ankarada bir ogrenci evinde bukadar su faturasi gelemsi icin ne yapmis olmak lazim? sifon kacagi yeterli olurmu? boru falanmi patlatmak gerek acaba?isin boktan tarafi sayaci sokmusler bugun o sekilde ogrendik borcumuzu da
ankarada bir ogrenci evinde bukadar su faturasi gelemsi icin ne yapmis olmak lazim? sifon kacagi yeterli olurmu? boru falanmi patlatmak gerek acaba?
isin boktan tarafi sayaci sokmusler bugun o sekilde ogrendik borcumuzu da
0
jay kay (23.12.08)
itiraz edin gelip kotrol etsinler.sayaçda problem olabilir.
0
buffy de vampir sayilir
(23.12.08)
Hemen itiraz edin. 3 kişinin istisnasız hergün duş aldığı, bulaşık ve çamaşır makinasının hergün döndüğü bir evde bile sifon bozukken ve deli gibi su akıtırken ancak 75 ytl gelmişti.
0
tekosin
(23.12.08)
bu dediklerim sayacın evin içinde olması durumunda geçerli:
melih gökçek'in sürrealist belediyecilik anlayışında fazla fatura tahsili önemli bir yer kaplamakta. benzer bir olay benim de başıma geldi, paşa paşa ödemek durumunda kaldık. şöyle ki:
sayacı okumaya gelen adam evde kimseyi bulamadığında, "bunlar aylık 100 küsür milyona karşılık gelen miktarda bir su harcaması yapmıştır" diye bir varsayımda bulunup faturayı kesiveriyor. sonraki aylarda sayaç okunduğu vakit eksi bakiyede olduğunuzdan fatura kesilmiyor. dolayısıyla 5-6 aylık su faturanızı toptan ödüyorsunuz. tabi bunun içinde envai çeşit harç, bakım ürceti falan feşmekan vardır..
alışıyor insan zamanla...
0
makineci
(23.12.08)
ankaradaysa; sayaçtır sayaç...
0
birberberbirberberebreberber
(23.12.08)
sifon kaçağı yeterli olur. eski ev arkadaşım aynı haltı yemişti ve aynı meblağla yüzleşmişti.
0
dehri
(23.12.08)
bana 410 ytl'lik fatura gelmesi için sayaç okuma memurunun yanlış okuması yeterli olmuştu.
0
selam genc
(23.12.08)
bunu tespitamaçlı söylüyorum:
varsayalım sifon kaçırdı, aynı anda bulaşık ve çamaşır makinaları delirdi, bir şekilde 360 ytl lik su harcadınız*. bu durumda bile leş gibi kokan kızılırmak suyunun ücreti bu kadar pahalı olmamalı.
0
makineci
(23.12.08)
biz buraya sayaçları mı konuşmaya geldik? ahahaha :) melih'in bozuk sayaçları yüzünden tabiki de...
0
alkolikfedai
(23.12.08)
bize de sifon kaçağından 180 gelmişti. bi fikir verir belki.
sevgili ahali,ilk sorum şu:elimde bir adet a4 kağıda yazılmış mektup ve bir adet 'fotoğrafçılarda 36'lık filmi bastırdığınızda verilen o dandik, küçük albüm'den var.şimdi... bunları ptt aracılığıyla göndermem mümkün mü? yani ptt, normal mektubu büyükçe bir zarfa koyup aynı zarfa bu albümü de iliştir
sevgili ahali,
ilk sorum şu:
elimde bir adet a4 kağıda yazılmış mektup ve bir adet 'fotoğrafçılarda 36'lık filmi bastırdığınızda verilen o dandik, küçük albüm'den var.
şimdi... bunları ptt aracılığıyla göndermem mümkün mü? yani ptt, normal mektubu büyükçe bir zarfa koyup aynı zarfa bu albümü de iliştirmeme izin veriyor mu?
eğer vermiyorsa kargo deneyeceğim.
ama ikisi ile ilgili olarak asıl sormak istediğim şey şu: ptt ya da kargo şirketleri, gönderen kişinin gönderisini belirlenmiş bir saatte ulaştırabiliyorlar mı? yani mesela "perşembe günü saat tam 20:00'de şu adreste olmalı." diyebiliyor muyum?
şimdiden teşekkürler.
0
douglas noel adams (23.12.08)
ptt'nin de artık kargo hizmeti var ve diğerlerinden çok daha uygun, ptt şubeleri aynı zamanda ptt jkargo hizmeti de veriyor. saat konusunda net bir bilgim yok, ancak pek ihtimal vermiyorum.
0
mim
(23.12.08)
normal posta olarak da gönderebilirsiniz. son sorduğunuzu ancak kurye şirketleri yapabilir.
Elimizde bir adet Samsung marka televizyon (lcd), bir adet de Toshiba marka lap-top var. Vga kablosu aldık, bağladık fakat görüntü gelmedi televizyona. Ayarlarını nasıl yapmalıyız?
Elimizde bir adet Samsung marka televizyon (lcd), bir adet de Toshiba marka lap-top var. Vga kablosu aldık, bağladık fakat görüntü gelmedi televizyona. Ayarlarını nasıl yapmalıyız?
0
godless killing machine (22.12.08)
Goruntuyu vga cikisina yonlendirmeniz lazim. Genelde fonksyon tuslarindan biri ile olur bu. Tuslarin ustlerindeki isaretlere bakarak anlayabilirsiniz diye tahmin ediyorum.
0
wpi
(22.12.08)
bilgisayarın görüntü ayarlarından ikinci monitör olarak tanımlamanız gerekmekte diye düşünüyoruum.
simdi doris lessing'in the golden notebook'unda hayali bir devrim senaryosundan bahsedilirken 'two men and a half' (iki bucuk adam?) devrim icin 20 sene calisiyor, o esnada baska birisi bu dostoyevski gondermesine tepki gosteriyor. gonderme neye/kime bilen ve beni aydinlatabilecek olan var mi?
simdi doris lessing'in the golden notebook'unda hayali bir devrim senaryosundan bahsedilirken 'two men and a half' (iki bucuk adam?) devrim icin 20 sene calisiyor, o esnada baska birisi bu dostoyevski gondermesine tepki gosteriyor. gonderme neye/kime bilen ve beni aydinlatabilecek olan var mi?
0
okuryazar (17.12.08)
pasajı biraz daha geniş kopyalayıp aktarsanız falan? acaba possessed ile alakalı olabilir mi diye düşünüyorum..
Selamlar,Sözlükteki rumeli türküleri ile ilgili daha önce yazılanlara baktım. ekrem ve gültekin filan denmiş. benim aradığım tarza yakın değiller. rumeli türkülerinin güzel yorumlarının olduğu, kesinlikle ve kesinlikle enstrümantal olmayan albümler arıyorum. (Albüm adı arıyorum) Bu konuda önerisi ol
Selamlar,
Sözlükteki rumeli türküleri ile ilgili daha önce yazılanlara baktım. ekrem ve gültekin filan denmiş. benim aradığım tarza yakın değiller. rumeli türkülerinin güzel yorumlarının olduğu, kesinlikle ve kesinlikle enstrümantal olmayan albümler arıyorum. (Albüm adı arıyorum) Bu konuda önerisi olanlar var mı?
Bundan ayrı olarak, şu rumeli türküsü de güzeldir, bunu da mutlaka dinle dediğiniz birşeyler varsa onlara da açığım.
Teşekkürler
0
kahvegibi (17.12.08)
elveda rumeli albümü olabilir mesela
0
madrigal
(17.12.08)
elveda rumeli albümündekilerin yarısından fazlası enstrümantal. bu yüzden olmaz.
0
🌸kahvegibi
(17.12.08)
muammer ketencoglu nu dinlemedi iseniz simdiye kadar dinlemeniz gerekiyor, ayde mori tam istediginiz albüm olabilir.
0
atmacaged
(17.12.08)
evet muammer ketencioğlu olabilir
0
madrigal
(17.12.08)
biliyorum çok şey istiyorum ama muammer ketencioğlunda da sözler türkçe değil :( yoksa pek severim kendisini...
0
🌸kahvegibi
(17.12.08)
türkü olarak:
bulut gelir seher ile madrova alişimin kaşları kare çıkayım gideyim urum eline kırmızı gülün alı var dayler dayler viran dayler
albüm olarak da... piyasadakilerin çoğu fazla "oynak" ve ruhsuz. trt kayıtları iyidir, ben severim.
0
dehri
(17.12.08)
türkülerle türkiye diye bir albüm serisi vardır, şehir şehir cd'leri olur. trakya civarındaki illerin albümlerini alabilirsin.
0
pyro clustic flow
(17.12.08)
zafer erdas - buram buram anadolu albumu var. (belirtmeliyim ki zafer erdas bir opera sanatcisi bas'tır)
0
la traviata
(17.12.08)
selim sesler'in karşılama albümü hoşuna gidebilir. gerçi ne kadarı enstürmantaldi hatırlayamıyorum. ayrıca brenna mac crimmon'da rumeli türkülerini muhteşem yorumlar, üstelik albümü yeni çıktı.
boğaziçi üni. kuzey kampüsüne akşam 10 da nasıl giderim??
kalim
hayatımda bu kuzey kampüse gitmiş değilim. şimdi yarın saat 10 sularında "bogazici universitesi garanti kultur merkezi" nde olmam gerek. acaba kadıköy den nasıl gidebilirim buraya?? ha bu arada daha önce hiç gitmedim dediğim gibi, lütfen gecenin o karanlığında kaybolma ihtimalimi veya yeri bulamama
hayatımda bu kuzey kampüse gitmiş değilim. şimdi yarın saat 10 sularında "bogazici universitesi garanti kultur merkezi" nde olmam gerek. acaba kadıköy den nasıl gidebilirim buraya?? ha bu arada daha önce hiç gitmedim dediğim gibi, lütfen gecenin o karanlığında kaybolma ihtimalimi veya yeri bulamama ihtimalimi göz önüne alarak cevap veriniz efendim..saygılar, sevgiler..
0
kalim (17.12.08)
taksi tutsan? (tamam terkediyorum burayı)
0
derectus
(17.12.08)
20:30'da kadıköy rıhtım'dan 125 numaralı iett otobüsüne binersiniz. şoföre sorun, o sizi kampüste uyarsın. en güzeli budur.
onun dışında herhangi bir şekilde beşiktaş'a geçip 43r ve 559c otobüslerine binebilirsiniz. levent'ten 43r, 559c, 59rs, 59r yakalayabilirsiniz.
dönüşte de ordan geçen herhangi bir otobüse atlayıp zincirlikuyu köprülü kavşakta inin, karşı arabalarına binin.
bu arada benim bildiğim garanti kültür merkezi kuzey kampiste değil uçaksavar kampüste, ondan emin misiniz? ama her halükarda güney, kuzey ve uçaksavar kampüsleri birbirine yürüme mesafesindedir.
