Giriş
(6)

acik ofiste kendi kendine konusan is arkadasi

make a wish
ofiste 7 kisiyiz, zaten yeterince kaos var ve benim tam karsimdaki kisi butun gun kendi kendine konusuyor. mesela mail yazarken yazdigi seyi miril miril soyleyerek yaziyor. ya da bir seye sinirlenirse aniden bagiriyor. ofisteki ilk gunlerimde irkilerek saskinlik icinde ne oldu diye soruyordum, birka
ofiste 7 kisiyiz, zaten yeterince kaos var ve benim tam karsimdaki kisi butun gun kendi kendine konusuyor. mesela mail yazarken yazdigi seyi miril miril soyleyerek yaziyor. ya da bir seye sinirlenirse aniden bagiriyor. ofisteki ilk gunlerimde irkilerek saskinlik icinde ne oldu diye soruyordum, birkac gun sonra anladim ki sacma sapan seylere asiri sinirleniyor ve buyuk tepkiler veriyor. ornegin birisi ona mail atmis ve bir fatura numarasi sormus, "ben nerden bileyim be!!! muhasebe mi burasi!! elli kere soyledim bunu bana sorma diye!!! yeter artik ya, sizinle mi ugrasicam ben aksama kadar" seklinde baslayip yaklasik 2-3 dk soylenmeye devam ediyor.

ya da biriyle teams'te yazisirken kafasinin icindeki sesleri duyuyoruz. ornegin:
"hmm mmm hmm seklinde yapabilir miyiz" (gelen mesaji okuyor)
"yapamayiz, bu simdi mi soylenir" (sesli dusunuyor)
"maale-sef bu asa-mada hmmm mmm ol-dugu icin hmmm yapa-miyoruz" (cevap yaziyor)
"bi dahakine boyle seyleri zamaninda sormayi ogrenirsin, hadi simdi kolay gelsin"

kendisine sadece bir kere, cok nazik bir dille, konsantre olmakta cok zorlandigimi soyledim. o da bana "ben de bu sekilde konsantre olabiliyorum, kusura bakma" dedi.

ofiste kimse bu durumdan benim kadar rahatsiz degil. sanirim alismislar, hicbir tepki vermiyorlar. hatta sakaya vuruyorlar "o kendi kendine konusur ehehe". aniden bagirmalardan bile etkilenmiyorlar. bense durumdan o kadar rahatsizim ki butun gun kulaklikla oturuyorum, arka plandaki ugultuyu bastirabilmek icin muzik dinliyorum. mesai bittiginde dayak yemis gibi cikiyorum ofisten.

bu durum normal mi? ofisinizde var mi boyle insanlar? bana bi akil verin ne yapayim?
+2
make a wish
(11 saat)
aynı şekilde taklit et. kısasa kısas
+1
jelly bear
(11 saat)
malesef açık ofis böyle bir şey günde 7-8 saatimizi bir yerde geçirince ciddiyet maskesini de takmakta zorlanıyoruz. ben de bir devlet dairesinde bir odada 6 kişiyle oturuyordum.

odadaki 2 kişi direkt kokuyordu, kokanlardan biri direkt pisliğini de dışarı vuruyor arada osuruyor geğiriyordu falan, masasını pislik götürüyordu. sürekli de telefonla basbas bağırarak konuşuyordu ve konuştuğunda kimse iş yapamıyordu.

biri ise sinirlendiğinde direkt dışarı vuruyordu sürekli bırbırbırbır kafa ütülüyordu.

uğraştım ettim odamı değiştirdim, artık ufacık bir odada 4 kişi ile birlikteyim biri sürekli kendi kendine konuşuyor, diğeri bilgisayardan müzik açıyor gıygıygıy keman vesaire bıktım diğeri de çok dağınık sağa sola yığdığı evraklardan masama zor gidiyorum.

özetle son derece normal bir ortam bence.
+2
denizgonen
(11 saat)
klimayı, hava şartlarını, havasızlığı vs bahane ederek yerini değiştirmeye çalış.
+1
HellKeePer
(10 saat)
Kendisi rahatsızlık veriyor gibi görünebilir ama " işiyle ilgili " sinirlenen biri , sanırım işinde daha iyi olmaya çalışan biridir.
Çevresindekiler işinde dikkat , özen hususunda ortalamanın altında ise bu sinirini daha da arttırıyor olabilir.
Zaten iş yerinde kaos olduğunu söylüyorsunuz.
Normalde 7 kişinin olduğu yerde görev tanımı ve yetkiler belliyse kaos olmaz düzen olur. İş yerinde üst olan kimse onunda kaosta payı vardır.

İşi , adeta gösterildiği ilk haliyle çok düşünmeden, yorumlamadan kapalı şekilde adeta koyun gibi yapmak yerine şüpheci ve sezgisel yaklaşan biri diye düşünüyorum o kişi hakkında .
Sonuçta içinde işle ilgili ne varsa
dışarıya da (mırıldanmalarında olduğu gibi) o sızıyor.

Aynı işi farklı zamanlarda bir kaç kişi yaptığında kaos çıkar.
Herkes düzenli yapsa bile birisi dikkat eksikliği ya da işin kendisinden habersiz usule uymadan yapsa yine kaos çıkar.
Aynı işi aynı anda 4-5 kaç kişi yaptığında yine kaos çıkar. Şöyle ki o iş , bir zaman sonra diğerlerine göre işi daha iyi yapan birinin üstüne kalır.

Geçmişte bazı yaşadığım bir örneklerden,
Elinden telefon düşmeyen (tiktoktan çıkmayan , kısa videolarla adeta beyni sulanmış ) işle zerre ilgisi olmayan kimseler de tanıdım.
Bazen (ellerinde telefon varken )
- bugün ayın kaçı ? diyerek tarih
veya saat soruyorlar etrafındakilere .
Gel de çıldırma .
Sanki telefonda android OSun, içinde tarih saat uygulaması olmayan özel sürümünü kullanıyorlar.
Bir diğeri alış veriş sitelerinden çıkmaz.
Bir diğeri kafayı çay / kahve (yanında muhakkak çikolata olmalı) içmekle bozmuştur.
Bir kaç kişi her daim standart olarak borçludur bir yerlere.
Bir diğeri , herkesle menfaat yönlü olarak iyi geçinir ve belli bir duruşu olmaz .
Bir diğerine yapması gereken işi öğretirsin not almaz. Güya hafızasına güvenir ama unutur bir kaç güne aynı meseleyi tekrar sorar.

Böyle şeyleri topladığımızda aslında çalışmıyoruz. Ama bir şekilde aynı iş yerinde toplanmışız. Birbirimize karşı faydasız iş arkadaşı olmuşuz ki zaman için ayrılmalar, yer değiştirmeler söz konusu olduğunda telefon rehberinden silinecek kadar da uzağız birbirimizden.
0
diyecevaplandı
(10 saat)
hareketlerinin benzerlerini yap odağı falan kalmaz.

Birde bacağını titrek sürekli sonrada kanka ben koyle çalışabiliyorum yoksa odaklamam de.

Saka değil mühtiş dağıtır dikkatini.
0
kuzey li
(10 saat)
Allah kurtarsın, bence çok sinir bozucu bir durum.
çok güzel gürültü engelleme özellikli kulaklıklar var, onlardan önermekten başka çare göremiyorum. İşini iyi yapıyor demek ki diye romantik romantik konuşulmuş ama çekmeyen bilmez..
0
lil siztah
(5 saat)
(7)

Aşırı Saldırgan Kedi Sorunu

african rain
5 yıl önce hafriyatın içinden kurtarıp sahiplendiğimiz aşırı saldırgan kedimizi güvende olabileceği bir yere emanet etmek istiyoruz. Kedide muhtemelen nörolojik bir problem var; çok küçükken aldım kendisini (1 aylık gibi) ve kendim büyüttüm, travmatik bir anısı olmadı. Denemediğim hiçbir yöntem kalm
5 yıl önce hafriyatın içinden kurtarıp sahiplendiğimiz aşırı saldırgan kedimizi güvende olabileceği bir yere emanet etmek istiyoruz. Kedide muhtemelen nörolojik bir problem var; çok küçükken aldım kendisini (1 aylık gibi) ve kendim büyüttüm, travmatik bir anısı olmadı. Denemediğim hiçbir yöntem kalmadı, kedileri çok sevdiğim için her daim ona sevgiyle yaklaşıyorum. Lakin misafirleri geçtim ki zaten eve hiç kimseyi sokmuyor, bizler de saldırganlığından nasipleniyoruz; kol ve bacaklarımız iz içinde. Hayvan bir koku hissetsin doğrudan saldırıyor, bazen de sebepsiz yere saldırıyor -kendine göre mutlaka sebebi vardır gerçi- öyle ki annemin gözaltı torbasını yırtmıştı birkaç sene önce. Başka kedilerle ve sokağa kaçmakla işi yok, asla sosyalleşme yanlısı değil. Zaten başka bir hayvanın kokusu bile çıldırmasına yetiyor, nerde kalmış kardeş kedi almak. Kedili bir evden gelen eşyanın kokusunu aldığı an şuurunu kaybedip anneme saldırıyor; bu akşam ablamın evindeki kedinin kokusunu aldı, annemin her iki bacağını paramparça etti. Açıkçası çokça sokağa bırakma aşamasına geldik ama bırakmadık, biliyoruz ki uzun süre yaşamaz. Gerçekten çaresiz kaldım lakin gece uyurken saldıracak veya günün birinde gözümüzü çıkartacak diye tedirginim. Babam Parkinson hastası, çok çevik değil, hayvan durduk yere saldırabiliyor. Annem zaten sürekli tehdit altında, kendini bir tek anneme sevdiriyor (zorla), annem başını olşayımca da ısırıyor. Sözün özü Şanslı'yı güvende olabileceği bir evin bahçesinde veya bir barınağa bırakmayı düşünüyorum. Başkaca tavsiyeniz olursa açığım.

Not: Veterinerlerin verdiği ilaçlar işe yaramadı. Veterinere gitmek bile ciddi travma yaratıyor hayvanda.
0
african rain
(18.09.26)
lütfen biraz daha deneyin ve sokağa bırakmayın.

www.instagram.com

ankara'da ama online da destek oluyor. linkten form doldurmanız gerekiyor. önce arayın. form biraz uzun ama üşenmeyin doldurun.

form burada:
www.psikovet.com

bu doktorla konuşun lütfen.

ayrıca bunu da deneyin

www.feliway.com
+1
art cat chocolate
(18.09.26)
Kediden sıkılıp bunalmadım. Hatta çok seviyorum çok da güzel bir kız. Lakin aşırı saldırgan, normalin ötesinde saldırganlığı var. Tırmalayınca çok derinden zarar veriyor, yüzümüzü kolluyoruz sürekli, böylesi bir tehdit durumu. Yine de deneyeceğim bakalım yardımcı olabilecekler mi. Teşekkürler
0
🌸african rain
(18.09.26)
Sıkıntılı hayvan ile yaşamayı ancak yaşayan bilir. Ben zamanında köpeğimi bırakmadım ama binlerce euro harcadım, apartmandan bahçeli eve taşındım falan. Ama hayatım buna uygun olmasaydı, gelirim olmasaydı yapamazdım. Bundan sonra da bir daha eve hayvan sokmam, tek köpek ile jübile yaptım.
Bu sebepten sizin hayatınıza en uygun ne olacaksa onu düşünün. Benim köpeğim saldırgan değildi ama sürekli saldıran bir hayvan ile yaşayamazdım. Öyle kedi/köpek ancak uyutulabilir. Doğrusu da bu bence. Sorunu sokağa atmak değil.
-2
logisticsmanager
(18.09.26)
Bu, arkadaşımın kedisi. Ben de 2 gün deneyimledim. O zamanlar o da 5 yaşındaydı. Evde 24 saat vahşi bir hayvanla yaşamak gibi. Her an her yerden çıkıp saldirabilir ve sizi ortadan ikiye yırtabilir. Bir kedi nasıl bu kadar dengesiz olabilir , 10 saniyede 15 tane damar yolu nasıl açabilir insan hayret ediyor.

Arkadaşım çözüm olsun diye değil ama hayatın doğal akışında bir başka kedi sahiplendi (daha genç ve hamur gibi yoğurulabilen kedi). Birbirlerine alışma süreci kırsalda daha geniş alanda geçti. Sonra bir göz odada hep beraber birbirlerini görmezden gelerek kisa bir süre yaşadılar. Sonra da iki kedi birlikte görece kırsalda bahçeli bir eve taşındı. Söylediğine göre yaş da ilerledikçe -şu an 12 yaşındadır- daha az saldırgan ve stressiz hale gelmişti. Tabi insan teması minimumda, çoğunlukla kendi halinde takılabileceği bir ortam sağlandı. Iki kedi de dişi bu arada.
0
beetlejuice
(19.09.26)
Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi, Davranış bölümüne yazınız. Cevap vereceklerdir.

hayvanhastanesi.veterinary.ankara.edu.tr
+1
one minute
(19.09.26)
Bol bol eksileneceğim ama gene de söyleyeceğim.
Dediğiniz gibi kediler ve köpeklerde de muhtemelen başka memelilerde de insanlarda olduğu gibi sebepsiz saldırgan olanları oluyor.

5 sene cidden uzun bir süre ve bu saatten sonra durduk yere saldırmaları bitmediyse, bu kedinin değişeceği yok, muhtemelen dediğiniz gibi akıl hastası bu hayvan. Bazı agresif kediler gibi kendi halinde olduğu sürece bir şeylere bulaşmayan bir şey olsa mamasını ver suyunu ver hayatına devam et diyeceğim de durduk yere saldıran bir canlıdan bahsediyorsunuz.

Ben de bir kedi sahibiyim ve evde sürekli saldırıya uğrama korkusu ile yaşanmaz. Bu saatten sonra da eğitimi vesaire olmaz zaten kediler pek de eğitilir canlılar değil.

Ya sokağa bırakacaksınız ya da uyutacaksınız. Kimsenin öyle bir kediye bakmayacağı ortada, ben uyutulması taraftarıyım zira belli ki hayvan da 7/24 tetikte ve stres altında yazık.
-2
denizgonen
(20.09.26)
Arkadaşımın böyle bir kedisi vardı, mizacının böyle olduğunu düşünüyorduk ama daha sonra beyninde bir tümör çıktı.
0
9kuyruklukedi
(27.09.26)
(5)

Split klima kokusu

strawberry first
Klimaları yeni ve temiz ancak çok nemli bir yerde yaşıyorum. Klimayı açınca ister istemez nahoş bir koku geliyor burnuma. Ev tipi klimalara takılacak koku vb nasıl bulurum? Baktığımda hep araba klimaları için ürünler çıkıyor.Alternatif önerilere de açığım.Teşekkürler.
Klimaları yeni ve temiz ancak çok nemli bir yerde yaşıyorum. Klimayı açınca ister istemez nahoş bir koku geliyor burnuma. Ev tipi klimalara takılacak koku vb nasıl bulurum? Baktığımda hep araba klimaları için ürünler çıkıyor.
Alternatif önerilere de açığım.
Teşekkürler.
0
strawberry first
(12.09.26)
Klimaları temizlet. Ardından varsa oto temizlik modunu aç, yoksa klima ile işin bitmeye yakın 10-15 dk önce fan moduna al. İçi nemlendiğinden dolayı oluyor.
0
denizgonen
(12.09.26)
o koku maalesef bakteri, küf olabilir ve akciğerlerde mantar, candida vs yapabiliyor. klimayı temizletin. fiyatları 1500 - 3000 arası olmalı.
0
janderzel zartanyan
(12.09.26)
Klimanın yeni ve temiz olduğu söylenmiş.
Benim doğrudan aklıma montaj esnasında vakumlama işleminin yapılmamış olduğu geldi.
@janderzel zartanyan haklı. Kokuyu başka kokularla bastırmak olaya çare değil. Konu sağlıkla ilgili. Lejyoner hastalığına pek ev tipi klimalar sebep olmaz ama hiç sebep olmaz da denmiyor.
0
Mirket
(12.09.26)
klima parfümü diye ararsanız ev tipi klimalar için kokular çıkıyor.

www.trendyol.com
www.trendyol.com
www.trendyol.com
0
shadowfollower
(12.09.26)
1. iç ünitenin kapağını kaldırıp, filtrelerini önce bir leğen suyun içinde fırçayla temizlemek, sonra da sabun veya deterjanlı suyla filtreleri temizleyip, durulayıp, kurutup yerine takmak işe yarar. Bu, klimanın çıkış hava kanalını temizler.
2. Klimanın bir de giriş hava kanalı vardır. İç ünitenin genelde üst kısmında olur, ama bazı klimalarda alt kısmında da olabilir. Bu kısımdaki filtreyi de temizle.
3. İç ünitenin görünen her yerindeki temizliğini yaptıktan sonra, eğer erişimin kolaysa dış ünitenin de içini temizleyebilirsin. Klimanın kendine ait bir sigortası (şalteri) vardır. Onu indirdikten sonra, klimanın dış ünitesinin vidalarını söküp, ana cihazı aç. Kapağı kaldırdıktan sonra zaten içinde her yeri temizlemek isteyeceksin. Bir de içinde araba radyatörü benzeri ızgara vardır, orayı da suyla yıkayıp, iyi kuruttuktan sonra cihazı toplayabilirsin.
0
sinematematikci
(13.09.26)
(6)

Hayatinizda iyi giden ve kotu giden/ iyi gitmeyen seyler

darthvader
Sb. Nelerden memnunsunuz, neler kotu gidiyor, neler daha iyi olabilirdi ve gelistirmek icin bir seyler yapiyor musunuz, nasil yol aliyorsunuz hayatta ?
Sb. Nelerden memnunsunuz, neler kotu gidiyor, neler daha iyi olabilirdi ve gelistirmek icin bir seyler yapiyor musunuz, nasil yol aliyorsunuz hayatta ?
0
darthvader
(10.09.26)
soyle bir dusundum de memnun oldugum tek sey sanirim sagligim :) fiziksel sagligim.

Surekli biseyleri daha iyi yapma cabasi beni cok yoruyor, o yuzden bu siralar hedefim sadece susup duvar izlemek.
0
tuborg yesili
(10.09.26)
+ Nelerden memnunsunuz?
- Tek başıma olabilme yetimden çok memnunum.
- Bulunduğum durumdan içimde hoşnutsuzluk seziyorsam, bir şeyler değiştirme çabamı takdir ediyorum.
- Hayattan zevk alabiliyorum.

+neler kotu gidiyor?
- Telefona ve ekrana olan bağımlıktan kurtaramadım kendimi.

+neler daha iyi olabilirdi?
- İş hayatım daha iyi olabilir. Terfi almaktan bahsetmiyorum. Daha oturaklı, ne yaptığımı bildiğim bir iş sorumluluğum olabilirdi. He gene iyi iyi gidiyorum.

+gelistirmek icin bir seyler yapiyor musunuz?
- Pek bir şey yapmıyorum. 13 senedir bir şeyler yaptım geliştirmek için ama şimdi bilmiyorum.

+nasil yol aliyorsunuz hayatta?
- Valla, öyle gidiyorum şu an. Bakalım nereye çıkacağım, bakalım.
0
put it in your appropriate place
(10.09.26)
Hayatımda tek mutlu olduğum, memnun olduğum şey evliliğim. Açıkçası bayağı şeye de sırf eşim üzülür diye katlanıyorum. Sanırım üzülecek olmasa çoktan intihar ederdim.
+1
denizgonen
(10.09.26)
İyi giden şey o kadar az ki.
Etrafım hastalarla çevrili bir kişinin ölüm haberini her an alabiliriz mesela, bekliyoruz.

İşim kötü gidiyor genel olarak memnunum yaptığım işten ama maaşlarımız geç ve düzensiz yattığı için borç içindeyim toparlanamıyorum.
İş arama motivasyonum yok.

En son Mart'ta sinemaya gitmişim yılın başından beri güncel üç, toplam yedi film izlemişim, iki kitap okumuşum.
Bunlar benim ruh halimi çok etkileyen şeyler, festival dönemi liste hazırlamak bile bana çok iyi gelirdi bazen boykotu falan boş verip tekrar o tempoya dönmek istiyorum ama yapamıyorum. Her şey o kadar zor ki.

Gelecek sene için bir iş planı yaptık, kendim hemen modu düşen ve ilk aksilikte pes eden biri olduğum için yanıma çok eski bir arkadaşımı da aldım.
Şu an için hayatımdaki tek yenilik ve heyecan bu. Bu işle ilgili çalışmalar yapmak modumu yükseltiyor.

Ama tam olarak iyi değilim yetmiyor, belki tatilde dinlenmek kafamı boşaltmak iyi gelir ve sonrasında toparlarım diye umut ediyorum.
0
mutekebbir
(11.09.26)
kendime bir hayat kuramadım. buna üzülüyorum.
0
Leonardo~Da~Vinci
(11.09.26)
Mükemmeliyetçilik, kaygı, sosyal fobi ve tembellik. Bunlarla boğuşuyorum her daim.
0
yadigar
(12.09.26)
(12)

yaya geçitinde yol vermek üzerine

biseysorcaktim
eskiye oranla farkındalık ya da bir düzelme var mı?ben olumlu gözlemliyorum."türkiye'de genelde araçlar yayalara yol verir" gibi bir çıkarıma gitmiyorum ama geçen bir kaç yıla oranla yaya geçitlerinde yayalara yol verme oranının arttığını düşünüyorum. belki cezalar, belki başka farkındalıklar etkili
eskiye oranla farkındalık ya da bir düzelme var mı?
ben olumlu gözlemliyorum.

"türkiye'de genelde araçlar yayalara yol verir" gibi bir çıkarıma gitmiyorum ama geçen bir kaç yıla oranla yaya geçitlerinde yayalara yol verme oranının arttığını düşünüyorum. belki cezalar, belki başka farkındalıklar etkili olmuştur.

sizce nasıl gözlemleriniz, yavaş da olsa düzeliyor mu?
+3
biseysorcaktim
(03.09.26)
Evet benim de gözlemim bu yönde. Önceki yıllara göre daha çok yol veriliyor.
0
mutekebbir
(03.09.26)
Kesinlikle muthis bi degisim var
0
üğpoıuy
(03.09.26)
Bence de bu konuda olumlu yonde gelismeler var. Devlet biraz kassa aslinda baya fark eder. Suleyman Soylu ic isleri bakaniyken bu konuda birseyler soylemisti, o zaman bile aninda bir fark ortaya cikmisti. 90'lar ve 2000'lerin basinda yaya gecidi neredeyse yok hukmundeydi.
0
mbond
(03.09.26)
her sabah kadıköy rıhtımın orada sabahları yaya geçidinden geçiyorum ve sabahları düzenli olarak o yolu kullananlar arasında ciddi bir yaya geçidinde yol verme kültürünün oturduğunu gözlemleyebiliyorum, fakat aynı yerin 700-800 metre ötesinde yer alan numune hastanesinin orada karşıdan karşıya geçmek istediğimde ise tümsek olsa da şoförler direkt üstüne gazlayarak geliyor.
genel olarak eskiye göre bir gelişme olsa da hala çok yol alınması gerekiyor, zira benim gözlemim bölgesel olarak işlediği ve farklı bölgelerden gelenlerin umursanan bölgede terör estirmeye devam ettikleri yönünde.
+1
denizgonen
(03.09.26)
@edmond +1

Müthis bir degisim yok ama herkese daha cok ceza yazilirsa o ufak akillar ufak baslara gelebilir.
-1
Purple life
(03.09.26)
Kesinlikle var.
yaya geçinde yol vermedeki gelişme kadar, yayaların kırmızıda durma beceri gelişmedi bence. (özellikle kadıköy içi, rıhtım, kuşdiline çıkan vişne sokak ve moda havuzunun orası)
+1
kisa
(03.09.26)
evet, kesinlikle bir duzelme var. mesela siraya girme kulturu de eskiye gore epey iyi durumda. bir onceki gicik nesil azaliyor sonucta yerini bir sonraki nesil dolduruyor. bir de polis drone kontrolu yapiyor artik, suruculer ceza yememek icin sartlanmis olabilir. :))
+2
arakaali
(03.09.26)
bu iş en güzel balıkesir merkezde oturdu. birkaç yıl öncesi kavşaklarda geçiş önceliğine riayet etmeyen ve yaya yolunda durmayanlara 250'şer lira ceza yazdılar. hemen hemen her binada ceza yiyen birisi oldu, miktar düşük olsa da çok kişiye ceza yazıldı. şimdi ise gelişmiş bir avrupa kenti gibi hem geçişe hem yaya yoluna dikkat ediliyor, adımını attığın esnada herkes duruyor. farklı illerden arkadaşlarım geldiğinde inanamıyorlar.

edit: hatta farklı şehirden gelenler balıkesir'de yol vermiyor diye haber yapmışlar. :D
www.instagram.com

bu da başka bir haber
www.habercigazetesi.net
+1
yap desem yapmazsin he
(03.09.26)
Kesinlikle iyiye gidiyor. Hele sürücüyle anlık göz teması kurulabilirse sürücü anında duruyor.

Kısa süredir Balıkesir’deyim ve önceki yollara göre bu durumu ben de fark ettim ancak yayaların ısrarla kaldırım kullanmamaları ve inatla yoldan yürümeleri ile karşıdan karşıya geçerken yola bakmama sorunları son 20 yolda hiç de iyiye gitmemiş.
0
10551037
(03.09.26)
Artık yayaya yol verince daha az korna yiyorum. Demek ki bir değişimden bahsedebiliriz.
0
yadigar
(03.09.26)
neredeyse araba kullanmaya başladığımdan beri, yani yaklaşık 30 yıldır, yaya geçidinde yayaya yol veriyordum. 10 yıl kadar önce, geniş ama tek şeritli bir yolda yol verdim, yaya geçiyor, bekliyorum. sağdan aynama bir baktım, arkadan bir dallama sağımdaki boşluktan geçecek şekilde hızlıca geliyor ama yayanın görmesi mümkün değil. kornaya bastım, yayaya elimle dur işareti yaptım, yaya durdu. tam o anda da sağdan araba geçti. yaya işaretle teşekkür etti. ben tabii sağımdan geçen dallamaya ağır saydırdım içimden. bu olay sonrasında, "doğru şeyi yapsan da, bu tarz dallamalar kurala uymadığı için olan yine yayaya olacak, o zaman ben de uymayayım, durduk yere başımıza bela almayalım" diye düşündüm. yol vermemeye başladım.

3-5 yıl geçti. ufak ufak tekrar yol vermeye başladım. bir gün iki git iki gel, dört şeritli bir yoldayım. yaya geçidi var. yolun ortasında biri bekliyor. arkamda da kıyamet gibi araba var, hepsi benim gibi sol şeritte. "yol vermezsem bu adam daha çok bekler" dedim durdum. yaya geçişine başladı. o arada sağ şeritten bir dallama, o yolda kesinlikle yapılmaması gereken bir hızla (ben diyeyim 80, sen de 90) geldi, geldiğini göremedim bile. yaya da göremedi, ben de uyaramadım. bu dallama frene basamadı bile, yayaya vurdu. yaya biraz sürüklendi. ölümle sonuçlanabilecek bir kazaydı ama kısmet, yayada kırık çıkık bile yoktu. sadece sürüklenmeden sebep yara bere vardı.

indik arabalardan, vuran dallama titreye titreye indi. gittik yayaya baktık, çok önemli bir şeyi yok, bir oh çektik. ortalık az sakinleşti. bu arada ben de inceden endişelendim. trafik kuralları çok ilginçtir, doğru şeyi yaptığını sanıyorsundur ama çok acayip teknik bir detaydan dolayı suçlu çıkarsın. yayaya yol vermem doğru hareket olsa bile, baktığında ben yol vermesem kaza olmayacaktı. o arada dallama şöför, "solda durup da yol veren, benim adama çarpmamı sağlayan şöför kimdi, durulur mu öyle?" gibisinden saçma sapan bir çıkış yaptı, suçu üstünden atmaya çalışıyor. daha polis gelmemişti. benim bir şey dememe kalmadan, 10-15 şöför birden adama "sen manyak mısın, biz gerizekalı mıyız burada duruyoruz, baksana burası yaya geçidi. hiç mi düşünmüyorsun bu kadar adam neden durdu diye, alemin tek akıllısı sen misin, biz bilmiyor muyuz geçmeyi. burada yaya geçidi olmasa bile zaten hızlı gidiyorsun, kimseye suç atmaya çalışma, buradaki tek suçlu sensin, az daha adamı öldürüyordun" falan diye bağırmaya başladılar. (bu arada, kimsenin günahına girmek istemem ama dallamayı net suçlu bulan şoförlerin çoğunluğu belki de o yayaya yol vermezdi) sonra polis geldi. tutanakta benim ismim plakam falan kesinlikle geçmedi. en son polis ayrılırken, çaktırmadan sordum. polis de "sen en doğrusunu yapmışsın, senlik bir durum yok, yol vermeye devam et" dedi.

ancak işin bir de vicdani boyutu var. verilmesi gerektiği gibi yayaya yol verdiğim için az kaldı yaya ölüyordu. bu olay sonrasında her yaya geçicinde her yayaya yol vermeyi bıraktım.
+1
co2s2
(03.09.26)
Bence de eskiye nazaran daha bir artis var fakat bir sofor olarak her zaman yayaya yol vermek en makul yol gibi gelmiyor bana. Turkiye'de malum hiz siniri hak getire sehir icinde 40 50 ile gitsen bazi yollarda adami doverler, bazen cift seritli yollarda 60 70 ile giderken aniden yaya gecidine denk gelince durmak cok mantikli olmuyor, hem arkadaki mesafeyi koruyor olmuyor hem de sag veya sol seritte arkadan gelen arac yaya gecidini cogu zaman kaale almiyor. Bu da ozellikle yaya icin fazlasiyla tehlike arz ediyor bence. Yaya gecidi gordugum zaman once hafif bir frenle aynalarimi kontrol ediyorum ve ortam musaitse mutlaka yol vermeye ozen gosteriyorum. Ama degilse de maalesef basip geciyorum, icimden kusura bakma hocam diyerek.

Bunun disinda hiz sinirlarinin tabelalarla daha ciddi belirtilmesi ve yaya gecitlerinden once ozellikle cift seritli yollarda kasis konulmasi gerekli.
0
bosver nicki
(03.09.26)
(5)

1 Milyon Lira Birikmişle Ne Kadarlık Ev Alınır?

depresif çocuk
1 milyon tl birikmişi olan, aylık maaşı da 200.000 tl olan birisi bütün ev alım sürecindeki masrafları da göz önünde bulundurursak, en fazla ne kadarlık bir ev alabilir? Hangi aralıktaki evlere bakması lazım?
1 milyon tl birikmişi olan, aylık maaşı da 200.000 tl olan birisi bütün ev alım sürecindeki masrafları da göz önünde bulundurursak, en fazla ne kadarlık bir ev alabilir? Hangi aralıktaki evlere bakması lazım?
0
depresif çocuk
(31.08.26)
Hangi banka, O bankayla çalışıyor musunuz, kredi notunuz kaç, ilk eviniz mi, o banka ilk evim kredisi veriyor mu, ev sıfır mı, ikinci el mi, evin enerji sınıfı kaç?
Aklıma gelen sorular bunlar.
Ve daha birçok sorunun cevabı lazım, bu banka kredi sitelerini incelemeni, bir bankayı gözüne kestirip müşteri temsilcisiyle birebir görüşmeni tavsiye ederim. Bu aralar vermiyoruz diyeni de, çıkaracağı masraf karşısında komik kalacak kredi miktarı teklif edeni de olabilir.
+1
Mirket
(31.08.26)
pesinati bastiktan sonra, aylik taksidinin net gelirinin 1/3'unu gecmemesi lazim.
ona gore bir ayar cekeceksin.

baska hesaplamalar da var ama cogu turkiye sartlarinda islemiyor surekli para deger kaybettigi icin.
0
cooperr
(31.08.26)
bence içinde oturduğunuz senaryoda 100K kredi ödeyebilirsiniz. bu da şuan için en iyi oran olan 2.88 faizle 10 yıl max vade için 3.500.000TL kredi tutarına denk gelir. tabi banka sizi kredi verilebilir bulması lazım. 3.5 milyon kredi için evin değerinin exper tarafından 3.900.000 tl değerlenebilir olduğu A-B enerji sınıfı ve ilk evin olması gerekir. ev alırken %4 tapu harcı + emlakçı komisyonu olur, bu da kabaca 250K gibi ilave masraf yapar.

