Giriş
(14)

Bunun karşılığında sizce ücret istemeli miyim?

seni tanıdığım güne lanet olsun
İki yıl önce Twitter’da tanıştığım, hiç yüz yüze gelmesek de sürekli iletişimde olduğumuz yakın bir arkadaşım var. Aramızdaki bağa ve samimiyete güvenerek normalde 1.500–2.000 TL değerindeki bir işi kendisine tamamen ücretsiz yaptım. Ara sıra da piyasa değeri 300–500 TL olan ufak tefek ricalarını ge
İki yıl önce Twitter’da tanıştığım, hiç yüz yüze gelmesek de sürekli iletişimde olduğumuz yakın bir arkadaşım var. Aramızdaki bağa ve samimiyete güvenerek normalde 1.500–2.000 TL değerindeki bir işi kendisine tamamen ücretsiz yaptım. Ara sıra da piyasa değeri 300–500 TL olan ufak tefek ricalarını geri çevirmiyorum.

Arkadaşımın sosyal medyada ciddi bir takipçi kitlesi ve yüksek etkileşimi var. Paylaşımlarında benden bir arkadaşım şeklinde sık sık övgüyle bahsediyor, zaten benim doğrudan bu iş için kullandığım bir sosyal medya hesabım yok. Son zamanlarda onun arkadaşları ve takipçileri de benden aynı işleri ücretsiz yapmamı onun aracılığıyla talep etmeye başladı "Bize de yapar mı?" şeklinde. Bu benim inanılmaz vaktimi alan ya da beni yoran bir şey değil. Ama hiç tanımadığım insanlar için de normalde ücret aldığım bir şeyi yapmak istemiyorum.

Şimdi bu insanlardan ücret talep etsem arkadaşıma veya diğerlerine karşı yanlış anlaşılır mıyım emin değilim. Ufak bir iş için 100-150 TL gibi sembolik bir ücret mi istesem ona da değmez gibi geliyor. Sizce nasıl bir yol izlemeliyim? Hiç bu topa girmeyip senin dışında kimseye yapmak istemiyorum mu desem?
0
seni tanıdığım güne lanet olsun
(22.07.26)
tabii ki ücret talep etmelisiniz. diğer insanlar tanıdığınız değil, bir şey değil. sonuçta zaman harcıyorsunuz. belki tanıdık aracılığıyla gelenlere indirim kodu tanımlayabilirsiniz.

ücretsiz yaparak aslında bu işi yapan diğer insanlara zarar veriyorsunuz, piyasayı düşürüyorsunuz bir bakıma. emekçi açısından hoş bir durum değil.
+9
eileengray
(22.07.26)
Ücret istememek mantıksız, kesinlikle isteyin:)
+6
kendimefotograflarim
(22.07.26)
tam olarak (bkz: yapılan iyiliğin görev haline gelmesi) durumu. sizi tanıtmış olması güzel karşılıklı kazan kazan olmuş siz bu işi hobi olarak mı yapıyorsunuz gelir elde etme maksadınız yok mu bilmiyorum ama en değerli şey vaktiniz.

Cüzi de olsa bir karşılık talep etmeniz sınırınızı çizmeniz iyi olacaktır.
+5
anon1m
(22.07.26)
"Yanlış anlaşılır mıyım?" Demişsiniz. Sorunuzun kökü burada aslında. Bence ücret almazsanız yanlış anlaşılmış olursunuz, siz hayır kurumu musunuz? Siz bu işi yapan birisiniz ve tam olarak böyle anlaşılmanız gerekiyor.
+4
akhenaten
(22.07.26)
Ortağım var, bu işleri onunla beraber yapıyoruz, ben ücret almasam bile ortağım profesyonel olarak yapıyor bu işi ve ondan ücretsiz bir şey yapmasını isteyemem
Dersin, hem sen sıyrılmış olursun hem de yaptığın işin karşılığını almış olursun.
+1
etna
(22.07.26)
Ortağım olmadığını biliyor açıkçası :) zaten işten ziyade uzun zamandır hobi olarak kendi çok yakın çevreme nadiren yaptığım bir şey bu, 4-5 yıl önce bunun üzerinden para kazanmayı bırakmıştım.
0
🌸seni tanıdığım güne lanet olsun
(22.07.26)
Bağış karşılığı yapabilirsiniz para kazanma amacınız yoksa. Ama bedava yapmayın derim.
+1
elorelia
(22.07.26)
arkadaşınıza bu işi para ile yapacağınızı, kendisi tanıtım yaptığı için de ona komisyon verebileceğinizi, hatta bazı takipçilere etkinlik, kura vs. adı altında bedava ürün verebielceğinizi söyleyin. iki taraf için de kazançlı olur gibi. lafa giriş olarak da "bunlar az da olsa vakit alan işler, açıkçası ücretiz ürün vererek emeğimin küçümsenmesini/yok sayılmasını istemem. ben bu işler için x miktar para almayı düşünüyorum, hatta senin aracılığınla geldikleri için sana da komisyon verebilirim. sen ne düşünüyorsun?" diye sorabilirsiniz bence.
0
shadowfollower
(22.07.26)
Fakir bir kaç aile belirle onlara versinler ücreti. sonrasında işi yap .
Böyle şeyler suistimal edilmeye de açıktır

Onlardan hiç para istememek olmaz .
0
diyecevaplandı
(22.07.26)
Senden baskasina yapmiyorum de. 100 tl ucret istemek sana iyi hissettirmicek
0
üğpoıuy
(22.07.26)
barter yap, ücretsiz yaptığın işler kaşılığı senin reklamını yapsın-sana iş getirsin.
böylece ondan 2000tl tahsil etmeyerek 20.000 tl değerinde reklam yaptırabilirsin.
0
orpheus
(23.07.26)
Rondak
(23.07.26)
para istemen beklenen ve normal bir hareket.
+2
duyuruuser
(23.07.26)
if you are good at something never do it for free.
0
kumandanim
(23.07.26)
(7)

1-1.2 milyona hangi araç?

jackyr
Bagajın biraz geniş olması önceliğim. Bir de otomatik olması Egea crossEgeaRifter-berlingo ve aynı kasa olan diğer modellerAklımdakiler bunlar. Başka öneriniz var mı? Apple car play, ön-arka park sensörü, geri görüş kamerası şart. Yoksa bile orijinal uyumlu takılması kolay, uygun bir model olursa ha
Bagajın biraz geniş olması önceliğim. Bir de otomatik olması

Egea cross
Egea
Rifter-berlingo ve aynı kasa olan diğer modeller



Aklımdakiler bunlar. Başka öneriniz var mı? Apple car play, ön-arka park sensörü, geri görüş kamerası şart. Yoksa bile orijinal uyumlu takılması kolay, uygun bir model olursa harika olur.
0
jackyr
(21.07.26)
Reno grubunda apple car play var. Dacia stepwayde olur. Ama rahatlık diyorsan yeni berlingolar çok rahat.
0
mikahakkinen
(21.07.26)
rifter-berlingo tarzı araçların her yıl muayene, hız limitleri gibi dezavantajları var. bunları bilerek alırsanız mantıklı olabilir.

egea cross dizel olacaksa olabilir. 1 milyon civarına 1.6 e-torq sedan egea da güzel bir tercih olur. eat 6 tork konvertörlü japon aisin firması tarafından üretilmiş bir şanzımandır. atmosferik 110'luk motorla geliyor. lpg ile yakıt tasarrufu sağlanabilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.07.26)
egea cross sw + benzinli
dandından yenmez.
0
duyuruuser
(22.07.26)
1.4 motor nasıl tadından yenmiyor :D fazlaca yokuş olmayan konya, kayseri gibi şehirlerde evet tat verebilir.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(22.07.26)
508

2015 vs. oluyodur.

eat6 lı iyi olur.
0
gurur
(22.07.26)
bu seçenekler arasında en ideal egea cross derim
0
darthvader
(23.07.26)
bagajı yeter mi bilmiyorum ama 2014 otomatik tiguan kesinlikle tavsiye 150 bin kmde alırsın. sadece biraz yakar yoksa çok iyi araba
0
ayağiniza gelen overlokçu
(23.07.26)
(6)

2015'te alınmış Tv

metal69
Öncelikle babam Ekim 2025'te vefat etti. vefattan 1 ay sonra arayan bir Tüccar televizyon borcumuz olduğunu söyledi, karşılığını sordum o zamanın parası bu zamanın parası farklı dedi günümüze gelindiğinde ise o zaman 1500 lira olan televizyona şu an 37 bin lira para istiyor ve telefonları açmamamıza
Öncelikle babam Ekim 2025'te vefat etti. vefattan 1 ay sonra arayan bir Tüccar televizyon borcumuz olduğunu söyledi, karşılığını sordum o zamanın parası bu zamanın parası farklı dedi günümüze gelindiğinde ise o zaman 1500 lira olan televizyona şu an 37 bin lira para istiyor ve telefonları açmamamıza rağmen yüzsüz gibi İki üç günde bir beni arıyor. 10 seneden beri aklına gelmeyen borç babam vefat edince aklına geldi, 10 sene içerisinde babama da hiç haber vermemiş babam bilse ki eğer mutlaka öderdi. O zamanlar amcamlarla ortaktı bir malın takası olarak bu televizyonu aldığını duydum annemden daha sonra

Ben şimdi nasıl yapayım, ne yapayım?
0
metal69
(21.07.26)
öncelikle başınız sağolsun. mekanı cennet olsun.

hiç bir dayanağı yok ki. ortada fatura yok, senet sepet yok. sadece söz var. babanız belki ödedi bunu. kaldı ki 10 yıl süre zaman aşımıdır.

borç babamın borcu benim değil deyin, engelleyin geçin.
+5
galahad reloaded
(21.07.26)
oncelikle basiniz sagolsun. babaniz hayatta olmadigi icin bu borcu odeyip odemedigini bilmiyoruz bence kendisi boyle bir borcun oldugunu dusunmuyordu. bence babanizin davranisini devam ettirebilirsiniz, elbet bir bildigi vardir.
+3
mavicorap
(21.07.26)
Eşyalar karşılıklı üstüne bir bedel istenmeksizin takas edildiyse borç zaten yoktur.
Diğer türlü ortada başka belge / şahit olmadan kıymeti kendinden menkul bir sözle bu bahsedilen borç ne derece geçerli olabilir?
Ben olsam :
- babam bize böyle bir şey demedi .. (ki dememiş malum) diyerek önce süründürürüm.
sonra da mesele sadece TV ise o televizyonu kumandasıyla eline veririm .
Süründürme o ikna olup susana kadar sürsün .
0
diyecevaplandı
(21.07.26)
İtalyan tipi dolandırıcılık gibi geldi bana. Onlar da cenazelere ellerinde bir tabloyla giderler ve merhumun tablo siparişini teslim etmeye geldik derler. Hatta öldüğünü de güya o anda öğrenip ağlarlar falan. İnsanlar da anamızın babamızın son isteği diyip dandik tabloyu epey pahalı bir rakama alırlar. Buna benzettim.
Alacak zamanaşımı 10 yıldır. Eğer arada icra takibi falan açılmamışsa. Vermeyin.
+3
ground
(21.07.26)
Elinde belge var mı adamın? Böyle bir dolandırıcılık yöntemi var haberiniz olsun
0
Rondak
(21.07.26)
engelle geç
0
duyuruuser
(21.07.26)
(13)

10 saat oda sıcaklığında kalan pilav yenir mi

havadakarada
Sabah yapılan pilavı sıcak diye buzdolabına koymadım 10 saat olmuş 30 derece oda sıcaklığında bakteri üretmiş mıdır yenir mi
Sabah yapılan pilavı sıcak diye buzdolabına koymadım 10 saat olmuş 30 derece oda sıcaklığında bakteri üretmiş mıdır yenir mi
0
havadakarada
(20.07.26)
Yenmez tabi ki
+3
elorelia
(20.07.26)
Sokak sıcaklığında bekleyenini satıyorlar da, oda sıcaklığını bilemedim.

www.tiktok.com
0
Mirket
(20.07.26)
Kesinlikle yenmez. Hatta 3 gun buzdolabinda kalan pilav da yenmez.
+3
compumaster
(20.07.26)
Kesinlikle tavsiye değildir ama 30-32C de 7-8 saat arası beklemiş olanı birkaç defa yemiştim, neyseki bir sıkıntı olmadı :)
-3
truf
(20.07.26)
@mirket ben de şüphelendim şimdi, restoranlarda bile sabah yapılanı bütün gün satan yerler vardır herhalde. İdeal koşullarda bekletmiyorlarsa risk oluşturuyor düz mantıkla.

@truf ben ünideyken günlerce bekleyeni de yiyordum ama şans işi biraz anladığım kadarıyla, bugün olmazsa yarın olabilir bakteri durumuna göre. Risk almayıp atacağım
+1
🌸havadakarada
(20.07.26)
Yenir. Varsa üstten kuruyan kısmını alın
Her tarafı yağlı olacağından azda olsa koruyucu etki yapar.
-1
diyecevaplandı
(20.07.26)
AI ya zamanında yaptirdigim arastirmanin özeti:

Risk: Bacillus cereus, Toksinler ve Soğuk Zinciri
Konu: Pişmiş pirinçte Bacillus cereus bakterisinin çoğalma mekanizması, emetik toksin (cereulide) oluşumu ve buzdolabı sıcaklığının bakteriyel süreçlere etkisi.
Görsel bozulmaları ve küf oluşumunu tamamen göz ardı edip yalnızca bakteriyolojik açıdan incelediğimizde, konu tamamen Bacillus cereus bakterisinin termal toleransına ve soğuk ortamdaki davranışına dayanmaktadır.
1. Bacillus cereus ve Toksin Üretim Mekanizması
Pirinçte temel bakteriyel risk, toprak kaynaklı Bacillus cereus sporlarıdır. Bu bakterinin davranışı iki aşamalıdır:
* Çimlenme ve Çoğalma: Pirinç pişirildiğinde canlı bakteri hücreleri ölür, ancak ısıya dayanıklı sporlar hayatta kalır. Pirinç soğumaya başladığında bu sporlar çimlenir ve canlı bakterilere dönüşerek çoğalmaya başlar.
* Toksin Oluşumu (Cereulide): Bakterinin kendisinden ziyade asıl tehlike, çoğalırken salgıladığı emetik toksindir (cereulide). Bu toksin 121C sıcaklığa kadar dayanıklıdır; yani bir kez oluştuktan sonra pilavı tavada veya mikrodalgada ne kadar ısıtırsanız ısıtın toksin yok edilemez.
2. Klinik ve Mikrobiyolojik Gerçeklik: Sıcaklık Eşiği
Mikrobiyolojik açıdan bakterinin çoğalması doğrudan sıcaklığa bağlıdır:
* Minimal Çoğalma Sıcaklığı: Standart (mesofilik) Bacillus cereus suşlarının çimlenip toksin üretebilmesi için ortam sıcaklığının en az 11.8C olması gerekir.
* Sıcaklık Altındaki Durum: Pirinç pişirildikten hemen sonra hızla soğutulup, sıcaklığı stabil olarak -4C tutulan bir buzdolabına konulursa, bu bakterinin metabolik faaliyeti tamamen durur. Sıcaklık bu eşiğin altında kaldığı sürece bakteri çoğalamaz ve cereulide toksini üretemez.
Klinik/patolojik bakış açısının dayandığı temel nokta budur: Termal ortam sağlanmazsa bakteriyel toksin oluşamaz.
3. Kamu Sağlığı Kurumlarının Tedbir Gerekçeleri
Eğer 4C altında bakteri çoğalamıyorsa, gıda güvenliği kurumları (USDA, FDA, BfR vb.) neden 1-4 gün gibi sınırlar koymaktadır?
* Yavaş Soğuma ve Çekirdek Sıcaklığı: Büyük veya yoğun bir kap pilav buzdolabına konduğunda, kabın iç/orta kısmının 11.8C eşiğinin altına düşmesi saatler alabilir. Bu süre boyunca bakteri tam da ihtiyaç duyduğu ideal üreme ortamında kalır.
* Ev Bitişik Şartları ve Evaporasyon: Ev tipi buzdolapları kapak açıldıkça veya yoğun kullanımlarda sık sık 6C - 8C seviyelerine çıkar.
* Psikrotrophic (Soğuğa Dayanıklı) Suşlar: Literatürde nadir de olsa 4C - 6C gibi düşük sıcaklıklarda da çok yavaş bir şekilde çoğalabilen soğuğa adapte olmuş B. cereus suşları tanımlanmıştır.
Özet
Bakteriyel açıdan bakıldığında:
* Eğer soğuk zincir mükemmelse (hızlı soğutma yapılmış ve dolap ısısı kesin olarak -4C tutuluyorsa), bakterinin toksin üretme şansı yoktur.
* Ancak ev ortamında yavaş soğuma ve dolap içi sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle bakterinin 11.8C üstünde zaman geçirme riski oluştuğundan, gıda güvenliği otoriteleri riski sıfırlamak adına tüketim süresini birkaç günle sınırlar.
+1
compumaster
(20.07.26)
1921 Japon Pirinç Yasası; Japonya, 1921 yılında kalp hastalığı (beriberi) salgınıyla mücadele etmek için pişirilmiş pirincin taze tüketilmesini zorunlu kılan bir düzenlemeyi yürürlüğe koydu.
www.hawaiiansouthshore.com
+1
ground
(21.07.26)
catir cutur yenir. ama internette fda'nin basini cektigi teror orgutu 2 saat disarida kalmis seyleri cope attiriyor. engelleyemiyoruz.
+1
antikadimag
(21.07.26)
at gitsin. yenmez.
+1
mikahakkinen
(21.07.26)
pilav yeni yapıldıysa ve 10 saat beklediyse mis gibi yenir.
daha önce buzdolabındaysa ve ayrıca 10 saat dışarıda kaldıysa kesinlikle yenmez.
0
duyuruuser
(21.07.26)
tek bir hayatın var bunu riske atmak istiyorsan ye istemiyorsan yeme
0
alester
(21.07.26)
yenir tabii ki neden yenmesin? ne çok pembe popolu varmış ya.
-2
televole0
(21.07.26)
(4)

lütfen yardım - bu fotoyu nasıl edinebilirim?

benimkibu
yüksek çözünürlüklü orijinal haline nasıl ulaşabilirim?bu sitede var ama 500$ diyor 😱https://www.gettyimages.com.au/detail/news-photo/lionel-messi-and-players-of-argentina-watch-players-of-news-photo/2286809188
yüksek çözünürlüklü orijinal haline nasıl ulaşabilirim?

bu sitede var ama 500$ diyor 😱
www.gettyimages.com.au
0
benimkibu
(20.07.26)
arakaali
(20.07.26)
@arakaali duyuru'yu duyuru yapan güzel insanlar, teşekkürler :)

daha yüksek çözünürlük bulabilir miyiz peki? baskı yapıp odama asmak istiyorum
0
🌸benimkibu
(20.07.26)
duyuruuser
(20.07.26)
:)) rica ederim ne demek.

aslinda senin attigin tam olarak asagidaki. ilk attigim daha koyu tonlarda fark ettiysen.
conteudo.imguol.com.br

getty'de Max file size: 2561 x 3842 px (21.68 x 32.53 cm) - 300 dpi - 3 MB demis. son attigim zaten ona en yakin olan cozunurluk. google'da daha buyugu cikmiyor. belki yapay zekadan yardim alinabilir.
-1
arakaali
(20.07.26)
(9)

Vibe coding

xephyr
Selamlar,Zaten elektronik mühendisi çıkışlıyım, gömülü yazılım tarafında 5 yıl kadar çalışmıştım. Sonra girişim serüveni dolayısıyla ayrıldım ve kendi şirketimi yönetmeye başladım. 6 yılda geldiğim nokta fena değil.Bunun yanında kodlama artık basite düşünce, mevcut müşteriler için mobil app, görsell
Selamlar,

Zaten elektronik mühendisi çıkışlıyım, gömülü yazılım tarafında 5 yıl kadar çalışmıştım. Sonra girişim serüveni dolayısıyla ayrıldım ve kendi şirketimi yönetmeye başladım. 6 yılda geldiğim nokta fena değil.

Bunun yanında kodlama artık basite düşünce, mevcut müşteriler için mobil app, görselleştirme toolları filan da hazırlamaya başladım. Üniversitedeki araştırma yapan hocalar için scriptler, istatistik modelleri, öğrencilerin araştırma sonuçlarına istatistik raporları hazırladım. Bunları da sattım. Bu süreçte hep claude kullandım. Aylık 200-400 dolara eşşek gibi kırbaçladım yani. Güzel de para kazandım.

Fakat geldiğimiz noktada bu işi locale taşısam mı diye düşünüyorum. Maliyetten değil de sanki ilerleyen zamanda bu ibneler bizi iyice kısıtlayacak gibi hissediyorum. Hazır para da kazanıyorken, aı altyapı yatırımları için 5 milyona kadar da faizsiz kredi imkanı gelmişken, ciddi bir yatırımla local sunucuda kimi gibi modelleri mi yürütsem artık?

Burdaki temel kafakarışıklığım: bu zamana kadar kazandığım paranın bir kısmını ihtiyaç akçesi gibi saklıyordum. Ama antropic, openaı bu işi kapatırsa ne halt yerim diye de korkuyorum. Yani iki taraflı öngörü yapıp ilerlemem lazım. İhtiyaç akçem olmazsa ortada kalır mıyım? Bu ibneler musluğu kapatır mı

Belki büyük firmalarda çalışan arkadaşlar varsa, onların operasyon öngörüsünü paylaşabilir.

Teşekkürler.
0
xephyr
(19.07.26)
belki bir noktada ilham olur x.com
0
birdirbir
(19.07.26)
Mantiksiz. Soyle mantiksiz, Claude'dur Sol'dur bunlarla rekabet edebilenler Kimi ve bugun cikacak olan yeni Qwen. E bunlari calistirabilmek icin gereken gpular yuz binlerce dolar.

biz veri gizliligi icin datacenter'a gpu clusterlar temin ediyoruz ama akla mantiga sigmayan paralara geliyor. boyle bi derdiniz yoksa en kotu openrouter falan kullanmaniz daha mantikli.

kimi k3 mesela 1.4tb vram istiyor.

su an rekabet de var ki fiyat artirmaya cesaret edemezler. buralardan devam.
0
aguen
(19.07.26)
İşkillendiğiniz nokta doğru ama o donanımın elektrik tüketimi bile şuanki frontier modellere verdiğiniz ücretlerin üstünde olacaktır. Takibe devam ama şuan gereksiz olur. Yapacağınız yatırımla alacağınız donanım yerel modeller artık mantıklı hale geldiğinde eskimiş olacak.
0
redlinetheturk
(20.07.26)
şu da var diyelim ki local ai'a taşıdınız, bahsettiğiniz ai firmaları kadar geliştirme yapabilecek misiniz? bu firmalar sizden sadece donanım ücreti almıyor ayrıca dil modeli geliştirmesini de içinde barındırıyor.
0
bravoteam
(20.07.26)
şuan yapay zeka tarafında gelişmeler çok hızlı oluyor ve ileriye dönük belirsizlik var.
zamanında coin kazmak için ekran kartları toplayanlar vardı şimdi onları hiç duymuyoruz.
0
duyuruuser
(20.07.26)
amaç maliyet düşürmekse gene claude gibi modelleri karar verici - planlayıcı olarak kullanıp lokal modeli eşşek niyetine sömürmek mümkün bu durumda başarılı sonuçlar ufak modellerde bile alınabiliyor.

claude kapatıp giderse ensesinde qwen-kimi diğer modeller var. ama bundan daha kritik olanı amerikan modellerinin yakın zamanda farklı ülkelere farklı zekada davranması hatta yoğunluğa göre daha kısa verimsiz yanıtlar dönmesi.

ram krizi bitmeden lokal modele ana işi yaptıracak bir sistem kurmak verileri çok değerli aselsan gibi bir kurumsal değilsen çok da şart değil.
0
orpheus
(20.07.26)
bu kadar hızlı bir dönüşüm varken, yüklü bir tutarla yatırım yapmak bireysel kullanıcı için çok riskli. (bana sorarsan batak).

ayda 200 dolara hayvan gibi işlem gücü kullanmanın tadını çıkar. dediğin gibi fiyatlar arşa çıktığı gün emin ol bir çıkar yol da bulunacaktır. şimdiden geleceği belirsiz işlemcilere para gömme. intel alanlar, arm mimarli apple'lar çıkınca çok üzülmüştü yakın geçmişte.
0
brkylmz
(20.07.26)
Soru hakli ve cevaplar da gayet dogru noktalara deginmis fakat kimse en onemli veriyi degerlendirmemis. Gelecek gelismeler bir kenara, su anda isini goren bir modeli lokaline kurmanin maliyeti tam olarak ne?
0
osssy
(20.07.26)
kimi k3 4 bit quant için (çok sorun değil quant aware train edildiği için) 1.4TB vram ve tek kullanıcı olacaksan bi 250GB vram de kv cache için lazım (512k context hesapladım, full 1 milyon context istiyorsan 500gb)

mac studio cluster pek işine yaramaz, tahmini tps 10-15 arasında kalır. prompt processing asıl problem, 20-30 tps arasında kalır. 512k prefill için saatlerce beklemen gerekir.

o yüzden nvidia h100 clusterlara falan bakmak gerekir. bunları da edinmesi, soğutması 5 milyon lirayı geçer. elektriği de aylık subscriptionu geçer. local için hepimiz FOMO yaşıyoruz ama zor...
0
robokot
(21.07.26)
(5)

startup -> kurumsal iş geçişi sonucu mesleki tatminsizlik

biseysorcaktim
tldr: bir kaç ay önce kurumsal şirkette çalışmaya başladım. buranın önceki işlerimden farklı ve biraz memur uyuşukluğuna sahip olacağına kendimi hazırlamıştım ama işler düşündüğüm de köreltici çıktı. dertleşmek amacıyla yazdım. startup'larda yorulmuş insanlar kurumsal yerlere geçince adapte sorunu y
tldr: bir kaç ay önce kurumsal şirkette çalışmaya başladım. buranın önceki işlerimden farklı ve biraz memur uyuşukluğuna sahip olacağına kendimi hazırlamıştım ama işler düşündüğüm de köreltici çıktı. dertleşmek amacıyla yazdım. startup'larda yorulmuş insanlar kurumsal yerlere geçince adapte sorunu yaşıyorlar mı? sizin tecrübeniz nedir bu konuda?

----

yaklaşık 10 yıllık yazılım geliştiriciyim. çoğunlukla web-mobil (react, react-native) ve js odaklı olarak startup/scale-up firmalarda ve projelerde çalıştım yıllardır.

bir kaç ay önce ismi havalı, binlerce çalışanı olan bir kurumsal şirkette işe başladım.

işler nasıl yürüyor, bu şirketler nasıl ayakta anlamadım. yürüyor mu emin değilim gerçi. gerçi ben starup refleksiyle değerlendiriyorum ve kurumsal hayatta beklentiler ve metrikler bambaşka, bunun farkındayım. muhakkak işini düzgün yapan projeler / takımlar vardır ama gözlemlerim bunun pek nadir olduğunu gösteriyor.

yöneticiler işleri hakkında pek bir şey bilmiyor. çalışanlar öylesine iş yapıyor, herkes sürekli ai kullanıyor, işler vibe-coding ilerliyor. dökümanteyi geçtim, önceki kişi işten çıkınca ekipte diğer kalanlar release bile yapamadılar. tüm proje tek kişiye bağlı olmasından daha kötü olan bir şey yoktur diye düşünürdüm. varmış: projeye önüne gelenin AI ile bir şey eklemesiymiş. o durumda proje bir kişiye bile bağlı değil.

"ai ile çalışıyoruz madem, şuraya ai-agent'lar için bir kural seti oluşturalım" demek de akıllarına gelmemiş.

tepe yönetimden bir müdür bir şey söyledi/istekte bulundu diye tüm iş planları değişiyor ve aslında şirkete milyonlarca liraya mal oluyor (çalışanların emeğinin doğru yönetilememsi sebebiyle) falan filan işte. sonra istediklerini bile unutuyorlar. sözleri altın(!) değerinde olan bu kişilerin yardım almadan email atabileceklerini bile düşünmüyorum. son cümlemdeki düşüncemde ciddiyim.

son günlerde işle ilgili olarak canım biraz sıkkın bu konulardan ötürü. hiç heyecanımın olmamasını geçtim, ülkeye ve insanlara hatta mesleğe bakışım da kötü yönde değişti.

onca yıl startup sonrası böyle memur kafasında bir yer mutlu etmedi beni. bu arada yaptığım işte "ille de şöyle yapıcan" diye diretilmiyor hatta bilgime saygı da duyuluyor ama iş bilmeyen ve bildiğini sanan insanlarla çalışmak yormaya başladı. o kadar çok şey yanlış ki, buradaki kaynağın bir kısmı önceki çalıştığım yerlerde olsaydı şahane işler yapardık diye düşünmeden edemiyorum. bu "kaynak israfının yarattığı acıyı" en son askerde deneyimlemiştim. bir gün bile askerlik yapmış olanlar ne dediğimi anlar.

aslında beni üzen de bu liyakatsizliği (ya da verimsizliği) görüyor olmak ve seyirci kalmak ya da bir parçası olmak. çalıştığım projede bazı şeyleri yenileme kararı aldık ve burada aktif rol aldım. insanlar genelde uyumlu. makul sebeplerle "böyle yapmalıyız" deyince itiraz etmediler ve uyumlandık. ama proje yönetimiyle ilgili meselelerde önümüzdeki günlerde içime sinmeyen şeyleri söyledikçe "off her şeye itiraz ediyorsun, sürekli bu böyle olmaz deyip durma amk" diye düşünecek insanlar, bunu hissediyorum. her şeye itiraz etmiyorum üstelik, görmezden geldiğim şeyler de az değil. ekipteki insanlar da bazı yanlışların farkında ve "ama bizim yapabileceğimiz bir şey yok" diyorlar. oysa ki 10 yanlışın 5'i bizle ilgili değilse, diğerleri bizle ilgili ve en az 3'ü düzeltilebilir. yanlışları görünce "söylesen dert söylemesen dert" gibi olacak.

proje yöneticisi AI olmadan git'teki branch'ini bile değiştiremedi geçen gün. projede project manager, project owner, analist falan her şey var ama olmasalar biz ekipte iki-üç kişi çok daha iyi iş yaparız. en azından kendi aramızda tartışır hatalı bile olsa tartışılmış bir çözüm buluruz. şimdi ise "tamam ya boşver uğraşma, ver chatgpt'ye yapsın işte" şeklinde yürüyor. üç-beş ay sonra o kararın acısı feci şekilde çıkacak. haftalara mal olacak. projedeki non-dev kişiler iş bilmiyor, sprint planlayamıyor, öncelik analizi yapamıyor, "şu işin yapılması" diye 4-5 kelimelik bir cümle ile açılıyor tasklar. işi alan kişi kafasına göre ve ai agent'in yönlendirmesine göre yapıyor. ürünün kimliği, misyonu, ortak dil, kod'da temel DRY prensipleri şunlar bunlar yok. güvenlik, kaynak yönetimi, erişilebilirlik, projenin bakım maliyeti falan filan gibi kavramlar zaten yok. "günü kurtaralım, sonrasına bakarız" durumu olsa ona da şükür diyecem.

kurumsal yerler azıyla çoğuyla böyle midir?
bendeki bu duyguyu startup -> kurumsal geçişi yapan herkes yaşar mı?

belki zamanla başka projelere geçme imkanım olur. belki onlarda durum farklıdır ama büyük oranda sorun üst yönetimde ve kurum kültüründe.

burada avantajım şu: mesaim bittiği gibi iş bilgisayarını kapatıp kendime odaklanabilirim diye düşünüyorum. en azından bu bir kaç ayda çok az mesai sonrası gereksinim oldu. salla başını al maaşını kafasında olmak benlik değil ama biraz buna çaba göstereceğim. önceki işlerimi seviyordum ama her zaman çok mutlu değildim çünkü onlarda da iş-özel hayat dengesi yoktu ya da ben o dengeyi beceremedim. zaman zaman burnout hissettim üstelik. ama mesleki olarak tatmin ediyor ya da haz veriyordu. buranın avantajı mesai bitince bilgisayarı kapatıp ertesi güne kadar işe dair hiç bir şey yapmamak. bu da günümüz için büyük nimet ama bu paslı ve uyuşuk organizmanın parçası olmak da ayrı bir dert.

maaş ve yan haklar sektör ortalaması, iş yükü fazla değil, ortam şimdilik rahat. şirket genelinde turn-over çok düşük. gelenler genelde gitmeyip buradan emekli oluyorlarmış. "yarak gibi iş yapıyorsunuz" şeklinde ağzımdan kaçırmazsam burada kalırım kimse git demez. daha ne istiyorsun diyorum kendi kendime. ama mesleki manada iş tatmini hiç yok. arkadaşların genel kültürü, hayat görüşü, hayattan beklentileri hiç daha önceki çalıştığım insanlar gibi değil. her şey yavan ve sıradan. bu iş bir şey katmaz, büyütmez, ileri götürmez. sadece teknik değil iş ortamı olarak da ne entelektüel bir katkısı olur, ne bir kitaptan-filmden konuşulur. kimsenin bir hobisi falan yok. ama öte yandan "zaten 35'e geldi yaşım, yap işini al maaşını işte" diyorum.

bu metni yazarken farkettim: sorun sadece işte değil, benim iş kavramını algılayışımla da ilgili. işi biraz kimlik'le eşleştiriyorum. sosyal hayatımı da işe yıkıyorum. günün neredeyse yarısının geçtiğini düşününce ister istemez kimlikleşiyor işlerimiz. sosyal tatmin beklentisi de oluşuyor. hem mesleki hem de insani manada bir gelişim ortamının olmadığını görünce keyfim azaldı. belki de "işini yap, keyif almayı ve entelektüel tatmini mesai dışına bırak" diyebilmeliyim. ama farkettim ki, sevgilimden ve yıllarca beraber yaşadığımız evden ayrılmanın da etkisi ile iş dışında bir hayatım yokmuş.

iş konusunda biraz dertleşmek istemiştim ama yazarken kendi kendime iş sorunun aslında yanıltıcı bir maske olduğunu farkettim.
+1
biseysorcaktim
(16.07.26)
Söyledikleriniz çelişiyor biraz. Eğer uzun zamandır AI slop bir codebase ile devam ediliyorsa sürekli prod'un patlaması ve düzenli olarak oncall'da mesai yapmanız gerekirdi, belli ki böyle bir durum yok. Yaptığınız işe olması gerekenden fazla anlam yüklediğiniz için bulunduğunuz ortamı doğru değerlendiremiyor olabilir misiniz? Anlattığınız şirketin batması lazım normalde ama belli ki sektöründeki en büyük firmalardan biri, çalışan bir şeyler var ki devam edebiliyorlar.

