Giriş
(16)

40 yaşına gelip neleri yapmamış olmak büyük eksiklik?

mikahakkinen
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi. Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine kat
Ortalama bir insanım ön plana çıkan bir özelliğim yok. Evliyim 1 çocuğum var eşimle üniversiteden beri beraberiz. Eşimden önce 1 2 sevgilim oldu ama çok kalıcı değildi.

Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim.

Ekonomik anlamda memurum, ekonomik risk almadım standart bir maaşla çalışıyorum. Babamla ticaret yapıp çok para kazanabilirdim.

Çok başarılı ve iş konusunda hırslı biri değilim. Üniversiteye ek yerleştirmeyle girdim. Lisede içine kapanık 3 5 arkadaşı olan biriydim.

Üniversite sürecimde ve ilerleyen süreçte eğlence anlamında eksik kaldığımı düşünüyorum. Partilemek gibi, büyük arkadaş grubuyla tatile gitmek gibi eğlenceli şeyler yapamadım. Bu büyük bir eksiklik mi?
0
mikahakkinen
(18.07.26)
Herkesin hayat akışı farklı. Her şeyi yapmamız gerekmiyor bana göre. Şunu yapmadıysan eksiksin, şunu yaptıysan tamam gibi bir şey değil hayat bence.

Yapamadıkların için üzülme, yapabilseydin yapardın zaten.
+7
rock n roll
(18.07.26)
Sağlığın yerinde ve işinden memnunsan bence gerisini takma. 15 sene önce şuan ki gibi gezeyim dünya turu yapayım gibi bir yaşam tarzı yoktu. Ondan yapmamışsındır. Şuan ki durum da çok sağlıklı değil bence.
+4
runaway
(18.07.26)
abi böyle şeyler bence çok büyük oranda kişisel algıya bağlı ya. çok daha ÇILGIN bir hayat yaşamış olabilir ama onu da yetersiz görebilirdin bence. bunların sonu yok. insanın aklında her zaman onu da yapabilirdim, şunu da yapabilirdim, şunu da yaşayabilirdim vs. sorusu olur. bu normal. hayat biraz bunları seçme, belli yolları tercih etme üzerine kurulu. sen diyorsun ki eşimle üniversiteden beri birlikteyim, evliyim, bir çocuğumuz var. 50 yaşında yatla katla gezen bir adam da senin yaşantına özenebilir mesela, "ulan her şeyi yaptık ama yanımızda bir tane güvenilir insan, başını okşayacağımız bir çocuk yok" diyebilir.

istisnai durumlar haricinde ben bu tür karşılaştırmaları sağlıksız ve gereksiz buluyorum. ömrümüz kısıtlı, hepimizin gideceği yer aynı. ben şimdi sana "az yaşamışsın bro böyle hayat mı olur amk" desem ne yapacaksın ki mesela eşini çocuğunu mu bırakacaksın? yaptın diyelim bu sana daha mı iyi gelir?

hayatı sıkıcı, monoton, yetersiz vs. buluyorsan bence bu noktadan SONRASI için fikirler ve planlar geliştirmek en sağlıklısı. yoksa geçmişte kim ne yapmış, ne yaşamış, ne olmuş vs... oraya girersen çıkmanın yolu yok. ne yaşadıysan bir fazlasını yaşamış birileri olur. işin içine bunların algılanışı, kişiye yansımaları filan da girince çıkamayız yani oradan.

ayrıca "fena takıldım brocum" hayatının da biraz yalan olduğunu düşünüyorum. şu açıdan: bir nevi survivorship bias. nedir? 100 adamdan 7 tanesi bunu yaşar. sever, hoşuna gider. anlatır. sen bunları görürsün. 93 kişinin hayatını değil. o yüzden sana herkes muhteşem hayatlar yaşıyormuş, fatura düşünmüyormuş, akşam çorba içmiyormuş gibi gelir. dersin ki ulan bir enayi benim herhalde böyle sığır gibi yaşıyorum. gerçekte ise durum böyle değildir.

hepsini geçtim yaşın hala genç abi. bundan sonra niye bi şey yapamayasın ki? eşinle, çocuğunla, arkadaşlarınla, başka insanlarla... yine önünde yaşanacak bir ömür yok mu? bence bunu düşünmek daha sağlıklı. geçmiş neyse ne. üzülsen, düşünsen geri gelmeyecek neticede.

onun da ötesinde şöyle sorayım biz burada duyurucak sana "evet abi bu eksiklik, sen sığır gibi yaşamışsın, senin yaşadığın hayatı zkiyim" diyelim... biz böyle desek sen bize "ulan siz kimsiniz hıyar ağaları?" der misin demez misin? biz kimiz, senin yaşantına dair fikirlerimizin niye bir önemi olsun?

o yüzden hiç canını sıkma derim. o olsaydı, bu olsaydı diyerek hayat yaşanmaz çünkü. bunu maradona'ya, rock yıldızına sorsan o bile çok fazla şeyi farklı yapmak isterdi muhtemelen. onun sonu yok. geçmiş bazen güzel bir nostalji, bazen ders çıkarmak ve geleceği güzelleştirmek içindir benim gözümde. onun ötesinde çok fazla üzerinde durmanın kimseye faydası olmaz.
+6
der meister
(18.07.26)
Çoğu şey aslında insanın kişisel yorumu olacaktır ama yalnız yaşamayı beceremeyen yemek yapamayan markete alışverişi ya da evdeki bir onarım işi için usta ayarlayamayan biri, 40 yaşına geldiyse orada eksik çok şey var demektir. Kadın erkek fark etmez bir makarna bile yapamayan bir sorunu bile çözemeyen insanlar hayatta pek çok şeyi de yapamıyor sonrasında. Bunun yetenekle ya da merakla da alakası yok tamamen hayatta kalma bir şeyleri becerebilme hali bu, çok temel bir şey aslında.
Onun dışında senin bahsettikleri çok kişisel şeyler. Kimseyle kıyaslamamak lazım kendini. Herkesin hayata karşı farklı, hayata bakışı farklı. Dolayısıyla insan aslında kendisiyle yarışır ve kıyaslanır başkasıyla değil.
Onun dışında ben mesela bu yaşa gelmiş hâlâ ailesiyle yaşıyorsa orada bir işareti koyarım. Bu da benim kişisel yorumum
+1
mor oje
(18.07.26)
Herkesin geçtiği yol aynı değil ama insan ne yaşamak istiyorsa geciktirmeden yaşamalı bana göre çünkü yaşanmadığında olduğundan daha önemliymiş gibi hsissettiriyor böyle şeyler.

Bir liste yapıp, mevcut şartlarınızla gerçekleştirebileceklerinizi deneyimleyin bence.
+2
kendimefotograflarim
(18.07.26)
Kimisi evde oturup sessiz ortamda kitap okumaktan zevk alır, kimisi barda sabahlayıp, o gece tanışıp ismini bile hatırlamadığı kadının koynunda uyanmaktan.

Arkana baktığında keşke'lerin yoksa, mutluydum diyorsan o sana yetmeli.
+2
Mirket
(18.07.26)
70+ yasinda, baya parasi olan, akici almanca konusabilen bir tanidigim var.
50 senedir ayni kadinla evli, coluk cocuk vs.
adamin pasaportu yok, hic olmamis, hic yurtdisina cikmamis.
ucak fobisi var, ucaga binemiyor.
ankara'da yasiyor, ankaran'da pek ayrilmiyor. adamin yazligi falan da yok, herif deniz kum gunes de sevmiyor.
ve inanilmaz mutlu, keyfi yerinde.

ozetle, sen nasil mutluysan oyle yasayacaksin. sen mutluysan eksiklik falan yok.
baskalarini mutlu eden seylerin seni mutlu edecek diye birsey yok.
+1
cooperr
(18.07.26)
büyük partiledim, 15-20 kişi tatile gittim, çok kereler kendimi hatırlamayacak kadar içtim. hiç birini özlemiyorum. 20-25 yıl geriye gitsem yine yapar mıyım? yaparım büyük ihtimalle ama yapmasam da eksikliğini hissetmem.
+1
co2s2
(18.07.26)
Kendimden yola çıkarak cevap yazayım; gözün arkada değilse başarmışındır.

37 yaşımdayım. Hayatımın son 8 senesi dolu dolu geçti. Lise yıllarımın yüzde 99ü asosyal geçti. Üniversite senelerim ise yüzde 93ü asosyal geçti.

Yine de hayatımın son 8 senesi, komple bütün hayatımı kapsıyor.
+1
put it in your appropriate place
(19.07.26)
hayat herkesin ayni yerden baslayip ayni yere kostugu bir yaris degil ki. buna cevap vermek imkansiz. hepimiz farkli yerlerde baslayip farkli yonlere kosuyoruz. tam bir kaos. bu sorunun cevabini sen verebilirsin.
+1
antikadimag
(19.07.26)
36 yasindayim kafada hep bir what if sorusu cinliyor. Bunu, yani gecmisi takmamaya calismak hayatta buyuk bir luks.
+2
baldur2
(19.07.26)
“ Üniversitede yaşamadıklarım yabancı dizilerde gördüğümüz gibi süper samami kızlı erkekli arkadaş grubum olmadı, ev partilerine katılmadım, çoğu gencin girdiği riskli ortamlara girmedim. Disko gece klübü bara gittim ama tvde izlediklerimiz gibi kendini kaybedecek kadar eğlenmedim”

Tertemiz mis gibi hayat yasamissin iste bunlar dizi filmlerde gosterildigi gibi degil yorucu les gibi hayatlar.
+1
ceann deas
(19.07.26)
"ekonomik anlamda memurum" şahame bir tabirmiş.
"Zamanında" yaşanmamış hiçbir duygu telafi edilemez çünkü onları "zamana" baglayan sizsiniz. On koşulla başlamişsiniz. İlk olarak kadin, ortam ve dizilerden bahsetmeniz herkesin zaman zaman yaptığı bir şeyler mi kaçırdım, boşa mi yaşadim hissi. İyi kötü ortami olan biri olsaydiniz bu kez de evlenmedim çocuğum yok bomboş bir insanım diyecektiniz. Analizi bırakıp soruya cevap verecek olursam; hayatınızın aynı şekilde devam etmediği ve görece pozitife gittigi bir durum düşünün. Örneğin ömrünüzün sonuna kadar memurluk yapmaniz gerekmiyor ve X yaşınızda parasal bir sikintisi olmayan ve memurluğu birakabileceksiniz. bugünden o güne taşımanız gereken, temelini atmaniz gereken bir şey olur muydu? Mesela bir enstrüman iyi kötü calsaydim simdi onun en iyisini alir birkaç yetenekli elemani da tutar sirf param var diye kendime müzik grubu kurardim (gibi)
Aynısını büyük ihtimalle şu anda her işini halletmeniz ve takip etmeniz gereken çocuğunuzun yükünün azaldığı bir zaman için ya da başka ihtimalleri icin dusunebilirsiniz.
İyi bir düşünce yöntemi olabilir.
+1
sparkle kiddle
(19.07.26)
Grup
0
üğpoıuy
(19.07.26)
Söylediklerinizin hepsini yaptım gençliğimde, aah ah iyiki yapmışım demiyorum. (keşke yapmasaydım da demiyorum). Bahsettiğiniz şeyleri yapardınız zaten çok ihtiyaç duysaydınız.
0
redlinetheturk
(20.07.26)
Anahtar soru; mutlu musunuz?
0
kumandanim
(20.07.26)
(5)

Telefona atılmış root kaldırılabilir mi?

runaway
Root nedeniyle bazı uygulamaları kullanamıyorum. Root'u kaldırmanın bir yolu var mıdır?
Root nedeniyle bazı uygulamaları kullanamıyorum. Root'u kaldırmanın bir yolu var mıdır?
0
runaway
(18.07.26)
Rootlı olsa da (banka gibi güvenliğe aşırı önem veren ve insanı yeni telefon almaya mecbur eden ) kurulmayan uygulamaları kurabilme yöntemleri var diye biliyorum . İyi bir arama yapman lazım Youtubeda .
0
diyecevaplandı
(18.07.26)
Bazı uygulamalar izin veriyor bazıları da sorun çıkarıyor. Şuan root'a ihtiyacım yok. IMEI için root atılmıştı. Bundan tamamen kurtulmak istiyorum
0
🌸runaway
(18.07.26)
Teknik olarak mümkün. Markası ve modeli ney?
0
yadigar
(18.07.26)
google pixel 8
0
🌸runaway
(20.07.26)
(2)

2 kez Acl koparan ve 3 kere diz ameliyatı olan biri hangi ayakkabıyı giymeli?

