okul 4 gün tatil, cuma önemli bir sınav var, ona çalışacağım maalesef ;(
0
hold the door
(27.10.25)
hava açık olursa çarşamba biraz yürüyüş yaparım belki.
0
inheritance
(27.10.25)
dogum günüm. daga trekking'e cikicam.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.10.25)
2 metrelik Atatürklü Türk bayrağı satın aldım. Mahalledeki malum tipleri gıcık etsin diye balkonuma asıcam.
+3
yurtsuz john
(27.10.25)
Kitaplığımı uzun zamandır temizlemiyorum onunla ve vakit kalırsa balkonumla ilgilenmeyi düşünüyorum, hazır boş vaktim varken belki çam ağacımı da çıkarırım yavaştan. Böyle şeylerle uğraşacağım işte.
0
mutekebbir
(27.10.25)
Yarın ayrı 29 Ekim için ayrı görevim var, ebem laylaylom diyerek gezecek bir süre.
Geçen yıl genel omuz sırt agrilarim için doktora gitmiştim. Film çekildim fibromiyalji teşhisi koydu doktor. Gerçekten sıklıkla durduk yere (ağir kaldirmasam vücudumu yormasam da) şiddetli daha doğrusu hayattan soğutan ağrılar oluyor.Fakat mesela geçen gün markete gittim iki elimde aynı agirliklarda
Geçen yıl genel omuz sırt agrilarim için doktora gitmiştim. Film çekildim fibromiyalji teşhisi koydu doktor. Gerçekten sıklıkla durduk yere (ağir kaldirmasam vücudumu yormasam da) şiddetli daha doğrusu hayattan soğutan ağrılar oluyor. Fakat mesela geçen gün markete gittim iki elimde aynı agirliklarda poşet tasidim. Şimdi sağ omuzum bastırınca baya aciyor ama sol taraf çok küçük bir alan azıcık ağrı oluyo. Bazen sırt tarafımda da dokununca hissettigim ağrılı bi bolge oluyordu. Bu dokununca bir şey varmış gibi hissedilen ağrılar ağırlık taşımaktan mi fibromiyaljiden mi yoksa daha farklı bir soruna işaret eder mi filmde belli olmaz miydi?
Çok ağır şeyler taşımasam da demek ki ince bir omuz askılı çanta bile belki beni etkiliyor ve anlamsız bulduğum ağrıların sebebi burdaki sorun mudur. Muhtemelen tekrar doktora gideceğim ama benzer durumda olan varsa merak ettim.
0
egerbiryolcu (26.10.25)
Çok geçmiş olsun.
Röntgen romatolojik kas sorunlarını göstermiyor maalesef. Fibromiyalji ise romatizmal bir sendrom (hastalık olup olmadığının kararını verdiler mi bilemiyorum), bildiğim kadarıyla görüntüleme teknolojileriyle görüntülenen bir şey de değil. Doktorun vücudundaki çeşitli noktalara bası yapıp şikayetlerini değerlendirerek teşhis koyduğu bir şey.
Ben de fibromiyalji teşhisi konmuş biriyim, kendi tecrübem de böyle, ağrımıyor sandığım noktalara doktor hafif basıverince ağrıdan zıplamıştım. Çok saçma sapan yerleri ağrıtan bir sendrom bu. Ne zaman neren ağrır bilemezsin. Durduk yere bir elimin yan tarafının ağrıdığını, bir parmağımın ucunun ağrıdığını bilirim mesela.
Yanlış anlamıyorsam vücuttaki d vitamini ve magnezyum eksikliği fibromiyalji oluşumuna çok etkili oluyor. Ben de d vitamini, magnezyum ve omega 3 beraber kullanıyorum, ayrıca bir de beslenmemdeki şeker ve beyaz un yükünü hiç değilse yarı yarıya azaltınca ağrıların çoğundan kurtuluyorum. Bi denemekten zarar gelmeyeceğini düşünüyorum, balığa alerjiniz yoksa omega 3 ve diğerlerini kullanın derim.
0
muhayyer divan
(26.10.25)
Yatış pozisyonu, yayılarak sağa sola meyilli oturma, sırt omuz boyun kas güçsüzlüğü gibi çok faktör olabilir. Düzenli spor ya da en azından gün içinde yarım saatlik ısınma, açma-germe antremanları kesinlikle iyi gelecektir. Tabi en doğrusu, daha kötüye gidiyorsa başka bir ortopedi uzmanına görünmek
0
lüzumsuz adam
(26.10.25)
@muhayyer divan teşekkür ederim o zaman mr çektirmem gerekebilir. Belki de sadece dediğimiz gibi fibromiyaljidendir. Bazen öyle ağrıyla uyanıyorum ki o günüm zehir oluyo. Şeker ve un nasıl azaltirim bilmiyorum şeker bağımlısıyım diyebilirim;(
0
🌸egerbiryolcu
(26.10.25)
@egerbiryolcu
Şeker evet bağımlılık yapar ve narkoz etkisi olan bir maddedir. İki yüz yıl önce ameliyatlarda hastaların çok yüksek yoğunluklu şeker verilerek uyutulduklarını öğrenmiştim. Şekerli şeyler yediğinde uykun gelir tansiyonun oynar. Aynı şey unlu gıdalar için de geçerli. Yaptığı tek şey vücudu çürütmek, çöp oluşturmak, enerji metabolizmanızı bozmak. Belli bir seviyeden sonrası dümdüz böyle çalışıyor.
Ama beyin plastisite özelliği olan bir şey, kendini niyetler ederek ve bunları tekrar ederek şekerli gıdadan uzaklaştırabilirsin, %80 soğutabilirsin mesela. Bunu ben yaşadığım için söylüyorum, bizim evdeki şeker bağımlılığı ve şeker hastalığını bilen bilir, buna rağmen zaman içinde yaşadığım soğuma açık ve net. Niyetler edip bol bol tekrar et, bilgi edin, oku, bilgi olmayınca zihin ikna olmaz çünkü, bilgi en önemli araç. Oku, her yerden bilgi almaya çalış, kendini anla, metabolizmayı anla... ne yapman gerektiğini daha iyi göreceksin. Doktora da git elbette.
0
muhayyer divan
(26.10.25)
annemde rotator kaf yirtigi olusmus. doktorlarin tani koymasi 20 sene sürdü. 0.8 cm. gectigimiz baharda ameliyat oldu. kadina o agriyi 20 sene cektirdiler. belki 20 tane doktor gezdi bu esnada. bir de ukalalik yapiyordu doktorlar ve fizyoterapistler, kadin kolumun burasi agriyor, kolumu öyle yukari kaldiramiyorum diyor, elini tam olarak agriyan yere koyup gösteriyor, fizyoterapist denen agzimi bozmak istemedigim yasam formu, yok sen bilmiyorsun buranin agrisi o, diye bambaska yerlere ve hic uygulamamasi gereken fizyoterapiyi uyguluyordu. kadin, omzumun burasi agriyor diyor, isaret ediyor, yasam formu kürek kemiginin altina fizyoterapi uyguluyor. hastasini dinleyecek beyni olsa, ben ne yapiyorum amk, derdi bir. ben artik söylüyorum, mr cektirin, film degil. filmde bir halt gözükmüyor. cok gecmis olsun.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.10.25)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim, Rotator cuff yırtığı, donuk omuz sendromuna dönüşmeden 20 sene sürer mi? 20 sene de, donuk omuzla idare edilebilir mi konularında benim tereddütüm var. Aralarda doğru tedavilerle sorun çözülüyor da daha sonra tekrar nüks oluşuyorsa bilemem de Bildiğim kadarıyla bir şeylerde bir yanlış anlaşılma var gibi geldi bana.
0
Mirket
(26.10.25)
bir yalis anlasilma yok maalesef. 20 sene tani konulamamis bir hasta var cünkü mr'a gerek yok diyip gönderiyorlardi. donuk omuz sendromu olusmadi. baharda ameliyat olduktan 6 hafta sonra fizyoterapi basladi ve uzun süre fizyoterapi gördü, fizyoterapi bittiginden beri her gün yüzüyor, sikayetleri bitti.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.10.25)
geçmiş olsun. çok çok yakın bir arkadaşım nedeniyle muhatap olmuştum bu durumla.
tam anlaşılabilen bir şey olmadığı için yanlış tanı konma ihtimali çok yüksek. yokken var diyebiliyorlar, varken de yok diyebiliyorlar. mümkünse uzmanlığı bu konu olan başka bir doktora daha gidip konuyu teyit etmenizde fayda var gibi.
bir de şekeri, daha doğrusu genel olarak karbonhidratı bu durumunuzdan bağımsız bırakın zaten. hayat kalitenizi inanılmaz yukarı taşırsınız. nasıl yaparsınız bilmiyorum. bekara karı boşamak kolay, ben tatlı zaten sevmiyorum. ekmek de yemiyorum. arada sadece annemlere uğradığımda, annecim kendi elleriyle poğaça, börek, çörek yaptıysa onları yiyorum.
Babanızın, size söylediği, aklınızda kalan böyle slogan gibi ibret alınacak hikaye gibi bir lafı var mı?Baba veya anne olsanız sizin lafınız ne olurdu?
Babanızın, size söylediği, aklınızda kalan böyle slogan gibi ibret alınacak hikaye gibi bir lafı var mı? Baba veya anne olsanız sizin lafınız ne olurdu?
0
michael_knight (26.10.25)
“Gelir gelmez huzurumuzu kaçırdın” demişti bir kez.
0
mutekebbir
(26.10.25)
"Şimdi taksi tutalım, 250 milyon verelim." Acil veya maddi bir şey istediğinde verdiği sarkastik cevap. "Dünya üzerinde benden daha çok kitap okuyan kimse yoktur. Dünya'da benden daha bilgili kimse yoktur. Her şeyin en iyisini ben bilirim." Herhangi bir tartışmada sığındığı laflar. nursuz pç
0
gabe h coud
(26.10.25)
rahmetlinin ısrarla yanlış telaffuz ettiği kelimeler. çok fazla vardı hepsini yazamam da "barbüke"nin yeri ayrıdır.
+3
late viper
(26.10.25)
Babam: Kırk kere ölç, bir kere biç. Sırrınızı hanımınız dahil kimseye söylemeyin. Bu da geçer, her şey geçiyor. Parasızlığınızı kimseye belli etmeyin, millet durumunuzu hep iyi bilsin. Yoksa yardımcı olmazlar.
Babaannem: Elalemi eşek yapıp üstüne bineceğine it yapıp kendine saldırtıyorsun.
Annem: Evladım hiçbir arkadaşınla yarışma, güreşe tutuşma, gururunu kırma. Kaybeder, gurur yapar. Yüzüne güler, arkandan kin tutar, zarar verir.
Dedem: Kalın ki göresiniz... Sizin aranıza düşeceğime moskofun (bazen 'urusun' ) eline esir düşeydim... (İstiklâl gazisiydi)
Halam: Her yanlış birer nakış. (Bir yanlış bir nakış)
Ben (Evlatlarıma): En çirkin hakikat en güzel yalandan iyidir. Güveni hiçbir parayla elde edemezsiniz. Yitireceğiniz en değerli varlığınız imanınız, gırtlağınıza kadar günaha batsanız bile rabbinizden yüz çevirmeyin. Merak etmeyenden bir halt olmaz.
+3
yadigar
(26.10.25)
Ne guzel duyuru olmus. Bissuru var denk geldikce not aliyorum farkli olanlari xd
Ama en boyle yasam mottosu tarzinda ve benim yasamima da etkisi olan "kimseye gebe kalamam" sık duyulur ;)
0
abuzer
(26.10.25)
En aklımda kalanı küfürlü buraya yazamam
0
basond
(26.10.25)
En sevdiğim anneanne sözüm: her zaman en önde koşan atın peşinde olacaksın. Siyaset tartışması sırasında söylemişti anlarsınız kimi kastettiğini ahahahahha.
Avkurma bilmeyen köpek kurdu kapıya getirir. Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur. İmam osurursa cemaat sıçar. Acıma acınacak hale düşersin. Kimseye çok yüz verme. Dayak bulunca kaç, yemek bulunca ye. Babamın sözleri bunlar daha var da hatırlayamadım şimdi.
Babamdan Tavsiyeler de var, Her zaman dönüş paranı ayır, geri kalanı harca. Kakanı yaptıktan sonra bile kontrol et, evden çıkarken her şeyimi kontrol etmem gerektiği için söylenen bir söz. Bir şeyi sakatlıktan kırdım mesela yanlışlıkla oldu bilerek yapmadım dedim, Bilerek yapmadım deme zaten hiçbir şey bilerek yapılmaz dikkatli ol.
Vs vs aklıma bunlar geldi şimdi
Benim sözlerimse şu: Maç 90 dakika artı uzatmalar var daha hiçbir şey bitmedi. Her zaman bir çıkış kapısı vardır. Onu bul. Her şerde bir hayır vardır. İnsan doğası kötüdür, herkes kişisel çıkarları peşindedir kimseye güvenme. Ben iyi bir insan olduğumu söylemem ama kendine ben iyi bir insanım diyen herkesten iyiyimdir.
+1
Hallegadola
(26.10.25)
Babamın küfürü var. Ciğerini .... çocuğu. Anamında her yerde reklamı var büyük oğlum bahisçi küçük oğlum pavyoncu diye. Şu an babayım ama nasihat vericek insanın bir yeterliliği ve zorluğu aşması gerektiğini düşünüyorum. Bizim y kuşağı genelde zorlandığında ana baba yardım etti, apartman dairelerine doğduk. Analarımız babalarımız 0 dan geldi onlarınki nasihat bizimki boş laf olur. Şu an bir babayım çocuğuma nasihatım mutlu olacağı ve seveceği işi yapması.
+2
mikahakkinen
(26.10.25)
dedemden: "sıçan sidiğinin bile değirmene faydası vardır." bizi ufak tefek işleri yapmaya motive ederken kullanırdı.
+2
hrskrs
(26.10.25)
“Kuzular koyunları emer” Kendisine çocukları tarafından hediye alındığında ya da para maddi bir şey verilmek istendiğinde söyler. Biz vermeliyiz siz değil anlamında.
“Düven öküzünün ağzı bağlanmaz” İş yaptırdığın insana karşı cimrilik yapma manasında.
Çok eli açık bir insandır kendisi de canım babam.
+1
yenibirgüzelnick
(26.10.25)
''Akıllı hesabını yapana kadar deli suyu geçer.''
Babaannemin lafıdır. Ne zaman tereddütte kalsam uygularım. Pişman etmedi.
+1
yurtsuz john
(26.10.25)
"Gün geçer kin geçer"
Çoğu yerde işime yarıyor.
Benim kendi lafım var, "temizlik olmadan temizlik olmaz" hani kirli malzemeyle kirli yer temizlenmez anlamında. Bunu hem somut hem soyut anlamlarda kullanırım. Ama anne değilim ve olmayacağım 🙂
+1
muhayyer divan
(26.10.25)
kışın araba dinlenmez.
arabadan gelen takır tukur seslerin sebebini düşünüp araştırırken böyle bir şey demişti ve mevzuyu kapatmıştım.
+1
eisberg
(26.10.25)
dik dur dik otur. zamanında dinlemedim şimdi acısını çekiyorum.
0
inheritance
(26.10.25)
hahaha şahane duyuru.
rahmetliyle aramız pek iyi değildi, öyle hayat dersi vermişliği yoktur en azından bilinçli olarak ama bir keresinde "lord musun pezevenk, sen ara" demişti asla unutmuyorum.
lisedeyim, yaz tatili. bilgisayar başında pinekliyordum. hiç huyu değildir ama yanıma gelip niye bilgisayarda oturduğumu, dışarı çıkmadığımı sormuştu. ben de sitem edip "bütün arkadaşlar yazlıkta baba ya, buralarda olan varsa da kimse arayıp gel bir şeyler yapalım demiyor ki" demiştim.
inisiyatif almaktan çekinen bir çocuktum, şimdi bile insanlara rahatsızlık vereceğimi düşünürüm ve kimseye yazıp çizmeyi sevmem ama babamın bu lafı çok hoşuma gitmişti. o yüzden artık bir şey istersem, birileriyle görüşmek istersem vs. karşıdan beklemeyip ben iletişim kurmaya çalışıyorum. olmazsa yine olmaz ama kendim çaba göstermiş oluyorum en azından.
babam bu lafı söyleyene kadar yaptığımda hiçbir yanlışlık görmemiştim bile. bir şeyler olacaksa ben otururken onun gelmesi, beni bulması lazımdı. tek cümleyle hayata bakış açımı değiştirmişti filozof.
bir de favori lafıdır sadece bana değil herkese "analitik düşünemiyosun" diye kızardı. analitik ne demek diye sorsan bilmez.
+1
der meister
(26.10.25)
göt öpmekle ağız kirlenmez :')
+1
since1907
(26.10.25)
$api kaynatsan olur mu seker cinsine yandigim (sictigim) cinsine ceker
Bir compu bir ben, bu ara damping üzerine damping.12 gündür alkol almıyorum, dün gece sigarayı da bıraktım. Bu süreci daha sancısız nasıl atlatırım?Teşekkürler.
Bir compu bir ben, bu ara damping üzerine damping.
12 gündür alkol almıyorum, dün gece sigarayı da bıraktım. Bu süreci daha sancısız nasıl atlatırım?
Teşekkürler.
+7
sekizdokuzon (25.10.25)
Vay, tebrikler
0
kisa
(25.10.25)
Yoksunluk çekmiyor musun?
0
Kahvedesu
(25.10.25)
Yürü. Rahvan yürü, tırıs git, hafif koş, sağlam koş ama o bacaklar çalışsın ve o ter atılsın. Çok fayda göreceksin emin ol. Bir de vücudun uyku saatlerini geri çekerse direnme, o melatonin seni çok çok destekleyecek çünkü.
0
muhayyer divan
(25.10.25)
@Kahvedesu: Yoksunluk çok belirgin değil şu an, o atağı üçüncü gün bekliyorum. Bugün şokta gibiyim ya da akşamdan kalma gibi. Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor içeridekiler.
0
🌸sekizdokuzon
(25.10.25)
O atak geldikçe "yarım saat beklersem geçecek" deyip her canım sigara istediğinde yarım saat oyalana oyalana sigarayı bıraktım ben, on sene oldu.
Sigara istedikçe başka bir şeylerle kendinizi oyalayın, çocuk gibi dikkatinizi dağıtacak bir şey bulun. Yarım saate unutuyorsunuz.
+3
kobuzchu kiz
(25.10.25)
İçine deterjan koyunca baloncuk yapılan oyuncaklar var ya onlar da yardımcı oluyor. Bu şekilde bırakan arkadaşlarım var.
0
Gradient_tabanlı_mor
(25.10.25)
İlk bir kaç gün karanfil çiğnedim ben. Canım sigara çektikçe karanfilli su içtim. 3-5 gün dayanırsan bırakırsın. Nerdeyse 1 sene olacak tek sigara içmedim. Canım çekiyor ama içesim gelmiyor.
0
rodeocu
(25.10.25)
Ben önceki duyurularınız üzerine “keşke sigarayı da bıraksanız” türünden şeyler yazacaktım, hadsizlik gibi geldi, vazgeçtim.
Şimdi bu kararınız üzerine can-ı gönülden yazayım: Tebrikler!
Hayırlı, daim olsun…
0
yadigar
(25.10.25)
umarım sonsuza kadar sürer
0
Başka
(25.10.25)
Tebrik ederim <3
0
kullanicadi
(25.10.25)
tebrik ederim. hayırlı olsun. doğru karar.
daha önceki bıraktım tarzındaki duyurunuza yazmıştım yine yazıyorum "sigaralı ortama girdim, içmiş kadar oldum zaten, bir taneyi içeyim bir şey olmaz" demeyin. velev ki bir tane içtiniz "zaten orucum bozuldu, battı balık yan gider bir kaç hafta keyif yapayım tekrar bırakırım" demeyin. bu işi zihninizde farklı kapılara sokup "sonsuza kadar içmeyeceğim" demeyin. o zaman daha zor olur. bırakmak bile değil, sadece "içmiyorum" olarak tanımlayın zihninizde.
sigaranın kimyasal bağımlılığı uzun değil, 1-3 gün arasında bir şey. sayısını tam hatırlamıyorum ama günler-aylar değil. 1-2 gün dayanırsanız eğer, bundan sonra canınızın sigara istemesi sadece alışkanlık ve sigaralı anlara özlem. onları da farklı şeylerle değiştirmeniz gerek.
Evliliği anlaşamama ve iletişim sorunları nedeniyle biten bir çiftin, “sevgiliyken daha iyiydik sanki” diyerek boşanarak yollarına sevgililik hayatı yaşamak şartı ile devam etmesi normal mi? Anlaşamayarak boşanan iki kişinin haftada 1-2 bir gün görüşüp, kadının “kendimi kadın gibi hissetmek istiyoru
Evliliği anlaşamama ve iletişim sorunları nedeniyle biten bir çiftin, “sevgiliyken daha iyiydik sanki” diyerek boşanarak yollarına sevgililik hayatı yaşamak şartı ile devam etmesi normal mi? Anlaşamayarak boşanan iki kişinin haftada 1-2 bir gün görüşüp, kadının “kendimi kadın gibi hissetmek istiyorum, şımartılmak istiyorum, gezip tozmak istiyorum. bana bu kadarı da yeter mutlu olmam için” demesi. Erkeğin bunu kabul etmesi…
Ya tabii ki alan razı satan razı pek bir şey kalmıyor geriye ama. Cidden psikolojik açıdan da sağlıklı ilişki açısından da bir gariplik, sorun yok mu? Yani bir tek ben mi anlamakta zorluk çekiyorum bu durumu?
Şöyle güzelinden az açalım bu konuyu istedim. Şimdiden vakit ayıranlara teşekkürler.
0
kendinikertenkelebek (25.10.25)
Aynı evde kalmayıp sevgili kalmaları normal. Ama arada sevgi aşk olmadan devam ediyorlarsa leş bi ilişki.
-1
luluki
(25.10.25)
Evlilik dediğin sorumluklar pakediyle birlikte geliyor, bu sorumlulukların yürütülememesi karşılıklı ilgiyi ve çekimi düşürmüş
Çift de bu sorumlulukları aradan çıkarıp, herkesin kendi hayatını derleyip topladığı, evleri ayırıp sevgililik moduna dönmüş, gayet güzel bir durum
Edit: arkaşlar niye eksiliyorsunuz herkes bizim standart evlilik pratiklerimizi de standart sevgililik pratiklerimizi uygulamak zorunda değil. İnsanlar kendilerine uygun daha farklı bir ilişkilenme pratiği seçmiş.
-2
grimavi
(25.10.25)
Evliliği anlaşamama ve iletişim sorunları nedeniyle bitiriyorlarsa neden sevgili kalıyorlar? Sevgiliyken de aynı sorunlar devam eder sonuçta. Bu biraz şey gibi olmuş evliyken ensemde boza pişiriyorsun istediğim şeyleri açık açık yapamıyorum sevgili kalalım arada seninle olayım arada başkalarıyla gibi bir şey. @edmond honda'ya katılıyorum açık ilişki yaşamak istemişler gibi.
+5
mermaidd
(25.10.25)
yani etrafımda çok fazla boşandık ve sevgili kaldık artık çok daha mutluyuz diyen pek görmüyorum. bunun uzun sürebilecek bir ilişki turu olduğunu da düşünmüyorum çünkü evlilikte yaşanan sorunların bir şekilde tekrar edeceği, insanların tartışmalarına sebebiyet verecektir diye düşünüyorum.
+3
🌸kendinikertenkelebek
(25.10.25)
Evlilikten sevgililiğe geçiş fikri zekâ geriliği belirtisi bence ya. Üremesinler de napıyorlarsa yapsınlar.
+1
arbre
(25.10.25)
kız toksik biri erkekte pasif tencere kapak işte. bir süre böyle devam eder, şımarık sevgili baskasını bulursa pasiften ayrılır yeni sevgilisine hayatı dar eder böyle giderler işte.
+6
koela
(25.10.25)
Duygusal anlamda olgun olmadıklarını düşünmekle beraber tarafların her ikisinin de psikolojik olarak iyi olmadıklarını düşünürüm. Yakın arkadaşı olsam taraflardan herhangi birisinin psikoloğa gitmesini öneririm.
+1
ulukayin
(25.10.25)
son zamanlarda okuduğum en saçma şey.
muhtemelen erkek iktidarsız
+1
Algorix
(25.10.25)
Her ikisi de ' anlaşmalı yedekte kalma' tarafında olmuş olur. Benzerleriyle işim biterse veya umduğum çıkmazsa arada bunu kullanırım düşüncesi var. Aile kavramı , sorumluluk vs çoğu şeyden uzak şekilde .
+2
diyecevaplandı
(25.10.25)
Elbette bir gariplik var. Bence de var. Evliyken insanların birbirine sevgisini saygısını ilgisini değiştiren şey imza mı oluyor yani anlayamadım. Sorumluluk yokken daha mı bağlılar yani? İstedikleri an başkasıyla birlikte olma yetkisi yok ki ortada, sevgili olmak birbirine bağlı olmaktır, açık ilişki yaşamak değil ki. Çok fazla saçma olmuş.
+1
muhayyer divan
(25.10.25)
Aldatmanın yolunu yapıyor. Grup seks partilerine gider işin sonu.
Edit: Başıma geldi, oradan biliyorum.
0
gabe h coud
(25.10.25)
Okan buruk-Nihan akkuş
0
Hallegadola
(25.10.25)
Kadın kişisi çalışmıyorsa, Babadan yetim maaşı alarak aile bütçesine katkı sağlamayı amaçlıyor olabilir mi?
0
Mirket
(25.10.25)
demek ki evlilik ilişkilerini monotonlaştırmış. nasılsa 7/24 aynı evdeyiz, bakımlı olmaya, dışarı çıkmaya gerek yok diye diye birbirlerine karşı özensiz ve ilgisiz hale gelmişler. nasılsa aynı evdeyiz diye birbirlerine değil başkalarına zaman yaratmışlardır. böyle böyle kopmuşlardır. kendi özel alanları da olmayınca, ev düzeninde de anlaşamadılarsa bu da huzursuzluk yaratmıştır.
sevgili olunca haftada 2 kez görüşürken özenli oluyorsun, heyecanlı oluyorsun. o enerjikliği geri istiyorlardır.
bu kişiler evlenmeden önce aileleriyle mi yaşıyorlardı yalnız mı? -aileleriyleydilerse: evlenince özgür olacağını sandıklarından aradıklarını bulamamış ve bu durum ilişkilerini bozmuş olabilir. -yalnızlardıysa: uzun süre yalnız yaşamanın rahatlığını bozunca evi başkasıyla paylaşmak çok zor gelmiş olabilir ve birbirlerine gıcık kapmış olabilirler kendi düzenlerine uyulmayınca.
+2
art cat chocolate
(25.10.25)
@art cat chocolate
peki ne kadar istenilen saglanabilir? ya da ne kadar sürdürülebilir bir ilişki türüdür bu? ya da sağlıklıdır?
0
🌸kendinikertenkelebek
(25.10.25)
@kendinikertenkelebek
hmm...
böyle sorunca bilemedim :d yani...
araları evli oldukları süreçte ne kadar bozuldu acaba? birbirlerine saygı ve ilgileri azaldıysa çok sürmez bence. birbirlerinden sıkılmış olabilirler, yeni kişiler tanımak isteyebilirler. evliliği de tattık bu ilişkiden bir halt olmaz baydı artık diyebilirler.
ilgileri, saygıları ve sevgileri azalmadıysa bu şekilde de devam edebilirler gayet güzel. çocuk da istemiyorlarsa ve ailenin-toplumun lafına da bakmayacaklarsa sorun yok. uzun bir ilişkinin evlilikle sonlanması şart değil.
bence okay. dedikodusu yapılıp gülünüp geçilebilir bir şey tabii çünkü evlenip boşanıp devam etmek garip geliyor kulağa. alışık değiliz bu tarz şeylere. keşke evlenmeden devam etselermiş. bu yüzden evlenmeden önce beraber yaşamayı denemek lazım. şimdi tüm eşe dosta düşmana bir güzel laf vermiş oldular.
kendimden yola çıkayım.
ben 11 yıldır ailemden uzakta bir şehirde, 7 yıldır yalnız yaşıyorum. 2 de kedim var. çok alıştım yalnızlığa. şu anda bir ilişkim var (2 yıllık gibi ama karışık biraz) ve onunla aynı eve çıkmayı hayal etmek bile beni boğuyor. yalnızlığa, sessizliğe, kendi düzenim olmasına çok alıştım. keza o da o şekilde. evlerimiz yakın ve arada bir görüşmek ve evlerde buluşmak daha rahat. aynı eve geçersem ondan soğuyabilirim. huzurum kaçabilir. ben çocuk istemiyorum, o da istemiyor. bu durumda evlilik oldukça gereksiz. düğünden ve diğer tantanalardan da hiç hoşlanmam. hiçbirine ihtiyaç duymuyorum. bu şekilde 2 yıl geçti ve başka sebepten aramız bozulmazsa, aynı evde yaşamıyoruz ve evlenmedik diye aramız hiç bozulmaz. ölene kadar bile sürebilir. bir noktada kira sebepli aynı eve çıkmak olası gözüküyor tabii :d (ülke ekonomisinin ilişkilere etkisi)
0
art cat chocolate
(25.10.25)
ikisi birbirlerini fazla sıkmış, hayatlarına fazla müdahil olmuşlar ve artık toksikleşmişler, sonra da dayanamayıp ayrılmışlar gibime geldi.
ne seninle ne sensiz durumu benim de bildiğim, tanıdığım bir durum. bazen yakın olunca, mıknatıs gibi fazla yakın olunuluyor ve nefes alamıyor insanlar, uzakta olmayaysa dayanamıyor. sevgili olmak, sevmek ve aynı ev içinde olmak farklı şeyler. özgür yaşarken aynı evde yaşamanın sınır ve sorumluluklarını bilmiyor bazı insanlar. yadırgamıyorum. olgun değiller, büyüyememişler gibi düşünüyorum ben de bu konuda.
ayrıldık ama arkadaş kaldık aşamasına benzer bir şey olmuş bu. ayrıldık ama arkadaş kaldık'ı bir noktaya kadar anlayabiliyorum ama "boşandık ama sevgiliyiz" biraz farklı bir trend. bunu garipserim.
bana şey gibi geliyor bu; birbirlerinin hayatına çok girmişlerdi, şimdi boşandıklarında fazla boş oldular, yalnız kaldılar, alışkanlıklarından vazgeçemediler ya da geçmek istemediler. o yüzden vites düşürdüler. bu çift belki de "boşanmadan önce evlerimizi ayırıp bir müddet ayrı kalsak, her şeyi bitirmeden önce bir de böyle denesek belki evliliğimizi kurtarırdık" diye düşünüyor olabilirler.
İnanıyor musunuz?Ne tesadüf ki ilk teslim tarihi tam da seçim zamanıymış :D
İnanıyor musunuz?
Ne tesadüf ki ilk teslim tarihi tam da seçim zamanıymış :D
0
messina123 (24.10.25)
Seçim ne zamanmış?? Yine mi kaçırdım ya.
Ben çok yanlış buluyorum bu projeyi. Şimdiye kadarki yapılarda o kadar dandik işçilikler ve malzemeler kullanıldı ki bunlarda zerre iyi bir şey beklemediğim gibi büyük bir fiyasko olacağından şüphem de yok.
0
muhayyer divan
(24.10.25)
Seçim 2027 değil mi? İlk teslim mart 2027 diye gördüm
0
🌸messina123
(24.10.25)
%100 destekliyorum. umarım daha da fazlasını yapar.
ülkede imara açılmayan bir ton arsa var, umarım hepsi bedava gibi fiyatlara imara açılıp şu evsizlik krizi sona erer. şuan 4 milyon maliyetli bir dairenin maliyetinin %60-70'i arsa bedeli.
devlet elindeki tüm arsaları acilen ev üreitmi için kullanmalı. her yer bomboş duruyor.
yapabilirler mi yapamazlar mı bilmiyorum ama umarım yaparlar. umarım 500bin değil, 5 milyon konut yaparlar. bu ülkede arsanın para etmemesi gerekiyor en kısa zamanda.
