Giriş
(12)

Hanımlar adidas samba mı new balance mı?

Kahvedesu
Ve neden?
Ve neden?
-1
Kahvedesu
(07.05.26)
New balance 530. Çünkü çok rahat ediyorum.
0
fraise
(07.05.26)
new balance 9060
0
baldur2
(08.05.26)
new balance ayakkabılarım var çok da rahat ediyorum ama artık biraz gözüme kaba gibi görünmeye başladı. ama seviyorum yine de vazgeçemem :)

şu an adidas samba değil de (daha yuvarlak hatları var hoşlanmıyorum.) speziallere göz diktim. çok hoşuma gidiyor. sanırım alıcam özellikle açık mavisini <3
-1
chanandler bong
(08.05.26)
New balance 530 +1 hem çok rahat hem şık buluyorum.
Samba gibi ayakkabıları kısa boyuma ve küçük ayaklarıma yakıştırmıyorum.
0
ekimoloji
(08.05.26)
NB 530. Samba hiç denemedim. ama New Balance ondan daha rahatmış gibi geliyor.
0
acelaacedebela
(08.05.26)
nb’ta sadece made in uk veya us öneririm: 991 mesela. gerisi hem kalite hem tasarım olarak kötü bence. made in us ve made in ukler çok kaliteli.
0
eileengray
(08.05.26)
adidas samba çok rahatsızmış. bende yok ama önermem. tip olarak bakıyosan sadece.

hatta bi eczane şey diyodu samba giyenler sürekli yara bandı almaya geliyor. kullanan bir arkadaşım da dedi ayağı vuruyo rahatsız vs diye.
0
jelly bear
(08.05.26)
İkisini de deneyin hangisi rahatsa onu seçin derim. Ayakkabının rahatlığı elzem.
0
peki madem
(08.05.26)
ikisi de var.
nb model sanırım 530. sadece alırken denedim ama rahattı.
samba ise rahat değil. topuk kısmı ayağı vursun diye özel olarak dizayn edilmiş. çıkıntısı öldürüyor. bir de kalıbı dar. yani ayak taraklı ise boydan kurtarsa da enden sıkıyor illaki ve hoş durmuyor.
hani 36 giyiyorum, ayağım da minicik, oturarak çalışıyorum vs diyorsanız şıklık açısından samba derim. cidden şık duruyor.
ama amaç rahatlıksa nb.
0
elorelia
(08.05.26)
Samba düz taban olduğu için konforlu değil. Ne amaçla alacağınıza da bağlı. Yürüyüş içinse tabii new balance.
-1
duhan
(08.05.26)
ikisini de bilmiyorum ama adidasin tabanlari kotu, hemen inceliyor, new balance alir denerdim en azindan.
0
Coma
(08.05.26)
Nb 9060m var cok rahat. Ama kaba bir ayakkabi sik bulmuyorum. Bana hediye gelmisti amerikadan. Aradigin sey rahatliksa 9060 al.
Sik gorunumse adidaslara bak. Tokyo, japan modelllerini begeniyorum ama denemedim. Samba bana guzel gelmiyor stil olarak. Bence de en mantiklisi 530 nb
0
Kittie
(08.05.26)
(9)

doktora ne hediye alınır

Sadece soruyorum
arkadaşlar selam, cuma günü basit bir operasyon geçireceğim. doktora bi hediye almak istiyorum, çok pahalı olmayan ama eli boş gitmiş gibi de olmayan ne alabilirim? devlet hastanesi bu arada ameliyat olacağım yer. gömlek gibi bi şey mi alayım yoksa lokum baklava gibi bi şey mi? ya da parfüm?
arkadaşlar selam, cuma günü basit bir operasyon geçireceğim. doktora bi hediye almak istiyorum, çok pahalı olmayan ama eli boş gitmiş gibi de olmayan ne alabilirim? devlet hastanesi bu arada ameliyat olacağım yer.

gömlek gibi bi şey mi alayım yoksa lokum baklava gibi bi şey mi? ya da parfüm?
-1
Sadece soruyorum
(06.05.26)
lokum/baklava diyorum.
+1
elorelia
(06.05.26)
Şahsen tanımadığınız kişiye kıyafet gibi kişisel şeyler almak hem risk hem de gereksiz. Güzel bir kutu çikolata yaptırırsanız daha hoş olur. Kendisi yemese bile ikram edeceği kişiler vardır.
+3
ekimoloji
(06.05.26)
Biz ameliyat sonrası yapmıştık. Bölümdeki çalışan doktorlar ve hemşireler için ağam'dan baklava, doktor için de divan'dan çikolata almıştık.
-1
logisticsmanager
(06.05.26)
son model crocs aldım ben geçen hafta 4500 tlye.
değiştirme kartı da koydum.
0
plastic_angel
(06.05.26)
gabe h coud
(06.05.26)
annem ve babam doktor. babam çok gömlek “tükettiğinden” eve gelen en kullanışlı hediyeler hep vakko gömleklerdi. değiştirme kartıyla beden değişikliği de yapılabiliyor gayet. uğraşmak istemiyorsanız çikolata, baklava alın geçin derim. Düşünmeniz yeterli.
0
eileengray
(06.05.26)
Olm ne çeşit insansınız birisi aldığı yerin adını yazmış bak pahalıdan aldım demek için diğeri ben daha zenginim diye link vermiş.
Doktora ne hediyesi onu da anlamadım da a101-bim hediye çeki diyorum.
+3
artıküyeolmakistiyorum
(06.05.26)
doktor eşiyim.

dövmeyin veya küfür etmeyin yeterli. onların işi o, güler yüzle teşekkür ve allah razı olsun yeterli oluyor.
0
galahad reloaded
(06.05.26)
Değişim kartı ile birlikte erkek ise gömlek kadın ise ipek fular. Beğenmezse hoşuna giden başka ürün alır.
0
Aydan Dustum
(06.05.26)
(7)

Bu trençkotlar çok mu muhafazakar?

pembe nohut
Trençkot modelindeki kot ceketleri çok seviyorum ancak genelde kapalıların kullanması bende de çok mu muhafazakar durur endişesi oluşturuyor. Bir de boyum da aşırı uzun değil, 1.65'im yani diz kapağının altında duracak her türlü. Pardösü gibi mi görünüyor? Ne dersiniz? Aklıma en çok yatan 3 numara.1
Trençkot modelindeki kot ceketleri çok seviyorum ancak genelde kapalıların kullanması bende de çok mu muhafazakar durur endişesi oluşturuyor. Bir de boyum da aşırı uzun değil, 1.65'im yani diz kapağının altında duracak her türlü. Pardösü gibi mi görünüyor? Ne dersiniz? Aklıma en çok yatan 3 numara.

1- cdn.dsmcdn.com
2- cdn.dsmcdn.com
3- cdn.dsmcdn.com
4- cdn.dsmcdn.com
0
pembe nohut
(06.05.26)
Bence de 3 en guzeli ama muhafazakar gorunme endisesi yersiz bir endise bence.
0
baldur2
(06.05.26)
muhafazakar demezdim de, tarz olarak kötü derdim.
+4
mor oje
(06.05.26)
3'ün çok benzeri üniversite yıllarımda bende vardı(marks and spencer marka). benimkinde bele oturtan dikişler vardı; kemerini de arkadan bağlıyordum. eteklerle, palazzo pantolonlarla falan gayet güzel duruyordu.
yalnız boy uzun ve beden ince olmalı. ben genişleyince, üzülerek elden çıkarmıştım.
0
lil siztah
(06.05.26)
muhafazakar durmaz bence ama çok kötü. bir de muhtemelen trendyol vıttırıvızdık butik ürünleri olduğu için dikişleri, duruşu vs kalitesiz.
+1
elorelia
(06.05.26)
Kıyafette muhafazakar duruş biraz kombinle alakalı sadece bir ürün belirlemez ama bu görsellerin hepsi birbirinden kötü, şık değiller, bence hiçbir kombin bunu kurtarmaz.
0
mutekebbir
(06.05.26)
:D
daha güzel kumaş kalitesi olan ve daha iyi dikilmiş ürünleri satan "tesettür", "muhafazakâr" markaları var onlara bakabilirsiniz
0
black holes in the sky
(06.05.26)
Bornoza mı benziyorlar, fabrika işçi elbisesine mi?
+1
Mirket
(06.05.26)
(18)

Sevgilinin yapış yapış yakın arkadaş grubu

seni tanıdığım güne lanet olsun
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor. Şimdi şöy
Flörtten sevgililiğe giden bir ilişkim var. Adamın 5 erkek (2'si bazen benimkinde kalıyor) ve 4 kadın çok yakın arkadaşı var. Hep grupça takılıyorlar, herkes birbiriyle çok iyi anlaşıyor, ayrıca birlikte iş de yapıyorlar. Patron benimki, o yüzden arkadaş grubunda da lider genelde o oluyor.

Şimdi şöyle bir durum var ki ben kadınlardan 2 tanesinin (X ve Y) benimkinden hoşlandığına eminim. X uzun yıllardır arkadaşı, kadın beğeniyor belli ki ama olmayacağının farkında. Bu kadınla ilgili başka biri geçen yıl bir şeyler söylemiş ve benimki de durumu fark edip araya mesafe koymuş diye de duydum başka birinden. Hadi onu geçtim.

Y olan ve benimkinin aynı zamanda en sık görüşerek iş yaptığı kadın ise resmen ona yaranmak için çırpınıyor. Sürekli sadece ona özel cilveli ses, çocuk gibi bir haller, neredeyse her cümleye yiaaa diye güya tatlılık yaparak başlama falan. Bu kadın 3 yıl önce iş yaparken aralarına katılmış ve yakın arkadaş grubuna öyle dahil olmuş. Aynı zamanda gruptaki bir başka erkek (ki benimki de onu çok sever) ilk zamanlarda Y'den hoşlanıyormuş ama Y onu kesin bir şekilde reddetmiş. Benimki o dönem ufak ufak aralarını da yapmaya çalışmış ama olmamış.

Şu an gruptaki az önce bahsettiğim X ve bu erkek kişi dışındaki herkes bu kadınla benimkini çok yakıştırıyor ve birlikte olmalarını istiyor açık açık. Zaten adam onlara beni tanıştırınca o erkek kişi dışındaki herkes soğuk davrandı bana, hala da öyle. Sürekli biz bize şuraya gidelim, biz bize bunu yapalım planları yapılıyor ama ben asla yokum. Benimki sürekli beni hatırlatıyor, dahil ediyor falan ama onlarla vakit geçirmek istemiyorum. Bana kendimi fazlalık gibi hissettiriyorlar. Ayrıca birlikte olduğum insandan hoşlanan kadınlarla veya onu başka bir kadına yakıştıran insanlarla ne kendim yan yana olmayı ne onun yan yana olmasını istiyorum. Benimkine desem ya ne alakası var, asla öyle hissetmiyorlardır falan der eminim. E adam da onları hem çok seviyor hem kaç yıllık arkadaşları ve alışmış sürekli onlarla olmaya. Geldim diye arkadaşlarından koparamam, zaten hakkım da yok.

Başka ilginç bir bilgi, benimki ne zaman biriyle flört etse birkaç aydan uzun sürememiş çünkü ya gruptaki kadınlar o kadını aşırı sevip aşkımmmm bebeğimmmm diye dibinden ayrılmamış ya da bana yaptıkları gibi soğuk davranmışlar. Ayrıca gruptaki hiç kimsenin uzun yıllardır hiç ilişkisi hatta flörtü bile olmamış. Buna o kadar şaşırdım ki. Yılbaşında bile nolur sana gelelim diyerek sabahtan benimkinin evine geldiler, biz gece 3 gibi eve gelip onlara katıldık. Bir tek ev arkadaşı olan bir erkek ve zamanında Y'den hoşlanan erkek arada flört falan deniyor ama o da sürmüyor. Bana çok hastalıklı geldi bunların hali bir noktada ya.

Bir iki ay önce adamın doğum günüydü ve evinde baş başa vakit geçirelim dedik ki bir de bunu arkadaşlarına haber verecek halimiz yok zaten. Akşam kapı çaldı ve balonlar, pastalar, kamera elde ve açık falan doğum gününü kutlamaya gelmişler. Bana da aaa biz seni unutmuştuk ya hiç aklımıza gelmedi dediler. Sonunda git de denemedi ama gecemiz ve ertesi günümüz rezil oldu çünkü sabaha kadar kaldılar.

Mesela bazen X'in canı sıkılıyor ve ya sende kalmaya geldim diyerek gelip benimkinde kalıyor o diğer 2 erkek de evdeyse. Ya da Y bazen ya kahvaltı hazırlamaya geldim diye eve gelip bu 3 erkeğe sabah kahvaltı hazırlıyor, dur bir de börek açayım diyor akşama kalıp falan. Erkekler de abi bu kız tam evlenilecek kız değil mi ya diyor güya şakayla ara sıra. Evde geçen hep birlikte oturuyoruz ve kahve makinesini bulamadım. Y diyor ki sen şimdi bilmezsin yerini, onu ben alttaki dolaba koydum.

Ya sizin bizim ilişkimizde yeriniz ne? Sizin bu adamın evinde işiniz ne? Biz niye bu ilişkiyi futbol takımı gibi yaşıyoruz? Erkekler de dahil siz niye bu adamın evinden çıkmıyorsunuz? Biliyorum esas problemli olan benimki çünkü yıllardır asla sınır koyamamış. Bir de herkes yerini bilir özellikle iş söz konusuysa diye onlara hadlerini bildirdiğini falan sanıyor ama alakası yok.

Adamın bunlar dışında her şeyinden memnun sayılırım ama ona söylesem özellikle Y ve erkeklerin tavrını asla konduramayacağını, kabul etmeyeceğini düşünüyorum. Sonradan gelip adamın herkesle arasını bozan da olmak istemediğim için özellikle bu insanlara karşı rahatsız olduğumu da pek belli etmedim ki etsem de toplu halde inkar edip beni kötü yapacaklarına eminim. Ben hiç uğraşmayıp bu aile olmuş insanları birbirine bırakıp gideyim mi ya? Ya da şansımı denemek adına bir benimkine söyleyip en sonunda onun gözünde muhtemelen fitne fesat olayım mı? Aslında kaç aydır rahatsızım ama bugün yine bir şey oldu onun üzerine sormak istedim. Yaşananların çoğunu yazmadım bile, bunlar sadece iki üç küçük şey. Yaşlar 35 ve üstü. Sadece ara sıra bunun evinde kalan 2 erkek kişisi 30'ların başında.
-1
seni tanıdığım güne lanet olsun
(04.05.26)
Erkek arkadaşınızın tavrı net gibi, onun için bu bahsettiğiniz iki kişiyle ilgili bir endişeye gerek yok gibi görünüyor anlattığınız kadarıyla.

Şöyle ki, elinizdeki malzeme bu. Bu kızlarla ilişkinin bu aşamasında rekabete girerseniz kaybedersiniz.

Sizin arada kalmış halinizi kurtaracak tek davranış sanırım "yerinde ağır olan" insan olmak. Rekabet etmemelisiniz. Bu senaryodan ancak özgüvenle çıkılır heralde. Her şeye onay verin demiyorum, ama yeri geldiğinde erkek arkadaşınıza sakin şekilde "ne alaka anlamadım, sizin bazı şeyleriniz bana uzak ama senin çevren, bildiğin gibi yap" tavrını da gösterebilirsiniz. Sizin olaya bakışınız bu çünkü.

İlişki ilerler ve olgunlaşırsa belki o zamana kadar siz de ortama ısınırsınız veya o aşamada daha farklı bir tavır takınabilirsiniz. Ama bu o zamanın konusu.
+4
akhenaten
(04.05.26)
Cemaat yapılanmasının içine düşmüşsün kolay gelsin. Yıllar içinde baya katılaşmıştır. Aralarına almazlar.
Akhenatenin dediği gibi özgüvenini kaybetmeden sağlam basmaya çalış. Artık gerisi seninkine kalmış. Cemaat olarak mı devam edicek yoksa başka bişeyi yaşamaya cesaret edicek mi bakıcaksın.
+5
benim bir gizli bildiğim var
(04.05.26)
Bir sitcom evrenine düşmüşsünüz gibi adeta.
+5
peki madem
(04.05.26)
flortum degil de arkadas cevrem vardi bunlari bir arada tutan seyin ne oldugu belli, ben dayanamadim seviyesizliklerine. aileniz yok diye herkesi aile zannetme olayina bi son verelim ayrica aileler bile bu kadar gevsek olmuyo. biz daha kendi esimizle “me time”lar, kisisel alanlar kavgasi yaparken bunlarin kaynana gibi her dk tepede bitmeleri ciks biz almayalim.

iliski stiliniz ve sikayetleriniz hakkinda acik ve sakin bi diyalog yasanmali. uzaklasirsa da uzaklassin sonrasi adamin kendi tercihi olur uzaklasmazsa da siz yolunuza bakarsiniz. boyle yetiskin ergenlere bir gun bile ayirmak zul
+4
ala09
(04.05.26)
Nasıl olsa sevgililik moduna geçince dört beş aya ayrılırsınız siz de, birbirinizin düzenini bozmayın, bu kişiler neticede sonradan düşmemiş hayatınıza hep varmış, sen de bile isteye bu sisteme dahil olup şimdi de şikayet ediyor gibisin, yapacak bir şey yok.
+3
kizil karga
(04.05.26)
ortam hiç samimi gelmiyor. siz gruba sonradan girdiginiz icin disaridan bir gozle daha net gorebiliyorsunuz ama erkek arkadasiniz maalesef fark etmiyor ya da ortami bozmamak icin bisey demiyor. En ustteki yoruma katiliyorum. Rekabete girip ortami bozan sanki sizmissiniz gibi olmayin ama iliskiniz derinlestikce erkek arkadasiniz da sizi anlayacak konuma gelecektir. Digerleri de yapmaya calistiklari seyden vazgecer gibime geliyor eger sizden istedikleri tepkiyi alamazlarsa.
+1
acelaacedebela
(05.05.26)
of of of, evlerden ırak ortam. sizin de dediğiniz gibi, elemana anlatsanız bile kabul etmeyecek ve bir şekilde siz kötü olacaksınız. en temizi yol yakınken bu toksik ortamdan kurtarın kendinizi (bir özeleştiri olarak bekara karı boşamak kolay diyeyim burada). içinizde kalmasın istiyorsanız da ayrılırken elemana şöyle açıklama yapın: “çok toksik ve vıcık vıcık bir arkadaş grubunuz var ve ben bu yaştan sonra böyle bir ortam içerisinde olmak istemiyorum. sana da tavsiyem, bundan sonra sürdürülebilir bir ilişkin olmasını istiyorsan ya bu gruptan uzaklaş, ya da x/y kaltaklarından (bu lafı söylemeniz lazım, yoksa istenen etkiyi yaratmaz) biri ile birlikte ol. başka türlü ilişki yürütemezsin.”. sonrasında sizi vazgeçirmeye çalışır, “aman gruptan uzaklaştım, arama mesafe koydum vs.” derse de geri adım atmayın, zira dediğini yapıp araya mesafe koysa bile ileride bunu size karşı illaki kullanır. “ben senin için 15 yıllık arkadaş çevremden vazgeçtim” lafını duyarsınız.

son olarak bu elemanın x ve y’nin ilgisini anlamaması, diğer elemanlarla bunun muhabbetini yapmaması mümkün değil. bu ilgi, bu ortam elemanın hoşuna dahi gidiyordur.
+2
shadowfollower
(05.05.26)
öğrenciyken bu kadar okusam mühendis olurdum. bi özet geçeydin abla.
+2
faberkastelli
(05.05.26)
valla bu yazdığınıza göre en normal kişi sizsiniz, sakın kendinizi suçlamayın. temel problem ise erkek arkadaşınız. orada tarikat yapılanması var, kaçın kurtulun.

Erkek arkadaşınız hem patron hem de grubun merkezi olduğu için bu 'hayran olunma' ve 'vazgeçilmez olma' durumundan içten içe besleniyor olabilir. Sınır koymamasının sebebi; ya bu durumun nezaketsizlik olduğunu gerçekten anlamıyor (ki bu daha kötü) ya da arkadaşlarını kaybetme korkusuyla herkesi mutlu etme rolüne aşırı yapışmış durumda.

bir de kendisine ; Senin evinde kahve makinesinin yerini benim değil de bir başkasının bilip bana söylemesi, bizim mahrem alanımızın kalmadığını gösteriyor. Sen benim evime gelsen ve başka bir erkek arkadaşım 'o orada değil şurada' dese ne hissederdin? diye sorar mısınız? valla çok merak ettim yanıtını.
+4
galahad reloaded
(05.05.26)
muhtemelen adaya veda eden isim sen olacaksın. zaten en hayırlısı da bu. habersiz doğum günü için kapıya dayanıp sana haber vermemeleri vs sevgilinin bile rahatsız olması gereken bir durum. ama etmediğine göre o grup içindeki konumun belli zaten.

adamın da kadınlardan gelen ilgi alakanın farkında ve bu durumdan hoşnut olduğuna neredeyse eminim.

ben olsam maddeler halinde bi kağıda yazar, ezberler, sonra sunum yapar gibi karşısına çıkardım. böyle böyle olması normal mi diye kendisini bi sorgulardım. muhtemelen salağa yatacaktır ve ciddi bi adım atmayacaktır. bu da senin gidiş biletin olur.
+2
elorelia
(05.05.26)
siz anlatirken ben sıkıldım.
0
sinematikcrop
(05.05.26)
genelde bu tipler hayatsız oluyor. kabile tipi yaşamayı modernlik, nyc tipi yaşam tarzı olarak görüyorlar.

ilkokul ve lise yıllarından tanıdığım sonra da vine ünlüsü olup patlayıp giden böyle bir arkadaş grubunun birtakım üyeleriyle instagramdan takipleşiyoruz. sizin bahsettiğiniz bir şekilde hayatları var hatta siz öyle anlatınca acaba onlar mı dedim. adeta bir sosyal antropolog gibi inceliyorum onları gangbang tarzı yaşıyorlar.

bence bacım sen kaç kurtar kendini bunlar gün olur birbirleriyle evlenir boşanır çocukları evlenir onlar da boşanır böyle simbiyotik bir yaşam.
+1
Hallegadola
(05.05.26)
muhtemelen çok yıpranıp ayrılmak zorunda kalacaksın zaten. bence şimdiden uzaklaş, adam mı yok memlekette.
+1
antihero
(05.05.26)
@Hallegadola

Gangbang tarzı ne oluyor tam olarak?
0
himmet dayi
(05.05.26)
Makul argümanlarla sıkıntımı belli ederdim ben olsam. Hani kıskanç sevgili gibi değil de hangi olayların size nasıl hissettirdiği, sizin hayalinizdeki ilişki şekli gibi ve nelerden neden rahatsız olduğunuz gibi. Karşı taraftan saçma bir cevap gelirse de yallah defolsun gitsin.
+3
inawen
(05.05.26)
O ne yahu "friends", "how i met your mother" evi gibi :))

Kendinizi ortama adapte etmek dışında şansınız yok, ya bu deveyi güdersin, ya bu diyardan gidersin durumu var.
+1
kimlanbu
(05.05.26)
nick-entry uyumu :)
0
banach
(06.05.26)
siz hep sorun "arkadaş" olan kişilermiş gibi anlatmışsınız ama burda ki en büyük red flag erkek arkadaşınızın kişisel alanlarını çizemeyen, alan işgalini normal bulan, arkadaş grubu dinamiği/mahremiyet kavramları yokmuş vb. şeklinde davranması. bütün bu olanlar "arkadaş" kişilerinden bağımsız olarak erkek arkadaşınızın onlara açtığı oyun alanında yaşanıyor. o açıyor yanı bu alanı onlara komple. siz bunu kabullenmek yerine onun açtığı alanda tepinen arkadaşlarına kurulmuşsunuz.

sizin tek bir muhatabınız var, erkek arkadaşınız/onun kişiliği. şapkanızı önünüze koyup ben böyle biriyle olmak istiyor muyum diye soracaksınız, tek dengeli çözüm yolu da bu. boşu boşuna diğerleriyle ilgili durumları zihninizde köpürtüp kendinizi yormayın yani, bu yöntemden sağlıklı bir karar çıkmaz.
0
Phoebe
(08.05.26)
(19)

Boşanma

zeze12
Sık kavga etmesek de eşim tartışma esnasında kendini kaybediyor, bugün o kadar çok bağırdı ki çocuğum çok korktu ağladı. Çocuk kaç gündür hasta bir de. Tartışma esnasında sürekli evde yaptığı işleri başa kakma durumu var. Yaptığı işler: vardiyalı çalıştığı için sabah çocuk uyanınca bir iki saat ona
Sık kavga etmesek de eşim tartışma esnasında kendini kaybediyor, bugün o kadar çok bağırdı ki çocuğum çok korktu ağladı. Çocuk kaç gündür hasta bir de. Tartışma esnasında sürekli evde yaptığı işleri başa kakma durumu var. Yaptığı işler: vardiyalı çalıştığı için sabah çocuk uyanınca bir iki saat ona bakmak. (Defalarca tamam bakma ben bakarım sen yat dedim bu kez de nasıl olsa uyumayacağım çocuğun sesinden diyor) çocuk olduğu için gece ders çalışıyorum sınava hazırlanıyorum bu arada. Ardından kahvaltı hazırlıyor. Yaptığı şey çay koyup yumurta haşlayıp kahvaltılıkları çıkarmak. Mutfakta çok oyalanma huyu var, takıntı derecede mutfak tezgahı ve bulaşıklar temiz olacak, evin başka hiçbir yerinde bu kadar titizlenmiyor. İki gündür ben de midemi üşüttüm halsizlik ve bulantıyla uğraşıyorum. Bugün bir saat kahvaltıyla uğraştığı için, sofrada eksik bir şeyden dolayı söylendim diye çıldırdı. Yine halsizlikten masada bile oturamayınca gidip koltuğa uzanmama laf etti, içeride uzanacakmışım çocuk da masada durmuyormuş halbuki iki dk kendime gelir oturacaktım tekrar bunu söylememe rağmen uzattıkça uzattı. Kendisinin de geçen sene hasta olduğunu ama böyle yapmadığını alışverişe gittiğini söyledi, kendi hastalığı uzun süren öksürüktü bu arada halsizlik yoktu. Neyse en son epey bağırdı çocuk ağladı zoru sakinleştirip uyuttum. Tartışma kültürü yok direkt kavgaya çeviriyor ve böyle böyle beni kendinden çok soğuttu, ailesi de öyle önünü sonunu düşünmeden en son söylenecek lafı başta söyleyip çirkinleşen insanlar. Ben lohusayken yine evde kıyameti kopartıp anneme saygısızlık yapmıştı onu hiç unutamıyorum.

Boşanma durumu olursa çocuğuyla sürekli görüşemeyecek mesleği gereği farklı şehirde yaşayacağız. Bu durumda çocuğumun bir yanı eksik büyümesi düşündürüyor bir yandan da huzursuz ortamda büyümesi ona iyilik olmayacak… kafam allak bullak oldu mantıklı yorumlara ihtiyacım var.
0
zeze12
(04.05.26)
anlatımınızdan iletişiminizin iyice zayıfladığı, karşılıklı kinlenmelerin başladığı anlaşılıyor. anlattığınız olaylarda, kahvaltı hazırlamasını biraz fazla azımsamışsınız bence + söylenmişsiniz. o hastalığa laf etti diye sizinkiyle onunkini yarıştırmışsınız falan. fi tarihinden kırgınlıklara girmiyorum.. adam da, çocuğu babanızın evinden getirmişsiniz gibi davranıyor sanırım. bu kadar tahammülsüzlük buradan döner mi bilmem.
görünen tabloda, çocuğun baba bağırtısı ya da ana-baba atışmasıyla ağlaya sızlaya büyümesindense, babasını aralıklı görmesinden daha az travmatize olacağı anlaşıyor.
hayırlısı olsun.
0
lil siztah
(04.05.26)
Çocuk olmuş, evde işyükü artmış. Yeni duruma ikiniz de adapte olamamışsınız, karşılıklı özveri bekliyorsunuz, göremeyince de aklınıza ilk gelen şey boşanmak olmuş.

İnanın boşandıktan sonra herşey çok daha fazla zorlaşacak. Medeni iki insan olarak bir gün oturun, sorunlarınızı tek tek, sinirlenmeden ama çözüm arayarak konuşun. Bir aile büyüğünden ya da ortak samimi bir arkadaşınızdan moderatörlük desteği de alabilirsiniz ya da çift terapisi alın.

Yalnız, öküze kızdım. Çocuğun yanında ses yükseltilmez. Çocuk sahibi olmak için ehliyet almak gerekliliğine iyi bir örnek.
0
Mirket
(04.05.26)
bu nasıl evlilik yav, hastalık karşılaştırmalar falan.
-1
antihero
(04.05.26)
huzursuz ortamda büyüyeceğine babasız büyümesi daha iyi bence.
bir tanıdığımızın çocuğu oldu, çocuk biraz büyüyünce çocuğa hafif düzeyde atipik otizm tanısı konuldu. yani ilgi ve bol bol sevgiyle bayağı düzelir demişlerdi. ama anne de baba da kedi köpek gibiler sürekli kavga halindeler, internette bi video var ya "sen büyüyle mi böyle oldun" tarzı kavga eden çift, aynı onlar gibiler. çocuk şu anda bildiğin ağır zihinsel engelli gibi. bayağı kötü durumda.
sizinkiyle aynı şey değil ama çocukların kötü ortamdan nasıl etkilendiklerini az çok anlayın işte.
+2
matilda
(04.05.26)
boşanın karşılıklı sevgi saygı bitmiş zaten
+2
alester
(04.05.26)
Icinizde sevgi varsa karsilikli konusup iliski terapisi falan alin bence.
Bunaldiginiz isler ayrilinca bitmeyecek hatta artacak.
0
Purple life
(04.05.26)
siz boşanırsanız da kolay boşanamazsınız, yıllar sürer. şu an birbirinizden hoşlanmıyorsanız o zaman nefret edersiniz ve çocuk olduğu için zaten hiçbir zaman diyalogunuz bitmeyecek. hayat herkes için karanlık, sıkıcı, bunaltıcı. bunu kabul edip öyle yaşamak gerekiyor. bence çift olarak duygu regüle edebilme becerisine, anlayış göstermeye ve “saygı”ya ihtiyacınız var. boşanınca da her şey muhteşem mükemmel olmayacak. bu kez çocuğu tek başına büyütmeye çalışacaksın ve yine birbirinize kurulup duracaksınız. ki şimdi bile lohusayken anamgile şunu yapmıştı, ben geçen yıl hastayken yatıp dinlenememiştim falan skor tutuyorsunuz kavga anında ortaya çıkartmalık. zor.

bilmiyorum, öyle bir şeyler yazdım işte. umarım düzeltirsiniz ama boşanınca sorunlarınız bitecek diye bir şey yok.
0
deartheodosia
(04.05.26)
Buradan yazılanlardan tavsiye almayın öncelikle, çocuk varken boşanmak kolay bir karar değil. Eğer karşılıklı özveriyle birşeylerin düzelme ihtimali varsa beraber destek alın ve iletişiminizi sakince kurun, açık olun. Tüm çabaya rağmen olmuyorsa o zaman düşünebilirsiniz
0
mirty
(04.05.26)
Herkese teşekkür ederim önerileri ciddiye alacağım sakinleşince kendi hatalarımı da farkettim.
@artiküyeokmakistiyorum aksine sade bi nikahla evlendik hiçbir zaman düğün gösteriş insanı olmadım, umarım sen de bizimki gibi bir evlilik yapar daha uzun eğlenirsin.
+1
🌸zeze12
(04.05.26)
Ne terbiyesiz ve yanık biri çıktın sen ya? Mutsuzluğunun sebebi neyse git onu çözmeye çalış insanların dertleriyle eğlenen incel falan mısın?
+2
🌸zeze12
(04.05.26)
Abi sen ne şuursuz yapışkan bir şeysin ya komşun kapına geldiğinde korkudan kapıyı açamayan adamsın ne bu ilgi çekme merakı ben farklıyım havaları?
+3
🌸zeze12
(04.05.26)
Shepard isimli mahluk geri gelmiş sanırım. Direkt engeli basıp yok sayın, en çok ona kuduruyordu bu.
+5
seni tanıdığım güne lanet olsun
(04.05.26)
Hahahah yeni gelen bile çözmüş artıküyeyi
+1
ekimoloji
(04.05.26)
sidik yarışına girmişsiniz. herkes "ben daha fedakarım" diyor. o da, siz de. çocuk yanında kavga edilmez, ses yükseltilmez. nokta. çocuk hatırlıyor. bu konuda çok net sınırlar koyun. gerekiyorsa şöyle bir cümle kurun:

"çocuk yokken gerekiyorsa yumruk yumruğa kavga edelim ama çocuk varken sesini bir tık bile yükseltirsen doğrudan boşanma davası açarım"

benim bir kaç önerim olacak:

1- kavga eden bir ailedense boşanmış bir aile daha doğru olabilir. çocuk hasar alacağına, "eksik" kalsın daha iyi.

2- çift terapisine kesinlikle gidin. aile büyüğü ya da arkadaş moderatörlüğü ara bir çözüm olabilir, ama bir yerde tıkanmanız çok olası. terapistlerin de asıl işi bu tıkanılan yerlerde sordukları sorularla konuşmaya/tartışmaya devam etmeniz.

