var bende
(18.01.26)
ben thinkpad e serisini pek begenmiyorum, budget olani zaten iclerinde. L olan da eh iste. alinacaksa bence p, t, x alinmali.

business serisi olarak hp elitebook da dusunulebilir 8xx serisi ozellikle.

bu arada notebookcheck veya laptopmedia'da incelemesi olan bir model tercih etmek isteyebilirsiniz.
0
elite crew
(18.01.26)
gaming modellere bakmıyordum, msi cyborg iyi gibi duruyor.

hp omnibooklara bakıyordum elitebookları da göz atayım.
0
🌸solitude ov the lonliest star
(18.01.26)
Birkaç ay önce Asus Vivobook S16 aldım ve memnunum şimdilik. Ama ben freedos alıp Linux kurdum Windows'u nasıl kaldırıyor bilmiyorum. Almadan önce okuduğum incelemelerde pil ömrü övülmüştü ve en azından Linux ile çok iyi.
0
peki madem
(18.01.26)
(16)

Sevmediğiniz ya da sinir olduğunuz insanlara kötü davranır mısınız?

pembediken
Toplumda böyle bir algı var gibi. Bu şunu sevmiyor şimdi kesin gıcıklık yapar ya da laf sokar gibi. Ama bana saçma geliyor bu durum sevmiyorsam ya da bir şeyi rahatsız ettiyse uzak dururum iletişimi azaltırım. Siz nasıl davranırsınız?
Toplumda böyle bir algı var gibi. Bu şunu sevmiyor şimdi kesin gıcıklık yapar ya da laf sokar gibi.
Ama bana saçma geliyor bu durum sevmiyorsam ya da bir şeyi rahatsız ettiyse uzak dururum iletişimi azaltırım. Siz nasıl davranırsınız?
+4
pembediken
(14.01.26)
Kötü davranmak da bir efor gerektiriyor. Ben iyi ya da kötü davranmam. Böyle bir insanı etrafımda tutmam. Çalışma ortamında filansa da iletişimi minimuma indiririm.

Bu gıcık davranma laf sokma işlerini tercih eden insanlarda da bir sorun vardır. Sevmediği birine kötü davranma çabası varsa o insan da benim gözümde biraz kötü insandır. Kötü değilse de boştur.
+5
a perfect lie
(14.01.26)
Kötü davranmam kimseye.
-6
arbre
(14.01.26)
Hayır davranmam. Görmezden gelirim. Bana nasılsın vs. diye sorunca teşekkür ederim, der geri sormam.
0
substituent
(14.01.26)
uzak dururum kotu davranmam..
+1
cooperr
(14.01.26)
Asgari nezaket seviyesini korurum. Mesafe hisseder ama sevmediğimi göstermem. Örtük olarak da bir şey yapmam.
0
black holes in the sky
(14.01.26)
boyle bi soruya eksi duyuru gibi yari anonim bi ortamda bile pek fazla gercekci cevap gelmez. ama gercek hayat tecrubelerinden biliyoruz ki insanlar sevmedikleri insanlara karsi olumsuz davranislarini rasyonalize etmekte oldukca maharetliler.

ikincisi giciklik denen seyin tanimina da cok bagli. birine cok ufak hatta 0 maliyetle bir iyiligin dokunabilecekken bunu yapmamayi secmek kimilerince giciklik olarak yorumlanabilir mesela.
+5
ghilleinthemist
(14.01.26)
Sevmediğim biriyle aynı ortamda bulunmam. Bulunmak zorundaysam da iletişimim sıfıra yakın olur.
0
gobekliraki
(14.01.26)
Bana kötü davrandıysa, saygısızlık yaptıysa kötü davranırım.
Bunlar hariç herhangi bir sebepten dolayı sevmiyorsam yok sayarım
0
ebeş
(14.01.26)
sevdiğim insanla muhattap olmam. sevmediğim için kötü veya ters davranma gibi davranışım yok.
0
mikahakkinen
(14.01.26)
Tahammül sınırım düştüğü için kendimi tutamadığım zamanlar oluyor. Yani şimdi gıcıklık yapayım diye değil de normalde içimde tutacağım düşünceleri tutabilme yeteneğimin azalması gibi. Kişisel hayatımda zaten sevmediğim insanla görüşmem ama iş ortamında seçme imkanı olmuyor takdir edersiniz ki.
+1
peki madem
(14.01.26)
hayır ama ilk fırsatta olduğu ortamdan uzaklaşırım.
0
lazpalle
(14.01.26)
engelledigi adamin bile engelini kaldirip eksileyip tekrar engelleyen saykolarin oldugu duyuruda bu soruya samimi ve dogru cevaplar almayi beklemeniz cok naif.
bakarsaniz kimse "muhatap olmuyor" ama toplum birbirinin kuyusunu kazan, dedikodusunu yapan, laf tasiyan insandan gecilmiyor. herkes hakettigi hayati yasiyor.
ghilleinthemist +1
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.01.26)
Kötü davranmam, uzak tutarım. Hatta bayağı karşılaşmamaya çalışırım. Yüzüne karşı da mantık çerçevesi dışında bir tepki göstermem ama kendisi benimle alakalı ya da alakasız bir suç işliyorsa gerekli raporlamaları yapıp yasal yollara başvururum ya da başvuranlara yardım ederim.

arşiv unutmaz ve yazıp sildiğiniz en ufak şeyleri (küfürleri mesela) bile kaydeder :)
+3
eileengray
(14.01.26)
mesafeli dururum. iş yerindeyse ve işi bana düştüyse ekstra kötü davranmam asla.
sosyal konulara girmem, laf atarsa yanıtlamam ya da bulunduğumuz ortama göre ilgisiz yuvarlak yanıtlar veririm. eskiden yeri gelirse laf da sokardım bi faydasını görmedim :)
0
denef
(14.01.26)
Yapacağım en fazla muhatap olmamak.
İş yerinde arama çok net bir şekilde mesafe koyduğum tavrımı belli ettiğim kişi geçenlerde arkamdan "benimle derdi var maaşımı bile vermiyor" demiş halbuki bu konunun direkt benimle ilgili olmadığını o da biliyor ama böyle algılamış mesafeli olduğumuz için.
Böyle konular biraz da algıyla alakalı sanırım.
Bile isteye kimseye kötülük yapmamaya çalışırım bana kötülük yapana bile en fazla yapacağım şey silmek oluyor ki bana bir hadi unuttuğum da olsun iki kişi falan kötülük yapmıştır, türk dizisi tadında hayatlar yaşamadığımız için kim kime ne gibi bir kötülük yapabilir ki aklım almıyor benim.
0
mutekebbir
(14.01.26)
iş ortamı gibi sürekli yüz yüze olduğumuz bir ortamdaki insan ise, asgari iletişim ve ortamın gerektirdiği nezaketi gösterir daha fazlasını yapmam. merhaba, merhaba yani. nötr duygularla iletişim kurarım. yüz yüze bir ortam değilse uzak kalırım. bazı insanlar için sevmedikleri insanlarla uğraşmak hobi gibidir. öyle biri değilim.
0
unvergesslich
(14.01.26)
(9)

Havlu neden kirleniyor?

michael_knight
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor. Neden?İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
Elimi tertemiz yıkıyorum, havlu ile kuruluyorum. Bir süre sonra havlu kirleniyor.

Neden?
İdeal bir dünyada o havlu sonsuza dek temiz kalmalı, doğru değil mi?
0
michael_knight
(10.01.26)
İdeal bir dünyada elinin kirlenmemesi gerekiyor.
-17
arbre
(10.01.26)
Elinizi her seferinde tertemiz yıkayamıyorsunuz. Havluya, bilekleriniz gibi yıkmadığınız yerler değiyor. Havluyu koyduğunuz yer mesela, en son ne zaman temizlediniz?

Havluya az miktarda bakteri geçsede nemli olunca bir şekilde ürüyor.

Kaldı ki tek sıkıntı bu değil. Siz ıslak elinizi aynı havluya sildikçe doğru düzgün kuruyamıyor. Bekledikçe koku yapıyor. Bir yerden sonra ıslaklıktan zaten elinizi kurulayamıyorsunuz.
+1
substituent
(10.01.26)
peki madem
(10.01.26)
havlu kirleniyor çünkü açıkta duruyor ve tozlanıyor. evde her eşya tozlanırken havlunun tozlanmamasını bekleyemezsin. sıkıntı elinde değil havada yani.
+1
abelardo
(11.01.26)
Islak kalınca kirleniyor havlular. Hatta çok uzun süre kullanınca çıkması zor yayvan lekeler bile oluşabiliyor. Her seferinde havlunun farklı bir yeriyle silin elinizi, böylece ıslanmayı yaymış olursunuz, ıslanan yerler daha çabuk kurur.
0
santimantal
(11.01.26)
Deri. Aynınşey bornoz için daha da geçerli. Bol bol keselenmişim, şampuanı ayrı vücut şampuanı ayrı misler gibi olmuşum. Ama bir süre sonra kararıyor. Sebebi derimizdir.
0
ground
(11.01.26)
Bazı akıllı saatler el yıkama sürelerini ölçüyor. Varsa ve baktıysanız hiç de öyle sandığımız kadar süre ayırmadığımızı, genelde üstünkörü yıkadığımızı görüyorsunuz. Yani sandığımız kadar temiz değiliz.

Ayrıca derimiz sürekli kendini yenileyen, yenilenen, sürekli ölü hücrelerini döken ve korunma maksatlı yağ ifraz eden bir organ. Parmak izi alma işi bu özellikten istifadeyle yapılıyor. Dokunduğumuz her yere yağ ve ölü hücreler bırakıyoruz. İyi ki o yağı yok edecek kadar yıkayamıyoruz yoksa egzamadan kırılırdık.

Bu iki durum havlulara kir olarak yansıyor.
0
Mirket
(11.01.26)
@mirket bir ara Apple Watch kullanmıştım, dediğin gibi süreyi ölçüyordu. Genelde o süreyi tamamlayacak kadar yıkıyordum ama her zaman mükemmel yıkamadığım doğrudur.
@mirket "istifadeyle" ne demek? "Sadece gerekli hallerde" anlamında mı?
Teşekkürler cevaplarınız için
0
🌸michael_knight
(12.01.26)
'İstifade', fayda, 'istifadeyle' de faydalanarak anlamına geliyor.

Hukuk diliyle fazla haşır neşir olunca günlük hayatta kullandığım dil de eski Türkçeye kaçıyor sanırım.

