[]

altındaki düşüş devam eder mi?

altındaki düşüş devam eder mi acaba ya? satsam mı hemen? döviz biraz düşünce altın da düşmeye başladı. grafiklere bakıyorum, yükselişler, düşüşler dolar ve euro ile aynı çizgide hep.




 
eder


  • nahtoderfahrung  (07.08.20 14:56:04) 
hocam tl bazında gram altın için bakmanız gereken grafik bu:
tr.tradingview.com

dolarla ile elbette bağlantılı ancak altının kendi oynaklığı da var. al-sat kararı için kendi iradenizi kullanın. panik yapmayın bence. ytd.
  • ala09  (07.08.20 14:58:08) 
Ama 10 yillik grafige baktigimiz zaman mesela altinin dolar olarak cakildigi bir donem var, o donemde tl olarak yukselmis altin. Yani altinin dolara endeksli oldugunu soylemek istiyorum.

Neyse, 450'ye kadar bekliyim, 450'ye duserse satarim.
  • ahm1  (07.08.20 15:01:59) 
@ahm1 eylül 2012 ile 2013 arasını mı diyorsunuz? fed'in para genişleme politikasını açıkladığı doların ciddi güçlendiği bir dönemden genel sonuç çıkarmayın bence. ayrıda çakıldı dediğiniz dönemin altın/tl grafiğine bakarsanız tl bazında bir çakılma yok. ynai altın tek başına yükselirse altın tl bazında artacak, dolar güçlense bu sefer altın sabitken bile artacak. bu yüzden aynı grafiği tl için de okumak lazım. ytd

edit: zaten bizim tc vatandaşı olarak çıkmazımız bu. güçlü bir para birimi olmadığı için altın kendi başına da artsa veya dolar kendi başına da artsa golü yiyoruz. dümdüz bir iktisat mezunu memleket başında olsa bunun yarısı kadar bile zarar görmezdik.
  • ala09  (07.08.20 15:10:21 ~ 15:12:08) 
altında düşüş değil yükseliş olur. tüm dünya ekonomileri (almanya + abd) % 13+15 düşüş yaşıyor. altın niye düşsün.
*bi tek bizim ekonomimiz yükselişte :-)

  • ankarakecisi  (07.08.20 21:51:40) 
[]

En iyi traş bıçağı hangisi?

En iyi derken yani cok pahali bir sey aramiyorum ama gillet fusion 5 iyi midir? Simdiye kadar hep bilmeden aldim. Belki vardir bundan daha iyi f/p'si olan?




 
F/p soruyorsan bim’de satılan man’s 5’li paket olması lazım.
Ben gillette fusion serisi kullanıyorum ve memnunum. 2 sene önce kampanya vardı 24 bıçak 50 tl gibiydi. Pandemide tıraş da olmuyorum artık daha uzun süre götürür.

  • ozdek  (07.08.20 08:41:27) 
24 bicak 50 lira mi? Banabi'den baktim, su an iki tanesi 70 lira.

5'li paket vs istemiyorum ya. Şoyle gillette fusion gibi bir tane tiras makinem olsun istiyorum.

Bunlarin tiras bicaklari da cabuk köreliyor gibi ama.
  • ahm1  (07.08.20 10:13:44) 
fusion 5 ler gereksiz pahalı. evde açılmamış bir paket buldum yatırım olarak saklıyorum. altın gibi artıyor namussuz. ayrıca beş bıçak gereksiz pahalı bence de. iki bıçaklılar yeter.


  • sarcophagus  (07.08.20 10:21:59) 
Security razor en guzeli. Bir kere alinca masrafin sadece jilet oluyor ki onu da kullanip at bir kere kaç kuruş maliyeti var.


  • logisticsmanager  (07.08.20 13:15:16) 
[]

dolar/euro düşerse altın da düşer mi?

diyelim ki euro 7-7,5 oldu, altın da düşer mi?

mesela merkez bankası 8-10 puan faiz arttırırsa düşer mi altın da?


 
altın dolara bağlı olduğu için düşer.

edit: evet eksik yazmışım. alttaki arkadaşlara katılıyorum.
  • fezagezgini_4  (06.08.20 16:00:24 ~ 17:43:44) 
o kadar doğrusal bir ilişki yok aralarında altın dolardan bağımsız olarak da artabilir ama bizdeki altın fiyatı londra borsasında belirlenen fiyat olduğu için altın ons fiyatı sabit kaldığı durumda dolar düşerse gram altın fiyatı da düşer diyebiliriz


  • ala09  (06.08.20 16:11:34) 
ala09 +1

şu an altının yükselmesi sadece TL'nin değer kaybı ile ilgili değil. Altının ons fiyatı son dönemde çok yükseldi. Şu sıralar 2060 dolar civarında. 3 bin dolar konuşuluyor. Bu yükseliş devam ederse, dolar düşse dahi (TL değer kazansa dahi) altın yükselmeye devam edebilir.
  • himmet dayi  (06.08.20 16:34:53) 
[]

idefix değişim

sipariş ettiğim kitap defolu geldi. idefix'e mail attım değişim için ama henüz cevap vermediler.

daha önce de birçok kez değişim yaptım idefix ile. iade kodunu biliyorum, acaba direkt kodu yazıp kargoya versem olur mu, idefix'ten cevap beklemeden?


 
Sorun olmasi yuksek ihtimal


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (06.08.20 15:09:31) 
[]

anti-aliasing ve anisotropic (medieval II)

medieval 2'yi yükledim yeniden. iki görüntü ayarını çözemedim.

anti-aliasing ayarında;

no anti-aliasing
x2
x4
x8

seçenekleri var, x4 seçili başladı oyun.

texture filtering ayarında ise;

bilinear
trilinear
anisotropic x 2
anisotropic x 4
anisotropic x 8
anisotropic x 16

seçenekleri var. bu da x4 seçili geldi.

seçeneklerden en aşağıda olanı seçersem görüntü o kadar iyi mi olacak? en aşağıdakileri mi seçeyim? gerçi seçince bir değişiklik fark etmedim ama.

 
evet. anti aliasing köşeleri yok etmeye yarıyor. daha pürüzsüz bir görüntü. diğerini tam hatırlamıyorum.


  • bohr atom modeli  (06.08.20 01:56:23) 
Bilgisayar kaldırıyorsa en aşağıdakilere abanın gitsin. Öbürünün verimi oyundan oyuna değişiyor ama anti-aliasing her türlü çok farkettirir görüntü kalitesi açısından.


  • panzerkampfwagen iv  (06.08.20 02:19:45 ~ 02:20:04) 
[]

NBA'deki yeni oyun tarzı

Birkac sezondur nba izlemiyordum. Bugun biraz baktim iki maca, su anda da washington-phoenix macina bakiyorum. Hicbir maci da cok izlemedim ama gordugum su ki nba bombok bir sey olmus. Adam ribaundu aliyor, tek basina kosuyor kosuyor sut atiyor, karsi taraftan gard ribaundu aliyorsa o da kosuyor kosuyor sut atiyor. Hucumlarin buyuk cogunlugunda genelde en fazla bir pas veriliyor.

Butun maclar boyle mi? Nba bu mu oldu yani, insanlar bunu mu izliyor? Bombok bir sey olmus, bu nedir ya.


 
evet yaklaşık olarak buna dönüştü. sebebi istatistik verilerinin oyunu yönlendirmesi.

pas sayısı arttıkça basket bulma ihtimali düşüyor.
hücum süresi kısaldıkça verim artıyor.
orta mesafe yüzdesi daha yüksek olsa da üç sayı denemek daha verimli. orta mesafe neredeyse yok oldu bu yüzden.

kontrol edemedim ama yanlış hatırlamıyorsam bu videoda bu değişimlerden bahsediyorlardı:

www.youtube.com
  • bruges  (01.08.20 02:51:02) 
Video bakacagim ama 3 sayi denemenin daha verimli olmasi vs. sacma geldi su an.

Uzunlarin isabet ortalamasi yuzde 50-60 arasi oluyordu mesela. 3 sayi isabetleri ise yuzde 35-40. Anca cok iyiysen yuzde 45 oluyor vs. vs.

Yani gercekten inanilmaz sacma bir hal almis. Kos kos atis at, kos kos atis at. Antrenman maci gibi. Kim izler ki bunu ya?

Koskoca, guzelim nba ne hale gelmis, inanamiyorum.
  • ahm1  (01.08.20 03:14:46) 
evet bu. kos kos ucluk salla.

30 takim da ayni basketbolu oynuyor. farkli bir taktikle, kurguyla oynayan takim yok.

sosyal medyanin bos beles istatistikleri pompalamasi sonucu bu hale geldi.

bir takim ortalama 120 sayi yiyorsa o takim savunmada sutu kullansalar da ben hucum yapayim diye dusunmekten baska bir sey yapmayan takimdir. hali saha mantigi yani. herkes forvette olunca daha cok gol atarim, daha zevkli olur diye dusunuluyor ama tam tersi.
  • baldur2  (01.08.20 04:32:17) 
normalde bu kadar kotu degildi, simdi pandemi donusu iyice salmislar gibi duruyor ama yine de haklisin. genel olarak vaziyet budur yani. vicik vicik, yavsak, teknik-taktikten yoksun, igrenc bir seye donustu.


  • alevli deniz sortu  (01.08.20 10:37:36) 
@baldur2: "sosyal medyanin bos beles istatistikleri pompalamasi sonucu bu hale geldi."

Ben Golden State yuzunden boyle oldu diye dusunmustum.
  • ahm1  (01.08.20 11:07:22) 
@ahm1

evet golden state ve stephen curry basketbolu degistirdi. stephen curry sayesinde herkesin 3'luge tarihte verilmemis kada onem vermeye basladi.
  • baldur2  (01.08.20 11:57:17) 
üçlüğe önem ver de yani her şeyin de bir ölçüsü vardır ya. üçlüğe önem vermek, koşup koşup üçlük atmak mıdır? bu ne boktan bir şeydir. gerçekten çok sinirlendim. bu kadar saçma bir şeye insanların, en başta koçların tepki göstermemesini anlayamıyorum.

adam ribaundu alıyor, koşuyor koşuyor üçlük çizgisine gidince topu potaya atıyor; sonra karşı takımdaki gard alıyor, gidiyor gidiyor üçlük deniyor. arada içeriden de sayı oluyor tabii, onda da ribaundu alan gard gidiyor gidiyor, içeri girip potayı zorluyor ya da birine pas veriyor, o potaya gidiyor.
  • ahm1  (01.08.20 13:20:46) 
evet beni de çok üzüyor bu durum. özellikle duncan, shaq gibi alçak post oynayan, nowitzki gibi yüksek post oynayan oyuncuları çok özlüyorum. al horford'dan nefret ediyorum. pivot dediğin şut atmamalı bence :)

tek çözüm galiba 80 öncesine dönüp üçlük çizgisini kaldırmak. ama tabii kimse istemez bunu.

koçlar neden itiraz etmiyor demişsin ama eskisi gibi koç ağırlığı da kalmadı zaten oyunda. yıldız oyuncular çok ön planda ve bu yıldız oyuncular arası rekabet de lige ilgiyi daha çok arttırıyor.

eskiden koç istemezse rest çekebiliyordu ama şimdilerde yıldız oyuncu ile problem çıkmasın diye koç bile gönderilir oldu.
  • aziz dostum jack  (01.08.20 15:10:17) 
Ben de GSW yüzünden diyecektim gece gördüğümde. Maalesef şu anki trend bu. Her takım tarihin en iyi ilk beş üçlükçüsünden ikisini aynı anda kadroda bulunduramıyor ama.


  • armagan abanuz  (01.08.20 16:07:42) 
Birkac sezondur en azindan istatistiksel bazda takip ediyordum nba'i. Bazen maclarin box score'una bakiyordum, draft edilen genclere falan bakiyordum ama dunku maclari izledikten ve bu cevaplardan sonra bunlari da yapmayacagim sanirim bundan sonra.


  • ahm1  (01.08.20 16:41:48) 
Doncic'in istatistikleri muthis mesela, Giannis'inkiler de super ama boyle bir oyunda bu istatistiklere ulasmis olmalari basarilarinin degerini azaltiyor bence. Cunku oynanan oyun duzgun bir oyun degil. Sacma sapan bir oyun tarzinda istedikleri kadar ucsunlar, istatistikleri tarihsel degerlendirmelerde daha degersiz sayilmali bence. Bilmem katilir misiniz...


  • ahm1  (01.08.20 18:01:41) 
sana tamamen katılıyorum. çocukken ben isterdim ki takımlar 100 sayıya ulaşsın. çocuk aklı işte, 90'da kalınca falan üzülüyordum, 100'ü geçsinler istiyordum. şimdi vallahi inan şöyle bi' 97-93 biten maç görsem monitörü okşayıp ağlamaya başlayacağım, o hale geldim. la az biraz savunma yapın, normal bi maç izletin ya.

vallahi kemik seslerinin geldiği, üçlük atanın alcatraz'a kapatıldığı, detroit'in 75 sayı yediği maçtan sonra "bu ne biçim savunma ırzını sevdiklerim" diyen öfkeli kalabalık tarafından linç edildiği günlerin basketbolunu çok özledim ben. şimdiki tıraş.

abi oyun devam ederken müzik çalıyo ajjsfskj böyle bi şey var mı ya. tamam kardeşim spor en başta eğlencedir, eyvallah gidip adam bıçaklayın demiyorum ama resmen salonları alışveriş merkezine çevirdiler, millet popcorn yiyip bi şeyler içmek ve çocukları oyalamak için gider oldu maçlara. her saniye bi aktivite, bi şey... e kadar sıkılıyosanız sktirin gidin birader basket maçında ne işiniz var, ben anlamıyorum bu amerikanları.

bu duyuru için teşekkür ederim, ben bu konuda çok doluyum, biraz sakinleştim şimdi iyi geldi. savunma ve HUKŞAT düşmanlarını yeneceğiz.
  • alevli deniz sortu  (02.08.20 00:16:12) 
çözüm üçlük çizgisini kaldırmak sanırım eskisi gibi.

zaten 1980'de gelmiş bir sistemden bahsediyoruz.

benim anlamadığım böyle bir ligde giannis nasıl mvp oluyor o zaman? hiç takip etmiyorum bilgi amaçlı soruyorum.
  • antikadimag  (02.08.20 00:22:14) 
Ucluk cizgisinin kaldirilmasina karsiyim (zaten oyle bir seyin olmasi mumkun degil de). Tadinda ucluk atislari keyif veriyordu. Her guzel seyin bokunu cikarirsan o sey cekilmez olur sonuc olarak.

Zihniyetin, oyunun tekrar degismesini bekleyecegiz mecburen. Ama eski gunlere donulmesi zor. Muhtemelen yeni, farkli bir oyun tarzi bulunursa bu oyun tarzi terk edilir.
  • ahm1  (02.08.20 01:28:06) 
Sanirim Giannis'e veriyorlar topu, o da aliyor gidiyor tek basina giriyor iceri basiyor smaci vs. oyle kopmus gitmistir muhtemelen. İceriden oyun sifirlandi diye bir sey yok ama iceriden oyun şoyle oluyor: herkes geride dururken topu tutan adam yanindakine veriyor topu, onun da cani ucluk atmak istemedi diyelim, giriyor iceri kimseye bakmadan, sayi yapmaya calisiyor.

Hucumlar tek basina gerceklesiyor yani. Bir hucumu sen yapiyorsun, bir hucumu ben yapiyorum vs.
  • ahm1  (02.08.20 01:31:29) 
[]

Covid test sorusu

Kardesim 4 gun once -su an covidli cikan- arkadasiyla gorustu, bugunku testi negatif cikti. Cumartesi ya da pazar gunu tekrar test olacak (yani gorusmeden 7-8 gun sonra), eger o zaman da negatif cikarsa yuzde 100 negatif oldugunu soyleyebilir miyiz? Yoksa durum o kadar net degil mi?




 
Görüşmenin detayları da önemli (sarmaş dolaş maskesiz sosyal mesafesiz mi mesela) ikinci olarak kimse %100 diyemez test kitleri %100 doğru sonuç vermediği için ama her iki testin de negatif çıkması temiz olduğuna dair bir kabul oluşturur.


  • candanag  (29.07.20 22:01:50) 
Sarmas dolas degil. Ortalama bir mesafeden yarim saat gorusmusler. Kendisinde maske varmis ama karsi tarafi hatirlamiyor. Ondan bir sey alip almadigini da hatirlamiyor.

Peki diyelim ki testler kesin sonuc veriyor. Bugun giren virus 7 gun icinde kendisini kesin olarak gosteriyor mu? Hani sanki hemen testlerde gozukmez gibi bir olay vardi?

Bu hafta sonu da koyden babam gelecekti. Kritik yani o yuzden. Pozitifse pozitif ciksa da gelme desek.
  • ahm1  (29.07.20 22:27:53) 
1 hafta covid pozitiften yatmış ve şu ev karantinasında olan biri olarak şunu söyleyebilirim ki,

1- 2 kere sürüntü testi yaptılar negatif çıktım
2- Tomografi testi sonucu pozitif olduğum anlaşıldı.

Hem sürüntü hem tomografi talep edin. Virüs ciğerlere indiyse sürüntünün negatif çıkması çok normal.
  • paramolacak  (29.07.20 22:41:27 ~ 22:42:10) 
Maalesef calistigi kurum sadece suruntu testi yaptiriyormus, tomografi isteyemem diyor :(


  • ahm1  (29.07.20 23:00:14) 
Abi o zaman yapacak bişey yok belirti bekleyecek.


  • paramolacak  (29.07.20 23:13:24) 
Belirtiyi gordukten sonra iş işten gecebilir maalesef.

Neyse bakalim, umarim olmamistir.

Size de cok gecmis olsun.
  • ahm1  (29.07.20 23:43:22) 
pozitifmiş gibi davransın 14 gün izole etsin kendisini yapabilirse.

çünkü hasta olduğu halde sürüntü pcr negatif olabilir ve bu onu hasta değilmiş gibi rahat hareket etmesine neden olur.
  • masseter  (30.07.20 00:31:13) 
[]

Muhabbet kuşum sanki nefes nefese kalıyor (videolu)

streamable.com

Videodaki mavi olan dişi muhabbet kusum, videodaki gibi gagasini oynatiyor. Yani sanki durup dururken hizli hizli nefes alip veriyor, nefes nefese kaliyor gibi.

4 senedir bizimle. Aslinda bunu eskiden de nadiren yapiyordu ama niye yaptigini anlayamamistik, yoruldu herhalde falan diye dusunuyorduk.

Bir hafta once ise cok sık yapmaya basladi ve bize karsi tutumu da degisti. Bizi gorunce surekli oten, omzumuzdan ayrilmayan kusumuz bize gelmemeye, otmemeye, pek ucmamaya, uyumaya basladi. Ben de kusu tanidik bir kuscuya goturdum, gogsunu dinledi, "kalbi var veya astim" dedi, astim ilaci verdi, bir hafta kullansin, bakalim iyi gelecek mi dedi. Bir de daha cok sebze vermemi onerdi. Bir de ilaci kullandigi sure boyunca diger kustan ayirmami soyledi (bu niye bilmiyorum, sormadim ama ayirdim).

Aslinda niyeyse kuscudan geldikten sonra kusumuz biraz canlandi otmeye basladi, sonrasinda bize de biraz biraz gelmeye basladi ama hâlâ nefes nefese kaldigi durumlar cok oluyor.

Oncelikle sorum: videodaki davranisi niye yapiyor? Tahmin ettigimiz gibi nefes nefese mi kaliyor? Astimi mi var acaba?

Ne yapmamiz lazim? Nasil gecer?

Not: kuslarimizi her gun 4-5 saatligine salip aksam kafesin kapisini kapatiyoruz. Ne zaman iceri girmeleri gerektigini ogrendiler.

Gecen gun kafesin kapisini acmama ragmen kusum cikmadi. Sanirim o gun bayagi halsizdi.

 
Tüy döküyor mu? Tüy dökerken çok halsiz oluyorlar. Bir de bizimkisinim bir yaramazlık davranışı var, (bir eşyayı kemirme vs gibi) ondan sonra yapıyor bu ağız açma hareketini sanırım yorulduğu için.