özetle 3.5 mil krediden alırsınız. 250 de masrafı olur. 1 milyon cebinizde varmış. 4.250.000 tl'ye bir ev alabilirsiniz. emlakçısız ve tapu harçsız bulabilirseni 4.5'a çıkarsınız. aylık da 100K geri ödersiniz. ileride faizler düştüğünde yapılandırır, aylık taksiti düşürürsünüz.
+1
awlmi
(01.09.26)
bu seninle ilgili olan bir şey aslında. aylık ne kadarla yaşayabilirsin hali hazırda aylık ne kadar kira veriyorsun onları netleştirmen gerek.

kağıt üzerinde yeni bir ev ise 5 ile 7 milyonluk bir evi alabilirsin. bankalar kredinin aylık kazancının 3/1'inden fazla olmasına çok da takılmıyor benim belgelenebilir hane kazancım 130.000 lira iken hemen hemen her banka aylık 90.000 lira civarı ödemesi olan kredileri gayet de kabul etti, ben ne yaptım ne ettim 3.5 milyon krediyi aylık 120.000 liradan 60 ay olarak çıkarttırdım. şu an belgelenebilir hane gelirim zaten 150.000 lira değil. fakat kredi puanım inanılmaz yüksekti, yaklaşık 15 yıldır da düzenli kredili mevduatlar kullandım hiç birinde de ödemelerimi vesaire aksatmadım.

ancak şeyi söylemem gerek. benim ev 6.5 milyon idi. 6.5 milyon ev için 100.000 lira emlakçı parası ödedim. döner sermayedir tapu harcıdır 360.000 liraya yakın bir vergi ödedim. ıvırı zıvırı derken 500.000 lira daha bir masrafım oldu. eve niyetlendiğinde en az 500.000 lira daha kafanda kenara koy.
0
denizgonen
(01.09.26)
fuzulev ile 4milyonluk alinir. biz iki kez araba aldik guzel sistem
0
aloneinthedark
(02.09.26)
(9)

arkadas bulusmasi gec kalma sorusu

Purple life
romantik olmayan ikili görüsmeler icin max gec kalma limiti kactir sizce?ne kadar süreden sonra ayip etmislik olarak kabul edilir?
romantik olmayan ikili görüsmeler icin max gec kalma limiti kactir sizce?
ne kadar süreden sonra ayip etmislik olarak kabul edilir?
-6
Purple life
(26.08.26)
Haber veriyor mu? Geç kalma gerekçesi mantıklı mı?
Bunların cevabı önemli.
Haber vermiyorsa, mantıklı bir gerekçesi yoksa ayıp edilmiş olarak kabul ederim.

Limitim yok 5 dakika bile mazeretsiz geç kalınmasına sinir olurum
+2
mutekebbir
(26.08.26)
20. dakikadan sonra sonra laf ederim
+1
eurhka
(26.08.26)
15 dakika. haber verse de vermese de 15 dakikadan cok beklersem sinir olurum.
0
antikadimag
(26.08.26)
Artık iletişim kurmanın bir masrafı ya da uğraşı yok. 1 dk bile geç kalacak ise haber vermesi gerektiğini düşünüyorum. 10 dakikadan fazla gecikecekse de karşı tarafın boşuna beklememesi için olabildiğince önceden haber verilmesi gerekiyor bence.
+3
denizgonen
(26.08.26)
1'dk bile geç kalınacak olsa arayıp haber verilmeli +1. Zor bir şey değil ki bu, yolda arayıp gelmek üzereyim şu kadar sürede oradayım demek nezaketen yapılması gereken bir şey. Bunu yapmamanın kendisi hafiften ayıplı bir durum bence.

Ben geç kalmayacak olsam bile 10dk falan kala hala orada değilsem belki diğer taraf erken geldi de bekliyor diye ararım şuradayım 10dk'ya gelmiş olurum diye. Saate bakınca rahatsız ediyor çünkü sözleşilen zamanın yaklaşmış olması, ne bileyim panik havasına sokuyor.

Aranmadı mı? O zaman tam saatinde ben ararım haber beklemem :D eğer 15dkdan fazla geç kalınacaksa insan bir haber verir ayıp diye trip atarım. Genelde çevremle ilgili geç kalma problemleri yaşamıyorum gerçi.
+4
akhenaten
(26.08.26)
biraz gecikeceksem sebebini söyleyip genelde canlı konum atıyorum. belki sadece kahve içilecek açtır ben gelene kadar bir şeyler yesin, tuvalete gitsin. birilerini araması gerekiyorsa arasın. ya da o da gelmemiştir acele etmesin diye. çok işe yarıyor ve bunun için teşekkür de ediyorlar.
+1
ground
(26.08.26)
yakın arkadaşsa 30 dk hadi ennnn fazla 1 saat. daha fazlası için beklemem, kalkarım. samimi olmadığım biriyse 15 dk. haber verilmesi gerekir tabii ki.
-1
deartheodosia
(26.08.26)
Ben 20 dakika sonra bozuluyor bir daha da düzelmiyorum. O kişiyle de görüşmeyi kesiyorum. Eskiden daha toleranslıydım.
0
enteg
(27.08.26)
5 dakikadan fazla geç kalınacaksa haber verilmeli.

1 dakika geç kalmayı haber vermek ? ben bunu anlamadım :)
0
kumandanim
(27.08.26)
(4)

Satış bedeli tapu harç işleri

funl
Rayicin biraz üstü mü gosteriliyor yoksa tam bedel mi ? Guncel durum nedir yakin zamanda islem yapmis var mi ?
Rayicin biraz üstü mü gosteriliyor yoksa tam bedel mi ? Guncel durum nedir yakin zamanda islem yapmis var mi ?
0
funl
(25.08.26)
Biz yılbaşından çnce işlem yaptık 5 daire için, raicin biraz üstünde göstermiştik
0
gadlemler
(25.08.26)
satış bedeline - ilandaki fiyata olabildiğince yakın fiyat yazın. ilanlar yapay zeka desteğiyle maliyenin takibinde. rayicin biraz üstünü göstererek işlem yapan hala var ama sonrasında takibe takılırsanız yine vergiyi ödemeniz gerecek.
0
MtKrt
(25.08.26)
ben de yapay zeka sistemi kurduklarını, sahibinden ilanlarından tutun, o muhitte satılan evlerin ilanlardaki değerlerini vb çok şeyi araştırıyorlarmış ve binlerce kişiye 15 gün içinde ihbarname gönderiliyormuş ve cezai işlem uygulanıyormuş.

cezai işlem de şöyle, vergi olarak kayıp bedelin yüzde 25 fazlası şeklinde uygulanıyormuş.

örnek, siz 1 milyon liralık evi 700bine sattınız, belki bir ihtimal sıkıştım diyerek işin içinden çıkarsınız ama 1 milyon liralık evi ben 100 binliraya sattım derseniz muhtemelen bu yukarıda yazdığım şeyler başınıza gelecektir.

ha en önemli kısmını atlamışım. diyelim ki bunu 5 sene sonra farkettiler 5 senelik yasal faiz uyguluyolar devletin vergi kaybına + yüzde 25. benim için çok riskli. riskli şeyleri sevmem.

tabi bunlar benim sağdan soldan duyduğum şeyler, başına böyle bişey gelen insan tanımadım.
0
omer460
(25.08.26)
Ben evi ne kadara aldıysam tapuda da o kadar beyan ettim. zaten evin yarısını da kredili olarak aldığımdan dolayı ve evin fiyatına göre kredi oranları değiştiğinden ötürü bankaya da kredi çekmeden önce evin ne kadar olacağını söylemem gerekmişti, banka krediyi satıcıya gönderirken önden tapuyu ve oradaki ev tutarını görmek istedi.

döner sermaye vesaire derken 400.000 liraya yakın bir vergi ödedim, bu ödemeyi de ancak 3 taksit ile yapabildim, hakkımı helal etmiyorum buradan da bildiriyorum.
0
denizgonen
(26.08.26)
(6)

Ev piyasası

yakalayamadığın.ışıklar
Ev fiyatları 2.5 sene sonra ne durumda olur?
Ev fiyatları 2.5 sene sonra ne durumda olur?
0
yakalayamadığın.ışıklar
(25.08.26)
faizler duser dolar ve ev fiyatlari artar benim tahminim.
+1
baldur2
(25.08.26)
katılım muabbetine sınırlama getirdiler, oralardan piyasa hareketleniyordu. şu an piyasa durgun seçim önü kredi oranlarını düşürürler, krediler düşerse ev fiyatları artar. türkiyede 2.5 sene sonrasını tahmin etmek çok zor. ama 5 milyon olan ev 15 milyon olmaz herhalde.
+1
mikahakkinen
(25.08.26)
Küresel piyasalarda para arzının artması pek mümkün görünmüyor. Dolayısıyla ülkenin daha rahat borçlanması böylelikle de faizlerin düşmesi söz konusu olmayacaktır. Bu durumda da, kısa süreli dalgalanmaları veya bölgesel hareketlilikleri bilemem, ancak konut fiyatları enflasyon hızında artmayacaktır.
diye düşünüyorum.
+2
Mirket
(25.08.26)
ben açıkçası seçime doğru ev kredisine erişimin kolaylaştırılacağını düşünüyorum.

altının fırladığı dönemde altınını hızlıcana yüksekten bozan kişilerin ise yatırımlık ev almak için pusuda beklediklerine inanıyorum.

pandemi dönemindeki krizler gibi bir şeyin yaşanacağını düşünmemekle birlikte merkezi yerlerdeki ev fiyatlarının belirgin bir şekilde artacağını, merkezi olmayan yerlerdeki konutların fiyat artışlarının da daha erişilebilir bir kredi ile dengeleneceğini düşünüyorum.

ben böyle düşündüğümden dolayı alabiliyorken kredi faizleri yüksek olmasına rağmen kredi çekip ev almayı tercih ettim, zira bir daha ev alma fırsatına denk gelememe olayı beni korkuttu.
+1
denizgonen
(25.08.26)
ev fiyatları illa ki yükselir. ama muhtemelen faiz daha karlı olur.
0
babilfish
(27.08.26)
bu iş bence tamamen siyaset ile ilgili .
Malum parti demokrasinin resmen ırzına geçti.
Hal böyle olunca, onümüzdeki seçimlerde eskisi gibi bir seçim ekonomisi şahsen ben beklemiyorum.

Neden diye soracak olarsanız

1- Parasal genişleme demek dolar üzerindeki baskıyı attırmak demek , hali hazırda petrol fiyatlarıda düşmediği süreci bu pek mümkün görünmüyor

2-Bu seçimde iktiraın halkı pek ipleyeceğini düşünmüyorum, çünkü zaten kontrollü bir muhalefet dizayn edildi. Adamların yine ne yapar eder biz kazarıırız kafasındalar.
Bunun ispati olarak üsküdar belediyesinde yaşananarı örnek gösterebilirim.

Sonuç olarak ev fiyatları elbette artar ama bu mevduat getirisinden fazla olmaz diye düşünüyorum.

Bununla birlikte şöyle bir durumda yeni yılda illlaki asgari ücreti bir zam yapılacak. Bu durum illaki ev fiyatlarına yarayacaktır.

Birde şerh olarak düşmekte fayda var tüm bu söylediklerim doların konrollü bir şeklide yükseltilmesine devam etmeye bağlı .olası bir kur atağında tüm senaryo değişir.

Benim tahminimde 2027 yılın içireisnde bunun isteselerde istemeselerde gerçekleşeceği yönünde.
0
Rao
(14.09.26)
(16)

Sorum erkeklere: bugüne kadar aldığınız en güzel/iyi hediye neydi?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar, Öyle romantizme girip bebeğimiz, sevdiğimin gülüşü vs gibi şeyler sormuyorum. Daha pragmatist bir noktadan hani "valla çok işime yaradı, çok kaliteli bir şeymiş vs" dediğiniz türden bir şey soruyorum. Bu bir deneyim de olabilir bu arada. Marka model şeklinde detay da verebilirsen
Merhaba arkadaşlar,

Öyle romantizme girip bebeğimiz, sevdiğimin gülüşü vs gibi şeyler sormuyorum. Daha pragmatist bir noktadan hani "valla çok işime yaradı, çok kaliteli bir şeymiş vs" dediğiniz türden bir şey soruyorum. Bu bir deneyim de olabilir bu arada. Marka model şeklinde detay da verebilirseniz çok güzel olur.

Cevaplar için çok teşekkür ederim.
Sevgiler, saygılar, hürmetler.
+1
Amaranta ursula
(24.08.26)
2+1 ev. gürültüden ve kalabalıktan şikayetçiyim ama 10 senedir kira ödememek şu an sahip olduğum şeylere sahip olmamı sağladı.
-3
denizgonen
(24.08.26)
eşim bana yelken eğitimi hediye etmişti, başlamak isteyip öteliyordum. tatillerimizi kendi kiraladığımız teknelerde geçiriyoruz 5 senedir.
+3
awlmi
(24.08.26)
valla çok iyi hediyeler almadım. tek hatırladığım eşimin bana aldığı puma bvb forması.
0
mikahakkinen
(24.08.26)
öyle bir hediye yok. biz erkolar sizin gibi hediye için günlerce düşünüp aldığımızda gözyaşlarına boğulacak duygu yoğunluğuna sahip değiliz. şık bir kalem, cüzdan al geç.
-4
buenosdias
(24.08.26)
@buenosdias,
Sorumu anlamadınız galiba. Ben de oyle duygulu hisli bir hediye sormuyorum. Gerçekten işinize yarar kullanışlı uzun ömürlü bir hediye aldınız mı diye soruyorum.
0
🌸Amaranta ursula
(24.08.26)
İlla işe yarar bir şey mi olması gerek?

Bana bir Lego alınmıştı mcqueen’in. Onla uğraşmak zaman geçirmek gayet keyifliydi benim için. Özellikle lego uygulamasını keşfetmek deneyimlek bambaşkaydı resmen.
0
substituent
(24.08.26)
kazak, gömlek.
+1
duyuruuser
(24.08.26)
Geçen sene eşim bütün yıllardır çekildiğimiz telefon fotolarından albüm yapmıştı. O güzeldi.
Çok sevmem/kullanmam olarak dersek de leatherman alındı bir kere noelde, vallaha hayat kurtarıcı bir olay.
Bir kere de alet çantası ve şarjlı matkap/tornavida. Gene efsane hediyeler isime yaramasi olarak.
+1
logisticsmanager
(24.08.26)
koşu için kıyafet alınca çok hoşuma gider.
termos almıştı. yıllardır kullanırım.
www.trendyol.com

yıllarca kullanabileceğim ve boşa gitmeyecek bir hediye erkekler için en iyisidir. bizim olayımız ya beni düşünmüş, kendi elleriyle yapmış ne güzel değil, pratik, fiyat performans ve işe yarar hediyedir. benim için kendi elinle aylarca emek verip yapacağın ama hiç kullanmayacağım bir atkıdan ziyade parasını verip alacağın ama her gün kullanabileceğim bir hediye çok daha değerli. çünkü biz erkeğiz. :)
-2
gabe h coud
(24.08.26)
Ben erkek değilim ama yemek yapmayı seviyorsa babama hediye olarak döküm tava aldım severek kullanıyor. Markası Black Bear Dökümcübaba.
+1
peki madem
(24.08.26)
Almadım galiba.

Anahtarlık boy uçuşa engel olmayan isviçre çakısı hediye edildi. (Bıçaksız. Makas, soda açacağı, kürdan, cımbız ve yıldız tornavidadan ibaret) En çok makbule geçeni o.
0
yadigar
(24.08.26)
Çok hediye aldım, bir süre düşündüm ama sonuç:
404 Not Found

Cidden bizim için en güzel hediye huzur, sorun çıkarmama, şefkat, iyi bir masaj, güleryüz, nezaket, iyi bir seks hayatı falan sanırım. öyle aklında kalan bir hediye olacağını düşünmüyorum normal bir erkeğin.

Yine de soruyu bu yönüyle değil de, hediye önerileri olarak cevaplayabilirim.

- min 100Watt güç verebilen taşınabilir powerbank
- min 100Watt güç verebilen ve üzerinde birden fazla typeC - typeA usb çıkışları olan şarj adaptörü
Tercihen aohi marka.
- powerbank e takılabilen usb fan veya led ışık.
- gürültü önleme özellikli bluetooth kulaklık. tercihen sony.
- ceyo erkek ev terliği
- kaliteli bir sırt çantası (kullanıyorsa) samsonite vs.
- güncel bir oyun konsolu veya oyun (playstation 5, xbox series x)
- vr gözlük (bir süre sonra sıkılınıp kenara atılabilir dikkat. ama yine de yaşanması gereken bir deneyim) örn: meta quest 3
- kullanıyorsa kaliteli bir mouse veya klavye. tercihen logitech mx series veya razer
- sevdiği veya merak ettiği bir şehir için tatil planı
- kapsamlı tornavida seti (öyle şeylerle uğraşıyorsa)
- uzun atlet, boxer
- outdoor ürünler olabilir. termos, ayakkabı, yağmurluk, eldiven, çadır sandalye, masa vs...
- fotoğraf çekmeyi seviyorsa makine veya lens
- ofis / oyuncu koltuğu
- direksiyon seti
- drone
- monitör
- mutfakla uğraşıyorsa mutfak aletleri, bıçak takımı, tost makinesi, blender, tava seti vs.
- isviçre çakısı
- kitap okuyorsa kindle paperwhite
- araç kamerası
0
ananiyimioguz
(24.08.26)
Hayatım boyunca pek hediye almamış birisi olarak, dümdüz siyah swatch saat idi
0
kondansator
(25.08.26)
esim cips yemeyi sever. ama ayni zamanda duyusal hassasiyeteri var, ellerinin pek yaglanmasini sevmez, herhangi bir yuzey es kaza yaglanirsa kosa kosa temizlik yapar filan. uyduruk plastik bir tutacak almistim elleri yaglanmadan doya doya cips yesin diye, aylarca tesekkur etti. bu bayaa uyduruk bisey, cips tutacagi diye aratirsaniz cikiyor, isaret ve orta parmagin arasina oturan plastik bisey. fare kullanimini da engellemiyor.

yine ayni esim kendi bilgisayari, sirket bilgisayari ve tableti arasina gunde 2352352 kez gecis yapiyor usenmeden. hepsi ayni masada, ama duruma gore monitor kablosu sokup takar, klavyeyi aktarir filan. bu gecisleri kolaylastirmasi icin klavye + mouse seti almistim logitech'ten, 3 cihazda birden calisabilecek bisey. diger ekrana gectiginde bi tusa basmasi yetiyordu klavye ve fareyi de gecirmesi icin. onun icin de bana 2 sene filan tesekkur etti.

bi de elektrikli bisiklet aldim ikimize de. oncesinde normal bisikeltlerimiz vardi ama daglik bir yere tasininca biraz amelelik olmaya basladi. onlar pek ucuz degildi ama hala her ciktigimizda "bisikletlerimiz cok guzel, iyi ki almisiz" diyor.

aa bi de senede bir tava degistirmekten gina gelince celik tencere tava seti aldim. tencereler ok de tavalara alismasi biraz surdu, ama simdi oha tavalarimiz ne kadar da guzel diyip duruyor, ahaha :D

bunlarin hepsi epey kisisel ornekler. sik seyahat eden birisi icin iyi bir ucak yastigi, powerbank, kulaklik vs gibi seyler ise yarar olabilir. okumayi sevenler icin kindle turu seyler, ya a sevdikleri bir derginin yillik uyeligi guzel olabilir. 5 metrelik sarj kablosu epey ise yarayabilir, ya da kablosuz sarj standi. kahve sevene kaliteli ogutucu, ya da iyi bir yerden birkac aylik kahve uyeligi olabilir. iyi alet edevata (matkap, tornavida, lazer vs) ben bile cok mutlu olurum, omurluk seyler.
0
taurina
(26.08.26)
Tişört alınması çok hoşuma gider, beden için de çok problem olmaz. Giyebildiğim kadar da uzun süre keyifle giyerim. Saat de aynı şekilde, uydu mu uymadı mı problem olmaz, illa bi şeye uyar. Mutfak için tava, bardak, kupa, kap kacak da benzer şekilde. Uçlu kalem de benzer şekilde. Karşıdaki kişinin bir şey alacağını hissedersem doğrudan şunu al derim, pilot shaker mesela. Evde boş yatacak hediye asla istemem. Buzdolabına magnet olacaksa bile bi tekelin, kuruyemişçinin olsa daha makbul gelir.
0
bumbum
(26.08.26)
Ahşaptan dandik bir masa üstü takvim almıştı hanım, ayları günleri sürekli değiştiriyorsunuz.

velapati.com

bu değil de benzer işte, ömür boyu kullanmalık olması aşırı güzel bi' özellik bence, ben böyle ucuz ama inanılmaz işlevsel şeylere bitiyorum :)

benim hayatta para verip almayacağım koşu ayakkabısı aldı bi' kere de, o da çok güzeldi.
0
kumandanim
(26.08.26)
(8)

Oğlumun çok fazla oyuncağı oldu

Gradient_tabanlı_mor
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu dur
Oğlum 2 yaşında ve ben her ne kadar minimalizmi uygulamaya çalışsam da oyuncağı ve aktiviteleri çok fazla oldu.

Genelde hediye geldi ama şu an özellikle 3 tane scooter(pahalı markalar), 1 bisiklet, 1 akülü araba, 4 tane üstüne binilen sürülen şeyleri vs oldu. evde koyacak yer de kalmadı zaten. Bu durum beni rahatsız ediyor ileride doyumsuz olur mutsuz olur diye korkuyorum.

Sizce bu bir sorun mu? İmkanı vardır kullanır mı dersiniz yoksa 2 yaşında bebeğin 10 tane bisiklet türevi olmamalı mı dersiniz? Ben küçükken bizi hep böyle yetiştirdikleri için bana yanlış geliyor. 1 tane scooter olurdu eskiyene kadar binerdik. Eşimi de tam tersi çok imkanlarla yetiştirmişler ona normal geliyor her gün birine binsin ne olacak ki diyor mesela.
-2
Gradient_tabanlı_mor
(24.08.26)
bence bu bir sorun bu konuda size katılıyorum. bir şeylerden eksik kalmaması başka, bir şeylere fazla fazla sahip olması başka. bir tane olursa kıymetini bilir birden fazla olursa nasılsa bol bol var psikolojisi yaşar.
imkan var diye abartmak da çok anlamsız, imkanı olmayan çocuklara hediye edilmesi daha şık olur diye düşünüyorum fakat burada esas konuşmanız/tartışmanız gereken kişi eşiniz.
+1
denizgonen
(24.08.26)
elbette sorun. cocugunuzun bu kadar cok fazla esyasinin olmasi, gelecekte de bu beklentide olmasina neden olur, yetinmeyi bilmez, kiymet bilmez. ebeveynler cocugum her imkana sahip olsun, hic zorluk cekmesin derken hayattan tamamen izole cocuk yetistiyorlar. gecenlerde bir ebeveynle tanistim, cocuk toplu tasimanin her turlusunden korkuyormus, kaygilaniyormus cunku cocukla zor olmasin, rahat etsin diye hic kullanmamislar. icimden dedim bence cocugu bir muzeye koyun, onunu de camla cevirin, hani mona lisa falan gibi uc metre uzaktan bakabilsinler sadece.
+2
Sour
(24.08.26)
Anneanne babaanne müsaitse bölebilirsiniz.
Bisikleti benim evde scooterı anneannede, diğer scooterı da yazlıkta bizim.
Oyuncaklar için de uyguluyorum koca kutularımız var gardolabın üzerinde sakladığım dönüşümlü çıkarıyorum ortaya.
+2
cilekli pasta
(24.08.26)
Sorun var tabii ki. Sonradan para gören insanlar ben eksik kaldim cocugum kalmasin diye onu esyaya boguyorlar. Daha sonra cocuklari materyalist ve doyumsuz olabiliyor.
0
Purple life
(24.08.26)
2 yaşında bebeğin 10 tane scooter'ı olmamalı.

benim çocuk 6 yaşında 1 bisiklet 1 scooter ı var. elbise değil ki bu bir sürü olsun.
0
wilhelmwasmuss
(24.08.26)
çocuk daha küçük büyüdükçe hele erkek çocuklarda bu tarz şeylere ilgi artacaktır ve evet cazibesi azalabilir.. ben sizin yerinizde olsam tüm oyuncakları kaldırı 6 şar aylık dönemlerde yeniden ortaya çıkarırdım. böylece yeni sıfır alınmış gibi süprizli heyecanlı olur.. ve biraz da oyuncak vs almaya ara verirdim. daha uzuuuun yıllar var. 2 yaş biraz daha artık el işleri ile hamur oyanama ile boya yapma ile de keyif alınacak yıllar bunlara öncelik verin.
+1
iwillsee
(24.08.26)
Bence bu kadarı çok fazla. İki yaşındaki çocuk anlamaz ki zaten, hepsi aynı onun için.

Bir tanesini çocuğun için ayır, kalanları da istersen böyle bir oyuncağı hiç olamayacak çocuklara dağıt.
+1
rock n roll
(24.08.26)
Öncelikle oyuncakları rotasyona sokmayı alışkanlık yapın. Her oyuncak her zaman yok. 7-8 tane oyuncağı bir rafta düzenle sergileyin ve bunlardan başka seçenek bir ay boyunca sunmayın. 1 ay sonra o 7-8 oyuncak kalkıp yerine başka 7-8 oyuncak gelmeli,
çocuğun hem yaratıcılığı gerçekten böyle gelişir hem overstimulation'ı engellersiniz.
4 tane scooter diyorsunuz ya, en sevdiğini kenara ayırıp diğer her şeyi bir kenar mahallede dağıttın çocuklara.
0
alice in potatoland
(27.08.26)
(6)

araba satmak

deepness
a. 2. el araba pıyasası bu aralar durgun denıyor, ne zaman satmak uygundur ?b. arabam trink.sat gıbı platforma araba satılır mı? yoksa sarı siteye mı koymak saglıklı guvenlı? Yoldaki bir galericiye sorup ona satmak secenegı de uygun mu?bazı fıkırlerım var ancak sızlerın deneyım ve onerılerını duymak
a. 2. el araba pıyasası bu aralar durgun denıyor, ne zaman satmak uygundur ?

b. arabam trink.sat gıbı platforma araba satılır mı? yoksa sarı siteye mı koymak saglıklı guvenlı? Yoldaki bir galericiye sorup ona satmak secenegı de uygun mu?

bazı fıkırlerım var ancak sızlerın deneyım ve onerılerını duymak ısterım. cok tesekkurler sımdıden.
0
deepness
(24.08.26)
Genelde yazın daha hareketli olur, bayram öncesi piyasa hareketlenir gibi kabuller var.

Prensip olarak hızlı ve kolay satın alanlar (platformlar, galeriler) daha düşük fiyat verir. Kendin satarsan daha uzun sürede ama daha yüksek fiyata satarsın. Diğer ilanlara göre düşük fiyat yazarsan hızlı satarsın.

Muhtemelen platformların verdiği fiyat ile benzer ilanların fiyatlarının ortasında bir fiyat yazarsan ilana ve beklentini de buna göre kurarsan hem hızlı hem de galericilerin üzerinde bir fiyata satmış olursun.
0
burfak
(24.08.26)
acelem yoksa kullanıyorsam ben şahsen bu sıralar araba satmam, bayrama kadar beklerim zira kredi muslukları açılacak vesaire dedikoduları fazlasıyla başladı.
0
denizgonen
(24.08.26)
2. el piyasası şu an durgun. kredi kampanyaları olacağı söylendiğinden daha da durdu. 0 da hareket var ama 2. elde tutulmayan modeller hariç satış az. trinksatlarda fiyat piyasa altı.
0
mikahakkinen
(24.08.26)
araç piyasası sabit mevduat faizi yüksek araç satılmadığı her ay zarar ettiriyor aktif ihtiyaç yoksa 3-5 bakmamak lazım
0
alp9900
(24.08.26)
kardeşim sıkça araba yeniliyor; sarı sitedeki eli boş tayfayla uğraşmamak için hep arabam.com'a veriyor. aradaki fark az değil ama psikolojisin korumak için değermiş.
0
lil siztah
(24.08.26)
arabami degistirecegim. galericiler olu fiyati veriyor ama hizli da satmam lazim. facebook marketplace'e ucuz koydum. hemen ilk gun 4-5 kisi iletisime gecti. birine sattim 24 saat icinde.

piyasa ederinin altina koydum ve pazarlik yapmadim. bu sekilde fiyati alt sinirda oldugundan cok kisi ariyor, ve araban da iyiyse surdukten sonra fiyatinin iyi oldugunu bildikleri icin pazarliksiz kabul ediyorlar.
+1
antikadimag
(24.08.26)
(6)

Boşanma davası

stejerners
Arkadaşım 2 aylık evliyken boşanmak istiyor, çekişmeli boşanmalar ne kadar sürede biter?
Arkadaşım 2 aylık evliyken boşanmak istiyor, çekişmeli boşanmalar ne kadar sürede biter?
0
stejerners
(21.08.26)
gerçekten çekişmeli olacaksa uzun sürer. en az 2-3 duruşma sürer bu da 6-7 ay demek. ilk duruşmada boşanma kararı verilse dahi karşı taraf istinaf ederse bölgesine göre değişir ama ila 3 yıl sürer geri dönmesi.
+1
ground
(21.08.26)
Hocam başka kolay yolu yok mu kısa sürede bitmesi için?
0
🌸stejerners
(21.08.26)
Yok.
+1
baldur2
(21.08.26)
2 taraf anlaşmışsa ama 1 yıllık süre şartından dolayı mecburen çekişmeli açmışlarsa evet daha kısa sürede sonuçlanabilir. diğer türlü çekişmeli ise gerçekten maalesef.
0
ground
(21.08.26)
Bir yılı doldurup anlaşmalı boşansınlar.
Duruşmada itiraz etmeyeceğiz de derlerse 1 duruşmada ve o günü boşanıveriyorlar 5 dakikada.
-1
Mirket
(21.08.26)
bir yıl olmadığından dolayı taraflar anlaşsa dahi süreç 7-8 ay sürer. o yüzden en mantıklısı şimdiden evleri ayırıp 10 ay sonra anlaşmalı boşanma ile bir günde süreci bitirmek.
0
denizgonen
(22.08.26)
(8)

Erenköy mü Göztepe mi

awlmi
Aynı özelliklerde aynı fiyata iki ev var diyelim. Birisi Erenköy'de, diğeri Göztepe'de, ikisi de Minibüs ile Tren arasında, ikisi de marmaray'a 8 - 10 dk yürüme ve işinize de aynı uzaklıkta. Erenköy'ün avantajı caddeye daha yakın, Göztepe'de ise ulaşım bir tık daha iyi sanki. Hangi lokasyondaki evi
Aynı özelliklerde aynı fiyata iki ev var diyelim. Birisi Erenköy'de, diğeri Göztepe'de, ikisi de Minibüs ile Tren arasında, ikisi de marmaray'a 8 - 10 dk yürüme ve işinize de aynı uzaklıkta. Erenköy'ün avantajı caddeye daha yakın, Göztepe'de ise ulaşım bir tık daha iyi sanki. Hangi lokasyondaki evi kiralamak/satın almak isterdiniz? İki lokasyon bırakıyorum.

Erenköy: maps.app.goo.gl
Göztepe: maps.app.goo.gl
0
awlmi
(20.08.26)
Göztepe
Parka yakın
ulaşım daha kolay
Suadiye tarafında yoğun saatlerde ciddi trafik de oluyor
Şahsi keyfi fikirdi
Not: park yeri durumu ayrı bir kriter
0
kisa
(20.08.26)
Erenköy
metro - marmaray - dolmuş hepsi dibinde
Sahile daha yakın dolayısıyla caddeye de daha yakın
hem caddenin hem de sahilin suadiye tarafını daha çok beğeniyorum.

Biraz şahsi tercihine bağlı bir durum nereye yakın olmanız gerektiğine göre değişir.
+1
nuevo
(20.08.26)
tam ortalarında oturan biri olarak benim tercihim kaptan arif sokak olurdu. siz zaten olumlu-olumsuz yanlarını saymışsınız. bulunduğu muhit açısından bana kaptan arif civarı daha canlı ve daha keyifli geliyor, yoksa ikisi de oturmak için güzel noktalar.

caddeye yürüyerek ulaşmak önemli bir kriter bence.
0
anlamlihatalar
(20.08.26)
Doğma büyüme Erenköy civarlı biri olarak Göztepe'yi seçerdim. Neden? Çünkü merkeze daha yakın. Merkeze yakınlık önemli bir şey bence.
0
msb
(20.08.26)
erenköy, sosyal imkanları daha geniş.
0
orpheus
(21.08.26)
bu bölgelerde sabah ve akşam çok acayip trafik olabiliyor. bence 1-2 gün boyunca trafik durumlarına bakın, öyle karar verin.
0
co2s2
(21.08.26)
ne kadar oturmayı planladığınıza ve sosyalliği nerede yaşadığınıza göre değişir. ama göztepe bence bir adım önde. toplu taşıma alternatiflerine bir de otobüsü eklemiş olursunuz. trafiğin rahat olduğu saatlerde minibüs caddesinden 10-15 dakikada rıhtıma gidebilirsiniz. hatta canınız isterse yürüyebilirsiniz de. bir de aracınız varsa göztepe bir yerlere gitmek için daha uygun konumda.

erenköy çarşıya, marketlere ve perşembe günü kurulan semt pazarı sebepli gündelik alışverişe daha yakın. erenköy-şaşkınbakkal-suadiye 15 dakika yürüme mesafesinde.
göztepe'nin dezavantajı kağıt üstünde duraklara yakın, alışveriş olanakları çeşitli ama sokakların yapısı sebepli erişim daha uzun, sonuç olarak her şeyin ortasında kalıyor.

kaptan arif inşaat kamyonlarının sıklığı sebebiyle gürültülü ve toz toprak içerisinde olur. göztepe kentsel dönüşüm hareketliliğini atlatmış sayılır. daha sakindir. bölgedeki tek gürültü kaynağı meslek lisesi'nin okul zili olabilir. onun dışında evin aydınlığı ve esinti olması önemli kriterler. daire konumuna bakmak lazım.

