Giriş
(13)

toplu tasima adabi

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
bu sorum özellikle yurtdisinda yasayanlara aslinda. her sabah ise trenle gidiyorum ve is cikisi bu saatte dönerken hizli tren haliyle asiri dolu olabiliyor. tren istasyona geliyor, bir sürü insan biniyor, ayakta kalan bircok insan oluyor, bakiyorum ama oturanlar kendileri oturmuslar, yan koltuklarin
bu sorum özellikle yurtdisinda yasayanlara aslinda. her sabah ise trenle gidiyorum ve is cikisi bu saatte dönerken hizli tren haliyle asiri dolu olabiliyor. tren istasyona geliyor, bir sürü insan biniyor, ayakta kalan bircok insan oluyor, bakiyorum ama oturanlar kendileri oturmuslar, yan koltuklarina da cantalarini oturtuyorlar. siz bir sey söyleyene kadar da asla ama asla o cantalari kaldirmiyorlar. yani vagon resmen balik istifi, ayakta yasli insanlar, cocuklular falan var ama beyefendi, hanimefendi o cantasini cekmiyor asla. illa ve illa sizin oturabilir miyim demeniz gerekiyor. dalginlik halinden bahsetmiyorum.

nedir bunun mantigi? mallik mi desem, toplum icinde yasamayi bilmemek mi desem, bireycilikten kafayi siyirma mi desem? bireycilik de diyemiyorum cünkü avrupa'da her yerde böyle degil. bu sebeple bazi insanlarin baska insanlardan uyari almayi sevdigini düsünmeye basladim. mesela paris'te böyle degildi. metroda, millet vagon dolunca giristeki koltuklardan kalkip koltuklari kapatiyordu ki daha cok insan binebilsin ama avusturya'da resmen "malsin galiba canim" bakislari altinda elalemden uyari yemeye bayiliyorlar. her gün mü olur? evet, her gün oluyor.
ben, kimseden "cantani cek" bile olsa laf isitmek istemem mesela. baktim tren biraz dolu, cantami kucagima alirim. türkiye'de de hatirladigim kadariyla bu konuda insanlar oldukca titizdi. hatta ayakta dururken sirt cantasini bile cikarttiriyorlardi. hatirladigim gibi degil miydi yoksa? türkiye'de nasildi bu konular?
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(02.09.26)
dogru tespit, dogru cevabi da kendin vermissin zaten.
0
baldur2
(02.09.26)
haklısın ama en azından oturabilir miyim deyince kibara kalkıp yer veriyorlar.
0
iwillsee
(02.09.26)
Benim de dikkatimi cekti. Burada en azindan kalabalik oldugunda canta koyma isi epey azaliyor. Bazen musait de olsa ayaktakiler kimsenin yanina oturmuyor. Tamamen bos ikili veya dortlu oturma yerleri varsa asla dolu olana gitmiyorlar vs. Bahsettiginiz gibi bir cesit bireyselcilik olsa gerek.
0
mbond
(02.09.26)
biri oturursa diye rahatımdan ödün vermektense oturmak istendiğinde çekmek daha mantıklı geliyor. new brunswick - new york arası 2-3 ay sürekli tren kullandım, orada da benzer durum vardı.
0
yap desem yapmazsin he
(02.09.26)
Bence bu kişisel konfor olayını aşıyor bir tık. daha ilerisi biri sorsa da çantayı kaldırmamak bu mantıkla. Binerken bir kişilik para verip binen 1 kişilik alan kaplayabilmeli bence.fazlası lüks.
+1
denizciman
(02.09.26)
Aynen ben de ilk taşındığımda çok tuhaf bulmuştum ve aşırı sinir ediyordu. Redditte falan da benzer sorular vardı, orda çoğu kişi de amma büyüttünüz çantanı çek desen çekerler falan yazmıştı. Ondan beri adet böyle demek ki diye çek diyorum ben de :D Ama bunu hep z kuşağında gördüm burda Avrupada ve hala mallık olduğunu düşünüyorum.
+1
truf
(02.09.26)
20 yılı aşkın süredir İstanbul'da toplu taşıma kullanıcısıyım, oldukça tecrübeli olduğum söylenebilir.

Bu dediğiniz şeye aşırı dikkat ederim, İstanbul'da dikkat etmeyen de görmedim diyebilirim. Araç boşsa ben de yan/karşı koltuğa çantamı koyabilirim ancak özellikle otobüs için konuşuyorum, görebildiğim kadarıyla ikili koltukların tümünde bir koltuk doluysa, yani otobüse binecek ilk kişi herhangi birinin yanına oturmak zorundaysa, çantamı anında kucağıma alırım.

Sizin tanık olduğunuz durum bence bir terbiye ve empati eksikliğine işaret ediyor. İstanbul'da hala hasta/yaşlı/hamile/ihtiyaç sahibi yolculara, bu yolcular henüz bir şey söylemeden oturan yolculardan birkaçı anında yerini teklif ediyor. Sadece metrobüste bir kere terbiyesizin tekine denk geldim, yaşlı biri rica etmesine karşın yer vermemişti ve pişkin pişkin "Yer vermek zorunda değilim." diye sırıtarak zırvalamıştı, ardından çevresindeki yolcuların büyük kısmı tarafından sözel olarak çok sağlam linç edilmişti.
+1
10551037
(02.09.26)
Ingiltere'de Thameslink trenleri gibi bazi hatlarda var bu durum. Genelde beyaz yaka bencil tipler yapiyor, cantasini, posetini, montunu koyuyor. Oturmak istediginde sozlu olarak dile getirmese de "ciddi misin ya, o kadar dustun mu? kac durak gidicen ki zaten, koca trende beni mi buldun" tarzi bakislar, hareketler yapiyor, zoraki yer aciyor sana. Cok kisi de tenezzul etmiyor zaten oturmaya. Karsilikli koltuklarda bos yer varsa oturulur, tek kisi dolu koltuklar bos kalir genelde ikinci kisi gelmez, asiri kalabalik durumlari yoksa.

Ha oturmazsa ölecek hastalığı bir bizim insanımızda var. Avrupa'da insanlar oturmaya bu kadar hevesli değil ya da çaktırmıyorlar.
+1
freedonia
(02.09.26)
Şöyle bir şey mi acaba mesela Türkiye'de bunlar yaşanmaz. Çünkü hem empati var hem de sen yanındaki koltuğu da çantana ayırsan ya ayiplanirsin ya yadirganirsin ya da kavga çıkmış olur. Ama belki yurtdışındakiler için bu bizim düşündüğümüz gibi bir şey değil alelade bir konudur. Hani o kadar dert etmiyolar ki biri onları uyarsa o an aksiyon alıp hayatlarına devam ediyor üzerine düşünmüyorlardir. Yani onlarda bence şimdi başkasının yerini mi işgal ettim biri bir şey der mi gibi cekinceler yok. Açık iletişim o kadar. Biz ise o kadar çok hem kendimiz hem başkaları için her şeyi düşünüyoruz ki. Zaten kültürümüze de yansıyor.
0
egerbiryolcu
(02.09.26)
ben de cok yasiyorum. hic bisey soylemeden cantayi kenara itip cat diye oturuyorum. bisiler eveleyip gevelediklerinde ofkeli bir bakis atiyorum. bireysellikse al sana bireyselligin allahi.
0
buenosdias
(03.09.26)
İstanbul’da metroda iki koltuğu ortalayıp oturan gevşekler oluyor. Nazik bir dille mabadını tek koltuğa sığdırmalarını söylemek gerekiyor bu tiplere.
+1
auroraaurora
(03.09.26)
benim burada trenden trene adap değişiyor; metroda yer veren daha çok oluyor, kalabalık oluştukça kalkıp yer açanlar/teklif edenler oluyor ama suburbler arası çalışan trenlerde insanlar doğal olarak başta yayılıyorlar, ancak birisi gelirse çantasını çekiyor. bu da gidilecek mesafeye göre şekilleniyor bence. mesela @yap desem yapmazsin'ın bahsettiği treni 3 yıl sık kullandım ve o hat genelde çift katlı büyük trenlerle yapılıyor ve genelde boş gidiyor. insanlar yayıldıkça yayılıyor ama kimse de --eğitim seviyesi çok düşük değilse-- gerektiğinde "yok kardeş çantamı çekemem" demiyor. burada her tren tipinde eğer kalabalıksa sırt çantanı sırtında taşıyamazsın kuralı var. daha çok insan binebilsin diye.
+1
eileengray
(03.09.26)
istanbul'da insanlar kendinden anlayıp genellikle koltuğu boşaltır. ama bazen "affedersiniz, buraya oturabilir miyim?" demek zorunda kalabiliyoruz. birkaç kez psikolojisi bozuk insana denk geldim. neredeyse saldıracaklardı. böyle durumlar da olabiliyor.
0
santimantal
(04.09.26)
(7)

londra yeme içme tavsiyesi

semaforo de medianoche
londra'ya gitmişken uğramadan dönme dediğiniz restoran cafe fast food yeri vs. var mı? 2. kez gidicem ilkinde şu aşağıdaki yerlere gittim yanında yazdıklarımı da yedim. hiçbiri kötü değildi ama çoğu gelmesem de olurdu dedirtti bana. 2-3 tanesini ayırırım belki. bunlar dışında önerileriniz varsa onla
londra'ya gitmişken uğramadan dönme dediğiniz restoran cafe fast food yeri vs. var mı? 2. kez gidicem ilkinde şu aşağıdaki yerlere gittim yanında yazdıklarımı da yedim. hiçbiri kötü değildi ama çoğu gelmesem de olurdu dedirtti bana. 2-3 tanesini ayırırım belki. bunlar dışında önerileriniz varsa onlara bakmak isterim.

sabor (ispanyol mutfağı)
hawksmoor (sunday roast, sticky toffee pudding)
yiqi (uzakdoğu mutfağı)
poppies (fish and chips)
flat iron (et)
five guys (burger)
burger and beyond (burger)
speedboat bar (tayland mutfağı)
regency cafe (english breakfast)
the breakfast club (kahvaltı)
the black pig (parmesanlı etli sandviç)
kappacasein dairy (peynirli tost)

tatlı:
bread ahead bakery (crem brulee donut)
the hummingbird bakery (cupcake)
0
semaforo de medianoche
(01.09.26)
Emreonar in cok guzel londra onerileri oluyor, zevkine guvenirim
-3
kuehles blondes
(01.09.26)
Open marketleri de mutlaka denemenizi öneririm. Borough market, camden market. Dünya mutfaklarından çeşit çeşit yemekler ve tatlilar atıştırmalıklar var. Borough markette rye ekmeğinde beef sandviç yemenizi öneririm.

Henüz gitmedim ama listemde Brasserie Zedel var. Fransız mutfağı.

Denemediyseniz eğer pazar günü bir pub'da Sunday roast deneyebilirsiniz ya da fish and chips.

Tatlı için hazır sonbahara girmişken humble crumble'ı öneririm. Best seller olanı üzmez.
0
Amaranta ursula
(02.09.26)
dishoom’a gitmemişsin ama flat iron’a gitmişsin
-1
deartheodosia
(02.09.26)
ben happy lamb çok seviyorum.. fiyat performans bence.. ama min 2-3 kişi gitmek gerek. hot pot moğol mutfağı konsepti ama bizim damak tadımıza uyuyo. kuzu ağırlıklı.. özellikle serin havalarda çok tatmin edici. sınırsız menülerinden alırsanız çatlayana kadar et yancı mantı vs. getiriyorlar. iyice aç gitmek gerek o yüzden.
0
iwillsee
(02.09.26)
tek tavsiyem anında hizmet beklememek olacak. çok acıkıp gittiğinizde uzun süre bekleyebileceğiniz için perişan olabilirsiniz.

bir de bazı mekanlarda önce alkol alırlar. yemek sonra gelir. orada yaşayanlar daha net bilgi verecektir.
0
janderzel zartanyan
(02.09.26)
St.John - stjohnrestaurant.com
Circolo Popolare www.circolopopolare.com
0
Ruprect
(02.09.26)
@kuehles blondes: baktım teşekkürler

@amaranta ursula: bu marketlere gittim sunday roastu, fish and chipsi de yazmıştım mesajımda. rye ekmeğinde etli sandviç the black pig'deki sandviç mi oluyor onu bilemedim.

@deartheodosia: o da listemdeydi ama fırsat olmadı bu sefer kesin bi hint restoranına gitmeyi düşünüyorum burası da olabilir daha iyi denen yerler de var bakıcam bi.

@iwillsee: fotoları güzel görünüyor buranın ama tek gidicem tek de gidilmez mi ya olur gibi geldi bana.

@janderzel zartanyan: daha önce yukarda yazdığım yerlere ve ek birkaç yere daha gittim valla türkiye'ye kıyasla ekstra bir bekleme süresi göremedim. yemeğine restoranın tarzına göre değişir tabi.

@ruprect: buralar listemdeydi ama gidememiştim.
0
🌸semaforo de medianoche
(02.09.26)
(8)

Oğlumun çok fazla oyuncağı oldu

Gradient_tabanlı_mor
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu dur
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.

Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu durum beni rahatsız ediyor ileride doyumsuz olur mutsuz olur diye korkuyorum.

Sizce bu bir sorun mu? İmkanı vardır kullanır mı dersiniz yoksa 2 yaşında bebeğin 10 tane bisiklet türevi olmamalı mı dersiniz? Ben küçükken bizi hep böyle yetiştirdikleri için bana yanlış geliyor. 1 tane scooter olurdu eskiyene kadar binerdik. Eşimi de tam tersi çok imkanlarla yetiştirmişler ona normal geliyor her gün birine binsin ne olacak ki diyor mesela.
-1
Gradient_tabanlı_mor
(24.08.26)
bence bu bir sorun bu konuda size katılıyorum. bir şeylerden eksik kalmaması başka, bir şeylere fazla fazla sahip olması başka. bir tane olursa kıymetini bilir birden fazla olursa nasılsa bol bol var psikolojisi yaşar.
imkan var diye abartmak da çok anlamsız, imkanı olmayan çocuklara hediye edilmesi daha şık olur diye düşünüyorum fakat burada esas konuşmanız/tartışmanız gereken kişi eşiniz.
+1
denizgonen
(24.08.26)
elbette sorun. cocugunuzun bu kadar cok fazla esyasinin olmasi, gelecekte de bu beklentide olmasina neden olur, yetinmeyi bilmez, kiymet bilmez. ebeveynler cocugum her imkana sahip olsun, hic zorluk cekmesin derken hayattan tamamen izole cocuk yetistiyorlar. gecenlerde bir ebeveynle tanistim, cocuk toplu tasimanin her turlusunden korkuyormus, kaygilaniyormus cunku cocukla zor olmasin, rahat etsin diye hic kullanmamislar. icimden dedim bence cocugu bir muzeye koyun, onunu de camla cevirin, hani mona lisa falan gibi uc metre uzaktan bakabilsinler sadece.
+2
Sour
(24.08.26)
Anneanne babaanne müsaitse bölebilirsiniz.
Bisikleti benim evde scooterı anneannede, diğer scooterı da yazlıkta bizim.
Oyuncaklar için de uyguluyorum koca kutularımız var gardolabın üzerinde sakladığım dönüşümlü çıkarıyorum ortaya.
+2
cilekli pasta
(24.08.26)
Sorun var tabii ki. Sonradan para gören insanlar ben eksik kaldim cocugum kalmasin diye onu esyaya boguyorlar. Daha sonra cocuklari materyalist ve doyumsuz olabiliyor.
0
Purple life
(24.08.26)
2 yaşında bebeğin 10 tane scooter'ı olmamalı.

benim çocuk 6 yaşında 1 bisiklet 1 scooter ı var. elbise değil ki bu bir sürü olsun.
0
wilhelmwasmuss
(24.08.26)
çocuk daha küçük büyüdükçe hele erkek çocuklarda bu tarz şeylere ilgi artacaktır ve evet cazibesi azalabilir.. ben sizin yerinizde olsam tüm oyuncakları kaldırı 6 şar aylık dönemlerde yeniden ortaya çıkarırdım. böylece yeni sıfır alınmış gibi süprizli heyecanlı olur.. ve biraz da oyuncak vs almaya ara verirdim. daha uzuuuun yıllar var. 2 yaş biraz daha artık el işleri ile hamur oyanama ile boya yapma ile de keyif alınacak yıllar bunlara öncelik verin.
+1
iwillsee
(24.08.26)
Bence bu kadarı çok fazla. İki yaşındaki çocuk anlamaz ki zaten, hepsi aynı onun için.

Bir tanesini çocuğun için ayır, kalanları da istersen böyle bir oyuncağı hiç olamayacak çocuklara dağıt.
+1
rock n roll
(24.08.26)
Öncelikle oyuncakları rotasyona sokmayı alışkanlık yapın. Her oyuncak her zaman yok. 7-8 tane oyuncağı bir rafta düzenle sergileyin ve bunlardan başka seçenek bir ay boyunca sunmayın. 1 ay sonra o 7-8 oyuncak kalkıp yerine başka 7-8 oyuncak gelmeli,
çocuğun hem yaratıcılığı gerçekten böyle gelişir hem overstimulation'ı engellersiniz.
4 tane scooter diyorsunuz ya, en sevdiğini kenara ayırıp diğer her şeyi bir kenar mahallede dağıttın çocuklara.
0
alice in potatoland
(27.08.26)
(1)

Fatsecret benzeri uygulama

Mirket
Aynı işi gören, aynı miktarda başarılı, aynı şekilde ücretsiz ve kullanımı kolay başka uygulamalar var mı?
Aynı işi gören, aynı miktarda başarılı, aynı şekilde ücretsiz ve kullanımı kolay başka uygulamalar var mı?
0
Mirket
(18.08.26)
uygulama değil ama chatgbt son zamanlarda biraz akıllandı bu konuda
0
iwillsee
(18.08.26)
(8)

Hikaye anlatıcıları

kendimefotograflarim
Etrafınızda mutlaka vardır. Her konuda bir anı, bir hikaye anlatan insanlar var. En sıradan şeyi bile bir olay örgüsüyle satıyorlar. Hep duyduk, izledik, okuduk hikaye anlatıcılığı iyidir diye ama ben bunları karşısındakini veya kitleyi esir alıyor olarak görüyorum.Size bu insanlar nasıl geliyor? Sö
Etrafınızda mutlaka vardır. Her konuda bir anı, bir hikaye anlatan insanlar var. En sıradan şeyi bile bir olay örgüsüyle satıyorlar. Hep duyduk, izledik, okuduk hikaye anlatıcılığı iyidir diye ama ben bunları karşısındakini veya kitleyi esir alıyor olarak görüyorum.

Size bu insanlar nasıl geliyor? Sözü dinlenir mi, lafına güvenilir mi? Yoksa içininizden kes traşı diye mi düşünürsünüz?
0
kendimefotograflarim
(17.08.26)
youtu.be

Var böyle tanıdıklarım içimden şöyleyim
+1
Hallegadola
(17.08.26)
merhaba o benim. evlat olsa sevilmezlerdir. esir almadan iyi günler. :(
+1
klassno
(17.08.26)
size katılıyorum.. genel olarak çok konuşan insanlar problemli geliyor bana bonus olarak.. her türlü ilişkide olduğu gibi iletişimde de alma verme dengesi olmalı.. bi tarafın sürekli konuştuğu bi tarafın çoğu zaman kibarlıktan devamlı dinlediği konuşmalarda bu alma verme dengesi bozuluyor..hikaye anlatıcıları da genellikle bu çok konuşan gruba giriyor sanki.. çok nadir story time çerçevesinde hikaye analtıp söylediği şey ilginç çıkan birileri olabiliyor ama çok nadir ve her zaman da herkes hikaye dinlemek istemiyor o an şartlar uygub olacak vs.
+1
iwillsee
(17.08.26)
benim. yıllarca bir toplulukta en az ben konuşurdum. ortamda mutlaka ordan burdan duyduklarını karıştırıp sallayarak anlatan tipler olurdu. aşırı sıkıldım ve ben de ufak ufak anlatmaya başladım. anlattıklarımın tamamı ilgi çekici konular, yaşanmış gerçek hatta önemli bir kısmı resmi evraklı şeyler. ağır herbokologum. 7. bölümü okumaya hazırlanıyorum. mesleğim hayatın tam içinden. yaş da epey var. ama hep konuşmam. ortamda çenesi düşük birileri varsa devreye girerim. zafer algöz gibi tipleri severim. tamamı toplama hikayeler ama çok güzel anlatıyor adam. böyle biri denk gelirse susarım.
0
ground
(17.08.26)
hikayen varsa anlatirsin, yoksa anlatmazsin, bu kadar basit.
0
baldur2
(17.08.26)
Ben. Rahatsızlık hissettiğim noktada keserim çok duyarlıyım, nadirdir zaten. Siz de rahatsızlığınızı beden dilinizle belirtin bu kadar buraya yazacak kadar tasa yapacağınızA
0
cccbehzatccc
(17.08.26)
yalancı ve sözüne güvenilmez olduklarını düşünüyorum.
0
abelardo
(17.08.26)
yerine ve zamanına göre. sohbet için ordaysam süper, değilsem çok sıkılırım
0
mezzosprite
(18.08.26)
(7)

ebeveynler, nasıl güveniyorsunuz?

mezzosprite
çocuğum kreşe başladı. gün içinde birkaç fotoğraf geliyor ama bunun dışında neler yapıyorlar, çocuğumun ruh hali nasıl, bunları bilmeden nasıl yaşıyoruz?daha önce bakıcıyla evde bıraktığımda aklıma geldikçe göz ucuyla kameradan bakıyordum içim rahatlıyordu, bazen hiç bakmıyordum bile. ama aklıma gel
çocuğum kreşe başladı. gün içinde birkaç fotoğraf geliyor ama bunun dışında neler yapıyorlar, çocuğumun ruh hali nasıl, bunları bilmeden nasıl yaşıyoruz?
daha önce bakıcıyla evde bıraktığımda aklıma geldikçe göz ucuyla kameradan bakıyordum içim rahatlıyordu, bazen hiç bakmıyordum bile. ama aklıma gelince bakabilmek aşırı iyi bi histi.
kreşlerde tabi böyle bi şey yok. bence olmalı, farklı görüşler var biliyorum en azından seçenek sunulmalı bence, isteyen ebeveynler kameralı sınıfa versin istemeyenler kamerasız. bi sapığın çocuğumun sınıfını izlemesi çocuğumun bütün gün benim göremediğim bi ortamda olmasından daha korkutucu gelmiyo bana.
tamam güvenmeliyiz emanet ettiğimiz kişilere ama nasıl güvenebiliriz? yeri geliyo biz bile sinirlenebiliyoruz kendi çocuğumuza, elin insanı hergün bütün gün kendi çocuğu bile olmayan 10 tane bebeyle uğraşıyo. nerden bilicez sinirlenmeyeceğini?
tamam mecburuz güvenicez bunlar profesyonel insanlar, işleri bu, kendilerini kontrol etmenin de en iyisini yaparlar diyelim. buna da varım. ama insan özlüyo ya bi göz ucuyla bakıvermek içimizi rahatlatırdı. poz vermediği bi anda nasıl duruyo, nasıl görünüyo, ne yapıyo, kiminle oynuyo, bunları bilmeden nasıl duruyoruz?
kontrol delisi miyim, fazla mı kaygılıyım, güvensiz miyim, benim gibi düşünen kimse yok mu?
-4
mezzosprite
(11.08.26)
kreşler her bakımdan daha güvenli. bir çocuğu asıl 1 kişi ile yalnız bırakmak çok büyük risk. her şeyi geçtim kadın ölse bayılsa kalp krizi geçirse bile sonuçları vahim olabilir. öğretmenler için 10 çocuğa bakmak 1 çocuğa bakmaktan inanın 10 kat daha kolay. pedogojik kısmına girmiyorum bile. çocukları iyi gözlemleyin. olumsuz bir durumda mutlaka belli eder. suskunlaşır, içe kapanır, korkaklaşır. gözlerini kaçırır. buna benzer bir şey yoksa işler yolunda demektir.
+5
ground
(11.08.26)
1. çocuğu iyi gözlemleyceksiniz. bi şekilde belli eder 2. diğer velilerle muhabbetiniz olsun kulağınıza bir şey gelir olumsuz durum olursa. 3. nispeten oto kontrol mekanizmasının olacağına inandığınız yerlere vereceksiniz müdürün rehberlikçinin vs nin ister istemez birbirini denetlediği 4. merdivenaltı ya da apartman altı kreşlere vermeyin. devlerin bu kreş işini ciddiye alıp kendisinin açması ve el atması lazım ama nerede... ancak kadınlara çocuk yapın diye nashiat ederler.. çocuk sayısının artmasını isteyen devlet bu kreş gibi çok önemli bi konuyu özel sektöre bırakmayacak kendi açacak.
+2
iwillsee
(11.08.26)
Anksiyetinin hafifi hayatta tutar fazlası paranoid eder. Siz sınırdasınız zaten tüm ömrünüzde çocuğunuzu görebileceğiniz zaman dilimi onun ömrünün çok kısa bir bölümü olacak. Siz kamerada izlerken allah korusun kreşte bir şey olsa ömür boyu vicdan azabı çekersiniz. Hayatı olağan akışına bırakmazsak bir olağan dışı oluruz. Kamera yorumunuz anormal bir düşünce.
+1
mikahakkinen
(11.08.26)
kameralı yorumu eleştirenlere bakma benim de 2 yaşında oğlum var aynı şeyi düşünürdüm. kameralı olmasını istiyorum çünkü sınıftan birinin velisinin sapık olma ihtimali çocuğumun gün içinde kötü bakılıyor olma ihtimalinden daha az geliyor bana.

ben bakıcıya baktırıyorum ve çok da güveniyorum neden bakıcıya güvenmediklerini de anlamıyorum insanların. evde kamera var her an bakabiliyorum zaten bir süre sonra insan anlıyor çocuk bu kadını sevdi mi sevmedi mi diye. ama kreşte böyle olacağını sanmıyorum.
şu an çocuğun kaç yaşında bilmiyorum ama ben 3 yaş sonrası kreşe gönderme taraftarıyım çünkü kendisini daha iyi ifade edebilir. o zaman da doğru sorular sorarak anlarım herhalde o şekilde güvenirim kreşe diye düşünüyorum.
-3
yenibirgüzelnick
(12.08.26)
Akıllı saatler var böyle ses kaydeden onlardan alma şansınız olur mu? Çocuğun bileğine takıyorsun ve kulaklıkla çocuğunun sesini ve etrafındaki sesleri duyabiliyorsun.

Çocuğun ne konuşuyor, arkadaşları ve öğretmenleri ne konuşuyor bunları dinleyebiliyorsun. Benim bir tanıdığım çocuğunu bu şekilde takip ediyordu.
-2
rock n roll
(12.08.26)
alışacaksınız. çok çok merak edeceksiniz bir süre. sonra çocuğunuzun genel olarak mutlu olduğunu görüp, siz de mutlu olacaksınız. ama biraz süre geçmesi gerekecek.
+3
co2s2
(12.08.26)
Oğlum kreşe giderken şansımıza özel kreş karşı binaydı direkt, annesi devamlı kontrole giderdi, çocuğun devamlı halini hareketini gözlemlerdik ve bizim korumamızda olduğunu kimsenin zarar vermeyeceğini anlatırdık.

Gün içinde yemek yedi mi, bir problem var mı diye geri bildirim gelirdi.

Esas dikkat edilmesi gereken ortam ne kadar güvenli, misal her zili çalana kapıyı açıyorlar mı, dış kapıyı açık bırakıyorlar mı, oyun saati bahçede çocukları başı boş bırakıyorlar mı.

Bence en önemlisi sınıftaki diğer çocuklar, üst yaş gurupları zorbalık yapmaya çalışabiliyor, agresif uyumsuz çocuklar olabiliyor. Bunların önlemini de birisi fiziksel temas sınırınıbaşarsa ağzının üstüne vurma yetkisi vererek çözdük, sıkıntı çıkarmaya çalışan çocuklar şamarı yiyince sınırlarını öğrendiler.
0
kimlanbu
(12.08.26)
(16)

Tartıştım

spherical
Arkadaşlar,Bugün birini uyardım. Müzik sesi odama geldiği için. Yer kamu kurumu. Müzik sesine dikkat et, devam edersen amirlere şikayet edeceğim dedim.Sonra bu benim odama geldi, benim onu uyaramayacağımı falan söyledi, odanın içinde ben şu kadar yıllık memurum, çocuk değilim diye dolandı. (Ben yeni
Arkadaşlar,
Bugün birini uyardım. Müzik sesi odama geldiği için. Yer kamu kurumu. Müzik sesine dikkat et, devam edersen amirlere şikayet edeceğim dedim.

Sonra bu benim odama geldi, benim onu uyaramayacağımı falan söyledi, odanın içinde ben şu kadar yıllık memurum, çocuk değilim diye dolandı. (Ben yeniyim bu eski). Çık dedim çıkmadı, rahatsız etme ve tacizden şikayet edeceğim dedim, etmezsen şerefsizsin dedi. Baya tartıştık. Bunu ağzından kaçırdıktan sonra hakaret olarak çok sınırını aşamadı, Aptalca davranıyorsun dedi. Bir de tehdit etti.
Bu arada ben sürekli odamda çalışıyorum bu adamı görmüşlüğüm yok yani aptalca davranıyorsun demesi o anlar için.

Ama işte kanıt yok. Odada ki kadın ben asla şahit olmam dedi.
Bunu nasıl şikayet edeceğim kurum içinde, süreç nasıl olur bilmiyorum. Tavsiyesi veya Tecrübesi olan arkadaşlar varsa sevinirim.
0
spherical
(11.08.26)
İlk amire gidip, şöyle bir olay yaşandı, kanıtlayamam, bilmemkim hanım da şahit olmayacağını belirtti. Bu durumda şikayetçi değilim ama bilginiz olsun diye geldi de ki olayın devamı gelirse adamın önbilgilendirmesi yapılmış olsun.

Onun dışında bir şey çıkmaz. Kamuda mesai arkadaşıyla da didişilmez. İş büyürse birinin yeri değiştirilir ki bil bakalım kiminki değiştirilir.