0
dehri
(17.12.08)
ille ineceğim yerden emin olayım diyorsanız.. akmerkez'den sonra 5. durakta inin.
0
dehri
(17.12.08)
vallahi bana kuzzey kampus dediler ama yakınmış herhalde.. @dehri, senin dediğin yollardan birisini yapayım o zaman.. çok teşekkürler yardımların için.. peki saat 11 de otobüs çalışıyor mu oralarda karşıya geçebilmek için. ayrıca hakikaten bilmiyorum oraları şimdi zincirlikuyu kavşağı diye başka bir yerlerde inmeyelim başımıza bir iş gelmesin..:) bu arada bu 125 numara kesin önünden geçiyor değil mi, yani kesin indirir bizi orada??
0
🌸kalim
(17.12.08)
evet 125 geçer, belirtin şöföre, kuzey kampus durağında inin. sonra birilerine sorarsınız gösterirler garanti kültür merkezini, uçaksavar kampüste yürüme mesafesi 5 dakikada ulaşırsınız.
0
kreb17
(17.12.08)
125 numaralı hattın adı Kadıköy-boğaziçi ünv.- r.hisarüstü. yalnız şöyle bir durum var, iett'nin sayfasında saatlerine bakmak için girdiğinizde bazılarnın mavi renkte yazılı oldugunu göreceksiniz, onlar "deniz subayı lojmanları"na gidiyor yani boğaziçinin ordan geçmiyor diye biliyorum. erken çıkarsanız falan aklınızda bulunsun. iş günleri 20:20, cmt ise 20:30'da son otobus kadıköy'den hisarüstüne. bunlarda bir sorun yok direkt boğaziçi'nin oraya gelecektir.
son olarak kuzey kampusteki ineceğiniz durağın adı "nispetiye", ondan bir önceki "cengiz topel". siz nispetiye durağında indikten sonra yolun karşısına geçip sola doğru biraz yürüyorsunuz, stad göreceksiniz, onun bitiminde sağda girişi uçaksavar kampusun, ve denildiği gibi garanti kültür merkezi kuzeyde değil uçaksavarda.
dönüş ise, taksim'e son otobus 23:15'te. bunu kullanabilirsiniz.
0
light beam
(17.12.08)
dehri "akmerkez'den sonra 5.durakta in" demis. akmerkez'i bilmeyenler icin söylüyorum; akmerkez'e geldiginizi etraftaki solaryum bronzu ve sari saclardan anlayabilirsiniz.
ademoğulları aranzdaki dil üstadlarna seslensem:)resimdeki yazıyı türkçeye çevirebilrmisiniz?
ademoğulları aranzdaki dil üstadlarna seslensem:)
resimdeki yazıyı türkçeye çevirebilrmisiniz?
0
mr.ass (15.12.08)
"more than a billion dollars from governments, the annual PIB* of Africa, to save private banks. they would do it for you?"
gibi tarzanca bir çeviri yaptı gugıl transleyt
0
deckard
(16.12.08)
ben de üstteki tarzancayı türk tarzancasına çevireyim elim değmişken:
"hükümetler, özel bankaları kurtarmak için bir milyar dolardan, yani afrika'nın yıllık gayrisafi yurtiçi hasılasından, daha fazla para harcadılar. sizce aynısını sizin için yaparlar mıydı?"
0
dehri
(16.12.08)
hükümetlerin milyarlarca dolarlarından fazlası, afrikanın yıllık PIB'si, özel bankaları kurtarmak için (muhtemelen kullanılacak demek istiyor). bunu senin için de yaparlar mıydı??
Ben yaklaşık 6 ay önce seyahat sigortası yaptırmak için garanti bankasına gittim. Sigorta yapmak için formaliten bir hesap açmak zorundayız dediler, no problem dedim. Evraksız, şeysiz bana orda bi hesap açtılar; ben de sigorta geldikten sonra gittim hesaptaki her şeyi çektim. Bundan 2 hafta sonra ev
Ben yaklaşık 6 ay önce seyahat sigortası yaptırmak için garanti bankasına gittim. Sigorta yapmak için formaliten bir hesap açmak zorundayız dediler, no problem dedim.
Evraksız, şeysiz bana orda bi hesap açtılar; ben de sigorta geldikten sonra gittim hesaptaki her şeyi çektim. Bundan 2 hafta sonra evime bir banka kartı geldi. Aradım konuştum, dediler sizin bizde hesabınız var, doğrudur. no problem dedim.
Ben sonra bi şey yapmadım, geçen ay hesabınız hakkıknda eksik evrak vs lütfen bize bilgi vs.. diye bir sms geldi telefonuma. Ben gene bir şey yapmadım.
Ama şimdi bana bir ödeme gelecek, ben de parayı bu hesaba alsam banka bu fırtınalı geçen günlerin hatrına bir miktar iç etmeye kalkar mı diye korkulardayım.
Acaba korkularım yerli mi?
0
yapyat (14.12.08)
o evrak işi haziran'a ertelendi. bişeycik olmaz.
0
dehri
(14.12.08)
eğer 6 ay geçti ise hesabından yaklaşık 20 YTL hesap işletim ücreti alınır. hesapta para olduğu an sistem anında sömürüyor bu parayı. belki de alınmıştır. internet bankacılığından hesaplarını kontrol etmeni öneririm. garanti bankasını cepci adamlara benzetirim. 3-5 derken yılda 100 YTL'ye yakın para keser hesabından. günahını almayalım tüm bankalar böyledir fakat garanti bankası bu durumu abartmıştır. cepçi adam: sokakta karışına çıkan "afedersiniz 1 YTL niz var mı?" diyen adamlardır.
arkadaşlar şöyle bir şeye rastladım internette, fiyatı çok uygun geldi, tipini de beğendim ama olayla pek haşır neşir olmadığım için bilen birine sorayım dedim; nedir bu alet, güzel midir? laptopla kullanacağım, ses kartının markasını modelini bilmiyorum, high definition audio controller yazıyor ama
arkadaşlar şöyle bir şeye rastladım internette, fiyatı çok uygun geldi, tipini de beğendim ama olayla pek haşır neşir olmadığım için bilen birine sorayım dedim; nedir bu alet, güzel midir? laptopla kullanacağım, ses kartının markasını modelini bilmiyorum, high definition audio controller yazıyor ama... laptop toshiba p200. (aşağıya bir fotoğrafını koyuyorum laptopın ses bağlantılarının)
edit: ses kartlık bir olay yokmuş ortada, sadece ürüne baksanız da olur yani sanırım :)
çok teşekkür ederim şimdiden!
0
1001gecemasallariyla1002gece (13.12.08)
aman diyim bunu alcağınıza gidin daha ucuza logitech in creative in 2.1 leri var onları alın. www.hepsiburada.com
0
rentts
(14.12.08)
kesinlikle creative ya da logitech (ya da bunlara muadil bir markanın)2+1 alın. bu çok şık delikanlı arkadaşımız muhtemelen pek çok benzeri gibi "foss" seslerini çok net verip gerisini önemsemiyordur, markası ve fiyatı da bu konuda fikir verir cinsten. kaldı ki iki subwoofer'ın çok gerçekçi bir fayda sağlaması mümkün değil gibi geldi bana.
0
dehri
(14.12.08)
sakın almayın. hoparlör işi uzmanlık ister, dandik muadil markalar kurtarmaz. arkadaşların dediği gibi creative ve logitech en iyileri. En olmadı philips alın.
0
neronas
(14.12.08)
2.2 diye sizi kandirmasin, sub'i ikiye bölüp on kapagini acmis, 2 hoparlor gibi gostermis. gere yok. creative'in 2.1 sistemleri hem daha ucuz hem daha verimlidir.
0
polifonik osuruk
(14.12.08)
tamam çok teşekkürler, sanırım paraya kıyıp creative, logitech veya altec lansing 5.1 alacağım, çok teşekkürler herkese!
0
🌸1001gecemasallariyla1002gece
(14.12.08)
logitech 2+1 al. fiyatı 100 ün üstünde bişiyler olanından bahsediorm. (creative alma)
word'de cd jewel case resize nasıl kim? (hediyeli soru)
dehri
merhaba, yine içimi kemiren bir sorunla buradayım.elimdeki bir miktar jpg'den jewel case tabir edilen cd kutularına uygun arkalı önlü kapak basarak kendi çapımda cd'ler elde ediyorum. fakat sorunlarım var. birtakım yazılımlar indirdim emme çözüm bulamadım.istiyorum ki word'de elimdeki jpg dosyasını
merhaba, yine içimi kemiren bir sorunla buradayım.
elimdeki bir miktar jpg'den jewel case tabir edilen cd kutularına uygun arkalı önlü kapak basarak kendi çapımda cd'ler elde ediyorum. fakat sorunlarım var. birtakım yazılımlar indirdim emme çözüm bulamadım.
istiyorum ki word'de elimdeki jpg dosyasını olması gereken cd kapağı boyutuna göre ölçeklendirebileyim. şuradaki dosyada tam olarak bu işe göre ölçeklendirilmiş ön ve arka kapak var, bunu yollayınca printer doğru boyutta basıyo.
bu çerçevelerin ebatları nedir, nasıl öğrenilir? ben elimdeki jpg'yi boş bi word dosyasına atınca nasıl hemen bu boyuta getirebilirim?
viva!
edi:
linke tıklamaya üşenen olursa link de gereksiz. soru şu: ben word'de bir jpg dosyasını nasıl şıp diye istediğim boyuta getiririm? ve bu boyutun ne olacağını öğrenmek için halihazırda var olan bir şablonun ebadını nasıl öğrenirim?
hediye falan yok, pardon. reyting almaya çabalıyorum.
0
dehri (10.12.08)
onun yerine:
itunes'da file'in altinda print gibi biseyler var. o istenilen sekilde kapak basabiliyor.
0
helpless
(10.12.08)
nero da basıyor ama ben evde basmayaceğim, o yüzden print to file olmak zorunda. nero *.prn diye verdi. daha işlevsel bi format (pdf, doc) halinde çıktı alsam daha hoş olacak.
0
🌸dehri
(10.12.08)
eger bulabilirseniz microsoft publisher'da hazir jewel case templateleri ve editleme imkanlari sahane seceneklerle var.
0
compumaster
(11.12.08)
işte budur!