Bunun dışında; sizi anlıyorum elbette sektör AI ile bir dönüşüm içinde ve inanın her firma az veya çok bu durumu yaşıyor; arstechnica.com

Sizin concern'leriniz o şirketin iş yapma concern'leri değil, o şirketin para kazanması için gereken de sizin concern'leriniz değil gibi duruyor. Bir teknoloji firmasına geçmenizi tavsiye ederim.
+1
montreal
(16.07.26)
bu tarz firmalarda yönetici konumuna getirilen, iş bilmeyen yöneticiler maalesef çalışanları çok yoruyor.
biraz daha çalışıp çalışma ortamını ve insanları tanıdıkça yükselme şansın olacaktır.
0
duyuruuser
(16.07.26)
yurtdışında iş bak diyeceğim de türkiyedeki maaşları veremiyor çoğu avrupa ülkesi güncelde yazılımcılara. sponsorluklar da azaldı.

boş takılıyorsan freelance remote yurtdışı işler bak part time.

ek gelir yaratmaya çalış, çevre edin türkiyede de sektöründe. kurumsal şirket zırhı bunu sağlayabilir.

işler tıkırına girerse kendi işini kurarsın. ürün geliştirir + hizmet verirsin. türkiyede kurma estonyada vb kur, türkiyede çok masraflı şirket işleri.

kurumsallık da belli bi yaştan sonra bence sana iyi gelecek hep aynı tempoda yılarsın, ve de yükselme şansın yok, bunu da bir challenge olarak gör. ama kurumsal şirketler de boka sardı türkiyede sürekli layofflar oluyor.
+1
kveldulv
(16.07.26)
bu sistemin böyle yürümeyeceğinde eminseniz, bir iş planı oluşturun. öncelikli değişmesi gerekenleri ve sonrasında değişmesi gerekenleri not edin. sonra yavaş yavaş bunları üst yönetime sunmaya başlayın, hatta gerekirse bir bütün olarak sunun. bu yeni sisteme geçişin de yöneticisi siz olun.
0
co2s2
(16.07.26)
Bu tarz şirketler de işler çalışan birkaç adamın yüzü hürmetine döner.

bahsettiğiniz liyakatsizler torpil/nepotizm ile mi girmişler yoksa arkaplanları sağlam ama sistem içinde körelmiş insanlar mı? Eğer ikincisi ise sorun yok, ana yönetici değişince işler yoluna girer. Ama birincisi ise o zaman can sıkıcı.
+3
Orkun_
(16.07.26)
(4)

Güneşten boyası yıpranmıi araba alınır mı?

michael harddd
Boya dışında her şeyi beğendim ama güneşten ötürü olan yıpranmalar satarken sorun olacak. Satıcı ile de anlaşmıştım ama kafama yatmadı. Sizce alayım mı? veya daha düşük fiyat teklif edip ok derse öyle mi alayım?
Boya dışında her şeyi beğendim ama güneşten ötürü olan yıpranmalar satarken sorun olacak. Satıcı ile de anlaşmıştım ama kafama yatmadı.

Sizce alayım mı? veya daha düşük fiyat teklif edip ok derse öyle mi alayım?
0
michael harddd
(15.07.26)
arabanın içindeyken görmediğim kozmetik sorununa kafayı takmam. şu sıra arabam yok.
+1
klassno
(15.07.26)
görüp bilerek anlaştığınız fiyattan sonra tekrar indirim istemek yakışık almaz.
bu sorun bence kafaya takacak bir sorun da değil.
her şey anlatıldığı ve görüldüğü gibi ise devam edin.
0
MtKrt
(15.07.26)
eğer araba senin için okeyse güneş yanıkları boyasız onarılıyor.
fiyatta anlaştığınız için tekrar pazarlık yapılmamalı.
0
duyuruuser
(16.07.26)
fiyatı uygunsa alırım.

boyasız vernik tamiri diye aratın. çözümü zor değil.
0
gurur
(16.07.26)
(6)

Tv'nizi kedilerden nasıl koruyorsunuz?

anaphylacticshock
Merhaba, Philips marka, ambilight özellikli, 55 inch, Qled bir smart tv almayı düşünüyorum. Fiyatları epeyce pahalı ve ekranları gereğinden fazla hassas gördüğüm kadarıyla. Evde 2 kedimiz var ve beraberken çok kudurabiliyorlar. Evin içinde duvardan duvara, oradan oraya çok hızlı koşup atlayıp duruyo
Merhaba,

Philips marka, ambilight özellikli, 55 inch, Qled bir smart tv almayı düşünüyorum.

Fiyatları epeyce pahalı ve ekranları gereğinden fazla hassas gördüğüm kadarıyla.

Evde 2 kedimiz var ve beraberken çok kudurabiliyorlar. Evin içinde duvardan duvara, oradan oraya çok hızlı koşup atlayıp duruyorlar.

Tv duvara monte olacak ve sigorta da yaptıracağım ama başka nasıl koruyabilirim?

Siz ne yapıyorsunuz? Nasıl önlemler alıyorsunuz?
-1
anaphylacticshock
(14.07.26)
duvara sağlam monte edilmesi yeterli bence.
şu anki televizyonumuzu eski evde duvara taktıramamıştık eski bi binaydı ve duvar kaldırmaz dediler. biz de sabitleme aparatlarıyla duvara sabitlemiştik hiçbir sorun yaşamadık.
+4
matilda
(14.07.26)
Yıllardır duvara asılı, tv’ye hamle yapmaz benimki. 1-2kez tv’de bişiler yakalamaya çalıştı ama tırnakları çok çıkarmadığı için bişi olmadı. Benimki de philips ama sorun yaşamıyorum. Çok çılgın bi kedi değilse ekstra korumaya gerek yok bence.
+2
mor oje
(14.07.26)
Tv ekran koruyucu diye bir ürün var kendi tvniz için olanı bulup alabilirsiniz.
+1
duyuruuser
(14.07.26)
Duvara monte olacak ise dusmez merak etmeyin.
Ekran icin de etiasglass ekran koruyucu alabilirsiniz. Ama bir dezavantaji var aksamlari problem olmasa da gunduzleri biraz parlama yapiyor bu koruyucular. gercek tv ekrani gibi olmuyor.
+2
nuevo
(14.07.26)
Hayvanları dogal alanlarında yani sokakta besliyoruz sorun kalmıyor.
-9
artıküyeolmakistiyorum
(14.07.26)
11 aydır kedi bakıyorum, televizyonumuz duvarda asılı, ekran koruyucumuzda var. Kedim televizyonun önünde dolaşıyor ama bir iki kez sinek için hamle yapmak dışında bir sorun oluşturmadı şimdiye kadar.
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(15.07.26)
(10)

Kablosuz kulak içi kulaklık önerisi

rapisa
ses konusunda hassasiyetim var. Bu konuda anlayan kişiler öneride bulunabilir mi. Kulaklıkta aradığım özellik ses kalitesi ve anc. Müzik dinlemek için kullanıyorum genelde. Biraz araştırdığımda sony 1000xm5, Huawei freebuds 5 pro, edifier falan öneriyorlar. İçlerinde en düşğk fiyatlı Huawei o da 9
ses konusunda hassasiyetim var. Bu konuda anlayan kişiler öneride bulunabilir mi. Kulaklıkta aradığım özellik ses kalitesi ve anc. Müzik dinlemek için kullanıyorum genelde. Biraz araştırdığımda sony 1000xm5, Huawei freebuds 5 pro, edifier falan öneriyorlar. İçlerinde en düşğk fiyatlı Huawei o da 9.000 civarında. Bu fiyatlara çıkmak bütçemi zorluyor. Önerisi olan var mı
0
rapisa
(14.07.26)
hassasiyetten kasıt nedir?
kayıpsız ve hi-ress dinlemek istiyorsan kablosuz kulaklarla bu mümkün değil.
kablosuz en iyi sesi kalitesini arıyorsan bütçene göre bilindik markaların herhangi birini alabilirsin. aralarındaki fark yakın seviyelerde.
0
duyuruuser
(14.07.26)
Mağazada pek çok kulaklık denemiş biri olarak aralarındaki fark o kadar yakın değil.
Kablosuz arıyorum. Kablosuzlar içinde ses kalitesi yüksek olan. Yani müziğin orjinal haline en yakın olanı, kayıtta bulunan sesleri duyabilmeyi istiyorum. Düşük kaliteli kulaklıklarda ses doğal olmuyor, baslar tizler dengesiz oluyor.
0
🌸rapisa
(14.07.26)
Marshall minorlere bakınız.
0
klassno
(14.07.26)
Öneriniz içşn teşekkür ederim. onda anc yok. Gürültülü ortamlarda anc iyi oluyor
0
🌸rapisa
(14.07.26)
oneplus buds 4 aldım geçenlerde anc'si güzel bana kalırsa fiyatı 5000 tl civarı. tek eksiği android telefon kullanıyorsanız ldac veya aptx yerine lhdc kodek desteklemesi ama iphone varsa aac'den başka seçenek olmadığından sorun yok
+1
niyazi mısri
(14.07.26)
Marshall Motif olarak geçiyormuş anc serisi, karıştırmışım.

www.mediamarkt.com.tr

Bu arada, kulak içi kullanamıyorum; kendiniz denemeniz lazım. bu kulaklığı da hiç kullanmadım.
+1
klassno
(14.07.26)
Klassno :Bunu inceleyeceğim. Fiyat çok cazip olmasada yine de 1800tl uygun. Bu modele bakmamıştım. Teşekkür ederim

Niyazi mısri : bu modele bakmıştım sanırım tekrar bakacağım teşekkür ederim
0
🌸rapisa
(14.07.26)
Marshall mediamarkt ta indirimde ve 500tl indirim kuponuyla 6.500 e geliyor. Bunu almayı düşünüyorum. Bakalım
0
🌸rapisa
(14.07.26)
Marshall motifle ilgili anc yetersiz yazmışlar bu sebeple vazgeçtim. One plus 4 için telefonumda ldac desteği var mı bulumadım. S10 kullanıyorum. İnternette bazı yerde var bazı yerde yok yazmışlar. Bluetooth özelliklerine baktım orada da bulamadım.
Farklı model önerisi olan varsa onlara da bakayım
0
🌸rapisa
(14.07.26)
Nothing Ear (3)

bu kulaklığın kutusunda talk diye bir düğme var. atıyorum konserdesin, maçtasın vs o talk düğmesine basıp konuşunca karşı taraf sadece senin sesini duyuyor. 45fb anc ve ldac ses de varmış.

çok güzel kulaklık
+1
efreet sultan
(14.07.26)
(5)

Decathlon Çadır Önerisi - Fresh & Black yada Yaşam Alanlı Çadırlar mı?

tek lider tercan
Merhaba,Decathlon çadırları konusunda deneyimi olanlara birkaç sorum olacak.Ben uzun yıllardır "Arpenaz 3XL Fresh & Black" çadırını kullandım. Türkiye'de artık satılmadığı için yurt dışı linkini bırakıyorum:https://www.decathlon.ie/p/304300-460921-tent-arpenaz-3-xl-freshblack.htmlAçıkçası bu çadırda
Merhaba,

Decathlon çadırları konusunda deneyimi olanlara birkaç sorum olacak.

Ben uzun yıllardır "Arpenaz 3XL Fresh & Black" çadırını kullandım. Türkiye'de artık satılmadığı için yurt dışı linkini bırakıyorum:
www.decathlon.ie

Açıkçası bu çadırdan memnundum. İç hacmi geniş olduğu için tek yada 2 kişi için fazlasıyla konforlu. Dış tarafta küçük de olsa bir bagaj alanının bulunması da büyük avantaj sağlıyordu. Tek ciddi eksiği ise havalandırmasıydı. Özellikle yaz aylarında kamp yapıyorsanız sabaha karşı içerisi adeta hamam gibi oluyordu.

Artık çadırımı yenilemeyi düşünüyorum. İlk aklımdaki seçenek, aynı konsepte sahip olan "MH100 Fresh & Black" modeli.
www.decathlon.com.tr

Bu model de benzer yapıda ve bagaj alanı biraz daha geniş. Ayrıca yine "Fresh & Black" teknolojisine sahip.

Ancak diğer taraftan, bagaj alanı yerine daha büyük, salon gibi kullanılabilecek bir yaşam alanı sunan çadırlar da ilgimi çekiyor. Özellikle yazın sahilde veya güneş altında kamp yaparken gölgelik bir yaşam alanının oldukça kullanışlı olacağını düşünüyorum.

Bu noktada iki model arasında kaldım:

"Arpenaz 4.1 Fresh & Black"
www.decathlon.com.tr
ve
"MH100 XXL"
www.decathlon.com.tr

Kararsız kaldığım nokta şu:
- "Arpenaz 4.1" gerçekten çok büyük. Kurulum alanı da oldukça geniş olduğu için her kamp yerine rahatça götürülebilecek bir çadır gibi durmuyor.
- "MH100 XXL" ise ölçü olarak bana daha makul geliyor. Ancak bu modelde "Fresh & Black" teknolojisi bulunmuyor.

Sonuç olarak:
"Fresh & Black" gerçekten düşünüldüğü kadar büyük bir avantaj mı? "Fresh & Black" olmayan bir çadır tercih edersem pratikte yaşayacağım dezavantajlar ve avantajlar neler olur?

Bunun dışında, bu modelleri kullananların genel deneyimlerini ve tavsiyelerini de duymayı çok isterim.

Şimdiden teşekkür ederim.

Not: Şişme kamp çadırlarını şu an için değerlendirmiyorum.
0
tek lider tercan
(13.07.26)
Bende 1 tane fresh and black odasız tip ve bir tane de aile için büyük olan beyaz olmayan eşya alanlı model var.
Eşya odası olanı sadece uzun süre kamp yapacaksak kullanıyorum ön eşya odasının penceresi şeffaf açılmayan naylondu sıcaktan dayanamayıp naylonu kesmiştim.

Fresh and black gerçekten özellikle ilk sabah güneşinde ısınmayı geciktiriyor ayrıca karanlık olduğu için gündüz gölgede iseniz uyumak daha kolay.

Eskiden benim için en büyük öncelik çadırın yüksek olması ve içinde ayakta durabilmekti (çadır yüksekliği 190 cm sanırım) o yüzden büyük çadırı almıştım ama şimdilerde neredeyse hiç kullanmıyorum taşıması ve kurması zor geliyor. eğer 5 günden fazla kalacaksam yine büyük tercihim olur ve bir daha alsam onun dış beyaz iç siyah olan modelini alırım. 2x2'lik küçük olan modelden ise memnunum bir iki kere polleri kırıldı ama onardım bir şekilde iş görüyor yıllardır.
0
creepy
(13.07.26)
Kesinlikle fresh and black'ten devam etmelisiniz. Bana göre güneş ışığı ile uyanmak oldukça konforsuz ve ısınma anlamında da ciddi fark ediyor. Ancak MH100 Fresh & Black modelinin de havalandırması çok yetersiz, tavsiye etmem.
0
penceredengorunenmorbina
(13.07.26)
Bir diğer yöntem de çadırı bir kamp gölgeliğinin altına kurmak. Güneşin direkt çadıra gelmemesi ısıyı çok ciddi oranda değiştirir.

www.decathlon.com.tr
0
thracia
(13.07.26)
çok teşekkürler görüşleriniz için. aprenaz 3xl'da da aynı havalandırma sorunu oluyor.

gölgelik çok mantıklı. ben de aynı kanaatteyim.
0
🌸tek lider tercan
(13.07.26)
Arpenaz 4.1
bu çadır en çok satan çadırlardan, ücretli kamp yerleri neredeyse bu çadır için optimize edilmiş durumda yer sıkıntısı yaşayacağınızı sanmıyorum.
yüksek olması bile tek başına tercih sebebiyken fresh & black zaten büyük rahatlık.

ayrıca şuna göz at;
www.youtube.com
0
duyuruuser
(13.07.26)
(2)

Ona ait olmayan bir şarkıyı okutturan uygulamalar

egerbiryolcu
Hani bir şarkıyı istediğimiz bir şarkıcıya soylettiriyoruz. Bunu deneyebilecegim ücretsiz bir uygulama var mı.Eski bir pop şarkıyı Tarkana çok yakistirdim deneyesim geldi :dYapay zekanın yeni popüler olduğu dönemlerde YouTube da çok dönüyordu bu icerikler
Hani bir şarkıyı istediğimiz bir şarkıcıya soylettiriyoruz. Bunu deneyebilecegim ücretsiz bir uygulama var mı.

Eski bir pop şarkıyı Tarkana çok yakistirdim deneyesim geldi :d

Yapay zekanın yeni popüler olduğu dönemlerde YouTube da çok dönüyordu bu icerikler
-1
egerbiryolcu
(09.07.26)
suno.com
+1
duyuruuser
(09.07.26)
@duyuruuser
Suno'yu onceden bir kac kere denedigimde "bu sarki lisansli, kayitli" gibi bir uyari veriyordu bilindik sarkilarda
-1
brkylmz
(09.07.26)
(12)

Alışveriş yapmayana poşet satmayan mağaza haklı mı?

ya ben lan neyse
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.mağaza ya da marke
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.

4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.

mağaza ya da marketlerin poşetten yeterli kar etmediğini tahmin ediyorum ama 10 yılda 1 lazım olunca nereden alayım 4 poşeti?

şikayet mi edeyim ne yapayım? en son 15 sene önce bir şeyi şikayet etmiştim.
0
ya ben lan neyse
(08.07.26)
Kim haklı konusundan bağımsız olarak marketlerde satılan en küçük boy poşetler işinizi görmez miydi? Artanı evinizde kullanırdınız; daha hesaplı olurdu.
0
auroraaurora
(08.07.26)
Bir daha gitmezsiniz, işgüzarlık etmiş, 50 tane isteseniz tamam da 4 poşet vermeyen esnafım demesin kendisine.
+4
kimlanbu
(08.07.26)
kimlanbu +1
Sürekli birileri gelip poşet istemiyordur herhalde, ihtiyacı olan biri gelmiş parasıyla almayı teklif etmiş 4 poşeti verirsin para da istemezsin ne olacak ya.
Böyle iki kuruşluk şeylerin lafını yapan ve özel olarak, bile isteye gıcıklık yapan insanlara sinir oluyorum, batar umarım.

Şikayet edilecek bir durum yok bence adam dükkanındaki şeyi parasıyla da olsa vermek istememiş ne diyebilirsin ki belki sayfası varsa yorum yazılır kabalığı anlatılır vs. Şikayetten bir şey çıkacağını sanmam.
+1
mutekebbir
(08.07.26)
sana ters biri denk gelmiş.
bir kere benim önümdeki biri parasıyla 5-6 poşet almıştı.
ayrıca poşetten yeterli kar edememe diye bir şey yok.
-1
duyuruuser
(08.07.26)
hocam bu poşetlerin ücretinin büyük bir kısmı çevre ve şehircilik bakanlığına gidiyor. poşetin üretim maliyeti de düşünüldüğünde çoğu market, aslında sattığı poşetten zarar ediyor. bu yüzden de bazı marketler alışveriş yapmayan müşteriye poşet satışı yapmama veya sınırlı satış yönünde karar almış olabilir, sonuçta kapitalist düzende kimse durduk yere zarar etmek istemez.

normalde bir işletme, satışa sunduğu ürünü satmaktan imtina edemez, ticaret kanununa göre yasak bu durum. ancak market poşetinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışmalı bir konu, zira bu poşetler normal şartlarda tek başına satışa sunulmuş ürün değiller. bu yüzden şikayet etseniz de bir şey çıkmama olasılığı yüksek.
+1
shadowfollower
(08.07.26)
sen akilli bir arkadasa benziyorsun.

posetlerin onlara maaliyete senin satin alis fiyatindan daha yüksek.
dükkandan poset alsaydin keske.

sikayet falan demissin dflkg neyi sikayet edeceksin. sanki raftaki bir ürünü sana satmamis.
-1
Purple life
(08.07.26)
cry baby :)
-1
Purple life
(08.07.26)
markette cöp posetleri rafinda bir sürü poset cesitleri satiliyor cry baby. para verip onlardan alabilirsin. biri sana hayir dedi diye de sinirden kudurmazsin.
0
Purple life
(08.07.26)
Purple life
(08.07.26)
eksisozluk.com

Lego magazaları mesela alışveriş yapmazsan vermiyor. Lego'nun orijinal ürününü internetten aldıgından poşet gelmiyor bunu gidip lego bayisinden poşet istedigimde ücreti ile bile vermiyorlar.
0
liberal
(08.07.26)
bu arada hukuki olarak mağazalar size ürün satmak zorunda değil. Sadece ırk/din/milliyet ayrımcılığı yapamaz. Sen x ülkesindensin sana satmıyorum demek suçtur, ama senin tavırlarını beğenmedim sana satmıyorum, tamamiyle geçerli bahanedir.

Şikayet etseniz neye dayanarak edeceksiniz, hani...

Sözleşme Yapma Özgürlüğü her iki taraf için de geçerli.

Ama Sözleşme Yapma Zorunluluğu da var. Her sektör için geçerli değil bu tabii. Toplu taşıma/elektrik su gibi hizmetlerde özgürlük yok. onun dışında market size satış yapmamayı seçebilir.

bu durum çok flu olabiliyor tabii, ayrımcılık kısmına kolayca girebilir. Ama market genel olarak kimseye poşet satmıyorsa bir şey çıkabileceğini zannetmiyorum.

edit: @shadowfollower uyardı, kanunda dediklerimin tersi olan maddeler varmış. Belki tüketiciyi korumak adına daha özel kanundur. aşağıda @ground da durumu açıklamış.
0
substituent
(09.07.26)
substiye cevaben. mağaza satış yapmak zorundadır. hukuki adı "icap/kabul" olarak geçer. mağaza, reyona ürün koymakla icap yapmış olur, müşteri o ürünü alıp kasaya gelirse bu bir kabuldür ve mağaza satmamazlık edemez. mahkeme kararı ile bile satın alabilir artık. ancak soruda başka bir şey var. poşet teknik olarak bir ürün değil. alınan bedel de satış bedeli değil. bu nedenle ürün satın almayan bir müşteriye poşet verip vermemek mağazanın inisiyatifinde diye düşünüyorum.
+1
ground
(09.07.26)
(8)

Yarın taşınıyorum

gobekliraki
Emlakçı vs derken her şey gümbürtüye geldi gibi. Muhakkak unutma dediğiniz bişey var mı, böyle olur ya insanın son dakika aklına gelir. K
Emlakçı vs derken her şey gümbürtüye geldi gibi. Muhakkak unutma dediğiniz bişey var mı, böyle olur ya insanın son dakika aklına gelir. K
-1
gobekliraki
(07.07.26)
Şunu eksileyene gerçekten üzülüyorum. Yazık.
0
🌸gobekliraki
(07.07.26)
- Elektrik, su, doğalgaz abonelikleri kapatılacak. İnternet aboneliği taşınacak.
- Size ait sarkıt, avize vb. gibi aydınlatma grubu ürünleri varsa alınacak.
- Boş evin her odası, duvarları, zemini, demirbaşları, kombisi, ankastresi, banyosu vb. fotoğraflanacak. Depozito veya hasar muhabbetinde hayat kurtarır.
- Tüm sayaçlar da aynı şekilde fotoğraflanacak.
- Ödenmemiş aidat, temizlik bedeli vs. varsa ödenecek.
- Anahtarlar teslim edilecek.
+6
zaman ilac degil insanlar unutkan
(07.07.26)
Anahtarı hemen verme mümkünse,bişey unutursan dönüp alırsın hemen. Biz duvarda resim unutmuştuk bi kere misal
0
denizciman
(08.07.26)
adres naklini resmi olarak beli bir süre içinde yapmazsan cezası var diye biliyorum.
0
liberal
(08.07.26)
Anahtarı teslim ederken, anahtar teslim tutanağı tutun.
0
duyuruuser
(08.07.26)
ya şöyle bi durum var, ek soru gibi olsun. ev sahibi ingilizmiş, emlakçı da diyor ki kira 4 aylık olarak ödenecek. tamam dedim, bu sefer babam dedi ki seni taklaya getirmesinler, ev sahibinin haberi bile olmayabilir evin tutulduğundan falan. saçma sapan durumlara gark ettim yani
-2
🌸gobekliraki
(08.07.26)
basitçe ev sahibiyle tanışmak istediğinizi söyleyin. kağıt kürek işlerini tam yaparsanız neden sorun olsun ki, güneyde bu şekilde yıllık kiralıyorlar evleri. ancak toplu kira önden verildiğinde belli bir indirimi olması lazım normalde.
0
lil siztah
(08.07.26)
perde
0
kveldulv
(08.07.26)
(7)

işyerindeki yaptığım yanlışlar ve hatalar

put it in your appropriate place
Anlamış değilim.O kadar kendimi geliştirdim, yaptım ama basit fakat önemli şeyler. Mesela 07.07.2026'yı, 2206 yazmak. Yazmak problem değilde, bunu ana firmanın yetkili kişilere atıyorum. Mesela dosyanın kopyası masaüstümde, ortaktaki dosyayı güncelleyip değiştiriyorum. Mail atarken gidip masaüstümde
Anlamış değilim.

O kadar kendimi geliştirdim, yaptım ama basit fakat önemli şeyler. Mesela 07.07.2026'yı, 2206 yazmak.

Yazmak problem değilde, bunu ana firmanın yetkili kişilere atıyorum. Mesela dosyanın kopyası masaüstümde, ortaktaki dosyayı güncelleyip değiştiriyorum. Mail atarken gidip masaüstümdekini atıyorum.

Bu tür şeyler, baktığımızda küçük şeyler gözümden kaçıyor. Bugün bir arkadaşım dedi ki; Yanlış yerde yanlış zamanda yanlış şekilde rahat davranasın geliyor. Çok ilginç ya. Oysa ben kendimi gergin görüyorum.

İşten bağımsız; işte sporda filan veya başka sosyal ortamda; insan iletişimim normal, iyi ama arkadaşlık kuramıyorum. Sıfırdan bir iki sohbet muhabbet ediyorum, arkadaşa yazıyorum görüşelim diye, sallamıyor. Öyle kalıyor.

Bir şekilde güzel güzel yaşıyorum ama acayip bir istikrar sağlıyorum ama bir noktada böyle küçük şeylerden tatsızlık yaşıyorum.

Böyleyken böyle işte.
+1
put it in your appropriate place
(07.07.26)
Neden 2206 yazdın dediklerinde "Ben gelecekten geliyorum" diye cevaplayacak genişliğe ulaşmadan huzuru bulamayacağız gibi duruyor
+1
sekizdokuzon
(07.07.26)
Deliyi sevmezler, takma hiç.
-1
gobekliraki
(07.07.26)
çok sık oluyorsa adhd olabilir mi? arkadaşlık kısmı da uyuyor çünkü
+2
mezzosprite
(07.07.26)
@mezzosprite birkaç ayda bir benzer şeyler oluyor.

@sekizdokuzon bir arkadaşıma öyle umursamaz seviyesindeyim ama bence değilim. o gamsızlığa gelemedim.
+1
🌸put it in your appropriate place
(07.07.26)
Sana çok basit geldiği için önemsemiyor olabilir misin? Bende öyle oluyor en azından :D O nedenle çok emin olsam da yaptığım işi 3-4 defa kontrol ediyorum belli aralıklarla.
+2
truf
(08.07.26)
B vitamini seviyeleri kontrol edilsin
0
denizciman
(08.07.26)
b vitaminini kontrol et, kullanınca bana faydası oldu.

böyle şeyleri yapmamaya çalıştıkça daha çok stres olup daha fazla yapılıyor.
hata yapmak normaldir, çok da kafaya takma.
0
duyuruuser
(08.07.26)
(8)

Yarın şöyle bir yere iş görüşmesine gidiyorum (yalnızca önyargılı cevaplar)

sekizdokuzon
Mekanın girişi şu şekilde: https://ibb.co/gb6bXWJsGörüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :pTeşekkürler.
Mekanın girişi şu şekilde: ibb.co

Görüşmede başıma gelecekleri tahmin edelim :p

Teşekkürler.
-3
sekizdokuzon
(06.07.26)
Sen iş arıyormuşsun gibi değilde, onlar seni ısrarla istiyormuş gibi gideceksin. Özgüvenli olacaksın. İşi kapıp geleceksin.
Bu fotodan bunu anladım ben
0
etna
(06.07.26)
konsoldaki objelere bakılırsa, duvarda hat levha olduğunu tahmin ediyorum. patronun odasında oymalı, saçaklı dore perdeler de varsa, bu iş tamam inşallah diyorum :m
+5
lil siztah
(06.07.26)
Kanepenin rengi işi bozuyor (yanlış hatırlamıyorsam.). Yine de temkinli olun. :D
+4
auroraaurora
(06.07.26)
En sağda duran o siyah kap bildiğiniz urne. Ya dekorasyon gelişigüzel yapılmış ya da patronun babaannesinin külleri orada duruyor. İki türlü de pek olumlu bir durum değil.
0
akhenaten
(06.07.26)
ofis mobilyaları bilindik bir markanın.
demek ki ucuza kaçılmamış, kurumda kalite farkındalığı var.
+1
duyuruuser
(06.07.26)
mulakatin ortasinda "simdi ingilizce devam edelim" denecek gibi.
-1
cooperr
(06.07.26)
nasıl geçti?
+1
duster
(07.07.26)
Onlar beni beğendi ama ben onları beğenmedim. Umarım orada çalışmak zorunda kalmam.
-1
🌸sekizdokuzon
(07.07.26)
(14)

Stüdyo dairede yaşayan/yaşamış olanlar

gobekliraki
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
Daha önce bu tip dairede yaşayanlar tecrübelerini yazabilir mi. 1+1de kaldım daha önce, şu an çok güzel konumlarda bütçeme de uygun eşyalı stüdyolar buldum. Bekarım, gelenim gidenim olmaz, bir kedim var sadece. Stüdyo dairede yapabilir miyim sizce?
0
gobekliraki
(06.07.26)
yaparsın
yalnız yaşayan biri için 1+1 gereksiz tatmin yatak separatör falan gibi ayrılabiliyorsa daha da güzel olur
+2
croswell
(06.07.26)
Mental açıdan yoruyor bir süre sonra yatak, yaşam alanı, evden çalışıyorsan çalışma alanı, mutfak... Hepsi aynı yerde.
+1
salihdt
(06.07.26)
Ben full dışarıdayım ya işimden dolayı, eve sadece uyumaya gidiyorum diyebilirim.
-1
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Hiç stüdyo tipi evde yaşamadım ama senin durumunda olsaydım stüdyo tipi tercih ederdim.
+1
rock n roll
(06.07.26)
Ben de öyle yaşıyorum, 2 kedim var, gayet güzel memnunum. Sadece yatılı misafir gelirse biraz zor oluyor tek banyo içerisinde tek wc olduğu için.
Camlara taşınmadan önce kedi teli yaptırmıştım, kediler de sıkılmıyor.
+2
megalomaniac
(06.07.26)
Heyecanlandım yorumları görünce :d E ben taşınayım o zaman
0
🌸gobekliraki
(06.07.26)
Kısa bir süre yaşadım bence stüdyo daire insanlık suçu olmalı. Tek yaşamakla misafir gelmemesiyle ilgili bir şey değil bu, kişisel konfor için uygun bulmuyorum stüdyo daireleri.
0
mutekebbir
(06.07.26)
Oda sayısından ziyade metrekare önemli diye düşünüyorum. Duvarlar üzerinize üzerinize gelmeyecekse ve eşyalar sıkış tepiş olmayacaksa yaşanır. Aksi durumlarda mutekebbir +1.
+1
auroraaurora
(06.07.26)
Yaklasik 10 senedir yurt disinda yasiyorum ve 4, 5 ulke degistirdim (keyfi olarak). Bunlarin bir kisminda studyoda yasadim, bir kisminda da 1+1. Hicbir problem yasamadim. Bu biraz karakter ve aliskanlik meselesi. Genelde expat'ler expat'lerle takildigi icin cogu arkadasim da benim gibi baska ulkelerden gelmis insanlardi ve studyoda yasiyorlardi. Sikayet edeni hic duymadim. Esyam zaten hic yok, bir bavulum var o kadar. Hepsinde esyali tuttum.
+1
Sour
(06.07.26)
Ben yasamazdim.

