Giriş
(2)

Odea bank vadeli mevduat

condom kurşunu
Yüksek faiz veriyor ama güvenilir mi kampanyası falan nasıl kısa süre sonra düşüyorsa 5 para etmez ama kullanışlıysa bi kısmn buraya çekebilirim. Var mı bilgisi olan
Yüksek faiz veriyor ama güvenilir mi kampanyası falan nasıl kısa süre sonra düşüyorsa 5 para etmez ama kullanışlıysa bi kısmn buraya çekebilirim. Var mı bilgisi olan
-2
condom kurşunu
(22.07.26)
Oksijen hesabını 3 yıl kadar kullandım sorun yaşamadım. Şehirlerde şubeleri olan bir banka.
0
HellKeePer
(23.07.26)
Oksijen Hesap (günlük mevduat faizi veren, hesaptaki parayı faizi bozmadan aktif olarak kullanabildiğiniz mevduat hesabı) "Hoşgeldin Hesabı" adıyla ilk defa hesap açacaklara 100 gün boyunca %46 oranıyla hesap açıyor. Sonradan oranlar düşüyor (ne kadar bilmiyorum) ama bu süre içinde değerlendirilebilir.

Ben de kenarda duran paramı bu şekilde değerlendirdim, hali hazırda ihtiyacım yoktu ve faydalandım. Rastlantı bu ya 100 gün de yarın doluyo galiba, o zaman sonra sundukları teklifi de eklerim isterseniz.
+1
burka
(23.07.26)
(4)

Ayşe Kulin okumuşlar hangi kitabını önerir?

gadlemler
Akıcılık olarak roman arayışındayım, kendisini bir yerde göreceğim bir kitabını okumuş olayım
Akıcılık olarak roman arayışındayım, kendisini bir yerde göreceğim bir kitabını okumuş olayım
0
gadlemler
(16.07.26)
Adı Aylin
+1
burka
(16.07.26)
Kanadı Kırık Kuşlar
0
ekimoloji
(16.07.26)
Sevdalinka
0
adivar
(16.07.26)
Mirket
(16.07.26)
(15)

İyi bi insan olduğuna inanıyor musun?

Lh12
Onca yıllık hayat tecrübende ailende, çevrede aa ne kadar iyi bi insan dediğin, bu konuda referans gördüğün biri mutlaka olmuştur.İşte o insana ne kadar yakınsın?
Onca yıllık hayat tecrübende ailende, çevrede aa ne kadar iyi bi insan dediğin, bu konuda referans gördüğün biri mutlaka olmuştur.

İşte o insana ne kadar yakınsın?
-1
Lh12
(16.07.26)
Gayet iyi biriyim ve kimseyle kıyas etmiyorum. Benden iyisi şu anda cennette hurilerle ceviz kiriyor tabi cennet varsa.
-7
artıküyeolmakistiyorum
(16.07.26)
İyi de değilim kötü de değilim ortalama bir insanım.
Kimseye kötülük yapamam, kendime yapılmasını istemediğim şeyi başkasına da yapmam ancak biri canımı yakarsa ondan daha kötü olurum yoksa içim soğumaz.
0
ekimoloji
(16.07.26)
Ben iyi bir insan olduğuma inanıyorum.
Hatta bence gereğinden fazla iyi biriyim; bu da beni salt "iyi insan" olmaktan alıkoyuyor.
0
mutekebbir
(16.07.26)
iyi insan çok muğlak bir tanım.
asıl önemli olan kendi içinde tutarlı ve ilkeli olabilmek. kendi doğruların bazılarına yanlış gelebilir.
0
my fault
(16.07.26)
Deniz Göktaş'ın tanımını yaptığı "Kötü bir insan olmadığı için iyi olduğunu varsayan" insanlara daha yakınım gibi. Kimseye pek kötülüğüm olmaz ama süper kahraman tadında başkalarının iyiliği için kendimden ödün veren biri de pek olmadım dürüst olmak gerekirse.
0
nundu
(16.07.26)
Saf salak olmak iyi bir insan olmakla eşdeğer mi, kafam ali cengiz oyunlarına bassa o yeteneklerimi kullanır mıydım? Kimse kendine kötü demez kolay kolay, herkesin bir bahanesi var. Bayağı çetrefilli soru, bilemiyorum.
-2
sekizdokuzon
(16.07.26)
son 1 haftada 3 kisiden cok iyi bir insansin iltifati aldim.

otobuste biri basini yaslasa ses etmem, biri uzerime kussa insanlik hali derim. bu demek degildir dogustan pasif veya sunepeyim. gereken yerde aslan gibi kukrerim. sadece empati, nezaket, karsiliksiz sevgi konularinda iyiyim.
-2
buenosdias
(16.07.26)
Eh işte...
+1
burka
(16.07.26)
böyle değer yargıları olmayan ve bunu savunan bir insanım ama ben iyi biriyim diyenlerden daha iyi insan olduğuma yüzde yüz eminim.

bence iyi veya kötü insan diye kalıplamalar yanlış.
0
Hallegadola
(16.07.26)
Bu insan benim esim.

Heart of gold. Cok merhametli, affedici, iyi yürekli biri.
0
Purple life
(16.07.26)
insanlar default kotu bence. iyilik ogrenilen birsey.

iyi olmaya calisiyorum, ne kadar iyi oldugumu ben degil cevrem bilir, ama benden net daha iyilerini gordum. babam mesela bende daha iyi biridir, ben onun kadar merhametli degilimdir.
0
cooperr
(16.07.26)
O kişi benim :) ve kimseye yakın değilim. Öyleleri yaş aldıkça herkeslerden uzaklaşıyor
0
gadlemler
(16.07.26)
gayet iyi bir insanımdır.

kendime de yakınım.

etrafımda da iyi insan çok.
0
gurur
(16.07.26)
kesinlikle o pozitif, iyi kalpli insanlardan degilim. hep en kotu ihtimali dusunup ona gore hesap yaparim. iyi insanlar mahallelerinde iyi, oyle de kaliyorlar. dunya iyilerin kazandigi bir yer degil maalesef. iyi olup koyumde kalacagima, chaotic neutral olup dunyaya bas kaldiririm.
0
antikadimag
(18.07.26)
Evet, inanıyorum.
0
umutt
(18.07.26)
(34)

Zengin olur olmaz alacağınız o ilk ürün ne?

egerbiryolcu
Diyelim miras kaldıPiyango vurduFenomen oldunuz vs vs vsO gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
Diyelim miras kaldı
Piyango vurdu
Fenomen oldunuz vs vs vs

O gün geldi ve artık para harcamaktan cekinmeyeceginiz bir durumdasiniz. Ne alırdınız koşa koşa (ürün, deneyim, hizmet, egitim... Kategoriler sınırsız)
0
egerbiryolcu
(10.07.26)
İlk olarak kendime bir İtalya tatili hediye ederdim. Maddi bir şey aklıma gelmedi.
+2
ekimoloji
(10.07.26)
en baştan başlayarak dünyanın en zenginlerini temizleyip yüreklere korku salacak bir PMC.

o kadar uzun boylu değil dersen havuzlu bir villa. ama suyu kapitalist kanından kıpkırmızı olsun. ona da yok diyorsan tamam normal su. kendi havuzumuzda biz yüzelim bari onlar yüzmesin.
-3
der meister
(10.07.26)
Valla miktar tam olarak belli olmadigi icin yorum yapmak zor ama oyunbozanlik etmeyip cevap veririsem; ilk olarak isten istifa ederdim. Sonrasinda alacagim ilk sey uzun zamandir gozume kestirdigim bir ada olurdu.
+1
j r r tolkien hayrani
(10.07.26)
Geçen sene de sorulmuştu benzer bir şey, konuşma ben konuşuyorum daha bitirmedim'un verdiği cevaba hatırladıkça gülüyorum ama cevaba katılıyorum aynı zamanda.Kendime ada alıp çevresini 10m yüksekliğinde jiletli telle güçlendirilmiş duvarla çevirirdim. İnsanlardan uzak yaşardım.
+1
alice in potatoland
(10.07.26)
Böyle bir ürün yok, ama böyle bir kategori var. Benim mobilya ve eşyalarda malzeme takıntım var. Plastik, mdf, laminant, alüminyum gibi malzemeleri sevmiyorum. Evdeki eşyaları doğru düzgün bir ahşap, mermer, bronz gibi gerçek değeri olan ve özel üretim şeylerle değiştirmeye başlardım. Düşününce cidden taklit şeylerle yaşıyoruz.
+7
akhenaten
(10.07.26)
Şimdi bir yorumda bulanacağım hepiniz bana düşman olacaksınız. Mahallede muhallebi yemiştim ben.
-3
gobekliraki
(10.07.26)
M5
-2
mikahakkinen
(10.07.26)
100 milyon tl mi kaldı
1 milyar tl mi ? arada baya fark var.
100 e zaten bir ev bir araba yarıdan fazlası gitti.
0
jamswety
(10.07.26)
www.instagram.com

Şu sanatçının tabloları beni çok etkiliyor. 2 3 tane alıp, duvara asıp, karşısına geçip izlerdim

Bunun dışında sanırım artık karın doyurma amaçlı yemek yemeyi tamamen bırakırdım. Hayattaki yegane amacım normalde paramın asla yetmeyeceği yerleri keşfetmek olurdu. Norveç'te salmon eye' daki iris restaurant, İtalya'da kayalıklara oyulmuş grotta palazzesse, Maldivler'deki sualtı restoranı, Melbourne dört mevsim temalı multi sensory shelanous vs gibi yerlerden sıkılıp evde ekmek arası peynir aşerecek duruma gelene kadar kendimi fine dining'e adardım.
+2
kullanicadi
(10.07.26)
Ekibiyle birlikte yat
+1
gabe h coud
(10.07.26)
aloha snackbar 3
(10.07.26)
Pay to win oyunlarında sınırsız para harcamak gerçekten keşke sabancı olsaydım dediğim tek an oyunlara para harcamak isteyip de harcayamadığım zamanlar
0
Hallegadola
(10.07.26)
Cruise ile dünya turu, yaklaşık 1 sene sürenlerden
+1
su olsam ates olsam
(10.07.26)
Valla en büyük hayalim yaşamak için çalışmak zorunda olmadığım bir hayat olduğu için muhtemelen pasif gelir getirecek işlere yatırırım bir kısmını önce, sonra da herhalde ilk iş güzel bir yemek yerim.
+5
Amaranta ursula
(11.07.26)
Evi boyatırım artık herhalde...
+4
dilemma of subscribtionability
(11.07.26)
vizyonsuz birisi olduğum için alacağım ilk şey bmw m5 touring olurdu.
0
false pretension
(11.07.26)
911
0
cooperr
(11.07.26)
1. İlk önce sakin bir yerde, konforlu bir otele gidip bu durumu sindirir, sakin kafayla düşünürken eksiseyler.com rehberi okurdum.

2. İşimi, düzenimi kurduktan sonra (iş dediğime bakmayın, para için çalışmayacağım) sakin, güzel bir ev inşaa ettirirdim. Bir tane zeytin koruluğunda yer alan ahşap bir klübe, ayrıca farklı bir yerde, yüksek bir tepede etrafa hakim gene ahşap bir gözlem evi. Tercihen ulaşımı zor olmayan, birbirlerine yakın yerler olmasını isterdim. Uzun seyahatler gerektirmesin, en fazla birkaç saat içinde ulaşabileyim. Bisiklet ile gideceksem de gün içinde varayım.

3. Bisikletin teknik yapısına, parçalarına hakim olabileceğim, bakım ve onarımını gözü kapalı yapabileceğim eğitimler almak isterdim. Gerekirse adım adım ilerleyerek sektörde öncü markaların çalışmalarına katılır, profesyonel bisiklet yarışlarının teknisyenliğini yapacak düzeye çıkmak isterdim. Adamlar da beni "Gel lan öğretelim" diye kabul etmeyeceğine göre parasını vermem gerekirdi haliyle.

4. Gene bu eğitim sonrasında niş bir bisiklet atölyesi açardım. Sektördeki vizyoner adamları toplayıp düzenli olarak onlarla görüşürdüm. Profesyonel yarışçıları, farklı disiplinlerdeki bisikletçileri davet eder, ağırlardım. Karşılığında da deneyimlerini bizimle, gelen insanlarla, özellikle de çocuklarla paylaşmalarını isterdim. Atölye 7/24 açık olurdu. Tüm bisikletçilerin tamir ve onarımlarını ücretsiz karşılardım. İyi teknisyenleri istihdam ederdim. Özellikle genç ve çocukların ihtiyacı olan ekipmanları ücretsiz temin eder, bisiklet bakımlarını ücretsiz yaptırırdım.

5. Yeme & içme kültürümü genişletmek için çok vakit ayırırdım. Sadece gurme lezzetler, michellin yıldızlı mekanlar değil de yiyeceklerin yaşam, tarih, sosyal ilişkiler, tarım vb. ile ilişkilerini de öğrenebileceğim şekilde vakit ayırırdım. Bu iş paradan ziyade zaman gerektiriyor aslında. O da doğrudan para gerektirdiğinden tüm vaktimi zengin olunca ayırabilirdim herhalde. Tabi o süreç hop oraya zıp buraya şeklinde değil de yavaş hareket ederek yapmayı tercih edeceğim şekilde olurdu. Mesela İspanya bask bölgesinde zamansız bir motorsiklet turu gibi. Ne kadar sürerse sürsün, amaç o bölgenin yeme & içme kültürü merkezli bir yolculuk.

6. Arada takılabileceğim, canım isterse denize açılabileceğim bir iskele isterdim. Gözden uzak, sakin bir yerde olsun. Kendi bayrağı filan olsun iskelemin.

Böyle şeyler işte, istekler.
+2
burka
(11.07.26)
Güzel bir ada. (Ağaçlandırıp, hayvanlar ve insanlar için yaşanabilir, düzgün bir eko sistem oluşturmak için.)

Vahşi yaşam parkı. (Vahşi hayvanlara ziyaretçilere kapalı bir yaşam alanı oluşturabilmek için.)

Dünyadaki bütün hayvanat bahçeleri. (Hayvanları kurtarıp doğal ortamlarına kavuşturmak için.)

Yüksek güvenlikli bir ralli aracı ve bir pist. (İstediğim gibi araba kullanıp çılgın atmak için.)

Dünyanın çeşitli yerlerinde oteller. En üst katlarını kendime ayırmak ve kalanında da dönüşümlü olarak alt gelir grubundan insanları ağırlamak için (Endonezya Bali, İtalya, Almanya, Türkiye vs)

Blok evren teorisi, zamanda yolculuk, paralel evrenler, boyutlar arası geçiş, ölümsüzlük, dünyanın arındırılması, yapay zeka, uzaydaki farklı canlı formları vb konularda araştırma yapan bilim adamlarına fon oluştururdum. (Bilimsel gelişmeleri hızlandırmak ve hemen haberdar olmak için.)

Türkiye'de bir sürü özel okul açardım. Özellikle ilkokul ve lise seviyesinde. Çocukları doğru bilgilerle eğitmek, onları karanlığa mahkum etmemek, dünya insanı olabilmelerini sağlamak için.)
+3
anaphylacticshock
(11.07.26)
eşya yok aklımda ama deneyim alırdım sanırım.
bazı eski müzik gruplarının "gelin bizimle bir hafta geçirin" temalı özel etkinlikleri oluyor. geçen birine baktım; 5000 euro fiyat biçmiş. öyle bişey yapardım herhal..
benim için çok para da buymuş işte, mehhh...
0
lil siztah
(11.07.26)
Ben de Cruise ile dünya turu isterdim.
Çevremde kimse bunun kısasına bile para vermek istemediği için muhtemelen ücretini de karşılar yanıma birini alırdım.
Zaten bitti para.
0
mutekebbir
(11.07.26)
ben tasit seviyorum helikopter, luks araba+su kadar euroya vatandaslik veririz diyen ulkelerden ev almak hirvatistan, yunanistan gibi. biraz gezip en son populer bolgede butik otel isletmek olur capri, yunan adasi, fransiz rivierasi vb olabilir taylanda da hayir demezdim
0
ala09
(11.07.26)
Bir büyük şehirde, Balkonu şehir ve deniz manzaralı, altında özel otoparkı olan bir daire,
Aşçılık, sekreterlik ve şöförlük becerilerine sahip bir oda hizmetçişi,
Şehrin kırsalında, kendi suyunu ve elektriğini üretebilen, kendine yeterli, iyi tecrit edilmiş, arkasında zaman içinde orman yapabileceğim yeterli arazisi olan bir çiftlik,
Çiftliği çekip çevirebilecek yatılı yardımcı aile,
Bundan sonrası için bankada yeterli para.
0
Mirket
(11.07.26)
Ben adamin cevresine duvar örmekten vazgectim. Neden kendi manzarami kötülestireyim. Adayi Akdeniz'den almicam. Kendi tropik ada takimimi alicam. Botla gelen olmaz böylece :D
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.07.26)
cartier tank
0
black holes in the sky
(11.07.26)
2026 model bir beneteau oceanis 51.1
0
orpheus
(11.07.26)
Zenginlik hayalim Lambo Urus ama M2 için imzaları attım bugün. Bi süre idare eder beni.
0
Take it away honey
(11.07.26)
ne kadar paradan bahsediyoruz?

"bana" kadarsa, önünde minik bir iskelesi olan bir yalı alırım Ege'nin bir yerinde. mümkünse selimiye - Orhaniye taraflarında ya da Bozburun taraflarında. tabii tekne de alırım önüne.

eğer biraz daha rahat harcayabiliyorsam, birine sözüm var range rover almam lazım.
0
co2s2
(11.07.26)
Benim çocukluktan beri zengin olsam alırım hayalim Tuzla’da bulunan Koç’un adası. Koç satmazsa başka ada bulurum artık parayı bulsam gerisi kolay :)
0
cilekli pasta
(11.07.26)
ilk is Copacabana sahilinde bir ev alıp oraya yerleşmek olurdu. zengin olmayacak olsam da para biriktiriyorum. erkene alırdım en azından.
0
monseur thenardier
(11.07.26)
gotik bir şato!
0
anon1m
(11.07.26)
Datça'da Bizim Ev isminde bir butik taş otel var ya; Urla vb. bir ege beldesinden, kapısı koya açılan bir taş ev alırdım. Sadece yatak odası ve en temel eşyaları alır tüm detaylı mobilya alışverişi için globale açılırdım. Kâh online kâh dünyayı gezerek zamana yayarak sevdiğim hissettiğim bana anlamlı gelen şeylerle evimi döşerdim.
Fotoğraf albümüm ve magnetlerim de gelirdi bu eve.

Sonra ihtiyacım kadar yardımcıyı sağlam bir İK şirketiyle seçer işe alırdım.
Temizlik, yemek, şoför, kişisel asistan.
Kendi bedenime daha çok ilgi gösterir, sağlığımı koruyacak bir yaşam inşa eder, anlamlı projeler üretmek için çalışırdım.

Tek şey ilk şey olmadı belki ama hepsi bütün diye birlikte yazmak istedim.
0
mavipenguen
(12.07.26)
Bence dünyada en kaliteli iki araba markadı var, bu ikisinden birer tane (marka yazmiyorum, biliyorum herkes bir tarafiyla gulecek onlar mı kaliteli diye) alıp kenara atıp, sonra başka bir araç (kalite degil de saygi gören bir marka model) ile dunyada girilmemiş sokak birakmayana kadar gezmek isterim ama bu sorunuzun cevabı mı bilemedim.
0
covered
(12.07.26)
Ev
0
hlt1985
(12.07.26)
(2)

Android için Şifre Yönetici uygulama kullanıyor musunuz?

parka
Özellikle banka uygulamaları için işe yarıyor mu?
Özellikle banka uygulamaları için işe yarıyor mu?
0
parka
(08.07.26)
Tüm şifrelerim için Bitwarden kullanıyorum. Bilgisayarda yüklü, akıllı cihazlarda kullanmıyorum. Bazen ihtiyaç halinde web sitesinden de giriş yaptığım oluyor. Kullanışlı bir uygulama, esnek özelliklere sahip. Şifre yönetici programlarına hakim değilim ama ne zaman 1-2 arama yapsam karşıma hep Bitwarden çıkıyor.
+1
burka
(08.07.26)
uzun yıllardır lastpass kullanıyorum. her yerdeki şifrem random şifredir.
0
gercekdunya
(09.07.26)
(10)

Goretex ayakkabıyı yazın giymek

issiz karga
Adidas marka koşu ayakkabısından bahsediyorum. Bazı yorumlarda yazın teri dışarı atma konusunda goretex ayakkabıların sıkıntılı olduğunu okudum. Kullanan deneyimleyen var mı?
Adidas marka koşu ayakkabısından bahsediyorum. Bazı yorumlarda yazın teri dışarı atma konusunda goretex ayakkabıların sıkıntılı olduğunu okudum. Kullanan deneyimleyen var mı?
0
issiz karga
(08.07.26)
Abi nasıl ki suyu yağmuru içeri almıyor tersine de aynı şekilde çalışır diye tahmin ediyorum, yazın giyilmez yani.
0
kizil karga
(08.07.26)
Sporda değil de günlük ayakkabı olarak İzmir sıcağında bir gün giymek zorunda kaldım. Ayaklarımın içinde eridiğini, birkaç numara birden küçüldüğünü hissedip tövbe etmiştim.
0
Mirket
(08.07.26)
goretexin çalışma mekaniği içerideki nemi dışarı atma şeklinde. dış katmandan da suyu içeri almayacak şekilde.
ben olsam adidasın goretex modellerini tercih etmem. koşu içinse koşu markalarının goretex modelleri var.
0
my fault
(08.07.26)
işin uzmanları daha doğru anlatır ama goretex membranlı ayakkabılar bir kere al, sorunsuz kullan değil. bunların belli aralıklarla özel temizleme mazlemeleri ile temizlenmesi gerekiyor, aksi durumda goretex membran hava alma özelliğini yitiriyor. hava alma özelliği gidince de ayak teri buharla dışarı atılmadığı için pişme olayı oluyor. ayakkabınız yeni ise rahatsız edeceğini zannetmiyorum ama 1 yıldan (hatta 6'dan) eski ise hava alma özelliğini yitirmiş olabilir.
0
shadowfollower
(08.07.26)
Tam doğrusu şu:
Gore-Tex membranındaki gözenekler, su damlasından yaklaşık 20.000 kat daha küçük, su buharı molekülünden ise yaklaşık 700 kat daha büyüktür. Bu hassas yapı, yağmurun içeri girmesini imkansız hale getirirken ter buharının dışarı çıkmasını mümkün kılar. Sonuç, gün boyu kuru kalan ve nefes alabilen bir ayak ortamıdır.

Yani buhar haline gelmiş nemi geçirdiği doğru ama içerden dışarı diye bir mantık yok. Her iki yönde de su molekülü geçemez ama buhar geçer. Olayı bu.
0
himmet dayi
(08.07.26)
ben giyiyorum 5 yıldır salomon un, bir sıkıntı yaşamadım. ayağım terlemiyor. Çok hafif, dayanaklı, rahat... hoşuma gidiyor.
0
ananiyimioguz
(08.07.26)
Su geçirmezlik = ısı

O bahsedilen goratex'in nefes alması vs olayları kendi benchmarkları arasındaki kıyasa istinaden söylenen rakamlar. O yüzden ayaklarım ısınır mı? evet abi cayır cayır ısınır ayakların.

Bu arada koşu ayakkabılarında sadece trail yani arazi koşu ayakkabılarında goratex seçeneği olur. Onu kullanan koşucu sayısı da çok çok az oluyor. Sadece belli koşullarda kullanmak mantıklı. Hava çok soğuktur ya da yerler çok nemlidir, çiğ yemiştir, çamurlu patikalar vardır vs. Onun dışında koşucular da pek tercih etmez çünkü bu istisna durumlar yoksa ayaklar cayır cayır ısınır.
+1
thracia
(08.07.26)
yıllardır su geçirmezlik üzerine kafa patlatıyorum. "su geçirmesin ama hava geçirsin" ya da "su almasın ama terletmesin" gibi bir şey mümkün değil. su geçirmeyen malzeme terletir. deliklerin boyu ne kadar iyi ayarlanmış olursa olsun malzemenin tabiatı gereği terleme yapıyor. tecrübeyle sabit.
+1
co2s2
(08.07.26)
Selamlar

runrepeat.com adlı bir site var, burada bir ayakkabının aklınıza gelen gelmeyen her koşulda denemesi yapılıyor, tüm özellikleri test ediliyor. Hatta ayakkabıları ortadan ikiye keserek dahi inceliyorlar. Bence bir bakın, aradığınız modelin incelemesini okuyun. Sorduğunuz sorulara ilişkin kafanızda çok daha net oturacaktır, teknolojileri (goratex vb.) açıklayarak anlatıyorlar.
+2
burka
(08.07.26)
goretex nefes aliyor muhabbeti hikaye. terletir. suda, camurda kosmayacaksaniz goretex gereksiz. marketing palavralarina dusmeyin.
0
antikadimag
(08.07.26)
(5)

yurtdışında mobil bankacılık kullanmak için sms almak

runaway
Uzun bir süre yurtdışında olacağım. bu süreçte bankaların app'sini kullanmak için sms almam gerekecek. Bu iş için en güvenli yol nedir?
Uzun bir süre yurtdışında olacağım. bu süreçte bankaların app'sini kullanmak için sms almam gerekecek. Bu iş için en güvenli yol nedir?
0
runaway
(05.07.26)
Tr hattınızı yurt dışında kullanmaya devam edecekseniz, sorun yok.

Yurt dışında arama, aranma, data ve sms göndermek ücretli (yahut paketten yiyen) olsa da, size gelen sms'ler için ücret ödemiyorsunuz.

Eğer hattınızı kullanmayacaksanız, faturasız hatta çevirin. Yurt dışı açık olsun. İnternetsiz olarak 2. sim şeklinde telefonunuzda takılı kalsın. Hatta sadece sms alacağınız zamanlarda dahi açabilirsiniz. 6 ayda bir telsiz kullanım ücreti kadar tl yüklemeniz yeterli olur.

Yok tr hattınızı kullanmaya devam edecekseniz, ek bir şey yapmanıza gerek yok.
+3
dilemma of subscribtionability
(05.07.26)
Hattınızı faturasıza çevirin, düzenli olarak (3 ay olması lazım) para yatırın ki aktif kalsın. Hiçbir sıkıntı olmadan SMS alabilirsiniz, ben yıllardır bu şekilde kullanıyorum. Hatta telefonumda aktif olarak çift sim kart var, buna rağmen Türkiye'den anlık olarak gelen SMS'ler sorunsuzca ulaşıyor. Tekrar ediyorum, kapanmaması için para yatırmayı unutmayın kâfi.
+2
burka
(05.07.26)
Annenizin yada babanizin telefon numarasini verin bankaya.Yurt disinda bankalarin appsini kullanmak icin her defasinda sms almaniz gerekmiyor.Telefon degisince falan gerekiyor sadece.Ben yillardir boyle yapiyorum
0
turkuaz
(05.07.26)
sms almada hiçbir sıkıntı yok artık. ama bazen gelmeyebilir. türkiyede bile bazı şifre mesajlar bazen gelmiyor.

şu posttakileri yap:
www.reddit.com

ben edge case bi anımı paylaşayım. bi tane sikik yeni nesil bankalardan biri para transferlerinde sizi IVR ile arıyor ve bi tuşa basmanı istiyor onaylamak için. yurtdışında olduğum için IVR düzgün çalışmıyor. ana avrat sövdüm call centera ama düzeltemediler.
0
plastic_angel
(06.07.26)
mobil onay olan bankalar kullanın.
0
kveldulv
(07.07.26)
(16)

soyadı

liberal
soyadınızı değiştirmek isteseniz ne yapardınız?şunu yapardım diyeceginiz örnekler nelerdir?
soyadınızı değiştirmek isteseniz ne yapardınız?

