Giriş
(5)

İş Hayatı

Dengesiz Kantar
Olmasını çok istediğim stajı kaptım sonunda. Nedense şimdiden bir yusuf yusufluk sardı ama beni. Şirket çok uluslu. Çalışacağım departman genel müdürlükten ayrı ve tek stajyer ben olucam. Ben bu abiler, ablalarla nasıl iletişime giricem? Ezmesinler beni. Esasen ilk günden noob gibi görünmek istemiyo
Olmasını çok istediğim stajı kaptım sonunda. Nedense şimdiden bir yusuf yusufluk sardı ama beni. Şirket çok uluslu. Çalışacağım departman genel müdürlükten ayrı ve tek stajyer ben olucam. Ben bu abiler, ablalarla nasıl iletişime giricem? Ezmesinler beni. Esasen ilk günden noob gibi görünmek istemiyorum. 3 ay beraber olucaz adamlarla. Nasıl davranmak gerek? Bir de bu gibi ortamlarda gözlemlediğim şey arkadaşlık ilişkileri genelde hemcinslerle daha yakın. Benim en yakın arkadaşlarım hep karşı cinsten oldu. Futbol vs. konuşamam edemem. Onların dilinden konuşmayı öğrenmek mi gerek sizce? Kısacası çok heyecanlıyım be duyuru.
0
Dengesiz Kantar
(20.05.11)
tek tavsiyem, insanlara samimi görünme çabasıyla yalakalık yapma. be yourself.
0
mustasim billah
(20.05.11)
evvela bu heyecanı bir yana bırakıyorsun yoksa ezilirsin. ukalalık da etmiyorsun. yoksa itilirsin. hevesli ama gururlu oluyorsun. kolay gelsin.
0
yarmasimo
(20.05.11)
heyecanlanma, işe odaklan, kendini ezdirmemen biraz da görünüş, tavır, meselesi.
0
african rain
(20.05.11)
sakin ol, dogal davran. illa ki futbol vs konusman gerekmez.
sirketlerde samimi olmayan erkekler arasi muhabbetler -benim gordugum kadariyla- genelde askerlik, futbol uzerinden donuyor. ama universitelerden, farkli sehirlerden, egitimden, siyasetten, daha bir suru konudan konusabilirsin insanlarla.
kaldi ki kadinlarla daha yakin olmanda da sakinca yok bence.

seni ezmezler de, ilgi seviyeni belli bir aralikta tutman lazim. ne hic bir sey yapamayacak ve ogrenemeyecek kadar ilgisiz olmasin, ne de herkesi sikip seni gorunce kacmalarina sebebiyet verecek kadar ilgili olmalisin.

hayirli olsun.
0
avrasya
(20.05.11)
-grubun dinamiklerini bilmeden kimseyle siyaset topuna girme.
-KE SİN LİK LE dedikodu yapma.
-kimseyi kimseye övme.
-arada halısaha, yemek gibi aktiviteler olur bunlara katıl mutlaka.
-bir de iş yaşamında biraz ego da etki ettiği için birinden tavsiye almak/almış gibi görünmek ilişkileri her zaman sağlamlaştırır. mesela x bey size bişey sormak istiyorum işletme master'ı düşünüyorum ama kararsızım siz deneyimli biri olarak bu konuda ne dersiniz akıl almak istiyorum gibi.
-güleryüz güleryiz güleryüz
-asansörde merhaba, günaydın.
-kimseye yağ çekme.
-bu arada evden bir kek yapıp götürmene kimse yağcı gözüyle bakmaz. Hele stajyersen çok hoşuna gider herkesin.
0
gates
(30.05.15)
(3)

Bu efektin İngilizcesi nedir?

mustasim billah
nasıl anlatmalı nasıl tarif etmeli bilmiyorum.böyle canlı seyircili tv programlarında falan seyirciye tatlı bir hüzün veren konularda bir uğultu yükselir de "uaaa canım ne tatlı şeysin, ne şirin," tarzında bir efekt çıkar ya ortaya ondan bahsediyorum.the simpsons bunu çok alaya alır. elbette bu efek
nasıl anlatmalı nasıl tarif etmeli bilmiyorum.

böyle canlı seyircili tv programlarında falan seyirciye tatlı bir hüzün veren konularda bir uğultu yükselir de "uaaa canım ne tatlı şeysin, ne şirin," tarzında bir efekt çıkar ya ortaya ondan bahsediyorum.

the simpsons bunu çok alaya alır. elbette bu efektin amerikan kültüründe bir ismi vardır ama ben bilemedim.
0
mustasim billah
(16.05.11)
"awwwwwwwwwwwww" derler sirin bise gorduklerinde ingilizce konusanlar.
0
yandim sevket
(16.05.11)
aww gibi geldi bana da.

www.youtube.com
0
ufukcel
(16.05.11)
arkadaşlar evet awwww efekti :) aradağım bu. bunun bir ismi yok mu?
0
🌸mustasim billah
(17.05.11)
(16)

Siz Olsanız 9.000TL'ye Kadar Hangi Aracı Alırdınız?

bulgur
`Alfa Romeo 146`http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-alfa-romeo-146-alfa-romeo-146-1-4-ts/detay/http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-araba-alfa-romeo-146-sahibinden-alfa-romeo-1-6-sr-aw-36507785/detay/`Citröen Saxo`http://www.sahibinden.com/ilan/vasita-otomobil-citroen-2002-model
Alfa Romeo 146
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Citröen Saxo
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Fiat Palio
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Opel Corsa
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Peugeot 106(Ama bunlar çakal arabası oluyor, temiz bulmak zor)
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Renault Twingo?
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Clio
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Rover 214
www.sahibinden.com
www.sahibinden.com

Bekar, işe gidip gelinecek ev--iş:7km. Erkek. 25 yaş. İlla ki bu linklerdeki olacak diye bir şey yok, ya da bu başlıklarda olacak diye de bir şey yok, başka bir araç da önerebilirsiniz.
0
bulgur
(15.05.11)
benzin koymaz diyosan kesinlikle rover
0
cagkan
(15.05.11)
Tüp takılır, sorun değil de neden bu kadar ucuz bu kalite? Yedek parçadan dolayı mı?
0
🌸bulgur
(15.05.11)
alfa alma.yedek parçaları pahalı. birde alfa'dan anlayan pek fazla servis yok.
bu arada yerinde olsam biraz daha biriktirirdim.
bunlar bayan arabası :) ufak tefekler..
13-14 e taş gibi arabalar var.
mesaa alfa tavsiye etmem ama alfa 156 var bende.çok iyi.
0
ykup
(15.05.11)
rover ingiliz üretimi olduğu için yedek parça sıkıntısı yaşaman muhtemel.

98 clio kullanıyorum 4 senedir, herhangi bir sıkıntım yok. gerçi clio da fransız olduğundan yedek parçalarının tamamını da yan sanayii bulman olanaksız.

bu arada corsa da candır.
0
alembic
(15.05.11)
bence hiçbiri, belki palio.
0
ykyt
(15.05.11)
paliolar tek kapı. kamyonet muamelesi görüyorlar otobanda 90'ı geçemezler. aman diyim
0
cagkan
(15.05.11)
Yok palio'ların ruhsata işli koltuklularından bahsediyorum. Ticari değil hususi olanlar.
0
🌸bulgur
(15.05.11)
koyduğun linktekiler öyle değil de ondan.
0
cagkan
(15.05.11)
usta palio al kafanı dinle. az yakar çok kaçar, yedeği ucuz. yalnız şirketten çıkma olmasın dikkat et.
0
robin crusoe
(15.05.11)
hacı ağbi, 2001 model temiz suzuki marutiler var.

www.sahibinden.com?
0
mustasim billah
(15.05.11)
Ford Ka
0
durdenist
(15.05.11)
o rover tam olarak ingiliz üretimi değil hocam, bu ortak mühendislik olayı var ya onlardan, motor ve yürüyen hondaya ait, hatta üsttünde yanılmıyorsam b16 (civic EK 1.6 motoru) olması lazım...
o fiyata honda kalitesi tabi ki diğerlerine göre çok çok daha iyi..ama 2. eli sıkıntı yaratabilir elden çıkartırken...
o fiyat aralığında Bravo'lara da bakabilirsiniz.
0
chaoslord
(15.05.11)
Range rover. günlük 14 km yol için benzin koymaz zaten. Kaliteli bir araba diğerlerine göre.
0
taqster
(15.05.11)
Rover on numero. benzin koymaz sana ev iş 7 km nasıl olsa. Tabiki diğer araçlara göre daha masraflı olur. Az masraf az yakıt diyosanda corsa candır. Dayanamadım söylicem; Fiat bence demir yığını, Renault da plastik yığını..

Edit: @taqster görmemişim yazdığını aynı fikirdeyim +1
0
onakomabunako
(15.05.11)
yedek parça falan filan hiç bilmem de, benim gözümde alfa romeo'nun adı yeter, her modeli güzel arabanın.
0
s e
(15.05.11)
palio candır. uzun süre kullandım. kıyak araba.
0
sehpa fx350
(15.05.11)
(18)

ne yapmalı?

bezgin
mesele çok uzun. özeti bile sayfalar sürecek galiba. Arada ctrl+a ve ctrl+c yapmalıyım.peşin uyarılar:1- Lütfen 25 yaşın, hadi olmadı 21 yaşın altı insanlar cevap yazmasın. Ayırmcı falan değilim de yani tecrübe ile bilgi aynı şeyler değil.2- Bu duyuru trollük amacıyla açılmamıştır, zaten okursanız a
mesele çok uzun. özeti bile sayfalar sürecek galiba. Arada ctrl+a ve ctrl+c yapmalıyım.
peşin uyarılar:
1- Lütfen 25 yaşın, hadi olmadı 21 yaşın altı insanlar cevap yazmasın. Ayırmcı falan değilim de yani tecrübe ile bilgi aynı şeyler değil.
2- Bu duyuru trollük amacıyla açılmamıştır, zaten okursanız anlarsınız öyle olmadığını.