Kuşçulara güvenmeyin, bir defa bir şeyi yok dediği kuşta soğuk algınlığı çıktı 4-5 gün antibiyotik kullanmasını tavsiye etti veteriner. Biliyorum kuşa bakan veteriner bulmak zor ama bence veterinere götürün. Üstelik kuşların sebze yemesi hiç tavsiye edilmiyor, ishal oluyor hayvanlar. Normalde avustralya çöllerinde yaşıyor bu zavallılar ve kuru ot tohumu ile besleniyorlar, marul salatalık filan onların normal habitatında pek olmayan şeyler aslında.


Son olarak bence 4-5 saat az salmak az. Sadece yatarken ve acıktığında girsin kafese mümkünse. Yazık hayvanlara, zaten evin içine hapsediyoruz, bir de akşama kadar kafeste hapis olmasınlar. Kanatları olan hayvanı kafese mecbur etmek çok acı.
  • playing star again  (27.07.20 19:28:06) 
Pek tuy dokmuyor aslinda. Yani biraz biraz dokuyor.

Bazen biraz fazla uctugunda da boyle nefes nefese kaliyordu. Yoruldu ondan herhalde diyorduk ama biraz ucmayla niye yorulsun ki bu hayvanlar?

Evet, her hayvani kafeste tutmak aci ama son zamanlarda 5 saat yeter diye dusunmustum de
  • ahm1  (27.07.20 19:37:09) 
Diğer konuları bilmiyorum ama uçtuktan sonra yorulmaları ve nefes nefese kalmaları, serinlemek için kanatlarını kaldırmaları normal. O konuda endişe etmeyin. Eğer astım şüphesi varsa kafesin yerini değiştirmeyi deneyin belki evdeki bir şeyden, yediği bir şeyden, hatta (olabiliyor mu bilmiyorum) diğer kuştan rahatsız oluyor.


  • mikro patlama  (27.07.20 20:31:43) 
oy bebek. sıcaktan da bunalabiliyorlar. ama serinlesin diye esinti filan yapmak kesinlikle daha kötü. kuşçu veteriner mi? veterineri dinlemek lazım tabii. çok sıcakta ve susuz kalmasın, ortamları havalansın. su havuzcuğu yapın bi yüzsün belki açılır.

düşündüm de ortamı daha çok havalandırmak, daha havadar hale getirmek makul geldi. ama veteriner şart. kuşa bakan bulursanız buraya da yazın, zor bulunuyo gerçekten.
  • snape i başından beri tanırım  (27.07.20 20:41:34 ~ 20:43:32) 
Kuşçu gibi bilgisi sadece deneyime dayanan birinden iyi cesaret edip de ilaç kullanmışsınız. Yanlış ilaç kullanımı da kuşun ömrünü kısaltır. Veteriner hekime götürün kuşunuzu videodan kimse muayene yapamaz


  • eatpraylaw  (27.07.20 21:16:08) 
Yillar once kusu bir veterinere goturmustum ve guven vermemisti acikcasi. İnsanlar da "veterinerler kedi ve kopek uzerine uzmanlasiyor, kuslardan pek anlamiyorlar" dediler.

Kustan anlayan birini nasil bulacagim bilmiyorum.

Ama bu kuscu guvenilir, anlayan, iyi birine benziyor acikcasi.
  • ahm1  (27.07.20 21:25:58) 
[]

İstanbul'un surları

Dubrovnik'e bakiyorum (eski adiyla Ragusa), surlarin tamami korunmus sekilde: encrypted-tbn0.gstatic.com

E peki istanbul'un surlari niye bu sekilde degil, niye hepsi ayakta degil? Sonucta 1453'ten sonra savas da olmamis, surlar yikima ugramamis.

Surlar kendiliginden mi yikildi, yoksa sehir buyuyor diye yakin zamanlarda hukumetler tarafindan mi yikildi, ne oldu?

Dubrovnik gibi tamami korunan surlarimiz olsaydi guzel olmaz miydi?

 
avrupa, ikinci dünya savaşında yerle bir oldu. hepsi değil elbette ama bugün gördüğün pek çok yapı aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.

dubrovnik ise yugoslavyanın dağılma sürecinde sırplar tarafından yerle bir edildi. sonrasında avrupa birliğinin fonlaması ile yeniden yapıldı.
  • halanne  (27.07.20 18:25:48) 
Bravo son cümlen çok güzel .olsaydı harika olurdu.kalanı bile harika.neden yok sorusuna tek cavap var çünkü biz ahmağız.

Surların önemli hasarları şehrin batısında bunların önemli hasarı 1453 ten.sonrasında tadilatlar var ama çokta gerekli değil,saldırabilecek kimse yok o dönemde.sonrasında depremler ve bakımsızlıktan parça parça dökülüyor.bir kısmı tehlike oluşturduğu için bilerek yıkılıyor.en büyük hasar son yüzyılda geliyor.

Yoğun yapılaşmaya kurban gidiyor bir kısmı,en önemli hasarda menderes döneminde veriliyor.lykos deresinin olduğu kısım ve bir sürü tarihi eser vatan caddesinin yapımında,topkapıdaki bir kısım millet caddesinin yapımında,en çok yıkımda sahilde kennedy caddesinin yapımında yıkılıyor.bunların yapıldığı tarihler 1950 ler.sonrasında bakım yok.turgut özal zamanında büyük bir tadilat başladı.bugünkü topkapı daki temiz gözüken kısım ve yedikuleye doğru belli yerler tamir edilmeye başlandı.hızlıda başladı ama dönemin politikaları yüzünden ehil olmayan insanlar doğru düzgün yapamadılar ve geri kalanıda öyle kaldı.

Sonrasında da hep lafta kaldı.hiç bir yerel yönetim veya hükümet bu konuya el atmadı,

Sadece bunlar değil.karaköy surlarıda son yüzyılda yok oldu.kalan parçası metro köprüsünün altında,diğerleri dükkan duvarı oldu.çatalca surlarından çatalcada yaşayanın bile haberi yok.bir sürü asalak altın bulacağım diye patlatıp duruyor.

Üzücü.
  • duptıs  (27.07.20 18:42:17) 
teselli olmaz tabii ama viyana'nın surları da vaktinde yerine tramvay yapılmak için yıkılmış: en.wikipedia.org


  • arkadakiadam  (27.07.20 18:47:03) 
Bizim millettin ekseriyetinde tarih, kültür , estetik , arkeoloji bilinci yok

Örnegin;
Truva hazinelerini, Bergama tapinagini almanlar padisahin izni ve turlu dalaverelerle yürütmusler
Bodrum halikarna mozolesine ingilizler çokmus

Bunun gibi onlarca vaka var

Cok yer gezdim ama dunyada bizim ulkemiz kadar tarihe saygisiz kayitsiz bi ulke cok nadir bulunur
  • technicalte  (27.07.20 18:48:00) 
Bakımsızlıktan yıkılır. Normal bir şey bu. Korumak lazım. Ama Bizans eserleri pek korunmaz.


  • pass  (28.07.20 00:55:52) 
[]

Gözlerim çok kötü, acile gitmem gerekir mi (capsli)

Koşedeki kisim bayagi kizarik, gozumu cevirdigim zaman da beyaz kisim bayagi kirmizi/golgeli olmus.

Dun aksam yatarken ekrana cok bakmaktan gozlerim agriyordu. Yatayim, gozlerim de dinlenir dedim ama kalkinca boyle oldu.

Yeni de doktora gitmistim, zaditen damla kullaniyordum (damlanin yan etkisinden ziyade, ekrana cok bakmaktan dolayi olabilir bu olay).

Ne yapayim, gideyim mi acile? Bir sey olmasin gozlerime? :(

Not: sol gozde bir sey yok, sag gozum boyle. Fotograftakiler de sag gozum.

 
Ustteki fotograf (masaustune gore sagdaki) durumumu daha iyi anlatiyor, ben aynada bakinca gozum oyle. Digeri biraz acik cikmis.


  • ahm1  (26.07.20 12:46:50) 
acile gidecek bir şey yok. giderseniz acildekilerin yapacağı bir şey de yok.


  • nrmnm  (26.07.20 12:47:05) 
Ben ne yapacagim peki? Gorme kaybi olmasin?


  • ahm1  (26.07.20 12:47:32) 
Olur oyle.

Evham yapmanı gerektirecek bir şey yok.
  • duptıs  (26.07.20 13:01:44) 
Normal göz işte ne acili :/

Vurulsam "bişi yok, cikartirim şimdi mermiyi" deyip devam ederim, boyle şeyler için "eyvah napsam hemen acile mi gidim" tedirginliği aşırı ütopik diil mi xd
  • üğpoıuy  (26.07.20 13:07:22) 
Aynısı bir arkadaşıma da olmuştu. Kör oldu.


  • sorularimicinfeykhesap  (26.07.20 13:48:05) 
@sorularimicin: cok komik


  • ahm1  (26.07.20 13:58:40) 
gozde batma var mi? yaniyor mu? goz kapaginda sisme var mi? bunlar varsa adenoviral konjonktivit olarak yorumlayabiliriz, ancak yine bir goz hekiminin bakmasi gerekir. su asamade suni goz yasi kullanip sizi rahatlatip rakatlatmadigina bakabilirsiniz. Eczane'ye sormaniz gereken goz damlasinin adi Refresh


  • bollocks44  (26.07.20 14:56:37) 
üğpo +1
çay pansumanı fln yap. uzun süre geçmezse gidersin diyeceğim de, bence boşver yine gitme. bir şey yapmıyorlar, en fazla viscine verip gönderirler. bir şey olmaz gözlerine.

  • pati  (26.07.20 15:31:04) 
acile gitseniz de bir şey yapamazlar. göz ayrı bir ihtisas alanı. istanbul, ankara veya başka bir büyük şehirde iseniz bir göz hastanesine başvurabilirsiniz. ilaç filan da kullanmayın. sadece poşet çayla pansuman...
not: göz hastanelerinin acilleri var. geçmiş olsun.

  • tururo  (26.07.20 16:10:22) 
[]

Skinny fat göbeğini eritmek

Skinny fat gobegi sporsuz gecmez mi hicbir sekilde?

Belim kotu oldugu icin yuruyus bile yapamiyorum. Yani en fazla gunde yarim saatlik yuruyus yaparim ama o sekilde de bin senede gobegi eritirim herhalde?

Aglayacagim hakikaten ya. Hayatimda hic gobegim olmamisti, simdi sirf belimden dolayi gobegim cikti.

Spor yapmiyorken saglikli yeme icme motivasyonunu saglamak da cok zor oluyor.

 
Skinny fat için sorun yüksek yağ oranı değil düşük kas kütlesi, kas kütleni artırmadığın sürece o göbekten kurtulmak mümkün değil.


  • angelus  (25.07.20 15:25:18) 
yürüyerek göbek erimez.


  • duygusuzromantik  (25.07.20 15:28:32) 
@duygusuzromantik: erimez mi? Butun zayif insanlar spor salonuna gitmiyor, kosmuyor, yuzmuyor sonucta. Sadece aktif yasayip hareket ederek de cok kilo verenler, gobek eritenler var.


  • ahm1  (25.07.20 15:31:38) 
@angelus: tam anlayamadim. Gobegimdeki yaglar fazlalik sonucta. Onlarin erimesi lazim. 5 ay once gobegim yoktu ama kas miktarim da daha cok degildi.


  • ahm1  (25.07.20 15:40:29) 
adını hatırlayamadığım bir belgesel var. bu belgeselde ben yiyorum yiyorum kilo almıyorum diyen insanları gözlemliyorlardı. bol bol yiyorum dediği tabağın yarısı. ben hiç spor yapıyorum diyen adam 6 kat merdiven çıkıp işine her gün 3 km yürüyen bir adam.

olay basit. kalori açığı yarat. yüksek şekerleri tüketmeyi kes. bölgesel yağ verme diye bir şey yok. fazla kalori alıyorsun o da göbekte birikiyor. ben de aynı durumdayım. kol bacak çırpı, göt göbek kocaman.
  • phonex  (25.07.20 15:43:59) 
Soru skinny fat ile ilgili ben ona cevap verdim, skinny fat ve göbek sorunu iki farklı problem. Göbeğim var nasıl yok edeyim spor şart mı diye soruyorsan şart değil; kalori takibi yapar harcadığından az yersen göbeğin gider.


  • angelus  (25.07.20 15:45:16) 
@angelus: sanirim demek istediginiz "skinny fat ile kilo probleminin farkli seyler" olmasi. Skinny fat demek, gobek demek zaten cunku. Skinny fat'teki tek olay gobek.

Kilo problemim yok. Evet, kilo problemim olsa, her gun sadece sebze yiyerek, yatsam bile bir haftada 5 kilo verebilirim ama sorunum gobek. Kollari bacaklari incecik olup gobegi kocaman olan bir suru insan var. Maalesef benim de sorunum bu (gobegim henuz kocaman olmasa da) ve maalesef spor da yapamiyorum.
  • ahm1  (25.07.20 16:19:11 ~ 18:38:10) 
Spor şart değil tabi ki. Yarım saat koşma ile verdiğin kalori bi biskrem biskuvidekiyle aynı.

Şekerli kapalı gıdaları yeme, öğle aralarını çiğ kuruyemişlerle geçir. Çok yeme. 1-2 aya gider göbek.
  • Mcfly  (25.07.20 16:23:25) 
Skinny fat, yağ kütlesi çok fazla olmasa da vücut kas kütlesi düşük olduğu için "şişmanmış" gibi gözüken vücut tipleri için kullanılan bir terim. Yeni bir insan %10 yağ oranıyla son derece fit dururken bir başkası aynı yağ oranıyla skinny fat olabilir, yandan bakıldığı zaman göbeği omuzlarının önünde gözükebilir, bu kişi için skinny fat denilebilir.

Yani senin vücut değerlerini bilmiyoruz, boyum 180 kilom 70 ama biraz göbeğim var diyorsun sen skinny fat'sindir, burada, ilk cevabımda da dediğim gibi kas kütleni artırman gerekir, zira 10 kilo da versen en sonunda vücudun asla kullanmayacağı esansiyel yağ miktarı kalır 5-6 kilo, o da yine seni göbekli gösterir bir şey değişmez. Ha yok 180 boyunda 90 kiloyum biraz göbeğim var dersen senin bahsettiğin "göbek" sorunu bu olur, bu kişi üç beş kilo verirse vücudu düzelir. Dediğim gibi, senin nasıl olduğunu bilmediğimizden afaki konuşuyoruz.
  • angelus  (25.07.20 16:29:33) 
Boy 168, kilo 65.


  • ahm1  (25.07.20 16:35:06) 
Spor yapip en kasli denebilecek donemlerimde 59 kiloydum. O zaman da biraz fazla zayiftim gerci ama.


  • ahm1  (25.07.20 16:36:00) 
[]

İstanbul ve eski çağlar hakkında sorular

Ekteki harita vikipedi'ye gore gunumuze ulasan en eski istanbul haritasiymis (1422, floransali cristoforo cizmis).

Gerci haritada tarihi yarimadanin disini da gosteriyor, oralar da mi istanbul sayiliyormus bilmiyorum ama oralari 1453'e kadar aliyoruz sanirim, bir tek sur içi kaliyor (yani istanbul merkez).

Sorularim:

Bizans, 1453'e kadar son birkac yil, hatta belki 15-20 yil istanbul'dan ibaretti. Yani bu kucucuk yere mi sıkışmıştı? Aslinda bu soru ozelinde baska genel bir seyi anlamak istiyorum. Burasi "asıl istanbul" mu? O zamanlar istanbul diye tarif edilen yer sadece bu sur icinde kalan yer mi? Surun disinda da hayat, yerlesim var miydi o zamanlar? Yani sanirim sadece kalesi olan yerlere sehir demek sacma olur, kale disinda bir suru bos alan kaliyor (avrupa'daki yerleri de dusunursek).

Yani evet osmanli'nin son zamanlarinda sinirlari biraz genisliyor sanirim istanbul'un ama "asıl istanbul tarihi yarimada. Sisli, taksim vs yerler istanbul degil aslinda (1000-1500 yili dusunursek)" diyebilir miyiz?

Aklim cok bulanik. Umarim ifade edebilmisimdir kendimi. Ama bu durumu anlayabilmek icin ortaçağ sehir yapilarina bakmam lazim sanirim.

 
İstanbul = tarihi yarımada. Bu Bizans zamanı için hatta Osmanlı işgal ettikten sonra bile uzunca bir süre böyle. Sanayi devrimi öncesi süreçte kuşatılmaya müsait (yani denize kıyısı varsa veya dağlık bir bölgede değilse) hiçbir şehirde sur dışında yaşamak diye bir kavram yoktur. Sebebi ise güvenlik.

Elbette civarda köyler vardır ama bunlar balıkçı köyleri veya tarıma müsait yerlerdedir. He tabi bir de stratejik tepelere kurulan askeri gözlem yerleri de vardır. İstanbul’un ilginç bir özelliği tarıma çok elverişli bir arazi olmaması. Roma imparatorluğu Roma şehri haricinde dörtlü yönetim denen sisteme geçip burada bir saray inşa etmeseydi (Diocletianus olması lazım bunu yapanın) İstanbul bir 500 sene daha gelişemezdi heralde. Şöyle düşünün tarihi yarımada’da surlar olmazsa sağdan soldan gelen her korsan bugünkü bakırköy civarına çıkartma yapıp kara yoluyla bu şehire saldrırabilirdi. İstanbul’u Romalılar kurdu ve geliştirdi derken bunu kastediyorum Roma’nın askeri gücü olmadan bu mümkün olmazdı hatta karnını bile doyuramazdı bu şehir. İstanbul Bizans döneminde Mısır’dan gelen ürünlerle karnını doyurmuştur. Osmanlı zamanı için de Bursa’dan beslenmiştir, tek başına karnını doyurabilecek bir şehir değil yani. Ticaret sistemi gelişene kadar hep bir bağımlılığı olmuş diğer şehirlere. Tek başına özerk şekilde gelişememiş bu coğrafi konumundan dolayı. İki iklim kuşağı geçişinin tam ortasında olması da bunda çok etkili sanırım ama kuşatılmaya oldukça müsait olması, kendini hem Haliç ile hem de surlarıyla korumaya alması gerekiyordu.

Sizin ya bu Bizans sıkışmıştı buraya dediğiniz şey tipik bir anakronizm örneği. Bugünün düşünce yapısıyla düşünüyorsunuz, kimse bir yere sıkışmıyor. Birincisi, sizin “bir sürü boş alan kalıyor avrupa yakasında” dediğiniz yerlerin çoğu ormandı. İkincisi tarihi yarımada tc devleti (özellikle menderes dönemi ve sonrası) tarafından neredeyse tekrar elden geçirilmek gibi bir yıkıma uğramamıştı. Surların arasında nasıl binlerce yaşıyor görmek isterseniz Kudüs’ün Eski Şehir denen bölgesini bir ziyaret etmenizi öneririm. Gayet de güzel yaşanıyor. Ayrıca İstanbul nüfusu bu kadar yoğun bir şehir değildi (12. Yy dan itibaren her zaman en kalabalık 10 şehir arasında listede vardır ama yoğunluk başka bir şey)

İstanbul'un tarihini spesifik olarak çok iyi bilmiyorum ama hakkında en çok kitap yazılan şehir olduğu için bazı arkadaşlar güzel kitaplar önerebilir konuyla ilgili.
Ben ortaçağ şehirleri konusunu Henri Pirenne'in kitabından okumuştum. tarihsel konular değerlendirirken ciddi bir ufuk kaynağı oldu bana o kitap. Çok da ince bir kitaptır üstelik. Link bıraktım

www.kitapyurdu.com
  • ala09  (24.07.20 07:38:24 ~ 07:40:42) 
İstanbul = tarihi yarımada, Şişli, Taksim, Galata = Ceneviz kolonisi


  • SiyamkedisiZorro  (24.07.20 09:57:29) 
[]

Ayasofya'daki ikonlar

Simdi bazilari bu ikonlarin, fresklerin silinmesini/sokulmesini istiyor ya, e fatih zamaninda da bu ikonlar o duvarlarda degil miydi? Yuzyillarca insanlar bu sekilde namaz kilmadi mi?

Yoksa o zamanlar silinmisti de son zamanlardaki restorasyon sirasinda mi onarildi gunumuzdeki ayasofya'da olup da "bir camide olmamasi gereken" her sey?


 
bildiğim kadarı ile Fatih zamanında sıva ile kapatılmış. kapatılmayan kısımlarda var.
Daha sonra müzeye çevrileceği zaman sıvayı kaldırmışlar.

