Giriş
(12)

tanışma işleri hk.

ercu cozer
bir arkadaşım daha doğrusu büyüğüm (x) bir iş arkadaşının (y) firmasında bir hanımefendi gördüğünü ve bana yakıştırdığını ,düşünmemi söyledi(ama kız hakkında detaylı bilgisi yok). ben de bunun üzerine araştırdım kızın görselini gördüm(Stalk yaparak) daha sonra tamam bir tanışalım ,dedim. bunlar da d
bir arkadaşım daha doğrusu büyüğüm (x) bir iş arkadaşının (y) firmasında bir hanımefendi gördüğünü ve bana yakıştırdığını ,düşünmemi söyledi(ama kız hakkında detaylı bilgisi yok). ben de bunun üzerine araştırdım kızın görselini gördüm(Stalk yaparak) daha sonra tamam bir tanışalım ,dedim.
bunlar da dediler ki işte bir gün y ile hanımefendi x'i ziyarete geldiğinde seni ararız sen de gelirsin bir bahane ile kız seni de görür ondan sonra kıza durumu açarız fikrini sorarız vs.
ama işte bunu denk getirmek zor , zaman alacak. hangi bahane ile olacak vs baya yorucu.
bir de kız bekar ama sevgilisi var mı yok mu kriterleri neler bunları bilmeden kürek çekmeyelim ,başka şekilde olsun kimse yorulmasın dedim.

nasıl diyecekseniz, y yani hanımefendiyi tanıyan kişi kıza sorsun sevgilisi var mı yok mu yoksa yeni biri ile tanışmaya sıcak bakıyor mu ? eğer bunlara sıcak bakıyorsa işte benden bahsetsin zaten bu sadece tanışma aşaması o yüzden kız da olur bir tanışabiliriz derse, ben numarasını alır mesaj atarım(veya insta) ,hemen görmek isterse başkası aracılığı ile görselimi görmesindense ben atarım, oradan konuşuruz . istemeyen iletişimi kolayca keser zaten bir şey uymazsa. yok bir oluru var gibi olursa zaten işte iş yerlerimiz çok yakın isterse bir kahve içeriz hem o beni görür hem ben onu ona göre hareket ederiz dedim.
mantıklı değil mi?
(e 32 ,k 28)
-2
ercu cozer
(07.06.26)
bu kadar uğraşılacağına direkt insta'dan mesaj at, iş ortamından muhabbeti aç, kahve içelim de, bitti...
0
malheiros
(07.06.26)
abicim kız beni bizzat tanımıyor, ben onu bizzat tanımıyorum. bazı kızlar zaten tanımadıkları hesapları kabul etmezler isteğini. bekar ama belki sevgilisi var. aynı sektördeyiz belki ileride yüz yüze bakarız bunları bilmeden rızasını almadan niye o topa gireyim.
0
🌸ercu cozer
(07.06.26)
Tanıdık bir ortamda karşılaşıp konuşmadan "Seni bana yakıştırmışlar" deyip Instagram'dan yürümen hiçbir şey ifade etmez. Güvenli ortamında seni ve enerjini görmesi lazım kadının.
0
sekizdokuzon
(07.06.26)
Blind date basin.
0
baldur2
(07.06.26)
Bir büyüğünüz sana o teklifle gelmişse emin ol kıza da o teklifle gitmiştir.
Muhtemelen kız 'Haberim yokmuş gibi' oynamak istemiş.
Onların söylediği yoldan yürü bence.
0
Mirket
(08.06.26)
yok bu abimiz patron , başka bir yeri iş ziyaretinde görüp aa bu ercü'ye uygun yakışırlar diye düşünüp bir gün sohbet arasında bana söyledi spontane gelişti oradaki kızı tanıyıp konuşması imkansız. sonra ben kızı araştırıp ok diyince zaten oradaki patronu arayıp kızı sordu kimdir değildir diye öğrendi.
0
🌸ercu cozer
(08.06.26)
Onlara uy,ortam gelişince de gerekli aksiyonu alırsın, hazırlıklı olmaya çalış,absürt bişeyler olmasın,gerisi zaten yolunu bulur.
Öyle hayırlı insanlar keşke beni de bulsa ya.evde kaldık :)
0
denizciman
(23 saat)
k'nın ne zaman ziyarete geleceğini bilirsen sorunun büyük oranda çözülecek.
en makul senaryoda x ve y toplantı ayarlaması ve y'nin k'yı yanlarında x'in şirketine getirmesi gerekir.
x'e ne zaman ayarlayabilirsiniz diye sorarsan ortalama bir tarih alabilirsin.
0
duyuruuser
(20 saat)
kıymetli arkadaşlar; x ve y 45-50 yaşlarında patron insanlar. y hadi bir bahane buldu kızı yanına aldı ziyaret için x yerinde olacak mı?
ikinci sorun kız müsait olacak mı üçüncü sorun ben o an aradıklarında yetişebilecek miyim?
bu adamları denk getirmek başlı başına olay zaten.çok zaman alır.
ayrıca kızı gördüm sonra öğrendik ki sevgilisi var, tüm çaba boşa gidecek.
direkt kıza benden bahsedip o da isterse numaralaşıp iletişime geçmek daha iyi değil mi ondan sonra olsbilir derse kahve içer tanışırız , yok derse kapanır gider zaten.daha basit gibi.buluştuktan sonra da beğenmezse beğenmez vedalaşırız zaten, belki ben beğenmem.
0
🌸ercu cozer
(18 saat)
işte kıza bahsedip konuşacaklar diyorum zaten kız okey derse ben gireceğim devreye.
0
🌸ercu cozer
(14 saat)
Bence de kızın yeni birisi ile tanışmaya açık olup olmadığını öğrenmeden bu kadar meşakkatli işlere girmemek en mantıklısı.
0
peki madem
(13 saat)
basit bir soru sormuşum onu bile eksilemişler:)
0
🌸ercu cozer
(10 saat)
(5)

site yönetim kararına itiraz

jepa
site yönetimi şöyle bir karar almış.. her dairenin sadece 1 arabası siteye girecek şekilde plaka tanımlaması yapılan bir kamera sistemi kurulmuş. örneğin aracınız bozuldu diğer aracınızla girmek istediğinizde sorun çıkarıyorlar veya ambulans geldi diyelim eskiden uzaktan kumanda ile açıp girebiliyor
site yönetimi şöyle bir karar almış.. her dairenin sadece 1 arabası siteye girecek şekilde plaka tanımlaması yapılan bir kamera sistemi kurulmuş. örneğin aracınız bozuldu diğer aracınızla girmek istediğinizde sorun çıkarıyorlar veya ambulans geldi diyelim eskiden uzaktan kumanda ile açıp girebiliyordu şu an kapıcı veya yöneticiyi arayıp girebiliyor.

sırf yönetim kurulunda böyle bir karar alındı diye bu tarz bir uygulama hukuki midir? site sakininin arabasını içeri almama gibi bir uygulama olabilir mi?
-1
jepa
(07.06.26)
Site yönetim planı ve karar defterlerini okumak lazım tek tek.
0
Mirket
(07.06.26)
Kararın neresine itiraz ediyorsunuz?
+1
en bi orijinal
(07.06.26)
@en bi orjinal herkese ait bir adet kapalı otopark var.. ama site içerisinde açık alanda da çok sayıda yer mevcut. üstelik yönetici ve bazı arkadaşları kapalı garajlarını başka amaçlarla kullanıp araçlarını garaj önüne ve sitenin çeşitli yerlerine park etmeye devam ediyor. 20 yıldır bu şekilde herkes bir sorun yaşamadan kullanıyordu.. sanırım kamera sisteminden bir komisyon aldı ki böyle bir uygulamaya gidildi. itirazım buna.
0
🌸jepa
(07.06.26)
sistem artık kurulmuş geri döndürmek zor.
kurulurken nasıl çalışacağı size bilgi verildi mi?
3 araca kadar tanımlama yapılır 1 araç içerideyken diğerleri giremez gibi bir şey olmalıydı.
0
duyuruuser
(20 saat)
Toplantı yapılıyor ara ara, onlara katılıyor musunuz? muhtemelen orada karar alınmıştır. şimdi de itiraz etseniz, toplantıya gelseydiniz denecektir.
0
PoscheN
(19 saat)
(11)

Akıllı saat kullanıyor musunuz?

artıküyeolmakistiyorum
Ben kullanıyorum ama çok dandik. Artık güzel bir saat alayım dedim ve hala bu aletlerin bu kadar pahalı olmasına şaşırıyorum.İPhone 17 kullanıyorum ve en düşük seri Se 3 alsam hiçbir özelliği yokmuş. Neredeyse hiçbir özelliği. Se 11 güzel ama o da 20 kağat. O paraya telefon satıyorlar. Huawei modell
Ben kullanıyorum ama çok dandik. Artık güzel bir saat alayım dedim ve hala bu aletlerin bu kadar pahalı olmasına şaşırıyorum.

İPhone 17 kullanıyorum ve en düşük seri Se 3 alsam hiçbir özelliği yokmuş. Neredeyse hiçbir özelliği.
Se 11 güzel ama o da 20 kağat. O paraya telefon satıyorlar.

Huawei modellerine baktım hiç içime sinmedi. Samsung da Apple gibi şarjı az gidiyormuş.

Siz ne kullanıyorsunuz?
Memnun musunuz?

Bir de her gün şarja takma olayı çok sıkıntı değil mi?
-1
artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Apple Watch 10 kullanıcısıyım, çıkardığımda yokluğunu anında hissediyorum. En çok kullandığım özellikleri sağlık, antrenman ve uyku takipleri. Bildirimler ve cevaplama durumları da bonus oluyor. Güzel alet bence, SE serisini tavsiye etmiyorum pek
0
suicmeyenadam
(07.06.26)
Saatten bildirim okuma, telefonla konuşma gibi bir beklentim yok bu arada.
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
se 3ün nesi kötü ben anlamadım hangi özellik yok mesela sana lazım olan ekg falan mı?
apple watch bence alma. her gün şarj etmek kötü. saatin uyku takibi özelliği var mesela ama şarjı bittiği için uyurken takamıcaksın ya da şark döngüsünü ona göre düzenleyeceksin.
huawei kullanıyorum ben şarjı 2 hafta gidiyor. daha çok sporda kullanıyorum. arada adımlarıma nabzıma vs bakarım. onun harici telefonum full sessizde saat titriyor o açıdan iyi.
+1
jelly bear
(07.06.26)
Boş paketmiş işte ağa ve söylediğin gibi şarj işi çok sıkıntı. İş seyahatine çıksan bir de saatin şarjını dert edeceksin
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Bir gün arıza yapar, kullanamaz olursam, sorunu çözene ya da yenisini alana kadar kendimi çok çaresiz hissedeceğim tek alet.
Mesaj, bildirim okuma, arayanı görme, uyku takibi, sağlık, alarmlar, hatırlatıcılar, düşme takibi nedeniyle kendimi güvende hissetme, egzersiz, nabız takibi,
aklıma gelenler bunlar, makarnayı suya koyunca Siriye süre tutturmak zevkli oluyor.
Alıştım, her akşam belirli bi saatte şarja takıyorum. Hiç şarj sorunu yaşamadım yıllardır.

Edit: Seri 6. Ekg çekiyor.
+2
Mirket
(07.06.26)
Sizdeki hangi model hocam? Şarj sorun olmuyor mu?
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Mirket +1

Amacınız telefon yakınınızda değilken gelen çağrıyı veya mesajı görmek ya da yanitlamaksa Huawei bu işin piri konumunda bence.
şarj süresi normal kullanımda 10 gün gitmekte.



Çağrı cevaplama ve mesajları okuyabilirsin.

Inceleme videolarını bakmani tavsiye ederim. Oldukça uygun modelleri olmakla birlikte şık modelleri var.
0
kaiserr76
(07.06.26)
Gunde kac adim attigim umrumda degil.

Enfes bir seiko saatim var baktikca orgazm oluyorum.
-3
baldur2
(07.06.26)
huawei watch 4 pro kullanıyorum.
-2 cihaz tek numarayı destekliyor. bu önemli. yürüyüşe çıkarken telefon almıyorum yanıma ve isteyen ulaşıyor.
-nfc var. çoğu yerde saatten temasssız ödeme yapıyorum
-şarj 7 gün gidiyor. ben duşa girerken takıyorum saati şarja. daha bittiğine denk gelmedim.

tabi bunlar benim en sevdiğim özelliklerim sağlık tarafında 10larda özelliği var.

www.akakce.com
0
renegade
(08.06.26)
Apple Watch 9 kullanıyorum. Spor aktivitesi ve harcanan kaloriyi söylesin başka beklentim yok. Eşim Garmin kullanıyor şarjı çok uzun gidiyor.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(23 saat)
hem özelliklerini kullanmayacağım diyorsun hem de "boş paket" diye almak istemiyorsun "dolu paket"lere pahalı diyorsun.

mi band 10 pro alabilirsin 20 gün şarjı gidiyor, uygun fiyatlı ve modelin en dolu paketi.
+1
duyuruuser
(20 saat)
(19)

aracın trafikten men edilmesi

kibritsuyu
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil."şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.aracın ne kabahati va
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.

bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil.

"şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.

aracın ne kabahati var ki? alkollü yakalanan sürücüye ceza kes, ehliyetini de al, bunlar tamam. aracın kabahati ne? arabayı bıraksanız da başkası kullansa olmuyor mu?

hayatımda alkollü direksiyon başına geçmedim, park cezası dışında ceza yemişliğim de yok. başıma geldiği için değil, sırf merakımdan soruyorum.
-2
kibritsuyu
(04.06.26)
Ceza dediğimiz şey, suçlunun canını acıtmak değil mi?
Bilmiyordum öyle bir ceza olduğunu. Hoşuma gitti. Caydırıcılığı yüksek.
+2
Mirket
(05.06.26)
olay daha çok aracın alıkonulması olarak algılıyorum ben. yani sen desen ki bu aracı başkası kullanabilir, araca el koymuyoruz gelsin alsın diye... o ehliyetine el konan kişi o aracı yine kullanır. her gün çevirmeye girmiyor sonuçta, her gün ehliyet sorulmuyor. araç elindeyse kullanabilir.
+6
konetsu
(05.06.26)
çevirmeyi yapanlara da bağlı olarak, o sırada limitin altında çıkmayan kimse yoksa arabada birilerini çağırıp arabayı bağlatmadan devam edebiliyorsunuz yola. Polis çevirme noktasında beklemeni istemezse çekiciyi hemen çağırıyor
0
klassno
(05.06.26)
suçlunun canını acıtalım. yüksek para cezası keselim, suçluya ait ehliyete el koyup araç kullanma yetkisini elinden alalım.

soru da bu zaten, arabanın suçu ne? arabayı cezalandırdığın zaman hiç suçu olmayan, konuyla alakası bile olmayan, o arabayı kullanabilecek başka bir aile ferdini de cezalandırmış oluyorsun. alkollünün ehliyetini aldın zaten o kullanamaz. başkası niye kullanamasın?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Alkollüye arabasını verenin, kullandıranın da canı yanıyor böylece.
Babasının ya da şirketin arabasıyla aleme akan kişi, alkol almama konusunda daha büyük baskı hissetmez mi?
+3
Mirket
(05.06.26)
iyi de suçun şahsiliği diye bir şey var.

düşün mesela adam ailesiyle oturduğu evin bir odasında illegal madde üretiyor.

polis gelsin, adamı götürsün tamam, mahkeme tutuklasın, para cezası versin tamam. ama ailesini de sokağa atıp eve el koysa, "burada imal etti, evini kullandıranın da canı yansın" dese olur mu?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Yeterince izah edilmiş ama idrak etmemek için direniyorsun. Verdiğin örnek de alakasız.
+1
kullaniciadimvar
(05.06.26)
yeterince izah edilmemiş, verdiğim örnek de bire bir aynısı. ortada suç var, suçlu var, suçla alakası olmayan kişiler var ve içinde suç işlenmiş bir mekan var. daha nasıl alakalı olabilir?

idrak ediyorum ama ikna olmuyorum. demek ki ikna edebilmek için daha mantıklı argümanlara ihtiyacınız var.

varsa söyleyin, yoksa "anlatılmış ama anlamıyon" diye salak muamelesi yapmanın alemi yok.

hadi sizin güzel hatırınız için ruhsat sahibi başkası ise ona da ceza verelim, arabasını sarhoşa verdi diye.

hala ikna olmuyorum. ARABANIN, o içinde motor ve koltuklar olan tekerlekli teneke parçasının suçu ne?

"canını yakmak için malına el koymak", "baskı hissettirmek için alakasız kişileri de mağdur etmek" şeklinde bir cezanın mantığı nedir?

direksiyon başında telefonla konuşurken yakalanan adamın da telefonunu alalım. hatta herhangi bir trafik cezası yiyen adamın malına mülküne de çökelim, böylece bunun korkusuyla baskı hissetsin.

böyle ceza mı olur?
-1
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
doğru mesela evde o arabayı iki kişi kullanıyorsa fena bi durum. Ama devlet insanların ehliyetsiz de o arabayı kullanacağını öyle kanıksamış ki arabaya el koyuyor demek ki.

youtu.be
Burada anlatılan Almanlar gibi olmadıkça bu böyle devam eder. :D
+2
nhk ni youkosu
(05.06.26)
Merak ettim, biraz baktım, anladığım kadarıyla ikinci kez alkollü araç kullanırken yakalanmak ya da aracın sigortasız olması gibi durumlarda araca da ceza geliyor. İlk kez ceza yazıldığında araç trafikten men edilmiyor.

Bizim başımıza daha saçması geldi. Eşime alkollü araç kullanmaktan ceza yazıldı. (Limit altında olduğuna emindi, hastaneye gidip kan verdi, itiraz davası açtı, ceza iptal edildi. Bu da 3,5 ay sürdü ama o ayrı mesele.)

Yanında yabancı bir arkadaşımız vardı, onun ehliyetini kabul edip arabayı ona teslim ettiler. Ama itiraz davası sürerken arabanın muayene vakti geldi, ruhsat eşimin üstüne, eşimin ehliyeti alınmış, biz bu ceza gözüktüğü için araca muayene randevusu alamadık. Bu sefer ben çevirmeye girsem muayenesiz araç diye ceza yiyeceğim. Arabayı trafikten men etmeseler de bir saçmalık çıkarmayı beceriyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(05.06.26)
belirli şartlarda oluyor zaten ama amaç caydırıcılık. akp nin belki de tek düzgün uygulaması. bana kalsa aracın anahtarla boydan boya çizilmesi, çamurla sıvanması, arka cama tehlikeli sürücü yazılması gibi şeyler bile yaparım. yokssa gçmen kaçakçılığında kullanılan araçlar, sahibinin haberi yoksa yüzlerce kilo uyuşturucu yakalanan araçlar bile trafikten men edilmiyor.
+1
ground
(05.06.26)
alkollü araç kullanan adamın malını 2 aylığına müsadere ediyor işte. ceza gibi ceza. daha ne yapsın!?
+3
babilfish
(05.06.26)
birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler.

aracın trafikten men edilmesi de aynı şekilde. araç sahibi aracıyla işlenen kabahatlerden sorumlu. aracının düzgün kullanılmasını tesis etmek durumunda. ufak tefek kabahatlerde sadece para cezası varken, bazı daha büyük kabahatlerde araç trafikten men edilerek araç sahibine "bilader buna neden izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" denilmiş oluyor. aracın trafikten men edilmesi için de, ehliyetsiz kullanmak, alkollü kullanmak ya da aracın suça falan karışması gerekiyor sanırım.

olayın ölçeğini küçültelim. sen bana arabanı verdin. ben de gittim olmadık bir yere park ettim, park cezası yazdılar. ceza plakaya yazılıyor, benim ehliyetime gelmiyor, sen ödemek zorunda kalıyorsun. "ben kullanmıyordum, co2s2 kullanıyordu" desen bile, devlet "bilader neden buna izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" demiş oluyor. işlediğim kabahatin ölçeğini büyütünce, devlet de sana daha ağır cezalar kesiyor, çok çok büyütünce de aracı trafikten men ediyor.
+3
co2s2
(05.06.26)
Fransa'da bu tarz haberlere bakarken karşıma çıkıyor; ehliyeti önceden kaptirmis zaten, ehliyet olmadan kullanıyor arabayı.
O sebepten mantıklı çünkü bu mallar hiç umursamadan devam edecek, altından arabasını da alıyorsun ki gene yollara düşemesin.
Bir kere alkollu yakalanır da ikincisi artık salaklik kategorisinde olur ve bu kişinin arabasi olmamali.
+3
logisticsmanager
(05.06.26)
"birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler."

ya işte tam olarak onu soruyorum zaten abi. biri benim telefonumu alıp yasadışı iş yaparsa BENİM başım belaya girer, TELEFONUMA bir şey olmaz. alırlarsa en fazla incelemek için alırlar, telefonsuz kalsın da aklı başına gelsin diye değil.

benim internetimden girip yasadışı iş yaparlarsa BENİ alır götürürler, İNTERNETİMİN başına bir şey gelmez, modemimi söküp el koymazlar internete bundan girilmiş diye.

arabanın sigortası yoksa, uygunsuz egzozu varsa, muayenesi yoksa, şasi numarası tutmuyorsa, ne bileyim arabayla ilgili bir sıkıntı varsa al götür parka çek arabayı. şoförü suç işledi diye altındaki arabayı niye alıyorsun?
+2
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Asıl saçma olan ehliyete el konulması. Çünkü ülkenin yarısı ehliyetsiz araç kullanıyor. Ehliyetinin olmaması, el konması veya iptal edilmesi araba kullanmasına engel değil.
Arabanın bağlanma olayı araba kullanmasını engellemenin tek yolu tabi tek arabası varsa. Araba başkasının ise o zaman sahibi böyle birine araba vermemeli. Verdiyse sonuçlarına katlanmalı.
Ayrıca drift cezası, abartı egzost, modifiye gibi cezalarda araç bağlama en etkili yöntem. Çünkü araba bunu yapan tipler için en değerli şey. Bu elinden alınarak cezalandırılması kadar doğal birşey yok. Bu bile yetersiz bana kalirsa trafikten men bir daha o aracı geri alamama olmalı.
Aynı durum taksi sahipleri için de geçerli. Şoför yolcuyu dolandırıyor, yolcu seçiyor cezası sadece ehliyete el koyma, taşıma belgesi iptali olamaz. Ona bu aracı verenede ceza kesiliyor.

Veya Alkollü araç kullanmanın cezası doğrudan hapis olmalı. Öyle yok ilk sefer 6 ay yok ikinci sefer şu kadar ehliyete el koyma, arabaya el koyma saçmalıkları olmamalı.
+1
my fault
(05.06.26)
cezayla canını acıtmak için değil.

adam zaten kurallara uymadığı için ceza alıyor.
arabayı bağlamazsan ertesi gün yine kullanacak.

2 ay arabasız kalınca cezanın caydırıcılığı yükseliyor.
+3
duyuruuser
(05.06.26)
@kibritsuyu : devlet "arabanı ona buna verme, senin de başına belaya girer" diyor. kaldı ki pratikte işler böyle yürümüyor. mesela araç sahibi olmayan şöför alkollüyse, aracı hemen bağlamıyorlar, araçta başkası varsa kullanmasına izin veriyorlar ya da araç sahibi yakında bir yerdeyse gelip aracını almasına izin veriyorlar.
+3
co2s2
(05.06.26)
araba suç mekanı değil, suç aleti. söylediğin örnekte, o illegal maddeleri üretmekte kullandığı aletlere de el koyarlar zaten. mesela benim tenceremdi bırakın diyemezsin.

arabayı evde başkalarının kullanacak olmasının bir önemi yok. mal sahibi kimse cezayı o çekmiş oluyor arabasız kalarak.

arabasız bırakmak hem caydırıcı ceza, hem o suçun tekrar işlenmesini önlemek demek.

yani arabasız bırakmak bir ceza yöntemi. araba cansız bir varlık sonuçta, arabaya verilen bir ceza değil bu.

tam doğru bir örnek mi şu an emin olamadım ama mesela küçük bir iş yeri düşün. patron, o şirketiyle bi haltlar çevirse o şirket kapatılır. çalışanlar da işsiz kalır suçları olmamasına rağmen. şirketi bırakın biz çalışalım diyemezler.

telefonu da incelemek için aldıklarında, o kadar da kısa bir süre sonra vermiyorlar. o da temkinli olman için bir ceza işte.

ayrıca evde işlenen suça bağlı olarak, suç mahali olduğu için gerektiği kadar süre kullanım yasağı koyabilirler, mekanları mühürleyebilirler.
+2
art cat chocolate
(05.06.26)
(7)

Manuel Motor mu yoksa Otomatik Motor mu kullanmalıyım ?

madridista19021902
Daha önce motor kullanmadım. Nasipse ehliyetimi önümüzdeki ay alacağım. Direksiyon dersinde manuel motor üzerinden eğitim alacağım. Ehliyetimi aldıktan sonra manuel motordan mı devam etmeliyim yoksa otomatik motordan mı? Çok hız merakım yok ama motoru gün boyu kullanmak ve gezmek istiyorum. Manuel ö
Daha önce motor kullanmadım. Nasipse ehliyetimi önümüzdeki ay alacağım. Direksiyon dersinde manuel motor üzerinden eğitim alacağım.

Ehliyetimi aldıktan sonra manuel motordan mı devam etmeliyim yoksa otomatik motordan mı?

Çok hız merakım yok ama motoru gün boyu kullanmak ve gezmek istiyorum. Manuel öğremişken de manuelden devam etmek doğru mu olur ? Kimisi ehliyet aldıktan sonra otomatik al rahat kulllanırsın diyor. Kararsız kaldım. Ne tavsiye edersiniz bana ?
0
madridista19021902
(02.06.26)
Özellikle trafiğe alışana kadar otomatik daha iyi. Manuel ile başlanmaz mı? Başlanır tabii. Ama acemiliği atana kadar debriyajdı, vites düşürmeydi vs. gibi şeylerden çok trafik akışına odaklanmak daha iyi olacaktır.

Sonrası ise kullanmak istediğin tarza bağlı. Naked ya da Racing model istiyorsan manuele alışman gerek. "Onlara gerek yok, maksat gezmek" diyorsan otomatik daha iyi.
0
himmet dayi
(02.06.26)
motora başlamadan önce, kafamda ilk olarak scooter alma fikri vardı. ilk eğitimi aldığım hoca, scooter'ın küçük lastik çapının başlangıç için yeteri kadar güvenli hissettirmeyeceğini söyleyince başlangıç için olan manuellere yöneldim. şimdi halimden gayet memnunum. "yoruyor, otomatiğe geçsem mi?" vd fikirler hiç oluşmadı.
ilk aşamada manueli öğrenmek biraz daha zor gelebilir tabii, çünkü aynı anda iki el ve iki ayağın ayrı görevler yapmasına alışmak biraz vakit alabiliyor. alışınca otomatikleştiğinden son derece kolaylaşıyor.
bence kullanmak istediğiniz motor türüne karar verip ona göre ilerleyin.
0
lil siztah
(02.06.26)
aynı soru benimde kafamı çok kurcalamıştı, otomatik aldım.
iyi ki de otomatik almışım.

çünkü şehir içi şehir dışı fark etmez, trafikte arabaların ayrı motorların ayrı akışı var, bu akışı öğrenmek çok önemli.
bunu öğrenene kadar otomatik kullanmak stresi azaltıyor.

ayrıca şehir içinde mutlaka trafiğe takılıyorsun otomatik daha konforlu.
0
duyuruuser
(02.06.26)
hiç motor kullanmamıştım A sınıfından direkt başladım. 450cc bir motor aldım 4k km oldu. Vitese alışmaktan korkuyordum dünyanın en basit sistemiymiş. Yani anadolunun köylerinde millet mobilet kullanıyor vitesli ne kadar zorlayabilir?

ben bunu kurgularken uzun yol gitmek için kurgulamıştım. Şehir içinde daha çok kullanacaksan scooter en ideali
0
croswell
(02.06.26)
şehir içi ise otomatik
şehirler arası ise zaten manuel
hobi amaçlı arada gezinti amacıysa manuel
hemen her gün kullanırım dersen otomatik
düşük cc kullanırım hız tutkum yok, sakin tatlı süreyim otomatik
yüksek cc hız viraj tutkunuyum dersen vitesli manuel.

vitesi bil ama otomatik kullan. vitesin bir numarası yok bu arada. tabi kullanan için kolay olabilir. önemli olan motorla ne yapmak istiyorsun, o sana yol gösterecek
0
erty_ksk
(02.06.26)
Uzun süre otomatik Nc750 ve Forza kullandım şimdi manuel kullanıyorum, zor değil alışınca otomatikleşiyor ama her dur kalk yapışımda gözünü seveyim otomatik diyorum. Hele ki Honda'nın DCT 'si bambaşka idi.
0
creepy
(02.06.26)
Bence herkes once manuel vites kullanmayi ogrenmeli. Gercekten zor degil, kursta iki uc gunde rahatca ogrenirsin.

Ben bu konuya oldukca kafa yorduktan sonra yine de otomatik tercih ettim ve Honda Rebel 1100 DCT aldim.

Scooterlar cok pratik olabilir ama goruntusunu hic sevmedigim icin en bastan scooter secenegini eledim. Hem otomatik olsun hem de gercek bir motosiklet hissi versin istedim. Goz onunde bulndurdugum motorlar:

Honda NC750 - aslinda motorlarin Toyotasi gibi, cok sorunsuz ama tarzi bana uymuyor. daha tarz bir seyler ariyordum.
Honda Africa Twin - cok guclu ama benim kullanimimda arazi neredeyse hic yok. Ayrica cok yuksek.
Honda DN01- Cogu kisi bilmez. ucuz ama eski, bakimini bilen yok.
Honda Goldwing - sehir icinde iskence, uzun yolda ise arabadan bile daha rahat.
Aprilia Mana - eski ve bakimi zor.
Honda VFR1200 ise benim icin fazla agir ve oturus pozisyonu rahat degil.
Rebel 1100 DCT - bana en uygun secenekti. iki ayagini yere tam basarsin. Guzel gorunen bir motor. En azindan ben begeniyorum.

Bence otomatik daha mantikli cunku DCT ile yola daha iyi odaklanirsin. Tehlikeleri, donusleri gorursun. Donuslerde vitesle ugrasmazsin. Trafikte dur kalk problemin olmaz. Fren yaparken, yavaslarken vitesi dusunmezsin...

Ayni zamanda e clutch denilen motorlara da bakmistim. Cogu yaris motoru tipinde oldugum icin tercih etmedim. E clutch olanlarda da debriyaj kolu yok. Vitesleri normal degistiriyorsun ama debriyaj olayini motor kendi hallediyor. Bu motorlar da baslangic icin cok uygun olabilir.

Bir de kawasakilerde bos vitesi bulmak digerlerine gore daha rahatti. Bir sistem vardi adini unuttum. Bunu da arastirabilirsin.
0
thetruenorthstrongandfree2
(03.06.26)
(5)

Sabiha gökçen'den Şişli'ye nasıl giderim?

runaway
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
0
runaway
(02.06.26)
ilk aklıma gelen
havabüs
sabiha gökçen -> kadıköy
metrobüs
kadıköy -> şişli
0
korkut
(02.06.26)
Belediye otobüsü var mı bilmiyorum ama varsa da uğraşmayın, değmez.

Trafik saati değilse Havabüs'le Taksim'e gelirsiniz, oradan da taksi/metro/otobüs/yürüme Şişli'ye kolayca ulaşırsınız.

Trafik saati ise SAW'dan metroyla Söğütlüçeşme, Söğütlüçeşme'den Marmaray'la Yenikapı, Yenikapı'dan metroyla Şişli.

tnz ve cosmicstring’in haklı uyarısı var: Söğütlüçeşme değil, Ayrılıkçeşmesi olacak.
+4
10551037
(02.06.26)
iki vesait ile kolayca ulaşabilirsin.

havalanından m4 metrosuna binip ünalan durağında inerek metrobüse binersin. metrobüsten mecidiyeköy durağında inersin.
+1
duyuruuser
(02.06.26)
10551037'nin ikinci yazdığı metrolu rotayı önerecektim. Yalnız, havaalanından metroya binince ineceğiniz yer Ayrılıkçeşmesi. Ayrılıkçeşmesi'nden Marmaray'a aktarma yapacaksınız. Sonra Yenikapı'da inip metroya aktarma yapınca Şişli'nin göbeğine çıkarsınız. (Bu rota rahat ama bavulları taşımak zorsa, ondan in ona bin çekilmez. Bavullar zorlayacaksa 10551037'nin yazdığı ilk rota en iyisi.)
+1
cosmicstring
(02.06.26)
eğer yükün varsa en konforlusu, sabiha gökçen içinde otobüs durakları var. e3 diye bir otobüs vardı 4. levent metroya kadar geliyor. havaalanı otobüsün kalkış yeri olduğu için oturabiliyorsun da. bavullar da orta kısma vs istifleniyor :) annemle babamı kaç kere böyle bodrum'a gönderdim yanlarında taşıyamayacakları kadar bir sürü bavul ile :)

20 dakikada bir kalkıyor, 3 bilet alıyordu benim hatırladığım. 4. levent'ten de taksiyle, ya da taşıyabilirim bavulları dersen metro ile -tabii şişli'nin neresine gideceğin de önemli- istediğin yere gidersin.

en konforlu fiyat/performans ulaşımı bu olur. havabüs vs muhtemelen daha pahalıya gelir.

