Giriş
(2)

Bir ara çalıntı makale yasası mı ne çıkıcakmış da Proflar karşı çıkmış?

ya ben lan neyse
bir arkadaş anlatıyordu da tam anlamadım baya oldu zaten.şu çalıntı makale meselesiyle ilgili.bugün akademik köşebaşlarını kapmış bi bok bilmeyen cühela takımı yaşlı memurlar -yapanlar için söylüyorum sadece- zamanında o kadar intihal yapmış ki, bunların ünvanlarını iptal edecek bir yasa çıkıcakmış,
bir arkadaş anlatıyordu da tam anlamadım baya oldu zaten.

şu çalıntı makale meselesiyle ilgili.

bugün akademik köşebaşlarını kapmış bi bok bilmeyen cühela takımı yaşlı memurlar -yapanlar için söylüyorum sadece- zamanında o kadar intihal yapmış ki, bunların ünvanlarını iptal edecek bir yasa çıkıcakmış, bunlar "yok olmaz öyle şey" diye zırlayınca yasa birkaç yılla sınırlandırılmış. doğru mu?

eğer öyleyse vay haline üniversitelerin...
0
ya ben lan neyse
(02.08.14)
ogeder.org

bu olabilir mi?
0
mvural
(03.08.14)
evet hocam bu.

vay amk. adaletsizliğin baypass yöntemi resmen zaman aşımı kavramı.
0
🌸ya ben lan neyse
(03.08.14)
(3)

Oy kullanmama cezası bir tek Türkiye de mi var?

ya ben lan neyse
başka ülkelerde de var mı?adaletsiz bulduğumu da belirteyim.
başka ülkelerde de var mı?

adaletsiz bulduğumu da belirteyim.
0
ya ben lan neyse
(02.08.14)
Başka ülkelerde de var. Aktif olarak uygulanıyor.
0
vanwarantion
(02.08.14)
ufukcel
(02.08.14)
Cb seciminde oy kullanmama cezasi tayyibin cb olmasi olacak ona gore dusunun kendinz karar verin. he kullansak da muhtemelen bu eleman cb olcak ama en aindan belki ikinci tura kalir da seloya oy veren tatli su solcularinin kafasina dank eder biseyler ekoya donerler.
0
condom kurşunu
(02.08.14)
(2)

Biri bana Skyrim 5 i özetleyebilir mi?

ya ben lan neyse
oyundaki amaç ne? son hedef ne?ben bi şey anlamadım. kurdum biraz oynadım bu ne lan dedim çıktım.eminim biri bana bu yönleriyle özetlerse zevk alıcam oyundan. en sonunda şeytan mı çıkıyor onu mu kesiyoruz mesela amaç olarak -diablo- nedir?
oyundaki amaç ne? son hedef ne?

ben bi şey anlamadım. kurdum biraz oynadım bu ne lan dedim çıktım.

eminim biri bana bu yönleriyle özetlerse zevk alıcam oyundan. en sonunda şeytan mı çıkıyor onu mu kesiyoruz mesela amaç olarak -diablo- nedir?
0
ya ben lan neyse
(01.08.14)
oyunda bir ana görev var ama yapmak zorunda değilsin. gez dünyayı kocaman dünya yapmışlar. takıl kafana göre.
0
xenu
(01.08.14)
oyunun ana hikayesinde ejderhalar geri dönüyor dünyaya. sen de dragonborn'sun. yani ejderhaların diliyle konuşabiliyorsun, böylece güçlü atakların oluyor falan. sonunda ejderhaların liderini yok edip geri göndermeye çalışıyorsun.
Bir de ikinci ana hikaye var. o hikayede de bir imparatorluk tarafı bir de isyancılar var. ikisinden birine taraf olup, savaşlara katılıyorsun. bence bu hikaye en zevklisiydi.
bunun dışında sayılamayacak kadar çok görev ve yan hikaye var. guild'lar var mesela. thieves guild'a katılıp hırsızlık yaparsın. school of mages'e girip büyücülük öğrenirsin.
0
godoy
(01.08.14)
(21)

Çocuğunuz tembel olsa ve tembeller sınıfına verilse

ya ben lan neyse
selamlar,diyelim ki çocuğunuz ortaokula geçti ve kayıt olduğu yeni okulunda düzeye göre oluşturulmuş sınıf uygulaması var.a sınıfı not bazında en iyiler, b daha az iyiler... sizinki de veliler arasında tembeller sınıfı diye bilinen e sınıfına düştü. yönetimin ayrım yapma gibi bir amacı yok ama daha
selamlar,

diyelim ki çocuğunuz ortaokula geçti ve kayıt olduğu yeni okulunda düzeye göre oluşturulmuş sınıf uygulaması var.

a sınıfı not bazında en iyiler, b daha az iyiler... sizinki de veliler arasında tembeller sınıfı diye bilinen e sınıfına düştü. yönetimin ayrım yapma gibi bir amacı yok ama daha verimli bir sistem olduğu düşünülmüş.

düzeye göre sınıf uygulaması öğrenciler açısından daha iyi, daha başarı getiren bir sistem diye kabul mü edersiniz, yoksa duruma itiraz mı edersiniz.

ben de düzeye göre sınıf uygulamasının öğrenci eğitimi açısından daha iyi olduğunu düşünenlerdenim.

öğretmenim ve görüşlerinizi merak ettim.

sağ olunuz.

not: tembelden kastım okul başarısı düşük olan öğrenci. başlık sığmadığı için tembeller demek durumunda kaldım. sınıflar sadece ders başarısına göre ayrılmış. haylazlar, akıllılar; fakirler, zenginler... şeklinde değil.
0
ya ben lan neyse
(31.07.14)
tembelse tembeller sınıfına gitsin, üst sınıfa gidip zorlanıp daha da zorlanmasından iyidir.
0
trajikomix
(31.07.14)
yas kac? önemli olan o yastakilerin mental olgunluklari.

eger bunu ufak yasta anlamayan cocuga yaparsaniz, ve bunun caliskanlar degil zekiler sinifi oldugunu söylerseniz alt sinifi yaraalarsiniz. cocuk kendini daima eksik ve ezik görecektir. daha iyisi icin cabalamayacak motivasyonu kalmayacaktir.

eger belli bir yasin üstünde ve olgunlukta ise, bunun konu akisi ve islenme hiziyla baglantili oldugunu dersin sabote edilmekten ziyade onlarin seviyesine göre islenecegini anlayacagindan buna uyum saglayacak eger kendisine göre yavas gelirse üst sinifa cikmak icin cabalayacaktir.

kati ve sabit bir sistem olmamasi gerekir bu siniflandirmanin. ve mümkün oldugunca esnek olmalidir ki ben bu sinifa aidim imaji yaratmasin. degisim (yükselmek oldugu kadar düsmek de) mümkün olsun. aksi durumda karsiyim bu fikre. öyle bir ortamda okumasini da istemem cocugumun.
0
wiillii
(31.07.14)
homojen sınıf uygulamasının faydalı olduğunu düşünmüyorum. bilakis, çocuğun, yeri gelince zorlanması, yeri gelince kolaylanmasının, gelişimine katkı sağlayacağını düşünüyorum fakat homojen sınıf muhabbetinin, çokça uygulanan ve kabul görmüş bi sistem olması ve milleti ikna etmemin mümkün olmaması sebebiyle, itiraz etmemin bi fayda sağlamayacağını düşünürüm.
0
nereye bu gidis
(31.07.14)
trajikomik +1

seviyesi e olan bir çocuğu a sınıfına koyarsanız muhtemelen kendini öldürmek ister zaten.
0
jamiro
(31.07.14)
matematik bölümünü bu yıl bırakan biri olarak yüzde yüz düzeye göre oluşturulmuş sınıfları savunuyorum. bu başarılı öğrencileri motive eden bir şey. tembel olanları da uyaran bir durum. çocuğum tembeller sınıfındaysa sistemde sorun aramam, çocuğumda sorun ararım. kaldı ki birinin tembel olması bir problem değil. bakınız albert einstein.
0
hohoya
(31.07.14)
e düzeyindeki çocuğu a düzeyine alın demem elbet. çocuk çok zorlanıp bir yerden sonra yetersiz hissedebilir kendini. ama e düzeyinde de diğer sınıfların yanında yetersiz hissetmesi mümkün.
sistem olarak homojen yapının sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. sınıflar karıştırılmalı. e düzeyindeki öğrenci b'deki öğrenciyi görüp hırslanmalı, a düzeyindeki öğrenci d'yi görüp ilişki kurmalı. kabaca değindim sadece ama açıklama artırılabilir.
0
uzunuzunilgi
(31.07.14)
dersane mi lan bu, neti yükselince iyi sınıfa geçip düşünce kötü sınıfa geçsin. Çocuğumu aldırırım o okuldan. Çünkü bu sitemle kaybeden sizsiniz. Hani bir söz var ya zengin daha zenginleşiyor, fakir daha fakirleşiyor diye. İşte bunun eğitime uygulanışı bu. Bu sistemi savunun ama ne zaman? çocuğunuz zeki, çalışkansa. Çocuğun arkadaş ortamı da şekilleniyor, O tembellerin içinde sorunlu, mal, serseri tipler hem daha fazladır
0
freedonia
(31.07.14)
ben üniversiteye hazırlanırken, dershaned "tembeller sınıfı" denen sınıflardan birine düşmüştüm. dershanenin ilk günü seviye belirleme sınavı yapmışlardı ve ben de bir nedenden dolayı girmemiştim sınava sonuç da öyle olmuştu. yıl boyunca da o sınıfta okudum öyle çıkma düşme gibi bir şey yoktu. bilmiyorum öğretmen gözüyle belki mantıklı görülen bir sistemdir ama öğrenci gözüyle söyleyeyim gerçekten berbat bir sistem. sınıfta kimsenin doğru düzgün dersle alakası yoktu, ben de normalde çalışkan sayılabilecek bir öğrenciydim ve diğerlerinin ciddiyetsizliği benim motivasyonumu ciddi derecede etkilemişti. öğretmenlerin tavrı bile bu tür sınıflara karşı farklıydı, "nasılsa bir şey öğrenecekleri yok dersimi anlatayım da gideyim" modundalardı. bir kere de ingilizce kursuna gitmiştim onda da böyleydi. konuşmam tekliyor diye beni intermediate sınıfına koymuşlardı, bazen hoca yerine ben ders anlatıyordum :(

ben kendi çocuğum olsa asla ama asla böyle sistemi olan bir okula vermem. wiillii nin dediği gibi sabit sistem olursa gerçekten çok kötü ama yükselme düşme olayı olacaksa yani çocuğu motive edebilecek bir sistem söz konusuysa o zaman belki düşünülebilir.
0
dust in the wind
(31.07.14)
İyi değil. Tembeller sınıfına alınanların tek ortak özelliği notlarının düşük olması ama notlarının düşük olmasının pek çok sebebi olabilir.

Benim için ideal düzen: kümeler halinde ayarlanmış sıralar, 1 çok başarılı 2 başarılı, 2 başarısız öğrencinin birlikte oturması; sürekli grup çalışmalarının yapılması.
0
en lüzumlusundan feyizli bir abiniz
(31.07.14)
Tüm okul hayatmda hep basarili oldum.ogretmenler hep benimle ilgilenirlerdi.tembelleri sallamazlardi.onlar daha da tembel oldular.ben de aldim yürüdüm.sınıflar heterojen olmali.herkese esit ilgi gosterilmeli.ortalama basari cok yukselecektir.
0
rnks
(31.07.14)
öğretmen olarak görüşüm; homojen sınıf uygulaması doğrudur ancak iyi uygulanması kaydıyla.

tecrid edilmişlik hissi olmasın diye, akademik olarak iyi ile düşük grubu aynı sınıfa sokmak, her iki öğrenci grubu içinde kötü sonuçlar doğuruyor. düşük grup, iyi grubun öğrenme hızına yetişemeyince öğrenilmiş çaresizlik yaşıyor. iyi grubun ise düşük grup sebebiyle, hızı yavaşlıyor ve sıkılıyorlar.

ama homojen sınıf oluşturunca da, kötü gruba sürgün yeri gözüyle bakıp, iyi gruba da pozitif ayrımcılık ile yaklaşılırsa elbette en az yukarıdaki kadar kötü bir sonuç çıkıyor. önem kazanan şey öğretmenin sınıf yönetimi becerisi. girdiği her gruba karşı özel bir öğretim süreci tasarımı yaparsa, objektifliği kaçırmazsa, her gruba kendi potansiyelleri doğrultusunda başarı duygusunu tattırırsa, homojen sınıf uygulaması çok iyi sonuçlar verir. bunları yapmak düzeye göre oluşturulmuş sınıflarda daha kolay.
0
wilhelmwasmuss
(31.07.14)
her çocuğun anlama ve öğrenmesi farklıdır.(zihinsel olarak bir geriliği olmadığını farzedersek)
Öğretmen de sınıftaki herkesin anlayabileceği şekilde birebir eğitim veremeyeceğine göre, yani herkes anlasın diye bir konuyu 30 farklı şekilde anlatamayacağına göre böyle bir sistem bana faydalı görünüyor.
çocuğum tembeller sınıfına verilse derim ki: çocuğum çalışkanların yanında görmezden gelineceğine ve konulardan geri kalacağına, anlayabileceği sistemde öğretim görüyor. yani iyi bir şey.
kendi zamanımdan hatırlıyorum, ben de çok çalışkan bir çocuk değildim. aptal da değildim, üniversiteyi dersaneye gitmeden ve çalışmadan kazandım. demek ki kafa çalışıyormuş ama farklı çalışıyormuş. neyse, öğretmen birşeyi anlatırdı sınıfın çalışkanları hemen anladık derdi, ben anlamasam da anlamadım diyemezdim mesela. veya desek bile öğretmen aynı şeyleri ezberden söylerdi, bir daha da sormazdı anladınız mı diye. bir de derdi ki "anlayanlar nasıl anlıyor?"
işte bu yüzden bu fikre sıcak bakarım.
0
innerbliss
(31.07.14)
ben dersane en tembellerin sınıfına verimiştim.. ordan hiç yükselemedim.. dersanedeki arkadaşlarımdan utanırdım. kötüydü.. bir kaç yükseltme sınavına girdim başaramadım.. sonra sınavlarda sallamaya başladım.. "uğraşmıyorum" havası vermeye başladım.. ters tepmişti. "alakam yok bolm okul mokul yoksa çıkarım" havalarındaydım.. arada gizli saklı ders çalıştım. dersane ve okul diye bir şey kalmadı.. hepsinde "cool" öğrenci oldum.. sikimde değildi afedersin hiç biri.. devamsızlık tavan yaptı. dersaneden kaçmaya başladım.. çünkü bu olmalıydım. ya gerizekalıydım ya cool..

lgs idi sanırım bizim zamanımızda sınavın adı. ona girdim.. tek amacım aileme "gerizekalı" olmadığımı gösterebilmekti.. 840 puan çıkarmıştım.. fen lisesi kazanacak puandı.

ailem tercih yaparken fen lisesinde yapamaz bu çocuk ezilir onca çalışkan öğrenci arasında dedi.. yine daha düşük zekaya indirdiler.. anadolu lisesine gittim..

eğer serseri değilse tembellere atmayın.. it kopukları ayırın yeter. ben yalnızca zekama güvenilmediği için it kopuklarla dersaneye gittim.. atari salonu öğrendim.. sigara içtim.. içki içtim. nargile içtim.. tütünle kova, şişe yaptım.. kavga ettim. karı kıza laf attım.. hayvanlara, okul-devlet malına zarar verdim.. hepsini ortaokulda dersane arkadaşlarımla beraber yaptım

yazık etmeyin kafası basmıyorsada çok çalışsın, sınıfta kalsın.. dersleri düşsün.. serserilerle okutmak zorunda bırakmayın..
0
ibomiu
(31.07.14)
Ben tamamen öğrenci gözüyle söyleyeyim. Homojen sınıf okuma yazma dort işlem bilip birinci sınıf okumak gibi. Herkes kendi seviyesinde eğitim alırsa daha zevkli. Sonuçta birine x diğerine 2x bilgi verip eşitsizlik yapmadiktan sonra, herkes toplamda aynı 5x'te bulustuktan sonra önemli değil. 11 kuru olan dershaneye gittim. Sonra bu birinci kur üçe bölündü. Bu kadar verimli geçen bir başka dönemimi hatırlamıyorum. Bir alt kurdaki arkadaşım bizim kurdaki hızdan rahatsız oluyordu. Alt kura aptal değil de az çalışkan muamelesi yapılırsa öğrencilerden kimse şikayetçi olmaz. Aileler hep benim çocuğum en iyisi diyeceği için o sıkıntılı olabilir.
0
Lim5
(31.07.14)
Size soyle bir animi anlatayim, siz karar verin. Ben hep basarili bir ogrenciydim. Sinavlarda 100 uzerinden 90 alti aldigim not nadirdi. Calisarak da degil ama ogretmenlerim iyiydi ve ben dersi dinlerdim. Ama 8. Sinifa kadar nasil olmussa elime hic test degmemisti. Umrumuzda degildi ailecek heralde. Neyse 8. Sinifta lgs diye bir seyin varligi dank etti, ikinci donem babam dedi dershaneye git de bari deneme cozersin. Gittik dershaneye bana bi seviye tespit sinavi yaptilar. 45 net cikardim. En kotu sinifa attilar. Dershane mudur babamin tanidigiydi, babam gitti konustu. Dedi ki benim kizi en yuksek sinifa alin. Ikna etmis adami bir sekilde. Ben gittim sinifa ordaki ogrenciler hoca daha tahtaya soruyu yazarken cevabi soyluyorlardi. Ben miy miy yaziyordum dusunuyordum cozuyordum. Neyse teste alisinca denemelerim yukseldi biraz ama hala o siniftakilerin seviyesine cikamamistim. Konulari cok iyi biliyorum ama olmuyor. Hocalar tam tekmil hazirliyor bizi yine de. Testi nasil hizli cozerim knu ogrendim falan. Babam cok emindi sinavda iyi yapacagimdan. Bense neyse notlarim iyi heralde super liseye giderim diyordum.
Sonra sinavlara girdim ve derece yaptim. Babam beni tanimasa muhtemelen kotu sinifta goygoycu ogrencilere kapilip sallamazdim dersleri. O dereceyi de yapamazdim.
Cocugunuzun seviyesini en iyi siz bilirsiniz.
0
ay nov kung fu
(31.07.14)
bi de şunu dinleyin.

ilkokul 1'de erzurum'daydık, doğru düzgün okumayı sökene kadar 1. sınıf bitmişti, keraat cetvelini hiç görmedik, okumadan, fişlerden, ali ata bak'lardan başka bir şey görmedik.

ilkokul 2'de babam sağolsun :) tekirdağ şarköy'e geldik. herkes çarpım tablosunu biliyor, dört işlem yapıyor. yılın başında sınıfı tembeller çalışkanlar diye ayırdı hoca, en tembeller en arkadaydı. ben bi bok bilmediğimden bıdık boyumla en en arkaya gönderilmiştim. çok hırslı bir çocuktum hep, çalıştım, çabaladım, her hafta yapılan bütün sınıflar arası seviye belirleme testlerinde eksiksiz her defasında tam yaptım, bir kaç haftada en ön sıraya geldim, dönem ortasında da 3. sınıfa geçirdiler beni.

tembel tenekelere gelişimleri için, hırslanmaları için şans verilmemeli mi? ve hatta yanlışlıkla zeka küpü bir çocuğu en en arkaya, e sınıfına gönderebilirsiniz. sonra geri dönüşü var mı? bu şekilde, çocuğu hayatı boyu tembelliğe terketmiş olmuyor musunuz?
0
[silinmiş]
(31.07.14)
Biz dersanedeyken kendimizi böyle avutuyorduk: "F1'in en kötü öğrencisi olacağımıza F2'nin en iyisi olalım daha iyi" diye. Şimdi öyle düşünmüyorum, öğrenci istisnai durumlar haricinde çevresiyle benzer tempoda gider bence. Ama eğer üst sınıfa geçme gibi bir imkan varsa bu çok önemli br motivasyon bence.