@compumaster hediyeyi kazandı!
sorumun tam cevabını bulmuş oldum. office cd'mi bulup publisher yükledim. template'lerden blank cd jewel olanını seçtim. jpg'lerimi ortama sürükleyerek eğip büküp şablona göre boyutlandırdım ve save as pdf diyerek bir A4 içerisinde ön ve arka kapağın tam boyutlarıyla baskıya hazır olarak elde ettim.
edgar allan poe'nun "sleep..those little slices of death, how i loathe them.." olayını türkçeye tam olarak çevirebilen varsa o güzel bi insan.
edgar allan poe'nun "sleep..those little slices of death, how i loathe them.." olayını türkçeye tam olarak çevirebilen varsa o güzel bi insan.
0
insert coin (09.12.08)
Uyku, Şu hiç sevmediğim ufak ölüm dilimleri.
0
siriquastrum
(09.12.08)
daha dogrusu:
"uyku...o kucuk olum dilimleri, onlardan nasil nefret ettigim/tiksindigim..."
her zaman soylendigi gibi tam cumleyi yazarsan daha guzel bi cevri yapilabilir..
0
blackworld
(09.12.08)
uyku... ölümün şu küçük dilimleri, nasıl da nefret ediyorum onlardan..
0
psyche
(09.12.08)
"uyku.. o avına kodmun ufak dilimleri ölümün, hiç sevmiyorum arkadaş yaa.." da olabilsin.
0
oldu görüşürüz
(09.12.08)
psyche'nin çevirisi en doğrusu gibi görünüyor. ancak orijinaldeki "slice" ifadesini doğrudan "dilim" diye çevirmemekte fayda var, nihayetinde edebi bir çeviri ve türkçe düşünen birisi uykuyu "ölüm dilimi" olarak nitelemeyecektir. "o kısa ölüm anları" gibi (bu olmaz, tabii ki daha iyisi düşünülmeli) türkçeye uygun bir ifade bulmak şahane olacaktır.
Bir çizim vardı, veletin birisi milka ineğini kesmişti. Aradım taradım bulamadım. Bulandan bir ricam daha var, hangi anahtar kelimeleri kullanarak buldu ? Delirdim bulamıyorum.
Bir çizim vardı, veletin birisi milka ineğini kesmişti. Aradım taradım bulamadım. Bulandan bir ricam daha var, hangi anahtar kelimeleri kullanarak buldu ? Delirdim bulamıyorum.
0
kimlanbu (06.12.08)
ben gökte arıyormuşum, ekşibition hiç aklıma gelmemişti, çok teşekkürler (:
0
🌸kimlanbu
(06.12.08)
ya imgeshack e upload etsenizde bizde görsek çok güzel olurdu
kafka'nın şatosunu okumak istiyorum ama hangi çeviriyi tercih etsem
temizkopat
http://www.kitapyurdu.com/kitap/82944/sato?sa=39726883http://www.kitapyurdu.com/kitap/111351/sato?sa=39726883http://www.kitapyurdu.com/kitap/5140/sato?sa=39726883http://www.kitapyurdu.com/kitap/73761/sato?sa=39726883şöyle dört farklı çeviri buldum. hangısi alsam acaba?bunların en kısası 272 sayfa, e
şöyle dört farklı çeviri buldum. hangısi alsam acaba? bunların en kısası 272 sayfa, en uzunu ise 413 sayfa. kısa olanda eksiklik oldugu anlamına mı gelıyo yoksa nedir yanı bu durmun nedeni?
0
temizkopat (23.11.08)
ben en çok ithaki yayınlarınınkini görüyorum ortalıkta. en mantıklı karar kitapçıya gidip çevirmenlerin eğitimlerini okumak olabilir. sayfa farkının nedeni çeviri farkından çok font ve sayfa büyüklüğünden kaynaklanıyordur.
0
the rain baron
(23.11.08)
en güzeli imkan varsa kitabı sahaftan almak alırken de nedir diye sormaktır.ne zaman çevirmenle,yayın eviyle bi derdim olsa derdimin dermanı sahaflar olmuştur.gözünü sevdiğimin sahafları teyy tey.
0
sarap dumani
(23.11.08)
kamuran sipal'in cevirilerinden fazlasiyla zevk alirim ben sahsen. o yuzden benim oyum cem yayinevi versiyoununa gidiyor.
0
ner
(23.11.08)
ithaki veya cem. diğer ikisi değil.
0
dehri
(23.11.08)
az biraz almanca veya ingilizceniz var ise, bunların elektronik versiyonlarını da indirerekten ara ara karşılaştırmakta fayda var.
0
dehri
(23.11.08)
ben kamuran sipal cevirisi ile cem yayinevi baskisindan okudum sato yu ve diger kafka lari. cok da begenmistim. ama almanca mutercim bir arkadas kamuran sipal i pek begenmiyor, nedense.
0
atmacaged
(23.11.08)
ben zaten taksımdekı sahaflardan almayı dusunuyorum. ithakiden siyah hatıralar denizini okumuştum o yüzden daha yakın hissediyorum ama yıne de sorucam sahaflara.
0
🌸temizkopat
(23.11.08)
cem yayınevi - kamuran şipal alın derim kesinlikle.
bi programin ingilizceden turkceye ceviri altyazilarini yazmak 50 dakikalik bir soylesi basina kac paradir?ve bu isle mesgul olan kisiler programi kendileri mi transcribe edip cevirirler, yoksa bu metinleri bi yerlerden bulma mukemmelligi var midir?diye merak etmis bizim bi arkadas. tenkuu..!
bi programin ingilizceden turkceye ceviri altyazilarini yazmak 50 dakikalik bir soylesi basina kac paradir? ve bu isle mesgul olan kisiler programi kendileri mi transcribe edip cevirirler, yoksa bu metinleri bi yerlerden bulma mukemmelligi var midir?
diye merak etmis bizim bi arkadas. tenkuu..!
0
myriamonde (19.11.08)
transcribe etmek o işin zaten asıl kısmı. fiyat olarak da söyleşinin ne kadar olduğundan çok kendisinin ne kadar uğraştığını hesaplasın.
0
co2s2
(20.11.08)
dizi/film meselelerinde çevirmene script teslim edilir genellikle. fiyat da ne çekerseniz, ne yerlerse odur.
`Unabomber`.. Bu meseleyi konu edinen, bu meseleye atifta bulunulan,teknolojinin, sanayilesmenin ve genetik biliminin gelisiminin, insanligi yok edecegine inanilan, bu konu uzerine cekilmis filmler ariyorum.Bir film var mi bildigin..?
Unabomber.. Bu meseleyi konu edinen, bu meseleye atifta bulunulan,
teknolojinin, sanayilesmenin ve genetik biliminin gelisiminin, insanligi yok edecegine inanilan, bu konu uzerine cekilmis filmler ariyorum.
Bir film var mi bildigin..?
0
vita vinum est (09.11.08)
tam olarak hangisini istediğini bilemedim. direkt ted'le igili istiyorsan crimelibrary.com'da şöyle bir belgesel var ama bulup da indirebilir misin bilemem: Unabomber: The True Story (TV Docudrama) with Dean Stockwell, 1996 Steve White Entertainment
0
tannhauser
(09.11.08)
Fark etmez, ama oncelikli olarak ted ile ilgili olsa super olur. Yok ben sadece bu olaya/kisiye atifta bulunulan filmler biliyorum diyenler de kabulumdur. Hayir ben onu da bilmiyorum ama sanayi toplumunu elestiren, bilimi ve teknolojiyi insanligin sonu olarak goren baska filmler biliyorum diyenler de kabulumdur.
eğer yazılı bilgi istersen, elimde türkçe ingilizce bir dosya mevcut.
0
tannhauser
(09.11.08)
bu arada ilgili criminal minds bölümü ikinci sezonun sekizinci bölümü olan empty planet'tır. çok güçlü bir bölüm değildir, kaczynski'nin eyleminin temel felsefesini sergilemekten uzaktır.
manifestosunun türkçe çevirisi de oldukça zayıf kalmaktadır kanımca. tamamını bitirmeyi henüz başaramadığım bir psikopatoloji raporu vardır ki internette açık olarak bulunmuyor sanıyorsam. criminal minds temel felsefesini bu rapor üzerine kurgulamış olsa gerek. unabomber'ın temelde sempatik işler yapmadığı, dünyayla ilgili, doğayla ilgili kaygılarının bulunmadığı ispatlanmaya çalışılmış bence. tabi tamamını okumak gerek.
0
tannhauser
(09.11.08)
Bende manifestosunun kaos yayinlari'ndan cikan cevirisi var. Bence gayet guzel bir ceviri olmus.. Tabi aslini bilmiyorum; sadece dilin kullanimi acisindan guzel olmus diyorum.
Bunun haricinde unabomber'la ilgili turkce bir kaynak varsa elinizde, alabilirim, iyi olur. :)
0
🌸vita vinum est
(09.11.08)
google'dan aratarak ahmaklar gemisi (hikaye) ve yaralanacağı yerden vur (makale - green anarchy) başlıklı yazılara türkçe erişebilirsiniz.
hemen 5 yıl sonrasına da reklam yapayım. şu anda yoğunlaşamasam da kendisini konu edinen bir araştırma yapmaktayım. bir beş yıl kadar sonra, türkçesini okuyabilirsiniz;) bir de eğer elim değerse bir kitap çevireceğim, türkçe'de şu ana kadar yayınlanan seri katilleri konu edinen kitapların en iyisi olacaktır. ben çevirene kadar bir başkası çevirmezse tabi. dosyalarım hazırdır, durmaktadır, beklemektedir. 5 yıl bekleyeceksiniz artık:)
0
tannhauser
(09.11.08)
Cok tesekkur ederim. Merakla bekliyorum calismalarinizi.. :)
0
🌸vita vinum est
(09.11.08)
maalesef halihazırda el altında bulunan kaynakların pek çoğu FBI bakış açısından hazırlanmış "yüzyılın manyağı" temalı çalışmalar. Kaczynski hakkında sağlıklı veriye ulaşmak çok zor.
kısaca durumu anlatayım; 26 yaşındayım, mart ayında lisansı bitirdim fakat şu güne kadar tecilimi yaptırmadım. 31 ekim itibariyle de kaçağa düştüm bildiğim kadarıyla. şimdi asıl konu şu, aralık'a kadar yetişebilirsem askere gitmeyi düşünüyorum. fakat şöyle bir çekincem var; ola ki belgelerim aralık
kısaca durumu anlatayım;
26 yaşındayım, mart ayında lisansı bitirdim fakat şu güne kadar tecilimi yaptırmadım. 31 ekim itibariyle de kaçağa düştüm bildiğim kadarıyla. şimdi asıl konu şu, aralık'a kadar yetişebilirsem askere gitmeyi düşünüyorum. fakat şöyle bir çekincem var; ola ki belgelerim aralık ayındaki gidişe yetişmedi ve beni nisan ayında askere almaya karar verdiler. ben bu arada, yani ocak-şubat-mart aylarında yüksek lisansa girsem askerlik şubesi nisan'da askere gideceğimi kabul ettiğim belgeler elindeyken bana yüksek lisans için tecil verir mi?
halıcıoğlu askerlik şubesi'ndeki görevliye sordum fakat başından savar bir tavırla "he ya yaparız tabi" gibi bir cevap verdi, güvenemiyorum onun söylediğine.