Her sey 1 tane odada yapilmaz.
0
baldur2
(06.07.26)
1 senenin üzerinde oturma planım varsa kesinlikle tercih etmezdim.
0
duyuruuser
(06.07.26)
Ben üç sene yaşadım, o evden sonra 2+1'e çıktım ama o stüdyo evimin ruhu yok. her arkadaşım da bundan bahseder. bence yapabilirsin, pinteresti falan kurcala çok güzel dekorasyon fikirleri var. temizliği de çok kolay.
0
penceredengorunenmorbina
(07.07.26)
1+1 tuttum. Kedim rahat etsin diye. Yarın taşınıyorum inşallah.
0
🌸gobekliraki
(07.07.26)
güle güle oturun
0
co2s2
(08.07.26)
(13)

cocugunun fotograflarini sosyal medyada acik olarak paylasmak

birkibirkibirkibirkiuc
merhabalar,su anda görüstügüm kadin kisisi instagram'da acik profili olan, asagi yukari 5000 takipcisi olan ve ileride bunu büyütmek istedigini söyleyen bir insan. paylasimlari daha cok sosyal ortamlarda cekildigi fotograflar, gezileri, gündemle ilgili postlar vs. hatta yan bilgi olarak söyle bir se
merhabalar,

su anda görüstügüm kadin kisisi instagram'da acik profili olan, asagi yukari 5000 takipcisi olan ve ileride bunu büyütmek istedigini söyleyen bir insan. paylasimlari daha cok sosyal ortamlarda cekildigi fotograflar, gezileri, gündemle ilgili postlar vs.

hatta yan bilgi olarak söyle bir sey vereyim. gecenlerde bana o gün bulundugu yerde cekildigi fotograflari begenmedigini ve bana özel attigi bir selfie'yi instagram'da paylasip paylasamayacagini sordu. ben bazi seylerin aramizda özel kalmasini tercih edecegimi, ama gercekten "paylasmasi gerekiyorsa" paylasabilecegini söyledim ve paylasti. garipsedigim bir durumdu.

acikcasi genel olarak acik bir profile sahip olmanin, orada bu tarz selfie'ler paylasmanin biraz ilgi budalaligi oldugunu düsünsem de, en bastan beri böyle bir hesabi oldugu icin bu konuda fikir belirtme hakkimin olmadigini düsünüyorum. benim kendi hesabim kapali ve sadece tanidiklarimin görebilecegi sekilde paylasim yapiyorum.

her neyse, gecen günkü bir konusmada ileride cocugu(muz) olursa onun videolarini ve fotograflarini acik hesapta paylasacagini bunun normal bir sey oldugunu söyledi. ben de siddetli bir sekilde buna karsi oldugumu, cocuguma ait icerigin herkesin önüne atilmasindan rahatsizlik duyacagimi söyledim. kendisi hakkinda ne isterse paylasabilecegini, ama cocuk üzerinden prim yapmasinin bana ters oldugunu dile getirdim. "anlasamadigimiz bir konu" diye bitirdik konusmayi. muhtemelen "ben böyle bir sey olursa her türlü ikna ederim nasilsa" deyip uzatmadi konuyu.

bu konu hakkinda ne düsünüyorsunuz?
+1
birkibirkibirkibirkiuc
(03.07.26)
grimavi
(03.07.26)
Tartisacak konu mu kalmadi?
Sizin cocugunuz bile yok. Tamamen hayal ürünü bir seyden bahsediyorsunuz.

Beni ikna edecegini düsündü falan demen? Aman siz cocuk falan yapmayin
-7
Purple life
(03.07.26)
@grimavi: cok güzel bir icerik, cuk oturmus. cok tesekkürler.

@Purple life: sizin aksinize bu konulari konusma ve tartismanin diger tarafin hayata karsi nasil baktigiyla ilgili güzel ipuclari verdigi kanaatindeyim. belki de bircok ailedeki sorunun kaynagi sizin gibi bu hassas konulara "kervan yolda düzülür" seklindeki yaklasanlardir, ne dersiniz?
+9
🌸birkibirkibirkibirkiuc
(03.07.26)
Doğmamış çocuğa don biçmişsiniz ancak sizin de dediğiniz gibi ilgi budalası biri. Böyle biriyle tek derdiniz çocuk fotoğrafı paylaşması mı olur? Belli bir yaştaki insanların sosyal medyada beğeni kovalaması gülünç geliyor.
+2
ekimoloji
(03.07.26)
5k takipçi ve açık profil. iş baştan ofsayt zaten. böyle bir insanla evlilik hatta çocuk planı yapmak çılgınlık.
-2
televole0
(03.07.26)
kesinlikle baştan konuşmanın gerekli olduğu konular, zaten evlilikleri cehenneme çeviren şey biraz bu "kervan yolda düzülür" mantığı. ilişkinin başında duyulan heyecan bazı şeyleri göz ardı etmemize sebep olabiliyor, "yaa hallederiz", "yaa önemli değil", "bunun için ilişki mi bitirilir" gibi şeyler söylüyoruz ama sular durulunca bunlar gerçekten sorun haline geliyor. ve o heyecan geçmiş olsa da ya da aşk bitmiş olsa da bu kez ilişkiye verilmiş olan emek devreye giriyor, bitirmek giderek daha da zorlaşıyor (bkz. rusbult'ın yatırım modeli)
+5
mezzosprite
(03.07.26)
hocam hayata bakış açılarınız farklı. sakın evlenmek gibi bir hata yapmayın. karşınızdaki ya çok ciddi düşünmüyor, ya da sizin dediğiniz gibi nasıl olsa ikna ederim kafasında. siz bu şekilde açık paylaşım sevmeyen bir insansanız, ilişkiniz ciddileştiğinde karşı tarafın şahsi hesabı bile sizi rahatsız etmeye başlayacaktır. bu yüzden de "geleceği olmayan ilişki" gözüyle bakıp, gelecek için endişe etmeden bugün mutlu olmaya çalışın.
+3
shadowfollower
(03.07.26)
Çocuk olursa ayrılması daha zor olur. Dünya görüşünün uymadığı biriyle evlenip çocuk yapmak evliliği ızdıraba çevirir.
+4
mikahakkinen
(03.07.26)
eğer bu paylaşımlardan iyi bir gelir elde edip bu yine çocuk için kullanılacaksa ben okeyim, ama sırf beğeni toplamak için yapılacaksa koşarak kaçarım.
iyi gelirden kastım gerçekten iyi bi gelir.
-8
duyuruuser
(03.07.26)
Her türlü ikna eder de. Siz de haklı öfkenizle hayata devam edersiniz gibi geldi bana
0
benim bir gizli bildiğim var
(03.07.26)
Çocuğunun yüzünü apaçık gösteren profilleri asla anlamıyorum bu çocuklar büyüyünce neler yaşıyor bu düpedüz istismardır

Gizli hesabımdan bile yüzünü gösterecek şekilde paylaşmayı düşünmüyorum şu an
0
Hallegadola
(03.07.26)
boyle birkac okul arkadasim var, alayi problemli tiplerdi o yuzden sosyal medyadaki halleri sasirtmiyor.

bence ciddi red flag, buz daginin gorunen kismi.
+1
cooperr
(04.07.26)
Profilim kapalı, çocuğumu paylaşıyorum. Açık profilden paylaşılmasını anormal bulmuyorum. Ama sürekli çocuk üzerinden paylaşım yapılmasını garip buluyorum. Yani nasıl anlatsam… kadın kendi hayatını paylaşıyordur çocuk da bunun bir parçası olduğu için paylaşımlarda yer alıyordur. Bu tamam. Ama profilin sadece çocuğa yönelik olması saçma geliyor. Aklıma Fatih selimmmm diye carlayan youtuber geldi evlerden ırak. Yemeğe gidiyor çocuğu çekiyor, tatile gidiyor çocuğu çekiyor, yetmiyor sürekli konuşuyor vs yani eşime bu kadınla evli olduğunu düşünsene demiştim hatta bir keresinde. Çünkü sürekli çocuğu videoya çekip kendisi aralıksız konuşuyor. Korkunç bir durum yani.

Ama sonuç olarak herkesin sınırları farklı. Bana normal gelen size anormal gelmiş. E aynı noktaya değilseniz ileride de sorun yaşarsınız.

Çocuk konusu harici de sosyal medya ile aşırı haşır neşir olan biriyle birlikte olmak istemezdim sanırım. Sonuçta sizi de paylaşmak isteyecek bence bir noktada.
-2
elorelia
(06.07.26)
(16)

soyadı

liberal
soyadınızı değiştirmek isteseniz ne yapardınız?şunu yapardım diyeceginiz örnekler nelerdir?
soyadınızı değiştirmek isteseniz ne yapardınız?

şunu yapardım diyeceginiz örnekler nelerdir?
0
liberal
(01.07.26)
Değiştirirdim
+2
kisa
(01.07.26)
Koç güzel olurdu bana.
0
Purple life
(01.07.26)
Lordoğlu
Süpertitiz

bi ara dilekçemi vs hazırlamıştım ancak bir türlü davayı açmak fırsat olmadı.
+1
rahmi pinkfloydoglu
(01.07.26)
Yapan birini tanıyorum. Aylarca araştırma yaptı, herhangi biriyle pişti olmamak adına ve buldu da. Çok sonra farklı ülkeden birinin soy adı falan çıktı ama çok memnun.
+1
birdirbir
(01.07.26)
Avrupa'da, Türkiye'de, Amerika'da rahat yazilacak bir soyisim secerdim. Anlamiymis, pisti olmakmis umrumda olmazdi.
Benim hem kizlik soyismim zordu Avusturya'da, Birlesik Krallik'ta yazdirirken, sonra evlendim ama evlilik soyismim de Türkiye'de yazdirmaya zor. Cok cektim, hala cekiyorum soyisimden :)
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.07.26)
Oğlu eklerdim. Karadenizli mütehait gibi takılırdım.
+2
mikahakkinen
(01.07.26)
"Yolgezen" yapabilirdim.
+2
burka
(01.07.26)
Anavi
+1
gadlemler
(02.07.26)
şüphesiz ki erdoğan ya da bayraktar yapıp arkama yaslanırdım.
0
duyuruuser
(02.07.26)
Değiştirdim. Tüm sülalenin soyadı yanlış yazılmıştı. Doğrunu yazıp ardına “oğlu” ekledim. Sülalede herkes beni kıskanıyor.
0
ground
(02.07.26)
bunu yapınca resmi olarak, kimlik, pasaport, ehliyet, tapu, banka hesabı, işlemleri çok zor oluyor mu? Resmi evraklarda eski soyadı bir yerlerde gözüküyor mu?
0
🌸liberal
(02.07.26)
@liberal ben isim (gobekadi) degistirdim. isim degistirdigimde henuz eski kimlik vardi elimde. yeni kimlik alirken gorevliden eski kimligimin bende kalmasini rica ettim. uluslararasi gecerli sertifikalarim var cunku ve kimlik bilgilerinde karisiklik olmasini istemedim. neyse sertifika aldigim kuruma eski kimligi ve yeni kimligi mahkeme karariyla ismimi degistirdigimi belirterek yolladim, hallettiler. banka konusunda sikinti cikmadi, subeden yeni kimligi taradilar zaten mersis'ten de bilgileri cekiyorlar. kartlari yeniledim yeni isim olsun diye. edevlet uzerinden tapularimda sikinti gozukmuyor ancak bir arsa devri icin notere gittigimizde eski ismim vardi evrakta. pek onemsemedim. su an tek sikinti hastane sistemlerinde eski ismim gozukuyor. onu da sgk'dan halletmem lazimmis ama cok useniyorum. yani dusun koskoca mit bile (istihbarat olan) beni eski ismimle davet etti. :)) sen ugrasmadigin surece devletin pek haberi olmuyor sanirim. son olarak eski ismim yanlis hatirlamiyorsam nufus kayit orneginde gozukuyor. gozukmesi de lazim zaten.
0
arakaali
(02.07.26)
Özdemir çekici geliyor sanırım Özdemir yapardım sanırım.
0
costgrande
(02.07.26)
soruya tam cevap değil ama 2 yıl önce boşandım, soyismim değişti ve hala hesabım olan bir bankadan arayıp duruyorlar gelip imza atın diye. dün bi kargoya uğrayıp kargo bıraktım, verilen farurada eski soyisim görünüyordu sonradan fark ettim ki günlük hayatta hiç evlilik soyismini kullanmazdım. galiba yıllarca böyle iki soyisim taşıyacağım orada burada. ilk ismimi sildirmem konusunda babam biraz baskı yapıyordu, ilk ismimi sildirsem diplomalarım en en basitinden sorun oluşturabilir, bilmiyorum. eğer ciddi bir rahatsızlık yoksa bence gerek yok. çok fazla uğraş gerektirecek. pasaportlar, kimlik, ehliyetler yenilendi, eski geçerli vizelerim hala eski soyisim üzerinden ama o ülkelere giriş yaparken sorun da yaşamadım hiç, kimse neden farklı diye sormadı. yine de işte hep karşınıza çıkacak. eğer getireceği avantaj fazlaysa neden olmasın, yoksa boşa enerji kaybı. bol şans
0
deartheodosia
(02.07.26)
Oğuloğlu yapmak geldi başlığı görünce.
0
rhan
(02.07.26)
Muhtemelen tabiattan bir şey olurdu:

Deniz, ırmak, kaya, yaprak, orman, çiçek, ufuk, bulut, yıldız, güneş, yağmur, çağlayan, ateş, toprak, rüzgar, bahar, hazan, ilkyaz gibi...
0
dilemma of subscribtionability
(02.07.26)
(5)

Yurtdisindan Hoparlor getirmek ve gumruk ile ilgili soru

inte17
4 adet Bose soundlink gen 2 getirecegim. 2 tanesi bana ait acilmis sirt cantamda diger 2 tanesi paketinde bavulda. Toplam deger 430 Euro altinda kaliyor. Hayirdir derler mi?
4 adet Bose soundlink gen 2 getirecegim. 2 tanesi bana ait acilmis sirt cantamda diger 2 tanesi paketinde bavulda. Toplam deger 430 Euro altinda kaliyor. Hayirdir derler mi?
0
inte17
(29.06.26)
Bir şey olmaz al getir.
0
duptıs
(29.06.26)
derler, ticari işleme çekerler. sadece 1 adet hakkınız var. değeri önemli değil.

gümrük mevzuatını araştırabilirsiniz.
0
galahad reloaded
(30.06.26)
değeri çok önemli değil, ps5 pro sokan bir sürü kişi var, 800euro bi de o. ama aynı cihazdan 4 tane problem. gümrüğe çağırlarsa sağlam dikkat çeker. çağırmazlarsa anca öyle olur.
0
substituent
(30.06.26)
4 tane problem yaratabilir.
her ihtimale karşı diğerlerinin de paketlerini çıkartıp faturasını yanında bulundurmak daha iyi olur.
0
duyuruuser
(30.06.26)
1 tanesi yasal hakkınız. diğerleri riskli vergisini verdirmenin yanında duruma göre kaçakçılığa bile sokabilirler.
0
jülsezar
(30.06.26)
(8)

Altyapısız internet

houseinorleans
Altyapısı olmayan yerleşimlerde hangi şirketi önerirsiniz? Uydu üzerinden vs internet çözümleri oluyordu. Şimdi bulamadım.Memnun oldugunuz veya bildiğiniz seçenekleri benim ile paylaşır mısınız?
Altyapısı olmayan yerleşimlerde hangi şirketi önerirsiniz? Uydu üzerinden vs internet çözümleri oluyordu. Şimdi bulamadım.
Memnun oldugunuz veya bildiğiniz seçenekleri benim ile paylaşır mısınız?
0
houseinorleans
(29.06.26)
Superbox 5 G var. 900 lira. Detayını bilmiyorum.
0
Mirket
(29.06.26)
altyapı olmamasından kastınız nedir? düz sabit telefon da mı gelmiyor? ADSL kullanamıyor musunuz?

uydu internet çok pahalı bir şey. GSM varsa superbox alın. kotalı ama olduğu kadar.
0
co2s2
(29.06.26)
@co2s2 evet bazi mahallelerde telefon hatti olmuyor ve yanlisiniz var uydu internet o kadar da pahali degil.

Eskisehirde kardesim feniks kullaniyor. ayda 600 tl oduyor. Gayet ortalama bir fiyat. ama pingi yuksek oluyor video-toplanti vs problem olmaz da rekabetci oyun oynuyorsan sikinti yasarsin. Ek olarak bu tarz uydu cozumleri bolgesel oluyor. feniks sadece eskisehir ve istanbulun belli bolgelerinde var mesela. bolgenizdeki sirketi bulmaniz gerekir.
0
nuevo
(29.06.26)
@nuevo
Fenix uydudan internet bağlantısı sağlamıyor. Kendilerindeki karasal bağlantıyı güçlü antenlerle kablosuz olarak yayıyorlar. Access point alıp kullanıyorsunuz, ondan ucuz.
0
orient blue
(29.06.26)
@orient blue hocam oyle dusunursen turkiyede uydu interneti hizmeti alabilecegin kurum yok ki. starlink var viasat var onlar da turkiyede yok zaten. onun disinda sirketlerin turksat araciligiyla kullanabilecegi uydu interneti var. ama bireysel kullanici icin birsey yok.

halk arasinda millet fenix gibi seylere uydu internet diyor.
0
nuevo
(29.06.26)
Fenix gibi şeylere uydu internet deniyor olması onları gerçekten uydudan bağlantı sağlayan servis sağlayıcı yapmıyor. Yanlış bilgi veriyorsunuz.
0
orient blue
(29.06.26)
Artık her bölgede bu tarz sağlayıcılar var. Yaşadığın yeri yazıp çanakla internet uydudan internet diye aratırsan, aramalarda çıkıyor.
0
mikahakkinen
(29.06.26)
seçenekleriniz;
1-superbox
2-radiolink
3-uydu
0
duyuruuser
(30.06.26)
(4)

Toki çıktıktan sonra ne yapılır?

paintit
Merhaba,İstanbul için yapılan çekilişten asil hak sahibi olarak çıkmıştım. Ancak sonra tam ne yapılacağını bilmiyorum. Hangi daire olacağına dair ikinci bir kura daha olacak ve onu mu bekliyoruz? Bu ikisi arasında yapılacak bir şey yok mu? O kuranın ne zaman olacağını ne zaman öğreniriz? Toki sayfas
Merhaba,
İstanbul için yapılan çekilişten asil hak sahibi olarak çıkmıştım. Ancak sonra tam ne yapılacağını bilmiyorum. Hangi daire olacağına dair ikinci bir kura daha olacak ve onu mu bekliyoruz? Bu ikisi arasında yapılacak bir şey yok mu? O kuranın ne zaman olacağını ne zaman öğreniriz? Toki sayfasından duyuruları takip ediyorum ama ses yok, kaçırdığım bir şey mi var anlamadım. Mümkünse kesin bilgiye sahip birileri varsa bilgi verebilir mi?
Teşekkürler.
0
paintit
(29.06.26)
duyuruları takip etmeye devam edin. 2022'de çekilen kura için daha 1,5 sene önce işlem yaptı arkadaş ilk defa. hadi o zaman araya maraş depremi girmişti o yüzden normalden de fazla uzadı ama yine nereden baksanız 1 seneyi bulur.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(29.06.26)
telefon edip kesin bilgi alın, sonrası takip.
0
duyuruuser
(29.06.26)
ilk olarak kurayı bekleyeceksiniz. kura youtube'dan yayınlanıyor ama youtube yayınından bir bok anlaşılmıyor. hızlı hızlı geçiyor numaralar sadece. akabinde bir liste yayınlanacak. o listede hangi bloktan hangi daire sizin ve bunun fiyatı nedir, aylık ödemesi nedir bunu görebileceksiniz. sonra sözleşme tarihleri ilan edilecek. ilan edilen tarih aralığında kurumun belirlediği banka şubelerinden sizin için belirlenmiş olan şubeye gerekli belgeler ve ilk peşinatı (evin toplam bedelinin %10'u) hazır edip gidiyorsunuz. 15-20 dakikada her şey halloluyor. sonra ödeme planına göre ödemeleri yapıyorsunuz ve evin teslimatını bekliyorsunuz. Ev teslimi sırasında %10 ek bir KDV oluyor. Bunu sözleşmede belirtirler. Bazen peşin, bazen kalan taksitlere bölünmüş şekilde oluyor.
0
himmet dayi
(29.06.26)
Hepsinin mesajı geliyor. Acele etmeyin
0
jackyr
(30.06.26)
(7)

Büyü bozan hoca

meşe
Sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylarda da ara ara entrylerde bahsedilen, para istemeyen bu işi insanlara yardım için yapan düzgün hocaları nasıl buluyor insanlar, bu karakter olaya nasıl dahil oluyor. Bakıyorum sağıma soluma lazım olsa asla bulamam. Nerden bulunur böyle düzgün iyi niyetli b
Sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylarda da ara ara entrylerde bahsedilen, para istemeyen bu işi insanlara yardım için yapan düzgün hocaları nasıl buluyor insanlar, bu karakter olaya nasıl dahil oluyor. Bakıyorum sağıma soluma lazım olsa asla bulamam. Nerden bulunur böyle düzgün iyi niyetli bir hoca sizce?
-9
meşe
(28.06.26)
En iyisi Cami hocası.
-1
duhan
(29.06.26)
Badeci olur para istemeyenler. Amman dikkat badelenmeyin
0
michael harddd
(29.06.26)
allaha dua edin çözüm için.
0
iwillsee
(29.06.26)
if you don't pay the product you are the product
0
bravoteam
(29.06.26)
hocam o para istemeyen sevabına yapan hocalar sadece filmlerde var.
senin aklına o büyü ihtimali girdiyse seni korkutur başına gelen en kötü şeymiş gibi doldurur ve düzenli olarak senden para koparmaya çalışır.
0
duyuruuser
(29.06.26)
Müge anlı’da. Bu sezon da bol bol vardı tavsiye ederim.
+3
mor oje
(29.06.26)
Bu kadar insan, para alarak yapanları nasıl normalleştirdiniz de para almadan yapanları yeriyorsunuz... Aklım almıyor.

"if you don't pay the product you are the product"

büyüye inanıyorsan direkt product sensin dostum parayla pulla alakası yok.
0
new day new life
(30.06.26)
(6)

araç klima

exlibris
araçta yazları rahat bunalmadan bir yolculuk yapmak için dereceyi kaça ayarlamak gerek? buz gibi olmasın ama terlemeyelim de. ben en düşük "LO" değerinde çalıştırıyorum ama bu yanlış galiba. ideal kaçta olmalı? siz kaçta kullanıyorsunuz?
araçta yazları rahat bunalmadan bir yolculuk yapmak için dereceyi kaça ayarlamak gerek? buz gibi olmasın ama terlemeyelim de. ben en düşük "LO" değerinde çalıştırıyorum ama bu yanlış galiba. ideal kaçta olmalı? siz kaçta kullanıyorsunuz?
0
exlibris
(28.06.26)
Bunun ortak bir ideal ayarı olmaz, bu derece teknikten bihaber olmayın, benim arabam 750 gr soğutma gazı alıyor, ön iki cam açıkken klima açık geziyorum içerisi buz gibi, ayar 14 derecede, linea’ya geçiyorum ayar yine 14 derecede, gaz dolu biliyorum ama rampada içerisi ısınıyor, dur kalkta içerisi soğutma kaybediyor vs vs.

Deneme yaparak arabaya göre kendi idealinizi bulmak zor geldiğinden burada cevap arıyorsanız bol şans.

Kompresör verimi, motor hacmi, motor devri, gaz hacmi, fan devri, dış sıcaklık, aracın o o anda ne gibi dertlerle boğuştuğu, rampa çıkma, 4-5 kişi + bagaj taşıma, polen filtre temizliği vs vs gibi binlerce değişkende ideal klima ayarını sorarak öğrenirim diyorsanız hakikaten bol şans.

15e getir, baktin olmuyor az yükselt az düşür devam et, merak etme araba patlamaz
-1
covered
(29.06.26)
Aslında bu biraz insan biyolojisi ile ilgili olduğu için ortak bir ayar var; yaz/kış 21-23 derece ideal diyor araştırmalar. Ama tabii arabada güneşin açısı, insanın o anki durumu (fiziksel aktivite yapmıştır daha çok ısınmıştır vs), klimanın düzgün çalışıp çalışmaması falan elbette fark yaratır.

Ama genel olarak insan konforu ve klima verimi açısından ideal olan auto modunda 21-23 derecedir.

Seçtiğiniz sıcaklık menfezden çıkan havanın sıcaklığı değil, hedef kabin sıcaklığı. Yani 22 yapınca arabanın içini 22’de sabit tutmaya çalışır. Başlangıcta menfezden 8 derece üfler örneğin, kabin soğudukça sıcaklığı yükseltir, ortamı 22’de sabit tutmaya çalışır. LO ve HI her şeyden bağımsız olarak ne olursa olsun kompresörü tam kapasite çalıştırıp maksimum soğuk ya da sıcak üflemeye çalışır, kabin sıcaklığına bakmaz.
O yüzden sürekli değil ancak çok çabuk soğumaya ya da ısınmaya ihtiyaç varsa kullanılmalı, sonrasında yine auto moduna alınmalı.

Ben yaz/kış 21 auto’da kullanıyorum, klimayı arabayı satın aldığımda bir kez ayarlayıp neredeyse hiç ellemiyorum, sadece aç - kapa.
+1
orient blue
(29.06.26)
Ayarlanan o sıcaklık zaten içeride tutmak istediğiniz sıcaklık. Bazı arabaların kliması güçlüdür konforludur 22'ye ayarlarsın içeriyi gerçekten 22 derecede tutar, üfleme şiddetini duruma göre değişken tutar içeride sıcaklık dengesizliğine izin vermez, bazısı da 22'ye ayarlasan da zar zor hedef sıcaklığını tutturduğu için stabil olmaz daha düşüğe ayarlamak konforlu olur.
+1
denizgonen
(29.06.26)
bunun sabit bir ayarı yok.
otomatik klima bile olsa koşullara göre kendiniz ayarlamanız lazım.

mesela klimanın dur kalk trafikteki soğutması ile iki bin devirde seyrederken ki soğutması bir değil.

sıcak olunca açıp, soğuk olunca kısılacak şekilde kullanılır.
0
duyuruuser
(29.06.26)
22-23e auto moda alıyorum. mis gibi oluyor.

lo'ya alırsan 16 derecede sürekli üfler. saçma yani.
0
jelly bear
(29.06.26)
yaz - kış 21 derece kullanıyorum.
0
surprise
(29.06.26)
(14)

Teknik Olarak Başarılı Adamdan/Kadından Yönetici Olmaz

lapetitemort
Ne diyorsunuz bu görüşe?
Ne diyorsunuz bu görüşe?
0
lapetitemort
(16.06.26)
virgülü nereye koyuyoruz
+3
anon1m
(16.06.26)
Yanlis diyoruz, oyle sacmalik olmaz. Teknik alanlarda teknik basari iyi yoneticilik icin yeter sart degildir ama gerek sarttir.
0
ghilleinthemist
(16.06.26)
Acayip yanlış.
0
logisticsmanager
(16.06.26)
ben şunu kullanırım hep. bunu kastettiysen katılıyorum:

iyi bir askere cephede ihtiyaç vardır. karargahta değil.
+2
buenosdias
(17.06.26)
teknik olarak başarılı adamı yönetici yapmazlar kolay kolay zaten inek gibi sağarlar olduğu konumda, yöneticiler bi üstteki yöneticiye iyi dil darbeleriyle yönetici olurlar
+6
nahtoderfahrung
(17.06.26)
teknik olarak başarılı olmak iyi bir yönetici olmanın tek şartı değildir.
-1
co2s2
(17.06.26)
Peter Principle denilen bir kavram var, kabaca çalışanların şu anki performanslarına göre değerlendirilip terfi ettirilmeleri neticesinde bir noktada terfi aldıkları pozisyonun gerektirdiği niteliklere sahip olmadıkları için başarısız olacakları ile alakalı.

Bu tür "Sen X teknik işi iyi yapıyorsun, hadi seni X teknik işini yapan insanların yöneticisi yapalım" düreçlerinde Peter Principle daha çabuk yaşanıyor çünkü bir teknik işi iyi yapmakla o işe dair iyi bir yönetici olmak için gereken nitelikler birbirinden çok farklı olabiliyor.

Özetle "Teknik olarak başarılı kişiden yönetici olmaz" geçerli bir önerme olmasa da "Sırf teknik olarak başarılı diye birini yönetici yapmak" çok mantıklı değil.
Genelde bu durum şirket organizasyonun başarılı çalışanı hem maddi, hem de ünvan olarak tatmin edemediği şirketlerde sık yaşanır. Yönetici olma arzusu olmayan, işinde başarılı teknik çalışan bir noktada yönetici olmaktan başka bir yol bulamaz; sevdiği işten uzak kalır, iş delege etme konusunda sorunlar yaşar, hatta altında çalışan kişilerle teknik konularda rekabete girer vb.
Sonuçta herkes mutsuz olur.
+2
salihdt
(17.06.26)
var tabi boyle bir sey. teknik mevzulara yatkin insanlar genelde insan iliskilerini yonetemezler. yoneticilik biraz yavsaklik gerektiren bir istir. politikada da, is hayatinda da basarili olmanin yolu budur maalesef.
+1
antikadimag
(17.06.26)
Benim bu. Muhtemelen son iş görüşmemden de bu nedenle elendim. Yaklaşık 8 yıl yöneticilik yaptım. Fakat mutlaka her gün insan yönetimi ile ilgili bir nasihat veya serzeniş duydum. Biraz zor oluyor bu süreçte baskı günden güne artıyor. Lanet olsun keşke düz mühendis olsam o zaman dediğinde de doğal bir lidersin ama diyip üstünü örtüyorlar. Teknik yeterlilik yöneticiliğe yetmez maalesef. Yetse de çok zorlanılır ve küçük firmalarda yönetici olmaya devam edilir. Şans faktörünü göz ardı edersek tabii.
0
kablelvuku
(17.06.26)
yönetici olmanın koşulu ağzının iş yapması, teknik bilip bilmemekle alakalı değil. bilirse artı puan tabi.
+2
duyuruuser
(17.06.26)
Sektöre göre değişir.
Bazı sektörlerde, teknik olarak başarısız insanlardan iyi yönetici olamıyor.
0
burfak
(17.06.26)
Bu da dahil tüm genellemeler yanlıştır diyorum.