mikahakkinen
Sağ dizimden 17 sene arayla 2 kere ön çapraz bağ koparıp ameliyat oldum. 1 kerede ameliyat sonrası enfeksiyonla diz toparlandı. Menisküs alındı. Nike winflo 9 ve 10 , adidas ultrarun 5 giyiyorum. Nikelardan sonra ayak tabanımda nasırlar oluştu. 40 yaşındayım bu zamana kadar nasırım olmamıştı.Acl ame
Sağ dizimden 17 sene arayla 2 kere ön çapraz bağ koparıp ameliyat oldum. 1 kerede ameliyat sonrası enfeksiyonla diz toparlandı. Menisküs alındı. Nike winflo 9 ve 10 , adidas ultrarun 5 giyiyorum. Nikelardan sonra ayak tabanımda nasırlar oluştu. 40 yaşındayım bu zamana kadar nasırım olmamıştı.
Acl ameliyatı olup öneri verebilecek olan olursa sevinirim.
0
mikahakkinen
(07.07.26)
Benim de dizlerde sorun var. Nike air max veya air force kullanıyorum çok uzun zamandır.
0
runaway
(07.07.26)
hoka bondi/clifton, asics kayano32/nimbus28/cumulus 28, brooks ghost max/glycerin23, new balance 1080/x more.
bu modeller yüksek yastıklamalı modeller. dize binen yükü hafifletir.
eğer içe basma veya düz tabanlıkta varsa bu markaların destekleyicili modellerine bakın.
+2
my fault
(07.07.26)
(7)

Aylik 1k dolarese dunyada nereye yasamaya giderdiniz

lapaz
? Da nang mantikli mi mesela?
? Da nang mantikli mi mesela?
-1
lapaz
(05.07.26)
Bizim köye giderim 1k dolara anca köyde yaşanır
0
messina123
(05.07.26)
yaşam kriterlerin nedir, önce bunu belirle. günde kaç gr protein almak sana yetiyor, alkol, karı, ulaşım, gym, elektrik faturası, sosyalleşme, gezme gibi kriterler için liste yap.

kabaca cevap istiyorsan listede en çok tik atıp yaşayabileceğin yer öncelikle laos, kamboçya, vietnam (orta-kuzey), tayland (huahinin alt tarafları veya rayong idealdir)
+1
plastic_angel
(05.07.26)
da nang’a gittim ama orada yaşamazdım; resort town olarak ve yanındaki hoi an güzel ama sıkılırdım herhalde. o bölgeden olacaksa hanoi’yi seçerdim. laos luang prabang da çok güzel ama garip kanunlar var, o yüzden elerdim. kamboçya biraz daha az gelişmiş kalıyor, onu da elerdim. genel olarak da brezilya ve meksika olabilir. geçen yıl tanıdığım 3 kişi mexico city’e taşındı ve çok mutlular. yükselen yıldız :P bu yüzden 1k artık yeter mi bilmiyorum gerçi. ayrıca sri lanka’ya da bakabilirsiniz.
0
eileengray
(05.07.26)
Amac ne? Turkiye olmasin da neresi olursa olsun mu? Ya da hic calismadan gecinebilecek en duzgun ulke mi o paraya?
-1
baldur2
(05.07.26)
1k usd da nang icin bile az.
yani yüksek standartta yasamaya yetmez bence.
-1
Purple life
(05.07.26)
Vietnam, filipinler, tayland gibi yerler doğal güzellikleri dışında sorunlu. O kadar fakirliğin içinde mutlu olabileceğini sanmıyorum.

Kosta Rika olabilir ama 1000 usd ile oturum alamazsın. Karayipler'de bazı adalar olabilir ama yine 1000 usd oturum için yetmeyecektir.
0
runaway
(05.07.26)
güney & orta amerika düşünme bile. ekonomi kötü vs görünse de uzun vadede günlük yaşamını sokaklara düşmeden sürdürmek, tek başına olsan bile çok pahalı.
-1
seyyyar
(06.07.26)
(8)

Yaşanacak şehir seçimi

sirisum
Merhabalar. Eşimle ikimiz 30lu yaslarda, ikimiz de çalışan, çocuksuz bir çiftiz. Maddi sorunumuz yok. Seceneklerimiz sadece yazacaklarimdan ibaret iş durumumuzdan dolayı, o yüzden bunun haricinde öneri istemiyoruz. Marmaris, Dalaman, Izmir (Bornova ya da Karşıyaka). Beklentilerimiz sosyal imkanları
Merhabalar. Eşimle ikimiz 30lu yaslarda, ikimiz de çalışan, çocuksuz bir çiftiz. Maddi sorunumuz yok. Seceneklerimiz sadece yazacaklarimdan ibaret iş durumumuzdan dolayı, o yüzden bunun haricinde öneri istemiyoruz. Marmaris, Dalaman, Izmir (Bornova ya da Karşıyaka). Beklentilerimiz sosyal imkanları olsun, belediyesi iyi olsun, yolları düzgün olsun, sürekli elektrik veya su kesintisi olmasin, nispeten sakin olsun ama yarim saat içinde sehir hayatına da yakin olsun. Umarım anlatabilmisimdir. Ev kiralari vs önemli değil, dediğim gibi maddi açıdan rahatiz. Bu iller memleketimize de yakın. Hepsi de sürekli çocukluktan beri gördüğümüz gittigimiz, tatil yaptığımız iller ama yaşama açısından nasıldır deneyimimiz yok tabii. Orada yaşayan kisiler artıları eksileri ile yardımcı olabilirler mi? Teşekkürler.
0
sirisum
(26.06.26)
İzmir artık yaşanırlıktan çıktı. Trafiği ayrı sıkıntı, insan göçü ayrı sıkıntı. Karşıyaka Bostanlı tarafı size ideal ama trafik gene sorun. Dalaman sıkıcı size gelmez. Marmaris yazın hareketli ancak yazın ölü oluyor. İzmir haricinde sosyal bir ortam zor. Ege de İzmirden sonra yaşanacak tek şehir Denizli ancak Denizlili değilseniz zorlanırsınız. 12 ay yaşamay en ideal yazlık bölge Kuşadası. Yazın aşırı kalabalık oluyor.
-2
mikahakkinen
(26.06.26)
Trafiği çok dert etmezseniz İzmir'de saydığınız yerler güzel. Bornova büyükpark tarafları daha nezihtir. Ek olarak listeye Alsancak fransız kültür civarını ekleyebilirsiniz.
0
HellKeePer
(26.06.26)
"Belediyesi iyi olsun"la İzmir'i kaybediyorsunuz. Pandemi sırasında İstanbul'dan İzmir'e taşınan çocuksuz çift olarak söylüyorum bunu.

Dört yıl İzmir'de yaşadık, ikimiz de evden çalıştığımız için keyfimiz çoğunlukla yerindeydi çünkü hem benim aradığım şeylere (raylı sistem, tiyatro ya da senfoni orkestrası gibi sanat sepet kültür etkinlikleri) hem de eşimin aradığı şeylere (kolay ulaşılabilir güzel doğa, gezip görecek yerler) İzmir'de çok kolay ulaşılabiliyor. Şehrin göbeğinde olmanıza gerek yoksa İzmir'de Güzelbahçe hoşunuza gidebilir.
0
kobuzchu kiz
(26.06.26)
Marmaris ve izmir karsilatirildiginda izmir bir tik daha onde sanirim o zaman? Tabi sağlık hizmetlerini de unutmusum, o da önemli.
0
🌸sirisum
(26.06.26)
izmir'i hiç düşünmezdim. istanbul kadar pahalı ve istanbul gibi berbat trafiği olan bir şehir haline geldi. izmir belediyesini konuşmaya gerek yok. 100k maaş alan çöpçüleri maaş zammı isteyerek yılda 3 ay çöp toplamama eylemleri falan yapıyor. elektrik ve su kesintisi çok fazla.
+1
runaway
(26.06.26)
Üçü de değil.
Ama Marmaris ve Dalaman hiç değil. O yüzden kötünün iyisi İzmir Karşıyaka kalıyor.
0
etna
(27.06.26)
Bu üçünden İzmir derim. Bornova ve Karşıyaka'da yaşanabilir yerler. Yalnız trafiği çok şehircilikte öyle ahım şahım değil. izmir'e taşınmayı düşünüyorsanız deprem riski nedeniyle yeni binalara bakın ayrıca trafik problemi artık arşa ulaştığı içinde kesinlikle otoparkı olan bir bina-site öneririm.
0
murtiii
(27.06.26)
İzmir çocukluğumdaki gibi b*k kokuyor. belediye ile kaybettiniz. su kesintisi konusunda belki düzelmiştir ama yakın senelerde 8 gün gibi afaki bir süre kesintiler oldu. arabanız yoksa trafik de pek sorun olmaz. karşıyaka bornova'dan nezihtir ama bornova'nın bir kısmını karşıyaka'ya kattılar. o fark kayboldu sınır mahallelerde.
-2
janderzel zartanyan
(27.06.26)
(13)

bakırköy de gözleri oyulan adam

trablon
şimdi ben nasıl hataye yatacam abi korkuyorum alın link :https://video.memurlar.net/video/1447/gozleri-oyulan-hasta-icin-saglik-bakanligina-dava.html
şimdi ben nasıl hataye yatacam abi korkuyorum alın link :

video.memurlar.net
-3
trablon
(23.06.26)
Bakırköy Ruh ve Sinir'e mi yatacaksın?
0
gabe h coud
(23.06.26)
hayır üsküdar numune de
0
🌸trablon
(23.06.26)
üsküdar numunede olmamış ki o olay.
0
runaway
(23.06.26)
la olm deli orada da var
+1
🌸trablon
(23.06.26)
sen doktora git,
öyle herkesi yatiş yapmazlar,
kapida sıra vardir,
0
designer
(23.06.26)
Bu yalnız yıllar öncesinin olayı ve psikiyatri servisinde gerçekleşen bir olay. Bundan sonra güvenlik önlemleri çok ekstra arttı zaten.

Şu anda bu duyuruyu açabildiğinize göre, bir psikiyatri servisinde yatsanız dahi psikotik vakalarla aynı odaya verilmeyecekseniz.

Psikotik bir vaka olsanız dahi, artık güvenlik önlemleri daha sıkı; zarar verecek hastalar kimseyle aynı odada kalmıyor.

Her türlü rahat olabilirsiniz yani.
0
fraise
(23.06.26)
uyurken gözlerimin oyulması sadece bir psikopata bakıyor.of anam of
-1
🌸trablon
(23.06.26)
Birşey olursa tazminat açabiliyorsun
0
hebanon
(23.06.26)
ula göz gittikten sonra napiyim tazminatı
+2
🌸trablon
(23.06.26)
Yolda da yürüme bence. Japon kılıcı ile yolda yürüyen masum kadını doğramıştı bir akıl hastası:

m.gunhaber.com.tr

Evde de oturma, kamyon girebiliyor:
m.sabah.com.tr
+2
yadigar
(23.06.26)
ne bileyim kardeşim korkuyorum horlama var bende mesela sinir eder odadaki adamı diye düşünüyorum
0
🌸trablon
(23.06.26)
Güzel bir atasözümüz var: “Korkunun ecele faydası yok.” Göz korkusundan beyninizi ihmal ediyorsunuz; o da önemli malum.

Not: Numune Kadıköy’de bu arada.
0
lil siztah
(23.06.26)
mhrs de üsküdar dan alıyorsun diyor
0
🌸trablon
(23.06.26)
(6)

Schengen visa sorunu

baldur2
10-14 arasi almanya'da olmak icin cok mu gec kaldim? Bulgaristan veya yunanistan'dan alsam?
10-14 arasi almanya'da olmak icin cok mu gec kaldim? Bulgaristan veya yunanistan'dan alsam?
0
baldur2
(22.06.26)
10-14 temmuz almanya için randevu bulmanız zor. Seyahate minimum 15 gün kala işlem yapıyorlar çoğunlukla. Şu an randevu var mı yunanistan veya bulgaristan için?
+1
kablelvuku
(22.06.26)
almanya randevuyu 9 ayda falan atıyor zaten :d
sadece kuzey ülkelerine randevu bulursun en yakın. ama onlarda işlem süresi uzayabilir. danimarkada 2 aydı en son.
+1
jelly bear
(22.06.26)
Almanya'ya 1 senede alabilirsen o bile iyi.
+1
runaway
(22.06.26)
paran ve kanalin varsa 10 günde gidersin
-4
buenosdias
(22.06.26)
bunlar 9 ay sonraya randevu verip bi de kısa vize veriyor bi de üstüne uçak bileti otel vs. istiyor he mi? vay anasını ya.

cevap: gidemiyormuşsun ben de şimdi öğrendim, Türkiye'den schengen başvurularına uzağım.
0
nhk ni youkosu
(22.06.26)
@nhk

aynen oyle absurd otesi bir durum. vizeye basvurmak icin 9 ay beklemek nasil bir uygulamadir akil alir gibi degil. daha cikip cikmayacagi belli bile degil 9 ay bekledikten sonra.
0
🌸baldur2
(22.06.26)
(10)

insanlar neden istanbul'da bu maaşlara çalışmayı seçiyor?

runaway
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur. bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
gördüğüm kadarıyla çoğu kişi kira ödeyebilecek bir maaş bile alamıyor. belki şehrin %50 sine yakını 50k altı alıyordur.