-1
tchuck
(24.10.25)
hocam aslında bu yeni değil önce 100 bin konut,daha sonra 2022 de 250 bin konut projesi vardı ben kendim de 250 bin konutta hak sahibiyim evler 2026 da teslim olacak kısmetse. Genelde tarihler tutmuyor ama geç de olsa teslim ediliyor. Bence avantajlı bir kampanya kriterler tutuyorsa başvurun.
0
biravekahve
(24.10.25)
annecağızım çok heveslendi ama benim hiç umudum yok. türkiye'de (hatta dünya genelinde) sistem zengini daha da zenginleştirmek, fakiri oyalamak üzerine kurulu. haberlerde 500 bin konut dediler, 81 il dediler, 100 bin tanesi istanbul'daymış... lol. biz istanbul'da yaşamıyoruz ama büyük bir şehirdeyiz. 80 ile 400 bin konut demek bu. burada 2 milyondan fazla insan yaşıyoruz. kaç konut düşecek?
vatandaşı oyalamaktan, soytarılıktan başka bir şey değil. milyonlarca sefile karşı bir avuç zengin var. bunlar arada yemliyor, garibanların içinde yüzde 5-10'unun yüzü gülüyor belki, sonra aynı tas aynı hamam.
yapılan şeyin sadaka kültüründen farkı yok. sistem değişmediği sürece hiçbir şeyin düzeleceğine inanmıyorum. ev sahibi olabilmek devletin keyfine, kuraya, şansa bağlı bir şey olmamalı. sosyal devlet olmayacağım diyorsan insanlardan çok az vergi alıp kazandığını cebinde tutmasını sağlayacaksın. yok sosyal devlet olacağım diyorsan da vatandaşın temel ihtiyaçlarına çözüm üreteceksin.
kiraların 20-25 bin olduğu yerde ben bir ay çalışıp 20 bin lira kazanayım. sonra bin kişinin içinden iki tanesi ev sahibi olsun diye alkış tutalım. yok ya. hikaye abi. bir bok olmaz. türkiye'de sanki ev yok. zenginler hepsini topladı, sklerinin keyfine göre kira belirleyip vatandaşın kazandığının üstüne konuyorlar. millet kirada oturmaktan zaten kazandığı parayı eve filan da yatıramıyor.
ama halk da eşşoleşşek işte hala sendikayla uğraşıyorlar, akp-chp kavgası yapıyorlar, zenginleri savunuyorlar. bi b*k olmaz bu coğrafyadan. kendini kurtarabilene tebrik edip başarılar diliyorum şahsen, ben sadece etrafımdakiler travma yaşamasın perişan olmasın diye yaşıyorum. evi geçtim külüstür bi arabam olacağına dahi inanmıyorum. olursa onun da motorunu skeyim.
+1
der meister
(24.10.25)
Mesele inanıp inanmamak değil. 2002’den beri Türkiye genelinde 1.7M sosyal konut yapılmış. Bunun 300bini şubat depremi bölgelerinde ve son 2.5 yılda. Bu resmi bir veri. Hatta bizim akrabalardan da bu evlerden son dönemde yapılanlarında oturanlar var hem de azılı bir muhalif olmalarına rağmen. Başvurdular ve çıktı. Öngörülenden 6 ay gecikmeli şekilde yerleşebildiler. Evin kalitesinden gayet memnunlar.
Bu sosyal konut işlerinde aksama-gecikme olsa da nihayetinde anahtar teslim ediliyor. Eğer büyükşehir değilse bu aksama işlerinin olmama ihtimali daha yüksek.
Esasen ideolojik olarak tamamen liberteryen piyasacı ve anarko-kapitalist bir görüşe sahip olsam da bizdeki bu emlak balonu olduğu müddetçe devletin sosyal konut üretimini durmaksızın hatta arttırarak gerçekleştirmesi gerektiğine inanıyorum.
0
ezkaza
(24.10.25)
@ezkaza, abi iyi hoş da türkiye'de şu an ev sahipliği oranı nedir? kiralar ne durumdadır, maaşlar ne durumdadır? kaç insanın maaşının yüzde kaçı kiraya gidiyor? bunları da düşünmek lazım. liberteryen piyasa ve anarko-kapitalist görüş dediğin şey tam olarak buraya getirir işte mevzuyu. denetimsiz ortamda gücü eline alan virüs gibi yayılır ve söz sahibi olur. 2025 yılındayız. savaşta mıyız? çimento mu yok, demir mi yok, inşaat yapacak adam mı yok, arazi mi yok? hepsinden fazla fazla var. millet can çekişiyor. niye? şu anki piyasanın ben fazlasıyla liberteryen ve anarko-kapitalist olduğunu düşünüyorum açıkçası. sermaye sahibi şov yapıyor, emeğini satan köle gibi yaşıyor. böyle bir düzenin her şeyi kontrol eden bir kaymak tabaka oluşturması kaçınılmaz.
dediğim gibi ülkede 50 milyon fakir varsa bunların 500 bin tanesinin şans eseri ev sahibi olması genel tabloyu değiştirmiyor. ben böyle bir plan/proje yok demiyorum zaten. olur. geçmişte de oldu evet. ama yetersiz ve anlamsız. türkiye bugün her vatandaşına başını sokabileceği bir ev sağlayabilecek güçtedir ama siz de haklısınız tabii milletin yatından, katından, içeceği milyonluk şaraptan kısmak olmaz.
Neden insan iş ve sosyal arkadaşlarıyla yüz göz olmuyor da eşiyle, sevgilisiyle kavga gürültü ediyor? Yüz göz oluyor.
mahmuttt
Anlatmak istediğim işte sosyal arkadaş ortamında empatik dinleyebiliyoruz ama partnerle ilişkide aynı şekilde duygusallaşmadan kişiselleştirmeden savunmacı olmadan olaya yaklaşamıyoruz. Bir şekilde olayı kişiselleştiriyoruz sonra olay tartışma karşılıklı savunmaya dönüyor. Bu neden böyle oluyor? Ayn
Anlatmak istediğim işte sosyal arkadaş ortamında empatik dinleyebiliyoruz ama partnerle ilişkide aynı şekilde duygusallaşmadan kişiselleştirmeden savunmacı olmadan olaya yaklaşamıyoruz.
Bir şekilde olayı kişiselleştiriyoruz sonra olay tartışma karşılıklı savunmaya dönüyor.
Bu neden böyle oluyor?
Aynı ev içinde olmaktan mı, yoksa konuya duygusal taraf olmaktan mı?
Ve bunu hangi bilinçle değiştirebiliriz
0
mahmuttt (24.10.25)
Beklentilerden ötürü.
+1
osssy
(24.10.25)
diğer insanları aslında iplemiyoruz. dinliyormuş gibi yapıyoruz. yorum yapmamaya çalışıyoruz. yargılamıyoruz. ama yakınlarımıza yapmamız lazım.
0
ground
(24.10.25)
yakın olduğumuz insanlara müdahale etme yönetme kızma bağırma hakkını elimizde görüyoruz. çünkü gidemezler uzaklaşamazlar vs diye.
ama uzak insanlara kötü davranırsak müdahale edersek direkt hayatımızdan kolayca çıkıp gidebilirler bu yüzden daha temkinli yaklaşıyoruz
+3
jelly bear
(24.10.25)
muhtemel bir sebebi de yakınlarımızla organik/kan bağı var. biliyoruz ki ne kadar vurdulu, kırdılı davransak da o bağ hemen kopmayacak, nazımız geçecek, kaprislerimize veya en üst seviyedeki sinirli çıkışlarımıza tolerans gösterecek. ama elin kızı/adamı "sen kim oluyorsun da..." ile başlayan had bildirme veya seni silme aşamasına kolayca geçecek. ne sen, ne de o "gerektiğinde sinirlenme" hakkına tahammül edebilecek...
+3
m e b
(24.10.25)
kavga edecek 1500 kulvarınız eşinizle sevgilinizle:
şu fatura neden ödenmedi? çocuğu okuldan neden sen almıyorsun? akşam neden patlıcan yiyoruz? o kıza neden baktın? bu kim? annene gitmeyelim. maça gidemezsin. çok para harcıyorsun.
iş arkadaşınızla kavga edecek ancak 1 (bir) kulvar var, o kulvar da belli kurallar ile düzenlenmiş olduğu için ve ikinizin de işten atılma korkusu olduğu için çok fazla kavgaya sebebiyet vermiyor.
(iyi ki boşanmışım. yukarıda bir iki sorum yazdım ya, kanım çekildi resmen)
0
co2s2
(24.10.25)
Çok bilmediğin, tanımadığın biri sana bir şey söylediğinde arkasındaki niyeti kestiremediğin için tedbirli yaklaşıyorsun. Savunmaya geçip geçmemek konusunda bir fikrin olamıyor. Çünkü karşıdan gelen yorumun/sorunun ardında başka bir niyet var mı bunu anlayamıyorsun. Çok samimi olduğun, her şeyini bildiğin bir arkadaşın, eşin veya sevgilin bir şey söylediğinde söyleme biçiminden, ses tonundan, ufacık mimiğinden bile ne demek istediğini anlıyorsun (ya da anladığını sanıyorsun) o yüzden ne karşılık vereceğin daha net.
Biri sana bir laf edince gerçekten sana mı laf etti bilemediğin için bilinçaltında "belki de bana laf etmemiştir, kendimizi rezil etmeyelim durduk yere insan içinde" düşüncesi oluşuyor ve tartışmaktan, kavga etmekten geri duruyorsun.
+1
himmet dayi
(24.10.25)
o kadar da umursamıyoruz içten içe ya. ben en yakın arkadaşımın derdini dert edinirim ama iş arkadaşımın derdini dert edinmem mesela. anlık olarak konuşur geçersin. paylaşımın daha az çünkü hem duygusal hem genel olarak. ama aile, sevgili, yakın arkadaşla ortak paydan ve çatışma için cephen çok :)
0
chanandler bong
(24.10.25)
başkalarını olduğu gibi kabul edebiliyorum, çünkü beğenmesem bile bana ne ailesi düşünsün, eşi, çocukları düşünsün diyebilirim.
ama yanımdakiler, ailem eşim beni bağlar ve ben onlarla bir şeyleri düzeltmeleri konusunda kavga edebilirim. çünkü onların yaptığı bir yanlış bana dokunuyor veya kendisine dokunuyor, onları önemsemek zorundayım.
hiç bişey olmasa benim hayatımı etkiliyorsa kavga ederim tabii ki. hiç kavga etmediğim arkadaşımla da uzun süre aynı evde yaşasam onla da kavga edebilirim.
diye düşünüyorum.
0
ananiyimioguz
(24.10.25)
İnsan değer verdiğinden alınır, değer verdiğine kızar kırılır gücenir vs. Ama şu var, en çok evdekilere, en yakınlarına, aile bildiklerine karşı nazik ve hassas olmak gerekiyor, en çok onların kalplerini kırmamaya özen göstermek gerekiyor çünkü zor zamanda kimse yanında olmuyor ailen oluyor. Zor zamanda sana destek olmayı onlar için bir "mecburiyet" hatta "mahkumiyet" haline getirmemek gerekiyor. Bu hem kendine hem onlara saygı ve sevginin bir gereği.
Dışarıdakine daha iyiyiz çünkü ondan zarar gördüğümüzde ona zarar veremeyeceğimizi düşünüyoruz, eller iyisi olmakla kendimizi koruyoruz aslında. Ama içimizde biriken öfkeyi tepkiyi isyanı evdekilere boşaltınca evler ağusu (ağu=zehir) oluyoruz. Bu modeli çok uzun yüzyıllardır babanın anneye olan öfke kusma seanslarından öğrendik, bunun üzerinden yürüdü. Kadınlar doldu taştı, evlilik içi tecavüzdür çünkü bu, sadece şiddet değil tecavüzdür.
Beyin plastisite özelliği olan bir varlık. Değişime uyum sağlar, tam da bu sebeple evrim gerçekleşmiştir. İnsan her şeyi zihninde çözer ve başarır. İstersek bu kalıbı rahatlıkla değiştirebiliriz yani. Adım adım bile olsa kaplumbağa yavaşlığında bile olsa değişim mümkündür.
Bakış açınız ve düşüncesiniz nedir?Benim için ifade özgürlüğü sınırsızdır. Her şaka, espri ve mizah yapılır. Sadece yeri ve mekanı vardır. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi bir şey. Gerçi bu durumda ifade özgürlüğü engellenmiş oluyor ama sonuçta salyangoza talep olmaz.Birde mizah ve komedi
Bakış açınız ve düşüncesiniz nedir?
Benim için ifade özgürlüğü sınırsızdır. Her şaka, espri ve mizah yapılır. Sadece yeri ve mekanı vardır. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi bir şey. Gerçi bu durumda ifade özgürlüğü engellenmiş oluyor ama sonuçta salyangoza talep olmaz.
Birde mizah ve komedi yaparken amaç dalga geçmek, alay etmek ve küçük düşürmek olmamalıdır. Olduğunda o mizah ve komedi olmuyor, aşağılamak oluyor.
+1
put it in your appropriate place (23.10.25)
Eylemin bir 'dalga geçme, alay etme, küçük düşürme' mi olduğu, eğer öyle ise tolere edilir dozda mı olduğu konularına bir 'sansür kurulu' mu karar verecek peki?
+4
Mirket
(23.10.25)
insanın ağzından her şey tereddüt etmeden çıkabilmeli ve bu hukuki olarak koruma altında olmalıdır.
bak mesela sen daha sorduğun soruda bile kendinle çelişiyorsun.
bizim bunları kavramamıza daha 200 yıl var.
+5
yurtsuz john
(23.10.25)
@yurtsuz john;
tam olarak çeliştiğim kısım neresi? Anlamak için soruyorum. Müslüman salyangoz ikilem mi? Bundan bağımsız bizim bunları kavramamıza daha 200 yıl var görüşüne hak veriyorum.
@mirket;
sansür kurulu ve benzeri kavramlar asla olmayacak. zira sansür kurulunu kim seçecek? neye göre karar verecek? (bkz: quis custodiet ipsos custodes?)
0
🌸put it in your appropriate place
(23.10.25)
insanların duyguları kaale alınmaksızın her şey her yerde söylenebilmeli. amerika bunun uygulanışına güzel bir örnek. düşünsene istediğin herkese saydırıyorsun ve sabah uyandığında hala işinden atılmamışsın, kelepçelenmemişsin. rüya gibi.
bir de, "benim için ifade özgürlüğü sınırsızdır" "ama" aması yok işte. "sınırsız" ve "ama" aynı yerde olmuyor. "insanları incitmeyecek ölçüde insanlar kendini ifade edebilmeli" diyebilirsiniz, aksi takdirde post-modern bir anlayışta olduğunuz hâlde kendini çağdaş ve ilerici göstermeye çalışan sıradan bir anadolu insanı izlenimi veriyorsunuz.
+2
herzan
(23.10.25)
Bence bu konuda sınır şu, atıyorum biri sizi hiç alakadar etmeyen bir hassasiyet (LGBT) hakkında şaka yaptı ve güldünüz veya sorun etmediniz, o zaman sizin de hassasiyetinize şaka yapılabilir.
+2
olaylar olaylar
(23.10.25)
senin için sınırsız değilmiş.
Ben South Park ile büyüdüm. Orada söylenebilen her şeyin söylenebilmesi ve şakasının yapılabilmesinden yanayım. Küçük düşürmek olmamalı diyorsun da, mesela Saddam şeytan ile gay ilişki yaşıyordu. Bir grup insan için bi lideri küçük düşürmüş sayılabilir. Geçenlerde (izlemedim ama) Trump'ı gömmüşler bayağı. Bu olmamalı mı mesela? Zamanında tacizci rahiplerle aşırı dalga geçmişlerdi. (rahipler, çocuk taciz etmeyeni garipsiyordu) Komple dini aşağılıyor gibi bişey...
+5
nhk ni youkosu
(24.10.25)
İnsanların duyguları kâle alınmaksızın konuşulmamalı. Mizah da seviyeleri olan bir kavram, herkes her mizahı anlamaz, süt bebesine pastırma yedirmenin âlemi yok. Halbuki bu bilerek isteyerek yapılıyorsa orada kötü niyet vardır, kesin ve net. Kaos oluştuğunda suçunu kesinlikle kabul etmez bu kötülüğü yapanlar.
Mizah bir izah çeşididir ve kaliteleri, seviyeleri vardır. Zekâ gibi. Her zekâ ve her kültür her mizahı anlayacak diye bir kaide yoktur. İnsanların hassasiyetlerine saygı göstermemek kavga doğurur. Amaç buysa dilinizin kemiği olmayabilir evet.
-5
muhayyer divan
(24.10.25)
Sorun aslında kime göre neye göre sınır. Misal biri der din kutsalim, sınır. Biri der millet kutsalim sınır, biri der futbol takımım sınır, biri der cinsel tercihim sınır ohooo.
Yani sizin güldüğünüz bir şeye başkası bu soylenmemeli diyebiliyor.
+2
logisticsmanager
(24.10.25)
"her şeyin mizahı olur ama hakaret olmaması lazım" gibi bir ifade ile kanun yapmaya çalışırsanız, şunlara benzeyen bir şey yaşarsınız:
1- her çalışanın sorgusuz sualsiz grev hakkı vardır ancak kamu düzeni, devletin güvenliği gibi sebeplerle, devletin grevleri iptal etme hakkı vardır. kimse grev yapamaz hale gelir.
2- anayasada "herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir" yazıyordur ama devlet kamu düzenini falan öne sürerek hoşuna gitmeyen gösterileri iptal ediyordur.
mizah da böyle olur. devlete yetki verdiğin anda, nasrettin hoca fıkrası bile anlatamaz hale gelirsin.
+5
co2s2
(24.10.25)
Mizahı muğlak belirsiz tanımların içine hapsederseniz o mizah falan olmaz. " Toplumun değer yargılarına zarar veren" gibi bir tanımı her yerde görürsünüz. Kimdir bu toplum, kim belirlemiştir bu değer yargılarını, herkes bu değer yargılarını kabul etmiş midir gibi soruların ise yanıtını hiçbir yerde göremezsiniz.
"İnanmasan da saygı duymalısın" bu cümleyi de duyarsınız, belki siz de aynı fikirdesinizdir. Buradaki sorun "saygı duymalısın" beklentisinin yanlışlığından kaynaklanıyor. Öncelikle inanmadığım şeye neden saygı duyayım? zaten saygı duysam o fikre, görüşe yakın olurdum/inanırdım. Dünyanın düz olduğuna inanan, uçaklardan bizi spreylediklerini düşünen adamın fikrine neden saygı duyayım? Bu fikrin aptalca olduğunu söylediğimde alınıyorsan bu senin problemin?
Evet bu fikirlere saygı duymuyorum ve yeri geldiğinde en ofansif şakaları da yapıyorum. Ama mesela gidip bu fikre sahip insanları yakarak öldürmeye çalışmıyorum, yolda gördüğümde nasıl böyle düşünürsün diyerek saldırmaya, dövmeye çalışmıyorum. Çünkü saygı duyduğum şey, isteyenin istediğine inanma ve söyleme özgürlüğü; fikirlerinin kendisi değil. Ancak beklenen şey kendi fikrini bile söylememen, çeneni kapatıp sanki sen de öyle düşünüyormuş gibi davranman. Üzgünüm ama bunun adı saygı duymak falan değil.
+3
thracia
(24.10.25)
doğru içerikte her şeyin şakası yapılır benim için mahsuru yok. ricky gervais'in bi gösterisinde kanser üzerinden çok güzel açıkladığı bir örnek vardı bununla ilgili onu bulamadım ama şuna sonuna kadar katılıyorum: www.youtube.com
+1
bay b
(24.10.25)
@nhk ni youkosu Ben de gençliğimi South Parkla geçirdim. Haziran 2022ten beri Family Guy izledim Mizaha bakış açıma etkileri çoktur.
@thetruenorthstrongandfree1 Söylediklerinizde dalga konusu göremedim açıkçası. Sanırım dalga geçmek alay etmekle düşündüklerimiz aynı değil. Orada olsaydım ben de gülerdim muhtemelen.
Düşüncelerime gelen eleştirileri hak veriyorum. Sanırım kendimi yanlış ifade etmiş olabilirim. Dalga geçmek, alay etmek ifadeleriyle aklımıza gelenler aynı değil sanırım. Şöyle ifade edeyim; ego tatmini sağlamak ve prim sağlamak amacıyla küçük düşürmeye çalışmaya karşı olduğumu söyleyim.
hassasiyet, değer ve kutsal hakkında yapılan mizahlara ve komedilere güldüğüm çok oldu, oluyor ve olmaya devam edecek. Bundan dolayı benim hassasiyetime, değerime ve kutsalıma yapılan mizahlara ve komedilere de gülüyorum. Başkasına yapılırken iyiydi, bana mı yapılınca mı kötü oldu?!?!?11
Yoksa gelen cevaplardan hemen hemen aynı fikirde olduğumuza kanaat getiriyorum. Her şeyin mizahı vardır.
0
🌸put it in your appropriate place
(24.10.25)
İnsanlar saldırganlıklarını mizah adı altında gizlemediği ya da benzeri kendine yapıldığında "foşik" diye ağlamadığı sürece her konuda mizah yapılabilir. Kişiye yönelik olanlarda ise karşıdaki kişiye doğrudan yapılan mizah, karşıdakine bağlı. Rahatsız oluyorsa uzatmamak lazım ama dolaylı yoldan yapılan için ise sınırlar biraz bulanık.
Örneğin bir arkadaşınızın yüzüne karşı yaptığınız espri onun izin verdiği kadar ağır olacakken, internette yapılan bir paylaşıma ya da internette ünlü olmuş birine yönelik espri sınırları daha esnek olmalıdır. Paylaşım sahibinin sınırları aşılabilir.
SelamBugün kuaförüm (kız) bir maddeden bahsetti ama bağımlılık yapmıyor zararlı bir madde değil değil. İçince kafa uyuşuyormuş kişi gevşiyormuş vs. Yani bugün sigara ve alkol dahi zararlıyken insanı gevşetip kafa uyuştıran bir ot (ot dedi kız) nasıl zararsız olur onu anlayamadım. Kuaför olduğu için
Selam
Bugün kuaförüm (kız) bir maddeden bahsetti ama bağımlılık yapmıyor zararlı bir madde değil değil. İçince kafa uyuşuyormuş kişi gevşiyormuş vs.
Yani bugün sigara ve alkol dahi zararlıyken insanı gevşetip kafa uyuştıran bir ot (ot dedi kız) nasıl zararsız olur onu anlayamadım. Kuaför olduğu için de kıza soramadım haliyle. Size sorayım, böyle bir şey var mı, hem zararsız be bağımlılık yapmıyor hem de gayet kafa uyuşturup insanı rahatlatıyor falan. Bu bana çok mantıksız geliyor da.
0
muhayyer divan (22.10.25)
Belki passiflora (çarkıfelek) otundan bahsediyordur. Eczanelerde şurup ya da hap halinde de satılıyor. Sinirleri gevşetiyor, kafada kurmaya vs iyi geliyor ama çoğu insana etki etmediğini okudum bende kullandım sinirlerim yatışsın diye bana da çok etkisi olmadı sadece rahat uyumamı sağladı. Onun haricinde bir şeyse imkansıza yakın yani bağımlılık yapmayan ve kafa uyuşturan bi otun varlığı
-1
mermaidd
(22.10.25)
O*ta da zararsız diyor o kitle. Gerçi şu an piyasada yok paraya satılan maddelerin yanında bu dediğim şey bayağı "zararsız" kalıyor.
Öyle bir madde hiç duymadım. Passiflora vs olabilir ama herkeste etki edecek, bağımlılık yapmayacak ve gevsetecek... Zor.
-1
sekizdokuzon
(22.10.25)
@im gonna mate çayı
0
messina123
(22.10.25)
Keyif verici her maddenin bağımlılık yapma potansiyeli var, eğer psikolojik bağımlılıktan bahsediyorsak. Zararsızdan kasıt ne, o da önemli. Mesela kola bağımlısı bir insan, şeker tüketiyor; zararlı. Fizyolojik olarak bağımlılık yapmıyorsa da psikolojik bağımlılığı var.
Otun da çok çeşidi var, doğalı var kimyasalı var genetiğiyle oynanmışı var. Fizyolojik bağımlılık kısmı tartışılıyor türüne göre ama psikolojik olarak, eğer seni olduğun moddan bambaşka bir moda çok hızlı ve keskin geçiriyorsa, geçtiğin modu hep korumak için tüketmek istiyorsun. Al sana bağımlılık.
Ama "sosyal içici" olarak ot tüketip bağımlı olmayan çok insan da var. Bunların bir alt basamağı olup, mod değişimini keskin yapmayıp keyif verdiği söylenen çeşitli otlar var. Snus var avrupada, özünde tütün kesesi. Onun tr muadilleri de var. Güney Amerika'daki örneğinden yukarıda bajsedilmiş.
Sözün özü, nereden baktığına göre değişiyor soruna cevap.
+1
Bruce
(22.10.25)
bahsettiği tür bir şeyin hukuken suç oluşturmaması mümkün değil bence Türkiye sınırları içerisinde.
0
Sadece soruyorum
(22.10.25)
Kuaför ek iş olarak torbacılık yapıyor olabilir mi?
+11
Mirket
(22.10.25)
yaw ben de kuafor şarap ikram edince havaya giriyordum, neler varmis<33 "ic ya bi sey olmaz"
Gümüş ons şu anda gün itibariyle %7,23 düşmüş durumda ve göstergeler düşüşün devam edeceği yönünde. Kısa vade için alınabilir zaman değil gibi duruyor. Uzun vade için diyorsan alınabilir tabi. Fiziki gümüşte alım satım arasındaki makas altındaki gibi değildir çok daha fazladır. Hava ile teması zaman içinde kararmasına neden olur. Gümüş hesabı açan bir banka veya aracı kurumdan kaydi gümüş almanı veya borsada işlem gören GMSTRf adlı borsa yatırım fonunu öneririm.
0
Mirket
(21.10.25)
2021de 7 lira civarıydı gramı. ufak ufak almıştım. şimdi baktım 2023 ekimde 19 liradan bozmuşum. şu an gramı 70 tl. düz mantıkla uzun vadede kazandırıyor demek ki.
0
elorelia
(22.10.25)
Şu anda fiyat yüksek doğal olarak, öncesinde senin de aklında yokken şimdi almayı düşünüyorsan bil ki çoğunluk böyle düşünüyor, Altına nazaran çıkışı da iniişi de daha serttir gümüşün. Saklama imkanın varsa daima fiziki önceliklidir.
0
kumandanim
(22.10.25)
Kardeşim ve öğretmen sevgilisi yapabildiklerinde ya altın ya da gümüş alıyorlar. Demek ki mantıklı. Gelir çok kısıtlı çünkü.
0
muhayyer divan
(22.10.25)
değil tabii ki de. son dönemde çok fazla arttı.
0
biravekahve
(22.10.25)
Altın ve gümüş türk lirası ile değerlendirirsen çok süper diyebilirsin belki. Dolar olarak bakarsan 2011 yılında gümüş almış olsaydın aynı değere yeni ulaşıyor olacaktın. Kısacası 14 sene boyunca paran ölü durumda olacaktı. 2020 yılında alsan aynı fiyata gene 2025te gelecekti. 2000 öncesine hiç girmiyorum çünkü orası resmen katliam. Daha dolar enflasyonu falan katmadik işin içine.
Böyle sağdan soldan duyulan şeylerle girip sonra 2020-2025 arası ya da 2011 2025 arası yaşayıp psikolojik olarak normal olacaksaniz alın. Yok ters dönerse kafayı yiyecekseniz tabiki girmeyin. www.macrotrends.net
0
logisticsmanager
(22.10.25)
yazın düşükken ben de aldım. ama şu anda düşüşe geçtiği için şu an almak mantıklı değil. yutubdan yorumlarını takip edip en dibe geldiği zaman almak mantıklı. şu an alma bir iki hafta boyunca düşer ve zarar edersin.
Kızılay'ın güncel durumu nedir? Kan bağışı yapalım mı?
brkylmz
Eskiden çokça yapardım, son olaylardan sonra ve bir kaç şahsi gözlemimin ardından iyice midem bulandı ve bırakmıştım kan vermeyi.Yanlış mı yapıyorum? Maddi yardım etmesek de kan vermeye devam mı?
Eskiden çokça yapardım, son olaylardan sonra ve bir kaç şahsi gözlemimin ardından iyice midem bulandı ve bırakmıştım kan vermeyi.
Yanlış mı yapıyorum? Maddi yardım etmesek de kan vermeye devam mı?
+1
brkylmz (21.10.25)
Kan kesinlikle vermiyorum. Bir daha vereni üçyüz beşyüz üçyüz beşyüz
+1
muhayyer divan
(21.10.25)
Pireye kızıp yorgan yakmayın arkadaşlar. Kızılaya kızıp muhtaç insanları cezalandırmayın.
0
Mirket
(21.10.25)
aynı hala, bir şey değişmedi
0
deartheodosia
(21.10.25)
mirket'in takıldığı noktaya takılıyorum ben de. bir yandan da birilerinin bu duyguyu sömürüp bir işler çevirmesi canımı sıkıyor.
0
🌸brkylmz
(21.10.25)
Hayrına Ver. Hayır yapmam diyorsan da Bi yakının ihtiyacı olursa senin kan kredinden ücretsiz kullanabilir. Kendç sağlığın için yine ver.
0
luluki
(21.10.25)
tam olarak bilmemekle birlikte bir listede kan grubum yazılmış ve dağılmış sağa sola (sektör içinde)
yılda en az bir kez birisi arayıp "ben bilmem ne firmasından bilmem kim, sizin kan grubunuz sıfır negatifmiş, bizim bilmem kim hastanede, sizin kandan lazım, yardımcı olmanız mümkün müdür?" şeklinde bir şey soruyor. ben de yarı yalan yarı doğru "kan verdikten sonra başım dönüyor, araba kullanamıyorum, araç gönderin aldırın beni, veririm kan" diyorum.
yani yılda en az bir kez kan veriyorum.
0
co2s2
(21.10.25)
Kan veremiyorum. Ama verebilseydim düzenli bağışlardım. Kan insani bir ihtiyaç. Politik olamayacak kadar ciddi bir mesele. Bunu anlayabilmek için umarım kan ihtiyacı duymaz kimse.
0
ezkaza
(21.10.25)
@Mirket ve @brkylmz
Şahsen derdim eskisi gibi hastaya doğrudan kan verememek. Benim kanımı başkasına veriyor ve kime gittiğini bilmiyorum. Yaşamsal sıvımı veriyorsam kime vereceğimi seçmek benim hakkım ve bu hakkın elimden alınması, bir de üstüne bugüne kadar öğrendiğimiz pislikler, bir de bilmediğimiz daha kim bilir niceleri varken ben o kuruma kan bağışlamam, para da bağışlamam, bunları yapanları da açıkçası düşüncesiz bulurum en hafif tabirle.
Bir yerde düzenli olarak karşılaştığım ve beğendiğim bir kız var. Instagram/telefon nasıl isteyebilirim? Şu ilk adım konusunu çözsem gerisi benim için çok kolay. Bu adım bana çok zor geliyor. Ciddi ciddi nerede nasıl tanışıp sevgili oluyorsunuz? Sevgilimin olmamasından sıkıldım. Mantıklı fikirler is
Bir yerde düzenli olarak karşılaştığım ve beğendiğim bir kız var. Instagram/telefon nasıl isteyebilirim? Şu ilk adım konusunu çözsem gerisi benim için çok kolay. Bu adım bana çok zor geliyor. Ciddi ciddi nerede nasıl tanışıp sevgili oluyorsunuz? Sevgilimin olmamasından sıkıldım. Mantıklı fikirler istiyorum. Sağ olun.
-10
arbre (20.10.25)
hocam sen her gün neden birine aşık oluyosun. hızına yetişmek çok güç.