İçinde bulunduğum durum:
27 yaşındayım. Erkeğim. Günde 10-18 saat uyuyorum. Kalan zamanımı da oturarak geçiriyorum. Otururken ya kitap okuyorum ya da bilgisayar başında haber yahut online dizi takip ediyorum. Bu neredeyse hiç değişmiyor. Ayda ortalama 25-26 gün saat sabah 5-13 arası uyuyorum. Uyanma zamanım ise belirsiz. Öğlen, ikindi, akşam, yatsı, gece 1 falan uyanabildiğim vakitler. Yani uyku problemlerimi şöyle özetleyebiliriz: Aşırı uyuma. Ne yaparlarsa yapılsın uyanamama. Aşırı miktarda gündüz uykusu.
Uyku sıkıntılarım yüzünden askerlik yapmadım, her yıl erteliyorlar. Bir dediler narkolepsi var sende. Bir dediler idiyopatik hipersomnia. Bir dediler narkolepsi şüphesi... Polisomnografiye yattım kaç kez. Sentetik Tiroid Hormonu kullandım. Subklinik hipotiroidi hastası olduğum zannedildi çünkü herşeyim normaldi ama TSH miktarım yüksekti. Sonra bunun aşırı kilodan kaynaklandığını tahmin ettim ben. Hipofiz bakıyor benim metabolizma yavaş hayvan gibi yiyorum da hiç hareket de etmiyorum o da ne yapsın paso tiroidi uyarıyor salgıla tiroksini diye. Ama tiroid görevini düzgün yapıyor Allah'tan. 123 kiloyum bu arada 180 galiba boyum, hiç ölçmedim desem yeridir.
Bunun dışında evliyim. 3 yaşına koşan şekerden baldan tatlı bir oğlum var. Bilişim Sistemleri Mühendisiyim. Ama tahmin edersiniz ki çalışamıyorum. Eşim de çalışmıyor. Aile şirketimiz var tekstil üzerine. Sözde ben de ortağım ama ne fabrikaya ne de mağazaya adım atamıyorum. Muhasebeye mail atıyorum, para yolluyorlar hesabıma, eşim ev alışverişi yahut kendi ve çocuk için bankamatikten çekiyor. Şirkete yegane katkım web sayfasını hazırlamak ve yurtdışı maillleri çevirmek oluyor. Ki bu işler için asgari ücretle çalışan bir işçi yetebilir ama benim ailece aylık masrafım 6-7 bin liradan aşağı düşmüyor. Yani belki de baba parası, abi parası, abla parası yiyiyorum diyebiliriz buna...
Arkadaşım yok. Nasıl yok? Liseye kadar Tokat'ta okudum. Üniversiteye İstanbul'a geldim ve buraya yerleştim. Lise ve öncesi arkadaşlarımla irtibatım yok gibi. Üniversite'de ise içine çok kapanık bir öğrenciydim. İki üç tane çok samimi olduğum arkadaş vardı. Bir tanesi öldü. Biri Adapazarı'nda diğeri ise Amerika'da. İşyerinde de (ezkaza iki ayda bir falan uğradığımda) patron statüsünde olduğumdan hiç iş arkadaşım da yok.
Kötü bir evliliğim var. Ben eşimin ailesiyle konuşmuyorum. O da benim ailemle görüşmüyor. Eşimi deliler gibi seviyorum. Bir iki kez kısa süreli ayrılık yaşadık. Babamın evine gittim (evet, ben gittim.) Bir iki ay görüşmedik. Boşanma falan sözkonusu oldu. Eşimin ailesi problemli insanlar. Sanki kızları boşansın diye gayret ediyorlar. Benim gayretlerimle yuvamız bozulmadı. Şimdi eşime sorarsanız ben dünyanın en kötü kocası, damadıyım. O da dünyanın en acı çeken karısı. Kayıtlara geçsin, sigaram, içkim, kumarım, karı-kız düşkünlüğüm, şiddeti eğilimim yok. En fazla canıma tak edince bağırmışımdır tartışırken o kadar. Eşimle severek evlendik. Hala kendisini deli gibi seviyorum. %100 onun suçlu olduğu bir tartışma sonrası küsersek yine bir gün içinde ben dayanamayıp adım atıyorum. Birkaç kez ağır olayım dedim. Karşı taraf adım atsın dedim. Ama olmadı. Boğazım düğümleniyor, bana sayıp sövmüşse bile gidip sarılıyorum. Eşimin de problemleri var. Mesela kimseyle arkadaş olmak istemiyor. Apartmanda yalnız yaşıyor diyebiliriz. Gelen komşularla irtibat kurmuyor. Çalışmıyor. Çalışmamasına beni bahane ediyor. Halbuki evleneli dört yıl oldu ilk yıl hamileydi şimdi çocuk oyun çağına geldi, gelmedi. Eşim de oğlum dışında kimseyle görüşmüyor gibi bişey. Ama onun sülalesi tamamı İstanbul'da. Akrabalarıyla arabaya atlayıp gidip görüşebiliyor. Yemek haftada bir yapıyor, yapmıyor. Dışarıdan yiyiyoruz. Ayakkabın kirlenmiş dersen bile üzerine alınıyor. Kaşlarını çatıyor. Bir de eşyaların kıymetini bilmiyor. Dört yılda beş bilgisayarını kırdı. Ev aletlerinin yarısı yeniden alındı. Cahil değil, kimya müh. yüksek lisans mezunu. Küçük de değil benim yaşıtım. Ama ailesi aşırı şımartmış. Uzadıkça uzuyor detayları keseyim. Neyse, benim stresimin çoğunu eşime borçluyum. Resmen nefesim daralıyor kendisiyle konuşunca. Ama deliler gibi seviyorum onu. İki gün ayrı kalsam özlüyorum. Hayır dünya güzeli değil kendisi, 1.60 boyunda 68 kilo Türkiye şartlarında fiziken 10 üzerinden 5'lik bir kişi. Ben de öküz gibi şişmeden evvet baya baya eli yüzü düzgün biriydim, her neyse. İki gün görmeyince bunu üzülüyorum, özlüyorum. Oğlumu aynı şekilde deliler gibi seviyorum. Yani bir yandan bitiriyor beni bu evlilik bir yandan da benim herşeyim eşim ve oğlum. Üstüne üstük eşimin de beni sevdiğini biliyorum. Ama benimkiyle kıyaslanamaz zannımca. Sanki kendisinde acıma duygusu yok. (Hayvanlara ve oğlumuza karşı duyduğu hariç)
Gelelim geçmişime biraz da:
Üç yaşımdayken okuma yazma öğrendim. Deli gibi kitap okuyor(d)um. İlkokulu üç yılda bitirdim. Benle karşılaşan hemen herkes gördükleri en zeki çocuğun ben olduğunu söylerdi. Anadolu Lisesini (orta) birincilikle ve Fen Lisesini ikincilikle bitirdim bir gün bile ders çalışmadan. Ulusal Fizik Olimpiyatlarında dereceye girdim. Çok iyi bir üniversiteden mezun oldum hem de haftada bir gün devam ederek. Ama şimdi arkamdan vaktiyle nal toplayanlar uçup gittiler ben bir yüksek lisans dahi yapamadım. Bırakın eski zekamı, moron gibiyim. İki üç kez tekrar ettirmeden karşıdakine ne dediğini anlamıyorum neredeyse. Teoride yine süper fikirler bulduğum oluyor ama pratikte bir et yığınıyım. Son yılda dokuz ay boyunca ayda altı saat psikoterapi gördüm. İlaçlar kullandım. Arpa boyu ilerledim sadece. Defalarca kilo vermek istedim, diyetisyen falan, olmadı.
Herşeyden sonra şimdi hala:
Obezim. Tembelim. Hareketsizim. Uyuyan bir et yığınıyım. Evliyim. İşsizim. Başarısızım. Ama bunları düzeltmek için somut bir adım da atamıyorum. Evden dışarı çıkamıyorum. (Hoş genelde gece uyanık olunca nereye çıkayım) Arkadaşım yok. Sosyal hayatım yok. Sap olabildiğim bir baltam yok... Ve artık o kadar alıştım ki gayet normalmiş gibi geliyor bana.
Nereden başlamalı?
(Umduğum gibi yazamadım)
0
bezgin
(15.05.11)
umduğunuz gibi yazamadığınız gayet net. kim bilir daha yazacak ne kadar çok şeyiniz var.ben de şuradan başlamak isterim, yaşam standartlarınız anlattığınız üzere oldukça iyi, yani çoğu şeyde sıkıntı çekmiyorsunuz. yaşam şartlarından ziyade sorununuz daha çok iletişim odaklı. eşinizle iletişiminiz de anlattığınız üzere pek iç açıcı değil. hayattan aşırı derecede kopmuşsunuz. yaşamak için yaşıyor gibisiniz. şimdi burada, ''sizin yerinizde olmak için uğraşan çok kişi var kıymetini bilin'' klişesini söylemek pek uygun değil ama, eğer bi yerden başlamak istiyorsanız ilk önce hayata biraz daha önem verin. şöyle bir çevrenize, olup bitenlere bi bakın ve siz bu olanların neresindesiniz bi düşünün. tabii ki hayat ortağınız, eşiniz ile beraber. her şeyin başı iletişim, fikir alışverişi. benim bu yazdıklarınızdan anladığım, her şeyi erteleyip, hayatı boşverip her şeyi gidişine bıraktığınız. diğerlerine göre imkanlar açısından 1-0 öndesiniz, gerek mesleğiniz gerekse maddi açıdan. tüm bu artıları kullanıp hayata tekrar bağlanmak ve sadece oğlunuz için bile -ki en önemlisidir aslında- bir şeyler yapmanız gerektiğinin farkına varmanız gerekir.
0
raycharles
(15.05.11)
psikolog/psikiyatr ile baslayabilirsiniz. esinizle beraber gidin mumkunse. ve kilo verip saglikli olmanin bir yolunu bulun kesinlikle. daha iyi bir diyetisyen ve bir spor egitmeniyle gorusun derim.
0
ermanen
(15.05.11)
trolsen veya değilsen 2sinden biri olup olmaman çok umrunda değil gerçi ya, kısa keseyim;

iş mevzuu - bir çok kişi böyle bir hayat ister, işe katkını olabildiğince arttır, arada git ne oluyor ne bitiyor bak.

ev mevzuu - hatun çok sıkıyorsa bırak. çocuk için değmez, bir çok çocuk uzun dönemde ayrı bile olsalar zihisel olarak sağlıklı ebeveynle daha mutlu.

sosyal hayat - olur abi sosyal hayat istersen her an olur ufak adımlar yeterli

cevap veren: 30 yaşında, evlenmeyi düşünmeyen, işgüç sahibi bir insan
0
drip nick i zaten kullanilmakta
(15.05.11)
21 yaşındayım ama bir şeyler yazasım geldi.

panpa sen kendini kısır döngüye hapsetmişsin. bir şeyler değiştirmen lazım. karını seviyorsun ama en büyük problem de o gibi. nasıl dayanıyorsun anlamadım, bu ne sevgi ah bu ne ıstırap.

bence spora falan başla. para konusunda sorun yok nasıl olsa. bir de yemek yapmayı falan öğren ne bileyim, dışarıdan yiye yiye yakında sağlığın bozulacak. spora git, terle, efor sarf et, yağ yak, yorul, rahatla. sonrasında eminim daha optimist bir bakış açısına sahip olacaksın. algısal bozuklukların da düzelecek. orada da tanışırsın birkaç insanla, çay içersin falan olmadı. semt neresi istanbul'da? mea maxima culpa'nın bi kitap kulübü var, her hafta kitap okuyorlar aralarında tartışıyorlar, çikolatalar püskevitler falan. kitap okumaya zamanın varsa onlarla takıl. yap yani bi şeyler geçmez böyle hayat.
0
i ve been mistreated
(15.05.11)
Bir sekilde, seni evden uzaklastiracak bir spora basla. Ne aptigin veya nasil yaptigin onemli degil. Onemli olan vucuduna olan saygini tekrar hatirlaman. Bence senin baslangic noktan bu.
0
insanimsi
(15.05.11)
cevaplar için teşekkür ederim ama,
@raycharles
bir şeyler yapmak gerek ama ben farkındalığı oturtamıyorum bir türlü. hele de siz tam bir şeye karar vermişken eşiniz köstek oluyorsa...
@ermanen
duyuruda dokuz ay boyunca psikolojik yardım gördüğüm yazıyor
@drip nicki zaten kullanılmakta
çok yüzeysel uyarılarınız. yapamayan adama yap diyorsunuz. haklı olsanız dahi o bana zaten ulaşmıyor.
@ivebeenmistreated ve @insanimsi
yemek yapmayı biliyorum ama yerinden kalkmayan adam yapamaz yemek.
bir de salondaki kullanılmayan bisikletle yürüyüş bandı, belediyenin havuzunda devamsızlıktan iptal olan hesaplarım, havaya saçılan fitness paraları ile üçüncü gününü görmediğim düzenli yürüyüşlerim ve bir de iki buçuk yıl önce sakatlanan ama hala doktora göstermediğim dizim selam söylüyor size...
123 kilo bir adam, hele de hiç arkadaşı yoksa ve evden çıkamıyorsa nasıl spor yapacak?
0
🌸bezgin
(15.05.11)
-esiniz hic psikyatra gitti mi? onu goturerek baslayabilirsiniz... ama evden cikamiyordunuz dimi? ikna da olmaz o simdi.... ailesini ikna edin desem, gorusmuyorsunuz... Ama bir sekilde esinizin psikyatra gorunmesi lazim... yani beraber gitmeniz lazim....
-cogu sorunu kiloya baglamissiniz ama kilo aslinda cok cok cok zararli olsa da (ben de su an tas devri diyetinde olan bir tosuncugum) kilolu insanlar isine gucune gidebiliyor, uyuyup uyanabiliyor, bunu dusunun. butun sucu kiloya atmayin...
-o arkasindan nal topladiginiz arkadaslariniz sizin tassaginizi yesin... biraz silkelenince siz de supper olacaksiniz bunu unutmayin...
-biraz silkelenin. nasil mi? oncelikle sunu bir arastirin:
en.wikipedia.org
sabahlari cok kuvvetli isiga maruz kalin. gece 11 gibi de isiklari sondurun. radyo falan dinleyin. biyolojik saati sifirliyor.
-iki ayda bir gidiyorsaniz ise ve tekstil isi ise sevmiyorsunuzdur o isi. baba'ya abanin, o maddi yonden destek olsun ama siz sevdiginiz isi yapin. ne seviyorsaniz tabi. oglu icin anlayisla karsilayacaktir neticede bu halden iyi...
-sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir.. namaz niyaz bir de, tavsiye etmek durumundayim huzur icin zira...
-sosyal yonden ise aklima maalesef hicbir sey gelmiyor... zannimca akraba yok istanbul'da dimi? tiyatro kursu, dil kursu, kitap kulubu falan diyemem zira evden cikamiyorsunuz. anladigim kadariyla eski dost lazim sizi evden cikaracak ama o da yok diyorsunuz. semt neresi, ben ugrayayim arada diycem ama yengeden korktum valla ne diyeyim... siz once kapiciyla, siparis getirenlerle, sucuyla falan muhabbet etmeye baslayin ikiser ucer cumle bir iki dakika... arkadas kazanmak icin adim atmak lazim oyle kendiliginden kimse gelip size demez hadi soyle yapalim... hatta bu duyuruya baktigimda gizliden bir arkadas bulma cagrisi olarak goruyorum... belki siz farkina varmadan bilincaltiniz bunu istedi...
edit: yas sizden birazcik daha yasli. evli ve cocuklu bir insan.
0
thunder thunder thunder thundercats
(15.05.11)
@bezgin

cevabimda sadece psikolojik yardim almanizdan bahsetmedim. esinizle beraber gidin dedim bir de ve onun yaninda baska konularda da (diyet, spor gibi) profesyonel insanlara danisin. ise yaramidaysa baskasina danisin. icinizden de gelmesi ve azmetmeniz gerekiyor, bosvermislik var hep yazdiklarinizda. en azindan yapmaniz gerekenleri yazmaya calistik iste. sonucta sizde bitiyor.

onun disinda umut verici veya zorluklardan iyi durumlara gecmis insanlarin hayat hikayeleriyle ilgili eserler filmler de ise yarayabilir.

son olarak diyecegim, kafa dagitmak icin bir tatile cikabilirsiniz ve yeni bir sayfa acabilirsiniz belki.
0
ermanen
(15.05.11)
demek istediğim de bu zaten. her şeye psikolojik yardım, doktora gitmelisin vb. önerilerle çözüm aramak yerine bi kere de kendinizi toparlamaya çalışmayı deneyin demek istiyorum. ilk olarak da size köstek olduğunu söylediğiniz eşiniz ile başlayın bu işe. sabırlı olun biraz, bir-iki-üç değil başarana kadar deneyin. eğer durum daha da kötüye gidiyorsa o zaman başka çözümler ararsınız tabii ki. ama ilk önce konuşmakla başlayın.
0
raycharles
(15.05.11)
Ben sadece çalışma mevzuna yorum yapmak istiyorum. Yaşım sizden büyük.