Mesela bizim okulda lise 3'ten 4'e geçerken beni üst sınıfa aldılar. Üst sınıftan 2 kişiyi düşürdüler lise 3'teki ygs ortalamamıza göre. Ben bunun faydasını gördüm çok, şu anda iyi bir üniversitede okuyorsam önemli bir nedeni budur.
0
aguilas negras
(31.07.14)
itiraz etmem, okulu direkt başlarına yıkarım. kimse kusura bakmasın, kıytırık eğitim sistemine sahip bir ülkeyiz, ama öğrenci kötü öyle mi?
0
rock n roll
(31.07.14)
ilkokulda bizede böyle bir uygulamadan bahsetmişlerdi derslerim pek iyi olmadığı için baya üzülmüştüm neyseki vazgeçtiler sonra
0
lcnkr
(31.07.14)
öğretmen olsaydım ve öğrencim derslerde başarısızsa bunun nedenlerini araştırırdım. ailevi bir sorunu mu var, beni mi sevmiyor, arkadaşlarıyla mı sorun yaşıyor, ben öğretmen olarak yetersiz miyim, kendimi geliştirmek için daha fazla mı çalışmalıyım, farklı teknikler mi kullanmalıyım diye. bu sistemle sorunları halının altına süpürmüş oluyorsunuz. çocukları bu şekilde yaftalatmayın kimseye, kendiniz de yapmayın. çocuğumu 9 ay binbir güçlükle karnımda taşıyacağım, bütün düzenim altüst olacak, sancılar içinde doğuracağım. nefes alıyo mu almıyo mu diye uykularım kaçacak, sürekli onu kontrol edeceğim. gözünün içine bakacağım. sonra kendini yetiştirmekten imtina eden, kolaycı bazı işgüzar öğretmenler çocuğumu başka sınıfa verecek. veliler falancanın çocuğu tembel diyecek belki gerizekalı diyecek. okulu birbirine katarım, polis çağırırlar. bunu kabul eden velilere de yazıklar olsun. birileri kendi çapında proje üretecek kurban olarak da benim çocuğumu seçecekler.
0
rock n roll
(31.07.14)
okuldan ne anladığımıza bağlı. dersane de bu tür ayrıştırmaları bir yere kadar anlayabiliyorum da, okul demek çocuğun çevresiyle sosyal etkileşimi de demektir. zengini, fakiri, çalışkanı, tembeli, zeki ama çalışmayanı, ortalama zeka ve çalışmayla iyi başarı göstereni kısacası hayatta ne tür insan varsa hepsiyle karşılaşıp tanıması demektir.

düzeye göre sınıf uygulamasıyla çocukları çalışkan-tembel(zeki-aptal) diye ayrıştırıp özgüven sorunu yaratırken, bir yandan da o çocukların diğerleriyle kaynaşma fırsatını elinden almış oluyorsunuz.
Bir de bu tür bir uygulama kaynaştırma öğrencilerini-hala bu sistem var mı bilmiyorum- de dışlayacak ve toplum bireylerini ayrıştırmayı daha en küçük yaştan başlatacaktır.


dışarıdan bakan biri olarak bu sistemin sadece öğretmenleri kolaycılığa sürükleyeceğine inanıyorum. çünkü -elbette vardır ama- ben hiç öğrencinin seviyesine göre ders planı hazırlayıp, uygulayabilecek öğretmen görmedim daha; en fazla yapacakları şey tembeller sınıfıyla ilgilenmeyip-zaten çöp onlar-, çalışkanların üstüne düşmek olacaktır.


Benim notlarım her zaman iyiydi, iyi bir liseyi dereceyle bitirdim. Buna rağmen ben bile özellikle ea seçtiğimde bu muameleye maruz kaldım çünkü ancak aptallar, fen yapamayanlar ea seçerdi onlara göre. Bunu sınıfta yüzümüze açıkça söyleyen öğretmen bile oldu "ben aptallara dersi anlatıp çıkarım daha da uğraşmam diye. En aptal fen öğrencileri bile gelip bizimle dalga geçerdi. Pek çok arkadaşım okuldaki bu muamele yüzünden demotive oldu.
Kendi adıma hayata ve derslere dair en çok şeyi öğrendiğim anlar ise sınıftaki tembel ve hatta serseri tiplerle küme çalışması yaptığım zamanlar oldu.
Bu sebeplerle ben çocuğumun sadece konu ezberleyip en iyi sınıfta olmasını yeğleyeceğime, karma bir sınıfta okumasını isterim.
0
kalimotxo
(01.08.14)
(7)

Kedi tırmalaması - Kuduz

ya ben lan neyse
10 yaşındaki kardeşim sokak kedisini severken elini tırmalamış kedi. saldırgan değilmiş hatta oynarken tırmaladı diyor. kanama falan da olmamış.istatistiklere baktım kuduz vakalarının yüzde 90 ı türkiyede köpek kaynaklıymış. kedi çok az.hatta tırmalama ısırmadan daha az tehlikeli.elindeki iz o kadar
10 yaşındaki kardeşim sokak kedisini severken elini tırmalamış kedi. saldırgan değilmiş hatta oynarken tırmaladı diyor. kanama falan da olmamış.

istatistiklere baktım kuduz vakalarının yüzde 90 ı türkiyede köpek kaynaklıymış. kedi çok az.

hatta tırmalama ısırmadan daha az tehlikeli.

elindeki iz o kadar küçüktü ki bugün geçmiş. olay dün sabah olmuş.

doktora götürsem -yarın götürücem- doktor da bilemez ki kedi nasıldı, iz nasıldı... büyük ihtimalle 5 doz aşı vericek garanti olsun diye.

bana gereksiz geliyor aşı ama bilemiyorum da...

ne dersiniz dostlar? valla 2 gündür baya zehir ettim kendime.
0
ya ben lan neyse
(31.07.14)
istatistiklere baktıysanız uzun süredir ciddi bir kuduz vakası olmadığını da görmüşsünüzdür.
0
mea maxima culpa
(31.07.14)
Üniversitedeyken tırmalayan kedi yüzünden dr a gittiğimde kuduzdan ziyade kedi tırmığı hastalığı üzerinde durdu.

tr.m.wikipedia.org
0
sapkasiz cikmam abi
(31.07.14)
Yani bence bi şey olmaz ama elbette tedbir için doktora gidin.
Beni o kadar çok kedi tırmalıyor ki artık sallamıyorum bile, sabunlu suyla falan bile yıkamıyorum o derece. Daha da kudurmadım.
0
buff
(31.07.14)
beni kedi isirdi, gecen sene, sisko tombik bir kedi emek verdim, yedi doydu sonra severken aniden döndü isirdi kanatti. üstelik kacmadi isirinca irkildim kalktim hemen ayaga, yanina cömelmistim, neden sevmiyorsun diye kizdi ayagima süründü, bagirdim, irkti gitti.

avcilar gece 00,30 civari. medicanada acilde yapamayiz dediler babamla ablamla atladik capaya gittik, asimi oldum. sinav dönemi falandi, ama her ay gidip asimi oldum 5 doz seklinde. en az 5 yil bagisikligim var.

isirik ve kanama durumu olmadigi sürece cok zor. hatta olsa dahi direkt olarak sinir sistemine yakin noktadan olursa oluyor. ancak cok sakat hastalik. eger hastalik sinir sisteminize ulasirsa geri dönüs tedavi secenegi yok. dünyada sadece 1 kayitli vaka var o noktadan geri toparlamis. yavas yavas omurilik soganina dogru yola cikiyor ve yayiliyor.

istanbul bölgesinde kuduz vakasi yok, olursa o bölgede calisma baslatiliyor sakat bir sey cünkü. bu yüzden ihtimaller cok düsük. kediden hele daha da düsük. hele de tirmik ise ve derin degilde daha da düsük. icinizi rahat tutun. ama asi olmanin zarari yok, kol agrisi ve halsizlik durumu haric. ben milyon tane kedi sevdim, gözlerine damla yaptim cok isirildim tirmalandim, bir sey olmadi. bolca kan yoksa ortalikta penik olmayin. ama riske deger mi sorusunu da kendiniz tartin.

bu arada kedi hiyar, hala bizim evin oralarda takiliyormus, gelen gecenden harac keser gibi mama istiyormus. hiyar agasi. tüm gece kosturdu hastanelerde bizi. bir de saglik ocagindan geldiler, kedi nerde en son ne zaman gördünüz. gördüm desem asi ortasinda kesilecek, bagisiklik kazanmadan bitecek olduklarimla kalacagim. kediyi falan alir götürürler diye de cekindim, yok dedim kedi. saldirgan degildi ama görmedim daha dedim. asilari sonuna kadar oldum. kediyi de sevemedim bir daha ciplak elle. o kedi sexist resmen. bana ve ablama sevdiriyor, ablama bir sey yapmiyor, bana kimi günler sevdiriyor kimi günler tisliyor.

ha bu arada kedi kuduz olsa dahi 10 gün kadar kulckada takiliyormus, ama tasiyici imis. kedi agresif olmasa dahi miktop tasiyabiliyor.

ama dedigim gibi risk cok cok cok az. ama o risk degmez bence.
0
wiillii
(31.07.14)
Ben de kediden oldum. Olsun bence riske degmez
0
chezsoi
(31.07.14)
Şehir neresi? Ankara ya da Kırıkkale değilse kafaya takmayın hiç.
0
purusha
(31.07.14)
30 küsür sokak kedisiyle ilgileniyorum. allahın günü elimi çiziyorlar. eczaneye dahi gitmedim.
0
mobilemob
(31.07.14)
(3)

Yarın resmi kurumlar açık mı?

ya ben lan neyse
amk tüm gazeteler aynı haberi yazmış, virgülüne kadar aynı. bulamadım internette cevabını bu yüzden. resmi bayram tatili kaç gün?
amk tüm gazeteler aynı haberi yazmış, virgülüne kadar aynı. bulamadım internette cevabını bu yüzden. resmi bayram tatili kaç gün?
0
ya ben lan neyse
(30.07.14)
Açık, tatil bugün bitiyor..
0
calzoncillos
(30.07.14)
Açık, tatil edilmedi perşembe, cuma.
0
buff
(30.07.14)
Açık, bugün bayramın son günü.
0
air
(30.07.14)
(2)

Hızlı trene binen var mı? -İstanbul-Ankara-

ya ben lan neyse
sinyalizasyonu falan yok diyorlar, hazır değil diyorlar... izlenimleriniz nelerdir eğer bindiyseniz?
sinyalizasyonu falan yok diyorlar, hazır değil diyorlar... izlenimleriniz nelerdir eğer bindiyseniz?
0
ya ben lan neyse
(28.07.14)
hazır olsa nolur olmasa nolur. 250 km ile giden hızlı tren olmaz - ki o hıza da ulaşılmıyor, maksimum o. bazı yerlerde 30 km'ye düşüyormuş hızı. hızlı tren dediğin ya avrupadaki gibi hız alt limiti 250 km olacak, yani bırak 150-200 km ortalamayla gitmeyi 250'nin altına düşmeyecek ya da japonların manyetik trenleri gibi 500 km'leri görecek. yoksa yolculuğu anca yarım saat kısaltan, onda da şehir merkezine varmayan hızlı tren falan olmaz.
0
loser blueser
(29.07.14)
binmedim. uzun bir süre binmem de.
0
sanal uyku
(29.07.14)
(6)

Fatih terim ingilizcesine gavurlar da güldü mü?

ya ben lan neyse
ingilizce bilmiyorum da. nesi komik onu da bir açıklar mısınız? çikın translet diyorlar ondan mı yapmış?
ingilizce bilmiyorum da. nesi komik onu da bir açıklar mısınız? çikın translet diyorlar ondan mı yapmış?
0
ya ben lan neyse
(26.07.14)
hem öyle hem de vurguları aksanı falan komik

şunu da unutmamak lazım (bkz: i don't want to see the back i wanna see the front)
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(26.07.14)
in the tabela dedi bi de
0
fatihdr
(26.07.14)
Türkçe vurgu ve tonlamaları ile İngilizce konuşuyor, İngilizce grammer hataları yapıyor ve doğrudan çevirerek söylüyor. (chicken konusu bu)
0
grgn
(26.07.14)
gevurlar alışık abi yabancılardaki kötü ingilizceye, umursamamışlardır
0
Sarix
(26.07.14)
Bol gramer hatası, aksanlı konuşmaya çalışma ama becerememe, ben bu işi biliyorum havaları.

Gevurlar gülmemişlerdir.
0
secilmis uye
(26.07.14)
ben koreli oda arkadasima izletmistim, gulmekten oldu kiz.
0
federer
(26.07.14)
(2)

Yüksek lisans bölümünü değiştirsem tecilli askerlik ne olacak?

ya ben lan neyse
selamlar,aynı üniversitede başka bir bölüme başvurucam. şu anda y.l sebebiyle askerlik tecilli. ama bölüm değiştirirken süreç içinde arada bir boşluk olucak. o arada askere almasınlar? ya da sonradan haberleri olursa "neden söylemedin? o arada boşluktaymışsın" diye kafamı zikmesinler?nasıl olucak ha
selamlar,

aynı üniversitede başka bir bölüme başvurucam. şu anda y.l sebebiyle askerlik tecilli. ama bölüm değiştirirken süreç içinde arada bir boşluk olucak. o arada askere almasınlar? ya da sonradan haberleri olursa "neden söylemedin? o arada boşluktaymışsın" diye kafamı zikmesinler?

nasıl olucak hacılar?

edit: kusura bakmayın unuttum. yaş 27
0
ya ben lan neyse
(26.07.14)
almazlar. yaşın kaç bilmiyorum ama celp dönemleri için belli tarihlerde doktorlardan rapor gibi birşey alıyorlar; para karşılığı olabilir. doktor tanıdığın varsa sorabilirsin.
0
Gucci
(26.07.14)
yaşını yazsan iyi olurdu
0
hadibeoradan
(26.07.14)
(3)

Twitter da mesaj atmak istediğim godaman

ya ben lan neyse
yusuf tekin diye bi herif varmış müsteşar mı ne. hayatımda ilk kez böyle bir şey yapıp adama herkesin görebileceği şekilde twit atıcam. tabi önce hesap açmam lazım. daha önce hiç kullanmadım.1. yapılır mı?2. nasıl yapılır? onu takip falan mı etmem lazım?
yusuf tekin diye bi herif varmış müsteşar mı ne. hayatımda ilk kez böyle bir şey yapıp adama herkesin görebileceği şekilde twit atıcam. tabi önce hesap açmam lazım. daha önce hiç kullanmadım.

1. yapılır mı?

2. nasıl yapılır? onu takip falan mı etmem lazım?
0
ya ben lan neyse
(26.07.14)
hocam bu herifin sayfasında ona başkaları tarafından atılmış twitleri nasıl görebilirim?
0
🌸ya ben lan neyse
(26.07.14)
arama çubuğuna @abcd yaz tweetleri filtrele.
0
atom karincanin torunu
(26.07.14)
adama twit atıcaktım sayfası twitten geçilmiyor. görmesi mümkün değil o kadar twit arasından. ışığı gören gelmiş amk. vazgeçtim.
0
🌸ya ben lan neyse
(26.07.14)
(5)

Ösym-Danıştay ağzıma sıçtı

ya ben lan neyse
zamanında üniversite 4. sınıftaydım. okulu uzattığım kesinleşmişti. en az 1 sene. haliyle lisans diploması almaya hak kazanamamıştım. bütün arkadaşlar kpss-lisansa başvurunca ben de başvurdum. özendim işte. aynı yıl bir de kpss-ortaöğretim sınavına başvurmuştum.okulun uzadığı kesinleşince ortaöğreti
zamanında üniversite 4. sınıftaydım. okulu uzattığım kesinleşmişti. en az 1 sene. haliyle lisans diploması almaya hak kazanamamıştım. bütün arkadaşlar kpss-lisansa başvurunca ben de başvurdum. özendim işte. aynı yıl bir de kpss-ortaöğretim sınavına başvurmuştum.

okulun uzadığı kesinleşince ortaöğretim sınavına asıldım. çok da iyi bir puan almıştım. baya iyi hem de.

lisans sınavına da resmen öylesine girdim. ondan da bu sebepten dolayı az bir puan aldım.

bu ortaöğretim sınavının sonuçlarına güvenip "kesin memur olurum. zaten okul da 6 seneye uzadı. o 2 yılda babaya yük olmadan geçinip giderim. hatta üni. bitince de devam ederim işime." diye düşündüm.

danıştay aynı yıl "lisans kpss ye girenlerin ortaöğretim kpss puanları iptal olur." diye bir s.k çıkardı.

ben kaldım mal gibi ortada. ortaöğretim puanım iptal oldu diye bir yere başvuramıyorum, lisans diplomam yok diye lisans diplomamla da başvuramıyorum. zaten ben iki sınava da girdikten aylar sonra böyle bir zıkkım çıktı. öncesinde yoktu ve benimle aynı durumda olup memur olan çok kişi vardı.

şimdi bu danıştayın kararı yüzünden ben resmen haksızlığa uğramadım mı? 1. si bir vatandaşın memur olma hakkı elinden alınıyor. ne lise mezunu ne lisans mezunu sayılıyorum. resmen havada kaldım. lise puanımla gireyim? olmaz, lisans puanımla gireyim? o da olmaz.

2. si ben sınava girdiğimde böyle bir uygulama yoktu? aylar sonra çıkarıp neden geriye yönelik işletiyorsun?

bunu beni destekleyin, "evet haklısın" deyin diye sormuyorum samimiyetle söylüyorum. acaba ben mağdur olduğum için gözüm karardı da objektif düşünemiyor muyum diye soruyorum. o 2 senede zaten ağzıma sıçıldı. evle hiç olmadığı kadar kavga ettik, okul yaz okulunu kaldırdı -büt zaten yoktu- ben belki hiç uzatmayacakken 6 ya uzattım... 2 senede yutmadığım antidepresan kalmadı v.s elin adamı 60 puanla liseyi zor bitirip torpille en kebap memurluğa geçsin, zorunlu doğu görevi yok, maaşı öğretmenden fazla, işi rahat... biz öss de ales te derece yapalım, bize babafingo...

bak aynı kurum bu olaydan birkaç yıl sonra bir karar daha veriyor ve sadece "meslek lisesi" mezunlarına lisans mezunu olsalar dahi ilgili liselerinin kadrolarına atanma hakkı veriyor.

yemin ediyorum çıldırıcam.


dertleşeyim istedim işte. bekliyorum yanıtlarınızı sevgili sitedaşlar.

sağ olunuz.
0
ya ben lan neyse
(24.07.14)
Hocam verilen hak geri alınmaz diye bi durum var ve bence senin durumunda ne bileyim bi yerlerde dava falan açsan haklı çıkarsın. Seninle aynı durumda olan insanlarla internet üzerinden vs iletişime geçmeye çalışıp itiraz et bence.
0
buff
(25.07.14)
danıştay kararı senin sınav başvurundan, sınava girdiğin zamandan sonra bir tarihe denk geliyorsa eğer sen haklısın.

danıştayın daha öncesinde böyle bi kararı yoktu değil mi? eğer ona eminsen dava açabilmen lazım. sonuçta sen bu durumu bilmeyerek, varolan haklarından yararlanarak sınava girmişsin. daha sonra böyle bi karar çıktığı için mağdur olmuşsun.

ama zamanında diyorsun. üzerinden çok vakit geçmiş gibi. ne bileyim. yine de şansını dene bence.
0
elorelia
(25.07.14)
olayın üzerine hemen kastamonu da baroya gittim. derdimi anlattım. öğrenciyim, param yok bana yardım edin, dedim. sonuç: etmediler. bin dereden su getirdiler vs. 2008 de kastamonu barosu adli yardım kurulu başkanı bir kadın vardı. yalanla, oyalamayla savdı başından beni. yalan söylediğini yıllar sonra fark ettim.
0
🌸ya ben lan neyse
(25.07.14)
belki de en iğrenç tavsiyeyi vercem ama tanıdık yok mu? senin olmasa nazının geçtiği birinin vardır. durumu anlatınca hak verir. önceden açıklama yapılmadığı için girdin sınava sonuçta.
0
seksen9
(25.07.14)
Dava acsaydin.
0
rnks
(25.07.14)
(2)

Bilgisayar koltukları hakikaten işe yarıyor mu?

ya ben lan neyse
bilgisayar masasında çok oturanlar için en iyi seçenek midir? ben de bildiğin koltuk takımının tekli koltuğu var. ona oturuyorum. yayılıyorum iyice. ama bir süre sonra göt ağrısı, bel ağrısı yapıyor illa ki. bundan daha mı iyidir bilgisayar koltukları?
bilgisayar masasında çok oturanlar için en iyi seçenek midir? ben de bildiğin koltuk takımının tekli koltuğu var. ona oturuyorum. yayılıyorum iyice. ama bir süre sonra göt ağrısı, bel ağrısı yapıyor illa ki. bundan daha mı iyidir bilgisayar koltukları?
0
ya ben lan neyse
(20.07.14)
Evet, denedim, yüzde yüz çalışıyor, ağrı kalmıyor
0
mea maxima culpa
(20.07.14)
jaaaccckkk
(21.07.14)
(5)

Batarya teknolojisi gelişmiyor mu nedir?

ya ben lan neyse
selamlar,teknik kısımdan anlayan bir arkadaş neden bataryaların bu kadar düşük verimlilikte olduğunu ve tatmin edici verimlilikte iş görecek bataryaların ne zaman hayatımıza gireceği öngörüsünde bulunabilir mi? merak ediyorum.mesela şu anda batarya teknolojisi ile ilgili çalışmalar var mı?sağolunuz.
selamlar,

teknik kısımdan anlayan bir arkadaş neden bataryaların bu kadar düşük verimlilikte olduğunu ve tatmin edici verimlilikte iş görecek bataryaların ne zaman hayatımıza gireceği öngörüsünde bulunabilir mi? merak ediyorum.

mesela şu anda batarya teknolojisi ile ilgili çalışmalar var mı?

sağolunuz.
0
ya ben lan neyse
(20.07.14)
calismalar var da son kullaniciya yansimasi pek hizli gerceklesmiyor. sik sik duyuyoruz iste '120 kat daha hizli sarj olan batarya bulundu' vs haberlerini ama bunlari son kullanici icin ideal maliyete indirmek, boyutlarini kucultmek vs cok vakit aliyor. biraz da pazarlama ve burokrasi giriyor isin icine production seviyesine gelindiginde, can sikici asamalar bunlar.
0
hjarteblod
(20.07.14)
Şuan için piyasadaki teknoloji buna yetiyor ancak. En son şuna rastladım: www.21stcentech.com
Ama bunun endüstriyel kullanımına daha birkaç sene var.