+18
koela
(20.10.25)
insanlar yüzyüze görüşebilmek için iletişim bilgisi ister sen zaten yüzyüze olduğun biriyle flörtü online a taşımak istiyorsun
Flörtün, sohbetin gerçeği ve heyecanı yüzyüze olur, buradan devam etsene
+8
grimavi
(20.10.25)
Tanımadığın insanlara yaklaşıp instagram istemek Türkiye'de işe yaramaz. Anında sapık olarak etiketlenirsin. Düzenli olarak karşılaşıyorsan önce birkaç kez ayaküstü sohbet edecek ortamı yarat. Ondan sonra tepkisine göre instagram istersin. Nasıl bir ortamda karşılaştığını bilmediğimiz için ne konuşman gerektiğini biz söyleyemeyiz.
+7
synesthesia
(20.10.25)
önce bi yerde kahve içelim mi /yemek yiyelim mi diye sor, onun da niyeti varsa evet der, orda iletişim bilgisi alabilir miyim diyip alırsın. olacağı yoksa da bi gerekçe bulup reddecektir zaten.
+1
beatbox yapan metalci
(20.10.25)
@grimavi çok kafa adamsın ha. +1
@arbre Sen sürekli birilerine yürümeye çalışıyorsun ama sürekli olarak ilk adımda donuyorsun farkında mısın, burada ciddi stres olduğu zaman donar insan (3 tepkiden biri kaçma biri savaşma biri donma). Bence savaşma tepkisine evrilmen lazım, git insani iletişim kur. Evet durduk yere kendini tanıtmak ve onu tanımak istediğini söylemek büyük bir şey ama bu donma işini aşmazsan kuruyup gidersin Allah korusun arbre 😋
+2
muhayyer divan
(20.10.25)
algoritmalara guven @arbre. kzila yeterli siklikta ayni ortamda ayni duzende bulunursan, algortma tanrilari sana kizi onerecektir.
Ev/araba anahtarını veya önemli bir şeyi sokaktaki yağmur gideri veya benzer bir yere düşürdüğünüz hiç oldu mu? Geri alabildiniz mi?Bundan korkuyorum bazen ama milyonda bir olan bir olaysa korkmayı bırakayım.
Ev/araba anahtarını veya önemli bir şeyi sokaktaki yağmur gideri veya benzer bir yere düşürdüğünüz hiç oldu mu? Geri alabildiniz mi?
Bundan korkuyorum bazen ama milyonda bir olan bir olaysa korkmayı bırakayım.
0
michael_knight (18.10.25)
Başıma bir defa aşiri saçma bir şey gelmişti. Üniversitede sınav günüydü. Duvarın dibbindeki sırada oturuyorum. Yanlış hatırlamıyorsam sınav esnasında çantamın fermuarini açik unutmuşum çantamdan telefonum yere düştü. Tam duvarın dibinde o kadar ince bir boşluk var ki. Telefonumun ekranı ikiye ayrılıp ekran gitti oraya. Tüm sınav bunun stresiyle geçti. Görevli birini buldum aşagilara gitti bı yerleri açtı vs nihayet buldu getirdi. Tabii artık çalışmaz haldeydi ama yani demem o ki gerçekten ne zaman nerede neyi dusurecegimiz hiç belli olmuyor :s
+3
egerbiryolcu
(18.10.25)
Korkmayı bıraksan daha iyi değil mi?
Ben de her gün hatta günde 2 kere kedilerin üstüne kaynar su dökmekten korkuyorum. Çünkü kendilerini inaan veya bizi kedi sanıyorlar ve bizim kurallarımızı uygulamaları gerektiğine inanıp her sofrada muhakkak boş bir sandalye/tabure yakalayıp oturuyorlar. Çayı sofraya koyarken mutlaka üstlerinden geçmek gerekiyor ve ben her seferinde zihnimde hayalen onları koruyorum, her seferinde.
Benim de bu korkuyu bırakmam gerekiyor ama nasıl bırakılır bilemiyorum 🥹
0
muhayyer divan
(18.10.25)
Hayır düşürmedim ama düşürsem de çilingir ya da yol yardım çağırmak o anahtarı kanalizasyondan çıkarmak daha kolay gelir bana, o yüzden düşse de dünyanın sonu değil.
0
titanic kemancısı
(18.10.25)
dik bir yokuştan çıkıyordum, kaldırım da düz değil uzun basamaklı merdiven şeklinde (pxhere.com şöyle). airpods var kulağımda ama sol tekinin şarjı çabuk bitiyor, tam ordan çıkarken şarjı bitti. cebimden kutusunu çıkarıp kutusuna koydum ve kutu yere düşüp aşağı doğru yuvarlanmaya başladı. biraz sövüp peşinden indim ama bu merdiven basamağının oralarda bakımsızlıktan çukur oluşmuş oraya düştü. ama küçük bir şey değil, kara delik gibi dipsiz kuyu. telefonun ışığıyla baktım hiçbir şey gözükmüyor. neyse yapacak bir şey yok diye yürümeye devam ettim. sağ kulağımda airpods'un teki, eve gidene kadar müzik dinledim. kutusu olmadığı için son kullanışımdı, hala duruyor öyle...
+1
duguit
(18.10.25)
düşürdüm ama alabileceğim bir yerdi. ama alamayacağım yerlere düşürmekten çok korkuyorum. özellikle araba anahtarımı.
0
co2s2
(18.10.25)
sokaktaki bir deliğe değil ama asansör kapısının arasından aşağı düşmüştü. çok absürt bir düşüştü. bir milyon kere denesem olmayacak şey bir anda oldu. anahtarlık elimden kaçıp yerden sekip asansörün kapı aralığından aşağı düştü. kapıcıyla zemin kattan girip aldık.
böyle bir korkun varsa evinin yedek bir anahtarını ev olmayan bir yere koy. okulda, öğrenci yurdunda, iş yerinde.. artık neresi müsaitse... böylece başına en kötü şey gelse bile için rahat olur.
0
tabudeviren
(18.10.25)
Başıma gelmedi. Ama düşürürsem mıknatısı ipe bağlayıp çözmeye çalışırım sorunu.
0
twelfth
(18.10.25)
@tabudeviren, evin anahtarı kopyalanamıyor, güvenlik vs. Ev sahibinden istemek gerekiyor. O yüzden bir kopya daha yapamıyorum. Araba anahtarı zaten fena bir bela.
En bi korktuğum bir senaryo da mesela on saniye sonra gideceğim diye arabayı bir şeyleri engelleyecek bir yere bırakmışken anahtarı düşürmek.
Hevessizlik yaşıyorum sosyal olarak. Bu geçici bir şey mi?Bir kız arkadaşım kafeye gidelim dedi ama olabilir deyip geçtim. Ne zaman demedim, beğendiğim bir kız aslında. Konuşunca, yazınca cevap vermek gelmiyor içimden. İlginç olan seviyorum onu ama enerjim yüksek değil. Bazen kimseyle konuşmak istem
Hevessizlik yaşıyorum sosyal olarak. Bu geçici bir şey mi?
Bir kız arkadaşım kafeye gidelim dedi ama olabilir deyip geçtim. Ne zaman demedim, beğendiğim bir kız aslında. Konuşunca, yazınca cevap vermek gelmiyor içimden. İlginç olan seviyorum onu ama enerjim yüksek değil. Bazen kimseyle konuşmak istemiyorum. Uzun süredir sevgilimin olmaması (1 yıl), flörtlerden sıkılmam nedeniyle aslında çok istekliyim ama bu şekilde mümkün değil. Çünkü içimden konuşmak gelmiyor. Flört olsa bir şekilde biter, sevgili olmayız, zaman kaybetmeye, çaba harcamaya gerek yok deyip bırakıyorum. İş, spor, içine kapanık olarak yaşamaya başladım. Normalde esprili, konuşan bir insanım. Nasıl düzelir bu? Ya da düzelmeli mi? Sağ olun.
-5
arbre (18.10.25)
Tam "bilinçaltı direnç mi gösteriyor acaba" derken "Flört olsa bir şekilde biter, sevgili olmayız, zaman kaybetmeye, çaba harcamaya gerek yok deyip bırakıyorum" cümlene rastladım. Evet bilinçaltında direniyorsun ilişkiye. İletişim kurmaya. Reddedilme başarısızlık korkusu yaşıyorsun, belki daha fazlası da vardır. Bence kendini zorla ve git, dene bakalım ne oluyor ne olmuyor. Düzelmesine gerek olup olmadığına böyle karar versen daha iyi olur gibi.
0
muhayyer divan
(18.10.25)
Geçici ama geçmesi için de kendinizi çok darlamayın bazen bunu da yaşamak gerekiyor. İnsan her zaman heyecanlı aktif hevesli olmuyor düşüşe de geçebiliyoruz. Zamana bırak baktın çok uzadı yavaştan bir şeyler yapabilirsin ufak adımlar atabilirsin. Çok benzer bir ruh hali içindeyken birden çıkıverdim o buhrandan özel bir şey yapmadım tamamen tesadüf oldu. Bir adım attım bunu adım atmak için atmadım birden oldu kendiliğinden ve bazı şeyleri ne kadar özlediğimi fark ederek harekete geçtim. Ufak ufak adımlar birbirini tetikliyor yavaştan toparlamaya başlıyorsunuz.
Şahsen yıldızların dağınık olması yerine eğer hoşuna giderse omuz bölgende toplansa daha hoş gözükür. Özellikle kayan bi yıldız da eklenirse bayağı hoş durur gibi geldi
0
mermaidd
(18.10.25)
Yaptırmayı düşünüyorsanız başkalarının düşüncelerini en azından belli bir yaşın üstündeyseniz çok takılmayın bence. Sadece genel bir soruysa çocukluk diyemem ama biraz böyle nasıl derler hani 35 kilo üniversite birinci sınıf kafası gibi.
0
mutekebbir
(18.10.25)
niye diri vicıtlarınza dövme denen sakalet şeyi yaptıryürsünüz ha? erkekte çirkün kadında daha da çirkün yapmayınız böyle şeyler
-4
deranzo1
(18.10.25)
çok varoş buldum.
kadın olsam bu kadar güzel üst vücudumu serbest bırakırdım.
+2
yurtsuz john
(18.10.25)
Dövme olayını komple varoş buluyorum(kişisel görüşüm). Bu ama kendi içerisinde ekstra varoş geldi gözüme
-1
Sermet Hörmet
(18.10.25)
Olmasa da gayet iyiymiş bence de. Ama şahsen ben yaptıracak olsam ufak ,3 lü bir grup tercih ederdim omuz başı gibi.ya da gene ufak bir takımımız grubu,büyük ya da küçük ayı gibi. Çocuksu bir görüntü yok, ancak dağınık görüntü hakkaten bazı insanlara rahatsız edici gelebilir. Yine de siz böyle beğenip yaptırdıysanız artık ,kimseye laf düşmez.
uzaktan bakınca ben gibi görünüyor. dağınık durması hoş olmamış. ayrıca çocuksu da durmuyor. dövmede varoşluk durumu yaptırılan yere ve dövmeye göre değişir. köprücük kemiği altına yazı, göğüs üstüne-çatala, bele, üst bacak ön-arka gibi yerler net varoş ve eskort dövmesi yerleridir.
0
my fault
(18.10.25)
Herkes sen yaptırmışsın gibi cevap vermiş ama sen değilsin di mi? Kötü
0
benaslindayohum
(18.10.25)
kekolarla tiktok videoları çeken kız dövmesi.
0
Başka
(18.10.25)
bence gayet güzel
0
co2s2
(18.10.25)
Fikir güzel ama uygulama değil. Belirli mesafeden her zaman ben ya da leke gibi gözükecek. Yaklaşınca da dağınık ve pek anlamı yok gibi gelecek.
Soruma herkes cevap verebilir ama özellikle erkekler cevaplarsa sevinirim. İlişki bittikten sonra karşı tarafın size ulaşmayacağını bildiğiniz halde neden engelliyorsunuz? Bu bende dahil birkaç arkadaşımın başına geldi ve aşırı garipsiyorum. Amaç ona ulaşmamak için kendinizi durdurmak mı?
Soruma herkes cevap verebilir ama özellikle erkekler cevaplarsa sevinirim. İlişki bittikten sonra karşı tarafın size ulaşmayacağını bildiğiniz halde neden engelliyorsunuz? Bu bende dahil birkaç arkadaşımın başına geldi ve aşırı garipsiyorum. Amaç ona ulaşmamak için kendinizi durdurmak mı?
0
mermaidd (18.10.25)
genellikle nefret odaklı oluyor. hiçbir eski sevgilimi engellemedim ama engelleyecek noktaya gelip boşver deyip geçmiştim. ya da küçük bir ihtimal çevremde gözlemlediğim oltalama taktiği. ergence karşı tarafa sana artık ihtiyacım yok şansını kaybettin mesajı verme çabası.
+2
steve rogers
(18.10.25)
Kendini durdurmak için ayrıldığı kadını benim telefonumdaki WhatsApp hesabından onu engelleyip numarasını silen (benim iznim olmadan) bir erkek oldu. İş arkadaşım.
Daha çok kendini durdurmak için ama geçmişteki sert tecrübelerden kaynaklı olarak tedbir alanlar da var.
0
muhayyer divan
(18.10.25)
@muhayyer divan bende seninle aynı fikirdeyim çünkü 3-4 aydır iletişimimiz yok bi baktım her yerden engellemiş beni buna whatsapp'da dahil.
+1
🌸mermaidd
(18.10.25)
Yeni sevgilimin yanindayken mesaj gelmesin diye engellerdim ben sosyal medyam olsa.
+1
duster
(18.10.25)
Asiyim hırçınım yakarım bu gezegeni mesajı veriyor işte. Yetişkin olmayan davranışlar
0
beyfendi
(18.10.25)
@beyfendi annemle yıllardır tanışırlardı. Kadın hal hatır sormuş kadını da engellemiş. Hadi beni engelledi kadından ne istedi onu anlamadım
0
🌸mermaidd
(18.10.25)
Hiç kimseyi engellemedim, yani bir tecrübe aktaramam ama şu var, engellemesine gerek yok ya, aynı şekilde enhellememesine de gerek yok. Yani şu sebepten engellemis yazınca o sebebi ortadan mi kaldıracaksın? Ararsın diye engellemiş mesela, diyorsun ki aramam. Ama oturup bakmışsın ve engellediğini anlamışsın, neden aramayasin? Kısaca senin için önemli olmaması gereken bir kişinin davranışlarına çok da kafayı takmamak lazım, kendi davranışlarını kontrol etmeye çalış.
+2
kisa
(18.10.25)
Manita yapmıştır ondan çekinip engellemiştir.
0
Bruce
(18.10.25)
@kisa ben geçen günlerin hatırına engellememiştim. Hakkını yiyemem zor zamanlarda ikimizde birbirimizin yanında olduk ama şaşırdım yaptığına. Özellikle annemi engellemesine bayağı nefret etmiş benden anlaşılan
-1
🌸mermaidd
(18.10.25)
Tamam işte, belli ki normalde senin de yaptığın bir şey bu. Bu seferki senden önce yapmış. Asıl kızdığın - bu sefer engellemedim onda da çocuk beni engelledi-- kızgınlığı olabilir mi? Burada nefret olmak zorunda değil, bir anlama oturmak zorunda da değil. saçını kesmesiyle seni engellemesi aynı, seni etkileyen bir eylem yok, sen adamın yaptığı eylemi kendine etki olarak alıyorsun.
-1
kisa
(18.10.25)
30 - e her ayrılık sonrası yaklaşık ilişki süresinin yarısı kadarlık bir toparlama sürecim oluyor, o kişiyi tamamen hayatımdan çıkarmak, bu toparlama sürecine fayda sağlıyor. amaç; sağda solda karşıma çıkmasın, bende aynı hisleri tekrar uyandırması muhtemel şeyler yazmasın, doğum günü vs kutlamasın, benden uzak olsun. bu nedenle "arkadaş olarak kalalım" cümlesinin de bende bir karşılığı yok. ben o kişinin sevgilim olmasını yada hayatımda olmamasını istiyorum, ortası bir seçenek istemiyorum. son olarak ayrılık sonrası imalı paylaşımlara da gelemiyorum, aslında engellemediğiniz her eskiye bir açık kapı bırakıyorsunuz. İster istemez neler yaptığını takip etmek zorunda kalıyorsunuz. Eyyorlamam bu kadar.
+3
yap desem yapmazsin he
(18.10.25)
E tepki göstermek istiyor. Bağırıp çağıramıyor
0
benaslindayohum
(18.10.25)
tekrar kandırılmamak için.
0
mikahakkinen
(18.10.25)
engellemiyorum.
ama rahatsız ederse engelleyebilirim.
0
gurur
(18.10.25)
@gurur +1
0
co2s2
(18.10.25)
Son on yılda gerek flört/platonik gerek sevgili anlamında sadece bir kişiyi engelledim. Bunun nedeni de hanımefendiye ben ilgi duyduğum halde yazmazken ısrarla ve inatla (şu ya da bu sebeple) arkadaş kalmak istemesiydi. Ki ben böyle bir şey istemediğimi çok net biçimde ifade etmiştim kendisine. Yine de belli bir zaman geçtikten sonra tekrar engelini kaldırdım.
-1
rakicandir
(19.10.25)
yap desem yapmazsin he +1500 kelimesi kelimesine katılıyorum. tam nokta atışı. ben de o şekilde düşünüp engelliyorum.
3 ex flörtüm, benimle bir ilişki istemediler ve konuşmayı kestik. nasılsa yazmazlar diye düşünüp engellemedim. direkt sildim numaralarını yani sadece. 3'ü de 1 yıl içinde yazdı ve beni rahatsız ettiler.
engellememek pişmanlıktır.
----
bazen trip olsun diye engellenir çocukça hislerle. "sen de benim umrumda değilsin al işte gör yüzünü bile görmek istemiyorum" mesajı verir engelleyerek. iletişim yollarını, tüm kapıları kapatır ve sende kaybetme duygusunu oluşturmak ister. çok kırgın olduğunu bu şekilde göstermek ister. seni suçlu hissettirmek ister. bazen de gerçekten tamamen bittiğini ve hiçbir şekilde geri dönüşü olmayacağını bilmeni ister ve bunun için engeller.
--- annenizi engellemesi de normal. size dair hiçbir şeyi hayatında görmek ve duymak istemiyor olabilir. kimseyle arkadaş kalmak zorunda değil. anneniz de ona muhtaç değildir zaten. umursamanız hata. belki de siz yazdırdınız diye düşündü ve rahatsız oldu. belki de yeni ilişkiye başladı ve size dair bir şeyin şu anki ilişkisini kötü etkilemesini istemedi.
benim de öyle bir eski sevgilim var. baya 7 yıl önceki sevgilim. kötü günlerimizde yanımızda olduk. ama kendisi beni aldattığı için bitti, asla da geri dönüşü olamaz, hiçbir türlü duygum hiç kalmadı. ancak arkadaşlığımız iyiydi. aldatması sebepli öfke dolu zamanlar geçince dedim ki, işin düşerse arayabilirsin (cinsel anlamda değil asla) ama sevgilim varsa bana ulaşamazsın, seni engellemiş olurum. ben de seni işim düşerse (cinsel anlamda değil asla) ararsam eğer sevgilin varsa mutlaka beni engellemiş ol sana ulaşamayayım. çünkü bir gereksiz muhabbet yüzünden ilişkilerimizden olmayalım. 7 yıldır 7 kere işimiz düşmedi tabii.
0
art cat chocolate
(19.10.25)
@art cat chocolate elbette yazdıklarınıza katılıyorum. Annem tamamen insaniyet göstermiş çünkü dediğim gibi evimizin ferdi gibiydi ortada gerçekten benim yazdırmam gibi bir durum söz konusu değil ama öyle düşünmüş olabilir. Bende onu görmemek için tüm sosyal medyalarımı kapatıp yenisini de açmadım. Hayatında biri olduğu için de yapabilir bir çok ihtimal var. Aklıma takıldığı için duyuru sakinlerine sormak istemiştim
sinsi windows güncelleme var yeniden başlat da yükleyek diyor ama ben şu an win 10 kullanıyorum. bildiğim kadarıyla buna sunulan destek bitti. sistem win 11 uyumlu mu ondan bile emin değilim, zaten imkanım olursa 3-4 bilemediniz 5-6-7-8 ay sonra yeni bilgisayar almak niyetindeyim, o zamana kadar win
sinsi windows güncelleme var yeniden başlat da yükleyek diyor ama ben şu an win 10 kullanıyorum. bildiğim kadarıyla buna sunulan destek bitti. sistem win 11 uyumlu mu ondan bile emin değilim, zaten imkanım olursa 3-4 bilemediniz 5-6-7-8 ay sonra yeni bilgisayar almak niyetindeyim, o zamana kadar win 10'la devam etmek istiyorum.
bu son güncellemeyi kurayım mı veya içeriğine nereden bakabilirim bunun? "sana son bir güvenlik güncellemesi kardeş..." mi diyor? yükleyince zart diye "win 11 kur ben dükkanı kapattım" filan demesin?
0
der meister (17.10.25)
Diyebilir. Hatta tam da onu demesini sağlayan bir güncelleme de olabilir. Ben parasını verdiğim w10'umu böyle kaybettim mesela. Bence güncellemeyi kurma.
0
muhayyer divan
(17.10.25)
Demez, diyemez. Geçiş için onay tiki gerekir çünkü yükseltmenin riski var.
0
artıküyeolmakistiyorum
(17.10.25)
ben tüm güncellemeleri yükledim win10 için, bir şey de olmadı. zaten knowledge base kodu yazar her birinde, onu aratırsan neyle alakalı olduğunu görebilirsin.
O kadar yalnızım ki kimseyle tanışıcak ortamım olmuyor. iştekiler yaşça büyük evliler çok sosyalleşmeye yanaşmıyorlar. bulunduğum yerde çok az insan yaşıyor. Normal kız arkadaş bile bulamıyorum insan ne kadar yalnız yaşabilir bu kadar? hobi kursuna gidin demeyen tango salsa yapan erkekler hiç tarzım
O kadar yalnızım ki kimseyle tanışıcak ortamım olmuyor. iştekiler yaşça büyük evliler çok sosyalleşmeye yanaşmıyorlar. bulunduğum yerde çok az insan yaşıyor. Normal kız arkadaş bile bulamıyorum insan ne kadar yalnız yaşabilir bu kadar? hobi kursuna gidin demeyen tango salsa yapan erkekler hiç tarzım değil. resim sevmem. spor da yapacak enerjim yok. ahşap boyama, kil, doğa yürüyüşleri de tarzım değil. yalnız bu kadar nasıl yaşayabilirim?
+1
ashleybon (17.10.25)
Kendi adıma konuşursam, yürümek. Doğa yürüyüşü falan değil, direkt dümdüz yürümek. Nerede olduğu önemli değil.
Saatlerce yürürüm. 3 saat kesintisiz yürüdüğümü biliyorum. Takıyorum kulaklığı, eve gitmemek için yolu uzattıkça uzatıyorum. Ne zaman evde bunalsam çıkıp min 1 saat yürüyorum. Hatta bunu 2 günde bir yaparım.
Yürümek bence bir “coping mechanism”, ya da stimuli. Benim için işe yarıyor.
Yürümenin felsefesi, diye bir kitap var. Tavsiye ederim. diğer yürüyüşçüleri anlatıyor. Mesela bir yerde nietzsche’yi anlatıyor. Sonu gelmeyen yürüyüşler yaparmış. Bir yer de Rousseau’dan bahsediyor, o da aynı. Bu kitapta anlatılan kişilerin ortak özelliği de fazla yalnız olmaları.
Yürüyüş derken; trekking gibi şeylerden bahsetmiyoruz. Su mataranı al, yürüyüş ayakkabılarını giy, böyle değil. Bu spor. Sadece yürümekten bahsediyorum.
+1
substituent
(17.10.25)
Yalnızlık çok da kötü bir şey değil öncelikle, madem tüm olası önerilere direkt olarak kapıları kapatıyorsunuz yalnızlığınızla barışıp mutlu olmaya çalışın. Yürüyüş önerisine o kadar katıldım ki insanın kendi kendine yapabileceği en güzel aktivitelerden biri ki ben yalnız yemeğe gitmeyi, sinemaya, konsere gitmeyi de çok severim bunları da öneririm. Naçizane bir önerim de iş yerindeki insanlarla ilişkinizi sadece işte tutmanız iyi bir şey onlarla sosyalleşmek zaten gereksiz buna hiç takılmayın.
+2
mutekebbir
(17.10.25)
Konuşmayı seviyorsan konuş. Ben 8 yıl Elazığ'da yaşadım, gittiğimde 25 yaşındaydım ve bir Allah'ın kulunu tanımıyorum, memuriyete başlamıştım ve kız başına doğuda yapayalnız kalabilmek için eve kapanmıştım, İnternete sarmıştım, sözlüğe sarmıştım, çok dertler dinledim çok kişiyi intihardan çevirdim çok kavgalar ettim çok muhabbetler ettim... hem ben şifalandım hem yapabildiğim kadar çok şifa vermeye çalıştım. Belki sana da iyi gelir bu. Veya başka, daha yüzeysel konuşmalar. Seslendirme olur, birinin sosyal medya danışmanlığı olur...
0
muhayyer divan
(17.10.25)
Dünyada artık adult loneliness diye bir kavram var artık, kadın erkek farketmiyor
+1
grimavi
(17.10.25)
Spor enerji
Belirgin değişim yaşadım Kızlar bela .d
-2
baldan kaymak
(17.10.25)
Spor yaptıkça enerjin yükselir.
+1
gabe h coud
(17.10.25)
Bunun için en uygun şey sosyal medya gibi duruyor çünkü pek hobilerle ilgili değilsin. Geriye arkadaşların söylediği gibi tek seçenek spor kalıyor yada benim dediğim gibi sosyal medyanın gücünden faydalanarak arkadaş edinebilirsin
+1
mermaidd
(17.10.25)
Yalnizlik cok yaygin ne yazik ki, insanlar artik kanserden degil yalnizliktan olecek.
Bunu bir kenara birakarak, ne olursa olsun spora baslayin, kendiniz icin, yasliliginiz icin, enerjiniz icin, depresyona girmemek icin. Ne yapin edin bunu duzenli hale getirin
0
kassiopeia
(17.10.25)
Enteresan bir şey var. Son zamanlarda hiçbir şey yapmamama rağmen ve dümdüz işlerimi odaklanmama rağmen insanlar benimle daha çok sohbet açmaya çalışıyor diye hissediyorum. Bu noktada öyle çok hoş/karizmatik/yakışıklı/entelektüel/varlıklı vs tarzda biri olmamama rağmen bu yaklaşımı da anlamlandıramıyorum, daha doğrusu şaşırıyorum. Yani bu şaşkınlık da özgüvensizlikten değil de, bu tip bir ilgiyi beklememekten kaynaklanıyor. Bu noktada bazen bir adım geriden kendine bakmak da nerede ve nasıl durduğunuzu kendinize fark ettirmek açısından faydalı olabilir.
0
rakicandir
(17.10.25)
bence iştekilerin büyük olmasını kafana takma, yetişkin insanların arkadaşlığı normal, mesleğinle ilgili örgüt varsa onlara katıl, hatta senden büyük kadınlarla sevgili olmaktan çekinme...
insanları sen de davet et, yani önce onlara ne verebileceğini göster, mesela insanlara hangi konuda iyi gelirsin?
Ayrıca yurtiçi yurtdışı gezi programlarına bak. örneğin otobüsle Balkanlara gitmek gibi, ya da Güney doğu Anadolu, Karadeniz turları
Oldukça yakışıklı olduğu halde kendine beğenmeyen ve dış görünüşüne fazla kafayı takan, otuzlarının başında saçında daha birkaç beyazı olmasına rağmen sürekli saç boyatan, alnında birkaç çizik var diye sık sık botoks yaptıran, birkaç ay uyku düzeni bozulduğu için göz altlarının şiştiğini düşündüğünd
Oldukça yakışıklı olduğu halde kendine beğenmeyen ve dış görünüşüne fazla kafayı takan, otuzlarının başında saçında daha birkaç beyazı olmasına rağmen sürekli saç boyatan, alnında birkaç çizik var diye sık sık botoks yaptıran, birkaç ay uyku düzeni bozulduğu için göz altlarının şiştiğini düşündüğünden önce göz altı dolgusu yaptırıp ve sonra göz altı torbalarını aldırıp bir de göz kapağı ameliyatı olan, beş on kilo aldı diye kompleks hissedip açıkça hiç gereği yokken jinekomasti ameliyatı olan ama hala özgüvensiz olduğundan aradan aylar geçmesine rağmen ameliyat sonrası kullanılan göğüs korsesini sıkça giyen, hiç ihtiyacı yokken aşırı bir sıklıkta G5 masajına gitme gibi zayıflama çabalarına giren... Bunlar ilk aklıma gelenler.
Üstelik ne zaman çevreden biri konusunu açsa ya da sorsa kesinlikle reddediyor ve hatta öfkeleniyor. Mesela saçındaki renk değişimini fark edenlere beachte çok fazla zaman geçirdiği için saç renginin açılması gibi bahaneler sunuyor ya da göz altı torbalarının yok olduğunu söyleyenlere göz altındaki egzama için krem kullandığını ve onun göz altı torbalarını yok ettiğini söylüyor. Böyle bir erkekten soğur muydunuz? Görünüş olarak asla yapaylık ve aşırı bir estetik durumu yok bu arada yani gayet doğal duruyor. Ancak gerçekten çevresinde ona ilgi gösteren ve çekici olduğunu dolu dolu hissettiren çok fazla kadın olduğu halde dış görünüşüyle bu kadar ilgilenmesi, bunu dert etmesi beni üzüyor ve bazen de ondan uzaklaştığımı hissediyorum. Anlayışsız mıyım?
0
bitli su perisi (16.10.25)
You cant fix him :(
+3
grimavi
(16.10.25)
Böyle bir insan gayet soğutur. Erkek olmasina gerek yok
+1
artıküyeolmakistiyorum
(16.10.25)
Görünüş olarak bir problemi olmasa da psikolojik olarak bir hayli problemli duruyor anlattıklarına bakılırsa. Kendisinde beğenmediği şeyleri elbette yaptırabilir yada metroseksüel olabilir ama mesele bakımlı olmak değil yaptırdığı şeylere saçma sapan kılıflar uydurması. Bana bu tarz davranışlar aşırı şizofrence geliyor. Kişiyi sen tanıyorsun ama bu tarz bir adamla muhabbet kurmak bile istemezdim.
+3
mermaidd
(16.10.25)
Travmasi vardir tipine dair gecmisten kalan
0
baldur2
(16.10.25)
www.memorial.com.tr Tanı koymak değil tabii de, bence anlattığınız kişinin yaşadığı şey bir psikolojik bozukluk. Kendine bakmak bu değil.
0
kobuzchu kiz
(16.10.25)
O bedenen erkek olabilir ama ruhen bir kadın. Ben de olsam ben de soğurum. Anlayışsız falan da değilsin.
-4
muhayyer divan
(17.10.25)
psikolojik problemi var, aynisini yapan kadinlar icin de gecerli bu. atta yatan psikolojik nededin ne oldugunu bulabilirseniz, o sorunla yasayabilip yasayamamayi dusunmelisiniz. problem gorunusunun dogal/yapay olmasi degil.
yoksa herkes kendine baksin tabi, ama sacinin beyazi hakkinda yalan soylemesi fln sorunlu seyler.
0
taurina
(17.10.25)
bahsi gecen kisi kesin erkek mi?
-5
cooperr
(17.10.25)
efemine bir tip gibi geldi bana. erkek adam takmaz bunları.
geçmişten gelen travması olabilir +1
-5
Hallegadola
(17.10.25)
Arkana bakmadan kaç.
