[]

Alman disiplini

Alman disiplini gerçek mi yoksa biraz abartılıyor mu? Bir videoda izlemiştim, Celâl Şengör'e bir Alman profesör sabah saat 7 için randevu vermiş. O da ben 12'de uyanıyorum, 7'ye randevu mu verilir diyordu. Gerçek hayatta Almanlar gerçekten çalışmasa bile erken saatte uyanan, zamana dikkat eden insanlar mı?

Almanya'da yaşayan bir tanıdığım var teyzemin tarafında. Çocukları olduğunda çocuğun uyku saati geldiğinde çocuk ağlasa da çocuğu uyutuyorlardı. Türkiye'de çocuk ağlayınca tamam, uyuma deyip pes ediyorlar. Bu örnek abartılı mı yoksa tüm Almanya'ya yayılmış bir olay mı?


 
Abartı şeyler bunlar. Nice disiplinsiz alman arkadaslarim oldu, nice almanla calisiyorum hic de öyle makine gibi değiller.
Dakikligi bilemem de öyle herkes 7de uyanıyor falan saçma.

  • logisticsmanager  (23.06.21 16:32:49) 
Ortaokul ve lisede anadolu lisesinde Alman hocalarla okudum, net bir şekilde bu konularda karakterime yön verdi. Buraya bile yayılıyor yani :) Tabii ki Alman disiplini olsun diye diye yapmıyorlar, normalleri öyle, bizim gibi sallapati yaşamak diye bir konsept yok. Çünkü her şeyin belli bir günü ve saati var, x şey için yarın alırım diyemiyorsun çünkü kapalı oluyor kesin vs. Ama tabii ki tüm ülkenin her bireyi aynı değil. Yoksa delisi divanesi de çok, niye olmasın.


  • whoosie  (23.06.21 16:35:04 ~ 16:36:08) 
Adamlar ilkokuldan üniversiteye önemli şahsiyetler olarak Kant, hegel, marx, scheler, huserrl, nietzche filan okuyorlar ya da onları okumuş öğretmenler tarafından yetiştiriliyorlar. Biraz farkları olsun.


  • iddaaci  (23.06.21 17:06:17) 
genelleme yapmak gerekirse, almanlar kesinlikle daha sistemli calisiyorlar, isleri belirli bir plana gore ilerliyor ve zamaninda da tamamlaniyor. esneklige, son dakika degisimlilerine acik degiller haliyle. planinin disina cikmak, is taniminda degisiklerin olmasi tolere edebilecekleri seyler degil. bu sadece is icin gecerli degil, sosyal yasantilari da oyle, spontane hadi suraya gidelim gibi durumlar onlara ters geliyor. bulusulup biryerlere gidilicekse cok onceden planlanmis olmasi gerekiyor.


  • Labyrinthe  (23.06.21 17:25:38) 
Üniversitedeyken Alman öğrencilerle birlikte okumuştum. Öğlene kadar uyuyup dersi kaçıranı da var projeyi iki hafta önceden bitirip hazır bekleyeni de var. Mesela biri her gününü saati saatine planlar, sabah altıda uyanırdı. Onun yakın arkadaşı kervan yolda düzülür kafasındaydı.
Genelleme yapmak cok zor. Mesela ben Alman olmama rağmen ortaokuldan beri her sabah altıda kalkar, günlük programa göre hareket ederim. Bence milletle pek alakası yok.

  • Anthony McCarten  (23.06.21 17:43:42 ~ 17:44:37) 
Böyle şeyler genele nispet edilir. İlla zıt örnekler vardır. Benim gözlemimde genel anlamda dakikler. Düsseldorf’ta sabah 6’da tramwaylar dolu oluyordu hep insanlar işlerine gidiyordu erkenden.


  • but that was just a dream  (23.06.21 17:44:19) 
@iddaaci, dediğiniz şeyle bağlantı kuramadım maalesef.


  • dissendium  (23.06.21 18:11:06) 
avusturya liseliyim.

bir öğretmenimizin eşi vefat ettiğinde kadın "yasımı kendi boş zamanımda tutabilirim." diyerek ertesi gün okula gelip derse girmişti.
bunun gibi çok örnek hatırlarım lise yıllarımdan.

genel olarak "iş zamanında iş yapılır, boş zamanda boş zamanda ne yapmak istiyorsan o yapılır" kafasındalar.
  • blatta hiberna  (23.06.21 18:17:16 ~ 18:17:56) 
Almanya'da Erasmus'ta okulda surada burada iki Alman tanidim, onlar soyledi o zaman 85 milyon Alman'in hepsi boyle diyen tipler turemis. Bunlarin Alman versiyonu iki Turk gorunce tum Turkler barbar diyen tipler.

Gercek su, Almanya'da disiplin kulturu var. Kultur var kisaca. Cogunluk bu kulture uyum saglar. Arada 15 milyon farkli insan da secebilirsin, kalan 70 milyon bu acigi kapatir.
  • howfaristhesky  (23.06.21 18:26:55) 
cocugu bilmem ama is hayati su sekilde:

mesai girisi: 7:15 olan isler var. 7:15'te gelirsen personeli bulursun.

bir is gorusmesine gittim. berlin'de potsdam diye bir bölge var. berlin merkeze uzak. görüsme 8'deydi. ben 7:50'de vardim. görüsmeciler 2. tur kahveye dönüyordu.

son örnek: asi merkezi 7:12'ye randevu verdi. 7'de gittim. sira vardi ve islemler baslamisti. öyle bir iki degil calisan. ~70-80 kisilik bir ekip var asi merkezinde.

diyecegim o ki is ve saat konusunda hassaslar.
  • helenart  (23.06.21 18:35:24) 
Ben size Almanlarda neyin farkli oldugunu soyleyeyim.Elbette Alamanlarda da kaytaran, tembellik yapan, vergi kaciran, kurallara uymayan, toplumsal normlara ters hareket eden kisiler var.Ancak bu gibi davranislarda bulunan kisiler yaptiklarini arkadas grubunda anlattiginda herkes ayiplar.Kimse helal olsun demez.Toplumsal ahlak cok guclu.Bu toplumsal ahlak insanlari dogru ve duzgun olana yonlendiriyor.Bizde ise tam tersi.Ne kadar kaytarirsan, kurallari ihlal edersen o kadar itibar gorursun.Herkes seni takdir eder.


  • turkuaz  (23.06.21 18:45:33) 
Almanya'da doktora yapiyorum en caliskan ögrenciler Tr'den gelenler. digerleri saat 17 olunca kaciyorlar. Alman caliskanligi yalan.
Sabah erken kalkiyorlar ama saat 8'de zaten heryer kapaniyo, erken uyuyorlar.
sert bi disiplin degil de, yapilacak isleri programlayip yapiyorlar, ama aklina sert yogun bi is programi gelmesin.

edit: zuhahaha
  • durgunfoton  (23.06.21 18:57:00 ~ 21:37:40) 
Almanlara spesifik bir disiplin değil bu bana göre. Kuzey ve batı Avrupa'da cehalet az olduğu için insanlar olması gerektiği gibi yetiştiriliyor. Olması gereken bu yani.
Ha Almanlar o bölgenin bayrak sallayanı olduğu için adları çıkmış tabii disiplinli diye.
2. Dünya savaşı ile anilmalarinin da bunda büyük etkisi var işte Nazilerin gümbür gümbür yürümesi gibi :)
  • yarey  (23.06.21 19:23:30) 
Alman ekolunde mukemmelliyetcilik kesinlikle var, herseyin perfect olmasi lazim. Liyakat cok onemlidir. Almanlar disiplinde herhalde dunyada ilk uce girer. Oyle olmasa o kadar dunyaca unlu markayi sansa cikartamazlardi.


  • cooperr  (23.06.21 19:32:53) 
21. yüzyılda ajanda kullanıp 3 ay sonra yapacağı (çok da önemli olmayan) şeyi yazan Hollandalı gördüm ama Alman görmedim. Belki de Hollandalı disiplinini konuşmalıyız?


  • 1195  (23.06.21 19:39:35) 
Almanya bizim gibi jenerasyonlar arasi devasa farklar var.

Su an disiplin falan yok aldiklari projeleri bitiremiyorlar, berlin havalimani insaatina bakabilirsin.
Asiyi bile vuramadilar kendi urettikleri halde beceremiyorlar.

Iyi zamanlar gevsek insanlar getirir muhabbeti iste.
Projeye turk muhendis almasinlar fabrikalari bile acamazlar.
Biontech gocmenlerden olusmasa 100 yil gecse o asiyi bir alman bulamazdi
  • divit  (23.06.21 19:56:34 ~ 20:56:09) 
Türkiye ya da diğer orta sınıf ülkelerden giden doktora öğrencileri ABD'de de daha iyi çünkü o ülkenin kendi vatandaşının iş bulmak için ugrasmasina bizimki kadar gerek yok. Lisan bitirdi diye ayda en az 3000 dolar maaşla işe basliyorlar. Bizim lisans bitiren mühendisimiz 1000 dolar maaş alamıyor. Yüksek lisans yapayım doktora yapayım da maaşım 8000'e çıksın en azından 1000 dolar olsun diye uğraşıyor. Bu nedenle Batı'da ortalama biri Türkiye'de ise en iyiler yurt dışında doktora yapıyor. Onların en iyileri dünyanın en büyük sirketlerinde.

Bu nedenle doktora öğrencisi karşılaştırması yapmak yanlış. Hala iki üç Almanla Almanya'yı karsilastiriyorsunuz.
  • howfaristhesky  (23.06.21 20:20:25 ~ 20:22:38) 
yanlış bulunsa da doktora öğrencisi olarak da yazacağım :D
Tanıdığım tüm arkadaşlarımın ajandaları var, çok yükleri yok ama kesinlikle programlarına uyuyorlar.
bir proje sundular, 10 yılda bitirdik, başarılıyız vs. diye, şok geçirdim. Türkiye'de 3 öğrenci ile 4 yılda yapılır. ama 1 ay çok yapılabilir, 1 ay gevşek yapılabilir, bunlarsa aynı sabit hızla ilerliyorlar. Kendi araştırma merkezimde hiç 10 yıllık proje görmedim, belki askeriyede vardır bizde.
  • Ley  (23.06.21 20:52:45) 
Hem Almanya'da, hem Türkiye'de çeşitli projeler için Almanlarla birlikte çalıştım. Almanlar zamanı verimli kullanıyor. Bir de sorumluluk bilinci yüksek. Arada elbette gevşekler var. Ama genel oranda sayıları bizdekinden fazla. Fark bu. Şöyle özetleyeyim gözlemlerimi:

-Ofisten genelde Türk ekipleri en son çıkar. Daha çok çalıştığımız için değil. Gün içinde geyiğe çok sarıp işi yetiştiremediğimiz için. Almanlar iş saatinde iş yapıyor. Bizde 10'a kadar çay sigara eşliğinde güne hazırlanma. 11'e kadar statüs görünümlü sohbet muhabbet. 45 dk iş. 1145'ten itibaren yemek için hazırlanma. Uzun bir öğle yemeği, yemek dönüşü bir sigara. Türkiye'de gerçek mesai 1buçukta başlar. Böyle uluslararası projelerde genelde İtalyanlarla Türkler çok iyi anlaşır:)

-Buna ben akıllı çalışmak diyorum. Genelde yukardaki örnekteki gibi durumlarda Türk ekibi şöyle bir tribe girer... "biz geceye kadar mesai yaptık". Yahu mevzu mesai yapıp kendini yıpratmak değil ki. Akıllı ol günü verimli kullan sen de 6'da çık.

-Paralarını da tasarruflu kullanıyorlar. Genelde savurganlıktan hoşlanmazlar. Bizde her ofis çalışanının mesela bir temizlikçisi vardır. Maaşı kaç olursa olsun. Almanlar'da bu oran çok düşüktür. Dışarda yemek konusu da öyle. Çoğu insan yemeğini evden getirir.

-Ben bir toplantıya hazırlanırken şirketin genel müdür yardımcısının elinde paspasla yerleri sildiğini gördüm. Türkiye'de bu pozisyonda bir adam gidip kendi suyunu bile almaz mesela. "AYşe hanım 1 çay 1 su rica edelim...". Hatta Türkiye'de şunu görmüşlüğüm var yediği yemeğin çöpünü odası kokmasın diye kapının önüne bırakıyor adam. KApının önü 100 kişinin çalıştığı ofis. Çöpe atmıyor adam "title"ı yüzünden. Almanlar bunlara çok takılmıyor gördüğüm kadarıyla.

-
  • anten  (23.06.21 22:42:47) 
Alman yöneticileri olan biri olarak iş anlamında konuşabilirim. Disiplinden ziyade sistemli çalışıyorlar bence de. Belirledikleri sistem dışına çıkman, inisiyatif alman, sonuçları olumlu olacak olsa bile onlar için anlamsız. Zaten sistem kendini götürüyor niye ekstra bir şey yapman gereksin ki modundalar.

Alman politikası ile Türkiye'de iş yapmaya çalışmak çok zor, buradaki pazarın farklı olduğunu anlamak bile onlar için zor; sebepleriyle anlatıyorsun ama öyle bir sebebin olacağını bile kavramakta zorlanıyorlar. Açıklıyorsun, olsun yine de normaldeki gibi yapalım diyorlar. Ve işin tuhafı, sistemin dışına çıkıp sıra dışı başarı göstersen bile sonuca odaklanmayıp bi dahakine böyle olmasın diyorlar.

Jenerasyon arası fark olduğuna katılıyorum ama. Eskileri aynı zamanda despot, gençler biraz daha sistem dışına çıkmaya meyilli; en azından seni anlamaya çalışıyorlar.
  • Jux  (23.06.21 23:16:52) 
[]

Yüksek lisans fikir

Merhabalar. Makine mühendisliği mezunuyum. Kendi bölümüm dışında aşağıdaki bölümlerde yüksek lisans yapma şansım var. Sizce hangisi ya da hangileri kariyer olarak daha iyidir? Bölüm ya da bölümler hakkında bilgisi olanlar fikirlerini paylaşırsa sevinirim. Teşekkür ederim.

Elektro-Optik Sistem Mühendisliği

Biyomedikal Mühendisliği

Havacılık Bilim ve Teknolojileri

Enerji Sistemleri Mühendisliği

Otomotiv Mühendisliği

Deniz Ulaştırma Mühendisliği

Tümü tezli yüksek lisans.

 
Kariyer olarak derken iş hayatında bir noktaya gelme açısından kendi bölümünüz daha iyi olur. Türkiye'de yüksek lisansa yüklenen anlam çok fazla. Üstteki alan dışı bölümler 3 yılınızı alacaktır. Sonuç olarak da bir şey vermeyecektir.

Tavsiyem akademi düşünmüyorsan hiç bu işlere girme. Gireceksen de tezsiz falan yap geç. Özellikle iyi üniversitelerin tezsizine pas parayı.
  • dekart  (22.06.21 19:42:28 ~ 19:43:30) 
Akademik kariyer planı yoksa önce kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz alanda iş bulun.
O alanda gelecek görüyorsanız eğer kariyer fırsatları kovalarken avantajlı duruma geçmek için o alana uygun bölümü tercih edersiniz.

Akademik kariyer planı varsa eğitimini aldığınız alana en yakın olanları seçmek daha mantıklı.
otomotiv, enerji sistemleri müh gibi.
  • emcekare olmadi einstein olsun bari  (22.06.21 20:01:40) 
@dekart, bu bölümler alan dışı değil baktığım üniversitede. Bilimsel hazırlık yok. 2 yıl sürer bir sorun olmazsa.

Tezsiz yüksek lisansa anlam veremedim. Ortalama üniversitelerde bile 10 bin lirayı buluyor. Zaten bölüm çok yok. Nasıl bir faydası olacak?

@emcekare olmadi einstein olsun bari, akademik kariyerle doğrudan ilgisi olduğunu düşünmüyorum günümüzde. Yüksek lisans yapan mühendislerin büyük bir kısmının akademiyle bir ilgisi yok ama yapmışlar yine de. Otomotiv mühendisliğine olumlu bakıyorum ben de.
  • dissendium  (22.06.21 20:08:22) 
Bence kendine asıl sorman gereken sorular şunlar:

1) Bu bölümlerde ders verecek öğretim üyelerinin araştırmacı profilleri nasıl? 1 atıf almış profesörün olduğu bir ülkede yaşıyoruz; bu adamdan zerre bir şey öğrenemezsin. Genelde bu çöplük profesörler, doçentler de Boğaziçi, ODTÜ, İtü, Koç, Sabancı haricindeki üniversitelerdeler. Yani, bu saydığım üniversitelerin dışında bir üniversiteden bahsediyorsan, çok daha iyi araştırman ve didiklemen lazım

2) Hangi bölümün dersleri ilgini çekiyor? Kendine karşı dürüst ol ve gerçekten ilgini çekiyor mu çekmiyor mu onu düşün. 6 bölümün dersleri de ilgini çekiyor olamaz. İlgini çekmeyen bir bölümde yüksek lisans yapmak, tamamen ahmaklık olur. İstediği kadar iş imkanı fazla olsun, sen o alanda UZMANLAŞMAK üzerine okul okuyacaksın
  • hümanist tabutçu  (22.06.21 20:39:57) 
Akademik bir hedef yoksa, mühendislik yerine alternatif bir alanı seçerdim. Marketing, işletme gibi. YA da iyi bir MBA. ÖYle ya da böyle mühendis olarak kariyerinizi bir noktadan sonra yönetici pozisyonda sürdüreceksiniz ve bu alanlarda bir eğitim rekabette çok avantajdır.

Yöneticilik ayrı bir disiplin ve yönetici olduktan sonra artık mühendislik bilginiz yetmeyecek başarı için
  • anten  (22.06.21 20:41:38) 
emcekare +1

Yazdığın yüksek lisanslar güzel görünmekle birlikte, çok genel oldukları için sana fazladan bir yetkinlik kazandırmazlar gibi duruyor. Yüksek lisans yapmamış bir yeni mezuna göre avantajın olur ama bu işin ideali önce özel sektörde deneyim kazanmak. Örnek olarak otomotiv mühendisliği YL'sı yapmak yerine Daimler'de işe girebilsen, daha sonra üzerine çalıştığın iş hoşuna giderse onunla ilgili teknik bir alanda YL yapsan çok daha verimli olur.

Eğer iyi bir universiteden mezun oluyorsan, kariyerin için iş deneyimi kazanmanı tavsiye ederim.
  • archmage mahmut  (22.06.21 20:43:19) 
yükseklisans hem zamanını alacak, hem de endüstride deneyim elde etmeni erteleyecek. üstelik yüksek lisansın var diye verecekleri maaş farkına değmeyecek. daha kötüsü sırf yüksek lisansın var diye farklı alanlara yönelmeyi göze alamayıp seçeneklerini sınırlandıracak.

önerim ilgin olan alanda işe başlayıp deneyim kazanman. çalışırken de kitap, döküman, eğitimler ile kendini geliştirebilirsin.

yüksek lisans yapmış makinesi mühendisi olarak yazdım.
  • sttc  (22.06.21 22:26:06) 
Mesela şöyle düşün.

Yukarıda saydığın branşlar için aklında bir tez konusu var mı, bu tezi yapabileceğin şahsi imkanların var mı, seni süpervize edecek konu ile ilgili uzman hoca var mı?

Bir de oldu ki derslerde kastılar falan. İş hayatından koparsın.
  • dekart  (23.06.21 01:47:41) 
[]

Behzat Ç. sorusu

Spoiler içeriyor. Uyarayım.

Dizinin üzerinden zaman geçtiği için hatırlayamadığım ve kafamı karıştıran bir durum var.

"Abi" karakteri bir bölümde bir evde intihar etmiş olarak gösteriliyordu. Memduh Başgan ve Behzat olay yerindeydi.

Başka bir bölümde de "Abi" karakteri Memduh Başgan tarafından dışarıda vurulup öldürülüyordu.

Bunların hangisi gerçek?

 
hocam memduh basgan abi'yi oldurdu daha sonrasinda intihar susu verdiler


  • nibba  (21.06.21 21:25:17) 
[]

Çocuk sahibi olmak

Çocuk sahibi olmak hakkında düşünceleriniz neler?

Ben günümüzde çocuk yapmanın çılgınlık olduğunu düşünüyorum. Hem dünyada birçok sorun var (küresel ısınma, aşırı nüfus, su kıtlığı, besinlerin kalitesizliği, hava ve deniz kirliliği, savaşlar...) hem de ekonomik olarak büyük bir yük olduğunu düşünüyorum çocuk sahibi olmanın. Hele 3 çocuk sahibi olan insanlar bana bayağı ilginç geliyor. Ben 1 çocuğumun olmasını isterim. 2 çocuk bile bence fazla. Maliyet direkt iki katına çıkıyor. Siz kaç çocuk sahibi olmayı istiyorsunuz? 2 ve üstü sayıda çocuk düşünen kişilerin motivasyonları ne? Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşünür müydünüz?