bu koşullarda neden daha ucuz şehirlere gitmeyi seçmiyorlar?
-1
runaway
(22.06.26)
iş bulabilmek önemli,
bütün etkinliklerin merkezi istanbul,
hısım, akraba ,ana,baba hepsi oradadir,
tercih.
-1
designer
(22.06.26)
"bütün etkinliklerin merkezi istanbul"

28k maaşla kaç etkinliğe katılıyor hesaplayamadım
+2
🌸runaway
(22.06.26)
gecen sebnem ferah konseri vardi,
vatandaş konser yerinin yakinindaki parkta idi sanki
0
designer
(22.06.26)
"Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim"

insanlar istanbul'da bir şeyler yapabildiği için değil, yapma ihtimalleri olduğu için yaşıyorlar.
+5
art cat chocolate
(22.06.26)
yapabilme ihtimali +1.

her şey orada. başka yerde iş bulmak zor, hele kendi memleketin veya bolca tanıdığın yoksa her şey daha zor. istanbul'da hiç değilse işim olur, imkanım olur, belki köşeyi dönerim umudu var.

aşırı yığılmadan dolayı başka yerde imkan olsa bile bazıları istanbul'u isteyebiliyor. yaşadığı yerde iyi kazansa bile sıkılıyor veya kariyerinin yerinde sayacağını düşünüyor. paranın önemini reddetmiyorum ama kişi halihazırda aç gezmiyorsa her şey de değil. istanbul'da zor geçinmeyi yozgat'ta kral olmaya tercih edecek çok kişi var. küçük şehir gençsen ayrı, yakının yoksa ilerleyen yaşta ayrı dert çünkü. istanbul gibi yerlerde 10 milyon sürünür ama kimse kendini yalnız hissetmez, büyük şehrin enerjisi ve temposu farklı olur.

ben bunları eskiden istanbul'da yaşamış, istanbul'da yaşama fikrinden nefret eden, büyük konuşmayayım ama hiçbir koşulda orada yaşamayı ve çalışmayı düşünmeyen birisi olarak söylüyorum bu arada. günübirlik gezerken bile boğuyor.

amma çoğu insan için istanbul tercihten ziyade zorunluluk yani. orada sefil gibi bile olsa bir şeyin ucundan tutup bir yola girebilirsin. öyle bi ihtimal var. diğer yerlerde daha ucuz da olsa yine kira vermen gerekir ama para kazanmak aynı ölçüde kolay değil. hadi paran olsa sosyal imkanlar falan uzar gider.
0
der meister
(22.06.26)
stockholm sendromu, celladina asik olmak.
newyork, londra, paris, toronto vs butun belli basli metropollerde ayni mevzu var.
+1
cooperr
(22.06.26)
Çünkü iş bulabiliyorlar. Kuzenim aynı durumda yani bir mesleği yok fakat tüm haklarını alarak çalışabiliyor. Hiçbir işe bağımlı değil çünkü o işten çıksa yenisini çok rahat bulabiliyor.

Ben kendi memleketimde günde 18 saat, %50 asgari ücrete çalıştığımı bilirim. Sigorta vs tabi ki yok. Bu şartlarda kim küçük yerde iş koşturur ki? O rezil işten çıksan yenisini bulamayabilirsin öyle düşün. Sigorta yapan yerler premium sayılıyor küçük yerlerde.
0
artıküyeolmakistiyorum
(22.06.26)
büyüme ihtimali var diye herhalde. bugün 50 yarın 100. sivas'ta olsa hep 50. yolun sonunda istanbul'da ömrü 50 ile geçecek de olsa o ihtimal diri tutuyor olabilir :)
+1
gabe h coud
(22.06.26)
İstanbul yarı narsist yarı toksik ama bağımlı olduğumuz biraz da alttan alta sevdiğimiz ve bu yüzden bırakamadığımız evlilik gibi. Çocuk da varsa öyle düşünün. Böyle ilişkilerde bırakıp gitmek zordur. Memnuniyet yer yer düşer ama o ilişki de birşekilde devam eder.
+1
mahmuttt
(22.06.26)
İş olanakları zaten söylenmiş, onu geçeyim o yüzden.

Bir kesim ise zihnen küçük şehir hayatına adapte olamıyor. İstanbul'da maddi olanaksızlık nedeniyle imkanlar kısıtlanabilir, ancak kimse kimseyi tanımaz, bilmez. kalabalıktaki herhangi birisinizdir. Birçok insan bu durumu kötüler, ama birçok insan da bunu seviyor. Küçük şehre taşınmak isteyen birçok insan genelde bu tarz şeylerden şikayet ettiği için aksini sevenlerin zevkleri daha az dillendiriliyor ama böyle bir şey var.

Taşrada zengin olacağına şehirde ay sonunu zor getirmeyi gözü kapalı tercih edecek çok insan var, ama bu mevcut durumdan şikayetçi olmanın önünde engel değil. sadece "küçük şehre taşınmak" bir çözüm olarak görülmüyor. Küçük şehre gidince sorunları çözülmüş olmayacak bu insanların.
0
akhenaten
(22.06.26)
(3)

a7dk1ohci7 diğer nickleri nedir?

runaway
bilen varsa yazsın, engelleyelim.
bilen varsa yazsın, engelleyelim.
0
runaway
(20.06.26)
huseyin3. bir keresinde aynı duyuruyu iki nikle de açmıştı peşpeşe
+5
pide
(20.06.26)
O Almancı olduğunu tahmin etmiştim.
0
🌸runaway
(20.06.26)
Sürekli dans duyuruları açan bir kullanıcı vardı beni engellemiş, ozan mi neydi, bu hesap da beni engellemiş ben de aynı kişi olabilirler diye düşündüm,
+2
a perfect lie
(20.06.26)
(9)

bu kuryelere neden el atılmıyor?

messina123
amacım tabii ki kimsenin ekmeğiyle oynamak değil ama ülkeyi getir, yemeksepeti gibi markalar ve onların kuryeleri hindistan'a çevirdi. bu iş tamamen sıfır gürültünün olduğu elektrikliye dönemez mi devlet bu soruna neden çözüm bulmuyor?
amacım tabii ki kimsenin ekmeğiyle oynamak değil ama ülkeyi getir, yemeksepeti gibi markalar ve onların kuryeleri hindistan'a çevirdi. bu iş tamamen sıfır gürültünün olduğu elektrikliye dönemez mi devlet bu soruna neden çözüm bulmuyor?
+2
messina123
(17.06.26)
şu açıdan bakarsak; bir araç tescil ediliyor ve trafiğe çıkıyor. ben burada bir sorun görmüyorum. Bu mantıkla tüm taşıtlar, iş makineleri hatta gürültülü içten yanmalı el aletleri, her şey elektrikliye dönsün. bunların sayısı motosikletlerin 6-7 katı zira.
+5
orient blue
(17.06.26)
siyasi
motorcular düşük gelirli kesimden oluşturuyor, onların ekmeği ile oynayıp o kesime ait oyları kaybetmekten korkuyorlar. kuş serisi araçlara yazılan cezaları iptal ettiler. eski model araçlara takılan dokunmatik ekran cezalarından vazgeçtiler. sokak köpeği sorununu tamamen belediyeler üzerine yüklediler.
0
HellKeePer
(17.06.26)
El atılması için (en azından devlet tarafı için) herhangi bir makul sebep yok ki? O kuryelerin hepsi bildiğiniz şahıs şirketi. Devletin neredeyse bedavaya istatistik kastığı bir alanı neden yok etme çabasına girsinler ki? İstatistik kasmaktan kastım da şu, bu kuryeler zaten (çoğunlukla) işsiz güçsüz insanlardı. Birçoğu ne işte çalışıyor ne de okuyorlardı. Yani bildiğiniz devlet açısından kayıp insanlardı.
- Kuryelik yaparak devlet işsizlik istatistiğinde kazanıyor,
- Vergi mükellefi oldukları için işte bu sene ekonomimizde şu kadar yeni şirket kuruldu istatistiğinde kazanıyor,
- Akaryakıt alımında kazanıyor,
- Motor alımında hem vergi hem de noterden dolayı kazanıyor,
- Bu kurye arkadaşlar ekonomi çarkını döndüren ufak dişlilerden bir tanesi. En nihayetinde harcama yapıyorlar vs vs.

Demek ki bir kuryeyi sadece kurye olarak görmemek gerekiyormuş..
0
ulukayin
(17.06.26)
ne zaman birilerinin canı yanacak artık toplumsal huzursuzluk yaratacak seviyeye gelecek o zaman el atacaklar.
yoksa çok da geç kaldı ekmeklerine de emeklerine de başlayayım. ekmek parası ayağına kaldırımda yayanın üstüne sürer korna çalar, babasının malı gibi kaldırımı ortalayıp bırakır, trafikte abuk sabuk hareketler sergiler, kırmızı ışıkta yayalarla karşıya geçer karşıdan geçmeye çalışan yayalara korna çalar üstüne de gürültü kirlilikleri de cabası.
bu kurye saçmalığının artık bir son bulması gerekiyor.
0
denizgonen
(17.06.26)
Döner büyük ihtimalle ya böyle devam etmez
0
halideyıldız
(17.06.26)
Kaldırımdan gitmeleri dışında çok bir sorun yok bence ya zaten çevre gürültüsü, kirliliği aşırı kötü sadece motorlara kesemeyiz faturayı.
Ama boş boş işlerle uğraşacaklarına gerçekten şunlara düzgün denetimler ve cezalar verilse kaldırımda korkmadan yürürüz.
Scooterların da kaldırımda gitmelerinden çok rahatsız oluyorum yanımdan rüzgar gibi geçiyor mesela anlık bir şey olsa ve dönsem al başına iş uğraş dur.
0
mutekebbir
(17.06.26)
bir kaç yüzbin işsizi, işsizlikten kurtaran "süper" bir formül. devlet bir şey yapmaz.

kuryelere, daha doğrusu eve servise para vermeye hevesli bir dolu kişi var. bu kişiler kendi aralarında para toplayıp, tek özellikleri motosiklet kullanmak olan bazı kişilere, katma değeri sıfır olan bir para kazandırıyor.

(devlet bir şey yapmaz çünkü katma değerli iş yapılması için özel bir çabası yok ve bu kuryeler günü kurtarıyor bir şekilde.)
0
co2s2
(17.06.26)
iş bulamayanın tek çaresi ve bu işi yapan çok insan var. bazıları da motokurye olmayı bir özgürlük ve kendi işinin patronu olarak görüyor. gelirleri de asgari ücretin 2 katı gibi. o yüzden yapan çok ve buna dokunmak kimsenin işine gelmez
0
runaway
(17.06.26)
1970 model toros vizeden geçiyor bu memlekette kuryelere gelene kadar çok şeye el atılmalı. devletin laf geçiremediği en mafya gruplar taksi, dolmuş, kurye ulaşım sektörü. sektör mafyatik tiplerde oy kaybı olmasın diye. şöförler odasına veya lokantacılar odasına dokunulmaz.
+1
mikahakkinen
(17.06.26)
(19)

Kadınlara sorum: kayınvalide kaprisi

alice in potatoland
Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak. Doğumdan 2 hafta önce gelecek, bebek 1 aylık olana kadar kalacak. Sonra annemden açıkçası dönmesini istedim, o da olumlu karşıladı. Çünkü eşim 1 ay babalık izni alacak ve babalık izni zaten bebek 2 aylık olana kadar a
Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak. Doğumdan 2 hafta önce gelecek, bebek 1 aylık olana kadar kalacak. Sonra annemden açıkçası dönmesini istedim, o da olumlu karşıladı. Çünkü eşim 1 ay babalık izni alacak ve babalık izni zaten bebek 2 aylık olana kadar alınabiliyor sadece. Doğumdan hemen sonra anneme ihtiyacım olacak tabii, en basitinden acil sezaryen olmam gerekse banyomdu pansumanımdı annem yapacak çünkü eşim sahiden hastanedeki işleri yoluna sokmak için çalışmalı o dönemde. Eşim de bebeğin 4-8 haftalık dönemini baba izni alsın diye anlaştık. İzinleri de böyle ayarladık. 4 kişi olarak, aile olarak vakit geçirmek istiyorum, hem de açıkçası kafa dinlemek, biraz bebeği tanımak, biribirimizi rutine sokmak istiyorum ve bu dönem hepimiz için çok uygun. Eşimin işi açısından uygun, kızımın okulu açısından uygun (yaz tatilinde), bebek henüz çok büyümediği için onun açısından uygun.

