Giriş
(17)

işe başlar başlamaz izin istemek

yenibirgüzelnick
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti. iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin istey
şimdiye kadar 4 bakıcı değiştirdim hepsi de işe başlar başlamaz o hafta izin istediler. neden sizce? artık bunun bir anlamı olmalı tesadüf olamaz diyorum. hatta bir önceki bakıcım ikinci haftadan yıllık izne tatile gitmişti.
iki gün önce yeni bir bakıcı başladı. diyor ki hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim? yani izin vermediğim olmadı şimdiye kadar kimseye. ama bu kıza izin versem ben çok zor durumda kalacağım ve oryantasyon için iş yerinden izin almıştım o boşa gidecek. ne düşünüyorsunuz? normal mi bunlar?
0
yenibirgüzelnick
(06.01.26)
"Hafta içi bir gün izin isteyebilir miyim?" Kurcuğu cümle tam olarak bu mu? Eğer buysa 7 gün 24 saat çalışması üzerinden anlaşmışsınız gibi anlaşılıyor, haftalık izni yokmuş gibi. Eğer hafta sonları izinli de bir gün de hafta içi için istiyorsa ve bunu her hafta için istiyorsa bu iyi bir ley değil, önce işi bağlayıp sonra kendi istediği şekle çevirmeye çalışmak bu. Hepsi de çakal demek ki, belli bir kurumdan filan seçiyorsan o camiada bu bir alışkanlık olmuş olabilir.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
bence hiç normal değil. ilk haftadan izin istenmez. siz çok yumuşak başlı bir insansınız, saf görmüşler kullanıyorlar. hadlerini bilsinler. siz hiç istediniz mi ilk haftadan izin? ben 10 farklı şirkette çalıştım hiçbirinden ilk 2 ay izin istemedim. giderse de gitsin.

evden çalışmalı bir iş bulmanız mümkün değil mi? siz veya eşiniz için?


--------
çocuğun tam bir eziyet olduğunu ve çocuk yapmama kararımın ne kadar doğru olduğunu bu tarz olaylarla daha bir anlıyorum. doğurması dert, büyütmesi dert, parası dert, baktırması dert...
+3
art cat chocolate
(06.01.26)
@muhayyer divan, yok canım haftada 5 gün çalışıyor işte bugün ikinci günüydü ama cuma günü için gelmesem olur mu işim var dedi. ben zaten 5 günlük yıllık iznimi harcamıştım çocukla alıştırayım haftaiçi diye. boşa gitti şimdi.

@art cat chocolate, ben zaten evden çalışıyorum ama çocukla birlikte çalışmak mümkün değil. sanırım evde olduğum için nasıl olsa evde diye kimseyi çalıştığıma inandıramıyorum sürekli izin istiyorlar.
+4
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Pek bildiğim bir konu değil ama işe başlamadan önce ayarladığı ev temizleme işi olabileceği geldi aklıma. O işte bir günde güzel bir para kazanılıyor, sizden maaşı almasına da daha bir ay var, diğerleri de bu kişi de o yüzden ilk haftadan izin istemiş olabilir.
+1
michael_knight
(06.01.26)
sinirlarinizi test ediyorlar. benim de kardesim otizmli. bir suru bakiciyla calistim. cogu beni suya goturup susuz getirir. ben de yumusak basli bir insandim. izin istedikleri zaman hayir diyemiyordum haliyle.

asagida yazdigi gibi, siz melek de olsaniz bakicilarin cogu 3 kurus fazlasini veren bir yer buldular mi gitme egiliminde olacaklar. maalesef onlarin bize degil bizim onlara ihtiyacimiz var ve bunu da cok iyi biliyorlar.

valla su an calistigim bir isim ve kardesimin bana ihtiyaci olmasa bakicilik yapmayi dusunurdum. erkek halimle herkesten de guzel yaparim.

allah iyi insanlarla karsilastirsin.
+6
trixi
(06.01.26)
bu hiç normal değil, siz net bir şekilde acil bir durum olmadıkça izin veremeyeceğinizi belirtin. evden çalışsanız dahi çocukla ilgilenemeyeceğinizi ayrıca daha çocuğun alışma sürecinde sürece ket vuracağını bu sebeple kabul edemeyeceğinizi söyleyin.
+2
wendyangelamoiradarling
(06.01.26)
Hayır diyeceksiniz, siz melaike de olsanız habersiz işi bırakabiliyorlar zaten hiç utanmadan. O yüzden en başta konuştuğunuz şartların dışına çıkmayın. Çünkü bu haftaki cuma gününün iznini verirseniz gelecek günlerde de izin vermiş olacaksınız. Baştan sert durun.

Yemin ediyorum insanlar çalışanların elinde oyuncak oldu ya.
+6
antihero
(06.01.26)
Herkesin işi çıkabilir ama ilk haftadan izin veya alışkanlığa dönüşmüş izin mantıklı bir şey değil.

Ben sizin yerinizde olsam zaten kendim vakit bulamadığım için kendisine ihtiyaç duyduğumu ve daha ilk haftadan böyle bir talebi beklemediğimi söyler durumun absürtlüğüne vurgu yapardım. O hafta için izin verir, ancak sonrası için söz veremeyeceğimi belirtirdim. Kısa süre sonra tekrar izin isterse o kişiyle o iş olmaz zaten.
+2
akhenaten
(06.01.26)
@akhenaten aslında bu hafta imkansız sonra istese yine ayarlardım ama mümkün değil izin veremem. ama şimdi de çocuğu nasıl bırakıp gideyim kadın sinirlenir izin vermedik diye. of ya nefret ettim bakıcılardan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
başka iş görşmesine gidiyorlar, izin verme, ilk haftadan izin mi istenir ya insan utanır, demekki utanmasıda yok. birde denemek için yapıyorlar resmen senin iyi niyetini baştan sıkı tutun.
+2
eja
(06.01.26)
normal değil bence de. ben çalışan olarak işe girdiğim ilk haftalarda izin alacağım durumlar olursa baştan belirtiyorum. son girdiğim işyerinde doktor kontrollerim olacaktı mesela. işe başladığım hafta 2-3 defa gitmem gerekeceğini 1-2 saat geç kalacağımı belirtmiştim iş görüşmesi olumlu geçince. siz bence bir daha bakıcı görüşmesi olursa, yıllık izin ve hastalık hariç izin istenmesi durumunu kabul edemeyeceğinizi belirtip baştan önünü kapatın derim.
0
Sadece soruyorum
(06.01.26)
@Sadece soruyorum, halbuki görüşme sırasında bir önceki bakıcı ile izin konusunda sıkıntı yaşadığımızı söylemiştim. önceki bakıcı da emrivaki şekilde çocuğu uyuttum çıkıyorum işim var diyip çıkıp giderdi. böyle şeyler yaşamak istemiyoruz demiştim.
ama geldiğimiz nokta yine ilk haftadan izin istemekler filan.
+1
🌸yenibirgüzelnick
(06.01.26)
Ya gelenlerle bir kaşın kalkık konuşamaz mısın, mesela kız geldi sana cuma izin alabilir miyim işim var dediğinde dümdüz hiç düşünmeden ve gayet net bir tavırla ve hafif yüksek sesle sadece HAYIR diyemez misin? Hiç lafı dolaştırmadan, sesinle yüzünle konuşamaz mısın? Bunu yapman lazım artık. Hatta her bakıcıyla baştan anlaş bence, ilk 6 ay kesinlikle izin yok de. Ha, gözün tutmadığı anda yine şutla. Hatta bence gözlerini de korkut, evin çeşitli yerlerinde hepsi bilgisayarıma bağlı olan 20 gizli kamera mevcut de mesela. Biraz tepeden konuş, konuşmazsan böyle oluyor. Kızmayı bil şu insanlara. İleride çocuk okulda sıkıntı yaşasa, mecbur kalıp da öfke dili kullanman gerekse ama kullanamasan kimi nasıl caydıracaksın ki. İnsan bunları öğrenmeli, hayat pamuk helvası gibi bir şey değil maalesef.
+1
muhayyer divan
(06.01.26)
belki çok extrem bir durum olmuştur da o yüzden izin istemek zorunda kalmıştır. biraz bekle bakalım.
-5
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
kimsenin günahını almak istemem ama istatiksel olarka baktığımda net olarak şunu görüyorum.

yeaa tamam buraya başladım ama daha iyi bi yerden çağırıyolar bi gidip görüşeyim, anlaşırsam bırakırım. anlaşamazsam daha iyi bir iş bulana kadar burada takılırım.

dediğim gibi gerçekten izne ihtiyaç olan bir durum da olabilir ama bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
+2
omer460
(23 saat)
Muhtemelen birkaç hafta/ay gibi kısa bir süre çalışmayı düşünüyorlar. Daha iyi bir yer bulunca oraya sıçramak için. Girer girmez de izinleri kullanıp çalışmadan paraya çevirmiş oluyor.
+1
msb
(22 saat)
Neden istiyormuş izni sordunuz mu? Önce nedenini sorun. Naiflikten demiyorum bunu belki çok önemli bişey vardır diye değil. Ama böyle durumlarda açıklama yapmak durumunda olduğunu baştan bilmesi, açıklaması yoksa değil izin almak, izni istemenin bile kabul edilebilir olmadığını bilmeli. Ha geçerli sebebi vardır düşünürsünüz o başka. Ama mutlaka sorun neden izin istiyorsun, o işini haftasonu neden yapmıyorsun. Sen bi izin gününde halletmeye çalış işini bakarız filan gibi.
0
benim bir gizli bildiğim var
(7 saat)
(3)

Yurt dışı telefonlar açıldı mı?

thin capitalization
Imei kaydı olmayan ve 2025te kapananlar açıldı mı?
Imei kaydı olmayan ve 2025te kapananlar açıldı mı?
0
thin capitalization
(06.01.26)
Bizimkiler açıldı yavaş yavaş, hepsi aynı gün açılmıyor, dağılmış.
0
mutekebbir
(06.01.26)
açıldı
0
gercekdunya
(06.01.26)
ben tam anlamadım, IMEI kaydı olmayan telefonlar neden açılıyor?
0
robokot
(06.01.26)
(9)

Anne - Baba 0-6 yaş çocuğa hiç birsurette bağırmamalı mı sizce? (Çocuk sahibi anne babalara önemli soru)

psmstc
iki gün evvel 27 aylık küçük çocuğum bir konuda ben yapma dememe rağmen gözümün içine bakarak yapmaya devam etti bir uyardım, iki uyardım. hala devam edince üçüncüde bağırdım kükredim. ağladı. şimdi dün sinir krizleri başladı daha önce hiç bu derece yerlere yatma derecesinde olmamıştı böyle. Avm'de
iki gün evvel 27 aylık küçük çocuğum bir konuda ben yapma dememe rağmen gözümün içine bakarak yapmaya devam etti bir uyardım, iki uyardım. hala devam edince üçüncüde bağırdım kükredim. ağladı.

şimdi dün sinir krizleri başladı daha önce hiç bu derece yerlere yatma derecesinde olmamıştı böyle. Avm'de 1 saat sinir krizleri yaşadı yerlere yattı. Bu arada o sinir krizinin sebebi de eşim çok istediği çikolatayı bilerek evde var dedi ve almadı.

Bana göre ise ; Benim o tepkim dolayısıyla mı bu sinir krizleri başladı bu durum diye içim içimi yiyor. :( ve çok üzgünüm.

Dün sabah biz işe giderken annesine el sallıyor. Ben el sallıyorum bay bay yapıyorum ve beni görmezden geliyor :((((

Eşim de diyorki bu 2-3 yaş sinir krizleri normal diyor. Ama ben tepkime yoruyorum bu durumu.

Ne dersiniz? Lütfen tecrübe ve deneyimlerinizle bana bir kılavuz olursanız çok sevinirim...


Şimdiden çok teşekkürler..............

Dipnot: Ben babayım bu arada.
+1
psmstc
(06.01.26)
Abi yapmayın gözünüzü seveyim. Bizim anamız babamız gavur tohumu diyerek döverdi bizi, maksimum 10 dakka sonra gider kucağına çıkardık yine. Tamam illa bilinçaltın bir şeyler bırakmıştır bizde de bunlar ama bu kadar da hassas değil bu dengeler. Doğru olan tabi ki bağırmamaktır ama bi bağırdık diye hiçbir çocuk da arıza moduna geçmez.
0
anatomik
(06.01.26)
Gönüllü annesi olduğum kızımla bir keresinde ders çalışmama yüzünden burun buruna geldik. Annesi de iyi bir azarladı bunu ablan senin iyiliğin için uğraşıyor diye. Sonuç gram faydası olmadı. Daha çok telefona gömüldü. Beni görünce yüzünü ekşitmeye başladı. Kalbim delik deşik oldu. Ama pes etmedim, az sayilı puzzle aldım, boyama aldım, küçük skeçler oynuyoruz bize gelince çok seviyor bunları ve ardından hemen ödev yapmaya ikna oluyor.
Tekrar kazandım çok mutluyum.
+1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
bu yaşlarda sinir krizleri olur. Fazla büyütmenize gerek olduğunu düşünmüyorum.

Öncelikle bağırmamak en iyisi. Ama tabiki hepimiz insanız bazen insanın sabrı taşıyor. Ama durumları telafi etmek lazım. Yani bir daha böyle bir durum olursa sakinleştikten sonra çocuğunuzla konuşun gerekirse özür dileyin.

2 yaşından sonra çocuklar hayır kavramını yeni öğreniyorlar. yani sizin birşeye dediğiniz hayırın ne anlama geldiğini bile yeni keşfediyor çocuk. o yüzden daha sabırlı olmaya çalışın. bakmayın böyle dediğime benim de 3 yaşında kızım var benim de dayanamayıp bağırdıklarım oluyor. ama telafi etmesini bilmeniz gerekir.

yaşadığınız durumu çok da kafaya takmayın bunlar ufak şeyler.
+1
nuevo
(06.01.26)
5 yaşına girecek kızım var ben de babayım. elimizden geldiğince eşimde ben de bağırmamaya çalışıyoruz. ancak hayatın sıkışmışlığı, kendi tahammülsüzlüğümüz, sorunlarla başa çıkamamız sebebiyle bağırdığımız oluyor. okumadığımız kitap kalmadı ama reelde kitaptaki gibi olmuyor. işin doğrusu bağırmadan çözmek ama biz başaramadık. daha çocuk 27 aylık, büyüdükçe ben merkezcil oldukça daha da sizi sinirlendirecek siz de bağıracaksınız. önemli olan bunu rutinleştirip normalleştirmemek. 2 3 yaş krizi zor bir dönem.
0
mikahakkinen
(06.01.26)
benim çocuğum yok ama ilerde istediğim için instagramda çocuk gelişimi ile ilgili bilgi videoları yapan psikologları takip ediyorum. anladığım kadarıyla hatasız ebeveynlik diye bir şey yoktur ama hatasını telafi etmeyen ebeveyn vardır. mesela bağırdıktan bir süre sonra herkes sakinleşince gidip sarılıp gözlerinin içine bakıp onun duygusunu anladığınızı, çikolatayı ne kadar istediğini bildiğinizi, ama almamızın mümkün olmadığını basit birkaç kelime ile anlatıp daha sonra "bazen babalar da sinirli olabilir bağırabilir" ama yaptığım doğru değildi sana bağırmamalıydım diye hata yaptığınızı kabul etmeniz gerekiyormuş.

sinir krizleri aslında onun kendini fark ettirme çabası. sinir krizi anında konuşmaya çalışmak yanlışmış çünkü beyni tamamen kapanıyormuş. kriz esnasında size ya da birine vuruyorsa elini tutup bana vuramazsn ama istersen yastığa vurabilirsin diye yönlendirmek gerekiyormuş. bazı çocuklar temas seviyor sarılarak sakinleşiyor bazı çoçuklar ise temasa aşırı duyarlı oluyormuş krizi büyütmemek için sizin çocuğunuz hangi şekilde sakınleşiyor onu gözlemlemeniz lazımmış. kriz bitti diyelim sarıldınız o zaman gözlerine bakıp duygusunu ona yansıtmanız gerekmiş çünkü kendisi duygularını anlamlandıramıyormuş, mesela "çok üzgün olduğunun farkındayım, sinirlisin görüyorum, çikolata yemek istediğini anlıyorum" gibi. sonra da onun seçim yapmasına imkan tanıyacak şeyler söylemeniz lazımmış mesela; "yemekten sonra önçe çikolatanı mı yemek istersin oyun oynamak mı?" gibi. yani çocğun o anki sinir krizini ağlama bağırma yerde sürünme diyerek durdurabileceğinizi sanmıyorum, dursa bile o an korktuğu için durur sizi dinlediği için değil, ve bu da aranızın daa kötü bozulmasına neden olur.

bir de geçen bir video izledim. 2-3 yaşlarında çocuğun önünde havuç ve salatalık koyuyolar. hangisi havuç dediğinde havucu seçiyor, hangisi salatalık dediğinde salatalığı seçiyor, sonra hangisi havuç değil dediğinde niye havucu seçiyor. çünkü olumsuz cümleleri henüz algılayamıyor. mesela o an sizin telefonunuzu yere fırlatıyor, siz de fırlatma diyorsunuz o sizi anlamıyor muhtemelen. olumlu cümle yapısı ile "telefonu bana ver kızım" "getir kızım" vs derseniz daha iyi olabilir.
0
Sadece soruyorum
(06.01.26)
Annemin fi tarihinde abime uyguladığı yöntemi anlatayım (nesil farkı falan dikkate alırsınız)
Abim bir mağazanın ortasında ağlayarak bir şey aldırmaya çalışıyor avazı çıktığı kadar bağırarak ve annem kesinlikle red ediyor ve onu orada bırakıp ayrılıyor (onu uzaktan görebileceği abimin onu göremeyeceği bir reyonun kenarına geçiyor) abim 5 dakika sonra annemin onu bıraktığını sanıp onu aramaya başlıyor ve hayatı boyunca bir daha bu davranışı tekrarlamıyor (terk edilme travması falan tetiklenir falan bilemem o size kalmış).
Bana küçükken arada "işe gidiyoruz gelirken almamızı istediğin bir şey var mı?" diye sorduklarında bile "uygunsa...." diye başlayarak cevap verirdim.
Ebeveynlerim dünyanın en iyisi değillermiştir muhtemelen ama hayatımda hiç benim veya abimin herkesin içinde bizim onlara ya da onların bize bağırdığını hatırlamam.
+1
bartholomew87
(06.01.26)
ay hayır tabi ki. bir kere bağırma ile çocuğun huyu değişmez. çocuğun huyunun değişeceği vardır. 2. yaş doğum gününü kutlarsınız ve ertesi gün bambaşka bi çocuk gelir karşınıza mesela. tüm anneler bunu bilir. gerçekten sanki gizli bi tuşuna basılmış gibi huyu değişiverir çocuğun. üzerinize alınmayın.

maalesef bağırmadan ebeveynlik yapmak benim açımdan imkansız. isteyen istediği kadar taşlayabilir. olmuyor yani. şimdi ben ona bağırıyorum, o bana bağırıyor. bizimki kronik mesela. benim tepkime karşı tepki geliştirdi çocuk diye düşünüyorum.

yani kendinizi suçlamayın. bir kereden bir şey olmaz. zaten bağırdıktan sonrası önemli. gidip kendinizi anlatmaya çalışacaksınız. (muhtemelen anlamayacak)
+1
elorelia
(06.01.26)
Hocam benim de sizle yaşıt kızım var. ben de bazen kendisine kızınca bağırıyorum. cam fanusda büyümedik hiç birimiz neticede. evlatlarımız da hayatta her tepkiye aşina olmalılar belli ölçülerde.

onun dışında geçenlerde gördüğüm bir anektod çok hoşuma gitti size de bahsedeyim.
"çocukları etkileyen ve üzen şeyin onlara bağırıp kızmak değil sonrasında onları tekrar kucaklamamak olduğuna yönelik bir bilgiydi. yani kızıp kendisine tepki gösterdikten sonra küçük bir ara verip kendisine sarılıp yaptığı şeyin yanlış olduğunu bahsetmek gerekiyormuş. kızıp bağırıp sonra dönüp arkamızı gidersek olmuyormuş.
+2
bigcaptain
(06.01.26)
Sınır koymak için bağırmak zarardan çok fayda sağlayacağı kanaatindeyim.
zaten çocukların/bebeklerin ağlayarak bişeyler istemesinin sebebi ebeveynin bir süre sonra sussun diye istediklerini yaptıklarını öğrendikleri içindir.
-1
duyuruuser
(06.01.26)
(28)

Gülsüm ismi

eileengray
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
Bir komşumuz bebeği için bu ismi düşünüyor. Bence çok kötü bir isim, bize temizliğe gelen teyzenin adı hatta. Eğer çoğunluk beğeniyorsa kendisine negatif hislerimden bahsetmeyeceğim, o yüzden sormak istedim.
-3
eileengray
(06.01.26)
lütfen bahsedin
+5
pide
(06.01.26)
Ben de hiç sevmem. Güllü isimleri genelde sevmiyorum, pastoral bir hava veriyor da bu gülsüm özellikle fonetik olarak hiç sevmediğim bir isim sebebi de yok. Dizilerde filmlerde falan hep köylü ya da köyden kente göçmüş ama köy hayatını bırakamamış tipte karakterlere verilmiş de o yüzden mi öyle düşünüyorum bilemedim.
+2
nundu
(06.01.26)
ileride devlet memuru falan yapma niyeti ile bu isim seçilmiş olabilir. (ironidir)
0
ground
(06.01.26)
ben de sevmem
+2
kisa
(06.01.26)
Gülsüm adında aklı başinda biri tanimadim, hep bi sıkıntıları vardi
+7
üğpoıuy
(06.01.26)
Gül adı güzel bence.
-3
arbre
(06.01.26)
şakasız bence çok güzel isim ya.
0
patronaj1
(06.01.26)
Evet eski teyzelerde olan bir isim bence de, ancak;

İsimleri şekillendiren ve güzel kılan kişinin güzel oluşu bence.

Ayrıca kişinin geçmişinde bu ismi hafızasında güzel kılabilecek hatıralar mevcut demek ki, kim bilir.

Saygı duyar yorum belirtmezdim ben olsam.
+1
va
(06.01.26)
saçma sapan bi isim. gülsüm yerine gülsün yazacaklar güllü yazacaklar neler neler. benim ilk ismim de saçma sapan bir isim ilkokul karnemde sadece ilk harfi doğru diğer harflerin ismimle alakası yok.

ayrıca yurtdışında sıkıntı yaşar Gülsüm diyemezler telaffuz edemezler.
+2
matilda
(06.01.26)
berbat bir isim tabii ki
+6
sanal hayvan
(06.01.26)
bence isim sevimli ve sıcak ama bu çocukların büyüyeceğini, online işlemler yapacağını, mail adresi alacağını, belki yabancılarla muhatap olacağını, iş hayatına gireceğini vb. de göz önünde bulundurmak lazım sanki.

temizliğe gelen teyze-kötü isim düşüncenizi bence sadece komşunuza değil kimseye söylemeyin bu arada.
+4
Phoebe
(06.01.26)
Size sorduysa düşüncelerinizi söyleyin. Sormadıysa karışmayın derim.
+7
cosmicstring
(06.01.26)
erkek çocukları olursa kürşat koysunlar adını
+3
nahtoderfahrung
(06.01.26)
çok güzel bir isim,
lina, pina, cina, arı maya, atlas, adel gibi isimlerin yanında adeta parlıyor.

erkek çocukları olursa kürşat +1

bu arada temizliğe gelen teyze en temiz duyguların insanıdır. ne sıfatla insanları sınıflandırıyorsunuz?
0
Hallegadola
(06.01.26)
Benim tercih edeceğim bir isim değil ama kötü bir isim de değil. Senin gözünde temizlikçi teyze canlandığı için yakıştıramamışsın.