 
Bu hayatta en net olduğum konulardan biri çocuk sahibi olmamak

Evlat edinmek değil ama ekonomik olarak biraz rahat olsam çocuk ya da çocukların eğitim ve sosyal hayatına destek olmak isterim
  • freebird5406_2  (19.06.21 17:36:40) 
Çocuk yapmak yerine evlat edinmeyi düşündük. Ama kedi sahiplenmek gibi kolay değil. Biz kritere uymadık mesela. Evimiz kira, benim kronik rahatsızlığım var, en az 5 yıldır evli değiliz. Direkt eleniyoruz. Kriterler uysa da 3 yıl çocuğa koruyucu aile oluyorsun daha sonra mahkeme kararıyla çocuğu evlat edinebiliyorsun. Evlat edinmek kolay olsaydı tüm varlığımızı, paramızı son kuruşuna kadar tüp bebek merkezine gömmezdik. Bizim çocuk sahibi olma motivasyonumuz kendimiz gibi bir insanın daha olmasıydı. Tabi bu özetin de özeti. Ben kendim gibi farkındalığı olan, duyarlı ve ahlaklı bir insan daha olsun istedim. dondurulmuş embriyolarımız var. İlerde maddi gücümüz ve sağlığımız elverirse bir embriyo çözdürebiliriz:)


  • suicides underground  (19.06.21 17:38:07) 
Çocuk sahibi olmak istemiyorum. Hatta istememekten öte bu konuda çok netim. Dünyanın en büyük sorumluluğu ve insanların çok büyük bir kısmının bu kadar rahat bir şekilde bu sorumluluğun altına girmesi bana da çok ütopik geliyor.

Çocuklardan hiç hoşlanmıyorum açıkçası ve evlat edinmek de çok ütopik bir şey benim için bu yüzden. Mümkün değil başkasının çocuğuna dokunamam ya da hiçbir çocukla 1 gün bile geçiremem.
  • ms brownstone  (19.06.21 17:39:30) 
çocukları severim ama çocuk sahibi olmayı pek düşünmüyorum, her açıdan büyük sorumluluklar gerektiren bir iş.

32 e
  • blue rebel motorcycle club  (19.06.21 17:46:24) 
ben öyle bu dünyaya çocuk getirmek istemiyorum gibi argümanları sevmem ama çocuk bakmak dünyanın en sıkıcı şeyi gibi geliyor bana. komşunun çocuğunu, yeğenlerimi falan seviyorum. güzel bir bebek gördüğümde de dayanamayıp severim ama konu çocuk bakmaya gelince bana çok korkunç geliyor. bir kere sosyal hayatın sıfırın altına inecek. hele ki yaramaz bir çocuk insanı çok hızlı yaşlandırır. bu pahalılıkta hala 3-5 çocuk yapanları ben de anlamıyorum.


  • nothing in my way  (19.06.21 17:48:17) 
youtu.be

Sirf 46 gun yuva yapmaya kasiyor, sonra kari koca besliyorlar. Hatta erkek olan disiyi besliyor.
Sonra bunun cogu ölüyor. 2 tanesi ucuyor.

Bunun bir de sahinli versiyonu var, o kadar vahsi kus dagin basina et tasiyor devamli.
Disi kaciyor, yavrularin hepsi ölüyor erkek yine bastan basliyor.

Dusun iste cocuk yapmak oyle manyak bir icgudu, istemesen bile genlerinde kodlu oldugu icin karsi koyamiyorsun.
  • divit  (19.06.21 17:48:42) 
Cocuk dogurmanin bencil ve yanlis bir davranis oldugunu dusunuyorum. Ebeveynler kendi istek ve kaygilari dogrultusunda dunyaya bir hayat getiriyorlar. Ancak bu bebege yasamak istiyor musun diye soran yok.
Kendi istek ve arzularimiz disinda dogurulup bu dunyaya atiliyoruz...

  • nax  (19.06.21 17:49:45) 
Ekonomik durumum iyi, duygularımı saklamam, sevgi göstermekten çekinmem, haksız olduğum kanıtlanırsa kabul ederim vs. vs. çok iyi bir baba olacağımı düşünüyorum ama bu dünyaya bir çocuk getirme planım yok.

Hem hedeflerim çok büyük, isteklerim çok fazla; çocuk yaparsam zaten az olan kişisel zamanım yok olacak çünkü hepsini ona ayıracağım; çocuğu boşlamayacağım.

Hem de ülkeye göre iyi bir durumdayım ama bu ülkeye çocuk mu getirilir. Mutsuz yaşayacağına hiç var olmasın daha iyi bence. Hadi yurtdışına gittim diyelim; insanların gelir artışının enflasyonun çok altında olduğu bir sistem sürüyor. 30 yıl sonra ne durumda olacak insanlık bilmiyoruz.

Kirlilik, su krizi, küresel ısınma, nüfus patlaması bunlar yaşanabilir alanları yok ediyor ve yakın gelecekte yüz milyonlarca mülteci olacak. Sistem değişmediği sürece çocuk yapmayı düşünmüyorum. Şu an ilişki durumumuz karışık olan son sevgilim de çocuk yapmaya karşıydı ama evlat edinmeye açıktı, eğer gerçekten kişisel olarak istediğim noktaya gelirsem o opsiyonu düşünebilirim.

Yine de gelecek hayallerimde çocuk yok. Kedi ve tavşan ağırlıklı planlar yapıyorum.
  • aguen  (19.06.21 17:52:44) 
Valla ben istiyorum ya da istemiyorum şeklinde net bir şey diyemiyorum. Hayat bu insan değişiyor her şey değişiyor. Ancak çocuk yapma büyütme süreci oldukça meşakkatli. Öte yandan bir canlıya ahlaki ve insani şekil vermek çok zor, ağır ve önemli bir sorumluluk. Böyle bakınca ne gerek var diye düşünüyorum. Ama birgün anne olursam iyi bir anne olacağıma inanıyorum. Evlat edinme konusunda da olumlu düşünüyorum.


  • Amaranta ursula  (19.06.21 17:57:19) 
Çok doğru düşünüyorsunuz. Çocuk sahibi olmak isteyenlerin en büyük argümanı "çocuk evin neşesi" klişesi. Çok büyük bir istismar bu, çocuğu eğlence aracı olarak görüyorlar. Diğerleri de sanki 200 IQ'lari varmış gibi genlerimi aktarmak istiyorum diyor. Bu kişiler bu konuyu düşünenler yine de. Diğerleri ise ne toplumu ne de kendi hayatini sorgulamayan kişiler. Koyun gibi oku, çalış, çocuk yap, tüket, emekli ol, öl mantığında kişiler.


  • howfaristhesky  (19.06.21 18:05:26) 
Hayattaki kendi verebileceğim kararlar içerisinde ilk kırmızı çizgim heralde. Çocuk istemiyorum. 30 e.


  • the real brad pitt  (19.06.21 18:13:43) 
Antinatalizm deniyo bu olaya, çocuk yapmanın doğru bir şey olmadığını savunan bi akım.

Ben şahsen çok olumlu bakıyorum çocuk olayına, hedef 5 çocuk. Henüz hiç yok gerçi, belki ilk 2'den sonra fikrim değişir, bilmiyorum :)

Sorumluluk almak hayatta en sevdiğim şey, öbür türlü sıkılıyorum. O dandik Twitter postlarından gibi olacak ama bi sürü ülke gezdim, her şeyi yedim içtim falan, baydı bi noktadan sonra. Yani kötü değil ama kesmiyor diyeyim. 50 yaşıma gelip 3. kedimle baş başa oturuyor olmak düşlediğim gelecek değil.

Niye 1-2 değil de 5? Çok çocuklu geniş ailelerde çocuğun daha geniş bir özgürlük alanına sahip olduğunu düşünüyorum. Önemli bir şey bu.
  • plutongezegendegilmi  (19.06.21 18:47:05) 
Bir çocuk istiyorum, iki çocuk belki. Esim iki cocukmus ve iki cocuk konusunda mantıklı yorumları var.

Yalniz çocuğu yapmadan aşağıdakiler olacak;
-arabanin kredisi bitecek (39 ay)
-benim kalacagim ülke ya da sehir daha netlesecek (bir üst müdürüm 4 seneye falan emekli.amaclari beni onun pozisyonuna atamak ama büyük firmada olunca bir anda kendimi İsviçre, İrlanda'da falan bulabilirim).
-bu ikinci kisim olursa artik bir eve girisecegiz.

Bunlar olunca cocuk yapabiliriz diyoruz. Normal sartlarda herşey düzgün giderse çocuk 18 yasina geldiginde isteyecegi eğitim icin bi 20-30 bin euro para olabilir ama iki cocuk olursa biraz zorlu.

Neyse; genel düşüncelerimiz para durumumuzun iyi olmasi ve benim kariyerimin biraz daha belli olmasi. Öyle acayip çocuk yapalim olayimiz yok. Daha yasimiz var, bir 4-5 seneye bakariz.

3 cocuk bana göre de fazla :)
  • logisticsmanager  (19.06.21 18:56:46) 
Çocukken bile diğer çocukları sevmeyen bir çocuktum. "Biyolojik saatin alarm verecek, sen de çocuk isteyeceksin" dediler yıllarca, kırkıma geliyorum ama hâlâ istemiyorum. Dünyanın sorunları, ülkenin ekonomisi falan gibi "mantıklı" gerekçelerim yok. Basitçe, çoğalma güdüsüne sahip değilim.

Evlat edinmek gibi bir niyetim de yok. Kedilerimden biri üç gün önce ameliyat oldu, ilaçları, iğneleri, kuma giremediği için parkeye işemesi derken ameliyattan bir gün sonra "Yok ben zaten çocuk falan bakamazmışım, bu ne ya, bıktım, yoruldum, yeter" diye homurdanıyordum evde, o bile fazla geldi. Çocuk isteyen arkadaşlarım, yakınlarım çocuk sahibi olduğunda onlar için mutlu oluyorum ama bir yandan da çok çekecekler ya yazık diye üzülüyorum içten içe.

Çok çocuk yapma motivasyonu çok karmaşık. Üremek ve soyunu devam ettirmek çok ilkel/temel bir insan güdüsü, bir kısmımız mantığı devreye sokup çocuk yapmazken ya da bir çocuk yapıp bütün sermayesini/enerjisini ona yöneltirken bir kısmımız da "bol bol çocuk yapayım da en az biri soyumu devam ettirsin" seviyesinde davranıyor (bunu bilinçli yapması gerekmiyor, güdü işte). (Mültecilerin kamplarda bile çocuk yapmaya devam etmesi, pandeminin ortasında insanların bile isteye çocuk yapması da buna dahil bence.)

Ya da inancı gereği doğum kontrolünden uzak duranlar var, eğitimi-parası-imkânı olmadığı için doğum kontrolüne erişemeyenler var. Çok fazla ve karmaşık sebep var bunun arkasında.
  • kobuzchu kiz  (19.06.21 18:57:54) 
çok üstün zeaklı olursun ya da ne biliğim dünya için çok önemli şeyler başarırsın belki genlerin bir sonraki nesle aktarılması için yaparsın da arkadaş dünyayı tüketmekten başka bir şey yapmayanlar neden illa kendi egoist ihtiyaçlarını karşılamak için ürer. Neyse ki uzun vadede insanlar ya çocuk yapmayı seçmeyecek ya da imkanları buna el vermeyecek ya da bunun kombinasyonu olacak.


  • bartholomew87  (19.06.21 19:01:58) 
Temeli sağlam bir aşk evliliği yapmak, sevgi, saygının olduğu huzurlu bir yuva kurmak çocuk yapma eyleminden çok daha zorlu geliyor bana. Şiddetli geçimsizlikten herkesin apar topar boşandığı, birbirine tahammülünün zayıfladığı bir dönemdeyiz. Belki kendi anne babamda sağlıklı evlilik göremediğim için inancım bu kadar zayıf olabilir. Sıcak bir yuvada, eğitimli, ekonomik olarak rahat ve ruh sağlığı yerinde anne baba ile büyüyen çocuklar özgüvenleri, hayata karşı pozitif bakış açıklarıyla kendilerini belli ediyorlar zaten hemen. Çocuk doğduğunda bir kil kütlesi gibi aslında, çevre ona bir heykeltıraş gibi şekil veriyor sunduğu iyi ve kötü yaşantılarla. Gerçekten doğru eşi bulduğuma inanırsam ki olasılık biraz düşük geliyor bana, ekonomik açıdan da sıkıntı yaşamadığım sürece 1 tane çocuk yapmak isterdim. Herkes anne baba olmak zorunda değil, olmamalı da zaten. Hele evliliğini kurtarmak için eve neşe gelsin diye çocuk hiç yapmamalı. Asgari düzeyde fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçları bile karşılayamıyor çoğu ebeveyn, bencil ebeveynler bu gibi ebeveynler bana göre.


  • Josephine.  (19.06.21 19:15:01) 
çocukları çok seven, çocuk hassasiyeti fazla olan biri değilim ama çocuk sahibi olmak istemenin bununla bir ilgisi pek yok gibi.
elbette çocuk isterim.
hatta duruma göre 2-3 tane de istenebilir ama şartlar çok önemli.
maddi ve manevi olarak kısıtlı imkanları bölüştüreceksem gerek yok.
onu ilkini yaptıktan sonra düşünmek lazım.

benim asıl kriterim gerçekten benden çocuk yapmak isteyen birinden, gerçekten çocuk dünyaya getirmek isteyeceğim biriyle bunu yapmak.
önemli olan bu.
  • blatta hiberna  (19.06.21 20:12:13) 
biz yaptık büyütüyoruz maşallah sağlıklı sıhhatli büyüyor yapmak isteyen yapar istemeyen yapmaz zaten ama kısır döngü bu bilinçli insanlar az çocuk yapıp yada yapmayıp bilinçsizler üredikçe toplum git gide daha kötü yozlaşıyor


  • basond  (19.06.21 20:17:37) 
Biraz dar bir perspektiften bakıyorsun. Mesela kendine çocugun tum masrafları devlet tarafından karşılansa çocuk dogurup doğurmayacağını sorabilirsin. En son danimarka tatilde hamilelik oranı daha yuksek oldugu icin tatile teşvik paketleri başlatmıştı. Ya da Almanya 25 yaşına kadar çocuğa gelir sağlıyor. Vallahi ben doğurmak istiyorum. Ama finlandiya'ya taşınacağım galiba doğurmak için. 3 yaşına kadar evde bakacağım çocuğuma deyince maaş ödüyor ebeveyne. Jeff evde ilgilenir, Aylık 200 euro da bu bakıcı maaşın dışında çocuk için veriyorlar. Bir de bütün bebek bakım malzemleri koli ile geliyor yaş ilerledikçe. Her çocuk başına para artıyor çocuk sayısı arttıkça. Bukadar maliyet dedin diye yazdım bunları (*-*)/ Ülkeye göre gideri bırak üzerine para alıyorsun.


  • velvetmorning  (19.06.21 21:10:15) 
@velvetmorning, yahu Danimarka, Finlandiya gibi 5, 6 milyonluk ülkelerde 50 yaşındaki insanlar da çocuk yapar. Almanya zaten yaş ortalaması yüksek bir ülke. Tarihten silinmemek için mecbur teşvik etmesi gerekiyor. Ben bunları referans kabul etmiyorum maalesef. Bu tip ülkelerde doğmak zaten hayata 3 0 önde başlamak demek. Ben Türkiye'yi ve yakın coğrafyayı dikkate aldığımda dar bir perspektife sahip olduğumu düşünmüyorum. Bu arada erkeğim. Bunu doğum konusu için belirttim. Ama para da verseler yine 2'den fazla çocuk istemem.


  • dissendium  (19.06.21 21:19:11) 
Maddi durumlari cok iyi olanlar genelde cocuk yapiyor. Gozlemim bu yonde.


  • medusa  (19.06.21 21:59:14) 
benden 16 yaş küçük kardeşimin yalnız bir çocukluk geçirmesinden dolayı diyorum ki: eğer çocuk sahibi olunacaksa en az 2 tane olmalı ve yakın yaşlarda olmalılar. tek çocuk her şeyden önce çocuk için sıkıntı. kardeşim mesela pandemi vardı okula gidemediler, dışarı çıkamadılar, çıksalar oyun oynayamadılar. kardeşi olsa bu kadar yalnız ve oyunsuz kalır mıydı? hayır. ebeveylerle buyuklerle bir yere kadar oluyor o ve gerisi olmuyor, olmaz. bu konuda aşırı netim. tek çocuğa karşıyım. eğer bir gün anne olursam o yola en az 2 çocuk için çıkmışımdır. ama çok büyük ihtimalle olmayacağım, çünkü 1) doğurmaktan ve hamilelikten ölesiye korkuyorum 2) klişe ya da her neyse bu dünyaya çocuk getirip üzülmesine, yorulmasına, haksızlığa uğramasına, çaresiz kalmasına vb hiçbir şekilde yaşayacağı olumsuz şeylere sebep olmak istemiyorum. ben her türlü yanında olurum ama illa ki büyüyecek ve hür bir birey olacak, bu ülkede veya bu ülkeden kaçıp herhangi bir yerde ne kadar hür olabilirse tabii. e bir de baba olacak kalibrede erkek tanımamam da etkili tabii. ama buna gelene dek zaten oluru yok.


  • levybroo  (19.06.21 22:29:38) 
Ben çocuk istemiyorum, ama hormonlarım zaman zaman baskı yapıyor. :) Çocukları severim aslında. Fakat bakımını üstlenmek istemediğim için evlat edinmeyi de düşünmem.


  • auroraaurora  (19.06.21 22:55:23) 
2 tarafın da ana baba sağ ise ve yakında oturuyorlarsa yapılabilir
2 taraf da çalışabilir bu durumda
ama anne 3 yaşa kadar izin alma imkanı olursa daha sağlıklı olur
  • bir soru sorcam  (19.06.21 23:18:48) 
çocuk yapmak için dünyada var olmuş tek uygun zaman sanırım abd ve avrupa'da ww2 sonrası keynes politikalarının uygulandığı dönemdi:) yani dönemi beklersek çocuk falan hiç olmaz.

eğer ileride maddi durumum iyi olursa ve psikolojik anlamda da iyi olursak bir tane belki isteyebilirdim. güzel şartlarda birini dünyaya getirmenin 'ona sormadık, bok gibi dünya, çok kötü bir davranış bu" mentalitesinden ziyade gayet de iyi olduğunu düşünüyorum. yaşar hayatını, tabi biz de yetişkinliğe giden süreç içerisinde sosyal ve manevi değerleri çocukta oluşturabileceksek. bu üç şart benim adıma olgunlaştığında merhaba x bebek.
  • asırlardır yandaş bir süredir çağdaş  (20.06.21 00:49:01 ~ 00:49:14) 
evli değilim, çocuğum yok. eğer olursam, çok iyi bir baba olurum diye düşünüyorum. süper baba. keşke şu anki şartlarla 10 yaş genç olsaydım. en az 2-3 çocuk yapardım. evliya sabrım var. çocuk işi sabır işi. bir de bir şey bozulduğunda sıfırdan inşa etmek konusunda çelik gibi iradem var. işimde ve hayatımda yaşadıklarımı düşünüyorum ve nasıl tekrar tekrar inşa ettiğimi ve daha da iyiye geldiğimi. çocuğumun kapı gibi arkasında olurum. aile şerefindeki oktay'ın babası gibi. dert etme oğlum, kızım, hallederiz. sen daha babanı tanımamışsın. ama benim çocuklarım oktay gibi çiğ süt emmiş olmaz. iyi birer insan olurlar.

bu kirli dünyaya bir insan daha getirmek değil, bu kirli dünyayı temizleyecek bir insan daha getirmek.

maddi durumum çok iyi, şu an birlikte olduğum kişinin maddi durumu benimkinin onlarca katı. maddi durum dışında, çok aşırı anaç, aşırı dominant, dışa dönük, aile konusunda ayakları çok sağlam yere basan, çok iyi eğitimli, çok zeki, genleri de çok iyi bir insan. iyi bir anne olur, %100 inanıyorum. ama biz iyi bir çift olur muyuz, hala oradayım.

maliyet 2 katına çıkmıyor. 3 tanesi 2 tane fiyatına.
  • gabe h coud  (20.06.21 00:55:40) 
cocuk sahibi olmak istemiyorum. kimsenin dusunmedigi, umursamadigi kadar cok sorumluluk gerektiriyor.

ulkenin hali belli. dunyanin hali belli. dogaya verdigimiz zarar, siyasi sorunlar... bunlar zaten hayati mahveden seyler. boyle bir hayata bir cocuk getirirsem karsilasacagi sorunlarin ustesinden nasil gelirim bilmiyorum.

hem ben bu cocuga yeterli ilgiyi veremem, cok yogun bir is hayatim var. cocuklari da oyle cok sevmiyorum. basa cikamam.

zengin degilim, her istedigini yapamam. kaliteli bir hayat yasamasi icin gereken ihtiyaclarini asgari olcude bile karsilamam cok zor. saldim cayira mevlam kayira bir sekilde cocuk buyutmeyi dogru bulmuyorum.

saglikli, mutlu, ozguvenli, merhametli, egitimli, enerjik, ogrenen, eglenen, akilli, bilgili, saygili bir cocuk yetistirmek icin yapmak gereken cok sey var. bu cok seyi ben yapamam. zamanimi cocuga ayiramam. yeterli de olamam zaten.

evim, arabam, birikmis param yok. ben bu cocugun gelecegini nasil garantileyecegim? bana bir sey olursa bu cocuga ne olacak?

en basitinden saglikli beslenmesini saglayamam. kendim bile saglikli beslenmiyorum. yemek yapmayi sevmiyorum.

bu cocugun okulu var, lisesi var, universitesi var, erasmusu var, masteri var. var oglu var.

ben bu egitim sureci boyunca ona hicbir sekilde destek olamam. ha benim gibi tasarimci olacaksa olurum ama matematik, fizik, kimya, biyoloji... bunlardan anlamiyorum. destek olamam. ogretmen tutmak gerekir, para ayiramam.

bir suru hastalik var. hastalandiginda en iyi tedaviyi almasini saglayamam. para para para. oldu da kotu bir durum yasadi diyelim. bir uzvunu kaybetti veya yasitlarina gore daha sakin yasamasini gerektitecek bir kalp hastaligi cikti diyelim. ben ona bu durumda ihtiyaci oldugu psikolojik destegi saglayamam. benim zaten psikolojim bozuk.

evet bak benim psikolojim bozuk. nereden yaptim bu cocugu keske yapmasaydim derim. cocuga yazik ettim kendimden nefret ediyorum derim. berbat gunler geciririm. bu hallerimle cocugu korkuturum. onun da psikolojisi bozulur.

benden anne manne olmaz. yok yok istemem.
  • batlegolas  (20.06.21 12:29:11) 
[]

Alışveriş merkezleri

1. Türkiye'de ve dünyada en güzel alışveriş merkezleri hangileri sizce?

2. Türkiye'de en sevdiğiniz alışveriş merkezi hangisi ve neden o alışveriş merkezi?


 
Trde hilltown avmyi seviyorum. Avm içindeki cadde-açık hava konsepti güzel. Açık havaya çıkmadan avm içinde 1 saat falan geçirsem başıma ağrılar giriyor.