  • fezagezgini_4  (19.07.20 19:01:58) 
Fatih zamanında ince bir sıva ile kapatılıyor ve sıva duvar resimleri ya da ikonalara zarar vermiyor. Müze olurken kaldırılıyor bunlar. Fatih ayasofyayi cami yaptığı halde bu resimleri yok etmedi.

Ebubekir sifil denilen şahsın daha önce de toplumda yankı uyandıran, tepki çeken açıklamaları olmuştu. Dikkate alınacak biri değil. Bahsettiği şeyin yapılacağını düşünmüyorum.

Namaz kılınan yerde yüzü olan figürler bulunmaz. Onun dışında bu figürlerin İslamiyete zıt bir yani yok. Namazın farzları bellidir, namaz kılınacak yerin şartları bellidir. Bu ve benzeri milli(?) şahıslar vahabi zihniyetiyle yaşıyorlar.
  • biseysorcaktim  (19.07.20 19:54:34) 
18. yüzyılın ortalarına dek sıvayla falan kapatılmıyor. Sadece göz hizasındaki resimler kazınıyor. Onun dışındakiler açık bırakılıyor. Açık bırakılanların önü belki perde vb bir şeyle kapatılmış olabilir, o kadar bilmiyorum ama sıva falan yok. 18. yy'da sıva ile kapatılıyor.


  • e  (19.07.20 23:48:46 ~ 23:52:17) 
şöyle bir haber var: www.bbc.com

"Bornovalı, tarihi belge ve çizimlerden İstanbul'un 1453 yılında fethedilerek yapının camiye dönüştürülmesinin ardından, bu mozaiklere yönelik herhangi bir örtme ya da kapatma yapılmadığının altını çizdi."
  • ahm1  (24.07.20 14:55:03) 
theotokos adı verilen hz. meryem freski'nin altında birçok sultan (fatih, yavuz, süleyman vb.) namaz kılmış. 1750 yılına kadar kimse bu freski kapatmamış bile. şimdi perde çekti bizimkiler. din algısının geldiği hal utanç verici


  • burya  (24.07.20 15:15:47) 
[]

Getiryemek'te nasil bu kadar indirim olabiliyor?

Getiryemek'te hafta sonlari bir suru restoranda yuzde 50 indirim var ve fiyatlari sisirip mi indirim yapiyorlar diye yemeksepeti fiyatlariyla karsilastiriyorum, fiyatlar da ayni.

10-12-13 liraya bir suru guzel sey yiyebiliyorum. Dusunun yani, bu devirde 10 lira para bile degil.

Peki nasil bu kadar indirim olabiliyor? Getiryemek, yemeksepeti'ni gecme adina populerlesmek icin yapiyor desek olmaz, cunku eger fiyat indirimlerini getir karsiliyor olsa butun restoranlarda yuzde 50 indirim olmasi gerekmez mi? Dolayisiyla indirimleri ya restoranlar yapiyor ya da yari yariya indirimleri karsiliyor restoran ile getir.

Ama neden? Korona sonrasi milletin ayagi alissin diye mi? Gerci bakinca insanlarin boyle bir seye ihtiyaci yok gibi.

 
geçen ay getirin doğum günüydü. ondan galiba.


  • sutlu nescafe  (19.07.20 18:48:47) 
yemek sektöründe yemeksepeti düşünülenden daha büyük bir şirket, getir'in de asıl iş kolunu tehdit ediyor banabi üzerinden. bu sebeple getir agresif bir harcamayla yemek sektöründe hızlıca pay almaya çalışıyor olabilir. ayrıca pazara zomato da girdi, başka firmalar da girmeye çalışıyor, onlar aktif kampanyalarını yapmadan hareket etmek de mantıklı.


  • montreal  (19.07.20 18:51:09) 
musteri kazanmak icin kasadan da yakilir. amac musteri kazanmaktir. daha sonrasinda bu kazanilan musteri/abone sayisi sirket yatirimlarinda on plana cikarilir. sirket hizmetini kullanan insan sayisinin coklugundan yola cikarak yatirimcilardan daha buyuk yatirimlar alinir. sirket buyur ve pazari domine eder.


  • Leonardo~Da~Vinci  (19.07.20 18:54:28) 
ben de 1 aydır neredeyse her hafta sonu bazen günde 2 öğün. bu indirimden faydalanıyorum.

reklam gideri olarak düşünülebilir. Diğer arkadaşlara da katılıyorum.
  • fezagezgini_4  (19.07.20 19:03:43) 
Zomato da mi online siparis almaya basladi ya?

Peki sizce bu indirimleri getir mi karsiliyor? Ama o zaman niye restoran ayirt etsin ki? Belki de restoranlar ile yari yariya karsiliyorlardir?
  • ahm1  (19.07.20 19:06:00) 
bence de tamamını karşılamıyordur, aldığı komisyondan kısıyordur, bir kısmı da restorandan kesiliyordur.


  • fezagezgini_4  (19.07.20 19:08:08) 
bugün bakınırken aklıma geldi de, yazayım dedim. bugün gene indirim var ve benim bölgemde 100 restorandan 20'sinde var mesela. buradan anlıyoruz ki, indirimin tüm kısmını getir karşılamıyor. restoranlar da bir şey ödüyor.

büyük ihtimalle, pandemi sürecinden dolayı kâr oranını düşürüp daha fazla satış yapmayı kabul eden restoranlar bu indirimi uyguluyor. getir de %50'nin bir kısmını karşılıyordur tabii, direkt restorana %50 indirim yükünü bırakacağını sanmıyorum.

en can alıcı noktası da, restoranlar artık nasıl bir kâr marjıyla çalışıyorlarsa böyle bir topa girebiliyorlar. ülkenin esnafı, vatandaşı para para diye boğazlayacak bir çirkinlikte resmen. bu anlayış beni yordu.
  • kiyiya vuran dildolar  (25.07.20 11:36:36 ~ 11:37:04) 
@kiyiyavurandildolar
markette 3 lira olan kutu kolayı minimum 5 liraya satıyorlar. 7-8 liraya bile satan var. marketten litrelik alsan çok daha hesaplı. kesinlikle kar marjları yüksek.

  • sutlu nescafe  (25.07.20 11:39:53) 
[]

kısa ingilizce soru (falcao'lu)

ekteki resimde falcao'nun sözleşmesindeki şl maddeleri var, "son 16'ya kalırsa şu kadar alacak, çeyrek finale kalırsa şu kadar alacak" diye.

bunlar kümülatif mi yoksa hepsini tek tek alacak mı? yani şl'de yarı finale çıksak 400 bin mi alacak, yoksa 400+300+200 bin euro mu alacak?

şöyle yazıyor:

"e. The Player will be entitled to 400.000.- Euro if Galatasaray competes in the UEFA CL semi-finals"

 
ayrıdır, ayrı olmasa bunlardan birini kazanacak şeklinde beyan ederlerdi.

zaten mantıken de ayrı ayrı olması gerekiyor. çünkü mesela

round 16 için 200.000 euro
quarter final için 300.000 euro
semi-final için 400.000 euro

denilmiş. o zaman yarı finale çıkmazsa 500.000 kaazanacak daha karlı olur. kümülatiflik olsa sadece son maddede olmazdı o yüzden bu bağlantıyı kurdum.
  • aziz dostum jack  (18.07.20 16:29:58) 
@aziz dostum: yari finale cikmazsa daha karli mi olur?

Yahu ben yari final maddesini ornek verdim, dedigim tum maddeler icin gecerli.

Yani, ceyrek finale cikinca 500 (300+200) bin mi alacak, yoksa 300 bin mi? Yari finale cikinca 900 (400+300+200) bin mi yoksa 400 bin mi alacak?
  • ahm1  (18.07.20 16:40:54) 
finalizes dememis ama bu maddelerde, competes demis. E "ceyrek finalde de yaristi, yari finalde de yaristi" denebilirse hepsini tek tek alarak gidiyor herhalde?


  • ahm1  (18.07.20 16:42:57) 
[]

Hesap olmadan ziraat mobile girmek?

Yani şoyle, devlet benim icin ziraat'e para yatirmis ama benim elimde hesap numarasi yok, hesap karti vs yok, cunku daha once gidip de ziraat'ten hesap actirmadim.

Peki butun bunlara ragmen ben bir sekilde ziraat'in internet bankaciligina girip oradaki parayi baska banka hesabima eft yapabilir miyim?

Gordugunuz gibi subeye gitmemek icin sartlari zorluyorum :)

 
Maalesef hayır
Benim hesabım var, sim kart değişikliği yaptığım için ben bile giremiyorum :)

  • etna  (18.07.20 08:58:06) 
Ziraat bankasını arayıp tc kimlik no ile paranın yatıp yatmadığını / miktarını sorgulayabiliyorsun. Ancak EFT/Havale yapılmıyor sadece şubeye gidip alabliliyorsun parayı 1-2 ay önce ben de bu şekilde almıştım.

Not : 4747 ye BAKIYE yazıp göndererek de Miktar sorgulama yapılıyor
  • pislick0  (18.07.20 09:53:04) 
E devlet ile ziraat internet şubesine girebilirsiniz.


  • derleme  (18.07.20 10:40:55) 
[]

Farklı marka damacana iade etmek?

Banabi'de 30 lira uzerine iadeli damacana su hediye. "elinizdeki herhangi bir bos damacanayi verebilirsiniz" diyor.

Simdi ben bunlara farkli marka damacanayi verdim diyelim. Peki sonra tekrar sucumuzu aradigimizda ona elimdeki bu damla damacanayi verirsem sikinti cikar mi? "Bir sey olmaz ama en azindan laf eder" mi? Ne olur? :)


 
her markanın farklı politikası var bu konuda. kimisi 10 liraya değiştiririm diyor, kimisi kabul etmiyor, kimisi para istemiyor. bisu uygulamasında yazıyordu en son markaya göre.


  • onurrrrr  (16.07.20 22:48:15) 
Su arıtma cihazı al, kurtul bu dertlerden. Verdiğim para sonuna kadar helali hoş olsun. Ne rahatlıkmış arkadaş.


  • antihero  (17.07.20 00:34:26) 
@antihero: gidahareketi.org'da daha dun bununla ilgili bir sey okudum. Su aritma cihazlari sudaki yararli seyleri de alip suyu fakirlestiriyormus. O da tavsiye edilmiyor yani.


  • ahm1  (17.07.20 21:50:29) 
@ahm1 o yüzden artık mineral filtresi koyuyorlar. filtrelenen yararlı şeyler başka bi filtre aracılığıyla yeniden ekleniyor.


  • antihero  (17.07.20 23:52:23) 
[]

Camasir makinesi nasil secilir?

Mesela şu en ucuzlardan biri sanirim, 1600 lira: www.teknosa.com

Alinmaz mi, "cop" mu :) neyi eksik, nasil olmasi lazim?


 
Beyaz eşyanın şans işi olduğunu düşünen birine göre bence bir şeyi eksik değil. Çok çocuklu aileler için kg olarak düşük sadece. Sık çalıştırmak gerekir. Battaniye yorgan vs yıkanmaz. Bütçe bu ise ve tek kişi ya da iki kişi ise alınabilir. Ekrani olmamasinda fiyatı düşüren nedenlerden biridir.


  • elorelia  (08.07.20 22:40:01) 
bu fiyattan atıyorum beş bin liraya olan kadar arasında pek bir fark olmaz. gayet iyidir altus bu arada, parça konusuna gelince zaten parça fiyatları o kadar artmış ki hani gidip yerli üretim bosch falan alırsan bi de 3-4 sene sonra parça değişmesi gerekirse çükündürük deterjan kapağına bile 200 lira derler noluyo lan dersin. bi de pek talep olmadığı için yan sanayisine de bulamazsan geçmiş olsun.


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (08.07.20 22:43:45) 
3 kisiyiz


  • ahm1  (08.07.20 23:36:39) 
Bütçe buysa üç kişiye de yeter ya. Ben evlenirken 7 kg aldım. İllaki üç kişi olacağız, makine değiştirecek halim yok. Bizde haftada 3 sefer filan renkli, 1 sefer de beyazlar yıkanıyor. Kışın tabi daha fazla. Üç kişide de çok değişeceğini sanmam.

15 program demişler üç dört tanesini anca kullanırsın. Ama program dakikalarını bilmek lazım. Trendyolda çok uzun yıkıyor vs denmiş. Özellikle renklileri bir saatlik kısa programda yıkıyorum ya da acil bişey varsa yarım saatlik filan, iyi oluyor. Her yıkamaya 2 saat harcıyorsa sıkıntı.
www.arcelik.com.tr
Benim makine bu.
  • elorelia  (08.07.20 23:50:38 ~ 23:51:40) 
Yani butceyi 2 bine kadar cikarabiliriz. Bir bakayim su anki makinemiz kac kg imis.


  • ahm1  (09.07.20 00:10:27) 
siemens'lere de bakın. onlarda da uygun fiyatlılar var ve baya kaliteli. kullanımı da çok basit.


  • elektr10  (09.07.20 01:08:22) 
Siemens uygun olmaz. Profilo bak. Hatta şunu al: cmg1000dtr


  • lion de la Turquie  (09.07.20 01:33:49) 
çamaşırda kilo farkı, en çok yatak yorgan yıkama işlerinde lazım oluyor. çift kişilik silikon yorganları 5kg yıkayan makineler sıkarken zorlanıyor. 7 kg olması o açıdan benim tercihim.
ikinci konu da kısa program olması, zaman, su ve elektrik tasarrufu sağlıyor.
üçüncü konu garanti süresi. arçelik grubu 3 yıl garanti + tutardan emin olmamakla beraber 300 - 400 tl gibi bir karşılık ile extra 4 yıl veriyor. 7 yıl garantili bir makine avantajdır.
  • lapetite  (09.07.20 09:11:25) 
[]

Altın fiyatları bütün bankalarda aynı mı?

İs bankasi'nda hesabim var diye buradan aliyorum altini ama alis ile satis fiyati su an 4 lira oynuyor (398-394). Fiyat farkinin daha az oldugu banka var mi?




 
Kuveyttürk genellikle daha az alıyor. Tüm bankaların fiyatlarını görmek için finanswebde.com


  • tss  (08.07.20 16:02:14) 
şu an için enpara 394-396,5 veriyor. yani oynuyor o farklar da


  • re noreno  (08.07.20 16:03:50) 
Off cok kotu ya. Vergiyle beraber 1 grami 402 lira tutuyor. Yani su an aldigim altinin grami 406 falan olmasi lazim ki zararim sifirlansin.


  • ahm1  (08.07.20 16:08:36) 
[]

Seyahat izin belgesi

65+ babam yarin sehir disina cikacak ama seyahat izin belgesi almamis. Baktim simdi, zorunluymus sanirim. Almasak bir sey olur mu? Basvursak yarin aksama kadar cikar mi?

Para cezasinin ne kadar oldugunu da bulamadim.


 
e-devletten direkt alıyorsunuz zaten basit bir olay.


  • hadsafhada  (29.06.20 23:05:18) 
Kurul kabul edecek, reddedecek diye yaziyor da ben de bir sey sandim.


  • ahm1  (29.06.20 23:11:50) 
Akrabanin yazligina gidecek. Simdi onlarin tc'lerini mi arayip soracagim, site ismini mi soracagim pff, bir sey olur mu acaba almasak?

Tapu falan diyor bir de, o kisim da zorunlu galiba, onu koymamiz imkansiz zaten.
  • ahm1  (29.06.20 23:27:27 ~ 23:29:19) 
Biz memlekete samsun/giresun giderken dönerken alıylruz babama ne olur olmaz ,ama hiç sormadılar
Bugün bir samsun/sinop yaptık,izin almamıştık babama,yolda radara girdik,polis durdurunca seyahat belgesini de sorguladı hazır durdurmuşken oldu mu bize double coffee...ne olur olmaz alın,65 yaş seyahat izni/içişleri bakanlıgından ,gideceğiniz yerin aman aman acık adresine gerek yok ama ona refakat etcek kişilerin tc isim ve doğum tarihini yazıosun.her ihtimale babanın e dvlet. Hesabından alın ama.ne oluır olmaz,aman ya dıosun bir bakıosun polis ...

  • chemnil  (29.06.20 23:30:03) 
Sadece şu anki adresi, gideceği adres, ve gideceği tarih yeterli. Başka bilgiye ihtiyacınız yok. Doldurduğunuz an onaylanıyor.


  • opucuk baligi  (29.06.20 23:30:55) 
Yazlık izni şeklinde girmeyin,seyahat izni yerine girin.diğeri gereksix ayrntı ile dolu


  • chemnil  (29.06.20 23:31:04) 
@chemnil: ceza kac lira? Bir de herhalde geri donduruyorlar?

Turizm amacli seyahat kismina degil de seyahat izni kismina girersem de sehir ici seyahat izni veriyor ama nasil olacak?
  • ahm1  (29.06.20 23:34:03) 
Turizm amaçlı iznin altında cıkan izne tıklayın,65 yaş üstü var seyahat izni verilnesi kısmına


  • chemnil  (29.06.20 23:40:01) 
Ya cok garip cezayı yedik üç bin filan toplamda sanırım orda e devletten izin aldık geçtik,canım ülkem.


  • chemnil  (29.06.20 23:40:52) 
Yok ya tapu yuklemek zorunlu, bu ne ya, ev bizim degil ki tapuyu yukleyelim. Baskasinin evinde kalmak yasak mi yani?


  • ahm1  (29.06.20 23:45:06) 
Tekrar söylüyorum,turizm yerinden girmeyin,altında genel seyahat izni var ordan


  • chemnil  (29.06.20 23:48:16) 
içişleri bak. e-başvuru - seyahat izin işlemleri - 65 yaş üstü vatandaşlarımıza seyahat izni verilmesi şeklinde seçeceksiniz


  • opucuk baligi  (29.06.20 23:49:03) 
Evet, aldim simdi, sag olun :)

Peki bunun ciktisini mi almak lazim?
  • ahm1  (29.06.20 23:53:53) 
Alsanız da olur, telefona indirip gösterseniz de olur, sorun çıkmıyor.


  • opucuk baligi  (29.06.20 23:54:44) 
Donus icin de simdiden alayim mi izni? Orada yapamazlar telefondan.


  • ahm1  (30.06.20 00:32:43) 
Dönişü siz alırsınız whatsuptan gönderirisiniz ekran görüntüsünü filan ,akıllı telefonları yoksa yanlarındaki birilerini gönderirrsnz.zaten tc ile görüntülüyor diye biliyorum polis filan.şu an dönüş için vermeyebilir sistem


  • chemnil  (30.06.20 08:21:29) 
[]

1 milyon yazılımcı projesi

1 milyon yazilimci projesinden umidiniz var mi? Bu kurslara katilarak iş sahibi olabilir miyim?

Son şanslarimdan biri olarak goruyorum bu projeyi. Cok surunmeyeyim, asgari ucretin bir tık ustu kazanayim, yeter.

Ne diyorsunuz, yapilir mi bu iş?

 
yazılımcı olmak için bu projeye ihtiyacın yok...

udacity, mitopen, coursera, edx vs hepsinde çok kaliteli eğitimler bulabilirsin. üzerine türkçe kaynak olarak gene çok iyi anlatımları olan youtube kanalları, forumlar mevcut.

not: merak ederek bazı eğitimlerine baktım. yazılımı bilmiyorum ama elektronikle ilgili olan anlatımlarından bir şey öğrenilmezdi.
  • orpheus  (28.06.20 00:33:02 ~ 00:33:58) 
Tabi ki yok
Olursun
Ayrıca bu iş yazılımcı mesleğinin ücret skalasını düşürecek bi iş bekleyin ve görün.
  • paramolacak  (28.06.20 00:54:48) 
faydası olur. ciddi bir yazılımcı ihtiyacı var ülkenin. en önemli tavsiyem yazılımın bir konusunda uzmanlaşman. örnek en basitinden sadece css html bil ama iyi bil iş bulursun.


  • hayal fazlasi  (28.06.20 01:07:01) 
Cok reklamını yaptılar. Ortaya çıkan iş ise yapılan reklama değmez. Paralı bir hizmet olsa i güne batardi bu proje.