Sağlık probleminiz olduğunu söylüyorsunuz. Bunu bir yana koymak istiyorum... Madem aile şirketiniz var, bir oda isteyin ve her gün ofise gitmeye gayret edin.

Bunu şunun için söylüyorum. Yapacağınız tercüme işini asgari ücretli bir eleman elbette yapabilir. Hatta sizin aldığınız maaşa yönetici çalıştırılıyor, farkındasınızdır. En başlarda sizin öyle çok bir şey yapmanız önemli değil. Şirketin içine girip, hem evden biraz uzaklaşın ve zincirinizi kırın. Hem de yavaş yavaş, şirket içindeki aile üyelerine toplantılarda, yemeklerde vb. destek olun. Şirketin çalışmasını öğrenin. Mesela abiniz veya ablanız olmadığında, size telefon açıp bir işin takip edilmesini istesinler. Eğer şirketinizde kurumsal yapılaşmaya yönelik uygulamalar yapılıyorsa, bu takipleri zorlanmadan yapabilirsiniz.

Ve emin olun, bu şekilde destek vermeniz, ayda 6.000TL'lik net iş yapmaktan daha kıymetlidir.

Ben de aile şirketinde çalışıyorum ve bir bilseniz, patron çocuğu olarak şirkette çalışan, üniversiteyi babasının hocalara verdiği yardımlarla bitirmiş, şirkete sadece soliter oynamaya gelen adamlar var (abartmıyorum). Yaşları da sizden büyük. Üstelik sizin aldığınız maaşı alıyorlar ve dışarı da şirketi onlar yönetiyormuş gibi başkalarına lanse ediyorlar.

Demek istediğin, şirkete gidin. Üretime ortak olmaya çalışın. İzleyin, dinleyin, paylaşın... Uykunuz gelirse de, mazeretinizi bildirin ve şirkette biraz uyuyun...
0
sheba and the albino girls
(15.05.11)
32 yaşındayım.
eşiniz de siz de sıkıntı çekmeden büyümüşsünüz diye tahmin ediyorum. amaçsızsınız. sadece iki ayda bi şirkete giderek ve üç beş mail çevirerek ailen izin hayatını idame ettirecek maddi imkana kavuşuyorsunuz. bi' şeyleri elde etmek için zahmet etmenize, çalışmanıza gerek yok. rahatsınız yani. bunun sonucunda da kendinizi olumlu motive edeceğinize tam tersi yollara girmişsiniz.
olay sadece zekaya, eğitime vb. bakmıyo' artık. ne eğitimsiz insanlar nerelere geliyo' - he tasvip ettiim bi' şey mi, tabi ki diil, o başka bi' konu -

olay zekada değil, kullanmakta.

başlayacağınız yeri yazdığınızı bi' kere daha okursanız çok basit bulursunuz gibi geliyor ama insan kendine karşı bazen dışardan bakmakta zorlaşır.





evliliğiniz.


a şıkkınız bu.



- şahsi görüşlerim bunlar. haddimi aştıysam özğr dilerim şimdiden. -
0
charlesbukowskiineksi
(15.05.11)
14 yaşındayım ama cevap vereceğim. Sorunların çözülmeyecek şeyler değil ama eşin olduğu sürece bir arpa boyu yol alamazsın. Sen problemli bir kişiliksin, onu anladık ama eşinin çalışmaması, yemek bile yapmaması, üstüne üstlük 3-4 ailenin geçindiği parayı harcamanız... Bence eşin de en az senin kadar problemli ve üzgünüm ki birarada olduğunuz sürece iyileşmeniz zor. Ne kadar severseniz sevin ayrılmalısınız. Psikolojik rahatsızlıklar da bulaşıcıdır ve sen ne kadar çabalarsan çabala evdeki ortam seni geri çeker.

Bunun yanında uyku probleminin de fizyolojik kaynaklı olduğunu sanmıyorum. Bana depresyon uykusu gibi geldi.

Peki ne yapmalısın? Ayrıl ya da ayrılma öncelikle seni evden çıkaracağız. Maddi yönden de bir sıkıntın olmadığına göre önce o bilgisayarın fişini çekip çıkıp dolaşacaksın bütün gün. Nereye gittiğinin bir önemi yok, istersen cafede otur bütün gün. Ama gece yarısına kadar eve girme. Böylece uyku problemini de çözeceğiz. 1 ay bu programı uygularsan eğer gerisi için tavsiye verebilirim.
0
ataturkiye
(15.05.11)
Size öneri olmasa da karşılaşabileceklerinizi ve sorunların kaynağını söyleyeyim:

1. Hanımın bunalımı senin gibi fizyolojik etkenlerden kaynaklanmıyorsa (ki buna dair bir şey yazmamışsın) tamamen rahat ve hazır paranın gelmesinden kaynaklanıyor.

2. Ailen sana yardım ediyor ama unutma onlarla konuşmayan bir gelinleri var. Yani annen baban yaşayana kadar kardeşlerin gıkını çıkarmaz, ama eğer allah göstermesin onlara bir şey olursa özellikle kız kardeşlerin baskısını ensende hissedersin ve para verdikleri senin anlattığın gibi para savuran bir kadınının en azından kendilerine biat etmelerini isterler.

3. Senin onun ailesiyle konuşmaman yanlış, ne yap ne et senin ailenle konuşmasını sağla bu yüzden de git onun ailesinle konuş. Eninde sonunda kayınbaban da haklı olabilir, kızsın bağırsın ama kızı sende unutma git elini öp bayramlara getir çocuğu vs.

4. Çalışmamak için önerim yok zira bu durumda bile sorun tamemen fizyolojik geliyor. Ama şunu yapabilirsin sanırım, resim müzik web tasarım yapıyorsun grafikler yap. Blog aç bir tane. Sonra çocuğunu müzeye getir. Dışarı çıkarsan dışarıda uyumak biraz daha zordur.
0
ernest everhard
(15.05.11)
kendinize olan güveni tekrar sağlamak için adım atmanız lazım.
en azından arkadaşların dediği gibi yemek yapmak, şirkete gitmek için çaba sarfetmek yada eşiniz ve çocuğunuz ile aranızı daha iyi yapmak için haftada bir dışarı sinema yada park gibi yerlere gitmek olabilir.
yazdıklarınızı okudum, akıl vermek kolay gibi gözüküyor lakin hastalığınız malum. ama birşeyler yapmak ve adım atmak için de kafadan "zaten hastayım, o yüzden yapamıyorum" düşüncesinden kurtulmanız gerek.
Allah yardımcınız olsun.
0
ykup
(15.05.11)
yaşım 30+ sana az ve öz yazacağım;

kaybolan şey, kaybolduğu yerde aranır. ama görüyorum ki sen neyi nerede kaybettiğini anlamaya çalışıyorsun.

karın sana olan saygısını yitirmiş. bu bir. belki baştan öyleydi, sen farkedemedin. değilse de fiziksel dezanformasyon geçirmiş olman buna kafidir. eşinin fiziğini değerlendirmişsin ama kendisini sana çok görüyor bile olabilir. demek istediğim bu değil aslında, karakterinle ilgili. onun ailesini boşver. senin kendi ailenle ilişkinden kaynaklı bir soğuma olabilir. anladığım kadarıyla onlar olmadan bir hiçsin. bunu işlevin olmadığı (ya da çok minik) halde dahil edildiğin işletme ortaklığından yola çıkarak ve çok yüzeysel söylüyorum.neyse buralara girmeyim ben.

diyeceğim net. büyük bir kalkışma, ayaklanma başlatmalısın kendine karşı. kendini alışkanlıklarına, bağımlılıklarına rağmen yenmen lazım. bunun için büyük bir bedel ödeyeceksin. o bedeli bugüne kadar hiç ödemedin. bu halinle hiçbir ilişkiyi idare edemezsin. hiçbir trrafikten sağ salim evine dönemezsin. çünkü sekizde sekiz kabahatlisin.

yapacaklarını (sen bunları yapamazsın ama yine de) söylüyorum:
-karından ayrıl! kendine olan saygını ancak acı çekerek kazanabilirsin. karından ayrıl çünkü sen onu sevmiyorsun, sadece ona bağımlısın. alışkınsın. bu da yeterince hastalıklı bir durum. sana hakaret ve kötülük etme hakkını kendinde görmesine neden olacak bir manzara. ve bunu belki yapıyordur da. buna neden müsade ediyorsun?

-ideal boyutlara küçülene dek ölüm diyetine gir! çünkü ambalajın seninle ilgili beslenebilecek tüm olumlu kanaatleri engelleyen bir zar gibi. bu halin senin bile ikna edemezken, hayattan şikayet ediyorsun. karını boşver, diğer insanlar ne düşünüyor. dışarda yürürken, alışveriş yaparken, apartmana girerken karşılaştığın insanlar, ilk etapta ne düşünüyor senle ilgili. "vay be fizik olimpiyatlarını kazanacak ideal beyin" demedikleri kesin. geçmişle kendini haksız yere ödüllendirme. yaşandı bitti. ve sen o nimetleri yerinde değerlendiremedin. zekanı ölümcül günahlara köle ettin. tembelliğe, obezliğe, bağımlılığa. acı çekmeyi reddettin. kendine olan sevgini ancak acı çekerek kurtarabilirsin.

sana söylenecek çok şey var ama az ve öz dedim bir kere.
0
lazarus
(15.05.11)
:((( hocam üzdün bizleri yazdıklarınla. zor bir durum.

sanırım sizin sorununuz bıkkınlık ve üşengeçlik ama bu zaten hemen herkeste vardır. size özgü bir şey değil. ben bazen konuşmaya bile üşeniyorum. bu üşengeçliği yenmek lazım. kendinizi dışarı çıkmaya zorlayyın. sokakta şöyle bir tur atıp geri dönün. bunu her gün mesafeyi biraz daha artırarak yapın. gördüğünüz esnafa "selamunaleykum" deyin. çocuklarla şakalaşın... vb... biraz haraketlenme gelir inşallah.

bilişim sistemleri mühendisi çok rahat freelancer ve home-ofis çalışabilir. eminim ki çok rahat iş bulursunuz. daha dün burada yani ekşiduyuruda homeofis çalışacak e-ticaret blen eleman arıyorlardı. böyle bir iş bulursanız üretken olmanızı ruh halinize ayrı bir katkı yapacaktır. birşeyler başarabilme duygusu terapist görevi görür.

ailevi konularda ise sabır dilemekten başka tavsiyem yok...

edit: akran sayılırız.
0
mustasim billah
(15.05.11)
once biraz sert konusup sonra sadede gelecegim.

eşiniz için yaptığınız tek şey onu çok sevdiğinizi söylemek gibi görünüyor.

para? bileğinizin hakkıyla kazanmıyorsunuz.
çalışma? yok.
seks? gunde 18 saat uyuyan bir insan olarak yaptığınızı hiç zannetmiyorum.