Başka çalışmalar da oldu elbet. İdrardan enerji üreten biri çıkmıştı hatta bi ara. Kullanılabilir bir düzeyde olması için metrekarelerce alana işiyor olman lazımdı o ayrı :)
0
onexey
(20.07.14)
Olay tamamen bataryanın boyutlarıyla alakalı. Normalde 6 ay yüksek verimlilikte çalışan batarya da yapabiliyorlar ama o zaman da klasik telefon bataryası kamyon aküsü gibi oluyor. O problem çözülemiyor.
0
angelus
(20.07.14)
su anda batarya teknolojisi ile ilgili calismalar var mi sorusu her daim evet olarak cevaplanacak. özellikle telekomünikasyonda charging cyclesa bagli düsüsleri en azha indirgemek ve sarj edilme sürelerini minimize etmek üzerine. onun haricinde bagimsiz olarak alternatif pil sistemleri gelistiriliyor.

eger alkislarlayasiyorumdaki mercedes sls amg videosundaki yoruma kanip geldiyseniz cok gercekci degil. cünkü arabalari calistiracak kadar verimli sistemleri seri üretime gecirmek düne kadar mümkün degildi. cep telefonu bataryam bana dayanmiyor diyip düsülmüs bir yorum bence. düne kadar nokia 3310da 750 mah batarya gelirdi ama 300 saat beklem yapardi. simdi wifi acik bluetooth gps 3g 4g lte acik. dayanmiyor. pillere laf atalim. hadi ya?

bir de üretici elbet pilden kisar, agirlik ve kasa icerisinde cok yer kaplayan bir parcadir. ince telefon icin kisarlar, yerden kazanmak icin kisarlar, isinma sorununu optimize etmek icin degistirirler vs vs.

pil düsük verimlilikte degil kisacasi. biz yüksek tüketime aliskiniz. nokia 3310 kullanirken kimse batarya ömrü kisa, verimsiz demiyordu cünkü.
0
wiillii
(20.07.14)
Zaza biraz aciklamis sorunun bataryalarda olmadigini bende akilli telefonlardan yola cikarak soruyu sordugunu dusunerek ekleme yapayim.sorun bataryalarda degil cihazlarin ani gelisiminde.akilli telefonlarin bu kadar buyuk talep yaratacagini ongorebilen kisi sayisi cok azdi.cihazlari ufaltma,daha uzun stand by zamanlari yarisi varken bir anda isler tersine dondu.

Batarya teknolojisiyle alakali calismalar her zaman vardi,son 10 yilda cok daha hizlanmis durumda,incelemek istersen apple son patent basvurusu var yeni batarya sistemleri uzerine anot,katot degisimleriyle daha uzun sure giden pillerle ugrasiyor.genel pil hammaddelerine alternatifler uretiliyor.bununla ilgili grafen maddesi i arastirabilirsin,uzerinde yogun calismalar var.kisaca yapilanlar varolan pillerde degisiklik yaparak daha uzun sure gitmesini saglama,cihazlarin daha az enerji tuketir hale getirilmesini saglama ve yeni piller uzerine kurulu.
0
cizgilipijama
(20.07.14)
(4)

Bu hızlı tren biletleri ne zaman satılacak?

ya ben lan neyse
istanbul ankara arası hızlı tren 25 inde girecekti güya hizmete? biletleri satmak için geç bile kaldılar. şu anda çok daha ilerisi için bilet alınıyor başka hatlara.bu beceriksizler ne zaman satacak biletleri? yoksa 25 i de hayal mi oldu?onlarca el bir s.ki doğrultamadı duyuru.
istanbul ankara arası hızlı tren 25 inde girecekti güya hizmete? biletleri satmak için geç bile kaldılar. şu anda çok daha ilerisi için bilet alınıyor başka hatlara.

bu beceriksizler ne zaman satacak biletleri? yoksa 25 i de hayal mi oldu?

onlarca el bir s.ki doğrultamadı duyuru.
0
ya ben lan neyse
(19.07.14)
hızlı treni işletmeye almak kolay mı hocam? hele kazalar yaşanmış bir ülkede?

geciksin, daha çok geciksin, daha çok test edilsin.
0
compadrito
(19.07.14)
Hacı binmeyin şu trene. yolu ben kontrol ediyorum ben bile açılacak tarihi haberlerden öğreniyorum. ne sinyalizasyon var ne başka bir sistem.
0
nedendir bilinmez
(19.07.14)
Evet ilk altı ay binmeyin, orda çalışan mühendislerden birinin akrabası arkadaşım ve yetiştirmek için bir çok testi yapmadan ilerliyorlarmış. Kendileri binmeyeceklerini söylüyorlar siz anlayın.
0
shiranai
(19.07.14)
seçim uğruna testleri tamamlamayıp erken hizmete açacaklarına geç açsınlar.
0
vefalilutfu
(19.07.14)
(5)

Vücut geliştirme sorusu

ya ben lan neyse
daha çok fitness. kavramlara çok aşina değilim. onun için özür.bir süre çalışıp bırakan ve sonra yine aralıksız devam edenlerlehiç durmadan aralıksız devam edenler arasında ilk seçenektekilerin aleyhine bir fark olduğu söyleniyor.yani bir süre çalışıp bırakırsan ikinci devam edişinde hiç başlamamışl
daha çok fitness. kavramlara çok aşina değilim. onun için özür.

bir süre çalışıp bırakan ve sonra yine aralıksız devam edenlerle

hiç durmadan aralıksız devam edenler arasında ilk seçenektekilerin aleyhine bir fark olduğu söyleniyor.

yani bir süre çalışıp bırakırsan ikinci devam edişinde hiç başlamamışlara göre 1-0 geriden başlarsın gibi...

hani önce tavşan hızı, sonra sürekli olarak kaplumbağa hızı durumu vardır ya... bu ilk seçenektekiler tavşan hızı haklarını heba ediyorlar gibi.

1. böyle bir fark var mı arkadaşlar?

2. bir de bu ilk seçenektekiler ara vedikten sonra sürekli devam ettiklerinde, ara verdikleri için kasları eski haline dönse, tavşan hızı haklarını bir daha kullanamazlar mı?

çok zkim bir soru oldu ama derdini anlatacak kadar işte.

bu arada bu sporu sürekli zinde hissetmek için yapmayı planlayan birinden geliyor bu soru. hep yorgunum amk.

edit: soruları numaralandırdım arkadaşlar iyice zkim oldu. ama cevaplar da numaralar gelirse daha çok işime yarar. sağolunuz.
0
ya ben lan neyse
(19.07.14)
uydurma
0
bilirdisi
(19.07.14)
Soruyu tam anlamadım ama anladığımı zannettiğim soruya cevap vereyim, bambaşka bir konudan bahsediyorsam kusura bakmayın. Kas hafızası diye bir şey var. Yani sizin bıraktıktan sonra eski halinize dönmeniz hiç başlamamış birine göre daha çabuk olur. Adam hiç spor yapmamış, sizin altyapınız var, sizden daha hızlı gelişmesi mümkün mü.
0
angelus
(19.07.14)
ilk defa böyle bir şey duyuyorum.

benim fikrim aksi yöndedir. dediğim gibi, bu benim fikrim. profesyonel değilim. bir aralar çalışıp sonra ara veren/bırakmak zorunda kalan, daha sonra tekrardan başlayan kişi bence daha avantajlıdır. neyi nasıl yapacağına daha aşinadır. ve eğer geçmişte disiplinli ve mantıklı çalışmışsa vücudu/kasları yerine oturmuştur. daha kolay adapte olabilir. ben böyle düşünüyorum.

sürekli zinde kalmak için de yap elbet. zaten düzenli ve disiplinli bir şekilde spor yaparsan istesen istemesen de zinde olursun :) tabi burada kastettiğim şey tozları yutup yutup sadece amele gibi ağırlık kaldırmak değil. ağırlık çalışması, iyi beslenme, iyi uyku, koşu, yürüyüş ve daha bir çok spor. (not: tozların kötü olduğunu ima etmedim)
0
saturn
(19.07.14)
profesyonel olarak vücut geliştirme yapıyorum, personal trainerım. kesinlikle uydurma bir bilgi. kas hafızası.
0
3003
(19.07.14)
Yalanın daniskasıymış. Yok öyle bir süre devam ettikten sonra 1-0 geride başlarsın gibi bir durum.
Ama tabii ki bir süre devam ettikten sonra bırakırsan, düzenli çalışmış bir adamın yanında evet bir tık geride olursun ve kıyastaki adamla bırakmadan önce aynı seviyede idiysen kısa sürelik bir çalışmayla eski seviyene geri gelebilirsin.
Fakat bu uzun süre ara verip tekrar başlamak durumu tehlikelidir, rutine bindirmemek gerekir ya da bıraktığın seviyenin iki-üç level altından başlayıp devam etmeyi kabullenmek gerekir. Yoksa böyle uzun bir aradan sonra tekrar başladığın bir gün maazallah yaptığın ters bir harekete bakar incitiverirsin bir yerlerini, sakatlarsın kendini. Dikkat etmek lazım.
Yine de düzenli çalışma ve kondisyon önemli şey, korumakta-uygulamakta fayda var.
0
werblanca
(19.07.14)
(3)

Saruman neden önce insanlara saldırıyor?

ya ben lan neyse
seriyi tekrardan izliyorum da aklıma geldi. çok uzun filmler geri de dönmek istemiyorum.adam uruk haileri toplayıp neden ilk önce insanların üzerine yürüyor?diğer ırkların da üzerine yürüyecek miydi?
seriyi tekrardan izliyorum da aklıma geldi. çok uzun filmler geri de dönmek istemiyorum.

adam uruk haileri toplayıp neden ilk önce insanların üzerine yürüyor?

diğer ırkların da üzerine yürüyecek miydi?
0
ya ben lan neyse
(19.07.14)
ilk entlere ve onların ormanlarına bulaştı pasif halklar diye.

sonra mordor'un en büyük düşmanlarından biri olan rohan'a yüklendi. lokasyon olarak da ona en yakın düşman rohan'dı.

bi de sauron onu aslen rohan'a salça ediyor.
0
madyb
(19.07.14)
zaten elfler gitmedi mi gemilere binip, insanlar harici kim kalmisti ki? cuceler acikta degil, hobbitler osursan olecek kivamda, bi sey kalmadi ki?
0
fatihdr
(19.07.14)
elfler'in önemli bir kısmı ayrılsa da hala büyük elf krallıkları vardı piyasada ki mordor üç elf krallığı ile de aktif bir şekilde savaş halindeydi. sonra 2'ye düştü gri limanlar'daki lindonlular ile bağlantısı kalmayınca.
0
madyb
(19.07.14)
(23)

Hangi kadına sorsan "para önemli değil" diyor

ya ben lan neyse
ben bunu kendimce bir tespit olarak yazıyorum buraya. bir şey ispatlamaya niyetim yok. muhabbet işte.kadınlarla çok konuşan biri değilim. yüz yüze az sayıda, sanal olarak çok daha fazlası evleneceği erkek için "para önemli değil ben seveyim yeter" diyor fakat benim gerçekte gördüğüm bırakın az paral
ben bunu kendimce bir tespit olarak yazıyorum buraya. bir şey ispatlamaya niyetim yok. muhabbet işte.

kadınlarla çok konuşan biri değilim. yüz yüze az sayıda, sanal olarak çok daha fazlası evleneceği erkek için "para önemli değil ben seveyim yeter" diyor fakat benim gerçekte gördüğüm bırakın az paralıyı, ortalama maaş alan, diyelim ki memur çocuğu varlıklı bir aileden gelmeyen bir memuru bile yetersiz gören kadınlar var lan. üstelik çok. adam 2 bin maaş alıyor diyelim, aileden de zengin değil. buna bile burun kıvıranlar var.

e bu kadar "seviyorsam önemi yok" diyen kız nerde? yecüc-mecüc gibi gizli dağlar ardından mı bağlanıyor?

durumu çoğunlukla yapıldığı gibi duyuruyu açana yontmayalım lütfen. benle ilgisi yok :)

rte kızlara çok seçici olmayın mı ne demiş, ordan geldi aklıma.
0
ya ben lan neyse
(19.07.14)
para bazı kadınlar için önemli, bazı kadınlar için değil.
0
rock n roll
(19.07.14)
"ortalama maaş alan, diyelim ki memur çocuğu varlıklı bir aileden gelmeyen bir memuru bile yetersiz gören kadınlar" ile "para önemli değil, seviyosam yeter" diyen kadınlar iki ayrı gruptur. sen ikisini de bir saydığın için aynı kategoriye koymak istiyorsun.
evet seviyorsam para önemli değil diyen bir çok kadın var, ama arabası olmayan erkeğe bile burun kıvıran yine bir çok kadın var.
0
etna
(19.07.14)
Onemli. Bazisi yatlar katlar ister bazısı gecinecek kadar. Ama onemli degil diyen ya gercek hayati bilmiyor ya da yalan söylüyor.
0
rayde
(19.07.14)
Bi şey dicem, bu görüşteki kızları nerede buluyorsunuz? Ya da nerede denk geliyorsunuz? Eğer o kadar zengin birini hedefliyorsa, kendisi de epey zengin olmalı. Bu durumda sizin takıldığınız ortamlar da o tip ortamlar.

Benim çevremde, şu kafa yapısına sahip elimle saysam 3-4 tane kız bulurum. Para tabii ki önemsiz değil ama bu şekilde abartılması da komik.

Bence "seviyorsam önemi yok" diyen kızları çevrenize almanız için, o zengin ortamlardaki kızlarla değil; kendi seviyenizdeki kızlarla muhattap olmanız gerekiyor.
0
barbara herhalde barbara manken olan
(19.07.14)
direk id sini, ip sini, veremeyeceğime göre komşu, mahalle, diyeyim. oralardan görüyoruz. bırak zengin kızlı ortamı yaşıtım hemcinsli ortamım bile yok. tercih işte.

yani "zengin kız peşinde koşarsanız olacağı bu" demek istiyorsanız hemen reaksiyon göstereyim. fakirler ölsün...
0
🌸ya ben lan neyse
(19.07.14)
Uf lanet olsun, disarida eksiduyurudan cok farkli bir hayat var.
0
Idonthaveausername
(19.07.14)
gerçekten paraya az önem veren kadın var ama sayısı çok az. nesilleri tükenmek üzere nerdeyse. kadınların geneli paraya aşırı önem veriyorlar. para bittiğinde de kadınlar parası olan adamlara doğru gidiyor. olay bu kadar basit. ancak bunu paraya önem veren kadınlar bile kabullenmiyorlar.

şöyle bir türkiye'deki varlıklı kadınlara bak hangisi dişiyle tırnağıyla kazıya kazıya bulmuş o parayı. Hepsi zengin koca yada zengin ailenin kazandıklarını yiyen parazit gibiler.
0
maxhoper
(19.07.14)
kesinlikle yalan. para önemli değil diyorsa yalan söylüyordur. çok önemli değil ama belli derecede önem arz ediyor. az ise sıkıntı yaratır büyük ihtimalle. orta halin gideri var
0
zencipanda
(19.07.14)
yalan
0
konskenkova
(19.07.14)
paragöz olmak çok kötü buna lafım yok. sen paran olmadığı için istenmediğini, tercih edilmediğini düşünüyorsun, maddeci olunmasından şikayetçisin. peki sen karşına çok çirkin bir kadın çıksa onunla sevgili olmayı düşünür müsün? güzel bir kadın olsa diğer tarafta hangisini düşünürsün? bu da onun gibi birşey.
0
rock n roll
(19.07.14)
rockn roll kardeşim. sanırım duyurunun en büyük cilvesi bu: duyurudaki konuyu duyuruyu açana yontmak. ben de bunu hiç sevmiyorum: ergen kızlar gibi milletin çok sikindeymişim gibi paranoya yapmak.

ama illa söyleteceksiniz. bari ben rahatlayayım.

ben 27 yaşına gelip daha hiç kız arkadaşı olmamış asosyal, evlenmeyi düşünmeyen aseksüel adayı bir tipim. BENLE İLGİSİ YOK. ben kız falan bakmıyorum.
0
🌸ya ben lan neyse
(19.07.14)
cevap verirken alışkanlık, duyuruyu açanın sıkıntısı gibi yazıyoruz, sen değil bir arkadaşın olsun o. demem o ki kadınlar paraya tapar, secde eder paraya dememek lazım, genellemeyi bırakmak lazım. kadınlar paraya bakıyorsa, erkekler de popoya, memeye bakıyor. mağdurum da mağdurum diye gezmeye, arabesk triplere gerek yok.
0
rock n roll
(19.07.14)
Böyle diyenlerin büyük bir kısmı haliyle yalan söylüyor. Kadınların ağzından çıkana değil icraatına bakınız.
0
arnold schwarzeneger
(19.07.14)
para gerekli bi şey. gönlümüzce yaşayabilecek kadar olması yeterlidir lakin.
0
devilred
(19.07.14)
parasız olmaz, çok çok önemli. para önemli değil diyen de çok çok zengin olmasına gerek yok anlamında diyor:)
0
monkey
(19.07.14)
kadinlarin "para onemli degil , seveyim yeter" cumlesiyle erkeklerin "benden once kiminle ne yasadigin hic onemli degil" cumlesi kiyasiya yarisir.

sevgi karin doyurmuyor. isin ozeti bu.

bunun yaninda paranin kullanmasini bilen insan icin cok buyuk bir güç olmasi ve kadinlarin hemcinsleriyle aralarindaki icgudusel rekabet gibi psikolojik konular da var.

bir aksam yemegi sonrasi eve opel astra ile birakilmak mi yoksa bmw ile birakilmak mi? karsi komsu ayse'ye ertesi gun kahve icip dun aksami anlatirken hava atmak var isin ucunda.
0
montauq
(19.07.14)
buraya tabii ki de para önemli değil yazacaklar, sorduğunda tabii ki "seviyorsam önemi yok" diyecekler.

para neredeyse tüm kızlar için önemli.

araban var mı? evin var mı? güzel garanti gelirin var mı? ailen cemiyetten mi?

onları geçtikten sonra, kaşın gözün yerli yerinde mi? sorularına geliyorsun.

aşk, sevgi? onlara yer yok.
0
[silinmiş]
(19.07.14)
ühühühüh paragöz kaltaklar:(

bence insanlar denkleriyle, kendilerine benzeyenlerle ilişki kurarlar. Arkadaşlık olsun, sevgili olsun. Dolayısıyla kadınlar şöyle erkekler böyle demeden önce beni neden böyleleri buluyor demek lazım bence.

Mesela benim çevremde hiç böyleleri yok, ne arkadaşım oldu böyle ne sevgilim. Çünkü adeta mükemmelim bebeyim, kıps
0
mayaa
(19.07.14)
barbara<3 bu arada. Aklın yolu bir^^
0
mayaa
(19.07.14)
Yeter arkadaş. Bıktım artık genellemenizden de, kadın=para denkleminizden de, ilişkilerinizi kadınların paragözlülüklerine bağlamanızdan da. 8 senelik sevgilim tüm bu senelerin çoğunda işsizdi, aileden oradan buradan bir parası da yoktu; hatta bir ara evsiz de kaldı. Çalıştığı dönemde ne kadar maaş aldığını da sormadım, pek ahım şahım bir şey almadığını biliyordum ama kaç olduğunu hiç bilmedim. İlk tanıştığımızda şişmandı da, göbeğine sarılır yatardım. Sonra zayıflaması gerekti sağlık için, kendi kendine zayıfladı; ben göbeği özledim bir süre. Konu ile ilgisiz başka sorunlar çıkana kadar da gül gibi devam etti ilişki çünkü güzel bir insandı. Başka başka nedenlerden ayrıldık.