EKLEME: bu arada metro + metrobüs tercih ederseniz baya bir yol yürüyorsunuz, havaalanı içinden metro'ya giden yol da çok uzun, metrodan inip metrobüse yürüdüğünüz aktarma da öyle.
+3
makbur
(02.06.26)
(7)

Borsa'da oynayanlar, diğer yatırımcılara soru

gadlemler
Üyesi olduğunuz whatsapp grupparı, telegtam gruoları ya fa sosyal medya abonelikleri nelerdir? Mesaj da atabilirsiniz farketmez...Finansal okur yazarlığa merak sardım ve 40bin tl civarı düşe kalka yatırım yapma sistemini öğrenmeye adım atıyorum. Bu tarz geuplarla ilgili önerileriniz var mıdır?
Üyesi olduğunuz whatsapp grupparı, telegtam gruoları ya fa sosyal medya abonelikleri nelerdir? Mesaj da atabilirsiniz farketmez...
Finansal okur yazarlığa merak sardım ve 40bin tl civarı düşe kalka yatırım yapma sistemini öğrenmeye adım atıyorum.
Bu tarz geuplarla ilgili önerileriniz var mıdır?
0
gadlemler
(01.06.26)
Borfin benzeri kurumsal bir yerden eğitim almanı,
Mahvi Hocanın ekonomi ve finans konulu bütün kitaplarını okumanı,
Hatta bir uzaktan eğitim lisans programının tüm iktisat kitaplarını edinip çalışmanı,
Ülke ve Dünya siyaset ve ekonomisi hakkında, geleceği okuyabilecek kadar bilgi edinip takip etmeni,
Whatapp ve telegram gruplarından uzak durmanı
Ayaküstü yanlış hesaplamadıysam 28 yıllık borsa tecrübemle öneririm.
0
Mirket
(01.06.26)
O tarz gruplar dolandirici oluyor.

Düse kalka ögrenmek diye bir sey yok. Hic para kaybetmemen lazim.

Index fonlara yönel derim.
Yatirim nedir diye bir youtube kanali var. Onlari izleyebilirsin. Onlarin da mesela gruplari yok ama sürekli birileri insanlara mesaj atip onlar olduklarini iddia edip sacma sapan seylere para yatirtiyor.
0
Purple life
(01.06.26)
borsada "oynayan" aradığına ve telegram grubu sorduğuna göre hızlı bir batış yaşaman işten bile değil.

tefas yatırım fonlarını al geç. hiçbir kitap okumana, bu işlere kafa patlatmana gerek yok. normal bir vatandaşın fonlardan daha fazla kazanması imkansız. aşırı şanslı bir şey yakalamadıysan.
+2
yazar yazmaz yazan yazar
(02.06.26)
purple +1
eksilemişler ama şuna katılıyorum;
"Düşe kalka öğrenmek diye bir şey yok. Hiç para kaybetmemen lazım"

uzun, orta, kısa vadeli kendine göre bir strateji belirledikten sonra kayıplar minimum oluyor.
3 bundan 5 bundan alayım giderse gitsin demek sağlıklı değil.
+1
duyuruuser
(02.06.26)
öncelikle tabii oynanmıyor :)
tr borsası ise geçmiş olsun ne yaparsan yap göklerden gelen bir karar vardır. teknik, temel hangi analizi öğrenirsen öğren pek işe yaramaz.

insider bilgi alabiliyorsan en güzel getiri bu.

abd borsası için ise bol bol haber takibi, sektör analizi öneririm. daha çok faydasını görürsünüz
0
croswell
(02.06.26)
borsada elbette oynanıyor ama trader isen.
oyun dediğinde de işin içine strateji, mental savaş, risk yönetimi vs. giriyor. tüm bunlar da ciddi bir tecrübe gerektiriyor.

tabi trading borsadan para kazanmanın tek yolu değil. aklına yatan sektörlere para yatırmak veya düzenli şekilde hisse biriktirmek de ayrı yöntemler.

bu konuda işine yarayacak grup bulman zor iş. çoğunluğu milleti düdükleme amacıyla kurulmuş. hangi yolu seçersen seç önce iyi bir eğitim almaya bak.
0
lazpalle
(02.06.26)
Ozellikle gruplar ve internette coluk cocuk cok fazla. Bir kere sahipleri kim, kimden tavsiye aldiginizi bile bilmiyorsunuz cogu zaman. Dolayisiyla sosyal medya uzerinden ilerleyecekseniz bile gecmisinden, tecrubesinden emin olduklariniza yonelin. Mesela bu kisi nerede egitim almis, hangi sirketlerde calismis vs. Mesela Ceren Sever'i tavsiye ederim: www.youtube.com
0
Sour
(03.06.26)
(6)

yandex kurumsal mail ücretli mi oldu?

kibritsuyu
senelerdir kendi com.tr uzantılı mail domain'imi yandex kurumsal mail'den aldığım ücretsiz hosting ile kullanıyorum.birkaç gündür mailleri alma ve göndermede sıkıntı yaşıyorum. web üzerinden girdiğimde de "sadece görüntüleme yapabilirsiniz" diyor. bakiye yükleyin, paket alın falan diyor.böyle habers
senelerdir kendi com.tr uzantılı mail domain'imi yandex kurumsal mail'den aldığım ücretsiz hosting ile kullanıyorum.

birkaç gündür mailleri alma ve göndermede sıkıntı yaşıyorum. web üzerinden girdiğimde de "sadece görüntüleme yapabilirsiniz" diyor. bakiye yükleyin, paket alın falan diyor.

böyle habersiz selamsız sabahsız ücretli falan mı oldu? hadi ücretli oldu, nereden satın alacağız, bakiye yükleyin falan diyor, nereden yükleyeceğiz, kaç para oldu, bir şey yazmıyor. tıkladığım bütün siteler de rusça çıkıyor.

sorular:
1. nereden ne yapacağım?
2. alternatif olarak kendi com.tr uzantılı domain'im ile sadece mail host edebileceğim ücretsiz veya makul ücretli bir hosting servisi önerebilir misiniz? web sitesi falan yok, sadece 1 veya 2 mail adresi.
0
kibritsuyu
(01.06.26)
soyle bir bilgiye ulastim google uzerinden:

Yandex, uzun bir süre ücretsiz sunduğu kurumsal e-posta ve bulut hizmetleri için tamamen ücretli modele geçmiştir. 20 Mayıs 2026 itibarıyla şirketler için ücretsiz kullanım seçeneği kaldırılmış olup, hizmetin kullanımı ücretli tarifelere bağlanmı

ayrica:
360.yandex.com.tr

2 icin google workspace tavsiye ederim. iki mail adresi icin en dusuk pakette aylik 170 lira oduyorum. tabi ki fiyat zamanla artacak fakat benim derdim maillerin ulasmasi. kendi mail sunucumu kullandigim bir zaman oldu, surekli diken ustundeydim acaba maillerim ulasti mi diye. (ulasmamis) neyse, google workspace kurulumu cok kolay, yardim lazim olursa mesaj atabilirsin her zaman.

bu arada kimse bu hizmeti ucretsiz sunmaz. sunuyorsa mail ulasiminda mutlaka sikinti olur. yandex sanirim bilinirlik icin kampanya yapmisti.
+1
arakaali
(01.06.26)
yıllarca ücretli olarak superonline kullandım. sonra bunlar turkcell ile birleşince siteleri değişti bir şeyler oldu, kullanmam zorlaştı. yandex de ücretsiz falan diyince buna geçtim, yıllardır da kullanıyorum.

hayır bi de işin kötüsü, bazı mail gönderdiğim yerlerde sunucu olarak rusya uzantılı kaynaktan geliyor diye spam'e falan da düşüyorum. böyle de sıkıntıları vardı.

google'a bir bakayım. mail göndersin alsın yeter. kendi mail domain'imi kurabileceğim yere nereden girebileceğimle alakalı link gönderebilirseniz yeterli şimdilik. sanırım gerisini kendim halledebilirim.

bir de metunic'ten ayarları değiştirmem lazım tabii.
0
🌸kibritsuyu
(01.06.26)
hocam google kolaylik icin adim adim ilerliyor. asagidaki adresten "ucretsiz test edin"i secerek baslayabilirsin. yanlis hatirlamiyorsam 1-2 hafta ucretsiz test ettiriyordu ondan sonra para cekmeye basliyordu.

workspace.google.com
+1
arakaali
(01.06.26)
1-2 kişi kullanıyorsanız google workspace'e para verirdim.
geçiş yaparken yandexdeki maillerin yedeklerini almayı unutmayın.
0
duyuruuser
(01.06.26)
ben de zamanında google workspace'de beleş diye geçmiştim. bir hafta on gün önce kapandı. para vermeye de değmeyecek bir servis. ben de kendi hostingimin düz mail sistemine geçtim. imap ile de eski mailleri de imapsync ile taşıdım. benim 20 yıllık 5 mail adresini taşımam bir günden fazla sürdü gerçi.
0
Efoody
(01.06.26)
Yandex aslında bir kaç yıl önce ücretliye geçti ama az hesabı olan ve fazla kullanılmayan hesaplara dokunmuyorlardı. Zoho kullanabilirsiniz fiyatı diğerlerine göre makul.
0
creepy
(02.06.26)
(7)

2-3 yaş oyun grubundaki çocuklara hediye ne alınır?

fistikthecat
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
0
fistikthecat
(01.06.26)
çıkartmalı dergiler
0
pide
(01.06.26)
ne alırsanız alın, hepsine aynı şeyi alın. sonra hediye paylaşıcaz derken birbirlerini yerler :D
+3
lil siztah
(01.06.26)
bütçe belirtmemişsiniz.
hepsi aynı yerde açacaksa hepsine aynı şey +1
herkes oyuncak düşüneceği için herkese birer tişört ya da bütçeye göre şort tişört takım olabilir.
-1
elorelia
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, yapıştırma vs
+4
kaiserr76
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, bayılıyorlar.

Sticker kitapları, oyun hamuru da severler.

Hepsine mümkünse aynı renk, tip alın ki problem olmasın.

Nice güzel senelere bu arada :)
+1
purplee
(01.06.26)
hepsine oyuncak müzik aleti alın aileleri çok sevinecektir.
şaka bi yana sticker kitaplarını çok seviyorlar,
alternatif olarak erkeklere araba
kızlara barbie türü bebek de olabilir.
hareketli oyuncakları çok seviyorlar.
-2
duyuruuser
(01.06.26)
baloncuk oyuncağı olmaz.

içinde hangi kimyasalların olduğu belli olmayan, nerdeyse yarım bardağa denk gelen bir sıvıyı barındıran, kapağı açıldığında hepsi birden dökülebilen bir tüp.

2-3 yaş çocuğunun sağı solu belli olmaz, kaşla göz arasında fondip bile yapabilir o plastik şişeyi.

bunun haricindeki bütün tavsiyeler +, değişik kutu oyunları 2-3 yaş için mesela; www.cimri.com grup halindelerse toplu halde bir şeyler yapmak için de eğitici oluyor bu tarz oyunlar
0
makbur
(02.06.26)
(2)

askerlik sonrası işe almak zorundalar mı?

skr1292
bedelli askerlik için çıkıp tazminat alan birini işveren tekrar işe almak zorunda mı?
bedelli askerlik için çıkıp tazminat alan birini işveren tekrar işe almak zorunda mı?
-1
skr1292
(21.05.26)
almazsa lamborghini kadar pahalı olmasada 3 aylık tazminat öder.

önemli olan şey sizin işten çıkışınız kodunuzun askerlik sebebiyle olması. bu durumda dönüşünüzden itibaren 2 ay içinde eski işinize dönme yolunuz açık. avukat değilim kanunu tam detaylı bilmiyorum ama eski göreviniz boş ise dönebilirsiniz, yoksa boşalan pozisyonlarda önceliğiniz var.

ha dediğim gibi, almayadabilir, bu durumda tazminat hakkınız doğuyor.
0
galahad reloaded
(22.05.26)
Ben ücretsiz izin kullanarak 21 gün bedelli yapmıştım.
Tazminat alman için işyerinden çıkış yapman lazım.
çıkış yaparsan da zorunlu olarak tekrar alma gibi durumları yok, işyerinin inisiyatifine kalır
+1
duyuruuser
(22.05.26)
(4)

Saçın aşırı yağlanması sorunu

ezkaza
Kendimi bildim bileli yağlı bir cildim var. Saç da aynı şekilde. Son bir kaç haftadır saçlarım aşırı yağlı. Yani sabah duş alıyorum akşama bile kalmadan gün içinde yağdan geçilmez hale geliyor. Şampuan olarak dercos kullanıyorum 1 yıldır. Benzer durumda olup kurtulab var mı? Kaç kez doktora gittim,
Kendimi bildim bileli yağlı bir cildim var. Saç da aynı şekilde. Son bir kaç haftadır saçlarım aşırı yağlı. Yani sabah duş alıyorum akşama bile kalmadan gün içinde yağdan geçilmez hale geliyor. Şampuan olarak dercos kullanıyorum 1 yıldır. Benzer durumda olup kurtulab var mı? Kaç kez doktora gittim, kenozol yazıp gönderiyolar.
0
ezkaza
(21.05.26)
saç derisi kuruyan cildi düzenlemek için ekstra yağ üretiyor olabilir.
aşırı agresif şampuan kullanmayın ki çok kurumasın. kuruluk geçince belki yağ üretimi de yavaşlar (uzun vadede)
0
sttc
(21.05.26)
Aynı sorunu yaşıyorum tam çözüm bulamadım ama dercosu her yıkamada kullanmayın diyorlar bir o bir herhangi bir ürün şeklinde kullanılmalıymış. Derma çözmüyor bence bu işi hormonlara baktırmak lazım. androjen hormonları artmış olabiliyor, bende pcos çıktı örneğin. Kortizol seviyesini arttıran bi dönemdeyseniz o da çok etkili oluyor
0
denizkenarısandalye
(22.05.26)
bende de aynı problem var.
bunun kesin bir çözümü yok maalesef. ancak her gün yıkayınca daha çok azıyor.
günü kurtarmak için bir süre kuru şampuanı çantanda taşıyabilirsin

Şunu anlamadım; adı şampuan diye kenozol yazmaları ne alaka, o mantar ilacı.
0
duyuruuser
(22.05.26)
Aman ezkaza :) sac kremini sac diplerinize, deriye falan surmeyin. Sac kreminin boyle kullanilmamasi gerektigi bin yildir bilinen bir sey, sac diplerinize degdirmeden uclara dogru, abartili olmayan bir miktarda kullanin yoksa saclari yaglandiran ve doken bir sey. Sorununuz katlanmasin.

Teyit edemediginiz, kulaktan dolma bilgilerle de hareket etmemenizi tavsiye ederim yalnizca. Umarim yakin zamanda bir sonuca ulasir bu sikintiniz.
0
bosver nicki
(22.05.26)
(10)

radar uygulaması- ios-

OgutucuRecep
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
-10
OgutucuRecep
(21.05.26)
yolların sağ tarafında aşağıdaki gibi görseller var, onları kullanabilirsiniz.

encrypted-tbn0.gstatic.com
+17
klassno
(21.05.26)
ya boş cızırtı yapmayın
bomboş yolda 70 ile gidersen
arkandan söverler adamlar.
-20
🌸OgutucuRecep
(21.05.26)
Radar diye aratın, emniyetin çıkan sayfasındaki rota bilgilerini girince nerde ne var cinsinden bilgi veriyor. Yola çıkacağınız gün bakın güncel bilgi için.
www.icisleri.gov.tr
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(21.05.26)
"Meteoroloji genel müdürlüğü uygulamasının radar görüntüsü gayet iyi" demeye gelmiştim, konu çok başkaymış.

Bomboş yolda hız sınırında giden insana, madem yol boş, kim sövüyor?
+8
kobuzchu kiz
(21.05.26)
"radar uygulaması" diye bir şey yok. uygulama polis arabasının nerede duracağını nasıl bilebilir?

ancak şu şekilde bilebilir, oradan daha önce geçen kullanıcılar harita üzerinde "şurada radar var" diye not bıraktılarsa bilebilir ve diğer kullanıcılara bildirebilir.

bir kullanıcı radarın yerini görüp bu bilgiyi uygulamaya girmediği sürece bunu öğrenme şansın yok. bu bahsettiğimi yapan da google haritalar, yandex maps gibi popüler uygulamalar olabilir ancak. bir kullanıcı a uygulamasına, öteki b uygulamasına girerse diğer uygulamayı kullananın hiçbir işine yaramaz. bilgilerin toplandığı ortak bir veritabanı yok çünkü.

radarı tespit eden yasadışı özel cihazlar var. satışı, kurulması, kullanması yasak. radarın hız tespit etmek için gönderdiği sinyalleri yakalayıp radarın varlığını tespit ediyor. ama bu cihazları bulundurmanın ayrı, kullanmanın ayrı, radarın yerini tespit etmenin ayrı çok büyük cezası var, arabayı da bağlarlar, hapse bile girebilirsin.

naçizane tavsiyemi en sona sakladım ki hepsini oku, boş vaatlere kanıp uygulama indirme.

devlet radarı gizleyerek vatandaşına tuzak kuramaz, yasak. hiçbir uygulamaya gerek kalmadan az öteye radar kurduğunu söylemek zorunda.

www.ilgitrafik.com

uygulamayı kontrol etmek yerine gözün açık olsun, şu tabelayı kontrol et. her radarın 1 kilometre kadar önünde bunun gibi bir tabela olmak zorunda. sabit radarlar için sabit uyarı levhaları var zaten "bu yolda radarla hız ölçümü yapılmaktadır" diye.

ha bir de geçen sene yandex maps uygulaması, hız sınırı tabelasını görmemişsen bile nerede hangi hızla gitmen gerektiğini güncel olarak gösteriyor.

iyi yolculuklar.
+2
kibritsuyu
(22.05.26)
google y ada chrom haritayla gidersen güzergah üzerinde sürücüler paylaşım ve uyarı yapıyorlar. hatta "kaza var," "yolda cisim var" gibi uyarılar da bulunuyor. işlek yollarda işe yarıyor.
0
ground
(22.05.26)
şehirlerarası yollarda genelde google haritada kullanıcılar giriyor radar noktalarını, çoğu zamanda isabetli oluyor. ama ben bu artan cezalardan sonra her an her yerde radar varmış gibi gitmeye başladım. bir süre sonra o sakin kullanıma alışıyor insan. yakıt tüketiminin düşmesi de bonus :)
0
faberkastelli
(22.05.26)
yandex hız kameralarını gösteriyor.
seyyar radarları gösteren uygulamalar var ama ona güvenip basarsan arkadan ceza gelebilir.
bayramda ekstra radar uygulamaları yapıldığı için hız sınırları dahilinde gitmekte fayda var.

kamu spotu:
gideceğin yere erken varmak istiyorsanız erken yola çıkın.
kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
apps.apple.com

kullanmadan önce ayarlardan uyarı sürelerini / mesafelerini maksimuma çekin. ücretsiz versiyonla devam edecekseniz, her açtığınızda güncelleyin. para vermezseniz otomatik güncellemiyor.
0
co2s2
(22.05.26)
radarbot var.
0
antihero
(22.05.26)
(3)

Araç kabinine kirli hava girişi

dolantindr
Arkadaşlar merhaba. Simit LPG tanklı, yani LPG'li bir aracım var. Bu araç hareket halindeyken içeriye dışarının havasını alıyor. Havalandırma iç sirkülasyonda olmasına rağmen. Motor tarafına koku verip, iç sirkülasyonda havalandırma çalıştırdım koku kabine gelmedi. Havalandırma klapesi çalışıyor gib
Arkadaşlar merhaba. Simit LPG tanklı, yani LPG'li bir aracım var. Bu araç hareket halindeyken içeriye dışarının havasını alıyor. Havalandırma iç sirkülasyonda olmasına rağmen. Motor tarafına koku verip, iç sirkülasyonda havalandırma çalıştırdım koku kabine gelmedi. Havalandırma klapesi çalışıyor gibi yani. Araç dururken gaz verdiğimde de sorun yok. Bu arada kapı fitillerini değiştim, oto kuaför yaptirdim. Sonuç sıfır.

Şu an en çok şüphelendigim LPG tankının altındaki delik ve kablo, yakıt borusu deliklerinin yeterince izolasyonun yapılmamış olması. Aklıma başka bir şey gelmiyor. Toz muhtemelen bagajdaki bu tankın altından geliyordur diye düşünüyorum. Günlerdir uğraşıyorum, umarım kaçağı bulurum.

Sizin başka fikriniz varsa fikir almak isterim. 🤷🏻‍♂️
0
dolantindr
(20.05.26)
kirli hava girişi derken sıkıntı koku mu toz mu? onu anlamadım tam...
duman testi yapılabilir belki.

emin olamadığım için sormak istiyorum bir de, iç sirkülasyona alma sebebiniz bu testi yapmak mı yoksa genel olarak sirkülasyon modunda mı kullanıyorsunuz? çünkü bu mod sadece rahatsızlık veren bi koku varsa vs. geçici kullanım içindir devamlı sirkülasyonda bırakılmaz. şu videoya bi göz atabilirsin www.youtube.com

ek olarak dışarıdan hava alırken o hava polen filtresinden geçeceğinden toz filtrelenmiş olur, dışarıdan hava girişi olduğundan da kabin içinde pozitif basınç olacağından diğer bölgelerden araca çok hava girişi olmaz. bahsettiğin şekilde bir sorun varsa bile tam tersi yani iç sirkülasyonu kapatırsan problemi hafifletme ihtimalin var.
+2
konetsu
(20.05.26)
İç sirkülasyonda %100 dışarıyla bağlantı kesilmiyor öyle bir beklentiniz olmasın.
Örneğin kapıların rahat kapanması için araç içindeki havanın tahliye edildiği kanallardan az da olsa hava gelir.

Sizin sorununuzda sayısız ihtimal olabilir, usta usta gezmemek için içeriden duman basın dışarıdan nereden geldiğini görün.
0
duyuruuser
(21.05.26)
duyuruuser'ın belirttiği şeye değinmedim çünkü bu flaplı yapıda olup anlık basıncı tahliye eden normalde kapalı duran bir kapaktır. checkvalve etkisi var yani içeriden dışarı tahliye eder ama dışarıdan içeri pek hava almaz. şu şekilde www.youtube.com

tabiki her araçta 100% engeller diyemem ama büyük oranda engellemeye yeterli yoksa hepimiz trafikte egzoz kokusu içinde kalırdık.
100% iç ve dış ortamı ayırmak istenen bir şey değil zaten yoksa kapının kolay kapanmasını geçtim camların patlamasına bile sebep olabilir iç basıncın yükselmesi. yine havalandırma ve klima sistemi dışarıdan taze hava çekerken tahliye şart yoksa fana karşı basınç direnç oluştururdu. ama iki durumda da amaç daha çok içeriden dışarıya tahliye. dışarıdan içeri çok daha az hava girişi olur.

diğer bölgelerde bir hava akışı istenmez, zaten hiç yalıtım olmasa öncelikle bu flaplara gerek kalmazdı. ayrıca içeri girecek havanın filtrelenmiş olması gerektiğinden tamamına yakınının havalandırmadan girmesi istenir.

eski bir araç ise veya geçmişte bi işlem görmüş bu kapak olmadan toplanmışsa vs. belki diyeceğim ama hareket halinde egzoz kokusu giriyorsa yine çok olası değil. aracın arkasından attığın dumanı aracın yanından nasıl çeksin. alt bölümde olmalı bir kaçak varsa. egzoz borularına da bi bakmak lazım yoksa hareket halindeyken kaçak olmayan bi sistemde tüm egzoz gazı arkanda kalmalı aracın altından da içeri kaçabilecek bi sızıntı olmamalı.
0
konetsu
(21.05.26)
(20)

Çok Para Harcayan Kadın Partner

lapetitemort
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.

Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla kazandığım için harcamalar biraz bana yıkılıyor. Ay sonunu çıkaramamak konusunda zaman zaman tedirgin oluyorum. Yerinde "hayır"lar ile bir şekilde durumu idare ediyorum ama kendimi cimri birisi gibi hissediyorum. Hatta bazı şeyleri almadığım için yetersiz de görünüyorum. Her zaman da hayır diyemiyorum ve mecburen aldığım şeyler de oluyor. Genel olarak partnerim tutumlu olmaya çalıştığımı görse de bundan biraz rahatsız, sanki onu ve evimizi yeterince önemsemiyormuşum gibi yorumluyor.

Örnek üzerinden anlatayım. Markete gittiğimizde çok içgüdüsel, rafta güzel durduğu için aldığı şeyler oluyor. Mesela evde zaten bir sürü bıçak var iken sırf tasarımı güzel diye veya özel bir fonksiyonelliği var diye kendimizi yeni bir bıçak almış olarak buluyoruz. Bir tane salıncak gibi askılı sandalye gördü mesela, "bu bahçeye çok yakışır" deyip aldı. Yani aslında kötü bir şey değil, ikimiz de kullanacağız onu ama belki benim gündemimde şu an bunu almak öncelikli değil? Veya ne bileyim, benim nazarımda zaten bir tane iş gören sandalyemiz var, buna gerek yok. Süpürge muhabbeti açıldı mesela, en kral süpürgeyi istiyor, tabi ki almadım ama yani onun istediği esneklikte bir partner olsam 20k verip süpürge alacağız ve maaş yok olup gidecek. Bu gibi şeylerden dolayı kendi harcamalarımı kısmak zorunda kalıyorum.

Dün "pesto sos alalım, makarna yaparız" diye girdiğimiz markette yine 3-4k harcadık. Normalde hesabını kitabını bilen, günlük ve hatta haftalık masrafını kafasında netleştirebilen bir insan olarak böyle rastgele fatura çıkması durumları beni biraz zorluyor. Artık mesela hiçbir mağazaya/markete girmek istemiyorum çünkü ne alacağımız ve ne kadar ödeyeceğimiz çok belirsiz.
+3
lapetitemort
(20.05.26)
1- birlike alışverişe çıkmayın.
2- market alışverişini internetten yapın.
3- "bu çok pahalı" demek ayıp değil.
+1
co2s2
(20.05.26)
hocam bunlar idare edilecek şeyler değil, belli bir yaştan sonra kolay kolay değişmiyor karakter. işler çok ciddileşmeden ayrılın derim. bu tarz savurgan insanlar sizin ev/araba sahibi olmanıza, gelecek planları yapmanıza mani olurlar. birşey dediğinizde de adınız cimriye çıkar. hem karşı tarafı finanse etmiş olursunuz, hem de canınız sıkılır. para konusunda hayata sizin gibi bakan birini bulun, sonra cidden pişman olursunuz.
+2
shadowfollower
(20.05.26)
Kendinizi cimri hissetmene gerek yok, siz sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranıyorsunuz.

Ancak çözümü sürekli anlık "hayır"lar diyerek baraj kapaklarını tutmakta aramayın, yorulursunuz.

Çözüm, paranın yönetim biçimini sisteme bağlamaktır. Kuralları önceden koyulmuş bir bütçe planı yapın, ortak ve kişisel harcama limitlerini belirleyin. Eğer bu net sınırlara ve senin bu konudaki net stresine rağmen sistem kurmayı reddediyor ve pervasızca harcamaya devam ediyorsa, işte o zaman evlilik kararını tekrar gözden geçirirsiniz. çünkü para harcamak ve alışveriş yapmak bir bağımlılıktır.
0
galahad reloaded
(20.05.26)
eğer dediğiniz gibiyse o iş sıkıntılı ama karşı tarafı da dinlemek lazım.
belki o markette içeriğe dikkat ederek satın alan birisi? içeriği kaliteli ürünler bir tık pahalı oluyor. mesela palm yağlı ülker yerine züber alan birisidir belki? ve bu size gidip en pahalısını seçiyor hissiyatı yaratıyordur?
ya da kral süpürgeden kastınız dysonsa mesela parasını hakediyor aslında ama size sırf pahalı olduğu için onu seçmiş hissiyatı oluşturuyorsa?

bunları neden yazdım ben eşimle bunların sorunu yaşardım zamanla aştık gibi.
belki sırf harcamak için harcamıyordur.

bir de gıda maalesef pahalı ülkede ve genelde markete ekmek almaya gidince ekstra şeyler hep alınır ya. akşam yemeğe şunu mu yapak deyip alınır, buzluğa atarız deniz alınır. yemeği karşı taraf yapıyorsa kafasında plan vardır illa evin bi eksiğini bulur alır. markete tok gidin :)
0
rayde
(20.05.26)
siz bu konuda daha önce de benzer bir soru açmıştınız.
bu kişininki, harcamayla tatmin olan bir psikolojiye benziyor. siz bunu makul(?) sınırlara çekmek istedikçe, cimrilikle suçlanmaktan kaçamayacaksınız. bunun tek çıkar yolu, kişinin gereksiz(?) harcamalarını farkederek buna kendi çözüm araması olur. ancak bunun için de, bu savurganlığı(?) sizinkiyle değil, kendi parasıyla yapıp, ay sonunda kendisinin sıkışması gerek. bunu sağlayabiliyorsanız ne ala. değilse ve bu düzen böyle oturmuşsa, bu saatten sonra yapabileceğiniz bişey yok bence.
0
lil siztah
(20.05.26)
Harcama alışkanlıkları sanılandan daha temel bir sorun aslında. Partnerlerden biri diğerine göre belirgin şekilde daha tutumluysa genelde ya tutumlu olan içinde biriktirip ilerde karşı taraf için ufak görünen konularda bile tahammülsüz hale gelmesi ya da diğerinin hevesi kursağında kalmış, kısıtlanmış hissetmesi çok olası. Ortak noktada ise ikisi de tatmin olmuş hissedemiyor.

Ayrıca ilerde olursa çocuğun ihtiyaçlarına yönelik harcama ve birikimlerde konu daha hassas bir hale dönüşebiliyor. Örneğin bir taraf çocuk için birikime daha çok önem verirken, diğeri kısa vadeli ihtiyaçlara daha büyük önem veriyor ve ikisi de diğerini çocuğun ihtiyaçlarını dikkate almamakla suçlayabiliyor.

Bu konu sanırım ancak çiftlerin birbirinin görüşünü görünürde değil, samimi şekilde anlayabilmesiyle çözülüyor. Yani karşılıklı olarak birbirinizin, hangi durumda, neyi, ne düşünerek yaptığınızı anlamanız gerek. Siz bunu yapıyor gibisiniz, eve önem vermekten falan bahsetmişsiniz. Bu kişi harcıyor çünkü "yaşamayacaksak neden kazanıyoruz" gibi bir fikri var gibi. O da sizi anlamalı, sadece "tutumlu biri" olduğunuzu veya "biraz cimri" olduğunuzu düşünmemeli; örneğin "harcamayı sevmiyor çünkü hayatta her duruma hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyor" gibi bir tanımı olmalı kafasında. Bunlar olduktan sonra ortaklaşmak daha kolay. Çünkü ancak bu tarz bir farkındalık sayesinde birbirinize olan saygınızı korumak mümkün olur. Aksi takdirde eğer birbirinize yakıştıracağınız sıfatlar bunlar olursa bir "savurgan" ve bir "cimri" eninde sonunda birbirine düşer.

İçinizde olan biten şeyleri yeri geldikçe samimi olarak paylaşmayı deneyebilirsiniz. Veya ona da bu tarz bir şekilde kendisini ifade etmesi için yeri geldiğinde sorular sorabilirsiniz. Ama kısa vadede ikinizin de harcama alışkanlığı değişmeyecektir.
0
akhenaten
(20.05.26)
evlenince daha kötü olur.

borcunuz olduğunu falan söyleyin, düğün falan yapamam diyin. kendiliğinden gidecektir.
+7
kveldulv
(20.05.26)
durumu açık açık belirtin. 5-6 yıl önce olsa bu kadar koymazdı belki ama şu enflasyonist ortamda en olmadık şeyi yapıyorsunuz.

açık açık cimrisin bile diyebilir, birisi bana demişti oradan biliyorum. cimri olmayan biriyle evlenmişti sonra iyi şeyler duymadım hakkında.

biz artık liste yapıp giriyoruz markete. liste dışına bir iki abur cubur dışına çıkmıyoruz. yolun başındaysan ve durum düzelecek gibi değilse ayrıl coco diyorum.
0
Improbable
(20.05.26)
öğrenciyken beraber yaşayan tanıdığım bir çift vardı. kız tarafı harcama yapmayı o kadar seviyordu ki öyle böyle değil. sürekli kartlar şişip duruyordu. hatta hatun kişisi ile arkadaşım paralarının olmadığı zamanlarda beraber büyük marketlere gidip market arabasını tıka basa doldurup, kapıda satın almadan bırakıp gidiyorlardı. hatta bu davranışı yapan bir çok kişi olduğunu duydum sonradan. maalesef duyduklarımın hepsi de kadındı. bu hatun daha sonra erkek tarafı memur olamadı diye ayrıldı. kendisi öğretmen oldu ve zengin bir koca buldu. ancak adamın işleri nedense kötüye gitmiş ve iflas etmiş. sebebini bilmiyorum. hatun bu kişiden de ayrıldı. genelleme yapmak yanlıştır ama önlemini almak gerekir.
0
ground
(20.05.26)
@lapetitemort , gelir seviyeleriniz arasında nasıl bir fark var? örneğin Sen 10x para kazanıyorken o x birim para kazanıyor ise, senin seviyendeki bir gelir gider dengesini yönetmek konusunda tahayyülü yetersiz kalıyor olabilir. açık açık sabit giderlerin ve yatırım planlarına ayrılan kalemlerin neler olduğunu, yol haritanızı paylaşabilirsiniz. Bugün kazandığı para ancak günübirlik ihtiyaçlarına yada ulaşılabilir lükslerine yeten insanlar, birikim ve yatırım yapılabilen gelir seviyesini pek anlayamıyorlar. Buna çok sık rastladım.