Öte yandan bazı insanlar teknik olarak çok iyi olsalar da yönetici olmaya uygun değiller ve teknik bilgileri bu yetersizliğin üstünü örtemiyor. Yöneticilik bence çok zor bir iş ve ayrı bir beceri istiyor ama gözlemlediğim kadarıyla bazı teknik kişilerde bir ego oluyor yöneticilik de ne ki yapılır o gibi. Ama yapılamıyor işte. Kendi patronumdan biliyorum. Benim asla yönetici olmamam gerektiğinden emin olmamın en büyük nedeni onun beceriksizliğidir.
0
peki madem
(17.06.26)
Teknik anlamda iyi olmak ve yönetebilmek birbirine ters korele özellikler değil. Teknik anlamda çok iyi biri aynı zamanda çok iyi bir yönetici de olabilir. Tam tersi de mümkün elbette. Yani böyle bir genelleme çok yanlış. Benim yöneticilerimi düşünüyorum; teknik anlamda çok iyi olan ve aynı zamanda çok iyi yönetici olan insanlar vardı aralarında. Halihazırdaki yöneticim de öyle. Teknik pozisyondan geliyor, hala o alanda çok iyi ve yönetici olarak da çalıştığım en iyi yöneticilerden biri. Hatta en iyisi diyebilirim.
0
himmet dayi
(17.06.26)
Teknik elemanlarin insan ilislilerinde zayif oldugunu Kabul eden bir yaklasim bu.

Ama kariyeri boyunca yatay veya dikey olarak teknik ve yonetici rolleri arasinda gecis yapan bir suru ornek biliyorum.
0
parcxerox
(17.06.26)
(3)

Claude code u doğru mu kullanıyorum?

o kadar da degil aga
Bir next.js projesi geliştirmeye çalışıyorum. Code u açıp doğrudan promt ben yazmıyorum. Claude kısmında iyice tartışıp, soru-cevap, beyin firtınası vs. ne varsa çalışıp onun prompt üretmesini sağlıyorum. Ardından o prompt u code a verip ilerletiyorum. Doğrudan code a prompt vermeyi de denedim ama ç
Bir next.js projesi geliştirmeye çalışıyorum. Code u açıp doğrudan promt ben yazmıyorum. Claude kısmında iyice tartışıp, soru-cevap, beyin firtınası vs. ne varsa çalışıp onun prompt üretmesini sağlıyorum. Ardından o prompt u code a verip ilerletiyorum. Doğrudan code a prompt vermeyi de denedim ama çıktılar her zaman daha zayıf oldu. Claude gibi prompt yazamam sonuçta.
Bu aşamada yaptığım doğru mu? Tabi token daha hızlı tükeniyor ama hata neredeyse yapmıyor Sonnet kullanmama rağmen. Claude içinde kalacak şekilde daha pratik ve daha ekonomik kullanma yolu var mı?
0
o kadar da degil aga
(14.06.26)
Bir çok kişiden daha iyi kullanıyorsunuz, code içinde de plan modunda başlayabilirsiniz ama token tüketimi açısından çok bir şey değişmeyebilir. ben fikirlerimi genelde sizin gibi önce chat bölümünde olgulaştırıyorum, eğer 20 dolarlık paket yetmediği için soruyorsanız, ilk adımı gemini pro ile başlatıp sonra claude ile devam edebilirsiniz.
code'da ise compact - resume , summarize özellikleri kulllanışlı
0
atom karincanin torunu
(15.06.26)
çok komplike bir şey yapacaksa öncesinde hazırlık yaptırmak çok faydalı oluyor.
gemini promp yazdırıp claude a iş yaptırıyorum genelde.
claude da o prompu kendi beyin fırtınasında detaylandırıyor.
0
duyuruuser
(15.06.26)
Teşekkür ederim. Çok basit bir şey yapmıyorum ama çok da acelem yok aslında. 20 dolarlık paketi haftalık dolduramıyorum. Gemini de prompt işini deneyeyim. Bakalım nasıl olacak.
0
🌸o kadar da degil aga
(15.06.26)
(18)

Eşim sürekli benden memnuniyetsiz, sitemli- iletişim ve heyecan azaldı, ne yapalım (5 yıl + evlilere soru)

mahmuttt
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yan
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yanda boş banka oturdum. Bu sefer eşim diyor ki neden oraya geçtin şimdi. Yani sürekli ama sürekli birşeylere sinirleniyor kızıyor.

3.5 yaşında çocuğumuz bile artık kodladı anne kızar vs diyor birşey yaparken. Bir de çocuk buna bağırınca itiyor. Hafif vuruyor vs çocuk şaşırıyor ağlıyor. Babamdan çok şiddet gördüğüm için sert tepki gösteriyorum değişen birşey yok.

ilişki desen iki yabancı gibiyiz. İletişimimiz son 2-3 senedir iyice seyreldi azaldı.

Çocuk da elbette etkiledi ama çocuk doğumuna az kala benim bir hapis sürecim oldu onda sanki kopardı tüm bağlarını gibi hissettim düşündüm. Kayınpeder öldü gibi düşün vs gibi saçma gerizekalıca teselliler yapmış. Normalde de damatlarını biraz hor gören narsist katı bir eski idareci tipi. Kendisi inkar etse de.

Bu soğukluk sevgi saygı heyecan azalması iletişim seyrelmesi 5+ yıl evlilikle mi yoksa yaşam durumları ilişkinin bir nevi depresyona girmesi mi?

İçimi dökmek ve danışnak istedim şimdiden çok teşekkürler..
0
mahmuttt
(14.06.26)
1. Neden insanlar size gel otur desin? Boşsa oturursunuz, neden davetiye bekliyorsunuz?

2. Yandaki banka oturmanız pasif agresif bir davranış, eşiniz kızmakta haklı.

3. Neden hapse girdiğinizi bilmiyoruz. Belki de o nedenden ötürü eşiniz gerçekten bir kopuş yaşamıştır.

4. Eşinizin çocuğu hırpalaması çok yanlış. Öfke kontrolü için tedavi görmeli.

5. 5 senede bu noktaya gelmeniz normal değil. İlişki terapisi almalısınız.
0
dasnichtsinmir
(14.06.26)
Benzer şeyler vardı çocuk yoktu. Boşanmaktan başka çözüm yok hocam o zamanlar ben istememiştim boşanmak ama şimdi dünya varmış dedim.
0
Take it away honey
(14.06.26)
take it away +1 boşanmak sizi değil ama çocuğu kurtarır.
0
sucvecezve
(14.06.26)
hocam sen belirli aralıklarla benzer duyurular açıyorsun. senin duyurularını okuduğumda abimin evliliğine benzetiyorum her seferinde. yani sevgi, saygı bağı kalmamış, olay bitmiş, o da belirli periyotlarla kriz anları yaşıyor, isyan ediyor filan ama sanki bu duruma alışmış gibi herhangi bir aksiyon almıyor. bence çözüm boşanma ama tabi bunlar büyük ve özel kararlar dışarıdan kişilerin şöyle yap böyle yap demesi ile olmaz elbette.
+5
wilhelmwasmuss
(14.06.26)
otur, acikca konus. seni mutsuz eden bu davranislarini ona soyle. sadece hayalkirikligi ve kizginlik yasayan onun olmadigini, senin de ondan memnun olmadigini goster. sikayet et durumdan. tek madur onun olmadigini anlasin, onun da sana karsi sorumluluklari oldugunu hatirlasin. hicbisey soylemeyince o kafasinda senin ne kadar vurdumduymaz, rahat, prenses gibi yasadigini falan dusunuyodur. ilk adim konusmak, saygili olmasini istedigini hatirlatmak vs. sonra bi bak nasil gidiyo, durumu degistirmek icin caba gosteriyo mu vs.
+3
sttc
(14.06.26)
Aile/ilişki terapisi gibi profesyonel bir yardım almak gerekli belki de.

Banka oturmak için niye davet beklediniz, o kısmı anlamadım. Boş yer varken gidip uzaktaki bi banka oturmanızın tepki çekmesi normal geldi
+1
elorelia
(14.06.26)
evlilik kurumu ve 5+ yıl, "biz ne alaka?" diyor şu an.
bahsettiğiniz sorunların bunlarla ilgisi yok. meseleyi genelleyerek basitleştirmeyin ve size özel sorunlarınıza odaklanın derim.
+1
lil siztah
(14.06.26)
Terapiste gitmelisiniz. Gitmek istemeyen bir taraf varsa da boşanın, evli kalıp hem çocuğa hem kendinize zulmetmeye gerek yok.
Konu özelinde, illa davet etmeleri gerekmiyor birlikte bir yere gidilmiş oturun boş yere işte, hepinizden nefret ediyorum der gibi gidip başka yere oturmaya gerek yok. Ayrıca eşiniz sinir hastası falan mı? Çocuğa neden kötü davranıyor, size olan sinirini çocuktan çıkarıyor sanırım, her iki tarafa da tedavi şart.
0
ekimoloji
(14.06.26)
Ya evlilik deneyimim 0. Fakat meraktan soruyorum hic uzun bir tatile gittiniz mi yakin zamanda? Belki is hayat stresi senden cikariyordur.
0
inte17
(14.06.26)
o kucumsediginiz hapis durumu bence onemli bir.
bir insanin bir kadini en hassas oldugu an hamilelik lohusalik zamanlari. o gunlerde ne yaptiysa omur boyu ya cefasini ya vefasini cekersiniz.
ben olsam once kendi hatalarimi bir kabullenir bir de bunun icin cok ciddi ozur dilerim.
neden ve nasil oldugu onemli degil, siz bir cocuktan mesulken otadan kayboldunuz.
yine size hep kiziliyorsa bir sebebi vardir.
evlilik hakkinda veya cocuk bakimi hakkinda ne kadar bligili ne kadar ilgilisiniz. ne kadar kitap okudunuz.
3,5 yas cocuk demek ortada 3,5 senedir cok siki calisan bir kadin var demek oluyor. bunu ne kadar takdir ediyorsunuz
fakat butun bunlarda en onemlisi tabii esinizin hatasi ne olursa olsun bir yetiskin hele hele bir anne asla cocuguna siddet uygulamamali. muhtemelen bu cok sikintili donem onu tuketti eger bilincli bir anne de degilse cok zor saglikli olarak asilabilen donemler.
sizin cocugunuzun sagligi icin esinizle aranize acilen duzeltmeniz gerekiyor.
ve bunun icin biraz alttan almalisiniz.
+3
mavicorap
(15.06.26)
@sucvecezve boşanmak bu durumda çocuğu nasıl kurtarıyor onu anlamadım. kadın çocuğa da kötü davranıyormuş, adam evden gidince başbaşa kalıp kötü davranmaya devam edince iyice yalnız kalmaz mı çocuk?

ama kendiniz için boşanabilirsiniz evet. seviyorsanız öncesinde çift terapisi mutlaka tavsiye ederim, baktınız kurtarılacak bi şey kalmamış boşanırsınız.

çocuk çok fazla etkileyebiliyor, özellikle bakım yükü dengesizliği varsa başka alanlara da yayılan bir memnuniyetsizlik olarak ortaya çıkıyor, çünkü kendini sürekli haksızlığa uğramış ve yorgun hissediyor. ama hapis süreci daha fazla etkilemiş de olabilir tabi öyle hissediyorsanız. saygısı azalmış olabilir ya da utandığı veya üzüldüğü için size öfkeli olabilir. her durumda terapi iyi bi ilk seçenek bence. boşanma da ikinci bir iyi seçenek. kendi haline bıraktığınızda düzelmesi imkansız gibi bi şey
0
mezzosprite
(15.06.26)
Her şey tamam da keşke eşiniz de yazsa yaşadıklarını o tarafı çok merak ediyorum siz her seferinde duyuru açtığınızda
0
Hallegadola
(15.06.26)
10 seneyi devirmiş birisi olarak dünyayı ayaklarının altına serseniz "az öteye serseydin keşke" derler diyorum naçizane.

Evdeki gereksiz gerilimleri yok etmek ve kaynağına inmek bence erkeğin elinde, hiçbir adım atmayıp bir şeylerin düzelmesini bekleyemezsiniz.
+1
kimlanbu
(15.06.26)
bir noktada bağını koparmış eşiniz sizinle ve siz farkına varıp düzeltememişsiniz diye anladım. şimdi de o kopan bağın farkındalığı sizin canınızı acıtıyor, halbuki eşinizin canı daha önce acımış gibi.
hapis sürecinizin sebebi nedir bilmiyorum ama terk edilmişlik ve kızgınlık yaratmış ve bunu iyileştirememiş olabilirsiniz. hamilelik, lohusalık, çocuk bakımı duygusal olarak yalnız bırakılmış biri için çok zor. bazen kadınlar eşlerine olan öfkesini farkında olmadan çocuklardan çıkarıyorlar çünkü full time çocuk bakımı da ekstra bir yük ve altında ezilebiliyor. mesela onun yükünü ne kadar alabiliyorsunuz? çocuğu tek başına alıp parka çıkarıyor musunuz? hiç altını değiştirdiniz mi, yemeğini yedirdiniz mi, banyosunu yaptırdınız mı. ya da ev işleriyle ne kadar ilgilisiniz?
kısaca biri sizi övecek olsa hangi konuda överdi? ev içi sorumluluk paylaşımınız nasıl?
yukarda dedikleri gibi terapi bir seçenek. ama konuşmaya yanaşan bir eşiniz varsa terapisiz de çözebilirsiniz gibi geldi bana.
her boşan diyeni dinlemeyin. çözemezseniz değerlendirin boşanmayı.
+1
rayde
(15.06.26)
Bir tarafin surekli gunluk iletisimde memniniyetsiz, mutsuz ve sitemli olup da duzeldigini pek gormedim.Sizi uzmek istemem ama bunlar bence insanlarin kisiliklerinin bir parcasi.Degistirmeye calismak sinirli birine artik sinirli olma demek gibi bir sey.Esiniz size saygi duymuyor.

Sizin yerinizde olsam oturur rahatsizliklarimi konusurdum.En sonunda bosanmaya karar verirseniz muhtemelen kisa vadede bol aci cekersiniz ama 15-20 sene sonra iyi ki bosanmisim dersiniz.Bosanmazsaniz da kisa vadede aliskanliklar ve duzen kaynakli biraz stabilite yasarsiniz ama yillar sonra geriye baktiginizda mutsuzlukla gecen yillar gorursunuz.

Karar sizin.
+1
turkuaz
(15.06.26)
hocam sen kafanda karar vermişsin bizden teyit bekliyorsun.
0
duyuruuser
(15.06.26)
Ben evliyim ve birine boşan diye tavsiye vermek bana çok büyük bir şey gibi geliyor. Boşanmak öyle duyurudan tavsiye alarak karar verilecek kadar basit bir şey değil bence çok büyük bir olay. Bence iki insan arasındaki sevgi bağı azaldığı zaman tahammülsüzlük çok artıyor. Yani birini sevdiğin zaman onun yaptıklarına gıcık olmuyorsun bazı davranışları hoşuna gitmese bile. O sevgi bağı da bence şöyle zedeleniyor zaman zaman, bir taraf evin yükünü fazla üstlendiğinde gerçekten kendini çok yalnız hissetmeye başlıyor. Belki de eşin gerçekten evin yükünü çocuğun yükünü fazlasıyla üstleniyordur Bu da onun tahammül seviyesini azaltmaya başlamıştır ve sana olan sevgisini azaltmıştır. Eğer ikiniz de Birbirinizle iyi geçinmeye ve evliliği devam ettirmeye gönüllü iseniz Bence profesyonel yardım almalısınız. İlla ilişki terapisti değil Siz de bireysel olarak bir Psikolog yardımı alabilirsiniz. Belki de insanlar size normal davranıyordur da siz fazla Alıngan davranıyor olabilirsiniz Biz Bunu bilemeyiz Veya siz fazla Alıngan davranıyorsanız da Bunun mutlaka bir açıklaması vardır biz bunları bilemeyiz sizin yaşantınızı bilmiyoruz sonuçta. Eşinizin çocuğa sınır koymak için fiziksel müdahalesi olması şiddet içermediği sürece normal ama olay şiddet boyutuna varıyorsa Bence o kadının yine tahammül seviyesinin düşmesiyle açıklanır bu durum. Belki siz yeterince destek olamıyorsunuzdur O yüzden o da artık ne yapacağını şaşırıp bu tür yollara başvurmak zorunda kalıyordur. Dediğim gibi biz bunları bilemeyiz o yüzden Siz bu işi bir bilene sorun danışın derim.
+3
Sadece soruyorum
(15.06.26)
almanya'da adin hans olsaydi coktan bavulunu alip gitmistin. ama turkiye'deki mahmut oldugun icin kadin dul kalir, cocukla napicam, millet ne der gibi korkularin oluyor. tamamen seninle alakali bir durum kanki. ya bu deveyi gudecen yada get the hell out here diyip yol alcan.
+1
buenosdias
(15.06.26)
(4)

Kasa, psu, soğutucu almak - İstanbul

infernal majesty
Merhaba, başlıktakiler hariç "fena değil" diyebileceğim parçalar aldım. Lakin başlıkta yazdıklarımı almam lazım.Elimdeki parçalarla uyumlu olup olmadığını söyleyebilecek, bilgili çalışanların olduğu nereye gitmeliyim?Gemini vatan hiperstore ve itopya dedi ama bir de doğal zeka tavsiyesi alsam fena o
Merhaba, başlıktakiler hariç "fena değil" diyebileceğim parçalar aldım. Lakin başlıkta yazdıklarımı almam lazım.

Elimdeki parçalarla uyumlu olup olmadığını söyleyebilecek, bilgili çalışanların olduğu nereye gitmeliyim?

Gemini vatan hiperstore ve itopya dedi ama bir de doğal zeka tavsiyesi alsam fena olmaz.

Teşekkürler.
0
infernal majesty
(12.06.26)
itopya baya yardımcı olur.
0
ruhlardan esinlenen karga
(12.06.26)
anakartın marka modelini yazarsan yardımcı oluruz.
Bir yere gitmene gerek kalmaz.
0
duyuruuser
(12.06.26)
İyi fikir aslında evet,

Anakart asus rog crosshair x870e hero.
0
🌸infernal majesty
(12.06.26)
“Fena değil” değil baya amiral gemisi anakart almışsınız. Soğutucu tercihi kullanacağınız işlemciye bağlı biraz, PSU tercihi de ekran kartı ve işlemciye, çünkü onların güç tüketimine göre bir PSU’da karar kılmanız lazım.

Mini ITX sistem kullanan biri olarak ATX boyutlarıyla pek alakam kalmadı ama HAVN’ın kasaları güzeldi şimdi baktım da HS 420 modeliymiş. Anakart’a 45K bağladığınıza göre 9950x3D tarzı bir işlemci kullandığınızı farz ederek 360’lık bir radyatör alacağınızı düşünüyorum. Arctic Liquid Freezer III Pro 360’tan daha güzel görüneni vardır ama daha iyi performans vereni azdır, belki de yoktur.

PSU konusunda FSP Vita 1000W, Lian Li SX1000 gibi modelleri düşünebilirsiniz. Asus gereksiz pahalı şu an, Corsair’in artık TR desteği çok azaldı ürün gelmiyor bile. Seasonic de kalmadı ülkede.
0
phoarbix
(12.06.26)
(14)

Bunu Yapan Arkadaşınıza Mesafe Koyar Mıydınız?

lapetitemort
İşyerinde sıfırdan alıp yetiştirdiğim bir genç var. Sorum onunla alakalı.Bizim başımıza yeni bir ekip lideri geldi ve iş hayatı son 1 yılda bana zehir oldu. Maruz kaldığım mobbingi de bu genç arkadaşla paylaşıyorum. Dertleşiyoruz. Kendisi büyük ölçüde tarafsız kalıyor, çünkü onun liderle problemi yo
İşyerinde sıfırdan alıp yetiştirdiğim bir genç var. Sorum onunla alakalı.

Bizim başımıza yeni bir ekip lideri geldi ve iş hayatı son 1 yılda bana zehir oldu. Maruz kaldığım mobbingi de bu genç arkadaşla paylaşıyorum. Dertleşiyoruz. Kendisi büyük ölçüde tarafsız kalıyor, çünkü onun liderle problemi yok.

Gelelim bana dokunan kısma. Bu liderin çocuğu oldu. Kimseden ses çıkmayınca bu genç para toplanıp, hediye alınması konusunda öncülük işine girişti. Kendisi de lideri 7-8 aydır tanıyor, yakın bile sayılmazlar. Şimdi ofise geldi ve para nasıl toplanıyor, kimlere mail atılıyor, usulü nedir gibi şeyleri kovalıyor.

Bu bana irrite edici geldi. Yani en yakınlarımdan biri olarak, hassasiyetimi de bilip şu hareketi yapmamalıydı diye düşünüyorum.

Sizce tavır koymalı mıyım?
0
lapetitemort
(11.06.26)
Evet koymalısın. Doğrudan değil dolaylı olarak tabi. Resmi ol her daim bir şey paylaşma . Onun bir derdi olup anlattığnda sadece parasını düşünen psikolog gibi : kafaya takma , sıkıntı olmaz ..de geç .
Üst kademedekilerin her an yanında olan, olma arzusunda olan, onları yıkayan yağlayan , cilalayan , hediyelere boğan kimseler her an adam satmaya hazırdır.

İş hayatına bakarsan dili bir kesimi yalamaktan adeta aşınmış kimseler oldukça fazladır. Görünüşte kendilerini belli etmezler ama kritik veya kriz anlarda ortaya çıkarlar.
Altı üstü ayda bir alınan maaş uğruna ne entrikaların iş yerlerinde döndüğünü yaşayanlardan dinle gör.
+5
diyecevaplandı
(11.06.26)
Hediye için para toplamak çook büyük bir gösterge değil ama hiçbir şey yok da diyemem. Ben olsam biraz geri çekilir, anlattıklarımı sınırlandırır, gözlemlerim.
İş hayatı bu, insanlara yakın arkadaş gibi davranmaya gerek yok.
+7
mor oje
(11.06.26)
bence bu konuda tavır koyulacak pek bir konu yok. kendiniz söylemişsiniz çocuğun liderle ilgili bir problemi yok diye. kendi problemi yokken neden çocuğu olmuş bir yöneticisine hediye alınmasını üstlenmesin ki kimse de el atmamış. arkadan iş çevirmemiş, kuyu kazmamış, çok doğal bir olay başına kalmış o da gereğini yapıyor. yarın bir gün siz giderseniz yöneticiyle başbaşa kalacak o. doğru yapmış.
+5
awlmi
(11.06.26)
awlmi +1

Sadece biraz daha anlattıklarıma dikkat ederdim artık her şeyi anlatmazdım. Bunun dışında ekstra bir mesafeye, tavır koymaya gerek yok.
+3
mutekebbir
(11.06.26)
mesafe koyun hocam. özellikle ekip lideri ile ilgili şikayetlerinizi bu elemana aktarmayın. hatta özel hayatınızla ilgili de mesafeli durun. her iş arkadaşı arkadaş değildir, yeri gelir iş öğrettiğiniz adam sizin kuyunuzu kazar. maalesef hayatın gerçeği bu.

tabi mesafe koyun derken çocuk gibi küsün, konuşmayın demiyorum. sadece herhanhi bir iş arkadaşı statüsüne alın ve işinizin her türlü inceliğini değil, sadece öğretmeniz gerektiği kadarını öğretin. işle ilgili belli tecrübelerinizi kendinize saklayın (sadece bu kişiye karşı değil, herkese karşı). zira her tecrübenizi herkesle paylaşırsanız bir süre sonra en gözden çıkartılabilir kişi siz olursunuz.
0
shadowfollower
(11.06.26)
Çocuğu fazla sahiplenmişsiniz. siz eğitmiş olabilirsiniz fakat o da kendi başına bir birey.
+4
duyuruuser
(11.06.26)
iş arkadaşı başka bir şey; okulda, sosyal çevrede tanışılan arkadaş başka bir şey. ikisini karıştırmamak ve aynı hassasiyetleri beklememek lazım bence. ama yine de size hak veriyorum ve ben olsam mesafe koyar, şikayetlerimi paylaşmazdım. zaten iş yerinde yöneticiye para toplanıp hediye alınması gibi şeylere öncülük edilmesi -hele hele ben o yöneticiyi kötü bir insan olarak nitelendiriyorsam- benim için büyük eksi.
-1
elorelia
(11.06.26)
Tavir koymak mi?

Is yerinde duygusallik olmaz. Cikarlariniz uyuştuğu sürece iyi gecinirsin yoksa salarsin.
+2
Purple life
(11.06.26)
Bu konuda kötü düşünceleri bir kenara bırakmak gerekir diye düşünüyorum ama başına gelince insan farklı davranabilir. Çözüm odaklı düşünürsek belki mobbing davranışları bile azabilir. En iyi dost düşmandan çevrilen oluyor.
0
gabe h coud
(11.06.26)
elemanı siz yetiştirmiş olabilirsiniz ama, dediğinize göre yöneticiyle bir sorunu yokken, sizin yaşadığınız sorunlar yüzünden adama tavır alsa, asıl tuhaf olan bu olurdu.
orta yolcu bir yaklaşım gösteriyor belli ki; ki iş ortamında doğru olan da bu esasen.
bence buranın profesyonel bir ortam olduğunu unutmadan özel paylaşımı biraz azaltın ve adama da boşa bilenmeyin derim.
0
lil siztah
(11.06.26)
is hayatini ve is arkadaslarini bu kadar ciddiye almayin. cikar iliskilerinin bulundugu hicbir ortama fazla anlam yuklemeyin. bir dost.
0
buenosdias
(11.06.26)
Vallahi büyük konuşmayayım da iş yerinde yöneticiye ya da bir başkasına böyle osuruktan veya herhangi başka bir nedenle hediye almak benim nazarımda karaktersizliktir. Ha en az 5 yıldır iş dışında da iyi görüştüğüm iş arkadaşımdır ona hediye alırım ama onu da ofiste organize etmem bireysel alır geçerim. onun dışında şuna hediye alıyoruz afrikada kuyu kazıyoruz şunu yalıyoruz bunu emiyoruz gibi herhangi bir organziasyona da borcum var kusura bakmayın ben katılmayacağım derim. böyle yöneticiye jest gibi hareketler yapan tipten her bayağılığı beklerim mecburiyet dışında muhatap da olmam.


Herifin notu bende zaten sıfır ama senin yöneticiyle arandaki gıcık konusunu yöneticisiyle arasındaki diyaloğa yansıtıp yansıtmamak konusu apayrı. Sen adamın babasının oğlu değilsin. Senin için yöneticiye tavır alması beklentisine girmen de ayrı bir sineklerin tanrısı hikayesi.
-2
Batuhanolabilir
(11.06.26)
Tavır alma ama ikazını da yap. "Bence kimsenin girişmediği bu tür işlere sen de girme, onu tanıyanların bir bildiği olsa gerek" de mesela. Senin onu mimlediğini de hissetsin. Para vermek zorunda değilsin ama o iş yerinde tutunmak için böyle şeyler yapmaya mecbur hissediyor olabilir.
-1
muhayyer divan
(11.06.26)
Çocuğu olan kişiye hediye almak çok minimum bir hareket değil midir iş yerinde. İlla ki biri yapar.
En fazla herkes sevilmeyenlere daha az katılım olur miktar olarak.
Ofistekiler sevmiyor deyip, hediye alınamaz gibi bir yaklaşım, iş yeri için aşırı duygusal. Yaklaşım çocukça geliyor bana.
Bazılarını daha çok seversin, bazılarını sevmezsin, hediye alır geçersin. Çok sevdiklerine ekstra hediye alırsın biraz böyledir.
Ofisten hiç hediye alınmazsa da bence o liderle artık köprüleri yakmak gibi olur. Zaten sonra da neden aramız kötü diye sormamak lazım.
0
burfak
(12.06.26)
(5)

Sesler duyuyorum ve hastaneye yatmaktan korkuyorum!?

trablon
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
-1
trablon
(10.06.26)
Bu soruyu daha önce sormuştun. İzlediğin video 30 sene öncesine ait. O zamandan beri hastanelerde çok şey değişti. Çağ atladılar. Rahat ol ve git tedavini ol.

Geçmiş olsun. Çaresi olan bir sorunda yersiz korkularla çaresiz kalma.
+6
Mirket
(10.06.26)
Gelebilir.
-8
runaway
(10.06.26)
odalarda refakatçiler oluyor böyle bir şey olması imkansıza yakın.
-1
duyuruuser
(10.06.26)
yok öyle bişi
-1
🌸trablon
(10.06.26)
O adam deli degildi, mahallesinde birini bicaklamis, ortalikta gorunmemek icin yargilama surecinde kendi istegi ile yatmisti hastaneye. Hastane calisanlarinin salakligi olarak agir sorunlari olan briyle ayni odaya koymuslar. Keske hatirlatmasaydin.
0
sadegazoz
(11.06.26)
(6)

robot / dikey / normal süpürge

bay b
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.karar vermekte güçlük çektiğim için sizler
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.

karar vermekte güçlük çektiğim için sizlerin fikrini almak istiyorum hangi tür bir süpürge alayım? ya da robot + ucuz bir dikey / normal vs gibi mi? normalde titizimdir ama bozuk süpürge 1.5 aydır seyahat vs derken ev tatsız bir duruma geldi artık bu işi çözmem lazım. teşekkürler.
0
bay b
(09.06.26)
bana kalırsa, titiz ve kabloluya alışık bir insan için, robot+ucuz dikey işi çözmez.
bizde dyson dikeyin en son modellerinden biri var ama, kablolu süpürgeyi çıkarmaya üşendiğimiz günleri kurtarıyor ancak. kafası her yere girmiyor; istemediği taneleri almıyor; zemine göre sürekli başlık değiştirmek gerekiyor vs.. ucuzu bu kadarını da beceremeyecektir.
bu sebeple o kombinasyon titizi tatmin etmez diyorum. kablolu miele öneriliyor, bir bakın derim.
0
lil siztah
(09.06.26)
eve normal süpürge şart, robotta insani yönden şart. robot yuzelsel alsada halının içindeki en dipteki kumu çekmiyor.
6000 pa robot var üzerine normal süpürge ile geçince alttaki esas kurum/mayt/dpteki toz geliyor. ayda 1 temizlikçi kullanıyor normal süpürgeyi, ben uzun süredir normal süpürge kullanmadım.
robotta kendi mopunu temizleyen alırdım şimdiki kafam olsa, ucuz ama çekişi iyi normal süpürge şart.
iyi robot +ucuz normal süpürge.
0
eja
(09.06.26)
robot, dikey ve normal var hepsinin de amacı farklı.

Robot kaba tozu alsın diye, dikey şarjlı hızlıca bölgesel temizlik için ve standart olan da kapsamlı temizlik için.

