Giriş
(3)

25 metrekare oda için klima

kizil karga
Nasıl olmalı gücü kuvveti ne olmalı?
Nasıl olmalı gücü kuvveti ne olmalı?
0
kizil karga
(28.06.25)
Şehir, cephe, pencere büyüklüğü, bina ısı yalıtımı da metrekare kadar önemli. Bu soruları cevaplıyorsun kaç BTUlük klima gerekiyor hesaplayan siteler vardı. Bir araştır istersen. Ne uğraşacağım dersen 12.000 BTUlük al, geç.
0
Mirket
(28.06.25)
söylendiği gibi etken fazla ve artık klima almak eskisi gibi ucuz olmadığı için biraz detaylı düşünmek gerekiyor. takılacak yer seninse, orada kalıcıysan, daikin veya mitsubishi heavy min. 12 bin btu, geçici takacağız belki yer bile değiştiririz günü kurtarsın yeter dersen sigma 9 bin işini çözer.
0
bravoteam
(28.06.25)
Şu dikine çalışan cihazlar var, evvelki sene 5000 lira mıydı neydi. Çok da iyi soğutuyor ortalığı.
0
muhayyer divan
(28.06.25)
(6)

Çocuklar neden sürekli

kizil karga
Bağırıyor? Mesela dışarıda 4-5 çocuk bir araya gelmiş oyun oynuyorlar ama sürekli bağırıyorlar, normal bi bağırma da değil bu kafa sesi çıkarır gibi bağırıyorlar bir de, bunu acaba ailelerine yaptıklarında anne babanın onları susturabilmek için istediklerini yerine getirdiklerini fark edince her yer
Bağırıyor? Mesela dışarıda 4-5 çocuk bir araya gelmiş oyun oynuyorlar ama sürekli bağırıyorlar, normal bi bağırma da değil bu kafa sesi çıkarır gibi bağırıyorlar bir de, bunu acaba ailelerine yaptıklarında anne babanın onları susturabilmek için istediklerini yerine getirdiklerini fark edince her yerde bu kozu oynamak için mi yapıyorlar yoksa dünyanın her yerinde böyle mi bu çocuklar her yerde böyle üstüne basılmış plastik tavuk gibi çığlık mı atıyorlar?
0
kizil karga
(26.06.25)
Terbiyesiz olduklari icin.
Tr‘de zaten herkes bagirdigi icin.
0
sonsuz
(26.06.25)
Birbirlerini kopyalıyorlar. Sosyal öğrenme ve taklit var. Ben avrupada bu kadar carlama görmüyorum.(kontrolsüzlük) Toplum olarak sınır koymayı ve çocukları eğitmeyi bilmiyoruz.

not: çocuğu olmayan biri bunu anlayamaz garipser. çocuklar her yerde genelde böyle.
0
mikahakkinen
(26.06.25)
Eğlenceye dalıp kontrolü kaybediyorlar, neredeyse farkında bile değil çoğu, daha ilginci bunu yapan yetişkin arkadaş grupları bile var.
0
mbond
(26.06.25)
Yarı deliler çünkü. Bizim sokakta iki tip var böyle; biri akşamları sürekli apartmandaki babasına sesleniyor, diğeri akşama kadar, apartman zili kavramı yok, annesine sesini duyurmaya çalışıyor. Bu ikisiyle ciddi hasım olasım var.
0
sekizdokuzon
(26.06.25)
Evde baskılanan serbest kalınca ayarı kaçırıyor. Bütün çocuklar böyle değil.
0
encokbenisevinnolur
(27.06.25)
ben de pub'da konserde iki bira içinde, keyfim de yerinde ve arkadaşlarımla berabersem bağıra bağıra konuşuyorum. ortamdaki ses miktarı yüksek olunca yüksek sesle konuşuyorum (neredeyse herkes gibi). hiç farkına bile varmıyorum. sonra boğazım acıyınca anlıyorum.

çocuklar da benzer kontrol ve algı seviyesine sahipler.
etraf gürültü (bunu kendileri yapsalar da), koşuyorlar sürekli, soluk soluğalar, kalp ritimleri yüksek.

satranç oynarken bağırmıyor bu çocuklar, sokakta koştururken bağırıyorlar.

durup dururken bağırıp çağırmaları terbiyesizlikten.
hareketli oyun oynarken bağırmaları duygu ve dürtülerle ilgili.
0
biseysorcaktim
(27.06.25)
(8)

Kas inşa etmek

kizil karga
Çok zor değil mi, zor yani çok zor gibi?
Çok zor değil mi, zor yani çok zor gibi?
0
kizil karga
(25.06.25)
Kas dediğin şey bildiğin et, löp et, yaptığın çalışmalarla ve sonrasında aldığın besinlerle sistemdeki proteine ve karbonhidrata ihtiyaç duyan tüm birimler ihtiyaçlarını giderdikten sonra kalan kalorilerden sıfırdan et üretmeye çalışıyorsun bu kolay olabilir mi? Üstelik sahip olunan kaslar tüm yaşamını konforlu ve sağlıklı geçirebilmen için son derece önemli bir ürünken sistem kas inşa etmene direnç gösteren kas üretmeni istemeyen ve bunu sürekli engellemeye çalışan bir yapı, sen de tüm dirence karşı koyabilecek en akılcı ve doğru sistemlerle çalışıp beslenmek zorundasın, tüm doğrularının en küçük kayıplarla bir araya gelmesi gerekiyor kas alman için, bunca zorluk içinde 1 kilo kas almak bile mucize gibi bir şey.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(25.06.25)
Özellikle karın kası yapmak bayağı insanüstü bir çaba gerektiriyor. Full fit, sağlıklı bir görüntü büyük bir disiplin ve adanmışlık gerekiyor, o yüzden kaslı, sağlıklı insanlara ayrı saygı duyup çekiniyorum. Çelik gibi insanlar neticede.
0
sekizdokuzon
(25.06.25)
cok zor, evet.
0
lemmiwinks
(25.06.25)
cok zor.
mantikli olan, kitlikta seni kurtaracak olan yag. vücut hakli olarak yag depolamak istiyor ama sen hayir!!!! diyorsun.
0
sonsuz
(25.06.25)
zor.
istikrarli olmak lazim.
besin ve uyku da onemli. hatta agirlik kaldirmaktan daha onemli gibi. kas insasinin buyuk kismi uykuda oluyor.
bir de kisayoldan yapan ste roidciler var. ama o riskli ve zararli.
0
ermanen
(25.06.25)
Bir iki yıl süreyle planlı programlı ve bilinçli, çalış, beslen ve yaşa.
Kasın olsun.
Bunun neresi zor?
0
Mirket
(25.06.25)
Modern insan gibi yaşayıp onların kötü alışkanlıklarını sürdürmezsen aslında zor değil.

Ataların gibi yaşa, üzerine bir de egzersiz yap, bukle bukle kasların olsun :)
0
msb
(26.06.25)
belirli bir seviyeye kadar zor degil. ben 1 ay sinav cekince kaslarim belirginlesmisti. ama belirli bir seviyeden sonrasi zor.

cunku vucut icin o kas maliyetli. kullanmadiginda hemen yikiyor kaslari. seviyeyi koruyabilmek icin bile surekli calistirmak zorundasin.

vucuduna karsi bir savas kas gelistirmek. boyle biraktiginda kaybedecegin seylere zaman ayirmaktansa olene kadar seninle gelecek yeni yetenekler gelistirmek, yeni seyler ogrenmek daha mantikli diye dusunuyorum ve zamanimi onlara harciyorum.
0
antikadimag
(26.06.25)
(28)

Süreli mezarlık

kizil karga
Mezarlıkların bu şekilde olması daha uygun olmaz mı? Mesela bi mezarlık 100 sene falan bir ölüye tahsis edilsin sonra zamanı dolunca o mezarlık başka bir ölüye verilemez mi, bir kişi herkesten önce öldü diye sonsuza kadar aynı mezarı işgal mi edicek evler el değiştiriyor arabalar el değiştiriyor mal
Mezarlıkların bu şekilde olması daha uygun olmaz mı? Mesela bi mezarlık 100 sene falan bir ölüye tahsis edilsin sonra zamanı dolunca o mezarlık başka bir ölüye verilemez mi, bir kişi herkesten önce öldü diye sonsuza kadar aynı mezarı işgal mi edicek evler el değiştiriyor arabalar el değiştiriyor mal mülk kimseye kalmıyor ama özellikle büyük şehirlerde insanlar bir mezara yatıp sonsuza kadar orada kalabiliyorlar, her yeri mezarlık yapamayacağımıza göre yeni ölülere yer açabilmek için her mezarın bir süresi olsa olmaz mı, artık ziyaretçisi geleni gideni kimse kalmayınca başkasına yer açılsın, olamaz mı böyle bir şey mantıksız mı?
0
kizil karga
(25.06.25)
iyi de şu an yer olmamasından mütevellit çoğu mezarlık böyle çalışıyor zaten.
0
jelly bear
(25.06.25)
zaten ona benzer bisi var. (bkz: mukerrer defin)
0
buenosdias
(25.06.25)
Bilmiyordum ben iyi olmuş o zaman.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
Abi ben aynı aileden insanların aynı mezara gömülmesinden bahsetmiyorum aslında tam olarak, yani kayıtlara bakılacak mesela 100 seneyi geçmiş tüm mezarlar yeni ölüler için hazırlanacak aile vs ayrımı gözetilmeyecek her mezar herkesin mezarı olabilecek.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
ben ölülerin dikine gömülmesinden yanayım. büyük bir arazi tasarrufu sağlar.
0
yurtsuz john
(25.06.25)
Niye sadece mezar yerleriyle kısıtladın o zaman kendini?

Mülkiyet hakkı 100 seneliktir de. Olsun bitsin.
0
Mirket
(25.06.25)
Mülkiyetin yaşayan insana faydası var mezarın ölüye bi faydası yok o nedenle mezarlıklarla kısıtladım ama gelişime açık bir konu tabii bu.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
Şöyle yapılsa daha iyi olmaz mı?
Eskiden ulaşım imkanları kısıtlıymış, her şehrin köyün yanıbaşına mezarlıklar yapılmış.
Mezar ya da mezarlık konusunda yapılanların çoğunun dinimizle bir alakası yok. Çoğu şaman geleneği.
Mezarlar, şehrin çok dışında ve yapılaşmanın pek mümkün olmayacağı yerlere taşınsın, Mezar yeri satın alma olmasın. Son gelen cenaze, sıra neredeyse oraya defnedilsin ve hemen üzerine bir orman ağacı ve önüne bir küçük plaket dikilsin. 20 sene sonra o bölge orman olsun.
0
Mirket
(25.06.25)
Mirket evet abi bu da güzel bir fikir, mezarlık olayına anlamsız bir önem yüklüyoruz 2 nesil sonra kimsenin hatırlamayacağı bir organizasyon neticede, senin yönteminle ülkeye orman arazisi de kazandırmış olacağız, ziyaret eden yine gelsin etsin mezar taşı olacağına dediğin gibi bir ağaç bir de sembolik plaket oldu bitti, mis gibi.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
arkadaşlar bu kültürde mezarlık ziyareti diye bir şey var. hatta farklı kültürlerde de var. mezar başında dua etmek, duymayacak bile olsa yatan kişiyle dertleşmek, konuşmak. niye sadece ölenleri gömecek yer bitmiş gibi buna çözüm arıyorsunuz?

onca yerleşime, 90 milyona yakın nüfusa rağmen türkiye'nin %90'ı hala kırsal arazi. ölenleri gömecek yer mi bitti?

olaya biraz da duygusal açıdan bakın. ben anamın babamın kabrine gidip dua edip onları anınca huzurlu hissediyorum (aynı kabirde mükerrer defin şeklinde yatıyorlar. şimdi biri ebesinin biri anasının örekesindeki rastgele iki ağaca gidip dua mı edeyim, ya da anamla babamın yanına kim oduğunu bilmediğim bi herifi yatırsınlar, torunumun çocuğu büyük dedelerini büyük babannelerini o herifle birlikte mi ziyaret etsin?

yer kalmadıysa genişle boş arazilere doğru git. her yer boş anasını satayım.
0
kibritsuyu
(25.06.25)
Gereksiz önem yüklüyoruz diyorsunuz ama gidip de insanların tanıdıklarının mezarlarını deşmek çok da akıl karı bir iş olmaz. Neticede herkes konuya farklı yaklaşıyor. Böyle şeyleri teorikte konuşmakla pratiğe dökmek arasında devasa bir fark var.

Diğer taraftan, mezarlıklar aslında zaten zamanla kayboluyor. Dolup başka yere ikinci bir mezarlık açılınca diğeri zaman içerisinde terk ediliyor. Bu alanlar kullanılıyor. Sonsuza kadar kalmıyor aslında.

Bazı mezarlıklar içerisindeki tanınmış kişilere göre, tarihi değerine göre vs. Daha uzun süre korunuyor.

En azından isteyenler için kremasyon yaygınlaştırılsa iyi olabilir.
0
akhenaten
(25.06.25)
Kibritsuyu abi 100 sene sonrasından bahsediyorum ben, yani bi devlet büyüğü değilsek 100 sene sonra kimse ziyaretimize gelmez biraz gerçekçi olalım.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
Şu an bu kadar büyük bir sorun değil.
İleride kırsal alan azalıp, ölü sayısı artınca bir çare bulunur.
0
burfak
(25.06.25)
Yurtdışı bazı islam ülkelerinde usül böyle. Mesela Medine’deki Baki’ mezarlığı en az 1500 yıllık. Tarihi kısmı (bazı sahabe kabirleri) hariç geride kalan yerlerindeki mezarlara her 5 yılda bir yeni cenaze defnediliyor.

Bu biraz din ve kültürle alakalı bir durum. Mesela yurtdışında birçok insan yakılmayı tercih ediyor. Benim bir akrabam var. Amcanın derdi kalıcı bir mezarı olması. Diyor ki “150 yıl sonra torunumun torununun torunu merak ederse mezarımı nasıl bulacak? Yağmur, sel, deprem olur, mezar taşı falan kalmaz…” Yani herkesin bu konuda önceliği farklı.

Mesela Rize’nin birçok yerinde aileler cenazelerini kendi bahçelerine defnediyor…
0
yadigar
(25.06.25)
Yanlış anlaşılmak istemem kişisel ve ofansif bir cevap gibi olmasın ama sıradan bir insanın torunumun torununun torunu beni merak ederse diyerek dünyaya kök salmaya çalışması bence bencillik gibi biraz, dünyanın 8,5 milyar nüfusu var bi bu kadarı da gelip gitmiş, yarısı böyle düşünse işimiz var.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
istanbul’da sur içi addedilen kısımda (fatih vs) iki adımda bir sokak aralarında mezarlıklar var ya da yolun ortasında üçgen şeklinde mezarlık vs. osmanlı mezar taşlarını/şekillerini okuyabilenler anlar belki ama kimin mezarları olduğu da belli değil.

neyse, şehir planlaması pek parlak durumda değil zaten ama ben ailemin mezarında yabancıların defnedilmesini istemem. aynı aileye tahsis edilsin, tüm nesil oraya gömülsün zaten yapılan bir uygulama.
0
deartheodosia
(25.06.25)
cryopreservation da yasak olsun, o zaman.
0
gabe h coud
(25.06.25)
Cryopreservation işlemi kamusal olarak başka bireylerin hakkına girmiyor gibi bi adaletsizlik yok bence ama yaptıranlar için sınıf kini güdeceksek onu da aradan çıkarabiliriz tabii.
0
🌸kizil karga
(25.06.25)
Mezar mülkiyeti kanunu (ya da yönetmeliği) çok kısıtlayıcı. Dedem vefat ettiğinde öğrenince şok olmuştum, vasiyeti annesinin mezarına gomulmekti, bir büyük abisi oraya gömüldüğü için öyle ha diyince olmuyormuş.

Dedemin abisinin çocuklarına ulaşmamizi istediler, onların hepsi de ölmüştü. O zaman torunlarına ulaşın dediler, ama o zaman da o çocuğundan olan tüm torunların imzası gerekiyor dediler. Pratikte aynı mahallede yasamiyorsak bu mümkün değil.

Nihayetinde babaannem imza attı, babaannemin annesi ve babasının mezarına gömüldü. Alternatifimiz 3 saat mesafedeki bir ilce mezarlığına gömulmesiydi.

Sözün özü, ilgili mezara en son gomulen kişi ile bağlantılı yaşayan/yasamayan kişilere tüm mülkiyet hakkinin geçmesi bu durumu yaratıyor.

Burayı esnetseler, kalıcı çözüm olmaz belki ama epey rahatlama olur.
0
encokbenisevinnolur
(25.06.25)
yani şu mesele belki de Türkiye'nin son sıralardaki sorunlarından biridir. Merak etmeyin yıllar önce ölen kimse hakkınıza falan girmiyor. İstanbul'da abbas ağa parkı var mesala.. eskiden mezarmış yıllar içerisinde yok olunca park yapılmış. Bunun gibi yaşadığımız çoğu yer haberimiz olmada zaten mezardır. gelecekte de rant getiren bir yerse o dönemki insanlar bir çaresine bakar. ayrıca biz arap değiliz ki köklü bir mezar/ ölüye saygı kültürü var.
0
jepa
(25.06.25)
Mezarlık meselesi nasıl çözülür bilmiyorum ama artan nüfusla birlikte dünyanın pek çok yerinde bu sorun mevcut. Bu konuda Evrim Ağacı’nın bir videosunu izlemiştim sanki.
0
10551037
(25.06.25)
ya bu niye sorun oluyor ben anlamadım, dünyada 150 milyar insan yaşamış. 5-6 milyarı hala hayatta, 145 milyar insan ölmüş ve bu insanların bedenleri bir şekilde hala dünya üzerinde. hala da gömecek yer var.

yani 100 sene sonra üstüne gömülsün diye kural çıkarmasan bile 500 sene sonra, 1000 sene sonra zaten hepsi yok olacak, o zaman yaşayan adam belki orayı yerleşim yeri yapıp şimdi senin evinin olduğu yeri mezarlık yapacak. bu dediğin kendiliğinden olacak. belki şu anda evimin olduğu yerde 2000 yıl önce toplu mezar vardı. doldukça burası ölü yeri, burası da ölü yeri diye kaplaya kaplaya gitmiyoz ki zaten. bir zaman geliyor, hepsi yok oluyor, tekrar kuruluyor.
0
kibritsuyu
(26.06.25)
Bu teklifime kimsenin yanaşmamasını ve adeta yalnızlaştırılmış olmamı toplumumuzun bu tür konularda duygusal olup rasyonalist olamamasına bağlıyorum ama er ya da geç çözeceğiz bu sorunu, yok öyle deniz gören en güzel mezarları kapıp 200 sene yatmak, kimse kusura bakmayın.
0
🌸kizil karga
(26.06.25)
Yazdıklarınızdan hiç bir yakınınızi kaybetmediğinizi anlıyorum. Değil bunu savunmak aklınıza bile gelmezdi.
0
meraklitursucu
(26.06.25)
Soruya cevap değil, ama şunu getirdi aklıma :)

eksisozluk.com
0
auroraaurora
(26.06.25)
Anlatıyorum anlatıyorum hala "aynısını senin anana bacına yapsalar mutlu olur musun" sorusundan bir adım ileri gidemiyoruz. Ya güzel kardeşim senin ananın babanın mezarına siz hayattayken bir şey yapmıyoruz, sizin çocuklarınız hayattayken de bir şey yapmıyoruz, 100-200 sene sonra sizi kimse hatırlamadığında mezarınıza başkasını gömeceğiz, bu kadar. Siz ölünce çocuklarınız mezarınıza gelecek merak etmeyin, torunlarınız da gelecek ama torunlarınızın çocuğu da gelmesin bi zahmet zaten gelmezler de. Şimdi eğri oturup doğru konuşalım hepimiz en fazla dedemizin mezarını ziyaret etmişizdir, aranızda kim dedesinin babasını anasını amcasını ziyaret etti de böyle hararetle savunuyor anlamıyorum doğrusu. Pes.
0
🌸kizil karga
(26.06.25)
mezarliklar satilmamali kiralanmali +1.

almanya'da 30 yil kiralaniyor. eger 30 yildan sonra tekrar kiralayan cikmazsa mezar bosaltiliyor.
0
sonsuz
(26.06.25)
işte ben de onu diyorum. ben anneannemin annesine kadar ziyaret ediyorum.onun da daha anası babasının mezarının yeri bile belli değil, arasan bulamazsın, ankara'daki iki büyük mezarlık (cebeci ve karşıyaka) arazisi içinde değiller. ankara'nın en eski mezarlığı olan cebeci asri mezarlığı'nın geçmişi 100 sene bile değil (90 sene imiş). 40-50 yıllık bakımsız mezarlar bile dümdüz olmuş. 100 sene sonra muhtemelen geriye hiçbir şey kalmaz. sen süre koymasan da doğa o süreyi otomatik olarak koyacak. o yüzden manevi olarak kimseyi "yakını süreli mezar yerinde yatıyor" düşüncesine sokup üzmenin alemi yok.

1921 yılında ölen anneannemin dedesinin mezarı odtü'nün içinde kaldı mesela, yerini biliyorum ama istesem de gidemiyorum, ormanın bir yerinde yıkılmış köy arazisinde duruyor. tam 104 sene olmuş ve mezar yeri ormanlık arazi içinde hemen hemen kaybolmuş zaten.
0
kibritsuyu
(26.06.25)
(5)

İran İncirlik Hava Üssü'nü vursa

kizil karga
Vurabilir mi vuramaz mı diye sormuyorum, bir gece Türkiye saatiyle gece 3 gibi vursa mesela, ne olur? Mesela 1 senelik süreçte ne olur sizce?
Vurabilir mi vuramaz mı diye sormuyorum, bir gece Türkiye saatiyle gece 3 gibi vursa mesela, ne olur? Mesela 1 senelik süreçte ne olur sizce?
0
kizil karga
(24.06.25)
Ne olacağını bilmek zor. Çünkü Nato kurulduğundan beri X bir devlet Nato üssüne saldırmadı. İncirlik Nato üssü, Katardaki gibi Amerikan üssü değil. Dolayısıyla Nato üssüne bir saldırı anlaşma gereği bütün Nato ülkelerini cephe almaya zorlar.