şunu yapardım diyeceginiz örnekler nelerdir?
0
liberal
(01.07.26)
Değiştirirdim
+2
kisa
(01.07.26)
Koç güzel olurdu bana.
0
Purple life
(01.07.26)
Lordoğlu
Süpertitiz

bi ara dilekçemi vs hazırlamıştım ancak bir türlü davayı açmak fırsat olmadı.
+1
rahmi pinkfloydoglu
(01.07.26)
Yapan birini tanıyorum. Aylarca araştırma yaptı, herhangi biriyle pişti olmamak adına ve buldu da. Çok sonra farklı ülkeden birinin soy adı falan çıktı ama çok memnun.
+1
birdirbir
(01.07.26)
Avrupa'da, Türkiye'de, Amerika'da rahat yazilacak bir soyisim secerdim. Anlamiymis, pisti olmakmis umrumda olmazdi.
Benim hem kizlik soyismim zordu Avusturya'da, Birlesik Krallik'ta yazdirirken, sonra evlendim ama evlilik soyismim de Türkiye'de yazdirmaya zor. Cok cektim, hala cekiyorum soyisimden :)
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.07.26)
Oğlu eklerdim. Karadenizli mütehait gibi takılırdım.
+2
mikahakkinen
(01.07.26)
"Yolgezen" yapabilirdim.
+2
burka
(01.07.26)
Anavi
+1
gadlemler
(02.07.26)
şüphesiz ki erdoğan ya da bayraktar yapıp arkama yaslanırdım.
0
duyuruuser
(02.07.26)
Değiştirdim. Tüm sülalenin soyadı yanlış yazılmıştı. Doğrunu yazıp ardına “oğlu” ekledim. Sülalede herkes beni kıskanıyor.
0
ground
(02.07.26)
bunu yapınca resmi olarak, kimlik, pasaport, ehliyet, tapu, banka hesabı, işlemleri çok zor oluyor mu? Resmi evraklarda eski soyadı bir yerlerde gözüküyor mu?
0
🌸liberal
(02.07.26)
@liberal ben isim (gobekadi) degistirdim. isim degistirdigimde henuz eski kimlik vardi elimde. yeni kimlik alirken gorevliden eski kimligimin bende kalmasini rica ettim. uluslararasi gecerli sertifikalarim var cunku ve kimlik bilgilerinde karisiklik olmasini istemedim. neyse sertifika aldigim kuruma eski kimligi ve yeni kimligi mahkeme karariyla ismimi degistirdigimi belirterek yolladim, hallettiler. banka konusunda sikinti cikmadi, subeden yeni kimligi taradilar zaten mersis'ten de bilgileri cekiyorlar. kartlari yeniledim yeni isim olsun diye. edevlet uzerinden tapularimda sikinti gozukmuyor ancak bir arsa devri icin notere gittigimizde eski ismim vardi evrakta. pek onemsemedim. su an tek sikinti hastane sistemlerinde eski ismim gozukuyor. onu da sgk'dan halletmem lazimmis ama cok useniyorum. yani dusun koskoca mit bile (istihbarat olan) beni eski ismimle davet etti. :)) sen ugrasmadigin surece devletin pek haberi olmuyor sanirim. son olarak eski ismim yanlis hatirlamiyorsam nufus kayit orneginde gozukuyor. gozukmesi de lazim zaten.
0
arakaali
(02.07.26)
Özdemir çekici geliyor sanırım Özdemir yapardım sanırım.
0
costgrande
(02.07.26)
soruya tam cevap değil ama 2 yıl önce boşandım, soyismim değişti ve hala hesabım olan bir bankadan arayıp duruyorlar gelip imza atın diye. dün bi kargoya uğrayıp kargo bıraktım, verilen farurada eski soyisim görünüyordu sonradan fark ettim ki günlük hayatta hiç evlilik soyismini kullanmazdım. galiba yıllarca böyle iki soyisim taşıyacağım orada burada. ilk ismimi sildirmem konusunda babam biraz baskı yapıyordu, ilk ismimi sildirsem diplomalarım en en basitinden sorun oluşturabilir, bilmiyorum. eğer ciddi bir rahatsızlık yoksa bence gerek yok. çok fazla uğraş gerektirecek. pasaportlar, kimlik, ehliyetler yenilendi, eski geçerli vizelerim hala eski soyisim üzerinden ama o ülkelere giriş yaparken sorun da yaşamadım hiç, kimse neden farklı diye sormadı. yine de işte hep karşınıza çıkacak. eğer getireceği avantaj fazlaysa neden olmasın, yoksa boşa enerji kaybı. bol şans
0
deartheodosia
(02.07.26)
Oğuloğlu yapmak geldi başlığı görünce.
0
rhan
(02.07.26)
Muhtemelen tabiattan bir şey olurdu:

Deniz, ırmak, kaya, yaprak, orman, çiçek, ufuk, bulut, yıldız, güneş, yağmur, çağlayan, ateş, toprak, rüzgar, bahar, hazan, ilkyaz gibi...
0
dilemma of subscribtionability
(02.07.26)
(9)

2 tane futbol sorusu

baldur2
1- kalecilerin ceza sahasi icerisindeki adama atarak ya da oyuncunun kaleciye atarak oyunu baslatmasindaki mantik ne? yine baski yiyorsun? hatta daha fazla baski yiyorsun. dun irak kalecisi mesela hata yapti ve boyle gol yedi. yani illa niye ceza sahasi icerisindeki oyuncuya veya kaleciye atiliyor k
1- kalecilerin ceza sahasi icerisindeki adama atarak ya da oyuncunun kaleciye atarak oyunu baslatmasindaki mantik ne? yine baski yiyorsun? hatta daha fazla baski yiyorsun. dun irak kalecisi mesela hata yapti ve boyle gol yedi. yani illa niye ceza sahasi icerisindeki oyuncuya veya kaleciye atiliyor ki pas? ve niye butun takimlar bunu yapiyor istisnasiz? baska taktik kalmadi mi?

2- bir de oyun baslarken ayagindaki top rakip takimin tac bolgesine atip oraya baski yapmaktaki mantik ne? ayagindaki topu verip tekrar kapmaya calismak kadar sacma bir sey az gordum. o zaman her topu rakip sahadan taca atsinlar?

nedir yorumlariniz?
0
baldur2
(23.06.26)
modern futbol işleri
1. set oyunu kuruyor takım, kaleci stopere veya oyun kurucuya verir kimi zaman bu kalecinin vuruşları kötü olduğundan oyunu başlatmak için de ihtiyaç duyulur ama genelde kaleci stopere pas verir rakip ön alanda pres için orta sahayı boşaltır, rakibin defans orta sahaya yaklaşır böylelikle 3. bölgeye yani hücum - rakibin kalesine daha hızlı iner.

2. rakibin özellikle boş alanlarda hızlı oyuncusu varsa onun olduğu alanda bu şekilde yoğunluk yaratıp oyuncuyu kitlemeye yönelik işler. ÖR: PSG - Bayern maçında Olise müthiş etkili ve hızlı bir oyuncu olduğu için PSG kalecisi tüm kale vuruşlarını olise'nin olduğu yere doğru taça attı. Bayern oyuna o bölgeden başlamak zorunda kalınca Olise'yi etkili kullanamadı gibi
+2
croswell
(23.06.26)
kesin guardiola icat etmistir aw
0
🌸baldur2
(23.06.26)
1. futbol bir alan yaratma ve bu alanlardan yararlanma oyunudur en temelinde. Geriden oyun kurmanın avantajları ve dezavantajları var. Rakip oyuncuları daha geniş bir alana çekmek, onların bloklarının arasındaki boşluklardan yararlanarak daha hızlı bir çıkış yakalamak ya da kendi set hücumu planını uygulamak gibi avantajları var. Tabi bunun için ayağı temiz bir kaleciye, oyun kurabilen, oyun görüşü yüksek kaleci ve stopere ihtiyaç var.

2. topa sahip olmanın her şey demek olmadığını türkiyenin oynadığı iki maçta da görmüş olduğumuzu düşünüyorum. İlk başta dediğim gibi, futbol temelde alan yaratma üzerine kurulu bir oyun. Topu rakibe verip ani baskı ile topu ondan almak, hücum pozisyonundaki rakibi savunmaya geçemeden aralardaki boşluklardan yararlanmayı amaçlar. Rakibi dengesiz yakalamak için yapılır. Tamamen kapanmış defansa da yapılacak olan şey, topu çok hızlı çevirerek, ani kanat değiştirerek rakibin defans bloklarını çalkalamak ve arada boşluk yaratmayı amaçlamaktır. Topu rakibe verip aniden ondan almak da aynı şeyi amaçlar; rakibi dengesiz yakalamak.
+1
thracia
(23.06.26)
1. tutturdular iyi ayaklı kaleci diye o zamandan beri süper kurtarış yapan buffon gibi adamlar çıkmaz oldu. sebebi, oyunu geriden kurarak rakibi üstüne çekip rakip takım sahasında boşluk arama. topu kaleci direk dikse rakip sahada topu indirip kazanma ihtimalin daha düşük.
2.yetenekli bir takım değilsen bunu yaparak şansını artırıyorsun. modern futbol şeyleri. artık her şey istatistik. opta vb. gibi firmalarla çalışıyor takımlar. xg falan var(beklenen gol). bu iş istatistiğe yöneldiğinden beri topçular aşırı pragmatist oldu. nerde pirlo, ballack nerde o eski registalar. bu işin anasını ağlatan gevşek guardiola.
0
mikahakkinen
(23.06.26)
birinci soruyu geçenlerde ben de sormuştum, gelen cevaplar belki faydalı olur:

(git: 1620250)

hala anlamıyorum. tamam abanıp karşı sahaya rastgele şişirme ama en azından yakındaki stopere pas vererek oyun kur. 2 metre yanında duran adamla ceza sahası içinde karşılıklı paslaşıp adamları kendi kalenin önünde üstüne koşurtturmanın ne alemi var?
0
kibritsuyu
(23.06.26)
@kibritsuyu
E yediler iste golu dun.

Isin komigi adam kaleciye pas veriyor kaleci yine degaj yapiyor ama baski aninda yaptigi icin top kisa dusuyor, daha tehlikeli oluyor aslinda.
0
🌸baldur2
(23.06.26)
1) Geriden oyun kurmak ama çok iyi stoper ve bek ikilisi olmalı. Guardiola çıkardı evet. Bunları iyi yapamazsan golü yersin, yaparsan arka taraf otoban, rahat gol. Forvetlere nasıl hizmet ederiz diye kaleciye kadar ağza sıça garantili oyun.

2) kesinlikle yanlış bakış açısı. Fatih terim’in 2.videosunu izleyiniz izletiniz

Rakibi dengesiz yakalamak da bir parçası.
0
baldan kaymak
(23.06.26)
2. sorunuz için görüşüm şu; topu rakibin defans bölgesine (3. bölge) atıp rakip taç atışı kullanırken o bölgede yoğunlaşıyorsunuz. Alan dar ve rakip açısından riskli bir bölge olduğu için hızlı oyuncular ile kalede tehlike yaratma ihtimaliniz artıyor. Ayrıca rakipten bir oyuncu taç kullanacağı için aslında o 1 kişi pratikte eksik gibi duruyor. Elbette bu taktik her seferinde sonuç vermez ama bir maçta 5 kere denersiniz, bir seferinde de golü bulursanız amacınıza ulaşıyorsunuz işte. Her takımın uygulayabileceği bir anlayış değil; hızlı oyuncular, çok iyi pozisyon alma ve pas becerisi gerektiriyor ancak yapabilen takımlar, bu taktiğin uygulanabileceği rakipler olduğu sürece neden olmasın? Tüm bunlar araştırma ve analiz sonucunda ortaya çıkıyor. Birdenbire yapılan oyunlar değiller yani.
+2
burka
(23.06.26)
1- önde kalecinin ağzına basan takımlara karşı büyük avantaj oluşturuyor, kalecinin ağzına basabilmek için takım boyunu kısa tutmak zorundalar, defans çizgisini orta sahaya hatta daha da öne taşımalılar. ilk baskıdan çıktıktan sonra dikine oynayan bir takım çok kısa sürede karşı kaleye inebiliyor. orta blokta bekleyen takımlarda ise topu dikip %50-50'ye girmektense oradan oyun kuruyorlar. bir de eskisi gibi pivot santraforlar yok, topu diktin, indirdi, dağıttı falan çok riskli. istatistiğe bakmadım ama stoperlerin kafa vurma oranı daha yüksektir bu durumda.

2- adam adama yapmayı ve alana yerleşmeyi biliyorsanız, elinizde de tackle ve pas kabiliyeti yüksek oyuncular var ise çok çok verimli olabiliyor.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(23.06.26)
(18)

Hayattaki en büyük sansiniz

Purple life
Nedir veya neydi?
Nedir veya neydi?
-3
Purple life
(28.05.26)
Ailem
0
peki madem
(28.05.26)
Ailem +1

Bir de ailemden kabul ettiğim arkadaşım.
+1
rock n roll
(28.05.26)
Lise ve üniversite eğitimimin iyi olması
İnsan kendi hayatını kendi kurtarıyor
Diploma deyip geçiyorlar ama çok önemli bir şey benim gözümde
-8
arbre
(28.05.26)
Henüz intihar etmemiş olmak
+5
genki
(28.05.26)
İkili eğitim veren, akademik ve sosyal çevre olarak son derece düşük düzeyli, ilçenin tek lisesindeki matematik öğretmenimdir.
Lise 1'den itibaren, liseden mezun oluncaya dek desteğini esirgemedi. Fizik ve kimyanın sıfır olduğu bir okulda, matematik bölümü mezunu sözleşmeli o öğretmen; bir öğretmenin bir çocuğun hayatını değiştirebileceğinin örneğidir. Ama o kadar az sayıdalar ki...
Bu destek sayesinde sayısal puanım yükseldi ve istediğim fakülteyi kazandım.
Böyle bir şansım olmasaydı, şimdi ağır nevrotik bir ev kadını olarak yaşıyor olacaktım.
+5
pro9it9is9
(28.05.26)
Ailem cevabını verenlere imrendim ya ne güzel
Benim sanırım en büyük şansım küçük yaşta kitapların dünyasını keşfetmek, o dünyaya sığınarak kendi kendimi yetiştirmek oldu.

Tüm kırılmalardan, dış dünyanın zorluklarından kitaplarla korudum kendimi. Pişman değilim
+10
bir fincan kahve ile film izlemek
(28.05.26)
çizim&görme yeteneğim, estetik&simetri algım.

bu sayede gsl ve gsf okudum. bu sayede eğlenceli bir işim var.
+2
art cat chocolate
(28.05.26)
müthiş sol ayağım. halı sahalarda ender görülen, az koşan ama teknik solak benim.
+1
yap desem yapmazsin he
(28.05.26)
anne/baba/buyume ortami/cevre derim bende.
ilk cocuk ilk torun olarak sevildigimi ciddi olarak hissettim.
cocuklugum guzel gecti. aile dostlari falan da saglamdi, hepsi murekkep yalamis insanlardi.
-1
cooperr
(28.05.26)
Bu soruya verecek cevap arıyorum sabahtan beri, bulamamak beni üzdü. Gayet şanssız, korunmasız ilerliyorum hayatın kum torbası olarak.
+2
sekizdokuzon
(28.05.26)
İnanılmaz bir merakımın ve hafızamın olması, arkadaşlarım, kardeşlerimle aramın iyi olması.

Ayrıca cevapları eksileyen ergenlerin umarım en azından terapiye verecek paraları vardır, acınası haldesiniz ezikler.
0
nefertarii
(28.05.26)
zaman, para ve saglik sorunumun olmamasi 36 yas itibariyle. zaten isteyecek baska bir sey de kalmadi.
+1
baldur2
(28.05.26)
Benim sorularimi engelliyorlar.
Ama yoldasim copperr da eksilendigi icin kim olduğunu anliyorum.
Sorularin aninda eksilenmesi de söz konusu kişinin göbeginin capi hakkinda bilgi veriyor.
-1
🌸Purple life
(28.05.26)
iyi insanlarla yollarımın keşismesi. kötülükle 32 yaşında tanıştım ve ayıktım
0
ala09
(28.05.26)
valla saka maka bulamadim ya. sadece zeka diyebilirim yoksa dogdugum sartlarda ve sosyal sinifta kalsaydim fena gg olacakti. hep istisnai basarilarla yukseldim ama. bir sinavda turkiye derecesi yaptim orada sicradim. abd'de mastera full burslu kabul aldim orada sicradim. ama bunlara sans denemez sonucta loto degil kisisel basari. inek olmadan yaptim bir de bunlari asil basari o bence. bir sonraki sicrama gelmiyor ama rat wheel'da takili kaldim ve bu beni tekrar huzursuz etmeye basladi. sanirim is kurmam gerekecek.
+1
antikadimag
(29.05.26)
Mesleğimin yurtdışında işverenler tarafından talebi yüksek ve nitelikli eleman sıkıntısı yaşanan bir alan olması. Türkiyede “ofis işi” diye daha düşük maaş teklif edilirken yurtdışında saha ekibinin %50 fazlası maaş veriyorlar.

Ve çok zor bulunabilen sponsorluğu mesleğim sayesinde buldum.
0
filipis
(29.05.26)
Ailem ve kuzenlerim.

Annem, babam ve abimin eleştirecek çokça özellikleri ile davranışlarını var ama yine de büyük şansım diyebilirim. Şöyle hem en büyük şansım hem en talihsiz şanssızlığım.

Kuzenlerim de iyidir.
0
put it in your appropriate place
(29.05.26)
Kaç gündür bu duyuruyu görüyorum; "Benim şansım neydi acaba?" diye düşünüyorum ki şimdi kendime en net yanıtı buldum:

Türkiye'den girilmesi, çalışılması çok zor bir uluslarası sektöre; sektörün kendi içinde çalışanların bile girmekte oldukça zorlandığı pozisyonda girebilmek. Bunu da çok ilginç bir rastlantı ile gerçekleştirebildim, baktığım zaman resmen hayatım değişti diyebiliyorum.
+1
burka
(29.05.26)
(3)

bağımlılıkla mücadele için nereleri önerirsiniz?

ala09
istanbulda deneyimlenen bir yerler varsa yorum, mesaj beklerim dostlarim. Bayder?
istanbulda deneyimlenen bir yerler varsa yorum, mesaj beklerim dostlarim. Bayder?
0
ala09
(24.05.26)
Bağımlılıktan bağımsız olarak "Atomik Alışkanlıklar" kitabını önerebilirim. Üstesinden gelmek istediğiniz şey konusunda size yardımcı olacak yöntemler öğretebilir.
+1
burka
(24.05.26)
(bkz: amatem)
0
klassno
(24.05.26)
@burka

Alay mi ediyorsun?
-4
baldur2
(24.05.26)
(9)

aracı satmaktan vazgeçmek ve karşı tarafı mağdur etmek

atcapar
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki ben senin sözüne güvenip hanımın altınlarını bozdurdum şimdi benim zararım ne olacak ya da işte diyor ki senin sözüne inanıp bankadan kredi çektim zararımı kim karşılayacak vs bunun gibi sebepler söylerse illa benim zararımı karşıla diye ısrar ederse ne yapardınız? Böyle durumlarda taraflar nasıl orta yolu buluyorlar?
+1
atcapar
(21.05.26)
O yüzdenn satıcı vazgeçerse kaporayı 1 kat ilavesi ile iade ediyor. Yazılı bir kural değil, ama raconu böyle işliyor genelde.
+6
koskoca kirpi
(21.05.26)
Evlilik işlerinde; sözlenirken herhangi bir evrak imzalanmamasına rağmen sözden vazgeçilirse, vazgeçen taraf yapılan masrafları karşılamak durumunda kalıyor, hem maddi hem manevi. Yasal olarak karşılığı var dava açılabiliyor yani. “Sözleşme”ler sadece evrak/imzayla dönen bir şey değil sözlü olarak söylemek bile sizi yükümlülük altına sokuyor. Tabii bu durumda kanıtlamak daha zor.

Bu durumda da aynı durum geçerlidir sanırım. Yazışmalar, banka işlemleri, tanıklar vs. bu sözleşmeye kanıt olabilir.

Bu iki durumu da değerlendiren mahkeme tabii. Sözden dönen kişi kesin olarak tazminat öder diye bir şey yok ama dava açılırsa ödemesi fazlasıyla olası.

Ekstra kapora vermek ya da gönlü alacak miktarlar vermek, yasal olarak bu sözleşmeden dönme yükümlülüğünü kaldırabilir. Ekstra kaporayı karşı tarafa gönderirken açıklamaya sebebini açıklayan yazı yazmak, bu mahkeme süreçlerinde lehinize olur, tabii karşı taraf bunu biliyorsa :)
+1
substituent
(21.05.26)
Bence kapora alıcının satışı bağlaması kadar satıcının da caymasını önlemek amacıyla olmalı. Nasıl ki "Ben vazgeçtim almaktan" diyince kapora satıcıda kalıyorsa; satıcının vazgeçtiği durumlarda da alıcıya kapora ödenmeli.

Tabi bu işler satışın başında yazıya dökülüp yasal zemine oturtulmalı. Yoksa racon, yol, yordam onu gerektirse dahi (sözünün, anlaşmanın arkasında durmak aslında) sözlü durumlarda fırsatı olan cayıyor. Genelde de satıcılar bu gibi durumlarda herhangi bir sorumluluk almıyorlar pek zaten, umursamıyorlar.

Ne olabilir derseniz bence yapılması gereken anlaşmayı bozan tarafın diğer tarafın zararını karşılamasıdır. Farzedelim adam 10 cumhuriyet altını bozdurdu, onun yerine konması gerekli bence ama zararlı tarafın da çok net şekilde bu durumu belgeleyebilmesi lazım. İşin sonu düzgün iş âhlakına kalıyor bence. O da yorumlardan gördüğümüz üzere her insanda olmuyor belli ki...
+1
burka
(22.05.26)
@koskoca kirpi +1

Kapora iki taraf için de bağlayıcıdır. Kim vazgeçerse kapora miktarı kadar karşı tarafa ödeme yapmalıdır. Ben ev alırken kurumsal bir emlakçı ile kapora verirken ön sözleşme imzalamıştık (cayma akçesi). Böyle bir madde o sözleşmede de vardı.
+2
but that was just a dream
(22.05.26)
ahlaken söz verildiyse tutulur. ama olabilecek şeyler bunlar. genelde karşı tarafın mağduriyeti biraz giderilmelide 10 çeyrek altını falan geri ver falan. gereksiz ahlak kasmaya gerek yok. olması gereken verilen sözün tutulması eğer tutulmuyorsa karşı tarafın gönlüde alınır.yok kredinin faizini öde 10 çeyrek altın al. mal ne kadar zaten ya.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
orta yolu bulamayacağınızı düşünerek hareket etmek lazım. altın bozma örneği üzerinden devam edelim. araç satışını, altınları bozduracağınız kuyumcunuza en yakın noterde yapacaksınız. satıcı notere gelecek. ondan sonra altınları bozup parayı hemen gönderip arabayı hemen alacaksınız. bu dediğimde de %100 kesinlik yok, ama biraz daha garanti gibi.
0
co2s2
(22.05.26)
Sağlam bir avukat birşeyler yapabilir mi bilmem danışmak lazım ama ben olsam yedi sülalesini içeren bir konuşma yapıp en azından içimi rahatlatırdım.
0
kimlanbu
(22.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2'ye katılıyorum çoğunlukla. şöyle bir durum var. elinizde altın ve gümüş var. araba almak için altını sattınız. satıcı vazgeçti, o arada altın çıktı para kaybettiniz.. ama aynı zamanda gümüş de düştü. satıcı şunu derse ne diyeceksiniz?

"bilader sen de gümüşünü satsaydın, bana sorsan altının yükseleceğini gümüşün düşeceğini söylerdim. sen bu işlerden anlamıyorsun diye neden ben sana para vereyim?"
0
co2s2
(23.05.26)
@co2s2

Evet, bunu söyleme hakkınız var. Hakim bu savunmayı gayet makul bulabilir ve tazminatı gümüş üzerinden hesaplayabilir.

Mahkeme bu yüzden var zaten. Bu işlerin hukuki boyutu var, bu işlerde nasıl oluyor bilmiyorum ama sözlenmede çok fazla örneği var.
0
substituent
(23.05.26)
(8)

İlk işinizi hangi kariyer sitesi ile buldunuz?

Cezcez
Bir de üniversite 4 öğrencilerinin hala linkedin kariyer net hesabı olmaması garip değil mi?Ben üçüncü sınıfta açmıştım hepsini
Bir de üniversite 4 öğrencilerinin hala linkedin kariyer net hesabı olmaması garip değil mi?
Ben üçüncü sınıfta açmıştım hepsini
-1
Cezcez
(10.05.26)
Açıkcası ilk işlerimden birisini burada, Ekşiduyuru'da bulmuştum. 14-15 sene önceydi.
0
burka
(10.05.26)
ilk isimi kapi kapi dolasarak buldum.

linkedin bence deneyimsiz calisana gore bir site degil, deneyimliysen birseyler bulunabiliyor. o yuzden mezun olmadan linkedin hesabi acmak lazim kuralina katilmiyorum.
+3
cooperr
(10.05.26)
19 sene önce, şirketin kendi sitesinden başvuru ile.
Big4’un ikisinden ve üç bankadan teklif aldım.
0
gabe h coud
(10.05.26)
çok saçma ama işkur ile. şu genç istihdam mıdır nedir ondan faydalanmıştım ve en sevdiğim işyerimdi memuriyet çıkana kadar da orada çalışmaya devam etmiştim.
0
denizgonen
(10.05.26)
10 yıl önce kariyer.net ile bulmuştum.
0
peki madem
(10.05.26)
freelancer.com

Proje yaptığım bir şirket sahibi beğenip işe aldı, 5 seneden fazladır aynı yerde çalışıyorum.
0
kimlanbu
(10.05.26)
Galiba kariyer.net ama biri burdan sormuş o iş için, arkadaş bana maili pasladı. Mail yazinca kariyerden başvurmam söylendi vs. ama neticede buradan bulundu sayilir.
0
mbond
(10.05.26)
İlginç olacak ama şu andaki işimi Whatsapp'taki bir grupta buldum.
0
rakicandir
(10.05.26)
(3)

Alınabilecek en iyi el konsolu hangisi?

lasttrain
Selam arkadaşlar.Soru başlıktaGüncel oyunları oynayabileceğim sorun çıkartmayacak hangi el konsolunu tavsiye edersiniz.Ns2 almak mantıklı mı? Oyunları pahalı gibi onun yerine steam deck tabanlı veya Asus rog tarzı cihaz alıp nispeten ucuz oyunları ucuz oynamak mı?
Selam arkadaşlar.

Soru başlıkta
Güncel oyunları oynayabileceğim sorun çıkartmayacak hangi el konsolunu tavsiye edersiniz.
Ns2 almak mantıklı mı? Oyunları pahalı gibi onun yerine steam deck tabanlı veya Asus rog tarzı cihaz alıp nispeten ucuz oyunları ucuz oynamak mı?
0
lasttrain
(04.05.26)
Selamlar

Zamanında benzeri bir soruyu yanıtlamıştım, aşağıdaki duyurudan okuyabilirsiniz. Tavsiyem hala daha Steam Deck. Nintendo Switch çok güzel cihaz, eğlenceli ve kendi ekosistemi içinde oldukça iyi. Öte yandan oyunları cidden pahalı ve exclusiveler güzel olsalar bile bence çok uzun oynama süreleri vaadetmiyorlar.

www.eksiduyuru.com
+1
burka
(04.05.26)
Switch Lite
0
halitkin
(05.05.26)
su anda piyasadaki en iyi urun nintendo switch oled. onu alamiyorsan orijinal switch 1 al. switch 2'nin hem tasinabilirligi azalmis (cihaz buyumus), hem de pili cabuk bitiyor yani tasinabilir platform olmaktan uzaklasmis. ben acikcasi cok begenmedim, ilk versiyon daha basariliydi.

islemci gelismis olsa bile su anda switch 1'in acmayacagi guzel exclusive oyun yok.
0
antikadimag
(06.05.26)
(10)

Hayattaki hedefiniz

arbre
Yaş 33 oldu. Evlilik düşünmüyorum. Çocuk düşünmüyorum. Ölene kadar iş güç. Gezip dünyayı görme kısmı dışında başka ne yapılabilir? Aynı durumda olanlar ne düşünüyor?
Yaş 33 oldu. Evlilik düşünmüyorum. Çocuk düşünmüyorum. Ölene kadar iş güç. Gezip dünyayı görme kısmı dışında başka ne yapılabilir? Aynı durumda olanlar ne düşünüyor?
-9
arbre
(20.04.26)
dunyayi gezmek
+1
baldur2
(20.04.26)
gönüllülük çalışmaları, aklınıza yatan bir stk için çalışmak
+1
mezzosprite
(20.04.26)
Çocuk ve eş olmaması acayip bir maddi rahatlık sağlıyor. Ben kendimi seneye erkenden emekli edeceğim yaş 42, gerçekte ise 61 yaşına kadar beklemem gerekiyordu ama prim gün sürem 7 aya bitiyor salacağım gerisini. Yani ölene kadar iş güç kısmından sıyrılabilirsiniz. İşim gereği yıllarca gezdim durdum, zerre bir yere seyahat etmeyeceğim. Sakin bir beldeye müstakil ev yaptırıp, hayvanlarımla birlikte kafa dinlemeyi düşünüyorum.
+2
koskoca kirpi
(20.04.26)
@koskoca kirpi +1

Ben de benzer durumdayım, yaş 37. Bekar isen (en azında resmi evliliğin yoksa, çocuk sahibi değilsen) yaşamında karar vermek çok daha kolay oluyor. Planım 40-41'e kadar biraz daha çalışıp, para biriktirip erken emekli olmak. Sonrasında güzel mevsimlerde Avrupa-Türkiye arası bisiklet ile seyahat etmek, yolda olmak. Havanın soğuduğu zamanlarda da evime gidip sakince kitap okumak var. İnsan kendi amacını kendi yaratır. Ben bu şekilde yaşamayı planlıyorum, siz de kendinize göre bir amaç yaratacaksınız işte : )
+5
burka
(20.04.26)
37 yaşında erkek kişisi olarak; kendimce güzel bir hayat yaşamak. Genel ve yüzeysel olduğunun farkındayım.