Şarjlılarla ev büyükse kapsamlı düzgün temizlik zor. Şarjı da bela çekim gücü de normal bir makinayla kıyaslanamaz.
+1
kimlanbu
(09.06.26)
tek başına robot ev temizlemek için yeterli bi ürün değil. dolayısı ile iyi bi dikey süpürge + robot diyorum. dyson bakılabilir. v10 var memnunum. yani bütçe durumunu bilmiyorum ama sıra ile alınacaksa önce dikey sonra robot.
0
elorelia
(10.06.26)
dyson falan hikaye bir süre sonra bataryaları eski gücünü kaybediyor.

dysona vereceğin parayla robot artı uygun fiyatlı kablolu dik süpürge al.
robotu paspaslı yapanlardan seçme. gereksiz pazarlama özelliği.
+2
duyuruuser
(10.06.26)
robot + karcher wd serisi.

robot süpürge rutin temizliği yapar. Olağan dışı bir durum olursa, karcher ile dalarsınız.
+1
babilfish
(11.06.26)
(6)

site yönetim kararına itiraz

jepa
site yönetimi şöyle bir karar almış.. her dairenin sadece 1 arabası siteye girecek şekilde plaka tanımlaması yapılan bir kamera sistemi kurulmuş. örneğin aracınız bozuldu diğer aracınızla girmek istediğinizde sorun çıkarıyorlar veya ambulans geldi diyelim eskiden uzaktan kumanda ile açıp girebiliyor
site yönetimi şöyle bir karar almış.. her dairenin sadece 1 arabası siteye girecek şekilde plaka tanımlaması yapılan bir kamera sistemi kurulmuş. örneğin aracınız bozuldu diğer aracınızla girmek istediğinizde sorun çıkarıyorlar veya ambulans geldi diyelim eskiden uzaktan kumanda ile açıp girebiliyordu şu an kapıcı veya yöneticiyi arayıp girebiliyor.

sırf yönetim kurulunda böyle bir karar alındı diye bu tarz bir uygulama hukuki midir? site sakininin arabasını içeri almama gibi bir uygulama olabilir mi?
-1
jepa
(07.06.26)
Site yönetim planı ve karar defterlerini okumak lazım tek tek.
0
Mirket
(07.06.26)
Kararın neresine itiraz ediyorsunuz?
+1
en bi orijinal
(07.06.26)
@en bi orjinal herkese ait bir adet kapalı otopark var.. ama site içerisinde açık alanda da çok sayıda yer mevcut. üstelik yönetici ve bazı arkadaşları kapalı garajlarını başka amaçlarla kullanıp araçlarını garaj önüne ve sitenin çeşitli yerlerine park etmeye devam ediyor. 20 yıldır bu şekilde herkes bir sorun yaşamadan kullanıyordu.. sanırım kamera sisteminden bir komisyon aldı ki böyle bir uygulamaya gidildi. itirazım buna.
0
🌸jepa
(07.06.26)
sistem artık kurulmuş geri döndürmek zor.
kurulurken nasıl çalışacağı size bilgi verildi mi?
3 araca kadar tanımlama yapılır 1 araç içerideyken diğerleri giremez gibi bir şey olmalıydı.
0
duyuruuser
(08.06.26)
Toplantı yapılıyor ara ara, onlara katılıyor musunuz? muhtemelen orada karar alınmıştır. şimdi de itiraz etseniz, toplantıya gelseydiniz denecektir.
0
PoscheN
(08.06.26)
@jepa sizin durumu anlamak için sormuştum, bizim sitede 317 daire var iken 260 park yeri var. Biz de her daire bir araç sokabilir şeklinde karar aldık ve herkesin arabası olmadığı veya her arabası olan aynı anda sitede olmadığı için artık her geldiğimizde yer bulunabiliyor.

Sizin özelinizde yönetim planına ve genel kurul kararlarına bakmak lazım. Yorum ondan sonra daha net yapılabilir.
0
en bi orijinal
(16.06.26)
(11)

Akıllı saat kullanıyor musunuz?

artıküyeolmakistiyorum
Ben kullanıyorum ama çok dandik. Artık güzel bir saat alayım dedim ve hala bu aletlerin bu kadar pahalı olmasına şaşırıyorum.İPhone 17 kullanıyorum ve en düşük seri Se 3 alsam hiçbir özelliği yokmuş. Neredeyse hiçbir özelliği. Se 11 güzel ama o da 20 kağat. O paraya telefon satıyorlar. Huawei modell
Ben kullanıyorum ama çok dandik. Artık güzel bir saat alayım dedim ve hala bu aletlerin bu kadar pahalı olmasına şaşırıyorum.

İPhone 17 kullanıyorum ve en düşük seri Se 3 alsam hiçbir özelliği yokmuş. Neredeyse hiçbir özelliği.
Se 11 güzel ama o da 20 kağat. O paraya telefon satıyorlar.

Huawei modellerine baktım hiç içime sinmedi. Samsung da Apple gibi şarjı az gidiyormuş.

Siz ne kullanıyorsunuz?
Memnun musunuz?

Bir de her gün şarja takma olayı çok sıkıntı değil mi?
-2
artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Apple Watch 10 kullanıcısıyım, çıkardığımda yokluğunu anında hissediyorum. En çok kullandığım özellikleri sağlık, antrenman ve uyku takipleri. Bildirimler ve cevaplama durumları da bonus oluyor. Güzel alet bence, SE serisini tavsiye etmiyorum pek
0
suicmeyenadam
(07.06.26)
Saatten bildirim okuma, telefonla konuşma gibi bir beklentim yok bu arada.
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
se 3ün nesi kötü ben anlamadım hangi özellik yok mesela sana lazım olan ekg falan mı?
apple watch bence alma. her gün şarj etmek kötü. saatin uyku takibi özelliği var mesela ama şarjı bittiği için uyurken takamıcaksın ya da şark döngüsünü ona göre düzenleyeceksin.
huawei kullanıyorum ben şarjı 2 hafta gidiyor. daha çok sporda kullanıyorum. arada adımlarıma nabzıma vs bakarım. onun harici telefonum full sessizde saat titriyor o açıdan iyi.
+1
jelly bear
(07.06.26)
Boş paketmiş işte ağa ve söylediğin gibi şarj işi çok sıkıntı. İş seyahatine çıksan bir de saatin şarjını dert edeceksin
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Bir gün arıza yapar, kullanamaz olursam, sorunu çözene ya da yenisini alana kadar kendimi çok çaresiz hissedeceğim tek alet.
Mesaj, bildirim okuma, arayanı görme, uyku takibi, sağlık, alarmlar, hatırlatıcılar, düşme takibi nedeniyle kendimi güvende hissetme, egzersiz, nabız takibi,
aklıma gelenler bunlar, makarnayı suya koyunca Siriye süre tutturmak zevkli oluyor.
Alıştım, her akşam belirli bi saatte şarja takıyorum. Hiç şarj sorunu yaşamadım yıllardır.

Edit: Seri 6. Ekg çekiyor.
+2
Mirket
(07.06.26)
Sizdeki hangi model hocam? Şarj sorun olmuyor mu?
-1
🌸artıküyeolmakistiyorum
(07.06.26)
Mirket +1

Amacınız telefon yakınınızda değilken gelen çağrıyı veya mesajı görmek ya da yanitlamaksa Huawei bu işin piri konumunda bence.
şarj süresi normal kullanımda 10 gün gitmekte.



Çağrı cevaplama ve mesajları okuyabilirsin.

Inceleme videolarını bakmani tavsiye ederim. Oldukça uygun modelleri olmakla birlikte şık modelleri var.
0
kaiserr76
(07.06.26)
Gunde kac adim attigim umrumda degil.

Enfes bir seiko saatim var baktikca orgazm oluyorum.
-3
baldur2
(07.06.26)
huawei watch 4 pro kullanıyorum.
-2 cihaz tek numarayı destekliyor. bu önemli. yürüyüşe çıkarken telefon almıyorum yanıma ve isteyen ulaşıyor.
-nfc var. çoğu yerde saatten temasssız ödeme yapıyorum
-şarj 7 gün gidiyor. ben duşa girerken takıyorum saati şarja. daha bittiğine denk gelmedim.

tabi bunlar benim en sevdiğim özelliklerim sağlık tarafında 10larda özelliği var.

www.akakce.com
0
renegade
(08.06.26)
Apple Watch 9 kullanıyorum. Spor aktivitesi ve harcanan kaloriyi söylesin başka beklentim yok. Eşim Garmin kullanıyor şarjı çok uzun gidiyor.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(08.06.26)
hem özelliklerini kullanmayacağım diyorsun hem de "boş paket" diye almak istemiyorsun "dolu paket"lere pahalı diyorsun.

mi band 10 pro alabilirsin 20 gün şarjı gidiyor, uygun fiyatlı ve modelin en dolu paketi.
+1
duyuruuser
(08.06.26)
(19)

aracın trafikten men edilmesi

kibritsuyu
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil."şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.aracın ne kabahati va
son zamanlarda özellikle sosyal medyada gördüğüm, kesilen trafik cezaları ile ilgili anlamadığım bir nokta var.

bahsettiğim aracın uygunsuzluğu, egzoz vs değil.

"şoför alkollü yakalandı, bilmemkaç lira ceza yedi, ehliyetine 6 ay el kondu, araç 60 gün trafikten men edildi" deniyor.

aracın ne kabahati var ki? alkollü yakalanan sürücüye ceza kes, ehliyetini de al, bunlar tamam. aracın kabahati ne? arabayı bıraksanız da başkası kullansa olmuyor mu?

hayatımda alkollü direksiyon başına geçmedim, park cezası dışında ceza yemişliğim de yok. başıma geldiği için değil, sırf merakımdan soruyorum.
-1
kibritsuyu
(04.06.26)
Ceza dediğimiz şey, suçlunun canını acıtmak değil mi?
Bilmiyordum öyle bir ceza olduğunu. Hoşuma gitti. Caydırıcılığı yüksek.
+2
Mirket
(05.06.26)
olay daha çok aracın alıkonulması olarak algılıyorum ben. yani sen desen ki bu aracı başkası kullanabilir, araca el koymuyoruz gelsin alsın diye... o ehliyetine el konan kişi o aracı yine kullanır. her gün çevirmeye girmiyor sonuçta, her gün ehliyet sorulmuyor. araç elindeyse kullanabilir.
+6
konetsu
(05.06.26)
çevirmeyi yapanlara da bağlı olarak, o sırada limitin altında çıkmayan kimse yoksa arabada birilerini çağırıp arabayı bağlatmadan devam edebiliyorsunuz yola. Polis çevirme noktasında beklemeni istemezse çekiciyi hemen çağırıyor
0
klassno
(05.06.26)
suçlunun canını acıtalım. yüksek para cezası keselim, suçluya ait ehliyete el koyup araç kullanma yetkisini elinden alalım.

soru da bu zaten, arabanın suçu ne? arabayı cezalandırdığın zaman hiç suçu olmayan, konuyla alakası bile olmayan, o arabayı kullanabilecek başka bir aile ferdini de cezalandırmış oluyorsun. alkollünün ehliyetini aldın zaten o kullanamaz. başkası niye kullanamasın?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Alkollüye arabasını verenin, kullandıranın da canı yanıyor böylece.
Babasının ya da şirketin arabasıyla aleme akan kişi, alkol almama konusunda daha büyük baskı hissetmez mi?
+3
Mirket
(05.06.26)
iyi de suçun şahsiliği diye bir şey var.

düşün mesela adam ailesiyle oturduğu evin bir odasında illegal madde üretiyor.

polis gelsin, adamı götürsün tamam, mahkeme tutuklasın, para cezası versin tamam. ama ailesini de sokağa atıp eve el koysa, "burada imal etti, evini kullandıranın da canı yansın" dese olur mu?
0
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Yeterince izah edilmiş ama idrak etmemek için direniyorsun. Verdiğin örnek de alakasız.
+1
kullaniciadimvar
(05.06.26)
yeterince izah edilmemiş, verdiğim örnek de bire bir aynısı. ortada suç var, suçlu var, suçla alakası olmayan kişiler var ve içinde suç işlenmiş bir mekan var. daha nasıl alakalı olabilir?

idrak ediyorum ama ikna olmuyorum. demek ki ikna edebilmek için daha mantıklı argümanlara ihtiyacınız var.

varsa söyleyin, yoksa "anlatılmış ama anlamıyon" diye salak muamelesi yapmanın alemi yok.

hadi sizin güzel hatırınız için ruhsat sahibi başkası ise ona da ceza verelim, arabasını sarhoşa verdi diye.

hala ikna olmuyorum. ARABANIN, o içinde motor ve koltuklar olan tekerlekli teneke parçasının suçu ne?

"canını yakmak için malına el koymak", "baskı hissettirmek için alakasız kişileri de mağdur etmek" şeklinde bir cezanın mantığı nedir?

direksiyon başında telefonla konuşurken yakalanan adamın da telefonunu alalım. hatta herhangi bir trafik cezası yiyen adamın malına mülküne de çökelim, böylece bunun korkusuyla baskı hissetsin.

böyle ceza mı olur?
-1
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
doğru mesela evde o arabayı iki kişi kullanıyorsa fena bi durum. Ama devlet insanların ehliyetsiz de o arabayı kullanacağını öyle kanıksamış ki arabaya el koyuyor demek ki.

youtu.be
Burada anlatılan Almanlar gibi olmadıkça bu böyle devam eder. :D
+2
nhk ni youkosu
(05.06.26)
Merak ettim, biraz baktım, anladığım kadarıyla ikinci kez alkollü araç kullanırken yakalanmak ya da aracın sigortasız olması gibi durumlarda araca da ceza geliyor. İlk kez ceza yazıldığında araç trafikten men edilmiyor.

Bizim başımıza daha saçması geldi. Eşime alkollü araç kullanmaktan ceza yazıldı. (Limit altında olduğuna emindi, hastaneye gidip kan verdi, itiraz davası açtı, ceza iptal edildi. Bu da 3,5 ay sürdü ama o ayrı mesele.)

Yanında yabancı bir arkadaşımız vardı, onun ehliyetini kabul edip arabayı ona teslim ettiler. Ama itiraz davası sürerken arabanın muayene vakti geldi, ruhsat eşimin üstüne, eşimin ehliyeti alınmış, biz bu ceza gözüktüğü için araca muayene randevusu alamadık. Bu sefer ben çevirmeye girsem muayenesiz araç diye ceza yiyeceğim. Arabayı trafikten men etmeseler de bir saçmalık çıkarmayı beceriyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(05.06.26)
belirli şartlarda oluyor zaten ama amaç caydırıcılık. akp nin belki de tek düzgün uygulaması. bana kalsa aracın anahtarla boydan boya çizilmesi, çamurla sıvanması, arka cama tehlikeli sürücü yazılması gibi şeyler bile yaparım. yokssa gçmen kaçakçılığında kullanılan araçlar, sahibinin haberi yoksa yüzlerce kilo uyuşturucu yakalanan araçlar bile trafikten men edilmiyor.
+1
ground
(05.06.26)
alkollü araç kullanan adamın malını 2 aylığına müsadere ediyor işte. ceza gibi ceza. daha ne yapsın!?
+3
babilfish
(05.06.26)
birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler.

aracın trafikten men edilmesi de aynı şekilde. araç sahibi aracıyla işlenen kabahatlerden sorumlu. aracının düzgün kullanılmasını tesis etmek durumunda. ufak tefek kabahatlerde sadece para cezası varken, bazı daha büyük kabahatlerde araç trafikten men edilerek araç sahibine "bilader buna neden izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" denilmiş oluyor. aracın trafikten men edilmesi için de, ehliyetsiz kullanmak, alkollü kullanmak ya da aracın suça falan karışması gerekiyor sanırım.

olayın ölçeğini küçültelim. sen bana arabanı verdin. ben de gittim olmadık bir yere park ettim, park cezası yazdılar. ceza plakaya yazılıyor, benim ehliyetime gelmiyor, sen ödemek zorunda kalıyorsun. "ben kullanmıyordum, co2s2 kullanıyordu" desen bile, devlet "bilader neden buna izin verdin, neden arabana sahip çıkmıyorsun?" demiş oluyor. işlediğim kabahatin ölçeğini büyütünce, devlet de sana daha ağır cezalar kesiyor, çok çok büyütünce de aracı trafikten men ediyor.
+3
co2s2
(05.06.26)
Fransa'da bu tarz haberlere bakarken karşıma çıkıyor; ehliyeti önceden kaptirmis zaten, ehliyet olmadan kullanıyor arabayı.
O sebepten mantıklı çünkü bu mallar hiç umursamadan devam edecek, altından arabasını da alıyorsun ki gene yollara düşemesin.
Bir kere alkollu yakalanır da ikincisi artık salaklik kategorisinde olur ve bu kişinin arabasi olmamali.
+3
logisticsmanager
(05.06.26)
"birisi senin telefonunu alsa yasadışı bir telefon görüşmesi yapsa, senin de başın derde girer. ya da evine gelip yasadışı bir websitesine girse, senin de başın derde girer. bu yüzden telefonunu kimseye vermemeni, herkese wifi şifreni vermemeni tavsiye ederler."

ya işte tam olarak onu soruyorum zaten abi. biri benim telefonumu alıp yasadışı iş yaparsa BENİM başım belaya girer, TELEFONUMA bir şey olmaz. alırlarsa en fazla incelemek için alırlar, telefonsuz kalsın da aklı başına gelsin diye değil.

benim internetimden girip yasadışı iş yaparlarsa BENİ alır götürürler, İNTERNETİMİN başına bir şey gelmez, modemimi söküp el koymazlar internete bundan girilmiş diye.

arabanın sigortası yoksa, uygunsuz egzozu varsa, muayenesi yoksa, şasi numarası tutmuyorsa, ne bileyim arabayla ilgili bir sıkıntı varsa al götür parka çek arabayı. şoförü suç işledi diye altındaki arabayı niye alıyorsun?
+2
🌸kibritsuyu
(05.06.26)
Asıl saçma olan ehliyete el konulması. Çünkü ülkenin yarısı ehliyetsiz araç kullanıyor. Ehliyetinin olmaması, el konması veya iptal edilmesi araba kullanmasına engel değil.
Arabanın bağlanma olayı araba kullanmasını engellemenin tek yolu tabi tek arabası varsa. Araba başkasının ise o zaman sahibi böyle birine araba vermemeli. Verdiyse sonuçlarına katlanmalı.
Ayrıca drift cezası, abartı egzost, modifiye gibi cezalarda araç bağlama en etkili yöntem. Çünkü araba bunu yapan tipler için en değerli şey. Bu elinden alınarak cezalandırılması kadar doğal birşey yok. Bu bile yetersiz bana kalirsa trafikten men bir daha o aracı geri alamama olmalı.
Aynı durum taksi sahipleri için de geçerli. Şoför yolcuyu dolandırıyor, yolcu seçiyor cezası sadece ehliyete el koyma, taşıma belgesi iptali olamaz. Ona bu aracı verenede ceza kesiliyor.

Veya Alkollü araç kullanmanın cezası doğrudan hapis olmalı. Öyle yok ilk sefer 6 ay yok ikinci sefer şu kadar ehliyete el koyma, arabaya el koyma saçmalıkları olmamalı.
+1
my fault
(05.06.26)
cezayla canını acıtmak için değil.

adam zaten kurallara uymadığı için ceza alıyor.
arabayı bağlamazsan ertesi gün yine kullanacak.

2 ay arabasız kalınca cezanın caydırıcılığı yükseliyor.
+3
duyuruuser
(05.06.26)
@kibritsuyu : devlet "arabanı ona buna verme, senin de başına belaya girer" diyor. kaldı ki pratikte işler böyle yürümüyor. mesela araç sahibi olmayan şöför alkollüyse, aracı hemen bağlamıyorlar, araçta başkası varsa kullanmasına izin veriyorlar ya da araç sahibi yakında bir yerdeyse gelip aracını almasına izin veriyorlar.
+3
co2s2
(05.06.26)
araba suç mekanı değil, suç aleti. söylediğin örnekte, o illegal maddeleri üretmekte kullandığı aletlere de el koyarlar zaten. mesela benim tenceremdi bırakın diyemezsin.

arabayı evde başkalarının kullanacak olmasının bir önemi yok. mal sahibi kimse cezayı o çekmiş oluyor arabasız kalarak.

arabasız bırakmak hem caydırıcı ceza, hem o suçun tekrar işlenmesini önlemek demek.

yani arabasız bırakmak bir ceza yöntemi. araba cansız bir varlık sonuçta, arabaya verilen bir ceza değil bu.

tam doğru bir örnek mi şu an emin olamadım ama mesela küçük bir iş yeri düşün. patron, o şirketiyle bi haltlar çevirse o şirket kapatılır. çalışanlar da işsiz kalır suçları olmamasına rağmen. şirketi bırakın biz çalışalım diyemezler.

telefonu da incelemek için aldıklarında, o kadar da kısa bir süre sonra vermiyorlar. o da temkinli olman için bir ceza işte.

ayrıca evde işlenen suça bağlı olarak, suç mahali olduğu için gerektiği kadar süre kullanım yasağı koyabilirler, mekanları mühürleyebilirler.
+2
art cat chocolate
(05.06.26)
(6)

Manuel Motor mu yoksa Otomatik Motor mu kullanmalıyım ?

madridista19021902
Daha önce motor kullanmadım. Nasipse ehliyetimi önümüzdeki ay alacağım. Direksiyon dersinde manuel motor üzerinden eğitim alacağım. Ehliyetimi aldıktan sonra manuel motordan mı devam etmeliyim yoksa otomatik motordan mı? Çok hız merakım yok ama motoru gün boyu kullanmak ve gezmek istiyorum. Manuel ö
Daha önce motor kullanmadım. Nasipse ehliyetimi önümüzdeki ay alacağım. Direksiyon dersinde manuel motor üzerinden eğitim alacağım.

Ehliyetimi aldıktan sonra manuel motordan mı devam etmeliyim yoksa otomatik motordan mı?

Çok hız merakım yok ama motoru gün boyu kullanmak ve gezmek istiyorum. Manuel öğremişken de manuelden devam etmek doğru mu olur ? Kimisi ehliyet aldıktan sonra otomatik al rahat kulllanırsın diyor. Kararsız kaldım. Ne tavsiye edersiniz bana ?
0
madridista19021902
(02.06.26)
Özellikle trafiğe alışana kadar otomatik daha iyi. Manuel ile başlanmaz mı? Başlanır tabii. Ama acemiliği atana kadar debriyajdı, vites düşürmeydi vs. gibi şeylerden çok trafik akışına odaklanmak daha iyi olacaktır.

Sonrası ise kullanmak istediğin tarza bağlı. Naked ya da Racing model istiyorsan manuele alışman gerek. "Onlara gerek yok, maksat gezmek" diyorsan otomatik daha iyi.
0
himmet dayi
(02.06.26)
motora başlamadan önce, kafamda ilk olarak scooter alma fikri vardı. ilk eğitimi aldığım hoca, scooter'ın küçük lastik çapının başlangıç için yeteri kadar güvenli hissettirmeyeceğini söyleyince başlangıç için olan manuellere yöneldim. şimdi halimden gayet memnunum. "yoruyor, otomatiğe geçsem mi?" vd fikirler hiç oluşmadı.
ilk aşamada manueli öğrenmek biraz daha zor gelebilir tabii, çünkü aynı anda iki el ve iki ayağın ayrı görevler yapmasına alışmak biraz vakit alabiliyor. alışınca otomatikleştiğinden son derece kolaylaşıyor.
bence kullanmak istediğiniz motor türüne karar verip ona göre ilerleyin.
0
lil siztah
(02.06.26)
aynı soru benimde kafamı çok kurcalamıştı, otomatik aldım.
iyi ki de otomatik almışım.

çünkü şehir içi şehir dışı fark etmez, trafikte arabaların ayrı motorların ayrı akışı var, bu akışı öğrenmek çok önemli.
bunu öğrenene kadar otomatik kullanmak stresi azaltıyor.

ayrıca şehir içinde mutlaka trafiğe takılıyorsun otomatik daha konforlu.
0
duyuruuser
(02.06.26)
hiç motor kullanmamıştım A sınıfından direkt başladım. 450cc bir motor aldım 4k km oldu. Vitese alışmaktan korkuyordum dünyanın en basit sistemiymiş. Yani anadolunun köylerinde millet mobilet kullanıyor vitesli ne kadar zorlayabilir?

ben bunu kurgularken uzun yol gitmek için kurgulamıştım. Şehir içinde daha çok kullanacaksan scooter en ideali
0
croswell
(02.06.26)
şehir içi ise otomatik
şehirler arası ise zaten manuel
hobi amaçlı arada gezinti amacıysa manuel
hemen her gün kullanırım dersen otomatik
düşük cc kullanırım hız tutkum yok, sakin tatlı süreyim otomatik
yüksek cc hız viraj tutkunuyum dersen vitesli manuel.

vitesi bil ama otomatik kullan. vitesin bir numarası yok bu arada. tabi kullanan için kolay olabilir. önemli olan motorla ne yapmak istiyorsun, o sana yol gösterecek
0
erty_ksk
(02.06.26)
Uzun süre otomatik Nc750 ve Forza kullandım şimdi manuel kullanıyorum, zor değil alışınca otomatikleşiyor ama her dur kalk yapışımda gözünü seveyim otomatik diyorum. Hele ki Honda'nın DCT 'si bambaşka idi.
0
creepy
(02.06.26)
(3)

Sabiha gökçen'den Şişli'ye nasıl giderim?

runaway
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
Havaalanından doğrudan giden bir otobüs veya servis gibi bişey var mı?
0
runaway
(02.06.26)
Belediye otobüsü var mı bilmiyorum ama varsa da uğraşmayın, değmez.

Trafik saati değilse Havabüs'le Taksim'e gelirsiniz, oradan da taksi/metro/otobüs/yürüme Şişli'ye kolayca ulaşırsınız.

Trafik saati ise SAW'dan metroyla Söğütlüçeşme, Söğütlüçeşme'den Marmaray'la Yenikapı, Yenikapı'dan metroyla Şişli.

tnz ve cosmicstring’in haklı uyarısı var: Söğütlüçeşme değil, Ayrılıkçeşmesi olacak.
+4
10551037
(02.06.26)
iki vesait ile kolayca ulaşabilirsin.

havalanından m4 metrosuna binip ünalan durağında inerek metrobüse binersin. metrobüsten mecidiyeköy durağında inersin.
+1
duyuruuser
(02.06.26)
eğer yükün varsa en konforlusu, sabiha gökçen içinde otobüs durakları var. e3 diye bir otobüs vardı 4. levent metroya kadar geliyor. havaalanı otobüsün kalkış yeri olduğu için oturabiliyorsun da. bavullar da orta kısma vs istifleniyor :) annemle babamı kaç kere böyle bodrum'a gönderdim yanlarında taşıyamayacakları kadar bir sürü bavul ile :)

20 dakikada bir kalkıyor, 3 bilet alıyordu benim hatırladığım. 4. levent'ten de taksiyle, ya da taşıyabilirim bavulları dersen metro ile -tabii şişli'nin neresine gideceğin de önemli- istediğin yere gidersin.

en konforlu fiyat/performans ulaşımı bu olur. havabüs vs muhtemelen daha pahalıya gelir.

EKLEME: bu arada metro + metrobüs tercih ederseniz baya bir yol yürüyorsunuz, havaalanı içinden metro'ya giden yol da çok uzun, metrodan inip metrobüse yürüdüğünüz aktarma da öyle.
+3
makbur
(02.06.26)
(7)

Borsa'da oynayanlar, diğer yatırımcılara soru

gadlemler
Üyesi olduğunuz whatsapp grupparı, telegtam gruoları ya fa sosyal medya abonelikleri nelerdir? Mesaj da atabilirsiniz farketmez...Finansal okur yazarlığa merak sardım ve 40bin tl civarı düşe kalka yatırım yapma sistemini öğrenmeye adım atıyorum. Bu tarz geuplarla ilgili önerileriniz var mıdır?
Üyesi olduğunuz whatsapp grupparı, telegtam gruoları ya fa sosyal medya abonelikleri nelerdir? Mesaj da atabilirsiniz farketmez...
Finansal okur yazarlığa merak sardım ve 40bin tl civarı düşe kalka yatırım yapma sistemini öğrenmeye adım atıyorum.
Bu tarz geuplarla ilgili önerileriniz var mıdır?
0
gadlemler
(01.06.26)
Borfin benzeri kurumsal bir yerden eğitim almanı,
Mahvi Hocanın ekonomi ve finans konulu bütün kitaplarını okumanı,
Hatta bir uzaktan eğitim lisans programının tüm iktisat kitaplarını edinip çalışmanı,
Ülke ve Dünya siyaset ve ekonomisi hakkında, geleceği okuyabilecek kadar bilgi edinip takip etmeni,
Whatapp ve telegram gruplarından uzak durmanı
Ayaküstü yanlış hesaplamadıysam 28 yıllık borsa tecrübemle öneririm.
0
Mirket
(01.06.26)
O tarz gruplar dolandirici oluyor.

Düse kalka ögrenmek diye bir sey yok. Hic para kaybetmemen lazim.

Index fonlara yönel derim.
Yatirim nedir diye bir youtube kanali var. Onlari izleyebilirsin. Onlarin da mesela gruplari yok ama sürekli birileri insanlara mesaj atip onlar olduklarini iddia edip sacma sapan seylere para yatirtiyor.
0
Purple life
(01.06.26)
borsada "oynayan" aradığına ve telegram grubu sorduğuna göre hızlı bir batış yaşaman işten bile değil.

tefas yatırım fonlarını al geç. hiçbir kitap okumana, bu işlere kafa patlatmana gerek yok. normal bir vatandaşın fonlardan daha fazla kazanması imkansız. aşırı şanslı bir şey yakalamadıysan.
+2
yazar yazmaz yazan yazar
(02.06.26)
purple +1
eksilemişler ama şuna katılıyorum;
"Düşe kalka öğrenmek diye bir şey yok. Hiç para kaybetmemen lazım"

uzun, orta, kısa vadeli kendine göre bir strateji belirledikten sonra kayıplar minimum oluyor.
3 bundan 5 bundan alayım giderse gitsin demek sağlıklı değil.
+1
duyuruuser
(02.06.26)
öncelikle tabii oynanmıyor :)
tr borsası ise geçmiş olsun ne yaparsan yap göklerden gelen bir karar vardır. teknik, temel hangi analizi öğrenirsen öğren pek işe yaramaz.

insider bilgi alabiliyorsan en güzel getiri bu.

abd borsası için ise bol bol haber takibi, sektör analizi öneririm. daha çok faydasını görürsünüz
0
croswell
(02.06.26)
borsada elbette oynanıyor ama trader isen.
oyun dediğinde de işin içine strateji, mental savaş, risk yönetimi vs. giriyor. tüm bunlar da ciddi bir tecrübe gerektiriyor.

tabi trading borsadan para kazanmanın tek yolu değil. aklına yatan sektörlere para yatırmak veya düzenli şekilde hisse biriktirmek de ayrı yöntemler.

bu konuda işine yarayacak grup bulman zor iş. çoğunluğu milleti düdükleme amacıyla kurulmuş. hangi yolu seçersen seç önce iyi bir eğitim almaya bak.
0
lazpalle
(02.06.26)
Ozellikle gruplar ve internette coluk cocuk cok fazla. Bir kere sahipleri kim, kimden tavsiye aldiginizi bile bilmiyorsunuz cogu zaman. Dolayisiyla sosyal medya uzerinden ilerleyecekseniz bile gecmisinden, tecrubesinden emin olduklariniza yonelin. Mesela bu kisi nerede egitim almis, hangi sirketlerde calismis vs. Mesela Ceren Sever'i tavsiye ederim: www.youtube.com
0
Sour
(03.06.26)
(6)

yandex kurumsal mail ücretli mi oldu?

kibritsuyu
senelerdir kendi com.tr uzantılı mail domain'imi yandex kurumsal mail'den aldığım ücretsiz hosting ile kullanıyorum.birkaç gündür mailleri alma ve göndermede sıkıntı yaşıyorum. web üzerinden girdiğimde de "sadece görüntüleme yapabilirsiniz" diyor. bakiye yükleyin, paket alın falan diyor.böyle habers
senelerdir kendi com.tr uzantılı mail domain'imi yandex kurumsal mail'den aldığım ücretsiz hosting ile kullanıyorum.

birkaç gündür mailleri alma ve göndermede sıkıntı yaşıyorum. web üzerinden girdiğimde de "sadece görüntüleme yapabilirsiniz" diyor. bakiye yükleyin, paket alın falan diyor.

böyle habersiz selamsız sabahsız ücretli falan mı oldu? hadi ücretli oldu, nereden satın alacağız, bakiye yükleyin falan diyor, nereden yükleyeceğiz, kaç para oldu, bir şey yazmıyor. tıkladığım bütün siteler de rusça çıkıyor.

sorular:
1. nereden ne yapacağım?
2. alternatif olarak kendi com.tr uzantılı domain'im ile sadece mail host edebileceğim ücretsiz veya makul ücretli bir hosting servisi önerebilir misiniz? web sitesi falan yok, sadece 1 veya 2 mail adresi.
0
kibritsuyu
(01.06.26)
soyle bir bilgiye ulastim google uzerinden:

Yandex, uzun bir süre ücretsiz sunduğu kurumsal e-posta ve bulut hizmetleri için tamamen ücretli modele geçmiştir. 20 Mayıs 2026 itibarıyla şirketler için ücretsiz kullanım seçeneği kaldırılmış olup, hizmetin kullanımı ücretli tarifelere bağlanmı

ayrica:
360.yandex.com.tr

2 icin google workspace tavsiye ederim. iki mail adresi icin en dusuk pakette aylik 170 lira oduyorum. tabi ki fiyat zamanla artacak fakat benim derdim maillerin ulasmasi. kendi mail sunucumu kullandigim bir zaman oldu, surekli diken ustundeydim acaba maillerim ulasti mi diye. (ulasmamis) neyse, google workspace kurulumu cok kolay, yardim lazim olursa mesaj atabilirsin her zaman.

bu arada kimse bu hizmeti ucretsiz sunmaz. sunuyorsa mail ulasiminda mutlaka sikinti olur. yandex sanirim bilinirlik icin kampanya yapmisti.
+1
arakaali
(01.06.26)
yıllarca ücretli olarak superonline kullandım. sonra bunlar turkcell ile birleşince siteleri değişti bir şeyler oldu, kullanmam zorlaştı. yandex de ücretsiz falan diyince buna geçtim, yıllardır da kullanıyorum.

hayır bi de işin kötüsü, bazı mail gönderdiğim yerlerde sunucu olarak rusya uzantılı kaynaktan geliyor diye spam'e falan da düşüyorum. böyle de sıkıntıları vardı.

google'a bir bakayım. mail göndersin alsın yeter. kendi mail domain'imi kurabileceğim yere nereden girebileceğimle alakalı link gönderebilirseniz yeterli şimdilik. sanırım gerisini kendim halledebilirim.

bir de metunic'ten ayarları değiştirmem lazım tabii.
0
🌸kibritsuyu
(01.06.26)
hocam google kolaylik icin adim adim ilerliyor. asagidaki adresten "ucretsiz test edin"i secerek baslayabilirsin. yanlis hatirlamiyorsam 1-2 hafta ucretsiz test ettiriyordu ondan sonra para cekmeye basliyordu.

workspace.google.com
+1
arakaali
(01.06.26)
1-2 kişi kullanıyorsanız google workspace'e para verirdim.
geçiş yaparken yandexdeki maillerin yedeklerini almayı unutmayın.
0
duyuruuser
(01.06.26)
ben de zamanında google workspace'de beleş diye geçmiştim. bir hafta on gün önce kapandı. para vermeye de değmeyecek bir servis. ben de kendi hostingimin düz mail sistemine geçtim. imap ile de eski mailleri de imapsync ile taşıdım. benim 20 yıllık 5 mail adresini taşımam bir günden fazla sürdü gerçi.
0
Efoody
(01.06.26)
Yandex aslında bir kaç yıl önce ücretliye geçti ama az hesabı olan ve fazla kullanılmayan hesaplara dokunmuyorlardı. Zoho kullanabilirsiniz fiyatı diğerlerine göre makul.
0
creepy
(02.06.26)
(7)

2-3 yaş oyun grubundaki çocuklara hediye ne alınır?

fistikthecat
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
doğum gününde biz hediye alıyormuşuz. 12 kişiler. ne alınabilir?
0
fistikthecat
(01.06.26)
çıkartmalı dergiler
0
pide
(01.06.26)
ne alırsanız alın, hepsine aynı şeyi alın. sonra hediye paylaşıcaz derken birbirlerini yerler :D
+3
lil siztah
(01.06.26)
bütçe belirtmemişsiniz.
hepsi aynı yerde açacaksa hepsine aynı şey +1
herkes oyuncak düşüneceği için herkese birer tişört ya da bütçeye göre şort tişört takım olabilir.
-1
elorelia
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, yapıştırma vs
+4
kaiserr76
(01.06.26)
Baloncuk yapan oyuncak, bayılıyorlar.