Yani, parmak izimiz, dokunduğumuz yüzeyde bıraktığımız cilt yağıdır aslında.
+1
Mirket
(12.01.26)
(4)

işgal altındaki ülkelerde günlük yaşam hakkında kitap, makale vs.

wilhelmwasmuss
merakımı uyandıran bir konu olarak, genel olarak işgal durumunda bulunan ülkelerde sivil halkın ve kurumların günlük işleyişini merkeze alan kitap olur(mümkünse), makale olur, araştırma olur bu tarz öncelikle kaynaklar biliyor musunuz? aradığım şey romanlardaki gibi dolaylı yoldan bilgi veren türde
merakımı uyandıran bir konu olarak, genel olarak işgal durumunda bulunan ülkelerde sivil halkın ve kurumların günlük işleyişini merkeze alan kitap olur(mümkünse), makale olur, araştırma olur bu tarz öncelikle kaynaklar biliyor musunuz? aradığım şey romanlardaki gibi dolaylı yoldan bilgi veren türde şeyler değil. mesela kemal tahir'in esir şehrin insanları tarzında şeyler değil aradığım. örneğin hastanelerin, postanelerin, sıradan devlet dairelerinin, işinde gücünde olan maaşlı çalışan insanların günlük yaşam rutinleri, polis hizmetleri vs. nasıl işledi. daha ziyade kastettiğim bu tarz bilgiler üzerine yazılmış araştırmalar veya derli toplu kitaplar. teşekkürler.
0
wilhelmwasmuss
(08.01.26)
Mirket
(08.01.26)
Yazılı kaynak arıyorsunuz sanırım o nedenle ne kadar cevap oldu bilemedim ama The Kyiv Independent'ın Youtube sayfasında Dare to Ukraine diye bir seri var belki ilginizi çekebilir:

www.youtube.com
0
peki madem
(08.01.26)
bu kitabın argümanı beni bayağı ters köşe yapmıştı (okulda chapter 5'i makale şeklinde okumuştuk): sömürge zamanı hindistan bürokrasisinin işleyişini/değişimini tarihsel epistemoloji açısından ele alıyor:

bhavani raman, document raj
press.uchicago.edu
0
eileengray
(08.01.26)
Daha eski kaynaklar icin:

-Esir Sehrin Insanlari
-Atesten Gomlek
0
trixi
(08.01.26)
(14)

Yeni bir şeyler öğrenmek için farklı kurslara gidiyorum ama

pembediken
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar. Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğ
Okul hayatımdan beri enstrüman, spor, el sanatları,dil,dans gibi çeşitli kurslara katıldım ama ailemden kurslara gidiyorsun ama başarın yok gibi tepki alıyorum. Ailemle aynı bakış açısına sahip değilim. Şimdi bu soğukta oraya spora gidilmez diyorlar.

Bir yandan da tuhaf mı böyle çeşitli kurslara eğitimlere katılmak?
0
pembediken
(06.01.26)
Yeni şeyler deneyip öğrenmek güzel bence. Garip değil yaptığınız.
+3
peki madem
(06.01.26)
Bu kurslara profesyonel amaçla gitmiyorsanız neden bir başarı gereksin ki zaten anlamadım hiç.

Hobi işte, kendinize uğraşlar buluyorsunuz, bundan zevk alıyorsunuz. Enstrumanı, sporu, el sanatlarını kendinize hayat hedefi olarak değil iyi vakit geçirmek için kullanmışsınız. Sorun ne ki? Belki aileniz sizin bu kurslara gitmekteki amacınızı kavrayamamıştır.

Tabi bunları söylerken zaten bir işininin olduğunu ve kendi başınıza hayatınızı devam ettirebildiğinizi varsayıyorum. Aksi takdirde aileniz işin bu tarafına odaklanmanızı haklı endişelerle istiyor olabilir.
+3
akhenaten
(06.01.26)
Harika şeyler yapıyorsun. Kulak asma onlara.

Ek: @ akhenaten'in de dikkat çektiği gibi, kendi kendine yeten biriysen tabii.
+1
Mirket
(06.01.26)
Şimdi gittiğim kursun ücretini kendim karşılıyorum. Yaşım 37. Daha önce gittiğim birçok kurs ücretsizdi.
+1
🌸pembediken
(06.01.26)
Kendiniz için harika bir şey yapıyormuşsunuz. Kimsenin ne düşündüğünün bir önemi olmamalı.
-1
suicides underground
(06.01.26)
Mükemmel bir şey. Bunu kurs bazında değil, 37 yaşına gelmişsin, evlenememişsin, çocuk yapamamışsın bazında söyleme ihtimalleri var mı?
-5
arbre
(06.01.26)
@arbre hayır. O konularda asla tek kelime etmez ailem.
0
🌸pembediken
(06.01.26)
aileni onayladigimdan degil de, 3 ay 5 ay 1 yil gidip bir dili veya enstrumani kayda deger bir yere getirmeden ha bire baska seye atliyorsan ciddiye almiyor olabilirler cunku en basta sen ciddiye almiyorsun gibi bir durum olusuyor. yani tutup gitar kursuna gidiyorsan onda eline aldiginda etrafindaki insanlar vay be ne guzel caliyor dedirtecek seviyelere kadar istikrar gostermen lazim ki bir anlami olsun.

spora git. spora herkes surekli gitmeli zaten. turkiye'de bir turlu yerlesmedi. sogukla ne alakasi var ki turkiye'nin cogu yerinde oyle aman aman bir kis da olmuyor.
+1
hot potato
(06.01.26)
Muhtemelen kır dizini otur evinde ailesine sahipsin. Hobi konseptine de hakim değil gibiler de.
-2
Bruce
(07.01.26)
Değil, demekki aradığınızı bulamamışsınız. Denemeye devam diyorum ben. En azından siz farklı şeyler deniyorsunuz ve hayata bir kere geliniyor, onu da evde oturarak geçirmemek istemeniz bence tuhaf değil.
0
tiredofwaiting
(07.01.26)
insanların beklentisi, bir şeyi öğreniyorsan oradan devam et ve ustalaş yönünde olduğu için, onların gözünde bir çok kursa gidip sonuç alamamış birisin.

onlara, asıl maksat kursta bir şey öğrenmeyi sevmek ve sosyalleşmek olduğunu anlatırsan artık daha farklı bakarlar.
+1
duyuruuser
(07.01.26)
Bazı aileler @bruce'un dediği gibi seni aşağı çekme, bir şey yapmanı istememe eğiliminde olabiliyor ama bir yandan da bu da sürekli bi şeyler deniyor ne aradığını kendi de bilmiyor diye düşünüyor da olabilirler.

Hayat senin hayatın, zaman senin, para senin kime ne aw

Kimisi de sürekli iki yıllık kazanıyor bir hevesle başlıyor birkaç derse başlayıp bırakıyor. Instagram hesabı açıyor tutmuyor başka temalı hesap açıyor. Ne aradığını bilmiyor da olabilirsin kısaca ama bizi/onları ilgilendirmez.
-1
chicha_v2
(07.01.26)
aile başka bir jenerasyon, siz başka. sizi herhangi bir konuda %100 anlamalarını ve desteklemelerini beklememelisiniz. ha olsa ne tatlış bal börek olur ama bizim aile yapılarımız böyle değil maalesef. Tepki gösterdiklerinde he he, hımm bir bakayım ya falan deyip savuşturacaksınız ve içselleştirmeyeceksiniz olacak bitecek.

çok yönlü olmak iyidir. disiplinlerarası etkileşimi kuvvetli olan insanın psikolojisi de daha sağlam olur, sosyal iletişim becerileri de daha gelişkindir, genel kültürleri daha yüksektir, farklı disiplinlerin kazandırdığı bilgi ve deneyimi diğer disiplinlere entegre edebilir vesaire vesaire. maymun iştahlı olmakla çok yönlü olmak bambaşka şeyler. gittiğiniz kurslarla ilgili muntazam olmanız, virtüöz olmanız falan gerekmiyor. bu da toplumsal bir dayatma.
+1
Phoebe
(07.01.26)
@Bruce öyle insanlar değiller. Kalksam mesela Amerika'ya taşınıyorum evleniyorum desem tamam derler. Bu konu biraz kuşak çatışması gibi bir şey işte ama açıklama yapmak yoruyor işte
0
🌸pembediken
(07.01.26)
(11)

Kedinizin en sevdiği oyuncak nedir?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, Kediniz en çok hangi oyuncağı seviyor?Teşekkürler
Merhaba,

Kediniz en çok hangi oyuncağı seviyor?
Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(05.01.26)
Alüminyum folyodan yapılmış top.
0
orient blue
(05.01.26)
Bizimki de aluminyum folyo topu seviyor ama zehirli oldugu icin vermiyoruz. Diger favori oyuncagi karton sut kutularinin kapaklari. En cok onlarla tut getir oynuyoruz (atinca kopek gibi gidip getiriyor kerata).

Pet shop'larda satilan kedi oyuncaklarina pek prim vermiyor.
0
sertac akin
(05.01.26)
şu sıralar ayakkabı bağı
0
truf
(05.01.26)
Saç lastiği.
Soda kapağı.
Pipet. (Buna genelde kediler hayır diyemiyor.)
Beş on tane topu, oyuncağı da var ama yanından geçip gidiyor, pek bakmıyor.
0
a perfect lie
(06.01.26)
yeni verilen her şey 10 dakika boyunca en sevdiği oyuncak. 10 dakikadan sonra bir daha asla yüzüne bakmaz. oyuncaklarla oynamaktan hoşlanmayan bir benim kedim var herhalde.
+1
robokot
(06.01.26)
Şerit metre, mezura, örgü ipi ve şişi. Bunlar aslında benim oyuncaklarım ama paylaşmak zorunda bırakıyor.
0
beetlejuice
(06.01.26)
kalın çekip fırlatabileceği paket lastiği.
+1
orpheus
(06.01.26)
bebekken çay kaşığı ile oynuyordu şimdi 4.5 yaşında hiçbir şeyle oynamıyor. ara sıra ip ile oynatıyorum ondan da hemen sıkılıyor. lazere falan asla tepki vermiyor.
0
hold the door
(06.01.26)
Örgü şişi +1 bu nasıl bir sevmek!
+1
peki madem
(06.01.26)
pipet.
köpek gibi oyun haline getirir hatta. ben atarım o yakalar getirir.

patates kızartması ve ekmek parçası.
kaşla göz arası kaptı mı bunları bir dahaki temizliğe kadar bulamam. her yere sürükler. ağzında oradan oraya taşır.
0
art cat chocolate
(06.01.26)
Yere düşen baklagil taneleri.

Ayıklarken falan yere kuru fasulye ya da nohut tanesi düşüyor bazen.

Günlerce o minicik taneyle oynuyor.
0
anaphylacticshock
(06.01.26)
(12)

Bel fıtığı ameliyatsız tedavi edilir mi?

rasluka
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “ertele
Bel fıtığıyla ilgili kafam biraz karışık, o yüzden bilenlere sormak istedim.

MR’da bel fıtığı çıktı ama birkaç farklı doktora gidince çok net bir yol haritası çizilmedi. Kimisi “şimdilik ameliyatlık değil” dedi, kimisi fizik tedavi önerdi. Açıkçası ameliyat fikrine de çok sıcak bakmıyorum ama “erteleyip daha kötü mü olur” kısmı da kafamı kurcalıyor.

Ameliyatsız tedavi gerçekten her hastada mümkün mü, yoksa bu biraz duruma göre mi değişiyor? Özellikle hangi evrede ne yapılır / ne yapılmaz konusu önemli gibi geliyor.