42 yaşıma kadar mevcut yaşantımı devam ettireceğim. Sonrasına bakarım.
+2
put it in your appropriate place
(20.04.26)
Ayda bir de olsa çocuklu fakir bir ailenin evini marketten aldıklarında ziyaret et.
Şahit olarakta her zaman yanında bir arkadaşın bulunsun.
Dua almak iyidir .
-2
diyecevaplandı
(20.04.26)
Birilerinin yararına bir şeyler üretmek olabilir, para ihtiyacı yoksa bir hobiyi buna dönüştürebilirsiniz mesela. ben para kazanma derdi olmadan seramik yapıp bununla ilgili birilerine fayda sağlayacak bir şeyler yapmak isterdim. Sadece bir örnek.
+1
amelie poulain
(20.04.26)
motor al.
0
antihero
(21.04.26)
yaş 34, evlilik, çocuk var.
sakince kitap okuyabilmek, işsiz kalmamak dışında hiçbir hedefim yok tamamen bıkmış durumdayım.
medeni durum gibi şeyler değiştirmiyor demek ki sonucu.
0
rayde
(21.04.26)
Ölene kadar yaşamak. Başka bir planım yok.
+2
peki madem
(21.04.26)
(7)

Kafamda Deli Sorular - 4 / Zeka Düzeyi İle Mizah, İlgi Alanları Gibi Şeyler İlişkili Mi?

burka
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:Kafamda Deli Sorular 1: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610416/kafamda-deli-sorular-1-insanoglu-dogada-bir-anomali-miKafamda Deli Sorular 2:https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610496/kafamda-deli-sorular-2-bir-sektorun-globa
Önceki sorularımı aşağıya iliştiriyorum, olur da yanıtlamak isteyen çıkar:

Kafamda Deli Sorular 1: www.eksiduyuru.com
Kafamda Deli Sorular 2:www.eksiduyuru.com
Kafamda Deli Sorular 3:www.eksiduyuru.com

Selamlar

Bir insanın zeka seviyesi, algılama becerisi ile ilgi alanları arasında bir ilişki var mı? Örneğin kavga, gürültülü kadın programları; yarışma formatında yayınlanan çatışmalar vb. şeyleri artık alışkanlık haline getirerek izleyen ya da tabiri caizse osuruğa gülen insanlardan söz ediyorum.
0
burka
(08.02.26)
ilişkili. saydıklarını embesiller ve idiotlar izliyor. moronlar sinema izliyor. zeka arttıkça sarkazm artıyor.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.02.26)
bence doğrudan ilişkili değil, kötü emeller diye bi youtube kanalı var, kadın baya bildiğin entelektüel bir insan, kısmetse olur izleyen bi arkadaş grubu varmış :) izleyip psikolojik analizler falan yapıyorlarmış.
0
Sadece soruyorum
(09.02.26)
Sınıf ve sosyal statü ile daha alakalıdır.
+1
peki madem
(09.02.26)
bütün o dediklerini izliyorum, tescilli zekiyim, hayatım akademik başarılarla dolu.

peki madem'e katılıyorum. +1
0
Hallegadola
(09.02.26)
Öyleyse sorumu size yönelteyim;

Ben kendi adıma bu programlarda keyifli bir şey bulamıyorum ve açıkcası algıları açık, yorum yapabilen sağlıklı bir insanın (yoruma açık olmakla birlikte zeka ile ilişkilendirdiğim kısmı burası aslında) kendiliğinden, doğal olarak bu tür içeriklerden uzaklaşacağını düşünüyorum. Özellikle bu tür programların zeki insanlara hiç bir şey sunmadığını, aksine onları itmesi gerektiği kanısındayım. Bu tür programların (suç, ekstrem yarışma vb.) nitelikli muadillerinin (suç belgeselleri ya da ciddi survivor yarışmaları gibi) de pekala bulunduğu kanısındayım. Sizi bu programlara çeken nedir?

Not: Her akademik kariyerin zekanın bir ölçüsü olmadığını düşünüyorum.
+1
🌸burka
(09.02.26)
diğer sorularınıza da referans verdiğiniz için onlara da cevap yazmış olabiliyoruz. arada onlara da bakın :)

çevremde sosyo-kültürel ve entelektüel açıdan yüksek bir statüdeki hiçbir insan bu programları izlemiyor. ancak akademik çerçevede sosyolojik bir gözlem yapacak olanlar belki bakıyordur. bu programlar algılama becerisinin düşüklüğüyle mi ilgili bilmiyorum ama davranış becerilerini etkilediği aşikar. o programları izleyen çoğunluk günlük hayatta da oradaki tipler gibi entrikalı, kavgacı bir davranış sergiliyorlar. hayatta karşımıza çıkan deneyimleri, farklılıkları bir çerçeveyle çevrili gibi düşünürsek kendilerini o programlara maruz ederek o tip bir çerçevenin içinde hapsettiklerini düşünüyorum. jargonları, dilleri, sokakta hareketleri bile o yöne doğru evriliyor. kısaca, zeka ile ilişkisine bir korelasyon desek bile zamanla maruz bırakıldıkça zeka seviyesini eksi yönde etkiliyor bence.
+1
eileengray
(09.02.26)
bir kere bu programlar ekmek alırken,markete giderken, benzin alırken karşılaştığımız bütün o saçma insanların bir karışımını sunuyor. insan ilişkileri karmaşık. bu tür programlar insanların aldatmaya, insan kandırmaya ne kadar açık olduğunu gösteriyor, sıradan insanlara karşı yaklaşımınızı ona göre şekillendirebilirsiniz.

yoksa merhaba poğaçacı diyenden farkınız kalmaz.

ya da şu tür bir şeyle aynı fikirde olduğunuzu anlayamazsınız, gerçeklerle yüzleşince hayalleriniz yıkılır: www.youtube.com
-2
Hallegadola
(10.02.26)
(4)

yürüme dersleri 101

Whily
dostlar, romalılar, yurttaşlar, dinleyin;çağırmazdım sizi acil olmasa.aynı yerde çalıştığım ablasını (x diyelim) arada ziyaret ederken dikkatimi çeken bir kız var.bugün fark ettim ki kızımız benim eve çok yakın bir yerde işe başlamış.her gün minimum iki kere önünden geçiyorum.bütün bunlar ışığında b
dostlar, romalılar, yurttaşlar, dinleyin;
çağırmazdım sizi acil olmasa.

aynı yerde çalıştığım ablasını (x diyelim) arada ziyaret ederken dikkatimi çeken bir kız var.
bugün fark ettim ki kızımız benim eve çok yakın bir yerde işe başlamış.
her gün minimum iki kere önünden geçiyorum.
bütün bunlar ışığında benim bu kızla tanışmam lazım.
"ilişkisi var mı yok mu bilmiyorsun bir sakın" dediğinizi duyar gibiyim.
ama tanışmadan bunu nasıl bileyim değil mi? resmi olarak bekar onu biliyorum.
işten sonra takıldığı yerleri de biliyorum/tahmin edebiliyorum az çok.
çalıştığı yerdeki vardiyada tek çalışıyor. ama hiç de ihtiyacım olan şeyler zaten bir yer değil.
öyle bir şey almaya diye girip "ya sen x'in nesi oluyorsun diye mi ilk adımı atsam" ya da ne bileyim hiç bunlara girmeden bir şeyler alıp üç ben gün sonra mı bu muhabbeti yapsam? hiç olmadı öyle dükkanın önünden geçerken başka bir bahaneyle (belki adres sorma falan) girip mi bu muhabbeti yapsam nasıl yapsam aq gece ikide aklıma takıldı.
hadi bir şekilde bu adımı attık, tanıştık. devamı nasıl olmalı? sattıkları şeyler öyle her gün lazım olacak şeyler değil belki ayda bir falan. her gün kapının önünden iki üç kere geçiyorum ama bunları bir şekilde temasa dönüştürme lazım.

not:gecenin ikisinde telefondan yazdım. yazıda bazı hatalar varsa da görmezden gelin.
0
Whily
(29.10.25)
ablasi ile aran iyi mi? iyiyse ben olsam once ablasi kanalindan once bir yoklama cekerim. eger piste inis izni gelirse sonraki asamalara bakilir.
+1
cooperr
(29.10.25)
abladan seni tanıştırmasını iste.
+1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(29.10.25)
Yemin ederim çok saf bir insanım. "Yürüme Dersleri 101" diyince aklıma yürüyüş egzersizi geldi...

Buyrun, sizin aradığın şey burada:
Yürümenin Felsefesi - Frederic Gros
www.kitapyurdu.com
-1
burka
(29.10.25)
merhaba. ciddi ciddi bi 15 saniye felçli birinin tekrar yürüyebilmesi için insanların fikrini alıyosun sandım. bu olaylardan ne kadar uzak kaldığımı bana hatırlattığın için teşekkürü borç bilirim, çok geçmiş olsun (bana).
0
libertine
(01.11.25)
(3)

İpad oyun önerisi

webbrowser
Selamlar, nöbetli bir işim var. Nöbetlerde ofline olarak oynanabilecek güzel vakit geçirmelik her türden oyun önerilerinize açığım.
Selamlar, nöbetli bir işim var. Nöbetlerde ofline olarak oynanabilecek güzel vakit geçirmelik her türden oyun önerilerinize açığım.
0
webbrowser
(08.09.25)
(bkz: swordigo)
0
gilbeys
(08.09.25)
Kingdom Rush
0
avatar is back
(08.09.25)
Point & Click Adventure seviyorsanız Machinarium'u tavsiye ederim.

amanita-design.net
0
burka
(08.09.25)
(3)

Doğru düzgün bir tane not uygulaması bulamadım?

skr1292
Notion inanılmaz yavaş.Obsidian karışık ve web sürümü yok.Evernote sevmedim.Google keep biraz basit kaçıyor.Simplenote var bir tek ama onda da resim ekleme, tablo ekleme falan yok.Hem web'den giriş yapabileceğim hem de android ve windows app'leri olan not uygulaması var mı bildiğiniz?
Notion inanılmaz yavaş.
Obsidian karışık ve web sürümü yok.
Evernote sevmedim.
Google keep biraz basit kaçıyor.

Simplenote var bir tek ama onda da resim ekleme, tablo ekleme falan yok.

Hem web'den giriş yapabileceğim hem de android ve windows app'leri olan not uygulaması var mı bildiğiniz?
0
skr1292
(08.09.25)
Upnote kullanıyorum.
0
put it in your appropriate place
(08.09.25)
Onenote?
0
kobuzchu kiz
(08.09.25)
Notesnook bu özellikleri karşılıyor. Ben de yıllarca Evernote kullanmış ve sonrasında onun yerine geçecek bir uygulama ararken karar kıldım. Tahminen 1.5'den fazladır kullanıyorum. Aralık ayından itibaren de premium sürümüne geçtim. Detaylı incelememi okuyabilirsiniz, sorunuz olursa beklerim.

eksisozluk.com
0
burka
(08.09.25)
(4)

para nasıl biriktiriliyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
kazandığımızı altın mı yapıyoruz yoksa ufak paralarla borsa spekülasyonu yapıp ufak ufak kazançlar + birikimle kar topu gibi mi büyüyoruz?
kazandığımızı altın mı yapıyoruz yoksa ufak paralarla borsa spekülasyonu yapıp ufak ufak kazançlar + birikimle kar topu gibi mi büyüyoruz?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.09.25)
Borsayı bilmiyorum, bir türlü anlayamıyorum. Şahsen dişten tırnaktan artırıp eğlenceden veya belki ihtiyaçlardan kısıp altın yapabilirsem yapıyorum. Olabildiğince borçuz kredisiz yaşamaya çalışıyorum, kredi veya kredi kartı borcum olduysa muhakkak bitirmeye odaklanıyorum. Memur halinle başka türlü olmuyor.
0
muhayyer divan
(01.09.25)
ben altın + bes yapıyorum. borsaya ayıracak zamanım yok sürekli takip edemem, o yüzden bes üzerinden fonlar aracılığıyla borsaya girmiş oluyorum, üstüne bir de devlet katkısı geliyor. altını da gram ya da çeyrek olarak yastık altı biriktirmeye devam.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(01.09.25)
Spekulasyon ufak paralarla ya da para biriktirmek icin yapilabilecek bir sey degil. Tam tersi daha cok parayla, daha riskli, kisa vadeli islemler yapmak demek.
0
ghilleinthemist
(01.09.25)
Size "Paranın Psikolojisi" kitabını öneriyorum. Okuması kolay ve keyifli bir kitaptır, kesinlikle tavsiye ederim. www.kitapyurdu.com
0
burka
(01.09.25)
(16)

Kendini döndüren, kolay zarar ettirmeyen, çok vakit istemeyen iş önerisi

yadigar
Olay:Balta sapı olmamakta direten bir erkek yeğenim var. Anladık ki okumayı da beceremiyor. Babasının işlerine de bulaştırmak istemiyoruz. Hem biz istemiyoruz, hem kendisi istemiyor.Gençliği ziyan olurken bir taraftan, babasının işleri de eskisi kadar iyi değil. Yaşı da ilerliyor, küçülmeye gidecek
Olay:

Balta sapı olmamakta direten bir erkek yeğenim var. Anladık ki okumayı da beceremiyor. Babasının işlerine de bulaştırmak istemiyoruz. Hem biz istemiyoruz, hem kendisi istemiyor.

Gençliği ziyan olurken bir taraftan, babasının işleri de eskisi kadar iyi değil. Yaşı da ilerliyor, küçülmeye gidecek muhtemelen.

Şimdi biz bu oğlana ne tarz bir iş kuralım ki;

1. Günde 7-8 saat ayırması yeterli olsun.
2. Stresi yüksek olmasın.
3. Kendini döndürsün, ayda bir-iki asgari ücret miktarı net kar bıraksa kafi. Bırakmadı mı, zarar etmese de ok.
4. Ticaretten çok anlama gerektirmesin. En kötü, kalifiye bir-iki çalışan ile halledilebilsin. Bu gitsin otursun masasında. Oyun mu oynuyor, dizi mi izliyor, ne yapıyorsa artık...

Yani adamın bir kartviziti olsun, iyi kötü bir uğraşı olsun. Bir müddet bu şekil idare etmeyi başarabilirse, zaten gayrimenkul vereceğiz, kira geliri olacak.

Şimdiden eline yüklü miktar geçsin istemiyoruz. Sorumsuz davranacak çünkü öteki türlü. Ama burnu yerde sürtsün de istemiyoruz. Bir baltaya sap olsun yeter.

Püf nokta şu: Kendisini borç batağına sürükleme ihtimali olan bir şey olmamalı mümkün mertebe. Yani bu tamamen imkansız da, minimum risk diyelim.

İki-Üç milyon gibi bir sermaye ayırmayı düşünüyoruz. Fikir güzel ise arttırılabilir.
0
yadigar
(31.08.25)
bu dediginiz simartmakla paralel basarisizliga sebebiyet verecek bir durum bence. ben olsam ascilik, guvenlik gibi ucretli is garantili kurslara gonderip gerisini kendine birakirdim. hicbir birikimi , egitimi olmayan bir adama 1,2 milyon para vermek = parayi sokaga atmak.
0
buenosdias
(31.08.25)
Buenosdias+1
Mutfak üzerine eğitim aldırıp mezeci açılabilir.
0
strawberry first
(31.08.25)
araba yıkamacı
otopark
emlakçı
0
mantık
(31.08.25)
Abi üç milyonu tecrübesiz bir gence harcayıp pişman olmayacaksanız yapın. Berbat bir çocuk yetiştirilmiş bence. Verin bir yere çalışsın, ama çalışmaz çünkü ailede para var. Abi öyle iş açtım aha kazandırır gibi bir şey yok. Bu çocuk insan yönetmeyi bilmiyorsa olmaz. Müdür koyabilirsiniz işletmeye. Ama bu çocukla yine olmaz bence. Aileden gelen maddi rahatlığı öldürmezseniz iş zor. Ona da kıyamaz velileri. O halde bir adet 20 üzeri odası olan otel alın. Müdür işe alın. Tam bu arkadaşlık bir iş olur.
0
Shepard
(31.08.25)
Kahveci
Çiğ köfteci
Telefoncu
Oto yıkama
Emlak cart curt. Alayıda herhangi bir zanaat içermeyen meslek olduğu için kendini döndürür ama sürdürülemez.
0
mikahakkinen
(31.08.25)
Meziyeti, ihtisasi ne bu gencin, nelerle uğraştı bu yaşına kadar, neye yeteneği var... bunlar önemli ayrıntılar.

Bir de tamam yapın da, temelsiz olur da batirirsa, daha çok başarısızlık suçluluk psikolojisine girecek, yapın ama destek ola ola yapın. Ya da bulabilirseniz kurumsal danışmanlık vb aldırın bir yandan.
0
encokbenisevinnolur
(31.08.25)
Nargile cafe acin cuk oturur gibi geldi nedense
0
Kittie
(31.08.25)
biraz oturduğu yerden yapacağı bir iş olmalı. yani adam çalıştırması şart.
mesela araba yıkama buna iyi örnek kasada durup parayı alacak elemanlara talimat verecek.

fakat bu kişi ne iş verirseniz verin %95 başarısız olacak çünkü batırdığı kendi parası değil.
0
orpheus
(31.08.25)
Diğer yorumlara katılmakla birlikte aklıma depo kiralama işi geldi. Şehir dışı ya da makul bir arsa üzerine prefabrik bir sistem kurulur. Bu çocuk da onun başında durur, gerektiğinde nakliye işlerini yapar. Sanırım tek ihtiyacı olan araç kullanmak ve hamallık yapmak gibi duruyor.

Ben sizin yerinizde olsam bu koşullar altında çocuğa ciddi bir akıl hocası tutar (mümkünse ailenin dışında) ve güzel bir finansal okur-yazarlık eğitimi aldırırdım. Eğer sözünüzü geçirebilir ve bu işin ciddiyetini kavratabilirseniz şöyle 1-2 yıllık süreç sonunda kendi mallarını, mirasını yönetebilecek; büyütmese dahi onu koruyabilecek değerini bilecek birisi olabilir.
0
burka
(31.08.25)
Tekel acin, en temizi. Bakkalda insani bi yan var ama tekelde tam sapsizligiyla iyi oturur. Havali da is.
0
klassno
(01.09.25)
Servis alın, mhtemelen araba sürmeyi de seviyordur, sabah akşam araba sürsün.

Okul değil de iş yeri servisi.

Yabancı dili varsa vito alıp havalimanı transfer işi gibi işler olabilir.

Tır soforu olup yurt dışına giderse o da severse olabilir, 8-9 saatten fazla tır süremez zaten avrupada.
0
liberal
(01.09.25)
Burnu sürtmeyecekse sermaye düşük geldi bana. Demirbaş, mal ve çalışan gibi işletme sermayesinin hepsini karşılaması zor gözüküyor. Kafe gibi işler belki karakterine uygun olabilir ama yüksek sermaye, yüksek risk ve sorumluluk gerektiriyor. Çevreye göre ajans işleri olabilir. Bütçe çok aşılmaz ama çalışan daha masraflı olacağı için satış baskısı ve stres olur. Bence mevcut bilgilerle servis/nakliyat gibi işler olabilir. Yine daha çok sermaye gerektiriyor ama en azından daha düşük riskli, yani araca yatırılmış olunur. Babanın ve çevrenin bilgi ve iş açısından destek olabileceği sektörler ve kişinin karakteri (belki de severek ilgileneceği işler) de çok önemli.
0
osssy
(01.09.25)
En iyisi mahalledeki bim'de a101'de falan çalışsın. Ticaret şu ortamda zaten riskli ve bu kişinin hiç tecrübesi yok.

Eşe dosta haber salın iş arıyoruz diyerekten en kötü maaşlı iş karambole girilecek ticaretten iyidir.
0
runaway
(01.09.25)
burnu sürtmesi gerekirken hala sırtını sıvazladığınız birinin yapacağı işte verimli olmasını beklemek fazla hayalcilik kusura bakmayın. kendi işi olacak ama günde 7-8 saat ayırsa yeterli olsun stresi olmasın falan. e verin gayrimenkulu takılsın zaten neden uğraşıyorsunuz ki.
0
bay b
(01.09.25)
Tezgahtarlık öğrensin , bu arada hobisini bulsun ,
Hobisinden para kazanamazsa ( sevdiği şeylerden ) bırakıın kendi haline .
Yani öyle bahsetmiştiniz ki bu arkadaş yaptığı işte iki senet biz sözleşme imzalasa ( hatalı iş ) zaten dönüşü olma .
Bir arkadaşın çocuğu batırdı , çocuğa kızdılar , aklı başında biri dedi ki ulen bu batırma mı , bu çocuk 3 senede zaten bu parayı yerdi , atıyorum ( 36* 50.000 ) gibi bir rakamdı ) başka borcu yoksa normal demişti .
0
dunyatuhaf
(01.09.25)
bırakın milletin çocuğunu adam etmeye de çalışmayın parası var batıracak size ne aga yani ilk defa sizden duymuyorlardır herhalde bu adam etme fikirlerini.

neyse

çerez işi. tek yapması gerek ürünleri taze tutmak. bu, bu kadar.
kırtasiye. eski kafa bir iş. yerine, çevrenize çok bağlı.
çok para varsa kuyumcu. batırmayı başarırsa yatırın sikin.
çiçekçi. batırmayı başarırsa yatırın sikin. biraz dinlenin tekrar sikin.
0
Efoody
(03.09.25)
(5)

Diyelim ki piyangoyu kazandiniz ve harcamaniz icin

lapaz
1 yiliniz var. 1 yildan sonra kafaniza sikip olceksiniz. Nasil harcardiniz?
1 yiliniz var. 1 yildan sonra kafaniza sikip olceksiniz. Nasil harcardiniz?
0
lapaz
(25.08.25)
Millete verirdim. Bana yaramıyor, başkasına yarasın. 1 sene bana idare edecek kısmını ayırır, kalanını dağıtırım
0
luluki
(25.08.25)
1 yıl harcayabildiğim kadarını harcardım geri kalanının son günümde yakardım.
veya geri kalanını soğuk cüzdana koyar okyanusa atardım
0
my fault
(25.08.25)
bir yıl sonra kesin olarak ölüyorsak, başka seçeneğimiz yoksa ben açıkçası kumar-alkol-uyuşturucu batağına saplanırdım. geleceğimi veya sağlığımı düşünmeme gerek olmayacak sonuçta. aslında dünyayı gezme fikri fena gelmiyor kulağa ama kısa süre sonra öleceğim için muhtemelen tamamen anlık zevklere ağırlık verirdim, tanışacağım hiçbir insanın ya da gördüğüm hiçbir yerin uzun vadede "benimle" kalamayacağını bilmek muhtemelen bu tür işlere olan hevesimi tamamen köreltirdi.

tabii tüm bunları parayı kimseye bırakamayacağım, hepsini benim harcayıp bitirmem gerektiği varsayımıyla yazdım. başkalarına bırakabiliyorsak eğer anneme ve kardeşlerime bırakırdım, kumarla uyuşturucudan kısabiliriz o durumda.

harcayamadığımız para bir yılın sonunda yok edilecek veya geri alınacaksa da zararı yok ölüyom zaten bana ne.
0
der meister
(25.08.25)
çocuğuma bırakabiliyor muyum? yoksa biz ölünce yememişsek para da gidiyor mu?

öyleyse bile yettiği kadar bi ev alırım, ölünce oğluma kalsın.
0
kibritsuyu
(25.08.25)
Benjamin Franklin gibi bir fon oluştururdum.
0
burka
(25.08.25)
(9)

Bencil olmak hayirli bir özellik degil mi ?

feastofthedamned
Neden ayipmis, günahmis, ahlaksizlikmis gibi kabul görür ki bu durum anlamam.insanin en büyük hayri yine kendisinedir, kisinin kendisini düsünmesi neden kötü bir sey olarak algilaniyor ?
Neden ayipmis, günahmis, ahlaksizlikmis gibi kabul görür ki bu durum anlamam.

insanin en büyük hayri yine kendisinedir, kisinin kendisini düsünmesi neden kötü bir sey olarak algilaniyor ?
0
feastofthedamned
(23.08.25)
İnsanın kendini düşünmesi ile sürekli kendini düşünmesi, başkalarının hakkını gaspederek kendi öncelik ve çıkarlarını gözetmesi farklı şeyler.

Bence de bir insanın sürekli kendinden feragat ederek, tüketerek başka insanlara öncelik vermesi doğru değil. Bu açıdan insanın "bencil" olması gerektiğini düşünüyorum. Doğru bir denge kurulduğunda sağlıklı olan bu gibi geliyor bana.
0
burka
(23.08.25)
bencilliği nasıl tanımladığımızla ilgili bu.

önce ben, hep ben, ille de ben deyip başkalarını düşünmemek başka.
başkalarının hakkını yemeden kendini düşünmek başka.

bencillik ne kadarsa diğerkamlık da kötü.
biz bencilliği öcüleştiriyoruz ama diğerkamlığın kişiye zarar verebileceğini düşünmüyoruz.

her şeyde olduğu gibi burada da denge önemli.
ne diğerkam yaşayabiliriz ne de bencilce.
sağlıklı bencilliği benimsemek lazım.
başkasına zarar vermeden kendini öncelemek. "önce can sonra canan" meselesi.
0
biseysorcaktim
(23.08.25)
Bencillik ile haysiyet/vakar birbirine karıştırılıyor.

Haysiyet/vakar iyidir, bencillik kötüdür. Yani eski ifadelere göre. Çünkü eski ifadelerdeki bencillik bugünkü narsisizme denk gelir, hiç değilse çok büyük nir ben merkezciliktir. Halbuki haysiyet insanlık/vakar onurudur, şereftir, hayatın içinde zaten bir yer edinmişliktir, kabul edilmişliktir. Diğerinde kabul görme kaygısı vardır, kendini kabul edememiş, kendi içine sinememiş, dünyaya köklenememiştir. Vakar sahibi insanın kendine saygısı olur, sevgisi olur, kendine sadakati olur, bütün bunların üzerine koyar her türlü ilişkileri.

Bencillerde yani ben merkezcilerde özsaygı özsevgi çok eksiktir, hep başkalarından beklerler. Kendilerini başkalarının gözünden değerlendirirler ve dünyayla kavgaları da bu merkezdedir. Onun için eskiden bencil kelimesiyle anlatılan anlam kötü görülüyor.