3- eşinizi değiştirmek için harcayacağınız çabayı, sınavınız için harcayın. yarın öbür gün boşanırsanız bu sınav sizin için çok önemli hale gelebilir. önce can, sonra canan.
+3
co2s2
(05.05.26)
karşılıklı hastalık ve yapılan işler konusunda yarışa gitmenin bi manası yok. o sizin hastalığınızı küçümsüyor, siz onun kahvaltı hazırlamasını küçümsüyor. iki tarafta da hata var. bu olaylar ve kavgalar harici iyi bir baba ve iyi bir eş mi onu sorgulamak lazım. onu da ancak siz bilirsiniz. ama yok yani bu adam ne babalık ne kocalık yapıyor vs diyorsanız yapılacak şey belli. tabi emin olmak lazım.
-1
elorelia
(05.05.26)
Annene saygisizlik yaptığında neden affettin? O kısmı hiç anlamadım ben. Konu dışı belki ama. Sanki hak ediyorsun gibi geldi. Çünkü annenize saygısızlık ettiği anda yol. Vermeniz gerekirdi.
-4
hacirotti
(05.05.26)
kahvaltıda eksik bir şeyden söylenmişsin. nasıl söylendin, tam olarak ne dedin, anlamaya çalışıyorum. peynir de koymamışsın o kadar çalıştığın boşuna, gibi mi? söylenmek bazı insanların çok ağırına gidebilir.
0
gabe h coud
(05.05.26)
Şöyle adamlarla neden evlenip bir de üremesine izin veriyorsunuz yemin ederim bu insanlık iflah olmaz ya.

Biz eşimle arada ufak tefek tartışıyoruz diye çocuk düşünmüyoruz. Babamda şüphecilik var diye annem ben 2 yaşındayken ayrılmış. Hiç öyle düzelir falan diye de beklememiş. Çocuğa böyle bir aile ortamı yaşatmaya ne hakkınız var ya.

Boşanın gitsin merhamet ve saygı olmayan yerde de çocuk yapmayın nasıl eğitim alıyorsunuz anlamıyorum ki.

Ayrıca siz niye adamın yaptığı her şeyi küçümsüyorsunuz o da ayrı bir konu...

Sürekli eleştiren, söylenen kadınla da hayat sürmez, öfke kontrolü olmayan adamla da.

Edit: Ha bu arada normalde sorun yoktu da çocuktan sonra böyle olduysa bir ilişki terapisti ile iki taraf da çözüm arıyorsa düzeltilebilir.
-1
ananiyimioguz
(05.05.26)
Tartışma kültürü olmayanın o olduğuna emin misin? Yazdıklarında onun söyledikleri mantıklı gözüküyor çünkü. Tartışmak içindekini döküp rahatlamak demek değil, konuyu mantık çerçevesinden bakıp argümanları objektif değerlendirmek demek. Ayrıca geçen de vardı benzer bir durum. Eşi bebeğe bakıyor ev işine yardım ediyor, öğle arası işten gelip ütü filan yapıyor ama soruyu soran kadın, erkek kendi kendine bağırıyor diye bize şikayet ediyor. Sizde de benzer bir tatminsizlik var. Eşiniz vardiyalı çalışıyor, sabah çocuğa bakıyor kahvaltı hazırlıyor mutfağı temizliyor ama siz kahvaltıya katılmıyorsunuz, söyleniyorsunuz ve çıldırdı diyorsunuz. Tartışmada onun size yaptığı açıklamaları dinlemediğiniz anlaşılıyor, hazırladığı kahvaltıyı ve yaptığı temizliği hor görür şekilde de yazmışsınız. Bu tavırlarla sağlıklı bir evlilik yürütmek çok zor olur. Ben burada işten arta kalan zamanını çocukla vakit geçirmek için kahvaltıya özenen ve eve emek vermekten çekinmeyen bir erkek ve evde oturtmaya çalıştığı bu aile düzenine uymayan ve küçük gören tatminsiz bir kadın görüyorum, üzgünüm.
+1
osssy
(05.05.26)
(2)

Petek bal hangi zincirden alınmalı?

dizicolleague
Perek bal gurmesi değilim, arada kahvaltıda yemek hoşuma gitti. Peynirci baba, Onur vb marketlerde buldum ama buradan bir öneri almak istedim.
Perek bal gurmesi değilim, arada kahvaltıda yemek hoşuma gitti. Peynirci baba, Onur vb marketlerde buldum ama buradan bir öneri almak istedim.
0
dizicolleague
(01.05.26)
arıcan siirt-pervari karakovan petek balı. şarküterilerde minik tenekeler halinde bulunuyor.
0
eileengray
(01.05.26)
Umay karakovan
Marketlerde yoktur ama online alabilirsiniz
-1
elorelia
(02.05.26)
(16)

Çocuğu olan duyurucular?

bobinhoo
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur
1) Çocuk sahibi olduktan sonra hayatınız ne ölçüde değişti? (Kendi gözlemim, özellikle yeni nesil ebeveynlerin hayatlarının büyük kısmını çocukları etrafında şekillendirdiği yönünde.)

2) Çocuk sahibi olmaya karar verirken bundan %100 emin miydiniz?

3) Zamanı geri alabilseydiniz, yine çocuk sahibi olur muydunuz?

4) Genel olarak çocuklarla çok vakit geçirmekten hoşlanmayan ve ekstra sorumluluklardan kaçınan birinin; “hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var” ya da “ileride yalnız kalma kaygısı” gibi nedenlerle çocuk yapması sizce doğru mu?
0
bobinhoo
(30.04.26)
1-hayatım kökten değişti, hayatıma çocuk dahil olmadı ben tamamen başka biri olup çocuğa dahil oldum.
2-istemediğime emindim, yanlışlıkla oldu.
3-zamanı geriye alabilsem yaşım gençken 2-3 çocuk daha yapardım şimdi yaştan dolayı en fazla 2 yapabilirim.
4-çocuklardan hoşlanmıyordum hala hiç sevmem ama kendi çocuğumu seviyorum, yaşlanınca bana bakmasını zaten ben istemem, oğlumu o kadar çok seviyorum ki onun hayatında böyle bir sorumluluk olmak istemiyorum.
Soruya cevap, hayır doğru değil. Ben anne olunca anneliği sevdim ama herkes sevmeyebilir. Yine de siz riske girmeyin. Ya sevmeseydim yani şu an cehennem olurdu.
+2
yenibirgüzelnick
(30.04.26)
1. hayatim degismedi tecavuze ugradi (ayrica kimsemizin olmadigi bir yerdeyiz anne babadan bile yardim yok)
2. emindim super oldu
3. her turlu isterdim yine
4. degil. sorumsuz adamin isi degil cocuk buyutmek.
0
pasaklıpepee
(30.04.26)
2) kimse yüzde yüz emin olamaz sonuçta örneklerini görsen de senin hayatına ne getireceğini tam olarak kestiremiyorsun. ama bizimki tamamen planlıydı yani çocuk sahibi olalım dedik ve olduk.

3) bunu çok sorguluyorum ama zaten çocuk gözümün önünde olduğu için yok, doğurmazdım diyemiyorum net bi şekilde. çocuğun kendi zorluğu bir yana ülkenin durumu, gelecek kaygısı da etkili bunda. ama çekirdek aile içindeki durum için düşünürsek zaman zaman kafayı yiyip pişman olduğum oluyor. ama zamanı geri alabilsem yine çocuk sahibi olurdum :D

4) benim çocuk motivasyonumu güzel özetlemişsin aslında. 'hayatın doğal akışında çocuk sahibi olmak var.' çocuk istemeyen, sevmeyen, yapmayan, yapamayan herkesin durumuna ve fikrine saygı duyuyorum. tamamen kendi yaşantım için yorum yapıyorum. kafamdaki 'aile'nin içinde çocuk olmalı illaki diye düşünüyordum her zaman. asla çocuk düşkünü, anaç biri olmadım ama kafa yapım buydu.

1) hayatım kökten değişti +1
yani çocuk doğuruyorum, onu hayatıma ortak ediyorum, biz ona değil o bize alışacak tarzı instamom'luk gerçek hayatta pek karşılığını bulmuyor.
mesela bizim için saat 20.30dan sonra dışarıda olmak gibi bi kavram yok. ya da ne bileyim çocuğun öğle uykusunu atlatmak gibi bi imkan yok. yapabilen varsa tebrikler.
yeme içme gezme tatil. her şeyin tarzı değişiyor.
geçen evli ama çocuksuz arkadaşlarımız geldi. bi yerde tatlı yemek istedik ama akşam yemeği yiyemeyiz diye vazgeçtik. ben de canım çekti, aklıma düştü filan diye söyleniyordum. olsun ya akşam yemekten sonra basar gideriz dediler. hayır gidemeyiz çünkü çocuğun uyku saati... gibi gibi örnekler.
0
elorelia
(30.04.26)
1.hayatımız tamamen çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendi.(tamamen yardımsız perişan olduk.)
2.emindik. ama bu kadar kendimizi unutacağımızı hayal etmemiştik.
3.olurduk.
4.çocuk sahibi olmak ekstra sorumluluk zaten. eğer bu bir erkekse eşi çok zorlanır.
0
mikahakkinen
(30.04.26)
2) bebek bekliyoruz. emin olmak tam tabir değil. bir bilinmezlik olduğu kesin ve tabii ki hayatımızın farklı bir yöne doğru evrileceğini tahmin ediyoruz. bizim motivasyonumuz ilişkimize ve birbirimize olan güvenimizden ileri geldi. kendimize yakıştırdık yani. çocuğum ilerde bana bakar filan gibi şeyler mantıklı gibi görünse de aşırı mantıksız. tanrıcılık oynayarak bilinmez bir zaman için bu tarz düşüncelerin mesneti yok. aile olmak istiyor musunuz, ilişkinizde buna motivasyon var mı, soru bu olmalı.
0
awlmi
(30.04.26)
1. Büyük ölçüde değişti, ben rahatıma düşkün biriyim eşimin çalışma saatleri esnek olmasa kafayı yerdim. Allahtan kolik falan değildi bebeğim.
2. Bunları göze alarak çocuk yaptım diyemem zorlanacağımı biliyordum ancak anne olma isteğim her şeyin önüne geçti bir de biyolojik saat meselesi var yaş 30 olmuştu.
3. Sevgisi bambaşka bir şey, yine olsa yine yapardım ama ikinciyi yapmayı düşünmüyorum, tüm bunları sil baştan yaşayamam.
4. Yalnız kalma korkusu dahil hiçbir pragmatik düşünceyle çocuk yapmayın çünkü ileride size bakacağı veya görüşmek isteyeceği garanti değil. Beklentisizce yapılmalı, iyice emin olunmalı.
0
ekimoloji
(30.04.26)
1. Çocuk yapınca hayatım çok değişti. Sürpriz olmadı ama. Değişeceğini biliyordum. Değişti ve güzelleşti. Gerçi zaten güzeldi. Daha güzelleşti. Hayat çocuk etrafında değil, çocuğun da dahil olduğu bir şekle büründü. Yeni nesillerde çocukerkil aile yapısına geçiş oluyor. Bizde öyle olamazdı, olmadı.
2. Evet
3. Tek bırakmazdım. Kardeşleri olsun isterdim. Hata ve haksızlık yaptım.
4. Çocuk yapmak, çocuk sahibi olmak içgüdüsel bir olgudur. Ben çocuk yapmayacağım diyenlerin bu konuda dünya görüşlerinin yeterince olgunlaşmadığını, hayata bakışlarının 'Ben büyüyünce hiç evlenmeyeceğim.' diyen çocuğunki kadar dar açılı olduğunu ve ileride aşırı pişmanlıklar yaşayacaklarını düşünüyorum.
-8
Mirket
(30.04.26)
1- annem cocuktan sonra hicbirsey eskisi gibi olmuyor derdi, dedigi gibi oldu. hayatin tamamiyle degisiyor cocuk herseyin merkezi oluyor. hanimin ilk tanistigim kadin ile alakasi yok, bambaska birine donustu.

2- ben hazirdim, hatun hazir degildi galiba. onu cok iyi etkilemedi.

3- kesinlikle evet.

4- kesinlikle hayir. benim amacim bayragi devredecek birisi olmasi gerekliligi idi, bir de bence annelik/babalik duygusunu herkesin tatmasi lazim, bambaska birsey. ilerde bana baksin diye cocuk yapilmaz, oyle bir seyin garantisi yok cunku.
0
cooperr
(30.04.26)
1. %75 degisti, ha deyince cikip bi yerlere gidemiyorum. Ama henuz kucuk. Yavastan toparlanabilir belki bu kisim.

2. Degildim. Pozitifi gorunce hafif bir yas xd Ama bu duygu azalarak kayboldu. Simdi supper bi anneyim xd evt kendim karar verdim ;)

3. Bu soruya şöyle cevap vermek isterim... cocuk sahibi oldugum icin pismanim ama cocuk sahibi olmasaydim da pisman olacaktim. Hep "acaba olsa miydi" "nasil olurdu" hissiyle yasicaktim. Simdi de "cocuksuzken hayat ne guzeldi" hissiyle yasiyorum ;) yaş onemli bi ayrinti galiba burada. 35ten oncesi ve sonrasi cevap degisebilir

4. Bu kisi bir babaysa ona bisi olmaz, eşi aşşşşırı zorlanir xd bu kisi bir anneyse muhtemelen bambaska birine evrilir
0
üğpoıuy
(30.04.26)
1) Tamamen değişti, ilgisi alakası yok önceki hayatımla. Şu anda çocuklar 10 yaşını geçtiler hala ilgisi yok.
2) Evet ama tabii insan endişe duymuyor değil bin nedenle...
3) Evet
4) Şu anki düşüncelerin bundan 5-10 yıl sonra aynı kalmayabilir. Bazı insanlar kesinlikle çocuk yapmayacaklar, hatta evlenmeyecekler bile, o noktada değilsen herşey değişiyor bu hayatta. Değişimin olmamasını istiyorsan aktif olarak ve bundan dolayı depresyona gireceksen o zaman evet, çocuk yapmak iyi bir şey değil ama o zaman hiç bir yeni şey yapmak iyi bir şey değil.
0
compumaster
(30.04.26)
1. hayatım tamamen değişti ama bu halinden çok memnunum.
2. evet ama %100 demek bence fazla iddialı. çünkü milyon tane kaygım var bunların büyük kısmı çocukla ve onun geleceğiyle ilgili.
3. evet ama keşke daha erken çocuk sahibi olsaydım.
4. çok ama çok yanlış. eğer amaç sadece çocuk sahibi olmuş olmaksa asla ama asla çocuğu aklından bile geçirmemeli.

eğer bu soruyu sen kendi veya partnerin için falan soruyorsan özellikle 4. soruyu tekrar tekrar düşünün.
0
scudman1
(30.04.26)
1) Benim hayatımı oğlum şekillendirdi, ekonomik durumum pek iç açıcı değildi, daha iyi şartlarda yetiştirebilmek için gece gündüz çalıştım, ek işler yaptım, öğrencilerin bitirme projelerini yaptım (gurur duymuyorum), endüstriyel projeler yaptım, bu esnada şimdiki işyerimin sahibiyle tanıştım ve hayatım değişti. Herhangi bir ekonomik sıkıntım kalmadı, dünyayı gezebileceğim bir işe sahip oldum.

2) İsteyerek çocuk sahibi oldum, ben de eşim de çok istiyorduk.

3) Oğlumu çok seviyorum, zamanı geri alsam gene onu isterim. Çok fantastik bir rüya görmüştüm, eşimle tanışmamışız, çocuğum yok. Eşim beni tanımadan yanımdan geçip gidiyor, içimde öyle büyük bir boşluk hissettim ki sabah uyandığımda ağlama limitlerine geldim.

4) Kesinlikle yanlış, yalnız kalmamak için çocuk mu yapılır ? Hele ki onunla vakit geçirmeyecekseniz bunun acısı çocuk çok derin yaşıyor, sık seyahat ettiğim için bazen o kadar özlüyor ki eve döndüğümde kısa süre sonra tekrar gideceğim diye strese giriyor
+2
kimlanbu
(01.05.26)
1. Hayatim alt ust olmadi ama plan yaparken cocuk faktoru hep aklimda. Adapte olmak diye bir sey yok zaten. Hastanede eline aliyorsun bir daha hic ayrilmiyorsun. Buyuduklerinde isler cok daha kolaylasiyor.

2. Zamani geldi hissi olusuyor.

3. Benim icin bu sorunun cevabi "su anlik evet." Yalniz ileri de ne olur bilemiyorum. Kimseyi korkutmak istemem ama bir arkadasimin son derece basarili ve normal bir cocukluk geciren oglu 20'lerin baslarinda universitedeki ilk yilinda sizofreni tanisi aldi... Mesela bu soru arkadasima sorulsa cevabi evet olur mu bilemiyorum ya da asiri derecede otizmli konusamayan bir cocuga sahip olan bir baba bu soruya evet der mi bilemiyorum...

4. Kimseye tavsiye verecek bir pozisyonda degilim. Sorumluluk sevmiyorsaniz hem cocuk hem de sizin icin oldukca zor olabilir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
1. çok değişti, düşündüğümden çok daha fazla değişti. bir insanı hayatta tutmak gibi bir sorumluluk yükleniyor ilk günden. sonra da her şeyde onu da hesaba katarak sürdürme zorunluluğu hayatı. fiziksel ve duygusal olarak çok fazla zorluk ekleniyor.
2. çok emindim çok istedim.
3. evet olurdum, pişman değilim.
4. yanlış çünkü çocuklarla vakit geçirmeyi seven ve anne/baba olmayı çok isteyen biri için bile bu kadar zor bi şeyken istememiş/planlamamış/bunun için çaba göstermemiş biri için ne kadar zordur tahmin edemiyorum.
0
mezzosprite
(01.05.26)
ya bu arada "yaşlanınca bana baksın" motivasyonuyla çocuk yapmak dünyanın en saçma yatırımı. geçen müge anlıya çıkmıştı sonunu izlemedim ama yaşlı annesini öldürmüş kadın galiba. babasını da öldürmüş olma ihtimali vardı. sevgisiz çocuk yetiştirince bu tarz şeyler de olabiliyor yani, taş doğursalar daha iyiymiş. ki sevgiyle büyütsen bile çocuğuna bakmakla annene babana bakmak farklı şeyler, çocuğunun minnoş poposunu silmekle yetişkin bi insanın poposunu silmek çok farklı. birinin büyümesine yardım ediyorsun hayal kuruyorsun, ümitli bi şey; diğerini ölene kadar idare ediyorsun, kasvetli bi şey. hani çocuğunuz sizi çok sevse bile onun için bunu dilemezsiniz, sevmezse de size bakmaz zaten muhtemelen. ki ben annemi çok ani kaybettim ve hala "keşke ölmeseydi yatalak kalsaydı ve hayatım boyunca ona baksaydım" diyorum ama zor yani.
yalnız kalmamak için çocuk yapmak yerine kendi hayatınıza bakın, iyi arkadaşlıklar kurun, zaten yalnız kalmazsınız. istemeyerek yaptığınız bi çocukla gayet yalnız da kalabilirsiniz.
0
mezzosprite
(01.05.26)
1, 2, 3- Evet
4- Çocuk çok zor bir şey, normalde zorlukla mücadele edebilen bir insan değilseniz çocuğu hiç sanmıyorum. Ama çocuk sevmekle çocuğunu sevmek aslında birbirinden çok alakasız iki şey. Hayatım boyunca çocuklara karşı nötrdüm ama kendi çocuğumu aşırı fazla seviyorum, yapmayı sevmediğim her şeyi yapabiliyorum. Çok biyolojik bir durum
0
redlinetheturk
(02.05.26)
(13)

Uyuyakalmak

camlicagazoz
Merhabalar, 4.5 aylik kızımız var. Haliyle eşim bakıyor gündüzleri. Ben saat 18' de çıkıyorum işten. Gelince ben kıza bakıyorum, eşim yemek vs hallediyor buralarda sorun yok. Oynuyoruz, vakit geciriyoruz. Kızımız gece uykusuna 21:30 gibi geçiyor. Beraber uyutuyoruz vs. Sonra gece 23 gibi benim uyku
Merhabalar, 4.5 aylik kızımız var. Haliyle eşim bakıyor gündüzleri. Ben saat 18' de çıkıyorum işten. Gelince ben kıza bakıyorum, eşim yemek vs hallediyor buralarda sorun yok. Oynuyoruz, vakit geciriyoruz. Kızımız gece uykusuna 21:30 gibi geçiyor. Beraber uyutuyoruz vs. Sonra gece 23 gibi benim uykum geliyor ve uyuyakalıyorum. Eşim de kızıyor bana. Yani haklı. Benimle vakit gećirmek istiyor ama vallahi uykum bastırınca uyuyakalıyorum. Yani bilirsiniz işte karşı koyamıyor insan. Nasıl çözerim bu meseleyi. Pharmaton falan işe yarar mı? Eşim kızınca ben de aşırı tepkiler veriyorum. Üzüyorum onu. Yani haklı eşim. Aksama kadar kolay degil bebege bakmasi ama ben de elimden geleni yapiyorum eve gelince. İnsanın uykusunu getirmeyecek bir çözüm fikri verir misiniz? İlaç tavsiyesi vb. gibi
-1
camlicagazoz
(30.04.26)
Bu tarz multivitaminlerin beyaz yaka silkemelemekten başka bir işe yaramadığını düşünüyorum. Uyuyakalıyorsanız kanepeye uzanıyorsunuz büyük ihtimalle. Kanepeye uzanmayıp oturmayı deneyin. Yani bende bu çözüm işe yarıyor.

4.5 aylık bir bir çocuk için gece 21.30 gece uykusu bence geç bir saat. Bunu saat 8 e falan çekseniz aslında daha çok vakitten tasarruf edersiniz. Hatta daha erkene bile çekilebilir o yaşta saat 7 de bile uyur çocuk. Bu aylarda zaten çocuk günün büyük bölümü uyur. Zaten erken de uyuması lazım. Çocuğunuzun uyku ihtiyacı hala fazla. Bizim 4 yaşında kızımız var onun uyku saati 8.30-9 arası yani.
+5
nuevo
(30.04.26)
Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz sonra eve gelip çocuga bakıyorsunuz. Buraya kadar okey. Vucut tabiki yorulacak 11 gibi uykunuzun gelmesi çok normal. Çünkü ertesi gün sabahın köründe kalkıp işe gideceksiniz. Bunu ilaçla vitaminle çözemezsiniz. Kafeinle de hiç çözemezsiniz.Dinlenemezseniz hem mental hem de bedenen çökersiniz. Bu konuyu ancak eşinizle konuşarak çözebilirsiniz. Aktivitelerinizi çalışmadınız hafta sonlarına ertelemeniz gerektigini ve bu konuda sizi düşünüp anlayışlı olması gerektigini anlatın
+2
limonlu eksi
(30.04.26)
4.5 aylık bebeğe 21.30 çooook geç bir saat. En geç 19-20de uyumuş olmalı.

Muhtemelen çocuğu geç yatırıp geç kaldırıyorsunuz. Çocuğun gece uykusuna ihtiyacı var sabah erken kaldırın. Böylece akşam eşinizle vakit geçirirsiniz ve çocuğunuzu gece uykusundan mahrum etmezsiniz.
+2
yenibirgüzelnick
(30.04.26)
4.5 aylik cocugu gece 21:30'da uyutmak bir kere cok gec. 19 dedin mi yataginda uyuyor olmali.
23:00'te bir yetiskin insanin uyumasindan da dogal bir sey yok. Ise gittiginiz gün ne yapacakmissiniz gece 2'ye kadar oturup ebelemece mi oynayackmissiniz?
Ayrica vitaminlerin enerji vermedigini de temel biyoloji derslerinden hatirlarsiniz.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
11’de uyumak sizin temponuz için çok normal; şu günlerde 11’de uyku gelmesini bana 1 milyon dolara satsanız alırım valla..
Eşiniz sürekli bebekle meşgul olduğudan, sosyallik ihtiyacını da sizinle gidermek istiyor gibi görünüyor. Uyanık olduğunuz süreçte günlük hoşbeşi yapıyorsunuzdur zaten. Bu tabloda 11’den sonra ayakta kalsanız da, hayrınız olacağını sanmıyorum. Eşiniz eğer yapmıyorsa, gündüz bebeği arabaya atıp parka, yürüyüşe falan gitsin. Bebekli annelerle tanışıp kaynaşıp sosyalleşme, dertleşme imkanı olur. Siz de hafta sonu aktivitelerinden sorumlu olursunuz.
+2
lil siztah
(30.04.26)
gündüzleri bebek arabasıyla gezdiriyor zaten. ne bileyim daha çok vakit geçirmek istiyor benimle anlıyorum onu. çok masum bir istek ama işte uyku gelince karşı koyması zor...
-3
🌸camlicagazoz
(30.04.26)
Ertesi gün yorgun olmayı umursamadığınızı düşünerek, kafeine abanın öyleyse derim. Çok kahve içmeyen biri olarak bana en çok bu yarıyor. Bir de gün içinde imkanınız varsa bedenen çok yorulmamaya çalışın; bence uykuyu en çok bu getiriyor.
Takviyelerin alınma saati ile uyanık tutma aralığını ayarlamak biraz zor; gece zınk diye uyanabiliyorsunuz. Ph*rmaton pek çok kişide enerji+uyku kaçırması yapıyormuş(reklam değil, kaynım söyledi); araştırın isterseniz.
0
lil siztah
(30.04.26)
çocuk alemci mi olacak :) 7 gibi koy yatağına kapat perdeyi uyusun saatlerce mis gibi ondan sonra ömür boyu uykusuz gezecek :D
uyku borcu diye bir şey var gerçekten
0
croswell
(30.04.26)
19 diyenler biraz abartmış. uyku aralıklarına göre akşam uykusu 20de filan anca olur bence. e zaten soruyu açan 18de işten çıkıyor. 19da bebek uyuyacak olsa yemek mi yesin çocukla mı vakit geçirsin? biraz gerçekçi olalım.

onun dışında eşin haklı değil pek. 23te uyumak kadar doğal bi şey yok çalışan insan için. daha az uyku da sizi sağlıksız yapabilir. en fazla bir saat ötelenebilir. ışık açık oturun, yatar pozisyona filan geçmeyin.
0
elorelia
(30.04.26)
Abicim sende her şey normal.
3 yaşında erkek çocuk sahibi olarak söylüyorum 5-6 sene böyle gidecek. İkinizin de bunu dert etmemesi ikinizin de hayrına
+2
etna
(30.04.26)
eşinizin uykusu gelmiyo mu ben onu merak ettim benim bebekle tüm gün pestilim çıkıyodu yemek bile yapmayıp babasına fırlattığım gibi uyuyodum :D
yani diğer arkadaşların da dediği gibi 9 buçuk çok geç o yaş için. 8 de uykuya dalmış olsa iyi olur.
0
rayde
(30.04.26)
Akşama kadar çalışıp eve de destek olunca bir zahmet uyuyun zaten. Üzüyorum vs de kendinizi kandırmayın eşiniz düpedüz bencil.
+5
artıküyeolmakistiyorum
(30.04.26)
çocuğun uyku saatini erkene çekmenizi tavsiye ederim ben de, benimki o yaşlarda 6'da uyuyordu şimdi 2.5 yaşında, 8 gibi uyur. büyüme hormonu için de önemli 8den önce uyumuş olmak, tüm doktorlar bunu tavsiye ediyor. bunun yolu da uyanma saatini ve gündüz uykularını erkene çekmek. 7 gibi uyanması lazım. kademeli olarak çekersiniz yarım saat yarım saat daha erken uyandırarak. böylece eşiniz de belki sabah daha erken uyanıp akşam daha erken uyur.
0
mezzosprite
(01.05.26)
(3)

bebek arabasina alistirma konusu

la mort heureuse
selamlar, tam 3 aylik bir bebegimiz var. ilk ay bebek arabasinda pusette kaldirima cikar cikmaz uyuyordu, yolda sarsintida ya da arabada pusetinde hep uyuyabiliyordu. 2. Ayla beraber etrafi fark etmeye basladi ve uyumaz oldu. Su an komple gitti, her yolu denedik asla uyumuyor. Uyumasin diyip ciksak
selamlar, tam 3 aylik bir bebegimiz var. ilk ay bebek arabasinda pusette kaldirima cikar cikmaz uyuyordu, yolda sarsintida ya da arabada pusetinde hep uyuyabiliyordu. 2. Ayla beraber etrafi fark etmeye basladi ve uyumaz oldu. Su an komple gitti, her yolu denedik asla uyumuyor. Uyumasin diyip ciksak bi sure sonra kucaga gelmek istiyor uzun sure durmuyor. Bu aylarda olan ve gecici bir durum mu yoksa bebegin mizaciyla mi ilgili, siz naptiniz alistirmak icin tavsiyeniz var midir?
0
la mort heureuse
(28.04.26)
Birkaç kez benzer bir durumda koltuktan kaldırmadan sarıldık ve sakinleştirdik.
bir yerden sonra alışıyorlar. Bazıları alışmıyor.
0
burfak
(28.04.26)
uyku aralıklarına dikkat ediyor musunuz? ilk ay kadar sık uyumaz ikinci ayında. bir-bir buçuk saat kadar uyanık kalabilirler. zamanla uyku aralıkları artar. uykusu geldiğinde çıkmayı deneyin.
benim bebeğim pusette katiyen durmazdı pusete koyup bir kere bile gezmeye çıkamadım eve kapandım resmen, altıncı aydan sonra puseti atıp normal bebek arabası + oto koltuğuna geçince hiç ses etmeden oturur ve uyur oldu. dönem dönem değişebiliyor huylar.
0
rayde
(28.04.26)
www.trendyol.com

şu şekil oyuncaklar asmayı deneyebilirsiniz.
bir de puset görüşü tamamen kapatıyorsa ondan da rahatsız oluyor olabilir. belki etrafı görmek istiyordur.
biraz bebekle de alakalı bir durum. bazı bebekler asla araba vs sevmiyor. ama ben olsam sonuna kadar alıştırmayı denerdim, kucakta gezmeye çok alışmasa iyi olur.
0
elorelia
(29.04.26)
(13)

Saçımı boyasam mı?

pembediken
Alt kısımları koyu yeşil ya da mor renge boyamayı düşünüyorum. Çalıştığım kurumda birinde aynı şekilde pembe gördüm. Ama kamuda olduğum için biraz da çekiniyorum. Tuhaf karşılanır mı?
Alt kısımları koyu yeşil ya da mor renge boyamayı düşünüyorum. Çalıştığım kurumda birinde aynı şekilde pembe gördüm. Ama kamuda olduğum için biraz da çekiniyorum. Tuhaf karşılanır mı?
0
pembediken
(25.04.26)
Güzel kızlarda problem olmuyor ama çirkin kızlarda psikolojisi bozuk olarak algılanıyor. Honestly.

Bir yere kadar evet, bir yere kadar hayır.
-6
arbre
(25.04.26)
Güzellik görecelidir
-2
🌸pembediken
(25.04.26)
Kamudan bağımsız olarak boyama derim. Doğal renkler en güzeli. beyaz saçın olduğunda boyamaya karar verirsin tabii eğer rahatsız ederse beyazlık.
Bildiğim kadarıyla saçların koyu renkse seçtiğin rengin olması için açıcı uygulanabilir o da boya aktığında turuncu olarak çıkıyor ortaya.
+1
duhan
(25.04.26)
İçinden geldiği gibi davran. Boyamak istiyorsan boya. Beğenmezsen tekrar boyarsın eski rengine.
+1
rock n roll
(25.04.26)
Ben uçlara yeşil/mavi atmıştım (saçım kahverengi). Uzadı. Şimdi gökkuşağı rengi atmayı düşünüyorum :D Çalıştığn kurumda kılık kıyafet yönetmeliği yoksa ya da içinde böyle bir madde yoksa boya gitsin.
0
truf
(25.04.26)
No way.
Sacma sapan isler.

Tuhaf karsilanir. Yüzüne bir sey söylenmese de seni yadirgayacak bircok insan olacak. Mesela ben fkfkf
-4
Purple life
(25.04.26)
Doğallıktan yana olduğunu sanıp, zerre kadar doğal olmayan kırmızı ve sarı tonlarını benimseyen, nereden gelip yerleştiği belli olmayan statükoyu körükörüne benimseyen kişileri önemseme bence. Nasıl içinden geliyorsa öyle yap.
Eninde sonunda kabulleneceklerdir.
-2
Mirket
(25.04.26)
Hevesiniz varsa yapın gitsin kimin ne düşündüğü çok da önemli değil, beğenmeyen küçük oğluna almasın.
+1
ekimoloji
(26.04.26)
Ben boyatmıştım pembeye.
hizliresim.com
Bir ay sonraki hali
hizliresim.com

Sonra mora boyattım hazır saçın açılmışken
hizliresim.com
Bir ay sonraki hali
hizliresim.com

Tamamen akınca da şöyle oluyor. Gri gibi.
hizliresim.com

Yani bence çok güzel oluyor ama hemen akıyor. Ayda bir boyatman lazım. Evde de boyayabilirsin ama zahmetli biraz, ben eşime boyatıyordum.
Bir de saç inanılmaz yıpranmıştı benim. Oyuncak bebek saçı gibi olmuştu. Kuaföre ya da malzemeye göre değişiyordur tabi.

Kamu olayını bilemiyorum ama dikkat çekiyor illaki. Tabi sadece alt kısımları boyatırsan kestirerek de kurtulabilirsin.

Yani doğum yaptığım bir dönem olduğu için daha fazla uğraşmamak için koyu renge döndüm sonra. 5 ay filan kullanabildim. Üstüne boyayarak daha uzun süre kullanabilirsin ama dediğim gibi sık gitmek gerekiyor.

Boya bence istiyorsan. Ama pembe yerine mor daha güzel gelmişti bana .
-1
elorelia
(26.04.26)
Benzer düşüncelerden geçtim zamanında ve hevesin varsa yap gitsin diyorum. Dikkati kesinlikle çekiyor. Hem kendini hem de çalıştığın yeri denemek için küçük bir miktarı boyayarak başlayabilirsin. Uçlara veya küçük bir tutama değişiklik yapınca geriye çevirmesi çok kolay olur ve daha az dikkat çeker. Asıl problem koyu renk açılırken saçın yıpranması ve boyanın hızlı akması oldu bende de, düzenli uğraşırım diyorsan bunlar da mesele değil.
-1
matlii
(26.04.26)
Neden saçma sapan ve nesi yadırganacak tam olarak? @elorelia her renk güzel olmuş sizde. Ben tamamını değil sadece alt kısımları boyarim orada gölge olan kısımlar boyayı alır.
+1
🌸pembediken
(26.04.26)
Farkli renk sac, piercing, dövme marjinal insan itemi. Marjinal olsan bile, bana göre, marjinal gözükmemen gerekiyor.