şimdiden teşekkürler.
not: emin olmayan cevap vermesin lütfen.
0
ecnebi (09.11.08)
şu an muhtemelen yoklama kaçağı durumundasın.ancak asker kaçağı değil.askerlik şubesi büyük ihtimal seni 2009 nisana tecil etmiştir.aralık ayına yetişmen pek mümkün değil.çünkü bunun için erken askere alım için dilekçe vermen gerekiyor ve onun da süresi yanlış hatırlamıyorsam 21 ekim gibi birşeydi.dolayısıyla bu tarihten önce dilekçe vermediğin için aralıkta gidemezsin.bence önce gidip yoklama yaptır ve yoklama kaçağı durumundan kurtul ve seni ne zamana tecil ettiklerini öğren.eğer 2009 nisansa, nisana kadar hiçbirşey yapmana gerek yok.yüksek lisansa girdiğinde gider tecilini yaptırırsın.
0
sarap dumani
(09.11.08)
anlaşıldığı kadarıyla sen yoklama kaçağısın, asker kaçağı değil. ve muhtemelen seni aralıkta askere almazlar. aralıkta gidecek olan vatandaşlar şu anda yoklamalarını yaptırdı ve kararlarını aldırdılar. askeriyeye kendin gidersen işlemlerini yaptırır, en erken nisanda gidersin. ola ki kendin gitmeden polis veya jandarmaya yakalanırsan onlar götürür seni şubeye (akşam yakalanırsan sabaha kadar nezarette kalırsın) ve aynı işlemleri onlar yaptırır. bu şekilde olmasının tek avantajı askerlik şubesinde sıra beklememek olacaktır.
bir de bu yazdıklarımın tamamı kişisel tecrübelere dayanır, herhangi bir yasal dayanağı yoktur.
0
tiny axe
(09.11.08)
nisanda askere gideceğini varsayalım ve sen de martta yüksek lisansa başladın, okul belgelerini götürürsün ve tecil yapılır, ama sınavdan on gün önce yani 1 nisanda sınav olur, 20 martta kadar belgeleri götürmen gerekir.
0
ravenudon
(09.11.08)
hiç şubeye gitmesen ve ilglenmesen bile 21 şubat 2009a kadar polis ya da jandarma yakalamaz seni, zira dediğim tarihten sonra bakaya oluyorsun ve gbt'de aranıyorsun, bu ufak ayrıntıyı şeyedim dedim.
0
nema problema
(09.11.08)
kayıtlı olduğunuz askerlik şubesine mail atınız. cevap yazma mesuliyetleri var. asal'ın web sitesinde mail adres listesi mevcut. sayfalarca cevap yazıyorlar.
hiç excel kullanmadım. elimde bir excel tablosu var. bunun c sütununda metrelerce aşağı doğru inen artılı eksili bir takım rakamlar var. ben bu sütundaki tüm artı değerli rakamları nasıl toplatırım? eksilerin hesaba girmemesi lazım.
hiç excel kullanmadım. elimde bir excel tablosu var. bunun c sütununda metrelerce aşağı doğru inen artılı eksili bir takım rakamlar var. ben bu sütundaki tüm artı değerli rakamları nasıl toplatırım? eksilerin hesaba girmemesi lazım.
0
dehri (08.11.08)
yüzeysel bir cevap, başka öneri olmazsa uygularsınız
c sütununa filtre yap, artan ya da azalan sırala. pozitif sayılar ve negatif sayılar ayrılır. sonra tüm pozitif sayıları toplayabilirsin. pozitifleri seçince durum cubuğunda toplamı yazıyor.
0
efruz
(08.11.08)
filtre yapayım tabi. filtre?
0
🌸dehri
(08.11.08)
2007 icin anlatıyorum, c sütunu seçiliyken veri menüsünü seçince orda filtre var.
2003 te de benzerdi sanırım.
toplamını bulduktan sonra işlemleri geri alıp filtreyi kaldırabilirsin
düşünülen ile söylenen şeyin farklı olması (doktor, psikolog vs)
lovemyself
ilginç bir rahatsızlığım var. konuşurken, misal "şunu masaya koy, üstünü ört" diyeceksem, şunu masaya ört, üstünü sakla" ya da "şuna bak" diyeceksem "buna şak" diyorum :))başlarda bu komik gelmişti, ama gitgide sıklaşmaya başladı. son üç yıldır daha sık oluyor. aynı durum yazarken de söz konusu. bir
ilginç bir rahatsızlığım var. konuşurken, misal "şunu masaya koy, üstünü ört" diyeceksem, şunu masaya ört, üstünü sakla" ya da "şuna bak" diyeceksem "buna şak" diyorum :))
başlarda bu komik gelmişti, ama gitgide sıklaşmaya başladı. son üç yıldır daha sık oluyor. aynı durum yazarken de söz konusu. bir kelimeyi ısrarla başka şekilde yazıyorum. artık sinir olmaya başladım. diyelim ki kelimeyi yazarken "aslında" yerine "aklında" yazdım, kelimeyi siliyorum, bir daha yazıyorum, yine "aklında" yazmışım.
psikoloji eğitimi aldım, freud un dil sürçmeleri hakkındaki fikirlerini falan biliyorum. ama bu bazı konudaki kelimelere yönelik bir tutum değil. on dakikalık bir konuşmada en azından beş tane hata yapıyorum.
yönetici konumum var, yüzlerce kişiye seminer veriyorum. beni nasıl zorluyor, anlatamam. geçenlerde bir hastada böyle bir sorun olduğunu duydum. duyduğu ve anladığı halde yanlış yazıyormuş biri, hastalığının adını hatırlayamadı ama hasta yakını. o zaman aklıma geldi, başkalarında da olabilir bu yahu, dedim ve ahanda yazdım size.
ne dersiniz? ölecek miyim? salak mıyım yoksa?
0
lovemyself (08.11.08)
ben hala trafik isiginin kirmizi oldugunu kendime bile itiraf edemiyorum hocam.
"siyah yancak lan dur dur dur"
siyah abi benim icin o. kirmizi degil :)
0
osuruklu
(08.11.08)
öyle böyle değil, valla çok zorluyor beni bu durum.
böyle bir hastalık var mı yok mu, onu merak ediyorum. yeni bulunan bi rahatsızlık falan? benim zamanımda yoktu :)
asosyal olup gun icinde az konustugunuzdan , konusma yetinizde bir gerileme soz konusu olabilir mi?
0
comptrol
(08.11.08)
aklında insanın başka şey varsa genelde oluyor bu durum, ben de çok sık yaşıyorum. yani sebebi dalgınlık olabilir mi sizdeki de?
sizin dediğiniz gibi kelimelerdeki harflerin birbirine girmesinin yanı sıra, konuşurken o sıra aklımda olan kelimeyi kouyorum cümlenin içine, o da ilginç olabiliyor ve yeri geldiğinde de zor durumda bırakabiliyor.
0
light beam
(08.11.08)
asosyallik ya da az konuşma söz konusu değil, tam tersi. çalışıyorum, danışmanım, dediğim gibi, yüzlerce kişiyle konuşmam lazım bir gün içinde. çok dolu ve bol konuşmalı geçiyor günlerim.
ama tabi insanın yaşı ilerledikçe daha olgun oluyor, daha az konuşuyor. ya da söylediklerini daha çok kalıptan geçiriyor. eskisi kadar "düşünmeden konuşan" biri değilim. alakalı olabilir mi diye düşününce.. büyümekle de ilerleyen bi şey olabilir, doğru.
@dehri; süpersin. tam dediğin gibi, spoonerism doğru kelime. ama bu bir hastalık mı, hastalık olduğunu kabul edip tedaviye başlayayım mı, şaşırdım orda. kendime terapi yapsam, uzansam, konuşsam?
kafam karıştı çok. hastaymışım resmen.
0
🌸lovemyself
(08.11.08)
hayatını çok zorluyorsa bu durumla nöroloji ilgilenir sanıyorum. şimdi çok fazla bilgim olmasa da beyninde konuşma fonksiyonlarını yöneten tarafta bir sorunun işaretçisi olabilir mesela, bu sorunu yazarken de yaşıyorsan başka bir yere bakarlar.
çocukluğundan beri varsa da olurunu söylerler.
hayat kaliteni gerçekten etkileyecek boyutta olduğu için profesyonel yardım almanda fayda var.
0
kurukafa
(08.11.08)
madem konu açıldı yazayım şunu da, üniv döneminde bolca yazı yazdım ben. hem okul işleri için, hem de yazı üzerine çalıştım bi yerlerde. neyse efendim, orada yanlış yazıp da sonradan düzelttiğim kelimelere baktım, genelde benzer kelimeler. konuşurken çok alakasız şeyleri karıştırıyorum birbirine, ama yazarken daha sistematik. misal, özel ilişkilerinde bağlılık sorunu olan biriyim. aldatma derecesinde değil asla, karakter sahibiyim çok şükür, ama birine aşık olup da bağlanamam (özel bir konu ama örenk bu yönde, ondan yazdım) ve "bağlanma" "bağlılık" gibi kelimelerin hepsini yanlış yazmışım. gelişim psikoloji dersi sınavı yazılı kağıdında iki soruya iki sayfalık bir cevap yazmışım mesela, toplam sekiz tane "bağlılık" kelimesi var, sekizi de yanlış yazılmış, sonradan okurken düzeltmişim.
yazıda daha mantıklı açıklamalar yapıyorum yani hatayla alakalı. konuşurken her şeyi karıştırıyorum. alaam sen aklıma mukayyet ol yarabbim :)
0
🌸lovemyself
(08.11.08)
bana da cok oluyor. iş geregi surekli bilgisyaarların kablosuz agların içindeyim.. evde de işte de esasında. onlardan şüpheleniyorum kesin beynimizi peynir haline getiriyo bu pis teknoloji :(
0
merope
(08.11.08)
düşüncenin, konuşma fiilinin önüne geçmesi durumu da olabilir. yani çok hızlı düşünme esnasında, dilin bunu geriden geç takip etmesiyle ilgili olabilir.