Senin dediğin "insan zaten her şeyi kendisi için yapar"ın kelime karşılığı haysiyet, vakar, şeref, bazen itibardır.
0
muhayyer divan
(23.08.25)
(bkz: tabi lan manyak mısın)

Bencillik, insanın varacağı en üst mertebedir. Bencil insan kâmil insandır. Bilgeliğin şahikası, ahlâkın zirvesş, terakkinin doruğudur bencillik.
0
yadigar
(23.08.25)
@muhayyer divan +1
0
encokbenisevinnolur
(23.08.25)
bencillik toplumun ortak menfaatlerinin katilidir. bu çürümüş toplumda bencil olmanın faydalarını sayın desem, herkes sayfalarca yazar. çürük bir düzenin içinde müthiş bir şey olarak görülen bir özellik, nasıl güzel bir şey olabilir ki?
0
her giriste sifresini unutan adam
(23.08.25)
@unutan adam,

Her hiyarim var diyene tuzlukla kosmanin da toplumda ne kadar zarara yol açtigini her gün görüyoruz ama. Dolandiricilar ve sarlatanlar cirit atiyor.
0
🌸feastofthedamned
(23.08.25)
Herkes bencil olduğumu söyler. Ben faydasini görmedim desem yalan olur.
0
sonsuz
(24.08.25)
benim anladığım şekliyle bencillik, başkasını hiç düşünmeden, başkalarına kötü şeyler olacak olsa bile sadece ve sadece kendinizi düşünmenizdir.
0
co2s2
(24.08.25)
(14)

Masa Lambam nasıl olmuş?

emfuzi
3d olarak ürettiğim masa lambası hakkında yorumlarınızı merak ettim. :)https://hizliresim.com/tnqtxh8https://hizliresim.com/fqo8c11video link: https://www.instagram.com/stories/trockrc/3704801187529446075?utm_source=ig_story_item_share&igsh=aXN1cTN4a3oxM21h
3d olarak ürettiğim masa lambası hakkında yorumlarınızı merak ettim. :)

hizliresim.com
hizliresim.com
video link: www.instagram.com
0
emfuzi
(22.08.25)
haha çok beğendim. güle güle kullanın.
0
elorelia
(22.08.25)
Harika.
Fikir özgünse yaratıcılığına şapka çıkarılır.
0
Mirket
(22.08.25)
baya iyi nerden satın alabiliriz :d
0
jelly bear
(22.08.25)
teşekkürler güzel yorumlar için,

çinli bir tasarımcının hobi kullanımı için paylaştığı bir çizim dosyası bu aslında. üzerindeki logolar ve görünmeyen yerlerinde bazı teknik ufak tefek eklemeler yaptım ben, geri kalanı tamamen 3d baskı teknolojisi ve biraz teknik beceri işte.
0
🌸emfuzi
(22.08.25)
Güzel olmuş, bir mimarlık ofisi için çok uygun görünüyor.
0
burka
(22.08.25)
Çok beğendim <3
0
kullanicadi
(22.08.25)
Super. Kepce gibi :)

Merak ettigim: Malzemesi ne oluyor? Parcalarin birlesimi nasil oluyor?
0
ermanen
(22.08.25)
@ermanen, teşekkürler,

malzemesi PLA filament, organik olduğu söyleniyor, insan sağlığına ve çevreye zararı olmayan bir hammadde.
0
🌸emfuzi
(22.08.25)
Elinize sağlık çok şık duruyor. Bir öneride bulunayım, pla'nın ısı dayanımı çok kötü, ben olsam led'in takıldığı yeri abs ile basardım.
0
kimlanbu
(22.08.25)
@kimlanbu teşekkürler, üzerindeki led ısınma yapmayan hazır bir led kiti, bambulab'ın kendi kiti. ama dediğinizde haklısınız, farklı bir led sistemi olursa ısınacağından ötürü ABS veya petg ht gibi yüksek ısıya karşı daha dayanımlı malzemeler kullanmak gerekirdi.
0
🌸emfuzi
(22.08.25)
Yaratıcı. Güzel.
0
Another day in paradise
(22.08.25)
Çok tatlı. Yaratıcılığın ve ilgi alanının kombinasyonu olmuş.
0
Amaranta ursula
(22.08.25)
Elinize sağlık, çok güzel ve orjinal olmuş. Üstelik bence harika bir hediye fikri.
Erkek çocuklarına, mimar, inşaat mühendisi olanlara... Ay imkanım olsa alır dağıtır dururum hediye diye. Öyle sevdim.
0
strawberry first
(22.08.25)
Ben de begendim sevimli bi sey. Eline saglik
0
Kittie
(22.08.25)
(6)

Anime önerin

?
Sevdiklerim:Legend of the galactic heroesAttack on titanMonsterPyscho-passSamurai champlooRurouni kenshinErasedSteins GatesCowboy bebopErgo proxyBilimkurgu severim. Psikolojik/toplumsal temaları içeren, epik hikayeler (samuray, tarih) barındıran animeleri de seviyorum. Fantastik güçler, liseli tiple
Sevdiklerim:

Legend of the galactic heroes
Attack on titan
Monster
Pyscho-pass
Samurai champloo
Rurouni kenshin
Erased
Steins Gates
Cowboy bebop
Ergo proxy

Bilimkurgu severim. Psikolojik/toplumsal temaları içeren, epik hikayeler (samuray, tarih) barındıran animeleri de seviyorum. Fantastik güçler, liseli tipler fazla ilgimi çekmiyor. Frieren, Hunter hunter gibi animelerde karakterleri sevsem de uzun süre izleyemedim mesela. Milyon bölümü olmayan kaliteli anime önerilerinize talibim.
0
?
(16.08.25)
Anime zevklerimiz çok benziyor, size aşağıdaki animeleri tavsiye ediyorum.

Afro Samurai
Afro Samuria:Resurrection
0
burka
(16.08.25)
Claymore
Samurai Seven
Mushi-shi
0
encokbenisevinnolur
(16.08.25)
Kino No tabi
0
glamdr1ng
(17.08.25)
Shinsekai yori
Zankyou no terror

Kino No tabinin eskisi bu arada. Editleyemiyorum
0
glamdr1ng
(17.08.25)
Cevaplar için teşekkür ederim. Claymore ve Zankyou no terror izlendi. Diğerlerine bakacağım.
0
🌸?
(17.08.25)
steins gate yazmaya gelmiştim
0
edaddy
(18.08.25)
(2)

Diş beyazlatma

passione
Merhaba. Diş beyazlatma işlemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yaptırıp memnun kalan var mı, önerebileceğiniz bir diş hekimi? İşlemin çok ağrılı sızılı olduğunu söyleyenler var, değmez diyenler de. Dişlerim aşırı sarı değil ama beyaz da değil, bu durumu macunlar ile de düzeltemedim kalıcı çözüm sağlamıy
Merhaba.
Diş beyazlatma işlemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Yaptırıp memnun kalan var mı, önerebileceğiniz bir diş hekimi?
İşlemin çok ağrılı sızılı olduğunu söyleyenler var, değmez diyenler de. Dişlerim aşırı sarı değil ama beyaz da değil, bu durumu macunlar ile de düzeltemedim kalıcı çözüm sağlamıyor. Çay kahve tüketen biriyim, ama salt onunla ilgili olduğunu düşünmüyorum, genetik olabilir. Önerilere açığım, şimdiden teşekkürler.
0
passione
(16.08.25)
üsküdar'da bilge odabaşı var, ona yaptırdım. tavisye.
0
ahmet oturum cerezi
(16.08.25)
Diş rengi zaten beyaz değildir, doğal rengi sarı-beyaz arasıdır. Eğer dişlerinizde zamanla biriken (çay,kahve, sigara vb. sebepli) lekeler varsa beyazlatma yerine temizletme daha uygun olabilir.

Ayrıca estetik görünsün diye diş minesine etkisi de söz konusu. Aslında ağız bakımı o kadar komplike bir şey değil. Düzenli fırçalama (günde 2 kez), dişler kadar dil ve diş etlerini de temizlemek, diş ipi kullanımı ile diş aralarını temizlemek. Geriye de yenilen gıdalar giriyor zaten. Şekersiz gıdalar tüketirseniz sizden güzeli yok :)
0
burka
(16.08.25)
(6)

Kafamda Deli Sorular - 3 / Kapitalizm Olmasa Bu Gelişmişlik Olmaz Mıydı?

burka
Kafamda Deli Sorular-1: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610416/kafamda-deli-sorular-1Kafamda Deli Sorular-2: https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610496/kafamda-deli-sorular-2SelamlarSahip olduğumuz konfor, imkanlar, teknoloji ve gelişmişlik düzeyinin temelinde kapitalizm mi var? Bu kriterleri açık
Kafamda Deli Sorular-1: www.eksiduyuru.com
Kafamda Deli Sorular-2: www.eksiduyuru.com

Selamlar

Sahip olduğumuz konfor, imkanlar, teknoloji ve gelişmişlik düzeyinin temelinde kapitalizm mi var? Bu kriterleri açıklayayım ki netlik kazansın, çünkü yanlış bir noktadan bakıyor olabilirim:

Konfor: Örneğin evler, ısıtma-soğutma sistemleri, bireysel ulaşım (araba, uçak gibi.), giyim ve moda sektörü gibi şeyler. Belki bundan 100 yıl önce çok zengin insanların bile elde edemeyeceği şeylerdi çünkü yoktu.

İmkanlar: Sıradan bir insan evinde su, elektrik sahibi. Sokağa çıktığında bir markete girip dünyanın her yerinden gelmiş ürünleri satın alabilir. Hatta dilerse neredeyse istediği her şeyi evine kadar getirtebilir.

Teknoloji: Sıradan bir vatandaşın elinde belki zamanında dini kitaplarda geçen mucizelerden çok daha gelişmiş cihazlar var :) Cep telefonu, tablet, bilgisyar, internet adına ne derseniz. Günümüzde sahip olduğumuz bu teknolojik imkanlar. Tam olarak Arthur C. Clarke'ın dediği gibi "Yeterince gelişmiş bir teknoloji büyüden ayırt edilemez" seviyesindeyiz. Bu ürünlerin pek çoğunu bırak nasıl çalıştığını anlamayı kullanmayı bile beceremediğimiz oluyor.

Steam, Netflix, Amazon, Google vb. vb. vb. bu düzeyde bir gelişmişliğin (refah demiyorum o göreceli) sebebi kapitalist sistem mi? Mesela alternatif bir yönetime sahip (sosyalizm, anarşizm, x, y, adını siz koyun) ve yüksek refah düzeyinde bir toplum olsa benzeri gelişmeler yaşanır mıydı?
0
burka
(15.08.25)
@arbre

Teşekkürler. Haklısın, borçluyuz borçlu olmasına da her bilim insanı her koşulda üretken olamıyor. Mesela Nikola Tesla Sırp ama üretimini Amerika'da verebilmiş. Ya da geçenlerde Ekşişeyler'de okuduğum bir başka bilimadamı. Sanırım roket biliminin kurucusu olan, bu düzeyde bir insan ama yıllarca Sovyet çalışma kamplarında işkence görüyor.

Ayrıca bir başka noktada görüşünüzü merak ediyorum. Sizce gece gündüz çalışma motivasyonu nasıl bir şey? Örneğin bilim, sanat, spor vb. alanda sadece doğuştan yetenekli, potansiyele sahip olmak yetmiyor bunun üzerine davranışsal olarak da (çalışma azmi, motivasyon, disiplin vb.) ortalamanın üzerinde hatta uçlarda olmak gerekli diye düşünüyorum. Bu insanlar nasıl yaşamlarını adayacak şekilde kendilerini adayabiliyorlar? Acaba bu düzeyde odaklanma, çalışma arzusu da yetenek kadar nadir bir karakteristik özellik mi?
0
🌸burka
(15.08.25)
büyük oranda rekabete borçuyuz ve evet kapitalizmin teknolojinin gelişmesinde ve genele yayılmasında çok çok olumlu etkileri mevcut. farklı alanlardaki problemlerine değinmeyelim ama kapitalizm/liberalizm rekabetin gücünü ortaya çıkardı, bu bağlamda insalık da kendini çok ileri götürdü. sosyalizmle bunun bu kadar hızlı ve yıkıcı teknolijlerle olma ihitmali yoktu. bir teknolojinin sadece gelişmesi değil, kitlelere yayılması da o sistemin daha ileriye götürülmesi için çok gerekli. sosyalizmle yönetilen ülkeler standart ürünler üretmek ve herkese aynı malı dağıtmak durumunda. sovyetlerde televizyon için bile 2 sene sıra bekliyorlardı. ama kapitalizm size paranıza göre çok daha iyi ürüne çok daha hızlı ulaşmanızı sağlıyor. ya da üretici çok daha iyi bir ürün yapıp çok daha iyi para kazanabileceği bir sistem ortaya çıkarıyor.

insan sömürüsü vs gibi taraflar ayrı konular. ama sorunuza şahsi yanıtım, kapitalizmsiz bu teknolojik refaha ulaşamazdık. bazısı buna gerek olmadığını söylese de inanslığın bu anlamda geldiği nokta şok edici. evet olumsuz tarafları da çok fazla ama toplumları averaj olarak yukarı çıkardığı da bir gerçek.
0
awlmi
(15.08.25)
Gelişmişlik dediğin, önce bir şeye ihtiyacın olduğuna inandirip.sonra uygun şartları yaratıp sonra sana onu satmak.

Uygun yalıtımla yapılmış evlerde otursak, yeşillik vs ona göre düzenlenmis olsa klima, vantilatör vs ihtiyaç duyulacagini zannetmiyorum bu kadar.

Bugün yapılan birçok şeyin teknolojik olmayan ve aynı işlevi gören versiyonlarının geçmişte örnekleri var. Teknoloji dediğin bu örnekleri kötüleyip gelismemis gosterip sonra sana allanip pullanmis ve masraflı versiyonunu satmak demek.
0
encokbenisevinnolur
(15.08.25)
ulaştığımız teknolojiye bak, bir de kendi elinin temas ettiklerine bak. sence denge nerede? eline değen şeyler mucize falan değil; bunlar, çok daha büyük teknolojilerin sömürge düzeninde silaha dönüştürülmüş, merkezileştirilmiş ve sana sadece tüketici versiyonu satılmış halleri. her şey centralized. cebimizdeki parayı almanın yolları, biz doğmadan önce döşendi.

tarihsel olarak da böyle: sanayi devriminden bugüne teknolojik atılımlar, öncelikle askeri ve jeopolitik üstünlük için geliştirildi. örneğin GPS, başlangıçta tamamen Amerikan ordusunun kullanımındaydı; sivil kullanıma açılması 1980’lerin ortasında, üstelik hassasiyeti kısıtlanarak oldu. akıllı telefon dediğin, bugün kamerayla çocuk videosu çektiğin cihaz, esasen soğuk savaş döneminde geliştirilen uydu, mikroçip ve şifreleme teknolojilerinin sivil pazara sürülmüş versiyonu. sana satılan, onların askerî üstünlük kurmak için geliştirdiği teknolojinin kırpılmış bir “ürünü”.

yaratılan ihtiyaç illüzyonu bunun en bilinen yöntemlerinden biri. 2. dünya savaşı’ndan sonra ABD’nin elinde tonlarca MRE (askeri hazır yemek) stoğu kaldı. bunları eritmek ve devamlı satmak için pazarlama devleri devreye sokuldu. bizim gibi ülkelerde henüz “kahvaltı” diye bugünkü anlamda bir kültür bile yokken, paketlenmiş tahıl gevreği markaları çıkarıldı. (burada çekeceğim tepkinin farkındayım tabii ki de kahvaltı vardı fakat kahvaltı etmeyen nüfus daha kalabalıktı. evet kahvaltı sınıfsaldı ve akrabalarınıza sorun bana anlattırmayın. kitaplardaki ve filmlerdeki insanlar kahvaltı ediyordu. iki nesil öncemizde günde 2 öğün yenirdi. belki de sırf bu 'artistlere' özenen insanlardan dolayı Nestle birçok iş başarmıştır) “günde 3 öğün yemek sağlıklıdır” algısı tıpkı “sigara sağlıklıdır” dönemindeki gibi doktorlara para ödenerek yaygınlaştırıldı. insanlar, önceden hiç ihtiyaç duymadıkları bir şeyi, zorunlu sanmaya başladı. bu yalnızca beslenmede değil, elektronik, moda, otomotiv dahil her sektörde aynı formülle işledi: önce “yoksunluk” algısı yarat, sonra çözüm olarak kendi ürününü sat.

demokratik erişim meselesine gelince… uzay çağında yaşıyoruz diye sevinmenin anlamı yok, çünkü o çağa “girebilen” isimler belli: Jeff Bezos, Elon Musk, Katy Perry gibi figürler, turistik veya şov amaçlı gidip geliyor. biz üçüncü dünya ülkelerinde, uzay çağının ancak faturasını ödeyen tarafıyız. uzayla ilişkimiz, kendi üniversitelerimizde yetiştirdiğimiz genç beyinlerin başka ülkelere göç etmesi ve onların projelerine katılması üzerinden yürüyor. yarın öbür gün Ay’dan ya da asteroidlerden çıkarılacak madenler, insanlığa hizmet için değil, o madeni kontrol eden şirketlerin kârı için kullanılacak. bu düzen böyle giderse, gelecek nesiller, kaynakları tükenmiş bir gezegende, uzayın getirdiği avantajlara yalnızca bir avuç şirketin ve ülkenin erişebildiği bir yaşam sürecek.

benim “mucize falan yok” demem, umutsuz olduğumdan değil. hâlâ umutluyum. ama mevcut düzenin bizi getirdiği yer, kimsenin fark etmesine izin verilmediği için bu noktada. yüzyıllarca sömürülmüş ülkelerin ve sınıfların emeğiyle üretilmiş şeylerin, yine onlardan esirgenmesi artık bitmeli. bunun için sınıfsal farkındalık şart. bu yazıyı da bu yüzden yazıyorum: çünkü teknolojiye erişim hakkı, yalnızca parası olanın değil, emeği geçenin de olmalı.
0
Etanglement
(15.08.25)
- Sahip olduğumuz konfor, imkanlar, teknoloji ve gelişmişlik düzeyinin temelinde kapitalizm mi var?
-- evet

-..bu düzeyde bir gelişmişliğin (refah demiyorum o göreceli) sebebi kapitalist sistem mi?
-- evet

- Mesela alternatif bir yönetime sahip bir toplum olsa benzeri gelişmeler yaşanır mıydı?
-- hayır


----
soruların cevapları böyle.
ama tek kelime ile yanıt vermek şaka olur.
bugünkü teknolojik ve konfor düzeyimizin büyük kısmı kapitalist sistemin yarattığı rekabet ortamından doğdu. sermaye birikimi dev ar-ge yatırımlarına imkan sağladı.

kapitalizm olmasa idi bu kadar gelişmiş olmazdık da bu kadar gelişmiş olmaya ihtiyacımız var mıydı? hiç sanmıyorum. bu gelişmişlik hayatı kolaylaştırmanın çok daha ötesinde bir sürü sorun getirdi. en büyük sorun da dünyanın tükeniyor olması. artık dünya kendini yenileyemeyecek bir hızla tükeniyor. alışverişlerimiz, iletişim ve ulaşım hızımız, tek tıkla yemek söyleyebilme ya da ertesi gün evinde şeklindeki kargoların maliyetini sadece para olarak düşünüyoruz ama ötesinde ciddi bir hesaplanamaz maliyet var.

teknoloji geliştiği için bir sürü hastalıktan kurtulduk. önceden kolu kırılan bir insan bile hayatını ciddi şekilde engelli yaşıyordu belki ya da bir tanecik hapla geçecek bir rahatsızlık yüzünden hayatını kaybediyordu. onlar artık olmuyor. böyle şeyler olumlu. ama öte yandan eskiden olmayan bir sürü başka hastalıklarımız var. bu durum sadece "eskiden bilimsel yöntemler yeterli değildi ve teşhis koyulamadı" şeklinde basite indirgenemez.

teknolojik ilerleme ve gelişmişlik bize konforla birlikte bir sürü dert getirdi.

demiyorum ki ortaçağ'daki gibi yaşayalım, ama sahip olduğumuz gelişmişlik bizi mutlu etmiyor.

Steam, Netflix, Amazon, Google... bunlar olmasa da hayat geçer. pek azı hayati şeyler sağlıyor bize, varlıklarını bildiğimizden yokluğuna dair alternatifleri düşünmek istemiyoruz belki. ama bunlar olmasaydı da güzel güzel yaşardık. kapitalizm olmasa idi rekabet olmayacağı için bunlar olmayacaktı. bunlar yerine hükümetlerin ve devletlerin propagandalarını yapan aygıtlar olacaktı. ama bi dakka onlar şuanda da var. kapitalizm ve rekabet o yöndeki bir tekelliği ortadan kaldırmadı.

soğuk savaş döneminde bir sürü teknolojik yenilik yapıldı. keza öncesinde dünya savaşlarında yine devlet eliyle çok fazla bilimsel ilerleme kaydedildi. bunlar kapitalizm değil, devletin yaptığı işlerdi. yukarıda yazdıklarımı inkar eder gibi olacağım ama kapitalizm etkisi olmadan da çok şey yapıldı. internet ve gps mesela. askeri amaçlarla ortaya çıktı.

ama bu çıkan teknolojilerin bizim yaşam konforumuzu arttırması ve ulaşılabilir olması kapitalizm sayesinde oldu. yoksa belki hala internete erişemeyecek ya da gps'i telefonlarımıza kadar kullanamayacaktık.
0
biseysorcaktim
(15.08.25)
@awlmi
Teşekkürler. Peki kapitalizmin bu gelişmeyi tetiklemesinde sebep nedir? Parayı ve serveti merkezine koyup ne pahasına olursa olsun büyüme hırsı mı? Kapitalizm dışında başka bir yönetim ile bu mümkün olamaz mıydı?

@encokbenisevinnolur
Bu açıdan bakınca doğru. Teknolojik gelişmeyi bir yana koyarsak bazı insani sorunlar (örneğin, ısıtma, soğutma vb.) çok daha makul ve nihai şekilde çözümlenebilirdi gibi geliyor bana da. Peki nüfus artışı da kapitalizmin bir yan etkisi mi sizce?

@Etanglement
Katılıyorum. Teknoloji ve gelişmenin ortaya çıkması için bir amaç lazım. İnsanoğlunun bildiği ne büyük motivasyon da gördüğüm kadarıyla savaş ve çatışma. Haliyle de gelişimlerin çıkış noktası bu motivasyon oluyor. Sonrasında faydasının anlaşıldığı, sektöre dönüşebildiği noktada insanlığın kullanımına sunuluyor. Örneğin internet, GPS gibi teknolojiler. Zaten sanırım savaş motivasyonu dışında bir gelişim motivasyonu olsaydı dünya çok daha farklı bir yer olurdu. Örneğin ülkelerin "Beyler, Asya'da geri dönüşüm alanında çok büyük gelişmeler yaşanmış. Biz de onları yakalayım, hatta geçelim" gibi bir rekabet ya da "Lan! Arkeolojik araştırmaları çok kolaylaştıran bir tarama sistemi icat edilmiş! Sikerler, biz daha iyisini yapıp tarih araştırlamaları alanında bayrağı kimseye kaptırmamalıyız" gibi amaçlarla yarıştıklarını düşünsene...?

Uzay yarışında takılan zenginler, şirketler için de dünya bir oyun alanından farksız. Emeği geçme kısmı hak vermekle birlikte çok muallak bir konu. Öncelikle burada ne tür bir "emekten" söz ediyoruz. Teknolojinin paylaşılmasındaki emek zihinsel emek temelinde. Mesela Şili dünyanın en büyük Lityum madenlerine sahip diye "En gelişmiş enerji depolama teknolojisi bizim hakkımız" diyebilir mi? Ya da Arap ülkelerinde petrol sayesinde elde edilen zenginlik. Bunlar rastlantı, şayet doğal kaynaklar denk gelmeseydi bu ülkelerde dediğimiz sektörlerden söz edemezdik. Bu arada evet, pazarlama ve şirketlerin toplumu dizayn etmesi şaşırtıcı. Milyon milyar insanlar adeta kukla gibi oynatılıyoruz. Belki de toplumsal olmasa da bireysel olarak biraz nefes alıp, soluklanıp özümüze dönmemiz gereklidir. Büyük, radikal değişimlerden söz etmiyorum ama gündelik yaşamın koşturması bana olağandışı geliyor. Biraz farkındalık gerekli galiba.

@arbre
Elbette merak, keşif duygusu ve tutku gerekli. Ama galiba ben bu düzeyde, ömrü verecek, gece gündüz çalışacak düzeyde bir insan olmadığımdan o düzeydeki insanların çalışmalarını, motivasyonlarını pek anlayamıyorum.

@biseysorcaktim
Evet katılıyorum. Teknolojik ilerleme, bilimsel gelişmeler insanlık adına pek çok kazanım sağladı ancak bunları toplum yönetimi, medeniyet gelişimi için kullanamadığımızı düşünüyorum. Örneğin dediğiniz gibi bugün Çin'den ıvır zıvır pek çok şeyi kapımıza kadar getirtiyoruz. Bu işin arkasındaki Çin üretimini, çalışan insanları, lojistik ağını, harcanan enerjiyi ve tüm bunların ihtiyacımız bile olmayan bir parça uyduruk ürün için olduğunu gözden kaçırıyoruz. Resmen imparatorların sahip olmadığı imkanlara koltuğumuzda otururken sahibiz, bu resmen çılgınlık. Bir şeyin yapılabiliyor olması yapılması anlamına gelmemeli...

Gelişmişlik mutlu etmiyor çünkü tatmin olmuyoruz, doğumsuzluk bir norma evrildi. Sağlıklı olmayan bir sistemin yan etkileri de bunlar işte. Yeni sağlık sorunlarının başında da psikolojik sıkıntılar geliyor ki biz bunları resmen kendimiz yarattık. Yoksa tıp ve sağlık bilimi keşfettikçe çözümünü bulduğu sorunların üzerini tek tek çiziyor. Ama bu bizi daha sağlıklı hale getirmiyor işte.

Steam, Amazon, Netflix kısmı galiba doğru. Bu tür eğlence imkanları yokken de çok güzel filmler, animasyonlar pekala yapılıyordu. Spor müsabakaları, TV yarışma programları vb. vardı. Daha da ötesi kahvehanede kağıt oynamak bile aslında sosyalleşmek ve eğlenmek için yeterliydi ki hala daha öyle. Biz şimdi "Yav bu streaming platformlar yokken ne yapıyorduk" diyoruz ama pekala da gayet keyifli vakit geçiriyorduk. Ben şu 2025 hala kutu oyunu oynamaktan acayip keyif alıyorum. Demek ki bazı şeyleri "ihtiyaç" haline getirip fazla abartıyoruz. Yarın bir gün sanal gerçeklik gelip tek bir gözlük ile Matrix gibi dilediğimiz simülasyonda istediğimizi yapabildiğimiz zaman da herhalde "Lan VR olmadan neymiş o eskiden ya. Ekran karşısında oyun oynuyormuş millet, tabletten dizi izliyorlarmış lan düşünsene! Şimdi kendime özel sinema salonumda bana özel çekilmiş bir filmi izliyorum. Amma sıkıcı günlermiş" diyeceğiz.

Güzel bir beyin fırtınası oluyor, peki kapitalizm insanların yaratıcılık ve kendini ifade etmesini destekliyor mu? Bazı toplumlara (ABD, Japonya, Avrupa vb.) zaman ve imkan yarattığı gerçek. Bu refahın karşılığı sanat, dijital oyunlar vb. hayalgücünün rahatlıkla filizlenebildiği bir ortama imkan tanıyor mu sizce?
0
🌸burka
(16.08.25)
(3)

Kafamda Deli Sorular - 2 / Bir Sektörün Global Endüstri Olması ?

burka
Kafamda Deli Sorular-1:https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1610416/kafamda-deli-sorular-1SelamlarBir sektörün endüstri düzeyinde gelişmesi, global ölçekte büyümesi aklın alabileceğinin dışında değil mi? (zira benim aklım pek almıyor da... :) Mesela gıda, enerji, ulaşım, otomotiv vb. Milyonlarca, milya
Kafamda Deli Sorular-1:www.eksiduyuru.com

Selamlar

Bir sektörün endüstri düzeyinde gelişmesi, global ölçekte büyümesi aklın alabileceğinin dışında değil mi? (zira benim aklım pek almıyor da... :)

Mesela gıda, enerji, ulaşım, otomotiv vb. Milyonlarca, milyarlarca insanı doyuracak gıdaları üretebiliyoruz. Akla gelmeyecek yiyecek-içecek ürünleri türetip (ne bileyim türüf mantarlı pesto sosu) bunları 7/24 market raflarına temin edebiliyor, pazar filan yaratabiliyoruz. Dünyanın bir ucuna sürekli taşıyıp ikame edebiliyoruz.