Sticker kitapları, oyun hamuru da severler.

Hepsine mümkünse aynı renk, tip alın ki problem olmasın.

Nice güzel senelere bu arada :)
+1
purplee
(01.06.26)
hepsine oyuncak müzik aleti alın aileleri çok sevinecektir.
şaka bi yana sticker kitaplarını çok seviyorlar,
alternatif olarak erkeklere araba
kızlara barbie türü bebek de olabilir.
hareketli oyuncakları çok seviyorlar.
-2
duyuruuser
(01.06.26)
baloncuk oyuncağı olmaz.

içinde hangi kimyasalların olduğu belli olmayan, nerdeyse yarım bardağa denk gelen bir sıvıyı barındıran, kapağı açıldığında hepsi birden dökülebilen bir tüp.

2-3 yaş çocuğunun sağı solu belli olmaz, kaşla göz arasında fondip bile yapabilir o plastik şişeyi.

bunun haricindeki bütün tavsiyeler +, değişik kutu oyunları 2-3 yaş için mesela; www.cimri.com grup halindelerse toplu halde bir şeyler yapmak için de eğitici oluyor bu tarz oyunlar
0
makbur
(02.06.26)
(4)

Saçın aşırı yağlanması sorunu

ezkaza
Kendimi bildim bileli yağlı bir cildim var. Saç da aynı şekilde. Son bir kaç haftadır saçlarım aşırı yağlı. Yani sabah duş alıyorum akşama bile kalmadan gün içinde yağdan geçilmez hale geliyor. Şampuan olarak dercos kullanıyorum 1 yıldır. Benzer durumda olup kurtulab var mı? Kaç kez doktora gittim,
Kendimi bildim bileli yağlı bir cildim var. Saç da aynı şekilde. Son bir kaç haftadır saçlarım aşırı yağlı. Yani sabah duş alıyorum akşama bile kalmadan gün içinde yağdan geçilmez hale geliyor. Şampuan olarak dercos kullanıyorum 1 yıldır. Benzer durumda olup kurtulab var mı? Kaç kez doktora gittim, kenozol yazıp gönderiyolar.
0
ezkaza
(21.05.26)
saç derisi kuruyan cildi düzenlemek için ekstra yağ üretiyor olabilir.
aşırı agresif şampuan kullanmayın ki çok kurumasın. kuruluk geçince belki yağ üretimi de yavaşlar (uzun vadede)
0
sttc
(21.05.26)
Aynı sorunu yaşıyorum tam çözüm bulamadım ama dercosu her yıkamada kullanmayın diyorlar bir o bir herhangi bir ürün şeklinde kullanılmalıymış. Derma çözmüyor bence bu işi hormonlara baktırmak lazım. androjen hormonları artmış olabiliyor, bende pcos çıktı örneğin. Kortizol seviyesini arttıran bi dönemdeyseniz o da çok etkili oluyor
0
denizkenarısandalye
(22.05.26)
bende de aynı problem var.
bunun kesin bir çözümü yok maalesef. ancak her gün yıkayınca daha çok azıyor.
günü kurtarmak için bir süre kuru şampuanı çantanda taşıyabilirsin

Şunu anlamadım; adı şampuan diye kenozol yazmaları ne alaka, o mantar ilacı.
0
duyuruuser
(22.05.26)
Aman ezkaza :) sac kremini sac diplerinize, deriye falan surmeyin. Sac kreminin boyle kullanilmamasi gerektigi bin yildir bilinen bir sey, sac diplerinize degdirmeden uclara dogru, abartili olmayan bir miktarda kullanin yoksa saclari yaglandiran ve doken bir sey. Sorununuz katlanmasin.

Teyit edemediginiz, kulaktan dolma bilgilerle de hareket etmemenizi tavsiye ederim yalnizca. Umarim yakin zamanda bir sonuca ulasir bu sikintiniz.
0
bosver nicki
(22.05.26)
(10)

radar uygulaması- ios-

OgutucuRecep
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
yarın yola çıkacağım inşallah. kullandığınız güzel radar uygulaması var mı?
-10
OgutucuRecep
(21.05.26)
yolların sağ tarafında aşağıdaki gibi görseller var, onları kullanabilirsiniz.

encrypted-tbn0.gstatic.com
+17
klassno
(21.05.26)
ya boş cızırtı yapmayın
bomboş yolda 70 ile gidersen
arkandan söverler adamlar.
-20
🌸OgutucuRecep
(21.05.26)
Radar diye aratın, emniyetin çıkan sayfasındaki rota bilgilerini girince nerde ne var cinsinden bilgi veriyor. Yola çıkacağınız gün bakın güncel bilgi için.
www.icisleri.gov.tr
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(21.05.26)
"Meteoroloji genel müdürlüğü uygulamasının radar görüntüsü gayet iyi" demeye gelmiştim, konu çok başkaymış.

Bomboş yolda hız sınırında giden insana, madem yol boş, kim sövüyor?
+8
kobuzchu kiz
(21.05.26)
"radar uygulaması" diye bir şey yok. uygulama polis arabasının nerede duracağını nasıl bilebilir?

ancak şu şekilde bilebilir, oradan daha önce geçen kullanıcılar harita üzerinde "şurada radar var" diye not bıraktılarsa bilebilir ve diğer kullanıcılara bildirebilir.

bir kullanıcı radarın yerini görüp bu bilgiyi uygulamaya girmediği sürece bunu öğrenme şansın yok. bu bahsettiğimi yapan da google haritalar, yandex maps gibi popüler uygulamalar olabilir ancak. bir kullanıcı a uygulamasına, öteki b uygulamasına girerse diğer uygulamayı kullananın hiçbir işine yaramaz. bilgilerin toplandığı ortak bir veritabanı yok çünkü.

radarı tespit eden yasadışı özel cihazlar var. satışı, kurulması, kullanması yasak. radarın hız tespit etmek için gönderdiği sinyalleri yakalayıp radarın varlığını tespit ediyor. ama bu cihazları bulundurmanın ayrı, kullanmanın ayrı, radarın yerini tespit etmenin ayrı çok büyük cezası var, arabayı da bağlarlar, hapse bile girebilirsin.

naçizane tavsiyemi en sona sakladım ki hepsini oku, boş vaatlere kanıp uygulama indirme.

devlet radarı gizleyerek vatandaşına tuzak kuramaz, yasak. hiçbir uygulamaya gerek kalmadan az öteye radar kurduğunu söylemek zorunda.

www.ilgitrafik.com

uygulamayı kontrol etmek yerine gözün açık olsun, şu tabelayı kontrol et. her radarın 1 kilometre kadar önünde bunun gibi bir tabela olmak zorunda. sabit radarlar için sabit uyarı levhaları var zaten "bu yolda radarla hız ölçümü yapılmaktadır" diye.

ha bir de geçen sene yandex maps uygulaması, hız sınırı tabelasını görmemişsen bile nerede hangi hızla gitmen gerektiğini güncel olarak gösteriyor.

iyi yolculuklar.
+2
kibritsuyu
(22.05.26)
google y ada chrom haritayla gidersen güzergah üzerinde sürücüler paylaşım ve uyarı yapıyorlar. hatta "kaza var," "yolda cisim var" gibi uyarılar da bulunuyor. işlek yollarda işe yarıyor.
0
ground
(22.05.26)
şehirlerarası yollarda genelde google haritada kullanıcılar giriyor radar noktalarını, çoğu zamanda isabetli oluyor. ama ben bu artan cezalardan sonra her an her yerde radar varmış gibi gitmeye başladım. bir süre sonra o sakin kullanıma alışıyor insan. yakıt tüketiminin düşmesi de bonus :)
0
faberkastelli
(22.05.26)
yandex hız kameralarını gösteriyor.
seyyar radarları gösteren uygulamalar var ama ona güvenip basarsan arkadan ceza gelebilir.
bayramda ekstra radar uygulamaları yapıldığı için hız sınırları dahilinde gitmekte fayda var.

kamu spotu:
gideceğin yere erken varmak istiyorsanız erken yola çıkın.
kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
apps.apple.com

kullanmadan önce ayarlardan uyarı sürelerini / mesafelerini maksimuma çekin. ücretsiz versiyonla devam edecekseniz, her açtığınızda güncelleyin. para vermezseniz otomatik güncellemiyor.
0
co2s2
(22.05.26)
radarbot var.
0
antihero
(22.05.26)
(3)

Araç kabinine kirli hava girişi

dolantindr
Arkadaşlar merhaba. Simit LPG tanklı, yani LPG'li bir aracım var. Bu araç hareket halindeyken içeriye dışarının havasını alıyor. Havalandırma iç sirkülasyonda olmasına rağmen. Motor tarafına koku verip, iç sirkülasyonda havalandırma çalıştırdım koku kabine gelmedi. Havalandırma klapesi çalışıyor gib
Arkadaşlar merhaba. Simit LPG tanklı, yani LPG'li bir aracım var. Bu araç hareket halindeyken içeriye dışarının havasını alıyor. Havalandırma iç sirkülasyonda olmasına rağmen. Motor tarafına koku verip, iç sirkülasyonda havalandırma çalıştırdım koku kabine gelmedi. Havalandırma klapesi çalışıyor gibi yani. Araç dururken gaz verdiğimde de sorun yok. Bu arada kapı fitillerini değiştim, oto kuaför yaptirdim. Sonuç sıfır.

Şu an en çok şüphelendigim LPG tankının altındaki delik ve kablo, yakıt borusu deliklerinin yeterince izolasyonun yapılmamış olması. Aklıma başka bir şey gelmiyor. Toz muhtemelen bagajdaki bu tankın altından geliyordur diye düşünüyorum. Günlerdir uğraşıyorum, umarım kaçağı bulurum.

Sizin başka fikriniz varsa fikir almak isterim. 🤷🏻‍♂️
0
dolantindr
(20.05.26)
kirli hava girişi derken sıkıntı koku mu toz mu? onu anlamadım tam...
duman testi yapılabilir belki.

emin olamadığım için sormak istiyorum bir de, iç sirkülasyona alma sebebiniz bu testi yapmak mı yoksa genel olarak sirkülasyon modunda mı kullanıyorsunuz? çünkü bu mod sadece rahatsızlık veren bi koku varsa vs. geçici kullanım içindir devamlı sirkülasyonda bırakılmaz. şu videoya bi göz atabilirsin www.youtube.com

ek olarak dışarıdan hava alırken o hava polen filtresinden geçeceğinden toz filtrelenmiş olur, dışarıdan hava girişi olduğundan da kabin içinde pozitif basınç olacağından diğer bölgelerden araca çok hava girişi olmaz. bahsettiğin şekilde bir sorun varsa bile tam tersi yani iç sirkülasyonu kapatırsan problemi hafifletme ihtimalin var.
+2
konetsu
(20.05.26)
İç sirkülasyonda %100 dışarıyla bağlantı kesilmiyor öyle bir beklentiniz olmasın.
Örneğin kapıların rahat kapanması için araç içindeki havanın tahliye edildiği kanallardan az da olsa hava gelir.

Sizin sorununuzda sayısız ihtimal olabilir, usta usta gezmemek için içeriden duman basın dışarıdan nereden geldiğini görün.
0
duyuruuser
(21.05.26)
duyuruuser'ın belirttiği şeye değinmedim çünkü bu flaplı yapıda olup anlık basıncı tahliye eden normalde kapalı duran bir kapaktır. checkvalve etkisi var yani içeriden dışarı tahliye eder ama dışarıdan içeri pek hava almaz. şu şekilde www.youtube.com

tabiki her araçta 100% engeller diyemem ama büyük oranda engellemeye yeterli yoksa hepimiz trafikte egzoz kokusu içinde kalırdık.
100% iç ve dış ortamı ayırmak istenen bir şey değil zaten yoksa kapının kolay kapanmasını geçtim camların patlamasına bile sebep olabilir iç basıncın yükselmesi. yine havalandırma ve klima sistemi dışarıdan taze hava çekerken tahliye şart yoksa fana karşı basınç direnç oluştururdu. ama iki durumda da amaç daha çok içeriden dışarıya tahliye. dışarıdan içeri çok daha az hava girişi olur.

diğer bölgelerde bir hava akışı istenmez, zaten hiç yalıtım olmasa öncelikle bu flaplara gerek kalmazdı. ayrıca içeri girecek havanın filtrelenmiş olması gerektiğinden tamamına yakınının havalandırmadan girmesi istenir.

eski bir araç ise veya geçmişte bi işlem görmüş bu kapak olmadan toplanmışsa vs. belki diyeceğim ama hareket halinde egzoz kokusu giriyorsa yine çok olası değil. aracın arkasından attığın dumanı aracın yanından nasıl çeksin. alt bölümde olmalı bir kaçak varsa. egzoz borularına da bi bakmak lazım yoksa hareket halindeyken kaçak olmayan bi sistemde tüm egzoz gazı arkanda kalmalı aracın altından da içeri kaçabilecek bi sızıntı olmamalı.
0
konetsu
(21.05.26)
(20)

Çok Para Harcayan Kadın Partner

lapetitemort
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla
Evlilik düşündüğünüz veya halihazırda evli olduğunuz partneriniz biraz savurgan ise bu durumu nasıl idare ediyorsunuz? Ayrılmak çözüm ama öncesinde uygulamaya dökebileceğim, işe yarayabilecek tavsiyeler verebilirseniz memnun olurum.

Biz birlikte yaşadığımız için ve erkek tarafı olarak ben daha fazla kazandığım için harcamalar biraz bana yıkılıyor. Ay sonunu çıkaramamak konusunda zaman zaman tedirgin oluyorum. Yerinde "hayır"lar ile bir şekilde durumu idare ediyorum ama kendimi cimri birisi gibi hissediyorum. Hatta bazı şeyleri almadığım için yetersiz de görünüyorum. Her zaman da hayır diyemiyorum ve mecburen aldığım şeyler de oluyor. Genel olarak partnerim tutumlu olmaya çalıştığımı görse de bundan biraz rahatsız, sanki onu ve evimizi yeterince önemsemiyormuşum gibi yorumluyor.

Örnek üzerinden anlatayım. Markete gittiğimizde çok içgüdüsel, rafta güzel durduğu için aldığı şeyler oluyor. Mesela evde zaten bir sürü bıçak var iken sırf tasarımı güzel diye veya özel bir fonksiyonelliği var diye kendimizi yeni bir bıçak almış olarak buluyoruz. Bir tane salıncak gibi askılı sandalye gördü mesela, "bu bahçeye çok yakışır" deyip aldı. Yani aslında kötü bir şey değil, ikimiz de kullanacağız onu ama belki benim gündemimde şu an bunu almak öncelikli değil? Veya ne bileyim, benim nazarımda zaten bir tane iş gören sandalyemiz var, buna gerek yok. Süpürge muhabbeti açıldı mesela, en kral süpürgeyi istiyor, tabi ki almadım ama yani onun istediği esneklikte bir partner olsam 20k verip süpürge alacağız ve maaş yok olup gidecek. Bu gibi şeylerden dolayı kendi harcamalarımı kısmak zorunda kalıyorum.

Dün "pesto sos alalım, makarna yaparız" diye girdiğimiz markette yine 3-4k harcadık. Normalde hesabını kitabını bilen, günlük ve hatta haftalık masrafını kafasında netleştirebilen bir insan olarak böyle rastgele fatura çıkması durumları beni biraz zorluyor. Artık mesela hiçbir mağazaya/markete girmek istemiyorum çünkü ne alacağımız ve ne kadar ödeyeceğimiz çok belirsiz.
+3
lapetitemort
(20.05.26)
1- birlike alışverişe çıkmayın.
2- market alışverişini internetten yapın.
3- "bu çok pahalı" demek ayıp değil.
+1
co2s2
(20.05.26)
hocam bunlar idare edilecek şeyler değil, belli bir yaştan sonra kolay kolay değişmiyor karakter. işler çok ciddileşmeden ayrılın derim. bu tarz savurgan insanlar sizin ev/araba sahibi olmanıza, gelecek planları yapmanıza mani olurlar. birşey dediğinizde de adınız cimriye çıkar. hem karşı tarafı finanse etmiş olursunuz, hem de canınız sıkılır. para konusunda hayata sizin gibi bakan birini bulun, sonra cidden pişman olursunuz.
+2
shadowfollower
(20.05.26)
Kendinizi cimri hissetmene gerek yok, siz sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi davranıyorsunuz.

Ancak çözümü sürekli anlık "hayır"lar diyerek baraj kapaklarını tutmakta aramayın, yorulursunuz.

Çözüm, paranın yönetim biçimini sisteme bağlamaktır. Kuralları önceden koyulmuş bir bütçe planı yapın, ortak ve kişisel harcama limitlerini belirleyin. Eğer bu net sınırlara ve senin bu konudaki net stresine rağmen sistem kurmayı reddediyor ve pervasızca harcamaya devam ediyorsa, işte o zaman evlilik kararını tekrar gözden geçirirsiniz. çünkü para harcamak ve alışveriş yapmak bir bağımlılıktır.
0
galahad reloaded
(20.05.26)
eğer dediğiniz gibiyse o iş sıkıntılı ama karşı tarafı da dinlemek lazım.
belki o markette içeriğe dikkat ederek satın alan birisi? içeriği kaliteli ürünler bir tık pahalı oluyor. mesela palm yağlı ülker yerine züber alan birisidir belki? ve bu size gidip en pahalısını seçiyor hissiyatı yaratıyordur?
ya da kral süpürgeden kastınız dysonsa mesela parasını hakediyor aslında ama size sırf pahalı olduğu için onu seçmiş hissiyatı oluşturuyorsa?

bunları neden yazdım ben eşimle bunların sorunu yaşardım zamanla aştık gibi.
belki sırf harcamak için harcamıyordur.

bir de gıda maalesef pahalı ülkede ve genelde markete ekmek almaya gidince ekstra şeyler hep alınır ya. akşam yemeğe şunu mu yapak deyip alınır, buzluğa atarız deniz alınır. yemeği karşı taraf yapıyorsa kafasında plan vardır illa evin bi eksiğini bulur alır. markete tok gidin :)
0
rayde
(20.05.26)
siz bu konuda daha önce de benzer bir soru açmıştınız.
bu kişininki, harcamayla tatmin olan bir psikolojiye benziyor. siz bunu makul(?) sınırlara çekmek istedikçe, cimrilikle suçlanmaktan kaçamayacaksınız. bunun tek çıkar yolu, kişinin gereksiz(?) harcamalarını farkederek buna kendi çözüm araması olur. ancak bunun için de, bu savurganlığı(?) sizinkiyle değil, kendi parasıyla yapıp, ay sonunda kendisinin sıkışması gerek. bunu sağlayabiliyorsanız ne ala. değilse ve bu düzen böyle oturmuşsa, bu saatten sonra yapabileceğiniz bişey yok bence.
0
lil siztah
(20.05.26)
Harcama alışkanlıkları sanılandan daha temel bir sorun aslında. Partnerlerden biri diğerine göre belirgin şekilde daha tutumluysa genelde ya tutumlu olan içinde biriktirip ilerde karşı taraf için ufak görünen konularda bile tahammülsüz hale gelmesi ya da diğerinin hevesi kursağında kalmış, kısıtlanmış hissetmesi çok olası. Ortak noktada ise ikisi de tatmin olmuş hissedemiyor.

Ayrıca ilerde olursa çocuğun ihtiyaçlarına yönelik harcama ve birikimlerde konu daha hassas bir hale dönüşebiliyor. Örneğin bir taraf çocuk için birikime daha çok önem verirken, diğeri kısa vadeli ihtiyaçlara daha büyük önem veriyor ve ikisi de diğerini çocuğun ihtiyaçlarını dikkate almamakla suçlayabiliyor.

Bu konu sanırım ancak çiftlerin birbirinin görüşünü görünürde değil, samimi şekilde anlayabilmesiyle çözülüyor. Yani karşılıklı olarak birbirinizin, hangi durumda, neyi, ne düşünerek yaptığınızı anlamanız gerek. Siz bunu yapıyor gibisiniz, eve önem vermekten falan bahsetmişsiniz. Bu kişi harcıyor çünkü "yaşamayacaksak neden kazanıyoruz" gibi bir fikri var gibi. O da sizi anlamalı, sadece "tutumlu biri" olduğunuzu veya "biraz cimri" olduğunuzu düşünmemeli; örneğin "harcamayı sevmiyor çünkü hayatta her duruma hazırlıklı olmak gerektiğini düşünüyor" gibi bir tanımı olmalı kafasında. Bunlar olduktan sonra ortaklaşmak daha kolay. Çünkü ancak bu tarz bir farkındalık sayesinde birbirinize olan saygınızı korumak mümkün olur. Aksi takdirde eğer birbirinize yakıştıracağınız sıfatlar bunlar olursa bir "savurgan" ve bir "cimri" eninde sonunda birbirine düşer.

İçinizde olan biten şeyleri yeri geldikçe samimi olarak paylaşmayı deneyebilirsiniz. Veya ona da bu tarz bir şekilde kendisini ifade etmesi için yeri geldiğinde sorular sorabilirsiniz. Ama kısa vadede ikinizin de harcama alışkanlığı değişmeyecektir.
0
akhenaten
(20.05.26)
evlenince daha kötü olur.

borcunuz olduğunu falan söyleyin, düğün falan yapamam diyin. kendiliğinden gidecektir.
+7
kveldulv
(20.05.26)
durumu açık açık belirtin. 5-6 yıl önce olsa bu kadar koymazdı belki ama şu enflasyonist ortamda en olmadık şeyi yapıyorsunuz.

açık açık cimrisin bile diyebilir, birisi bana demişti oradan biliyorum. cimri olmayan biriyle evlenmişti sonra iyi şeyler duymadım hakkında.

biz artık liste yapıp giriyoruz markete. liste dışına bir iki abur cubur dışına çıkmıyoruz. yolun başındaysan ve durum düzelecek gibi değilse ayrıl coco diyorum.
0
Improbable
(20.05.26)
öğrenciyken beraber yaşayan tanıdığım bir çift vardı. kız tarafı harcama yapmayı o kadar seviyordu ki öyle böyle değil. sürekli kartlar şişip duruyordu. hatta hatun kişisi ile arkadaşım paralarının olmadığı zamanlarda beraber büyük marketlere gidip market arabasını tıka basa doldurup, kapıda satın almadan bırakıp gidiyorlardı. hatta bu davranışı yapan bir çok kişi olduğunu duydum sonradan. maalesef duyduklarımın hepsi de kadındı. bu hatun daha sonra erkek tarafı memur olamadı diye ayrıldı. kendisi öğretmen oldu ve zengin bir koca buldu. ancak adamın işleri nedense kötüye gitmiş ve iflas etmiş. sebebini bilmiyorum. hatun bu kişiden de ayrıldı. genelleme yapmak yanlıştır ama önlemini almak gerekir.
0
ground
(20.05.26)
@lapetitemort , gelir seviyeleriniz arasında nasıl bir fark var? örneğin Sen 10x para kazanıyorken o x birim para kazanıyor ise, senin seviyendeki bir gelir gider dengesini yönetmek konusunda tahayyülü yetersiz kalıyor olabilir. açık açık sabit giderlerin ve yatırım planlarına ayrılan kalemlerin neler olduğunu, yol haritanızı paylaşabilirsiniz. Bugün kazandığı para ancak günübirlik ihtiyaçlarına yada ulaşılabilir lükslerine yeten insanlar, birikim ve yatırım yapılabilen gelir seviyesini pek anlayamıyorlar. Buna çok sık rastladım.

Rakamları tamamen afaki olarak söylüyorum, ayda 100 bin TL kazanan ve bunun tamamı ile gündelik ihtiyaçlarını, kirasını , faturalarını ancak ödeyebilen bir kişi , ayda 1 milyon TL kazanan insanların dahi bütün bu parayı hunharca harcayabileceklerini zannedebiliyor. Bu konuda partnerin bakış açısını genişletebilmek (eğer mümkün ise) , bir çözüm olabilir.

Ancak para kendi cebinden çıkmıyor diye hesapsız kitapsız ilerleyen biri ise, senin emeğine vaktine acımıyor ise, sen sıkıştığında kendi parasını da cömertçe senin için harcamıyor ise bu bir karakter problemidir bana göre. Yol yakınken yolları ayırmakta fayda vardır.
0
loch ness
(20.05.26)
Sizi bu kişiyle hiç de güzel bir gelecek beklemiyor. Hiçbir şeyden emin olmasanız da bundan emin olabilirsiniz. Tecrübe ettiğinizde umarım ki çok şey kaybetmezsiniz.
+1
asue
(20.05.26)
iletisimle asmayi denemekten baska care yok. zaten konuyu asamazsaniz tukendikce bu tip mali sorunlar sizi birbirinize kusturecek ve en son dusman hale getirecektir. durumu oturup konusun. ozellikle sabit gelirli kisilerseniz butce olusturup bu sekilde hareket etmeye mecbursunuz. aramizda kral torunu olmadigini anlamasi gerekenler var.
0
johnnie w lker
(20.05.26)
hesaplarınız ayrı olsun, isteyen istediği gibi harcasın. biz böyle yapıyoruz. markette ayrı sepetler yapmıyoruz gerçi ama bu kadar rahatsız olsam onu da yapardım.
-1
mezzosprite
(20.05.26)
Beraber bütçe yapın. Orada aylık neye ne kadar harcayabileceğinizi görün. Ayda bir veya üç ayda bir bütçenin üzerinden geçerek gerçek ile kıyaslayın. Soru sorulmaz o zaman. Bütçende varsa özgürsün.

Ya da ortak harcama yapmayın. Her şey fifty fifty. Kabul etmiyorsa ayrılın.
+1
gabe h coud
(20.05.26)
harcama alışkanlıklarının kolay kolay değişebileceğini sanmıyorum ve herkesin kendi parasını kazandığı bir ilişkide bütçeleri ayrı tutmak yerine birbirini değiştirmeye çalışmanın gereksiz sorun çıkardığına inanıyorum. hani oturup "bak şunu alalım şunu almayalım, şuna para harcayalım buna harcamayalım" diye çözülebilse harika olur tabi ama bi tarafın aklına yatmayabiliyor bu yaklaşım. ya da bi süre işe yarıyor sonra yine harcamalar artıyor, "ama bi sor bakalım neden aldım, bu çok farklı, şundan dolayı gerekli" falan. ne gerek var. ilişkide ayrı bütçe fikri bazı insanlara soğuk geliyor bunu da çok iyi anlıyorum ama alternatifi sıkıntılı olduğu için temiz çözüm bence
0
mezzosprite
(20.05.26)
Orneklerin siradan olsa da (kim en cok reklam yapmis pahali marka supurgeye sahip olmak istemez?) bu temel bir sorun +1 cunku borclanarak imkanlarinizi asabilir ya da harcamalariniz yatirim ya da guvence kaybina sebep olarak gelecek standartlarinizi dusurebilir. Butce belirlemek, harcama kalemlerini bolmek gibi sorumluluk almaya tesvik edici ya da borclanma limitini veya kabiliyetini sinirlamak gibi tasinamayan sorumlulugun sonuclarini engelleyici yontemler denenebilir. Iyi bir partnerin, harcama limitiniz olmayacagi donemlerde de size ve hayata karsi olumlu olmasi beklenir.
0
osssy
(20.05.26)
yukarıdaki cevapları okumadım ama konuşmalısınız diyorum. açıkça konuşmaktan neden çekiniyorsunuz, ona yetemedğinizi düşünüp ayrılır diye korkuyorsanız bence bırakın ayrılsın.

ortak bir gelecek planlıyorsanız bence ayda maaşlarınızın belli bir kısmını birikime koyuyor olmanız lazım, gelecekte kullanılmak üzere ev + araba + pasif gelir lazım. veya evlenecekseniz düğün masrafları için para biriktirilmesi lazım. bunları ortak konuşup her ay maaşınızın belli bir kısmını biriktirin.

markete gittiğinizde ise örneğin "ay sonuna kadar 20 bin TL param kaldı ve bu paranın 5 bini faturalar 5 bini kredi kartı için ayırdım yani şu anda bıçak/ bahçe mobilyası için bütçe ayıramam" diye söyleyin. çocuk değil sonuçta anlayacaktır bence.
0
Sadece soruyorum
(20.05.26)
www.reddit.com
Bunu cevirip okursan gelecegini görebilirsin.
0
Purple life
(20.05.26)
hocam aylık bir milyon gelirin olsa buna oranla harcama yapılacağı için yine tedirgin olacaksın.
0
duyuruuser
(22.05.26)
hemen harcamalara sınır koyun. hesapları ayırın, pahalı alışverişlerden kaçının.
0
babilfish
(22.05.26)
(16)

Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

mertumursamaz
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalıBugün Ahmet Arslan'ı dinlerkenİslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslanhttps://youtu.be/LMDAxTm_REo?si=LVQHbkmDSDKYEN92Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok
Ateistlerin cenaze namazı sorunsalı

Bugün Ahmet Arslan'ı dinlerken

İslamiyetin başı, sonu, ortası, her tarafı yalan Ahmet Arslan
youtu.be

Bu sorun gene aklıma geldi çünkü Ahmet Arslan hocamda ateist yaşıda ilerledi kendisi 82 yaşında ve zamanı dolunca ölecek. Çok büyük ihtimalle eğer olmasın diye vasiyeti yoksa ölüsü tabuta konacak, tabut camide musalla taşına konacak ve bir imam ceneza namazı kıldıracak çünkü maalesef daha önce birçok ateistin ölüsüne de bu ilkel uygulama uygulandı.