Ama ne olacağını bilemeyiz çünkü dediğim gibi daha önce hiç Nato üssüne başka bir ülke saldırmadı. Ancak olası senaryolardan biri tüm Nato müttefiklerinin birleşip İran'ı karşısına alması ile başlayan 3. dünya savaşı senaryosu.
0
nuevo
(24.06.25)
ben savaşmam.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.06.25)
Kebap fiyatları artar
0
anon1m
(24.06.25)
doğrudan soruya cevap değil ama yeter artık etrafımızda birilerinin savaştığı.

yıllar önce Suriye'den üst düzey yetkililer, o zaman çalıştığım şirketler grubunu çağırdı. bizim grubun 3-4 şirketinin muadilleri Suriye'de yok ve olması gerekiyor. gelin önce sunum yapın, sonra şirketler kurun dediler. bizim sektörde Suriye'yi ele geçirmiş olacağız. atladık Hatay'a gittik, oradan 3 araba Suriye'ye geçtik. yolda giderken önce polisler, sonra askerler bir kaç kere durdurdu bizi. Arapça bilmiyoruz, tercümanlarımız da abi dur yok bir şey falan diyor. sonra bir öğrendik ki o gün Suriye'de çatışmalar çıkmış. hızlıca döndük geri. o işler yalan oldu.

2014'te Ukrayna'da bir iş bağladım çalıştığım şirkete. türkiye'de olmayan bir sektöre girdik. şirketin cirosu 2-3 kat artacak, karı 5-6 kat artacak. öyle muazzam bir iş. 3 yıllık sözleşmemiz var. ama biz işe başladıktan 3 ay sonra rusya Ukrayna'ya daldı, bizim sözleşme yalan oldu.
0
co2s2
(24.06.25)
iran bize bunu bildirir. asıl hedefi biz olmadığımız için biz de hava harekatı düzenleriz. iran bizi karşısına almak istemez. yani adana da ev fiyatları düşer ama hayat devam eder. depremden sonra ne olduysa o olur.
0
mikahakkinen
(25.06.25)
(4)

Bir eserin türkü olması için

kizil karga
Ne olması lazım? Benim bildiğim şu an mevcut türküler hep eski eserler, mesela bugün istese bi sanatçı türkü yapabilir mi ve o eser türkü olarak kabul edilebilir mi ya da türkü olması için üstünden bi 30-40 sene geçmesi mi lazım?
Ne olması lazım? Benim bildiğim şu an mevcut türküler hep eski eserler, mesela bugün istese bi sanatçı türkü yapabilir mi ve o eser türkü olarak kabul edilebilir mi ya da türkü olması için üstünden bi 30-40 sene geçmesi mi lazım?
0
kizil karga
(24.06.25)
yapar niye yapmasin. 30 yil beklemesine gerek yok. teknoloji ve hizli tuketim cagindayiz. kult olmasi icin 30 yil beklemesine gerek yok 1 gunde bile viral olur. ha kabul gorecegi kitle ve yaratacagi etki bir mahsuni serifin ki gibi olmaz muhtemelen devami gelmez ve 1 ayda unutulur.

folklorik sozler, folklorik enstrumanlar, folklorik temalar ve uygun gamlar ile herkes turku yapabilir.
0
buenosdias
(24.06.25)
kalt bu konuya ufak da olsa değinmişti.
youtu.be

ben de merak ediyorum bunu.
türkü anonim olmak zorunda mı? sanırım hayır çünkü bazı türkülerin sözleri de besteleri de anonim değil.

folklorik olması ve kült olması mı gerekiyor? herkes tarafından tanınıp kült olmasına da gerek yok sanırım.
0
biseysorcaktim
(24.06.25)
Yoo niye ki bu yeni çıktı türkü değil mi işte www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(24.06.25)
Yanıltmış olmak istemem, ancak bununla ilgili bir şey hatırlıyorum. Türkü iki anlamda kullanılıyor biri genel olarak "türkücü" teriminden türemiş, "türkücünün yaptığı müzik" anlamında. Bu biraz anlamı kaymış bir tanım.

Bir de anonim türk müziği anlamında. Bu açıdan anonimlik önemli.

Anonim olmayan "türküler" türk halk müziği içinde değerlendiriliyor. Türkü ise kapsamı çok belirgin çizilmiş bir tanım değil, özellikle hece ölçüsüyle yazılmış anonim halk müziğini tarif etmek için kullanılıyor.
0
akhenaten
(24.06.25)
(6)

Kaleciler

kizil karga
Eğer istenirse başka herhangi bir pozisyonda oynayabilir mi?
Eğer istenirse başka herhangi bir pozisyonda oynayabilir mi?
0
kizil karga
(24.06.25)
David James City'de oynarken kaleden çıkarılıp forvete geçmişti, kaleye de yedek kaleci geçmişti.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.06.25)
oynar. diğer oyuncular da kaleci olabilir aslında.
0
jelly bear
(24.06.25)
Saclarina göre forvet. @kaleci saçlı yırtıcı forvet

Tahminen defansif olur çünkü diğer tarafla alalasi olmasa da defansif bilgileri var. Top dağıtımı da var.
0
logisticsmanager
(24.06.25)
oynamasina oynar'da modern futbolda utopik bir istek olur. en guzel ornegi baris alper yilmaz.

bir macta defansimiz yoktu. baris alper'i almislardi. baktigin zaman fizigi, kuvveti, hizi, patlama gucu, mucadelesi ha tamam 10 numara olur diyorsun. ama o macta pert etmislerdi. futbolda bolge sadece guc, tecrube ile olmuyor. pozisyona gore kas hafizan, pozisyonu suzmen, 3 saniye sonra ne olacagini kestirmen, partnerini taniman, adam paylasimi, ne zaman ileri cikacagin, risk alacagin hepsi bolgeye gore degiskenlik gosteriyor.
0
buenosdias
(24.06.25)
yeni nesil kaleciler artık pas yeteneklerine göre seçiliyor. kurtarıcılık çağı david de gea ile bitti. alisson ederson neuer courtois gibi kalecilerin pas özellikleri neredeyse orta saha top dağıtıcıları kadar iyidir. yani alissonun bileği çoğu futbolcudan daha iyidir.
0
mikahakkinen
(24.06.25)
lisanslı futbolcu istediği mevkide oynayabilir. yeni nesil ayağı iyi kalecilerin çoğu aslında çıksa iyi pivot forvet oynar. alissonun son dakika kafa golü hala hafızalarda
0
cay koy geliyorum
(24.06.25)
(5)

Abdülhamid

kizil karga
En çok toprak kaybeden padişah kendisi eleştirdiğimiz zaman hep bu açıdan eleştiriyoruz ama Abdülhamid bu anlamda gerçekten başarısız bir padişah mıydı yoksa dönemin şartları gereği mi yaşandı bu kayıplar, mesela Abdülhamid yerinde Kanuni ya da Fatih olsaydı farklı politikalarla farklı yönetim karar
En çok toprak kaybeden padişah kendisi eleştirdiğimiz zaman hep bu açıdan eleştiriyoruz ama Abdülhamid bu anlamda gerçekten başarısız bir padişah mıydı yoksa dönemin şartları gereği mi yaşandı bu kayıplar, mesela Abdülhamid yerinde Kanuni ya da Fatih olsaydı farklı politikalarla farklı yönetim kararlarıyla bu kayıp olmayabilir miydi ya da Osmanlı'nın yıkılma süreci bi 200 sene geciktirilebilir miydi yoksa o noktadan sonra Superman gelse yine de farklı bir sonuç olmaz mıydı sizce?
0
kizil karga
(24.06.25)
En cok toprak kaybeden Abdulhamid degil. 1,5 milyon kilometre kare kaybetmis yani bugunku Turkiye topraginin 2 kati kadar yer ancak sonrasindaki surecte 7,5 milyon kilometre karelik bir kayip soz konusu. Abdulhamid tahttan indiginde sirbistan yunanistan falan bagimsiz ama bugunku topraklarinda degil, daha Selanik bizde, iclere dogru bugunku makedonyanin cogu, nerdeyse Novi Pazar denen yere kadar bizde.

Bu arada Abdulhamid'in elestirilmesi meselesinin toprak kaybiyla ilgisi yok. Baskici olmasiyla alakali elestiriliyor. Bugun muhafazakar olarak bilinen Mehmet Akif Ersoy da dahil bunlara.

Abdulhamid geldiginde de gittiginde de devletin durumu cok iyi degil, kendisi politikayla falan idare etmis bir sekilde o kadar sene. Ancak olen olmus zaten cenazesi kalmis. Tabii bunlar subjektif konular. Ancak su gercek var, bizde buyuk guclere direnebilecek bir vaziyet yoktu zaten.

Kanuni'yi bilmem ama Fatih olsa da ne kadar etkisi olurdu bilinmez. Sonucta Abdulhamid doneminde denk sayilabilecek bir durumda degiliz. Vizyonu olan deha biri bile olsa sonuclar benzer olurdu.
0
mbond
(24.06.25)
Abdülhamid sonrası padişahlar kukla padişahlar olduğu için onları Osmanlı'nın bağımsız padişahları olarak kabul etmek mümkün değil, başındaki insanlar ne derse onları yapıyorlardı zaten, Abdülhamid'i kendi kararlarını kendi inisiyatifiyle aldığını düşünerek böyle sordum, yoksa tabii ki sonradan daha büyük toprak kaybedilmiştir, kaldı ki koca imparatorluğu da kaybettiler.
0
🌸kizil karga
(24.06.25)
osmanliyi bir arada tutan sey imparatorluk anlayisi ve ummetcilikti. yani imparatorlukta yer bulan tum halklar ya guc ile ya da ummetcilikle merkeze yani istanbula bagli kaliyordu.

fransiz ihtilali ile tum dunyada bu anlayis degisti. milliyetcilik ve ulus kavrami yukseldi, bundan da en zararli cikanlar imparatorluklar oldu. osmanli bunun karsisinda mucadele etmeyi secti, balkanlarda milliyetcilik cabuk yayildi, oradaki halklar artik "ben yunanim", "ben sirpim" demeye basladi. musluman topluluklarda bu daha yavas oldu, ama yine de oldu, arnavutlar da bu kervana katildi ve imparatorluk icinde her yerde kendini osmanlidan bagimsiz goren ulus bilinci artti.

bu akimda padisah olarak ne yapabilirsin? ya cok sert onlem alip tepelerine binersin, isyanlari bastirirsin. ama bunun icin de ekonomik olarak guclu, dis siyasette ic islerine karistirmayacak kadar korkutucu olursun.

ya da alternatif olarak tum bu uluslar uzerinde yeri gelip iplerini gevsetip, yeri gelip onemli yerlere kendi adamlarini yerlestirip fark ettirmeden toplulugu yonetip, ekonomik olarak stratejik yerleri elde tutup kapitalist strateji ile ve kulturel hegomonya ile bu topraklari bir anlamda elinde tutarsin.

osmanli 1. yolu secti, ve bir yerde nefesi tukendi, ingiltere ikinci yolu secti hala eski cografyalarinda hukum surmese de kulturel ve ekonomik olarak etkin.

ataturk ise ucuncu yolu secti, madem milliyetciligin onu alinmiyor, ummetcilik bile buna engel olamiyor, o zaman biz de "turk milletiyiz ve ulus devletiz" dedi.

gunumuz turkiyesinde hala tartismalarin ana ekseni budur, "ummetcilikten erken vaz gecildi, bu bizi bir arada tutabilirdi" diyenler, yani abdulhamitciler. ya da alternatif olarak "milliyetcilik nedeniyle ummetcilik etkisiz kaldi, islemeyen uzvu keselim, kendimizi turk ulusu olarak tanimlayalim" diye ulusalcilar. hala bunu tartisiyoruz, hala gecmise donup yeniden imparatorluk ve ummetcilik candirmak isteyenler var, diger taraftanda imparatorluk anlayisini kenara birakip ulus devleti elde tutmak isteyenler var.

kisaca ne yapilsa imparatorluk anlayisi yikilirdi da hangi yol daha acisiz olurdu bu tartisma konusu.
0
emrahday
(24.06.25)
Daha iyisi mümkündü diyen de mümkün değildi diyen de haklıdır.
Adam çok zor, kötü bir zamanda yönetmiş ülkeyi. Dış dünya açısından çok zor durumda Osmanlı.
İç dünya açısından da sürekli darbe ve öldürülmek korkusuyla yaşıyor.

Abdülhamit siyasi bir figür oldu o yüzden o konuda tarafsız bir kaynak, yazı bulmak herhalde imkansız.

En çok toprak kaybeden, en fazla savaşa giren, en çok mektup yollayan gibi etiketlere takılmamak lazım bence, doğru bilgiye ulaşmamızı zorlaştırıyor.

“Osmanlı’nın yıkılması” olarak da bakmamak gerek duruma. Aslında ülke aynı ülke. Yönetici, yönetim şekli ve egemenler değişti.

Sen ne düşünüyorsun kızıl karga?
0
michael_knight
(24.06.25)
Not: Osmanlıyı birlikte tutan ümmetçilik değildi. Abdülhamit’e de tekten toprak kaybı üzerinden vurmaya gerek yok. Çok da önemli değil. Ümmetçilik konusunda güneydoğu asyaya varan misyonlarını hiçbir müslüman kazımadı bile abdülhamitin. Osmanlıyı bir arada tutan güçlü merkezi otorite idi. İmparatorluğun son yüzyılında mümkün vergi gelirlerinini %7’si ancak toplamabilir hale gelmişti. Bu zayıflamış ekonomik güçle ümmet değil haşa allah gelse baş edemez. Hele Arapların, ümmetçiliği sallamamasını geçtim türkleri neredeyse müslüman bile saymamasını falan saymıyorum bile.

Uzunca yazdım ama sildim. Sadece konunun ümmetçlikle falan değil 18.yy başında çoktan bozulmuş toprak sistemiyle ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor. Abdülhamit ortalama bir 19.yy despotudur. Önemli bir insan değil. Konu detayı için İsmail Cem’den Türkiye’de Geri Kalmışlığın Tarihi, Doğan Avcıoğlu’ndan Türkiye’nin Düzeni’nin ilk cildi, Stefanos Yerasmios’tan Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye’nin İlk cildini okuyabilirsiniz. Abdülhamit süregelen bir silsile içerisinde ortalama bir tiptir. Zaten gördüğü ilk gerçek mukavemetle yani hareket ordusuyla karşılaşınca tabanları yağlamak durumunda kalmıştır yaratmaya çalıştığı korku imparatorluğu bitince.
0
sanal hayvan
(24.06.25)
(4)

Vegan sporcular

kizil karga
Protein ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor bitkisel proteinler aynı işi görüyor mu?
Protein ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor bitkisel proteinler aynı işi görüyor mu?
0
kizil karga
(20.06.25)
m.youtube.com

Bununla ilgili belgesel var
0
grimavi
(20.06.25)
En optimal şekilde olmasa bile "bir şekilde" çözülebilir. Proteinlerin sistemdeki herhangi bir birimde çalışabilmesi için "tam" aminoasit profiline sahip olması lazım eksikse çalışmaz, bitkisel proteinler eksik aminoasit profiline sahip olduğu için bir kaynak tek başına çalışamaz ama birden fazla kaynağı birleştirirlerse eksik profili tamamlayabilirler ama "miktar" konusunda da bazı sıkıntılar yaşayabilirler, mesela günlük 150 gram protein almak istiyorsa bitkisel proteinlerin biyoyararlılığı düşük olduğu için alacağı öğünün miktarını yüksek tutmak zorunda kalabilirler. Mesela etin biyoyararlılığı %80-90 civarında, yani gelen proteinin kullanılabilirliği bu aralıkta ama bitkisel proteinlerde %50 civarında, yani alınan proteinin yarısını kullanabiliyorlar, öğün porsiyonlanması yapılırken bu noktaya da dikkat ederlerse olabilir yani neden olmasın, dediğim gibi en verimli yöntem kesinlikle değil ama tamamen çalışmayan bir sistem de değil, "abi hiçbir fark yok hatta daha iyi" şeklindeki propaganda amaçlı yayınları ciddiye almadan sorunun belli bir miktar hasarla nasıl çözülebileceğine kafa yorulursa sonuç alınabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(20.06.25)
Sporuna göre değişir.

Açık sınıfta yarışan bir vücut geliştirmecinin vegan beslenerek profesyonel spor hayatını devam ettirebilmesi mümkün değil ancak beslenmenin aşırı kritik olduğu bisiklette vegan sporcular var World Tour seviyesinde. F1, WEC, WRC ve MotoGP gibi en üst düzey motorsporlarında yapılabilir vegan beslenme ancak profesyonel ve ağır siklet bir profesyonel kuvvet sporcusunun (dövüş, powerlifting, güreş vs) vegan beslenmesi hiç kolay değil.

Bence vegan sporcu olarak bakma yetersiz. Netleştirmek lazım:

1. Nasıl bir sporcudan bahsediyoruz? Profesyonel mi amatör mü?
2. Hangi spor? Kuvvet sporları mı yoksa atletizm, motorsporları, futbol, basketbol, kayak vs kuvvetin yanı sıra çok farklı isterleri olan sporlar mı?
0
10551037
(20.06.25)
Nick diaz
0
onheil
(20.06.25)
(4)

İlk harfi küçük olan bir marka

kizil karga
Bu markayı bir yazıda kullarken ilk harfini büyük mü yazmak gerekiyor yoksa markanın kendi kullandığı gibi küçük mü yazmak gerekiyor ya da cümleye markanın ismi ile başlarken ilk harf büyük mü olmalı küçük mü? Misal Adidas'ın ilk harfi normalde küçük ama bu marka yazarken ilk harfini büyük yazıyoruz
Bu markayı bir yazıda kullarken ilk harfini büyük mü yazmak gerekiyor yoksa markanın kendi kullandığı gibi küçük mü yazmak gerekiyor ya da cümleye markanın ismi ile başlarken ilk harf büyük mü olmalı küçük mü?

Misal Adidas'ın ilk harfi normalde küçük ama bu marka yazarken ilk harfini büyük yazıyoruz özel isim olduğu için ama bu doğru mu acaba yoksa markanın kendi kullandığı gibi küçük harfle mi başlamalı, doğru olan nedir.

Burada kendisi kendi ismini küçük yazmış mesela cümleye başlarken: www.adidas.com.tr
0
kizil karga
(19.06.25)
Son zamanlarda gördüğüm en güzel sorulardan biri olabilir.

Bence firmanın logo tercihi, yazım kuralını etkilememeli. Yani bu bir özel isim fakat firma logosunu tamamen küçük harfle yazmış. Ama bu onun hala özel isim olduğu gerçeğini değiştirmiyor. O logo ileride değişebilir. Örneğin arçelik eskiden tamamı büyük harf iken, şimdi tamamı küçük harf.

Ya da mazda mesela: images.app.goo.gl

mazDa diye yazmış, D harfi büyük, ötekiler küçük. Ne yapalım, böyle mi kullanalım cümle içinde?
0
kibritsuyu
(19.06.25)
bunun en güzel örnegi iPhone bence. hiçbirimiz Iphone yazmıyoruz, iPhone yazıyoruz. çünkü apple ürününün kimliğini bu şekilde tasarlamış.

aynı şekilde eBay de böyle yazılıyor. Ebay yazınca tuhaf duruyor.

gelgelelim tamamı küçük harfli marka ismi bence büyük harfle başlayabilir. adidas'ın wiki sayfasında da Adidas şeklinde yazılmış.

not: mazda logosunda büyük d kullanmış olabilir ama sitesinde Mazda yazıyor. o yüzden Mazda. logoya çok da tatılmamak lazım.
0
sir gawain
(19.06.25)
İngilizce yazarken mesela marka hakkında bilgi verilecekse Adidas, stylised as “adidas” yazılıyor.

Adidas’ın sitesinde kendi görsel formatlarına uydurmak için haliyle küçük harfle yazılmış. Şöyle bir kılavuzu var Wikipedia’nın:

en.wikipedia.org:Manual_of_Style/Trademarks
0
Lim5
(20.06.25)
Firma anca kendi markasının logosunun tasarımını yapabilir. Bir yazım kuralı getiremez, ya da değiştiremez. Kendini de parçalasa “benim markamın şu harflerini küçük şunları büyük yazın” diye dayatamaz.

Yazı yazıdır, logo keyfine kalmış. Özel isimler nasıl yazılırsa öyle yazılırlar. Tabii nereye yazdığı da önemli. İnstagramda reklam gönderisinde kullanıyorsa mesela, marka nasıl yazarsa öyle yazılması kabul edilebilir.
(Tabii bir firma örneğin “Buzlubademmi” diye resmi ad almışsa, doğru olması için bunları da ayırıp düzeltemeyiz)

İlaveten Gibi dizisinin İlkkan’ı olmadığımız için hiçbirimiz İPhone diye de yazmıyoruz. Şu an olduğu gibi “iphone” diye yazıyoruz fakat iPhone onu “iPhone” olarak düzeltiyor =))
0
lazor
(20.06.25)
(12)

Türkiye eyaletlere ayrılsaydı

kizil karga
Ülkeye yararı/zararı ne olurdu?
Ülkeye yararı/zararı ne olurdu?
0
kizil karga
(19.06.25)
"Lanet olası federaller" şeklinde sinir krizi geçirme şansımız olurdu.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(19.06.25)
yüksek ihtimalle sonumuz yugoslavya gibi olurdu. hatta ondan da beteri.

başka coğrafyada yaşanan sıkıntılar ortadoğuda üç kat fazla yaşanır.
0
yurtsuz john
(19.06.25)
Hic bir sey yok ki bu ulkenin yararina olsun. Tek bir kisinin vefati dışında...
0
duster
(19.06.25)
Bölücü, ayrılıkçı düşünce ve eylemlerin olduğu ülkelerde bölünme anahtarının bölücülere altın tepsi içinde sunulması faaliyetidir.