Rakamları tamamen afaki olarak söylüyorum, ayda 100 bin TL kazanan ve bunun tamamı ile gündelik ihtiyaçlarını, kirasını , faturalarını ancak ödeyebilen bir kişi , ayda 1 milyon TL kazanan insanların dahi bütün bu parayı hunharca harcayabileceklerini zannedebiliyor. Bu konuda partnerin bakış açısını genişletebilmek (eğer mümkün ise) , bir çözüm olabilir.

Ancak para kendi cebinden çıkmıyor diye hesapsız kitapsız ilerleyen biri ise, senin emeğine vaktine acımıyor ise, sen sıkıştığında kendi parasını da cömertçe senin için harcamıyor ise bu bir karakter problemidir bana göre. Yol yakınken yolları ayırmakta fayda vardır.
0
loch ness
(20.05.26)
Sizi bu kişiyle hiç de güzel bir gelecek beklemiyor. Hiçbir şeyden emin olmasanız da bundan emin olabilirsiniz. Tecrübe ettiğinizde umarım ki çok şey kaybetmezsiniz.
+1
asue
(20.05.26)
iletisimle asmayi denemekten baska care yok. zaten konuyu asamazsaniz tukendikce bu tip mali sorunlar sizi birbirinize kusturecek ve en son dusman hale getirecektir. durumu oturup konusun. ozellikle sabit gelirli kisilerseniz butce olusturup bu sekilde hareket etmeye mecbursunuz. aramizda kral torunu olmadigini anlamasi gerekenler var.
0
johnnie w lker
(20.05.26)
hesaplarınız ayrı olsun, isteyen istediği gibi harcasın. biz böyle yapıyoruz. markette ayrı sepetler yapmıyoruz gerçi ama bu kadar rahatsız olsam onu da yapardım.
-1
mezzosprite
(20.05.26)
Beraber bütçe yapın. Orada aylık neye ne kadar harcayabileceğinizi görün. Ayda bir veya üç ayda bir bütçenin üzerinden geçerek gerçek ile kıyaslayın. Soru sorulmaz o zaman. Bütçende varsa özgürsün.

Ya da ortak harcama yapmayın. Her şey fifty fifty. Kabul etmiyorsa ayrılın.
+1
gabe h coud
(20.05.26)
harcama alışkanlıklarının kolay kolay değişebileceğini sanmıyorum ve herkesin kendi parasını kazandığı bir ilişkide bütçeleri ayrı tutmak yerine birbirini değiştirmeye çalışmanın gereksiz sorun çıkardığına inanıyorum. hani oturup "bak şunu alalım şunu almayalım, şuna para harcayalım buna harcamayalım" diye çözülebilse harika olur tabi ama bi tarafın aklına yatmayabiliyor bu yaklaşım. ya da bi süre işe yarıyor sonra yine harcamalar artıyor, "ama bi sor bakalım neden aldım, bu çok farklı, şundan dolayı gerekli" falan. ne gerek var. ilişkide ayrı bütçe fikri bazı insanlara soğuk geliyor bunu da çok iyi anlıyorum ama alternatifi sıkıntılı olduğu için temiz çözüm bence
0
mezzosprite
(20.05.26)
Orneklerin siradan olsa da (kim en cok reklam yapmis pahali marka supurgeye sahip olmak istemez?) bu temel bir sorun +1 cunku borclanarak imkanlarinizi asabilir ya da harcamalariniz yatirim ya da guvence kaybina sebep olarak gelecek standartlarinizi dusurebilir. Butce belirlemek, harcama kalemlerini bolmek gibi sorumluluk almaya tesvik edici ya da borclanma limitini veya kabiliyetini sinirlamak gibi tasinamayan sorumlulugun sonuclarini engelleyici yontemler denenebilir. Iyi bir partnerin, harcama limitiniz olmayacagi donemlerde de size ve hayata karsi olumlu olmasi beklenir.
0
osssy
(20.05.26)
yukarıdaki cevapları okumadım ama konuşmalısınız diyorum. açıkça konuşmaktan neden çekiniyorsunuz, ona yetemedğinizi düşünüp ayrılır diye korkuyorsanız bence bırakın ayrılsın.

ortak bir gelecek planlıyorsanız bence ayda maaşlarınızın belli bir kısmını birikime koyuyor olmanız lazım, gelecekte kullanılmak üzere ev + araba + pasif gelir lazım. veya evlenecekseniz düğün masrafları için para biriktirilmesi lazım. bunları ortak konuşup her ay maaşınızın belli bir kısmını biriktirin.

markete gittiğinizde ise örneğin "ay sonuna kadar 20 bin TL param kaldı ve bu paranın 5 bini faturalar 5 bini kredi kartı için ayırdım yani şu anda bıçak/ bahçe mobilyası için bütçe ayıramam" diye söyleyin. çocuk değil sonuçta anlayacaktır bence.
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
www.reddit.com
Bunu cevirip okursan gelecegini görebilirsin.
0
Purple life
(20.05.26)
hocam aylık bir milyon gelirin olsa buna oranla harcama yapılacağı için yine tedirgin olacaksın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
hemen harcamalara sınır koyun. hesapları ayırın, pahalı alışverişlerden kaçının.
0
babilfish
(22.05.26)
(16)

Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

mertumursamaz
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalıBugün Ahmet Arslan'ı dinlerkenİslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslanhttps://youtu.be/LMDAxTm_REo?si=LVQHbkmDSDKYEN92Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

Bugün Ahmet Arslan'ı dinlerken

İslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslan
youtu.be

Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok büyük ihtimalle eğer olmasın diye vasiyeti yoksa ölüsü tabuta konacak, tabut camide musalla taşına konacak ve bir imam ceneza namazı kıldıracak çünkü maalesef daha önce birçok ateistin ölüsüne de bu ilkel uygulama uygulandı.

Doğrusu ateist olanların camiye götürülmeden, cenaze namazı kılınmadan, cenazenin morgtan direkt mezarlığa götürülüp gömülmesidir. Apateist olarak böyle düşünüyorum ben çünkü öteki türlü adeta bir gövde gösterisi oluyor ve bir şekilde ateistlere, bak sen ateist olarak yaşadın, öldün, yaşarken seni müslüman yapamadık, ibadet ettiremedik, bir müslüman gibi davranmanı sağlayamadık ama bak şimdi öldün ve ölünü müslüman adetlerine göre gömüyoruz, sana bir son dakika golü attık, son sözü biz söyledik demek oluyor.

Bu çok adice, kalleşçe, kahpece çünkü ölen ateist zaten ölmüş itiraz edecek durumda değil ve onuru aşağılanarak gömülüyor çünkü müslüman olmadığı halde müslümanmış gibi cenaze namazı kılınıyor. Bugün tanınmış bir sağcı müslüman siyasetçi ex olsa tabutuna Yunan bayrağı örtülse arkadaşları ortalığı birbirine katar o türktü neden tabutuna yunan bayrağı örttünüz ölü olduğundan itirazda edemiyor derler tabuttan bayrağı kaldırırlar madem öyle neden Tarık Akan'ın Genco Erkal'ın (Evet, usta tiyatrocu Genco Erkal ateistti. Yaşamı boyunca inançsızlığını açıkça ifade etmiş, hatta cenaze törenine Ateizm Derneği tarafından da çelenk gönderilmiştir.) ve daha birçok ölen ateistin arkadaşları yahu bizim ölen arkadaşımız ateistti nedir bu saçma tiyatro, kıldırmıyoruz cenaze namazını, müslüman şovu yaptırmıyoruz diyemediler. Gerçi ölenlerde de hata var ölmeden önce açıkça müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorum, cenazem camiye götürülmesin, morgtan direkt mezara götürülüp gömülsün diye vasiyet bırakmalıydılar.

İşte sorum bu özellikle ateist bir avukat cevaplarsa cevap daha da anlamlı olacaktır. Ölen ateistin, cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti varsa cenazesi camiye götürülmez mi demokrasi varsa götürülmemeli eğer cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti olduğu halde cenazesi camiye götürülürse zaten o faşistliktir. Gerçi iyice diktatörlüğe evrilen ülkede vasiyette bir işe yaramıyor. Usta tiyatrocu Yıldız Kenter, sağlığında verdiği röportajlarda mezarlıkların dolması nedeniyle ölümünden sonra cesedinin yakılmasını vasiyet etmişti. Ancak Türkiye'deki hukuki prosedürler ve defin gelenekleri nedeniyle bu vasiyeti gerçekleştirilemedi. 2019 yılındaki vefatının ardından, cenaze namazı kılınarak Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verildi.

www.google.com

Olayın iki boyutu var bir ateist öldüğünde cenazesi camiye götürülüp cenaze namazı kılındığında, müslüman olmadığı halde müslüman adetleri ile gömüldüğü için kişilik hakları ihlal ediliyor, onuru aşağılanıyor, yaşam tarzına karışılıyor daha doğrusu yaşarken yaşam tarzına karışılamadığından ölüm tarzına karışılıyor, yaşarken dayatılamayan müslümanlık savunmasız ölüsüne dayatılıyor. Diğer cephede ise müslümanlarda haklı olarak bu ölen ateistti camide ne işi var diyorlar hele dini sert eleştirmiş ölen ateistler için, din hakkında kötü eleştirileri olan bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar ki onlarda kendilerince haklı ama haksız oldukları konu o ölü bir an için dirilse, ona sorsalar camide olmak ister miydin diye, tabii ki asla istemezdim direkt mezarlığa götürselerdi derdi.

Sonuç ilkel ülkede her şey çok zor ateist olmakta çok zor, her ateiste düşen görev eğer müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorlarsa, ölülerinin camiye götürülmelerini istemiyorlarsa, mutlaka cenazem camiye götürülmesin asla camide ya da mezarlıkta cenaze namazı kılınmasın, cenazem morgtan alınıp direkt mezarlığa gömülsün diye noter onaylı vasiyetlerini avukatlarına bırakmalarıdır.

Bu günlük bu kadar. Yazımın tamamını okumayan talihsiz okurlarım arasında çekiliş yapacağım allahın hakkı üçtür derler, çekilişi kazanan üç talihsiz okuruma, eğer öldükten sonra yakılmaları için vasiyetleri olduğundan, öldükten sonra yakılacaklarına inanıyorlarsa, krematoryum hediye edeceğim, kargo masrafları kendilerine ait olacak hahaha. Bir sonraki soruda görüşmek üzere eyvallah. İyi günler.
-10
mertumursamaz
(19.05.26)
Abi çok uzun yazmışsın, bu kadar uzun yazıyı okuyacak kadar saygım yok kimseye ama özetlemem gerekirse benden sonrasının amk şeklinde düşünüyorum ben, yani çok unurumda değil benden sonrası ben ölmüşüm amk zaten kendi sorunlarım bana yeter ama ardımda kalanlar öyle mutlu olacaksa öyle yapsınlar. Mesela ben ateistim ama annem namazında niyazında bir kadın, ben önce ölsem annem istediği dini ritüeli uygulasın ne olacak, bu şekilde mutlu edeceksem böyle mutlu olsun. Ha illa istemeyen varsa kendince tedbirini alsın napalım.
+8
kizil karga
(19.05.26)
ateistim. öldükten sonra bana ne yapıldığı umrumda değil.

mümkün olsaydı, uzaklarda bir yerlerde bir ormanda, kedilerimle beraber gömülmek isterdim. üstümüze de bir ağaç dikilsin. o ağaca gübre olalım. mutlu bir son.

bunun olması sanırım mümkün değil. bu yüzden ne yapılsa yapılsın sorun değil.

gömülmeye de müslüman stili gözüyle bakmıyorum. benim için sorun değil, çiçek ekecekler üstüme o da olumlu.

---

ölen kişinin yakılması ateistlerin ritüeli değil ayrıca. ateistlerin ritüeli yok zaten amaç o. ateistler için öldükten sonrasının önemli olmaması gerekmiyor mu? apateistsen hele bu konulara zaten hiç kafa yormuyor olman ve umursamıyor olman gerekiyor.

hinduizm, budizm dinlerinde insanlar yakıyor ölülerini. hristiyanlar da gömüyor, yahudiler de gömüyor. sadece müslümanlara özgü bir şey değil.

evet, ülkemizde ölüm sonrası çeşitli dini ritüellere izin verilmeli, isteyenler yakılmalı ama bu ayrı bir konu. hiçbir ritüel ateistler için değil. ateistler ritüel gerektirecek konulara inanmıyorlar çünkü. bir ateist ve hele ki apateist bunları umursamıyor olmalı bence.

---

benim istediğim gibi bir gömülme şekli de toplum düzeni vs. açısından uygun değil. ölümler de kayıt altında tutulmalı. o zaman katiller öldürüp öldürüp ormana gömer ve rahmetli öyle arzulamıştı der işin içinden çıkar. herkesi istediği yere gömemeyiz. bu topraklar hepimizin ve bir düzen olmak zorunda.
+1
art cat chocolate
(19.05.26)
Ateistin müslüman mezarlığına gömülmesine okeysin gibi geldi.
0
duyuruuser
(19.05.26)
Şöyle bir yöntem uygulanabilir.

anatomy.hacettepe.edu.tr
0
Mirket
(19.05.26)
Hepsini okumadım ama cenaze geride kalanlar içindir. Zaten ölmüşsün yoksun artık. Bunları düşünmeye gerek yok bence.
+3
peki madem
(19.05.26)
ben ateist olarak bunu umursamıyorum. ben öldükten sonra istedikleri kadar camide namazımı kılsınlar isterlerse mekkeye muhammedin yanına gömsünler ben yine ateist olarak ölmüş olacağım. ben tüm bunlara karşı dimdik ateist olarak öldüm bunu hiç kimse değiştiremez. asıl onların zoruna gitmesi lazım. onların dinini peygamberini tümden reddeden birinin cenazesini kıldırmak aslında onlar için utanç olmalı.
bana kalsa yakılmak isterim. tek bir parçamın bile bu dünyada kalmamasını isterim.
+1
my fault
(19.05.26)
cenaze vb diğer toplumsal ritüellerin ateizmle alakası yok bence. ateistim ve cenazem camiden kalkabilir, cenaze namazım kılınabilir. zaten esnafla selamlaşırken selamün aleyküm diyorum yerine göre. hanginiz konusurken allah kahretsin, allah allah gibi şeyler söylemiyorsunuz. bunlar sosyal şeyler. ateizmle falan alakası yok.
+1
abelardo
(19.05.26)
ben 26 sene ara ile iki ateist gomdum, ve ceyrek asir gecmesine ragmen surecte hicbir sey degismemis biraz sinir oldum.

yazili ve imzali vasiyetiniz olsa dahi sallamiyorlar, saygisizliktan ote kimse ne yapmasi gerektigini bilmiyor. hem morg hem imam hem de belediye ne yapilacagini bilemiyor afalliyorlar.

dava acsaniz ne olacak, ya sonuclanana dek morgda beklenecek, ki buna kimse yanasmiyor, ya da mezar kazilip baska bir defin olacak. ikinci secenekte de "nereye gomecegiz" sorunu doguyor. kimsesizler mezarligi dahi "uzerinde pasaport/hac/davut yildizi vb yoksa" herkesi musluman usulu gomuyor..

ozetle suruden ayrilana yasasa da olse de asla saygi duyulmuyor.
+1
adrianapole
(19.05.26)
ateistseniz neden gomulmeyi talep ediyorsunuz ki? gomulmek, yakilmak, mumyalanmak, hatta eskiden orta asya turklerinde oldugu gibi agaca asilmak vs. bunlarin hepsi bir inancin urunu. oluye ne olacagi sorusu her zaman icin dinlerin konusu olmus. bundan yuzlerce, binlerce yil once bunlarin hicbiri ateist dusunce ve(ya) pratik vasitasiyla ortaya cikmadi. nedense ateizmin (bu arada ben de ateistim) bilimle ic ice gecmis gibi bir algisi var. bilimsel method ayni zamanda ateist methodmus gibi sacma bir dusunce. bir de sunlari corba yapanlari goruyorum: ateizm, bilimsel method, ekoloji ve bu nedenle yakilmayi talep etme. ama ne alaka? krematoryum ekolojik acidan gomulmekten daha kotu (karbon salinimi ve harcanan enerji acisindan). gomulmek iyilerden biri ama bilimsel degil cunku bunlarin hicbiri bilimsel olamaz. cunku bu ateizmin sorunu/konusu hic olmamis. ama bilimsel ve ekolojik methodla birlikte ele alacaksiniz ki dedigim gibi bence sacma bir dusunce, komposto yapilmayi talep etmelisiniz (besin degeri olarak topraga gitme, ekolojik ama bilimsel degil cunku bu pek bilimin konusu degil). bu kadar uzun yazmamin nedeni ateistlere ozel bir oluye ne yapilacagi dusuncesi olmamasi, cunku inanmayan insan icin bu ontolojik bir mesele degil, o nedenle ekolojik, efendime soyleyeyim topluma faydali olma (bagis vasitasiyla) gibi alternatiflere yoneliyorlar. fakat her ateist neden dogaya veya topluma faydali olmak istesin ki? bu paket olarak gelmiyor nihayetinde. en az dindarlar kadar kotu olan ateistler de var.
+2
Sour
(19.05.26)
Bir hukukçu olarak, bizdeki bu tür durumların hatta kişi yakılmasını vs diye resmi vasiyet yapsa dahi vasiyetlerin bir anlamı yok. Murisler ne derse o. Fekat onlar da her hangi bir şey diyemiyorlar çünkü yasal olarak kısıtlı seçenekleri var. En fazla kadavra olarak verebilirler bir tıp fakültesine.
0
ground
(19.05.26)
öldükten sonra bana ne olduğu umrumda değil. sağlıklı olsam organlarımı bağışlardım, kalanı da tıp fakültesine verin derdim. ne diriyken, ne de ölüyken faydalı olamadığım bir hayat.
0
late viper
(20.05.26)
Bu konu bir kaç yönden ele alınmalı.

1. Müslümanlar da bir ateistin namazını kılmaktan hoşnut değiller

2. Ateistin noterden vasiyetinin olması da sorunu tam olarak çözemiyor

3. Cenaze işlemleri için son vasiyetinin bilinmesi gerekiyor, nihai durumda belki bir ihtimal fikir değişimi varsa, yani noter kesinliğinde küçük bir değişim ihtimali varsa bu durum geride kalan tüm Müslümanları ilgilendiren bir soruna dönüşüyor

4. Yani bir kişinin cenaze namazını bir kaç kişi kılarsa tüm Müslümanların üzerinden sorumluluk kalkıyor, ancak cenazesi kılınmayan biri olduğu durumda onun günahı tanısın tanımasın tüm Müslümanları üzerine oluyor. Dolayısıyla bir kaç kişinin dini usulde cenazeyi kaldırması gerekiyor.

Dolayısıyla böyle bir sorun var. Aileler de belki kalbinde inanç vardır falan diye istiyor sanırım.

Hasılı Müslümanlar da ateistlere cenaze kılmaktan hoşnut değil ki zaten, konuyu bilen bilinçli bir müslüman o cenazeyi kılmaz. Çünkü Allah’a karşı gelen birine şahitlik edip dua etmesi uygun değil.

Yukardaki cevaplarda genelde ateistler açısından bakılmış, ben de Müslümanlar tarafını açıklamış olayım.

Güya maddeledik kısa yazalım diye, yine uzun olmuş istemsizce..:(
-2
epitaf
(20.05.26)
sana hangi hoca el verdi?
0
mikahakkinen
(20.05.26)
bu ülkede cami ve cemevi dışında cenaze merasimi yapılacak bir yer yok. eğer alevi değilsen camiden cenazen kaldırılıyor. bir tür resmi uygulama gibi bir şey olmuş. bir tane video çekip intihar eden adam vardı.. cenazemi tıp fakültesine bağışlayın demişti sanırım ailesi yine camiden kaldırdı. metin uca yaşarken bedenimin yakılmasını istiyorum dedi.. yine camide namazı kılındı.

camimizi kirletiyorsun diyen müslümanlar da biraz sakin olsun çünkü camiler bu ülke vatandaşlarına ait yapılardır.. günü gelir bir savaş sırasında başka amaçla da kullanılabilir. sen cebinden ödemedin sonuçta. ya da devletin cami dışında bir cenaze töreni düzenleme yeri için bütçe ayırmasına okey misin yoksa ona da saldıracak mısın?

kısacası vasiyet etsen bile vasiyetine uyulmuyor ki?
+1
jepa
(21.05.26)
Yeniden cevap verme ihtiyacı hissettim ateist birisi olarak çünkü:

"bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar"

Çok iyi ya verdiğimiz vergiler ile imamların maaşı ödenirken camiler yapılırken tamir edilirken iyi o zaten müslümanların hakkı, ama ölümüz camiye girince kirletiyoruz hadi oradan. Benden para almayın o zaman.
+1
peki madem
(21.05.26)
DÜŞÜNCE

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal BEYATLI
-1
🌸mertumursamaz
(22.05.26)
(6)

hangi çadırı alayım?

penceredengorunenmorbina
Merhabalar,Mayıs-ekim arası 4-5 kere kamp yapan biriyim. Şimdi çadırı yenileyeceğim. Şu an kullandığım mh100'ün eski modeli. Aslında aynısını almak için gittim ama mayfest kapsamında xl modelinde indirim görünce kararsız kaldım.xl kullanan var mı? Normale göre daha az havalandırması varmış gibi geld
Merhabalar,
Mayıs-ekim arası 4-5 kere kamp yapan biriyim. Şimdi çadırı yenileyeceğim. Şu an kullandığım mh100'ün eski modeli. Aslında aynısını almak için gittim ama mayfest kapsamında xl modelinde indirim görünce kararsız kaldım.
xl kullanan var mı? Normale göre daha az havalandırması varmış gibi geldi. Daha önce klasik model kullanırken de ekstra alana ihtiyacım olmamıştı ama xl'ın önündeki alan sahiden gerekli mi?
ne dersiniz, hangisi olsun?

(git: www.decathlon.com.tr )

(git: www.decathlon.com.tr )
0
penceredengorunenmorbina
(17.05.26)
Bende de eski modeli var.
Ekstra alan her zaman iyidir de 1000 lira fark vermem yani.
Havalandırma konusu ayrıca önemli.
Bir de araba yoksa, aralarındaki 1700 gramlık fark önemli. Araba varsa zaten içinde ayakta duramadığım çadır almam.
0
Mirket
(17.05.26)
hocam bende de aynı model var. o alana ihtiyaç oluyor.

yeni çadır alacaksan kesinlikle yüksek olsun en az 180cm yükseklik inanılmaz konfor sağlıyor. sıcaklık yukarıda toplandığı için sabahları saunada gibi uyanmazsın. çift kapılı olması da çok önemli hem tüm eşyalara kolay erişirim hem de çadır içinde hava akışı oluyor.
0
duyuruuser
(18.05.26)
hayır, çadırın dış gri cephesi ve altı soyuldu artık. bir kere de kendini bilmez sarhoşlar çadırın yakınında lastik yakmıştı, simsiyah oldu.
0
🌸penceredengorunenmorbina
(18.05.26)
öndeki kapalı alan botlar, varsa baton, sırt çantaları, varsa av malzemeleri, olta vs, mutfak aletleri (yiyecek bulundurmayın, hayvanları çeker) gibi şeyler için lazım oluyor açıkçası ama belki bi gecelik iki gecelik falan gidiyorsanız lazım olmayabilir. kendi kamp dinamiğinize göre karar vermeniz lazım.
0
antihero
(18.05.26)
öndeki alan çok lazım.aynı fotoğraftaki gibi çanta,bot ondan sonra mutfak eşyaları,yiyecekleri vs koymaya çok işe yarıyor. çadıra girerken de botu çıkarmaya yer oluyor, güzel. almışken xl almakta fayda var.
0
mutlu yillar sana
(19.05.26)
mh-100'ün tentesini ayrı satın alabiliyorsunuz bu arada.
0
lil siztah
(19.05.26)
(14)

"kırmızı antifriz sorun çıkarır" olayı efsane mi?

konetsu
çok sık karşılaştım bu sözlerle... ilk antifriz seçimi yapacak zaman sorunca aracın grubundakilerden, sonra castrol servisinden sonra da radyatör üst hortumu değiştirtirken oradakilerden... genel böyle bi görüş var, kim kırmızı antifriz'i görse duysa hemen bi uyarmaya kalkıyor. ülkede kırmızı antifr
çok sık karşılaştım bu sözlerle... ilk antifriz seçimi yapacak zaman sorunca aracın grubundakilerden, sonra castrol servisinden sonra da radyatör üst hortumu değiştirtirken oradakilerden... genel böyle bi görüş var, kim kırmızı antifriz'i görse duysa hemen bi uyarmaya kalkıyor. ülkede kırmızı antifriz fobisi var :D

-kireç/pas varsa çözer açar.
-asitli bu deler.
-eski araca konmaz patlatır, çatlatır, yakar, eritir...
-koyacaksan da az koy bunu çok güçlü, daha fazla su ekle.
-x yaşında araca konmaz kitapçık kırmızı da dese artık maviye dönmeli.
-bunda daha önce su kullanılmış kırmızı konmaz.
-ben uyarmış olayım ama pişman olursun, görürsün şu bu...
ve benzeri... her seferinde yok saydım üretici önerisi neyse onu koyarım diyip geçtim.

öncelikle evet antifriz renkleri tek başına bir şey ifade etmiyor ama genel olarak işte kırmızı antifriz silikatsız oat, mavi antifriz silikatlı iat olan, temel ayrım bu. spesifik ürünler de var piyasada aynı/farklı renklerde ama çoğu markada ve markasız diyeceğim adını duymadığım ürünlerde bu şekilde ayrım yaygın, 2 seçenek oluyor çoğunda.

benzer yorumları yabancı kaynaklarda bakınca da genel olarak dexcool için gördüm. orada da dexcool'a dex-kill filan diyorlar :D o da amerika'daki ilk yaygın kullanılan oat antifrizmiş.
şimdi dexcool özelinde evet ilk çıktığı dönem ciddi sorunlar yaşanmış, sonrasında formülü değişmiş vs. kısaca burada da bahsediliyor: www.youtube.com
ancak şuan güncel diğer oat antifrizler ile ilgili benzer yorumlar pek yok gibi hala dexcool ve klonları üzerine konuşuluyor... dexcool ile ilgili olarak da güncel yorumlarda çokça sorunsuz kullanıyorum diyen ve sakın kullanmayın diyen var ama yakın zamanda kullanıp bu sorunları yaşadım diyen pek göremedim... güncel sorun yaşayanların çoğunda farklı antifriz karıştırma veya katkı kullanma gibi durumlar var. ayrıca bizdekinin aksine özel olarak eski/paslı/kireçli araca konmaz diyen yok. yeni eski ayrımı olmaksızın bir negatif tutum var buna karşı.

burada dexcooldaki sorunun sebebi "ethylhexanoic acid(2-eha)" denmiş, tek başına bu katkı değil de bu katkıyla sorun yaşanan gm araçların sistemindeki silikon ve nylon parçaların uyumsuzluğuymuş... genel görüş bu yönde... ancak bununla ilgili dava amerika'da uzlaşmayla sonuçlanmış, hukuki süreçlerin masraflarıyla uğraşmaktansa uzlaşmayı seçmiş general motors. savunurken de farklı antifrizlerin karıştırılması, zamanında bakım yapılmaması ve eksik soğutma sıvısıyla kullanımdan bahsedilmiş. tam gerçek neydi bilemiyoruz davada kesin hüküm verilmeden uzlaşıldığı için. yine de sonrasında conta malzemeleri filan da değiştiğinden uyumsuzluk vardı kısmını doğru kabul edebiliriz sanırım.


neyse güncele dönelim, bugün hala organik antifrizlerin tamamına yakınında 2-eha bulunuyor, bu da farklı iki formda bulunuyor... sodium 2-ethylhexanoate ve potassium 2-ethylhexanoate şeklinde. çok çok büyük kısmında sodium versiyonu var.

şimdi bu katkı gerçekten sorunların sebebi olsaydı riskli olsaydı günümüzde halen büyük üreticiler tarafından yaygın olarak kullanılır mıydı? bakınca eski nesil o sorunların yaşandığı dexcool ile ilgili olarak ise potasyum versiyonu kullanılıyordu bu yüzden sorun yaşandı sonradan sodium olana geçildi gibi yorumlar var ama kesin kaynak da göremedim bunu doğrulayan. güncel formülde sodium 2-ethylhexanoate olduğu görülebiliyor ama eskisini bilemiyorum acdelco.com.au eskisi potassium versiyonunu içeriyorduysa da sorun bu muydu yine bilemiyorum...

asyalılara bakıyoruz, toyota da honda da 2-eha içermeyen ürünler kullanıyor. böyle bakınca da düşük maliyetli etkili ve yaygın kullanılan bir katkı varken neden kullanmıyorlar diye düşündürüyor... asyalılar uyumsuz silikon vs. mi kullanıyor araçlarda diyeceğim ama toyota araçları yüzbinlerce mil boyunca yıllarca dexcool ile kullanıp hiç sorun yaşamadığını belirten de çok var. toyota kendi long life ve super long life antifrizlerinde 2-eha kullanmadığı halde castrol 2-eha içeren radicool sf için de toyota ve lexus ile uyumlu diyor. i.imgur.com


şimdi konuyu kapatmaya geçeyim :D
öncelikle kendi düşüncelerim:
-kırmızı antifriz sistemde uyumsuz bir malzeme kullanılmadıysa güvenli ve dendiği gibi mavi antifrizden daha riskli filan değil.
-ülkemizdeki kırmızı antifriz efsanelerinin kaynağı yine ilk çıkan dexcool benzeri antifrizler ve uyumsuz araçlarda çıkan sorunlardı.
-araç oat antifriz öneriyorsa iat kullanmak daha riskli olur, silikat içerdiğinden bu sistemlerde korozyon ve aşınmaya sebep olabilir.
-kırmızı antifriz'e asitli o denmesinin sebebi de üzerinde "organik asit teknolojisi" ve benzeri şeyler yazması sanırım :D
-günümüzde hala kırmızı antifriz kaynaklı sorunlar yaşanıyorsa bile merdiven altı markasız uyduruk ürünlerden kaynaklanıyordur.

benim aracım kırmızı kullan demiş i.imgur.com
castrol de toyota ile uyumlu demiş.
aracı aldığımda içinde kırmızı vardı, ben de değiştirdim ve 6 aydır radicool sf ile kullanıyorum.
toyota aracında oat antifriz kullanıp buna bağlı sorun yaşadığını gördüğüm kimse de yok.
bu durumda sorun yaşayacağımı düşünmüyorum.

bu hangi antifrizi alayım sorusu değil :D bulunsa piyasada olsa pembe toyota sllc almak isterdim ama hem kolay bulunmuyor hem fiyatı da çok yüksek deniyor. belki sonraki değişimde tam flush imkanım olursa ve kolay bulunabilen 2-eha içermeyen oat bi ürün olursa ona geçiş yaparım. şuan "Total Glacelf Auto Supra 2F" ve "Motul e-Auto Cool DHC" var mesela buna örnek. motul'ü direk pas geçmiştim hybrid araç için dediğinden, total de daha piyasada yoktu ben 7 ay önce alırken. ama radicool sf ile sorun yaşamazsam değiştirmek için de sebep görmeyip devam edebilirim. bunlar daha yüksek fiyatlı ve az bulunan ürünler. ihtiyaç anında hemen temin edememe ihtimali var. 2-3 yıl sonra görürüz yaygınlaştı mı ucuzladı mı diye...

bu konuda duyurudan kesin bi yanıt beklemiyorum :D daha çok sizin deneyiminizi/düşüncelerinizi merak ettim. ha antifriz uzmanı biri çıkar net olarak söylerse de hayır demem tabi :D
sizin kırmızı antifriz'e karşı benzer düşünceleriniz var mı? benzer şeyleri siz de duydunuz mu? şahsen kırmızı antifrizden kaynaklandığını düşündüğünüz bi problem yaşadınız mı?
+1
konetsu
(14.05.26)
öncesinde su konulmuş bir arabada kesinlikle sıkıntı çıkartıyor.

eskiden kullandığımız peugeot 206 araçta bizden önceki sahibi genelde antifriz eksikliğini su ile tamamlamış veya çok seyrelterek kullanmış.

aynı şeyi bizde serviste duyduk sakın antifriz koymayın patlatır diye, babam inanmadı servis koymadı :) neyse babam inat etti benzincide gidip üretici kataloğundaki antifrizden koydurduk, yaklaşık bir hafta sonra şöför tarafındaki paspas aşırı ıslanmaya başladı. Uzun aramalar sonucunda bulabildik, kalorifer radyatörü antifrizden dolayı patlamış ve o zamanlar epey bir masraf ve parça değişimi çıkarttı.