Yabancı diliniz yoksa başlangıç için kullanılanilabilir. Ama ne bir yol çizmişler ne de sektor hakkında bilgi vermişler. O yüzden buraya bel baglamayın. Cok popülist ve ziyan bir proje.

Çok kaliteli mooc'lar var.
Orpheus a ek olarak Pluralsight, linkedin learning...

Bir milyon yazılımcı projesinin Pluralsight kalite ve vizyonuna olması gerekirdi fayda sağlamasi için.
  • biseysorcaktim  (28.06.20 01:47:05) 
öncelikle yazılımcı değilim. yazılımların güvenlik zafiyetlerinden beslenen biriyim.

bu 1 milyon yazılımcı projesi bende hiçbir şekilde güven uyandırmadı. çünkü tüm kaynaklar artık bedava olarak internette mevcutken sen çıkıp 2020 yılında böyle bir proje tanıtıyorsun. amaç, yapıyor gibi görünmek. yahu youtube'u, wikipedia'yı, imgur'u, hatta suçsuz günahsız pastebin'i engelleyen zihniyetten adam gibi bir hizmet beklemek mümkün mü?

bunu hindistan tam zamanında uyguladı ve gerek yazılımcı, gerek siber güvenlik tarafında çok kaliteli adamlar yetiştirdi. bu insanlar senin benim sokağa sıçıyorlar diye dalga geçtiğimiz adamlar. vizyonun kimde olacağı belli olmuyor işte.

sana en öncelikli tavsiyem ingilizcen yoksa ingilizce öğrenmen. sonrasında kendine bir dil seç. ama uzman olana kadar o dil hakkındaki her şeye (kütüphanelere, kod güvenliğine vs.) hakim olmaya çalış. salt yazılımcı olacağım diye düşünme. it veya siber güvenlik sektöründe de iş var. sen yeter ki öğrenmeye çabala. teknoloji geleceğin mesleği ve hep öyle kalacak.
  • beyaz power ranger  (28.06.20 02:00:46) 
çok basit bir örnek vereyim, halk eğitim merkezleri, kosgep, belediyeler falan sertifikalı fotoğrafçılık kursları açtı ya, yıllardır var.

adam ömründe ilk defa eline makina almış, ilk kursa gidiyor 2 3 hafta, sonra sonra ikincisine, ondan sonra düğün fotoğrafçılığı kursu çıkarmışlar, ona da gidiyor, ben düğün fotoğrafçısı oldum diyor oraya buraya ilan veriyor dükkan açıyor.

normalde düğün fotoğrafçıları örnek olarak tamamen sallıyorum fiyat bilgim olmadığından dolayı 1000 lira istiyorsa bu 200 e yaparım deyip atlıyor piyasanın içine, millet de ucuz diye gidip, maymundan hallice düğün fotoğraflarını görüp kavga ediyor.

yani milletimiz böyle kursla, ıvırla zıvırla, çalışmadan, araştırman, dirsek çürütmeden bi yerlere gelebileceklerini düşünüyor.

1 milyonun içinden sağlam 1000 kişi çıkarsa(daha önce bu mesleği icra edenler hariç) öp başına koy, gerisi direkt olarak laylaylom olup boşuna oraya buraya cv gönderecek veya torpille milletin hakkını gasp edecek.
  • hem şişko hem deli  (28.06.20 03:03:39 ~ 03:04:38) 
uhasuhduahsda.

wikipedia'nin yeni yeni acildigi,
uber'in, paypal'in, booking.com'un yasak oldugu,
milletin fislenirim diye sosyal medyada like atmaya korktugu, ickili fotograflarini facebobok'tan sildigi,
her sokaga imam hatip lisesinin acildigi bir ulkede uahuhauhauhauhauhauah diye gulunur buna sadece ancak.

bildigin dunyanin en kisa fikrasi.

akp sayilarla oynamayi 1'i 1000 yapmayi cok sever. yok katar 300 milyar dolar atesledi, yok 900 milyar fidan diktik.
  • baldur2  (28.06.20 04:01:39 ~ 04:02:49) 
Bu bilge adam ve benzeri kursların ülkeye ve sektöre ettiği en büyük kötülük bu
doktorluk kursu var mı mesela

insanların 4 sene üniversite okuduğu bir konuyu, kursla? nasıl öğrenip yapabileceğine inanıyor bu insanlar aklım almıyor.

2000lerin başında, internet cafe döneminde bir sürü flash template indirip site diye satan, çakan adamlar türemişti, şimdi hepsi yok oldular
onun gibi, bir dönem "vasıfsız" yazılımcı sayısı artar, sonra düşer.
yazılım herhangi bir dil, herhangi bir teknoloji öğrenip yapabileceğin bir iş değil.

çünkü bu kursları alanların, bitirenlerin %35'i anca kursunu aldığı dili öğrenecek
yazılımcılığı öğrenmeyecek.
  • Corc  (28.06.20 09:04:25) 
merhaba,

yazılımcılık, bundan 10-20 öncesine göre çok geniş bir kavram haline geldi.

şöyle düşün, mimar olmaya karar verdin. neyi tasarlayacaksın? cami tasarlamak ile gökdelen tasarlamak çok farklı. ya da okul. veya hastane. veya normal konut. ofis tasarlamak? hepsinin birbirinden farklı tarzları var ve hepsinin birbirinden farklı çözdüğü problemler var.

burada sen hangisini tasarlamayı seversin ve hangisi sana istediğin kadar para verir onu bulman lazım.

yazılım da öyle. web programlamayı ele alalım. temel olarak back-end ve front-end olarak ayrılıyor. detaylarına girmiyorum. farklı diller kullanılıyor. orası da çok önemli değil. o kadar çok farklı dijital ürün var ki... seyahat sektörü, e-ticaret, oyun, web uygulamaları, pazaryerleri...

sen bi alana yönelirsen, örneğin "ben seyahat sektöründeki firmalar için front-end geliştirmesi yapıyorum". bu tanımlama, sana çok az kişiye ulaşabilirim gibi gelse de bu sektörde binlerce firma var. ve bunlara kendini tanıtman ve onlarla iş yapman daha kolay olacak. üstelik, bu alanda uzman birisi olduğun için, fiyatını yüksek bile tutabileceksin.

tabii ki sektör bazlı seçim yapmayabilirsin, bir "alan"a da yönelebilirsin. örneğin siber-güvenlik. ya da bir platform'a yönelebilirsin. örneğin shopify'da dükkanı olanlar için geliştirme hizmeti verebilirsin.
  • sensible soccer  (28.06.20 12:20:56) 
[]

hepsiburada'nın sattığı ürünler orjinal midir?

şunda mesela satıcıda hepsiburada yazıyor: www.hepsiburada.com

burada 1750 lira, aynı telefon vatan bilgisayar'da 2500 lira.

bir kere, gittigidiyor'dan almıştık galiba ama hangi satıcı hatırlamıyorum, bir telefon almıştık, telefon bildiğin çakma çıkmıştı. imei numarasında ya da seri no'da 0123456789abcd yazıyordu :)

hazır yazmışken sorayım, xiaomi redmi 7A mı, 8A mı? 8A daha iyiyse niye fiyat farkı bu kadar düşük, hatta yok?

edit: hepsiburada'daki bir saticidan almisiz o telefonu. kamerasi da acayip dandikti.

 
hepsiburada'da sahte ürün satamazlar.


  • neira  (25.06.20 20:52:29) 
sahte ürün istese de yetiştiremez o sipariş hacmine.


  • duyurukullanıcısı  (25.06.20 20:53:48) 
@neira: başka satıcılar da mı satamaz diyorsunuz yani? ama ben hepsiburada ya da gittigidiyor'dan telefon almıştım ve sahte çıktığına eminim. gittigidiyor farklı mı ki?

peki diyelim buradan aldım, sahte olup olmadığını imei numarasına bakarak mı kontrol ederim? nasıl orijinal olduğuna %100 emin olurum?

edit: hepsiburada'dan almışız.
  • ahm1  (25.06.20 20:55:21 ~ 21:06:46) 
hepsiburada sahte xiaomi satmaz. sahte xiaomi diye bir şey olmayabilir bile türkiye'de.


  • proletarier aller lander vereinigt euch  (25.06.20 20:58:44) 
başka satıcılar satar, sahte kulaklık almışlığım var. satıcı hepsiburadaysa güvenebilirim.
gittigidiyor kendi satıcı olmadı ki hiçbir zaman. ödeme sistemi de farklı zaten.

  • not dark yet  (25.06.20 20:59:23) 
evet, şimdi baktım, hepsiburada'dan almışız sahte piranha'yı: www.hepsiburada.com

mağaza "gelbial". ben bu telefondan sonra aynı kamera özelliklerine sahip bir telefon aldım ve kameranın netliğine şaşırdım. piranha'ya acayip dandik bir kamera koymuşlar.
  • ahm1  (25.06.20 21:00:54) 
verdiğin linkte satıcı hepsiburada, onlar zaten satmaz öyle ürün. başka satıcılar satabilir de tespit edilirse barındırmazlar. kimse de riske atmak istemez hesabını. gittigidiyor'da hesap kontrolü nasıl bilmiyorum ama hepsiburada ve benzer mağazalar sıkı tutuyor, puan düşük olduğunda satış kotasını geçemediğinde vs. hesabı kapatabiliyorlar, sahte ürün filan tespit ederlerse barındırmazlar, sanmıyorum.


  • aziz dostum jack  (25.06.20 21:01:26 ~ 21:02:10) 
satıcı kendiyse sorun olmaz, satıcı alelaede biriyse kesin sahtedir yada sıfırlanmış.


  • x571  (25.06.20 21:02:21) 
sahteden kasıt çakmaysa dokunduğun açtığın saniye anlarsın. kaçaksa da satmazlar öyle bişeyi. onun kaçağı olmuyor lakin.

www.epey.com

bahsettiğin ürün her yerde o fiyatlara. vatan gibi ülkenin en kazıkçı teknoloji mağazasıyla karşılaştırmanız komik olmuş
  • avatar is back  (25.06.20 21:03:14) 
vatan aşırı kazıkçı.


  • alt4y  (25.06.20 21:08:36) 
@avatar is back: attığın linkteki fiziki mağazası bulunan tek yer olan mediamarkt da 2500 liraya satıyor.

fiziki mağazası olanlara güvenilir gözüyle bakıyorum. diğerleri de şaibeli geliyor bana ama tabii satıcı hepsiburada'nın kendisi, sıkıntı olmaz herhalde?
  • ahm1  (25.06.20 21:08:37 ~ 21:12:41) 
7a ve 8a arasında ciddi fark yok. Xiaomi bir zamanların nokiası gibi benzer donanımda farklı isimlerde biri sürü model çıkarır. Donanım olarak benzerler ama boyut olarak 8a daha büyük ve bataryası da 1000 mah daha büyük. 8in ön kamerası da bir nebze daha iyi gibi ama bariz fark yoktur. 8de damla çentik var, sevmiyorsan ve küçük telefon istiyorsan 7. ram'dir işlemcidir fark yok

www.hepsiburada.com
  • nickfury  (25.06.20 21:32:29 ~ 21:33:27) 
vatan aşırı kazıkçı +1

Hatta arttırıp ülkenin en kazıkçı markası diyorum.

Bu arada hepsiburada satıcılı hiçbir ürünüm sahte çıkmadı şu ana kadar, ama diğer satıcılardan bariz çakma Xiaomi powerbank almışlığım var.
  • msb  (25.06.20 22:26:45) 
[]

protein sütleri içilir mi?

yahu bakıyorum, bir şişede 10-15 gr şeker var. şu sıralar spor da yapmıyorum, sadece yürüyüş yapıyorum ama protein her türlü iyidir diyerek (ve yeterli proteini alamıyorum yiyeceklerden, sonuçta herkesin günlük 30-40 gr alması lazım) protein sütü aldım ama kötü mü ettim?




 
Günün kalan kısmında şeker tüketmediğim için içindeki karbonhidrat tolere edilebilir benim açımdan. İçim’in tadı berbat, Pınar hem lezzet hem içerik açısından en beğendiğim. Epey tok tutuyor. Yiyecek yemek veya vakit bulamayınca en iyi alternatif benim için. Yalnız ben sivilce yaptığını gözlemledim tüketince, sorudan bağımsız.


  • gayda  (23.06.20 21:41:53) 
Bence asla içilmez. Ve yine hece tamamen keriz silkeleme ürünü.
İçinde ne proteini var belli değil. Çok basit kimyasal işlemlerle istersen bir sütün işinden 50 gr protein de üretirsin.

Vejertyn değilseniz et tüketin. Ve olmazsa olmaz yumurta.

Vücudun ihtiyacı olan protein, o sütlerseki protein değil.
  • mahone  (23.06.20 21:56:11) 
Süt faydalı bir şey değil (içeriğindeki laktoz bedeniyle) ve protein oranı düşük bir ürün. Protein zenginleştirmesi için içine kattıkları protein kaynağı bitkisel bile olabilir.

Ha casein olsa eyvallah da
  • Unde bach canim  (23.06.20 22:57:18) 
Git Optimum Nutrition Isolate whey protein tozu al bunlara verdiğin paraya, bunlardan aldığın şekere, kaloriye yazık.


  • catch the arrow  (23.06.20 23:35:07) 
@gayda: içim'in tadi gercekten berbat ya, bitiremedim siseyi.


  • ahm1  (23.06.20 23:47:56) 
Saçma,zaten 500 ml normal süt içsen hemen hemen aynı besin değerlerini alıyorsun


  • shredd  (24.06.20 00:19:07) 
bunların kullanımının mantıklı olduğu senaryolar var, mesela normal öğününü alamayacağın sıkışık takvimli günler. vaktin olmaz, bundan içer telafi edersin. onun haricinde düzenli kullanımda getirisi kadar götürüsü de söz konusu olabilir.


  • Bruce  (24.06.20 00:21:51) 
Asla içmem.

Dipnot: vegan.
  • mobydick  (24.06.20 01:12:17 ~ 01:12:32) 
Güvendiğim bi diyetisyen önermişti bana, yeterince protein almadığımda proteinli sütlerden alabilirmişim.
Bence kötü etmemişsiniz. Ben tadını da seviyorum. Ay lav proteinli süt

  • serbest gezen koala  (24.06.20 10:35:10) 
@koala: diyetisyenin onermesine sasirdim. 10-15 gr seker var bir sisede.


  • ahm1  (24.06.20 16:15:52) 
protein sutu gaz yapar mi? sek'inkini iciyorum, laktozsuz da yaziyor ama sanki bunu icince gaz sikintisi basladi bende.


  • ahm1  (24.06.20 18:07:22) 
[]

kaft'ın şortunu alan var mı? (erkek)

gerçi çok rahat iade edebiliyorsun ama yine de bir sormak istedim.

şu sıralar şort ararken bir baktım sevdiğim bir marka olan kaft şort çıkarmış ama yanlarda alt ceplerin olmasını pek tercih etmiyorum, e renkli renkli bir şeyler, bir de fermuar yerine bağcık koymuşlar, halbuki spor şortu değil bu ama her şeye rağmen markayı sevdiğim için bir alıp denemeyi düşünüyorum.

ondan önce soruyorum: acaba rahat mı, nasıl? deneyen var mı?

www.kaft.com

 
Yaz mevsimini tamamen şortla geçiririm o nedenle çok fazla şort alıyorum, Kaft'a da baktım ama o şortlar tasarım ve estetik açıdan çok saçma geldi bana, denemediğim için rahatlığı hakkında bir yorum yapamıyorum ama.


  • angelus  (19.06.20 22:31:09) 
aslında götü başı farklı renk olmasa alacağım ama böyle "dağınık" şeyleri sevmiyorum. yine de alıp deneyesim var :))


  • ahm1  (19.06.20 22:35:57) 
cok guzel gorunuyor ama o fiyat nedir? 180 lira icime oturur


  • exlibris  (19.06.20 23:17:09) 
geçen sene çıkarttıkları şort güzeldi ama almadım nedense. bu şortu beğenmedim.


  • malheiros  (19.06.20 23:29:58) 
Gereksiz pahalı bence hadi t-shirtlerde tasarıma veriyorsun parayı da bu şortların olayı ne anlamadım.


  • olaylar olaylar  (19.06.20 23:44:24) 
Bırak 185’i, 85 tl bile fazla şu şorta. Düne kadar 3 tişörtü kampanyayla 60 liraya satan bi yerden bahsediyoruz.


  • usudum ustumu ortsene hande  (20.06.20 09:04:22) 
[]

İzmir'de nerede yaşanır?

Doğma büyüme İstanbulluyum. İstanbul'un en merkezi yerlerinden birinde oturuyorum.

1-2 seneye temelli olarak İzmir'e taşınabilirim. İzmir'in en güzel, hareketli yerleri neresidir?

Şurada asla yaşanmaz, şurası orta halli, şurası sana İstanbul'u aratmaz vs. şeklinde de alabilirim önerilerinizi.

 
sorundan çıkarım yaptığım kadarıyla, izmir'de nerede yaşarsan yaşa istanbul'u arayacaksın. taşınacağın kesinse alsancak'a bak madem. böyle sormasan yaşamak için karşıyaka'yı önerirdim.

not: doğma büyüme istanbulluyum, karşıyaka'da yaşıyorum.
  • pati  (19.06.20 20:07:38) 
@pati: "sorundan çıkarım yaptığım kadarıyla, izmir'de nerede yaşarsan yaşa istanbul'u arayacaksın."

evet ya, istanbul dışındaki bütün şehirleri çok hor görüyorum :/ gittikten sonra orada yaşayanlara bile istanbul'da yaşayanlardan farklı bakacağım gibi geliyor. aşağılamak gibi değil tabii ama yani "niye istanbul'da değilsin ki?" gibi. tabii şimdi "neden böyle düşünüyorsun? bütün çok güzel insanlar sadece istanbul'da mı" vs. diyenler olacaktır, biliyorum ama işte güzel insanların çoğunluğu istanbul'daymış gibi geliyor :/
  • ahm1  (19.06.20 20:13:37) 
anlıyorum, annem de aynı senin gibi. istanbul'dan başka her yer köy ona göre. bana zaten senede 1-2 kere geliyor, onda da daha ilk haftadan istanbul'u aramaya başlıyor. ben de tam tersi istanbul'un kalabalığında, kaosunda, koşuşturmacasında yaşamak istemedim, sakinlik istedim ve izmir'e yerleştim.


  • pati  (19.06.20 20:15:56 ~ 20:16:35) 
açıkçası ben hayatımın şu aşamasında henüz sakinlik istemiyorum. belki 15-20 sene sonra isterim, henüz erken ama işte bir takım sebeplerden dolayı taşınma ihtimalim var.

cevabından anladığım kadarıyla da izmir'de yaşamak beni mutlu etmeyecek sanırım :/

düşündüğüm zaman "istanbul taşınacaksam bir tek izmir'e taşınırım" diyordum, e izmir de mutlu etmeyecekse beni, taşınmayacağım demektir.
  • ahm1  (19.06.20 20:19:27 ~ 20:20:46) 
izmir kesmez seni bence sen istanbul’da kal.


  • garavel  (19.06.20 20:26:07) 
bence de sen istanbul'da kal.


  • pati  (19.06.20 20:27:52) 
aslında buradan bakınca bir yandan güzel de gözüküyordu izmir ama :/


  • ahm1  (19.06.20 20:28:44) 
güzel, çok güzel, ama sana göre değil.


  • pati  (19.06.20 20:31:47) 
izmir, cumaovası. adı üzerinde ova. köy hayatı insan yok hava karardı mı hayat biter. bekleriz.