Ben yeniyim derken, daha asaletin tastik edilmediyse, Müdüre gitme, çiçek alıp affet diye o elemana git.
+3
Mirket
(11.08.26)
bence en baştan yanlış bi üslup kullanmışsınız, tehdit etmek yerine nazikçe uyarabilirdiniz odaklanamıyorum falan diye. o açıdan haklı çıkabilir tahrik etti diye.
+6
mezzosprite
(11.08.26)
siz tutanak tutup kayda sokacaksınız. şahit olup olmaması şu aşamada çok önemli değil. amir ciddiye alırsa muhakkik atanır muhtemelen; o gereken kişilerle konuşacaktır. tabi bu noktada, amirin tutanağı kayıt altına alması, sümenaltı etmemesi gibi konular önemli (sorunlar dışa yansımasın diye öyle yapılıyor genelde).

yalnız müzik sesi gibi konuşularak çözülebilecek bir konudan, bu kadar nasıl yükseldi iki taraf da, ona pek anlam veremedim. aday süreniz devam ediyorsa böyle durumlarda daha temkinli davranmanız faydalı olur.
+5
lil siztah
(11.08.26)
Kamu kurumunda müzik falan neresiymiş orası valla düz memur olmak varmış neyse. Başta ipler gerilmiş. Onun anladığı dilden konuşman lazım. Sen de ses bombasını konuştur en basitinden :) Ben de devlet memuruyum ama amir olsam böyle sikko meseleler ile uğraşmak istemem. İşi yazıya dökmeden önce şihafen görüşmek en iyisi. Bir şikayet sonucu kendimi de yakmış ve memurluktan atılmış, tekrar SINAVLA geri dönmüş biri olarak söylüyorum bunu.
+3
katafalk2
(11.08.26)
- Şu kadar yıllık memurum beni uyaramazsın... diyenlerin ortalığı daha çok kokuttuğu ortada. Ortalık kokmasın diye de yerine konum veya kuruma göre personelin 3-5 yılda bir tayin sistemi var.

Özelde de bu böyledir. Bazısı bulunduğu yerde neredeyse 15-18 yılı devirmiş, kök salmıştır. Sürekli muhatap oldukları üst yönetimin gözlerini bağlamışlardır adeta.
Gerçekte çalışmazlar , kendi menfaatlerine dayalı bir süreç yönetirler oldukları yerde.
Maaştan ayrı olarak farklı , karanlık türden kazanç yolları da olabiliyor böylelerinin .
Bunlara pek yeni kurallar işlemez.
- Ben olmazsam burada işler durur, yönetim zaten arkamda... diyerek bir
tür zırh taşıdıklarını düşünürler.
Bazı zamanlar yeni gelenlerin nabzını yoklamak için :
- yakında istifa edeceğim.. demeyi de ihmal etmezler ama def olup gitmezler de .

Sen şimdilik sessiz kal, işini düzgün yapmaya bak. O kadından da uzak dur.
Çalışanlarla ilgili bir şey konuşma yanında.
Şahit olmak istemese bile senin haklı olduğunu o kimse yokken söyleyebilirdi en azından. İnsanlar kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen meselede güçlünün yanında olur . Birilerinin iş yerinde sadece "eski çalışan " olması güçlü olduğu algısı için yeterlidir.

3. şahısların tümüyle suskun kalması böyle anlarda kimin ne mal olduğunun da habercisidir. Benzerini yaşadım geçmişte.
Haksıza, haksız diyemeyenlerin arasında yaşıyoruz

Bilmezsin, böyle anlarda yeri değişen, bazen çok daha güzel çalışma ortamına da kavuşabilir. Zamanla ortamın dinamiklerine göre bir sorun olduğunda kararı yine sen vereceksin. Bazen sessiz kalmakta işe yarar ve müdahale hiç beklemediğin anda da gelebilir.
Çünkü bu arızalı kimse haksızlıkla kotasını doldurmuştur .
Benzer tür hususlar akşam haberlerinde medyada görülüyor .
0
diyecevaplandı
(11.08.26)
Bence özür dile. Bu konuşma biçiminle ve söylediklerinle haklı olma şansın 0.
-9
arbre
(11.08.26)
Arkadaslar simdi bunlar hakkinda cok sey yazardim ama kisaca mikrop olduklarini soyliyim, hicbir is yaptiklari yok. benim amirim izinli. ona ulasamadim, bir sorup onun ustuyle konusacagim. tutanak hic aklima gelmemisti, tesekkur ederim.
proje falan yazdigim icin ustlerin islerine yariyorum, beni atmazlar ama paylarlar.



özgüvensizliğinin duyurudaki yankısına tik yok.
+1
🌸spherical
(11.08.26)
spherical, hahaha abla sen kimin fake'iydin ya, bir yerden hatırlıyorum seni ama çıkaramadım, sence yaptıkların normal mi biraz düşün, tik atmamak ne canım engelle bence :D
-6
arbre
(11.08.26)
En büyük sorunlu şahit olmam diyen abla yalnız da bir şey olmaz endişelenme sen işine bak.
0
Hallegadola
(11.08.26)
Bir memur olarak söylüyorum bunu iyi yapmışsın tek hatan devam edersen amire söylerim demek ama boş ver ağzından çıkmış bir kere.

İşe sarıl şimdi laf etmelerine izin verme asla zamanla su akar yolunu bulur merak etme.

Ya ben tek kişilik odadayım ona rağmen kulaklıklayım gün boyu millet hanzo ya
+1
Hallegadola
(11.08.26)
özür dile diyenler nasıl bi kafada ya çiçek alacakmış da bilmem ne.. bize çocukken hep böyle ezik alttan alan ve people pleaser lık öğretildi. nefret ediyorum. kimse kimsenin müzik sesini dinlemek zorunda değil hele ki odaklanma gereken çalışma ortamında.. neyse senin hatan şu olmuş direkt tehdit yerine önce ya başım ağrıyor falan diye biraz daha sakin uyarabilirdin. devam ederse de amire ona söylemedne şikayet edebilirdin. neyse olan olmuş.
+6
iwillsee
(11.08.26)
kamu ya da özel fark etmez, biri odama gelip daha ilk seferden tehdit vari atar gider yaparsa önce bsg cekerim, sonra bu calisan mal herhalde diye amire ben sikayet ederim. hakli oldugunuz olayda haksiz tarafa gecmeyi basarmissiniz. tebrikler. böylece, olayda hakli kimse kalmamis.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.08.26)
o kisi ben olayim:

- merhaba, odandan cok muzik sesi geliyor. dikkat edebilir misin?
x: dikkat edecegim, ozur dilerim.

vs
- Müzik sesine dikkat et, devam edersen amirlere şikayet edeceğim.
x: istersen papa'ya sikayet et. etmezsen insan degilsin. *muzik sesini acar*


olay bu kadar basit aslinda. 100% hakliliktan haksizliga nasil gecilir guzel gostermissiniz
+4
aguen
(12.08.26)
ben asla kendisi ile muhattap olmazdım. odanın önünden geçer müdürüne/üstüne sözlü şikayet ederdim. o da geldiğinde müzik sesini duyar uyarırdı.

böyle şeyler için elini kirletmeye değmez.
0
naksidil
(12.08.26)
hocam bu tip durumlarda dikkatli olun. Kimin kimin neyi olduğunu bilemezsiniz. Daha eski memursa muhtmelen amirlerle vb arası iyidir.

İş hayatında kamu/özel fark etmez kurallar kaideler kişiye göre değişir. Sevilen biriyse amirler tarafından "hoş gör sen de" diye konu geçiştirilebilir. Sonra siz başka sefer de ısrarcı olursanız bir anda kuralları çiğneyen değil, siz uyumsuz ilan edilirsiniz.
0
anten
(12.08.26)
Aguen+1
+1
wilhelmwasmuss
(12.08.26)
(11)

Hayatınızda iyi giden şeyler

arbre
Bunları çevrenizle ya da internette paylaşıyor musunuz? Bozulmaması için gizli mi tutuyorsunuz? Sevgili olur, eşinizin hamile olması olur, ev araba olur...
Bunları çevrenizle ya da internette paylaşıyor musunuz? Bozulmaması için gizli mi tutuyorsunuz? Sevgili olur, eşinizin hamile olması olur, ev araba olur...
-9
arbre
(05.08.26)
Eskiden çok yakın sandığım kişilerle paylaşırdım. Artık paylaşmıyorum.
Bozulacağına inanıyorum.
İnternette hemen hiç paylaşım yapmıyorum zaten.
+2
pro9it9is9
(05.08.26)
bir şeyler tamamlanana kadar anlatmamaya dikkat ediyorum. aile dışında kimseye ev alıyoruz demem mesela ama aldıktan sonra da özel çabayla gizlemem. ne çok herkese her şeyi yaymak lazım ne de aşırı gizlemek. İlişkiyi gizleyip çat diye evlendiğini duyuranlar var mesela. O kadarı art niyet gibi. Hayatında iyi giden şeyler bir şekilde görünüyor zaten dışarıdan. özel günlerde seyahatlerde vs birkaç paylaşımdan zarar gelmez. ama oturup da iyi giden bir evliliği ya da kariyeri detaylı detaylı anlatmaya gerek yok bence de
+4
dfn4
(05.08.26)
Ne sevincimi ne de üzüntümü detaylı paylaşıyorum. Derdimle keyiflenen, mutluluğuma haset eden insanlar var. Tanıdıkça mimliyorum bunları ve yanlarında ketumlaşıyorum.
+4
auroraaurora
(05.08.26)
Gizli kalması iyi olur .
Eşler arası kavgalar, küslükler de güven
ve samimiyet olduğu sürece gizlenmeli.
Güven kalmadığında artık o olması gereken gizliliğin yerini otomatikman ifşalar alıyor malum.
Eşler arası uyumlu giden bir hayatta çevreden olabildiğince gizli kalmalı.
İnsanın insanı fikren manen oyduğu, birbirlerlerine kaeşı haset etmek için bir çok nedenlerinin olduğu bir zamandayız.
Gençliğmizde sınavdan alınan güzel not bile kıskançlık için yeterli.
Düğünde başkasının üstünde görülen altınlar kıskançlık için yeterli .
Aynı ünvana , aynı çalışma süresine sahip kişiler arasındaki 200 TL lik maaş farkı bile (bir döner parası belki ) kıskançlık için yeterli .
Verilen kilolar bile kıskançlık için yeterli.
Nasibimizde olmayan belki hayır getirmeyecek şeylerin peşinde koşarak bir hayat tüketiyoruz .

Rakip olarak içselleştidiğimiz kimi tanıdıklarımızın bir şekilde yerin dibine geçmesi ve ellerindeki imkanlarının gitmesi için iç dünyamızda zaman harcıyabiliyoruz .
İş yerlerinde bu ayak kaydırmalar açıkça görülür.

Maddi imkanlar da çoğunlukla saklı kalmalı . Yoksa borç isteyen adaylarla karşılama olasılığı çok yüksek. Maaşı aldığının ertesi günü borç isteyenler
bile var.

Bazı sorunlara çözüm için sorunlar/konular anonim olarak internette sorulabilir ki örneklerini
kimi sosyal gruplarda görüyoruz.
+1
diyecevaplandı
(05.08.26)
Eğer gerçekleşeceğine dair beklenti / işaret varsa bunu çok kısıtlı çevreme (2-3 kişi) paylaşırım. Olursa da konusu geçtiği takdirde paylaşırım. herkesin bilmesi için özel çabaya girmem.
0
kurmalifare
(05.08.26)
Hemen hemen hicbir seyi paylasmam. Bir felsefe hocamin sosyal medyasinin biyografisinde yazdigi sey cok hosuma gitmisti: Paylasimlarinda kamu yarari gozetir. Yani araba almaniz, tatile gitmeniz vs'nin kamu (takipciler) icin hicbir yarari yok. Bunun arkasindaki motivasyon da aslinda hava atmak, kendizi bu anlamta tatmin etmek. Bir sey paylasiyorsam mutlaka altina bilgilendirici, anlamli bir seyler yazmaya calisiyorum, paylasimlarimi buna gore yapiyorum. "Bozulmamasi" gibi seylere de zaten inanmiyorum.
+3
Sour
(05.08.26)
evet gizli tutuyorum.. bu konuda hepten takıntılı hale geldim.. çünkü inanılmaz etkilendiğimi düşünüyorum.. beni boşver objektif gözlemim: bizim toplum aşırı fesat.. bir standart avrupalı ya da japon senin hayatını aşırı umursamaz bireysellik ve mesafeden dolayı.. o yüzden bir norveçte japonyada nazar değmiyor ama anadolu nazarın başkenti..bizim toplum ise tam tersi..hatta şöyle söyleyeyim.. mesela senin hayatında güzel bir olay oldu işte herhangi bir olay kariyer ailede vs.. en yakın dediğin kişiler bile buna içten içe hasetleniyor çünkü sende olan şey onda yoksa o sende eksikliğini görüp tetikleniyor.. buna o kadar çok ama o kadar çok şahit oldum ki.. hiç beklemediğin insanlardan..tabi bu kişiler biz hasetlendik demiyor ama davranış ve sözleriyle belli ediyor.. hatta daha da beteri mesela bi kişi sana haset etmiyor ama sende olan bir nimeti çok beğendi ve çok övdü diyelim..keisnlikle nazar değiyor ve mutlaka o nimetle ilgili bir olumsuzluk yaşıyorsun.. o kada rçok şahit oldum ki.. orantısız övüldükten sonra çok tatsız hadiseler başıma geldi. tabi her şeyini saklayamıyorsun bi noktada ortaya çıkıyor..yapacak bişi yok.. en azından tavsiyem herkese her şeyi anlatayın sosyal medyada paylaşmayın.
+1
iwillsee
(05.08.26)
Yok ki
+1
Rondak
(05.08.26)
ben berbere bile bütün hayatımı anlatıyorum.
+1
antihero
(05.08.26)
hiç bişeyi eşime dostuma bile söylemiyorum. bırakın interneti. herşeyi herkesin bilmesine gerek yok. gereken kişiler bilsin yeterli. zaten öyle millete bişeyler gösterme derdinde de değilim.
+2
omer460
(05.08.26)
Güzel şeyler yazmışsınız teşekkür ederim
-5
🌸arbre
(05.08.26)
(16)

ailenizden ırsi olarak size geçen rahatsızlıklar neler?

turk kelekom
Acaba ben mi çok şanssızım bu konuda. - hemorroid - zayıf diş minesi / hızlı çürüyen dişler - miyop- Hashimoto tiroidi - saç dökülmesi İlk aklıma gelenler. Alzheimer/demansın da geçmesi epey korkutuyor. sizde durumlar nasıl?
Acaba ben mi çok şanssızım bu konuda.

- hemorroid
- zayıf diş minesi / hızlı çürüyen dişler
- miyop
- Hashimoto tiroidi
- saç dökülmesi

İlk aklıma gelenler.

Alzheimer/demansın da geçmesi epey korkutuyor.

sizde durumlar nasıl?
0
turk kelekom
(04.08.26)
annem, babam, dayım, dayımın kızı ve halam kanserden öldü. teyzem ve halamın çocuğu da şu an kanser. ben sadece sıramı bekliyorum.
0
omer460
(04.08.26)
parkinson’s ihtimalini biraz arttiran 1 varyant tespit edildi gba genimde.
0
eileengray
(04.08.26)
@eileengray :

Testi nerede yaptırdınız acaba?

@omer460

hepsi farklı tipte kanserler miydi? başınız sağolsun, çok zor durummuş.
+1
🌸turk kelekom
(04.08.26)
babam dayım küçük hücreli akciğer kanseri. annem, halamın oğlu, dayımın kızı adeno akciğer kanseri., halam ve teyzem bağırsak kanseri.
0
omer460
(04.08.26)
Sedef hastalığı

Dedemde varmış. Babamda baya var, oradan bana sekti. Abimde yok misal. Kuzenimde varmış, gitmiş sanırım.
0
put it in your appropriate place
(04.08.26)
Ailecek dişlerimiz kötü
Saçların erken beyazlaşması
0
Hallegadola
(04.08.26)
hepsi cidden genlerle mi geçti bilmem ama anne babamda olup bende de olanlar:

miyop
mitral kapak prolapsusu
gastrit
reflü
kolesterol (bu kesin genetikmiş, ben vejetaryenim)
romatizma
diş bozuklukları
çift çene geriliği
deviasyon
hemoroid

bu arada babam genç yaşta, ben çocukken, kalp krizinden vefat etti. onun babası da öyle babam çocukken vefat etmiş. ben de bu kalp hastalığıyla onları geçip 45'i görür müyüm bilmem :)
0
art cat chocolate
(04.08.26)
Yazdiklarinizin ilk ikisi anne tarafindan bende de var,
Ayrica baba tarafindan sekere yatkinlik,
Anne tarafindan tansiyona yatkinlik oldugunu gozlemliyorum kendimde.

O sebeple, dislerime ekstra ozen gosteriyorum. Kilo, beslenme takibi, hareketli yaşam da seker ve tansiyona karsi temel onlemlerim.
0
narod
(04.08.26)
Baba tarafı kanser.
Halam, halamın oğlu, amcamın kızı beyin tümörü (biri beyin kanamasi ) vefat etti.
Amcamın eşi yengem aynı zamanda akrabalık var (kızı kanserden vefat eden) onun biraz karışık beyninde tümör vardı lenf kanseri de vardı vefat etti.
Babam kemik iliği kanserinden vefat etti.
Yine amcamda başka kanser var (durumu iyi çok şükür diğer türlere göre korkutucu sayılmaz)

Anne tarafimda ise dayi teyze kuzenler vs hiçbir ciddi hastslik ve vefat olmadı. Anneannem sağ 95 yaşında.

Ama ben fiziksel olarak baba tarafiyim.
0
egerbiryolcu
(04.08.26)
baba tarafi - obeziteye meyil, bel fitigi
anne tarafi - norolojik sikintilar, romatizma
0
cooperr
(04.08.26)
Akraba evliliğinin bir ürünüyüm. Geniz eti ameliyatıyla başlayan sorunlar çene problemi ve bozuk diş yapısıyla hayata başladım. 40 yaşına kadar 2 öçl kopartıp 3 kez diz ameliyatı olduktan sonra bir de kasık fıtığı yırtığı ameliyatıyla akraba evliliğinin tüm etkilerini yaşadım. Bu arada 1.5 miyop 0.50 astigmat mevcut. Dedem ve halam alzhemir. Kbb problemi genetik.
0
mikahakkinen
(05.08.26)
Delilik(tam olmasa da meyi varl)
0
denizciman
(05.08.26)
okuyunca halime şükrettim. babamdan huysuz bacak ve böbrek taşı, annemden lipödem, insomnia ve saç beyazlaması devraldım.
babam midem kanserinden vefat etti, geçen hafta mide rahatsızlıkların tavan yapınca korkuyla endoskopi yaptırdım ama çok şükür temiz çıktı.
-1
halanne
(05.08.26)
migren.. babalar gibi migren ve tüm hayatımın içine edip bana kalıcı hasarlar bırakan 6 yaşımdan beri çektiğim migren..ve saç beyazlaması..babamdan ise borçlar ile birlikte sinir.
0
iwillsee
(05.08.26)
metabolik hastalıklar ve kanser genellikle ırsi olarak geçmekle birlikte ergenlik döneminden önceki hayat şartları bu tablonun esas belirleyicisi durumunda kesinlikle.

çocukluk dönemindeki (3-8 yaşlar arası) beslenme kalitesi, ortam şartları, fiziksel egzersizler, aile içi sevgi saygı durumu bile ilerleyen yaşları çok büyük ölçüde etkiliyor. eğer bu dönem kötü geçirildiyse bahsedilen hastalıklara yatkınlık çok daha fazla oluyor. ilerleyen yaşlarda her ne kadar hayat kalitesi yüksek te olsa çocukluk döneminin yerini doldurmuyor maalesef.
+3
joooper
(05.08.26)
Kafada saç yok ama vücutta kıl çok. Genetik mi bilmiyorum skolyoz, kifoz hepsi var. Marfan sendromundan şüpheleniyorum, genetiğe gittim önce kardiyolojiye git dedi.
0
inheritance
(06.08.26)
(2)

Lake District- UK?

Amaranta ursula
Merhabalar,Doğayı, doğal güzellikleri seven biri için Ağustos ayında gitmeyi önerir misiniz? Kaç gün ayırmalı? Özellikle hangi yürüyüş parkurlarında yürüyüp hangi bölgede konaklamak gerek? Ne gibi aktiviteleri önerirsiniz? GetYourGuide'dan yürüyüş turu mu bulmak iyi olur? Tek başına güvenli olur mu?
Merhabalar,

Doğayı, doğal güzellikleri seven biri için Ağustos ayında gitmeyi önerir misiniz? Kaç gün ayırmalı? Özellikle hangi yürüyüş parkurlarında yürüyüp hangi bölgede konaklamak gerek? Ne gibi aktiviteleri önerirsiniz? GetYourGuide'dan yürüyüş turu mu bulmak iyi olur? Tek başına güvenli olur mu?
Bulunduğum konumdan trenle 3-4 aktarma sonrası 5.5 saatte gidilebiliyor. Otobüsle de 12 saat:/ Uçak baktım ama yok sanırım.

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(04.08.26)
agustos ayi midges zamani. bütün yaz hatta. o dönemde asla tavsiye etmem. lake district'te yazin kene de cok oluyor. hatta midges'tan daha büyük problem. biz ekim basi gitmistik. daha soguktu ama en azindan sac dibimden böcek toplamiyordum.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
konudan bapımsız get your guide turlarını tavsiye etmiyorum
0
iwillsee
(04.08.26)
(8)

laptop/macbook cihazlarınızı nasıl temizliyorsunuz

iwillsee
dış tozlarından nasıl kurtuluyorsunuz* özellikle ekrana ıslak bir şey değdirmeyin diyorlar. klavye kısmının nemli bezle tozunu alsak bile tışların içine tozlar kaçıyor gibi minik süpürge tarzı şeyler kullanışlı mı? her türlü öneriye açığım..
dış tozlarından nasıl kurtuluyorsunuz* özellikle ekrana ıslak bir şey değdirmeyin diyorlar. klavye kısmının nemli bezle tozunu alsak bile tışların içine tozlar kaçıyor gibi minik süpürge tarzı şeyler kullanışlı mı? her türlü öneriye açığım..
0
iwillsee
(02.08.26)
Lcd temizleme spreylerinden kullanıyorum ben, temiz bir mikrofibere abartmadan sıkıp ekranı ve her yerini siliyorum. Aralıklarla bezi da makineye atıyorum. İlk günkü gibi duruyor cihaz (uzun yıllardır).
+1
orient blue
(02.08.26)
laptop ve macbook ayrimi ne alaka anlamadim acikcasi. ikisi de dizustu bilgisayar.

ben monitorlerimi, laptoplarimi, telefonlarimi vsvs hep ayni sekilde temizlerim. once camsil'li bez ile, sonrasinda kuru bezle iyice lekelerden arindiririm. macbook ekrani isikta yansima yaptigi icin ekstra mesai harcamam gerekiyor cunku ekranda leke hic sevmiyorum. yansima onleyici film vardir illaki, her seferinde unutuyorum..

burada dikkat edilmesi gereken nokta; elektronik cihaz temizlerken camsil'i direkt cihaz uzerine degil, mikrofiker bezin ustune sikmak. hatta su an camsil bile yok bende. :)) bim muadili camsil ve bim mikrofiber bezi kullaniyorum ekseriyetle.
0
arakaali
(02.08.26)
@arakaali macbook diye belirtmemin sebebi bir yerlerde macbook ekranında özel kaplama olduğunu herhangi bir sıvı ile azıcık bile olsa silinirse o kaplamanın gittiği vs gibi bişi okumam. ben işin uzmanı değilim özel bi amacım yok ayırırken bu sbebpten ayrıdım
0
🌸iwillsee
(02.08.26)
anladim. o kisim fazla abartili olmus. tiner, aseton gibi cok agir kimyasallar kullanilmadikca problem olmaz. mesela camsil de problem olabilir ona bakarsan ancak ben oyle alistim acikcasi, degistiresim de yok. :)) en garanti yontem direkt alkol ile temizlik. trendyolda kesin vardir, ben eczanemden aliyorum.
0
arakaali
(02.08.26)
İki tane mikrofiber bez kullanıyorum ben, eğer çok tozluysa önce tozunu dağıtıyorum. Sonra ıslak kullandığım bezi duru suyla fısfıslayarak nemlendirip ekranı siliyorum. Hemen sonra da kuru bezle kuruluyorum. Bütün ekranlara yaptığım şey bu. Hepsi pırıl pırıl ilk günkü gibi. Ama mac gıcık biraz bu konuda, herhangi bir tuşa basınca açıldığı için ekranı kapalı tutmak zor oluyor kapalı olmayınca da iyi temizlenip temizlenmediği belli olmuyor.

Kapağı açıp kapatırken parmak izi oluşabiliyor bazen, eğer bunlar sayıca fazlaysa fısfısın içindeki suya bir iki damla sıvı sabun damlatıyorum.
0
akhenaten
(02.08.26)
laptop temizleme sıvısı + gözlük temizleme mendili (kaliteli olanlardan) tertemiz yapıyor.

ıslak mendille de sildim bu arada defalarca bi şey olmuyor.
+2
jelly bear
(02.08.26)
ljlgkdfjlkgfd kasmayın bu kadar. en son nereden yemek yediysem oradan gelen ıslak mendille
0
aguen
(03.08.26)
macbook ekranını 3 harfli marketlerden birinden aldığım gözlük temizleme mendilleriyle siliyorum, baya işe yarıyor.
0
sparky
(03.08.26)
(12)

buz kirici

osssy
Evde buz kirmak icin ne kullaniyorsunuz? Tesekkurler.
Evde buz kirmak icin ne kullaniyorsunuz? Tesekkurler.
0
osssy
(31.07.26)
Evde buz kırmıyoruz biz
+5
yenibirgüzelnick
(31.07.26)
Buz dolu poşeti havluya sarıp kafasına gözüne vuruyorum ben.
+2
orient blue
(31.07.26)
braun buz kırıcı blender kullanıyoruz, memnunuz.
0
sinematikcrop
(31.07.26)
Evde doğrayıcı, blender falan varsa onun buz kırma bıçağı oluyor:

encrypted-tbn0.gstatic.com
0
himmet dayi
(31.07.26)
mermerin kenarına vuruyorum dan dun diye
0
neira
(31.07.26)
musluktan akan suyun altına tutup havan et döveceği en olmadı çekiç gibi bişiyle vurusanı zçok kolay parçalanıyor
0
iwillsee
(31.07.26)
Mermerin kenarı iyi iş görüyor
0
hakmut
(31.07.26)
evde buz yapmiyorum buzdolabindan ne kadar koku varsa cekiyor.
0
cooperr
(31.07.26)
buz kırıcı deyince amerikan cinayet filmleri geliyor aklıma. bir sahnede gözükürse kesinlikle cinayet aleti oluyor.
0
renegade
(01.08.26)
hangi ölçülerdeki buzu hangi ölçülere kırmak istiyorsunuz?
0
killerbee
(01.08.26)
sağlam telefonun varsa onunla kır:)
0
nothing in my way
(02.08.26)
Kirinti buz elde etmek icin soruyorum.
0
🌸osssy
(02.08.26)
(7)

Büyü bozan hoca

meşe
Sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylarda da ara ara entrylerde bahsedilen, para istemeyen bu işi insanlara yardım için yapan düzgün hocaları nasıl buluyor insanlar, bu karakter olaya nasıl dahil oluyor. Bakıyorum sağıma soluma lazım olsa asla bulamam. Nerden bulunur böyle düzgün iyi niyetli b
Sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylarda da ara ara entrylerde bahsedilen, para istemeyen bu işi insanlara yardım için yapan düzgün hocaları nasıl buluyor insanlar, bu karakter olaya nasıl dahil oluyor. Bakıyorum sağıma soluma lazım olsa asla bulamam. Nerden bulunur böyle düzgün iyi niyetli bir hoca sizce?
-9
meşe
(28.06.26)
En iyisi Cami hocası.
-1
duhan
(29.06.26)
Badeci olur para istemeyenler. Amman dikkat badelenmeyin
0
michael harddd
(29.06.26)
allaha dua edin çözüm için.
0
iwillsee
(29.06.26)
if you don't pay the product you are the product
0
bravoteam
(29.06.26)
hocam o para istemeyen sevabına yapan hocalar sadece filmlerde var.
senin aklına o büyü ihtimali girdiyse seni korkutur başına gelen en kötü şeymiş gibi doldurur ve düzenli olarak senden para koparmaya çalışır.
0
duyuruuser
(29.06.26)
Müge anlı’da. Bu sezon da bol bol vardı tavsiye ederim.
+3
mor oje
(29.06.26)
Bu kadar insan, para alarak yapanları nasıl normalleştirdiniz de para almadan yapanları yeriyorsunuz... Aklım almıyor.

"if you don't pay the product you are the product"

büyüye inanıyorsan direkt product sensin dostum parayla pulla alakası yok.
0
new day new life
(30.06.26)
(8)

Bi dunya seker yedim

dedim dedim de kime dedim
Stressli bir haftaydi koli koli cikolata halley falan ne bulduysam yedimsimdi canim full tatli cekiyor yerimde duramiyomNe yapayim? Ki agzim bogazim dursun?
Stressli bir haftaydi koli koli cikolata halley falan ne bulduysam yedim

simdi canim full tatli cekiyor yerimde duramiyom

Ne yapayim? Ki agzim bogazim dursun?
0
dedim dedim de kime dedim
(19.04.26)
Yoğurt ye
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.04.26)
fitness model değilsen bıkana kadar ye
0
yurtsuz john
(19.04.26)
Geçmiş olsun, zaman zaman kendisini kusacak seviyeye gelene kadar tatlı yemeye zorlayan biri olarak zor bir süreçten geçtiğinizi tahmin ediyorum.
Bu çok anlık bir şey birden zihin olarak kendimizi durduruyoruz ve normale dönüyoruz.
Benim terapiye verecek param olmadığı için kendi kendine çözülmesini bekledim.
Bir noktada çözülecek bir yerde artık duracaksınız şimdi size gelebilecek önerilere bir anda uyabilecek iradeniz olsa zaten bunları yaşamazdınız diye düşünüyorum.
0
mutekebbir
(19.04.26)
Sakız çiğne. Yürüyüş yap. Araba kullan. Oyun oyna.

Spor yap.
0
gabe h coud
(19.04.26)
Bugün,

1 tüp çikolata
1 coco star
1 tane algida classics dondurma yedim.

Vicdan azabı çekiyordum sizin yazdığınızı görene kadar.