"ne kadar oturmayı planladığınız" ile kastettiğim ise şu: evler aynı özelliklere sahipse normal şartlarda erenköy'ün daha pahalı olması lazımdı. kaptan arif'teki ev bu gözle bakınca "fırsat"mış gibi gözüküyor.
0
tnz
(21.08.26)
caddede yaşayan biri olarak caddeden ne kadar uzaktaysa ve alternatif ulaşım güzergahlarına yakınsa o kadar iyi. Bağdat caddesi artık istanbulun en leş caddesi oldu, üstüne de toplu taşıma sadece sahil aksında var, sahile gidilmeyecekse daima kadıköye gidilmesi gerekiyor.
0
denizgonen
(22.08.26)
(16)

Mahalle baskısı

denizkenarısandalye
Bu dert hepimizin derdi de bir de ben içimi dökeyim dedim…30, k. Bundan üç sene önce iş yerinde kalabalık bi ekipte dört beş bekar vardık. Bu sene hepsi evlendi ve nişanlandı. Hepsi benden 2-3 yaş büyüktü. Yani bu sene aralarından bi ben bi de bi bekar daha kaldı. Geçenlerde kıdemlilerden biri deniz
Bu dert hepimizin derdi de bir de ben içimi dökeyim dedim…
30, k. Bundan üç sene önce iş yerinde kalabalık bi ekipte dört beş bekar vardık. Bu sene hepsi evlendi ve nişanlandı. Hepsi benden 2-3 yaş büyüktü. Yani bu sene aralarından bi ben bi de bi bekar daha kaldı.
Geçenlerde kıdemlilerden biri deniz ya o bekar ekipten ilk sen gidersin sanıyorduk sen nasıl kaldın ya kimse yok mu ehehehehe filan dedi. Ben şu an büyük dert etmiyorum ama bunlar hep böyle densiz konuşacak mı? Şimdi keyifliyim de 35ime geldiğimde aile kurma çocuk isteği falan ağır basabilir o zaman böyle densiz laflar duyarsam herkesle arayı bozarım. Bu en basit laflardan biri bu arada. Yakınlarımdan gelenler çok sıkmaya başladı. Süslenip hazırlanıyorum mesela, sen süsleniyorsun da n’oluyo. Bak görüyorsun elalemi dimi filanlar sjdhsjsjdj. Bana tuhaf ve komik geliyor şu an ama büyük ihtimalle ben çirkinleşirim. E sen memnun değilsin ya kocandan filan derim çatçat söylerim yüzlerine. Yakınlarla aram bozulmasın da iş yeri çok önemli değil. Nasıl baş ediyoruz bununla? Çatışmak mı lazım sessiz mi kalalım?


Bir de unutmuşum ekleyeyim. Herkesin bi beğeni algısı vardır. Tanımak istemek için önce bir beğenmek de gerekiyor. Yakınlardan da ya aslında bizim Ahmet var sana ama diye göstermeye başladılar :D Ahmet hiç tipim değil. Asla beğenmeyeceğim bi tip yani. Ben 7ysem Ahmet 4 filan. Noluyoruz ya :) ters tepki versem bi dert vermesem içimde kalacak. hayatında biri olmayınca ilgilenen de yok sanıyorlar sanırım. Evlenmekse olay yarın evlenelim ama bu basit hayatların baskılarıyla uğraşamayız.
+2
denizkenarısandalye
(17.08.26)
Bekar kaldığın sürece bu davranışlara maruz kalacaksın malesef. Herhangi bir meziyete sahip olmadıkları için o boktan hayatlarının nispetini yapıyor zavallılar. Ben halimden memnunun de geç, bir süre sonra sönecek bu davranış.
+8
Simrug
(17.08.26)
bence şimdiden kötü etkilemeye ve kırmaya başlamış bu durum sizi.

böyle şeyler söylediklerinde gülmek yerine "özel hayatım ve ne zaman evleneceğim beni ilgilendirir. evlenmiş olmak için evlenmek isteseydim birini bulurdum. acele etmeye gerek yok. mutlu olmak için bir erkeğe ihtiyacım yok." diyip ağızlarının payını verin susturun. ortam gerilirse gerilsin. bir kere gerilir geçer. elli kere canınız sıkılacağına bir kere gerilin.

eğer şimdi sessiz kalıp durursanız bu sinir ve alınma içinizde birikir. ciddi anlamda kafaya takmaya başladığınız anda da biri bu lafı ederse, tüm bu birikmişle aniden patlayabilirsiniz. daha kötü olur yani.

-----

ben de 30 yaşında bir kadınım. evlenmek istemiyorum. 2 kedim var. sevgilim de var ama evlenmek istemiyorum. beraber yaşamak dahi istemiyorum. sadece yılda 1 bile görmediğim babam tarafı akrabalar söyler böyle şeyleri, "istemiyorum evlenmeyeceğim" diyorum direkt. bir de dayım şakayla karışık takılır, ona da aynı şeyi söylüyorum. bir kez de iş arkadaşım demişti, evliliği gereksiz buluyorum demiştim. çocuk istemiyorum, evlenip ne yapacağım? başıma bela mı arıyorum? aramıyorum. :d
+7
art cat chocolate
(17.08.26)
Insanlar ne kadar densiz. Tepkinizi kibar bir sekilde belli edin bence. Kötü niyetten değil de mal olduklari icin yapiyorlar büyük ihtimalle.
+4
Purple life
(17.08.26)
Yaş 33 erkek.
Yeni başladığım iş yerinde kısa sürede çokça duydum benzeri şeyler.açıkçası "üzülmek,sıkıntı yapmak" manasında takmıyorum ama neticede sözün bir manası var.zaman geçiyor,gençlik geçiyor ve her şey zamanında yaşanmalı,bu sözleri de bu bağlamda bir hatırlatma olarak alıyorum şahsen. Ha canım isterse punduna getirip ters laf da söylerim,o anki halime göre artık.
Kısa özet;kırılmayın,bu lafları boşlamayın da. düzeninizi kurmaya/devam ettirmeye çalışın.
+3
denizciman
(17.08.26)
Sizinle aynı durumdayken sürekli annemden ve teyzemden benzer şeyler duyuyordum. Kendi ailem yine neyse de teyzemin bomboş ve aşırı huzursuz, gergin, son derece gereksiz bir evliliği vardı. Sonunda bir gün 'siz evlendiniz de ne oldu?' deyiverdim. Sonra bir daha bu lafları duymadım. Bazen gerçekten tepki vermek gerekiyor ne yazık ki insanlar sınır bilmiyor.
+4
amelie poulain
(17.08.26)
Niye sinirleniyorsun ki, gul gec. Bakiyorum de, olabilir de, insallah de, benim de aklimda de. Bu tip sorulari duymak istemiyorsan odandan cikma.
0
baldur2
(17.08.26)
Ablacım evlen bence sen 35 i bekleme.
+5
Cezcez
(18.08.26)
istediğiniz zaman evlenin isterseniz hiç evlenmeyin ancak 35 yaşında evlenmeyi planlıyorsanız o biraz riskli. bugün 4/10 luk 35 yaş erkek arkadaşa 7/10’luk 37 yaş kadını tanışmaları için önerdik sırf yaştan olmaz dedi. başka bir arkadaşta aynı durumda idi her neyse maalesef günümüzde hala da kadının yaşı çok önemseniyor 35 geç
olabilir.
-4
homohominilupus
(18.08.26)
haddini bilmeyen insanları zaten uzaklaştırın etrafınızdan. hiçbir faydası olmayacak eminim. ayrıca şu an bu kadar takıyorsanız ilerde bunun sıkıntısını çok çekersiniz. yılanın başını küçükken ezin derim. yoksa anksiyeteye bağlar bu ileride.
+2
ruhlardan esinlenen karga
(18.08.26)
Geçenlerde aynı konuda Çinli bir kadının videosu viral olmuştu. Kadın 35 yaşında iyi eğitimli genel olarak hayattan ne istediğini bilen ve yalnızlığı kötü ilişkiye tercih eden birisi olarak tanımlıyor kendisini. Çevresi evlenmesi konusunda baskı yapıyormuş ve ailesi de dahilmiş bu baskıya. Hatta ailesi 50 yaşında birisi ile tanışmasını önermiş, çevresinden ziyade ailesinin böyle bir teklifle gelmesine ne kadar içerlediğinden bahsediyordu.
30+ kadınlar olarak bu baskıyı dünyanın birçok yerinde hissedeceğiz, sadece yaşadığımız yer değişecek yaşadıklarımız aynı kalacak. İşte bu noktada sizin kendi sınırlarınızı korumanız gerekiyor.
Gerekirse bazı insanlarla aranızın bozulmasını önemsemeden ‘bu benim hayatım, benim tercihlerim, doğru veya yanlış bildiğim yoldan yürüyorum-yürüyeceğim’ deyip bunu gösterebilmeniz de gerekiyor davranışlarınızla.
Şu an duyuruda bile, hatta cevaplarda dahi kendinizi kötü hissettirecek söylemler var. Ben senin iyiliğini düşünüyorum demek sınırlara dokunmak anlamına gelmiyor, öneri/deneyim adı altında alttan alttan ‘bak geç kalıyorsun, yaşın gecikince olacaklar ortada’ demek mahalle baskısının bir başka çeşididir bana göre.
Sorunuza cevap bazıları ile çatışmak gerekiyor, birkaç defa -hatta çoğu zaman bir defa yeterli oluyor- net bir şekilde sınırınızı korursanız geri adım atacaklardır.
Sadece arkanızdan konuşmalar daha artacaktır, zaten yüzünüze diye arkanızdan konuşuyordur, dozu artar.
+1
umutt
(18.08.26)
35 yaşıma basmak üzereyim 33 yaşımın sonuna doğru evlendim. genelde bu tarz patavatsız yaklaşımlara agresif tepkiler sergilediğimden ötürü genel olarak evlen tarzı bir baskı ile karşılaşmadım.

arkadaş çevresinde genel olarak evlilik meselesi arkadaşlığı korumak amaçlı açılıyor. neden bilmiyorum kişiler evlenince istisnaları haricinde toplum bekarları dışlamaya başlıyor, genel olarak her şeye çift olarak katılmaya meraklı olmaya başlıyorlar. ben de mesela evli olmama rağmen çift olarak etkinliklerden çok rahatsız oluyorum sırf arkadaşımın eşi diye ya da eşimin arkadaşı diye birlikte sosyalleşmek zorunda değiliz. bu şekilde de çok fazla evli arkadaşımı kaybettim, özellikle eşleri benimle takılmalarına anlamsız bozuluyorlardı.

ben 7'liğim bana 4'lük önerdiler meselesine gelince; burası türkiye, istisnaları haricinde 8-10'luk tiplerin saf olanları eğitim hayatları bittiği gibi daha 20'lerinin ortasında kapatıldı. geriye kalan istisna olanlar ve ortalama tipler de 30'larına doğru yavaş yavaş evlenmeye başladı, ciddi ilişkilere girdi. gerçekten 7'likseniz ve görünüş olarak kendi seviyenizde ve üstünde bir erkek arıyorsanız ve üstüne de o erkek yaşının gerektirdiği gibi ekonomik bağımsızlığını da kazanmışsa beni istediğiniz kadar eksileyin ama burada da hipergami devreye girer zaten o erkeğin tanıştırılması gerekmez, bir şekilde tanışırlar :) bir hayat kurmak aile kurmak için ilgilenmekle sosyal olarak, cinsel olarak ilgilenmek bambaşka kategorilere kayıyor.
0
denizgonen
(18.08.26)
Avrupa'da bile bu baskı var.. Evli ve çocuklu değilsen kör topal gibi bir şeysin.
+1
Kahvedesu
(18.08.26)
Kuaförüm elli yaşlarında ve hiç evlenmemiş biri. Müşterileri bile bizim bir tanıdık var sana yapalım tarzında konuşuyor, düşünün bir de kendi çevresi neler söylüyordur.
Herkes bi çöpçatanlık, müdahale etme peşinde. Keza bu çocuk için de geçerli yarın bir gün evlenirsiniz çocuk ne zaman? Çocuğu yaparsınız ikinci ne zaman? Vs vs milletin başkasının hayatına burnuna sokma merakı bitmez. Ya tersleyeceksiniz çeneleri kapanacak ya da he he diyip geçeceksiniz.
+2
ekimoloji
(18.08.26)
40 k olarak söylüyorum, aynı şeyleri yaşadım. bunlar 2-3 seneye ya çocuktan şikayet etmeye başlarlar ya da abi en iyisini sen yaptın bekar kalmak lazımmış diyip patır patır boşanmaya başlıyorlar:) sen yine evlenmiş olmak için evleniyim, bulun birini geyiğini yap ama biraz dayan 2-3 seneye zaten muhabbet eskiyecek.
+1
sirkelimon
(18.08.26)
mahalle baskısı tarafı da var ama insanımızın kıroluğu, kasabalılık zihniyeti. onlara ne başkalarının hayatından? ülke enerji vampirleriyle dolu. hadleri olmayan şeyleri konuşmalarına asla izin vermeyin. tavrınızı koyun. hiç acımayın. özel hayatınızın yalnızca sizi ilgilendirdiğini söyleyin. haddini bilmemekte ısrar edenlerle iletişimi kesin, kesmek mümkün değilse en aza indirgeyin. görgüsüz insanlara pirim vermeyin.
benim yaşım 43. akrabalarım bana, evlenmiyorsun, demek ki birtakım sorunların var, imasında dahi bulundular. iletişimi en aza indirgedim. beni hak etmiyorlar demek ki. iyi ki el alem ne der diye evlenmemişim. hâlimden çok memnunum. evliliğe ihtiyaç duymuyorum. olur da bir gün hazır hissedersem ve canım isterse evlenirim. kimseyi ilgilendirmez.
+1
santimantal
(18.08.26)
Bazı insanlar istemiyorum dan anlamıyorlar. Herkes evlenmeli zihniyeti. Evlenmemiş arkadaşım böyle soranlara sponsor olun evleneyim diyordu
0
pembediken
(18.08.26)
(5)

Haklı fesih ve ihbar süresi beklememe

metal69
2 aydan beri maaş alamıyorum ve toksik ortamından da bıktım, 1 dakika bile durmadan, çıkıyorum diyince çıkabiliyor muyum? Mesela bugün çıkmak istiyorum deyip, ertesi gün işe gitmesem oluyor mu?
2 aydan beri maaş alamıyorum ve toksik ortamından da bıktım, 1 dakika bile durmadan, çıkıyorum diyince çıkabiliyor muyum?

Mesela bugün çıkmak istiyorum deyip, ertesi gün işe gitmesem oluyor mu?
0
metal69
(12.08.26)
İhbar sürenden feragat edip çıkabilirsin diye biliyorum yanlışım varsa düzeltsinler
+1
Rondak
(12.08.26)
Aslında evet. Ancak süreci bir avukat aracılığı ile başlatmanı öneririm özellikle bilgin yoksa. Fakat genel olarak noter kanalı ile bu sebepten dolayı işi bıraktığını açıkladığın takdirde kıdemin bile yanmaz dava açman vesaire gerekir o başka. Çekip gitmekten kastın ne o konuda daha net olmalısın.
0
denizgonen
(12.08.26)
haklı sebeple istifa edersen ihbar hariç tüm haklarını alabilirsin. beklemene de gerek yok. ancak ivedilikle istifanı resmi şekilde yap hak kaybetme. ihbarını alamazsın ve işveren de ihbarla ilgili talepte bulunamaz. lose-lose durumu
0
ground
(12.08.26)
ne kadar zamandır çalışıyor olduğunuz, dolayısıyla ihbar süreniz önemli. kıdem alabilmeniz için de en az 1 yıldır çalışmış olmanız lazım. maaş alamamak haklı nedenle fesih ama noterden ihtarname çekmeniz çekişmeli bir duruma dönüşürse ispat açısından iyi olur.

edit: şirketin uets hesabını biliyorsanız doğrudan oraya gönderebilir noter.
0
Phoebe
(12.08.26)
istifa yazar çıkarsan olmuyor . en yakın notere git iş akdimi haklı feshetmek istiyorum de onlar ne yazacağını biliyorlar. sonra iadeli tahahütlü olarak PTT ile gönder işyerine. devamını bir avukatla yönetmelisin . iş davalarında süper bir tanıdığım avukat var benim de işyerimden haklarımı almama yardımcı olmuştu önerebilirim istersen .

eğer istifanı elden verir çıkarsan o kağıdı yırtıp atabilirler. habersiz işe gelmedi diye seni tazminatsız çıkarırlar.
0
devilone
(13.08.26)
(8)

Abartı tepki mi verdim sizce?

egerbiryolcu
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel t
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel tabaklari hazırladım her şey hazır tam yiyeceğiz derken telefon çaldı annemin. (Saat 10) Ben de annemin huyunu bildiğim için (ayıp olmasın diye kendi pek bitirmez konuşmayı) meşgule at kahvaltidan sonra dön dedim. Öyle yapicam deyip ama WhatsApp tan ariyomis deyip acıvermis bulundu. Bir akraba ariyo laflamak için.

Ben hemen sinirlenmeye başladım çünkü biliyorum o konuşma uzayacak anneme kahvaltı yaptini soyle dedim onu da söylemedi ilk açarken. Ben yalnız yemek istemiyorum annem için de her şey soğumuş olacak. Baktım gerçekten uzuyo konuşma annemin yanında bekliyorum kaş göz yapıyorum ayıp bir şey de değil üstelik müsait olmadığını söylemek. Annem de kapatmak istiyor tamam canım kız da beni bekliyo diyecek karşıdaki kadın lafa giriyo uzattıkca uzatiyo. Bir ara annem kahvaltı lafını etti kadın yine üstüne konuştu. En son nihayet lutfetti karşıdaki kadın siz kahvaltinizi yapın dedi ama bı on dakika da bana hayırlı kısmet duası yaptı.

Baya bı moralim bozuldu iştahım kaçtı zaten tek başıma yemiş gibi oldum. Her şey sogufu. Annem de napiyim kızım haklısın keşke acmasaydim vs dedi ama bunu benim sevmediğimi biliyo üstelik bence sabah uyku kahvaltı iş güç saati içinde de kimseyi sohbet için aramaazsın. Çok ofkenenmemin sebebi bu daha önce de çok arayan olmuştu böyle.

Annemi de belki üzmüş oldum bana saygı duymuyorum başkalarına öncelik veriyosun onlar daha önemli vs soylendim de soylendim ama gerçekten günüm böyle bir şey için zehir oldu ( duygusal ve fiziksel olarak yiprandigim bir dönem olduğu için de daha çok dokundu,)
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
Daha eski zamanın insanları meşgul olduklarını, müsait olmadıklarını söyleyemiyorlar, ayıp gibi geliyor onlara. Benim annem de öyle. Karşı tarafın konuşmayı böyle durumda uzatmaması gerekir.

Sen de haklısın annenle kahvaltı etmek istemişsin ama herkes senin için benden daha öncelikli diye abartmışsın biraz.
+2
rock n roll
(08.08.26)
Abartmamin bir sebebi de hayır demeyi en azından benzer durumlar için öğrenmeye çalışsın. Bundan sonra dikkat eder diye düşünüyorum. Çünkü abartı tepkilerden sonra bir şeyler fark ediliyo maalesef.
0
🌸egerbiryolcu
(08.08.26)
Kac yasinda kadin, bu saatten sonra boyle koklu bir karakter degisimini ogretmeniz cok zor. Bilalis o an kas göz yaparak kadincagizi strese sokmussunuz.
0
duster
(08.08.26)
ben de bunu jenerasyonla alakali bir durum gibi algiladim. denildigi gibi eski donem insanlarinda musait olmadigini belirtmek ayip karsilaniyor, karsi taraftan da oyle algilaniyor. ha acmasaymis daha iyiymis ama yapacak bir sey yok, acmamak bile problem olabilir.
-1
Sour
(08.08.26)
normal
0
co2s2
(08.08.26)
Haklısın ve bence böyle bir insana doğru tepkinin ben tabağına yemeğini alıp içeri başka bir yere geçmek olduğunu düşünüyorum.
O an bulunduğu ortama saygı duymayan insana ben de saygı duymam.
-2
denizgonen
(08.08.26)
benim annem de aynısını yapardı ben de anneme sinirlenirdim aynı durumda, sonra da pişman olurdum kesin. anneler çocuklarına karşı biraz daha dişli olmalı ya, o kadar emek ve fedakarlıkla büyütmüşün biraz ağırlığınızı koysanıza be..

Özellikle bu tip anneler tüm hayatlarını maalesef "idare etme", çekme çevirme modunda yaşadıkları için hayır deme, haklı olsalar bile insanlara karşı kırılacağı tepkiler verme yetilerini kaybediyorlar. hele söz konusu çocukları olunca max fedakarlık modu açılıyor. Siz de aslında onun iyiliği için biraz tepkisini insanlara karşı koyabilsin istiyorsunuz ama olmuyor. Belli ki anneniz de bu profilde biri, ben kendimi son zamanlarda frenliyorum anacığıma karşı, siz de üzmeyin teyzemi böyle şeyler için :)
+2
fatihdr
(08.08.26)
Sinirlenmenizi anlıyorum. ben de birçok konuda anneme kızıyordum hayatını zorlaştırdığı sınırlarını koruyamadığı için ancak bir noktada annenizin tüm yaşamını böyle geçirdiğini ve değişmeyeceğini, kendisinin en azından sizin kadar bundan şikayetçi de olmadığını kabullenip hayatınıza ona göre devam etmeniz gerekiyor.
+1
sparky
(09.08.26)
(7)

Klima böyle kullanılır mı?

tchuck
evimin her odasında istisnasız klima var.evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması
evimin her odasında istisnasız klima var.

evin her yeri toz içinde ve ben artık yıldım. odaların tüm camını kapısını her eşyini kapatmak istiyorum bir daha açılmamak, veya çok nadir açılmak üzere.

benim klimalarda app de var, ordan ben X bir moda alsam klimayı. her gün o modda yavaş yavaş odayı olması gereken ısıda, nemde, "havasızlıktan arınmış halde" tutsa?

var mı böyle bir şey? varsa hangi modda nasıl çalıştırmak gerekiyor?
yani sırf yatak odamı böyle tutsa yeter aslında. bir de salonu. diğer odalar atıl durumda, onlara insan gelince basarım havayı.
0
tchuck
(08.08.26)
Yanıldığım bir durum veya sizin klimanızın ekstra bir özelliği varsa bilemeyeceğim ama odanın havasızlıktan arınmış halde kalması için sadece içerinin ısısını ve nemini sabit tutmak yetmiyor. Bu kötü havanın yarattığı rahatsızlığı hafifletip havalandırma süresini uzatabilir ama kaçamazsınız pek. Çünkü ne kadar da olsa terliyorsunuz, nefes alıyorsunuz vs. bunlar ya pencereden tahliye edilecek ya da filtrelenecek.

Klimaların genelde nem alma modu, fan modu ve oto modu (sadece sıcak, soğuk geçişi için) oluyor ama hava filtreleme özelliği yok. Klima çalışınca nem alma modunda olmasa dahi nemi büyük oranda düşürüp hava akımını sağlıyor zaten. Bu açıdan havasızlık hissinizin sebebi muhtemelen ısı ve nemle ilgili değildir en başta.

Özetle; yatak odanıza hava temizleyici alabilirsiniz.
+1
akhenaten
(08.08.26)
Toz dediğimiz şeyin önemli bir kısmı direkt evde yaşayan insanlardan geliyor ya da onların aktivitelerinden kaynaklanıyor. Cam pencere kapatarak pek kurtulmanız mümkün değil. Hava temizleyici belli bir noktaya kadar klimadan daha faydalı olur bence de.
0
salihdt
(08.08.26)
prole
(08.08.26)
@akhenaten, hva temizleyicim de var. odayı tamamen kapattıktan sonra klima + hava temizleyici çözer mi peki bu işi?
0
🌸tchuck
(08.08.26)
havasız kalırsınız. kalite düşer. ara ara evi havalandırmak şart. klima kullanımında bile ara ara ev havalandırılmalı
0
jelly bear
(08.08.26)
Klima dışarıdan hava çeken bir model değilse (bu çok nadir modelde var) arada cam açmak şart, çok takılıyorsanız halı, pamuklu perde vb her şeyi kaldırın
0
Teran
(08.08.26)
Ben de 1 katta yoğun bir yerde yaşadığım için camlar 1 gün açık kalsa toz oluyor. Gün içerisinde ben de klima açık takılıyorum.
Sabahları robot süpürgeye evi 3 defa süpürtüyorum ben uyurken gidip sürüyor zaten ardından da gidip camları kapatıyorum.
0
denizgonen
(08.08.26)
(10)

James Bond serisi

fildirfildir
Bugüne kadar hiç izlemedim (vurmayın ölürüm). Ne yapmalı nereden başlamalı, istediğimiz yerden başlayabilir miyiz, konular birbirini takip ediyor mu, her filmde farklı bir olayımız mı var? Teşekkürler, iyi akşamlar.
Bugüne kadar hiç izlemedim (vurmayın ölürüm). Ne yapmalı nereden başlamalı, istediğimiz yerden başlayabilir miyiz, konular birbirini takip ediyor mu, her filmde farklı bir olayımız mı var? Teşekkürler, iyi akşamlar.
+2
fildirfildir
(07.08.26)
Zor soru
hayır konular birbirini takip etmiyor.
Bir çok james bond oldu, bazıları sevildi bazıları sevilmedi.
Yayın sırasına göre izlenebilir (her james bond un kendi havası var, hepsini ayrı ayrı görmek güzel olur bence)
Daniel cregli olanları ben ayrıca sevdim onu söyleyeyim ama diğer bondlari bilmek lazım, sadece Daniel creg izlense pek bond havası geçmez.

Çok cok bir tavsiye olmadı ama olduğu kadar işte
Ben ❤️ bond.
+4
kisa
(07.08.26)
valla ben çocukluğumdan beri Pierce Brosnan'lı olanları izleyerek başladım sonra Craig ile devam ettik (sonra bıktım son birkaç filmi izlemedim). Bence Brosnan'lı olanlardan başlayabilirsin kötü adamları ve konuları da süperdir. Çok eski de gelmez, tam sweet spot gibi bence.
0
nhk ni youkosu
(08.08.26)
ben pierce brosnan + daniel craig olanlari izledim sadece. bildigim kadariyla sadece craig'li bond filmlerinde hikaye devamliligi var. bir ara kitaplarini alacaktim da baktigim sitede yoktu.. sonra da gumruk kapandi. :(
0
arakaali
(08.08.26)
Pierce Brosnan öncesi Bond filmleri biraz daha farklı tonda, özellikle Daniel Craig filmleriyle karşılaştırınca daha karikatürize kalıyorlar. Ben de olsam vakit bolluğuna göre ya Pierce Brosnan ile ya da direkt Daniel Craig ile başlardım.
0
salihdt
(08.08.26)
Netflix 'te Daniel Craig 'li olanlar yayınlandı. Bu filmler bir nevi james bond'un yeniden başlıyor hâli gibi. Yapım sırasına göre bunları izle, beğenirsen -ki çok beğenirsin- Dr. No'dan yani ilk James Bond filminden başlarsın yine.
0
etna
(08.08.26)
Prime Amazon'da varken, İlk filmlerini izlemiştim. Sonradan Daniel Craig'li olanları izledim.

Bir platform yayınlasa diğerlerini de izleyeceğim.
0
put it in your appropriate place
(08.08.26)
Prime ara ara hepsi geliyor eşim nedeniyle hepsini izledim ben. Roger Moore Lu olanlar bence komedi soslu, Sean connery li olanlar daha güzel
0
Hallegadola
(08.08.26)
Hemen hemen her sene çekim sırasına göre izlerim, çok zevkli.
+1
kumandanim
(08.08.26)
Genel olarak bağlantı yok. Bond'u oynayan aktörlere göre ayırarak izleyebilirsiniz. Mesela ben şahsen pierce brosnan dönemini çok sevmem benim dönem olsa da, daniel craig dönemi reboot gibi ve bence en başarılı olanları da onlar.
0
denizgonen
(08.08.26)
şu sırayla izleyebilirsiniz

en.wikipedia.org
0
azeroth
(09.08.26)
(29)

herkes çok mu zengin?

art cat chocolate
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alı
hem burada, hem ekşi'de hem instagram'da yazılanları paylaşılanları görüyorum. ayrıca iş yerimdeki arkadaşlarımın da sohbetlerine şahit oluyorum.

mesela en son burada gördüğüm, birinin sıfır araba alacak olması... 2.5 milyon demiş. benim 2 yıllık maaşımdan da fazla. bu insanlar bu arabaları nasıl alıyorlar? şirketteki insanların yarısının arabası var. arabası olmayan kişilerden de bir kısmının motoru var. bu insanlar bu araçları nasıl alıyorlar? 1.5 milyondan aşağı iyi araba bulamazsın diyorlar bana mesela. 1.5 milyonu nereden bulacağım?

ailemden ayrı şehirde yaşıyorum. maaşımın yarısı ve bazen yarısından çoğu kirama gitti 6 yıllık iş hayatımda. şu anki işimde maaşım bir nebze daha yüksek. ancak başka eve çıkmam gerekiyor ve yine maaşımın yarısı olacak yani. memlekete gidemiyorum orada benim iş imkanım yok. ayrıca rezidansta falan da oturmuyorum yani.

ailemin de arabası yok zaten mesela. mirasımız falan da yok dedelerden. ailem de memur yani. müdür falan da değiller, düz memur.

bazen arkadaşlarla buluşuyoruz. o ülke senin bu ülke benim geziyorlar. avrupa ülkelerinden, vizeli olanlardan bahsediyorum. konsere bile gitseler en pahalısına gidiyorlar falan. kırk yılın başı tatile gideceğim, bana bir otel önerdiler, benim bulduğumun 2-3 katı fiyatına. ya bazıları benle aynı mesleğe benzer gelire sahip. bu hayatları nasıl karşılıyorlar?

ben mesela hayatta ev falan alamam. birikim bile yapamıyorum. bilgisayarım bozuktu 4 yıl boyunca. yeni pc alabilmek için kredi çektim ve 1 yıldır onun taksidini ödüyorum.

herkes 200 bin ve üzeri mi kazanıyor gerçekten? yoksa herkesin ailesi mi zengin?

benim için 500 bin tllik bir araba almak bile çok zor mesela. o fiyata araba varsa... insanlar nasıl araba alıyorlar?
+4
art cat chocolate
(04.08.26)
gördüğün kesim %1 bile değil. %1 zengin olunca herkes zengin olmuyor. sen olanı görüyosun. olmayanı görmüyosun.
0
jelly bear
(04.08.26)
Hastaneler full hasta dolu, buna bakarak ülkenin tamamı hasta mı diyoruz? 2.5 milyonluk araba alacak şahıs belki 45 yaşına kadar hiç evlenmemiş, birikim yapmış olabilir. miras gelmiş olabilir. vs vs. Bakış açın yanlış.
0
HellKeePer
(04.08.26)
Buna ben de çok kırgınım :') cidden herkes zengin aq
+1
üğpoıuy
(04.08.26)
algı algı algı
aramızda yeşil pasaportlu, arabalı, evi olan insanlar var temelde her şeyi tamam, ama insanlar çok zengin diyebiliyor, başkası da kiraya maaşının yarısından çoğunu veriyor.

bir kere, bordrolu çalışanların %80i maksimum 2 asgari ücret alıyor. yani aylık 50 bini geçtiğinde bordroluların yüzde 20sine giriyorsun.

ev araba almak gerçekten tek maaşlı biri için hayal oldu, 2 kişi olup birinin maaşı yaşama diğerininki krediye gidecek ki ev alınabilsin.