Insan taktigi tokadan, catal bicak kullanimina kadar her seyde disariya bir algi yayiyor. Bir ton kod var. Pembe sacin da yaydigi bir kod olabilir elbet.

Tartisma ciksin diye söylemiyorum valla. Senin sacindan bana ne yoksa. Sadece comara bak yhaa dersin ya da aklinin bir kösesine not eder gecersin.
-3
Purple life
(26.04.26)
icinizde en ufak heves var ise direk yapin. sonucu dönülmez bir sey degil
-1
oscar
(27.04.26)
(10)

Yurtdışında Çin restoranına gittiniz mi hiç?

yenibirgüzelnick
Annem Viyana’da Çin restoranına gitmiş ve çubukla yiyemediği için çatal istemiş ama vermemişler (maalesef demiş garson) Acaba çatal istemek diye bir şey yok mu? Herkes çubuk kullanmak zorunda mı? Ben Türkiye’de çatalla yiyenleri görüyorum hep.
Annem Viyana’da Çin restoranına gitmiş ve çubukla yiyemediği için çatal istemiş ama vermemişler (maalesef demiş garson) Acaba çatal istemek diye bir şey yok mu? Herkes çubuk kullanmak zorunda mı?
Ben Türkiye’de çatalla yiyenleri görüyorum hep.
-2
yenibirgüzelnick
(25.04.26)
Gittim defalarca, catal istemek sorun olmadi hic.
+2
baldur2
(25.04.26)
Çin'de ve galiba Floransa'da gittim. Dükkanda çatal cidden olmayabilir. Çin restoranlarına genelde Çinliler gidiyor (hakiki Çin lokantası, öyle uzakdoğu ortaya karışık değil). Çatal olsa verirlerdi, Çinliler gıcık insanlar değiller. Demek ki gerçekten yok. Ama neden koymamışlar dükkana onu bilmiyorum.
+1
prole
(25.04.26)
genelde olur ama cok geleneksel bir yere gidildiyse olmayadabilir.
asya mutfagini seven birisi olarak, catal yok derslerse cok sasirmam.
+1
cooperr
(25.04.26)
Alman is arkadaslarimla almanyada gitmistik, masada hem catal bicak hem de stick vardi. Ben Stick kullandim diye bana asyada mi yasadin daha önce dediler.
-1
Purple life
(25.04.26)
Londra'da gitmiştim kendileri sormuştu çatal ister misiniz diye. Belki Asyalıların yoğun olarak yaşadığı bir mahallede olabilir ama Viyana gibi bir yerde çok nadirdir bence çatal olmayan bir restoran olması.
0
frankfurt skyliners
(26.04.26)
Cooper +1

sadece Cinlilerin rezervasyon yaptirip gittigi, her aksam full ceken geleneksel yerler var. Oralarda catal bulunmaz.
0
thetruenorthstrongandfree2
(26.04.26)
hic hatirlamiyorum ya. en cinlilerin oldugu, sadece cince konusulan yerlere cinli arkadaslarin goturmesiyle de gittim.
0
antikadimag
(26.04.26)
Viyana'da hangi restoranmis cok merak ettim, anneniz adini hatirliyor mu?
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(26.04.26)
Daha yeni gittim ve bu sefer annemi de götürdük. Hiç de öyle bir şey yoktu. Ama şehir merkezine yakın yerde bir çok Fransızın gittiği bir yer.
0
logisticsmanager
(26.04.26)
Ankara’da bir pideci var. Çorba aldıysan kaşık veriyorlar. Ama pide aldıysan çatal bıçak vermiyorlar. Menüye filan da yazmışlar. İlla elle yenilecekmiş pide. Öyle bir konsept olabilir, bilemedim. Ama çatal olsa verirlerdi heralde
-1
elorelia
(26.04.26)
(14)

bir arkadaşım ekolü

Rondak
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?atış serbest..
arkadaşım alkolden ehliyetini kaptırmış. bu yaz tatile giderken arabayı sürmek için sen de bizimle gelir misin diyor. adam evli çoluğu çocuğu var ve ben arabasını sürecekmişim hem de tatil yapacakmışım :)

bu soru karşısında ne diyeceğimi bilemedim. yani böyle saçma bir soru olabilir mi?

atış serbest...
0
Rondak
(24.04.26)
Parayla bunu yaptırabileceği üniversite öğrencisi akrabası mutlaka vardır bence sizi de tatilde istiyor.
-4
enteg
(24.04.26)
Sende hanım ve çocukla gideceksen okey. Onun haricinde makam şoförü istiyor.
-2
etna
(24.04.26)
Bu ara ülkede neden gavatlık deyyusluk arttı acaba ya?
-16
Hallegadola
(24.04.26)
Bana neden o kadar saçma gelmedi acaba.
+7
benim bir gizli bildiğim var
(24.04.26)
size tatil ısmarlıyorsa düşünülebilir bi teklif. yok ısmarlamıyorsa saçma.
+1
elorelia
(24.04.26)
benim de bi arkadaşım uçak korkusu olduğu için tek başına uçamıyor ve bazen arkadaşlarından kendisiyle bi yerlere gitmesini rica ediyor, uçak biletlerini almayı teklif ediyor vs o yüzden bana da saçma gelmedi.
ama eşinin araba kullanmıyor oluşu saçma geldi, hangi devirde yaşıyoruz
0
mezzosprite
(24.04.26)
bu arada ben kötü niyetli bir şey kast etmedim, eşiyle tatile gidenlerde arkadaş ihtiyacı hep var eş çocukla uğraşırken mutlaka yalnız kalınıyor.
-1
enteg
(24.04.26)
bu bana teklif edilse; benim boş-beleş, vaktiyle ne yapacağını bilmeyen, kim çekerse oraya gidebilecek, tatil için hiçbir kriteri olmayan vs vs bi tip olduğumun ima edildiğini düşünür ve acayip uyuz olurum. arkadaşım ise, boşluktan 24 saat tavana bakarak yatıyor da olsa, aile tatiline şöförlük yapmasını teklif etmem. başka ulaşım aracı mı kalmadı?
nerden baksanız saçmalık..
-1
lil siztah
(24.04.26)
Samimiyet dereceniz önemli burda bence. Size saçma geldiğine göre o kadar yakın hissetmiyorsunuz. Ha bu arada ben de düşündüğümde bunu teklif edeceğim bir arkadaşım yok mesela, hanımla beraber tatil yapmak varken sırf araba kullansın diye arkadaşımı niye dahil edeyim?
0
kumandanim
(24.04.26)
Eksik veri ile değerlendirmek mümkün değil.
Samimiyet seviyesine, şoförlük teklif edilen kişinin mevcut durumunuza göre değişir.

Örneğin kişi evli mi bekar mı?
bir işle meşgul mü? Evetse, izin alması gereken bir işi mi?
aile bireyleriyle ne derece samimiyet seviyesi var? vs.
+1
emcekare olmadi einstein olsun bari
(24.04.26)
www.youtube.com

ben de çocuklu aileyim, valla çocuklu aileyle sadece çocuklu aileler anlaşır. bana gel deseler gitmem. burada önemli olan arkadaşının eşi. tripcan mı değil mi?
0
mikahakkinen
(24.04.26)
Karısı kafasının etini yemiş. Başka çare bulamıyor. Sizin kibarlık yapıp ben götürüp uçakla dönerim sonra da gelir alırım demenizi bekliyor bence.
0
nickini vermek istemeyen uye
(24.04.26)
nikini vermek istemeyen üye +1

senin gelmeni değil sadece soforluk yapmanı istiyordur.
0
kuzey li
(24.04.26)
tüm masrafını üstlense bile çekilmez. hem yancı olacaksın hem de sürekli onların keyfine göre oraya sür - buraya sür yapman lazım. bi de kafan attı bırakıp basıp gidemezsin.
0
orpheus
(24.04.26)
(11)

spot buzdolabı, çamaşır makinesi vs alıp sorun yaşadınız mı?

OgutucuRecep
arçelik markam mesela sitesinde 60.000 tl olan ürün spot yerde 25-30 bin tl.aşırı ucuz değil mi?sıfır diyor, kutusnda diyor 2 yıl garanti diyor?
arçelik markam mesela sitesinde 60.000 tl olan ürün spot yerde 25-30 bin tl.
aşırı ucuz değil mi?
sıfır diyor, kutusnda diyor 2 yıl garanti diyor?
0
OgutucuRecep
(23.04.26)
(Bkz:nasıl dolandırıldım)
+3
duptıs
(23.04.26)
Ben değil de yeni eve çıkan kuzenim birkaç eşyasında spotçu tercih etmişti ve çok kısa bir süre sonra gidip sıfır almak zorunda kaldı daha fazla para gitmiş oldu.
+1
mutekebbir
(23.04.26)
spot ürün demek, kolisi hasarlı veya taşımada hasar almış ama kullanım açısından bir sorunu olmayan ürün demekti. o yüzden eskiden uygun fiyatlı olurlardı.
şimdi spot diye sattıkları ürünlerin tamamı ikinci el.
o dükkanlara spotçu deniyor ama aslında ikinci elciler.

arçelik pahalı geliyorsa altus bakabilirsin. aynı fabrika yanı üretim aynı servis.
+1
my fault
(23.04.26)
Güvenilir yerden alırsanız sorun olmaz bence. Ablam da eşimin annesi sadece kozmetik açıdan kusurlu spot buzdolabı aldı. Senelerdir kullanıyorlar.
0
elorelia
(23.04.26)
Güvenilir yer,hmm.
Banka kartı kampanyaları ile biraz daha uyguna getirip 0 almanızı tavsiye ederim. Buzdolabı alacaktım geçen aynı meseleyi araştırdık baya spotu boşverip mahalleden arçelikten aldık en son.
0
denizciman
(23.04.26)
Şu an beyaz eşyaya 9 taksit olayı var. Ben olsam trendyoldan falan Altus alırdım her şeyi.
0
jackyr
(23.04.26)
arçelik aldım 54bin tl ye bayiden.
o da 7 taksit yaptı.
spotçular bana güvenli gelmedi aynen dediğiniz gibi.
0
🌸OgutucuRecep
(24.04.26)
eskiden bir sey farketmiyordu.
normal yetkili servisini çağırıp kurduruyordun.
ama yarı yarıya gibi fiyat farkı da olmuyordu.
şimdi değişti mi bilmem.
0
parka
(24.04.26)
Çoğu tamir edilmiş ürün satıyor. Öyle yok sadece kapısında ufak bi çizik vardı, yok efendim taşırken üzerinde toz görmüşler kalite kontrolden geçememiş vb. söylemlere hiç güvenmiyorum. Kolisinde dedikleri de sana kolisiz gelecek emin ol, neden kolisi olmadığıyla ilgili de mutlaka önceden üzerinde çalışılmış bir sebep beyan edecekler.
+1
dawsonscreek
(24.04.26)
Spotla 2 eli karıştırmayın. Spot beyaz eşyalar da sıfırdır. Sistem şöyle işliyor; ana bayi üreticiye aylık ödemesi var 200 bin açığı var diyelim. Spotçuları arayıp geliş fiyatının da altında hızlı bir şekilde satıp nakite çeviriyor. Vaya yıllık kotası var, 175 buzdolabı eksiği var. Bu siparişi veriyor ama spotçular için yapıyor bu işlemi. Çoğu zaman spotçu malı teslim bile almıyor. Spotçu Satışını yapıyor, bayiye teslimat adresini veriyor. Bayi son tüketiciye malı teslim edip kurulumu yapıp garantiyi başlatıyor. Spot budur.
0
ground
(24.04.26)
Asla spot a girmeyin

Sıfır büro tipi alın 6k falan

Güzel Dua nızı sonra edersiniz
+1
baldan kaymak
(24.04.26)
(8)

Yurtdışı gezisinde gün içerisinde terleme ve önlemleri

put it in your appropriate place
Gün sonunda banyo ile idare eder tabii de gün içinde terlemenin önlemlerini nasıl alıyorsunuz? Mayıs sonu 1 haftalık geziye gideceğim. Zaten terleyen biriyim, leşten beter olmayım.Merak ettiğim, hadi koltuk altı için roll-on aldım ama terleyen kısım sadece koltuk altı değil ki. Gezerken kokudan insa
Gün sonunda banyo ile idare eder tabii de gün içinde terlemenin önlemlerini nasıl alıyorsunuz? Mayıs sonu 1 haftalık geziye gideceğim. Zaten terleyen biriyim, leşten beter olmayım.

Merak ettiğim, hadi koltuk altı için roll-on aldım ama terleyen kısım sadece koltuk altı değil ki. Gezerken kokudan insanlıktan çıkmayım. Ne yapayım, nedir tavsiyeleriniz?
0
put it in your appropriate place
(22.04.26)
koltuk altını ve özel bölgeyi temiz tutmak
siveno roll on'un tavsiye edebilirim temiz içerikli ve iyi tutuyor
keten ya da pamuklu kıyafetler giymek
açık renk kıyafetler tercih etmek
0
black holes in the sky
(22.04.26)
Koltuk altı için deostick alırsanız bu mumsu olanlardan, onlar eriyerek koku da yayıyor.
0
Unde bach canim
(22.04.26)
Yiyecek ve içecekler kokuyu etkiler. Soğan baharatlar gibi. Buna dikkat edebilirsiniz. Seyahat boyu deodorant tavsiye ederim.
0
pembediken
(22.04.26)
Rexona clinical roll on. Kadın ve erkek için ayrı ürünleri var. Kullanıcı yorumları puanları çok olumlu.
Gideceğiniz yer çok sıcak çok rutubetli bir ülke ise, koltuklalti Botoksu yaptırabilirsiniz, terleme olmayınca koku da olmuyor, kesin çözüm.
0
deepness
(22.04.26)
Sabah duş alıp deo parfüm olayına girdikten sonra gün içinde terlemeniz o kadar kötü koku yapmaz, dışarı çıkmadan önce duş ve genel temizlik + deo ve parfüm.
0
kumandanim
(23.04.26)
Terleyecek bölgelere Bebek pudrası dökebilirsiniz. Onun dışında yedek kıyafet gerekli. Ama zaten sırtınızın teri koltukaltı teri gibi koku yapmaz bence.
0
elorelia
(23.04.26)
yetişkin bezi kullan.
-1
plastic_angel
(24.04.26)
yurt disinda gezerken su, tisort vb. ufak esyalarini koyacagin bir bez sirt cantasi al.Terledikce tisortu degistir.Ustte yazilmis.Gunluk dus alan biri gun icinde terlese de kokmaz zaten. Yeter ki terli tisortleri degistir
+1
turkuaz
(24.04.26)
(6)

waffle makinesi önerisi

cabuk kalkan boy stepsi
kullanıp da memnun kaldığınız makine marka önerileriniz bekliyorum
kullanıp da memnun kaldığınız makine marka önerileriniz bekliyorum
0
cabuk kalkan boy stepsi
(20.04.26)
tost makinesi varsa almanıza gerçekten gerek yok. ben aldım pişman oldum. tost makinesinde daha geniş waffle altlığı yapılabiliyor.
0
archmeister8
(20.04.26)
bendeki tost makinesi waffle yapabilecek gibi değil maalesef. aslında waffle kalıbı takılabilen iyi bir tost makinesi de işimi görür dediğiniz gibi. çiçekli böcekli kalıpları sevmiyorum düz geniş en iyisi.
0
🌸cabuk kalkan boy stepsi
(20.04.26)
Bende bu var (Turkiyede var mı bilemiyorum) ufak waffleları epey iyi yapıyor, yer de harcamıyor, fiyatı da süper. Dash Mini Maker Waffle
0
compumaster
(21.04.26)
ya benim komşum şundan almış: www.trendyol.com

geçenlerde bizim de canımız waffle çekti komşudan bu makineyi isteyip yaptık 5 dakkada oluyor ve çok güzel yapıyor. eğer uzun ömürlü olsun vs zaten sürekli yaparız diyorsan bütçen varsa bunu al. garantisi benim :)
0
Sadece soruyorum
(21.04.26)
Bende de Korkmaz A309 var. Hem tost hem waffle ızgaralı, kırmızı renkli olan. Internette sadece A309-03 görebiliyorum, o da sadece waffle yapıyor sanırım. Benimki çok basit, ısı ayarı falan olmayan dümdüz bir makine ama kullanışlı. Bulabilirseniz tavsiye ediyorum.
0
beetlejuice
(21.04.26)
www.hepsiburada.com

şunu aldım. gayet iş görüyor. erken alırsanız yumuşak, biraz daha geç alırsanız çıtır oluyor hamuru.
komşumda kiwi marka var. bendeki makinanın ızgaraları daha derin mesela kalın oluyor, kiwinin daha ince. artık zevkinize kalmış.
0
elorelia
(21.04.26)
(11)

Suçu üstlenmek

yurtsuz john
Bir insan cinayeti neden üstlenir?Size yaşanmış bir olayı anlatıyorum kim olduklarını sormayın. Cinayet gecesi 30'lu yaşlarda üç ''arkadaş'' kalabalık denebilecek bir mekanda içiyorlar. Aralarında nedeni belli olmayan bir kavga başlıyor. Üçü de üzerlerinde silah taşıyan insanlar. Maktül sırtına üç d
Bir insan cinayeti neden üstlenir?

Size yaşanmış bir olayı anlatıyorum kim olduklarını sormayın.

Cinayet gecesi 30'lu yaşlarda üç ''arkadaş'' kalabalık denebilecek bir mekanda içiyorlar. Aralarında nedeni belli olmayan bir kavga başlıyor. Üçü de üzerlerinde silah taşıyan insanlar. Maktül sırtına üç dört el ateş edilerek orada öldürülüyor. Kendisi karanlık bir tip ne iş yaptığı bilinmiyor. Olaya şahit olan bir esnaf var.

Mahkeme günü geliyor yapılan otopsi sonucuna göre faillerden birinin (cezaevine girecek kişinin) ateş etmediği öğreniliyor fakat bu fail ısrarla ben vurdum diyor.
Hakim; ''Oğlum bak kafan güzelken hatırlamıyor olabilirsin ama senin vurduğuna dair bir işaret yok'' diyor. (mahkeme tutanağı aynen böyle) Hayır hakim bey ben vurdum diyor. Hakim; ''Allah senin cezanı versin hadi git yat şimdi 10 sene'' diyerek hükmü veriyor. Diğer şüpheli serbest kalıyor ve o günden sonra izine rastlanmıyor.

Katil zanlısı 10 yıl sonra tahliye oluyor ve olayın aslını eşine bile anlatmıyor. Üzerinden bir kaç yıl sonra intihar ederek sırrıyla birlikte toprağa gömülüyor.

Olay kabaca böyle. Soru açık. Fikirlerinizi bekliyorum.
0
yurtsuz john
(18.04.26)
Para teklif edilmiştir.
0
Kahvedesu
(18.04.26)
@kahve

hayır ortada hiç para yok
0
🌸yurtsuz john
(18.04.26)
İntihar ettiğine göre para olduğunu sanmam sonuçta çıktığında parayı harcıyor olması gerekirdi.
Başka bir sıkışıklığı vardır, zor bir durumdadır, ailesinden birine belki bir yardımda bulunulmuştur.
0
mutekebbir
(18.04.26)
Tehdit edilmiştir.
0
huladancer
(18.04.26)
@hula

olabilir mümkün ama iki şüpheli olayın sabahına yakalanıyor. o kısa zaman aralığında kim tehdit edecek? telefon yok bir şey yok yıl 1970'ler...

edit: ekleme yapayım hükmün ardından sanığın oğlu babası hapse girince diğer şüphelinin peşine düşüyor (konuşturmak için). adam yer yarılıp içine girmiş sanki izini bulan yok.
0
🌸yurtsuz john
(18.04.26)
Dolaylı tehdit.
0
topkapiaksaray
(18.04.26)
@topkapı

teknik olarak mümkün değil
0
🌸yurtsuz john
(18.04.26)
Aşk olabilir mi?
0
elorelia
(18.04.26)
@elorelia

uzaktan yakından hiç ilgisi yok
0
🌸yurtsuz john
(18.04.26)
Sağ kalan 2 kişinin çok gizli bir sırrı vardır. Bu sır suçu üstlenenle ilgilidir. Olay günü ölen şahıs bu durumu ya bir şekilde öğrendi ya da diğer şahıslar alkollüyken ağzından kaçırdı. Öğrenen kişi bunu yaymakla tehdit etti ve kavga başladı. Asıl fail içeri girerse bu sırrın duyulması ihtimali var. Diğeri susturmak için suçu üstlendi. Bu sır ya başka bir cinayet ya da ortada eşsinsellik konusu var. (30 yıllık hukukçu ve ağır ceza avukatı olarak tahminimdir.
0
ground
(19.04.26)
İntihar süsü verilmiş cinayettir
0
basond
(19.04.26)
(13)

Kumar bağımlısı arkadaşın borç istemesi

hexagon
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım”
İstediği borç küçük bir miktardı. Verip vermemekte çok arada kaldım. Küçük miktarlarda herkesten borç istediğini ve toplu bir şekilde sanal kumara yatırdığını biliyorum . Hatta bi ortak arkadaşımızdan sürekli borç istiyormuş. Ortak arkadaşımız “ bu para çocuğumun okul parası bunu elden vermem lazım” dediği halde “gönder ben sana geri göndereceğim” deyip ortak arkadaşımız gönderdikten 2 dakika sonra “ben dünyanın en şerefsiz adamıyım” diyerek parayı kumarda kaybettiğini itiraf etmiş. Nihayetinde vermedim ve kötü ben oldum. Ne için istediğini sordum ve harçlık olarak istediğini ayın 15’inde vereceğini söyledi. Ben de evinin, çocuğunun bir ihtiyacı varsa buluşup gidelim market alışverişini birlikte yapalım sigarana kadar alayım dedim ama yine de hesabına para yatırmadığım için kötü ben oldum. Vicdanım rahatsız. Gerçekten ihtiyacı vardı belki ama doğru mu yaptım bilmiyorum. Kumar ve borsada 3 milyona yakın kaybı var. 25 yıllık arkadaşım. Bu süreci nasıl yöneteceğimi açıkcası bilmiyorum. Daha önce defalarca borç verdim geri ödedi lakin şu an durum değişti olarak bakıyorum. Kurtulmaya çalışıyor ama kendi de çok zor olduğunu itiraf etti kaç kere. Arkadaşlığımız bitmeye yakın bir yandan da yardımcı olmak istiyorum. Tavsiyelere açığım.
0
hexagon
(18.04.26)
Bak kardesim, bagimli kisiler ayni pavlovun kopegi gibi calisiyor. Hani bir kopek vardi zil calinca yemek geliyor diye salya akitiyordu. Senin bu arkadasinda da senden her para koparinca aynisi oluyor. Bu durum sartlanmis bir hareket. Bu adam seni kafasinda para diye kodlarsa, ortam gerilir. Bu is seni yanlis yerlere ceker, icinde olmak istemeyecegin durumlara sokar. Bir sabah evden ciktigin gibi yakana yapisabilir...

Bagimlilik insanliktan cikarir. Bagimlinin ne sozune ne davranisina guven olmaz. Sen adama para verdigin anda onun beyni "bahis icin hexagon'dan para al" diye dusunuyor...
+12
thetruenorthstrongandfree2
(18.04.26)
biliyorum zor durum ama simdi versen bir sure sonra yine isteyecek. ayni ikilemi tekrar yasayacaksin.

eger cok cuzi ve senin icin onemli olmayan bir meblag ise bir kerelik kendi vicdanini rahat tutmak adina verebilirsin. kumar olayi da biliniyormus zaten onu da eritip tekrar soracak sana. o zaman gonul rahatligiyla hayir diyebilirsin.
+2
antikadimag
(18.04.26)
üst bas almak, pazar alisverisi yapmak, kira ödemek yerine elindeki parayi kumarda yiyip sonra acim abi, kirami ödeyemiyorum abi ayagi cekene zerre acimam. belki gercekten ihtiyaci vardiysa piyasaya 3 milyon lira kumar borcu takacagina o ihtiyaclarina kullansaydi o borc paralari. hem insanlarin gözüne bu kadar batmaz hem artik ihtiyaci da kalmazdi bir seye.
vicdan yapacak bir sey yok. kendi coluk cocugunun rizkini kumarda yiyen adam kendi bilir de sen niye kendi emegini, kendi rizkini kumarda yedirtesin millete? kumarda yemek icin gözden cikarsaydim o parayi, ben kumar oynardim, en azindan olur da tutarsa kazanc da benim olurdu, dersin.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.04.26)
İyi yapmışsın. Vicdanın rahat olsun.

Kendini boş yere açıklamaya çalışma. O, en sonunda hatasını anlayıp iletişim kurmaya çalışacaktır seninle.

25 yıllık dostluk böyle bir şeyle yıkılmaz. Yıkmak istiyorsa da kendi bilir.

Senin yaptığında ve tavrında hiçbir yanlış yok.
+3
anaphylacticshock
(18.04.26)
O kişi artık o eski arkadaşın değil. Isırıldı ve o da zombiye dönüştü. Bir zamanlar arkadaşın olmasının pratikte bir anlamı yok. Sadece üzülünür buna. Senin için de bir risk unsuru olmaktan öteye gidemez o.

Öyle bir hale geliyorlar ki (seninki de öyle) Onur, gurur, namus, şeref falan onları aşmış oluyorlar. Sen sana yardım eden arkadaşının çocuğunun okul parasına sebep olsan kendine neler yaparsın bir düşün. Adamsa gayet rahat “vay benim Allah belamı versin, vay ben şerefsizim” deyip geçebiliyor. Kaybın acısını kendi kazanma duygusunun eksikliği olarak yaşıyor o, adamın emanet parası için değil.

Sen ona kimsenin yapmayacağı bir babalık yapmışsın, evinin ihtiyacını karşılamayı teklif etmişsin. Yine kötü olmuşsun. Normal. Çünkü herif erzak parasını, elektrik faturasını falan düşünecek durumda değil. Poşetleri doldurup evine götürsen, markete iade edip parayı alıp kumara yatırmaya çalışır o.

Bitmeyecek bu istemeler. Ağlayacak, sızlayacak, yalvaracak, her türlü senaryoyu yazacak, kendisini öldüreceklerini, çocuklarını öldüreceklerini söyleyecek, yalandan kendini kaçırtacak, tehdit altındayım silah altındayım vs anlatacak. Başına bela olmaktan başka hiçbir şey yapmayacak.

Çocuğu var diye karısının aklının başında olduğunu düşünüp karısına da para verme sakın. O da beraber oynar ama dışarıya karşı kocadan şikayet eder, lanet okur.

Çok çok istiyorsan, kendisinin acımadığı çocuklarına acıyorsan, Migros sanal markete gir sipariş ver. Faturalarını iste mobil şubeden kendin öde. Ama eline 5 kuruş verme. Bunları yaparsan da sen Para kaynağı olarak görülmeye devam edeceksin ve senden sürekli ama sürekli, hiçbir siktir edilmekten etkilenmeden, her türlü saçma sapan senaryoyla istemeye devam edecek. Sinirin dayanırsa insanlığını yap.

Kurtulmaya çalışma mevzusu hikaye. Tamamen “tamam şu içinde bulduğun akut hal geçsin istiyorum şimdi, yoksa ben de kurtulucam farkındayım durumumun” mesajı vermek için.
+5
lazor
(18.04.26)
seni rahatsız eden şey bence böyle bir hikâyenin parçası olmak. hani seni hiç ilgilendirmeyen, hiç suçunun olmadığı bir şeye şahit olur ama kafanı çevirip gidebilecekken kendini çok kötü hissedersin ya biraz onun gibi. bence yaptığında en ufak yanlış olmadığının kendin de farkındasın, sadece böyle yıkıcı ve çaresiz bir durumla karşılaştığın için rahatsız oldun.

karşıdaki kişinin kumar konusunda büyük problemi olduğunu ve sürekli sağdan soldan borç istediğini biliyorsun. üstelik ihtiyaçlarını giderme konusunda teklifte bulunmuşsun, hatta sigarasına kadar... daha ne abi? bak kumarbazdır at çöpe, beş para etmez kafasında birisi değilim benim gözümde hastalıktır bu desteği de yardımı da hak eder ama bunun yolu asla o kişiye para vermek değil. bu uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele eden birine destek olmak için öroyin yüklemesi yapmak gibi bi şey olur çünkü. sen yapabileceğin en doğru şeyi yapmışsın. gerçekten ihtiyacı olsaydı başka bir cevapta söylendiği gibi bu teklifini kabul ederdi zaten.

kumar bağımlısına vereceğin para kumara gider. hem geri alamazsın hem de o insana yardımın dokunmuş olmaz. arkadaşa ve bu durumdan etkilenmek zorunda kalan yakın çevresine kolaylıklar dilerim ama senlik bir şey yok, en doğrusunu yapmışsın. faydam olsun dersen terapi, hayat tarzı değişikliği vb. şeylere yönlendirmeye çalış derim kumarbaz adam para verilerek kurtarılmaz çünkü. "bıraktım ama çok borcum var yiyecek ekmek bulamıyorum" der o başka ama sen buna yönelik teklif yapmışsın ve reddetmiş, öyle bir durum olmadığı da aşikar zaten.
+3
der meister
(18.04.26)
kumara gideceğini bildiğim parayı vermem. arkadaşlığımız bu sebepten bitecekse bitmesi gerekiyormuş derim
+1
mezzosprite
(18.04.26)
psikiatrist'e götürün ilaç falan bi düzene girsin
0
duyurukullanıcısı
(18.04.26)
vermemekle dogrusunu yapmissin. böyle devam.
+2
Purple life
(18.04.26)
Öyle duygu sömürüsü yaparlar ki kendini sorgularsin, intihar etmekle tehdit edenler vs neler neler. Her seferinde parayla fatura ödeyeceklerini eve yemek götüreceklerini anlatırlar.

Hepsi yalan

Sikinde bile değilsiniz

Asla vermeyib
+3
topkapiaksaray
(18.04.26)
Herkese çok teşekkür ederim. Çok kıymetli bilgiler, tavsiyeler. Umarım bir an önce düzelir ve normal hayatına döner.
+2
🌸hexagon
(18.04.26)
Şu aşamada çocuğunun okul parasından olan adama yardımcı olmak daha mantıklı gibi.
0
elorelia
(18.04.26)
bundan birkaç yıl önce bizim ev kiramızın 10 bin ya da 12 bin tl olduğu zamanlarda eşimin kumar bağımlısı bir arkadaşı 9 bin tl borç istedi. bu borcu istemeden birkaç hafta önce de eşimin bi eşya taşıma işine yardım etmişti. eşim de çocuk bize o kadar yardım etti diyerek parayı 1-2 hafta içinde geri alıp kiramızı ödemek üzere verdi. sonra da üstüne 1 bardak soğuk su içtik fhgjhfg çocukla şimdi bazen karşılaşıyor ve bildiğin hiç bir şey olmamış gibi davranıyor. hiç bize borcu olduğunu falan düşünmüyor, öyle mahçubiyet falan duymuyor asla. şaka gibi yani.
+1
Sadece soruyorum
(20.04.26)
(6)

bu durumda evi kiraya vermeli mi?

ercu cozer
ben başka şehirdeyim , bekarım.anneme yaşadığı yerden ev almıştım. anneannem de annemin yanında olduğu için evin büyük kısmını da dayadım döşedim. hem o dönem sevgilim vardı evlenirsem annemlerin ayrı evi olsun diye düşündüm, hem de anneannem hayattaydı.anneannem çok yaşlı da olsa anneme ses oluyord
ben başka şehirdeyim , bekarım.anneme yaşadığı yerden ev almıştım. anneannem de annemin yanında olduğu için evin büyük kısmını da dayadım döşedim. hem o dönem sevgilim vardı evlenirsem annemlerin ayrı evi olsun diye düşündüm, hem de anneannem hayattaydı.
anneannem çok yaşlı da olsa anneme ses oluyordu. ancak anneannem vefat etti.
orada artık annemi tek bırakmak istemiyorum tek başına bir şey olsa aramız bin km neredeyse.

hem önceden tek takılmak istiyordum rahat takılmak çapkınlık yapmak için falan ancak anneannemin kaybı annemi evlenene kadar yakınımda tutma isteği doğurdu bende.

ev dayalı döşeli , ancak bu durumda yılda 10-15 gün ancak kullanılabilir.
evlenene kadar ya da daha kısa bir süre evi kiraya versem mi?

avantajları
-ayda 30-35 bin getirisi olur evin kalan borcu 400 zaten
-ev hastane ve ünv yakınında yani öğrenci, tayinci memur gibi 1-2 yıl duracak kiracı bulup tahliyesini garanti edecek hukuki altyapıları hazırlayabilirim (noterden tahattüt vs)
- annemin borçlarını bitirip birikim yapmasını sağlar ilerisi için ,çünkü emekli maaşı çok az

dezavantajları
-annemin bir süre kendi evi olmaz, ben eve istediğimi getiremem takılamam
- yeni eşyalarımız harap olabilir

sizce bu şartlarda bu ev kiraya vermeli mi?vermemeli mi?
0
ercu cozer
(14.04.26)
Annenizin fikri nedir? İçine duygu karıştırılmadığında kiraya vermek mantıklı gözüküyor ama belki anneniz de düzenini değiştirmek istemiyodur.
+1
(14.04.26)
Evlenene kadar annenizi yanınıza almak nasıl bir şey. Kadına ping pong topu muamelesi mi yapacaksınız? Evlenene kadar bana yemek yapacak biri lazım, gel. Ben evlendim, sana ihtiyaç kalmadı, Git. Kadının bir sosyal hayatı var. Yeriyle yurduyla oynamayın bence. Bırakın evinde yaşasın.
+2
Mirket
(14.04.26)
paraya ihtiyacınız yoksa kiralamayın. boş dursun daha iyi
0
yankee jumping
(15.04.26)
Kısa süreli kiraya vermeyin sakın.