Atatürk, üniter yapı dediyse bir bildiği vardır.
0
Mirket
(19.06.25)
Balkanization keyword u ile arama yapiniz.
0
deckard
(19.06.25)
Yararı iç bölüşüm daha hakkaniyetli oluyor ve bölümler daha verimli büyümeye açık oluyor. Zararı bölünmüş oluyorsun. Yani merkezi yönetimin toplam gücü azalmış oluyor, hem yerel yönetime yönetimi delege ettiği kadar, hem de birleşim sinerjisinin düşmesi ile. Uzun vadede, bölümlerin birbirinden uzaklaşması sürecinin sonunda tamamen kopması riski olur.
0
osssy
(19.06.25)
ülke ve toplum olmanın şartları bazı kuralların o sınırlar dahilinde geçerli olması mesela ortak dil, aynı yasaklar ve yasalar gibi. eyalet olursa aslında kendi içlerinde karar verebilir, kendi yasalarını oluşturabilir demek. bir çeşit özerklik bu. başta hoş görünüyor. özellikle ayrılıkçı olup da istanbul, ege ve akdeniz'de bir çok sektörü gerek yasal ama çoğunlukla gayriyasal yollarla ele geçirmiş olan insanların bu bölgelerden elini çekeceğini düşünürsek iyi gibi. ama gitmezler.

geçen ben de grok'a sormuştum. şöyle özetledi.
hem siyasi hem de toplumsal açıdan ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu durum, merkezi otoritenin zayıflamasına yol açarak ulusal birliği ve bütünlüğü tehdit edebilir. Ayrılıkçı gruplar veya kötü niyetli yabancı aktörler, böyle bir bölünmeyi kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilir; bu, etnik gerilimleri artırabilir ve bölgesel çatışmalara zemin hazırlayabilir.

Türkiye Cumhuriyeti için olası zararlar şunlar olabilir:

Ekonomik İstikrarsızlık: Bölgesel yönetimler arasında kaynak dağılımı ve ekonomik politikalar konusunda anlaşmazlıklar çıkabilir, bu da ekonomik bütünlüğü zedeleyebilir.
Güvenlik Riski: Merkezi kontrolün azalması, terör örgütlerinin veya dış güçlerin müdahale alanını genişletebilir.
Kültürel ve Sosyal Ayrışma: Farklı bölgeler arasında kimlik temelli ayrışmalar artabilir, ulusal dayanışma zayıflayabilir.
Uluslararası İtibar Kaybı: Federasyon yapısına geçiş, Türkiye'nin bölgesel ve küresel etkisini azaltabilir, diğer ülkeler tarafından daha az ciddiye alınmasına neden olabilir.
Bu tür bir dönüşüm, dikkatli planlama ve geniş toplumsal mutabakat gerektirir; aksi halde kaos ve parçalanma riski yüksektir.
0
biseysorcaktim
(19.06.25)
Eyalet sistemi tek başına kötü bir şey değil ancak işin siyasi tarafını bir yana bıraksak bile bence Türkiye açısında çok mantıklı değil. Ülkenin coğrafyası merkezi yönetimi zorlaştıracak kadar büyük değil; yani mesela Avustralya gibi birbirinden aşırı alakasız büyük bölgeler yok. Keza ekonomik açıdan da ülkenin önemli bir kısmında eyaletlere ayrıldığında o eyaletin kendine yeterliliğini sağlayacak bir faaliyet yok. Kürt nüfusu bir yana bırakırsak genel olarak "Bizim yaşam pratiklerimiz farklı, o yüzden kurallarımız da farklı olsun" gibi bir hukuki ihtiyaç da yok.
0
salihdt
(19.06.25)
Eyalet sistemi var eyalet sistemi var. Hangi ülkeye benzer bir model alacağın, kaç eyalet olacağı, sınırları nasıl çizileceği, eyaletlerin hangi hakları olacağı hangi hakların federal hükümette kalacağı gibi sayısız değişken var. Bu değişkenlerdeki farklılıklara bağlı olarak ülke için hayırlı da olabilir ülkeyi kaosa da sürükleyebilir. Ya da bazı açılardan getireceği faydalar ve diğer açılardan zorluklar arasında bir denge yaratılabilir. Hayatta her şeye kesin iyi/kesin kötü bakış açısına sahip olmak makul değil.

Ben yönetimin yerelden genele gitmesi gerektiğini düşünen biriyim, belediyelerden başlayarak yerel yönetim güçlendirilmeli. Ama bu benim şahsi kanaatim diye kimseye bunu dayatmaya çalışmadığım gibi, Türkiye'de şu an bunun çok mümkün olmadığını ya da olumsuz sonuçları olabileceğini de göz önünde bulunduruyorum. Yine de bunun akademik olarak tartışılmasında bir zarar da olmaması ve konu her açıldığında "Atatürk üniter devlet dediyse bir bildiği vardır" denip kapatılmasının gereksiz olduğunu düşünüyorum. Atatürk'ü çok seven biri olarak 100 sene öncesinin Türkiye ve Dünya paradigmasında verilen her kararı günümüzde ayet kabul etmek onun kendi dünya görüşüne de ters.

Yani sonuç olarak, eyalet sistemi demek illa bölücülüğe bir kala demek değil. Almanya da federatif bir ülke. En fazla arada Bavyeralılar eğleniyor işte biz daha iyiyiz sizden falan diye. Rusya da federatif bir ülke, içinde yirmi küsür yarı bağımsız cumhuriyet var, Putin sonrası ne olacağı belli değil. Hangi sistemi seçip nasıl uyguladığına göre değişken bir durum.
0
nundu
(19.06.25)
39 tane Alman krallığını/eyaletini birleştiren Otto von Bismarck ya da hali hazırda yeni bir kıtaya yerleşen kolonilerin oluşturduğu devletler/eyaletler birliği üzerinden "olumlu" örnek vermek hatalı olur. Bu topraklarda eyalet sistemine en yakın şey, en yakın zamanda Osmanlı dönemi beylikler/sancaklar birliği diyebiliriz.

Şu haliyle en gerçekçi sonuç Yugoslavya gibi paramparça olmak ya da Irak gibi dış tehditlere karşı olarak maşa bir halde, maşayı tutan eller tarafından bir arada tutulmak olurdu.
0
nawar
(19.06.25)
ya turkiye cok catismali bir ulke. yarisi ege'de avrupa kulturunde, yarisi ortadogu kulturunde ve bunun catismasini her gun yasiyoruz. ulke kurulusunda elde kalan topraklar cok ters sekilde kalmis. yani dogu ve guneydogu yerine elde balkanlar ve yunanistan kalsa cicek gibi bir ulke olurmusuz. simdi iki farkli kutbu icinde tasimaya calisip aci ceken bir ulke.
0
antikadimag
(19.06.25)
Bürokrasideki doğu karadenizliler kendi bölgelerine sürülecekse desteklerim. Adamlar Türkiye'yi organize sömürüyorlar. THY onların, devlet bankaları onların, bakanlıkların yarıdan fazlası onların, diyanet onların, İBB onların, ordunun üst kademesi yakında tamamen onların olacak... Böyle gider liste. Sonra hepimiz eşit vatandaşız masalları. Akp bir pontus rant derneğine dönmüş durumda. CHP'nin de geleceği parlak değil. Federasyon olsun, hepsi pontusa sürülsün!
0
mesuta
(19.06.25)
(7)

"En sevdiğim şarkı" diyebileceğiniz

kizil karga
1 şarkı var mı? Ben 1 şarkı soruyorum ama isterseniz birkaç şarkı ismi de verebilirsiniz çünkü genelde öyle oluyor.
1 şarkı var mı? Ben 1 şarkı soruyorum ama isterseniz birkaç şarkı ismi de verebilirsiniz çünkü genelde öyle oluyor.
0
kizil karga
(18.06.25)
Bundan beş altı sene önce Pearl Jam'in Black şarkısının en sevdiğim şarkı olduğuna karar vermiştim.

www.youtube.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(18.06.25)
Yarım asırdır falan şudur.

www.youtube.com
0
Mirket
(18.06.25)
En sevdiğim şarkı:
Queen - The Show Must Go On
0
himmet dayi
(18.06.25)
Sultan-ı Yegah - Nur Yoldaş
Fragments of Life - Roy Vedas
Syren- Anyma
Gül Kokulu Çeyiz Sandığı - İlhan İrem
Green Grass - Tom Waits
Birkaç şarkı daha.

Peki ya sen Kızıl Karga?
0
michael_knight
(18.06.25)
tüm zamanlar
pink floyd - time

yakın zamanlar
sleep token - take me back to eden
0
cay koy geliyorum
(18.06.25)
en sevdigim degil ama sevdiklerimden birkaci

kalben-sadece
nick cave - into my arms
mabel matiz-müphem
0
deckard
(18.06.25)
25 senedir 25 milyon kere dinledigim moby - porcelain
0
duster
(18.06.25)
(3)

Kız arkadaşım ağırlık çalışmak istiyor

kizil karga
Sanırım bana özendi ya da Youtube'daki videoları izleyip gaza geldi tam emin değilim ama birkaç haftadır böyle bir isteği var, nasıl çalışması lazım birlikte mi çalışalım nasıl yapmak lazım?
Sanırım bana özendi ya da Youtube'daki videoları izleyip gaza geldi tam emin değilim ama birkaç haftadır böyle bir isteği var, nasıl çalışması lazım birlikte mi çalışalım nasıl yapmak lazım?
0
kizil karga
(16.06.25)
Sen ne yapıyorsan aynısını yapacak kadın olunca bir şey değişmiyor, hatta senden daha çok çaba göstermesi gerekiyor. Mesela kas almak istiyorsa kız arkadaşın da kas inşa etmek için gerekli olan makro miktarını hesaplayıp surplus oluşturacak, yani bulk yapacak, ağırlık çalışan kadınlar bunu genelde atladıkları için pek sonuç alamıyorlar ama kas inşası her insan için bir avantajken sistem bunu gereksiz kalori tüketen bir birim olarak gördüğü için kas inşa etmek istemez, o nedenle sistemi biraz zorlayıp uyarmak ve beslemek gerekiyor, kadınlar yağlanacaklarını düşündükleri için, ki kas inşa ederken biraz da yağlanılır bu doğal bir süreçtir, fazla kalori almaktan kaçınırlar ve kas inşa edemezler, o nedenle bir miktar kalori fazlasında olması gerekiyor.

İkinci olarak bir erkek nasıl çalışıyorsa o şekilde çalışacak, mesela başlangıç olarak 4 günlük upper-lower programını uygulayabilir, erkeklerden farklı olarak belki göğüs çalışmasını düşük tutup ağırlığı diğer bölgelere verebilir kadınlar genelde kalça bacak sırt omuz göğüs sıralamasıyla çalışıyorlar, bence mantıklı, zira yoğun göğüs çalışmak o bölgenin anatomisini biraz bozabiliyor ve pek estetik gözükmeyebiliyor, programı buna göre modifiye edebilir.

Bunların dışında kadınların yarıştığı Bikini-Figure kategorileri var, burada yarışan kadınların çalışmalarını takip edip daha iyi bir fikir edinebilir, gerçi onlar "ilaçlı" yarışmacılar ama çalışma prensipleri ilaçlı-ilaçsız herkes için aynı, yani onlar gibi çalıştığında vücudu onlar gibi olmayacak, testosteron seviyesi çok düşük olduğu için en disiplinli çalışmasıyla bile sadece birkaç kilo kas alabilecek, o da fena bir sonuç değil tabii.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.06.25)
kervan yolda düzülür.

hayatında eline dumbbell almamış birine şöyle çalışsın, böyle program takip etsin demenin manası yok. önce spor salonuna bir adım atsın. aletleri teker teker denesin gerisi rayına oturur zaten.
0
yurtsuz john
(16.06.25)
Salona hiç gitmemiş hiç çalışmamış biri değil düzenli gidiyor zaten ama bu amaçla çalışmamıştı, yolda kervan düzmek bence mantıklı değil en kötü program programsızlıktan iyidir diye düşünüyoruz.
0
🌸kizil karga
(16.06.25)
(5)

Kol çalışmak mantıksız mı?

kizil karga
Burada ve salonda konuştuğum insanlar kol çalışanlar ve çalışmayanlar olarak ayrılıyor çok seven de var mantıksız bulan da, siz nasıl yaklaşıyorsunuz?
Burada ve salonda konuştuğum insanlar kol çalışanlar ve çalışmayanlar olarak ayrılıyor çok seven de var mantıksız bulan da, siz nasıl yaklaşıyorsunuz?
0
kizil karga
(15.06.25)
çalışıyor + çok sevenlerdenim
0
pislick0
(15.06.25)
Ben mantıksız demiyorum ama itme-çekme hareketlerinde sadece hedef bölgeler çalışmıyor itme hareketlerinde triceps çekme hareketlerinde biceps yoğun şekilde çalışıyor, bunun üstüne aynı bölgeyi bir de izole edip çalışmak mantıksız değil ama "benim için" gereksiz geliyor. Ha bana "bro triceps'in 3 ayrı bölgesi var farklı açılar farklı bir kas grubunu çalıştırıyor ben o şekilde çalışmak istiyorum" dersen sana çalışma demem ama en azından tutup da sırtına yaptığın gibi 3 set 3 set 3 set yapma her açı için, buralar totalde büyük olsa da kendi bölgelerine ayırdığında küçük kas grupları, izole edip yüksek setlerle hacmi artırmaya gerek yok bu recovery süresini ve kazancı olumsuz etkiliyor çalışma başına 1 ya da 2 set yap geç, ben çok sevmiyorum kol çalışmasını ama çalışacağım zaman düşük hacimle çalışıyorum; haftalık maks. 4-6 setten fazla yapmıyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.06.25)
Kaleci +1
Compound hareketlerde belli seviyeye çıkmis birinin zaten bicepsinin tricepsinin küçük olması imkan dahilinde değil.
Ben kısıtlı olan spor zamanımı daha farklı aktivitelere kullanmayi seciyorum. Parçalı bodybuilding yapana mantıklı gelir vs herkes aynı şekilde spor yapmak zorunda değil. Misal bana sorsan farmers carry Super ama kaç kişi yapıyor?
0
logisticsmanager
(15.06.25)
Vücudu bir bütün olarak algılamak gerekiyor. Aslında üst vücut bütün hareketlerde kol bir şekilde işin içinde oluyor. Kolun bağımsız kuvveti arttıkça diğer hareketlerde kaldırdığın ağırlıkları da artırıyor.

Biceps-triceps harici ön kol - bilek çalışman bile kavrama gücüne inanılmaz katkıda bulunacak ve diğer hareketlerdeki ağırlıkların da doğrudan artacaktır.

Ama @logisticsmanager gibi mesela ben de çalışmiyorum, hem zaman hem de belli bir seviyedeysen ve vücut geliştirmeci olma amacın yoksa bana göre de lüzumsuz.

Bu spora yeni başlamışsan ama bence kesinlikle ihmal etme. Bir süre çalış ve kolların güçlensin.
0
makbur
(15.06.25)
Kaleci ve logistic'e +1, kol hacim olarak eğer küçükse spora başlarken ilk zamanlardan itibaren belli bir süre izole çalışılabilir ama ilerleyen zamanlarda kol yeterince büyüdüğünde izole çalışmak gerekmeyebilir çünkü compound hareketlerde kol zaten çalışıyor, ben de genelde kol çalışmam, kola ayıracağım vakti vücudun başka bölgelerine ayırmak benim için daha iyi gibi.
0
blue rebel motorcycle club
(15.06.25)
(10)

Bebeğin cinsiyetini belirleyen

kizil karga
Babaymış, bu doğru mu, nasıl oluyor bu?
Babaymış, bu doğru mu, nasıl oluyor bu?
0
kizil karga
(11.06.25)
Kadın XX erkek XY kromozomuna sahip, babadan X kromozomu giderse annedeki X kromozomu ile birleşir XX olur cinsiyeti kız olur, babadan Y kromozomu giderse anneden gelen X kromozomu ile birleşir XY olur o zaman da erkek olur, anne sadece X kromozomu verebildiği için cinsiyeti belirleyen baba oluyor ama anne de çocuğun tüm mitokondri hücrelerini veriyor, bence o daha büyük bir olay.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.06.25)
Büyük oranda öyle ama "sadece" diyeceksek aslında tam olarak öyle değil. Yani @kaleci anlatmış kromozom dağılımını ama annenin rahminin durumu (ısı, ph vs.) da hangi spermlerin daha hızlı/sorunsuz şekilde yumurtaya ulaşacağı konusunda etkili. Haliyle iş bölümü kaçınılmaz. Tabii Y kromozomu gelmediği sürece erkek çıkmıyor (mutasyon etkeni ile her zaman bir şey çıkabilir o yüzden onu da yoksaymayalım) :)
0
nawar
(12.06.25)
cinsiyeti bababın belirlediğini düşünmek saçmalık bence. diyelim ki ben size geldim bir kilo patlıcanla bir kilo patatesi bıraktım gittim, akşam bi geldim ki evde patates yemeği var. Şimdi ben mi belirlemiş oldum patates mi patlıcan mı yiyeceğimizi?

Aynı şekilde erkek X ve Y kromozomlu spermleri bırakır gider, içeri kimi alacağını seçecek olan kadının yumurtası o saatten sonra :))

işin şakası bir yana şans tabi ki, kimsenin bir şeyi belirleyebildiği yok.
0
bobinhoo
(12.06.25)
bobinhoo bu duyuruda gördüğüm düz dünya teorisine en yakın açıklama oldu bu.
0
🌸kizil karga
(12.06.25)
bu konuda yeni calismalar var, daha gecen hafta gordum, buna gore yumurta genetik uyumluluğa ve baska faktörlere dayanarak spermi seçmede daha aktif bir rol oynayabilecegini ortaya koymus. dolayisiyla bu konuda sperm belirler demek yumurta belirler demek kadar dogru.
0
kassiopeia
(12.06.25)
Siz söylüyorsunuz zaten yeni çalışmalar var diye kesin olarak kanıtlanmış çalışmalar değildir muhtemelen, o nedenle "evet bu da doğru" demek çok doğru değil gibi.
0
🌸kizil karga
(12.06.25)
kaleci saçlı güzel açıklamış, cinsiyet babadan mtdna anneden bu da çocuğun sağlık(sal) alt yapısını oluşturuyor.
0
deartheodosia
(12.06.25)
Bir laf vardı:
- ye ekşiyi çıkar ayşe'yi, ye tatlıyı çıkar hakkı'yı

Belirleyici birçok faktör var. Şans kısmı hariç, @boobinho'ya katiliyorum.
0
encokbenisevinnolur
(12.06.25)
O sperm verir, öbürü seçip alır, beğenmediğini kapıdan çevirir falan da, dümdüz şu: Bebeğin cinsiyeti, yumurtayı dölleyen (ve babadan gelen) spermin taşıdığı kromozoma göre gelişiyor.
0
kobuzchu kiz
(12.06.25)
dogru. mesela cok ilginctir askeriyede muhabere (iletisim, muharebe degil) sinifinin cocuklari genelde kiz olur. bunlar radyo vb iletisim cihazlariyla cok hasir nesirdirler ve artik radyasyondan midir nedir bilmiyorum pek erkek cocuklari olmaz.
0
antikadimag
(12.06.25)
(5)

Barcin.com

kizil karga
Bu siteyi nasıl bilirsiniz? Ekşi'de ve internette genel olarak çokça gömülmüş, hak ediyor mu yoksa abartılacak bir durum yok herkes kadar mı dandik?
Bu siteyi nasıl bilirsiniz? Ekşi'de ve internette genel olarak çokça gömülmüş, hak ediyor mu yoksa abartılacak bir durum yok herkes kadar mı dandik?
0
kizil karga
(11.06.25)
ben bir kaç kere alışveriş yaptım hatta en sonuncusu da bir kaç hafta önceydi ve bir sıkıntı yaşamadım. kargom geldi hemen.
0
theseachange
(11.06.25)
Barçın büyük bir firmadır. Sıkıntı olmaz
0
etna
(11.06.25)
barçın izmirin en köklü firması. ben arada alışveriş yaparım. orjinal ürün satar.
0
mikahakkinen
(11.06.25)
barcindan sıkıntısız alisveris yaparsiniz ama sitedeki fiyatlar avantajli degil, mümkünse magazasindan alisveris yapmaya calisin.
www.barcin.com
0
deckard
(12.06.25)
güvenilir firma. bilinen bir firma hatta. izmir'de olması lazım. yaptığım alışverişlerde hiç sıkıntı yaşamadım.
0
koela
(12.06.25)
(2)

Ağırlık ayakkabısı 3

kizil karga
Bir önceki duyurumda şu ayakkabıyı alacağımı söylemiştim: https://www.barcin.com/nike-metcon-9-training-erkek-spor-ayakkabi-koyu-turuncu-koyu-kahverengi-siyah-2/ Şimdi siparişini vereceğim ama Nike'ın sitesinde ayakkabının dar kalıp olduğu ve yarım numara büyük alınması gerektiğini söylüyor, bir de
Bir önceki duyurumda şu ayakkabıyı alacağımı söylemiştim: www.barcin.com Şimdi siparişini vereceğim ama Nike'ın sitesinde ayakkabının dar kalıp olduğu ve yarım numara büyük alınması gerektiğini söylüyor, bir de ayak boyu ölçüsü vs vermiş ama o da kafamı karıştırdı biraz, bu modeli kullananlar siz nasıl seçim yaptınız?
0
kizil karga
(11.06.25)
Ben normalde hangi numarayı giyiyorsam onu aldım, Nike'ın sitesindeki ayak ölçüsü-numara seçimi bilgilendirmesine göre seçim yapsam 1 numara küçük almam gerekirdi o bilgilendirme bana biraz tırt gelmişti ama taraklı/geniş pide gibi ayağın varsa yarım numara büyük alınabilir belki yoksa normal numara iyidir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.06.25)
Eski modellerini kullaniyorum. Ayni numara.
0
ratchet
(09.07.25)
(6)