2.5M a araba alan belki tüm parasını arabaya veriyor, bu onu zengin etmez (belki de zengindir bilemem)

tatile çıkan yıl boyu kredi ödüyor belki de vs.
ancak şu bir gerçek, herkes çok zengin değil ama herkesin alım gücü çok düştü ve gelirin %60 ı kiraya gitmesi çok zor, kötü bir durum.
aynı gün 3-5 kıyafet değiştirip 3 günlük geziyi 1 aylık gibi paylaşanlar var.

kısaca, algıya takılma. aile yardımı vardır (aileden yardım almayan insan çok azaldı bu devirde) sponsoru vardır, bazı şeyleri şirket ödüyordur vs vs vs.
canını sıkma diyemeyeceğim ama yanlış algı yüzünden canını sıkma.
+1
kisa
(04.08.26)
Yani o parayı nakit çıkarıp verebilecek küçük bir kesim vardır ama çoğu insan borç içinde yüzerek yapıyor bunları. Ayrıca insanların anlattıklarını, sosyal medyada koyduklarını vs. ham gerçeklik diye düşünmeyin. Yalan söylüyor da olabilirler.
+2
peki madem
(04.08.26)
Herkes maaşlı çalışmıyor. 1.5 milyonu maaşından kese kese biriktirmiyor. farklı kazanç türleri var. Maaşlı çalışan Herkes de çok düşük maaşlı çalışmıyor. Herkes arabasını evini tamamen çalıştığı biriktirdiği parayla da almıyor. birçoğunda çok ciddi aile faktörü var. Ama güzel geliri olup evini arabasını kendi başına alabilen bir kesim de elbette var. Bir sürü değişken var yani. Bir de her şey hemen bir anda olmak zorunda değil. Tek seferde 1.5 milyonluk araba alamazsın belki ama baştan bi 300-500 birikim sağlayıp üstüne ekleye ekleye gidilebilir.
0
dfn4
(04.08.26)
Sokaga ciktiginda gordugun tum evlerin, dukkanlarin, araclarin sahipleri var. O bakimdan evet "zengin" cok. Bircogu da miras yoluyla bunu nispeten kolay elde edebiliyor. Ama aylik gelirin 100bin ise sen de birkac yil icerisinde kucuk de olsa bir seyin bir ucundan sahip olabilirdin/olabilirsin. Bu maasinin yarisini eve vererek degil, ancak harcamalari kisip biriktirerek olabilir. Cogu kadin bunu tercih etmiyor, erkeklerin bir kismi aile sorumlulugu icin mecburen yapiyor.
-1
osssy
(04.08.26)
çalışan biriyle evlenmek mantıklı bi seçenek gibi duruyor.
-4
elorelia
(04.08.26)
bence ben zengin değilim ama saydığınız şeylerin bi kısmına sahibim. ama şöyle oldu, evim var babam aldı, arabam var, ilk arabamı da babam verdi. sonraki arabamı babamın şirketi aldı, ondan sonrakini de evlenince var olan arabanın üzerine borçla falan koyup eşimle aldık değeri 1,5 milyon.

yılda 2-3 kere yurtdışına çıkıyorum, iki kere tatile gidiyorum. babamın sağladığı imkanlar bir yana bu gezme tozma işi tamamen seçimlerle alakalı. benzer paraları kazandığımız ve yine ailesinin verdiği evde oturup kira ödemeyen arkadaşlarım bizim kadar tatile çıkamıyorlar çünkü ben yılda 1 kere kuaföre gidiyorum onlar 2 ayda 1 10-15 k kuaföre para veriyorlar. ya da ben dyson almıyorum 20-30k paraya. bana baktıklarında onlardan daha zengin görünüyorum. ya da çocuk sahibi olmayı hiç istemedik bu da şimdilik çok karlı.

siz de 6 sene maaşınızın yarısını kiraya vermeyi seçmişsiniz, paylaşımlı bi evde yaşayabilir, ev arkadaşı ile kalabilir maaşınızın çeyreğini verebilirdiniz. benim ilk asistanım; mezun olur olmaz kız bizde işe başladı, 2k maaşı vardı, 20bin liralık araba aldı, maaşının yarısını arabaya ödemeye başladı çünkü çok istiyordu. 22 yaşında ilk arabasını almış oldu, sonra zaten asgari ücret öyle hızla arttı ki ödediği para da bi şeye benzemedi.

bence ailenizin de hem anne hem baba memur olarak çalıştıysa hiç araba almamış olmaları ilginç bi tercih. alabilirlerdi gibi geliyor. ya da ben anlamam bilmiyorum.

eklemeyi unutmuşum, tam zamanlı çalıştığım işin yanında her zaman müşterisini bulmadığım ya da kabul etmediğim çok niş bi alanda saatlik ücretimin çok yüksek olduğu bi uzmanlığım daha var, bu uzmanlığı 30 yaşımda edinmeye karar verdim şu an 36 yaşındayım. yani şöyle söyliyim tam zamanlı işi bırakıp bu uzmanlık için ayda 3 müşteri bulsam maaşımın 2 katını kazanabilirim haftada 6 saat çalışarak.

başka ek gelirlerim de var ufak tefek, bazen ayda 10-15 onlardan geliyor, hoş oluyor.
-3
ofelia
(04.08.26)
ben ilk arabamı yaklaşık beş yıl şehrin en ucundaki 35 m2 bir stüdyo dairede yaşayarak, günde 2 saat toplu taşımayla git gel çekerek alabildim. çalışma arkadaşlarımın arabası olanlarının çoğunu aileleri aldı.
+3
aloha snackbar 3
(04.08.26)
Benimle eşimin maaşları toplamı yine çok az ama bütçemize göre bir araba aldık taksitimiz var. Plan şu taksit bitince bu arabayı satıp yükseltmek. 2 yılda bir arabayı güncellemek. Bir noktadan sonra ev peşinatına yetecek bir noktaya gelebiliriz belki. O zaman da arabayı düşürüp ev işine girilebilir. Planlarım olsa da olmasa da arabanın sağladığı özgürlük ve bunu yapabilmiş olmanın gururu (evet ne yazık ki gurur milletin bakkala gider gibi gidip aldığı şey) bizi mutlu ediyor. Eşim, köy yollarında babasının kontrollerinde kullanıyordu zaten, bu sayede 3 haftada aldı ehliyeti. Patır patır manuel araba kullanıyor şimdi. Bizde planlar böyle, ikimizin toplam maaşı bizim yaşlarımızdaki bir bireyin bir aylık maaşı normalde bu arada.
0
guitarissimo
(04.08.26)
sebebi şu, ben 3 senedir tatile falan gidemiyorum mesela hem maddi hem manevi sebeplerden. ama gidip de instagramda bunu paylaşmıyorum ya da burada da bir şey paylaşmıyorum. ama gitseydim muhtemelen buradan bir şey sorardım ve instagrama da atardım. bizim gibi bir yere gitmeyen insanlar bir şey paylaşmıyor ki ya da araba almazsan nasıl arabada story atacaksın ki alsam da atmam ama anlatabildim umarım. yani biz sadece bir şey alabilenleri görüyoruz, alamayanlar bunu paylaşmadığı için etraftaki herkes zengin de bi biz alamıyoruz gibi geliyor oysa arkadaş listemizin %10'u bile etmez mesela.
+1
matilda
(04.08.26)
zenginlik kriteriniz sahiden arabaysa baya bir yaniliyorsunuz. en zengin dediginiz insanlarin arabasi yok, her yere taksi tutuyorlar. en olmadi helikopter kaldiriyorlar lol. yoksa onun soförüyle ugrasacak, soför hasta olacak gelmeyecek parkiyla ugrasacak, bakimiyla ugrasacak. zengin adam icin bunlar enayi isi.

öte yanda herkes memur degil. benim cevremde bir tane bile memur olan kisi yok mesela. ne ilkokul, ne lise, ne üniversite arkadaslarim icinden memur var. kendi cevreme baksam gercekten herkes zengin derim ama ülkenin yarisi asgari ücretle calisiyor. cok büyük bir kitle kacak calisiyor.

instagram da dogru bir tahlil araci degil kesinlikle. millet gidip g kasa merso kiraliyor, kendi arabasi gibi instagram'a koyuyor. biliyorum yani. evim de, arabam da her seyim var cok sükür, bir güne bir gün instagram'a koymus kisi degilim. bu kritere bakarsak o zengin ama ben degilim. he zengin degilim zaten ama kriteriniz araba oldugunicin böyle diyorum. birebir görmediklerinize inanmayin.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.08.26)
Pandemi de faizler düşünce bi tane ev aldım 1+1 anadolunun bir şehrinde. Maaşımın yüzde 80'İni krediye veriyor bir yandan kalan yüzde 20 ile de istanbul'da kira ödüyordum. 1,5 yıl süründüm yalan yok :) ama memleketin ekonomisini iyi okuyabildiğimi düşünüyordum ki öyle de oldu. 1,5 sene sonra kiracı kredinin tamamını öder, 2 sene sonrada üstüne cebim e para bırakır hale geldi. O dönem arkadaşlarım araba alıyordu mesela kiralık evde otururken, onlar için hayattan şu an konfor almak önemliydi, benim için sürdürülebilir konfor önemliydi.

Sonra 5 senedir gram gram biriktirdiğim parayı peşinat yaptım üstüne gelen kira ile istanbul'da kutu gibi bir dükkan aldım, bildiğin beyaz yakalıyım bu arada öyle esnaf olma gibi bir derdim yok. Amacım yarın öbürsün kovulduğumda ya da teknik olarak emekli olduğumda aç kalmamak.

Aileden destek almadım dersem yalan olur, haklarını yiyemem ama destekten kasıt öyle milyon tl falan değil, 10 gram, 2 bilezik, annemin mutfak parasından artırdıkları vs.

Eğer aileden destek yoksa çok zor, bakma sen kendim aldım diyenlere hepsinin ailesi destek oluyor, pazar alışverişlerini yapıyor, memleketten tarhana salça yolluyor.

Evli arkadaşlarım var mesela istanbul'da kiradalar, 2 senede bir araba değiştirip süper yerlerde tatil yapıyorlar, kartların hepsi patlak, cüzdanlarında 5 lira bile yok :)
+3
ebeş
(04.08.26)
zengin gözüken ya da zengin olanlar şöyle aslında:

1- ailesinden miras kalanlar ya da ailesinin desteklediği kişiler
2- fena maaş almayan ve maaşın tamamını yarınlar yokmuş gibi yiyenler
3- maaş yanında ek gelir üretenler, herkes tatil yaparken çalışanlar
4-yurtdışında projelere gidip para biriktirenler. 2-3 senede 2 ev alabilirsin hatta belki daha fazlasını.

bunun dışında gerçekten zengin olanlarda vardır, kendi işini kurup ya da aileden ama sayıları çok daha az.
0
monicapp
(04.08.26)
gördüğüm orta sınıfta çoğu etrafımda aile desteği ile alıyor veya anadan babadan kalan daire vs varsa onu satarak peşinat yapıyor.
birde borçlanmadan krediye girmeden birşey sahip olunmuyor peşinatı biriktirip krediye giriceksin araba için tekrar biriktirip yukselteceksin böyle böyle bir şeye sahip olunuyor.
ama şuna katılıyorum insanların çoğu birşeye sahip ama bu son 5 senedeki kazanımları değil, geçmişten gelenler.. şuan gerçekten birşey almak zor.
varlıklada birşey olmuyorki, geçen gün 2 dairesini geri dönüşümde 3 m veren tanıdık var çok eski idi ev, en az 4m istemiş geri dönüşüm, yok paraya evleri verdi mesela, sorsan 2 dairesi var gözde buyutursun ama para etmiyor.şimdi o parayı faizde eritiyor mesela
+1
eja
(04.08.26)
Hem aileden destek almadan hem de 100 binden az olan maaşın yarısından fazlasını kiraya vererek (fatura, aidat falan dedin mi %60'ı bulur) para biriktirip ev, araba almak zor zaten.

Eğer evim, arabam olsun diyorsan ya kendini zora sokup, daha kötü bir evde ev arkadaşı ile yaşayıp kenara para atacaksın. Biraz biriktirdikten sonra peşinat olarak kullanıp, kredi çekip bir ev alacaksın. Sonra biriktirmeye devam edip daha güzelini alacaksın vs. vs.

Ya da erkek düşmanlığını (duyurudaki cevaplarından gördüğüm kadarıyla) bir kenara bırakıp, geliri senden daha yüksek (tercihen yıllar içinde çalışıp didinip ev, araba almış ya da ailesi tarafından alınmış) bir koca bulup, hazıra konacak ve rahat rahat yaşayacaksın.
+2
bobinhoo
(04.08.26)
Hayat pahalılığı çok yüksek bu kuşkusuz, sorun cidden gelir adaletsizliği ile alakalı olabilir ama yazınızda bir şey dikkatimi çekti onun için sebep olabilecek başka bir şeyden bahsedeceğim. Çok şey yazılıp çizilmiş hepsine tek tek bakamadım. Ben kendi hayatımdan örnek vereceğim.

Yazdığınız yazıda kendinizle aynı meslek grubu ve maaş skalasındaki insanlardan da bahsetmişsiniz. Eğer onlar birikim yapabiliyor ama siz yapamıyorsanız sorun sizin harcama alışkanlığınızda da olabilir.

İşyerinde benimle birebir aynı pozisyonda çalışan bir arkadaşım var. İkimizin de hayatı paralel. Ama ben birikim yapabilirken kendisi yapamıyor ve hiçbir büyük harcaması da yok. Anlam veremiyor buna. Ancak sorun da bu. Kuruş kuruş benden çok daha fazla harcadığının farkında değil. Neticede aldığı ve yaptığı hiçbir şeyden tatmin olmuyor ama daha fazla para harcıyor. Birçok örnek verilebilir ama ben uzatmamak adına tek örnek vereceğim, bu arkadaşım güzel bir yerde güzel bir yemek yemeyi para tuzağı olarak görüyor ama ucuz yerlerden sürekli dışarda yiyor. Benim nadiren iyi bir yere gideceğimi öğrenince de nasıl yetiştiriyorsun sen diyor. Ciddi anlamda beni gereksiz yerlere para harcayan biri olarak, kendiniyse tutumlu biri olarak görüyor ama benden çok daha fazla harcaması var. O kadar takip etmiyor ki bunun bile farkında değil. Ona sorsanız size tutumlu olmakla ilgili tavsiyeler verir, benim yapıp ettiğim şeyleri de yapmamanızı söyler örneğin. Farkında değil çünkü. Mesele ucuz veya pahalı bir yere gitmek değil bakın, tatmin olacağı bir şey yapmak yerine mecbur olduğunu düşündüğü 10 şey yapıyor.

Şunu demeye çalışıyorum, eğer sizle yakın kazanan insanlar sizin yapamadığınız şeyleri yapabiliyorlarsa hiç farkında olmadan gereksiz çok harcamanız olabilir. Bunu bu kadar anlatma sebebim yazınızdaki o satır arası cümle. Cidden insanın kendisi tarafından fark edilmesi zor bir şey çünkü. Ailenizden bahsetmişsiniz, bu alışkanlıkları ailenizden dahi kazanmış olabilirsiniz ki farkına varmak daha zor bu durumda.
0
akhenaten
(04.08.26)
survivorship bias.

100 adamdan 90'ı meteliğe kurşun atıyor olsun. ya işsiz ya da ay sonunu zor getiriyor, akşam yemek yiyip belki televizyon izleyip uyuyor. en büyük lüksü avm'de yemek katında bir şeyler yemek o da ayda bir.

10 tanesi de çok daha fazla kazanıyor ve bir sürü şey yapıyor.

sosyal medyada kimi görme ihtimalin daha fazla? veya hangisinin aklında kalma, yer etme ihtimali daha yüksek?

"mekanlar dolu herkesin arabası var" diyenlerin yanılgısı da bu. 85 milyon vatandaşı tüm kafe ve restoranlara doldursan sanırım taş çatlasa 15 milyonu sığardı. burayı gören birisi her yer dolu diyor ama evde oturan 70 milyonu görmüyor. herkesin arabası var diyor ama arabaların olduğu yerde bulunup araba sahiplerini görüyor, arabası olmayanlardan haberi yok.

aynı hesap işte. bir kısmı bu tip beynin kolaya kaçması, algı ve psikoloji meselesi... bazı kitleler ise direkt kafaları çalışmadığı veya işlerine öyle geldiği için böyle çıkarımlar yapıyorlar.

çok parası olduğunu sandığın bazı insanların o kadar parası olmayabilir bu arada o da var. bana da bazen çok geziyorsun derler. üç kuruş para kazanıyorum ve sosyal hayatım sıfır. senede 4-5 kez tanıdıklarımın peşine takılıp sağdan soldan story atıyorum. millet de diyor ki oç senede beş kez tatil yapıyor hep bir yere gidiyor. gerçekte ben ayda 30k kazanıyorum pantolonum delinse götüm açıkta gezeceğim, gittiğim yerler de dağ tepe yani paralık bi şey yok.
+1
der meister
(04.08.26)
ben sizden daha büyüğüm benim neslimde çoğu kadın zaten evli olduğu için karı-koca olarak almıştır evini arabasını

ancak 5 senelik civarı çalışanken ben maaşın yarsını kiraya vermiyordum
maaşlı iş harici ekstra çalışıyordum -evin büyük çocuğuyum o zamanlar kardeşlerimin hepsi okuyordu eve gönderiyordum

evde yemek yapıyordum, uygun yollu geziyordum (iyi de geziyordum), business giyinmiyordum (öyle bir işim yoktu çünkü) ve tabi Türkiye'de yaşamıyordum..pek bir masrafım yoktu. gördüğüm kadarıyla şimdi 30 yaş altı kadınların hayat standartları bizim o zamanlarımıza göre epey bir yüksek. "bunu hak ediyorum" algıları var (hak ediyorlardır tabi eleştiri değil, tespitlerim bunlar).

21 yaşında mezun olup evimi 32 yaşında filan aldım ben, aile desteğim yoktu, kimseden desteğim yoktu belki kendime güvensem 2-3 sene önce alabilirdim ama hayatımı alt üst eden bir hastalık geçirdim o biraz durumları karıştırdı. o durum olmasa, ailem sen çek krediyi biz de destek oluruz demiş olsa ya da ben daha gözüm kara olsam farklı olabilirdi mesela..gördüğüm kadarıyla aileler madden destek olmasa bile en azından krediyi çek sıkışırsan da yardım ederiz filan diyebiliyor. ben hiç bişey görmedim. bizimkiler borçtan benden çok korkuyor. şimdi bişey alacak olsam mesela daha gözü kara olurum. ödenir illa ki.

önce evi alıp sonra arabayı almak da yine bence başka bir fark. araba demek masraf demek. ben yürüme mesafesi yere arabayla pek gitmediğim halde (home office çalışıyorum, yürüyüş olsun diye yürüyorum çoğu kez) yine de masraf, önce arabayı alsam eve daha geç sıra gelirdi sanırım.

instagramım vs. yok, yediğimi içtiğimi gezdiğimi vs. paylaşmak huyum değil, hoş zaten zengin de değilim de çekip çekip koysam zevahirde zengin sanılabilirdim.
Türkiye'nin turizm cenneti yerlerinden birinde yaşıyorum burada bildiğim etraftan anlatılan öyle tipler var ki cebinde 5 lirası yok belki 1 motoru vara o da icralık ama bunu sosyal medyadaki kimse bilmiyor paylaşımlar bambaşka bi hikaye anlatıyor...

etrafımda çalışmadan zengin olanlar aileden ve/ya topraktan zengin.
-1
subcomponent
(04.08.26)
evim var arabam var. ama bankaların vur listesindeyim. her ay sonunu ince ince hesap yaparak geçiriyorum. önceki cevaplarda belirtilen %1'e girer miyim bilmiyorum ama miras veya zengin aileden gelmeyenler için tr şartları ızdırap dolu. ben extra gerizekalı olduğum için maaşlı çalışmıyorum ve kendi işimi yapıyorum daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
0
scudman1
(04.08.26)
Burada yazan adamlar parası olan adamlar değil. O sebepten buradaki cevapları ciddiye alma.parası olan adamın burada ne işi var. Burası orta kesim. para yok kimsede.
0
mikahakkinen
(04.08.26)
kim ne yapiyor bosver. ben asgari ucret ile orana bakiyorum.
2.5 milyon 2 yillik maasindan fazla ise, aylik 100bin altindasin, 90bin diyelim.
asgari ucret 28bin ama ocakta belirlendi uzerinden 7 ay gecti, enflasyon ortada, asgari ucrete 6 ayda bir zam yapilsa su anda herhalde 35-36bin falan olurdu.
yani sen 3 asgari ucretin altindasin.
zenginligi gectik, o bambaska bir seviye. maasla zenginlik olmaz.
tek basina "konforlu yasamak" icin 5-6 asgari ucrete ihtiyacin var.
yani 2 kati para yapman lazim.
fakirsin coco.
-1
cooperr
(04.08.26)
Çalışarak ve yatırım yaparak zengin oldum. Ama çalıştığım şirkette patron dışında zengin yok. Yaşadığım yerde herkes zengin. Onlar arasında da maaşla çalışan yok. Sorun maaşla çalışmakta.

Tekel, büfe, klima ustası hepimizi tokatlar.
-2
gabe h coud
(04.08.26)
Kimse kimseyi kandırmasın bazı istisnai yüksek maaş alan kişiler haricinde %99'umuz bekarsa şu anki ülke ekonomisinde istanbulda ailelerin desteği olmadığı sürece hiç de öyle birikim falan yapamaz, belki araba alabilir o arabayı da tadını çıkararak kullanamaz. Düz memur olanlar karı koca büyükşehir haricinde yaşıyorsa avantajlı yoksa istanbul gibi bir şehirde eve 200.000 girse, eve benzeyen bir evde kirada oturuluyorsa öyle yurt dışı gezeyim, para biriktireyim 2.5 milyona araba alayım işi hala mümkün değil.

Ben aileden kalan evde oturmama rağmen 3 milyon gibi bir parayı 10 senede zor biriktirdim, o para ile evin yarısını anca ödeyebildim, geri kalan 3.5 milyonu da kredi çektim, evli olmasam eşim çalışıyor olmasa onu da karşılayamazdım. En son döner sermaye parasını ödeyebilmek için saatimi sattım. Emlakçı komisyonunu ödeyebilmek için ps5'imi sattım, bilgisayarımı sattım.

Ki ben yazın tatil yapmayan, kışın tatile gittiğimde de öğretmen evlerinde falan kalan, balayında gereksiz pahalı olmadığından da st petersburga giden biriyim. Bu yaz tatil yapabildim o tatilde de doğruya doğru babamın desteği oldu.
+1
denizgonen
(04.08.26)
değil. ülkenin %1-2 si iyi yaşıyor.

gerisi iyi olduğunu göstermeye çalışıyor.

ancak iyi birikim yapar, birikiminizi de aktif takip ederseniz 10 seneye falan maaşınıza ek bir maaş da oradan gelir.

20 sene sonra muhtemelen maaşınız çerez parası olarak kalır.

babil'in en zengin adamı kitabını oku mesela. ufkun açılır gerçekten.

insanlar illa aileden mi zengin? hayır. ama zengin ailenin paraya bakışı çok farklı gerçekten...

2.5 milyon çok büyük para mı ? evet...

ancak şöyle bir şey var. eğer sıfırdan 2.5 milyon biriktirip araç alacaksanız, çok zor.

ancak birikim yaptınız, ilk sene 200, sonra 400, sonra 800, sonra 1.5 falan gitti diyelim. 10 sene sonra elinizde diyelim ki 10 milyon oldu. bundan %50 getiri aldığınızda 5 m oluyor elinizde...

ama sıfırdan 5 m inanılmaz zor.

bu iş süreklilik gerektiriyor.

ailem memur demişsiniz. şayet gelen gitti, tasarruf olmadıysa araç vs. gerçekten zor. ama az da olsa sürekli şekilde birikim olduysa 20 senede falan ev araç alınır gayet.

dediğim gibi zor ama disiplin işi bunlar.

benzer kazançla tatile vs. gidenler varsa o şov zaten. öyle olmamanız lazım ki, sonrasında rahat edesiniz.

ayrıca tatil var tatil var. doğru zamanda uçak bileti alıp, uyguna getirseniz aynı tatili yarı fiyatına yaparsınız...

ama birikim için bunları bile ilk başlarda sınırlı yapmak lazım.

ilk araç da 2005 getz falan olur. öyle 2.5 milyona falan olmaz.

dip not: ailem zengin değil. kirada hiç oturmadık. ancak baba parası hiç yemedim, 13 yaşında kaybettim kendisini zira. başkasından bi şey beklemek çok anlamsız. hele şu sıra inanılmaz getiriler söz konusu...
+1
gurur
(05.08.26)
Şov yapan çok var. Maaşlar az çok belli.

Instagram'da fotoğraf paylaşmak için büyük paralar harcayan bir kitle var. Bir gezginlik modası aldı başını gidiyor. Ortalama bir Türk'ün para birimi kendi para biriminden dramatik yüksek bir ülkeye gezmeye gitmesinin bir mantığı yok. Türkiye'de fiyatlar pahalı denilse de ucuza getirmenin yolları var. Yazlık kirala, yemeğini kendin yap.
0
michael harddd
(05.08.26)
türkiye'de çok fazla insan var öncelikle. maddi durumu çok kötü olanlar da çok, iyi olan da çok. sıfır araba, ev alan ülke ülke gezen insandan çok bunları yapamayan insan sayısı daha fazla kesinlikle buna şüpheniz olmasın ama bunları yapabilen de fazla. ikinci olarak da bekarsınız anladığım kadarıyla. aslında sizin kadar geliri olan biriyle evlenirseniz siz de bu saydıklarınızı yapacak en azından bunun somut planlamasını yapabilecek bir konuma ulaşabilirsiniz. basit hesapla 100k maaş alan biri evin kira + fatura + mutfak harcamalarına 50k harcıyor ve o ayın sosyalleşmesi + diğer alışverişleri + yatırım için harcanacak parası için 50ksı kalıyor diyelim bununla bir şey yapmak gerçekten zor. bu kişi 100k maaş alan biriyle evlenirse evin toplam geliri 200k olacak. kira sabit, faturalar + mutfak gideri +10k artsın desek gider 60k'ya çıkıyor ve geriye 140k para kalıyor. yani bekar biri için daha zor bazı şeyler evet. bir de anneden babadan gelen önemli. hiç satacak evi arabası bir pasif kira geliri olmadan sıfırdan 2 milyon biriktirmek ya da kredi ödemesi planı yapmak zor ama atıyorum babanız üniversitede bir araba alsaydı. onu satıp sıfır araba bakıyor olabilirdiniz siz de. maalesef ben de sizin gibi aileden pek bir katkı olmadan dişimle tırnağımla yapmaya çalışıyorum by işleri ve ben de bekarım. bu yatırımları yapmak kolay değil bu durumda ama elimden gelen gelirimi arttırabilmek onu da yapmaya çalışıyorum elimden geldiğince.
0
semaforo de medianoche
(05.08.26)
kolelige devam. esek olana semer vuran cok olurmus. ai konusunda bile ulan bu cilgin productivity artisindan benim payima ne dusecek diye hak arama yerine ai bizim islerimizi elimizden aliyor devlet buna bir sey yapsin ki kole olarak calismaya devam edebilelim diyor insanoglu. hayreti mucip.

ailesinden 2 ev kalan adam senin kopek muamelesi gordugun, hayatini slave away ettigin duzende asalak gibi yasiyor. ve sen agzinla kus tutsan ona ulasma ihtimalin yok bile. kaldi ki yagli paycheckler de yine ust sinifa gidiyor. eline silah alip bazi kelleler devrilecektir demedigin surece de somurmeye devam edecekler.

care yeni jenerasyondan gelecek bu arada. bizim jenerasyon hala eski sisteme donebilecegi hayaliyle yasiyor cunku. su anda teenager olan gencler kazan kaldiracak. ha tabi turkiye gibi devletin mafyatik ve guclu oldugu yerlerde bu direnc zor. belki yine avrupa baslatir kivilcimi kim bilir. fransa'dan umutluyum.
0
antikadimag
(05.08.26)
(6)

Neden bazı dizi filmleri insan izledikçe izleyesi geliyor?

psmstc
Bazısı ise sarmıyor 2-3 dk sonra bırakası geliyor insanın. Dizi filmin Hikayesi mi, kurgusu mu nedir bizi izledikçe izleten şey?
Bazısı ise sarmıyor 2-3 dk sonra bırakası geliyor insanın.

Dizi filmin Hikayesi mi, kurgusu mu nedir bizi izledikçe izleten şey?
0
psmstc
(25.07.26)
Hikayesi kurgusu
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.07.26)
Konuları bence hızlı bir şekilde işleyip her bölümde bir sürü dopamin basacak konu işlemesi.
0
denizgonen
(25.07.26)
sinemayla daha cok ilgilendikce bu soruyu daha cok soruyorum. bazi filmler insani icine alirken bazilari akmiyor. sanirim editingle alakali.

bir de bazi genrelarin akmasi daha kolay. ornegin thriller drama'ya gore akici yapmasi daha kolay.
0
antikadimag
(25.07.26)
sanırım maharet kurguda.
kastettiğin dizilere örnek mi bilmiyorum ama akasya durağı sanırım ülkede herkesin bir şekilde denk gelip izlediği bir film.

onlarca kez izlediğimiz kemal sunal filmleri ile ortak temalar/saçmalıklar var. hafif, yormuyor, düşündürmüyor, temposu belli bir ayarda.

kendini tekrar tekrar izleten hikayelerin ortak noktası gevşetiyor olması belki de.
0
biseysorcaktim
(25.07.26)
Valla bence olay sadece kurgu, çekim tekniği ya da hikayenin ne kadar iyi olduğu değil. Kişinin izlediği film ya da diziyle nasıl bir bağ kurduğu önemli.

Film ya da dizi en başta senaristin, yönetmenin, oyuncuların düşüncelerine göre çekilip yayınlanıyor. Yani anlatmak istediği, nasıl anlattığı, mesajı vs en baştan belli gibi duruyor. Ama tüketiciye ya da izleyiciye ulaştığında iş değişiyor. Çünkü herkes kendi hayat tecrübesine, bilgisine, düşüncesine, anılarına vs göre izleyip değerlendiriyor. Yani, değişime uğrayıp izleyici sayısına göre yeni anlamlar kazanabiliyor.

Bu yüzden verilmek isteneni direkt almıyoruz hep. Kendimize göre yorumlayıp buna göre değerlendiriyoruz. Bazen sıradan bir sahne bize çok daha derin gelebiliyor, bazen bir diyalog başka bişeyleri bize hatırlattığı için daha anlamlı gelebiliyor, bir karakterde kendimizi buluyoruz ya da kendi kendimize olmadık şeylerden anlam çıkarıyoruz. Ya da tam tersi.

Her neyse, bence bu yüzden bazı filmleri tekrar tekrar izliyoruz. Çünkü kendimizden biseyler buluyoruz onlarda.
0
j r r tolkien hayrani
(26.07.26)
izlediğimiz şeye inanmak. bunu gerçekçilikle alakalı olarak söylemiyorum. kendini kaptırmak, izlediğin şeyi benimsemek anlamında söylüyorum. örneğin "star Wars'ta lazer tüfekleri tabancaları varken ışın kılıcıyla düello yapmak nedir?" ya da "5 tane robot birleşip voltron'u oluşturuyor ama koca megarobot elinde kılıçla savaşıyor, saçmalık" gibi bir gerçekçilik ya da gerçekdışılık değil. film sana onu satıyor, inanıyorsun, anlatıyor sana derdini. kurgusundaki hız mı dersin, anlatımındaki dil mi dersin, oyuncuların iyiliği mi dersin, kameranın açısı mı dersin, efektlerin güzelliği ya da müziğin uyumluluğu... bunların hepsi birleşiyor, seni "inandırıyor"
0
co2s2
(27.07.26)
(24)

Tek çocuk mu iki çocuk mu?

Topalordek
Selamlar. Yaş 36. 1 kızımız var ama ikinci çocuk istiyor eşim. Ben çok kararsızım. Etrafımda 2 çocuklu aile az , geneli tek çocuk. Eve giren para 3 öğretmen maaşı ediyor gibi. Ev kira. Gözümü en çok korkutan şey eğitim, özel okul ve kreş masrafları. Kızım kreşe yeni başladı 3.5 yaşında. Ne yapsak bi
Selamlar. Yaş 36. 1 kızımız var ama ikinci çocuk istiyor eşim. Ben çok kararsızım. Etrafımda 2 çocuklu aile az , geneli tek çocuk. Eve giren para 3 öğretmen maaşı ediyor gibi. Ev kira. Gözümü en çok korkutan şey eğitim, özel okul ve kreş masrafları. Kızım kreşe yeni başladı 3.5 yaşında. Ne yapsak bilemedim. Gelecek beni korkutuyor. 2.cocuk olsa ona yetememek korkutuyor.
Soru üzerine edit. İl konya. Evin maddi geliri toplam 220-230bin civarı.
+1
Topalordek
(12.07.26)
Tek çocuk iyidir.
-6
arbre
(12.07.26)
bekarım , ancak anneannem hastalandığında çocuğun çok önemli olduğunu anladım hayırlısı oluyor hayırsızı oluyor o ayrı konu. ama imkanım olursa mümkün mertebe yapabileceğim max çocuğu yaparım. bir iki yıl sonra maddi kaygılarınız geçer ama çocuk vakti geçerse telafisi olmuyor. bence 2. çocuk yapın:)
+1
ercu cozer
(12.07.26)
tek çocuğumuz var. kızımın amcası çocuk yapmayı düşünmüyor ve amcasını anca yılda 1 kere görüyor. dayısı da engelli oradan da kuzen seçeneğimiz yok. ebeveynlerimizden ayrı şehirdeyiz ve hiç yardım almadık. 5 senede bittik. 2. çocuğu yapmamız için tek neden kızımın ömrü boyunca neredeyse 0 kuzen ve akrabası olacak olması.
yapabilmemiz için manevi destek maddi destekten daha önemli. eşim çocuğu doğurduğu günden beri ne anne yardımı aldı ne kaynana(yaşları fazla olduğu için kendi sağlık sıkıntıları var.) ben er kişisi olarak kendimde bu gücü görmüyorum. eşim ve ben memuruz, özel kreşe gidiyor ancak ilkokulda devlet okulana göndereceğiz. bizim eksikliğimiz manevi. her an biz ilgilendik çünkü ne akıl veren vardı ne de yardımcı olan. en yakın arkadaşımın 2 çocuğu var yaş farkları 4 ne gecesi var ne gündüzü. onu görünce daha da zor olduğunu düşündüm.
+3
mikahakkinen
(12.07.26)
Kizinizin kuzenleri varsa tek cocuk olabilir. Sikinti cok yasamaz diye düsünüyorum. Ben de tek cocugum ama teyze dayi amca hala hepsi vardi :) o yüzden hicbir eksik yasamadim.