Orospu çocuğu bir kiracıya denk gelirseniz: Ev harap olur, eşyalar harap olur, aldığınız kiradan daha fazla para çıkar sizden. Kiracı "çıkmam" diye diretirse 3-4 sene uğraşırsınız. Anneniz evine geçemez bu sürede...


.
0
kartallar yuksek ucar
(15.04.26)
mirket +1

maddi olarak durumları bilmiyorum ama orada kurulu bir çevresi vs yoksa evi satıp sizinle aynı şehirde/yakın başka bir ev alıp oraya yerleştirmek daha mantıklı olabilir annenizde istiyorsa.
-1
elorelia
(15.04.26)
anneniz istiyorsa yakınınıza taşıyıp, eşyaları da yeni eve geçirip, diğerini boş olarak kiraya vermek en makul seçenek. ancak kısa süre (3-4 sene gibi) sonra lazım olur düşünceniz varsa boş kalsın; kiracıya da size de yazık olur.
0
lil siztah
(15.04.26)
(6)

İki Yaş Doğum Günü Hediyesi

rock n roll
Selamİki yaşına girecek olan bebeğe doğum gününde ne alabilirim?Kıyafeti çok o sebeple kıyafet almayacağım. Oyuncak olur mutlaka; zekasını geliştirecek ne alabilirim? Geçen sene lego almıştım. Önerilerinizi bekliyorum, teşekkürler.
Selam

İki yaşına girecek olan bebeğe doğum gününde ne alabilirim?

Kıyafeti çok o sebeple kıyafet almayacağım. Oyuncak olur mutlaka; zekasını geliştirecek ne alabilirim? Geçen sene lego almıştım. Önerilerinizi bekliyorum, teşekkürler.
0
rock n roll
(14.04.26)
shadowfollower
(14.04.26)
Bütçeniz varsa magly manyetik bloklarla oynaması baya keyifli oluyor.
Çeşitli şekillerde olanları veya daha az parçalıları da mevcut. magly.com.tr
+2
rayde
(14.04.26)
www.amazon.com.tr tam ayrı ev çadır vs oyunu kurdukları dönemler o yüzden bunu da seviyorlar bu yaşlarda.
+1
pide
(14.04.26)
manyetik blok +1
+2
black holes in the sky
(14.04.26)
Manyetik blok +1

Bir de suyla oynamaya bayıldıkları için:
ty.gl
+2
ekimoloji
(14.04.26)
öneri verenler ya çocuksuz ya da 5+2 bahçeli villada yaşayanlar için öneri vermişler. bir eve hediye alırken boyutuna dikkat etmek lazım. biri çocuk için deva boyutta bi hediye getirse elden çıkarmak zorunda kalırım ya da depoda bekler. aynı şey aşırı sesli oyuncaklar için de geçerli.

www.trendyol.com
şunu önerebilirim ben de.
-2
elorelia
(15.04.26)
(7)

Zeytin Marka Önerisi

eisberg
İnternetten satış yapan hangi markayı önerirsiniz arkadaşlar? kavlak diye bir marka buldum ama kilosu 1000 tl falan, o kadar da çok olmasın :)
İnternetten satış yapan hangi markayı önerirsiniz arkadaşlar? kavlak diye bir marka buldum ama kilosu 1000 tl falan, o kadar da çok olmasın :)
0
eisberg
(14.04.26)
gemlik belediyesinin sitesinden alıyorum ben. www.gemtar.com.tr 2 kglık satıyolar 800 lira.
0
pide
(14.04.26)
kavlak denedim çok iyi ama çok pahalı cidden. indirimle 700e almıştım o bile pahalı.
0
jelly bear
(14.04.26)
kavlak kesinlikle. hepsiburada'da ve kendi sitesinde kampanya oluyor
0
mor oje
(14.04.26)
ferhatoğlu, nermin hanım
0
inheritance
(14.04.26)
Gemlikliyim ve tabi ki gemlik zeytini önereceğim. Kavlak alternatifi arıyorsanız solive yazıp aratın sitesi var köklü bir ailenin işletmesidir. Köylü Kooperatif ürünü isterseniz de katırlı koop. Zeytinlerinin online pazar yerlerinde satışı vardır.
0
rockinside
(14.04.26)
Buradan en iyisi kavlak mı anlamalıyız :)?
0
🌸eisberg
(14.04.26)
katırlı köyü olabilir siyah zeytinde.
0
elorelia
(15.04.26)
(37)

Kayınvalidem torununu sevmiyor sanırım ya:/

wild honey suckle
Selam duyuru. Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını gör
Selam duyuru.
Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)
Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını görüp sevip-sevmeme ya da değer görme gibi kavramları fark ediyor.
Bizim sorunumuz babannemiz maalesef.
Aslında kötü biri diyemem. Çok nevi şahsına münhasır diyebilirim. Daha böyle köylük yerde yaşadıkları için bize ayıp ya da nezaket gelen konularda aynı noktada duramıyoruz sanırım.
Kızım doğduğunda şehir dışında tatilde oldukları için gelmediler. Yoğun bakım sürecinde de gelmediler. Daha sonra 3 aylıkken falan sanırım bir geldi onda da yani çocuğa ne yardımı oldu meçhul. Zaten hamile olduğumu öğrendiğinde de hiç “bir şey lazım mı?” Denmedi. Ne bileyim bir hevesle bir şey alınıp hatıra bile olsun kafasına girilmesi hiç. Daha sonra bu güne dek çok da görüşemedik. Görüntülü nadir aradı, çok daha nadir fotoğraf istedi. Bir torunu daha var eşimin ablasından. Canını istese verir sanırım. Kızım ağladı, “aaaa ama diğer torun hiç ağlamazdı” dedi. Kızım yemek yemedi “biz diğerinde sorun yaşamadık” dedi.

Sustum…

1. Yaş gününe gelirken evde onca yemekler hazırlıklar yapılırken elini hiçbir şeye sürmedi. Doğum günü hediyesi olarak 6. Aylık giysi aldı.

Sustum…

Ama artık yeter. Ev taşıdık ve götümüzde ayı bağırıyordu. Benim ellerim bulaşıklı, eşim yemekle uğraşıyor derken içeri gelip “seninki kaka yaptı” dedi.
Eşim “e değiştir????” Diyince, “ben değiştirmem ya” diyip gitti.
Şok olduk.

Aramızda konuşuyoruz ama nasıl konuşalım ya da ne diyelim bilemiyoruz. Bu hal ve tavırın düzelmesi şart. Ben kızım böyle negatif aile ilişkileri içinde büyüsün kendini değersiz hissetsin istemiyorum.
Hani sevmiyor musun? Ok gelme görme. Ama hem gelip, hem hayatımıza dahil olup bunu yapamazsın.

Eşime ağlıyorum o da ne yapacağını bilemiyor. Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.

Derdi ne anlamıyorum ve anlamıyoruz.
Artık çok yoruldum. Ev işleri, taşınma süreci, 20 aylık kurtlu bir bebek… ve dünyanın en garip babannesi.

Nedir derdi nedir çözümü?
-1
wild honey suckle
(10.04.26)
bence -anlattığınız tablodan fazla anlaşılmıyor ama- babannenin derdi bebekle değil de, sizinle, oğluyla ya da başka bişeyle gibi duruyor. şu haliyle "koskoca kadın, ne derdin var da el kadar bebeğe tavır yapıyorsun?!" demedikçe, asli sebebi anlaşılamayacak bir duruma benziyor. yine bence, buradan dönmez. bebeğin en taze, en sevimli hallerinde o sıcaklığı yaşamadı ve yaşatmadıysa, bu saatten sonra zorlamayla düzelme olacağını veya düzelse de sizin istediğiniz kıvama geleceğini sanmıyorum. yerinde sağ olsun diyip geçilmeli şahsi fikrimce. bebek de, böyle ilişkilerin de olabileceğini erkenden tanımış olacak mecbur.

bizim babannemiz babamı ve annemi, dolayısıyla da bizleri sevmezdi. ancak kuzenlerim için canını verirdi. büyüdükçe bu tavrın tamamen kendi tercihleriyle ilgili olduğunu; bizim bir kabahatimizle falan alakası olmadığını anladık ve hiç üstümüze alınmadık. eksikliğini de çekmedik.
+11
lil siztah
(10.04.26)
Osuruktan nem kapıp adamı doldurup durma, annesiyle arasının bozulması kimsenin işine gelmez. uzun vadede siz zararlı çıkarsınız.

2 yaş sendromu diğer tüm dertlerinizi unutturur merak etmeyin.
-17
duyuruuser
(10.04.26)
bir erkeğe yapabileceğiniz en büyük zulum eşiyle annesi arasında bırakmaktır.

sevmiyorsa sevmesin zaten doğumunuza vb. gelmeyerek falan belli etmiş, mesafe koyun gitsin, bayramdan bayrama görüşün. romantik düşüncelere de girmeyin bence,
+3
kveldulv
(10.04.26)
size yakınlık gösterene sizde gösterin. size kötü davranı da görmezden gelin. en güzel cezalandırma yöntemi birini görmezden gelmektir.

eşinizin annesi ile arasını bozmayın. bırakın kendi görür ve konuşursa konuşur, yoksa araya girmeyin. siz daha az muhattap olun, bir şey beklemeyin ve siz de ona bir yabancı gibiymiş gibi davranın.
+7
gercekdunya
(10.04.26)
Beklentiyi düsürün. Bir hayir gelmeyecek belli. Sorun ne falan diye de overthinking yapmayin deyim. Kabullenin ve devam edin.

Bu sivri zeka kaynana da ileride torunun pesinde kosar niye gelmiyor niye gelmiyor diye.
+4
Purple life
(10.04.26)
negatif aile ilişkisi diye genellediğiniz sadece kaynananın size ve sizden olan çocuğunuza karşı tavrı. ki tavırlarında da kötü (zarar verme, kavga gürültü gibi) bir davranış yok sanırım. sadece ilgisizlik, kayıtsızlık var.

varsa eğer kadının derdini neden siz çözmeye çalışıyorsunuz? kaç yaşına gelmiş insanı niye anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. siz kendinizce vazife gördüğünüz, görgünüze uygun, çocuğunuza örnek olmasını istediğiniz şekilde davranmaya devam edin. ama bir karşılık da beklemeyin. umursamamayı öğrenin. siz kötü olmayın. çocuğunuz da babaannesiyle ilişkisini babasından gördüğü şekilde öğrensin, yaşasın.

görüşme sıklığınızı belirtmemişsiniz, bilmiyorum. ancak görüşmelerinizi ev dışında yapmaya çalışın. böylece belirli bir zaman aralığında aile görüşmesini yapmış olursunuz. çok isterse babaanne sizi evine çağırıp, ağırlasın.

babaannenin davranışıyla ilgili birçok sebep sayılabilir de bu kadar uğraşmanıza gerek var mı, empati kurmaya değer mi?
+4
tnz
(10.04.26)
16 aylık bir bücürümüz var. aynı durumlar değil benzer nitelikte durumlardan geçtik, geçiyoruz. en temizi kimseden bir beklenti içinde olmamak. ben böyle yapıyorum kafam rahat. elbette isterdim aileden destek olsun falan ama yok olmuyor. sıfır beklenti = sıfır dert.
+5
scudman1
(10.04.26)
Eşiniz annesine 'Bir daha bu eve adımını atma.' dese tüm sorunlarınız çözülecek gibi anladım ben.
+1
Mirket
(10.04.26)
Çocuk olmadan önceki ilişkinizi bilemediğim ve diğer torunun cinsiyetini bilemediğim için(eğer o erkekse) bunlardan kaynaklı bir sebep var mı bilemiyorum.belki kendi oğlunu o kadar da sevmiyor,ya da seni sevmiyor.dolayısıyla çocuğu sevmiyor olabiiir. Bir de bizim oralarda çok afedersin "el s.kinden inen kıymetli olur" derler,diğer torunun sevilme sebebi bundan olabilir.

Uzun lafın kısası,takma kafaya boşver.eşinle çocuğunla geçinip gidiyorsan sıkıntısız,salla gerisini.
+1
denizciman
(10.04.26)
büyük ihtimal travmatiktir. baby boomer kuşağındansa pekte ciddiye almaya gerek yok. hepsinin zor travmatik hayatları vardı ve çocuklarına bu durumları her türlü yansıttılar. sorun sizle alakalı görünmüyor.
+1
mikahakkinen
(10.04.26)
Diğer torunu erkek benim de kızım var aslında öyle çok erkek kız ayrımı yapan bir aile değiller öyle olsa her şeyden önce kendi oğluna düşkün olur.
Benim burada aslında anlamadığım iş arkadaşlarım normal sosyal hayattan arkadaşlarım bile tüm bu süreçte bize destek olmuşken yardım etmeye çalışmışken kendi kanından canından torunu niye ona bu kadar el.

Etrafımda görüyorum çocuklar anneanneleriyle babaanneleriyle akrabalarıyla hepsi birbiri için canını verir hani torununun altını değiştirmek mi mideni bulandırdı gerçekten.

Ayrıca eşimi doldurdum falan tabii ki yok kendisi de aynı şekilde ortada bir gariplik olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyoruz kendi aramızda. O da hastane köşesinde yoğun bakımda çocuğunu beklerken tek bırakılmış olmaktan mutlu değil haliyle.

Hem ilgilenmiyor gelmiyor gitmiyor yardım etmiyor hem de bu yaptıklarıyla ilgili biz tavır aldığımızda ya da bununla ilgili oğlu onu uyardığında ağlama krizlerine girip bayılılıp hastaneye kaldırılılıyor.

Her şeyden önce torunumun ilk doğum gününe bir özenirsin yani gelirsin bir şeyin ucundan tutarsın ha tamam yapamadın mı olabilir benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani..

Travması vardır okay, ama hepimizin travmaları var arkadaşlar.

Ben aslında az çok anlıyorum diğer torun kızının çocuğu benim kızım gelinin çocuğu oldu yani başka bir açıklaması yok.

Bu arada ev dışında görüşmemiz mümkün değil şehir dışında yaşadıkları için gelip bizde kalıyorlar.

Neyse ya ben özeniyorum işte böyle anneannesi babaannesi halası teyzesi üzerine titreten çocuklar var. Biraz büyüyüp anlamaya başladığında beni neden sevmediler demesin başka bir şey istemem.
-2
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Son yazınıza istinaden yazıyorum,33 yaşındayım ve benim de babaanne tarafı travmatik,hatta genel olarak baba tarafı.açıkçası benim hiç de umurumda olmuyor. Anam babam yanımda arkamda olsun yeter.hem babane olmaz,amca olur amca olmaz dayı olur,teyze olur... destek çıkan ilgi veren akrabanız illa çıkar.emin olun o kadarı gayet yetiyor.sağlıcakla kalın...
+4
denizciman
(10.04.26)
Benim annemde şöyle bir durum var, ilk torununu çok sevdi, ilgilendi, hala seviyor.
Ama sonraki torunlarla ben yaşlandım artık uğraşamıyorum dedi, ilgilenmedi, dolayısıyla da çok fazla sevmiyor.
Böyle de bir açıklaması olabilir.
+3
parka
(10.04.26)
Çekirdek aile dışında ne kadar az akraba, çocuk için o kadar iyi. Babaanne/anneanne, dedeler, amcalar, teyzeler vs vs çocuğun hayatında çok yer etmesi gereken kişiler değil bence. Bi iki yılda bir görüp geçeceği kadar yakınlık en iyisi. Bebekken size sıkıntı oluyor ama büyüyünce kendisine faydası olacak bu durumun diye düşünüyorum
+1
nundu
(10.04.26)
Allah eşine sabır versin.
-3
administ
(10.04.26)
son paragrafta şöyle bir cümle kurmuşsunuz (ya da ben timeline’ı yanlış anlıyorum):
“ Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.”

Aslında bu olayın ne ve neden olduğu sorunuzu cevaplayacak. Ayrıca bebeğin doğduğu sıralarda bir şeyler olduğu için de bebeğin kendisiyle bir alakası yok. Siz ve eşinizle alakalı bir şey yaşıyor. Bunu bilmek ya da aksini zorlamak da ele bir şey geçirmez. O yüzden öneri olarak da çoğunluğa katılıyorum.
+5
eileengray
(10.04.26)
derdinin ne olduğunu bilmek mümkün değil insan psikolojisi dipsiz bir kuyu, zaten bilmek de çözüm getirmez.

eşinizin sizin yanınızda ve mantıklı tarafta olması en büyük etken. ilk olarak bu tavrın onun ne işine yaradığını neyi beslediğini keşfederseniz ve o noktayı beslemeyi durdurabilirseniz en azından hem ortalıkta olup hem de ters tepkiler veremeyecektir.

örneğin bir durum oldu babane bir tepki verdi. anne-baba bu konuda gerildi huzursuzluk çıktı. işte bu noktada yaptıkları beklediği etkiyi yaratamamalı. örneğin huzursuzluk çıkmadı - gülüp geçtiniz mesela bu birkaç defa tekrarlandığında artık işe yaramadığında sizden uzaklaşacak ya da bu tavrı tekrar etmeyecektir.

buradaki en önemli konu çocuğun ileride bu tavırlardan etkilenmemesi. burada da sizin olaylara verdiğiniz tepki önemli. sizin tepkiniz mantıklı ve sakin olursa çocuk da bu karakteri çok daha az ciddiye alır. ters birşey yapsa bile çocuk üzerinde etkisi olmaz.
+3
orpheus
(10.04.26)
@ eileengray hastaneye doğuma ve yoğun bakıma gelmedikleri zaman yaşandı bu. Yani zaten hiçbir problem olmadan bile torununun riskli medikal sürecine dahil olmamıştı.
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
erkek tarafıyım, çocuğumuz yok. çocuk lafı oldukça annem beni uyarır sakın bana güvenip çocuk yapmayın, ilgilenmem bakamam haberiniz olsun. bize, kardeşimin çocuğuna, yeğenlerime başkalarının çocuklarına çok baktılar, kalabalık büyüdük birsürü çocuk ve artık bıkmış durumda. böyle bir şeyler olabilir, artık kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar ne kadar mümkünse.
+3
zozjotejmnk
(10.04.26)
Süslü sözlükte benzer bir soru açmış mıydınız? Çok tanıdık geldi, o kişi siz değilseniz dünyanın en garip babaannesi değil yani çok var bu türden.

Kadının karakteri buysa bu saatten sonra değiştiremezsiniz, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinde karşılıklılık esasına inanıyorum. Size nasılsa siz de öyle davranın mesafeli olun, çocuğunuzun etrafındaki herkesi ona uyduramazsınız.
+1
ekimoloji
(10.04.26)
@ekimoloji ben değilim:) muhtemelen bu ve daha beterleri vardır ya:) arkadaşımın kayınvalidesi hamileyken gelip şey demişti “40’ı çıkana kadar bebek bende kalcak???” dksks
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Hepsini okumadım durumumuz yoktj da okuduğum kadarıyla kadın sizi sevmiyor çocuğu sevmemesi normal
-2
artıküyeolmakistiyorum
(10.04.26)
benim babannem bu ahdhjs. kadinin cocukla derdi yok, derdi sensin. biraz narsisttir bu bir de. bir gün vaktim bolken sana yazayim babannemi, karsilastirinca anlayacaksin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
eşinle annesi arasına girme, şikayet konusu etme. gelirse gelir, yaparsa yapar. içinden gelmeyen bir şey için zorlayamazsın ki kimseyi. sevmiyor mu? demek ki ilgilenecek kadar sevmiyor. tabi ki iyi aile ilişkileri içinde büyümesi güzel bi şey ama bu zorla olacak bir durum değil.

benim annem de mesela ilk torun harici pek düşkün değil. 3 senenin sonunda ablamla muhabbet ederken farkına vardık. güldük geçtik. yani anlattığınız şeyler bana biraz abartı geldi. sağlık sürecinin etkisi var bence.

ayrıca benim babannem şeytandı. geçen sene yaşıyor mu ölü mü anlık anımsayamadım. şu an torun babannenin umrumda değilse ilerde babanne de torunun umrunda olmaz. kafası rahat olur. kimsenin ananne-babanne-dede eksikliğini çektiğini görmedim.
+1
elorelia
(10.04.26)
Aktif bir kotuluk/zarar olmadigi surece bir sorun yok bence. Yani evet sevse daha iyi de, cocugun korunmasini gerektiren bir sey de yok. Gercek hayatta da onu sevmeyen insanlar olacak sonucta.
+1
ghilleinthemist
(10.04.26)
Kadın tatili bölüp erken doğan torunu görmeye gelmemiş, sevmiyor olabilir ama bence asıl sorun sensin çocuğuda senin çocuğun diye sevmiyor.
Çok da takılmaman gerekiyor benim babannemde beni ve kardeşimi sevmedi haa bende zaten onu sevmedim.
ama bunu eşine soyleyip kendi krizini çıkartma. Zaten zaman geçtikçe o da bazı şeyleri görecek fark edecek ama sen onun kafasına bunları doldurmaya çalışma yoksa konu sadece senin kuruntun olur.
+3
kuzey li
(10.04.26)
Bence seni net sevmiyor. Oğluna da ölüp bitmiyor gibi. Doğal olarak çocuğunuza da düşkün değil. Doğumda gelmemeleri az bi mesele değil bence. ama Sevsin diye zorlayacak haliniz yok. Siz de ona göre davranırsınız olur biter. Ben de annelerin, kızlarının çocuklarına oğullarının çocuklarından daha düşkün olduğunu düşünüyorum genel olarak
+3
dfn4
(10.04.26)
Kadın sizin çocuğunuzun kakasını, bezini neden değiştirmek zorunda olsun? Karı koca “e değiştir” demekle neyi amaçladınız? (müsaitsen değiştirebilir misin değil, e değiştir şeklinde emir kipi) Az yiyip uşak tutun kendinize mesela? Karı koca bir olup kadının üzerine oynamışsınız. Ben avrupada durup dururken torununun bokunu temizleyen büyükanne, büyükbaba görmedim hiç.
Kadına güvenip mi çocuk yaptınız? Yok kurtlu çocuk, yok taşınma telaşı, yok ev işleri. Bunlar sizinle alakalı şeyler ve kimsenin umurunda olmak zorunda değil. Böyle böyle birey olmayı öğreneceksiniz.
Burada yazan sensin, kadın burada yok diye herkes seni pohpohlayacak ama benim pek adetim değildir sorry.
+2
dawsonscreek
(10.04.26)
" benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani.."

valla maşallah
benim iş arkadaşlarım çocuk yapsam 3 sene sonra haberleri olur
siz nasıl bir evrende yaşıyorsunuz bilemiyorum ama

benim etrafımda -çok istisnalar hariç- kimse kimsenin çocuğuna ne sever diye sorarak, koşa koşa, günlerce hediye arayaraktan d.günlerine filan gitmiyor

son 3 senede 2 kardeşim de ben de 1- 2şer kere taşındık
etrafımda da taşınan bir sürü insan oldu
ne kimse geldi, ne etti. ki ben çoook insana taşınmasına, hastasına refakat vs. etmişimdir zamanında. kalabalık aileden geliyorum. aşırı zor durumda olan hariç kimsenin kimseye gidecek koşturacak zamanı yok. çok zorda olana yetersek kafi.

neyse kaynanadan ziyade iş arkadşalarınızı değişik buldum açıkçası :D
siz beklentilerinizi bu iş arkadaşlaınız çevresinde olan şeylere göre belirliyorsanız
sizin o beklenti düzeyiniz biraz fazla yüksek...

şu ülkede annesi-babası k.valide k.babası hepsi hayatta olup, sağlıklı olup, hepsi emekli ya da çalışmıyor olup koşa koşa gelip torun bakan

ancak bu esnada da gelinin sınırlarını düzenini bozmayan, sevgi saygı dolu filan kaç evlilik var yahu...
hangi evren burası?

bir de yani kadın bebek yoğun bakımdayken gelmeyen birisi
siz bebeğin altını al diyorsunuz
bu kadar ayarsız olunur
....
+5
subcomponent
(10.04.26)
altini degistirme kisminda ogurme istegi geldi siz ise sok olmussunuz. kendiniz her gun yapiyosunuz diye herkese normal gelmesini beklememelisiniz tipik anne sendromu ne gurultuden ne b*ktan sumukten rahatsiz olmuyor ve ayni seyi bekliyor neyse…

ben cok cocuk/bebek seciyorum bazisina hayran bazisina hic tahammul edemiyorum belki oyle bir durumda o da. bu zorla kazanilacak bi sey degil uyusmamis olmamis asil dikkat etmeniz gereken sey esinizmis gibi geldi. hatri varsa durumu kabullenin buyuk bi zarari yokmus sadece ilgisiz+1 keske herkes hayalimizdeki gibi olsa
+3
ala09
(11.04.26)
@dawsonscreek çünkü burası Avrupa değil. Biz yaşlıları elden ayaktan düşünce huzur evine postalamıyoruz mesela, hasta olsalar doktora götürüyoruz sık sık arıyoruz soruyoruz ihtiyaçlarını görüyoruz. Bir zahmet nenesi de tiksinmesin altını alsın yani. Torununu sevip ilgilenmeyecekse de yallah huzurevine.

@ala09, sen kusabilirsin önemli değil ama babaannesi tiksinemez. Torun sonuçta bu. İki gün sonra babaanne yatalak olsa altına bez bağlayacaklar sonuçta. Bakıcı bile tutulsa bir yaşlıya bakmak ne kadar zor bir şey illa ki evlatları o bezi değiştirecek. Kusura bakmasın o zaman o da torununa yapmak zorunda.
0
Gradient_tabanlı_mor
(11.04.26)
@gradient,
bu nasıl bir pazarlıktır?
vay anasını demek ileride altımıza bez bağlasınlar diye torun bezi değiştircez yani öyle mi?

bir babane/anane küt diye trafik kazasında, ani bir durumda elden ayaktan düşmeden, yatmadan öldü gitti (valla benim ananem aynen böyle vefat etti 80 yaşındaydı küt diye kaybettik, mesela)
ne olacak?
tüm torun bakma emeği karşılığını öbür tarafa iadeli taahhütlü postayla mı göndereceğiz?
+2
subcomponent
(11.04.26)
Anneanne veya babannenin bebek altı değiştirmekten iğrenmesini normal mi buluyoruz? Bilmiyordum öğrenmiş oldum.

Ayrıca evet karı koca bir olduk kadına iş buyuruyoruz dkjsjs

Delirmişsiniz siz. Burası Türkiye burada bunlar normal ve bence zaten olması gereken. Taşınmaya destek olmamak, yemeğe destek olmamak falan da normalmiş hahahahah

Bireyiz çok şükür 1,5 senedir tek başıma bakıyorum çocuğuma. Ama buraya geldiklerinde de “nezaketen” destek görmeyi beklemem kadar normal bir şey yok. Keza annem her eve geldiğinde “senin için ne yapabilirim” diyen bir kadın.

Biz kimseyi bakıcı olarak bebeğin başına dikmedik. Geldiğinde biz müsait değilken bir bez değiştireyim bile demiyorsa sıkıntı bende aranmamalı bence.

1,5 yaş kızımla yeni doğum yapan arkadaşıma yardıma bile gittim ben.

Mutsuz soğuk sevgisiz hayatınızda başarılar…
0
🌸wild honey suckle
(11.04.26)
Şeyi anlamıyorum ben de anneanne babaanne dededen bir şey neden beklemeyeyim ki onlar başkası mı? Çocuk yaparken onlara güveniyorum ben evet. Onlara güvendiğim için hamile kaldım. Ha yakın akrabam hariç kimseyi de tanımam orası ayrı
+1
Hallegadola
(11.04.26)
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz aslında "Burası Türkiye burada bunlar normal". gerçi cevap ve sonuç olarak çözüm aradığınızı da düşünmüyorum çünkü sadece "öyle" olsun istiyorsunuz. Böyle olmalı, şöyle olmalı gibi arzularınızı sanki olması gerekenmiş bunlarmış gibi anlatıyorsunuz. Hayal kuruyorsunuz ama hayallerde hep beklenti içindesiniz. Bu kadar beklenti duymayı bırakın hem bu konuda hem başka konularda siz de rahat edersiniz, eşiniz de, çocuğunuz da. Hayır babanneyi dinleyip sizin ifadelerinizle harmanlayıp sorunun kaynağını bulmamız da mümkün ama işte burası Türkiye kim çözüm için adım atacak? Siz mi? Babanne mi? Kocanız mı? Yoksa 1.5 yaşındaki çocuğunuz mu?
+2
Jazz
(12.04.26)
aynı tablonun 10 yıl sonrasından bildiriyorum;

yapacak bir şeyiniz yok. bu durumla yaşamayı öğreneceksiniz.

biri 11, biri 4 yaşında iki çocuğumuz var. eşimin ailesi ile durum az çok böyle. doğuma gelmediler. eşimle kızım kaza yaptı, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdık (durumu iyi çıktı çok şükür) kıllarını kıpırdatmadılar. çocuk Türkiye'nin en saygın sahnelerinde sahneye çıktı, insan merak da mı etmez ya!? yok, gelmediler. okullarının kapısının önünden geçmişlikleri yok. insan torununun gittiği okulu kreşi merak da mı etmez? etmediler.

özellikle küçüğe daha bir tek saat bakmışlıkları yok. bebekliğinde bir kere alt değiştirmişlikleri, bir kere parka götürmüşlükleri yok. bir tek kere sinemaya tiyatroya götürmediler, götürmüyorlar.

ben kendimce şöyle bir yol izliyorum. sınırlı görüşüyorum, mesafeyi açıyorum. eşime ve çocuklara bir sorun oluşturmuyorum, laf söz etmiyorum elbette. ama madem mesafe, alın size mesafe diyip, yılda 1-2 kere görüştüğüm bir düzeye çekiyorum. çok da umrumdaydı benim de.

biz de bizimle vakit geçirmek isteyen aile üyelerimizle yolumuza devam ediyoruz. evet insan çok da yoruluyor, biraz da üzülüyor ama yani yapacak hiçbir şey yok. ne yapabiliriz ki?

sizinle bağ kurmak istemeyen, sizinle aile olmak istemeyen insanlarla zorla bağ kurmanız mümkün değil. zorla aile olunmuyor. istemiyorlarsa, istemiyorlardır.

salın gitsin. kendinize dert ettiğinize değmez.
+3
babilfish
(13.04.26)
Güzel şeyler söylenmiş. Siz ilgi beklemissiniz ama daha en başından bellimiş. Beklentiyi devam ettirmek biraz sizin yanlışınız olmuş. Sevmek zorunda değiller elbette ama Türkiye'de de yüzde 80 falan torun seviliyor. Ama olmak zorunda da değil. Evlat ayrımı da yapılır. Bu da Türkiye gerçekleri . Kabullenmeniz ne kadar hızlı olursa o kadar mutsuz olmazsınız..
Birde bebek sahibi olanlarda dünya onların etrafında dönüyor algısı vardır. .siz o algıya fazla kapılmayın. Çünkü aynı dünya herkesin etrafında dönüyor ..
Ayrıca sorun sizin değil eşinizin sorunu. Rahatsız ise kendiwi çözmeli. Muhtemelen aile için ezik biri eşiniz. Görümce daha güçlü. Bu yüzden onun çocuğu sevilmiş ilgi görmüş. Ancak eşinizin dert etmewi ve çözüm de julmasi gereken eşiniz. Ben mesafeli olur ve beklentimi yüksek tutmazdım
0
hacirotti
(21.04.26)
(56)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-4
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-13
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Kolik bebeğe bakmak kolay bişi değil, başına gelmeyen anlamaz. İkiniz de yorulmuşsunuz, destek almanız lazım. Temizliğe gelen abla tam zamanlı işe girdiyse başka birisini ayarlayın. En azından temizliği ütüyü falan düşünmezsiniz. İlk aylar biraz zorluyor ama giderek kolaylaşıyor, bunaldığınız zaman bu dönemlerin geçici olduğunu hatırlayın
+8
kullanicadi
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
+1
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-7
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(3)

6 aydır sgk'lı bir işte çalışmıyorum, hastanede benden para alınır mı?

havadakarada
Sigortalı mıyım değil miyim bu durumda?
Sigortalı mıyım değil miyim bu durumda?
0
havadakarada
(06.04.26)
Ben de bir süredir işsizim ama sağlık ocağına hastaneye falan gitmiştim. Hastanede para alınmadi sanırım GSS prim borcu olarak yansıyor. Onu kontrol etmek gerek.
0
egerbiryolcu
(06.04.26)
alınır. zorunlu "sigortalısın" ama sigortadan faydalanabilmen hiç gss'nin olmaması lazım. yarın gss'ni ödeyip sigortalı işe girsen bile bazı sebeplerden dolayı önümüzdeki 30 gün içinde sgk'nın sağlık masraflarını karşılamaması muhtemel.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.04.26)
sgk provizyon sorgulama yapılabiliyor e devletten. provizyon alabilir ya da alamaz yazıyordur orda.
eğer alamaz yazıyorsa para alınır ancak bildiğim kadarı ile çok düşük tutarlar.
-1
elorelia
(06.04.26)
(10)

Ev taşımak nasıl yapılıyordu?

1837837
15 yıldır ev taşımadık. Süreç değişti mi? Günlerce eşya koliliyorduk vs. İstanbuldan ayvalık tarafına gidicez. Yakın tarihte şehir değiştirip kullandığı şirketten memnun olan var mı? Her türlü tavsiyeye açığım teşekkürler.
15 yıldır ev taşımadık. Süreç değişti mi? Günlerce eşya koliliyorduk vs. İstanbuldan ayvalık tarafına gidicez. Yakın tarihte şehir değiştirip kullandığı şirketten memnun olan var mı? Her türlü tavsiyeye açığım teşekkürler.
0
1837837
(05.04.26)
eşyalarınızı nakliye battaniyesiyle güzelce sarın gerisi hallolur. ev taşıyanlardan en çok duyduğum şikayet: 'eşyalarımı hep sağa sola çarpmışlar' oluyor.
0
yurtsuz john
(05.04.26)
Kolilerinizi büyük renkli etiketlerle etiketleyip kategorize edin.