0
fizikopat
(08.11.08)
ciddiyim, şaka yapmıyorum kısmı endişelendirdi beni?
0
🌸lovemyself
(08.11.08)
lovemyself, sen imkanın varsa bri nöroloğa gözük. Bu bsit bir kafa karışması olabileceği gibi, daha ciddi ve erken teşhis edilirse hayati olabilecek bir durumun habercisi de olabilir. Endişelenme ama önlemini al.
0
kurukafa
(08.11.08)
? ya ben tamamen psikolojik olduğunu düşünmekteydim. psikoloji eğitimi aldım, kendi kendime halletmeye çalışıyordum. bi doktora görüneyim o zaman..
Avrupa Birligi ile ilgili bir sertifika programina kaydoldum. Merter'den oraya nasil gidilir en rahat ?Aksaray'a metro ile gidip ordan besiktas otobusune binsem, besiktas'da kaliyorum, ordan uni.ye mesafe cok.Metro+tramway ile kabatasa gitsem yine mesafe cok. Aylik -sinirsiz- akbilimin oldugu dusunu
Avrupa Birligi ile ilgili bir sertifika programina kaydoldum. Merter'den oraya nasil gidilir en rahat ?
Aksaray'a metro ile gidip ordan besiktas otobusune binsem, besiktas'da kaliyorum, ordan uni.ye mesafe cok.
Metro+tramway ile kabatasa gitsem yine mesafe cok.
Aylik -sinirsiz- akbilimin oldugu dusunulurse ne sekilde gidebilirim ?
0
no christ requiress (07.11.08)
aylık sınırsız akbilin varsa, beşiktaş'tan tekrar bir otobüse bin, üniversitenin önünde in.
düşündüğün kabahat :))
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
en güzeli metro+tramvay -> beşiktaş, oradan sahil sarıyer otobüsleri.
0
dehri
(07.11.08)
taksime gitmek için pratik bi yolun varsa taksimden funikulerle kabatasi ordan da sahilden giden otobuslerle ortakoy.
0
bordeaux
(07.11.08)
taksimden finüküler filan binmesin aman diyeyim ne gerek var.
taksimden boğaz otobüslerine bin, ilk durak olduğu için paşa paşa oturursun, şimdi kış mevsimindeyiz ortaköy yolu açık mis gibi gidersin. (boğazdan geçen otobüsler akm'ye en yakın duraktan kalkar.nedir bunlar dt1, sahilden giden sarıyer, istinye dereiçi falan filan. sorarsın yani, şimdi aklıma gelmedi)
dönüşte otobüsler kalabalık olur ama.
taksime kolay gidebiliyorsan en iyisi bu aslında. tramvay yolu, kabataş ortaköy yolu filan yorar insanı.
0
mea maxima culpa
(07.11.08)
aa evet ya cevabımı değiştiriyorum ve mea maxima culpa'ya katılıyorum. böylece kabataştaki kısacık yol olmasına rağmen mevcut olan korkunc trafigi de atlatmış olursun.
0
bordeaux
(07.11.08)
sabah - akşam trafiğin yoğun olduğu zaman için: en güvenli yol metro ile aksaray, oradan dolmuş veya otobüsle taksim, oradan da beşiktaş veya ortaköydür. (beşiktaş'tan gsü'ye yürümek 10 dakika.) aksaray'dan geçen topkapı-beşiktaş otobüsü eminönü'nden geçiyor ve o yol sıklıkla tıkanıyor. o nedenle taksim'den şaşmayın derim.
Kaç dönüm topraktan karın doyacak ürün elde edilir, veya toprakla ilgili genel sorular?
kilroy
Bir şehir çocuğu olarak beni bir kaç konuda aydınlatmanızı istiyorum;1)2 kişinin çalıştığı 4 kişilik bir aile kaç dönüm toprakla kendini çevirir? (Buradaki çevirmekten kastım, bir kısmını kendi tüketerek, kalanını da satıp giyinme, barınma vs. gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak. Ama mesela araba al
Bir şehir çocuğu olarak beni bir kaç konuda aydınlatmanızı istiyorum; 1)2 kişinin çalıştığı 4 kişilik bir aile kaç dönüm toprakla kendini çevirir? (Buradaki çevirmekten kastım, bir kısmını kendi tüketerek, kalanını da satıp giyinme, barınma vs. gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak. Ama mesela araba almak değil, Maslow piramitinin ilk iki basamağındaki temel ihtiyaçlar. Tabi burada ne yetiştirildiği, nasıl bir verim alındığı gibi bir sürü soru çıkıyor ama ortalama bir cevap da olur. Yahut şu şartlar altında şöyle olursa şu kadardır gibi cevaplar da kabul) 2)Bir dönüm toprağı işlemek için kaç çiftçi gereklidir? (Burada da soruyu makineli/makinesiz olarak iki başlıkta inceleyebiliriz. 3)1 dönüm tarıma elverişli toprağın fiyatı ne kadardır? (Şu bölgede şu kadar, bu bölgede bu kadar vs gibi) 4)Türkiye'de neden bu kadar işsiz ziraat mühendisi var? 5)Yukarıdaki sorularım doğrultusunda, 0'dan bir arazi alıp, gübresiyle vesairesi ile çalışır duruma geçirmek için ne kadar yatırım gereklidir? (5 dönüm için şu kadar, 100 dönüm için şu kadar vs. gibi) 6)Bu soruları sorabileceğim daha uygun bir platform var mı? (Ziraat mühendisleri forumu vb. Benim bulduğum forumlardaki en son aktviteler ağustos ayındaydı)
0
kilroy (07.11.08)
1) Çok genel olmuş cidden ama şöyle ki: bunu bir dükkanın varmış gibi düşün ama dükkanın aksine hiç bir zaman günlük gelir akışı olmayacak ve giderin sürekli iken gelirin senede birkaç kere aldığın ödemeden ibaret olacak üstelik. çok zor bir kestirim yapmak ama 300 dönüm verimli toprak ancak yeter...Bütün bunlara karşın "ağa" olan çiftiler elbette vardır. Toprağı gerçekten bu riski yaşamından uzak tutacak kadar çoktur. 2) Bu soru ne ekildiğine göre değişir. Görece çok gelir getiren pamuk ektiğini varsayarak bir traktör tabii ki yeterli (ki tarlan çok değilse (çoktan kasıt >100 dönüm) kiralayabilirsin traktör ve tecrübeli şoförünü, daha mantıklı olur), işçi olarak günlük 20/25 ytl yevmiye ödeniyordu mesela ama tarlanın ne kadar büyüklükte olduğuna göre kaç kişi çalıştırman gerektiği değişir, hem de baya değişir. ama ırgat maliyeti genel giderlerde büyük yer kaplamaz. buğday ekmek en kolayıdır, işçi/traktör/gübre vs maliyeti görece azdır. 3) çukuroavnın doğu ucunda kalan topraklarda, -ki buralar baya verimlidir, işlemesi kolaydır, ovalık/düzlük bölgededir ve yılda iki ürün alınır - dönümü 5/6 bin ytl civarıydı en son (baraj suyu ile sulanır). 4) çiftçilerin çoğu onlara başvurmadığı için. bildiğin "zanaat" gibidir çiftçilik çoklukla içgüdüler-tecrübe-komşu çiftinin yaptıkları-babadan duyulanlar vs yöntemleriyle yürütülür. bilimsel olarak ne yazıkki hiç bir bilgi edinmek istemezler. istedikleir gibi zirai ilaçları kullanırlar, hala firez yakan insanlar mevcut mesela. 5)Doğru yerde arazi satın almak, toprağı işlemek, kısacası çiftçilik yapmak çok zorludur, zannettiğinizden daha zordur. ticaret erbablığına benzer. herkese göre kesinlikle değildir, yapabilenlerin ayrı bir yeteneği mi var ne anlamadım ama gerçekten "içinde dopmadıysanız" bu işe girişmemek en idealidir. Yİne de kaba bir hesapla satın alınan bir dönüm tarlaya harcanan maliyete x dersek, hasatta elde edilen gelirsen x'i çıkardığınızda size ancak yaklaşık %30'u kalır. tabi bu gelirin yıllık olduğunu unutmayalım!. 6) Bilmem.
Bonus: tarlanız varsa kesinlikle satıp yerine daire alın (annem dinlese bu dedikleri keşke!), daha kolay bir yatırım olur zira tarla ekmek/biçmek "riskli" bir yatırımdır, streslidir, "allaha kalmıştır" ürünün bereketi (ziraat mühendislerine yer kalmıyor bu nedenle :P), çiftçi ailede doğsanız/büyüseniz bile bu işi beceremeyebilirsiniz (örnek: ben). Yinede traktör kullanmak güzel :P, tarlaya çift sürerken toprağın rengi/kokusu, "yetiştirmek" manevi tatmin veren şeyler..köyümü özledim :(
0
cinematography
(07.11.08)
1) eğer kentli ihtiyaçlarından bahsetmiyorsak, yani evimizde pişirip yiyeceksek ve her akşam market alışverişi yakmayacaksak ve adsl faturası ödemeyeceksek ve sinemaya gitmeyeceksek iki haneli dönüm miktarları dahi yeterlidir.
0
dehri
(07.11.08)
Teşekkürler cevaplar için,
@zeke; tası tarağı toplayıp gitme gibi bir planım yok zaten istesem de beceremem polene bile alerjim var, nasıl tarım yapayım?
Aslında şu yüzden soruyorum bunları. Araştırdığıma göre türkiye'de tarım inanılmaz verimsiz yapılıyor. Buna ayrılan nüfus oranı avrupaya göre çok fazla olsa da, birim kişi başına üretim çok daha düşük. Bunun sebebinin muhtemelen bilinçsiz tarım olduğu kanısında vardım, ve çözümünün ziraat mühendislerine daha çok önem verilmesinden geldiği kanısına vardım.
Dolayısıyla sorumu genişletiyorum; madem bu kadar ziraat mühendisi var ve bu kadar verimsiz tarım yapıyoruz, devlet neden bu arkadaşlara maaş bağlayıp danışman olarak sağa sola yollamıyor? Tamam diyelim ki bu devletçiliğe girer ve biz de senelerdir liberal hükümetler tarafından yönetiliyoruz, O zaman niye mesela ziraat mühendislerine kredi vermezler kendilerine az biraz toprak alıp işlesinler diye?