Ama eger cocuklarinizin kuzeni yoksa ya da sizin de kardeşiniz yoksa mutlaka ikinci çocuk yapın derim.
-1
Purple life
(12.07.26)
Çocuk varsa kardeşi muhakkak olmalı benim bakış açım bu.
Hayatın ne getireceği belli olmaz kardeş anne babadan sonraki en yakınıdır insanın. Ben böyle düşünüyorum.
+2
ezkaza
(12.07.26)
Annem öldüğünde abim beni arabayla almaya gelmişti. o arabada abim ablam üçümüzdük. Normalde birbirinden uzakta yaşayan üç kardeş. Arabada öyle bir son ses ağlamıştık ki üçümüz. o an şunu anladım: Kardeş/karındaş vs. Bazı büyük duygular var ve kardeşinden başkasıyla bunu asla paylaşamazsın.
+2
mavipenguen
(12.07.26)
artık konu dışı ama ne güzel görüşümü bir tecrübemi yazmışım bu bile eksilenmiş çok tuhaf geliyor artık :)
-1
ercu cozer
(12.07.26)
İki çocuğum var. Evliliğimin ilk 10 yılında tek çocuk yeter kafasındaydım. İkincisi sürpriz oldu. Artık baba olmak için geç, dede olmak için erken yaşlarımdayım. 2 bile azmış. Tek çocuk çok çok az bence. Şimdiki aklım olsa en az bir çocuk daha denerdik. Ekstrem durumlar dışında 3-4 olmalı bence.

Bir de yaygın kanının aksine, çocuk büyütmede maddi durumun ciddi bir etken olduğunu düşünmüyorum. Genelde zenginler az, orta direk ve yoksullar çok cocuklu oluyordu. Günümüzde ülkede orta direk pek kalmadı, yoksullar ve orta sınıf her iki taraftan düşük gelirli gruba yakınsadı, malum. Halen en çok çocuğu en yoksullar yapıyor.

Bakıyorsunuz, çift maaşlı ailenin tüm imkanlarını seferber ettiği tek çocuk yitip gitmiş, dar gelirli köylü ailenin dört çocuğundan üçü doktor çıkmış.

Aile içi huzuru iyi kötü sağlayabilen düzgün ailelerin çok çocuk yapması lazım. 2 çocukla 3 çocuğu büyütmenin maliyeti birbirine çok yakın...
0
yadigar
(12.07.26)
Üç öğretmen maaşı ne oluyo ben hesaplayamadım. Bilinen bir standart değil ki. Düz rakam verseydiniz keşke. Bir de ev kira ama İstanbul mu Çorum mu? Bunlar işin maddi taraflarına yorum yapabilmek için önemli çünkü.

Bizde tek çocuk var. İkinci çocuk istemiyoruz. Maddi tarafından çok manevi olarak 40 yaşında hala bebek bakma fikri korkunç geliyor. Bir de gemiden uykusuzluk vs asla kaldıramam.

Ama eğer anne olmayı çok sevseydim, annelik kolay gelseydi kesinlikle ikinci çocuk düşünürdüm. Bence kardeş şart. Kuzen vs bir yere kadar. Hastalık, ameliyat, ölüm vs gibi durumlarda tek çocuk olmak bence çok zorlayıcı. Kardeşin hayırsız ve dolandırıcı olmadığını varsaydım.
+3
elorelia
(12.07.26)
Hayata bakışımızı sınırlayan şeylerden biri de sayılar. Okuldaki notumuz, kilomuz, saatin kaç olduğu, ailedeki çocuk sayısı , maaşımız vs.
Siz Olabildiğince yapın. Maddiyat önemli ama her şey değil. Kendi birikim ve tecrübeniz ile evet çocuk yetiştirebilirim diyorsanız bu daha da elzem. Çocuk dediğimiz balon gibi bomboş büyümemeli.
Çevreyi boş verin. herkesin bir korkusu var zaten . Gelecek korkusu mu ?
Evet, gelecek olan yakındır .
-2
diyecevaplandı
(12.07.26)
cocuk = luks

kirada oturan adamin luks ile isinin olmamasi lazim.
once evinizi alin, sonra cocuk isine bakarsiniz.
gunumuz sartlarinda iki cocuga bakmak kolay degil. ben olsam o topa girmem ki girmedim zaten, tek yeterli dedik noktayi koyduk.
+1
cooperr
(12.07.26)
Hamileyim, bize giren maaş da sizinkiyle hemen hemen aynı. Hamilelik bana çok zor geldi sadece bir defa yapabileceğim bir şey. Maddi manevi onun yanında olabilmek onu mutlu edebilmek için kardeş düşünmüyorum zaten yaşım oldu 32. Bu yaştan sonra çok zor. Eşim ise asla ama asla istemiyor ikinciyi. bu bebeğe bile ekonomik olarak nasıl yeteceğiz sorumluluğunu nasıl kaldıracağız kafasında
0
Hallegadola
(12.07.26)
iki kardesin anlasacaginin garantisi var mi ki kardes yapalim yalniz kalmasin diye düsünüyorsunuz? iki kardes de olsalar sonucta iki farkli insanlar. belki hic anlasamayacaklar, belki kendileri anlasacaklar ama elin kiziyla elin ogluyla evlenince gene aralari bozulacak? bunun bir garantisi yok ki. kaldi ki benim gördügüm insanlarin cok büyük kismi kardesleriyle problem yasiyor.
ayrica ilki yalniz kalmasin diye dünyaya cocuk getirmek bence dogan cocuga da haksizlik, neden bir misyonla varolsun bu cocuk?
cocuk, istendigi icin yapilmali. yaslaninca bize baksin, kuzeniyle oynasin, kardesi yalniz kalmasin diye düsünülerek cocuk dünyaya getirilmemeli bence.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.07.26)
Bizim bu dana tek cocuk iste: www.eksiduyuru.com

Sevildi, sayildi, simartildi, karne, dogum gunlerinde hediyelere boguldu, cekingen, pisirik olmasin diye serbest, ozgur buyutuldu, fikri dusuncesi dinlendi, soz hakki verildi, istekleri yapildi hala daha memnun olmaz, daha fazlasini ister, simarik, bencil, sukretmez, asi bir ergen var su an elimizde. Herseyi take it all for granted olarak algiliyor. Suriyeli gibi scip batirmis sinavda hala daha regret, uzuntu yok. Bizim teselli etmemiz lazimken o bize dunyanin sonu degil, onumuzdeki maclara bakicaz falan diye espri yapiyor.

En basitinden anne babanin vefatindan sonra tum malin, mulkun bolunmeden kendisine kalacagini bilmesi bile tek cocugu tembel, umursamaz yapar rehavete surekler. Diktator olsam tek cocuklulugu yasaklarim.
0
speedy
(12.07.26)
Bence 3-4 cocuk olmali ama muhtemelen cevabimi ciddiye almayacaksiniz. Bir cocugun hayatta en degerli varligi kardesleri ve genis ailesidir. Anne babasi vakti gelince bu dunyadan goc edecekler.Zaten artik cocuk sahibi olma yasi da geciktigi icin anne-baba ile gecirilecek sure cok azaldi zaten. Sonrasinda hayatta birbirine destek olacak kardesler buyuk zenginlik.5-6 kardes olup da bundan pisman olan birini gormedim hayatim boyunca.Bu sekilde cok kardesli kisiler hep bu durumun ne kadar guzel oldugunu anlatirlar hep.Ozel okul ucretleri falan geciniz bunlari.
+2
turkuaz
(13.07.26)
tek cocuklar genelde simarik oluyor. iki cocuk daha iyi. bu ozel okul isi de cok abartiliyor. ben hep devlet okuluna gittim, iyi ki de oyle olmus. yasadigin toplumla bag kuruyorsun, hayati ogreniyorsun devlet okulunda. sizin cocugunuza vereceginiz en onemli sey guvenli baglanma ve guzel ahlak. geriye kalan her seyi onlar halleder, korkmayin.
+1
banach
(13.07.26)
2 hatta 3 çocuk. Bunu anne olmayı hiç istemeyen biri olarak söylüyorum. Hayatta tek başına kalmak hiç kolay değil. Bir an önce karar verirseniz yaş farkları da ideal olur.
+2
sessizce aglayan sanat
(13.07.26)
çocuk dediğiniz şey en pahalı hobi. eğer madden kaldırabilecekseniz bir düzine bile yapabilirsiniz. yeni çocuk da öyle nasibiyle filan da gelmiyor. para fiziki bir şeydir, ruhani anlamlar yüklememek lazım.

tek çocuğum var. şu an için ona çok iyi bir eğitim ve gelecek kurabilecek imkanımız çok şükür var. ama 2. çocuk olsaydı bu cümleyi kuramazdım. hiç olmazsa ikisine de eşit yaklaşamazdım. Allah karşısına hayırlı insanlar ve arkadaşlar çıkarsın diyerek bu konuyu kapatabiliyoruz.

ayrıca bu çocuklar her zaman 8-9 yaşında yumurcak bebe gibi kalmayacak. 20 li 30 lu yaşlara gelecek ve siz göçüp gideceksiniz ya. belki de benim şansıma, ortada mal mülk varsa düşman olmayan kardeş görmedim ben.
+1
galahad reloaded
(13.07.26)
konya bence yaşam standartları bakımından türkiye ortalamasının üstünde ve konya gibi bir yerde o aile geliri de iyi bir gelir -bence.
açıkçası imkan varsa sizin yerinizde olsam ev alırdım bu hane geliri korunmaya devam ederse zaten 2-3 yıla ev kredisi kira gibi olmaya başlar, ve bence eğitim masrafları vesaire karşılanır.

ha ben sizin yerinizde olsam 2.yi yapar mıyım hayır, ama konya gibi bir yerde öyle hane geliri olan bir aile çocuk seviyorsa 2.yi istemesi bencillik mi bence hayır.
0
denizgonen
(13.07.26)
Yani kazanılan para çocuğun ihtiyaçlarını şu an karşılayabilir ancak sorun sürdürülebilir olarak karşılayacak mı ?

-Bugun kreş parası ileride özel okul üniversite parası olarak karşınıza çıkacak
-Bedelli asklerlik parası bulmak zorundasınız çocuğunuza ( Eğer erkekse)
-Araba alırken destek olmak lazım
-Ev alırken destek olmak lazım
-Evlenecekken destek olmak lazım

Bu lazımlar sürekli artarak uzayacak, 2 çocuk olursa ağzınızda hep ' Şimdi ancak sana bu kadar destek olabiliyorum, çünkü yarın öbürsün kardeşinin de ihtiyacı olacak' kelimeleri olacak.

Bu iş para își, ilkini zaten yaptığınız için mental ve fiziki olarak deneyiminiz var onları o nedenle geçiyorum.

Paranız varsa ki dediğim gibi şuan için değil bundan 20 sene sonrasında da olacağını biliyorsanız yapın, emin olamıyorsanız karar size kalmış :)
0
ebeş
(13.07.26)
bence bu tarz seyler "canim istedi yaptim" seklinde degerlendirilmemeli. dolayisiyla sizin bakis acinizi dogru buldum. maddi durum onemli. eger maddi durumunuz cok iyi degilse, kit kanaat olacaksa bence tek cocuk daha iyi. tabirimi maruz gorun ama "tek olsun ama tam olsun" bakis acisi. tum enerjinizi, imkanlarinizi ona harcayin. yoksa ikinci cocukla oradan buradan kisma, ucu ucuna yetme gibi durumlar yasanir. mesela bir cocugu daha iyi bir okula gonderebilecekken ikinci cocuk nedeniyle daha ortalama veya dusuk fiyatli okula gondermek gibi. sonucunda ikisinin de ortalama bir yere gitmesi gibi. bu sadece tek bir ornekti. bunun disinda elbette daha iyi beslenme, gelecek planlama (mumkunse cocuk icin yatirim), kulturel tatiller, hobi kurslari vs. onlarca sey var. fakat ikinci cocukla bunlarin hepsi kisilacak, belki iptal edilecek.

@ercu cozer, bence eksilenmenizin nedeni bencil bir bakis acisiyla, onun hayatini hic dusunmeden cocuk istemeniz. max cocuk yapayim, hepsi bana baksin mantigiyla cevap yazmaniz. peki siz cocuga ne verebileceksiniz? ha paraniz coksa elbette, ama o durumda bile hepsiyle ilgilenemezsiniz gibime geliyor.
0
Sour
(13.07.26)
editten sonra tekrar cevaplıyorum. bence maddi olarak endişe edecek bi durum yok o kadar. manevi kısmı tamamsa ben olsam çocuk yapardım.
0
elorelia
(13.07.26)
Bu ozel okul fetisi sosyal media yuzunden cikmadiysa bir bok bilmiyorum. Ozel okullar devlet okullarindan 50 kat daha iyi degil, onlarin da hocalari devlet okullarinda yetisiyor, hatta ozel okullarin hocalari daha az maas aliyor devlet okullarindaki ogretmenlerden.
+2
baldur2
(13.07.26)
tek çocuk yalnız kalır. en büyük pişmanlığım hayatta budur.
+1
co2s2
(14.07.26)
(17)

Tuvaletten çıkınca ellerinizi yıkıyor musunuz?

deniz kiyisi ve papatyalar
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen dedikleri şey bir efsaneden mi ibaret yoksa?
+1
deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Götünü yıkamayanı anlarım da elini yıkamayan yavşaktır.
+1
mikahakkinen
(11.07.26)
Her zaman, yanımda dezenfektan bulundururum. Bazı lavabolar bok gibi oluyor, o zaman yıkamam. Ama sonrasında lavabo bulur yıkarım.
-1
Kahvedesu
(11.07.26)
Ellerimi mutlaka yıkarım.

Covid zamaninda birisi doktora sormuş," hocam anladık bu maskeyi uzun süre takacağız ama elimizi yıkama işi nasıl olacak, o da mı daha devam edecek" diye. Ona çok gülmüştüm 😂
+3
rock n roll
(11.07.26)
Milleti böyle göre göre kimseyle tokalaşmaz oldum. Uzakta duruyorum ki kimse el uzatmasın.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Ben tuvalete girerken de ellerimi yıkıyorum. Hatta 1-2 saat aralığında tuvalete girmemiş olsam sadece masa başında çalışıyor olsam da mola verdiğimde ellerimi yıkıyorum.
+1
Jazz
(11.07.26)
Hem öncesinde hem sonrasında yıkarım. El yıkamayan erkekten tiksinirim, şeyine dokunup yıkamaması çok tiksindirici
+1
gadlemler
(11.07.26)
Her zaman her koşulda yıkarım. Yanımda bir şişe suyla ıssız adada kalsam içmek yerine elimi yıkarım o derece nefret edelim pis elden.
0
yenibirgüzelnick
(11.07.26)
Sık seyehat ediyorum ve dünyanın dört bir yanında varlar. Çok görüyorum, belli ırkların elini sıkarken bile öğüresim geliyor.
0
kimlanbu
(11.07.26)
Bazen zorunluluktan aşırı bakımsız pis tuvalete girersin de musluğun vanasına bile dokunmadan kendini dışarı atmak istersin, öyle bir tuvalete denk gelmediysem evet yıkarım
0
grimavi
(11.07.26)
Kesinlikle. Hatta lavabo iyi değilse/sabun yoksa tuvaleti kullanmam bile.

Çoğu yerde zaten doğru düzgün peçete bile olmuyor. Bu yüzden tuvalete giderken muhakkak yanıma bi paket cep mendil dr atarım. Kriz anları için yanımda kolonya ve cep ıslak mendil de daima vardır. Tuvalet kapısınıda elimi kuruladığım peçete ile açarım asla dokunmam.

El yıkamayandan ziyade, yalandan yıkayana çok şahit oluyorum. Sabun bile kullanmadan 2-3 saniye suya tutuyorlar sadece.
-1
substituent
(11.07.26)
tabii ki yıkarım. umumi tuvaletleri de yani avm tuvaletlerini falan da zorda kalmadıkça kullanmam. ayrıca işe vardığımda yıkarım, eve vardığımda yıkarım falan...

yıkamayanlar var ne yazık ki ve o yıkamayanlardan yemek yediğimiz çok olmuştur kafelerde, restoranlarda.

insanlar gerçekten pis.
+1
art cat chocolate
(12.07.26)
Türk milleti yine dünyada en çok yıkayanlardan. Buna rağmen dışarıda pisuvarda falan işerken direkt giden veya elini şöyle bi suya tutan giden çok gördüm. (ben hep yıkarım)
0
nhk ni youkosu
(12.07.26)
Mutlaka, her zaman, her koşulda sabunla yıkarım.
Biz küçükken bir kamu spotu vardı trt'de:
(bkz: suya sabuna dokunun)
Bizim nesle travmatik ama çok başarılı bir şekilde aşılamıştı bu alışkanlığı...
+1
yadigar
(12.07.26)
Umumi var umumi var. Otomatik musluklu otomatik sabunu olan bir yer ise yıkarım. Ancak sadece küçük tuvaletimi yaptıysam -ki dışarıda büyük yapamam- ve ortalığı pislik götürüyorsa o musluğu bir yerleri elleyeceğime benimkini ellemeyi sonra arabaya gidince elimi kolonya ile yıkamayı tercih ederim.
0
denizgonen
(12.07.26)
Elini yikamayanlar selamimi sabahini keserim o derece!
+1
hlt1985
(12.07.26)
@denizgonen
O musluğu bir yerleri peçeteyle elliyoruz biz.
+1
yadigar
(12.07.26)
valla bizim yüksek lisansta profesörün bile el yıkamadığını görmüştüm pisuvardan sonra. gerçi onların odasında lavabo vardı ama kapıya falan sonuçta o şekilde dokunmuştu.
0
high hopes of the sozluk
(13.07.26)
(6)

araç klima

exlibris
araçta yazları rahat bunalmadan bir yolculuk yapmak için dereceyi kaça ayarlamak gerek? buz gibi olmasın ama terlemeyelim de. ben en düşük "LO" değerinde çalıştırıyorum ama bu yanlış galiba. ideal kaçta olmalı? siz kaçta kullanıyorsunuz?
araçta yazları rahat bunalmadan bir yolculuk yapmak için dereceyi kaça ayarlamak gerek? buz gibi olmasın ama terlemeyelim de. ben en düşük "LO" değerinde çalıştırıyorum ama bu yanlış galiba. ideal kaçta olmalı? siz kaçta kullanıyorsunuz?
0
exlibris
(28.06.26)
Bunun ortak bir ideal ayarı olmaz, bu derece teknikten bihaber olmayın, benim arabam 750 gr soğutma gazı alıyor, ön iki cam açıkken klima açık geziyorum içerisi buz gibi, ayar 14 derecede, linea’ya geçiyorum ayar yine 14 derecede, gaz dolu biliyorum ama rampada içerisi ısınıyor, dur kalkta içerisi soğutma kaybediyor vs vs.

Deneme yaparak arabaya göre kendi idealinizi bulmak zor geldiğinden burada cevap arıyorsanız bol şans.

Kompresör verimi, motor hacmi, motor devri, gaz hacmi, fan devri, dış sıcaklık, aracın o o anda ne gibi dertlerle boğuştuğu, rampa çıkma, 4-5 kişi + bagaj taşıma, polen filtre temizliği vs vs gibi binlerce değişkende ideal klima ayarını sorarak öğrenirim diyorsanız hakikaten bol şans.

15e getir, baktin olmuyor az yükselt az düşür devam et, merak etme araba patlamaz
-1
covered
(29.06.26)
Aslında bu biraz insan biyolojisi ile ilgili olduğu için ortak bir ayar var; yaz/kış 21-23 derece ideal diyor araştırmalar. Ama tabii arabada güneşin açısı, insanın o anki durumu (fiziksel aktivite yapmıştır daha çok ısınmıştır vs), klimanın düzgün çalışıp çalışmaması falan elbette fark yaratır.

Ama genel olarak insan konforu ve klima verimi açısından ideal olan auto modunda 21-23 derecedir.

Seçtiğiniz sıcaklık menfezden çıkan havanın sıcaklığı değil, hedef kabin sıcaklığı. Yani 22 yapınca arabanın içini 22’de sabit tutmaya çalışır. Başlangıcta menfezden 8 derece üfler örneğin, kabin soğudukça sıcaklığı yükseltir, ortamı 22’de sabit tutmaya çalışır. LO ve HI her şeyden bağımsız olarak ne olursa olsun kompresörü tam kapasite çalıştırıp maksimum soğuk ya da sıcak üflemeye çalışır, kabin sıcaklığına bakmaz.
O yüzden sürekli değil ancak çok çabuk soğumaya ya da ısınmaya ihtiyaç varsa kullanılmalı, sonrasında yine auto moduna alınmalı.

Ben yaz/kış 21 auto’da kullanıyorum, klimayı arabayı satın aldığımda bir kez ayarlayıp neredeyse hiç ellemiyorum, sadece aç - kapa.
+1
orient blue
(29.06.26)
Ayarlanan o sıcaklık zaten içeride tutmak istediğiniz sıcaklık. Bazı arabaların kliması güçlüdür konforludur 22'ye ayarlarsın içeriyi gerçekten 22 derecede tutar, üfleme şiddetini duruma göre değişken tutar içeride sıcaklık dengesizliğine izin vermez, bazısı da 22'ye ayarlasan da zar zor hedef sıcaklığını tutturduğu için stabil olmaz daha düşüğe ayarlamak konforlu olur.
+1
denizgonen
(29.06.26)
bunun sabit bir ayarı yok.
otomatik klima bile olsa koşullara göre kendiniz ayarlamanız lazım.

mesela klimanın dur kalk trafikteki soğutması ile iki bin devirde seyrederken ki soğutması bir değil.

sıcak olunca açıp, soğuk olunca kısılacak şekilde kullanılır.
0
duyuruuser
(29.06.26)
22-23e auto moda alıyorum. mis gibi oluyor.

lo'ya alırsan 16 derecede sürekli üfler. saçma yani.
0
jelly bear
(29.06.26)
yaz - kış 21 derece kullanıyorum.
0
surprise
(29.06.26)
(4)

Üniversite tavsiyesi

Ali3461
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniv
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniversitesi de bu bölüm okunur mu, hocaları ve eğitim kalitesi nasıl? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
0
Ali3461
(25.06.26)
belki de üniversite okumamanız gerekiyor. Ortalıkta milyonlarca üniversite mezunu işsiz var, 800.000 sıralama ile ileride okuduğunuz alanla bağlantılı bir iş bulabileceğinizi pek de düşünmüyorum. Okula vereceğiniz para ve zaman ile bence meslek edinin.
+3
denizgonen
(25.06.26)
2 senelik bölümü vakıf üniversitesinde okumak etiket değeri olarak çok birşey katmaz.

Elektrikçi olmak bu devirde oldukça mantıklı olsa da 2 senede orada öğretilecek konuları oturup 3 ayda kendiniz de öğrenirsiniz.
0
kimlanbu
(25.06.26)
bölüm özelinde bilmiyorum ama, özel üniversitelere yönelik "boş beleş yerler" kaygısının altı çoğu zaman dolu değil.
devlet kadrolarını malum tipler doldurduğu için kaliteli pek çok akademisyen dışarıda kalıyor ne yazık ki. akademisyenler tecrübe kaygısıyla ders bakınırken, üç kuruş paraya özel üni'lerin kucağına düşüyorlar. özel'ler, müşteriye reklam kaygısıyla vasat tiplerin yanından bile geçmiyor mesela.
bir özel üniversitede dönemlik ders veriyorum; bölümün kadrosu, şu an itü'deki uzmanlık kürsüsünde yok; öyle söyleyeyim. ancak öğrenci profili berbat..
bence okunur. denildiği gibi aynı işi usta sümsüğü yiye yiye 3 ayda da öğrenirsiniz ama üniversite tedrisatının sırf sosyal faydası için bile, o ortama girin derim.
+4
lil siztah
(25.06.26)
Cevaplarınız için teşekkür ederim. Benim amacım diploma almak. Anadolu Lısesi çıkışlı olduğum için elektrik ile uğraşırken başka elektrikçilere göre bir şey bilmiyor gibi gözükmemek için.
+1
🌸Ali3461
(25.06.26)
(2)

engelli raporu alan var mı?

trablon
iş bulamada ya da erken emeklilikte işe yarıyor mu bir de soneradan sen iyileştin denilip kesilen bir rapor mu bu emekliliği?
iş bulamada ya da erken emeklilikte işe yarıyor mu bir de soneradan sen iyileştin denilip kesilen bir rapor mu bu emekliliği?
0
trablon
(21.06.26)
Erken enekli olabiliyorsun. Engelli oranı var, atıyorum %80 engellisin. O oranı doktor heyeti belirliyor. Zaten iyileşebilecek birine engelli raporu vereceklerini sanmıyorum
0
gadlemler
(22.06.26)
iş bulmaktan kastın önemli. evet engelli çalıştırma zorunluluğu var ve şirketler de genellikle engelli çalışan olarak mavi yaka arıyor. adam engelli olacak ama tuğla taşıyacak beklenti bu.
eskiden engelli emekliliğinde prim günü temelde yeterliydi yaklaşık 12-13 yıl çalışıp emekli oluyordun artık heyete çıkıyorsun ve iş gücü kaybına bakıyorlar daha çok çalışır bu deyip kestiriyorlar.
0
denizgonen
(22.06.26)
(9)

bu kuryelere neden el atılmıyor?

messina123
amacım tabii ki kimsenin ekmeğiyle oynamak değil ama ülkeyi getir, yemeksepeti gibi markalar ve onların kuryeleri hindistan'a çevirdi. bu iş tamamen sıfır gürültünün olduğu elektrikliye dönemez mi devlet bu soruna neden çözüm bulmuyor?
amacım tabii ki kimsenin ekmeğiyle oynamak değil ama ülkeyi getir, yemeksepeti gibi markalar ve onların kuryeleri hindistan'a çevirdi. bu iş tamamen sıfır gürültünün olduğu elektrikliye dönemez mi devlet bu soruna neden çözüm bulmuyor?
+2
messina123
(17.06.26)
şu açıdan bakarsak; bir araç tescil ediliyor ve trafiğe çıkıyor. ben burada bir sorun görmüyorum. Bu mantıkla tüm taşıtlar, iş makineleri hatta gürültülü içten yanmalı el aletleri, her şey elektrikliye dönsün. bunların sayısı motosikletlerin 6-7 katı zira.
+5
orient blue
(17.06.26)
siyasi
motorcular düşük gelirli kesimden oluşturuyor, onların ekmeği ile oynayıp o kesime ait oyları kaybetmekten korkuyorlar. kuş serisi araçlara yazılan cezaları iptal ettiler. eski model araçlara takılan dokunmatik ekran cezalarından vazgeçtiler. sokak köpeği sorununu tamamen belediyeler üzerine yüklediler.
0
HellKeePer
(17.06.26)
El atılması için (en azından devlet tarafı için) herhangi bir makul sebep yok ki? O kuryelerin hepsi bildiğiniz şahıs şirketi. Devletin neredeyse bedavaya istatistik kastığı bir alanı neden yok etme çabasına girsinler ki? İstatistik kasmaktan kastım da şu, bu kuryeler zaten (çoğunlukla) işsiz güçsüz insanlardı. Birçoğu ne işte çalışıyor ne de okuyorlardı. Yani bildiğiniz devlet açısından kayıp insanlardı.
- Kuryelik yaparak devlet işsizlik istatistiğinde kazanıyor,
- Vergi mükellefi oldukları için işte bu sene ekonomimizde şu kadar yeni şirket kuruldu istatistiğinde kazanıyor,
- Akaryakıt alımında kazanıyor,
- Motor alımında hem vergi hem de noterden dolayı kazanıyor,
- Bu kurye arkadaşlar ekonomi çarkını döndüren ufak dişlilerden bir tanesi. En nihayetinde harcama yapıyorlar vs vs.

Demek ki bir kuryeyi sadece kurye olarak görmemek gerekiyormuş..
0
ulukayin
(17.06.26)
ne zaman birilerinin canı yanacak artık toplumsal huzursuzluk yaratacak seviyeye gelecek o zaman el atacaklar.
yoksa çok da geç kaldı ekmeklerine de emeklerine de başlayayım. ekmek parası ayağına kaldırımda yayanın üstüne sürer korna çalar, babasının malı gibi kaldırımı ortalayıp bırakır, trafikte abuk sabuk hareketler sergiler, kırmızı ışıkta yayalarla karşıya geçer karşıdan geçmeye çalışan yayalara korna çalar üstüne de gürültü kirlilikleri de cabası.
bu kurye saçmalığının artık bir son bulması gerekiyor.
0
denizgonen
(17.06.26)
Döner büyük ihtimalle ya böyle devam etmez
0
halideyıldız
(17.06.26)
Kaldırımdan gitmeleri dışında çok bir sorun yok bence ya zaten çevre gürültüsü, kirliliği aşırı kötü sadece motorlara kesemeyiz faturayı.
Ama boş boş işlerle uğraşacaklarına gerçekten şunlara düzgün denetimler ve cezalar verilse kaldırımda korkmadan yürürüz.
Scooterların da kaldırımda gitmelerinden çok rahatsız oluyorum yanımdan rüzgar gibi geçiyor mesela anlık bir şey olsa ve dönsem al başına iş uğraş dur.
0
mutekebbir
(17.06.26)
bir kaç yüzbin işsizi, işsizlikten kurtaran "süper" bir formül. devlet bir şey yapmaz.

kuryelere, daha doğrusu eve servise para vermeye hevesli bir dolu kişi var. bu kişiler kendi aralarında para toplayıp, tek özellikleri motosiklet kullanmak olan bazı kişilere, katma değeri sıfır olan bir para kazandırıyor.

(devlet bir şey yapmaz çünkü katma değerli iş yapılması için özel bir çabası yok ve bu kuryeler günü kurtarıyor bir şekilde.)
0
co2s2
(17.06.26)
iş bulamayanın tek çaresi ve bu işi yapan çok insan var. bazıları da motokurye olmayı bir özgürlük ve kendi işinin patronu olarak görüyor. gelirleri de asgari ücretin 2 katı gibi. o yüzden yapan çok ve buna dokunmak kimsenin işine gelmez
0
runaway
(17.06.26)
1970 model toros vizeden geçiyor bu memlekette kuryelere gelene kadar çok şeye el atılmalı. devletin laf geçiremediği en mafya gruplar taksi, dolmuş, kurye ulaşım sektörü. sektör mafyatik tiplerde oy kaybı olmasın diye. şöförler odasına veya lokantacılar odasına dokunulmaz.
+1
mikahakkinen
(17.06.26)
(14)

Annem aşırı bağlılık düşkünlük

darkwizard
Merhaba ben 31 yaşına girecek bir erkek bireyim. Bir evlenmedim anneme çok bağlıyım bu durum ilerde eşim olursa sorun yaratır mı
Merhaba ben 31 yaşına girecek bir erkek bireyim. Bir evlenmedim anneme çok bağlıyım bu durum ilerde eşim olursa sorun yaratır mı
-1
darkwizard
(13.06.26)
Yaratır. Kadınlar anneye bağlı erkeği sevmez sürekli de başının etini yer
0
yakalayamadığın.ışıklar
(13.06.26)
En sıkıntılı erkek profillerinden biri annesine bağlı erkektir. Tabii ki sıkıntı yaratır.
+3
mutekebbir
(13.06.26)
34 yaşında bir erkeğim annesine bağlı erkek profili beni bile rahatsız ediyor eşi nasıl rahatsız etmesin.
evliliklerde genel olarak zaten çocuk haricinde düşkünlük her zaman bir sıkıntıdır. Hollywood farklı pazarlıyor ancak kadınlar kendilerine düşkün erkekleri de sevmezler, bağımsızlık ayakta durabilmek, sorunları çözebilmek ve karar alabilmek daha önemlidir.
+3
denizgonen
(13.06.26)
bağlı olmak var, bağlı olmak var.
- annesine danışmadan, sormadan bir şey yapamayan, kendi başına yaşayamayan -bence birey olmayı becerememiş- çocuklar var. bunlar arkasının toplanması konforuna alıştığı ve annesini de buna alıştırdığı için ayrı eve çıkınca o bağı koparmaları zor oluyor.
- annesi tarafından kullanılan, annesinin biraz şımardığı çocuklar var. bunlar herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen her işe çocuğunu koşturan anneler.
- ailesinden ayrılmaktan ötürü suçluluk duyup, elini ailesinden çekemeyen çocuklar var.
- yalnız yaşayan, hatta belki sağlık sorunları olan annesine destek olan çocuklar var...

hepsi için bağlılık, düşkünlük diyebilirsiniz. ki bunlar sadece benim aklıma gelenler. birinci ve ikinci anlattığım tip anne-çocuk ilişkisi "bence" sorunlu. diğerleri ise zamanla ya da dışarıdan destekle aşılır.

fark ettiyseniz "bence" dedim çoğunda. çünkü bu durum karşınıza çıkacak insana göre değişir. herkesin tercihi farklı. yani anneme çok bağlıyım, evlenirsem eşimle sorun yaşarız, o zaman evlenmeyeyim kimseyle birlikte olmayayım gibi düşüncelere şartlanmayın.
0
tnz
(13.06.26)
erkeğin annesine düşkünlüğünü sorun haline getiren kadın, toksiğin önde gidenidir. içsel olarak olgunlaşmamış, özgüven eksikliği olan, ilişkiyi sizin tapunuza sahip olmak olarak gören, empati yoksunu, psikolojik olarak sorunlu bir kadınla ömür geçmez. koşarak uzaklaşın.
-6
co2s2
(13.06.26)
Kadinlar annelerine bagli erkegi o kadini kendilerine rakip gordukleri icin sevmezler. Baska da bir aciklamasi yok aslinda.
-3
baldur2
(13.06.26)
Yaratir.