Araştırırken Ankara’da bu konuyu proloterapi diye bir tedaviye denk geldim.(bkz: https://drderyacan.com/proloterapi-tedavisi-nedir/)

Bilen var mı konuyu?
0
rasluka
(04.01.26)
güç kaybı, idrar kaçırma veya uyuşma vb yoksa iyi bir fizik tedavi uzmanı ile süreci yönetin. Ameliyat ancak bunlar olduğunda olun çünkü ameliyatın da yarattığı komplikasyonlar oluyor.
+1
spankenstein
(04.01.26)
"bel fıtığı" diye bir hastalık yok. o bizim halk olarak taktığımız isim.

omurganın içinde kemiklerin arasında süspansiyon görevi yapan bir jel var. bu jeli akmasın diye tutan bir zar var. zarın arkasında da ellerine, kollarına, bacaklarına, ayaklarına, bütün motor kaslarına sinyal ileten bir sinir var.

bel fıtığı dediğin şey o jelin ne kadar dışarı taşması, taşarken sinire ne kadar değmesi, belki zarı yırtıp dışarı akması, dışarı akarken sinire basıp hareketini kısıtlaması. ya da dışarı akmasına rağmen sinire değmemesi. veya zarı yırtmadan şişip şişip sinire basması. bunların tamamı bize göre "bel fıtığı". mr'da neyin ne olduğu ayna gibi görünüyor. ama ondan önemlisi, fizik muayenede sizin neyi yapıp yapamadığınız da kabak gibi görünüyor.

ameliyat olan biri olarak söyleyebileceğim, fıtık sinire basıp zarar vermeye başlıyorsa içeri girip almaları gerekiyor. bu durum ağrıya değil, bacakta uyuşukluğa, güç kaybına, felce, hatta çiş tutamamaya kadar gidiyor.

ama yok sadece bombe yaptıysa, sinire basmıyorsa, 1-2 fizik tedavi ile yerine sokabiliyorsun.

benim fıtığım patlamış, akmış ve sinire bası yapıyor haldeydi, sol bacağımı sürüyerek gidiyordum. ameliyat oldum. gücü yerine geldi, ama hala dizimin üst tarafı uyuşuk ve sol ayağımı yukarı kaldırma gücü zayıf. ameliyata rağmen iz kaldı. çünkü fıtık o sinire zarar vermiş ve zarar gören sinir eski haline gelmiyor.
+3
kibritsuyu
(04.01.26)
fitik patladi. 2 ay yuruyemedim. tekerlekli sandalye ile gezdim. beslenme, uyku egzersiz vs ile duzeliyor ama cok sabirli olmak lazim. o bolgede kilcal damarlar az bu yuzden iyilesme cok yavas.
0
tezek
(04.01.26)
Ameliyatsız sadece egzersiz ve fizik tedavi ile düzeliyor mu yani? Fıtık patlamadı ama belimi doğrultamıyorum.
0
🌸rasluka
(04.01.26)
@ kibritsuyu harika cevap vermiş gerçi ama ben de bir şeyler söyleyeyim.
Sinir harabiyeti veya ihtimali sözkonusuysa Doktor, ameliyat diyecektir ve ameliyat kaçınılmazdır.
Eğer öyle bir durum yoksa etraftaki kas grubunun güçlendirilmesiyle omurganın yükü azaltılarak rahatlama sağlanabilir. Kas yapacağım diye body'ye başlamakla olmuyor tabi. Bu işlem fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist rehberliğinde olacak bir şey.
Yani Doktor ya ameliyat diyecek ya da FTR uzmanına yönlendirecek. Bazı doktorlar ameliyat konusunda daha kıyıcı. Öyle bir tereddüt varsa bir başka doktora daha görünmekte fayda var.
Alternatif tıp bu işe de el atmış durumda, bu yolda şifa buldum diyeni de gördüm, sakat kalanı da duydum.
Yani her hastalık hastaya özeldir. Ameliyatsız da oluyormuş diye doktorunuzu dinlememezlik etmeyin. Doktorunuz MR sonucuna ve klinik bulgulara göre en doğrusunu bilir. Onun dışındaki yollara giderseniz sakat dahi kalınabilir bu hastalıkta.

Geçmiş olsun.
0
Mirket
(04.01.26)
ben 2 defa oldum hatta galiba 3 defa oldum tam hatırlayamadım şimdi. bel fıtığı ameliyatı eğer büyük ve küçük tuvaletinizi tutamıyorsanız o zaman son çare olarak görülüyor. ben bunu kendi tecrübelerimden biliyorum ve doktor değilim. siz yine doktorunuza danışın.

bel fıtığının belli başlı sebepleri var. aşırı kilo. çok uzun süre oturmak. yanlış pozisyonda oturmak. aşırı yük kaldırmak gibi.

eğer bu problemleri düzeltmezseniz istediğiniz kadar ameliyat olun tekrar edecektir.

bel fıtığı için en iyi çözüm eğer yapabilecek durumdaysanız(ağrı sızı veya diğer hastalıklar, fiziksel durumunuz vb) bel kaslarını güçlendirmektir. bel kaslarını güçlendirdiğiniz zaman omurlarınızın arası açılır ve sinire olan bası azalır.

bunun için en etkili şey yüzmek olsa da ulaşılabilir olmadığı için benim için pratik olmadı. ikinci olarak merdiven inip çıkmak ve yürümek var. merdiven inip çıkmak bel kaslarınızı güçlendirmek için muhteşem bir hareket.

bu dediğim şeyleri bir fizik tedavi doktoruna gözükmeden yapmayın. bunun dışında çeşitli egzersizler de veriyor doktorlar.


özetle 1 saat oturuyorsanız mutlaka 15 dakika ayakta durup yürüyün. kaykılıp oturmayın. arkanıza yaslanarak oturmayın. merdiven inip çıkın. yürüyüş yapın. aşırı tuz kullanmayın. belinize kesinlikle korse vb takmayın iyi gelir gibi gözükür ama bel kaslarınızı tamamen eritir. kas gevşeltici alıyorsanız eğer. onun etkisindeyken ufacık bişey bile kaldırmayın. bunlara dikkat ederseniz bir süre sonra ağrılarınızın bile büyük ölçüde azaldığını göreceksiniz.
+1
omer460
(04.01.26)
yoldan 10 kisi cevir, 8inde fitik cikar. Asiri yaygin bir mevzu, modern cag hastaligi.
Sinire baski yapana kadar hiseetmezsin.
Sinira baski yapmadan da ameliyat etmezler zaten. Ameliyat etmeleri icin ciddi guc kaybi, uyusukluk lazim. Yani nerdeyse yatalak pozisyona gelinceye kadar dokunmuyorlar.

Prolo isini ben denedim, beni daha da kotu yapti, kasildim kaldim 3 ay. o yuzden kesinlikle tavsiye etmiyorum. Pek kurcalatmani tavsiye etmem.
0
cooperr
(05.01.26)
bunun seviyeleri var aslında. onu söylemediler mi? bulging, protrude, extrude, sekestre vs. kötülük bakımından 3. seviye olan extrude ile yıllardır idare ediyorum. arada ağrı veya bacakta uyuşma oluyor ama daha fazlasını yaşamadım şimdilik. sekestre ise son evre. orada zaten ameliyat kaçınılmaz gibi bir durum oluyor. ilk iki seviyede ameliyatsız işi çözersin. extrude için kimisi ameliyatsız geriye toparlar diyor ama o konuda çok emin değilim.
0
lazpalle
(05.01.26)
Ameliyat için son çare olana kadar (umarım o seviyeye gelmez tabi) beklemenizi tavsiye ederim. Bir kere o kapı açıldı mı iflah olmuyor, patronumdan biliyorum.

Fizik tedaviye gelince ben faydasını gördüm. Onun dışında düzenli ağırlık çalışıyorum genel olarak gövde kaslarını güçlendirmek için. Ağrılarım arada oluyor yine ama çok azaldı gerçekten.
+1
peki madem
(05.01.26)
sirt agrisi belden gelmez, boyundan gelir. belinde ciddi sikinti varsa da ayaklarina vurur.

uyusukluk yoksa ameliyatlik durum yok genelde.

muhtemelen hareketsizlikten, bilgisayar/telefon basinda durmaktan boyun duzlesmesi gibi bir sey oldu. fizik tedavi ile (esneme, kaslari calistirma) gerekli bolgeleri guclendirince gecer.

yoldan 10 kisiyi cevirseniz 8'inde oyle veya boyle bir fitik vardir hic sikayetleri olmamasina ragmen +1
+1
icim urperiyor
(05.01.26)
@cooperr Nükleoplasti var bir de son zamanlarda onu da çok duyuyorum. Prolo işe yaramadı demene üzüldüm. Çare arıyoruz bir şekilde. Yani ameliyatsız dayanabilirim belki uzun yıllar belki hiç ameliyat gerekmez ama bu da bir yaşam sonuçta. İnsan böyle yarım şekilde yaşamayı kendine yediremiyor. Onun orada olmamasını istiyorum.
0
🌸rasluka
(06.01.26)
@rasluka

valla benim yaptirmadigim sey kalmadi, bacak uyusuklugu devam ediyor, 10 seneyi gectim. hayatini kisitliyor malesef, spor yapamiyorum agrim ve uyusukluk artiyor.

benim anladigim su, norolojik olaylarda tip buyuk oranda caresiz, cunku MRda bile net gorunmuyor. Sinir bir yerde sikisiyor, eger net ekranda gozukmuyorsa isin zor.
Benim nerde sikistigi belli degil mesela. 6 tane MR cektirdim, 2 defa EMG cektirdim, hepsi temiz.

su aralar dry needle deniyorum, biraz ise yariyor gibi. bir de masaj falan.
gecmis olsun..
+1
cooperr
(06.01.26)
(2)

barre derslerine giden var mı?

eileengray
son 2 aydır pek egzersiz yapmasam da düzenli reformer (haftada 4) yapan biri olarak barre deneyeyim dedim ve derste pert oldum. ingilizcede dendiği gibi oldukça humbling bir deneyim oldu benim için. bu kadar zorlanmam normal mi? yapan var mı? alışma süreci nasıl ilerliyor? videolarda göründüğü gibi
son 2 aydır pek egzersiz yapmasam da düzenli reformer (haftada 4) yapan biri olarak barre deneyeyim dedim ve derste pert oldum. ingilizcede dendiği gibi oldukça humbling bir deneyim oldu benim için. bu kadar zorlanmam normal mi? yapan var mı? alışma süreci nasıl ilerliyor? videolarda göründüğü gibi değilmiş hiç.
+1
eileengray
(24.12.25)
Videodan yaptım birkaç kere ama bana göre değil diye vazgeçtim. Gerçi siz pilates yapıyormuşsunuz anladığım kadarıyla benzer mantıkta ilerliyor. Ben daha çok ağırlık çalışıyorum o nedenle bana daha uzaktı ve ben de zorlandım baya. Ama pilatese başladığınızda da eminim çok zorlandınız sonra vücudunuz alıştı. Eğer size ilginç geldiyse devam edin alışırsınız bence. Beni biraz sıkmıştı o nedenle saldım :)
+1
peki madem
(24.12.25)
@peki madem pilates bu kadar zorlamamıştı, bu başka seviye. videolardan denemedim ama canlı derslerde sıkılacak zaman olmadı zira pes ettim bir noktada. diğerlerini izledim :)
0
🌸eileengray
(24.12.25)
(12)

temmuzda norveç mi polonya mı?