Para bugün varsa yarın olmayabilen bir şey; insanın bugün kendini zengin sanıyor olması, bir maaşının olması, yarın ortada kalmayacağını, 3 kuruşa mahkum olmayacağını garanti etmez. Bir sağlık problemin çıkar, kısa zamanda tüm servetini verip ortada dımdızlak kalırsın. Ama insanın kişiliği, tecrübeleri, davranışları onunla gelen, kalıcı bir şey; üstelik paranın alabileceğinden daha da etkileyici, büyüleyici bir şey. Kendimi o anlamda garantiye almayı, birini seviyorsam sadece o insan olduğu için sevmeyi tercih ederim. O olmadı mı olmuyor. Ne bileyim, biz ailemizden böyle gördük. Bundan da hiç pişman olmadım.
0
aychovsky
(19.07.14)
bir de artık çok rica ediyorum şu düşüncelerinizi bırakın. hayatım boyunca para para diyen bir kadın olmadım. sadece ihtiyaçlarımı giderebileceğim, açlıktan ölmeyeceğim kadar param olsun yeterli dedim. alışveriş bile yapmıyorum, çok ihtiyacım yoksa almıyorum. birini sevmem için parası olması gerekmiyor. bunu söylediğimde ise yalancı damgası yemek istemiyorum bu çok onur kırıcı. genelleme yapmayın artık. gözünde dolar işareti beliren kadınlar var ama çok mütevazi yaşayan kadınlar da var.
0
rock n roll
(19.07.14)
devilred +1
para önemli değil diyorsa önemli değildir ama tiyatroya gitmek istiyorsun neyle gidiceksin aq :( hele istanbul'daysan 1 liralık çay içmek için 10 lira yol parası veriyorsun. tamam yatımız katımız olmasın gözüyle bakan kız elbet vardır da para gerekli işte :(
0
sensible soccer
(19.07.14)
para her şey değil ama onsuz da yaşanmıyor. bebce temel mesele bu. en azından benim açımdan..
0
eylul
(19.07.14)
(3)

yaş 27 kpss de 15 mat. net

ya ben lan neyse
selamlarlisans kısmında -genel yetenek- 15 net yapmıştım. ama kolaydı o sene.artık işim yok kpss ile ama matematiği öğrenmek istiyorum.o 15 soruyu 40 dakkada yaptım. şıklardan gittik, deneme-yanılma koyduk, zorlaya zorlaya yani.bana bir kitap, çalışma metodu vs. öneriniz olur mu? istiyorum ki yüzde
selamlar

lisans kısmında -genel yetenek- 15 net yapmıştım. ama kolaydı o sene.

artık işim yok kpss ile ama matematiği öğrenmek istiyorum.

o 15 soruyu 40 dakkada yaptım. şıklardan gittik, deneme-yanılma koyduk, zorlaya zorlaya yani.

bana bir kitap, çalışma metodu vs. öneriniz olur mu? istiyorum ki yüzde 75 ini rahat yapayım soruların. 20 soru yapabiliyorsan en fazla 25 dakkam gitsin. yaşı da belirttim ki belki "bu yaştan sonra zor- diyenler çıkar.

önerilerinizi bekliyorum.

sağolunuz.
0
ya ben lan neyse
(16.07.14)
konu anlatım ders videolarını, soru çözümlerini izleyiniz. konu konu konu irdeleyiniz internette anlatan bir sürü hoca var.

ekolhoca mesela
0
westblack
(16.07.14)
yaşta bir sıkıntı yok. Tozunu attırırsınız. Çalışma mantığı konusuna gelince çözümlü soruları olan bir kitap alın. yani sorular olacak arka sayfalarda aynı soruların tek tek nasıl çözüldüğü işlemleri falan detaylıca gösterilecek. Böyle kitaplar var. Onlardan alın. Konuyu bilmiyorsanız bir de konu anlatımlı bir kitap alın. Konu anlatımlı kitaptan konuyu öğrenip örnek sorularını çözdükten sonra. Çözümlü soruları olan kitaptaki sorulara kapanın. Çözebildiğinizi çözün çözemediğinizi boş bırakın. Daha sonra şunu yapacaksınız. Soruları tek tek çözmüş olsanız da çözememiş olsanız da arkadaki çözümlerine bakarak kitap nasıl çözmüş siz nasıl çözmüşsünüz nasıl bir yol izlemiş bunları inceleyerek her soruya yeniden bakın. Daha sonra bu işlemleri konuyu iyice kavrayana kadar tekrar edin. Matematiği videolardan öğrenmek zor. Videoyu izlersiniz anlamış gibi olursunuz. Videoyu kapatınca neydi ya diye hatırlayamazsınız bile. Ders bana göre masa başında kitapla kağıt kalemle öğrenilen bir şey.
0
maxhoper
(16.07.14)
Ygs matematik konu anlatımlı kitap al. Final yayınlarını, fem yayınlarını tavsiye ederim. Mutlaka defter tutun. Öğrendiğiniz her şeyi yazın. 10,000 soru çözün.
0
hohoya
(16.07.14)
(6)

Sınavda zorla şapkamı çıkaran kadını dava edebilir miyim? Örnek olay var.

ya ben lan neyse
kpds sınavında saçlarım çok uzun olduğu için şapka takmıştım. kadın bu örnek olaydakinin aynı biçimde zorla şapkamı çıkarttırdı. tutanak tutup sınava almamakla tehdit etti. "ama kadınlar başörtüsüyle girebiliyor?" dememe rağmen milletin içinde bana bağırdı. "onlar kadın takabilir" falan dedi. şimdi
kpds sınavında saçlarım çok uzun olduğu için şapka takmıştım. kadın bu örnek olaydakinin aynı biçimde zorla şapkamı çıkarttırdı. tutanak tutup sınava almamakla tehdit etti. "ama kadınlar başörtüsüyle girebiliyor?" dememe rağmen milletin içinde bana bağırdı. "onlar kadın takabilir" falan dedi. şimdi şu haberi gördüm:

www.ntvmsnbc.com

2010 da oldu olay. ben anında şikayette bulundum. eskişehir ösym il temsilcisi herif tehditvari biçimde "olayı türbana getirirsen uzar, çok uzatmamanı tavsiye ederim." falan dedi. ösym ye dilekçe yazdım 9 ay sonraki ikinci dilekçemle birlikte ancak cevap geldi onda da "personel uyarılmıştır." yazıyordu.

şimdi dava etme hakkım var mı? çok mu zaman geçmiş? bu mahkeme kararıyla gidip dava etsem ne sonuç çıkar?

dava açma imkanım var. o zaman yoktu. kazanma ihtimalim nedir?

edit: erkeğim.
0
ya ben lan neyse
(15.07.14)
şapkanı dini ya da vicdani sebeplerle takmıyorsan sonuç alabileceğini sanmam.
0
whoosie
(15.07.14)
dini sebeple takıyorum şapkamı yaz. uydur bir şeyler. vardır kesin o tarz bir mezhep.
0
westblack
(15.07.14)
westblack+1

yahudiyim de, yandan da iki lüle tak. niye olmasın haklısın bi yönde. başörtüsüne sonsuz özgürlük taraftarıyım ancak buna izin veriyorlarsa şapkaya da vermeliler diye düşünüyorum.
0
shiranai
(15.07.14)
herkes davat etsin bu şerefsizleri.
belki fetocu hakime denk gelirsin kazanırsın :)
0
titiraprap
(15.07.14)
arkadaşlar bu davalar ile ilgili zamanaşımı falan oluyor o konuda bir bilgim yok. dava açma süresi geçmiş mi? o konu hakkında bilgisi olan var mı?
0
🌸ya ben lan neyse
(15.07.14)
Belki Yahudiyim dini duygularım rencide oldu de.
0
telet abi
(16.07.14)
(1)

Bir ilaca allerji varsa alerji ne kadar sürede ortaya çıkar?

ya ben lan neyse
hani bu anaflaktik şok durumları için soruyorum.adamın hapa yüksek alerjisi var mesela. hapı aldıktan sonra ne kadar sürede ortaya çıkar bu şiddetli alerji durumu? hemen mi? birkaç saat sonra mı?bir de bu alerji aniden mi beliriyor? yoksa geldiğini yavaş yavaş hissettiriyor mu?
hani bu anaflaktik şok durumları için soruyorum.

adamın hapa yüksek alerjisi var mesela. hapı aldıktan sonra ne kadar sürede ortaya çıkar bu şiddetli alerji durumu? hemen mi? birkaç saat sonra mı?

bir de bu alerji aniden mi beliriyor? yoksa geldiğini yavaş yavaş hissettiriyor mu?
0
ya ben lan neyse
(14.07.14)
alerjinin tipleri var.

kimisinde yavvaş seyirli olur, tablette misal 2 saat sonra filan gelişebilir.
ancak damar içi, kas içi enjeksiyonlarda anında anaflaksi de gelişebilir.

hissettirse şanslısın, hissettirmeyip direkt anında müdahele olmazsa solunum yollarının kapanmasından ötürü ölüme de götürür.

birisinin illa bilindik alerjisi olmasına da gerek yok, 1000. kez aynı ilaa maruz kaldığında bile alerji geliştirme riski vardır.
0
neferkitty
(14.07.14)
(3)

Nerde o eski Brezilya?

ya ben lan neyse
ben 2002 de bıraktım futbolla ilgilenmeyi. o yıl dünya kupasını da büyük zevkle izlemiştim. o zamanlar ortamlarda brezilya milli takımının neden bu kadar şahane olduğuyla ilgili kritikler yapılırdı, bunlar fakirmiş, çocukları tek kurtuluş yolu olarak futbolu görüyormuş, brezilyalıların bilmem kaç mi
ben 2002 de bıraktım futbolla ilgilenmeyi. o yıl dünya kupasını da büyük zevkle izlemiştim. o zamanlar ortamlarda brezilya milli takımının neden bu kadar şahane olduğuyla ilgili kritikler yapılırdı, bunlar fakirmiş, çocukları tek kurtuluş yolu olarak futbolu görüyormuş, brezilyalıların bilmem kaç milyon lisanslı futbolcusu varmış, bunlar plajda top oynaya oynaya kendilerini geliştiriyorlarmış...

şimdi de çok kötü değil sanırım ama neden eskisi gibi değil? bir daha eskisi gibi olamaz mı? brezilalıyım da bana dert olmuş değil de. işte yorum yapsın anlayan arkadaşlar, merakımı gidereyim.
0
ya ben lan neyse
(13.07.14)
o yıllarda ronaldo, rivaldo, cafu, roberto carlos gibi futbul tarihinin en iyi adamlarından oluşan bir takımları vardı. şimdiki oyuncular da önemli liglerde ve önemli takımlarda top koşturuyorlar ama eski kadroda her bir isim süper-stardı. oscar, willian, david luiz, bunlar 10 yıl sonra hatırlanacak isimler değiller. ama bir ronaldo, roberto carlos sonsuza kadar yaşayacak.

bir başka şey de o zamanlarda bireysel yetenek çok ön plandaydı ama günümüz futbolunda herkes yetenekli. endüstriyel futbolla takım oyununa döndü her şey. brezilya'nın sıkıntısı da belki budur.
0
darkredanger
(13.07.14)
darkredanger +1

mesele jenerasyon. artık o eski muhteşem yeteneklerin, dünya yıldızlarının birarada olduğu jenerasyon yok. sebebi bu. bir daha ne zaman böyle bir jenerasyonu yakalarlarsa o zaman eski şanlı günlerine dönerler.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(13.07.14)
brezilya futbol takımında baskı,hırs,inançsızlık,bireysellik,disiplinsizlik,öndersizlik,plansızlık ve taraftarının amacı sadece dans etmek olan sambacı çingeneler yaktı.

98de 2002de 2006da 2010da iyi değildiler sadece yetenekliler ve şanslılar.
0
protrek
(13.07.14)
(11)

Bilimsel araştırmalara daha çok kaynak ayrılsa kesin bir şeyler yapılır mı?

ya ben lan neyse
neresi olduğu farketmiyor. her daldan bilim adamlarına şimdikinin binlerce katı kaynak ayrılsa önümüzdeki 10 sene içinde çok büyük icatlar-keşifler-ilerlemeler olur mu?
neresi olduğu farketmiyor. her daldan bilim adamlarına şimdikinin binlerce katı kaynak ayrılsa önümüzdeki 10 sene içinde çok büyük icatlar-keşifler-ilerlemeler olur mu?
0
ya ben lan neyse
(13.07.14)
"10 sene içinde ışınlanırız" diye bir kesinlik veya öyle bir şey yok ama olacak şeyi hızlandırır, büyük ivme kazandırır.
0
aychovsky
(13.07.14)
Bu gibi şeyler kaynağın büyüklüğünde ziyade kaynak planlaması ile oluyor. Zaten ar-ge konusunda başı çeken ülkelerde bilimsel çalışma yapan gruplara akla hayale gelmeyecek hibeler veriliyor ve imkanlar tanınıyor.

Plansız dağıtılan para, kaynak israfı olacağı gibi ihtiyaç fazlası para ihtiyaç fazlası istihdam doğuracağından personel niteliği de düşecektir. Hatta sonucunda beklenenin aksine bilgi kirliliği de getirecektir. Bir de tabi kaynak ayırmak kadar önemli diğer bir konu da bu kaynağı yönetecek ileri görüşlü kadrolara sahip olmak. Bu nedenle ben doğrusal bir bağlantı kuramıyorum, ama muhakkak ki bilimsel gelişmelerin ivmesi artar.

Bunun bir örneği de aslında Türkiye. Son 4-5 yıldaki ar-ge yatırımlarına ve sonuçlarına bakarsanız yukarıda söylediklerimin canlı bir örneğini görürsünüz.
0
johan sebastian
(13.07.14)
Johan +1,

Şu an türkiye ar-ge ve araştırma sektörüne deli gibi hibe veriyor. Son yıllarda verilen hibe muazzamn bir ivme içerisinde ve Şu an ülkede daha fazla hibe verilecek kalifiye araştırmacı bulunamıyor.

Çok kaynağın sonuçlarından birisi bu. Bilimadamlarına sınırsız para verileceğine, eğitimin kalitesi yükseltilip daha kalifiye araştırmacılar yetiştirilebilir.

Türkiye örneğinde de görüldüğü gibi parayı bastın mı adamlar süper bilim yapmıyorlar.
0
Haldamir
(13.07.14)
La sen ne diyorsun bu memlekette o parlak beyinler var ki birçoğunu hali hazırda dünyanın en saygın üniversitelerinde ve önemli olayların geliştiği laboratuarlarda iyi pozisyonlarda bulabilirsin. Bir de bu adamların Türkiye'de olduğunu ve kaynaktan ziyade dertlerini anlatabilecek bir ortamın olduğunu düşün.
Çünkü icat yapmak için paraya gerek yok her zaman o icadın en temelinde mantığını kavrayabilecek kapasitede bir çoğunluğa ihtiyac var. Çünkü o zaman para sorununu zaten kolay çözüyorsun.
0
Solem
(13.07.14)
üniversitelerde pratik eğitime ağırlık verilmeli kaynak artırımıyla. Yoksa laboratuvarlar müze gibi gezilip mezun olunuyor.
her üniversitenin, her bölümün kısa ve uzun vadeli hedefleri olmalı ki planlı bir şekilde gelişme sağlansın. Şu anki durumda aynı anabilim dalında çok farklı konular üzerinde çalışan akademisyenler mevcut. herkes ayrı telden çalıyor yani. Birlik söz konusu değil.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(13.07.14)
kaynağım olsa üzerinde çalışmak istediğim çok uçuk konular var mesela. ha başarılı olunur, olunmaz orası ayrı ama bi şeyler değişeceği kesin.
0
icim urperiyor
(13.07.14)
öyle bir garanti yok. sadece olma olasılığını arttırırsınız.
0
gurur
(13.07.14)
eğer kaynağı araştırmaya verir araştırmacıya vermezsen bir bok gelişmez. tübitak araştırma projelerine destek oluyorum ayağına para veriyor projelere. maddi yardımın yanında araç-gereç yadrımı da yapıyor. millet araştırmadan para alamadığı için sırf bilgisayar vs. aldırabilmek için tübitak'a proje yapıyormuş gibi duruyor. dandik dandik projeler yapıyorlar. sonuçları falan belli değil. ama o projeden 4 tane apple bilgisayar alıyorlar.

araştırmaya kaynak vermek iyi de araştırmacı aç olduktan sonra araştırmaya kaynak vermenin mantığı yok. araştırmacılar aç aç araştırma yapmamak için özel sektöre kayıyor. özel sektörde de aç kalacak olan adamlar araştırma işini kabul ediyor. çünkü özel sektörde de yükselemeyecek nasıl olsa bari tübitaktan üç beş bilgisayar falan cukkalar.

araştırmaya özendirecek bir ortam yok. büyük icatları keşifleri bu işe büyük ilgisi olan adamlar yapar. araştırmaya ilgisi olan adamları biz yurt dışına kaçırıyoruz ya da türkiye'de özel sektöre kaptırıyoruz. çünkü adamlar araştırmayla aç kalmak istemiyor. ayda 2400 tl para verip adama bilimde çığır açacak bir şey yap diyorsun. herifin aklının %90ı ay sonunu nasıl getireceğini düşünmek için çalışıyor.

bir de ilginç bir örnek vereyim. geçen sene ekimde hollandada bir konferansa gittik. konferansta çalışmamızı sunduk. bizimle aynı çalışmayı yapmış bir de amerikalı bir grup vardı. bizim çalışma ekibimiz 2 kişi. veriyi 2 kişi topladık 2 kişi işledik makaleyi de 2 kişi yazdık.

adamlar para verip 100 kişiye veri toplatmışlar. aynı zamanda bir gsm operatöründen veri satın almışlar, 20 kişi de veriyi işlemiş. o adamlar 6 milyon dolarla bitirmişler projeyi. biz kendi cebimizden verdiğimiz 260tl ile aynı projeyi kapattık. tabii onların araştırmasının genişliği 100 birim ise bizimki 3-4 birim oldu.

bizde önce sunum yaptılar ve inan hiç hevesim kalmadı o an sunum yapmaya. çıkıp öylesine konuştum.

soruna bu örnek üzerinden cevap verirsem. para muhteşem keşifleri ilerlemeleri garanti etmez. fakat doğru yatırım mevcut araştırmaların kalitelerini çok üst seviyelere çıkarbilir.
0
godsparticle
(13.07.14)
Ben buna biraz kendi alanımdan yaklaşmak istiyorum, bu yüzden teknik konuşacağım. Olayın sadece para olmadığını anlatmaya çalışacağım. Sıkıcı veya anlaşılmaz olabilirim, uzun olacağım ise kesin. Optimizasyon çalışıyorum, yaptığım iş bir şeyin en iyisini bulmak. Bu da bir fonksiyonun en büyüğü veya en küçüğünü bulmak üzerine.
accp1.org

Örneğin, yukarıdaki şekilde en küçüğü bulmaya çalışalım. Diyelim ki hiç fonksiyonun şeklini de hiç bilmiyoruz. Bir arazi var ve o arazinin en alçak noktasında bir hazine gömülü ve biz de o hazineyi arıyoruz. Zamanımız da çok kısıtlı, öyle her yeri dolaşabilecek gibi değiliz. Biri de bizi C noktasına yukarıdan atıyor, orada bırakıyor. C noktasının yüksekliği dışında başka bir bilgimiz yok. Sağa doğru gidince dağ var, sola doğru gidersek vadi gibi bir yere iniyoruz. Doğal olarak biz de bölgedeki en alçak noktayı aradığımızdan vadiye inmeye meyilliyiz. “Şu dağı bir çıkayım” demiyoruz ama “Şu vadiye bir ineyim, bakalım daha ne kadar aşağı iniyor” demeye meyilliyiz.

Bu arada ortalıkta 3 kişi daha var hazineyi arayan, onlar da benim vadiye indiğim bilgisini aldılar, “aychovsky aşağıya iniyormuş her geçen saat” dediler, aşağıya doğru gittiğim için beni başarılı gördüler ve önüme geçmek için A, B ve D noktalarından aramaya başladılar. Hepimizin eninde sonunda varacağı yer x1 noktası ve hiçbirimiz hazineyi bulamayacağız. Çünkü o hazine dağın arkasındaki vadideki x2 noktasında saklı. Buna yerel optimum noktası diyoruz, Calculus almış olan herkesin bileceği bir şey. Türev al, sıfıra eşitle, noktayı bul, ikinci türevi al, konveksliği incele, ona göre karar ver.

Şimdi işi büyütelim ve 10 değişkenli şöyle bir fonksiyonda en küçük noktadaki hazineyi bulalım.
www.sfu.ca

Bu durumda, durum iyice fenalaştı. İyice körüz bu arazide. Üstelik görüş açımız çok az, çünkü her yanımız dağ tepe. Herhangi bir noktaya fırlatmışlar bizi sağımızı solumuzu zor görüyoruz. Sadece tepeyi inmeye çalışıyoruz. Nerede ne tepesi var, ondan da doğru düzgün haberimiz yok. Görebildiğimiz sadece 2 değişken için aşağıdaki şekil, 10 değişken için bunun çok çok kat fazlası.
deap.gel.ulaval.ca

Dolayısıyla tepeyi inmeyi başaran birini bekliyoruz. O başarılı olunca biz de onun hareketlerini taklit etmeye çalışıyoruz. Konduğumuz nokta önemli ama tepe sayısının çokluğundan zaten yokuş aşağı gittiğimizde %99.9’umuzdan fazlasının konacağı yer yerel minimum.