Yoğurt ye +1
0
anaphylacticshock
(19.04.26)
regular show tecrübelerime dayanarak tam buğday çöreği yemelisiniz :)
0
Rondak
(19.04.26)
yadigar
(19.04.26)
et yumurta yoğurt peynir hangisini seviyorsanız bunları yiyin. eritritol ya da stevia tozu özütü ya da monk fruit (adının bu şekilde yazıldığından emin değilim) sipariş edin şeker yerine bundan koyacağınız sağlıklı tatlılar yapın.
0
iwillsee
(19.04.26)
(15)

Tanrı neden bazı insanları çirkin, bazılarını güzel yarattı? ...

genki
Arkadaşlar dünyevi ölçülere göre güzellik ve çirkinlik tarihi ve kavramı her zaman var oldu.Peki bir insan çirkin ise yakışıklı değilse estetik ameliyatı olmak isteyecek ve galiba bu da dinen caiz değil. Çok kıskanıyorum yakışıklı ve karizmatik erkekleri istedikleri kadinla aşk yaşayabiliyorlar.
Arkadaşlar dünyevi ölçülere göre güzellik ve çirkinlik tarihi ve kavramı her zaman var oldu.
Peki bir insan çirkin ise yakışıklı değilse estetik ameliyatı olmak isteyecek ve galiba bu da dinen caiz değil.
Çok kıskanıyorum yakışıklı ve karizmatik erkekleri istedikleri kadinla aşk yaşayabiliyorlar.
0
genki
(19.04.26)
Doğru yolu bulmana az kalmış, az daha kafanı çalıştırırsan anlayacaksın
+9
artıküyeolmakistiyorum
(19.04.26)
Allah insanları yarattığı zaman güzel-çirkin normları henüz oturmamıştı o işi insanlara bıraktı dönem dönem bugünkü çirkin insanlar güzel kabul edildi dönem dönem de tam tersi oldu, tanrının bi kabahati yok bu konuda o her tipten insan yaratmış, onun güzel olup olmadığına karar veren sensin, kendi seçimlerinden dolayı tanrıyı suçlayamazsın. Misal bıyıklı ve dombili İran prensesi uğruna onlarca kişi ölmüş zamanında, öyle düşün.
-2
kizil karga
(19.04.26)
Güzelliğiyle sınamak için...
İstese herkesi milyarder de yaratabilirdi. Zengin parasını dağıtabiliyor mu? İşte zenginin sınavı da bu.
Bizim fırsat olarak gördüğümüz aslında büyük bi sınav.
Güzel kadın acaba güzelliğini suistimal edip zenhin erkek avcısı mı olacak.
Ya da yakışıklı herif nice kadınların aklını başından mı alacak?
Güzellik ve zenginlik fırsattır. Kötü kullanırsan beladır.
-5
halk
(19.04.26)
"Ki biz şüphesiz insanı en güzel bir biçimde yarattık." tin suresi 4cü ayet
herkesi güzel yarattığını iddia ediyor.
+2
my fault
(19.04.26)
İncel teorilerini reddeden karşı bir tez çıkmadı henüz
0
Hallegadola
(19.04.26)
or...
-1
dedim dedim de kime dedim
(19.04.26)
bir de şöyle düşün. yakışıklı insanlar zinaya daha kolay ulaşıyor. onlar daha kolay günah işliyor. belki yakışıklı adam cehennemde ateşler içinde yanarken "allah'ım keşke beni de çirkin yaratsaydın" diyecek.

çirkin ve fakir bir insan olarak sınavın çok kolay. ibadetlerini yap geç. zaten çok günah işleme imkanın yok.
-2
nickini degistiren yazar
(19.04.26)
Jsjsjs nickini degistiren yazar +1000
Misal tiger woods abi gelse dese "sen sanslisin gene, ya benim gibi yakışıklı, başarılı ve zengin bir sporcu olsan ve seni gören her kadın yatmak istese ne yapacaktin? Yat kalk dua et, cennette yerin hazir. Benimkisi belirsiz, allaha şükür etmek lazım" misal yani. Ya da brad pitt misal "sen benim bu kadar kadinla yatmaktan mutlu olduğumu mu saniyorsun, keşke senin gibi fakir ve çirkin olsam" falan dese.

Neyse, eğer bir tanrının sizi yarattığına inanıyorsanız başkalarına biraz daha "iyi" davranmış oluyor.
Inanmiyorsaniz da tabiki şans, genetik vs.
+4
logisticsmanager
(19.04.26)
gen aktarımı ve beslenmeyle alakalı dış görünüş
ataları sorgulamak daha mantıklı üremeyebilirlerdi
gerisi bizim tanımlayamadığım irade kaza kader imtihan çerçevesinde; çirkinlik güzellik zenginlik fakirlik pek çok şey sonradan da olabilir doğuştan da

estetik ameliyat bir yere kadar kurtarır sağlığını etkilemeyecekse yaptırsın
burnu kırılıp yamuk kalan da estetik oluyor sağlıklı nefes alan çok az eğri olan da
0
mantık
(19.04.26)
yakışıklı iyi eğitimli ve karizmatik üstelik çok da zengin erkek birey bir arkadaşım var aynen sbu senin söylediklerini söylüyor gerçekten çok enteresan. öncelikle bu düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor. erkekseniz ne kadar çirkin olursanız olun body building ile tip skorunuzu hatrı sayılır derecede artırmakla kalmaz mentali de düzeltirsiniz. diş tedavisi vs gibi şeyler de yaptırın. yapay zeka ve internet yardımıyla vücut tipi ve cilt tonunuzu tahlil edip buna uygun dar/bol tarz ya da renkleri tespit edin giyimde herkese her renk gitmiyor. son olarak kadınlara düşmanlık beslemeyin. kadınalra yaklaşırken sırf onların tipine bakmayın. kadınlarla bir şeyler konuşmaya ve paylaşmaya çalışın. mutlu ilişkisi olan erkekler kadının tipine takılıp kalmaktan ziyade kadınalrla hayatı paylaşıp deneyim yaşayanlardır.
+3
iwillsee
(19.04.26)
Tanrı varsa ve o yarattıysa, teker teker güzel çirkin diye ayırdığını sanmıyorum güzel kardeşim ya.

Bir evrim mekanizması yaratmış, farklı kombinasyonlarda çoğalıyor canlılar işte diyebiliriz en fazla.

Güzellik, çirkinlik, iri yapılılık, zayıflık vs... gibi özellikler o canlıların bulunduğu ortama, zekasına göre değişir neyin baskın olacağı, neyin seçileceği.

Yani güzel çirkin diyorsun da neye göre kime göre hangi zamana göre hangi ortama göre hangi kültüre göre...
0
ananiyimioguz
(19.04.26)
Güzellik, bakanın gözünde oluyor. Seneleeeer evvel, lise öğrencisiyken bir fuarda stant görevlisiydim. Bir çift geldi standımıza. Gidince arkalarından ben “bu zeki adamın bu aptal kızla işi ne?” derken, yanımdaki görevli kız “bu güzel kızın bu çirkin adamla işi ne?” diyordu…

Yılmaz Güney’e boşuna “çirkin kral” demediler. Hülya Avşar gençken İbo hayranıymış. Ben İbrahim Tatlıses’in Hülya Avşar’ı tavlamasını hep İbo’nun başarısı sanardım. Meğer Hülya uçuyormuş “İbo’yu götürdüm” diye…

Yani mevzu “çirkin” yahut yakışıklı olmakta değil. Özgüven meselesi… Biraz tarz, biraz bakım, biraz gayret ile siz de arzulanan kişi olabilirsiniz…

Ayrıca, karşı cinste arzulanan şeyler de yıldan yıla, dönemden döneme, asırdan asıra değişiklik gösteriyor. Gerek fiziksel, gerek fiziki olmayan özellikler…

Olayın tanrısal boyutuyla alakalı olarak ben de her insanın en güzel surette yaratıldığını, insanın kendisini zamanla çirkinleştirdiğini (fiziksel anlamda değil) düşünenlerdenim. Allah her insana, geliştirip faydalanabileceği farklı istidatlar yüklemiş. İnsanın kendindeki cevheri bulup, işleyip parlatması lazım…
0
yadigar
(20.04.26)
ananiyimioguz
(20.04.26)
Aslında Türkiye' de boy, yakışıklılıktan daha önemli. Boyun kısa değilse çok dert etme bence.

Tanrı neden bazi insanları kısa bazılarını uzun yarattı diye sormak daha mantıklı bu durumda.
0
trixi
(20.04.26)
Hayır sen bi homo erectus homo sapiens veya kızıl derili tipi gördün mü onlar ürediyse sen de ürersin rahat ol.

Ayrıca Allahın güzellik çirkinlik adaletini sorgulamadan önce gencecik çocuklar neden acı çekerek ölüyor, neden otistik, spastik, sakat, yapışık, eksik organlı, eksik/fazla uzuvlu doğuyor sanki önce sırada onlar olmalı.
+2
ananiyimioguz
(20.04.26)
(19)

Sevmediğiniz şeyi hemen bırakıyor musunuz?

Bruce
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
Mesela marketten yeni bir cips aldınız, 3 tane yediniz beğenmediğinize karar verdiniz. 4.yü yer misiniz yoksa bırakır mısınız?
+1
Bruce
(14.04.26)
1 tane yerim beğenmezsem evdekilere itelerim
0
neira
(14.04.26)
begenmedigim seyleri ofise getiriyorum, sagolsun cekirgeler yok ediyor.
+7
cooperr
(14.04.26)
Direkt cope. Hic zorlamam.
-1
Kittie
(15.04.26)
5-10 dk sonra tekrar denerim, yine beyenmediysem ve vereceğim kimse yoksa direkt çöp
-2
artıküyeolmakistiyorum
(15.04.26)
Aşırı biçimde damak tadıma zıt değilse atmaya kıyamıyorum, israf olmasın diye yemeye çalışıyorum. Kendim yemesem bile etrafımda yiyecek olan olur mu diye bakınıyorum. En son yeni denediğim bir cips fazla sert gelmişti. Çöpe atmayıp yedim ama bir daha almam mesela. O ara verebileceğim kimse de yoktu.
+3
Amaranta ursula
(15.04.26)
Kolay kolay çöpe atmam, aşırı berbat değilse yerim, kuşların yiyebileceği birşeyse dışarı çıkınca onlara atıyorum, o da olmadı çöpe tabii.
+1
mbond
(15.04.26)
Şimdi fark ettim, o kadar az yeni şey deniyormuşum ki… Hep aşina olduğum ürünleri alıyormuşum. Gerçi yeni ürün alırken mutlaka içindekilere bakarım. Çok kötü sürprizle karşılaştığımı hatırlamıyorum.

Yenebiliyorsa, midem bulanmayacaksa, yerim. Bir daha almam. Midem bulanmadan yiyemiyorsam, yiyecek birisini bulurum. Ama insan, ama hayvan…
0
dilemma of subscribtionability
(15.04.26)
cok cok cok nadir durumlarda cope atarim; genel olarak yaklasimim “yerim ama bi daha almam” olur.

bu durum giysilerde, sampuanlarda, deterjanlarda, kremlerde, rimellerde, rujlarda, konservelerde, tuvalet kâğıtlarında vs de gecerli.
+1
taurina
(15.04.26)
Bir kaç tane daha yer şans veririm hala beğenmiyorsam kocama itelerim :)
0
ekimoloji
(15.04.26)
Mina Urgan'ın Bir Dinazorun Anıları kitabında, okumaya başladığı kitabı beğenmemesine rağmen bitirmeye çalışması üzerine Fethi Naci'nin; " karpuzu kestin baktın kabak, yemeye devam mı edeceksin?" diye sormasından bahseder. Ben de kitapta bu bölümü okuduğum yıllardan bu yana, hoşlanmadığım şeylerde hiç ısrar etmem.
0
thracia
(15.04.26)
sonra yerim baktım sonra da yemiyorum cope atarim
0
koela
(15.04.26)
pis bogaz bir insan oldugumdan yiyemeyecegim kadar kotu bir seye hemen hemen hic denk gelmiyorum. surekli yeni seyler denerim bu arada. mesela dijon hardali almistim, burnumdan ates cikti. ziyan olmasin diye yogurtla, domates sosuyla, mayonezle falan karistirip suruyorum hamburgere mesela veya cok degil ama bicagin ucuyla suruyorum. tabii burada begenmeme diyemem, yanma diyebilirim. kisacasi atmam, yiyecek bir yol bulurum, sonra da almam. mesela cips ornegini vermissiniz, sosla deneyebilirsiniz.
+1
Sour
(15.04.26)
Kitap, film, dizi vs. bırakırım. Ama yemek olunca öğürerek yemiyorsam bırakamam israf olur diye.
+1
peki madem
(15.04.26)
yurtdışında çok oluyor özellikle. yeni bir ürün denemek istiyorsunuz hayatınızda hiç denemediniz ve tamamen şans. abur cubur cinsindense aşırı şekerliyse ya da içeriği vücudumda alerji yaptıysa malesef direkt çöpe atıyorum. israfı sevmesem de.
0
iwillsee
(15.04.26)
özellikle yiyecek konusunda sevmesem de bitiririm, en azından paylaşırım / yiyecek kişilere itelerim. kaliteli olsun olmasın çöpe gitmesini hiç istemem.
0
MtKrt
(15.04.26)
tadını beğenmediğim şeyi neden yemeye devam edeyim ki? direkt çöpe atarım.

belli ki abur cubur, vücuduma da bir faydası olmayacak yersem. hatta zararı olacak. atsak israf olmayacak yani. aslında en başta alışımız israf o zararlı şeyleri de... bu şeyleri yememizin tek sebebi tadının verdiği zevk. o da yoksa neden yiyelim ki? at gitsin.

"para boşa gitmesin..."
e sen o parayı zevk alma umuduyla ödedin. iğrene iğrene yersen paranla rezil olmuş olacaksın. tadını bilmediğin şeyi alarak riske girme o zaman.

ancak sebze meyve türünde gerçekten sağlıklı bir şeyse yemeye çalışırım. birkaç kere denerim.
+1
art cat chocolate
(15.04.26)
ofise getirince 2 dkda eminönü'nde yaşanan izdiham görüntüsü
0
gabe h coud
(15.04.26)
benim birader var ona ogutucu diyoruz. begenmedigim bir sey olursa mutfak masasina birakiyorum ve gecerken mutlaka alip yemis oluyor.
0
arakaali
(15.04.26)
geçenlerde büyük kızımla yengeç ya da karides cipsi gibi bir şey aldık. tadı inanılmaz kötüydü. kalanını küçük kızıma verdik. verirken de 2 paket almıştık diğerini bitirdik bunu da dayanamadık açıp biraz yedik dedik. vallahi gözümüzün öünde hapır hupur bitirdi. tadını çok sevdi. üniversiteye hazırlanıyor, biraz kaygılanmaya başladım :)))
0
ground
(16.04.26)
(9)

ilamsız icra kağıdı göndermişler itiraz etmeli miyim?

messina123
ocak 2024'te bir kiralama şirketinin aracına çarptım. %100 kusurlu bendim. benim trafik sigortam aracın tüm masraflarını ödedi. aradan 2 yıl 2 ay geçmiş bana kazanç kaybı sebebiyle icra gönderdiler. araştırdığıma göre trafik kazalarında zamanaşımı süresi 2 yılmış. sizce itiraz etmeli miyim? bana avu
ocak 2024'te bir kiralama şirketinin aracına çarptım. %100 kusurlu bendim. benim trafik sigortam aracın tüm masraflarını ödedi. aradan 2 yıl 2 ay geçmiş bana kazanç kaybı sebebiyle icra gönderdiler.

araştırdığıma göre trafik kazalarında zamanaşımı süresi 2 yılmış. sizce itiraz etmeli miyim? bana avukat ne koparırsak kardır demiş gibi geliyor. istedikleri para 20 bin lira
0
messina123
(24.03.26)
ya firmalar var.
kaza yaptığın adamın bile haberi yok.
kendileri böyle dava açıp para kazanmanın peşinde.
+2
OgutucuRecep
(24.03.26)
itiraz et tabii ki.
0
gabe h coud
(24.03.26)
Maalesef işsiz avukatların yeni iş kapısı oldu trafik kazaları, firmanın haberi bile olmayabilir yine de itiraz edin derim ben ama konunun uzmanı değilim
+2
mirty
(24.03.26)
mutlaka itiraz edin. bizim başımıza geldiğinde öncelikle ikametimizin olmadığı yerden icra gönderdikleri için yetkisizlik ile ilgili itiraz ettik. sonra gidip ikametimizin olduğu yerden tekrar başvurmuşlar, reddolmuş. bir daha sesleri çıkmadı.
+1
awlmi
(24.03.26)
itiraz etmezsen kabul etmiş sayılırsın itiraz edersen direkt süreç son bulur.
0
jelly bear
(24.03.26)
hemen itiraz etmeniz gerekiyor 7 günü geçirirseniz kabul etmiş gibi oluyorsunuz diye bir şey var hukukçular daha iyi bilir ama. sonra dava vs. uğraşıyorsunuz. itiraz etmenin size ekstra bir yükü yok dilekçe yazıp icra daiersine veriyorsunuz diye biliyorum. hukukçular daha iyi aydınlatır. aslında bu işlamsız icra olayı dolandırma aracına dönüştü. diyelim ki yurtdışındasınız falan bi şekilde o 7 günü kaçırdınız al başına bela. bir de muhtara teslim ediyorlar ve muhtara teslime dilen şey hukuken size tebliğ edilmiş oluyor. devletin buna bir çare bulması lazım.
0
iwillsee
(24.03.26)
kaza tarihinden itibaren 2 yıl evet. itiraz edin. zaten bu rrakamlar biraz şişirme olabiliyor. ancak itirazın iptali davası açıp kazanırlarsa duruma göre değişmekle beraber, davada kabul edilen miktar kadar karşı vekalet ücreti de çıkar. öncesinde arabuluculuk şartı vardı kaldırıldı bu arada.
0
ground
(24.03.26)
şöyle bir bilgi daha vereyim. normalde kazanç kaybını imm ödüyormuş. ancak benim o dönemki kasko şirketim aveon batmış. eğer onlara başvurduysalar 2 yıllık zamanaşımı süresi artıyormuş. benim itirazıma karşı dava açabilme hakları oluyormuş. karşı davayı da kaybedersem 20 binlik icra 50-60 binlere çıkabilirmiş.

ayrıca avukat arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla istanbulun en büyük hukuk bürolarından biriymiş bana dava açan avukat. bunlara toplu şekilde bu kiralama şirketinden dosyalar geliyormuş.
0
🌸messina123
(24.03.26)
Peşin not: Eksi vereceğinize engelleyin.

Bir avukatla görüşün diyeceğim ama buradaki bazı aklıevveller o zaman duyuru diye bir şey olmasın, kimse soru sormasın kimse uzmanı olduğu konu haricinde görüş belirtmesin diye carlıyorlar. Neyse ki bildiğim aklıevvelleri engelledim, bu mesajıma tepki gösterecek olanlar da beni engellerlerse sevinirim, birbirimize tahammül etmek zorunluluğumuz ortadan kalkar.

Cevabım aynı. Bir avukatla görüşün. Arada yapılan bazı işlemlerle zamanaşımı durmuş ya da kesilmiş olabilir. Zamanaşımını durduran ya da kesen bir işlemin varlığına karşın "Zamanaşımı 2 yıl, itiraz et sorun yok." diyen aklıevveller olur da davayı kaybederseniz cebinizden zaten çıkacak anapara haricindeki faiz, dava avukatlık ücreti ve olası bir icra inkar tazminatını ödeyeceklerse, itiraz edin elbette. Yok, itiraz et diyen aklıevveller bu sorumluluğu almıyorlarsa elinizdeki belgeleri toparlayıp icra dosya numarasıyla birlikte bir avukata danışmanızda büyük yarar var.
0
10551037
(24.03.26)
(12)

Yoklama kacagiyim, y.disinda yasiyorum, konsolosluk aradi

neck_and_neck
Konsolosluktaki askerlikten sorumlu memur sanirim: "Randevuya falan gerek yok, gelin en kisa zamanda goruselim" diyor. Cift vatandasim. Y.disi isci erteli olarak gozuken askerlik ertelemem 2025 sonunda bitti, daha erteleme imkanim da yok. Su an e-devlet'te "yoklama kacagi" olarak gozukuyorum. Dovizl
Konsolosluktaki askerlikten sorumlu memur sanirim: "Randevuya falan gerek yok, gelin en kisa zamanda goruselim" diyor.

Cift vatandasim. Y.disi isci erteli olarak gozuken askerlik ertelemem 2025 sonunda bitti, daha erteleme imkanim da yok. Su an e-devlet'te "yoklama kacagi" olarak gozukuyorum. Dovizle askerlik vs dusunmuyorum. 6-7 bin euro bana cok maalesef.

Nicin cagirmis olabilirler, ne olacak bilgisi olan var mi? Yoklama kacagi oldugumu hatirlatacaklar, dovizle askerlik ode diyecekler, ben de durumum yok, su an odeyemecegim, bakariz falan diyecegim. Onlar da peki diyip para cezasi mi kesecek? Turkiye'ye girisimde mi sorun cikacak? Turkiye'ye girersem odemedigim surece cikamam mi bir daha?
-2
neck_and_neck
(23.03.26)
muhtemelen ilk tr girişinde paket ederler. şimdilik orada sadece uyarcaklardır.
+2
gercekdunya
(23.03.26)
çift vatandaşsan çık türk vatandaşlığından kurtul işte.
-1
konetsu
(23.03.26)
@konetsu: Erteleme devam ettigi surece cikilabiliniyordu, su an ertelemem bittigi icin cikamam hicbir sekilde.

Cikma olayini onceden arastirmistim, TC vatandasligini sonradan kazandigim icin mavi kart hakkim olmuyormus o yuzden cikmadim. Tamamen bir yabanci oluyormussun Turkiye'de, hicbir hakkin yok.
0
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
konsoloslukta durumu izah ederler en fazla. haklarinizi bilirsiniz. konsolosluk islemlerinizi vs. yapabilirsiniz.

turkiyeye geldiginizde alikoyup hemen askere goturme yok ama 30 gun veriyorlar cozmeniz icin. ben alikoyulduktan son dovizli odemesini yapip kurtuldum, cozemezseniz muhtemelen o zaman alikoyarlar.
0
lanc
(23.03.26)
türkiyede kaybetmekten korktuğunuz haklarınız neler ki
0
iwillsee
(23.03.26)
yav arkadaşlar insanın doğduğu büyüdüğü yerin vatandaşlığını kaybetmesi kolay şey mi ne diyosunuz allahınızı severseniz. annen rahatsızlansa, kardeşinin başına bir iş gelse anca turist olarak kısa süreliğine giriş yapabilecek belki vize almak zorunda kalacaksın. niye ısrarla "türk vatandaşlığından çık" diyorsunuz? az şey mi bu?

soruya cevab: artık paket etme yok, kimse kolundan tutup askere götürmez ama yurt dışı için durum nasıl oluyor onu bilmediğimi de özellikle belirteyim. türkiye'de ben yoklama kaçağıyken idari para cezası aldım sadece, tebligat imzaladım iki hafta içinde askerlik şubesine başvuracağıma dair. bence konsolosluğa gidin, yardımcı olurlar. türkiye'ye girişinizde de pürüz çıkarabilirler ama dediğim gibi kağıt filan imzalatıp salarlar diye tahmin ediyorum. kaçağı kolundan tutup askere gönderme işi çok eski.
+3
der meister
(23.03.26)
vatandasliktan cikinca mavi kart aliyorsun, der meister'in dedigi hicbir sey yasanmiyor. kesin bilgi, yayalim.

ama zaten asker kacagi durumundayken vatandasliktan cikamiyorsun. bu da kesin bilgi, yayalim.

mavi kart alma hakkinin olmadigi yerde bu soruya en dogru cevabi diger vatandasligin ne oldugunu bilerek verebiliriz. soru sahibine rica, bunu yazsin.

bulursam burada verdigim bir yanit vardi, onu göndericem birazdan.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.26)
@iwillsee: tamamen yabancisin iste. Turkiye icin sifirdan oturum, calisma izni alicaksin, ev alirken yabancinin kuralllarina tabisin, Tr'den emeklilik, sgk, hastaneden yararlanma hicbir hakkin yok.

@konusma ben konusuyorum: hocam yazdim yukarda, dogum yoluyla TC vatandasi degilim ben, tc vatandasligini sonradan kazandim. Vatandasliktan cikis yaptigimda mavi kart alma hakkim yokmus, bizzat nufus mudurlugundeki cikis islemine bakan memurlar soyledi, tum haklar gider dedi.

not: diger vatandasligim Ingiltere'den bu arada
0
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
@edmond honda: Ust soyumda Tc vatandasi var da, onlar da benim gibi. Tr'de dogmadilar, sonradan Turk vatandasi oldular. Abi niye kastiniz bu kadar mavi kart hakkim yokmus iste sorusturdum diyorum bizzat cikisi yapan memurundan.
-1
🌸neck_and_neck
(23.03.26)
mavi kart hakkiniz olmadigini anladim zaten ilk okudugumda, o sebeple "mavi kart alma hakkinin olmadigi yerde" diye baslayarak diger vatandasligi sordum cünkü su an ne yapabileceginiz bu ikinci vatandasliga bagli.

benim detaylica yazdigim askerlik bilgisi, duyuru sahibi duyuruyu silinince gitmis maalesef. cok kisa özet geceyim: ingiltere'de zorunlu askerlik olmadigi icin türkiye'de askerlik yapmak zorundasiniz. dövizli ya da silah altina girerek, sizin seciminiz ama evet, bu durumda askerden kacamiyorsunuz.
eger yasadiginiz yerde askerlik zorunlu olsaydi, mesela isvicre ya da avusturya gibi bir ülkede, bu durumda o ülkelerde askerlik yapmaniz halinde türkiye bunu kabul eder ve sizin türkiye'de askerlik görevinizi kaldirirdi. birlesik krallik'ta zorunlu askerlik olmadigi icin türkiye'deki göreviniz, orada orduya dahi yazilsaniz kalkmiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.03.26)
mavi kart hakkin yoksa bedelli parasini odeyeceksin iste kardes.
konsolosluk sana bisey yapmaz, en fazla uyarir.
isi uzatirsan turkiyeye girmeye calistiginda kapidan alirlar, askerligin bitince salarlar.
ters yone kosarak askerlikten kacamazsin.

not: bedellispor.
0
cooperr
(23.03.26)
yeni bir mesleki kursa katıl ucuzundan. tarihi de biraz geriye yazdırabilirsen eğitimimi sürdürüyorum ancak falan filan işte gerisini sen süsle.

ortaya biraz da malzeme koyarsan sohbet eder dönersin, elinden geleni yaptığını ama bu işi bir şekilde çözmen gerektiğini falan söyle bence. bak kardeşim diye anlatmaya başlarsa kolay bir yol, ne alâ
0
birdirbir
(23.03.26)
(13)

Tr‘de gezmek istediginiz yerler

Purple life
Hic gitmediginiz icin merak ettiginiz ya da tekrar gitmek istediginiz yerler nerele?Deniz tatili disinda daha cok kültürel olarak ilgilendiginiz yerleri merak ediyorum.Benim Mardin + Hatay
Hic gitmediginiz icin merak ettiginiz ya da tekrar gitmek istediginiz yerler nerele?
Deniz tatili disinda daha cok kültürel olarak ilgilendiginiz yerleri merak ediyorum.

Benim Mardin + Hatay
-1
Purple life
(27.02.26)
Hatay'a gitmeyi çok istiyordum ama depremden sonra pek bir şey kalmamış annem sık sık gidiyor hala çok kötü durumdaymış.
Mardin'i çok istiyorum umarım bu yıl bitmeden buraya gideceğim.
Ahlat'ı çok merak ediyorum yıllar evvel oralı biriyle sohbet etmiştik o zamandan beri merakım var.
Bu yıl yine olmadı ama bir newrozu Amed Newroz meydanında geçirmeyi çok istiyorum.
Sinop'u çok sevdim tekrar tekrar gitmeyi çok isterim.
Çanakkale'yi çok severdim ama okul bittiğinden beri hiç gitmedim, tekrar gitmeyi çok istiyorum.
0
mutekebbir
(27.02.26)
mardin, tunceli, antep..
0
cooperr
(27.02.26)
Sinop, çorum ve safranbolu

Sinop u herkes cok begeniyor

Çorum'daki tarihe hakkini veremedigimizi dusundugumden

Safranbolu da cok unlu ama hic yolum dusmedi kontenjanindan
0
üğpoıuy
(27.02.26)
Antalya'yı çok beğeniyorum. Ölene kadar her yıl giderim. İzmir'e hiç gitmedim. Merak ediyorum. Bence beğenirim.

Halfeti'yi merak ediyorum. Mardin'i de merak ediyorum ama popüler, görünen yüzünü değil, görünmeyen yüzünü.

Balkansever olarak Trakya'yı da gezmek isterim.

Samsun'u da beğeniyorum. Zaman olursa gideceğim. Hakkâri, Ağrı olabilir. Gezip görmenin kendisi bir kültür.
-5
arbre
(27.02.26)
Veliaht dizisinden Kars’a heves ettim. Bir de merak edip gitmediğim Gaziantep ve Mardin kaldı.
0
ekimoloji
(27.02.26)
Hatay içimde ukde kaldı. Deprem öncesi gidip görebilirdim ama gitmedim. Bir de Antep'i merak ediyorum. Severim kesin. Doğu çok güzel gerçekten, bambaşka bir dünya. Urfa, mardin, diyarbakır, bitlis, van, kars hepsi harika yerler. Merak edenler gidip görmeli :) ağrı'ya gitmeyin bomboş bir yer.
0
sadakatsiz
(27.02.26)
Yozgat'ın dogusu
0
mirty
(27.02.26)
Türkiye de gitmediğim yer yok gibi.izmiri,antalyayı,ankarayı,trakyanın tamamını,mersini,iskenderunu falan app kullanmadan gezecek bilgiye sahibim.sadece çok sefer gitmeme rağmen derinlemesine öğrenmek istediğim karaman ve çevresi var.bir süredir oralarda ev bakıyorum.önce ev tutup boşta kaldığım zamanlarda gidip gezmek istediğim 40 kadar nokta var.tabal krallığı,kilistra,pessinus,çatalhöyük gibi eski roma yerleşimleri,selçuklu mirasları,höyükler,doğal oluşumlar.özelliklede babamın 1969 da fotoğrafladığı ivriz.göller bölgesinden hasan dağına kadar uzanan bir rota olacak.
0
duptıs
(27.02.26)
deniz tatili disinda demissin ama ege akdeniz kiyilari da tarih dolu. nemrut’ta feste gitmek istiyorum
0
ala09
(28.02.26)
batman, mardin, diyarbakır, van.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(28.02.26)
diyarbakır urfa karadeniz konya
0
iwillsee
(28.02.26)
Mardin, Van, Nemrut, Kastamonu (sadece kısa süreliğine Cide'yi gördüm), Giresun, Ordu ve Pamukkale görmediğim için gitmek istediğim yerler.