  • mg3929  (18.06.21 16:27:53) 
içinde rahatça gezebildiğim tek avm kanyon.
lazım oldukça gittiğim yer --> akasya ve optimum, yakın diye gidiyorum bu istinye park vs tarzı kapalı avmler inanılmaz boğuyor.

  • roket adam  (18.06.21 16:29:40 ~ 16:47:54) 
palladium


  • since1907  (18.06.21 16:33:03) 
Yeme içme için Kanyon, alışveriş için Hilltown.


  • auroraaurora  (18.06.21 16:35:13) 
Kanyon demeye gelmiştim ben de.


  • kedimedi  (18.06.21 16:40:28) 
2- kanyon, istinye park, armada ilk acildiginda guzeldi simdi nasildir bilmiyorum.


  • bay b  (18.06.21 16:41:56) 
evime yürüme mesafesinde, her daim sakin ve küçük olduğu için capitol.


  • sir gawain  (18.06.21 16:42:48) 
TR’de Viaport Tuzla Marina


  • Northern Mariner  (18.06.21 16:47:03) 
İzmir'de Agora AVM'yi seviyorum. Evime yakın olduğu için taa ilkokuldan beri çok gittim arkadaş buluşmaları, aileyle gezmeler falan güzel anılarım var. Mimarisi, mağazaları, yeme içme bölümü ve kafeleri de güzel. Ayrıca aşırı kalabalık olmuyor pek etrafta çok avm olduğu için.

Üçkuyulardaki İstinye AVM yapılınca orası kapnacak falan diyolar ama bilmiyorum umarım doğru değildir.
  • nundu  (18.06.21 19:09:03) 
2. hilltown.
ilk başlarda evime yakın olduğu için mecburen gittim.
sonra çok sevdim.
bence avm gibi olmaması en önemli özelliklerinden biri.
üstelik açık katında hem alışveriş yapıp hem yemek yiyebilmek çok iyi.
  • blatta hiberna  (18.06.21 19:35:07) 
2-Üstü kapanmadan önce Oasis'ti, kapandıktan sonra Karum.


  • heritage  (18.06.21 20:03:17) 
busan'da Shinsegae i gezmiştim yanılmıyorsam dünyanın en büyük kapalı avmsi. bu kadar ünlü olmasına rağmen açıkçası bana ilginç gelmemişti.

shen zhen'de coco park isimli bir avm var. bizim zorlu avm'yi andırıyor ancak çok daha büyük. içinde barlar-gece klüpleri var. konsepti ilginç gelmişti.

evime yürüme mesefesi olduğu için sürekli gittiğimiz avm kozzy. aslında avm bile sayılmaz avmcik denebilir. ancak diğer avmlere kıyasla giriş çıkış çok pratik. bu yüzden tercih ediyoruz.
  • orpheus  (19.06.21 01:34:36 ~ 01:38:52) 
[]

CV oluşturma

CV'yi Word'de yazmak çok kullanışlı olmuyor. İnternette daha modern gözüken CV'ler hangi programda oluşturuluyor?

Şu şekilde olanlardan bahsediyorum.

cdn-images.zety.com

Bunların taslak olduğunu biliyorum ama bu şekilde başka taslaklar oluşturmak istesek hangi programı kullanmamız gerekir?

 
Vektörel çizim programlarıyla yapılır dediğiniz gibi. Ben inkscape'de yaptım son cv'mi.


  • reactionic  (16.06.21 17:15:08) 
LaTeX/Overleaf. Canva'ya da bakabilirsiniz.


  • fotrsapka  (16.06.21 18:15:37) 
novoresume.com

ben buradan oluşturdum. tek sayfa CV bedava. Sonra baktım çok güzel duruyor ama bazı bilgiler tek sayfaya sığmıyor. Yazı tipini falan küçültmem gerekti. Yaptığım CV'nin aynısını Excel'de oluşturdum. Şimdi Excel üzerinden değişiklik yapıyorum. Fikir vermesi açısından güzel tasarımlar var bu sitede.
  • himmet dayi  (16.06.21 18:15:44) 
Valla ben HTML ve CSS ile yapmıştım.


  • j r r tolkien hayrani  (16.06.21 18:52:44) 
[]

ABD'de yaşamak

1. ABD'de hangi eyalette, hangi şehirde yaşamak isterdiniz? Neden?

2. Yaşama şansınız olsa California'da mı yaşamak isterdiniz, New York'ta mı? Neden?

Bu iki eyaletin birbirlerine göre ne gibi avantajları var?

 
Arizona'da yasiyorum, daha once 1 yil California'da yasadim. California'da hava cok guzel, yazin pek sicak olmuyor kisin da soguk. Arizona simdi 45 derece olmus. New York da cok soguk, kar firtinasi oluyor. Arizona'nin tersi durum var. Firsatim olsa bu nedenle Guney California'da yasardim. Okyanus kenari olmasi da onemli.


  • howfaristhesky  (13.06.21 20:39:13) 
New York'ta bulundum, California'da yaşayan arkadaşlarım var. Kesinlikle California.

New York İstanbul'un çok daha büyük ve daha yorucu olanı. Çok iyi para kazanmıyorsan yaşaması zor, turist olarak gidip gezmek şahane. İklim olarak da geride +1
  • kobuzchu kiz  (13.06.21 20:59:14) 
Chicago


  • integrative  (13.06.21 21:12:53) 
soğuk yerlerde yaşadım yine oraları seçerdim, wyoming, utah, colorado gibi eyaletler


  • megacracker  (13.06.21 22:14:50) 
Ya ben özür dileyerek New York diyorum kesinlikle. Yani New York'un gece hayatı, drag mekanları, lgbti scene'i falan çok merak ediyorum. bir de çok çeşitli bir şehir yani. Her milletten insan var, ırkçılık falan daha az olur gibime geliyor. Gerçi Aamerika genelinde öyle zaten diyenler olabilir ama new york tam bir dünya kenti bence. istanbul gibi nişantaşı'sı da vardır, çekmeköy'ü de muhtemelen. o yüzden pahalılık konusu çok umrumda olmazdı herhalde.


  • sec guard  (13.06.21 23:33:02) 
1) California, Texas, Florida
California Long Beach , Texas Galveston, Florida JAcksonville genelde yaptığım işin en yoğun olduğu limanlara sahip. İş bulmam kolay, iklimi güzel gibi.

2) Kesinlikle California, sıcak, güneş ve LA :)
  • Northern Mariner  (14.06.21 00:34:29 ~ 00:35:29) 
Eyalet sorulmus ama herkes "siz sehir demek istediniz herhalde" diye new york city'den bahsetmis. New York eyaletiyle sehri arasinda daglar kadar fark var. Eyaletin geri kalani cogunluka ufak sehirler ve kirsal alan, ekonomisi de iyi degil.

Kaliforniya da genel olarak kuzey ve guney olarak ikiye ayrilmis sekilde dusunulur. Gene bu iki bolge arasinda benzerlik az. Los Angeles bolgesiyle San Fransisco'nun falan kulturu ekonomisi ve ozellikle iklimi cok farkli.
  • hot potato  (14.06.21 00:34:48) 
3 yildir houston da yasiyorum. Eger izmir istanbul gibi sehirlerden geliyorsaniz texas ugramayin bile. California ya da new york city tasinmayi dusunuyoruz. Chicago da olabilirdi ama nyc den de soguk, dehset soguk.


  • oscar  (14.06.21 01:03:59) 
oregon, washington ya da colorado'da yasamak isterdim; bence muazzam tabiatlari var ve cok buyuk kalabalik yorucu yerler degil. texas'ta da austin ya da ufak sakin bir sehirde yasamaya hayir demezdim.

california ama asla buyuk sehirlerinden birinde yasamayi istemezdim.
  • bay b  (14.06.21 09:18:53) 
Buraları gördüm / yaşadım seneler önce:

1- Maddi herhangi bir sıkıntım olmasa aslında Boston'da yaşamak isterdim. Hem Avrupa şehri gibi hem de ABD. İki adım ötesi NY. Ben daha Doğu yakası insanıyım sanırım. Hayal kurdurdunuz bana.
2- Yukarıdaki benzer sebeplerle NY. Ama soğuk derseniz CA.
  • SiyamkedisiZorro  (14.06.21 09:46:10) 
12 yıldır nyc'de yaşıyorum. nyc'nin kaosunu, hızını, ve sınırsız olanaklarını hiçbir şeye değişmem. california'ya tercih ederim. eyalet bazında california daha avantajlı olabilir ama benim için nyc şehir olarak hepsini ezer.


  • eileengray  (14.06.21 13:16:36 ~ 13:16:56) 
evet madem hayal kurması bedava, o zaman New York'ta (city olur, eyalette farklı yerler olur) yaşayayım uzun bir süre. yine uzunca bir süre San Fransisco alayım. orta uzun LA, kısa bir süre Portland-Oregon, yine uzun bir süre Chicago. biraz Boston. azıcık ucundan Texas. belki Washington (dc olan). baltimore'un da ismi güzel ya aklımda kalmasın onu da ekleyeyim. hepsi olur ya denemek lazım.


  • levybroo  (14.06.21 13:31:57) 
[]

İş hayatı için eğitimler, İSG uzmanlığı

Merhaba arkadaşlar. Bir mühendis olarak iş hayatında avantaj sağlayabilecek ne tür eğitimler, sertifikalar alabilirim? Geçen KOSGEB'in girişimcilik eğitimini gördüm. İleride bu eğitimi almayı düşünüyorum. Diğer taraftan C sınıfı İSG uzmanlığı için uğraşmak da aklıma geliyor. Bu şekilde ticaret olsun, işletme olsun, ne tür eğitimler alabilirim?




 
Anadolu Üniversitesi E-Sertifika programları var onların içinde işenize yarayan programlar bulabilirsiniz. 2 Temmuz’a kadar kayıtlar devam ediyor


  • avarel dalton  (12.06.21 20:58:43) 
[]

Trafik soruları

Yakın zamanda direksiyon sınavım var. Kavşaklarda biraz kafa karışıklığı yaşıyorum çok tecrübem olmadığı için. Birkaç sorum var.

1. Dönel kavşağa girdik diyelim. Adadan döndük. Girmek isteğimiz yolun sağ şerit tarafında site girişi var. Sağa girsem önüme araba çıkabilir. Hiç sağ şeride girmeden direkt sol şeride girebilir miyim? Adadan çıkarken sola sinyal vermem gerekir mi direkt sol şeride girersem?

2. U dönüşü yapacağız diyelim sola doğru. Sola sinyal verdik. Normalde sağ şeride girmemiz gerekiyor diye biliyorum. Tam sağ şeridin başlangıcında da araba var şeride girmemizi engelleyen. Bu durumda sol şeride girebiliyor muyuz? Şeritlerin o an için boş olduğunu kabul ediyoruz tabii ki. Çok temel sorular olabilir. Yeni öğreniyorum. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.

 
1. tam canlandıramadım. 1-2 ihtimal gözümün önüne geldi ama çizebilirseniz çok iyi olur
2. www.youtube.com
bu hoca sınava göre anlatmış. ama gerçek hayatta özellikle şehirler arası yolda yolun ortasında durmak çok tehlikeli, araca arkadan birisinin çarpma ihtimali varsa asla bu şekilde durmam. sağda uygun açıklık varsa oraya girerim oradan trafiğe göre dönüşe başlarım ya da o dönüşü yapmam. hızın düşük olduğu bölgelerde videodaki gibi yapılabilir. çoğu yerde zaten dönüş yapılan yere araç büyük ölçüde sığabiliyorsa girmek emniyetli oluyor.
  • surprise  (10.06.21 21:05:20 ~ 21:07:40) 
1- bende tam canlandıramadım ama canlandırdığım kadarıyla (ilk dönel kavşağa giriş yani sola dönüp, sağ şeride geçmeden sol şeritten devam edeyim mi diye soruyorsunuz) pratikte yapılıyor, kural der ki; sağa gidecekseniz dönel kavşağın sağ tarafında kalarak sola dönüşü geniş alıp sağ şeritte kalın.
2- suprise +1 sağ şeride girmeniz asli kusur, yani yanlış, ters bir durumda suçlu siz olursunuz. kural der ki; uygun mesafede sinyal vererek (şehir içi 30 metre, şehirler arası 150 metre) solda kalmanız gerekiyor, arkanızdaki aracın siz dönüşü bitirinceye kadar beklemesi gerekiyor. pratikte bunu çok kişi kullanmadığı için sıkıntı oluyor.

tavsiye: kimseden çekinmeyin, özellikle arkanızdaki araç sizde baskı oluşturmasın, sakin olmaya çalışın, siz kurallar doğrultusunda gittiğinizde sadece korna ve küfür yersiniz ama ileride şöför olursunuz :)

edit: imla
  • pccopath  (10.06.21 22:04:30 ~ 11.06.21 00:37:41) 
1- Ben dediğini anladım. Orada duran veya yola çıkan bir araç yoksa sol şeride geçmek mantıklı gelmedi. Her an araç çıkabilir düşüncesiyle sürekli şerit değiştirmek mantıklı değil. Misal benzin istasyonlarından veya tali yollardan da sürekli araç çıkabiliyor. Araç çıkıyorsa ve sol şerit boşsa işaret verip geçilebilir. Ama yoğun trafikte sürekli şerit değiştirmek tehlikeli ve gereksiz.

2- U dönüşü nerede yapılıyor onu anlamadım. Sağda uygun anı beklemek kazaya sebep olabilir. Bazen tek gidiş tek gelişli yollarda, özellikle uzun yol acemisi sürücüler, arkamdaki bana çarpmasın veya bekletmeyim korkusuyla sağa çekip sola işaret verirler. Bu hatadır. Sola dönüş soldan yapılır. Sadece aynalar yardımıyla arkadaki iki şeridi kusursuz göremeyebilirsiniz. Bu şekilde çok motosiklet kazası oluyor. Sürücüler motorları göremiyor.
  • the coon  (11.06.21 02:21:25) 
[]

Birkaç üretim sorusu

Diyelim bir tane kimya şirketi kurduk. Sıvı el sabunu üretmek istiyoruz. Bu aşamada müşteri nasıl bulunur? Olayın genel mantığı nedir? Bununla ilgili kaynak da paylaşabilirsiniz.

Bir de Migros'un bazı ürünlerinde Migros yazıyor ama Migros üretici değil. Bir tane firmaya ürettirmiş. Bu firmaları Migros nasıl buluyor? İhale mi açılıyor? Bir de ürünün nasıl olacağını Migros mu belirliyor yoksa şirketin bu tip durumlar için ürün kataloğu var ve Migros bu katalogdan ürün seçimi mi yapıyor?

Son olarak işletme, ticaret gibi alanlarda bilgimi artırmak istiyorum. Kaynak tavsiyesi alabilirim. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.

 
zaten mantık olarak önce müşteri bulup sonra sabunu üretmen lazım.

yoksa standart olarak migros'a en uygun fiyatı vermen lazım ki adamlar alsın.

ne alınır ne satılır bu işler nasıl olur sadece piyasaya girerek öğrenebilirsin. özellikle türkiye'de bütün işler ikili ilişkiler arasında döner.

www.hepsiburada.com

Siveno Defne Yağlı Doğal Sıvı Sabun 5 lt 97tl miş.

sen bu ürüne 25tl diyebiliyor musun? piyasa ona bakar.
  • duyurukullanıcısı  (10.06.21 11:42:51) 
problem sabun üretmek değil, problem sabunu satacak yer bulmak. şöyle diyeyim, eğer sabun satacak bir yer bulursanız, sabunu sizin için üretecek yeri bulmak yarım gününüzü alır.


  • co2s2  (10.06.21 12:18:12) 
Piyasada çoğu şey fason üretiliyor. Yani aldığınız F. Castell KAlem ya da arabanızdaki paspas, Zara'dan aldığınız Mayo... Bunlar Ferhatpaşa, Bursa, Okmeydanı gibi yerlerde üretiliyor.
Ürünün neye benzeyeceğini, nasıl kokacağını, hangi mamülden imal edilip ne miktarda ambalajlanacağını belirlemek kolay.
Migros Fbrikası diye bir şey yok zaten :j yani ben görmedim.
  • Etanglement  (10.06.21 12:48:03) 
@Etanglement, zaten fason üretimden bahsediyorum. Migros fabrikası diye bir şey yok.


  • dissendium  (10.06.21 12:51:11) 
Ihale falan açılmıyor alakası yok. Fason üretim. Senin markan logon her seyin hazir. Esenyurtta da uretici. Gidiyorsun konusuyorsun adam diyor en az 500 seri ya da en az 1000 litre aylik vs vs. Anlaşırsin o uretir sloganini logonu neyse hazirlar paletler verir. Gerisi sana kalmis ister koy evine kullan ister bakkal bakkal gez satmaya çaliş


  • optimistbakunin  (10.06.21 13:51:16) 
Türkiye'de çoğu girişimin sorunu budur.

Herkes önce ürünü üretiyor, restoranı açıyor, siteyi kuruyor. tüm enerjisini ve bütçesini buraya harcayıp satış ve pazarlamayı atlıyor.

Türkiye'de ve tabii dünyada da, ticaret büyük oranda ikili ilişkiler üstünden döner. Ürünün ne kadar iyi olursa olsun, onu çok iyi pazarlayacak biri olmalısınız ya da ekibiniz olmalı.

Senin ürettiğin sabunu toptancılara, temizlik şirketlerine, otellere, marketlere, birinin satması lazım. Bu sen olursun, ortağın olur, maaşla tuttuğun bir satış elemanı olur ama biri olmalı. Bu saydığım adamların hepsinin zaten hali hazırda aldığı ürünler var, niye seni alsınlar mesela?

özellikle otel, restoran gibi yerlere ürün vermek her zaman avantajlıdır. Çünkü sürekli sipariş gelir. Ama adam hiç tanımadığı birinden ürün alır mı? Şunu bilmek ister, sipariş verdiği gün 1000 tane ürünü ertesi gün kapsında bulmak ister vb. O yüzden güven ve ikili ilişkiler çok önemlidir.

Fason üretim için büyük markaların tedarik işleriyle uğraşan departmanlarına, satın almacılarına vb. ulaşmanız lazım. Onlara numuneler verebilirsiniz. Ama migros gibi büyük zincirlere fason üretim yapmak epey sermaye ve tecrübe ister.

Düşünün Migros'un her ilde şubesi var. Kendi markasıyla bir sabun ürettiğinde bunu her mağazasına koymak isteyecek. Tek seferde milyonlarca paket siparişi hazır edebilmenizi isteyecek.

Tabii bir de böyle markaların üretim standartları da yüksek olur. Mesela siz fason üretim de yapsanız tesisinizin çevre dostu olup olmadığı, çalışanlarınızın iş güvenliği vb konuları denetlemek siteyebilirler.

Farklı bir sektör ama Zara Türkiye'deki tüm fason üreticileri için çok yüksek standartlar koyuyor. FAbrikanın atık yönetiminden, işçilerin çalışma koşullarına kadar standartlara uygunluk istiyor.

İnternetten satış yapmak da bir opsiyon. ama orada da rekabet muazzan büyüklükte. Haliyle epey reklam harcaması yapmanız gerekir.

ticarette bilgiyi artırmanın en net yolu ticaret yapmak:) Hiçbir teorik eğitim pratikte karşınıza çıkacak şeyleri kapsayamıyor. Ama kosgeb'in online eğitimleri başlangıç için oldukça faydalı olur yeni iş kuracak biri için.
  • anten  (10.06.21 18:51:43 ~ 19:07:39) 
[]

Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz?

Saat kaçtan sonra yemek yemiyorsunuz? Yaşınızı belirtirseniz iyi olur. Belirtmek zorunda değilsiniz. Yeme içme işini kaçta bırakıyorsunuz? Yemek yerken kendinize sınır koyuyor musunuz? Beş poğaçadan fazla yemeyeyim, geç saatte kola içmeyeyim, üst üste tatlı yiyecekler yemeyeyim gibi. Ya da bu hafta mutlaka sağlıklı bir yemek yiyeyim, meyve yiyeyim gibi şeyler düşünüp bunları uyguluyor musunuz?




 
öyle bir kısıtlama yapmıyorum. hatta demin pirinç pilavı ve patlıcan oturtma ile yoğurt yedim. yaş 36.
yemeden önce kararsızdım. sonra dedim ki aklımda kalacağına midemde kalsın.

  • sutlu nescafe  (06.06.21 23:51:01) 
yemeği öğlen 12 ve akşam 6 arasında yiyorum, 2 öğün olarak. öncesinde ve sonrasında kalorili hiç bir şey tuketmiyorum.