  • phonex  (19.06.20 23:07:55) 
[]

kredi kartı hesap özeti (e-posta)

kredi kartı hesap özetleri artık e-posta olarak gelmeyecekmiş. çok garip.

bankaya gidip e-posta olarak gelsin diyebiliyor muyuz onu anlayamadım. şu cümleden ne anladınız: "Ancak dileyen müşterilerimizin, çalışmakta oldukları Bankamız şubesine
başvurmak suretiyle, hesap özeti alma tercihlerini yazılı olarak değiştirme imkanları bulunmaktadır."

açıklamanın tamamı:

"15.03.2020 tarihinde 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik
Bankacılık Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında kredi kartı hesap özetleri 1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle
müşterilerimize e-posta ve MMS yoluyla gönderilemeyecektir. Bu kapsamda Bankamız tarafından Dijital
Hesap Özeti uygulaması hayata geçirilmiş olup pdf formatında hazırlanan bu hesap özetlerine,
- Bireysel kredi kartı müşterilerimiz Maximum Mobil uygulamasında sırasıyla KARTLARIM/KART
SEÇİMİ/KART HARCAMALARIM/İŞLEMLER-DÖNEM SEÇİMİ-DİJİTAL HESAP ÖZETİ adımlarını
izleyerek, İşCep uygulaması ile İnternet Şubemizde ise BELGELERİM menüsünden
- Ticari kredi kartı müşterilerimiz Maximum İşyerim uygulamasında sırasıyla KART İŞLEMLERİ/HESAP
ÖZETLERİM adımlarını izleyerek, İşCep uygulaması ile İnternet Şubemizde ise BELGELERİM menüsünden
ulaşabileceklerdir. 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni yasal düzenleme nedeniyle kredi
kartı hesap özeti alma tercihi halihazırda e-posta veya MMS olan ve aynı zamanda dijital bankacılık kullanım
yetkisi olan müşterilerimizin tercihleri, hesap özetlerine erişimde herhangi bir mağduriyet yaşamamaları
amacıyla, "Dijital Hesap Özeti" olarak değiştirilmiştir. Anılan tarihten itibaren bu kapsama giren
müşterilerimize e-posta/MMS yoluyla hesap özeti gönderilmeyecek olup kredi kartı hesap özetlerinize dijital
kanallarımızdan ulaşabilirsiniz. Ancak dileyen müşterilerimizin, çalışmakta oldukları Bankamız şubesine
başvurmak suretiyle, hesap özeti alma tercihlerini yazılı olarak değiştirme imkanları bulunmaktadır. Yapılan
bu değişiklik, halihazırda e-posta yoluyla kredi kartı hesap özetlerine ulaşmakta olan müşterilerimize hesap
özetlerinin Yönetmeliğin öngördüğü yöntemlerle ulaştırılmasını sağlamaktan ibarettir. Yapılan bu değişiklikle
müşterilerimizin kredi kartı hesap özetlerine Yönetmeliğe uygun olarak daha güvenli bir şekilde erişiminin
sağlanması amaçlanmaktadır."

 
hatali e posta'lara giden cok fazla ekstre var. onlari toparlamak icin bir cizgi cizmisler, subeye gidip "bu eposta gercekten benim ve ona ekstre gonderin" diye yazili beyan sonra istersen tekrar acilabiliyor. subeye goturmeleri ilgincmis yalniz.

yeni yonetmelik pek cok seyi iceriyor, onumuzdeki gunlerde cok farkli seyler gorecegiz bankalardan. hatta simdilerde komisyonda olan bir yasa tasarisi daha gecerse artik banka musterisi olmak icin subeye gitmek durumunda kalmayacagiz.
  • fakyoras  (12.06.20 17:00:22 ~ 17:01:10) 
ne gibi farklı şeyler? bizim (müşteriler) için olumlu mu genel olarak?


  • ahm1  (12.06.20 17:02:59) 
dijitallesme daha cok artacak genel olarak, bu da bankalar icin yeni imkanlar dogurur elbet


  • fakyoras  (12.06.20 17:05:30) 
[]

aldığınız tekstil ürünlerini yıkıyor musunuz?

korona sebebiyle değil.

mesela ben şimdiye kadar aldığım tişörtleri, kotları bile yıkamıyordum ama insanlar ikna etti beni "kaç kişi deniyor onları" diyerek (ki zaten dükkanda durmaktan da tozlanır vs.).

şimdi de yastık kılıfıydı, çarşaftı vs. onları yıkasam mı diye düşünüyorum. şimdiye kadar yıkamıyordum, paket içinde geliyor zaten ama acaba pakede girene kadar hijyen koşullarını koruyamıyorlar mı? belki yıkandıktan sonra güzel bir şekilde paketleniyordur?

yıkayalım mı yani çarşafı vs.'yi?

 
arkadaşım yeni yapılan tekstil ürünün toz tüy olur. bunların gitmesi için yıkaman gerek. hele yastık kılıfı çarşaf falan yıkanmadan kullanmak şaka herhalde.


  • sizofren06  (12.06.20 14:27:05) 
Tekstil ürünleri endüstriyel yıkamaya gidiyor. Ama yıkamaktan zarar gelmez. Yıkama ile paketleme arasında ne olacağını bilemezsiniz. Yatak örtüsü ya da diğer tekstil ürünleri için "hijyen koşulları korunuyor" diye bir şey duymadım hiç. Pakete girmeden önce yere düşürme, aşırı toz olmasın yeter. Yıkamadan sonra ütüsü vs. var. Günde bin tane farklı ürün aynı ütü masasından geçiyor. Öyle düşün.


  • himmet dayi  (12.06.20 14:28:55) 
Yastık kılıfı, çarşaf, örtü ve iç çamaşırları yıkarım. Ama diğer aldığım kıyafetleri yıkamam. Yıkanması gerekiyor diye düşünüyorum ama uğraşmıyorum:)


  • yineiyisinoxford  (12.06.20 14:44:57) 
Evet, her zaman yıkarım.


  • hayirsiz  (12.06.20 14:45:31) 
Ben hicbir şeyi yikamiyordum. Sonra uyuz salgını çıktı o zamandan beri yıkamaya başladım. Çarşafları vs de yıkıyorum.


  • elorelia  (12.06.20 14:46:35) 
Bir tek paketinden yeni çıkmış çorabı giymeyi çok sevdiğim için çorapları yıkamıyorum. Geri kalan her şey, özellikle de yastık kılıfı, nevresim falan, eve girdiğinde doğruca kirli sepetine gidiyor.


  • kobuzchu kiz  (12.06.20 14:56:03) 
teninle temas eden bütük tekstil ürünlerini yıkamadan giymemeni öneririm. o kumaş tekstil atölyelerinde depolarda leş gibi yerlere atılıyor. sadece işçilik kısmında 8-10 kişi elliyor. baskılı ise o boyanın ilk tozu da ayrı bir risk ve son olarak mağazada kimler kimler deniyor. yani yıka.

dış kıyafetler ve çorap istisna olabilir
  • sarcophagus  (12.06.20 15:03:20) 
McDonald'sta 1 ay çalışıp istifa etmiş ve bir daha ağzına sürmeye tövbe eden bir arkadaşım gibi, mağazada çalışmış görmüş/geçirmiș biri olarak kesinlikle yıkamadan giymem öyle söyleyeyim sana, başka açıklama yapmaya gerek yok.


  • Cesario  (12.06.20 15:07:34) 
Tenle temas eden her ürünü yıkarım. Cok zor durumda olmam lazim kullanmak icin.
Mantiken milyon kisi degmis/denemis olabilir, depoda üstünde fare, haşere gezmis olabilir.

  • logisticsmanager  (12.06.20 15:09:43) 
Dikildiği ortamdan paketlenme aşamasına kadar kim bilir nerelerden geçiyor:/
Ben hep yıkarım nevresimleri.

  • megalomaniac  (12.06.20 15:26:12) 
ben aldığım her şeyi önce yıkarım. fabrikalarda pisleniyordur, mağazada pisleniyordur. paketliymiş vs önemli değil. o kullanılmamış kumaş kokusu bile pis geliyor.


  • batlegolas  (12.06.20 15:29:19) 
bazı ürünleri yıkamıyorum kaşmir deri mont kaz tüyü vs kalan hemen hemen her şeyi direkt yıkayıp kurutma makinasına atıyorum


  • monkey  (12.06.20 16:44:33) 
kendimi bildim bileli her seyi yikiyorum.


  • fakyoras  (12.06.20 17:14:49) 
[]

Şort arıyorum

Şu tip bir sort ariyorum: m.koton.com

Hangi markalara, modellere baksam, hangi magazalara baksam? Onerdiginiz belli bir model var mi?

Butce maximum 200 tl.

 
yani her magazada yok mudur bundan? lcw, defacto, h&m, zara, bershka, pull&bear, jack&jones...


  • hjarteblod  (11.06.20 00:36:45) 
Mudo, bu tip kesimler mudoda bulursun
Ya da Zara man

  • jimjim  (11.06.20 00:40:06) 
@hjarteblod: yani bu sefer guzel, kaliteli bir sey alayim dedim de.


  • ahm1  (11.06.20 00:42:08) 
Gapte var bunlardan bolca.


  • hindistan cevizi  (11.06.20 01:32:45) 
scotch & soda
ted baker
fred perry
only&sons

bu markalar bu tip şortlar yapıyorlar ve baya kaliteli.
  • elektr10  (11.06.20 02:08:12) 
Alsana kotondan,50 lira birde,klasik laci şort,olmayan marka yok gibi.


  • duptıs  (11.06.20 02:34:20) 
dün mavi den aldık, çok güzel www.mavi.com


  • delidiyorum  (11.06.20 15:10:10) 
[]

siyah nokta ve kıvılcım görmek

1 haftadır bunları yaşamaya başladım. yıllardır şeffaf cisimler görüyordum zaten ama alışmıştım ve çoktan unutmuştum böyle cisimlerin gözümün önünde olduğunu ama şu son şeyler hiç iyi olmadı.

siyah noktalar görüyorum ve bazen ise (özellikle parlak bir şeye baktığımda) kısa çizgiler halinde kıvılcıma benzeyen şeyler görüyorum.

kitap okurken, ders çalışırken mesela "şurada bir çizgi mi var" diyorum ama çizgi falan yok tabii.

çok kötü oldu. acaba bu siyah nokta ve kıvılcım olayları geçer mi? henüz 1 ay önce başka bir sebepten göz doktoruna gitmiştim, bakmıştı ama bir şey yok demişti.

5-6 sene önce, uzaktaki bir ekrana bakarken (sokak sineması gibi düşünün) gözlerim çok kötü oluyordu, bakamıyordum, kalın ve büyük çizgiler (kırmızı, sarı karışık, hata ekranı gibi çizgiler) görüyordum. başımı da ağrıtıyordu, ağrı kesici iğne vurdurmama rağmen geçmiyordu vs. çok korktum ve göz doktoruna gittim, "göz kürenin yeri değişmiş" dedi, o da ne demekse. sonra damla verdi ve geçti.

bu da böyle bir şey midir acaba ya? geçer mi? fullfresh damla kullanıyorum, o yapmış olabilir mi? kulanınca da çok iyi gelmiyor ama kullanmazsam da daha çok ağrıyor gözlerim.

 
En kısa sürede retinanıza baktırmanız lazım. Retina alanında uzman bir doktora görünseniz çok daha yararlı olur. Yerinizde olsam kısa zamanda giderim.

Bu şekilde gözde siyah noktalar gören hastaların 6 ayda bir doktora görünmesi tavsiye ediliyor. Eğer miyop hatta ileri derecede miyopsanız 3 ayda bie kontrole gitmeniz tavsiye ediliyor.

Siyah nokta ve kıvılcım, flaş patlaması gibi şeylerin ne yazıkki tedavisi yok.
  • GoodMorningTeacher  (10.06.20 14:20:18) 
nasıl tedavisi yok ya? :((( ben böyle ne yapacağım? :(((

en erken 15 güne randevu alabiliyorum. hatta şu an alamadım bile, 16:00'da tekrar bakacağım. az-çok beğendiğim bir doktor var, ona gideceğim. retine alanında uzman mı değil mi nasıl bileceğim ki?
  • ahm1  (10.06.20 14:36:36 ~ 14:37:47) 
acilen retina uzmanı bir doktora görünmelisiniz (bir hastanede göz bölümündeki herhangi bir doktora durumunuzu anlattığınızda sizi yönlendirir zaten). Retinanızda yırtık olması yüksek ihtimal, lütfen 15 gün beklemeyin. İstanbul'da iseniz Beyoğlu Göz'e gidip acilden giriş yapıp durumu anlatıp (belki biraz ad abartıp) doktora görünmeyi deneyebilirsiniz. veya özel bir hastaneye gidip paraya kıyıp baktırın lütfen.
tedavisi yok diye korkmayın, retina yırtığı vs. çok ileri aşama değil ise lazerle yama yapıyorlar, 15 dakikalık bir iş. Eğer yırtık daha büyükse ameliyat edebiliyorlar. Ekşide retina yırtığı diye aratabilirsiniz. Geçmiş olsun

  • wendyangelamoiradarling  (11.06.20 09:19:27) 
Bugun bi devlet hastanesine gittim. Dun bos bir randevu bulmustum.

İyice bakti, etti. Bir sikinti yok, icin rahat edebilir dedi. Goz tansiyonun vs de yok dedi. Retina migreni var ama onemli bir sey degil dedi.

İcim rahat etsin mi yoksa baska doktora da gideyim mi? Yani retina uzmani mi degil mi nasil bilecegim ki?
  • ahm1  (11.06.20 16:38:48) 
[]

deprem ve taşınma (önemli bir mevzu)

şişli civarında 40 yıllık bir binada oturuyoruz. ev eski diye şahsen ben deprem sebebiyle taşınmak istiyorum.

oturduğum yer 2. derece deprem bölgesi gözüküyor ve ekteki zemin haritasında da maviyle işaretli. yani zemini bayağı iyiymiş.

ailem ise ısrarla maltepe civarına taşınmak istiyor orada akrabalarımız olduğu için. orada yeni bir binaya taşınırsak bir şey olmaz diyorlar ama deprem gibi bir gerçek varken depremi bu kadar takmamalarını anlamıyorum. onlar belki pek umursamıyor ama benim taşınma sebebim deprem zaten. e depremden kaçmak için gidip fay hattının dibine mi taşınıcaz? hem ekteki haritada oranın zemini de kötü gözüküyor.

işin özü: 2. derece deprem bölgesinden 1. derece deprem bölgesine ve zemini daha kötü bir yere taşınıcaz ama bina sağlam. dua edicez ki binanın sağlamlığı diğer handikapları yok etsin.

hem bunun tsunamisi de var.

geçen de bir akrabamızla konuştuk, yok işte bir şey olmaz, bu kadar kafaya takılmaz, istanbul'da her yer deprem bölgesi vs. diyor. yahu kuzeye gittikçe riskin azalıyor sonuçta ve bizim oturduğumuz yerle maltepe arasında dikey olarak 20 km civarı fark var. fay hattına bu kadar uzak veya yakın olmak da önemli bir şey sonuçta, bence.

ne yapıcam bilemedim. yani benim kararıma da bakıyor olay. ben istemezsem gitmeyiz. ama burada taşınırsak da şu an pek beğenmediğimiz ümraniye civarlarına gitmek zorunda kalıcaz sanırım. e maltepe civarı da daha güzel gibi gözüküyor. tabii hiç taşınmama seçeneği de var.

bir deprembilimciye mail atmıştım, ismini söylemiyim, durumumuzu anlatıp "maltepe civarına taşınmalı mıyız" dedim

"İki evin de durumunu bilemem (oturduğumuz ev ve taşınmayı düşündüğümüz maltepe'deki ev). Aynı şekilde taşınacağınız yerin zeminini de. Şişli faya daha uzak. Diyebileceğim sadece bu kadar. Kafanızı bu konuya takmak yerine şartlarınızı zorunluluk başka ihtimal yok şeklinde koşullandırmadan çözüm arayın. Biz de şişlide 40 yıllık binada oturuyoruz. Sahile yeni binaya dahi taşınmam."

sonra sahilden kastının tam olarak ne olduğunu sordum. maltepe'de metro civarındaki evler de o şeye girer mi diye sordum (buna cevap vermedi) ve ev için "zemin sağlamdır" raporu varsa sıkıntı ortadan kalkar mı vs. dedim, şöyle dedi:

"sorun sağlam zemin sağlam bina değil o bölgede sağlam olmayan bina da çok. kalabalık ve iç içe."

ne yapalım ne edelim bilemiyorum. istanbul'dan taşınamayız. oturduğumuz ev de en fazla 700 eder. yani öyle atıyorum beykoz'dan güzel bir ev falan alamayız.

istanbul'da her yer deprem bölgesi diye bir şey yok. harita da yanda. daha az riskli olan yerler var vs.

bir de yani fay hattına uzak olmak var, yakın olmak var. "aman ya istanbul'un her yeri deprem bölgesi" diyip fay hattına daha da mı yaklaşalım?


fikri olan var mı? biraz değişik fikirlere ihtiyacımız var. direkt hayatımızı etkileyecek bir şey sonuçta bu (hem de birkaç kere etkileyecek. hem yaşadığımız yer değişecek, hem de depremde hayatta kalma durumu vs).

 
İç denizin kenarında ne tsunamisi allaseniz? Pasifik kıyısında mı yaşıyorsunuz?

İstanbul komple riskli, eşim bir dönem afet ve deprem çalışmış mühendis, Maltepe'de minibüs hattına yakın yeni ve az katlı bir binada oturuyoruz. İstanbul içinde ev taşımak için en büyük kriteri binanın yaşı.
  • kobuzchu kiz  (03.06.20 13:52:17) 
Yeni yapılmış, depreme dayanıklı binaya taşının tabi ki. Deprem/zemin öldürmez, bina öldürür.

"Biz de şişlide 40 yıllık binada oturuyoruz" diyen deprembilimcinin de adını eminim hepimiz merak ederiz. Sigara içen doktor gibi sanırım.
  • John Bloor  (03.06.20 13:53:50) 
@kobuchu kiz: ben de eskiden marmara küçük bir deniz ne tsunamisi falan diyordum ama şöyle haberler var: www.google.com

"istanbul'da ciddi bir tsunami riski söz konusu"

@john bloor: zemin öldürmez mi? bugün herkes avcılar'ı konuşuyor. çürük zeminli diye.
  • ahm1  (03.06.20 13:54:14 ~ 13:55:04) 
"Ne tsunamisi" diye ukalalık yaptıktan sonra kafamı uzatıp eşime sordum, "Burada tsunami olur mu diye bir araştırma grubu kurdular, araştırmasını yaptılar ama o kadar küçük bir olasılık ki, yok öyle bir şey" dedi. Yapılan araştırmadan haberdarız, sonuçları magazin basınının abarttığı gibi değil.


  • kobuzchu kiz  (03.06.20 13:56:02) 
Çürük binayı kayalığa da yapsan, bataklığa da yapsan yıkılır.

Sağlam binayı kayalığa da yapsan, bataklığa da yapsan yıkılmaz.

Büyük depremlerde yan yana olup da bazılarının yıkıldığı bazılarının yıkılmadığı bir sürü bina fotoğrafı var, demek ki konu zemin değil.

Yumuşak/gevşek zemine bina yapmanın maliyeti artar sadece, yoksa bina sağlamlığı açısından bir fark olmaz.
  • John Bloor  (03.06.20 14:06:27) 
"Yumuşak/gevşek zemine bina yapmanın maliyeti artar sadece, yoksa bina sağlamlığı açısından bir fark olmaz."

John Bloor ve diğer arkadaşlar haklı fakat, bu binaların gerçekten "yapılması gerektiği gibi" yapıldığını nasıl garanti edeceğiz? Yumuşak zemine de 2000 sonrasında kötü yapmış olamazlar mı? İlla ki bir noktayı atlamışlardır, Almanya veya Japonya'da değiliz Türkiye'deyiz diye düşünüyorum 30 yıllık hayatıma bakarak.

Ben de bu yıl 30+ yıllık apartmandan en azından 2000 sonrası bir yere taşınmayı düşünüyorum.(kiralık) Aslında Sarıyer'deyim, faya uzak sayılırım ve yeni bina için Anadolu'ya gideceğim sanırım. Ahm1'in düşündüğü gibi benzer şeyler benim de aklımda var. Mesela burası daha boşluklu, yan tarafta yakında orman var. Depremde sağ çıkarsam müsait alan var. Anadolu'ya gitsem her yer otoban ve çok katlı apartman gibi geliyor bana. (Beylikdüzü vs. tarafı da öyle benim gözümde)
  • nhk ni youkosu  (03.06.20 14:19:49 ~ 14:21:40) 
@nhk: bence boş alanın olması önemli değil. profesörün "sorun sağlam zemin sağlam bina değil o bölgede sağlam olmayan bina da çok. kalabalık ve iç içe." yazarken demek istediği sanırım "etrafındaki çoğu yer yıkılsa, bir tek senin bina ayakta kalsa ne yapacaksın? ne ekmek alabilirsin, ne su alabilirsin, hayat tamamen durur, sen de şehirden kaçmak zorunda kalırsın."