Kapadokya'ya ve doğası güzel her yere tekrar tekrar gidebilirim, bir de yunan mitolojisine ait hikayelerin geçtiği yerleri tekrar görmek istiyorum.
0
(28.02.26)
hatay. deprem öncesinde biletim vardı. deprem olunca iptal oldu. bir de kaş'ı merak ediyorum ama mayıs ayında. yaz aylarındaki sıcak halini asla çekemem sanırım.
0
dedim ben sana
(28.02.26)
(14)

Gezecek bir yer yok ne demek?

kaptan maydanoz
Ankara’da yaşıyorum. Ankarada yaşamayan tüm tanıdıklarımdan bu eleştiriyi alıyorum. Ama ne istediklerini de anlamıyorum. Mesela İstanbul’da İzmir’de olup da Ankara’da olmayan ne var? (Deniz hariç) Ne olsun istiyor bu insanlar?
Ankara’da yaşıyorum. Ankarada yaşamayan tüm tanıdıklarımdan bu eleştiriyi alıyorum. Ama ne istediklerini de anlamıyorum.
Mesela İstanbul’da İzmir’de olup da Ankara’da olmayan ne var? (Deniz hariç)

Ne olsun istiyor bu insanlar?
0
kaptan maydanoz
(27.02.26)
Ankarada cidden gezicek bi yer yok

Izmirde efes, sirince bile tek basina ziyaret sebebi olabilir. Istanbulda tarihi yapilar cok fazla yine. Ama ankara? Avm + aoç...

Bi de denizi neden haric tutuyoruz. Ist nefret etsem de vapurla karsiya gecmrk bile insanin havasini degistirir

Ek: ankarayi cok seviyorum. O sogukluk, ruhsuzluk cok guzel
0
üğpoıuy
(27.02.26)
Sanırım bu bir önyargı. Bende de mesela Ankara hatalı kodlanmış bir şehir. Denize kıyısı olmadığı için sıkışmış ve sıkıcı bir şehir algısı var bende. Oysa ki değil.

Bir de Ankara'da yapacak bir şey yok düşüncesi, insanların kendi deneyimlerinden ziyade Ankara'nın yıllardır memur şehri olarak anılmasından kaynaklı olabilir. Eskiden yapılacak şeyler sınırlıymış, hayat erken bitermiş. Artık öyle değil. Adı çıkmış Ankara'nın.
+1
kaymaktutmayansicaksut
(27.02.26)
yani bence gezecek yer olup olmamasından ziyade ankara ile istanbul'da yaşayan insanın gezme anlayışı farklı. mesela istanbul'da arkadaşları ziyarete gitmiştik. elde kamp sandalyeleri ile moda sahile inene kadar canımız çıkmıştı. ankara'da bi insanın tüm yükünü sırtlayıp parka oturmaya gittiğini pek göremezsin. gidiyorsa da arabasıyla filan gider gerçi.

ya da ne bileyim ben batıkentte oturuyorum. yarım saati aşan mesafeler benim için 'uzak' sınıfına giriyor. istanbul'da arkadaşlarla buluşmaya 2 saat yol gidiyor millet üşenmeden. ankara'da o kadar sürede beypazarı'na kadar gidersin. az daha zorlasan eskişehir'e gidersin hatta :D

parksa park, müzeyse müze. hepsi var aslında ama. yani iki günden sonra hadi bi müzeye daha diyemezsin mesela misafirine.

ha denize karşı bir saat oturmak oradakiler için bi etkinlik. ankara'da bu yok. botanik parkında bir saat oturduktan sonra kurtlanmaya başlayabilirler.

neye bağlayacağımı ben de tam bilmiyorum. evet çok fazla gezilecek yer yok heralde.
0
elorelia
(27.02.26)
ankara bence çok beton..doğma büyüme buralıyım ama uzun süre dışarıda kalıp gelince farkediliyor. yeni yapılan parklar bile komple beton yazın asfaltın yalımı vuuryor. ağaçlı parklar da anormal kalabalık. ormanlık alanlar da güvenli değil. kızılay ve tunalı dışında butarz bir yer yok. toplu taşıma zayıf. her yere araç zaruruiyeti var.
+1
iwillsee
(27.02.26)
deniz net bir cevap. su yoksa o şehirde etkinlik azalıyor.
0
mikahakkinen
(27.02.26)
Beyazıtta İstanbul üniversitesi
Kapalı çarşı
Çemberlitaş
Ayasofya
Yerebatan Sarnıcı
Süleymaniye Cami
Eminönü meydanı
Mısır Çarşısı
Tahtakale dükkanları
Galata Köprüsü
Karaköy Meydanı ve dükkanları
Tünel Taksim arası tarihi tramvay
Galata kulesi
Pera ve tarihi mimarisi
İstiklal Caddesi ve her çeşit mağazalar
Taksim meydanı Atatürk Heykeli
Atatürk Kültür Merkezi
Kurtuluş mahallesi farklı din ve mezheplerden yurttaşlar
Nişantaşı, Teşvikiye, Cihangir semtleri. Sokaklarda ünlülere denk gelmek
Rumeli Hisarı
Aşiyan Mezarlıgı. Orhan Veli'nin kabri.

Yoruldum yeter herhalde. Bunlar var İstanbulda (:
+1
yurtsuz john
(27.02.26)
“Gezecek yer yok..” demek o kişilerin kendi sığlıklarını gösterir. Doğma büyüme istanbullu ve istanbul fanatiği olan biri olarak, angara’ya gittiğimde kendine ait bir düzen, nizam hissetmiştim ve orayı da çok sevmiştm. Güzel olan herşeye aşık olabilen biri olarak da ankaranın kendine has bu halini de çok sevmiştim. Daha fazla kalsam eminim ki gezicek bir sürü yer bulurdum.
0
love and trust
(27.02.26)
ankara çok güzel diyenlerin bir tane örnek yer verememesi de buna örnek işte mis gibi.
+1
yazar yazmaz yazan yazar
(27.02.26)
istanbul gibi kaç tane şehir var zaten dünyada. o yüzden öyle bir kıyasa girince tabi ankara'da gezecek yer olmaz. hatta tüm türkiye'de yok bu mantıkla. bundan dolayı istanbul 20 milyon sıkış tepiş, yaşayanların yüzde 90'ı yukarıda yazılan imkanlardan faydalanamıyorlar. yani istanbul'un yüzde 90'ı ankara'da hatta ankara'dan daha kötü yerlerde yaşıyor. bu kafayla yaşanmaz. ankara'nın tabiki gezilecek yerleri var
+3
paintov
(27.02.26)
yok yok, cidden gezecek yer yok. 20+ yıldır (hayatımın yarısından fazla) ankara'da yaşıyorum, resmen bu şehir yüzünden asosyal oldum. hafta sonu evden dışarı çıkmadan bilgisayar başında takılıyorum. b.k gibi şehir, gelmeyin sakın!!!

angaralı olmayanlar bundan sonrasını okumaz zaten :) ankara'da gidilecek, gezilecek yerler illaki var ama ilgisi ve imkanı olana. örneğin deniz olmasa da millet katlanır sandalyesini alıp eymir'e oturmaya gidebiliyor. ama buradaki sorun eymir'in kolay ulaşılabilir olmaması. arabası olmayan kişilerin saat başı geçen bir otobüse binip 1 saat dolaştıktan sonra gidebildiği bir yer eymir. tabi bu gidemeyen için dezavantaj olurken gidebilen kişi için avantaj oluyor. zira kalabalık olmuyor böylelikle. bunun dışında örneğin çubuk barajı rekreasyon alanı var. buraya sanırım toplu taşıma ile gitmek de mümkün değil. burası eskiden çok daha popüler bir yermiş ama zamanla pek bir olayı kalmamış. yine de bilen ve imkanı olan gidip takılıyor. ankara'da herkesin ilgili alanına göre gezecek yerler var ama kimisi çok bilinmiyor ve ulaşım biraz zor oluyor.

ayrıca tarihi açıdan istanbul'la kıyaslamak haksızlık olsa da örneğin istanbul'da 94 müze varken ankara'da 70 tane varmış (www.aa.com.tr/tr/kultur/edirne-muze-sayisiyla-turkiyede-ilk-5te-yer-aliyor/3690081) ki ankara istanbul'dan sonra 2. sırada. sanatsal etkinlik derseniz özellikle tiyatro'da ankara yine istanbul'dan sonra 2. sırada ki bunun sebebi de sinema/dizi sektörü istanbul'da olduğu için oyuncuların çoğunlukla istanbul'da olması ve özel tiyatrolarını çoğunlukla orada açmaları.
+1
shadowfollower
(27.02.26)
Anıtkabir tek başına yeter. Bayram tatilinde gideceğim inş.
+1
HellKeePer
(27.02.26)
Gidene kadar ben de sevmeyeceğimi düşünüyordum ama Ankara'da farklı zamanlarda farklı sürelerde bulundum.
Deniz aşığı olmama rağmen (yüzmek anlamında değil izlemek anlamında) Ankara'yı sevdim. Bir de Ankara'da öğrenci olup da orayı sevmeyen bir kişiye bile rastlamadım, öğrenciler bile bu kadar aktif yaşayıp kendilerine eğlence bulabiliyorlarsa kimse şikayet edemez diye düşünüyorum.
Biraz deniz seven insanların önyargısı bence bu söylemler.
0
mutekebbir
(27.02.26)
Şehir merkezinden çok da uzakta olmayan Tulumtaş mağarasını, Kurtuluş Savaşı'nda düşmandan 7 kere geri alınan Duatepe'yi, Ankara Kalesi'ni, August Tapınağı'nı, Hamamönü ve içindeki müzeleri, Eğmir Gölü'nü, Beynam ormanlarını, Mogan Gölü'nü, Seğmenler Parkı'nı, Kuğulu Park'ı, İlk Meclis'i... bunları beğenmeyen gelmesin arkadaş. Gelmesin yani. Her yerin kendine göre az veya çok, şu veya bu miktarda özellikleri vardır, ne demek kendi memleketi hakkında kötü kötü konuşmak. Ara bul kardeşim, gidecek bir yer yokmuş. Başka yerde aklını her şeye kullanırken iyi, Ankara'ya gelince mi tutukluk basıyor? Hiçbir şey bilmiyorsan önce Anıtkabir'e sonra da cumhurbaşkanlığı külliyesine ve kütüphanesine git gez. Can sıkıcı geliyor herhalde.

Kaptancım Maydonozcum tepemin tası attı, bu laflar sana değildi. Aklına gelen her fırsatta her şeye burun kıvıranlaraydı. Ben bu ülkenin millî eğitim bakanı olsam bütün çocuklara ülkesive halkıyla ilgili olumlu konuşma, olumsuz tek kelime etmeme eğitimi veririm, memurlardan sorumlu kişi olsam herkese kendi ülkesiyle ve insanıyla ilgili olumsuz konuşma cezası yazar bol bol para kazandırırım bu hazineye. Hükûmet demedim, oraya dikkat. Elimizde şöyle muhteşem bir memleket var da alabildiğine burun kıvırıyoruz, çok büyük kıymet bilmezlik bence.
-5
muhayyer divan
(28.02.26)
7 gobek ankaraliyim. ankara'yi severim. ancak durust olmak lazim yapacak bir sey yok.

kaleye gittin, eski sokaklari gezdin, amm'yi ve belli basli birkac muzeyi gordun, anitkabir'i gezdin. bitti. gecmis olsun.

yani bir manzarasi bir guzelligi yok. belki cok zorlarsak golbasi, ahlatlibel taraflari mesire yeri gibi diyebiliriz. ama denizle istanbul, ege, akdenizle kiyaslanmaz.
0
antikadimag
(28.02.26)
(16)

Saç nasıl uzar?

Kahvedesu
Kuaför kurbanıyım. Saçım hala uzamadı. Erkek gibi kısa şu an.
Kuaför kurbanıyım. Saçım hala uzamadı. Erkek gibi kısa şu an.
0
Kahvedesu
(27.02.26)
Kestirmeyince/kesmeyince kendiliğinden uzuyor, bende öyle oldu en azından, ekstra bir şey yapmadım.
+1
kizil karga
(27.02.26)
Karga -1

2-3 ayda bir kestirmeniz lazım hızlı ve sağlıklı uzaması için.
0
auroraaurora
(27.02.26)
Biberiye suyu falan diyorlar? Yağı var.
+1
🌸Kahvedesu
(27.02.26)
her gün yıkamak uzatır ama sonra buna alışmasın.
0
gabe h coud
(27.02.26)
Bu da uzatır.

www.narecza.com

erkek versiyonunu kullanıyorum.
0
gabe h coud
(27.02.26)
İlaç da kullanmam ya:)) Uzamıyorsa, dışa dönmesine çözüm bulalım.
0
🌸Kahvedesu
(27.02.26)
biotin 5000 mg
çiğ kabak çekirdeği
çiğ kaju
+1
HellKeePer
(27.02.26)
Bekleyerek uzar,başka yolu yok.1-2 yıl sabredeceksin.saçı beline kadar erkek tarafıyım.
0
duptıs
(27.02.26)
Belime değil, Kulak memesinin altına gelsin ya.
0
🌸Kahvedesu
(27.02.26)
Tamam arıyorum şimdi en kısa sürede gelsin diye.

Sakın kuaföre gitme,kırık alıyprum diye kuşa çevirirler yine.sal kendi haline.bırak yanları kabarsın ,taç al bir tane maymun jackson donemini onunla atlat.yaz ortasına bu iş tamam olur.
0
duptıs
(27.02.26)
wax diye bi ürün vardı
-1
iwillsee
(27.02.26)
Saç uzaması için ilaç kullanmak değil aslında. Çinko, demir ve birkaç vitamin zımbırtısından sonra tırnaklarımın kırılması vs durup saçlarım daha hızlı daha güzel uzamaya başlamıştı. Değerlerinize de bu bahaneyle baktırmış olursunuz. Özellikle tırnak için neler neler yapmıştım da işe yaramamıştı. İki vitaminle çözülüyormuş meğerse.
Diğer önerim sık ılık suyla yıkamak. Bence su uzatıyor saçı.
Sonuncu önerim de medikal şeyler yaptırmanız. Bunların fiyatı uçuk ama işe yarıyorlar ya. Kök hücresi de yarıyor prpsi de. Hiçbiri saça boğmuyor insanı okey de, eldekini en iyi yapıyor işte.
0
asue
(27.02.26)
Önerilerim;
Şampuana E,D,B vitaminleri eklemek.
Bioxcin Argan Yağı ve Biberiye sütü kullanmak.

Süt ve yağı aynı anda kullanmıyorum ikisini de nemli saça kullandığım için dönüşümlü gidiyorum, saçımı her gün yıkamıyorum bir iki gün kendi yağıyla durmasına da izin veriyorum.
Saçlarım çok hızlı uzar o kadar hızlı uzuyor ki utanmasam kahküllerimi 10 günde bir kısaltacağım, direnip gözümün altına gelene kadar bekliyorum :/
0
mutekebbir
(27.02.26)
Link verdiğim ilaç değil. Şişkotluk yapma al.
0
gabe h coud
(27.02.26)
haftada 1-2 defa susam yağı sür yarım saat bekle sonra şampuanla yıka
saçı besler gürleşir ve uzar . sonra bana teşekkür edersin .

revigen şampuan öneririm internette eczanelerden daha ucuz ben de hep internetten alıyorum .
0
devilone
(27.02.26)
Kafayı öne eğip gece yatmadan masaj yapmak ve saç derisini uyarmak kesinlikle uzamayi hızlandırıyor. Hem gevşetici de oluyor, deneyiniz.
0
buzbebek
(28.02.26)
(40)

Vajinal doğum mu sezaryen mi?

sacrilegious
Merhaba,Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden? Tamamen meraktan soruyorum.Teşekkürler
Merhaba,

Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz ya da ettiniz ve neden?

Tamamen meraktan soruyorum.

Teşekkürler
0
sacrilegious
(24.02.26)
Sezaryen... rahat... saati belli, riski belli
+1
üğpoıuy
(24.02.26)
Vajinal mümkünse.

Direkt ayaklanabiliyorsun.
+1
Purple life
(24.02.26)
vajinal.
standartize edilmemis epizyotomisiz.
zaten tibbi bir gereklilik olmadigi takdirde secme hakkimiz da olmuyor yasadigim yerde.
+7
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(24.02.26)
Vajinal yaptım. Yine olsa aynısını tercih ederim.
Tüm sürece hakimsin.
Toparlanma daha hızlı.
+2
duhan
(24.02.26)
Ablam da esi de uzman hekim, ablam sezaryenle dogurdu. Sebebi vajinal dogumun daha kaotik/belirsiz olmasi ve plansiz sekilde hastanede rastgele denk gelen ekiple dogum yapmak istememesi.
+1
ghilleinthemist
(24.02.26)
Erkek tarafıyım ama bı konu hakkında diyeceğim bazı şeyler olacak haliyle.
Sene doksanlarda kadınlara /ailelere kolaylık rahatlık diye diye yedirildi bu doğum şekli. Böyle doğum yapanlara özendi bir çok kadın.
Bunda doğum sınırı en fazla 3 diye biliyorum.
Yine o dönemlerde sürekli doğum kontrol, üreme sağlığı vs konularla ilgili sürüyle reklam , ilan vs programlar vardı.
Şimdi geldiğimiz nokta, dünyada doğum oranlarının artık devletleri bile olumsuz etkileyecek derecede düşmesi.
Evliliklerin azalması, boşanmaların artması ve kadının iş hayatıyla birlikte yalnızlaşması ayrı konu ama bundan tamamiyle bağımsız da değil .
Tüm bunlar tesadüf değil, bir plan dahilinde gerçekleşiyor.

Büyükbaş hayvanlarda da deney yapılmış sezeryan doğumuyla ilgili.
hayvanın doğurduğu yavrusuna ilgisiz kaldığı gözlemlenmiş.

Doğal doğum, kadının zihni fonksiyonlarını da olumlu etkiliyor. Bununla ilgili zamanında bir kaynak okumuştum.
-20
diyecevaplandı
(24.02.26)
bizdeki vajinal doğum dayatmasının temel nedeni kadını daha çok çocuk yapmaya zorlamak. sezaryen doğumun 2, maks 3 le sınırlı olması. bunların istediği 4-5-6 gittiği kadar.
-5
my fault
(24.02.26)
oglumun dogumuna girdim. erkek gozuyle sezeryan diyorum.
zira normal dogum alt takimi dagitiyor, bir daha da toparlanmiyor.
-2
cooperr
(24.02.26)
Hayattaki şansımı burda kullanmış olabilirim. Sezaryen yaptım. Doğum zamanı yaklaştıkça korkuyla bekliyordum, doktorum o kadar tatlı bir kadındı ki seçme hakkım olmamasına rağmen sende travma yaratmak istemiyorum dedi ve ameliyata aldı. Yan odada vajinal doğum yapmaya çalışan kadının çığlıkları ve ağlaması hala kulağımda. Sonuçta onu da sezaryene aldılar. Vajinal doğum yapıldığı halde dikiş atılan bir çok kişiyle de konuştuğum için ameliyat ağrısı sızısı umurumda olmadı.
0
ekimoloji
(24.02.26)
eğer işin ehli bir doktoraa gelirseniz sezeryan. öncesinde de emizrmeyle ilgili kendinizi geliştirin. sezeryanla 2-3 çocuk doğum olabiliyor. zaten bu devirde 3 ten fazla çocuk yapıp hakkıyla bakmak ortaya atmamak zor. ayrıca doğum şeklinden ziyade doğumdan sonra anneye mental ve fiziksel destek olunmasıi kaynana terörünün olmaması gibi faktörler çok daha önemlidir ama erkekler böyle konuları konuşmayıs evmez. onun yerine bilmedikleri vajina hakkında ahkam kesmeyi tercih ederler.
+2
iwillsee
(24.02.26)
Epiduralli vajinal doğum. Doğumum da baya uzun sürdü aslında ama sancıları hissetmediğim için prensesler gibi bekledim sakince
+5
mezzosprite
(24.02.26)
İsteyerek sezaryen yaptım. Yine olsa yine sezaryen yaparım. Vajinalde o kadar fazla komplikasyon riski var ki niye bunu göze alayım? Ayrıca sorunsuz doğum gerçekleşse bile kesisiz doğum çok az. Ben karnımdaki dikiş iziyle mutluyum. Bir de çok sık görüyorum vajinal doğumda hemoroid olan bir ton insan var öfff.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
Sezaryen tabii ki.
Annem ve teyzem çişini tutamıyor. Diğer teyzem kadın hastalıklarından iki ameliyat geçirdi üç ay kadının ne çektiğini gördüm bitti zaten benim için bu olay. Bunun kanaması var, omuz sıkışması var.. Ya makasla cart diye kesiyorlar kadını dahası var mı?
Ayrıca çok güzel doğurdum öyle güzel doğurdum doymadım daha da doğurdumcular bir kadın olarak beni sadece mutlu ederler ama ben hissizlik riskini de alamam, vajinamı da kestirmem, vajinoplasti için de doktor doktor gezmeyeceğim. Ne idüğü belirsiz şizofrenik hadsiz ve terbiyesiz erkeklere malzeme verir bazı yorumlar. Başka da hiçbir işe yaramaz.
Gerçekler çoğu kadın için çiş tutamama, hissizlik, yırtıklar, kesiler, enfeksiyon ve kanama riski, hemoroid, vajinoplasti ve daha fazlası.. hiç gerek yok bu türden risklere. Manken değilim oyuncu değilim. En fazla silik bir iz kalır ki gururla taşırım onu da.
Tercihim paşalar gibi sezaryen olacak. Başka bir seçenek yok benim için.
+1
asue
(25.02.26)
Bizim ülkemiz = Türkiye olduğunu varsayarak diyebilirim ki çalışıtığım 4 ülke içinde ve istatistiklerini bildiğim sayısız ülke içinde sezaryen rekortmeni Türkiye. Üstelik açık ara. Türkiye'de sezaryen oranı %64. AB ortalaması %22. Bunu yükselten de Yunanistan (%60) ve Güney Kıbrıs (%55 ile) ve Romanya (%44). Böyle mi olur "bizim ülkemizde vajinal doğuma zorlanıyorlar" istatistiği? İyi ki zorlamışlar yani.

Sezaryende sınır 3 diye bir şey yok, bu her kadında farklılık gösterir çünkü her ameliyat farklıdır. . Uterin insizyonların durumu, intraoperatif veya postoperatif komplikasyon öyküsü, adezyon, plasental yerleşim anomalileri, kanama riski gibi çok sayıda faktör söz konusu.
Sezaryen majör bir cerrahi ameliyattır ve vajinal doğumdan daha fazla risk barındırır, tromboemboli, anesteziye bağlı komplikasyonlar, sonraki gebeliklerde plasenta previa ya da plasenta akreta spektrum bozuklukları, vb.
Vajinal hissizlik sık rastlanan bir komplikasyon değildir ve çoğu zaman düzelir. Sezaryende hissizlik oluşma riski daha yüksektir. Karın bölgesinde sinir kesilerine bağlı olarak uzun süreli ya da kalıcı uyuşukluk daha sık görülür.
Çiş kaçırmanın tedavisi %90 bol kegel egzersizidir. Nadir durumda fizyo terapi, çok çok nadir cerrahi perasyondur. Gebelik başlı başına pelvik tabanı zorlar, sadece doğum şekli belirleyici değildir.
Burada sezaryen gerekçesi olarak gösterilen birçok sebep esasen tembellik ve korku.
+2
alice in potatoland
(25.02.26)
ilk kızımız normal, ikinci sezaryendi. eşime sordum soruyu. cevap; yüzde 1 milyon, 1 milyar sezaryen dedi.
+3
ground
(25.02.26)
Offff anesteziye bağlı komplikasyon mu? Bademcik ameliyatı olanda da var o. Sezaryende çocuğun orası burası sıkıştığı için sakat kalan kimseyi de görmedim. Vajinal doğumda maalesef bu tür ufak tefek şeyler olabiliyor. Bizzat tanıdığım bir çocuk hala bir kolunu kullanamıyor.
Nasıl komplikasyon ama? Ya da oksijensiz kalıp zihinsel engelli bir çocuğunuz da olabilir. Olur öyle şeyler.

Vajinal hissizlik mi karnınızın ufak bir kısmını hissedememek mi? Tabii ki vajinal hissizliği seçiyoruz çünkü doğal olan o. Totonuza kadar kessinler de doğallığı dibine kadar yaşayın o ara hemoroidinizle de aşk yaşarsınız dikişler arasında.

Modern tıbbın bütün nimetlerinden yararlanıp iş doğuma gelince öyle olmuyor niyeyse. He çünkü korkuyoruz ve tembeliz tamam. AB ülkelerine de kafam girsin ayrıca :)
+2
sadakatsiz
(25.02.26)
vajinal doğumun çocuğun bağışıklık sistemine destek olduğuna dair çalışmalar var. bi bakın isterseniz...
+1
merhum
(25.02.26)
@sadakatsız, tıp fakültesi belgeni de buraya atarsan harika olur bu kadar bilgi içerikli bir yorumdan sonra.
Çünkü ben doktor olarak yazdım :)
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Ahaha yahu ne alakası var diplomayla? Doktor olmuşsunuz tebrikler biz aciz kullar ne bilebiliriz ki sizin gibi minik tanrıların yanında😂 yazdıklarımın neresi yanlış tam olarak? Hepsi gördüğüm, duyduğum şeyler bir tarafından uydurmadım. Doktorsanız tamam ya özür dilerim yanlış görüp duymuşumdur😂
-5
sadakatsiz
(25.02.26)
bağışıklık sistemine destek olsun diye vajinal doğum yapan anneye kreşe başlayan çocuk şoku :D

sezaryen doğum yaptım. yine olsa yine sezaryeni seçerdim. devlet hastanesinde doğum yapmış olsam kesin şu an travmalardan travma beğeniyor olurdum ve berbat doğum anılarım olurdu. benim psikolojik durumum bunu kaldırmaya müsait değil bence. kaldı ki aklım almıyor zaten vajinal doğumu. neden kendime eziyet edeyim. kimisi de sezaryenden korkuyor mesela. karnınızı neredeyse boydan boya kesiyorlar, bildiğin açık ameliyat gibi. ama bana o an daha az korkutucu geldi valla. tembel ve korkak olduğum için sezaryeni istemiş olmam başkasını neden ilgilendirsin bunu anlayamıyorum. sebeplerimizin daha ulvi amaçlara hizmet etmesi gibi bi amacımız yok. bize hizmet etsin yeter.
+6
elorelia
(25.02.26)
Biz zavallı doktorlar o kadar okul okuduk ama bilmiyorduk zaten normal doğumda da komplikasyonlar olduğunu, çok afedersiniz, sizler fasulye kırarken bunları anlattınız da öğrendik, aydınlandık şu an.
Yazdıklarınız, dediğiniz gibi "görüp duydum" üstüne olduğu için yanlış ya da şöyle diyeyim, ciddiye alınacak şeyler değil. "Heh benim kayınpederimde de bu vardı, bir baktık ikiz doğurdu" kıvamında.
+4
alice in potatoland
(25.02.26)
Yahu ne fasülyesi ne diyorsun allah aşkına? Gördüm duydum dediklerimi ufo gördüm seviyesine indirmeyi bırak da vajinalde yazdıklarım var mı yok mu sen söyle. Sezaryende çocuğun engelli kalma oranını da yaz aydınlanmış olalım. Egoya bak ya biz fasülye kırarken tıp okuyormuş biz de mağaradan yeni çıktık okuma yazmayı henüz öğrendik zaten.
-1
sadakatsiz
(25.02.26)
dünya doktorlar ve fasulye ayıklayanlar diye ikiye ayrılıyormuş. öğrenmiş olduk. düşünsene böyle bir doktora muayene oluyorsun. çevrendeki çoğu kadının vajinal doğum travması var. korkularından bahsediyorsun. ve sana sen git fasulye ayıkla, doğum işini bana bırak filan diyor. ne kadar hoş.
+1
elorelia
(25.02.26)
Doktora da "gordum diyoruuum anliyor musuuun" diyerek cevap vereni de ilk kez goruyorum sanki doktor o riskleri "gormemis" gibi swh.
Benim hanim 3 dogum yapti. 2 defa normal denen vajinal dogum. Dogumhaneden ikisinde de bebek kucaginda yuruyerek cikti.
Ucuncu hamilelikte bebek plasentadan ciktigi icin ambulansla hastaneye gittik acil sezaryene aldilar yasama sansi %20 dediler. Cok sukur her ikisi de kurtuldu ama hanim 4 ay ayaga kalkamadi, tam olarak koturum kaldi. Tekerlekli sandalye aldik, ayagini kaldirip esofman altini giyemiyordu. Ayaktaki his tamamen kayboldu. 4. aydan sonra 1 sene boyunca haftada 4 gun fizyoterapi gordu. Ne ilaci veriyorlarsa omurganin icine onu kotu yapmislar. Sag ayaginda nisan'da uc sene olacak ama hala hissetmedigi kisimlar var.
Ama siz gene sezaryen yapin guvenle, sozluk yazarlari "gormus". Yalan soylemiyorlardir elbette. Korku hikayesi ariyorsaniz buyrun burdan yakin.
Boyle engin tibbi bilgiyle bu kadar rahat insanlari sezaryane yonlendirmek ve bunu guvenli diyerek yapmak anca cahil ozguveni olur.
+5
sucvecezve
(25.02.26)
sezaryen.
ama neden bu seçimler sanki turşu limonlu mu olur sirkeli mi olur muhabbetine döndü ya. sezaryen ya da vajinal doğum seçimi tamamen kişisel değil mi? her hasta ayrı değerlendirilmez mi? iyice kahve muhabbetine döndü.
neyse.

sezaryenden çıktığım günün ikindisinde koridorda turlarken yan odadan gelen sancı çığlıklarını unutamıyorum. sezaryen haricinde farklı büyük ameliyatlar da geçirdim, o an ki çığlıkları duyduğumda korktuğum kadar korkmadım ya.

benim vücudum ve sahip olduğum rahatsızlıklar vajinal doğumun kolay geçmeyeceğine işaret ediyordu. düşünmeden sezaryen seçtim. sütüm anında geldi. hemen ayaklandım.
bir de süt gelmez diyenler kesin bir şeymiş gibi yazıp duruyor. aynı şekilde sezaryen olup sütü hemen gelen arkadaşlarım da oldu. insanların üzerine baskı yapıp durmayın artık.
+3
rayde
(25.02.26)
Vatandaş erkek olarak yorum yapayım. Mümkünse vajinal. Vajinal doğum yapanın 2 saat sonra ayağa kalktığını gördüm ama sezaryen olan ayağa kalkamıyordu.
-5
arbre
(25.02.26)
sezeryan olarak dogum yapan 3 kisi tanidim ertesi gun ayaktaydilar. hadi bakalim cik isin icinden nasil cikiyorsan ;d
0
Boris
(25.02.26)
Ben acil sezaryen oldum, bana kalsa vajinali seçerdim. Sezaryenden sonra (ki bebeğim küvözdeydi aktif olarak bebek bakmak zorunda değildim ona rağmen) çok ağrım oldu. Öksüremedim, oturup kalkamadım.
Bir anlık acı mı, minimum 1 haftalık ağrı mı deseler vajinali seçerim.
+6
wild honey suckle
(25.02.26)
İki kez epiduralsiz vajinal doğum yaptım, korkunç bir acı ama yine olsa yine vajinal derim.