Sarılar mutfak kolisi, maviler banyo, yeşiller salon vb gibi.

Ve sayılarını yazın muhakkak. Yani kaç koli vs olduğunu bilin.

Ödemeyi yapmadan önce bütün eşyalarınızı ve kolilerinizi sayıp check edin.

Ayrıca kıymetli eşyalarınızın bulunduğu kolileri arabanızda yer varsa kendiniz taşıyın.
+1
anaphylacticshock
(05.04.26)
1000 km sorunsuz taşındım fiyatı da gayet uygundu ve konuştuğumuz gibi ilerledi her şey.

Bir görüşün
+90 530 134 00 74
0
artıküyeolmakistiyorum
(05.04.26)
nakliyeci tutarken referansı olmasına dikkat et. yeni moda, önce fiyat söyleyip anlaşır gibi yapmak, eşyaları kamyona yükledikten indirmeye gelince ekstra haraç istemek eşyaları sokağa atmakla tehdit etmek.
+1
nahtoderfahrung
(05.04.26)
Ankara içi 2, Ankaradan Giresun'a 1 ev taşıdım son 1 ayda. Fiyatı gayet uygundu ve dikkatlilerdi. İlyas beyle iletişime geçebilirsiniz.

0 535 897 89 96
0
lesmiserables
(05.04.26)
arabaya yükleyip kapıda indiriyorsun. sonra tıngır mıngır herkes bir parça çıkarıyor. tercihen parçaları arabadan tek tek de indirebiliyorsun.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.04.26)
asıl önemli trick nahtoderfahrung'dan gelmiş. dediği gibi, her konuda anlaşıp eve gelince "aoow burada 2 evlik eşya var ağbi" deyip 1.5-2x ücret istiyorlar. o anki takvim sıkışıklığını fırsata çevirip soygun yapmaya çalışıyorlar.
0
birdirbir
(05.04.26)
bastan anlasıp tutarın yarısını veya bır kısmını gonderılıyor, sonra mal ındırıldıkten sonra kalanı ödenıyor, arada bır kac gun gectıyse, "benzıne mazota zam geldı"dıyerek, 3, 4 bin tl ısteyebılıyorlar, hazırlıklı olun.
0
deepness
(05.04.26)
doğançay ya da protrans gibi kurumsal yerlerle anlaşırsanız üstteki gibi bi problem yaşamazsınız bence. eğer referanslı birini bulamıyorsanız kurumsala yönelin derim.
-1
elorelia
(06.04.26)
Zaten yazmışlar ama ben tekrar yazayım, 50.000tl ye anlaştınız diyelim adamlar şunları deneyecek :

- Eşyalar beklediğimizden çokmuş daha çok para ver
- Asansör kullandırmıyorlar daha çok para ver
- Merdivenler darmış daha çok para ver
- Eşyaları sökmek zormuş daha çok para ver.

Kırılan eşya mutlaka olacak, öncesinde kırılan eşyalar için sigorta olacak mı, kırılırsa kim ödeyecek anlaşın.

Eşyalara da gelip baksınlar ve üstüne basa basa söyleyin, sonradan bir kuruş bile fazla istersen vermem, ne anlaştıysak o diye. Ben bunu söylememe rağmen benden fazla para istediler, vermedim, paşam kendimiz taşırız dediği eşyalar için "camdan asansörle alalım, asansör parası ver" diye beni yokladı.

Taşıma işinde de bazıları bardak çanağı bile kendisi paketliyor. Hazırlanırken mobilyalar tek parça kalsın, çekmece dolapları boş olsun yeter.

Heriflere kolaylık olsun diye taşınma esnasında yatağı ben söktüm, herifler dedi ki bunu biz sökmedik, geri takamayız sdlsdjfg. Hiç yardım etmeyin, vicdan yapmayın, işleri bu, iyi niyetli değiller.
0
kimlanbu
(06.04.26)
(17)

Eski türk dizilerinden hangisini izleyeyim

gadlemler
Aliye yeni bitti.Yaprak dökümü, aşk-ı memnu, ezel, behzat ç. izledim.Hem eski türkiye'yi hatırlamak hem de kaptırmak istiyorum. Ne izleyeyim?
Aliye yeni bitti.
Yaprak dökümü, aşk-ı memnu, ezel, behzat ç. izledim.
Hem eski türkiye'yi hatırlamak hem de kaptırmak istiyorum. Ne izleyeyim?
0
gadlemler
(03.04.26)
Ufak tefek cinayetler, birkaç bölüme kadar çok sürükleyiciydi diye hatırlıyorum.
Suskunlar, sürükleyici ama çok aglatabilir
0
egerbiryolcu
(03.04.26)
Asmalı Konak,
Böyle mi olacaktık?
0
michael_knight
(03.04.26)
Bir demet tiyatro
Bizimkiler
Avrupa Yakası
Kanıt
0
Mirket
(03.04.26)
Üvey Baba izle kendine gel
0
yurtsuz john
(03.04.26)
ağır gelmezse, yeditepe istanbul +1
şaşıfelek çıkmazı
süper baba
0
lil siztah
(03.04.26)
Bir demet tiyatro +1
Sıdıka
Dadı
+1
kullanicadi
(03.04.26)
Kurtlar vadisi
0
olaylar olaylar
(03.04.26)
ikinci bahar. bu aralar youtube'da önüme düşüyo sürekli. ben de izlemeyi planlıyorum.
0
spirit crusher
(04.04.26)
Ekmek Teknesi

Muhafazakar bir dizi ama geniş aile'deki dil lezzetini biraz daha farklı bir anlamda almak için bile izlenir.
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(04.04.26)
late viper
(04.04.26)
Baba evi. Dibine kadar eski Türkiye :(
0
ekimoloji
(04.04.26)
aski memnudan sonra muhtesem yuzyil akar ama 2x
-1
ala09
(04.04.26)
yedi numara
yeditepe istanbul
sasifelek cikmazi dizilerine KOCCCAMAAAN +1000

toplumun milliyetci muhafazakar dönüsümünün ekranlardaki propoganda araclarindan, tutuculugun övülüp kadinin micromanage edilmesinin iyi bir seymis gibi yansitildigi ekmek teknesi gibi dandik dizilerdense, dul basina kadeh kadeh raki deviren aysel'i izlemeyi tercih ederim.
benim icin eski türkiye sasifelek cikmazi'dir. mahalle baskisina, tarikatcilige öykünmeyi pompalayan diziler degildir.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.04.26)
Kimse "Karanlıkta Koşanlar" dememiş. Efsane bir kadro
+ Uğur Yücel
+ Haluk Bilginer
+ Köksal Engür
+ Devin Özgür Çınar
+ Yiğit Özşener

Senarist : Ahmet Ümit & Uğur Yücel
Yönetmen : Uğur Yücel.
+1
rakicandir
(04.04.26)
gülbeyaz olabilir
istediğin eski türkiye yılları olmasa bile çemberimde gül oya kesinlikle.
asmalı konak +1
0
elorelia
(04.04.26)
Çemberimde gül oya. Çağan ırmakın en iyi dizisi.
0
ground
(04.04.26)
Kaygısızlar.
0
runaway
(04.04.26)
(11)

Emzirmek zor değil mi?

sacrilegious
Merhaba duyuru anneleri. Emzirmek zor bir olay değil mi ya? Neden kimse bundan bahsetmiyor? 3 haftada belim boynum her yerim tutuldu. Asla rahat bir pozisyon bulamıyorum. Yataktaysam dik durabilmek için arkama 3-4 yastık koyuyorum yine de tutuluyorum. Günde 4-5 saat emiyor paşam. Bazen emmesi bittiğ
Merhaba duyuru anneleri. Emzirmek zor bir olay değil mi ya? Neden kimse bundan bahsetmiyor? 3 haftada belim boynum her yerim tutuldu. Asla rahat bir pozisyon bulamıyorum. Yataktaysam dik durabilmek için arkama 3-4 yastık koyuyorum yine de tutuluyorum. Günde 4-5 saat emiyor paşam. Bazen emmesi bittiğinde kolum tamamen uyuşmuş oluyor. Böyle giderse 6 ay sonunda omurga/boyun sağlığı bakımından tükeneceğim.

emzirme yastığı da hiç rahat ettirmiyor beni, alçak kalıyor. Siz buna nasıl bir çözüm buldunuz ya? Yeni bir koltuk dahil herşeyi almaya/yapmaya hazırım. Yeter ki bi çözüm bulayım. Lütfen yardım edin.

Teşkkürler.
+3
sacrilegious
(30.03.26)
Hamile kalmadan iyi bir vücut yapmak ve hamilelikte ve sonrasinda bunu korumak önemli.
Yoksa her sey cok zor zaten.

Ben vakit buldukça spor yap derim. Su an bebek baya hafif cünkü gelecege göre.

Bilmis bilmis konustum cocugum falab yok ama arkadaslarimdan gördügüm bu :D herkesin cocugu oldu bi anda etrafimda.
-8
Purple life
(30.03.26)
ben erkeğim, buna ilişkin ahkam kesmek pek doğru olmaz ama sadece "Neden kimse bundan bahsetmiyor?" sorusuna bir yorum yazasım geldi. emzirmenin zorluğundan bahsedilmemesi doğuma ilişkin genel yaklaşımın bir parçası. genel olarak hamilelik, doğum ve bebek büyütmekle ilgili zorluklardan hiç söz edilmiyor. toplumsal bir uzlaşı var sanırım benim de haberdar olmadığım. mantığı şu olabilir, birçok kadın için çocuk yapıp yapmamak bir tercih değil, o nedenle zorluklarından bahsetmenin ona hiçbir faydası yok. zaten "bir gün kesinlikle doğum yapacağım" diye düşünen bir kadına hamileliğin, doğumun ve çocuk büyütmenin zorluklarından bahsetmek gerçekten anlamsız olabilir; ufak tefek zorlukların olduğu ancak bunların herkesin başına geldiği, bir şekilde atlatıldığının söylenmesi bu durumda daha tutarlı.

günümüzde ise çocuk yapıp yapmamak azımsanmayacak sayıda kadın için zorunluluk değil tercih oldu. kadınlar artık çocuk yapmanın artılarını ve eksilerini değerlendirerek bir karara varabiliyor. bu nedenle geçiş aşamasında olduğumuzu ve emzirme de dahil olmak üzere hamileliğin beden üzerinde yaptığı değişiklikleri, doğumun risklerini ve çocuk büyütmenin yükünün artık daha fazla tartışılacağını düşünüyorum. bunu yapanları "bizim nüfusumuzu azaltmak isteyen dış güçler" gibi saçma sapan argümanlarla eleştirenlere de akıl fikir diliyorum.
+3
duguit
(30.03.26)
2 çocuğumu da iki sene emzirdim ama iple çektim bırakacakları günü. Hiç öyle diğer anneler gibi bebeğim emerken gözlerimden kalpler çıkmadı. Kesinlikle haklısınız emzirmek çok zor ama sizinki yenidoğan sanırım. Azıcık sabır, herkesin bebeği farklı şekilde rahat ediyor. Bana sorarsanız en rahatı yanına yatarak emzirmek. Bu konuda çok şikayetçi değildim, daha çok 2 yaşına gelene kadar yenidoğan gibi saat başı uyanıp emmelerinden şikayetçiydim:/ Ömrümün 4 senesi zombi gibi geçti, hala da uykum çok bozuktur sırf bu emerek uyuma huyu yüzünden
+3
kullanicadi
(30.03.26)
emzirme yastiginiz yoksa alim hemen. cocugu destekleyen, kollarinizi serbst birakmanizi saglayan bir sey.

onun disnda duguit +1
0
taurina
(30.03.26)
Size yardımcı olamayacağım maalesef ama yine de yazmak istedim. Spor yapmadım ama hiç zorlanmadım. Kişiden kişiye değişen bir şey demek ki. Benimki sık ama kısa kısa emiyordu büyük ihtimalle ondan zorlanmadım. Emzirme yastığı da almıştım ilk günler kullanmaya çalışıp rahat etmemiştim.
0
ekimoloji
(30.03.26)
Evet emzirmek zor haklısın. Ve rahatsız bi şekilde devam etmek çok yıpratıcı olabilir.
Beni ziyarete gelen bir arkadaşım çocuğu farklı bi pozisyonda tutmayı göstermişti ona da o zaman emzirme danışmanı mı ne göstermiş. Şimdi tarif etmesi zor. Şu aşağıdaki linkte koala pozisyonu diye geçiyor ona yakın bişeydi.
www.atelierbabbi.com

Demek istediğim biri göstermese hiç akla gelmeyecek pozisyonlar var ve bunlardan birinde daha rahat etmeniz mümkün olabilir. Biraz bakın isterseniz linkte başka da var seçenekler.
0
benim bir gizli bildiğim var
(30.03.26)
memeyi çocuğa değil çocuğu memeye getirmek çok önemli, kendiniz normal dururken hangi pozisyonda rahatsanız o pozisyonda emzirin.
emzirme yastığını daha yukarı geçirebilirsiniz belinizde durmak zorunda değil.
normal yastık kullanabilirsiniz, emzirme yastığı herkese uymayabiliyor.
cuddle curl yapabilirsiniz, yattığınız alan ve siz buna uygunsanız cuddle curl'de uyuyabilirsiniz de (önemli güvenlik kuralları söz konusu).
anneler grubumuza bekleriz yukardan
0
mezzosprite
(31.03.26)
hahaha ekşici erkeklerin yorum yapmadığı bi bu konu kalmıştı.
+1
plastic_angel
(31.03.26)
Emzirmek cok zor ama o en zor hali bi 4 ay falan sürüyo sanirim. Sonra hem bebegin emme sıklığı azaldigindan, hem de bir seyler yerine oturdugundan yavas yavas kolaylasiyo (bence). O yuzden o zorlu donemi kimse hatirlamak istemiyor olabilir :)
0
üğpoıuy
(31.03.26)
Benim çok yakın arkadaşım da yeni doğurdu. Hem dedikleriniz hem meme reddi yüzünden çok sıkıntı çekti gerçekten. En beklemediğimiz şey oldu yani doğumdan sonra. Kızın psikolojisi bozuldu resmen. Zaten lohusalık acayip bir dönem, biliyorsunuz. Bu yüzden kendi isteğiyle anne sütünü bırakıp tam zamanlı mamaya geçti, rahat etti. Çok zorlanılan noktada mama gayet iyi bir seçenek. Bebek önemli evet ama anne çok zorlanıyorsa kendi psikolojisini ve beden sağlığını önceliklendirmeli diye düşünüyorum bir kadın olarak.
0
inawen
(31.03.26)
benim kız çok kısa süre emiyordu da ben yine de yatarak emziriyordum. yan yatıyordum. öyle rahat ettim. mama destekli de gidiyorduk. o sebeple çok yormadı. yatarak deneyin imkan varsa. ama bebek ağırlaştıkça kucakta zorlaşıyor. oturmaya başlayınca oturarak filan emer, kolaylaşır.
-1
elorelia
(31.03.26)
(4)

almanya vize randevusu

kondansator
selamlar, idataya başvuru yapalı 2 aya yakın oldu. hala randevu için dönmediler. yakın zamanda başvuran arkadaşlar, son başvurudan sonra ne kadar zaman içerisinde döndüler acaba?
selamlar, idataya başvuru yapalı 2 aya yakın oldu. hala randevu için dönmediler. yakın zamanda başvuran arkadaşlar, son başvurudan sonra ne kadar zaman içerisinde döndüler acaba?
+1
kondansator
(25.03.26)
Sekiz ayda maalesef. Geçmiş olsun.
0
a perfect lie
(25.03.26)
şubeye göre değişiyor. izmir için 1 yıldan fazla sırada bekliyorsun. istanbul gayrettepe için ortalama 7 ay, altunizade için 9-10 ay.
+1
elektr10
(25.03.26)
daha 2024 sonunda her yerden 1 haftada randevu alınıyodu. bu 2025te ekstradan ne oldu ya botlar mı çoğaldı
+1
aguen
(25.03.26)
aracı bi firmayla görüşmüştüm. almanya için en iyimser 8-10 ay demişti Ankara'da.
+1
elorelia
(26.03.26)
(3)

Plaka Cezaları Hk.

emcekare olmadi einstein olsun bari
Şimdi benim plakamda mühür, şerit ve hologram mevcut. Lakin karakterler kalın basılmış.Yeni plaka bastırmak konusunda kararsız kalıyorum. Nasıl teyit edebilirim plakamın sorunlu olup olmadığını?
Şimdi benim plakamda mühür, şerit ve hologram mevcut. Lakin karakterler kalın basılmış.
Yeni plaka bastırmak konusunda kararsız kalıyorum. Nasıl teyit edebilirim plakamın sorunlu olup olmadığını?
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(24.03.26)
www.instagram.com
net cevap verilmiş aslında.
''Öte yandan Bakan Çiftçi, Şoförler Odası’ndan alınan ve standartlara uygun şekilde basılan kalın yazılı plakalar için ceza uygulanmayacağını da belirtti.''
0
elorelia
(24.03.26)
Evet aradığım cevap buydu. Teşekkür ederim.
0
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(24.03.26)
Benim 39 plakalı aracım yasal basılmış kalın harfli. Başta değiştirmeyi düşündüm ama yolda gördüğüm tüm kırklareli plakalar kalın harfliydi. Yani oranın şoförler odası için standart bu demek ki deyip kendi haline bıraktım ve beklenen oldu, kalın harfler eğer yasal damgalı olarak basılmışsa cezaya konu olmuktan çıktı. Ayrıca halen şüphesi olanlar için tekrar yazalım zaten üstte doğru cevap verilmiş. Bunlar yönetimin bir anda hepimizi dert sahibi yaparak dünyevi gelişmelere kulak asamaz hale gelmemiz için yapılan işler, bu yasaklarla en nizamı araç kullanan insan bile plakasından şüphe edip cezaların yüksekliği dolayisiyla dert sahibi oldu, bu arada kim kime bomba atmış, mazot kaç para olmuş farkına varamadı pek, istenen bu zaten ve başardılar. Neyse kalin harf serbest eğer yasal damgalı plaka ise. Ama şu var, damga kontrolü için sık sık durdurulacağız biz kalın harflliler, dün başka bir araçla dolaşırken polisin araçları kenara çektirip bezle plakaları sildirerek damga aradığını gördüm bayrampaşada.
0
covered
(25.03.26)
(3)

1 nisan sonrasi plakamiz qr kodlu olmak zorunda mi

lapaz
Qr kod 2024 sonrasi gelmisti ama arabam 2024 oncesi modelli. Kafam karisti
Qr kod 2024 sonrasi gelmisti ama arabam 2024 oncesi modelli. Kafam karisti
0
lapaz
(24.03.26)
plaka basım merkezinin verdiği plaka ise zorunlu değil. sizi geçtim 80-90'lı yıllarda sıfır alınmış hala ilk sahibinde olan araçlar var, onlara da zorunluluk yok.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(24.03.26)
mevcut plakanızı oda'dan aldıysanız geçerlidir. qr olmak zorunda değil.
0
elorelia
(24.03.26)
qr kod daha eski bu arada 2024 değil.
-1
jelly bear
(24.03.26)
(2)

Özel sağlık sigortası- doğum

dfn4
Merhaba,Önümüzdeki yıl için, belki 4-5 ay sonrasından itibaren çocuk planlamaya başlayabiliriz. Şu anda özel sağlık sigortası yaptırsam gebelik için daha az bekleme süresi öngören sigorta firması var mı bildiğiniz denediğiniz? Gebelik olmasa da 2-3 yıl ödemek zorundasın gibi bir şeyler okudum onu bi
Merhaba,
Önümüzdeki yıl için, belki 4-5 ay sonrasından itibaren çocuk planlamaya başlayabiliriz. Şu anda özel sağlık sigortası yaptırsam gebelik için daha az bekleme süresi öngören sigorta firması var mı bildiğiniz denediğiniz?
Gebelik olmasa da 2-3 yıl ödemek zorundasın gibi bir şeyler okudum onu biraz açabilir misiniz. Genel olarak özelde bir doğum paketi almakla özel sigorta arasında hangisi daha mantıklı olur. Sağlık sigortası sadece gebelik için değil bu arada genel olarak düşündüğüm bir şey
0
dfn4
(24.03.26)
tss + doğum paketi alırsanız gebelikte farklı bölüme de muayene olabilirsiniz. ama özel hastaneden doğum paketi alırsanız sadece kadın doğum polikliniğinde geçerli olur.

3-4 sene öncesinde bekleme süresiz ya da 6-12 aydan kısa olan yoktu sanırım. demirhayat vardı ancak çok pahalıydı. güncel olarak bir de somponun bekleme süresi yok diye biliyorum. tek tek bakmak lazım ya da bi sigorta firmasından yardım alacaksınız.

gebelik olmasa da ödemek zorundasın derken şöyle bir senaryo olabilir.
bekleme süresi içinde hamile kalmamalısınız. diyelim ki bu süre 1 ay. bugün sigorta yaptırdınız ve doğum paketi aldınız, 1 ay beklediniz, kaldı 11 ay. gebelik zaten 9 ay sürdüğü için o arada kalan 2 ay içinde gebe kalmanız lazım. yoksa yıl biter, paketi yenilersiniz ve yeniden doğum paketi almak zorunda kalırsınız.

bi de tavsiyem önce bi doktor bulun gebelik takibi için. o hastaneden fiyat alın. yok hastaneden paket almayacaksanız o hastanede geçen bi firmadan sigorta yaptırın derim. doktor önemli çünkü. hastane olanakları da tabi (yenidoğan yoğum bakım servisinin olması gibi vs)

en son aralıktı sanıyorum medicalpark ankara uzman doktor 85bin, profesör 95bindi. muhtemelen artmıştır.
ben hastaneden paket almıştım ama o dönem bu daha uygundu. 2019da 8bin tl vermiştim medicale. sigorta için iki üç katı fiyat veriyolardı diye hatırlıyorum. güncel durumda oranlar nedir bilemiyorum. doktoru bulduktan sonra fiyata göre karar verirdim ben olsam.
0
elorelia
(24.03.26)
anadolu sigortada gebelik teminatı için bekleme süresi yok gibi bir şeydi biz oradan yaptırmıştık. şartlar değişmemişse tavsiye ederim anadolu sigortayı. diğerleri gibi yıllar öncesinden sigorta şartı koşmuyor.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(24.03.26)
(32)

Duyurunun hayatiniza bi etkisi oldu mu

üğpoıuy
Nasil?"Burayi hayatimi etkilicek kadar ciddiye almiyorum yeaa"cilari su taraftan alabiliriz, tesekkurler
Nasil?

"Burayi hayatimi etkilicek kadar ciddiye almiyorum yeaa"cilari su taraftan alabiliriz, tesekkurler
+1
üğpoıuy
(24.03.26)
Çocuğumun annesini buradan buldum dahası var mı :)
+8
chicha_v2
(24.03.26)
15 yıldan fazla buradayım sorduğum soruların %96'sına cevap gelmiştir. %4'ü de ultra spesifiktir.

sözlük hesabım duyuruda ismi lazım değil kişi tarafından banlanmış olmasaydı muhtemelen top soru soran kişiydim.

thanks duyuru. you are the one!
+4
duyurukullanıcısı
(24.03.26)
@duyuru, e banlanan nikler geri alinabiliyordu
+2
🌸üğpoıuy
(24.03.26)
eşimi buldum, hayatıma etkisi çok büyük
+6
kaptan maydanoz
(24.03.26)
ilk uzun ilişkimdeki sevgilimle burada tanıştım, hayatımdaki kariyerime yön veren ilk işimi buradan buldum, ilk kiraya çıktığımda da evi buradan buldum.
+3
the man with no name
(24.03.26)
ben de eşimle duyurudan tanıştım. en büyük etkisi bu tabi.
bi de eczacı arkadaş edindim mesela onu da sağlık danışmanı gibi kullanıyorum sağolsun.
hala mesajlaştığım bi iki arkadaşım daha var.
+6
elorelia
(24.03.26)
Olumlu yönde etkileri oldu tabii ki.

Hiç bilmediğim şeyleri öğrendim sorulan sorulardan. Benim sorularıma da güzel cevaplar geldi. Bazen çok motive edici ve iyi hissettiren cevaplar da oldu. Umarım benim de iyi hissettiren cevaplarım olmuştur.
+1
rock n roll
(24.03.26)
2012-2014 sonuna kadar 2.5 sevgilim oldu buradan. Sonrası online soru cevap ilişkisi.
-1
gabe h coud
(24.03.26)
yıllar önce sorduğum bir gönül işi sorusuna aldığım cevaplar sayesinde aydınlanma yaşayıp bir beladan kurtulmuştum. sağolsunlar.

onun dışında çok komik adamlar var. ekrana çay püskürttüğüm konuşmalar yapıyoruz.

zaman zaman mesaj atanlarla buluşuyoruz. öyle işte.
moda deniz kulubü gibi müdavimci bir yer oldu benim için.
+2
yurtsuz john
(24.03.26)
belki 50 tane kadın düşürmüşümdür buradan
-17
runaway
(24.03.26)
Eskiden vardı artık miyadı doldu. Nostaljik tadı dışında geriye bişey kalmadı. İşsiz, adam olmaya niyeti olmayan erkekler, gergin, ilgi görmeyen feministler kaldı sadece.
Ben biraz daha kalırsam ben de onlara katılacağım.
-1
mimikikili
(24.03.26)
Mükemmel bir dost edindim. Öpüyorum kendisini :)
0
sadakatsiz
(24.03.26)
22-23 yasina kadar cok oldu.
Yasadigim ülkeyi secmemde de etkisi oldu. Isvicreye falan gidicektim. Burda biri 10 yilda vat alindigini söylemisti de vazgecmistim.
Iliski tavsiyesi de aldim.
Yatirim tavsiyeleri dişinda her türlü tavsiye alinir burdan.
0
Purple life
(24.03.26)
seneler önce yurtdışına taşınırken önemli konularda yardım edenler olmuştu. biri orda yaşıyordu zaten ve oraya gidince en iyi arkadaşlarımdan biri olmuştu.

onun dışında burdan edindiğim bilgilerin ve binlerce kişiye de yardımımın dokunmasının bir etkisi olmuştur sanırım.
+4
ermanen
(24.03.26)
Kaleci abim spor ve beslenme ile ilgili tüm cehaletini göklerden Deus ex machina gibi gelip düzelttikten sonra yok oldu, bana en olumlu etkisi bu oldu.
+1
kizil karga
(24.03.26)
ekşi sözlük ile aynı değildi bir zamanlar duyuru chat denince farklı bir çekirdek grup vardı o gruptan dostlar edindim,kız arkadasım da oldu bir zamanlar.Yaş aldıkça okuma,yazma,konuşma üzerine bir üşengeçlik demeyim ama konuşmak bir insana zor geliyor.İnsan konuşurken birinin seni dinlemesini karşıdakinin de aynı sabırla sana cevap vermesini özlüyor.
Şimdi millet bir şeye cvp verip götünü dönüp telefonundan stalk yapmaya devam ediyor
duyuru da beni dinleyen çok insan oldu bu yüzden seviyorum burayı
+1
smokee
(24.03.26)
buradaki bazı duyurucuların görüşlerine saygı duyuyorum. belli kararlarımda etkili oluyor. her gün girip bakıyorum. demekki hayatımda yeri var.
+1
mikahakkinen
(24.03.26)
Kurulduğu günden bugüne kullanıyorum. Bazı dönemler her gün saatlerimi geçirdim. Aylarca girmediğim de oldu. Sitenin altın döneminin geçtiği de hakikat. Benim için en belirgin tarafı, yıllar içinde verdiğim cevapları okuyup nostalji yaparken, karakterimdeki değişimleri gözlemlemek oluyor.

Bir kısmı çok iyi ve yardımsever çok duyurucu ile tanışıklığımız, alışverişimiz, yardımlaşmamız ve kısa süreli irtibatlarımız oldu ama burası vasıtasıyla bir dost, ahbap, sevgili gibi uzun vadeli ilişkilerim olmadı. Duyurunun hayatımda kaydadeğer ciddi bir etkisi olmadı. Eskisi kadar olmasa da iş görüyor. Alışkanlık oldu, konfor alanı...
+1
yadigar
(24.03.26)
En yakın dostumla burada tanıştık bana onu getirmesi bile yeterli, onun dışında dönemsel arkadaşlarım oldu kimseyle sıkıntılı bir süreç geçirmedim gayet tatlılardı.

Bir dönem (harita ve moovit yokken :)) adres konularında mükemmel yardımlar aldım.

Artık çoğu konuda Chatgptden yardım alsam da özellikle bireysel deneyim konularında yine ilk koştuğum yer burası oluyor.

Bir de yıllar evvel daha buralarda engelleme yokken benim ismimi görünce hoşlanmadıklarını sezdiğim kullanıcılar vardı bilerek bana yardım etmediklerini fark ettiğimde yedek hesap açıp sormaya başladım ve tam da o kişilerin yedek hesabıma canla başla nasıl yardım ettiklerini gördüm, gerçek beni sevmeseler de ben onların iyi insanlar olduklarını biliyorum ve seviyorum :)
(Ben de iyi bir insanım neden beni sevmediniz bilmiyorum :))
0
mutekebbir
(24.03.26)
belirgin bir etkisi olmadi sanirim. 18 yil 10 aydir buradaymisim. belirgin olmayan cok etkisi olmustur tabi. ama burdan arkadas, sevgili, es edinenlere de bir ozendim su an. evliyim tabi, sevgili falan aramiyorum. ama burasinin guzel gunlerinde neden hic arkadas bile edinmedim diye biraz hayiflandim. tabi benim asosyalligimden muhtemelen. artik ben yaslandim ve duyuru da eskisi gibi degil, o yuzden bundan sonra ihtimaller daha dusuk.
+1
lemmiwinks
(24.03.26)
tanıştığım ve birkaç defa görüştüğümüz insanlar oldu. bir iki duyuru buluşmasına katıldım. onun dışında gündelik kafa dağıtma amaçlı kullanıyorum.
0
orpheus
(24.03.26)
evlenenler, sevgili yapanlar; bizde saf saf sorularımızı soralım :))
+6
sweetoffice
(24.03.26)
güzel arkadaşlıklar edindik bundan öte kırmızı çizgimize hiç ulaşmadı duyuru
0
basond
(24.03.26)
Bazı konularda ufkumu açan sorular/cevaplar görüyorum. Buradan görüp araştırdığım çok şey oldu.
+3
umutt
(24.03.26)
10 yıl önce buradan bir kız arkadaş edinmiştim ve ilk uzun süreli ilişkim olmuştu.
Yine beş kuruşsuz kaldığım bir dönemde birisi bana kullanmadığı ram'ini yollamıştı, inanılmaz makbule geçmişti.
Bunun haricinde yüksek lisans yapmaya çalıştığım bir dönemde buradaki öğretim görevlisi arkadaşlardan güzel öğütler almıştım.
Telegram grubumuzda fırsat olsa Divriği'de komün hayatı kuralım diyeceğim insanlar tanıdım :)

İyi ki varlar, iyi ki sizi tanımışım!
0
rakicandir
(24.03.26)
iki sevgilimle duyuru'dan tanıştım. defalarca ev arkadaşı buldum/oldum. yer-yön olsun, hayat tavsiyesi olsun hemen her konuda çok değerli kazanımlar elde ettim. bir keresinde bilgisayarım bozulmuştu ama iş için bilgisayara ihtiyacım vardı, buradan bir abiyle buluşmuştuk, kendisi bana geçici olarak bilgisayar vermiş ve yakın zamanda doğum günüm olduğunu öğrenince bir kutu baklava almıştı. balat'ı ilk kez onunla buluştuğumda görmüştüm mesela. ben çok çekingen ve kaçıngan bir adam olduğum için "sağol abi" demenin ötesine geçememiştim, bir daha da hiç görüşmedik zaten ama benim için inanılmaz kıymetli bir jestti. hiç tanımadığı etmediği üniversite öğrencisiyle buluşup vakit geçirmiş, bilgisayar vermiş üstüne böyle bir jest yapmıştı. şahaneydi.

yani açıkçası duyuru olmasa hayatım çok farklı olur muydu bilemiyorum ama ben platformdan razıyım ya, güzel şeyler oldu. çok şey öğrendik. burası eskiden 20 aktif kişinin bulunduğu, onların yarısının da akıl hastası olduğu bir yer değildi zaten. burada vakit geçirmiş her insanın öyle veya böyle fayda gördüğüne inanıyorum. güzel bir camiaydı.

kaldı ki ben bunları genelde pek sevilmeyen, sivri dilli olduğu için eleştirilen, çoğu insanın "uyuz" olduğu bir duyurucu olarak söylüyorum. diğer duyurucuların tecrübesi çok daha olumludur muhtemelen.

artık bu platformu her şeyi açacak kadar samimi göremiyorum maalesef, neblim duyuru'dan ilişki ya da kariyer tavsiyesi filan almam mesela ama ben 19 yaşındayken burada yol gösteren abilerim/ablalarım olmuştu, güzel zamanlardı.

kısacası duyurusuz da yaşardık ama duyuru'yla daha güzel yaşadık :)
+2
der meister
(24.03.26)
oldu. birçok çözemediğim soruya buradaki insanlar hiçbir çıkarı olmadan çözüm bulup beni bazen çok büyük zorluklardan kurtardılar. Birkaç kere kötü dönemlerimde buradan bazı arkadaşlar önerileriyle, dertleşmeleriyle destek oldular. iyi ki var duyuru.
0
biravekahve
(24.03.26)
duyuru en sevdiğim sosyal platform diyebilirim. görece kapalı ve bilinmeyen bir komünite olması insanda bir güven hissi oluşturuyor. bir de kim akıl ettiyse şu tik olayı çok güzel bir şey. insanda söylediği şeyin dikkate alındığı hissini oluşturuyor.
0
nickini degistiren yazar
(25.03.26)
kedimi buradan buldum. 12-13 yıl oldu benim için hayatımın en önemli parçalarından biri.
onun haricinde en kötü zamanlarımda buradan bana destek olan çok kişi oldu. büyük bir kısmını ismen bile hatırlamasam da hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi borç bilirim.
onun haricinde duyuru kesinlikle eskisi gibi bir yer değil, olacağını da düşünmüyorum.
0
denizgonen
(25.03.26)
@denizgonen, duyuruyu acarkenki motivasyonum ilk iki cumlen aslinda. Hayat gorusumu sekillendirmede etkisi buyuk oldu :) sozlukle birlikte. Ayrica burada, normalde asla denk gelemeyecegim insanlarla etkilesimde bulunup farkli deneyimler (aktivite xd) yasadim. Compu cok saol iyki yabmissin :)
0
🌸üğpoıuy
(25.03.26)
@üğpoıuy
KeNdimi değil, kedimi yazıyor. Doğru okudunuz, değil mi? Hayatının büyük parçası olan duyuru değil de kedisi diye anladım ben.
0
yadigar
(25.03.26)
@yadi, Aiyy tesekkurler ;)
0
🌸üğpoıuy
(25.03.26)
(12)

Aylık 10 bin TL ile geçinilir mi? (İstanbul)

egerbiryolcu
*Kira ve fatura giderleri düşülmüş şekilde.*Haftasonlari aile evine gidilebilecek.*Yol masrafı lokasyona bağlı ama en iyi ihtimalle onu da yok sayiyorum. (Günlük iki vasıta kullanılabilir)*Kadın, bekar kişi, öğrenci diyebiliriz.
*Kira ve fatura giderleri düşülmüş şekilde.
*Haftasonlari aile evine gidilebilecek.
*Yol masrafı lokasyona bağlı ama en iyi ihtimalle onu da yok sayiyorum. (Günlük iki vasıta kullanılabilir)
*Kadın, bekar kişi, öğrenci diyebiliriz.
0
egerbiryolcu
(24.03.26)
küçük kızıma haftalık 1500 veriyorum. yol için kartını dolduruyorum. kitap telefon dersane ayrıca ödeniyor. haftada bir dışarıda yemek parası gönderiyorum. duyduğuma göre para biriktirip dolar euro falan alıyormuş. 18 yaşında üniye hazırlanıyor.
0
ground
(24.03.26)
10 bin ile neler karşılanıyor, net değil.