Ya da enerji sektörü; petrol, elektrik vb. İnsanoğlu bunca işin altından nasıl kalkmış?

Hele de taşımacılık, kargo. Bugün adını bilmediğimiz yerlerden bize 2 günde katalogdan ürün geliyor. Haritada rastgele parmağımızı koyup "Dur lan bir de şuraya gideyim" diyebiliyoruz. Bu resmen muazzam bir lüks, konfor değil mi?

Öte yandan bu gelişimin olmaması için bir sürü sebep varken (çözülmesi gereken sorunlar, istikrar vb.) o noktaya varmışız. Böyle şeyleri nasıl becerebiliyoruz insanoğlu olarak? Savaşsız zamanı geçmeyen Ortadoğu'da petrol endüstrisi kurulabilmiş mesela. Ya da habire sürtüşen Çin-Amerika; koca ülke bütün dünyaya ürettiklerini (kibrit çöpünden, oyun konsoluna) tıkır tıkır gönderebiliyor.

Siz ne düşüyorsunuz?
0
burka
(13.08.25)
ticaret dünyanın en eski geleneklerdinden birisidir. su yatağında durmaz her yerde bir şekilde ticaret kendi kurallarını yaratı gelişir. hapiste bile bir şeyler karşılığında bir şeyler takas edilir. hiç bir şeyi olmayanlar meydancı olur temizlik bulaşık işleri yapar karşılığında para olmasa bile s,gara olarak karşılığını alır. hindistandan develerle aylarca binlerce yol katedilir baharatlar satılır. zor duruma düşen bir kadın bedenini paraya çevirir. filipinde bir kabile para için dakikalarca su altında kalır balık avlar. en olmayan hırsızlık yapar gasp yapar. bunlar uç örnekler. milyonlarca milyarlarca alıcısı olan bir ürün için akıl almaz yolar kendiliğinden zamanla oluşur.
0
ground
(13.08.25)
@ground

Doğru, çok mantıklı bir yaklaşım. Ticaret de neticede ödülünün para, zenginlik, kalite, başarı vb. olduğu bir oyun. Yani aslında doğal evrim koşullarının benzeri bir rekabet söz konusu. Bu durumda da üretimi bir adım öteye taşıya taşıya küresel düzeyde geliştirmiş insanoğlu bunu.
0
🌸burka
(13.08.25)
farklı bir bakış açısı katarım umuduyla kısaca cevabım: zaman. zamanın kavramsal olarak tanımlanıp planlanması, düzenlenmesi. bu kadar gelişmenin ve globalleşmenin arkasında zamanın senkronize edilmesi, optimize ve standardize edilmesi olduğunu düşünüyorum. endüstriyelleşmedeki ivmeye yol açan en büyük faktörlerden biri de iş gücüne tanınan 8 saatlik blok uykudur aslında (orta çağda insanlar bölük pörçük uyuyorlardı). günümüzde de aslında 7/24 bir zaman hakimiyeti var. bu hakimiyeti kuran ülkeler kazanıyor. cevap biraz kaydı ama sanırım son cevabım uyku :)

bazı kitaplar:
anson abinbach, the human motor
jonathan crary, 24/7 late capitalism and the ends of sleep
0
eileengray
(08.02.26)
(6)

Kafamda Deli Sorular - 1 / İnsanoğlu Doğada Bir Anomali Mi?

burka
SelamlarKafamda Deli Sorular adlı aklıma takılan bir takım şeyi size sormak, fikrinizi almak istiyorum. Ekşiduyuru'nun hala görece makul kullanıcılardan oluştuğunu düşünüyorum. Bu yüzden sizlerle görüş alışverişi yapmak istiyorum. Bu serinin ilk duyurusu olacağından sizden ricam sorumla ilgili kişis
Selamlar

Kafamda Deli Sorular adlı aklıma takılan bir takım şeyi size sormak, fikrinizi almak istiyorum. Ekşiduyuru'nun hala görece makul kullanıcılardan oluştuğunu düşünüyorum. Bu yüzden sizlerle görüş alışverişi yapmak istiyorum. Bu serinin ilk duyurusu olacağından sizden ricam sorumla ilgili kişisel görüşün yanına hali hazırda bu konuları konuşan insanların olduğu sayfalar (reddit vb.) varsa benimle paylaşmanızdır. Şimdiden teşekkür ederim!

1. İnsanın doğada ve dünyada yaptıkları bir anomali değil mi? Örneğin çevreme bakıyorum; inşaa ettiklerimiz, geldiğimiz nokta, dünyadaki hakimiyetimiz bende "Bu böyle olmamalıydı sanki..?" sorusunu uyandırıyor. Tabi bence insanlık yok olmaya muhtaç bir tür. Milyon yıllarla ölçübilen türlerin yaşadığı, milyar yıllar ile süren kozmik cisimlerin yanında insanlığın yaptıkları muhtemelen tek bir andaki ışıma olarak kalacaktır ama gene de, şu an içinde bulunduğumuz yaşamda yaptıklarımız beni sorgulatıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
0
burka
(12.08.25)
Canliligin temelinde hareket,
yer degistirme var.

hareket bittiginde mevcut halinde bitiyor,
Baska bir maddeye yol aliyorsun.

bu dünyaya atildin ve cok kisa bir zaman icin buradasin,
cevrene faydali olmaya bakacaksin..
0
designer
(12.08.25)
Avcı toplayıcı dönemden tarım toplumuna gecis mantığında okuyacaksak tarihi, o aşamada bir defa doğanın hakimi/sekilkendiricisi rolüne bir geçti pir geçti ve hiçbir zaman içinde yaşadığı dünya ile bir ahenk yakalayamadi, hep az ya da çok bir işgalci, kullanan, sömüren pozisyonundaydi.
0
encokbenisevinnolur
(12.08.25)
Bu düşüncelerin ardında hep insanın o dizginlenemez kibri var;

Ya ne olacaktı?

Bu minicikligi, mikrolugu, siradanligi, gelip geciciligi neden kabullenemiyoruz insanlık olarak acaba?

Dinlerin, hastalık seviyesi milliyetciliklerin, diğerlerini otekilestirdigimiz bütün aidiyetlerimizin arkasında bu zehirli kibir aslında.

Doğdun, yaşadın, öleceksin ve toprağa karisacaksin. Bu basitligi kabullenebilmek de bir bilgelik aslında.
0
makbur
(12.08.25)
@makbur

Hangi kibri diyorsunuz? Ben zaten bu basitliği kabul edip anlıyorum. Beni düşüncelere sevk eden insanoğlunun bu yaptığı şeyler. Bana kaotik gelen, algılamakta zorlandığım kısım bu yani.
0
🌸burka
(12.08.25)
olay dönemsel olarak bakarsak; hangi çağda olursak olalım insanoğlu davranış olarak aynı döngüde dönüp durmuş. ben var oluşun travmatik bir olay olduğunu düşünüyorum ve insanoğlunun kontrol etme gücünün yetersizliği hissini anladıktan sonra kontrolsüzce her yere zarar vermeye başlıyor.

böyle olmayıp nasıl olmalıydı ki? olay kibir ve itaat etme isteği bence. sistem insanı itaat etmeye sürüklüyor, gücü ele alınca da kontrolsüzlüğe izin veriyor.
0
mikahakkinen
(12.08.25)
@mikahakkinen

Benim demek istediğim benzer aslında. Sebepten bağımsız olarak (kontrol etme gücü vb.) kontrolsüz, yarını düşünmeden tüketmek, her şeyin daha büyüğünü, daha fazlasını yapmak gibi. Aklımın almadığı kısım bu yani.

Sistem dediğiniz nedir, içinde yaşadığımız iş-yaşam düzeni mi? Kibir kısmı ile şunu anlıyorum: İnsan zaten kendi içinde bile kibirli bir varlıkken (diğer insanlara, halklara karşı vb.) bunu doğaya, diğer canlılara ve gezegene karşı yapmasında hiç bir beis görmüyor herhalde?

Böyle olmamalıydı ile kastım ise "Bu geldiğimiz nokta çok etkileyici ama bir o kadar da akla yatkın değil" diye düşündürtüyor bana. Mesela sürekli savaş, çatışma halinde olup bir yandan da bu düzeyde teknolojik gelişmeleri beraberinde getirebilmek, ilerleyebilmek garip. Çok büyük teknolojik ve bilimsel gelişmeler ile insan yaşamında atılımlar yapabilip (sağlık, iletişim, enerji vb.) aynı zamanda da yarınlar yokmuşçasına üremek, yaşadığımız, varolacağımız sürede gezegene küresel etkiler yapmak ve belki de kendi sonumuzu hazırlamak çok düşündürücü. Bana insanlığın yetenekli oyuncaklar yapabilen bir çocuktan farklsız olduğunu düşünüdürüyor. Hala bilgelikten uzak, hayvan içgüdülerimiz ile fazlasıyla iç içe gidiyoruz.

Bir yandan da "Sonumuzu hazırlamak" derken şu geldi aklıma; aslında dünya yaşamını ve düzenini etkiliyoruz ancak ne olursa olsun biyolojik ve yaşamsal sistemi, döngüleri pek o kadar da algılayamıyoruz galiba. Örneğin insan kaynaklı kirliliği istatistiklere dökebiliyoruz ama etkilerini gerçekten hesaplayabiliyor muyuz? Bunları hesaplayıp algılamak için sandığımızdan daha gelişmiş değiliz. Cihazlarımız belki bunu yapıp bize analiz edebilir ancak insan olarak baktığımda hala kendi fiziksel, biyolojik ve bilişsel kapasitemiz sınırları içinde hareket edebiliyoruz. Belki bunu beyin ve algı kapasitemizi yükseltecek bir sibernetik gelişme ile aşabiliriz. O zaman da bence apayrı bir insan türü yaratmış oluruz herhalde.

Neyse, çok fazla yazdım galiba... :)
0
🌸burka
(12.08.25)
(26)

Hayattan 10 üzerinden kaç keyif alıyorsunuz?

sekizdokuzon
Ben bu ara 2. 2 puanı da bazen aynada kendimi beğendiğim bazen de çalışırken birkaç saniye keyif alabildiğim için veriyorum.Sizin oranları alalım.Teşekkürler.
Ben bu ara 2. 2 puanı da bazen aynada kendimi beğendiğim bazen de çalışırken birkaç saniye keyif alabildiğim için veriyorum.

Sizin oranları alalım.

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(11.08.25)
benim 1 bu sıra, yazı sevmiyorum, sonbaharda belki artar ama genel olarak zor bir dönemdeyim
0
tuborg yesili
(11.08.25)
1 haftadır 3.
Bundan 3 hafta önce 10/10.
0
hain kostokk
(11.08.25)
9-10 arası.
0
gabe h coud
(11.08.25)
max 9 - min 4. ortalama 7 falan.
0
antikadimag
(11.08.25)
Üç buçuktan beş
0
Bruce
(11.08.25)
2-3 arası
0
hayalhayal
(11.08.25)
Tam su an 9,5 arka fonda britney spears caliyo ve likorlu soguk bi sey yaptim efsooo
Genel olarak 7 falan.
0
sey mi dostum
(11.08.25)
4-5 bandindayim uzundur.
0
cooperr
(11.08.25)
Son birkaç senedir 6 7 bandında değişiyor. Bu sene benim senem olacak ama 9-10 hedefliyorum
0
kullanicadi
(11.08.25)
Max 4-5. Genelde 0-3 arası. Başka insanlara bakınca bu kadar keyif alacak ne var pek anlamıyorum.
0
synesthesia
(11.08.25)
9.5tan 10
0
sonsuz
(11.08.25)
8-9 falan
0
koela
(11.08.25)
Geçenlerde 5 idi, bu aralar 6 ama hafiftan 6,5dan 7 olacak.
0
put it in your appropriate place
(11.08.25)
Arada bir random selfie çekiyorum bilgisayar başında çalışırken. Yüzüm iyice çökmüş, dudaklarım aşağı parantez, kabız olmuş altını doldurmuş gibi bir surat, falan filan işte. On üzerinden 3 falan. Ciddi bir amaçsızlık ve boşluk hissi var. Umarım kış gelince daha düşmez.
0
biseysorcaktim
(11.08.25)
Yoğunluk, göçebelik, taşınma stresi ve belirsizlik dışında8-8.5/10.
0
Amaranta ursula
(11.08.25)
12-13 falan.
0
encokbenisevinnolur
(11.08.25)
0
0
nyist_
(11.08.25)
11/10. Çok mükemmel. Her şey süper.
0
Shepard
(11.08.25)
3-4
0
duyuruuser
(12.08.25)
Benim hayatım mutlu ve huzurlu, puanlama yapsam 6-8 arası diyebilirim. 10 olmaması ve 6'a inip durması ise benim hedonist bir insan olmamam ve yaşamı, varoluşu sorgulamamdan kaynaklanıyor. Yoksa imkanlarım var ancak dünyevi şeyler bana geçici ve sıkıcı geliyor. Başkası yerimde olsa muhtemelen puan skalası daha yüksek olurdu diye düşünüyorum.
0
burka
(12.08.25)
7 iyidir.
0
designer
(12.08.25)
ciddi manada cok uzun suredir 0. dini inancim beni intihardan alikoyuyor. yoksa hayat cidden manasiz bir sey.
0
warrior princess
(12.08.25)
3
0
gobekliraki
(12.08.25)
Bugün çok keyifsiz -7 resmen.
0
thesomberlain
(12.08.25)
Bu senenin başından itibaren 1.
En kötü yılımı geçiriyor olabilirim.
0
mutekebbir
(12.08.25)
para kazanmak için çalışmanın anlamını yitirmesi ile üç bey aydır. sıfır.
0
stay with me
(12.08.25)
(1)

steam deck ve muadilleri

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
-ni kullanıp da memnun olan var mı? bilgisayar gibi kullanmak istesek şarjı ne kadar dayanır? tşk.
-ni kullanıp da memnun olan var mı? bilgisayar gibi kullanmak istesek şarjı ne kadar dayanır? tşk.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.08.25)
Oyun için konuşuyorsanız cihazları bizzat mağazalarda inceleyip kullandım. Ergonomi, cihaz tasarımı açısından Steam Deck bence çok daha iyi (Rog Ally, MSI Claw vb. için konuşuyorum). Steam Deck, Steam OS ile öne çıkıyor ama artık diğer cihazlara da destek veriyorlar. Muadilleri Windows OS olarak düşünürsen farklı olabilir tabi.

Bilgisayar olarak nasıl kullanacağınız da önemli. Masaüstünde, şarja bağlı olacaksa muadillerin donanım güçleri daha iyi ama batarya ile kullanımda da kullanım süresi kısalıyor. Ayrıca ne amaçla, hangi programları kullanacağınız da fark eder. İnternet tabanlı bir uygulamada belki fark etmez ama kurulum ile doğrudan çalışan bir yazılım şarjı azaltabilir.

EK: Söylemeyi unutmuşum; hevesli ve ilgili bir arkadaşım tüm bu el konsollarını tek tek satın alıp denedi. Hatta bir ara 2-3 tanesi birden vardı elinde. En memnun kaldığının Steam Deck olduğunu söyledi ki şimdi nihai olarak onda karar kıldı zaten. Hatta şimdi de "Steam Deck 2 çıksın, onu alacağım" diyor. Bu biraz merak işi onun için tabi...

Bende Steam Deck OLED var. İlk sürüme göre donanımsal iyileştirmeler yapılmış, optimize edilmiş ve batarya performansı artırılmış bir cihaz. Oyun amaçlı kullanıyorum ve cidden çok memnunum.
0
burka
(11.08.25)
(6)

vedat milor vs masterchef'teki sefler

bohr atom modeli
sizce dunya mutfagini hangisi/hangileri daha iyi biliyor? turkiye'deykrn annemlerle bayagi izledik ama masterchef'tekiler biraz kasinti gibi geldi. bir de danilo bayagi kolpa gibi mesela. vedat milor'u cok severim videolarini da bayagi izliyorum ama boyle bir kiyasi merak ettim.siz ne dusunuyorsunuz
sizce dunya mutfagini hangisi/hangileri daha iyi biliyor? turkiye'deykrn annemlerle bayagi izledik ama masterchef'tekiler biraz kasinti gibi geldi. bir de danilo bayagi kolpa gibi mesela.
vedat milor'u cok severim videolarini da bayagi izliyorum ama boyle bir kiyasi merak ettim.

siz ne dusunuyorsunuz?
0
bohr atom modeli
(03.08.25)
Milor bilgi olarak üçünü de alır
0
grimavi
(03.08.25)
Konuyla alakalı sıfır bilgiyle yalnızca hissettirdikleri üzerinden yorum yapicam çünkü hem cahil hem cesurum. Içlerinde en çok şeyi Somer biliyor gibi geliyor, müdür yardımcısı kılıklı olan sıfırdan kendini var edecek kadar çalışkan, disiplinli, rigit, Danilo hiçbir şey bilmiyor değil, gayet de biliyor ama sempatik, insancıl olduğu icin hakir görülüyor, Vedat Milor da old money, Kirk kuşak İstanbullu olmanın gorgusunun bilgisinin ekmeğini yiyor.
0
sekizdokuzon
(03.08.25)
Chef olmak ile yemek eleştirmeni olmak farklı şeyler. Vedat milor misal neyin kaç derecede pişecegini falan bilmez. Ama bunun aynısını yapan birçok kişi var; sarap gurmesi, kokteyl gurmesi vs. Misal fransa'da da francois simon var. Aynı havayi alıyorsunuz.
Şöyle düşün; bir şeyin üretimini bilmeden sadece sonuçla ilgilenebilirsin. Yani saraptan anlamak için illa yapmayı bilmeye gerek yok.
Misal vedat milor sana Fransa'da İspanya'da ne yenilecegi, hangi sarapla gidecegi, hangi restoranda yeneceği, hangi sezonda yeneceği falan gösterir. Diğerleri yapamaz. Ama vedat milor'da sana tarif yazamaz ya da gel sana göstereyim diyemez. Hangisi daha bilgili tartışılır çünkü iki farklı processe hitap ediyorlar.
Danilo acayip kolpa. Türkiye'de yabanci şef diye öyle yoksa bir taninirligi vs yok dünyada. Magazin sefi.
Somer'in kitabini hanıma aldık zamanında türk mutfağı için. Çok iyi diyemem. Ama en azindan musa dagdeviren'in kitabindan iyi. Neyse bence danilo'dan falan daha şef.
0
logisticsmanager
(03.08.25)
Sanatçı olamayan (yazar, yönetmek, ressam) sanat eleştirmeni olur derler. Bu yemek konusunda da geçerli bence ancak öte yandan bildiğim kadarıyla Vedat MILOR kendini "Ben gurme değil gurmanım" diye tanımlamıştı. Ben bunu "Bu işin sonu yok, ne kadar bilsem benden daha çok bilenler olacaktır" diye yorumluyorum. Adam bundan 50 sene önce, daha 20 yaşındayken ailesinin seyahat hediyesini Avrupa'da gastro tura çıkarak değerlendirmiş. Bu mentalide olan birisinin bilgisinin yüksek olacağını rahatlıkla varsayabiliriz ki zaten yıllardır yaptıkları, projeleri, çalışmaları ortada, uzağa bakmaya gerek yok. Ben onun bilgisini diğer şefler ile değerlendirecek konumda hiç değilim, nacizane görüşümü söylüyorum.

Bir de işin mutfak tarafı var, orası apayrı bir dünya. Bunun da elbette bir yeme&içme yazarına kıyasla çok büyük farkı olacaktır. Yemeği tatmak, değerlendirmek ile bizzat hazırlamak arasında dağlar kadar fark var; aynı kategoride bile değiller. Sizin sorunuz dünya mutfağı üzerineydi, bu noktada Vedat MILOR belki gene imkanları, yaş farkı sebebiyle öne çıkabilir ama gene de net bir yanıt vermek zor.

Danilo konusunda ise katılıyorum, klasik yabancı sempatikliği kadrosundan bir yer bulmuş birisi. Bizim millet eşşeğin bile yabancısını över, Danilo da bunun örneği işte.
0
burka
(03.08.25)
milor şef değil gurme de değil. masterchefteki ustalar bu işin teknik alanında. vedat milor daha bizden yana.
0
mikahakkinen
(03.08.25)
farkli kulvardalar ya. biri yaratim tarafi, digeri gurman-bilgi tarafi. cok yemek yiyen mi bilir cok yemek pisiren mi?

danilo tam bir uc kagitci da, somer ve ozellikle mehmet sef denen adam tam asci. yapan tarafta olduklarindan turk mutfagini milor'dan daha iyi bildiklerini dusunuyorum. ama dunya mutfaginda milor'la yarisamazlar.
0
antikadimag
(03.08.25)
(14)

bu kadar gey varken lezbiyen neden yok?

nothing in my way
sanki geylerin lezbiyenlere ezici üstünlüğü var gibi. sosyal medyada, orada burada birçok gey görüyoruz ama lezbiyen hiç yok. kadınların kadınlardan hoşlanması daha mı zor?
sanki geylerin lezbiyenlere ezici üstünlüğü var gibi. sosyal medyada, orada burada birçok gey görüyoruz ama lezbiyen hiç yok. kadınların kadınlardan hoşlanması daha mı zor?
0
nothing in my way
(31.07.25)
toplumsal baski. kadinlar hetero iliskilere bile anca adapte oluyor. sayisal okarak az degil, ortaya cikmasi zor, gorunurluk daha da zor. kultur daha oturunca gorunurluk artar
0
ala09
(31.07.25)
Bir şeyin var olması ile onun görünür olması farklı bir şey ala09 +1
0
grimavi
(31.07.25)
Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.
0
burka
(31.07.25)
baya var aslında, biseksüel daha çok var bi de. kadınlar çocukluktan itibaren çok erkek odaklı yetişmek zorunda kalıyo, hep bi erkek bulmak teması var maruz kaldıkları içerikte de sohbette de, her şeyde. öyle olunca erkeklerden hoşlanmasa bile bunun tam adını koyamayıp datelere çıkan, ilişki kurmaya çalışan çok kadın var. bi de hetero ilişkilerde kadınlar erkeklerden o kadar şikayet ediyor, o kadar sevmiyormuş gibi konuşuyor ki insan erkeklerden hoşlanmamayı ama yine de ilişki kurmayı denemeyi normalize ediyor. kendimden biliyorum eheh varız sonuç olarak aslında, ama evet gaylere kıyasla sayıca azızdır.
0
turk kizi
(31.07.25)
lesbos daha çok :) algida seçicilik karamelli.
0
gabe h coud
(31.07.25)
Çok gizli lezbiyen var. Henüz ayikmamislar. O yüzden belli olmuyor.
0
encokbenisevinnolur
(31.07.25)
var ama senin dikkatini çekmiyor çünkü günümüzdeki hetero kadınlar da lezbiyen/bi gibi davranıyor.
0
nahtoderfahrung
(31.07.25)
çok fazla var. biseksüel de çok. sadece alınlarında yazmıyor diye sen az zannediyorsun. erkek efemine davranışlar sergilediği için onlardan daha çok olduğunu düşünüyorsun sadece.
0
koela
(31.07.25)
Sosyal medyada olmayınca yok mu sayılıyoruz?
0
peki madem
(31.07.25)
Aksine kadınlar biseksüel eğilimli
0
Hallegadola
(31.07.25)
Soruyu tekrar düşündüm ve cevap herkesin yapısal olarak lezbiyen olması bence. Herkes lezbiyen olduğu için anlayamıyoruz.

www.goodreads.com
0
encokbenisevinnolur
(31.07.25)
Bütün kadinlar bisex dogar.

Zaten kadinlarin estetik algilari gelismis olsaydi yine kadindan baska partner tercih etmezlerdi.
0
feastofthedamned
(31.07.25)
Bütün kadınlar değil de herkes bisex doğar. ornekler kafa acti kadinlar arasinda birbirine dokunmak, ya da bir kadini cok begenmek, yakin "arkadasini" cok kiskanmak/paylasamamak gibi seyler bazi dinamiklerde o kadar yaygin ki buna asiri cinsel anlam yuklenmeyebiliyo. kiz arkadasina sevgili tipinde sevenler o arkadaslik titleindan cikamiyor mevzu cinsellik deneyimiyse de kadinlarin genel olarak talebi cok cok asagida kaliyo sekssiz bu tarz bi kankalik iliskisi cok zor degil sanirim. uzun sure arkadasla opusme istegini arkadaslik sanmistim for exp
0
ala09
(31.07.25)
Kadınlar genel olarak cinselliğini saklıyor. O yüzden pek görünür değiller bence.

Eskiden turizmde çalışırken şahit oluyordum; erkek eşcinsel çiftler kadar kadın eşcinseller de konaklamaya gelirdi.
0
yurtsuz john
(04.08.25)
(4)

yabancı borsalardan hisse almak

günaha davet
bu mevzu benim için çok karışık. bi tanesine bakıyorum senelik aidat alıyor, başka birine bakıyorum bilmem ne altında o da bir para alıyor, başka biri saklama parası, bir başkası güvenilir değil vs..şimdi biz hangi aracı kurum üzerinden dış borsalardan hisse alalım? siz hangisini kullanıyorsunuz ve
bu mevzu benim için çok karışık. bi tanesine bakıyorum senelik aidat alıyor, başka birine bakıyorum bilmem ne altında o da bir para alıyor, başka biri saklama parası, bir başkası güvenilir değil vs..

şimdi biz hangi aracı kurum üzerinden dış borsalardan hisse alalım? siz hangisini kullanıyorsunuz ve neden?
0
günaha davet
(09.07.25)
Midas şu an en mantıklı olanı.

Arayüzü kolay, güvenli ve hızlı.
0
chicha_v2
(09.07.25)
Her yıl karını beyan etmen gerekiyor vergi için. O sıkıntı.
0
hububrad
(09.07.25)
teşekkür ederim. başka?
0
🌸günaha davet
(10.07.25)
Ben 4 yıldır aktif olarak Interactive Brokers kullanıyorum çünkü dünyanın en büyük aracı firmalarından birisi. Komisyon oranları çok düşük, TL para gönderme imkanı var. Çok fazla finansal ve yatırım enstrümanı sunuyor, çeşitlilik yüksek. Türkiye'den üyelik açabiliyorsunuz, bir sıkıntı yok. Önerim IBKR olurdu.

Ayrıca bir üyenin referansı ile giriş yaparsanız ilk senenizde 1000$'a kadar Interactive Brokers hissesi elde etme imkanınız var. Detayları şurada yazıyor, resmi sitesinden okuyabilirsiniz: www.interactivebrokers.com
0
burka
(10.07.25)
(5)

Bergama'da nerede kalınır ?

orpheus
iş için buradayım 1-2 gece kalmalık temiz sakin otel lazım. araç var burhaniye'ye mi gitsem ?
iş için buradayım 1-2 gece kalmalık temiz sakin otel lazım. araç var burhaniye'ye mi gitsem ?
0
orpheus
(09.07.25)
Gel burhaniyeye ben ordayim
0
beetlejuice
(09.07.25)
yakinlik durumuna göre dikili,sarimsakli,ayvalik..
Burhaniye uzak degil mi.
0
designer
(09.07.25)
Ben Bergama girişinde Berksoy Hotel'de kalmıştım. Şehrin içi sayılır, araç park sorunu da yaşamazsınız. Konforlu, güzel bir işletmeydi, tavsiye ederim. Bergama'a ilk gelişimde, bisiklet ile tur yaparken denk gelmiştim. Sonrasında merkezdeki turizm bürosuna merak edip kalacak yer danıştığımda da gene burayı tavsiye etmişlerdi.

www.berksoyhotel.com
0
burka
(10.07.25)
o kadar aşağı inmedim kozakta bir yer buldum.
0
🌸orpheus
(10.07.25)
nerede kalınır sorusu da yok bende nerede doyulur sorusu da. geçen sene gittiğimde yolları berbattı hep çalışma vardı, yemek yiyecek lokanta bulamadık hepsi akşam 4 de kapamıştı. bergamayı sevmedim kısacası.
0
Suursuz
(10.07.25)
(17)

Favori "Gibi" repliginiz

sekizdokuzon
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.Sizin favori Gibi repliginiz hangi
Yılmaz'ın İlkkan'a Ersoy'un babaannesinden kalanlar defnedilirken "Vallahi seni şuraya gömerim. Hayatı yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de senden dinliyoruz" demesini yıllardır "atlatamıyorum". Nerede Türkçe filme Türkçe altyazı birini görsem aklıma bu replik geliyor.