0
🌸kilroy
(07.11.08)
@zeke: çok doğru söylemişsiniz. aslında verimsizlikten kastım biraz da buydu galiba. çünkü benim baktığım iki istatistik vardı; tarım sektöründe çalışan insan sayısı ve o ülkenin tarımdan elde ettiği gelir. dolayısıyla verim derken kişi başına düşen kazancın azlığıydı bahsettiğim. tabii bunun başka etmenleri de vardır fakat oranlar arasındaki fark hizmet ve endüstri sektörüne göre dikkat çekecek kadar fazlaydı.
peki çözüm ne? sizce ne yapılmalı? ya da sorumu yineleyeyim; mesela devlet ziraat mühendislerine 50 dönüm toprak alacak kadar 5 sene vade ile kredi falan verse bunun işlerliği nasıl olur?
0
🌸kilroy
(07.11.08)
kilroy'un sorduğu ilk sorunun cevabı toprağın nerede olduğuna ve ona neyin ekileceğine göre değişir. etraftan edindiğim bilgilere göre; iç anadoluda sulak bir bölgede 300 dönüm toprağınız olsa ve üzerinde de ürün verimi en üst seviyeye erişmiş olgun yedi yaşında elma yahut kiraz ağaçlarınız olsa biraz uğraşla tahminimce yılda yaklaşık 150-350 bin ytl gibi bir ciroya ulaşabilirsiniz. aynı büyüklükte toprağınız konya ovasının kurak bir bölgesinde olsa tahıldan başka birşey ekemeyeceğinizden ya nadasa bırakırdınız ya da en fazla 50 bin ytl gibi bir cironuz olurdu. eğer aynı miktarda toprağı antalyada seracılık yaparak değerlendirseydiniz zannedersem cironuzu 300-400 bin ytlye çıkarmanız mümkün olurdu.
geri kalan soruların cevaplarını danışmanlık ücreti tarifesine girdiği için buraya yazmıyorum. eğer ciddi bir yatırım yapmayı planlıyorsanız bir iş planı hazılayıp, profesyonel yardım almanız tavsiye olunur. bu arada türkiyede tarım sektöründe yaşanan verimsizlik malesef yüksek girdi maliyetlerinden (teknoloji dahil) ve alt yapı eksikliğinden kaynalanıyor. gariban ziraat mühendislerimize yüklenmeyiniz lütfen.
Sayın kişiler,Malum, evin daha iyi ısınan görece daha küçük odalarından birine taşıdım salonu. Lakin kötü bir sürprizle karşılaştım: Odanın her zaman iyi yanan peteği çok çok az ısınıyor. Evin diğer odalarındaki petekler canavar gibi yanmasına rağmen bu afacan güçsüz kalıyor. Şimdi havasını almadır
Sayın kişiler,
Malum, evin daha iyi ısınan görece daha küçük odalarından birine taşıdım salonu. Lakin kötü bir sürprizle karşılaştım: Odanın her zaman iyi yanan peteği çok çok az ısınıyor. Evin diğer odalarındaki petekler canavar gibi yanmasına rağmen bu afacan güçsüz kalıyor. Şimdi havasını almadır falandır filandır, denedim; işte yan tarafındaki vidayı açıp suyunu biraz akıtmaya dayanan bir şey bildiğim kadarıyla. (Yanlış mı biliyorum, bilen anlatırsa sevinirim.) Doğalgaz kombisinin su ayarını da kontrol ettim, kitapçığında yazdığı gibi 1,5-2 civarında seyrediyor. Dediğim gibi, zaten diğer odalardaki petekler de aktif. Şimdi ben ne yapayım benzin döküp yakayım mı bu odayı?
Şimdi denebilir ki, başka odaya geç o zaman... İyi tamam da bunu çözmek gerekiyor, o odayı seviyorum. Bütün yaz kendimi orası için hazırladım. Uydu kablolarını ıvır zıvırı taşıdım, eski salonu çalışma odasına çevirdim vs.... Böyle "Ya Sev Ya Terk Et" gibi şeylerle gelmezsek sevinirim. Ben hem bu odayı eleştirebilmek, hem daha iyi olması yönünde değiştirebilmek hem de kalmak istiyorum. Bu oda hepimizin sonuçta.
Şimdiden teşekkür ederim.
0
danimarkaprensi (29.10.08)
petek icerisinde buhar/su dola$imi oluyor mu peki?tikanmi$ falan olmasin gozenekleri?
0
oligomer
(29.10.08)
peteklerin ucunda kare şeklinde bir çıkıntı olacak. bir de onun özel tornavidaları olacak. böyle o da girinti şeklinde. gevşeterek içindeki suyu boşalt bi süre ısınana kadar normale gelir muhtemelen.
0
ymerdiveni
(29.10.08)
dolaşım sırasına göre kendisinden bir önceki peteğin vanalarını sonuna dek açıp, bir sonraki peteğin vanalarını yarıya yakın kadar kısarsanız bir çözüm olabilir. olmama ihtimali de yüksek tabii. onun dışında servis çağırıp kombi pompanızın devrini (mümkünse) artırabilirsiniz.
0
dehri
(29.10.08)
yani fazla da secenek kalmiyor aslinda. ya hava yapmistir, ya ici kireclenmistir ya da ona ait boru size lölö yapiyordur.
havasini almissiniz zaten ama, peki kombiye en yakin olan petekten baslamak kosuluyla butun peteklerin havasini aldiniz mi?
0
osuruklu
(29.10.08)
başıma benzer olay gelmişti. ben şöyle çözmüştüm. ısınmasını istediğim odanın güzel yanması için kombiye en yakın olan petekleri kıstım. işe yaramıştı :)
Merhaba,Yurt dışına -ingiltere'ye- bir cd göndermek istiyorum lakin kargo şirketleri uçuk rakamlar çıkartıyorlar.Sorularım şunlar; 1-Bu Cd'yi sağlam bir cd kabına koyup, normal mektup zarfıyla göndermeye kalksam İng'e ne olur? 2-Hani, yolda başına bişi gelmesini geçtim, gönderdiğim yere ulaşır mı ac
Merhaba, Yurt dışına -ingiltere'ye- bir cd göndermek istiyorum lakin kargo şirketleri uçuk rakamlar çıkartıyorlar. Sorularım şunlar; 1-Bu Cd'yi sağlam bir cd kabına koyup, normal mektup zarfıyla göndermeye kalksam İng'e ne olur? 2-Hani, yolda başına bişi gelmesini geçtim, gönderdiğim yere ulaşır mı acaba? 3-PTT'dekiler, bunun içinde mektup yok deyip, almamazlık yaparlar mı? 4-Yurtdışına mektup gönderirken sadece pul parası mı ödüyoruz? Teşekkürler
0
gioberg (24.10.08)
iso yapıp bir yere upload edin?
0
leylak sarabi
(24.10.08)
Ben çok yakın zamanda amerikaya 5 adet cd gönderdim ptt yoluyla, koydum şu içi pıtırcıklı zarflardan birine, sağsalim gitti valla. üstelik taahhütlü (böyle mi yazılıyodu bu?) gönderdim, yani yerine ulaşınca size de bir kağıtla haber geliyor ya işte ondan, sadece 1 ytl fark ödedim onun için. tüm kargolardan ucuz ptt, ben hep onu kullanıyorum. parası da ağırlığa ve ülkeye göre değişiyor, son olarak da ingiltereye 5 kglık bir paket gönderdim 30 ytl civarı ödedim. Evet hayatım yurtdışına hediye paketleri göndererek geçiyor :)
0
opucuk baligi
(24.10.08)
ben ve sözlükten smoky (istanbul - manchester) geçen yıl dvd değiş tokuşu yaptık. birbirimize yaklaşık onar dvd'yi en basit ve en ucuz posta yöntemiyle gönderdik. yaklaşık bir hafta - 10 gün civarında zarflarımız yerlerini buldu. 6-7 lira gibi bi meblağ ödediğimi hatırlıyorum.
0
dehri
(24.10.08)
evet gönderebilirsin deyip ayrıntıya geçiyorum. 1-sağlam derken, esnek cd kapları var. o şeffaf olanları demiyorum. bence kırılmasından esnemesi daha iyi olur. ingiltereyi bilmiyorum ama arkadaşım almanya üzerinden afganistana göndermişti. 2-gönderdiğin yere ulaşır. uzun sürer bi kaç hafta. 3-PTT'dekilerin keyfine kalmış bi şey değil o. ağırlık ve ebata bakılır. 4- yurt dışına "mektup" gönderirken sadece pul parası ödersin. 10 lirayı geçmez diye tahmin ediyorum. aslında bi şekilde upload etsen arkadaşın indirse daha iyi olur. ama sen bilirsin. ha bir de; bir arkadaşım abdden büyük bir zarf göndermişti nasıl olduysa zarfın ağzı açılmış. üstünde 3-4 tane imza kaşe vardı, bize geldiğinde açıktı diye. yani dikkat ediyorlar böyle şeylere demek istiyorum.
0
hollowlife
(24.10.08)
@leylak şarabı; ya arkadaşımın bilgisayarla pek bi arası yok, kaldı ki düzenli internet bağlantısı da yok. 2 dvd göndermek daha kolay olacak benimiçin :)
0
🌸gioberg
(24.10.08)
bir arkadaşım yurtdışında DHL firmasında çalışıyor ve ülke dışına giden postaları kafalarına göre açıp kontrol ettiklerini söyledi, yani adamların zarfı açma hakkı var, eğer CD yollamak yassah ise sorun olabilir ama şansa kalmış,
bunun dışında havaalanında birine verseniz yollıcağınız kişide karşı havaalanında alsa hem beleşe hem sağlama gelir.
0
nema problema
(24.10.08)
Ptt ile yurtdışına birçok kez dvd gönderdim bootleg takası için, hiç sorun çıkmadı. Dvdleri (www.cd-sleeve.com)'daki gibi poşetlere koyup hava kabarcıklı zarfa yerleştirdim, hepsi sağlam bir şekilde ulaştı alıcısına. Ptt'de zarfın boyutlarına ve ağırlığına bakıyorlar, taahhütlü olarak gönderirseniz 5-6 lirayı geçmemesi lazım.
160 gb'lık samsung harici harddiske sahibim. Kullanım kılavuzunda "kullanım sonrasında usb'den çıkaracağınız zaman, sağ alttaki donanımı güvenle kaldır şeysini kullanmazsanız başınıza çok fena şeyler gelir" yazıyor. Ancak o donanım bir türlü güvenle kaldırılamıyor. Sürekli "aygıt şu anda durdurulamı
160 gb'lık samsung harici harddiske sahibim. Kullanım kılavuzunda "kullanım sonrasında usb'den çıkaracağınız zaman, sağ alttaki donanımı güvenle kaldır şeysini kullanmazsanız başınıza çok fena şeyler gelir" yazıyor. Ancak o donanım bir türlü güvenle kaldırılamıyor. Sürekli "aygıt şu anda durdurulamıyor, daha sonra deneyin" uyarısı alıyorum. Bunu kullanmadan, direkt usbden söksem harddiskteki verilere zarar gelir mi? Ya da daha ne kadar beklemem gerekiyor? Teşekkür ederim.