  • nahtoderfahrung  (07.06.21 00:19:52) 
rafine şeker tüketmiyorum

net bir saatim yok ama gece yemek yememeye özen gösteriyorum

33 irkek
  • hedep  (07.06.21 00:22:43) 
Genelde 6'dan sonra bişey yemem. Meyve veya içinde rafine şeker olan herhangi bir şey yemiyorum. Yapay olarak işlenmiş hiçbir şey yemiyorum (örn: kimyasalla kurutulmuş et yemem, ama doğal yollarla kurutulmuş yerim gibi). Peynirimi, zeytinimi, ekmeğimi genelde kendim yaparım, sebze, et, yumurta vs. organik alıyorum.

Bunların istisnası: dışarıda yerken her zaman seçme şansım olmuyor, ortama uyuyorum.

Bi de bugün 6 bardak soğuk kahve içmişim mesela, o tarz şeylere takılmıyorum. Yani "doğal" olduğu sürece np gibi.

29 E
  • plutongezegendegilmi  (07.06.21 00:33:16) 
Doktor tavsiyesi yeme içme işini yatmadan 3 saat önce bitirmem yönünde. Gastritim var. Ben 1 saate düşürebildim.


  • auroraaurora  (07.06.21 00:33:46) 
çok zayıf olduğum için kendimi kısıtlamıyorum, ne zaman ne istersem yiyorum. yaş 24.


  • rose parks  (07.06.21 00:40:48) 
1 mayıstan beri kilo vermeye çalışıyorum. son bir hafta biraz gevşettim ama sabah ağırlık idmanı, 12-1 gibi günün ilk öğünü, akşam 7'de de günün son öğününü yediğim bi sistemim var. yediğim süreyi kısıtladığımda miktarı kontrol etmek daha kolay oluyor benim için. sonuç alıyorum :)


  • reavelyn  (07.06.21 01:04:45) 
19. 3 haftadır geceleri yemek yememeye çalışıyorum. Pandemi başından beri haftada en az 3 4 gün geceleri sürekli abur cubur yiyorum ve genel olarak rahatsız olmaya başladım, kilo almam bunun sebeplerinden biri. Tam olarak kesemesem de abur cubur yemeyi bırakmaya çalışıyorum, tek istisnam dondurma :( Sebze yemeklerini çok sevmediğim için salata yemeye daha fazla yöneldim birkaç haftadır. Ara öğün yerine ceviz yiyorum.


  • black holes in the sky  (07.06.21 01:28:50) 
İlk öğünü genellikle 12’den sonra yiyorum. Çoğu zaman 2’yi hatta bazen 3’ü bile bulabiliyor. Böyle olunca erken acıkmıyorum ve akşam yemeği saat 8 civarına kalıyor. Çok çok canım istemedikçe akşam yemeğinden sonra bir şey yememeye çalışıyorum.


  • ms brownstone  (07.06.21 02:22:02) 
İşk öğünü 11 den sonra, son öğünü 7 den önce yemeye çalışıyorum.

Bazen dayanamayıp meyve yediğim oluyor akşamları. O yüzden almamaya çalışıyorum.

Yemek düzenim yok akşamları dışarıdan söylüyorum. Ama ev yemeği söylemeye, sağlıklı ızgara söylemeye çalışıyorum. Haftada en az 2 kere bozuyorum
  • zimbirik  (07.06.21 06:30:51) 
ne zaman acikirsam o zaman istedigimi yerim.

ne yapacam her seye dikkat edecem de 150 yasina kadar tek basima mi yasayacam.
  • dio  (07.06.21 08:31:13) 
18.30’da akşam yemeğimi yiyerek kapatıyorum midemi. En geç 19.00. Ertesi gün 13.00 veya 14.00’a kadar da bir şey yemiyorum.
Evet kısıtlama yapıyorum. Örneğin ilk öğünümde meyve porsiyonlarıma dikkat ediyorum. Yarım elmadan/armuttan fazlasını yemiyorum. Onun dışında her hafta sebze ve bakliyat pişirmeye özen gösteriyorum. Pilav/makarna gibi şeyleri iki ayda bir belki yiyorumdur.

24K
  • ruhen hastayim ben  (07.06.21 09:06:51) 
Ağırlık günleri Carb backloading yapıyorum. Antrenman sabah sonra yükleme günün kalanında Low carb.

Kondisyon günlerinde hep low carb. Genelde akşama doğru her türlü lean proteine dönüyorum ama.

Sabah 5’te kalktığımdan akşam 8-9 gibi en geç yemeyi kesiyorum uykuyu bok etmesin diye.
  • arnold schwarzeneger  (07.06.21 13:59:35) 
intermitten fasting yaptigim icin 8 gibi en son.


  • baldur2  (07.06.21 14:01:11) 
21'den sonra yemiyorum.
40+

  • SiyamkedisiZorro  (07.06.21 15:41:18) 
"haydaa ulan durduk yere ölücez şimdi" diye düşünüp insan olmaya karar verdiğimde genelde şöyle yaşamaya çalışıyorum,

en başta intermittent fasting. kahvaltı zaten sevmem. öğlen 12-1 gibi, sonra akşam 5-6 gibi bir öğün. bitti gitti. tabii ayı yavrusu olduğum için gerekli enerjiyi alabilmek adına protein ve sağlıklı yağ yönünden zengin, karbonhidratı az öğünler tüketmeye çalışıyorum böyle yaptığım zaman. o açıdan çok sağlıklı olmasa bile genel olarak düzgün öğünlerim oluyor. bol bol salata, zeytinyağı, kuruyemiş, yumurta, yeşil yapraklı ve serseri sebzeler vs.

kola ve tatlı benim için her zaman çok ciddi bir sorun oldu, sigarayı bıraktım bunları bırakamadım. becerebilirsem şeker tüketimimi "ayda bir gofret" seviyesine çekmek ve su, ayran, maden suyu vs. dışında hiçbir içecek tüketmeme isteğim var. bunu yapmaya çalışıyorum genelde.

tamamen kendi adıma konuşuyorum elbette ama benim için sağlıklı, sürdürülebilir ve ideal yaşam özetle budur: yetecek kadar yemek, işlenmiş üründen mümkün olduğunca uzak dur, ayu gibi yeme IF yap vücudun 15-16 saat kendini yenileyecek zaman bulsun, çok ağır olmamak kaydıyla antrenman yap, neblim bol bol yürü ve bir sporda kendini geliştir, su iç, pis şeylerden uzak dur ama arada mantı falan görünce de affetme, robot değiliz sonuçta. bence 30 günün 25'ini sağlıklı geçiren bir insanın ara sıra geceleri kola içme veya tek oturuşta karpuz bitirme hakkı olabilmeli, çok etkilemez herhalde, en azından 50'li yaşlara kadar.
  • der meister  (07.06.21 16:02:14) 
[]

Direksiyon sınavı

Kursta her gün 1,5 saat, 6 gün eğitim sonunda hiç boşluk olmadan direksiyon sınavına gireceğim. Bu süre sizce direksiyon sınavını geçmeye yeter mi? Siz kaç saat direksiyon dersi almıştınız?




 
Parklarda başına bi iş gelmezse yeter.


  • Kaleci Saçlı Forvet  (05.06.21 18:07:25) 
Yeter ama şans faktörünü de unutmamak lazım.


  • elorelia  (05.06.21 18:17:21) 
Sana bağlı


  • bare gud dømmer meg  (05.06.21 20:08:53) 
Ben yarım saatten 5 ders aldım, manuel araç ile geçtim. Zaten ders aldıysan sınavda ne soruldugunu biliyorsundur. Kendi arabanızla idman yapman iyi olur eğer kendine guvenmiyorsan.


  • prole  (05.06.21 20:24:22) 
[]

Aşı tercihi

Merhabalar. 20 ile 30 yaş arasında olanlar, aşı sırası size geldiğinde hangi aşıyı tercih etmeyi düşünüyorsunuz ve neden?




 
seçim tercihi olmayacağını düşünmekle beraber biontech. vize sorunu yaşamamak için.


  • duyurukullanıcısı  (03.06.21 22:17:31) 
Yasim belirttiginiz araligin uzerinde ama yine de cevap vereyim, siram geldiginde mumkun olursa BioNTech olacagim.


  • invictae  (03.06.21 22:21:02) 
2-3 ay önce olsa sinovac derdim de şimdi tereddütsüz biontech diyorum. koruma oranı daha yüksek, ilk dozda dahi kaydadeğer bir koruma sağlıyor, mutasyonlara karşı da etkisi olduğu belirtildi, bir de ağustos'ta ingiltere'ye gitme olasılığım var sinovac'ı tanıyacaklarını sanmıyorum.


  • signore  (03.06.21 22:29:10) 
Ben de seçme şansım olursa Biontech seçerim.


  • buff  (03.06.21 22:40:46) 
Biontech'ciler, ilerde çıkabilecek yan etkilersen korkmuyor musunuz ?


  • vizivozo  (03.06.21 22:50:45) 
anneme biontech aldık, oldu da. ben de olursam biontech.

Tüm avrupa + ingiltere biontech vuruyor vardır bi bildikleri.
  • phiphi  (03.06.21 22:58:50) 
Koruyuculuğu daha az ancak Sinovac daha güvenilir.


  • pro9it9is9  (03.06.21 23:28:00) 
onceligim biontech ama siram gelince tursu suyu bassalar bile umrumda degil artik yeter ki salsinlar bizi biktim kendim icin degil ben zaten asosyalim de insanlik icin istiyorum sokaga cikilamayan bir dunya mi olur yeter la


  • der meister  (03.06.21 23:37:10) 
Cin asisi olcam, eger tercih hakki verilirse.

almanlara guvenmiyorum.
Asiyi ugur sahin olmak istemedi beni killandirdi.
Volkswagen skandalini daha sindiremedik.
2 yil alman sirketinde calistim projelerde cok kolpa isler yaptilar ayar ettiler beni.

Cin'de en kotu ihtimalle musluk suyu vurulmus oluruz o da oldurmez.
  • divit  (04.06.21 00:42:59) 
Bu aşıyı Sadece türklere yaptırıyor olsalar hadi şüpheye düşeyim derdim ama dünyada onlarca ülke gözü kapalı biontech i seçmişken ve sinovac yalnızca tr seviyesinde üç beş ülke tarafından talep edilmişken sinovac olamazdım.
Biontech 1. dozu oldum 2 hafta önce.

  • somethinginthewayshemoves  (04.06.21 01:00:18) 
israil ve bahreyn vakalarına bi göz atın derim. ona göre aşınızı olun, geniş ölçekli iki örnek.

ben biontech düşünüyorum.

twitter.com
  • false pretension  (04.06.21 02:11:00 ~ 02:13:01) 
Tam simdi ustteki grafige bakiyordum, denk geldi.
iki grafik ayni olcekte bile degil.
Bahreynin tepe noktasi digerinin normali gibi.
Zaten vurduklari asi da sinovac degilmis. Baska bir cin asisiymis.
Ulke baskani aciklamasini okudum ramazan bayrami nedeniyle ve test sayisini artirmalari nedeniyle sayilar cosmus.
Zaten nufuslari da 1.5 milyonmus.


Bu medyatik doktorlar niye istatistik manipulasyonu yapar hic anlamiyorum.
Adam nerdeyse sayiyi artiriyor diyecek.
  • divit  (04.06.21 03:16:38) 
Belki kötü bi tesadüf ama çevremde son bi ayda biontech aşısi olup kalp krizi geçiren 5 kişi oldu.yaslari 50 ve üzereydi.


  • essoist  (05.06.21 01:01:30) 
[]

Excel sorusu

Excel'de aşağıda anlattığım şeyi yapmak mümkün mü?

İki sütun var.

A X

A Y

Şeklinde düşünün.

A için X ve Y gibi farklı değerler var.

Üçüncü bir sütunda bu farklı değerlere sayı verilmesini istiyorum.

A X 1

A Y 2

gibi.

Hatta başka bir satırda A için Z değeri eklenirse Z için de 3 yazacak.

 
Böyle bir şey mümkün de, verinin boyutuna göre değişir cevap. Mümkünse dosyanın kendisi ya da örnek bir sayfa gönderebilirsen ona göre bir cevap vereyim.

İlk sütunda sadece A mı var?
İkinci sütunda 2 ya da 3 farklı değer mi var? Buna göre cevap değişir.
  • himmet dayi  (30.05.21 18:04:35 ~ 18:05:35) 
IF ile yazilabilir.
=IF(A2="X",1,IF(A2="Y",2,3))

A2'deki deger X ise 1, Y ise 2, ikisi de degilse 3 koyarsiniz bu sekilde.
  • pike  (30.05.21 18:18:42) 
@himmet dayi, dosya yok ama kelime listesi gibi düşünülebilir. Bir sayfada 1000 satır olabilir.

İlk sütunda sadece A yok. İkinci sütunda B de olabilir. İlk sütunda farklı değerler olacak. İkinci sütunda 3'ten daha fazla değer de olabilir.

En basit olarak şöyle açıklayayım.

Elma | Kırmızı Elma

Elma | Yeşil Elma

Armut | Boş hücre

Üzüm | Çekirdekli Üzüm

Üzüm | Çekirdeksiz Üzüm

Bu şekilde olacak.
  • dissendium  (30.05.21 18:35:13) 
[]

Fransızca diyalog

Şu videoda 23:06'da sürücünün söylediği kelime ne?

youtu.be

Bir de 22:25'de başlayan konuşmada özet olarak ne konuşuluyor?

youtu.be

Videolar ilgili zamanlara ayarlı. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.

 
23:06 : "ça marche" = "peki, oldu o zaman" gibi bir anlamı var bu kalıbın

22:25 :

Kadın: o alana mi girmem gerekiyor, nereye girecem?
Adam: girmeye gerek yok, şöyle bir manevra yapsan daha kolay olur
Kadın: bir daha tekrarlar mısınız, nasıl bir manevra yapmam gerekiyor
Adam: şöyle öne doğru gidip dönüş yapabilirsin
Kadın: doğru, akıllıca, peki o zaman
  • yarey  (30.05.21 15:34:25 ~ 15:36:10) 
Ben de ilkini yazmaya gelmiştim devamını çok anlamamıştım.


Ayrıca ekseriyetle Fransa’ya göçen ailelerin çocukları neden bu kadar ağır bir aksanla konuşuyor hiç anlamıyorum. Paris’in göbeğinden gelenler bile böyle konuşuyor, sanırsın ki hepsi gettoda zenci.
  • tessera  (30.05.21 15:41:22) 
[]

Ekşi Sözlük organizasyon

Ekşi Sözlük'ün düzenlediği organizasyona Büyük Ev Ablukada gelmişti. O yılı ve organizasyonu hatırlayan var mı? Neydi o? Salgından önce Ekşi Sözlük konser düzenlemiş miydi yakın zamanda? Salgından sonra tekrar konser düzenlenir mi?




 
ekşi fest olabilir.
ya da ekşi fest adını almadan önce ekşi sözlük doğumgünü kutlamalarından biridir.

  • sutlu nescafe  (27.05.21 20:20:47) 
[]

Yatla okyanus geçmek

Sedat Peker'in bahsettiği uyuşturucu kaçakçılığında yatlar kullanılıyormuş. Bir yatın Atlas Okyanusu'nu geçmesi mümkün mü gerçekten? Mutlaka geçen vardır da dolmuş seferi gibi yapılacak kadar basit bir şey mi bu? Atlas Okyanusu'nda benim bildiğim devasa gemiler bile sorun yaşayabiliyor. Fırtına eksik olmuyor. Akdeniz de var ek olarak. Yakıt yeterli olur mu Türkiye'den Dominik'e gitmek için? Akdeniz'de, Atlas Okyanusu'nda bu tip yatlar güvenlik amacıyla kontrol edilmiyor mu hiç?




 
gemilerle taşınıyor da gemi karaya kadar gelmiyor açıklardan yatlar alıyor diye biliyorum.


  • bohr atom modeli  (25.05.21 15:04:47) 
oyle bir sey denmedi, gemiler kullaniliyor okyanus otesi icin, sonra yakin mesafelerde bazi yatlar kullaniliyor dagitim icin...


  • hewit  (25.05.21 15:05:45) 
hewit+1

kiyiya yaklastiginda yatlar gidip topluyor buyuk gemi limana girmiyor
  • ala09  (25.05.21 15:12:10) 
Sistemi başkaları açıklamış zaten ama sorunuzun teknik cevabı yatla okyanus geçilebilir. Doğru donanım, doğru tekne ve planlamayla bunu yapan çok insan var. Özellikle yelkenle çok geçiyorlar. Youtube'a yazın yığınla yatla okyanus geçişi videosu var.


  • anten  (25.05.21 15:59:19) 
Denizcilikle alakalı olarak,

Yelkenli tekne ile okyanusu geçebilirsin. Zaten okyanusu yelkenli tekneleriyle geçen birçok yerli ve yabancı denizci var. Bir ülkeye varışında yada okyanusta kimse gelip yatını, tekneni kontrol etmez.
  • Northern Mariner  (25.05.21 16:08:20) 
Rahmetli babam yelkenciydi. Okyanusu defalarca geçmişliği vardır. Ama burda bahsedilen yelkenli değildir sanmıyorum.


  • suicides underground  (25.05.21 17:00:00) 
ek bilgi vereyim atlantik gecmek hakkinda, yaz sonu sonbahar basi kanarya adalarina giderseniz atlantigi gecen bir yelkenliye binebilirsiniz, genelde 2 haftalik yemek parasi 200 250 euro veriyorsunuz, ve bu tecrubeyi digerleriyle yasiyorsunuz...


  • hewit  (25.05.21 18:56:21) 
Bi ara tekne alma düşüncem vardı, öncesinde lisans alman gerekiyordu bir arkadaşım da lisans almıştı onunla sohbet ederken şöyle bir cümle kullanmıştı, 35m ve üstü yatlar okyanusa açılabiliyor demişti, yani tekne ne kadar büyükse dalgalara karşı direnci o kadar fazla oluyor bir de artık yeni nesil teknelerde Seakeeper denilen bir donanım barındırıyor yani yol alırken dalgalar belli bir seviyenin üstünde değilse siz dalgaları neredeyse hissetmiyorsunuz.

Tabi benimkisi tamamen kulaktan dolma bilgiler. Bu arada hemen herkes büyük gemilerle taşınıp sonra yatlara alınıyor demiş de bir sürü yat hemen her yaz akdeniz kıyılarına kadar geliyor ta Amerikalardan yani öyle yat ile okyanuıs geçilemez diye bir durum yok, tam tersi bir çok maceraperest tek başına daha ufak teknelerle okyanusu geçiyor. Riskli ama imkansız değil bildiğim kadarıyla.
  • solo  (26.05.21 11:20:12) 
ben de ek bilgi vereyim madem,

rahmi koç nazenin IV adlı 37 metrelik teknesi ile dünya turu yaparken arada tahiti'ye falan da gitmişti. bu da okyanusu geçebildiği anlamına gelir doğal olarak.

yanlış hatırlıyor olabilirim ama bu tekne koç müzesinde sergilenenlerden biri olabilir.
  • bohr atom modeli  (26.05.21 16:05:00) 
[]

Marketten sık sık aldığınız yiyecekler ve içecekler

Marketten sık sık aldığınız yiyecekler ve içecekler neler? Ben genelde yeşillikli Lays, Doritos Turca, limonlu Lipton ice tea alıyorum. Sizin markete girdiğinizde sık sık ya da mutlaka aldığınız neler var? Şu an markete girseniz neler alırdınız?




 
Su. İş yerine götürüyorum 1lt Erikli. İş yerinde sebilden su içmeyi hijyenik bulmuyorum.

Abur cubur tüketmem. Alırsam da toblerone ya da kinder gibi markalar alırım.
  • Cesario  (23.05.21 17:41:23) 
Eti antep fistikli uzun stick cikol
Eti kare kakaolu biskuvi cayla fena oluyor
Madiren eti brownie klasik kek tek porsyonluk olandan

Baska aburcınut pek tuketmem. Cok nadiren baska seyler
  • exlibris  (23.05.21 17:41:24) 
Su, ayran, süt.
Peynir, kaşar çeşitleri.
Meyve, sebze.
Bunlar her alışverişimde olur.
  • ruhen hastayim ben  (23.05.21 17:43:26) 
muz ayran genelde sık sık alıyorum.
onun dışında gözüme hoş gelen abur cubur vs.

  • fff02561  (23.05.21 17:44:57) 
Abur cubur bayadır almiyorum.
Maden Suyu ve süt alıyorum.

  • 2027  (23.05.21 17:46:52) 
Muz, süt, maden suyu, ananaslı maltana, çilekli milka.


  • Josephine.  (23.05.21 17:58:40) 
Konserve misir ve kapya biber, visneli dankek.


  • dedim ben sana  (23.05.21 18:02:29) 
Su an markete gitsem cikolatali ikram ve probis alirdim.


  • j r r tolkien hayrani  (23.05.21 18:07:04) 
Bitter çikolata ve lifalif'in yulaf topları mutlaka sepette oluyor.

Meyve illa ki olur.

Bir de çok çabuk midesi bulanan bir insan olduğum icin her gittiğimde bir paket de olsa tuzlu çubuk kraker alırım. Çantamda, iş yerinde cekmecemde, evde hep vardır.
  • fraise  (23.05.21 18:11:06) 
Kinik soda, varsa cilek, elma, dondurulmus baget ekmek, antep fistigi, eker gunluk sut, kurkahveci mehmet efendi turk kahvesi, cubuk kraker.
Bu grup fix aldiklarimiz haftada 2 kez ortalama.