Son söz: soğutma sistemi temizliği yapmadan kesinlikle antifriz koymayın, hatta daha önce sisteme su girişi olduysa kesinlikle ve kesinlikle sistemi elden geçirin. Çünkü Türkiye’de saf su kullanmak yerine yetkili servis dahil kireçli, mineralli çeşme suyunu sisteme basıp geçiyor.
+1
Northern Mariner
(14.05.26)
@Northern Mariner sorum daha çok kırmızı riskli mavi güvenli görüşü üzerine. yani pas ve kireç olan araçta antifriz evet sıkıntıyı öne çekebiliyor ama bunu sadece kırmızı yapar mavi yapmaz diye bir şey yok bence benim takıldığım konu kırmızı fobisi.

benim aracın geçmişinde de ne yazıkki bir dönem su ile kullanım var. benden önceki sahibi aldığında içinde su varmış o antifrize geri döndürmüş. durulatmış bayağı paslıymış akan su... ama sonrasında 5 yıl sorunsuz kullandı. bende de şuana kadar sıkıntı çıkmadı. yani soğutma sisteminde sıkıntım oldu da antifrizle alakalı değil hortum kelepçesinden dolayı kaçak oldu üst hortum ve kelepçeler değişti.

hortumdan dolayı eksilme olunca bi korktum tabi normal olarak :D ilk yağ çubuğunu çekip bakarken tırsmıştım conta gitti de yağa su mu karıştı acaba diye :D yağda sıkıntı olmayınca rahatlayıp diğer kısımlara odaklandım. kalorifer peteğinden de şüphelendim çünkü onda da biraz tıkanıklık var gibi ısıtıyor ama çok etkili değil tam ısınmıyor. baktım orada da kaçak yok. sistemde basınç yokken soğuk motorda termostat kapalıyken hortum kaçağı anlaşılmıyordu. eksiği tamamlayıp kısa bi sürüp ısıtıp öyle bakıp buldum.

yani bi noktada antifrize dönmek zorundasın. kesinlikle sorun çıkarıyor diye bir durum yok korozyon çok ilerlemediyse hiç problem yaşamadan dönebilirsin de. bu araçta olduğu gibi... ufak tefek düşük maliyetli sıkıntılar çıkabilir radyatör veya petek gibi... conta da yakabilirsin. motoru indirirler. ama ne olacaksa olsun en kısa sürede dönüp çıkabilecek sıkıntıları göze almak lazım.

ben de peteği temizleteceğim bi yandan korkuyorum ondan da :D ama yapılması lazım. patlarsa da ne tutarsa verip değiştirteceğiz. parça ucuz 1-1.5k bişey de işçiliği biraz fazla ön göğüs sökülüyor.

servis konusunda rezaletiz. ben castrol'ün sertifikalı servisinde bi ton sorun yaşadım. onlar içinde kırmızı varken motor blok tapasından boşaltmadan sistemde daha 2l eski sıvı varken mavi koymak lazım buna diyordu :D saf suyumu kendim götürdüm serviste o da yoktu bana malzeme elimde olduğu halde musluk suyu daha iyi dedi ya lan :D akü suyu bu asitli deler dedi saf su için... castrol sertifikalı serviste... sıvı bakımında uzman olması gereken adam. koyarken de ölçüsüz biraz antifriz biraz su diye boca ettiler baktım paso su koyuyor antifriz yok ben müdahale ettirdim antifrizle tamamlattım sonunda ama yine yetersiz çıktı. bi posta da hava alacağız diye hortumu söküp litrelerce antifriz ve saf suyu yere döktüler... hortumu yerine oturtamadılar onlar kurcalarken zedelendi 99% hortum da.

neyse 1 hafta 10 gün sonra evin önünde kendim tekrar komple boşaltıp değiştirdim yani orada aldıkları işçilik de harcanan antifriz de saf su da boşa gitti komple... serviste konan antifrizi refraktometre ile ölçtüm -16 civarı çıktı 30-70% gibi ki ben hiç müdahale etmesem o kadar bile olmayacaktı. binlerce lirayı çöp ettiler. ya motor yağını bile fazla koymuşlardı yağ çubuğundan ben geri çektim fazlasını. onda da uyardım dedim 3l koyuluyor bu arabaya diye.

birkaç ay sonra işte üst hortumdan kaçak oldu onu değiştirtmem gerekti. o işçilik malzeme toplam 600 tuttu yine castrolcüler yüzünden. kaçağı farkedip bulup sanayiye gidene kadar da 3l kadar daha boşa aktı gitti 50-50% antifriz karışımı...

bak ben koyarken saf su aldım, onda da piyasada hileli ürün çok diye güvenemeyip tds ölçer alıp kontrol ettim. konsantre antifrizle belirtilen ölçüde hassas karıştırdım yine de emin olmak için refraktometre ile ölçtüm... bireysel kullanıcı olarak bu cihazları alıp kullanıyorum adamlar hiçbir ölçüm olmadan yanlış ve eksik bilgileriyle kötü işçilikleriyle castrolden sertifika alıyor... markayı temsil ediyor.

tüm malzemeler kendimden sadece işçilik 1200 verdim yağ ve antifriz değişimine iki işi de batırdılar. herhangi rastgele bi ustaya daha ucuza yaptırılırdı ben garanti olsun düzgün iş yapacak yer olsun kötü ustaya düşmeyelim diyip pahalı da olsa değer diyerek gitmiştim... kendim değiştirecektim yağ filtresi çok sıkı olunca sökülmedi mecbur gittim ama sonraki bakımda bi şekilde sökücem o filtreyi artık daha da rastgele sözde ustalara mecbur kalmadıkça dokundurmam.. başında durmasam veya hiç bilgim olmasa adamlara güvensem eminim maviyle karıştırır çamura çevirirlerdi... yine ucuz kurtuldum araba kasaplarından.

devletin direkt bu şekilde musluk suyu kullandığı tespit edilen ustalara bilerek mala zarar vermekten tazminat ödetmesi değer kaybı tespitiyle bunu da ödetmesi vs. lazım. ödeyecekleri cezayla tazminatla batsın gitsin hepsi... ustayım diye geçiniyorsa bilmiyordum diye bi savunması da olamaz.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
Aslında olay bu kadar basit;

Kırmızı Antifriz (Organik - OAT)Teknoloji:
-Organik Asit Teknolojisi (OAT) kullanır.
-Ömür: Uzun ömürlüdür (5 yıl veya 250.000 km).
-Malzeme: Alüminyum bloklu yeni nesil motorlara uygundur.
-Koruma: Pas ve korozyonu önlemede çok güçlüdür.
-Performans: Yüksek sıcaklıklara karşı daha dayanıklıdır.

Mavi Antifriz (İnorganik - IAT)Teknoloji:
-İnorganik Asit Teknolojisi (IAT) kullanır.
-Ömür: Kısa ömürlüdür (2 yıl veya 50.000 km).
-Malzeme: Demir ve pirinç ağırlıklı eski nesil motorlara uygundur.
-Koruma: Donmayı engelleme performansı yüksektir.
-Maliyet: Kırmızı antifrize göre daha ucuzdur.

Kritik Uyarılar
-Karıştırmayın: Kırmızı ve mavi antifriz asla birbirine karıştırılmamalıdır.
-Kimyasal Reaksiyon: Karışırlarsa jelleşme ve çamurlaşma yaparlar.
-Hasar: Bu çamurlaşma devirdaim pompasını ve radyatörü tıkar.
-Seçim: Her zaman aracınızın kullanım kılavuzundaki rengi seçin.
-2
duyuruuser
(14.05.26)
duyuruuser yapay zeka cevabı mı bu xD
o kadar basit değil işte. çok daha spesifik formüller de var bazı araçlarda gerçekten uygun ürün kullanmak zorundasın. araç aluminyum bloktur moderndir oat gerekiyordur ama sistemde silikon parça vardır onda klasik 2-eha'lı ürün sorun yaratabilir. mavi koyarsın silikat sorun olur vs.

normal oat'de fosfat yok ama toyota'nınkinde var mesela, veya bir başka üründe inorganik olup fosfat içermiyor olabilir. hem silikat hem organik katkı içeren hybrid ürünler de var.

kırmızı antifriz döküm demir motorla uyumsuz diye bir durum da yok. hem castrol örneğinde radicool sf için uygun olduğunu belirtmiş hem benim aracım döküm demir bloklu ve üretici kırmızı öneriyor. yapay zekanın her söylediğine kayıtsız şartsız güvenmeyi bırakın. onu da geçtim sorduğum soru sizin bu konudaki görüşünüz/deneyiminiz soruya cevap da değil attığın eksik ai cevabı.

bu arada net bir cevabın hiç olmadığı konu ise hangi tipleri karıştırmanın sorun çıkarabildiği. o da öyle farklı renkleri karıştırmamaktan ibaret değil. veya organikle inorganiği karıştırmamakla sınırlı olmayabilir. hangi maddeler reaksiyona girip o çamurlaşmayı yaratıyor bu kesin olarak kimse tarafından belirtilmemiş. yani eğer 2-eha ve fosfatın karışması sıkıntı çıkarıyorsa toyota oatsi ile castrol oatsi karışsa da olabilir bu durum. veya silikat ile 2-eha karışımındansa inorganik antifrize toyota oat eklediğinde sorun yaşanmayabilir gibi... bu yüzden direkt hiçbir antifrizi içeriğindeki katkıların birebir aynı olduğuna emin değilseniz karıştırmamak lazım. mümkünse farklı marka/model ürün karıştırmamak en garantisi.

olaya yüzeysel baktığımda ilk antifriz seçimini yaparken 2dk'da bulduğum senin yazdıkların... detaylı bakınca çok daha karmaşık ve farklı ürünlerden oluşan bir konu.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
arabada orijinal antifriz ne kullanılıyorsa onu kullanmakta fayda var.
mesela 1.3 dizel astra h'ım vardı. 250 binde sattık. sıfır almıştık.
her zaman dexcool kullanıldı.
rengi farklı, vasfı farklı antifriz kullanmamakta fayda var.
0
rain when i die
(14.05.26)
Üretici ne öngörmüşse kullan, birbirleri ile karıştırma.
soğutma sisteminde bir çok farklı malzemeden üretilmiş komponentler, borular ve hortumlar var. Bunlar ve antifriz sıvısı birbirlerine uyumlu olacak şekilde seçiliyor. Araçtaki tüm komponentlerin malzemelerini bilmeden, yalnızca antifrizin içeriği üzerinden iyi-kötü denmesi teknik olarak yetersiz. Üretici, komponentlerin o tip antifriz ile uyumlu olduğunu teyit edebilir ancak.
0
burfak
(14.05.26)
@rain when i die @burfak
kitapçıkta yazanı attım işte i.imgur.com kırmızı diyerek organik antifrizi işaret ediyor 99.9% ihtimalle. türkçe kitapçıkta da kırmızı diye belirtiyor.
yani temel olarak silikat içermeyen oat bir antifriz daha uygun gibi. ama illaki şu olacak şu madde olmayacak veya bu marka olacak diye bir öneride bulunulmamış.


aracın motoru toyota 5a-fe ile aynı. 5a-fe kullanan eski toyotalar da toyota long life önermiş. baktım ama onun içeriğine tam olarak ulaşma şansım yok. sds'de katkının içeriği gizli servco.safepersonnelsds.com
"Hydrated inorganic acid, organic acid salts" cas no belirtmemiş Proprietary demiş detay bulunmuyor.
"Proprietary items on this SDS are designated as trade secrets."

bu motoru kullanan en güncel ve benim aracımın baz aldığı model 1. nesil vios ama onun kitapçığını bulamadım. o da çok büyük ihtimalle daha güncel bir model olduğundan tüm güncel toyotalar gibi toyota super long life coolant'ı önermiştir, pembe olan. benim aracın üreticisi katı bir şekilde uyarı veya öneri koymadığından görünürde de uzun yıllardır bir problem olmadığından dert etmiyorum şuan. bu araçta hem 2-ehalı oat hem silikatlı iat kullanan çok kişi var direkt antifriz kaynaklı sorun yaşayana daha rastlamadım. önerilene en yakın rahat bulabildiğim de klasik kırmızı oat türkiye şartlarında.

soru zaten daha önce belirttiğim gibi hangi antifrizi alayım sorusu değil. antifriz önerisi istemiyorum. bu kırmızı antifriz düşmanlığı hakkındaki düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi sordum :D bence de önerilen net bir ürün varsa ona en yakın olanı tercih etmek lazım ama bizim ustalarda da kullanıcılarda da kırmızı korkusu var ve orijinali oat olan sistemlere bile iat antifriz koyuyorlar. soru bunun üzerine... bana önerilen de hep bu oldu ben kırmızıdan(castrol radicool sf) devam ediyorum. araç da 2010 model, bu yıllardaki araçlarda fabrikadan iat antifrizle çıkan pek yok(hiç var mı bilemiyorum hatta :D)
0
🌸konetsu
(14.05.26)
konetsu kendim yazmak yerine, tabi ki yapay zekaya yazdırdım,

temel bilgileri yazdım, neden mavi ve kırmızı ayrışımı var ve özellikleri belirli.
sen çok detaya inmişsin ama fabrikadan arka arkaya çıkan seri araçlarda bile farklılık olabilirken bir çok marka ve modelin, kullanım alışkanlıkların, coğrafyanın ve daha nice kriterin toplamı varken "kırmızı sıkıntı çıkarır" demek çok mantıklı değil.

yukarıda yazılanlar gibi kimisi kireçli çeşme suyu basmıştır, kırmızı da mavi de sıkıntı çıkarır, bilemeyiz. en iyisi fabrika ne diyorsa o.
0
duyuruuser
(14.05.26)
@konetsu,
paylaştığın kitapçık resminde baz alman gereken kısım yalnızca renk değil. SH0521-1999 standardı diyor.
Bu standardı karşılayan antifrizleri koyabilirsin.
SH05210-1999 standardı karşılıyorsa kullandığın antifriz, bitmiştir. Artık markası vs. tam içeriği önemli değil. Standartlar ve sertifikalar bunun için var.
0
burfak
(14.05.26)
@burfak o da tam öyle değil işte :D birincisi bu çin standardı olduğundan yaygın değil bunu belirten ürün pek bulamazsın. ikincisi bi standart neleri kapsadığına göre çok farklı antifrizlerde ortak olabilir. "ASTM D3306" mesela neredeyse tüm antifrizlerin kapsadığı bir standart. donma/kaynama noktaları ile alakalı ağırlıklı olarak, ürün içeriğine karışmıyor. silikatlısı da bu standartta organiği de inorganiği de fosfatlısı da...

ve tekrar diyorum... bu antifriz seçme sorusu değil! seçtiğim aldığım aylardır da kullandığım ürünün yeterince uygun olduğuna 99.99% eminim. sadece toyota pembe veya dengi ürünler daha iyi olurdu diyorum çünkü döküm demir bloğu fosfatlı ürün daha iyi korurken silikatın getireceği dezavantajlar olmazdı. yine motor toyota temelli olduğundan toyota antifrizinden zarar görecek bir parça da bulunmaz. ama standart bildiğimiz kırmızı antifriz yeterli uygunlukta. o standarda da baktım yine çin standardı olan lec-ii antifrizler karşılıyor mesela. bunlarda da 2-eha var bu arada. yani o yönden bakarsak da sistem için bu katkı güvenli denebilir. ama standart yine içeriklere karışmayan bir standartsa hiçbir şey ifade etmez.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
@konetsu

atıyorum araban peugeot diyelim. tanıdığın servicebox (teknik bilgi programı) sahibi olan birine sor.

veya atıyorum araban badge engineering (mesela saab'ın subaru impreza ile aynı station modeli vardı abd'de) ürünü bir araç olsun.

o motor aslen ne kullanıyor yine ilk yöntemle öğren.

sonra da en iyisi hangisi onlardan emin olduktan sonra (atıyorum valvoline'in ürünü o standarttadır) komple bir soğutma sistemi flush'ı yaptır.

uygun miktarda da doldur.

bitti gitti.
----

ha ben otomotiv satış sonrası hizmetlerciyim, o kadar çok takmamıştım astra h'ta :)

mercanlar opel'e gidiyordum, yapıyorlardı herşeyi.

şimdi kullandığım araba da garantili 2029'a kadar yine dert etmiyorum.
0
rain when i die
(14.05.26)
@rain when i die arabam badge engineering değil ama benzer sayılır... o yüzden toyota odaklı baktım hep. motor 5a-fe, efsane kasa 1.6 corolladan bildiğimiz 4a-fe motorun 1.5 versiyonu var. alt takım parçaları filan da büyük ölçüde 1. nesil yaris ile aynı. direkt toyota parçası alıp takabiliyorum.
reverse engineering. :D i.imgur.com

motor üzerinden baktığımı da söyledim. 5a-fe kullanan daha eski corolla carina vs. gibi araçlar toyota long life coolant, vios'un kitapçığını bulma imkanım olmadı ama çok çok büyük ihtimalle toyota super long life coolant. toyotaların kitapçığı sadece kendi ürününü belirtir onu önerir. pembe sllc çıktıktan sonra da tüm araçlarda ona geçtiler.

sadece antifriz değil araç hakkındaki çoğu konuda toyota üzerinden bakıyorum alışkanlık oldu. bi ecu toyotada denso bunda delphi o fark yüzünden haliyle sensörler vs. farklı. elektronik kısmı dışında büyük oranda toyota ile aynı.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
toyota neyi kullanıyorsa onu kullan ama sistemi çok sağlam flush ettir. sonra da çok kurcalama :)
0
rain when i die
(14.05.26)
@rain toyota sllc filan piyasada bulunmuyor. bi kere zor bela bulsan sonra eklemen gerekse değiştirmen gerekse tekrar aynı bela... değmez çekilen çileye. oem üreticisi aisin ama o da yok piyasada...
toyota antifrizi ile farklı formül ama castrol net şekilde uyumlu diyor i.imgur.com ve dediğim gibi dexcool türevlerini kullanıp antifrizden kaynaklı sorun yaşayan toyota kullanıcısına ben rastlamadım.

bi şekilde bundan dolayı sorun yaşarsam(sanmıyorum) ileride yine önceki cevaplarda bahsettiğim "Total Glacelf Auto Supra 2F" veya "Motul e-Auto Cool DHC" ürünlerine geçerim. bunlar 2-eha içermeyen seçenekler.
total-cdn-lmdb.afineo.io
www.motul.com
motul pembe toyota sllc'ye en yakın ürün gibi. fosfat içerikli toyota ile tam uyum iddiası var. toyota hybrid araçlarda da aynı sllc antifrizi kullanıyor.

aracı ilk aldığımda bu kadar detaya inmeden bakıp sıvı bakımlarını da biranönce yaptırdım. kitapçık kırmızı diyor, böyle içerik içerik anlatan yok, totalin bu ürünü piyasada yok, motul hybrid araç için diyor vs. değerlendirmeye almadım bile haliyle. castrol alıp geçtim. başta bu kadar detaya girmiş olsam motul alırdım muhtemelen ama şuan taze yeni antifriz varken sorun ihtimali de sıfıra yakınken tekrar değişime gerek yok.

duyuruda da cevaplarda da tekrar tekrar belirttim iş hala antifriz seçimi sorulmuş gibi ilerliyor... :D seçimimi aylar önce yaptım zaten.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
(5)

Kurutma makinesi tavsiyesi

kaiserr76
Mevcut Arçelik KM 800 serisi ısı pompalı kurutma makinemiz, günlük yoğun kullanım senaryosunda donanımsal arıza vermiştir. Geçen yıl garanti süresinin bitimine yakın kurutma fonksiyonunu yerine getirmediği için serviste anakart değişimi yapılmış; ancak aradan bir yıl geçtikten sonra aynı arıza nükse
Mevcut Arçelik KM 800 serisi ısı pompalı kurutma makinemiz, günlük yoğun kullanım senaryosunda donanımsal arıza vermiştir.

Geçen yıl garanti süresinin bitimine yakın kurutma fonksiyonunu yerine getirmediği için serviste anakart değişimi yapılmış; ancak aradan bir yıl geçtikten sonra aynı arıza nüksetmiştir. Yeni bir cihaz satın alma planımız mevcut.

Benzer şekilde günlük yoğun kullanım şartlarında stabil çalışan ve kronik sorunu bulunmayan marka/model tavsiyesi olan varmı?
0
kaiserr76
(13.05.26)
bosch var bizde yoğun şekilde kullanıyoruz memnunuz bütçenize uygun bir modelini seçebilirsiniz
+1
basond
(14.05.26)
yoğun kullanımdan kasıt nedir, günde kaç kilo kurutma yapıyorsunuz.
belki makinenin konumlandırılması doğru değildir. yeni alacağını makine de benzer sorunlar olacaktır.
şimdi dolap içine koymak moda oldu ama çok zararlı.
-1
duyuruuser
(14.05.26)
çocuk olunca her gün çamaşır işi oluyor, 6. seri bosch var, memnunuz, bi sıkıntı çıkarmadı.
0
antihero
(14.05.26)
bosch kendini temizleyen seri 8 aldım şunun 2 model eskisi ekranı farklı zaten sadece hasta sonu çamaşır yıkadığım için 2 gün çok yoğun kullanımda problem yaşamadım. o zaman sadece seri 8 almanyada yapılıyor(daha sağlam) diğerleri polonyada daha düşük malzeme ile yapılıyor demişti satıcı.
www.bosch-home.com.tr
0
eja
(14.05.26)
Evde 5 yaşında çocuk olduğu için sürekli bir çamaşır yıkama rutini var.

Çamaşır Makinesi üstüne konumlandırılmış, kapakları sürekli açık bir dolap içinde. Dolap konusunu değerlendirip yeni gözlem yapacağım.

Teşekkürler cevaplar için
0
🌸kaiserr76
(14.05.26)
(9)

Basur şikayeti için kolonoskopi istenmesi

benaslindayohum
Tamam saygım var doktorlara da “bi de kolonoskopi yapalım bi bakalım” diyor. Bi bakalım dediği kolay bir operasyon işlem değil ki?
Tamam saygım var doktorlara da “bi de kolonoskopi yapalım bi bakalım” diyor. Bi bakalım dediği kolay bir operasyon işlem değil ki?
-3
benaslindayohum
(13.05.26)
Yaş kaç?
0
kisa
(13.05.26)
33
0
🌸benaslindayohum
(13.05.26)
Daha erken ama zaten 40 - 45 sonrasında her şekilde arada baktırmak lazım.
Doktor belki kanamadan polipten vs şüphelenmiştir, kafadan silmek istemiştir.
Çok da diretme bence, basit bir şey bulur iki dakikada halleder büyük dertten kurtarır.
Geçmiş olsun
0
kisa
(13.05.26)
Kolonoskopi'nin kendisi epey kolay, hazirlik yapmasi zor.
+1
compumaster
(13.05.26)
soru nedir? soru işareti koymuşsun ama sorun yok.
basur var, kolay bir işlem değil ama doktor bir kolonoskopi yapalım bakalım demiş.
gayet normal bir durum. soru nerede?
-6
abelardo
(13.05.26)
Hiç de normal değil . Asla yaptırmanı tavsiye etmem.
0
hebanon
(13.05.26)
33 yasında aynı anda endo+kolon oldum hicbir sey hissetmedim. Cıkısta araba kullanıp eve döndüm. Hastaneye göre değişir iş.
0
HellKeePer
(13.05.26)
yaptır çıksın aradan, işlemin kendisi çok kolay, sedasyon altında yapılıyor hiçbir şey hissetmiyorsun. compumaster ın dediği gibi hazırlığı biraz dert. doktor crohn yada kolit ihtimallerini elemek için istemiştir.
0
korkut
(14.05.26)
içeriden kanama geliyor mu, geliyorsa kronik mi, diye bakıyorlar.
eğer varsa onun ayrı tedavisine başlanılıyor, çünkü bu durumun daha ciddi sonuçları olabiliyor.
kontrol edilmesinde fayda var.
+2
duyuruuser
(14.05.26)
(9)

Portatif klima falan

aguen
Merhaba duyuru,Maalesef eve klima alamıyorum çeşitli sebeplerden dolayı klima montajı imkansız. Yazın ölmememi sağlayacak alternatif çözümler nelerdir? Kullanıp memnun kaldığınız bir şey var mı?Özellikle benim çalışma odamda 2 sunucu 1 pc 1 laptop çalışıyor cehennem sıcağı oluyor.
Merhaba duyuru,

Maalesef eve klima alamıyorum çeşitli sebeplerden dolayı klima montajı imkansız. Yazın ölmememi sağlayacak alternatif çözümler nelerdir? Kullanıp memnun kaldığınız bir şey var mı?

Özellikle benim çalışma odamda 2 sunucu 1 pc 1 laptop çalışıyor cehennem sıcağı oluyor.
0
aguen
(13.05.26)
tavan vantilatörü düşündünüz mü? herkes çok övüyor. olmadı normal vantilatör.

portatif klima matah bir şey olsa, daha çok evde görürdük gibime geliyor.
+1
co2s2
(13.05.26)
tavan vantilatörleri çok mantıklı ama sıkıntılı :( boyum çok uzun; kurtarmıyor gibi çoğu modelle.

kendimi de tanıdığım için net kendimi yaralarım öyle bi ortamda
+1
🌸aguen
(13.05.26)
hocam portatif klimalar hem çok gürültülü hem de verimsiz. odada 2 sunucu + bilgisayarlar varsa vantilatör vs. yetmez çok net bir şekilde. ne yapıp edip normal klima taktırın.

türkiye'de pek yaygın olmayan pencere tipi klimalar var aslında. 2. el falan bulabilirseniz o da olabilir.
+1
shadowfollower
(13.05.26)
ev tek odadan ibaret değilse ve amaç odayı serin tutmaksa portatif klimayı koridora kurun, odanın kapısını açın. hava giderini de başka bir odanın penceresinden (pencereyi gider boyutunda deldirerek, menfez gibi) gerekirse gider borusunu da uzatarak dışarı salın. hem gürültü size yakın olmaz hem cihazlara zarar vermez hem de yeterince serinletir.

içinde buz haznesi olan soğutucular var ama bunlar verimsiz ve nem yapacağı için tavsiye etmiyorum. sizin şartlarda tek çözüm portatif klima gibi duruyor.

klima neden olmuyor onu da anlamadım. gerekirse çatıya takılır yine olur. bina yönetimi izin falan mı vermiyor nedir yani
+1
Improbable
(13.05.26)
mecburiyetten 1 yaz portatif klima kullandım
tek oda için öldürmeden yaşatır. klima serinliği beklemeyin ama odada sıcaktan bulanmadan takılabilirsin, en azından terletmez.
en sessizi bile gürültülü çalışıyor.

çok çok zorda değilsem tercih etmem.

koridora koyayım içeri üflesin gibi fantezilere girersen sadece boşuna elektrik tüketirsin.
0
duyuruuser
(13.05.26)
Bu konuyu ben de takipteyim. Zira ben de daha geçenlerde benzer bir duyuru açmıştım.

Portatif klimanın yanı sıra tavan vantilatörü ve kule tipi vantilatör önerileri yapılmıştı.
+1
jonas
(13.05.26)
bende var.
her sene temmuz - ağustos ortası bir dönemde "ohh iyi ki almışım" diyorum çünkü ev cehennem gibi oluyor ama hemen ardına "ulan bununla uğraşmaya ne gerek var, keşke klima taktırsaydım" diyorum.

kiracıyım, taşınırım diye düşündüğüm için klima taktırmadım. onun yerine portatif aldım. pişmanım.

eğer gerçek klima taktırma imkanınız yoksa evet iş görüyor elbette. çalıştığı sürece serin tutuyor. pencere yakın olması tercih edilir çünkü soba borusu gibi bir hortumu var gerçekten sıcak hava üflüyor. boru uzun olursa evi bir yandan soğutup bir yandan ısıtır.

pencere açık ya da aralık oluyor ama özel bir perdesi var rüzgar almayan, onun boşluğundan geçiriyorsunuz boruyu. eğer imkanınız varsa camı deldirip oradan geçirebilirsiniz. portatif klima perdesi, mobil klima pencere kiti gibi aratabilirsiniz internette.

ben araştırıp da aldım, sessiz çalışanı bile sesli konusuna katılıyorum. ben evden çalışırken kulaklığımı takar müzik ya da ses-iptal özelliğini açar öyle kullanırdım klimayı. sohbet muhabbete engel değil ama kapatınca ohh be diyorsunuz. o yüzden gürültü büyük bir negatif özellik.

düşündüğüm kadar çok elektrik harcamıyor.

benim kullandığım klima günde 5-10 litreye yakın su üretiyordu sürekli kullanınca. ölçümünü tam yapamadım saatte ne kadar diye ama havada inanılmaz miktarda su buharı var ve klima onları topluyor. tahliye için arkasına bir kova koyuyor, iki üç saatte bir kontrol ediyordum. 5 litrelik kova hergün doluyordu, bazen birden fazla kez.

her klimanın özelliği mi bilmiyorum ama klima çalışırken evi serinletse de kapattığım gibi ısınıyordu. "kafam şişti gürültüsünden bir 20 dk rahat edeyim" diyemiyordum.

ev için ideal değil. şantiye, geçici konaklama, dağ evi, konteynır gibi yerler için konfor arttırıcı olabilir ama evde çok mutlu etmiyor. kule tipi vantilatörüm de var. klimaya göre sessiz nazsız ve yer kaplamadan çalışıyor. klima gibi serinletmese de, evdeki konforu tek başıan arttırabiliyor. fiyat, gürültü, nazı uğraşı gibi parametreleri ekleyince kule tipi vantilatör tek başına portatif klimadan çok daha iyi bir seçenek.

bitirmeden ekleyim, eğer klima almak istiyorsanız ve gerçekten monte klima alma imkanınız yoksa ve ev çok sıcaksa değerlendirebilirsiniz ama "zaten taşınıcam ne gerek var ya almaya" diye düşünüp de portatif alıyorsanız bence diğer seçeneği zorlayın. zira monte klimalar demonte edilip yeni adrese nakledilebiliyorlar. olmadı vantilatör seçeneğini değerlendirin. en azından klimaya göre aşağı yukarı 10-15 kat daha ucuz.

tecrübeme binaen bahsettiğim ürün bu:
airfel.com
+2
biseysorcaktim
(13.05.26)
yasadigim sehirde evlerde klima yok. apartmana portatif klima vermisler. cok ses cikariyor, performansi dusuk ve cok elektrik yakiyor. cok sicak gunlerde kullaniyorum yoksa elimi surmuyorum.
0
antikadimag
(15.05.26)
mobil klimaların temel sıkıntısı içeriden çektiği soğuk havayı dışarı atmasıdır. verimsizliğin sebebi bu. tek hortum oluyor bu da sıcak hava çıkışı ama hava girişi içerideki soğutmak için elektrik tükettiğiniz havayı çekiyor. çift borulu ürünlerde verim kaybı daha az olacaktır. tek borulu klimayı modifiye edip bu şekilde hava girişini dışarıdan alanlar da var.

tek boru bir sorun daha yaratıyor, ortamdan devamlı dışarı hava attığı için alçak basınç oluşuyor ve kusursuz yalıtım imkansız olduğu için dış ortamdan aynı oranda sıcak hava da içeri doluyor.

bir diğer sıkıntı da klimanın çok alçakta kalması, soğuk hava alçaldığı için zaten alçaktan üflediğinde serinlik yerlerde birikirken vücudunuzun kapladığı alanlar daha yüksek sıcaklıkta kalabiliyor. bu yüzden soğutma temel amaçlı split klimalar genelde yüksek konumlandırılıyor. kışın ısınmada kullanılacaksa maksimum etki için kanat en alt konuma alınıyor çünkü bu durumda sıcak hava tavan bölgesinde birikiyor zemin soğuk kalıyor.

yani soğuk hava çıkışını da yükseltebilirseniz bu da verimi arttıracaktır. hava girişini dışarıdan almak kadar etkili değil ona kıyasla daha minimal bir etki bu. imkan varsa bi masa üstüne vs. koymak yerden olabildiğince yüksekte çalıştırmak da titreşim ve sesi arttırmıyorsa düşünülebilir. kesinlikle yapılması gereken ilk işlem, yani çift boruya çevirmek veya bulabilirseniz başta bu tarz ürün almak.

üçüncü verimsizlik sebebi de güç tüketiminin büyük kısmının gerçekleştiği kompresörün içeride olması. elektrik tüketimi demek 100% verimle ısı üretmek demektir. yani klima 500w güç tüketirken ortama 500w'lık bir ısıtıcı gibi ısı verir. buna yapacak pek bişey yok portatiflerde. gürültünün sebebi de yine bu durum tabi.

son sebep de boru/boruları dışarı verdiğiniz yerdeki yalıtım zayıflığı. bu boruların giriş çıkışını ne kadar iyi kapatırsanız iç ve dış ortamı ayırırsanız o kadar iyi.

yurt dışında pencere tipi klimalar çok yaygın ama camın açılış şekli yüzünden bize pek uygun değil bunlar. split klimayla aynı mantığı daha kompakt şekilde sunabiliyorlar özellikle mideanın bir ürünü u şeklinde olduğundan pencerenin de neredeyse tamamen kapanmasına imkan tanıyor. ama burada bu modeli bulmak da bulsan da uygun pencere taktırmak da pek gerçekçi değil. www.youtube.com

klima dışında gerçekten iç ortam sıcaklığını etkin şekilde düşürebilecek bir ürün yok. ortamdaki ısıyı alıp dışarı atacak tek sistem bu. yani mobil klima alman lazım normal klima montajı mümkün değilse. dezavantajları var ama alternatifi yok.

verim konusunda hava girişinin iç ortamdan hava çekmesi problemin 90%'ıysa alçak konumu kompresörün içeride olması vs. diğer tüm etkenler 10%'udur. çift boruda daha verimli olacağından daha düşük yükte çalışıp daha az ses çıkaracaktır ayrıca. yani gürültü konusunda da tam olmasa da kısmi yararı olur.


ingilizcen varsa şu video da güzel anlatıyor durumu youtu.be tek hortumlu portatif klima net dizayn hatasıdır bunu ilk düşünen de onaylayan da üreten de satan da nasıl bir kafa yaşıyordu, çift hortumlular varken niye hala üretildiler ve nasıl çift hortumlulardan daha popüler olup yaygınlaştılar anlam veremiyorum. iki tip arasında çok çok ciddi fark var.

tümünün çift hortum olması opsiyonel olarak giriş hortumu olmadan kullanılabilmesi mesela en mantıklı çözüm olurdu. ikinci hortumu dışarı verme imkanı yoksa tek hortumlu olarak daha portatif kullanır imkan varsa giriş hortumunu da takıp daha verimli kullanırdı alanlar. çift hortumluda giriş hortumunu dışarı vermezsen tek hortumluyla aynı şekilde çalışır işte. çift hortumlu dizaynın hiçbir ek dezavantajı olmak zorunda da değil.
+1
konetsu
(15.05.26)
(5)

Kariyer.net gibi bir site yapsam üye nasıl bulacağım?