dedim ben sana
yeni bir ülke görmek istememden mütevellit yaz aylarında kuzeylere gidesim var. ortalama 1haftalık bi gezi düşünüyorum. polonyada varşova krakov auschwitz yapabilirim. ya da norveçte osloya gidip fiyortları görüp ordan bikaç günlüğüne göteborgu da göresim var. duyurunun gezginleri ne diyosunuz?
yeni bir ülke görmek istememden mütevellit yaz aylarında kuzeylere gidesim var. ortalama 1haftalık bi gezi düşünüyorum. polonyada varşova krakov auschwitz yapabilirim. ya da norveçte osloya gidip fiyortları görüp ordan bikaç günlüğüne göteborgu da göresim var. duyurunun gezginleri ne diyosunuz?
0
dedim ben sana
(18.12.25)
İkisini de görmedim ben olsam Norveç'i seçerdim.
+1
Amaranta ursula
(18.12.25)
ikisine de gitmedim ama doğasever biri olarak norveçi seçerdim.
daha pahalı olur ama daha güzel olur. polonya çekici gelmiyor
0
jelly bear
(18.12.25)
Orta/doğu Avrupa gördüysen Polonya'dansa Norveç derim. 1 hafta tek ülke kültür turu için bence çok, Norveç'te keşfedilecek doğa kısmı daha zaman tüketici; dolu geçer.
0
Bruce
(18.12.25)
Litvanya Letonya Estonya diyorum. Baltıklar çok güzel ve kimse farkında değil:)
-1
suicides underground
(18.12.25)
diğer avrupa şehirlerini gördüyseniz oslo çok tatmin edici bir yer değil. ben sanırım kopenhag’da zaman geçirip dfds gemileriyle oslo’ya geçerdim; gemi giderken oslo fiyortlarindan (bati fiyordu değil ama tatmin edici bir inlet) geçiyor. ben gerçekte ise bu turu yaptığım için ve tarihe merakımdan polonya’yı seçerdim.
0
eileengray
(18.12.25)
Bu ikili arasindan cevap Norvec de, bence Stockholm'e git + 1-2 daha Isvec sehri yap. Fjord'ler bati yakasinda bu arada, Oslo'ya yakin degil.
0
hot potato
(18.12.25)
Norvec'in sehirlerinde gormeye degecek pek bir sey yok. Oslo dediginiz yeri bir gunde gezersiniz. Doga seviyorsaniz ve fjord gormek istiyorsaniz Oslo'da bir gun gecirip sonra direkt Bergen tarafina gidin. Dogadan baska pek bir sey yok buralarda. (Oslo'da yasiyorum)

Gitmediyseniz Stockholm daha guzel.
0
synesthesia
(19.12.25)
ikisini de gördüm hatta birinde de yaşadım. tamamen ne istediğine bağlı. temmuz'da polonya çok soğuk olmaz hatta güzel bir hava olur ancak stockholm, oslo gibi yerler soğuk olmasa da özellikle akşamları bir hayli serin olur.

polonya daha çok tarih, eğlence, alışverişi kapsar ve ucuzdur. norveç, isveç daha çok gezi odaklıdır ve pahalıdır.
0
elektr10
(19.12.25)
Doğa gezisi isteniyorsa Norveç, şehir/kültür gezisi isteniyorsa Polonya diyorum. Krakow çok güzel +1
0
peki madem
(19.12.25)
cevaplar için herkese teşekkür ederim. kopenhag'a iki kez gittim. haziran ayında da 1hafta stockholm'deydim. şehir kültür ve tarih daha cazip geliyor. bu bağlamda polonya daha mantıklı olacak sanırım.
0
🌸dedim ben sana
(19.12.25)
polonya'nın güzel olduğu iki ay var. temmuz ve ağustos. mükemmel zamanlama olur.
0
summerjam0306
(19.12.25)
Bu yaz Ağustos ayında Polonya'da 10 gün kaldım, bence gayet güzel ülke, 5 şehrini gezdim, değeri bilinmeyen güzel ülkelerden biri.
0
blue rebel motorcycle club
(19.12.25)
(23)

Yılbaşı ağacı süslemek

alice in potatoland
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız? Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız?
Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
0
alice in potatoland
(18.12.25)
çocukluğum 90'ların sonu ile 2000'lerin başı arası, yılbaşı ağacımız vardı her sene süslerdik.
0
elektr10
(18.12.25)
Çocukluğumda süslerdik. 1995ten beri ailem hala süsler.

Hala da süslüyorum bu sefer kendi evimde eşim ile beraber.
0
drako
(18.12.25)
kendimi bildim bileli. annemler cocukluklarinda süslerlermis. annem ve babam 80'lerin sonunda evlenmisler, cocuklari olmadan da süslüyorlarmis. ben ilk cocugum ve 2 aylik bebeklik halimin yilbasi agacinin altinda fotograflari var.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.12.25)
91liyim, hiç öyle ağaç filan süslemezdik. ama kuruyemiş ve meyve alıp yerdik. hatta dayımlara da giderdik ki dayım imamdır. sonraları siyasal islamın bizim oraları da vurması sebebiyle yılbaşında o güne özel alışveriş yapmak bile haram kılındı :D

eşimin dedesi ise gerçek çam söküp süsletiyormuş evde. bunu duyduğumda çok şaşırdım aslında.
0
elorelia
(18.12.25)
80'lerde suslerdik. Hatta babam eve cam agaci getirirdi, biz de pamuklari kesip kar gibi dizerdik agacin dallarina.
0
sertac akin
(18.12.25)
90lar çocuğuyum, biz de süslerdik. Hatta camlara yapay karla bişiler çizmeme annem ancak benim temizlemem şartıyla izin verirdi, temizlerken çok zor gelir bir daha yapmıycam derdim kendi kendime. Sünnetimde hediye gelen bir ladin vardı(kim niye sünnet hediyesi ladin alır hiçbir fikrim yok), onu süslerdik hep.
Sonra çok büyüyünce dışarı diktik, bir daha eve yapay çam almadık. Lise zamanlarıma denk gelir zaten, sonra evde olmazdım genelde süs işlerini bıraktık.

Kendi evimde yaşadığımdan beri hiç süslemiyorum bir tarafı, çocukluk hevesiydi.
0
Bruce
(18.12.25)
90larda çocuktum. Yılbaşı kutlardık o güne özel etkinlikler yemekler olurdu ama hiç ağaç süslemezdik.

Şu an evimde var ağaç ama benim için bir anlam ifade etmiyor. Denk geldi diye aldık süsledik özel bir anlamı yok.
0
yenibirgüzelnick
(18.12.25)
Eksiduyuru'nun tek koylusu benim sanirim. Cocuklugum 90'lara denk geliyordu. Etrafta agac satildigini gordugumu bile hatirlamiyorum. Herhangi bir susleme yapilmazdi, geri sayim kutlama falan da yoktu. 31 Aralik gecesi TV'de ilginc seyler oldugundan ailecek oturup izliyorduk diye hatirliyorum. Yatirmadilarsa havai fisek falan var mi diye bakiyorduk sanki, ama o da oyle cok yoktu. Sehir Istanbul bu arada. Tabii bir de ertesi sabah gene TV'de cizgi filmlerin yilbasi ozel bolumleri oluyordu, onlara bakardik.

25-26 Aralik tarihlerinin dunyada herhangi bir oneme sahip oldugunu bile bilmiyordum. Cok sonralari ogrendim.
0
mbond
(18.12.25)
İkinci köylü benim sanırım 90 larda çocuktum son 2-3 senedir ağaç vs işleri var o da çocuğa hediye eğlence olsun diye
0
basond
(18.12.25)
90lar çocuğuyum. Bizimkiler ağaç süslerlerdi ama ne zaman başladılar hatırlamıyorum. Ben tek başımayım bana anlamsız geliyor. Ailem bu seneye kadar yapıyordu ama kardeşim uğraştığı için. Şimdi o evlendi kendi evinde yapar ama ailem üşenir diye düşünüyorum. Annem gel bizim eve kur diyordu en son kardeşime :)

Büdüt: Plastik ağaç.
0
peki madem
(18.12.25)
84 doğumluyum, kendimi bildim bileli tüm ailede ağaç ve süs bulunur. Aralık başı açılır, üşenmeye bağlı olarak Ocak sonra - Mayıs aralığında kaldırılır. Hatta hediyeler altına konulur-du. Şimdi ben devam ettiriyorum :)
0
charbiel
(18.12.25)
Dedelerim “sarsol” kutlarmış. (bkz: sersal) Tabii ağaç, santa, çorap, kazak, hediye paketleri vs. yok. Tamamen farklı adetler. Hatta takvim de farklı. Ocak ortası/sonu gibi. Zemheri’nin 20’sinde de yüzük oyunu oynarlarmış mesela. Toplanıp kömbe yenirmiş.

Ailemde 31 aralık ve 1 ocak standart günlerden her anlamda farksızdı hep. Ben küçükken hiç yılbaşı kutlanmadı. Bizim evde de kutlanmıyor. Çocuklarım da kutlamıyor. Kutladığımız farklı günler ve zamanlar var. Yılbaşı bunlar arasında değil. Haliyle, ağaç süslemek bizim için yeni de değil, eski de değil.

Eşimin ailesi süslermiş ağaç. 80’ler başından 90’lara dek. Şu an süslemiyorlar. Yılbaşını özel olarak kutluyorlar mı artık, bilmiyorum. Yılın o diliminde hiç bir araya gelmedik.

Edit: Dünürler ağaç süslemiyorlarmış. Şapka, çerez, tombala, dilli düdük falan varmış…
0
dilemma of subscribtionability
(18.12.25)
annem kendimi bildim bileli süsler.
34 yaşındayım.
0
rain when i die
(18.12.25)
90'larda cocuktum. gorece varlikli bir ailem var. hic suslemedik, fakat yilbasini disarida geciriyorsak gittigimiz yerlerde (restoran, eglence merkezi vs.) olurdu.
0
Sour
(18.12.25)
doğduğum günden beri kurardık. çocukken hatta kapının önüne hediye bırakıp noel baba hediye getirdi de derlerdi. not: 89 doğumluyum
0
tchuck
(18.12.25)
Vay arkadaş. Hep zenginler mi yazmış soruya. Fakirler olarak gizlendik sanırım :D çok fakirdik böyle şeyler yapamıyorduk ne yazık ki :D mandalina falan yiyorduk. Tvde eğlence programlarına bakardık
0
glamdr1ng
(18.12.25)
1982 doğumluyum, yılbaşı ağacı diye bir kavramı hep biliyordum ve bizim evde asla yapılmadı bu. Epey dindar ve muhafazakar bir ailede büyüdüm, 80'lerde 90'larda çok katı bir dindar olan anneannemin etkisiyle bu uygulamanın hıristiyan uygulaması olmasından ve onlara benzememe düşüncesinden dolayı buna asla yanaşılmadı, bizde de hiç merak olmadı.

Sanırım bizde merak oluşmamasının bir sebebi de ailecek görüştüğümüz diğer ailelerde de bu uygulamanın hiç olmamasıydı. Televizyonda görmek bizi etkilemiyordu yani.
-1
muhayyer divan
(19.12.25)
91liyim, ben de kendimi bildim bileli suslerdik, ben ailenin en kucugum, benden once de suslenirmis. genis ailede de olurdu, halamlarda amcamlarda filan, bayaa normal bi durumdu.

biz ama noel’e dikkat ederdik, o yuzden agac 26 aralikta kurulur (katolik noeli sonrasi) ve 5 ocakta kaldirilirdi (ortodoks noeli oncesi). yasadigimiz yerde bu noelleri kutlayan gruplar vardi, biz de muslumanligimiza zeval gelmesin diye bu gunleri atlama ozen gosterirdik.
0
taurina
(19.12.25)
Çocukluğum doksanlar.
Ailede ağaç süsleme geleneği yoktu, bu merak bir bende var büyük ihtimalle bayıldığım Noel temalı filmlerde görüp özenmekle başladı.
Son dört beş yıldır düzenli olarak ağaç kurup süslerim.
0
mutekebbir
(19.12.25)
duyuru sosyal sinifina gore tam ortadan cat diye ikiye ayrilmis :) ben de ben 3 yasindan beri cam agaci susluyorum demek isterdim ama boyle bir gelenegimiz yoktu. 90'larda buyudum.
+2
antikadimag
(19.12.25)
90'larda süsleriyle birlikte plastik bir ağaç alınmıştı. İlkokuldaydım. Bir süre her 31 Aralık'ta çıktı ortaya. Sonra unutuldu gitti.
0
auroraaurora
(19.12.25)
90larda yilbasi agaci icin pedere az yalvarmadik.
en sonunda getirdi, 15cm civari bir cam agaci fidesi modeli bulmus, dalgaci mahmut.
mesaji aldik, bu konu da o sekilde kapanmis oldu.
0
cooperr
(19.12.25)
hiiç süslemezdik etrafımda da ağaç süsleyen filan olmadı. Kendi evime çıkınca da süslemedim, ben estetiğini sevmiyorum da, bilmiyorum. ama çocuğum istediği için bu yıl dünyanın bütün cıngıllı süsleri ışıkları vs olan bir ağacımız var
0
ansya
(19.12.25)
(6)

Sizce Ne Yapalım?

elektr10
Bir tane kedimiz var ama part-time olarak evimizde takılıyor (o da kapalı balkonda yatağında uyuyor, pek içeri sokmuyoruz. arada patisiyle tık tık yapınca içeriye de alıyoruz). Çok sevecen, sıcak kanlı bize bir kere bile tıslamışlığı, pençe atmışlığı yok. Temas bağımlısı bile diyebiliriz. Ama insan
Bir tane kedimiz var ama part-time olarak evimizde takılıyor (o da kapalı balkonda yatağında uyuyor, pek içeri sokmuyoruz. arada patisiyle tık tık yapınca içeriye de alıyoruz). Çok sevecen, sıcak kanlı bize bir kere bile tıslamışlığı, pençe atmışlığı yok. Temas bağımlısı bile diyebiliriz. Ama insan dışında kimseyi sevmiyor, diğer kedilerden nefret ediyor.