@john bloor: "Büyük depremlerde yan yana olup da bazılarının yıkıldığı bazılarının yıkılmadığı bir sürü bina fotoğrafı var, demek ki konu zemin değil." sadece buna bakarak bu sonuca varabilir miyiz bilemedim açıkçası.
  • ahm1  (03.06.20 14:33:59 ~ 14:37:25) 
tsunami sadece okyanusta olur.
istanbul zaten hep deprem hattı üstünde. senin mantıgına göre istanbuldan tasınman lazım. sen en iyisi sıfır ve depreme dayanıklı bir ev al.

  • sizofren06  (03.06.20 14:37:34) 
evet tamam ama "deprem toplanma alanı" diye yerler var mesela. O kadar insan evinden çıkınca sokak doluyorsa sıkıntı. Daha büyük alan varsa yine bir süre idare edersin belki. Sonuç olarak evet zaten gidebilen başka şehirlere gitmeye çalışır bir süre. O da kaos olur tabii istanbulda. Anadolu o konuda daha şanslı mesela biraz ilerleyebilse yol açılır. Sarıyer'den ben tam tersi Avrupa'ya gitmeliyim ama tanıdık vs yok mesela.


  • nhk ni youkosu  (03.06.20 14:37:52) 
@sizofren: "istanbul zaten deprem hattı üzerinde." tamam da boşuna ayırmamışlar 1. derece deprem bölgesi, 2. derece deprem bölgesi diye. evet, benim mantığıma göre istanbul'dan gitmek gerekiyor ama gidemiyorsan, mesela paran olsa (fantezi yapıyorum, öyle bir paramız yok) sarıyer'den güzel bir ev alsan kafan rahat olur mesela. faydan bayağı uzak, bayağı kuzeyde. depremden sonra orada hayat da devam eder muhtemelen.


  • ahm1  (03.06.20 14:42:57 ~ 14:43:51) 
Sizin yazdığınız bunca şey kumsaldaki birkaç kum tanesine göre durumu yorumlamak oluyor. Ucu bucağı olmayan bir konu bu. Depremin oluş biçimi, şiddeti, büyüklüğü vs. bunlar en kötü senaryoya göre konuşulan şeyler. Tam da söyledikleri gibi büyük ve yıkıcı olacak diye bir şey olmadığı gibi hiç olmayacakmışçasına yaşamak da yanlış. Merkezi semtlerde deprem yönetmeliğine aykırı yeni bir bina yapmanın zorluğunu az çok tahmin edebilirsiniz eğer inşaat takip ettiyseniz evinizin yakınlarında.

Evet tam da dedikleri gibi insanı öldüren şey binadır, deprem değil. Eski deprem fotoğraflarına bakarsanız aynı karakterdeki binaların biri ortadan ikiye ayrılabiliyorken diğerleri sapasağlam ayakta duruyor. İstanbul'un avantajı yapılaşmanın altından geçen fay hattının olmaması. Yıkıcılık ise tamamen binaların yapısına bağlı bir durum.

Yıkılan bir binada ölen insanların birçoğu da kaçış yollarından çıkartılıyor. Sakin kalıp kendini koruyabileceği bir alana sığınabilenler de günler sonra kurtarılabiliyor.

Yani onlarca parametre varken faya olan mesafeyle durumu çözmek çok sağlıklı değil. Sarıyer'de 50 yıllık bina mı, Maltepe'de 3 yaşında bina mı derseniz tabii ki bunun cevabı Maltepe olacaktır. İnşaat mühendisi arkadaşlar daha iyi bilir ama statik olarak esneme yapmayan binalar kırılarak yıkılıyor. Binanın hareket ediyor olması zayıf olduğunu da göstermiyor tek başına.

Depremden kaçacağım diye uğraşırken başka bir sebepten daha kötü şeyler yaşamayacağımızın garantisi de yok. Dedikleri kadar güçlü bir deprem olursa ve hayatta kalırsak ondan sonrasını düşünmek depremde ölme ihtimalini düşünmekten daha can sıkıcı bir durum benim fikrime göre.
  • desdenova34  (03.06.20 16:21:11) 
yanlış düşünüyorsunuz.
bina beton standartları 99 öncesi binalarda = kum

maltepeyi de şişliyi de biliyorum. uzun uzun yazmayacağım, arkadaşlar açıklamış kesinlikle maltepe diyorum.

ayrıca şişlide tanrı korusun öyle bir durumda enkazlar bile birbirine girer aylar sonra kalkar. adım atılabilir mi hiç bir düşünün şu an normal zamanda bile keşmekeşken..
  • rewlack  (03.06.20 16:41:21) 
tsunami ile ilgili yazmaya geldim.

Tsunami sadece okyanusta olmaz. İç deniz olması ile ilgisi yok.

Marmara denizinde daha önce tsunami olduğuna dair veriler ve çalışmalar mevcut.
Marmarada elbette endonezya'daki gibi yüksek dalgalı bir tsunami olmayacak. ama 1509 da 6metreye kadar dalgaların ulaştığı bilgisi var .

şunu da şuraya bırakayım. araştırırsanız makaleler vs var.

www.koeri.boun.edu.tr

Marianada tekneniz yoksa sizi üzmez o ayrı.

Celal hocadan gelsin.

www.youtube.com
  • fezagezgini  (03.06.20 18:05:08 ~ 18:06:27) 
Hocanın söylediklerinden Maltepede zemini sağlam ve kalabalık olmayan bir bölge olursa deprem sonrası kaosu daha az yaşarsınız sonucu çıkarıyorum ben. Ama sonuçta kalabalık bir bölge eski ev de çok yıkım çok olacak ve deprem sonrası ciddi sıkıntılar yaşanacaktır. Sizin binaya birşey olmasa bile bunları göze alabiliyorsanız düşünülebilir gibi görünüyor


  • jz  (03.06.20 18:41:37) 
[]

ösym fotoğraf güncelleme

fotoğrafımın süresi dolmuş. değiştirmem lazım. şimdi ben ösym sınav koordinatörlüklerinden birine gidip fotoğrafımı değiştirebiliyor muyum? onay süresi oluyormuş galiba, ne kadar sürüyor onay süresi? kpss başvuruları 30 haziran'da başlıyor, yetişir mi?

bir de bir yerde şöyle yazıyor: "(dilekçe ile yapacaksanız) Fotoğraf değiştirme işleminde dikkat etmeniz gereken durum, hangi sınav başvurusunu yaptıysanız o sınavı işaretlemenizdir."

bu koordinatörlüğe gidip yaptığımız başvurularda da geçerli mi? niye sınav belirtiyorum ki, ben bir fotoğraf vereceğim, bundan sonra kaç seneyse artık o kadar sene bu geçerli olsun diyeceğim. yani ben sınav başvurusu başlamamış bile olsa gidip değiştirebilir miyim fotoğrafımı?

sınav merkezine gidip yapacaksam kaç fotoğraf götürücem, nüfus fotokopisi götürecek miyim? hiçbir yerde doğru dürüst bir şey yazmıyor ya.

 
koordinatörlüğe git yönlendirirler. fotoğrafı webcamle çekiyorlar. form gibi bir şeyi doldurmamı istemişlerdi benden. kendileri vermemişti. üniversitenin kantininden satın almıştım.


  • glamdr1ng  (02.06.20 23:03:22) 
formu satın mı aldın? oha.

ben burada baktım, birkaç koordinatörlük söylüyor. 4. levent'tekine gidicem. üniversite değil yani.

e peki onay süresi nedir? ne kadar sürüyor? hem kendilerinin çekip hem de sonra kendi kendilerini reddedebiliyor olmaları da güzelmiş. arada olan bize olur tabii.
  • ahm1  (02.06.20 23:05:06 ~ 23:05:29) 
şimdi eskiden üniversitelerde başvuru merkezi vardı. oradan çekilen fotolarda onay süreci oluyordu.tabi bir de liselerde olan başvuru merkezleri var. kendileri çekince onay yok. sanırım, merniste yeni kimlik kartı için olan fotoğraf varsa oradan alabiliyor fotoğrafı.


  • helenart  (02.06.20 23:11:48) 
@helenart: yeni kimliğim var, ösym'nin sayfasında kimlik bilgilerini güncelledim ama fotoğraf güncellenmedi.

şimdi, kesin olarak onay süreci yok değil mi? içime bir su serpilsin de.

peki onay süreci olduğu zaman ne kadar sürüyordu o süreç?
  • ahm1  (02.06.20 23:13:38 ~ 23:13:56) 
normalde max 2-3 gün sürüyordu.

kendi çekince onaya göndermiyor.

edit: biz görevlilerin fotoğrafını oradan otomatik güncellemiş. hem aday hem görevli sayfasında kimlik fotosu var. demek ki sadece aday olunca yapmıyor.
  • helenart  (02.06.20 23:14:33 ~ 23:16:04) 
Bu form onay filan yeni bişey galiba. 2 sene önce ÖSYM koordinatörlüğüne gittim. Kimliğimi gösterdim. Yanına oturttu. Webcam ile fotomu çekti. Bi çıktı aldı imzalattı. 2-3 TL bi ücret aldı. Tamam gidebilirsin dedi. Çıkınca internetten baktığımda yeni fotom karşımda idi. Onay süresi filan olmadı anında yenilendi


  • infernalcadre  (03.06.20 00:20:29) 
liseler açık bu arada. size yakın olana gidin, iki dakikalık iş. ben de güncelledim geçenlerde, anında geldi.


  • bruges  (03.06.20 09:33:09 ~ 09:34:34) 
[]

Kullanilabilir musteri limiti

Ek'teki resimdeki farklilik niye?

Google'da arattigimda "birden fazla kredi kartiniz varsa" bilmemne diyor ama tek kredi kartim var.


 
Olup olmadigina bakabiliyor muyum? Nereden bakabiliyorum?

İlk defa goruyorum bu farki. Ama belki de borcumu tamamen odedigim icin ek bakiye actilar :)
  • ahm1  (01.06.20 21:50:12) 
Çok büyük ihtimal 250 tl takisiti olan ve sonraki ay kesilecek bir işleminiz var. Siz henüz kesim tarihi gelmeden ödeme yaptığınız için de ek limit oluşmuş.


  • janavarorion  (02.06.20 03:59:37) 
Hiçbiri değil. İş bankası gerizekalı bir kararla covid sürecinde Temassız ödeme için 250 tl bloke koyuyor herkesin kartına. Sözde o 250 tl yi temassız alışverişte kullanabiliyormuşuz ama kullanılmıyor. İptal edin ben temassız kullanmayacağım diyince de iptal edemiyoruz diyorlar.

Bende de aynı sorun vardı bankadaki görevliler bile 1 hafta nedenini bulamadı sonra ortaya çıktı.

Dünyanın en saçma fikri. Kimin aklına geldiyse tebrik ederim.
  • ihanet kac kisilik  (02.06.20 10:54:51) 
[]

şu nasıl monte ediliyor?

yapıştırmalı mı, yoksa çiviyle mi sabitlemek gerekiyor vs. hiçbir şey de yazmamışlar: www.koctas.com.tr




 
Genelde vidalidir


  • kisa  (01.06.20 19:15:22) 
www.perabulvari.com

burada diyor ki

Raf altına veya duvarınıza tutturabileceğiniz oldukça pratik ve şık görünümlü bir kağıt havlu askısıdır.Ürünün yanında gelen vida ve dübellerle montajı yapılır.
  • aziz dostum jack  (01.06.20 19:17:39) 
[]

125 yaşında koronayı yenen kadın haberi doğru mu?

haber: www.birgun.net

haberi gördükten sonra "dünyanın en yaşlı insanı kaç yaşında ki? dünyanın en yaşlı insanı olmalı o zaman bu kadın ama öyle bir haber görmedik" diyerek internette arama yapınca şöyle haberler çıkıyor mesela ("dünyanın en yaşlı insanı 117 yaşında"): www.milliyet.com.tr


 
haberde "nüfus kayıtlarına göre" deniyor. bu teyze 125 yaşında görünmüyor. en yaşlı değildir. eskiden nüfus kayıtlarında hata çok yapılıyordu.


  • lesmiserables  (01.06.20 15:17:50 ~ 15:18:22) 
Şimdiye kadar belgelenmiş olarak en çok yaşsmış kişi bile 122 yaşında vefat etmiş görünüyor. Bir hata var gibi, tıklanma uğruna yapılmış bir haber gibi, yaşı değil sonuçta yazgı hatası bu.


  • kullanıcıadımbuolsun  (01.06.20 15:20:00) 
Haberlere de çıktı teyze, nüfus kağıdını gösteriyordu. Kadının hiçbir rahatsızlığı yokmuş.


  • geçerkenugradım  (01.06.20 15:39:29) 
@lesmirables: nüfus kayıtlarında hata yapılma olayı benim bildiğim şöyle oluyor: kişi doğuyor ama köyde vs. oldukları için hemen nüfusa kaydettiremiyorlar ve 1-2 sene sonra kaydettiriyorlar, dolayısıyla olduğundan birkaç yaş küçük gözüküyor o kişi ama bu durumda tabii ki kişinin olduğundan büyük gözükmesi (kağıt üstünde) mümkün değil.

bu olayda başka türlü nasıl bir hata yapılabilir bilemedim. nüfus memurları isimlerde çok hata yapıyordu ya acaba doğum tarihini yazarken mesela 1915 yerine 1905 falan mı yazdı ama hiç böyle tür bir hikaye duymadık.
  • ahm1  (01.06.20 16:52:54) 
Belki annesinin veya teyzesinin vs kimliğini kullanıyordur herhangi bir sebepten dolayı


  • sys coyg  (01.06.20 16:57:00) 
Olduğu yaştan büyük olması şöyle oluyordu eskiden

Özellikle köy yerlerinde bebek e çocuk ölümleri çok fazlaydı ve nüfusa kaydettirmek, ölüm olursa bu işlemlerle uğraşmak zordu. Çocuklara okul zamanına dek nüfus kağıdı çıkarmak ender rastlanirdi.

Dolayısıyla bir abi veya abla öldüğünde ailedeki yeni bebek onun nüfus kağıdını alırdı.

Böyle bir kaç hikaye duymuştum. Böyle bir durum olabilir.
  • Sahikaa  (01.06.20 17:49:22) 
@ahm1

olduğundan büyük görünmesi neden mümkün olmasın? bizzat annem nüfusta 3 yaş büyük görünüyor. kadının 125 yaşında olmasının başka ne türlü bir açıklaması olabilir
  • lesmiserables  (01.06.20 18:19:16) 
eşe bu kadın değil. kadının adı zeynep. www.facebook.com

kimlik sahtekarlığı yapıyorlar. bakarsan yukarıdaki gönderide herkes kadına zeynep diyor. eşe de kimse artık annesi mi teyzesi mi neyse çoktan ölmüştür.
  • 2econd  (01.06.20 18:21:39 ~ 18:22:16) 
[]

şuna gümrük vergisi alınır mı?

uefa store'dan veya benzer yerlerden alışveriş yapan var mı? fikri, bilgisi olan?

şunu almayı düşünüyorum mesela: store.uefa.com


 
artik her seye aliniyor, buna da alinir.


  • fakyoras  (29.05.20 13:03:14) 
4-5 euro civarı vergi çıkar, 40 euro kargo ücreti var bir de.


  • atom karincanin torunu  (29.05.20 13:06:29) 
[]

izmir'de deprem riski yok mu?

izmir'de de çok fay hattı var ama istanbul depreminden kaçıp o taraflara giden insanlar var mesela, nasıl oluyor bu? yakında deprem beklenmiyor mu acaba? "tarihsel süreçte bilmemkaç yüzyıllık periyodlarla deprem olmuş, orada deprem olmasına daha en az 100 sene var" gibi bir durum mu var, yoksa orada da deprem bekleniyor mu kısa ve orta vadede?

bonus soru: 1600-1700-1800'lü yılların veya daha eskilerin deprem şiddetini nasıl belirliyorlar?


 
baf'ta daha çok fay var ama yıkıcı deprem üretme olasılığı yok. yani izmir'de sürekli deprem oluyor ama en fazla 5 küsür şiddetinde oluyor. yıkıcılık yok. daf ve kaf'ta ise nadiren oluyor ama 6-7 küsür olup yıkıcı etki yaratıyor.


  • tabirimekruh  (28.05.20 16:18:50) 
kırıklı dağlar. kısa fay hatları o yüzden ölümcül olma ihtimali düşük.


  • anarsika  (28.05.20 16:33:15) 
yok denmez ama büyük deprem beklenmiyor ancak eski binalar izmirde riskli.


  • mikahakkinen  (28.05.20 16:48:11) 
baf'ta büyük depremler olmuyor denilmiş ama tarihte 7-7,5 arası birçok deprem olmuş: tr.wikipedia.org

1653 Doğu İzmir depremi 7.5
1688 İzmir depremi 7.0

ayrıca şu haritaya bakalım: www.newstic.net

haritada mesela ankara sarı. niye, çünkü fay var orada ama küçük küçük: i.sozcu.com.tr

dolayısıyla "ankara'da fay var, deprem oluyor ama fayların büyük deprem üretme potansiyeli yok" deniyor. ankara'da durum böyleyse ve sarıysa, izmir'i de sarı gösterirlerdi.
  • ahm1  (28.05.20 17:09:15 ~ 17:15:29) 
İzmir'de gayet de büyük deprem olma riski var. Üstte kısa faylar var, büyük deprem olmaz denilmiş;fakat atlanılan bir nokta var.

İzmir ve etrafında bulunan fayların hepsi yanal atımlı fay değil. Yanal atımlı faylar için dediğiniz doğru olur. Fakat, normal faylar için fayın boyutunun pek bir önemi yok. 40-50 km. uzunluğundaki bir normal fay bile 6.8-7 büyüklüğünde bir deprem üretebilir. Fay haritasına bakılırsa, ege denizi'ne dik olan faylar normal faydır ve bunlar ya şehrin içinden geçen ya da şehrin çok yakınından geçen faylardır. İzmir'deki kötü binaları ve bazı kesimlerdeki kötü zemini düşünürsek, bu fayların üreteceği 6.2-6.4 büyüklüğündeki depremler bile büyük zarara sebep olabilir.
  • vhdl  (28.05.20 18:56:13 ~ 29.05.20 02:01:02) 
[]

Şu lafa tehdit denilip ceza verilir mi?

Biri telefon edip "boyle boyle yaparsan senin agzini yuzunu s...m, o... ç..." dedi diyelim. Bu kisi "beni tehdit etti" diye sikayet edilse, yargi ceza verir mi? Ne verir?




 
çokomel verir, delil yok bişey yok anca çokomel verir.

bir daha ki sefere konuşanları tahtaya yazarsın, olur biter.
  • hem şişko hem deli  (22.05.20 19:30:43 ~ 19:31:27) 
delil mi yok? telefon kayıtlarına baktıramaz mıyız?


  • ahm1  (22.05.20 19:58:17) 
Telefon kayıtları sadece arama bilgisini içerir. “Tamam şu numara şu kişi şu tarihte sizi aramış ama hani küfür, hani tehdit, hani delil?” derler. Başka bir sebepten teknik takipte değilseniz ses kayıtlarınına ulaşamazsınız. Ses kayıtları tutulmaz. Arayan kişinin bilgisi yoksa siz de kaydedemezsiniz, bu da ayrıca suç teşkil eder.


  • Improbable  (22.05.20 20:49:54) 
@improbable: nasıl yani? ben bütün aramaların kaydının tutulduğunu sanıyordum. hani sonra eğer bir şey olursa geçmişe dönüp (tabii mahkeme kararı olacak, öyle herkes bakamaz) "acaba bunun bu işte parmağı var mı" öğrenmek için ne demiş vs. diye araştırmıyorlar mı?


  • ahm1  (22.05.20 20:52:32) 
yok hocam o kadar veriyi nasıl tutsunlar. anca takibe vs takılırsanız kayıda alınırsınız diye biliyorum.