Cezcez
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.
Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
0
Cezcez
(11.05.26)
Olmaz. Yani en azından ben olmam. Kariyer.net bile artık sektörde hiç kullanılmıyor.
0
nuevo
(11.05.26)
Kariyer neti bile kullanmıyoruz senin siteyi hiç kullanmayız.
Tabi linkedin seviyesinde global bir ağ yaparsan ve linkedinden daha fazla şirket kullanıyor olursa o zaman başka :)
-1
yenibirgüzelnick
(11.05.26)
kullanıcılara ve şirketlere kariyer.net ve muadillerinden farklı bir şey sunmayacaksan boşuna token yakarsın.
0
duyuruuser
(11.05.26)
millet ağlayıp duruyor sarı site anamızı belledi, piyasayı manipüle ediyor, devlet el atmıyor bla bla

sonra bi site yaptı birisi satarız.com diye. ipleyen yok. niye? çünkü siteyi yapmak yetmiyor milyonluk reklam basman lazım.

bugün trendyol, yemekçiler vs bilmiyorlar mı tekel olduklarını? sürekli heryerden milyonluk reklam basıyorlar. çünkü herşey algı.
-1
plastic_angel
(11.05.26)
Maalesef arkanızda çok büyük bir medya desteği veya reklam sermayesi yoksa mevcut ilan sitelerine rakip olmak mümkün değil, ben 10 yıl önce kendi çapımda denemiştim bir ilan sitesi, 200 - 300 ilana zor ulaştım yıllarca açık kalan sitede. Sektörel odaklı sitelere biraz talep oluyor ama server masraflarınızı bile karşılayamazsınız.
0
creepy
(12.05.26)
(7)

2016 civic mi 2021 clio mu?

summerjam0306
2022 clio'lar da var aynı fiyatlara. 1 milyon ile 1.1 milyon arasındaki fiyatlar.hangisi ve neden?
2022 clio'lar da var aynı fiyatlara. 1 milyon ile 1.1 milyon arasındaki fiyatlar.

hangisi ve neden?
0
summerjam0306
(11.05.26)
yeni her zaman yenidir. ben clio seçerdim.
0
HellKeePer
(11.05.26)
yeni araba daha iyidir.
0
mikahakkinen
(11.05.26)
Genis alana ihtiyac varsa Civic daha iyi olur muhtemelen ama 5 yas fark var, onu yorumlamak zor. Sonucta sifirlari ayni paraya satilan araclar degil, yani fiyatlarin yakin olmasi cok garip degil ama detaylari bilmeden birsey soylemek zor.
0
mbond
(11.05.26)
2016 civic, çünkü japon
0
kveldulv
(11.05.26)
İlan olursa daha iyi olur. Kaç KM, değişen var mı, kaza var mı, bakım yapılmış mı. 200 bin KM'de Honda almak yerine 150 bin KM'de Renault alırım. 50 bin KM fark seni 5 yıl götürür. Daha az yorulmuştur.
-5
arbre
(11.05.26)
2016 dediğin araba 10 senelik.
ayrıca clio kötü değil.
0
duyuruuser
(11.05.26)
ihtiyaca göre değişir. civic c sınıfı sedan. clio b sınıfı hatchback.
0
abelardo
(11.05.26)
(1)

samsung s26 serisinden hangisini almalı

eja
telefon guruları, 26 plus alınacak bir telefon mudur?ultra kalem kullanmayacağım için es geçiyorum.s26 pili düşük.ekşide s26 plus için hiç yorum yok.piyasada s25 plus ın 512 si yok(zincir tech market harici almicam)s6 plusta 512 gb zincir marketlerde yok sadece samsung shopta var, kendisi sitesi güv
telefon guruları, 26 plus alınacak bir telefon mudur?
ultra kalem kullanmayacağım için es geçiyorum.
s26 pili düşük.
ekşide s26 plus için hiç yorum yok.
piyasada s25 plus ın 512 si yok(zincir tech market harici almicam)
s6 plusta 512 gb zincir marketlerde yok sadece samsung shopta var, kendisi sitesi güvenilir olur sanırım teknik konularda?
0
eja
(11.05.26)
S26+
ekranı ve çözünürlüğü daha büyük. batarya iyi.

fiyat farkı yoksa samsung'un kendisinden almayı tercih ederdim.
0
duyuruuser
(11.05.26)
(7)

Van tipi araçla Türkiye turu

CemMetin
Volkswagen transporter tipi bir araçla Türkiye turu yapılabilir mi? İçine yatak atıp araçta uyuyarak gezmek mümkün mü? Çadır deneyimim sıfır. Arada elbette otellerde kalırım ama araçla ne derece yapılabilir bu iş fikri olan var mı?
Volkswagen transporter tipi bir araçla Türkiye turu yapılabilir mi? İçine yatak atıp araçta uyuyarak gezmek mümkün mü? Çadır deneyimim sıfır. Arada elbette otellerde kalırım ama araçla ne derece yapılabilir bu iş fikri olan var mı?
0
CemMetin
(10.05.26)
Benim için sıradan ama arabada kalmak herkes için ayni seyi ifade etmez. Benim cityvan orta sıra üçlü geriye yatarak yatak oluyor. En son hastane refakatinde 4 gün koltugu bile yatirmadan direkt yatıp uyudum, boyum 1.76 ve hiç darlanmadan aracın enlemesine boyum yetti. Çevre seslerinden, ufak çıtırtıkardan irkilir çoğu kişi, biraz ıssız yerlerde atrafı dinleyen, uyuyamayıp vazgeçenler var. Yatak koyarsanız zaten rahatsızlık sorunu kalmaz. Endiseye mahal yok, kalınabilir sadece siz bu şartlarda kalabilir misiniz onu sorun kendinize. Ben hiç yatak olmadan, bu haliyle türkiye degil dunya turu atarım. Bir iki gece belki irkilirsiniz sonra size de siradanlasir, baskaca bir dezavantaj yok, keyifli. Biraz benzinlik falan cevresinde konuşlaninca wc vs sorunları da çözülüyor, hayırlı yolculuklar. Benim yan ve arka camda çok koyu film var ama bir perde daha verimli olur. Basitçe montajı yapılan perdeler mevcut, takın geçin.
+1
covered
(10.05.26)
Bir de, hem sözlük yazarı hem gezgin hem benim arkadaşım can var, sözlük nicki, youtube kanalı ismi aynı, zorbakalimero, videolarını seyrederek biraz hevesinizi arttırın, kendisi vw t3 ile türkiyeyi dolasir, tabii onda vebasto, buzdolabı vs var ama bunlar elzem degil, bu donanimlarnolmadan da pekala gezilebilir, bende otomatik cam bile yok mesela bir ciktigimda 4000 km yapmadan dönmuyorum, iki katlanir sandalye, bir buyuk plaj semsiyesi, tüp, çaydanlık ve buz kovası ile fazlasiyla konforlu geziyorum yetiyor, artiyor bile
-1
covered
(10.05.26)
@covered çok teşekkürler değerli görüşlerin için. endişelerim vardı ama heveslendirici oldu yazdıkların.
0
🌸CemMetin
(10.05.26)
Olmaz. O sıcakta gece gündüz klima açman lazım yoksa buharlaşırsın arabanın içinde. Motor sürekli çalışır. Rezil perişan olursun. Para yetiştiremezsin.

Eskiden avrupa gezisi soruları gelirdi. Memleket ne hale geldiyse gençlerde ufku bırak hayal bile kalmamış.
0
halk
(10.05.26)
Ben de hep maximum konforu sağlayacak donanimim olsun diye diye, hazırlık ve beklenti dolayisiyla hep zaman kaybettim, param o zamanlar nissan vanette’ye yetti aldım, tranporter t4’e göre oturumu daha rahat ama motor kultugun altinda, yaz sıcaginda koltuk ateş gibiyken, motor sesi tamamen arabanin içindeyken, dik uzun rampalarda neredeyse yürüme hızına düşen vanette ile yol yapmak durumunda kaldim. Gittim geldim 3000 km, peşine aynı yolu tekrar gitmem gerekti hic düşünmeden gittim geldim, o kadar da lazim degilmis bazi konfor unsurlari. Transporter’da dümdüz araba bendeki, Sadece antalya’da dur kalk trafige girince biraz keşke klima olsaydi dedim ama bu diger aracim pejo 406’dan gelen alışkanlik sebebiyle, yoksa klimasız da gayet gidiliyor. Gidilip geliniyor yani, olmaz demenin anlamı yok, bizim arkadaş cevresi hep eski arabacı tayfa, hepimizde meraktan eski antin kuntin ama bakimli araclar var, hepsiyle her yere gittik, gidildi, yolda arıza da oldu, yapıldı, yeni insanlar tanındı bu sayede. Oluyor oldu, bizde olduysa sende de olur.
0
covered
(10.05.26)
Yakin zamanda Transporter California ile bir tur yaptik ailecek. California fabrika çıkışlı(bir nevi) karavan olarak yapilmis bir arac. Yani fena değildi ama zorluklari cok. Cok sistemli organize olmak lazim yoksa eziyet oluyor. Her halükarda bir suru is tabii.
0
mbond
(10.05.26)
yapılır tabi niye yapılmasın.

sabahları aracın içi sıcak olacak, camlara sineklik takıp açık bırakırsın faydası olur ya da araç için taşınabilir klimaları araştırabilirsin.
0
duyuruuser
(11.05.26)
(4)

Yapay zekaya video ürettirme

erginsak
Selam.Elimde 15 sn lik toplam 3 video ve bir kac fotograf var.Fabrikada bu görselleri kullanarak 3 dk civarı video yapmam isteniyor.Konu isig ; gormezden gelme yaglı zemine dikkat et vs.AI ile ilgili bilgim chatgpt ye soru sormak ile sınırlı.Ucretsiz ve basit bu isin üstesinden gelebilecegim bir uyg
Selam.Elimde 15 sn lik toplam 3 video ve bir kac fotograf var.Fabrikada bu görselleri kullanarak 3 dk civarı video yapmam isteniyor.Konu isig ; gormezden gelme yaglı zemine dikkat et vs.AI ile ilgili bilgim chatgpt ye soru sormak ile sınırlı.Ucretsiz ve basit bu isin üstesinden gelebilecegim bir uygulama var mı acaba.Tesekkurler.
+1
erginsak
(07.05.26)
ücretsiz 3 dklık video yapamazsın. ücretli istiyorsan da kling aiya bak.
+1
jelly bear
(07.05.26)
önce kafanda bir kurgu oluştur.
elindeki malzemelerle kısa kısa videolar üret sonra hepsini birleştir.
genelde bu şekilde yapılıyor.
ücretsiz çözemezsin.
0
duyuruuser
(08.05.26)
tek seferde 8-10 saniyelik başarılı video oluşturabilirsiniz.
daha uzun videolar oluşturmak daha profesyonellerin işi.

farklı senaryolarda isg videolarına ihtiyacınız olduğu için tek plandaki 8-10 saniye yeter belki. farklı açılarla videolar oluşturup birleştirebilirsiniz.

kling ve sedance'a bakabilirsiniz.


anlamlı videolar oluşturmak için mevcut resimleri kullanmanız ve bazı eskizleri yüklemeniz gerekiyor. prompt vereyim video alayım konusu sizin için yeterli olmaz. görüntülerle ya da çizimlerler desteklemeniz lazım.
0
biseysorcaktim
(09.05.26)
Bu seviyede bilgiyle olmaz o iş. Hele ki o kadar uzun videoyu ücretli olarak bile yapacak bir yapay zeka yok.

İzlenebilecek en iyi yol kling.ai gibi bir platformda bir önceki videonun son karelerini kullanarak aynı bağlamda video üretebilecek bir yapay zeka kullanmak olur. Konu, sahne bütünlüğü bozulmadan ufak parçalar halinde yapıp birleştirmek gerekli.

Bu ufak videoları tutarlı bir şekilde oluşturana kadar baya "token" heba etmeniz lazım.

Sizin durumunuzda chatgpt + nano banana veya chatgpt + kling.ai kullanırsanız belki bir şansınız olabilir. Chatgpt ye derdinizi ucuza anlatıp pahalı olan video oluşturma işi için gerekli detaylı promptu oluşturmanız en iyi yol bence.
0
kimlanbu
(09.05.26)
(24)

"kaynak yapmak" konusunda linç yemeyi göze aldım da geldim

momento
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüy
insanlara sürekli kaynak yapmak şöyle, böyle deniyor. tamam hoş, medeni toplum falan. ama bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor. İşin garibi, kaynak yaptığında da önünün bomboş olduğunu ve trafiğin aslında araç yoğunluğundan değil sürücülerin akışı sağlayamamasından kilitlendiğini görüyorsun.
Bazen gerçekten de insan kendini kaynak yapmaya mecbur bırakılmış gibi hissetmiyor mu?

Şimdi mutlaka biri çıkıp "sen önden kaynak yaptığın için arkadaki trafiği bozuyorsun" diyecektir. ama hayır. bunu defalarca gözlemledim. sorun sadece kaynak yapanlar değil. sürücüler ilerlemiyor, akışı takip etmiyor, boşluğu değerlendirmiyor. trafik akmıyor çünkü insanlar akışı yönetemiyor.

Ehliyet almak sadece trafiğe çıkma hakkı kazanmak değildir. asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.

yanılıyor muyum?

edit:
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-50
momento
(06.05.26)
Yanılıyorsun.
Öncelikle hiçbir yol önü bomboş olduğu halde kilitlenmez. Aradaki ufak tefek boşluklar insanların dur kalk, takip mesafesi gibi trafikte doğal olan boşluklar.
Götümüzü düşünelim. Arada doğal bi boşluk var. Götümüzü sımsıkı sıktığımızda aradaki boşluk kapanıyor ama götümüz bi yere gitmiyor. Sadece daha çok sıkışıyor.
İşte trafik de öyle.
+15
benim bir gizli bildiğim var
(06.05.26)
önü boş olduğu halde ilerlemiyorlar diyorsun. herkes mal sen akıllısın di mi? böyle boş bir düşünceyi savunuyorsun birde?
+14
scudman1
(06.05.26)
Önündeki ilerlemiyorsa o da suçludur. Ama siz kendi kafanıza göre adaleti sağlayamazsınız. Ayrıca öndeki belki o an sağlık sorunu yaşıyor, başka bir şey oldu, nereden bileceksiniz? Siz gerekli yerlere bildirirsiniz, onlar değerlendirmeyi yapar.

Öndeki kurallara uymuyor, o zaman bende uymam diye bir şey yok!

Kural ihlali varsa gerekli yerlere şikayet edersiniz.

Trafikte sizin yola geçiş önceliğiniz, haklarınız var. Ama bu hak yanında sorumluluk da getiriyor. Hakkınızı istiyorsanız siz de kurallara uyacaksınız.
+4
substituent
(06.05.26)
yaniliyorsun tabii ki. baskasinin hakkini gasp edemezsin.
önündeki yavas da gitse saygi göstereceksin.
+3
Purple life
(06.05.26)
onu bossa trafigin sebebi kesinlikle kaynak yapanlardir. bilerek kaynak yapanlar kadar kizdigim cok az sey vardir trafikte.
+3
lemmiwinks
(06.05.26)
Önü boş olduğu için ilerlemeyenler trafiği oluşturmuyor, zaten trafik düzgün akmadığı için kimi arabanın önü boş.

Araçlar tren değil, aynı anda kalkıp hızlanmıyor. Bu durum bazen sürücüden bazense araçlardan kaynaklanıyor.

Bir iki aracı örneklendirerek trafiğin sebebi gitmeyen sürücüler diyemeyiz. Trafiğin en büyük iki sebebi, bir, kaynakçılar. İki, sabit hızla gitmektense birden hızlanıp yavaşlayan sürücüler
+3
biseysorcaktim
(06.05.26)
trafiğin ne olduğunu siz de bilmiyorsunuz belli ki. ehliyetinizi iade etmenizi rica edeceğim. trafik sıkışıklığı bazen öylesine de olur.

youtu.be
+2
klassno
(06.05.26)
Yanılıyorsun

hergün trafikte bu kaynakçılardan dolayı değişik fantazilerim gelişti şu şerite/taralı alana çivi dökülsede tüm lastikleri patlasa kaynak yapıp vakit kazanacam diye tüm günü burada geçirse falan gibi
+4
basond
(07.05.26)
banach
(07.05.26)
'asıl mesele, trafiği gereksiz yere kilitlemeden, o akışın uyumlu bir parçası olmayı beceribilmektir.' sözünüz zaten bizim toplumumuzun genel sıkıntısı. daha iyisi yok düzen bozulmasın bunlarla devam edelim diye diye şebnem ferah konserine saldıracak duruma getirdiler insanları.
asıl mesele artık bir yerden başlayıp kuralları eşit şekilde uygulayabilmektir. sen önce kendine sonra topluma karşı sorumlusun. ya ben araya gireversem ne olur dersen, sen gibi herkes bunu der. sen kendini düzelticen gerisi topluma kalsın.

banach +1
+1
mikahakkinen
(07.05.26)
Annemi sevmiyorum demenin alternatif yolları.
+5
wilhelmwasmuss
(07.05.26)
Birlik beraberliğe ihtiyacimiz olan şu günlerde efsane yanilman bizi birlik yaptı.
+4
logisticsmanager
(07.05.26)
Kaynak yaparken arkadaki trafiğin düzeninin bozulmadığını nasıl gözlemledin merak ediyorum.
Yanından geçtiğin arabalar hala duruyordu ve değişiklik hissetmediğin için sorun olmayacağını mı düşündün.

Kaynakçılar yüzünden arkadaki araçlar daha fazla orada bekliyor, bekledikçe arkaya doğru kuyruk uzuyor.

Fakat artık kaynak yapanlara kızmayı, kornaya abanmayı bıraktım, benim yol vermemek için savaştığım kaynakçıya öndeki araç buyur gel önüme gir diye yol açtığı için gereksiz strese girdiğimi fark ettim.
+2
duyuruuser
(07.05.26)
Kaynak olarak algılanan ama tam anlamıyla kaynak olmayan tek şey bağlantı ayrılan yollarının mesafesinin çok kısa olduğu yerler. Örneğin sağ bağlantıdan çıktın en sola gireceksin, orda da sıra varsa mecbur sıranın önüne çıkıyorsun. Ama arkadakiler de anlıyor bunu bence, yoksa diğer türlü kaynakçıların hiçbiri haklı değil.
+1
titanic kemancısı
(07.05.26)
sizin gibi düşünenler yüzünden takip mesafesi koyamaz olduk, her boşluğu kendinize hak görüp girmeye çalışıyorsunuz
+1
mezzosprite
(07.05.26)
milletimizin kaynak yapanın nasıl hakkını avcuna koyduğunu, tüp geçitte sık sık gözlemliyorum. yanılıyorsunuz ve böyle böyle öğreneceksiniz. bedava eğitim :)
0
lil siztah
(07.05.26)
Laf sokmadan yazmaya çalışacağım ama emin değilim.

Yonca kavşaklardan bazıları tek şerit, zorlasan iki araç da sığıyor, senin gibi zeki sürücüler oraya ikinci sırayı da yapıyor. Peki ne oluyor ? Tek şerit olsa fermuar gibi ince ince akacak olan trafik iyice felç oluyor, solda kalan adam hızlanma şeridine çıkmak yerine bir şeridi daha taciz ediyor, sağda kalan adamın önüne kırıyor.


Başka bir senaryo, 3 şerit, sol iki şerit düz gidecek, sağ şerit dönüş, senin gibi mükemmel düşünceye sahip sürücüler orta şeritten sağ şeride geçiş için düz çizgi olsa da oradan dönmeye çalışıyor, hem düz gidecek adamın yolunu kapatıyorsun, hem orada bekleyen adamların hakkına giriyorsun, hem de sonrasında yukarıda bahsettiğim sıkıntı tekrar yaşanıyor.

Daha çok örnek vereceğim ama son bir tane daha. Sol 3 şerit düz gidiyor, sağ şerit yan yola bağlanacak, yan yol boş, haliyle sağ şerit güzel akıyor, ufak kesik çizgiler var, yani dönecek olan adamın gireceği şerit, senin gibi örnek sürücüler ne yapıyor ? Hemen sağ şeride geçiyor, dönüşe geldiğinde hem sağa dönecek olanların yolunu kapatıyor, hem de gidip düz gidecek adamların şeridine kaynak yapmaya çalışıyor.

En edepli bu kadar yazabiliyorum.
+1
kimlanbu
(07.05.26)
tüm duyuruyu tek yumruk yapmışsın. en son duyuru ilk kurulduğunda vardı böyle bi ortam.
+1
brkylmz
(07.05.26)
tabi ki yanılıyorsun.

kaynak işinde iki suçlu var.
birincisi, malum kaynak yapanlar.
ikincisi, şeridin içine yanaşacak şekilde sürüp kaynakçılara fırsat verenler.
her iki grup da sağlam dayağı hakkediyor.
0
lazpalle
(07.05.26)
yanlış herkes yapsa da yanlıştır. doğru bir kişi yapsa da doğrudur.

ehliyet almak kanuni çerçevesi belirlenmiş olan trafik kurallarına uymayı gerektirir. o akış kurallara aykırıysa o akışa uymak yasal kuralları çiğnemektir. günümüzde ki yozlaşmanın en önemli nedenlerinden birisi insanların kuralları kendi çıkarları doğrultusunda esnetmeyi kendisine hak görmesi, sizin argümanınız gibi söylemlerle rasyonalize etmeye çalışması, kendisini de buna inandırması.
+2
Phoebe
(07.05.26)
"bazen kaynak yapmazsan o yol gerçekten ilerlemiyor."dan gerisini okumadım.
net haksızsın.
0
late viper
(07.05.26)
Yapılan tüm yorumları tek tek okudum. İlginç olan şu ki, onlarca yorum içinde konuya gerçekten mantıklı bir argümanla yaklaşan tek bir kişi bile çıkmadı.

Daha da ilginci, ben hiçbirinize kaynak yapmadım ama hepiniz bana, ana bacı küfür etmekte beis görmediniz. Demek ki mesele gerçekten "kaynak yapmak" değilmiş. Sorun, fikir tartışmak yerine hakareti iletişim biçimi haline getirmiş olmakmış.

Bu duyuruyu silmeyeceğim. Yıllar sonra buraya gelen insanlar da burada nasıl bir yaklaşımın, nasıl bir insan profilinin hakim olduğunu görsün. Sizlerin birbirinizle kişisel meseleleri olabilir, buna diyecek bir şeyim yok. ama benim kimseyle kişisel bir derdim yok.

Meramını hakaret etmeden anlatamayan, fikrini küfürün arkasına saklayan herkese de buradan selam olsun.
-7
🌸momento
(08.05.26)
öyle bir kaynak yapıyorsunuz ki, sizin arkanızdaki araçlardan bir tanesi bile bir saniyeliğine de olsa frene basmıyor, bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmiyor.

üstteki cümleyi %100 garanti edebiliyor musunuz?

trafiğin akmamasının sebebi önüne kaynak yaptığınız arabanın bir saniyeliğine de olsa ayağını gazdan çekmesi. o araba 1 saniye ayağını gazdan çekiyor, arkasındaki araba 2 saniye ayağını gazdan çekiyor, onun arkasındaki araba ayağını gazdan da çekiyor, frene de basıyor.

yani trafiğin akmamasının sebebi sizsiniz.
+2
co2s2
(08.05.26)
demek ki ya yapılan yorumları tek tek okumamışsın, ya da onlarca cevap içinde gerçekten mantıklı argümanla karşına çıkanlar sırf senin fikrini desteklemiyor diye mantıksız buluyorsun. ya da anlatmak istediğini doğru ifade edemiyorsun. zira onlarca cevap içinde sildiğim 1-2 tane küfürbaz dışında herkes gayet mantıklı argümanlarla neden yanılıyor olduğunu nazikçe ifade etmiş. milletin dertli olduğu bir konuda biraz sitemkar konuşmasını da bir zahmet sineye çekeceksin.
+11
kibritsuyu
(08.05.26)
(9)

Ne kadar çok insan o kadar çok sorumluluk demek mi :(

egerbiryolcu
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyorArkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)Akraba düğün hazırlığı bekliyorAile yiyecek bir şey yapmamı bekliyorYakın arkadaş dert dinlememi bekliyorYine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca)
Komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor
Arkadaş ödev yardımı bekliyor (yaptırma değil danışma)
Akraba düğün hazırlığı bekliyor
Aile yiyecek bir şey yapmamı bekliyor
Yakın arkadaş dert dinlememi bekliyor


Yine o kadar çok üst üste geldi ki bu beklentiler ya da insanlar diyeyim (haftaici günde 100 km yol yapinca) çıldırdım anlık.

Sizin de tahammül seviyeniz düştü mü bu kadar, sadece kendinize vakit ayırmak istiyorsunuz ama size sıra gelmiyor. Sadece bir pazar günü dinlenebilmekti mesele.
0
egerbiryolcu
(03.05.26)
hayır demek, sınır koymak önemli beceriler. bunları kullandığınızda insan çokluğu bir sorun değil zenginlik gibi gelir
+3
mezzosprite
(03.05.26)
@mezzosprite aslında hayır demekle ilgili konulardan ziyade sosyal varlıklar olmamızın kaçınılmaz sonları da değil mi bunlar?
-1
🌸egerbiryolcu
(03.05.26)
dinlenemeyecek kadar değil bence ya. evet zorunluluklar vardır elbet, yakın arkadaşın derdi büyükse dünyayı bi kenara bırakmak gerekir, herkes sırasında yemeği yaptıysa bugün de sizin sıranızsa dizinizi kırıp yapacaksınız. diğerleri bi pazar yapılmasa da olur sanki.
0
mezzosprite
(04.05.26)
Ağlamayana meme vermezler sözünün ne kadar gerçekçi olduğunu idrak ettiğimden beri böyle şeyler daha az sorun oldu cidden.

Olup bitene yetişemediğimi hissettiğimde, biri bir istekle geldiğinde direkt beni bu aralar hoş gör, şirazem kaydı, benim kendime faydam yok şu sıralar diyorum. Kimse ne alınıyor ne yanlış anlıyor.

İnsanları illa terslemenize veya olayı çok ciddileştirmenize gerek yok. Bunu gerektiğinde yapın. Cidden o kadar da takmıyor kimse. Kendinize ayıracağınız zamanın kendi kendine gelmesini beklerseniz, biraz zor bu.

Evet insan sosyal bir canlı, ama siz herkesin her an sosyalleştiğini ve hiç yorulmadığına mı inanıyorsunuz ki? Arada uzak kalmak istersiniz, bu normal. Bu sırada gelen isteklere hayır diyebilmek önemli.
+5
akhenaten
(04.05.26)
herkese bu beklentileri yaratmak için beklentiyi yaratırsanız, insanlar bekler. sınır koymak önemlidir.
0
mikahakkinen
(04.05.26)
Evet öyle. Sosyal bir canlıyız ve bir denge söz konusu. Vermeden alınmıyor. Almak için vermek değil konu ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir denge oluşuyor.

Son 2 haftada 3 kere bir yakınımı İstanbul havalimanına bırakıp evime geri geldim. Taksi kullan, yok. Arabanı oraya bırak, yok. Hayır diyebilirdim ama bu zamanı sohbet etme fırsatı olarak düşündüm. Acil bir işim de yoktu, benden bir şey eksilmedi, taş attım da kolum mu yoruldu. Bu kafada olunca çok da sorun olmuyor.

10-15 sene önce kardeşim aradı;
- abi bir yazlık almayı düşünüyorum, bana destek olma imkanın var mı?
bende o zamanlar birikim diye bir şey yok. ucu ucuna yaşıyorum.
- kardeşim ne kadar birikmişin var, yazlık ne kadar, aylık taksitleri ne kadar, benden ne kadar bekliyorsun?
- abi bende para yok.
- kusura bakma kardeşim, şu anda sana yazlık alamam kdashflsd

Dün ablam yazdı, bir piyano almak istiyorum sen de destek olur musun? tabii ablam ne kadar piyano, ne kadar eksiğin var? 600 bin lira kardeşim. ama bende para yok.

ailem için canım feda ama bir yerde denge olmalı. 19 sene önce iş hayatına girdiğimin yaz tatili zamanında ailemin yanına gittim. bir planım yoktu, onlarla beraber olmak ve dinlenmek yetecekti. üç kuruş kazanan bir denetçiydim ve aşırı yıpratıcı bir seneydi. 2-3 gün evde takıldık sonra sıkılmaya başladık. 4 kardeş bir tatil mi yapsak dedik. son dakika tatillere baktık. kardeşim ve ablalarım çalışmıyor henüz. ben 1800 lira maaş alıyorum ve 4 kişi 1 hafta için 5000 liralık bir tatili benim kredi kartımdan çektik. bunu seneye artık yavaş yavaş öderim diye kendimi avutuyorum. sonrasını düşünmemiştim. 4 kişi için yol parası, kılık kıyafet, orada yenilen içilen de ayrı bir 5000 tl tutmuştu. kredi kartımın limiti 12.000 TL'ydi ve 10 bin lirasını doldurdum böyle. sonraki sene aç kaldım ama ödedim bir şekilde :) iki sene sonra ablam 20.000 tl dolandırılmış, bir de 6-7 bin tl kredi kartı borcu yapmış. ben yine tatil diye ailemin yanına gittiğimde bunları öğrendim ve borcu üstlendim. ondan sonra da kardeşim yazlık dedi. jdsfsd güler misin ağlar mısın, kardeşim sana yazlık alacak durumum yok dediğimde kırıldı çocuk ve hala 15 senedir aramız eskisi gibi değil.

hep verici olmak da bir işe yaramıyor. denge, "equilibrium" şart.
+3
gabe h coud
(04.05.26)
komşu ilgi sohbet ve çay bekliyor demişsin, bunu sorumluluk olarak gören sensin.
bunu erteleyebilirsin.
+1
duyuruuser
(04.05.26)
Mendebur olduğum için kimse bir şey beklemiyor benden.
+3
peki madem
(04.05.26)
Ben> her sey.

Bekleyebilirler. Ben verdiğim kadar alabilirler. Cok beklentisi olan insanlar zaten cikarci tiplerdir. İstedikleri gibi hareket etmeyince sen de selam sabahi azaltirlar.