6-7 yaşında olduğunu tahmin ediyoruz. En son istanbul'da çok kötü bir yağmur yağmıştı seller olmuştu. yavruyken oradan kurtarılmış. alt komşumuz da onu kısırlaştırıp, aşılarını yaptırıp bahçeye saldı. yani çok güvenli bir ortamda takılıyor.

1 ay dışarda bırakmışlığımız bile var biz tatile gittiğimizde kendine bakabiliyor yani. hatta üst komşumuz da alt komşumuz da, yan komşumuz da kedi-köpek severler. asla aç kalmaz hiçbir kedi.

uzun lafın kısası şimdi bizim yurt dışına yerleşme gibi bir planımız var eşimle beraber. berlin ya da hamburg. bu kediyi yanımızda götürsek mi yoksa habitatını bozmayalım mı? yurt dışında bahçeli ev ya da dışarıdan içeriye bağlantısı kolay bir daire bulmak zor muhtemelen daire içinde yaşayacak. ama bu arkadaşım tuvalet eğitimi yok hep bahçede işini görüyor. tuvaleti geldiğinde söylüyor zaten hemen kapısını açıp dışarı çıkarıyoruz.

siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında? daha ortada fol yok yumurta yok ama şimdiden süreçlerini düşünüyorum çünkü daha çip takılacak, aşıları olacak, pasaportu çıkarılacak, kan testleri yapılacak vs vs.
+1
elektr10
(18.12.25)
tuvalet egitimi vermek cok kolay.
bi dakkalik is.
yurtdisinda da, tasmaya alistirirsaniz, günde 10-15 dk sokakta gezdirebilirsiniz. Balkonunuz olursa kedi agi yaptirirsiniz, yazin balkonda güneslenir bol bol. yoksa evde takilir yani, dünyanin sonu degil. sicak, güvenli, karni tok sirti pek.
sahsen ben yanima alirdim. orada, su an farkinda degilsiniz ama size inanilmaz bir can yoldasi olacak.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.12.25)
Benimki de öyleydi yavaş yavaş evden daha az çıkmaya başladı şimdi tam zamanlı ev kedisi. Balkonu çok seviyor ama yazın hep orada yatıyor. Tuvalet olarak işini birkaç kere evde gördü ben de tuvalet alıp onun işini gördüğü yere koydum o zamandan beri tuvaleti kullanıyor hiç eğitim vermeme gerek kalmadı. Benimki tahminen 8 yaşında, bana gelmeye başladığında 3 yaşlarındaydı herhalde. Şimdi düşündüm de onsuz ne yapardım bilmiyorum. Halim nice olurdu :)
+4
peki madem
(18.12.25)
Muhtemelen yıllar geçtikçe ev ortamına daha ihtiyaç duyacak, yaşlanacak ve yavaşlayacak çünkü. Ben olsam alırdım heralde. Bu soruyu sorduğunuza göre bir bağınız olmuş, almazsanız aklınız kalır
+1
love and trust
(18.12.25)
Bence rahatını bozma hiç.
-2
antihero
(18.12.25)
ben olsam alirdim yanima.biraksam uzulurum biliyorum kendimi
+1
nibba
(19.12.25)
Bakabilecekseniz ve yurtdışına kedi götürebilecekseniz sokakta yaşayamayacak (sokakta engelli) evde yaşayabilecek, kör, topal kediler var. Bunun hem bakanı var hem girçık yapabileceği evler anladığım kadarıyla. Size yarı engelli verelim.
0
one minute
(09.01.26)
(16)

Ünlüler neden uyuşturucudan içeri alınıyor?

bobinhoo
Gündemi takip edemedim, uyuşturucu kullanmak suç mu ki? Yoksa içeri alınanlar satıcı falan mı?
Gündemi takip edemedim, uyuşturucu kullanmak suç mu ki? Yoksa içeri alınanlar satıcı falan mı?
-2
bobinhoo
(18.12.25)
Olay bence medyadaki Akp-MHP kavgası, içten içe cadı avı yapılıyor, yoksa kimsenin umrunda değildi bu zamana kadar devlet bilmiyor mu ülkedeki uyuşturucu trafiğinin boyutunu.
+5
olaylar olaylar
(18.12.25)
İnsanların sokaklarda fentanil kullanıp öldüğü ABD'de bile ot taşımak suç.
-12
arbre
(18.12.25)
Asıl gündemi takip edemeyelim diye mi acaba?
+8
Mirket
(18.12.25)
Oha.
uyusturucu kullanmak suc evet. Temin etmek de suc kaninda yani cikmadi ama ustunde var. Baskasiyla paylasmak da suc. Satmak kismini anlamisiz sanirim o da suc.
Bunlarin hepsi suc. Cezalari vs. farkli.
-3
wallcan
(18.12.25)
akpnin devamlı yaptığı gündem değiştirme-gizleme hareketleri. ikinci ihanet süreci, imralı tutanakları, suriye meselesi liste uzun gizlenecek çok konu var.
+6
my fault
(18.12.25)
Medya operasyonları, futbolda bahis , ünlülere uyuşturucu..
Kısa sürede bu konuların ardı ardına birbirini takip etmesi tesadüf olmaz.
Bence de artarak devamı gelmeli bu operasyonların. Satıcı ve kullanıcılarla sınırlı olan bir şey değil .
Hak eden cezasını da çeksin .
Toplumun karşısına sanatıyla çıkan , toplumun takip ettiği, beğendiği her şey
" tertemiz " olmalı .

Özellikle gençleri ve nesli bozan uyuşturucu işinin içinde olan kâr sağlayan herkes mecliste bir yasa düzenlemesiyle vatandaşlıktan çıkarılıp yurt dışına gönderilmeliler.
Batı'da belirli yerler bu konuda daha özgür.Oraya gitsinler(!)
Uyuşturucu, basit bir mesele/suç değil. Ailelerin dağılması ve cinayetleri de hemen arkasından getiren bir şey.
Güney Amerika örneği ortada.

Bu arada Trump bu konuda çalışıyor :
tr.euronews.com
-7
diyecevaplandı
(18.12.25)
amacı gerçekten uyuşturucuyla savaşmak, kullanan/satan herkese cezasını vermekse eyvallah diyeceğim de bunun gündem değiştirme gibi koktuğunu düşünmekle birlikte, sanat dünyasına da ufaktan gözdağı verildiğini düşünüyorum.

yani politikalarımıza karşı sesinizi çıkarmaya kalkmayın yoksa böyle böyle olur gibi. ki sanat camiasında yüzdesi büyüktür kullananların. kullanmayanlarda bile bir korku havası eser şu durumda bence.
+2
Improbable
(18.12.25)
bu bir uyuşturucu savaşı kesinlikle değil.
tonlarca uyuşturucu tüketiliyor ülkede. sadece yakalanan met'ler ve diğer sentetik uyuşturucular tonlarla ifade ediliyor. yakalanmadan piyasada dolaşanlar ne kadardır kim bilir.

keza akp'li kesimde pudra şekeri oldukça yaygın. venezuela'dan peynir ve maske getiren erkam yıldırım'ın ismi sürekli zikrediliyor. kendi çapında kullananları günlerce anons etmek kolay da, erkam yıldırım'dan mehmet ağar ve mahdumlarından ve daha çeşmenin başındaki büyükbaşlara dokunmadıkça bu operasyonlar hiç bir olumlu anlama sahip değil.

laf olsun torba dolsun.

ya da ola ki çok değerli sanatçılarımızdan birileri bir cesaret "hay skym yapacağınız işe, millet aç, az yiyin millete ihanet ettiğiniz yeter" diyecek olursa demesin diye baştan bir ip çekme.
0
biseysorcaktim
(18.12.25)
Magazin dünyası ile IBB hukuksuzluğunu normalleştiriyorlar, unutturuyorlar
fetö borsasından sonra yargının bu borsaları normalleşti. Ünlüleri alıp 3-5m vereni bırakacaklar.
0
croswell
(18.12.25)
Kullanmak suç ama yatarı yok. O nedenle temin etmek, örgüt kurmak gibi yatarı olan suçlamalarla içerdeler.
-1
peki madem
(18.12.25)
Benim iceriden bir bilgim yok ama kendi yorumladigimi soyleyeyim.

Bence şöyle oldu, devlet mafyayı bitirdi ama kendisi mafya oldu. Buyuk ihalelerden falan deli haraç alıyor. Paralar da yurt disina gidiyor artik o tarafta abd mi yonetiyor kim bilmiyorum ama fena halde halkın parası soyuluyor.

Sonra bana sorarsaniz belki kaybedeceklerini anladiklarindan, belki de arsızlıklarından, yonetmenleri, ünlüleri üfürükten sebeplerle içeri almaya başladılar.

Diyorlar ki sizi cikaririz ama su kadar milyon tl vereceksin yoksa cikamazsin.

Veren cikiyor veremeyen cikamiyor. Yani artik unlulerden harac kestiklerini dusunuyorum. Yoksa bu kadar yok gezi parki, yok diploma, yok cumhurbaskanina tehdit, yok efendim uyusturucu... tum tuslara basmazlardi.

Istediklerini yaptirma yani baskilama + gundem degistirme de isin cokomeli olabilir.
+2
ananiyimioguz
(18.12.25)
Latin Amerikalılardan sonra en büyük baronlar bizde. Avrupa'ya kadar gelip burada ticaret yapabiliyorlar ve tonlarla eroinle yakalananlar Avrupa'da bile serbest. O zaman bunun satışı yasal mı oluyor? Bizler uyuşturucu kullanan biriyle whatsaptan konuşsak, başımız derde girer.
0
Kahvedesu
(18.12.25)
Millete sattığın zehir senin çocuklarına gelmeyecek mi sandın?

Haberlerde her yerde görüyoruz zaten bmw direksiyonlarinda pudra şekeri çeken a.. çocuklarını..

Mehmet akif Ersoy, rumeysa Sümeyye vs hepsi kendi çocukları aslında.