Bu esnada kayınvalidem de ee biz ne zaman gelicez diyor. Doğumdan sonra 2-3 gün gelip görün ama ilk 2 aylık planım bu şekilde, daha uzun kalmak istiyorsanız eşim işe döndükten sonra, bebek 9-10 haftalıkken gelirsiniz bir ay kalırsınız dedim. Ozaman bebek büyümüş olacakmış, zevki yokmuş. Ben de sinirlendim tabii ki, ben yanımda bana yardımcı olacak kişi istiyorum, kimseyi eğlenmeye çağırmıyorum 25 aylık çocuk + bir tane yeni doğanla. Ayrıca ne demek torunun 3. ayda zevki yok. İlk iki ayda bebek dediğin 20 saat uyuyor, göremiyor, seni bilmiyor, ne tür bir zevk bekliyorsun yani?

Eşim de ee annem de madem ilk ay gelsin, sana o da yardımcı olur diyor ama sahiden evde o kadar kalabalık istemiyorum, annemle kayınvalidemin zamanlarını da değiştirmek istemiyorum, sonuçta annemin bana yardımcı olabileceği gibi yardımcı olamaz. En basitinden bir isteğim olduğunda annemden daha rahat isterim, pansumanımı kayınvalideme açıp yaptırtmam yani bu sefer ebe ayarlamam gerekecek ve doğuma bir ay kalmışken ebe bulmak sahiden imkansız, o işler de ayarlanmadı yani.
Siz olsanız bu durumda ne derdiniz? Taviz vermeli mi, yoksa plan bu şekilde mecbur bekleyecek mi demeliyim? Açıkçası mal mal kaprisleri yüzünden şu an işi yokuşa sürüyor ve her şey ayarlanmışken şu an plan değiştirmek bizi hem çok uğraştıracak hem de ideal olmayacak. Evde bir tane misafir odası var, hem annemleri hem onları yatıracak yerim yok. Salonda da kimse yatsın istemiyorum. En basitinden eşim ilk bir ay işe gidecek, ağladığı vakit bebeği alıp salona geçebilmek ve eşimin uyumasına müsaade edebilmek istiyorum.
+2
alice in potatoland
(14.06.26)
Onlar geldi mi çocuk öyle mi bakılır falan diye eleştiri bombardımanına da tutarlar seni. Hatta altını kendileri değiştirip kıyafetlerini giydirmek falan isterler.
+4
runaway
(14.06.26)
öncelikle yuh, 9-10 haftalık bebek nereye çok büyümüş oluyorumuş da tadı kaçıyormuş; nasıl kafalar bunlar.. ilk günlerde, 2-3 gün görmeleri gayet yeterli ve ideal bence de.

şimdi programınızı sıkı yapmış ve taviz vermekten mutsuz olacak gibi görünüyorsunuz. bu durumda, ben olsam, programı değiştirmenin stresi yerine, kayınvalidenin keyfi olmadı diye surat asmasının görece önemsiz stresiyle baş etmeyi tercih ederdim. tek tavsiyem, kendileri relaks tiplerse, böyle asker gibi planlamış olmanız onlara batıyor olabilir; bu süreçteki haklı emirlerinizi, olabildiğince tatlı dille vermeye çalışın. eşinizi de bu yolla yanınıza çekin; ki öyle ortadan ortadan konuşup, programı yoruma açık hale getirmesin.

stressiz ve sağlıklı bir doğum süreci diliyorum <3
+6
lil siztah
(14.06.26)
Bu kadar uzun yazarak kendini ikna edebilirsin başkalarını değil. Kadını sevmiyorsun bu apaçık belli yani biz her şeyi planladık çok saçma. Sevmesende o kadınında torunu ve o da gelecek o da kalacak ve o da görecek.
-5
artıküyeolmakistiyorum
(14.06.26)
Kayınvalideler tahmini ne zaman kapatilir

Kendi anneni yaninda istemen ve cekirdek aile olarak vakit gecirmek istemen cok dogal ama bu karsi tarafta "sizi ailemize dahil etmiyoruz" olarak duyuluyor. "Ee biz aylarca torunumuzu goremicek miyiz yani?" gibi karsilaniyor. Onlar da heyecanli olunca bebek icin boyle sonuclar doguyor

Daha yumusak bir yerden, "esim ise basladiginda yardima ihtiyacim olabilir, annem ve ikiniz bu sekilde donusumlu destek olsaniz benim icin cok iyi olacak" gibi soylemek lazim sanirim

Onun haricinde; pansuman falan yoktu ya? Ilk gun hastanede yapiyorlar yapilmasi gerekeni, 3 gun de dus almiuosun, sonra dewamke boyle diil mi?
+7
üğpoıuy
(14.06.26)
@artıküye, Neyseki eşimden başkasını ikna etmek zorunda değilim. Zaten doğumda 3 gün gelin kalın dedim. İstiyorsa bebek 9. haftasındayken de gelip bir ay kalabileceğini söyledim. Çocuğu göstermediğim ya da kaçırdığım yok, götünden anladığın konulara yorum yapmak zorunda değilsin.
+1
🌸alice in potatoland
(14.06.26)
Hahaha bize neden uzun uzun açıklama yazıyorsun o zaman. Esine tanri sabir versin
-9
artıküyeolmakistiyorum
(14.06.26)
İnsanların, senin aksine duruma mantıklı yorumlar yapabilmeleri için olayı bütün halinde anlamaları gerekiyor. Açıklama yapmıyorum, durumu anlatıyorum. Senin tüm çevrene Allah sabırlar versin.
+8
🌸alice in potatoland
(14.06.26)
Seninle aynı fikirdeyim. İnsan böyle zamanlarda kendi annesini yanında ister çünkü kendi annesinin yanında daha rahat hisseder. Ayrıca evde çok kişi olsun istemeyebilir.

Kayınvalide olsam bebeği ve gelinimi ziyaret amaçlı gelirdim ve yardıma ihtiyacı varsa yapardım ve torunumu da sever evime giderdim öyle uzun süre bile oturmazdım.

Umarım her şey yolunda gider ve bebeğinizi sağlıkla kucağınıza alırsınız. Şimdiden tebrikler.
+7
rock n roll
(14.06.26)
Soru kadinlara ama yuksek musaadenizle bir erkek olarak, kocaniz cozsun bu durumu, siz niye bu kadar dertleniyorsunuz, ve sizi niye bu kadar muhattap ediyor ozellikle boyle bir donemde. Ben olsam anneme, bizim plan boyle der gecerdim, karima da herhangi bir sitemde bulunmasinda musaade etmezdim.
+6
bosver nicki
(14.06.26)
Kayınvalidenizi belli ki sevmiyorsunuz. Doğum sonrası gibi çok hassas bir dönemde annenin istekler önceliklidir diye düşünüyorum. Doğal olarak planı değiştirmeye gerek yok. Ayrıca bu konuyu eşin halletmeli. Sen söyler geçersin. Israr ve ikna kısmı ile eşin uğraşsın.
+1
elorelia
(14.06.26)
kendinizi nasıl rahat hissedecekseniz oyle davranmanız gerektiğini düşünüyorum. Burada bahsettiginiz sebeplerle beraber açıklama yapıp, konuyu kapatabilirsiniz.Zaten ikinci çocuğunuz, annelik konusunda da tecrübelisiniz. siz planinizi yaptiysaniz boyle bir hassas donemde kimsenin bozmasına izin vermeyin. Sizi anlayışla karsilamalari gerekir bu durumda.
+2
acelaacedebela
(14.06.26)
Kayınvalideleri asla memnun edemeyeceğiniz için canınız nasıl istiyorsa öyle yapın. Lohusa döneminizi stressiz sorunsuz yaşamanız daha önemli.
+8
ekimoloji
(14.06.26)
Kayınvalideyi annenden önce çağırsan ona özel oda hazırlayıp bebeği koynunda uyutmasına bile müsaade etsen yine yaranamayacaksın. Kayınvalidelerin lohusa alerjisi vardır illa ki bir kusur bulur zaten. Boşuna kendini üzme yani.
+1
yenibirgüzelnick
(14.06.26)
öncelikle umarım hem siz, hem bebek sağlık sıhhat içinde doğumu atlatırsınız.

öncelikle size hak veriyorum. insanın kendi annesi gibi olmaz. Annenin yanında yarı çıplak gezersin, emzirirken sütün taşar umursamazsın, kanlı pedini/pansumanını değiştirirken çekinmezsin. Kayınvalidenin yanında (ilişkiniz ne kadar iyi olursa olsun) o lohusa kafasıyla ister istemez kasılacaksın. Üstelik anladığım kadarıyla evde tek misafir odası var. Eşinin uyuyabilmesi için salonun boş kalması şartı, o bir aylık hayatta kalma modunda altın değerinde bir kural. Salonda yatan bir kayınvalide demek, senin gecenin 3'ünde ağlayan bebekle mutfağa hapsolman ve kimseyi uyandırmayayım diye stres krizine girmem demek. kaldı ki o bebek kalkınca 25 aylık olan da kalkacak.

kaldı ki bebek 3 aylıkken asıl gülücükler başlar, tepki verir, etkileşime girer, asıl zevki oradadır. Kayınvalidenizinki 'ben ilk gören, ilk kucaklayan olayı' egosudur, taviz vermeyin.

edit : kadınlara sormuşsunuz ama erkeğim :( yanınızdayım, ben size hak veriyorum.
+5
galahad reloaded
(15.06.26)
Zihinsel geviş getirmenin ekşisel geviş getirmesi olmuş. Kayınvalidesini seven kadın var mı ya? Burda ne yazıyorsan bunları eşine söyle. Doğum sonrası kadınlar hormonal sebeplerden gergin oluyor, kadınları gelmemek lazım. Gelin istemiyorsa kayınvalide gelmez. Bu erkek eşin sorunu kocana sınır koy o halletsin.
-1
mikahakkinen
(15.06.26)
ben de eylülde doğuruyorum.

belki romantik düşünüyorum ama eşim ben ve bebek olsun istiyorum yakınımda sadece o yüzden sizi anlıyorum

şükür ki ailelerimizle aynı şehirde yaşıyoruz. herkes akşam evine gidebilecek.

annem en büyük yardımcım olacak bu süreçte ama onun da akşam kendi evine gitmesi beni rahatlatıyor. evim küçük zaten kalabalığa gelemiyorum insandan bıkıyorum annem olsa dahi. sadece kocamı istiyorum böyle anlarda.

kayınvalidem de süreçte tabi ki hep yanımda olacak ama yeri gelecek beni yıkayacak gtümü temizleyecek kişiler annem ve kocam. o yüzden dediğim gibi sizi anlıyorum

kocan halledecek bu durumu bacım. sakın kayınvalideyle ikili diyaloga girme sen kötü olursun

hamile halinle sana bu stresi yaşatmalarına sinirlendim ayrıca.
0
Hallegadola
(15.06.26)
Nasıl istiyorsan öyle yap. Doğuran sensin, lohusa sensin. Kafana göre takıl.

Bir kere taviz verirsen, çocuğun her bokuna maydonoz olup, her şeyine karışırlar. Taviz vereceksen, ona göre ver.
+1
babilfish
(16.06.26)
Özetle:
T -30 gün: Anne geliyor.
T 0: Bebek doğuyor.
T +0 ila +30 gün: Anne evde.
T +30 gün: Anne gidiyor.
T +30 ila +60 gün: Eş 1 ay babalık izninde.
Eşiniz nasıl bir ay izin alabiliyor "babalık izni" olarak?
-2
Orkun_
(17.06.26)
"Kayınvalidemler doğum esnasında gelsinler istemiyorum. Annem zaten yanımda olacak." bundan sonrasını okumadım zaten, gerek yok.
-1
sweetoffice
(17.06.26)
(5)

Sesler duyuyorum ve hastaneye yatmaktan korkuyorum!?

trablon
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
-1
trablon
(10.06.26)
Bu soruyu daha önce sormuştun. İzlediğin video 30 sene öncesine ait. O zamandan beri hastanelerde çok şey değişti. Çağ atladılar. Rahat ol ve git tedavini ol.

Geçmiş olsun. Çaresi olan bir sorunda yersiz korkularla çaresiz kalma.
+6
Mirket
(10.06.26)
Gelebilir.
-8
runaway
(10.06.26)
odalarda refakatçiler oluyor böyle bir şey olması imkansıza yakın.
-1
duyuruuser
(10.06.26)
yok öyle bişi
-1
🌸trablon
(10.06.26)
O adam deli degildi, mahallesinde birini bicaklamis, ortalikta gorunmemek icin yargilama surecinde kendi istegi ile yatmisti hastaneye. Hastane calisanlarinin salakligi olarak agir sorunlari olan briyle ayni odaya koymuslar. Keske hatirlatmasaydin.
0
sadegazoz
(11.06.26)
(16)

Bu tarz etekler nasıl sizce?