Doğrusu ateist olanların camiye götürülmeden, cenaze namazı kılınmadan, cenazenin morgtan direkt mezarlığa götürülüp gömülmesidir. Apateist olarak böyle düşünüyorum ben çünkü öteki türlü adeta bir gövde gösterisi oluyor ve bir şekilde ateistlere, bak sen ateist olarak yaşadın, öldün, yaşarken seni müslüman yapamadık, ibadet ettiremedik, bir müslüman gibi davranmanı sağlayamadık ama bak şimdi öldün ve ölünü müslüman adetlerine göre gömüyoruz, sana bir son dakika golü attık, son sözü biz söyledik demek oluyor.

Bu çok adice, kalleşçe, kahpece çünkü ölen ateist zaten ölmüş itiraz edecek durumda değil ve onuru aşağılanarak gömülüyor çünkü müslüman olmadığı halde müslümanmış gibi cenaze namazı kılınıyor. Bugün tanınmış bir sağcı müslüman siyasetçi ex olsa tabutuna Yunan bayrağı örtülse arkadaşları ortalığı birbirine katar o türktü neden tabutuna yunan bayrağı örttünüz ölü olduğundan itirazda edemiyor derler tabuttan bayrağı kaldırırlar madem öyle neden Tarık Akan'ın Genco Erkal'ın (Evet, usta tiyatrocu Genco Erkal ateistti. Yaşamı boyunca inançsızlığını açıkça ifade etmiş, hatta cenaze törenine Ateizm Derneği tarafından da çelenk gönderilmiştir.) ve daha birçok ölen ateistin arkadaşları yahu bizim ölen arkadaşımız ateistti nedir bu saçma tiyatro, kıldırmıyoruz cenaze namazını, müslüman şovu yaptırmıyoruz diyemediler. Gerçi ölenlerde de hata var ölmeden önce açıkça müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorum, cenazem camiye götürülmesin, morgtan direkt mezara götürülüp gömülsün diye vasiyet bırakmalıydılar.

İşte sorum bu özellikle ateist bir avukat cevaplarsa cevap daha da anlamlı olacaktır. Ölen ateistin, cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti varsa cenazesi camiye götürülmez mi demokrasi varsa götürülmemeli eğer cenazemi camiye götürmeyin diye vasiyeti olduğu halde cenazesi camiye götürülürse zaten o faşistliktir. Gerçi iyice diktatörlüğe evrilen ülkede vasiyette bir işe yaramıyor. Usta tiyatrocu Yıldız Kenter, sağlığında verdiği röportajlarda mezarlıkların dolması nedeniyle ölümünden sonra cesedinin yakılmasını vasiyet etmişti. Ancak Türkiye'deki hukuki prosedürler ve defin gelenekleri nedeniyle bu vasiyeti gerçekleştirilemedi. 2019 yılındaki vefatının ardından, cenaze namazı kılınarak Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verildi.

www.google.com

Olayın iki boyutu var bir ateist öldüğünde cenazesi camiye götürülüp cenaze namazı kılındığında, müslüman olmadığı halde müslüman adetleri ile gömüldüğü için kişilik hakları ihlal ediliyor, onuru aşağılanıyor, yaşam tarzına karışılıyor daha doğrusu yaşarken yaşam tarzına karışılamadığından ölüm tarzına karışılıyor, yaşarken dayatılamayan müslümanlık savunmasız ölüsüne dayatılıyor. Diğer cephede ise müslümanlarda haklı olarak bu ölen ateistti camide ne işi var diyorlar hele dini sert eleştirmiş ölen ateistler için, din hakkında kötü eleştirileri olan bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar ki onlarda kendilerince haklı ama haksız oldukları konu o ölü bir an için dirilse, ona sorsalar camide olmak ister miydin diye, tabii ki asla istemezdim direkt mezarlığa götürselerdi derdi.

Sonuç ilkel ülkede her şey çok zor ateist olmakta çok zor, her ateiste düşen görev eğer müslüman adetlerine göre gömülmek istemiyorlarsa, ölülerinin camiye götürülmelerini istemiyorlarsa, mutlaka cenazem camiye götürülmesin asla camide ya da mezarlıkta cenaze namazı kılınmasın, cenazem morgtan alınıp direkt mezarlığa gömülsün diye noter onaylı vasiyetlerini avukatlarına bırakmalarıdır.

Bu günlük bu kadar. Yazımın tamamını okumayan talihsiz okurlarım arasında çekiliş yapacağım allahın hakkı üçtür derler, çekilişi kazanan üç talihsiz okuruma, eğer öldükten sonra yakılmaları için vasiyetleri olduğundan, öldükten sonra yakılacaklarına inanıyorlarsa, krematoryum hediye edeceğim, kargo masrafları kendilerine ait olacak hahaha. Bir sonraki soruda görüşmek üzere eyvallah. İyi günler.
-10
mertumursamaz
(19.05.26)
Abi çok uzun yazmışsın, bu kadar uzun yazıyı okuyacak kadar saygım yok kimseye ama özetlemem gerekirse benden sonrasının amk şeklinde düşünüyorum ben, yani çok unurumda değil benden sonrası ben ölmüşüm amk zaten kendi sorunlarım bana yeter ama ardımda kalanlar öyle mutlu olacaksa öyle yapsınlar. Mesela ben ateistim ama annem namazında niyazında bir kadın, ben önce ölsem annem istediği dini ritüeli uygulasın ne olacak, bu şekilde mutlu edeceksem böyle mutlu olsun. Ha illa istemeyen varsa kendince tedbirini alsın napalım.
+8
kizil karga
(19.05.26)
ateistim. öldükten sonra bana ne yapıldığı umrumda değil.

mümkün olsaydı, uzaklarda bir yerlerde bir ormanda, kedilerimle beraber gömülmek isterdim. üstümüze de bir ağaç dikilsin. o ağaca gübre olalım. mutlu bir son.

bunun olması sanırım mümkün değil. bu yüzden ne yapılsa yapılsın sorun değil.

gömülmeye de müslüman stili gözüyle bakmıyorum. benim için sorun değil, çiçek ekecekler üstüme o da olumlu.

---

ölen kişinin yakılması ateistlerin ritüeli değil ayrıca. ateistlerin ritüeli yok zaten amaç o. ateistler için öldükten sonrasının önemli olmaması gerekmiyor mu? apateistsen hele bu konulara zaten hiç kafa yormuyor olman ve umursamıyor olman gerekiyor.

hinduizm, budizm dinlerinde insanlar yakıyor ölülerini. hristiyanlar da gömüyor, yahudiler de gömüyor. sadece müslümanlara özgü bir şey değil.

evet, ülkemizde ölüm sonrası çeşitli dini ritüellere izin verilmeli, isteyenler yakılmalı ama bu ayrı bir konu. hiçbir ritüel ateistler için değil. ateistler ritüel gerektirecek konulara inanmıyorlar çünkü. bir ateist ve hele ki apateist bunları umursamıyor olmalı bence.

---

benim istediğim gibi bir gömülme şekli de toplum düzeni vs. açısından uygun değil. ölümler de kayıt altında tutulmalı. o zaman katiller öldürüp öldürüp ormana gömer ve rahmetli öyle arzulamıştı der işin içinden çıkar. herkesi istediği yere gömemeyiz. bu topraklar hepimizin ve bir düzen olmak zorunda.
+1
art cat chocolate
(19.05.26)
Ateistin müslüman mezarlığına gömülmesine okeysin gibi geldi.
0
duyuruuser
(19.05.26)
Şöyle bir yöntem uygulanabilir.

anatomy.hacettepe.edu.tr
0
Mirket
(19.05.26)
Hepsini okumadım ama cenaze geride kalanlar içindir. Zaten ölmüşsün yoksun artık. Bunları düşünmeye gerek yok bence.
+3
peki madem
(19.05.26)
ben ateist olarak bunu umursamıyorum. ben öldükten sonra istedikleri kadar camide namazımı kılsınlar isterlerse mekkeye muhammedin yanına gömsünler ben yine ateist olarak ölmüş olacağım. ben tüm bunlara karşı dimdik ateist olarak öldüm bunu hiç kimse değiştiremez. asıl onların zoruna gitmesi lazım. onların dinini peygamberini tümden reddeden birinin cenazesini kıldırmak aslında onlar için utanç olmalı.
bana kalsa yakılmak isterim. tek bir parçamın bile bu dünyada kalmamasını isterim.
+1
my fault
(19.05.26)
cenaze vb diğer toplumsal ritüellerin ateizmle alakası yok bence. ateistim ve cenazem camiden kalkabilir, cenaze namazım kılınabilir. zaten esnafla selamlaşırken selamün aleyküm diyorum yerine göre. hanginiz konusurken allah kahretsin, allah allah gibi şeyler söylemiyorsunuz. bunlar sosyal şeyler. ateizmle falan alakası yok.
+1
abelardo
(19.05.26)
ben 26 sene ara ile iki ateist gomdum, ve ceyrek asir gecmesine ragmen surecte hicbir sey degismemis biraz sinir oldum.

yazili ve imzali vasiyetiniz olsa dahi sallamiyorlar, saygisizliktan ote kimse ne yapmasi gerektigini bilmiyor. hem morg hem imam hem de belediye ne yapilacagini bilemiyor afalliyorlar.

dava acsaniz ne olacak, ya sonuclanana dek morgda beklenecek, ki buna kimse yanasmiyor, ya da mezar kazilip baska bir defin olacak. ikinci secenekte de "nereye gomecegiz" sorunu doguyor. kimsesizler mezarligi dahi "uzerinde pasaport/hac/davut yildizi vb yoksa" herkesi musluman usulu gomuyor..

ozetle suruden ayrilana yasasa da olse de asla saygi duyulmuyor.
+1
adrianapole
(19.05.26)
ateistseniz neden gomulmeyi talep ediyorsunuz ki? gomulmek, yakilmak, mumyalanmak, hatta eskiden orta asya turklerinde oldugu gibi agaca asilmak vs. bunlarin hepsi bir inancin urunu. oluye ne olacagi sorusu her zaman icin dinlerin konusu olmus. bundan yuzlerce, binlerce yil once bunlarin hicbiri ateist dusunce ve(ya) pratik vasitasiyla ortaya cikmadi. nedense ateizmin (bu arada ben de ateistim) bilimle ic ice gecmis gibi bir algisi var. bilimsel method ayni zamanda ateist methodmus gibi sacma bir dusunce. bir de sunlari corba yapanlari goruyorum: ateizm, bilimsel method, ekoloji ve bu nedenle yakilmayi talep etme. ama ne alaka? krematoryum ekolojik acidan gomulmekten daha kotu (karbon salinimi ve harcanan enerji acisindan). gomulmek iyilerden biri ama bilimsel degil cunku bunlarin hicbiri bilimsel olamaz. cunku bu ateizmin sorunu/konusu hic olmamis. ama bilimsel ve ekolojik methodla birlikte ele alacaksiniz ki dedigim gibi bence sacma bir dusunce, komposto yapilmayi talep etmelisiniz (besin degeri olarak topraga gitme, ekolojik ama bilimsel degil cunku bu pek bilimin konusu degil). bu kadar uzun yazmamin nedeni ateistlere ozel bir oluye ne yapilacagi dusuncesi olmamasi, cunku inanmayan insan icin bu ontolojik bir mesele degil, o nedenle ekolojik, efendime soyleyeyim topluma faydali olma (bagis vasitasiyla) gibi alternatiflere yoneliyorlar. fakat her ateist neden dogaya veya topluma faydali olmak istesin ki? bu paket olarak gelmiyor nihayetinde. en az dindarlar kadar kotu olan ateistler de var.
+2
Sour
(19.05.26)
Bir hukukçu olarak, bizdeki bu tür durumların hatta kişi yakılmasını vs diye resmi vasiyet yapsa dahi vasiyetlerin bir anlamı yok. Murisler ne derse o. Fekat onlar da her hangi bir şey diyemiyorlar çünkü yasal olarak kısıtlı seçenekleri var. En fazla kadavra olarak verebilirler bir tıp fakültesine.
0
ground
(19.05.26)
öldükten sonra bana ne olduğu umrumda değil. sağlıklı olsam organlarımı bağışlardım, kalanı da tıp fakültesine verin derdim. ne diriyken, ne de ölüyken faydalı olamadığım bir hayat.
0
late viper
(20.05.26)
Bu konu bir kaç yönden ele alınmalı.

1. Müslümanlar da bir ateistin namazını kılmaktan hoşnut değiller

2. Ateistin noterden vasiyetinin olması da sorunu tam olarak çözemiyor

3. Cenaze işlemleri için son vasiyetinin bilinmesi gerekiyor, nihai durumda belki bir ihtimal fikir değişimi varsa, yani noter kesinliğinde küçük bir değişim ihtimali varsa bu durum geride kalan tüm Müslümanları ilgilendiren bir soruna dönüşüyor

4. Yani bir kişinin cenaze namazını bir kaç kişi kılarsa tüm Müslümanların üzerinden sorumluluk kalkıyor, ancak cenazesi kılınmayan biri olduğu durumda onun günahı tanısın tanımasın tüm Müslümanları üzerine oluyor. Dolayısıyla bir kaç kişinin dini usulde cenazeyi kaldırması gerekiyor.

Dolayısıyla böyle bir sorun var. Aileler de belki kalbinde inanç vardır falan diye istiyor sanırım.

Hasılı Müslümanlar da ateistlere cenaze kılmaktan hoşnut değil ki zaten, konuyu bilen bilinçli bir müslüman o cenazeyi kılmaz. Çünkü Allah’a karşı gelen birine şahitlik edip dua etmesi uygun değil.

Yukardaki cevaplarda genelde ateistler açısından bakılmış, ben de Müslümanlar tarafını açıklamış olayım.

Güya maddeledik kısa yazalım diye, yine uzun olmuş istemsizce..:(
-2
epitaf
(20.05.26)
sana hangi hoca el verdi?
0
mikahakkinen
(20.05.26)
bu ülkede cami ve cemevi dışında cenaze merasimi yapılacak bir yer yok. eğer alevi değilsen camiden cenazen kaldırılıyor. bir tür resmi uygulama gibi bir şey olmuş. bir tane video çekip intihar eden adam vardı.. cenazemi tıp fakültesine bağışlayın demişti sanırım ailesi yine camiden kaldırdı. metin uca yaşarken bedenimin yakılmasını istiyorum dedi.. yine camide namazı kılındı.

camimizi kirletiyorsun diyen müslümanlar da biraz sakin olsun çünkü camiler bu ülke vatandaşlarına ait yapılardır.. günü gelir bir savaş sırasında başka amaçla da kullanılabilir. sen cebinden ödemedin sonuçta. ya da devletin cami dışında bir cenaze töreni düzenleme yeri için bütçe ayırmasına okey misin yoksa ona da saldıracak mısın?

kısacası vasiyet etsen bile vasiyetine uyulmuyor ki?
+1
jepa
(21.05.26)
Yeniden cevap verme ihtiyacı hissettim ateist birisi olarak çünkü:

"bu ateistin ölüsünü camiye getirerek camiyi kirlettiniz diyorlar"

Çok iyi ya verdiğimiz vergiler ile imamların maaşı ödenirken camiler yapılırken tamir edilirken iyi o zaten müslümanların hakkı, ama ölümüz camiye girince kirletiyoruz hadi oradan. Benden para almayın o zaman.
+1
peki madem
(21.05.26)
DÜŞÜNCE

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

"Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
"Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

Yahya Kemal BEYATLI
-1
🌸mertumursamaz
(22.05.26)
(6)

hangi çadırı alayım?

penceredengorunenmorbina
Merhabalar,Mayıs-ekim arası 4-5 kere kamp yapan biriyim. Şimdi çadırı yenileyeceğim. Şu an kullandığım mh100'ün eski modeli. Aslında aynısını almak için gittim ama mayfest kapsamında xl modelinde indirim görünce kararsız kaldım.xl kullanan var mı? Normale göre daha az havalandırması varmış gibi geld
Merhabalar,
Mayıs-ekim arası 4-5 kere kamp yapan biriyim. Şimdi çadırı yenileyeceğim. Şu an kullandığım mh100'ün eski modeli. Aslında aynısını almak için gittim ama mayfest kapsamında xl modelinde indirim görünce kararsız kaldım.
xl kullanan var mı? Normale göre daha az havalandırması varmış gibi geldi. Daha önce klasik model kullanırken de ekstra alana ihtiyacım olmamıştı ama xl'ın önündeki alan sahiden gerekli mi?
ne dersiniz, hangisi olsun?

(git: www.decathlon.com.tr )

(git: www.decathlon.com.tr )
0
penceredengorunenmorbina
(17.05.26)
Bende de eski modeli var.
Ekstra alan her zaman iyidir de 1000 lira fark vermem yani.
Havalandırma konusu ayrıca önemli.
Bir de araba yoksa, aralarındaki 1700 gramlık fark önemli. Araba varsa zaten içinde ayakta duramadığım çadır almam.
0
Mirket
(17.05.26)
hocam bende de aynı model var. o alana ihtiyaç oluyor.

yeni çadır alacaksan kesinlikle yüksek olsun en az 180cm yükseklik inanılmaz konfor sağlıyor. sıcaklık yukarıda toplandığı için sabahları saunada gibi uyanmazsın. çift kapılı olması da çok önemli hem tüm eşyalara kolay erişirim hem de çadır içinde hava akışı oluyor.
0
duyuruuser
(18.05.26)
hayır, çadırın dış gri cephesi ve altı soyuldu artık. bir kere de kendini bilmez sarhoşlar çadırın yakınında lastik yakmıştı, simsiyah oldu.
0
🌸penceredengorunenmorbina
(18.05.26)
öndeki kapalı alan botlar, varsa baton, sırt çantaları, varsa av malzemeleri, olta vs, mutfak aletleri (yiyecek bulundurmayın, hayvanları çeker) gibi şeyler için lazım oluyor açıkçası ama belki bi gecelik iki gecelik falan gidiyorsanız lazım olmayabilir. kendi kamp dinamiğinize göre karar vermeniz lazım.
0
antihero
(18.05.26)
öndeki alan çok lazım.aynı fotoğraftaki gibi çanta,bot ondan sonra mutfak eşyaları,yiyecekleri vs koymaya çok işe yarıyor. çadıra girerken de botu çıkarmaya yer oluyor, güzel. almışken xl almakta fayda var.
0
mutlu yillar sana
(19.05.26)
mh-100'ün tentesini ayrı satın alabiliyorsunuz bu arada.
0
lil siztah
(19.05.26)
(14)

"kırmızı antifriz sorun çıkarır" olayı efsane mi?

konetsu
çok sık karşılaştım bu sözlerle... ilk antifriz seçimi yapacak zaman sorunca aracın grubundakilerden, sonra castrol servisinden sonra da radyatör üst hortumu değiştirtirken oradakilerden... genel böyle bi görüş var, kim kırmızı antifriz'i görse duysa hemen bi uyarmaya kalkıyor. ülkede kırmızı antifr
çok sık karşılaştım bu sözlerle... ilk antifriz seçimi yapacak zaman sorunca aracın grubundakilerden, sonra castrol servisinden sonra da radyatör üst hortumu değiştirtirken oradakilerden... genel böyle bi görüş var, kim kırmızı antifriz'i görse duysa hemen bi uyarmaya kalkıyor. ülkede kırmızı antifriz fobisi var :D

-kireç/pas varsa çözer açar.
-asitli bu deler.
-eski araca konmaz patlatır, çatlatır, yakar, eritir...
-koyacaksan da az koy bunu çok güçlü, daha fazla su ekle.
-x yaşında araca konmaz kitapçık kırmızı da dese artık maviye dönmeli.
-bunda daha önce su kullanılmış kırmızı konmaz.
-ben uyarmış olayım ama pişman olursun, görürsün şu bu...
ve benzeri... her seferinde yok saydım üretici önerisi neyse onu koyarım diyip geçtim.

öncelikle evet antifriz renkleri tek başına bir şey ifade etmiyor ama genel olarak işte kırmızı antifriz silikatsız oat, mavi antifriz silikatlı iat olan, temel ayrım bu. spesifik ürünler de var piyasada aynı/farklı renklerde ama çoğu markada ve markasız diyeceğim adını duymadığım ürünlerde bu şekilde ayrım yaygın, 2 seçenek oluyor çoğunda.

benzer yorumları yabancı kaynaklarda bakınca da genel olarak dexcool için gördüm. orada da dexcool'a dex-kill filan diyorlar :D o da amerika'daki ilk yaygın kullanılan oat antifrizmiş.
şimdi dexcool özelinde evet ilk çıktığı dönem ciddi sorunlar yaşanmış, sonrasında formülü değişmiş vs. kısaca burada da bahsediliyor: www.youtube.com
ancak şuan güncel diğer oat antifrizler ile ilgili benzer yorumlar pek yok gibi hala dexcool ve klonları üzerine konuşuluyor... dexcool ile ilgili olarak da güncel yorumlarda çokça sorunsuz kullanıyorum diyen ve sakın kullanmayın diyen var ama yakın zamanda kullanıp bu sorunları yaşadım diyen pek göremedim... güncel sorun yaşayanların çoğunda farklı antifriz karıştırma veya katkı kullanma gibi durumlar var. ayrıca bizdekinin aksine özel olarak eski/paslı/kireçli araca konmaz diyen yok. yeni eski ayrımı olmaksızın bir negatif tutum var buna karşı.

burada dexcooldaki sorunun sebebi "ethylhexanoic acid(2-eha)" denmiş, tek başına bu katkı değil de bu katkıyla sorun yaşanan gm araçların sistemindeki silikon ve nylon parçaların uyumsuzluğuymuş... genel görüş bu yönde... ancak bununla ilgili dava amerika'da uzlaşmayla sonuçlanmış, hukuki süreçlerin masraflarıyla uğraşmaktansa uzlaşmayı seçmiş general motors. savunurken de farklı antifrizlerin karıştırılması, zamanında bakım yapılmaması ve eksik soğutma sıvısıyla kullanımdan bahsedilmiş. tam gerçek neydi bilemiyoruz davada kesin hüküm verilmeden uzlaşıldığı için. yine de sonrasında conta malzemeleri filan da değiştiğinden uyumsuzluk vardı kısmını doğru kabul edebiliriz sanırım.


neyse güncele dönelim, bugün hala organik antifrizlerin tamamına yakınında 2-eha bulunuyor, bu da farklı iki formda bulunuyor... sodium 2-ethylhexanoate ve potassium 2-ethylhexanoate şeklinde. çok çok büyük kısmında sodium versiyonu var.

şimdi bu katkı gerçekten sorunların sebebi olsaydı riskli olsaydı günümüzde halen büyük üreticiler tarafından yaygın olarak kullanılır mıydı? bakınca eski nesil o sorunların yaşandığı dexcool ile ilgili olarak ise potasyum versiyonu kullanılıyordu bu yüzden sorun yaşandı sonradan sodium olana geçildi gibi yorumlar var ama kesin kaynak da göremedim bunu doğrulayan. güncel formülde sodium 2-ethylhexanoate olduğu görülebiliyor ama eskisini bilemiyorum acdelco.com.au eskisi potassium versiyonunu içeriyorduysa da sorun bu muydu yine bilemiyorum...

asyalılara bakıyoruz, toyota da honda da 2-eha içermeyen ürünler kullanıyor. böyle bakınca da düşük maliyetli etkili ve yaygın kullanılan bir katkı varken neden kullanmıyorlar diye düşündürüyor... asyalılar uyumsuz silikon vs. mi kullanıyor araçlarda diyeceğim ama toyota araçları yüzbinlerce mil boyunca yıllarca dexcool ile kullanıp hiç sorun yaşamadığını belirten de çok var. toyota kendi long life ve super long life antifrizlerinde 2-eha kullanmadığı halde castrol 2-eha içeren radicool sf için de toyota ve lexus ile uyumlu diyor. i.imgur.com


şimdi konuyu kapatmaya geçeyim :D
öncelikle kendi düşüncelerim:
-kırmızı antifriz sistemde uyumsuz bir malzeme kullanılmadıysa güvenli ve dendiği gibi mavi antifrizden daha riskli filan değil.
-ülkemizdeki kırmızı antifriz efsanelerinin kaynağı yine ilk çıkan dexcool benzeri antifrizler ve uyumsuz araçlarda çıkan sorunlardı.
-araç oat antifriz öneriyorsa iat kullanmak daha riskli olur, silikat içerdiğinden bu sistemlerde korozyon ve aşınmaya sebep olabilir.
-kırmızı antifriz'e asitli o denmesinin sebebi de üzerinde "organik asit teknolojisi" ve benzeri şeyler yazması sanırım :D
-günümüzde hala kırmızı antifriz kaynaklı sorunlar yaşanıyorsa bile merdiven altı markasız uyduruk ürünlerden kaynaklanıyordur.

benim aracım kırmızı kullan demiş i.imgur.com
castrol de toyota ile uyumlu demiş.
aracı aldığımda içinde kırmızı vardı, ben de değiştirdim ve 6 aydır radicool sf ile kullanıyorum.
toyota aracında oat antifriz kullanıp buna bağlı sorun yaşadığını gördüğüm kimse de yok.
bu durumda sorun yaşayacağımı düşünmüyorum.

bu hangi antifrizi alayım sorusu değil :D bulunsa piyasada olsa pembe toyota sllc almak isterdim ama hem kolay bulunmuyor hem fiyatı da çok yüksek deniyor. belki sonraki değişimde tam flush imkanım olursa ve kolay bulunabilen 2-eha içermeyen oat bi ürün olursa ona geçiş yaparım. şuan "Total Glacelf Auto Supra 2F" ve "Motul e-Auto Cool DHC" var mesela buna örnek. motul'ü direk pas geçmiştim hybrid araç için dediğinden, total de daha piyasada yoktu ben 7 ay önce alırken. ama radicool sf ile sorun yaşamazsam değiştirmek için de sebep görmeyip devam edebilirim. bunlar daha yüksek fiyatlı ve az bulunan ürünler. ihtiyaç anında hemen temin edememe ihtimali var. 2-3 yıl sonra görürüz yaygınlaştı mı ucuzladı mı diye...

bu konuda duyurudan kesin bi yanıt beklemiyorum :D daha çok sizin deneyiminizi/düşüncelerinizi merak ettim. ha antifriz uzmanı biri çıkar net olarak söylerse de hayır demem tabi :D
sizin kırmızı antifriz'e karşı benzer düşünceleriniz var mı? benzer şeyleri siz de duydunuz mu? şahsen kırmızı antifrizden kaynaklandığını düşündüğünüz bi problem yaşadınız mı?
+1
konetsu
(14.05.26)
öncesinde su konulmuş bir arabada kesinlikle sıkıntı çıkartıyor.

eskiden kullandığımız peugeot 206 araçta bizden önceki sahibi genelde antifriz eksikliğini su ile tamamlamış veya çok seyrelterek kullanmış.

aynı şeyi bizde serviste duyduk sakın antifriz koymayın patlatır diye, babam inanmadı servis koymadı :) neyse babam inat etti benzincide gidip üretici kataloğundaki antifrizden koydurduk, yaklaşık bir hafta sonra şöför tarafındaki paspas aşırı ıslanmaya başladı. Uzun aramalar sonucunda bulabildik, kalorifer radyatörü antifrizden dolayı patlamış ve o zamanlar epey bir masraf ve parça değişimi çıkarttı.

Son söz: soğutma sistemi temizliği yapmadan kesinlikle antifriz koymayın, hatta daha önce sisteme su girişi olduysa kesinlikle ve kesinlikle sistemi elden geçirin. Çünkü Türkiye’de saf su kullanmak yerine yetkili servis dahil kireçli, mineralli çeşme suyunu sisteme basıp geçiyor.
+1
Northern Mariner
(14.05.26)
@Northern Mariner sorum daha çok kırmızı riskli mavi güvenli görüşü üzerine. yani pas ve kireç olan araçta antifriz evet sıkıntıyı öne çekebiliyor ama bunu sadece kırmızı yapar mavi yapmaz diye bir şey yok bence benim takıldığım konu kırmızı fobisi.

benim aracın geçmişinde de ne yazıkki bir dönem su ile kullanım var. benden önceki sahibi aldığında içinde su varmış o antifrize geri döndürmüş. durulatmış bayağı paslıymış akan su... ama sonrasında 5 yıl sorunsuz kullandı. bende de şuana kadar sıkıntı çıkmadı. yani soğutma sisteminde sıkıntım oldu da antifrizle alakalı değil hortum kelepçesinden dolayı kaçak oldu üst hortum ve kelepçeler değişti.

hortumdan dolayı eksilme olunca bi korktum tabi normal olarak :D ilk yağ çubuğunu çekip bakarken tırsmıştım conta gitti de yağa su mu karıştı acaba diye :D yağda sıkıntı olmayınca rahatlayıp diğer kısımlara odaklandım. kalorifer peteğinden de şüphelendim çünkü onda da biraz tıkanıklık var gibi ısıtıyor ama çok etkili değil tam ısınmıyor. baktım orada da kaçak yok. sistemde basınç yokken soğuk motorda termostat kapalıyken hortum kaçağı anlaşılmıyordu. eksiği tamamlayıp kısa bi sürüp ısıtıp öyle bakıp buldum.

yani bi noktada antifrize dönmek zorundasın. kesinlikle sorun çıkarıyor diye bir durum yok korozyon çok ilerlemediyse hiç problem yaşamadan dönebilirsin de. bu araçta olduğu gibi... ufak tefek düşük maliyetli sıkıntılar çıkabilir radyatör veya petek gibi... conta da yakabilirsin. motoru indirirler. ama ne olacaksa olsun en kısa sürede dönüp çıkabilecek sıkıntıları göze almak lazım.

ben de peteği temizleteceğim bi yandan korkuyorum ondan da :D ama yapılması lazım. patlarsa da ne tutarsa verip değiştirteceğiz. parça ucuz 1-1.5k bişey de işçiliği biraz fazla ön göğüs sökülüyor.

servis konusunda rezaletiz. ben castrol'ün sertifikalı servisinde bi ton sorun yaşadım. onlar içinde kırmızı varken motor blok tapasından boşaltmadan sistemde daha 2l eski sıvı varken mavi koymak lazım buna diyordu :D saf suyumu kendim götürdüm serviste o da yoktu bana malzeme elimde olduğu halde musluk suyu daha iyi dedi ya lan :D akü suyu bu asitli deler dedi saf su için... castrol sertifikalı serviste... sıvı bakımında uzman olması gereken adam. koyarken de ölçüsüz biraz antifriz biraz su diye boca ettiler baktım paso su koyuyor antifriz yok ben müdahale ettirdim antifrizle tamamlattım sonunda ama yine yetersiz çıktı. bi posta da hava alacağız diye hortumu söküp litrelerce antifriz ve saf suyu yere döktüler... hortumu yerine oturtamadılar onlar kurcalarken zedelendi 99% hortum da.

neyse 1 hafta 10 gün sonra evin önünde kendim tekrar komple boşaltıp değiştirdim yani orada aldıkları işçilik de harcanan antifriz de saf su da boşa gitti komple... serviste konan antifrizi refraktometre ile ölçtüm -16 civarı çıktı 30-70% gibi ki ben hiç müdahale etmesem o kadar bile olmayacaktı. binlerce lirayı çöp ettiler. ya motor yağını bile fazla koymuşlardı yağ çubuğundan ben geri çektim fazlasını. onda da uyardım dedim 3l koyuluyor bu arabaya diye.

birkaç ay sonra işte üst hortumdan kaçak oldu onu değiştirtmem gerekti. o işçilik malzeme toplam 600 tuttu yine castrolcüler yüzünden. kaçağı farkedip bulup sanayiye gidene kadar da 3l kadar daha boşa aktı gitti 50-50% antifriz karışımı...

bak ben koyarken saf su aldım, onda da piyasada hileli ürün çok diye güvenemeyip tds ölçer alıp kontrol ettim. konsantre antifrizle belirtilen ölçüde hassas karıştırdım yine de emin olmak için refraktometre ile ölçtüm... bireysel kullanıcı olarak bu cihazları alıp kullanıyorum adamlar hiçbir ölçüm olmadan yanlış ve eksik bilgileriyle kötü işçilikleriyle castrolden sertifika alıyor... markayı temsil ediyor.

tüm malzemeler kendimden sadece işçilik 1200 verdim yağ ve antifriz değişimine iki işi de batırdılar. herhangi rastgele bi ustaya daha ucuza yaptırılırdı ben garanti olsun düzgün iş yapacak yer olsun kötü ustaya düşmeyelim diyip pahalı da olsa değer diyerek gitmiştim... kendim değiştirecektim yağ filtresi çok sıkı olunca sökülmedi mecbur gittim ama sonraki bakımda bi şekilde sökücem o filtreyi artık daha da rastgele sözde ustalara mecbur kalmadıkça dokundurmam.. başında durmasam veya hiç bilgim olmasa adamlara güvensem eminim maviyle karıştırır çamura çevirirlerdi... yine ucuz kurtuldum araba kasaplarından.

devletin direkt bu şekilde musluk suyu kullandığı tespit edilen ustalara bilerek mala zarar vermekten tazminat ödetmesi değer kaybı tespitiyle bunu da ödetmesi vs. lazım. ödeyecekleri cezayla tazminatla batsın gitsin hepsi... ustayım diye geçiniyorsa bilmiyordum diye bi savunması da olamaz.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
Aslında olay bu kadar basit;

Kırmızı Antifriz (Organik - OAT)Teknoloji:
-Organik Asit Teknolojisi (OAT) kullanır.
-Ömür: Uzun ömürlüdür (5 yıl veya 250.000 km).
-Malzeme: Alüminyum bloklu yeni nesil motorlara uygundur.
-Koruma: Pas ve korozyonu önlemede çok güçlüdür.
-Performans: Yüksek sıcaklıklara karşı daha dayanıklıdır.