Bu noktada ise başka başka algoritmalar geliştiriyoruz. Birisi birimize “Sen bir şu yöne git”, diğerimize “Sen de tam tersi yöne git”, bir başkasına “Sen de şu tarafa dosdoğru git” gibi ama böyle rastgele değil de bir sistematiğe bağlı öneriler veriyor. Biz de onları takip ederek en alçak noktadaki hazineyi bulmayı umuyoruz. Elimizdeki en büyük risk “Burası en alçak nokta” diyerek hazinenin olmadığı bir yerel optimumda hazineyi aramak. Bu yüzden bazı algoritmalara “çılgınlık” operatörü eklenir. Hazineyi arayan elemanlardan birine “Şimdi seni bu noktadan alıp rastgele başka bir noktaya atıyorum, bakalım ne yapacaksın” deniverir, o eleman haritada hiç açılmamış bir alanı keşfetmeye çalışır.
Ar-Ge’yi buna benzetmiyorum. Çünkü yukarıda başarılı bir davranışım taklidi var, bu da Ar-Ge’nin tanımına ve doğasına ters düşen bir şey. Ancak, Ar- Ge harcama planlarını tamamen buna benzetiyorum. Eskaza güzel bir momentum yakalanıyor, sonra da herkes o momentumun peşine takılıyor ve aynı vadiyi iniyor. Çünkü, bilimin para dışında çok daha büyük bir baskısı var: Hızlı bilim. Amerika’nın başını çektiği “hızlı bilim” ekolü dağın ötesine geçmeye pek izin vermiyor. O kadar giderseniz, siz hızlılık kriterlerini karşılayamadığınız için projenize para da alamazsınız, işinizden de edilirsiniz. Dağın arkasında bir küresel optimum olup olmadığının garantisini veremez kimse ama keşfedilmedikçe o dağın arkası bizim için ayın görünmeyen yüzü gibi hiç görmeyeceğimiz bir şey olarak kalır.

Bu durumda Avrupa ne yapıyor. Avrupa kültürü gereği çılgınlığa daha yatkın. Hatta, Rönesans kültürünün getirisi ile geleneksel olarak böyle bir kültür vardır. Çılgınlık ise sabır gerektirir ve sonucu belirsizdir. Dolayısıyla çok büyük bir risk var elde ve siz avucunuzu açıp beklemek zorundasınız. Bu sırada dünyanın gözünde “Hiçbir şey yapamayan, bir şey beceremeyen bir araştırma bütünü” olarak kalıyorsunuz. Bir yandan da karşınızda sürekli “fast food” gibi “fast science” üreten bir Amerikan ekolü var. Çok üretken ve bu üretkenlik dünyanın dilinde. Siz ahesteliğiniz ile onlarla yarışmaya kalkıyorsunuz. Herkes de sizin bir şey bulup bulmayacağınızdan umudu kesmiş. Bu durumda ortaya Bologna Süreci çıkıyor ve Avrupa Kültürü’nü Amerikan Ekolü’nde dönüştürüyor. Avrupa’da da bir fast science kültürü oluşmaya başlıyor ama bir alışmadık götte don durmuyor; geneli yalpalıyor, yetişemiyor. Bu durumda, Avrupa çılgınlığı elden bırakmış durumda. Geri dönerse en baştan başlamak zorunda, çok zaman kaybetti. Kaybedilen zamanı kaldırmayı göze alamıyor. Dolayısıyla bir şekilde bu fast science’a adapte olmak zorunda hissediyor kendini.

Avrupa’nın şu anda yaşadığı duruma yönetimde yol bağımlılığı – path dependency deniyor. Path dependency de şu: Siz en başta bir seçenek seçerek, daha sonra seçebileceğiniz seçeneklerin bir kısmını elersiniz, çünkü seçeceğiniz şey ilk seçtiğiniz şey ile tutarlı olmalı. İkinci bir seçimle de aynı şekilde ilerideki seçeneklerinizi sınırlandırırsınız.
amr.aom.org

Yukarıdaki şekilde path dependency daha açık görünüyor. Oradaki noktaların/yıldızların hepsi birer seçenek. Siz seçenekleri seçtikçe, ilerisi için kendinizi kısıtlıyorsunuz. Bunun en son vardığı nokta ise, artık tek bir yoldan başka yolunuz kalmadığı, diğer yolların maliyetlerinin çok fazla olacağı. Bundan da vakit çok geç olmadan, birileri “Gittiğimiz yol, yol değil” demeden fark edip, o yoldan dönmek, başka seçeneklere sıçramak gerekiyor.
Bu yol bağımlılığını oluşturan en önemli etkenlerden biri de geçmiş başarıları kendine örnek almak ve bilgi körlüğü. Bir konunun ne kadar içine girerseniz, o kadar büyük resme bakamaz hale gelir ve ayrıntılara boğulursunuz. Ayrıntılara boğuldukça da çeşitli seçeneklerin varlığını fark edemeyebilirsiniz. Aynı şekilde, daha önceki başarılı çalışmaları “2 Hidrojen, 1 Oksijen her zaman su verir” mantığı ile takip etmek de insanı en sonunda tek seçeneğe mahkum eder, böylelikle dağın arkasında vadi mi var, cennet mi var; zamanla oraları da vahşi bitkiler sarar, iyice görülmez hale gelir.

Türkiye’deki üniversiteler için de konuşmak gerekirse çoğunun daha bir kimlik veya ekol oturtmadığını söyleyebiliriz. Boğaziçi ise her zaman Amerikan ekolü ile çalışmıştır. Diğer üniversiteler de artık rotalarını hızlı bilime doğru çevirmektedir. Örneğin, Şenol Pişkin adlı bir doktora öğrencisi açık kalp ameliyatını sıfır hata ile gerçekleştirme konusunda yaptığı doktora tezi ile büyük bir ödül kazanmışken; tezini 6 yılda bitiremediği, yani bilimi yeterince hızlı üretemediği için işinden araştırma görevliliğinden olmuştur.
www.sabah.com.tr

Kötü bir noktada mıyız dünyacak? Bilemeyiz, karşılaştıracağımız paralel evrenlerin hiç birini bilmiyoruz. Yine de bu kadar hızlı bilim için akademisyenlerin günü kurtarmak durumuna gelmesi ve paranın bilimi en hızlı üretene verilmesi ile, üstüne de bu yola artık bağımlı olunması ile, ilerideki bir cenneti kaçırdığımıza inanıyorum.
0
aychovsky
(14.07.14)
yine standart bir türk yaklaşımıyla pragmatizm üzerinden soru sormuşsunuz.
parayı bastırırsın bilim olur (veya olur mu?)
ama işte sıkıntı türk tipi pragmatizmde, bunu sözlükte de yazmıştım. bir makineye ihtiyacınız varsa, parayı bastırmanız onun geliştirilme sürecini hızlandırabilir.
ama aslında o makinenin çalışma ilkelerini tümüyle değiştirecek bir gelişme elde etmenizi sağlamaz.
bilim adamlarının da farklı disiplinden bilim adamlarıyla hatta fizikçilerin, mühendislerle, felsefecilerle bir arada bulunması gerekir böyle şeyler için.
perişan haldeki sosyal bilimleri geçin, bugün toplumumuz bir fizikçinin sonunun işsiz kalmak olduğunu düşünüyor. temel bilimler tamamen yük olarak görülüyor bu ülkede, bu şekilde davranırken, mühendislerin önüne ne kadar para, ne kadar malzeme yığarsanız yığın, sonuçta elde edeceğiniz sınırlı olur.
0
yalnux
(14.07.14)
neresi olduğu farkediyor hocam.

yaratıcı düşünce, buluşcu düşünce, baskıcı ortamlarda serpilip gelişmez. kırbaç zoruyla falanca silahı buldurursun belki. ama deha sınırına yakın veya deha derecesindeki beyinlerin üzerindeki baskıyı kaldırdığında, onları demotive edecek faktörleri birer birer elimine edip, ''mümbit'' zemini oluşturduğunda, bir kaç 10 sene içinde beklenmedik gelişmeler yaşanabilir.

o beyinlere çocukluklarında, 'otur! icat çıkarma şimdi!' denmemiş olmalıdır.

tek eksik para değil. onyıllar içerisinde, yüksek potansiyel taşıyan beyinlerin bir araya toplanmaları, iyi yönlendirilmeleri, demotive edilmemeleri, nesillerden gelen bir yüceltme 'değer'iyle taltif edilmeleri ve iyi organize edilmeleri gerekir.

godsparticle hocam, ne kadar çarpıcı bi örnek vermişsin öyle!
0
compadrito
(14.07.14)
(8)

RTE ye destek veren sanatçılara neden kızgınsınız?

ya ben lan neyse
anladık rte yi sevmiyor olabilirsiniz. ama yasal bir aday var ortada sonuçta. sanatçılar da gönüllü olarak bu adayı destekliyor işte. tuncel kurtiz de bdp yi destekleyeceğini söylediğinde ona kızanlara da aynı şeyi sormuş biriyim. lütfen bana özel değilse gerekçelerinizi açıklar mısınız?not: assassi
anladık rte yi sevmiyor olabilirsiniz. ama yasal bir aday var ortada sonuçta. sanatçılar da gönüllü olarak bu adayı destekliyor işte. tuncel kurtiz de bdp yi destekleyeceğini söylediğinde ona kızanlara da aynı şeyi sormuş biriyim. lütfen bana özel değilse gerekçelerinizi açıklar mısınız?

not: assassin's creed ne güzel seri lan.
0
ya ben lan neyse
(13.07.14)
e yasal adaya destek veriyorlar, ok.
e biz de yasal olarak kızıyoruz.

ya onu ya bizi seçicen diyoruz açıkça.
bu bipolarizasyonu yaratan da biz değiliz. rte.
0
esas itibariyle
(13.07.14)
çıkar için rte'den yana duruyorlar. biz de onlara o halde kazançları olacagı gıbı kayıpları da olacaklarını soyluyoruz.
0
esas itibariyle
(13.07.14)
dun de sordular bunu.
bkz: www.eksiduyuru.com

------
medal of honor tek basina o seriyi alır.
0
kutsalbok
(13.07.14)
saçmalık-demokrasi oyla istediğini elde edemeyenlerin saga sola sataşması.cocukca istedigini yapmayan arkadaşına küsme tripleri.
0
jamswety
(13.07.14)
işte bu yüzden... www.youtube.com

her devrin adamlarına, rüzgar nereden eserse o tarafa meyil edenlere alerjim var.
0
livaneli kadir
(13.07.14)
Ya bazıları gerçekten yalaka bazıları da gerçekten merak edip sorgulayan elemanlar. O merak edip sorgulayan kısmın da zaten tüm partilerle bağları var.
0
Solem
(13.07.14)
cevabı başka bir soru şekline çevirirsek...
sanatı desteklemeyen bir adamı, bir sanatçı neden destekler?
0
druid
(13.07.14)
yasal aday derken???

www.youtube.com
0
baal
(13.07.14)
(2)

Kablosuz modem tavsiyesi

ya ben lan neyse
iki antenlisi var, tek antenlisi var, bilmem nesi var. hiç anlamıyorum. 100 metre kare ev için olanı lazım. radyasyonu az olanından. var mı tavsiyeleriniz?
iki antenlisi var, tek antenlisi var, bilmem nesi var. hiç anlamıyorum. 100 metre kare ev için olanı lazım. radyasyonu az olanından. var mı tavsiyeleriniz?
0
ya ben lan neyse
(12.07.14)
tplink.
0
anonymice
(12.07.14)
Asus DSL N12-E kullanıyorum. İki adet 5 db antene sahip. Şu ana kadar bilgisayarımda herhangi bir çekim problemi yaşamadım evin herhangi bir yerinde, ancak akıllı telefonlar ve tabletlerde biraz problem yaşatabiliyor.

Şöyle de kısa bir değerlendirme yaptım, burada üst modeli hakkında da birşeyler mevcut: www.yenideneyim.com
0
yenideneyim
(26.09.14)
(1)

PC de çok oyun oynayan için ağrı önleyici aparatlar

ya ben lan neyse
selamlar,10 ay çalıştım, 2 aylık tatile girdim. tatilde sadece oyun oynuyorum. bir senedir bu tatilin gelmesini bekledim. oyunları biriktirdim, şimdi oynama zamanı. günde 12 saat geçirdiğim oluyor. mause tutmaktan ellerimin masaya değen yerleri aşınıyor, kollarım tutuluyor, belim ağrıyor vs.yok mu b
selamlar,

10 ay çalıştım, 2 aylık tatile girdim. tatilde sadece oyun oynuyorum. bir senedir bu tatilin gelmesini bekledim. oyunları biriktirdim, şimdi oynama zamanı. günde 12 saat geçirdiğim oluyor. mause tutmaktan ellerimin masaya değen yerleri aşınıyor, kollarım tutuluyor, belim ağrıyor vs.

yok mu bunları aza indigeyecek aparatlar oyuncular için?

atıyorum kol destekleyici olur, boyunluk olur. -varsa tabi-
0
ya ben lan neyse
(12.07.14)
hocam sen iki aya pert olursun bu gidişle. çık dolaş biraz hava al iyi gelir her yerine.
0
maxhoper
(12.07.14)
(2)

"Bir zamanlar askerdik" teki zarf?

ya ben lan neyse
bir zamanlar askerdik.cümlesinde geçen sözcük türü olarak zarfı soruyorum. var mı, yok mu? yoksa "bir zamanlar" sözü zarf değilse nedir?bir cümle öğesi olan "zarf tümleci" ni sormuyorum. sözcük türü olarak "bir zamanlar" ı soruyorum.zarf olması için fiil, fiilimsi, adlaşmış sıfat, sıfat ya da zarfı
bir zamanlar askerdik.

cümlesinde geçen sözcük türü olarak zarfı soruyorum. var mı, yok mu? yoksa "bir zamanlar" sözü zarf değilse nedir?

bir cümle öğesi olan "zarf tümleci" ni sormuyorum. sözcük türü olarak "bir zamanlar" ı soruyorum.

zarf olması için fiil, fiilimsi, adlaşmış sıfat, sıfat ya da zarfı nitelemesi gerekmiyor mu? ama burda "askerdik" ismini nitelemiş? "askerdik" tür olarak isim onda sanırım hemfikiriz. "idik" ek fiil. yani çekim eki sayılıyor ve sözcüğün türünü değiştirmiyor?

şunu biri açıklayabilir mi?

edit: soruyu daha önce de sormuştum, bazı arkadaşlar akademik düzeyde açıklamıştı. benim ihtiyacım olan ösym düzeyinde. sanırım konudan az-çok anlayanlar demek istediğimi anlamıştır. ösymdeki ile akademik dil bilgisi farklı.

örnek: koklasa kelimesindeki "sa" dilek kipidir ösym ye göre, ama akademik olarak buna eski dildeki "istemek" fiilinin karşılığı deniyor. yani bu bir ek değil, fiil. susamak = su + istemek gibi.
0
ya ben lan neyse
(11.07.14)
Tek basina zarf diyemezsin ki.

Yani cumle icinde zarf da, olsa olsa sifat olur bu bir zamanlar bence diger turlu. (Sifat tanlamasi tabii)

Ben anlayamadim. Merakla bekliyorum cevablari
0
Idonthaveausername
(11.07.14)
bir zamanlar tek başına sıfat tamlaması. bir belgisiz sıfat.

cümlenin ögeleri soruluyorsa eğer askerdik yüklem.(isim cümlesi)

ne zaman askerdik? bir zamanlar = zaman zarfı.
0
elorelia
(11.07.14)
(2)

klavyenin tuşları düştü garanti de yapılır mı?

ya ben lan neyse
1 yıl oldu klavyeyi alalı. düşen tuşlar ortada yok.1 yıl oldu ama geldiği 1. haftada düşmüştü.vatandan alındı. logitech.
1 yıl oldu klavyeyi alalı. düşen tuşlar ortada yok.

1 yıl oldu ama geldiği 1. haftada düşmüştü.

vatandan alındı. logitech.
0
ya ben lan neyse
(05.07.14)
klavye modeli ne? nasıl düştü?
0
yalnux
(05.07.14)
1. hafta düştüğünde götürseniz vatan'da şansınız olabilirdi ama şimdi zor bence. Logitech müşteri ilişkilerini iyi tutmaya çalışan bir marka, direkt onlarla iletişime geçmeye çalışın derim.
0
mvural
(06.07.14)
(16)

Ulan şu hayatta bi zik özelliğim yok.

ya ben lan neyse
ne bir spor dalında başarılıyım, ne bir enstürman çalarım, ne özel olarak bir alette ustayım, ne eğlenceli anılarım var, ne espri yapabilirim, ne gezmeyi-giyinmeyi bilirim, ne sosyal bir insanım, ne bir bilim-sanat dalında uzmanlığım var, ne resim, ne bir hobi, ne bir yabancı dil...ben de esprili bi
ne bir spor dalında başarılıyım, ne bir enstürman çalarım, ne özel olarak bir alette ustayım, ne eğlenceli anılarım var, ne espri yapabilirim, ne gezmeyi-giyinmeyi bilirim, ne sosyal bir insanım, ne bir bilim-sanat dalında uzmanlığım var, ne resim, ne bir hobi, ne bir yabancı dil...

ben de esprili bir adam olmak istiyorum, bir spor dalında uzmanlaşmak istiyorum, bir müzik aletini iyi kullanmak istiyorum, yazılımdan anlamak istiyorum.

lan biri bana sihirli bir şeyler söylesin, işe yarar talimatlar versin. yaş 27 oluyor 2 aya. ot geldik ot gidiyoruz. laaaaan!

duyuru sonrası tok ses: *bu bir yardım çağrısıdır*
0
ya ben lan neyse
(27.06.14)
seni bunlari yapmaktan alikoyan nedir peki? tembel misin yoksa icinden mi gelmiyor?
0
nawres
(27.06.14)
o lafın doğrusu ot geldik saman gidiyoruz.

(bkz: kitap okumak/@compadrito)

sizin ilacınız bu.
0
compadrito
(27.06.14)
Aynı ben işte. Üstelik senin birkaç yıl yaşlınım.

İstek lazım önce bunlar için, için göçmüşse olmaz.
0
devilred
(27.06.14)
bir deneyin, bu dediklerinizi. olmasa bile, en azından onları denerken ulaşacağınız deneyimlerin bile size pozitif etkisi olur. eğer komik adam olmak istiyorsanız oturup kitap okuyacaksınız, ufkunuzu açacaksınız. bunun başka bir yolu yok. diğerleri için de oturup çalışacaksınız. ben mesela ukulele'ye başladım, o kadar keyifli ki size de tavsiye edebilirim. hem biraz daha kolay, hem de çalması çok zevkli.
0
dogyman
(27.06.14)
gidiyorsun bir gitar ediniyorsun, sonra Am,Em,G,C akorlarını öğreniyorsun. İstersen yardımcı oluruz her türlü. 2 ay sonra tekrar buraya yazıyorsun. Ama bir şeyde iyi olmak kendini adamayı gerektirir. Her gün çalışmayı gerektirir. İster müzik olsun ister spor ister resim. Azimli ve sabırlı olur bırakmadan yapman, hemen artizlik hareketlere geçmeden önce temel adımları başarılı yapman gerekir. Yapmazsan ancak yatmakta başarılı olursun.
0
r_u_h
(27.06.14)
burada yazdıkların hepsi senin elinde olan şeyler.
0
blmnrvs
(27.06.14)
kötü haber: bu yaştan sonra hepsi birden olmaz.

iyi haber: ama bir tanesi olur. hem de çok iyi olur.

ben sana ilacını söyleyeyim. kendine herkesin uzman olmadığı, niş denilebilecek bir alan bulup uzmanlaşman lazım.

kore dili öğrenebilirsin, sörf hocası (tabii önce öğrenci) olabilirsin, ahçı (chef) olabilirsin, boks antremanları veya judocu vs. olabilirsin, dalış (diving) işine sarabilirsin, yoga-pilates muahbbetine girebilirsin...

kimse sana sihirli bir formül söylemeyecek. sıkılmayacağın bir tane seç. yoğunlaş. işi aktivite ve laylaylom boyutundan çıkar. ciddiye al. kursuna, okuluna git. hayatının amacı yap, hayatının merkezine koy. her gün çalış. gereken bütün egzersizleri, çalışmaları yap. bunu yaparken illa ki sosyalleşeceksin (önce öğrenci, yıllar sonra gereken kıvama gelince eğitmen olarak) o zamana kadar da sosyal bir çevre oluşturursun muhakkak.
0
ezeriko
(27.06.14)
Gitar çal
0
cemlemikonusuyorsun
(27.06.14)
önce ne istediğini bul aga biz sana şunu yap bunu yap desek bile sana uyacağı bilinmez o yüzden değişik şeyleri öğren vidyolarını izle mesela sonra ah lan ben de bunu yapmalıyım dediğin bir şey çıkar elbet git ve onu öğren
0
joy stick
(27.06.14)
çok iyi batak oynadığına bahse girerim.
0
namus ninjası
(27.06.14)
bunları yapabilmeyi neden istiyosun? birileri waow desin diye mi yoksa cidden hepsine ilgin mi var?

ben küçükken biz çok fakirdik mesela voleybola gitmek istedim gidemedim, gitar almak istedim alamadım, dans kursu desen yaşadığımız şehirde bi folklor vardı o da uzaktı, resim yapmak en büyük hobimdi ama çok önemli integral ve redox beni beklediğinden geliştiremedim, yüzmeyi-kaymayı kendim öğrendim. hala hiç birinin tekniğini bilmem. ve bunların hepsi gerçekten çok yapmak istediğim şeylerdi.