Benim düşünceme göre tıbbi bir gereklilik yoksa sezaryen ''benim için'' bir seçenek değildi; vajinal doğum özellikle deneyimlemek istediğim bir şeydi. Tıbbi gereklilik olursa elbette ki neden olmasın?

Ben sürecin bebek tarafından başlatılması gerektiğine inançla ve bedenimin beni yönlendireceğini düşünerek girdim iki doğumuma da. Zaten vajinal doğumu kendim için tek seçenek görmemin sebebi de bu inancım ve merakımdı. Bebeklerin doğum kanalında ilerlemek adına kendilerini nasıl konumlandırdıklarına dair birkaç bir şey izlemiştim ve mucizevi gelmişti. Doğum kaç saat sürecek mesela, doktor ıkın demeden ıkınma isteğim olacak mı, hangi pozisyonda rahat doğurabileceğim gibi gibi meraklarım vardı. Öğrendim bitti.

Emzirmek, anneye psikolojik ve fiziki destek, doğum sonrası depresyon farkındalığı, ev içi sorumluluk paylaşımı gibi konular, doğum şekli tercihi konusunu önemsizleştirdi sonradan
+7
kaymaktutmayansicaksut
(25.02.26)
Tembel, korkak… Üslup bu işte. Sonra bu türden kişilere gidip de bebeğimizi kendimizi emanet edeceğiz öyle mi? Ya doğum zor geçse abartıyorsun yaparken düşünseydin de der bu zihniyet.
O kadar korkutucu ki bir kadın için şu olay.
Neyse. Çalışkan ve doğumdan hemen iki saat sonra eşine ailesine dünyaya hizmet etmesi için ayaklanması gereken kişiler bu şekilde doğursun. Benim hemen ayaklanmama gerek yok. Tembel tembel doğuracağım ben.
+1
asue
(25.02.26)
Ben zorunlu sezaryen oldum ama vajinal tercih ederdim. Daha hızlı iyileşme süreci için. Bir de doğal yollardan olması daha iyi gibi geliyor. Sezaryende süt hemen gelmiyor vs.
İmkanım olsa vajinal isterdim.
+8
kaptan maydanoz
(25.02.26)
her şey olağan ve düzgün gidiyorsa vajinali seçerim. alice’in dedikleri istatistiksel olarak bana mantıklı geldi; sezaryende daha çok komplikasyon duydum. yine de her doğum farklıdır, tercihim bir yönde diye diğer yönü eleştirmem.
+3
eileengray
(25.02.26)
duyuru kullanicisi ortalamasina bu duyuru cevaplari ve oylama sonrasi benim icin "vajinal dogum sempatizani" da eklendi. soruyu soran arkadasa tesekkuru borc bilirim.
e$ kontenjanindan duyurudan haberdar olan eni$telere acidim, cocuk sonrasi hicbirsey eskisi gibi olmayacak :D
-2
cooperr
(25.02.26)
Şu duyuruyu hortlatmadan geçemicem. Doçent olan jinekoloğum 2 dogumunu da sezaryen "tercih" etmisti. Vajinal dogum yapan cok az kadin dogumcu gorürsün demisti @ghil +1. Diplomasi ve doktorasi sahte diilse
+3
üğpoıuy
(27.02.26)
Anal doğum en değişiği bence
-2
runaway
(27.02.26)
Benim doktorum da sezaryen olmuştu. Yine olsa yine sezaryen diyordu :) bunun bir istatistiği olsa da görsek keşke.

Bu arada doktorumuz beni engellemiş :( o gün yazılarını görüyordum ne oldu hıncını alamayıp ertesi gün mü engelledin dkdkdkd halbuse ben evde gariban gariban fasulyemi kırıyordum, boynum bükük kaldı :((
0
sadakatsiz
(27.02.26)
benim jinekologumun (erkek) üc cocugu var. ücü de vajinal dogmus. bu kadar tehlikeli ve kötü olsa kendi karisina nice vajnal dogum yaptirtsin üc defa? diplomasi falan da sahte degil. birkac sene boyunca da ülkenin en iyi jinekologu secilmis. n'alaka?
vajinal dogum bu kadar kötü olsa tüm dünyada herkese standart sezaryen yapar gecerlerdi. 30 saat boyunca kadinlarin cigligini cekmeye cok merakli degildir doktorlar da, ebeler de.
ayrica argumentum ad verecundiam bir tartisma modeli degil. siz sezaryen yapmis olabilirsiniz ve bu konuda jinekologunuzdan tavsiyeler dinlemis olabilirsiniz ama bu, sizi bu konuda yetkin kilmiyor ve tartisma biciminizin epistemolojik hata barindirdigi gercegini degistirmiyor.

op'ye tekrar el cevap: ben, vajinal. epizyotomi de standart degil. hatta perineal yirtik cerrahi kesiye tercih ediliyor. bunu ögrendigim zaman bir panikle duyuruda "dogum esnasinda artik epizyotomi rutin olarak uygulanmiyormus" baslikli bir korku duyurusu acmistim, o soruma da 8-10 yanit almistim duyuru doktorlarindan (hayir, alice potatoland bunlardan biri degildi ama galiba elorelia vardi yanitlayanlar icinde, emin degilim kendisi doktor mu degil mi, belki hatirlar o sorumu) ve hepsi uygulamanin cok dogru oldugundan bahsetmislerdi. bu kadar kötüyse neden dogru oldugunu söylüyorlar o zaman? bu ne perhiz bu ne lahana tursunu? bütün kötü doktorlar bize denk geldi de bütün mükemmel doktorlar, harika doktorlar sezaryencilere mi denk geldi? duyuruyu da buraya linklemek isterdim ancak sildigim icin linkleyemiyorum ama googleladigimda hala duyuru basligi ön izlemesi görülüyor. inanmakta güclük ceken varsa buyursun googlelasin.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.02.26)
Burda herkes insan gibi yorumunu yaparken doktor hanım gelip sezaryen korkak ve tembellerin işidir gibi bir laf edince ortalık gerildi zaten. Bir doktor böyle konuşmamalı değil mi? Ya da siz fasülye kırarken ben tıp okuyordum!!1 diye çıldırmamalı. Ben mesela bir çocuk doktoru olarak daha kendi çocuğunun bacağındaki kırığı fark edememişsin heeyy doktor hanım diyerek aşağılamaya çalışmadım. Çünkü neden ayıp.

Neyse saydığım riskler zaten çok çok düşük ihtimaller. Doğuma kadar zaten bir sıkıntı olacak durum oluşursa sezaryene geçiyorlar. Ama bu çok çok düşük olan riskler neden benim başıma gelmesin? Bence gelebilirdi. Çocuğuma bir şey olabilirdi? Tek bir deneyim bile beni korkutmaya yetti, belirsizlik istemedim. Her şeyin sıkıntısız geçeceğinden emin olmak istedim. Bu bu kadar yani.
+1
sadakatsiz
(28.02.26)
"Doktor oldugum icin.." dendiğinden baska bir alan doktoru görüşü ekledim. Sezaryen 'dogru' olandır demiyorum hatta vajinal doğumun bu kadar canhıraş savunulmasi ayni oranda anlamsiz geldi. Sanirim vajinalciler VS. tembel ve korkaklar gibi gormeye basladiginiz icin de tum cevap yazanlari tek potada erittiniz :) bu kamplasma cok garip bu duyuru icin

Bir de Türkiyede doğum sekli tartismalari ciktiginda doktorlar sezaryen orani fazlaligini malpraktis ile de acikliyorlardi. Bunun sebebini de merak ettim örneğin
0
üğpoıuy
(28.02.26)
cocugum yok, tecrübe etmedim, ancak kararsızım.
sonuçta bir ameliyat olduğu, anestezi ve daha birçok şeyle ilişkili komplikasyon riski daha yüksek olduğu, iyileşme evresinin zorluğu ve doğumun esasen doğal bir süreç olması ve mecbur kalınmadıkça dış müdahale gerektirmemesi gibi sebeplerle sezaryene mesafeli gibiyim. ancak al vajinal doğum yap deseler onu da yapabilir miyim bilmiyorum, zor iş. annem hem vajinal hem sezaryen doğum yapmış, sezaryeni tercih ettiğini söyler hep.
jinekoloğum da vajinal doğum karşıtı desem yeridir, çocuğu etkileyebilecek komplikasyon riskleri barındırdığı için vajinali mantıklı bulmadığını ve tercih etmediğini söylüyor.
eşim hekim, o da hekim gözüyle vajinal yanlısı ama dediğim gibi jinekoloğum bu işte uzman biri olarak sezaryenci.
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(02.03.26)
(16)

Doğum sonrası ilk hafta

sacrilegious
Merhaba,Daha önce doğum yapmış annelere bir sorum var. Annem ve kız kardeşim doğumum için şehir dışından gelecekler. Annem öyle çok elinden iş gelen biri değil. Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider. Eleşti
Merhaba,

Daha önce doğum yapmış annelere bir sorum var. Annem ve kız kardeşim doğumum için şehir dışından gelecekler. Annem öyle çok elinden iş gelen biri değil. Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider. Eleştirdiğim bir durum değil, bir beklentim olduğundan da değil, yani zaten bana özel bir durum da değil biraz karakteri öyle… baktığınızda o da bize genelde maddi olarak destek oluyor hakkını yiyemem, her neyse durum böyle. kardeşim sağolsun elinden geleni yapar geldiğinde, anneme de hizmet eder vs. zaten beraber yaşıyorlar, kabullenmiş o durumu. Her geldiklerinde bir posta didişirler zaten yüksek sesle bi anda ev kümese döner sonra sakinleşirler falan.

sorun şu: ben annemle kardeşime dedim ki, doğuma gelmenizi isterim ama sonrasında kalmanıza gerek yok. Eşim 10 gün izinli. Bi şekilde hallederiz biz dedim. Onun izni bitince isterseniz gelin kalın asıl o zaman tek kalıcam yardıma ihtiyacım olacak dedim diye kıyamet koptu.

Yahu ev zaten 80m2 sadece oturma odasında 1 tane açılabilen L koltuğumuz var. Orada yatıp kalkacaklar. 2 kedim var. Siz de rahat edemezsiniz ilk hafta bebek hengamesinde dedim. Annem zaten en baştan ben en fazla bi hafta kalabilirim demişti. Vay efendim ben onları istememişim de… herkes annesini istermiş de… kocamla ikimiz nasıl bakacakmışız da… asıl ilk hafta yardıma ihtiyacımız olurmuş da…

Ben ayıp mı ettim? Ev zaten annemin. Kira falan ödemiyoruz. Ondan dolayı ne zaman istersen gel demem gerekiyordu heralde. Çok üzüldüm ya. Hayırsız evlat mıyım? Gerçekten ilk hafta gelmeleri işimizi kolaylaştıracak mıydı sizce?

Teşekkürler
0
sacrilegious
(19.02.26)
bırak ilk haftayı ilk bir ay yanında durmaları için yalvaracağın bir hal söz klonusu :D
+4
alibilir
(19.02.26)
@alibilir +7 oncelikle. Insan basina gelecegi bilmediginden romantik romantik cekirdek ailemle olayim istiyo ama kesinlikle yardim eden bir kisinin daha olmasi isleri cok kolaylastiriyo.

Ama soylediginde bi gariplik ya da ayip yok. Sen nasil rahat edeceksen, nasil olmasini istiyorsan oyle olmali

Su ailelerin surekli bi seylerden alinmasi işi takribi kac yila son bulur?
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Anneniz iyi kötü sizi yetiştirmiş, iki doğum tecrübesi var, yine de faydası olurdu bence, ilk zamanlar çocuğu yıkamak filan hep tecrübe istiyor. Ama sizin bedeniniz sizin kararınız, çok düşünmeyin bence. Doğum telaşesi der geçiştirirsiniz doğumdan sonra.
0
tiredofwaiting
(19.02.26)
Size anlayış göstermeleri gereken bir dönemdesiniz, doğurdu doğuracak kadına ne diye kıyameti kopartıyorlar? Lohusa olduğunuzda hormonların etkisiyle insanlar daha çok geriliyor, işinize yaramayacak size bir de ekstra bağ olacak insanlar gelmesin anneniz de olsa. Yaşadım biliyorum annem geldi üç ay gitmedi, git de diyemezdim sağ olsun her türlü yardımcı oldu ama bir yandan da her şeye müdahale eden en çok ben bilirim tavrında biri olduğu için burnumdan geldi. Eşimle çok gerildiler, gereksiz yüz göz olmalar yaşandı.
İyi kötü anne baba olacak yaşa gelmişsiniz, bence altından kalkabilirsiniz. Eşinizin izni bitince ablanızın gelmesi daha makul görünüyor.
+5
ekimoloji
(19.02.26)
Bence tecrübeli bir anne tecrübesiz 10 babaya bedel bebek için.
-3
benaslindayohum
(19.02.26)
annenizin karakterinden bağımsız çok doğru yoldasınız. hem halledersiniz hem de bu üçünüzün bağlanması için de çok önemli bir dönem. buzluk stoğu önemli ama, ya da eş dost yemek getirebilirse çok iyi olur ama kimse evde uzun süre kalmamalı bence doğum sonrası, anne kardeş bile olsa. biz biraz da mecburiyetten öyle yaptık ama duyduğum her hikaye bana iyi ki yalnızmışız dedirtti. lohusa kafasıyla en küçük şeyi bile kafaya takacaksınız, rahatsız olacaksınız; evde birilerinin olmasına değil sadece iyileşmeye ve bebeğinize odaklanmaya ihtiyacınız var. halledersiniz bol şans <3
0
mezzosprite
(19.02.26)
anne baba olduktan sonra ilk on gün başkasına ihtiyaç yok bence. kim ne dese batıyor zaten. hatta koca bile batıyor bazen. benim de annem geldi. bir gece sonra yolladım. çünkü yaşlı, yorgun kadın, dinç değil. sürekli koltukta uyukluyor. bir de soğan yeme, sütün acır filan dedi. baktım eşimle de gayet iyi idare ediyoruz. anne sen en iyisi git dedim.

zaten neredeyse sürekli emzireceksin, emzirmediğin anlarda da genelde uyuyor olacak ilk on gün. çok annenlik bir durum yok.

eşin işe başladıktan sonra çağırman doğru olmuş. ama bunu yaptın diye kavga çıkarıyorsa zaten geldiğinde de bi şekilde canını sıkardı.

ama yapılamayacak bir durum yok. biz de ilk on gün eşimleydik. sonra o işe başladı. evet zorlandım ama kendim baktım. zaten anladığım kadarıyla gelse bile yine kısa kalacak, e sonra yine kendin bakacaksın. çok bi manası yok. evi yakın olsa ara ara gündüz gelse daha işe yarar bi yardım olurdu. ama kendin diyorsun yemek yapmaz, hizmet bekler diye. e çocuğa mı bakacaksın annene mi? bi de zaten hormonlar tavan oluyor. sonra soğan yeme dedi diye hüngür hüngür ağlıyorsun vs. öyle bir dönem.

göbek bağı düşmeden yıkanmayacak zaten. silersiniz sadece. sonra da bebek küveti ve file varsa yine yardıma ihtiyaç yok.

bebek kolik vs olur o ayrı. ama normal şartlarda bu yenidoğan döneminde anne ve baba yeterli bence ya.

bu arada annemin tecrübesinden hiç faydalanmadım. çünkü annemin tecrübe 30 yıllık. eskimiş. ablam ve internet sağolsun, onlardan faydalandım. yine de ilk on gün ablamla da aynı evde çocuk bakmak istemezdim. nesi bu kadar korkutuyo anlamadım. ki daha önce bebeklerle ilişkimiz merhaba merhaba şeklindeydi. ilk alt değiştirmesini eşim yaptı hastanede. gerçekten korkulacak bi durum yok.

geçen çocuk ateşlendi ama ilk defa bu kadar yükseldi. gece yapay zeka ile yönettim süreci, eşimi bile uyandırmadım. anneme kırk derece ateşte napayım desem soğuk suya sok diyebilirdi. kendisi anlatıyor, ateşli çocuğu gazeteye sarıp kolonya döküyolarmış vs vs. yani eskilerin tecrübesi de çok matah değil aksine tehlikeli. emziği şekere batırıp vermeye çalışan var, sütün gelmiyo diye darlayan var, susamıştır diye bebeğe su vermeye çalışan var. yani sanırsın hepimizin annesi yenidoğan hemşiresi ha... abartmayalım bu kadar. bakın dediğim gibi aksi durumlar olabilir. ki ben normalde çok panik ve evhamlı bi insanımdır. ama bebeği de en iyi annesi babası bilir ve yetiştirir. korkmayın. bilmeniz gereken hemen her şey internette var zaten. ha destek iyi olmaz mı? tabi ki olur. ama desteğin nasıl olduğu çok önemli işte.
+5
elorelia
(19.02.26)
Bir anne on babaya bedel +1

Annenin gönlünü alıp geri çağır bence. Evde kocan sen ve bebek baş başa kalınca öyle bir panik hali olacak ki sırf psikolojik destek için bile annem kenarda otursaydı diyeceksin.
Bebek öyle emzirdim yatırdım temizledim diye biten bir şey değil.
Lohusa kafasıyla bu tulum ince mi gelir kalın mı diye kocanla tartışacaksın filan ohoo. Anne gelsin.
0
kaptan maydanoz
(19.02.26)
ekimoloji+1000. şimdiden kıyamet kopuyorsa doğum sonrası burnunuzdan gelir. evin kimin üzerine olduğunun bi önemi yok sizin eviniz orası, bebek sizin bebeğiniz. öyle yıkamaya falan da gerek olmuyor zaten göbek düşene kadar, gerek olursa da gerçekten halledersiniz.
bi de gelenler babanın rolünü üstleniyor gibi oluyor, bence bu babaya yapılan büyük bi haksızlık. onun da bebeğine alışması, onu sakinleştirmeyi öğrenmesi, gazını çıkarması, göğsüne yatırıp uyutması lazım. bebeğin onun kokusunu da öğrenmesi lazım.
siz kendinize ve eşinize güveniyorsunuz belli ki, bence olması gereken de bu. halledersiniz
+3
mezzosprite
(19.02.26)
elorelia +1000

annenizin bilgileri eski, çatışma çıkarıp tartışmaya sebep olmaktan başka bi işe yaramaz. siz en güncel bilgileri öğrenmişsinizdir zaten hamilelik sürecinde. çok kadim bir bilgi gerekirse de telefonda öğrenirsiniz.
bebeğin ne giyeceği nerde nasıl yatacağı bellidir. 7 kiloya kadar babadan bir kat fazla. anneniz sarıp sarmalamak isteyecek, belki yastık koymak isteyecek belki üstünü örtmek isteyecek. bu çocuk üşüyor, bu çocuk aç gibi yorumlar özellikle lohusayken insanın sinirini bozuyor yardımcı olmuyor asla.
0
mezzosprite
(19.02.26)
Ayıp etmemişsiniz onlar biraz alınganlık göstermiş. Öncelikle şunu bilin ki ilk on gün/iki hafta bir şekilde geçiyor. Size yardımcı olan birileri olsa rahat geçiyor olmazsa daha zor geçiyor. Sizin durumunuzda kardeşiniz rahat ettirirse ettirir öte türlü size geçmiş olsun. Benim kayınvalidem anlattığınız gibi biri ve ben ne zaman gidecek diye gün sayıyordum.
0
eisberg
(19.02.26)
benim annem de aynı şekilde hastanede kalmasını istemedik diye alınganlık etti, sonunda kalmasına ikna olduk ve iyi ki kalmış dedik hepimizi mor etti :D daha bez değiştirmeyi bilmeyen tecrübesiz anne baba olarak mahvolurmuşuz ki annem bir tane çocuk büyütmüş biri. benim hemşireleri bile eve götüresim gelmişti.
kısaca yanında yörende elinin hemen uzanabileceği bebek bakmayı bilen birinin olması mühim. bu annen olur kardeşin olur komşun olur hiç fark etmez.
ama dersen ki annem yardımdan çok köstek olur yemeği bile ayağına bekler, o zaman gelmesin.
benim annem trip çok atar ama ağrıyan beliyle zor yürümesine rağmen çok da iş yapardı evde, gece kaç kere kalkıp bebeğe bakardı hakkını ödeyemeyiz o açıdan o yüzden alttan aldık hep.
teraziye koy bu şekilde düşün bakalım.
+1
rayde
(19.02.26)
Öncelikle evin annenize ait olması ve kira ödemiyor olmanız konusu ayrı konu, doğumda neye ihtiyacınız olduğu ayrı. Çok rahatsızsanız o evde kira vermemekten onu sonra düşünürsünüz şimdi değil.
Şimdi size kimin iyi geleceğine odaklanın.
Bana annemin olması iyi geldi. Ve iyi gelmesine de biraz şaşırdım açıkçası. Kendi kendimize daha iyi oluruz sanıyodum olmadı. Kayınvalide de destek olur sandım ama geldi ve asla iyi gelmedi. Elinden gelmedi yani. Beceremedi. Ben de kırılır üzülür demeden ama kibar bi şekilde ve yordamınca evine yolcu ettim.
Biraz da yani yaşayıp görmek gerekiyor planlar tutmuyor her zaman.
Herkese iyi gelen şey değişebilir. Önemli olanın "benim neye ihtiyacım var" "bu bana iyi gelir mi/geldi mi" bu sorulardan şaşmamak olduğunu düşünüyorum.
Sağlıkla kucağınıza alın.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(19.02.26)
ayıp şöyle dursun ilk 1 ay anne ve kız kardeşinize aşırı ihtiyacınız olacak hem de aşırı. ayrıca kayınvalideniz gelmiyor diye anlıyorum ve bu sizin için aşırı büyük bir şans. ev küçük olsun önemli değil sizin onlara çok ihtiyacınız olacak ve mevzu yemek yapmaları da değll gerekirse hazır yersiniz. ilk günler ilk haftalar aşırı bir uykusuzluk sorununuz olacak ve karı koca bir noktadan sonra dayanamayacaksınız. 3 saat kesintisizi uyumak için her şeyinizi vereceksiniz işte o anlarda anne ve kardeşiniz devreye girecek. kararınızı tekrar düşünün anneinize ben ettim sen etme kal 1 ay deyin.
0
iwillsee
(19.02.26)
"Evime de zaten 2 senede 3-4 kez gelip 3-4 gün kalıp dönmüştür. Bi tencere yemek yapmışlığı yoktur, gelir oturur hizmet bekler gider."
benim hanimin annesi de boyle oldugu icin durumunu anliyorum.

tavsiyem:
+ once annen gelsin, 1 hafta kalip donsun. bir ise yaramayacak ama adet yerini bulsun.
+ sonra kiz kardesin gelsin, yardim etsin. yemek yapilmasi lazim, $ekerli tatli falan, sut gelmesi icin. yoksa sut isinde sikinti olabiliyor.
+ ***kesinlikle ikisi birden gelmesin***

hayirli olsun..
-1
cooperr
(19.02.26)
şeker, şekerli tatlı ya da herhangi bir besin sütü artırmaz. bol su, bol bol emzirme ve ten tene temas artırır. başka bir şeye gerek yok. hatta çoğu doktora göre sürün kalitesi diye bir şey de yok. yani süt süttür. sütüm olsun diye sürekli yemek yemek, tatlı yemek ya da ne bileyim çocuğa geçer diye gaz yapacak (bulgur vs) gıdalardan kaçınmaya gerek yok.
+3
elorelia
(20.02.26)
(11)

hiç tanımadığın birisi ile nasıl konuşulur?

inheritance
annem bir kızın numarasını verdi (kızın da haberi varmış) ara konuş diye. benim de ters anıma geldi olur dedim. şimdi de ara diye sıkıştırıyor. sorun şu ki ne konuşacağımı bilmiyorum. ağzım hiç laf yapmaz. tanıdığım kişilerle bile konuşurken bir yerden sonra konuşacak bir şey bulamıyorum, muhabbet k
annem bir kızın numarasını verdi (kızın da haberi varmış) ara konuş diye. benim de ters anıma geldi olur dedim. şimdi de ara diye sıkıştırıyor. sorun şu ki ne konuşacağımı bilmiyorum. ağzım hiç laf yapmaz. tanıdığım kişilerle bile konuşurken bir yerden sonra konuşacak bir şey bulamıyorum, muhabbet kesiliyor bir yerden sonra. sosyal fobim de var aynı zamanda ve içe kapanık birisiyim.
0
inheritance
(18.02.26)
bu işi kafanda kurarak - hesaplayarak yapamazsın. çünkü sohbet dinamik bir süreç bi anda çok farklı bir kelime kullanır, soru sorar sohbet başka yöne kayabilir.

ilk tanışmada saatlerce konuşmak ilginç konular açmak zorunda değilsin. hatta burada konudan çok ses tonu ve ne kadar arkadaşça tavir takındığın daha önemli.

çok uzatmana gerek yok. kısaca kız hakkında bilgi edin. sonra sen de istersen bir kahve içelim mi ne dersin diye sorarsın.
0
orpheus
(18.02.26)
Mesaj at, muhabbeti biraz ilerlet, sonra ara.
+2
gabe h coud
(18.02.26)
yaşlar kaç?

instagram'dan yürü bence. önce takipleş. sonra mesela kedisi köpeği varsa "aa ne tatlıymış adı ne?" diye oradan başlatırsın.

bir story atmasını beklersin. bir kafeye falan gittiyse oradan konu açarsın ya da film müze her nereye gittiyse oradan konu açarsın.
0
art cat chocolate
(18.02.26)
Abi kızın haberi varsa ne güzel o da durumdan haberdar işte. Arayacaksın diyeceksin ki Ayşe nasılsın ben Ahmet annemden aldım numaranı sanırım konu ile ilgili seninde bilgin var :) Tanışmak için seni rahatsız ettim de sonrası zaten o da ne rahatsızlığı falan dicek oradan buluşmaya gidecek olacak bitecek
+4
ebeş
(18.02.26)
mesaj at arama +1
sonra ararsın veya ses kaydı atarsın. tanımaya çalışacak şeyler sor. ayrca panik yapmana gerek yok senin ağzın laf yapmasa bile kız da bir şeyler sorar anlatır. karşılıklı olur, sürekli sadece senin konuştuğun bi etkinlik değil bu.
0
Sadece soruyorum
(18.02.26)
Yapay zekaya durumu anlat ve konuşma pratikleri yap.
Herhangi bir konu açılmazsa ne gibi konular açabileceğini çalış.
Yani elbette insanın ağzı laf yapınca böyle konuşmalar yapmak çok kolay ve bir anda bu hale gelemezsin ama senden kimse böyle bir şey de beklemiyor.

Mesela kıza şimdiye kadar yediği en güzel tatlının hangisi olduğunu ve nerede yediğini sor. Kimlerle yediğini de sor gidişata göre. Sütlü, şerbetli, çikolatalı tatlılar üzerine devam et konuşmaya. Anlatmaktan çok sorular sor ama sorgu memuru gibi değil de karşısındakinin düşüncelerini, deneyimlerini merak eden bir havada sor. Sana soru sorulmazsa hiçbir şey anlatma, sorulursa da cevaplarını uzatmadan ver.
Sonra o muhabbeti bir şekilde birlikte bir yere tatlı yemeye bağla. Ama herhangi bir gün değil, belirli bir gün.
Haftaya Perşembe iş çıkışı veya pazar günü öğleden sonra gibi net bir zaman için teklif et, uygun değilse başka bir zaman öner vs.

Ben tatlıyı örnek olarak verdim sınırsız sayıda başka konular da var.

Ama telefonda bence yaşın kaç, kaç kardeşsiniz, çocuk istiyor musun, kendini 5 yıl sonra nerede görüyorsun gibi muhabbetlere girmemeye çalış.

Hayırlı olsun, düğün davetiyenizi bekliyorum ama müsait değilim katılamayacağım maalesef.
0
michael_knight
(18.02.26)
Böyle şeylerin en kolay ve samimi kaçışı, hissettiklerini aynen burada anlattığın gibi dümdüz anlatmak. Diyeceksin ki merhaba ben şu, aslında böyle şeylere karşıyım ama dalgın bir anıma denk geldi ararım demiş bulundum, hiç tanışıklık olmayınca da konuşamıyorum açıkçası, bir yerde kahve içsek öyle tanışsak olur mu de. Gayet samimi, dürüst ve tarafsız. İstiyorum der gibi değil istemiyorum der gibi değil, ana kuzusuyum der gibi değil şuursuzum der gibi değil... anlatabildim mi. En uygun şekilde açıkça durumu anlatıp seçimini ortaya koymak bence iyi bir şey.
+3
yaren
(18.02.26)
sanırım söylemesi kolay ama öncelikle tebessüm ederek merhaba demek lazım.

ülkemizde bunun bile hoş karşılanacağından şüpheliyim. ama diyelim başardınız. adınız bora ise gerisi gelir zaten
0
abyuksuet
(18.02.26)
abi o kızı kim bilir kaç kişi halletmiştir. ara konuş rahatça
-14
runaway
(18.02.26)
mesajla ısınma turları yapın. zaten muhabbetiniz akacaksa mesajla akar biraz anlaşılır. ilk konuşmada da biraz havadan sudan şeylerden bahsederen buzları eritin.
0
iwillsee
(19.02.26)
Fotosunu bul.Belki de hic tipin degil gereksiz kuruntu yapiyorsun.Eger tipin ise mesajlas ve kahve icmeye davet et
0
turkuaz
(19.02.26)
(3)

Özelden sonra devlette kırmızı reçeteli ilaç yazdırmak?

anatomik
Birkaç ay önce özelde Medikinet yazdırmıştım ve bitti. Şimdi tekrar özele para vermek istemiyorum.Devlet hastanesine gitsem, özelde yazdırmıştım bunu tekrar yazdırmak istiyorum desem sorgulamadan yazar mı, sıkıntı çıkarır mı? Ya da zaten özelde reçete edilen ilacı görüyor mu sistemde?Bir de geçen ha
Birkaç ay önce özelde Medikinet yazdırmıştım ve bitti. Şimdi tekrar özele para vermek istemiyorum.
Devlet hastanesine gitsem, özelde yazdırmıştım bunu tekrar yazdırmak istiyorum desem sorgulamadan yazar mı, sıkıntı çıkarır mı? Ya da zaten özelde reçete edilen ilacı görüyor mu sistemde?