Önemli olan, komşu senin veya buranın çoğunluğunun fikrini sordu mu? Sormadıysa karışmaya gerek yok. Kendi beğenmiş, bir seçenek olarak düşünmüş.
+1
lazor
(06.01.26)
Cosmicstring +1, gülsüm ismi bana hoş gelmiyor, oldukça da eski moda ama isimleri algılayış şeklimiz kişilere göre şekilleniyor bence, ailesi bu ismi beğenip bebeklerine bu ismi vermek istiyorlarsa karışmamak en iyisi.

Zamanımda kuzenime çocuğuna koymayı düşündüğü isim için çok olumsuz şeyler söyledim, hala ara ara özür dilerim kendisinden ne haddime hamileyken üzdüm seni diye, beğenmediğim ismi verdiler çocuklarına, şu an o isim hiç de kötü gelmiyor kulağıma.

Bize demode gelen isimler, özellikle anadili Türkçe olmayan kişilere fonetik ya da anlamsal olarak hoş gelebiliyor.
+2
(06.01.26)
muhafazakar kesim adi. tek tanidigim gülsüm lisede torpille bizim okula yerlestirilmis biriydi. babasi adini vermek istemedigim bir partinin üyesiydi, puani yetmedigi halde iktirdiler kizi okula.
o da üniversiteyi birakip 20 yasinda bir müteahhitle evlenip cocuk dogurdu simdi tokat mi rize mi bir yerde iq düsürücü bir hayat yasiyor.
bende yarattigi intiba bu :D
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.01.26)
Ben tercih etmem ama o ismi seçene garip bakmam şahsen yeni nesil uyduruk isimlerden daha iyi
+2
basond
(06.01.26)
Sormadıysa bir şey söylemeyin.
Bu her konuda takip etmemiz gereken bir ilke bu, ama çocuğa isim koymak gibi bir kararda kesinlikle olumsuz fikir söylememek gerek.

Bu isimle benim aklıma gelen tek kişi kapıcı Cafer'in karısı Gülsüm ama Gül ile başlayan diğer isimler bana güzel geliyor.
+1
michael_knight
(06.01.26)
Hallegadola + 10000

bebeklere kedi-köpekmiş gibi verilen saçma sapan isimlere kıyasla gülsüm gayet de iyi.
0
m e b
(06.01.26)
Anlamı kötü değil, ayıp değil, kültürümüze aykırı değil. Bence gayet konabilir. Arkadaşları “gül” diye kısaltacaklar zaten…
+2
yadigar
(06.01.26)
Bazı isimler kuşaklarla büyüyor ya. Bence bu isim de büyümüş. Çocuksa daha bebek, bence de alternatif düşünülebilir.
0
akhenaten
(06.01.26)
bana da modern gelmiyor bu isim. temizlikçi teyze ismi değil ama modern de değil.
ben yabancıların telaffuzu olayına pek takılmıyorum belki a101 kasiyeri olacak ne işi var yabancılarla. ha böyle yüksek eğitimli bi aile çcouğu ise ilerde amerikada okuyacağı kesinse tamam hassas olalım da.
+1
Sadece soruyorum
(06.01.26)
gülsüm bi zeynep değil ya, böyle bir isim koyuyorsa vizyon belli bence hiç uyarmaya gerek yok gayet bilincinde, değisede bilincinde olmasın kıza merve ismi koyupta bebek buyuyunce ortamları(emine fatma güllü vs) farklı olacağı için bu sefer garip kaçar.
0
eja
(06.01.26)
Ben eski ve klasikleşmiş isimleri çok seviyorum şahsen.

Gülsüm özellikle sevdiğim bir isim değil ama kötü de değil.

Lina, Vina, Alin, Dalin vb gerzekçe yeni moda isimlerden bin kat daha iyidir.
+3
anaphylacticshock
(06.01.26)
eksisozluk.com geldi aklıma direkt. Hayranı olabilirler mi?
Kötü bir isim değil bence.
0
auroraaurora
(06.01.26)
kibar cevaplar için teşekkürler. arapça kökenli olması ve bize temizliğe gelen Gülsüm adlı kişiyi çok çakal bulduğum için bu isme büyük bir önyargım var, ben asla tercih etmezdim. bana sorulduğu için ve düşüncemin sübjektif olduğunu bildiğimden genele sormak istedim.

edit: @muhayyer divan, bana soruldu elbette ama ben bu bilgiyi paylaşmadım diye azarlamanız kabul edilebilir bir şey değil.
+5
🌸eileengray
(06.01.26)
Kuzenimin halasının ismi ve bende hiç iyi bir intibası yok, hatta direk aklıma kibir geliyor.
+1
tiredofwaiting
(24 saat)
(1)

Yurtdışında okuma ve yurtdışında çalışılan iş için borçlanayım mı?

tiredofwaiting
Bir SGK sorusu da benden geliyor sevgili Ali Tezeller,Benim 2 sene yurtdışı yükseklisansım bi 3 sene kadar da yurtdışına Türkiyemizden çalışmışlığım var. Hali hazırda bi 5,5 sene (1997 gün sayısı?) toplam sigortam var. İsteğe bağlı ödemeye devam edeyim mi? Yoksa değmez mi?
Bir SGK sorusu da benden geliyor sevgili Ali Tezeller,

Benim 2 sene yurtdışı yükseklisansım bi 3 sene kadar da yurtdışına Türkiyemizden çalışmışlığım var. Hali hazırda bi 5,5 sene (1997 gün sayısı?) toplam sigortam var. İsteğe bağlı ödemeye devam edeyim mi? Yoksa değmez mi?
0
tiredofwaiting
(06.01.26)
Merhaba,
bu kadar bilgi ile kim ne derse senin zararına olabilir.
Yaşını, cinsiyetini, ilk işe giriş tarihini yazmazsan bu soru cevaplanamaz.
0
liberal
(06.01.26)
(3)

bu kıyafetin türü nedir?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
fanila mıdır, tişört müdür? https://img.freepik.com/free-photo/young-adult-working-social-integration-workspace_23-2149341112.jpg
fanila mıdır, tişört müdür?
img.freepik.com
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(06.01.26)
0 yaka t-shirt
+2
oscar
(06.01.26)
basic tshirt
+2
inheritance
(06.01.26)
oversize tişört
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
(2)

yurtdışı çalışma süresi emeklilik için nasıl saydırılıyor?

michael harddd
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
Hizmet borçlanması diye birşey var bu konuda ama tam anlamadım. Yurtdışında çalışılan süreyi emeklilik için nasıl saydırabiliyoruz?
0
michael harddd
(06.01.26)
calistiginiz isverenden yazi alip onu konsolosluga onaylatip sgk ya beyan ediyorsunuz. kac gunluk calisma ise karsiligindan cebinizden prim oduyorsunuz, eger 1200 gunden fazla borclanacaksaniz otomatik bagkur'a donusuyor ve minimum 9000 gun/prim odemeniz gerekiyor. bu sistem turkiyede bir isverene bagli olmadan cebinizden odeyerek emekli olmanizi sagliyor. turkiyede sgk gecmisiniz var ama az bi gun eksiginiz varsa mantikli ama 0'dan prim odeyecekseniz oldukca yuklu bir tutar cikar.
0
cairo
(06.01.26)
gunluk minimum prim neredeyse $10'a geliyor. hic tr'de calisilmamissa 9k gun bagkur'dan yaklasik $90k yapiyor. karsiliginda aylik $400 falan maas alabilirsin belki. bu sekliyle hic mantikli degil. 20 yilda ancak odedigini geri alirsin.

ama yurtdisi - tr karisiksa kalan gunleri kapatmak icin yine gunluk $10'dan eksigini kapatip ssk'dan emekli olmak icin mantikli. yurtdisinda da calistigini belgelemen gerek.

bir de calistigin ulkenin emeklilik sisteminden faydalanabiliyor musun ona bak. primlerini geri alabilirsin veya o ulkeden ayrilmis olsan bile 65'e gelince aylik odeme yaparlar. ornegin abd'de 10 yil social security odersen istersen abd'den ayrilmis ol, 67'e geldiginde maas alabiliyorsun. ben baktim $2k emeklilik cikiyor ama 10 yili doldurmam lazim.
0
antikadimag
(06.01.26)
(11)

Borcamda iyi kek yapmanın sırları neler?

Amaranta ursula
Arkadaşlar selamlar, Çok özenerek hazırladığım havuçlu, tarçınlı, cevizli keki önceden isittigim firinda, alt ust yanarken orta rafta 40dk kadar 180° pişirmeme rağmen üstü gayet iyi pişerken alti pişmedi. Üstelik fırında şiş olmasina rağmen çıkarınca söndü 5dkda. Nerede hata yaptım? Normalde metal t
Arkadaşlar selamlar,
Çok özenerek hazırladığım havuçlu, tarçınlı, cevizli keki önceden isittigim firinda, alt ust yanarken orta rafta 40dk kadar 180° pişirmeme rağmen üstü gayet iyi pişerken alti pişmedi. Üstelik fırında şiş olmasina rağmen çıkarınca söndü 5dkda. Nerede hata yaptım? Normalde metal tepside yaparım ama elimde borcam var şu an.

Hazırladığım harca üzüldüm,. Kek hamurunu kaşıklayıp yesem daha mutlu olurdum altını hamur görmektense.

Var mı öneriniz?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(05.01.26)
Havuçlu keki borcamda hiç yapmadım, kelepçeli kalıp veya ters çevirilen çicek kalıplarda yaptım ama genel olarak dikkatimi çeken şey çok yavaş geç piştiği olmuştu. Bir de borcamda börek yaptığımda böreğin hamur kalmıştı. Ama ıslak keki hep borcamda yaparım onda sknti yaşamam.

Fırında şişmişse kek pişince fırından hemen çıkarmayin. Kapağını hafif açıp biraz beklettikten sonra çıkarmayı deneyin. Sıcak kek direkt soğuk ortama çıkınca sonebiliyor.
+1
egerbiryolcu
(05.01.26)
airfryer'da kek yapıyorum ve şahane oluyor. yeteri kadar kalırsa hiç içinin pişmemesi gibi bir durum olmuyor. airfryer'a bir çeşit fanlı fırın dersek, eğer fırını fan ayarı açıkken pişirirseniz iyi sonuç alırsınız diye düşünüyorum. ben de pişirme konularında tecrübesizim ama bu yöntemle ne kadar kek yaptıysam hepsi güzel oldu.
0
mungojerry
(06.01.26)
zamana veya üstüne bakarak çıkarmamak, periyodik olarak keke bıçak saplayıp bıçağın kuru çıkıp çıkmadığına bakmak... çıkarmadan önce bıçak sokup baksaydınız muhtemelen içinin yaş olduğunu anlardınız. bıçak kupkuru çıkana kadar pişecek.
0
robokot
(06.01.26)
@mungojerry,
ben de fırını fanlıda çalıştırmıştım.

@robokot çatal batırıp baktım nedense kuru geldi 2 seferde de. Ama çıkardıktan sonra alt kısmı az pişmiş hamur gibiydi böyle yoğun ama tam sıvı da değil.
0
🌸Amaranta ursula
(06.01.26)
ben hep borcamda yapıyorum, keki şeker yumurta iyi çırpıp önce beyaz sonra sarısı ve ununu ekledikten sonra katlama hareketi ile az karıştırmak fırınıda önceden ısıtmak lazım. borcam sağlıklı ya diğer hedeleri kullanmıyorum
0
eja
(06.01.26)
Bir dahakine havuçların suyunu da iyice sıkmak gerekebilir. ıslak kalıyor pişerken.
0
eileengray
(06.01.26)
bildiğim kadarı ile kek fansız ayarda pişirilmeli. daha parçalı yiyecekler fanlı pişiriliyor diye biliyorum. bi komşum var mesela. bi keresine bizim evde kek yapareken pişirmeye 150 dereceden başladığını, bi süre sonra artırdığını söylemişti. ha bizimki borcam değil ama kalıptı, farkeder mi bilmem.
0
elorelia
(06.01.26)
genelde fırının en alt tepsisine koymak çözüm olabiliyor.

bir de dakika tutup çıkartmak daha iyi olur.
tariflerde örneğin 200 derece 20 dakika der ama sizin fırın 210 derece 25 dakikada pişirebilir.
0
duyuruuser
(06.01.26)
Hep aynı yöne karıştır amranta iyi kabarıyor.
Birde yumurtan oda sıcaklığında değilse yumurtayı şekerle çırparken çay bardağının dibinde sıcak su katıyorar.
Yutupda var.
Birdeee yavaş daha güzel pişiyor. Yüksek ayarda pişirme. 40 dakika tutan var fırında dereceyi ona göre ayarlayıp.
-1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
Camın ısı iletkenliği zayıf, o yüzden borcam, kek gibi hızlı ısınması gereken şeyleri pişirirken çok iyi olmuyor.

İlla borcam kullanacaksanız önce sadece alttan ısıtın, 10-12 dakika sonra alt üst açın. Fanlı ayar kullanıyorsanız da fırın sıcaklığını normalden 20 derece kadar aşağıda ayarlayın.
+1
kobuzchu kiz
(06.01.26)
Fırınınız ne marka bilmiyorum benzer sorunu farklı kalıplarda yaşadığım için yazıyorum.
Bi kek güzel olacaksa herhangi bi kalıpta yapsanız bile güzel olur.
Benim simens ankastre fırınım var bundan önce arçelik midi fırında harikalar yaratırken simens fırında yaptığım kek, börek, poğaça hepsinin üstü dediğiniz gibi yanıyordu.
Servis çağırdım fırın yeni ama yaptığım hiçbir şey istediğim gibi pişmiyor dedim.
Resmen utandım, adam kullanım kılavuzunu okumadınız mı? diye sordu, hayır dedim.
Kekin pişme sıralaması fırının içinde yazıyormuş alttan 2. Sıra, orta rafta değil.
Önceden ısıtılmış olması için örnek 200 derecede yapacaksanız 100 derecede ıstılmalıymış.
Alt üst ısıtmayı fan olana çevirirdim meğer iki tepsi ayarıymış o yüzden üstü yanıyormuş sadece üst alt çizgi olan kısımda ayarlamalıymışım. 30 yıllık kek yapan biri olarak naçizane tavsiyem keki 170 dereceden yüksekte pişirmeyin.
Çelik, granit, teflon, borcam, fırın tepsisi çeşit çeşit kaplarda kek yapıyorum o zamandan beri sorun yaşamadım.
Sorununuz fırın ayarıyla ilgili olabilir.
0
sana mi kaldim
(06.01.26)
(5)

Borsa, Altın, Tahvil vs.

uykulu
Selamlar, borsayı nasıl görüyorsunuz, bu sene borsadan hayır gelir mi ?Parayı nerede korumak gerekiyor ?Ev alacak para olsa kafa rahat edecek 3 yılda %100 yapıyor Allah bereket versin.Altından bu sene %85 gibi bir şey kazandık, aslında ev almanın mantığı kalmadı.
Selamlar, borsayı nasıl görüyorsunuz, bu sene borsadan hayır gelir mi ?

Parayı nerede korumak gerekiyor ?

Ev alacak para olsa kafa rahat edecek 3 yılda %100 yapıyor Allah bereket versin.

Altından bu sene %85 gibi bir şey kazandık, aslında ev almanın mantığı kalmadı.
+1
uykulu
(05.01.26)
Gerçek alt yapısından haberi olmayanların kazanma uğruna bir şeyler
alıp sattığı , defter, muhasebe, vergi , ruhsat derdi olmayan sadece kasaya girenle ilgilendikleri, normal ticaret yaptıklarını 'sandıkları" yer olarak görüyorum.

Sistemi kuran ve onlara bağlı olanlar köpek balıkları gibi avdan büyük büyük parçaları koparırken, alttaki küçük balıklardan ibaret takım ise bu avdan küçük parçalarla veya sağda solda gördükleri planktonlarla beslenmeye çalışıyor. hatta aç kaldıkları ( zarar ettikleri) oluyor .

Esas yatırım , altındır. Dünya tarihinden beri önemi değişmedi. Savaş , afet ekonomik krizlerde altın kurtarıcı olur.
Yapay yatırım araçları değil .
Altına yatırım yaptım zarar ettim diyen görmedik hiç.
Sadece biraz sabır gerekiyor.
Ayrıca altının önemini anlamak için kripto para firmalarının yatırımlarına bakmak lazım.

Altın ve gümüşün neden değerli olduğunun sebebi de ayrı bir mevzu.
0
diyecevaplandı
(05.01.26)
uzun vadede altın ve gümüş ama fiziki, kısa vadede btc'yi tercih ederdim. uzun vade anlayışım min 2 yıl. kısa vadedeki senaryoda ise 3. aydan sonra kar almak veya düşerse zararı minimize etmek için düşerken ekleme yapmak mantıklı bir tercih olabilir.

eviniz yoksa önce ev alın derim. şu an nakitin bir kısmını kullanıp kalanıyla yatırım yapıp düşük faizli kredi bulup ev almak mantıklı(örn 2.2 altı faiz şu an düşük, seçime doğru yapılandırılabilir). eğer sihirli değneğe denk gelmezsek, önümüzdeki 4 sene yüzde 20'nin altında enflasyon beklentim yok.
0
cisimcik golgi
(06.01.26)
Borsaya şu an baktığımda tepeden %25 düşmüş, dibi görmüş, oradan tekrar çıkmış ve yeni zirvelere giden bir grafik görüyorum. Yan tahtalarda macera aramadan, seçici olmak kaydıyla neden para getirmesin diyorum.

Parayı nereye koyma konusu senin gelirin, risk algın, elindeki nakitle de alakalı. Yatırım tavsiyesi olmamakla beraber kendi adıma 2025'te altın ve gümüş biriktirmiştim, 2026'da altın ve bitcoin ile devam ediyorum.

Ev almanın mantığı şurada, senin için çok büyük bir para vardır, hergün artan ya da düşen bir varlığa yatırmak istemiyorsundur alırsın. Hesapta ya da gözünün önünde fiziki varlık olunca insanın illa ki ihtiyacı oluyor, satıp yerine koyarım diye düşünüyor. Konut öyle değil %1-2'sini satamıyorsun. Kafan rahat oluyor, 2 senede dahi %100 getiren bölgeler var.

Gram altının TL bazında son 15 yıl içinde %30-40 düşüşlü dönemleri var evet ama son birkaç yıldır TL ve USD bazında güven veriyor. Son 2 senedir inanılmaz primli. Bu sene %85 olmasa da yine ciddi bir getiri sağlayacağını düşünüyorum.
+1
Lethe
(06.01.26)
Piyasa çok düştü diye gidip hisseye girilmez bir anda. Hisse 6 ay sonra yükselmeye başlar olan 6 ayınıza olur.
Temkinli yaklaşın.

Kazandıran yatırım fonları var, proların yönettiği fonlar kararsızsanız onları deneyin hiç olmazsa mevduattan çok kazandırır.
0
laf salatasi
(06.01.26)
esas yatırım altın diye bir şey denmiş hiç katılmıyorum. esas yatırım değerli olduğuna inandığınız şeyi düzenli biriktirmektir, hatta çok düştüğü zamanlarda daha çok biriktirmektir. bu altın da olur hisse senedi de.

2000 yıından bu yana ons altın 15 kat prim yapmışken 50-100-1000 kat yapan hisseler var. ha altın daha güvenilir liman derseniz orası doğru. yatırım işi de böyledir zaten. paranın çoğunu güvenilir olanlara azını riskli olanlara yatırırsınız.
+1
lazpalle
(06.01.26)
(16)

Vefat etmiş birini güncel bir fotoğrafa yerleştirmek

m e b
Selamlar. Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor. Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda
Selamlar.

Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor.

Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda zaten evlere şenlik.

Prompt ne yazmalıyım ki asla yüzleri bozmasın? Fotoşop yeteneğim de pek yok. Işık, gölgelendirme vs gibi detaylarla kalitesiz olan fotoğrafı daha da berbat edeceğim. Nasıl yapabilirim veya bu konuda yardımcı olabilecek olan var mıdır?
-4
m e b
(05.01.26)
Mantıklı değil yapma bence
+7
messina123
(05.01.26)
@messina123: 14 senelik dostum kendisi. Kardeşiyle de zaten istişare yaptık hassas bir konu olduğu için.
0
🌸m e b
(05.01.26)
Ben de tavsiye etmem ters de tepebilir çünkü (bkz: uncanny)

Yine de yapacaksanız prompt'u da gptden isteyebilirsiniz. High fidelity vs.
+2
anon1m
(05.01.26)
paraya kıy, profesyonel tut.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.01.26)
Soruna cevap değil aslında ama ben de fikir paylaşmak istiyorum;

Herhangi bir zaman için olabilir ama doğum günü hediyesi olarak böyle duygu yüklü, kaybına/acısına hitap eden bir hediyeye gerçekten gerek var mı? Bana da iyi bir seçim gibi gelmedi o yüzden.

Doğum gününü kazak gömlek gibi bir şeyle geçiştirip, bir süre sonra böyle bir şey yapsan belki de daha iyi olur.

İlaveten şu da var; muhtemelen yapay zekayla canlandırılan fotoğrafları, videoları, böyle bir şeyin yapılabildiğini kendi de biliyordur. Kendi de yapabilir. İnstagramda dakika başı bu uygulamaların reklamı çıkıyor. Kendisi de düşünmüştür bunu. O yüzden bu orijinal bir şey olmayabilir diyorum bir yandan.
+3
lazor
(05.01.26)
Soruya cevap olmayan görüşüm bence de yapmasaydınız keşke böyle bir şey.

Şimdi soruya cevap olan görüşümü de iliştireyim, redditte (www.reddit.com) bu dediğin konuda yardımcı olanlar çıkıyor ama resmi postlaman gerekiyor.
+2
truf
(05.01.26)
Mesaj attım
0
Rondak
(05.01.26)
mantıklı bir hediye mi değil mi konusunda yorum yapmadan;
gemine'yi denediniz olmadı ama nano banana pro özelliği var bir de. ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. telefondan denediyseniz oluşan resmin yanındaki üç noktaya basıp "pro ile yeniden oluştur" gibi bir seçenek var, onu deneyebilirsiniz.