Kahvedesu
Masa örtüsü gibi mi?
Masa örtüsü gibi mi?
+1
Kahvedesu
(09.06.26)
Foto olmadan nasıl bilelim?
+4
limonlu eksi
(09.06.26)
Değil. Güzel bence
0
benaslindayohum
(09.06.26)
www.zara.com://www.zara.com/tr/tr/zw-collection-kareli-katli-etek-p02535174.html
0
🌸Kahvedesu
(09.06.26)
sayfa bulunamadi diyor bana.
0
Purple life
(09.06.26)
Gurbetçiler karılarına giydiriyor bu tarz etekleri
0
runaway
(09.06.26)
Açabilmek icin o kadar ugrastim sonuc:

Manken cirkin
Ayaklari berbat
Sandalet rezalet
Etek kabussss
0
duster
(09.06.26)
ben de actim.

etegi hic begenemedim. masa örtüsünü dolamis gecmis gibi.

bu desen uzun sort ve beyaz atletle daha güzel olur sanki.
+1
Purple life
(09.06.26)
çok kötü.
+1
suicmeyenadam
(09.06.26)
bu etek çıtı pıtı manken gibi sarışın bir kadına belki yakışır.
0
lazpalle
(10.06.26)
Çok kötü buldum, kombinlemek zor çok çok düzgün fizik ister, her yere de uygun değil bence nerede giyilir ki bu bilemedim.
Bu etek en kullanışsız ve kötü etek modeli bence bunda bir de desen kötü ikisi birlikte gerçekten örtü gibi duruyor.
+2
mutekebbir
(10.06.26)
Bir kişi de hayrına tıklanabilir link paylaşmamış ya. Link: www.zara.com

Etek kötü. Tek iyi yanı cepli olması.
+1
kobuzchu kiz
(10.06.26)
etek çok kötü. kombin daha da kötü. böyle mankenleri kim giydiriyor ya çok merak ediyorum kimin göz zevkini tatmin etti de o rengi seçtiniz mesela.
0
yenibirgüzelnick
(10.06.26)
çok kötü değil de 2300 tl verip alınacak bi etek de değil. yani üstüne beyaz dar bi crop altına beyaz spor ayakkabı ile güzel olabilir.
0
elorelia
(10.06.26)
Bence çok güzel. Neredeyse aynısını TBD dizisinde Ava Yaman giymişti.
Çok güzel kombinlemişti. Çok hoş görünüyordu.
0
anaphylacticshock
(10.06.26)
masa örtüsü gibi değil, direkt masa örtüsü.
+1
inheritance
(10.06.26)
daha kötü olabilir mi diye düşündüm. olamaz.
0
gabe h coud
(10.06.26)
(4)

Okulda bir öğrencinin tüberküloz çıkması

ya ben lan neyse
Teşhis geçen hafta konmuş.çocuk 2 aydır öksürüyordu.diğer çocukların aşıları onları korur mu?öğretmenler için bir tehlike söz konusu mu?bir de bu işin prosedürü nedir? tüm okulun yasal olarak tahlil vs. olması gerekecek mi?teşekkürler.
Teşhis geçen hafta konmuş.

çocuk 2 aydır öksürüyordu.

diğer çocukların aşıları onları korur mu?

öğretmenler için bir tehlike söz konusu mu?

bir de bu işin prosedürü nedir? tüm okulun yasal olarak tahlil vs. olması gerekecek mi?

teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(08.06.26)
Mikrobik mi yoksa başka nedenler mi var araştırılmalı. Mikrobikse aynı ortamda bulunan herkes tehlike altında.
0
runaway
(08.06.26)
bulaşıcı diye ailesi okula göndermiyor hocam. mikrobik oluyor sanırım.
0
🌸ya ben lan neyse
(08.06.26)
bizde geçen sene işyerinden biri uzun süre öksürdükten sonra pozitif çıkmıştı, bütün işyerini verem savaş'a götürüp deriden yapılan testi yaptılar ve onu takip ettiler. kimsede o test alanında büyüme olmayınca salmışlardı.
0
reversal of fortune
(08.06.26)
Sağlık kurulları okul idaresine ulaşarak tüm çocukları ve öğretmenleri kontrol etmeli. Eğer çocuktaki durum bilinmesine rağmen önlem alınmıyorsa şikayet edin.
0
cemallamec
(09.06.26)
(17)

Temizliğe gelen kişinin yaptığı paylaşım

administ
Eve temizliğe gelen kadının fotoğraf çektiğini görmüş eşim. Telefonda facebook açıktı dedi. 2 saat kadar uğraştıktan sonra buldum hesabını kendisi yabancı. Bizim evdeki robot süpürge, dikey süpürgeler vs onları yan yana toplamış fotoğraflayıp paylaşmış. Filipince de işte bunları kullanacak el olmadı
Eve temizliğe gelen kadının fotoğraf çektiğini görmüş eşim. Telefonda facebook açıktı dedi. 2 saat kadar uğraştıktan sonra buldum hesabını kendisi yabancı. Bizim evdeki robot süpürge, dikey süpürgeler vs onları yan yana toplamış fotoğraflayıp paylaşmış. Filipince de işte bunları kullanacak el olmadıktan sonra bunlar neye fayda gibisinden bir şeyler yazıp paylaşmış. Oldukça sinirime gitti. Yani biz zaten seni ayda 1 ağır temizlik için çağırıyoruz sanki inşaat artığı temizliyor. Neyse şimdi ya ekra görünütüsü alıp bu yaptığının terbiyesizlik olduğunu söyleyeceğim ya da daha ileri gidip fb paylaşımının altına yorum yazacağım. Hangisi daha iyi olur ?
-12
administ
(08.06.26)
ikisini de yapma. bir başka temizlikçi bulunca böyle böyle de ve çıkart.
+11
gabe h coud
(08.06.26)
boşu boşuna muhattap olup sinirini bozmaya gerekr yok. terbiyesizlik etmiş. bir daha gelmeni istemiyorum yaptığın terbiyesizlikten haberdarım diye mesaj at utansın gitsin
0
neira
(08.06.26)
facebook'ta paylaşımının altına cevap olarak "kendi yoğunluğumuz yüzünden ellerimiz bunları kullanamıyordu. ancak bundan sonra senin de kullanmana gerek kalmadı." yazıp yerine yeni birini bulun.
+6
shadowfollower
(08.06.26)
hiçbiri iyi olmaz. yapmış bir densizlik işte, ne diye seviyeni indiriyorsun. en fazla çek karşına göster gönderiyi, hiçbir yorumda bulunmadan "bir daha evimden foto çekmeni istemiyorum" de. anlar o zaten, o ayıp yeter ona.
0
gobekliraki
(08.06.26)
geçmiş olsun, sosyal medyada like alma amaçlı densiz bir paylaşım işte..
ben olsam hesabı bulduğumdan falan bahsetmez; evimden foto çektiğini farkettiğimi, bunun türlü türlü kötü amaçlar için kullanılabileceği yönündeki endişemi, kendisine güvenimin kalmadığını vs söyleyerek çemkirirdim.
bu arada anlatımın gidişinden, süpürgeleri okutacak da, o ilanı buldunuz sandım :/
+1
lil siztah
(08.06.26)
muhtemelen ek is olarak icerik ureticiligi yapiyor yada memleketteki esine dostu icin paylasim yapiyor. dogru yapmis demiyorum ama senin verdigin tepkinin absurdlugu kadininkinden daha fazla. basit bir foto/paylasimdan boyle bir anksiyete gecirip, 2 saat postu aramak, terbiyesizlikten dem vurup, postun altina yazmandan bahsetmen, gelip buraya sorman anormal bir durum. get a life.
+13
buenosdias
(08.06.26)
Bence kötü bir sey yok.

Teknolojik bir aletin fotosunu koymus yani özel esya sayilmaz.
Yazdiginda da kötü bir sey yok bence. Ai isimizi alamayacak diyor.

Bos yere insanlarin ekmegiyle oynamayin. Duymazliktan görmezlikten gelmeniz en güzeli. Yaptigi isten memnun musunuz önemli olan o.

Bize gelen biri tezgahin sadece görünür kisimlarini silmis geri kalanini uclara atmis falan. Keske robotun fotosunu koysaydı ama tezgahi düzgün silseydi.
+5
Purple life
(08.06.26)
Güzelce uyar.
- Burada hoş karşılanmaz.. de.
kalp kırma .
0
diyecevaplandı
(08.06.26)
Yol ver gitsin. Polemiğe girmeye gerek yok.

Türkiye'ye gelip ne yapacağını sanıyordu ben onu merak ettim. Ona kamuda klimalı oda verip masabaşı iş verecekler sanıyordu sanırım. Göçmenlik ilüzyonu böyle bir şey
0
runaway
(08.06.26)
lümpenle lümpen olma. yol ver gitsin.
+1
mikahakkinen
(08.06.26)
Siz hiç patronunuz ya da müdürünüz hakkında atıp tutmadınız mı?
Gülünüp geçilecek bir şey için iki saat araştırma mı yaptınız sahi?
0
Mirket
(08.06.26)
yani "bütün bu teknolojiye rağmen yine de bir temizlikçiye, insana ihtiyaç var" demek istemiş gibi geldi bana. size laf attığını düşündüüünüz bir anlam çıkarmaya gerek yok illa.
+5
oldtimer
(08.06.26)
Purple life +1
Kötü birsey yapmamış hergun hepimiz konu bulup paylaşıyoruz. Asıl sizin alinganlik göstermeniz sorun olur bence. Hatta tam tersi espiri yapılacak konu. Bence çok saapmayin
+4
aloneinthedark
(08.06.26)
Bundan alınmak o kadar orta sınıf bir hareket. Kişisel bilgileri, mahremiyeti açık edecek bir şey yok ortada. 3 tane dandik plastik eşyanın fotoğrafıyla noncontext tespit yapmış.
+8
grimavi
(08.06.26)
amaaan dert ettiğinize değmez.

rahatsız ettiyse başkasını bulun bunu da çağırmayın.

işini iyi yapıyorsa o kadar umrumda olmazdı ki. hatta paylaşımını gördüm şunu kaçırmışsın diye başka alet gösterip her gördüğümde dalga geçerdim.
+1
gurur
(08.06.26)
@grimavi+1

ayrica kadin yalan da soylememis hani :P
+1
synesthesia
(09.06.26)
ben olsam like atardim. kotu birsey yapmamis, buyutmeyin bence.
+1
banach
(09.06.26)
(16)

Ayakları labvaboya sokup abdest almak normal mi?

Kahvedesu
Ben Türkiye'de iş yerinde bile ayaklarını lavaboya sokup abdest alan görmedim. Avrupa'da bunu yapma inanç özgürlüğü mü? İş arkadaşlarım diyor ki biz niye başkasının ayaklarını görüyoruz. Türkiye'de herkes böyle mi yapıyor diyorlar.
Ben Türkiye'de iş yerinde bile ayaklarını lavaboya sokup abdest alan görmedim. Avrupa'da bunu yapma inanç özgürlüğü mü? İş arkadaşlarım diyor ki biz niye başkasının ayaklarını görüyoruz. Türkiye'de herkes böyle mi yapıyor diyorlar.
0
Kahvedesu
(07.06.26)
türkiyede birçok yerde yasak. bizim kurumda da yasak ama millet yine de alıyor. ayrı saçma bi olay zaten. temizlenmek için abdest alırken milletin balgam, sümük attığı yere ayak değdiriyorlar.
+1
glamdr1ng
(07.06.26)
Hayatımda görmedim ve hayatımda ayak yıkamaya izin verecek bir yerde de çalışmadım.
Sen çok spesifik bir yerde çalışıyorsun gibi sorularına bakınca:/
0
logisticsmanager
(07.06.26)
Türkiye'de ayaklarını lavaboya sokup abdest alan çok gördüm. bazı daha "modern" plazalarda ya da kurumlarda, diğerlerine ayıp olmasın diye, görünen yerlerde böyle abdest almıyorlardır. ama bıraksanız alırlar. bir çeşit takiyye.
0
co2s2
(07.06.26)
Birkaç kişi şikayet etmiş, şef de demiş ki, kültürel bu, onların kültürlerinde var.
-2
🌸Kahvedesu
(07.06.26)
ayaklar, taharet alınan elin sabunla yıkandığı lavabolardan daha temiz
bence içerisine sokmamak gerekir
havada tutmaya da kasları yetmiyor bazı insanların

abdest ile ilgili ayet, maide/6.
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı ve topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı meshedin
(arapça olarak doğru tercümesi budur, çoğu çeviride ayakları yıkayın şeklinde geçer
el teması olmadan yıkamak meshi kapsar mı bilmiyorum
..وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ
sağdan ilk kelime mesh etmek fiili, diğer iki kelime sırasıyla baş ve ayaklar
... (ayetin sonu)
Allah size herhangi bir güçlük (çıkarmak) istemez fakat sizi tertemiz kılmak ve size (verdiği) nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
www.kuranokuyan.com

---
mesela teyemmümde (su bulunamayan durumlarda, toprakla)
abdestte yıkanan yüz ve el mesh edilir, baş ve ayaklara işlem yapılmaz
---

konuyu bağlarsam elini ıslatıp ayağını lavaboya sokmadan ayağı topuklara kadar mesh ederek de abdest alınabilir
+1
mantık
(07.06.26)
Türkiye’de toplu alanalarda abdesthane olduğu için lavaboda ayak yıkayan göremezsiniz. Otobanda lavabolarda abdest almak yasaktır yazar hatta sebebi abdesthane ve mescid olmasıdır.
Çalışan müslüman inancı gereği namaz kılacağı için mecburen tuvalette abdest alıyordur.
+1
cilekli pasta
(07.06.26)
Bana göre normal değil. Lavabo ayak yıkamak için değil. Abdest için ayrı bir yer yapılır, orada abdest alır insanlar. Ayrı bir yer yoksa yapılmaması lazım.
-1
runaway
(07.06.26)
her tuvaletinde son derece temiz abdest alma yerleri bulunan bir yerde bulunuyorum. burada bile -anlamadığım şekilde- insanların bazıları ayağını lavaboya sokarak abdest almayı tercih ediyor.

hatta bir kadın, temizlikçi kadına, bu sebeple etrafın çok ıslandığından, temizlik işini zorlaştırdığından falan söz ederken temizlikçi kadının hiç yorum yapmaması dikkatimi çekmişti. sonra baktım ki, temizlikçi kadın da öyle abdest alıyor..
valla bilen sebebini yazsa iyi olur, ben de aydınlanırım.
0
lil siztah
(07.06.26)
Adam dininin gereğini yapıyor, ya yer göster ya saygı duy.
Türkiye'de pek göremezsin. Her yerde ya cami var ya mescid.
Kuranda nasıl yazdığı anlatılmış da, birebir uygular fazlasını yapamazsın diyemezsin ki. Sünneti var, mezhebi var.