Yapımcıya kalan para

kizil karga
The Dark Knight'ı izlerken bazı bilgilerine bakmıştım, filmi 185 milyon dolara çekmişler 1 milyar dolar da hasılat yapmış, sorularım şunlar: Oyuncuların alacağı ücret telif hakları ve filmin genel olarak maliyeti sanırım 185 milyonluk bütçeden karşılanıyor, bu durumda 1 milyar dolardan 185 milyon do
The Dark Knight'ı izlerken bazı bilgilerine bakmıştım, filmi 185 milyon dolara çekmişler 1 milyar dolar da hasılat yapmış, sorularım şunlar: Oyuncuların alacağı ücret telif hakları ve filmin genel olarak maliyeti sanırım 185 milyonluk bütçeden karşılanıyor, bu durumda 1 milyar dolardan 185 milyon doları çıkardıktan sonra kalan para komple yapımcıya mı kalıyor yoksa başka giderlere de buradan para gidiyor mu?
0
kizil karga
(11.06.25)
Hasılatın yarısını sinema alır.
0
gabe h coud
(11.06.25)
cok guzel soru. paranin ciddi bir kismi filmi gosteren salonlarda kaliyor. yani 1 milyar dolar gelir var ya, o gelir insanlarin sinema bileti almasi sayesinde var. sinema salonlari boyle para kazaniyor.

dijital platformlardan gelen para icin para filmi yapan studyoya ve yapimcilara kaliyor evet. cunku riski alan insanlar onlar dolayisiyla kari da onlar aliyor. bir de bazi aktorler kardan pay aliyor sadece upfront degil.
0
antikadimag
(11.06.25)
185 milyon dolarak production costtur. Ama sinema, dagitim vs yoktur içinde. Kısacası o kar değil. film çekimi sonrası maliyetler var.
Buna ek olarak oyuncular da pay alıyor. Misal matt damon galiba avatar için james cameron filmden pay vereyim demiş.
0
logisticsmanager
(11.06.25)
Evet ya sinemaları unutmuşum, ben de diyorum bu kadar para kalmaz nereye gidiyor bu paralar.
0
🌸kizil karga
(11.06.25)
Bir film sinemada yayınlandıktan sonra da kar sahiplerine epey para bırakmaya devam eder. Mesela The Dark Knight:
Toplam Non‑Theatrical ~$725 M (yaklaşık) Ev sineması + TV + dijital platform + diğer haklar toplamı para bırakmış bugüne kadar. Daha da uzun yıllar bırakmaya devam edecek :)
The Dark Knight örneği üzerinden chatgpt'ye tahmini yıllık gelir dağılımını sordum. Yanıt şu şekilde:

Müzik Bestecisi 0.1 % $725 K → /17 ≈ $42.7 K ~$43 000
Senarist 0.2 % $1.45 M → /17 ≈ $85.3 K ~$85 000
Yardımcı Oyuncu 0.5 % $3.625 M → /17 ≈ $213.2 K ~$213 000
Başrol Oyuncu 1 % $7.25 M → /17 ≈ $426.5 K ~$427 000
Yönetmen 1.5 % $10.875 M → /17 ≈ $640.0 K ~$640 000
Stüdyo / Yapımcı (Warner Bros.) ~95 % $688.75 M → /17 ≈ $40.5 M ~$40 500 000
0
fobfilm
(11.06.25)
Sözleşmesine göre değişir kime ne kalacağı.
0
sanal hayvan
(11.06.25)
(12)

Eski fantastik filmleri günümüz

kizil karga
Teknolojisiyle çeksek daha mı iyi olurdu yoksa batırırlar mıydı, sadece fantastik değil tabii bilim kurgu ya da tarihi filmler, mesela Yüzüklerin Efendisi Star Wars ya da Gladyatör.
Teknolojisiyle çeksek daha mı iyi olurdu yoksa batırırlar mıydı, sadece fantastik değil tabii bilim kurgu ya da tarihi filmler, mesela Yüzüklerin Efendisi Star Wars ya da Gladyatör.
0
kizil karga
(11.06.25)
Yok mümkünse çekmesinler. Her şey eski haliyle kalsın, yeni versiyonunu beğendiğim tek bir şey yok zira
0
kullanicadi
(11.06.25)
Kesin batırırlarlardı, o filmleri güzel yapan CGI işlerine çok bulaşıp yapaylaşmaması aslında, yani Yüzüklerin Efendisi çekerken adamlar çoğunlukla her yerin ölçekli inşasını yapmışlar, Miğfer Dibi kalesinin maketini yapıp çekimi o şekilde yapmışlar, o nedenle gerçek gibi hissettiriyor ama bugün çekseler CGI ile bilgisayardan kale yapıp öyle çekerlerdi, muhtemelen aynı hissi vermezdi, aynı hissi vermeyeceği yakın geçmişte çekilen Hobbit filmlerinden de anlaşılıyor zaten aralarında 10 sene var ama o 10 senelik gelişim bile filmleri batırmıştı.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.06.25)
Geçen markette ödeme yaparken kasiyer çocuğun kolunda Şahmaran dövmesi gördüm. Ne filmdi ama...İzlediğimde çok etkilenmiştim dedim. Çocuk da Evet Serenay Sarıkaya güzel oynamış dedi.

What?

Serenay kim yahu tanımıyorum ben Türkan Şorayla Faruk Peker'in oynadığı filmden bahsediyorum dedim.

Oda benim bahsettiğim filmi izlememiş. Karşılıklı error verdik.

Bence çekmesinler abi. Gladyatör 2 çektiler mesela izleyecek miyim ? Tabi ki hayır. Russel Crowlu olan kafi.
0
yurtsuz john
(11.06.25)
ben abartilmis gorselligi, fazla efekt islerini sevdigim icin gunumuz teknolojiyle olmasini tercih ederdim.
Ama bu filmleri ozel/efsane kilan sey de bu yapayliktan uzak oluslari.
0
sey mi dostum
(11.06.25)
Yapmasınlar :(
Jurassic Park gibi animatronic harikalarını sırf CGI'a çeviriyorlar, üzülüyorum.
0
kobuzchu kiz
(11.06.25)
lotr ve hobbit serisini karşılaştırırsak lütfen çekmesinler.
0
elorelia
(11.06.25)
Star Wars'un son filmi 2019'da çıktı.
Star Trekler hala devam ediyor. Kendiniz karar verebilirsiniz.

Teknik olarak tam olarak istediğiniz şey bu değil farkındayım ama pratikte zaten eski filmlerin birebir yenilerini çekmek çok olası değil çünkü oyuncuları yaşlanıyor veya ölüyor. Yeni cast gerekiyor. Bu da baştan birçok kişi için itici bir durum.

Ancak eskiden günümüze uzanan yapımlar bir karşılaştırma imkanı veriyor.

Gerçi eminim yakında AI karakterli filmler çıkar :D baya bir eski film eski castlarıyla dirilebilir neden olmasın.
0
akhenaten
(11.06.25)
Lütfen hayır.
0
sanal hayvan
(11.06.25)
10larca nostalji maksatlı berbat örnek var. Filmlerin yeniden çekilmesinden içimiz çıktı. Orijinal fikir bile yok.
0
sanal hayvan
(11.06.25)
merhaba. sinema ile fazla bir alakası olmayan orijinal ben-hur ve spartacus filmlerini beraber izledik, ikisi de yaklaşık 3 saat dakika sıkılmadı. bu kullanılan insan sayısı (ordulardan falan yardım almak), gercek hayvan kullanımının etkisiydi. yukarıda eroleia isimli arkadaşın değindiği gibi plastik makyaj vs cgi kapışmasının insanlar üzerinde etkisini net hobbitte gördük. oturmamış bir şey vardı. ayrıca döneminin yaratıcı çözümleri (ikizleri kullanmak[terminatör], yepyeni bir kurgu yöntemi bulmak (starwars) hatta melie ye kadar uzatabileceğimiz bu sektör olması gereken adımları zamanla atıyor, geriye dönüp remake yapanlar (mesela total recall 2012, 90 lı aslının önüne geçemedi, blade runner ın orjinali vs remake i belki tartışılır ama yine de kimse daha iyoydi demez, iki farklı film olarak ele alır). bence böyle ama ileride de çok acayip yanıltan bir iş illa ki çıkadabilir. hatta dune u ele alırsak birebir tekrar çekim değildi ama sonuç ortada kült olan son seri olacak.
0
libertine
(12.06.25)
libertine +1
0
deckard
(12.06.25)
@Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet +1

Bu arada şöyle bir şey var. Eskilerde yokluktan hayal güçleri ile muazzam şeyler yaratmışlar. YouTube'da Corridor Crew kanalında yapım süreçlerini izliyorum hayranlık duymamak elde değil. Yine aynı kanalda birçok CGI için iyileştirme de yapıyorlar eğlencesine. Orada görüyoruz ki sorun teknoloji değil. Liyakatsizlik, VFX ekiplerinin vizyonsuzluğu, yönetmenlerin tembelliği ("CGI yap geç" şeklinde) ve VFX ekiplerinin yaratıcı yönetmenlerin ise sabırlı olduğu senaryolarda ise yapımcıların bir an önce paraya konma hevesi konusu geliyor sanırım. Aynı VFX ekipleri daha iyi bütçe ve daha geniş zaman ile harikalar yaratabilirler, tabii bu bazıları için geçerli.
0
nawar
(12.06.25)
(15)

Sevmediğiniz ama

kizil karga
Faydalı olduğu için yine de yaptığınız bir spor hareketi var mı?
Faydalı olduğu için yine de yaptığınız bir spor hareketi var mı?
0
kizil karga
(11.06.25)
Sevmediğimden değil bilakis çok seviyorum ama squat'ta yüksek ağırlıklıklara çıktığımda gözüm hep korkar ama yine de yapıyorum, sevmediğim bir hareket dünyanın en faydalı olan hareketi de olsa yapmam galiba, barbell row süper bir hareket ama hiç sevmediğim için yapmıyorum, aynı bölgeyi çalıştıran birçok alternatif var sevmediğim bir şeyde sırf yapmak için yapmanın bir anlamı yok.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.06.25)
Sandalye pozu
0
abuzer
(11.06.25)
deadlift
0
nahtoderfahrung
(11.06.25)
Chaturanga
0
kullanicadi
(11.06.25)
öfff kaleci barbell row diyince tetiklendim. hiç sevmem ve yap denildiğinde ağlaya ağlaya yaparım.
0
nolmus yani
(11.06.25)
Isınma
Nefret ediyorum aşırı faydasız geliyor sporu düzenli hale getirince kasılmalarım azalıyor sonra bırakıyorum zaten ısınmayı :)
*Öneri değildir.
0
mutekebbir
(11.06.25)
Benim için sportif hareketlerin neredeyse tamamı bu kategoride.
0
sekizdokuzon
(11.06.25)
Plank
0
rock n roll
(11.06.25)
karın kası çalışmayı hiç sevmiyorum ama üzerinde dolaşacak parmaklar aklıma gelince mecburen yapıyorum.
0
yurtsuz john
(11.06.25)
Face pull.
Omuz sağlığı için yapıyorum sadece.
0
logisticsmanager
(11.06.25)
Burpee
0
mor oje
(11.06.25)
wallwalk ve thruster :/
0
lüzumsuz adam
(11.06.25)
Ağırlıkla bulgarian split squat tabii ki. Bulgarları da sevmem zaten :(
0
ruhen hastayim ben
(11.06.25)
tüm aletleri, deadlifti falan çok severim. kalistenik (kendi ağırlığın ile çalışma) nefret ederim. inanılmaz yorucu bir şey. hoca zorla yaptırıyor. salonda ağlıyorum resmen :D ama işte çok faydasını da gördüm.
0
neira
(11.06.25)
sevmedigim hareketi nerdeyse hic yapmiyorum, sevmedigim ve mekaniginin bana garip geldigi hareketler. karin hareketi mesela 5 gun gidiyorum belki 1 gununde bir kac hareket onun disinda yapmam.
0
bay b
(11.06.25)
(19)

Uyumayı

kizil karga
Sever misiniz yoksa 2-3 saat uyuyayım bana yeter mi dersiniz?
Sever misiniz yoksa 2-3 saat uyuyayım bana yeter mi dersiniz?
0
kizil karga
(09.06.25)
Çok severim, 8-9 saat uyumadan kendime gelemem.
0
sekizdokuzon
(09.06.25)
Uyumayı severim uyumaktan daha fazla sevdiğim fazla bir şey olmayabilir, ayrıca günün herhangi bir saatinde herhangi bir ortamda ve şartta "şurada bi uyuyayım" deyip uyuyabilirim, bi keresinde evde tadilat varken sanırım hiltiyle bi yerleri kırıyorlardı o gürültüde de çok güzel uyumuştum ama uyuma konusunda tek beklentim uzanma şeklinde olmalı, uzanabildiğim her yerde uyurum ama oturarak falan uyumasını çok tercih etmiyorum, öyle de uyurum ama tercih etmiyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(09.06.25)
Çok severim, ayı gibi uyuyorum çok afedersiniz hafta sonları bilhassa.

Hafta içi çok uyumam; işten gelince bir iki saat uyurum, sonra kalkarım şahsi işlerime bakarım. Sonra bir iki saat daha uyku patlatırım. İş yerinde de 1-2 saat kestirebilsem komple bu düzene geçicem de öyle bi imkanım yok. Power nap cidden çalışıyor bende az uykuyla zinde hissediyorum.

Hafta sonu uyku borçlarımı ödüyorum tabi özellikle cuma ya da cumartesi 15-16 saat tek atıyorum :D
0
vedatchilipeppers
(09.06.25)
10 saat uyumadan kendime gelemem
0
mirty
(09.06.25)
Mutlu olduğum zaman uyuyamıyorum, mutsuzsam ve stresliysem uyku beni rahatlatıyor. Bu tip durumlarda seviyorum.
0
rock n roll
(09.06.25)
çok eskiden çok daha fazla severdim öğrenciyken filan ama on yıldır erken yatıp erken kalkıyorum. gece on ikiyi pek geçmem. uyku surem hep aynı 6 7 saat. artık fazlasını uyuyamıyorum pek. ama keşke 5 saat filan yetseydi. Öyle yaşamak isterdim.
0
a perfect lie
(09.06.25)
8-9 saat uyuyorum. Az olunca depressiya kacinilmaz oluyor.
Seviyor muyum bilmiyorum ama az uyku bana çok zarar veriyor.
0
sonsuz
(09.06.25)
8 saat uyurum. Erken yatar erken kalkarım.
0
yurtsuz john
(09.06.25)
2-3 saat uyumak bana yeter diyen yalancıdır. Eğer 24 saatte 2-3 saat uyuyup hiç sorunsuzca günlerce devam ediyorsa hemen İsviçreli bilim adamlarına email atmalı.

7.30-8 saat ideal. Yaş aldıkça daha çok ihtiyacım var gibi. Eskiden uykusuz işe giderdim ama son yıllarda uykusuz olunca iş performansini etkiledigini fark ettim. Eskiden operasyonel işler olduğu için uykusuz da olurdu ama şimdi stratejik konusmalarda uykusuz olmuyor asla.

Bu arada sicak havada esinti ile öğlen uykusu <3
0
logisticsmanager
(09.06.25)
2-3 saatlik uyku beni öyle bir salağa çevirir ki hiç uyumasam daha iyi.

Uyumayı çok seviyorum, uyumadan ne dinlenebilirim ne iyileşebilirim o kadar önemli ki benim için.
8-9 saat arası uyumaya çalışırım normal düzende.
Ekstra durumlarda uyku düzenim bozulursa kendimi bir gün boşa çıkarıp o gün komple uyur dengelerim.
0
mutekebbir
(09.06.25)
Severim :)
0
isiaha
(09.06.25)
6 gibi kalkiyorum. en gec 7. 12 gibi de yatiyorum.
0
antikadimag
(09.06.25)
Eskiden severdim artık lüks. Yapmak istediklerim için uykumdan kısıyorum yoksa gün yetmiyor
0
kullanicadi
(09.06.25)
çok severim. erken yatarım, kafamı koyar koymaz ve alarm çalana kadar deliksiz uyurum.
0
cilacı ökkeş usta
(09.06.25)
Cok severim. Erken yatmam ama uykuyu cok severim ve cok kolay uykuya dalarim. Dusuk tansiyon sorunum oldugu icin evdeyken ozellikle durup dururken hadi ben uyucam diyip uyumuslugum coktur skdkdkf
0
matilda
(09.06.25)
Uyumayı çok seviyorum ama uyumak istemiyorum. Depremden sonra iyice arttı uyumama isteği. Değerli taraftan uyuyunca bişeyler kaçıracakmışım gibi hissediyorum. Resmen offline olmak istemiyorum.
0
rodeocu
(09.06.25)
Gec yatiyorum, erken kalkiyorum. Beden cok yorgum degilse fazla uyumayi sevmiyorum. Geceyi uyumadan gecirmeyi seviyorum.
0
deckard
(10.06.25)
8 saat uyumak uyumayı sevmek değil bence. bir insan zaten 7-8 saat uyumalı.

daha az uyuyanlar uykuyu sevmediklerinden değil, daha fazla uyuyamadıkları için.
daha fazla uyuyanlar da yorgunluklarını atamadıkları için olabilir.

gün ortası uyuklama hissini, mayışmayı seven de uykuyu seviyordur diyebiliriz sanırım.
0
art cat chocolate
(10.06.25)
Yemek ve seksle beraber en haz veren 3 eylemden biri. Ve yine diğer ikisi gibi bokunu çıkarmadan yapmak gerekiyor. Hazzı ertelemeyi de sevdiğim için girift ve dalgalı bir ilişkimiz var diyebilirim.
0
Bruce
(10.06.25)
(5)

Ağırlık ayakkabısı 2

kizil karga
Ağırlık ayakkabılarının faydalı olduğunu kabul ederek almaya karar verdim ama turuncu rengini sevdiğim için şunu almaya karar verdim, bunun rengi komik mi arkamdan gülerler mi?https://www.barcin.com/nike-metcon-9-training-erkek-spor-ayakkabi-koyu-turuncu-koyu-kahverengi-siyah-2/
Ağırlık ayakkabılarının faydalı olduğunu kabul ederek almaya karar verdim ama turuncu rengini sevdiğim için şunu almaya karar verdim, bunun rengi komik mi arkamdan gülerler mi?

www.barcin.com
0
kizil karga
(08.06.25)
esaretin bedeli filminden bir replikle cevap vereyim:

''how often do you really look at a mans shoes? ''

spor salonunda en son düşüneceğin şey ayakkabı.
0
yurtsuz john
(08.06.25)
Valla brocum turuncu renginden nefret ederim ama bir şekilde ikna edilip şundan almıştım hala ara ara kullanıyorum: www.barcin.com arkamdan gülen olmuş mudur bilmiyorum muhtemelen row makinesine 5 plaka taktığım için kimse gülmüyordur ama gym'lerde senin düşündüğün gibi (çok uç bir örnek yoksa) kimin ne giydiği kimsenin skinde olmaz, turuncu ayakkabı giydin diye de kimse seni ayıplayıp kınamaz, zaten sen bacağını havaya kaldırıp göstermediğin sürece kimse fark etmez de, rahat ol.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(08.06.25)
kimsenin hiçbir zaman umrunda olmaz.
0
sanal hayvan
(08.06.25)
Spor salonu bence bir insanin en umursamaz, en renkli giyinebilecegi yer.
Ha ben dümdüz adamım ; şort+ siyah decathlon tshirtu ya da beyaz Decathlon tshirtu dışında hiçbir şey giymem. Ama ayakkabım mavi adidas powerlift 4
www.prodirectsport.com

Kısacası bence spor salonunda eğlenceli olani bu tarz renkler giymek ve hayatımda da kimsenin umursadigini görmedim kendim de umursamadim. Spor salonunda meme ucu gostermedigin sürece ya da pipiye kadar kısa sort giymedigin sürece kimse umursamaz.
0
logisticsmanager
(08.06.25)
Kime ne ? Ayakkabıyı onlar için almıyorsun, kendin için alıyorsun. Herkes işine baksın.
0
emirleblebikemir
(09.06.25)
(2)

Ağırlık ayakkabısı

kizil karga
Bunlar gerçekten işe yarıyor mu yoksa pazarlama hilesi mi?
Bunlar gerçekten işe yarıyor mu yoksa pazarlama hilesi mi?
0
kizil karga
(05.06.25)
Makinelerde oturarak çalışıyorsan çok zorunlu değil ama serbest ağırlıklarla compound çalışıyorsan ayakkabının sert tabanlı stabil olması güvenlik açısından faydalı, yeni nesil ağırlık ayakkabılarının tabanları bu şekilde ama mesela Nike Romaleos gibi ayakkabılar yüksek topukları nedeniyle squat yaparken aşil tendonunun fazla gerilmesini önlüyor, ayrıca topuktan itiş gücü ürettiğin için avantaj sağlıyor; Metcon gibi ayakkabıların da hibrid yapılı tabanları var, tek bir harekete odaklı değil ama squat deadlift ve diğer compound'ları uygularken daha stabil bir duruş şansı veriyor, yani işe yarıyor mu dersen yarıyor pazarlama hilesi değil ama altı kaucuk sert tabanlı (futsal ayakkabıları genelde böyle oluyor) ya da ne bileyim Converse bile aynı mantıkla çalışıyor, bu tür ayakkabılar da denenebilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(05.06.25)
Compound yapiyorsan çok fark ediyor. Hayatımda harcadığım en iyi 65€ adidas powerlift mavi renk.
0
logisticsmanager
(05.06.25)
(5)

Ağırlık çalışması öncesi ısınma

kizil karga
Nasıl olmalı?
Nasıl olmalı?
0
kizil karga
(31.05.25)
Kesinlikle kardiyo şeklinde olmamalı, en önemli nokta bu. Onun dışında ilk yapacağın hareket neyse onunla kademe kademe ağırlık artırarak ısınıp sonra ana setlere geçebilirsin. Ben ilk harekette full ısınıp, yani en az 3 tane ısınma seti yapıp sonra ana setlere geçiyorum; ikinci harekette 1 tane ısınma seti yapıp sonra ana setlere geçiyorum, sonraki hareketlerde direkt ana setlere geçiyorum.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(31.05.25)
Önce nabız yükseltmek için 5 dk tempolu yürüyüş yapabilirsiniz.