Bir de geçen hafta yine psikiyatriye gittim Cipralex yazdırdım ama eczaneden almayı unuttum, reçetenin günü doldu. Şimdi gidince bana "bağımlı gibi aranıyor" gözüyle bakıp Medikinet konusunda fikri etkilenir mi?

Bazı durumlarda yaşı da sorun edebiliyorlar aslında biraz da o yüzden soruyorum.
Yaş 33
0
anatomik
(15.02.26)
Geçen bir arkadaş vardı burada. Özelde yazdırmış, devlete gitmiş yenilemek için. Devlet doktoru da kendi fikirleri gereği bu ilacı yazmadığını ve başka ilaç yazdığını söylemişti ve arkadaş da adama kıl olmuştu istediğim ilacı nasıl yazmaz şikayet edebilir miyim falan diyordu. Burada biraz yargılanmıştı.
Kısacası doktor özellikle bu konuda bir otomat değil, farklı düşünüp "ben bu ilacı yazmıyorum" derse gerilmeyin. Doktor size istediğiniz ilacı yazmak zorunda değil.
+2
logisticsmanager
(15.02.26)
tamamen şans.. bazen devlette bal gibi iletişimi olan hem de yetenekli doktorlar geliyor bazen de aşırı iğrenç uslublu ve tıbbi bilgisi yetersiz şahıslar denk geliyor. ne düşerse bahtına.denemekten zarar gelmez.
-1
iwillsee
(15.02.26)
Metilfenidat, drug abuse (suistimal dersem alınmamanız için bu terimi kullandım) potansiyeli olan bir ilaç olduğu için uygun görmezse yazmayabilir.
0
unalub
(16.02.26)
(9)

türkler neden wok kullanmıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
yemek yapmak için çok güzel bir şey değil mi?
yemek yapmak için çok güzel bir şey değil mi?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.02.26)
bizim mutfağımızda stir frying tarzında pişirilen yaygın bir yemek yok. bizde pilav makinesi de yaygın değil mesela, kendi demleme yöntemimizle pilav pişiriliyor. buharda yemek de çok yok.
+1
nahtoderfahrung
(14.02.26)
Değil. Her yemek için değil.
Salçalı soğanlı bir sulu yemek (mesela etli nohut) için iyi değil.
Menemen yapmak için iyi değil.
Pirinç, bulgur pilavı için değil.
Sütlaç yapmak için iyi değil.

Sık sık hazırladığımız pek çok şey için iyi bir seçim değil.

Sen ne pişirmek için iyi bir seçenek olarak düşündün?
+1
michael_knight
(14.02.26)
dana, koyun, kuzu, tavuk eti, mantar. kremaya bulanması gereken yemekler.
-2
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.02.26)
Wokla kremali yemekler yapilmaz.
Zaten türk yemekleri de daha çok salçalı ve sulu.
Wokla noodle pirinc yani sebze eti kavuruyorsun.
+1
Purple life
(14.02.26)
Kullanıyorum. ama şöyle ki wok demek bir defa standart dışı Ocak genişliği demek. Kimse tezgahını kestirmeye uğraşmıyor.

Diğer gizli sebep bizde doğalgazın aşırı kalitesiz olması. Harlı bir gaz yok.

Eti şöyle bir cizzzlayayim olayına girmiyor kadınlar.

Pahalı, tavası vs de pahalı

Asıl soru seyyar tekli Ocak neden kullanmıyoruz olmalı.

Ben onu da alacağım
+1
topkapiaksaray
(14.02.26)
1 - stirfry isi bize ters
2 - wok bizim ocaklar icin asiri buyuk
+1
cooperr
(15.02.26)
Biz çok kullandık. Acayip değişik özel bir şey yaptığımızda yok, tava işte.
0
asue
(15.02.26)
bence wok tavada 2 den fazla porsiyon verimli pişmiyor 3-4 kişiye yemek yapacaksanız wok un amacı hasıl olmuyor.
+1
iwillsee
(15.02.26)
wok icin ona özel geniş ocak lazim ki kenarlara da isi gelsin.
+1
oscar
(16.02.26)
(4)

Efsane laf soktunuz mu hiç?

michael_knight
Online veya gerçek hayatta birine efsane laf soktuğunuz oldu mu? Anlatır mısınız?
Online veya gerçek hayatta birine efsane laf soktuğunuz oldu mu? Anlatır mısınız?
0
michael_knight
(12.02.26)
ay benim efsane olmuş bi laf sokmam var
arkadaşlarla (3 kız 3 erkek) sahilde takılıyoruz. erkeklerden biri de (ismi Rahmi) benim yeni tanıştığım samimi olmadığım birisi. abicim bu hıyar ortamdaki tüm kızlara sırayla yavşadı da yavşadı sonra sıra bana gelince "sana hiç adına sokayım diyen oldu mu" demiştim. sonra yıllarca ara ara buna gülmüştük
-2
neira
(12.02.26)
eskiden incide bi kaç kere @2 olmuştum, hatırladığım biri sperm bankasında hesap açtığını anlatıyordu ben de faizinden mi yararlanıcan yazmıştım baya tutmuştu entry
+1
nahtoderfahrung
(12.02.26)
aşırı özgüvenli şımarık bir kız vardı lisede. biyoloji dersinde hocaya "hayvanlar konuşamaz." demişti ben de "sen konuşuyorsun" demiştim. çok gülmüştü millet.

lise zamanları işte.
0
ya ben lan neyse
(12.02.26)
bunca yıllık hayatımda h,ç tam zamanında laf soktuğum olmadı genelde o an donuuyorum sonradan aklıma geliyo ya da gelmiyor bile
0
iwillsee
(12.02.26)
(9)

Yüzme öğrenmek

metal69
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
İstiyorum. İstanbul'dayım. 30 yaşında bir adamım. Nereleri önerirsiniz bana?
0
metal69
(10.02.26)
Hiç bilmiyorsan havuzda öğrenmek daha zor olur. Yazın uzun bir tatil yap. Kolluk veya simit kullanarak suyun üzerinde durmaya çalış. 1-2 ayda öğrenirsin. Tenha bir yere git rahatça antreman yapmak için.
0
michael harddd
(10.02.26)
Havuzda öğrenirseniz daha güvenli bir şekilde ilerlersiniz. Denizde başladığınızda kolayca panikleyebilir ve korku geliştirebilirsiniz. Bunu yenmek daha zordur. Bu riski bir yüzme öğretmeni ile havuzda çalıştığınızda minimuma indirirsiniz. Ben yetişkin birine havuz öneririm.
+1
alice in potatoland
(10.02.26)
tabi ki havuzda pratik yapıalcak ama yputube videoları da beynin içselleştirmesi için çok faydalı oluyor
0
iwillsee
(10.02.26)
Derse, kursa gitmeden önce bence bir arkadaşınızdan rica edin Şile Akçakese plajı gibi sığlık bir alanda kendinizi bir görün.

Yüzmeyi öğrenmenin önemli bir kısmı sudan korkmamak olarak düşünüyorum. Orada kendinizi test ettikten sonra bakın duruma.

Yüzmeyi öğrenmek daha doğrusu suyun üzerinde batmadan kalmayı öğrenmek bence 30-40 dakikalık bir iş. Az ve yavaş da olsa ilerleyebilmeyi öğrenmek de olsun olsun birkaç saat.

Suda batmayacağınızı bildikten ve kendinize güvendikten sonra gerisi kolay zaten. Bir insan boyu suda batmamakla yüz metre derinlikte batmamak aynı eforu gerektiriyor.

Hele bir de sırtüstü yatarak batmadan ve hiç yorulmadan suda dinlenebileceğinizi keşfedince hiçbir zorluk kalmaz.

Çoğumuz sporcu gibi pek nizami yüzmüyoruz, ilerlemeyi beceriyoruz sadece.
(Çok küçükken yüzmeyi öğrendiğim için konuyu çok yanlış biliyor olabilirim eğer öyleyse şimdiden özür dilerim. )
0
michael_knight
(10.02.26)
istanbul belediyesinin yüzme kursları var seansı 50 TL , internetten gün seçerek rezerve ediyorsunuz
bir bak istersen yakın bir yerde varsa deneyebilirsin .
0
devilone
(10.02.26)
armut'dan özel yüzme hocası tut. fiyatları çok yüksek değil.
0
potsdamer
(10.02.26)
yukarıdakileri dinleme. denize falan da gitme. git adam akıllı bir yüzme havuzuna, grup yüzme dersine git, bir kaç derste öğrenirsin.

devilone doğru demiş. ibbnin yüzme havuzlarına kayıt olup gidiyorsun. ben bilmiyorum öğrenmek istiyorum diyorsun hocalar bilmeyenlere topluca öğretiyor.
0
abelardo
(10.02.26)
25 seneden fazla yüzen biriyim. Havuza girdiğimde ben bile 2 kat efor sarfediyorum. Şunu yapma bunu dinleme diyenlerin dayanakları ne acaba merak ediyorum.

Tuzlu suyun kaldırma kuvveti havuz suyundan fazla ve bu yüzden hareketsiz dursan bile suya batman zor oluyor. Denizde yüzmek havuzda yüzmekten kolay. Bu bir fizik kuralı. En cahil insan bile bilir bunu.

İkincisi yüzmek bisiklet sürmek gibi pratikle kazanılan bir beceri. Üniversite sınavına hazırlanmıyorsun bir beceri kazanıyorsun.

Yıllar önce stil falan öğreneyim ve lisans çıkartıp yüzücü olayım diye beni kursa yazdırmak istediler. Hoca deneme yapalım falan dedi. Havuza balıklama atlayıp birkaç tur atıp çıktım. Adam dedi ki suyun üzerinde durabiliyor :) o zamanlar bile 4 senedir yüzüyordum.
0
michael harddd
(10.02.26)
michael, niyetim munakasa değil ancak yazdıkların çok boş. sen 25 senedir yüzen birisi oldugun için yeni başlayan birisi gibi düşünemiyorsun. yoksa dünyadaki herkes deniz suyunun daha fazla kaldırdıgını biliyor. bu bir tek senin bildiğin çok gizli bir bilgi değil. bu arada havuzdaki hoca doğru demiş. büyük ihtimalle 4 senedir yanlış yüzüyordun. sen bir kaç tur atıp çıkmış olabilirsin ama bir çok hata yaptın. muhtemelen hala yapıyorsun çünkü artık alıştın ve sana normal geliyor.

yüzme havuzda hoca ile öğrenilir. kolluk veya simit takarak 1-2 ayda hiç bilmeyen birisi denizde yüzme öğrenemez. öğrenemediği için de hevesi kaçar güveni kalmaz ve bırakır.

soran kardeşim sen dediğimi yap, havuza git hoca sana öğretir. istanbulun neresindesin özelden bana yaz. sana gidebileceğin bir havuz bulmaya çalışayım
0
abelardo
(11.02.26)
(5)

Yemek masasının üstüne cam kestirmek

fildirfildir
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
Yemek masasının üstünde naylon sevmiyorum, desenli murşamba gibi olan örtüleri de sevmiyorum o yüzden cam kestirsem mi acaba dedim. Sizce?
0
fildirfildir
(09.02.26)
Olur tabi ama temperli ya da lamine olmasına dikkat et.
0
kisa
(09.02.26)
+ kenarlari keskin degil,
radüslü
(yuvarlatilmiş)olmasi daha güvenli olur
0
designer
(09.02.26)
cam eninde sonunda kırılır. temperli asla olmaz en ufak çatlakta tuzla buz olur. kaliteli bir mika işini görür.
0
ground
(10.02.26)
@ground' un girdisine karşıben de kendi bildiğimi yazayım, doğrusu neyse bulalım.
Cam olacaksa eninde sonunda kırılacaktır. Temperli cam daha dayanıklıdır ama asıl özelliği kırılırsa tuz buz olması, dolayısıyla insanı kesmemesi zarar vermesi içindir. Lamine cam da aynı şekilde, tuz buz olmaz ama parçalar birbirine yapışık kalacağı için yine bıçak gibi bir yerinizi kesmeyi engeller. Cam seçilecekse amaç kırılmaması değil, kırılırsa zarar vermemesidir.
Hak verdiğim, şimdi aklıma gelen bir nokta, temperli cam kenarına tencereyle vs sert bir çekilde çarparsanız tüm cam dağılabilir, ancak eski evde yaklaşık 8 yıldır kullanılan bir cam vardı masanın üzerinde, hiç bir şey olmadığını da ekleyeyim.
Kaliteli bir mika daha ucuz ve aynı işi görecek bir çözüm olur evet.
0
kisa
(10.02.26)
tavsiye etmem memnun kalmadık. temperli yaptırdık. çok kalın ve ağır oldu. temizliğine dikkat etmemize rağmen bir süre sonra nasıl oldysa altına nem kir vs kaçtı. temizlemek çok zor çünkü aşırı ağır olduğu için kalkmıyor yerinden taşınırken falan da çok zor ve ahşap masanın dengesini de bozmaya başladı
0
iwillsee
(10.02.26)
(6)

mısır patlatma makinesi kullanan var mı

OgutucuRecep
işe yarıyor mu varsa hangi model var
işe yarıyor mu varsa hangi model var
0
OgutucuRecep
(09.02.26)
çelik tencerede patlatıyorum, %100 hepsi patlıyor makineye gerek yok bence. patlatırken bir kaç noktaya dikkat etmek gerekiyor

1 tabanlı çelik tencere mümkünse pilav tenceresi gibi geniş olan tencere çok uygun. şunun gibi prnt.sc

2- tencereye hafif ayçiçek yağı ve arzuya göre tuz konur, mısır eklenip karıştırılır

3- orta boy ocakta en yüksek ateşte taban kızdırılır ve kapak açık karıştırılır (1-2 dk)

4- taban ısısı yükselince mısırlar hareketlenmeye başlar, son bir karıştırma sonrası kapak kapatılır ve ocağın altı orta ateşe kısılır (3-4 dk)

5- tencereyi kulplarından hafif sallayarak mısırların yanmaması sağlanır (1-2 dk)

6- mısırlar servis edilir, afiyet olsun
+4
exlibris
(09.02.26)
sanirim,elektrikli isitici, ev dısı kullanim icin.

evde ocak üstu tencere ile daha kolay ve masrafsiz.
0
designer
(09.02.26)
Bizde var, kullanmıyoruz. Varlığını unuttuklarından eminim.
0
muhayyer divan
(09.02.26)
sundan kullaniyoruz:
www.williams-sonoma.ca

sicak hava ile patlatiyor, 2-3 dakika suruyor.
sifir yag.
2-3 senedir kullaniyoruz sikinti yok.
+1
cooperr
(10.02.26)
patlamis misiri seviyoruz. arzum ve wwf kullandim. arzum hala duruyor, yagli ve tuzlu yapabilir diye wwf almistim ancak o da yapmiyor. sade seviyorsan pratik aletler. ancak yag ve tuz kullanabilen bildigim kadariyla yok.
+1
unabomber
(10.02.26)
migrostan uyduruk bir marka almıştık. patlatmasına yapıyor işini ama yağ konmuyor kesinlikle ve bu sebepten bana yavan geliyor. ayrıca bi tık da yakıyor gibi geliyor. yani pergorması 6/10 bana göre
0
iwillsee
(10.02.26)
(8)

mühendisler niçin kendi üretimlerini yapmıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
binanın nasıl dikileceğini biliyorlar, bina dikmiyorlar, makinenin nasıl yapılabileceğini biliyorlar, makine yapmıyorlar. başkasının fabrikasında 3 kuruşa çalışacaklarına kendi kendilerinin patronu olmalarının önündeki engel nedir?
binanın nasıl dikileceğini biliyorlar, bina dikmiyorlar, makinenin nasıl yapılabileceğini biliyorlar, makine yapmıyorlar. başkasının fabrikasında 3 kuruşa çalışacaklarına kendi kendilerinin patronu olmalarının önündeki engel nedir?
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.02.26)
1-proje,müşteri vs.
2-sermaye.

100 bin maas alan bir iscinin,
isverene maliyeti
180 bin ise,
para kazanmak icin ne kadar ciro yapilmali,falan..
0
designer
(09.02.26)
Mühendisler patron olarak yetiştirilmez ekonomi bilmezler, en basitinden muhasebe ve pazarlama bilmezler. Mühendisler üniversiteden mezun olduklarında teknik yönetici olarak mezun olurlar. Bir fabrikayı yönetmek zamanla geliştirilen tecrübelerle oluşur. En iyi fabrika sahipleri ve en iyi genel müdürler her zaman mühendislerden çıkar fakat bu demek değildir ki mühendisler patron olsun. Bir ürünü ortaya çıkarmak sadece çıkarmaktır. Bu ürünün değerini ve pazarlama satış stratejilerini belirleyecek olan birimler çok farklıdır.
0
dirildimde geldim
(09.02.26)
cesitli sebepleri var:
- muhendislerin ezici cogunlugunun para ile iliskisi kopuk. kendi ederini bile bilmez.
- muhendis surekli olarak bir sey nasil boka sarar kafa yapisina sahiptir, o yuzden de is kurmak falan asiri riskli gelir, korkutucudur.
0
cooperr
(09.02.26)
En büyük engeli para. Bir şeye sıfırdan girmek çok zor. Aileden gelen ciddi bir zenginlik yoksa kendi kendinin patronu olamazsın.
0
michael harddd
(09.02.26)
thetruenorthstrongandfree1 kadar kazanmıyorum ancak söylediklerine katılıyorum. Kendi iş yerin olması için mühendis olmandan bağımsız çok efor sarfetmen zamanının neredeyse çoğunluğunu oraya ayırman gerekir. Kısacık dünya için bu kadar kasmaya gerek var mı, şayet kendini orta düzey idare edecek bir gelirin varsa.
Bu tür işletmeleri olan patronlarım da oldu, bakıyorum tüm hayatı iş ve kaç kat daha çalışıyor, gecesi gündüzü yok, bana uygun değil şahsen.
Ve son olarak satış yapmak ve müşteri kazanmak hiç kolay bir iş değil.
0
va
(09.02.26)
Çünkü mesele makineyi yapmak değil.
Onu yapacak adamlarla uğraşmak, satmak, satış sonrasıyla uğraşmak ve tüm bunları yaparken sermayeyi bulmak ve riske etmek.
Birçok kişi için bu riske girmek mantıklı gelmiyor. Bazıları istese de sermayeye takılıyor.
0
burfak
(09.02.26)
ben tam olarak bu dediğini yapıyorum. yani mühendislik ürünleri yapıp bunları satıyorum. bazen de bu şekilde gelen talepler için müşterilere özel cihazar-makinalar tasarlıyoruz.

insanların bunu yapmıyor olmalarının bin tane sebebi var da en önemlisi sermaye. bir makina tasarladın bunu tasarlamak ile iş bitmiyor. prototipler üretmen, bu makinayı yapabilmek için başka makina ve aletler satın alman. bir işyerini ayakta tutman ve birkaç eleman beslemen gerekiyor. hala bitmedi, satış ve pazarlama ile uğraşıp en azında birkaç makinayı stokta tutman hadi sattın diyelim bir de bunun tahsilatı, vergisi, çek-senet batağı ile uğraşman lazım.

bitti diyorsun ama bitmedi. sattıktan sonra çıkan sorunlar garanti süreci, yedek parça stoğu, müşterilerin teknik taleplerine yanıt vermek gerekiyor. daha da var aslında ince ince detaylar.

ayrıca okuldan yeni mezun 5-6 yıllık bir mühendis piyasa bilemez. tek başına sistem bütünününde çuvallar. doğru seçimleri yapamaz. bu işleri yapıp çekip çevirecek tecrübeye ulaştığında ise 15 yıl geçer bir şirkette-fabrikada iyi maaşlı bir pozisyona zaten gelmiştir artık o döngüden çıkamaz.
+1
orpheus
(09.02.26)
bilgi yetmez. tamamlayıcı varlıklar gerekir.
0
iwillsee
(09.02.26)
(1)

Uludağ ikinci bölgede kızakla kayma alanı var mı?

administ
Bilenlere soruyorum. Kendi kızağımızla kayabileceğimi bir alan var mı yoksa birinci bölgedeki kazık fiyatlı yere mi mahkumuz
Bilenlere soruyorum. Kendi kızağımızla kayabileceğimi bir alan var mı yoksa birinci bölgedeki kazık fiyatlı yere mi mahkumuz
0
administ
(08.02.26)
benim bildiğim yok ve ciddi eksik. beldiye ya da bi kamu otoritesi buraya bu tarz bir yatırım yapmalı. otelde kalmayan ama günübirlik gelen bi dolu ziyaretçi var kayak takımı yoksa onları cezbeden hiç bir şey. anadoludaki tesislerde herkese hitap eden bir sürü aktivite var.
0
iwillsee
(09.02.26)
(3)

60 yaş üstü için egzersiz aleti

plastic_angel
ne önerirsiniz? evde 3-5 dakikalık kullanım içinyaylı aletler ve bantlar hariç. bunlar tehlikeli.
ne önerirsiniz? evde 3-5 dakikalık kullanım için
yaylı aletler ve bantlar hariç. bunlar tehlikeli.
0
plastic_angel
(07.02.26)
yurtdışında 60 yaş üstü insanlar indoor badminton oynuyor ama biizm ülkede şartlar ne kadar uygun bilinmez. aslında pahalı değil decathonda uygun fiyat raket vs var
0
iwillsee
(07.02.26)
Abi bence o yaşlarda kardiyodan çok kasları uyarmak çok daha önemli olabilir evde bir şeyler yapılacaksa kendi vücut ağırlıklarıyla başlayıp sonra egzersiz bantlarıyla basit çalışmalar yapılabilir ama önce bi sağlık kontrolü şart tabii.
0
kizil karga
(07.02.26)
(bkz: Tai chi)
0
tiredofwaiting
(07.02.26)
(13)

Bu kızla buluşsam mı

arbre
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.1. Kız ve annesi sevgililik beklentisin
Annemin arkadaşının kızını bir süre önce Instagram'da takip etmiştim. O da beni takip etti. Annesi ikimizi sevgili olarak düşünmüş ama ben arkadaş olarak konuşmak istiyorum. İkimiz de mühendisiz ve arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Ama bazı çekincelerim var.

1. Kız ve annesi sevgililik beklentisine girmiş ama ben başka bir kıza aşığım uzun süredir. Bu kızla ilişki düşünmüyorum. Buluşmanın first date değil, arkadaşça olmasını istiyorum ama bu kızın kafasında beni istemedi düşüncesi oluşturmamalı.

2. Beni istemedi olarak düşünürse benimle bir daha buluşmayacağını düşünüyorum.

Bu konuyu nasıl çözebilirim?

Belli bir yaştan sonra kızla erkek arkadaş olamıyor mu?
-25
arbre
(07.02.26)
Bir başkasına âşıkken kadınlarla arkadaşlık kurma kafası nereden geliyor onu anlamıyorum sevgili arbre. Yanlış yapıyorsun, hayat da bunu sana böyle böyle gösteriyor aslında ama okuman yok. Oku lütfen. Delikanlı olun azcık. Her kadın sevgiye ilgiye tok olmaz, her kadın her şeyi arkadaşça düşünmez, rica ediyorum biraz gerçekçi ol.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
muhayyer divan, noluyor kız, ne bu sinir. Aşığım dedim, sevgilim ya da eşim demedim. Kendi kendime ömür boyu aşk acısı çekmem de çok mantıklı değil.
-13
🌸arbre
(07.02.26)
Buluş abi ne kaybedeceksin bilakis belki yeni bir birlikteliğe yelken açacaksın, ha baktınız olmadı zaten kafanda başka biri varmış o kanaldan devam edersin.
0
kizil karga
(07.02.26)
Âşık olsan gözün arkadaş falan aramaz arbreeeeeeee iki kişinin bindiği tır değildir.
+3
muhayyer divan
(07.02.26)
Abi aşık olduğun kız geçen kavgalik olduğunuz ve senin intikam alma soruları sorduğun kiz değil mi?
Vallaha bu kız ile herhangi bir şekilde evlenirsen bizleri çağır çeyrek takalım çünkü bu olayın oluru yok neredeyse iki sene olacak kiz sana bir kere bile evet demedi.
Ne yap bilemem de senin şu kiza takılmayı birakman lazım, aşk tek kişi yaşanmıyor.
Bak bu kiz da mühendis işte tam senlik, bence git gör.
+2
logisticsmanager
(07.02.26)
ortam bu kadar yanlış anlaşılmaya müsaitken neden arkadaş olmaya zorluyorsunuz çok manasız.
+4
iwillsee
(07.02.26)
logisticsmanager, intikam almayacaktım, sadece aynı saygısızlıkla karşılık vermeyi düşündüm ama aramız iyi olunca uzatmadım. Ben de farkındayım o noktaya gelemediğimizin. Ben de takılmayı bırakmak istiyorum zaman zaman ama olmuyor. 1 yılda unutamadığımı şu an hiç unutamam. Mühendis kıza duygum 0. Tamamen ev iş arasında yaşadığım için aktivite için konuşmayı düşündüm.
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kizi ve annesinin sevgililik beklentisi var ise ve siz başkasına asıksanız neden bu kızla buluşup kizin ileri de mutlaka üzüleceği bir durum yaratıyorsunuz. bu olay sonunda anneniz ve arkadasinin da araları bozulacak zaten.

asik oldugunuz kızın size yuz vermeyip siz de ilgiyi baska yerden rakip kendi özgüveninizi tazelemek istiyorsunuz gibi. yapmayın
+8
oscar
(07.02.26)
oscar, ilgi istemiyorum, tamamen arada buluşup bir şeyler yapmak için. Kahve içmek, konsere gitmek, gezmek...
-7
🌸arbre
(07.02.26)
kızla siz görücü usulü eşlenmişsiniz artık. tanımadığın ama ailenin tanıdığı kızı eklemeyeceksin, hele "aktivite" için hiç eklemeyeceksin. yanlışsın, yanlış yapmışsın. şimdi kızla buluşup, ciddi ciddi bi ilk görüşme yapman lazım. bundan sonrasında o gçrüşmeyi yapar da olumlu ilerlemezsen annen bir arkadaş kaybedecek, bolca dedikodulara konu olacak.

bir de cevaplara yazdıklarınızdan anlıyoruz ki, özrü kabahatinden büyük derler ya, o hesaptasınız. kızla flört, etkinlik buluşma ama ciddiyet? yok. bir yaştan sonra eşraf kızıyla bunlar olmaz. iş arkadaşınla olur, dans kursundan, seramikten filan olur.

geçmiş olsun.
+2
klassno
(08.02.26)
Ya böyle kendini şartlama. Belki bu kız daha çok hoşuna gidecek muhabbeti saracak. Aşk platonik mi kaldı olm lisede miyiz? Takıl kızla yumul
+1
Hallegadola
(08.02.26)
Hallegadola, yok gitmez o açıdan beğenseydim 10 kere buluşurdum, sadece arkadaş olarak görüyorum
-3
🌸arbre
(08.02.26)
halihazırda birine aşıkken , sizden hoşlanan yada bu anlamda beklentisi olan biriyle görüşmeye gitmeniz bence mantıklı değil, hem siz kendinizi kötü hissedeceksiniz hem de karşı tarafın niyeti zaten belli ve o o açıdan yaklaştıkça siz yine arkadaşça davranmaya çalışarak denge korumak zorunda kalıp hem yorulup hem de kendinizi tuhaf pozisyona sokacaksınız. ayrıca niyeti bu denli netse karşı tarafın sizin gitmeniz bile ona umut vermek olacak ki burada kız zaten üzülecek ve sebebi olacaksınız.
+1
darthvader
(09.02.26)
(11)

Annenin evlilik baskısı

egerbiryolcu
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda
Aile evinde herkes yasiyo mu bunu?

Benim durum şoyle. Ben durduk yere hadi evleneyim isteği olan biri değilim. Duygularımı yoğun yaşayan biri olduğum için mantık değil de hislerimin yoğun olduğu bir evlilik istiyorum. Yani heyecanlandığim biri yoksa evlilik gibi bir düşüncem yok. Aileme de bu konuda hep net oldum. Bu konuların açılmasını istemedim. Allah var gerçekten durduk yere beni darlamadilar ama ne zamanki komşunun biri anneme kıza bir talip bulduk dese evde kavga gürültü bitmiyor. Annem beni ikna etmeye çalışıyor. Tamam evlenme ama git görüş diyor. Bir hafta bu konu açilip duruyor. Annem tam ikna oluyor bu defa komşu tekrar arayıp sorunca baskı yeniden başlıyor. Ara ara bir kaç zamanda böyle konu hortluyor. Günün sonunda annem hem sinirleniyor hem üzülüyor. Ben de bu defa içten içe komşulara kızıyorum kimseye böyle bı talepte bulunmuyorum. Evde huzursuzluk çıkıyor. Ama hangi birine anlaticam. Birine tepki versen başka biri bu konuyla çıkıyor karşımıza.

Çok güzel bir kadın olduğumu düşünmüyorum yaşım da 35. Ama olmuyorsa da olmasın ne yapayım. Ben yıllarca hayatla mücadele ettim. Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım. Ayıp olmasın diye evlilik veya görüşme mi olur. Ben kendimi çok iyi tanıyorum. Bir insana alışmam sevmem kolay olmuyor rastgele biri icin neden vaktimi veya o kişinin vaktini alayım? Annem gerçekten üzülüyor fark ediyorum ama o mutlu olsun diye de istemediğim bir şeyi yapmam. Ne hikmetse komşularımızın anlattığı kişiler ultra zengin işinde gücünde aile sorunları olmayan varlıklı insanlar. Böyle anlatilinca da annem çok daha hevesli oluyor.

E bir git görüş ne kaybedersin diyenlere de şu örneği vereyim. Birkac yıl önce komşular birini bulmuş ama öyle böyle ısrar etmiyorlar kendileri varlıklı insanlar o kişiler de varlikliymis. Kaç defa ikna için bize gelip gittiler. Babam da sağdi o zaman. Adam o kadar nahif biri ki biliyor gönülsüz olduğumu istemedigimi komşuların emrivakilerne ayıp olmasın diye artık telefonda tamam buyrun gelin demek zorunda kalıyor. Akşam komşular, çocuk ve ailesi bize geliyor. Tanımadığım insanlara çay ikram ediyorum bir köşede oturuyorum..neyse gidiyorlar komşumuz daha sonra tekrar bize gelip bana baskı yapıyor. Evet tamam desem sıra biz onlara ailecek gidecektik. Yani ben çocuğu tanımadan aileler arası gorusmeler sonucu evlendirilecektim. Dindar kişiler bunlar. Muhtemelen sadece böyle aile görüşmeleri sırasında ne kadar taniyabilirsem.