Sen evlenme. Bu kadar bagimli olmanin bir nedeni de annen. Size cok sorun cikarir.

youtu.be
0
Purple life
(13.06.26)
Ben anneme bağlı biriyim, özellikle babam vefat ettikten sonra. Neredeyse her gün ararım, 5-10 dakika konuşuruz vs.
Ama hanımla birbirlerini çok severler ki burada da birçok kez dedim. Akşam 5te kokteyl saati yaparlar, hanım yarım yamalak anlasa da müge anlı falan izlerler. Neyse yani benim hanım aksine hoşuna bile gidiyor ailesine bağlı bir erkek görmek olarak ama burada kültürel farktan olabilir. Ben çocuk seven, ailesine düşkün bir erkeğim ve bunu seven bir kadınla evlendim.
Ama ben galiba 20-21 yaşımdan beri neredeyse yalnız ya da kız arkadaşlarımla yaşadım. Haliyle aileme bir bağım olmadı o konuda. Sen biraz bokunu çıkarmışsin işin.
+3
logisticsmanager
(13.06.26)
tnz'nin de anlattığı şekilde bağlı olmak ve bağımlı olmak arasındaki fark anlaşıldığı sürece diğer kadınlar bik bik bik genellemelerine kulak asmaman gerektiğini farkedersin. Bir kadın olarak erkeğin annesine/ailesine bağlı olması tercihimdir ama bağımlı olması red flag.
+1
beetlejuice
(13.06.26)
Hocam bu bağlılık olayını buraya yazacak kadar hissettiğine göre bağlılıktan ziyade anneye bağımlılık var sende şahsi gorusum. Yanlış anlama kötü niyetle soylemiyorum ama Evliliğe uygun biri değilsin bence.
+1
wilhelmwasmuss
(13.06.26)
Yaratır. Hiçbir kadın kaynanasıyla evli olmak istemez.
+3
yaren
(13.06.26)
Ennnnn sıkıntılı erkek tipi. Geçmiş olsun
-2
Hallegadola
(14.06.26)
anneyle evlat arasına giren yılandır. diyeceklerim bu kadar. şimdi konuşan yeni yetme kadınları anne olunca görürüm, tabi babaları belli olursa.
0
sabahkahvesi
(14.06.26)
Anneye bağlılıkta sorun yok ama işi duygusal enseste vardıran ana oğullar var hayatta. Kimse öyle bir ilişki içerisinde dış kapının mandalı olmak istemez.
+1
inawen
(18.06.26)
(12)

Macbook tercih etme nedeniniz nedir?

runaway
Size göre ne gibi avantajları var?
Size göre ne gibi avantajları var?
0
runaway
(12.06.26)
5 yıldır donma kasma yok, güncellemeler devam ediyor
kullanımı her zaman keyifli,
şarj çok iyiydi, şuan iyi
tasarım kusursuz, en son bilgilsayarı ne zaman kapattım hatırlamıyorum,
kapağı kapatıp açıp işime devam ediyorum,
quick note, safari, photos ile iphone ile mükemmel senkronizasyon
0
ne demezsin
(12.06.26)
Sadece içerik tüketen biri olarak yazayım;

Çok iyi mühendislik, dengeli hafif gövde, tek elle açılabilen harika ekran, renk doğruluğu, harika ses, harika pil ömrü, güvenlik, çok iyi malzeme, çok iyi çalışan ekosistem (iPhone, iPad ekran yansıtma, AirPlay, kulaklık, HomeKit entegrasyonu, iMessage, telefon, FaceTime, iCloud), çok uzun ekonomik ömür, ikinci el değeri, güncelleme, hafiflik, basitlik. Genel olarak yapması gerekeni yapması, nazlanmaması, doğru düzgün çalışan backup/restore işleri ve tekrar güvenlik.

Tabii bunların bir kısmı MacBook, bir kısmı macOS ile ilgili ama ortak çalışan şeyler.
+1
orient blue
(12.06.26)
Yıllarca 5 kg bilgisayar + şarj kablosu + adaptör taşıyan biri olarak kesinlikle boyutu ve hafifliği. Geniş el çantamda dahi taşıyabiliyorum. Şarjın gerçekten uzun gitmesi ve sürekli şarj etme ihtiyacının olmaması. Kasma donma gibi sıkıntılar yaşanmaması.
+1
black holes in the sky
(12.06.26)
macos, şarj süresi, ağırlık, ekran kalitesi.
0
gule gule
(12.06.26)
Çok güzel anlatmışlar. +1 diyeyim hepsine ben de.
0
Mirket
(12.06.26)
Toplu taşıma kullandığım dönemde hafifliği için tercih etmiştim.
0
aloha snackbar 3
(12.06.26)
IT çalışanıyım. Şirketim m4 max çipli modelini verdiği için 6 aydır deneyimleme şansım oldu. Cihaz gerçekten tık demiyor. milyon tane pencere açık arkada, ordan oraya geçiş yapıyorum hiçbir şekilde ne donma ne kasma. Performans açısından Windows makineleri tokatlar. Pil ömrü muazzam. Sabah 8'de açtığım bilgisayarı akşam 5'e kadar prize takmadan kullandım bir kere. Daha önce böyle bir şey deneyimlemedim açıkçası.

Fakat MacOS'in arayüzünden memnun değilim. Basitlik adı altında pazarladıkları birçok şey saçmalık ve hiçbir şekilde işimi kolaylaştırmıyor. Özellikle Dock rezalet bir tasarima sahip. Windows'taki gibi system tray özelliği yok. Açtığın ve arka planda çalışan bütün uygulamalar dock'ta görünüyor. benim gibi dikkat eksikliği yaşayan biri için inanılmaz kötü bir tasarım. sidebar adında bir eklenti ile çözmek zorunda kaldım ama o da mükemmel çalışmıyor her zaman. Apple'ın verdiği performansı bir Windows makine verse MacOS'lu bir bilgisayarın yüzüne bakmam açıkçası.
+1
synesthesia
(13.06.26)
3 Ana sebebi var, ama öncelikle belirtmem gerek ki ana laptop olarak kullanmıyorum. Ama macbook air şu üç sebepten dolayı en çok işime yarayan "taşınabilir bilgisayar"

1- Uzun şarj süresi
2- Sadece kendisi ve ince bir çantayla her yere gidebiliyor, kalabalığı yok.
3- Fansız olduğundan tozlu ortamlar için ideal. Toz geçirmez değil elbette, ama en azından tozu deli gibi emmiyor.

Haliyle benim gibi ofis ortamı dışında da bir bilgisayara ihtiyacınız oluyorsa biçilmiş kaftan. Hatta ciddi anlamda var olan tek gerçek anlamda "taşınabilir bilgisayar" bu.
0
akhenaten
(13.06.26)
Air var bende m1 işlemcili olanından bir de eski hani. Pili hala günü rahatlıkla çıkarıyor. Seneler geçti kozmetik sorunu yok. Profesyonel değilim günlük kullanıcıyım cihazda tık yok. Yıllarca windows bilgisayarda trackpad kullandım ama illa mouse aradım bunda ise gerek yok cihaz akıyor mause olmadan da. Seyahate çıkıyorum telefonun adaptörü ile birlikte atıyorum bitti. 2 günlük seyahat ise şarj etmeme bile gerek kalmıyor gerekirse de telefon şarj eder gibi ediyorum.
0
denizgonen
(13.06.26)
Macbook kullanmayan ama özellikle pro kullananların makinalarını kısa süre kullanmış birisi olarak dokunma hissiyatı, gesturelar, akıcılığı, pil ömrü, incecik oluşu, ekran kalitesi gerçekten ayrı bir seviyede.
0
kimlanbu
(13.06.26)
ilk aldigim air 8.5 sene gitti, pil 2500 cycle yapmisti ama hala 3 saat dayaniyordu.
1-2 kere keyfe keder format yedi. hic isinma problemi olmadi.
hic servise gitmedi, ve $250 dolara sattim.
daha nossun?
0
cooperr
(13.06.26)
uzun yıllar kullanılabilir
hafif, güçlü, dayanıklı hissettiriyor
kullanımı gerçekten pratik. erişilebilirlik özelliklerini sık sık kullanıyorum (özellikle touchpad'de üç parmakla zoom yapmak için)
touchpad'i bir harika, 4+ yıldır aralıksız mac kullanıyorum, hiç mouse kullanmadım. hatta neredeyse mouse kullanan da görmedim. windows'larda asla bu kadar iyi olmuyor touchpad
ekran kalitesi gerçekten iyi
intel işlemcilerde kalsaydılar belki windows'lardaki üst seviye laptoplar benzer kaliteyi sağlayabilirdi ama m işlemciler ile windows cihazlara fark açtılar
macos cihazlar kendi ekosistemi ile kusursuz çalışıyorlar. airpods ve iphone da kullanıyorum ve artık bu ekosistemden ayrılmak istemiyorum. bir çeşit vendor lock-in.


macos'ta gerçekten saçma ve "neden böyle" dediğim bir sürü özellik var. mesela finder her bakımdan gerçekten kötü, istediğin dizinde ya da tüm mac'te arama yapma özellikleri kötü, menu-bar'daki tray icon'ları harici bir app olmadan ayarlanamıyor ve ekrandaki notch'un altında kalıyor. dock tasarımı kötü, spotlight son iki-üç sürümdür kullanışsız. daha bir sürü böyle şey var ama benzer şikayetleri windows'ta da yapabilirim (copilot'u her yere entegre etme telaşı, reklam gösterir gibi tray'de sürekli msn network'ünden haberler göstermesi falan)

windows cihazların da kendilerine göre bir çok artısı var ama bugünün konusu değil.
overall soracak olsanız, ben hem iş gereği hem de son kullanıcı olarak windows değil macos'u seçerdim.
0
biseysorcaktim
(13.06.26)
(2)

yatak seçme?

inheritance
15 yıldır kullandığım yatağı değiştirmek istiyorum. baktığım her markada şikayet var. yatsan'a baktım, öven de var söven de. işbir yatak da aynı şekilde. yataş'ı ise öven yok söven çok. memnun olanlardan çok şikayeti olan yazıyor biliyorum ama okudukça almaktan vazgeçesim geliyor. mağazada 5 dk dene
15 yıldır kullandığım yatağı değiştirmek istiyorum.

baktığım her markada şikayet var.
yatsan'a baktım, öven de var söven de. işbir yatak da aynı şekilde. yataş'ı ise öven yok söven çok. memnun olanlardan çok şikayeti olan yazıyor biliyorum ama okudukça almaktan vazgeçesim geliyor. mağazada 5 dk deneyip nasıl rahatmış diyebiliyorsunuz?

omurga sorunlarım var, ortopedik olması önemli. yatak, baza, başlık beraber alacağım. ne kullanıyorsunuz? memnun musunuz?
0
inheritance
(12.06.26)
15 yıldır o yataktan memnunsanız ve eskidi diye değiştiriyorsanız o yatak hala üretiliyorsa ondan alın geçin.
0
denizgonen
(13.06.26)
çoğu marka bilmemkaç gün (2-3 ay) kullan beğenmezsen iade et/değiştir diyordu ama pratikte neler soruyorlar kolayca değiştiriyorlar mı bilmiyorum.

Biz Yataş cool and wool mu ne bi modeli beğenip almıştık memnunuz. (bunlar çok kişisel şeyler, kimi içine gömüleceği yatağı seviyor kimi sert seviyor.)
0
nhk ni youkosu
(13.06.26)
(8)

Ben ev alabilir miyim? Detaylar asagida

benaslinda
Selamlar,Aylik gelirim 200k, tek basima yasiyorum, arabam var ve isim esenyurtta. Su anda 70k kira veriyorum, bu tutari krediye versem de iyi kotu bi ev sahibi olsam gibi bir fikrim var ama nasil olur, olabilir mi hic bilmiyorum, cevremde bu isleri bilen biri de yok. Arabayi satmak istemiyorum, kena
Selamlar,

Aylik gelirim 200k, tek basima yasiyorum, arabam var ve isim esenyurtta. Su anda 70k kira veriyorum, bu tutari krediye versem de iyi kotu bi ev sahibi olsam gibi bir fikrim var ama nasil olur, olabilir mi hic bilmiyorum, cevremde bu isleri bilen biri de yok. Arabayi satmak istemiyorum, kenarda bir birikmisim de yok, ne kadarlik bi ev alabilirim, ne kadar kredi cikar aylik 100k odeme yapabilirim gibi.

Yakin zamanda benzer deneyimi olan varsa duymak isterim.
Tesekkurler simdiden.
0
benaslinda
(11.06.26)
Bana 4 milyon kredi çıktı 120 ay aylık ödemesi 120.000 lira gibi bir şeydi.
Ben tercihimi 60 ay 3.5 milyondan yana kullandım, aylık ödemesi 120 civarı. 120 ay 3.5 milyonun da aylık ödemesi 90.000 lira civarı genel olarak.
Evin tamamına kredi çıkmaz. 7 milyona kadar evin %80'ine kadar kredi çıkıyor ama burada biraz da iş evi olması gerektiği tutardan gösterip göstermedikleri.
5 milyona kadar evlerde de %90'a yakın bir şey çıkabiliyor bankaya git öğren ne çıkar bana diye.
+1
denizgonen
(11.06.26)
Pesinatin yoksa olmaz. Araba satmayacaksan ayda odemek istedigin kredi tutari kadar miktari erimeyen bir varlikta pesinat olarak biriktir. Daha sonra bir iki seneye ortalama bir evi krediyle alabilirsin.
+1
osssy
(11.06.26)
Banka konut kredisiyle ev almak için iki sene kadar peşinat biriktirmeniz uygun olur.

Ya da konut finansman şirketlerine yönelin. Onların işleyiş tarzını araştırın.
+1
Mirket
(11.06.26)
finansman şirketlerinde de peşinatınız yoksa kuraya gitmek zorunda kalıyorsunuz. peşinata ihtiyacınız var :(
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(12.06.26)
İş sektör nedir acaba,iş garanti mi.
Bugün çıksanız 100 k yı ödeme durumunuz ya da 200 k maaşlı iş hılma durumunuz ne olur?
Şahsen krediyle ev aldıktan birkaç ay sonra işsiz kaldım,ve hatta iş de bulamadım.kör topal gidiyorum şu an mesela yine de. Benzer bir duruma ne gibi bir önleminiz olabilir,hesap kitap iyi yapmalısınız
+1
denizciman
(12.06.26)
arabayı satmak istemiyorsunuz ve kenarda birikmişiniz yoksa ev alamazsınız ki zaten.
0
elorelia
(12.06.26)
bir şekilde birimkim yapıp harcamaları azaltıp 70k kenara koysan her ay 2 senede 2m toplasan üzerine kredi çekip ev alırsın, krediye girmeden birşey sahibi olunmuyor 1+1 ile başla ilerde satarsın, yine üzerine ekleyip oda sayısı arttırırsın böyle üzerine koymadıkça olmuyor. kiradan kurtul ev al kesinlikle alamıyorum diye salma
+1
eja
(12.06.26)
Hocam yanlış bilmiyorsam 5 milyon'a kadar ekspertiz değeri olan evlerde %90'a kadar kredi çıkabiliyor diye bir yazı okumuştum. Ama bunu bir bankaya danışın.
0
anten
(12.06.26)
(8)

Aslında ölmediğini düşündüğünüz ünlüler?

yakalayamadığın.ışıklar
Öldüğü belirtilen ama ölmediğini düşündüğünüz ünlüler?
Öldüğü belirtilen ama ölmediğini düşündüğünüz ünlüler?
0
yakalayamadığın.ışıklar
(07.06.26)
Jeffrey Epstein
+4
sadegazoz
(07.06.26)
Jim Morrison, o zaman ölmedi, simdiye yasadigini sanmiyorum gerci
0
sadegazoz
(07.06.26)
cem garipoglu
+12
banach
(07.06.26)
tupac
0
denizgonen
(07.06.26)
Adolf hitler. Su anda 140 yasinda da olsa arjantin'de bir yerde yasiyordur.
+2
baldur2
(07.06.26)
Hazreti İsa aleyhisselam.

Düşünmekten öte müslümanlar kesin olarak böyle inanır .
-1
diyecevaplandı
(07.06.26)
Rasim Öztekin.
0
kizil karga
(07.06.26)
ye
-2
Hallegadola
(08.06.26)
(4)

tapu harci

baldur2
online veya kredi karti ile odenebiliyor mu? ve bu kredi kartina taksit bankaya bagli degil mi? arayip sormam mi lazim yoksa appten halledilebilir mi ?
online veya kredi karti ile odenebiliyor mu? ve bu kredi kartina taksit bankaya bagli degil mi? arayip sormam mi lazim yoksa appten halledilebilir mi ?
0
baldur2
(03.06.26)
(git: dijital.gib.gov.tr) burdan kartla ödeniyor. taksit bankaya göre değişiyor. ben ziraatin kartıyla ödemiştim ve bir kaç taksit yapmıştı.
0
scudman1
(03.06.26)
Kamu bankaları taksit yapıyor. Troy logolu kart ile ödeyince taksit sayısı daha fazla olabiliyor. Banka kampanyalarınızı kontrol etmenizi öneririm.
0
murtiii
(04.06.26)
kamu bankalarından taksit yapabiliyosunuz. bankalar zaten duyuruyo kampanyalarını ama kontrol etmekte fayda var
0
edakkk19
(04.06.26)
İyi denk geldi ben de bunu merak ediyordum. Araştırmalarımda direkt net bir şekilde taksit yaptığını söyleyen iş bankasını görebildim. Vakıf bank taksit yapıyorsa çok sevineceğim mesela bilen varsa harika olur.
0
denizgonen
(05.06.26)
(7)

Kurutmalı çamaşır makinesi kullananlar?

awlmi
bebek bekliyoruz, çamaşır kurutma makinesine ihtiyacımız var ama alanımız çok dar olduğundan çamaşır ve kurutma birlikte olan bir makine almak zorunda gibiyiz. aksi halde iki makine için baya bi tadilatla uğraşıcaz ki kiracıyız ve 1 sene sonra muhtemelen evden ayrılacağız. kullananlar memnun mu? pro
bebek bekliyoruz, çamaşır kurutma makinesine ihtiyacımız var ama alanımız çok dar olduğundan çamaşır ve kurutma birlikte olan bir makine almak zorunda gibiyiz. aksi halde iki makine için baya bi tadilatla uğraşıcaz ki kiracıyız ve 1 sene sonra muhtemelen evden ayrılacağız. kullananlar memnun mu? problem yaşıyor musunuz? marka model önerisi olursa makbul geçer.
0
awlmi
(02.06.26)
Tam model hatırlamamakla birlikte samsungun son modelleri güzel ve gerçekten kurutuyor. Fakat normal 30 derece yıkama artı kurutma 5 saate yakın sürüyor. (İki ayrı makine olsa da yıkama 1 küsur, kurutma yüke bağlı 2-3 saat sürüyordu zaten)

Benim korkum filtre kısmı. Ayrı kurutma makinemizde filtre kısmı vardı her seferinde temizliyorduk. Yıkama kurutma ortak olanlarda (veya bizimkinde) nedense yok. Tüyler iplikler nereye gidiyor bir yeri tıkıyor mu makine uzun kullanımda elimizde kalır mı görücez. Ama yer yoksa yapacak bişey yok, bence alınır.
+1
nhk ni youkosu
(02.06.26)
bende bosch var. çok memnunum. eski bir model.
0
co2s2
(02.06.26)
imkan varsa ayrı alın demeye geldim. ya da samsung almayın. kardeşimde vardı samsung'un kurutmalı makinesi. birkaç sene içinde çok kez servise gitti. en sonunda vestel'in normal çamaşır makinesi ile değiştirdiler. nhk ni youkosu'nun dediği filtre konusu var bir de.
0
inheritance
(02.06.26)
Samsung’un kurutmalı modelini 8 senedir kullanıyoruz. Çeyiz için almıştım sonra annemlere yazlığa taşıdık. 3 senedir de ayrı ayrı Siemens çamaşır ve kurutma makinelerini kullanıyorum.

Samsung tüyü havı kapaktaki lastiğe biriktiriyor. Islak mendil ile silmek gerekiyor her kullanım sonrası. Mevcut makinem 1.5 saatte dolap kuruluğunda veriyor ama Samsung 3 saatte kurutuyor yıkama da eklenince bayağı zaman kaybı. Yeri olmayana mecburiyetten önerebilirim ama önceliğim ayrı makine olur. Balkon kapalı ise balkonu da düşünebilirsiniz seneye taşınacaksanız.
0
cilekli pasta
(02.06.26)
İkisini de kullandım. Kesinlikle ayrı ayrı olanı alın derim. Kurutma makinesinin sadece bir prize takılması yeterli. Banyo haricinde de bir yere koyup suyunu boşaltabilir ileride evinize taşınınca da üst üste koyabilirsiniz.
0
denizgonen
(03.06.26)
ben yerim olmadığı için samsung'un kurutmalı makinesini almıştım. yerim olsa direk kurutma makinesi alırım çünkü tüyü tozu hep lastiklere birikiyor her kurutma sonrası lastik içlerini kapağı ıslak mendille temizliyorum bıktımmm. bu da yetmezmiş gibi o tozlar havalanıyor banyom toz altı oluyor.
normal kurutma makinelerinde filtrede birikiyor bu tozlar.
benim de bebeğim var kurutmayı hiç kullanmıyorum desem yeri zaten 3 saat sürüyor hatta bazen nemli bırakıyor, çocuğun küçülmeden giyeceği 3 ay zaten bir kıyafeti onu da çektiriyor, nemli kalırsa asmak zorunda kalıyorum br de ıslak mendille temizlemesi vs ay fenalık geldi içime yazarken. direk kurutmadan asıyorum artık.
zaten evden çıkacaksanız eve göre karar vermeyin makineyi yıllarca kullanacaksınız. bir odaya koyuverin kurutma makinesini.
0
rayde
(03.06.26)
tozları toplayamadığınız için kurutma sonrası kötü oluyor. içi toz doluyor, kurutmalar da doluyor ama birlikte olanların hiç şansı yok.

ayrı alıp yer yoksa üst üste koyun, benim tavsiyem bu şekilde.
0
gurur
(03.06.26)
(6)

Kredi işleri nasıl oluyor, tahmini ne kadar kredi çekebilirim

denizgonen
657'ye tabi memurum. eşimle birlikte eve 130.000 lira civarı giriyor eşim de özel sektörde çalışıyor. Üstümde 1.300 lira edecek bir arabam var. kredi puanım falan da iyi. taş çatlasa 3 milyon falan çıkarabiliyorum. 5.5 milyon civarı evlere kredi çıkarabilir miyim? Annem ve babamı da bir şekilde kata
657'ye tabi memurum. eşimle birlikte eve 130.000 lira civarı giriyor eşim de özel sektörde çalışıyor. Üstümde 1.300 lira edecek bir arabam var. kredi puanım falan da iyi.

taş çatlasa 3 milyon falan çıkarabiliyorum. 5.5 milyon civarı evlere kredi çıkarabilir miyim? Annem ve babamı da bir şekilde katarsam bu işi oldurabilir miyim? açıkçası hayalim 2-3 yıla kredi tutarının kira bedeline inmesi.
0
denizgonen
(20.05.26)
bunu en iyi maaş bankanız bilir. maaş bankanızda, kurumunuzla ilgilenen bi kaç temsilci vardır; onlardan birine 5 dk uğrayıp net cevap alabilirsiniz.
0
lil siztah
(20.05.26)
teşekkür ederim. Önlerine herhangi bir kredi talebi gelmeden bu tarz bir hesaplama yapacakları hiç aklıma gelmemişti. böyle bir şey mümkünse harika.
+1
🌸denizgonen
(20.05.26)
Bankaların kampanyaları oluyor onlara da bakın, geçen yıl Garantinin çok düşük faizli bir kredisinden faydalanmıştım mesela.
0
ekimoloji
(20.05.26)
sizin ya da esinizin ustune ilk evinizse olabilir. ilk eviniz degilse olamaz cunku banka bu durumda size kredi vermek istese bile yasal olarak engellendigi icin veremiyor.
0
osssy
(20.05.26)
Yeni evlilere özel Halkbank’ta konut kredisi var. Biz 1,5 milyon çektik geçen sene. Şartlarına bakın araştırın isterseniz. Piyasaya göre daha düşük kredi oranı veriyor
0
Hallegadola
(21.05.26)
Kredi'yi mevcut aylık gelirinize ve uygun kredi limitinize göre bakarlar.
2.500.000 çekecek olursanız ortalama 10 yıl %2,75 için 73 bin lira civarı aylık taksidi olur.
3.000.000 çekecek olursanız ortalama 10 yıl %2,75 için 85 bin lira civaru aylık taksidi olur.

Eğer üzerinizde başka kredi yoksa vs. maaş bankanız ile süreci çözebilirsiniz. Ama işin daha zoru eğer yeni ev bakıyorsanız, kredi ile ev satmaya yanaşacak şirket/müteahhit bulmak olacaktır. siz 3'ü verip üzerine kredi alacaksanız alım süreciniz çok daha rahat olur yoksa çoğu evi 1-2 milyon gibi absürt rakamlar göstererek satmak istedikleri için krediye yanaşmıyorlar veya bu rakamlar üzerinden düşük bir kredi almanız gerekiyor.

Bu şekilde yüksek krediye uygun ev bulmak, benim için kredi bulmaktan daha zor olmuştu.
0
cursor
(21.05.26)
(7)

Toki para iadesi /Ziraat

narod
Atmden girdigimde adiniza kayitli bir islem bulunmuyor diyor. Banka calisanlari bugun itibari ile atmden alabilirsiniz demislerdi gecen hafta. Istanbul kurasi icin konusuyorum, iadenin yatmasi zaman mi aliyor? Tecrube eden var mi?
Atmden girdigimde adiniza kayitli bir islem bulunmuyor diyor. Banka calisanlari bugun itibari ile atmden alabilirsiniz demislerdi gecen hafta.

Istanbul kurasi icin konusuyorum, iadenin yatmasi zaman mi aliyor? Tecrube eden var mi?
0
narod
(04.05.26)
atm den normal toki iadesi sekmesinden tckn, telefon no girerek parayı çekebildim sorun olmadı. başvuruda hangi banka ibanına ödemeyi istedilerse ordan iadesini alacaksınız belki sizin de ziraat olmayabilir mi? çevremdeki bazı insanlar halkbanktan yatırdığı halde ziraatten iadesini alacak sanıyordu da :D
0
chanandler bong
(05.05.26)
Evet, ben de öyle yaptim. Ziraate yatirdim parayi. Fakat boyle bir kayıt yoktur diyor.
0
🌸narod
(05.05.26)
5 gün beklemek gerekiyordu birkaç gün sonra tekrar deneyin
0
jelly bear
(05.05.26)
Ben sonuçlar açıklandıktan hemen ertesi gün atmden paramı geri çekebildim. istanbul.
0
denizgonen
(05.05.26)
Benim doğrudan hesabıma yatırılmış para. Ziraat bankası uygulamasından yatırmıştım, direkt iade olmuş. Banka hesabınız varsa onu kontrol ettiniz mi?
0
öylesinebiri
(05.05.26)
Ziraatte hesabim yok. O yuzden bana tanimlanan ibana yatirmistim parayi
0
🌸narod
(05.05.26)
Benim gibi sorun yasayanlar icin guncelleme yapayim. Subeye gittim, universitede ogrencilik yillarimdan kalma kredi cekerken acilmis bir ziraat hesabi varmis. Para ona gecmis. Duzenlemeleri yapti. Atmden ya da mobil bankaciliktan alabilirsiniz dedi gorevli.

Eger sizde boyle bir durum yasiyosaniz subeye danisin.
0
🌸narod
(05.05.26)
(1)

Yeditepe Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'ni öğrencisi olmayan ziyaret edebilir mi?

santimantal
Bir devlet üniversitesinde doktora öğrencisiyim.Yeditepe Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'ni (sanırım adı Yeditepe Üniv. Bilgi Merkezi) dışardan ziyaret edebiliyor muyuz?Sadece orada mevcut olan bir kitaba erişmek istiyorum da.Bir de: Bu kütüphane Kayışdağı kampüsünde mi?
Bir devlet üniversitesinde doktora öğrencisiyim.
Yeditepe Üniversitesi Merkez Kütüphanesi'ni (sanırım adı Yeditepe Üniv. Bilgi Merkezi) dışardan ziyaret edebiliyor muyuz?
Sadece orada mevcut olan bir kitaba erişmek istiyorum da.