22 günlük yemek. Evde yemek yaparsan 5 bin lira yeter.
Yolu neden yok sayıyorsun. Günlük 82 liradan 1800 lira yapıyor. Bütçe 10 bin olunca önemli bir tutarı.
Başka ne masrafın var? Kıyafet, kozmetik, saç kesimi, duş malzemesi, eğitim masrafı.

Yetirmek zorundaysan 10 bin yeter ama aç ve bitik gezersin.
+2
gabe h coud
(24.03.26)
@gabe h coud
Doğru, ev okulun dibinde olsa bile ciddi bir masraf tutuyor.
Eğitim masrafı hiç olmayacak. Ve diğer kalemler çok olmayacak. Yemek mutfak masrafı en önemlisi. Kıyafet kozmetik bütçeye göre harcanilir.
Haftalik-aylik mutfak alışverişi yapılıp mümkün olduğunca dışarda yemek yenmez.
0
🌸egerbiryolcu
(24.03.26)
zaten türkiyenin yüzde 90'nı böyle geçiniyor ki.
+3
mikahakkinen
(24.03.26)
on bin tl ile nefes almadan geçinebilirsiniz belki ama bu strese değer mi bilemedim. o gün acil bi durum oldu taksiye bindiniz diyelim hop 1000 tl gider. bi hastalık olur eczaneye gidersiniz 500 tl gider. yani öngörülemeyen her durumda batarsınız. büyük risk olur bu şekilde yaşamak. doğru düzgün beslenemezsiniz. canınız bi şey çekse alamazsınız. kıyafet kozmetik bütçeye göre demişsiniz ama ortada bütçe filan kalacağını düşünmüyorum.
+2
elorelia
(24.03.26)
Çok rahat geçinilir.
0
Rondak
(24.03.26)
Geçinilir. Zorluklar, kişinin kendini ayrıca tanıma zamanıdır.
Dışarıda çarşıda gezme , zaruri kısımlar hariç diğer harcamalarınızı tek tek gözden geçirin.
- Bu kez de dışarıda 250 TL ye kahve içeyim ne olacak ki ?
- Yazın ne yapar eder kredi çeker tatile giderim ...
- 85bin TL'ye yeni çıkan telefondan alayım 85 ayda öderim... benden önemli mi ya?
türünden düşünceler de yoksa ay sonu 10bin TL'den geriye elde kalan para bir sonraki aya bile devrolur.
+2
diyecevaplandı
(24.03.26)
Geçinilir. Paylaştığınız detaylarda zaten çoğu temel şey düşüldükten sonra diye belirtmişsiniz.
Toplu ulaşım kartı+arkadaşlarla sosyalleşme+kırtasiye masrafı vs için yetmeli bu bütçe.
+1
ezkaza
(24.03.26)
uzun vadede sıkacaktır, ideal bir hayat veya rahat geçinilecek para değil ama genç/öğrenci için idare eder. götürür bir süre. en önemli nokta bence günlük harcamalardan ziyade ekstra masraf çıkmaması... yani bir gün 250 liraya kahve içilirse onun telafisi ilerleyen günlerde yapılabilir ama atıyorum telefon bozuldu, şarj aleti gerekti vs. onlar biraz can yakabilir. onun dışında temel düzeyde yaşanır 10 binle.
0
der meister
(24.03.26)
Bu arada sadece 10 aylık bir süreç olacak.
0
🌸egerbiryolcu
(24.03.26)
yanlış hatırlamıyorsam her gün aile evinden stajına? gitmen çok uzun süreceği için böyle bir şey düşünüyordun. bu açıdan bakınca çok mantıklı. hem de ailenin sana yüklediği sorumluluklar bir nebze azalır.
0
eileengray
(24.03.26)
@eileengray aynen öyle. Artık ev/yurt tutma durumu kesinleşti gibi. Maddiyati iyice ölçüp tartmam gerek.
+1
🌸egerbiryolcu
(24.03.26)
(5)

50 litrelik canta ve ucuslar

baldur2
Bu kabinde mi gider yoksa asagi vermek zorunda miyiz? Agirligina veya boyutuna gore degisir mi? Decathlon'dan alinacak bir canta.
Bu kabinde mi gider yoksa asagi vermek zorunda miyiz? Agirligina veya boyutuna gore degisir mi? Decathlon'dan alinacak bir canta.
+1
baldur2
(18.03.26)
Ölçü ve ağırlık kriterlerine uyması gerekir.
23x40x55 cm ve 8 kilo üstündeyse kabinde gitmez.
0
orient blue
(18.03.26)
3-5 cm'i sorun yaparlar mi?
0
🌸baldur2
(18.03.26)
Yani yapmayabilirler ama risk tabii.
0
orient blue
(18.03.26)
yurtiçi uçuş ise benim gözlemlediğim kadarı ile sorun yapmıyorlar.
0
elorelia
(18.03.26)
gate bölgesinde ortalama 180 tane yolcunun kabin bagajını sizer’a sığdırmayı deneyerek kaybedilecek zaman, bavulu büyük 1-2 kişi denk getirip de alınacak ek ücretten daha değerli. o yüzden çoğu firma o kontrolleri gözardı ediyor, çok talihsiz değilseniz 3-5cm sorun olmaz.
0
phoarbix
(18.03.26)
(7)

Çocukla Tur Hakkında

va
Arkadaşlar bu bayramda arabasız olmamızdan mütevellit yıllar sonra tur ile sinop kastamonu etrafı için kayıt yaptırdım, iki gece konaklamalı olacak. 5'e tam gelmemiş oğlum ve eşimle beraber.Çocukla sıkıntı olur mu tur, yaptınız mı daha önce? Daha önce de sanırıım birkez tur'la bir yere gitmiştim çok
Arkadaşlar bu bayramda arabasız olmamızdan mütevellit yıllar sonra tur ile sinop kastamonu etrafı için kayıt yaptırdım, iki gece konaklamalı olacak. 5'e tam gelmemiş oğlum ve eşimle beraber.
Çocukla sıkıntı olur mu tur, yaptınız mı daha önce?

Daha önce de sanırıım birkez tur'la bir yere gitmiştim çok uzun zaman oldu, dikkat et dediğiniz birşey varsa ondan da alırım.
0
va
(17.03.26)
Çişim geldi,
Sıkıldım,
Ne zaman gelicez?
Geldik mi?

Ben olsam araba kiralardım
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.03.26)
@abbab, bir an galeyana gelip almış bulundum, tecrübe etmek istedim sanırım ya da kaşındım bilmiyorum, bakalım artık.
0
🌸va
(17.03.26)
çocuğum yok ama küçükken 24-30 saatlik otobüs yolculukları yaptım annemle, kendisi bana bir süpriz poşeti hazırlardı, her sıkıldığımda bişey çıkarırdı, bazen yiyecek bişey bazen bir boya, bazen ufacık bir oyuncak vs. çok mutlu ve keyifli olurdum, hala da uzun yol çok severim.
Çocukla dünya turu bile yapan varken neden olmasın, çocuğu eğitmek, ortamlara uyum sağlamasını sağlamak sizin elinizde.
+1
tuborg yesili
(17.03.26)
Çocuğu sağlam oyalayacak donanımınız olsun yol boyunca, iyi tatiller, iyi gezmeler.
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(17.03.26)
Sizin için değil de çevreniz için büyük sıkıntı. Yolculukta tatilde otobüste bile korktuğum şeylerden. Çocuklu aileler evinde otursun.
-7
artıküyeolmakistiyorum
(17.03.26)
Yani iki gece derken otobüste uyumayacaksınız heralde diye düşünüyorum. Yolculuk süreleri nasıl?
0
elorelia
(17.03.26)
@elorelia, hayır otel konaklamalı. Ancak geri kalan sürelerde gezi halinde olacağız.
0
🌸va
(19.03.26)
(13)

erkek kedi

princess eugenie
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudu
bir yavru kedi sahiplenmeye karar verdik. erkek. 7 yaşında oğlum var çok istiyor. çok ufacık, biraz dolaplara sığamayan bir evimiz, hiçbir şeye yetemeyen zamanımız var. iyi halt mı ediyoruz? başımıza gelecek mi var? kısırlaşsa da oraya buraya işer, koku bırakır, sürekli tırmalar vb gibi şeyler okudum.
0
princess eugenie
(17.03.26)
kısırlaşırsa koku bırakmaz. evin hanım kişisi gönülden istemiyorsa asla sahiplenmeyin. evet ihtimal dahilinde tırmalar, yıkar döker. canı sağ olsun diyorsanız sahiplenin.
+3
surprise
(17.03.26)
iyisi kötüsü ile alacaksanız alın biraz seveyim sonra dışarı bırakıcam derseniz ona en büyük kötülüğü yaparsınız, eve alışan dışarda yapamıyor.
kusar işer bunlar hep olasılık ama yapmayan kedi de çok.
+2
eja
(17.03.26)
eger gec kisirlastirirsaniz koku birakmaya devam edebilir. bu sebeple zamanlica yapmak önemli.
ama simdiden tirmalar, tüy döker, su bu endise ediyorsaniz bence hazir degilsinizdir. zaten cocuklar istiyor diye eve hayvan girmesine ben karsiyim. bilin ki kediler tam olarak sürpriz yunurta. iclerinden ne cikacagini bilemiyorsunuz.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
Öncelikle, ben bu fikre mesafeliysem, 7 yaşındaki çocuğun geçici olabilecek bir hevesi için sahiplenmezdim.
Benimki koltuk, perde gibi şeylere asla dokunmaz ama arkadaşım 2 ayda bir lime lime olan tüllerini değiştirir. Büyüyünce çok sevgi dolu da olabilir; ters bir karakter olup dokundurtmayan, siz geçerken pençe atan bir tip de olabilir. Benimki ikinci türden; ayrıca poposunu tam temizleyemediği ve temizletmediği için ağır bir koku yayıyor. Eve tüy, kum dökebilir; arada halıya, koltuğa kusabilir. Şimdi sağlıklıysa da sonradan çok yorucu ve masraflı bir hastalığı ortaya çıkabilir. Senelerce kumunu düzgün kullansa da, bi gün kaşla göz arasında yatağınızın ortasına işeyebilir.

Ancak siz sahiplenmediğinizde sokağa gidecekse, bir canlının hayatını kurtarmış; onu açlık, soğuk, dayak, korku ve belirsizlikten çekip almış olacaksınız, en önemli motivasyon unsuru bu. Ayrıca yukarıdaki tüm olumsuz ihtimallere rağmen çok seveceğiniz için, eve ve bütçenize vereceği zarar size batmayacak.
Karar sizin.
+4
lil siztah
(17.03.26)
ben çok isteyerek sahiplendim kedimi ve o kadar pişmanım ki sana anlatamam. kediyi alırken temizlik, evi tırmalama, işeme, kusma vs her şeyi kabullenmiştim ama meğerse ALERJİ konusunu gözden kaçırmışım ve en önemli kısmı buymuş. eğer kedi alacaksanız önce göğüs bölümüne randevu alıp kedi tüyü alerjisi testi yaptırın. meğer eşimde kedi tüyü alerjisi varmış. ve biz alerjiyi sadece basit bir hapşırık sanıyormuşuz. şubat mart ayları alerjinin atak dönemi ve hatımız cehenneme döndü. eşim evde nefes alamıyor. kedi perişan. ben sürekli temizlik yapıyorum ve elimde tüy toplama rulosu ile geziyorum gece yatarken belim kopmuş gibi ağrıyor. atak dönemi olduğu için sürekli evi temizliyorum sürekli kediyi taramaya çalışıyorum kedi taranmaktan nefret ediyor. şu anki yaşadıklarımı biri bana fragman olarak gösterseydi asla almazdım.
0
Sadece soruyorum
(17.03.26)
"ay ben kıldan tüyden rahatsız olurum" diyecekseniz almayın.

Evde alerjik bünyesi olan varsa almayın.

Zaten ev işlerine zar zor yetişiyorsanız ve neredeyse her gün evi süpürmeye enerjiniz olmayacaksa almayın.

Gerisi çok kolay zaten. Kedi süper bir şey. Bizim çocuk iki kedi ile büyüdüğü için hem oyun oynamayı hem iletişim kurmayı yaşıtlarından daha iyi biliyor.

Edit: ev ufak ve zaman darsa almayın. Kuş, balık falan alın ama kedi almayın sakın. Kedi dahil hepiniz kafayı yersiniz.
+2
prole
(17.03.26)
ev ufak, zaman dar, değil her gün evi süpürmek hiçbir şeye yetişemiyorum, çocuğum çok istiyor :( ben de istiyorum ve çok seviyorum ama nasıl olacak bilemiyorum. masrafı hiç problem değil ama bakmaya zaman ayırmak zor olacak. şu an düşününce balık kuş bile zor geliyor.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
ve bir de çocuğum her şeye alerjik. kediye alerjik mi bilemiyorum.
0
🌸princess eugenie
(17.03.26)
Kediler, köpekler gibi ırkını söyle sana nasıl davranacaklarını söyleyeyim denebilecek canlılar değiller. Her kedi tıpkı insanlar gibi ayrı karakter özellikleri gösterir. Kimi tırmalar kimi tırmalama tahtasından başka bir yere dokunmaz, kiminin aklı fikri yemekte olur rahat vermez, kimi aldığınız en güzel mamaları dönüp koklamaz bile. Kimi kendine dokundurmaz, kimi tepenizden inmez. O yüzden hiçbir kedi sahibi kediler şöyledir böyledir demez, benimki şöyle böyle der.

Herkes yazmış ama ben de bir kez daha altını çizmiş olayım; Eğer bir süre sonra vazgeçip sokağa bırakacaksanız, emin değilseniz sakın bu işe girişmeyin. Kediler sıkılınca kenara bırakılacak oyuncaklar değiller. 15-20 sene boyunca tüm ihtiyaçlarını karşılamaya hazırsanız alın, değilseniz yol yakınken dönün.
+7
thracia
(17.03.26)
Benim oğlum da 7 yaşında. Aşırı istiyor ben de çok seviyorum ama daha önce sadece kuş beslemişliğim var. 2 aylık bir tekir gördük hamileyken annesini doğum için eve almışlar yavrularını sahiplendiriyorlar. Tüm malzemelerini sipariş ettim girdik bir yola bakalım.
Oğlan da kazık kadar oldu o da gün geliyor kusuyor işiyor o gözle bakıyorum kediye de anne olacağım o da yavru kafasındayım.
+2
cilekli pasta
(17.03.26)
çocuk istiyor diye kedi alınmaz, oyuncak değil bu
+5
zozjotejmnk
(17.03.26)
kısırlaştırılırsa koku bırakma olayı olmuyor. ama tepki işemeleri olabiliyor. bizimki son iki senede iki kere sanırım, koltuğa işedi mesela, neden bilmiyoruz. yıkatmadan da geçmiyor doğal olarak. bi ara çamaşır sepetine toplanmış temiz çamaşırlara işeme huyu çıkardı, iki üç kere de öyle işedi. uzun zamandır bi sıkıntı yaşamıyoruz ama yaşamayacağımız anlamına gelmiyor. psikolojik sebepleri olduğu kadar hastalık (idrar yolu enfeksiyonu, taş vs) sebeplerle de işeyebiliyorlar. hiçbir sıkıntı yaşamama ihtimaliniz de var tabi. bizimkinde ilk 4 sene olmadı mesela böyle bi şey.

tırmalama olayı da değişebiliyor. mesela koltukları tırmalamıyor. nadiren gerinirken vs tırnaklıyor. ama perdeleri yırttı hep. istemeden de olsa tırnağı takılabiliyor. bi tane çalışma sandalyemiz vardı, haşat etti. şimdiki hedefi kızımızın yeni yatak başlığı...

onun dışında en büyük sıkıntısı tüy. robot var. hafta sonu süpürüyoruz ekstra süpürgeyle. hafta içi de bir kere süpürüyorum. ama yine de her yer kıl. perdeler aşırı kıl tutuyor kumaşından ötürü. oynatmaya korkuyorum yani. ha biz ayda bir bile taramıyoruz belki, sık tarasak problem çözülebilir ama enerji lazım buna. iki dk tarayayım olmuyor çünkü detaylı uğraşman lazım.

yani seviyorum filan ama çocuktan sonra pişman oldum biraz açıkçası. hani ilk kedi geldi, sonra çocuk geldi. zaten çalışıyoruz karı koca. temizliğe mi vakit ayıracağız, çocuğa mı, kediye mi...

ha bakım konusunda bi olayı yok tarama harici bence. haftada bi beş dk tırnak kesme, bitti gitti. kumu temizlenecek bir iki günde bir. bir de tatile giderken vs birilerini ayarlamak şart. onun dışında bakım olayı yok yani köpek gibi değil. kendi kendine takılıyo işte hayvan. tek sıkıntı temizlik yükünü arttırması.
+1
elorelia
(17.03.26)
elo'ya ek olarak, mesela bizimki 12.5 yasinda ve simdiye kadar masallah diyeyim hic iseme problemi olmadi ama artik yasindan ötürü eskisi kadar esnek degil. en büyük tuvaleti almamiza ragmen tuvalet icinde rahat dönemeyince haftada bir yanlislikla cisine basip cikabiliyor. bu sebeple kedi mendilleriyle patilerini bu tip kazalar yasaninca hemen silmem gerekiyor. eger ben görene kadar evde gezdiyse yerleri de silmem gerekiyor. ekstra is direkt.

simdiye kadar ne koltugu ne yatagi tirmalamisligi yoktur ama annemlerin kedisi ne perde birakti ne koltuk, bir yilda her seyi hasat etti. artik bir perdeyi ve bir koltugu onun emrine birakmislar, perdeye tirmanip wrecking ball klibi falan cekiyor.
bize gelince, uzun perde kullanmiyoruz cünkü perdenin icine girip yatiyordu, halilari kaldirdik, tüm kiyafetler kurutucuya muhakkak giriyor, yatak örtüsü, yastik kilifi gibi seyler eve alinirken illa "tüy tutmayan kumastan" olsun diye özellikle aranip seciliyor, her sabah ve her aksam günde iki defa süpürge aciyoruz. tüy meselesini bu sekilde kontrol altinda tutabiliyoruz ama ne istedigimiz gibi eve esya alabiliyoruz bu sebeple ne de kedisi olmayan kisiler kadar rahat kullanabiliyoruz.
bence bunlar göz önüne alinmali. kus bile olsa ekstra is demek.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.03.26)
(4)

pasaport / ehliyet harçları ödemesi

klassno
banka kartı ile ödeme yapılmıyormuş artık -ya da benim kullandığımda olmuyormuş. e ben de kredi kartı kullanmıyorum, nasıl yapacağız şimdi? sabah 10'a randevu almıştım, he banka kartı ne de sanal kartla ödeme yaptırmadı. yapı kredi'den sanal ama kredi kartı açılıyor mu?
banka kartı ile ödeme yapılmıyormuş artık -ya da benim kullandığımda olmuyormuş. e ben de kredi kartı kullanmıyorum, nasıl yapacağız şimdi? sabah 10'a randevu almıştım, he banka kartı ne de sanal kartla ödeme yaptırmadı. yapı kredi'den sanal ama kredi kartı açılıyor mu?
0
klassno
(16.03.26)
Yapı kredi app inden ödeyebilirsin.
0
duptıs
(16.03.26)
@duptıs payqr üzerinden deneyince uygun kart yok hatası verdi.

herhalükarda kredi kartı olmadan yapı kredi üzerinden ödenemiyormuş.
0
🌸klassno
(16.03.26)
sanal kredi kartı açılır açılmasına ama bu sanal kart, asıl karta ek kart olarak açılıyor. ödemesi asıl kartın ekstresine yansıyor.

yani halihazırda asıl olabilecek fiziki bir kredi kartı olmalı ki sanal kredi kartı da ona ek kart olabilsin. o yüzden kredi kartı kullanmadığınız için sadece sanal hesap kartı açabiliyorsunuz.

vergi ve harçlar sadece devlet bankalarından ödenebiliyor. herhangi bir devlet bankası (ziraat, halk, vakıf) hesabınız varsa oradan vergi ödemeleri kısmına girip hesaptan nakit ödeyebilirsiniz.
-1
kibritsuyu
(17.03.26)
ziraat hesabı olan tanıdık vs yok mu, ondan da ödeyebilirsiniz. illa sizin hesabınız olması şart değil. muhtemelen sayılan diğer bankalar için de aynısı geçerlidir. ben sadece ziraat için baktım şimdi. manuel olarak tc giriyorsunuz ödeme aşamasında
0
elorelia
(17.03.26)
(13)

bebek sonrası yaşam

kondansator
selamlar, doğum sonrası eşim yaklaşık 1 senedir izinli, yıl sonuna kadar da izin devam edecek. tek başına pek dışarı çıkmıyor, anca gündüz parka bahçeye sağa sola gidiyorlar. hafta sonları beraber çıkıyoruz imkanlar dahilinde. bu süreçte de iş çıkışı direkt eve gitmeye çalışıyorum. hem bebişle zam
selamlar, doğum sonrası eşim yaklaşık 1 senedir izinli, yıl sonuna kadar da izin devam edecek. tek başına pek dışarı çıkmıyor, anca gündüz parka bahçeye sağa sola gidiyorlar. hafta sonları beraber çıkıyoruz imkanlar dahilinde. bu süreçte de iş çıkışı direkt eve gitmeye çalışıyorum. hem bebişle zaman geçirmek hem eşimi yalnız bırakmamak adına. bu döngü nasıl normalleşiyor? örneğin, iş çıkışı spora gitmek ne zaman normaldir? şmdi iş çıkışı plan yapmak da bencilce geliyor, diğer türlü 7/24 eşim hem bebekle yalnız, hem onunla da zaman geçirememiş oluyorum. bu sayede spor falan iptal ettik, göbek de ilerledi orası ayrı da. ya da evde x bir konuda çalışacağım zaman yine bencilce geliyor sanki evdeki telaştan uzaklaşıp kendi dertlerime yoğunlaşıyor muşum gibi. siz bu dönemi nasıl yönettiniz?
+2
kondansator
(13.03.26)
Babanne/annanne gibi birileri etrafta yoksa genelde normallesmiyor. Maddi imkanlar varsa bir sure sonra cocukla oynayacak birileri ayarlanabilir. Esiniz uzun vadede calisacaksa zaten muhtemelen bakici gerekecektir. Benim hayatimda etkisi buyuk oldu, tatil bile cocugu eglendirecek birseyler icermeli ki devam edebilesin, yoksa cocukla sehir yuruyusu falan zor.
+1
mbond
(13.03.26)
eskiye ne zaman dönecek sorusuyla cebelleşirken artık kendi hayatınıza dair "eski günler" inşa etmeye başladınız. bir süre sonra bu üzerine düşündüğünüz şeyler gücünü yitirmeye başlayacak. ara ara damara giden kan gibi, spora gitmek veya arkadaşlarla program yapmak gibi aktiviteler aklınıza gelecek, yapamadığınız için belki üzülecek belki sinirleneceksiniz ama şimdikinden daha hızlı unutacaksınız, diye tahmin ediyorum. en azından benim deneyimim buna benzer olmuştu.

artık bunların üzerine düşünmediğiniz faza girdiğinizde, haftasonu beykoz sahilde (istanbuldaysanız :) güneşli bir günde birlikte gezmenin ne kadar da huzur verici olduğunu damarlarınızda hissedeceksiniz. artık keyif onlarsız düşünülemeyecek. artık siz sadece siz değil, bir aile babası rolünü tamamıyla içselleştirmiş olacaksınız.
+2
birdirbir
(13.03.26)
Eşiniz sürekli bebekle olduğu için suçluluk duyuyorsunuz gibi geldi bana, Yani eşinize kişisel zaman yaratsanız, çocukla siz tek başınıza ilgilenseniz sonrasında sizin kenid kişisel zamanınızı oluşturmanız hem sizin açınızdan hem de eşiniz açısından gayet mantıklı olur gibi geldi bana.
+6
kumandanim
(13.03.26)
eşim maalesef tek başına program yapma tekliflerini red ediyor. çıksın havası değişsin istiyorum ama red ediyor. sadece beraber çıkıyoruz.
0
🌸kondansator
(13.03.26)
5 yaşını geçtik. ne anane ne babane yardımcı oldu. eşimde bende 2 dk oturamıyoruz. ancak çocuk 9.30 10 gibi yatıyor o zaman kendimize zaman kalıyor. onda da genelde öbür güne hazırlıkla geçiyor. er kişisi olarak yarım saat yürüyüp yatıyorum. eşimle ortak bir şey yapmayı unuttuk. kendine zaman ayırma diye bir kelime artık hayatından çıksın. sakın eşine gidipte benim kendime zamanım yokta deme. kadınlar çocuğunun yükünün çoğunu alıyor zaten. aynen bencilce geldiği için iş yerinde kendime döndüm.
+1
mikahakkinen
(13.03.26)
Eşinizin tek başına plan yapmayı reddetmesi ile ilgili mesajınız şu videoyu aklıma getirdi:

www.youtube.com

Belki böyle bir yöntem deneyebilirsiniz?
+1
peki madem
(13.03.26)
Bebeğiniz sağlıkla büyüsün.
İçinde bulunduğunuz durum normalleşmiyor maalesef. Yeni normaliniz bu oluyor.
Yürüme işini bir süre erteleyin. Evde spor yapmaya çalışın.

Siz işe gidiyorsunuz yine bir süre kafanız farklı şeylere yoğunlaşıyor, ama belki wc'ye gitmeye vakti olmayan eşiniz var karşınızda. Şu dönem ne yaparsanız yapın ona batacak zaten, o yüzden spor vs aksiyonlara girmeye gerek yok:)
Çocuk sahibi olmak bu mu, evet direkt bu. Bakacak kimsesi olmayan biz de, siz de, herkes bu yoldan geçiyor. Önemli olan en az kayıpla geçmek.
+3
artci sarsinti
(13.03.26)
Kızım ve oğlum da biraz nefes alsın, çocukla biraz ben ilgileneyim diyen büyükanneler ve büyükbabalar yoksa, asla normalleşme olmuyor.
Böyle bir destek olsa, siz de eşiniz de kendiniz için ayrı plan yapabilirsiniz.
Gerçi çocuk ne kadar büyürse büyüsün hayat eskisi gibi olmuyor, o ayrı konu.
0
pro9it9is9
(13.03.26)
Eşin aynı oranda ne zaman sosyalleşebilirse o zaman normal olur. Muhtemelen uzunca bir süre olmaz.
Zaten şöyle bir hayat olmuyor. İki gün sen çık, iki gün ben çıkayım, kalan günler ailecek vs gibi… olmuyor yani. Hele yardımcı olacak aile büyüğü vs yoksa çok zor.

Sakın gidip de ne zaman spora gideyim ya filan diye sormayın.

Evde tek başına bebek bakmanın ne demek olduğunu hiçbir erkek anlayamaz ya. Hani o tuvalete bile zor gidiyorum hikayeleri gerçek yani. O sebeple bence bir süre bu düşüncelerden ziyade eşiniz ve çocuğunuza odaklanın. Onların hayatını nasıl kolaylaştırırsınız, onu düşünün.

Belki bi daha hiç spora gidemeyeceksiniz, ama çocuğunuz hep sizinle olacak. Artık normaliniz bu.
0
elorelia
(13.03.26)
Mutlu anne-baba mutlu bebek. Kendinize zaman yaratmaya çalışın yoksa stresten birbirinize sararsınız.
0
ekimoloji
(13.03.26)
Öncelikle güle güle sağlıkla büyüsün bebeğiniz. Çok şanslı olduğunuzu unutmayın.
Şu videoyu izlemenizi öneririm :) bana çok iyi geliyor bu hocanın ayarları :) youtu.be
0
duhan
(13.03.26)
çok zor bir dönem. karşılıklı anlayış gerekiyor. şunu unutmayın, annelik, hele hele 7/24 annelik, sizin çalışacağınız tüm işlerden çok daha zor bir iş. bol bol görev paylaşımı yapın. üzerinden bol bol yük alın. bebekle bol bol vakit geçirin. bir daha ele geçiremeyeceğiniz zamanlar bunlar. bebeğe bakmanız gerektiği kadar anneye bakmanız da gerekiyor.

bir de aslında sizin bir çift olduğunuzu da unutmayın. yavaş yavaş bebeği bir kaç saatliğine birine bırakıp, köşedeki kafede bari olsa iki kişi dışarı çıkın.
+1
co2s2
(13.03.26)
bence ilk önce hiç bir zaman önceye /eskiye dönmek diye bir şey yok onu kabullenmek gerekiyormuş bu süreçte bizim öğrendiğimiz bu oldu :) artık yeni bir normal yaratmak gerekiyor , bazen ufak ufak bazen de büyük alanlar açmaya çalışarak, bakıcı yada anneanne/ babaanne yoksa gerçekten çok daha zor. ama bebek anneden biraz daha ayrılır hale gelince mutlaka eşinizle birlikte zaman yaratmaya çalışın önce, çünkü her ne kadar destek olsak da sandığımızdan daha fazlasına ihtiyaçları oluyor. ardından da dönüşümlü olacak şekilde kendinize bireysel alanlar bırakabileceğiniz bir plana geçmeye çalışın- bu arada çocuğun hastalanması, diş çıkarması, atakları falan onlar hep plan bozucu zaten saymıyorum dahi ama yine de kendiniz için ve birbiriniz için bir şeyler yapabileceğiniz hissi veren planlamalarınız olsun, sonrası yapabildiğiniz kadar zaten
0
darthvader
(14.03.26)
(4)

Yenidoğan bebeğin uçağa binmesi

nivoandmira
Bebeğin Kimliği yanlarında olmasa uçağa alınmama gibi bir durum söz konusu mu ? İstenirse Telefondan kimlik ön/arka görseli göstersek sıkıntı yaşayabilir miyiz ? Tecrübeli arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
Bebeğin Kimliği yanlarında olmasa uçağa alınmama gibi bir durum söz konusu mu ? İstenirse Telefondan kimlik ön/arka görseli göstersek sıkıntı yaşayabilir miyiz ? Tecrübeli arkadaşlar yardımcı olursa sevinirim.
0
nivoandmira
(13.03.26)
yenidoğan değil de 4 yaş çocuğun kimliğini unutup iç hat yolculuğunda yaşadığımızı anlatayım. e-devlette aile kaydını göstermemizi istediler gidişte. dönüşte de havaalanındaki polise gitmemizi istediler. ordan doğrulama yapılıp haber verildi ve sisteme işlendi öyle geçebildik.
0
pide
(13.03.26)
Kimlik fotoğraflı olmak zorunda. Onun dışında kimlik yoksa almama ihtimalleri yüksek. Kime denk geleceğini bilemezsiniz ki.
0
elorelia
(13.03.26)
15 yaşına gelmediği sürece bebek/çocuğun fotoğrafı kimliğe basılamaz.
Ek olarak zaten bebeğin Tc si adı soyadı var kimlikte okutup geçin deniliyor. Uçağa binmeden bi personel kıllık yapmak isteyip ille de kimlik görmem lazım diye tutturabilirse dayanağı var mıdır onu merak ediyordum
-3
🌸nivoandmira
(13.03.26)
Yanlış bilgi @nivoandmira, ebeveyn isterse ilk kimliğe bile basılır. Hatta kimlikle gidilebilen ülkelere kimlikle gitmek için kimlikte fotoğraf zorunludur her yaş için. Yurtiçinde böyle bir zorunluluk yok.
Uçağa binerken herkesin kimliğini gösterir geçerli belge ibraz etmesi zorunludur, telefondan resmini göstermek geçerli belge sayılmaz. Bazı hallerde havaalanında yardımcı olunabildiğini biliyorum (uçak kapısında değil) ama detaya hakim değilim her zaman illaki yardımcı olurlar mı yoksa inisiyatif meselesi mi bilmiyorum.
0
mezzosprite
(14.03.26)
(10)

Neden bazı insanlar aşırı sigara kokuyor?