Sonrasında yapacağınız hareketleri çok düşük ağırlıklar ile 1 2 set yapıp eklem yerlerini çalıştırın. aktif kas grupları biraz hareket etsin

kol çevirme , bacak savurma , dizleri çekerek hafif zıplama yapabilirsiniz

düşük ağırlık ile 1 2 seti mutlaka yapın ama
0
pislick0
(31.05.25)
Çalıştıracağın kas grubunu hafif ağırlıkla 2 set yaparak ısındır.
0
yurtsuz john
(31.05.25)
3 ısınma seti+1

Yaklaşık 13 yıldır 5/3/1 yaptığımdan hep böyle ısındım.
Bir tek omuz sakatlığı sebebiyle omuzlara ekstra bir şeyler yapıyorum (misal face pull vs). goblet squatta 1 dakika kadar oturur halde duruyorum, bir de 1 dakika hanging yapıyorum. Bitti gitti.
0
logisticsmanager
(01.06.25)
Yalnız şunu eklemem lazım; wendler son kitabında kısa bir ziplama ve ağır top atma isinmalari da koyuyor. Pek yaptığım soylenemez ama yaslandikca bunlara daha çok önem veriyor, ondan olabilir.
0
logisticsmanager
(01.06.25)
(27)

Duyuruda herkes

kizil karga
Birbirinden nefret ediyorum sanırım, ben yeniyim ben bile şimdiden birkaç kişiden hoşlanmamaya başladım ama sizler uzun zamandır buradasınız hiç mi sevdiğiniz saygı duyduğunuz birileri yok hep mi kötü enerji?
Birbirinden nefret ediyorum sanırım, ben yeniyim ben bile şimdiden birkaç kişiden hoşlanmamaya başladım ama sizler uzun zamandır buradasınız hiç mi sevdiğiniz saygı duyduğunuz birileri yok hep mi kötü enerji?
0
kizil karga
(30.05.25)
Sevdiğim saygı duygudum nötr olduğum çok kişi var.
0
kisa
(30.05.25)
Sevgi ve saygı duyduklarım var ama yazarsam onlar da hedef alınır. Burası da böyle bir yer kırmızı karga efendi. İşine gelirse hahahah.
0
Shepard
(30.05.25)
Birkaç agresif kadın düşmanı var maalesef. Bunlar dışında çok iyi tavsiyeler verenler var. O yüzden daha çok olumlu enerji bence.
0
pembediken
(30.05.25)
Benim çok sevdiğim kişiler var duyuruda, nick vermeme gerek yok.

Bir de kadın düşmanı, hayvan düşmanı tipler de var, bunlardan da hiç hoşlanmıyorum. Keşke gitseler buradan.
0
rock n roll
(30.05.25)
Burada yoğun aktif hemen herkes (ben dahil) bayağı mutsuz, ondan bu negatif elektrik.
0
sekizdokuzon
(30.05.25)
Valla ben kimseden nefret etmiyorum nefret cok ağır bir duygu. Ama duyurudaki bazı yazarların zeka seviyesini görünce Amaranta ne işin var burda deyip kendime kızıyor ve ara veriyorum. Sonra birkaç yazarin hatırına sorularım olunca arada bakıyorum.
0
Amaranta ursula
(30.05.25)
nefreti anlarım da iftira atıyorlar. kendi eksikliklerini muhatabına yansıtıyorlar.
0
yurtsuz john
(30.05.25)
nefret edilecek bir şey yok aslında.
duyurudaki herkes, dışarıdaki herkes gibi. izole, elit, daha iyiler çoğunluğun gölgesinde kalıyorlar; aynı yaşam gibi.
0
adivar
(30.05.25)
Amacına göre kullanırsan burası güzel bir yer. Şu ana kadar birçok insandan pek çok konuda gerek duyuru cevaplariyla gerek özelden destek aldım burada, sağolsunlar varolsunlar.

Bu kadar sınırlarını bilen ve kimseyle muhattap olmayan beni bile yer yer zorlayan HIYARlar olmuyor değil tabii duyuruda; mesela bir örnek:

www.eksiduyuru.com

Buna verilen bazi cevaplardan sonra bir daha girmeyeyim dedim ama düşününce internet artık herkesin ulaştığı ve her tipin cirit attığı bir çöplük sonuçta. Düzgün insanların hatırı ağır bastı.
0
makbur
(30.05.25)
devamlı seksli konuşanlardan hoşlanmıyorum. onun dışında bi şey yok. neyse ki küfür edemiyorlar o da bi şey.
0
deartheodosia
(30.05.25)
burayı fazla ciddiye almaktan dolayı olabilir.. nefret büyük şeydir, öyle ekran üzerinden inşa edilmiş personalara karşı duyulamaz. sürekli duyuru ve cevap giren bazı aklı eksik tipler var, neyseki bana çok denk gelmiyor. genel olarak buraya sormaktan keyif duyuyorum
0
kel aynak kusu
(30.05.25)
Son 6 aydır psikolojisi bozuk bir grup var. Buraları terapi odası gibi kullanıyorlar. Salak saçma başlık açıp milletin zamanını çalıyorlar. Onlarla muattap olmazsan burada gayet iyi bilgiler var.
0
mikahakkinen
(30.05.25)
Çoğunluk seviliyo. Kollektif sevilmeyen birkaç kişi var, sürekli ekranda olduklari için Algida secicilik olmus
0
abuzer
(30.05.25)
Çok uzun zamandır buradayım, isimler geldi ve geçti. Burada garip bir atışma, kaos ortamı hep vardı. Bunun dışında benim tanıştığım/sevdiğim insanlar da var.
0
rakicandir
(30.05.25)
Soru soran cevap almayı geç linç yeyip çıkıyor. Bu mel’unların nesini seveceksin?

Şaka bir yana vakit ayırıp yardımcı olan insanlar var ama azınlıktalar. 2018de burada cevap yerine akıl vermeye çalışan askeri doktorla tartışmışlığım bile var.
0
filipis
(30.05.25)
Burada çok fazla gergin insan var. Yanlış anlamaya hazır. Tetikte bekliyor :) Bunlar bir duyuru altında karşılaşınca seyredin şamatayı.
Düzgün, mantıklı, akıl sağlığı yerinde kişi sayısı %10 bile yoktur.
0
gabe h coud
(30.05.25)
hayat ayrik otlariyla guzel..
0
cooperr
(30.05.25)
Herkes dük, düşes. Ekşi, Twitter da garabet yerlerdir mesela ama oralarda yine bir alışkanlık, çok seslilik vardır. Burada yıllardır aynı tipler, aynı tripler. Bir yenisemediler. Yazılım öğrendiğimde yapacağım ilk şey bu siteyi uçurmak olacak.
0
sekizdokuzon
(31.05.25)
Sevdiğim ve saygı duyduğum kişiler var ama bunların çok azı şu an duyuruda. Ben lise 1’den beri buradayım mesela ve hayatıma dokunan, minnettar olduğum insanlar var. Tanıyıp da nefret ettiğim kimse yok. Birkaç senedir biraz tırt ama napalım, gülü seven dikenine katlanacak.
0
vedatchilipeppers
(31.05.25)
Sosyal medyanın insana getirdiği garip bir durum var ki bende de birkaç kere oldu. Biraz fazla direkt oluyor insanlar, karşısında bir insan olduğunu unutuyor.
Ben açıkçası belli muhabbetlere girmemek için "bu duyuru kesin olay çıkaracak" dediğim şeylere girmiyorum ve genelde de çok soru sormamaya çalışıyorum çünkü belli mallar/troller var yani yapacak bir şey yok.

Nefret ettiğim kimse yok çünkü nefret edecek kadar hayatıma etkisi olabilecek bir insan yok. Mal olduğunu düşündüğüm insanlar var, bir de mal olmasa da bu sosyal medya ortamını agresif bir şekilde karsindakinin insan olduğunu umursamadan cevap verme şeklinde kullananlar var, bir de baya iyi insanlar da var yani.

Yalan yok; burada ne zaman olay olsa popcornlu maykil jeksin gibi takılıyorum dağımda.
0
logisticsmanager
(31.05.25)
geçmişte tanıştığım veya soruduğum sorulara verdikleri kritik cevaplarla minnettar olduğum kişiler var. belki halen buradadırlar belki de yokturlar.
0
runaway
(31.05.25)
bunun birden fazla sebebi olabilir ama en bariz olanı şu: uzun süre kapalı bir ortama tıkılmış, birbirini çok fazla tanımış insanlar bir noktadan sonra ya çok yakın arkadaş olur ya da yavaş yavaş birbirinden soğur. yani olay sadece "kötü enerji" değil, sosyal yorgunluk, iç dinamikler, kırgınlıklar, belki geçmişte yaşanmış pasif agresif atışmaların birikmiş tortusu.

yeni gelen biri olarak bu atmosferin sana böyle görünmesi çok normal. sen henüz kimsenin ‘eski sevgiliyle takipleşip takipleşmediğini’, whatsapp grubundan kimlerin sessizce çıktığını, kimin kime selam verip kime vermediğini bilmiyorsun. ama içeridekiler yıllardır aynı döngünün içinde, dolayısıyla ilişkiler artık "merhaba" ve "günaydın" seviyesini çoktan geçmiş. iş cümle altı çatmalar, toplantıdaki sessiz sabotajlar, kahve molasında göz devirmeler gibi incelikli savaşlara dönüşmüş olabilir.

ama herkes kötü mü? tabii ki hayır. muhtemelen bu ortamda da birkaç tane gerçekten iyi, düzgün, sessiz sedasız işini yapan insanlar vardır ama onlar genelde bu tür "enerji çatışmalarında" görünmez kalırlar. çünkü dikkat çeken hep yüksek sesliler, kavgacılar ya da pasif agresifler olur.

bir de şu var: insanlar genelde sevdikleri kişileri değil, sevmediklerini daha çok konuşur. bu yüzden ortam sana tamamen karanlık gelmiş olabilir. sevgi sessizdir ama nefret yüksek seslidir.

sonuç olarak, bu hissin çok doğal. ama ortamın tamamını bu ilk izlenimle etiketlemek biraz haksızlık olabilir. zamanla gri tonları fark edersin. belki de sen o küçük ama sağlam insan grubuna katılırsın.

son not: insanlar da ortamlar gibi değişir. birini sevmemek bazen kalıcı olur ama bazen de sadece kötü bir güne denk gelmektir. kendine ve insanlara biraz zaman tanımakta fayda var.
0
goodz
(31.05.25)
Btw kızıl karga sen ve ben dahil, burada en çok kavga eden grup bile yeni nikli eski kullanicilar. O yüzden eskiden ne güzeldi beee yorumları yersiz :) sadece nikler değişti ve o arada toplumsal infilak yaraticak bı olay yaşanınca biraz hareketlendi duyuru. Yoksa değişen bir şey yok
0
abuzer
(31.05.25)
Herkesin birilerine yardım etmek için ya da birilerinin kendisine yardım edeceğini bildiği için girdiği bir yerde nasıl olur da herkes birbirinden nefret eder? Nefret ettiği insana kim neden yardım etsin?

Son derece gıcık tipler de çıkabiliyor tabii. Bilgi istediğin soruya saçma sapan (ve herkesin aklına gelecek basitlikteki) tahminini yazanlar, Ahmet Mümtaz taylan triplerindeki hımhımhım kasıntı moruklar, ukala geri zrkalılar falan çıkıyor ama görmezden gelliniyor. Çünkü duyuru’yu oluşturan kitle aslında bunlar değil.
0
lazor
(31.05.25)
@sonsuz diye biri var. kimsenin sevdiğini sanmıyorum.
0
koela
(31.05.25)
Eskiden daha iyiydi ama son zamanlarda tolerans seviyesi çok düştü. Burası günlük hayatın her noktasından soruların sorulduğu ve insanların kendi perspektiflerinden cevaplar verdiği bir yer. Farklı görüşler olmak zorunda. Bu farklılıklara tahammül yeterince olmadığında da toksikleşme kaçınılmaz oluyor.
0
but that was just a dream
(31.05.25)
@koela

@but that

+1
0
yurtsuz john
(31.05.25)
(3)

Lat pulldown barı

kizil karga
Spor salonuna şu barlardan gelmiş, bununla normal barın bi farkı var mı hangisini kullanmak daha iyi.https://m.media-amazon.com/images/I/61q3vGMUxAL._AC_UF894,1000_QL80_.jpg
Spor salonuna şu barlardan gelmiş, bununla normal barın bi farkı var mı hangisini kullanmak daha iyi.

m.media-amazon.com
0
kizil karga
(30.05.25)
Normal barlar aslında çok konforlu değil, gücün bitmese bile bir süre sonra önkol pump olduğu için çekiş daha zor hale geliyor, bu noktada strap kullanmıyorsan tükenişe gidemeden bazen hareketi bitirmek zorunda kalabiliyorsun; senin dediğin Mag Grip/Wide Grip bar daha doğal bir tutuş şansı veriyor ve önkol pump olmadığı için strap kullanmana gerek kalmadan tükenişe gidebiliyorsun, o nedenle daha etkili diyebiliriz ama çalıştırdığı bölge özelinde ikisinin de bir farkı yok ama büyükten küçüğe doğru çalışırsan lat'lardan trapeze doğru çalışmış olursun.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(30.05.25)
şahane bir bar bu. tutuş kabiliyetin artar. daha ağır kilo girersin. kola pek vurmaz doğrudan sırt kasların çalışır.
0
yurtsuz john
(30.05.25)
Bu bildiğin neutral grip aslinda :))

Senelerce bro science hüstadları "chin up kanat-sirt geliştirmez bicepslere vurur" deyip durdular. Şimdi pek çok araştırma Chin up'ın pull up tutuştan daha faydalı olduğunu bile yazıyor.

Kanat-sirt hareketleri aslında kolun dirsekten omuza kadar olan bölümünün vücutla oluşturduğu aşağı yukari açı. Bunu ister pull up şeklinde yap ister chin up neutral hepsi kanat-sirt çalıştırır.

Pull up tutusunun daha zor olmasi @kaleci dediği gibi önkola -bilek dirsek arası bölüm- çok yük binmesi. Bu biraz şuna benziyor, barbell curl'de kaldırdığın ağırlıkların yanina reverse barbell curl'de yaklasamazsin bile, çünkü onda da önkola çok yük biner.

Yani ozetle bu tutusla önkola binen yuk gidiyor yerine bicepslerden aldığın destek artıyor ve hem daha ağır kg girebiliyorsun hem de dayanıklılığın artıyor.

Mucize bir şey yok yani.
0
makbur
(30.05.25)
(8)

Köpek şampuanıyla duş almak

kizil karga
Duşa girdiniz mesela soyundunuz döküldünüz suyu açıp ısıttınız, artık geri dönülemez noktaya geldiniz ama bi baktınız şampuanınız bitmiş bir tek köpeğin şampuanı duruyor orada, köpek şampuanı sizinkinden 3 kat falan pahalı kaliteli bir şey, onu kullanır mısınız yoksa o duşu saç yıkama özelinde pas m
Duşa girdiniz mesela soyundunuz döküldünüz suyu açıp ısıttınız, artık geri dönülemez noktaya geldiniz ama bi baktınız şampuanınız bitmiş bir tek köpeğin şampuanı duruyor orada, köpek şampuanı sizinkinden 3 kat falan pahalı kaliteli bir şey, onu kullanır mısınız yoksa o duşu saç yıkama özelinde pas mı geçersiniz?
0
kizil karga
(29.05.25)
Köpeğine bağlı, saçları benim saçım gibi kıvırcık-dalgalı Toy Poodle cinsi köpekse bi düşünürüm ama Lassie tarzı bir şeyse kesin pas geçerim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(29.05.25)
pas da geçmem muhtemelen duştan çıkar yedek şampuanımı alırım. ama hadi soru yedek bir şampuanımızın da olmadığına dair olsun. pas geçerim o zaman.
köpek şampuanının pahalı olması bana uygun olduğu anlamına gelmez sanırım. köpeğim yok ve şampuanlarından da hiç haberim yok ama köpeklere özel bir içeriği vardır herhalde mantıken :D insan saçı ve cildi için uygun değildir. ne kadar pahalı olursa olsun.
0
chanandler bong
(29.05.25)
kendi şampuanımı tamamen bırakır artık köpeğinkini kullanırım.

(kendiminkini de köpeğe veririm)
0
yurtsuz john
(29.05.25)
kullanmam. sıvı sabunla devam. yoksa el sabunu.
0
ya ben lan neyse
(29.05.25)
Kedi kumuna işeyen arkadaş sorusu bu.

Kullanmam
0
beetlejuice
(29.05.25)
sıvı sabun +1
0
duyuruuser
(29.05.25)
köpek şampuanları insan şampuanlarından daha düzgün muhtemelen, parasına kıyabilirsem kullanırım. geçen köpeğime bi şampuan almaya heveslendim 900 liraya satıyorlardı vicdansızlar, alamadım.
0
ofelia
(30.05.25)
ben bi kere yanlışlıkla köpeğimin kuru şampuanını saç spreyi sanarak saçıma sıktım ve o şekilde ofise gittim :-)
bütün gün köpeğim gibi koktum hahah

benim ki normal ıslak kullanılan şampuan değildi belki ama bence de köpekler için yapılan ürünler daha sağlıklı olabilir :-)
0
euteamo
(30.05.25)
(6)

Yüzüklerin Efendisi: İki Kule

kizil karga
Bu 2 kule hangi 2 kule?
Bu 2 kule hangi 2 kule?
0
kizil karga
(29.05.25)
Bir tanesi Isengard’daki Saruman’ın kulesi olan Orthanc, diğeri de normalde Sauron’un kulesi Barad-dur ama ikinci kulenin Minas Morgul olduğunu söyleyenler de var zira iki kule de Sauron için çok değerli biri "Göz" olunca yaptığı ustalık eseri diğeri de geçmiş geleceğe tüm organizasyonunu şekillendirdiği mekan, ikisi de olabilir gibi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(29.05.25)
Biri Isengard, Saruman yani digeri Sauron, Baraddur yamulmuyorsam.
0
wallcan
(29.05.25)
elorelia
(29.05.25)
isengard-baraddur

iki kule saruman-sauron ittifakını simgeler
0
ssekk
(29.05.25)
Kitabı okurken hem "Minas Tirith-Minas Morgul" hem de "Orthanc ve Barad-dûr" havası veriyordu. Hatta ilk okuduğumda ilki daha ağırdı diye hatırlıyorum ama 25 yıl oldu neredeyse. Emin değilim. Filmde net şekilde hatta Saruman'ın repliği ile "Orthanc ve Barad-dûr" olarak belirtiliyor. Öte yandan Tolkien mektuplarından birinde Minas Tirith ve Barad-dûr olarak tarif ediliyor ya da ima ediliyordu sanırım.

Yeterince kafa bulandırdıysak bence de yüzük savaşları sürecinde ilk kitapta ihaneti açıkça ilan edilen Saruman'ın ikinci kitapta askeri güç olarak sahneye çıkışı konu olduğu için Isengard ve Mordor "ittifakı" yani Orthanc ve Barad-dûr olarak hakkımı kullanıyorum :)
0
nawar
(30.05.25)
Aslında burada kafa karışıklığına neden olan konu şu: Bu kitap yazılırken Tolkien kitabı 3 kitap olarak yazarak yayınlatma arzusunda değildi kitabı 6 bölüm olarak tek cilt yazmak istiyordu, bu 6 bölümden hiçbirinde de "İki Kule" şeklinde spesifik bir konu yok, yani üstüne kitap yazılacak kadar kaydadeğer bir konu değil en başta, o nedenle de biraz muallak kalıyor özel olarak belirtilmiyor fakat editörlerin ısrarıyla kitap 3 cilt olarak çıkıyor ve kitabı üçe bölünce kronolojik olarak oraya "İki Kule" ismini veriyor ama dediğim gibi aslında kitabın orijinal yazım şeklinde bu bölüm çok değerli değil ve üstüne çok değinilmiyor, hatırladığım kadarıyla sadece bir yerde Minas Morgul olabileceğine dair küçük bir atıf vardı fakat filmlerde kesin olarak Orthanc ve Barad-dur olduğu belirtiliyor, o nedenle öyle kabul ediliyor ama filmlerden önce aslında benzer öneme sahip 6 kule var kitapta, bunlardan birinin olabileceği de söyleniyordu.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(30.05.25)
(14)

2 Euro'ya ekmek

kizil karga
Bu paylaşım evet klasik yandaş gurbetçi aptallığı ona bir şey demiyorum ama ekmek için 2 Euro pahalı değil mi, bana sanki ekmek 2 Euro etmez gibi geliyor ne diyorsunuz?https://x.com/populicc/status/1926740052559937705?s=46&t=vDcUzHG6zvvcP0E_PkymRA
Bu paylaşım evet klasik yandaş gurbetçi aptallığı ona bir şey demiyorum ama ekmek için 2 Euro pahalı değil mi, bana sanki ekmek 2 Euro etmez gibi geliyor ne diyorsunuz?

x.com
0
kizil karga
(26.05.25)
Abi bunun aynısını almaya burada çalış en az 50 60 lire. Beyaz buğdaylı eppek için 50 veriyorum. Susamlısını istesem 60 70. Bunun ne ekmeği olduğunu yazarsan öğrenir yazarız Türkiye fiyatını.
0
Shepard
(26.05.25)
Yok hayır Türkiye fiyatı için sormuyorum, Hollanda'da 2 Euro'ymuş bu ekmek, Hollanda için de pahalı değil mi 2 Euro olması?
0
🌸kizil karga
(26.05.25)
Bunu Hollanda'lılara sorsana delikanlı! Şaka, ben köyden yeni geldim oraların fiyatını bilmemek.
0
Shepard
(26.05.25)
Ahraz bir de yazmış "Türkiye'de kimse ekmeğe elli lira vermez." Uno'nun "premium" ekmeği 50 TL. 50 TL'den büyük iki kağıt para var. 100, 200.
Türkiye'de makarna yanında ekmek yeniyor. Ki makarnadan başka bir şey büyük bir kesim tarafından zor yeniyor.
Fransa ve Norveç arasında kırmızı şarap fiyatlarını karşılaştırırsanız Norveç'ten Fransa'ya iltica olmalı
0
sparkle kiddle
(26.05.25)
Bu websitesine göre 35 gr porsiyonu ve 22 porsiyon var.
Kısacası 770 gr.
www.ah.nl

Hemen migros uno ekmek bakıyoruz;
www.migros.com.tr

400 gr 50 lira. 770 gr 96 lira eder.