0
parka
(17.10.25)
psikolojik bozukluk sahibi, düzelmesi için yardım almalı ve önce yardıma ihtiyacı olduğunu kabul etmeli
0
( . )( . )
(17.10.25)
soğumak için ısınmak lazım önce, o aşamaya bile gelmem. özbakım bu değil, cinsiyetten bağımsız söylüyorum bunu. dış görünüşle bu derece kafayı bozmuş hemcinslerimle de arkadaş olamıyorum ben.
ha bu kafayı takma halinde bir anormallik olduğunun kendisi de farkındadır ama başedemiyordur, destek istiyordur, çözüm bulmaya/sıyrılmaya çalışıyordur, konuşuruz, dertleşiriz vb., o ayrı.
+1
Phoebe
(17.10.25)
Beden dismorfik bozukluğundan muzdarip olabilir. Psikiyatrik (psikolojik değil) destek alması gerekebilir.
0
10551037
(17.10.25)
beden dismorfik bozukluğu ilk aklıma gelen benim de. Dış görünüşe takık olmayı kadınlığa atfedenler cehaletin kaçıncı seviyesini yaşıyorlar hayret doğrusu.
selamlar, yakın dostum ev aldı ve gördüğüm kadarıyla evinde her şey var, ne alacağımı bilemedim. sizce ne alabilirim?teşekkürler :)
selamlar, yakın dostum ev aldı ve gördüğüm kadarıyla evinde her şey var, ne alacağımı bilemedim. sizce ne alabilirim?
teşekkürler :)
0
makarnavodka (16.10.25)
paşabahçe'den bir şeyler olabilir. mağazaya giderseniz bir fikir oluşuyor kafada.
0
ruhlardan esinlenen karga
(16.10.25)
paşabahçe +1
vazo, şekerlik gibi çerçeve gibi ya da şık cam - metal bir ev aksesuarı uzun yıllar kullanılıyor ve her seferinde bunu şu getirmişti, şunun hediyesi gibi lafı ediliyor. o yüzden güzel bir dekoratif obje iyi bir hediye olur.
altının her zaman adı var, paşabahçede en ufak şey bile altın fiyatı zaten ama çay bardağı falan uygun 12li alınabilir.
0
eja
(16.10.25)
Senin yanında ay çok güzelmiş deyip bir daha asla kullanamayacakları ve evde boşuna yer kaplayacak şeyler almayın abi insanlara. Yakın dostum diyorsan direkt sor, sana ev hediyesi alacağım ne lazım diye. Hiçbir şey lazım değilse ve illa ki hediye almam lazım diyorsan, bütçene ve dsotluk seviyene göre gram/çeyrek vb altın olabilir.
+1
bobinhoo
(16.10.25)
sorarak ihtiyacı olanı öğren +1 yakınsa zaten söyleyecektir. değilse de pike, nevresim takımı, bornoz havlu seti gibi şeyler çok iş görüyor evde kaliteli bir markadan bakabilirsin. misafir ağırlamayı seven biriyse masa örtüsü+peçete takımı olabilir. bu tarz şeyler bana genelde hediye geldi hiç gidip de aa kalitelisinden zevkime göre alayım demediğim için çok işimi gördü.
0
rayde
(16.10.25)
altın veya hediye çeki.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(16.10.25)
madame coco'ya git, genelde orda hep etiketin yarısı vs kampanya var ordan bir şeyler al.
bütçen daha düşükse tv battaniyesi dekoratif bir heykel veya mum vs bütçen daha yüksek ise nevresim takımı al.
ikea'dan tepsi de alabilirsin geçen gittim 1000 tl üstü güzel tepsiler vardı.
0
Sadece soruyorum
(16.10.25)
dostlar, kendisine sordum tabi ki, ancak şimdilik hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını belirtti. ben yine de bir şey alacağım.
0
🌸makarnavodka
(16.10.25)
Kullanılan bir şeyin altenatif ikincisi de olsa yük olmaz, farklı kullanımları hoş olabilecek bir şeyler alınabilir.
Nevresim takımı Battaniye Pasta/tatlı tabağı Şık bir fincan kupa takımı vs
Ben bir arkadaşıma yıllar önce mutlu ev temalı bir keyif tepsisi almıştım. Hiç kullanilmaz diye düşünmüştüm ama deseni çok hoşuma gitmişti. Kullandikca fotosunu atardı. Kaç defa da çok beğendiğini soylemisti. Bu tarz keyif odaklı bir ürün de alınabilir.
0
egerbiryolcu
(16.10.25)
tam otomatik espresso makinesi veya moccamaster olabilir.
0
arakaali
(16.10.25)
Samimiyet +1 diyorum
"Sevgili dostum, ben bu ev için illa ki bir hediye alacam, saçma sapan bir şey olmasın, neye ihtiyacın varsa onu alayım" de, vallahi gerek yok vs derse bence hediyeye ayırdığın bütçeyi gram veya çeyrek veya işte durumun neyse ona göre altın gümüş alıp hediye etmek güzel olur. Nihayet bir güvence gibi olur hoş olur.
0
muhayyer divan
(16.10.25)
Duyuru'da Paşabahçe lobisi var :) Paşabahçe'de güzel şeyler var. Değişim kartı da koyarsanız, illa kendilerine göre bir şey bulurlar...
Devir ne kadar değişti bilmem ancak nevresim takımı biraz garantidir. Genelde iş görür.
Ben evlenen yeğenlerime "zigon sehpa almayın, siz beğenin, linkini gönderin, ben alacağım" diyordum mesela. Eve gidince önüne koyuyorlar, hoş oluyor kullanıldığını görmek.
Yine akrabalarıma ev hediyesi hep sorarak aldım. Bazen ütü oldu bu, bazen süpürge, bir tanesi abartıp tv istedi, imkanım dahilinde aldım bir tane...
Altın götürmek de ayıp değil. "Ne makbule geçer bilemedim, siz en uygununu yaparsınız" demenin kibar yolu.
Evcil hayvanları varsa bir sürü yeni elektronik pet zımbırtısı çıktı mesela, onlardan biri olabilir.
Son birkaç yılın silah zoruyla aldırılan ürünleri olan dikey süpürge, air fryer, robot süpürge ve yumurta makinası gibi bir şey de alabilirsiniz. Bence bir kısmı aşırı lüzumsuz ama, seveni çok...
Şık bir tablo yahut hat/ebru levhası da her zaman gideri olanlardan. İlla ki asacak yer buluyorlar...
0
dilemma of subscribtionability
(16.10.25)
viski karaf ve bardak seti gibi bir şey şık oluyor alkol kullanıyorsa. ama her şey var diyorsanız eğer direkt altın bence.
0
ucurulmamak umidiyle
(16.10.25)
nevresim takımı demiş biri ona katılıyorum.
0
Hallegadola
(17.10.25)
normalde almayı düşünmeyeceği (parası bütçesi olsa bile) ama evde olsa illa ki kullanacağı bir şey alın. tamamen atıyorum:
örneğin kahve seviyorsa süt köpürtücü ya da güzel bir mokapot ya da chemex vs tarzı bir şey şarap içiyorsa güzel bir karaf ve kadeh seti viski içiyorsa güzel bir karaf ve kadeh seti
ya da atıyorum taşınabilir projektörlerden. (kolay kolay kimse almaz ama evde olunca çok acayip işe yarıyor)
ya da atıyorum hava temizleyici
zaten ihtiyacı olan şeyleri kendisi alır, bütçesi de var anladığı kadarıyla. evdeki 5 nevresim takımının yanına bir tane de siz alsanız ne esprisi var?
Aşağıdaki cümle sizce kurallı ve anlamlı bir Türkçe cümle midir?
dilemma of subscribtionability
"Harf çiz puşt balcım, göğsünde vj yok!"
"Harf çiz puşt balcım, göğsünde vj yok!"
0
dilemma of subscribtionability (16.10.25)
Tüm harflerin olduğu bir cümle kurmanız mı istendi? Bence maalesef fazla zorlama ve mantıksal açıdan hiçbir anlam ifade etmiyor. Yoksa kurallı ve bir yanlışlık göremedim şahsen.
0
m e b
(16.10.25)
Anlamlı değil ama kurallı bir cümle. Anlamlı olmadığı için kurallı olup olmadığı anlam taşımıyor.
bu seferki 30 harfli de... (sadece a harfi iki defa kullanıldı) türkçe'de anlamlı-anlamsız kurallı bir cümlede 33 harfin altına inen olmamıştı. absürt evet ama kurallı cümle. oradan nasıl gözüküyor, o yüzden sormuştum...
@cooperr o örneklerden en kısası 35 harf :) ayrıca "tüh, jantı feda et; pislik böceği yormuş, vazgeç" veya "av faydasız, bagaj hep ciğer olmuş, çöktün" gibi cümleler mi daha iyi ve anlamlı? :)
harf kısıtlaması olmasa var benim de favorilerim. "pijamalı hasta" gibi... mesela "hazcı bedevi yağlı ruju götüne sokup felç olmuş" var, muazzam. ama uzunlar. harf sayısı azaldıkça anlamdan uzaklaşılıyor...
0
🌸dilemma of subscribtionability
(16.10.25)
@dilemma
abi verdigin orneklerde en azindan parca parca da olsa ne diyor anlayabiliyoruz.
"Harf çiz puşt balcım" ve "göğsünde vj yok" bunlar ne demek?
0
cooperr
(16.10.25)
ok, hiçbir şey anlamadınız. bunu soruyordum tam olarak.
Vali filminde recep yazıcıoğlunun son günleri anlatılıyor. Filmde valinin adı recep yazıcıoğlu değil tabi. Denizlide amerikalı bir mermer şirketi uranyuma çökmeye çalışmış. Vali uranyumu amerikalılara yedirmiyor. Devletin mühendisleri bir bir şüpheli şekilde öldürülüyor. Ve en son vali elinde belgel
Vali filminde recep yazıcıoğlunun son günleri anlatılıyor. Filmde valinin adı recep yazıcıoğlu değil tabi. Denizlide amerikalı bir mermer şirketi uranyuma çökmeye çalışmış. Vali uranyumu amerikalılara yedirmiyor. Devletin mühendisleri bir bir şüpheli şekilde öldürülüyor. Ve en son vali elinde belgelerle ankaraya giderken trafik kazası suikastine uğruyor. Belgeler de yok ediliyor. Şimdi soru şu. Filmdeki valinin recep yazıcıoğlu olduğu söyleniyor ki zamanlama tamamen doğru. Peki bu uranyum konusu gerçek mi komplo mu?
0
messina123 (15.10.25)
Bilenin doğru bildiğinden nasıl emin olacaksın?
0
muhayyer divan
(15.10.25)
benim bildiğim uranyum değil toryum. vali değil mühendisler bir uçak kazası ile öldürülüyorlar. Atlasjet'in 4203 sefer sayılı uçuşu diye inceleyebilrisin.
0
gercekdunya
(16.10.25)
denizliliyim toryum olayını bilmiyorum ama düz ankara yolunda kaza yapıp valinin ölmesi çok garipti.
Nazar diye bişey gerçekten var mı sizce? İnanıyor musunuz?
psmstc
Soru başlıkta
Soru başlıkta
-5
psmstc (15.10.25)
Var. İnanıyorum.
-4
arbre
(15.10.25)
var ya. ve bize çok değiyor eşimle bana. her seferinde hiçbir şeyi hiç kimseye anlatma diyorum ama olumlu ve güzel bir şey olduğunda paylaşmayı çok seviyor o yüzden başımıza türlü bela geliyor.
0
matilda
(15.10.25)
ben dini konulara komple şüpheci yaklaştığım için nazara doğrudan inanıyorum diyemem. ama bazı şeylerin bazı kişilere anlatılmaması gerektiğini düşünüyor ve matildaya katılıyorum.
benim eşim de mesela biri işler nasıl gidiyor dediğinde "çok şükür iyi vsvs" anlatıyor, ben de en son geçen gün anlatma şu insanların şerini üstümüze çekme dedim. iyi deme, idare eder işte bu ekonomide ne olabilirdi ki herkes gibi biz de bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz de diyorum.
0
Sadece soruyorum
(15.10.25)
Nazar bize özgü değil, çok daha eski bir şey. Eski insanlar gözün çalışma mekanizmasını dokunmaya benzer bir şey olarak düşünüyorlardı; onlara göre gözden çıkan bir "şey" gidip görülen nesne ile temasa geçip onu algılıyordu. Buradan hareketle de kötü niyetli birilerinin haset dolu bakışları bizi olumsuz etkileyebiliyordu...
Yani kısaca "Yok öyle bir şey"
0
salihdt
(15.10.25)
nazar diye bir şey yok. kendi kendini gerçekleştiren kehanetle plasibo etkisinin el ele tutuşmuş hali var. bir de algıda seçicilik eklenince, bütün saçmalıklar mantıklıymış gibi görünmeye başlıyor. aslında kimsenin gözü değmiyor, insan kendi dengesini kendisi bozuyor.
+3
gabe h coud
(15.10.25)
Var. Geçen haftalarda beni ilk kez gören bir komşu teyzenin (arkadaşımın komşusu) mavi gözlerinden sorgulayan sözlerinden yamuldum resmen, annem de yamuldu. Nazar değdiğinde nazar ayetleri vardır onlar okunur, annem bana okudu ve 2 gün kendine gelemedi kadın bitkinlikten, ben de aynı şekilde. Kur'an'da zaten "bakışlarıyla seni devireceklerdi" gibi bir ayet var, Kalem Suresi 51-52 olması lazım. Bizzat yaşamışlığım çok, bilim dünyası da bunu çalıştı, çalışıyor ve varlığına kanaat getirdiler.
-2
muhayyer divan
(15.10.25)
Yok
-1
abuzer
(15.10.25)
evet var.
-5
elektr10
(15.10.25)
Nazar aslında dinimizce ortaya çıkan bir olgu değil Antik Yunan döneminde ortaya çıkmış. Nazar boncuğu gibi şeyler de şamanizmden kalma.
Soruna gelecek olursak tanrının varlığına inansakta inanmasakta evren enerjiyle dönüyor bana kalırsa. Hasis ve kıskanç insanlarda etrafımızda olunca onların negatif enerjilerini dolaylı yoldan üstümüze çekmiş oluyoruz ve buna da nazar diyoruz. Ben hiçbir işim tamamlanmadan kimseye anlatmama taraftarıyım nazar olsun olmasın bazen kendimize saklamak önemli.
0
mermaidd
(15.10.25)
başımıza kötü bir şey geldiğinde gerçek sebebi aramak yerine "ahmet öyle demese böyle olmazdı" demek daha kolay geliyor. başımıza gelen 100 kötü olayın 3'ünde böyle bir cümle kursak nazara inanmış oluyoruz.
-2
co2s2
(15.10.25)
@konusma ben konusuyorum
"insanlar inandiklari seyleri mantik süzgecinden gecirdikleri icin degil, kalplerinden öyle geldigi icin inaniyorlar" demişsin,
Benim çevremde akılla mantıkla inanan çok insan var. O kadar ki, kalplerinden öyle geldiği için inandıklarını zannettiğin insanların kalplerinden falan gelmediğini, ya aileden gördüğü ezberle ya da menfaati orada olduğu için "inandığını" gözümüzle görüyoruz. Hiçbir şey bilmeden ve bilmeyi istemeden, merak etmeden inanmak Allah'ın istemediği, aşağıladığı bir şey. Bunun da farkındayız. Akıl çalıştırmanın iman olmadığını söyleyenler çıkacak, onların da başka izmlerin etkisinde olduklarının farkında olmadığını da belirteyim.
Yani inanç meselesi senin belirttiğin gibi değil aslında.
İstanbul için düşünmeyin, burası Alanya. İçime çok sinen bir ev buldum ama iş yerime birazcık uzak kalıyor ve şimdilik aracım yok. Yakında motosikletim gelecek, scooter kullanıyorum ama buna güvenmeli miyim bilemedim. Ev iş arası direkt otobüs de yok, çok uzakta bırakıyor, en az 15-20 dakika yürümem
İstanbul için düşünmeyin, burası Alanya. İçime çok sinen bir ev buldum ama iş yerime birazcık uzak kalıyor ve şimdilik aracım yok. Yakında motosikletim gelecek, scooter kullanıyorum ama buna güvenmeli miyim bilemedim. Ev iş arası direkt otobüs de yok, çok uzakta bırakıyor, en az 15-20 dakika yürümem lazım. Diğer evlerin de hep bir sorunu oldu, kiminin eşyaları sıkıntılı, buzdolabı küflenmiş, manzarası hiç yok ve boğucu, gibi gibi... Burası rezidans gibi geçiyor, içinde spor salonu, sauna, havuz ve başka birçok şey var. Çok küçük bir 1+1 olmasına rağmen manzarası da iç açıcı, gayet güzel. Fiyat aidat dahil 27.000 TL.
Kafam çok karışık ve artık beynim çalışmayı durdurdu. 4 gündür valizlerimle hostelde kalıyorum, yeni işime adapte ol, onlarca ev arasından gezdiklerime karar ver derken birazcık ağlama noktasına geldim. Hiç fikriniz yoksa bile öylesine yazabilirsiniz, okurken rahatlarım. Teşekkür ederim, sevgiler
+1
hadi ya la (14.10.25)
bence baya yakın nere olursa olsun. yokuş yoksa bisikletle gider gelirsinin en kötü. yokuş varsa da elektrikli scooter al 10 dkya gidersin max.
0
jelly bear
(14.10.25)
2.5 km bir şey değil ya zorlasanız yürüyerek de gidersiniz yokuş yoksa. hele bisiklet şahane olur. otobüs uzakta bırakıyorsa 15-20 dk hiçbir şey değil ya, eski evimi düşünüyorum sırf metrobüse binebilmek için 25 dakika yürüyordum. scooter, elektrikli bisiklet tarzı bir şeyle harika çözülür bu sorun. ev de güzelmiş bence dert etmeyin. ben her gün beylikdüzü son durak - mecidiyeköy gidiş dönüş yapıyorum :)
0
matilda
(14.10.25)
+ Alanya diyorsun kış mevsimi neredeyse yok. Yağmur varsa sıkıntı olur onu da otobüs + taksi vs planini yaparsın.
0
artıküyeolmakistiyorum
(14.10.25)
yarim saat yuruyerek bile gidilir. bence cok iyi.
0
lemmiwinks
(14.10.25)
2.5 km yürünür yav.
bisiklet de olur.
terlerim derseniz scooter mis.
0
gurur
(14.10.25)
uzak değil. yürüyerek çok iyi.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.10.25)
Yazın Alanya sıcağında 20 dk yürümek zor olabilir. Ama scooter bu sorunu çözer. Gayet uygun gibi.
0
thunder thunder thunder thundercats
(15.10.25)
ev içinize sinmiş. ılık havalarda yürünür onun dışında scooter veya bisiklet mükemmel çözüm. motor da gelecekmiş. ben olsam düşünmezdim. direkt tutun. istanbul'da böyle şeyler ömüre ömür katar. şanslısınız, kıymetini bilin
0
cisimcik golgi
(15.10.25)
Günde 15-20 dk yürümek çok iyi bir şeydir, hiç düşünme tut evi. İş yerimle aramız 35 km, arabasız gidersem günde 4.5 saatim yolda geçecek. Sağlığın yerindeyse lütfen yürümeyi tercih et, emin ol yaşlılığına muazzam iyi bir yatırım yapmış olursun.
0
muhayyer divan
(15.10.25)
Direkt tutun hocam, akşamları iş çıkışı eve yürünür, düzgün yol varsa.
0
kumandanim
(15.10.25)
iş yerime trafikten bıkıp araçla gitmediğim zamanlarda, ilk evden bir km + 2 metro aktarma + son iki km yürüme mesafesinin son kısmına yakın sizin mesafe. Ben olsam tutardım.
0
va
(15.10.25)
Soru bu değil ama kışın da motorla gidip gelecekseniz sağlam bir yağmurluk seti + kışlık motor botu alın mutlaka.
Yokuş değilse güzel havalarda rahat rahat yürünecek mesafe +1
0
kobuzchu kiz
(15.10.25)
2.5 km çok iyi mesafe, scooter da işini rahat görür, havanın güzel olduğu günlerde yürürsün de. Üniversiteye atanmıştın sanıyorum, servis imkanını sordun mu, kesin vardır diye düşünüyorum.
0
hrskrs
(15.10.25)
Cok guzel, tutasim geldi evi
0
narod
(15.10.25)
km olarak değil de süre olarak değerendirin bence. yol 30 dakikadan kısa sürüyorsa gayet makuldur. scooter için "buna güvenmeli miyim bilemedim" demişsiniz. scooterla günlük 5km yolculuk için mi sordunuz, yoksa yol şartları/güvenliği açısından mı sordunuz?
0
tnz
(15.10.25)
istanbul da yaşayanlar için hakaret kabul edilebilir bu entry. 2.5 km iş ev komik
-1
jamswety
(15.10.25)
zaten scooter varmış ev de çok yakın . hemen tut ve taşın
0
gercekdunya
(15.10.25)
@tnz, yürüyerek 36 dakika sürüyor ve son 5 dakikası yokuş. Scooter için yol şartları/güvenliği için sordum. Mayıs'tan beri kullanıyorum, 1000 km tecrübem var, biraz çekindim. yüzden.
Ama sanırım ilk bahsettiğim evi eleyeceğim. Çünkü eve 600 metre bir ev buldum ve 1+1 olmasına rağmen üç kat geniş. Eşyaları tam ve güzel, sadece ana caddenin arkasında, birazcık eski evlerle çevrili bir yer. İki katlı evin ikinci katı. Yüksekten manzarası yok ama çevresi yeşillik/ağaç kaplı, iki balkonu var. Yıllardır evden çalışan biri olarak hiç alışık değilim her gün bir saat erken çıkıp mesai yapmaya. En azından bu şekilde daha kolay olur diye düşünüyorum.
0
🌸hadi ya la
(15.10.25)
2.5 km yol değil bence. küçük şehir standartlarında da yol değil.
0
co2s2
(15.10.25)
kurallara uyuyor ve gerekli teçhizatınız varsa tecrübeniz yeterli, ancak yol güvenliği konusu önemli. siz ne kadar tecrübeli olursanız olun, çevresel faktörlerin de uygun olması gerekir. ben olsam ilgili güzergahta boş ve dolu saatlerde birkaç kere yürüyerek yerel sürücülerin davranışlarını izler ona göre scooter için güvenli olup olmadığının kararını verirdim.
İstanbul Hatırası ilk okuduğum kitabıydı ama on yıl olmuştur okuyalı. O zaman çok sevmiştim diğer kitaplarını da okumalıyım diye düşünmüştüm. Sonra kaldı ve okumadım bir daha.
0
egerbiryolcu
(14.10.25)
Okuduğum kitapları Bab-ı Esrar İstanbul Hatırası Patasana
Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabının ise dizisi çekilmişti, onu izlemiştim vaktiyle.
Polisiye macera falan seviyorsanız sarabilir, kolay okunan kitaplardı. Şimdi baktım da ne çok kitabı varmış.
0
epitaf
(15.10.25)
Dinlemeyi seviyorsan NTV radyo Ahmet Ümit kitaplarının bazılarını radyo tiyatrosu oyunu yaptı ama saatleeeeerrce sürüyor. Durdura durdura dinlerim dersen şahane. Uzun yol için de birebir.
0
muhayyer divan
(15.10.25)
İstanbul hatırası yeterli. Diğer kitapları da hemen hemen aynı.
0
etna
(15.10.25)
çoğunu okudum. vakit geçirmelik, çerezlik kitaplar. çok bir beklentiniz olmasın. ben ilk beyoğlunun en güzel abisi ile başladım, sıralama çok aman aman fark etmiyor.
0
mustafakesekci
(15.10.25)
yıllar önce merak salıp bir kitabını almıştım, hayatımdaki en sarmayan kitap olmuş olabilir. Yarım bıraktım, belki de bana öyle geldi bilmiyorum.
0
va
(15.10.25)
yakaşık 20 senedir okurum. tabi onu keşfettiğim zamanlar böyle meşhur değildi.
sırasıyla beyoğlu rapsodisi istanbul hatırası beyoğlunun en güzel abisi
tavsiye derim.
0
gercekdunya
(15.10.25)
benim de hiç ilgim yoktu ama bir yerde karşılaşıp yanına gittim ve çok samimi, sıcakkanlıydı. bir ses böler geceyi kitabını aldım, bakalım. teşekkürler
En iyi kilo verme yolu nedir? 84 kiloyum. 80 kilo olmak istiyorum. 79 da olur. Sağ olun.
En iyi kilo verme yolu nedir? 84 kiloyum. 80 kilo olmak istiyorum. 79 da olur. Sağ olun.
-2
arbre (14.10.25)
karbonhidrat yeme. ekmek, şeker, börek çörek vs yasak. her gün uyandığında 60 dakika, akşam da 60 dakika yürü. 10 gün içinde minimum 8 kilo verirsin.
-3
co2s2
(14.10.25)
Hyper ketoyu incele, bütün kurallarına uyarsan kısa sürede hızlı kilo veriyorsun.
0
mutekebbir
(14.10.25)
karbonhidratı kes 1 ay yarım saat yürü 4 kg gider.
0
mikahakkinen
(14.10.25)
en iyi kilo verme yolu az kalori alıp daha çok harcamaktır. ikinci en iyi kilo verme yolu karbonhidrat tüketimini kesmektir. üçüncü en iyi kilo verme yolu belirli saat aralıklarında yiyip belirli saat aralıklarında yememektir. dördüncü en iyi kilo verme yolu yukarıdakilere ek olarak hareket etmektir. bunların hepsini aynı anda yapmak tünelin ucundaki ışığı gösterir.
0
ucurulmamak umidiyle
(14.10.25)
Yukarıdakiler boş tavsiyeler değil. Biraz da açlık eklemek lazım.
16-8 if Şeker, pirinç, patates, nişasta ve unu kesmek. Günlük rutininize +1 saat yürüyüş eklemek. Susuz kalmamak, en az günlük protein ihtiyacını sağlayacak kadar protein tüketmek. Günlük yeşil çay içmek.
Bu şekilde çok kolay gidiyor genelde.
0
thunder thunder thunder thundercats
(15.10.25)
Stresin yüksekse gece uykusunu düzenlemek çok işe yarıyor. Gece saat 22.30'da yat 23.00'te uyumuş ol, sabah 4-5 gibi kalk, günün doğuşunu çıplak gözle izle. Bu dediğimi doktorlar tavsiye ediyorlar, romantizm değil yani. Melatonin ve sirkadiyen ritm ayarlaması için güneşin doğuşunu izlemek gerekliymiş. Gece uykusunu uyku hijyenik uyarak uyursan en geç 1 hafta içinde muazzam rahatlarsın, kiloyu da kolay verirsin.
Kısa bir özet geçeyim. Ben bu yıl bir sınava girdim ve iyi bir puan aldım. Atanma ihtimalim çok yüksek ama tabi küçük de olsa olmama ihtimali de var. Hoşlandığım çocuk da başka bir sınava hazırlandı tüm yıl. baya emek verdi. Bu süreçte o benim sürecime destek oldu çok samimi mutluluklar gösterdi. Be
Kısa bir özet geçeyim. Ben bu yıl bir sınava girdim ve iyi bir puan aldım. Atanma ihtimalim çok yüksek ama tabi küçük de olsa olmama ihtimali de var. Hoşlandığım çocuk da başka bir sınava hazırlandı tüm yıl. baya emek verdi. Bu süreçte o benim sürecime destek oldu çok samimi mutluluklar gösterdi. Ben de ona destek oldum asılmaya devam et bırakma dayan vs gibi ve gönülden motive etmeye çalistim.
Sonuçlar yani puanlar aciklandi ve beklediği gibi gelmemiş sesi morali kötüydü. Ben de çok üzüldüm ama belli etmek istemedim. Kendisi de tekrar hazırlanacağını altyapısının oluştuğunu söyledi. Bunu duyunca da şu bakımdan içim rahatladı. Morali bozuk da olsa kendini bırakmadi tekrar hedef koydu vs
Neyse cevap olarak küçük bir mesaj yazdım. İnşallah o kadro açılır, bu yıl daha nokta atışı hazırlanırsın dediğin gibi altyapın temelin sağlam oluştu gibi şeyler. Ve çok da diyecek bir şey bulamadım bunaltmayayim diye.
Bana cevap olarak şunu yazdı. "Teşekkür ederim sen atan" ( emojisiz dümdüz)
Kendimle ilgili hiçbir yorumda bulunmamıştım. Morali bozuk diye elinden geldiğince dikkatli cümleler kurmaya özen gösterdim. Benim atanma sürecin de iki aylık kolaylıkla olmadı biliyor. On yıl önce mezun oldum. Kendi bolumumden olmayınca ikinci ünv okudum. Bu süreçte babam kanser oldu onu kaybettim vs yani şimaracagim bir durum asla yok.
Sadece hiçbir gönderme yapmadan öylesine kurduğu bir cümle mi yoksa ben mi fazla alınganlık gösterdim hiç emin olamıyorum. Konu benle ilgili değilken o cümleyi söylemesi çok dokundu nedense. Bana mesafe koymuş gibi hissettim. Bu yüzden bir şey yazmadım yazmam gerekir mi bundan sonra ben de bir süre sessiz mi kalmaliyim...
0
egerbiryolcu (14.10.25)
çocuğun aldığı puanla atanamayacağı kesin mi? "kötü geçmiş olsa da belli olmaz, umudunu kesme, atanırsın inşallah" falan demeni beklemiştir belki. benim başarabileceğimi hiç düşünmemiş demek ki falan diye triplenmiş olabilir. diğer bir senaryo da sen atanıp gideceksin, o sensiz kalacak diye üzülüp tribe girmiş olması. iki türlü de odun bir mesaj olmuş. "teşekkür ederim, ikimiz de atanırız inşallah" de geç.
+3
hrskrs
(14.10.25)
@hrskrs bu açıdan hiç düşünmemiştim. Bir kadro için girebileceğini ama daha çok vakti olduğunu söyledi. Ben de o yüzden insallah o kadro açılır dedim o konuyla ilgili de.
0
🌸egerbiryolcu
(14.10.25)
senin atanmanı kıskanmış ve kendisine yedirememiş hepsi bu.
0
koela
(14.10.25)
Belki mesajı tamamlayamadan yanlışlıkla göndermiştir, sonra da düzeltmeye üşenmiştir üzüntünün verdiği yorgunluk ve bıkkınlıkla. Bence sana yansıttığından çok daha fazla üzülüyor. Bana sanki mesaj tamamlanmamış gibi geldi ama öyle değilse de ben bu mesajda fena halde bitkinlik gördüm. Bir iki yokla istersen.
0
muhayyer divan
(15.10.25)
kaymakamlık hakimlik sayıştay dışişleri vs torpiliniz dayınız falan yoksa hazırlanmayın. kaç defa dedim bunu bu müessesede.
0
Hallegadola
(15.10.25)
bazen çok da üstüne gitmemek gerekir karşı tarafın. iyi niyetle söylediğiniz bir şeyin ters algılanma ihtimali yüksek oluyor.
0
co2s2
(15.10.25)
@co2s2 Kesinlikle katılıyorum ama sadece onun açiklanasi üstüne hicbi şey yazmamak da olmaz diye düşündüm ama belki de anlıyorum sonra konuşalım gibi bir şey desem daha yeterli olurdu belki de...
Size ne hediye verilse sevinirsiniz? Ne hediye gelsin istersiniz veya sizin için anlamlı olur?Spesifik olursa güzel olur. Şu kulaklık/saat/cihaz vs. marka/modeli, şu markanın şu giysisi/aksesuarı, şu kitap gibi vs. Markası olmayan veya önemli olmayan genel bir şey de olabilir. Hobilerinizle ilgili o
Size ne hediye verilse sevinirsiniz? Ne hediye gelsin istersiniz veya sizin için anlamlı olur?
Spesifik olursa güzel olur. Şu kulaklık/saat/cihaz vs. marka/modeli, şu markanın şu giysisi/aksesuarı, şu kitap gibi vs. Markası olmayan veya önemli olmayan genel bir şey de olabilir. Hobilerinizle ilgili olabilir mesela. Maddi/nesne dışında da olabilir. Tatil/restoran/etkinlik/aktivite gibi, beni şuraya götürsün gibi. Konser, maç, festival, fuar, gösteri, fan convention bileti olabilir.
belki az bilindik, nadir veya akla gelmeyecek bir şeyler diyen de çıkar.
not: ev/araba/motor gibi şeyleri es geçiyoruz. bisiklet olabilir :)
+4
ermanen (14.10.25)
Tam şu an bir kobo clara colour iyi olurdu.