şimdi istanbulda her türlü imkanlar elimin altındayken bu sefer de vakitsizlikten yapamıyorum. duyurunu görünce bi daha sinirlendim!

demem o ki gerçekten yapmak istediğin bişey varsa aralarında asıl ve yap. ama bunu diğer insanlar yaptığı ya da uzmanlaşıp onların gözünde önemli olmak için değil, yaparken kendini iyi hissedeceğin için yap.
0
seksen9
(27.06.14)
yapmak isteyip de yapamadığın bir kaç şeyi yapıyorum şu anda. peki ben neden seninle aynı fikirdeyim ? niye yaşamak için güzel sebeplerim yok ? neden hala bir şeyler eksik ? herkesi kendi içinde değerlendirmek gerekir. kendi yaşamına göre çok başarılısındır belki de. ben de öyleyim. ama kendi yaşamıma göre. dış dünyada eksik hissediyor insan. :(
0
nocturness
(27.06.14)
Hiçbir şeyde başarılı olmadın çünkü hiçbiri ile yeterince uğraşmadın. Bir konuya her gün 15 dakika ayır ve 1 sene sonra konuşalım bunları.
0
arnold schwarzeneger
(27.06.14)
bu arada nocturness ve arnold +1
nocturness nasıl yapıyor, ruh nasıl yapıyor diye sor kendine. Bazı insan var akşam 9-10 a kadar çalışıyor ona lafım yok(ona lafım köleliği bırakması) ama öyle bir durumun yoksa bir çok şeyi yapabilir. Şu an işim, kitap okumak, dizi izlemek haricinde 4-5 tane hobim var, tv izlemek yerine onlarla uğraşıyorum. istersen yapabilirsin. 28 yaşındayım bunların 2'sine bu yıl içinde başladım, gayet de oluyor, yaş geçmiş değil.
0
r_u_h
(27.06.14)
hobiler dene, hosuna gidene devam et.
0
kartonpiyer
(27.06.14)
ekleme yapayım:
bu saydığın şeyleri bu yaştan sonra yapamazsın gibi bir durum yok. yine yaparsın. basit şeyler bunlar. ama sen ne istiyorsun ? bunun cevabı var mı ?
kaç kere müzik aleti çalmaya çalıştın ya da bilgisayar yazılım vs. üzerine ilgini çeken neler oldu ?
bunları isteseydin zaten yapardın bunlar basit şeyler. sen ne arıyorsun ? mutluluk ise bunlarla ilgisi yok.
0
nocturness
(27.06.14)
(4)

Avukatlar millet sizden korkuyor mu?

ya ben lan neyse
hani mesela devlet dairesine gittiniz, adam avukat olduğunuzu bilmiyor, adamla tartıştınız, ya da ne biliyim otobüs şoförüyle mesela...bir an geliyor da "olm bak ben avukatım." diyor musunuz? dediğinizde adam şöyle bir kendine çekidüzen verip berserk tavrından ödün veriyor mu? "oo avukatmış uğraştır
hani mesela devlet dairesine gittiniz, adam avukat olduğunuzu bilmiyor, adamla tartıştınız, ya da ne biliyim otobüs şoförüyle mesela...

bir an geliyor da "olm bak ben avukatım." diyor musunuz? dediğinizde adam şöyle bir kendine çekidüzen verip berserk tavrından ödün veriyor mu? "oo avukatmış uğraştırır bu şimdi beni..." gibisinden?

-şoför bey 65 yaş üstü yolcuyu az önce almadınız?
=sana ne lan arıza mısın? bedava yolcu mu taşıycam?
-ama hebele höbele...
=sana ne lan gavat?
-olm ben avukatım seni şikayet etcem.
=abicim valla görmedim yoksa alırım...

işte bundan.
0
ya ben lan neyse
(26.06.14)
avukatlığımı olabildiğince söylememeye çalışıyorum ama haklı olduğum halde karşımdaki kişi işi yokuşa sürmeye çalışıyorsa dolaylı olarak "bakın ben de bir hukukçuyum" diyerek ufak bir mesaj verirsem işlerim daha hızlı hallolabiliyor.

senin dediğin örnekteki gibi olaylar pek olmaz ancak adam haksızsa, başına bela almamak için geri adım atabilir.
0
dahili meddah
(26.06.14)
abim avukat. cok yapar bunu. ve korkar millet de hakkaten. hatta cok ilginc en cok da polisler korkuyor. ama abim avukat oldugu icin mi yoksa manyak oldugu icin mi tam bilemiyorum.
0
halanne
(26.06.14)
Genelde ben de her şeye "ben avukatım" diye yaklaşmıyorum ama çok mecbur kalırsam söylüyorum tabi. Bir keresinde bir kadınla taksi kavgasına girmiştik (ben de kadınım), biz metro çıkışında sırada beklerken 2 metreye geriye gidip gelen taksiyi durdurup bindi, hemen gittim yanına, inin biz sırada bekliyoruz dedim, "sana mı sorucam git başımdan" gibi şeyler söyledi, dedim gidemezsin, yok öyle. Polis çağırıyorum o vakit dedi, dedim hay hay çok sevinirim avukatım. "Aman iyi, ne değerli taksiymiş bu" deyip indi.
:)
0
fengari
(26.06.14)
Kuzenim yapiyor ben avukat xx yy diye giriyor her ortama her telefon konusmasina ailede baya bi geyigi donuyor.
0
condom kurşunu
(26.06.14)
(3)

Liselerde kurtarma sınavları ne zaman?

ya ben lan neyse
eskiden okul biter bitmez yapılıyordu. bu sene tam tarihi ne zaman?
eskiden okul biter bitmez yapılıyordu. bu sene tam tarihi ne zaman?
0
ya ben lan neyse
(08.06.14)
Okulunuza danisin.kapandiktan bir hafta sonra muhtemelen.
0
safsafinaz
(08.06.14)
okul kapandıktan 1-2 hafta sonra oluyor eğer veremezsen okula açılmadan 1-2 hafta önce tekrar oluyor.
0
zlatanibrahimovic11
(08.06.14)
artık ortalama yükseltme sınavları yok kasım ve nisanda sorumluluk sınavları oluyor sadece.
0
hayir bu koyden olsam nolcak
(08.06.14)
(5)

Osurmanın ayıp olmadığı ülke

ya ben lan neyse
var mı hakkaten böyle ülkeler yoksa şehir efsanesi mi?osurana aferim derlermiş falan onu geçiyorum, ayıp olmayan ülke.ya da ne bileyim açıkta s.çmanın falan ayıp olmadığı?buna benzer şeyler?japonların y.rak festivali hariç.
var mı hakkaten böyle ülkeler yoksa şehir efsanesi mi?

osurana aferim derlermiş falan onu geçiyorum, ayıp olmayan ülke.

ya da ne bileyim açıkta s.çmanın falan ayıp olmadığı?

buna benzer şeyler?

japonların y.rak festivali hariç.
0
ya ben lan neyse
(31.05.14)
aynı kategoride değil belki ama almanyada sesli sümkürmek serbest. hoca tahtada ders anlatırken bile haşır huşur sümkürüyor. belki de almanlar bu yüzden mutludur ahah.

bu arada benim gördüğüm kadarıyla avrupa ülkelerinin hepsinde de bu dediklerin ayıp.
0
letheavendangered
(31.05.14)
italyada da burnunu sesli sesli sumkurmek serbest. sofra olsun, kutuphane olsun falan zerre cekince yok, resmen gok gurultusu gibi allah ne verdiyse yardiriyorlar. kafayi yiyiyorum kütüphanede. hele kisin resmen resital var.

ayrica italya gegirme kismini kim uydurduysa iyi sallamis. belki krolar cenneti guney italyada oyledir.
0
no christ requires
(31.05.14)
allahtan bizde yemek guzelse "eline saglik" deyip geciyoruz.
0
exlibris
(31.05.14)
simdi ben osurmayi bilmiyorum da, fransa'da da sesli sumkurmek cok serbest. tramvayda, derste, yemekte, her yerde caart cuuurt sumkuruyorlar. ben de yapiyorum amaka artik. utanmiyorum. insan cikan sesten utanir lan, ama alistim valla.
0
osuruklu
(31.05.14)
Norveç. Eski ev arkadaşım Norveçli. Konuşurken, hep salardı.
0
barguzhale
(03.01.22)
(4)

Hani bir sürü hastalığın çaresi bulunacaktı?

ya ben lan neyse
2004 yılında daha dün gibi. 10 yıl içinde birçok hastalığın tedavisinde çok önemli ilerlemeler olacak deniliyordu. kanser, alzheimer, aids...hani amk? bana sanki hiçbir şey değişmemiş gibi geliyor. sanki tıp yerinde saydı.bulundu mu 10 yıl içinde hastalıklara çare?
2004 yılında daha dün gibi. 10 yıl içinde birçok hastalığın tedavisinde çok önemli ilerlemeler olacak deniliyordu. kanser, alzheimer, aids...

hani amk? bana sanki hiçbir şey değişmemiş gibi geliyor. sanki tıp yerinde saydı.

bulundu mu 10 yıl içinde hastalıklara çare?
0
ya ben lan neyse
(31.05.14)
paran varsa eğer kanseri de yenersin, kafana kurşun girse hayatta da kalırsın.
0
karsinin aksisi
(31.05.14)
bulundu da çok pahalı.
0
vfgerty
(31.05.14)
Irak'a harcananan 3 trilyon dolar, tıbbi araştırmalara harcansaydı, dünya daha değişik bir yer olacaktı. olamadı.
0
compadrito
(31.05.14)
3d printerlar ile kalp iskeleti yapıldı ve hücreler üzrinde çoğaltıldı, organ nakli için artık birilerinin ölmesini beklemek gerekmiyor

onlarca kanser çeşidi için yüzlerce ilaç bulundu

aşılar artık daha etkin, daha az yan etkili

gen terapileri başladı

doğum öncesi tanılar kolaylaştı

2000 dolar civraında bir paraya genetik check up yaptırabiliyorsun

aslında tıbbın ilerlemesini tus çalışanlara sormak en doğrusu. 10 sene önceki tus soruları şu anda çıtır çerez. her gün yeni bir şey bulunuyor ve çoğu da kullanıma geçiyor. tabii her yeni şey gibi hepsi de pahalı
0
la noix
(31.05.14)
(2)

Kısa bir İngilizce çeviri

ya ben lan neyse
selamlar, metin aynen şu:"Prion proteinaceous infectious particles; an abnormal form of protein. Some prions can be infectious; however, not in the same way as viruses or bacteria. Prions are linked to a number of diseases called transmissible spongiform encephalopathies (TSEs), but have never been
selamlar, metin aynen şu:

"Prion proteinaceous infectious particles; an abnormal form of protein. Some prions can be infectious; however, not in the same way as viruses or bacteria. Prions are linked to a number of diseases called transmissible spongiform encephalopathies (TSEs), but have never been described as transmissible via plasma derived products.
PrPc Prion protein Cellular; normal cellular prion protein
PrPsc Prion protein Scrapie-like; abnormal prion protein"

bi anlatıverin be. ne diyor istiyor burada?

sağolunuz.
0
ya ben lan neyse
(30.05.14)
Teknik terimlerin çevirisi hatalı olabilir ama genel itibariyle şöyle:

"Prion proteinimsi bulaşıcı parçacıklar; proteinin anormal bir formu. Bazı prionlar bulaşıcı olabilir, ancak (bulaşma şekilleri) virüs ya da bakterilerden farklıdır. Prionlar, bulaşıcı süngerimsi ensefalopati denilen hastalıklarla bağlantılıdır, ama hiçbir zaman plazmadan elde edilen ürünlerden bulaşıcı olarak tanımlanmamışlardır.

PrPc Prion protein Hücresel; normal hücresel prion protein
PrPc Prion protein Scrapie-benzeri; anormal prion protein"

Kötü bir çeviri olabilir ama fikir verir en azından.
0
zero times infinity
(30.05.14)
Prion denilenler bir protein sinifi, bazi hastaliklara sebep oluyor. normalde islevsel bir protein oluyor fakat bazen ayni protein farkli bir sekil alip hastaliga sebep verebiliyor. bu yazida o prion proteinlerinden bahsediyor iste. bu proteinlerden bazilari bulasici olabiliyor ama virus veya bakteriler gibi bir bulasicilik mekanizmalari yok diyor.
PrPc Prion protein hucresel: normal hucre prion proteini
PrPsc protein scarpie-like: anormal prion proteini diye de tanim yapmis sonuna

benim bildigim kadariyla bu yanlis sekil almis proteinler beyinde olusunca baska proteinlerin de seklini degistirip gitgide ilerleyen bir hastaliga sebep oluyorlar. bazi prion proteinlerinin et urunlerinden de alinabilicegi yonunde teoriler var ama bu konudaki bilgim kisitli, kanitlanip kanitlanmadigini bilmiyorum. bi ara deli dana diye ortaya cikan hastalik vardi o da bunlardan biri. metnin basi sonu varsa daha iyi aciklanabilir, bu verilen metin pek fazla birsey anlatmiyor senden birsey yapmani da istememis.
0
gerard
(30.05.14)
(1)

Dayanamıyorum, sorucam -Tetanoz antitoksini kaç gün koruyor-

ya ben lan neyse
dayanamıyorum diyorum çünkü adım ruh hastasına falan çıkacak amk. gerçi onlarca insan içinde dahi çok garip hareketler yapan okb hastaları gördüm, herkesin t.şak geçtiği yerde "hastalıktır" dedim, çok normal karşıladım. o yüzden böyle bile olsa durumum ben normal karşıladım, sorayım:-daha önceki ben
dayanamıyorum diyorum çünkü adım ruh hastasına falan çıkacak amk. gerçi onlarca insan içinde dahi çok garip hareketler yapan okb hastaları gördüm, herkesin t.şak geçtiği yerde "hastalıktır" dedim, çok normal karşıladım. o yüzden böyle bile olsa durumum ben normal karşıladım, sorayım:

-daha önceki benzer sorularımda çok yardımcı olan birkaç arkadaş oldu. tatmin edici cevaplar da aldım. onlara ayrıca teşekkür ederim.-

ben 10 gün önce tetanoz aşısı oldum bir de yanında insan kaynaklı immunoglobulin. 500 unite olaraktan.

mına koyim dün gittim yine elimi kestim. nerede olduğunu bilmiyorum, büyük ihtimalle çelik kapıya, apartman kapısına, otobüs kapısına, en kötü ihtimalle sokaktaki çöp konteynırına çarptı. bunlardan biri olduğu kesin.

şimdi bu immunoglobulin -antitoksin- 21 günde yarılanıyormuş.

şimdi benim kanımda hala var mı bu antitoksinlerden? yani şu anda bu mikroptan korunuyor muyum? çünkü 21 günmüş ya yarılanma ömrü? hala kanımda dolaşıyordur değil mi? diğer adı da pasif aşılama. şu anda kısa süreli de olsa bağışık mıyım?
0
ya ben lan neyse
(29.05.14)
sende ciddi okb var yalniz, hatirliyorum bir suru soru sordun bu konu hakkinda. bu kadar korkma, hicbir sey olmayacak. tetanoz asisini oldugun icin vucudun tetanoz girerse yapacagi antibody'yi biliyor artik. immunoglobulin sadece asiyi verdiklerinde vucut hazirliksiz yakalanmasin diye olan bir sey, seni koruyan o degil, kendi vucudun bundan sonraki 5 yil icin.
0
beriberi
(29.05.14)
(1)

Aşıyla birlikte antibiyotik verdiler bu zıt değil mi?

ya ben lan neyse
selamlar,valla hastalık hastası mı dersiniz, takıntılı mı dersiniz bilmiyorum. 3 seferdir alakalı sorular soruyorum, o yüzden dedim :)şimdi ben tetanoz aşısı olurken yanına bir de antibiyotik verdiler.e şimdi tetanoz aşısının içinde bakteri var, -toksoidmiş ne demekse- antibiyotik kullanınca bu aşıy
selamlar,

valla hastalık hastası mı dersiniz, takıntılı mı dersiniz bilmiyorum. 3 seferdir alakalı sorular soruyorum, o yüzden dedim :)

şimdi ben tetanoz aşısı olurken yanına bir de antibiyotik verdiler.

e şimdi tetanoz aşısının içinde bakteri var, -toksoidmiş ne demekse- antibiyotik kullanınca bu aşıyla beraber aldığım ölü ya da zayıf bakterileri de öldürmüş olmuyor muyum?

ee gitti o zaman bizim bağışıklık?

yav az önce gittim doktoruma sormaya koca hastanede bir tane var zaten. perşembe yokmuş doktor. biri bana açıklasın şunu yahu.

dipnot: gerard, içince bokunu çıkaran arap ve superiora özel teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(22.05.14)
Selamlar, size uygulanan tetanoz aşısında zayıflatılmış bakteri yok, onun yerine sizin de bahsettiğiniz toksoid adı verilen ve yine tetanoz etmeni bakteriler tarafından üretilen fakat bağışıklık sistemini yormaması için kimyasal olarak muamele edilmiş toksin molekülleri (hastalığın asıl kaynağı) yer almakta. Böylece vücut savunması bakteri görmüş gibi cevap vermiş oluyor. Şu durumda aşı ile antibiyotiğin birlikte kullanımında aksi bir durum olmayacaktır diye düşünüyorum.

Okuma bölümü =)

Toksoid'in eş kavramı anatoksin olarak geçiyor,açıklaması şurada: tr.wikipedia.org

en.wikipedia.org
0
superior
(22.05.14)
(2)

Disney subliminalleri

ya ben lan neyse
belli ki bilinçli olarak yerleştiriliyor çizgi filmlere falan. ama neden? dan brown un kitaplarında bashettiği gibi "piçlik olsun" diye mi? yoksa gerçekten bir amaca mı hizmet ediyor?
belli ki bilinçli olarak yerleştiriliyor çizgi filmlere falan. ama neden? dan brown un kitaplarında bashettiği gibi "piçlik olsun" diye mi? yoksa gerçekten bir amaca mı hizmet ediyor?
0
ya ben lan neyse
(21.05.14)
bence piçlik olsun diye. bilinçaltımıza yarak resmi kazınmış olsa ne olacak amk.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(21.05.14)
evet bilinçli yerleştiriyor. çünkü "seks" sistemin devamı için çok önemli bir enstrüman. "consumerism and sexuality" başlıklarındaki makalelere bakmanı öneririm.
0
calucifer
(21.05.14)
(5)

Antibiyotik antikorlara zarar verir mi?

ya ben lan neyse
hani bağırsaktaki faydalı mikroplara zarar verebiliyor ya.x hastalığına karşı vücudun ürettiği antikorlara da zarar verir mi?
hani bağırsaktaki faydalı mikroplara zarar verebiliyor ya.

x hastalığına karşı vücudun ürettiği antikorlara da zarar verir mi?
0
ya ben lan neyse
(20.05.14)
Kısacası hayır. Antibiyotikler genelde biyolojik sistemlere etki eder, antikorlar bu kapsamın dışındadır.
(Biyolojik sistemlerden kastım bakteri vb.)
0
superior
(20.05.14)
ilac olarak kullanilan antibiyotikler(yani eczanelerden alinanlar) sadece bakterilere zarar verip, insanlara zarar vermeyen antibiyotiklerdir.