"Kayıtlara geçsin, sigaram, içkim, kumarım, karı-kız düşkünlüğüm, şiddeti eğilimim yok". ok bunlarin olmamasi guzel super de, ne var? var olan bir sey var mi?

ilk cumleyi okudugumda, peki size bu yasinizda kim bakiyor? diye soracaktim ama hemen aciklamissiniz.

soyleyeyim, bence coook sanslisiniz. o somut adimi atmak icin elinizde bin turlu motivasyon var. hic bir eksiginiz yok hatta maasallah.

hazirindan bir sirket, ekonomik darbogaz olmamasi, es, COCUK, ev...

belki de her sey hazir, ben yatayim diye dusunuyorsunuz, belki de gercekten bir hastaliginiz var.

bence bu olayin baslangicina bakmak lazim. hep mi boyleydi? "benim stresimin çoğunu eşime borçluyum", evlenmeden once super miydiniz?

her sey evlenince mi basladi?

esinizin calismamasi sizin calismamaniz icin bahane gosterilemez. belki de siz onu, bu depresif hale sokuyorsunuzdur, esim bile calismiyorsa, ben neden calisayim ki diyordur.

esiniz, bence sabirli bir kadinmis. esinizin ailesi, sabirli insanlarmis. 25 yasindayim, evli degilim, buyuk konusmayayim ama, esinizin yerinde olsam, bu derece buyuk problemleri olup da hepsi icin ustune beni ve ailemi suclayan, ustune ufak bir ozette bile bin turlu kotu ozellik bulan (alingan, cirkin, simarik, tembel, bahaneci vs vs...) birinin yaninda yarim saat daha kalmazdim herhalde...

cozum onerim: suradan baslayin:

esinize butun sorunlara ragmen oldugunu iddia ettiginiz sevginiz, hayatinizin cogunu uyuyarak, yiyerek, hareket etmeden gecirmeniz, sizin bir bagimlilik bagimlisi oldugunuza isaret ediyor bence. esinize bagimlisiniz, yemek yemeye bagimlisiniz, uyumaya bagimlisiniz. bagimli insanlarin, ozellikle yemek bagimlisi insanlarin (ben bunu arastirdigim icin bunu biliyorum belki diger bagimliliklar da oyledir.) genel profili sizin gibi. iyi egitimli, normalin ustunde zeki, hayatinin bir donemine kadar cok cok parlak...
sonradan bagimliliklara kapilarak kelimenin tam anlamiyla "sicmanin" sebebi ise surada: mukemmeliyetcilik. mukemmel yapamadiginiz, sizi normalde mutsuz edecek her sey icin bagimliliklariniza sariliyorsunuz. ornek, sigara bagimlisi, is arkadasiyla tartisan bir insanin sinirle disari cikip bir sigara icmesi gibi. halbuki bu hic bir sorunu cozmez, sadece bir "sanal" yatistirmadir. bagimliliklarin hepsi boyle. sorunlari cozmeyi degil maskelememizi sagliyorlar. sonuc, daha basarisiz, daha bagimli bir insan.

esinizden ayrilamiyorsunuz, sevmediginiz ve onun sizi sevmedigi neredeyse net oldugu halde vazgecemiyorsunuz, cunku onun sizi mutlu ettigi zamanlarin yerine ayni sekilde mutlu edecek kimse olamayacagini dusunuyorsunuz. bu sevgi degil, bagimlilik.

ac oldugunuz icin degil, yemek yemek sizi mutlu ettigi icin yemek yiyorsunuz. cok mutsuz oldugunuz icin de her gecen gun daha cok yiyorsunuz.

cok yuksek ihtimalle, yorgun veya hasta oldugunuz icin degil, uyumak sizi mutlu ettigi icin uyuyorsunuz.

insani mutlu eden hormonlari, bunlarin nasil calistirildigini, cesitli bagimlilik cesitlerini, neden olduklarini, nasil cozuleceklerini, bir bir oturun arastirin.

tavsiyem, oncelikle uyku problemini cozun. yataktan kafanizi kaldiramadiginiz zamanlarda uyanabilmek icin, uykuya ihtiyacim mi var, yoksa mutsuzluktan mi uyumak istiyorum? diye sorun kendinize.

yiyeceginiz her karbonhidrat ve yag iceren yemek icin, ac oldugum icin mi, yoksa kendimi odullendirmek icin mi yiyorum bunu? diye sorun kendinize. su konuyu arastirin: "binge eating". diyetisyen falan fayda etmez. tipki sigarada bilmemne hapinin, bilmemne bantinin ise yaramadigi gibi.

kafanizda, bagimliliklarinizi, nedenlerini tanimlayip, onlardan uzaklasmaniz lazim.

psikoterapide bunu soylediler mi size bilmiyorum, ama bence sorun burada.

bir de esinize olan bagimliliginizi en sona birakin, belki diger her sey duzelince, iliskiniz de duzelir. en ufak bir ayrilma dusuncesinin golgesinin gectigi bir iliskinin bile duzelmeyecegine inanan bir insanim ama, ortada cocugunuz varmis, belki duzelir.

aslinda cozmeniz gerekenler cok cok fazla degil. bahsettiginiz parlak zekayi kullanin. bence cozeceksiniz. kolay gelsin.
0
leci
(16.05.11)
hedonistbeyin
(01.07.13)
(3)

biyometrik fotoğraf

chainreaction
gözlüklü çekilse olur mu?
gözlüklü çekilse olur mu?
0
chainreaction
(14.05.11)
evet
0
norwegian wood
(14.05.11)
geçen gün çektirdim. ama fotografçı gözlüğümü çıkarttırdı. yansıma yapıyormuş.
0
mustasim billah
(14.05.11)
yansımasız çekilebiliyorsa oluyor.
0
serseri marti
(14.05.11)
(17)

Bir insan en eski kaç yaşını hatırlayabilir?

mustasim billah
evet arkadaşlar gerek bilimsel gerek tecrübeye bağlı cevapları alayım. (bkz: insanın anılarını hatırladığı en küçük yaş) diye başlık açtım ama tutmayacak gibi. o yüzden buradan bulalım cevabı.edit: başlıktaki entryimi sildim. onun yerine şöyle bir şey buldum: (bkz: doğduktan sonra hatırlanan ilk şey
evet arkadaşlar gerek bilimsel gerek tecrübeye bağlı cevapları alayım. (bkz: insanın anılarını hatırladığı en küçük yaş) diye başlık açtım ama tutmayacak gibi. o yüzden buradan bulalım cevabı.

edit: başlıktaki entryimi sildim. onun yerine şöyle bir şey buldum: (bkz: doğduktan sonra hatırlanan ilk şey)

1 yaşını hatırladığını iddia edenler var.
0
mustasim billah
(08.05.11)
anne karnı felan
0
dwyn
(08.05.11)
@dwyn, atma kardeş dwyn kardeşiyiz.
0
🌸mustasim billah
(08.05.11)
değişir..Kimi insanlar 2 yaşına kadar falan hatırlayabiliyor..Ama çoğumuz 4-5'ten öncesini pek hatırlamıyoruz. Ki hatırladığımızı sandıklarımızın da önemli bir kısmı, bize annemizin babamızın anlattıklarını içselleştirip, hatırlamadığımız halde hatırladığımızı sanmamız..
0
neylersin
(08.05.11)
ben 2 yaşımı hatırlıyorum. her anı ve saniyeyi değil tabiki ama parça parça anılar var. örneğin kardeşim doğduğunda (benden 2 yaş küçük) annanemlerde kalışımız sonunda eve geri dönerken kapının önünden taksi çağırışımız kardeşimin katlanır beşik-yatak gibi hermeyse onu taksinin bağajına yükleyişimiz eve geldiğimde epeydşr görmediğim oyuncaklarımın bulunduğu oyuncak sepetine yönelişim. oldukça net hatırladığım şeyler. anneme sorduğumda o günü benim kadar iyi hatırlamasa da olayların böyle olduğunu doğruluyur. daha eski bir kaç anı da var ama onlar bu kazar uzun süren şeyler değiller.
0
orpheus
(08.05.11)
ben de 4 yaşını falan hatırlıyorum özellikle altıma kaçırmıştım onu hatırlıyorum.

bir de tasiye olarak tutacak veya tutmayacak diye başlık açma.
0
winston insani
(08.05.11)
@2 orpheus, 2 gerçekten ilginçmiş.

@winston blue, tutsun diye açmadım aslında. insanlar kendinden örneklendirir diye ümit ettim ama olmadı. o yüzden buraya yazıyorum.
0
🌸mustasim billah
(08.05.11)
bir buçuk yaşımı hatırlıyorum.
küçük kardeşimin doğumundan sonrasını parça parça hatırlıyorum.
0
latios
(08.05.11)
çocuk gelişimi dersinde 3 yaşından önceyi hatırlamanın olanaksız olduğunu,anıların belleğe kodlanmadığını öğrenmiştik.
0
mimi
(08.05.11)
(git: 46407)
0
lejant
(08.05.11)
daha yeni psikoloji makalesi okudum bunun hakkında minimum 3 diye yazıyordu. gerisi başkalarından anlatılanlar falanmış. ama yine de tam emin olunamıyormuş.
0
insan opusen hayvandir
(08.05.11)
ben çok rahat parçalar halinde 2 yaşına dek geriye giden anıları hatırlıyorum. parçalar halinde demem, o anın önü arkası yok, resim olarak kalmış aklımda. aramızda 17 ay olan erkek kardeşim hep kendisinin çok fazla geryie dönük hatırlayamadığından yakınır mesela. kişiden kişiye değişir, ben beynin işleme şekliyle ilgili olduğunu düşünüyorum.
0
cinna monster
(08.05.11)
o araştırmayı yapanlar beni bulsunlar, aramızda 17 ay olan erkek kardeşimin hasta olduğu zamanı, beşiğinde yattığı zamanı hatırlıyorum. bu özellikle hastane konusu anlatıla gelen bir anı değil, şimdi sorsam hö? diye bakar ebeveynler.
0
cinna monster
(08.05.11)
@mimi insan beyniyle ilgili o kadar kesin çıkarım yapmazdım ben olsam.
0
cinna monster
(08.05.11)
3. yaşıma girdiğim günü hatırlıyorum.
0
lorenzen
(08.05.11)
bilimsel olarak açıklarsak, bebeklerin beyinlerindeki anı/hatıra oluşturma ve hafıza bölümleri gelişmemiştir. yaklaşık 3 yaşından itibaren, hafıza yeteneğimiz hızla yetişkin seviyesine yükselmeye başlarmış. bebekken örtülü bellek iyi durumdadır çünkü bu temel gereksinimleri hatırlamayı sağlar. açık bellek ise sonradan gelişmeye başlıyor.
0
ermanen
(08.05.11)
ilginç bilgiler için teşekkürler. buradan çıkan sonuc tecrübelerle bilimin bu konuda çeliştiği yönünde.
0
🌸mustasim billah
(08.05.11)
psikoloji dersinde bize de 3 yasin altindaki seyleri hatirlamanin mumkun olmadigi soylenmisti. hatirladigini iddia edenlerin aciklamasi da; beyinlerin onlara oynadigi ufak bir oyun seklindeydi. ebeveylerin anlattiklarindan ya da misal o ani gosteren bir fotograf vasitasiyla beyin o ani kendince insa ediyormus. yani hatirladigin sey aslinda duzmece. beyin anlatilanlara, duyduklarina gore o ortami kendince kodluyor, yeniden yaratiyor. beni tatmin etmisti aciklama ama belki hatirlayan da vardir gunahini almayalim kimsenin.
0
please dont die
(08.05.11)
(3)

çalışan bayanlara yönelik anket (önemli)

zizounij
insan kaynakları dersi hocamız.girişimci,çalışan,yönetici,iş bilgisi olan bayan kişilerle anket yapmamızı mecbur kıldı,işi abartıp 10 anket yapana 10 puan vereceğim diyerek cazip halede getirdi.bahsi geçen anket uzun değil,anketin dolduran hanımefendinin en fazla 5-6 dakikasını alır, fakat benim içi
insan kaynakları dersi hocamız.girişimci,çalışan,yönetici,iş bilgisi olan bayan kişilerle anket yapmamızı mecbur kıldı,işi abartıp 10 anket yapana 10 puan vereceğim diyerek cazip halede getirdi.bahsi geçen anket uzun değil,anketin dolduran hanımefendinin en fazla 5-6 dakikasını alır, fakat benim için inanılmaz önemli.
bahsi gecen anket internetten yapılabiliyor.bunun için size bir link göndermem yeterli olucak.sizde kabul ederseniz butonlara tıklayacaksınız.öyle yazmalı çizmeli değil.
ne olur bu size kulak verin ablalar,kardeşler : ).
bankada çalışan olur,şirkette çalışan olur,olurda olur yani.bayan olsunda.
ayrıca hani olurda,moderatörler sabitlerse baslığı 1 günlüğüne... çok iyi olur be.
0
zizounij
(02.05.11)
unutmusum,
katılacak kişilerin bana özel mesaj atması yeterli,(irtibat için)
teşekkurler.
0
🌸zizounij
(02.05.11)
zizu, hazır yapılmışı var :)

sites.eksiduyuru.com
0
mustasim billah
(02.05.11)
aklıma geldi fakat o şekilde olmuyor.
ilgin için tşk.
0
🌸zizounij
(02.05.11)
(5)