Bir de: Bu kütüphane Kayışdağı kampüsünde mi?
0
santimantal
(26.04.26)
mesai saatleri içerisinde gidersen pek de kıllık yapmıyorlar güvenlikle konuştuktan sonra ziyaretçi kartı alman çok sorun çıkarmaz diye düşünüyorum. tabi devlet üniversitesindeki kartını da beyan etmen gerekir.
merkez kütüphane kayışdağında evet ana kapıdan gir, yokuştan aşağı ilerle bir yerde yol düzleşecek orada da yol aşağı ya da sola ayrılacak, sola döneceksin 100 metre gidince solunda kocaman u şeklinde bir bina göreceksin ana kapıdan gir cam merdivenler var cam merdivenlerden çık solunda göreceksin kütüphaneyi.
dediğim gibi mesai saatleri içerisinde git ama 17'den sonra mezunları bile sokmuyorlar.

bir de ben öğrenciyken kütüphane genelde telefonlarını açıyordu okulu da bir arayıp teyit edebilirsin diye düşünüyorum.
0
denizgonen
(26.04.26)
(55)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-5
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-13
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
+1
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-7
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(5)

bilgisayardan anlayanlar: aldığım şu makine iyi mi?

der meister
"olm bunu almadan önce sorman gerekmiyo mu" diyebilirsiniz de oraya hiç girmeyelim. şunu 45 bine aldıydım geçenlerde (fiyat şimdi tekrar 45 olmuş ama geçen bi ara 50'ydi),https://www.amazon.com.tr/Lenovo-i5-12600HX-RTX4050-Freedos-83GS00P6TR/dp/B0DW95KM8Dbenim 10 yıllık külüstür çok eskidi ve yavaşl
"olm bunu almadan önce sorman gerekmiyo mu" diyebilirsiniz de oraya hiç girmeyelim. şunu 45 bine aldıydım geçenlerde (fiyat şimdi tekrar 45 olmuş ama geçen bi ara 50'ydi),

www.amazon.com.tr

benim 10 yıllık külüstür çok eskidi ve yavaşladı. temelde internet kullanımım makineyi yoracak tarzda değildir ama almışken en azından euro truck simulator 2 olsun, 2-3 sene çıkmış oyunlar olsun bunları oynayabileyim istedim. gamer'lığım yoktur da insan özlüyor bazen, elinin altında bilgisayar var tarayıcıya zor giriyor... almışken azıcık performans da versin dedim.

f/p olarak makul bi seçim olmuş mu sizce? en zayıf noktası sanırım hard disk küçüklüğü ama o da bana çok lazım bi şey değil açıkçası bunda oynayacağım 2-3 tane oyun var en fazla, büyük dosyam filan da yok. ram'i olsun işlemcisi olsun akar mı ne diyonuz?

dediğim gibi temelde amaç külüstürü yenilemek, almışken çok yeni olmayan oyunları da en azından 2-3 sene daha fazla baş ağrıtmadan yanıp kül olmadan oynatabilecek bi şey almaktı. fiyatı da değerlendirerek tartışınız. teşekkürler.
0
der meister
(07.04.26)
www.technopat.net

Üzgünüm, sizin de söylediğiniz gibi, almadan önce bir bilene sormalıydınız. "temelde internet kullanımım makineyi yoracak tarzda değildir ama almışken en azından euro truck simulator 2 olsun, 2-3 sene çıkmış oyunlar olsun bunları oynayabileyim istedim." demişsiniz.Bu yüzden daha ağır oyunlarla sistemi uzun süre ağır yük altında tutmadan kullanmaya ve iyi bir şekilde serin tutmaya özen gösteriniz.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(07.04.26)
ülkeyi bölemeyeceksiniz, ezanı susturamayacaksınız :((

soğutucu aldım hocam, onu aktif kullanmıyorum ama fan açıkta kalsın diye platformu yukarı kaldırıyorum. o kadar üzerine titredim ki şu ana kadar ets 2 oynamak dışında dokunmadım bile bilgisayara, işimi gücümü eskisinden görüyorum hâlâ. yalnız ets 2'de bile az buz ses çıkarmıyor, benim de canımı sıkan ilk nokta bu oldu. takırtı tukurtu yok ama sinek vızıldaması gibi.

daha çok yeni diye aktif soğutucu kullanmak istemedim ama açsam mı? oyundayken veya çıktıktan hemen sonra herhangi bir problem yaşamıyorum bu arada, aynı hızda aynı akıcılıkta devam ediyor. gerçi cpu ısısına filan bakmadım onu da bir kontrol edeyim.
0
🌸der meister
(07.04.26)
son fiyatlara hakim değilim ama makina kötü değil. özellikle hx işlemci olması iyi, bunlar yüksek performanslı işlemciler ve browserda 20-30 tab açsan da alet kasmayacak. 24gb ram aslında yeterli ama bir iki sene sonra ram fiyatları ucuzlayınca (şu an aşırı pahalı) 32 hatta 64 yaparsın. DDR5 olması iyi, en güncel teknoloji bu. rtx4050 öyle 150fps alma derdinde değilsen tüm oyunları oynatır tabi bu bir laptop. kompakt cihaz yani ısı sorunu olacaktır onu da laptop altına koyulan fanlı soğutucular ile çözersin. LOQ serisinin ekranlarını ve renklerini ben beğeniyorum göz yormuyor parlama yapmıyor. 512ssd seni en az 1 sene götürür sonra dolarsa boştaki slota 1tb ekler devam edersin.
0
orpheus
(07.04.26)
Vallaha tadını kaçırmak istemiyorum ama gerçekten sorunlu bir seriye benziyor bence 14 gün dolmadıysa iade hakkını kullan. Gündelik kullanımı artık her türlü bilgisayar kaldırıyor telefon işlemcili macbook neo bile köpek gibi çalışıyor.
0
denizgonen
(08.04.26)
olm bunu almadan önce sorman gerekmiyo mu
0
co2s2
(08.04.26)
(22)

Üstüme taşınacak şehir atın

denizgonen
Devlet memuruyum. Eşim de öğretmen ama özelde. İstanbulda hiç ama hiç mutlu değiliz. Eskişehire nakil ayarlamaya çalıştım ve aylardır uğraşmama rağmen somut hiç bir şey gerçekleşmeyince pes etme noktasına geldim.eşimde ben de hafta içi evinde takılmayı seven sakin huzurlu hayattan zevk alan insanlar
Devlet memuruyum. Eşim de öğretmen ama özelde. İstanbulda hiç ama hiç mutlu değiliz. Eskişehire nakil ayarlamaya çalıştım ve aylardır uğraşmama rağmen somut hiç bir şey gerçekleşmeyince pes etme noktasına geldim.

eşimde ben de hafta içi evinde takılmayı seven sakin huzurlu hayattan zevk alan insanlarız. insanlarla aslında çok yüz göz olmayız. sosyalleşme anlayışımız haftasonları biraz yürümek, hava güzelse çevrede kampa gitmek/çevre illeri gezmek. havalar kötüyse belki bir yerde 1-2 bira yuvarlamak falan. tatil zamanları da arabaya atlayıp gezilere gitmeyi severiz.

eşimin iş bulabileceği, dediğim kriterlere uyan, istanbuldaki gibi market alışverişine gitmenin bile artık stres yarattığı bir yer olmayan bir şehir öneriniz var mı acaba? Ankaraya da niyetlendik ama anladığım kadarı ile ankara da yeni bir istanbul olma yolunda gidiyor.
+1
denizgonen
(01.04.26)
Muğla merkez ya da fethiye.
+2
mikahakkinen
(01.04.26)
Trakya

Ayrıca Eskişehir, Trakya gibi kıyak yerlere atanan memurlar başka yere kımıldamadığı için kadro açılması çok zor, araya birilerini sokun muhakkak
+2
ebeş
(01.04.26)
sinop diyorum.
+4
ruhlardan esinlenen karga
(01.04.26)
Eskişehir neden?
Eski soğuklar olmasada genelde soğuk memleket. Daha sıcak deniz olan bir yeri isterdim ben olsam.
Hayırlısı olsun hakkınızda.
-1
duhan
(01.04.26)
Sinop +1
İmkanım olsa bir gün bile düşünmem giderim o kadar güzel bir şehir ki.
Taksicileri bile çok iyi insanlar bu kadar diyeyim yeterli olur herhalde :)
+3
mutekebbir
(01.04.26)
Hakkari.
-5
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.04.26)
Sinop. Eskisehir'in çok super bir deniz olmasa da deniz olan ve iyice ufak versiyonu gibi. Eskisehirliyim, Eskisehir'de mutlu olan ya da yasamak isteyen sanki Sinop'ta da mutlu olur. Fakat sehir Eskisehir'e göre bile bayağı küçük. Bunu da dikkate almak gerekir.
+2
evandro roncatto
(01.04.26)
Kırklareli, Tekirdağ, Edirne tarafları diyorum.
Ama oralarda yaşamayı bildiğimden demiyorum.

Kırklareli civarı orman ve camping işleri güzel. Tekirdağ tarafları denize girmek işleri güzel.
Edirne tarafları hem daha büyük şehir imkanları hem denize girme işleri.
Tüm bunlara ek olarak yeşil pasaportunuzla arada bir Yunanistan, bulgaristan, İtalya’ya arabayla gidivermek de var.
0
michael_knight
(01.04.26)
Nerelisiniz? Ona göre değişir
0
jackyr
(01.04.26)
Aydın,Manisa.
+1
designer
(01.04.26)
Artık doğu batıya göre daha cazip oldu. Üstte sayılan ege bölgelerinin çoğu sorunlu. İlla Ege diyorsan çanakkale veya balıkesir olabilir.
+2
runaway
(01.04.26)
Edirne. Sosyalleşme imkanı, sakinlik, rahat insanlar, yeşil pasaport ile hafta sonları uçup kaçma imkanları, doğal güzellikler gibi pek çok artısı olan bir şehir. Ayrıca sanayi olmadığı için sadece öğrenci asker ve memur göçü alan, bu yüzden de bozulmaya daha dirençli bir şehir. Ama bahsedildiği gibi kontenjan bulabilmek biraz zor olabilir.
+1
thracia
(02.04.26)
konya ve uşak çok sıkıcı diğer illerde mutlu olursunuz . Sinop yazılmış orası izmir'e benziyor uzun bir sahili var cafeler barlar ve restaurantlarla dolu yaz aylarında akşamları çok canlı cıvıl cıvıl bir ortam . karşıyaka sahili gibi .
ben mardin'i de çok sevmiştim , yaşasam sıkılmazdım .insanları yobaz değil . çok yerleşik hristiyan nufus var .turist dolu ve renkli .
afyon denizli ısparta olabilir aslında sevimli şehirler insanları tatlı
+1
devilone
(02.04.26)
@mikahakkinen muğla merkez genel olarak nasıldır? yani özel okullar vesaire bol mudur iş imkanları iyi midir? aslında bodrumluyum ama muğlaya da hiç gitmedim açıkçası.
@ebeş @thracia @michael_knight trakya ile ilgili beni açıkçası istanbula yakınlığı ve ülkenin geri kalanına ulaşmak için istanbuldan geçme zorunluluğu korkutuyor. yanlış mı düşünüyorum bilmiyorum ama... yoksa özellikle kırklareliyi ben çok sevmiştim.
@ruhlardan esinlenen karga, @evandro roncatto @mutekebbir @ruhlardan esinlenen karga sinop mesela gerekmesi halinde ankaraya ulaşım olarak kolay mıdır? yani atıyorum yurt dışına gitmek istedim bu çileye mi dönecek? sağlık imkanları nasıl? eşim özel sektörde öğretmen iş bulabilir mi? yoksa neden olmasın açıkçası.
+1
🌸denizgonen
(02.04.26)
Eskişehir'de yaşıyorum şu an, burdan önce de Denizli'de yaşadım iki sene. Denizli de bence yaşamak için güzel bir şehir düşünebilirsiniz.

Sinop çok yazılmış, onun dışında Çanakkale de bir kere söylenmiş, ilk aklıma gelenler Trakya ile birlikte buralardı.

Eşim Kayseri'de çalıştığı için son bir iki senedir çok gidip geldim. Evet insanı biraz tuhaf ama şehrin yapılaşması fena değil, Talas kısmı yaşamak için de güzel. Denenebilir belki.

Son tavsiyem de Aydın merkez. Sakin ufak bir şehir ve İzmir'in dibinde, denize gitmek istersen de Kuşadası, Didim ya da daha güneyde Bodrum vs hepsi yakın sayılır
+1
nundu
(02.04.26)
zonguldak
+1
kveldulv
(02.04.26)
1-2 sefer Afyon' da konakladım iş sebebiyle. gayet beğenmiştim şehri. evler genelde 4-5 kat, termal turizm sebebiyle 5 yıldızlı oteller var, şehir içinde yeme içme uygun fiyatlı. benim kaldığım otelin altında leman kültür filan vardı :) şehir için trafik yok denecek kadar az, bisikletle bile gel git yapılabilir.

gece hayatı yok denecek kadar az. bunun için eskişehir' e gidilebilir. 1,5 saat filan.

sorun ; karasal iklim, kışları donarsınız. deniz yok. illa deniz demeyenlerdenseniz afyon tanıtan youtube yayınları var bakabilirsiniz.
+1
galahad reloaded
(02.04.26)
ankara'yı çabuk elemişsin ama hem en kolay atanabileceğin hem de eşinin en kolay iş bulabileceği şehir trafik ve kira sorunu da iyi bir araştırmayla çözülebilecek problemler
+3
alester
(02.04.26)
Mahalleden bir memur ailesini alıp Balıkesire taşındı memnun. Çanakkale, Balıkesir olabilir gibi geliyor.
+1
iustitia omnibus
(02.04.26)
Bursa, Bolu
+1
1917
(02.04.26)
Kayseri yukarıda da söylenmiş ilçe de Talas. Ailem iş sebebi ile kısa bir süre yaşadı pandemide uzun uzun kalma fırsatım oldu. Düzgün bir sitede oturursanız İstanbul’a göre çok daha uygun fiyata kaliteli bir çevre ile bir arada oluyorsunuz üstüne kaostan kurtuluyorsunuz.
+1
cilekli pasta
(03.04.26)
@cilekli pasta: düzgün siteler bir şehre yabancıysan nasıl tespit edilebilir? Bir de neden düzgün site öneriyorsunuz sıkıntılı mı siteden çıkınca. Yoksa google haritalara baktım güzel planlanmış geniş bulvarlı bir şehir.
0
🌸denizgonen
(09.04.26)
(9)

harry potter dizisi neden yapıldı

semaforo de medianoche
filmler son derece popüler zaten ve seviliyor. aynı hikayenin neden dizisi yapıldı? yeterince iyi yansıtılamamış mıydı kitap öyle bir eksiklik var ve diziyle o mu giderilecek? veya tam tersi filmler daha düz bi uyarlamaydı dizide daha özgün ve farklı bir tarz mı denecek (amafragmanda öyle gözükmüyor
filmler son derece popüler zaten ve seviliyor. aynı hikayenin neden dizisi yapıldı? yeterince iyi yansıtılamamış mıydı kitap öyle bir eksiklik var ve diziyle o mu giderilecek? veya tam tersi filmler daha düz bi uyarlamaydı dizide daha özgün ve farklı bir tarz mı denecek (amafragmanda öyle gözükmüyor). harry potter markasını kullanarak para kazanmak dışında bir motivasyon var mı bu dizinin yapımında?
0
semaforo de medianoche
(27.03.26)
aynı kitleye aynı şeyleri satacaklar Harry Potter 1'i 10 yaşında izleyen çocuk şimdi 37 yaşında dolayısı ile nesil değişti

digital platform çocuklara satabilecek bir şey geliştiremediği için yeni nesile, yeni nesil harry potter satmaya çalışıyorlar. youtuber spiderman gibi.

herhangi bir sanatsal yanı yok yani
+1
duyurukullanıcısı
(27.03.26)
@duyurukullanıcısı: ben de böyle düşünüyorum da çok nerdü olmadığım bir dünya olduğu için bilmediğim bir sebebi mi var dedim.
0
🌸semaforo de medianoche
(27.03.26)
Filmler kitapların yarısını bile anlatmıyor.
Her sezon bir kitap anlatacak gibi duruyor, kitapları anlamlı kılan detayları vermek için mantıklı bir çözüm.
Yapabilirlerse tabii.
+1
Bruce
(27.03.26)
filmler tabi ki kitapların çok çok az kısmı. dediklerine göre her kitap 1 sezon olacak. umarım dedikleri kadar iyi yapabilirler. şahsen ben dizi olmasından memnunum serinin nerd ü sayılırım :) sadece mahvetmezler umarım diye düşünüyorum.

ayrıca tabi ki harry potter her zaman satıyor. jk rowling (ve hp ile para kazanan herkes) 8-10 kuşağına yetecek para kazanmıştır, kazanmak istiyordur. çöp olsa bile satacak sonuçta
+1
chanandler bong
(27.03.26)
Filmler kendi kuşağı arasında popüler ve seviliyor. Yeni nesil için çok "kendilerinden" bir şey değil.

Ayrıca zaten eski bir yapımı yeniden çekecekseniz en uygun zaman da tam olarak bu evre sanırım. İlgi tamamen söndükten sonra tutması daha zor.

Şu anda çıkıp tutacak bir dizi hem eskileri toplar, hep yenileri çeker hem de eski yapımları tekrar gündeme çeker. Bunların hepsi daha fazla para demek.
0
akhenaten
(27.03.26)
Öncelikle kısa cevabımı vereyim; her yeni nesil kendi serisini izlemeyi hak ediyor.

Diğer taraftan ise filmler popüler olabilir ama kitapları okuyan gerçek hayranları tarafından filmlerin sevilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz çünkü çok büyük ölçüde filmlerin kitaplarda olmayan birçok kısmı olduğu ve bunun da kitapta hissettirdiği arkadaşlık bağı, samimiyet ve sevgi gibi konuları tam olarak almadığı bir gerçek. Bu nedenle sadece para kazanmak diye bakamayız. Fragmanda bile hikayeye sadık kalınarak uyarlandı gibi bir ibare var ve bu hayranların en çok istediği şey.

Filmlerde düşünülmeyen ve atlanılan, daha çok olması gereken şeyler dizide uzun uzun işleneceği ve aslına sadık olacağı düşünüldüğünde bu serinin eski jenerasyon olan 37 yaş civarı insanların bile kesinlikle izleyeceği bir dizi olacağı da su götürmez bir gerçek.
+1
mimetorg
(27.03.26)
ilk kitabını 2002'de 10 yaşındayken okuyan biri olarak filmlerin sevilme sebebinin bizim kuşağın bu kitap ve filmlerle büyümesi olduğunu düşünüyorum.
yoksa harry potter serisinde yüzüklerin efendisi gibi bir derinlik olmasa da filmlerinde yansıtıldığı kadar da çocuk kitabı/ filmi de değiller. kitaptaki karakterler büyüdükçe kitapların derinliği arttı.
evet bu serinin dizisinin çekilmesi beni mutlu ediyor, HBO tarafından çekilmesi daha da mutlu ediyor ama HBO'ya zenci snape, hint hermione tercihlerinden dolayı da sinirliyim.
+3
denizgonen
(27.03.26)
Açıkçası, tartışmanın her iki tarafını da anlıyorum. Bir yandan evet, Harry Potter dizisi zaten başarılı olmuş bir hikâyeden yeniden para kazanma girişimi gibi görünüyor. Seri hâlâ inanılmaz derecede popüler ve onu yeni nesil için “yeniden başlatmak” istemeleri mantıklı.

Ama bana daha ilginç gelen başka bir taraf da var. Filmler ne kadar seviliyor olsa da, gerçekten birçok şeyi basitleştirdi ve bazı kısımları çıkardı. Oradaki dünya daha “daraltılmış” hissediliyor ve bazı karakterler ile hikâye çizgileri derinliğini kaybetti. Dizi formatı ise bu hikâyeyi daha detaylı, acele etmeden, Hogwarts atmosferini — kitap hayranlarının çok değer verdiği o hissi — daha iyi yansıtma şansı veriyor.

Kişisel olarak buna temkinli bir ilgiyle yaklaşıyorum. Eğer sadece filmlerin bir kopyası olacaksa, pek anlamı yok. Ama eğer yapımcılar gerçekten kitaplara daha sadık ve derin bir uyarlama yapmaya çalışırsa, ortaya çok güçlü bir proje çıkabilir.

Sonuçta mesele “neden yapıldı” değil, nasıl yapıldığı olacak. Eğer ruhunu katarlarsa, filmlerle büyüyenler bile izler. Eğer katmazlarsa, bu sadece nostaljiden para kazanmanın bir yolu gibi hissedilir.

Eğer kitaplar ve onların uyarlamaları ilginizi çekiyorsa, edebiyat-evi.com ve kitapfuar.net sitelerindeki seçkilere göz atabilirsiniz — burada sık sık benzer konular ele alınıyor ve kitap önerileri paylaşılıyor.
0
Mike
(06.04.26)
para disinda bir motivasyon yok, hayir.

gercekten sanatsal bir kaygi olsaydi harry potter universe'inde gecen bambaska bir hikaye yazabilirlerdi mesela birkac sene once cikan oyunda oldugu gibi. veya 2026'da gecen yeni bir hikaye yazabilirlerdi, mevcut mantik bosluklarini falan olabildigince doldurarak. yani gelistirilebilecek cok yani vardi bence, oyleyken harry potter'in gidip mevcut kitaplarini sakiz gibi cignemeleri iyi niyet tasimiyor.
0
hot potato
(06.04.26)
(7)

Kadıköy'de uygun fiyatlı, kasıntı olmayan, normal ses seviyesinde müzik olan ve dumanaltı olmayan birahane önerisi

denizgonen
arkadaşlar selamlar, kadıköyde genel olarak bir yerde oturup 1-2 bira içtiğimde bile eve geldiğimde duş almamı gerektirecek derecede sigara kokmaya başlıyorum. genel olarak malesef tüm mekanlarda böyle bir durum var, böyle durum olmayan mekanlar da genelde çok pahalı oluyor. 1-2 tane favori mekanım
arkadaşlar selamlar, kadıköyde genel olarak bir yerde oturup 1-2 bira içtiğimde bile eve geldiğimde duş almamı gerektirecek derecede sigara kokmaya başlıyorum.
genel olarak malesef tüm mekanlarda böyle bir durum var, böyle durum olmayan mekanlar da genelde çok pahalı oluyor.

1-2 tane favori mekanım var, biri de içeride sigara içirmiyor ama fazla da salaş bir yer.

böyle blues-rock çalan, gürültüsü rahatsız etmeyen, dediğim kriterlerde bir mekan öneriniz var mı acaba? yemek falan da çok önemli değil birası pahalı olmasın iş çıkışı 1-2 saat takılayım kafa dinleyeyim yeter.
0
denizgonen
(26.03.26)
kadıköy sigara içilmeyen mekanlarla dolu. sadece teraslarda ve açık alanlarda içiliyor. uygun mekanda cok.

biraz modada yürü gözüne kestirdiğin yere gir.
-1
koela
(26.03.26)
ben hep benzine gidiyorum. misafirim gelirse oraya götürüyorum. içerde sigara yasak. müzikler tam istediğin gibi. menüsü güzel. mutlu saatler diliminde indirim var.

eğer uslu bir çocuk olursanız içeride yurtsuzu da görebilirsiniz (:
0
yurtsuz john
(26.03.26)
@koela sanırım aynı kadıköyden bahsetmiyoruz zira kadıköyde içki satılıp da içeride sigara içirtmeyen mekan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. sadece bazı çok büyük mekanlar belli bir köşeyi sigarasız yapıyor o kadar.
+1
🌸denizgonen
(26.03.26)
@yurtsuz john sosyal medyadaki yorumları kötü diye açıkçası gitmekten kaçındığım bir yerdi ama önerin üzerine ilk fırsatta gideceğim. zaten her gün önünden geçiyorum.
0
🌸denizgonen
(26.03.26)
dopamine coffee shop var, kapalı alanı küçük ama sigara içilmiyor. açık alanı da sakin ve havadar oluyor.
+2
gregory
(31.03.26)
google da kahverengi kadıköy olarak aratırsanız konumu gösterir . öneririm , çok pahallı değil ortamı ferah . alt katında kareoke var ama ses yukarı gelmiyor rahatsız etmiyor . arkadaşlarla haftada 1-2 gidiyoruz , seviyoruz . öneririm .
bahariye caddesinin bir alt sokağı gibi . kadife sokağın üst sokağının devamında
0
devilone
(20.04.26)
dopamine coffee shop +1
0
put it in your appropriate place
(20.04.26)
(32)

Duyurunun hayatiniza bi etkisi oldu mu

üğpoıuy
Nasil?"Burayi hayatimi etkilicek kadar ciddiye almiyorum yeaa"cilari su taraftan alabiliriz, tesekkurler
Nasil?

"Burayi hayatimi etkilicek kadar ciddiye almiyorum yeaa"cilari su taraftan alabiliriz, tesekkurler
+1
üğpoıuy
(24.03.26)
Çocuğumun annesini buradan buldum dahası var mı :)
+8
chicha_v2
(24.03.26)
15 yıldan fazla buradayım sorduğum soruların %96'sına cevap gelmiştir. %4'ü de ultra spesifiktir.

sözlük hesabım duyuruda ismi lazım değil kişi tarafından banlanmış olmasaydı muhtemelen top soru soran kişiydim.

thanks duyuru. you are the one!
+4
duyurukullanıcısı
(24.03.26)
@duyuru, e banlanan nikler geri alinabiliyordu
+2
🌸üğpoıuy
(24.03.26)
eşimi buldum, hayatıma etkisi çok büyük
+6
kaptan maydanoz
(24.03.26)
ilk uzun ilişkimdeki sevgilimle burada tanıştım, hayatımdaki kariyerime yön veren ilk işimi buradan buldum, ilk kiraya çıktığımda da evi buradan buldum.
+3
the man with no name
(24.03.26)
ben de eşimle duyurudan tanıştım. en büyük etkisi bu tabi.
bi de eczacı arkadaş edindim mesela onu da sağlık danışmanı gibi kullanıyorum sağolsun.
hala mesajlaştığım bi iki arkadaşım daha var.
+6
elorelia
(24.03.26)
Olumlu yönde etkileri oldu tabii ki.

Hiç bilmediğim şeyleri öğrendim sorulan sorulardan. Benim sorularıma da güzel cevaplar geldi. Bazen çok motive edici ve iyi hissettiren cevaplar da oldu. Umarım benim de iyi hissettiren cevaplarım olmuştur.
+1
rock n roll
(24.03.26)
2012-2014 sonuna kadar 2.5 sevgilim oldu buradan. Sonrası online soru cevap ilişkisi.
-1
gabe h coud
(24.03.26)
yıllar önce sorduğum bir gönül işi sorusuna aldığım cevaplar sayesinde aydınlanma yaşayıp bir beladan kurtulmuştum. sağolsunlar.

onun dışında çok komik adamlar var. ekrana çay püskürttüğüm konuşmalar yapıyoruz.

zaman zaman mesaj atanlarla buluşuyoruz. öyle işte.
moda deniz kulubü gibi müdavimci bir yer oldu benim için.
+2
yurtsuz john
(24.03.26)
belki 50 tane kadın düşürmüşümdür buradan
-17
runaway
(24.03.26)
Eskiden vardı artık miyadı doldu. Nostaljik tadı dışında geriye bişey kalmadı. İşsiz, adam olmaya niyeti olmayan erkekler, gergin, ilgi görmeyen feministler kaldı sadece.
Ben biraz daha kalırsam ben de onlara katılacağım.
-1
mimikikili
(24.03.26)
Mükemmel bir dost edindim. Öpüyorum kendisini :)
0
sadakatsiz
(24.03.26)
22-23 yasina kadar cok oldu.
Yasadigim ülkeyi secmemde de etkisi oldu. Isvicreye falan gidicektim. Burda biri 10 yilda vat alindigini söylemisti de vazgecmistim.
Iliski tavsiyesi de aldim.
Yatirim tavsiyeleri dişinda her türlü tavsiye alinir burdan.
0
Purple life
(24.03.26)
seneler önce yurtdışına taşınırken önemli konularda yardım edenler olmuştu. biri orda yaşıyordu zaten ve oraya gidince en iyi arkadaşlarımdan biri olmuştu.

onun dışında burdan edindiğim bilgilerin ve binlerce kişiye de yardımımın dokunmasının bir etkisi olmuştur sanırım.
+4
ermanen
(24.03.26)
Kaleci abim spor ve beslenme ile ilgili tüm cehaletini göklerden Deus ex machina gibi gelip düzelttikten sonra yok oldu, bana en olumlu etkisi bu oldu.
+1
kizil karga
(24.03.26)
ekşi sözlük ile aynı değildi bir zamanlar duyuru chat denince farklı bir çekirdek grup vardı o gruptan dostlar edindim,kız arkadasım da oldu bir zamanlar.Yaş aldıkça okuma,yazma,konuşma üzerine bir üşengeçlik demeyim ama konuşmak bir insana zor geliyor.İnsan konuşurken birinin seni dinlemesini karşıdakinin de aynı sabırla sana cevap vermesini özlüyor.
Şimdi millet bir şeye cvp verip götünü dönüp telefonundan stalk yapmaya devam ediyor
duyuru da beni dinleyen çok insan oldu bu yüzden seviyorum burayı
+1
smokee
(24.03.26)
buradaki bazı duyurucuların görüşlerine saygı duyuyorum. belli kararlarımda etkili oluyor. her gün girip bakıyorum. demekki hayatımda yeri var.
+1
mikahakkinen
(24.03.26)
Kurulduğu günden bugüne kullanıyorum. Bazı dönemler her gün saatlerimi geçirdim. Aylarca girmediğim de oldu. Sitenin altın döneminin geçtiği de hakikat. Benim için en belirgin tarafı, yıllar içinde verdiğim cevapları okuyup nostalji yaparken, karakterimdeki değişimleri gözlemlemek oluyor.

Bir kısmı çok iyi ve yardımsever çok duyurucu ile tanışıklığımız, alışverişimiz, yardımlaşmamız ve kısa süreli irtibatlarımız oldu ama burası vasıtasıyla bir dost, ahbap, sevgili gibi uzun vadeli ilişkilerim olmadı. Duyurunun hayatımda kaydadeğer ciddi bir etkisi olmadı. Eskisi kadar olmasa da iş görüyor. Alışkanlık oldu, konfor alanı...
+1
yadigar
(24.03.26)
En yakın dostumla burada tanıştık bana onu getirmesi bile yeterli, onun dışında dönemsel arkadaşlarım oldu kimseyle sıkıntılı bir süreç geçirmedim gayet tatlılardı.

Bir dönem (harita ve moovit yokken :)) adres konularında mükemmel yardımlar aldım.

Artık çoğu konuda Chatgptden yardım alsam da özellikle bireysel deneyim konularında yine ilk koştuğum yer burası oluyor.

Bir de yıllar evvel daha buralarda engelleme yokken benim ismimi görünce hoşlanmadıklarını sezdiğim kullanıcılar vardı bilerek bana yardım etmediklerini fark ettiğimde yedek hesap açıp sormaya başladım ve tam da o kişilerin yedek hesabıma canla başla nasıl yardım ettiklerini gördüm, gerçek beni sevmeseler de ben onların iyi insanlar olduklarını biliyorum ve seviyorum :)
(Ben de iyi bir insanım neden beni sevmediniz bilmiyorum :))
0
mutekebbir
(24.03.26)
belirgin bir etkisi olmadi sanirim. 18 yil 10 aydir buradaymisim. belirgin olmayan cok etkisi olmustur tabi. ama burdan arkadas, sevgili, es edinenlere de bir ozendim su an. evliyim tabi, sevgili falan aramiyorum. ama burasinin guzel gunlerinde neden hic arkadas bile edinmedim diye biraz hayiflandim. tabi benim asosyalligimden muhtemelen. artik ben yaslandim ve duyuru da eskisi gibi degil, o yuzden bundan sonra ihtimaller daha dusuk.
+1
lemmiwinks
(24.03.26)
tanıştığım ve birkaç defa görüştüğümüz insanlar oldu. bir iki duyuru buluşmasına katıldım. onun dışında gündelik kafa dağıtma amaçlı kullanıyorum.
0
orpheus
(24.03.26)
evlenenler, sevgili yapanlar; bizde saf saf sorularımızı soralım :))
+6
sweetoffice
(24.03.26)
güzel arkadaşlıklar edindik bundan öte kırmızı çizgimize hiç ulaşmadı duyuru
0
basond
(24.03.26)
Bazı konularda ufkumu açan sorular/cevaplar görüyorum. Buradan görüp araştırdığım çok şey oldu.
+3
umutt
(24.03.26)
10 yıl önce buradan bir kız arkadaş edinmiştim ve ilk uzun süreli ilişkim olmuştu.
Yine beş kuruşsuz kaldığım bir dönemde birisi bana kullanmadığı ram'ini yollamıştı, inanılmaz makbule geçmişti.
Bunun haricinde yüksek lisans yapmaya çalıştığım bir dönemde buradaki öğretim görevlisi arkadaşlardan güzel öğütler almıştım.
Telegram grubumuzda fırsat olsa Divriği'de komün hayatı kuralım diyeceğim insanlar tanıdım :)

İyi ki varlar, iyi ki sizi tanımışım!
0
rakicandir
(24.03.26)
iki sevgilimle duyuru'dan tanıştım. defalarca ev arkadaşı buldum/oldum. yer-yön olsun, hayat tavsiyesi olsun hemen her konuda çok değerli kazanımlar elde ettim. bir keresinde bilgisayarım bozulmuştu ama iş için bilgisayara ihtiyacım vardı, buradan bir abiyle buluşmuştuk, kendisi bana geçici olarak bilgisayar vermiş ve yakın zamanda doğum günüm olduğunu öğrenince bir kutu baklava almıştı. balat'ı ilk kez onunla buluştuğumda görmüştüm mesela. ben çok çekingen ve kaçıngan bir adam olduğum için "sağol abi" demenin ötesine geçememiştim, bir daha da hiç görüşmedik zaten ama benim için inanılmaz kıymetli bir jestti. hiç tanımadığı etmediği üniversite öğrencisiyle buluşup vakit geçirmiş, bilgisayar vermiş üstüne böyle bir jest yapmıştı. şahaneydi.

yani açıkçası duyuru olmasa hayatım çok farklı olur muydu bilemiyorum ama ben platformdan razıyım ya, güzel şeyler oldu. çok şey öğrendik. burası eskiden 20 aktif kişinin bulunduğu, onların yarısının da akıl hastası olduğu bir yer değildi zaten. burada vakit geçirmiş her insanın öyle veya böyle fayda gördüğüne inanıyorum. güzel bir camiaydı.

kaldı ki ben bunları genelde pek sevilmeyen, sivri dilli olduğu için eleştirilen, çoğu insanın "uyuz" olduğu bir duyurucu olarak söylüyorum. diğer duyurucuların tecrübesi çok daha olumludur muhtemelen.

artık bu platformu her şeyi açacak kadar samimi göremiyorum maalesef, neblim duyuru'dan ilişki ya da kariyer tavsiyesi filan almam mesela ama ben 19 yaşındayken burada yol gösteren abilerim/ablalarım olmuştu, güzel zamanlardı.

kısacası duyurusuz da yaşardık ama duyuru'yla daha güzel yaşadık :)
+2
der meister
(24.03.26)
oldu. birçok çözemediğim soruya buradaki insanlar hiçbir çıkarı olmadan çözüm bulup beni bazen çok büyük zorluklardan kurtardılar. Birkaç kere kötü dönemlerimde buradan bazı arkadaşlar önerileriyle, dertleşmeleriyle destek oldular. iyi ki var duyuru.
0
biravekahve
(24.03.26)
duyuru en sevdiğim sosyal platform diyebilirim. görece kapalı ve bilinmeyen bir komünite olması insanda bir güven hissi oluşturuyor. bir de kim akıl ettiyse şu tik olayı çok güzel bir şey. insanda söylediği şeyin dikkate alındığı hissini oluşturuyor.
0
nickini degistiren yazar
(25.03.26)
kedimi buradan buldum. 12-13 yıl oldu benim için hayatımın en önemli parçalarından biri.
onun haricinde en kötü zamanlarımda buradan bana destek olan çok kişi oldu. büyük bir kısmını ismen bile hatırlamasam da hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi borç bilirim.
onun haricinde duyuru kesinlikle eskisi gibi bir yer değil, olacağını da düşünmüyorum.
0
denizgonen
(25.03.26)
@denizgonen, duyuruyu acarkenki motivasyonum ilk iki cumlen aslinda. Hayat gorusumu sekillendirmede etkisi buyuk oldu :) sozlukle birlikte. Ayrica burada, normalde asla denk gelemeyecegim insanlarla etkilesimde bulunup farkli deneyimler (aktivite xd) yasadim. Compu cok saol iyki yabmissin :)
0
🌸üğpoıuy
(25.03.26)
@üğpoıuy
KeNdimi değil, kedimi yazıyor. Doğru okudunuz, değil mi? Hayatının büyük parçası olan duyuru değil de kedisi diye anladım ben.
0
yadigar
(25.03.26)
@yadi, Aiyy tesekkurler ;)
0
🌸üğpoıuy
(25.03.26)
(6)

Sıfır Araç - İlk Bakım

meşe
Merhaba herkese iyi bayramlar. Sıfır araç bir yılını doldurdu bayramdan sonra bakım yaptırmam gerekiyor sanırım. İlk aracım olduğu için hiç bilmiyorum süreci. Garanti kapsamında kalsın diye resmi serviste yaptırılması gerekiyor diye biliyorum ama bir arkadaş bazı özel servisler var autoking gibi onl
Merhaba herkese iyi bayramlar. Sıfır araç bir yılını doldurdu bayramdan sonra bakım yaptırmam gerekiyor sanırım. İlk aracım olduğu için hiç bilmiyorum süreci. Garanti kapsamında kalsın diye resmi serviste yaptırılması gerekiyor diye biliyorum ama bir arkadaş bazı özel servisler var autoking gibi onlar da orijinal parça ile bakım yapıyor, ve garanti bozulmadan daha ucuza yaptırabiliyorsun araştırmanı öneririm dedi.