Ama senin yazdigin seylerin düzeyi normal geldi bana. Yolculuk seni yormus olabilir.
0
Purple life
(04.05.26)
(3)

fahri trafik müfettişi cezası - itiraz, ne olur?

atom karincanin torunu
pazar günü kuzey marmara otoyolunu kullanırken en çok dikkat ettiğim konudan dolayı ceza yemişim, "gidişe ayrılan en soldaki şeridi sürekli olarak işgal etmek" yazılmış, özellikle tüm yollarda dikkat ettiğim ortaserittv gibi kullandığım arabayla buradan ceza yemişim, komiği ceza saat 17.39 görünüyor
pazar günü kuzey marmara otoyolunu kullanırken en çok dikkat ettiğim konudan dolayı ceza yemişim, "gidişe ayrılan en soldaki şeridi sürekli olarak işgal etmek" yazılmış, özellikle tüm yollarda dikkat ettiğim ortaserittv gibi kullandığım arabayla buradan ceza yemişim, komiği ceza saat 17.39 görünüyor, 17.38'de arabadan çekilmiş bir fotoğraf 3. şeritte gidiyorum. sizi ikna etmek için yazmıyorum o yolculuğumda hiç en sol şeridi de kullanmadım - hız sabitleyiic ile tasarruflu yolculuk düşüncesi ile.
buna sonuç çıksın çıkmasın itiraz edeceğim ama sizlerin düşüncesi nedir, madem böyle bir ceza kesiliyor ben neden yola çıktığımda 3. şeritte sürekli 2.şerittekiler sağlayarak yol alıyorum diye sordum kendime (bu da hatalı ama asıl hatayı 2. şeritte yavaş gidenler yapıyor)
+1
atom karincanin torunu
(30.04.26)
tek fotoğraftan süreki olarak sol şeridin işgal edildiği anlaşılmaz. ortada video falan yoksa eliniz daha güçlü olur. ayrıca fotoğrafta orta şertitte araç var mı? varsa "onu sollarken çekmişler fotoğrafı, sürekli işgal etme gibi bir durum yok" deyin.
+1
shadowfollower
(30.04.26)
itiraz et genelde bunların yazdığı cezalar iptal oluyor.
itiraz yazarkan ai den destek al
+1
duyuruuser
(30.04.26)
@shadowfollower onlar fotoğraf çekmemiş, cezada makbuz sadece, bende 1 dk önce arabadan çekilmiş fotoğraf ve 3. şeritteyim, gemini claude ile bir dilekçe hazırlayıp vereceğim. gerçekten hani bir yerde hız cezası yesem, park cezası yesem yapmışımdır hata derim de en dikkat ettiğim şey olunca sıktı canımı

edit: fotoğraf benim arabadan çekilmiş olarak var, fahri müfettiş öyle bir şey eklememiş (yasak galiba zaten de).
0
🌸atom karincanin torunu
(30.04.26)
(5)

ai ya seo yaptirmak

aloneinthedark
merhaba birisi seo icin calistigim firmayi birakip kendim calude ile yapayim mi diye sormus alttaki yorumlarda claude bir ise yaramaz demisler , yapmak icin de cok iyi SEO bilgin olmasi lazim demislersimdi anlamadihim nokta seo icin en guncel bilgi yine ai da vardir, bunu skills olarak ekleyince ai
merhaba

birisi seo icin calistigim firmayi birakip kendim calude ile yapayim mi diye sormus
alttaki yorumlarda claude bir ise yaramaz demisler , yapmak icin de cok iyi SEO bilgin olmasi lazim demisler

simdi anlamadihim nokta seo icin en guncel bilgi yine ai da vardir, bunu skills olarak ekleyince ai bunu yapamaz mi nerede eksik kalacak

mesela backlink yapamasa da bunu yonlendirir biz yapariz diye dusunuyorum

siz ne dusunuyorsunuz
0
aloneinthedark
(29.04.26)
seo, siteyi seo standartlarına uygun hale getirip backlink almak değil.

farklı stratejileri var, düzenli güncellemeler lazım.
ai ancak senin işlerini kolaylaştırır işi yine sen yaparsın.
0
duyuruuser
(29.04.26)
@duyuru backlink sadece ornekti farkli startejileri ai yapmaz mi ya da yonlendirmez mi
seo da bir ornek mesela marketing yaptiriyoruz ai ucuyor kaciyor diyorlar o zaman marketing bilmeden de bu bir ise yaramaz
0
🌸aloneinthedark
(29.04.26)
seo bilgin varsa, sen > ai. seo bilgin az ya da yoksa, ai > sen.
SEO ve firma diyince 95% şaklaban ve dolandırıcılardan oluşan bir topluluk. Şaklabanla muhattap olduğunu anlayabilecek kadar SEO biliyorsan, AI kullanabilirsin. Bilmiyorsan zaten AI kullanmalısın.
Kalan 5% devasa çok uluslu şirketlerin ihtiyaç duyduğu kalite ve incelikte AI'ı öper atar; ama onlar da zaten doğru kurgularla AI kullanıyordur.
0
redlinetheturk
(30.04.26)
belki düz olmaz ama skill tasarlarsa kesinlikle yapar. tamam kimsenin işini itibarsızlaştırmayalım ama istatistiklerle ve güncel gelişmelerle çalışan bir teknoloji seo. bence daha iyi bile yapar.
0
enteg
(30.04.26)
Claude değil de, gemini canavar gibi yapıyor seo işlerini. etiketler, meta bilmemne tarafında gayet başarılı (haliyle).
0
babilfish
(30.04.26)
(17)

insanlari dis gorunuslerinden yargiliyor musunuz

antikadimag
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.sizin de boyle dis gorunusten yargilamal
ben fizyonomi denen olayin gercekligine inaniyorum kendi hayat tecrubemden. ornegin komik insanlarin genelde hafif toplu olmasi, gergin insanlarin zayif olmasi, tabak suratli insanlarin ebleh, sivri suratli insanlarin zeki olmasi gibi. ornekler cogaltilabilir.

sizin de boyle dis gorunusten yargilamalariniz var mi? yoksa hic yargilamam dis gorunusten bir insan hakkinda cikarim yapamayiz mi diyorsunuz?
-1
antikadimag
(29.04.26)
Yargılamam.
+5
rock n roll
(29.04.26)
Hayır
+3
ezkaza
(29.04.26)
İnsan ilişkilerini şekillendiren bir numarali şey dış görünüş. Aksini iddia eden ılık şeyli hümanisttir.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(29.04.26)
deliyi 3 km ilerden tanırım. bakışlarıyla yargılarım. bu kesin sıkıntılı derim.
0
mikahakkinen
(29.04.26)
tabii ki yargim olur ama ben yine de hi konusmasini duymak isterim ses ve konusma degerlendirmesi oransal olarak yuksek bende
+4
ala09
(29.04.26)
tipe göre çıkarımda bulunmam ama dış görünüş muhakkak ki ruh halninin yansımasıdır.
bunun içine de tavırlar, mimikler, temizlik, kişisel bakım, giyim tarzı vs. girer.
+3
lazpalle
(29.04.26)
yargılamıyorum da seçtiği kıyafetten saçından çantasından ayakkabısından içimde tabi bi kodluyorum. genelde yanlış çıkıyor.
+3
ruhlardan esinlenen karga
(29.04.26)
Ne kadar yargılamam desek de önyargı oluyor.
0
duyuruuser
(29.04.26)
yargılarım ve hepsi de doğru çıkar
0
Hallegadola
(29.04.26)
Hiç yargılamam diyemem çünkü ilk anda illa ki kafaya fikirler geliyor onu durduramıyorum. Ama onları kenara koyup devam etmeye çalışıyorum.
0
peki madem
(29.04.26)
ya ne kadar toysunuz hepiniz kiyamam cidden. o kadar basindasiniz ki hayatin minik bir civciv gibi insanlari dis gorunusleri ile yargilamaya devam edin, o begenip sectikleriniz size iyi kaziklar cakacak.
-4
warrior princess
(29.04.26)
Yuvarlak surat= gerizekalilik, saflik
-2
Purple life
(29.04.26)
jest, mimik, kılık, üslup birinin iyi mi kötü mü olduğu hakkında kuşkusuz fikir verir. elbette dış görünüşe bakarak yargıda bulunurum.

www.youtube.com
0
yurtsuz john
(29.04.26)
dış görünüş genetik mirasla ilgili iyi koşullarda yetişmiş, güzel eşlemiş insanların aktarımı söz konusu
maddi koşullar da iyi oluyor
ama yaşadığı hayatı onu nasıl şekillendirdiğini bilmiyoruz
genel olarak insanlara güvenmemek gerektiğini düşünüyorum
dış görünüşün etkisi altında kalmamak lazım
0
mantık
(29.04.26)
Tamamen yargılaman ama kısmen temkinli olurum . Sadece görüntü değil sesin ince veya kalın olması hatta adeta gırtlaktan da geride konuşuması bile kişi hakkında bir fikir verebiliyor.
0
diyecevaplandı
(29.04.26)
Yargılama değil bence bu. Düzenli gözlem sonucu yapılan bir çıkarım. Yeterince veri elde edilirse bilimsel temellere bile oturtulabilir.
-1
anaphylacticshock
(30.04.26)
Ek yapayım;

Büyük ve iri gözlü insanlar daha masum oluyor genelde. İçleri dışları bir oluyor.

Küçük, kısık ve çekik gözlüler (ırksal özellik olan çekik gözden bahsetmiyorum) daha sinsi ve içten pazarlıklı oluyorlar.

Aşırı heybetli, iri yapılı, kalıplı erkekler genelde iyi niyetli ve masum oluyor. Tipleri insanı korkutsa bile anlayışlı, konuşulabilir insanlar oluyorlar.

Bir de kısa bacaklı, bodur, tıknaz tipler var. Onlar için annem "Dötü yere yakından korkucan" der. :)
0
anaphylacticshock
(30.04.26)
(6)

Samimi olmayan kuzen araciligi ile kiz ile tanismak

inte17
Turkceyi katlettigim icin ozur dilerim.Karsilikli olumsuz bir dusunceye sahip olmadigimiz fakat herhangi bir samimiyetimiz olmayan bir kuzenim var ve kiz yakin zamanda nisanlandi. Bu pazarda aile icerisinde yuzugu takiyorlar, yarim saat oncedende ona mesaj attim bu hafta musaitsen kutlamak icin aray
Turkceyi katlettigim icin ozur dilerim.

Karsilikli olumsuz bir dusunceye sahip olmadigimiz fakat herhangi bir samimiyetimiz olmayan bir kuzenim var ve kiz yakin zamanda nisanlandi. Bu pazarda aile icerisinde yuzugu takiyorlar, yarim saat oncedende ona mesaj attim bu hafta musaitsen kutlamak icin arayabilir miyim diye.

Simdi Instagramda onume dusen cok begendigim ayni okulda calisan biri var ve o kiza yazmak icin kuzenim araciligi ile izin istemek pesindeyim. Ne yazik ki arkadas cevremden sadece dogrudan onu taniyan kuzenim var ve samimi olmadigimiz icin cekiniyorum. Sizce garip kacar mi bu durum? Samimiyetimin olmamasi sebebi ile kotu bir izlenimde vermek istemiyorum kuzenime.

Alttaki baslikla cok benzer olmus ama ben mesaj atan tarafim
0
inte17
(28.04.26)
kuzenle yakın olsanız, araya sokmanız kabul edilebilirdi de, bu durumda ne alaka?
ayrıca kuzen'in kendi telaşı varken bu konuları gündeme getirmeniz hem şık olmaz, hem de fırsatçı gibi görünürsünüz (kutlama bahanesiyle iş rica etme sebebiyle).

kıza efendi bir şekilde doğrudan yazmaktan (hatta daha iyisi konuşmaktan) çekinmeyin. bu devirde biriyle tanışmak için aracıya, tanıdığa gerek olmayacak kadar çok mecra mevcut. olacağı varsa olur. başarılar.
+6
lil siztah
(28.04.26)
@lil Tesekkurler.

Ben su anda yurt disinda yasiyorum dogal sekilde tanismam mumkun degil maalesef. Normalde sosyal medyadan birinede yazan biri degilim insanlar bazen hos karsilamadigi icin . Bu durumdanda cekiniyorum ve dogal yollarla tanismayi tercih ediyorum.

Fakat haklisiniz kuzen konusunda yazmadan acaba diye kotu hissediyordum disaridanda oyle gozukuyormus. Tesekkur ederim
+1
🌸inte17
(28.04.26)
valla sandığımdan daha ofsayt bir durummuş öyleyse. uzaktan nasıl tanışılacak, -olursa- işler nasıl ilerleyecek gibi sıkıntıları size bırakıyorum..
bu durumda şöyle yapabilirsiniz: bu hafta kuzeni telefonda kutlayın; bir sonraki hafta da, bu bahaneyle bir kez daha arayın. işte sözde kuzenin nişan fotoğrafları dolayısıyla insta'sına bakmış olun; arkadaşlarından kızın profili sizin önünüze düşmüş olsun; sizin de sorasınız gelmiş olsun (yalanların günahı sizin boynunuza :) başarılar tekrardan.
+1
lil siztah
(28.04.26)
Boş ver hocam kuzeni hiç karıştırma, akrabalara anlatır daha çok sıkıntı olur.
+1
duyuruuser
(29.04.26)
başka yol denesene.
0
kveldulv
(29.04.26)
Anlatırsa bir yengeme anlatır ama tembihlersem ikisindende çıkmaz diye tahmin ediyorum. İkisi kardeş gibiler karakter olarak ama dedikoducu kişi değiller.

@kveldulv. Arkadaşlara sordum. Hepside kıza yabancı ve sadece ortak arkadaşları var ama ortak arkadaşlarının da sıfır samimiyeti var arkadaşlarımla.

Ekim gibi Türkiyeye dönmeyi planlıyorum. Çokta hoş kızdı, üzdü :(
-1
🌸inte17
(29.04.26)
(12)

Neden iletişime geçmiyor?

kestane gürgen palamut
Arkadaşımın uzaktan bir arkadaşı instagram fotoğraflardan beni görüp tanışmak istemiş, arkadaşımdan bir buluşma ayarlamasını istemiş. O arada adam beni eklemiş oldu. Ama mesaj atmadı hiç, çekingen mi beğenmedi mi benden mi bekliyor anlamadım.hanımlar siz olsanız napardınız?Beyler neden böyle yapıyo
Arkadaşımın uzaktan bir arkadaşı instagram fotoğraflardan beni görüp tanışmak istemiş, arkadaşımdan bir buluşma ayarlamasını istemiş. O arada adam beni eklemiş oldu. Ama mesaj atmadı hiç, çekingen mi beğenmedi mi benden mi bekliyor anlamadım.
hanımlar siz olsanız napardınız?
Beyler neden böyle yapıyor olabilir ? Garip değil mi?
0
kestane gürgen palamut
(28.04.26)
buna çok benzer bir kaç soru sorulmuştu yakın zamanlarda; demek ki sık karşılaşılan bir durum.
ben olsam, işin raconunu araştırmaz, normalde nasıl tepki vereceksem öyle davranırım.
bu bağlamda, talep ondan gelmiş; beni eklemiş ancak harekete geçmiyorsa, keyfi bilir der geçerim. anlattığınız koşullar altında sizden hareket beklemesi manasız olur bence. harekete geçmemesi konusunda ise, muhakkak kafasına yatmayan bişeyler olmuştur ama beni ilgilendirmez; hiç tanımadığım birinin neyimi beğenmediğini bilmek istemem açıkçası.
+4
lil siztah
(28.04.26)
arkadaşın aracılığıyla herhangi bir dönüş gelmeden yazmak istememiş olabilir.
0
duyuruuser
(28.04.26)
yeni normal bu artik. seviyorsan git konus bence. :S
0
buenosdias
(28.04.26)
Beğenmedi.
-10
arbre
(28.04.26)
arkadaşımdan dönüş beklese eklemezdi bence, bu ihtimal çok düşük geliyor. Gerçekten erkekler de değişmiş
0
🌸kestane gürgen palamut
(28.04.26)
Hiçbir şey yapmaz karşıdan adım beklerdim. Beğenen o görüşmek isteyen o, vazgeçmiş olabilir görür görmez aşkından ölmediysem hiç uğraşmazdım.
+1
ekimoloji
(28.04.26)
kendisine sorabilirsin,
en fazla üzülürsün..
-1
designer
(28.04.26)
karşındaki bir bordo bereli, zayıf anını bekliyor.
+1
orpheus
(29.04.26)
ne kadar süre oldu 6 saat, 4 gün , 10 gün.

2-3 günse normal değil.
+1
gurur
(29.04.26)
5 gün olmuştu. Dün akşam bir mekanda denk gelmişiz sonrasında mesaj attı dostlar.
Erkekleri anlamak zor
0
🌸kestane gürgen palamut
(29.04.26)
Acaba sizi gormeseydi mesaj atmayacak miydi?
+1
acelaacedebela
(30.04.26)
@ace olabilir, ama çok çekingen anladığım kadarıyla atsa da çok geç atardı o zamana kadar da ben hesabını çoktan silmiş olurdum
0
🌸kestane gürgen palamut
(30.04.26)
(1)

RC iş makinesi sürme yeri

dizicolleague
İstanbul Anadolu Yakası'nda boş bir alan var mıdır? Ücreti mukabil de olur. Kafe tarzı bir yer değil yalnız, makinelerimi alıp kendi kendime takılacağım bir yer arıyorum. Geçenlerde Kocaeli tarafına gittim ama hem uzak hem de it kopuk dolu.
İstanbul Anadolu Yakası'nda boş bir alan var mıdır? Ücreti mukabil de olur. Kafe tarzı bir yer değil yalnız, makinelerimi alıp kendi kendime takılacağım bir yer arıyorum.

Geçenlerde Kocaeli tarafına gittim ama hem uzak hem de it kopuk dolu.
0
dizicolleague
(27.04.26)
bence riva, şile gibi deniz kenarı daha uygun olur
0
duyuruuser
(28.04.26)
(11)

Erkek bakış açısı

sessizce aglayan sanat
SelamGönül işleri diye açacaktım ama daha çok p*p* işleri olduğunu düşündüğüm için normal soru olarak açtım. Medikal diye mi açsaydım acaba ya 🫢 neyse.Bir erkek bir kadınla her konuşmasında cinsel çağrışımlar kullanıyorsa, ona sürekli onunla cinsel arzuları düşündürüyorsa, hani "seninle sevişmekten
Selam

Gönül işleri diye açacaktım ama daha çok p*p* işleri olduğunu düşündüğüm için normal soru olarak açtım. Medikal diye mi açsaydım acaba ya 🫢 neyse.

Bir erkek bir kadınla her konuşmasında cinsel çağrışımlar kullanıyorsa, ona sürekli onunla cinsel arzuları düşündürüyorsa, hani "seninle sevişmekten başka bir ley düşünemiyorum" dercesine bir davranış tarzı varsa bu erkek ruh hastası mıdır değil midir? Görüşlerinizi merak ediyorum.

Ayrıntı isteyenler için söyleyeyim, kadının cilveli davetkar falan davrandığı yok, kadın aslında güzel de sayılmaz ama erkek kadını çok fazla dişil buluyor ve bunu ona birkaç kez de söylemiş.
-4
sessizce aglayan sanat
(27.04.26)
Gonul isi yok zaten ortada. Amacini belli etmis. Ruh hastasi demezdim ben sadece seks disinda bir iliski beklemeyin.

Karsilik vermediginiz halde boyleyse ruh hastasidir sapiktir tacizcidir tabii
+3
aguen
(27.04.26)
burada tek mesele rıza kavramı. kadının rızası var mı? istiyor mu? istiyorsa ne ruh hastalığı yahu. canımın çektiği kadına kur yapmıycam da kime yapıcam. ayrıca kadın beni istiyorsa niye ipe un seriyor?
+1
yurtsuz john
(27.04.26)
eğer bu kişi cinselliği tabu haline getirmiş, cinselliği ulaşılmaz görmesinden dolayı bu olayı bayağı büyütmüş biriyse evet sıkıntılı bir durum olduğunu düşünürüm. kadının beklentisi aşk + sevgi + cinsellik ise ama erkeğin tek beklentiisi cinsellikse bu ilişki iyi bir yere gitmez. ama erkek cinsellik konusunda zaten cool biri ise o kadını sevdiği ve bu aşk + sevginin peşinden gelen bir arzusu varsa normal hatta çok güzel bi durum.
0
Sadece soruyorum
(27.04.26)
Sürekli yapıyorsa abazanlıktan başka bir şey değil. Bir de yaşlar kaç 30+ ise daha vahim bu abilerin bazıları afedersiniz ağır *mcı oluyor. Dillerine vuruyor ancak icraat genelde sıkıntılı oluyor.
+1
ekimoloji
(27.04.26)
Bir nevi Saldıray Abi yani.

www.youtube.com
+1
Mirket
(27.04.26)
cinsel cekimi sapiklik, abazalik, tabu olarak gormeyen normal bir insan da olabilir. cinsel cekim de bir nevi duygularin dile gelmesi cunku. yani cok asik oldugu icin cinsel cekim sarhosu da olabilir.
-3
buenosdias
(27.04.26)
O kadınla evlenmeyi düşünmüyordur.
Orgazm olup anlık hazlar peşindedir.
-1
HellKeePer
(27.04.26)
sadece seks kovalıyor.
karşı tarafın ağızını arıyor.
0
duyuruuser
(27.04.26)
Arkadaş şu hale gelmiş;
youtu.be
0
logisticsmanager
(27.04.26)
Değildir. Ama hanzodur. Diğer erkekler de onun gibi abazayız ama belli etmeyiz
+1
Cezcez
(27.04.26)
Sen burda 3. Kişi mi oluyorsun acaba,meselenin hangi tarafısın ya da.ona göre yorum yapardım. Genel olarak konuşacak olursam,olabilir,normaldir.şahsen ben de benzer bir duruma girdim yakın zamanda ,hiç de her kadına salça olan biri değilim.mesele tamamen hormonal bence.detay da verecek olursam yatağa atayım bi kere kafasında değildim ama evlenecek olsam baya renkli bir hayat yaşardık yani,hoş iş o raddeye gelmedi,neyse.
0
denizciman
(27.04.26)
(5)

futbol kulüpleri ve başkanları

biseysorcaktim
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.başkanlık neden var ve neden önemlikulübün başarında başkanın faktörü nemesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürek
futbol konusunda cahil olduğumu kabul etmekle beraber başkan faktörünün neden bu kadar önemli olduğunu anlamıyorum.

başkanlık neden var ve neden önemli
kulübün başarında başkanın faktörü ne

mesela fenerbahçe'nin ne şimdiki ne eski teknik direktörlerini bilmem ama ali koç'u da, sadettin saran'ı da sürekli görüp duyuyoruz. teknik direktör başkandan daha önemli değil mi?

ayrıca, önemli olan şey transferlerse, başkan tek başına oyuncu alıyor ya da gönderiyor? kulüp kendi içinde az da olsa demokrasiye sahip değil mi? yani teknik direktörün bunu alalım bunu gönderelim deme imkanı yok mu?

bu durum sadece bizde mi böyle yoksa başka ülkelerde de başkan teknik direktör'den daha mı büyük?
0
biseysorcaktim
(27.04.26)
bu ligine göre değişir. pl de takımın genel menajeri hocayla karar verir. ispanyada genelde başkanlar transfer yapar. almanyada tamamen profesyonelken, italyada takım sahipleri ne derse o olur. türkiyede genelde başkanlar cebinde parayla gelir ve harcarlar. parayı verdikleri için de kararları verirler. demokrasi varsa plde veya almanyada vardır. diğer ülkelerde takımlar başkan odaklı.
+1
mikahakkinen
(27.04.26)
1- Başkanlık neden var çünkü bizim küplerin geneli dernek statüsünde, tamamı şirket olmadığı için tek bir sahiplik durumu yok, hal böyle olunca başkanlık oluyor.
2-Başkan faktörünün zengin, devlet ile arası iyi, uluslarası networku bulunan kişilerden olması kulübe daha fazla para yatırması, sponsorlar bağlaması demek.
3- Kağıt üstünde evet, teorik olarak hayır.
4-Parayı başkan buluyor, kimi zaman cebinden koyuyor, dernek üyeleri transfer için cebinden para veremeyeceği için son söz başkanın oluyor, teknik direktör CEO, Başkanı da yk başkanı gibi düşünebilirsin.
5- Genel olarak her ülkede böyle, istisnalar var tabi.

Sonuç olarak, olması gereken işi profesyonel olarak bilenlere ( TD, Antrenör, futbolcu vs ) ye bırakan sadece maddi konularda kulübün önünü açan başkan olması. Ama bu kulüpler aynı zamanda bir çok siyasi parti liderinden daha prestijli, o nedenle bi kulübün başkanı olmak demek otomatik olarak milyonlarca kitlenin lideri olmuş oluyorsun.

He fb başkanlarında para da var, network'te var neden olmadı bu iş o zaman diyebilirsin, evdeki hesap çarşıya uymuyor bazen :)
0
ebeş
(27.04.26)
canlı örneği olarak bursaspor'un tarihine bakabilirsin.
0
duyuruuser
(27.04.26)
bunlar hem dernek hem de şirket. çok para çeviriyorlar, o kadar paranın hesabını da kimse soramıyor. yiyorsa gelen yönetim eskisini ibra etmesin, sırada kendileri var (bunun örneği pek azdır, yok desen yeridir). başkanlık bu yüzden göz önünde -amatör dahil. hatta en çok amatör dahil.

tr seviyesindeki futbolda başkanla teknik direktör en azından eşit seviyededir, teknik daha önde değildir. aksini iddia eden idealizmden kendini kurtarsın.

başka ülkeler çok geniş kavram. mesela barça'da başkan teknik direktör ekibi kadar güçlü değildir, orada teknik direktör de zaten ekole göre gelir gider. sonuncusu da yıllardır yaptıkları altyapı değişiminin görünen yüzü oldu. real madrid'de perez yüzyıldır filan başkan mesela, onların politik gücü bambaşka seviyede. onlar da tr ayarında yönetiliyor diyebiliriz. perez'e tr'den herhangi bir kulüp ver, iki sene sonra madrid ayarına getirir. böyle garip bir yer başkanlık.
0
klassno
(27.04.26)
çünkü bunlar istediği parayı istediği şekilde harcayabilen mekanizmalar ve kimse de denetlemiyor, sorgulamıyor.

en yüksek parayı alan topçu yıllık 1 milyar lira falan alıyor. öyle düşünün.
0
gurur
(29.04.26)
(11)

Sonsuza kadar bir metronun içinde yolculuk mu yoksa ölmeyi mi tercih ederdiniz

egerbiryolcu
Bugun çok uzun bir metro durağı mesafesinde bu soruyu düşündüm. Ayaktaydim çok yorulmuştum ve bir an önce durağa gelelim de birileri insin belki yer boşalır beklentisindeydim. Ama mesafe o kadar uzun geldi ki sonsuza gider gibi bir türlü bitmedi. (Havalimanı metrosunda İhsaniye duragiydi sanırım)Bla
Bugun çok uzun bir metro durağı mesafesinde bu soruyu düşündüm. Ayaktaydim çok yorulmuştum ve bir an önce durağa gelelim de birileri insin belki yer boşalır beklentisindeydim. Ama mesafe o kadar uzun geldi ki sonsuza gider gibi bir türlü bitmedi. (Havalimanı metrosunda İhsaniye duragiydi sanırım)

Black mirrorde tabi metro olarak değil ama farklı bir döngüye sıkışıp kalmakla ilgili bir bölüm vardı diye anımsadım.

Benim döngüm metro. Metro sürekli seyir halinde olacak. Siz de yolcusunuz. Metro olduğu için haliyle gün yüzü görmek de olmayacak. Sadece sonsuza kadar bir yere gideceksiniz ama hiç varmayacaksiniz. Metroda yapabilecek veya yapamayacaklarımızı detaylı düşünmedim ama mesela oturabilirsiniz. Kitap okuyabilirsiniz. Diğer yolcularla sohbet edebilirsiniz. Yemek yiyebilirsiniz. Oturur vaziyette ne yapılabiliyorsa yapılabilecek yani. Ve tabii ki ayıp şeyler yasak sigara da yasak olacak. Toplu taşıma kuralları çerçevesinde olacak bu yolculuk. Belki sadece beden yorgunlugundan muafiyet olabilir. Çekilir kılmanın bir çözümü de olmalı çünkü.

İşte böyle sonsuza kadar gider miydiniz yoksa ölmek mi isterdiniz?
+1
egerbiryolcu
(21.04.26)
Ömür boyu sigara içilmeyen bir ortamda yaşamak kulağa çok hoş geliyor. Ortamda kül tablası gibi kokan kimse de yok, Değil mi?
+3
Mirket
(22.04.26)
ömür boyu metro'da kalmaktansa ölmek daha iyi sanırım.
metro istasyonlarını kullanabiliyorsak durum değişebilir ama yine de -sonsuza dek- ifadesi geçen ne olursa olsun ölmeyi yeğlerim.

ama mesela desen ki, klasik hapis mi yoksa metroda hapis mi, sanırım metro'yu seçerdim daha uzun süre olsa bile.
0
biseysorcaktim
(22.04.26)
şöyle yapardım

i.hizliresim.com
+2
deranzo1
(22.04.26)
Sorunun cevabı Suç ve Ceza'da verilmiş:

www.youtube.com
+2
cek
(22.04.26)
Simülatif ortamda bile yasaklar var. Şerefimle öleyim daha iyi.
+1
yurtsuz john
(22.04.26)
en iyi ve konforlu şartlarda bile sonsuza kadar yaşamak istemez insan.

soruyu "ömrünün kalanını" olarak revize edersek metroda sınırsız yemek ve tuvalet seçeneği de varsa metro olabilir. farklı insanlar gelip gider sıkılmazsın.
+1
duyuruuser
(22.04.26)
Kontroll diye bir Macar filmi var tavsiye ederim.

Cevap olarak ben ölmeyi tercih ederdim.
+1
peki madem
(22.04.26)
Metroda delirirsin o sekilde. Olmek daha cazip kalir onun yaninda.
0
baldur2
(22.04.26)
kanka türkiyede yaşıyorsun daha ne simülasyonu :D
gürültü, sigara, yorgun suratlı insanlar, trafik, sosyalleşelim dediğin gürültülü kadıköyl sokaklarında içki içmek, çocuk gürültüsü içindeki sahile gitmek, sigara dumanı altında cafede oturmak vs. daha saymaya gerek var mı? al sana simülasyonun kralı.
0
plastic_angel
(22.04.26)
Doctor who da benzer bir bölüm vardı.trafikte takılı kalıyordun orda araçla ,metro değildi ama benzer.isterseniz bakın.
Gridlock bölümün adı da şimdi buldum
+3
denizciman
(22.04.26)
sonsuza kadar yaşanır mı ya şartlar çok iyi olsa bile?
+1
f02561
(22.04.26)
(9)

Hangi saat güzel? Neden?

filipis
Seçenek A: https://www.creationwatches.com/products/seiko-mens-watches-208/seiko-5-automatic-21-jewels-snkm87-snkm87k1-snkm87k-mens-watch-6255.htmlhttps://www.youtube.com/watch?v=l7_deVhmgqE%0D%0ASeçenek B: https://www.creationwatches.com/products/seiko-mens-watches-208/seiko-5-automatic-japan-made-
📊 Hangisi daha şık

Bu anket sona erdi. 15 oy kullanıldı.

-1
filipis
(16.04.26)
Şimdi saat öyle bişey ki, tamamiyle giyim tarzınla alakalı. Bu ikisi arasında b derim.
-1
gobekliraki
(16.04.26)
a

daha sıcak bir rengi var
0
yurtsuz john
(16.04.26)
dünyada bu son 2 saat kalsa A'yı alırdım. renkleri daha uyumlu geldi.
0
ruhlardan esinlenen karga
(16.04.26)
fotoğrafta renk farklılıklarından dolayı yanıltıcı olabilir.
ikisini yan yana gördüğünde fikrin değişebilir.
0
duyuruuser
(16.04.26)
Bu yüzden az önce youtubedan videolarına baktım ve duyuruya da videolarını ekledim
0
🌸filipis
(16.04.26)
Türkiyede yaşamıyorum hocam.
0
🌸filipis
(16.04.26)
bu iki saati de almazdım aslında ama illa seçeceksem b’nin bezeli çok çirkin, bu yüzden a.
0
eileengray
(16.04.26)
bence A cok güzel.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.04.26)
Seçenek A’yı aldım. Teşekkürler arkadaşlar
0
🌸filipis
(16.04.26)
(3)

Kira Tespit Davası bilirkişi tespiti sonrası sizce kiracıyla uzlaşalım mı?

mahmuttt
Bilirkişi güncel değere yönelik tespitini yaptı. Karşı taraf İtiraz etti. Mahkeme ek rapor istedi Eylüle attı. Kiracı arayıp uzlaşalım diyerek bilirkişi tespit değerinin yarısını teklif etti. Sizce bilirkişinin takdir ettiği değeri öderseniz uzlaşırız mı demeli;yoksa mahkemeye devam mı etmeli?
Bilirkişi güncel değere yönelik tespitini yaptı. Karşı taraf İtiraz etti. Mahkeme ek rapor istedi Eylüle attı.

Kiracı arayıp uzlaşalım diyerek bilirkişi tespit değerinin yarısını teklif etti.

Sizce bilirkişinin takdir ettiği değeri öderseniz uzlaşırız mı demeli;

yoksa mahkemeye devam mı etmeli?
-1
mahmuttt
(14.04.26)
bilirkişi raporundan bir indirim yapacak hakim (net bilmiyorum ama yüzde 10 20 falan maks hakkaniyet indirimi) dava tarihinden itibaren de geçmişe dönük kira farkı da alacaksınız.

avukatınıza danışın.
0
kveldulv
(14.04.26)
davaya vermişsin bilirkişi yapılmış fiyat belirlenmiş. belirlenen rakamın %10-20 altında bir rakama hüküm verilecektir. sonra istinaf süreci var yani yaklaşık 1buçuk senelik bir süreç var önünde. beklemek istemiyorsan şimdi anlaş.
0
gercekdunya
(14.04.26)
istinaf daha kısa sürede sonuçlanıyor diye biliyorum. bence sonuna git zaten faiziyle geri alacaksın.
+1
duyuruuser
(14.04.26)
(35)

Kayınvalidem torununu sevmiyor sanırım ya:/

wild honey suckle
Selam duyuru. Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını gör
Selam duyuru.
Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)
Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını görüp sevip-sevmeme ya da değer görme gibi kavramları fark ediyor.
Bizim sorunumuz babannemiz maalesef.
Aslında kötü biri diyemem. Çok nevi şahsına münhasır diyebilirim. Daha böyle köylük yerde yaşadıkları için bize ayıp ya da nezaket gelen konularda aynı noktada duramıyoruz sanırım.
Kızım doğduğunda şehir dışında tatilde oldukları için gelmediler. Yoğun bakım sürecinde de gelmediler. Daha sonra 3 aylıkken falan sanırım bir geldi onda da yani çocuğa ne yardımı oldu meçhul. Zaten hamile olduğumu öğrendiğinde de hiç “bir şey lazım mı?” Denmedi. Ne bileyim bir hevesle bir şey alınıp hatıra bile olsun kafasına girilmesi hiç. Daha sonra bu güne dek çok da görüşemedik. Görüntülü nadir aradı, çok daha nadir fotoğraf istedi. Bir torunu daha var eşimin ablasından. Canını istese verir sanırım. Kızım ağladı, “aaaa ama diğer torun hiç ağlamazdı” dedi. Kızım yemek yemedi “biz diğerinde sorun yaşamadık” dedi.

Sustum…

1. Yaş gününe gelirken evde onca yemekler hazırlıklar yapılırken elini hiçbir şeye sürmedi. Doğum günü hediyesi olarak 6. Aylık giysi aldı.

Sustum…

Ama artık yeter. Ev taşıdık ve götümüzde ayı bağırıyordu. Benim ellerim bulaşıklı, eşim yemekle uğraşıyor derken içeri gelip “seninki kaka yaptı” dedi.
Eşim “e değiştir????” Diyince, “ben değiştirmem ya” diyip gitti.
Şok olduk.