0
pain sustains (19.10.08)
hiç güvenli kaldır yapmadım şu ana kadar. 2 yıllık external harddiske de daha hiçbir şey olmadı.
0
mortifera
(19.10.08)
hard diske ait klasörler açıkken o uyarıyı benim WD'de de veriyor. kapıyorum klasörleri, güvenle kalkıyor.
0
sare
(19.10.08)
şu anda firefox dışında hiçbir şey açık değil. yine de aynı hata.
0
🌸pain sustains
(19.10.08)
autorun.inf diye bi dosya var içinde,gizli oldugundan gorunmuyordur. onu silersen duzelir.içinevirus ya da trojan bissiler girmıs muhtemelen.
0
bryan fury
(19.10.08)
geri dönüşüm kutunuzun mevzubahis sürücüyü izlemesine engel olun.
0
dehri
(19.10.08)
windows oturumunu kapatıp tekrar açın. sorun düzelecektir.
0
henry gale
(19.10.08)
güvenle kaldır diyorum, sonlanamadı diyorsa çekiyorum usb yi, benden günah gitti görevimi yaptım diyorum
ama hassas kullanıcıysanız, sonlandırmadan çıkarmam diyorsanız, oturumu ya da bilgisayarı kapatın, sonra cıkarın
0
efruz
(19.10.08)
Donanım Yöneticisi'nden ilgili harici diske çift tıklayın. Çıkan pencerede Policies sekmesinden, Optimize For Quick Removal'ı (?hızlı çıkartma için optimize et?) seçerseniz, o diski güvenle kaldıra gerek olmadan çıkartıp takabilirsiniz. Ama tabii ki bir dosya yazarken bu işi yapmayın. Kolay gelsin.
NOT: Bu seçenek o disk için write cache'i (yazma önbelleği?) devreden çıkartacaktır. Yani o diske çok sık yazma yapıyorsanız minik bir performans düşüşü yaşayabilirsiniz. Ancak external diskler genelde veri deposu olarak kullanıldığından bu pek de önemli bir durum teşkil etmeyecektir.
0
silhouette
(19.10.08)
teşekkür ederim ;)
0
🌸pain sustains
(19.10.08)
hacı sen yine de tarama yaptır bide combofix kullan;-)
evet sorum bu. Hele bir tanesi var ki iş hanındaki temizlikçi kadının paspallığı ve umursamazlığı sebebiyle belki 3-4 aydır iş hanının ufacık helasının tepesinde ve acaip çirkin bi görüntüsü var ufak ama belem kapkara bişiy o uzun bacaklılardan değil. Şimdi bende hiç hoşlaşmıyorum bu yaratıklardan,
evet sorum bu. Hele bir tanesi var ki iş hanındaki temizlikçi kadının paspallığı ve umursamazlığı sebebiyle belki 3-4 aydır iş hanının ufacık helasının tepesinde ve acaip çirkin bi görüntüsü var ufak ama belem kapkara bişiy o uzun bacaklılardan değil. Şimdi bende hiç hoşlaşmıyorum bu yaratıklardan, yüz göz olmak istemiyorumda. Artık örümcek fobisimidir neyse. Çiş yaparken bile üstüme düşecek, tırmanıcak diye tırsar oldum artık. Sorum şu acaba meskenlerde çok pis zehirli örümcekler bulunabilir mi ? hani nette görüyoruz böyle ısırılan yerleri mosmor yapan cinsler var mıdır ?
0
joehigashi (18.10.08)
Ülkemizde bulunmaz diye tahmin ediyorum.
0
ataturkiye
(18.10.08)
türkiyede zehirli örümcek yok. muzun üstünde geldiyse bilmem ama.
0
mortifera
(18.10.08)
@mrtksn
o kadar büyük değil ya.. Herhalde bizim iş hanının helasında ondan çıksa kapıya beton döktürür tuvaleti kapatırdım :D
0
🌸joehigashi
(18.10.08)
birkaç yıl önce izmir-urla'da bir çocuk karadul tarafından ısırılmıştı (ısırılmak?). olmaz olmaz demeyin.
0
dehri
(18.10.08)
zehirli örümcekler sıcak yerlerde bulunur örneğin Mersin'de bulunabilir ama İstanbul'da yaşıyorsan zannetmem zehirli olabileceğini
0
submariner
(18.10.08)
"nağadar böyyükse oğadar zehersizdir" demisti bi kere muhabbet ettigim bi amca.
indiriver abi supurgeyle falan. ya da rica et birinden. korkuyla yasamaktan iyidir :)
0
osuruklu
(18.10.08)
Zehiri bilemeyeceğim ama, şu nalet zıplayan örümcek datça'da gece yemişti hep her tarafımı. böle hastalıklı bir kırmızı renk oluyordu yediği yerlerde. ama ölmedim. rengi siyah değil sarı idi.
Türkiye'de zehirli örümcek var efendim, zehirlenme konusunda uzman farmakolog doktor var evimde o dedi. Karadul ve Brown Recluse bulma şansınız varmış. Olabilir yani.
arkadaslar olayi kisaca anlatmak istiyorum. bir ev aldık 6 ay kadar önce ve biraz tadilat tamirat yaptık soktuk basimizi. tadilat yaparken evin banyo yaptıgımız kısmında ve benim odamda pencere yoktu havasız kaldıgı icin birer kücük pencere actık. actıgımız kısım boş bir arsaya bakıyor. 6 ay sonra b
arkadaslar olayi kisaca anlatmak istiyorum. bir ev aldık 6 ay kadar önce ve biraz tadilat tamirat yaptık soktuk basimizi. tadilat yaparken evin banyo yaptıgımız kısmında ve benim odamda pencere yoktu havasız kaldıgı icin birer kücük pencere actık. actıgımız kısım boş bir arsaya bakıyor. 6 ay sonra bugün bir adam geldi (arsanın sahibi oldugunu soyluyor) ve banyo penceresinin önüne tuglalar molozlar yıgdı. öğrenmek istedigim şu... benim bu pencereleri acarken bu adamdan izin mi almam gerekiyordu? kendi evime pencere acamaz miyim? nedir bunun mevzuatı bilgisi olan yazabilir mi acaba? yoksa ben bu adamı döveyim mi?
0
palyacopapi (09.10.08)
ben olsam döverdim. hakki yok tabiki.
0
trimpot
(09.10.08)
binanın plan ve projesi üzerinde değişiklik yapacağınızın onayını ilgili devlet kuruluşlarından almadan pencere açamazsınız evet.
0
dehri
(09.10.08)
Sizin evinizin bittigi yerde bu adamin arsasi mi basliyor? Arada sizin 1-2 metre topraginiz yok mu? Pencerenin hava almasi acisinda ufak da olsa bir yer olsa yeter. Eger sizin arsaniza tastiysa onun yigdiklari, onlari kaldirmasini isteyebilirsiniz.
Onun disinda adam arsasina istedigini yigar herhalde, belediye vs kurallari dahilinda. Onun icin sizden izin almak zorunda degil, nasil siz pencere icin ondan izin almak zorunda degilseniz.
0
wpi
(09.10.08)
tahmin ediyorum bitişik nizam bir sokaktasınız ve pencereyi binanızın sağır cephesine, yani yan arsaya bakan duvara açtınız. durum böyle ise adam haklıdır. bitişik nizamda yanınız boş olsa bile oraya pencere açamazsınız yasal olarak.
0
chavezding
(09.10.08)
papi'cim en güzeli belediyeye git bir sor. misal bahçe duvarını 2 metreden daha yüksek yapamazsın. ilgili düzenleme vardır mutlaka. belediyeye gidince pencere açtığınız için size ceza kesebilirler ama komşuya karşı yasal haklarını kullanabilirsin de. götürüsü olduğu kadar getirisi de olacak.
selamlar, klasik bir askerlik ogrencilik durumu sorusuyla karsinizdayim. Vaka biraz spesifik oldugu icin tekrar sormak istedim. Elimizdeki veriler-2006 yili yazinda universiteden mezun oldum.-2006 eylulde askerlik subesine gittim, 1 sene sonrasi (2007 aralik) icin karar aldirdim-2006 eylul son gunle
selamlar, klasik bir askerlik ogrencilik durumu sorusuyla karsinizdayim. Vaka biraz spesifik oldugu icin tekrar sormak istedim. Elimizdeki veriler
-2006 yili yazinda universiteden mezun oldum. -2006 eylulde askerlik subesine gittim, 1 sene sonrasi (2007 aralik) icin karar aldirdim -2006 eylul son gunlerinden Yuksek Lisans'a kaydoldum -2008 eylul ortasi yuksek lisanstan mezun olarak diploma almam soz konusu
Sorular 1)Eylul ortasi gibi mezun olursam, okulun ilgili islemleri Askerlik subesine iletmesini takiben, bu sevk doneminde islem yapmam gerekir mi, yoksa bir sonraki doneme mi aktarilir?
2)Yuksek Lisans diplomami aldigim takdirde, son yasa ile 1 sene ileri tarihe karar aldirma hakkim var degil mi? Sagdan soldan duyuyorum yeni yonetmelik falan ama sakata gelmeyeyim.
3)Farzedelim Yuksek Lisans diplomami alamadim, okuldan atildim. Onceden, universite mezuniyetimde sadece 1 sene sonrasi icin karar aldirdigim icin, yeni yonetmelik geregi elimde kalan 1 seneyi kullanabilir miyim? cok mu hayaperestim?
tesekkurler,
0
murat mc (01.09.08)
2) evet var 3) çok hayalperestsiniz. 2006 yazından ileriye 2 yıl sayabilirsiniz en fazla, araya tatil alamazsınız.
selam sevgi,üst kat komşumun evini su basması sebebiyle benim cici tavanım ıslandı. ve su gelirken bacayı kullandığı için tavanın ve kartonpiyerin bir kısmını siyaha boyadı. şimdi ben bu siyah kısmı kapatmak istiyorum fakat beyaz boyanın bu siyahlığı kapatacağını zannetmiyorum. kartonpiyer gibi giri
selam sevgi,
üst kat komşumun evini su basması sebebiyle benim cici tavanım ıslandı. ve su gelirken bacayı kullandığı için tavanın ve kartonpiyerin bir kısmını siyaha boyadı. şimdi ben bu siyah kısmı kapatmak istiyorum fakat beyaz boyanın bu siyahlığı kapatacağını zannetmiyorum. kartonpiyer gibi girintili çıkıntılı oyuklu bir yerin saiyahlığını kapatıp üzerine boya yapabilmek için nalbura gidip ne istemeliyim? uygulamasını nasıl yapmalıyım? viel dank.