Mavi Antifriz (İnorganik - IAT)Teknoloji:
-İnorganik Asit Teknolojisi (IAT) kullanır.
-Ömür: Kısa ömürlüdür (2 yıl veya 50.000 km).
-Malzeme: Demir ve pirinç ağırlıklı eski nesil motorlara uygundur.
-Koruma: Donmayı engelleme performansı yüksektir.
-Maliyet: Kırmızı antifrize göre daha ucuzdur.

Kritik Uyarılar
-Karıştırmayın: Kırmızı ve mavi antifriz asla birbirine karıştırılmamalıdır.
-Kimyasal Reaksiyon: Karışırlarsa jelleşme ve çamurlaşma yaparlar.
-Hasar: Bu çamurlaşma devirdaim pompasını ve radyatörü tıkar.
-Seçim: Her zaman aracınızın kullanım kılavuzundaki rengi seçin.
-2
duyuruuser
(14.05.26)
duyuruuser yapay zeka cevabı mı bu xD
o kadar basit değil işte. çok daha spesifik formüller de var bazı araçlarda gerçekten uygun ürün kullanmak zorundasın. araç aluminyum bloktur moderndir oat gerekiyordur ama sistemde silikon parça vardır onda klasik 2-eha'lı ürün sorun yaratabilir. mavi koyarsın silikat sorun olur vs.

normal oat'de fosfat yok ama toyota'nınkinde var mesela, veya bir başka üründe inorganik olup fosfat içermiyor olabilir. hem silikat hem organik katkı içeren hybrid ürünler de var.

kırmızı antifriz döküm demir motorla uyumsuz diye bir durum da yok. hem castrol örneğinde radicool sf için uygun olduğunu belirtmiş hem benim aracım döküm demir bloklu ve üretici kırmızı öneriyor. yapay zekanın her söylediğine kayıtsız şartsız güvenmeyi bırakın. onu da geçtim sorduğum soru sizin bu konudaki görüşünüz/deneyiminiz soruya cevap da değil attığın eksik ai cevabı.

bu arada net bir cevabın hiç olmadığı konu ise hangi tipleri karıştırmanın sorun çıkarabildiği. o da öyle farklı renkleri karıştırmamaktan ibaret değil. veya organikle inorganiği karıştırmamakla sınırlı olmayabilir. hangi maddeler reaksiyona girip o çamurlaşmayı yaratıyor bu kesin olarak kimse tarafından belirtilmemiş. yani eğer 2-eha ve fosfatın karışması sıkıntı çıkarıyorsa toyota oatsi ile castrol oatsi karışsa da olabilir bu durum. veya silikat ile 2-eha karışımındansa inorganik antifrize toyota oat eklediğinde sorun yaşanmayabilir gibi... bu yüzden direkt hiçbir antifrizi içeriğindeki katkıların birebir aynı olduğuna emin değilseniz karıştırmamak lazım. mümkünse farklı marka/model ürün karıştırmamak en garantisi.

olaya yüzeysel baktığımda ilk antifriz seçimini yaparken 2dk'da bulduğum senin yazdıkların... detaylı bakınca çok daha karmaşık ve farklı ürünlerden oluşan bir konu.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
arabada orijinal antifriz ne kullanılıyorsa onu kullanmakta fayda var.
mesela 1.3 dizel astra h'ım vardı. 250 binde sattık. sıfır almıştık.
her zaman dexcool kullanıldı.
rengi farklı, vasfı farklı antifriz kullanmamakta fayda var.
0
rain when i die
(14.05.26)
Üretici ne öngörmüşse kullan, birbirleri ile karıştırma.
soğutma sisteminde bir çok farklı malzemeden üretilmiş komponentler, borular ve hortumlar var. Bunlar ve antifriz sıvısı birbirlerine uyumlu olacak şekilde seçiliyor. Araçtaki tüm komponentlerin malzemelerini bilmeden, yalnızca antifrizin içeriği üzerinden iyi-kötü denmesi teknik olarak yetersiz. Üretici, komponentlerin o tip antifriz ile uyumlu olduğunu teyit edebilir ancak.
0
burfak
(14.05.26)
@rain when i die @burfak
kitapçıkta yazanı attım işte i.imgur.com kırmızı diyerek organik antifrizi işaret ediyor 99.9% ihtimalle. türkçe kitapçıkta da kırmızı diye belirtiyor.
yani temel olarak silikat içermeyen oat bir antifriz daha uygun gibi. ama illaki şu olacak şu madde olmayacak veya bu marka olacak diye bir öneride bulunulmamış.


aracın motoru toyota 5a-fe ile aynı. 5a-fe kullanan eski toyotalar da toyota long life önermiş. baktım ama onun içeriğine tam olarak ulaşma şansım yok. sds'de katkının içeriği gizli servco.safepersonnelsds.com
"Hydrated inorganic acid, organic acid salts" cas no belirtmemiş Proprietary demiş detay bulunmuyor.
"Proprietary items on this SDS are designated as trade secrets."

bu motoru kullanan en güncel ve benim aracımın baz aldığı model 1. nesil vios ama onun kitapçığını bulamadım. o da çok büyük ihtimalle daha güncel bir model olduğundan tüm güncel toyotalar gibi toyota super long life coolant'ı önermiştir, pembe olan. benim aracın üreticisi katı bir şekilde uyarı veya öneri koymadığından görünürde de uzun yıllardır bir problem olmadığından dert etmiyorum şuan. bu araçta hem 2-ehalı oat hem silikatlı iat kullanan çok kişi var direkt antifriz kaynaklı sorun yaşayana daha rastlamadım. önerilene en yakın rahat bulabildiğim de klasik kırmızı oat türkiye şartlarında.

soru zaten daha önce belirttiğim gibi hangi antifrizi alayım sorusu değil. antifriz önerisi istemiyorum. bu kırmızı antifriz düşmanlığı hakkındaki düşüncelerinizi ve deneyimlerinizi sordum :D bence de önerilen net bir ürün varsa ona en yakın olanı tercih etmek lazım ama bizim ustalarda da kullanıcılarda da kırmızı korkusu var ve orijinali oat olan sistemlere bile iat antifriz koyuyorlar. soru bunun üzerine... bana önerilen de hep bu oldu ben kırmızıdan(castrol radicool sf) devam ediyorum. araç da 2010 model, bu yıllardaki araçlarda fabrikadan iat antifrizle çıkan pek yok(hiç var mı bilemiyorum hatta :D)
0
🌸konetsu
(14.05.26)
konetsu kendim yazmak yerine, tabi ki yapay zekaya yazdırdım,

temel bilgileri yazdım, neden mavi ve kırmızı ayrışımı var ve özellikleri belirli.
sen çok detaya inmişsin ama fabrikadan arka arkaya çıkan seri araçlarda bile farklılık olabilirken bir çok marka ve modelin, kullanım alışkanlıkların, coğrafyanın ve daha nice kriterin toplamı varken "kırmızı sıkıntı çıkarır" demek çok mantıklı değil.

yukarıda yazılanlar gibi kimisi kireçli çeşme suyu basmıştır, kırmızı da mavi de sıkıntı çıkarır, bilemeyiz. en iyisi fabrika ne diyorsa o.
0
duyuruuser
(14.05.26)
@konetsu,
paylaştığın kitapçık resminde baz alman gereken kısım yalnızca renk değil. SH0521-1999 standardı diyor.
Bu standardı karşılayan antifrizleri koyabilirsin.
SH05210-1999 standardı karşılıyorsa kullandığın antifriz, bitmiştir. Artık markası vs. tam içeriği önemli değil. Standartlar ve sertifikalar bunun için var.
0
burfak
(14.05.26)
@burfak o da tam öyle değil işte :D birincisi bu çin standardı olduğundan yaygın değil bunu belirten ürün pek bulamazsın. ikincisi bi standart neleri kapsadığına göre çok farklı antifrizlerde ortak olabilir. "ASTM D3306" mesela neredeyse tüm antifrizlerin kapsadığı bir standart. donma/kaynama noktaları ile alakalı ağırlıklı olarak, ürün içeriğine karışmıyor. silikatlısı da bu standartta organiği de inorganiği de fosfatlısı da...

ve tekrar diyorum... bu antifriz seçme sorusu değil! seçtiğim aldığım aylardır da kullandığım ürünün yeterince uygun olduğuna 99.99% eminim. sadece toyota pembe veya dengi ürünler daha iyi olurdu diyorum çünkü döküm demir bloğu fosfatlı ürün daha iyi korurken silikatın getireceği dezavantajlar olmazdı. yine motor toyota temelli olduğundan toyota antifrizinden zarar görecek bir parça da bulunmaz. ama standart bildiğimiz kırmızı antifriz yeterli uygunlukta. o standarda da baktım yine çin standardı olan lec-ii antifrizler karşılıyor mesela. bunlarda da 2-eha var bu arada. yani o yönden bakarsak da sistem için bu katkı güvenli denebilir. ama standart yine içeriklere karışmayan bir standartsa hiçbir şey ifade etmez.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
@konetsu

atıyorum araban peugeot diyelim. tanıdığın servicebox (teknik bilgi programı) sahibi olan birine sor.

veya atıyorum araban badge engineering (mesela saab'ın subaru impreza ile aynı station modeli vardı abd'de) ürünü bir araç olsun.

o motor aslen ne kullanıyor yine ilk yöntemle öğren.

sonra da en iyisi hangisi onlardan emin olduktan sonra (atıyorum valvoline'in ürünü o standarttadır) komple bir soğutma sistemi flush'ı yaptır.

uygun miktarda da doldur.

bitti gitti.
----

ha ben otomotiv satış sonrası hizmetlerciyim, o kadar çok takmamıştım astra h'ta :)

mercanlar opel'e gidiyordum, yapıyorlardı herşeyi.

şimdi kullandığım araba da garantili 2029'a kadar yine dert etmiyorum.
0
rain when i die
(14.05.26)
@rain when i die arabam badge engineering değil ama benzer sayılır... o yüzden toyota odaklı baktım hep. motor 5a-fe, efsane kasa 1.6 corolladan bildiğimiz 4a-fe motorun 1.5 versiyonu var. alt takım parçaları filan da büyük ölçüde 1. nesil yaris ile aynı. direkt toyota parçası alıp takabiliyorum.
reverse engineering. :D i.imgur.com

motor üzerinden baktığımı da söyledim. 5a-fe kullanan daha eski corolla carina vs. gibi araçlar toyota long life coolant, vios'un kitapçığını bulma imkanım olmadı ama çok çok büyük ihtimalle toyota super long life coolant. toyotaların kitapçığı sadece kendi ürününü belirtir onu önerir. pembe sllc çıktıktan sonra da tüm araçlarda ona geçtiler.

sadece antifriz değil araç hakkındaki çoğu konuda toyota üzerinden bakıyorum alışkanlık oldu. bi ecu toyotada denso bunda delphi o fark yüzünden haliyle sensörler vs. farklı. elektronik kısmı dışında büyük oranda toyota ile aynı.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
toyota neyi kullanıyorsa onu kullan ama sistemi çok sağlam flush ettir. sonra da çok kurcalama :)
0
rain when i die
(14.05.26)
@rain toyota sllc filan piyasada bulunmuyor. bi kere zor bela bulsan sonra eklemen gerekse değiştirmen gerekse tekrar aynı bela... değmez çekilen çileye. oem üreticisi aisin ama o da yok piyasada...
toyota antifrizi ile farklı formül ama castrol net şekilde uyumlu diyor i.imgur.com ve dediğim gibi dexcool türevlerini kullanıp antifrizden kaynaklı sorun yaşayan toyota kullanıcısına ben rastlamadım.

bi şekilde bundan dolayı sorun yaşarsam(sanmıyorum) ileride yine önceki cevaplarda bahsettiğim "Total Glacelf Auto Supra 2F" veya "Motul e-Auto Cool DHC" ürünlerine geçerim. bunlar 2-eha içermeyen seçenekler.
total-cdn-lmdb.afineo.io
www.motul.com
motul pembe toyota sllc'ye en yakın ürün gibi. fosfat içerikli toyota ile tam uyum iddiası var. toyota hybrid araçlarda da aynı sllc antifrizi kullanıyor.

aracı ilk aldığımda bu kadar detaya inmeden bakıp sıvı bakımlarını da biranönce yaptırdım. kitapçık kırmızı diyor, böyle içerik içerik anlatan yok, totalin bu ürünü piyasada yok, motul hybrid araç için diyor vs. değerlendirmeye almadım bile haliyle. castrol alıp geçtim. başta bu kadar detaya girmiş olsam motul alırdım muhtemelen ama şuan taze yeni antifriz varken sorun ihtimali de sıfıra yakınken tekrar değişime gerek yok.

duyuruda da cevaplarda da tekrar tekrar belirttim iş hala antifriz seçimi sorulmuş gibi ilerliyor... :D seçimimi aylar önce yaptım zaten.
0
🌸konetsu
(14.05.26)
(5)

Kurutma makinesi tavsiyesi

kaiserr76
Mevcut Arçelik KM 800 serisi ısı pompalı kurutma makinemiz, günlük yoğun kullanım senaryosunda donanımsal arıza vermiştir. Geçen yıl garanti süresinin bitimine yakın kurutma fonksiyonunu yerine getirmediği için serviste anakart değişimi yapılmış; ancak aradan bir yıl geçtikten sonra aynı arıza nükse
Mevcut Arçelik KM 800 serisi ısı pompalı kurutma makinemiz, günlük yoğun kullanım senaryosunda donanımsal arıza vermiştir.

Geçen yıl garanti süresinin bitimine yakın kurutma fonksiyonunu yerine getirmediği için serviste anakart değişimi yapılmış; ancak aradan bir yıl geçtikten sonra aynı arıza nüksetmiştir. Yeni bir cihaz satın alma planımız mevcut.

Benzer şekilde günlük yoğun kullanım şartlarında stabil çalışan ve kronik sorunu bulunmayan marka/model tavsiyesi olan varmı?
0
kaiserr76
(13.05.26)
bosch var bizde yoğun şekilde kullanıyoruz memnunuz bütçenize uygun bir modelini seçebilirsiniz
+1
basond
(14.05.26)
yoğun kullanımdan kasıt nedir, günde kaç kilo kurutma yapıyorsunuz.
belki makinenin konumlandırılması doğru değildir. yeni alacağını makine de benzer sorunlar olacaktır.
şimdi dolap içine koymak moda oldu ama çok zararlı.
-1
duyuruuser
(14.05.26)
çocuk olunca her gün çamaşır işi oluyor, 6. seri bosch var, memnunuz, bi sıkıntı çıkarmadı.
0
antihero
(14.05.26)
bosch kendini temizleyen seri 8 aldım şunun 2 model eskisi ekranı farklı zaten sadece hasta sonu çamaşır yıkadığım için 2 gün çok yoğun kullanımda problem yaşamadım. o zaman sadece seri 8 almanyada yapılıyor(daha sağlam) diğerleri polonyada daha düşük malzeme ile yapılıyor demişti satıcı.
www.bosch-home.com.tr
0
eja
(14.05.26)
Evde 5 yaşında çocuk olduğu için sürekli bir çamaşır yıkama rutini var.

Çamaşır Makinesi üstüne konumlandırılmış, kapakları sürekli açık bir dolap içinde. Dolap konusunu değerlendirip yeni gözlem yapacağım.

Teşekkürler cevaplar için
0
🌸kaiserr76
(14.05.26)
(8)

Basur şikayeti için kolonoskopi istenmesi

benaslindayohum
Tamam saygım var doktorlara da “bi de kolonoskopi yapalım bi bakalım” diyor. Bi bakalım dediği kolay bir operasyon işlem değil ki?
Tamam saygım var doktorlara da “bi de kolonoskopi yapalım bi bakalım” diyor. Bi bakalım dediği kolay bir operasyon işlem değil ki?
-3
benaslindayohum
(13.05.26)
Yaş kaç?
0
kisa
(13.05.26)
33
0
🌸benaslindayohum
(13.05.26)
Daha erken ama zaten 40 - 45 sonrasında her şekilde arada baktırmak lazım.
Doktor belki kanamadan polipten vs şüphelenmiştir, kafadan silmek istemiştir.
Çok da diretme bence, basit bir şey bulur iki dakikada halleder büyük dertten kurtarır.
Geçmiş olsun
0
kisa
(13.05.26)
Kolonoskopi'nin kendisi epey kolay, hazirlik yapmasi zor.
+1
compumaster
(13.05.26)
soru nedir? soru işareti koymuşsun ama sorun yok.
basur var, kolay bir işlem değil ama doktor bir kolonoskopi yapalım bakalım demiş.
gayet normal bir durum. soru nerede?
-6
abelardo
(13.05.26)
Hiç de normal değil . Asla yaptırmanı tavsiye etmem.
0
hebanon
(13.05.26)
33 yasında aynı anda endo+kolon oldum hicbir sey hissetmedim. Cıkısta araba kullanıp eve döndüm. Hastaneye göre değişir iş.
0
HellKeePer
(13.05.26)
içeriden kanama geliyor mu, geliyorsa kronik mi, diye bakıyorlar.
eğer varsa onun ayrı tedavisine başlanılıyor, çünkü bu durumun daha ciddi sonuçları olabiliyor.
kontrol edilmesinde fayda var.
+2
duyuruuser
(14.05.26)
(9)

Portatif klima falan

aguen
Merhaba duyuru,Maalesef eve klima alamıyorum çeşitli sebeplerden dolayı klima montajı imkansız. Yazın ölmememi sağlayacak alternatif çözümler nelerdir? Kullanıp memnun kaldığınız bir şey var mı?Özellikle benim çalışma odamda 2 sunucu 1 pc 1 laptop çalışıyor cehennem sıcağı oluyor.
Merhaba duyuru,

Maalesef eve klima alamıyorum çeşitli sebeplerden dolayı klima montajı imkansız. Yazın ölmememi sağlayacak alternatif çözümler nelerdir? Kullanıp memnun kaldığınız bir şey var mı?

Özellikle benim çalışma odamda 2 sunucu 1 pc 1 laptop çalışıyor cehennem sıcağı oluyor.
0
aguen
(13.05.26)
tavan vantilatörü düşündünüz mü? herkes çok övüyor. olmadı normal vantilatör.

portatif klima matah bir şey olsa, daha çok evde görürdük gibime geliyor.
+1
co2s2
(13.05.26)
tavan vantilatörleri çok mantıklı ama sıkıntılı :( boyum çok uzun; kurtarmıyor gibi çoğu modelle.

kendimi de tanıdığım için net kendimi yaralarım öyle bi ortamda
+1
🌸aguen
(13.05.26)
hocam portatif klimalar hem çok gürültülü hem de verimsiz. odada 2 sunucu + bilgisayarlar varsa vantilatör vs. yetmez çok net bir şekilde. ne yapıp edip normal klima taktırın.

türkiye'de pek yaygın olmayan pencere tipi klimalar var aslında. 2. el falan bulabilirseniz o da olabilir.
+1
shadowfollower
(13.05.26)
ev tek odadan ibaret değilse ve amaç odayı serin tutmaksa portatif klimayı koridora kurun, odanın kapısını açın. hava giderini de başka bir odanın penceresinden (pencereyi gider boyutunda deldirerek, menfez gibi) gerekirse gider borusunu da uzatarak dışarı salın. hem gürültü size yakın olmaz hem cihazlara zarar vermez hem de yeterince serinletir.

içinde buz haznesi olan soğutucular var ama bunlar verimsiz ve nem yapacağı için tavsiye etmiyorum. sizin şartlarda tek çözüm portatif klima gibi duruyor.

klima neden olmuyor onu da anlamadım. gerekirse çatıya takılır yine olur. bina yönetimi izin falan mı vermiyor nedir yani
+1
Improbable
(13.05.26)
mecburiyetten 1 yaz portatif klima kullandım
tek oda için öldürmeden yaşatır. klima serinliği beklemeyin ama odada sıcaktan bulanmadan takılabilirsin, en azından terletmez.
en sessizi bile gürültülü çalışıyor.

çok çok zorda değilsem tercih etmem.

koridora koyayım içeri üflesin gibi fantezilere girersen sadece boşuna elektrik tüketirsin.
0
duyuruuser
(13.05.26)
Bu konuyu ben de takipteyim. Zira ben de daha geçenlerde benzer bir duyuru açmıştım.

Portatif klimanın yanı sıra tavan vantilatörü ve kule tipi vantilatör önerileri yapılmıştı.
+1
jonas
(13.05.26)
bende var.
her sene temmuz - ağustos ortası bir dönemde "ohh iyi ki almışım" diyorum çünkü ev cehennem gibi oluyor ama hemen ardına "ulan bununla uğraşmaya ne gerek var, keşke klima taktırsaydım" diyorum.

kiracıyım, taşınırım diye düşündüğüm için klima taktırmadım. onun yerine portatif aldım. pişmanım.

eğer gerçek klima taktırma imkanınız yoksa evet iş görüyor elbette. çalıştığı sürece serin tutuyor. pencere yakın olması tercih edilir çünkü soba borusu gibi bir hortumu var gerçekten sıcak hava üflüyor. boru uzun olursa evi bir yandan soğutup bir yandan ısıtır.

pencere açık ya da aralık oluyor ama özel bir perdesi var rüzgar almayan, onun boşluğundan geçiriyorsunuz boruyu. eğer imkanınız varsa camı deldirip oradan geçirebilirsiniz. portatif klima perdesi, mobil klima pencere kiti gibi aratabilirsiniz internette.

ben araştırıp da aldım, sessiz çalışanı bile sesli konusuna katılıyorum. ben evden çalışırken kulaklığımı takar müzik ya da ses-iptal özelliğini açar öyle kullanırdım klimayı. sohbet muhabbete engel değil ama kapatınca ohh be diyorsunuz. o yüzden gürültü büyük bir negatif özellik.

düşündüğüm kadar çok elektrik harcamıyor.

benim kullandığım klima günde 5-10 litreye yakın su üretiyordu sürekli kullanınca. ölçümünü tam yapamadım saatte ne kadar diye ama havada inanılmaz miktarda su buharı var ve klima onları topluyor. tahliye için arkasına bir kova koyuyor, iki üç saatte bir kontrol ediyordum. 5 litrelik kova hergün doluyordu, bazen birden fazla kez.

her klimanın özelliği mi bilmiyorum ama klima çalışırken evi serinletse de kapattığım gibi ısınıyordu. "kafam şişti gürültüsünden bir 20 dk rahat edeyim" diyemiyordum.

ev için ideal değil. şantiye, geçici konaklama, dağ evi, konteynır gibi yerler için konfor arttırıcı olabilir ama evde çok mutlu etmiyor. kule tipi vantilatörüm de var. klimaya göre sessiz nazsız ve yer kaplamadan çalışıyor. klima gibi serinletmese de, evdeki konforu tek başıan arttırabiliyor. fiyat, gürültü, nazı uğraşı gibi parametreleri ekleyince kule tipi vantilatör tek başına portatif klimadan çok daha iyi bir seçenek.

bitirmeden ekleyim, eğer klima almak istiyorsanız ve gerçekten monte klima alma imkanınız yoksa ve ev çok sıcaksa değerlendirebilirsiniz ama "zaten taşınıcam ne gerek var ya almaya" diye düşünüp de portatif alıyorsanız bence diğer seçeneği zorlayın. zira monte klimalar demonte edilip yeni adrese nakledilebiliyorlar. olmadı vantilatör seçeneğini değerlendirin. en azından klimaya göre aşağı yukarı 10-15 kat daha ucuz.

tecrübeme binaen bahsettiğim ürün bu:
airfel.com
+2
biseysorcaktim
(13.05.26)
yasadigim sehirde evlerde klima yok. apartmana portatif klima vermisler. cok ses cikariyor, performansi dusuk ve cok elektrik yakiyor. cok sicak gunlerde kullaniyorum yoksa elimi surmuyorum.
0
antikadimag
(15.05.26)
mobil klimaların temel sıkıntısı içeriden çektiği soğuk havayı dışarı atmasıdır. verimsizliğin sebebi bu. tek hortum oluyor bu da sıcak hava çıkışı ama hava girişi içerideki soğutmak için elektrik tükettiğiniz havayı çekiyor. çift borulu ürünlerde verim kaybı daha az olacaktır. tek borulu klimayı modifiye edip bu şekilde hava girişini dışarıdan alanlar da var.

tek boru bir sorun daha yaratıyor, ortamdan devamlı dışarı hava attığı için alçak basınç oluşuyor ve kusursuz yalıtım imkansız olduğu için dış ortamdan aynı oranda sıcak hava da içeri doluyor.

bir diğer sıkıntı da klimanın çok alçakta kalması, soğuk hava alçaldığı için zaten alçaktan üflediğinde serinlik yerlerde birikirken vücudunuzun kapladığı alanlar daha yüksek sıcaklıkta kalabiliyor. bu yüzden soğutma temel amaçlı split klimalar genelde yüksek konumlandırılıyor. kışın ısınmada kullanılacaksa maksimum etki için kanat en alt konuma alınıyor çünkü bu durumda sıcak hava tavan bölgesinde birikiyor zemin soğuk kalıyor.

yani soğuk hava çıkışını da yükseltebilirseniz bu da verimi arttıracaktır. hava girişini dışarıdan almak kadar etkili değil ona kıyasla daha minimal bir etki bu. imkan varsa bi masa üstüne vs. koymak yerden olabildiğince yüksekte çalıştırmak da titreşim ve sesi arttırmıyorsa düşünülebilir. kesinlikle yapılması gereken ilk işlem, yani çift boruya çevirmek veya bulabilirseniz başta bu tarz ürün almak.

üçüncü verimsizlik sebebi de güç tüketiminin büyük kısmının gerçekleştiği kompresörün içeride olması. elektrik tüketimi demek 100% verimle ısı üretmek demektir. yani klima 500w güç tüketirken ortama 500w'lık bir ısıtıcı gibi ısı verir. buna yapacak pek bişey yok portatiflerde. gürültünün sebebi de yine bu durum tabi.

son sebep de boru/boruları dışarı verdiğiniz yerdeki yalıtım zayıflığı. bu boruların giriş çıkışını ne kadar iyi kapatırsanız iç ve dış ortamı ayırırsanız o kadar iyi.

yurt dışında pencere tipi klimalar çok yaygın ama camın açılış şekli yüzünden bize pek uygun değil bunlar. split klimayla aynı mantığı daha kompakt şekilde sunabiliyorlar özellikle mideanın bir ürünü u şeklinde olduğundan pencerenin de neredeyse tamamen kapanmasına imkan tanıyor. ama burada bu modeli bulmak da bulsan da uygun pencere taktırmak da pek gerçekçi değil. www.youtube.com

klima dışında gerçekten iç ortam sıcaklığını etkin şekilde düşürebilecek bir ürün yok. ortamdaki ısıyı alıp dışarı atacak tek sistem bu. yani mobil klima alman lazım normal klima montajı mümkün değilse. dezavantajları var ama alternatifi yok.

verim konusunda hava girişinin iç ortamdan hava çekmesi problemin 90%'ıysa alçak konumu kompresörün içeride olması vs. diğer tüm etkenler 10%'udur. çift boruda daha verimli olacağından daha düşük yükte çalışıp daha az ses çıkaracaktır ayrıca. yani gürültü konusunda da tam olmasa da kısmi yararı olur.


ingilizcen varsa şu video da güzel anlatıyor durumu youtu.be tek hortumlu portatif klima net dizayn hatasıdır bunu ilk düşünen de onaylayan da üreten de satan da nasıl bir kafa yaşıyordu, çift hortumlular varken niye hala üretildiler ve nasıl çift hortumlulardan daha popüler olup yaygınlaştılar anlam veremiyorum. iki tip arasında çok çok ciddi fark var.

tümünün çift hortum olması opsiyonel olarak giriş hortumu olmadan kullanılabilmesi mesela en mantıklı çözüm olurdu. ikinci hortumu dışarı verme imkanı yoksa tek hortumlu olarak daha portatif kullanır imkan varsa giriş hortumunu da takıp daha verimli kullanırdı alanlar. çift hortumluda giriş hortumunu dışarı vermezsen tek hortumluyla aynı şekilde çalışır işte. çift hortumlu dizaynın hiçbir ek dezavantajı olmak zorunda da değil.
+1
konetsu
(15.05.26)
(5)

Kariyer.net gibi bir site yapsam üye nasıl bulacağım?

Cezcez
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.
Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
0
Cezcez
(11.05.26)
Olmaz. Yani en azından ben olmam. Kariyer.net bile artık sektörde hiç kullanılmıyor.
0
nuevo
(11.05.26)
Kariyer neti bile kullanmıyoruz senin siteyi hiç kullanmayız.
Tabi linkedin seviyesinde global bir ağ yaparsan ve linkedinden daha fazla şirket kullanıyor olursa o zaman başka :)
-1
yenibirgüzelnick
(11.05.26)
kullanıcılara ve şirketlere kariyer.net ve muadillerinden farklı bir şey sunmayacaksan boşuna token yakarsın.
0
duyuruuser
(11.05.26)
millet ağlayıp duruyor sarı site anamızı belledi, piyasayı manipüle ediyor, devlet el atmıyor bla bla

sonra bi site yaptı birisi satarız.com diye. ipleyen yok. niye? çünkü siteyi yapmak yetmiyor milyonluk reklam basman lazım.

bugün trendyol, yemekçiler vs bilmiyorlar mı tekel olduklarını? sürekli heryerden milyonluk reklam basıyorlar. çünkü herşey algı.
-1
plastic_angel
(11.05.26)
Maalesef arkanızda çok büyük bir medya desteği veya reklam sermayesi yoksa mevcut ilan sitelerine rakip olmak mümkün değil, ben 10 yıl önce kendi çapımda denemiştim bir ilan sitesi, 200 - 300 ilana zor ulaştım yıllarca açık kalan sitede. Sektörel odaklı sitelere biraz talep oluyor ama server masraflarınızı bile karşılayamazsınız.
0
creepy
(12.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.