+2
Mirket
(14.10.25)
hediye istemenin sınırı yok ama en son linkini bir yere kayıt ettiğim şu var;
otantik bir yerlerde tatil bileti + otel rezervasyonu
+1
but that was just a dream
(14.10.25)
Canon R100
0
arbre
(14.10.25)
Tatil Anlamli Fotograflarla bisiler (sosyopix)
Saat gshock gri pembe
Baba koltugu
Bjk mac bileti
Dağda evinde bikac gun
+1
abuzer
(14.10.25)
Telefonu bagladiin gramofon
Pikap
+1
abuzer
(14.10.25)
dron veya oyun konsolu (muhtemelen 2 oynar kenara kaldiririm ikisini de, ama sevinirim yine de)
magic mushroom da olabilir, denemek istiyorum.
+1
lemmiwinks
(14.10.25)
maddi şeylere, hediye dahi olsa anlam yüklemekte zorlanıyorum. anısı olması gerekir anlam kazanması için.
hediye konusunda da kimsenin bana sormadan hediye almasını hiç istemem. hediye vermeyi severim.
çünkü hiçbir şeyi beğenemem. pahasından değil. kendim bile anlam veremediğim değişken bir zevkim var ve her şey ona uymuyor. bana hediye alınacaksa direkt istediğim giysi veya dekor ürününün linkini atabilirim.
almak istediğim çok şey var ancak özel bir şey değil hiçbiri.
sanırım en iyisi bana hediye vermeyin, para verin. :d
+1
art cat chocolate
(14.10.25)
kendi soruma cevap da vereyim:
elektronik müzik sevdiğim için eletronik müzik festivali veya etkinliği bileti, veya oraya götürme anlamlı olur bir de cruise tatili hiç yapmadım, bunun hediyesi de sevindirir
nesne olarak schimano vites sistemli güzel hybrid bir bisiklet anlamlı olurdu. ama şu anda pek süremem ya. eskiden yaşadığım yerde vardı ve sürecek düzgün yer vardı. sony noise cancelling kulaklık merak ediyorum. bose'ye karşılaştırmak için. bu hediye güzel olurdu.
+3
🌸ermanen
(14.10.25)
Sevdiğim bir çizgi film karakteri ile ilgili bir ürün mesela. Geçenlerde hiç beklemediğim şekilde biri bana Snoopy anahtarlık almış nasıl mutlu oldum çunku belki bir iki defa taa ne zaman bahsi geçmistir sevdiğim ile ilgili. Yani ilgi duyduğum bir hobi ilgi alanı karakter vs ile ilgili bir şey alınınca çok mutlu olurum küçücük şeylerden de öyle. Mesela çok üşürum ve çorapların enerjisini çok severim. Renklo renkli desenli desenli. Biri durduk yere çorap alsa çok mutlu olurum. Bir de mesela tatlı yapmayı çok severim..biri gelse güzel bir mesela cupcake tarifleri kitabı gibi bir şey alsa yine çok mutlu olurum. Hediye almayı da vermeyi de çok severim. Birine alacaksam da özellikle ilgili olduğu bir şeye ait olması yönünde hep arastiririm.
Ama durduk yere biri bana benle alakasız bir şey alsa veya ben birine durduk yere herhangibir şey hediye etsem o da güzel bence. Çünkü ne olursa olsun "seni düşündüm" mesajı var.
+1
egerbiryolcu
(14.10.25)
tatil hediyesi çok güzel olur (deniz olmasına gerek yok kültürel de olur, antep kapadokya mardin vs) instax mini çok seviyorum (yanında kağıdını da alsın ama alacak olan kişi, kağıda para vermek istemem sonradan gjfg) masaj - hamam paketi
+1
Sadece soruyorum
(14.10.25)
vanilya özütü
0
asue
(14.10.25)
Paşabahçe maya yeşil çift kişilik fincan takımı. Çay da olur, Türk Kahvesi de...
Varsa almak isteyen, adres vs. bilgilerini göndereyim :)
+1
dilemma of subscribtionability
(14.10.25)
louis c.k. stand up'ına bilet.
+2
lalu
(14.10.25)
kaşmir kaban
+1
deartheodosia
(14.10.25)
eskiden en ufak bir şeyden bile çok mutlu olurdum, şimdi gelen hediyeleri değiştirmek için uğraşmaktan sıkılıyorum:) maddi değeri olan bir şey istemem, onun dışında her şey olur
+2
sweetoffice
(14.10.25)
Canon zoe mini 2 s
+2
abuzer
(14.10.25)
@dilemma of subscribtionability,
Çift kişilik fincan takımı hediyesi 'ikimiz' kelimesiyle başlayan hayallerin hediye ile ifadesidir.
Herkesten ya da herkese öyle bir hediye olmaz. Özel kişiden beklenir o.
+1
Mirket
(14.10.25)
çok iyi bir koşu ayakkabısı. iyi bir pt den 20 derslik paket.
bunları satın alabilecek gücüm var ama niyeyse kendime çok çok zor para harcıyorum.
+1
kumandanim
(14.10.25)
Kazimali dunya or turkiye haritasi
+1
abuzer
(14.10.25)
Mesleğimle ilgili almayı çok istediğim ama alamadığım bir şey: en sağlam yapılmış olanlarından, büyük boy, iki yana genişleyebilen, ışıklı raflı nota sehpası. Çok pahalı kendisi 🥲
+1
muhayyer divan
(15.10.25)
@mirket Evliyim. "eşinizle afiyetle için" mesajı da olabilir pek tabii. Ama yıllardır sadece iki üç defa çıktı kutudan. Bir tanesi bu yaz, kızım ve kuzeni (yaşlar 9-10) için çıktı mesela. Bunlara çay saati yaptım tam viktorian usulde böyle barok müzikli, manzaralı, fiskos masalı, dantelli, sandalyeli falan... Özel misafire yani...
Neyse, efendim, Türk Kahvesinde bu zıkkımdan yıllar içinde 3 tane alarak 6'lı seti tamamladım zaten. Çay takımına gelince, 2 tane (4 fincan) aldım. Dellendiğim bir zamanda yine bir çift alırım, onda da 6'yı bulurum.
Yıldız porselenden de aynı tonlarda çok tatlı bir şekerlik uydurdum bunlara. Çok yakıştı, takım zannedersiniz.
Aynı tonlarda bir de vazo bulsam, huzur içinde ölebilirim. Yıllardır sağda solda yeşilin o tonlarında porselen limoj vazo arıyorum. Halbuki gitsem yıldız porselene, fincanları falan göstersem ısmarlama yaparlar. Ama işte maksat uğraş olsun. Zaten aldıklarımı da hiç internetten almadım. Hep mağazada denk gelince aldım yıllar içinde... (Bu arada yıldan yıla kalitede minik düşüşler olmuş, kendini belli ediyor)
Neyse, eğer gönderecekseniz, 2'li değil, sizinkiyle birlikte 6'lı olacak. Sorun yok. Onu belirtmek istemiştim :)
Edit: Vazoya bir de sütlük eklemek lazım...
1 yıl sonra edit: Yanlış biliyormuşum. Türk kahvesi 4, çay seti 6 fincanım varmış. Bu son bir yıl içinde; -hem türk kahvesi setine rastlayıp “takım tam” diye almadım. -hem de bir çift çay fincanı aldım. 8 çift olmuş oldu. Evde kaos hakim.
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama her gün öfleyen püfleyen, triplenen, aşırı duygusal ve değişken bir cinsiyetle çalışmak beni aşırı sıktı. Eşimden bu tarz şeyleri görmedim.
İş değiştirme şansım yok ama sıkıldım. Yani 4 tane erkeğin bulunduğu bir odada çalışmak tercihimdir.
-10
mikahakkinen (13.10.25)
bence kadınlar zor, erkekler kolay gibi bir genelleme yapmak saçma. zor insan olur, zor kadın olmaz.
ünide tıpkı senin gibi %95’ini kızların oluşturduğu bir bölümde okudum. ofis hayatında da çoğunlukla etrafımda kadınlarla çalıştım. çalışması zor kadınlar olduğu gibi erkekler de gördüm. tek bir cinsiyet üzerinden genelleme yapamam. ünide ve iş hayatında en yakın arkadaşlarım da genelde kadınlardı.
+4
sir gawain
(13.10.25)
şu anki iş yerimde 5 yıldır erkeklerin içinde çalışıyorum. bu sürenin çoğunda tek kadın çalışandım hatta. erkeklerin öfleyip püflemeyen, triplenmeyen canlılar olduğunu size düşündüren nedir, çok merak ettim. genellemeleri yanlış bulmakla beraber son 5 yıllık tecrübeme dayanarak erkeklerle çalışmak zor diyorum.
+3
elorelia
(13.10.25)
bence de genelleme yapılmaz ya kişi ile ilgili. mesela ben kadınım ve benimle çalışmak zor bence çünkü hemen sinirlenen biriyim. tahammülüm düşük. ama bence ofiste erkek bi çalışan var onunla da çalışmak zor. hiç öfleyip pöflemiyor ama iq seviyesi çok düşük. ona bir işim düştüğünde sinilenmeden sakince anlatmaya çalışmak, böyle defalarca anlatmaya çalışmak inanılmaz zor.
+1
Sadece soruyorum
(13.10.25)
Çalıştığım errrkek gibi errkeklerden bazı örnekler: Eskiden çalıştığım yerde bir patronum, eşi yan odadayken (veya iş yerindeyken), bir kadın çalışanla sürekli odasının kapısını kapatarak öğle yemeği yiyordu. Kadın çalışanlara "arkadaşlar biraz daha güzel giyinelim, makyajımıza dikkat edelim" diyordu. Kızı yaşındaki çalışanlara sarkıyordu, gecenin yarısında mesajlar atıyordu. Başka örnek errkek çalışan yine gecenin bir yarısında kadın çalışanlara mesaj atıyordu, sadece kadın çalışanlara sürekli biçimde "gülüm, canım, birtanem" diye sesleniyordu ve tepki gösterince "alınmıyorsun değil mi, samimiyetten eheeheh" diyordu. Bir başkasının bizzat bana sabahın 04.30'unda mesaj atmışlığı var. Bir öteki, yine erkekti. Torun torba sahibi ama müdürle kırıştırıyordu ve bütün iş yeri bunu biliyordu. Bu adam bir de hayvan gibi vergi kaçırıyordu, çalışanlara bağırıyordu, izin istediğinde yalvar yakar veriyordu, suratımıza bakmıyordu. Hatta bir kere kızı ameliyat olan bir çalışana izin vermemişti çünkü "bakacak kimse mi yok?" diye çıkışmıştı. Aynı errkek gibi erkek adam, üç ay boyunca maaşını vermediği (ve zaten kayıt dışı çalıştırdığı) temizlik görevlisi en son ağlayınca "sen de amma paragözsün" demişti.
Kadınlarla neler yaşadım? Parada anlaşamayıp efendi efendi yolları ayrıldık. Bu kadar. Taciz edilmedim, hakkım yenmedi, hakaret edilmedi, zorla bir şeyler imzalatmaya çalışılmadı.
Ama aynen, kadınlarla çalışmak zor çok haklısınız.
+6
mor bembombom
(13.10.25)
Benim kendi deneyimim, kadınlarda sayıca daha çok ufak tartışmalar çıksa da genelde art niyetli olmuyorlar. Erkekler her türlü sinsi pislikliği yapıyor. (Erkeğim)
+2
aguen
(13.10.25)
Benim için hep tam aksi oldu bu zamana kadar. Kadınların kendi arasında durum nasıl bilemiyorum ama erkekler bir arada olunca sınırları çok kolay kaldırıyor. Erkek muhabbeti de beni bayıyor. Bizim millette genel olarak yaparız abi, hallederiz hocam kafası hakim. Erkekler bir aradayken bu damar iyice kabarıyor. Kadınlarla çalışırken işe daha iyi yoğunlaşıyorum, daha sistemli gidiyor.
Çalıştığım yöneticiler açısından da kadınlar daha iyiydi. Örneğin erkek yöneticiler genel olarak olmazdan anlamıyor. Yan yatırın, çamura batırın, kenarından kırpın diye yan çiziyor, iş gerçekten olmayınca alelacele iki ayağı bir pabuca sokuyorlar. Kadın yönetici olmazdan anlıyor. İş adım adım ve tek seferde gidiyor.
Ayrıca erkek yöneticilerin odağı çok kolay dağılıyor. Yok hafta sonu şöyle yapalım, yok gidip bilmem ne gömelim, şuraya şunu alalım yolumuzu bulalım.... bir ton şey. Hariçten bir sürü şey çıkarıyor. Kadınlar bu tarz atraksiyonlara girmiyor pek.
En azından benim deneyimim bu yönde oldu hep.
+1
akhenaten
(13.10.25)
Ben bir kadın olarak kadınların tepkiselliğinden ve çok konuşanlarından gerçekten çok rahatsız oluyorum, bunlardan ikisi benim annemle teyzem. Öf pöf etmek zaten en zıddıma giden şeyler, çekilecek dert değil. Haklısın.
-2
muhayyer divan
(13.10.25)
Gerçekten zor bu arada.
Otu boku yanlış anlamalar, yokuşa sürmeler. Sıkıntılı.
Erkekler daha çok görev adamı, yapalım, bitirelim, gidelim.
-1
baldan kaymak
(13.10.25)
Tedarik zinciri kadın daha fazla olan bir sektör ve genel olarak kadınlarla çalışmaktan memnunum. Özellikle onlarla olan farkı görmek enteresan (örnek verirsem ben işe alım yaparken çok daha analitik şeylere bakıyorum, benim müdürümse daha duygusal, karaktersel şeylere. O sebepten iyi bir takım oluyoruz).
Misal mevcut organizasyonda erkeklerin karakter kalitesi kadınlara oranla çok daha düşük. Yalnız yalan olmasın çalışanlarımın erkek olanları ile daha direkt olurken kadınlara bir tık daha indirekt yaklaşıyorum. Gene açık konuşmak gerekirse emekli olan eski müdürle futbol, rugby, araba konuşmayı baya özledim. Galiba kadınlarla çalışmadaki tek sorun bu benim için çünkü ilgi alanlarımız farklı.
0
logisticsmanager
(13.10.25)
şirketlerdeki kadın yönetici azlığının, kadın bürokrat azlığının vs. genel sebebi tam olarak budur. kadınlarla çalışmak çok zor, çünkü kadınlar pazarlığa açık kişiler değil. bunları idare edemiyorlar.
en basiti benim gözlemim olan site grupları. bir sorun karşısında site grubundaki erkekler "şöyle şöyle bir durumla karşılaştık, bu konuda böyle böyle aksiyon alınması çok iyi olacaktır" tarzında temiz bir üslupla yaklaşırken, aynı konuyu kadınlar kavgaya, sataşmaya ve çekişmeye çekiyorlar anında.
hatta bu diyalogları gösterdiğim kadın çevrem de genelde "adam niye böyle yazmış ki" diye topa giriyorlar, daha sert, daha pazarlıksız daha tahammülsüz yaklaşılması gerektiğini söylüyorlar.
özet geçmek gerekirse; tartışmaya kapalı bir şekilde kadınlarla çalışmak çok zordur. çünkü her olaya fazlasıyla tek boyutlu bakarlar. pazarlığa kapalıdırlar. bu genetik bir şeydir, buna kimsenin yapabileceği bir şey yoktur. erkeklerin testosteronunun fazla olması gibi bir şeydir yani.
0
tchuck
(13.10.25)
Nacizane hayat tecrubem: kadinlar cok fazla stres yapiyor, herhangi bir meseleyi cok buyutuyor, raporu nasil yetistirecegiz iki gun kaldi, o musteri niye hala donus yapmadi bilmemne cok fazla sinir, stres, gerginlik yayiyorlar cevreye. Erkeklerse "hallederiz, bir sekilde aradan cikartiriz, dunyanin sonu degil" kafasinda.
Kadinlarda dedikodu,ikiyuzluluk ve yapmaciklik da cok fazla. Kiskancliktan, fitneden birbirlerini bogazlayacak iki insan yuz yuze gelince bluzun, etegin cok yakismis diye yalandan gulumserler, muhabbet ederler, vicik vicik birbirlerini overler. Erkekler kimse bana bulasmasin, dertsiz basim agrisiz asim mantalitesinde genel olarak.
Kadinlarin ilgi acligi diye bilimsel bir olay da var sanirim,cogu erkek sadece yuzunu yikayip geliyor, kadinlar bir suru kombin, makyaj vs. Orasi benim ekmek yedigim yer ya, ben cinsiyetsiz takilmak herkesi ana baci kardes gibi gormek istiyorum ekmek yedigim yerde. Benim dikkatimi niye parfumunle, dekoltenle, suh kahkahalarinla, dagitiyorsun.
+1
neck_and_neck
(13.10.25)
herkesin yorumuna saygılıyım sadece ben bireysel tecrübemi ilettim. erkeklerle çalışmadığım için kadınlarla olanı yazdım. kesinlikle amacım cinsiyetçilik değil.
0
🌸mikahakkinen
(13.10.25)
ben feminist bir insan olarak yazıyorum: çalıştığım bir devlet kurumunda kadınlar yüzünden ruh hastası oldum. çoğusu kafadan rahatsızdı. narsistler, dalkavuklar, neler neler...
0
gijilti
(13.10.25)
2018'den beri %90'ı kadınlardan oluşan ekiplerle, yöneticilerle çalışan biri olarak şunu diyebilirim ki, kadınlarla çalışırken onlara adapte olmak gerekiyor. Buna adapte olmuş bir erkek olarak, erkek çoğunluklu ekiplerle çalışmaya başlasam bu sefer oraya adapte olmam gerekecek.
Neticede kadın ve erkeklerin belirli farkları var ve uyumlu olmaya çalışmak işleri kolaylaştırıyor.
Senin için demiyorum ama kadınlarla çalışmak zordur demek; normal olan erkeklerle ve onların atmosferinde çalışmaktır, kadınlar bundan farklı olduğu için anormal olan onlardır, anlamı taşıyor. Bu da erkek-merkezci bir bakış açısı.
Haftasonu bir misafirim vardı çocuklu aile. 15 aylık bir çocukları var. Çocuk yürüyor, oynuyor, neşesi keyfi yerinde. Ama sabah evden çıkmaları çıkmaya niyet ettikten sonra en az 3 saat. Akşam yemek yemeleri minimum 3 saat daha. Yemekleri ben yapıyorum, sofrayı ben kuruyorum, ben kaldırıyorum, onlar
Haftasonu bir misafirim vardı çocuklu aile. 15 aylık bir çocukları var. Çocuk yürüyor, oynuyor, neşesi keyfi yerinde. Ama sabah evden çıkmaları çıkmaya niyet ettikten sonra en az 3 saat. Akşam yemek yemeleri minimum 3 saat daha. Yemekleri ben yapıyorum, sofrayı ben kuruyorum, ben kaldırıyorum, onlar sadece kendileri ve çocuğu yediriyor. Çocuk sahibi olmak cidden böyle bir şeyse hayata dair tüm beklentilerimi sorgulamak istiyorum...
+1
silverleaf (13.10.25)
Aile gevşek . Bu çocuk zaman ve nasıl uyuyor? kısmına daha gelmedik Kimi ailelere bakın. onlar da farkında değiller belki ama çocukları onları yönetir. Onlar da bunu çocuk büyütmek zanneder.
-2
diyecevaplandı
(13.10.25)
Tarlada çalışırken doğum sancısı başlayan, Sonra bebek ağaç gölgesinde uyurken tarladadaki işine devam eden kadının üçüncü kuşak torunu bu hale geldi.
Çocuk merkezli yaşayan bir garip aile modeli gelişti ülkede. O modeldir onlar. Hiç öyle bir şey yok yani.
3 saatte, beş dakikaya sığdırılamayacak ne yapıyorlar ki evden çıkarken.
-6
Mirket
(13.10.25)
Tamamen kisilere ve cocuga bagli. Ilk oglumuzu araba koltuguna oturtmak bile kucuk bir meydan muharebesi gibiydi. Adamin karakteri boyle, zor bir cocuk ve hala oyle. Daha sonra iki oglumuz daha oldu. Bunlari torbaya koyup sokaga cikarim, sikinti olmaz.
+4
quaker
(13.10.25)
bir söz var ya “en iyi anne anne olmamış annedir” gibi. katılıyorum. en iyi anne ve babalar çocukları olmayan kimseler ki akıl vermekte çok iyiler :,)
15 aylık bir çocuk hala bakıma muhtaç. zamanla anne ve baba (daha çok anne tabii) kendisine vakit ayırabilmeyi başaracak ve çocuk (bebek) hayatlarına bu kadar hakim olmayacak. ama bu yaşlarda genellikle böyle, evet.
bizim anne babalarımız bizi çok rahat yetiştirmiş gibi hissediyorum ben ayrıca, şimdiki nesilde çocuk merkezli oluyor her şey. ben de isterdim çocuğum benim programıma uysun falan ama öyle olmuyor işte. aklı ermeye başlayınca daha kolaylaşıyor bazı şeyler.
+1
deartheodosia
(13.10.25)
soruyu ben tam anlayamadım. misafir size yardım etmedi diye takıldıysanız zaten olması gereken bu değil mi?
onun dışında 15 aylık bi çocuk varsa hayatın onun etrafında dönmesi normal o aile için.
3 saat derken abartı olduğunu düşünüyorum. zaten bir yetişkinin ceketini alıp evden çıkması ile 15 aylık bi çocuğun evden çıkması için gereken hazırlık tabi ki aynı olamaz.
bence çocuğu olmayan insanlar çocuklu durumlar için yorum yapmasınlar.
0
elorelia
(13.10.25)
benim 75 yasinda kayinpederime, "cocuk gece teroru yasiyor, pek iyi durumda degiliz" dedigimizde, "ne olacak kabus goruyo iste, abartiyosunuz" demisti. bizde misafir olduklari bir gece, gece terorune kendisi denk geldi, gozunu cikartacakti cocuk, odasina kacti pitir pitir koca adam.
baskasinin yasadigini yasamadan, o yasanan hakkinda gazel okumak kolay gelebilir de, genelde pek tutmaz. ben de yaptim cocugum olmadan once, yedik bi bok.
+5
quaker
(13.10.25)
benim de çok sevdiğim arkadaşlarım çocukları ile bu durumda. ve ne yazık ki buna kendilerinin sebep olduğunu düşünüyorum. onlar o tablonun içinde en doğrusunu yaptıklarını düşünüyorlardır ki öyledir de ama ben dışardan bakınca hatalar görüyorum.
anneler ve babalar tabii ki siz bizi anlayamazsınız, çocuğunuz yoksa yorum da yapmayın demişler ama bir çocuğun 3 saat yemek yemesini beklemek, ikna etme çabaları, gerginlikler filan bence normal ve doğru davranış olamaz. Çok üzgünüm. bu örnekte 15 ay kucuk ama benim arkadaşlarımda bu yıllarca sürdü. Evlerine gitmek sırf bu yemek ve dışarı çıkma mevzularından beni çok daraltıyordu ki hala böyleler :(
bence duyuru sahibi de yemeği kendi hazırlaması toplaması kısmını 3 saat süren bu yemek sürecine dahil değil diye belirtmek için söylemiş. Arkadaşından bunu beklediği için değil de.
ben bu arkadaşımı bu yemek konusunda sorgulayıp ara ara eleştiriyorum. bunları yemezse hasta olur yine biz uğraşırız vesaire diyor ama her gün en az 2 saat süren yemek krizini yaşamak hasta olmasındansa tercih edilecek bir şey değil bana göre.
-2
a perfect lie
(13.10.25)
3 saat olmasada vakit alıyor doğru
+1
basond
(13.10.25)
Öncelikle çocuğu olmadan buraya yazan arkadaşlar buraya yazdıklarını eğer çocukları olursa; ondan sonra bir daha okusunlar. 3 saat 5 saat 5 dk on dk. Çocuk sahibi olmak dünyanın en zor işi. çocuk olana kadar, ne kadar özgür olduğunu anlamak dünyanın en acı şeylerinden. çocuğum olmadan önce çocuklu ailelere kızar laf ederdim. olunca anladım ki çok zor amkkkk.
3 saat veya 5 saat olması ailenin düzenine bağlı bir şey. artık çocuklar aileleri yönetir durumda.
ben er kişiyim, eşim ve benden başka çocuk bakımına yardımcı olan herhangi bir kimse yok. kendime dair bir hayatım kalmadı. eşimi zaten düşünemiyorum. gerçekten bilinçli ebeveyn olmak zor.
+2
mikahakkinen
(13.10.25)
@a perfect lie beni çok iyi anlamış. derdim tabii ki bana yardım edilmemesi değil, durumu canlandırmak için yazdım ama yanlış anlaşılmış. Konu bir yemek yeme + yedirme sürecinin 3 saat sürmesinin normal olup olmaması. Aynı şey sabah hazırlanmak için de geçerli. 3 saat de hazırlanma süreci. Beraber etkinlik yapmak o kadar imkansız ki, hadi gidelim diyorlar tamam diyorum 3 saat geçiyor. Bireysel olarak onlara yardım edebileceğim her işi yapıyorum etraflarında ama yine de 3 saat.
+1
🌸silverleaf
(13.10.25)
3 saat çok fazla ama çocuğuna göre değişir, 5 yaş çocukla 45 dk falan alıyor benim oyuncaklarını toplayıp (bazılarını hala yanımızda gittiğimiz yere taşıyoruz işte bilinçsiz anne örneği ben) ve havaya göre giydirmekle, nereye gideceğimizi açıklamakla falan. yemek yemesi yarım saat gibi.
+1
deartheodosia
(13.10.25)
mecazen mi 3 saat dedin çok anlamadım ama gerçekten soruyorsan 3 saat çok abartılı. 14 aylık bebeğim var genelde gideceğimiz yerlere hesaplanan vakitten 20 dk sonra varırız. niye hep 20 dk geç kalıyoruz anlamıyorum ama genelde çocuk yürümek istiyor kucakta durmuyor filan yavaş yürüyor ondan kaynaklı sanırım.
yemek yedirmek ve kendimizin yemesi de max yarım saat olur, 3 saat kraliyet yemeği mi yiyorlar :D
+2
Gradient_tabanlı_mor
(13.10.25)
aynısı durumu bizde de hala var, yani illallah ettiriyor, değişiklik filan istemiyorlar, biraz rutin çocuklara iyi geliyor. anne baba çalışıyorsa o yaşta kendi kurdukları oyunları oynamak istiyorlar, mesela dışarı çıkacaksak kuaför oluyoruz, pantolon giydirme makinesi oluyoruz bunları öğrendikçe 1 saat altına indik, tabi bizim hazırlanma sürecimiz de var.
yemek konusu ise şöyle, biz bir şeyler hazırlayıp arabada yemesini istiyoruz, sabah okula giderken kahvaltısı da öyle elinde çerezi, dışarı bakarak yiyor arabada, yemek yemesini beklemek de yanlış, zaten ben evde bakarken doğrudan kahvaltı hazırlamam, önce dışarı çıkarız, parkta acıktırır öyle kahvaltı kurarım.
0
hoot
(13.10.25)
mecazen 3 saat kullanılmış. kimse 3 saat çocuğa yemek yedirmeye çalışmaz.
ama dışarı çıkma konusu 3 saat alabilir. altını değiştir. yemek yedir. bebek bakım çantası hazırla dışarısı için hazırda mama yoksa onları yap. bebeğin üzerini değiştir. kendin tuvalete git kendin hazırlan. bu sırada bebek tekrar kaka yapmış mı diye kontrol et. arabayı al kapının önüne getir.
+1
duyuruuser
(13.10.25)
"Tarlada doğum sancısı tutan kadın" diyen arkadaşa çok katılıyorum. aynen kardeşim tarlada bebeğe bakmayıp işine devam ettiğinde bebeğin ve annenin fiziksel ve psikolojik sağlığında bir sorun olmuyordu. Ölüm oranları çok düşüktü bizim nenelerimiz zamanında, hele psikolojileri çok iyiydi kesinlikle damızlık gibi doğum yapıp bebeklerinin yarısı ölen ve kalan bebekleriyle bağ kuramayan nenelerimizin. Onu da geçtim, kadının ne haddineymiş konforlu ve hijyenik ortamda bebeğe bakmak? Bu ne şımarıklık? Lütfen sevgili kadınlar, tıpkı nenelerimiz gibi yaşayın. Bir de utanmadan hayatınızdaki önceliği bebeğinize veriyorsunuz yahu! Mesela tek kullanımlık bezler de almayın, kakalı bezleri yıkayın çünkü nenelerimiz böyle yapıyordu biliyorsunuz ki. Allah allah ya!
+4
mor bembombom
(13.10.25)
Bir uçtan diğer uca fazla hızlı savrulduğumuzu anlatmak için verdiğim örnekten mağduriyet devşiren kronik mağdur arkadaşım, Ne soruda ve ne de verdiğim cevapta aile yapısı içinde belirli bir cinse özel bir eleştri yoktur. 3 kuşak öncesindeki durumun doğru olduğuna dair de bir sözüm yoktur. Benim sözüm çocukerkil aile düzeninin abukluğunadır. Yazdıklarım o gözle oku. Ya da okuma. Mağduriyetini doya doya yaşa. Sen bilirsin. Bu arada mor kurdelalı bir eyleme katılırsan çağır ben de gelirim. Ama 7*24 dünyaya o gözle bakma. Mutlu olamazsın.
-2
Mirket
(13.10.25)
mor bembombom +1 tarladaki nenelerimiz örneği beni de çok rahatsız ediyor her defasında duyduğumda. dünyaya getirdikleri çocukların yarısı vefat ediyormuş zaten. yazık o kadıncağızlara. ve hala sömürülüyorlar emekleriyle.
0
deartheodosia
(13.10.25)
bazı insanların götü ağır çocuktan bağımsız olarak. bence çocukla alakalı bir durum yok. ebeveynlerin karakteriyle alakalı bir durum.
0
Hallegadola
(13.10.25)
Bazı insanların zaman algısı ve zamanı kullanma hızı çok tuhaf, çok yavaş olabiliyor. Annem de öyledir, onun sağlık sorunları da var ama öteden beridir annemin dikkati çok dağınık olduğundan bir işi yapana kadar saatler geçebilir evet. Olabilir, yapı.
0
muhayyer divan
(13.10.25)
İnsanlar abarttığımı düşünmüşler doğal olarak ama değil, maalesef. Neyse ki bu gözlemi yapan sadece ben değilmişim.
günaydın, iyi haftalar.ben 5 ay kadar önce yeni bir yerde çalışmaya başladım. kahvaltıyı ofiste çay-poğaça ikilisiyle yapıyorum buradaki çoğu kişi gibi. erkenden gelenler arasındayım ve diğer çalışanlar benden sonra geliyor. şimdi, hal böyle olunca ben de "zaten çoğu uzun yoldan geliyor, bir daha fı
günaydın, iyi haftalar.
ben 5 ay kadar önce yeni bir yerde çalışmaya başladım. kahvaltıyı ofiste çay-poğaça ikilisiyle yapıyorum buradaki çoğu kişi gibi. erkenden gelenler arasındayım ve diğer çalışanlar benden sonra geliyor. şimdi, hal böyle olunca ben de "zaten çoğu uzun yoldan geliyor, bir daha fırına çıkıp poğaça almakla uğraşmasınlar" diyerek, kendime poğaça alırken bilerek 2-3 tane daha fazladan poğaça alıyorum ve onlar ofise gelince "fazladan 2-3 poğaçam var, alabilirsiniz" diyorum ve ikram ediyorum ya da şirket grubuna "fırına gidiyorum, bir şey isteyen var mı?" diye soruyorum, istediklerini de alıyorum. bu noktada beni zorlayan hiçbir durum yok, tamamen içimden geldiği için buna devam ediyorum. ama...
dikkatimi çeken bir durum var; bu arkadaşlar erken geldikleri zaman da ellerinde poğaça görüyorum ya da diğer arkadaşlara dağıttıklarını görüyorum. nezaketen "m e b, fırına gidiyorum, bir şey ister misin?" diyen yok. ben poğaça ikram ederken "sağ ol ya, x abi fırına gidiyormuş, ona söyledim, bana da alacak" diyorlar.