çok iyi yapıyor aslında ama çoğu kez verilen prompt'u anlamıyor o yüzden ortaya saçma bir şey çıkıyor. başka araçlardan yardım alabilirsiniz prompt konusunda.

eğer olmadıysa başka bir sohbet açıp tekrar deneyin, genelde aynı sohbet üzerinden "bir de şöyle yap, bir de böyle yap" demek fayda sağlamıyor.

bir de, eğer denemediyseniz; kötü de olsanız kendiniz bir photoshop yapın düşük kalite ve nano banana'ya düzeltmesini söyleyin.

son şey; tekrar tekrar denemeye iterasyon deniyor. ai ile makul çözüm oluşturmak için bazen çok iterasyon yapmak gerekebiliyor (farklı promptlar verip olayı yeteri kadar iyi anlatmaya çalışarak)
0
biseysorcaktim
(06.01.26)
ben de yapmayin demeye geldim.
+3
banach
(06.01.26)
ben de yapmayın demeye geldim,
+2
oscar
(06.01.26)
Vefat etmiş birinin Ai ile oluşturulmuş herhangi bir içeriği çok rahatsız edici. Ünlüler için yapılan videolar bile bana hakaretmiş gibi geliyor. Arşivden gerçek bir görüntüsüne ulaşıp bunu bastırmak vs. belki uygun bir hediye olabilir. Ama Ai hem orijinal bir fikir değil hem de irrite edici ve üzücü olabilir yakınları için.
+1
creepy
(06.01.26)
Evet bence de çok itici. Biri babamla fotoğrafımı hediye etse tepemden kaynar sular iner. Ailemden biri yapsa yine itici. En mutlu günümde hüznümü hediye ediyor ağla der gibi.
+2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
Annesini kaybetmiş biri olarak bir "yapmayın" da benden. Hele doğum gününde hiç yapmayın.
+2
kobuzchu kiz
(06.01.26)
arkadaşlar, hepinize teşekkür ederim.

bu arada arkadaşımın zaten doğum gününü kutladık. ü gün hediye almamıştım ama hediyem bugün zaten yolda. ben ek olarak böyle bir şey yapmak istemiş ve öncesinde kardeşine de danışmıştım. hatta hediye verirken de "böyle böyle bir durum da var, istersen imha edebilirsin rahatsız olursan" demeyi planlıyordum. öyle herkesin içinde çat diye ve de yalnızca fotoğrafı verecek değildim.

yorumlarınızı okuyunca çok saçma veya düşüncesizce davranıyormuşum gibi hissettiğim için açıklama yapmak istedim ama farklı bir pencereden baktırdığınız için gerçekten teşekkür ederim.
+4
🌸m e b
(06.01.26)
babası vefat etmiş biri olarak söylüyorum: yapma. rezil bir hediye. ben olsam alır çöpe atarım, iletişimi keserim, tüm keyfim de kaçar.

mutlu gününde neden üzeceksin veya kızdıracaksın?

edit: şimdi cevabını gördüm, doğru karar.
+1
art cat chocolate
(06.01.26)
Fotoğrafları düzenleyip attım. Buraya da yazmış olayım. bence kötü fikir değil. Herkesin babasıyla fotosu olmayabiliyor. Sonuçta adam arkadaşını ve tepkisini biliyordur. O yüzden destekliyorum.
+1
Rondak
(06.01.26)
(5)

12 aylık taahhüdün son ayında cep telefonu numaramızı taşırsak cayma bedeli alınıyor mu?

santimantal
Türk Telekom'dan Vodafone'a taşımak istiyorum numaramı.12 aylık taahhüdümün son ayındayım. 26 Ocak'ta bitiyor taahhüdüm.Vodafone'da güzel bir kampanya var.Ama kampanyanın son günü bugün.Şimdi numaramı son ay bitmeden taşırsam cayma bedeli cezası ödeyecek miyim?
Türk Telekom'dan Vodafone'a taşımak istiyorum numaramı.
12 aylık taahhüdümün son ayındayım. 26 Ocak'ta bitiyor taahhüdüm.
Vodafone'da güzel bir kampanya var.
Ama kampanyanın son günü bugün.
Şimdi numaramı son ay bitmeden taşırsam cayma bedeli cezası ödeyecek miyim?
0
santimantal
(05.01.26)
Bitmesine kaç gün kalırsa onun bedelini alırlar.
0
kizil karga
(05.01.26)
Hayır son ay cayma bedeli ödemezsin. Başka türlü nasıl geçiş yapacağız zaten?
+3
lazor
(05.01.26)
Benim 31 ocakta bitiyordu taahhüdüm. Tam tersi şekilde Vodafone’dan Türk Telekom’a geçtim 2 ocakta. Taahhüt bozma bedeli 0 tl olarak görünüyor. Turk Telekom uygulamasinda var mı bilmiyorum ama Vodafone’da taahhüt bozma bedelini gösteriyor. 31 aralıkta bir aylık tutar görünürken 1 Ocak itibariyle o tutari göstermemeye başladı.
0
Murtazaaylak
(06.01.26)
hayır ödemezsin. son ay geçiş yapabilirsin.
0
gercekdunya
(06.01.26)
aynı şekilde son ay, taahhüt bitmesine iki hafta kala filan ttden vodafonea taşıdım cayma bedeli ödemedim. sadece paketinizdeki hakların tamamını kullandıysanız bişey ödüyormuşsunuz. yani atıyorum pakette 1000 dk 10 gb 250 sms var. hattı taşırken 10 gb tamamını kullanmış iseniz bi ücret çıkar demişlerdi müşteri hizmetlerinden.
0
elorelia
(06.01.26)
(14)

Kalleş Yöneticiye Ne Yapılır?

lapetitemort
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anl
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anlamış.

O günden sonra tavırları tam tersine döndü. Her zaman "sen en iyi çalışanımsın, en yüksek puanı sana vereceğim" diyen adam "senin ciddi soft skill problemlerin var" demeye başladı. En son bugün, performans değerlendirmesinde çok anlamsız şeylerden fişimi çekti. Çok temiz çekti hem de. Beni harcadığı çok net.

Daha da kalleşçe olan, benim mentörlük yaptığım, iş öğrettiğim, ben olmasam iş beceremeyecek yeni mezun adama en yüksek puanı vermiş ve bunu bana birebir toplantımızda söyledi. O çocuğa da defalarca "sen daha yenisin, senin yüksek puan alman imkansız" tarzı konuştu. Bunları biliyorum çünkü aramız iyi ve paslaşıyoruz. Ne olduysa 2-3 haftada performans puanları tepe taklak oldu anlayacağınız. Normalde gizli kalması gereken bu bilgiyi vererek de niyetini ortaya koydu. Sorun şu ki ben olmazsam bu adam bir hiç. Benim uzmanlığıma muhtaç.

Şimdi bu durumda ben ne yapmalıyım? Müdürde hatrım var, 4 sene birlikte çalıştım ama onu da doldurmuştur. Neticede bu performans işleri ortak yapılıyor.

Sizce durumu kabullenip, yoluma bakmak en iyisi mi olur?
+1
lapetitemort
(05.01.26)
E kendin kaşınmışsın.
+7
antihero
(05.01.26)
Bu anonim seyler hicbir zaman anonim olmuyor. Bizim okulda da hocalari anonim sekilde elestirebilme sistemi vardi, bildigin okulun sistemi yani, bir hocamiz kendisine yazilan bir yorumun ciktisini alip (ismiyle beraber) bana bu kim, taniyor musun diye sormustu.

Yolunuza bakin ama onun size ihtiyaci varsa bu kozunuzu da birakmayin.
+1
Sour
(05.01.26)
Anonim olayı yalan bir defa
Sen eleştirmişsin oda seni harcamış
Yoluna bak +1
+1
basond
(05.01.26)
Yapacağın bir şey yok, devam et ve olayın unutulmasını bekle. Aptal değilse unutmaz.
Empati kursana. Yönetimin göreceği şekilde o şekilde seni eleştiren bir çalışanına sen iyi mi davranırdın, performans puanını yüksek vermeye mi uğraşırdın?
Kim olduğunun anlaşılacağı şekilde böyle bir eleştiri yapmış olman gerçekten de soft skill’lerinle ilgili önemli bir sorun olduğunun kanıtı.

Müdüre de gidip konuşman faydalı olmaz, o da yöneticinin penceresinden bakacaktır olaya.
+2
michael_knight
(06.01.26)
Müdürün eski liderinse ona "danışabilirsin". Şikayet değil de, "ben arayı düzeltmek istiyorum, ne tavsiye edersiniz" minvalinde.
O da eminin zaten kendi yerine gelen astı ile ilgili tam da bu tip geri bildirimleri merak ediyor olmalı.
İllaki liderin yerinden bakacak, onu haklı bulacak diye bir şey yok. Özellikle de size güveniyor ve tespitlerinizi de haklı buluyorsa.
Sonuçta bir lafa bakılır, bir de kim diyor diye bakılır.
0
burfak
(06.01.26)
İşini yap, mesai bitince iş hakkında 1 dakika bile fazladan düşünmeyip evine dön.

Kaşınmışsın yorumuna katılmıyorum. Anonim kalması gereken şeyleri ifşa etmek gibi bir ahlaksızlık yapılıyorsa bu ifşa edilenin suçuymuş gibi davranılıp normalleştirilmemeli. Elinde ifşa edildiğine dair kanıt varsa bir üst yöneticilere ve IK'ya mobbing şikayeti yap derim ama öyle bir ortamda bu birimler de ne kadar profesyonel davranabilir, orası muamma. Muhtemelen böyle bir durumda haklıyken "adama kafayı takan çalışan" konumuna düşüp çıkarılmana yol açar bu, gerçi çıkarılman da iyi bir şey gibi bu noktadan sonra.

Eleştiri yapıyorum derken hakaret ettiysen orası ayrı tabi.
+1
nolmus yani
(06.01.26)
Kendini harcamışsın. En iyisi yeni bir iş bak. Sana huzur olmaz artık orada
0
limonlu eksi
(06.01.26)
Bir kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğin şeyleri arkasından, anonim vs başlık altında bile olsa söylememek gerekir. Bunu ders olarak alıp yoluna bak. Muhtemelen o da senin kalleşlik yaptığını düşünüyor.
0
mikro patlama
(06.01.26)
çok iyi bir konuşma hazırlayıp müdürünle başbaşa konuşman gerekiyor.
tek şansın bu.
0
plastic_angel
(06.01.26)
bu saatten sonra bu adamla aranın iyi olması imkansız. bu arada onun yaptığı kalleşlik değil, senin yaptıgın kalleşlik. anonim kalacağını düşünerek adama kötülük yapmışsın. o da bunu öğrendiği için sana asla güvenmez tabi bu saatten sonra.

eğer şanslı isen eski yöneticini devreye sokarak işyerinde başka bir departmana geçersin. değilsen orada tutunma şansın çok zor.
+1
abelardo
(06.01.26)
kasinan sen degilsin, IK'sindan liderine koca sirket. eger feedback istendiyse calisan olarak verirsin.
türkiye'de bootlicking kültürü ve elestiriyi anasina hakaret etmis gibi algilayan tiplerle etraf sarili oldugu icin fikrinin istendigi ortamda fikrini söylemis olman kalleslik olarak algilaniyor.
buradan cok güzel misilleme ve hatta bence gizlilik ihlali davasi cikar.
anonim olarak tasarlanan bilgilerin daha sonra calisanlara karsi santaj olarak kullanilmasi, güvenlik ihlali, güven suistimali, mobbing falan muazzam seyler var gibi burada.
yasadigim ülkede ben is hukuku avukatiyla görüsürdüm :D
zaten bu saatten sonra bu tiplerle calisamazdim ama en azindan kaziga saplardim alayini. liderden önce de ik ile baslardim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.01.26)
hiçbir yerde anonim yorumların anonim kaldığını görmedim, anonimliğini bozana da hep niye anonim kalmayacakken kalacak dediniz diye yazarak yalan konuştunuz dedim. O saatten sonra kimse dönüp ilerletemedi konuyu.

Yalakalık garip bir mevzu. karşımdaki anam değil babam değil, ne demek yüzüne söyleyemeyeceğini yazma? Aksine profesyonellik budur, işi yürütürsün, kişiyle problemini de organizasyonun içinde anonim olarak gidermeye bakarsın. Bunun sağlandığı yok tabi ama olması ve denememiz gereken bu. İK da bunun için var, denetim de bunun için var, müdürler de bunun için var.

gelip de sana "şu şu problemlerin var" demesi bile kötü bir yönetici olduğunu gösterir o lider kişinin. X konuda gelişim denir, Y konuda eğitim denir.

Performans görüşmesinde size sözlü olarak belirttiği her şeyi yazıya geçirip, müdürü de maile ekleyip, bunları dediniz ama hem bunların göstergesini hem de hazırladığınız gelişim yolunu öğrenmek istiyorum diyebilirsin. Övmeye kimse bir şey demez ama yeriyorsan hem somut kanıtlar sunacak hem de gelişim yolunu hazır edeceksin.

Bir işte, sektörde veya konuda kazara 10+ sene kalmış (belki de kalmamıştır bile) tiplerin yöneticiliği öğrenmesi zor. Bu da maalesef bu işbilmez iş dünyasında çalışana yük.
+1
klassno
(23 saat)
işini brezilya dizisi gibi yaşıyorsun. kişiliğin özdeğerin işteki başarına bağlıymış gibi anlıyorum. yok onlar bana muhtaç, yok bu beceremez, o yeni ben mentörüm vs. bu dramalı, görevi aşırı sahiplenici çalışanlar iş ortamını iyice çekilmez kılıyor. soft skill denilen şeyin büyük bölümü de bu aslında, hepiniz başkasının aldığı riskleri, edecekleri kar, hayalleri vs. için çalışan kişilersiniz bu kadar büyütmeye üzerinden kimlik oluşturmaya gerek yok. bu kadar büyütünce böyle olaylar oluyor işte, ayak kaydırmalar onu buna ispitlemeler vs. hep bu zihniyetin sonucu. çalıştığın işyeri varlığının amacı değil, o kadar önemli bir şey de değil (isminin başına ne kadar titr eklerlerse eklesinler), faydasının büyük kısmı sana da değil hissedarlara. bu bilinçle yaşar çalışırsan kafan rahat olur, kimseye bulaşmazsın, kimse de sana bulaşmaz.
+2
robokot
(21 saat)
+1 robokot farklı bir tavır takınmaya gerek yok. Işimi yapıp çıkarım bitti. Müdürü doldurmuştur kesin diye de düşünmeyin.
0
pembediken
(20 saat)
(1)

Android telefonda Spam şüphesi engellemeleri

adivar
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor. Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum. Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok. Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur.
Sahibindende bir ev ilanı ekledim, sürekli emlakçılar arıyor.
Bir de gün içerisinde kayıtlara baktığımda bir sürü numaranın samsung android telefon tarafından engellendiğini görüyorum.
Spam şüphesi yazıyor. Bir detay yok.
Bunların hepsi dolandırıcı mı? Bu numaraları çoğu telefon böyle engelliyordur. Numaraların sahipleri durumun farkında mı?
Android beni potansiyel dolandırıcılardan koruyor mu?
0
adivar
(05.01.26)
Android zannedersem numaraları kafasına göre engellemiyor. Bilinmeyen bir numaradan sms alınca veya diğer aramalarda spam olarak bildir gibi seçenekler oluyor. Belli sayıda insan bir numarayı spam olarak bildirince öyle etiketleniyor.

Bu emlakçılar ya müşterilerine çeşitli sebeplerle (bayram, seyran, reklam vb.) sms atarken insanları bunaltmıştır ya da iş bittikten sonra bile çeşitli sebeplerle aramaya devam edip kızdırmıştır.

Spam sadece dolandırıcılıkla ilgili değil.

Aynı sebeple, spam filtresinden geçen herkes "dolandırıcı değil" anlamına da gelmiyor bu. Yeteri kadar insanı dolandırmaya çalışmamış ve siz ilklerden biri olabilirsiniz.

Bu filtre sadece işinizi kolaylaştırıyor. Hata da yapabilir, eksik de kalabilir.
+1
akhenaten
(05.01.26)
(2)

işe iade davası hk.

laf salatasi
Selamlar, iyi akşamlar.İşe iade davası için avukata ne ücret ödeniyor, masraflar nedir ?İşe iade kazanıldığında alınan tazminattan avukat yüzde alıyor mu ?Teşekkürler.
Selamlar, iyi akşamlar.

İşe iade davası için avukata ne ücret ödeniyor, masraflar nedir ?

İşe iade kazanıldığında alınan tazminattan avukat yüzde alıyor mu ?

Teşekkürler.
+1
laf salatasi
(05.01.26)
Avukata en başta para ödenmiyor sadece dava açılış masrafı ve bilirkişi ücretini ödüyorsun, sonra kazandığı paradan yüzde üzerinden alınıyor
+2
Sadece soruyorum
(05.01.26)
İstinaf süreci dahil benim dava 2 buçuk yıl sürmüştü. Avukat, dava açarken %15 alırım demişti, dava lehime sonuclandı. Pandemi sonrası süreç içinde tl çok değer kaybettiği için senden %25 istiyorum dedi, firmadan sonra bir de avukat kazık attı.

Aile dostu tanıdık bir avukat varsa onunla yola çık. Sürec ne kadar kısa sürerse o kadar iyi. Arabulucuda anlaşmak istediğini hem avukatına hem firmaya bildir.
+2
HellKeePer
(05.01.26)
(3)

HGS hareketlerindeki tuhaflık

benarrivo
2 ocak cuma günü avrupa yakasından anadolu yakasına gittim, arkadasımda kaldım. 5 ocak günü anadolu yakasından avrupa yakasına geçtim.bugün hareketlere bakınca gördüğüm şu:https://i.hizliresim.com/iuzyphp.pngbu normal mi? 31 aralıkta bir yere gitmedim. ıspartakule ile alakam olmadı.bu arada 5 ocakta
2 ocak cuma günü avrupa yakasından anadolu yakasına gittim, arkadasımda kaldım. 5 ocak günü anadolu yakasından avrupa yakasına geçtim.
bugün hareketlere bakınca gördüğüm şu:
i.hizliresim.com

bu normal mi? 31 aralıkta bir yere gitmedim. ıspartakule ile alakam olmadı.

bu arada 5 ocaktaki dönüş niçin görünmüyor?
0
benarrivo
(05.01.26)
bu durumun kesinlikle itirazı olması lazım. plakanızı kopyaladılar desem 1 sefer ile sayılı kalmaz. bence itiraz yolunu bir araştırın derim.
0
omer460
(05.01.26)
İlginç olan Ispartakule giriş ile Mahmutbey çıkış, aynı saat ve saniyede olmuş gibi duruyor. Sistemsel bir gariplik olduğu kesin.
Daha önceki günlerde bu tip bir yolculuğunuz olup, bu tarihe yazılmış olabilir mi geçmişte yazılmadan?
0
burfak
(06.01.26)
@burfak hayır ıspartakuleden hiç geçmedim. dün aradım hgsyi, şikayet olusturdum, hayır açtılar, on gün sonra ara dediler. bakalım ne olacak
0
🌸benarrivo
(06.01.26)

davranış bilimleri enstitüsünü tavsiye eder misiniz ?

saramago
daha önce buraya giden ve memnun kalan var mı ? tecrübeleriniz nasıl ?
daha önce buraya giden ve memnun kalan var mı ? tecrübeleriniz nasıl ?
0
saramago
(05.01.26)
(11)

Kirada depozito işi

metal69
Kiracı olarak ödemeye mecbur muyum? Kirada oturduğum yerin maliki tutturdu depozito depozito diye. Kiramı her ay düzenli olarak ödüyorum. Esasen ödeme niyetim vardı, fakat babamın vefat etmesinden 30 gün, 1 ay geçmeden depozito diye tutturunca, ödeme isteğimi azalttı. Bir de sinir olduğum bir mevzu,
Kiracı olarak ödemeye mecbur muyum?

Kirada oturduğum yerin maliki tutturdu depozito depozito diye. Kiramı her ay düzenli olarak ödüyorum. Esasen ödeme niyetim vardı, fakat babamın vefat etmesinden 30 gün, 1 ay geçmeden depozito diye tutturunca, ödeme isteğimi azalttı.

Bir de sinir olduğum bir mevzu, evi tutmadan önce depozito almayacağını söyleyip tam sözleşme yapacağımız gün 1.000 dolar depozito istedi benden, halbuki kira 30.000 lira. Bizim biraz o evi tutmaya mecbur gibi değerlendirip son dakika öyle bir gol attığı için en baştan sinir oldum.

Sonuç olarak, ben depozito ödemeye mecbur muyum illaki, ona göre adım atacağım ilerleyen süreçte.
0
metal69
(05.01.26)
İmzaladığınız sözleşmede depozito şu kadardır, şu hesaba yatırılacaktır ya da alınmıştır diye bir madde var mı?
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Hali hazırda oturuyorsan, kontratını varsa ek bir şey yapma zorunluluğun yok
+1
kisa
(05.01.26)
@mikro patlama

Maalesef var.
0
🌸metal69
(05.01.26)
O maddeyi noktası virgülü ile yazsana buraya
0
kisa
(05.01.26)
Yasal olarak en fazla 3 kira ücreti kadar depozito istenebilir. Eğer sözleşmede depozito istendiği yazılmışsa ödemekle mükellefsiniz.
0
my fault
(05.01.26)
Eğer hesaba yatacak deniyorsa, ödemek zorundasınız. O konuda yapacak bir şey yok. Depozito alınması çok normal bir uygulama ama size baştan yanlış bilgi vermesi onun ayıbı tabi. Sizin tek seçeneğiniz imza aşamasında caymak olabilirdi. Yok eğer depozito alınmıştır, nakit alınmıştır gibi bir şey yazıyorsa konu bambaşka bir yere gider.
0
mikro patlama
(05.01.26)
Öncelikle başın sağ olsun.

Bana öyle geliyor ki depozitodan daha önemli bir konu var. Ya da ben anlamadım.

Sen bu evde bir süredir zaten oturuyorsun ve kiralarını ödüyorsun. Depozitonun en başta ödenmiş olması beklenir normalde. Neden aylar geçtiği halde depozito ödenmemiş, neden şimdi isteniyor?

Baban vefat ettikten sonra kontrat mı yenilediniz?
0
lazor
(05.01.26)
Evet, vermek gerekiyor olması gereken de bu zaten. Mesela kiracılar nasıl evden çıkarken şu kadar para vermezsen çıkmam en az 6 ay daha otururum diyorlarsa aynı mantık adam da depozito parasını istiyor.
0
tahirkemalbozoglu
(05.01.26)
durumu ben anlamadım.

normalde depozito işi sözleşme imzalanırken halledilir, sonra yerleşilir kira ödenmeye başlanır.

siz kiramı düzenli ödüyorum demişsiniz, buradan anladığım siz yerleşmişsiniz en az 2 aydır oturuyorsunuz.

yani sözleşmede depozitoyu kabul edip sonra ödemediniz mi? diycem... ama sözleşme yeni imzalıyorsunuz. kafam karıştı yani. siz sözleşme imzalamadan mı kiracı oldunuz?
+2
robokot
(06.01.26)
sonradan isteyemez net. siz galiba her sene yeni kontrat yapıyorsunuz ve buna gerek yok. yeni kontratı imzalamadan artış yapıp devam edin. kira kontratları aynı şartlarda birer yıl yenilenir. galiba babanızın üstüneydi kontrat ve babanız ölünce sizinle yeni bir kontrat yapmak istemiş ki bu doğru yapmalısınız. bu durumda da depozito vermeniz gerekir.
0
ground
(06.01.26)
Baba sağlığında kontrat yapmış ise babanın vefatı kontratı iptal etmez. Kontrat mirasçılarla aynen devam eder. Nereden çıktı yeni kontratın yapılmasının doğru olduğu?