Gerçekte olmayan biri adına gelen kargoyu almak

ya ben lan neyse
selamlar duyuru sakinleri,gerçekte olmayan uyduruk bir isim adına kargo merkezine gelen bir kargoyu, gidip durumu izah edersem, aslında böyle bir isim yok, ben uydurdum bu ismi desem. gidip kendi gerçek nüfus bilgilerimi vererek gelen kargoyu alabilir miyim? verirler mi?sadece kargoyu bu şekilde alı
selamlar duyuru sakinleri,

gerçekte olmayan uyduruk bir isim adına kargo merkezine gelen bir kargoyu, gidip durumu izah edersem, aslında böyle bir isim yok, ben uydurdum bu ismi desem. gidip kendi gerçek nüfus bilgilerimi vererek gelen kargoyu alabilir miyim? verirler mi?

sadece kargoyu bu şekilde alıp alamayacağımı soruyorum. diğer noktalara takılmayalım. saolunuz.
0
ya ben lan neyse
(02.05.11)
Vermemeleri lazım ama burası Türkiye. Her türlü şans denenmeli.
0
sourlemonade
(02.05.11)
kargocunun insafına bağlı. yalnız ben olsam vermem. gerçek sahibi gelirse çok büyük tazminat öderler. muhtemelen geri gider kargo.
0
inanmazsan inanma
(02.05.11)
malın adrese gelmesini bekle, kendisine x kişisinin evde olmadığını söyle, kimliğini ver, kağıda imza at ve ürünü al.

Şubeye gidip şimdi ben böyle yaptım hacı abi dersen o kutuyu vermezler sana
0
bonjurkes
(02.05.11)
bonjurkes +1, kimlik bilgilerinizi verdiğiniz sürece eğer adı geçen kişiden başkasına teslim edilmesin notu yoksa sorunsuz teslim alırsınız..
0
cinna monster
(02.05.11)
bize bir kere "bir dost" adı altında kargo gelmişti. tabi seninkinin tersi bir durum aama paylaşayım dedim :)
0
mustasim billah
(02.05.11)
(5)

türkiye'de futbolcular neden vergi ödemiyor?

terp
---bu alana reklam alınır---
---bu alana reklam alınır---
0
terp
(01.05.11)
ödüyorlar ama az.
0
baldur
(01.05.11)
e spor programlarında yabancılar için cennet vergi ödemiyorlar diyorlar. yabancılar mı ödemiyor?
0
🌸terp
(01.05.11)
yabancı ülkelerde vergi oranı daha çok ondan. yüzde 40-50 civarında.
0
baldur
(01.05.11)
cennet olmasının nedeni bu verginin hem az olması, hem de kulüpler tarafından ödeniyor olmasıydı sanırım. yani bizim kulüplerimizin teklif ettiği paralar net iken, yurtdışında teklif edilen maaşlar brüt maaş oluyor.
0
kakam gelmis olamaz mi
(01.05.11)
eğer sadece gelir vergisi ödüyorlarsa haksızlık var bu işte. ortalama geliri 23 bin lira olandan da yüzde 15 vergi alınıyor, 2.3 milyon dolar olandan da. yanış değil mi ula bu?
0
mustasim billah
(01.05.11)
(12)

yayınevi anketi

baldur
en çok takip ettiğiniz, size göre genel olarak en iyi 5 yayınevi hangisi?
en çok takip ettiğiniz, size göre genel olarak en iyi 5 yayınevi hangisi?
0
baldur
(28.04.11)
1-metis
2-ithaki
3-yky
4-doğan
5-everest
0
yayla
(28.04.11)
1-YKY
2-Metis
3-İletişim
4-Ayrıntı
5-NTV Yayınları
0
butimar
(28.04.11)
pek kitap okumayan biri olarak aldığım kitapların yayınevlerini yazayım: can yayınları, yky, doğan, ilya, inkılap (felsefe, mitoloji ve biyofrafi kitapları)
0
bıdıbıdı
(28.04.11)
1- metis
2- iletişim
3- yky
4- can
5- ayrıntı
0
alyans
(28.04.11)
1. iz yayıncılık
2. insan yayınları
3. timaş
4. iletişim
5. kaynak yayın grubu
0
mustasim billah
(28.04.11)
yky
iletişim
dergah
iş kültür
iz yayıncılık
0
akustik cinayet
(28.04.11)
iletisim
Bilgi Universitesi yayinlari
YKY
Ayrinti
son donemde bi de siren yayinlari:)
0
euteamo
(28.04.11)
dost yayınları
yapı kredi yayınları
istanbul bilgi üniversitesi yayınları
iletişim yayınları
metis yayınları
0
microfiction
(28.04.11)
takip başka, iyi olması başka tabi ama yazayım:

iletişim
yky
ntv
iş bankası
-------
ortaoyuncular yayınları
0
yasakani
(28.04.11)
1-ithaki
2-doğan kitap
3-iletişim
4-can
5-pegasus
0
buzbebek
(29.04.11)
1-metis
2-yky
3-ithaki
4-iş bankası
5-iletişim
0
zenana
(30.04.11)
-insan
-iz
-şule
-iletişim
-timaş(sufi)
0
detroitli kizil
(30.04.11)
(10)

dimes yeşil sermaye mi

tai
soru başlıkta
soru başlıkta
0
tai
(28.04.11)
tek bildiğim tokatlı oldukları.
0
miss antartika
(28.04.11)
yoh laik sermaye te allam
0
mustasim billah
(28.04.11)
yav sermayenin yeşili beyazı olur mu? sermaye işte
0
inspectorjavert
(28.04.11)
zamanında dimes'in sahibini ve ailesini tanıyan birinden duyduğuma göre yeşil sermaye değillermiş.
0
kalimotxo
(28.04.11)
değil.
0
ben smyrna
(28.04.11)
laikçi sermaye panpa.
0
durdenist
(28.04.11)
sermayenin yeşili beyazı kalmadı. şu an zengin olup da akp'yi desteklemeyen bi kesim yok. istanbul burjuvazisi kalmadı artık.
0
yazaryan
(28.04.11)
kırmızı
0
akustik cinayet
(28.04.11)
kesinlikle değil
0
eipcack
(29.04.11)
bildiğim kadarıyla şarapçılık da yapıyorlar.
0
1lisan1insan
(29.04.11)
(14)

toplanması en zor meyve / sebze ?

busuta
tecrübeliler beri gelsin ! ( özellikle eli deforme eden ve zarar veren / eldivenle çalışmak zorunda bırakan / yada çok yorucu olan vs )
tecrübeliler beri gelsin !

( özellikle eli deforme eden ve zarar veren / eldivenle çalışmak zorunda bırakan / yada çok yorucu olan vs )
0
busuta
(27.04.11)
bamya
0
freebird5406_2
(27.04.11)
kesinlikle bamya bu kategoriye girer.hem toplanması zordur hem de tüylü olduğu için ellerde alerji meydana gelebilir.meyve olarakda aklıma çilek geliyor.
0
ajkl89
(27.04.11)
böğürtlen, ısırgan otu, muşmula, fındık, köndar...
ne yapcan arkadaş bunları?
0
123456
(27.04.11)
peki kopartılması en zor hangisi ? mesela çok damarlı liflidir falan kopmaz , böyle kesici bişi kullanmak zorunda kalırsınız yada elinizin içine eder vs , bamya'ya bakıcam bi (: teşekkürler
0
🌸busuta
(27.04.11)
@123456 ; kolay toplanmasını sağlıyacak bişiler tasarlamak diyelim (:
0
🌸busuta
(27.04.11)
böğürtlen, şevketi bostan.
0
sui
(27.04.11)
iki saattir konuşuyoruz kestane demedik yahu. kirpi gibi dikenleri haiz.
0
mustasim billah
(27.04.11)
kirazdır.
0
ronaldo17
(27.04.11)
hint inciri toplamak zor, hem kaktüsün üstünde hem de meyve dikenli. eldiven olsa bile meşakatli iş çünkü meyve de hassas, alırken dikaktli olmak lazım.

hurma toplamak da zor, sıcakta ve yüksek bir ağaca tırmanarak toplamak gerekiyor.

pamuk toplamak da zor ama artık makinelerle kolay hale getirilmiş. tahıl ürünleri falan elle toplamak zordur.

genelde yüksek dallarda olan meyveleri de düşünebilirsin. bunları toplamak zordur. bazı zeytinleri toplaması zor olabiliyor mesela. onun dışında koparması ve ulaşılması zor olan yenidünya meyveleri ve brezilya kestanesi gibi çetin meyveleri de düşünebiliriz.
0
ermanen
(27.04.11)
"aman da ne zor imiş burçak yolması" diye bir türkümüz varıdı.
ayrıca eşşek inciri denilen bir meyve var en zoru odur.
adana yöresinden tirşik pancarı buunduğu mevki ve elleri yakması açısından zordur.
0
ground
(27.04.11)
kusburnu
0
bryan fury
(27.04.11)
böğürtlen oldukça zor her yeri dikenli. kestane de zordur olgunlaşmışsa kirpisi (dışarısındaki dikenli kısım) açılmış olur biraz daha rahattır. terliyseniz kolunuz açıktaysa incir toplaması zordur yaprağının değdiği yer kaşınır, ayrıca güzelleri genelde ağacın doruğunda olur. ahududu vardır dikenli. erik vardır, erik ağacının dalları hassas olur biraz düşüverirsiniz.
0
vincenzo
(27.04.11)
peki kopartılması en zor hangisi ?
soruna fındık aq diyebilirim :/
ağaçların tepesinde kalır ilkel aletlerle indirmeye çalışırsın, hava nemli ve sıcaktır eğim 70 deecedir vs vs
0
dieselsingle2
(27.04.11)
patlıcan arkadaşlar patlıcan. toplamanın kendisi pek şey değil ama bu meredin bi tozu var... aman aman. harbiden sakat iş.
ben çiftçiyim. amele almaya gittiğimizde hemen başımıza üşüşüyor köylü kadınları ama "patlıcan toplanacak" dendimi yarısı suvuşuyor. bamya mamya falan gibi şeylerde yançizmiyorlar ama.
patlıcan derim ben.
0
safseven
(28.04.11)
(7)

Ev Kütüphanesi İçin Sınıflandırma, Yerleştirme

ernest everhard
Merhaba Arkadaşlar,Yaklaşık 12.000 kitaptan oluşan, üst üste yığılmış bir kütüphanem mevcut. Şimdi yene bir eve geçeceğim ve güzel bir kütüphane tasarımı yaptırdım, uygulanıyor evin her yanına. Şimdi benim sorum şu ben bu kitapları nasıl dizeceğim? Yani aradığımı hemen bulayım istiyorum? Derdime der
Merhaba Arkadaşlar,

Yaklaşık 12.000 kitaptan oluşan, üst üste yığılmış bir kütüphanem mevcut. Şimdi yene bir eve geçeceğim ve güzel bir kütüphane tasarımı yaptırdım, uygulanıyor evin her yanına. Şimdi benim sorum şu ben bu kitapları nasıl dizeceğim? Yani aradığımı hemen bulayım istiyorum? Derdime derman olun, araştırdım taradım ama profesyonel sınıflandırmalar bana çok ağır geliyor bunu gerçekleştirecek zamanım da yok. Ne diyorsunuz?
0
ernest everhard
(27.04.11)
türlerine göre... romanlar, ansiklopediler, biyografiler, teknik kitaplar vs... diye. bu arada 12.000 kitap ha maşallah :)
0
mustasim billah
(27.04.11)
bu şekilde olabilir ama mesela bazı kitaplar var ki sosyoloji ve hukuk iç içer bazıları var ki tarih hukuk bazıları var ki tarih siyaset bazıları siyaset bazıları felsefe bazıları sanat tarihi vs. Burada teknik şekilde ayırmak zor olacak epey, bir de grup grup ayrıdıktan sonra acaba yazar ismine göre mi dizmek lazım, soyadına göre mi? Ama bazı kitaplar var birdne çok yazarı var editörü yok onlar ne olacak?
0
🌸ernest everhard
(27.04.11)
12 bin mi? vay be. tanışalım mı?
not: amacım kitaplara sulanmak. evet.