şimdi "ne alaka?" diyebilirsiniz ama burada poğaça yüzünden değil de kendi hissiyatım üzerine düşünüyorum geldiğim zamandan bu yana. "eğer içimden geldiği için yaptığımı söylüyorsam neden onlardan da aynı şeyi bekliyorum? bu ticaret değil, karşılık bekleyerek yaptığın şey samimi değil." diyorum kendime. bir yandan da "insanın nezaketen de olsa fikri alınmaz mı, bir şey isteyip istediği sorulmaz mı ya?" diyerek dışlanıyormuş gibi hissetmem de ötürü olsa gerek, beklentimi normalleştiriyorum.
dediğim gibi poğaça bir örnek, poğaçayla zengin de fakir de olmuyorum. ofistekilerin poğaça alma işini türkiye'nin gündemiymiş gibi büyütmelerini de yadırgıyorum açıkçası.
ama sorumu tekrar etmek gerekirse; ben bu durumda samimiyetsiz oluyor muyum hakikaten? "karşılık beklemeden insanlara yardım etme" erdemine sahip değil miyim acaba?
0
m e b (13.10.25)
Bunun doğrudan karşılık beklemekle ilgisi yok. İnsanlara iyilik yapmak istediğinde, bunu senin görevin olarak görmediğinden emin ol. İyilik yapıyorsan önce sadece kendin için yapmalısın çünkü iyilik iyidir. Eğer iyiliği yapmadan önce aklına bir karşılık beklemek geliyorsa o zaman sorunu kendinde arayabilirsin.
0
anathemamen666
(13.10.25)
zaten senin her gün bol bol poğaçayla geldiğini biliyorlarsa abi sen de poğaça ister misin diye niye sorsunlar
+1
nahtoderfahrung
(13.10.25)
@nahtoderfahrung: yukarıda "bu arkadaşlar erken geldiklerinde" diye belirtmiştim, mesaj diye bir iletişim şekli de var :)
0
🌸m e b
(13.10.25)
tam olarak bu düşünce karşılık beklentisi düşüncesi. ben onlara alıyorum onlarda bana almalı beklentisi içindesin. düğünde takı takmaylada aynı ben onların düğününe gittim tam taktık oda bana tam takmalı veya ben arkadaşımın doğum gününde hediye aldım oda bana almalı veya arkadaşımın babasının cenazesine gittim oda benimkine gitmeli hep bir yaptığı işin karşılığını bekleme beklentisi.
+2
my fault
(13.10.25)
Abi sen davarlarla çalışıyormuşsun. Senin hislerin normal.
+1
arbre
(13.10.25)
Sahipsin, sadece samimiyetin sınanıyor. Hani altını içindeki bakırdan ayırmak için yakarlarmış ya, iç dünyandaki bu sorgulama senin samimiyet hissini yakıyor, geriye ne kaldığını görmeni bekliyor kalbin. Bu anlamda kendine dikkat ediyorsun demek ki, güzel bir şey. Evet böyle düşünmek olayı samimiyetten uzaklaştırıyor ama sana bir rehber oluşturuyor bu durum, görmen ve birini seçmen kolaylaşıyor, öyle anladım. İç yolculuğun çok güzel 🌷
-1
muhayyer divan
(13.10.25)
Düşüncen normal.
sana "m e b, fırına gidiyorum, bir şey ister misin?" diyen yoksa işte burada "mütekabiliyet esasları " devreye girmeli.
Temelde insani esaslarla değil, para kazanma için insanların bir araya geldiği yerlerden biridir iş yerleri. Bazı istisnalar dışında, samimi veya kalpten desteğe dayalı yakınlıklar pek olmuyor. O nedenle "iş arkadaşı " kavramının yerine "iş yerinden biri " ifadesini kullanmak daha doğrusu benim için .
Bazen iş dışında içimden gelir kimi arkadaşları dışarıda çay vs. içmeye çağırırım. Maksat sohbet vs. İşleri vardır gelemeyeceklerini söylerler. Bunu anlarım ama davet etme sırası onlara geçmiştir. Bakıyorum bunu pek düşünen yok gibi .
Yine denk geldiğim hususlardan biri de klasik olarak biri diğerine "hanımı da al bize de bir gün gelin " ifadesi kadar saçma bir şey yok . Görünüşte misafirperverlik gibi görünse de gerçekte öyle değil. Abicim o hanımını yanına almasın sen de hanımı komşuya veya anne babasına gönder bir zahmet. Bizzat kendin o arkadaşına bir çay demle. Elin kolun bi zahmet arkadaşın için çalışsın. Pasta poğaça yapamazsın ama kaseye de biraz çerez koymayı unutma.. değil mi ama ? Bir buluşma , ziyaret yapılacaksa, yakınlık gösterilecese kadınları bahane etmeyelim.
Önceleri ve hala var olan köylü şehirli (veya burjuva) ayrımının yanısıra, işyerlerinde de kadrolu /sözleşmeli / geçici işçi gibi hindistan'ın dışında ama toplum içinde gelişen, kendimize özgü kast sisteminde bu gruba mensup olanlar arasındaki iletişim dili , yakınlıklar da genelde bu çerçevede gelişiyor.
Çevrendekileri uzaktan izlemeye devam et, gerçekte ne sebepten yakın olduklarını anlamaya çalış. Belki biri diğerinin aracına biniyordur işe gelip giderken ona poğaca belki yemek ikramı düşünmüştür. Bu haklı anlaşılabilir bir durum yerine göre . Belki bir başkası karşı cinse yakınlık tavırları sergiliyordur ikramlarıyla. Bir başkası ise diğerinin sayesinde iş yerinde bazı avantajlar elde etmiştir. Bu nedenle yediği içtiği ondan ayrı gitmez.
-1
diyecevaplandı
(13.10.25)
Birlikte çalıştığınız insanlar hödük. Hislerinizin karşılık beklemekle bir ilgisi yok. İnsan nezaketen ve sadece lafta kalacak bile olsa "Bir gün de poğaçalar benden olsun." veya "Kahve ısmarlayayım bi ara." gibi bir jest yapmalı.
+1
auroraaurora
(13.10.25)
acikcasi tam olarak anlattiginiz gibiyse ben de karsilik bekleyerek bir sey yapmadiginizi dusunuyorum, en azindan ilk etapta boyle baslamamissiniz, insanliginizdan almissiniz ve bence arada bir karsi tarafin da sizi dusunmesini beklemek ve bunu gormediginde kirilmak gayet insanca geldi bana. sadece ilk almaya basladiginizda karsilik beklemeden aldiginizdan emin olun (kendiniz icin) onun disinda karsi taraf(lar) tarafindan hic gozetilmediginizi gordugunuzde kirilmak cok insanca bence.
+3
kassiopeia
(13.10.25)
sen iyiliği görev edinip kendin beklenti oluşturmuşsun. alma başkan boş ver kimse senin istediğin gibi olmayacak.
+2
mikahakkinen
(13.10.25)
Uzun uzun yazamayacağım haklı olduğunu düşünüyorum
-2
basond
(13.10.25)
ben fazla direkt bir insanım galiba, böyle düşünmek yerine muhatabı kişiye sorarım “gidiyorsan bana da sorabilirsin” diye. haklısın ama fazla düşünüyorsun, kendi hayatını zorlaştırırsın en fazla.
0
deartheodosia
(13.10.25)
beklentiye girmen doğru mu değil mi bilmiyorum ama ben olsam ben de girerdim sanırım. üzülürdüm içten içe bana neden teklif etmiyolar diye.
0
Sadece soruyorum
(13.10.25)
seni sevmiyorlar. millete fazladan poğaca alma işini bırak. bir yere giderken sormayı da. kafanda da bu tür düşünceler bir daha olmaz. iyilik yaptığınla kal hayatına kaldığın yerden devam.
0
koela
(13.10.25)
Samimiyetim olmayan bir iş arkadaşım bana ikide bir poğaça ya da başka bir şey ikram etse almaktan kaçınırım. Çünkü bilirim ki o ikram hesabıma borç olarak kaydedilecek. Ki siz de inanmak istemeseniz de aynen böyle yapmışsınız. Durduk yere üzerimde manevi bir borç yükü birikeceğine poğaçamı gider kendim alırım. Bu tip gizli borçlar birikip ileride mutlaka alakasız gibi görünen başka sorunlara yol açar.
Başka açıdan bakalım: Siz herkese ikram dağıtmaktan hoşlanıyor olabilirsiniz. Bense paylaşımları daha küçük ve samimi gördüğüm kişilerle yapmayı tercih ediyor olabilirim. O sizin tarzınız, sizin yaşam şekliniz, bu da benimki. Şimdi soru şu: Neden ben sizin yaşam tarzınıza uymak zorundayım?
"karşılık beklemeden insanlara yardım etme erdemine sahip değil miyim acaba?" sorunuza cevap: Değilsiniz ama zaten bu erdeme gerçekten sahip olmak herkesin harcı değil. Muhtemelen şu soru altında görüş paylaşan hiçbirimiz bu erdeme sahip değiliz.
+1
mikro patlama
(13.10.25)
hayat bu kadar uzun değil.
sizi rahatsız ediyor belli. yapmayın kurtulun.
zaten poğaça yemek nedir? çok sağlıksız. yakında mide gidecek. gitmese bile göbek gelecek.
Merhaba tatlı yemedigim bir dönemdeyim şimdi sürekli gittiğim mahkeme kalemine arada tatlı falan götürüyorum bu sefer ne götürebilirim, karbonhidrat oranı yüzde 50nin altında olan, çok sağlıklı olmasa bile insani baklava gibi şeker komasına sokmayacak
Merhaba tatlı yemedigim bir dönemdeyim şimdi sürekli gittiğim mahkeme kalemine arada tatlı falan götürüyorum bu sefer ne götürebilirim, karbonhidrat oranı yüzde 50nin altında olan, çok sağlıklı olmasa bile insani baklava gibi şeker komasına sokmayacak
0
sanguine (13.10.25)
Bitter çikolata. Yulaflı fındıklı kurabiye (tam buğday unlu). Hurmalı enerji topları (hurma + kakao + ceviz) (lifli, doğal tatlılık).
Hepsi tatlı hissi verir ama “şeker koması” yaşatmaz
0
anathemamen666
(13.10.25)
Yapabilirsen kuruyemiş, yağlı tohumlar yani. Kavrulmamış olursa daha da sağlıklı ama pahalıya patlar mı bilemedim, tatlı götürmekle aynı olur belki.
0
muhayyer divan
(13.10.25)
ben hurmanın içine ceviz koyuyorum (cevizli tatlıları hep daha çok sevmişimdir) ve tok tutuyor, şeker ihtiyacını da abartmadıkça sağlıklı olarak karşılıyor(dur bence). tavsiye ederim.
0
deartheodosia
(13.10.25)
Gün Kurusu Malatya Kayısısı ve ceviz içi. Hediye/İkram olarak da garip kaçmaz. İnternette çok satılıyor kayısı tepsileri. Misal: www.hepsiburada.com
cevap verirken metin kutusunun sağ üstünde yanıp sönen yeşil ışık ne?
der meister
duyuru açarken yok bu ama cevaplarda var. ben başta caps lock diye düşündüm ama hiçbir şey yazmayıp ekrana öylece boş boş baktığım zamanlarda dahi yanıp söndüğünü gördüm. belli aralıklarla diyeceğim ama ondan da emin olamadım. compu çıblak fodolarımızı mı çekiyor, ne ola ki bu?
duyuru açarken yok bu ama cevaplarda var. ben başta caps lock diye düşündüm ama hiçbir şey yazmayıp ekrana öylece boş boş baktığım zamanlarda dahi yanıp söndüğünü gördüm. belli aralıklarla diyeceğim ama ondan da emin olamadım. compu çıblak fodolarımızı mı çekiyor, ne ola ki bu?
0
der meister (12.10.25)
Sağ olsun Compu, biz cevap yazarken tarayıcı yazılmış olanları kaydetsin diye kodlamış siteyi. Kaydetme belirtisi o yeşil. Kaydettik diyor yani.
+1
muhayyer divan
(12.10.25)
yazarken kaydediyor, onun işareti. ama sekmeyi kapatırsan yazdıkların kaybolur. ama sekmeyi kapatmadan sayfayı yenilersen, başka yere tıklayıp göndermeden sayfayı değiştirirsen falan geri döndüğünde silinmeyecek.
+1
kibritsuyu
(13.10.25)
bu soruyu senden beklemezdim hümsftad ya. sabitlenmiş duyurularda açıkladılar, bilgisayarın kendi hafızasına kayıt edilirken yanıp sönüyor dediler.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.10.25)
Bazı şeyler olacaksa olur , olmayacaksa olmaz biliyorum ama beynim bir türlü susmuyor.Arkadaşlarımdan biride kendini hiç rahat bırakmıyorsun akışına bırak diye uyardı bende farkındayım.Araba almaya karar verdim örneğin ödemeler devasa ama hesabı kitabı yaptım oluyor bunu dert etmedim ama ufacık plak
Bazı şeyler olacaksa olur , olmayacaksa olmaz biliyorum ama beynim bir türlü susmuyor. Arkadaşlarımdan biride kendini hiç rahat bırakmıyorsun akışına bırak diye uyardı bende farkındayım. Araba almaya karar verdim örneğin ödemeler devasa ama hesabı kitabı yaptım oluyor bunu dert etmedim ama ufacık plaka mevzusu için (harf seçmek) 50bin tl istediler gece uyuyamadım iki gündürde derin nefes alıp veriyorum filan yok banamısın demiyor hevesim filanda gitti arabayı almaktan neredeyse vazgeçecek duruma geldim. O kadar gerildim enerjimde bitti ev işlerini yapacak halim kalmadı böyle olunca.
1-2ayda bir bu durumu yaşıyorum bir konuda çok kararsız kalıp strese girip kaygılanıyorum sonrası enerjim bitiyor mutsuz oluyorum ve bunu yönetemiyorum.
Plaka özelinde aklımda bir plan var onu yapıcam ama genel olarak bu sorunu nasıl çözücem bilmiyorum. Kafam hep gergin stresli hissediyorum rahat bırakıp kendimi dizi-film izleyemiyorum. Normalde yürüyüş filan yapardımda artık havalar bozdu ve spor yasak bir süre.
0
kararsızataletfilozofu (12.10.25)
Havalar bozuk olsun ne olacak. Hatta bence yürüyüşlerin en güzeli geceleyin hafif hafif yağmur yağarken.
Bence yorum yapmak zor. Ama anksiyete gibi duruyor.
Takma kafana, her şey olacağını varır gibi tavsiyeler “bi sus artık” dememek yerine kullanılıyor.
Yılların eskitemediği bir ruh hastası olarak konuşmanın en faydalı çare olduğunu düşünüyorum. Kullanmadığım ilaç kalmadı, ama psikiyatrist ile konuştuğumda rahatlıyorum.
Benimde tavsiye edeceğim, önce bir psikoloğa görünmek olurdu.
Bana da yakınan arkadaşlarım oluyor, ve bazen problem öyle bir noktaya geliyor ki yapılabilecek/denilebilecek hiçbir şey olmuyor. Bu durumda da şu iki sihirli kelimeyi kullanıyorum: geçmiş olsun.
+1
substituent
(12.10.25)
Plaka konusunda planın ne? Hoşlandığın kızın baş harfi değildir inşallah. A olmasa, B olsa ne değişecek? Bunu düşün. Para kolay kazanılmıyor. Bir gün bir önemi kalmayacak şeylere para saçmaya gerek yok bence. Para harcamak stresi azaltma yolu olarak seçilebilir ama bunun sonuçları her şeyi daha kötü yapabilir. Stres için yüzme tavsiye ederim. Ağır bir spor değil.
+1
arbre
(12.10.25)
Tanıdık memur aracı sokma + 2 kilo baklava ile bir şans denicem.
Kendi ismimi soyismimi sessiz harflerle yaptırıcam
0
🌸kararsızataletfilozofu
(12.10.25)
ben de öyleydim. bir sıkıntı çıkınca yerle bir oluyordum. genel bir gerginlik vardı. böyle bir engellenmişlik duygusu. tatminsizlik duygusu vardı. geçmesi yıllar sürdü. hayat biraz patakladı. pataklanmadan geçebilirmiydi: evet, destek olan insanlar olsaydı, toksik insanalrdan korunabilseydim olurdu.
0
santimantal
(13.10.25)
Hayatta her şeyin dört dörtlük olamayacağını anlayınca bunları yönetebiliyorsun bence. En azından bende öyle oldu. Araba alman çok güzel bir şey ama sırf istediğin plaka olmazsa diye araba almaktan soğumak tamamen mükemmeliyetçiliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. Belki bu huyunu törpülersen bazı kaygılarından otomatikman arınabilirsin.
+1
mermaidd
(13.10.25)
Kendi başına kaldığın bir zaman bu konuyu düşün ve kendi iç dünyana "buna ihtiyaç mı duyuyorum, bundan ne fayda sağlıyorum" diye sor. Çünkü bu geliştirilmiş bir savunma mekanizmasına benziyor, gerçekten öyleyse iç dünyan bu söylediğim sorulara bir şekilde cevap verir. Meditatif bir şekilde sorarsan cevabı daha kısa sürede alacağını düşünüyorum.
Ayrıca harf seçmenin bedelinin 50 bin lira olması hakkında ben şahsen sinirlenirim, sen iyi sinirlenmemişsin yine. Benden iyisin bu konuda.
Evinize gelen misafir nasıl bir hediye getirirse çok mutlu olursunuz?
sekizdokuzon
Bana 40-50 cm boyunda bir salon bitkisi getirenin kendi yatağımda yatmasına izin verir, kendim salonda yatarım. Var değil mi böyle ev ziyaretine çiçek, bitki götüren güzel insanlar?Siz nasıl bir hediye alsanız gerçekten mutlu olursunuz?Teşekkürler.
Bana 40-50 cm boyunda bir salon bitkisi getirenin kendi yatağımda yatmasına izin verir, kendim salonda yatarım. Var değil mi böyle ev ziyaretine çiçek, bitki götüren güzel insanlar?
Siz nasıl bir hediye alsanız gerçekten mutlu olursunuz?
Teşekkürler.
0
sekizdokuzon (11.10.25)
paşabahçe beğenmezsem gider istediğimide alırım, bizim ailede genelde paşabahçe , daha azı madame coco nevresim seti battaniyesi falan
+1
eja
(11.10.25)
Maddî anlamda çok sıkıntılı bir zamanımdayken getirilen gram çeyrek yarım tam altın türünde bir hediye haricinde hiçbir hediye beni "çok mutlu" etmez sanırım. "Çok mutlu olmak" benim için epey büyük bir şey ya da algılarım/beynim abartıyor da olabilir, bilemedim şimdi. Hayal kuramadım resmen.
0
muhayyer divan
(11.10.25)
Benim için en güzel hediye misafirin hiç gelmemesidir.
+4
rock n roll
(11.10.25)
Ben bunları yapmasalarda yatağımı veririm
+2
Kahvedesu
(11.10.25)
Çiçek gelse bile bakmayı beceremiyorum bi fesleğenim vardı kuruttum. Parfüm getirirse mutlu olurum. Yiyecek olarak fıstıklı baklava gelirse mutlu olurum. Ama kalitesiz yerlerden alınmış çamur gibi baklava olmayacak. Kaliteli lokum ve çikolata da olabilir.
+1
tabudeviren
(11.10.25)
çiçek iyi fikir.
birileri bir eşya getirince genelde mutlu olmuyorum. neden zahmet ettin, ne gerek vardı, bir sürü masraf yapmışsındır şeklinde bir anne çıkıyor içimden. layık görmüyorum belki de. basit bir şeyse de yine beğenmiyorum. boşuna çöp olacak evde diye.
çift olarak yaşadığımız eve bir arkadaşım ikili ve sevimli bardak getirmişti. biri 400 diğeri 500cl miydi neydi. arada bir bira içerken onları kullanıyorduk güzel andım o arkadaşı. sevimli bir hediyeydi ve insanı borç altında hissetirmiyor da. çok yer işgal etmeyecek bir saksı çiçeğine de mutlu olurdum. büyük çiçek herkese gitmez, evinde yer yoksa zülum olur.
0
biseysorcaktim
(11.10.25)
Birinci sınıf inanılmaz kaliteli bir baklava ve ya bu kalitede bir tatlı. Hiç görmediğim göremeyeceğim nadide bir hediyelik olabilir Güzel çiçekleri açmış saksılı bir çiçek
0
pislick0
(11.10.25)
güleryüz ve huzur getirsin başka şey istemem.
gerçekten getirse ne getirmese ne yani.
+3
gurur
(11.10.25)
Kaliteli malzemeden (cam, ahşap, mermer, kemik, bronz, prinç, titanyum veya bunların karışımı), seri üretim olmayan, mümkünse ilerde antika değeri olabilecek bir koleksiyon parçası olan küçük obje, vazo, kutu, ufak mobilya, alkol bardağı/kadehi, sofra malzemesi vs. alsam çok sevinirdim. Çok spesifik oldu sanırım.
0
akhenaten
(11.10.25)
Bana yakın arkadaşım bir kere doğum günü hediyesi olarak saksıda biber hediye etmişti canlı bir bitkinin hediye olarak gelmesi gerçekten şahane bir şey çok mutlu olmuştum. Ev bitkisi hediye gelse çok mutlu olurdum ben de. Farklı tasarımlarda kupa bardakları çok sevdiğimi bilen arkadaşlarım bana kupa bardak da hediye ediyorlar bu da çok hoşuma gider. Evde kokteyl denemeleri yapmayı sevdiğim için şık içki bardakları hediye gelse çok hoşuma giderdi. Bir kere televizyon battaniyesi hediye gelmişti o da hoştu.
0
mutekebbir
(12.10.25)
Biraz kimin geldiği de önemli. Sadece kendisi bile en büyük hediye olabilir. Aranızdaki yakınlığa ve ilişkiye de bağlı.
Çoğu zaman misafir gelmemesi daha iyi +1 Dışarda bir yere davet etmesi daha makbul. Veya tatil hediye etsin ne bilim :)
Benim ihtiyacım olan şeyleri bilip getirmeleri de makbule geçebilir. Materyal şeylere pek ihtiyacım olmuyor. Çiçek bitki vs. de evde sevmem. (doğada severim, doğaya götürsün mesela?) Belki bazı ev gereçlerinin daha iyisi olabilir. Yediğim spesifik şeylerle alakali birşey de olabilir.
+1
ermanen
(12.10.25)
Hediye getirmemesi, getirecekse de ya işime çok yarayacak bir materyal tercihimdir. Bunun dışında eşya/bitki/vazo tarzı şeyleri mümkün olan en kısa sürede sağa sola bağışlamayı tercih ediyorum. Gereksiz eşyalardan kurtulmak için evin 2/3'ünü attım.
0
rakicandir
(12.10.25)
Evde bitki konseptini hiç sevmediğim için böyle bir hediye gelse üzülürdüm napıcam bunu şimdi diye.
Onun dışında kahve fincanına okeyim ya her zaman kullanılıyor, çok işlevsel bir hediye, evde fazlası hiçbir zaman sorun çıkarmaz. Saçma sapan esprili bi şey olmadıktan sonra fincan iyidir
0
nundu
(12.10.25)
Misafirliğe gelecek olanlara bana güzel yazan eşantiyon kalem, defter, ajanda; ilginç tasarımlı kupa bardak getirin diyorum. Söyleyince biraz yüzsüzlük gibi oluyor (:D) ama istediğim şeyler ya ücretsiz ya da ucuz. Misafirliğe gidiyorsam genelde küçük bir mutfak eşyası veya iyi bir pastaneden duruma göre bir şeyler alıyorum. Evde pet besleniyorsa ona da ödül maması götürüyorum.
0
gnosis
(12.10.25)
Oğluma oyuncak getirilince mutlu oluyorum, bana bir şişe güzel bir içki gelirse seviniyorum :)
Merhaba. 3 aylık bir dişi kedi sahipledik. Benim önceki kedi tecrübem olgun (6 yasında) bir kediydi. Eve yavru kedi almamıştım. Şimdi bu kediş iki gündür tepemizde geziyor. Geceleri yatakta tepemizde gurgur uyutmuyor. Hanıma yatak odasına almayalım diyorum. Ama kedi de kapıda ağlıyor o zaman. Gönül
Merhaba. 3 aylık bir dişi kedi sahipledik. Benim önceki kedi tecrübem olgun (6 yasında) bir kediydi. Eve yavru kedi almamıştım.
Şimdi bu kediş iki gündür tepemizde geziyor. Geceleri yatakta tepemizde gurgur uyutmuyor. Hanıma yatak odasına almayalım diyorum. Ama kedi de kapıda ağlıyor o zaman. Gönül elvermiyor. Ya bu yaş aldıkça o miskin uykuculardan olur değil mi:) iki günde uyku kalmadı bizde.
+1
emre513 (11.10.25)
ilk 1 sene bu şekilde idare edeceksiniz. ben sokaktan yavru sarman almıştım, bir müddet sonra arkadaşıma vermeye karar verdim çünkü huzur bırakmadı evde yaramaz çocuk gibi her şeyi indiriyordu neyse sonra vazgeçtim vermedim. şimdi 8 kilo bir obeze dönüşü hareketsiz takılıyor :D bir sakatlık yaşadı o yüzden zamanla obeze döndü ama yine de kontrollü mama verin. bu arada ilk 6 ay tabağı hep dolu olsun. ondan sonra kontrollü verin.
+1
neira
(11.10.25)
büyüdükçe biraz durulur ama tamamen geçmez. kediler gece avlanır. o yüzden gece vakti yorgan altındaki ayağa saldırma, sabaha karşı evde oyuncak bulup patır kütür onunla oynama gibi şeyler sonraki yaşlarında da devam edebilir.
ama kendisiyle ilgilenen olmayınca ben de gidip yatayım bari diyecek zamanla.
odaya almamazlık etmeyin.
+1
kibritsuyu
(11.10.25)
O kapıyı kapatmazsanız ömür boyu sizi çok yorar söyleyeyim. Ya kapınıza Amerikan filmlerindeki sokak kapılarında gördüğümüz kedi köpek kapısı yapın böyle sallanan bir kapı hani, ya da kediyi dışarıda durmaya alıştırın, gerçekten rahat bırakmaz sizi. İçeride misafiriniz olur odanızda kapınızı kapatır sevişmek istersiniz taciz eder kapıyı açtırır, açarsınız çıkmaz, çıkar girer çıkar girer çıkar girer... çeşitlemesi de çok bu olayların. Benim odamın kapısı kapanmıyor maalesef, evde 4 kişiyiz ve herkes kapısını kapattığı için benim odamın kapısı kapanmıyor, çünkü ulaşabildikleri tek "güçlü" canlı benim (mama vermek su vermek ilgilenmek güven vermek vs).
Evde sizden başka kimse yoksa ve siz de odanızın kapısını kapatırsanız evet ciyaklayacak ve o ciyaklama hiç bitmeyecek, çünkü "canlılar içeride!" Tuvalete gittiğinizde peşinizden tuvalete girip başınızı bekleyen bir tür bu. Hele bir de minicik, hâlâ anneyi kardeşleri arar... of bilemedim.
0
muhayyer divan
(11.10.25)
Kısırlaştırana kadar böyle. Sonra rahat.
0
gobekliraki
(11.10.25)
benimkiler de sokaktan aldığımda 6 aylıklardı. 1 yaşlarına kadar deli gibi koşturup duruyorlardı. ben uyurken kafamın üstünden uçuyorlardı birbirlerini kovaladıkları için. yüzüme, göğsüme basa basa... 1 yaşında aniden sakinleştiler. 1 yaşı bekleyin :)
şimdi 5 yaşındalar. tabii bazı geceler kudurmaya devam ediyorlar. dönem dönem huyları değişiyor. bir ara kapıyı asla kapatamıyordum ağlıyordu birisi. bir ara umursamadı hiç. son zamanlarda ikisi de tepemde uyuyorlar, önceden aynı oda içinde ama daha mesafeliydiler falan. ilk günden beri çok iyi anlaşıyorlardı, son zamanlarda kavga etmeye başladılar. değişiyorlar işte sürekli. :D
0
art cat chocolate
(11.10.25)
Evet aynısı göğsüme basa basa tepemdeler. Uyku kalitem çok düştü:/
0
🌸emre513
(11.10.25)
Öncelikle hayirli olsun. Bizim kiz 6 yasinda biz de 3 ayliga dogru aldik. İlk geldiginde asiri miv miv ciglik atarak miyavliyordu biz odaya sokmuyoduk cok minik, uyurken ezeriz diye. Sonra geceleri eşim kalkip oynamaya basladi ama birakip yatinca yine ayni oluyordu. Biz de oturma odasina mamasini suyunu kumunu koyup kapiyi kapatmaya basladik mecburen. Sonra gelemedigi icin miyavlamamaya basladi. Birkac gun sonra alisinca o huyu da gecti. Simdi serbest ama yine odaya almiyoruz ezeriz diye yine de gelmek istemiyor zaten.
Tavsiyelerinizi alabilir miyim?Huavei'den özgürleşmesine çok az kalmış bir arkadaşıma telefon bakayım dedim ama ben de anlamam. Burada bu işin ehilleri var, rica etsem uygun fiyatlı bir feepee ürünü tavsiye eder misiniz, bütçe 20.000'e kadar diyelim. +/- 20.000 olarak bilginiz var mı?Ek: sevgili cev
Tavsiyelerinizi alabilir miyim?
Huavei'den özgürleşmesine çok az kalmış bir arkadaşıma telefon bakayım dedim ama ben de anlamam. Burada bu işin ehilleri var, rica etsem uygun fiyatlı bir feepee ürünü tavsiye eder misiniz, bütçe 20.000'e kadar diyelim. +/- 20.000 olarak bilginiz var mı?
Ek: sevgili cevaplayan 3. kişi, beni engellediğin için cevabını göremiyorum. Sadece bir rakam olarak görünüyorsun, bu duruma üzüldüm.
0
muhayyer divan (11.10.25)
samsung s24 fe
+3
tabudeviren
(11.10.25)
Giriş seviyesinin bir adım üzeri olsun uygun fiyatlı olsun denirse 16.000 TL civarına A36, amiral gemisi kıvamında özellikleri olsun ama fiyatı amiral gemisi kıvamında olmasın denirse 28.000 TL civarında S24 FE alırdım.
+1
10551037
(11.10.25)
Honor 400
+1
artıküyeolmakistiyorum
(11.10.25)
A56 aslında güzel telefon ama fiyatları arttı, bence kasım dönemine hazırlık yapıyorlar, yani tekrar indirime girer. A56 ilk çıktığı zaman biraz daha verir s24fe alırız deniliyordu. şimdi s24 fe yükseldi. A56 daha az yükseldi.
Beni sekiz kişi engellemiş. Daha fazlasını bekliyordum. Sizi kaç kişi engellemiş?Teşekkürler.
Beni sekiz kişi engellemiş. Daha fazlasını bekliyordum.
Sizi kaç kişi engellemiş?
Teşekkürler.
-1
sekizdokuzon (10.10.25)
Sıfır
Edit: dokuzmuş:)))
+1
Kahvedesu
(10.10.25)
1 kişi engellemiş onu fark ediyorum ama sadece 1 mi daha mı fazla bilmiyorum. Nasıl bakılıyor onu da bilmiyorum.
0
muhayyer divan
(10.10.25)
İstatistiklerden bakılıyor.
+2
🌸sekizdokuzon
(10.10.25)
istatistiklerin neresinde, ben göremedim?
0
der meister
(10.10.25)
Ben >> İstatistikler >> Az aşağıda, favori duyurularının altında
0
🌸sekizdokuzon
(10.10.25)
teşekkür ederim. beni 15 adet sevgi ve insanlık düşmanı engellemiş, canları sağolsun...