  • somethinginthewayshemoves  (23.05.21 18:20:51) 
beypazarı ve perrier maden suyu sürekli alırım çünkü düzenli tüketiyorum.
evde varsa bile nasılsa içiliyor diye fazladan alıp yedeklerim.

yeşillik muhakkak her alışverişimde oluyor.
ihtiyaca göre bazen bir demet maydanoz, bazen taze soğandan naneye kadar.

mevsiminde nar (varsa hazır ayıklanmış olanlarından), çilek ve kavun her alışverişte olmasa bile, iki ya da üç alışverişte bir muhakkak olur.
  • blatta hiberna  (23.05.21 18:33:04 ~ 18:33:55) 
Aaa kimse sakiz yazmamis. Ben sakizi da cok alirim :)


  • e mice  (23.05.21 18:55:31) 
maden suyu, beyaz-kırmızı et, yumurta, süt, muz

abur cubur türü aldığım ay çekirdeği ve kabak çekirdeği var.
  • zoghurt  (23.05.21 19:00:23) 
Kefir, şarap, kırmızı et, yulaf, lor, ezine, fındık, ceviz, cola zero, harnup pekmezi, domates, biber, roka... Diye gidiyor.


  • msb  (23.05.21 20:44:21) 
beyaz leblebi


  • freebird5406_2  (23.05.21 20:46:19) 
kıyma. günlük minimum yarım kilo tüketince :D sipariş başı 4-5 kilo vs. alıyorum tarihi geçmeyecek kadarını alta kalanı buzluğa atıyorum.


  • konetsu  (23.05.21 20:46:32) 
tavuk, şekersiz kola


  • heidi'nin dedesi  (23.05.21 21:04:13) 
Maden suyu, peynir, tam bugday ekmek, yumurta, yogurt, sut, bazen sebze pazara gitmediysem, et&hindi, bitter ciko, kuruyemis


  • bradshaw  (23.05.21 21:11:50) 
Altınkılıç kefir, exotica portakal, tipi dil peyniri, çitliyo çekirdek, köy biberi, yeşil zeytin, ekşi mayalı tam buğday ekmeği, beypazarı maden suyu


  • condom kurşunu  (23.05.21 21:44:07) 
Nogger dondurma, sade maden suyu.


  • Amaranta ursula  (23.05.21 22:34:42) 
çubuk kraker ve etibör


  • photo85  (23.05.21 22:36:05) 
bi' kişi de bira yazmamış mı yoksa ben mi göremedim.

Her gittiğimde alırım desem yeridir.
  • kumandanim  (25.05.21 19:14:36) 
[]

Fotoğraf bastırmak

Fotoğrafçıda fotoğraf bastırınca fotoğrafçı fotoğrafları siliyor mu yoksa fotoğraflar bilgisayarda kalıyor mu? Fotoğrafçının fotoğrafları silip silmediği nasıl bilinebilir?

Bir süre sonra soruyu silebilirim. Bilgi veren olursa teşekkür ederim.


 
Tutuluyor sanırım. Yıllar önce çektirdiğim vesikalıklarda beyaz çerçeve vardı, kenarında 5 haneli bir sayı olurdu. Yeni vesikalık için gidip bu sayıyı söyleyerek aynı vesikalıklardan almıştım birkaç kez.

Uzun zamandır biyometrik dışında fotoğraf çektirmedim, onda da beyaz çerçeveleri kesiyorlar sayı var mı yok mu belli olmuyor.
  • phoarbix  (23.05.21 16:02:04) 
Kendi çektiğiniz ve harici bellekle götürdüğünüz fotoğrafları diyorsanız siliyorlar onu. Öyle bir arşiv tutmazlar. Ama silip silmediğinden emin olamazsınız tabii, gözünüzün önünde silip sonra kurtarabilir de dosyaları.


  • kobuzchu kiz  (23.05.21 16:08:01) 
@phoarbix, vesikalık ya da biyometrik değil, kişisel fotoğraflar. USB ile ya da e-mail ile fotoğrafçıya bastırılacak fotoğrafları vermekten bahsediyorum.


  • dissendium  (23.05.21 16:08:43) 
Fotoğrafçının kendi çektiği fotoğrafların arşivleniyor olması pek muhtemel, fakat sizin baskı için götürdüklerinizin silinmesi insiyatif tamamen.

Yazlık bir fotoğrafçıda çalıştım. Dışarıdan gelen müşterilerin fotoğraflarını silip silmemek benim elimdeydi, ben sildim ama silmesem kimse noluyoruz demezdi.
  • hedep  (23.05.21 16:28:31) 
Tamamen fotoğrafçının inisiyatifinde, genellikle tutuyorlar sonra sen de bastırmak istersen diye. O yüzden hassas fotoğrafların varsa canon'un ufak foto yazıcıları var onlardan kullanabilirsin. Canon Selphy CP1300 bendeki, gayet iyi.


  • roket adam  (23.05.21 16:45:54) 
Gözünün önünde sadece usb’den açıp geri bile verse emin olamazsın. Print screen’e kısayol atayıp her fotoğrafta basa basa gidebilir. Tamamen fotoğrafçıya bağlı bir durum...


  • her giriste sifresini unutan adam  (23.05.21 18:42:50) 
[]

Bayramınız nasıl geçiyor?

Neler yapıyorsunuz? Yasaklardan kaçıp gezen var mı?




 
Diğer günlerden tek farkı telefon görüşmeleri. Evde oturuyorum.


  • himmet dayi  (13.05.21 16:58:22) 
Ev isi yapmaca, guzel yemek yapmaca ve oyun. Boyle gider herhalde. Butun mail bildirimlerini de kapattim telefonda beyni de cikarip bi cekmeceye koysam mis gibi olacak


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (13.05.21 17:05:31) 
tek başımayım. sabahtan bayram tebrikleri faslı geçti. 4 kardeşiz, zoom üzerinden görüştük. 2 gün önce yeni temizlediğim balkona çıplak ayak çıktım, yere oturdum, çiçeklerimi balkona çıkarmıştım, su verdim, tozlarını aldım. kendim de güneşlendim. sonra biraz kettlebell ile çalıştım. müzik dinledim. duyuru cevapladım. nef kandilli daireleriyle ilgili satış temsilcisiyle görüştüm. 700 bin peşinat + 180 ay, aylık 30 bin lira taksit diyor. boğaz manzaralı 2,5+1 daireye. tekne ve köşk varmış sitede, bunları da uygun fiyata kiralama şansımız olacakmış. büyük bir artı gibi satmaya çalıştı bunları da yani sonuçta 3-3,5 milyona 2+1 satıyorsun ablacım.

neyse başka, tost yaptım, kahve içtim. 2 amasya elması yedim. nane çayı yaptım. gün bitmiyor. dışarı çıkıp yürüyeyim bari. arabayla bir yere gitmiyorum. yürüme mesafesinde bakkal, fırın da yok, sitede yürüyüş yetiyor.
  • gabe h coud  (13.05.21 17:23:52) 
Çekirdek ailemle bayramlaştım sabah onun dışında kimseyle konuşmadım. Bir de 1 saat kadar mahallede yürüyüş yaptım valla. İnsanlar geziyordu ben de çıktım yeter artık diye. Evin içi soğuk kat kat giyiniyorum dışarı çıkınca ısındım yemin ederim. Çarşamba günü bütün işlerimi bitirmiştim neyse ki bu tatilde çalışma baskısı olmadan dinlenebileceğim biraz. Evi temizleme planlarım var. Bir de bir arkadaşımın hediyesi üzerinde çalışacağım. Öyle yani.


  • peki madem  (13.05.21 20:56:01) 
pazartesi ola hayrola diyorum umarım hızlıca geçer zaman


  • megacracker  (13.05.21 20:58:17) 
[]

Bir İngilizce sorusu

Küçük bir sorum var.

Fetal kelimesinin sözcük türü sıfat. Bu kelimenin cenin çevirisi var. Ama cenin kelimesinin sözcük türü TDK sitesinde isim.

Sözcük türü sıfat olan bir kelimenin Türkçe çevirisinin isim olması kafa karışıklığı yaratıyor. Bu durum nasıl açıklanabilir?

 
Çeviri doğru değil.
Cenin fetus (isim)
Ceninle ilgili fetal (sıfat)
  • pro9it9is9  (11.05.21 21:53:43) 
“Cenin pozisyonunda yattım.” derken ordaki gibi anlamı olursa sıfat olarak kullanılıyor.


  • sta  (11.05.21 21:57:48) 
Google Çeviri ve Tureng cenin çevirisini veriyor. Yanlış olsa çıkmazdı sanki?

translate.google.com.tr

tureng.com

Bir de fetal position ifadesi cenin pozisyonu şeklinde çevrilmiş. Cenin çevirisi olmasa bu şekilde nasıl çevrilecek ki?
  • dissendium  (11.05.21 21:58:22) 
-al ekleri kelimeyi sifat yapiyor, orneginizde fetal adjective, fetal position dedigimizde ise iki kelime birlikte isim oluyor, bu tarz soz obeklerine phrase de diyorlar (bizdeki isim tamlamasi bir nevi), kafanizi karistiran bu sanirim. clinical trials, societal problems vs. clinical trials derken mesela klinik denemeler, klinik calismalar diye ceviririz kliniksel calisma, klinikle ilgili calisma da diyebiliriz ama kulak tirmaliyor Turkce acisindan gereksiz laf kalabaligi da yapiyor klinik calisma diye cevirmek daha uygun oluyor


  • neverletyougodown  (11.05.21 22:49:08 ~ 23:43:01) 
herkese +1, bir de şu var, google da tureng de kullanıcı müdahalesi nedeniyle yanlış sonuçlar verebiliyor.


  • kül  (12.05.21 15:41:46) 
[]

Excel eğitimleri

Excel eğitimleri önerir misiniz? YouTube da olur, hiç kullanmadım ama Udemy de olur. İngilizce de olabilir. Video olmak zorunda değil. Kitap varsa PDF de olur.

Bir de SolidWorks ve CATIA için de bildiğiniz iyi eğitimler varsa paylaşır mısınız?

Teşekkür ederim bilgi veren olursa.

 
izmitte ahmet elginkan vardi, online da kurs veriyorlardi, ucretsiz.


  • wishmaythşngs  (11.05.21 20:49:14) 
@wishmaythşngs, virüs nedeniyle uzun bir süredir kapalı maalesef.


  • dissendium  (11.05.21 21:10:05) 
Udemy’de 365 careers’ın excel eğitimi baya iyi. Bir de youtube’da corporate finance institute’un ücretsiz excel eğitimi var ama sanırım finans ağırlıklı


  • dougsampson  (11.05.21 23:17:13) 
lynda.com eğitimleri var, salağa anlatır gibi defalarca tekrar ederek anlatıyor, öğrenememen imkansız gibi


  • megacracker  (11.05.21 23:38:10 ~ 23:38:18) 
Bu arada Excel bilmiyor değilim. Topla formülünü anlatan video aramıyorum. Aradığım orta, ileri düzey videolar. Soruda söylememişim.


  • dissendium  (11.05.21 23:43:01) 
Solidworks için haluk tatar’ın eğitimleri vardı. Püf noktalarını anlattığı için memnun kalmıştım.


  • kararsızataletfilozofu  (11.05.21 23:47:47) 
[]

Siparişi 50 TL'ye tamamlamak

Trendyol'da almak istediğim ürün 12 TL. Kargo ücreti 10 TL. Neredeyse ürün fiyatı kadar kargo ücreti var. Bu durumda siparişi 50 TL'ye tamamlamak mantıklı olur mu? Siz böyle durumlarda ne yapıyorsunuz? Bu bir tuzak olabilir mi?




 
Tamamlarsan 50, tamamlamazsan 22 lira vereceksin. Yari yariya bile etmiyor :)

Ben olsam;
Alacak baska bir seyim varsa tamamlarim, ama yoksa sirf kargo parasi yuzunden 50 lira vermem. 22 verir gecerim.
  • invictae  (03.05.21 17:53:10) 
n11den ya da gittigidiyordan bakarım. oralarda kargo dahil daha ucuza olabiliyor.


  • jelly bear  (03.05.21 17:57:35) 
12 liralık ürüne hayatta 10 lira kargo vermem. Diğer ihtiyaçlarım mutlaka oluyor, beklerim sepeti 50 TL yapar, alışverişi öyle gerçekleştiririm.

edit: elite üye olduğum için 3-4 farklı mağazadan da olsa sepet 50 olunca kargo bedava oluyor.
  • tss  (03.05.21 18:11:46 ~ 18:12:24) 
Genelde verip geçiyorum kargo parasını, tabii bunlar en az 20-25 liralık ürünler oluyor. Sırf almış olmak için herhangi bir şey almayı sevmiyorum, kendimi rahatsız hissediyorum.


  • kedimedi  (03.05.21 18:41:02) 
Deodorant, şampuan, diş macunu gibi düzenli aldığım şeyleri ekliyorum ben genelde. Nasıl olsa alınacak.


  • IncredibleMau  (03.05.21 19:03:26) 
Deodorant almayı düşündüm de onu da genelde ikili satıyorlardı. Gerek görmedim. 50 TL'ye tamamlamadan aldım. Teşekkür ederim cevaplar için.


  • dissendium  (03.05.21 19:05:49) 
Boyle durumda mantiklisi almamak


  • balpolen  (03.05.21 21:00:10) 
[]

Siyaset bilimi neden tutmadı

İnsanların hayatına en fazla etki eden yönetim alanındaki insanların geneli neden beceriksiz? Yani başka mesleklere bakıyorum, bir uzman doktor 10 yıl okul okuyor, mühendis desen az ya da çok eziyet çekiyor eğitiminde. Ama ülkenin yönetiminde söz sahibi olan insanlar ne bilim biliyor, ne eğitimleri çok iyi, ne bakış açıları çok iyi.

Bir ülkenin yönetiminde en bilgili insanlar olması gerekirken neden bu gerçekleşmiyor? Bunu Türkiye için söylemiyorum. Trump da koronavirüs için damardan dezenfektan vermeyi falan söylemişti. Buna biyoloji görmüş lise öğrencisi bile öeh der. Ama bunu diyen kişi ABD başkanlığı yaptı. Bu işler neden böyle?


 
Yonetici dedigin sey bir yerde halkin ortalamasi. Herkes bilimadami/kadini da erdogan secildi degil ki.

Etrafina bak her 10 insandan 6-7si mini erdogan (ailesinde, mahallesinde, isyerinde)
  • brkylmz  (01.05.21 02:11:24) 
@brkylmz, işte demek istediğim neden halkın ortalaması olan insanlar seçiliyor? Neden bu konuda eğitim almış ya da halkın ortalamasından daha üst düzeyde olan insanlar seçilmiyor? Bunun altında yatan sebepleri öğrenmek istedim.


  • dissendium  (01.05.21 02:22:44) 
@hot potato, sorun zaten burada. İsteyen aday olabiliyor ama halk yine gidip politikacı olan ama genelde siyaset eğitimi olmayan insanları seçiyor. Mühendislikten örnek vermemin sebebi, iş hayatında iş verenler mühendisin daha donanımlısını, daha tecrübelisini arıyor, ama siyasette halkın "bizi daha iyi, daha fazla eğitim almış olanlar yönetsin" diye bir beklentisi yok.


  • dissendium  (01.05.21 02:32:21) 
siyaset bilimi tuttu. bugün siyaset bilimcilerinin önemli çalışmaları sayesinde birçok devlet politikası şekilleniyor ve başarıya ulaşıyor. siyasetçiler bu çalışmalar sayesinde parti politikalarını şekillendirip başa geçiyor. daha sayamayacağım kadar da farklı örnekler bulabiliriz siyaset biliminin neden ‘tuttuğuna.’

sorduğun soru şu açıdan boşlukta kalıyor: inşaat mühendisliği eğitimi alan bir kişi inşaat mühendisi olmak için eğitiliyor. siyaset bilimi okuyan kişi de bunun gibi ‘siyaset bilimci’ olmak için eğitiliyor, siyasetçi veya devlet başkanı olmak için değil. burayı düzeltmek zorundayız. çünkü ‘siyaset’ işin pratiğidir ve doğrudan siyaset biliminin pratiğe dökülmüş hali değildir; ekonomi, askeriye ve sosyoloji de devlet yapısı, hükümet ve güç ilişkileri kadar bu pratiğin bir parçasıdır. bana sorarsan sosyoloji veya ekonomi eğitimi almış birinin devlet başkanı olması bir siyaset bilimciden çok daha mantıklı olurdu. çünkü zaten siyaset biliminin konu aldığı dinamikler çoğu ülkede oturmuş vaziyette ve aktif bir devlet başkanı olarak ilgilenmen konular devlet yapısından çok daha hızlı değişen toplumsal, ekonomik ve askeri konular.

“halk neden böyle yapıyor?” sorusunun cevabı gayet açık bir şekilde insanların günlük hayatında rasyonel varlıklar olmaması değil mi? oysa iş hayatında rasyonel olmak zorundasın, bu yüzden de gidip en kalifiye olanı seçersin. oysa siyaset toplumsal hayatın her alanına etki ettiğin için duygularından bağımsız hareket etmen ne kadar mümkün? ve bu seni ne kadar manipülasyona açık bir hale getiriyor?
  • asırlardır yandaş bir süredir çağdaş  (01.05.21 02:46:38 ~ 02:47:20) 
Siyasetçilerin içinde birçok mühendis, doktor, avukat vs. Var. Örneğin süleyman demirel itü inşaat mühendisi, erbakan itü makine müh. Vesaire.

Ha meslekten bağımsız olarak niteliği iyi gözükse de çöp karakterler türkiyeyi yönetmiş derseniz, seçim diye bir şey var. Eğitimi olmayan cahil bir topluma seçme ve seçilme hakkını bilinçsizce vermek tabii ki intihardır. Çünkü insanlar kendisinden üstün düşüncelere sahip insanları benimsemezler, dogmaları vardır ve bunlara dokunanları ve önemsemeyenleri sevmezler vesaire. Meritokrasiyle yönetiliyor olsak “nasıl olur ya” diyebilirdik. Fakat bu koşullarda balans hali bu hükümetten başkası olamazdı sanırım.
  • neysene  (01.05.21 06:50:39) 
bizzat siyasete atılmak ile bunun bilimiyle uğraşmak, farklı nitelikler gerektiren farklı şeyler. bir biyoloğu da neden fotosentez yapmıyor diye eleştiremeyiz neticede. ayrıca halihazırda siyaset bilimcilerin arka planda çalışıp partilere ve siyasilerin politikalarına yön verebildiğini atlamamalıyız.


  • zgrydn  (01.05.21 08:36:09) 
yazilanlar +1

hem sorun, hem de oncullerin yanlis. ki olabilir, zaten burada amac bilmedigimiz konularda biraz bilgi, biraz fikir almak.

-kabaca- uzmanlarin ulkeyi yonettigi sistem teknokrasidir. Tr'deki sistem ise temsili demokrasi. pek cok ulkede oldugu gibi TR'de de mecliste dusuk egitimliler yeterince temsil edilmiyor.

aslinda olmasi gereken sey mecliste bir suru ilkokul mezunu, kalifiye olmayan isci, ev hanimi gibi milletvekillerinin olmasi.
  • lamartin  (01.05.21 10:15:57) 
30 yasindan sonra isi gucu birakip uzun bir siyaset bilimi okuma yoluna girmekteyim, aklima hic politikaci olurum diye gelmemisti, dolayisiyla soylendigi gibi sorunuz biraz kof kaliyor.


  • hewit  (01.05.21 12:51:06) 
[]

Kitap yayımlamak

Kitap yayımlamakla ilgili birkaç sorum var.

1. Bir roman yazdık diyelim. Bu romanı herhangi bir yayınevine gidip parası neyse verip yayımlatabiliyor muyuz? Yayınevi bana "kardeş bu roman yeterince iyi değil, biz bunu yayımlayamayız" der mi ya da bunu YKY gibi daha büyük yayınevleri mi der? Daha küçük bir yayınevi roman yeterince iyi olmasa da sırf para kazanacağı için yayımlar mı?

2. Diyelim romanın yayımlanmasına karar verildi. Kitabın yayılması için kitaptan en az kaç tane basılması gerekir ve bunun ücreti kabaca ne kadar olur? Yeni yayımlanan bir kitap D&R, Migros gibi yerlerde kendine yer bulur mu? Yani bir kitap ne zaman yazarın takibinden çıkıp her isteyenin internetten satın aldığı, kitapçıların kendiliğinden sipariş ettiği noktaya gelir?

Not: Bir süre sonra silinebilir soru. Teşekkür ederim bilgi veren olursa.

 
kitapçılarda kitapların yayınlanması, hangisinin hangi rafta bulunacağı dahi pazarlama stratejisi. yani pazarlamaya iyi bir bütçe ayırmadığın sürece bu zor. ama basım, dizin, editörlük gibi maliyetlerini karşılayarak istediğin sayıda kitap bastırabilirsin.