ayrıca önce türlerine göre ayır. sonra türleri kendi içinde yazarlarına göre ayır. yazarları alfabetik sırala. ondan sonra da yazarın ilk yazdığı kitaptan sona doğru sırala. ben olsam öyle yapardım.
0
lorenzen
(27.04.11)
soyadı sıralı
0
onexey
(27.04.11)
özellikle türlerine göre sınıflandıramadığım kitaplar var. Şu sınıflandırmaların tam listesi şeklinde bir çalışma var mı elinizde, Devey'in mesela, sanırım asıl liste para ile satılıyor. Sıkıntılı durumlar oluyor yazarlara göre yaparsam, mesela bir yazarın kitaplarını da bir arada mı görmek istiyorum ne, adam hem roman yazmış hem tarih durum karışık yani? Acaba benim ne istediğimi de bilen biri var mı?
0
🌸ernest everhard
(27.04.11)
bebek'te assouline isimli bir butik kitapçı açılmış yakın zamanda. kütüphane de kuruyorlarmış. sadece mobilya yerleştirmiyorlardır herhalde, kitap dizimine de çözüm önerileri olmalı.

bir de son yazdığınızı okudum da, dediğiniz doğru. bir yazar farklı türde eser vermiş olabilir. bu durumda bir sisteme karar vermek durumundasınız. kütüphanelerde gördüğüm türe itibar edildiği, ancak sizin de halk kütüphanesi kurmak gibi bir isteğiniz olmadığı açık. şöyle olabilir; bu farklı türde eser veren yazarları tasnif dışı yaparsınız özel kitaplık gibi. onlar yazara göre olmuş olur, gerisi türe göre olur.
0
biraz huzur
(27.04.11)
aslında farklı bir düşüncem de var, mesela kütüphanecilik okuyan 3 sınıf veya 4 sınıf öğrencilerinden emeklerinin haklarını vererek yardım alabilirim. Yahut bilmiyorum tam, dediğim gibi biraz düşünmem lazım ben de tam ne istediğimi bulamadım.
0
🌸ernest everhard
(27.04.11)
(4)

beleş doc to pdf programı

rentts
var mıdır?
var mıdır?
0
rentts
(26.04.11)
(bkz: dopdf) çogzel.
0
mustasim billah
(26.04.11)
office 2007 kullanıyorsan
www.microsoft.com
office'in kendi eklentisi var.
0
drip nick i zaten kullanilmakta
(26.04.11)
cutepdf daha güzel.
0
galadnikov
(26.04.11)
word 2007 de save as dpf olarak direk kaydedersin. başka program kullanmak gereksiz bence. çok kolay ve işlevsel. tavsiye ederim.
0
tulkas
(26.04.11)
(13)

Hakkıdır Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

düşünüyorum öyleyse vurun
Arkadaşlar, İstiklal Marşının, başlığa yazdığım son mısrası beni bir kaç gündür düşünüyor: Eğer Hakk'a tapmasaydık, İstiklal Türk Milletinin hakkı olmayacak mıydı?Not: Hakka tapmıyorum.
Arkadaşlar, İstiklal Marşının, başlığa yazdığım son mısrası beni bir kaç gündür düşünüyor: Eğer Hakk'a tapmasaydık, İstiklal Türk Milletinin hakkı olmayacak mıydı?

Not: Hakka tapmıyorum.
0
düşünüyorum öyleyse vurun
(25.04.11)
bence hakka tapan sıfat orada, yani hakkıdır milletimin istiklal ama millet hakka tapan millet.

bence yani
0
thefin
(25.04.11)
Hakka tapmasaydik hak etmeyecektik. Türk olmasaydık mutlu olmayacagimiz gibi. Bence
0
sheridans
(25.04.11)
istiklal yine türk milletinin hakkı olacaktı ama sen o milletin bir üyesi olmayacaktın demek istemiş şair.
0
kta
(25.04.11)
ilgili: (bkz: losing my religion)

adalet anlamında da kullanılmış olabilir.
0
lol
(25.04.11)
nazım hikmet şöyle demiş benzer başka bir kıta hakkında :

saat beşe on var.

kırk dakka sonra şafak
sökecek.
"korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak"
tınaztepe'ye karşı kömürtepe güneyinde,
on beşinci piyade fırkası'ndan iki ihtiyat zabiti
ve onların genci, uzunu,
darülmuallimin mezunu
nurettin eşfak,
mavzer tabancasının emniyetiyle oynıyarak
konuşuyor :
-bizim istiklâl marşı'nda aksıyan bir taraf var,
bilmem ki, nasıl anlatsam,
âkif, inanmış adam,
fakat onun, ben,
inandıklarının hepsine inanmıyorum.
meselâ, bakın :
"gelecektir sana vaadettiği günler hakkın."
hayır,
gelecek günler için
gökten âyet inmedi bize.
onu biz, kendimiz
vaadettik kendimize.
bir şarkı istiyorum
zaferden sonrasına dair.
"kim bilir belki yarın..."

(bkz: kuvayı milliye destanı)
0
nedensizce
(25.04.11)
istiklal milletin hakkıdır. öte yandan bu istiklali hakeden millet ayrıca hakka da tapmaktadır. sen kendini bu millete dahil edersin, etmesin, o senin bileceğin iş.
0
avkatbey
(25.04.11)
"dönemin şartları" savunması gelecek hazır ol.

klasik şeyler işte. müslümanlığın ve türklüğün yüceltilmesi o dönemde vardı. bu tür şiirlerde de kullanıldı.

şahsen istiklal marşını sevmiyorum, sevmeyi de düşünmüyorum.
0
yazaryan
(25.04.11)
şimdi kendi görüşlerimi söyleyeyim, evet mehmet akif fazla kişisel davranmış bu konuda, kimse türk milletinin yüzde doksanı müslümandır, inanmıştır diye caz yapmasın o yüzde doksanın kaçının inancı din hanesinde yazandan ibaret olup olmadığı başka bir tartışma meselesi,

fakat bu milletin çoğunun inançlı olması , bu millet inançlı insanlardan oluşur, gerisi de bu milletten değildir anlamına gelmez, bu anlama gelir diyenlerden korkunuz en büyük vatan hainleri onlardır.

mehmet akif görüş olarak da inancını genellikle şiirlerine yansıttığı için, istiklal marşında da böyle bir tablo çıkmış ortaya, fazla üstüne durmaya da gerek yok açıkçası, söylediğiniz bölümden isterseniz o anlamı çıkartmayabilirsiniz.
0
nedensizce
(25.04.11)
bu vatan iman gücüyle kazanıldı demek istiyor. adam haklı.
0
ronaldo17
(25.04.11)
sen hakka tapmıyorsun da o zamanlar hakka tapanlar çoktu, tapmayanlar azdı. o zamanın şartlarına göre yazılmış bir kıt'a...
0
mustasim billah
(25.04.11)
bence istiklal allaha tapan milletimin hakkıdır denmekle biz allaha inanıyorduk onunla kazanacağımıza inandık ve kazandık gibi anlam çıkıyor. ona inanmasaydık kazanamazdık iyi ki müslümanız gibi bir anlamı var sanki. allahı övmüş. hakka tapmasaydılar yine kazanırdılar.
not: ben de hakka tapmıyorum.
0
bıdıbıdı
(25.04.11)
istiklal marşı'nda bu ve bunun gibi ifadelere rastlamak mümkün. Bunun bir nedeni, dönem şartlarının zorluğunndan ve bu zorluklar neticesinde insanların inanma ihtiyacının yüksek olmasıdır.
diğeri de akif'in dünya görüşünü, marşa aktarmya çalışmasıdır kanımca.
0
pangea
(25.04.11)
Evet olmayacaktı..Millet haklı olmayı üstün saymayıp kaba kuvveti üstün sayanlara karşı direnmeseydi bağımsız olamazdık.

Not: Bana ne istersen krem peynire tap.
0
lebanon
(17.09.11)
(18)

saçmalayan köşe yazarı

yasakani
selamlar,hangi gazetede olduğunun hangi fikirde olduğunun çok önemi yok.haftada 2-3 gün yazan ve saçmayalan köşe yazarı kim var? yani içeriği çok malca olabilir.ya da argümantasyonunda sıkıntılar olabilir.olur da olur.kim var böyle?teşekkürler...
selamlar,

hangi gazetede olduğunun hangi fikirde olduğunun çok önemi yok.
haftada 2-3 gün yazan ve saçmayalan köşe yazarı kim var?
yani içeriği çok malca olabilir.
ya da argümantasyonunda sıkıntılar olabilir.
olur da olur.

kim var böyle?

teşekkürler...
0
yasakani
(23.04.11)
mümtazer türköne
0
redlinetheturk
(23.04.11)
zaman gazetesini aç,2-3 yazarı hariç geri kalanlar.
0
latios
(23.04.11)
Yılmaz Özdil'i soruyorsun.

www.hurriyet.com.tr
0
bill murray
(23.04.11)
yılmaz özdil +1
0
winstoncash
(23.04.11)
emre akoz
0
nicke
(23.04.11)
engin ardıç
0
isyanim var ulaan
(23.04.11)
mustafa mutlu / vatan
0
mayeskuel
(23.04.11)
hala ergenekon yok diyenler mesela: çölaşan / y.özdil /cumhuriyet ve vatan yazarları/ serdar turgut/ ö. ince...merak edene not:fetoşu ve tayyip i hiç sevmem.
0
mori
(23.04.11)
sen yılmaz özdil saçmalıyor diyenlere bakma. ben de kendisini sevmem. ideolojik olarak yakınlığımda yok ama yılmaz özdil yazılarının önemli bir kısmında kodumu oturtur. evet saçmaladığı zamanlar da çoktur ama bu da normal. haftada 6 gün türkiye dışında başka bir ülkede köşe yazan yoktur. yurt dışında gazetelerde yazarlar genelde haftada 2 bilemedin 3 gün yazarlar.

ama sana genel olarak saçmalayanları şu şekilde özetleyebilirim; bugün türkiye de cumhurbaşkanından meclis başkanına valilerden emniyet müdürlerine kadar herkesi atayan ve arkasına "devlet kurumları içerisinde örgütlenmiş cemaatçi çeteyi" de alan bir iktidarın hala ezildiğini ve mağdur olduğunu yazan özel yetkili basın dediğimiz mallar sürüsü saçmalayanlara güzel bir örnektir. bu yazarlarında hangi " yandaş" gazetelerde yazdığı ortadadır.
0
anarsist devlet memuru
(23.04.11)
milliyetin böyle var yazarları, havadan sudan yazan.
0
mustasim billah
(23.04.11)
yazarların tamamı neredeyse.
0
miss antartika
(23.04.11)
emre aköz +1231412312
böyle bi adam görmedim
0
maresal jedi
(23.04.11)
emre akoz
0
ben smyrna
(23.04.11)
engin ardıç ile emre aköz
0
baldur
(23.04.11)
rauf tamer senelerdir yazan boş teneke bir yazardır.
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(23.04.11)
yazarların yüzde doksan dokuzu. hepsi bulunduğu muhite göre yazılarında hep ama hep ötekileri didiklemekten başka bir şey yapmıyor. kendi muhitlerine gelince tıs yok.
0
inanmazsan inanma
(24.04.11)
yılmaz özdil
0
nuisance
(24.04.11)
ayşe özyılmazel kofluğuyla rekora koşuyor.
0
african rain
(24.04.11)
(12)

1 milyon Canlı para / Öneri

nezareten taharet
Mülakata çağırdılar çarşamba günü. napsam lan, ne desem, bi iki espri patlatsam mı? taslak espriler söyleyin. ne bileyim, bişey deyin lan. iş mülakatına bile gitmedim ben. cinsiyet: erkek, meslek: ingilizce öğretmenliği öğrencisi.
Mülakata çağırdılar çarşamba günü. napsam lan, ne desem, bi iki espri patlatsam mı? taslak espriler söyleyin. ne bileyim, bişey deyin lan. iş mülakatına bile gitmedim ben.

cinsiyet: erkek, meslek: ingilizce öğretmenliği öğrencisi.
0
nezareten taharet
(23.04.11)
uçak yemeği hakkında konuşabilirsiniz.
0
sourlemonade
(23.04.11)
standupçı gibi takıl diyosun. bakayım. bunu bi yerine sıkıştırırım. keşke uçakla gelseydik de klasik uçak yemeği esprisi yapsaydım derim. ama iett ile geldik derim. tamam bu varan 1.
0
🌸nezareten taharet
(23.04.11)
espri değilde,böyle sempatik olmaya çalış.rahat tavırlar sergile
0
dadas9
(23.04.11)
iki üç hafta önce bunla ilgili bir duyuru olmuştu. bi arat ya da yeni bir duyuru ile o duyuruyu buldurmalarını iste arkadaşlardan. orada istediğinle ilgili cevaplar vardı. genelde şikayetçiydi arkadaşlar oradaki yaklaşımdan.
0
ilkinci
(23.04.11)
heyecanlanınca abidik gubidik hareketler yap. heyecanlanmazsan da heyecanlan! heyecanlandığında komik hareketler veya sakarlık yapacak adamı görmek isteriz televizyonda.