0
dehri (18.08.08)
kartonpiyer boyaları var. oldukça yoğun oluyor bu boyalar inceltilmeden sürülüyor işini görecektir. kartonpiyer ya da alçıpan boyası demen yeterli olur sanıyorum.
0
axijazz
(18.08.08)
silmeyi deneyin bence once. kurum sonucta o akanlar. biraz sivasir * ama boyayi uyguladiginizda kapanma sansi yukselir.
0
osuruklu
(18.08.08)
silmek mümkün değil, zira kurum kartonpiyerin içinden süzülerek geldiği için kütlesel bi kararma olmuş, sildikçe kararıyo hatta.
bahsettiğim şaraplar 15 ytlyi geçmeyen, ucuz diye tabir ettiğimiz (cumartesi, villa doluca, kayra) şaraplar.şarap yıllandıkça güzelleşir bunu biliyorum tabi ki ama şarabı açtım diyelim, kalan şarabında ağzına taktım tıpasını;bu şarap buzdolabında, ağzı hava almayacak şekilde kapalı olmasına rağmen b
bahsettiğim şaraplar 15 ytlyi geçmeyen, ucuz diye tabir ettiğimiz (cumartesi, villa doluca, kayra) şaraplar.
şarap yıllandıkça güzelleşir bunu biliyorum tabi ki ama şarabı açtım diyelim, kalan şarabında ağzına taktım tıpasını;
bu şarap buzdolabında, ağzı hava almayacak şekilde kapalı olmasına rağmen bozulur mu? (bozulursa kaç günde/ayda?)
bozulmadan kastım hem tat olarak hem de sağlık bakımından...
0
baklagil (10.07.08)
sağlığını bilmiyorum ama tadı 2 haftada bir tuhaf oluyor,içiliyor yine ama o ilke açılmadaki tadı olmuyor.
0
karamell
(10.07.08)
bildiğimiz ev tipi soğutucular (buzdolapları) şarapları ve mantarı bozar. şarabı saklamak için ideal ısı buzdolabından daha sıcak, oda sıcaklığından daha soğuk bi ısıdır. güneş almayan, rutubeti olmayan bir odada da saklanılabilir. içmeden önce de soğutmak ihtiyacı hissederseniz şişeyi buzlu bir kaba sokun ama çok bekletmeyin ya da biraz soğuması için içmeden önce buzdolabına koyun. bu arada tadının değişmesi illa şarabın bozulduğu anlamına gelmez.
0
babatema
(10.07.08)
Maalesef her şarap yıllandıkça güzelleşmez. Bahsettiğin şaraplar, saklama şarabı olmadığı için, ki kendilerine sofra şarabıdenmekte, hiç açılmasa dahi 1-2 yıl içinde raf ömrünü doldurmaktadır. Şarabın türüne bağlı olarak açıldıktan sonraki ömrü de değişiyor. kayra villa doluca gibi şaraplar mantar geri takılsa bile 2-3 gün içinde mefta oluyor. Ama aynı fiyatlarda mesala Şili şarapları da var. Onlar biraz daha uzun gitse de bir haftada sirke kıvamına gelirler. Yalnız şarap saklamak için şişe ağızlıkları var, bunlarla daha uzun süre saklayabilirsin. (açılan şişenin mantarı geri takılsa bile şarabın hava almasını engelleyemiyor)
0
zenikididehupest
(10.07.08)
bir iki gun beklemis acik sarabi icmeden once genis bir tas ya da kaba koyup havalandirmak iyi fikir diye okumustum bir yerde.
0
chieko
(11.07.08)
Dolaba koyduktan sonra 2-3 gun icebilirsin. Ondan sonra tadi kotu olabilir.
0
wpi
(11.07.08)
ucuz sofra şaraplarına sülfür basılır. bu da siz açınca uçar gider. ondan sonra yavrucak savunmasız. pek bekletmemekte fayda var.
mutfakta çok ağır bir koku var , buzdolabından çıktığını sanıyorum ama emin olamadım. doğalgaz kokusu deil en azından ondan eminim . neye benzer buzdolabının gaz kokusu ? nasıl anlayabilirim?
mutfakta çok ağır bir koku var , buzdolabından çıktığını sanıyorum ama emin olamadım. doğalgaz kokusu deil en azından ondan eminim . neye benzer buzdolabının gaz kokusu ? nasıl anlayabilirim?
0
lilidance (29.06.08)
ocaktan geliyor olmasın?
0
poison
(29.06.08)
leş gibi diye tarif edicem ama, olmayacak. buzdolabının gaz kaçırması çok kolay değil, kaçırıyorsa da bir-iki gün içinde soğutmamaya başlayacağı için anlayabilirsin. buzdolabını şöyle biraz öne çekip arkasında saçma akıntılar, yosunlaşmalar falan olup olmadığını kontrol edebilirsin. o da koku yapabilir.
0
dehri
(29.06.08)
hayır herşey kapalı şu anda . koku direkt buzdolabından geliyor gibi . ağır bir koku , ilaç gibi ya da yeşil ceviz kabuğu gibi bişi , ama çok kötü bir koku :(
0
🌸lilidance
(29.06.08)
soğutması da azalmıştı bgn biraz. gaz kaçırıyor sanırım
0
🌸lilidance
(29.06.08)
buzdolabı gaz kaçırınca çok kötü oluyor. bizim alt komşunun (kendisi tatilde iken) dolabı gaz kaçırmış, bize kadar gelmişti kokusu. gaz kaçağı falan var diye çağrmıştık adamı. dolap bozukmuş..
soru budur. arkadaşın yarın nikahı var. kuyumcuların pazar günü hep beraber kapatmak gibi bi kaideleri var mı? eğer öyleyse altın başka nerden alınır?
soru budur. arkadaşın yarın nikahı var. kuyumcuların pazar günü hep beraber kapatmak gibi bi kaideleri var mı? eğer öyleyse altın başka nerden alınır?
0
dehri (28.06.08)
alışveriş merkezleri, kapalıçarşı artık pazar günleri de açılıyor diye duymuştum
0
radikalherif
(28.06.08)
mekan beşiktaş bu arada.
0
🌸dehri
(28.06.08)
boyle evlilik mevlilik muhabbetlerine yeni yeni katıldığımız için anne ve babadaki kuyumcu tecrübesi olmuyor tabi bizde. ben bizim oradak carrefoura gidiyorum market kısmının içinde var kuyumcu 7 gün 10-22 arası açık. her carrefourda var mı bilemem.
0
agk
(28.06.08)
beşiktaş evlendirme dairesine gideceksen, içeride altın satışı var. 1-2 lira ekliyorlar sanırım.
Türkiye'de en son idam cezası ne zaman verilmiştir? Ve tam olarak idam ne zaman yürürlükten kaldırılmıştır? Bir de bu infaz memurlarının hayatını anlatan veya benzeri bilgilere nereden ulaşabilirim?
Türkiye'de en son idam cezası ne zaman verilmiştir? Ve tam olarak idam ne zaman yürürlükten kaldırılmıştır? Bir de bu infaz memurlarının hayatını anlatan veya benzeri bilgilere nereden ulaşabilirim?
birebir infaz memurlarını anlatan değil ama bir çok idamı ve infazcısını dünyadan, osmanlı'dan ve türkiye'den örneklerle anlatan cellat isimli bir muhammed pamuk kitabı var.
0
salt bath
(29.05.08)
elimde bir kitap var. bbir önceki linkte verilen kitabın aynısıdır. fakat baskısı olmayan bu kitap bendenizde mevcuttur. bir cellasdın anıları " darağacında kan sesleri" - ali yıldırım
kitabın arkasında da sıkı bir kaynakça listesi var tabii ki.
öncelikle hırsız olmadığımı belirtmek isterim. şöyle oldu; yeni doğmuş olan yeğenime taa karşıdaki karfur mağazasından bir tulum aldım. sonra eve geldim, hediye paketi yapacaktım ki üzerinde o alarm benzeri zımbalanmış dikdörtgen güvenlik edevatlarından var. kasiyer bunu sökmeyi unutmuş, nasıl oluyo
öncelikle hırsız olmadığımı belirtmek isterim. şöyle oldu; yeni doğmuş olan yeğenime taa karşıdaki karfur mağazasından bir tulum aldım. sonra eve geldim, hediye paketi yapacaktım ki üzerinde o alarm benzeri zımbalanmış dikdörtgen güvenlik edevatlarından var. kasiyer bunu sökmeyi unutmuş, nasıl oluyorsa çıkarken alarm falan da çalmadı. yarın yeğenimin doğum yeri olan izmir'e doğru yola çıkıyorum, taa karşıdaki karfura bi daha gidemem. benim bu aleti (resmi ekte) ilkel yollarla sökme ihtimalim var mıdır? bu elemanların çalışma prensibi hakkında fikir sahibi olan var mıdır?
aletin markası check-tag, "rf sert etiket" diye isimlendirilmiş.
O 2 parçanın birbirinden ayrılmasını sağlayan kasadaki aygıt manyetik olarak çalışıyor mekanik değil, o kadarını biliyorum.
0
ref
(05.05.08)
git bir mağazaya; 'abe bunu karşıdan aldımda sökmeyi unutmuşlar bi el atin' tanidik olursa 'hırsız zannetmesinler lan' sorunuda olmaz.
0
05
(05.05.08)
pense, kerpeten kullanarak kırarak sökebilirsiniz.başımıza gelmişti bir kere gayet söküldü bir müddet sonra ;)
0
prodeq
(05.05.08)
yahu benim olsa çoktan matkapla inmiştim tepesine de.. hediye ya, delinmesin sünmesin istiyorum. yine de son çare bi zorlamayı planlıyorum, vakit daraldı.
teşekkürler.
0
🌸dehri
(05.05.08)
onlar mağazaların çoğunda da kırılarak, deforme edilerek çıkarılabiliyor. 2 kere kot, 1 kere de kazak aldığımda unutmuşlardı.
sökmek için yan keskiyle girişin direk. plastiğini deforme ettiğinizde metal çubuk serbest kalıyor. sağlam bir kerpetenle direk metal çubuğu kesmeyi de deneyebilirsiniz.
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.