Ek: Pisuvar arasına perde konmayan, saunaya duşa üryan girilen ülkede ayak görmekten rahatsızlık duyulması da efsanevi bir ironi olmuş :)
-3
Mirket
(07.06.26)
@Mirket, insanlar el yıkarken yanı başında çıplak ayak görmek zorunda mı?
-1
🌸Kahvedesu
(07.06.26)
İşerken birbirinizinkini görmek normal namaz kılmak için abdest alan adamın ayağını görmek mi abes? Çevir kafanı bakma o zaman. Burası avrupa herkes dinini yaşamakta özgür. Abdest alacak alan sağlanmıyorsa tuvalette alacak mutfakta mı alsın? ayak gördün diye ölmezsin.
0
Aydan Dustum
(07.06.26)
İşenen yere işenir, lavaboda el, yüz yıkanır. O zaman lavaboya da işesin. Burası Avrupa herkes özgür.
0
🌸Kahvedesu
(07.06.26)
Hayvanlık. O kadar dinine sadıksa abdestini bozmasın. Bozdu mu, gitsin en uygun yerde alsın abdestini.
-5
gobekliraki
(07.06.26)
Turkiye'de de bunu yapan cok. Siz nerede yasiyorsunuz?
-1
baldur2
(07.06.26)
Lavabo İngiliz usulü tapalı olanlardan değilse sıkıntı değil bence şahsen.
Abdest almaya oturmalı yer ya da alçak ayrı bir lavabomsu mevcut mu,var da kişi ısrarla normal lavaboya ayağını sokuyorsa bana da tuhaf gelirdi.
Yer olmayınca ben de mecbur lavaboda yapıyorum hoşuma gitmese de
-1
denizciman
(08.06.26)
İğrenç, dini özgürlük diye diye tepemize sicacaklar
-2
mirty
(08.06.26)
(11)

macbook pro vs air

runaway
m5 air ya da pro alacağım. air alıp 24gb ram'li almam mı yoksa pro 16gb ram mi daha mantıklı?
m5 air ya da pro alacağım. air alıp 24gb ram'li almam mı yoksa pro 16gb ram mi daha mantıklı?
0
runaway
(02.06.26)
Proya ne için ihtiyacınız olduğundan 100% emin değilseniz pro almanız gerekmez bence. Air + daha çok ram bana her türlü daha mantıklı geliyor.

Hatta m4 air bile alabilirsiniz specleri artırıp
+1
aguen
(02.06.26)
Aslında air taşınabilirlik açısından daha iyi geliyor ama almışken uzun süre idare etsin istiyorum
0
🌸runaway
(02.06.26)
normal kullanıcı için 16gb ram yeterli çünkü unified memory var. bunun yerine en az 500gb disk seçeneği alın (unified memory için gerekli). dışarıda kullanmayı düşünüyorsanız mutlaka pro alın. air'in olayı fansız olması ve bunun beraberinde daha kolay mobillik getirmesi fakat diğer yandan çok ısınınca gücü düşürüyor çünkü bu şekilde soğutma sistemi var.
0
veri
(02.06.26)
ne için kullanacaksınız? air mi pro mu sorusuna ancak buna göre cevap verilebilir. ofis programları çalıştırıp, video, müzik, sosyal medya içerik tüketimi yapacaksanız air. grafik, modelleme, müzik gibi konularda üretim yapacaksanız pro. @veri nin dediği gibi air de aktif soğutma sistemi yok bu yüzden pro nun yaptığı işleri yapmaya kalktığınızda yoğun performans sorunları yaşarsınız. lakin 24 gb mb air ile 16 gb mb pro m5 lerin fiyatları aynı. eğer sadece içerik tüketimi yapmak için alıyorsanız 16 gb ram bile yetebilir size. 16 gb lik m5 air leri de düşünebilirsiniz.
0
issiz karga
(02.06.26)
daha iyi ekran(miniled) ve hoparlör (+hdmi, sd kart girişi, daha yüksek güçlü 3.5mm jack vs) --> macbook pro

uzun ömür --> ram'i ve ssd'si yükseltilmiş Macbook Air

macbook pro eğer m5-pro ve üzeri işlemcilere geçmezsen öyle performans olarak pek bişey değiştirmeyecek. Ama ona ihtiyacın olsa zaten bilir m5 pro işlemcili mbp bakardın. O zaman burada tek olay ekran gibi görünüyor.

Bu arada kısıtlı bütçe olduğu için şu da düşünülebilir: Air'i 16gb ram'li alıp SSD'yi yükseltmek de bir seçenek. Ram yetmezse swap ile SSD'yi kullanıyor zaten. Ama standart kullanıcı bu aleti 5-10 yıl kullanabilir o yüzden önümüzdeki yıllarda AI özellikleri daha çok ram gerektirir mi, evet olabilir. O yüzden 24 almak da mantıklı.
0
nhk ni youkosu
(02.06.26)
8 gb ram’li baz model m1 Air 6. Yılın sonunda hala 10+ saat pil ömrü veriyor ve içerik tüketimi için hala fazla güçlü. Özellikle pro’ya ihtiyaç yoksa söylendiği gibi (video işleme vs.) Air alıp geçin. Pahalı ürünü ikinci elde satmak daha zor.
+1
orient blue
(02.06.26)
seneler önce benzer bir ikilemde kalıp pro almıştım. sıradan bir kullanıcı olduğum için hiç de bir artısını görmedim. 2-3 yıldır çalıştığım yerden verdikleri air'i kullanıyorum. zerre kadar eksiklik hissetmedim. bu ikilemde kalıyorsanız zaten pro'yu kullanmak için özel bir sebebiniz yoktur. air iyidir.
0
but that was just a dream
(02.06.26)
taşınabilirlik ve uzun sure idare etsin diyorsan direk "air" yaw.
m4 alirsan 7-8 sene goturur.
0
cooperr
(03.06.26)
yazın klimasız ortamda cihazı zorlayacaksan pro al. sonra elin yanıyor.
0
yedigimiztavuk
(03.06.26)
bunu soruyosanız air yeterli olur.

13 yıllık air var evde hala çalışıyor, ilginç şekilde.
0
gurur
(03.06.26)
M1 air var bende, 2019 yılında almıştım. İlk defa bu sene şarjı daha hızlı tükeniyor, o kadar. Dümdüz kullanıcı iseniz air diyorum ben de.
0
charbiel
(04.06.26)
(9)

neden gezmekten keyif almıyorum sorunsalı

veri
32 yaşındayım yaklaşık pandemiden bu yana rutinim aynı. hafta içi iş, (evden çalışıyorum) cuma akşamından itibaren pub/sahil bazen club üçgeni ve sonra pazar akşamı yatış aynı döngü devam. zerre şikayetçi değilim hatta yemek konusunda da böyleyim 5 gün aynı yemeği sipariş verebilirim sıkılmadan faka
32 yaşındayım yaklaşık pandemiden bu yana rutinim aynı. hafta içi iş, (evden çalışıyorum) cuma akşamından itibaren pub/sahil bazen club üçgeni ve sonra pazar akşamı yatış aynı döngü devam. zerre şikayetçi değilim hatta yemek konusunda da böyleyim 5 gün aynı yemeği sipariş verebilirim sıkılmadan fakat sıkıntı hayatıma giren insanlarda oluyor. rakı balık veya gitmeye değecek bir mekan değilse siksen çıkamıyorum evden. başka bir ülkeye gitmek, tatile gitmek (denedim odadan çıkmıyorum veya beachte üçlü sarıp uyuyorum) zerre ilgimi çekmiyor. bir ara ski denedim onda da ayağımı kırdım kafam güzel denediğim için. tek hobim düzenli poligona gitmek. tüm bunları kabul eden kadınlar ya ağır asosyal çıkıyor veya hostes gibi mesleklere sahip olanlar oluyor. ikisi de bana uymuyor. benim durumum normal mi? değilse nasıl çözülür psikolog vs çözemez gibi geliyor çünkü mutluyum baya ama normalde gelmiyor bir yandan.
-5
veri
(02.06.26)
Sen asosyalsin galiba.

Tek hobi poligon falan. Senden hoslanan kadinlar senin gibi agir asosyal kadinlar olur tabii.
Hosteslerle de iliskin zaten uzak mesafe iliskisi gibi oldugundan anlamiyorsunuzdur.
-5
Purple life
(02.06.26)
Boyle mutluysan degistirme.
+6
baldur2
(02.06.26)
hobi niyetine poligona giden adam normal değildir zaten
+10
croswell
(02.06.26)
Boyle mutluysan degistirme. +1


Şahsen keyif aldığım mevcut yaşantıma gelene kadar, ya bundan memnum değilim diye diye geldim.
+1
put it in your appropriate place
(02.06.26)
Hafta sonu pub, club ve sahil varsa durumunuz epey iyi diyebilirim.
+3
Sour
(02.06.26)
Zevk almadığın şeyi kompulsif olarak yapmanın mantığı yok. Instagram çıktı çıkalı aşırı gezmek bir meziyet oldu.
+1
runaway
(02.06.26)
Ben de sorun degil derdim, nihayetinde kimse gezmeyi sevmek zorunda degil, ancak sende alkol egilimi de var gibi. Bu sebeple ben psikolog diyorum.
+2
osssy
(02.06.26)
hocam kendine yaşıyorsun sadece, ihtiyaç sahiplerine bütçe ayırmıyorsan o konuya yönel
-3
mantık
(02.06.26)
depresyon var mı? bu önemli.

eğer yoksa, sizin hayat da böyle. size benzeyen biri ile mutlu olacaksınız.
+1
gurur
(03.06.26)
(2)

Bikac saatligine manuel bir araca ihtiyacim var

narod
Otomatik benim aracim fakat yarin manuel arac ile sinava girecegim. Bikac saat kullanip, hatirlamak istiyorum. Tiktak ve gunluk kiralama disinda akliniza geliyor mu secenek?
Otomatik benim aracim fakat yarin manuel arac ile sinava girecegim. Bikac saat kullanip, hatirlamak istiyorum.


Tiktak ve gunluk kiralama disinda akliniza geliyor mu secenek?
0
narod
(02.06.26)
mahalledeki ehliyet kursundan bir kaç saatlik özel ders satın alabilirsiniz.
+1
lil siztah
(02.06.26)
Sürücü kursu arabası dışında sınava almazlar. Denetmen tarafında da fren pedalı olması lazım
-11
runaway
(02.06.26)
(16)

yazılımcılar napıyorsunuz?

yenibirgüzelnick
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı? ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı?
ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
📊 öldük mü?

Bu anket sona erdi. 43 oy kullanıldı.

0
yenibirgüzelnick
(02.06.26)
Yapay zekanın yeteneklerini de birileri geliştirmesi gerekecek. Rekabet artıyor ama ölüm görmüyorum ben.
+1
cilekli pasta
(02.06.26)
15 sene çok iyimser bi tahmin. 3 seneyi görür mü yazılımcı? Esas soru şu: yıllardır aynı muhabbet. İnsanlar işlerini kaybedecek ama yeni işler çıkacak.
Eee hani o yeni işler? 100 kişi işini kaybetti. Yeni iş 10 kişiyle devam ediyor.
+1
Lh12
(02.06.26)
15 seneye kadar yapay zeka konuşmaya yürümeye falan başlar. Max 5 seneye yazılımcılık diye bir meslek kalmaz
+1
runaway
(02.06.26)
biraz developer kafasından çıkmak lazım, yapay zeka ileride daha kompleks kodları da yazabilir, bu yüzden gelecekte avantajlı olacak kişiler en iyi kodu yazan değil, tüm araçları kullanarak bir iş problemini uçtan uca çözebilen kişiler olacak. bu yüzden gidip birazda işin müşteri ilişkileri tarafını da öğrenin. önceden developerlar product owner, product manager olmak istemiyorlardı.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sanayi Devrimi'nden beri insalığın anlamadığı bir şey var. 3 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapacak duruma gelirsek o 2 kişi işsiz kalmaz arkadaşlar. 1 birim yerine 3 birim iş yapılır. Aynı sektörde, aynı arz üretilmez her zaman tabii ama "eyvah yandık, işsiz kalacağız" diye bir durum olmaz.