he-ye-can!!
0
hikaye mesture
(23.04.11)
mavi donun olduğunu belli etmeye çalış :) yarın kap gel derler :)))
0
mustasim billah
(23.04.11)
iyi olduğunuz ve kötü olduğunuz konuların tersini söyleyin, soru sorarken kötü olduğunuz yerlerden geliyor çünkü.
0
elbar
(23.04.11)
çok heyecanlıymış tavrı takın.
0
latios
(23.04.11)
sözlük yazarı olduğunu söyle, belki torpil yaparlar:)
0
dutturudunya
(23.04.11)
yazar olduğumu söylemiştim. zaten badim de bi yazar olucak. sözlükteki badilerden birine haber ederim. yazılanları okudum, reyting kaygısıyla kesin seçebilirler beni ya. düz adam da değilim. bakıcaz artık. 45 gn içinde haber ediceklermiş çarşambadan sonra.
0
🌸nezareten taharet
(23.04.11)
45 gün var ise şimdiden wikipedia ve sözlükle haşır neşir olmaya bak.
0
latios
(24.04.11)
mesleğiniz üzerinden gidebilirsiniz... ingilizce öğretmenliğinde öğrencisiniz...
yani...
0
jeanluc
(24.04.11)
(3)

Şirketten sorumlu kişiye ne ad verilir?

rolandia
Şirket sahibi değil ancak şirketin en üst kademedeki kişisinin kartvizitinde ne yazmalı? Bu kişi şirketteki herşeyden sorumlu. Ceo olmaz çünkü o büyüklükte bir şirket değil. Yardımlarınızı bekliyorum...
Şirket sahibi değil ancak şirketin en üst kademedeki kişisinin kartvizitinde ne yazmalı? Bu kişi şirketteki herşeyden sorumlu. Ceo olmaz çünkü o büyüklükte bir şirket değil. Yardımlarınızı bekliyorum...
0
rolandia
(23.04.11)
biraz yerel olarak;

idare müdürü. (ceo veya genel müdür değil, ama onların dışındakilerin en büyüğü)
0
deeperdown
(23.04.11)
sirket muduru
0
thefin
(23.04.11)
direktör
0
mustasim billah
(23.04.11)
(5)

Türk sinemasında Batı algısı (film tavsiye ediniz)

vita vinum est
Merhaba, Şunu kastediyorum: Mesela Otobüs (Yön.: Tunç Okan) filmini düşünün. Bu filmde Türkiye'den Stockholm'e işçiler göç ediyor. Fakat Türkiyeli işçilerin orda karşılaştığı Batılı insanlar öcü gibi tasvir edilmiş filmde.. Yani bizim sinemamızda Batılı figürü o dönemlerde biraz tuhaf ele alınmış.Bu
Merhaba,

Şunu kastediyorum: Mesela Otobüs (Yön.: Tunç Okan) filmini düşünün. Bu filmde Türkiye'den Stockholm'e işçiler göç ediyor. Fakat Türkiyeli işçilerin orda karşılaştığı Batılı insanlar öcü gibi tasvir edilmiş filmde.. Yani bizim sinemamızda Batılı figürü o dönemlerde biraz tuhaf ele alınmış.

Buna benzer filmler önerebilir misiniz? Amacım, sinemamızdaki Batı algısı üzerinden bir değerlendirme yapmak.

Teşekkür ederim..
0
vita vinum est
(21.04.11)
hülya koçyiğitin almanya da işçi olarak çalıştığı bir film vardıı.. unuttum adını.
0
mustasim billah
(21.04.11)
sarı mersedes de olabilir sanki.

bahsedilen film de almanya acı vatan sanırım.
0
ufukcel
(21.04.11)
kemal sunal'ın 'gurbetçi şaban' bir de 'polizei' diye filmi vardı almanya'da geçen. olabilir sanki.
0
bol kepce
(21.04.11)
bati nin tu kaka degil de tam tersi olarak gosterildigi filmler de isine yariyorsa mahsum kirmizigul'un gunes i gordum filmi var.

---spoiler---
orada bir aile norvec e irtica ediyor, turkiye'de yakalayamadiklari muhtesem yasam olanaklarini orada yakaliyorlar, vs...
---spoiler---
0
perkele
(21.04.11)
@perkele,

Yeni filmlerde Batı daha düzgün resmediliyor ama eski filmlerde aşırı derecede karikatürize edilmiş ve olumsuzlanmış gibi hissediyorum. Bu his üzerinden bir araştırma yapma niyetindeyim işte.
0
🌸vita vinum est
(21.04.11)
(4)

yeni mezun, ağustos celbi ile askere gitmek (y.subay)

aydin dogan in akp yandasi medyasi
selamlar,haziran ayında 4 yıllık fakülteyi bitiriyorum. ancak okul bana geçici mezuniyet belgesini haziran ayı içerisinde veremeyeceğini, ancak temmuz'un ilk haftası diploma verebileceğini söylüyor. haziran ayı içerisinde verebileceği tek belgenin "bu öğrenci 2010-11 II.yarıyılı sonu itibari ile mez
selamlar,

haziran ayında 4 yıllık fakülteyi bitiriyorum. ancak okul bana geçici mezuniyet belgesini haziran ayı içerisinde veremeyeceğini, ancak temmuz'un ilk haftası diploma verebileceğini söylüyor. haziran ayı içerisinde verebileceği tek belgenin "bu öğrenci 2010-11 II.yarıyılı sonu itibari ile mezun olabilecektir." minvalinden bir yazı olduğunu söylüyor.

1 - askerlik şubesi sizce bu yazıyı kabul eder mi?
2 - şube'de veya ankara'da bir tanıdık bulunsa, temmuz ayı içerisinde başvuru yapabilir miyim? (sizce teknik olarak mümkün mü?)
3- er olarak başvurup, akabinde mezun oldum diyip statü değiştirme işine girsem çok mu sıkıntı çekerim (asal'ın sitesinde var böyle bir yönetmelik)
4- ağustos celbi için başka ne yapabilirim?
0
aydin dogan in akp yandasi medyasi
(21.04.11)
1- etmez, imkansız.
2- bence yapamazsın.
3- şakacı seni :)
4- bilemiyorum altan bilemiyorum. işin zor.
0
karrdanadam
(21.04.11)
kardanadamın dediği gibi, haziran ayında mezun olub da ağustos celbiyle gitmek çok zor iş... olmaz bence de.
0
mustasim billah
(21.04.11)
ben 24-26 haziran arasında mezuniyet belgesi alıp gitmiştim ağustos celbine. ilk başlarda bizim okul da temmuz'da vereceğiz gibi laflar ediyordu ama üstlerine gidince halloldu.

1. kabul edilmez.
2. tanıdık olayı işe yarayabilir. belki eksik belgeyle başvurup sonradan getirmeni sağlayabilirler. ama tabi varsayım bunlar.
3. mümkün olduğunu zannetmiyorum ama mümkünse de girme öyle işlere. kendini uzun dönem askerlik yaparken bulabilirsin sonra. malum askerde mantık aranmaz. bir de mezun olamayıverdin ya da diploman yetişmedi bir şekilde diyelim paşa paşa uzun dönem askere alabilirler seni.
4. dediğim gibi öğrenci işlerini sıkıştır. notlar belliyse o zamana kadar rektöre kadar taciz edebilirsin. eskalasyonu doğru yaparsan olur o iş.
0
unsolicited man
(21.04.11)
herkese teşekkürler,

btw; @unsolicited man: hangi okul? ayrıca sıkıştırma derken araya adam mı soktun, yoksa sadece konuşma ile mi hallettin. (benim durumum da sanıyorum seninkine benzer olacak, bakalım başarabilecekmiyiz)
0
🌸aydin dogan in akp yandasi medyasi
(21.04.11)
(6)

Bankada yatan para

trinitrotoluen
Vadesiz hesabımda 1600 tl gibi bir para var. Az da olsa her ay bir şeyler atmaya çalışıyorum. Ama hiçbir getirisi olmuyor. Ana paraya bir şey olmayacak şekilde en iyi nasıl değerlendirilir bu? Vadeli hesap? Repo?(repo ne lan?) Yatırım fonu?
Vadesiz hesabımda 1600 tl gibi bir para var. Az da olsa her ay bir şeyler atmaya çalışıyorum. Ama hiçbir getirisi olmuyor. Ana paraya bir şey olmayacak şekilde en iyi nasıl değerlendirilir bu? Vadeli hesap? Repo?(repo ne lan?) Yatırım fonu?
0
trinitrotoluen
(21.04.11)
bazı bankalar* otomatik hesap adı altında sıfır riskli hesaplar sunuyorlar. işin esprisi, parayı b tipi likit fona yatırmak. ancak sözkonusu meblağ için senelik 20-30 lira gibi bir getiri ya getirir ya getirmez. istediğin zaman çekebiliyorsun, vade vb. yok.

ana paraya bir şey olmayacak şekilde denince getirinin yükselmesi için vadeli yatırman lazım. (b tipi vadeli) bu durumda vade dolmadan paraya ihtiyacın olduğunda "0" getiri almak demek.

not: a tipi fonlar ana para korumasız, b tipi fonlar korumalıdır.
not2: güzel bir alternatif ise bankaların ana para korumalı borsa hesapları olabilir. hem de borsa gibi bir enstrümanla da tanışılmış olunur.
0
aydin dogan in akp yandasi medyasi
(21.04.11)
hemen altın al.. yaza bozdurursun en az yüzde 20 kazanırsın..
0
alcapon
(21.04.11)
zırt pırt paraya ihtiyacım olur, arada çekmek zorunda kalırım diyorsan vadeli hesaptan uzak dur astarı yüzünden pahalı... B tipi likit fon alıp paranın değerini koruyabilirsin 3-5 de bişiler getirir ama çok ümitlenme.. En azından risksiz bir fon.. Hem istedğin kadar bozdurup tekrar yapabilirsin kaybın büyük olmaz.. Ama ben risk almayı severim dersen ona uygun yatırım fon'ları da var.. Ama ben çok risk almayı severim azıcık finansal analiz de bilirim, ekonomiyi takip ederim diyorsan azıcık borsaya girip ufak ufak bişiler yapabilirsin..
0
accorbite
(21.04.11)
iddaa oyna. banko küçük oranlara bas.
0
nezareten taharet
(21.04.11)
dinen caiz olsa b tipi likit fon diyeceğim ama caiz değil be kardeş (aldın mesajı :p)
0
mustasim billah
(21.04.11)
bence de altın.
meblağ düşük olduğu için yatırım fonu, repo vs cok bısey kazandırmaz.
ama altın arada dusse de genelde hep yukselıste.. düşünün derim..
0
islakkedicorbasi
(21.04.11)
(3)

İnternetteki Bir Video'yu Kendi Formatında İndirmek

yildirimba
Evet, soru başlıkta. Demek istediğim şu ki; youtube vb. paylaşım sitelerindeki videoları başka programlar vs. vasitesiyle bir şekilde indirebiliyoruz ama flash olarak iniyorlar bildiğim kadarıyla. Peki, bunları kendi formatı neyse o formatta indirebilmek mümkün müdür?Hangi program tavsiye edersiniz?
Evet, soru başlıkta. Demek istediğim şu ki; youtube vb. paylaşım sitelerindeki videoları başka programlar vs. vasitesiyle bir şekilde indirebiliyoruz ama flash olarak iniyorlar bildiğim kadarıyla. Peki, bunları kendi formatı neyse o formatta indirebilmek mümkün müdür?

Hangi program tavsiye edersiniz? Dediğim şekilde indirmek mümkün değilse, flash olarak indirmek için hangi programı tavsiye edersiniz?
0
yildirimba
(18.04.11)
www.clipnabber.com olabilir mi mesela.
0
mustasim billah
(18.04.11)
@mustasim billah, clipnabber iyiymiş aslında.