Kahvedesu
Bazıları kül tablası gibi kokuyor gerçekten ya. Sabah yaklaşıyorlar midem kalkıyor. Bazıarı içiyor ama kokmuyor. Kokmayan sigara varsa neden onu içmiyorlar?
Bazıları kül tablası gibi kokuyor gerçekten ya. Sabah yaklaşıyorlar midem kalkıyor. Bazıarı içiyor ama kokmuyor. Kokmayan sigara varsa neden onu içmiyorlar?
0
Kahvedesu
(11.03.26)
çok farklı şeyler olabilir ama temelde sigaralar arasında bile koku farkı var. bazı tütünler çok ağırdır mesela. niye tütün dersen daha ucuz. bir paket sigara 105-110 lira şu an, tütün sarsan bir paketi yarı fiyatına hatta daha ucuza gelebilir. ağır olduğu için genelde daha az içersin bi de. yani en temel sebeplerden biri bu.
0
der meister
(11.03.26)
Karşı dairemde oturan bekar kadının liseli oğlu koridordan geçince 5 dakika asılı kalıyordu kül tablası kokusu.

Ben sadece bazı erkekler öyle kokuyor sanıyordum. Geçen gün otobüste yanımda oturan genç ve hayli bakımlı bir kadının da öyle koktuğunu görünce hayli şaşırdım.

Bir bilene sordum bu nedir diye. Kaçak, sarma tütün içenler kokuyor öyle dedi.
0
Mirket
(11.03.26)
sigara içme sıklığı, duş alma sıklığı, diş fırçalama sıklığı, kıyafet değiştirme sıklığı vs birçok etken olabilir.

sigara içip kokmamaya uğraşan insan da çok tanıdım. sakız, parfüm vs kullanıyolardı baya. çok içen çok kokuyor. içtiğin sigaraya göre bile değişir.
+1
jelly bear
(12.03.26)
kokmayan sigara yok, bazısı daha ağır kokuyor üstte açıklandığı gibi.
kapalı ortamda sigara içilen bir yerde çok fazla vakit geçiriyorsanız da üstünüze siner. üniversitede kalabalık arkadaş grubuyla bir yere oturduğumuzda sigara üstüne sigara yakılırdı. herkes aynı sigarayı da içmiyor. öyle ortamlarda açık hava olsa bile bedenine, kıyafetine siner. parfüm bocalasan üstüne daha rahatsız edici bir koku elde edersin, anlamı olmaz. içmesen bile üstüne siner yani.
0
black holes in the sky
(12.03.26)
genelde sarma sigara içiyorum. her içen bu tütün epey sert diyor.

günde bir paketi aşar.

epey de sigara koktuğumu düşünüyorum.

sarma sigara içmezken camel box içerdim.

o da epey kokar.

yani: çok içen çok kokuyor.
0
rain when i die
(12.03.26)
Kıyafetine sinmiştir. Duş alıyordur, üstünü değiştiriyordur ama dışarı çıkarken sigara kokan montunu giyer. Diye salladım.
0
gabe h coud
(12.03.26)
- kıyafetlerini yeterince havalandırmıyorlar/yıkamıyorlar.
- aşırı sigaralı ortamdalar.
- içmesini bilmiyorlar. tüm dumanı dışarıya salıyorlar. rüzgarın da etkisiyle yine kendi üstlerine geliyor.
0
elektr10
(12.03.26)
toplu taşımada son anda üstüste sigaradan duman çekip apar topar binersen ilk anlarda çok ağır bir koku olur. onlara denk gelmişsindir. bir de kıraathane gibi herkesin sigara içtiği mekanlarda sigara içmeseniz bile bütün giysileriniz hatta saçınız sigara kokar.
0
ground
(12.03.26)
Ben bunu daha çok yaşlılarda görüyorum. Kişisel hijyenin eksikliği ve her türlü kapalı ortamda sigara içmeleri bence bunun sebebi. Ayda yılda bir yıkanıp evde, kahvehanede fosur fosur sigara içiyorlar bütün koku da kıyafete, vücuda siniyor.
-1
sadakatsiz
(12.03.26)
sigara içip de kokmayan tek bir insan tanımıyorum. kokmuyorum diyen kendini kandırıyodur.
+1
elorelia
(12.03.26)
(3)

Sorum ik’cılara

oldz
Çalışma şekli; 5 gün çalışılıp 2 gün izin yapılıyor, diğer hafta 5,5 gün çalışılıp 1,5 gün izin yapılıyor. (Cumartesi 13.30a kadar) (mağaza her hafta cumartesi açık, çalışan kişiler hafta hafta aralarında değişiyor)5,5 gün çalıştığım haftadaki yarım günüm bayram tatiline denk geliyor. Bu durumda son
Çalışma şekli; 5 gün çalışılıp 2 gün izin yapılıyor, diğer hafta 5,5 gün çalışılıp 1,5 gün izin yapılıyor. (Cumartesi 13.30a kadar) (mağaza her hafta cumartesi açık, çalışan kişiler hafta hafta aralarında değişiyor)

5,5 gün çalıştığım haftadaki yarım günüm bayram tatiline denk geliyor. Bu durumda sonraki hafta 5 gün + 2 izin şeklinde mi devam ediyorum?
0
oldz
(11.03.26)
Hafta tatilinin bayrama denk gelmesi bir şey değiştirmez eski düzenden devam edilir.
0
Gradient_tabanlı_mor
(11.03.26)
yani sorun benim izin günümle bayram tatili aynı gün, çakışıyor. o yüzden o izin günümü ekstra kullanacak mıyım diye soruyorsan cevap hayır.
ama senin 5,5 gün çalıştığın haftadan sonraki çalışma şeklin zaten 5 gün olduğu için yine değişen bir şey olmuyor ki.
umarım doğru anlamışımdır.
0
elorelia
(11.03.26)
herhangi bir şey fark etmez. şöyle düşünün, hep 5+2 çalıştığınızı varsayın. bayram haftasonuna denk geldiğinde bir şey değişir mi?
0
co2s2
(11.03.26)
(20)

Neden seyahat ediyorsunuz?

sekizdokuzon
Ben özgür hissetmek için ediyorum. Siz ne için ediyorsunuz?
Ben özgür hissetmek için ediyorum. Siz ne için ediyorsunuz?
-2
sekizdokuzon
(10.03.26)
Özgür hissetmek, keşfetmek
+1
purplee
(10.03.26)
uzaklaşmak için
+3
co2s2
(10.03.26)
Erotik masaj için
(Yurt dışı)
0
HellKeePer
(10.03.26)
en azından özgür hissetmek için gezmiyorum.
-3
Başka
(10.03.26)
çünkü doğru yer ve zaman diye bir şey yok. bu yüzden insan yola düşer,
belki bir şehirde, bir yerde, özel bir ana ve belki de kendine rastlamak için. ama kaybolabilir de...

tabii uçak diye bir şey olmasaydı bu kadar edebiyat kasmazdım :D
0
ermanen
(10.03.26)
Gittiğiniz yerleri nasıl geziyorsunuz? Google maps ten gezilecek yerler listesi yapmak, canınız isteyince dışarı çıkıp çekici gelen yerlerde oturmak, bütün gün bir kafede oturup gelen geçeni izlemek, müze ve tarihsel mekanları gezmek, yerli insanlarla tanışmaya yoğunlaşmak ya da sabah kalkıp akşama kadar gelişigüzel yürümek gibi aktivitelerden hangisi "Ben bu işi bunun için yapıyorum" hissi veriyor ve sizi doyuruyor?
0
🌸sekizdokuzon
(10.03.26)
Iş seyahati ve keyfi seyahat. Yeni yerler gezmek keşfetmek iyi geliyor. Müze, tarihi yerler, plaj, restoranlar için YouTube videolarından, yapay zekâlardan yararlanırım.
0
pembediken
(10.03.26)
kafayi tamamen kapatabiliyorsun. sadece oradasin.
farkli yerler görüyorsun. asya'ya gittim mesela. hayal ettigimin ötesinde farkli bir dünya. asik oldum, bayildim. barda otururken bir adam geliyor telefon ekranini degistiriyor. avrupa'da zaten böyle bir sey olmasi imkansiz ama tr'de de hic olan bir durum degil.

bir macera yasiyorsun gezerken.

harika bir his. daha cok para, daha cok zaman olsa ben hep gezmek isterim.

edit: ben kendi görüsümü paylasiyorum neden eksileniyorum yaw
-2
Purple life
(10.03.26)
Görüşümü tazelemek için
0
love and trust
(10.03.26)
Düşüncelerimi resetlemek için.

Aslında çok üşeniyorum, plan yap, ucuz bilet kolla.. Çoğu yere günübirlik gidiyorum onun için. Bu sebeple daha kargalar bile uyanmadan yollarda oluyorum tüm günden faydalanayım diye. Bazı güzergahlar çok uzun oluyor, o yol git git bitmiyor amaaa varılacak yere son 30dk kalınca tüm o yorgunluk gidiyor. Dönüş yolu nasıl bitiyor anlamıyor insan zaten bayağı yorulunca :)
+1
truf
(10.03.26)
Bir de şehir ya da ülke değiştirdiğinde hayatta kalma içgüdülerin devreye giriyor ve zihnin inanılmaz hızlı, etkili işlemeye başlıyor. Ben o hali de çok seviyorum, canlı hissettiriyor
+1
🌸sekizdokuzon
(10.03.26)
Sonsuz kardeşim resmen kafayı yedi burada. Önce Başka nickiyle gelip yazıyor, sonra yeni nickiyle. edmond h.'yı da devreye sokarsa hattrick yapacak, sonra üçlü çektirecek bize.

Ben canım istediği için geziyorum
Belli bir sebebi yok.
+2
huladancer
(10.03.26)
Burası kafayı yemek için çok uygun bir ortam
0
🌸sekizdokuzon
(10.03.26)
meraktan valla. çok gezdiğim/gezebildiğim söylenemez ama meraktan. keşfetmek ve öğrenmek güzel. farkı deneyimlemek güzel.
0
art cat chocolate
(10.03.26)
Hem yeni bir yer görmeyi seviyorum hem de bir yerle bağ kurduktan sonra aynı yere tekrar gitmeyi seviyorum, hem kendi ortamımdan uzakta hem de güvende hissediyorum böylece.
Bu yüzden çok yer gezmedim çünkü bağ kurduğum yerlere tekrar tekrar gidiyorum.

Kendi programımı kendim yaparım gitmeden elimde görülecek yerler ve yenilecek yemekler listelerim olur.
Çok planlıyımdır güzergahımı ayarlarım nereden başlamalı, nereden sonra nereye gitmeli... Her detayı mutlaka araştırıp not alırım.
(Tur gezisi asla benlik değil hiç yapmadım ama yapmam da bir yere bağlı olmaktan nefret ederim böyle durumlarda.)

Son yıllarda biraz daha plansız gün de bırakmaya başladım, eskiden seyahatin her gününü saati saatine planlarken artık boş gün bırakıyorum o boş günde şehrin insanlarını izleyebileceğim bir yerde oturup kahve içmeyi seviyorum (bunu İstanbul’da da yapmayı seviyorum).
Kulaklığımı takıp bilmediğim yollarda yürümeyi çok seviyorum.
Müzelerini, sergileri gezmeyi seviyorum ama beni daha çok binalar etkiliyor, yapıyı incelerim, manzarasını, duvarını kapısını, penceresini… bu yaşadığım şehir için de böyle sırf Beyoğlu’nun eski binalarını gezebilmek için hiçbir sergiyi kaçırmamaya çalışıyorum.
+2
mutekebbir
(10.03.26)
yeni yerler görmek, yeni kültürler tanımak, hiç ayak basmadığın yerlerde dolaşmak aşırı keyifli. bi de kafanda iş vb düşünce olmadan gezmek baya güzel.
+1
jelly bear
(11.03.26)
turist olma fikrini seviyorum. yerli yabancı farketmez. bir de tüm rotaları, yenilecek yemekleri, gezilecek yerleri vs eşim ayarlıyor. ben sıfır bilgiyle gidiyorum. keşfetmesi daha eğlenceli oluyor.
+1
elorelia
(11.03.26)
Gittiğim yerleri önceden hiç araştırmam plan program yapmam, o keşfetme ve turist gibi değil yerli halk gibi dolaşma hissini seviyorum.
+3
iwasbornonamountainside
(11.03.26)
etmiyorum. cok sikici bir sey gezmek. yoruluyorsun, basina beklenmedik isler geliyor, ordan oraya kosturuyorsun, durduk yere basina is aciyorsun. biraktim o yuzden ben gezmeyi. hele boyle iki haftada 5 tane sehir gezeyim maceralarina hic gelemiyorum artik. iki haftada her gun yol gidip gittigin yerde ikiser gun durarak ne kulturu taniyacaksin allasen.
+1
synesthesia
(11.03.26)
Kendi sınırlarımı genişletmek ve olduğum yerde kalmamak için.
+1
put it in your appropriate place
(11.03.26)
(10)

Bebeğe hiç tatmadığımız şeylerden vermek?

eisberg
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin gelen
Merhaba, bebeğimiz daha 2 yaşında sayılır. Yaban mersini, chia tohumu, keçiboynuzu/badem unu, mango vb. şeyler de veriyoruz. Bunların çoğunu ben bile yeni tanıdım desem yeridir ama çocuğa veriyoruz. Hoş verdiğimiz miktarlar çok az ama yine de emin olamadım bu tip "ailenin (hatta ülkenin) besin geleneklerinde olmayan" şeyleri vermenin sakıncası var mı?
0
eisberg
(10.03.26)
Bu saydıklarınız günümüzdeki pek yabancı değil. Ben çocukluğumda mangoyu en iyi ihtimalle televizyonda görmüşümdür. Şimdi semt pazarında almayanı dövüyorlar neredeyse. Hakeza yaban mersini de öyle. Chia tohumu zincir restoranlarda menülere gireli çok oldu. Ayrıca bence çok iyi bir şey yapıyorsunuz. Bizim eve roka girmezdi mesela. Hala yemez annemler. Dışarıda yemeğin yanında gelince nevrim dönüyor. Nefret ediyorum. Bir de yekpare koymuyolar mı! Hah, çocuğunuz benim gibi olmasın istiyorsanız her şeyden tattırın bence.
+1
auroraaurora
(10.03.26)
Ben de tatlı patatesi oğlanın tadımları sırasında yemiştim ilk kez :) Gelecekten spoiler vereyim nasıl başlarsanız öyle gidiyor. Eşek sıpası eti sadece kuzu seviyor, en sevdiği meyve ejder mervesi, yoğurdunu yaban mersini ile yiyiyor. Anası pudra şekeri serperdi mesela kış günü yaban mersinini mi görmüş.
Sakıncası ona değil de sizin cebe olur olsa olsa.
+1
cilekli pasta
(10.03.26)
sorunuza cevap: bir sakincasi oldugunu zannetmiyorum.
ama bu dönemsel cikan superfood olayi beni asiri irrite ediyor. cocuga her sabah keciboynuzu unundan muffin yapmaz, omletinin icine chia tohumu koymazsan cocuk gerizekali olacakmis gibi bir algi ve baski var. ek beslenmeye gecen cocuklar icin tarif veren kanallardan bu sebeple gercekten nefret ediyorum. abartisiz haliyle hislerimi nefret kelimesi tanimlar. insanlarin %90'i fakirlik sinirindan bir tik üstte yasiyor, asiri görgüsüzlük olmasi da bir yana, sanki herkes bir anthony bourdain yetistiriyor, o bicim tarifler.
cogu cocuk yemek seciyor. simdi secmese yuvaya baslayinca arkadasindan görüp seciyor. adventurous eater cocuk ben hayatim boyunca belki iki tane tanidim, onu da görünce sak diye anliyorsun zaten. marketteki sebzeyi meyveyi yese kafi. kicindaki beze dolduran cocugun refined palate sahibi olmasina gerek yok.
+8
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.03.26)
ülkenin geleneksel ek gıdası çaya şeker atıp ekmek doğramaktı eskiden mesela çok mu iyi :) siz ne yapıyorsanız aynen devam edin, her nesil üzerine bir şey koyarak ilerliyor sonuçta. yani öyle olmalı. ejder meyvesini benim bebe de 7 aylıkken yiyodu hapur hupur :D
yine de keçiboynuzunu fazla kaçırmayın bazı doktorların erken ergenliğe soktuğu görüşü var. hurma özü, keçiboynuzu özü gibi özler yerine direk hurmanın kendisini verebilirsiniz.
+1
rayde
(10.03.26)
Bu işlere başlarken bizim doktor dedi ki siz sofrada ne yiyosanız ona adapte olması önemli. Kahvaltıda avokado yiyorsanız ona da verin, yemiyorsanız ona da gerek yok. Kahvaltıda yeşillik yiyosanız yeşillik kıyın verin gibi. O kadar makul o kadar benlik bir öneri ki harfiyen öyle yapıyorum. Bizim yediğimizden gayrı tuza şekere dikkat ediyorum.
Beslenme ihtiyaçlarının yanında o ailenin bi parçası olarak alışkanlıkları değerleri de şekilleniyor. Çok hoşuma gidiyor bizle birlikte bize benzer bişey olarak büyümesi.
Ha gelecekte müthiş egzotik siksok çekirdeği kahvesi içmeyi tercih eder kendi bilir. Ben düz çayımı içmeye devam ederim muhtemelen.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(10.03.26)
Ya ben sürekli superfood verilen bebeklere üzülüyorum. Reel hayatta karşılığını göremeyecekler. Çocuk büyüyecek ve ne yiyecek? Sen ben ne yiyorsak o. Bence asıl superfood ev yemeğidir. O kültüre topluma ait reel yiyeceklerdir.
Anaokulunda alerji listesinde gojiberry olan çocuk var ya. Sen ne ara yedin de alerjin çıktı.
Ben kızıma evde lor yapmadım, kendim ilik çırpmadım ya da sürekli chia vermedim. Şimdi içli köfte bile yiyen bir 18 aylık kendisi.
+6
wild honey suckle
(10.03.26)
Bana göre sürdürülebilir gelmiyor. Ek gıdaya başladığımızda bulamaç gibi labne avokado vermedim her şeyi kendi haliyle yedirdim şimdi maşallah çok iştahlı bir çocuk olmasa da biz ne yiyorsak onu yiyor.
+1
ekimoloji
(10.03.26)
hiçbir sakıncası yok bence, çeşitlilik iyidir. sadece şeyi yazmaya geldim, keçiboynuzu erken ergenliğe sebep olabilir çok seyrek vermek lazım verilecekse. yaban mersini de çok pestisit tutan yiyeceklerdendi diye hatırlıyorum, karbonatta falan bekletilebilir organik değilse
0
mezzosprite
(10.03.26)
Chia tohumunda protein var diyenlere yumurtadan fazla mı deyin.
Omega 3 var diyenlere "ALA'dan DHA'ya dönüşüm: Genellikle %1'den azdır (bazı kaynaklarda %0.01 - %1 olarak belirtilir)." deyin.

Tırnak içinde yazdığım cümleyi AI'a zorla söylettim. O da baştan bana Chia tohumu güzellemesi yapıyordu. :)

Yani @konuşma +1

Edit: Şimdi de "bitkisel beslenen kişiler için (vejetaryen/vegan) önemli bir kaynak yaratır. Hiç yoktan iyidir, ancak balığın yerini tutmaz" dedi.
Bu yapay zekalarla sohbet için konuya vakıf olmak lazım. Yoksa yanlış bilgi veriyorlar.

"Günlük ihtiyacın 10 katı omega 3" ten "hiç yoktan iyidir"e evrildi gerizekalı.
0
Mirket
(10.03.26)
annemize sorsak avakadonun ne olduğunu bilmez. biz de bilmezdik. ama çocuk olunca ek gıda döneminde millet avakado veriyor. ne mana anlamıyorum. çoğu doktor zaten bunun gereksiz olduğunu söylüyor. siz ne yiyorsanız çocuk da onu yesin. sürdürülebilir değil zaten.
bizimki kreşe başladı mesela. kahvaltıda peynir, zeytin, omlet vs. bizden her gün bir meyve istiyorlar. elma, portakal, armut... yani çocuk ileride bunlarla karşılaşacak.
pankek yapıyorlar mesela sanmıyorum keçiboynuzu unu kullandıklarını.
diğer meyveler kötü mango çok besleyici desek öyle bi durum da yok.
ha sakıncası var mı, yok. ama gerek de yok.
0
elorelia
(11.03.26)
(5)

Paraf Para nasıl kullanılıyor?

psipsipsi
Yakında kullanım süresi bitecek biraz Paraf Param var. İnternette hiçbir sitede, uygulamada ödeme aşamasında bu parayı kullanabileceğim bir ibare çıkmıyor. Nerede geçiyor bu para?
Yakında kullanım süresi bitecek biraz Paraf Param var. İnternette hiçbir sitede, uygulamada ödeme aşamasında bu parayı kullanabileceğim bir ibare çıkmıyor. Nerede geçiyor bu para?
0
psipsipsi
(10.03.26)
migros, opet, şok. kullandım buralarda
0
summerjam0306
(10.03.26)
teşekkürler. peki diyelim ki 100 lira Paraf Paramız var, markette alışveriş 150 lira tuttu, bu durumda eksik kalan kısım nasıl oluyor? kasada "paraf para kullanmak istiyorum" diyip kredi kartı mı uzatıyoruz yoksa telefon uygulaması falan mı lazım?
0
🌸psipsipsi
(10.03.26)
Kredi kartınızı uzattğımda puanları kullanabilir misiniz diye soruyorum, kalanını da karttan çekiyor zaten.
0
kumandanim
(10.03.26)
paraf mobil uygulamasını indirin. profil kısmında program ortakları var. oradan il ilçe sektör bazlı arama yapabiliyorsunuz, ayrıca kampanyalara katılarak daha fazla puan kazanabilirsiniz. kartı takında puanı kullanmak istediğinizi söylersiniz, kalanı da istediğiniz gibi ödersiniz. online olarak kullanamıyorsunuz maalesef.
-1
elorelia
(10.03.26)
A101
0
paudi
(10.03.26)
(17)

Kapsül kahve?

purplee
Herkese merhaba. Filtre ve Türk kahvesi içen birinin kapsül kahve makinesine geçmesi mantıklı mıdır?Tchibo’nun kapsül makine kampanyasını gördüm, deneyen varsa yorumlarını merak ediyorum.++++++Gelen yorumlara istinaden; Türk kahve makinesi ve filtre kahve makinem mevcut. Pratik ve değişik bir seçene
Herkese merhaba.

Filtre ve Türk kahvesi içen birinin kapsül kahve makinesine geçmesi mantıklı mıdır?
Tchibo’nun kapsül makine kampanyasını gördüm, deneyen varsa yorumlarını merak ediyorum.

++++++Gelen yorumlara istinaden; Türk kahve makinesi ve filtre kahve makinem mevcut.
Pratik ve değişik bir seçenek olur diye düşündüm, ek olarak sade Americano içerim dışarda, kahve gurusu değilim.
0
purplee
(10.03.26)
Filtre kahve ve americano içen biri olarak ben hiç sevmedim.
Söylediğiniz markayı denemiştim misafirlikte olduğum evde ve bunu içmektense üşenmeyip türk kahvesi yapmayı tercih ediyordum (türk kahvesi de pek sevmem).
Denemeden almanızı önermem bence herkese göre bir tadı yok.
+1
mutekebbir
(10.03.26)
Filtre kahve seven biri olarak çeşitli markaların kahvelerini denemeyi daha çok seviyorum. Kapsül makine evrenine girince hareket alanın kısıtlı oluyor ne yazık ki ama kötü diyemem. gayet pratik bir olay. tchibo'nun kahveleri de güzel tabii ama dediğim gibi sınırlanmış oluyorsun.
0
elektr10
(10.03.26)
Uzun yıllardır kapsül kahve makinesini tekrar doldurulabilir kapsül ile kullanıyorum. İstediğim kahveyi koyuyorum. Hem pratik, hem hesaplı, hem de lezzetli.
0
auroraaurora
(10.03.26)
Her gun filtre kahve iciyorsaniz, nespresso vertuo alip arada bir usendiginizde ya da aromali ve kaliteli bir kahve icmek istediginizde icebilirsiniz. Cesitli boyutlari var, ister espresso, ister mug boyutu yapabiliyorsunuz. (Kahveler pahali, tanesi 50 tl civari su an)

Ama her gun icerim diyorsaniz tchibo olabilir. Maliyet acisindan fark var. Hem de farkli markanin kahvelerini de yapabiliyorsunuz. Nespresso da kullanamiyorsunuz farkli marka.
0
brkylmz
(10.03.26)
Uzun yıllar çekirdek öğüterek kahve demledim ama son 1 yıldır ağırlıklı kapsül kahve içtiğimi fark ettim. Avantajları ve dezavantajları var;

+Çok pratik, bir dakika içinde kahveniz hazır. Ayrıca temizleme derdi de yok.
+İyi bir filtre kahve için çekirdek öğütmeniz gerek, dolayısıyla filtre kahve makinasına öğütücü parasını da eklemelisiniz. Ama kapsül kahve makinasında buraları pas geçiyorsunuz.
+Sürekli aynı standartta tat. İyi çekirdek bulmak kolay değil, bulduğunuz çekirdeğin her zaman taze olması da garanti değil. Ancak kapsül kahveler her zaman aynı standart tadı verir.

- Kapsüller pahalı, çekirdek öğütme ile kıyaslandığında bardak başı maliyeti çok daha yüksek.
-Çeşitler görece sınırlı. Tchibo yerine Nespresso tercih ederseniz farklı marka ve fiyat seçeneği daha bol. Bu arada yurtdışına gidip geliyorsanız orada kapsüller çok daha ucuz, aklınızda bulunsun.
-Makinalar filtre kahve makinaları ile kıyaslandığında daha pahalı. Hele yok süt köpürtme yok latte yapma zart zurt gibi özellikler eklendiğinde iş saçma yerlere gidiyor. Hiç gerek yok bu arada bu özelliklere. Çok basit ve ucuz bir süt köpürtme aletiyle de aynı sonuçları alırsınız.


-
+2
thracia
(10.03.26)
Türk kahvesi ve filtre kahve seviyorsanız bu cihaz bir kere heves edilip alınıp kenara kaldırılacak bir cihaz olacaktır
0
limonlu eksi
(10.03.26)
Yıllardır Caffisimo kullanıyorum, ikram ettiklerim kokusundan ve tadından direk hangi çekirdek kahve diyorlar, özellikle Barista ve yumuşak içim için Rich aroma caffe crema alıyorum. Hep aynı tadı ve tazeliği yakalayabilmek ve temizlik derdi olmaması açısından bence çok iyi. Dün Migros'ta 1 alana 1 bedava vardı, aslında kahve makinesi o kampanya ile kıyaslayınca bedava değil ama avantajlı yine de bilginiz olsun. Kahve makinesi de normalde 5 bine satılıyor.
0
creepy
(10.03.26)
üstte farklı bilgi verilmiş ama tchibo sadece kendi kapsülleri ile çalışıyor. nespressoda mesela bu kısıtlama yok.

evde şu büyük philips kahve makinesi olan, zift gibi de kahve içmeyi seven eşime nespresso hediye etmiştim iş yerinde kullansın diye. çok sevdiğini, evdeki makineyi aramadığını söylemişti. benim iş yerimde de tchibo var. yani ben pek kahve insanı değilim. içine 10mllik süt kremalarından filan katmam gerekiyor ama seviyorum. yani bence bi yerde deneme imkanınız varsa deneyip öyle alın derim.
0
elorelia
(10.03.26)
ben olsam bi filtre bi de türk kahvesi makinesi alırdım. kapsül kahve çok kaliteli gelmiyor bana.
0
jelly bear
(10.03.26)
mutekebbir +1

bana göre fiyatları çok uçuk. kullanışlılık, fiyat ve tat bakımından düşüneceğim yöntem değil.
kahve işi bana göre biraz da ritüel. her gün filtre kahve yapıyorum. suyu tart, kahve çekirdeğini tart, hemen öğüt ve taze taze demleyip iç.
kahvenin yanında hazırlama süreci de zevk veriyor.
her ay farklı çekirdekler, farklı öğütüm ayarları, farklı filtre kağıtları ve farklı demleme yöntemleri değişik tatlar çıkartıyor.

bence bu noktadan sonra kapsülle geriye gitmek yerine, daha kaliteli öğütücü ile kaliteli çekirdek (hatta kaliteli espresso makineleri ile de devam edilebilir) seviyeyi yükseltmek daha çok keyif verir
0
MtKrt
(10.03.26)
türk kahvesiyle kapsül kahvesi arasında fark var. ben tchibo kapsül kahvesi kullanıyorum. günde 2 adet içiyorum. sürekli içebilcek zamanım ve özgürlüğüm yok. pratikliği iyi. beklentiye bağlı.
0
mikahakkinen
(10.03.26)
siz filtre kahve ve türk kahvesi içiyorsunuz. tchibo'nun kapsüllü makineleri sadece espresso yapıyor. yani sizin ihtiyacınıza kesinlikle cevap vermiyor. americano ile aranız nasıl? espresso ile aranız nasıl? bu cevaplara göre belki alınabilir.

kapsüllü makinelerin artıları temizliklerinin neredeyse olmaması ve size ortalama bir kahveyi standart bir şekilde veriyor olması ancak bu ortalama kahve makinesi aynı zamanda bir eksi. özenip güzel bir çekirdek alıp çok iyi bir kahve yapma şansınız yok. bir de kapsüller gramaj olarak bakıldığında pahalıya geliyor. çekirdekten kahve yapmak çoooook daha ucuza geliyor. evimde iki farklı tchibo kapsüllü makine kullandım, biri hala duruyor. bir de tam otomatik miele'm var. şu anda sıfırdan almam gerekse, kapsüllü makine almam, alırsam da tchibo almam. çünkü kapsül çeşitleri sınırlı. değişik firmalarda nespresso'nun kapsüllerini bulmanız mümkün, Migros'ta Carrefour'da bile var.

benim önerim French press ve Arçelik telve ile devam etmeniz.
-1
co2s2
(10.03.26)
her kapsüllü makina sorusuna benzer şeyleri yazıyorum. tam da sizin gibiydim bende. türk kahvesi makinası, filtre kahve makinası, french press, v60. bi çeşitlilik istiyordum. 2.el nespresso aldım işyerine. 4senedir kullanıyorum. eve de aldım sonrasında yine 2.el. ben seviyorum ya. sevmeyeni de çok. ben de gurme değilim. günde 1tane içiyorum kapsül kahve. bazı kapsüller sert gelebiliyor. su ya da süt köpürtüp ekliyorum. mis. pratik. taze. güzel kahve. benim ihtiyaçlarıma karşılık oldu. tchibo yerine nespresso tavsiye ederim. muadil kapsül çokça bulabiliyorsunuz çünkü. en son kahve dünyasından aldım 100adet, kapsülün tanesi 15liraya denk geldi. çiçek gibi çıktı.
0
dedim ben sana
(10.03.26)
espresso ve sütle yapılan türevlerini (kapuçino, latte, makiyato vb) bir kahvecide denemediysen deniyorsun. Mmm ben bunları evdede içmeliyim diyorsan, kapsüllü bir makina alıyorsun.
0
parka
(10.03.26)
alma. kapsül kahvelerin hepsinin tadı aynı.
-2
buenosdias
(10.03.26)
Nayır sakın alma. Hevesle alıp kenara atarsın.
0
huladancer
(10.03.26)
Konu pratiklikse daha pratik bi' kahve hazırlama yöntemi bilmiyorum ben. Aşırı pratik, Sabahları evden çıkmadan önce 15 dakikanm var. 2 dakikada caffe crema yapıp 10 dk içiyorum, evden çıkıyorum.
0
kumandanim
(11.03.26)
(7)

Çocuğa ekran verip/vermeme konusunda pişmanlık?

mikahakkinen
3 çocuklu aile iftara gittik. Diğer 2 ailenin çocuklarında telefon vardı ve sürekli telefonda oyun oynadılar. Ben çocuğuma telefon ve oyun vermiyorum. Kızım, yaşıtı ve sınıf arkadaşı olan diğer çocukla her türlü oynamaya çalışsa da çocuk oynamak istemedi ve telefonla oynadı. Kızım boş boş etrafa bak
3 çocuklu aile iftara gittik. Diğer 2 ailenin çocuklarında telefon vardı ve sürekli telefonda oyun oynadılar. Ben çocuğuma telefon ve oyun vermiyorum. Kızım, yaşıtı ve sınıf arkadaşı olan diğer çocukla her türlü oynamaya çalışsa da çocuk oynamak istemedi ve telefonla oynadı. Kızım boş boş etrafa bakınca üzülüp telefonuma oyun indirip verdim.

Doğruyu yapmaktan çok kızımın dışlanmaması için yaptığım hareket yanlış mı? Vermemekte diretmelimiydim?
0
mikahakkinen
(09.03.26)
Çevresinin farkında olsun, ortamdan kopmasın, insanlarla iletişim kurabilsin diye ekran vermiyoruz.

Çevresinin farkında olmayan, ortamdan kopmuş, sosyallikten uzak bir çocuk ,sizi bu güzel kararınızdan caydırmış. Çok ironik değil mi?