0
der meister
(10.10.25)
11.
Aslında 10 kişiydi, dün senin " kaç kişiyi engellediniz?" soruna cevap yazınca 11 oldu. Artış bekliyorum.
+1
rock n roll
(10.10.25)
10 olmuş. Ne ettim size
+1
benaslindayohum
(10.10.25)
3 ve bugüne kadar tek bir tartışmaya dahil olmadım. hatta doğru dürüst yazmam bile genelde okurum :)
+3
pide
(10.10.25)
3 kisi engellemis :D Birilerinin onemsemesi <3 ben asdgag
+2
sey mi dostum
(10.10.25)
1 kişi engellemiş.
Hukuki sorununa beleş çözüm arayan birine tepki göstermiştim, sanırım o değil çünkü duyurusunu görebiliyorum. Fırsattan istifade ben engelledim kendisini. Bu nedenle benim de engellediğim kişi henüz 1 ama zamanla artacaktır.
Farklı rumuzlarla gelen bir akıl hastası (sanırım gerçekten hasta) vardı, denk geldiğim anda engelleyeceğim. Bir de garip rumuzlar kullanan tipler var ve gerçekten garip sorular soruyorlar, onlar da radarıma takıldıkça itinayla engellenecekler arasında.
0
10551037
(10.10.25)
O değil de Shepard resmen HAYATIMIZDAN ÇIKTI, inanabiliyor musunuz?
+9
🌸sekizdokuzon
(10.10.25)
bak samimi söylüyorum ben 13 senedir filan buradayım. eskiler varsa hatırlar, 17 yaşındayken polonya vize başvurusuna giderken giyeceğim tişörte kadar buraya sormuştum. bir nevi duyuru'nun elinde büyüdüm. shepard kadar pislik birini görmedim. kaç kere mesaj attım. adres ver, geleyim görüşelim dedim. gerçekten amacım kavga etmek bile değildi, yani madem bu kadar agresif ve gıcık bir adamsın, her yazdığımıza böyle nefretle cevap veriyorsun, görüşelim dedim. politik olarak da zıt kutuplardayız zaten. ben komünistim, o kapitalistin allahı. dedim ki kardeşim beni misafir et, görüşelim, sen nasıl iş yapıyorsun, GERÇEKTEN merak ediyorum bunları, görmek istiyorum. yapacağın tek şey bana bir çay ve çorba ısmarlamak.
yok. adam hepsini reddetti. dövüşelim dedim, insanca buluşalım dedim... hepsini reddetti. üstüne gelip her duyurumun altına sıçmaya devam ediyordu. sanırım hala yapıyor ama engellediğim için görmüyorum. duyuru'da gördüğüm ilk akıl hastası değil ama en özeli diyebilirim. diğerlerinde hiç değilse insanlığın kırıntısını görebiliyordum, dövüşelim deyince "gel amk çocuğu" diyorlar veya geri vitese takıp susuyorlardı. bu kadar pervasız, bu kadar ahlaksız, bu kadar klavyesine güvenen rezil bir bit yavrusu hiç görmemiştim.
+8
der meister
(10.10.25)
iki kisi imis..
+1
cooperr
(10.10.25)
@der meister: yemin ediyorum dünyanın en ılık gtlü insanıyım ama benim bile bu herifi ıslata ıslata dövesim gelmişti.
-2
🌸sekizdokuzon
(10.10.25)
1
+1
ermanen
(10.10.25)
5 çıktı. Daha çok bekliyordum :))
+1
muhayyer divan
(10.10.25)
Bir. Bizi shephard'dan kurtaran compu'dan Atatürk razı olsun. Acaba onu kaç kişi engelledi?
+3
herzan
(10.10.25)
1. Çok şaşırdım bu kadar az olmasına
0
denizgonen
(10.10.25)
1 imiş, şaşkınım.
0
Amaranta ursula
(11.10.25)
sözlük hesabımı kimse engellememiş, zaten bir iki yıldır aktif kullanmıyorum bu hesabı. 16 yıl önce açmışım hesabımı, vay arkadaş.
aktif kullandığım hesabım ise 1 kişi tarafından engellenmiş. 12 yaşındaymış, ona da vay be. o hesabı neden açtım bilmiyorum ama anonim olarak sormak istediğim sorular için açmıştım zamanında, bilhassa ilişki üzerine. sonra gerek olmadı ana hesap olarak kullanmaya devam ettim gerçi. muhtemelen bir ilişki sonrasında peşpeşe ayrılık soruları sorduğum için engellemişlerdir.
0
dahinnotha
(11.10.25)
1 Ne yapmış olabilirim acaba engellenmek için deli gibi merak ediyorum şu an :):)
0
mutekebbir
(11.10.25)
2 kişi engellemiş, vallahi şaşkınım :):
0
Phoebe
(11.10.25)
1 kişi engellemiş. Kim olduğunu ve niye engellediğini merak ettim doğrusu =)
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(11.10.25)
2 kişi engellemiş.beni nerden bulup engellemekle uğraşmışlar şaşırdım.
0
duptıs
(11.10.25)
Yoğun aktif zamanlarımdan kalan 5 kişi engellemiş beni bende heralde onları engelledim mallar listemde 5 kişi var hiçbiri aktif değil
0
basond
(11.10.25)
2 kişi engellemiş. kim bilmiyorum. şaşırdım açıkçası beni kimse engellememiştir diye düşünmüştüm. neyse sağlık olsun. kalan sağlar bizimdir.
0
matilda
(11.10.25)
4. şaşırdım :)
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(11.10.25)
sıfır (0)
0
pislick0
(11.10.25)
1 nedenini bilmiyorum. bir iki soruma troll müsün demişlerdi gerçi, sarhoşken kime ne sorduysam artık.
eskiden nasıl engelliyorduk? mallara ekle diye bir şey vardı, o muydu? ama bir işe yarıyor muydu ki sadece mesaj atmasını engellemiş oluyorduk.
0
biseysorcaktim
(11.10.25)
Ulan beni de 3 kişi engellemiş, kim bunlar yazın konuşalım kardeşim kime zararım dokundu bileyim! Gerçi engellediyse göremiyor bu cevabı dimi, vay ams...
dostlar iyi akşamlar,o dönem sigortam da enerjim de yoktu, üstüne düşmedim. ben yaklaşık iki sene aşağıda fotoğrafını bırakacağım lekeyle gezdim. yaş 29-30 o ara. daha önce hiç olmamıştı. bu leke bazen kızarıp kaşınıyor, bazen rengini kaybediyor ama daima kendini belli ediyordu. iki senelik gorbaçov
dostlar iyi akşamlar,
o dönem sigortam da enerjim de yoktu, üstüne düşmedim. ben yaklaşık iki sene aşağıda fotoğrafını bırakacağım lekeyle gezdim. yaş 29-30 o ara. daha önce hiç olmamıştı. bu leke bazen kızarıp kaşınıyor, bazen rengini kaybediyor ama daima kendini belli ediyordu. iki senelik gorbaçov cosplay'inin ardından herhangi bir müdahalede bulunmaksızın normale döndüm, yani düzelmesi için herhangi bir şey değiştirmedim. ilgili fodo,
canım anam kendini yerden yere vurdu işte sen iddaa oynuyosun içki içiyosun sigara içiyosun gomaniz faaliyetler içerisindesin allah belanı verdi vs. diye ama neticede kendiliğinden geldi ve sonra geri gitti... şu an 31 yaşındayım, o zamana kıyasla daha bile sağlıksızım ama kafamdaki bu leke tümüyle yok oldu.
bunu siz bir şeye benzetebildiniz mi? temre diyen oldu ama bilmiyorum. bunu da eski fotoğraflara bakarken buldum, o yüzden paylaşmak istedim. şu an alnım tertemiz, böyle bi şey yok ama 1-2 sene böyle dolaştım.
***
konuyla direkt bağlantısı bence yok ama şunu ekleyeyim, bu olay geçtikten sonra işe girmek için sağlık raporu almam gerekmişti. doktor orada karaciğer enzimlerimin çok kötü olduğunu ve acilen toparlanmamı söyledi. yalnız bu olay gerçekleştiğinde bu leke çoktan yok olmuştu... ben açıkçası o dönemde (pek alışık olmadığım şekilde) çok içtiğim için böyle bir sorun yaşadığımı varsaymıştım. ama resmi bir muayenede doktor "ciğer bitik" dediğinde bu leke çoktan yok olmuştu. ben o yüzden iç organlarla, en azından karaciğerle ilgisi olmadığını düşündüm.
0
der meister (10.10.25)
Doğduğunda alnında bu leke vardı da sonradan kaybolduysa yeniden görünüp kaybolmuş olabilir. Benim burnumla gözüm arasında kıpkırmızı büyük bir ben varmış, birkaç yıl kalmış sonra geçmiş, 30'larımda belirginleşmişti, bazen neredeyse kırmızısı belli oluyordu, sonra yine geçti. Belki böyle bir şeydir.
-1
muhayyer divan
(10.10.25)
yok hocam ben 94'lüyüm, o döneme ait fotoğraflarım da var, hiçbir şekilde bu tür bir leke bulunmamış vücudumda. belgelerle sabit. bu dediğim olay 29-30 gibi patlak verdi, bir müddet canımı sıktı, sonra kendiliğinden yok oluverdi. yani bir yandan "artık yaşlandın böyle şeyler olur" deyip geçmek istiyorum ama diğer taraftan da böyle bariz bir "mesaj" belki bir şeylerin göstergesidir, ne olduğuna bakmak lazım diye düşünüyorum ama onun vakti de geçti... şimdi doktora gidip "ya iki sene önce aha kafam böyleydi" dersem deli muamelesi görüp kovulabilirim sanırım.
+2
🌸der meister
(10.10.25)
Peki lekenin çıktığı dönemi hatırlıyor musun, o günlerde neler yaşamıştın, çok dikkat çekici,çok önemli, çok tuhaf vs vs bişeyler varsa belki onlarla ilgisi vardır.
0
muhayyer divan
(10.10.25)
yok hocam açıkçası hayatımdaki her şey aşağı yukarı aynıydı diyebilirim. bunu ben de düşündüm ama bir sonuca varamadım. genel olarak zaten stresli bir insandım. hiçbir şey değişmedi diyebilirim.
+1
🌸der meister
(10.10.25)
Egzama, mantar gibi bir şey olabilir mi gelip gittiğine göre?
0
sadakatsiz
(11.10.25)
secde izi bu, dini bütün müslüman bir kardeşimizmişsin.
0
deartheodosia
(11.10.25)
Mantar
0
abuzer
(11.10.25)
mantar neden olur peki? yüzümüze de kimse oturmadı ki yani gitmiş alnımda çıkmış bi de
0
🌸der meister
(11.10.25)
Ahahah, başlık 80ler türk filmi gibi...
Mantar olduğunu tahmin ediyorum ben de. Mantar diyince aklınıza direkt ayak, kasık, tırnak mantarları gelmesin. Binlerce çeşidi var. Muhtemelen mantardı. Vücudun çeşitli yerlerinde bir gecede oluşuyor. Bir dönem kalıp gidiyor.
O dönemde şapka falan kullanıyor muydunuz yahut çok güneşe çıkmadınız mı? Tabii envai çeşidi var. Benim oyum mantardan yana. Keşke o dönem cildiye bir baksaydı. (Varsa tanıdık dermatologa gönderin, şıp diye söyler)
(Bu arada hangi ara 31 oldu senin yaş? Kendimi moruk hissediyorum şu an)
0
dilemma of subscribtionability
(11.10.25)
Vucufumuzda kendiliginden bulunuyor zaman zaman ortaya cikipkayboluyor. Bazen gece avuc icinde cikar ertedi gun gecer. Normal cilt florasi
Neler yapıyorsunuz? Ben 6 gün çalışıyorum. Şikâyetçi değilim. Spor her gün yaptığım bir şey. Sevgili zaten yok. Sosyalliği çok sevmiyorum. Özellikle hafta sonları enerjinizi attığınız, sizi yenileyen neler var? Sağ olun.
Neler yapıyorsunuz? Ben 6 gün çalışıyorum. Şikâyetçi değilim. Spor her gün yaptığım bir şey. Sevgili zaten yok. Sosyalliği çok sevmiyorum. Özellikle hafta sonları enerjinizi attığınız, sizi yenileyen neler var? Sağ olun.
-3
arbre (10.10.25)
Bu konuda tüm türkiye tek yüreğiz. 30 una kadar erkekler oyun ve maç muhabbeti, kadınlar dizi , saç ve kıyafet muhabbeti. 30 dan sonra çoluk çocuk çarşı pazar kurs kıl tüy. Hava iyi olursa kır yürüyüşü ve piknik. Hobi zart zurt hepsi bitiyor. Heves kalmıyor.
0
luluki
(10.10.25)
Olmuyoruz. Bütün günün kinini, kırgınlığını, öfkesini gece yatmadan önce "unutma, o bunu yaptı" diye diye uyuyoruz.
0
rakicandir
(10.10.25)
en çok spor ile. ağırlık kaldırma. yaparken müzik dinleme.
onun dışında gezmeler/seyahatler ve seyahatlerdeki deneyimlerim.
bazen gaming.
+1
ermanen
(10.10.25)
Eşimle dizi izlemek,arkadaşlarla online oyun oynamak. maç da izliyorum fakat beni deşarj etmiyor.
0
biravekahve
(10.10.25)
Yorgunluktan erkenden uyumak ve alarmsız kalkmak
0
basond
(10.10.25)
Ben deşarj olabilen biri değilim maalesef, üzüntümü öfkemi dibine kadar kanırta kanırta yaşarım, içimden şöyle fırçalaya fırçalaya geçmeden bırakmaz.
Arkadaş bulursam belki müzik yaparım, yoksa yemek yerim evde iş yaparım şu bu. Çoğunlukla yalnız kalmayı tercih ederim, çünkü dışımdan belli olur olumsuz enerjim, bulaştırmak istemem.
-1
muhayyer divan
(10.10.25)
Eskiden benim deşarj alanlarım festivallerdi, film festivali, tiyatro, bienaller… hepsini deli gibi takip ederdim excel listeleri hazırlardım o bile beni motive ederdi. Artık keyif alabileceğim hiçbir şey kalmadı. Bomboş bir hayat yaşıyorum bomboş… Belki kitap diyebilirim buna o da eskisi gibi zaman ayırabildiğim bir şey değil maalesef. Bir de müzik dinleyerek yürüyüş yapmak iyi geliyor.
0
mutekebbir
(10.10.25)
Yürüyerek.
+1
Amaranta ursula
(10.10.25)
Çocuk olduğundan evde deşarj olma şansı olmuyor. İşim rahat işte dizi izliyorum, kitap okuyorum. Öğle araları yürüyorum. Haftasonları da evde premier lig ve F1 izleyerek deşarj olurum. Ayda bir arkadaşlarımla içerim.
+1
mikahakkinen
(10.10.25)
Spor. Is arkadaşlarım ile üst düzey yönetimlerin giybetini yapmak. Northern exposure, mortimer and Whitehouse gone fishing, clarksons farm falan izlemek.
0
logisticsmanager
(10.10.25)
Pegasus' un en ucuz kampanyaları ile 2-3 günlük yurtdışı gezileri. cuma-pazar.
günlük hayatta da inanılmaz cringe şeyler izlemek beni çok rahatlatıyor. esra erol, müge anlı filan. bir de yemek yapmak.
evcil hayvanları ve bebekleri takip ettiğim bir instagram sayfam vardı. bugün çat diye kapatıldı. topluluk kurallarını ihlal (!) etmişim, instagram spesifik bir sebep söylemiyor. itiraz etmeme rağmen kalıcı olarak hesabım kapatıldı. etliye sütlüye karışmayan bir hesaptı. sonra aklıma yakınlarda olan
evcil hayvanları ve bebekleri takip ettiğim bir instagram sayfam vardı. bugün çat diye kapatıldı. topluluk kurallarını ihlal (!) etmişim, instagram spesifik bir sebep söylemiyor. itiraz etmeme rağmen kalıcı olarak hesabım kapatıldı. etliye sütlüye karışmayan bir hesaptı. sonra aklıma yakınlarda olan bir olay geldi. koreli bir bebiş vardı çok tatlı. kadının teki (ispanyolca yorum yazıyor) sürekli çocuğun postlarının altına koca kafalı yazıyor veya makyaj yapmış maymun gifi falan atıyor. bir postta da çocuğa şişman, çirkin falan yazınca benim de kafam attı. çocuk çok şirin ama senin için de dışın da çirkin diye yorum yazdım. bir on gün geçmiştir, tam gününü hatırlamıyorum. kapatmalarının nedeni bu diye düşünüyorum. muhtemelen şikayet etti. onun dışında sayfaların altına çocuklar için de hayvanlar için de yorum yaptıysam hep "çok şirin" tadında yorumlar. bir bu yorum böyleydi. şimdi bu insanlıktan nasibini almamışın hesabı duracak, benimki kapanacak öyle mi? allah belasını versin. bine yakın takip ettiğim hesap vardı. login olamadığım için o sayfaları da yedek alamıyorum. mesajlar da gitti. ne olacak şimdi?
0
flowerday (09.10.25)
Haklısın. Ben sosyal medya platformu patronlarının (kaç kişilerse artık...) özellikle Türklere ırkçı politika uyguladığına inanıyorum. Benzer şekilde hesabı kapatılan çok insan biliyorum. Neye göre yaptıkları belli değil, delikanlı gibi arkasında da durmuyorlar yaptıkları şeyin. Bunu ırkçılıktan başka bir şey açıklamıyor maalesef.
-1
muhayyer divan
(09.10.25)
Bin tane bebek çocuk takip ediyorsan pedofili şüphesiyle kapatılmış hesabın. Muhtemelen şikayet edilmişsin incelenince cidden de kapatılmaya bir sebep gibi duruyor.
0
kaptan maydanoz
(09.10.25)
@kaptan maydanoz ben "bin tane bebek takip ediyorum" mu dedim? bunun rahat 960 tanesi evcil hayvandır. o da çok gibi görünebilir ama instagram sürekli başka hesaplar önerdiği için "a bu da çok tatlıymış", "yazık bunun takipçisi azmış moral olsun" diye diye dört senede bu kadar çok hesap takip ettim. çoğu da hesapların kore'dendi. çünkü onlarda inanılmaz sayıda evcil hayvan hesabı var. inanılmaz komik, özenli, eğlenceli videolar vardı. günlük stres attığım bir alandı. o yüzden çok üzüldüm.
0
🌸flowerday
(09.10.25)
bence dediğim sebepten kapandı. kadın, iğrenç bir kadın. küçücük bebeğe bir sürü yorum yapmış. çirkin, koca kafalı ne demek ya. gıcık olduğum şey, onun hesabının açık dururken benimkinin kapanması. takip ettiklerimin belli başlıların ismini hatırlıyorum ama çoğununkini hatırlamıyorum. çoğu, yandaki benzer sayfalardan eklediğim hesaplardı. instagram'ın inanılmaz saçma bir hesap kapatma politikası var. alanında tekelleşmiş bu tür uygulamaların böyle ali kıran baş kesen tarzı hesap kapatma yöntemleri oluyor. çok adaletsiz.
0
🌸flowerday
(09.10.25)
pedofil olabilir şüphesinden önce anne babaları çocuklarını paylaşmasın madem?
fake görünen hesapları kapatıyorlar. bence 1 yorumdan dolayı kapatılmamıştır ama hiç paylaşım yoksa falan sahte hesap nedeniyle kapatılmıştır.
0
deartheodosia
(09.10.25)
@deartheodosia elli küsür de takipçi vardı. paylaşım yoktu ama yorumlardan da etkileşim alıyordum. yüzü aşkın beğeni alan yorumlarım vardı. öyle 0 takipçi, 0 takip etmeli hesap değildi.
Bu ikisinin birbirinden ayrıldığı noktalar nasıl anlaşılıyor? Ya da illa uzman gözü mu gerekir?Mesela kendisine söylenilen bir şeyi, geçmişteki alakasız bir konuyla bağlantılı algılayıp üzerine alınan kişi, alıngan mıdır paranoyak mıdır, bunu ayırt etmek mümkün mü? Olaya göre mi değişir?Ya da intern
Bu ikisinin birbirinden ayrıldığı noktalar nasıl anlaşılıyor? Ya da illa uzman gözü mu gerekir?
Mesela kendisine söylenilen bir şeyi, geçmişteki alakasız bir konuyla bağlantılı algılayıp üzerine alınan kişi, alıngan mıdır paranoyak mıdır, bunu ayırt etmek mümkün mü? Olaya göre mi değişir?
Ya da internette rastladığı bir yazı paylaşım vs.'yi kendisiyle ilişkilendirip "bana diyor" diye okuyan biri ne oluyor?
0
encokbenisevinnolur (09.10.25)
mesela biri ortaya kötü bir laf salladı, "kesin beni kastetti" düşüncesi narsistik bir düşünce aslında. narsistik kişilik demiyorum düşünce diyorum farkındaysan. özgüvensizlikten kaynaklanıyor ama aslında özünde "herkes ve her şey benle alakalı olmalı"ya bağlanıyor. bu bilgiyi bi cebe atalım.
bu düşünce biçimi kişinin gerçeklikle bağını koparmaya başladığında paranoya oluyor. yani alınganlıkta içten içe aslında öyle olmadığını, "alındığımızı" veya kendimizi fazla önemseyip gereksiz kuruntu yaptığımızı biliriz. paranoyada ise o lafın gerçekten bize söylendiğine inanırız, söyleyen kişinin de bizi küçük düşürmeyi kafasına taktığına da.
0
nolmus yani
(09.10.25)
Alınganlık azımsanmayacak kadar yanlış anlaşılan bir şey bence. Bir konuda sana söylenen şeye olumsuz veya üzülerek cevap vermen veya yanlış anlaman alınganlık değildir, konuyu farklı anlamandır, nedense alınganlık derler. Bence böyle diyenler üste çıkmak için böyle diyorlar.
Alınganlık, sana söylenmemiş bir sözü sana söylenmiş gibi algılayıp üzülmen yani üzerine alınmandır. Çoğunlukla olumsuz anlamda olur ama olumlu anlamda alınma olayı da vardır, onlara alıngan denmiyor nedense.
Kuruntuda herhangi bir tetikleyici yeter, illa birinin bir şey söylemesi gerekmez. Mesela biri dışarıdan geldi üzerinde kırmızı bir atkı vardı aynı seninkine benziyordu ve sana kıl olduğunu bildiğin biri. İçinde biri bu atkıyı gördü, yeni olduğunu fark edince başladı konuşmaya "yeni atkı almış, aynı benim atkım gibi. Benimkinin aynısını almış. Aynı renk almış. Kesin beni kıskanıyor. Bu kadar olmaz canım, hem bana sebepsiz gıcık ol hem git benimkiyle aynı atkıyı al bu ne ya..."
Bu kuruntudur işte. Çünkü asılsız bir şeye aslı varmış gibi yapışıp didiklemektir kuruntu. Halbuki o dışarıdan gelen muhtemelen senin böyle bir atkın olduğunu bilmiyor. Sen onun bu bilgiye sahip olup olmadığını bilmiyorsun, bu net. Bilmediğin konu hakkında neden olumsuz hatta kötü fikirler üretiyorsun, hem de durduk yere? Çünkü kendini ondan yana güvende hissetmiyorsun.
Paranoya olayları konuşmaları durumları çok büyüterek kötüye yormaktır. Mesela deminki dışarıdan gelen kişi seninkinin aynısı atkıyı almakla bir şekilde sana zarar vermenin peşinde diye düşünüyorsan bu paranoyadır. Ama sadece kıskanç olduğunu düşünüyorsan bu kuruntudur. Paranoya her şeyi büyük çapta kötülüklere yorma işidir. Bir ileri adımı psikopatlıktır.
0
muhayyer divan
(09.10.25)
paranoya aşırı kuşkuyla başlayıp artık hayatını devam ettiremiyecek şekilde seni meşgul eden düşünceler. alınganlık etkisi 1 2 saat sürüp geçebilecek bir şey. bunun net bir yorumu yok ancak paronaya net olarak belli olur.
internettekini bana diyor diyen bir kişinin tavrı hareketleri gözlemlenmeli uzaktan yorumla fark edilebilecek bir durum değil.
0
mikahakkinen
(09.10.25)
her gün her gün alınganlık yapıyorsa paranoyadı bence. ayda yılda bir yanlış anlama sonucu alınganlık yapıyorsa, hoşgörürsünüz, geçer gider.
0
co2s2
(09.10.25)
""Ya da internette rastladığı bir yazı paylaşım vs.'yi kendisiyle ilişkilendirip "bana diyor" diye okuyan biri ne oluyor?""
Bunu sonradan eklemişsin, ben cevap yazdığımda yoktu. Bu dediğinle ilgili şöyle bir durum var;
Normal hayatında alıngan olmadığı halde sadece bir konuda hayatla/Allah'la/Yaradan'la/vs arasında kalan bir "bana mesaj veriyor" alışkanlığı geliştirenler var, hiç de az sayılmazlar diye düşünüyorum. Spiritüellerin hayatı seyran etme, gelişmeleri olanı biteni okuma alışkanlıkları var mesela, bu okuma anlayışı çok mantıklı bir bakış açısından son derece mantıksız, hayal ürünü bir bakış açısına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşiyor. İşte sağda solda "melek sayıları" görmek, bunu kendine mesaj olarak algılamak, ya da ne bileyim, renkler üzerinden bir anlam çıkarmak ona göre hareket etmek gibi.
Bu tarz şeyler de var ve bunlara alınganlık denebilir, ilk cevabımda bahsettiğim "konuşmalardan olumlu bir anlam çıkaranlara alımgan demiyorlar nedense" cümlesine bunlar dahil mesela.
Tamamen materyalist bir bakış açısıyla değerlendirilirse bu davranışlar paranoya veya psikopati olabilir. Ama kişilerin tamamen bilinçli ve kimseye zarar vermeden yaptıkları bir davranışsa paranoya veya psikopati olarak adlandırılamaz. İşin bu tarafı da var. Her şeye dümdüz ve %100 materyalist bakmak taraftarı değilim, insanoğlu envai üssü envai çeşit, her birinin kendine göre bir tarzı var. Her şey alınganlık olmayacağı gibi her şey illa bir şekilde adlandırılmak zorunda da değil bence.
Yeni doğan bebeğimiz için uzun vadeli getirisi yüksek en iyi yatırım nedir
su eve bi peynir alamadin diyen fare
SB. Ne önerirsiniz? Her ay aylıktan bir miktar bütçe ayırıp düzenli olarak yatırım yapacağım kızım için. Bazı arkadaşlar altın fonu falan yazıyorlar ama çok bilgim olmadığı için sizlere sormak istedim. Ne önerirsiniz, nasıl bir yatırım yapmalıyım sizce ? Her türlü öneriye açığım, zahmet eden yazan h
SB. Ne önerirsiniz? Her ay aylıktan bir miktar bütçe ayırıp düzenli olarak yatırım yapacağım kızım için. Bazı arkadaşlar altın fonu falan yazıyorlar ama çok bilgim olmadığı için sizlere sormak istedim. Ne önerirsiniz, nasıl bir yatırım yapmalıyım sizce ? Her türlü öneriye açığım, zahmet eden yazan herkese teşekkür ederim.
0
su eve bi peynir alamadin diyen fare (09.10.25)
yakında ben de aynısını yapmaya başlayacağım ve amerikan hisse senetleri, kripto, altın ya da gümüş fonuyla bir sepet oluşturup her ay düzenli olarak ekleme yapacağım.
0
sir gawain
(09.10.25)
en güzeli sepet yapmak, tek bir şeye bağlanmamak
0
sweetoffice
(09.10.25)
etrafımda bir kaç kişi bes yapıyor çocuklarını, bazı bankaların kampanyaları oluyor 5k gibi bir peşinatıda kendileri yatırıyorlar çocuklar için, fon takip edebiliyorsan yatırım danışmanın iyi ise düşünülebilir. ben besi kenardaki para olarak görüyorum önem atfetmiyorum
0
eja
(09.10.25)
Bes yapin ama cocuga degil kendinize. Siz 65 yasiniza gelip emekli oldugunuzda biriken para cocugun olur.
Besin mantiksiz oldugunu soyleyen cok var altin al koseye koy diyorlar. ama problem basin sikistiginda ya da bir araba ev alacaginda o altini bozman aslinda. beste kayip vs oldugu icin dokunamiyorsun bu da birikime zorluyor. benim icin boyle en azindan.
0
nuevo
(09.10.25)
En iyisi fon diye düşünüyorum. Tefaş sitesinde fon karşılaştırma kısmında inceleyip seçebilirsiniz, ister sepet ister bir ikisine bağlı kalırsınız. En garantici yaklaşım da para piyasası fonları oluyor fon işlerinde.
0
encokbenisevinnolur
(09.10.25)
Ağaç dikin sirke kurun ekşi maya başlayın altın ve/veya gümüş alın.
Nasıl diye sormayın, hayal edin, zaten sizin olurlarınız size gel gel eder. Günde 20 lira bile kenara atmak çok fark yaratabilir. Onunla ayda bir gümüş granül alırsınız mesela.
0
muhayyer divan
(09.10.25)
Tek para birimi var. Altın! Her şey ona göre fiyatlanır. Kardeşi de gümüştür. 1000 yıldır değişmedi.
0
luluki
(09.10.25)
öncelikle bebeğiniz ömrü uzun olsun, annesiyle babasıyla mutlu bir hayat geçirsin.
uzun vadeden kastınız nedir? altın, fonlar, BES güzel seçenekler ancak bana göre açık ara en iyi yatırım arsa almaktır. 15-20 sene sonra imara açılması beklenen arsayı bugün komik paralara alırsınız. şöyle diyeyim. zamanında babam komik bir paraya (yanlış hatırlamıyorsam, bir aylık kazancından biraz fazla bir paraya) bir tarla almıştı. yıllar geçti, müteahhite verdik, 34 tane dairemiz oldu. böyle 2 tane daha arsa almıştı, birinden 5 tane villamız oldu, biri hala bekliyor. bebeğin geleceğini garantiye alırsınız. hatta kendi emekliliğinizi de garantiye alırsınız.
0
co2s2
(09.10.25)
sürekli alım olunca risk olmuyor.
abd borsası, kripto, altın, borsa alın.
her ay örneğin 10 bin mi koyacaksınız, abd borsası 3, kripto 1,5, altın 4, borsa 1,5 gibi dağıtabilirsiniz.
ama sürekli takip gerekiyor.
0
gurur
(10.10.25)
çocuğunuzun kişisel gelişimine yatırım yapın. bilingual (çift anadilli) yetiştirin. biriktireceğiniz para ile 2. dil kazandıracak bir bakıcı tutun. hayatın ilk 7 yılı için en sağlam yatırım.
https://www.instagram.com/fressihome/https://fressihome.com/güzel gözüküyorlar ancak kaliteli midir bilemedim. ekşi'de başlığı da yok...kullanan var mı?
güzel gözüküyorlar ancak kaliteli midir bilemedim. ekşi'de başlığı da yok...
kullanan var mı?
0
art cat chocolate (09.10.25)
markayı bilmiyorum ama trendyoldaki yorumları hoş değilmiş, ben almazdım.
0
neira
(09.10.25)
ilk kez gördüm. muhtemelen çin malı ürünlerin üzerine marka basan bir firma.
0
inheritance
(09.10.25)
inheritance+1
Alibaba'ya biraz bakınca sattıkları ürünlerin neredeyse aynılarını görmek mümkün. Ne alacağınıza göre değişir ama çok kaliteli bir şey beklememek lazım.
0
salihdt
(09.10.25)
Çok cici görünüyorlar ama fiyatları çok uygun geldiği için bana fason gibi geliyor. Kıllanıyorum. Halbuki airfryer'ı çok hoşuma gidiyor.