Depozito bir şart değildir. Anlaşmaya bağlıdır. Kontrat yenilenecek olsa bile rahmetlinin kontrat yaptığı zaman ödediği depozito nerede?

Sözleşmenin sürecini açıkça anlatmadığın için havada kalıyor mevzu.
0
lazor
(06.01.26)
(2)

All in one kingsize nutrition

fildirfildir
Yıllardır kilo alamıyorum. Yiyor muyum, kilo alacak kadar kendimi zorlayıp yemiyorum. Kan değerlerim vesaire iyi. Kadınım, 162 boy, 47 kilo. 4-5 kilo almak istiyorum ve küçük mideli olduğum ve çok yiyince gerçekten midem zorlandığı için acaba bunlardan kullansam mı diyorum. İnsanlar diyor sağlıklı,
Yıllardır kilo alamıyorum. Yiyor muyum, kilo alacak kadar kendimi zorlayıp yemiyorum. Kan değerlerim vesaire iyi. Kadınım, 162 boy, 47 kilo. 4-5 kilo almak istiyorum ve küçük mideli olduğum ve çok yiyince gerçekten midem zorlandığı için acaba bunlardan kullansam mı diyorum. İnsanlar diyor sağlıklı, internet diyor sağlıklı, spora gittiğim salonun hocaları diyor sağlıklı. Siz ne diyorsunuz?
0
fildirfildir
(05.01.26)
Görmek lazım
0
artıküyeolmakistiyorum
(05.01.26)
sağlıksız değil ama sağlıklı demek de doğru değil. en doğrusu besini gıdadan almak. zaten bu ürünler karbonhidrat desteği günde 1 tabak pilav yiyemez misiniz? ya da geceden yulafı süte koyup içine biraz mevye vs tatlı gibi yiyemez misiniz? küçük mideli olmak da sizin kendinize söylediğiniz bir şey. kademeli başlayıp arttırınca mideniz de alışacaktır mutlaka.
0
bay b
(06.01.26)
(3)

Vegan Makarna Salatası

rock n roll
Selam arkadaşlar Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum. Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de po
Selam arkadaşlar
Makarna salatası yapacağım ama sizden de öneri almak istiyorum.

Közlenmiş kırmızı biber, kurutulmuş domates, mısır, yeşil ve siyah zeytin, brokoli ( az haşlanmış ve küçük olarak ekleyeceğim), vegan rus salatası ( kaju yoğurdu ile karıştıracağım), kornişon turşu, sarımsak. Bir de portakal dilimleri ince ve küçük dilimler, nar taneleri, dereotu. Sosuna limon suyu, zeytinyağı, çok az portakal kabuğu rendesi.

Fazla mı meyve baskın olur? İçine ekle ya da çıkart dediğiniz neler var? Ne bulduysa salataya koymuş gibi mi olur bu malzemelerle?
0
rock n roll
(05.01.26)
taze soğan çok yakışır,ince ince doğrayabilirsiniz, portakal dilimlerini gereksiz buldum. refika gibi o da bir seyler yapıyor, sonra içine alakasız bir şey ekliyor. tüm dengeyi bozuyor.
0
exlibris
(05.01.26)
Makarna salatasıyla meyvenin alakasını çözemedim. Sebze koysanıza.
0
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
Genel olarak bana çok karışık geldi ama ana görünüşü korumak istiyorsanız bence sadece nar kalsın.

Ama bence;

Yoğurdu hiç işin içine sokmayın, rus salatalı makarna salatası kendi başına baştan sona bir tam yemek zaten.

Meyveler de bence közlenmiş biber ve kurutulmuş domates gibi eklentilerle çok uygun düşmüyor sanki.

Bu arada her şey var sizin bu tarifte :D şaşkınım ben. Çok dolu bu, çok fazla şey dönüyor. Sizce de öyle değil mi? En az 4 farklı tarif çıkar bu malzemeden.

Bence siz;

1- Köz biber, kuru domates, zeytin üçlüsünü kullanın. Bunu uzun uzun pişmiş bir taze domates sosuyla renklendirin. Bu bir.

2- Kaju yoğurtlu Rus Salatalı makarna tarifi ayrı bir menü olsun, dilerseniz mısır da ekleyin. Bu iki.

3- Brokoli, sarımsak ve bonus olarak fırınlanmış brüksel lahanasıyla başka bir makarna yapın. Napoliten sosla karıştırın, hatta fırından sonra lahanayı sosla pişirin. Bol karabiber. Salata sayılmaz ama, bu üç.

4- Turşu, sarımsak ve dereotlu başka bir tane yapın, buna nar da ekleyebilirsiniz. Sos olarak da pesto hazırlayın. Bu da dört.

Hafta boyu yemek düşünmezsiniz :D
0
akhenaten
(05.01.26)
(1)

LinkedIn sorusu

boyalı kuş
Kurumsal şirketlerin en tepesinde olan insanlar LinkedIn hesaplarını bireysel kontrol ediyor mudur yoksa takip eden bir ekip mi vardır?Türkiye sınırları içinde soruyorum.
Kurumsal şirketlerin en tepesinde olan insanlar LinkedIn hesaplarını bireysel kontrol ediyor mudur yoksa takip eden bir ekip mi vardır?Türkiye sınırları içinde soruyorum.
0
boyalı kuş
(05.01.26)
benim gördüklerim genelde aşırı aktif olmuyor linkedin'de. olan da %90 kendisi kullanıyor. ama şirket hesabı ise o zaten kurumsal ilişkiler tarafından yönetiliyor. bu arkadaşlar da genelde şirket hesabı postlarını repost ediyorlar.
0
awlmi
(05.01.26)
(9)

Susuzlukla nasıl baş ediyorsunuz?

muhayyer divan
Özellikle yıkanma, beden ve saç temizliği, saçını evde boyayanlar, tuvalet... Bizim apartman da bugün itibariyle susuz kalmış, 62 daireyiz. Ne diyorsunuz neler yapıyorsunuz?
Özellikle yıkanma, beden ve saç temizliği, saçını evde boyayanlar, tuvalet...

Bizim apartman da bugün itibariyle susuz kalmış, 62 daireyiz. Ne diyorsunuz neler yapıyorsunuz?
0
muhayyer divan
(05.01.26)
normalde su akınca 5 litrelik şişelerde zula yapılır bizim evde onlar kullanılır, saydıkların kesintinin yapıldığı günde yapılması gerekiyorsa kuaföre veya suyu akan arkadaşa gidilir
+1
nahtoderfahrung
(05.01.26)
evimde her zaman yedekte beş altı bidon su olur. sular kesilirse onları kullanırım.

eğer o da yoksa;

youtu.be
+2
yurtsuz john
(05.01.26)
Aniden giderse 5 litrelik şişelerden kaç tane varsa arabaya atıp sokak çeşmesinden doldurup geliyorum.
Gideceği haberliyse gitmeden dolduruyorum.
Ketılda 3 4 kere kaynatıp biriktiriyorum duş için afedersin. 2 şişeyi de ılıtmak için. Az az şener şen misali kullanıyorum.
Bulaşığı yıkarken az deterjan kullanıyorum durulama için çok su gitmesin diye.
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(05.01.26)
Duruma, kesintinin sıklığına göre plastik musluklu bidon alınmalıdır . Bir ya da 2 tane 30 litrelik olanlardan almak iyi olur.

Uzun süre içinde su kaldıysa, kişisel değil , evin genel temizliği için kullanılır yeniden doldurulur .
+1
diyecevaplandı
(05.01.26)
Bursa, Ankara, İzmir? :) Su kesintisi sürekli olacak gibiyse ve yeriniz varsa su deposu öneririm. 50ltlik aldım, banyoya koydum. Daha büyükleri de var.
+1
gnosis
(05.01.26)
62 daireli toki apartmanının deposu ne kadarsa o kadar işte. Banyoya ayrıca yaptırın mı demek istedin?
-1
🌸muhayyer divan
(05.01.26)
@muhayyer divan Su deposu/tankı diye geçiyor ama vanalı kocaman bir plastik silindir ya da prizma aslında. Şöyle bir şey: www.trendyol.com
+1
gnosis
(05.01.26)
2 litre bana yetiyor. adam olana fazla bile.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.01.26)
www.instagram.com

Hahahahahahh 😁😁😁😁
+2
🌸muhayyer divan
(06.01.26)
(4)

Bankaci arkadaslara soru

kirlipam
Selamlar,Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh
Selamlar,

Dun maas bankasi degisecek dediler bankadan arkadaslar geldi ellerinde laptoplar. Sira sira 5 li 5 li aliyolar toplanti odasina tc kimligini veriyorsun ekranlar aciliyor. Seceremi gordu resmen. Borcluyum biraz kirmizi kirmizi ekranlar puan dusuk vs.

Diger arkadaslara yok kart verelim mi? Kmh ister misiniz? Bana soru sorup yuzume bile bakmadi ki davranisi felan degisti yani halbuki tc girmeden once cok tatli idi muhabbet.

Neyse soru su hep merak etmisimdir. Bu tarz musteri size geldiginde onun finansal durumunu gordugunuzde davranisiniz da degisiyor mu?

Takinti oldu bende bu. Bankaci gorunce deliriyorum benzer muhabbetler olacak diye.
-2
kirlipam
(05.01.26)
Bankacının iki ana hedef müşterisi var:
-Birikimi olan insan. (Faiz, mevduat, yatırım vs. satacak)
-İhtiyacı olan insan. (Kredili ürün satacak)

Bu ikisi dışındakilerin yüzüne bakmazlar. 2. grup için kredi notu düşükse, düzenli geliri yoksa, geri ödeyemeyecekse, onların da yüzüne bakmazlar. Meslek neticede, işleri bu. Arkadaşınız değiller.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Size kmh istiyor musunuz, kredi kartı istiyor musunuz diye sormama sebebi zaten bunları veremeyecek olması değil mi ama?

Oraya gelen çalışanın kişisel olarak sizin maddi durumunuzu önemseyeceğini sanmıyorum. Yani güzel de muhabbet etseniz, tartışsanız da bir daha görüşmeyeceksiniz zaten.

Kendinizi bu kişinin yerine koyun, bir müşterinin finansal durumu iyi; kredi kartı alabilir de almayabilir de tamamen opsiyonel. Bu kişiyle konuşurken gözetmeniz gereken bir sorun yok. Gülün, eğlenin, muhabbet edin kart satabilirseniz satın, almazsa da ne yapacaksınız, kısmet. Diğer taraftan bir diğeri kredi kartı almamalı, çünkü öyle gerekiyor. Opsiyonel bir durum yok, gerekirse ortamın ciddileşmesi gerekecek. Bu iki insanla aynı ruh halinde iletişim kuramazsınız ki.
+2
akhenaten
(05.01.26)
Bankacı olmasıyla ilgisini göremedim, o kişinin bireysel odunluğu olabilir ancak. Bir ihtimal kredi notu düşük bir müşteriyi kaydetmek kendi komisyonunu kötü etkiliyordur, ona bozulmuştur. Aynı davranış diğer mesleklerde de var. Mesela önünden geçerken siz ilgilenmediğiniz halde sizi mağazaya, restorana sokmak binbir şirinlik, kibarlık, güler yüzle ısrar edip dil döken, girmeyeceğinizi anlayınca da bi anda suratı mahkeme duvarına dönen, arızalı insanlar var.
+1
mikro patlama
(05.01.26)
Bankacı değilim, bankacılar cevap verip bittiyse normal insan olarak cevap yazmak istedim.

Büyük ihtimalle sizi kaydeden arkadaş kredi kartı, bireysel emeklilik, kmh limiti gibi şeyler satmak amacıyla orada oturuyordur.
Belli de bir hedefi vardır atıyorum o ay 100 kişiye kredi kartı 20 kişiye BES satma hedefi vardır. Size satamayacağını görünce yüzü düşmüştür.

Sizin kim olduğunuzla, fakir veya zengin olduğunuzla ilgilendiğini hiç sanmıyorum. Üzerinize alınmayın.
0
michael_knight
(06.01.26)
(13)

Dikiz aynasından araba modeli tahmin etmek

seni tanıdığım güne lanet olsun
Mümkün mü? https://imgur.com/a/TkilhTS
Mümkün mü? imgur.com
-2
seni tanıdığım güne lanet olsun
(05.01.26)
golf veya başka volkswagen grubu aracı bu ama muhtemelen yaygınlık durumundan yola çıkarak golf veya polodur.

ön cam sağ iç çerçevedeki tırtıklı yer onlarda var.
i.ibb.co
+1
nahtoderfahrung
(05.01.26)
BMW gibi...
-1
msb
(05.01.26)
zoomladığımda ön ızgaralardan bmw gibi geldi. arkadaki beton mikseri o kesin.

ama bu fotodan arabayı bilene helal olsun. böyle araba tahmini yapılmaz net bir şey yok.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
koltuk başlığına bakınca golf 7/7,5 gibi geldi bana. A sütunundaki tweeter hoparlör dizaynı daha çok jettaya benziyor ama bence araç %95 volkswagen marka. Koltuktan dolayı da golf diyorum. Yanılabilirim tabi.
+1
thefirstaction
(05.01.26)
selam, dikiz aynası diyorsunuz dikiz aynası göremedim ben. sanki aracın yolcu koltuğundaki güneşliği açıp yüzünüzü karalmışsınız ve önden gelen bir araç var onu soruyorsunuz gibi anladım. ne yazık ki bir sürü marka modele benziyor. sedan olduğunu söyleyebilirim. sizin araç sanırım ford connect
+2
omer460
(05.01.26)
bmw degil, bmwlerde tweeterlar aynanin arkasinda oluyor, bunda sutuna konmus.
golf ya da audi a3 falan olabilir.
koltuklar kumas gibi, o yuzden premium degil herhalde.
%90 volkwagen derim.
+1
cooperr
(05.01.26)
bmw diyenler karşıdan gelen arabayı söylüyor.

sorulan o değil, içinde oturulan araba.

"güneşlikteki makyaj aynası" diyeceğine "dikiz aynası" diye yanlış ifade etmiş. aynada gözüken araba dememiş, aynanın şeklinden, menteşesinden falan tanır mıyız diyor.
+1
kibritsuyu
(06.01.26)
@kibritsuyu ahahahaha ben dikiz aynasında görünen arabaya baktım. arkadaşım oturulan araba yazsana senin beyninin içini de mi tahmin edelim?
+1
mikahakkinen
(06.01.26)
twitter'da safarin var ona sorun (jesafarin kullanıcı adı)
+2
rain when i die
(06.01.26)
bu parça dikiz aynası değil ki, araçta güneşlikte bulunan aynası yani "makyaj aynası". araç digerlerinin belirttiği VAG Grubu'na ait, muhtemelen Golf 7 ya da 8.
+1
morqos
(06.01.26)
üzgünüm ama dikiz aynası diye belirttiğiniz yerde araba yok. içinde oturulan araba da hyundai i20.
0
eileengray
(06.01.26)
Arabalardan hiç anlamadığım için soruya cevap veremem ama soruda oturulan arabanın sorulduğu çok net, karşıdan gelen araba camdan görünüyor zaten aynayla alakası yok, dikiz aynası da fotoda yok zaten makyaj aynası sorulmuş ama o kadar ifade hatası olur yani :D

ben de safarin'e sorun diyeceğim. Kendisi daha saçma açılardan yıla kadar bilen bi manyak, bunu da bilir gibi
0
nundu
(06.01.26)
amaç ne? ilgi çekmek mi?
0
plastic_angel
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
+1
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(6)

mezarlık bakımı/çiçek ekimi için bahçıvan nereden bulunur?

arakaali
arkadaşlar merhaba,soru başlıktadır. mezarlığımız istanbul anadolu yakasındadır. var mıdır tanıdığınız işine kefil olduğunuz güvenilir birisi?teşekkürler,
arkadaşlar merhaba,

soru başlıktadır. mezarlığımız istanbul anadolu yakasındadır. var mıdır tanıdığınız işine kefil olduğunuz güvenilir birisi?

teşekkürler,
0
arakaali
(05.01.26)
mezarlığın çevresinde mermerciler olur. onlar yapıyor. örneğin ıhlamurkuyu mezarlığında var. ben öyle bulmuştum. hepsi birbirinin aynısı. birini seçebilirsiniz.
+1
yurtsuz john
(05.01.26)
yurtsuz'un da dedigi gibi mermerciler yapiyor genelde. islerine cok guvenilmiyor malesef ama.

basiniz sagolsun, sabirlar diliyorum.
+1
65 derece
(05.01.26)
oncelikle tesekkur ederim. evet, bir mermerci sagolsun isini eksik yapti kac sene oldu iki nokta koyduramadim. :)) o yuzden mermercilere pek guvenim yok bir de bizim mezarlik issiz bir yerde acikcasi oradaki mermercilerin guzel is cikarabilecegine inancim yok diyebilirim. bu durumda mermerciye 5 kagit verecegime iyi bir bahcivana 10 kagit vermeyi tercih ederim.

dostlar sagolsun 65 tesekkur ederim.
+1
🌸arakaali
(05.01.26)
mermerciler değil, bakım yapan çiçekçiler olur civarda.

genellikle reklam olsun diye mezar taşının kenarına kendi sticker'larını yapıştırıyorlar. mezarlık içinde biraz gezin. beğendiğiniz, yeni bakılmış gibi gözüken mezarın sağına soluna bakın, vardır numarası.
+1
kibritsuyu
(05.01.26)
cuma günü sabah erken gidin mezarlığa, saat 9-10 gibi olabilir. bazı mezarlıkları düzelten, sulayan elemanlar oluyor. onlarla anlasabilirsiniz. iki hafta önce bizim mezarlığa erken gitmiştim. bahçıvan gibi biri bir kaç mezarlığı sulama çapalama düzenleme vs yapıyordu. sordum haftada bir bakımlarını yapıyorum demişti. haftada bir foto falan atıyormuş mezar sahibine, siz de denk gelebilirsiniz.
+3
exlibris
(05.01.26)
arkadaslar cevaplar icin tesekkurler. tavsiye uzerine bir bahcivan buldum kapora da yolladim sonucu paylasirim umarim.
0
🌸arakaali
(05.01.26)
(7)

venezuela olayı bizi ne kadar etkileyecek?

biseysorcaktim
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı. bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülk
malumunuz sarı kafa tam bir deli bu günlerde ve venezuela devlet başkanını aldı.
bahsi geçen otobüs şoförü, türkiye'deki meslektaşı ile iyi arkadaştı bir ara.
altın ticareti vardı tr-vn arasında. onların altınları türkiye'de işleniyordu.
bir de binali yıldırım'ın oğlunun peynir(!) ticareti vardı o ülke ile.

ucu bize muhakkak dokunacak da, nasıl ne şekilde dokunacak?
0
biseysorcaktim
(05.01.26)
siyaseti bu kadar derinlemesine takip edenleri anlayamıyorum ya. soruya cevap; hayırlısı diyebilirim.
-28
abelardo
(05.01.26)
Peynir fiyatları artabilir.
+4
anon1m
(05.01.26)
pudra şekeri fiyatları artar
+6
nahtoderfahrung
(05.01.26)
valla dünya çok kutuplu o olmaz bu olmaz derken turuncu reis ters köşe yaptı. sadece bizi değil bu durum herkesi etkiler. bunu tahmin etmekte zor.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
@abelorda
abi bu derinlik değil, en yüzeyi, en satıhı.
tüm dünyanın ortak düşüncesine göre deli olan bir herif, iyi ya da kötü bir başkanı ülkesinden iki saatte uçakla aldı, kendi ülkesine götürdü ve burayı artık biz yönetiyoruz dedi.

kaldı ki bu götürülen kişi rte ile yakın ilişkilere sahipti, bir ara arkadaşlardı.
rte'nin diğer arkadaşlarına nolduğunu biliyoruz malum. her seferinde bizi de etkiledi olaylar.
+2
🌸biseysorcaktim
(05.01.26)
bilmiyorum ama kesin en cok bizi etkiler. belki venezuela bile bizim kadar etkilenmez.
0
Sour
(05.01.26)
Çok mantıklı bir cevap olmayacak, duygusal cevap veriyorum:
Rusya-Ukrayna savaşında Türk lirası Rus rublesinden de da Ukrayna grivnasından da daha fazla değer kaybetti. Taraf olmadığımız bir savaşta baya baya hasar aldık. O yüzden ciddi anlamda etkilenebiliriz bence.
+1
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
(4)

Ligdeki devasa ara / Kupa programı?

eisberg
lig 22 aralıkta araya girmişti 18 ocakta başlayacak, neredeyse 1 ay ara olacak ki hiç bu kadar ara olduğunu hatırlamıyorum, neden böyle oldu?bir de kupa sistemi değişmiş sanırım bu hafta maçlar var ama bu da afrika kupasına denk geldiği için takımlarda çoğu oyuncu yok. osimhen, lemina, onachu, oulai
lig 22 aralıkta araya girmişti 18 ocakta başlayacak, neredeyse 1 ay ara olacak ki hiç bu kadar ara olduğunu hatırlamıyorum, neden böyle oldu?

bir de kupa sistemi değişmiş sanırım bu hafta maçlar var ama bu da afrika kupasına denk geldiği için takımlarda çoğu oyuncu yok. osimhen, lemina, onachu, oulai aklıma ilk gelenler. kupa tarihini seçerken afrika kupasının böyle olacağı belli değil miydi ? bu şekilde çok saçma, hem takımlar plan yapamıyor hem seyir zevki yerlerde.

son olarak afrika kupasının aw nereden çıktı bu sezonun zırt pırt yerlerinde adamları maça çağırıyorlar ya.
0
eisberg
(05.01.26)
kendin yazdıgın gibi arada süper kupa oldugu için lig arası uzadı.
afrika uluslar kupası bu tarihlerde oluyor çünkü afrikanın yarısı kuzey yarımkürede yarısı güneyyarımkürede.
bu tarihlerde afrika kupasının olacağı biliniyordu. buna rağmen süper kupa yapıldı. çünkü süper kupa o kadar önemli bir şey değil. bu kadar dert etme bence. herkes halinden memnun
0
abelardo
(05.01.26)
Galatasaray'ın Afrikalıları ligde oynasınlar diye bu kadar ara verip araya sikindirik bi kupa organizasyonu sıkıştırdılar, ligde olsunlar da kupayı kim ipler gibisinden.
-10
kizil karga
(05.01.26)
lig yıllar sonra yeniden 18 takıma düştü. eskiden zaten böyleydi.

en son 18 takımla oynanan sezon 19-20 sezonu. o sezon da ve öncesinde de böyleydi.
+4
messina123
(05.01.26)
dünya kupası başlayacak, afrika kupası aradan çıktı. yoğun maç programı derken federasyonlar amal oldu. zaten afrika kupasıda 4 senede bir olarak düzenlendi. futbol artık yayıncılar ve bahişçilerin elinde. ne kadar çok maç o kadar çok para.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
(5)

Bağışı vergiden düşmek nasıl oluyor?

michael_knight
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım. 20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım.
20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?

Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
0
michael_knight
(05.01.26)
vergiden düşülecek tutarlar doğrudan vergiden değil, vergiye tabi matrahtan düşülür
+4
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
aslında vergiden düşmek olmuyor. işle ilgili tüm masraflar vergiden düşülür. bağış yaptığında işle ilgili olmadığı için vergiden düşülmez. sadece izin verilen yerlere yapılan bağışlar işle ilgili masraflar gibi vergiden düşülür.

vergiden düşmek de arkadaşın dediği gibi matrahtan düşmek. ayrıca matrahın %5'ine kadar bağış kabul edilir. diğer kısmı kabul edilmez.

100 milyon ciro yaptın. işle ilgili tüm masraflarını düşersin. 80 milyon da masrafın oldu diyelim. 20 milyon tl matrahın oldu. şahıs şirketiysen 20 milyon için 7.5 milyon tl vergi ödeyeceksin. 10 milyon tl kanunda yazılı yerlere bağış yaparsan 20 milyon tl'den %5 yani 1 milyon TL düşülür. Vergin 19 milyon tl üzerinden 7.1 milyon tl çıkar.

ilk başta 100 milyon tl ciro, 80 milyon tl maliyet sonrasında 7.5 milyon tl vergi. cebinden 7.5 milyon tl çıkacak.

10 milyon tl bağış yaptın. 7.1 milyon tl vergi de ödeyeceksin. ikinci durumda cebinden 17.1 milyon tl çıkacak.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
@gabe teşekkürler açıklama için.
Doğru anlamış mıyım diye sormak istiyorum;

Yani 10 milyon bağışlarsa şirket sadece 400 bin TL şirketin cebinden çıkmamış olacak.
Yani 10 milyon bağışın şirkete maliyeti 9,6 milyon halen.


E ama zenginler vergi düşük gelsin diye bağış yapıyor gibi bir laf var. O çok yanlış bir anlayış mı yoksa o başka bir şey mi?
0
🌸michael_knight
(05.01.26)
zenginler milyar kar edip 50 milyon bağış yapıyor. o da millete çok geliyor.

yoksa vergiyi azaltmak için bağış yapmak diye bir şey yok.

vergiyi azaltmanın en güzel yolu yaptığın işin teşviğinin olması. mesela elektrikli araç şarj istasyonu yapıyorsun, devlet harcamanın %75'ini sana ödüyor. mesela yurt dışında depo kiralıyorsun, devlet kiranın büyük kısmını sana ödüyor.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
Yukarıda güzel anlatılmış bağışı vergiden düşüp kar ediyorlar muhabbeti bir safsata ama şu yönüne bakmak lazım. bir çok şirket kendi kurduğu vakıflara bağış yapar bu sayede para "grup içinde" kalır, sosyal sorumluluk projeleri finanse edilirken vergi matrahı düşürülür. Para dışarı gitmez, sadece kurumun başka bir koluna aktarılmış olur. diğer bir durum da bağışı reklam olarak kullanmaktır. şirketin zaten atıyorum 100 milyon reklam bütçesi vardır, bunun 10 milyonunu doğru yerlere bağış yaparak etkili reklam yapmış olur.
+2
creepy
(05.01.26)
(4)

İnternet bankacılığı fatura ödeme sorunu

gnosis
Bankanın uygulaması üzerinden fatura ödemeye çalışıyorum ama işlem tarihi olarak ileri bir tarih (son ödeme tarihi) görünüyor. Ben bugün ödemek istiyorum. Neden böyle saçma sapan bir uygulama var, ne zamandır var? Sizin de dikkatinizi çekti mi?
Bankanın uygulaması üzerinden fatura ödemeye çalışıyorum ama işlem tarihi olarak ileri bir tarih (son ödeme tarihi) görünüyor. Ben bugün ödemek istiyorum. Neden böyle saçma sapan bir uygulama var, ne zamandır var? Sizin de dikkatinizi çekti mi?
0
gnosis
(05.01.26)
istediğin tarihte odeyebiliyorsun ?
3-4 farlı bankadan ödeme yapıyorum dediğin gibi birşeyle karşılaşmadım, bir şeyi yanlış yapıyorsun talimattan ödeme fatura ödemeden ödemeyi dene hangi banka?
0
eja
(05.01.26)
İş Bankası. Kayıtlı faturalarımdan seçip ödemeye çalışıyorum ama işlem tarihi 19 Ocak görünüyor. Talimat vs yok, kontrol ettim. Her ay başında elektrik, su, internet tek tek "anında fatura öde"den ödüyorum.
0
🌸gnosis
(05.01.26)
faturanin son odeme tarihini aliyor isbankasi. o tarihte de hesaptaki paradan otomatik cekiyor odemeyi. siz manuel odemek istiyorsaniz talimatli faturalarim'a girip talimatli fatura ode seceneginden odeyebilirsiniz.

yalniz bunu yaptiginizda (sanirim su faturasi haric tum faturalarda) 1,5 tl islem ucreti aliyor. kendisi otomatik sistem uzerinden odedigindeyse bu ucreti almiyor. bilginiz olsun.
0
in vino veritas
(05.01.26)
Başka bankadan ödedim.
(⁠╯⁠ರ⁠ ⁠~⁠ ⁠ರ⁠)⁠╯⁠︵⁠ ⁠┻⁠━⁠┻
+1
🌸gnosis
(05.01.26)
(2)

13 yaşında dehb, bugün?

rena
97liyim, 2010 yılında son sbsden 1 ay önce rehberlik öğretmenlerinin yönlendirmesiyle gittiğim psikiyatriden o dönemki adıyla "hiperkinetik bozukluk" tanısı almışım. o dönemleri pek hatırlamıyorum ama ailem 1 ay kullandığımı, ilacın fayda sağlamadığını aksine kötüleştiğimi, doktora danışıp ilacı kes
97liyim, 2010 yılında son sbsden 1 ay önce rehberlik öğretmenlerinin yönlendirmesiyle gittiğim psikiyatriden o dönemki adıyla "hiperkinetik bozukluk" tanısı almışım. o dönemleri pek hatırlamıyorum ama ailem 1 ay kullandığımı, ilacın fayda sağlamadığını aksine kötüleştiğimi, doktora danışıp ilacı kestiklerini söylüyor. lise, üniversite ve iş hayatında hep dikkat eksikliğinin etkilerinden muzdarip oldum. iki bölüm bitirdim, dereceyle mezun oldum, ama sosyal bilimler okuduğum için bitirme tezi ve akademik yazım gibi derslerde çuvalladım, yazamadım bir türlü ittire kaktıra verdiğim makalelerden zar zor ba/bb aldım. o ara yine 2017 gibi üni son senesinde doktora gittim, "çap yapıyorum ortalamalarım gayet iyi ama uzun vadeli işlerde çuvallıyorum, bitirme tezini bir türlü veremiyorum, masanın başına oturamıyorum, dikkatim çok kötü" dedim, devlete gitmiştim, tek dediği "welcome to the world" oldu baktım orta depresif nöbet tanısı koymuş alakasız. iş hayatına atıldım, akademideydim ama hala devam etti, meslek değiştirdim.. gerçekten çözüm bulmak istiyorum ama son doktor deneyimim gereksiz ve çözümsüz kaldığı için şüpheliyim. ayrıca ritalin ve concerta gibi eczanelerde stoğu çok zor ve uyarıcı ilaçların reçete edilmesi durumunda nasıl sürdürülebilir bir tedavi alabilirim bilmiyorum. deneyimi olan, yardımcı olabilecek olan varsa fikirlerinizi almak isterim. teşekkürler..
0
rena
(05.01.26)
Hiçbir tecrübem yok ama anlattıklarına bakılırsa gayet başarılı bir insansın, dehb'si olmayan insanlar her dersten aa veya ba ile geçiyor değiller, öyle sanıyorsan bunu sana dikte edenler iyice saçmalamışlar. Bence dehb problemin olmayabilir bile. Hiç kan değerlerine şöyle ayrıntılı derinlemesine baktırdın mı? İstanbul'da oturuyorsan Balıklı Rum hastanesindeki bir doktordan çok memnun kalmış bir arkadaşım, meğer tek problem vücudumdaki fosfor eksiğiymiş, bunca çektiklerim bi bunun başındaymış demişti. Bence oraya git. Orada yaşamıyorsan da öncelikle aile hekimine gidip kendisini sıkı sıkı kodla, de ki böyleyken böyle, bana yapılabilecek en derin tahlilleri veya en iyi sevki yapar mısın.

Kendini başarısız gibi yazmışsın ama gayet başarılısın, ki bu sadece akademik başarı. Kendini ifaden de çok iyi. Bence önce bi fizyolojik sağlam bir muayene lazım. Boşu boşuna ilaç içme.
0
muhayyer divan
(05.01.26)
cem cerit hocaya mutlaka bir gorunun. istanbul'da degilseniz online da gorusebilirsiniz.
0
arakaali
(05.01.26)
(20)

5 Yaş Çocuk Gece Korkusu

delusione
Merhaba Arkadaşlar,Oğlum 5 yaşında 19 Aralık'ta ateş şikayeti başladı. 20 Aralık gecesi kokarak uyanıp etrafta koşturma, dönme ,ağlama eşlik etti. Boş boş bakıyor çok garip bir durumun içinde bulduk kendimizi. 22 Aralık ta çocuk doktoruna gittik el-ayak hastalığı olduğunu belirtti neyse çocuk şu an
Merhaba Arkadaşlar,

Oğlum 5 yaşında 19 Aralık'ta ateş şikayeti başladı. 20 Aralık gecesi kokarak uyanıp etrafta koşturma, dönme ,ağlama eşlik etti. Boş boş bakıyor çok garip bir durumun içinde bulduk kendimizi. 22 Aralık ta çocuk doktoruna gittik el-ayak hastalığı olduğunu belirtti neyse çocuk şu an 20 Aralık itibari ile her gece korkarak uyanıyor ve garip garip konuşuyor el ayak buz gibi oluyor. Gece terörü ihtimali de elendi kafamızda çünkü ertesi gün hatırlıyor. Akşama doğru iyice huzursuzlanıyor. O mutlu keyifli hali gitti çocuğun.İşi çok metafiziğe vurmak istemiyorum ama konu ile ilgili düşünceniz nedir? Çocukken bende buna benzer bir durum yaşadım ve tıp çaresiz kalıp bir hoca çözmüştü işi ama malum ortalık üç kağıtçı dolu danışabileceğim kimse yok. Lütfen ciddi cevaplar verirseniz sevinirim çok gerginiz bu sebepten dolayı.
-4
delusione
(05.01.26)
öncelikle geçmiş olsun. hastalık dışında aile veya çocuğunuzun yaşamında önemli bir değişiklik oldu mu? Anne baba kavgası, boşanma, dede, anneanne vefatı, ayrılması vb. Bunları düşünün. Lütfen fizyolojik bir rahatsızlığı yoksa bir pedagoga gidin. Hocayla falan olmaz. Ters bir şey söyler daha da kötü olabilir çocuk.Ayrıca burada birisi deneyimini paylaşırsa ihtimal olarak değerlendirin ama tamamen buna odaklanmayın. Her vaka farklıdır.

Bu arada akşama doğru huzursuzlanması gece iyi uyuyamadığından ve yorgunluktan kaynaklanıyordur muhtemelen.
+3
merhum
(05.01.26)
izlediği/duyduğu bir şeyden korkmuş olabilir. o hastalığın verdiği acıdan dolayı da böyle davranıyor olabilir. hastalığı anlamlandıramıyordur ve korkuyordur. geçeceğini ve iyileşeceğini anlatın.

cin diye bir şey yok. şeytan diye bir şey yok. hayalet diye bir şey yok. ruh diye bir şey yok. yıl 2026 ve hepimiz 30 yaş ve üstü insanlarız artık. mantıklı düşünelim. bilime yönelelim.

siz çocukken de muhtemelen ya placebo etkisiyle çözüldü ya da çözüleceği vardı hocaya denk geldi.

çocukla düzgünce oturup konuşun. seni korkutan ne? bir şey mi gördün/duydun? korktuğu zaman ben yanındayım diyin sarılın. sakinleştirici konuşun. uyumadan önce de sakinleştirecek şekilde konuşun, masal okuyun. gerekirse birkaç gece yanında uyuyun vs.

pedagog ile görüşebilirsiniz. en iyi tavsiyeleri o verir ve konuyu çözer.
+17
art cat chocolate
(05.01.26)
ateşten halüsinasyon gördü muhtemelen.

bu arada ben metafiziğin de bu tarz durumlarda gayet işe yaradığına şahit oldum. benim elimdeki egzama da okuyunca geçmişti normalde 1 senedir gitmediğim doktor kalmamıştı ama okuttum ve ertesi gün bitti. her şeyin de ilacı tıp değil.
-12
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
Travmaya sebep olacak bir şey yaşamadı. Zaten inanın sevgi ile büyüyen bir çocuk. Rutin dışında bir şey yaşamadık yaşamadı. Çok uzun süre bir ateşli olma durumu da söz konusu olmadı. İlk etapta el ayak hastalığına bağladık. Sonra buna bağlı gece terörü olabilir diye düşündük. İhtimalleri eledikçe ve gece korkarak kalktığı sırada dua okuduğumda okumamamı istedi.bir kaç kez arada sanki başka biri cevap verir gibi hissettim. Okula gidiyor yeme içme de bir problem yok ama dediğim gibi çocuğun gözünün feri gitti resmen.
-8
🌸delusione
(05.01.26)
Zaten size parayla din satanlardan uzak durun. Korkuyla ilgili birçok dualar var yorumları okuyun işe yarayanları dinletin ya da okuyun kendiniz. Burda bir ablamız 80 yaşında benden enerjik. Duaların sayesinde ayaktayım kızım der hep. Psikolojik etki de olabilir teyzemizin yaşadığı. 80 yaşındaki kadının psikolojisine böyle güzel etki eden şey her neyse ben ona sımsıkı sarılırım.
Tabi siz önce mantıksal sebebi bulup onu da deneyin.
Böyle düşündüm diye de akpli ilan edenleri de Allah a havale ediyorum.
-5
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(05.01.26)
art cat + 1

bir de çocuk tablet veya telefonda bir şeyler izliyor mu? oyun oynuyor mu? izlediği, oynadığı içerikler sizin denetiminiz altında mı? bu tarz bir şeyden etkileniyor olabilir mi?

çocuğum yok ama bazen çocukların izledikleri, oynadıkları içerikleri denk gelip görünce aklım çıkıyor, çok ürkütücü figürler ve kurgular var. çocukların olumsuz etkilenmemesine imkan yok.
+3
Phoebe
(05.01.26)
Tüm ihtimalleri arkadaslar guzelce belirtmis. Ben cin diye bir sey yok +1 demeye geldim. Çocugun belli ki ya fiziksel ya psikolojik bir derdi var. Okulda arkadaslari korkunc hikayeler anlatmis bile olabilir. Boyle safsatalarla daha kötüye gitmesine sebep olmayin. Deneyimli bir uzman yardimi cozum olacaktir
+12
üğpoıuy
(05.01.26)
cevabınızın bir kısmında sanki gereksiz bir detaymış gibi "okula gidiyor" diye bahsetmişsiniz ama bence bu çok önemli bir detay. okulda bir şey oluyor mu diye araştırdınız mı? öğretmenleriyle davranış değişikliğini konuştunuz mu? onlar da gözlemlemiş mi? okuluyla da iletişime geçip pedagogla görüştürebilirsiniz. gerekirse de üniversite hastanesine gidebilirsiniz. açıkçası sizin bir cevabınız da çok endişe verici:

"İhtimalleri eledikçe ve gece korkarak kalktığı sırada dua okuduğumda okumamamı istedi.bir kaç kez arada sanki başka biri cevap verir gibi hissettim."

batıl inancınızla çocuğu etkiliyorsunuz muhtemelen. hatta ona farklı biri gibi bile davranıyor olabilirsiniz. sizin de profesyonel destek almanız hem size hem de çocuğa faydalı olur. belli ki çocuğunuzu çok seviyorsunuz ama yöntemleriniz yanlış olabilir.
+12
eileengray
(05.01.26)
inançlı bir insanım lakin işi hemen cine toniğe bağlamanın mantığını anlayamadım.


cinin işi yok da gelecek size musallat olacak. doğru düzgün bir doktora götürün çocuğu. tablette telefonda bir şey görmüştür arkadaşları anlatmıştır. karşınıza alıp sormadan kafanızda kurmanız şaşırttı.

böyle şeyler bu tip şeyleri çok düşünenin başına gelir derler. aklınıza gelen ilk ihtimal neden metafizik? tıp çok gelişti
+2
Hallegadola
(05.01.26)
evde sürekli inşirah suresi açık kalsın youtube üzerinden birkaç gün. allah şifa versin.
-6
summerjam0306
(05.01.26)
dua olayı aslında tamamen placebo etkisi.

dünya üzerinde bir sürü din var. herkes kendi dini inancına göre dua ediyor ve duasının karşılık bulduğunu söylüyor, buna inanıyor. herkes kendi tanrısının "tek" doğru olan olduğunu söylüyor ama herkesin de duası işe yarıyor ne hikmetse. :)

çocuğa geçmiş olsun demeyi unutmuşum. geçmiş olsun.
+7
art cat chocolate
(05.01.26)
odası çok sıcak mı?
sıcaklık yorgan bunalmada bu tip şeyler yapıyor, bir kaç gün peteği kapasanız çok sıkı giyinmeden serin yatsa, birazda sizin çocuğu ferahlatmanız önemli mesela bak bu akşam peteği kapatıcaz çok rahat yatıcaksın derseniz koşullanması gider.
0
eja
(05.01.26)
Ateşli hastalıklardan sonra böyle şeyler olabilir tıpta bunun örnekleri var. Epstein barr virüsü sonrası Alice in wonderland sendromu diye bir rahatsızlık oluşabiliyor mesela, okuyun bakalım bir sizin duruma uyuyor mu

pmc.ncbi.nlm.nih.gov

2 3 hafta belki 1 ay sonra geçiyor diye biliyorum. Bence ateşliyken gördüğü rüyalar etkilemiş olabilir, bir süre gözlemleyin geçmezse yine değerlendirir siniz bir pedagog ile
0
kullanicadi
(05.01.26)
tibba caresiz kalabilecegi kadar sans vermemissiniz sanki, bir pedagogdan destek alsaniz metafizige kaymadan once, cocuk icin daha faydali olur sanirim. arkadaslarin dedigi gibi okulda arkadaslarindan (ya da ekran saati varsa izledigi seylerden) duydugu bir seylerden etkilenmistir bence de. madem hatirliyor geceleri yasananlari, gunduz normal bir ruh halindeyken de konusup dertlesmeyi deneyebilirsiniz bir de. ne hissediyor ne yasiyor anlatir belki?

edit: cok gecmis olsun yavruya, umarim en kisa zamanda normal hayatiniza donersiniz.
+4
in vino veritas
(05.01.26)
cok gecmis olsun. oncelikle gitmediyseniz noroloji poliklinigine gidin, bu sikayetleri anlatin. yardimci olmalari lazim.
+1
tahtakafa
(05.01.26)
geçmiş olsun.travma yaşayıp yaşamadığına siz değil psikolog veya psikiyatrist karar versin. 5 yaş çocuğu okulda yaşadığını evde farklı şekilde anlatabilir. etkilenip etkilnemediği de belli durumlarda belli olur.
+2
mikahakkinen
(05.01.26)
çok geçmiş olsun
metafizikle alakası yok +1
siz arapça dua okumaya başlayınca çocuk iyice korkmuştur o yüzden okumanı istememiştir çok normal değil mi annesinin hiç anlamadığı dilde bir şeyler söylemesinden korkması.
+7
Sadece soruyorum
(05.01.26)
gerçekçi olmayan korkularınızı (cin-peri) içselleştirerek çocuğa yansıtmanız işleri daha da çıkmaza sokar.
+8
orpheus
(05.01.26)
Geçenlerde birisi de evinde tuhaf şeyler olduğunu yazmıştı. Herkes hava kalitesini ölçtür demişti. Carbondioksit çoğalınca inananlar tuhaf şeyler yaşayabilir dendi. Gece yatmadan bir havalandırın olmadi. Hava sirkülasyonu mu yok?
0
bir varmis bir yokmus
(05.01.26)
Arkadaşlar hepinize teşekkür ederim. Dün gece çok şükür yaşamadık. Bir arkadaş özelden belirtmiş benzer bir durumu. Bu arada çocuğu doktora götürüyoruz tabi ki. İlk defa böyle bir durum ile karşılaştığımız için her ihtimal aklınıza gelebiliyor. Son ihtimali de elemiş olduk. Süreci takip edeceğiz.
0
🌸delusione
(06.01.26)
(5)

9" android auto destekli araç multimedya önerisi

konetsu
alıp kullandığınız memnun kaldığınız bi ürün var mı? piyasada ram-rom için 8-128 6-64 4-64 4-32 vs. diyenler dolu 8 çekirdek işlemci diyenler var vs. ama fiyatlara bakınca çoğu fake spectir gibi. android auto olduktan sonra işlem gücü çok önemli olmayacağından 2-32 bi 4 çekirdekli cihaz bile yeterli
alıp kullandığınız memnun kaldığınız bi ürün var mı? piyasada ram-rom için 8-128 6-64 4-64 4-32 vs. diyenler dolu 8 çekirdek işlemci diyenler var vs. ama fiyatlara bakınca çoğu fake spectir gibi. android auto olduktan sonra işlem gücü çok önemli olmayacağından 2-32 bi 4 çekirdekli cihaz bile yeterli olabilir ki bence bunların da büyük kısmı o seviyelerdedir...

mümkünse fake spec olmayan ne yazıyorsa o olan, android auto'yu sorunsuz kullandığınız bir ürün önerebilir misiniz? üzerindeki mikrofon da iyi mi kötü mü araç içinde görüşme deneyiminiz nasıl vs. yorumlarsanız... eğer gerçekten 4-64 vs. olan bi ürün varsa bu tarz gerçekten ortalama üstü olan ürünleri de önerebilirsiniz. ama bütçeyi çok zorlamasın pioneer alpine clarion vs. alamam 6-6.5k kadar diyelim max.

standart 9" trapezoid şekilli olanlardan lazım üstü 23 altı 22cm kenarı 13cm civarı olan.
araç için uygun çerçevenin siparişini ayrıca verdim.
0
konetsu
(05.01.26)
fake spec olup olmadığını cihazı söküp ana karta bakarak anlayabilirsin.