Teorik olarak hem bakterileri hem de insan hucrelerini olduren antibiyotikler var. misal zeocin, ama bunlarin etki mekanizmasi ve zarar verdigi sistemin antikor'da olup olmadigi da onemli. sonucta insan vucudundaki tum hucreler birbirinin aynisi degil.
0
icince bokunu cikaran arap
(20.05.14)
hayir antibiyotik anti-biyotiktir. yani yasayan seyleri oldurur. virusleri de oldurmez.

antikorlar proteindir. vucudunun savunma amacli urettigi, sonra kana saldigi proteinler. antibiyotiklerin ne senin hucrelerine, ne antikorlarina bir etkisi olur. faydali bakterilere zarari vardir cunku faydali bakteriyle zararli bakteri arasindaki farki analyamaz antibiyotik; bakteri bakteridir der oldurur. ama senin okaryotik hucrenle prokaryotik bakteri arasindaki varki algilayabilir.
0
gerard
(20.05.14)
antibiyotik ile antikor tamamen alakasız.
0
vendorth
(20.05.14)
antikorlara herhangi bir zarar vermez ama insan vücudundaki normal hücrelere zarar verebiliyor. yan etkiler neden ortaya çıkıyor sanıyorsunuz?
0
fayfim
(20.05.14)
(1)

Yaralı parmak seğirmesi -Çok korkuyorum duyuru-

ya ben lan neyse
3 gün önce elimi bıçakla kestim, sonra hindistan ceviziyle uğraştım baya. o yaralı parmak hindistan cevizinin en dış kabuğuyla baya uğraştı.elimi yıkadıktan sonra yara bandıyla sardım ve oraya buraya değmesin diye hep havada tuttum. dün de öyleydi.bugün yaralı parmağım 4 saniyede bir seyiriyor. kend
3 gün önce elimi bıçakla kestim, sonra hindistan ceviziyle uğraştım baya. o yaralı parmak hindistan cevizinin en dış kabuğuyla baya uğraştı.

elimi yıkadıktan sonra yara bandıyla sardım ve oraya buraya değmesin diye hep havada tuttum. dün de öyleydi.

bugün yaralı parmağım 4 saniyede bir seyiriyor. kendi kendine oynuyor. durduramıyorum.

parmağı kestikten 30 saat sonra acile gidip aşı oldum. aşıyla birlikte immonuglobulin yaptılar.

bundan 3 sene önce de tek doz aşı olmuştum.

gerçekten şu anda çok korkuyorum. acaba tetanoz mu başlıyor? çünkü en çok toprakta oluyor ve ben daha önce sadece 1 kez yediğim bir toprak ürünü olan hindistan cevizinin tadını merak ettiğim için ölmek istemiyorum.

o parmağı kesildikten sonra mikrop kapmasın diye havada tutarak bilgisayar falan kullandım işte. ondan mıdır acaba?

hakikaten şu anda tablodaki hissiyattayım.
0
ya ben lan neyse
(19.05.14)
Aşı bile olmuşsunuz, bence devamlı kafaya taktığınız ve devamlı havada tuttuğunuz, gergin halde olduğu için seğiriyor.
0
whoosie
(19.05.14)
(5)

Bu caps de ne demek istemiş?

ya ben lan neyse
iki saattir bakıyorum anlamadım. yorumlardan da anlamadım.http://www.incicaps.com/c/1eg75552f/
iki saattir bakıyorum anlamadım. yorumlardan da anlamadım.

www.incicaps.com
0
ya ben lan neyse
(19.05.14)
benfica 8. seferde de uefa finalini kazanamadı.
0
dzingis
(19.05.14)
benfica futbol takımı 52 yıldır finallerde (uefa avrupa finali gibi) galip gelip kupa alamıyor...
0
nasilya
(19.05.14)
Bu yıl da finale kadar geldiler iki kupada, birini kaybettiler muhtemelen diğerini de kaybedecekler.
0
tok oldugumuz halde yaftalar yiyoruz
(19.05.14)
çooook uzun zaman önce takımı başarıdan başarıya koşturan BELA isminde bi teknik direktör arkadaş zam istiyor. yönetim "mal mısın amk" diyerek reddediyor adamın teklifini. adam da bırakıyor benfica'yı, "burnunuz boktan kurtulmasın inşallah, 100 sene şampiyon olamayın avrupa'da" tarzı bi şey söylüyo.

ve benfica zoru başarıp, 8-10 kez finale yükselse de kazanamıyo hiçbirini. normalde yani en ama en kötü final takımı bile 8 kez yükselse 2 tanesini 3 tanesini alır.
0
pescador
(19.05.14)
Benfica'nın finallerde sürekli kaybetmesi bi lanet olarak adlandırılıyor.

www.goal.com

tr.wikipedia.org
0
hottamale
(19.05.14)
(7)

Kedi sorusu

ya ben lan neyse
bu kediler hep sinirli gibi duruyor. hakikaten seviyorlar mı sahiplerini?aylar sonra sahibini gören kedi vs köpek videosunu bilirsiniz hepiniz.belki de bu kediler sadece yemekleri var diye duruyor evde?
bu kediler hep sinirli gibi duruyor. hakikaten seviyorlar mı sahiplerini?

aylar sonra sahibini gören kedi vs köpek videosunu bilirsiniz hepiniz.

belki de bu kediler sadece yemekleri var diye duruyor evde?
0
ya ben lan neyse
(19.05.14)
gerçekten seviyorlar.

sahibi evden gittikten sonra yemeği, suyu vs her şeyi önünde olmasına rağmen oyuncağı ile onu arayıp ağlama görüntüleri olan video dolu internette, hatta videodaki adam ''bu yeme içme kaynağı olarak görmelerinden ziyade bariz özleme'' tadında bişiler de diyor

www.youtube.com

bir de ilgilenmekle alakalı.
ben çocuk gibi sürekli ilgilenir, oynatır , emek veririm kedime, o da ben tuvalete girdiğimde bile arkamdan ağlar.

annem hiç ilgilenmez onu hiç sallamaz.
0
neferkitty
(19.05.14)
kediler sahiplerinden çok evini seviyor, evlerine çok bağlılar.
baktığım bütün kediler çok sevdi beni ama. sokakta baktığım bir kedim vardı, peşimden hiç ayrılmazdı, bir kere kucağıma atlamıştı. evde baktığım kedim de uyuduğumda yatağıma çıkıp üstümde gezer, uyandırır oyun oynardı benimle, ayağıma falan atlardı :)
0
rock n roll
(19.05.14)
youtu.be

özet: adamlar deneyini yapmış kanıtlamış, 20'nin üzerinde kediyle. konuşmaları dinlersen sevgiye karşılık vermiyorlar diyor. aksini kanıtlayan varsa koysun onun videosunu izleyelim.
0
icim urperiyor
(19.05.14)
evi seviyorlar kısmına da inanmıyorum ben, kediyi yazları 3 aylığına yazlığa götürüyorum. yanında ben olduğum sürece, her koşulda sevgi dolu bir kedi, bazen 1-2 günlüğüne evde tek başına kaldı mı, maması suyu olsa bile küsüyor, o aylar sonra eve gelenin kucağına atlamaması o yüzden. kitosu ne zaman 2 gün falan görmesem, tekrar buluştuğumuzda yüzüme bakmaz ilk, ben sırnaşır sevimlilik yaparım, sonra 2 günlük sevilme ihtiyacını alana kadar bırakmaz pırr pırr sevdirir gerekirse kafamın tepesine oturur ama yapışır ayrılmaz. ben evden çıkarken de maması suyu her şeyi tam olmasına rağmen kapının önüne yatar kapının açılmasını engeller, hele sabahları okula giderken uzun saatler evde olmayacağımı bildiği için ben dışarı çıkarken hem kapının önüne serilir post gibi hem onu kenara çekip kapıyı açtığımda bacağıma yapışıp miyavlar. halbuki ev duruyor durduğu yerde, maması da mama kabında.
bir de benim salak kedim yazları yazlığın bahçesine çıkarıyoruz, komşu evdekiler de sokak kedilerine kuru mama koyuyorlar, karnını da orda doyurmaya başlamıştı, evdeki mamayı yemiyor evdeki kuma sıçmıyordu, sadece gelip saatlerce kendini sevdirip güneş batarken hava hafif serinleyince yine kendini dışarı atıyordu. çok da memnundu, ama yazın sonunda kutusuna koyup bu eve getirdik, hiç huysuzluk etmedi. bir de yazlıktayken ben bi kaç günlüğüne başka yere gittiğimde eve gelip her yeri dolanıp beni bulamayınca kendini sevdirmeden fıydırıp gidiyormuş mesela.
0
alice practice
(19.05.14)
köpekler, sahiplerine karşı tavrını tamamen değiştirir. kendisinden farklı bir türle anlaşmaya çalıştığının bilinciyle hareket eder, ona göre davranışlarını şekillendirir, aslında olduğu gibi davranmaz diyebiliriz.

kediler, köpeklerin aksine bizi farklı bir tür olarak değil de kedilerle olan ilişkileri neyse bize de o şekilde yaklaşırlar. sadece biraz büyük görüyorlar tabii.

sevgi olarak da tam sağlıklı bilimsel çalışma yapılmış değil konuyla ilgili ancak tabii ki onlara karşı nasıl davranıyorsan o da sana aynı şekilde karşılık verir. diğer kedilere, annesine...vs nasıl bağlı olabiliyorsa, sana da o şekilde sevgi besleyebilir. köpeklerle olan bariz farkı da bu zaten. köpekler, sahibinin, gerçekten kendi sahibi olduğunun bilincinde, kedilerde böyle bir şey yok. bu yönden baktığında kedilerin sevgisi daha doğal geliyor bana. çıkar ilişkisi yok mu? var biraz ama bu, olaya doğallık da katıyor.

@icim urperiyor, kanıtlanmış herhangi bir şey yok o deney sonucunda. köpeklerle kedilerin farklı özellikleri vardır. onları aynı türden kabul edip böyle bir deneyde kullanmak mantıksız biraz. köpekler sahiplerine bağımlıdır, bu şekilde bir sevgisi vardır, kedilerdeyse biraz daha arkadaş seviyesinde, başına buyruk bir tutumla beslenmiş sevgi mevcut. bu ikisine aynı türden hayvanlarmış gibi yaklaşıp da deney yapmak herhangi sağlıklı bir sonuç vermez bize.
0
tonoto
(19.05.14)
Eve bağlılık evet ama sahiplerini sevdiklerine inanıyorum. Kendi oğullarımdan örnek verecek olursam. Bir tekirim var 30 günlüktü aldım besledim ben büyüttüm.

Şimdi sabahları işe giderken kapının önüne atıyor kendini, feryat figan koparıyor sanırsınız kediye işkence ediyoruz. Hep ona top falan atıp evden kaçıyoruz. Akşam geldiğimizde eve beni görür görmez üstüme atlıyor. Hoş kim görse o kedimi "köpek gibi" diyor. Gece koynumdan başka yerde uyumaz mesela. Erken uykusu gelirse gelir direk kucağıma yatar, ve birlikte yatmamızı bekler. Bir de ben şehir dışındayken, odama girip bağırıp çağırıp aranıyormuş ve hep odamın kapısının önünde yatmış. Böyle manyakları çıkabiliyor.

Bir diğer kedim mesela, sadece annemin kucağında yatar. biz kucağımıza alalım durmaz, annemi görünce delirir. O da anneme aşık.
0
nevsenev
(19.05.14)
@tonoto

insanla hayvan karşılaştırılınca sıkıntı yok, kediyle köpek olunca mı sıkıntı?

zaten karşılaştırılan da kedi köpek falan değil, davranış sadece. kendilerine 'beni seviyon mu?' diye soramadığımız için davranışlarını yorumlayabiliyoruz. sonucu da bu, sevmiyorlar.
0
icim urperiyor
(19.05.14)
(4)

Anaflaktik şok durumunda hastaneye yetişilirse kesin kurulunuyor mu?

ya ben lan neyse
hasta anaflaktik şok geçirdi, hastaneye yetiştirdiler. kesin kurtulmuş mu oluyo hasta? allerjiyi gidermek için hastaya ne veriliyor? nasıl işlemler yapılıyor?
hasta anaflaktik şok geçirdi, hastaneye yetiştirdiler. kesin kurtulmuş mu oluyo hasta? allerjiyi gidermek için hastaya ne veriliyor? nasıl işlemler yapılıyor?
0
ya ben lan neyse
(19.05.14)
alerjiyi gidermek için ne yapıyorlar bilmiyorum ama nefes alsın diye boğazına ağzından hortum sokuyorlar. daha ağır ya da geç kalınmış durumlarda boğazını kesip oradan da hortum soktuklarını duymuştum. doğru mudur bilmiyorum.
0
alperz
(19.05.14)
her zaman kurtulmayabilir, zamanlama ve anaflaksinin seyri önemli.

bronkospazm, laringospazm geliştiyse ve spazmı çözemezlerse ki anında müdahele gerektiren şeyler bunlar hasta ölebilir.

alerjinin de tiplri var her alerji anaflaksi değildir.
0
neferkitty
(19.05.14)
endotrekal tüp ağzı dili şişmiş de nefes alamıyorsa takılabilir.
epinefrin ve antihastaminik standarttır siye biliyorum ama doktor değilim ahkam kesmeyim.
kesin diye bişey yoktur tıpta.
0
niye ama
(19.05.14)
tedaviye dirençli anafilaksi de olabiliyor. ancak hastane dışında gelişmiş bir olayda ne kadar hızlı gelinebildiği önemli. ne kadar erken gelirse kurtulma şansı o kadar fazla.
0
vendorth
(19.05.14)
(3)

Tetanos aşısı olmalı mıyım?

ya ben lan neyse
yaş 26. çocukken birkaç kere olduk ama ne aşısıydı bilmiyorum.en son 3 sene önce 1 doz tetanos aşısı olmuştum.şimdi elime dar ama derin bir yara açtım bıçakla. hindistan cevizini kırmaya çalışırken oldu. bi bakayım şu hindistancevizi nasıl bir zıkkımdır diye...yaranın genişliği susamın yarısı kadar
yaş 26. çocukken birkaç kere olduk ama ne aşısıydı bilmiyorum.

en son 3 sene önce 1 doz tetanos aşısı olmuştum.

şimdi elime dar ama derin bir yara açtım bıçakla. hindistan cevizini kırmaya çalışırken oldu. bi bakayım şu hindistancevizi nasıl bir zıkkımdır diye...

yaranın genişliği susamın yarısı kadar ama derin. bıçak paslı değildi. dün batırdım. olayım mı aşı? 3 sene önce olduğum 1 doz aşı beni kesin korur mu?

boğaz ağrısı ve hafif kas ağrısından dolayı sormak istedim.
0
ya ben lan neyse
(18.05.14)
tetanoz aslen metalden değil topraktan bulaşır. paslı demir hikayesi, dışarıda kalmış oksitlenmiş metaller de toprak teması dolayısıyla bakteri taşıyabileceği içindir. evdeki bıçaktan bişeycik olmaz.
0
inthechaos
(18.05.14)
bisey olmaz. bizim annelerimiz her 5 senede bir tetanoz asisi mi oluyordu, devamli mutfakta ellerini keserler, bicerler bir sey olmaz. tetanozu her 5 yilda bir yaptiriyorduk galiba.
eger icinize sinmiyorsa gidip yaptirin yine de. icinizi sikacaginiza gidin asiyi olun bitsin gitsin :)
0
beriberi
(18.05.14)
Iki yıl önce elimi cam kesti. Tetanos aşısı oldum. Geçenlerde ayağıma paslı çivi battı gittim acile yine. Tetanos dedim. Sen olmuşsun 5 yıla kadar gerek yok dediler. Pansuman yaptılar sonra devam.

Evet sakarım.
0
canercuxy
(18.05.14)
(25)

Kaşar Peyniri - Muz - Magnum

ya ben lan neyse
selamlar,eskiden bunlardan hiçbiri bizim eve girmezdi lan. ekonomik seviyemiz de hemen hemen aynıydı.türkiye mi zenginleşti? bunlar mı ucuzladı? şimdi çok şükür ulaşabiliyoruz bunlara.sadece bunlar değil tabi bunlar akla gelenler.edit: şu konuya akp yi karıştırmasak arkadaşlar? ben 20 yıl öncesinden
selamlar,

eskiden bunlardan hiçbiri bizim eve girmezdi lan. ekonomik seviyemiz de hemen hemen aynıydı.

türkiye mi zenginleşti? bunlar mı ucuzladı? şimdi çok şükür ulaşabiliyoruz bunlara.

sadece bunlar değil tabi bunlar akla gelenler.

edit: şu konuya akp yi karıştırmasak arkadaşlar? ben 20 yıl öncesinden bahsediyorum.
0
ya ben lan neyse
(13.05.14)
hem ülke zenginleşti, hem ulaşılır hale yaygın hale geldiler.
ama ekonomimiz şişmiş bir balon bence orası ayrı.
0
basond
(13.05.14)
bunlarin satin alma algisi farkliydi.

ben de cocuklugumda kasar peyniri muz falan aldigimiz cok nadir hatirlarim. hele ki muzu sadece misafirlige gelenler getirirdi. aslnda bence eskiden de cok pahali degildi ama erisim sinirliydi diyelim. simdi her yerde satiliyor. bim falan ananas satiyor mesela. eskiden ananasi sadece luks semt manavlarinda gorebilirdik.
0
exlibris
(13.05.14)
bunlar pahalı şeyler değil ki? statü sembolü filan hele hiç değiller.
0
mea maxima culpa
(13.05.14)
bunların dağıtımı arttı, maliyetlerinin düştüğünü sanmıyorum ama tüketimleri arttığı içinfiyatları da ucuzladı diye düşünüyorum.
-psikolojik lüks olmaları algısı da kırılmıştır artık sanırım-
0
tresrichesheures
(13.05.14)
magnum için: (bkz: glikoz şurubu)
0
baldur
(13.05.14)
Olum şaka mı yapıyorsunuz? Bu saydıklarına dar gelirli kişiler bile ulaşabilir. Kaşar demiş muz demiş magnum demiş bunlar pahalı/ulaşılamaz şeyler değil ki. Ulkenin zenginleştiği yok, olsa olsa bu ürünler eskiden pahalıysa şimdi ucuzlamıştır çeşitli nedenlerden dolayı.
0
royal
(13.05.14)
pazarın genişlemesi bence.
muz pazarı türkiye de yeni yeni oturmaya başladığı dönemlerdi onlar.
magnum ise yeni abur cuburların çıktığı,yeni tüketim dönmeine girmişti.
şimdi bir sürü markanın bir sürü çeşit abur cuburu var.
kaşar peynir için ise yorumum yok.

+ okuduğunuzu mu anlamıyorsunuz ? diyor ki bir zamanlar pahallıydı evet beni çocukluğumda da 5 gün max yiyorsam 1 gün belki magnumdu.şuan öyle olmayabilir ama o zaman öyleydi.
0
blmnrvs
(13.05.14)
sanirim akp yi ovmemizi istiyorsun.

akp cok re-ro-re-ro


ona bakarsak, 100 yil once kimsenin evinde renkli televizyon yoktu, kimsenin cebinde telefon yoktu, simdi herkeste var ? ekonomi iyiye gittigi icin olmali, haklisin. :(

budut: tv ile muz nasil bir olur ? (iktisat 101 giris)

renkli televizyon ilk ciktigi donemler turkiyede sayili kisilerde, zenginlerde vardi muhtemelen cunku uretimi, ihracati azdi, uretildigi bolgeden kendin ithal etmen gerekiyordu, turkiye gibi 3. dunya ulkesi ancak avrupa ve amerika nin ihtiyac fazlasini ithal edebilir, muz da ayni boyle oldu.

alim gucumuz hala ayni, etrafiniza bakin, asgari ucretle calisipta cebinde iphone 5s ile gezen bir suru insan var, yasam kalitesini dusurerek sacma sapan ithal urunlere para harciyorlar.
0
grimer
(13.05.14)
40 yaş veya üzerisiniz herhalde? muz'un lüks olduğu dönem o zamana denk geliyor çünkü. gümrük anlaşmaları, kotalar ve daha nicesi yüzünden muz lüks görülüyor. ondan sonra tabii bunlar ülkeye daha rahat girmeye başladı. fiyatları düştü vs..

benim babam, geçimi sağlamak için bir dönem ek iş yapmak zorundaydı. işten çıkıp, sonra gece 12'ye kadar bilet saatığını falan hatırlıyorum ben çok küçükken. şimdi 26 yaşındayım bizim o maddi durumumuza rağmen hiçbir zaman muz ya da kaşar peynirinin lüks olduğunu hatırlamıyorum.

magnum ise çocuk harçlığı göz önüne alındığında lükstü tabii. hani o konuda fiyat ve büyüklük karşılaştırılması yaptığı için daha ucuz olan cornette en pahalı alternatif oluyordu benim için.

türkiye'nin zenginleşmediğine eminim fakat borç ile dönen değirmende bir "oha galiba paramız var" algısı var tabii.
0
nawar
(13.05.14)
@grimer: he amk. babam cimriydi sonradan açıldı.

tv ile muz nasıl bir oluyor bi açıkla da iktisat bilgimiz artsın? muzun yeni versiyonu çıkınca muz ucuzluyor mu?

edit: cevabını kendin veriyorsun işte. "üretim arttı." demek ki senin dediğin gibi babamın tutumu ya da iktidarın çalışmaları etkili değilmiş. bildiğin bakkal hesabıymış.
0
🌸ya ben lan neyse
(13.05.14)
türkiye zenginleşti kardeşim, bunlar eskiden lükstü, asgari ücret bundan 15 yıl evvel 200 milyon civarındaydı ama bu ürünler hep bu banttaydı. eskiden her bakkalda yok muydu, salam sucuk yada sosis. pazarlarda muz yokmuydu vardı ama nasıl alırdın 2 tane muz alırdın. şimdi 2 kilo muz alsan koymuyor. bunun mimarı akp mi tabiki değil, akp koyun sürüsünü bile güdemez. bunun mimarı kemal derviş dir. acı reçeteyi kestiğinde özel sektörün anası ağladı, çok banka batmak durumunda kaldı ama olması gereken buydu ve şu anda kaymağını yiyoruz.
0
pinman
(13.05.14)
şimdi işin akp/siyaset kısmını falan geçicem, o beni bağlamaz.
ama cevaben;
özal zamanından önce millet kaçak marlboro içer ve paçalara saklardı.
çünkü yoktu, alım gücüyle alakalı değil. yoktu ve alınamıyor, bulunamıyordu.
serbest piyasaya geçişle, sonradan herkes içmeye başladı ve biz manyak bir tüketim toplumu olduk. nokta.
0
gece lampulu
(13.05.14)
rekabet arttıkça fiyatlar düştü
kusura bakma ama hala gerçek eski kaşar alamazsınız ekonomik seviye artmadıysa
sadece aynı tadda yapılan daha ucuz versiyonlarını alırsınız

araba gibi, bugün içi tofaştan daha dandik olan duster'a binen de cipim var diyor, rubicon'a binen de.

fakirler için bu ürünlerin muadilleri yapıldı sadece.
Magnum başından beri fakirler için olan bir ürün zaten, haagen dazs, ben and jerry's, baskin robbins alamayanlar içindi, ben bana para versen magnum almam mesela.
0
cruseo
(13.05.14)
hem alım gücü arttı, hem bu ürünler ucuzladı, hem de daha kolay erişilebilir oldular.

mesela benim çocukluğumda hayalim doyana kadar muz yiyebilmekti, siz anlayın artık
0
yemrem
(13.05.14)
(bkz: çin)
0
modesttiago
(13.05.14)
magnum ben kucukken 1.000.000TL idi. o sirada max 25.000TL yada 50.000 TL'ydi. Aradan 15 yil gecmis magnum 2TL, max 1TL sanirim. Okul harcligim da haftalik 500.000TL'ydi sanirim. magnum icin konusursak eskiye gore cok cok ucuz. Pringles da oyleydi mesela. Bunlar bizim zamanimizda bir cocuk icin en ulasilamayacak urunlerdi. Bir iddiaya girilecegi zaman magnumuna yada kucuk boy pringles'ina girilirdi. simdiki cocuklara magnumuna iddaa desen para vereyim git kendine iki tane al derler.
0
crucio
(13.05.14)
bizim eve de eskiden kuru fasulye girerdi şimdi kilosu 12 lira oldu.
o zaman ülke fakirleşti :S
0
kamera motor
(13.05.14)
Bunlar 20-25 yıl önce erişilebilir şeyler değildi. Muz bir memur ailesinin evine belki iki ayda bir girerdi. Magnum piyasaya tam ne zaman girdi hatırlamıyorum (yine 20 yılı var herhalde) ama ilk çıktığında evet, bir dondurma için ÇOK pahalıydı. Kaşar peyniri, çikolata gibi, evin küçük çocuklarının gizlice buzdolabından aşırdığı bir şeydi. Bugünse her yemeğin bir de kaşarlı versiyonu var (ayrı bir tartışma konusu).