Aramızda konuşuyoruz ama nasıl konuşalım ya da ne diyelim bilemiyoruz. Bu hal ve tavırın düzelmesi şart. Ben kızım böyle negatif aile ilişkileri içinde büyüsün kendini değersiz hissetsin istemiyorum.
Hani sevmiyor musun? Ok gelme görme. Ama hem gelip, hem hayatımıza dahil olup bunu yapamazsın.

Eşime ağlıyorum o da ne yapacağını bilemiyor. Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.

Derdi ne anlamıyorum ve anlamıyoruz.
Artık çok yoruldum. Ev işleri, taşınma süreci, 20 aylık kurtlu bir bebek… ve dünyanın en garip babannesi.

Nedir derdi nedir çözümü?
-1
wild honey suckle
(10.04.26)
bence -anlattığınız tablodan fazla anlaşılmıyor ama- babannenin derdi bebekle değil de, sizinle, oğluyla ya da başka bişeyle gibi duruyor. şu haliyle "koskoca kadın, ne derdin var da el kadar bebeğe tavır yapıyorsun?!" demedikçe, asli sebebi anlaşılamayacak bir duruma benziyor. yine bence, buradan dönmez. bebeğin en taze, en sevimli hallerinde o sıcaklığı yaşamadı ve yaşatmadıysa, bu saatten sonra zorlamayla düzelme olacağını veya düzelse de sizin istediğiniz kıvama geleceğini sanmıyorum. yerinde sağ olsun diyip geçilmeli şahsi fikrimce. bebek de, böyle ilişkilerin de olabileceğini erkenden tanımış olacak mecbur.

bizim babannemiz babamı ve annemi, dolayısıyla da bizleri sevmezdi. ancak kuzenlerim için canını verirdi. büyüdükçe bu tavrın tamamen kendi tercihleriyle ilgili olduğunu; bizim bir kabahatimizle falan alakası olmadığını anladık ve hiç üstümüze alınmadık. eksikliğini de çekmedik.
+11
lil siztah
(10.04.26)
Osuruktan nem kapıp adamı doldurup durma, annesiyle arasının bozulması kimsenin işine gelmez. uzun vadede siz zararlı çıkarsınız.

2 yaş sendromu diğer tüm dertlerinizi unutturur merak etmeyin.
-19
duyuruuser
(10.04.26)
bir erkeğe yapabileceğiniz en büyük zulum eşiyle annesi arasında bırakmaktır.

sevmiyorsa sevmesin zaten doğumunuza vb. gelmeyerek falan belli etmiş, mesafe koyun gitsin, bayramdan bayrama görüşün. romantik düşüncelere de girmeyin bence,
+3
kveldulv
(10.04.26)
size yakınlık gösterene sizde gösterin. size kötü davranı da görmezden gelin. en güzel cezalandırma yöntemi birini görmezden gelmektir.

eşinizin annesi ile arasını bozmayın. bırakın kendi görür ve konuşursa konuşur, yoksa araya girmeyin. siz daha az muhattap olun, bir şey beklemeyin ve siz de ona bir yabancı gibiymiş gibi davranın.
+7
gercekdunya
(10.04.26)
Beklentiyi düsürün. Bir hayir gelmeyecek belli. Sorun ne falan diye de overthinking yapmayin deyim. Kabullenin ve devam edin.

Bu sivri zeka kaynana da ileride torunun pesinde kosar niye gelmiyor niye gelmiyor diye.
+3
Purple life
(10.04.26)
negatif aile ilişkisi diye genellediğiniz sadece kaynananın size ve sizden olan çocuğunuza karşı tavrı. ki tavırlarında da kötü (zarar verme, kavga gürültü gibi) bir davranış yok sanırım. sadece ilgisizlik, kayıtsızlık var.

varsa eğer kadının derdini neden siz çözmeye çalışıyorsunuz? kaç yaşına gelmiş insanı niye anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. siz kendinizce vazife gördüğünüz, görgünüze uygun, çocuğunuza örnek olmasını istediğiniz şekilde davranmaya devam edin. ama bir karşılık da beklemeyin. umursamamayı öğrenin. siz kötü olmayın. çocuğunuz da babaannesiyle ilişkisini babasından gördüğü şekilde öğrensin, yaşasın.

görüşme sıklığınızı belirtmemişsiniz, bilmiyorum. ancak görüşmelerinizi ev dışında yapmaya çalışın. böylece belirli bir zaman aralığında aile görüşmesini yapmış olursunuz. çok isterse babaanne sizi evine çağırıp, ağırlasın.

babaannenin davranışıyla ilgili birçok sebep sayılabilir de bu kadar uğraşmanıza gerek var mı, empati kurmaya değer mi?
+4
tnz
(10.04.26)
16 aylık bir bücürümüz var. aynı durumlar değil benzer nitelikte durumlardan geçtik, geçiyoruz. en temizi kimseden bir beklenti içinde olmamak. ben böyle yapıyorum kafam rahat. elbette isterdim aileden destek olsun falan ama yok olmuyor. sıfır beklenti = sıfır dert.
+5
scudman1
(10.04.26)
Eşiniz annesine 'Bir daha bu eve adımını atma.' dese tüm sorunlarınız çözülecek gibi anladım ben.
+1
Mirket
(10.04.26)
Çocuk olmadan önceki ilişkinizi bilemediğim ve diğer torunun cinsiyetini bilemediğim için(eğer o erkekse) bunlardan kaynaklı bir sebep var mı bilemiyorum.belki kendi oğlunu o kadar da sevmiyor,ya da seni sevmiyor.dolayısıyla çocuğu sevmiyor olabiiir. Bir de bizim oralarda çok afedersin "el s.kinden inen kıymetli olur" derler,diğer torunun sevilme sebebi bundan olabilir.

Uzun lafın kısası,takma kafaya boşver.eşinle çocuğunla geçinip gidiyorsan sıkıntısız,salla gerisini.
+1
denizciman
(10.04.26)
büyük ihtimal travmatiktir. baby boomer kuşağındansa pekte ciddiye almaya gerek yok. hepsinin zor travmatik hayatları vardı ve çocuklarına bu durumları her türlü yansıttılar. sorun sizle alakalı görünmüyor.
+1
mikahakkinen
(10.04.26)
Diğer torunu erkek benim de kızım var aslında öyle çok erkek kız ayrımı yapan bir aile değiller öyle olsa her şeyden önce kendi oğluna düşkün olur.
Benim burada aslında anlamadığım iş arkadaşlarım normal sosyal hayattan arkadaşlarım bile tüm bu süreçte bize destek olmuşken yardım etmeye çalışmışken kendi kanından canından torunu niye ona bu kadar el.

Etrafımda görüyorum çocuklar anneanneleriyle babaanneleriyle akrabalarıyla hepsi birbiri için canını verir hani torununun altını değiştirmek mi mideni bulandırdı gerçekten.

Ayrıca eşimi doldurdum falan tabii ki yok kendisi de aynı şekilde ortada bir gariplik olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyoruz kendi aramızda. O da hastane köşesinde yoğun bakımda çocuğunu beklerken tek bırakılmış olmaktan mutlu değil haliyle.

Hem ilgilenmiyor gelmiyor gitmiyor yardım etmiyor hem de bu yaptıklarıyla ilgili biz tavır aldığımızda ya da bununla ilgili oğlu onu uyardığında ağlama krizlerine girip bayılılıp hastaneye kaldırılılıyor.

Her şeyden önce torunumun ilk doğum gününe bir özenirsin yani gelirsin bir şeyin ucundan tutarsın ha tamam yapamadın mı olabilir benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani..

Travması vardır okay, ama hepimizin travmaları var arkadaşlar.

Ben aslında az çok anlıyorum diğer torun kızının çocuğu benim kızım gelinin çocuğu oldu yani başka bir açıklaması yok.

Bu arada ev dışında görüşmemiz mümkün değil şehir dışında yaşadıkları için gelip bizde kalıyorlar.

Neyse ya ben özeniyorum işte böyle anneannesi babaannesi halası teyzesi üzerine titreten çocuklar var. Biraz büyüyüp anlamaya başladığında beni neden sevmediler demesin başka bir şey istemem.
-2
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Son yazınıza istinaden yazıyorum,33 yaşındayım ve benim de babaanne tarafı travmatik,hatta genel olarak baba tarafı.açıkçası benim hiç de umurumda olmuyor. Anam babam yanımda arkamda olsun yeter.hem babane olmaz,amca olur amca olmaz dayı olur,teyze olur... destek çıkan ilgi veren akrabanız illa çıkar.emin olun o kadarı gayet yetiyor.sağlıcakla kalın...
+4
denizciman
(10.04.26)
Benim annemde şöyle bir durum var, ilk torununu çok sevdi, ilgilendi, hala seviyor.
Ama sonraki torunlarla ben yaşlandım artık uğraşamıyorum dedi, ilgilenmedi, dolayısıyla da çok fazla sevmiyor.
Böyle de bir açıklaması olabilir.
+3
parka
(10.04.26)
Çekirdek aile dışında ne kadar az akraba, çocuk için o kadar iyi. Babaanne/anneanne, dedeler, amcalar, teyzeler vs vs çocuğun hayatında çok yer etmesi gereken kişiler değil bence. Bi iki yılda bir görüp geçeceği kadar yakınlık en iyisi. Bebekken size sıkıntı oluyor ama büyüyünce kendisine faydası olacak bu durumun diye düşünüyorum
+1
nundu
(10.04.26)
Allah eşine sabır versin.
-3
administ
(10.04.26)
son paragrafta şöyle bir cümle kurmuşsunuz (ya da ben timeline’ı yanlış anlıyorum):
“ Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.”

Aslında bu olayın ne ve neden olduğu sorunuzu cevaplayacak. Ayrıca bebeğin doğduğu sıralarda bir şeyler olduğu için de bebeğin kendisiyle bir alakası yok. Siz ve eşinizle alakalı bir şey yaşıyor. Bunu bilmek ya da aksini zorlamak da ele bir şey geçirmez. O yüzden öneri olarak da çoğunluğa katılıyorum.
+5
eileengray
(10.04.26)
derdinin ne olduğunu bilmek mümkün değil insan psikolojisi dipsiz bir kuyu, zaten bilmek de çözüm getirmez.

eşinizin sizin yanınızda ve mantıklı tarafta olması en büyük etken. ilk olarak bu tavrın onun ne işine yaradığını neyi beslediğini keşfederseniz ve o noktayı beslemeyi durdurabilirseniz en azından hem ortalıkta olup hem de ters tepkiler veremeyecektir.

örneğin bir durum oldu babane bir tepki verdi. anne-baba bu konuda gerildi huzursuzluk çıktı. işte bu noktada yaptıkları beklediği etkiyi yaratamamalı. örneğin huzursuzluk çıkmadı - gülüp geçtiniz mesela bu birkaç defa tekrarlandığında artık işe yaramadığında sizden uzaklaşacak ya da bu tavrı tekrar etmeyecektir.

buradaki en önemli konu çocuğun ileride bu tavırlardan etkilenmemesi. burada da sizin olaylara verdiğiniz tepki önemli. sizin tepkiniz mantıklı ve sakin olursa çocuk da bu karakteri çok daha az ciddiye alır. ters birşey yapsa bile çocuk üzerinde etkisi olmaz.
+3
orpheus
(10.04.26)
@ eileengray hastaneye doğuma ve yoğun bakıma gelmedikleri zaman yaşandı bu. Yani zaten hiçbir problem olmadan bile torununun riskli medikal sürecine dahil olmamıştı.
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
erkek tarafıyım, çocuğumuz yok. çocuk lafı oldukça annem beni uyarır sakın bana güvenip çocuk yapmayın, ilgilenmem bakamam haberiniz olsun. bize, kardeşimin çocuğuna, yeğenlerime başkalarının çocuklarına çok baktılar, kalabalık büyüdük birsürü çocuk ve artık bıkmış durumda. böyle bir şeyler olabilir, artık kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar ne kadar mümkünse.
+3
zozjotejmnk
(10.04.26)
Süslü sözlükte benzer bir soru açmış mıydınız? Çok tanıdık geldi, o kişi siz değilseniz dünyanın en garip babaannesi değil yani çok var bu türden.

Kadının karakteri buysa bu saatten sonra değiştiremezsiniz, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinde karşılıklılık esasına inanıyorum. Size nasılsa siz de öyle davranın mesafeli olun, çocuğunuzun etrafındaki herkesi ona uyduramazsınız.
+1
ekimoloji
(10.04.26)
@ekimoloji ben değilim:) muhtemelen bu ve daha beterleri vardır ya:) arkadaşımın kayınvalidesi hamileyken gelip şey demişti “40’ı çıkana kadar bebek bende kalcak???” dksks
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Hepsini okumadım durumumuz yoktj da okuduğum kadarıyla kadın sizi sevmiyor çocuğu sevmemesi normal
-2
artıküyeolmakistiyorum
(10.04.26)
benim babannem bu ahdhjs. kadinin cocukla derdi yok, derdi sensin. biraz narsisttir bu bir de. bir gün vaktim bolken sana yazayim babannemi, karsilastirinca anlayacaksin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
eşinle annesi arasına girme, şikayet konusu etme. gelirse gelir, yaparsa yapar. içinden gelmeyen bir şey için zorlayamazsın ki kimseyi. sevmiyor mu? demek ki ilgilenecek kadar sevmiyor. tabi ki iyi aile ilişkileri içinde büyümesi güzel bi şey ama bu zorla olacak bir durum değil.

benim annem de mesela ilk torun harici pek düşkün değil. 3 senenin sonunda ablamla muhabbet ederken farkına vardık. güldük geçtik. yani anlattığınız şeyler bana biraz abartı geldi. sağlık sürecinin etkisi var bence.

ayrıca benim babannem şeytandı. geçen sene yaşıyor mu ölü mü anlık anımsayamadım. şu an torun babannenin umrumda değilse ilerde babanne de torunun umrunda olmaz. kafası rahat olur. kimsenin ananne-babanne-dede eksikliğini çektiğini görmedim.
+1
elorelia
(10.04.26)
Aktif bir kotuluk/zarar olmadigi surece bir sorun yok bence. Yani evet sevse daha iyi de, cocugun korunmasini gerektiren bir sey de yok. Gercek hayatta da onu sevmeyen insanlar olacak sonucta.
+1
ghilleinthemist
(10.04.26)
Kadın tatili bölüp erken doğan torunu görmeye gelmemiş, sevmiyor olabilir ama bence asıl sorun sensin çocuğuda senin çocuğun diye sevmiyor.
Çok da takılmaman gerekiyor benim babannemde beni ve kardeşimi sevmedi haa bende zaten onu sevmedim.
ama bunu eşine soyleyip kendi krizini çıkartma. Zaten zaman geçtikçe o da bazı şeyleri görecek fark edecek ama sen onun kafasına bunları doldurmaya çalışma yoksa konu sadece senin kuruntun olur.
+3
kuzey li
(10.04.26)
Bence seni net sevmiyor. Oğluna da ölüp bitmiyor gibi. Doğal olarak çocuğunuza da düşkün değil. Doğumda gelmemeleri az bi mesele değil bence. ama Sevsin diye zorlayacak haliniz yok. Siz de ona göre davranırsınız olur biter. Ben de annelerin, kızlarının çocuklarına oğullarının çocuklarından daha düşkün olduğunu düşünüyorum genel olarak
+3
dfn4
(10.04.26)
" benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani.."

valla maşallah
benim iş arkadaşlarım çocuk yapsam 3 sene sonra haberleri olur
siz nasıl bir evrende yaşıyorsunuz bilemiyorum ama

benim etrafımda -çok istisnalar hariç- kimse kimsenin çocuğuna ne sever diye sorarak, koşa koşa, günlerce hediye arayaraktan d.günlerine filan gitmiyor

son 3 senede 2 kardeşim de ben de 1- 2şer kere taşındık
etrafımda da taşınan bir sürü insan oldu
ne kimse geldi, ne etti. ki ben çoook insana taşınmasına, hastasına refakat vs. etmişimdir zamanında. kalabalık aileden geliyorum. aşırı zor durumda olan hariç kimsenin kimseye gidecek koşturacak zamanı yok. çok zorda olana yetersek kafi.

neyse kaynanadan ziyade iş arkadşalarınızı değişik buldum açıkçası :D
siz beklentilerinizi bu iş arkadaşlaınız çevresinde olan şeylere göre belirliyorsanız
sizin o beklenti düzeyiniz biraz fazla yüksek...

şu ülkede annesi-babası k.valide k.babası hepsi hayatta olup, sağlıklı olup, hepsi emekli ya da çalışmıyor olup koşa koşa gelip torun bakan

ancak bu esnada da gelinin sınırlarını düzenini bozmayan, sevgi saygı dolu filan kaç evlilik var yahu...
hangi evren burası?

bir de yani kadın bebek yoğun bakımdayken gelmeyen birisi
siz bebeğin altını al diyorsunuz
bu kadar ayarsız olunur
....
+5
subcomponent
(10.04.26)
altini degistirme kisminda ogurme istegi geldi siz ise sok olmussunuz. kendiniz her gun yapiyosunuz diye herkese normal gelmesini beklememelisiniz tipik anne sendromu ne gurultuden ne b*ktan sumukten rahatsiz olmuyor ve ayni seyi bekliyor neyse…

ben cok cocuk/bebek seciyorum bazisina hayran bazisina hic tahammul edemiyorum belki oyle bir durumda o da. bu zorla kazanilacak bi sey degil uyusmamis olmamis asil dikkat etmeniz gereken sey esinizmis gibi geldi. hatri varsa durumu kabullenin buyuk bi zarari yokmus sadece ilgisiz+1 keske herkes hayalimizdeki gibi olsa
+3
ala09
(11.04.26)
@dawsonscreek çünkü burası Avrupa değil. Biz yaşlıları elden ayaktan düşünce huzur evine postalamıyoruz mesela, hasta olsalar doktora götürüyoruz sık sık arıyoruz soruyoruz ihtiyaçlarını görüyoruz. Bir zahmet nenesi de tiksinmesin altını alsın yani. Torununu sevip ilgilenmeyecekse de yallah huzurevine.

@ala09, sen kusabilirsin önemli değil ama babaannesi tiksinemez. Torun sonuçta bu. İki gün sonra babaanne yatalak olsa altına bez bağlayacaklar sonuçta. Bakıcı bile tutulsa bir yaşlıya bakmak ne kadar zor bir şey illa ki evlatları o bezi değiştirecek. Kusura bakmasın o zaman o da torununa yapmak zorunda.
0
Gradient_tabanlı_mor
(11.04.26)
@gradient,
bu nasıl bir pazarlıktır?
vay anasını demek ileride altımıza bez bağlasınlar diye torun bezi değiştircez yani öyle mi?

bir babane/anane küt diye trafik kazasında, ani bir durumda elden ayaktan düşmeden, yatmadan öldü gitti (valla benim ananem aynen böyle vefat etti 80 yaşındaydı küt diye kaybettik, mesela)
ne olacak?
tüm torun bakma emeği karşılığını öbür tarafa iadeli taahhütlü postayla mı göndereceğiz?
+2
subcomponent
(11.04.26)
Anneanne veya babannenin bebek altı değiştirmekten iğrenmesini normal mi buluyoruz? Bilmiyordum öğrenmiş oldum.

Ayrıca evet karı koca bir olduk kadına iş buyuruyoruz dkjsjs

Delirmişsiniz siz. Burası Türkiye burada bunlar normal ve bence zaten olması gereken. Taşınmaya destek olmamak, yemeğe destek olmamak falan da normalmiş hahahahah

Bireyiz çok şükür 1,5 senedir tek başıma bakıyorum çocuğuma. Ama buraya geldiklerinde de “nezaketen” destek görmeyi beklemem kadar normal bir şey yok. Keza annem her eve geldiğinde “senin için ne yapabilirim” diyen bir kadın.

Biz kimseyi bakıcı olarak bebeğin başına dikmedik. Geldiğinde biz müsait değilken bir bez değiştireyim bile demiyorsa sıkıntı bende aranmamalı bence.

1,5 yaş kızımla yeni doğum yapan arkadaşıma yardıma bile gittim ben.

Mutsuz soğuk sevgisiz hayatınızda başarılar…
0
🌸wild honey suckle
(11.04.26)
Şeyi anlamıyorum ben de anneanne babaanne dededen bir şey neden beklemeyeyim ki onlar başkası mı? Çocuk yaparken onlara güveniyorum ben evet. Onlara güvendiğim için hamile kaldım. Ha yakın akrabam hariç kimseyi de tanımam orası ayrı
+1
Hallegadola
(11.04.26)
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz aslında "Burası Türkiye burada bunlar normal". gerçi cevap ve sonuç olarak çözüm aradığınızı da düşünmüyorum çünkü sadece "öyle" olsun istiyorsunuz. Böyle olmalı, şöyle olmalı gibi arzularınızı sanki olması gerekenmiş bunlarmış gibi anlatıyorsunuz. Hayal kuruyorsunuz ama hayallerde hep beklenti içindesiniz. Bu kadar beklenti duymayı bırakın hem bu konuda hem başka konularda siz de rahat edersiniz, eşiniz de, çocuğunuz da. Hayır babanneyi dinleyip sizin ifadelerinizle harmanlayıp sorunun kaynağını bulmamız da mümkün ama işte burası Türkiye kim çözüm için adım atacak? Siz mi? Babanne mi? Kocanız mı? Yoksa 1.5 yaşındaki çocuğunuz mu?
+2
Jazz
(12.04.26)
aynı tablonun 10 yıl sonrasından bildiriyorum;

yapacak bir şeyiniz yok. bu durumla yaşamayı öğreneceksiniz.

biri 11, biri 4 yaşında iki çocuğumuz var. eşimin ailesi ile durum az çok böyle. doğuma gelmediler. eşimle kızım kaza yaptı, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdık (durumu iyi çıktı çok şükür) kıllarını kıpırdatmadılar. çocuk Türkiye'nin en saygın sahnelerinde sahneye çıktı, insan merak da mı etmez ya!? yok, gelmediler. okullarının kapısının önünden geçmişlikleri yok. insan torununun gittiği okulu kreşi merak da mı etmez? etmediler.

özellikle küçüğe daha bir tek saat bakmışlıkları yok. bebekliğinde bir kere alt değiştirmişlikleri, bir kere parka götürmüşlükleri yok. bir tek kere sinemaya tiyatroya götürmediler, götürmüyorlar.

ben kendimce şöyle bir yol izliyorum. sınırlı görüşüyorum, mesafeyi açıyorum. eşime ve çocuklara bir sorun oluşturmuyorum, laf söz etmiyorum elbette. ama madem mesafe, alın size mesafe diyip, yılda 1-2 kere görüştüğüm bir düzeye çekiyorum. çok da umrumdaydı benim de.

biz de bizimle vakit geçirmek isteyen aile üyelerimizle yolumuza devam ediyoruz. evet insan çok da yoruluyor, biraz da üzülüyor ama yani yapacak hiçbir şey yok. ne yapabiliriz ki?

sizinle bağ kurmak istemeyen, sizinle aile olmak istemeyen insanlarla zorla bağ kurmanız mümkün değil. zorla aile olunmuyor. istemiyorlarsa, istemiyorlardır.

salın gitsin. kendinize dert ettiğinize değmez.
+3
babilfish
(13.04.26)
(11)

Arabaya birikimin ne kadarı ayrılmalı?

ya ben lan neyse
kendilerine ulaşım için araba satın alan kişiler birikimlerinin ne kadarını araba almaya ayırıyor? yarısı? yüzde 10'u?bir de insanların tahmini olarak ne kadarı ev almadan araba almaya yanaşmıyor?
kendilerine ulaşım için araba satın alan kişiler birikimlerinin ne kadarını araba almaya ayırıyor? yarısı? yüzde 10'u?

bir de insanların tahmini olarak ne kadarı ev almadan araba almaya yanaşmıyor?
0
ya ben lan neyse
(09.04.26)
hedef
otomobil sahibi olmaktan ziyade birikim yapmak olmali.

ihtiyaç oldugunda
toplu tasima,taksi,kiralama imkanlari degerlendirilmeli,

otomobil sahibi olmanin bir maliyeti oldugu kadar bunu elinde tutmaninda maliyetide oluyor ve gerçekten lüks.

suan güzel bir araç 2 milyon ise,
bu paranin yillik deger kaybi hiç olmazsa 300 bin.
ve bu aracin yillik masrafi 50 ila 100 bin arasi.
0
designer
(09.04.26)
ne kadar az o kadar iyi tabi ama %20-30 sınırını aşmamalı. gözden kaçırılan konu aracı alınca iş btmiyor. kasko, sigorta, mtv, bakım, yakıt derken yıllık en az 150k masraf eklenecek. ilk anda göz çok gelmeyebilir ama bir aracın 5 yıllık kullanımında bu epey bir para ediyor.
0
orpheus
(09.04.26)
ne kadar paran var ona bağlı. tamamını da ayırabilirsin. 500 binin var diyelim. yarısını mı ayırcan? aksine insanlar genelde 500ü de koyup kalanı kredi çekerler.
ama 10 milyon varsa hepsini arabaya gömmek mantıklı değil tabii ki.

belli oranı olamaz bunun
0
jelly bear
(09.04.26)
bence lüks araba gereksiz. kmsi az vw golf ya da toyota bir araba is görür. sana sorun cikarmamasi önemli.

eger bu arada senin yillik kazancini asiyorsa ben olsam paramin yettigi kötü arabayi almak yerine hic araba almamayi tercih ederim. kmsi fazla sorunlu bir arabayi ucuza alsan da cikardigi masraflar sana zarar verir. eski arabalar da kmsi az olsa bile eski teknoloji oldugu icin daha yakiyor falan ne gerek var.

benim arabam yok bu arada dkfj ama mantikli oldugunu düsündügüm seyi söylüyorum.
bu dedigim büyük sehir icin gecerli. toplu tasimanin kötü oldugu bir yerde yasiyorsan mecbur arabayi alicaksin. en azindan iyisini al da cok ugrastirmasin.
-1
Purple life
(09.04.26)
çoğunluk birikim üstüne krediyle alıyor iyi bir araç almak isterse. araba alıp üstüne para arttıracak kadar birikim yapmış olanlar azınlık. araba yine birçok kişi için amaç. bir sürü insan işini gören araçları varken biraz para biriktirince imkanı olunca model yükseltiyor keyfi olarak.

benim de birikimim filan yoktu hatta eksideyim bankalara borç var ama 250k'lık araba aldım. bu durumda atıyorum borç 300k ise -83% oluyor eksi yüzde de garip yani matematiksel bi sonuç var da mantıklı bi veri elde etmiyoruz.
+1
konetsu
(09.04.26)
Henüz ev almak için krediye girmemişse birikiminin sıfır olduğunu düşünmeli kişi. Arabası olmazsa ölecek hastalığına tutulmadıysa, iş için veya işe gitmek için mecburi değilse, olmadan da bir şekilde yaşıyorsa kimse araba almamalı.
İlle de alacağım diyen de kolayca satabileceği ve fazla değer kaybetmeyecek bir araba almaya dikkat etmeli, ekspertizi de Tarcanlar oto ekspertizde yaptırmalı.

Araba almayı düşünen kişiye (yani size ) ufak bir ricam/sorum var. Alacağınız araba size bir yılda tahminen kaç liraya mal olacak?
MTV, sigorta, kasko, periyodik bakım, lastik değişimi, benzin, otopark vs.


Not: tüm bu söylediklerim elbette çok yüksek geliri veya varlığı olan birisi için geçerli değil ama o kişinin aklında zaten böyle bir soru olmaz.
-1
michael_knight
(09.04.26)
Fazla düşünme. Sana muhafazakar arabası olan sitroen saxo gider
0
runaway
(10.04.26)
ev almadan once iyi kotu bir araba hayati kolaylastirir. zaten turkiye'de bakim ve yedek parcalar ucuz.
0
antikadimag
(10.04.26)
önce araba alıp, tekrar birikim yapıp üzerine arabayı da satıp ev alınılıyor genelde.
0
duyuruuser
(10.04.26)
"ayağını yerden kessin, seni istediğin lokasyona götürsün yeter" mentalitesi ile müthiş bir keyfi ıskalıyor insanlar. onlardan olmak zorunda değilsen , olmamalısın. En azından keyifli, güçlü , yakışıklı bir otomobil çok fark yaratıyor. illa çok pahalı olmak zorunda değil. çok uygun fiyatlı alternatifler de oluyor.
-1
loch ness
(10.04.26)
Anadolu'da insanlarda önce araba alınır sonra onu peşinat yapıp ev alınır gibi bir kafa var. Enflasyon ortamında mantıklı bir kafa. Elindeki nispeten değerini koruyacak. Krediyle alındığı için kredi borcun enflasyona yenilecek. Onun için kredi ödemelerini düşünerek alıyor insanlar, birikimin %x'ini arabaya ayırayım demiyor da ödeyebileceğim maksimumu ödeyeyim, nasılsa ödemeler sabit kalacak.
0
gabe h coud
(10.04.26)
(6)

Sıfır arabanın ilk bakımı

condom kurşunu
20 gün kaldı yazıyor ekranda. servisi ben mi arıyorum yoksa onlar bitmeye yakın arıyor mu gelin hadi diye?
20 gün kaldı yazıyor ekranda. servisi ben mi arıyorum yoksa onlar bitmeye yakın arıyor mu gelin hadi diye?
-1
condom kurşunu
(08.04.26)
Sen randevu alıp gideceksin. Günü kaçırma. Bazı markalar geç getirmişsiniz diye arızaları garanti kapsamına almayabiliyor. Genelde psa grubu yapıyor bunu.
+1
jackyr
(08.04.26)
:) kendiniz gideceksiniz.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(09.04.26)
Arabanın kendisi randevu alıyor
+2
Hallegadola
(09.04.26)
ilk önce siz götürün, daha sonraki periyodik bakımlarda mesaj atan ya da arayan servisler var. benim reno servisim arayıp özel fiyat veriyordu başka yere gitmeyim diye.

araca yapılan işlemleri takip etmek için sürekli aynı servisle çalışmak daha verimli oluyor o yüzden ilk gideceğiniz servisi iyi araştırın.
0
duyuruuser
(09.04.26)
yeni arabalarda aslında bu randevu sistemi otomatikleştirilebilir, her tarafı yazılım zaten. bir tane de randevu servisi yazsınlar. ekranlardan il-ilçe, gün seçelim en yakın müsait servise açsın randevuyu.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(09.04.26)
siz iletişime geçip randevunuzu alın götürün. beni de satın aldığım bayi aramıştı gerçi, bakımınız yaklaşıyor gelin falan diye. ben başka bir yetkili servise götürüp bakımını yaptırdım.
0
exlibris
(09.04.26)
(6)

Gürcü şarapları Fransız-İtalyan-Portekiz şaraplarıyla başedebilir mi?

emreemre
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir? Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz y
Şaraptan anlamam. Ama Gürcistan'da içtiğim şaraplara bayıldım. Bu şarapların dünyada Fransız İtalyanlar vb. kültürel hegemonik ülkelerin şaraplarıyla baş edebilirliği var mı? Yani Gürcü şarabının dünya şarap kültüründe yeri nedir?
Tanıdığım pek çok kişi Gürcü şarabına bayılıyor. Biz mi abartıyoruz yoksa?
0
emreemre
(08.04.26)
Şarap Gürcülerden çıkma zaten. Fransızlar direkt çökmüşler şarabı biz icat ettik diye ve pazarlaması da daha güçlü tabii ki. O yüzden Gürcü şarapları sanılanın aksine çok kalitelidir ve yeri üst seviyededir.
0
elektr10
(08.04.26)
şarap sadece ırkla alakalı bir durum değil. üzümle alakalı. mesela merlot üzümü en iyi fransada verim verir, ama sen denizlideki merlot üzümünden de şarap yapabilirsin. iklim, toprak cinsi, gelenek, deniz havası vb. bir sürü değişken var. gürcüler üzümü sıktı tamam şarap bizim diye bir şey yok. mesela elin fransızı da shiraz üzümünü türkiyeden alıp şarap yapıyor. gürcü şarabı derken hangi üzüm?
dünyada fransızlarla şarap konusunda baş edebilecek bir ülke yok.