Anakarta ulaşmak için sadece arka kasayı sökmek yeterli oluyor, alırken dükkanda açtırıp kontrol edebilirsin. Orada etiket oluyor, etikette özellikleri yazıyor.

mikrofon konusunda da cihazın extra kablolu bir mikrofonu oluyor fakat montaj yaptırdığım yer o mikrofonların, cihazın kendi üzerindekinden daha az ses aldığı için takmamak daha iyi demişti. takmadan kullandım bir sıkıntı yaşamadım.

android auto kullanacak olsan da 6-8gb ram altını almamanı tavsiye ederim. cihazın kendisi ağır çalışabilir.
Gümrük sınırı 30 euroya düşmeden önce aliexpresten 8-128 sipariş etmiştim çok memnundum, sattığım arabada kaldı.
0
duyuruuser
(05.01.26)
duyuruuser o kadar şeye gerek yok ya. cihaz depolamasını dolduracak kadar veri atsan geri çeksen dosyalar bozulmuşsa fakedir. android 14 diyorsa sen android 14 frameworkü gerektirecek bi apk kurmaya kalktığında kuramıyorsa android versiyonu fakedir. hani bi şekilde kontrol uygulamalarını atlatıyorlar da hiç sökmeden basit böyle anlaşılır.

zaten android sürümü ve depolama kapasitesi doğruysa gerisinde hile hurda çıkma ihtimali de düşük rami direkt böyle test etmek zor ama biraz common sense işin kalan kısmı.

gerçek 4 ram olsa bence ideal ya 6-8 overkill kaçar. benim 4gb ramli snapdragon 835 nokia 8 hala akıcı hatta annemin 8gb ramli yeni redmisinden bariz daha iyi. soc asıl etken performans gerektiren durumlarda. 6-8gb ramli de olsa multimedya cihazında güçlü soc kullananı zor bulursun o cihazlardaki soc de 4gb ramle de 6gb ramle de aşağı yukarı aynı performansı verir. ram ihtiyacından fazlası boşta durduğunda ek bi performans vermiyor, donanımın kalan kısmı da o kadar rami işleyecek durumlarda zaten sınırlayıcı faktör olur.


baktım emrgarage diye bi yer varmış uzun zamandır bu işleri yapan. 5 yıl öncesinden bile yorumlar var. youtube insta vs. bayağı takipçi kasmışlar genel olarak yorumlar da iyi gibi. olumsuz yorumlar daha çok eksik ürün yanlış ürün çerçeve iyi oturmadı gibi şeylerden sahte spec konusunda şikayet gözüme çarpmadı.
hatta kendileri şöyle bi video bile paylaşmış www.youtube.com

denemeye değebilir sanırım, olmadı en kötü thh filan uğraşır iadesini yaparım.
0
🌸konetsu
(05.01.26)
aslında arka kasayı söküp kontrol etmek, veri atmasını beklemekten ve diğer test işlemlerinden daha kısa sürer diye bunu yazdım. açıp kapatmak max 5 dk almaz.

4gb olduğunu iddia eden cihazları da denedim hafif takılarak çalıştıklarını gördüm.
benim 8gb ramlı cihazı tablet gibi kullandım ben. Telefonun internetini bağlayıp genelde cihazın üzerinden yandex map ya da google map kullanıyordum, uzun yolda da ekranı ikiye bölüp trafik radar uygulamaları açık oluyordu.

her ne kadar kullanmam desende bazen telefonun şarjı az oluyor, uzun yola, kampa vs. gidiyosun online/offline navigasyon ihtiyacı oluyor.

depolama alanına ihtiyaç yok. ama ram yüksek olursa iyi olur tabi tercih senin.
0
duyuruuser
(05.01.26)
emr'den uzak durun, en önemli kısmı bu.
0
584
(05.01.26)
@584 ne sıkıntı yaşadın? sattıkları ürünler mi kötü yoksa başka bir konuda mı? benim için önemli olan sadece tablet kısmı çerçeveyi filan dediğim gibi ayrıca aldım çerçeve uyumu eksik parça şu bu çok önemli değil montajı da kendim yapacağım işçilik de önemli değil. fimex marka bi ürün önerdiler.
0
🌸konetsu
(05.01.26)
(3)

terapist seçmek

sorucu
diyelim ki psikoterapiye başlamak istiyorsunuz. yeni bir terapist bulmanız lazım. ölçütleriniz ne olurdu? benim toparlayabildiğim ölçütler şunlar.1. Lisansı nereden?. Apartman altı bir üniversite mezunu ise geç. Herhangi bir devlet üniversitesi olur. Özellerden ise bilinen bir üni vs. Belki çok yanl
diyelim ki psikoterapiye başlamak istiyorsunuz. yeni bir terapist bulmanız lazım. ölçütleriniz ne olurdu? benim toparlayabildiğim ölçütler şunlar.

1. Lisansı nereden?. Apartman altı bir üniversite mezunu ise geç. Herhangi bir devlet üniversitesi olur. Özellerden ise bilinen bir üni vs. Belki çok yanlış bir ölçüt, belki o elediğim yerlerden de çok iyi psikologlar çıkıyordur. Ama ne yapayım başka ölçüt yok elimde.
2. Yüksek yapmış mı? Süpervizyon vs.
3. Şimdi esas meseleye gelelim. Doktortakvimi.com var. Biliyorsunuz sadece olumlu yorumlar yayınlanıyor. Olumsuzlar siliniyor. Googledan olumsuz yorum yapılıyor bazen. Yani olumsuz yorumu yapan da muhakkak haklıdır diye bir şey yok belki çarpıtıyor da olabilir. Ama onca olumlu yorumun ardından bir olumsuz yorum bile görünce insan açıkçası boşver diyor.

Her türlü tavsiyeye açığım.

Ola ki ilgilenen vardır diye yazayım. Psikodinamik çalışmak istiyorum. Ve terapistin erkek olması önemli.
0
sorucu
(04.01.26)
Bir psikoloğun terapi için yetkinliği olup olmadığını anlamanın en kısa yolu sanırım klinik psikolojide yüksek lisansı olması. Bu olmadan terapi eğitimleri alarak da terapist olunabiliyor ancak yüksek lisansını ne üstüne yaptığını teyit etmek çok daha kolay.

Ondan sonra varsa makale, yayın, bildiri ve seminer, konferans aktivitelerine bakarım internetten. Burada da benim terapiste gitmek istediğim sebeple alakalı bir alanda mı uzmanlaşmış onu anlamaya çalışırım. Atıyorum bütün profesyonel etkinliği bağımlılıklarla alakalı birine alakasız başka bir travma sebebiyle gitmezdim. Eğer hiçbir akademik ve profesyonel aktivitesi yoksa muhtemelen zaten gitmem.

İnsanların yorumlarına bakmayın bence zaten. İnternette olayı kavrayamamış insanların manasız yorumları dolu. Her şeyde böyle bu, en basitinden geçenlerde ekran jelatinine yorum atmış biri cam değil bu incecik bir şey geldi almayın diyor, başlıkta jelatin yazıyor zaten.... Her alanda sıkıntı büyük insanımızda.
+2
akhenaten
(04.01.26)
Yazılanlara ilave olarak;

Lisansının psikoloji olmasına muhakkak dikkat edilmeli. Çok alakasız lisans bölümü üzerine de klinik psikoloji lisansı yapılabiliyor maalesef.

Ünvanı da psikolog olmalı, psikolojik danışman değil. Psikolojik danışmanlar rehberlik ve danışmanlık mezunu oluyorlar, çocuk ve ergenler için olabilir ama yetişkinler için bence psikoloji lisansı şart. İnternetten psikolog, psikolojik danışman, psikoterapist vb kavramların farklarını okuyup anlamak lazım.

Uzmanlaştığı alanlar var mı, mesleki sertifikalar vb almış mı, aldıysa nerelerden almış vb konulara da dikkat edilebilir.

Sosyal medya kullanıyor mu, nasıl kullanıyor, bilgilendirme postları mı var yoksa tıklanmak için mi içerik üretiyor sadece.
0
Phoebe
(05.01.26)
Psikoloji okumuş şuan doktora da yapan biri olarak söylüyorum psikoterapistler hikayedir.

Elbette gidince rahatlarsınız. Stresiniz azalır. Ama çok uzun sürede davranış değişikliği, olumlu yönde duygu değişikliği açısından çok az yol katettirirler. Bu onların işine gelir çünkü. Ve en önemlisi yapılması gerekenleri hayatınızda yapmadıkça yaşam düzenlemelerini yapmadığınız aksiyon almadığınız sürece terapi de terapist te %95 işe yaramaz. Yüzde 5'lik kısım işte o omuzunuzdan yük kalkıyor gibi hissettiğiniz geçici kısımdır.

Masaj terapisi alınca da hatta belki çok daha fazla rahatlamış hissedersiniz. Bundan bir farkı yok. Ama altta yatan kronik sorunu çözmedikçe terapi yüzeyin tozunu alır sadece...

Siz daha çok hayat yaşam disiplininizi arttıracak ne bileyim savunma sporlarına yazılın mesela. Ya da sizi disipline edecek duygu kontrolünüzü arttıracak duygularınızı boşaltmanızı ifade etmenizi sağlayacak farklı şeyler deneyin. Heykel olur müzik olur resim olur.

Yine de gidecekseniz ihtiyacınız varsa önce bir psikiyatriste sonrasında da,

-klinik psikolog olan, en az 35 yaş üstü mesleki deneyimi 10 yıl üzerinde olan birine gidin. Tercihen BDT çalışan, ya da çözüm odaklı, ya da sistem terapisi aile terapisi çalışan birilerine gidin derim.

Geçmiş olsun.
+1
psmstc
(05.01.26)
(1)

Yurtdışına DNA testi gönderimi

demetrius
24genetics şirketinden aldığım DNA kitini doldurup geri göndermek istediğimde PTT memuru paketin üzerinde yazanı görünce PTT'nin DNA örneği taşımadığını, başka kargo şirketlerinde de problem olabileceğini söyledi. Bu konuda deneyimi olan varsa yeşillendirebilirse çok makbule geçer.
24genetics şirketinden aldığım DNA kitini doldurup geri göndermek istediğimde PTT memuru paketin üzerinde yazanı görünce PTT'nin DNA örneği taşımadığını, başka kargo şirketlerinde de problem olabileceğini söyledi. Bu konuda deneyimi olan varsa yeşillendirebilirse çok makbule geçer.
0
demetrius
(04.01.26)
Marken (UPS şirketi) veya DHL ile biyolojik materyal olduğunu belirterek gönderebilirsiniz. DHL ile gönderim daha kolay olabilir, Marken genelde anlaşmalı çalışıyor diye biliyorum bireysel gönderinizi almayabilir, emin değilim.

Biyolojik materyallerin gönderimi için özel taşıma regülasyonları var.
0
solitude ov the lonliest star
(04.01.26)
(14)

sürükleyici çerezlik roman

bloodymoon
en son beğenerek okuduğunuz neler var(sadece roman soruyorum, tarz fark etmez; polisiye, tarihi, aksiyon, fantastik, gizem, romantik... hepsi ok. lütfen tutup da garcia marquez vb önermeyin, tmm siz entelsiniz ama ben çerezlik arıyorum)
en son beğenerek okuduğunuz neler var

(sadece roman soruyorum, tarz fark etmez; polisiye, tarihi, aksiyon, fantastik, gizem, romantik... hepsi ok. lütfen tutup da garcia marquez vb önermeyin, tmm siz entelsiniz ama ben çerezlik arıyorum)
0
bloodymoon
(04.01.26)
okumuşsunuzdur ama zorba derim. birde izanın şarkısı.
+1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(04.01.26)
Okuyup beğenmezsen kitabın parasını ben ödeyeceğim.

www.kitapyurdu.com
0
Mirket
(04.01.26)
ben cok sevmem ama celil oker kitaplarini deneyebilirsiniz.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.01.26)
Mary Doria Russell - Serçe
0
beatbox yapan metalci
(04.01.26)
Romain Gray- Onca yoksulluk varken
+2
Amaranta ursula
(04.01.26)
Suat Kozluklu - Kam Davası

2 kitaptan oluşan bi seri. Toplamda 771 sayfa mı neydi sanırım.
Çok severek okudum. Uzun ama sürükleyiciydi.
0
matilda
(04.01.26)
Çağatay Yaşmut'un Komiser Galip serisi. Bir tanesini elime alınca genelde hızlıca bitiriyorum. Mekan da İstanbul, Kadıköy falan. Hoşuma gidiyor.
0
lamaga
(04.01.26)
celil oker kitaplarini sevmiştim. Keşke daha fazla olsaydı ://

Çağatay Yaşmut'un tek bir kitabını okudum seneler önce, hiç beğenmedim. Bir daha da okumadım.

Tess Gerritsen'in Rizzoli & Isles kitap serisi güzel. Cidden kafa dağıtır.
0
put it in your appropriate place
(04.01.26)
İhsan oktay anar ve ahmet hamdi tanpınar okuması bence müthiş sürükleyici
+1
benim bir gizli bildiğim var
(05.01.26)
Yırtıcı Kuşlar Zamanı/Ahmet Ümit
0
ekimoloji
(05.01.26)
Richard Osman'ın kitapları tam olarak bu kategoride; eğlenceli, sürükleyici ve çok uzun değiller.
+1
salihdt
(05.01.26)
elorelia
(05.01.26)
en son ne olacak acaba diye sürekli okuma fırsatı kolladığım kitaplar şunlar

-katre-i matem, iskender pala
-deli kurt, hüseyin nihal atsız
-kelebek, henri charriere
-dublörün dilamması, murat menteş
-(bunu yazmasam olmaz) kuyucaklı yusuf, sabahattin ali
0
antihero
(05.01.26)
haruki murakami kitapları öyle ya aşırı akıyor. normalde çok kitap okuyan biri değilim ben bile çok hızlı okıyup bitiyorum. fantastik ögeler baya fazla, olaylar aşırı gizemli merak ediyosun. dili de çok sade.
0
Sadece soruyorum
(05.01.26)
(7)

özgür demirtaş'ın olayı ne?

biseysorcaktim
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü
dikkat çekmeye çalışan liseli gibi davranıyor.
artık pek saygı duyulan biri değil sanırım.
eskiden de saygı duyulmuyordu demeyin, 2020 civarında youtube'da temel ekonomi videoları paylaşıyordu. herkes için ekonomi gibiydi o videolar. kimisi "thank you captain obvious" şeklinde dalga geçiyordu bugünkü kadar aptalca konuşmuyordu bence.

venezuela ve bir kaç ülke için abd mandası olsunlar, ekonomik açıdan daha iyi olur tüm dünya kazanır demiş. abd'nin yaptıklarını bilerek ya da bilmeyerek onaylayan bir şey bu.
kaldı ki bunu sıradan vatandaş söylese ya da bir venezuela vatandaşı söylese hadi neyse.

bilimsel ve iktisadi açıdan haklı da olabilir bu arada, bilmiyorum. belki makul argumanları vardır.

ama durduk yere neden mandalığı savunup onu meşru göstermeye çalışıyorsun ki?

kaldı ki aptallık noktasında bu ilk vukuatı değil. 2020'deki videoları bir yana -ki belki şimdi izlesem beğenmem bilmiyorum- sonraki tavırları başka bir yana. üstelik bir kaç sene önce "sosyal medya benlik değil, bir şey diyorum yanlış anlıyorlar artık bağımı kopardım" demişken.

ne yapıyor, amacı olayı ne? gerçekten özgürce düşüncelerini mi ifade ediyor, yoksa bir şekilde linç de olsa etkileşim almanın faydası mı var. bu yazdığı ile dalga geçileceğini hatta linçleneceğini düşünmemiş miydi
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Bence hem dikkat çekmek istiyor hem de ben sürüden değilim, bambaşka bir düşünce yapım var şeklinde hissediyor.
Böyle başarılı, ünlü ve etkili olunca insanın etrafında saçmalamamasını söyleyen kimse kalmıyor veya dinlemiyor herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
şaklaban. ilgi arıyor. hep böyleydi. bi şey bildiğini sanıyor.
+1
jelly bear
(04.01.26)
gündemden ekonomiden ziyade ilk amacı her zaman sosyal medyada daha çok popülerlik,reklam ,tıklanma almaktı.
+2
essoist
(05.01.26)
taktiği işe yarıyor ki, kendisinden çok daha yetkin prof'lar cok daha az kazanıyor aynı işlere
0
monicapp
(05.01.26)
Necmettin Batırel'in şakkadanak videosundaki mimikleriyle kitlelere yayıldı, o dönemki enflasyonist ortamda kitlelerin duymak istediğini söylediği için popüler oldu. Her bir anda popüler olan tip gibi kafayı yedi. Sırtını bir kitleye dayayıp, karşı taraftan da nefret etkileşimi toplayarak ününü koruma derdinde.

Benzeri tıp alanında Oytun Erbaş'ta da var. Pandemi öncesinde tus eğitmenliği yapan, tusta her sene dereceye girdiği için popüler olan, iyi kötü bilimsel bir kariyer kovalayan biriyken, pandemiyle popülerliğin tadına varınca kafayı kırdı ve bilimsel yayınları da predatör dergilerde yayımlatarak hem akademide hem televizyonda etik dışı ve salakça yollara kaydı
+1
nundu
(05.01.26)
Tıpta oytun erbaş neyse ekonomide kendisi o. Yavaş yavaş kafayı yediler, önünü alamadık.
Geçenlerde de yabancı hesabın yazısını Türkçe yazıp yakalandiydi. Işte bunu seven binlerce insan var, adam tam bir sosyal medya ekonomisti, nabza göre şerbet. Bugün Trumpci olur yarin putinci. Ne kaba koyarsan onun şeklini alıyor.
0
logisticsmanager
(05.01.26)
kabaca abd cevresindeki ulkeler abd'nin eyaleti olsun seklinde sacma bir aciklama yapti. ardindan oyle demek istemedim, su soyle degil, bu boyle degil falan seklinde aciklamalar yapti. bu tarz konularda hep kurban psikolojisine girip yanlis anlasildim diyor, aslinda daha da kotusu siz salaksiniz, anlamiyorsunuz demeye getiriyor.

amaci belli, gundeme gelmek. sonucta o da bir insan. fakat bu kadar egitimli, varlikli, gormus gecirmis bir insanin sosyal medyayla bu kadar kafayi siyirmis olmasi bana garip geliyor. sen koskoca prof'sun abi, en iyi unilerde okuyup calismissin, varlikli da bir insansin, gidip de her hiyarim var diyene tuzlukla kosmak nedir? bildigin 3 takipcisi olan anonim hesabi retweet edip cevap veriyor, onu rezil etmeye calisiyor, kavgaya girisiyor. takintili bir insan. elestiriye hic dayanamiyor, cik da ben bilmiyormusum, hata etmisim de konu kapansin.
+1
Sour
(05.01.26)
(6)

Kadikoy Belediyesi otopark odemesi

narod
Bugun Suadiye'de arabanin camina otopark fişini ilistirmis adam. Park ederken yoktu, giderken de yoktu. Nereye odeyecegim ben bunu. Internette bakindim bi sey bulamadim.Bi de pazar gunu calisiyo muydu bunlar ya?
Bugun Suadiye'de arabanin camina otopark fişini ilistirmis adam. Park ederken yoktu, giderken de yoktu. Nereye odeyecegim ben bunu. Internette bakindim bi sey bulamadim.

Bi de pazar gunu calisiyo muydu bunlar ya?
0
narod
(04.01.26)
Odemeyin canim pazar pazar ne park parasiymis, iyice zivanadan ciktilar. Yasal bir yaptirimi yok kafaniza takmaniz gereken bir sey degil, bir daha denk gelirse kendileri isterler, istemedikleri surece de vermeyin bence.
0
bosver nicki
(04.01.26)
benim de başıma gelmişti.
online ödenir sanmıştım, sonra çağrı merkezini aradım. "ceza yazılan sokağa gidin, o sokakta değilse bile üstünde altında muhakkak bir otopark görevlisi vardır sokakta gezen, ona ödeme yapacaksınız" dediler. sonra trafikte yarım harcayarak geri döndüm. görevliyi bulamadım. bir kaç vatandaşa sordum nasıl ödeneceğini "boşver ödeme" dediler. gönüllül esasına göre mi ödeniyor anlamadım.
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Yahu görevli yoksa İspark'a bile ödemiyorum. Yarım saat görevli arayacak kadar vaktim de olmuyor genelde. Bir cezası falan da yok.

Bariyerli otopark değilse ödemiyorum kardeşim diyip giden de var kaç kere denk geldim. Üzerimde nakit yok, kart da yok napacaksın polis mi çağıracaksın dedi bastı gitti adam.
0
chicha_v2
(04.01.26)
Odeme hacı. Cok istekli gordum seni, yapma. Arac satista noterde bile cikmiyor.
0
duster
(04.01.26)
benim heralde 7-8bin tl civarı borcum vardır. Herhangi bir vergi borcunu 1 gün bile geciktirmeyen bir insan olarak bu borç beni gram rahatsız etmiyor. Çünkü yapılmaya çalışılan uygulama düpedüz soygun. Ödememek için ekstra bir çaba sarf etmiyorum ama aynı şekilde ödemek için de bir çaba sarf etmiyorum. Park ederken görevlilerden birine denk geldiğimde "abi çok borç birikmiş, onları da çekeyim mi?" diyor. Yok diyorum kalsın. Adam da peki diyor. Önceki araçlarımın da en az 3-5bin tl borcu varken sattım. Söylendiği gibi satışta falan çıkmıyor.
0
mutantking
(05.01.26)
kanunda karşılığı yok yakalanırsan ödüyorsun.bir dahaki aprkta şu kadar borcunuz var alayım mı diye sorarlar o zaman istersen ödersin.
0
deepex
(05.01.26)
(10)

Bilgisayar aksamı olmadan üretilen araba var mı?

muhayyer divan
Ülkemizde tabii. Yani mesela arabanın 10 bin bakımı geldi, servise gitmedim diye kilitlenen araba istemiyorum. Ya da ne bileyim uzaktan kontrol edilebilen araba istemiyorum. Ülkemizde böyle araba var mı, sıfır alınabilecek? Yani bazı konforları da olsun elbette, klimasız olmaz mesela, son modellerde
Ülkemizde tabii.

Yani mesela arabanın 10 bin bakımı geldi, servise gitmedim diye kilitlenen araba istemiyorum. Ya da ne bileyim uzaktan kontrol edilebilen araba istemiyorum. Ülkemizde böyle araba var mı, sıfır alınabilecek? Yani bazı konforları da olsun elbette, klimasız olmaz mesela, son modellerde ne var bilmiyorum gerçi ama. (Bizim araba 94 model doğan slx, ilk sahibiyiz ve araba çürümek üzere, onun için soruyorum bunları)
0
muhayyer divan
(04.01.26)
Servise gitmedin diye kitlenen arabayı yeni duydum.

İlk olarak, bilgisayar olmayan arabadan hayır gelmez, hiçbir işe yaramaz. İnsanlar eski arabaların bilgisayarsız olduğunu falan sanıyor ama alakası yok.

2000lerden önce beri arabalarda bilgisayar var ve arabanın stabil olmasını sağlayan şey de bilgisayar.

Mesela gaz pedalı. Siz gaz pedalına basınca arabaya daha çok yakıt gitmiyor. Hatta ve hatta gaz pedalının mekanik bir bağlantısı yok. Sadece ne kadar basıldığını ölçen sensör var. Bu sensör arabanın ecu’suna (engine computer unit) ne kadar bastığınızı söylüyor. ECU kendi karar veriyor ne kadar yakıtın motora gideceğine.

Şöyle bir senaryo düşünün. Araba 4. Viteste, 4000 devirde 100 ile gidiyor olsun. Sizce yokuş çıkarken, inerken, düz yolda araç aynı yakıtı mı yakıyor?

Araç 4000 devirde gittiği için trigger kayışı pistonları her durumda aynı miktarda açıp kapıyor. Araba da ECU ‘su olmasaydı, hem yokuşta hem inerken hem de düz yolda araba aynı miktarda yakıt gönderirdi. Bu da felaket olurdu, çünkü yokuşta çok fazla tork gerekiyor. ECU, motorun tork üretemediğini görünce daha fazla yakıt gönderiyor.