Bunların ucuzlamasının başlıca sebebi rekabet. Artık çok sayıda alternatif var.

Önceden parayla bile satın alamadığımız şeylerin olduğunu hatırlatırım. Vaktinde gurbetçi akrabalar yaz tatilinde getirirse ancak görebildiğimiz Snickers bugün 1 Lira (en son öyleydi). Bir zamanlar "Amerika'da kolayı lavabo açmak için kullanıyorlarmış," geyiğini "Vay canına, ne zenginler," diyerek dinlerken, bugün 1 Litrelik Le Cola 1 Liranın altına alınabiliyor (olmalı). Lavabo açıcıdan daha ucuz en nihayetinde.

Ayrıca bu pahalı "statü" nesnelerinin yerini bugün yenileri aldı. Yani hak ettiğinden fazlasını ödeyerek satın aldığımız şeyler hala var.
0
actionary
(13.05.14)
Ben de muz ve çilekle ilgili fikirlerimi şurada dile getirmiştim:

eksisozluk.com

Kapitalizm daha stabil hale gelince, bu ürünlerin de tedariği ucuzladı, fiyatları düştü.
0
saygilarefendim
(13.05.14)
benzer durum kinder sürpriz'de de var. ben çocukken bütün büyüklerime kinder sürpriz diye yalvarırdım, annem kızardı isteme oğlum ayıp derdi. delisi olmama rağmen ancak ayda bir iki kez yiyebilirdim. şimdi markette üçlü halde satıyorlar, kimse dönüp yüzüne bakmıyor. bunun ülkenin zenginleşmesiyle, alım gücüyle vs ilgisi yok. kapitalizmle, vahşi rekabetle ve lojistikle alakası var.
0
sir gawain
(13.05.14)
tayyip kafası da böyle çalışıyor işte; 2003'de 20k genişbant kullanıcısı şimdi oldu milyonlar diyor. bu soru da aynı zihnin ürünü. cevabı da aynı mantık da gizli; eskiden 2003'teydik şimdi 2014'e geldik. kimin sayesinde? tabi ki akp.
0
tuyra
(13.05.14)
magnum glikoz şurubundan, kaşarlar kalite düşürmüş olmaktan kaynaklanıyor büyük ölçüde. yalnız şeyi anlamadım, muz ucuz mu olm ya? yedi liraya aldım ben iki gün önce kilosunu?
0
john lee hooker
(13.05.14)
@tuyra: mına koyim her siki akp ye getirmeseniz olmuyor mu oğlum?

20k internetle muz bir mi? muzun da yeni versiyonları mı çıkıyor? muz 10 sene önce mi icat edildi de şimdi piyasası genişlesin?

sikicem akp yi de yaftalamacı anlayışı da. akp partiyle kafayı yemişiniz olum siz. onlara çatamıyorsunuz çatacak yer arıyorsunuz. defolun gidin onlarla hesaplaşın. ruh hastalığıdır, paraşizofrenidir bu benim gözümde. yat akp-kalk akp-sıç akp-ye akp... sizin yüzünüzden soru sormaya korkak olduk. herkese ajan diyen manyamış bdp liler gibisiniz.

bu dediğim sadece sana değil ha. duyuruda senin gibi olan herkese. bi de yazmışız yukarda ki yapmayın şu manyaklığı...

bu dediğimi ersin karabulut da çizdi, levent kırca da zamanında oynadı. demek ki benim gibi düşünen çok kişi var. cevaplardan bile belli. neresi akp bunun?
0
🌸ya ben lan neyse
(13.05.14)
vaay ne kadar orjinal bir şey bulmuşsun.

(bkz: magnumun pahalı olduğu yıllar)
0
esenboga
(13.05.14)
abi, abiler, agalar, conlorem,

pek sevgili hatta sefkili akpolular

yapmayın etmeyin lan. muzmuş. olm ben memur çocuğuyum. yaşım da var iyi kötü. (olmayaydı iyiydi çok isterdim 92li olmak ama maalesef var işte emikö) velhasıl, bizim arabamız vardı. (arabayı almak çok zordu bak. ona bi itirazım yok. kartal vardı ve iki aile ortak almıştık.) ve o arabaya doya doya doya doya doya doya binebiliyorduk lan. baya bildiğin gezebiliyorduk. arabayla türkiyenin nerelerine gittik saysam inanmazsınız. onu da geçtim,

et

yiyorduk abi. baya bildiğin alabiliyorduk. et şimdiki gibi pahalı bir şey değildi. pirzola falan yiyebiliyorduk. dar gelirli yine yiyemiyordu ama şimdiki kadar da değil yani. bi de onun da dışında, benim aklımın yetmediği,

bir yerde çalışınca insan yerine koyuluyorduk. üniversite okumak bile yetmez, yüksek lisans yapman lazım ki 1200 tl ye işe girebilesin muhabbeti yoktu.


bi de onu bunu falan boşver de, insanlık vardı lan. dostluk vardı. arkadaşlık vardı. komşuluk vardı. çanakkaleye gitmiştik (arabayla lan ne sandın) bi tane dayı görmüştük yaşlıydı adam balıkçıydı falan muhtemelen kulübede yaşıyordu biz de oturup yemeği yiyecek yer arıyorduk. pirzolalı bulgur pilavı vardı hep beraber yemiştik doymuştuk falan. herneyse saçmalamış olabilirim siz akıllı ekonomik ve siyasi argümanlarınıza devam edin. bana beyin bedava.
0
pusula
(13.05.14)
(2)

Torrentte coşucam ama tırsıyorum.

ya ben lan neyse
eskiden olsa hayatta tırsmazdım.ama malumunuz internet çepeçevre kuşatılmış.şimdi bu davetiyelerle çalışan torrentlerden birine üye olup koştursam, 24 saat upload-download yapsam taraklara gelir miyim?ne bileyim eser sahibinin şikayeti olur, fişleme olur, takip edilme olur, hapis olur, olur da olur.
eskiden olsa hayatta tırsmazdım.

ama malumunuz internet çepeçevre kuşatılmış.

şimdi bu davetiyelerle çalışan torrentlerden birine üye olup koştursam, 24 saat upload-download yapsam taraklara gelir miyim?

ne bileyim eser sahibinin şikayeti olur, fişleme olur, takip edilme olur, hapis olur, olur da olur...
0
ya ben lan neyse
(11.05.14)
bişey olmaz.
0
eksi sozlukte eksiyen adam
(11.05.14)
burası türkiye bi cacık olmaz. zamundada terabaytlarca uploadım var birşey olduğu yok.
0
cetoxim
(11.05.14)
(5)

Yüksek lisansla askerliği ne kadar erteletebilirim?

ya ben lan neyse
selamlar,hani lisansta 29 yaşına kadar erteletme olayı var...şimdi yüksek lisansta nasıl oluyor bu?belli bir yaşa kadar öğrenci olduğun müddetçe kaç yıldır öğrenci olduğun önemli olmadan erteletebiliyor musun?yoksa -sallıyorum- 3 sene yl de öğrenci isen 4. yıldan itibaren -yaş önemli olmadna- ertele
selamlar,

hani lisansta 29 yaşına kadar erteletme olayı var...

şimdi yüksek lisansta nasıl oluyor bu?

belli bir yaşa kadar öğrenci olduğun müddetçe kaç yıldır öğrenci olduğun önemli olmadan erteletebiliyor musun?

yoksa -sallıyorum- 3 sene yl de öğrenci isen 4. yıldan itibaren -yaş önemli olmadna- erteletemiyor musun?
0
ya ben lan neyse
(11.05.14)
bu soruyu takipteyim.
(erteleyebileceğim kadar erteletme çabasındayım)
0
gonul_isleri
(11.05.14)
yuksek lisansa kayit olunca azami sure(6 donem)+1donemlik, yani toplamda 7 donem, kadar tecilin oluyor. 7 donem sonunda eger mezun olamadiysan okuldan atilmiyorsun ama tekrar tecil ettiremiyorsun. eger kaydini aldirip baska bir yuksek lisansa tekrar kayit olursan bir daha 7 donemlik tecilin oluyor. Bu sekilde azami 35 yasina kadar tecil ettirebiliyorsun. 35 yasindan sonra ne olursa olsun tekrar tecil ettiremiyorsun
0
crucio
(11.05.14)
max 35 yaş
0
vendorth
(11.05.14)
35 yaşından sonra cumhurbaşkanı gelse kurtaramaz seni bildiğim kadarıyla
0
tutun kolonyasi
(11.05.14)
3 yıl 3 aydan öteye uzatamazsın..
Kesin bilgi..
0
hayal bilgisi
(11.05.14)
(4)

İngilizce - Almanca - Fransızca - İtalyanca çok mu benzer?

ya ben lan neyse
bazı kelimeler bu dillerde çok benziyor.sanırım bu kelimelerin sayısı da epey fazla. yanlış hatırlamıyorsam aile kelimesi neredeyse 3 dilde family-familya gibi geçiyor.bu, bu ırklara mensup kişilerin birbirlerinin dillerini bizden çok çok daha kolay öğrenebileceği anlamına mı geliyor? geçen 6-7 yaşı
bazı kelimeler bu dillerde çok benziyor.

sanırım bu kelimelerin sayısı da epey fazla. yanlış hatırlamıyorsam aile kelimesi neredeyse 3 dilde family-familya gibi geçiyor.

bu, bu ırklara mensup kişilerin birbirlerinin dillerini bizden çok çok daha kolay öğrenebileceği anlamına mı geliyor? geçen 6-7 yaşında bir kız gördüm videoda. kız alman ama çok güzel ingilizce konuşuyor. sebebi işte bu mu?
0
ya ben lan neyse
(09.05.14)
evet. sebebi o, aynı dil ailesinden olmaları.
0
baldur
(09.05.14)
Almanca-Kuzeydeki diller (Felemenkçe-Norveççe, (Fince değil) vb) ile İtalyanca-Fransızca-İspanyolca-Portekizce kuzen gibi. İngilizce ile Almanca yakınlığı da var. Bunun dışında, şu iki grup aynı aileden ve birçok ortak kelime sahibi olmasına rağmen çok benzer değiller ama tabii ki Türkçe'den daha benzerler. Dolayısıyla bu grupların arasında birbirine geçiş daha kolay oluyor.

Bir Portekizli İspanyolca konuşan bir İspanyolu az çok anlar, İspanyol İtalyanı az çok anlar, İtalyan Portekizliyi az çok anlar. Sonra hepsi Fransızca yazıyı az çok anlarlar, konuşurken biraz daha az anlarlar.
0
aychovsky
(09.05.14)
ingilizce almanca benzer. fransizca italyanca benzer. ingilizce fransizca da cok fazla kelime paylasiyor.

bu arada yazi benzer olabilir ama konusma cok farkli. o kizin anne veya babasi amarigalidir zira almanlar bok gibi ingilizce konusuyor.

bu arada irkla ne alakasi var yav.
0
babamasoliimbananickaldirsin
(10.05.14)
germen dilleri (ing, alm, isv, dan, nor, hol)
latin dilleri (ita, isp, fra, por, romence)

bunlarin hepsi birbirine benzer ayni ailede. latin dillerinden ornek vereyim; italyada yasiyorum, hic ing ve ita bilmeyen ispanyol ev arkadasimla anlasabiliyorduk. 2 ay sonra benden daha fluent konusmaya basladi italyancayi. ayni sekilde portekizli ve romenler de 2 ayda ogreniyor direk kasmadan. ben de 6 ay kassam sakir sakir isp. konusurum diye dusunuyorum. gramer birebir ayni, kelimelerin yuzde 70 i ayni.

kardesim de fransiz dili edb okuyor, onun fransizca kitaplarini okuyunca anliyorum %65 civari (o kelimeler konusulunca bambaska bir seye donustugunden hic bir sey anlamiyorum konusmada, orasi ayri..)
0
no christ requires
(10.05.14)
(4)

Arena-tr davetiyesi olan var mıdır?

ya ben lan neyse
selamlar,ben de bir adet davetiye vardı fakat yollayamıyorum. sanırım bronz üyeler yollayabiliyormuş en az.evinde internet bağlantısı olan, öğretmen bir arkadaşım için davetiye lazım. ben sana yollarım demiştim ama yollayamadım. şansıma değişmiş kurallar.varsa elinde fazla davetiyesi olan hem kendi
selamlar,

ben de bir adet davetiye vardı fakat yollayamıyorum. sanırım bronz üyeler yollayabiliyormuş en az.

evinde internet bağlantısı olan, öğretmen bir arkadaşım için davetiye lazım. ben sana yollarım demiştim ama yollayamadım. şansıma değişmiş kurallar.

varsa elinde fazla davetiyesi olan hem kendi adıma hem arkadaşım adına çok müteşekkir olurum. davetiyenin sizden geldiğini de belirterek.

sağ olunuz.
0
ya ben lan neyse
(09.05.14)
arenada 6 davetiyem görünüyor ama ben de gönderemiyorum. ama turktorrent olursa mail adresini mesaj atarsan yollarım.
0
streak
(09.05.14)
mail adresini verin göndereyim.
0
sanal uyku
(09.05.14)
dostlar talebim geçerlidir. streak hocam sağ olsun turktorrent i bana yolladı. varsa arena-tr arkadaşım için istemeye devam etmekteyim. bulduğumda belirticem.

saygılar.
0
🌸ya ben lan neyse
(09.05.14)
bende de var ama yollamayi denemedim hic bi mail adresi atin ben de deneyeyim.

bu arada tavsiye etmem dizilerden baska bisey yok hepsi de youtibe da var zaten. ama yine de isterseniz denerim.
0
ergenpezeveng
(09.05.14)
(5)

Yarılanma ömrü hesaplama

ya ben lan neyse
selamlar,yarılanma ömrü 21 gün olan bir madde 4 günde ne kadar azalır? bunu hesaplamak için formül neyin var mıdır?
selamlar,

yarılanma ömrü 21 gün olan bir madde 4 günde ne kadar azalır? bunu hesaplamak için formül neyin var mıdır?
0
ya ben lan neyse
(09.05.14)
Yarı ömür = (geçen zaman * ln 2) / ln (başlangıç miktarı/geçen zaman sonraki miktar) ile hesaplanabilir.
0
aychovsky
(09.05.14)
vay amk. lise 1 den sonra matematik görmedim ben hacı. yok mu internette programı falan.
0
🌸ya ben lan neyse
(09.05.14)
Excel'de 3 satır sürer. Kompleks değil o kadar. Yazayım mı?
0
aychovsky
(09.05.14)
hacı sana zahmet olmazsa...
0
🌸ya ben lan neyse
(09.05.14)
bu maddenin eliminasyon kinetiği ile alakalı.
sepia.unil.ch
0
efx
(09.05.14)
(2)

Caps altındaki yorumu anlamadım

ya ben lan neyse
http://www.incicaps.com/c/k1diho8y3/bu linkteki 3. yorumu anlamadım. biri açıklayabilir mi?sağ olunuz.
www.incicaps.com

bu linkteki 3. yorumu anlamadım. biri açıklayabilir mi?

sağ olunuz.
0
ya ben lan neyse
(07.05.14)
"adam diyeceğini demiş"

kelime oyunu yapmış.
0
devilred
(07.05.14)
diyojeni = diyeceğini

ses benzerliğinden espri yapmış sanırım. ben böyle anladım.
0
tescillimarka
(07.05.14)
(10)

Kızlar neden dudaklarını büzerek poz verirler?

ya ben lan neyse
bu soruyu çok samimi olarak cevabını merak ettiğim için soruyorum.ben bekar ve genç yetişkin bir erkek olarak dahi -abazanlığın zirvesinde- tiksiniyorum bu pozlardan. böyle o kızların ağzına ağzına palamut balığıyla vurasım geliyor.seksi olduklarını mı sanıyorlar, farkında olmadan mı yapıyorlar, ned
bu soruyu çok samimi olarak cevabını merak ettiğim için soruyorum.

ben bekar ve genç yetişkin bir erkek olarak dahi -abazanlığın zirvesinde- tiksiniyorum bu pozlardan. böyle o kızların ağzına ağzına palamut balığıyla vurasım geliyor.

seksi olduklarını mı sanıyorlar, farkında olmadan mı yapıyorlar, nedir?

lütfen sadece bana akla yatkın bir cevap...
0
ya ben lan neyse
(06.05.14)
elmacık kemikleri belirginleşiyor makyajda kontürleme falan sadece bunun için var, daha güzel olunduğu düşünüldüğü için
ve bunun ötesinde bir akım haline geldiği için çoğunlukla bilinçsizce
0
sayns
(06.05.14)
v line çene, elmacık kemikleri çıkıntısı ve daha simetrik yüz algısı için. kesin bilgi yayalım.
0
sharon and hope
(06.05.14)
minik donut canavarı +1

o değil de bu kadar düşündüklerini sanmıyorum. gerçi bizdeki erkek aklı. o kadar detaylı düşünemiyoruz bazı şeyleri. fakat çoğu sadece "seksi göründüklerini sandıkları için" ördek surat poz veriyor.
0
nawar
(06.05.14)
onlar cok sevimli olduklarini dusunuyorlar oyle pz verince. kimse de soyleyemiyor. o yuzden bilmiyorlar itici olduklarini. genelde ergen kiz davranisi yalniz.
0
exlibris
(06.05.14)
sanıyorum bu son dönemlerde selfie'nin getirdikleri bunlar, öpücük gönderir gibi fotoğraf çektirme modası. çabuk geçip gitmesini beklediklerimizden... hakkımızda hayırlısı.
0
kaymaktutmayansicaksut
(06.05.14)
elmacık kemiklerini çıkararak kusursuz güzellik algısına yaklaşma çabası olabilir diye düşünüyorum. belki de herkes yapıyor diye yapıyorlardır -herkes tarafından kabul gören iyidir mantığı.
0
legolasin son oku
(06.05.14)
yüz daha zayıf çıkıyor
elmacık kemikleri belli oluyor
dudaklar dolgun gözüküyor.
elbette sevimli değil.
0
blmnrvs
(06.05.14)
kesinlikle mal oldukları için. hem cinslerimin bunu neden yaptığına bi türlü anlam veremiyorum.
0
benimhalaumudumvar
(06.05.14)
Daha verici görüntü verdikleri için daha çok yalakalık çekiyorlar.
0
arnold schwarzeneger
(07.05.14)
dudaklarını büyük göstermek için.
0
baldur
(07.05.14)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.