Böyle bir şey mümkün müdür yaptıran var mıdır? Araç hyundai i20, daha 4bin kilometre yapıldı rodaj bile tamamlanmadı sanıyorum, resmi servise gitmek bana artı bir şey Katar mı?

Teşekkürler
0
meşe
(21.03.26)
İ20 için hiç gerek yok. Zaten makul kalitede bi araç. Eşe dosta sorun güvenilir bi usta 5 te 1 fiyata bu işi halleder.
Garanti zaten hikaye. Sakın inanmayın. Bi problem çıktığında kullanıcı hatası diyip suçu size yükleyecekler. Yıllar süren mahkeme sonrasında belki hakkınızı alırsınız.
Hatta ben olsam 9 10 bin km den önce bakıma bile götürmem.
22 yıldır araç sahibiyim. 3 kez sıfır araç aldım. Kerizlik ettim ilk seferinde yetkili bayiiye gittim. Bi daha asla.
Mercedes bmw olsa gidin derdim. Onlar büyük markalar.
-2
mimikikili
(21.03.26)
orijinal parça dediğin, yağ filtresi, hava filtresi, polen filtresi. internetten alırsın, hoşuna giden yağı da alırsın. bin lira da usta alır, yarım saatte teslim ederler arabayı.
-1
antihero
(21.03.26)
Orjinal servisine götürüp bakımını yaptırmadıgınızda araç garanti dahili bir arıza çıkardıgında suratınıza muhakkak ekşiyecekler bu aracın bakımları yapılmamış diye. Şurda yaptırdım dediginizde de ne malum dogru bir şekilde bakım yaptıkları diyecekler. Başkasının yaptıgı işe neden güvenelim diyecekler
Yani bir sürü olay ve tatsızlık çıkacak. Yine de siz bilirsiniz. Ben ne zaman sıfır araç alsam garanti bitene kadar kendi servisinde garanti bitince de dışarıda bosch servisine yaptırırım
+3
limonlu eksi
(21.03.26)
Kendi yetkili servisi haricinde bakım yaparsanız, neresi olursa olsun garanti kapsamından çıkar.
Ha bana sorarsan 3-4 bakım yetkili serviste yaptır, kronik bir problemle karşılaşmazsan sanayide iyi bir usta bulup bakımını oradan yaptırmaya devam edersin. Çünkü yetkili servis ve sanayi arasında devasa fiyat farkı var.
+2
etna
(21.03.26)
i20 gibi basit ve yerli bir arabayı yetkilide değil de sanayide yaptırıp oluşacak 2-3.000 liralık fark yüzünden garantiyi sallantıya sokmanın anlamı yok.
Benim araba 3. Yılında klima arızası verdi garantiden değişti. Garantiyi bozsam bana çıkaracağı masraf kat kat fazlaydı.
+1
denizgonen
(22.03.26)
Sifir arac garantisi bitene kadar yetkili serviste bakima girmeli bence. Ben oyle yapiyorum.
Tabi yine sizin bileceginiz iş
+1
narod
(22.03.26)
(7)

araç multimedya ekranlarının yasaklanmasını anlayan var mı?

m e b
selam.ben bu ünlü aptal haberlerde dönen muğlak ifadeleri, neye göre ceza kesileceğini ve muaf tutulacağını anlamıyorum. "sürücünün dikkatini dağıtan multimedya sistemi" ne demek? devlete göre konsol üstü ekran dikkat dağıtıcı da gözünü yoldan aşağı ayırmana sebep olan ve neredeyse vites topuzu hiza
selam.

ben bu ünlü aptal haberlerde dönen muğlak ifadeleri, neye göre ceza kesileceğini ve muaf tutulacağını anlamıyorum. "sürücünün dikkatini dağıtan multimedya sistemi" ne demek? devlete göre konsol üstü ekran dikkat dağıtıcı da gözünü yoldan aşağı ayırmana sebep olan ve neredeyse vites topuzu hizasında konumlandırılmış gömülü ekranlar daha mı güvenli? yönetmelik, kanun, düzenleme ya da her ne bk ise nereden okuyacağım?

bendeki ilk ekran şöyleydi: prnt.sc
yine aynı yuvaya şöyle ekran taktırmıştım: prnt.sc

şimdi ben de yasaklı ekran mı kullanıyorum? yolu görme görüşümü engellemiyor, ekranın bitişi ile kaputun bitiş yeri aynı. kim benim dikkatimi dağıldığımı anlayacak ya? bu kadar öznel bir ifade ile ceza mı yiyeceğiz?
0
m e b
(13.03.26)
Muğlak bi şey yok abi sendeki ekran yasaklı olanlardan, serbest olan gömülü multimedya ekranlar. Sendeki gibi konsolun üstünde olanları yasakladılar.
+5
kizil karga
(13.03.26)
buna kesinlikle takılırlar. polis çevirmesinde aracın dışından bile çok net fark edilir.
0
orpheus
(13.03.26)
@kizil karga valla arkadaş adına cevap veriyorum, ama mesela bu arabanın üst paketlerinde de arkadaşın taktırdığı gibi ekranlar var evet android işletim sistemli öyle büyük fonksiyonlu değiller ama aynı tasarımla ekranı olan paketler de var. ne bileyim farklı bir örnek olarak audi a3 mesela 2020'ler başında çoğu audide kocaman bir ekran vardı konsol üstünde.
0
denizgonen
(13.03.26)
Denizgonen orijnal fabrika çıkışlı konsol üstü ekranlar yasak kapsamında değil konsol üstüne sonradan takılan ekranları yasakladılar, bununla birlikte sonradan takılan ekran gömülü ekransa, yani var olan gömülü sistem çıkarılıp yerine aynı yuvaya entegre ekran takılmışsa o da yasak değil, onun dışında, dediğim gibi, konsol üstü sistem aracın orijinalinde varsa onda da sorun yok.
0
kizil karga
(13.03.26)
valla ben bu ülkeyi cidden anlamıyorum. bakan bile ne dediğini bilmiyor. net cevap lazım, "şöyle olan ekranlar yasak" denilecek. @denizgonen'in de belirttiği gibi orijinal çıkışlı ekranı orada olan araçlar var; orijinal olanlar dikkat dağıtmıyor da sonradan takılanlar mı dikkat dağıtıyor? bu muğlaklıktır. bakanlığın doğrudan "ekranı şöyle olanlar yasaktır" diyememesi muğlaklıktır. benim boyumdan ötürü görüşüme engel olmaması ama kısa boylular için engel olması öznelliktir. ki koltuk yükselterek o ekranın yarattığı iddia edilen görüş kaybını bertaraf etmekten bahsetmiyorum bile.

ayrıca fiziksel olarak yol takip etmen gereken bir yerdeyken göz hizanda olan ekrana bakmak mı daha dikkat dağıtıcı yoksa cidden kafanı eğmene sebep verecek akdar aşağıda olan ekranlar mı?
0
🌸m e b
(13.03.26)
kendileri de anlamıyor ki ne yaptığını... şuan sonradan takılanlar gömülü de olsa toptan yasak gibi çünkü video oynatabilen cihaz yasak gibi bir saçmalık var.

yeni kasa corollada mesela torpido üstünde çıkıntı şeklinde orijinali, bu fabrika çıkışı diye serbest ama aynı tip ekranı sen takınca yasak? mantık? yok.... bunlarda da telefon tarafında yapılan müdahale ile android auto'da video izlenebiliyor teknik olarak o şart da bypass edilebiliyor ama serbest...

sonradan taktığın multimedyalar android tabanlı olduğundan video oynatamayanı yok zaten, hepsi toptan yasak gömülü veya değil.

ses sistemi bende yok, ben de rahatsız oluyorum zaman zaman... ama o yasağı da saçma buluyorum. orijinali rahatsızlık verebilecek kadar güçlü araçlar var, ama "abartı sistem" dediklerini insan gibi kullanan da var. sadece yüksek ses değil kaliteli ses için de taktırabilir insan. ileride ben de düşünebilirdim...

bu yasalara aykırı eylemi potansiyel olarak gerçekleştirebilecek donanımın bulunmasını yasaklama olayı o kadar saçma ki... citroen ami tarzı olmayan tüm araçları yasaklayalım o zaman? hız sınırını aşabilir... uzun farları şehir içinde kullanırken sökelim çünkü açabiliriz? kornayı söksek de olmaz ama varken gereksiz çalabiliriz gece rahatsızlık verebiliriz, korna için de aylık düzenli ceza yazılsın tüm araç sahiplerine. yok, akla mantığa uygun savunulacak hiçbir tarafı yok.

retrofit led far olayı da aynı saçmalık, rahatsız etme potansiyeli var evet ama hepsini toptan yasaklamak yine saçmalık. önemli olan farın rengi veya teknolojisi değil parlaklığı odağı ve ayarı. halojen farlar da ayarsızken rahatsız ediyor, beni geneli ayarsız olduğundan eski araçlardaki sarı farlar yeni araçlardaki ledlerden daha fazla rahatsız ediyor mesela... odaklama yapmayan ledleri yasaklarsın, aşırı parlak olanları yasaklarsın, merceksiz fara takmayı yasaklarsın da mercekli fardaki ayarlı ledin kimseye bi zararı yok.
hatta özellikle yasal onaylı ürünler bile var yurt dışında, çok kuralcı geçen almanya'da bile serbest retrofit ledler.
osram: www.osram.com
philips: www.philips.com

bizimkiler ceza yazmak, aracı eski olana işkence ettirmek, bütçesi yeteni yeni araç almaya zorlayıp ötv vs. yine vergi almak için yasak getiriyor başka sebebi yok bunların.

edit: hatta aklıma gelmişken ekleme yapayım, cam filminin toptan yasak oluşu da yine aynı derece saçmalık. belli bir seviyeye kadarı serbest tutulmalı, görüşü ve görülmeyi engellemeyen filmi yasaklamak da saçma. kore'de filan özellikle takmayı teşvik ediyorlar. ha orada çok koyuları da serbest(yasak ama kağıt üstünde) o kadarı da bi tık saçma ama orta yolu bulunmalı. uv, ir ışınları kesiyor güneş yanıklarını engelliyor araç içinin aşırı ısınmasını engelliyor klima kullanımındaki yakıt tüketimini azaltıyor vs. cilt kanseri riskini bile düşürüyor cam filmi ama bizde yasak. neredeyse tamamen şeffafa yakın sadece filtreleme olayı için cam filmi takmak isterdim ön camımda film yok şuan, rahatsızlık veriyor bu durum da...

bu kararları alan da, onaylayan da, uygulayan da yasakladıkları şeyler hakkında bilgi sahibi bile değil. bu yasağın ortaya çıkışında payı olan kim navigasyonsuz araç kullanıyor? hatta kaçının şoförü yok kendisi araç kullanıyor? bu saçmalığa karşı hakkımızı savunması gereken muhalefetin bile pek bilgisi olduğunu sanmam.

bu arada evet bence ekranın yüksekte olması daha güvenli gözünü yoldan tam olarak ayırmadan göz ucuyla bakabilirsin. bu bir güvenlik sıkıntısı olsa yıllardır corolla o tarz ekranla çıkmazdı.
+3
konetsu
(13.03.26)
ek olarak eksisozluk.com her açıdan saçmalık.
0
konetsu
(14.03.26)
(7)

kira fiyatları - istanbul

baldan kaymak
Semt - oda - kiraÇekmeköy - 2+1 - 30.000Şeklinde yazabilirsek belki faydası dokunur. Siz ne ödüyorsunuz?
Semt - oda - kira

Çekmeköy - 2+1 - 30.000

Şeklinde yazabilirsek belki faydası dokunur. Siz ne ödüyorsunuz?
0
baldan kaymak
(12.03.26)
kadıköy feneryolu - 3+1 - 165 m2 - 20 yıllık bina - 55.000
0
orpheus
(12.03.26)
moda - 2+1 - 45.000
0
cay koy geliyorum
(12.03.26)
Halkalı Atakent 200 M2 4+1 60k ;(
0
a perfect lie
(13.03.26)
benim de yazasim geldi. farki görelim diye.

hamburg - 1+1 - 37.000TL

oriijnali 2+1 hatta. mutfagi banyoya ekleyip büyük bir banyo, cocuk odasini da mutfak yapmislar.
-4
Purple life
(13.03.26)
dedeye yeni tuttuk 45 senelik bakırköy binası 55 bin tl 3+1
0
eja
(13.03.26)
Kadıköy caddebostan 3+1 125.000 lira
kadıköy feneryolu 4+1 110.000 lira
0
denizgonen
(13.03.26)
suadiye - 3+1 - 76 bin, geçen sene 55'le girdik.
0
zozjotejmnk
(13.03.26)
(9)

İstanbul Hangi semtte kiralar ne kadar?

darthvader
Özellikle Anadolu yakasında oturanlar hangi semtte ne kadara oturuyorsunuz? otopark vs imkanlarınız neler?
Özellikle Anadolu yakasında oturanlar hangi semtte ne kadara oturuyorsunuz? otopark vs imkanlarınız neler?
0
darthvader
(08.03.26)
ben üsküdar icadiye’de yeni kapattım evi. 35 veriyordum, otopark imkanı yoktu, sokak da genelde doluydu. bir süreliğine arkadaşımın yanına geçtim, o da üsküdar’da site içi, park sorunu yok, 3 ay önce 40 oldu.
0
lüzumsuz adam
(08.03.26)
Üsküdar bağlarbaşı 25k 1+1

Otopark yok dün gece 45 dk park yeri aradım
-2
messina123
(08.03.26)
Kediköy 75 1+1
Üsküdar 80 2+1
Çekmeköy 55 3+1
Sancaktepe 47 2+1
Bildiklerim
0
artıküyeolmakistiyorum
(08.03.26)
Çekmeköy 1+1 17k otopark ve asansör yok, yağmurda 45 dk yer arayıp ıslanarak eve döndüm

Evlerin altına otopark yapılacak hane sayısı*3 olmalı prosedürü. Eşler + misafirler

Zorunlu olmadıkça yaş iş, trafik de bitmez, kirli sokak görüntüleri de.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Kadıköy moda 45k
Otopark yok
0
cay koy geliyorum
(08.03.26)
Arkadaşım tuzla'da havuzlu site içinde çatı dubleksi bakıyordu 4+1, 45k + 4k aidat istiyorlar.
0
kimlanbu
(08.03.26)
bağcılar-bahcelievler arası bi yerde 2026 yılı için 30k.
0
Sadece soruyorum
(09.03.26)
karşıdaki zemin kat balkonsuz sokağa direkt sıfır, asfalt yolun salon camından 2 metre ötesinden geçtiği dairenin içinin de döküldüğü 50 yıllık binada 1+1 ev geçen gün 45.000 liraya kiralandı.
tabi ki otopark vesaire de hiç bir şey yok.
yer fenerbahçe/kadıköy.

bundan cesaretle benim evin kirası da herhalde 60.000 liradan aşağı olmamalı diyorum, 2+1 70 yıllık bina içi sıfır tadilatlı otopark hiç bir şey yok 75m2.

imkanı olan bu şehirden acilen çekip gitmeli.
0
denizgonen
(09.03.26)
sarıyer
3+1
40.000
0
tarafsizbolge
(09.03.26)
(18)

Hayatına birini alamama :(

beyaztenlikiz
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosya
Selam. 32 yaşındayım. Son 2 yıldır hayatımda kimse yok.Güvenebileceğim ve sevdiğim bir adam olsun isterim. İlişki aşamaları ve taktikler bana çok yorucu geliyor. Daha flört evresindeyken iş yoğunluğu, koşuşturmaca vs. bir şekilde kopuyorum. Zaten tanıştığım erkeklere de pek heyecan duymuyorum. Sosyal bir çevrem ve sosyal bir işim var. Şimdi benim sorunum ne sizce? 😄 Yaşlanıyor muyum? 4 yıl önce hayatımda narsist bir adam vardı. Onu atlatamamış olabilir miyim? İnsanlara değer vermiyor olabilir miyim? İşkolik olabilir miyim? Herkes aynı şeyleri yaşıyor mu? :) Teşekkürler
-2
beyaztenlikiz
(07.03.26)
Yaşıtız. Valla ben insanlara ilişkilere çok anlamadan başladım ilişkime. Biraz salmak, anı yaşamak önemli.
0
Hallegadola
(07.03.26)
Ben de 32E, 1 yılı geçti. Bir kıza aşık olup kaldım o noktada. Bu kızdan önce sürekli kızlarla flörtleşiyordum ama artık içimden o bile gelmiyor. Çevrenin olması iyi. Bende o da yok. Eski sevgilinle ilgili olduğunu sanmıyorum. 4 yıl uzun bir süre. Olmayınca olmuyor yani. Cevap bu. :D
-5
arbre
(07.03.26)
Aslında çok basit bir şekilde yazmışsınız. Biraz salmam gerekiyor :) Her ilişki iyi yada kötü bir sonuca bağlanmak zorunda değil. Sonuç odaklı olduğum için zevk almıyor olabilirim. Teşekkürler:)
0
🌸beyaztenlikiz
(07.03.26)
daha once yuksek cinsel çekim gücü olan bir erkek denk getiremediğiniz için böyle düşünüyor olabilirsiniz.

yüksek cinsel cekım gücü olan bir erkekle birlikte olursanız bu sorgulamalarına cevap bulabilirsiniz gibi geliyor. yaşlanmadan bir tane denk getirmenizi tavsiye ederim. en azıdan denemiş olursunuz.
-10
paudi
(07.03.26)
Bence situationship kavramina ayak uydur. Artik evlilikmis nazmis kaprismis geride kaldi
0
lapaz
(07.03.26)
Narsist ilişkinin başlangıcı, bitişi, sürecine bakarak kendine yönelik geliştirmeler bulabilirsen muhtemelen gönül ilişkileri ile ilgili temel sorunu da bulursun. Uğraşasım yok demek isteksizliği gösteriyor ama bir yandan da bundan muzdaripsin; çelişki. Uğraşasım yoktan ziyade uğraşın kendisinden ya da sonucundan bir sebepten çekiniyor olabilirsin. Nedeni için biraz daha özfarkındalık gerekiyor.
+1
Bruce
(07.03.26)
Mükemmel insan diye bir sey yok.
Karsi tarafin samimiyetine inandiktan ve sevgi olduktan sonra denememek haksizlik olur.
Basit seylerden insan silmemek lazim.

Insanlari tanimak sevmek icin de zaman olusturmaliyiz.
-1
Purple life
(07.03.26)
korku, insanı en kilitleyen nokta. sevmekten korkarsanız maalesef hayatınızda icraate gecemeyeceksiniz ve insanin unuttugu nokta şu, sevmek varsa ayriliklar da var. tecrube degil de uzulurum diye bakarsaniz cok kaybedersiniz ya da hayatta yasanmamisliklariniz fazla olur. buna daha cok uzulursunuz sanirim.
0
evimin paspasi
(07.03.26)
Bence de olay yüksek cinsel çekim gücü olan erkekle birlikte olmamanız. Swh. Ah ulan ya. İnsan utanır.
+4
gabe h coud
(07.03.26)
Kadın erkek ilişkileri özellikle Türkiye'de çok sıkıntılı. Hiç bulaşma. Hehehe.
0
parka
(07.03.26)
Evet, herkes aynı şeyleri yaşıyor aslında. Bizim yaş aralığındaki bir çok insanın durumunu özetlemişsiniz. Gayet iyi anlayabiliyorum o yüzden.
Kendini rahat bırakıp, bir şeylere şans vermek gerekli evet ama onu yapabilmek de mesele bir noktadan sonra. İnsan kendini yeterince heyecanlandıran bir şey görmek istiyor. Görmeyince de şans vermekte bir mana bulamıyor. Söylemesi kolay, yapması biraz zor bir konu.
0
cay koy geliyorum
(07.03.26)
Bir ilişki; ister akrabalık, ister arkadaşlık, ister romantik olsun bir çok açıdan irili ufaklı fedakarlıklar gerektiriyor. Belli bir yaşın üzerinde kişiliğini oturtmuş, sevdiği ve sevmediği şeyler katılaşmış, hayatının döngüsüne alışmış bir insanın bir ilişki yaşama konusunda tedirgin olmaması saçma olurdu asıl.
+1
salihdt
(07.03.26)
bir kişi de çıkıp demiyor ki 30 yaşında kadını kim ne yapsın.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.03.26)
dunyayi saran bir bireyselcilik/individualism akimi var. iliskiler cogunlukla flort asaminda tikaniyor. cunku tum hayatlar begeniler uzerine insa edilmis. sevgi, ask, iliski istense bile genelde o begenilme gudusunu tatmin edildiginde next tusuna basiliyor. bunu idrak etmeye basladigimdan itibaren insan iliskilerine daha az anlam yuklemeye basladim.

www.youtube.com
0
buenosdias
(07.03.26)
Kriterlerin çok yüksek.
0
denizgonen
(07.03.26)
Suradaki herhangi biri cevresinden 40 yaslarinda evli olmayan duzgun ve guvenilir birini sana bulabilir. Peki sen bu kisiye nasil davranacaksin?
+1
osssy
(07.03.26)
Yaşıtız, erkek.

Bence o işler öyle olmaz sadece. Hissetmeniz lazım. Çok kritik karar olarak görüyorum ben.
0
baldan kaymak
(08.03.26)
Evli olduğum için 10 senedir sahalardan uzağım ama özellikle benzer yaş gurubundaki eş, dost, akrabaların yorumlarına göre "piyasa" gerçekten kötü durumda.

uzun süreli ilişki isteyen yok, millet akıl hastası, sorumluluk almak isteyen yok, bir kaç date sonrası amacına ulaşamayanlar telefona bile çıkmıyor.

Kadınların da beklentileri yüksek, manken gibi yakışıklı olsun, parası olsun, lüks arabası olsun, kendi evi olsun, kültürlü olsun, iyi bir işi olsun vs...

O yaş bandında bu özelliklere sahip olanlar zaten armut seçer gibi seçebiliyorlar veya zaten çoktan kapılmışlar. Kadınların da kendi çaplarına göre kriterlerini daraltmaları lazım.

Sizin durumunuzda ise benzer tempoda çalışan birisi olması gerekiyor ki halinizden anlasın, bir şey hissetmemeniz büyük ihtimalle çıtayı yükseltecek birisi çıkmadığı içindir, yoksa bazısı gelir ağzının içine düşesiniz gelir. Empati kurabilmek önemli, iş güç derken gün içinde "çık aklımdan" diyemeyecek kadar beni sallamayan birisiyle ben de vakit kaybetmek istemezdim.
0
kimlanbu
(08.03.26)
(10)

Bu qnb'deki kiz nasil ifsa olmus?

tantamount_to_equivalent
Anonim hesabi var, Ifsa oldu falan diye yaziyor her yerde ama nasil ifsa olmus, anlayamadim: https://x.com/gundem_turkce/status/2029492473827889632
Anonim hesabi var, Ifsa oldu falan diye yaziyor her yerde ama nasil ifsa olmus, anlayamadim: x.com
0
tantamount_to_equivalent
(05.03.26)
İşte arkasına saklandıkları ağaçlar söylüyor yerlerini, fıtratları bu.
-11
Hallegadola
(05.03.26)
bulurlar, turkiye'de insanlarin hobisi yok deniyor ama cadi avi gibi ata sporlarimiz var. sozun ve yazinin kimseye zarar vermedigini; asil problemin sokakta milleti bicaklayanlar, insanlarin parasini hortumlayanlar, vergi kaciranlar, aldiklari aptal saptal kararlarla insanlarin gelecegini karartanlar oldugunu gormeyip de twitter postlarinda cadi avina cikacak kadar avel olmamak lazim.

ha ben cok katilmasam da kizin yazdiklari bir yere kadar dogru. her guc, her devlet az yada cok farkli kimliklere baski yapar. turkiye de baskiciligiyla bilinen bir ulkedir. israil kadar katliam seviyesinde degil ama yanlis bile olsa insanlarin soz haklarinin elinden alinmasi ve sahislarina, islerine yonelik baski yapilmasi kadar buyuk bir magara adamligi bizim ulkede yaygin.

ifade ozgurlugunun ne oldugunu biz anlatamayacagiz bizim ulkedeki kalin kafalilara. ortacagda yasamaya devam. simdi o kiz isten atilirsa turk lirasi deger kazanacakmis, toplum sefalet icinde toplu tasimalarda surunmeyecekmis. mutlu mesut yasayacakmisiz. saldirin aslanlar.
0
antikadimag
(05.03.26)
Cadı avıyla ne alakası var? Kız zaten israil ordusunda 2 sene görev yapmış. Katil bir terörist. Azılı bir siyonist.
Anomimim diye, içinde ne kin varsa kusmuş. Biz artık, böyle hainleri içimizde istemiyoruz. Siktirsinler, beğendikleri ülkelere gitsinler.

.
0
kartallar yuksek ucar
(06.03.26)
“Cadı avı gibi ata sporları” bizim atalarımıza ait bir spor değil, onu bu topraklara yediremezsiniz baştan söyliyim. Atalarımıza iftira etmeyin lütfen.
-3
love and trust
(06.03.26)
yok anam yok kafalar tamamen gitmis. kizin profilinde filistin bayragi var ne siyonisti. israil'de 2 sene askerlik yaptigim dedigi sey de ironi. yok lan size vallahi laf anlatilmaz. x.com bunu gercekten askerlik yapmis diye anliyorsunuz ya vay halinize :D

azicik gaza gelen versiyonlariniz sivasta insan yakti diri diri. su yukaridakilerin birini linc etmesi veya yakmasi azicik bir galeyana gelmelerine bakar.

kiz basit bir woke vakasi. ama isinden attiracak kadar pesine dusmussunuz. yanlis anlamayin ama durumun ne oldugunu anlayacak kadar bile basmiyor kafaniz. tam olarak cadi avi bu iste. ne oldugunu anlamiyorsunuz ama elde mesalelerle sloganlarla cadi avina cikiyorsunuz.

benim tavsiyem biraz sakin olun ve boyle kendi halinde tweetler atan gucunuzun yettigi zayif insanlara degil de tepenizde sizi inletenlere ses cikarin. kimseyi de tweet atti diye, dusuncesi ne kadar sacma olursa olsun linclemeyin. siz de karsi tweet atin. isine, ekmegine, hayatina el dil uzatmayin.
+6
antikadimag
(06.03.26)
bu kız tipik bir akademik olarak başarılı, sosyal olarak başarısız, lisede ezik dışlanan bir tipken iyi bir üniversite kazanıp, solcu (pardon kürtçü) örgütlere girip hayatında ilk defa bir çevreye dahil olabilmiş bir fenotip.
2006-2020 arası üniversite okuyup bu tarz salak salak duyar kasan bir sürü insan var. geçenlerde de gay bir çift ilk iftarımızı yaptık diye paylaşım yapmıştı aynı kafalar işte.

bu kızın israilli olduğu falan yok, büyük bir ihtimalle anası babası da orta sınıf bir aile, iyi bir üniversite bitirip genç yaşta iyi maaşa iş bulunca eski ezik kızımız öz güven patlaması yaşadı ve dediklerinin nereye çıkacağını hesaplamadan salak salak paylaşımlar yapmaya başladı.

ha işten atılması gerektiğini de düşünüyorum anonimliğine güvenip pislik saçmış, kurumsal bir yerde çalışıyorsan dikkat edeceksin ki salak çalıştığı yeri de ifşalamış bir nevi zaten.
-1
denizgonen
(06.03.26)
çok eski bi kaç twitinde enpara kampanyası paylaşıp ben katılamıyorum falan diyince ordan ipin ucunu tutup gerisini getirmişler.

mevzuyu bilmiyorum ama sadece nasıl bulduklarına bakmıştım.
+6
brkylmz
(06.03.26)
eksiler bile haklılığımın ispatı.
neyse ki gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu var.
-8
Hallegadola
(06.03.26)
zaten kendi fotoğrafını da kullanıyormuş sonradan değiştirmiş. bu kişi tam bir ruh hastası. ahmet minguzzi ve annesi ile ilgili de saçma sapan şeyler yazmış. ensest ilişkiyi de savunmuş.

qnb gerekli aksiyonu alır yol verir bu kişiye.
+5
elektr10
(06.03.26)
kızın aptallığı ya da twit'lerindeki saçmalıklar ayrı konu ama daha 2-3 ay önce qnb'de çalışmaya başlamış. qnb'de yönetici derken her orta/büyük ölçekte onlarca hatta yüzlercesi olan takımlardan birinde lead pozisyonunda.

qnb'nin sahibiymiş, karar merciiymiş gibi lanse edip kişisel düşüncelerini ya da izansızlıklarını bir kuruma mal etmeye gerek yok.

şahsın düşüncelerini paylamamakla birlikte linç kampanyasını ya da işten atılsın naralarını doğru bulmuyorum. bu linç kampanyaları kişilerin ve kurumların apolitik tavır takınmalarına sebep oluyor.
0
biseysorcaktim
(06.03.26)
(5)

Memurlukta nasıl ilerleniyor?

michael_knight
Torpil, siyaset vs. tamam onlar vardır da onların olmadığı kişiler için veya ideal bir dünya için soruyorum. Memurlukta nasıl yükseliniliyor?Diyelim ki 22 yaşında üniversiteyi bitirdikten sonra tapuda memur olarak işe başladım. 30 yıl sonra emekli olurken halen veznedeki memur mu yoksa tapu müdürü m
Torpil, siyaset vs. tamam onlar vardır da onların olmadığı kişiler için veya ideal bir dünya için soruyorum.
Memurlukta nasıl yükseliniliyor?

Diyelim ki 22 yaşında üniversiteyi bitirdikten sonra tapuda memur olarak işe başladım. 30 yıl sonra emekli olurken halen veznedeki memur mu yoksa tapu müdürü mü olacağım neye göre belirleniyor?

30 yıl çalışmış olan hiç yükselmeyen memur 50 bin civarında tapu müdürü 80 bin tl civarında mı alıyor?
-2
michael_knight
(27.02.26)
uzmanlık sınavları falan oluyor
+2
art cat chocolate
(27.02.26)
bakanlığa göre değişir. ancak şu an devlette yükselmek için yüzde 90 torpile ihtiyacın var. anca kurum müdürü olursun. bölge müdürü veya ankarada üst düzey görev için siyaset lazım. 30 yıl çalışmış memur daha fazla alır, en düşük memur maaşı 58 bin tl. 30 senelik memur 1in 4ü derecededir. 1 derece memurlar 60 65 arası alıyor.
ayrıca düz memur b kadro uzmanlık alması içi a kadroya geçmesi gerekir. a kadroya geçerse de ortalam bir memurdan daha fazla alır. evet devlette sınırlar var ancak yükselinebiliyorlarda.
+2
mikahakkinen
(27.02.26)
ilk olarak burada kurum önemli. yani büyümeyen ve rutinini oturtmuş bir kamu kurumunda görevde yükselmek daha zordur örneğin istanbulda tapu dairesinde memur olan biri çok zor yükselir zira istanbul artık istanbul hizmete ihtiyaç var.

ama örneğin bu tapuda memur olarak başlamış kişi gebze il olduğu zaman ya da başka bir şehire taşınıp o şehir büyüdüğü zaman yeni tapu daireleri açılırsa oradaki deneyimli memurlara idari görev yüklemek isteyebilir görevde yükselme sınavları yapılabilir.

şu an için görevde yükselmek için en uygun kurumlar bence üniversiteler. ha müdür olunca maaş çok mu değişiyor hayır, hele ki eski bir memursan.
0
denizgonen
(27.02.26)
Tapu ve Kadastro memuru olarak söyleyeyim. Tapu kısmında yükselme/maaşın artması biraz daha sıkıntılı. Bir tapu memuru en az sekiz yıl çalıştıktan sonra müdür yardımcılığı sınavına girerek müdür yardımcısı olabilir. Bu sınav ortalama 2 yılda bir açılır. Müdür yardımcısı olduktan sonra 2 yıl çalışıp müdürlük sınavına girebilir ve eğer ‘onu önce çıkaracak herhangi bir durumu’ yoksa müdür olarak emekli olur.
Kadastro kısmında mühendislik, kontrol mühendisliği vs olarak çok daha avantajlı tapuya göre. İki yıl teknikerliğin üzerine mühendislik okuyup mühendis kadrosuna geçen çok arkadaşım oldu.
+1
hayalhayal
(27.02.26)
memurlukta ilerleme kademe ve derece sistemiyle oluyor. 3 senede bir derece aliyorsun. yaklasik 24-30 senede max seviyeye ulasiyorsun. sabit yerinde durman yeterli bir sey yapmana gerek yok.
0
antikadimag
(28.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.