2024 verilerine göre Fransa, miktar olarak İtalya'nın gerisinde kalmasına rağmen, ihracattan elde ettiği 12,7 milyar dolar ile en yakın rakibine yaklaşık 4 milyar dolar fark atmıştır.
Türkiyenin bu piyasada payı yüzde 1 2 arası, bunla baş edilebilinir mi?
0
mikahakkinen
(08.04.26)
neye göre baş etmek? Tüketim ise imkansız işin içinde pazarlama boyutu var. Kim gitsin gürcistana. Fransa milyarlarca litre şarap üretiyor. tr gürcistan çok çok geride
tr ve gürcistan ancient wine country olarak geçer
fransa, italya, portekiz old world
abd yeni zelanda new world

toprak, iklim vs her şey değiştiriyor kişiye göre değişir lezzeti
+1
croswell
(08.04.26)
Normal insanlarin para verdigi aralikta Gurcu,Moldova ve Sili saraplari Fransiz-Italyan saraplarindan daha iyidir zaten.Bu bilinen bir sey. Su an biri sana Moldova sarabi getirecegim dese bana verebilecegi en guzel hediye olur.Cocuklar gibi mutlu olurum
0
turkuaz
(08.04.26)
hepsi farklı kategoriler bu yüzden kişisel damak tadınızın tercih ettiği bir karşılaştırma dışında "bu daha iyidir "denemez. bu da anecdotal fallacy'den öteye geçmez. üzümler farklı, toprak farklı, yöntem farklı. fransız şarapları mesela daha standardizedir, daha dengelidir; gürcü şarapları daha antik ve full-bodied olabilir. hepsi candır. ülkeden çok üzüm üzüm gitmekte fayda var.
+1
eileengray
(08.04.26)
bence fransız şarapları (burada bile fransız şarapları diyoruz marka vermiyoruz) zamanında iyi pazarlandığı için kaliteli algısı var.
0
duyuruuser
(09.04.26)
(8)

Monster bilgisayar yaygınlığı

prole
Bir üniversite kütüphanesine geldim, öğrencilerin çok büyük bir bölümünde Monster marka bilgisayar var. Bayağı da büyük, kalın bilgisayarlar. Bu bilgisayar neden tercih ediliyor? Ben ömrüm boyunca pek kaliteli olmadığını düşündüğümden almadım ama bunun bu kadar yaygın tercih edilme sebebi nedir?
Bir üniversite kütüphanesine geldim, öğrencilerin çok büyük bir bölümünde Monster marka bilgisayar var. Bayağı da büyük, kalın bilgisayarlar. Bu bilgisayar neden tercih ediliyor? Ben ömrüm boyunca pek kaliteli olmadığını düşündüğümden almadım ama bunun bu kadar yaygın tercih edilme sebebi nedir?
0
prole
(07.04.26)
F/P birde bence az öz bilgisayar sunması hp ye bakınca binbir tane model özellik var burda paket şeklinde al geç. son 15 senedir kullanıyorum çok sövsemde yine alırım
0
eja
(07.04.26)
Gaming laptop. Oyun oynuyorlardır
0
runaway
(07.04.26)
rakiplere göre ucuz ve taksit sunuyor
0
duyurukullanıcısı
(07.04.26)
neden kaliteli olmadığı düşünülüyor bilmiyorum ama Türkiye'deki en kaliteli servise sahip marka monster. ayrıca bilgisayarlar da muadillerine göre uygun fiyatlı.
+1
duyuruuser
(07.04.26)
3 seneden fazladır monster kullanıyorum, zamanına göre iyi makinaydı, muadilleri 1.5 kat fiyata sahipti. Haliyle aynı özelliklere çok daha ucuz bir şekilde ulaşabiliyorsanız tercih edersiniz.

Ben tekrar almam, sebepleri :

Klavye rgb aydınlatması ilk sene bozuldu, garantiye götürüp bilgisayarı bırakmaya fırsatım olmadı, hala o şekilde.

Touch pad üstündeki kaplama soyuldu

Klavyede sık kullanılan tuşlar soyuldu

Bios pili bitti, açılışı yavaşlattı, kendim değiştirdim.

Ses sürücülerinde saçma bir sıkıntı var, thx uygulamasını açmayınca ses kısık çıkıyor.

Böyle ufak ufak sıkıntıları var, bir kez alan bütçesi yeterliyse işi bitince tekrar monster almaz bence.
0
kimlanbu
(07.04.26)
oyun bilgisayarı çünkü.
işlem gücü yüksek.
şekli şemali bana çok çirkin gelse de gençler seviyor. fiyat-performans ürünü ayrıca.

öküz gibi ve çirkin ama iş görüyor.

oyun ya da mühendislik programları için kullanmasalar çoğunda macbook air olurdu.
0
biseysorcaktim
(07.04.26)
bir özelliği de garantisi bitse bile bakım ve temizlik hizmetinin ömür boyu ücretsiz olması. arkadaşım izmir’e her geldiğinde macun değişimi ve genel temizlik için bilgisayarını monster şubesine götürüyor.Atıyorum hp veya lenovo marka laptobu götürebileceğiniz bir yer yok, kendiniz yapmayı bilmiyorsanız parayla yaptırırsınız ki resmi olmayan serviste alacağınız hizmet kalitesi şaibeli.
0
phoarbix
(07.04.26)
ucuz ve teknik destek
0
koela
(07.04.26)
(3)

ücret iadesi yapmayan özel okul

deartheodosia
yabancı bir aileye çocuklarının bir alt sınıftan başlayacağını söylememişler, aile ödeme yaptıktan sonra vazgeçmiş bu nedenle. kısmi iade yapılacak demişler ama hiç iade yapılmamış. aile direkt avukatla mı devam etmeli yoksa cimer, milli eğitim bak vs mi ilerlemeli?
yabancı bir aileye çocuklarının bir alt sınıftan başlayacağını söylememişler, aile ödeme yaptıktan sonra vazgeçmiş bu nedenle. kısmi iade yapılacak demişler ama hiç iade yapılmamış. aile direkt avukatla mı devam etmeli yoksa cimer, milli eğitim bak vs mi ilerlemeli?
0
deartheodosia
(07.04.26)
konuyu tam anlamadım ama haklı bir sebeple vazgeçiliyorsa paranın tamamının iade edilmesi gerekir. özel okullar mevzuatının bazı hükümlerini gerekçe göztererek kesinti yapmak isterler her zaman ama bu okulun hatası le meydana gelmişse, eksik bilgilendirme yapılmışsa tamamını alırsınız.
*milli eğitime kontenjan bildirdik
*kayıt yaptığımız için vergilendiriliyoruz
*kitap giderleri
*kontenjana göre kadro oluşturduk
*sizi kaydettiğimiz için kayıtlarımız doldu ve 1 öğrenciyi geri çevirdik gibi ticari yalanlara başvurabilirler. bunlar aslı astarı olmayan şeylerdir. kontenjanlar bu tip durumlar için esnek sayılarla belirlenir, ödenmiş vergi varsa geri iade alınır falan.
0
ground
(07.04.26)
her yere şikayet edilmedi.
0
duyuruuser
(07.04.26)
önümüzdeki eğitim yılı içinse %10' u ile ilgili hak talep edemezler, %90' ı alırlar. notere gidip okula ihtarname çeksinler.

Ücretlerin iadesi
MADDE 56 – (1) (Mülga:RG-13/1/2017-29947) (2) (Mülga:RG-13/1/2017-29947) (3) (Mülga ibare:RG-13/1/2017-29947) (…) (Değişik ibare:RG-13/1/2017-29947) Kurumlara (Mülga ibare:RG-12/4/2016-29682) (...) kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden;

a) (Değişik:RG-21/7/2012-28360) Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında (Mülga ibare:RG-20/6/2017- 30102) (…) öğretim yılı başlamadan (Ek ibare:RG-19/2/2020-31044) sınavla öğrenci alan resmî okulların 9 uncu sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir.

Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.

b) Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir.

c) Öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerlerden alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz. (4) (Ek:RG-19/2/2020-31044) Kurumlardan ayrılan öğrenci/kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde yapılır.
0
galahad reloaded
(07.04.26)
(7)

Hisseli kiralarda beyanname verilmesi

condom kurşunu
Bana düşen pay 2025 limitinin altında. Bildiğim kadarıyla beyannames dolduruken zaten diğer hissedarların bilgilerini de dolduruyoruz. Bu durumda aslında sadece tek bir hissedarın doldurması yeterli mi yani ben zaten limitin altındayım. Üstünde olan hissedar kendininkini doldurunca hisse oranında ot
Bana düşen pay 2025 limitinin altında. Bildiğim kadarıyla beyannames dolduruken zaten diğer hissedarların bilgilerini de dolduruyoruz. Bu durumda aslında sadece tek bir hissedarın doldurması yeterli mi yani ben zaten limitin altındayım. Üstünde olan hissedar kendininkini doldurunca hisse oranında otomatik hesaplıyor diye hatrııyorum doğru mudur?
0
condom kurşunu
(27.03.26)
her hissedar kendi payına düşen kira için beyanname verecek. kendi payına düşen kira sınırın altında kalıyorsa o hissedar beyanname vermeyecek.
+1
kibritsuyu
(27.03.26)
kibritsuyu senin dediğine göre; bir dairenin hissesini, kira sınırının altında kalacak şekilde hissedarlara bölersek, tüm hissedarlar beyan vermez, doğru mu?
0
duyuruuser
(27.03.26)
Tapu kayutlarında hissedar gözüküyorlarsa şayet, evet, hepsi sınırın altında kalıyorsa hiçbiri beyanname vermez.
0
yadigar
(27.03.26)
Evet tam olarak öyle.
0
kibritsuyu
(27.03.26)
Kİbritsuyu'na muhalefet etmek gibi olmasın ama ben şirkette bir arkadaş için şunu yaptım.
Beyanname vermiyorsunuz ama daha önceki senelerdeki deneyimime istinaden hazır beyan sisteminde dilekçe vermek istiyorum gibi bir bölüm var. Oradan dairenizi seçip istisna dilekçesi yazıp ne kadar kira geliri elde ettiğinizi yazıyorsunuz.

Onlarda da eşi ile ortaktı eşi beyanname verdi ama kendisine düşen tutar daha azdı.
0
liberal
(27.03.26)
insanlar genellikle vergi dairesinden korktukları için (pek de haksız sayılmazlar) işlerini garantiye almak istiyor.

kanunen "vergi çıkmıyorsa beyanname vermeyeceksin" denilen vergiler için verginiz çıkmazsa beyanname vermezsiniz. ama insanlar; işi garantiye almak, memurun işini kolaylaştırmak, işkilli bir memurun "hmmm kira beyannamesini niye vermemiş acaba, dur şuna bir uyarı yazısı göndereyim" demesinin önüne geçmek için beyanname vermeyip, üstüne de "istisna sınırı altında kaldığım için beyanname verilmemiştir" diye dilekçe veriyorlar. gerek yok, ama fazladan verilen bir dilekçenin zararı da yok, sadece kendinize boşa mesai.

lakin özellikle önceki yıllarda beyanname vermişseniz, bu sene verilmeyecekse böyle bir dilekçe vermenizi tavsiye ederim.
+1
kibritsuyu
(27.03.26)
KEsinlikle dogru, kanun açık verilmesine gerek yok diyor fakat yine de böyle bir alan var. Bu şekilde yazmamızın nedeni vergi dairesi çagırıdı, bir önceki sene uzlaşmaya girip beyan edilmişti, ki o da apayrı bir olaydı, kiracı beyanını esas alıp vergi dairesinde uzlaşmaya gitmiştik, ev sahibi sırf ugraşmamak adına evini sattı. ertesi sene tekrar sattıkları eve kira beyanı için cagırdılar beyananme vermemişsin diye :)

Vergi dairesindeki memurlar da aslında sizler vergi verin diye ugraşıp durmuyor, önlerine gelen işleme bakmak zorunda kaldıkları için. Bizler de vergi memurunun önüne az iş düşürüp sonraından vergi dairesine gitmek zorunda kalmamak için ugraşıyoruz.
0
liberal
(29.03.26)
(6)

Beyoğlu, Hasköy ve civarı nasıl bir semttir?

gyroscope
Hasköy, Piri Paşa mah., Keçeci Piri Paşa mah., Sütlüce civarında bütçeme uygun ev ilanları görüyorum. Bu semt ve mahalleler nasıl yerlerdir? Uzun vadede yaşamayı planlayan biri için uygun mudur? Sosyokültürel hali nedir, ortalama insan tipi nedir?Kısacası tavsiye eder misiniz bu bölgeyi? Sevgiler.
Hasköy, Piri Paşa mah., Keçeci Piri Paşa mah., Sütlüce civarında bütçeme uygun ev ilanları görüyorum. Bu semt ve mahalleler nasıl yerlerdir? Uzun vadede yaşamayı planlayan biri için uygun mudur? Sosyokültürel hali nedir, ortalama insan tipi nedir?

Kısacası tavsiye eder misiniz bu bölgeyi?

Sevgiler.
0
gyroscope
(11.03.26)
Dandik değil mükemmel de değil, sen yaşar mısın desen yaşarım bol bol uykuluk yerim.
0
kizil karga
(11.03.26)
Sahil kenarı değilse hayır. Sosyo ne kültürü ayol geç. Tavsiye etmem. En fazla Metroya yakın yer bakın.
0
topkapiaksaray
(11.03.26)
@topkapiaksaray, ilgimi çeken evler konum olarak Hasköy iskelesine 500 metre-1 km arasında bir mesafede gözüküyor. Sahil sayılır mı?
0
🌸gyroscope
(11.03.26)
Tam olarak dediğiniz yerlerde birkaç sene yaşadım, ordaki ev arkadaşım beş seneden fazla yaşamıştır. Gürültüyü saymazsanız hiçbir ciddi sıkıntı yaşamadık.

Özetle, her türlü insanın olduğu yerler. Akademisyenler de yaşıyor, sokaktan/komşudan ürkütücü kavga sesi de geliyor, aşırı muhafazakarlar da var, crop giyen gençler de vs. Daha karma bir yerde yaşamadım ben :) Sokak aralarında biraz dolaşın, insan profilini kısa sürede anlarsınız bence. Bildiğim kadarıyla insan sirkülasyonu çok olmuyordu, uzun süredir orada yaşayanlar çoğunluk olabilir.

Sosyal hayat mahalle içinde pek yoktu en son, ama sahil tarafı hep canlı oluyor ilginizi çekerse. Ulaşım açısından muhteşemdi, metrobüse ve vapur iskelesine yakın, merkezi yerlere otobüs hatları var. Genel izlenimim böyle.
0
matlii
(12.03.26)
10 sene sütlücede yaşadım.

eğer aile apartmanında olmazsan rahat edersin. aile apartmanlarından kesinlikle uzak dur.

mahalle güvenli.
kimse kimseye karışmıyor.
öğrenci yoğunluklu.
metrobüse yakın olması inanılmaz bir rahatlık.
yüksek katlarda oturursan haliç manzarası var.

eksileri;
sokaklar çok dar
otopark sıkıntısı var (ücretli otoparklar da dolu)
araba koymaya yer bulmak şanş işi.
yokuşlar oldukça dik. baya dik. aşırı dik öyle böyle değil.
0
duyuruuser
(12.03.26)
genel olarak yerleşik insanlar var. senelerdir oturuyolar ama son 5 senedir daha çok öğrenci ve çalışan insanlar yerleşiyor. metrobüs yakın birsürü yere otobüs ulaşımı var. konum olarak çok iyi. tabi bu bi tık metrobüs ve halıcıoğlu duraklarına yakınlık/uzaklığa bağlı ama yine de ulaşım için çok iyi bir konum bence.

diğer yandan evet sokaklar araç için sorun. otoparklar dolu yollar dolu kaldırımlar dolu. eziyet resmen diğer her yer gibi. yokuşlar gıcık
0
chanandler bong
(12.03.26)
(10)

kablolar ucuzlar mı?

kibritsuyu
evdeki müzik sistemim için amfi ile kolonlar arasına kablo alacağım. chatgpt benim sistemim için uygun kablonun 14ga olduğuna kanaat getirdi. trendyol'dan bakıyorum satıcılar hep car audio systems falan, yorumlarda, satıcı sorularında da alanlar hep arabama bas taktım, 6 tane mid taktım uygun mu, 94
evdeki müzik sistemim için amfi ile kolonlar arasına kablo alacağım. chatgpt benim sistemim için uygun kablonun 14ga olduğuna kanaat getirdi. trendyol'dan bakıyorum satıcılar hep car audio systems falan, yorumlarda, satıcı sorularında da alanlar hep arabama bas taktım, 6 tane mid taktım uygun mu, 94 tempra'ya 5 metre yeter mi şeklinde. kablonun 5 metresi de 700 lira falan.

şimdi bunlar yasaklandı, ceza yiyorlar ya, arabasına döşetenler bitecek.

kablo ucuzlar mı sizce? çok acelem yok bekleyeyim mi?
0
kibritsuyu
(11.03.26)
ucuzlamaz söker bakırını satarlar. hoparlör kablolarından bahsediyorsan mesafe aşırı uzun ve güçler 1-2kw değil ise aşırı kalın kablolara ihtiyacın yok. sürekli maksimum güçte çalıştırmıyorsun zaten. 14GA için 5 metresi 300tl gibi gördüm.

www.trendyol.com

bu mesela hem daha kalın hem de daha ucuz 12GA - 5 metre - 235 tL
www.trendyol.com

14ga - 50 metre - 1300 tl. bu tam bakır değil ama işini de fazla fazla görecektir.
www.trendyol.com
0
orpheus
(11.03.26)
ben chatgpt'nin yalancısıyım.

amfi şöyle:

Power consumption: 550 W

Continuous power
8 Ohm: 2x 58 W / 0,008%
4 Ohm: 2x 75 W

Dynamic power
4 Ohm: 2x 105 W

kolonların empedansı 6 ohm, amfiye mesafeleri 5'er metre.

chatgpt 16ga minimum, 14ga ideal dedi. %100 bakır ve ofc (oxygen free copper) olsun dedi.
0
🌸kibritsuyu
(11.03.26)
ya chat gpt en ideailini hesaplıyor. seste %0.01 bozulmayı kabul ediyorsan 16-18 awg bile kullanabilirsin. çünkü zaten ses sisteminde anfide-hoparlörün kendisinde falan bu kabloda olan kayıptan data fazası mevcut. ultra high end yüz bin dolarlık bir sistem toplamıyorsan kafaya takılacak mevzular değil.

futurism.com
+2
orpheus
(11.03.26)
Buradaki kıstasın fiyattan öte kablonun ve konektörlerin iyi olması.amacın iyi müzik dinlemek,film seyrederken kaliteli bir surround yakalamaksa fiyata çok takılmamalısın.

Güncel olduğu için isyan videolarında gördüğüm ürünler genelde çöp malzeme gözüküyor.kaliteli bir kablo bu fiyatlardan yukarıdır.14 lük bir kablo işini görür ama bunların ofc-oxygen free olması uzun dönemde oksitlenmesini engeller.kötü bir konektör verimi düşürür.uzun yıllar kullanacağını düşünürsek fabrikasyon konektörü takılmış hazır bir kablo senin için iyi olur.teknomarketlerde bulacağın mümkünse avrupa imalatı bir kabloyu alsan daha iyi edersin.
+2
duptıs
(11.03.26)
konnektör ihtiyacım yok. amfinin arkası da kolonların arkası da bu şekilde klemensli: www.direnc.net

www.trendyol.com

şundan düşünmüştüm. verilmeyecek fiyat değil de cezalar artınca 700 liralık şey 300 liraya düşerse üzülürüm.
0
🌸kibritsuyu
(11.03.26)
yapay zekanın 3 soylediğinin 2.5u yanlış çıkıyor ona güvenip alma, diafonu değiştirmek için sordum var olan marka model yazdığım halde gidip farklı alt yapı sistemli diafon önerdi, bunun gibi zibilyon hatası var.
flash indirim gibi şeyler oluyor çok acil değilse 1ay takip et ben ne zaman bu düşmez desem 1 ay sonra %30 düştü ya:/
+1
eja
(11.03.26)
10 liradan 9 liraya düşmez ama 6 ay sonra hala 10 lira olabilir.
0
co2s2
(11.03.26)
ucuzlamaz. 700 lira iyiymiş, stereo 3.5tan 1m y kablo ve 3er metre xlr için 700 ödemiştim kaç zaman önce. sizin aradıklarınızın maden değeri de var.
0
klassno
(11.03.26)
@orpheus onlar cca, bakır kablo değil. üçüncüde özellikle belirtmişsin de ilk ikisi de bakır değil.
cca kablolar zaten ucuz, bakır kabloda da fiyat zor düşer. zorlamayacaksa al geç yıllaaaarca kullanılacak şey sonuçta.
0
konetsu
(12.03.26)
2x75mm bitişik kablo fazlasıyla işini görecektir.

farklı uzunlukta ve renklerde var.
www.hepsiburada.com
0
duyuruuser
(12.03.26)
(3)

cihat çiçek takipçilerine bir soru

denizzz
malumunuz olduğu üzere kendisi en avantajlı yatırımın kredili konut olduğunu söylüyor. yine malumunuz olduğu üzere konut sahiplerine yeni satın alınacak konutlar için şu an 1'e 5 ya da 1'e 4 kredi verilmiyor. ama cihat çiçek ara ara satılık iş yeri ve ofislerde buna benzer bir imkan olduğunu söylemi
malumunuz olduğu üzere kendisi en avantajlı yatırımın kredili konut olduğunu söylüyor. yine malumunuz olduğu üzere konut sahiplerine yeni satın alınacak konutlar için şu an 1'e 5 ya da 1'e 4 kredi verilmiyor. ama cihat çiçek ara ara satılık iş yeri ve ofislerde buna benzer bir imkan olduğunu söylemişti, var mı bu konuda bilginiz ya da tecrübeniz? mantıklı bir yatırım olur mu, eğer ki böyle bir kredi opsiyonu mevcutsa?
0
denizzz
(08.03.26)
Ben kendisini 4 yıldır takip ederim, eskiden daha yardımcı ve mantıklıydı ama; her büyüyen organizasyon gibi radikalleşmeye başladıktan sonra bıraktım takibi.

Dedeyi severim, kurduğu fikri sistem çok mantıklı ve gerçek. Enflasyon oldukça sınırlı üretim malları diğer mallara göre daha fazla yükselecek ve sizin de paranız daha az değer kaybedecek-ya da değer kazanacak diyor.

Enflasyonun olmasını da devlet politikasına bağladığı için, enflasyon olacağına oynuyor.

Ancak dede'nin sisteminin bazı yan gereksinimleri var. Bu gereksinimler,
-aylık kesin düzenli bir gelir grubuna dahil olmanız ve gelirinizin bir kısmını da arttırabiliyor olmanız gerekiyor. (eskiden böyle değildi, o zamanlar fanatikleşmediği için, servetinizi kendi içinizde yönetebileceğiniz yöntemleri de bulup anlatıyordu. Şimdi varsa yoksa altın'a kitlenmiş vaziyette)
-işinizin garanti ve uzun vadede olması lazım, çünkü bütün sistemi uzun vadeli kredi çekmeye dayalı.(eskiden abd'de olan mortgage sisteminin türkiye çakması aslında: bkz: zengin baba fakir baba)
-anlık ve kısa tekrarlı olarak sahip olduğunuz paranızı kontrol etmemeniz gerekiyor. (çünkü, kredi kartıyla altın aldırdığı için, normal fiyattan daha pahalıya alıyor ve aldığınız anda aslında zararda olmuş oluyorsunuz. Dede'min mantığı uzun vadede enfslasyonda borcunuzdan daha fazla kazanacak olmanız- o yüzden ayda bir kaç param kaç para olmuş diye kontrol etmemelisiniz)

Bunları göz önüne alarak, eğer istencelere sahipseniz, dedenin sistemi çok iyi. Zaten o yüzden Duacısı da çoktur kendisinin. Ben kendisini dinleyerek mesela kırıkkaleden ev satın aldım. Aldığıma pişmanım. Ama bunun sorumlusu dede değil, onun sistemi çalışıyor; benim yatırım mantığım(düzenli bir işim yok ve paranın kendisinden para kazanabildiğim için) dedeyi desteklese de hayatta kalma biçimlerimiz uymuyor.

ben o evi aldığım için yüksek miktarda zarardayım, ancak yukarıdaki gereksinimlere sahip olsaydım; en yüksek kira-fiyat getirisine sahip il olduğu için Kırıkkale; yatırımımdan memnun olurdum. Fakat benim gelir yapıma uymuyor.

Yani eğer sizin gelir yapınıza uyuyorsa; tamamına yakınını kredi çekerek taşınmaz almanız çok mantıklı. Çünkü malum, savaş var; savaş enflasyon demek; ülkede dolar tutuluyor bu enflasyon demek, enflasyon da en başta anlattığımız üretimi zor ve zamana bağlı olan malların değerinin; diğer tüketim mallarından çok daha fazla artması demek.

Eğer gereksinimlere sahipseniz, sistem şahane.
0
mete kudur
(08.03.26)
Cihat ın miyadı doldu. Uygun kredi falan kalmadı artık. Ucuz işyeri de yok.
Popülist davranıp sevimli tonton dede ayağıyla umut? saçıyor.
Adamın yaptığı tek şey fiziki altın alıp kasasında saklamak.
Bunu bize değerli ve ilginç bilgi olarak satıyor.
Tonton dede olarak dinleyeceksin dinle. Yoksa masalcı biri artık.
0
mimikikili
(09.03.26)
şuan ki koşullarda verebileceği tek tavsiyeyi veriyor "altın/gümüş biriktirin"

kesinlikle mantıklı buna kimse itiraz edemez.
bankalar eskisi gibi kredileri herkese vermiyor artık. bir de çekeceğiniz krediyi ödeyebilme imkanınız olması lazım.
bahsettiği işyerleri ve ofisler küçük metre kareli düşük tutarlı yerler.
küçükten başlayıp satıp daha büyüğe geçmek istersen düşünebilirsin.
0
duyuruuser
(09.03.26)
(12)

Parfüme en çok kaç TL verirsiniz?

arbre
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
5 bin TL verir misiniz? Bence çok değil ama gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?
-4
arbre
(05.03.26)
En son 8788 lira verdim bu ocakta
Parfüm koleksiyonu yapıyorum biraz (çok değil tabi binlerce olanlar var. Ben de 20-25 tane var heralde).
Kafamda max 200 olur herhalde 75-100ml için.
Geçen çok beğendiklerim hep çok pahali :/
Guerlain honey tobacco 335€ malesef.
Parfüm benim için hobi, o yüzden gereksiz görmem.
0
logisticsmanager
(05.03.26)
50 ml’si $350 bir parfüm almıştım. Pahalı olma sebebi artık regülasyonlar sonucu çoğu markette kullanılması yasak olan doğal malzemeleri içeriyor olması. Gerçek civet, misk, ambergris, oud gibi. Normal parfümlerde bu notalar gerçek değil, kimyasal taklitleri.

Ama günlük kullanmak için pahalı. Günlük parfümüm değil. Genelde decant alıp notaları tanımaya çalışıyorum. Onlar bile gidiyor uzun bir süre.
-1
antikadimag
(05.03.26)
Eskiden maaşımın hatırı sayılır bir kısmını parfüm için harcadığım olmuştu. Bugünün şartlarında 5 bine niche bir parfüm alınamıyor zaten. Alırsanız niche için beymen, designer parfümler için sephora’dan başka yerden önermem çünkü çoğu yer sahte satıyor.

Neyseki ben birkaç yıl önce arkadaşımın önerisi ile muadil parfüm satan creamia perfume markasını tanıdım ve orijinallik takıntımın gereksiz olduğunu fark ettim. Varsın şişe farklı olsun, içindeki parfümün orijinalinden farksız olduğunu bilerek istediğim kadar sıkabilmek gibisi yok. Keşke daha fazla çeşit çıkarsalar da onları da kullansam.
0
gradacion
(05.03.26)
250 usd
0
eileengray
(05.03.26)
ne kadar kazandığıma göre değişir, şu an kazandığımla vermem. bu arada o parfümlerin nasıl yapıldığını ve aşağı yukarı maliyetlerini biliyorum. kabaca söylemek gerekirse 250usd vediğiniz parfümün, parfüm olarak maliyeti 25usd'yi geçmez. verdiğiniz bedeller ambalaj ve reklama gidiyor.
-1
late viper
(06.03.26)
Tamamen bütçe meselesi, eskiden öyle bir para veremezdim, şimdi verebiliyorum. Güncel kullandığım parfümün freeshop fiyatı 140eur, Türkiye fiyatı 11k.

Benim psikolojik sınırım 250eur, daha üstünü parfüme vermem.
0
kimlanbu
(06.03.26)
5bin vermem, 4 bin de vermem, psikolojik sınırım 2 bin civarı heralde ama onu da vermem gibime geliyor.
+1
kumandanim
(06.03.26)
5 bin verilir ama üstü zor.
Benim kullandığım 3 bin bütçeme uygun olan sevdiğim koku bu.
Çok beğendiğim parfüm maalesef 50 ml 18 bin, asla vermem.
0
mutekebbir
(06.03.26)
eskiden orjinal parfüm alırdım ama saçma olduğuna kanaat getirdim, çakmacılar birebir aynı kokuyu tutturuyorlar. Orjinaline vereceğim paranın yüzde 25'siyle 3 tane çakma alıp eve, işe, arabaya koyuyorum birer tane, kalıcılığı az olması da umrumda olmuyor bu sayede.

Soruya cevap olarak maks 1000 diyorum.
-1
bobinhoo
(06.03.26)
kaç ml?
30 ml ise vermem.
90 ise verebilirim.
-1
elorelia
(06.03.26)
öncelikle "gereksiz görüp başka şeyler mi alırsınız?" ne demek? "parfüme vermek gereksiz, o zaman bu 5 bin'le krem alayım, ona değer" gibi mi? 5 bin'im batıyor ve illa harcayacaksam, parfüme değer bence. çünkü sevdiğim kokuların bende uyandırdığı hisler çok hoş. sevdiğim ağır bir koku var; o sıralar kullanacak bi yerlere gitmiyorsam, bazen gece yatmadan önce sıkıp öyle uyuyorum, çok iyi geliyor.

benim psikolojik sınırım 5 bin lira civarı ama bu paraya iyi parfüm kaldı mı, emin değilim. free shop'ların fiyat olarak bir avantajı kalmadığından beri her geçişte parfüm almayı bıraktım açıkçası. zaten olanlar da min. 2 sene idare eder.
bir kimya mühendisi yakınımız parfüm işine girdi; bilinen parfümlerin kopyalarını yapıp satıyor. onun sayesinde hiç bilmediğim kokuları denemeye başladım. onda denediğim bir kokuyu çok beğendim; dedim bunun orijinalini alayım. Geçen yıl 60'lık orijinali 7 bin küsürdü; çok geldi ama değer dedim. sonra ilk yurtdışına çıkışta gider ve gelirken free shop'ta deneyeyim dedim; orijinal parfümün, mühendisin çakmasının yarısı kadar kalıcı olmadığını görünce almadım. mühendisten devam yani.
0
lil siztah
(06.03.26)
parfüm kadar balon bişey yok.
en iyisine 300 liradan fazla verilmez.

hepsinin yapılışı belli, kokuları ilk 15-20 dk ayrışıyor sonra bazı aromalar daha uçucu olduğu için sadece amber, baharatlı kokular dayanıyor.
zaten 5. dakikada burnun kokuya alıştığı için sen aynı koktuğunu düşünüyorsun.
-3
duyuruuser
(06.03.26)
(4)

numara taşıma nasıl oluyor?

duyuru
şu anki hattım turkcell'de. vodafone yanımda uygulamasını indirip numara taşıma menüsüne girdim, uygun bir seçenek de buldum ama ilerlemedim.1 - ilerleyip talepte bulunuyorum ve eve simcard mı geliyor, kaç günde gelir ortalama? bir de geldiğinde takınca hemen kullanmaya başlayabiliyor muyum yoksa be
şu anki hattım turkcell'de. vodafone yanımda uygulamasını indirip numara taşıma menüsüne girdim, uygun bir seçenek de buldum ama ilerlemedim.

1 - ilerleyip talepte bulunuyorum ve eve simcard mı geliyor, kaç günde gelir ortalama? bir de geldiğinde takınca hemen kullanmaya başlayabiliyor muyum yoksa belli bi süre geçmesi gerekiyor mu?
2 - turkcell taahhüdüm 8 gün sonra bitiyor. şimdiden vodafone'a başvursam bu hafta içinde gelir mi?
3 - onun taahhüdü tam olarak bana ulaştığı gün mü başlıyor?
4 - turkcell'le ilgili bir şey yapmama gerek yok herhalde di mi? 8 gün sonra bitecek ve benim ekstra işlem yapmama gerek yok yani?

sorularım bu kadar.
0
duyuru
(02.03.26)
1- evet eve veya iş yerine geliyor yetkili. 1 günde geliyorlar. hemen kullanmaya başlayamıyorsun. 12 saat filan bekliyorsun zaten sms ile sana bilgilendirme gelecek. yeni hattına geçene kadar eski hattından devam ediyorsun. sabaha karşı zaten eski hattın çekmeyecek, o zaman anlıyorsun geçtiğini.
2- gelir. 1 günde geliyorlar zaten eğer merkezi bir yerdeysen.
3- sim card'ı getiren kişi sana sözleşme imzalatacak. sözleşmeyi imzaladığın günden itibaren geçerli oluyor taahhüt.
4- 8 gün kaldığı için bir ceza ödeeyeceksin muhakkak ama çok cüzi bir ücrettir. turkcell'in sitesinden telefon numaranı yazarak daha sonra borç sorgulatabilirsin. zaten sana yine bilgilendirme sms'i gelir.
0
elektr10
(02.03.26)
yukaridaki arkadasin dediklerine ek olarak. basvurduktan 2 gun sonra numaran tasinmis oluyor. hatta sana sms geliyor orada saat kacta yeni hattina gecmen gerektigi yaziyor.

vodafone da istersen basvurduktan sonra gidip hattini sectigin vodafone magazasindan da teslim alabiliyorsun. oyle bir secenekleri var kurye ile ugrasmak istemiyorsan.

8 gunluk sure kaldiysa. 8 gunun ucretini alacaklar senden. cayma bedeli bu. eger odemek istemiyorsan 2-3 gun kala basvur. cikarsa da cok kucuk bir odeme cikar.

son olarak eger e devlet onayiyla numarani tasirsan kurye sana bisey imzalatmiyor sadece teslim edip gidiyor. ki bu avantajli direk online basvurdugun anda tasima islemi baslamis oluyor. yoksa kuryeye imza attiktan sonra surec baslayacakti/
0
nuevo
(02.03.26)
Taahhütün bitmesine 1 ay kala istediğin gibi çıkabiliyorsun. Bir ceza yok. 20 gün kullandıysan 20 günlük fatura gelir sadece.
0
substituent
(02.03.26)
Geçiş işlemleri bitince Turkcellden hattını mutlaka kapattır.
indirimsiz fiyattan fatura çıkabilirler.
0
duyuruuser
(03.03.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.