  • reanarchy  (27.04.21 15:21:37) 
parayla kitap basan yayınevleri var ancak bu yayınevleri pek itibarı olmayan yayınevleri (cinius yayınları gibi. ekşi'de başlığına bakabilirsiniz). bilindik yayınevleri (can, yky, iletişim gibi) öyle bir şey elbette yapmıyor. gönderdiğiniz dosyanın okunup dikkat çekebilmesi için göndereceğiniz yayınevinde bir tanıdığınız olması yardımcı olur.

bu parayla kitap bastırma olayını kim çıkarttı bilmiyorum. ama yazarlık öyle bir şey değil. yazar olmak için para vermiyorsunuz. yazar olduğunuzda az da olsa bir miktar para kazanıyorsunuz. hiçbir yayınevi öyle çalışmıyor, şarlatanlar hariç.

yeni bir yazarın ilk kitabı genelde 1000 adet basılıyor bildiğim kadarıyla. ama dediğim gibi, parayla bastırmaya çalışmanızı tavsiye etmem. basılır, elinizde bir kitap olur ama o kitabı kimsenin ciddiye alacağını sanmıyorum. yeni yayımlanan bir kitap d&r'da olur tabii bilindik bir yayınevinden çıktığı sürece. migros'ta yer bulmaz. migros dediğiniz yerde ancak en en çok satan bestseller'lar ve çocuk kitapları filan oluyor.
  • isabella was a ginger  (27.04.21 15:46:25 ~ 15:47:49) 
Direkt cevap değil ama günümüzde kitap bastırmak saçma geliyor. Artık birçok sanat dalı dijitale taşındı. Bastırsanız bile 1000 tane satacak belki. Onun yerine interneti hedeflemek daha iyi bir sonuç verir. Roman olmaz belki ama bir öyküyü sözlükteki uygun bir başlığa yazsanız 1000 kişiden daha fazla kişi okur. Daha net bir geri dönüş alırsınız. Daha görünür bir yerde olur. Üstelik yayınevine beğendirmek zorunda değilsiniz. Üstelik sözlük entelektüel olarak ortalamanın üzerinde bir kitleden oluşuyor.


  • black mamba  (27.04.21 16:06:42) 
Bir de şöyle bir şey var kdy.kitapyurdu.com


  • Ufuk  (27.04.21 16:35:38) 
[]

Kronometre

Basit bir kronometre almak istiyorum. Özelliğinin çok olmasına gerek yok. Pil değişimi kolay olsun yeter. Bu şekilde bir ürünü kullanıp memnun olan varsa ürünün linkini atabilir mi?




 
casio nun meşhur kol saati


  • yuyu  (26.04.21 06:12:52) 
Casio hs 3.
Kronometre fiyat skalasını bilmiyorum ama bizim kullandığımız en ucuz bu.

  • pati  (26.04.21 09:09:43) 
[]

Yüksek lisans, iyi üniversiteler

Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde yüksek lisansa kabul edilmek ve yüksek lisansı bitirmek çok zor mu? Özellikle makine mühendisliği için soruyorum.

Bu üç üniversitede yüksek lisansa kabul edilmek için genel olarak neler istenir?

Bu üç üniversitede yüksek lisans tecrübeniz olduysa dinlemek isterim. Teşekkür ederim bilgi veren olursa.

 
ingilizce mülakat, neden yüksek lisans sorusu, teknik kelimelerle bilgi sorgulama.


  • iddaaci  (25.04.21 23:26:43) 
Kabul edilmek çok zor değil. Kabul şartları ortada. O puanlardan biraz daha iyisini alırsanız şansınız artar. Bu okullardan veya benzer klasmanda (koç, gs, türk-alman, bilkent ..) mezun değilseniz şansınız azalır ama yine kabul alırsınız. İTÜ için oldukça old school ve antidemokratik diyebilirim . Biraz da şans işi, benim akademide gözüm yok şurada yükseğimi yapıp geçicem size yük olmam sinyali verir ve iyi danışmana düşerseniz sorun yok. Ama genel olarak okuması çileli bir okul.
Kabul kolay mezun olmak zor diyebiliriz.
Bir de hepsi için söylüyorum; yıl olmuş 2021 ne gerek var. Gidin yurt dışında yapın 1 sene çoğunlukla zaten ve çok daha vizyoner okullarda daha az yıpranarak okursunuz.

Peşin cevap: yurt dışında burs yoksa çalışın part time, nedir yani? İTÜdeyken sizi 2 yıl kim finanse edecek? İstda okumak çok daha pahalıya patlar.
  • rewlack  (26.04.21 08:42:26) 
[]

Manuel vites, otomatik vites

Manuel vitesli otomobil kullanmayı bilen biri otomatik vitesli otomobili kullanmayı ne kadar sürede çözer? Alışması kısa sürer mi?




 
Kullanmayi cozmek bir sey degil de bazi aliskanliklar kolay atilmiyor. Sol ayagini kullanmamaya alismasi lazim. Birkac gun icinde alisilir diye dusunuyorum.


  • vudin  (21.04.21 17:21:55) 
Ben 2-3 saatte alıştım. 1 gün max.


  • garavel  (21.04.21 17:23:12) 
10 dakka bile sürmez. Önce teorik bilgiyi öğrensin, pratikte bir şey yok. Temel olarak gaza basıyorsun gidiyor, frene basıyorsun duruyor zaten.

D: İleri
R: Geri
P: Park
N: Boş

Frene basılıp vites değiştirilecek. Vites P ve R'ye geçerken üzerinde bir buton bulunuyorsa bu butona basılarak geçirilebilir (yeni nesil elektroniklerde o da yok artık). N ya da D'ye geçişlerde o tuşa basmak şart değil. Mekanik bir kilit zaten. D/N arasındaki vites değişikliklerinde frene basmak da şart değil.
  • himmet dayi  (21.04.21 17:25:46 ~ 17:26:32) 
İlk seferde yavaşlayıp dururken yandakine ön camı öptürürsün. Sonrası kolay. En fazla 10-15 dakika diyorum ben de.


  • kibritsuyu  (21.04.21 17:31:46) 
Bir iki kere sert frene basmalar olacak ama hemen alışırsın.


  • zoghurt  (21.04.21 17:34:30) 
bindiği an alışır.
sonra der ki "yahu bu da duyuruda sorulacak soru muymuş hay allah ehehehe. ne güzel la viyuuuvvvvv ehehehe"

  • teritori  (21.04.21 17:35:12) 
cok ama cok kolay alisirsiniz, bunca yil niye kullanmadim dersiniz :D


  • sweetoffice  (21.04.21 17:35:35 ~ 17:35:57) 
Oturunca sol ayağı koyabileceğiniz kenarda Bir yer var, oraya koyun yeter
İkinci kilometrede tamamdır

  • kisa  (21.04.21 18:05:45) 
0 dakika


  • chavezding  (21.04.21 18:12:12) 
0 dk +1


  • respect  (21.04.21 18:43:23) 
Ben de sizin gibi çekiniyordum. Bir kere arkadaşımın otomatik arabasını kullandım. Max 1 dk d nedir n nedir gösterdi. Sonrasında hiç zorlanmadan kullandım


  • housedaki topal doktor  (21.04.21 20:11:43) 
ben hemen alışmıştım hemen dediğim 1-2 dk


  • basond  (22.04.21 00:08:15) 
[]

Almanca vs İtalyanca

Merhaba arkadaşlar. İnternette okuduğum yorumlarda Almancadan sonra İtalyanca öğrenilmesi tavsiye edilmiş. Sebebi de İtalya'nın sanayide iyi bir durumda olmasıymış. İtalya sonuçta Lamborghini, Ferrari gibi devleri çıkarmış ülke. Sanayisi tabii ki iyi ama gerçekten dili öğrenilecek kadar, hatta Almancadan sonra öğrenilecek kadar önemli konumdalar mı? Bunu öğrenmek istedim. Bu arada makine mühendisiyim. Değerlendirme buna göre olursa daha iyi olur.

İkinci olarak Almanca öğrenmeye bir süre önce başlamıştım. İtalyanca hakkında da merak edip araştırdığım kadarıyla bilgi sahibiyim. İtalyanca sanki Almancaya göre daha "öğrenilebilir" gözüküyor. Gerçekte durum nasıl?

Son olarak Almancayı İngilizce anlatan hangi kitapları önerirsiniz? PDF olarak bulmaya çalışacağım. Teşekkür ederim bilgi veren olursa.

 
almanca + ingilizce bilen biri olarak belirteyim, almanya ya da avusturyada yaşama planın yoksa, çok iyi derecede ingilizce bilmen bile yeterli olur. bir mühendis olarak iletişime geçtiğim, görüştüğüm tüm alman mühendisler zaten ingilizce biliyordu. ben olsam italyanca gibi ek 1 dil daha öğrenmeye çalışmak yerine mesleki olarak kendimi geliştirmeye yönelirdim. zevk için öğreniyorsan ayrı tabii.


  • roket adam  (18.04.21 14:14:35) 
@roket adam

Konu aslında İngilizcenin yeterli olması değil. İngilizce seviyemi geliştirmeye her zaman devam ediyorum zaten. Onu katmıyorum. Benim öğrenmek istediğim uzun bir zaman aralığında hangi dile yatırım yapmak mantıklı olur?

Almanya'da yaşar mıyım, şu an öyle bir planım yok ama 10 yıl sonra öyle bir isteğim olursa en azından o zamana kadar Almanca seviyemi belgelemiş olurum. Almanya'ya gitmek istiyorum ama Almanca bilmiyorum gibi bir duruma düşmem.

Bir de mesleki gelişimi ayrı tutuyorum. Çünkü CV'de mesleki bilgiler ayrı, yabancı dil bilgileri ayrı. Birinin eksiği diğerinden kapatılmıyor.
  • dissendium  (18.04.21 14:25:16 ~ 14:26:27) 
illa birini öğrenmek zorundaysan almanca öğren. yurtdışında çalışma niyetin varsa sadece ingilizce bilerek almanya'ya gitme ihtimalin sallıyorum %5 ise almanca bilerek %50'ye kadar çıkıyor. sadece türklerin oralara başvurduğunu düşünme eski ingiliz sömürgesi hintliler ingilizler kadar iyi ingilizce biliyorlar ve avrupaya tabiri caizse saldırıyorlar. biraz kovaladığında zaten requirements: fluent in german görürsün ilanların altlarında.

italyanın işsizlik oranı almanya'ya göre kötü en son yanlış bilmiyorsam %11-12 kadardı, almanya'nın ise %2-%3 lerde. italyanca öğrenmesi kolay olsa bile katkı sağlaması için daha çok çabalamak zorunda kalabilirsin.
  • nahtoderfahrung  (18.04.21 14:27:35 ~ 14:28:37) 
şöyle bi baktım da hocam, ben olsam ikinci dil olarak ispanyolca öğrenirdim. 2019 mart itibariyle dünya nüfusunun %5.994'ünü oluşturan 480 milyon ispanyolca konuşan insan varmış. almanca konuşanlar ise nüfusun %0.988'i ile 76.1 milyon kişi. tabii doğu yatırımı yapmak isterseniz çince de çok makul. almancanın kullanım alanı çok dar.

kaynak: en.wikipedia.org
  • heavy smoker  (18.04.21 14:34:08) 
Özel bir ilginiz veya gelecek planınız varsa olabilir ama iki Avrupa dili zaten biliyorsunuz. Mesela Japonca ekleseniz daha iyi olmaz mı? Özellikle Türkler için abartıldığı kadar zor olmadığını duymuştum ama illa ki zordur yine de.


  • havadakarada  (18.04.21 14:41:37) 
üretim ağır sanayii gibi alanlarda çalışacaksanız, ya da en basitinden makine mühendisiyseniz almanca öğreneceğiniz ikinci yabancı dil olmalı ingilizceden sonra. italyanca bilmek bence italya dışında bir işe yaramaz ama almanca türkiye'de de yardımcı olur.

eğer üçüncü yabancı dil seçecek olsaydım bu benim tınısı hoşuma giden fransızca gibi bir dil olurdu. üçüncü yabancı dil artık fanteziye kaçıyor çünkü. tercümanlık mı yapacaksın kendi mesleğini mi icra edeceksin...

kaldı ki diğer yabancı dilleri öğrenmek çocukluktan beri aşina olduğumuz, günlük hayatta istemeden de olsa maruz kaldığımı ingilizceye benzemiyor. o ülkede 3-4 yıl yaşamadan italyanca ya da almanca biliyorum falan demek gerçekçi olmaz.
  • bohr atom modeli  (18.04.21 14:42:37 ~ 14:45:41) 
almanya ve italya kesinlikle kiyaslanabilir ulkeler degil gelismislik, is imkanlari, zenginlik vs acisindan.

onun haricinde ileri seviye bir ingilizce ve orta-iyi bir almanca ile almanya'da (mesleginize gore) is bulma sansiniz olabilir ama italya'nin kendi insanina hayri yok, issizlik avrupa'ya gore yuksek vs.

italyanca bilmek bence italya dışında bir işe yaramaz ama almanca türkiye'de de yardımcı olur +1
  • hot potato  (18.04.21 16:55:05) 
İtalyanca bilen biri olarak söyleyeyim: italyancam kendi sektörümde (tekstil) çok işe yarıyor. Başka sektörlerde ne durumda bilmiyorum.
Almanca’dan daha kolay öğrenmesi bence:)

  • suicides underground  (18.04.21 19:36:48) 
Simdiki aklim olsa ispanyolca yerine italyanca ogrenirdim.
Ing + almanca cok iyi seviyede biliyorum, sonra ispanyolca ogrendim “sen kac yuzmilyor insan konusuyo” diye, seyahate gittigimde 3-5 gun konustugum dilden oteye gecemedi. Italyanca ise avusturya’da yasadigim icin ve iismden dolayi cok yardimci olurdu bana, lojistik sektorundeyim diyelim.
Makine muhendisi icin almanca olmali ama bence cince/japonca gibi sanayisi guclu ab disinda bir ulkenin de dili olabilir. Rusca da olabilir.

Hedefinize gore degisir. Hedef derken, makine muh hangi endustride, hangi ulkede vs vs.
  • kuehles blondes  (18.04.21 20:03:04) 
1- iş için dil öğrenilmez. iş için iş öğrenilir.
2- o dilin konuşulduğu ülkeye/kültüre özel bir ilginiz varsa ve orada yaşamak istiyorsanız dil öğrenmek mantıklıdır. bunun dışında gereksiz bir yatırımdır. çünkü;
- dünya lingua franca olarak ingilizceyi kabul edeli yıllar oldu.
- translation sektörü aldı başını gitti. almanca gelen maili translate'e koyup ingilizceye çevirirsiniz, yazarken ise ingilizce yazıp translate'ten almancaya çevirip gönderirsiniz. gramer kontrol yazılımları da var artık.
3- bir makine mühendisi olarak almanca öğrenme geyiği tamamen bir geyiktir. bir kere işe yaraması için çok iyi konuşmanız gerekiyor. eğer akıcı konuşamıyorsanız konuşma ingilizceye evriliyor her halükarda.
bu da demek ki yıllarımızı vereceğiz.

özetle, ben almanya'da yaşarım diyorsanız (ki aklı başında bir türk neden almanya'da yaşamak ister bilmem) 5 yılınızı verdikten sonra evet almanya'da bir şirkette avantajını kullanarak iş bulabilirsiniz. ama bunun çok ciddi bir zaman yatırımı olduğunun altını çizmek gerek.

italyanca da aynı şekilde.

atmaya çalıştığınız taş ağır bir taş. ürküttüğünüz kurbağaya değeceğinden emin olmadan atmayın.
  • antikadimag  (18.04.21 20:22:01) 
Italyanca bu arada tek bir dil degil. Bunu arastirin. Ulkenin resmi dili. Turklerin konustugu dil Turkce ama Italyanlarin konustugu dil otomatik olarak Italyanca degil. Ulkenin birligini saglamak icin secilmis, bir dil. Ulkenin bir kismi Italyanca konusmaz.


  • howfaristhesky  (18.04.21 20:56:47) 
@antikadimag, yazdıklarınızın çoğuna ben de katılıyorum. Zaten o yüzden seçilecek dile doğru karar vermeye çalışıyorum.

Şu kısmı merak ettim.

"ki aklı başında bir türk neden almanya'da yaşamak ister bilmem"

Böyle demenizin sebebi nedir?
  • dissendium  (18.04.21 21:23:03) 
biraz subjektif elbette. benim kisisel tecrubelerime gore avrupa'da en cok ayrimcilik ile karsilastigim yer almanya idi. bu tarz genellemeler yine baska subjektif degerlendirmelerle karsi cikilmaya cok tesne.

ancak kabaca;
1- almanya'da var olan irkcilik
2- almanlarin yapi itibariyle bizim alisik oldugumuz turden iletisim kurmamasi (ingilizler de avrupali ama inanilmaz hossohbet insanlar)
2- havanin surekli kapali olmasi ve cografi tekduzelik
3- almanca bilmeden yasamanin sosyal cevre olusturmada getirdigi zorluklar
4- vatandasi olmadiginiz ulkeye odediginiz yuksek vergi kesintileri
ornek verilebilir.

sahsen kendi degerlendirmelerime gore almanya cok dusuk not aliyor.

amac turkiye'den uzaklasmaksa anlasilabilir, ancak uzun vadede amerika dururken almanya aklimin ucundan gecmez, gecmedi de zaten. lisanini bildigim, farkli etnisitelere ev sahipligi yapan amerika'ya yerlestim.
  • antikadimag  (19.04.21 21:46:06) 
@antikadimag'a katılıyorum. ulus devletlere adapte olmak her zaman çok daha zordur doğal olarak. almanya dilin de etkisiyle daha zor ve insanlar akdeniz ülkelerindeki gibi kucaklayıcı değiller.

almanya'nın en büyük avantajı öğrenciler için çok güzel bir fırsat sunuyor olması. ücretsiz eğitim yani. üstelik eğitim de çok kaliteli. bunun dışında hayali kurulacak bir ülke asla değil. insanları almanya hayali kurarken görüp bi tarafımla gülüyorum. yaklaşık 2 yıldır almanya'da yaşayan biri olarak yazıyorum bunu.
  • bohr atom modeli  (20.04.21 00:20:27 ~ 00:21:54) 
almanca ve italyancayı aynı anda öğrenmiş birisi olarak, kesinlikle italyanca çok kolay. 3 yılda almanca'da ne kadar öğrendiysem italyanca'da bu süre içerisinde iki katını öğrendim, üstüne iyi bir speaking skilli edindim. üstünden yıllar geçmesine rğamen italyancam oldukça iyi bir seviyede. almancam ise yerlerde. öğrenirken de italyanca çok kolay gelmişti, bir iki trick dışında (congiuntivo vs.) neredeyse düşünerek çözebileceğiniz bir dil. artikeller almancaya göre çok daha tahmin edilebilir mesela.


  • eileengray  (21.04.21 04:49:49) 
[]

PS oyun şirketleri, spoiler konusu

PS oyun şirketleri oyunun yapım aşamasında spoiler konusuna nasıl dikkat ediyorlar? Bazı büyük yapımlarda çok fazla kişi çalışıyor. Uncharted, The Last of Us gibi. Oyundaki önemli karakterlerden birinin öldüğünü ya da hazinenin yerini nasıl gizliyorlar uzun süre?




 
yüklü sözleşmeleri var çalışanların. ona rağmen her zaman gizleyemiyorlar.
last of us part 2 yayınlanmadan aylar önce senaryosunun tamamı sızmıştı mesela.

  • brakgn  (16.04.21 15:18:27) 
[]

Online ders

Online dersler, eğitimler çok sıkıcı değil mi ya? Ehliyet kursu için online ders alıyorum. Sürekli dikkatim dağılıyor. Herhâlde üniversitede online ders alsaydım kaydımı dondururdum. Kendimi resmen şanslı nesil hissetmeye başladım. Üniversitede okuyup günde 3, 4 saat online ders gören gençler Allah bilir ne kadar sıkılıyordur.

Online eğitimlerden verim alan var mı? En son hangi eğitimi aldınız? Videodan yazılım öğrenen, dil öğrenen var mı? Bu arada ders zorunluluğu olmadan kendim 8 saat bile çalışabiliyorum. Sadece ders için bilgisayar başında olma zorunluluğu kötü.


 
ben üniversitede online ders alıyorum. halimden çok memnunum, okula giderken bu kadar verim alamıyordum. okula git-gel yaparak yorulmadığım için daha iyi ders çalışabiliyorum. sınavlarda da açık kitap olması epey kolayımıza geliyor. durumdan şikayet edenler genelde üniversitenin sosyal ortamını özleyenler oluyor gözlemlediğim kadarıyla.


  • isabella was a ginger  (14.04.21 21:00:01) 
Benim yüzyüze derste bile dikkatim dağılıyordu, o yüzden online dersi kaydedip sonra tekrar izlemek daha verimli olurdu diye düşünüyorum eğer online derse sahip olsaydım.


  • Unde bach canim  (15.04.21 02:45:26) 
[]

Yanlışlıkla kimlik numarası paylaşmak

Bir siteyi resmî site zannedip yanlışlıkla kimlik numaramı girdim. Sorgulama ekranı gibi bir sayfaydı. Bilgi karşı tarafta depolanmış mıdır? Bir sorun olur mu? Sadece kimlik numarasıyla neler yapabilir kötü niyetli kişiler?




 
90 ve daha önce doğumluysan zaten kimlik numaran dolaşımda. Değilsen de kaydedilmiş olabilir. Çok büyük bir sıkıntı yok. Çok zor değil bulmak zaten.


  • tessera  (12.04.21 17:46:03) 
Kimlik bilgilerimizi ele geçirmeyen firma kalmadığı için artık ben dert etmiyorum


  • anladespina  (12.04.21 18:02:13) 
önceki yanıtlar +1

kargo firmalarından alışveriş yaptığımız yerlere kadar resmi/gayri resmi her yerde var ve birinin TC'sine ulaşmak artık zor değil.
  • biseysorcaktim  (12.04.21 18:25:59) 
Yukardakiler +1
Ayrıca iş yerindeki panolarda, iş gruplarında vs her yerde uluorta dolaşıp ulaşılabilir olduğu için gizliliği mi kalmış ki diyorum. İnternet siteleri, kargoları saymıyorum bile

  • epitaf  (12.04.21 18:35:05) 
ben de yukardakiler +1 demek istemiyorum ama oyle yani. tckno bu kadar gizli bir bilgi olsaydi RTE'ninki ortamlarda bulunabiliyor olmazdi.

yalniz ahahah bunu yazdiktan sonra bi bakayim dedim karsima cikanlar:
www.cumhuriyet.com.tr

sozkuktekine de mahkeme ugramis sdhjfghj eksisozluk.com
  • yoggi  (12.04.21 20:03:22 ~ 20:05:09) 
[]

Doğum günü stresi

Son birkaç yıldır doğum günüm yaklaştıkça stres yaşıyorum. Yakın bir zamanda 28 yaşına gireceğim. Şimdiden bunun stresini yaşamaya başladım. Hem doğum günüm gelene kadar stres yaşıyorum hem de doğum günümde o günün bir an önce bitmesini istiyorum. Bunun nedenlerini biraz düşündüm. İnsanların doğum günümü kutlaması beni odak noktası hâline getirdiği için bundan kaçmaya çalışıyorum. Hele hediye, pasta gibi şeyler beni çocuk gibi utandırıyor bazen. Yaş ilerlediği için de bir stres oluyor. Başka ne gibi sebepleri olabilir bu durumun? Bunu nasıl aşabilirim?