Sizin favori Gibi repliginiz hangisi?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(05.07.25)
'yılmaz sen bu değilsin, dahası sen hiçbir şey değilsin.'
0
inveniam viam
(05.07.25)
sen aynur ablanla hitler'i bir mi dutuyon?
0
der meister
(05.07.25)
bütün kadınlarla aynı fikirdesin
0
mantık
(05.07.25)
her şey için çok uğraşıyoruz ya
0
juliette
(05.07.25)
Sendeki bu güç hevesi bizim ağzımıza sıçtı.
0
ekimoloji
(05.07.25)
oğlum bak biz o kadar hiçbir şey içermiyoruz o kadar hiçbir şey vadetmiyoruz ki karşı tarafa, insanlar bize merakından geliyor, bu neymiş ya diye bakmaya geliyorlar sonra bi s* olmadığını anlayınca terk ediyorlar zaten bizi
0
tabii lan manyak mısın
(05.07.25)
yılmaz'ın, ilkkan'a söylediği ''anan mı baban mı lan senin balzac'' sözü. bir şeyin manasızca abartılarak savunulduğu durumlarda balzac kısmının değiştirilerek günlük hayatta kullanımına çok uygun.
0
wilhelmwasmuss
(05.07.25)
abi kahve yoktu, çay da bulamadım, sıcak suya kola damlattım.

Bence bu dünyanın en komik repliği :)
0
koela
(05.07.25)
(benim de çok kullandığım) --> hayatın acı gerçeklerini yaşadığımız yetmiyor bir de senden dinliyoruz

Hiç mi anlamadın oğlum? İnsan bilir ne yaşadığını ya..

İlkkan bizim seninle sırt sırta verip de kemeyeceğimiz insan yok

Sadece 10 liramın olması hiç paramın olmasından daha çok canımı yakıyor

Baya da yemiş ---- çocuğu

Senin eğitim durumun ne cimcime

Ben yanlış geldiğimi anladım da siz çok yanlış gözüküyorsunuz. ( mandosi bey )
0
pislick0
(06.07.25)
insan ne yasadigini bilir.
0
baldur2
(06.07.25)
Erdem atletik diye ben niye kokoreç dükkanı açıyorum —> zaman zaman refere ediyorum hayatımda bunu.

Seni dinlemedim ama bence haksızsın ilkkan.
0
biseysorcaktim
(06.07.25)
İlkkan: karizmatik kimliğimi ve dayanılmaz cazibemi kenara koyarak söylemek isterim ki...
0
luluki
(06.07.25)
Her şey için çok uğraşıyoruz
0
sehpa fx350
(06.07.25)
Benim favori Gibi repliğim, gerçi tirat demek daha doğru olur; Yılmaz'ın İlkkan'ın "Ne düşünüyorsun?" sorusuna verdiği yanıt. Günlük hayatta kullanması pek pratik değil ama benzer bir soru sorulduğunda "Bir şey düşünmüyom" diyorum :)
0
burka
(06.07.25)
son parasıyla smootie alan ersoy’a yılmaz’ın söylediği “bu her şeyin en iyisini hak ediyorum düşüncesi nereden geldi sana ya” dediği sahne.
0
phoarbix
(06.07.25)
Henüz yazılmamış favorilerimi yazayım o halde

İlkkan nasıl birisi olduğunu detaylıca bir kağıda yaz da ordan takip edelim ben yetişemiyorum artık sana

keşke senin de müsait olduğun bir zaman yeselermiş serpil teyzeyi

kimsenin hiçbir şeyi bilmediği bir yerde bir insan her şeyi bilebilir

ilkkan sen bu grandiyöz hezeyanların için çok düşük seviyeli bir paladinsin
0
kullanicadi
(06.07.25)
İlkkan bizim senle sırt sırta verip de s*kemeyeceğimiz insan yok, ben buna inanıyorum kardeşim

-seni yerim
-Puh senin ben ananı s*ikeyim oros*u çocuğuna bak be
0
onheil
(06.07.25)
(18)

Çalışanın sürekli borç ve avans istemesi

Shepard
Çok iyi çalışan bir çalışma arkadaşımız var. Evini taşıdı, yardımcı olduk avans vererek. 1 ay kadar önde maaş olarak.Hemen her gün avans istiyor. Veriyoruz ama kendisini de uyardık, yoruyor herkesi. Avans verdiğim gün gitmiş çalışma arkadaşlarından borç istemiş. Şu ana kadar 3 kişiden farklı zamanla
Çok iyi çalışan bir çalışma arkadaşımız var. Evini taşıdı, yardımcı olduk avans vererek. 1 ay kadar önde maaş olarak.

Hemen her gün avans istiyor. Veriyoruz ama kendisini de uyardık, yoruyor herkesi. Avans verdiğim gün gitmiş çalışma arkadaşlarından borç istemiş. Şu ana kadar 3 kişiden farklı zamanlarda birden fazla kez borç almış. Aylardır ödememiş. Dün öğrendim borç olayını. Dün avans istedi. Yeni taşındığı ev eşyalıymış. Eski evdeki eşyaları yazlığına taşıyacakmış. Mümkün değil dedim. Yarım maaş istiyordu. Neyse borç aldığı bir çalışma arkadaşına demiş ki "Shepard'dan iste, sana verir. Sen de bana verirsin". Personel de böyle bir durum var rahatsız oluyorum diye bana şikayet etti. Borç isteyen rütbe olarak yüksek.

Şimdi ben de rahatsız oldum. Adam herkesten borç istiyor. Başkasının avansı ile alamadığı avansı alma peşinde. Şirketteki personel borç ver, ver bana ver durumundan şikayetçi ve bence tedirginler de çünkü şimdi bize neler yapar bu borç isteyen, uğraşır, iş kitler veya sadece surat asması bile yeterli güzelim ortamı bozmaya.

Ne yapmalıyım onu çözemedim. Akıl verin please. İşten çıkartmak hariç diyelim.
0
Shepard
(30.06.25)
Bu semptomlar bana kumar, bahis borcu gibi göründü. Çok dikkatli araştırıp karar verin, bu aralar sözlükte benzeri durumlar çok yazılır oldu.
0
burka
(30.06.25)
ne yapmak lazım? vermemek lazım. bu durumu yaratan kendisi, senin patron olarak yapabileceğin şey tedbir almak.
ortamı bozabilir evet, ama sürekli borçlu olarak devam eden bir çalışan haline gelirse ki hele de sorun kumar gibi dipsiz bir kuyuysa ortamın bozulmasından daha büyük sorunlar olur.
zaten alkdığı borçlarla taşınma işini halletmiş olmalı. en fazla taşıma şirketini sen bulur parayı verir faturayı alır maaşından kesersin.
ortamı bozar hale geldiğinde de hızlıca uyarı peşine de işten çıkarmak mecburiyeti
0
kisa
(30.06.25)
benim eski çalıştıgım yerde çok iyi çalışan ama herkesten borç alan bir arkadaş vardı. sonra birgün herkesin borcunu patlatıp işi bırakmıştı. tabi arada senet v.s olmadıgı için paralar nanay olmuştu. anlattıgınız hikaye bu sebeple çok tanıdık geldi.
borç vermeyin.şirket kurallarını tekrardan hatırlatın. hatta tekrardan egitimden geçsin. Kurumsal firmalarda saçmalayan personeli genelde tekrardan egitime alırlar kendine gelsin diye. borç konusunda bankalara yönlendirin. borçlanma işini bankalarla halletmesi gerektigini belirtin. (muhtemelen bankalarada borç takmıştır)

batık bir gemiyi yüzdürmeye çalışıyor gibi görünüyorsunuz
0
limonlu eksi
(30.06.25)
Kumara düşmüş kuvvetle muhtemel. İşiniz zor. Çıkışını yapmanız en olası tazminatını verip.
0
drako
(30.06.25)
isten cikarmak haric soyleminde ciddi isen, ve kumar, uyusturucu gibi bir bagimliligi yoksa kenara cekip konusacak ve duruma gore bir daha tekrarlamamasi sozu karsiliginda izin, tedavi, tatil, son seferlik yuklu avans gibi seyler teklif edicen.
0
buenosdias
(30.06.25)
benim öyle bir iş arkadaşım vardı. bir kere cuma günü pazartesi ödemek üzere borç istedi ve verdim. sonra her ay düzenli olarak borç istedi. yok dedim ama 3 sene her ay istemeye devam etti. her seferinde hayır dedim, yine de istedi adam. inanılmaz bir şey.

onun da olayı, gelirinden çok daha fazlasını harcadığı bir evliliği vardı. eşi top model gibi bir şey. ona sözler vermiş, seyahatlere gideriz, onu bunu alırız diye. gırtlağına kadar borç içindeydi adam. sonra para yetmeyince eşi ayrıldı da kurtuldu dasjfşasd
0
gabe h coud
(30.06.25)
Yorumlara katılıyorum, şahıslardan bu kadar borç isteniyorsa belli ki bankalar nezdinde borçlanacak bir limit kalmamış, konu şirketten avans alma ve kişilerden ayrı ayrı isteme noktasına gelmiş. Muhtemelen aile ve akraba kanalları çoktan tüketilmiştir.

Bizim böyle bir tanıdık var, açıkçası bunalımda olduğunu düşünüyorum. Pek çalışma taraftarı değil, hayattan bıkmış. Farklı işlere girip çıkıyor. Ailesinin ihtiyaçlarını sağdan soldan borç adı altında para alarak karşılıyor ve ödemiyor. Sizin profil buna uymuyor gibi görüyorum ama belli olmaz tabi. Geriye kumar, uyuşturucu ve kadın seçenekleri kalıyor.

Ne yapılmalı? Öncelikle avans verme işini kesmek lazım. Şu aralar çok avans talep ettiğini, çalışma arkadaşlarından da borçlar aldığını ve ödemediğini, maddi sıkıntının kaynağının ne olduğunu usulünce sormak gerekir. Her ne kadar "çok iyi çalışan" biri olsa da bu iş bir noktada patlar, çalışma motivasyonu kalmayacak ve işi bırakacaktır. Kısacası derdini öğrenmeye çalışıp uyarmak lazım. Şirket içinde bu tip konulara izin verilmediği, devam edilecek olursa yolların ayrılacağı noktasında biraz sert uyarı yapmak gerekiyor aksi durumda kişi kendini toparlamayacaktır. Yani derdini anlamaya çalışın ama katı kuralların olduğunu da hissettirin. Şahsi fikrim bu yönde.
0
Lethe
(30.06.25)
bu döngüye girip çıkanı görmedim hatta zamanla daha arsızlaşıp normalleştiriyorlar ve borç vermediğin için kötü sen oluyorsun.
0
carisch
(30.06.25)
Bir hatira anlatayim,
santiyedeki herkese cesitli bahanelerle annem hasta, borc verdim xe alamadim ama simdi bana lazim vs. vs. borc takan, sonunda santiyede gerektiginde kullandigimiz sirket kredi kartini calip, para cekip kendi kartini bir ay atlatip, tekrar kendi kartindan para cekip geri sirket kredi kartina yatiran bir personelim vardi. cok iyi dunya tatlisi herkesin sevgilisi bir cocuktu. benden de borc para aldi tabii.

Biz de olayi insanlarin artik birbirine ya bu cocugun durumu iyimi surekli para istedi benden demesiyle farkettik. Bir baktik herkes ten para almis. Hatta bir suredir bir iki haftadir santiyede ofiste yatiyormus. Kirasini odemediginden ev sahibi kovalamis.

Ozetle hazir farketmissiniz, acilen cozun. Isten cikarmak haric demissiniz ama bazen tek yol kolu kesmektir.
0
wallcan
(30.06.25)
neden bu çalışana işten çıkarma hariç bir çözüm bulunmaya çalışılıyor ben de bunu anlamıyorum. İşyerinde hepimiz para kazanmak için bir arada bulunuyoruz ve bu arkadaş sürekli para istiyor, borcu borçla kapatmaya yönelik girişimlerde bulunuyor işyerine parasal huzursuzluk sokuyor. Yarın bugün bu arkadaşın müşterilerden de para talep edip etmeyeceği ve de şirketin kazançlarına yönelik bir girişimde bulunmayacağı belirsiz.

Şirket içi bu tarz sorunları zamanında yakından görmüş biri olarak bu işin pek de iyi yöne gitmediğini söyleyebilirim. Bu arkadaş belli ki bankalarla iletişimi kaybetmiş, ardından ailesi ile de iletişimini kaybetmiş, şimdi de iş arkadaşlarından para almaya çalışıyor o kaynağı kapatınca da şirketin dış paydaşlarına da benzeri taleplerde bulunacak. En başında tutanağı tutup alacaklarınızı alıp kovun adamı.
0
denizgonen
(30.06.25)
Tasinma hikayesi dogru olabilir. Bizimki de tasinmisti, hem de cok uzaklara (oncesinde herkese borc takarak tabi)
0
freedonia
(30.06.25)
sirkete olan borclari kapanana kadar avans vermeyeceginizi soyleyin, kisisel borclarina bir sey yapamazsiniz, is arkadaslari kendileri dusunecekler. isten cikarmak icin bir sebebiniz yok zaten anladigim kadariyla, isini yapan birisi.
ancak, rutbe olarak yuksek birinin astlarindan borc istemesi durumunun onune gecmeniz lazim. bunu nasil yaparsiniz bilemem ama mobbing tanimina girmese de kesinlikle dogru degil, zira rutbesi dusuk olan hele hele de o kisiye dogrudan bagli ise, o kisi icin cok hassas ve kirilgan bir konu.
0
kassiopeia
(30.06.25)
Çok düşünecek bir şey yok aslında, tek kelime: yok. Ya da "hayır" siz iyi çalışıyor işi bırakırsa cuvallariz diye falan kastiysaniz (baska bir sebebi varsa da bilemiyorum, bu bulabildiğim tek mantıklı açıklama olduğu için böyle tahmin ettim) bu calisan sorunu degil yönetimsel bir sorun demek ki.
0
encokbenisevinnolur
(30.06.25)
Agzi laf yapan, herkesle iyi gecinen kisilerin ortaliga borc takip isinden istifa edip kacmasini o kadar cok duydum ki.
0
turkuaz
(30.06.25)
avans ve borç vermemekle çözebilirsiniz. başka yolu yok. sizi yolmasına izin vermeyin.
0
koela
(30.06.25)
Iki konu dikkatimi cekti. Birincisi, ust bir poziyondaki kisi altlarindan borc istiyorsa, hatta altina git sundan borc iste bana ver diyorsa bu buyuk bir sorun. Ust-alt iliskisini suistimal ediyorsa dogrudan isten atilma, hic degilse tenzili rutbe sebebi. Ikincisi, yazligi olan biri ivir zivir icin borc istiyorsa, bu da sorun. Diger arkadaslar gerekeni soylemis zaten.
0
osssy
(30.06.25)
Konuştum, özür diledi. Daha dikkatli bla bla bla bla bla bla vs vs olacakmış. İyi çalıştığı için direkt kovmak istemedim, düzeni bozulsun istemedim, 1 ay kadar avans ile önde paracıklar gitsin istemedim. Ama şimdi en ufak fişi bile sorgulayacağız. Allah kimseyi güvenmediği adamlarla aynı ortamda yaşamakla test etmesin. Çok tenks ulan develer.
0
🌸Shepard
(30.06.25)
Kesinlikle kumar oynuyor. İnşallah diğer arkadaşlarının çalışma performansını etkilemez. İşten çıkarmak dahil bunu önlemini düşünün bence.
0
etna
(30.06.25)
(19)

Irkçılık ile bir kültürü sevmemeyi nasıl ayıracağız?

michael_knight
Tamam, ırkçılık kötü, yanlış. Bir insanın kendisinin karar vermediği ten rengi, vücut tipi gibi fiziksel özellikleri aşağılamak gerçekten yanlış ve insafsızlık. Ama bir de kültür ile ırkın karıştığı durumlar oluyor. Mesela bir ülkenin vatandaşları diyelim ki çok pis, kötü kokuyor veya kaldırım kenar
Tamam, ırkçılık kötü, yanlış. Bir insanın kendisinin karar vermediği ten rengi, vücut tipi gibi fiziksel özellikleri aşağılamak gerçekten yanlış ve insafsızlık.

Ama bir de kültür ile ırkın karıştığı durumlar oluyor.

Mesela bir ülkenin vatandaşları diyelim ki çok pis, kötü kokuyor veya kaldırım kenarına kaka yapıyor. Bu onun ülkesinde çok olağan ama benim ülkemde bu şekilde davranılması bana zor geliyor.

Ne şekilde uyarırsam ırkçı olmam?

Diyelim ki benim ülkemde bir sokakta bu kültürden insanlar çoğunluk oldu ve kaldırıma kaka yapıyorlar. Ona müdahele etme hakkım olacak mı?

“X ırkından nefret ediyorum” değil “X ülkesinden gelen insanların davranışlarından nefret ediyorum” diyebiliyor muyum?

Irk ve kültür sevmemeyi ayıran bir kelime, terim var mı?
0
michael_knight
(25.06.25)
Karşıdakinin kafasındaki değerlere göre davranacaksak işimiz var. Senin kendi ırkçılık tanımın neyse ona göre karar vermelisin, karşıdakinin görüşünü bilemezsin ki.

Nefret kelimesini kullanma elbette, nefret söylemi diye bir şey var.

Sevmemek başka düşman olmak başka. Irkçılık düşmanlık hukuku güder. Sevmemekte düşmanlık yok. Böyle düşünmek belki açıklık getirir.
0
sessizce aglayan sanat
(25.06.25)
Mesele genelleme ve asagilama yaparak butun bir irki ve milleti kucuk gormek.

Tabii yola kaka yapmak gibi halk sagligini tehtid edecek bir mesele oyle kulturel denebilecek bir sey degil cunku o cogu ulkede suc.
Deodorant diyelim.
Bir alman olarak Ali ile deodorant kullanmadigi ve bu sizi rahatsiz ettigi icin takilmamak irkcilik degil. Turkler cok pis hic deodorant kullanmaz demek irkcilik. Mehmet ile merhaban yokken kesin deodorant kullanmiyordur diyip onu hor gormek, kopek cekmek irkcilik. Turklerin burnu hic koku almaaz ahahaha diye saka yapmak irkcilik.
0
wallcan
(25.06.25)
@wallcan, 5 tane deodorant kullanmayan Ali ile tanıştıktan sonra 6. Ali ile tanışmak istememek ırkçılık mı?
Sen ne yaparsın 6. Ali tanışmak istediğinde?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
Ali’nin ten rengiyle, diliyle, kafasının şekliyle bir problemim yok. Deodorant kullanmaması veya kötü kokması ile sorunum var.

Bir de diyelim ki bu Ali ve ülkesindeki çoğu kişi deodorant kullansalar da bana rahatsız edici gelen bir koku oluyor. Yine mi onlarla tanışmak istememek, metroda görünce onun yanındaki koltuğa değil başka yere oturmak ırkçılık?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
Bir insan ne kadar ırkçı, kategorik ya da ne bileyim bir şey fobik olursa olsun bunu yalnızca yakın çevresi ve kendiyle paylaşmalı. Geniş kitlelere duyurmadigin, etiketini yumusatmadigin (Irklarını değil kültürlerini sevmiyorum) ve etki alanını buyutmedigin sürece minik, sevimli faşistlikler yapabilirsin çünkü hiçbirimiz öyle süper duyarlı, iyi insanlar değiliz. Tek bir sorumluluğumuz var, yıkıcı, negatif düşüncelerimizi atmosfere çok yaymamak, kendimizi aklamaya çalışmamak. Bence. En azından.
0
sekizdokuzon
(25.06.25)
Yolu yok.

O tür kişiler bunu silah haline getiriyor zırva davranışları için. Hatta yer yer otoriteler, ideolojiler de bunu besliyor.

"X ülkesinden gelen insanların davranışlarından nefret ediyorum” demeniz naparsaniz yapın ırkçı kategorisine atılacak o yüzden. Baştan hazırlanmış bir tuzak var orada.
0
encokbenisevinnolur
(25.06.25)
Onu örnek verdiğiniz için soruyorum; önlem almasına rağmen koktuğunu düşündüğünüz kişi için sebep biyolojik değilse nedir size göre? Kültürlerinde pis kokmak mı var bu insanların? Irkçığınıza kılıf arıyorsunuz gibi geldi bana -ki gündelik ırkçığın tipik bir örneği.
0
auroraaurora
(25.06.25)
sekizdokuzon'a katılıyorum.

birini sevip sevmemek, beş ali'yle olumsuz tecrübe yaşadıktan sonra 6'ıncı alinin de deodarant kullanmayacağını düşünmek; bunlar rastlantı olsa dahi kabahati ali olmakta bulmakta, eylemlerimiz sadece kendimizi etkilediği sürece önyargılı olmakta suç yok.

burada dengeler gerçekten hassas, ırkçılığın kötü yanı toplumsal adaletsizliğe yol açması. mesela doğum yerin x diye bir işe girerken seni elemeleri. doğum yerinin niteliklerin önüne geçmesi. kişisel hayatımda o kişiyle görüşüp görüşmeme hürriyetine sahibim ama işe alımla görevli isem duygularımı işime karıştırmamalıyım.

ırkçılığa dair benim aklıma geldikçe utandığım bir anım var.
istanbul'un kozmopolit bir bölgesine taşındığımda, o sırada bir de çok fazla ortadoğulu geliyordu yaşadığım tarafa, üst katta arap görünümlü biri vardı.
o evden çok fazla gürültü geliyordu. bir de o evin penceresinin baktığı yere bir çok çöp atılıyordu. benim pencerem de aynı yöne baktığı için rahatsız oldum ve arapça bir şekilde "çöp atmayın" yazıp yere koymak istedim. iyi ki yapmamışım. -onlar mı çöp atıyordu bilmiyorum ama düzgün, kendi halinde yaşayan, türkçeyi iyi kullanan ve kimseyle problemi olmayıp yıllardır burada yaşayan biri çıktı. iran-ırak-suriye-afgan-filistin falan da değil, başka bir yerden. sanki eskiden çöp derdimiz yoktu da adamı esmer ve ortadoğu tipli gördüm diye doğrudan ona atfettim bu sorunu. bu ırkçılıktır işte. bu olayda sevindiğim tek şey bu anlattığım şeyin düşünceden ibaret kalması.

ırkçılık hakkında tanım sorunlarımız da var. ırkçı olduğu suçmalası yapılan insanların bir kısmı basitçe zenofobik, yani yabancı sevmiyor.
"ülkemde yabancı istemiyorum" hatta ileri gidiyorum "turist de istemiyorum" diyebilir biri. bu onu ırkçı yapmaz. çünkü x'ler kötüdür biz y'ler iyiyiz demiyor ki. sadece x,y,z ne olduğu önemli değil dilimi kültürümü bilmeyeni istemiyorum diyor. zaten kendi içimizde uğraştığımız şehirden şehire değişen kültürel farklarımız varken bir de daha büyük ölçekteki ile uğraşamam diyor. bu düşünce o kişiyi ırkçı yapmaz. haklı mıdır değil midir ayrı konu. elbette yabancıların aramızda olmasının ve çeşitliliğin olumlu yanları da var. ama kişi olaya olumsuz yandan da bakabilir
0
biseysorcaktim
(25.06.25)
kaldirima kaka yapilmasindan nefret ediyorum ya da insanlarin yazin dus almamasindan nefret ediyorum diyebilirsiniz. boylece kendi ulkenizde 7 ceddi turk olan insanlarin da sokaga kaka yapabildigini ve bundan da nefret ettiginizi ve bunun tek bir milletin tamamina atfedilen bir huy olmadigini kabul etmis olursunuz.

her x ulkesinden gelen insan ayni degil, bence ozellikle yurtdisinda cok korkunc temsil edilebilen ve sacma sapan soylemlere maruz kalan musluman ve/veya turkler olarak en iyi anlayanlardan biri bizler olmaliyiz.

ornegin rusya ukrayna'ya saldirdiginda avrupa'da ve dunyada bir cok ulkede ruslara karsi nefret soylemi basladi, ruslar islerden cikartildi, islere alinmadi, sanatcilari yasaklandi, sporculari engellendi. covid zamani cinlilere saldirildi. tum ruslar ukrayna'ya saldiriyi desteklemedigi gibi, hepsi putin'e oy vermedigi gibi ukrayna'ya saldiran ruslar degil devletti. herhangi bir ulkenin, irkin, cinsiyetin, cinsel yonelimin tamamini ayni kefeye koydugunuz her konuda, illa pis olmak demek degil bu, ayni risk ile karsi karsiyasiniz.

bu bakis acisi ile yarin bir gun, hangi ulkeden gelirseniz gelin, desteklediginiz ya da desteklemediginiz hukumet bir ulkeye saldirirsa ve dunyanin geri kalani o ulkeden gelen insanlara karsi nefret kampanyasi baslatirsa sesinizin cikmamasi lazim.
0
kassiopeia
(25.06.25)
@auroaurora mesela benim burnumun alışkın olmadığı bir baharatı çok yüksek miktarlarda tüketmek olabilir.
Kaşık kaşık sarımsak-soğan veya bol bol pastırma yiyen bir insanın ne kadar deodorant sıksa da, duş alsa da kötü kokacağına hemfikir oluruz herhalde.

O ülkenin yemek kültürü bu şekildeyse o ülkedeki çoğu insan bu şekilde kokacaktır.

Yemek dışında da doğuştan kötü kokan bazı insanlar var ırk ayırmadan söylüyorum. Belki bazı ırkların tamamında vardır bu, emin değilim.

Irkçılıkla suçlanmaktan korktuğumuz için çekinerek konuşuyoruz bazen, bunda da bir problem yok mu?
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
"Kaşık kaşık sarımsak-soğan veya bol bol pastırma yiyen bir insanın ne kadar deodorant sıksa da, duş alsa da kötü kokacağına hemfikir oluruz herhalde."

Evet hemfikiriz. Her ulustan, her kültürden, her etnik kökenden insan yediğine içtiğine bağlı olarak kötü kokabilir.
0
auroraaurora
(25.06.25)
@michael_knight aradığın cevabı burada bulamazsın. Buradaki arkadaşlar feminen, liberal, hayalperest ve hayat gerçeklerinden uzak. Satranç oynarken posta koyan belli tipteki adamlardan it gibi tırsar, yol değiştirirler ama burada abi önyargılı olma, lütfen loto gibi düşün milyonda biri bile iyi olabilir sen onu bulmaya çalış derler.

Her gün duyuru'da görüyoruz. Ben psikolojik deli değilim diyor mesela, yeni duyuru açıyor abooo neler neler. Herkes poz kesiyor bakma bunlara.

Gerçekte, dünyamızda olanı söyleyeyim. Zencilerin, kürtlerin, arapların, hintlilerin, pakilerin vs sevilmeme sebebi dağdan inmiş olmaları. Memleketim dedikleri boz çöplükten güzel, modern bir şehire veya ülkeye giderler. Çünkü daha iyi, daha güzel diyerek. Ama orayı da kendi boz çöplüklerine dönüştürmek için savaşırlar. Bu kadar aptallar.

Ben işim gereği bu yazdığım ırk mıdır, ülke vatandaşı mıdır nedir onlarla uğraşıyorum. Daha ilk cümlelerinde anlıyorum. Aha kürt kesin haksız bir şeyler isteyecek yine. Aha zenci para mara vermez, ama tam hizmet ister. Tam hizmeti alır ama para vermeye gelince e şu hizmeti de verin der. Ama o hizmet ayrı, anlatırsın öncesinde. Her yere çöp atarlar, işerler.

Bu adamlar ve ırkdaş ve ülkedaşları tek fabrikadan seri üretimle çıkmış gibidir. O yüzden ön yargılı yaklaşmazsan canın yanar. Kavgacılar, orta yolu bulmazlar, haksızlık peşindeler.

Kısaca sen kelime arıyorsun ama yine bu kırılgan insanları kırmamak için. Onlar seni umursamıyor ki sen bu kadar uğraşıyorsun. Bak burada seni suçluyorlar. Bunları 20 dairelik bir binada yaşat o kişilerle, senden benden daha ırkçı olurlar. Acemilere bakma sen. Bir şey ya vardır ya yoktur.