  • fezagezgini  (22.05.20 20:55:24) 
Hayır öyle bir şey yok. Arama bilgileri de zaten hakimlik (mahkeme) kararı varsa BTK tarafından talep eden savcılığa gönderilir. Bu bilgiler de yalnızca arama yapılıp yapılmadığı, mesaj atılıp atılmadığı ve işlemin hangi baz istasyonu aracılığıyla gerçekleştirildiğini içerir. İçerik ve konuşma kayıtları tutulamaz anayasaya aykırı çünkü.


  • Improbable  (22.05.20 21:03:40) 
gerçekten şaşırdım şu an. e o zaman mesela belli aralıklarla hattını değiştiren biri yasa dışı konuşmalarını rahatlıkla yapabilir?


  • ahm1  (22.05.20 22:35:43 ~ 22:36:13) 
teknik takibe girme koşullarını yerine getirip.

telefonda, öldürcem, bombalaycam, patlatıcam falan dersen veya bazı şirfeli konuşmalar sistemin dikkatini çekerse teknik takibe takılır.
  • hem şişko hem deli  (22.05.20 23:11:48) 
Buz gibi hakaret. Savcı düşünmeden yapıştırır iddianameyi, tehdit kimsenin aklına gelmez, gerek de yok.


  • han20  (23.05.20 01:50:16) 
[]

göz muayenesinde nelere dikkat etmeliyim?

haftaya göz doktoruna gitmem lazım ama evde hasta annem var. o yüzden aşırı dikkatli olmam lazım.

siperlik var, onu takıcam, maske de takıcam. doktorun yanına girmeden önce iki tane ölçüm aletine oturtuyorlar ya, oraya oturmadan (siperliği çıkarmam lazım tabii), çeneme ve alnıma bir bez bağliyim diyorum. iki makineye de oturduktan sonra kalkıp ikisini de çöpe atarım. sonra doktor da oturtabilir (ama oturtmayabilir de), oturtursa yine iki bez bağlarım, odadan çıkarken de atarım.

aklıma bunlar geldi şimdilik. bu şekilde bayağı düşürmüş olurum riski di mi?

sizin aklınıza gelen bir şey var mıdır? çok önemli çünkü. "göz doktoruna gittim, hayatımız mahvoldu" olmasın.

 
Temas edeceğiniz yerlerin o an dezenfekte edilmesini isteyin, ya da yanınızda sprey bir kolonya/dezenfektan götürün.

Temastan önce temas yerini, temastan sonra temas eden cildi dezenfekte edin.

Dikkat etmeniz gereken en önemli şey elinizi ağzınıza, yüzünüze sürmemeniz. Elinizi sık sık dezenfekte ettikten sonra korkacak bir şey yok aslında.

Doğrudan yüzümüze hapşurulmadıkça/öksürülmedikçe, veya bu eylemlerin yapıldığı zemine dokuntuktan sonra elimizi yüzümüze götümedikçe bulaş çok zor yanlış bilmiyorsam.
  • John Bloor  (22.05.20 14:53:21) 
Geçen hafta periyodik muayenelerim için hastanedeydim, göz muayenelerindeki ekipmanları özel solüsyonla temizliyorlar. 8 gün oldu hiçbirşeyim yok :)


  • Northern Mariner  (22.05.20 18:27:33) 
[]

doktora gitmesem mi?

4 ay boyunca sol gözlük camımı diagonal çizikli bir şekilde kullandım. kullanırken iyiydi, gözüm alıştı. birkaç ay önce artık değiştirme vakti geldi diyerek gittim doktora, yeni gözlük verdi. numaram 0.25 artmış, astigmatım 0.75 artmış (gözler 3.00-3.25). gözlüğü bir aldım, sol gözüm çok fena, bir garip bakıyorum dünyaya. normal değil gözlerim, hissediyorum. hele bir de aniden başımı çevirince beynim uyuşuyor.

tekrar göz doktoruna gittim. bu doktor ölçtü, baktı "2.75 ile daha iyi görüyorsun" dedi, "yanlış ölçmüş ama doktorun hatası değil, astigmatta olabiliyor böyle şeyler" dedi. bu yeni gözlüğü aldıktan sonra durumum sanki biraz daha iyi oldu, gözüm eskisi kadar anormal bakmıyor ama hala bir gariplik var. mesela kitap okurken, ders çalışırken, güzel bir şekilde odaklayamıyorum gözlerimi. verimimi çok düşürüyor ve buna aylarca katlandım, belki geçer vs. diyerek.

uyku ihtiyacım da arttı sanki. acaba uyku ihtiyacımın artması, sersemliğimin artması "yanlış gözlük"ten kaynaklanabilir mi?

asıl sorum ise: bir dahaki hafta için göz doktoruna randevu aldım ama gitsem mi gitmesem mi bilmiyorum. hasta annemle yaşıyorum. o gitme diyor. ama hazırlandığım da önemli bir sınav var. hayatımı derinden etkileyecek bir sınav. yani bir şey okurken onu eskiye göre %80 oranında anlıyor gibiyim diyebilirim.

hastane de küçük bir hastane ama yine de kalabalık olabiliyor. doktor da gençmiş, taşıyıcı olabilir. hani yaşlı olsa "bunda virüs olsaydı herhalde hastaneye gelemezdi" diyerek ihtimali daha düşük görecektim ama doktorun yanına girmeden önce 2 makineye kafanı koyuyorsun, ölçüm yapıyorlar. e sonra doktor da koy diyecek şuraya başını. tehlikeli yani.

"umarım bir şey olmaz" diyip gidecek miyim, yoksa -ve sanırım- gitmeyecek miyim? gitmemeli miyim? :/

 
Hocam hızlıca okudum, gözlükçü yanlış cam sipariş etmiş olabilir. Başıma geldi ordsb biliyorum


  • Fusha  (21.05.20 19:43:19) 
Öncelikle çizik camın astigmatı artırdığını söylemek isterim. Bir daha cam çizilirse hiç vakit kaybetmeden değiştirin. Genetik yatkınlığı olmasa bile çizik cam yüzünden astigmatı çıkan birçok insan var.

Astigmatın ise genel olarak her numara değişiminde bu tip yan etkileri oluyor fakat belirttiğiniz süreler çok çok uzun. En fazla 1 haftaya alışıyor göz yeni haline. Yanlış numara, gözlüksüz dolaşma gibi gözü yoran unsurlar uyku ihtiyacı hissettirir. Siz gözlüğü taktığınız halde böyle bir şey hissediyorsanız muhtemelen cam yanlış olmuştur diyebiliyorum. Görme yetisi eskisinden daha kötü bir hale geldiyse tabii ki gidip muayene olun.

edit: Tabii ki kişisel önlemlerinizi alın. Sonra "Gidin dediniz gittim, virüsü kaptım." diye kulaklarımızı çınlatmayın. :)
  • desdenova34  (21.05.20 20:04:26 ~ 20:05:21) 
başıma ilk defa böyle bir şey geliyor ya. çizikli camdan sonra iki defa gözlük değiştirdim, ikisi de rahat ettirmedi beni.


  • ahm1  (21.05.20 20:08:39) 
[]

Az uykuya alışırım değil mi?

Yani su anki uyku aliskanligima gore az diyelim. Uzun bir zamandir, gunde 10-12 saat uyuyorum ama simdi yapmam gereken seyler var. Gunluk 7-9 saatlik uykuyu oturtmaya calisiyorum ama 2 gun dayansam 3. gun -evde olmamizin da etkisiyle- pes ederek ogle vakti "suraya kivrilayim ya" diyorum.

5 gun veya 1 hafta dayanabilsem oturur degil mi uyku duzenim? Uzun surmez bu surec?


 
gece erken (00:00'den önce) yatılırsa daha kolay oturur bence


  • cekcekli  (18.05.20 20:55:39) 
günde 8-9 saat uyumazsam yamulan ben spor salonunda sabah mesaisi yaptığım dönemde 5 saatlik uykuyla yaşamaya alışmıştım. yapılır bence, ama gerçekten ikna edecek bir şeyin olması gerekiyor sizi.


  • reavelyn  (18.05.20 20:55:51) 
[]

deprem şöyle bir şey mi? (resimli)

bu soruya şu neden oldu: depremlerden bahsederken fay hatlarını gösteriyorlar ama "deprem şu noktada oldu" diyip küçücük bir nokta gösteriyorlar. dolayısıyla da belki de istanbul'da olması beklenen deprem, en az etkileyecek, uzak bir noktada olabilir sanırım?

ama asıl sorum şu: dinlediğim kadarıyla profesörler şöyle diyordu: levhalar birbirini sıkıştırıyor, onu biliyoruz zaten. ama kuzeydeki levha ile güneydeki levha sanırım birbirinin içine giriyor, çünkü "gerilim artıyor artıyor artıyor ve bir noktadan kırılıyor" diyorlardı. ben de bu olayı sıfır olan resim yeteneğimle (neyse ki sadece çizgi çizmem gerekti) resimleştirdim.

şimdi, kırmızı ile siyahlar, levhaların sınırları diyelim. sınır kısmında da iç içe geçmişler, tabii o kadar ince olmaz o kısım ama öyle çizdim, mesela dağların iç içe geçmesi gibi düşünelim ya da falezlerin. bu levhaların biri doğuya kayıyor, diğeri batıya kayıyor ya da kaymaya çalışıyor ve arada birkaç yerde, uçlarındaki uzantılar birbirlerine "takılıyorlar" ve geriliyorlar, geriliyor, sonunda bunlardan biri kırılıyor ve deprem mi oluyor? dolayısıyla, levhaların sınırları pürüzsüz olsa depremler olmayacak mı? ama yine de levhalar toslamıyor mu birbirlerine?

umarım ne sorduğumu anlatabildim. asıl merak ettiğim nokta bizlere koskoca fay hattını gösterirlerken deprem neden tek bir noktada oluyor?

edit: resimde çizmemişim ama depremden sonra hangi levha hareket ediyorsa o biraz kayacak tabii sanırım ya da nasıl oluyorsa işte. bilenler açıklar umarım.

 
levha tektoniği
yaklaşan levhalar
fay çeşitleri yazıp google görsellerden bir arat istersen
  • freebird5406_2  (17.05.20 21:32:29) 
[]

Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık hakkında ne düşünüyorsunuz?

kdy.kitapyurdu.com

Ve/veya biliyorsunuz?

Yuzde 50 telif verdiklerini soyluyorlar. Bu cok buyuk bir miktar degil mi? En taninmis yazarlarin bile bu miktarlarin cok uzaginda oldugunu duymustum. Nasil olabilir boyle bir sey? Bu iste bir bit yenigi olmali, yoksa butun yazarlarin bu yayineviyle anlasmasi lazim.

 
Telif mevzusunu bilmiyorum. Fakat en önemli avantajı Kitapyurdu'nun doğrudan değil, yan bir gelir kapısı olması. Bu sistem batsa, yeteri kadar kâr etmeseler dahi Kitapyurdu'nun fazla bir zararı olmaz çünkü diğer yayınevleri gibi atıyorum 1000 kitap basıp bırakmıyorlar. Sipariş geldikçe basıp yolluyorlar kitabı. Kargo falan da bedava değil, oradan da bir zararları yok. Bu açıdan normal.

Zaten iyi ya da potansiyeli olan bir yazarın gelip buradan bastıracağını düşünmüyorum. Burası daha çok zamanında tez yazmış ama yayınlatmamış, içinde hep bir kitap çıkarma hevesi taşıyan insanların yayınevleriyle anlaşamayıp buradan sembolik de olsa bastırması. En çok satan kitap bile şubattan bu yana 400 küsur satmış, şimdi baktım.
  • black holes in the sky  (16.05.20 01:31:29) 
E peki iyi bir yazar, yuzde 50 telif verildigine gore (net olarak kitap satis fiyatinin yuzde 41,5'iymis) niye buradan bastirmasin ki? Gerci geleneksel yolla dagitmiyoruz (yani sanirim "raflarda bulamazsiniz") demisler ama.

Tek sebep bu mu olur iyi bir yazar icin? Az buz bir sebep de degil tabii.
  • ahm1  (16.05.20 01:45:50) 
Bu arada, bir ay once cikan kitaptan 3 bin lira kazanan var mesela. Belki kitabin guzel oldugu duyulursa satislar katlanarak artar, kim bilir?

Ama sanirim iddiali bir kitap yazdigimi dusunuyorsam buraya basvurmak pek mantikli degil?
  • ahm1  (16.05.20 01:53:33) 
Bence burada reklamın ne kadar yapıldığı da önemli. İyi bir yazarım. Diyelim önümde seçenekler şunlar: Kitapyurdu, İş Bankası, İletişim, Can. Kitapyurdu'ndan alacağım pay daha fazla olsa dahi oradan bastırmayı seçmem eğer diğer üçündenbastırma imkanım ufacık da olsa varsa. Çünkü Kitapyurdu'nun, KDY'den bastıranların bir reklamını yaptığını görmedim, sadece ana sayfada yayınevinin sayfasına yönlendiren bir reklamları var. Ayrıca İletişim, Can, İş Bankası vb. adı olan, zaten iyi yazarların çıkmış olduğu yayınevlerinden bastırmak sizin de potansiyeliniz olan bir yazar olduğunuzun göstergesidir. Bu tarz yayınevlerinde kitabınız yayınlandığında ödül alma olasılığınız, bilinirliğiniz, yarın öbür gün imrendiğiniz öbür yazarlarla adınızın beraber anılma olasılığı, hakkında makale, inceleme vs. yazılma olasılığınız artar. Niye? Zaten bu yayınevleri iyi, editörleri iyi, seçmece kitap yayınlıyorlar. KDY'nin de kendi prosedürleri vardır muhakkak ama daha çok önüne geleni basıyorlar zaten intibası var.

Başka örnek. Ben bomboş kitaplar yazan, vakit kaybı bir yazarım. Siz de potansiyeli olan bir yazarsınız. Sırf biraz daha fazla kazanırım diye buradan bastırır mısınız? O da meçhul çünkü düzgünce reklamınız yapılmayacak, reklamınız yapılsa da hiçbir zaman yukarıda bahsettiğim yayınevleri gibi kaale alınmayacak reklamlarınız. Çünkü benim gibi boş yazanlarla beraber adınız anılacak, atıyorum Murat Gülsoy vb. gibi isimlerle değil yani.

İnternetten kitap alışverişleri her geçen gün artıyor ama yine de kitapevleri, kitap satım mağazaları, kafeler vs. hala ayakta ve birçok insan işini hala oradan görüyor. O insanlar sizi görmediği müddetçe ne kadar var olacaksınız ki, ne yazık ki?
  • black holes in the sky  (16.05.20 01:59:14) 
Ben olaya biraz daha romantik ve uzun vadeli yaklaştım. Çok acil paraya ihtiyacım var ve sansasyonel bir şey yazıyorsam tercih etme ihtimalim artar KDY'yi.


  • black holes in the sky  (16.05.20 01:59:57) 
Evet, dogru soyluyorsunuz.


  • ahm1  (16.05.20 02:05:03) 
black holes +1

Bir yandan da, mesela bir Hugh Howey örneği var, Amazon'un benzer sistemiyle (Kindle direct publishing) kendi romanlarını yayımlarken uluslararası çoksatan oldu adam. Ama Howey bir istisna, böyle bir yazarı Türkiye'de kendi kitabını yayımlayıp keşfedilmesi daha da zor. Ha yazarın zaten parası vardır, kitabı buradan yayımlarken bir yandan da publicity yapar, online mecralarda ünlenir falan ama o zaman da ciddi yazarlarla beraber anılmaz.

Bildiğimiz tanıdığımız yayınevlerinden bile çıksa yeni bir yazara şüpheyle yaklaşırken herkesin her şeyi kitap yapabildiği bir sistemdeki çöplerin arasından iyi kitap arayıp bulmakla uğraşmaz kimse.
  • kobuzchu kiz  (16.05.20 11:40:52) 
Güzel bir tartışma dönmüş.
Şimdi ben ünlü bir yazar olsam,belirli kitlem olsa ve yeni kitabım çıkacak olsa
neden KDYyi seçerim veya seçmem?
%50 oran çok iyi ancak, kitap birim fiyatı muhtemelen yüksek olacaktır, çünkü sipariş üzerine basılıyor

yani xx yayınlarından 10.000 tane kitap bastırınca, birim basım maliyeti 10 tl ise, bu yöntemle 15tl olacak. o yüzden kitabım daha pahalıya satılacak.
Ülkedeki büyük kitabevlerine ulaşmayacak
Kitlem sadece internetten almak zorunda kalacak.
Reklamını kendim yapmak zorunda kalacağım.

tüm bunlarla kendisi uğraşacak ünlü yazar, kendisi matbaa ile anlaşır kendisi satar hocam:)
www.ünlüyazar.com sitesini açar siteden satar %50 yi de yedirmez:)
  • ceycey e  (16.05.20 12:54:56) 
[]

Varoluşsal Kaygılar

Ölümden korktugumu dusunmuyorum aslinda ama uzun bir suredir, mesela kitap konusunda, "sunlari okuyayim, sunlari bitireyim, onumuzdeki 5 sene en az su kadar kitap okuyayim, sonra soyle bi kutuphane yapayim evin bir kosesine" diyorum, sonra da diyorum ki "e ne olacak peki sonra? Gittikce daha cok ogreneceksin, daha cok seyi bilir hale geleceksin ama ne kadar cok bilirsen -genclik zaten gitmis olacak da- o kadar yasli olacaksin, en cok seyi bildigin an da öleceksin, ee kime ne faydasi var bu ogrenme vs. heveslerinin?"

Biri diyor ki mesela (ornekler kitap uzerinden oldu ama fark etmez, konu degistirilebilir): "bin kitap okudum, hedefim -toplamda, yani hayat boyunca- 3-4 bin kitap okumak" ee? Yani ölüm noktasindaki hedefini soyluyor adam. "ben öldügümde 3 bin kitap okumus olmak istiyorum" diyor. O noktadan sonra ne onemi var ki kac kitap okudugunun? Mesela ben onun yerinde olsam, koydugum hedef, ölüm noktasindan uzak olsun diye "40 yasina kadar su kadar kitap" derdim mesela.

İcimdekileri aktarabildim mi bilemiyorum ama uzun zamandir boyle seyler dönüp duruyor.

Eklemek istediginiz bir sey var midir?

 
Olayı sadece kitap okumaya indirgemissiniz ki bence bu çok verimsiz bir bakış açısı. Varoluş kaygısı içinde olgunlaşma süreciyle düşünülmelidir bana göre. Her sıkıntı ve buhran yeni bir olgunlaşma evresini beraberinde getirir.


  • olaylar olaylar  (12.05.20 01:28:34) 
Aynı sorunu çok öncesi düşünmüştüm ben de. Sonra dedim en azından cahil ölmem, öğrenmeye devam :) Şaka bi yana ben kendimi tatmin etmek için yapıyorum bunu mesela, başkasına show yapmak için değil. Bu düşünceyi benimsediğimden beridir de "yapsam ne olcak, okusam ne olcak, öğrensem ne olcak" gibi sorular hiç oluşmuyor beynimde.


  • superfluid  (12.05.20 01:30:09) 
"Öldükten sonra nasıl olsa her şey anlamını yitirecek" düşüncesiyle yaşamak yanlış bence. Bu düşünce biçimine göre oturup, hiçbir şey yapmadan ölmeyi beklemek gerekir.
Hayatta kaldığımız süre zarfında maksimum hazzı sağlayacak program neyse, ona göre hareket etmek gerekir diye düşünüyorum. Örneğin kitap okumak bir insana tek başına en yüksek hazzı veren şeyse, sürekli kitap okumalı. En yüksek hazzı verecek şey bir teori geliştirmekse ve bunun için 500 kitap okuması gerekiyorsa, bu 500 kitabı okumayı bir araç olarak görmeli.