Siz böyle bir durum yaşıyor musunuz? Doğum günleriniz genelde nasıl geçiyor?


 
Kendine değer vermeyen, insanların seni sevmediğini(çünkü niye sevsinler) düşünen bir insansan bu hareketlerin samimiyetsizliği sende bir redde sebebiyet veriyor olabilir.

İlgiden uzak durmaya çalışanlar kendini değersiz hisseden, gösterilen ilginin yapmacıklığı sebebiyle sevilmediğinin yüzüne vurulmasından rahatsız olan insanlardır denebilir.
  • Jux  (12.04.21 01:54:09) 
Sosyal okazyonlari sevmiyor olabilirsin, gayet doğal. Sonuçta çevrendeki insanlar o gün seni mutlu etmek için binbir şekle girecek, minnet duyacaksın hepsine, mahcup hissedeceksin. Yaptıkları iyiliği yeterince coşkulu karşılayamazsam, gogsumde yumusatamazsam diye korkuyorsun. Ve bu o kadar yaygın bir anksiyete çeşidi ki, kendini tuhaf hissetmene gerçekten gerek yok :)


  • epistemic_regress  (12.04.21 01:59:48) 
Ofiste pasta kola muhabbet olduğu için uzun yıllardır doğum günümde yarım ya da 1 gün izin alırım, kafam rahat olur. Eskiden kendi arkadaşlarımla bir şeyler içip eğlenirken çok sallamazdım ama benim de artık telefonu bile açmayasım geliyor, çalmıyor da zaten pek :)

Odak olmaktan endişelenme, sosyal fobi gibi bir şey olabilir, çok yaygınlaştı son zamanlarda. Bence 2 günlük bir tatille herkesten uzak durarak keyifle tek başınıza (ya da partnerinizle) geçirebilirsini.z
  • whoosie  (12.04.21 08:55:56 ~ 08:57:15) 
Doğum günümü kutlamıyorum, sevmiyorum, gereksiz geliyor. Sosyal medyada, görülebilir yerlerde doğum günüm yazmıyor ki alakasız insanlar görüp kutlamasın.

Genel olarak tantana, kalabalık, kalabalıkta ilginin üzerimde olması, gürültü... sevmediğim şeyler. Normal gün gibi geçiyor doğum günlerim, en fazla evde azıcık özenli bir sofra kuruyoruz, o kadar.
  • kobuzchu kiz  (12.04.21 11:44:59) 
insan ilişkileri de ister özel ister profesyonel anlamda olsun canlı bir organizma bana göre. suyunun, toprağının, güneşinin ayarlanması, günlük/haftalık/mevsimsel bakımlarının yapılması gerekiyor. bu tarz etkinlikleri bu canlı organizmanın bakımı gibi düşünmek gerek zira içe dönük bir mizacınız olsa bile insan sosyal bir varlıktır, sosyal ihtiyaçlar vardır ve %100 izolasyon imkansızdır. ayrıca kaypaklığa vardırmadan diplomasi de şarttır.

bu açıdan bir değerlendirin, belki faydası olur.
  • Phoebe  (12.04.21 12:03:39) 
Doğum günü kutlama terörü son bulsa da bir rahat nefes alsak.

Kendi doğum günümü zaten kutlamıyorum, normal geçiyor. Belki özel bir arkadaşla öylesine spontane muhabbetini edip kutlarmış gibi yapabilirim ama o modda olmadığım zamanlarda biri üstüne vazifeymiş gibi hatırlatırsa gayet de gıcık oluyorum.
Bence saçmalık zaten kocaman insanların doğum günü şeysi
  • epitaf  (12.04.21 18:59:31) 
Kendi doğum günümün kutlamasını seviyorum ama nedeni hep geçmişime dayanıyor, kırmızı odaya gitsem bu benim için temel bir sıkıntı olurdu geçmişime dair. Temmuz ayında doğdum ben, tüm ilkokul ortaokul lise üniversite hayatımda okul zamanı arkadaşlarımın doğum günü kutlandı, danaya girer gibi ortak pahalı hediyeler alındı. Benim doğum günümde zar zor harçlıklarımdan hediye alınsın diye para verdiğim insanlar bana kutlama mesajı bile atmadı. Hele lisede zengin bir arkadaşım inatla payına düşen parayı vermemişti, ben de başarı bursu alıyordum ondan vermiştim mesela para, çok içimi acıtır. Nefret ediyorum hepsinden haram olsun.

Çok arkadaşım oldu, iyi kutladığım zamanlarda oldu 26 yıl içinde. Şimdi zaten hiçbiri kalmadı. Bir de benim doğdum gün ve kimliğimdeki doğum günü arasında 1 hafta var, Trabzonlu nüfüs memuru sağ olsun. (Ben de karadenizliyim, asla kötü niyet içermiyor dediğim) bir de kimlikteki doğum günüm beş yıldır resmî tatil oldu. :( dolayısıyla iş yerinde de herkesin doğum günü kurum sitesinde yazdığı için kutlanırken benimki yine güme gitmiş oldu. Sıkıntı olur diye de değiştiremiyorum doğum tarihini.

Öyle işte aşırı saçma ve komik travmalarım yüzünden doğum günü benim için önemli. Ama artık büyük kutlamalı bir doğum günü yerine sevgilimle güzel baş başa bir doğum günü kutlamasını yeğlerim. Zaten asla çok büyük bir kutlama istemedim. Yaptıklarımın karşılığını istemiştim sadece. :’(
  • Hallegadola  (12.04.21 20:30:23) 
Doğum günlerim genelde kutlanmaz, en fazla hayatımdaki insan kutlar. Hatta öyle yıllar oldu ki annem bile kutlamadı. Hem kutlanmasını çok isterdim -bir insanın aklına gelmek bence mükemmel bir şey- hem de böyle şeylerle karşılaşmaktan korkarım. Bu tarz şeyler samimiyetsiz geliyor aynı zamanda. Sizi çok iyi anlıyor ve hak veriyorum.


  • ruhen hastayim ben  (12.04.21 20:55:53 ~ 20:56:29) 
[]

YKS İngilizce

YKS İngilizce sınavına gireceğim ilk defa. Daha önce bu sınava girenler varsa sınava az bir süre kala ne tür çalışmalar yaptıklarını yazabilirler mi?




 
Kelime ve gramer calistim.


  • howfaristhesky  (09.04.21 02:59:55) 
[]

Elektro gitar soruları

Önce durumumu anlatmak istiyorum. Uzun olabilir. Baştan uyarayım. Ben birkaç yıl önce klasik gitar kursuna gittim ve kursu bitirdim. Belirli bir yere kadar öğrenmiş olsam da klasik gitarı yeterince çalışmadığım için tam olarak öğrenemedim. Akor bilgim var, biraz teorik bilgim var ama klasik gitarı benimseyemedim. Klasik gitarı benimseyememe sebebim temel olarak iki tane.

Birincisi sağ elin sürekli ritim için çalışması öğrenmemi zorlaştırıyor. Şarkılar için ritim öğrenmek bana kolay gelmiyor. Akor kısmı bir şekilde öğreniliyor ama ritim konusu sorun oluşturuyor. Arpeji de pek sevemedim.

İkincisi kursta çoğunlukla pop şarkılar üzerinden ders gördüm. Şarkının sözlerine, akorlarına bakarak çalışma yaptım. Sevdiğim pop şarkılar olsa da her şarkıyı sevemeyeceğim için çalışmalar yeterince verimli olmadı. Şarkı olmadan da klasik gitar çalışılabilir tabii ki ama kursta bu şekilde öğrenmediğim için o kısma çok girmedim.

Bu iki sebebe çözüm olarak elektro gitar çalmayı öğrenmenin daha mantıklı olacağını düşündüm. Çünkü birinci sebepte söylediğim şekilde elektro gitarda klasik gitardaki gibi sürekli bir ritim yok bildiğim kadarıyla. Yanlış biliyorsam düzeltebilirsiniz. Bu şekilde öğrenmek kolaylaşabilir.

İkincisi de elektro gitarı klasik gitara göre daha çok beğeniyorum.

Özellikle şu tarz müzikleri seviyorum.

youtu.be

Bu yüzden elektro gitar öğrenmeye daha çok ilgi gösterebilirim diye düşünüyorum.

Bütün bunları dikkate alırsanız elektro gitar öğrenmem mantıklı olur mu? Kendim çalışarak ne kadar öğrenebilirim? Bilgi vereceklere teşekkür ederim.

 
Elektro gitar çalmayı öğrendikten sonra ne yapmak istiyorsun? Çalıp söyliyim kendime etrafıma diyorsan, yani gitarı solo enstrüman olarak çalacaksan ritimle çalmak zorundasın. Klasik de elektro da aynı şey bu anlamda, sadece verdiği ses farklı.

Yok ben sadece arkada şarkı oynatıp üstüne solo atacağım diyorsan elektro sana uygun ama arpej ve ritim atmak müziğin temposuna ayak uydurmak demek, bunu yapamıyorsan solo atarken de sorun yaşarsın. Ölçüyü kaçırmamak için tempoyu kafanda bir metronom gibi sayman lazım, ritim atmak da o metronomun soloyu çok sesli hale getirmesi amacıyla uygulanan teknik. O yüzden ritim işini çözmeye bak.

Ha, klasik beni sarmadı elektro alıp onunla ritim çalışıcam dersen okay. Ama ritimden kaçma, müzik denen şey harmoninin belirli bir tempoda çalınması demek.
  • Jux  (04.04.21 01:58:45) 
Solo gitardan bahsediyorsunuz. Ritimi tam olarak öğrenmezseniz solo gitarınız eksik kalır. Penanız varsa klasik gitarda da solo gitar çalışabilirsiniz. Kendiniz çalışarak 3 yılda geleceğiniz yere hocayla 1 yılda gelirsiniz.


  • Battalgazininintikaml  (04.04.21 02:03:49) 
Bence konunun bahsettiğin sebeplerle doğrudan alakası yok. Tamamen klasik gitar ile alakası var. Klasik gitar ile icra edilecek eserleri çalmak isteğiyle klasik gitar alan insan sayısı klasik gitar satın alan tüm insanlar içerisinde çok az bir sayıdır diye tahmin ediyorum. Kursta öğrendiğin şarkıların da ne kadarı acaba gerçekten klasik gitarla çalınıyordur? Böyle bir durum var ortada.

Eric Clapton gibi solo gitar çalmak istiyorsan elektro gitar çalmalısın. Alacağın ekipmana çok dikkat etmeni tavsiye ederim.

Sevdiğin bir enstrumana geçtikten sonra sevmediğin diğer şeylerle yine karşılaşacaksın. Kaçış yok bahsettiğin konulardan. Ama klasik gitardan kaçabilirsin, hatta kaçmalısın.
  • deneme  (04.04.21 05:44:43) 
Tamamını okumadım ama şu kavram karmaşasını düzeltmeye geldim.

Gitarla klasik müzik çalarsan "klasik gitar çalıyorum" olur. Bunun bir tekniği, raconu, tutuşu falan vardır. Kuralı vardır. (bkz: andres segovia)

Gitarla başka şeyler çalarsan "gitar çalıyorum" olur.

Gelelim gitar türlerine: akustik (hollow body) ve elektrik gitar (solid body) olmak üzere iki çeşit gitarımız mevcut. Akustik giitarı da iki türe ayırabiliriz. Çelik tel takarsak çelik telli akustik gitar (steel string) ya da naylon tel taktıysak naylon telli akustik gitar (nylon string). Klasik gitar aha bu naylon telli akustik gitarla çalınır.

Elbette, mesela flamenko gitarı diye bir naylon telli akustik gitar türü de var. Gövdesi daha incedir falan. Ya da çelik telli akustik gitarda gypsy jazz dedikleri bir tür var (bkz: django reinhardt) ama genel olarak ayrım bu.

Dolayısıyla nasıl bir gitar sesi duymak istiyorsan o gitarı al. Sevdiğin müzikleri çal. Her türlü gitarla solo da çalarsın, grupta da çalarsın, ritim de çalarsın arpej de çalarsın. Sen ne sesi duymak istediğine karar ver önce.
  • alperz  (04.04.21 07:45:18) 
Elektro gitarın sesi tipi tarzı hoşuna gidiyorsa illa klasik gitarla başlamaya gerek yok doğrudan elektro da alınır fakat solo çalmak için bile sağ el tekniği gerekli bu da bir nevi ritim çalışmalarına benziyor canını yine bu sıkabilir


  • freebird5406_2  (04.04.21 09:57:04) 
Elektro gitarı ritm için de çalabilirsiniz, solo için de. Sevdiğiniz, yapmak istediğiniz müzikte elektro kullanılıyorsa hiç düşünmeden alın.

Daha iyi tavsiyeler çıkacaktır ama ikinci el bir Cort ve çok basit bir amfiyle başlayın derim. Hatta ucuz bulursanız kulaklık amfisi de olur. Belki bilgisayara takıp ses almanız da mümkün olur (hatta emin değilken para dökmemek için çok iyi olur). Sararsanız ekipmanı yenilersiniz, o işin sonu yok :)
  • cosmicstring  (04.04.21 10:36:00 ~ 12:54:32) 
Ritim calistikca olur ve ogrenmek sart yeter ki pratik yap. Ensturman ogrenmek amelelik


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (04.04.21 12:28:50) 
[]

Fotoğraf düzenleme

Tarattığım bir fotoğrafı otomatik olarak düzenleyebileceğim bir program arıyorum bilgisayar için. Amaç fotoğrafın renklerini canlandırmak. Bu şekilde bir program var mı bildiğiniz? Teşekkür ederim.




 
photoshop tek tuşla toparlar belki ama istediğin gibi olmas hiç bir zaman. manuel iş gibisi yok o konuda


  • argent dawn  (04.04.21 00:05:46) 
[]

Ehliyet, ticari araç

Ehliyet için sağlık raporu aldım. Raporda ticari araç kullanamaz yazıyor. B sınıfı ehliyet alabiliyormuşum. Ben ehliyeti iş başvurularında istendiği için alacağım. Bu durumda şirket aracı ticari araç olur mu? Ticari araç benim bildiğim Ford Transit gibi araçlar. Bu şekilde olmayan araçlar ticari araç olur mu?

Bir de ruhsatta ne yazdığı önemliymiş sanırım. Ruhsatta hususi yazıyorsa, ticari yazmıyorsa ama iş için kullanılsa sorun olur mu?


 
www.ford.com.tr

transitlerin küçüğü de ticari olarak geçiyor.

niye ticari araç kullanamaz diye yazdılar ki.
  • elorelia  (02.04.21 13:18:22) 
@elorelia, göz kayması olduğu için monoküler yazdı ama iki gözümün görmesi de tam.

Aslında Transit'lerin küçüğüyle de bir işim yok.

Şirket için kullanılan binek araçların ticari olup olmadıklarını öğrenmek istiyorum.
  • dissendium  (02.04.21 13:23:20) 
şirket için kullanılsa da binek araç ruhsatta otomobil olarak geçer, B sınıfı ehliyetle kullanılır.


  • gkhncnzdgn  (02.04.21 13:30:18) 
şirket aracı ile ticari aracı karıştırmayın. ticari araçtan kasıt, otobüs minibüs vs gibi araçlar. normal bir binek aracı şirkete de alsanız ticari olmuyor. bu arada mesela doblo vs gibi araçların bazıları da ticari olarak geçmiyor, mevcut ehliyetiniz ile kullanabiliyorsunuz.


  • co2s2  (02.04.21 13:57:00) 
Ticari araç demek aslında profesyonel şoförlük yapmak demek. Onun için ekstra belgelere ve süreçlere ihtiyaç var.


  • playing star again  (02.04.21 20:58:22) 
[]

Şurada ne diyor (İngilizce)

Şu cümlede ne dendiğini anlamadım.

Democrats, who control the state legislature, pushed for its repeal, arguing it had disproportionately hurt people of colour, the mentally ill and the poor.

İhtiyaç olursa link

www.bbc.com

Virginia'da idam cezasının kaldırılmasından bahsediliyor. Demokratlar idam cezasının yürürlükten kaldırılmasına karşı mı çıkmışlar? Colour, mentally ill kısmıyla da bağlantı kuramadım. Açıklayabilen olursa şimdiden teşekkür ederim.

 
mecliste çoğunlukta olan demokratlar "beyaz olmayanların", akıl hastalarının ve fakirlerin aleyhine işlediği için kaldırılmasını istiyorlar işte idam cezasının.

yazıyı okumadım ama "people of color" ve "poor" kitlenin yaşam koşullarının onları suça ittiğini, akıl hastalarının da arada kaynayıp yok yere idam edildiğini filan iddia ediyor olmalılar.
  • filteria  (25.03.21 22:32:50 ~ 22:33:11) 
[]

Not almak

Planladığınız şeyleri, yapacaklarınızı, bir konudaki kişisel çalışmalarınızı ne sıklıkta not alıyorsunuz? Ben birçok şeyi yazıyorum. Aklımda olan şeyleri yazmazsam kafam rahat olmuyor. Yazdıktan sonra kafam rahatlıyor. Alışkanlık oldu bunu yapmak. Siz not alma konusunda ne durumdasınız?




 
akademik ajanda tutuyorum. fakat sadece okulumla ve ders çalışmamla alakalı şeyler yazıyor. onun dışında not almıyorum açıkçası. nadir de olsa yapılacak şeyleri unuttuğum oluyor. okul dışında pek bir hayatım olmadığı için gündelik hayatımda not tutma gibi bir alışkanlığım yok.


  • black holes in the sky  (24.03.21 23:03:50) 
telefonun not defteri özelliğini kullanıyorum genellikle.


  • tabudeviren  (24.03.21 23:10:47) 
Bu yasima kadar hic not alan birisi degildim. Bir hafta -10 gundur falan bi ozendim, aliskanlik edinmeye calisiyorum. Ama benimki biraz karmasik oldu. Hem yapacagim seyleri yaziyorum hem de yogun hissettigim bir duygu olursa onu. Gunluge dondu iyice... :/


  • invictae  (24.03.21 23:51:41) 
Telefonun anımsatıcılar alanı bugun, kısa dönem, uzun dönem diye ayrılmış durumda. Aklıma geleni yazıp rahatlıyorum. Aşırı unutkanım asla hatırlamam yoksa.


  • jazzabel  (24.03.21 23:54:44) 
Not tutma alışkanlığı edinmek yaptığım en iyi şey herhalde. Kendi deneyimlerime göre, daha organize olmak sadece not tuttuğun sürece koruyabildiğin bi beceri değil. Eskiden mesela önemli/önemsiz şeyleri hatırlamakta çok zorlanırdım. Bi şey unuttuğumun farkındayım ama ne olduğunu hatırlamıyorum gibi. Ne zaman ki düzenli not tutmaya başladım, kafamda bişeyler o günden itibaren düzene girmeye başladı. Hatta uzun zamandır not tutmayı da bıraktığım halde hala aynı şekilde kolay ulaşabiliyorum hafızamdaki bilgilere.


  • IncredibleMau  (25.03.21 01:03:22) 
aynı durumdayım. hatta kafamdaki planları briden fazla kez yazdıgım oluyor. bu 'para çekmeye git' ten tut1 ay sonra yapacağım bir sunuma kadar geçerli.


  • blacksky  (25.03.21 06:28:02) 
[]

Türkçede sonradan öğrendiğiniz kelimeler

Geçenlerde İngilizce bir yazı okurken porch kelimesi çıktı karşıma. Sundurma çevirisi varmış. Sundurmanın ne olduğunu bilmiyordum.

Şuymuş.

bit.ly

Sizin de böyle Türkçede sonradan öğrendiğiniz kelimeler var mı? Sundurma kelimesini biliyor muydunuz?

 
porchu da biliyordum sundurmayı da.

ama sorunun kalanı için şimdi aklıma gelmedi ama vardır bir sürü.
  • AlsterWasser  (24.03.21 00:05:14) 
var. değirmi sözcüğünü birkaç yıl önce öğrenmiştim. yaşar kemal okurken böyle sözcüklere çok rastlıyorum. almanca okurken karşılaştığım bazı kelimeler google translate'te falan çıkmıyor mesela, alman arkadaşlarıma soruyorum bazıları o kadar detay ki onlar da bilemiyor. geçen bir şey sordum meğer bir bölgede orman içinde inşa edilmiş ufak kulübelere verilen bir isimmiş. google translate'te çevirisi yoktu. böyle şeyler yaşar kemal'in kitaplarında çok var türkçe sözkonusu olduğunda. gerçi türk edebiyatı ile ilgili çok bilgili sayılmam ama benim tecrübem bu yönde.

edit: erinmek sözcüğünü de üniversitede anadoludan okumaya gelmiş bir çocuktan öğrendim. erinmek ne demek diye sormuştum yüzüne.
  • bohr atom modeli  (24.03.21 00:10:03 ~ 00:31:05) 
Eğreti kelimesini bilmiyordum. Eğreti gelin diye bir film vardı sanırım. Ondan sonra öğrendim.