Bak Çinliler covid bilmem ne demişler, abicim çinliler kadar terbiyesiz, kaba, başkalarını umursamaz bir halk var mı? Böyle yetişmişler ve yanlış bize göre. Çinli sevmiyoruz bu yüzden. Yeni çinliye de yokuz. Eskisine de.

Birazdan damlar ben yabancılarla çalışıyorum hiç öyle değil diye XD. Diyen kişi de uluslararası bir firmada beyaz yakalı, fuarlara giden birisi çıkacaktır. Onlara da bakma sen, doğal ortamında tahlil edemez onlar o kişileri.
0
Shepard
(25.06.25)
kafan karisik biraz..

kaldirima kaka yapmak bir bylaw (teamul imis turkcesi) sikintisi, bunu uyarmanin, hatta sikayet edip ceza yazdirmanin irkcilik ile alakasi yok.

"onlarla tanışmak istememek" dedigin anda irkcilik sinirini gecmis oluyorsun bence. o hissiyat uzerinde biraz calisman lazim..
0
cooperr
(25.06.25)
ırkçılığın kötü bir şey oldugunu niçin kabul ediyoruz ki baştan? belki de ırkçılık iyidir ve insanlığın gelişimi için elzemdir.
0
abelardo
(25.06.25)
@cooper kaka yapmak biraz abartılı bir örnek, onu unutmaya çalışalım.
Daha önce tanıştığın 5 Marslı kişi de soğan-sarımsak-baharatı çok fazla yediği için kötü kokuyordu. Mars’ta bu yiyecekler çok tüketiliyor, kültürel bir şey. Orası oksijensiz diye.

10 kişi çalışan şirketine yeni bir eleman alacak olsan Marslıların CV’sini inceler misin?

Başkasına söylemek veya ideali tarif etmek kolay ama bizim de toplumun bir parçası olduğumuzu, bazı kınadığımız hareketleri yaptığımızı farketmemiz veya en azından kendimize itiraf etmemi gerek.
0
🌸michael_knight
(25.06.25)
İskoçya'da geçenlerde 30 yaşında bir Afgan, 15 yaşında bir kıza tecavüz etti. Dava sürecinde avukat savunması "farklı kültürden geldiği için rıza konusunda bilgili olmayabilir" şeklinde oldu. İsveç'te "Tecavüz etmek, yanlıştır" eğitimi veriyorlardı göçmenlere. Hatta Oulu'daki video* epey dalga konusu olmuştu. Bunun dışında Hindistan'ın temizlik ve hijyenden anlamayan kültürü, Mısır ve Afganistan'daki toplu taciz (taharrush) yine kültürel bir konu, kadınların mal gibi alınıp satılması ve berdel de kültürel bir şey. Böyle birçok kötü örnek var. Sadece iyi örnekleri konuşanlar, konu kötü olunca kar tanesi oluyor hemen.

Açık açık, doya doya ırkçıyım diyeceksin. En temizi o. Kendi kısıtlı görüşlerine uymayan herkese karşıt argüman üretmek yerine ırkçı ya da faşist diyorlar zaten. Ben de artık faşistim diyorum. Irkçıyım diyorum. Her insan doğası gereği farklı seviyelerde ırkçıdır zaten. Bazıları ön yargılar ile yaklaşır, bazıları yaptığını ırkçılık olarak saymaz, bazıları inkar eden iki yüzlülerdir, bazıları ise sanki insan doğduğu aileyi ya da milleti seçebiliyormuş gibi genelleyerek komple düşman olur. Kar taneleri hepsini aynı sayıyor. O yüzden millete dert anlatmakla uğraşmayı bıraktım ben. @sonsuz'un dediğine yakın aslında. Anlaşılacağım çevrede detayını anlatırım, anlamayacak çevre kafasına göre kategorize etsin. Enerji harcamaya değmez.

*www.youtube.com
0
nawar
(25.06.25)
@michael

cok sevdigim bir iranli arkadasim var, ailem disinda yandim allah diye beni arasa aninda isimi gucumu birakip gidecegim nadir insanlardan.

bu eleman bir kere beni yemege davet etti, sagolsunlar bol baharatli yapiyorlar, safran cart curt. Bunlarin kullandigi kurutulmus limon gibi bisey var, ondan atmis icine, bende kislik ceketimi daha yeni kurutemizlemeden almistim ve ciddi para odemistim temizlik icin. neyse yemege gittim, yedik ictik. bir sure sonra burnun zaten alisiyor. Yemek lezzetli ama koku problemi var.

aksam eve dondum, asansore bindim, benimle beraber birkac kisi daha vardi asansorde. ya millet kendini disari zor atti 2 kat sonra. ben farketmemistim o kadar koktugumu, ustume sinmis. Ertesi gun tekrar kuru temizlemeye verdim, posete falan sardim goturdum poset disina bile cikiyordu koku, agir baharat. Adamlardan da ozur diledim, bir restauranta gittim orda ustume sinmis falan diye uydurdum biseyler.

Simdi bu adam benim tanidigim en en saglam muhendislerden biri, kafadan 4 basamakli rakamlari falan carpabiliyor. ne zaman kafama bisey takilsa ona sorarim, falan filan.

simdi senin mantiginla benim bu adami komple silmem gerekiyor. sence baharat kokusu yuzunden boyle senin icin onemli olabilecek birini hayatindan cikartmaya deger mi?

ayni sey verdigin CV ornegi icin de gecerli, CVlere bakarken isimleri kapatmani oneririm. isim/yas/cinsiyet/dil/din/irk bunlari unutman lazim. filtreleri kaldir, deneyime odaklan.

bunlari dusun biraz sonra konusalim, dedigim gibi kafan karisik..
0
cooperr
(25.06.25)
2013'ten beri yurtdisinda yasiyorum. Benim gorusum insanligin artik kulturler ustu bir seviyede ortak bir medeniyete ulasmis olmasi gerekliligi ve farkli milletlerin kultur adi altinda kendi sacmaliklarina tutunuslarinin artik iler tutulur bir yani olmadigi yonunde.

Ha bunu soylerken su milletten arkadaslik kurmam yanina bile oturmam gibi bir ciglik yapmiyoruz. Ama artik belli milletlerle iletisime gecerken beklentileri de ona gore ayarliyoruz en basitinden insanlarin geldikleri kulture bagli olarak ilk iletisim ile birlikte asgari duzey medeni bir selam sabahin otesine gecilip geceilemeyecegi belli oluyor.
0
warrior princess
(26.06.25)
Selamlar

Kaç gündür yazacaktım ama vakit bulamadım, tüm yazılanları da okudum. Ben şöyle düşünüyorum:

Öncelikle ırk(fiziksel, genetik yapı) ile kültür(düşünsel, davranışsal) farkları ayıran bir kelime benim bildiğim kadarıyla yok. Bunlar birbirlerine çok karıştırılan ve aslında iç içe de geçmiş tanımlar aslında. Şu tanımı kullanırsak olumsuz görüşlerimizi ifade edebiliriz diyebileceğimiz bir şey net olarak aklıma gelmiyor benim. İşin sonunda bizim dediğimiz kadar karşımızdakinin ne anladığı da önemli.

Konuyla ilgili görüşümü de söyleyeyim; ırklar ve kültürler arasında farklar vardır. Biz istesek de istemesek de bu böyle. Örneğin siyah ırkın fiziksel özellikleri ortalamanın üzerindedir ve bu bence avantajdır. Asyalılar daha kısa ve minyonlardır. Ne bileyim, Avrupa'daki ırkların (Kuzey ülkeleri, Akdeniz halkları vb.) muhakkak fiziksel yatkınlığı, dezavantajı olduğu bir şeyler vardır. Burada sorun yok. Öte yandan bunda fiziksel farklılık varken iş zihinsel kapasite ve becerilere gelince ortalık yangın yerine dönüyor. Bu durumun yüzyıllar, bin yıllar temelli sebepleri olduğunu kabul ediyorum. Kölelik, sömürü o, bu nedeniyle halklar diğerlerini düşük nitelikli vb. olarak etiketlemiş, davranmışlar. Ancak "x halkının ortalama zeka seviyesi şudur" denildiği zaman insanlar tepki gösteriyor. Bu durumlarda ben kendime "E şimdi ne yapalım yani? Başka toplumlar ortaya bilimsel, sanatsal şeyler koymuş. Bir şeyler üretmiş. Bunlar da ortalama toplum dinamiklerinin, zihinsel kapasite ve becerilerinin bir sonucudur. Sizin toplum üzülmesin diye bir orta yol mu bulalım?" diye soruyorum. Öyle söylemediğimiz, insanları daha mutlu edecek yanıtlar bulduğumuzda peki daha mı iyi oluyor? İnsanlar gerçeği değil duymak istediklerini mi bekliyor? Zaten temelde hepimiz homosaphiens türüyüz ama işte yan yana koyduğumuzda bariz farklar var. Ayrıca toplumların yaşadığı coğrafyalar, maruz kaldığı koşullar, beslendiği gıdalar derken bunlar da yüzyıllar içinde ortaya çok büyük farklar çıkartıyor. Herkezi nasıl aynı kefeye koyabiliriz ki? Olmuyor yani, fikirsel düzlemde oturup konuşuyoruz ama realitede ben bunu mümkün görmüyorum. Biz hala daha doğa ve hayvan yaşamının kanunları temelinde yükseliyoruz. Bu, işin ırksal boyutuydu.

Kültürel kısmına gelirsek yazılanlardan Hindistan vb. halkların alışkanlıklarına değindiğinizi gördüm. Kültür, davranış, alışkanlık dediğimiz şeyin iyisi, hoş karşılananı da var, sevilmeyeni de var. Bu çok geniş bir skala. Örneğin Japon kültüründeki çalışma, disiplin ve toplum baskısı insanların kaldırabileceğinin çok ötesinde. Bu yüzden Japonlar intihar oranlarında çok yüksekler. Bu temelde onları ilgilendiren bir şey. Şimdi Japon halkının çalışma kültürü bana doğrudan etki etmiyor. Buna nötr durumdayım diyebilirim. Diğer taraftan uç noktada fetiş ve cinsel davranışlarını da duyuyoruz. Taciz, cinsel istismar olayları mevcut. Bunlar kabul edilebilen davranışlar değiller. Kendi adıma Japon kültürünü ilginç bulmam her anlamda kabul ediyorum anlamına gelmiyor.

Hindistan'a gitsem oradaki yaşamdan şikayetçi olabilirim, zaten bu yüzden de gitme merakım yok. Adamların kendi ülkesi, dilediği gibi yaşarlar. Ancak bir Hintli farklı bir ülkeye gelip tepki gördüğü davranışlar sergilediğinde "Bu bizim kültürümüz" diye kolayca savunamaz. Ben buna katılmıyorum. Hintli örneğinden bağımsız olarak hiçbir halkın bunu kolayca kullanmasını sevmiyorum. İnsanlara hoş gelmeyen şeyler yiyip içiyorsan bunun topluma etki etmeyeceği düzeye getirmek zorundasın. Nasıl yaparsın bu sana kalmış. Çünkü yarın bir gün bir başka insan da farklı bir davranışı "Bu benim kültürüm" diye sana karşı kullanabilir. Bu çok esnek bir araçtır. Ayrıca bir davranışın, alışkanlığın, kültürün büyük toplumlar, halklar tarafından kabul edilmesi, norm düzeyine gelmesi onu eleştirilemez kılmaz. Afganistan'daki adamlar erkek çocukları köçek gibi oynatıyor diye "Haa bu adamların kültürü ya" diyip tamam mı diyoruz? Birbirinden üstün kültürler vardır. Dünyada binlerce yıldır yaşamış, yok olmuş toplumları görüyoruz ancak içlerinden pek azının değerlerini hala daha benimseyebiliyoruz. Roma hukuk sistemini yaratmış, Antik Yunan felsefeyi bulmuş. Bunların hepsini aynı kefeye koyabilir miyiz?

Bu bakış açısına ne deniyor bilmiyorum, hümanizm mi oluyor? Doğuştan seçemediğim şeyler yüzünden ayrıştırmamak, herkesi eşit kabul etmek? Bunda bir sorun görmüyorum, insan haklarının temeli bu. Ama biz insanları tanırken bazı referans noktaları almak zorundayız. Bunu istemesek de yapıyoruz çünkü başka çıkar yolumuz yok. Şu senaryoyu bir canlandırın lütfen:

"+Sana arkadaşımı tanıştıracağım, adı James. xBana James'den biraz bahseder misin? +James 2 ayağı, eli ve gözleri olan birisi, bu gezegende yaşıyor. xBu hiç yardımcı olmadı. James ne iş yapar, nerelidir? +James İrlanda kırsalında yaşayan bir çiftçidir."

vb. vb. İnsanlar aynı adlara, benzer sıfatlara sahipler. Milyarca insan var, ne kadar özgün olabiliriz ki? Ama işte Amerikalı bir James'i İrlandalı James'ten ayıran farklılıklar onun yaşadığı coğrafya, toplum, kültür, yaptığı iş gibi şeyler. Nasıl ki İranlı Ömer, Mısırlı Ömer, Türk Ömer, Amerikalı Omar birbirinden farklıysa insanlar da bu şekilde ayrışıyor. Aslında bunun hayvanları sınıflandırmaktan hiç farkı yok. Sadece "Her insan eşittir, ayrmcılık, ırkçılık yapmayın" noktasında bu farkları nasıl dile getireceğimiz bilemiyoruz artık. Aslında yaptığımız şeyin hayvanları sınıflandırmaktan hiç farkı yok bence. Bulunduğu coğrafya vb. kriterler ile ele alıyoruz. Mesela İngiliz toplumu yok olsa ve gelecekteki bir tarih öğrencisi onları incelese ne yapardı? Muhtemelen ortaçağ İngiliz toplumu, İmparatorluk döneminde İngiltere, 20. yy. İngiliz halkı diye ayırırdı. Ortaçağda krallıklar halinde takılırlarken daha sonrasında Hindistan'ı sömürgeleştiren, Çin'de afyon savaşları çıkaran bir hakltı. 20. yy'da Brexit ile Avrupa birliğinden çıkan insanlar oldular. Al sana aynı halkın yüzyıllar içinde farklı kimliklere bürünmesi.

Özetle şunu demek istiyorum aslında; insanları tanımlarken doğa kanunlarından farklı bir perspektif çizmeye çalışıyoruz ama bu realitede çalışmıyor. Kadın, erkek cinsiyeti varken "Ben kendimi kadın gibi hissediyorum" diyen, fiziksel olarak erkek olan insanların gidip olimpiyatlarda kadın statüsünde yarışması gibi şeyler yapıyoruz mesela. Ben bunun insanların dikkatini, zihinsel enerjisini gereksiz konulara kanalize etmek için yapıldığını düşünüyorum. Dünyadaki asıl sorunlara kafa yoracak dikkatimiz, enerjimiz kalmıyor. Neticede hepimiz bir donanıma(beden, vücut, genetik yapı vb.) ve yazılıma(kültür, davranış, alışkanlıklar) sahibiz ve arasında farklılık olacağını dile getiremiyoruz artık. Zaten gerçek tanımıyla insan olabilmek aslında kendi doğamızı da yenebilmekten geçiyor. İçinden karşındakine vurma hissi geçerken kendini kontrol edebilmek, cinsel taşkınlığını dizginleyebilmek gibi. Bu çok büyük bir farkındalık gerektirirken dünyada bunun yanına yaklaşamayacak insanları "Bu da onun kültürü, ırkı; onlar seçmedi ki bunu" diye davranamayız. Bunu 1 kere, 2-3-4-5 kere yapabilirsin ama daha fazla yapmak seni çok naif, saf bir insan haline getirir. Bir noktada karar vermek zorundayız. Diyeceklerim bunlardır.
0
burka
(27.06.25)
(2)

mantar taban erkek terlik tavsiyesi (birkenstock benzeri)

mr.goodcat
birkenstock gibi mantar taban terlik bakıyorum. gerçek mantar taban olmalı. giydikçe ayağın şeklini alacak yani.birkenler 5bin tl falan. o kadar uçuk fiyatlı olmaması lazım.var mı tavsiyesi olan?
birkenstock gibi mantar taban terlik bakıyorum. gerçek mantar taban olmalı. giydikçe ayağın şeklini alacak yani.

birkenler 5bin tl falan. o kadar uçuk fiyatlı olmaması lazım.

var mı tavsiyesi olan?
0
mr.goodcat
(12.06.25)
Merhaba

Ben 3-4 sene önce Uniqueqoop'dan almıştım, güzelce kullanıyorum. Hiç Birkenstock kullanmadım, bu yüzden ikisi arasında karşılaştırma yapamayacağım ama gördüğüm kadarıyla aralarındaki tek fark marka. Birkenstock sevmekle birlikte o kadar para verilmez görüşündeyim. Tabi Uniqueqooo'da 2000TL civarlarında geziniyor, bu fiyat normal mi bilmiyorum ama benim keseme uygun gelmişti. Aldığım zaman çok daha hesaplıydı zaten.

Kullandığım model Oslo, haki renkli deri olan. Su ile teması olan yerlerde (croocks'da havuzda, denizde de giyerdim çekinmeden) kullanmamaya gayret ediyorum ama iç/dış mekanlarda rahatça giydim. Sadece deri kısmını zamanla kirlendikçe temizlemek gerekiyor ki şimdiye kadar 1-2 kez yapma gereği duymuşumdur. Ayak şeklini alma kısmı doğru olmalı çünkü taban makul bir sertlikte ve şimdi tekrar giyip denedim, kalıp gibi oturdu. Zaten formu zaman içinde değişiyordu, demek ki tabanımın şeklini alıyormuş.

www.uniqueqoop.com
www.uniqueqoop.com
0
burka
(13.06.25)
Land of Cork'tan almıştım ben.
0
peki madem
(13.06.25)
(3)

İstanbul'da badem ezmesi gördünüz mü?

fakat
Hicbiryerde bulamadım. İnternetten de almak istemedim şimdilik. Hiç markette falan gördünüz mü? Şişli deyim ben
Hicbiryerde bulamadım. İnternetten de almak istemedim şimdilik. Hiç markette falan gördünüz mü? Şişli deyim ben
0
fakat
(07.06.25)
Kadıköy Baylan Pastahanesinin karşısında yapan bir yer vardı, çok meşhur ama adını unuttum şimdi. Oradan alabilirsiniz.
0
burka
(07.06.25)
@burka ali muhiddin hacı bekir. Pahalıdır ama en iyilerinden.
0
denizgonen
(07.06.25)
Bebek sahilde vardır meşhur badem ezmesi.
0
(07.06.25)
(7)

İş - Yaşam Tavsiyesi

burka
SelamlarYaşamım ile ilgili size danışmak istediğim bazı şeyler var. Elimden geldiğinde bilgi verip, net bir tablo çizmeye çalışacağım. Gerekirse duyurularımı okuyabilirsiniz, orada yazdıklarım doğrudan benimle ilgilidir.36 yaşındayım, 2017'den beri çok yoğun bir şekilde cruise gemilerinde, IT depart
Selamlar

Yaşamım ile ilgili size danışmak istediğim bazı şeyler var. Elimden geldiğinde bilgi verip, net bir tablo çizmeye çalışacağım. Gerekirse duyurularımı okuyabilirsiniz, orada yazdıklarım doğrudan benimle ilgilidir.

36 yaşındayım, 2017'den beri çok yoğun bir şekilde cruise gemilerinde, IT departmanında çalışıyorum. Gemi yaşamı zaten yoğunken IT sektörü olması zihinsel olarak da ayrıca yoruyor beni. Pandemideki 8-9 aylık arayı saymazsak (ki onu da kendi içinde değerlendirmek lazım tabi) düzenli olarak gemiye çıkıp (bir kontrat en az 4 sürüyor, kontrat uzaması, tatil süresinin azalması olağan durumlar) çalışma ile geçti. Geçenlerde 6 aylık görece bir ara verip işe gitmedim ancak bu süreyi de başka bir ülkeye göçmek için kullandığımdan aslında bilfiil yoğunluğum vardı. Neyse, uzun sözün kısası fikrinizi almak istediğim şeyler şunlar:

1. Gemiye döndüm, 2 ay kadar sonra kontratım bitecek. Çok daha sakin bir filoda (maaşımın azalmasını tercih ederek) devam ediyorum ama farkettim ki burada bile durmak istemiyorum. Yabancı tabir ile "Burn-out" olmuşum ve kendime gelmem lazım. İşimi hala iyi yapıyorum. Düzgün, verimli ve üretkenim ama şunu da net söyleyebiliyorum ki şu anda tek kelimeyle "Çalışmak istemiyorum". Süreci yönetebiliyorum ama istemiyorum işte, o kadar basit.

2. Portekiz'de geçici oturum aldım, 2026 sonuna kadar toplamda 2 yıllık bir vizem var. İşim gereği uzatma durumum çözümlenebilir ama hala daha yasalarda ülkede belirli bir süre kalmam gerekli. Yani kısacası Portekiz'de resmi olarak daha çok vakit geçirmem lazım. Bu da beni işime ara vermeye iten bir sebep.

3. Maddi olarak iyi durumdayım. Para peşinde koştuğumdan değil ama işim ve yaşam tarzım sebebiyle hem tasarruf hem de yatırım yapma imkanım oldu. Bu yüzden işe bir ara vermek beni maddi olarak sıkıntıya sokmaz. Zaten lüksler yerine zihinsel doyuma odaklanan birisiyim. Bir süre işsiz olarak idare edebilirim. Eşim ve çocuğum olmadığından sadece kendimden sorumluyum. Aileme ise gerektiğinde maddi destek verme imkanım mevcut.

4. Yapmak istediğim şeyler var, örneğin bisiklet ile Avrupa turu ya da kişisel çalışmalarım gibi. Bunları zaten yıllardır sürdürüyorum ama tam olarak odaklanmak, iş-dinlenme koşturmalarını yetişme zorunluluğu olmadan tüm vaktimi ayırmak istiyorum.

5. 1-2 senelik ara versem tekrar işime kaldığım yerden devam edebilirim çünkü yorucu ve yıpratıcı yanları olsa da gemide çalışmaktan gerçekten çok mutluluk duyuyorum. Ancak bunu şu anda yapamayacağımı, yapmak istemediğimi de farkındayım. 37-38 gibi tekrar kaldığım yerden devam edip çalışmaya geri dönebilirim. Muhtemelen kıdem, pozisyon kaybı yaşayabilirim. Maaşımda azalma olur ama bunları da telafi edebilirim. Çalışma ortamımda görece tanınan birisiyim. Geri dönmek istediğimde karşılık bulacağımı düşünüyorum.

Aklıma gelenler, aktarabileceklerim bunlar. Sorunuz olursa iletin, ona göre sizi yanıtlayayım. Şimdiden teşekkür ederim.
0
burka
(05.06.25)
Kararını vermiş gibi duruyorsun. Bence de bir ara ver.
0
sekizdokuzon
(05.06.25)
Valla hocam bu senaryoda 1-2 sene işe ara vermeniz bu sırada Portekiz'de daha fazla vakit geçirip vize işleri ve diğer prosedurlerle ilgilenmeniz tek yol. Bu sırada yakın sehir ve ülkelere kısa bisiklet turları yapabilir bu hobi üzerine hazırlıklar yapabilirsiniz .
0
Amaranta ursula
(05.06.25)
Yanlis anlamazsaniz ben sorunuzu anlamadim, ara vermek isteginiz ve buna izin veren finansal durumunuz mevcut. Ne kadar guzel bir seyz elbette tadini cikarin. Sadece mesela 2 sene ara vereceg8m dediniz, illa 2 sene olmak zorunda degil, belki arada baska bir sey oldu, hem firsatlara hem degisik ihtimallere acik olun. Yasamin - bu anlamda - tadini cikarin. 2 sene sonra hala ayni yerde ve kafada olursaniz tekrar baslariniz. Tavsiyem bisiklet turuna filan cikmadan once guzel sakinlestirecek, sizi kendinize geri dondurecek guzel bir retreat yapin, ispanya ve portekiz de harika olanaklar var. Bana sanki ilk ihtiyaciniz bu gibi geldi, daha bir kendine donmek.
0
kassiopeia
(05.06.25)
"Portekiz'de geçici oturum aldım"

bu size çalışma izni de sağlayabiliyor mu?

eğer evet ise portekizde karada neden it'cilik yapmıyorsunuz?
0
rain when i die
(05.06.25)
denizci bol tanidigim da var ayrica portekizde yasayan bir arkadas da.

oncelikle uzun sure denizcilik yapanlarin vidalari bir miktar gevsemis oluyor onu soyliyim, o yuzden bunu kimseye tavsiye etmem. cruise gemileri guzel ama senelerce gemi ustunde ben calismak istemem ki sen de bikmissin, karaya cikman lazim.

portekiz icin de arkadas iyi guzel ama para kazanmak yabanci olarak cok zor diyor, benim arkadasin para problemi yok, pasif geliri yuksek o yuzden calismasa da coluk cocuk orada takilabiliyor. bence portekiz "romantik" bir hayal.

yerinde olsam amerika'ya kapagi atmanin yollarini ararim, cruise firmalari orada. kara elemani olmaya calisabilirsin, ya da 1 sene gemi 1 sene kara elemani falan olunabilir. surekli deniz "sakat"
0
cooperr
(05.06.25)
@kassiopeia Yanıt için teşekkürler. Aslında demek istediğim "Bu koşullar altında siz olsanız ne karar alırdınız" benzeri bir soruydu. Galiba haklısınız, biraz kendi başıma kalıp vakit geçirmem gerekli. İş, hobi vb. bir kenara atıp öylece oturup durmak :)

@rain when i die Sağlıyor ama uzun yıllardır gemide IT alanında çalıştım, biraz farklı alanlar bunlar. Ayrıca karada çalışmak da pek istemiyorum galiba, rutinden çok sıkılıyorum. Daha da önemlisi şu aralar çalışmak istemiyorum.

@cooperr Evet doğru. Siz daha önce de gemi ile ilgili bir yanıt vermiştiniz bana. Cruise gemileri daha makul seçenekler ama neticede aylarca, yıllarca denizde olmak tatil amaçlı bile olsa insanı yoran, yıpratan bir şey olurdu. Haliyle etkisi zaman içinde gözleniyor gerçekten de.

Yazdıklarınızdan yaptığım çıkarımla sizin ve belki de çevrenizin varlık ve servet seviyesi ortalamanın üzerinde seviyede. Benim o kadar maddi imkanım olduğunu sanmıyorum. Evet, Portekiz (ve sanırım genel olarak Avrupa) Amerika'a kıyasla maddi gelir elde etmek için o kadar uygun yerler değil ama ben de zaten bunu istemiyorum. Portekiz gibi bir ülkenin sundukları beni iyi hissettiriyor. Sizin tavsiyenizi yaşayan bir arkadaşım var; Amerika'da yüksek maaş ile IT alanında çalışıyor. Planları buna 5-10 sene daha devam edip Avrupa'da ikamet etmek. İhtiyaçlarımız önemli ama Amerika'daki gibi iş, para odaklı bir yaşam oluşturmak istemiyorum ben. Şayet kalıcı oturumum olsa şu dakika işimden ayrılır ve birkaç yıl hiç çalışmazdım. Sonrasında da dediğiniz gibi birkaç ay gemi, birkaç ay kara yaşamı ile ömrümü geçirirdim ama maalesef içinde bulunduğumuz koşullar işte...
0
🌸burka
(06.06.25)
@burka

benim de sana tavsiyem zaten arkadasinin yaptiginin aynisi.
once kendini bir kurtar, sonra istersen kapitalizmin kolesi olmak zorunda degilsin, pasif geliri elde ettikten sonra git istedigin ulkede kafana gore yasa. ama an itibariyle bence portekiz senin icin no-go.
0
cooperr
(06.06.25)
(12)

asayisi saglamak icin ceza artislari konusunda ne dusunuyorsunuz?

buenosdias
son yillarda herkes asayisten muzdarip. heryerde kuralsizlik, cakallik, magandalik, siddet, kavga vs..sizce bu cezalar yararli olacak mi? siz olsaydiniz ne yapardiniz?
son yillarda herkes asayisten muzdarip. heryerde kuralsizlik, cakallik, magandalik, siddet, kavga vs..

sizce bu cezalar yararli olacak mi?

siz olsaydiniz ne yapardiniz?
0
buenosdias
(03.06.25)
tutuklama olmadan hiçbir sorun çözülemez. paranın kurtaramayacağı bir şeyler olması lazım. bu yüzden tutuklama şart.