Yanlış mı anladım ben?
+3
Mirket
(09.03.26)
diğer çocukların aileleri yanlış yapmış. siz mecbur kalmışsınız. ortada oyuncak falan yokken, misafirlikteyken, çocuk boş boş oturup ne yapacaktı? yetişkinlerle mi sohbet edecekti?

hiç vermemek de bir çözüm değil bence. yaşıtlarının telefonla yaptıklarıyla alakalı sohbetlerinden uzak kalmamalı.
+2
art cat chocolate
(09.03.26)
olabildiğince sıfır ekran savunuyorum ben ama "olabildiğince" olması önemli. başka seçenekleri zorladıysam ve yapacak bi şey kalmadıysa veririm ve pişmanlık duymam. bu durumda önce boyama vs çıkarırdım, işe yaramadıysa ilgisi telefona bakan diğer çocuktaysa o çocuğun yanına oturtup ekranına yandan bakmasına izin verirdim. telefonu almaya çalışırsa falan kendi telefonumu verirdim.
vermemeyi denemişsiniz olmamış vermişsiniz pişman olacak bi şey yok. dışarda bi kere verdiniz diye alışacak da değil, o durumun farklı bir durum olduğunun farkındadır, değilse anlatırsınız.
+2
mezzosprite
(09.03.26)
3 yaşına gelmiş, yavaş yavaş ekranla tanışmasına bi mahsur yok bence. ama ne izlediği, ne yaptığı önemli tabi. videodan ziyade basit oyunlara vs alıştırırsanız daha iyi olur. video dünyasına girince kopması zor oluyor.

sadece şu kısma takıldım. ortamda çocuk da olmayabilirdi. o zaman ne yapacaktınız? sanki ekran vermenin vicdan yükünü başkalarına yüklemeye çalışıyor gibisiniz. hiç çocuk olmaması durumunda da sizin çocuk sıkılabilirdi? o zaman plan neydi?

ben de ekran veriyorum bu arada. 3 yaştan önce de ara ara renk eşleştirme vs oynuyordu. yaş*10 dk kuralına bile uyamıyoruz bazen. ama sadece hafta sonu veriyoruz mesela, hafta içi vermiyoruz. o şekilde alıştığı için de bazen soruyor ama ısrar etmiyor. hafta sonu ise uyanır uyanmaz çizgi film diye tutturabiliyor tabi :/ ama kreşe gidiyor, çocuklu ortamlara giriyor, yazın sürekli parktayız. e bu hayatın içinde o kadar da ekran olsun yani.
+2
elorelia
(10.03.26)
gayet doğru yapmışsınız.

çocuğa ortama uyum sağlamayı, yeni şartlara göre alışkanlıklarını değiştirmeyi öğretiyorsunuz. çevresine uyum sağlamayı, yeni çevrelerde kuralları esnetmeyi ve uyumlanmayı gösteriyorsunuz.

bu hayatta çok önemli bir yetenek.
+4
babilfish
(10.03.26)
mis gibi havada park çimen her şey varken hatta plajda bile ekran başından kalkmayan çocukları çok gördüm maalesef. oynamayı sevenler yine oynuyor. aynen devam.
0
princess eugenie
(10.03.26)
yanlis yapmissiniz. cocuklara bir kere izin verdiginizde bunu emsal karar olarak aliyorlar. bunu yabanci bir cocuk gelisim uzmanindan duydugumdan beri aklimdadir. emsal karar olmasini istemedigim birseyi yapmiyorum.
+1
warrior princess
(11.03.26)
(12)

İlköğretim öncesi sorusu

dunyatuhaf
Merhaba, 5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş , ( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi ) Sa
Merhaba,
5.5 yaşındaki çocuk gelecek dönem okula başlayacak. Okuma yazma bilmiyor ama harfleri düzgün bir şekilde yazıyor rakamları da . Kalem tutuşu çok farklı ama elini içe bükerek yazıyor .
Resim fena değil ama aile müdahale ettikten sonra bozulmuş ,
( çok iyi dahi olayı yok tabi görece iyi )

Sanırım tr de okul öncesinde okuma yazma işlerine hiç girilmiyor , ama uk da falan çocuk alıyorsa veriliyormuş .

Sizce ilkokul 1 . Sınıf kitapları alınıp yazın değerlendirilebilir mi ?
(Türkçe matematik hayat bilgisi , MEB)
En fazla aile yapması gerekenleri anlatır yapabildiği kadar yapar , fakat sizce çok yanlış bşr eğitim mi olur ?
Kendi fikrinizi yazabilir misiniz ?
Eğer eğitimci biri varsa fikrini belirtirse sevinirim.
0
dunyatuhaf
(09.03.26)
hiç bilmemesi daha iyi. eğer okula başlamadan okuma yazma öğrenirse en başta avantaj gibi görünen bu konu ömür boyu eğitimini etkileyebiliyor. şöyle ki okuma yazma bildiği için ilk aylarda dikkati çok dağılıyor ve merak içgüdüsü kaybolabiliyor. onun için dersler sıkıcı bir hal alabiliyor. ve bu kalıcı hale gelebiliyor. okul öncesi işletmeciliği yaptık uzun yıllar. harfleri tanımak, rakamları tanımak birden ona veya yirmi otuza kadar saymak gibi faaliyetlerle sınırlıyorduk.
+1
ground
(09.03.26)
bence her şey zamanında güzel. hızlı koşan çabuk yorulur.

kardeşim sınıfında okumayı ilk söken çocuktu. elifbayı da üç günde çok hızlı sökmüştü mesela. ama eğitim hayatı iyi değildi. sıkılgan ve bıkkın bir öğrenciydi. lise son sene çalışmasa açıkta kalıyordu. besyocu oldu o da.
0
Hallegadola
(09.03.26)
ben anaokuluna başladığımda okuma yazma biliyordum. ilkokul 3'e kadar falan hiç ders dinlemedim. hayatım boyunca da hiç ders çalışmadım.
+1
co2s2
(09.03.26)
ben de okula başlamadan önce okuma yazmayı ve 4 işlemi biliyordum. anaokulna falan gitmedim. eğitim hayatına direkt 2. sınıftan başlatıldım seviyem çok ileri diye.

sonuç? bok gibi bir eğitim hayatım oldu. dünyanın en sıradan öğrencisi oldum her zaman. ayrıca bulunduğum tüm ortamlarda hep en küçük yaşlı olmanın gereksiz ezikliğini yaşadım çocuk yaşlarda.

çok da elzem bir şey değil yani. her şey zamanında güzel bence de.
+3
yazar yazmaz yazan yazar
(09.03.26)
benim kız yazı yazmaya başladığı zaman, göktürk yazıtlarını ya da mısır hiyerogliflerini çözmek bana daha kolay geliyordu. ilk sene sonuna kadar yuvarlak harf çizemedi filan. şimdi inci gibi yazıyor.

çok sıkıntı yapmayın / önden öğretmeyin. sınıfta bilmeyenler çoğunlukta olacağı için, onlara konu aktarılırken sıkılabilir ya da bunalabilir okulda.
+1
galahad reloaded
(09.03.26)
ben 1.sınıfta okuma yazma öğrenirken kardeşim de hep yanımda oturduğu için öğrenmişti, çok kötü bi eğitim hayatı vardı hiç ders çalışmazdı. ama tek sebebi bu mu bilmiyorum. illa başka etkenler de olmuştur tabi. bence de öğretmeyin.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
Okuma yazmanın ilkokuldan önce öğretilmesine sıcak bakmazdım. Gittiği okulun el değiştirmesi sebebiyle kızımızı anaokulunun son senesinde (hazırlık sınıfı) okuma yazmayı da öğreten bir anaokuluna verdik. Bence bilinçsiz olarak aldığımız en doğru karardı.

En büyük endişemiz okulda sıkılma ve ders dinlememe ile sınıf arkadaşları arasında sevilmeme ihtimaliydi. Minik isyanlar dışında (Ben yine mi harf yazacağım, biliyorum ama vb.) korktuklarımız başımıza gelmedi. Ömrün boyunca yazacaksın dedik, geçti gitti :)

Bizce en büyük faydası, okumayı yazmayı 3 ay gibi kısa bir sürede öğrenmek zorunda hissetmedi; zaten bildiği için strese girmedi. Evde ödev kavgası daha az oldu, o süreç daha kolay aktı. Bilmenin verdiği özgüvenle okumayı daha da çok sevdi. Şu an 2. sınıfta, yeni bir kitap ver eline hemen okumaya başlar, kitapla yemek masasına gelir. Bitiremediyse okula götürür teneffüste okur vs.

Bir de artık eskisi gibi değil. Eskiden okumayı yazmayı bilen olmazdı sınıflarda; varsa da anne baba evde öğretirdi, kendi öğrenirdi ancak öyle. Okul ararken çoğu ilkokul 1. sınıfta okumayı yazmayı anaokulunda öğrenip gelen öğrenci olduğunu, hatta özel okullarda , okumayı bilenlere ayrı sınıf açtıklarını biliyorum.

Özetle, çocuk hazırsa, alıyorsa bence öğrenebilir.
-4
kaymaktutmayansicaksut
(09.03.26)
konuya başka bir yerden değinmek istiyorum.

okulsuz, ödevsiz, ders çalışmasız son çocukluk yılını rahatça yaşasın. zaten öğreneceği şeyleri birkaç ay önceden öğretmekle uğraşmak yerine, eğlenebileceği aktivitelerle mutlu edilmesi daha güzel olur.
+1
art cat chocolate
(09.03.26)
güncel eğitim formatı hakkında bilginiz var mı? muhtemelen yoktur. harfleri öğrenme sıraları bile farklı şu an. siz bir şeyin temelini atacaksınız ama okulda bambaşka bir şeyle karşılaşacak. bence hiç gerek yok aksine riskli.
-1
elorelia
(09.03.26)
hiç tavsiye etmem ben de okula 5.5 yaşında başladım ve başladığımda yazmayı okumayı biliyormuşum. hayatım boyunca okulu hiç sevmedim hiç başarılı bir öğrenci olamadım. her şey kendi zamanında güzel.
+1
matilda
(09.03.26)
Çocuk zaten ölene kadar çalışacak, boş verin okulda zamanında öğrensin derim.
0
peki madem
(09.03.26)
eğitimciyim, okul öncesinde evde öğretim olayını potansiyel olarak zararlı, zararlı olmasa bile gereksiz görüyorum. kendi çocuğuma renkleri sayıları bile öğretmedim. kalem tutuşuna müdahale etmedim. şu anda bu becerileri kazanması gerekmiyor, gerektiği zaman yaparız. kitap okuyoruz ama doğduğundan beri, onu önemsiyorum. bence ders kitaplarına falan hiç girmeyin, akademik bir şey yapmaya çalışmayın, geleceğe yatırım yapmak istiyorsanız yaşına uygun hikaye kitapları okuyun bolca. emin olun birlikte yaşına uygun kitapları okumanız kendi kendine okumayı öğrenmesinden çok daha önemli şu anda pek çok açıdan.
+2
mezzosprite
(09.03.26)
(18)

Otobüsle mi arabayla mı giderdiniz?

dedeminhirkasi
İşe giderken;Otobüsle gidiş gelişler de 3 er aktarma yapmak gerekiyor ama ulaşıma ücret vermiyorsun.Arabayla tatlı tatlı müziğini açıp gidiyorsun günlük toplam 150 tl yakıyorsun. Hangisini tercih ederdin, neden?
İşe giderken;
Otobüsle gidiş gelişler de 3 er aktarma yapmak gerekiyor ama ulaşıma ücret vermiyorsun.
Arabayla tatlı tatlı müziğini açıp gidiyorsun günlük toplam 150 tl yakıyorsun. Hangisini tercih ederdin, neden?
0
dedeminhirkasi
(06.03.26)
Bu şartlar altında araba Çünkü otobüsün sıkıntısı günlük 150 liradan daha fazla benim için
+1
kisa
(06.03.26)
Bu şartlarda toplu taşımayı tercih etmek için gerçekten farklı ve görülmemiş bir cimri olmak gerekir.
+14
kizil karga
(06.03.26)
araba kullanmak eziyet olmayacaksa (yoğun trafik, kaza yptıracak motosikletler vs.) kıyas kabul etmez, direkt araba. bu senaryoda zaten araba günde en az yarım saat (hatta belki 1 saat) zaman kazandıracak demek. yaptığınız işle saatlik kazancınız 300 tl üzerindeyse (ki arabanız varsa böyle bir geliriniz vardır) toplu taşıma kullanmanın hiç anlamı kalmıyor.
+2
shadowfollower
(06.03.26)
çalıştığım zamanlarda toplu taşıma ile bir tık erken gidiyordum ama o eziyeti 100 kişinin içinde çekmektense bireysel olarak kıçımın üstünde çekmeyi tercih ediyordum.
+2
lazpalle
(06.03.26)
3er aktarma dediğiniz, toplam 4 vasıta mı?

işin içinde evden ilk durağa ya da son duraktan işe yürüme var mı?

arabayla ya da otobüsle toplam süre ne kadar? 150 lira yakacağınıza göre 35-40 dk gidiyor olmanız lazım.

otobüsler sıkışık mı?

arabayla trafik nasıl?
0
co2s2
(06.03.26)
Aktarmalar metro mu otobüs mü vapur mu metrobüs mü? İlk kullanılacak toplu taşımaya uzaklık yürüyeerek ne kadar ?
0
kumandanim
(06.03.26)
Otobüs-metro-otobüs şeklinde
Toplu taşımaya yürüme mesafesi yok. Evin önünde bin iş yerinin de önünde in gibi dusunun
0
🌸dedeminhirkasi
(06.03.26)
bu şartlarda otobüs kullanmam için otobüsün 30 dk arabanın 1.5 saat sürmesi gerekir.
işe gidene kadar yorulursun toplu taşımayla
0
jelly bear
(06.03.26)
Ben araba yerine çoğu zaman toplu taşıma tercih ediyorum. Trafik park yeri ayrı problem, üstüne Türkiye’de araba kullanmıyorum. Kaynak yapmaya çalışan biri olunca savaş veriyorum, araya girmesin diye önümdeki aracın dibine giriyorum, şeridin tam kenarından gitmeye çalışıyorum. Her yolculukta kaynak yapan 2-3 kişi oluyor. Çileden çıkarıyor beni.

Yayaya yol veriyorum arkadaki bana korna basıp baskı yapıyor. Sağıma geçip sollamaya çalışıyor. O sırada yayanın geçişine engel oluyor, boş yere daha çok bekliyorum.

O yüzden Türkiye’de zorunda kalmadıkça araba kullanmam. Sakin sakin müziğimi açıp yoluma bakarken bu örnekler yüzünden sinirlerim çıkıyor, müziği dinleyecek halim kalmıyor.

Eğer gideceğim yolda bu tarz problem yoksa ve park yerim garantiyse kesinlikle araba. Yoksa asla uğraşmam.
0
substituent
(06.03.26)
Bu şartlarda otobüsü tercih etmek için tutkulu bir şekilde otobüs fantezim olması gerekir.
+1
kaptan maydanoz
(06.03.26)
park yeri problemi yoksa her türlü araba.
0
co2s2
(06.03.26)
araba.
Hatta daha iyisi de var, motor. sağanak yağmurlu olmadıkça yaz & kış ne kadar soğuk & sıcak olursa olsun, işe motorla gidip geliyorum. dehşet bir rahatlık.
arabaya bindiğim an trafikte kafayı yiyorum.
0
MtKrt
(06.03.26)
bastan sona ayni toplu tasima araci ile gidilmiyorsa, durakla ev veya ofis arasinda mesafe varsa 150 tl konusu bile edilmeyecek harcanmasi sart bir meblagdir. 3
0
warrior princess
(06.03.26)
Araba.

Ama aylık geliriniz de o kararı vermek için önemli.
Ali Koç veya benim için bu soruyu sorduğunuzda cevap farklı çıkabilir.

Sadece yakıt değil arabanın eskimesi, kaza yapma riski, arıza yapma riski, trafikte yaşayacağınız stres, trafik cezası yeme riski, trafik kavgasına karışma ihtimali ve “geçerken beni de bırak”, “arabayla gelmişken çıkışta şuraya gidip para harcayayım” gibi en başta akla gelmeyen masrafları da hesaba katın.
-1
michael_knight
(06.03.26)
maaşa göre konuşmak gerekmez mi? 40bin kazanıyorsan 6000 tl yakıta verilmez mesela.

@co2s

git gel 150*2 olarak hesaplamışım.
-1
elorelia
(06.03.26)
araba.

itibardan tasarruf olmaz.
0
mikahakkinen
(06.03.26)
@elorelia: 6000 olmaz ki, günlük 150 liradan ayda 3000 lira olur.
+1
co2s2
(06.03.26)
Madem ortak dil kullanılıyor;
Bu şartlar altında otobüsü tercih etmem için otobüsün şoförü olmam lazım.

Arabanın masrafı maddi olarak ciddi etkilemeyecekse, araba. Toplu taşımanın derdi bitmez. 3 vesait kolay bir şey değil. İn onu bekle, bin bunu bekle derken uyanık olduğun saatleri yola vermeye gerek yok.
0
lazor
(07.03.26)
(12)

Parfüme en çok kaç TL verirsiniz?

arbre
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
-4
arbre
(05.03.26)
En son 8788 lira verdim bu ocakta
Parfüm koleksiyonu yapıyorum biraz (çok değil tabi binlerce olanlar var. Ben de 20-25 tane var heralde).
Kafamda max 200 olur herhalde 75-100ml için.
Geçen çok beğendiklerim hep çok pahali :/
Guerlain honey tobacco 335€ malesef.
Parfüm benim için hobi, o yüzden gereksiz görmem.
0
logisticsmanager
(05.03.26)
50 ml’si $350 bir parfüm almıştım. Pahalı olma sebebi artık regülasyonlar sonucu çoğu markette kullanılması yasak olan doğal malzemeleri içeriyor olması. Gerçek civet, misk, ambergris, oud gibi. Normal parfümlerde bu notalar gerçek değil, kimyasal taklitleri.

Ama günlük kullanmak için pahalı. Günlük parfümüm değil. Genelde decant alıp notaları tanımaya çalışıyorum. Onlar bile gidiyor uzun bir süre.
-1
antikadimag
(05.03.26)
Eskiden maaşımın hatırı sayılır bir kısmını parfüm için harcadığım olmuştu. Bugünün şartlarında 5 bine niche bir parfüm alınamıyor zaten. Alırsanız niche için beymen, designer parfümler için sephora’dan başka yerden önermem çünkü çoğu yer sahte satıyor.

Neyseki ben birkaç yıl önce arkadaşımın önerisi ile muadil parfüm satan creamia perfume markasını tanıdım ve orijinallik takıntımın gereksiz olduğunu fark ettim. Varsın şişe farklı olsun, içindeki parfümün orijinalinden farksız olduğunu bilerek istediğim kadar sıkabilmek gibisi yok. Keşke daha fazla çeşit çıkarsalar da onları da kullansam.
0
gradacion
(05.03.26)
250 usd
0
eileengray
(05.03.26)
ne kadar kazandığıma göre değişir, şu an kazandığımla vermem. bu arada o parfümlerin nasıl yapıldığını ve aşağı yukarı maliyetlerini biliyorum. kabaca söylemek gerekirse 250usd vediğiniz parfümün, parfüm olarak maliyeti 25usd'yi geçmez. verdiğiniz bedeller ambalaj ve reklama gidiyor.
-1
late viper
(06.03.26)
Tamamen bütçe meselesi, eskiden öyle bir para veremezdim, şimdi verebiliyorum. Güncel kullandığım parfümün freeshop fiyatı 140eur, Türkiye fiyatı 11k.

Benim psikolojik sınırım 250eur, daha üstünü parfüme vermem.
0
kimlanbu
(06.03.26)
5bin vermem, 4 bin de vermem, psikolojik sınırım 2 bin civarı heralde ama onu da vermem gibime geliyor.
+1
kumandanim
(06.03.26)
5 bin verilir ama üstü zor.
Benim kullandığım 3 bin bütçeme uygun olan sevdiğim koku bu.
Çok beğendiğim parfüm maalesef 50 ml 18 bin, asla vermem.
0
mutekebbir
(06.03.26)
eskiden orjinal parfüm alırdım ama saçma olduğuna kanaat getirdim, çakmacılar birebir aynı kokuyu tutturuyorlar. Orjinaline vereceğim paranın yüzde 25'siyle 3 tane çakma alıp eve, işe, arabaya koyuyorum birer tane, kalıcılığı az olması da umrumda olmuyor bu sayede.

Soruya cevap olarak maks 1000 diyorum.
-1
bobinhoo
(06.03.26)
kaç ml?
30 ml ise vermem.
90 ise verebilirim.
-1
elorelia
(06.03.26)
öncelikle "gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?" ne demek? "parfüme vermek gereksiz, o zaman bu 5 bin'le krem alayım, ona değer" gibi mi? 5 bin'im batıyor ve illa harcayacaksam, parfüme değer bence. çünkü sevdiğim kokuların bende uyandırdığı hisler çok hoş. sevdiğim ağır bir koku var; o sıralar kullanacak bi yerlere gitmiyorsam, bazen gece yatmadan önce sıkıp öyle uyuyorum, çok iyi geliyor.

benim psikolojik sınırım 5 bin lira civarı ama bu paraya iyi parfüm kaldı mı, emin değilim. free shop'ların fiyat olarak bir avantajı kalmadığından beri her geçişte parfüm almayı bıraktım açıkçası. zaten olanlar da min. 2 sene idare eder.
bir kimya mühendisi yakınımız parfüm işine girdi; bilinen parfümlerin kopyalarını yapıp satıyor. onun sayesinde hiç bilmediğim kokuları denemeye başladım. onda denediğim bir kokuyu çok beğendim; dedim bunun orijinalini alayım. Geçen yıl 60'lık orijinali 7 bin küsürdü; çok geldi ama değer dedim. sonra ilk yurtdışına çıkışta gider ve gelirken free shop'ta deneyeyim dedim; orijinal parfümün, mühendisin çakmasının yarısı kadar kalıcı olmadığını görünce almadım. mühendisten devam yani.
0
lil siztah
(06.03.26)
parfüm kadar balon bişey yok.
en iyisine 300 liradan fazla verilmez.

hepsinin yapılışı belli, kokuları ilk 15-20 dk ayrışıyor sonra bazı aromalar daha uçucu olduğu için sadece amber, baharatlı kokular dayanıyor.
zaten 5. dakikada burnun kokuya alıştığı için sen aynı koktuğunu düşünüyorsun.
-3
duyuruuser
(06.03.26)
(3)

VFS Kapıda Vize alan var mı (Fransa)

aguen
merhaba duyuru,vfs sitesinde böyle bir seçenek gördüm de. ekstra ücret istiyor ama sanırım başvuru bulmak daha kolay olur diye düşünüyorum?https://www.vfsglobal.com/visa-at-your-doorstep/Kullanan var mı?Ek olarak şimdi normal vize başvurusu yapsam nisan ortası seyahate yetişir mi sizce?Masraf vs. ön
merhaba duyuru,

vfs sitesinde böyle bir seçenek gördüm de. ekstra ücret istiyor ama sanırım başvuru bulmak daha kolay olur diye düşünüyorum?

www.vfsglobal.com

Kullanan var mı?

Ek olarak şimdi normal vize başvurusu yapsam nisan ortası seyahate yetişir mi sizce?

Masraf vs. önemli değil, başvurudan da kesin onay çıkar eminim sadece yetişsin istiyorum.
0
aguen
(04.03.26)
2025 yılı fransa için 28 nisanda belgeleri teslim etmişiz, 13 mayısta pasaportlar kargoya verilmiş.
0
elorelia
(04.03.26)
Abi olmuyor bu. Ben de denedim annem için ;önce sen kendine randevu buluyorsun sonra evden isteyebiliyorsun.
Kısacası randevu bulamıyorum ekstra para odeyeyim olmuyor.
+1
logisticsmanager
(04.03.26)
@logisticsmanager aynen dediğiniz gibi saçmasapan işmiş arayıp da sordum
0
🌸aguen
(04.03.26)
(14)

özel sağlık sigortası prim ödemesi

kibritsuyu
eşimi çalıştığı işyeri özel sağlık sigortası yaptırıyor. aylık bir miktar ek ödeme yaptığımızda beni ve oğlumu da sigortaya ekletiyor.lakin bu ek ödemeyi kredi kartından taksitli olarak her ay çekiyorlar. peki bunun için ne yapmamız gerekiyormuş? yolladıkları mail order formuna bütün kredi kartı bil
eşimi çalıştığı işyeri özel sağlık sigortası yaptırıyor. aylık bir miktar ek ödeme yaptığımızda beni ve oğlumu da sigortaya ekletiyor.

lakin bu ek ödemeyi kredi kartından taksitli olarak her ay çekiyorlar. peki bunun için ne yapmamız gerekiyormuş? yolladıkları mail order formuna bütün kredi kartı bilgilerimizi, son kullanma tarihi ve cvc koduyla birlikte yazıp mail atacakmışız.

ya diyorum sene 2026 olmuş. bas bas bağırıyorsunuz kimseyle paylaşmayın, telefonda söylemeyin. 200 liralık yemek siparişi verirken telefona kod falan geliyor. banka şifremi 3 ayda bir daha önceki 5 şifremle aynı olmayan sayıyla değiştiriyorum. güvenlik güvenlik diye kıçınızı yırtıyorsunuz. ama ödeme almak için benden kredi kartımın tüm bilgilerini kağıda yazıp mail atmamı mı istiyorsunuz? diyor ki sistemimiz böyle.

acenteniz yok mu diyorum, gideyim, pos cihazından taksitle çeksin? yokmuş. ya bir insan evladı da mı yok, mail order yapıyorsa bile alsın kartımı sisteme girsin? o da yok. ne o? 2026 yılında kağıda yazıp mail atacağım. kimin göreceği, nerelere gideceği belli olmadan gezip dolaşacak. yoksa sigorta yaptıramıyoruz.

evet soruyorum 2026 yılında bunun daha güvenli yolu yok mu? adamlar ısrar ediyorsa bunu şikayet edebileceğim üst merci neresidir?

edit: sanal kart oluşturup onun numarasını vermek, ek kart çıkarttırıp onun numarasını yazmak gibi yöntemler olduğunu biliyorum. ama sorum o değil. güvenlik güvenlik diye kıçlarını yırttıkları sistemde hala böyle ilkel bir tahsilat yöntemi kullanılıyor olması, bu yüzden benim ek kart, sanal kart vs çare aramak zorunda kalmam normal mi?

bana "şifrenizi 3 ayda bir daha önce kullandığın 5 şifreden farklı bir sayıyla değiştirmek zorundasın", "alışverişinde 3d secure kullanmak zorunludur" diyen, güvenlik güvenlik diye benim burnumdan getiren sistem, koskoca sigorta şirketine "tahsilatını yapmak için pos cihazından şifreli işlem yaptırmak zorundasın", "128 bit bilmemneyle şifrelenmiş sistem ile kart çekimi yapmak zorundasın" diyemiyor mu?
-2
kibritsuyu
(04.03.26)
limitli sanal kart açıp onun bilgilerini vermekten başka çözüm gelmedi aklıma.
ben ve kızım da aynı şekilde tssliyiz. eşimin maaşından kesiliyor mesela. kredi kartıyla vs bi alakaları yok.
0
elorelia
(04.03.26)
Şikayet et kkvk ya görelim sonucu.
0
anon1m
(04.03.26)
Senden bunu isteyen muhtemelen eşinin çalıştığı yerin muhattap olduğu acenta, genel merkezlerini aramayı denedin mi?

Eğer şirkette bu haktan fayadalanacak eş sayısı çoksa birleşip eşinin şirketine taşıyabilirsiniz konuyu, onlar görüşür çözerle.

Eğer eş üzerinden ciddi maddi avantaj sağlıyorsa hiç uğraşmam sanalkart bilgilerimi verir geçerim, zaten bütün bilgilerimiz var kasmıyorum o kadar
+1
ebeş
(04.03.26)
tamam ben aklı çalışan, teknoloji kullanmayı bilen, ödeme için güvenli yok oluşturmayı başarabilen bir adamım.

ama tekrar okuyalım ne dedim? "ödeme için güvenli yol oluşturmak". ödeme için güvenli yol oluşturmak benim görevim mi? olması gereken tahsil edecek kişinin "tahsilat için güvenli seçenek sunması" değil midir? kredi kartım var diye internet bankacılığı da kullanmak zorunda mıyım? kullanmayı bilmiyor olamaz mıyım? yaşlı, engelli, veya dümdüz salak olamaz mıyım? güvenli tahsilat yolunu bana parayı alacak olanın sunması gerekmiyor mu?
0
🌸kibritsuyu
(04.03.26)
sigorta sektörü için yapılan, tckn/vkn ve kartın ilk 8 son 4 hanesi ile ödeme alma imkanı var ama sahada kullanıldığını hiç görmedim.
+1
inheritance
(04.03.26)
@inheritance'nın bahsettiği yöntemle sanal kart kullanarak "sencard acıdabem sigorta" da ki iki adet poliçeyi bu ay yeniledim.
Senin durumunda olsam genel merkeze bu durumu sorardım, buna benzer bir altyapıları var mı yok mu yoksa acente uğraşmak mı istemiyor belli olur.
0
sealth
(04.03.26)
mail orderdan bu kadar korkmayın sürekli yaptığımız bir şey. ayrıca kredi kartında fiziksel çekilmeyen her işleme itiraz edildiğinde anında işlem iptal edilir ve geri ödeme yapılır. yani bankalar bu konuda kullanıcıyı fazlasıyla koruyor. o yüzden imzalı form olmadan kimse sizin karttan bir şey çekmez.
0
gercekdunya
(04.03.26)
sanal kart +1
evet mail order hala kullanılıyor çokça sigorta işlemlerimi bende aynen bu şekilde yapıyorum senelerdir.

katılmadığım kısım; şüpheli işlemde öyle hemen çekilen tutar geri alınmıyor 500 tl için ben 3 ay uğraştım en sonunda kartı kapttımda geri verdiler.
0
eja
(04.03.26)
mail order'dan korkmuyorum. kredi kartı bilgilerimi kağıda yazıp tanımadığım birine mail atmaktan çekiniyorum. "telefonda hiçbir bilginizi sormayız, kesinlikle kart bilgilerinizi telefonda kimseye vermeyin", "kendini polis savcı olarak tanıtan kişilere kart numaranızı vermeyin" diye içişleri bakanlığı'ndan mesaj alıp da allahın sigortacı personeline kart numaramı yazıp göndermemin mantığını anlamaya çalışıyorum. savcıyım diyene güvenme, sigortacıyım diyene güven.

tek sigorta işlemim bu değil, trafik sigortam var, kaskom var, dask var. sigortacıma gidiyorum, kartımı veriyorum, 10 taksit yapıyorum diyor, yap diyorum. kart numaramı bilgisayarına giriyor, telefonuma şifre geliyor, onaylıyorum, kartımı geri veriyor. kağıt yok, kürek yok, mail yok, yaptığı işlem telefonuma gelen şifre ile onaylanıyor, kendi bilgisayarında numaramı saklamış olsa bile şifresiz işlem yapamaz.

ama ben tanımadığım adama kart numaramı niye yazıp gönderiyorum ya. ona güveneyim, o mailin geçtiği yol ne olacak? ne kadar güvenli bir yoldan gidiyor ki? ona da güvenmiyorum, adamın bilgi işlemi de okuyacak o maili. ne bileyim aradaki mail server'ındaki adam da okuyacak, servis sağlayıcının server'ı neyle şifreleniyor bilmiyorum ki.
0
🌸kibritsuyu
(04.03.26)
Soru soranın muradı ile verilen cevaplar çok mu uyumsuz, bana mı öyle geldi?

Uygulanmayan kurallar kargaşasında bir sigorta şirketi kafasına göre takılmış. Başka bir şirkete geçme olanağınız da olmadığına göre sineye çekeceksiniz gibi duruyor.

Uğraşılmaz bunlarla.

Pek kullanmadığın bir bankadan bir sanal kart üret ver bunlara. Sadece çekececekleri günde limit yükle olsun bitsin.
+1
Mirket
(04.03.26)
evet işte bende diyorum ki kullanıcıdan mail order formunu aldık. onu bizim satıcı görüyor. danışma görüyor. ofis boy görüyor. muhasebe görüyor ve en son finans görüp işlemi yapıyor. yani o numaranın elden ele dolaşmasından hiç bir sakınca yok. banka seni fazlasıyla koruyor. işlem itirazınız olduğu anda o işlemi iptal ederler. ve o işlemi yapan firmadan işlemin doğru olduğuna dair ispat isterler.

bunun çok reklamını yapmıyorlar çünkü alış veriş yapıp yapıp hatta restoranda yemek yiyip ödeme yapan sonra işlem itirazı ile iptal ettiren çok kişi var. biliyorsunuz ki biz ahlaksız bir toplumuz. şifreli işlemler aslında kullanıcıyı değil işyerini koruyor anlayacağınız.

bu yüzden o elinizdeki kredi kartı numarası bir sır değil. öyle yada böyle korumanız gerekmiyor. yukarda bir arkadaşın da dediği gibi avrupada bu tarz form ile ödeme yapmak çok yaygın.
+1
gercekdunya
(04.03.26)
Tüm sigorta acenteleri böyle çalışıyor bildiğim kadarıyla.
Tamam haklısınız ama eşinizi, eşinizin şirketiyle ilişkisini, şirketin acentesi ile ilişkisini bozacak hareketler yapmayın.
+2
michael_knight
(04.03.26)
bu konuda yüzde bir milyor haklısın. mail order formu bilmem ne diye diye acentelerin ellerinde trilyon tane kredi kartı bilgisi oluyor. ıvır zıvır sigortalarımı yaptırdığım acentedeki arkadaşla WhatsApp yazışmama bakmıştım bir kaç sene önce, bir dolu kredi kartı resmi göndermişim.

bunun yerine online bir mail order formu oluştururlar, kredi kartı bilgilerini o sayfada girersin. kimse görmemiş olur.

ya da doğrudan online bir ödeme sayfası olur.
+1
co2s2
(04.03.26)
benim sigortacı da iki yıl önceye kadar böyle çalışıyordu; mail yoluyla sanal kartımın tüm bilgilerini yolluyordum mecbur. iki yıldır telefonla tuşlama ile yapıyoruz; bu bilgiler gerektiğinde aktarıyor; ben tuşluyorum, sonra tekrar ona dönüyor arama. daha güvenli yolu bu. ancak anlaşılan sizin firma biraz geride kalmış.
0
lil siztah
(04.03.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.