  • mezarkabul  (24.03.21 00:17:43) 
Evet. Sundurmayı üniversite projemde öğrenmiştim. Hatta araştırmadan sündürmedir bunun doğrusu deyip düzeltmiştim. Proje hocası görünce yüzüme garip garip bakmıştı:)


  • Unde bach canim  (24.03.21 00:23:11) 
benim ingilizce olarak bilip turkce anlamini bilmedigim kelimeler var :) mesela "amplitude". bunu ingilizce olarak tanimlayabilirim ama turkce karsiligi olan "genlik"le daha gecen gun karsilastim. cok sacma, halbuki millet bunu lisede goruyomus :)


  • e mice  (24.03.21 00:39:11) 
"Sundurma" bahçede olan bir şey. Bağlamını biliyorum ama tam ne olduğunu bilmiyorum. Mesela "ombudsman" var. Senelerdir ne olduğunu öğrenemediğim ve nispeten sonradan duyduğum bir kelime.


  • prole  (24.03.21 00:43:42) 
Sundurmayi bilmemek cok da garip degil, eski mustakil evlerde olurdu artik pek kullanilan birsey degil. Ben cocuklugumdan beri biliyorum cunku aile insaatci. Yurtdisinda ise porch karsiniza cokca cikan bir kelime, cunku hala yeni evlerde bile yapiliyor.

"Ezcumle" 20li yaslarda ogrendigim kelimelerden biridir. Bir de akpli arkadaslarin son donemde dilimize kattigi garip arapca kelimeler var, "mutmain" falan gibi.
  • cooperr  (24.03.21 01:18:23) 
Çemkirmek kelimesini ilk duyduğumda şaşırmış, yöresel bi laftır diye düşünmüştüm. TDK sözlüğünde olduğunu görünce daha da şaşırmıştım.


  • Mirket  (24.03.21 02:17:45) 
porch'u da sundurmayi da biliyordum. benim nispeten sonradan ogrenip anlamina cok sasirdigim kelime defaten. tek seferde demekmis, defaatle kelimesiyle karisiyor ve tekrarli gibi bir anlami var saniyordum, bir ihale sozlesmesi sayesinde zor yoldan ogrenmis oldum :) yine ihale sozlesmelerinden ogrendigim baska bir kelime, muteselsilen. bir de cooperr'in dedigi gibi akp sayesinde ogrendigimiz arapca kelimeler var iste.


  • in vino veritas  (24.03.21 09:44:26) 
Porch'u bilmiyordum. Sundurmayi cok eskiden beri biliyordum. Sundurmali bir evimiz hic olmadi, nereden ogrendigimi hatirladigim bir kelime degil.

Cevaplari okuyunca hatirladim, defaten+1 :) Emre Kongar'in bir tweet'inden ogrenmistim. Defaatle kelimesiyle karisabiliyordu gercekten. Ogrendik sukur :D

Merdumgiriz'i ogrendim en son ben. İnsan arasina karismayi sevmeyen demek.covid tekrar patlamisken keske herkes merdumgiriz kisilige burunse. :)
  • invictae  (24.03.21 12:14:00) 
[]

CV oluşturma

CV oluşturmak için hangi siteleri kullanıyorsunuz? Beğendiğiniz CV biçimlerini paylaşır mısınız?




 
canva'da çok güzel şablonlar var.


  • uuth  (22.03.21 21:02:24) 
Europass


  • kaset  (23.03.21 09:04:59) 
Nereye başvurulacağına göre değişir. Trde özel sektör için europass gibi formatlara gerek yok. Ama, ab kurumlarına, avrupadaki okullara başvuracakssanız, adres europass. Ben kendim herhangi bir şekil, format olmaksızın max 2 sayfada kısa ve düzgün bir şekilde cv oluşturuyorum. Okuması ve takibi çok daha rahat oluyor.


  • kojonotsuki  (23.03.21 13:12:49) 
Biçimden çok içerikle de ilgili, kendinizi işveren gibi düşünün. Profesyonel cv'ler için başarıların yazılması gerektiği söyleniyor. Novaresume'de örnekler var. novoresume.com (Site üzerinden CV oluşturmak ise paralı).

İş deneyimlerinizde görevlerinizi uzun uzun yazmak okuyan kişiyi sıkabiliyor ve gözden kaçıyor. İşveren ne arıyor (ilana göre), sizin bu alana ilişkin yetenekleriniz, deneyiminiz neler, bunları öne çıkarmak gerektiğini söylüyor kariyerciler. Kolay gelsin.
  • kaset  (25.03.21 17:45:34) 
microsoft word'deki "timeless resume" template'i gayet yeterli bence. europass'i yillardir acmadim ama fazla sisik bir hal aliyordu kullandigimda.

kendi cvmi herhangi bir site kullanmadan bos word sayfasinda elimle yazdim normal. cunku editlemesi bosluklari marjinleri falan ayarlamasi falan en kolay o sekilde oluyor. istedigim gibi bazi kisimlari silip 1 sayfaya indirebiliyorum vs.
  • hot potato  (25.03.21 18:05:34 ~ 18:11:52) 
[]

PDF oluşturma

Bir Excel dosyası içinde birden fazla sayfa var. Ben bu Excel dosyasını PDF dosyasına dönüştürdüğümde sadece bir sayfa PDF dosyasına dönüşüyor. Diğer sayfalar PDF dosyasına dönüşmüyor. Ben tüm sayfaların sayfalara tıklanacak şeklinde (layer gibi) tek PDF dosyasına dönüştürülmesini istiyorum. Bunu nasıl yapabilirim? PDFCreator kullanıyorum ama başka bir program varsa da olur.




 
Sağ altta yer alan ufak butonlardan en sağdaki "sayfa sonu önizleme" butonuna basınca yazdırmak istediğin alanın tamamı beyaz bölümde görünüyor mu?

www.excel-easy.com
  • himmet dayi  (21.03.21 20:28:57) 
@himmet dayi, görünüyor, sayfa boyutu ona göre ayarlı.


  • dissendium  (21.03.21 20:47:28) 
pdf creator özel bir şey mi yapıyor bilmiyorum ama excel zaten PDF yazabiliyor.

yazdırma normalde aktif sheet'i basar, bu işaretli seçeneği denediniz mi? - i.postimg.cc

yazdırma alanını her sheet için seçmeniz lazım himmet'in anlattığı gibi.
  • celeron 300a  (21.03.21 21:06:06 ~ 21:07:57) 
@celeron 300a, sizin dediğiniz yöntemi denedim, oldu ama tam olmadı. Burada sayfa dediğim Sheet arkadaşlar. Sayfaların yazdırma alanında bir sorun yok. Sayfa boyutları ayarlı. Sayfanın yazdırma alanının dışına taşmasından bahsetmiyorum. Sheet 1 ve Sheet 2 var diyelim. PDF oluşturunca Sheet 1 ile Sheet 2 birleştiriliyor. Sheet 1 sonrasında Sheet2 geliyor. Ben de tüm Sheet 1, Sheet 2, ... olanları PDF yapmak istedim ama arka arkaya birleştirilmemesi gerekiyordu. Layer gibi Sheet 1 olana tıklayınca sadece o açılmalı. Teşekkür ederim yine de.


  • dissendium  (21.03.21 21:21:10) 
[]

İş yeri vergi

Tavuk döner satan bir yerin aylık gelirinin 30, 40 bin olabileceğini hesapladım geçen. Bu tip bir yerin standart vergileri neler olur? Yiyecek içecek sektöründe gerekli izinleri almak kolay mı?




 
dönercileri yıllardır bu işin çıraklığını yapmış insanlar açıyor. siz izin mizin soruyorsunuz. izin falan bunlar kağıt işleri.

günde 50 kg tavuk soslayıp takıp satabilecek misin? asıl mesele bu.
  • tavish11  (21.03.21 11:53:37) 
[]

Yüksek lisans

Yüksek lisans yapmayı düşünüyorum bazen. Bazı arkadaşlarımın yaptığını görüyorum. Geride kalmak istemiyorum biraz.

Yüksek lisans için düşüncelerim şunlar.

1. Lisans eğitiminin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Makine mühendisiyim. Kendimi geliştirmeye devam edebilirim diye düşünüyorum. Zaten bilimi, araştırmayı seven biriyim. İlkokulda, 5. sınıfta elektromıknatıs yapmıştım kendim araştırıp. Lisans bana yeterli gelmiyor. NASA'da çalışan bilim insanlarını gördükçe motivasyonum artıyor.

2. Yüksek lisansın CV'mde iyi duracağını düşünüyorum.

Sorularım şunlar.

Yüksek lisans CV'mde gerçekten iyi durur mu? İleride büyük şirketlerde çalışma şansımı artırır mı? Akademisyen olma odaklı düşünmüyorum ama şansım olursa neden olmasın diye düşünürüm. Özel sektör için düşünüyorum daha çok.

Yüksek lisans yapmış olmaktan pişman olur muyum diye de düşünüyorum. Yüksek lisansın olumsuz etkilerinden bahsedebilirseniz güzel olur. Teşekkür ederim.

 
Sıkıntılı bir danışmanın olursa ya çok uzar ya bitmez. Bu süreç seni yıpratır.

Ders aşamasında da çok kasarlarsa iş ile beraber yürümez.

Eğer akademik düşünmüyorsan tezsiz yap.
  • Gabriel  (17.03.21 02:00:55) 
Cv dışında saydığın hiçbir şey yüksek lisans yapmak için sebep olamaz bence. Özellikle arkadaşların yapmış olması ve bilimi ve araştırmayı "sevmek". İnsan master sürecine girmeden tam olarak ne olduğunu anlamıyor. Ben sosyal bilimciyim, mühendislik alanını bilemiyorum tabii ki ama bu işin bir tez yazma süreci var ki cidden çok yıpratıcı bir şey. Yüksek lisansın mental yükü bambaşka. Ama diyorsan ki benim başarıyla ilgili bir kaygım olmaz, kafam rahat yapar geçerim onu bilemem. Lisansa benzemedigini söyleyeyim ama şimdiden.

Onun dışında cv'ni güçlendirir tabii ki.
  • Mossy  (17.03.21 02:01:05) 
Nasa'daki bilimadamlarını görüp gaza geliyorsan pişman olmaman daha olası. Diğer taraftan tamamen cvde nasıl gözükür diye odaklanmışsın o yüzden pişman da olabilirsin. Kariyerin ilerleyen dönemlerinde yöneticilik için uğraşırsın çabalarsın diye tahmin ediyorum. MBA yap gözün arkada kalmasın. Hem yüksek lisans yapmamış oluyorsun hem de pişman olma ihtimali çok düşmüş oluyor.


  • nickimin hakkini veremedim  (17.03.21 02:02:27) 
Bence teknik masterin en buyuk avantaji kartvizitte guzel durmasi, bana maas olarak bir artisi olmadi, tersine ilk isimi bulmami zorlastirdi (yurtdisi icin).

Simdiki aklim olsa teknik master yapmam. Hemen ise girerim, bir yandan calisirken bir yandan part time MBA cakarim eger cok cok okumak istiyorsam ki bence o bile sart degil.
  • cooperr  (17.03.21 05:46:17) 
Aynı senin bahsettiğin şekilde arkadaşlarımın alayının -yani yapmayanı hatırlayamıyorum-
yapmış olmasından kaynaklı ben de yapmak istiyorum çok çok uzun zamandır. 10 yıldır ha yaptım ha yapıcam kaldı gitti. İnsan bir taraftan benim başım kel mi diyor diğer taraftan çok da bir faydası esprisi yok neden yapayım ki diyor. sonuçta bu mantıklı bir gerekçe değil. Yüksek lisanstansa MBA daha mantıklı gelmeye başladı benim de son zamanlarda.

Ama şunu söyleyebilirim ki şu zamandan sonra tekrar ders kasmalı bir yüksek lisans bana mantıklı gelmiyor (bu benim için geçerli tabi). Özellikle artık bir sektörde yolunu kariyerini çizmişsen çok da etkileyeceğini düşünmüyorum yüksek lisansın.
  • va  (17.03.21 12:57:40) 
[]

Direksiyon sınavı

Şimdi ben ehliyet kursuna kayıt oldum ama daha başlamadım kursa. YouTube'da direksiyon sınavı için video izlemeye başladım. Çok güzel videolar buldum. Sanki sınava yarın girecekmiş gibi kafamdan tekrar ediyorum öğrendiğim şeyleri. Aklımda da kaldı bayağı. Kafamda oturdu birçok şey. Acaba daha ders almadan video izleyerek yanlış mı yapıyorum? Yanlış öğreneceğimi düşünmüyorum ama kafa karışıklığı olur mu diye sormak istedim.




 
düz vites kullanacaksan debriyajlar farklı oluyor. orada çok kolay olan şeyi yapamamayınca moralin bozulmasun derim.


  • sutlu nescafe  (15.03.21 22:57:58) 
@sutlu nescafe, otomatik değil, düz vites.


  • dissendium  (15.03.21 22:59:36) 
izleme boşver. eğitimin sınavı geçmeye yönelik olacak. hocan nasıl öğretiyorsa öyle öğren şimdilik.


  • glamdr1ng  (15.03.21 23:13:59) 
Zararı olacağını sanmıyorum. Bence faydalı olur. Zaten teorik olarak öğrenmiş olacaksın. Sınava gireceğin arabayı sürerken onun debriyaj kavrama noktasını, vites sertliğini, fren pedalı hassasiyetini zaten tecrübe edip alışacaksın.


  • kutukcu  (16.03.21 03:48:45) 
[]

CV fotoğraf

CV'ye biyometrik fotoğraf eklemek kötü bir fikir mi? Normalde biyometrik olmayan, hafif gülümsediğim bir fotoğraf var. LinkedIn ya da diğer kariyer siteleri için biyometrik fotoğraf uygun olur mu?




 
kötü fikir değil şahsen ben ekledim vesikalık


  • jelly bear  (12.03.21 02:29:20) 
ben biometrik tercih etmezdim. sıfır ifade falan böyle robotik bir çalışan imajı vermek istemem.


  • uuth  (12.03.21 07:23:08) 
cvlerde o kadar acayip fotoğraflar kullanılıyor ki vesikalık fotoğraflar pozitif anlamda direk ilgi çekiyor. eli yüzü düzgün, gülümsediğin bir vesikalık iş görür.


  • tantunisultansuleyman  (12.03.21 08:13:44) 
ben cvye eklemiyorum fotograf. linkedin de glorified facebook oldugu icin herkes kafasina gore bi fotograf koyuyor.


  • eksi sozlukte eksiyen adam  (12.03.21 08:49:56) 
gerçekten cv'lerde o kadar saçma fotoğraflar oluyor ki, normal vesikalık fotoğraf koyan birisi direkt bir adım öne çıkıyor.
ben biyometrik tercih etmezdim. robot gibi durulan bir fotoğraf yerine hafif gülümsenmiş normal vesikalık daha iyi olur.

  • super kahraman olsaydim baba olurdum  (12.03.21 12:23:54) 
ben koyuyordum, gülümsemeyen bir fotograftı ama boyutu biraz daha buyuk bir biyometrik oldugu için kıyafetim vs güzelce görünüyordu


  • kitap arasında kalmış silgi tozu  (12.03.21 12:26:00) 
[]

T.C. kimlik kartı

T.C. kimlik kartı ücretini PTT'den yatırabiliyor muyuz? Sitesinde 2020 bilgileri yazıyor. Yakın zamanda başvurmuş olan varsa bilgi verebilir mi?




 
Kamu bankaları alıyor


  • silah taciri  (11.03.21 09:13:20) 
evet ptt alıyor. ziraatin internet şubesinden de yatırabilirsin sıra ile uğraşmadan


  • ayağiniza gelen overlokçu  (11.03.21 09:48:52) 
Dün yatırdım PTT’den, yatıyor, kesin bilgi.


  • pandispanya  (11.03.21 13:48:49) 
[]

YDS geçerlilik

KPSS için YDS'den 70 almayı planlıyorum. Diyelim 70 aldım. Ama daha sonra sınava tekrar girmek istedim. Bu sefer 69 aldım. Bana 70 gerekiyordu. Bu durumda hangisi geçerli olur?




 
5 yıl geçerli puanın. O 70 5 yil geçerli. sonrasında düşük de alsan yüksek de alsan 70i 5 sene boyunca kullanabilirsin.


  • westblack  (07.03.21 16:02:50) 
ikisi üçü hepsi geçerli aslında. Sen istediğin belgeyi yazdırıp kuruma veriyorsun. Fantezi olarak düşük olanı versen "bu geçersiz" demezler yani :D Ama kimse yapmaz onu.

Ales'te mesela. İlk girdiğimde 89 almıştım, bitmesine yakın bi daha girip 86 aldım. Tam o ara iş buldum 89'u vererek girdim.
  • nhk ni youkosu  (07.03.21 16:18:06 ~ 16:18:39) 
[]

Türkçe soruları

ÖSYM sınavlarında karşılaştığım birkaç durumu sormak istiyorum.

"Balkanlar" özel isim. ÖSYM "Balkanlardaki" şeklinde yazmış. "Balkanlar'daki" şeklinde olması gerekmez mi?

"Heyet-i Temsiliyenin" şeklinde bir yazım var. "Heyet-i Temsiliye'nin" yazılsa yanlış mı olurdu? Aynı şekilde "İstiklal Mahkemelerinin" şeklinde de bir yazım var. Kesme işareti ve büyük harf kullanımı kısmını öğrenmek istiyorum daha çok.

 
Çoğul ekinin ve yapım eklerinin ardından kesme işareti kullanılmaz. Balkanlardaki doğru, mesela İngilizcenin, Türkçülüğün falan gibi sözcüklerde de kesme işareti yok.

İkinci sorunuz da şöyle: Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz.

www.tdk.gov.tr Şu sayfayı okuyun.
  • kobuzchu kiz  (06.03.21 17:47:18) 
Ya bu işi çözemediler. Kurum kuruluşa gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz. Sadece “Avrupa Birliği”ne gelenler kesme işareti ile ayrılır.

Ama ne kadar kitap resmî evrak gördümse hepsinde de ayırıyorlar. “Zarf tümlecinden sonra virgül gelmez kuralı” ile birlikte en çok ırzına geçirilen kural. İkisini de resmî evraklarda makalelerde görüyorum.
  • Hallegadola  (06.03.21 21:53:19) 
[]

Ehliyet için sağlık raporu

Ehliyet için sağlık raporu en kolay şekilde nasıl alınır? Aile hekimi üç bölüme sevk etti. MHRS'de boş randevu yok. Bu şekilde süre uzayacak. Özel hastaneye gitsem geçerli olur mu rapor? Bir de her bölümün raporu için ayrı ücret mi ödeyeceğim? Aile hekimi sistemden onaylayacaklar dedi. Sistem onaylayınca ücret ödenmiyor mu? Teşekkür ederim.




 
Beni de aile hekimi hem kardiyoloji hem de göze sevk etti. Ben de gittim özel bir göz hastanesinden rapor aldım. Kardiyolojiye uğramadım bile. Sıkıntı olmadı.

Her özel hastane vermiyor bu raporu. Özel hastanede yaptırdığın işlemler için para alacaklar. Ama bana aile hekimi bunları yaptır bana geri gel demedi. Devlette bu işi ucuza ma zor bir şekilde halledersin. Özelde pahalı ama hızlı.
  • kablelvuku  (03.03.21 15:40:34) 
Üç bölüme sevk etmesinin bir sebebi var mı, keyfi mi? Keyfiyse aile hekimini değiştirip deneyebilirsin. Sebebi varsa (mesela gözlerin gerçekten bozuktur, uzman göz doktoruna sevk etmiştir) hastaneye gitmen gerekecek. Daha önce başıma gelmişti, şuraya bırakıyorum:
eksiduyu.ru

  • pati  (03.03.21 15:48:28) 
diğerlerine ek olarak, 3 bölüme sevk etmesi Apne gibi 3'lü heyet raporu isteyen bir hastalık için ise, o zaman devlet hastanesinden heyet raporu almanız şart olacaktır diye biliyorum. Bu nedenle, sevk nedeni de önemli.


  • cursor  (03.03.21 15:52:53) 
Orhan osgb diye bir yerden bir saatte tüm raporları almıştım.


  • suicides underground  (03.03.21 16:11:23) 
@pati, göz hastalıklarına, kardiyolojiye, iç hastalıklarına sevk etti. Uzağı çok iyi göremediğim için göz hastalıkları sevkini anlıyorum. Kardiyolojiyi sistemde görmüş. Spor geçmişim olduğu için birkaç kez gitmiştim yine rapor almak için. Onu görmüş olabilir. Bir sorunum yok. İç hastalıklarına anlam veremedim. Kan tahlili yaptır dedi. Aile hekimimi değiştirsem de sevk geçerli olmayacak mı?


  • dissendium  (03.03.21 16:14:37) 
Hmm bu durumda yeni aile hekimi de iç hastalıkları dışındakilere sevk edebilir. Bende olmamıştı, enabızda her şeyim herkesten gizli, göz bozukluğum da yok (anlamsız yere, tamamen keyfi olarak sevk etmişti ilk hekim).


  • pati  (03.03.21 16:31:32) 
Bazıları sadece kendini sağlama almak için de sevk edebiliyor. Yukarıda da söylendiği gibi geçmiş hastane başvurularınıza ve e-devletten doldurduğunuz bilgi formundaki bilgilere göre de bunları seçebiliyorlar.


  • cursor  (04.03.21 00:49:59) 
123  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.