Kısacası manipülasyon yapmaya çalışan klasik gurbetçi cahili.
Buna ek olarak bugün şehir merkezindeki ufak marketten bir şeyi 3€ alirsin, büyük marketten 2€ya. Her yerin fiyatı aynı olmuyor (en azından Fransa'da, Hollanda'da da farklı olmaz heralde).

2€ pahalı değil yani. Türkiye'de de benzer fiyatlar var işte.
0
logisticsmanager
(26.05.25)
Para zahiri bir şey. Ülke yönetiminin güvenilirliğine göre zaman içinde değer kazanabilir ya da kaybedebilir. Ayrıca adam Euronun sonundan bir sıfır attım der, ertesi günü ekmek 0,2 Euro olur. Yani paranın o anki değerinin bir anlamlılığı yoktur.

Anlamlı olan o bir ekmeği alacak adamın o ekmek parasını ne kadar çalışarak ödeyebildiğidir. Ona bakılır.

Ayrıca herşey her ülkede veya her şehirde aynı değerle nitelendirilmez. Örneğin mayoyu sahil şehrinde işportada üç kuruşa alırsın, Karşın bir ilçesinde lüks mağazada pahalıdır.
Örneğin Amerikalı çin lokantasına parası yoksa gider, İstanbulda çok para gerekir.

Ekmeğin bizimkilere ifade ettiği şey ile Alamana ifadesi farklıdır.

Bizde herşeye kafana göre zam yaparsın da ekmeğe zamma hükümet karar verir falan.
0
Mirket
(26.05.25)
o ekmek ağırşığına göre pahalı değil. albert heijn'da esas pahalı olanlar l&p olan ekmekler ama onlarında tadı çok güzel
0
biergarten
(26.05.25)
paketli ekmekler türkiyede de pahalı. unolar 50 lira hatta untad 65 lira.
0
my fault
(26.05.25)
Fotoyu çeken "sinsi" neden tamamını çekmesi acaba?

Extra lang (ekstra uzun) diyor.

Istanbul'da çük kadar tam buğday ekmegi, çavdar ekmegi 45 tl.

Klasik bildiğimiz beyaz ekmek zaten gerçek ekmek değil ki. Sağlıksız saçma sapan bir şey. İnsanlara reva görülen bu mudur yani?
0
makbur
(27.05.25)
Fotoyu çeken kişinin yapmaya çalıştığı algıyı kenara koyuyorum.

Ekmek tam tahıllı ve A besin değerine sahip. 1€’luk ekmeğe göre daha orta segment kalıyor. 4€’ya da proteinli ıvır zıvırlı ekmekler var. Onlar üst segment.
0
ruhen hastayim ben
(27.05.25)
keşke o ekmeğin içindeki zengin besin ve içeriği türkiye'de 2 euroya alabilsek.
klasik gurbetçi sinsiliği. kesinlikle avrupa tr'den ucuz. en azından yediğinin bir kalitesi var.
0
adivar
(27.05.25)
Onların Migros’uyla bizim Migrosu karşılaştıralım
www.ah.nl

0,99a bizdeki uno denge ekmeğinin karşılığı satılıyor.
2.5 Euro’ya da var. Ama yine migrosta reyonda 100liraya ekmek alabiliyoruz.

O yüzden 0,99luğu baz alalım. 770grammış paket etmek. Kilo fiyatı düz 1.2 Euro.
(Beğenmezseniz 2.5euroluk ekmeği kıyaslayalım. Onun da kilo fiyatı 3.2 falan civarı. 145 lira falan olsa gerek. )

Uno denge ise kilo fiyatı 120 civarı. 1.2euroluk ürün karşılığı bu.

asgari ücret karşılaştırması yaparsak durum daha acı. sanırım 2300euro civarında orada net.

2300/1.2 = 1900 küsür,
23000 / 120 = 190 küsür, 200 diyelim

hadi yanlış hesapladım, yukarı yuvarladım diyelim. 8 kat değil 6 kat fark olsun.
hadi ucuz değil 2.5euroluk ekmeği hesaplayalım (kg^su 3.2euro) fark 3 kat olsun.


türkiye'de insanların çoğu asgari almıyor ki, öyle gösteriliyor desek bile, aynısı hollanda için de geçerli.
ayrıca bizde asgarinin bi tık üstü diye bir şey var. asgari 1600'ken bana 1610 civarı maaş veriyorlardı -asgari verdik dememek için- ciddi kesim 30bin lira bandında kazanıyor.

velhasıl, kıyaslama bir yana.
sizin sorduğunuz soruya cevap olarak 1euro'ya da bulunuyor 2euro'ya da. ebat olarak bizdekinin neredeyse iki katı ve premium kalite.

hem ürünleri bizden ucuz ve kaliteli hem de daha fazla alabiliyorlar.
O fotoyu çeken ya kötü niyetli ya da aşırı cahil ki bu da kötü niyettir.
0
biseysorcaktim
(27.05.25)
Hollanda'da yaygin satilan siradan ekmek, pek iyi bir ekmek degil. Standart piyasa mali, bildigin dandik yani aslinda. Bu fiyatlar genelde kendi firinlarinda gunluk yapilanlar icin gecerli. Baska bir markette de 2,80 euro aynisi. Bunun disaridan geleni de var, raf omru daha uzun sanirim, bildigin ayni ekmek 1 euroya da oluyor. Firinlardaki kalitesi yuksek olan ekmekler ise 3-5 euro arasinda degisiyor.

Paylasimi yapan sayfayi biliyorum. Yari ciddi yari geyik paylasimlar yapiyor. Bu arada zaten sosyal medyadaki alginin aksine Hollanda ve benzeri ulkelerde market masraflari daha yuksek. Su boyutta ekmek icin 2 euro pahali sayilacak bir fiyat degil.
0
mbond
(27.05.25)
Paris’te la maison d’isabelle gibi ödüllü bir fırında uzun baget ekmeği €1.30 idi bir ay önce. ondan daha ufak baget ekmeğinin migros’taki fiyatı:

www.migros.com.tr

alım gücü, ekmeğin kalitesi gibi detaylar da işin içine girince algıdan başka bir şey değil.
0
phoarbix
(27.05.25)
(2)

Spor aksesuarları

kizil karga
Bileklik ve strap almak istiyorum nereden alayım?
Bileklik ve strap almak istiyorum nereden alayım?
0
kizil karga
(26.05.25)
Bütçen varsa SBD en iyisi, Flexible wrist wraps'leri çok iyi ama Stiff modeli biraz rahatsız edici, buradan alırsan ona dikkat et; Gymholix'in ürünleri de iyidir ama uzun zamandır stok yenilemiyorlardı oraya da bi bak, stokta varsa oradan da alabilirsin; Harbinger'in bi strap'ini 4-5 sene kullandım ama onu artık satmadıkları için yenisini alamamıştım ama diğer ürünleri de iyidir. Bunların dışında Liftstar'a ve Strongrips'e de bakabilirsin. Markaları süperden averaja doğru verdim.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(26.05.25)
abi gerek yok o kadar pahali urunlere belki hosuna gitmeyecek kullanmayacaksin bile, acelen yoksa temu'dan falan al yoksa supplementlerin sitesindekiler de zaten generic urun kendi markasi var sadece. ben 2 senedir falan kullaniyorum eskimeye basladi ama zaten cok uyguna almistim.
0
bay b
(26.05.25)
(12)

Japonlar Kürtleri neden

kizil karga
Ülkelerinden göndermiyorlar? Yani anladığım kadarıyla herkes şikayetçi Kürtlerden sevilmiyorlar da, bunları tespit edip yallah köyüne diyemiyorlar mı demiyorlar mı, hangisi olabili?
Ülkelerinden göndermiyorlar? Yani anladığım kadarıyla herkes şikayetçi Kürtlerden sevilmiyorlar da, bunları tespit edip yallah köyüne diyemiyorlar mı demiyorlar mı, hangisi olabili?
0
kizil karga
(24.05.25)
aynı soru avrupa için de sorulabilir çeşitli ırklar üzerinden. Bence cevabı karmaşık bürokrasi sistemi.
0
biravekahve
(24.05.25)
Bazı ülkelerde Anayasa diye bir şey oluyor. Onunla çelişmeyen kanunları oluyor.
İnanır mısın, o kanunlarda ne yazarsa onu yapıyorlar. İnsan hakları falan diye bir şeylere saygı duyuyorlar. Orman görmemiş adamlar. Orman kanunu nedir bilmiyorlar. Ben yaptım, oldu, diyemiyorlar. Öyle tuhaf bir şeyler.

Şaka bir yana da, olay da tam böyle.
0
Mirket
(24.05.25)
İltica ediyorlar. iltica başvurusunda bulunanı ülkeden yaka paça atamazsın.
0
runaway
(24.05.25)
bazı vatandaşlar eylemler yapıyor ve gönderilmelerini istiyorlar.
bazı vekiller de yasal hazırlıklar yapıldığını/yapılmasını gerektiğini söylüyorlar. yasal zemin oluşunca gönderebilirler.

ama tek sebebi bu değil, bir yerde bununla ilgili nispeten detaylı bir izah görmüştüm iki cümle ile özetleyim. oradaki kürtler çoğunlukla alt kademe işler yapıyorlar. mesela ucuz maliyetle bina yapma ya da yıkma işi. yıkmada bazı tehlikeler, alınması gereken önlemler bir sürü şey var ve maliyet yüksek oluyor. ancak bizden giden arkadaşlar bu kriterlere daha az önem gösterip maliyeti düşürüyor.

yani bizdeki kaçak işçiler bazı sektörler için neyse, oradaki vatandaşlar da japonya için öyle.
0
biseysorcaktim
(24.05.25)
İrfan aktan nevşin mengü'nün bir yayınında anlatmıştı olan biteni. Bulamadım şimdi. Faşoların anlattığı ya da zannettiği gibi değil. Japonların bir miktar motivasyonla ne kadar haysiyetsiz olabileceğine dair de fikir verir.
0
beyfendi
(24.05.25)
"- Abi x seni s**iyor

+ hahaha ne skmesi mal..."

diye bir meme konsepti* var ya. Kar taneliğinden ölecek ve siyasi argüman kapasitesi millete faşist demekten ibaret olan kişiler için üretilmiş adeta. Bonus olarak "yasalar var yasalar" muhabbeti için de geçerli. Ultra modern Avrupalı ve Amerikanlar ülkesinde sorun çıkaranların kıçına tekmeyi basıp gönderiyor. Biz sorunlu kişilerden söz ettiğimiz anında uluslararası yasalar var, faşistsiniz falan gibi zırvalar akıyor. Japonya yerine ABD'de bu şekilde bir göçmen sorunu yaşansa kulağından çekip atmıştı çoktan.

İşte böyle zararlı otlardan kurtulmak yerine "foşik" denilip kimsenin sallamadığı yasalara bağlı olarak el kol bağlanmaya çalışınca bu sefer bahçede zararlı otlar yokmuş da otların kendisi zararlıymış gibi bir algı oluşuyor. Onun sonu da 3-5 zararlı otu yolunca bitecekken isteyen istediği kadar baskılamaya çalışsın, bahçeyi yakmaya doğru gidiyor. Japonya'nın ılıkları ve kendi korunaklı bölgelerinde yaşayanları da konudan uzak olduğu için "algı oyunu" ve abartı olarak bakıyor tıpkı buradakilerin yaptığı gibi.

Hani insan konusu rahatsız ettiyse sitede oturup şahsi aracıyla plazaya çalışmaya gidenlerin hiçbir şekilde başıboş köpek sorunu yok sanmasını düşünebilirsiniz. Bak, orada da çözüm çok daha basit olacakken insanlar (ben bunlara dahil değilim) bütün köpeklerin toplanıp uyutulmasını istiyor. Belediyeler ve hükümet de ara ara onu yokluyor. Çakma modern ve ılık liberal baskıları tatlı tatlı "yemenin" acı acı çıkarması oluyor maalesef.


* bir örneğini vereyim de bahsettiğim meme anlaşılsın, hem de konuya yakın x.com
0
nawar
(24.05.25)
olay şöyle
japonya vize istemediğinden kürtler gelişmiş ülke olarak en kolay japonya’ya gidebiliyor.
ülkeye turist vizesiyle girip iltica başvurusunda bulunuyorlar.
iltica başvurusunun karara bağlanması yıllar sürebiliyor. kararı beklerken başvuruda bulunanlar birçok haktan yararlanamadıkları bir statüyle japonya’da kalıyorlar.kürtler en çok bu statüden şikayet ediyorlar.
red kararı gelince tekrar başvuruyorlar, çünkü iltica başvurusunda sınır yok. böyle 20 yıl japonya’da yaşayan varmış.
kürtler japonya’ya yerleşmek istiyor ama japonya almıyor. arafta bekliyorlar işte.
0
gnosis
(24.05.25)
gnosis +1 aynen böyle.

şuan japonya vizesiz girilebilen en gelişmiş ülke denilebilir. halen vizesiz mi emin değilim gerçi.

iltica + red + itiraz yoluyla 5-10 sene arası gittikleri yerde kalıyorlar.
0
runaway
(24.05.25)
freedonia
(24.05.25)
oyle enseden tutup gondermek diye bir sey yok.
0
baldur2
(25.05.25)
freddonia’nın paylaştığı videoya göre iltica başvurusuna 2023 yılında sınır getirmişler ve 3 ile sınırlanmış. sakoku diyarı japonya, turistten rahatsız olup mahalle kapatan japonya, ingiliz-amerikan vatandaşı expata gaijin diyerek ev kiralamayan japonya kürtlere kucak açar mı? çok kültürlülüğü ile övünen avrupa değil orası. 3 başvuruyu tamamlayanı ilk uçakla ülkemize gönderirler artık.
0
gnosis
(25.05.25)
işin bürokratik kısmı elbette önemli ama çoğu zaman halkın isteği devletin isteğiyle örtüşmez. devletler göçmenleri ve mültecileri sever çünkü düşük seviye ve zor işleri bu insanlar yaparlar. üç kuruşa çalışıp ekonomiyi döndürürler.

ispanya halkı da güney amerikalı göçmenlerden rahatsız ama devlet kasıtlı olarak bu göçmenleri -ki çoğu kaçak- yollamıyor. almanya, fransa ve daha birçok avrupa ülkesi de bu şekilde. bugün avrupa’dan kaçak göçmenleri çıkar, avrupa’da işler durur.

aynı durum japonya için de geçerli olabilir.
0
sir gawain
(25.05.25)
(4)

Civa sadece ton balığında mı var?

kizil karga
Civa olayı hep ton balığıyla ilişkilendiriliyor da?
Civa olayı hep ton balığıyla ilişkilendiriliyor da?
0
kizil karga
(24.05.25)
Yo hepsinde var ama kütlesi arttıkça içerdiği civa da aynı oranda artıyor, bizde büyük balıklardan en ulaşılabilir olan ton balığı olduğu için en çok onu duyuyoruz yoksa köpekbalığında daha çok civa var, bununla birlikte küçük balıklar da civa içeriyor ama kütleleri küçük olduğu için haliyle taşıdığı civa miktarı da az, o nedenle göze batmıyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.05.25)
civa tablolarina bakabilirsin. genelde kucuk balikta daha az civa olur ama somonda da dusuk seviyedir kendi boyutuna gore. en guvenlisi hamsi, sardalye ve somondur.
0
antikadimag
(24.05.25)
Şimdi bu büyük balık küçük balığı yer olayı sadece borsada sadece kapitalizmde olmuyor denizde de oluyor. Büyük balıklar küçük balıkları yiyor.

Bünyeye alınan ağır metallerin bünyeden atılamama gibi bir huyu var. Böylece her yenen küçük balığın bünyesinde birikmiş ağır metal gidip büyük balığa kalıcı olarak yerleşiyor.

Sonuçta balıkta cüsse ne kadar büyükse ağır metal birikimi de o oranda fazla oluyor. Bir geometrik oran artışı söz konusu.

Ton balığının da maşallahı vardır. Büyüktür yani.

Ayrıca bu ağır metallerin derin sulara doğru süzülme huyu da vardır. Onun için de bir balık ne kadar derin su balığıysa o kadar ağır metale maruz kalır ki ton balığı da derin su balığıdır.

Yani, konu hakkında X2 diyebiliriz.
0
Mirket
(24.05.25)
artik butun baliklarda var ve balik buyudukce artiyor.
0
cooperr
(24.05.25)
(5)

Mısır piramitlerine kimsenin ilişmemesi

kizil karga
Mısır yüzlerce yıl birbirinden farklı birçok devletin himayesine girmiş sayısız krallar hükümdarlar padişahlar komutanlar bu bölgeye hükmetmiş ama kimsenin "lan lan bu böyle şeytan icadı" deyip yıkmaması ilginç değil mi kimse ilişmemiş, neden ilişmemiş olabilirler arkeolojinin çok da bilinen bir bil
Mısır yüzlerce yıl birbirinden farklı birçok devletin himayesine girmiş sayısız krallar hükümdarlar padişahlar komutanlar bu bölgeye hükmetmiş ama kimsenin "lan lan bu böyle şeytan icadı" deyip yıkmaması ilginç değil mi kimse ilişmemiş, neden ilişmemiş olabilirler arkeolojinin çok da bilinen bir bilim olmadığı dönemlerde de?
0
kizil karga
(23.05.25)
Aslında ilişmişler. Selahaddin Eyyubi'nin oğlu Mikerinos Piramidi'ni (ve diğer tüm piramitleri) yıkmaya çalışmış ama işçiler günde sadece birkaç taşı hareket ettirebildikleri için 1 senede piramidin bir yüzüne sadece bi oyuk açabilmişler, sonra yıkamayacaklarını anlayınca vazgeçmişler. Sfenks'in de burnu yok ama neden olmadığı belli değil, bir dönem Napolyon top güllesiyle yıktı şeklinde bi efsane vardı ama Napolyon'un Mısır'a gelmesinden çok önce Sfenks'in burunsuz bi resmi ortaya çıkınca o da yalan oldu.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.05.25)
büyük piramitler haricinde bir çok yapıtta kum altında kalıp gizli kalmış çoğu sonradan bulundu bilgisi kalmış aklımda, birde genelde firavunlar kendi adlarına yaptırdıkları için sonradan gelenler korumak için ilgilenmemiş öyle gizli kalmışlar sanırım
0
eja
(23.05.25)
piramit structural olarak en safe yapilardan biri. kule degil ki yikasin. ucgen bloklar. yikmak istesen yikamazsin.
0
antikadimag
(23.05.25)
çok uzun zamandır belki isa'dan bile önce herhangi bir inanışı temsil etmeyi bırakmış bir yapı doğal olarak yıkmanın herhangi bir anlamı yok ki yıkınca kazanacağın bir şey de yok çünkü mısır yine çok uzun zamandır yoksul bir ülke yani onlardan alabileceğin bir şey yok zaten gelen geçen herkes istediğini almış çok zorlanmadan.

bence işin garibi tarih boyunca kimsenin lan bunun altında hazine vardır diye koca koca orduları seferber etmemesi. yine büyük keşfe kadar kimse merak edip de burda ne var ya diye sormamış
0
duyurukullanıcısı
(23.05.25)
Yapıldığı dönemlerde dümdüz bir yapıya sahipler dışarıdan ayna gibi gösteriyor bu durum onları ve büyük olanların tepesinde altın var. Bunların hepsinin içinden geçiliyor. Taşlar da çalınıyor. Mezarlar da yağmalanıyor. Elde kalan işte yığıntıyı da durduk yere infilak ettirmenin bir manası yok.
0
sanal hayvan
(23.05.25)
(21)

İzlemekten aşırı zevk aldığınız

kizil karga
Futbolcu kim/kimdi?Bir kişi sadece.
Futbolcu kim/kimdi?

Bir kişi sadece.
0
kizil karga
(23.05.25)
Ronaldinho: pbs.twimg.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.05.25)
Thierry Henry, paul scholes, ruud gullit...
0
adivar
(23.05.25)
dennis bergkamp, pirlo, effenberg tabii ki zidane. henry gibi bir forvet daha gelmedi bu dünyaya.
0
mikahakkinen
(23.05.25)
Bu aralar yamal
0
respect
(23.05.25)
Zidane'ı izlemeye bayılırdım. Bir de Ryan Giggs.
0
efreet sultan
(23.05.25)
messi. sırf onun için barçalı oldum.
0
koela
(23.05.25)
Barış Alper Yılmaz
0
prole
(23.05.25)
baki mercimek. 1 kişi yazmayınca tik atmamak neyse?
0
mikahakkinen
(23.05.25)
Söz konusu seyir zevki olduğunda futbolcunun ne kadar çok gol attığı, oyuna etki ettiği, ne kadar koştuğu şu bu hepsi rafa kalkıyor. En beklenmedik şeyleri yapan, en çok hayrete düşüren, saf yeteneği en çok gösteren kimse, onu izlemek istiyor insan. Maalesef oyun artık bunları yapan futbolcuyu dışarda bırakmaya meyilli. Neyse özet geç piç diyor ve cevabı veriyorum;

Tabii ki Ronaldinho.
0
thracia
(23.05.25)
Hagi
0
iwasbornonamountainside
(23.05.25)
valentin rosier
0
abuzer
(23.05.25)
Ben arda güler i çok keyifle izliyorum.

Ayrıca yazmadan edemicem Hagi +1
0
buzbebek
(23.05.25)
zinedine zidane
0
bay b
(23.05.25)
kenan yildiz
0
sonsuz
(23.05.25)
Cristiano Ronaldo.