Neyse işte hadi bı goruseyim desem bunu da oldubittiye getirmeye calisacak veya gönüllü olduğuma yoracaklar.

Görücü usulü komşu arkadaş tanistirmasi böyle şeylere karşı on yargili değilim ama bana uymuyor bu yüzden yanasmiyorum. Annem de çok üzülüyor bu defa onu üzdüm diye ben çok üzülüyorum halbuki oturduğum yerde hiçbir sorun yokken durduk yere dert sahibi oluyoruz.

Evlilik niye böyle bir şey ya. Velev ki evlenmedim gider huzurevinde kalırım yaslaninca. Zaten herkes boşanıyor. Çıkar ilişkileri çoğu. Bu baskı niye böyle yıllardır var?
+1
egerbiryolcu
(07.02.26)
Belirli bir sosyo-ekonomik seviyedeki eski kuşak böyle gördüğü için bunu sürdürmeye çalışıyor. Pek fazla yapacak bir şey yok, siz kendi doğru bildiğinizi yapmaya devam edin bence, zaten bir denge kurmuşsunuz (kalp kırmadan ama kendinizden de ödün vermeden).

Ben olsam mümkün olduğu an kendi evime çıkarım.
+2
orient blue
(07.02.26)
Tam tersi bizimkiler “bu yaşa kadar evlenmediniz bu yaştan sonra bizi uğraştırmayın lütfen” modundalar.
Sadece bana değil erkek kardeşime de aynı şekilde. İkimiz de hiç düşünmüyoruz gündemimizde böyle bir konu hiç yok.

Yuva kurunca mutlu olunacağına dair bir inanış var ya büyüklerde bu ısrar buradan geliyor. Umarım düzelir sizinkiler de kabullenirler durumu.
0
mutekebbir
(07.02.26)
@mirket evet fiyatlardan haberdarim. Zaten huzurevi için yaşım genç henüz. Lafın gelişi söyledim ki gerçekten de kalınabilir kimbilebilir ki onu şimdiden. Huzurevi olmasa da nice yalnız evlenmemiş insan var onlar da bir şekilde idame ettiriyorlar hayatlarını.
0
🌸egerbiryolcu
(07.02.26)
Aileler geleneksel olan ne varsa onu uygulamak istiyor, evlenmeyeceğim deyince yeni nesilden bile garip garip tepkiler alırsın hatta, kaldı ki eski nesil her türlü baskı uygular. Aile evinde kalmanın bir getirisi de iş ve evlilik baskısı. Kendi evine çıkmak bundan kurtulmanın en önemli yolu diyebilirim +1.
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(07.02.26)
Yoğun bir aşk duygusuna o yaşlarda hiç rastlamadım. Evliliği uzatmadan yapmak bu yaşlarda çok makul. Görüşeceğin kişiye ben acele yapamam edemem diye anlatırsan adamda kendini ona göre hazırlar veya ona göre yanıt verir, ister veya istemez. Ben 33 yaşındayım ve evliyim. 35 yaşında bekar erkek olsam çok uzatmadan evlenmek isterdim, yoğun bir aşk duygusu ds tasimazdım büyük ihtimalle.
Huzurevi dediğin şeyi unut. İnsan sosyal bir varlık. Bekarlık bir yere kadar.
Ailenin dediği evlenme ama git bir görüş mantığı da karşı tarafa saygısızlık olabilir. En azından bir fotoğraf filan görünce hoşuna gitmiyorsa kimsenin vaktini de almamak lazım bu yaşta. Adamla görüşüp evlenmek istemiyorum ki zaten desen adam bozulabilir.
+1
Topalordek
(07.02.26)
"Tam maddi manevi rahata erecekken neden sorumluluk dolu bir hayata annem ya da komşular istiyor diye adım atayım."

Sonuna kadar arkandayım. Bu tip zorlamalar devam edecekse ben yememden icmemden kısar ayri eve çıkarım ültimatomunu verme zamanın gelmiş. Böyle bir şey yapacak durumun olmasa da söyle,.ne kadar rahatsız olduğunun farkına varsınlar. Aileler çocuklarının büyüdüklerinin ve kendilerine özgü bir hayat yaşadıklarının farkına varmakta inanılmaz zorlanıyorlar,. özellikle pek çoğumuz gibi aynı evde yaşamak zorundaysan.
0
sekizdokuzon
(07.02.26)
burada aslansın, kaplansın diye birbirlerini gazlayan kadınlar kimsenin 30 yaş üstü bir kadından çocuk yapmak istemediğini hesaba katmıyorlar sanırım. 35, sağlıklı çocuk doğurmak için son şanstır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.02.26)
Senin gibilerinden neden çocuk yapalım, dünyaya yazık. Kendi bklu donunu yıkamaktan aciz tipler kadınlar hakkında atıp tutunca ben çok ayrı tetikleniyorum.
+2
sekizdokuzon
(07.02.26)
ailem bana bu konu dahil hiçbir konuda baskı yapmıyor, yapamıyor. yorum dahi yapmıyorlar. izin vermiyorum.

ben hiçbir zaman evlenmeyi düşünmüyorum. gerek yok. çünkü çocuk hiç istemiyorum. insan sosyal bir varlıksa tamam ben insan değilim, uzaylıyım. evlenmeyeceğim. :d kendi ailemin, akrabalarımın derdi yetmiyormuş gibi bir de kocamınkilerle uğraşamam. sevgililik güzel işte, o yeter.
+2
art cat chocolate
(07.02.26)
Ailem bu konuları benimle konuşmaz. Kendi aralarında konuşuyorlar mı bilmiyorum (sanmıyorum) ama bana söylemiyorlar o nedenle kafam rahat. Ben ayrı yaşıyorum yani ekonomik olarak tamamen bağımsızım. Sert bir mizacım vardır bir de. Mesela kardeşim evlendi yakın zamanda darısı senin başına diyenlere yok kalsın dedim orada kesildi. Muhabbete limon sıkmakta üstüme yoktur.
+2
peki madem
(07.02.26)
evlilik gül bahçesi değil zaten. içinizden gelmiyorsa boş verin canınızı sıkmayın. ne zamanki içten gelir o zaman hayırlıdır.
+3
iwillsee
(07.02.26)
(12)

Çocuğu/yeğeni olanlar 2 yaş bebesine ne hediye alınır?

ekimoloji
Oyuncak almak istiyorum ama ne alacağımı bilemedim, yakın zamanda aldığınız beğenilen hediyeleri yazarsanız sevinirim. Bu arada erkek çocuk…
Oyuncak almak istiyorum ama ne alacağımı bilemedim, yakın zamanda aldığınız beğenilen hediyeleri yazarsanız sevinirim. Bu arada erkek çocuk…
0
ekimoloji
(06.02.26)
o yas cocuklarin en sevdigi seylerden biri scoot&ride ya da laufrad. türkcesini bilmiyorum, su hede: www.amazon.de

o yasta cocugun ilgisini cekecek tek sey oyuncak. oyuncak disinda aldiginiz her sey (kiyafet, kaban, vs) anne babaya hediye oluyor.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(06.02.26)
Manyetik blok alabilirsin evde varsa bile fazla olması daha iyi oluyor.
+1
yenibirgüzelnick
(06.02.26)
tam manyetik blok yazmaya gelmiştim. paw patrol falan izliyorsa onun oyuncakları, peluşları olabilir.
0
black holes in the sky
(06.02.26)
kız mı erkek mi?

erkekse araba tabii. asla yetmiyor hep araba hep araba :)

scooter seviyorlar

top seviyorlar
0
gurur
(06.02.26)
o yaş erkek çocuklar mekanik oyuncakları birirbine sokulup çıkartılan her türlü oyuncakları çok severler.. lego duplo setleri banko iş görür hem de dayanıklı..howwheels de severler.. bir iiş bankasının hareketli kitap serileri hoşlarına gidiyor .. erkek bebeyse iş makineleri itfaiye uçak hareketli kitapları çok ilgi çekici ya da iş bankasının yine uçak itfaiye temalı sesli kitapları var düğmesine basınca ses çıkıyor.. ve de iri ahşap yapbozlar. edit: aşağıda birileri kendi kendine saldırıya geçmiş. ben gözlemlerimi söylüyorum.. kız bebekler ve erkek bebekleri baya gözlemledim ve bu şekilde olduğunu farkettim. senin çocuğun barbiyle oynadı bize ne. soru sahibi fikir istemiş hediye için biz de fikir verdik. bu millet gerçekten hasta. hemen saldırı hemen kavga..bunlarla arkadaş falan olunmaz sosyal hayatta arkadaşlarına yazık.
+1
iwillsee
(06.02.26)
o yas hem erkek hem kiz cocuklari mekanik oyuncak sever.
arkadaslar 2026 senesinde, daha toplumun önyargilarindan nasibini almamis alti bezli cocuklara oyuncak üstünden kiz-erkek ayrimi yapmayin. bu stereotipler artik 15 sene öncede kalmis olmali. o yas cocuklari henüz kendi cinsiyetlerinin farkinda bile degiller. en az bir seneleri var bunu fark etmek icin. "erkek cocuk bunu sever" dediginiz her sey sizin toplum olarak cocuklara yakistirmaniz. söyle olmayin: youtu.be

gendered-oyuncaklarin kadinlari bilimsel alanlardan uzaklastirdigina dair artik onlarca calisma var cünkü daha totosunda bezi varken toplum kizlarin beyin nöronlari o sekilde baglansin diye cok ugrasiyor. bu mekanik denilen oyuncaklarin adi STEM Toys.
kizlariniza STEM oyuncaklari alin. oyuncagin cinsiyeti yok. okuma: codelikeagirl.substack.com
14 aylik oglan anasiyim, duplo isterse duplo ile oynar, barbie isterse barbie ile oynar. kizim olsaydi aynisi olurdu. cocukken en sevdigim oyuncaklarim uzaktan kumandali arabam, akülü arabam ve lego setimdi.
sorudan saptim OP'den özür dilerim ama soruya el cevap: erkek olmasi önemsiz. kiz da olsa erkek de olsa tüm bu oyuncaklari sever.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
@konuma ben konusuyorum

Çok yanılıyorsun. 14 aylık oğlun var ama gerçekleri görmek istemiyorsun. Erkek bebeklerin neredeyse tamamı araba kamyon ve kepçeye ilgi duyarken kız bebekler peluş oyuncak barbie vs seviyor. Bunu da herhangi bir yönlendirme olmadan içgüdüsel olarak doğasından gelen bir istekle yapıyorlar.
0
kaptan maydanoz
(07.02.26)
@kaptan maydanoz, yukaridaki linki okumadigina ve bu konu hakkinda hicbir bilimsel kaynaktan arastirma yapmadigina, sadece ezberden konustuguna yemin edebilirim.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
@konusma ben
Ezberden değil direk hayat tecrübesinden konuşuyorum. Fonlanan akademik kaynağın doğruluğunu tartışmaya bile gerek yok.
Onlarca bebek gördüm. 5-6 aylıkken oyuncaklara uzanmaya istemeye başlar bebekler. Erkek bebeğin önüne 5 aylıkken bir bebek bir araba koy bakalım. %90 araba seçer.
Batı yalakası olacağız diye evrimsel gerçeklerimizi inkar etmeye gerek yok.
-1
kaptan maydanoz
(07.02.26)
@konusmabenkonusuyorum size katılıyorum ama oğlum peluş oyuncaklarla bebeklerle asla oynamıyor. Oyunda cinsiyetçilik yapmamak adına araba da aldım bebek de ama hep arabalarıyla oynuyor, kimse göstermediği halde bir yaşından beri arabalarını yarıştırıyor halı üstünde sürüyor. O yüzden oynamayıp kenara atacağı oyuncaklar yerine gerçekten oyalanacağı keyif alacağı şeyler almak istiyorum.
+1
🌸ekimoloji
(07.02.26)
@maydanoz ekimolojinin sorusunun iyiliği için fazla eyyorlamicam.
İnsan soyunun evrimi başlayalı 7 milyon yıl. İlk içten yanmalı motorun icadı 1800’lerin sonu. Buhar makinesi desen en erken 1700’lere gidersin. Şunun şurasında 300 sene.
İddialarını farklı zeminlerde kursaydın daha ciddiye alabilirdim ama şu kısa metinde bile üç yerde safsata yapmışsın. Bundan sonrası çaba harcamam sadece gri hücrelerime yazık eder.
Tek çocuk yetiştiren yalnızca sen değilsin. Biz de hayat tecrübesiyle konuşuyoruz. Ayrıca bilimsel seçenekler sunuyoruz ama appeal to motive yapmak daha kolay geliyor. Her bilimsel araştırma fonlanır. Fonlanmamış olanı bul da biz de görelim.

@ekimoloji, Doğrudur. O halde scooter alıp geçin. Scooter sevmeyen çocuk görmedim.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(07.02.26)
decathlon denge bisikleti, scooter, manyetik blok, lego duplo, balonpower oyuncak, oyun hamuru, musluğundan su akan mutfak, baloncuk makinesi, kedi denge oyunu, fotoğraf makinesi, karaoke seti, herhangi bir müzik aleti.
bu arada oyuncakların cinsiyetsizliğine ben de çok katılıyorum, ilgi başka bi şey cinsiyetine göre seçenek sunmak başka
0
mezzosprite
(08.02.26)
(5)

Meyveli yoğurt yemek

arbre
Hello. Bim'deki Mövenpick meyveli yoğurdu beğeniyorum. Her gün işe götürüp sabah ya da gün içinde yesem dokunur mu? Bir de yoğurdun protein olduğu yazıyor. Ağırlık çalışan biriyim. Protein için faydası olur mu? Teşekkür.
Hello. Bim'deki Mövenpick meyveli yoğurdu beğeniyorum. Her gün işe götürüp sabah ya da gün içinde yesem dokunur mu? Bir de yoğurdun protein olduğu yazıyor. Ağırlık çalışan biriyim. Protein için faydası olur mu? Teşekkür.
-10
arbre
(19.01.26)
şeker oranına bakın. muhtemelen yüksek. gereksiz şeker yükünden yoğurt da olsa kimse fayda görmez. az şekerli ya da doğal tatlandırıcı falan olsa neyse de böyle ürünler şekeri basıyor genelde
0
iwillsee
(19.01.26)
turkiye gida anlaminda gercekligini kaybetmis bir ulke. uc harfli marketler ve gida baronlari gida kimyasiyla at kosturuyor. vatandas ekonomik olarak bu ucuzluga bagimli oldugu icin, hukumet de izliyor. cumle icinde bim, ucuz, market kelimeleri varsa icindekilere bakmaya gerek bile yok. isterse alman movenpick olsun. mahallenizdeki pazarlara gidip saglikli kuruyemisler(badem, findik, ceviz, kayisi vs..) alin.
+4
buenosdias
(19.01.26)
Günlük protein ihtiyacı anlamında katkısı olabilir. Ağırlık antrenmanına yeterli gelmez. Anlamlı bir faydası da olmaz.
+1
kertenkeleyi kerpetenle ketenpereye getiren
(20.01.26)
Sek quark protein veya proteinli sütleri araştırmanızı öneririm bunun yerine. Sek quarkın meyveli olanları da bahsettiğinz yoğurt da şekerli ve bu tür ürünler güne başlarken tüketilirse gün boyu şekeriniz de dalgalanmalar olur.
0
Phoebe
(20.01.26)
Şekerli yoğurtlar tamamen traş. Canın isterse de keyfine, arada sırada ye. Bunlara bel bağlama.
0
Buddrick
(20.01.26)
(7)

bu evde yangın riski var mı?

iwillsee
oturduğumuz apartman garip bir tasarımı var. altında ünlü marketlerden biri var devasa. o sebepten apartmanın ortasında kocaman boşluk var ve üstü camla kaplı. camlar açılmıyor zaten bu sebepten yazın sera etkisi ile cehennem ötesi sıcaklar oluyor apartman içinde bu bir. ikincisi market mütahitin ki
oturduğumuz apartman garip bir tasarımı var. altında ünlü marketlerden biri var devasa. o sebepten apartmanın ortasında kocaman boşluk var ve üstü camla kaplı. camlar açılmıyor zaten bu sebepten yazın sera etkisi ile cehennem ötesi sıcaklar oluyor apartman içinde bu bir.
ikincisi market mütahitin kiracısı. mütahit kira almıyor marketin aylık cirosunun % bilmem kaçını alıyor kira olarak o yüzden mütahit marketin köpeği olmuş. apartmanın dışını da marketin ambleminden olan renkle metal levhalarla kaplamış. apartmanın her yeri metal levhalarla kaplı hatta bu yüzden fare sorunsalı da çıktı çünkü fareler bu levhalarla duvar arasında kalan boşluklarda cirit atıyorlar neyse bu levha kaplaması yüzünden yazın yine apartman extradan aşırı sıcakladı.
üçüncüsü apartmanın diğer dükkan kiracılarından biri mangal malzemeleri satan bir market. çıra tutuşturucu kömür vs aklınıza gelen her türlü mangal malzemesi ve yanıcı madde hem depolanıyor hem satılıyor.
dördüncüsü apartmanın bir diğer kiracısı boyacı gibi bir şey depo olarak kullanıyor envai çeşit tiner boya vs. depolamış.
beşincisi apartmanın şortasındaki devasa boşluktan dolayı sıradan bir çıkış yok ortada 3 tane asansör kulesi var ve labirent gibi her bir kule başka yere çıkıyor biri normal giriş biri kapalı otopark biri de başka bilinmeyen bir yere. güya bunlar yangın merdiveniymiş ama hava ile en ufak bir temas yok.
ben bu apartmanda allah korusun bir yangın çıksa felaket senaryosu gibi hissediyorum. depolarda bu kadar yanıcı madde. devasa ve açık hava ile teması olmayan bir orta alan. labirent gibi merdiven ve asansör kuleleri. dışarıdaki metal kaplama..
yangın önlemi olarak en azından bir duman dedektörü falan taktırılsın dedim kimse beni sallamadı apartmanda.
sizce abartıyor muyum? tedirgin olmakta haklı mıyım?
önlem olarak ne yapabilirim..
yurtdışı yasağı gelmeden önce amazonda ev pencelerinden sarkıtılan portatif çelik merdivenlerden görmüş ve almak istemiştim ama apartmanın dışındaki absürt kaplamadan dolayı o da olmuyordu camdan sarkıtmak için. zaten şimdi yurtdışı alışverişi de yalan oldu.
her türlü önerinize açığım..
0
iwillsee
(19.01.26)
tüm bunları belediyeye cimere vs yazsana delikanlı
-3
artıküyeolmakistiyorum
(19.01.26)
bu ülkede cümer ve belediyeler de sorun çözmekle bilinirdi zaten hanımefendi
+3
🌸iwillsee
(19.01.26)
Soru risk var mı diye başlamış ama, anlattığınıza göre apartmanda risk olmayan nokta yok. Belediye, cimer falan yazıp uğraşabilirsiniz ama müteahhitin muhakkak belediyede tanıdığı vardır; işine çomak sokulduğunu duyması iyi olmayabilir.. Bence dilediğiniz güvenliği sağlamanın tek yolu bu evden taşınmak olur.
+2
lil siztah
(19.01.26)
sanane.
+3
🌸iwillsee
(19.01.26)
levhalar ve sıcaklama konusunda yeni izlediğim bir video. sistemi eksk yapmışlar. tam da yalıtım için yapılıyormuş aslında.
www.youtube.com
0
ground
(20.01.26)
o apartmanın ortasında devasa boşluk yangın esnasında baca etkisi yapıyor, sizin evinize sıçramayacak olsa bile dumandan zehirlenip ölmeniz mümkün. kaygılarınızda haklısınız. belki apartman x senesinde y yangın yönetmeliğine uygun bir şekilde altında ticari alanlar olabilecek şekilde planlandı; belki de buralar hiç öyle ticari alan değildi sonradan cinsi değiştirildi vb. siz bu kaygılarınızı ilk önce yönetim ile yüz yüze görüşün, eğer sallıyorsa yazı gönderin, sonra da belediyeye şikayet dilekçesi verin. fakat bu durumda size fatura çıkacaktır. yani binanın yangın yönetmeliğine uygun hale getirilmesi için maliklerden para toplanacaktır.
+1
malheiros
(20.01.26)
ayrıl coco. anlattıklarına göre tehlike büyük.
+1
scudman1
(20.01.26)
(6)

Nice senelere koca g….lüm

yadigar
Malum ünlülerin mesajlaşma haberinden sonra çevrenizde doğum günü bu şekilde kutlanana rastladınız mı? Yani aile, arkadaş, okul, iş vs. çevrenizde gırgır olsun diye bu şekilde doğum günü mesajı atan yahut alan oldu mu bildiğiniz? Bir zamanlar herkesin “iyi bayramlar kobra nejdet” demesi gibi… Yoksa
Malum ünlülerin mesajlaşma haberinden sonra çevrenizde doğum günü bu şekilde kutlanana rastladınız mı? Yani aile, arkadaş, okul, iş vs. çevrenizde gırgır olsun diye bu şekilde doğum günü mesajı atan yahut alan oldu mu bildiğiniz? Bir zamanlar herkesin “iyi bayramlar kobra nejdet” demesi gibi… Yoksa o tarz bir trend hiç başlamadı mı?
-3
yadigar
(17.01.26)
Bugün benim doğum günüm siteye girer girmez bunu görüp bi an üstüme alınacaktım ama koca götlü olmadığımı hatırladım tşk.
+10
ekimoloji
(17.01.26)
Çok şükür etrafımda bu kadar seviyesiz insan olmadı.
+15
onyx
(17.01.26)
merhaba taşındım. sevdiğim insanların tamamı başka bir şehirde kaldı. hepsine kilosuna, fiziksel özelliğine göre yılbaşında farklı varyasyonlarla bu mesajı yolladım. örneğin; koca götlüm, sıkı götlüm, atletik götlüm, kuru götlüm. hatta kafam güzel olunca isim kıtlığından yanlış birine de yolladım hic yadırgamadı.
+1
libertine
(17.01.26)
bir arkadaşımı aradım. naber koca gotlum dedi ama esprisine tabi :)
+1
koela
(17.01.26)
bu mesajda safi espri mizah olsa eyvallah ama ne yazık ki kadını aşağılama vs var
-2
iwillsee
(19.01.26)
Benim sorduğum şekli genelde erkekler arasında geçiyor muhabbet olarak. Bir kadına değil de halı sahadan arkadaşına mesela. Kadını aşağılama demek biraz zorlama bir tabir sanki... (Orijinal olay için değil dediğim)
0
🌸yadigar
(20.01.26)
(1)

Yurtdışındayken taksitli alış veriş yapmak

issiz karga
yani yurtdışına çıktığımızda yabancı ülkedeyken taksitli alış veriş yapabiliyor muyuz? spesifik olarak japonya'da, kore de olabilir.
yani yurtdışına çıktığımızda yabancı ülkedeyken taksitli alış veriş yapabiliyor muyuz? spesifik olarak japonya'da, kore de olabilir.
0
issiz karga
(08.11.25)
bildiğim kadarıyla türkiye menşeli kredi kartlarına yurtdışında taksit yapılması yasaklanmış.
0
iwillsee
(08.11.25)
(7)

Bangladeşli komşum

iwillsee
geçici olarak yurtdışında yaşıyorum ve bir apartmanda kalıyorum. bi kaç hafta önce bangladeşli bir aile taşındı müslüman. ben de gördükçe selam verdim kibarca sohbet ettik. Hanımı sağ olsun bana yakınlık göstermek için ikidir sofralar kurup beni yemeğe çağırıyor. ben de kırmamak için 2 kere davetine
geçici olarak yurtdışında yaşıyorum ve bir apartmanda kalıyorum. bi kaç hafta önce bangladeşli bir aile taşındı müslüman. ben de gördükçe selam verdim kibarca sohbet ettik. Hanımı sağ olsun bana yakınlık göstermek için ikidir sofralar kurup beni yemeğe çağırıyor. ben de kırmamak için 2 kere davetine icabet ettim. bakın farklı kültürlere damak tadlarına saygım sonsuz. lakin pişirdikleri yemekleri tadına dahi bakamıyorum. görüntü ve koku olarak bana kesinlikle hitap etmiyor. bir de maalie sulu yemeği ve pilavı önce parmakları ile iyice mıncıklayıp hatta avuçlarının içine alıp mıncık mıncık yapıp geri tabağa koyup öyle yiyorlar. evet kültür farkı biliyorum ama bu ortamda tek bir lokma bile yiyemiyorum. başka bir şey olsa nezaketen dayanırım ki dayanıyorum mesela evleri çok kokmasına rağmen nezaketen bir saat oturup sohbet ediyorum ama bu yemek meselesi olunca zorla tek lokma dahi yiyemiyorum biliyorum ki zorla yersem kusarım. neyse bu kibar ve nazik evin hanımı ikidir benim bu yememe olayıma çok bozuldu. kırıldı. sen bangladeş yemeği sevmedin dedi. ben de karnım aç değil ondan falan dedim. ama yine de kırıldı. yazık uğraşmış bir de. belli ki bu yemeğe çağırma muhabbetleri devam edecek ve ben bir kez daha gitmek istemiyorum çünkü çok geriliyorum gözüme bakıyorlar yiyecek miyim diye. yazık bi sürü de çeşit yemek yapıyor. sofrayı donatıyor ama tek bir şey bile bana hitap etmiyor. hani böyle margarita pizza kurabiye vs. gibi herkese hitap eden bir şey olsa karnım tok olsa bile yerim. ama has bol baharatlı görüntüsü bile oldukça garip gelen yemekler. ve bu son ziyaretten sonra ben yine hiç bir şey yemediğim için kadın bana inanılmaz kırıldı. ben de o üzüldüğü için üzüldüm. sizce bu durumu nasıl düzeltebilirim. kadın çok iyi niyetli. bruada kendini yalnız hissediyor ve arkadaş edinmeye çalışıyor. (ben de kadınım)
+1
iwillsee
(06.11.25)
'Bir sağlık sorunum var. Diyetisyen özel bir menü hazırlıyor. Onun dışında su içmem bile yasak. Anlayışınız için çok mersi.' de geç.
+6
Mirket
(06.11.25)
"Yetiştiğim evde asla soğanlı, sarımsaklı, baharatlı yemek yapılmaz, yenmezdi. Bana çok ağır geliyor. Bakamıyorum bile. N'olur zahmet etmeyin, keşke yiyebilsem, hiç seni kırmazdım. Yabancı tatlara açık da değilim, alışmadığım tatlarda midem bulanıyor." gibi kırmayan nazik bir üslupla söyleyin bence. "Ben gelince hiçbir şeye zahmet etme. Çok mecbur hissedersen, bi kahve yaparsın, ben de bi paket kurabiye alırım, otururuz beraber." gibi...

Baktın olmuyor, sen eve çağır. Çiğ sütün içinde ketçaplı çiğ brokoli, reçelli et gibi iki üç uydurduğun yemeği ikram et. Bir daha ısrar etmezler sanırım.
+2
yadigar
(06.11.25)
açık açık konuşup "çok farklı bir kültür alışamadım" diyemiyorsan sen de onu çağır, çeşit çeşit yemek yap, ama yine de çok az ye. gündüz falan boş vaktinde de yanına uğra yemek amacıyla olmadan. atıyorum alışverişe, parka falan çağır. yemek yiyemeseniz bile beraber arkadaşlık yapmaya devam edeceğini hissettir. zamanla alışır arkadaşlığınızın yemek yemeyi kapsamayan cinsten olacağına.

bir de böyle "yapamam, kesin kusarım, deneyemem" dedikçe şartlandırırsan kendini zaten kusarsın. hiç mi yok denemeye yakın safe bir şeyler? sade pirincimsi bir şeyler? ucundan denemelik, "elle yiyemem ama bi çatal varsa şunu denemek istiyorum" demelik bir şeyler olmuyor mu?
+1
nolmus yani
(06.11.25)
pirinç yemeye çalıştım ama bizdeki pilav gibi değildi. buz gibi lapa şeklinde. patates kızartmasını bile bi tuhaf yapmışlardı. hamur kızartmışlar ama onu da şekere ve tuza aynı anda bulayıp kızartmışlar falan ne bileyim işte hitap etmiyor. zorla yiyince kusma oluyor bende. bir de hep karnım tokken çağırıyor tabi onun da etkisi var. ya insan yemek yerken ortamdan kokudan yemeğin görüntüsü ve şeklinden çok etkileniyor bilmiyorum en azından bende öyle.
0
🌸iwillsee
(06.11.25)
sen de onları davet et türk yemeği görsünler.
+1
duyuruuser
(06.11.25)
Gastritim var, reflüm var, diyetteyim, detoksdayım vs diyebilirsinşz ya da direkt doğruyu söylesenşz ne olur ki..
0
suicides underground
(06.11.25)
bunda kırılacak darılacak bir şey olmamalı. yemek kültürlerimiz çok farklı diyebilirsin. ki tr içinde bile bazı mutfaklar diğer bölgelere hitap etmiyor. misal bizim oralara gelip de ısırgan yiyene daha denk gelmedim. :D
+2
lazpalle
(06.11.25)
(7)

Trendyolun tüketici hakem heyetine şikayet edilmesi ve icra kime gelecek?

iwillsee
Trendyol ve satıcı ile sorun yaşadım ve yazışma ile çözülmedi. Tüketici hakem heyetine şikayet yapacağım ancak şikayet sonucunda haklı bulunursam icrayı trendyola mı iletmem gerekecek satıcıya mı?
Trendyol ve satıcı ile sorun yaşadım ve yazışma ile çözülmedi. Tüketici hakem heyetine şikayet yapacağım ancak şikayet sonucunda haklı bulunursam icrayı trendyola mı iletmem gerekecek satıcıya mı?
0
iwillsee
(27.06.25)
satıcıya yapacaksınız
trendyol sadece aracı
0
neira
(27.06.25)
ne güzel dünya gerçekten. paranın yarısını trendyol alacak. ama sonra meseleyi çözmek için satıcıyla doğrudan muhatap olmak zorundasın.
0
co2s2
(27.06.25)
@co2s2 aynen öyle trendyoldan midem bulanıyor beni çok mağdur etti
0
🌸iwillsee
(27.06.25)
hocam yaşadığınız sorunu detaylandırırsanız alternatif çözümler (chargeback-ters ibraz gibi) de üretilebilir. şartlar sağlanırsa hiç asıl satıcı ile muhattap olmadan trendyol'dan harcamanız iade edilebilir.
0
shadowfollower
(27.06.25)
tüketici hakem heyetinde haklı bulunursan, belgeyi trentyola gönderiyorsun, o siparişle ilgili ürün(ler) için iade talebi oluşturuyorlar, bu aşamada genelde satışçı iadeyi yapıyor. yapmazsa satışcıyı icraya veriyorsunuz.