ön sıraya kaynak yapana 3 ay hapis + ömür boyu ehliyet alımı
kırmızıda geçene, yaya geçidinde durmayana 2 ay hapis + 3 yıl ehliyet yok
kavga için arabadan inene 3 yıl hapis

gibi ceezalar olması lazım.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(03.06.25)
Sadece cezaları artırmak, asayişi sağlamak için yeterli değildir.

Eğer bir kişi suç işlediğinde yakalanmayacağını düşünüyorsa, cezanın ağır olması işe yaramaz. Çünkü o kişi “nasıl olsa beni kimse yakalamaz” diye düşünür ve çekinmeden yine yapar.

Ayrıca insanlar, cezaların herkese eşit şekilde uygulanmadığını fark ederse — ki ülkemizdeki asıl sorun budur — “Bu cezalar sadece güçsüz olanlara veriliyor” diye düşünmeye başlar. Bu da insanların adalete olan güvenini azaltır.

Gerçek çözüm; adil bir sistem kurmak, insanlara doğruyu öğretmek ve kuralları herkes için eşit şekilde uygulamaktır.
0
kaptan memo
(03.06.25)
caydırıcı cezalar doğru, türk halkının canı acımadan kuralsızlığa devam eder, ama uygulamaların artması lazım. her gün emniyet gm'nin önünde bir sürü araç kırmızıda geçiyor. kimsenin umrunda değil. bunlara sistemin otomatik yazması lazım.

günlük trafikte drifte, sinyalsiz şerit değiştirmeye, kaynak yapan motorculara falan seri ceza yazılabilmesinin mümkünatı yok. motokurye sorunu da büyükşehirlerde artık iltihaplı bir hale geldi. hiçbir kurala uyulmuyor. ben olsam, her akşam mekan çıkışlarının köşebaşlarına polis koymakla, haftasonu araçları tokatlamakla uğraşacağıma bu işlerin peşinde koşardım. diğerlerinin de yapılmasında bir sakınca yok ama artık o kadar belli başlı köşeler standart oldu ki, oradan yalandan düzgün geçip sonra basıp gidiyorlar.
0
sanal hayvan
(03.06.25)
Cezalar zaten caydırıcı, tutuklama ise herkese veriliyor. Hakim ve savcıların görevi kötüte kullandıklarında hapis yatırılması lazım.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(03.06.25)
"Caydırıcı ceza" biraz mit. Hem işlenen suçlara vereceğin cezanın bir sınırı var, hem de medeniyet öyle taibiri caizse milletin kafasına vura vura öğretilecek bir şey değil. Kaldı ki sonuçlara değil sebeplere bakmak da lazım.
0
salihdt
(03.06.25)
Ceza yazmanın öncesinde yeterli denetim ile sorun ve açıkları
tespit etmek ve önlem almak gerekli.
Sadece trafik değil her alanda olmalı.

Olayın failleri/suçlular ifşa edilmeli. Toplum bunları yüzlerinden tanımalı.
A.N, Z.T, K.N gibi isim kısaltmalarını yayınlamakla bir şey olmuyor. Failler böylece anonim bir hal alıyor.

Uyuşturucu ticareti, gıdada hile veya ekonominin bozulduğu zamanlarda halkın ürünlere ulaşımını engellemek stoklamak veya fahiş fiyat uygulamak ve deprem gibi afetlerde enkazlarda yapılan organize hırsızlıklar, yalan haber ile toplumu yanlışlara yönlendirmeler, bazı sermaye sahiplerinin ekonomiyi olumsuz etkileyecek fiil veya sözleri ve dışarıya para kaçırmalar artık "terör suçları
kapsamında" ele alınmalı.
40 yılı aşkın terörü dağda bildik ama öyle değil. zaman değişti ve terörün niteliği de değişti.

Özgürlük ve rahatlık konusunda aşırı uc noktalarda olduğumuz ve bu hususta işin suyunu çıkardığımız için her gün yeni kötü haberlerle karşılaşıyoruz.
Devletin gücünü suçlu ceza aldığında değil,sokakta kendi halindeki biri de hissetmeli.
Öyle ki çok kimse, haklı olmasına rağmen başımıza başka iş almayalım diyerek şikayet
hakkından bile vaz geçebiliyor.

Kurumlarda yolsuzluk yapanların, devleti her tür zarara uğratanların emdiği yediği içtiği burnundan gelmeli. Koltuklarından def edilip ifşa olmalıdırlar.
0
diyecevaplandı
(03.06.25)
iş yerimin olduğu binada oturan bi araç sahibi var, geçen hafta ısrarla kaldırımın üzerine park ediyordu, park ettiği yerde engelli rampası var. egm'nin web sitesinden ihbarda bulundum. bu sabah yine ofise geldim, aynı araç otopark girişini işgal edecek şekilde park etmiş. aradım uyuyordu, muhtemelen geceden kalmış araç orda, kimse de aramamış galiba. neyse geldi aldı arabayı, işin komiği bu aracın sahibi polis, aracın ön camında eşek kadar polis olduğuna dair kart var. yani asayişin sağlanması için önce bunları sağlayacak kurumların düzelmesi lazım.
0
ofelia
(03.06.25)
caydirici ceza ne? hangi suclu acip kanun kitabini okuyor suc islemeden once? hangi idam uygulayan ulkede idamlik suclar azalmis ya da bitmis?

sorun egitim, sosyolojik ve ekonomik sorunlarin duzeltilmesi, hayat sartlarinini iyilestirilmesi.
0
baldur2
(03.06.25)
"Ceza almamış ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur." Marquis de Sade
0
burka
(03.06.25)
cezanın uygulanması önemli. her yerde binlerce kamera var.
bugünkü teknolojide isteseler sinek uçurtmazlar ama nedense istenmiyor.
0
parka
(03.06.25)
cezanın uygulanması önemli. her yerde binlerce kamera var.
bugünkü teknolojide isteseler sinek uçurtmazlar ama nedense istenmiyor.
kolluk kuvvetleri asayişten çok rejimi korumaya odaklanmış durumda.
0
parka
(03.06.25)
Asayişi sağlamak amacıyla cezalar artırılırsa o zaman konuşuruz bu konuyu.
Şu anda sebep bu değil gibi görünüyor
0
michael_knight
(03.06.25)
(6)

Hafif ultrabook

photo85
Wordde yazı yazmak ve zoom toplantıları için kullanacağım. 1. hafif olmalı, taşınırlık önemli2.çok yazı yazacağım için göz sağlığımı öncelemeliZoom arka planını desteklesinWindowsu, officei falan olsun, ışıklı klavye olursa bonus mükemmel olurTeknocahilim, beklentim buBütçe 50 civarıLink atarsanız s
Wordde yazı yazmak ve zoom toplantıları için kullanacağım.
1. hafif olmalı, taşınırlık önemli
2.çok yazı yazacağım için göz sağlığımı öncelemeli

Zoom arka planını desteklesin
Windowsu, officei falan olsun, ışıklı klavye olursa bonus mükemmel olur
Teknocahilim, beklentim bu
Bütçe 50 civarı

Link atarsanız sevinirim
Teşekkürler
0
photo85
(29.05.25)
ipad air yada pro klavyeli en güzel çözüm.
0
gercekdunya
(29.05.25)
iPad + klavye/mouse olur ama çok pratik olmuyor. Muktitask yapsa da bir bilgisayar kadar rahat etmiyor insan. Kişiden kişiye değişir tabii.

MacBook Air M1-2-4 alın rahat edin.

Edit: teknocahilim denmiş, kastedilen windows işletim sisteminden ziyade office olsa gerek, hatta word’de yazı yazmak ve zoom toplantıları için kullanılacağı söylenmiş. Bunlar da Mac’de var zaten.
0
orient blue
(29.05.25)
windows office demiş teknocahilim demiş gidip macbook önermişler :D
0
matilda
(29.05.25)
Hafiflik ve pratiklik dediğiniz için aklıma hemen 2 seçenek geldi.

1.Chromebook (pratik görünüyor ama bizzat kullanmadım, Windows değil ama)
2.Microsoft Surface; bizzat kullandım ve kullanıyorum. Acayip pratik ve kullanışlı bir bilgisayar. Dokunmatik ekranlı, ince, klavye-kılıfı olan çok pratik bir tablet bilgisayar. Şarjı oldukça uzun gidiyor, tam olarak gündelik ofis işleri için tasarlanmış ki ben IT alanında çalışıyorum, sahada dolaşırken ihtiyacım olan işlerimi kolayca görebiliyorum.

Kişisel olarak bende Apple IPad var, Microsoft Surface'i şirketim verdi. Şayet IPad'im olmasaydı kesinlikle Surface alırdım. Bana soranlara da tavsiyem bu yönde oluyor.
0
burka
(29.05.25)
windows takıntınız yoksa macbook air en iyi seçenek sizin için.
office yüklenebiliyor. şarjı çok uzun gidiyor.
tekno cahiliyseniz apple ürünleri daha iyi.
0
duyuruuser
(29.05.25)
macbook air alın geçin paranızın bir kısmı da cebinizde kalsın. hem uzun ömürlü hem değerini korur, değişeceğiniz zaman da sıkıntı yaşamazsınız.
0
vaveylababa
(30.05.25)
(15)

Sert film & dizi tavsiyeleri

sekizdokuzon
Karamsar, karakterlerinin sürekli sinandigi ve çoğunlukla yanlış kararlar verdiği, tavizsiz, insanlıktan umudunu kesmiş Allah'ın belası film ve dizi tavsiyelerinize açığım. Doğruyu da göstersin ama kimse doğruyu seçmesin. The White Lotus gibi örneğin.Teşekkürler.
Karamsar, karakterlerinin sürekli sinandigi ve çoğunlukla yanlış kararlar verdiği, tavizsiz, insanlıktan umudunu kesmiş Allah'ın belası film ve dizi tavsiyelerinize açığım. Doğruyu da göstersin ama kimse doğruyu seçmesin. The White Lotus gibi örneğin.

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(24.05.25)
La haine
0
Bruce
(24.05.25)
oz
0
nothing in my way
(24.05.25)
Incendies.
0
anatomik
(25.05.25)
Spartacus

Rome
0
yurtsuz john
(25.05.25)
film: naked, the worst person in the world, transit (petzold), pusher (1996)

dizi de çok vardır illa ki ama ripley aklıma geldi ilk, çok beğenmiştim bu son yapılan siyah beyaz olanı.
0
lüzumsuz adam
(25.05.25)
Tam bu tanıma uyar mı bilmiyorum ama Breaking Bad ve Bette Call Saul bu çerçevede izlenebilecek diziler bence.
0
burka
(25.05.25)
dead man’s shoes
0
phoarbix
(25.05.25)
Natural Born Killers
0
parrot
(25.05.25)
Oslo 31 August. pişman olmazsın
0
ssekk
(25.05.25)
@ssekk: Trier in hastasıyız zaten. Büyük ödülü de almış Cannes'da. Çok severim kendisini.
0
🌸sekizdokuzon
(25.05.25)
true detective
the wire
0
mikahakkinen
(25.05.25)
Sons of Anarchy
başlarda pek akmaz ama bir noktadan sonra yokuş aşağı gider.
0
late viper
(25.05.25)
Mr.Inbetween.
0
sanal hayvan
(25.05.25)
shameless
0
pide
(25.05.25)
requiem for a dream, biutiful
0
the fisherking
(05.06.25)
(3)

Takım sporları ile ilgili

onheil
dizi veya film arıyorum. ted lasso ve netflixdeki f1 dizisi dışında bütün önerilere açığım.Fenerbahçemizin final four finalini kutlarım umarım kupayı alıp yeni bir tarih çizecek yeni bir dizi senaryosu yazacağız.
dizi veya film arıyorum. ted lasso ve netflixdeki f1 dizisi dışında bütün önerilere açığım.
Fenerbahçemizin final four finalini kutlarım umarım kupayı alıp yeni bir tarih çizecek yeni bir dizi senaryosu yazacağız.
0
onheil
(24.05.25)
blue mountain state
0
antikadimag
(24.05.25)
Remember the Titans, Amerikan futbolu ve ırkçılık üzerine çok güzel bir filmdir.
0
burka
(24.05.25)
Moneyball
0
etna
(24.05.25)
(4)

The White Lotus'un ikinci sezonu ilkine göre daha mı iyi?

sekizdokuzon
İlk sezon çok sarmadı açıkçası ama dizinin belli bir cazibesi de var. Ikinci ve üçüncü sezon daha başarılı der misiniz?Teşekkürler.
İlk sezon çok sarmadı açıkçası ama dizinin belli bir cazibesi de var. Ikinci ve üçüncü sezon daha başarılı der misiniz?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(22.05.25)
İkinci sezon kesinlikle en eğlenceli olanı.

2>1>3 bence.
0
ruhen hastayim ben
(22.05.25)
@ruhen hastayım +1
0
mikahakkinen
(22.05.25)
Ben televizyonda denk geldiğimde 2. sezondu ve "Bu neymiş ya, ilginç baya" diye izlemeye başladım, hoşuma gitti. Sonra merak edip araştırdım, 1. sezona da baktım biraz, o kadar sarmadı.

Kısacası 2. sezon 1.'den bağımsız olarak baktığında dahi keyifli.
1. sezona ufak ufak ısınıyorum, 2. kadar ilgimi çekmedi.
3. sezonu hiç bilmiyorum.
0
burka
(23.05.25)
2 kesinlikle 1’den iyi. ama ben 1’i de sevmiştim. 1’i sevmediysen 2 de sarmayabilir.

3. sezonu sırf dizinin evrenini sevdiğim için izledim. hikayesi ilk iki sezon kadar ilgi çekici değil. finali de zayıftı.
0
sir gawain
(23.05.25)
(15)

Tek Bir İnsanın Doğaya Yapabileceği En Büyük Fayda Ne Olabilir?

burka
MerhabaJadav Payeng gibi insanları tanıyınca (adam bir başına koca orman oluşturmuş Hindistan'da) ben de bu soruyum merak eder oldum. İnsanlık olarak sürekli tüketip duruyoruz ancak harcadıklarımıza karşılık doğanın kendini geri toparlaması çok zaman alıyor, bazen mümkün de olmuyor. Peki tek bir ins
Merhaba

Jadav Payeng gibi insanları tanıyınca (adam bir başına koca orman oluşturmuş Hindistan'da) ben de bu soruyum merak eder oldum. İnsanlık olarak sürekli tüketip duruyoruz ancak harcadıklarımıza karşılık doğanın kendini geri toparlaması çok zaman alıyor, bazen mümkün de olmuyor. Peki tek bir insan olarak doğaya en büyük katkıyı nasıl verebiliriz? Ömrümüz boyunca ne yaparsak gerçek anlamda bir fark yaratacak etkiyi yaratabiliriz?
0
burka
(28.04.25)
Ağaç dikerek. En güzel, en basit, en pratik yoludur.
Bilgi desteği için daima hazırım.

Daha büyük bir şey yapmak istersen @kurcalamabozarsın'ın yolundan gidip, ekşi sözlük ve ekşi duyuru hatıra ormanı 2'yi kurmak için öncülük edersin.
0
Mirket
(28.04.25)
güzel ve zor sorular. oturup düşündüm.

galiba dünyayı kirletmeyerek. faydamız yoksa zararımız da olmasın hesabı.
0
yurtsuz john
(28.04.25)
Ağaçlar orman gözümüze hoş geliyor, duygusal bir bağ da hissediyoruz fakat o kadar da fark yaratan bir eylem değil mlsf

Bununla ilgili bir makale vardı
0
grimavi
(28.04.25)
Vegan ol. Bir de ihtiyacın yoksa hiçbir şey satın alma.
0
rock n roll
(28.04.25)
Mirket +1
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(28.04.25)
cevabi zaten soruda vermissin. orman olusturmus adam, daha otesi var mi?
0
Sour
(28.04.25)
Grimavi+1

Deniz suyunu içme suyuna dönüştürmenin ekonomik bir yolunu bulan kişi güzel bir fark yaratır.
0
antihero
(29.04.25)
Ölmek.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(29.04.25)
@Mirket
Teşekkürler, size ulaşacağım. İnsanlarla uğraşmak, örgütlemek istemiyorum. Daha büyük şeyler yapmak için toplu hareket etmek bana göre değil pek.

@grimavi
Ben de bunu merak ediyorum aslında. İnsan olarak kara canlısıyız biz ve doğaya katkı diyince ağaç dikmeyi anlıyoruz. Öte yandan gezegenin büyük bölümü sularla kaplı. Doğal dengeyi tam olarak anladığımızdan pek emin değilim.

@rock n roll
Vegan olmak istemiyorum ve zaten oldukça az tüketmeye çalışıyorum. Benim sorduğum doğayı zararı azaltmanın da ötesinde ona doğaya kendisini yenileyecek ne yapabileceğimizdi.

@sour
Orman oluşturmuş evet, bunu zaten biliyoruz. Benim merak ettiğim başka nelerin yapılabileceği ve bilebileceğimiz en doğrusuydu. Mesela ağaç dikip orman yarattık ama belki de bunun alternatif bir zararı oldu. İdeal bir şey değildi bu, ne bileyim işte..?

@antihero
Bunun ne faydası var? Tatlı su kaynaklarını alternatif yaratmak adına mı?

@Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
Çok saçma. Tek bir kişi bile bu kadar büyük fark yaratabilmişken amacı doğal dengeye fayda sağlamak olan birinin ölmesi çok yazık olurdu. Ama "Zarar verenleri öldürmek" dersen bu anlaşılabilirdi.
0
🌸burka
(29.04.25)
@burka araştırmalar, 2032 yılına kadar dünya nüfusunun yarısından fazlasının su anlamında kıtlık ile karşı karşıya kalınacağını gösteriyor. Bir yandan da su kullanımı büyük ölçüde azaltılmadığı takdirde 2040 yılına kadar şiddetli su yokluğu ile oluşacağı tahmin ediliyor.
0
antihero
(29.04.25)
@antihero
Ne yapıcaz olarak peki küresel insanlık olarak?
0
🌸burka
(29.04.25)
@burka, anladim, en buyuk katki dediginiz icin "en" kismina odaklanmistim. orman yaratmaktan daha eni yoktur herhalde dedim. bunun bir zarari olur mu bilmek icin modelleme yapmaktan baska sans yok. eger ilgini cekerse cin genisleyen colu (durdurmak icin) ormana cevirmisti. su an bulamadim ama tek tip agac dikildiginden veya sayili tipte agac dikildiginden ekosisteme zararli oldugu konusunda elestirilmisti. tabi su anlik bir problem yok. 1970'lerin sonunda baslamis bir proje. yani 50 yil oldu. peki bireysel olan kismi nerede? gerci tam olarak gonullu olmasa da 11 yasini gecmis herkes agac dikmek zorunda (tabii subvanse ediliyor). video burada, belki isine yarar: www.youtube.com (ingilizce).

edit: videoyu tekrar izleyince gordum ki bahsettigim video bu. 7. dakikadan sonra elestiriyorlar. tektip agac dikilmesi, ekolojik cesitliligi olduruyor, ayni zamanda epidemik icin kirilgan bir ortam yaratiyor, yani agac agac zarar gordugunde digerleri de goruyor cunku ayni cins. dunya bankasi kaliteye odaklan, sayiya degil diye uyarmis cin'i. ikinci kritik de su, bu ormanlastirma havanin serbest dolasimini engelliyor, agaclar bunu engelliyor, bu da hava kirliligine neden oluyor, yani beklenenin tam tersi oluyor. fakat bu bulgular tam olarak kesinlesmis degil.
0
Sour
(29.04.25)
@burka şimdilik su kullanımında dikkatli olucaz fakat bireysel çaba yüzdelik dilimlilere etki etmiyor gibi bi şey.

Dünya nüfusunun azalması lazım bence, meteor olur, savaş olur, virüs olur :/
0
antihero
(30.04.25)
en büyük faydayı insanlık olarak komple yok olursak sağlarız. insanlık hakimiyeti devam ettiği müddetçe zarar devam edecek, kendimizi kandırmamızın alemi yok.
0
lüzumsuz adam
(30.04.25)
@sour
Teşekkürler. Monokültür (tektip) ağaçlandırmanı benim de aklımı kurcalıyordu çünkü mucize bir ağaç bile olsa, faydaları sayısız da olsa gene de doğal denge sandığımızdan çok daha komplike bir yapı. Ağaçlandırmak faydalı olabilir ama bunun iyi de planlanması lazım galiba. Sadece ağacın ekimi değil o bölgenin habitatına uygun seçimler yapılıp çoklu kültürü kendi başına gelişecek şekilde tetiklemek gerekli. Bu Çin'in de işleri işte... Adamların bir şey yaparken anladığı sayısal değerler hep...

@antihero
Su çok önemli görünüyor ama dünya insan popülasyonu cidden kaynakları kemiren bir virüs gibi sahiden de. Matrix'de Ajan Smith doğru söylüyor.

@lüzumsuz adam
Aynı kanıdayım. İnsan türü gezegenin doğal dengesinin üzerinde bir güce sahip oldu. Bizim yokolmamız ile ancak düzelir bu.
0
🌸burka
(01.05.25)
(3)

Lagos - Portekiz

anthemis nobilis
Bu şehre daha önce gitmiş olan var mıdır? Otelleri araştırıyorum, hep resort oteller var gibi. Otel tatilinden çok gezme amaçlı gidilecek, hangi bölgede kalmalıyız? İyi otel istiyoruz ama resort değil.
Bu şehre daha önce gitmiş olan var mıdır? Otelleri araştırıyorum, hep resort oteller var gibi. Otel tatilinden çok gezme amaçlı gidilecek, hangi bölgede kalmalıyız? İyi otel istiyoruz ama resort değil.
0
anthemis nobilis
(19.04.25)
Merhaba

Bölgeye hakim değilim ama gördüğüm kadarıyla biraz turistik sayfiye yeri gibi bir yer Lagos-Sagres arası bölge. Kışın bile İngiliz'ler ile karşılaşmıştım, tahminen bizim Kuşadası taraflarındaki gibi oralara yerleşen emekli Birleşik Krallık vatandaşları yaşıyor olabilir.

Gezme kısmına gelirsek bence çok görülecek bir yanı da yok. Deniz kıyısında bir yer, en turistik yeri gene Sagres aklıma geliyor ama gezi turizmi için gidilecek bir yer gibi gelmedi bana. Portekiz'de görülecek yerler Lizbon ve Porto ile başlıyor ki oraları bile derya deniz değil, 1 hafta 10 gün tüm ülkeye yeterli olabilir. Küçük bir ülke Portekiz, eti budu belli yani.
0
burka
(19.04.25)
@burka Lizbon ve Porto planı yapıldı. Lagos'a da gidilecek ondan sordum.
0
🌸anthemis nobilis
(20.04.25)
Yani bence görülecek pek bir şey yok oralarda. Deniz kenarı otel, sayfiye yerleri işte. Sagres'i görebilirsiniz belki, ülkenin tam köşesi gibi kalıyor. Bunun dışında güzel yerler tabi ama bir özelliğini göremedim doğrusu.
0
burka
(20.04.25)
(15)

En büyük korkunuz nedir?

trablon
evsiz parasız sokakta kalmak.
evsiz parasız sokakta kalmak.
0
trablon
(30.03.25)
Yangında mahsur kalmak.
Yatalak olmak.
0
Mcfly
(30.03.25)
Oğlum, gerisini hallederim.
0
kimlanbu
(30.03.25)
Kör olmak
Sakat kalmak

Bu ikisinden birisi olursa muhtemelen tereddütsüz intihar ederim.
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(30.03.25)
Çocuklarımın başına kötü bir şey gelmesi.
Yanarak ölmek
Retina dekolmanı
Canlı canlı toprağa gömülmek (pai mei'den eğitim alabilecek kadar şanslı olsam bundan korkmazdım. beatrix kiddo gibi tabutu yumruklar çıkardım)
Naegleria fowleri kaparak primary amoebic meningoencephalitis ten ölmek
Uzak bir ülkede sıtma kapmak
Nekrotizan fasiit
Clostridium difficile (gereksiz antibiyotik kullanmama sebebim)
0
kullanicadi
(30.03.25)
Başkasına muhtaç olmak
0
mirty
(30.03.25)
İftira
0
HellKeePer
(30.03.25)
Abi galiba düşündüğüm en kötü şey kapalı alanda kalmak (misal canlı gömülme olayı) ya da böyle kaos olunca insanlar kalabalikta ölüyor ya nefessizlikten falan. Üstüme böyle 10-15 insan düşünce hareket edememeyi düşünüyorum kabus gibi.

Benim temel sorunum hareket edememek galiba. Bunu içeren her şey sıkıntı.

Bir de hanımın bensiz kalması (evin geliri bende). Onu da hayat sigortalari falan ile çözdüm kafam rahatladi.
0
logisticsmanager
(30.03.25)
Ev taşımak. Bence muazzam buyuk bir organizasyon. Düşündükçe uykularim kaçıyor ya bir gun taşınmak zorunda kalirsam diye.
0
duster
(30.03.25)
“anlamı kaybetme korkusu”

bazen çok çalışırsın. yıllarca. gece gündüz düşünürsün, plan yaparsın, risk alırsın. bir yerlere varmak için değil sadece; bir anlam olsun diye. bir düzen kurarsın, kendi içinde mantıklı, dışarıdan belki görünmeyen. birilerine iyi gelsin, bir şeyler yerinde dursun, bir yapı çökmemiş olsun diye uğraşırsın.

ama bir an gelir, durursun.
ya bütün bu çaba, anlamını bir anda yitirirse?
ya sen her şeyi korumaya çalışırken, esas kıymet verdiklerin elinden kayarsa?

çabanın boşa gitmesi değil asıl korkutan. çabanın neden verildiğini unutturacak bir şey olması… sevdiğin birinin başına bir şey gelmesi mesela. o zaman hiçbir rapor, hiçbir strateji, hiçbir gelecek planı yerinde durmaz. çünkü sen her şeyi anlam için yapmışsındır ve o anlam yoksa, geriye sadece yorgunluk kalır.

anlamı kaybetmek…

çok sessiz ama çok yıkıcı bir korku bu.
ve insan bunu yaşamadığı sürece ne kadar derin olduğunu anlayamıyor.
0
gabe h coud
(30.03.25)
Hiçbir şeyden korkmam ben!

deep-dark-fears.tumblr.com
www.instagram.com
0
burka
(30.03.25)
evsiz parasız sokakta kalmak +1
Yatalak olmak. +1
Başkasına muhtaç olmak +1


Dallama biri olmak
0
put it in your appropriate place
(30.03.25)
kimlik dolandiriciligi
0
sttc
(30.03.25)
yatalak kalmak ve kör olmak.

büyük konuşmayayım tabii ama bu ikisi dışında her şeye direnebilirim gibi geliyor. yani en kötü intihar edersin, kendini öldürürsün. bu saydığım durumlarda onu yapmak bile çok zor.
0
mark greg sputnik
(30.03.25)
Abazan kalmak.

Abazan kalırsam korkunç sinirli oluyorum.
0
runaway
(31.03.25)
yaşlanmak ve bir gün bazı şeyler için geç kaldığını fark etmek.
0
orpheus
(31.03.25)
(4)

Uçakta Zippo taşınır mı?

bananastand
Yurtdışı Pegasus ile uçuşta, havaalanına girerken veya sonrasında gümrükten geçerken izin veriyorlar mı zippoya? Benzinini dökerim gerekirse evde
Yurtdışı Pegasus ile uçuşta, havaalanına girerken veya sonrasında gümrükten geçerken izin veriyorlar mı zippoya? Benzinini dökerim gerekirse evde
0
bananastand
(28.03.25)
Gürcistan'dan dönerken benzini olmayan zippomu almışlardı.
0
kirk karaktere sigmayacak adam
(28.03.25)
Bence farkederlerse el koyarlar, benzini var mı yok mu diye de uğraşmazlar. Kabin içi şerit metreleri, tıraş bıçaklarını bile kesici potansiyelleri sebebiyle el koyuyorlar.
0
burka
(28.03.25)
bagaja ver.
0
jelly bear
(28.03.25)
genelde izin vermiyorlar.
bir keresinde icini cikartip, atmak zorunda kalmistim.
0
65 derece
(28.03.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.