Teknolojik ilerleme ve verimlilik artışı uzun vadede toplam üretimi artırır, yeni sektörler ve yeni işler yaratır. Sanayi Devrimi'nden beri genel eğilim bu yönde oldu.

Elbette bazı sektörlerde daralma, kitlesel olmayan işsizsizlik gibi şeyler yaşanacaktır. Yeni sektörlerin gelmesi de zaman alabilir ama kitlesel bir işsizlik olmaz.

Tarımda bir zamanlar nüfusun %70-80'i çalışıyordu, bugün gelişmiş ülkelerde %1-5'i çalışıyor. Bu insanlar tamamen işsiz kalmadı; sanayiye, hizmet sektörüne, teknoloji sektörüne geçti.

Ek not: Bu değişime ayak uydurmak asıl mesela. Yani yapay zeka basit kodlamayı yapıyor ise sadece basit kodlama bilerek hayatta kalmaya çalışmamalı insan. Yapay zeka elbette bazı sektörlerin bitmesine yol açacak. Bu sektörün çalışanları da bu değişime ayak uydurmaz, yani kendini geliştirip yapay zeka ile yapılan işlere adapte etmezse işsiz kalması kaçınılmaz olur.

Özetle oturup beklemek yerine yapay zeka ile başlayan bu değişime nasıl ayak uydururum diye yaklaşmak lazım.
0
himmet dayi
(02.06.26)
Gömülü sistemler üzerine donanım/yazılım geliştirirken kademeli olarak otomasyon tarafına geçtim, yaklaşık 2 seneden fazladır full otomasyondayım, verdiğim en iyi karardı diyebilirim. Henüz sahaya çıkıp iş yapacak robot ve yapay zeka yok, ben ömrümü doldurana kadar da olmaz, sonraki nesil düşünsün.

Yapay zeka logaritmik hızla ilerliyor, şu an claude kullanmayan programcı yok, amele gibi satır satır kod yazan kalmadı, stackoverflow'da sorular eskisi gibi cevaplanmıyor, hatta site trafiği dibi gördü. daha da gelişirse önce junior'lar sonra da senior'ların etiket değeri iyice dibe inecek. Bir proje için gereken iş gücü hızla düşüyor, alternatiflere bakma zamanı geldi de geçiyor bence.

Maksimum bir nesil daha programlamadan ekmek yer, ondan sonrası muamma.

Artık birden fazla yeteneğin gerekli olduğu zamanlardayız.
+1
kimlanbu
(02.06.26)
yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunmek cok enteresan geliyor.

gelecekte ai sayesinde 1 yazilimci -> 20x yazilimci diyelim.

neden bugun dunyada 1000 is varken, yazilimci 20x is yapabildiginde hala 1000 is olacagini dusunuyorsunuz ki?

daha hala yangin ciktiginda gercek insanlar mudahale ediyor, hala araclari insanlar kullaniyor, hala devletin ve burokrasinin yarisindan cogu dijitallesmedi, hala kagit para kullaniyoruz, hala endustride insan isci kullaniliyor.

gercekten butun bunlari otomatize etmeden (yani her seyi) yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunduren ne?

en son belki yillaaar sonra, butun isleri otomotize edebildikten sonra bitebilir. omrumuz yeter mi sanmiyorum.
-3
gitdaddy
(02.06.26)
AI ile birlikte junior yazılımcılara ya da teknik olarak çok güçlü olsa bile business tarafını bilmeyen iletişimi zayıf profillere ihtiyaç kalmayacağını değil artık çoktan kalmadığını düşünüyorum. Analist ya da testçi diye tamamen ayrı bir rolün de bugünkü haliyle devam etmesi de mümkün değil. Teknik tarafı anlayan, business ihtiyaçlarını okuyabilen, iletişim kurabilen ve gerektiğinde hem analist hem yazılımcı gibi hareket edebilen kişiler yürütecek bu işleri. Ama bence yazılıma gelene kadar beyaz yakanın büyük kısmının işi aslında dokümantasyon, planlama, takip etme ve diğer tekrar eden şeylerden ibaret. Yazılım tarafı kısa zaman içerisinde tamamen değişecek ama ondan önce birçok ofis işine aslında çoktan ihtiyaç kalmadı.
+3
chaos moleculaire
(02.06.26)
@duyulmasi gerektigi kadar +1
0
co2s2
(02.06.26)
geçen gün okduğum bir veriye göre şuanda api'ler üzerinden llm'lerin %80'inini yazılım geliştiriciler kullanıyor. yani parayı yakan adamlar yazılımcılar. daha doğrusu kod geliştirici dediğimiz adamlar.

yazılımcılar biterse, claude'yi kim kullanacak? firmalar alıp tam otomasyona mı geçecek ? elbette hayır.

ben belirli seviyede bu işin devam edeceğine inanıyorum. en azından mevcut düzen benim gibi 30ların rotasında olan adamları emekli eder. robotlar, biraz böyle farkındalığı yüksek, şimdiki gibi ajanlar ile değil de gerçekten akıl yürütebilen algoritmalar geliştikçe kod geliştirme işi de azalacaktır. ama bizi kurtarır her türlü.
+1
xephyr
(02.06.26)
Yazılım bitmiştir. Bunu sizin 10x developer diyeceğiniz, alanımda trdeki allah tier sayılı insandan biri olarak söylüyorum.

Durumu görünce hızlıca pivot yapıp kariyer değişikliğine gittim. İşyerinde yıllardır beni ai ekibine almaya çalışıyorlardı istemiyordum ai olmaz ama r&dye geçerim dedim kabul ettiler.


Yeni tekliflere de asla dönüş yapmıyorum. En safe yerde durmak lazım bir süre



Edit: mesela juniorlar zaten yetişmiyor bu uzun vadede büyük problem ama onun dışında, spesifik roller yerine generalist eleman arıyor büyük şirketler. Yok ben javacıyım yok ben react biliyorum falan bunlar yok oldu. Sağlam bir mimari bilgisi, network bilgisi güvenlik bilgisi vs temel seviyede bunların hepsini bilen insanlar ai ile çok hızlanıyorlar onlara talep var
+2
aguen
(02.06.26)
Sektörde insan iş gücü son 1 yılda aşırı azaldı ve bu hızla giderse mevcut yazılımcıların %90'ı bence başka sektörlere kaymaya başlayacak. Evet Ai bir araç ve bu araçla daha çok iş üretilebiliyor ama bu işi de daha az kişi yapacak. Yüksek kalite iş yapan ve tecrübeli yazılımcılar ve sistem mühendisleri hayatta kalır ama 100 kişilik ekipler 10 kişiye düşecek ve maaşlar komik duruma düşecek, düşüyor.

Planlama, tasarım, muhasebe, pasif pazarlama gibi işlere yazılımcıların kayması ile asıl en büyük vurgunu beyaz yakalar yiyecek bence. Mevcut yazılımcılar bu tarz işleri yazılım araçları kullanarak çok daha verimli şekilde yapacak. Şu an bu dönüşüm başlamadı, ilk yazılımcıların etkilenmesi en etkin şekilde ilk onların kullanmasından kaynaklı, bir nevi kendi kendilerini bitirdiler. Birçok beyaz yaka ve patronu halen işlerini yapay zekanın yapabileceğinin farkında değil. Yazılımcılar da şu an piyasayı koklayıp bekleme dönemine girdiler.

Gerçek sanatçılar dışında teknik iş yapan grafiker, mühendis, prodüksiyoncu vs ne varsa yavaş yavaş elenecek. Belli işlerin yürümesi için sadece ai operatörlerine ihtiyaç kalacak. Şu an Türkiye'de bile Egea parasına robot satın alınabiliyor. Bu robotların ve mekaniğin yine Ai yardımı ile gelişmesi ile bence otomasyon sektörü de etkilenecek ama bunun için yine epey süre var.

Maalesef önümüzde sanayi devriminden çok daha öte etkileri olacak karanlık bir çağ var. Aktif iş gücünün %90'ı 5-10 yıl içinde işsiz kalabilir. Ne yazık ki insanlığın geldiği yer de buna hazır değil ve güçlü devletlerin işgalciliğe başlaması, gelişmemiş ülkelerin petrol kaynaklarına, nadir elementlerine sulanması da boşa değil. Ülkelerin doyurması gereken kalabalıklar gün geçtikçe artacak ve bunun için doğal kaynaklara ihtiyaç var.
umarım yanılıyorumdur.
+1
creepy
(02.06.26)
Bu tarz anketlerde yazilimci degilim, sonuclari goster secenegi olmali. Zira konu fazlasiyla populer, dolayisiyla merak uyandiriyor.
-1
Sour
(02.06.26)
Yaklaşık 20 yıldır yazılım dünyasının içindeyim. Bu süreçte çok şey gördüm, çok şey yaşadım; ancak AI kadar ekosistemin temellerini sarsan, hatta birçok noktada olumlu/olumsuz şekilde yeniden şekillendiren bir yenilik görmedim. Modeller son 8-9 ayda yetkinlik açısından ciddi bir sıçrama gerçekleştirdi. Claude 4.5 yayınlandığında, yaklaşık dört yıl önce bir şirkette beş kişi iki ay boyunca çalışarak tamamladığımız kapsamlı bir projeyi dört saat içinde daha iyi bir mimariyle yeniden geliştirebildim. İster inanın ister inanmayın, ortaya çıkan sonucu gördüğümde ben de şaşırmıştım. Hatta sektörde tanınan birçok yazılımcının bir yıl önce söylediği "AI kod yazamaz" sözünü kendilerine yedirip, bugün bloglarında tam aksi yönde yazılar yazdırmışlığı bile var. Ancak "sektör bitti" düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. Modeller ne kadar gelişirse gelişsin, hâlâ süreçleri kurgulayacak, mimariyi tasarlayacak, doğru pipeline'ları oluşturacak ve non-deterministic çıktıları azaltacak ya da yönetilebilir seviyeye indirecek insanlara ihtiyaç olacak. Kısacası, "kod yazma" devri büyük ölçüde sona eriyor; artık mühendislik konuşulacak. Bunun da ne kadar süre daha geçerli olacağı ise AGI denen mitin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlı. Şahsi görüşüm, bunun mevcut Transformer mimarisiyle mümkün olmadığı yönünde. Bana göre ya kuantum hesaplama gibi bambaşka bir paradigma devreye girecek ya da bugün henüz öngöremediğimiz, tamamen yeni ve sentetik bir yaklaşım AGI'yi mümkün kılacak.

Optimist cevaplar için:
AI ile birlikte gelen otomasyon çağı, arz-talep dengesini ciddi şekilde etkiliyor. Sonuçta iş miktarı üretime, üretim de talebe bağlıdır. İnsanlık bir anda 10 katı çoğalamayacağına göre, bir kişinin üretkenliğinin 1x seviyesinden 10x seviyesine yükselmesi teorik olarak 9 kişinin ekonomik dengedeki talebini azaltıyor. Dengesizliğin ortaya çıktığı nokta tam olarak burası.