Manchester'a geldiğinde ihya oluyordum adamı izlerken. Real'de de iyiydi başlarda sonra daha garanti oynamaya başladı ama yine keyif veriyordu.
0
chicha_v2
(23.05.25)
recoba
0
buenosdias
(23.05.25)
ibrahimoviç. gerisi hikaye
0
topkapiaksaray
(23.05.25)
Quaresma

Yıldız oyuncuların bir ömür yaptığı skillerden derlenen youtube videoları vardır ya hani.. Quaresma'nın oynadigi sadece tek bir maç buna denkti.

@thracia çok güzel özetlemis olayı aslında.
0
makbur
(23.05.25)
Wayne Rooney
0
vedatchilipeppers
(23.05.25)
Tuncay şanlı
0
luluki
(24.05.25)
hagi +1
0
cooperr
(24.05.25)
(7)

Avrupa yapımı polisiye diziler

kizil karga
Hangilerini önerirsiniz?
Hangilerini önerirsiniz?
0
kizil karga
(23.05.25)
Luther (İlk siyahi James Bond)
The Pembrokeshire Murders (Mini dizi)
Slow Horses (Ajanlı majanlı ama polisiye gibi de)
Trapped (İzlandalılık dağlar tepeler kar)
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(23.05.25)
Endeavor
Cb strike
Engrenages
Broadchurch
0
logisticsmanager
(23.05.25)
babylon berlin
0
mikahakkinen
(23.05.25)
Kastanjemanden
0
auroraaurora
(23.05.25)
Tesekkurler late viper, Kobra Takibi'ni belirten birini gormek guzel. Diger hic bir diziyi duymadigimdan basima birsey gelmesin diye belirtmemistim.
0
mbond
(23.05.25)
marcella
trapped
entrapped
0
duyulmasi gerektigi kadar
(23.05.25)
(17)

Banyo adabı

kizil karga
Nasıl duş aldığınız ya da almamız gerektiği konusunda bazı sorularım var, yargılamadan cevap verirseniz çok sevinirim "ulan eşşek bu yaşa kadar öğrenemedin mi" şeklinde yaklaşımlar bize bir şey kazandırmaz.Sorularım şöyle:1: Her duş aldığımızda sabunlanmak şart mı, her gün düş alıyorum çünkü her def
Nasıl duş aldığınız ya da almamız gerektiği konusunda bazı sorularım var, yargılamadan cevap verirseniz çok sevinirim "ulan eşşek bu yaşa kadar öğrenemedin mi" şeklinde yaklaşımlar bize bir şey kazandırmaz.

Sorularım şöyle:

1: Her duş aldığımızda sabunlanmak şart mı, her gün düş alıyorum çünkü her defasında sabunlanmalı mıyız?

2: Sabunlanma işlemini lifle yapıyorum, mesela vücudumuza sürdüğümüz lifi erojen bölgemizde de kullanmalı mıyız, kullanmayacaksan o bölge için ayrı bir lif mi kullanmalı mıyız nasıl olacak ya da ayağımız parmak aramız için vs sanki buralar için aynı lifi kullanmak hijyenik değil gibi geliyor ama önyargı da olabilir tam emin değilim.

3: Sabunlanma esnasında suyu kapatıyor muyuz? Kapat-aç yapınca su sıcaklığını tekrar tekrar ayarlamak zaman alıyor diye soruyorum siz nasıl yapıyorsunuz?

4: Kurulanma işini havlu ile yapıyorum, burada da 2. madde ile aynı sıkıntılar başlıyor erojen bölgemizi ayrı bir havlu ile mi kuruluyoruz ve ayaklarımızı, nasıl olmalı?

Aklıma takılan sorular bunlar, yardımcı olan herkese şimdiden teşekkür ederim.
0
kizil karga
(22.05.25)
1.evet. sacini yikamazsin ama tüm vücut sabunlanir.
3. kapatmiyorum :( kapatmaliyiz ama sanirim.
4. bornoz var bende. yetiyor.
0
sonsuz
(22.05.25)
1-evet. sabunlanmayıp sadece suya girenlere has bir koku oluyor. ben alıyorum en azından.
2-sabun bezi kullanıyorum annemin ördüklerinden. yüzüm hariç her yerimde kullanırım. yüzüm için eşek sabunlu tırtıklı bişey var onu kullanıyorum.
3-kapatmıyorum.
4-bornoz kullanmanı öneririm
0
messina123
(22.05.25)
1-evet şart. Sadece su ile teri, ter kokusunu giderebiliyor musun?

2- aynısını kullan işte ne olacak.

3- açık bırakıyoruz. aç kapa yapmak hem fazla enerji tüketimine sebep olur hemde kombiyi yorar. gereksiz.
4- bornoz en güzel çözüm her yerini kurula geç işte.

Bu kadar gereksiz hassasiyetle yaşamak zor olsa gerek.
0
my fault
(22.05.25)
1-evet.
2-yüzüm hariç her yerde kullanıyorum. yüz için sadece yüz temizleyici kullanıyorum.
3-ben kapatıyorum. diş fırçalarken suyu açık bırakmaktan farkı yok bence. tekrar suyu ayarlamak zor geliyorsa termostatik batarya kullanabilirsiniz. bende sıcak suyu sağa koydukları için kullanamıyorum. yoksa şimdiye 10 kere taktırmıştım.
4-ben tek bir havlu ile her yerimi kuruluyorum. isterseniz saç kafa için ayrı, vücut için ayrı, ayaklar için ayrı havlu kullabilirsiniz.
0
inheritance
(22.05.25)
her gün lifle sabunlanmıyorum
koltuk altlarına filan sabun sürüp duş alıyorum
2-3 günde bir lif
0
mantık
(22.05.25)
1. değil vücut senin istersen duvara sürt.
2. yüzüme sürmem her yere tek lif.
3. su yukardan akar durmaz.
4. bornoz icat edilmişti galiba.
0
mikahakkinen
(22.05.25)
1- her duşta sabunlanırım

2- bir tarafı yumuşak bir tarafı sert, tutacaklı kesem var. ara sıra kullanıyorum. erojen bölgeme lif sürmem. elle yıkarım.

3- bazen açık kalıyor bazen kapalı

4- kafamı ayrı bir havlu ile geri kalan tüm vücudumu bornozla kuruluyorum.

ayrıca ben düzenli olarak otel hamamlarına gidip kese- köpük masajı yaptırıyorum. vücudumun arkasının kiri evde yeteri kadar çıkmıyor çünkü.
0
yurtsuz john
(22.05.25)
1- her duşta sabunlanmak daha iyidir. 24 saatte bir insan kirlenir çünkü.
2- aynı lifi kullanmam, ellerimi kullanırım. zaten ayak parmağını filan lifle ovalayamazsın, elinle yap daha temiz olur.
3-ben kapatmıyorum onunla mı uğraşacağım
4-hayır havluyu tüm vücut için kullanmamalıyız. ben kağıt havlu kullanıyorum, eşim de öyle kullanır, hem tamamen kuru olabilmesi hem de hijyen açısından.
0
kaptan maydanoz
(22.05.25)
1. Sabun, dus jeli vs kesin kullaniyorum. Sadece yazin sadece asiri sicak olur da serinlemek istersem, daha yakinda normal dus aldiysam birsey kullanmiyorum.
2. Lif kullanmiyorum bu aralar ama kullanmam lazim aslinda, her yere surerim.
3. Suyu normalde kapatiyordum da bu aralar kapatmiyorum. Gece cocuk uyurken yapiyorsam kesin kapatmiyorum, cok ses gidiyor, sesin devamliligi uyanmama acisindan daha iyi olur diye dusunuyorum.
4. Yani hassas bolgelere degiyor sonucta ama oyle o bolgede derinlemesine bir kurutma da yapmiyorum.
0
mbond
(22.05.25)
Kendi adıma;
Eğer bir günden fazla olmuşsa banyoya girmeyeli, tüm vücut sabunlanıyorum. Eğer bir gün ya da daha az olmuşsa, sadece kol altları ve özel bölgeleri sabunluyorum. Lif genelde kullanmıyorum ama haftada-on günde bir fırçalanıyorum. Suyu ise eğer iyi sabunlanacaksam, yani 20-30 saniyeyi geçecekse kapatıyorum. Su soğumuyor. Aslında en güzeli, eski usûl kova doldurup tas ile yıkanmak. Belki en sonda bir tüm vücut duşun altına girmek. Ama hızlı davranıyorum zaten, aç-kapa yapacak kadar uzun olmuyor. Havlunun ben bir tarafıyla önce yüzü, sonra saçı kurutuyorum. Diğer tarafıyla da önce gövdeyi, en son özel bölgeleri kurutuyorum. Her kurulanma sonrası havlu kirli sepetine gidiyor...
0
yadigar
(22.05.25)
1- Duşta sabunlanıyorum, ama banyo yapar gibi uzun uzadıya detaylı uğraşmıyorum. Duş ve banyo farklı şeyler, bu ikisi bire bir aynıysa birinde bir yanlışlık olmalı.

2- Evet bir mahsuru yok ama lifi yüzünüze sürmeyin, aşındırır. Ben şahsen ayaklarıma lif sürmüyorum duşta.

3- Isınma süresi sabun ve şampuan sürenizden uzunsa kapatmayın veya kova kullanın. Isınma süresi sabun sürenizden kısaysa kapatın. Neticede önemli olan az su harcamak, hedef o.

4- Hiçbir sorun yok, zaten duştan çıktınız. Yani neticede seks diye bir şey var değil mi? Erojen bölgeye vebalı muamelesi yapmanın bir anlamı yok. Deri neticede, yıkıyorsunuz sabunluyorsunuz daha ne yapacaksınız.
0
akhenaten
(22.05.25)
Her gün duş alınmaz, haftada 1 gün yeter. Life gerek yok, kafanı en ucuz şampuanla şampuanlayacaksın, suyu kapatacaksın, orana burana köpük süreceksin, bitecek.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(22.05.25)
1- Evet şart sabunlanmazsanız tam hijyen olmaz. vucut yüzeyindeki tozu kiri sabunlanmadan atamazsınız. önce sadece su ile ıslanıp köpürtme sonra durulama işlemi gerekir.
2-yüz hariç her yere aynı lif. yüz için yüz temizle jeli var onunla elimiz ile yüzü yıkamalıyız
3- su tabiki kapatılmalı. boş boş akan suya yazık. bencilce olmamalıyız. bizden sonraki nesillerin işi temiz su bulma konusunda çok zor.
4 bornoz tek başına yeterli

ayrıca saçınızı şampuanladıgınız zaman onun köpügünün vucunuza gelmemesi önemli. yoksa vucudunuz yaglanır. ayrıca saç şampuanu vucut için uygun bileşenler içermez. saçı şampuanladıktan sonra başımızı hafif egip akan köpüklü suyun vucudumuza bulaşmadan başımızdan direk aşagı akması gerekir
0
limonlu eksi
(22.05.25)
1- Her duşta sabunlanmıyorum ben ama biraz duş jeli sürüyorum boynuma kollarıma koltuk altına vs.

2- Lif yok ama şu saplı zımbırtılardan var, sırtımı haşır huşur yıkıyorum onunla. Erojen bölge için özel bir şey kullanmıyorum açıkçası.

3- Suyu kapatmıyorum hiç.

4- Kurulanma havlu ile. Yerde ayak havlusu, bel için bir havlu bir de kafa için. Ama geçen gün bir arkadaşım akıl verdi; saçlarım kıvır kıvır olduğu için havlu yerine tişörtle kurut farkı göreceksin dedi. Öyle deneyeceğim bir de.
0
vedatchilipeppers
(22.05.25)
1. evet, sacini yikamasan bile vücut sabunlanir. diger türlü sicak su ve buharla kirlerini kabartip kabartip temizlenmeden cikarsin.

2. kadinlarda hayir. sadece su ile temizlik yapilmali. zihnen rahat edilmiyorsa intim bölge icin olan sabunlar kullanilmali. erkeklerde dümdüz yika iste.

3. herhalde yani. bir bardak suyu dahi ziyan etmem.

4. ayak havlum - bornozum - sac havlum var. bu üclüyü kullan (sac havlumla sacimi ve yüzümü kuruluyorum. bornozu giyince de zaten vücut kurulaniyor, popona degen yer baska yerine degmiyor).
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.05.25)
1-tabi ki de.

2-köpük çıkarana kadar lifi sıkıp köpürtüyorum. lifi o bölgelere sürmüyorum ama lifi köpütüp köpüğü alıp ellerimle yıkıyorum o bölgeleri. sonra kabak lifi keseyle kendimi keseliyorum, (eşimden yardım alarak, genellikle birlikte yıkanırız sırayla keseliyoruz birbirimizi) durulanıyorum. yüzüm için lifli sabunumuz var ayrıca onla yıkıyoruz

3-kapatamıyorum çünkü üşüyorum.

4-bornoz yetiyor zaten her yeri yıkamış oluyoruz temiz bir şey olmaz. ayak havlumuz ayrıca var zaten. havlulu terlik giyiyorum banyo terliği ayrı ayağım kuruyunca çoraplarımı giyiyorum.
0
Hallegadola
(23.05.25)
yazın sabah akşam kısın sadece sabahları duş alırım. 1-2 gün sabunsuz 1 gün sabun (duş jeli) kullanırım. dermatologlar da vücudu kimyasallarla fazla temas ettirmememizi tavsiye ediyorlar. asansör araba, masa başı yaşayınca kirlenmek mümkün değil terlemiyorsunuz bile. ama işiniz farklı ise sadece kirli bölgeleri sabunlayıp diğer yerleri suyla durulamanızı öneriririm. bez veya kabak lifinden ziyade şu ucuza satılan rengarenk olanları öneririm. sabunlanırken sırasıyla önce önce boyun ense, sonra kollar bacaklar, sonra gövde. lifi sıkıp durulayıp tekrar köpürtüp önce apış arası sonra kıç arası en son ayaklar sabunlanıp durulanıp çıkarsınız. banyodan çıktıktan sonra havluyla hemen kurulanmak zor. ben bornoz ve kafa havlusuyla 10 dakika falan telefonda vakit geçiriyorum. yoksa nem kokusu oluyor. en az 3 tane bornoz olması lazım benim gibi sık sık duş alıyorsanız. özellikle kışın kurusada nemli kalıyor. yüzünüze fazla müdahale etmeyin aynı bezle falan kesinlikle temas ettirmeyin. haftada bir yüzünüzü sabunlasanız yeter. sıhhatler olsun.
0
ground
(23.05.25)
(1)

Ozempic mi Mounjaro mu?

kizil karga
Kendim için sormuyorum ailemden başlamak isteyen biri var biraz endişeliyim bu konuda o nedenle soruyorum: Hangisi daha güvenilir ve daha etkili, başlamak isteyen biri hangisine başlamalı?
Kendim için sormuyorum ailemden başlamak isteyen biri var biraz endişeliyim bu konuda o nedenle soruyorum: Hangisi daha güvenilir ve daha etkili, başlamak isteyen biri hangisine başlamalı?
0
kizil karga
(21.05.25)
Hangisi etkili tabii ki Mounjaro daha etkili çünkü Ozempic kan glikoz düzeyini sabit tutan iki İnkretin maddesinden sadece GLP-1'i taklit ediyor, Mounjaro hem GLP'1 hem de GIP'i taklit ediyor, Mounjaro bir üst sürüm, haliyle daha etkili. Güvenilirlik konusuna gelirsek ikisi de FDA onaylı neticede ama metabolik olarak bir zararı var mı yok mu uzun kullanıcı deneyimlerinden sonra belli olur şimdi bir şey söylemek zor fakat ABD'de daha önce kullanıma başlandığı için ilacı kullanmayı bıraktıktan sonra (diyet ve yaşam şekline dikkat etmeyenlerin) rebound etkisiyle tekrar eski kilolarına yaklaştıkları görülmüş, ona dikkat etmek lazım.

Bir de şunu eklemek isterim: Bu ilaçlar ilk defa yapılmış ilaçlar değil belki de 30 senedir farklı formüllerle piyasaya çıkıyor ama bu ikisinin farkı bu bahsettiğim İnkretin ürünleri ilk kez kullanmaları, bu daha önce hiç kullanılmadı zira ticari olarak formüle edilememişti, ilk defa yapıldı, o nedenle uzun kullanım deneyimi hakkında çok bilgi yok.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(21.05.25)
(6)

Lambader-Ampül

kizil karga
Lambaderin ampülü çok fazla aydınlatıyor, daha düşük hatta loş olması için nasıl bi ampül almam lazım?
Lambaderin ampülü çok fazla aydınlatıyor, daha düşük hatta loş olması için nasıl bi ampül almam lazım?
0
kizil karga
(20.05.25)
Daha düşük güçte bir ampul. Paran varsa akıllı ampul en mantıklısı. Hem rengiyle hem de ışık şiddetiyle istediğin kadar oynarsın.

Bir seçenek daha sunayım: lambaderin açma kapama düğmesini dimmer anahtar ile değiştirip dim edilebilir led ampul alıp ampulu de onla değiştirirsen ışık şiddetini direkt anahtar üzerinden değiştirirsin. telefon uygulamasına gerek kalmaz. Ama "Hey Siri! Ortam ışığını loş yap" dedikten sonra ışık şiddetinin azalması kadar keyifli olmaz.
0
himmet dayi
(20.05.25)
evidea'dan 450tl ye akıllı ampül aldım, parlaklık,renk vs kontrol edilebiliyor, 450tl civarıydı fiyatı, öneririm.
0
kimlanbu
(20.05.25)
0
biseysorcaktim
(20.05.25)
uzaktan kumandalı almak yerine wifi bir tane alırsanız daha kolay olur, telefondan ayarlanır her şey
0
kimlanbu
(21.05.25)
ledvance'in wifi'dan kontrol edilebilen ürünleri var. oldukça ucuz (300-400 civarında)
iphone ve mac'te uygulaması çalışıyor. çok da şahane.

ama günlük kullanım için wifi'lı olanlar çok pratik değil. kumandadan tak tak istediğin gibi açıp kapatıyorsun (biz hiç tepe lambayı kullanmıyoruz) ama wifi olunca aç/kapa o kadar pratik olmuyor.
0
biseysorcaktim
(21.05.25)
Kumandayı kaybedebilirim kaygısıyla Wifi'li ampül aldım bu ne muazzam bi teknolojiymiş çok şaşırıdım.
0
🌸kizil karga
(23.05.25)
(3)

Yunanistan istese bunu alabilir mi?

kizil karga
Yunanistan istese bu eksik parçayı alabilir de mi almıyordur yoksa istemedikleri için mi alamıyordur sizce: https://hizliresim.com/t1suytx
Yunanistan istese bu eksik parçayı alabilir de mi almıyordur yoksa istemedikleri için mi alamıyordur sizce: hizliresim.com
0
kizil karga
(19.05.25)
Mcfly
(19.05.25)
Çalınma olmadıysa geri alınamıyor.
Zamanın yöneticisinden satın alınmış ya da hediye edilmiş olabilir.
Bizim beyinsiz padişahların böyle vukuatı çok.
0
parka
(19.05.25)
Ooo her isteyen istediğini alabilseydi, british museum’da bir şey kalmazdı. Zamanında çalmışlar şimdi de vermiyorlar kolay kolay.
0
but that was just a dream
(19.05.25)
(6)

En sevdiğiniz zombi filmleri

kizil karga
Nelerdir?
Nelerdir?
0
kizil karga
(17.05.25)
Ada: Zombilerin Düğünü
Kamera o tomeru na!
Shaun of the Dead
28 Days Later
Död Snö
REC
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(17.05.25)
Yukarıdakilere ek olarak

World war z
0
kullanicadi
(17.05.25)
Dawn of the dead 2004 yapımı
0
nothing in my way
(17.05.25)
Ada:zombilerin düğünü
0
abuzer
(17.05.25)
ahha en sevdiğim konu.
ww z iyiydi. biraz süper kahramanımsıydı ama adam
28 days ve weeks iyilerdir.
rec güzeldir. devamı iyi gelmedi -kişisel yorum-
ama benim için tepede the dead (2010) var.
0
unabomber
(17.05.25)
train to busan
0
tepedeki psychedelic adam
(17.05.25)
(1)

Aç karnına antrenman

kizil karga
Sabah erken saatlerde aç karnına ağırlık çalışmanın bir zararı ya da faydası var mı?
Sabah erken saatlerde aç karnına ağırlık çalışmanın bir zararı ya da faydası var mı?
0
kizil karga
(16.05.25)
Yani normal bir insan için zararı da yok faydası da yok, eğer düşük kan şekeri sorunun varsa belki o sıkıntı yaratabilir ama onun dışında bi zararı yok, faydası da yok, tamamen kişisel bir tercih meselesi, ben eskiden sabahın yedisinde aç karnına antrenman yapabiliyordum şimdi yapamıyorum AMA asıl bilinmesi gereken konu şu: Günün hangi saatinde antrenman yaparsan yap antrenman öncesi yediğin öğünün antrenmana fiziki bir etkisi yok, karbonhidratların sindirilip glikojen olarak depolanması türüne göre 24-48 saat arası sürüyor, yani antrenmanda kullandığın enerji rezervi bir önceki gün yediğin öğünden geliyor, antrenman öncesi yediğin öğün sadece kan şekerini yükseltip seni psikolojik olarak daha iyi hissettiriyor, onun dışında bir katkısı yok, sen aç yapmak istiyorsan aç yap, bir şeyler yemek istiyorsan da çok dolu mideyle antrenmana gitme birkaç saat öncesinde öğün işini bitirmiş ol.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.05.25)
(11)