Kendi kendilerini bitiriyorlar içlerindeki Savaşla. Ülkeyi de yokusa enkaza sokarak zehirleyerek kutuplasirarak bölerek..
0
makbur
(18.12.25)
yazılmış ama ben de yazayım akapenin halkın yararına bu tarz bir operasyon yapması imkansız bu decallerin tek derdi kendi çıkarları olduğu için amaç kayyumlar, belediye operasyonları enflasyon gibi daha büyük gündemleri gölgelemek.

Mesela şehzadeler belediyesi için aday çıkarmayacaklarmış. bayrampaşada yaptıklarından sonra böyle ponçik düşüncede olmaları şaşırtıyor dimi? çünkü hesap başka. Akepe-mhp toplamı belediye meclisindeki koltuk sayısının yarısı anca yapıyor. Yani çıkartsalar da kaybedecekler. işte böyle ölüye saygılıyız imajından bile çıkar hesabı yapan iğrenç bir güruh bunlar.
+1
Kediyi üzdün
(19.12.25)
burada güzel bir video var.
www.youtube.com
0
biseysorcaktim
(23.12.25)
gündem değiştirme geyikleri de bitmiyor 20 yıldır aynı terane. sanki gündem değişmeyince bir sik olduğu var.
0
Efoody
(23.12.25)
(11)

Sizde garip bir yeri olan kitap

a perfect lie
Hangisi? Niye? ve nasıl? Bu kitabın çok iyi bir eser olması gerekmiyor. Defalarca okumuş olmanız gerekmiyor. Hatta okumuş olmanız da gerekmiyor. Niteliği ya da etkileyiciliğinden çok hayatınızda tuhaf bir yer etmiş olması önemli. Kitap her karşınıza çıktığında aklınıza bir şeyin gelmesi, karşınıza ç
Hangisi? Niye? ve nasıl?

Bu kitabın çok iyi bir eser olması gerekmiyor. Defalarca okumuş olmanız gerekmiyor. Hatta okumuş olmanız da gerekmiyor.

Niteliği ya da etkileyiciliğinden çok hayatınızda tuhaf bir yer etmiş olması önemli. Kitap her karşınıza çıktığında aklınıza bir şeyin gelmesi, karşınıza çıkmasa bile ara ara bi sebepten aklınıza gelmesi vesaire. Var mı böyle bir kitap?

Ve paylaşmak isterseniz bu yer edişin hikayesini de anlatabilirsiniz.
0
a perfect lie
(17.12.25)
Charlotte Brontë- Jane Eyre
Herman Melville- Katip Bartleby (herhalde şimdiye kadar 50 kopyasını hediye etmişimdir)
0
Amaranta ursula
(17.12.25)
Martin Eden. Beni ben yapan şeylerden biri oldu.
Sait Faik'in ilk öyküleri.
0
black holes in the sky
(17.12.25)
Yazar var, Robert Walser. Deli zaten.
Fiyodor reizin Beyaz Gecesi, Anton Bey'in Paltosu ve Onur dö Balzak'ın Peder Goryo'su. Bu sonuncusunu niye hep ayrı tutuyorum hiç anlamadım.
0
klassno
(17.12.25)
Sylvia Plath - The Bell Jar


O kadar gerçek ki.. her cümlesi sanki ben yazsam böyle yazarmışım gibi.. ayrıca sağ kolumda bir The Bell Jar dövmem var:)
-1
suicides underground
(18.12.25)
Tatar çölü, elimde olsa herkese okuturdum.

Genç Werther'in Acıları, lisede kötü bir çeviriden bir kere okudum, şu an başucumda, ne zaman okuyabilirim tekrar bilmiyorum ama orda durması beni rahatlatıyor.

Bir de herhalde Yıldız Gezgini, çok seneler önce ekşi sözlükte bir yazar önermişti, Jack London'la yeni tanışıyordum, baskısı yoktu bulamamıştım, sonra iş bankası'ndan yine bir kere okudum. Jack London'ın tüm külliyatı da diyebilirim ama seçmem gerekse bu olurdu sanırım.
0
malwethiel
(18.12.25)
kafka, dönüşüm.
0
gobekliraki
(18.12.25)
Henri Charriere'den Kelebek. Pes etmemeyi lise yıllarında bu kitaptan öğrendim.

Sabahattin Ali'den Kuyucakli Yusuf. Nedense Yusuf'ta hep kendimi bulurdum.

Ha bir de Kurban Tuzağından Kurtulmak var. Hayatımı inanılmaz kolaylaştırdı. O üçgenin içine girmeden yaşamayı öğrendim.
+2
antihero
(18.12.25)
William Faulkner - Dilek Ağacı
0
peki madem
(18.12.25)
William Faulkner - Döşeğimde Ölürken

edebiyatın en kısa ve en etkili bölüm cümlesi vardı bu kitapta: My mother is a fish.

anneleri vefat eden bir aile, vasiyeti üzerine annelerini defnetmek için tabutu başka bir kasabaya taşıyorlar. ailenin her üyesi aklından geçenleri anlatıyor. ailenin en küçüğü 5-6 yaşındaki Vardaman'ın bölümünde sadece "annem balık" yazıyor.

kitabın havasından dolayı bu bölümü okuyunca şöyle bir donakalmıştım. hayatıma bir etkisi olmadı bu kitabın ama iki kelimelik cümle aklımdan çıkmadı hiç.
0
efreet sultan
(18.12.25)
Tatar Çölü.

Olmayanın olmasının beklenmesinin olmayışının olmayışı benim için kitap... Güzel öğretiydi.
0
charbiel
(18.12.25)
Henri Charriere'den Kelebek.
Okuma yaşım da, bende bıraktığı etki de @ antihero ile aynı.
0
Mirket
(18.12.25)
(7)

Rüyalara inanır mısınız

gobekliraki
Veya anlam yükler misiniz gördüğünüz rüyalara?
Veya anlam yükler misiniz gördüğünüz rüyalara?
0
gobekliraki
(17.12.25)
rüya, burç vb. şeylere inanmam ama muabbetine kullanırım.
0
mikahakkinen
(17.12.25)
rüyalara anlam yüklemem.
0
duyuruuser
(17.12.25)
tüm rüyaların bilinçaltı olarak anlamı var. ben genelde rüyanın neye çağrışım yaptığını bir şekilde fark ederim. genellikle de o gün yaşanan bir olayın çağrışımı olur.

fakat rüyaların geleceği haber verme vs. böyle bir fonksiyonu tabii ki yok.
+1
orpheus
(17.12.25)
Rüyaların anlamı var +1 Mesela ben rüyamda hep bir yere gitmeye çalıştığımı ama kaybolduğumu ve bir türlü ulaşamadığımı görürüm. Hayatından tatminsiz olmaya ve bir arayış içinde olmaya işaretmiş ki öyle cidden.
0
peki madem
(17.12.25)
rüya tabirlerine inanmam ama ruhsal sıkıntıların ya da o an yaşanan şeylerin yansıması oluyor rüyalarda. o sıralar çok depresifsem kaos dolu rüyalar görüyorum. mutluysam çok mutlu, huzurlu rüyalar görüyorum. ikisinin arasıysa ya rüyayı hatırlamıyorum ya da sıradan şeyler görüyorum.
0
matilda
(17.12.25)
Muhtesem Jung ruyalari bilincaltimizin organize etmeye calistigi, bilincli farkindaligimizin fark edemedigi mesajlari, surecleri, olaylari vs, semboller ve arketiplerle bize ileten bir pencere olarak goruyordu, ve kisisel gelisimimiz ve farkindaligimiz icin takip etmemiz gerektigine inaniyordu. Jung bakis acisiyla ruyalarimi takip etmeye basladigimdan beri ne kadar dogru seyler soyledigini goruyorum. Gestalt terapi penceresinden de bakabilirsiniz. neyi tercih ettiginize bagli.
Gelecekten mesajlar iletip/iletmedigini falan kast ediyorsaniz, buna inanmiyorum.
0
kassiopeia
(17.12.25)
İnanmam ve anlam yüklemem.

Fakat gerçekçi bir rüyaysa ne olduğuna bağlı haydi hayırlısı ya veya böyle bir şey olmaz dediğim oluyor.

Bir keresinde bir rüyamda şirketim beni yurtdışına gönderiyordu Eğitim için ama pasaportumu evde unuttuğum için havalimanında kalıyordum.

Uyandığımda dedim umarım böyle bir mallık yapmam.
0
put it in your appropriate place
(17.12.25)
(13)

Evinizde kaç tane kırlent var?

sekizdokuzon
Az önce saydım, 35m2 evde 15 tane kırlent var. Armut minderi de sayarsan 16. 20 e tamamlamayi düşünüyorum ki evin her yerine kıvrılıp yatabileyim. Sizde kaç tane var?Teşekkürler.
Az önce saydım, 35m2 evde 15 tane kırlent var. Armut minderi de sayarsan 16. 20 e tamamlamayi düşünüyorum ki evin her yerine kıvrılıp yatabileyim.

Sizde kaç tane var?

Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon
(16.12.25)
dokuz.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.12.25)
Koltukta 7 tane, sandalyelerin üstünde, yatağın içinde, aynanın önünde (!), yerde bile 2-3 minder var.
-1
🌸sekizdokuzon
(16.12.25)
Saydım şimdi 10 tane
0
kullanicadi
(16.12.25)
8
0
duster
(16.12.25)
salonda 14 tane var koltuk rahat ama yinede bele iyi geliyor kırlent ya, oturma odası 8 tane, eski olup sakladıklarımda bi 5-6 vardır.
anane evinde heralde 25+ vardır
0
eja
(16.12.25)
7
0
lemmiwinks
(16.12.25)
4 tane var bizde
0
matilda
(16.12.25)
Saydım 9 tane var. Hepsinin kılıfı birbirinden farklı.
0
suicides underground
(16.12.25)
ahahaah cok guzel soru olmus. 11 tane varmis, daha fazla olsa da olur.

bir L koltukta 3, bir teklide 1, bir diger kose takiminda 4, bir uclu koltukta 2 bi de dolapta duran 1 tane varmis.
0
taurina
(16.12.25)
11
0
black holes in the sky
(17.12.25)
İki ya da dört galiba emin değilim. Günlük hayatta salonda koltukta hiç uzanmıyorum. Uzanacaksam direkt yatağımda yastıklarımla uzanıp telefona vs bakıyorum ya da tabletten dizi izliyorum. Salonu sadece yemek yemek ve PS 5 oynamak için kullanıyorum, onlarda da kırlentlik pek işim olmuyor.
0
nundu
(17.12.25)
Kırlentin anlamına bakmam gerekti.

L koltuğumda 4 tane var. Birini ben, birini kediler kullanıyor. Diğerleri koyacak başka yerim olmadığı için koltukta duruyor. Atmaya kıyamıyorum.
0
auroraaurora
(17.12.25)
Koltuklarda 4 tane var bir tanesini ben örmüştüm. Bir tane de çalışma sandalyemin üstünde var o da sayılıyorsa 5 tane.
0
peki madem
(17.12.25)
(2)

niçin webcam ve mikrofon almalıyım

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
düşünüyor, düşünüyor, mazeret bulamıyorum. siz neden kullanıyorsunuz? ne kullanıyorsunuz?
düşünüyor, düşünüyor, mazeret bulamıyorum. siz neden kullanıyorsunuz? ne kullanıyorsunuz?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.12.25)
yayıncı değilsen almamalısın zaten. laptopta kamera da mikrofon da var. mikrofon zaten nerdeyse her kulaklıkta var.
+2
jelly bear
(13.12.25)
Online sınava girerken webcam almıştım çünkü belli kalitede video istiyorlardı.
+1
peki madem
(13.12.25)
(6)

zerdeçal en çok neye yakışıyor?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
dünyanın en gereksiz baharatını renk vermek dışında bir yerde kullanamıyorum.
dünyanın en gereksiz baharatını renk vermek dışında bir yerde kullanamıyorum.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.12.25)
Mercimek çorbasına
+3
etna
(12.12.25)
karabiberle sona doğru konduğunda aslında oldukça etkili ve sağlıklı bir baharat. tadını alamamanıza şaşırdım, ben gayet alıyorum yemeklerde.
+3
eileengray
(12.12.25)
Mercimek +1 ben yemeğine koyuyorum güzel oluyor.
+1
peki madem
(12.12.25)
mercimek çorbası, pırasa, lahana yemeklerine kullanıyorum. ayrıca havuçlu zerdeçallı pirinç pilavı da pek güzel oluyor.

ben de tadını gayet alıyorum ya.
+1
Phoebe
(12.12.25)
Sade sossuz makarnaya az miktarı yakışıyor renk veriyor.
+1
ekimoloji
(12.12.25)
Karabiberle birlikte zerdeçallı pirinç pilavı
+1
pembediken
(13.12.25)
(13)

Ne düşünüyorsunuz aşağıdaki foto hakkında?