@co2s2, sistemin adı üzerinde pazaryeri. pazarda karpuz aldığın adamla sorun yaşarsan belediyeyi suçlamıyoruz.
0
duyuruuser
(27.06.25)
sana gelen faturada hangi işletmenin adı sanı adresi varsa onu şikayet etmelisin.
0
himmet dayi
(27.06.25)
@duyuruuser: pazar - belediye örneği ile satıcı - trendyol örnekleri birebir aynı değil ve bakış açınız yanlış.

6502'ye göre satıcı ile alıcı arasındaki problemlerin çözümünden sağlayıcı da müteselsil olarak sorumlu. yani satıcının çözmediği çözemediği problemle ilgili olarak, trendyol "benlik bir durum yok" diyemiyor.
0
co2s2
(28.06.25)
(7)

sevilen kişinin öldüğünü aniden söylemek

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
karşı tarafın drama queenlik yapmaması için yapılıyor? mesela hastaneye ölüm haberini almaya gittiniz diyelim, size hemen baban öldü diyorlar gibi gibi.
karşı tarafın drama queenlik yapmaması için yapılıyor? mesela hastaneye ölüm haberini almaya gittiniz diyelim, size hemen baban öldü diyorlar gibi gibi.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.06.25)
Drama queenlik mi? :(

Ayrıca zart diye söylemiyorlar.
0
rock n roll
(14.06.25)
Baban öldü bilgisini ne şekilde verirsen ver kişinin babasıyla ilişkisi iyiyse yüzde 99un herkesin vereceği tepki aynıdır. Bu bilgiyi verin şeklinin bir etkisi yok. Bu sebepten de zaten doktorlar falan öyle dolambacli yollara girmiyorlar çünkü onlar için de zorlu bir süreç.

Drama Queen kelimesi yakışmamış buraya. Bazen soruyu sormadan birazcik düşünmek lazım seçtiğimiz kelimeleri.
0
logisticsmanager
(14.06.25)
beklenen bir vefat mı, ani bir vefat mı olduğuna göre değişir bu.

3 hafta yoğun bakımda komada kalmış, doktor tarafından artık iyileşme imkanı olmadığı söylenmiş babam için gece yarısı arayıp gayet dümdüz, hiç dolambaçlı yollara girmeden "burhan amca'yı kaybettik, hastaneye gelmeniz gerekli" diyorlar.

ama evinde sapasağlam otururken aniden fenalaşıp hastaneye kaldırılan hastanın yakınına alıştıra alıştıra söyleniyor zaten.

yakınının vefat haberini almış kişi için drama queen'lik hoş bir tabir olmamış.
0
kibritsuyu
(14.06.25)
Bence siz empati yapamadiginiz icin bir psikologla gorusun. Yakinini kaybetmis birine drama queenlik yapmamasi icin dediginizden kimsenin cevap vermemesi gerekirdi ama nezaket gosterip cevap vermisler. Ben sebebiyle ilgili cevap vermeyecegim sebebini doktor arkadaslarima sorup ogrenmistim. Ama siz bi psikologa gidip neden empati kuramadiginizi bi sorgulayin. Gecmis olsun.
0
matilda
(14.06.25)
Hesap troll hesabı muhtemelen ama cevapları okuyunca ben de bir şeyler yazmak istedim. Soru içeriğinde soru kelimesi bile olmasa da

Benim yaşadığım örneklerde, 93 yaşında 3 aydır hastanede yatan dedem için bile “şöyle oldu, böyle oldu, şu gelişti, buna müdahale ettik…” diye uzata uzata verdiler haberi. İnsan umutlanacak gibi oluyor “hadi söyle artık” diyeceği geliyor.

Drama queen sözünü arkadaşlar muhtemelen şahsi acılarından ötürü sert eleştirmişler ama ne yazık ki dünya kendi dünyamızdan ibaret değil, herkes bildiğimiz insanlar gibi değil. Çiğ insan ÇOK fazla. Ocağına ateş düşen insanlar bile şaşkın şaşkın bakınırken sırf şov olsun diye, üçkağıtçılığından, yalandan çığlık çığlığa, feryat figan ede ede göğsünü yumruklayarak, böğürerek ağlayan insan müsveddeleri var.

Bu canlılar, merhumun kağıt üstünde çok yakın akrabaları da olabiliyor.

O yüzden ölümün acısı ve ciddiyeti maalesef ki “drama queen” karaktersizlere engel olamıyor.
0
lazor
(14.06.25)
Drama queen likten ziyade oradaki doktorlar için de keyifli olmayan ama mesleki olarak yapmak zorunda oldukları bir görev neticede. Ve rutin olarak devamlı yapmak zorundalar bu tatsız işi. Pat diye söylemelerine hak verilebilir. Sonuçta onların yakını değil. Uzatmak istemeyebilirler. Söyleyip işine dönmek zorunda kalabilirler
0
iwillsee
(14.06.25)
doktorla alakası yok. bunu yapan akrabanız. duyurudan ya da ekşi'den başkalarının da başına gelmişti.
0
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.06.25)
(10)

kaç günlük otel tatiline gidiyorsunuz?

matilda
bende mi sorun var bilmiyorum ama ben 7 günden az otel tatiline gitmiyorum ama çevremde bakıyorum 3 günlüğüne gidenler var. ben istanbul'dan uçağa bindim dalaman'a gittim ordan otele gittim derken 1 günüm gidiyor zaten kendimi odaya anca atıp otelde geziyorum ne varmış diye bakıyorum o gün gitti. er
bende mi sorun var bilmiyorum ama ben 7 günden az otel tatiline gitmiyorum ama çevremde bakıyorum 3 günlüğüne gidenler var. ben istanbul'dan uçağa bindim dalaman'a gittim ordan otele gittim derken 1 günüm gidiyor zaten kendimi odaya anca atıp otelde geziyorum ne varmış diye bakıyorum o gün gitti. ertesi gün havuza gir, denize gir. son gün de zaten 12'de çıkış yapıyorsun hadi çakallık yaptın uçağı geç saate aldın havalimanına gidene kadar bir şeyler yaptın ee ne anladım bu tatilden? ama 7 gün olunca da anlamsız fiyatlar çıkıyor. 3 günlüğüne gidenler kendini nasıl buna ikna ediyorlar?
0
matilda
(02.06.25)
otel tatili fazla rutin hiç gitmedim ama 3 günlük gidenleri anlayabiliyorum. küçük bi kaçamak işte. yine de ferahlatır.
0
jelly bear
(02.06.25)
Her şey dahilde 5 geceden sonra bayıyor beni, genelde 4 gece 5 gün gidiyoruz.
0
kumandanim
(02.06.25)
çoğu zaman ekonomik nedenler hiç gitmemektense 3-4 gün gitmek
0
iwillsee
(02.06.25)
çocuk olduktan sonra hep her şey dahile gittik. dolayısı ile otelden çıkmadık. hep 7 gece gidiyorduk ama 5 günden sonra sıkıyor gerçekten. bu sene 5 gece gideceğiz. daha azına gitmem sanırım. çocuk olmasa belki giderdim ama. bir de gerçekten fiyatlar çok yüksek. ortalama bir yere 7 gece gideceğimize daha iyi bir yere 5 gece gitmek mantıklı.
0
elorelia
(02.06.25)
optimumu 4 gece 5 gun sanirim
0
turkuaz
(02.06.25)
Her şey dahil otele mecburi birkaç durumda gitmedim, gitmem de. Benim için dinlenme tatilinde deniz olmalı,o da en az bir hafta olmalı. Sizin gibi düşünüyorum, 3 gün için yola değmez. Ama derdim dinlenme değil de farklı bir yer görmekse 3 gün olur. Kapadokya, göbeklitepe gibi yerler için 2-3 gün ideal, deniz tatiline yetmez.
0
asteriks
(02.06.25)
İstanbul-İzmir otoyoluyla güneye ulaşım çok rahatladı 2-3 gün tatil yapıp yol yorgunluğu da çekmiyoruz. Ayrıca son gün de bavulları arabaya atıp akşama kadar devam ediyoruz akşam yola çıkıyoruz.
0
iwasbornonamountainside
(02.06.25)
3 gün iyi oluyor. 7 gün de olur 3 gün de olur. bu kadar büyütülecek mevzu değil.
0
abelardo
(02.06.25)
2 az 4 fazla, sıkılıyorum :)
0
charbiel
(02.06.25)
Eskiden 3 hatta 2 gece Avrupa tatilleri yapardım. Bu daha ziyade kısa geziler, yeme-içme-eğlence-takılma amaçlıydı. Bir de düşük bütçeyle tatil yapmış oluyorsun. Soruna cevap bu.

Evlilik sonrası özellikle son yıllarda en az 7 gece tatil yapıyorum. Son tatilim 7 gece cruise gemisi + 3 gece şehir oteli şeklindeydi. Hayatımın en güzel tatillerinden biriydi. 1 hafta bile kesmemeye başladı, 2 veya 3 gece bir yere gitmeyi artık tercih etmem.

Sıkılma kısmına çok şaşırdım ve şiddetle katılmıyorum, tüm yıl hayalini kurduktan sonra tatilde nasıl ve neden sıkılıyorsunuz ki.
0
Lethe
(02.06.25)
(17)

İstanbul için sizce bu maaş yeterli mi?

archmeister8
86k alıyorum sektör inşaat mimarlık. ev araba var. bu para sizce rahat yaşatır mı yoksa rahat yaşadığım sanrısı mı veriyor. ikilemdeyim. yoksa ticaret yapıp daha rahat bir hayat mümkün mü. mimarlık ofisi açıp yavaş yavaş projeleri kendim uygulayabilcek seviyelere gelmek gibi bir plan var aklımda.ist
86k alıyorum sektör inşaat mimarlık. ev araba var. bu para sizce rahat yaşatır mı yoksa rahat yaşadığım sanrısı mı veriyor. ikilemdeyim. yoksa ticaret yapıp daha rahat bir hayat mümkün mü. mimarlık ofisi açıp yavaş yavaş projeleri kendim uygulayabilcek seviyelere gelmek gibi bir plan var aklımda.

istediğim konsere restoranta v.s gidebiliyorum. zara-mavi gibi markalar seviyesinde kıyafetimi alıyorum. ama daha zengin olsaydım nasıl bi yöne evrilirdi olay. aslında bunu merak ediyorum.
0
archmeister8
(30.05.25)
kirana bağlı yeter. ama şöyle bir gerçek var ne kadar kazanırsan ona göre harcarsın. kiran 30 bine kadarsa yaşanır gayet. ama ev varmış zaten sorun yok.
daha zengin olsa daha çok tatile çıkarsın daha pahalı giyinirsin daha pahalı yemekler yersin daha çok dışardan yersin vs gibi değişiklikler olur. daha pahalı eve çıkarsın ya da ev alırsın vs. araban değişir.
0
jelly bear
(30.05.25)
neyi soruyorsun hocam tam olarak? 86k maaş, evin araban varmış istediğin her şeyi yaptığını söylüyorsun. senin hayatın hakkında zerre fikri olmayan 8-10 kişiden onay mı almak istiyorsun "evet yeter" diye anlamadım.
0
bay b
(30.05.25)
kira gideri olmadan 90bin lira gelir tek kişi için çok iyi.
mutfak masrafı 10-15bin tutar aylık. fazla bile bu. iki-üç kişi yaşayanların bile daha az ama fazla fazla yazdık. faturalar 5bin olsun. internet, telefon, doğalgaz, elektrik, su tümü bu kadar yapmaz ama öyle yazalım.
zaruri şeyler dışında geriye 65bin kalıyor.

yetmezse sorun var.

mavi çok saçma bir marka ama.
oradan giyinenlere para yetmez.
pahalı olduğundan değil, kalitesiz ve pahalı.
0
biseysorcaktim
(30.05.25)
@bayb onay değil "zerre fikir" olsun diye hayatımda bazı şeyleri belirtip daha fazla gelir düzeyinde hayatımda neler değişir diye sormuşum. gayet açık soru. benden gelir düzeyi daha yüksek insanlar fikir verir diye yazdım.
0
🌸archmeister8
(30.05.25)
İstanbul size daha fazlasını vaadediyorsa başlangıçta yeter. Hep bu bantta kalacaksanız düzen değiştirmeye değmez. Benzer gelirle tek başıma rahat yaşıyorum ama birikim yapamıyorum. Birikim yapma derdiniz varsa kenara çok bir şey atamazsınız. Gelen gidiyor.
0
ruhen hastayim ben
(30.05.25)
Bekar mısınız ? Evli misiniz çocuk var mı ? Varsa kaç tane ? Okul derdiniz var mı ? Bunlar olmadan bu soru cevaplanamaz. Eğer bekarsanız tek başınıza kira derdi olmadan yaşıyorsanız bu para yeter diyebilirim. Ama evliyseniz çocuk falan varsa kira derdi de olmasa bile o seviye aylık gelirler öldürmez ama süründürür diyebilirim.
0
messor
(30.05.25)
çocuğunuz olduğunda işin rengi değişecek.
0
iwillsee
(30.05.25)
asgari ucretle calisan asgari ucretli biri gibi yasar.
86k geliri olan 86k geliri olan biri gibi yasar.
900k geliri olan biri 900k geliri olan biri gibi yasar.
0
buenosdias
(30.05.25)
mümkünse maaş devam ederken kendi portföyünü oluşturup sonra kendi işini kurmak daha sağlıklı olur.

86k yeter mi? bana yetmez, sana yeter, öteki bu paraya adam vurur.
0
scudman1
(30.05.25)
86k yetmez, 30k kira versen kalan 56. Faturalar 5k, benzin 5k, yeme-içme hadi 10k ve kalan 26k. Başka da masrafların vardır geriye sıfır kalıyor. Birikim de olmaz.

Ticaret yapayım dersen o iş kolay değil. Yabancıların bir lafı çok uygun kendi işini kurmaya, war of attirition. Kendine karşı bir savaş. Ne kadar dayanabilirsin? 7/24 ulaşılabilir olmalısın, her işi yapabilmelisin(müşteri hizmetleri, acil durumlar, işin arkasında durmak, ticari zarar yazmak, müşteri bulmak, kayıt tutmak, teklif vermek vb.). 50 kalemi tek başına sırtlayacaksın. Personel derdini anlamaz, ekstra katkı sağlamaz sadece gösterdiğini yapar ve bu senin personele de sürekli bir şeyler katman demek olacak. Personel, personellere dönüştüğünde başlarına adam koyacaksın, senin gibi vizyonu ve çalışma stili olmalı ama 7/24 çalışmayacak tabii o yüzden hep bir yerden patlayacaksın ve ulan bu kadar maaş veriyorum yine de işlerde aksilik oluyor diyeceksin. Uzunca bir süre lan ben dükkan sahibine, araba kiralayan firmaya, personele, malı aldığım adama çalışıyorum ve personel benden çok kazanıyor alla alla diyeceksin. En önemlisi kenarda paran olması, hep gidecek paracıklar ve herkes her gün para isteyecek.

Aşağı yukarı özetledim.
0
Shepard
(30.05.25)
Ev varsa ve tekseniz ortalama bir hayat yaşarsınız, süründürmez, güldürmez.
0
kimlanbu
(30.05.25)
valla bana çok açık gelmedi kusura bakma.
ama bana sorarsan yeterlilik sana yetip yetmediğiyle alakalı. biraz da doğamız gereği gelir artınca bitimiz kanlanıyor. biraz fazla kazansan zara değil de bir üst pahalı hoşuna giden markaya gidersin, konsere bir ön kategoriden alırsın vs. tatilde daha iyi oteli seçer, otobüsle gittiğin yere araba kiralayıp gidersin vs.

ev araba varsa ve bekarsan gayet yeterli bence yaşama sanrısı verecek bir ücret değil. benim gibi tamahkarsan ideal. ama istanbul diyince kapıyı 200k'dan açan insanlar var hayattan beklentileri istekleri nedir bilemem tabi onların.
0
bay b
(30.05.25)
Benim evim olmadığı ve kira verdiğim halde bana yetiyor İstanbul için. Beklentilerinizle alakalı biraz
0
wanna see your eyes
(30.05.25)
bol mimar barindiran bir aileden geliyorum.
mimarlik, hele turkiye gibi ucuncu dunya ulkelerinde, pek para kazandiran bir meslek degil malesef. istisnalar var her sektorde oldugu gibi ama cok az.
müteahhitlik yapman lazim ya da ticaret, yoksa sadece mimar olarak gelirin vasat olur ki 86k vasat bir rakam zaten istanbul icin.
suruyle mimar taniyorum, butik isleten de var aralarinda restaurant acan da, sarap ureten de. sadece mimarlik ile cok zor kardesim, malesef. yurtdisinda bile mimar maaslari vasat.
0
cooperr
(30.05.25)
Bir insanin evi kirada degilse sokakta su satarak bile gecinirsin hocam yeter ki ev kira olmasin o acayip kan emiyor
0
Zetnikov
(31.05.25)
ev araba var 90k maaş geçinebilir miyim he?

şaka galiba.

milletle dalga geçilen bir başlık sanırım.
0
koela
(31.05.25)
4000 USD ye yakın bir alım gücü durumundasın. Istanbul için eh denilebilecek bir durum. iş-yaşam dengen iyiyse bence şikayet etmeye gerek yok
0
runaway
(31.05.25)
(5)

tapu değişikliğini belediyeye bildirmemek

mantık
vergi ziyaı cezası mı2.derece usulsüzlük müdür
vergi ziyaı cezası mı
2.derece usulsüzlük müdür
0
mantık
(29.05.25)
tapu değişikliğinde durum sizin faydanıza büyük ihtimalle. her şeyi kayıt altına aldırın.
0
yurtsuz john
(30.05.25)
emlak vergileriyle alakalı sorunlar çıkıyor diye duydum
0
iwillsee
(30.05.25)
yok bildirim yaptık zaten geç bildirdik diye ceza çıkartıyorlar
0
🌸mantık
(30.05.25)
vergi kaybı yoksa usulsüzlük,
vergi kaybı varsa hangisi miktar olarak fazlaysa o.
0
gnosis
(02.06.25)
bir de bizi 2. derece tüccar olarak sınıflandırmışlar
0
🌸mantık
(03.06.25)
(1)

TOPLARDAMAR VARİSİ olanlar bi bakabilir mi?

anaphylacticshock
Merhaba, Toplardamarlarında varis olanlar, bu yüzden ameliyat olmuş olanlar cevap verebilirse cidden çok mutlu olurum. 1- KİME AMELİYAT OLDUNUZ? 2- NASIL SEÇTİNİZ? KRİTERLERİNİZ NELERDİ? 3- HANGİ TEKNİKLE YAPILDI? 4- VARİSİNİZ HANGİ SEVİYEDEYDİ? 5- NEKAHAT SÜRECİNİZ NASILDI? 6- KAÇ GÜNDE İYİLEŞTİNİZ
Merhaba,

Toplardamarlarında varis olanlar, bu yüzden ameliyat olmuş olanlar cevap verebilirse cidden çok mutlu olurum.


1- KİME AMELİYAT OLDUNUZ?

2- NASIL SEÇTİNİZ? KRİTERLERİNİZ NELERDİ?

3- HANGİ TEKNİKLE YAPILDI?

4- VARİSİNİZ HANGİ SEVİYEDEYDİ?

5- NEKAHAT SÜRECİNİZ NASILDI?

6- KAÇ GÜNDE İYİLEŞTİNİZ?

7- İKİ BACAĞINIZA KAÇ GÜN ARAYLA AMELİYAT YAPILDI?

8- NASIL TUVALETE GİTTİNİZ?
0
anaphylacticshock
(18.05.25)
Bir yakınım oldu. Ankara’da bir devlet üniversitesi hastanesinde oldu. Doktoru zaten başka bir doktor önermişti. Enabızdan randevu aldık gittik. kendisinin şimdiye kadar neredeyse 5000 kere bu ameliyattan yaptığını öğrendik. Bu işte en önemli şey deneyim diyerek doktora karar verdik. Lazerle oldu. Ameliyat olması kararını doktorlar verdi tabi ki. Ameliyatlık seviyede olup olmadığına doktor karar veriyor. Tam bayıltmadılar belden aşağısı uyuşuktu. Odaya geldiğinde bacakları dikiş üzerinden sıkı varis çorapları geçirilmiş şekildeydi. Tuvalete destekle kolundan tutarak gitti sorun olmadı. Ertesi gün taburcu oldu ilk günler varis çorapları hiç çıkmadı ve sıkı olduğu için onlar biraz yordu. Zamanla dikişler de iyileşti;
0
iwillsee
(19.05.25)
(13)

ankara da remote çalışan evli çiftin kalabileceği çankaya semtleri

we will make heaven a place on earth
O kadar ev arıyoruz, max limit 7 buçuk milyon, dışarı çıktığında rahat rahat yürüyüp nefes alabileceğin, park bahçe ağaç dolu, sokakları tatlı bir yer arıyoruz. ikimiz de remote çalışıyoruz, Merkeze de ulaşımı kolay. biz sosyallikle asosyallik içine sıkışmış bireyler olarak ankarada nereler önerilir
O kadar ev arıyoruz, max limit 7 buçuk milyon, dışarı çıktığında rahat rahat yürüyüp nefes alabileceğin, park bahçe ağaç dolu, sokakları tatlı bir yer arıyoruz. ikimiz de remote çalışıyoruz, Merkeze de ulaşımı kolay. biz sosyallikle asosyallik içine sıkışmış bireyler olarak ankarada nereler önerilir ? Nerelerden ev satın alınır ya da hiç olmazsa kiralanır ? Aşıkpaşa vs pek çok yerde yeni yapılar var ama oralar nasıl bilmiyoruz ankarada yaşamadığmızdan. Kırkkonaklar ve birlik ten bakıyoruz örneğin, destek pls.
0
we will make heaven a place on earth
(13.05.25)
aşağıöveçler, ayrancı, aşağı ayrancı, birlik,
0
erty_ksk
(13.05.25)
ayranci +1.
gop da olur.

sehirden uzak suburban ama daha yesillik dersen de cayyolu taraflari.
her yer full site, araba disi ulasim kisitli ama nezih bir yer. koru'dan da metro kizilaya falan gidiyor.
0
sonsuz
(13.05.25)
ben olsam incek tarafına bakardım.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(13.05.25)
çankaya cebeci tarafları. hatta güzel bahçeli bir bahçe kat uyar derseniz peder bey bu yaz satıcam evi barkı çocuklarımın yanına gidicem diyor :)

doğup büyüdüğüm yerler olarak cebeci tarafları güzeldir diyorum. cebeciden kızılay'a yürümek gibi bir terapisi de mevcut.
0
Improbable
(13.05.25)
bahçeli emek olabilir ama otopark sorununa dikkat edinn. ne kadar şanslısınız evden çalışanlar için ankara cennet
0
iwillsee
(13.05.25)
yildiz ve birlik civari tam tarih ettiginiz gibi yerler.
0
deckard
(13.05.25)
gop
0
sanal hayvan
(13.05.25)
Dediklerinizin tamamını karşılayan yer yok gibi bir şey. Açıkpaşa, kırkkonaklar falan aman diyim. Ayrancı, Aziziye, Çankaya, GOP, Kazım Özalp, küçük Esatın mahalleleri sosyallik, sergi, tiyatro, Kafe Restoran, bar pub açısından tatmin eder. Eski mahalleler olması sebebiyle sokaklar tatlıştır, yaşayan insanlarda da bunları gözlemlersiniz ama park, yeşil alan imkanı kısıtlı. Portakal çiçeği, botanik, seğmenlere yakın olması sebebi ile Çankaya, Aziziye mahallesine bakardım sanırım. Birlik, yıldız tarafları da sakin, ferah bu arada. Oralara da bakılabilir ama önceliğim olmazdı. Boş vaktiniz varsa 3 4 günlüğüne Çankaya semtlerinde yürüyüşe çıkmanızı öneririm :D
0
glamdr1ng
(13.05.25)
Kurtuluş incesu cebeci
0
primetime
(13.05.25)
incek+ kızılcaşar + ahlatlıbel 2+1 bulabilirsiniz.
0
jepa
(13.05.25)
İncesu,Kurtuluş,50.yıl(park civarı),Bağlar Cd.,Seyranbağları.

Not:Esat pahalı olduğu için söylemiyorum

Buralarda uygun fp oranlı evler her daim mevcut
0
smokee
(14.05.25)
Birlik, sancak, parklar var, Avm var, yürüyüş spor imkanı var. İnsan profili rahatsız etmez eski evler var ama oturalabilir güzrl evler, 7. 7.5 bulursunuz. Şu an param olsa tek ev alacağım yer kesinlikle
0
Semi
(14.05.25)
kıbrıs sokak, farabi, mesnevi sokak.

ayrancı bölgesi bence çok keyifli olur. fiyatları bilemem tabi.
0
picassoishere
(07.07.25)
(5)

sebepsiz zenginleşme iddiası..fikir verir misiniz?

iwillsee
2015 yılında benim üzerime olan bir dairenin bulunduğu apartman kentsel dönüşüme gitmişti ve olanlar oldu. çok uzun bir süreç ama özetle inşaatı yapacağım diyen firma inşaatı %60 oranında tamamladı ve ben devam etmeyeceğim dedi.bu arada evler yarım da olsa tapular çıktı. davalar açıldı. dava devam e
2015 yılında benim üzerime olan bir dairenin bulunduğu apartman kentsel dönüşüme gitmişti ve olanlar oldu. çok uzun bir süreç ama özetle inşaatı yapacağım diyen firma inşaatı %60 oranında tamamladı ve ben devam etmeyeceğim dedi.bu arada evler yarım da olsa tapular çıktı. davalar açıldı. dava devam ederken ben hem paraya ihtiyacım olduğu için hem de artık uğraşamaya takatim olmadığı için evi ölü fiyatına başkasına sattım daha doğrusu tapuyu devrettim. ancak dediğim gibi baya baya ölü fiyatına. şu an bitmişi nereden baksanız 4-5 milyon olacak evi 2021 yılında 150 bin tl ye devrettim. neyse mahkeme sonucunda hakim firmayı haksız buldu ve tüm tapuların (firmanın inşaat karşılığında alacağı evler ve dükkanlar da dahil olmak üzere) arsa sahiplerine geçmesine hükmetti.

Şimdi firma da karşı dava açıp arsa sahiplerinin sebepsiz zenginleştiğini iddia ediyor ve dava açtıkları kişiler arasında hem ben varım hem de benim tapuyu devrettiğim kişi.

yalnız ben tapuyu devrettiğim için bir önceki mahkemenin hükmettiği gibi diğer arsa sahipleri gibi firmanın olan ev ve dükkanlarda hisse de sahibi değilim. bu işten en zararlı çıkan benim.

bir avukatım var ama inanılmaz derecede iletişime kapalı sinir bozucu ve aksi bir insan. senlik bir şey yok deyip çekiliyor ama daha önce de nasıl olsa bir şey olmaz denilen hukuki süreçlerden çok başım yandı ona güvenmiyorum yani. bu durumda sizin bilginiz ya da öngörünüz var mı?
0
iwillsee
(12.05.25)
anladığım kadarıyla mahkeme sözleşmenin feshine hükmetti. bu durum "geriye etkili fesih" niteliğinde olduğundan taraflar sadece aldıklarını geri vermekle yükümlüdür. bu durumda müteahhit taşınmaz için yaptığı inşaat maliyetini talep edebilir.

burada malvarlığında artış olan taraf sizin taşınmazı sattığınız taraf olduğu için konunun esas muhatabı da o olur. o yüzden avukatınızın verdiği bilgi doğru.
0
aires buenos
(12.05.25)
Başka bi avukat tutsana.
0
antihero
(12.05.25)
@antihero başka bir avukat tutarsam diğer avukat delirir ve benimle uğraşır adam psikopat ayrıca yeni bir avukata ayıracak bütçem yok
0
🌸iwillsee
(12.05.25)
Tutma ama Danışmanlık al. Teknik bir detay yüzünden bir şey kaçırma.
0
kisa
(12.05.25)
senlik bir durum yok, tapu şu an sende olsaydı, firma yaptığı %60 oranındaki inşaat için masrafını talep edecekti doğal olarak. tamamlayamamış olabilir ama neticede %60 oranına getirene kadar belli masraflar yapıldı.

bu aşamada sen tapunu başkasına devrettiğin için artık bu %60 oranındaki inşaatın fayda sağladığı kişi de o olduğu için, sebebpsiz zenginleşme kapsamında masraf ödeyecek olan kişi odur. senin avukatın bu davada husumet yokluğu savunması yapacak, günün sonunda senin açından dava usulden reddedilecek.
0
turuncu tonlarda
(12.05.25)
(6)

Sağlıklı ama yapışmaz tava sahan önerisi

esinikaybetmiscorap.
Merhaba bebeğimin ekgıda sürecinde kullanmak için sağlıklı tava-sahan önerileriniz var mı? Hangi markanın hangi modelini alsam, fiyat performans ürünü olursa daha çok sevinirim.Omlet pankwk gibi şeyler yapacağımdan yapışmaması çok önemliTeşekkürler
Merhaba bebeğimin ekgıda sürecinde kullanmak için sağlıklı tava-sahan önerileriniz var mı? Hangi markanın hangi modelini alsam, fiyat performans ürünü olursa daha çok sevinirim.

Omlet pankwk gibi şeyler yapacağımdan yapışmaması çok önemli
Teşekkürler
0
esinikaybetmiscorap.
(18.04.25)
en sağlıklısı çelik tava deniyor. ama kullanması zor biraz. dün benzer bi soru vardı. ikea önerilmişti.
0
elorelia
(18.04.25)
çelik hatta mümkünse bakır en sağlıklıları
0
erty_ksk
(18.04.25)
çelik al. granitler gerçek granit değil.
0
jelly bear
(18.04.25)
saglıklı olsun istiyorsanız tek çözüm çelik veya döküm tava. diger seçeneklerin hepsi kanserojen
0
limonlu eksi
(18.04.25)
çelik tava yüksek ısıda kullanınca yapışma olayı baya azalıyor. ikea 365+ çelik tavalar çok güzel.
0
archmeister8
(18.04.25)
tefal 6x titanyum tavalar. diğer teflonlara kıyasla soyulma vs. daha dayanıklı ve kanserojen oranı düşük diyorlar. iyice ısıtırsanız asla yapışmıyor. asıl bakırlar sıkıntı kalayını vs devamlı takip etmek gerekir.
0
iwillsee
(18.04.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.