En son neye çok üzüldünüz

kizil karga
?
?
0
kizil karga
(16.05.25)
Birine bişi söylemiştim, ağaçlı falan bir örnek. Yaz günü yağmuru yaşıyorum. Buna üzülüyorum.
0
baldan kaymak
(16.05.25)
geçenlerde sons of anarchy bitirdim. finaline ağladım. arada geliyor aklıma üzülüyorum yine.
0
neira
(16.05.25)
Erkek kardeşim sanal bahis sitelerinden birinde yüklü sayılabilecek miktarda para kaybetmiş. Bu kadar kendisini kaybetmesine, kumara bulaşacak kadar mutsuz, çaresiz, kayıp olmasına deyim yerindeyse içim parçalandı.
0
sekizdokuzon
(16.05.25)
youtube.com Bunlara ve şu anda x de dolaşan barınak katliamlarına, bir imam, bir cemaat bir müslüman tayfa da çıkıp acımıyor şaşırıyorum. Bu nasıl vicdansizlik bu Müslüman takım nasıl gözünü kapıyor aklım almıyor. Şu anda en zengin en eli güçlü takım onlar, hicbirsey yapmıyorlar.
0
rumpleteazer
(16.05.25)
Barınak katliamları+1

Umarım, o hayvanlara yasattıkları acıları, korkuları ve işkenceleri kendileri de yaşamadan ölmezler. Kendi türümden hiç bu kadar utanmamış ve nefret etmemiştim. O hayvanlar, insanları hiç affetmesinler.
0
rock n roll
(16.05.25)
4 gün önce babamı kaybettim
0
mirty
(16.05.25)
anneannemin kanser olusuna.
0
chihirovekohaku
(16.05.25)
Bosandim. Kendim ayrılmama rağmen üzülüyorum. Çok zormuş.
0
buzbebek
(16.05.25)
Öldürülen italyan türk asıllı çocuk. Güzelliği yüzüne vurmuş,yazık oldu. Allah ailesine sabırlar versin
0
cakmayazar
(17.05.25)
En son yenidoğan çetesi haberlerine çok üzülüp ağlamıştım. Mesajlaşmaları okurken sinirlerim bozulmuştu
0
kullanicadi
(17.05.25)
Dedem vefat ettiğinde. 11 sene geçti, vefat haberimi aldığım an aklıma geldikçe gözlerim dolar.
0
put it in your appropriate place
(17.05.25)
(10)

Nasıl eğleniyorsunuz?

kizil karga
Eğlenmek için neler yapıyorsunuz?
Eğlenmek için neler yapıyorsunuz?
0
kizil karga
(15.05.25)
Baloncuklu naylon patlatıyorum.

i.hizliresim.com
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.05.25)
Eğlenme motivasyonum yok.
0
rock n roll
(15.05.25)
eğlenmek gibi bir seçenek olduğunu ben hatırlamıyorum.
0
mikahakkinen
(15.05.25)
arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. havuza gidiyorum, okçuluğa yazıldım, publara gidiyorum. Karaokeye gidiyoruz, bowling oynuyoruz. eğlence tek yapılabilecek bir şey değil bence. sevdiklerinizle yapabileceğiniz bir eylem. şükür ki yanımda eğlenebileceğim güzel vakit geçirebileceğim insanlar var.
0
koela
(15.05.25)
dizi falan izliyorum.
gossip girl, kizilcik serbeti su siralar. ikisi de cok eglenceli diziler.
0
sonsuz
(15.05.25)
en büyük eğlence arkadaşlarla yapılanı, partileme, dans (evet bu yaşta)
arkadaş grubuyla koşu, yürüyüş (ormanda ve sahilde)
saksafon ve yan flüt çalıyorum
tek başıma ya da + 1 ile trekking, iğne ada vb.
0
gabe h coud
(15.05.25)
oyun oynuyorum bol bol. hikayeli ama.
dikkatimi çeken diziler olursa onları izliyorum.
haftasonları araba yıkamaya çıkıyorum rahatlatıyor.
0
false pretension
(15.05.25)
Zabaa kadar dens. Yıllardır şunun verdiği tadı hiçbir aktivitede alamadım. Hanım lazım tabi mekana giriş için onu ayarladıktan sonra salla gitsin :D
0
vedatchilipeppers
(15.05.25)
-90'lar pop

-Çizgi roman

-Ahşap şekillendirme
0
yurtsuz john
(16.05.25)
Bira içerken mutfakta yiyecek bi' şeyler hazırlıyorum.
Sevdiğim insanlarla bira içerken goygoy ve muhabbet.
0
kumandanim
(16.05.25)
(13)

Hobileriniz?

kizil karga
Neler var ne yapıyorsunuz?
Neler var ne yapıyorsunuz?
0
kizil karga
(14.05.25)
PDF kitap arşivi.
0
diyecevaplandı
(14.05.25)
PlantNet diye bi app. var bitkilerin çiçeklerin fotoğrafını çekiyorsun sana ne olduğunu bulup söylüyor, "lan bu defa bulamayacaksın" diyorum yine buluyor, şu an tek hobim bunların fotoğrafını çekip türünü öğrenmek.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.05.25)
min 12 max 30 km arası koşuyorum.
bira içiyorum.
kedi, köpek seviyorum.
evde avokado, fesleğen yetiştiriyorum.
0
kumandanim
(14.05.25)
Ahşap şekillendiriyorum. Eskiden karakalem yapardım.
0
yurtsuz john
(14.05.25)
vücut geliştirme, uzun mesafe koşu, trekking
yan flüt, saksafon
0
gabe h coud
(14.05.25)
toto büyütüyorum, gitar çalıyorum, biraz da sokak fotoğrafçılığı.
0
ananiyimioguz
(14.05.25)
Satranç
Agentic AI skillsetimle kendime age of empires’taki gibi işçi basmak nihahaha
0
vedatchilipeppers
(14.05.25)
tango ya başladım 4 ay önce
evden çalıştığım için iyice asosyal olmuştum. gerçi de şimdi dans gecelerinde falan pek iyi olmadığım için özgüven problemi yaşıyorum :)
0
high hopes of the sozluk
(14.05.25)
Fotoğrafçılık
0
ünsüzlerin modacısı
(14.05.25)
Retro bilgisayarlar (commodore, amiga, macintosh)

Bahçe. Lime, limon, blueberry, canna lilly, fesleğen.. bolca amelelik, topraktan 30 kiloluk kaya parçaları çıkarma gibi

Elektrogitar. Ayrıca çalmayı bilmediğim antika pazarlarından alınma akordeon, trompet gibi enstrümanları restore etme cabası

İş harici bolca yazılım geliştirme, open source community..

Hobi sayılmaz ama evdeki kalorifer kazanından projeksiyon cihazıns kadar her şeyi tamir etme. Bazen kir pas içinde ingiliz anahtarı, çekiç ile, bazen mikroskop altında titanyum cımbız ile..

Bir de pizza fırını almıştım yurtdışından. Neapolitan pizza yapma merakım var. Fesleğen yetiştirme öyle başladı.
0
nop
(14.05.25)
bisiklet sporu izlemek bisiklete binmek. nba eurolig avrupa futbol liglerini izlemek. bahis yapmak. arkadaşlarımla içmek.
0
mikahakkinen
(14.05.25)
Atik ailesi izleyip giydirmek.
0
Bruce
(14.05.25)
futbol oynuyorum. 1-2 lig var oynadigim. 100 metrelik sahada 90 dakikalık normal mac ama. kucuk hali sahada 60 dakika degil. saglam kondisyon istiyor.

yelken yapıyorum. arada okyanusa acilip Ruzgar eşliğinde seyahat veya daha kucuk 1-2 kisilik yelkenlilerle takılıyorum.

bilardodan uzak kaldım ama bi mekan bulup haftada 1-2 hem sosyallesmek, hem de gelişmek icin gitmek istiyorum.

bunlarin yanında çok fazla okuyor, ve izliyorum. genelde non-fiction ve sinema filmi izlemeyi seviyorum. sinema salonuna üyeliğim var vizyona giren belli başlı filmleri izlerim. evde eski filmleri izlerim. felsefe, tarih, sosyoloji gibi konularda okurum ve arastiririm. zamanimin cogu bunlara gidiyor.
0
antikadimag
(15.05.25)
(1)

Kaç tekrar yapmak lazım

kizil karga
Hareketlerin en iyi tekrar aralığı ne olmalı bakıyorum herkes kafasına göre yapıyor, tam karar veremedim siz nasıl yapıyorsunuz?
Hareketlerin en iyi tekrar aralığı ne olmalı bakıyorum herkes kafasına göre yapıyor, tam karar veremedim siz nasıl yapıyorsunuz?
0
kizil karga
(13.05.25)
Brocum yanlış anlama farkındayım yeni başlayan herkesin kafasında aynı çılgın sorular oluyor ama sizler önünüzdeki birkaç küçük ağaca takılıp koskoca ormanı kaçırıyorsunuz, halbuki asıl güzellik ormanın kendisinde, kaç tekrar yaptığının bir önemi yok önemli olan DOĞRU ağırlığı seçip tükenişe gitmek/tükeniş çevresinde çalışmak, tekrar sayısını da seçtiğin bu ağırlık belirler. Ben uzun tekrarları sevmediğim için 7-8 tekrar yapıyorum, 8 tekrar benim tükeniş tekrarım, 9 tekrara çıkmışsam o ağırlık benim için çalışırlığını yitirmiş demektir demektir ve ağırlık artırırım ama sen tükenişini 12. tekrar belirlersin ağırlığını ona göre seçersin 12 tekrar da yapabilirsin. Biz eskiden 15 tekrar üstü dayanıklılığı artırır hipertrofiye bir etkisi olmaz diyorduk ama yeni yapılan çalışmalar yine tüükenişe gidildiği sürece 15-20 tekrarda bile hipertrofi alınacağını söylüyor ama 20. tekrarda tükenişe mi gittin yoksa santral yorgunluk yaşadında mı bıraktın onun ayrımını bu aşamada anlayamayacağın için sen o kadar yüksek tekrarlar yapma; kaç tekrar yapmak istiyorsan ona göre bi ağırlık seç ve tükenişe git, her sette tükenişe gidilmez diye bir teori de var ama uygun bir dinlenme aralığın varsa (büyük hareketler için min. 3 dk.) her set tükenişe gidebilirsin, o kadar dinlenemiyorsan 2 set mesela 1-2 tekrar bırak son set tükenişe git, bunu nasıl yapacağını çalıştıkça kendi kendine çözeceksin biz sabaha kadar da anlatsak pratikte öğreneceğin gibi öğrenemezsin.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(13.05.25)
(1)

Dizi senaristlerinin önemi

kizil karga
Türkiye için soruyorum. Kızılcık Şerbeti dizisi için yıllardır dönen bir konu var dizinin senaristi kendi kızını öne çıkarıyor yeteneksiz olmasına rağmen ısrarla dizide tutuyor kızının anlaşamadığı kişileri de diziden çıkartıyor diye, benim merak ettiğim şu: Senaristler en nihayetinde dizinin yapımc
Türkiye için soruyorum. Kızılcık Şerbeti dizisi için yıllardır dönen bir konu var dizinin senaristi kendi kızını öne çıkarıyor yeteneksiz olmasına rağmen ısrarla dizide tutuyor kızının anlaşamadığı kişileri de diziden çıkartıyor diye, benim merak ettiğim şu: Senaristler en nihayetinde dizinin yapımcısına bağlı çalışan, bir işvereni olan biri değil mi, dizinin yapımcısı diziye zarar verecek, yani para kazanılmasını engelleyecek işlerin yapılmasına göz yumarlar mı, senaristler bu noktada istedikleri her şeyi yaptırabilecek bir konumda mı? Tamam senaryoyu yazıyorlar ama hikayenin akışını bu denli kafalarına göre değiştirip kimseden tepki görmemeleri diye bir şey olabilir mi, ne bileyim dizinin yapımcısı yönetmeni vs ya sen ne yapıyorsun acaba deme hakkına sahip değil mi?
0
kizil karga
(13.05.25)
öyle bir güc dengesizligi yoktur muhtemelen.

yapimci senariste, senarist yapimciya bagimli sonucta. atar gider seklinde yoktur ama manipülasyon seklinde vardir. bunu istemiyorum gitsin demiyor ki... senaryo tikandi, yeni kan lazim falan diyor. yapimci da buna ikna oluyor.
0
sonsuz
(13.05.25)
(3)

Jeff Nippard ve kardeşi

kizil karga
Kardeşiyle yaptığı videoda 1 sene boyunca antrenman yapıyorlar, kardeşi obeziteye yakın şişman biri ve 1 sene sonunda 4 kilo kas inşa ediyor, bu yeterli bir miktar mı? Yani biz yeni başlayan biri 1 senede 10 kilo üstü kas alır diye öğrendik ama burada bir terslik yok mu?
Kardeşiyle yaptığı videoda 1 sene boyunca antrenman yapıyorlar, kardeşi obeziteye yakın şişman biri ve 1 sene sonunda 4 kilo kas inşa ediyor, bu yeterli bir miktar mı? Yani biz yeni başlayan biri 1 senede 10 kilo üstü kas alır diye öğrendik ama burada bir terslik yok mu?
0
kizil karga
(12.05.25)
Hayır brom bir terslik yok, yani bir terslik yok mu diye bakarsak Jeff Nippard da 1 sene sonunda 1 kilo kas alabildi ki onu da muhtemelen bu süreç sonrasında kaybetmiştir, halbuki 15 senelik bir geçmişi var ve mükemmel bir fiziği var, bu şartlarda 1 kilo kas almak da çok iyi. Peki kardeşi neden 4 kilo aldı da 10 kilo kas alamadı 10 kilo kas alamaz mıydı? Yeni başlayan biri tabii ki 10 kilo kas alabilir ama bu teori "en iyi şartlarda 10 kilo kas alabilir" şeklinde aslında ama Jeff Nippard ve kardeşi en iyi şartlarda bu sürece girmiyorlar çünkü kardeşi obez haliyle bu deneye başlıyorlar, normalde "en iyi ihtimal" için yağsız bir vücudun üstüne full bulk yapılarak 1 sene sürece devam edilirse 10 kilo kas alınabilir ama Jeff Nippard ve kardeşi sanırım 5 ay bulk 2 ay recomp 5 ay da cut yapıyorlar, ayrıca başlangıç kalorileri de nispeten düşük (3000 kcal) bu da "en iyi ihtimal" kategorisine girmez, kardeşi kasın büyük bir kısmını bulk sürecinde aldı, recomp sürecinde de sanırım 1 kilo kas aldı ama cut sürecinde doğal olarak kas alamadı, bu verilere göre 4 kilo kas fena bir miktar değil bana göre, dediğim gibi kardeşinin yağsız bir vücudu olsa (cut yapmamak için) kalorileri bir tık daha yüksek olsa ve bulk süreci 12 ayın tamamını kapsasa 8-10 kilo arası bir kas kütlesini rahatlıkla alabilirdi, aslında Jeff Nippard da yaptıklarının hatalı olduğunu kardeşinin önce cut yapması gerektiğini bildiğini söylüyor ama sırf genetik olarak yakın iki kişinin benzer süreçler geçirdiğinde tecrübeli biri ile tecrübesiz birinin aynı prosedürle ne kadar farklı sonuçlar alabileceğini göstermek için aynı şartlarda başladıklarını belirtiyor, yani sonuçlarda bana göre bir sorun yok.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(12.05.25)
Ek olarak bu videoyu da izleyebilirsiniz, Dr. Güray Aydın mevzubahis videoyu izlerken yorum yapıyor: www.youtube.com
0
hadi ya la
(12.05.25)
anladığım kadarıyla bunlar ufak adamlar jeff'in boyu 1.62 haliyle kazandığı kas kütlesi buna orantılı olacak. yani başlangıçtaki kas x belli bir oran olabilir.

aynı deneyi 1.90 - 90 kg az yağlı biri ile başlasan tartıda çok daha fazla kas kazanabilir.
0
orpheus
(12.05.25)
(2)

Denatüre olan protein

kizil karga
Bazı okumalar yaparken dikkatimi çekti size sormak istedim: Yüksek ısıda denatüre olan proteinin yapısı bozuluyormuş, bu durumda protein yine işlevlerini yerine getiriyor mu, biz spor sonrası yiyoruz mesela bu bozulma sorun yaratmıyor mu?
Bazı okumalar yaparken dikkatimi çekti size sormak istedim: Yüksek ısıda denatüre olan proteinin yapısı bozuluyormuş, bu durumda protein yine işlevlerini yerine getiriyor mu, biz spor sonrası yiyoruz mesela bu bozulma sorun yaratmıyor mu?
0
kizil karga
(11.05.25)
Öncelikle söyleyeyim denatürasyon süreci olumsuz bir süreç değil, "proteinin yapısı bozuluyor" denilince korkmaya gerek yok sen eti çiğ de yesen zaten sindirim esnasında aminoasitlere yıkılırken yine denatüre oluyor, denatüre olmasa aminoasitlere yıkılamaz, aminoasitlere yıkılmamış protein de bir işe yaramaz bilakis metabolik zarar verir, yani yüksek ısıda denatüre olmuş proteinin yapısının bozulması olumsuz bir konu değil, aksine sindirimi kolaylaştırır ve sistemde daha rahat kullanılmasını sağlar, sonrasında da sindirilip metabolize olup kana verilen denatüre olmuş aminoasitler sistemdeki tüm ihtiyaçların giderilmesinde görev alır, yani kas inşa ediliyorsa kas inşa ederken ya da tırnağın uzarken ya da hücre yenilemesi ya da tamiratı varsa.

Bununla birlikte denatüre olan bazı proteinler işlevini yitirir, mesela miyozin. Miyozin kabaca kas kasılmasında görevli bir proteindir, denatüre olduğunda tüm işlevini yitirir fakat bu da bir sıkıntı yaratmaz çünkü dışarıdan gelen (denatüre olmasa bile) miyozini sistem kullanmaz, proteinler aminoasitlere yıkıldığında bu aminoasitlerden kendi miyozinini sentezleyip kullanır.

Kısacası, denatürasyon sürecinde "proteinin yapısı buzluyor" denildiği için bu olumsız algılanıyor ama normalde olumsuz bir süreç değil, anlaşılması için daha net bir örnek vereyim: Sahanda yumurta yaparken yumurtanın saydam kısmı ısıya maruz kaldığında saydamlığını yitirip beyaza döner, bu da bir denatürasyondur, yani akındaki proteinlerin yapısı bozulup şekil değiştirir ama dediğim gibi bu sıkıntılı bir süreç değildir hem yemeği yemeni hem sindirimi hem de sistemde kullanılmasını kolaylaştıran bir süreçtir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(11.05.25)
Proteinler zaten mide asidiyle denatüre oluyor, temel birimleri olan aminoasitlere dönüşayor ve bu halleriyle emiliyorlar.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(12.05.25)
(17)

Favori filminiz hangisi?

kizil karga
Sadece bir tane seçecek olsanız hangi filmi seçerdiniz, bir tane ama 1?
Sadece bir tane seçecek olsanız hangi filmi seçerdiniz, bir tane ama 1?
0
kizil karga
(10.05.25)
Mirket
(10.05.25)
12 Angry Men bugüne kadar yapılmış en güzel film olup bu filmi geçebilecek hiçbir film yok benim için.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
The Silence of the Lambs
0
yurtsuz john
(10.05.25)
Süper über bir film değil ama zamanında kafamda şimşekler çaktırdığı için Being John Malkovich diyeyim. Hem sinemaya hem hayata bakışımı değiştirmişti, muazzam bir kırılma yaşatmıştı.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Shrek
0
sonsuz
(10.05.25)
Naked
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
Leon
0
abuzer
(10.05.25)
Saving Private Ryan
0
gabe h coud
(10.05.25)
Leon
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(10.05.25)
The man from earth olur heralde
0
akhenaten
(10.05.25)
Yani belki de çok etkilendiğim filmler daha fazla, misal babanın birinci filmi, matrix 1, 12 angry men falan evet çok daha etkiledi.

Ama once upon a time in Hollywood filmini 4 kere falan izledim. O yüzden galiba bu film. Gene olsa gene izlerim.
0
logisticsmanager
(10.05.25)
schindler's list
0
nothing in my way
(10.05.25)
blade runner
0
orpheus
(10.05.25)
Blade.runner demeyeni allah carpar.
0
deckard
(10.05.25)
The Godfather.

Çok klasik evet ama gerçek bir efsane.
0
soft
(10.05.25)
İklimler... Sade, sakin, dolu dolu. Hayat gibi.
0
luluki
(10.05.25)
the gentleman
0
baldan kaymak
(11.05.25)
(7)

Deniz Tekin

kizil karga
Yaptığı müziği nasıl buluyorsunuz, dinler misiniz?
Yaptığı müziği nasıl buluyorsunuz, dinler misiniz?
0
kizil karga
(10.05.25)
Youtube birkaç defa önüme getirdi, mıy mıy şarkı söylemesi kelimeleri yuvarlaya yuvarlaya telaffuz etmesi çok sinir bozucu geldi bana, en fazla 30 saniye katlanılabilir biri gibi.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.05.25)
ilk günden beri şarkı söyleme şeklinin çok yanlış olduğunu düşündüm. çok güzel bir sesi hiç ediyor gibi geldi bana. Şu anda bass çalıyor bir grupta. Belki de söyleyen olmak istemiyordur. Bunu hiç düşünmedim. Tüm bunlara rağmen bazı şarkıları, bazı seslendirdiği şarkılar ve aramayı bırakınca çok başka ya. Şaheser.
0
sparkle kiddle
(10.05.25)
Vokali beni de yüzde yüz tatmin etmiyordu ama duruşuna bayılıyorum. Kendi hâlinde,. duyarlı, protest. Müzik öğretmenliği yapmaya da devam ediyor sanırım, bayağı sağlam bir insana benziyor.
0
sekizdokuzon
(10.05.25)
Çok seviyorum. Şunu bir kaç yüz kere dinlemişimdir. m.youtube.com
0
anon1m
(10.05.25)
Aşırı seviyorum ve hasbelkader birkaç kere de aynı arkadaş ortamında bulunduk, çok kafa biri esasen ama hafif eserekli.
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
Bence TR’deki en iyi kadın singer & songwriter şu anda. Bir vahayı deniz sandım şarkısı mesela bence aşırı iyi.
0
vedatchilipeppers
(10.05.25)
Olmasa da olur
0
uşak tezgahlarının halı dokuyanları
(10.05.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.