Yokuş inerken de tam tersi. Çok dik bir yokuş inin. Gaz pedalına dibine kadar basın. Eğer zaten çok yüksek tork varsa motorda, ECU bir gram yakıt göndermiyor motora.

Keza abs, esp gibi sistemler full bilgisayara bağlı.

Yani bilgisyarsız araba mümkün değil. Yolda gitmez en basitinden.
+3
substituent
(04.01.26)
Bizim araba da mı bilgisayarlı?? 😮😮😮
-2
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Şunu söyleyim önce, bilgisayarsız arabalar elbette vardı, ama bilgisayarlı arabalar 90larda bile vardı. Onu demek istemiştim.

Doğan slx için şimdi baktım, enjektörlü ise ECU olduğu yazıyor, karbüratörlü ise bilgisayarsız olduğu yazıyor.
+2
substituent
(04.01.26)
Bizde karbüratör var bildiğim kadarıyla 1993 Ekim ayında trafiğe çıktı. Meme falan yapıyor 😁😁

Bahsettiğim servise gitmeyince çalışmayan araba şeysini galiba Toyota markası için mi ne duymuştum. Belki üst segmentler için geçerlidir bilmiyorum ama böyle şeyler var sanırım, yani ben Toyota olsam yapmaya kalkışırım 😁

Neyi kastettiğimi anlatabildim mi peki, benim irademi yok sayacak bir teknoloji istemiyorum arabada.
-3
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Evet anladım ama günümüz araçları için tam olarak öyle bir şey yok, ama yakınları var.

Modern araçları hiç bilmiyorum, kullanmadım/görmedim. Ama mesela babamın aracı Dacia Logan 2014. O dediğinize yakın biraz. Aracın bilgisayar aksamı var, ama dediğiniz o tarz şeyler yok.

Tabii geçen şöyle bir şey oldu. Arabada hiç sorun yokken 80le giderken bir anda arabadan beep diye ses gelip araba kendini kapattı. Hemen sağa çektim. Tekrar arabayı çalıştırmayı denedim, çalışmadı. Marş da basıyor sesi çok sağlıklı. Göstergede bir işaret çıktı. Neymiş ne değilmiş baktım, mazotta su göstergesi işaretiymiş.

Araç mazotta su algılamış, bu yüzden motora yakıt kesinlikle göndermiyor. Motora yakıt gönderse araç çalışacak yani.

Mazotta su yokmuş bu arada, araç 980bin km de olduğu için bayağı eskidi her şeyi, beyine giden bazı kablolarlarda kısa devre olmuş. Yaptırdık, düzeldi her şey.

Ama gerçekten yakıtta su olsaydı, motorun hayatını kurtarırmış. Çünkü dizel motora yakıt girince enjektörleri mahvediyor.

Son model araçlarda belki marş bile basmaz araba. Zaten motora yakıt gitmeyecek, bari kullanıcı marş basıp boşuna aküyü tüketmesin, diye.

Aslında hepsi kullanıcıyı korumak için var.
+1
substituent
(04.01.26)
Elbette kullanıcının korunması için, doğru ama mesela (nerede oturuyorsun bilmiyorum ama) şehrin en büyük anayollarından birinde 90'la giderken birden arabayı durdurması deyince aklıma yolun ortasında kalakalmak geliyor ki bu da çok tehlikeli bir durum, ben trafik kilitlendiğinde debriyaj fren debriyaj fren uğraşmaktan bacak kaslarıma ve ayağıma kramp girip Eskişehir yolunun en civcivli yerinde ortada kalmış insanım, bak bunun arabayla da alakası yok tamamen kendi sağlık problemim. Ama tepeme bir de böyle şeyler binerse artık yangın var deyip kaçarım herhalde. Kastettiğim bu.

Yani evet motoru korusun ama beni de korusun, o dediğin nasıl bir işlem, mesela "10 dk içinde kenara çekin" gibi bir uyarı veriyor mu, vermiyorsa nasıl durdu araba ne yaptın çok merak ettim şimdi.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Yok bildiğiniz arabayla giderken bir anda araçtan beep diye ses geldi ve araba gaz yemedi. Motor devri düşmeye başladı. Hemen sağa çekip güvenli bir şekilde durdum.

Araçta öyle yazı yazacak bir ekran yok zaten. Mazot su var göstergesi yandı sadece.
+1
substituent
(05.01.26)
ECU olmayan arac artik yok.
servise gitmedigin icin kitlenen arac yok, servis resetleme isi zor degil.
arac icin olumcul bir durum varsa motoru kitliyor modern araclar, bu benim de basima bir kere geldi ama cok cok nadir bir durum. bir sensor erimis motorda, ondan sinyal alamayinca motoru kitlemisti. yolda kaldim, servise cektirdim.

yeni dunya duzeni boyle. yok bunlara bulasamam diyorsa 30+ yasinda arac alman lazim.
+2
cooperr
(05.01.26)
sanırım sıfır lada nivalar hala karbüratörlü, ecu olmama ihtimali var. ama yakıt fazladır onlarda da.

o kadar ince elemeye gerek yok. ortalama bi araç alacaksan en çok satılan neyse onu al geç.
+1
antihero
(05.01.26)
2024 temmuz ayından itibaren ülkemizde satılan sıfır araçlarda şerit takip, çarpışma önleme sistemi vb. gibi sistemler tüm araçlarda zorunlu kılındı. Dolayısıyla öyle bir araç bulmanız artık mümkün değil. Yukardaki yazarların da bahsettiği gibi ancak 95 öncesi araçlarda minimum elektrik/elektronik aksam bulabilirsiniz.
0
mutantking
(05.01.26)
(24)

Duyuru kadınlarına: bir yüzüğe en çok kaç lira verirsiniz?

muhayyer divan
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
Bir yüzük var çok çok çok beğendim. Yüzük partner hediyesi tipinde bir yüzük ama bana göre isteyen istediğini takmalıdır, bence yani (evet partnerim yok, olmuyor da, Allah bana nasip etmemiş gibi geliyor hatta). Ama yüzük 3700 tl. Aşırı arada kaldım. Bu para bu yüzüğe verilir mi.
0
muhayyer divan
(04.01.26)
uzun yıllar takı takmıyorum ben almam. ama sen bildiğim kadarıyla çalışıyorsun neden almayasın, parmağında görmek seni iyi hissettirecekse 3700 çok bir para değil.

birde Allah bana nasip etmedi diyorsun ya, o cümleyi kurmazdım yerinde olsam. hep nasip edeceğinin hayaliyle yaşardım.
+1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(04.01.26)
Hayal etmekten bıktım, önüme gelenlerin sırtlan gibi sürekli beni yemelerinden de bıktım. Ne inanç ne güven kaldı. Yaşım iyice ilerledi, bu saatten sonra kimle ne zaman uyum yakalayacağız. Herkes evli çıkıyor, bıktım usandım yani.

Yüzüğü takmak bana ne katacak bilmiyorum, ellerim öyle uzun ince parmaklı değil tam tersi, küçücük ve dolma parmaklı. Bilemedim. Kaldım öyle.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Partner hediyesi tipinde yüzük ne demek?
Ben çok iyi paralar verebilirim. 3700€ da verebilirim. Kalitesi ve ne kadar sevdiğim önemli.
+1
alice in potatoland
(04.01.26)
Yani o yüzüğü takan kadınların hayatında bir ilişki var anlamı verebilir yüzük, bir kadın arkadaşının parmağında görsen "ooo sevgili mi yaptın" veya "oo vatandaş ciddiyete mi gidiyor" dedirtir. Çok da cafcaflı bişey, aşırı gösterişli. Ya da bana öyle geliyor, bilemedim şimdi. Pırlanta sever değilim ama yüzüğün tasarımı pırlanta kullanılmış hissiyatı veriyor (3700 liraya pırlanta yüzük satmazlar tabii) ve şekli yapısı çok hoşuma gitti.
-1
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
veririm, daha fazlasını da veririm. yüzük takmayı çok seviyorum :D partner meselesi de umrumda olmaz.
+2
nolmus yani
(04.01.26)
parmağın dolma olsun daha iyi işte, türkler zaten balık seviyor diyorlar.
-1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(04.01.26)
🤭🤭🤭 ben epey bir balığım yalnız 🤭🤭
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Duyuru erkeğiyim. Açıklamana üzüldüm. Ben alayım sana. Hehe. Al ya. 3700 para değil çalışan insan için.
+1
arbre
(04.01.26)
3700 veririm çok beğendiysem de ama asıl allah bir partner nasip etsin istiyosam alyansa veya tektaşa benzeyecek dışarıya başım bağlı mesajı verecek takı takmam. Yani single yazan tişörtle de gezmem ama tek taş da takmam. Yanlış mesaj verip doğru anlaşılmayı beklemek olur.
+3
benim bir gizli bildiğim var
(04.01.26)
Yüzüğü ya da herhangi bir hediyeyi sevgilinden bekleme. Yüzüğünü de sevdiğin bir şeyi de sen kendine al. Kim ne derse, ne düşünürse düşünsün.

Yüzük takmak için sevgili lazım değil ve yüzük almak için de sevgili lazım değil. Sen kendine al.

" Yüzüğü takmak bana ne katacak ellerim ince ve uzun değil, parmaklarım da dolma" demişsin çok üzüldüm. Yüzük takmak için ince uzun parmaklı mı olmak lazım? Kendini hiçbir şeyden mahrum etme. Bir model üzerinde bir kıyafet mi gördün o kıyafetin büyük bedenini al. Bedenini çok sev ve lütfen şunu asla unutma; seni sen yapan senin bedenin değil. Yüzüğe verilecek paradan bağımsız yorum yapmak istedim
+3
rock n roll
(04.01.26)
3700 çok beğendiğiniz bir yüzük için çok da yüksek bir para değil.

Bir kadına evlilik teklif edecek olsanız kaç paralık yüzük alacaksınız?
+1
michael_knight
(04.01.26)
@rock n roll seviyorum seni. Ben de senin gibi düşündüğüm için almak istedim de, arada kaldım filan, haklısın.

@michael_knight ben erkek değilim kadınım 😁

@benim bir gizli bildiğim o yüzük tek taş veya alyans değil, minik minik kristallerle su damlası formuna gelecek şekilde işlenmiş, ortasına büyücek su damlası şeklinde tek bir kristal konmuş bişey. Reklam olmasın diye link vermedim.

@arbre çok hoşsun :)) teşekkür ederim.
0
🌸muhayyer divan
(04.01.26)
Çok beğendiyseniz ve kullanacağınızı düşünüyorsanız alın.
En güzel hediye insanın kendine aldığı hediyedir.
+3
mutekebbir
(04.01.26)
Saçma sapan bir markadan Bijuteri yüzükse vermem. Ama kendim için güzel bir altın takıya çok daha yüksek rakamlar veririm neden verilmesin ki? Ha ben yüzük değil de kolye bileklik severim o ayrı. 3700 bi şey değil
+3
dfn4
(04.01.26)
geçen sene yurtdışında bir ikinci elcide 1930'lardan bir yüzük görüp beğenmiştim. 12 bin lira falandı sanırım. gezimin son günüydü ve halihazırda çok fena içeri girmiş durumdaydım. hiç ikinci el takı almamıştım daha önce ve işin ilginç tarafı yüzük anca serçe parmağıma oluyordu. buna rağmen aşırı beğendiğim için aldım. normalde aynı yüzük istanbul'da 5 bin lira olsa almazdım; ama o gün onu alasım geldi.
o günden beri hemen her gün takmak istiyorum ancak sağa sola çok çarptığım için pek kıyamıyorum. en ufak pişmanlık yaşamadım. biraz kilo verdiğim için, yüzük parmağıma rahatlıkla olur oldu. benimki de partner hediyesi görünümünde bu arada da, kime ne yani..
çok*3 beğendiyseniz bi dakka bile durmayın, yarınımızın garantisi mi var?

edit: dolma parmak kısmını yeni okudum. benim de elim iridir ama üstten baktığımızdan, olduğundan daha iri görünüyor bence. yüzüğü denemek için parmağınıza takıp, türkan şoray gibi ayna karşınıda şöyle yüzünüzü gözünüzü okşayacaksınız:D öyle yapınca yukarıdan baktığımızdan daha iyi görünüyor:)
+1
lil siztah
(04.01.26)
Bekar kadın olsam ve ilişkim olmasa, 'ilişkisi var' intibaı uyandıracak bir takı takmazdım. İlgimi çeken bir kadında ilk baktığım şeydir, parmaktaki yüzük.

@benim bir gizli bildiğim var +1
+3
Mirket
(04.01.26)
Satınca para etmeyecekse
Hayatımda biri olsun istiyorsam karşı tarafa ilişkisi var intibası bırakacaksa almam.
0
Amaranta ursula
(04.01.26)
Çook beğendiysem 20 bin veririm ya bir daha mı gelicez dünyaya
+2
ekimoloji
(04.01.26)
@rock n roll çok güzel söylemiş. Parmaklarınıza dolma deyip de o kadar beğendiğiniz yüzüğü almaktan kaçınmayın diye bir destek de ben vermeye geldim. Alın, güzel güzel kullanın <3
+1
kobuzchu kiz
(04.01.26)
o kadar begendiysem alırım 3700e
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
Fiyatından bağımsız olarak ilişkin var zannedilecek bir şey takma bence.
+1
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
çok beğendiğin bir takı için 3700 çok değil +1
ilişkin olduğunu belli edecek bir yüzük takma +1
+1
Sadece soruyorum
(05.01.26)
Sağlam kaliteli yüzüğe verilir bu para. Mutlu edecekse alın. Takılarda kaybolması durumları var ona dikkat edin. Diğer meseleler de gelip geçici canını sıkma
+1
pembediken
(05.01.26)
Bijuteri ürünü çelik gümüş vs. ise kuruş vermem, hoşlanmıyorum. Altın ise ve o ay mani olacak ödemem yoksa 3700 değil 37000 de veririm severim takıyı.
+1
cilekli pasta
(05.01.26)
(1)

kripto paralar yükseldiğinde bu fon da yükselir mi?

istististist
bu ve muadili fonlara yatırım yapmakla, direk bitcoin satın almak üç aşağı beş yukarı aynı şey midir?https://www.tefas.gov.tr/FonAnaliz.aspx?FonKod=IVY
bu ve muadili fonlara yatırım yapmakla, direk bitcoin satın almak üç aşağı beş yukarı aynı şey midir?

www.tefas.gov.tr
0
istististist
(04.01.26)
Aynı olabilir, olmayabilir de. Çok vaktim olmadığı için bakamadım ancak o verdiğiniz linki açın

Fon profili bölümünün en altındaki kap linkine tıklayın. Yukardaki sekmelerden bildirimleri seçin, seçim yapınız yazan menüden portföy dağılım raporunu seçin.

Çıkan pdf'te o fonda hangi cins yatırım enstrumanları var, neler alınmış neyden ne kadar, hangi oranda alınmış görebilirsiniz.
0
akhenaten
(04.01.26)
(6)

Bu özelliklere sahip bilgisayar kaç para eder ?

ebeş
Merhaba, Elimde kapalı kutu bir macbook pro var, arkadaşım tarafından hediye edildi 1 sene önce ihtiyacım yok diye hiç açmadım, aşağıdaki özelliklere sahip, satmaya kalksam kaç para eder ? Birde garanti durumu nasıl oluyor bunlarda bilen var mı ?Apple m3 pro çipli 14 inç macbook pro18 gb birleşik be
Merhaba,
Elimde kapalı kutu bir macbook pro var, arkadaşım tarafından hediye edildi 1 sene önce ihtiyacım yok diye hiç açmadım, aşağıdaki özelliklere sahip, satmaya kalksam kaç para eder ? Birde garanti durumu nasıl oluyor bunlarda bilen var mı ?

Apple m3 pro çipli 14 inç macbook pro
18 gb birleşik bellek
512 gb ssd
11 çekirdek cpu
14 çekirdek gpu
Uzay siyahi rengi
0
ebeş
(04.01.26)
türkiyeden mi almış, klavye türkçe mi bunlara göre değişir. türkiyeden alındıysa mutlaka 1 yıl daha garantisi vardır.

yalnız bunun GPU türüne göre 40K fark var. sendeki hangisi bunu belirlemek lazım. kapalı kutu ürün satarken bir problem var. kapalı olduğu için değeri daha yüksek ama alıcı da açıp kontrol etmek isteyecek. o noktada dikkat etmek lazım. açtırıp almaz ise sıkıntı.

www.troyestore.com

checkcoverage.apple.com
+1
orpheus
(04.01.26)
Çok teşekkür ederim, klavyenin türkçe olup olmadığnı seri numarasını ilettiğin apple sitesine girerek öğrenebilir miyim ?
0
🌸ebeş
(04.01.26)
TR garantili ise klavyesi türkçedir. ayrıca kutunun yanında bir etiket olması lazım. ülkelere ve konfigürasyona göre özel bir model no oluyor.
0
orpheus
(04.01.26)
Baktım şimdi 2023 model diyor ancak satınalma tarihi kullanılamıyor, garanti kapsamı için apple ıd girişi yapın diyor ama tabi ürün kapalı kutu olduğu için apple hesabı yok içinde sanırım garantiyi göremiyorum
0
🌸ebeş
(04.01.26)
apple cihazlarda garanti kurulum yapıldıktan sonra başlıyor.

1 yıldır açılmadı ise cihazın pilinde problem olabilir. ilk açılışta geç tepki olabilir, sıfıra yakın şekilde uzun süre kaldıysa kapasite kaybı olabilir. satacağınız kişiye bu bilgileri de söyleyin. gerekiyorsa açın pili test edin, dediğim problemler varsa garantiden pil değişimine gidilebilir. garantide ilk yıl içerisinde %80 altına düşerse kapasite ücretsiz değişim veriyor apple.
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(05.01.26)
sahibinden'de birkac tane satilik var kapali kutu biri 75k yazmis.

www.sahibinden.com

benim bildigim garanti satin alinir alinmaz basliyor yanliz, kutu acilinca degil.
su anda kulladigim macbook'u kapali kutu kisiden aldim, actigimda 4 ay once garantisi baslamisti. o arkadasa da cekilisten cikmisti.

apple tr 2 sene garanti veriyorsa tahminim 1 senesi bitmistir.
+1
cooperr
(05.01.26)
(5)

Wine Bar Önerisi

sahadaki adam
Selamlar, İstanbul'da kaostan uzak bir wine bar arıyorum. Sensus ve Viktor Levi önerileri geldi ama buralar restoran gibi görünüyor. Ben daha salaş ama kaliteli bir salaşlık arıyorum, mesele ekonomik değil ama 2 kadeh şarap içmek için de rezervasyon yapıp restorana gidiyor moduna girmek istemiyorum.
Selamlar, İstanbul'da kaostan uzak bir wine bar arıyorum. Sensus ve Viktor Levi önerileri geldi ama buralar restoran gibi görünüyor. Ben daha salaş ama kaliteli bir salaşlık arıyorum, mesele ekonomik değil ama 2 kadeh şarap içmek için de rezervasyon yapıp restorana gidiyor moduna girmek istemiyorum.

İstanbul'da böyle önerebileceğiniz neresi var?

Comedus ve Solera önerileri var elimde ama buralar nasıldır, başka bir önerisi olan var mı duymak isterim.

Sevgiler
0
sahadaki adam
(04.01.26)
Pano Şarap Evi’ni arıyorsun sen Galatasaray’da.

Aslında sana viktor levi diyenler de panonun yanındaki kapanan viktor levi’nin alt katını tarif ediyorlar sana ama kapandığından haberleri yok herhalde.
0
michael_knight
(04.01.26)
Comedus +1
0
Bruce
(04.01.26)
Ne kadar salaş bilmiyorum gitmediğim için ama alternatif olsun diye yazayım;

Bordo Şarapevi. Kadıköy'de.
0
put it in your appropriate place
(04.01.26)
Merhabalar, bu konuyu işleyen iki farklı yazmıştım. Mekanlar hakkında bayağı bir şeyler karaladım. Yazılara bakıp da kafanıza uyan bir "wine bar"ı seçebilirsiniz.

Yazılara geçmeden önce tekil öneri isterseniz Nişantaşı Foxy tam istediğiniz gibi bir yer.

İlave sorunuz olursa buradan iletin lütfen.

1) saatolog.com.tr
2) saatolog.com.tr
0
loras
(05.01.26)
wayana wine bar kadıköy
0
zozjotejmnk
(05.01.26)
(3)

apple pay

deranzo1
türkiye'de geçerli mi? kripto cüzdanı bağlayıp market alışverişi vs yapabiir miyiz?
türkiye'de geçerli mi? kripto cüzdanı bağlayıp market alışverişi vs yapabiir miyiz?
0
deranzo1
(04.01.26)
yurtdışı merkezli kartlarla geçerli sadece.
0
jelly bear
(04.01.26)
Turk bankalari Apple ile anlasmiyorlar, yani Apple Pay Turkiye'de gecerli ama Turk bankalarina ait kartlarla ile gecerli degil.

Bir de neye gore bilmiyorum ama bazi Turk bankalarinin POS cihazlari Apple Pay ile odemeyi kabul etmeyebiliyor, 10 isletmeden birisinde kabul etmeyen denk gelmistir bana.
0
sertac akin
(04.01.26)
Eğer Apple paya ekleniyorsa, temassız olan her yerde kullanılabiliyor.

Ama bazen bazı işletmelerde, yurt dışına alışveriş kapalı oluyor, o zaman ödeme reddediliyor. Mesela tarım kredi öyleydi, değişmediyse.

Apple paya eklemek içinse, iOS ayarlarını, Apple Pay olan bir ülkeye ayarlayıp öyle eklemeniz lazım. Sonra ülkeyi tekrar Türkiye yapabilirsiniz.
+1
substituent
(04.01.26)
(10)

Kiracının tehditleri ve haklı olduğu konular

Cezcez
Altı yıllık kiracı, muadillerine göre çok ucuzu oturuyor. Bu ev satılmak isteniyor ve kiracı diyor ki;1) Ev satılınca en az 6 ay çıkmam. 300 bin isterim çıkarken. 2) En az 10 yıl oturma hakkım var. 2029 a kadar çıkartamazsınız ben istemezsem.Sözleşmede 10 yıl vs yazmıyor. Sözleşme noter onaylı değil
Altı yıllık kiracı, muadillerine göre çok ucuzu oturuyor. Bu ev satılmak isteniyor ve kiracı diyor ki;

1) Ev satılınca en az 6 ay çıkmam. 300 bin isterim çıkarken.
2) En az 10 yıl oturma hakkım var. 2029 a kadar çıkartamazsınız ben istemezsem.

Sözleşmede 10 yıl vs yazmıyor. Sözleşme noter onaylı değil. Kiracı kirasını gününde ödüyor. Birkaç yıl önce geciktirdiği gün olmuştu. Hangi itirazında haklı ve ne yapmalı?
+1
Cezcez
(04.01.26)
Tüm söyledikleri doğru.
Ancak satın alan kendi oturacaksa ve bunu satın aldıktan sonra süresinde noter kanalıyla bildirirse, 6 ay içinde çıkması gerekir ve yine de çıkmazsa adli süreç epey sürüyor.
Adamla uzlaşın bence.
0
Mirket
(04.01.26)
5.yıldan sonra dava açıp kirayı çevreyle eşit/yakın hale getirme hakkınız var.