@tamamtamambuldum, vlc player flv oynatabiliyorsa iyiymiş.
0
🌸yildirimba
(18.04.11)
kullanıcının upload ettiği orjinal dosyayı youtube'un sakladığını sanmıyorum. Kendi flv formatına çevirip orjinali siliyor olsa gerek
0
michael_knight
(18.04.11)
(6)

osmanlı tabloları

kobuzchu kiz
var olduklarını çok iyi bildiğim ressamların isimlerini hatırlayamadım. sanat tarihinde kaç tane gördük oysa =/Osmanlı'yı betimleyen (günlük hayat, dükkanlar, hamamlar falan..) tablolar ve/ya ressamlar lazım bana, yüksek çözünürlük harika olur. google'da ottoman, ottoman art, painting vs... deyince
var olduklarını çok iyi bildiğim ressamların isimlerini hatırlayamadım. sanat tarihinde kaç tane gördük oysa =/

Osmanlı'yı betimleyen (günlük hayat, dükkanlar, hamamlar falan..) tablolar ve/ya ressamlar lazım bana, yüksek çözünürlük harika olur. google'da ottoman, ottoman art, painting vs... deyince ya koltuk takımı pufu çıkıyor, ya da minyatürler. o yüzden "şu ressamın öyle tabloları vardı" gibi cevaplar gayet işime yarar. ressam ismini bileyim, resimleri ben ararım =)

edit: minyatür gibi osmanlı sanatı değil, osmanlıyı gösteren eser arıyorum. bildiğimiz realist, romantik, empresyonist bile olur; tabloları lazım. teşekkürler şimdiden.
0
kobuzchu kiz
(18.04.11)
koltuk takımı puflarının bir çeşitinin adı ottoman'dır.

oryantalist ressamlar, gravürler diye aratın. bilmem işe yarar bir şey bulabilir misiniz?
0
mea maxima culpa
(18.04.11)
oryantalistlerin boyamaları da şehir hayatını güzel anlatır:

tıklayınız: bit.ly

gerome adlı oryantalist ressam bu işin üstadır, hamamdan camiye bir çok şehir sahnesi boyamıştır:

www.orientalist-art.org.uk
0
mustasim billah
(18.04.11)
fausto zonaro
giovanni ve gentile bellini
jean-leon gerome
martinus rorbye
françois dubois
0
ermanen
(18.04.11)
osmanlı saray ressamları ve oryantalist ressamlar diye arayın. ayrıca (bkz: fausto zonaro), (bkz: osman hamdi)(bkz: halife abdülmecit efendi)
0
microfiction
(18.04.11)
şeker ahmet paşa bunların en önemlilerinden biri, hoca ali rıza ya da (manzara çalışır genellikle ama),3. selim zamanında yaşamış ressam melling vardır onun istanbulu betimleyen gravürleri çok meşhurdur mesela
0
sakli su
(18.04.11)
Resim sanatıyla benim kadar alakasız biri bile hatırlıyorsa vardır bir hikmet :)

Ahmet Hamdi- Kaplumbağa Terbiyecisi
0
uyku inadim inat
(18.04.11)
(1)

visual studio

ucyuz
bunun için programlama dilleri editörü diyebilirmiyiz?
bunun için programlama dilleri editörü diyebilirmiyiz?
0
ucyuz
(18.04.11)
diyebiliriz ama hafif kalır, sadece bir editör değildir, bir geliştirme ortamıdır. yani ide dir. yani editör + compiler / interpreter + debugger
0
mustasim billah
(18.04.11)
(7)

Web Sayfasını Otomatik Olarak Bilgisayara Kaydeden Script

mustasim billah
Arkadaşlar, şu yapıda web sayfaları var:www.deneme.com/index.php?id=1www.deneme.com/index.php?id=2www.deneme.com/index.php?id=3...www.deneme.com/index.php?id=nn giderken sonsuza.şimdi ben bir script yazmak istiyorum. bu scripti çalıştırdığımda 1,2,3,...n sayfalarını ya html olarak (aynı file -> save
Arkadaşlar, şu yapıda web sayfaları var:

www.deneme.com/index.php?id=1
www.deneme.com/index.php?id=2
www.deneme.com/index.php?id=3
...
www.deneme.com/index.php?id=n

n giderken sonsuza.


şimdi ben bir script yazmak istiyorum. bu scripti çalıştırdığımda 1,2,3,...n sayfalarını ya html olarak (aynı file -> save as gibi) ya da txt olarak bilgisayarımda bir yere kaydetsin istiyorum.

bunu nasıl yaparım? orta derecede php bilgim var. ya da javascript ile yapılır mı?

yapıp kodu elime verin demiyorum tabi. az buçuk algoritma bilgimiz var hamdolsun :) akıl fikir verin yeter. he al kardeş hazır yapılmış var diyene de kızmam, kabul ederim tabi...

teşekkürler.

edit: arkadaşlar bu iş için yapılmış hazır programları önermeyin, çünkü çalıştıracağım bilgisayar exe kurmaya izin vermiyor bu yüzden script olmalı. yoksa HTTrack Website Copier kullanırım niye kasayım...
0
mustasim billah
(18.04.11)
yapılmısı var, teleportpro
0
bryan fury
(18.04.11)
offline browser programları işini görür dicektim ki vazgeçtim
0
Aslan Yürekli
(18.04.11)
for ile n'i döndür hacı.
gelen verileri de alıp n.txt adlı dosyalara yazdır. (her sefeirnde dosya oluşturacaksın kaydedeceksin filan)

bitti gitti.
0
serafettinn
(18.04.11)
<?php
for ( $i=1; $i<=n; $i++ ) {
file_put_contents( 'entry-' .$i. '.html', file_get_contents( 'www.eksisozluk.com/show.asp?id=' . $i ) );
} ?>
0
blackdog
(19.04.11)
:) komik cevaplarınız için teşekkürler bryan, aslan yürekli, şerafettin.. fakat special thanks goes to black dog. blak hocam teşekkürler bir deniyecem şimdi. yapamazsam, özelden iletişme geçmekten çekinmem.
0
🌸mustasim billah
(19.04.11)
hem "yapıp kodu elime verin demiyorum tabi. az buçuk algoritma bilgimiz var hamdolsun :)" diyorsun ama ne kadar hazırcısın sen öyle. yardım ediyoruz bir de gelmiş komik cevap diyorsun. blackdog dediğimin aynısını yazmış işte.
0
serafettinn
(20.04.11)
şerafettin hocam, hangi fonksyonu kullanacağımı bilmeden for da neyi döndüreceğim, boş tencere mi kaynatayım :p
0
🌸mustasim billah
(21.04.11)
(5)

askerde yemin töreni

baldur
kısa dönem er olan arkadaşımın yemin töreni ne zaman olur ve nerede olur acemi birliğinde mi usta birliğinde mi?
kısa dönem er olan arkadaşımın yemin töreni ne zaman olur ve nerede olur acemi birliğinde mi usta birliğinde mi?
0
baldur
(18.04.11)
kısa dönem için konuşuyorum: 4. haftanın sonunda olur, nadiren 2.haftanın sonunda olur. acemi birliğinde olur, ya da acemi birliğindeyken olur diyelim, daha doğru bir kavram. çünkü asker kalabalıksa başka bir yerde de yapabilirler.
0
mustasim billah
(18.04.11)
muhtemelen 29 nisan cuma olur.
0
winstoncash
(18.04.11)
ankarada mamaktaki arkadaşım 13 mayısta yapacak.
0
cantstandya
(18.04.11)
değişir jandarmaysa.. 15 gün sonra olabilir(gittiği günden itibaren), yeminden sonra eğitime devam eder.
0
thefirstfbli
(18.04.11)
aslolan 4.cuma'dır. Ama her birlik ve sınıf için değişme ihtimali yüksektir.
0
dunyatuhaf
(19.04.11)
(2)

Yol tarifi soruyorum

rain
İzmitten - Leventteki İş bankası kulelerine en kısa ve en kolay yoldan nasıl gideriz?
İzmitten - Leventteki İş bankası kulelerine en kısa ve en kolay yoldan nasıl gideriz?
0
rain
(18.04.11)
TEM'den gel, beşiktaş yazan çıkıştan çık, hemen orda.
0
winstoncash
(18.04.11)
a.) adapazarı ekspresiyle söğütlüçeşmeye gel, oradan metrübüsle mecideköy, oradan da otobüsle levent.

b.) bir şekilde tuzlaya gel. 500t'ye atla, dördüncü leventte in.

edit: tabi toplu taşımayla geleceğini varsaydım, yukarıdaki arkadaş hususi ile yazmış
0
mustasim billah
(18.04.11)
(2)

sendika

g7mor
6 aylık sözleşme ile işçi alan, süre bitiminde sözleşme yenilemeyen bir işyeri var.bu işyerindeki sendika , sadece 6 ay çalışacağı bilinen işçilerden, ilk girişte 35ytl para alıyor. yasal mıdır?teşekkürler.
6 aylık sözleşme ile işçi alan, süre bitiminde sözleşme yenilemeyen bir işyeri var.
bu işyerindeki sendika , sadece 6 ay çalışacağı bilinen işçilerden, ilk girişte 35ytl para alıyor. yasal mıdır?
teşekkürler.
0
g7mor
(20.02.11)
cevabı bilmiyorum ama fikrin olsun diye hatta şükredesin diye şunu yazabilirim:

benim çalıştığım fabrikada işçilerden her ay 1 günlük yevmiye kesilip sendikaya veriliyor.
0
mustasim billah
(20.02.11)
amma safmışım ben geçen sene...
0
🌸g7mor
(17.07.12)
(1)

ösym geçici internet şifresi

problematik
http://www.osym.gov.tr/ya bu şifreyi değiştireceğim ama linki bulamadım bi türlü!giriyorum sınav sonuçlarıma bakıyorum ama şifreyi değiştircek yer yok bakınıyorum nerden ki? :/
www.osym.gov.tr

ya bu şifreyi değiştireceğim ama linki bulamadım bi türlü!
giriyorum sınav sonuçlarıma bakıyorum ama şifreyi değiştircek yer yok bakınıyorum nerden ki? :/
0
problematik
(30.12.10)
hocam normalde şu sayfaya girerek

ais.osym.gov.tr

kullanıcı adı ve şifrenle giriş yapıp sağ taraftaki sutündan "şifre değiştir" linkine basarak yapabiliyordun ama şuan buna tıklayınca:

Şifre Değiştirme İşlemleri
Şifre değişikliği için , nüfus cüzdanınız ve T.C. kimlik / Y.U. numaranız ile şahsen başvuru merkezlerine giderek yeni geçici şifrenizi talep edebilirsiniz. Bu işlemden sonra internet üzerinden geçici şifrenizi kalıcı hale getirip , Aday İşlemleri Sistemini Kullanabilirsiniz.

mesajı geliyor.
0
mustasim billah
(30.12.10)
(1)

pdf dosya korumasını kaldırma

letmein
bu işi düzgün yapan ücretsiz bir program var mı?
bu işi düzgün yapan ücretsiz bir program var mı?
0
letmein
(27.12.10)
www.pdfunlock.com

işe yarıyor.
0
mustasim billah
(27.12.10)
(7)

kpds

letmein
kpds tecrübesi olan arkadaşlar sınavda dikkat etmemiz gereken noktalar nelerdir? tecrübelerinizi paylaşır mısınız?
kpds tecrübesi olan arkadaşlar sınavda dikkat etmemiz gereken noktalar nelerdir? tecrübelerinizi paylaşır mısınız?
0
letmein
(01.12.10)
KPDS sonucuna bakarak devlet, çalışanlarına dil tazminatı veriyor, bu sebeple genel olarak ÜDS'den zordur. Yani oyunlu (tricky?), gereksiz zorlaştırılmış sorular bekleyin. Türk gibi düşünün, bir şıkka hemen atlamayın. O dili iyi biliyorsanız kulağınıza güvenin. Cümleyi mırıldanıp kulağınıza iyi gelip gelmediğine bakın. Dikkati yoruldukça dağılan biriyseniz paragraflardan ve uzun sorulardan başlayın. Onlardan hemen sonra size kolay gelenleri hemen cevaplayıp bitirin. En son zorlarla uğraşın. Çıkınca dürümcüye gidin.
0
sourlemonade
(01.12.10)
Ben Adana'da girecem..Dürüm işi iyi fikir gibi :))
0
hayattan sikilan adam
(01.12.10)
süre konusunda durum nedir acaba hic oturup tam deneme çözmedim sıkıntı çekermiyim? gireceğim okul çok ücra bi yerde dürüm işi akşama kalır :)
0
🌸letmein
(01.12.10)
Süre işi sizin dil bilginize bağlı. Ben de hiç deneme çözmemiştim, süre hiç sorun olmadı.
0
sourlemonade
(01.12.10)
zaman konusunda sıkıntınız olmasın. hayli hayli yetiyor.
0
michel foucault
(01.12.10)
paragraflardan başlamak iyi bir yol olabilir. uzun paragrafları başta yapıp, sonlara kelime sorularını bırakırsan zaman daha verimli kullanılıyor. eğer değişmediyse kural, yanlış doğruyu görütmüyor. o yüzden boş bırakma.
0
disconnectus erectus
(01.12.10)
kpds de çok çıkan kelimeler diye internette arat. o listeden bilmediklerini ezberle.
0
mustasim billah
(27.12.10)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.