Aga be. Güne dertli başladık. En son sevgilimden 2024 kasım ayında ayrılmıştım. 1 ay sonra bir yıl olacağını fark ettim. 1 yılı sayısız flört ve 0 sevgili ile geçirdim. Buna alışık değilim normalde. Geçen Ekşi'de bir kızla konuştum. 3 yıldır sevgilim yok dedi. Sağlık memuru, arabası var, eli yüzü dü
Aga be. Güne dertli başladık. En son sevgilimden 2024 kasım ayında ayrılmıştım. 1 ay sonra bir yıl olacağını fark ettim. 1 yılı sayısız flört ve 0 sevgili ile geçirdim. Buna alışık değilim normalde. Geçen Ekşi'de bir kızla konuştum. 3 yıldır sevgilim yok dedi. Sağlık memuru, arabası var, eli yüzü düzgün kız, toksik değil. Yine şirketimde zengin, güzel bir kadın var. Benden büyük. O da evlenmemiş. Bu işler nasıl bu noktaya geldi?
-3
arbre (06.10.25)
Gerçek bir yanıt arıyorsak 2 yıl
Flört sayısını hatırlamıyorum arada geçen ama en son 2 hafta kadar
Valla o işlerde kalp kaptırınca ruh da gidiyor dikkat et .d
0
baldan kaymak
(06.10.25)
hiç olmadı flört de dahil. 4-5 kez reddedildim.
0
Algorix
(06.10.25)
1 aylık takılma sayılırsa aralıkta 2 sene olcak
0
nahtoderfahrung
(06.10.25)
6 yıl, 7-8 hoşlantı, 2 date,
genel anlamda çevremde erkeklerin bu şekilde, kızların ise max 1 yıl çünkü dateler teklifler çok.
0
kararsızataletfilozofu
(06.10.25)
3 yıldır yok. lakin sevgilimsimsimsimsi bir şey var. ne olacağı belli değil. beklentim %1. bekliyorum bakalım.
0
art cat chocolate
(06.10.25)
2020 mart ayından beri.
flörtler çok ama hiç biri sevgili olmadı.
hayatımdaki en uzun sevgilisizlik dönemi.
0
rain when i die
(06.10.25)
Arkadaşlar teşekkür, tik attım hepinize ama gözükmüyor
-1
🌸arbre
(06.10.25)
10 aydır
0
naksidil
(06.10.25)
BENİM DE YOK. 1 YIL OLDU. 1 yıl. Dille kolay.
0
Shepard
(06.10.25)
artık kimse ciddi bir ilişki istemiyor maalesef; herkes "an"lık şeyler peşinde. konuya dönersek çok ciddi bir şey değildi ama 1 ay önce ayrıldık
0
sweetoffice
(06.10.25)
sevgili istesem bugün bulurum, abartmıyorum aksjdj. boşandığımdan beri kimse yok yani 1 yıl. öncesinde de ayrılık süreçleri, birkaç yıl denilebilir. kafa rahatlığı güzel, kimseyle ve saçmalıklarıyla uğraşmak istemiyorum.
0
deartheodosia
(06.10.25)
muhtemelen beni geçebilecek biri yoktur. 17 sene herhalde bundan sonra da olmaz diye düşünüyorum.
0
high hopes of the sozluk
(06.10.25)
87'den beri (bin dokuzyüz olan :D) Bunu geçin de görelim.
0
bartholomew87
(06.10.25)
Olm 17 sene, siksenyediden beri diyen arkadaşlar hikayelerini de yazmalı
0
Shepard
(06.10.25)
@high hopes of the sözlük; 2007’den beri diyerek sizi ekarte ediyorum. Bakalım beni geçecek var mı :) (Seksen yedi yazanı saymıyorum ben doğduğumuzdan beri tutamayız bu hesabı belli bir yaştan sonrasını saymalıyız :))
0
mutekebbir
(06.10.25)
Normalde saymamam lazım da hadi sevgili sandığım kişiyi sayarsam eğer (uzak mesafe) 8 senedir yok ha yüzyüze yan yana normnal bir sevgililik dersek 2012'den beri yok.
arada flörtleşmeler, tanışmalar etmeler oldu tabi ama sevgilikle sonuçlanmadığı içim dahil etmiyoruz.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(06.10.25)
3 seneyi geçti galiba.
Edit: neden yalnız olduğunuzu da anlatın demişsin. Severim manitacilik işini ama bir tık da buradayım: www.instagram.com
0
sekizdokuzon
(06.10.25)
7-8 yildir yok. cunku kocam var. muhahaha. (hayret kimse goygoy yapmamis)
0
taurina
(06.10.25)
taurina, sorma ya. Sevgilim yok çünkü karım kızıyor yazan çıkmamış. Normalde susmazlar. Olmayanlar neden olmadığını yazsın bari.
-1
🌸arbre
(06.10.25)
4 ay.
0
rakicandir
(06.10.25)
7 yıldır yok. 2018'de evlendim.
0
ucurulmamak umidiyle
(06.10.25)
1.5 yıldır yok. Hatta 1.5 yıldır olmaya uğraşıyor ama olamıyor, kabiliyetsiz çıktı.
0
muhayyer divan
(07.10.25)
6 ay oldu benim de biz bize yeteriz duyuru kızları dm :d
0
messina123
(07.10.25)
9 ay oldu. Arada 2-3 date var. Gelenler tek başına yaşamanın konforunu bozmaya değmeyeceğini hissettiriyor. Şimdi kimsenin nazıyla uğraşacak gücü bulamıyorum kendimde.
0
onyx
(07.10.25)
34 yıldır. Tesadüfe bakın ki ben doğalı da o kadar geçmiş.
0
amateur
(07.10.25)
Ekşicilik bitmiş. Hepinizin en az 3 konustuğu karşı cins olması gerekiyordu.
istemediğim kişilerden gelen talepleri tanıdığım için mecburen bir süre sonra kabul etmek zorunda hissediyorum. yani bu kişilerle problemim yok zaten ama özel hayatımı görmelerini istemiyorum. storylerden kısıtlayınca da anlaşılıyor. yani derdin bu mu denilebilir ama canımı sıkıyor işte, siz napıyor
istemediğim kişilerden gelen talepleri tanıdığım için mecburen bir süre sonra kabul etmek zorunda hissediyorum. yani bu kişilerle problemim yok zaten ama özel hayatımı görmelerini istemiyorum. storylerden kısıtlayınca da anlaşılıyor. yani derdin bu mu denilebilir ama canımı sıkıyor işte, siz napıyorsunuz bu durumda?
0
deartheodosia (05.10.25)
herhangi birinin görmesini istemediğim şeyleri sosyal medyada paylaşmıyorum. paylaştığım şeyler de yine sadece arkadaşlarım görebilecek şekilde ayarlı olmasına rağmen, internete yüklenen hiçbir verinin size özel kalmayacağını bildiğim için herkese açık şekilde paylaşamayacağım hiçbir şeyi sosyal medyaya yüklemiyorum.
hiçbir şekilde görmesini istemediğim kişiler de var illaki, onları da engelliyorum. yine fake profille, arkadaşının profiliyle falan görebilir elbette bunun da farkında olarak engelliyorum.
0
reanarchy
(05.10.25)
Nasıl anlaşılıyor storyden kısıtlama?
0
Kahvedesu
(05.10.25)
Kafam bozuluyor benim de. Bazen bütün cazgırlığım üstümde oluyor, öööf ne derse desin deyip kabul etmiyorum veya arkadaşlıktan çıkardığım oluyor, hiçbir etkileşim yok anca gözetliyor falan. Yapamadığım zaman sanırım düşünmemeye çalışıyorum.
0
muhayyer divan
(05.10.25)
Takipleşecek yakınlıkta görmediğim ama yüz yüze baktığım insanlara sanki hesabı açmışım da öyle duruyormuş kullanmıyormuşum gibi bir tavır takınıyorum. Takipleştiklerimden gelen “story atmıştım görmedin mi” gibi bir şey gelince bakmıyorum o bölüme diyorum. O anki duruma göre baştan sabma cevaplarla geçiştiriyorum genelde.
0
mutekebbir
(05.10.25)
Kabul etmediğin insan sana gelip niye kabul etmedin diyecek mi? Yüzsüz olmayan kimse demez bence, bunu diyecek kadar yakınsa muhtemelen kabul edersin zaten.
0
Bruce
(05.10.25)
Kabul etmiyorum. Hic oyle bir mecburiyet hissetmedim acikcasi, sosyal medya hesabim olmasi herkese acik olacagi anlamina gelmiyor, oyle olsa gizli yapmam zaten.
0
kassiopeia
(05.10.25)
Çözümü yok
0
HellKeePer
(05.10.25)
ben kabul etmiyorum. beni kabul etmeyenler de oldu, ilk başta bir şaşırdım ama sonra umursamadım. çok çeşitli sebepleri olabiliyor takipleşmek istememenin. oturup onu düşünecek değilim, bence başkası da oturup bunu düşünmemeli.
0
loch ness
(06.10.25)
Şimdi baktım 246 takip isteği var. Tanımadığım kişilerde var içlerinde tanıdıklarım da. Kısacası kabul etmiyorum.
Abi KYK bursu nasıl 3 bin TL olabilir? Şaka mı bu. Bir fast food menüsü 400, 500 TL. Yetişkin bir üniversite öğrencisi ne yapıyor bu parayı? 2 3 günde bitmez mi?
Abi KYK bursu nasıl 3 bin TL olabilir? Şaka mı bu. Bir fast food menüsü 400, 500 TL. Yetişkin bir üniversite öğrencisi ne yapıyor bu parayı? 2 3 günde bitmez mi?
-1
arbre (05.10.25)
Asgarî ücret üzerinden hesaplanıyorsa demek... kanundaki yeri de buna endeksliyse. Elbette rezillik, ötesi yok.
Her köşeye üniversite açılırsa olacağı bu. Üniversite öğrencisi diye bişey yok artık. Onlar yerli turist. Bi de üstüne 3bin tl para alıyorlar. İnan çok bile...
Odtü boğaziçi gibi kaliteli okullara devam eden gençleri ayrı tutarım.
+1
mimikikili
(05.10.25)
abooo mimikikili +1
Üni okuyunca adam olunmuyor. Aileden kaçma fetişi olanların uğrak yeri üniler. Usta yok ustaaa, ayda 300k para yapıyor ustalar. Yaşınız farketmez, işkura gidin çıraklık şeyine alsın sizi.
-1
Shepard
(05.10.25)
@mimikikili ben hepinizi seviyorum, hiç birinizi ayırt etmiyorum(edemiyorum 2-3 kişi hariç). Kucaklayıcıyım. Artık eskiyi geride bırakın, seni hiç hatırlamıyorum bu arada ahahahhaah. Tek duyuru olalım! Birbirimize destek olalım. Bir Shepard kolay yetişmiyor.
@arbre lan hatırladım ha. Sen üniye başlamıştın burs mu alacan yoksa, lütfen hayır de ahaahhahaa.
0
Shepard
(05.10.25)
Burs almayacağım. Gençlere üzüldüm.
-1
🌸arbre
(05.10.25)
@mimikikili lan diyince kiriliyor musun sen ahahaha. Abi engellesen de görüldüğü gibi milletin ikinci üçüncü hesapları var. Hatta geçen kendi duyurusuna gelen cevabı ikinci hesabıyla cevaplayan vardı.
Çözüm senin biraz daha sağlam karakterli olmandan geçiyor. Sen mesela hakkımda bir seyler diyorsun gülüp geçiyorum. Bunu basarabilmeye çalışmak yerine ağlamak daha kolay geliyor. Mesela en tepedekileri düşün senin gibi her düşünceyi söylemi kafaya taksalar katil veya deli olurlardı. Aglamak da bir seçenek.
Küçük çocuğunuz için kağıt üstünde evliliğe devam etmek sizce doğru mu?
mahmuttt
Anne baba arası tartışma, kavga vs olmayacak, fakat birbirini seven bir karı koca tablosu da olmayacak. Sadece küçük çocuk için, onun menfaati adına aynı evde iletişim sürecek. Sırf küçük iki üç yaşında çocuğunuz olduğu için O ne anne, ne babadan ayrı kalmasın diyerek evliliğe devam etmek sizce mak
Anne baba arası tartışma, kavga vs olmayacak, fakat birbirini seven bir karı koca tablosu da olmayacak. Sadece küçük çocuk için, onun menfaati adına aynı evde iletişim sürecek.
Sırf küçük iki üç yaşında çocuğunuz olduğu için O ne anne, ne babadan ayrı kalmasın diyerek evliliğe devam etmek sizce makul mü?
0
mahmuttt (05.10.25)
degil. ayri olup bakim vermek mumkun, birbiriyle her an kavgaya hazir ve soguk iki bakim verenin sonradan terapi icin de cokca birikim yapmasi gerekir ki o da gozlerini kapatip ok atmaya benzer. kolayliklar dilerim.
0
klassno
(05.10.25)
Anne babanın bir arada olmasından maksat hem çocuğun hayata katılıncaya kadar öğrenmesi gereken ahlaki değerleri (saygı sevgi şefkat sınır çizme yardım etme bağ kurma vs vs) ve davranışları bilinciyle birlikte anneden babadan görerek öğrenmesi, hem de kendi cinsiyetinin davranışlarını, karşı cinsle iletişim kurmayı, denge bulmayı, biz bilincini anneden ve babadan görerek öğrenmesi.
Bunlar birbirine buz kesmiş anne babadan öğrenilmez. Bu anne baba ne verebilir çocuğa? Güvenli bir mesken, beslenme, sağlık ve eğitim takibi, iki başlı kontrol mekanizması. Bu çocuk kadın veya erkek olmayı soğuk, tepkili, tavırlı, kaprisli ya da işte konuyu sizin bildiğiniz benzer şeyler olarak öğrenir ve hayatına girecek insanlara da bunları yaşatır.
Evli kalınmasa, boşanılsa ne olur? Çocuk yine anne babasının iletişimini görür ama aralarında duygusal bağ olmadığını daha kolay anlar.
Bu konuda ninem boşanmaya çok karşıydı ama ninemin zamanı başkaydı şimdi o dönemle alakası olmayan şeyler yaşıyoruz. Yine de ninemin söylediklerinin pek çoğu geçerli, görüyorum.
Belki bir aile terapisi almak mümkün olsa, taraflardan biri hakikaten "kötü" değilse, sadece geçinmede sorun varsa belki biraz daha zorlanabilir ama... siz biliyorsunuz konuyu.
0
muhayyer divan
(05.10.25)
değil. ayrıl gitsin.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.10.25)
Kavga gürültü şiddet yoksa devam.
0
mimikikili
(05.10.25)
Aşır aşırı zorlanmıyorsanız ve çocuğa negatiflik yansıtmamayı başarıyorsanız, sıkın dişinizi okula başlayana kadar dayanın. Sonra mutlaka boşan; büyüdükçe her şeyi sezecek. Benim anne babam keşke ben okula başlayınca boşansaydı, annem bizim için boşanmadı her şey daha kötüye evrildi
0
gadlemler
(05.10.25)
mimikikili +1
boşanınca hayat muhteşem algısı gerçekçi değil. mesela eşin başka erkeklerle görüşmeye başladığında ne yapacaksın, saygını koruyacak mısın? ya da nafakanı ödeyecek misin, çocuğunun ihtiyaçlarını evliyken olduğu gibi karşılayacak mısın?
hayatta mutluluk falan yok. birbirinizi idare ediyorsanız devam işte.
0
deartheodosia
(05.10.25)
sözde cinnetlik bir durum yoksa düzen bozma sakın. Bakma sen boşan diyenlere.
0
deepex
(05.10.25)
Başkan kayınpeder için boşanmaya deymez.
0
mikahakkinen
(05.10.25)
cocuk en kotu ilkokulu bitirene kadar devam derim. bekara bosanmak kolay, isin icinde cocuk varsa fevri karar vermemek lazim.
0
cooperr
(05.10.25)
Siz küçücük çocukları aptal zannediyorsunuz. Ama aptal değiller sadece dünyayı yeni tanıyorlar ama en çok tanıdıkları dünya anne ve babaları. Siz yüzlerce belki binlerce insan tanıyorsunuz çok fazla hayat tecrübeniz var. Ama onların yok onların tek tecrübeleri anne ve baba. Sizi sizden daha iyi tanıyorlar. Gerçekten bitmiş bir evliliği kağıt üzerinde devam ettireceksiniz ve onun anlamayacağını zannedeceksiniz. Böyle bir şey yok. Onun ruhunda çok çok daha derin yaralar açacaksınız. Ayrılsanız geçici bir travma yaşarlar doğru. Ama bir yalanı yıllarca devam ettirdiğinizi gördüklerinde kalıcı bir travmaya sebep olacaksınız. Bunu yapmayın.
0
ground
(05.10.25)
tekrar evlenmeyecekseniz mantıklı
0
mantık
(05.10.25)
çocuk büyüklerdeki tüm duyguları hissediyor. birbirini sevmeyen anne babaya şahit olmak da kötü izler bırakabiliyor. tabii bu anne babanın o ortamda nasıl iletişim kurduğuna da bağlı. içten içe beslenen kötü duygular olacak mı, yoksa relaks olup ne de olsa geçici bir süre beraberiz diye takmadan mı davranılacak. bunları tartmak lazım. ve benze bir uzmana danışmak lazım.
0
santimantal
(05.10.25)
Siz çok küçük şeylere takılıyosunuz bu takıntılarla yaşamak iyi değil doktora gitmek gerekiyor. Bu kadından ayrılsan da böyle yaptığın sürece kimseyle anlaşamazsın.
0
Sadece soruyorum
(05.10.25)
bence bunun "doğru" bir cevabı yok. insan her şarta uyum sağlayabiliyor, her koşulda büyüyebiliyor.
mimikikili +1, çocuğunuza huzurlu bir ortam sunabilecekseniz neden olmasın. ancak çocuğunuza huzurlu bir ortam sunabilmenin şartı, sizin de özel hayatlarınızda huzurlu ve sağlıklı olmanızdan geçiyor. en nihayetinde ikinizin de sevgilileri olabilmeli ve bundan ikiniz de arıza çıkarmamalısınız.
0
tnz
(05.10.25)
Kavga dövüş yoksa mantıklı. Anne veya babasız büyümenin ne demek oldugunu anlamanız için bunu yaşamanız lazım. küçücük yavrunun yüreğinde kocaman bir yük, bir hüzün.
0
limonlu eksi
(06.10.25)
Bu tür şeyler fikren akla yatıyor olabilir de pratikte olması, uzun süre sürdürülmesi çok zor. "Çocuk için yapılır" gibi düşünüyorsunuz da siz de bir insansınız; hayattan beklentileriniz, hayalleriniz, ihtiyaçlarınız, egonuz vb. var, tıpkı evli olduğunuz kişide de olduğu gibi...
O ev dar gelir birkaç hafta sonra; normal bir evlilik sürecinde farkına bile varmadığınız şeyler önce gözünüze batmaya, sonra aklınıza takılmaya başlar... Belli bir yaştan sonra insan ev arkadaşıyla bile yaşayamazken siz bir zamanlar aynı yatağı paylaştığnız insanla bunlar hiç yaşanmamış gibi aynı evin içinde yaşamaya çalışacaksınız. Hani birkaç ay olur da, 3-4 sene çok zor bence.
Boşanmak o kadar kötü bir şey değil; iki medeni insansanız işin duygusal yönünü de, maddi yönünü de halledersiniz çocuğa travma yaşatmadan.
0
salihdt
(06.10.25)
Boşanmasan iki ayrı hayat yaşamayı başarsan bile (ki çok zor kavgasız tartışmasız aynı evde kalmak) çocuğa katabileceğin olumlu şeyler epey azalacak. Bunun avantajını göremeyeceksin. Yine de boşanmayı tavsiye etmem, ayrı yaşamak ve çocuğa ayrı ayrı bakım vermekte hiç sorun yok hatta iyi bile olur ama ikinizden birisi evlenirse olan çocuğa oluyor. Baba genelde ilgilenmeyi bırakıyor yeni hayatına odaklanıyor yeni karısı ilk çocuğa para harcamak istemiyor, haftasonu bizimle kal görüşme diyor. O çocuk o saatten sonra babasız kalıyor. Diğer tarafta kadın evleniyor o da problem elin adamı senin çocuğunu kabul edecek mi etse bile evin içinde nasıl güvenip tek bırakacaksın döver mi söver mi öz babası kadar merhamet eder mi bilemezsin. Netice olarak boşanmayın ama boşanırsanız da sakın tekrar evlenmeyin.
0
Gradient_tabanlı_mor
(06.10.25)
çocuğunun evlilik denilen şeyin böyle soğuk ve sevgisiz bir şey olduğunu zannederek büyümesini ve onun sevgiye olan inancını şimdiden yok etmek istiyorsan evet. böyle bir ailede büyüdüm, hatta bir çok insan büyümüştür eski neslin "boşanmak ayıptır" mantığı yüzünden. şimdi hepimiz terapiye gidiyoruz :d
"Akıllı İlaç" ile şifasını bulan tanıdığınız var mı?
yadigar
Bu son vaka ile 7 oldu. Kanser hastaları doktorlarının yönlendirmeleriyle "akıllı ilaç" tabir edilen, yurt dışı kaynaklı pahalı ilaçlarla deva arıyorlar. Şu ana kadar bana duyumu gelen tüm vakalarda hasta vefat etti. Kimisi 3. Dozu beklerken, kimisi 3. dozun akabinde, kimisi akıllı ilaç tedavisinden
Bu son vaka ile 7 oldu. Kanser hastaları doktorlarının yönlendirmeleriyle "akıllı ilaç" tabir edilen, yurt dışı kaynaklı pahalı ilaçlarla deva arıyorlar. Şu ana kadar bana duyumu gelen tüm vakalarda hasta vefat etti. Kimisi 3. Dozu beklerken, kimisi 3. dozun akabinde, kimisi akıllı ilaç tedavisinden fayda görmeyip sonrasında kemoterapiyle... Hepsi de savaşı kaybetti.
Benim aklımda da haliyle soru işareti belirdi. Belki de bana hep bu şekil denk geldi. Hiçbirinin etken maddesi yahut ticari ismini bilmiyorum. Sorum şu:
Birinci elden tanıdığınız, kansere yakalanıp da "akıllı ilaç" tedavisi ile kanseri yenmiş, 5 yıl içinde de tekrar etmemiş vaka var mı? Olumlu, olumsuz deneyim paylaşırsanız sevinirim. Sağlıklı günler...
0
yadigar (04.10.25)
Şimdi benim babam 3. Dozdan sonra vefat etti. Yalnız şunu eklemek lazım; kendisi daha kanser oldu, böbrek alınacak derken çok ciddi kalp sorunu olduğu görüldü. Ameliyat otelendi falan çünkü 5 yıl önce kalp krizi geçirmiş biri olarak kalp doktoruna en son 4 sene önce gitmisti. Günde 3 paket uzun kırmızı Marlboro içerdi. Akıllı ilaç ile çok kilo verdi, zayifladi. Kalpi de zaten kötüydu, ablasyon gerekiyordu. Sigara icmeyi de birakmadi. Kalpten gitti.
Bunun aksine bizimle aynı dönem aynı ilacı kullanan kişi almaya devam ediyor. Bir sorunu yok. Gene biz babama ilac baslayacakken aynı ilaci hastanede kullanan başka bir doktorla konusmustuk, o da bitirmisti bütün kürleri hatta.
Kısacası gördüğün üzere şifa bulan var. Biraz akıllı ilaca da bağlı. Misal böbrek kanserinde aslında tekrar yapmamasi için kullanılıyor. Bazı kanserlerde ameliyat edilemeyecek kansere karşı. Yani bütün akıllı ilaç ve kullanım türü aynı değil.
Ben redditte bu ilaç için çok arastirmistim, çoğu insan mutluydu. Ama sana zaten onayi 5 sene önce falan verilmiş bir ürün için 5 yıllık vaka bulamam. Akıllı ilaclar çok yeni şeyler.
0
logisticsmanager
(04.10.25)
Şu anda irtibatım yok, kendisiyle konuşmuyorum ama 56 yaşında bir arkadaşım 8-10 sene önce (zamandan da emin değilim) meme kanseri oldu ve yanlış hatırlamıyorsam akıllı ilaç kullanmış, sonradan nüksetmedi, iyileşti. Bu var.
0
muhayyer divan
(04.10.25)
Bu arada şunu da yazmam lazım; ben bu ilacı hayvan gibi araştırdım. Ve fransizca/İngilizce kaynaklarda tiroide sıkıntı çıkardığını gördüm. Babama bakan doktor tiroid değerlerini istememisti hiç. Ben özellikle dışarıdan yaptirdim ve değerler kötüydü. Sonra doktor he evet diyip tiroid için de doktora yolladı. Kısacası ilacin yan etkisini ben doktordan fazla takip ettim. Bazen kendime bu doktor belki işini 1 ay önce yapmış olsa değişik olur muydu diyorum. Ilacin her yerinde tiroid değerleri takip edilmeli derken takip etmemek salaklık heralde. Neyse, yani tek olay ilaç da olmayabiliyor, doktor kalitesi düşük denk geldiyse de sıkıntı olabilir.
0
logisticsmanager
(04.10.25)
yakin zamanda almanya'da akilli ilaca gecip vefat eden tanidigim var. akilli ilac ile yirtan tanidik yok malesef.
anladigim kadariyla konvansiyonel ilaclar artik tesir etmeyince ya tutarsa diye buna geciliyor, koca kari ilaci tarzi bisey gibi.
0
cooperr
(04.10.25)
rahmetli babamda kullanılmıştı yaklaşık bir ay kadar kullanıldı (hap şeklinde)ama akciğerlerinde ödem yaptığı için kesildi. ödem yapan o ilaç mıydı bilmiyorum ama doktor sonrasında kesti. biz pozitif bir etkisini görmedik. 2-3 ay sonra da babamı kaybettik. umarım sizin (hasta yakınınız var mı, sorudan öyle anladım) için faydalı olur.
0
exlibris
(04.10.25)
@logistics +1
Bahsettiğim arkadaşım tiroid tedavisi görüyor. Tiroid yan etkisi doğru olabilir.
0
muhayyer divan
(04.10.25)
@logistics
Ben doktorlarda da sanatçılarda olduğu gibi memur kafası olduğunu düşünüyorum, özelde bile çalışsa. Sadece salla başı al maaşı kafasıyla yaşayan, verilen direktifleri sorgulamadan, uyguladığı şeyi irdelemeden basıp geçen çok doktor var. Tam da bu yüzden güvenmiyorum modern tıbba.
0
muhayyer divan
(04.10.25)
Babamın 2021'de son evre akciğer kanseri olduğu tespit edildi. O zamanlar yeni yeni türeyen birşeydi, istatistiki olarak uyumlu çıkma ihtimali düşüktü ama uyumlu çıktı. Bu arada o dönem için 1,5-2 sene max ömür beklentisi vardı. Neyse bu ilaçları 3 sene kadar kullandı, durumu stabil devam etti. Sonrasında biraz kötüleşti, akıllı ilaç daha işe yaramıyormuş dediler ve kemoterapiye başlandı. Şimdilik çok şükür bir sıkıntı yok.
Babamdan önce bizim tanıdığımız başka bir kadın bu ilacı kullandı. 2020 civarındadır tahminim. "Artık gidici" gözüyle bakılırken bu ilaçları aldıktan sonra toparladı. kabaca 3-4 sene daha yaşadıktan sonra vefat etti. Bu kişiyle ilgili başka bir detay bilmiyorum.
Bu arada kür, doz vs denmiş ama bizimki bildiğin günde 3 kere yemek arasında alınan haplardı.
0
mbond
(04.10.25)
babam 75 yaşında, 4. evre akciğer kanseri. mart sonu sol akciğerde 5 cm'lik ana kitle, sırtında 5 cm'lik, sol karın kasında 3 cm'lik, sağ akciğer, lenfler ve vücüdunun türlü yerlerinde irili ufaklı bir sürü metastaz.. doktor arkadaşım pet raporunu gördü ve kesin bir dille olumsuz konuştu.
tabii burada kanserin türü çok önemli. akciğer kanseri 2 ana türe ayrılıyor; küçük hücreli ve küçük hücreli dışı. tür "küçük hücreli dışı" ise patolojide tekrar bir genetik teste giriyorsunuz ve kanser türünüzün yeni tedavilerle (akıllı ilaç) ne kadar uyumlu olduğu araştırılıyor.
eğer "akıllı hap" çıkacak kadar şanslıysanız bütün kanser sürecinizi her gün hap içerek kemoterapi almadan ve kemoterapi yan etkileri olmadan geçiriyorsunuz. (genelde çok az kişiye çıkıyor akıllı hap uyumu, piyango gibi. tabii ilacı bırakmanızı gerektirecek yan etkiler de çıkabiliyor bazen)
"akıllı ilaç" denilen koldan serumla verilen immünoterapi ilaçları var bir de. benim babam %35 uyumlu çıktı bu ilaçla. %1-49 arası uyum çıkarsa ilk etapta kemoterapi + immünoterapi tedavisi, %50 ve üzeri çıkarsa sadece immünoterapi şeklinde alıyorsunuz.
tabii önemli olan bu ilaçları aldıktan sonra çekilen ilk pet sonuçları. vücut nasıl tepki vermiş. (bu bahsettiğim test önemli ölçüde belirleyici oluyor, ama kesin olmuyor. bazen %50 üzeri uyumlu çıkanlarda işe yaramıyor, bazen de %50'nin altında çıkanlarda full uyuma doğru gidiyor.)
ancak hiç ümit kalmadığında bile, %0 ve hatta kanser türü "küçük hücreli" bile olsa, doktorlar bir umut bu ilaçları deneyebiliyorlar. çünkü bazen gerçekten bu halde bile işe yarayabiliyorlar.
benim babamda ise mucizevi bir şey oldu; akciğer'deki ana tümör ve vücuttaki bütün metastazlar sıfırlandı. sadece lenf nodlarında 4 mm'lik çok ufak bir şey kaldı. (bu şu anlama geliyor, çok yüksek ihtimalle immünoterapi %35'ten çok daha fazla bir uyum yakaladı babamın bağışıklık sistemi ile)
ayrıca denildiği gibi bu tedavi çok yeni bir yöntem. 5 sene öncesine kadar ömür boyu verilmesi gerektiği düşünülüyordu, artık 2 sene verilmesinin kafi olduğu görüşü var. (babam 1,5 sene daha alacak)
babam ilk pet çekimine kadar (her hafta) 9 kemoterapi ve (3 haftada 1) 3 immünoterapi aldı. kemoterapi baya yordu, kemoterapiyi bırakalı üç ay olmasına rağmen hala daha hafif etkileri mevcut. ama saçları vs çıktı, her gün yürüyüşünü yapıyor, morali vs yerinde. yazlığa getirdik mesela devam immünoterapi'lerini buradaki hastanede aldı. (toplamda da 7 oldu, gelecek hafta bir tane daha alıp 15 gün sonra tekrar pet'e girecek)
ayrıca yakın bir aile dostumuz da (akciğer değil ama ne olduğunu ben debilmiyrum) 3-4 yıldır yoğun savaş verdi ve bu akıllı ilaçlar sayesinde iyileşti.
yukarıda bahsettiğim gibi, hiç ümit kalmayan hastalarda da bir umut deneniyor. onlardaki düşük oran bu ilaçları kesinlikle başarısız yapmıyor.
ekleme: herkese geçmiş olsun diliyorum. kaybettiğiniz yakınlar için de sabır. çok zorlu bir süreç. hiç kimse böyle bir süreçle sınanmasın. ancak bilime, tıbba olan inancınızı sürdürün. bu tarz konular -bazen haklı sebeplerle de olsa- çok kolay manipüle edilebiliyor. işin aslını, astarını öğrenmeyi araştırmayı asla bırakmayın. hepinize kolay gelsin..
0
makbur
(05.10.25)
arkadaşımın babası ve annem akıllı ilaç kullandı aynı marka ve doz verilmişti , ikisini de 10 günlük yoğun bakım sonrası kaybettik malesef . annem içerken ben de çok araştırmıştım ilaç henüz deneme aşamasında ve sadece yaşlı kanser hastalarında kullanılıyor diye duymuştum. Tabi insan o çaresizlik içinde bir umuda tutunuyor , ya iyi gelirse diye kullanıyor .
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.