Bir de Kubrick'in bu konuya ilişkin çok güzel bir sözü var: "Karanlık ne kadar derin olursa olsun kendi ışığımızı yaratmalıyız."
  • fobfilm  (12.05.20 01:32:00) 
her şeyin yok olacağı gerçeğini ben kendi varoluşumun sonuna değil başına koyarak epey rahatladım. şöyle yani:

her şeyi yaptıktan sonra öleceğim demiyorum.

zaten öleceğim, ne yapmış olursam olayım istikametim belli, diyorum.

yani var olan her şey farklı noktalardan aynı istikamete doğru giderken ve sonrasını bilen kimse yokken, elimizdekilerle sonrasını çözmek yerine kendi benliğime en çok sinen şeyle doldurmaya çalışyorum o yolculuğu.

iyi geceler
  • reavelyn  (12.05.20 01:32:14) 
Öğrendiklerin konusunda zamanla birilerinden farklı olursun. Hayat ilerleme gelişmeye bağlı ve her zaman bir değişim içerisinde .
bilginin de güç sayıldığı bir zamandayız. Zaten ölecektik okumayı neden öğrendik ozaman ? Sadece
diploma almak için tabi ki değil.
Belki de bunu ölüme bağlı düşünmek yerine, maddi geliri olmadığı için önemsemiyor olabilirsin.

Okumaya erindiğimiz zamanlar, başka ne tür şeylerle uğraştığımıza baktığımızda durumun pek iç açıcı olduğunu söylemekte zor.

Binlerce kitap okuyup bunu da olumlu yanlarıyla hayatına dökmeyen, konuşmalarına ve tavırlarına yansıtmayan kimseler de gerçekte sadece kitap sayfalarını çevirmiş gözle bir tarama yapmışlardır.
  • Erva  (12.05.20 01:45:44) 
tebrikler "saçma" kavramı ile karşılaşmışsınız.

sıradaki adım; "hayatın kendi adınıza anlamını yaratmak".

şu anki bakış açınızda; var olmadığınız bir noktadan, var olduğunuz zamanı anlamdırmaya çalışıyorsunuz. akabinde anlamlandıramıyorsunuz.

halbuki; var olduğunuz zaman boyunca varoluşunuzu anlamlandırmanız gerekiyor.
  • AlsterWasser  (12.05.20 02:17:17 ~ 02:20:35) 
Bence de totalde bir anlamı yok ama dünyada geçirdiğimiz günlerde bir şekilde kendimizi oyalamamız gerekiyor. Bunun en tatmin edici şekillerinden biri de kitap okumak ve yeni şeyler öğrenmek. Bu şekilde bir akışa kapılıp zihnimizi oyalıyoruz ve bir nevi kendimizi var ediyoruz hiçliğin ortasında.


  • playing star again  (12.05.20 04:07:32) 
[]

korona geçiren biriyle ne zaman görüşülür?

diyelim arkadaşınız veya ailenizden biri korona geçirdi. ne zaman gidip görürsek risk sıfıra yakın olur? 1 ay mı, 2 ay mı, 3 ay mı? için hepten rahat etsin dersen 1 sene de bekleyebilirsin tabii ama her şeyin de bir ayarı olması lazım. bilgiler de sürekli değiştiği için şu aşamada mesela 2 ay gayet iyi bir süre mi acaba?




 
14 gün sonra semptom kalmazsa iyileşti kabul ediliyor. siz 1 ay deyin bence makuldür.


  • fezagezgini  (11.05.20 21:09:06) 
14 günden fazla sürebiliyor, minimum 1 ay. 2 ay iyidir.


  • candide  (11.05.20 21:10:57) 
Çapa'da intern olan arkadaş "korona belirtisi gösterdiyseniz bir ay kendinizi yalıtın" demişti bize. 1 ay makul geliyor bana da.


  • kobuzchu kiz  (11.05.20 21:29:05) 
Ben geçirdim. Tedavinin ardından negatif sonucu aldiktan sonra yine 14 gün evden cikmamami istediler. Sonrasında bir sorun yok.


  • nhtzmc  (12.05.20 20:51:21) 
[]

Youtube premium'u alamiyorum

Ek'teki hatayi veriyor. Neden acaba?




 
Ekran filtresi açık, onu kapatmaniz gerekiyor.

Ekran filtreleri ayni fiziksel ekran koruyucular gibi tüm ekranın üzerinde saydam çalışan bir sey. Başka bir uygulamayı kullanırken de filtreleye basıyoruz aslında.
  • biseysorcaktim  (11.05.20 08:14:18) 
[]

İşe alım yapan firma var mı?

Merak ettim de şu siralar yeni birini alan/arayan firma var mi hic? Kurye vb. harici soruyorum. Onlar malum zaten, araniyor.




 
Olmaz mı, biz varız mesela. Haziran ortasına kadar 100'e yakın alım yapmayı hedefliyoruz.

Sektör bilgisi vermeyeceğim ama bazı sektörlerin işi yoğunlaştı kuryeler gibi, oralar yapıyor alım. Aslında hepsi yapmıyor tabii de, planlamasını düzgün yapmış olanlar için bu kriz fırsata çevrilebiliyor. Hizmet hacmini arttırmak için de o hizmeti verecek insanları işe almayı göze alıyorlar.
  • Bruce  (10.05.20 13:09:48) 
Aslinda "hizmet sektoru haric" diye sormak istiyorum. Daha cok merak ettigim beyaz yaka, masa basi calisilan isler icin alim yapanlar var mi?


  • ahm1  (10.05.20 13:16:46) 
bizde çok uzun süreli planlanmadığından beyaz yakalılarda %90 işe alım yok.

atıyorum şirket işe geleceksin demiştir o da istifa etmiştir. işi de önemlidir o yüzden yerine alım olabilir.

benim gördüğüm örneklerde insanlar maaşlarından gönüllü kesinti yaptırdılar. bir de üstüne ücretli izne çıkarıldılar. neyse ki devletimiz korona'yı alt etti hayat pazartesi normale dönüyor. (avm'ler açılıyor daha ne olsun)

işe alımların ortalama 6 ay öncesinden planlandığı bir ülkedeyim. mayıs başı itibariyle bir arkadaşa işbaşı yaptırdık çünkü 4 ay öncesinden anlaşılmıştı. şirket 1 nisan itibariyle bütün işe alımları durdurdu.
  • ozdek  (10.05.20 13:41:19) 
Bizim şirket alım yapıyor 3-5 kişi ihtiyaç var. Eksik var diye bugün mesai yapıyorum mesela.

Sektör sosyal medya
  • NightBringer  (10.05.20 13:49:59) 
Olay küresel. Eindhoven'da yaşayan arkadaşım bir firma ile anlaşmıştı tam o sırada pandemi ilan edildi çocuk sözleşmeyi imzalayacağı gün işe başlamasını iptal ettiler. Analiz mühendisi.


  • kanlakarisikyagmur  (10.05.20 13:59:36) 
yazılım firmaları alım yapıyor hep. bilgisayar&yazılım mühendisi arayışı çok.


  • jelly bear  (10.05.20 14:13:42) 
Üretim, yabancı firma.
Türkiye için açık olan ilanlar sadece üst kademe müdür, geri kalanlar kapatıldı şimdilik.

  • logisticsmanager  (10.05.20 14:50:06) 
Sektöre bağlı tamamen. benim çalıştığım firma gıda firması ve üretim non-stop devam ediyor. beyaz yakalar evden çalışıyor ama fabrikada bulunması gereken mühendis ve üretimciler artı üretimde çalışan işçiler aynen devam. servislerin sayısı 2 katına çıkarıldı, yemekler özel ambalajda veriliyor, herkese maske eldiven, şirkete girerken herkesin ateşini ölçüyorla,r değişiklik bunlar. dezenfektan kullanımı ve ortam temizliği zaten üretimin hassas olmasından dolayı rutinde olan şeyler. örneğin bazı üretim bölümlerine girmeden önce duş almak zorunlu.

Soruna cevap olarak nisan ayı içinde 138 mavi yaka, 5 beyaz yaka işbaşı yaptı benim bildiğim. ayrıca şirket halen yeni alımlar için ilana çıkıyor.
  • zikardo  (10.05.20 15:42:24) 
[]

excel yardım

excel, toplamada veya çıkarmada hücreleri sürükleyince olayı anlıyor, mesela yukarıdan aşağıya 15, 20, 25 yazıp bırakıyorsun, sonra hücreleri tutup çekince program olayı anlıyor ve nereye kadar götürürsen oraya kadar sayıyı sürekli 5 arttırıyor.

bu olayı yüzde olarak denedim ama anlamadı kamil. bunu yapmanın yolu varsa nedir? sürekli %2 arttırmak istiyorum sayıyı.


 
A1 hücresine 1500 yaz
A2 hücresine =a1*1,02
A3 hücresine =a2*1,02

A2 ile A3 ü seçerek aşağıya doğru çek.
  • ozdek  (07.05.20 21:38:27) 
[]

SSCB'yi anlatan kitap önerisi

Devrimi, sonrasinda da lenin ve stalin donemlerini anlatan bir kitap tavsiyesi rica ediyorum.

Oyle muthis detayli anlatmasina gerek yok. 3 konuyla ilgili de az cok bilgim olsun, genel bir fikrim olsun, yeterli.


 
Lenin için şunu önerebilirim: www.idefix.com


  • prole  (07.05.20 20:03:49) 
Ha tabi ayrıntılı istemiyorsan Marksist Felsefe sözlüğü - tom bottomore içinde ilgili başlıklara bakabilirsin.


  • prole  (07.05.20 20:05:14) 
"Devrime dogru" serisi
www.googleadservices.com

  • stavro  (07.05.20 20:37:14) 
stalin dönemi de önemli arkadaşlar.


  • ahm1  (07.05.20 21:58:07) 
E.H. Carr Bolşevizm üçlemesi. Ama 1930 a kadar falan anlatıyor diye hatırlıyorum


  • sarcophagus  (07.05.20 22:07:51) 
Netflix de trotsky belgesel dizisi de fikir verebilir ama biraz yanlı. En azından devrimin kronolojisini ve ilişkileri anlarsın.


  • sarcophagus  (07.05.20 22:09:09) 
koskoca dünyada sscb'yi inceleyen bir kitap yok mudur ya?

hadi devrimi anlatmasın ama "yönetimde lenin şunları şunları yaptı, stalin şunları şunları yaptı" desin.

bir de 700-800 sayfalık bir kitap olmasa iyi olur aslında. o kadar detaylı okumak istemiyorum. en fazla 400-500 sayfa yeter.
  • ahm1  (07.05.20 22:11:50 ~ 22:12:22) 
hepsini tek kitapta bulman zor. E.H. Carr - Bolşevik Devrimi 1917-1923 arasını, yani devrimi ve lenin dönemini anlatır ama o da 3 cilt, dolayısıyla "müthiş detaylı" :)


  • temasettin  (07.05.20 22:12:37) 
dünyayı sarsan on gün var meşhur. ben 50 sayfa filan okuyup bırakmıştım ama zor geldi.


  • tepedeki psychedelic adam  (07.05.20 22:28:48) 
[]

Üst komşuya karışsam mı?

Oncelikle benden 15-20 yas buyukler.

Konu şu: çiftin iki cocugu var (sanirim ikisi de 6-10 yas araliginda) ve ozellikle anne ile surekli kavga halindeler. Baba sık bagirmiyor ama annenin kafa hepten gidik, cocuklari dusmaniymis gibi davraniyor. Arada vuruyor da. Seslerden tam olarak ne yasandigini anlayamiyorum tabii ama sacma sebeplerden vurdugunu anliyorum bazen, kiz mesela "anne ne yaptim ki simdi" diyor, erkek cocuk okul zamani "hangisini giysem" vs dedigi icin bir dayak yedi.

Asagida benim psikolojim bozuluyor ya. Anne surekli "geber, geber, geber, delirttiniz beni" diyor. Mesela iki gundur gece 3'te, bir gun "geber, geber, geber", ertesi gun "öldürürüm, öldürürüm, öldürürüm" dedi. Ayak sesleri geliyor tak tuk diye ama bogusma oluyor mu, vuruyor mu anlayamadim. Az once de baba cildirdi.

Aslinda uzun zamandir komsularimiz ama cok daire var apartmanda, oyle gorustugumuz, konustugumuz, hatta karsilastigimiz bir komsumuz degil.

Sorum şu: gidip yuz yuze konusamam sanirim. Adamin, kadinin yaninda cocugum yani ben de ama asagidan sopayla vursam "yeter lan, bagirmayin cocuklara" vs gibisinden bir seyler desem? Ama o zaman da cocuga siddetten degil de sesten rahatsiz oldugumuzu sanabilirler sanki?

Ya da en iyisi iç işlere hic karismamak mi?

Yani ben bir iki bir sey dedim diye anne baba sakinlesmez herhalde ama bir tepkidir yani en nihayetinde?

 
yoneticiye soyleyip onu araci olarak kullanabilirsin. ben oyle yapardim acikcasi. sinirli adamlar, kavga falan cikarirlar belki hic ugrasma.


  • fakyoras  (06.05.20 19:30:49 ~ 19:31:14) 
Bağırdıkları zaman tatlı falan götürün bahaneyle, insanlarsa anlarlar. Doğrudan bişey demeyin. Belki utanırlar da


  • coca cola  (06.05.20 19:33:41) 
Aslinda adam duzgun gorunuslu biri, sakin, mantikli bir insanmis gibi gozukuyor ama o da bagiriyor, cildiriyor arada da olsa. Ama annenin kafa maalesef gidik sanirim.


  • ahm1  (06.05.20 19:33:44) 
sosyal hizmetlere haber verin, istanbuldaysaniz beyaz masayi arayin.


  • müptezel dostoyevski  (06.05.20 19:34:24) 
@coca cola: oha tatli fikri cok degisikmis. Ama ben cesaret edebilir miyim bakalim.


  • ahm1  (06.05.20 19:34:36) 
Aynısının baba bağıran versiyonu karşı apartmanda var. İçim gidiyor :( sosyal hizmetleri aramayı düşündüm ama sonra ifşa olursam manyak herif benim başıma bela olur diye arayamadım.

Sopayla vurma, bu sefer bağırıyorsun komşular rahatsız oluyor diye döver çocuğu :( tatlı iyi fikirmiş bak. Ama manyak tipleri senin başına saracak şeyler yapma. Seni de döver :/
  • pati  (06.05.20 19:41:52) 
karı-koca kavgası söz konusu olsaydı 'doğrusu iç işlere karışmamak' diyebilirdik belki ama mevzu bahis çocuklar olunca iş değişiyor. kendini koruyamayan çocuklara ebeveynlerinin bu tavırlarını asla normal karşılayamıyorum.

ben olsam sosyal hizmetleri ararım, bir uyarı bile olsa belki bir ışık yakar bilemiyorum. ev içinde yüzde yüz bir kontrol sağlayamazsınız ama en azından komşuların rahatsız olduğunu bilip belki daha dikkatli davranırlar.
  • asisamus  (06.05.20 19:45:39) 
Beni de dovecek kadar cesareti olan, yani o kadar da orman kackini insanlara benzemiyorlar aslinda. Yani adam zaten normal bir tipe benziyor, kadin biraz gidik ama bana bir sey yapmaz gibime geliyor. He tabii bilemeyiz, herkesin de suratinda yazmiyor ne oldugu.


  • ahm1  (06.05.20 19:47:46) 
doğrudan müdahil olmayın olaya.


  • KUCO  (06.05.20 19:51:58) 
aynı sey benim basıma da gelmişti, topuk sesleri beynimde yankılanan anne baba, sorunlu bir 10 yas cocuğu ve sürekli kavga, bağırıs. Ben de uyardım, arkadasım da,
aldığımız cevap cocuktur yapar
siz,n cocuğunuz yok anlamazsınız, kiracı olan sizsizni ben 25 yıldır bu evdeyim tarzı iğrenc ve seviyesiz cevaplar verdi. Ev sahibinden yöneticiye en az 3-4 kere söyledim, kalorifere vurdum yani her seyi yaptım olmadı. 1 yıl dayandım ve cıktım. Yani demem o ki, cocuğuna nasıl davranmasını bilmeyen, kavga hali devam eden psikolojik sorunlu insanlar uyarılmaz. Not ,yönetici vs bunlar bos fikirler. yaşamadığı için arkadaslarda haklı, ama maalesef o sekilde yürümüyor. Cok sizi zorlamazsa bence ev bakın.. Çünkü gerçekten ev değiştirdiğimde farkettim, ohhh be dedim ses gürültü ağlama bağırma olmadan ne güzelmiş diye. Tasının gitsin
  • blackgirl00  (06.05.20 19:55:00) 
Cimerden isimsiz ihbar ile aile bakanligina. Siz karismayin. Gorunmeyin. O aile tatlidan anlamaz.


  • banacevaplazım  (06.05.20 19:55:03) 
İhbar hattına şikayet etmek daha mantıklı


  • elorelia  (06.05.20 19:55:06) 
Aile ve sosyal politikalar bakanlığı na cimerden yazın. Isminizin verilmemesini onemle isteyin. Kurum bilgileri vermiyor bildiğim kadarıyla valilikten geliyorlar sonuçta.


  • Topalordek  (06.05.20 20:18:13) 
çocuklar psikolojik ve fiziksel istismara uğruyor. buna susmanız suç (bkz. suçu bildirmeme). tabii ki gidip komşunuzla konuşmayın ama ihbar edin. bugün "geber" diye "öldürürüm" diye bağıran yarın öldürebilir. lütfen ihbar edin.

www.icc.org.tr
  • mezzosprite  (06.05.20 21:22:55 ~ 21:34:28) 
@ozdek: Türkiye kurumlarinin kurallari o kadar kati mi ki ya? Yani cocuklara iskence etmiyorlar. Surekli dovduklerini de soyleyemem. Ama surekli psikolojik siddet var gibi gozukuyor. Bu sebepten dolayi hemen gelip alacaklarini pek sanmiyorum.


  • ahm1  (06.05.20 21:56:36) 
40 yaş üstü, 2 ve üstünde çocuğu olan kadınların çoğu böyle maalesef. Ya çocuğuna psikolojik şiddet ya işyerindekileri ya da sokakta, markette, mağazada, hastanedekilere... sanırım artık çocuklar eskisi gibi bırak sokağa büyüsün modunda olmadığı için kadınların sabrı taşıyor. ama keşke çocuk yapmak zorunda hissetmeseler, özellikle diğer insanlar ve çocukların huzurunu bozmamak için.

konuya gelince; ben de cimer e isimsiz şikayet dışında birseye kalkışmamanızı öneririm. çocuğuna geber diyen size neler demez. huzurunuz daha da kaçar. çocuklar için cimer şikayeti iyi çözüm gibi.
  • sumuklu asilzade  (07.05.20 00:21:01) 
[]

ders çalışma aralarında kitap okumak mantıklı mı?

yani şöyle, kpss'ye çalışıyorum, boşluğum olduğu zaman, o sürenin bir kısmında roman okuyorum, okunur herhalde, kpss bilgilerime ters bir etkisi olmaz sanırım ama ya tarihi, bilimsel araştırma kitapları vs. okursam? onların zararı olur sanırım değil mi?

beyin hangi bilgiyi aklında tutacak yani. belki kpss bilgilerini kolay bir şekilde aklında tutacakken zorlanacak bu sefer. tamam, kitabı "şunları ezberliyim" diye okumuyorsun ama sonuçta öğrenmek için okuyorsun.

kpss'de zaten o kadar bilgi var, hepsini aklında tutamayacak beyin, bir de bu kitaplar çıktı başımıza diyecek.

yanlış mı düşünüyorum?

 
Yıllar önce ders çalışma öncesinde sıkı bir satranç müsabakası yaparsam, o çalıştığım dersten zerre kadar bir şey anlamadığımı görmüş, epey şaşırmıştım.

Bedensel aktivitelere yönelmen, açık havaya çıkman çok daha mantıklı.
  • Mirket  (05.05.20 15:33:00) 
çok açık havada kalmak zor da şu durumda, roman da mı okumasam o zaman?


  • ahm1  (05.05.20 15:35:12 ~ 15:35:18) 
Şahsen roman benim kafamı açıyor, beyin aktif hale geliyor, öğrendiklerimi daha kolay birbirine bağlayabiliyorum


  • mariposa  (05.05.20 16:24:26) 
Ben ders aralarında kitap defterle haşır neşir olmayı pek sevmiyorum. Müzik dinlemek ya da cama balkona çıkmak falan daha iyi kafa dağıtıyo sanki. Kitap işini de aralarda değil de ders bittiğinde okumayı tercih ederim.


  • umutsuzevjınıkı  (05.05.20 17:04:49) 
Ben sürekli yapardım, kötü etkilediğini düşünmüyorum. Hatta ödül olarak görüyordum o yüzden bence daha verimli oluyordu çalışmalarım.


  • aguen  (05.05.20 18:51:19) 
12345  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.