Ev satılınca 1 ay içinde alan kişi noterden ihbar gönderip kendim oturacağım diyor(gerçekten öyle olması lazım ama) 6 ay içinde çıkması lazım ama çıkmazsa dava açılıyor. O süreç de 2-3 yıl sürebilir diyorlardı. Babamlar böyle bi ev almıştı kiracı 2 ay sonra ev bulup çıktı ama çıkmasa problemdi işte.

10 yıl olayı şöyle, 10 yıl dolunca galiba sebepsiz direkt çık diyebiliyorsun ama şu an diyemiyorsunuz.

300 bin vs. para konuşuluyorsa 6 ay sonra değil, şimdi kısa süre içinde çıkması için olabilir. Teyzem de bu şekilde 1 yıllık kirasını vererek çıkarmıştı ve kendi taşınmıştı. Ama o durumda atıyorum 1 ay sonrasına vs. tahliye taahhütnamesi almak lazım.
0
nhk ni youkosu
(04.01.26)
maalesef yazdıklarında haklı. yapacak bir şey yok bu yüzden kimse kiracıyla uğraşmak istemiyor. böyle tiplerle uğraşacağıma evi boş bırakırım daha iyi.
ya parayı verip kurtulacaksınız yada satışta biraz daha uygun fiyata satacaksınız alan kişi uğraşacak.
10 yıl olayıda 10 + 1ci yıl sebepsiz tahliye edebiliyorsunuz. yani kiracı en az 11 yıl oturabiliyor.
ayrıca sözleşmenin noter onaylı olmasına gerek yok hatta yazılı bir sözleşmeye bile gerek yok kira sözleşmeleri sözlü bile olabilir. hesaba düzenli para yatıyorsa bunun kira için olduğu varsayılır.
süre belirtilmediği sürece kira sözleşmeleri her sene otomatik yenilenir.
0
my fault
(04.01.26)
Almanya'dan oğlu gelse çıkaramaz mı?
0
Kahvedesu
(04.01.26)
5 yıl kiracılıktan sonra kira güncellemesi (çevreyle eşitlemek) için dava açılabilir güncellemeyi reddederlerse. Dava uzunca sürüyor ama sonunda aradaki fark dahil hak kazanırsınız.

11 yıl dolmadan "sebepsiz" çıkarma hakkınız yok doğru. Kira / aidat vs. ödemezse eve zarar verirse vs. işler değişir.

Böyle durumlarda taşınma masrafları verilip kiracı çıkarma pratiği var doğrudur. 300bin biraz aşırı gibi ama.

Bu gibi problemler sebebiyle kiracılı evler daha zor satılıyor / daha ucuza gidiyor.
+1
robokot
(04.01.26)
eğer yapılabiliyorsa @robokot’un ilk önerisi (kira tespit) çok etkili oluyor. fark birikmeye başladığı için bir süre sonra çıkıyorlar. Şahsen deneyimledim.
300bin bana da çok geldi, ayrıca kiranın çok düşük kaldığını belirtmişsiniz. kiracı biraz kötü niyetli gibi geldi.
+1
eileengray
(04.01.26)
Sonra da ev sahipleri vicdansız bilmem ne… bu kiracılar böyle yaptığı sürece kira miktarlarını harbi haklı buluyorum ben
+2
tahirkemalbozoglu
(04.01.26)
mirket +1

sen kiracili satarsin, satin alan ben oturcam diye ihtar ceker 6 ayda cikmasi lazim o zaman. cikmazsa basi belaya girer, yeni ev sahibi ugrasir.
0
cooperr
(05.01.26)
Satın alan kişi kendi oturmak için alıyorsa ve satın aldıktan sonra 1 ay içinde noterden ihbarname gönderdiyse kira sözleşmesi sonunda(kira sözleşmeleri 1 yıl sonunda otomatik yenilenir) evi boşaltmak zorunda. Ayrıca bu durumda mahkeme 2-3 yıl sürmüyor. Mahkeme ilk celsede karar açıklıyor.
+1
yankee jumping
(05.01.26)
kiracı haklı. kiracılı olarak satın. madem satacaksınız niçin kiracıyı çıkarmak istiyorsunuz? siz kiracısız olarak yüksek fiyattan satmak isterken iyi, kiracı oturdugu evden olmak istemezken kötü öyle mi?
-3
abelardo
(05.01.26)
(1)

Mevsimlik işçi olarak nereye gideyim sizce

fakat
3 senedir barda garsonum istanbulda. Bu yaz (nisan gibi başlıyor galiba) yazlık yerlerde çalışmak istiyorum. Bahşişi güzel olacak yerler nereler olabilir sizce? Bodrum Fethiye Marmaris. Garson, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi birçok iş olur. Ama güzel bir otel olsun istiyorum. Yoksa kalayım mı acab
3 senedir barda garsonum istanbulda. Bu yaz (nisan gibi başlıyor galiba) yazlık yerlerde çalışmak istiyorum. Bahşişi güzel olacak yerler nereler olabilir sizce? Bodrum Fethiye Marmaris. Garson, temizlik, çamaşır, bulaşık gibi birçok iş olur. Ama güzel bir otel olsun istiyorum. Yoksa kalayım mı acaba istanbulda
0
fakat
(04.01.26)
En çok bahşiş garsonda vardır herhalde. Çamaşır bulaşık da kim sana bahşiş verecek.
0
rodeocu
(04.01.26)
(4)

Aracımı servis çağırdı ne yapmalıyım?

Cenk Daniels
Selamlar,Geçtiğimiz hafta aracımın lastiğine saplanan bir vida oldu, dolayısıyla araçtan tıkır tıkır ses gelmeye başladı. Lastikleri kontrol ettiğimde vidayı göremedim, akstan gelen bir ses olarak yorumladım ve yetkili servisin yolunu tuttum. Yetkili servis kontrollerde lastiğe vida saplandığını söy
Selamlar,
Geçtiğimiz hafta aracımın lastiğine saplanan bir vida oldu, dolayısıyla araçtan tıkır tıkır ses gelmeye başladı. Lastikleri kontrol ettiğimde vidayı göremedim, akstan gelen bir ses olarak yorumladım ve yetkili servisin yolunu tuttum. Yetkili servis kontrollerde lastiğe vida saplandığını söyledi. Ardından bu kontrolü yaptıkları sırada konudan bağımsız zincir yan kapak kısmında yağ terlemesi tespit ettiklerini söylediler. Bunun için aracın bir kaç gün serviste kalması ve onarılması gerektiğini söylediler. Aracı sıfır aldım, ve henüz 5 aylık bir arabada böyle bir durum olması normal mi?

Endişe ettiğim durum acaba motoru indirirler mi? Bu süreçte serviste yapılan tüm onarımlar kafamda soru işareti oluşturacak. Arabanın garantisi devam ediyor zaten. Kendimi korumak için ne yapmalıyım? Benden onaysız herhangi bir işlem yapmamalarını isteyeceğim, daha farklı ne yapmam uygun olur, ilerde araçta çıkabilecek bir sorun olursa kendimi hukuki olarak korumam gerekiyor mu?

Bu arada araç nissan qashqai.

Teşekkürler.
0
Cenk Daniels
(04.01.26)
Ben olsam götürürüm götürmeyip ne yapıcam. Motor falan indirmeye meraklı değillerdir herhalde. Nasıl bir işlem yapacaklarını öğren. Kafana yatmazsa başka servise götür bir de başka servis görsün.
0
rodeocu
(04.01.26)
bence kurcalatma, al arabayı. referanslı bi ustaya götürüp sor, doğru mu diye.
+1
antihero
(05.01.26)
"Endişe ettiğim durum acaba motoru indirirler mi"

motor yapısına göre indirirler.

"zincir yan kapak kısmında yağ terlemesi tespit ettiklerini söylediler"

yaptır.

araban garantide zaten.

ben çok biliyorum valve cover'dan yağ kaçıran sıfır araba.
0
rain when i die
(05.01.26)
garantide zaten hocam indirirlerse de indirsinler, neticede yetkili servis. onarım servisin çok sevdiği bir iş değil o yüzden gerçekten gerekmese istemezler diye düşünüyorum.

ben olsam dışarıda bir ustaya falan asla götürmem, ama servise dediğiniz gibi yapılacak işlemler için önceden bilgi almak istediğimi defaatle söylerim.
0
eisberg
(05.01.26)
(9)

güney fransa için tavsiyeler

phoarbix
4-8 şubat tarihlerine gidiş dönüş nice bileti aldım. konaklamamı da sabit nice’de kalacak şekilde ayarladım. günübirlik gezilerle çevre köy kasabaları görmek istiyorum ama hepsine zamanım yetmeyecek muhtemelen.menton, villafranche-sur-mer, eze, saint-paul de vence, antibes, monako, cannes, grasse, l
4-8 şubat tarihlerine gidiş dönüş nice bileti aldım. konaklamamı da sabit nice’de kalacak şekilde ayarladım. günübirlik gezilerle çevre köy kasabaları görmek istiyorum ama hepsine zamanım yetmeyecek muhtemelen.

menton, villafranche-sur-mer, eze, saint-paul de vence, antibes, monako, cannes, grasse, la turbie yani gönül ister hepsini göreyim ama zor olacak. açıkçası sakinliği sevdiğim için cannes’ı eleyip monako’yu da kısa kesmeyi düşünüyorum. Günübirlik 9-10 saatlik turlar var getyourguide’da, hemen hemen çoğuna (menton hariç) götürüyor. ilk günden bunlardan birine katılıp hızlandırılmış bir tur yapıp beğendiklerime sonraki gün ayrıca gitmek aklımdaki planlardan. sırf menton’a da bi yarım gün ayırırım diyorum. son gün ve dönüş günümü de nice’i gezmeye ayırırım dedim.

bu bölgede şurayı kesin gör, şurayı atla, şurada şunu ye iç şeklinde önerilerinizi alabilirim. teşekkürler.
+1
phoarbix
(04.01.26)
4 gün söylediğiniz her şey için biraz az geldi bana. bu turun biraz daha fazlasını 15 gün ayırarak ve arabayla yaptık. st paul de vence ve eze oldukça turistik köyler bu arada, yine de insan gidince görmek istiyor. saint paul de vence'ta la colombe d'or restoranı ve la tilleul tavsiye ederim. bir de fondation maeght. nice ve antibes bence çok güzel şehirler. menton'a eh derim, yarım gün bence yeterli. monako'da da çok vakit geçirmeye gerek yok geri kalan güzellikleri düşününce. cannes da bana 90ların eskimiş lüks estetiğini hatırlatmıştı, orayı da kısa tutmak mantıklı. ben en çok avignon, arles, ve aix-en-provence'tan etkilenmiştim. eğer turunuzu uzatabilirseniz bu şehirlere de bakın derim. nice'te yemek için chez palmyre (lokal) ve chez davia'ya bakabilirsiniz.

mobilden bölük pörçük oldu kusura bakmayın.
+1
eileengray
(04.01.26)
Unutmamak için yazıyorum mobilden müsait olduğumda detaylı yazarım ama 4 gün az
0
basond
(04.01.26)
cevaplar için teşekkürler süre az farkındayım ama 10-15 günüm yok ve her yerini göremeyeceğim diye vazgeçip evde oturmak istemiyorum, eğer böyle bir rotayı 4 güne sıkıştırmak gerekse mesela nelerden vazgeçerdiniz bunu merak ediyorum. Sonuçta louvre’u da hakkıyla görmek için 30 gün gerekli diyorlar ama bir gün hatta yarım gün gezip geçiyoruz, çoğumuzun o kadar geniş vakti yok çünkü.

mesela ilk günümde öğlen otele yerleştim ve direkt menton’a geçtim diyelim, orada 2-3 saat geçirip dönebilirim zaten tren güzergahı üzerinde her yer. İkinci gün sabahtan 5 saatlik eze ve monako turuna katıldım diyelim (otelden alıyorlar) öğleden sonra villafranche-sur-mer’e geçebilirim, akşam yine şehre dönerim. üçüncü gün sabahtan antibes ve öğleden sonra st paul de vence’e gidebilirim. belki o da vaktim kalırsa o günün gecesi sahilinde gezip bir şeyler yemeye cannes’a gidebilirim, gece otelime dönerim diyorum. Sonraki gün ve ertesi dönüş günüm de nice merkezde geçer. (belki 7’si sabahı 1-2 saatliğine grasse’ye gidebilirim hatta, belki kız arkadaşıma da hediyelik parfüm alırım dedim buradan)

düşününce çok koştur koştur gibi duruyor ama böyle gezmeye alışkınım, şubat’ta deniz turizmi için gitmeyeceğim için devamlı yürüyüp yiyip içmek için duracağım zaten. seyahat bloglarına göre de bölge için ideali 5-7 gün deniyor. müze veya galeri gezmeyi düşünmüyorum bu seyahatimde, matisse müzesi olsun veya st paul de vence’deki galeriler olsun sonraki seyahatimin durağı olabilir. bu kasabalar arası mesafeler de trenle 15-20dk kadar olduğu için bana yapılabilir görünüyor sadece eleyeceğim veya kısa tutacağım yerler önemli. mesela hem uzaklığı, hem de denizi için tercih edildiği için saint tropez’i hiç düşünmüyorum. cannes da çok gerekli değil bence
0
🌸phoarbix
(04.01.26)
@eileengray, detaylı öneriler için çok teşekkür ediyorum. avignon, arles, aix en provence gibi marsilya-montpelier hattındaki yerlere gitmeyi düşünmüyorum zaten, dediğiniz gibi o tarafa gidersem ipin ucu kaçar hiç yettiremem. güney fransa dediğime bakmayın benimki nice ve civar kasaba köyler gezisi olacak daha çok.

restoran önerileri için ayrıca teşekkür ederim hepsini not alıyorum.
+1
🌸phoarbix
(04.01.26)
Bu şekilde göreyim derseniz elbette yeterli araç varsa daha hızlı olursunuz yoksa ulaşım zor olabilir onuda turla çözerim derseniz olabilir tabi. Şubat soğuk olabilir bunu gözönüne alın

Eze de niçe nin evi vardı hatırladığım ama ters biryerdeydi
Villa sur mer sahil kenarı şirin bir yer çok olayı vakit darlığında yok gör geç yapılabilir
Paul de vence de bir kaleye çıkmıştık ama vakit dar gör geç yapılabilir
Menton sahili güzel ama şubatta gör geç yapılabilir
Monacoda gezecek yerler var biraz vakit harcanabilir
Nice güzel tepelere çıktığımızı hatırlıyorum vakit harcanır
Antibes şirin güzel yer az bi vakit harcanabilir
Grasse parfümcü uğra biraz vakit harcarsın
Cannes eh işte az bi gördüm tamam işte denebilir
Saint tropez ve port grimud ben beğenmedim durmaya değmez bence

Daha gittiğimiz yerler vardı ama senin planda olmadığından yazmadım kısa programda hepsini görüp geçebilirsin planında olmayan yerleride yazmış olabilirim eski plana bakıp sıra ile ekledim fazlalık varsa affola
+1
basond
(04.01.26)
Üç günlük, hatta sanırım 72 saatlik tren bileti var. Bunu alırsanız yerel trenleri sınırsız kullanabilirsiniz. Hatta Vence ve Eza gibi yerlere giden otobüslerde de geçerli diye hatırlıyorum. Nice ortaya alıp, bir gün batı, diğer gün doğu yönüne seyahat edebilirsiniz. Otobüsle gidilen yerlere ayrı programlama gerekir. Yazdığınız yerlere gittim, en çok Nice ve Eza'yı sevmiştim ama herkesin zevki değişir. Monaco, Cannes'da çok vakit geçirme gereği duymamıştık. Les ameroux, Chez pipo ve adını unuttuğum Michelin yıldızlı bir şefin butik restaurantı önerilmişti, biz hepsini beğendik. Socca denersiniz zaten. Matisse severseniz evi orada.
+1
asteriks
(04.01.26)
açıkçası elemem gerekiyorsa ben menton ve cannes’i elerdim. keşke menton yerine roquebrune-cap-martin yapsaydım demiştim ama bu kişisel bir tercih siz yapın demiyorum.
+1
eileengray
(04.01.26)
saydığın yerlerin hepsine gittim. ben yazın gezdiğim için çoğunda denize de girdim. yani bu yerleri plaj aktivitesi olmadan kışın gezmek nasıl olur emin değilim.

mesela menton minicik bir kasaba. denize girdiğimiz ve yemek yediğimiz halde üç saatte ayrıldığımızı hatırlıyorum. çarşısını yirmi dakika turluyorsun bitiyor.

eze çok güzel. tepeye çıkıp inmesi zevkliydi. yazın sıcağında canımız çıkmıştı ama monako manzarası için değer.

monako acayip bir yer. iki ya da kötü demiyorum, acayip. o yüzden oralara kadar gitmişken görülmeli bence.

cannes güney fransa tatilimdeki en büyük hayal kırıklığımdı. afedersin ama lüks mağazalar dışında bir b*k yok. direkt eleyebilirsin.

antibes çok tatlı bir şehir. ‘ben burada yaşarım’ dediğim avrupa şehirleri içinde ilk beşime girer. içinde bir gün geçirilebilir.

villafranche-sur-mer‘de denize girmeden ne yapılır bilemedim. küçük tatlı bir kasaba. sokaklarında yürünür belki, binaları tatlıydı.

yazın vibe’ı en güzel yer ve en güzel deniz cap-ferrat’taydı. kışın nasıl olur bilemedim.

bu arada nice sadece sokaklarında yürüsen bile çok güzel şehir. bol vakit ayır derim.
+1
sir gawain
(04.01.26)
@basond, @asteriks, @eileengray, @sir gawain; hepiniz detaylı yazmışsınız çok teşekkür ederim. şubatta bir miktar soğuk olacak evet ama avrupa geneliyle kıyaslayınca yine yumuşak olur diye düşündüm. Senede 300 gün güneş varmış zaten yağmur yağmasın da soğukla mücadele ederim. şirketim 15 gün içinde kullanması zorunlu 1 gün doğum günü izni veriyor +1 alıp araya sıkıştırdığım bir 5 günlük gezi olacak. endülüs de düşündüm ama orada şehirler arası mesafe buradan çok daha fazla :)

tecrübeleriniz ve araştırmalarım doğrultusunda cannes, st tropez, la turbie şimdilik elediklerimden. menton için de hemen hepiniz meh demişsiniz ama fotoğraflardan ilk hoşuma giden yer orasıydı, hayal kırıklığı olacaksa bile görmüş olayım, keşkenin pişmanlığını sevmiyorum. villafranche de denizi dışında bir şeyi yoksa elenebilir gibi duruyor birkaç gün kalaya kadar yapacağım planlamaya bağlı. monako’yu bireysel gezersem bir şeyler dikkatimi dağıtır zaman kaybederim diye düşündüm kesin orayı eze ile birlikte turla aradan çıkarırım. fotoğraflardan çok bir şey anlamasam da antibes aşırı övülüyor, orası mutlaka göreceklerimden. Grasse fikrine de hediyelik parfüm için sıcak bakıyorum. şimdi bazısı nice’in batısı bazısı doğusu kaldığı için günlük planlama yapmak kalıyor. sevgili @asteriks’in dediği 72 saatlik her ulaşım aracında geçerli karttan (50 euroydu sanki öyle hatırlıyorum) alıp rahat rahat indi bindi yaparım. rotamı şekillendirince hangi gün hangi saatte nerede olacağıma bağlı olarak restoran seçeneklerini de ayarlayacağım. herkese teşekkürler.
0
🌸phoarbix
(05.01.26)
(10)

Gece kombiyi kapatıyor musunuz

condom kurşunu
Yoğuşmalı kombi lokasyon istanbul
Yoğuşmalı kombi lokasyon istanbul
0
condom kurşunu
(04.01.26)
Kapatmıyorum/ derecesini düşürüyorum
0
fildirfildir
(04.01.26)
Gündüz termostat 21,5’a ayarlı, gece 20,5.
0
orient blue
(04.01.26)
Kapatmıyorum. Benimkinde yaz modu diye bir fonksiyon var kısığın da kısığı gibi, soğuk kırılsın diye onu açık bırakıyorum.
0
koskoca kirpi
(04.01.26)
asıl geceleri donuyorum, neden kapatayım?

kombimi yaz mevsimi hariç kapatmam. zenginlikten değil. milletin sigaraya alkole verdiği parayı (ikisini de kullanmıyorum) evimde sıcak oturmak için veriyorum. çok pahalı ama kendime bu harcamayı gerekli görüyorum.
+4
art cat chocolate
(04.01.26)
Kız yok be donarız.
+1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(04.01.26)
açmadık ki kapatalım
üst ve alt komşular sağ olsun kombiyi 7/24 yakıyorlar. bizim evde 23 derece.
-4
my fault
(04.01.26)
hayır ama kısmayı tercih ediyorum.

gün içinde farklı saatlerde kombiyi yükseltip alçaltıyorum.
otomatik termostat olsa rahat ederdim ama almaya uğraşmadım.
0
biseysorcaktim
(04.01.26)
Çocuk üstünü açıyor arttırıyorum ben
0
basond
(04.01.26)
yoğuşmalı kombi buderus.
kablosuz termostat.
20 dereceye ayarlı.
sabit tutmak için devreye giriyor.
belki 5 senedir hiç kapanmamıştır 2 haftalık tatillere bir yerlere gitmediysem.
cluj-napoca adres.
dışarıda kar var.
gece -10'lara kadar iniyor bu aralar.
0
rain when i die
(04.01.26)
Ev havalandıktan sonra bir miktar yükseltip sonra sabit bir dereceye çekiyoruz hep öyle kalıyor. Aç kapa yapmıyoruz.
0
mutekebbir
(04.01.26)

Bugün kuzey Marmara yolunu kullanan oldu mu?

jules
Akşam 19 gibi edirne’den yola çıkacağım ama lastiklerim yazlık olduğu için arada kaldım. Yolda don, kar bi şey var mı? :)
Akşam 19 gibi edirne’den yola çıkacağım ama lastiklerim yazlık olduğu için arada kaldım. Yolda don, kar bi şey var mı? :)
0
jules
(04.01.26)

Kurs oluşturma konusu

arbre
Merhaba. Kurs oluşturacağım Udemy'de ya da Youtube için. İngilizce düşünüyorum. Aklıma gelenler.Mühendisler için İngilizceMakine mühendisleri için İngilizceİş hayatı için İngilizceSadece B2 C1 C2 seviyesi kelimeler (100 kelime, 200 kelime gibi), bu kelimelerin kullanıldığı cümleler (bu aslında sınav
Merhaba. Kurs oluşturacağım Udemy'de ya da Youtube için. İngilizce düşünüyorum. Aklıma gelenler.

Mühendisler için İngilizce
Makine mühendisleri için İngilizce
İş hayatı için İngilizce
Sadece B2 C1 C2 seviyesi kelimeler (100 kelime, 200 kelime gibi), bu kelimelerin kullanıldığı cümleler (bu aslında sınava yönelik iyi olabilir, YDS, Yökdil için işe yarayabilecek bir çalışma

Hangisi mantıklı olur? Sağ olun.

Hatta işi ileri götürüp lise/üniversite matematik, fizik, konuları anlatmak istiyorum. Bunlardan hangileri iyi olur?
-6
arbre
(04.01.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.