Kahvedesu
https://eksisozluk.com/img/tafdf2wa
-1
Kahvedesu
(07.12.25)
Kısıtlı bir kesim için böyle ama genel olarak katılmıyorum, yani instagram'da ya da tv'de gördüğümiz birbirinin benzeri insanlar (estetik makyaj vs) toplumun genelini kapsamıyor, etrafımızda "normal" insan çok var.
+1
kizil karga
(07.12.25)
İki gün önce Bostanlı'da dolaşırken kafama takılan şeyin birebir resmini yapmışlar valla.
0
Mirket
(07.12.25)
Bunu yapmak istediler ama başaramadılar bence. Çünkü bu bir ekonomik rahatlık gerektiriyor ve o rahatlık bizde yok 😍
-2
muhayyer divan
(07.12.25)
Düz fön terörü işte. Düğünlerde gelin hariç herkes bu şekilde.
0
ground
(07.12.25)
Doğruluk payı var ama abartılı biraz.
+1
etna
(07.12.25)
Fön değil olay. Dudaklar, makyaj, saçlar hep aynı. Takım elbise gibi. Giyersen bizdensin. Bu da human suit.
+1
gabe h coud
(07.12.25)
Doğru değil. 90'ların da bir modası vardı, görselde ima edilen yanlış. Her dönemde belli bir eğilim var, ama kimse de tek tip değil. Bu muhabbetler bitmiyor ayrıca... antik çağda bile bu tarz şeylerden yakınan insanlar var.
0
akhenaten
(07.12.25)
romanya'da yaşıyorum ve hiç bir kadın birbirine benzemiyor. çok değişik tipte kadınlar var partiye gitsen de bükreşte metroya binsen de.
0
rain when i die
(07.12.25)
goz onundeki ve parali insanlar icin buyuk oranda dogru.
goz onunde olmayan ve cok da parasi olmayan ortalama insan icin ise kismen dogru diyebiliriz.
0
cooperr
(08.12.25)
Belli sosyokültürel ve maddi seviyenin üzerindeki kişiler için doğruluk payı var.
0
onyx
(08.12.25)
%100 dogru bir görsel
0
koela
(08.12.25)
Sokakta gördüğüm insanlar böyle değil +1 Çeşit çeşit insan var.

Sosyal medyada böyle olabilir onu bilmiyorum kullanmadığım için.
0
peki madem
(08.12.25)
türkiye için yarı geçerli. Yurtdışı için geçersiz.

sık gezen biri olarak söylemek isterim, bu kadar estetik operasyon türk ve arap kadınlarına özel bir şey.
0
galahad reloaded
(08.12.25)
(16)

İkinci el kıyafet alıp giyer misiniz?

slm ben yalnız komando yasin
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
Şu sıralar 2. el kıyafet bakıyorum mont, kaban. Alıpda giyer misiniz. Bizim halkımız genelde ikinci el kıyafete nedense sıcak bakmıyor, alanlarıda biraz küçümsüyor veya o kişi hakkında değişik düşüncelere kapılıyor. Hoş tabii insanların ne düşündüğü pek önemli değil ama siz alıp giyer misiniz?
0
slm ben yalnız komando yasin
(07.12.25)
Bit pazarı gezen bir insan olarak kaset cd kitap dergi dekoratif obje ıvır zıvır bir çok şey aldığım olmuştur ancak kıyafet ayakkabı asla.
Bunların tutuldukları ve satıldığı şartları görüyorum bu pazarlara boşuna bit pazarı denmiyor... Şimdi diyeceksin ben retro vintage mağazasından alıyorum onların da tanesi 5 liraya çuval çuval buralardan dolduruyorlar. Bazı kıyafet yapısı gereği yıkanmaya ya da yüksek sıcaklıkta yıkanmaya müsait olmayabiliyor ben güvenip almam büyük oranda hijyen kaygısı benimki. Alıp giyen yaklaştıran çok var bir sözüm yok ama bana göre değil.

Edit. Dolap gibi uygulamalar özellikle kadınlar bu tabuyu daha kolay aştılar gibi erkeklerde daha nadir zannediyorum mesela ceket belki alınabilir daha ileri sanmıyorum. Bir de eskiden eş dost akraba arasında özellikle çocuk genç yaşlarimizda böyle değişim olurdu ama tekstil çok daha ulaşılabilir olduktan sonra kalmadı gibi. Mesela bir arkadaşım küçük/ büyük gelen bir kıyafeti giyer misin derse yine az bir ihtimalle kabul ederim.
0
anon1m
(07.12.25)
Evet giyerim ve giyiyorum.
Bir tişört üretebilmek için o kadar çok su harcanıyor ki; kaç canlının içeceği su aslında bu. Dünyamız kaynak bakımından çok zengin değil. Üretim yapılırken ortaya çıkan atıklar, çevre kirliliği, hava kirliliği de cabası.
Bu arada bu insanları da köle haline getiriyor. Daha çok çalışıyorlar, daha az para kazanıyorlar. Birileri de daha çok zengin oluyor.
Benim montum ikinci el. Üç yıldır da giyiyorum. İnsanlara bakma sen. Buna laf eden empati yoksunu, bencil ve cahildir.
+1
rock n roll
(07.12.25)
Temizliğine inandıktan sonra giyerim .
+2
diyecevaplandı
(07.12.25)
mezuniyet kıyafetimi dolap'tan almıştım en fazla kaç kere giyeceğim diyerek. ama günlük ve sürekli giyeceğim bir şey almadım.
0
black holes in the sky
(07.12.25)
ilk sahibi bildiğim bir insan ise alıp giyerim. Bilmediğim biriyse kolay kolay almam. Hele ayakkabı asla.
0
al basmadan donu var
(07.12.25)
kesinlikle giymem. pahalı diye marka ikinci elde almam onun yerine bütçemin el verdiği bir marka alırım. aynı şekilde çakma bir üründe kesinlikle almam.
elektronikte bile ikinci el tercih etmem.
-1
my fault
(07.12.25)
bizim halkin biliyorsun ki cogu monser. salcali ekmege methiyeler düzerler ama ikinci el kiyafet falan aman allah korusun.
ikinci el ayakkabi, ic camasiri, corap giymem ama temizligine inandigim kazak, polar, sweatshirt, kaban gibi kiyafetleri ikinci el de giyerim. özellikle gercek yün ya da kaz tüyü gibi hayvansal ürünle yapilmissa ikinci el olmasi daha da iyidir.
özellikle bebeklere ve cocuklara ikinci el almak cok mantikli bana kalirsa. bebegime de ikinci el kiyafet temiz olmasi kaydiyla alirim. cocukken de teyzemin kizindan bana cok kiyafet gelirdi.

bunun benim icin durumu olmak ya da olmamakla alakasi yok. kaynaklarin heba edilmesinden rahatsizim, yarattigimiz cöp daglarindan rahatsizim, bu ürünleri almak icin bir ofiste degerli vaktimi skk skk gecirmekten cok rahatsizim.
bir kitap okudum ufkum acildi diyebilecegim bir kitap yok ama bir röportaj var. ikinci ele yönelmemin en büyük sebebi pepe mujica'nin 10 sene önce izledigim su röportajidir: www.youtube.com
bu röportaji izledikten sonra saatlik olarak ne kadar para aldigimi hesapladim.
yeni bir sey almadan önce onu almak icin kac saat calismam gerektigini hesap ediyorum. hayatimdan bu kadar kaybolan saati bunun icin harcamama deger mi diye düsünüyorum. bu tutum, alisveris aliskanliklarimi tamamen degistirdi. ciddi bir yükten kurtuldum. eksisozluk.com
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.12.25)
2.el deri ceket alma fantazim var. bunun dışında giymem.
0
michael harddd
(07.12.25)
Giyiyorum.
+1
peki madem
(07.12.25)
her şeyin ikinci elini alırım ama kıyafet almam. eş dost tanıdık giymişse o zaman ikinci sahibi ben olurum ama pazarda satılan ikinci el kıyafeti almayı düşünmüyorum. açıkçası çok bir sebebi yok ama sebepsiz bir prensip belki de.
0
abelardo
(07.12.25)
Ben giyerim.
0
Kahvedesu
(07.12.25)
dolap'tan giyilmemiş ya da etiketli ürün aldığım oluyor. hepsi de tarif edildiği gibi geldi şansıma. giyilmiş şeyi şöyle tercih etmiyorum; ben eşyalarıma çok iyi bakıyorum, kıyafetlerimde ip çekiği, yırtık, sökük gibi şeyler olmamasına dikkat ediyorum. olursa tamir ediyorum; iyi sonuç vermezse o kıyafetten soğuyorum genelde. (bu sebeple eşya ödünç vermeyi de sevmem.) bazı insanlar bunu hiç sallamıyor. bakıyorum kullanılmış çanta koymuş; saplarındaki deri aşınmış, her tarafından ipler sarkıyor vs. bunları incelemekle uğraşmayı göze alamadığımdan tercih etmem. bir de yıkanmayacak şeyleri asla alamam; ayakkabı, deri eşya gibi.
0
lil siztah
(07.12.25)
giyerim. yıkadıktan sonra çok problem etmem.

kendi kızıma daha çok kullanıyorum hatta ikinci el. çocuğa yeni kıyafet almak çok mantıksız gelir. bu 4. kışı daha sıfır montu olmadı, hep dolaptan aldım. iç giyim tarzı ürünler ve ayakkabı tercih etmem sadece. yani şöyle; ikinci el ürünleri alıp bakımını yaptıktan sonra satan mağazalar olsa ayakkabı bile düşünülebilir.
+1
elorelia
(08.12.25)
Para verip alma alışkanlığım yok. Abimin eşinin eskilerini giyerim. Arkadaşlardan da küçüldü, uymadı vb. denip önerilen kıyafetleri alırım. Nerede beleş oraya yerleş insanıyım. :) Genelde aldığım eşyaları tepe tepe kullanırım. Sıkıldığım tek tük şeyi değerlendirebilecek kişilerden rica edip ihtiyacı olanlara göndermeye çalışıyorum.
0
auroraaurora
(08.12.25)
temizliğine kullanımına gore değişir. avm de ya da giyim magazalarında deneyip begendiğimiz tüm ürünler kullanılmıs giyilmiş ürünler zaten.
0
koela
(08.12.25)
kendi aramızda takas grubumuz var, dönem dönem kıyafet, çanta, ayakkabı vb. alıp veriyoruz. küçümsemem, tuhaf da gelmez, ekonomik kaynaklar da dünya kaynakları da sonsuz değil, en azından bunu yapabiliyor olmayı önemsiyorum. ayrıca tüketim çılgınlığına da görece kapılmamış oluyoruz.
0
Phoebe
(08.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
0
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
-1
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
-1
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-2
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
-1
gabe h coud
(01.12.25)
(6)

Dr Martens kullananlara bir soru

Amaranta ursula
Arkadaşlar cümleten iyi geceler,Amaranta ile ayakkabı sorularına hoş geldiniz. Hazır black friday indirimi varken 1461 modelinden almayı düşünüyorum yarın. Ancak hevesle alıp pişman olma korkum var az para da değil hani. 3-4 haftalık mutfak masrafım neredeyse. Yorumlarda sancılı 1 ayın sonunda dünya
Arkadaşlar cümleten iyi geceler,

Amaranta ile ayakkabı sorularına hoş geldiniz.

Hazır black friday indirimi varken 1461 modelinden almayı düşünüyorum yarın. Ancak hevesle alıp pişman olma korkum var az para da değil hani. 3-4 haftalık mutfak masrafım neredeyse. Yorumlarda sancılı 1 ayın sonunda dünyanın en rahat ayakkabısı olma iddiasını vaadediyor. Sahiden de öyle mi? Evladiyelik mi cidden? Kullanan arkadaşlar ne düşünüyor acaba?

Cevaplar için çok teşekkürler şimdiden, tatlı rüyalar.
0
Amaranta ursula
(29.11.25)
iyi ayakkabi almak istiyorsan iyi degil onu soyleyeyim. ama tasarimi hosuna gitmisse alabilirsin.

bot bekleme ama. sneaker gibi uretilen bir ayakkabi. sadece goruntusu bot, performansi degil.
+1
antikadimag
(29.11.25)
Sorduğunuz ayakkabı özelinde fikrim yok ama bence bu tür bir üründe iki güzelliğin bir arada olması zor. Hush puppies bir botum vardı, en ufak şekil değişimine uğramaksızın aralıklarla 20 yıl kadar giydim. Ama bu dayanım ve form bütünlüğünü sağladığı için sanırım, külçe gibi ağır ve rahatsızdı.
0
lil siztah
(29.11.25)
Youtube'da takip ettiğim birisi var, ikinci el deri ürünler alıp temizliyor. Tam almayı düşündüğünüz ayakkabıyı nasıl rahat hale getirdiğine dair bir video paylaştı. İngilizce olması sorun olmayacaksa:

www.youtube.com

Belki ilginizi çeker/fikir verir?
0
peki madem
(29.11.25)
Fazla yürüyenlere uygun ayakkabı değil. Evden işe arabayla gidip geliyorsan alınabilir. Sert ve ağır bir ayakkabı
0
michael harddd
(29.11.25)
Yapısı ve tasarımı gereği rahat olması mümkün değil. Rahatlık aranıyorsa Camper ve Ecco ile benzerlerine bakmak lazım.

Ben de 1460 modelini beğeniyorum ancak hem rahatsız hem de gerçek anlamda kışlık modeli yok gibi bir şey.
0
10551037
(29.11.25)
yazın Amerika da 100 dolar civarındaydı.
0
jamswety
(30.11.25)
(16)

cocuk ve kopek ismi

in vino veritas
yeni bir yere tasindiniz diyelim, komsuluk iliskileri yogun yasaniyor ve siz de rahatsiz degilsiniz. fakat komsunun cocugunun adiyla sizin kopegin adi ayni. kopege adiyla seslenmeye devam eder misiniz? herhangi bir seyi degistirmeyi dusunur musunuz? ya da cocugun ebeveyni olsaniz rahatsiz olur musun
yeni bir yere tasindiniz diyelim, komsuluk iliskileri yogun yasaniyor ve siz de rahatsiz degilsiniz. fakat komsunun cocugunun adiyla sizin kopegin adi ayni. kopege adiyla seslenmeye devam eder misiniz? herhangi bir seyi degistirmeyi dusunur musunuz? ya da cocugun ebeveyni olsaniz rahatsiz olur musunuz?
0
in vino veritas
(25.11.25)
Köpeğime adıyla seslenmeye devam ederim ve adını degiştirmeyi düşünmem. Çocuğun ebeveyni olsam hiç rahatsız olmam çünkü hiçbir canlıyı birbirinden aşağı görmüyorum. Hatta hoşuma gider ve çocuğuma da " bak isimleriniz aynı, adaşsınız" derim.
+8
rock n roll
(25.11.25)
Bu tip şeylere alınmak için 0 hayvan sevgisi olması gerekiyor. Bir şey yapmam.
+2
arbre
(25.11.25)
Hayvana insan adı konmuş olması bence uygunsuz bir şey. Çocuğumun adı olması şart değil. Rahatsızlık duyar, o şahsa mesafeli olurum.

En azından bu tip durumlara maruz kalınabileceği öngörüsü güzel bir şey.
-18
Mirket
(25.11.25)
Köpeğe it mi diyelim. Çocuğa köpek ismi koymak mı abes sen mi köpeğe insan ismi koydun o önemli. Sen köpeğe ferit ismini koyduysan o senin çapsızlığın. Ama çocuğa kahraman ismini koyduysa ebeveyn suçu.
-2
mikahakkinen
(25.11.25)
Bazı yerlerde unutulmuş olabilir ama komşuluk hakkı denen bir şey var sonuçta .
Çocuğun hakkı burada daha önemli . Arkadaşlarının onunla bu sebeple kafa bulması da mümkün.
Köpeğe başka isim de bulunabilir.
Çocuğun ismin değişmesi ise adliye dava mahkeme işleri falan çok uzun iş .
Çocuğun babasının da bir yavru sokak köpeği bulup ona bizim adımızın koymasını istemeyiz.
Bu sebeple böyle muhitte meşhur olmakta iyi bir şey değil.
-4
diyecevaplandı
(25.11.25)
Köpeğin adını değiştiririm.
Komşu olsam bu kişinin çocuğu yok herhalde diye düşünürüm.
Çocuk için akran zorbalığından tutun yeni taşınılan yerde kötü komşuluk ilişkilerine(dedikoduya) kadar birçok şeye gebe.
Çocuğun değil doğrudan komşunun ismi de olabilirdi.
"Sen bir şey mi ima etmek istiyorsun ?" bile diyebilir.
-5
WithWorth
(25.11.25)
Sorun sizde değil ki, sorun çocuğuna köpek ismi koyan ailede. Ahahahah ben çok eğlenirdim bak adaşın geldi diye sürekli takılırdım
-3
Hallegadola
(25.11.25)
yurt dışında bu durum oldukça yaygın aslında, kimse de gocunmuyor ya da tersi bir şekilde zorbalamıyor. Genelde hayvan sevgisi eksik olan topluluklarda garip karşılanacak bir durum. Zaten hayvanlar direkt aşağı seviye olarak görülüyor bu insanlar tarafından. dikkat ederseniz sosyo-kültürel seviye indikçe “köpek”, “kuduz”, “ötede havla”, “hoşt” gibi hakaretler de çok fazla kullanılıyor. köpeklerle alakalı ilginç bir kolektif hafıza yaratılmış gibi geliyor bana. Özellikle belli bir kesimde... böyle insanların yaşadığı bir yere taşınmıyorsanız sorun olmaz bence.
+6
eileengray
(25.11.25)
Sorun bence çocuğuna köpek ismi koyan ailede. Yabancı isim koyma modasının iyice boku çıktı. Yeğenimin Hektor ve Ares adında bir arkadaşı var örneğin.. yüz kişiye bunlar Türkiye’de bir insan ismi mi yoksa köpek ismi mi diye sorsan yüz kişi de köpek ismi der.. öte yandan alınırlarsa da bu onların problemi.
+3
suicides underground
(26.11.25)
ay hayir, köpegimin adini degistirmem tabii ki de. öncelikle hayvana insan ismi verilmesinde sakinca görmüyorum, yani köpegime caner adini verdim diye alinacak adam fazla silik bir tiptir. öyle kırılgan narsisist insanlarla sahiden ugrasamam.
ikinci olarak son dönemde asiri mal insan isimleri cikti. bir lise arkadasim ogluna MİLO adini verdi. duyunca ilk tepkim "köpek adi ya bu" olmustu. yüzüne karsi da dedim valla. köpegimin adi milo olsa bu sebeple ismini mi degistireyim?
baska bir lise arkadasimin ogluna verdigi isim ŞANS. ortak bir arkadasimiz var, kücük bir toy poodle'i var, onun da adi şans. ananin babanin da hayirlisi nasip olsun cocuklara sahiden.
kendi ismimi bir köpekte duysam da alinmam, gel adasim biraz oynayalim, derim.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.11.25)
bizim sitede vardı böyle bi durum. eylüldü bi kızın ve köpeğin ismi.hiç yadırgamamıştık açıkçası. hatta çocuklar aaa iki eylül oldu, dilek tutalım filan diyorlardı. ki bence eylül insan ismidir, köpekte ne alaka ama olabiliyor yani. kızımın adı komşunun köpeğinin adı olsa ben umursamazdım ya. biraz buluttan nem kapmak gibi olur. sonuçta tanışmadan önce verilmiş bi isim. ama karşı taraf rahatsız olabilecekse veya sonuçta çocuk kafaya takacak gibiyse karşılaşma durumlarında köpeğe adıyla seslenmezdim heralde. zaten ne kadar iç içe olacaksınız ki.
+3
elorelia
(26.11.25)
köpeğe insan adı verildiyse umursamam.
çocuğa köpek adı verildiyse köpeğin adı değişmesi lazım.
0
duyuruuser
(26.11.25)
bizim kedinin adı da insan ismi ya jhdfjghjgh okuduğumuz bir kitap karakterinin bizde etkisi olduğu için kedimize bu karakterin adını koymuştuk. ve bize "yaa benim kaynımın adı da ..." falan diyenler olmuştu gülümseyerek tepki verdik. zaten baya geleneksel bir isim, şimdiki çocuklara konulmuyor artık. ben bu duruma gülüyordum sadece ama şimdi toplumun köpeğe bakış açısı biraz daha küçümseyici. dile öyle yerleşmiş. sizin komşu hayvan sevgisi yüksek biri ise bence dert etmenize gerek yok ama daha geleneksel bi yaşam tarzları var ise alınabilirler ve evet çocuk zorbalanmaya maruz kalabilir. bence kendiniz durumu tartıp ona göre karar verin. köpek adını öğrenmiştir artık değiştirilebileceğini çok sanmıyorum ama onların yanında seslenmezsiniz. adını sorarlarsa da "boncuk" vs gibi klasik bir şey söyleyip geçebilirsiniz :)
0
Sadece soruyorum
(26.11.25)
sözlük'te şöyle bir hikaye vardı. orijinal entry silinmiş ama ekşi şeyler'de yayınlandığı için ulaşabiliyoruz:

eksiseyler.com
+2
kibritsuyu
(26.11.25)
Bunun bir sorun olabileceği aklımın ucunun kenarından geçmez. Buna alınan insanın en büyük derdi bu olsun derim.
+2
peki madem
(26.11.25)
Ya ben hayvanlara insan ismi konmasını çok seviyorum. Arkadaşlarımın kedisi Ali Rıza vardı, dünyanın en minnoş kedisiydi. Biri bana "köpeğime/kedime senin adını verdim" dese kişisine bağlı olarak güler geçerim ya da çocuğuna koymuş gibi mutlu olurum.
+1
kobuzchu kiz
(26.11.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.