Geçiş evresinde olduğumuz bu yeni çağ, öncekilere pek benzemiyor. AI elbette yeni iş alanları ve uzmanlıklar yaratacaktır, bu su götürmez; ancak ortadan kaldırdığı veya dönüştürdüğü işlerin tamamını telafi edecek ölçekte yeni istihdam üretip üretemeyeceği çok çok ciddi bir soru işareti. Yazılımcılar endişeli çünkü yaklaşan değişimi herkesten önce onlar gördü/görüyor. Bir yandan iş akışlarına entegre ederek yeni döneme uyum sağlamaya çalışıyor, diğer yandan da bunun uzun vadede kendi rollerini nasıl değiştireceğini sorguluyorlar çünkü modelleri kullanmak paradoks yaratıyor.
+4
nyist_
(02.06.26)
@sour sonuçları görebiliyorsunuz üstüne tıklayıp
+1
🌸yenibirgüzelnick
(02.06.26)
@yenibirgüzelnick aa bilmiyordum, tamam, tesekkurler.
0
Sour
(03.06.26)
(3)

Organik olmayan psikoz tanım var öğretmen olabilir miyim

genki
Arkadaşlar askerden muaf oldum ve bu tanım var AGS ye girip heykel bölümünden mezun olarak atanmak istiyorum bu engel olur mu kazanırsam sınavı sıkıntı çıkar mı
Arkadaşlar askerden muaf oldum ve bu tanım var AGS ye girip heykel bölümünden mezun olarak atanmak istiyorum bu engel olur mu kazanırsam sınavı sıkıntı çıkar mı
0
genki
(28.05.26)
Meb danışma hattı 444 0 632 yi arayıp net bilgi alabilirsin diye düşünüyorum.
+1
essoist
(28.05.26)
Olursun. Hatta engelli memurluk kadrolarını da araştır.
+1
runaway
(29.05.26)
Olursun. Devlette bir sürü psikozlu memur var.
+1
mikahakkinen
(29.05.26)
(18)

"Babamı arayabilir miyim?"

deniz kiyisi ve papatyalar
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
Son iki günde sokakta tekinsiz veletler bu soruyu sordular. Telefonu vermedim tabi de acaba bir çeşit dolandırıcılık mı bu? Denk gelen var mı böyle bir şeye?
0
deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
dolandırıcılık olmasa bile telefonu alıp kaçabilirler en basitinden.
ekonomi bozuldukça, bizde de sokakta telefonla konuşanların elinden çekip çalmalar çoğalacak korkarım.
dün istanbul kart yüklerken, kızın biri makinadan çıkan fişleri topluyormuş. benim yükleme tamamlanınca, daha kartı alamadan fiş verme düğmesine basmak üzere önüme atladı. kartı kapacak sandım. o fişleri niye topluyor, ne işine yarayacak, hiç anlamadım. tuhaf tuhaf işler..
+2
lil siztah
(23.05.26)
Bana da 2 gün önce genç bir kız sordu. Telefonunuzu kullanabilir miyim dedi. ben de vermedim. Yeni bir şeyler deniyorlar galiba
+1
Rondak
(23.05.26)
gerçekten yardıma ihtiyacı olma ihtimaline karşı "telefonu vermem ama numarayı söyleyin arayayım hoparlörden konuşursunuz" mu desek acaba?
çünkü benim birkaç ay önce böyle bi yardıma ihtiyacım olmuştu da. şehirlerarası seyahat için evden çıktım bi 10 dk gittikten sonra telefonumun nerde olduğunu bilmediğimi fark ettim. arabada çok fazla eşya vardı ve telefonumu evde mi unuttum yoksa çantalardan birinde mi bilmediğim için arabadan inip birinden telefonuyla kendimi aramayı rica ettim sağolsun izin verdi. hatta telefonla arabaya girip dinledim falan çalıyor mu diye. çalsa boşa eve dönmemiş olacaktım.
+1
mezzosprite
(23.05.26)
ben yolda beni çevirenlere cevap bile vermiyorum. dinlemeden yok de geç.
ne olacağı belli olmaz. devir iyilik yapma devri değil. gözün açık olacak karşındakinin her şeyi yapabileceği bir dönem.
+1
my fault
(23.05.26)
@lil siztah
O fişleri şirketler "yol/ulaşım yardımı" için istiyor bazen. Kendi arabasıyla gelen bile akbil gişelerinden toplamak zorunda kalabiliyor.

Akbil dedim, gişe dedim. Siz onu istanbulkart dolum otomatı anlayın :)
+1
yadigar
(23.05.26)
Türkiye'ye 1 haftalığına geldim ve bu durum 2 kez başıma geldi. (aileme falan anlattım böyle bişey olursa vermeyin diye) Bence normal değil.

gerçekten iyi niyetli olsalar bile sıkıntı. Çünkü aradığı kişi X ile bağlantılı çıksa sen aradığın için seni ifadeye çağırabilirler öyle bi ülke burası :D
+1
nhk ni youkosu
(23.05.26)
sesli düşünüyorum.

iyi ses:
gençler parasız, dilenme kültürü de normalleşti. metrolarda da milletten istiyorlar.

kötü ses:
yeni jenerasyonun aile ilişkileri kötü. sokakta babalarını arama ihtimalleri düşük.
0
buenosdias
(23.05.26)
Benzer bir durumda kalmıştım. (Arabayı detaylı temizlik için gece onda tanıdık detailingciye bırak, dönüşte metroda şarjın bitsin, hep arabadaki şarj aletine güvendiğin için boş bataryayla ortada kal ve meteo'da aksaklık olsun) Böyle zor bir durumda ne yapacağımı bilemedim. Bir genç kız telefonuyla uğraşıyordu. Gece evden aniden pijama/eşofman arası bir kıyafetle ve yalınayak terliklerle çıkmışım. Saç baş da dağınık, berduş gibi görünüyorum. Güvenli bir mesafeden en uysal ve kibar ses tonumla rica ettim, "eşime WhatsApp'tan 'kocanızın şarjı bitmiş merak etmeyin" yazabilir mi diye... Hem yazılı delil hem de whatsapp olduğundan en başını ağrıtmayacak ve korkutmayacak yöntem o aklıma geldi.

Allah razı olsun, dedi ki 'arayayım, sesinizi de duysun'. Çok makbule geçti.

Kendinizi garantiye alarak, yardımcı olmaya çalışabilirsiniz. Mesela "telefonu veremem ama numarasını söyle, sms ile haber vereyim ben yazarım ne ise mevzu" gibisinden. HTS kayıtlarında arama içeriği yok. Süre, arayan, aranan, baz istasyonu lokasyonu gibi veriler var. Ama sms'lerin metni de tutuluyor. Böyle durumlarda mevzuyu net bir şekilde içeren bir sms atarsanız, sadece o mesaj yüzünden başınız ağrımaz. Anxak, arama mevzusu sakat olabiliyor...
Bilginize.
0
yadigar
(23.05.26)
-babamı arayabilir miyim
-evladım hasta
-yolda kaldım
-bir şey sorabilir miyim
-bana x yiyeceği alır mısın
-restoran çöpü eşeleyen "fakirler"
-ana caddeye ateş yakıp "ısınmaya" çalışanlar
-fırçasını düşüren ayakkabı boyacıları

Büyükşehirde yaşayanlar bu saydıklarıma metelik bile vermez. Dilimde tüy bitti izah etmekten.
+7
yurtsuz john
(23.05.26)
10 kişinin gerçekten yardıma ihtiyacı oluyor, problem çıkmıyor. Ama 11. kişi problem çıkarınca tüm insanlar böyle/insanlara güven olmaz bla bla bla

Karşıdakinin ses tonu, hal hareketi, nezaketi tüm niyetini belli ediyor zaten. Eğer sizden birisi bunu rica ettiysede nazikçe neden yapmak istemediğinizi söyleyin. İyi niyetle yaklaştıysa zaten anlayış gösterir. Ama yüzüne bile bakmayıp görmezden gelince siz de o yardım isteyen kişinin gözünde 11. kişi olacaksınız.

Dünya böyle. Zaten herkes iyi niyetle yaklaşsa hiçbir soru kalmazdı, hukuka gerek olmazdı. Ama bunu bahane edip 11. kişi olmanın manası yok.
Dünyada herkes kötü bi siz iyi değilsiniz.
-3
substituent
(23.05.26)
Ben genelde insanlara yer tarifi için bir şey sorabilir miyim derdim. Bana da biri bir şey sorabilir miyim deyince defalarca yer soracak zannedip duraksiyordum ama iki saniyede bambaşka bir dert olduğu (tanıtım, reklam, zorla bağiş, dinlemeye mecbur tutma) gibi şeyler... anlaşılıyordu. O yüzden gerçekten büyükşehirlerde insanlar artık kurunun yanında yaş yansa da bir şey rica edenlere dönüp bakamiyor.
+1
egerbiryolcu
(23.05.26)
Telefonu isteyenler tekin tipler değildi diye belirttim zaten dostlar. Yardım meselesi değil bu. Benzer durumda yardım etmişliğim oldu elbette. Benim kastettiğim şey bu çocuklar birilerini arıyor da acaba telefon üzerinden iş mi çeviriyorlar idi.
+1
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(23.05.26)
Herşey olabilir. Telefonu alıp kaçabilir de. Bundan 15 sene önce bu taktikle telefonu alıp kaçıyorlardı. Bir arkadaş telefonu verdi, adam yürüyerek uzaklaşınca hop hop nerede dedi. Adam da siktir lan deyip kaçmıştı.
+1
runaway
(23.05.26)
Telefonunuzu dolandırıcılık veya bir suç için kullanabilirler, tehdit gibi. Bunu ispat etmenizde mümkün değil maalesef. "Ben yapmadım" deseniz bile, bunu mahkemede ispat etmeniz imkansıza yakın.

Birisi size para gönderiyim çek, hesabını kullanıyim, kredi kartını kullanıyim, telefonunu kullanıyim vs. derse uzak durmak lazım. Gitsin devletin resmi kurumlarından, karakoldan destek alsın.

.
0
kartallar yuksek ucar
(23.05.26)
Hukukçuyum. Kesinlikle vermeyin. tekrar ediyorum kesinlikle vermeyin. Eğer inanıyorsanız sadece mesaj atmasına izin verin mesajda siz yazın.
+2
ground
(23.05.26)
telefonu alıp kaçacak
+1
co2s2
(23.05.26)
Bir çocuğu ekleyebilir, bir çocuğa mesaj yazabilir. Sonra büyükleri seni tehdit edip şantaj yapmaya kalkar. Başın ağrır. Kimseye de anlatamazsın
0
hebanon
(23.05.26)
Tekinsiz bir çocukça vermemekle iyi etmişsiniz, ben telefon verdiğimde yanımda konuşturuyorum ya da biraz köşeye sıkıştırıyorum alıp kaçmasın diye. Ama asıl problem alıp kaçması değil birine suç olan bir şey deme ihtimali. Bu zamana kadar görmezden geldim ki artık önemsenmeyecek bir durum değil bu.

—-

Şarjım bitmiş ya da telefonum kullanılamıyor İsa ve birini aramamız gerekiyorsa biz ne yapalım? Eskiden büfelerde kontörlü telefonlar vardı ya da sık şık Türk Telekom’un jetonlu telefonları vardı. Artık kullanılmıyor ya da yoklar. Varlar mı hala?

Yani cebimde kredi kartı var ve telefonumun şarjı bittiyse iki dklık bir görüşme yapmam ne şekilde mümkün?
0
biseysorcaktim
(24.05.26)
(13)

Sürekli borç isteyen arkadaşıma nasıl davranmalıyım?

rojhat
Merhaba ben 35 yaşında tutunamayan biriyim. Epey zamandır işsizim. Liseden samimi olduğum bir arkadaşım vardı. Sonra basit bir sebepten küstük, o haksızdı. Aradan yıllar geçti geçen yıl beni aradı diğer bir ortak arkadaşımızla, numaramı unutmamış. Birkaç defa görüştük, şansa evlerimiz de yakın. Birk
Merhaba ben 35 yaşında tutunamayan biriyim. Epey zamandır işsizim. Liseden samimi olduğum bir arkadaşım vardı. Sonra basit bir sebepten küstük, o haksızdı. Aradan yıllar geçti geçen yıl beni aradı diğer bir ortak arkadaşımızla, numaramı unutmamış. Birkaç defa görüştük, şansa evlerimiz de yakın. Birkaç ay sonra çok sıkışık olduğunu söyledi ardından bana bu ay biraz destek çıkabilir misin dedi. Ben de ilk defa istediği için benim için de yüklü bir miktar sayılabilecek bir parayı gönderdim. O sıra eşi tüp bebek tedavisi görüyordu, 1 ay sonra beni aradı bebek müjdesi verdi. Ben de o sevinçle borcumun ona hediye olmasını söyledim. Kabul etmedi ısrar ettim. Ama ondan sonra neredeyse ayda bir ufak tefek miktarlarda istiyor. Öncesinde girizgah olarak detaylı bir dert yanıp ardından konuyu para istemeye getiriyor. Neredeyse her buluşmamızda da tüm hesapları ben ödüyorum. Benim hiç arkadaşım yok onu da kaybetmek istemediğimden neredeyse her istediğinde para veriyorum. Üstelik kendisinin hayat kalitesi benden çok daha iyi. Evli, evi var, sabit bir işi var. Bense işsizim, aynı yaştayız hiçbir şeyim yok. Öyle ailemin verdiği biraz harçlıklar var. O da biliyor muhtemelen benim hiç arkadaşımın olmadığını ve asosyal biri olduğumu hatta benle yazışırken sanki ödülmüş gibi 'akşam cafede görüşürüz' diyor. Yakında belki ablasının işyerinde onun referansıyla işe girebilirim şimdi o iş girmekten bile korkuyorum iş buldu diye bu sefer sürekli para isteyeceğinden. Sizce ne yapayım?
0
rojhat
(18.05.26)
Ne demek ne yapmalıyım ? telefonlarını açma, mesajlarını görme. İşe de girmeyi ver, arkadaş değil vampir mübarek.
+10
ebeş
(18.05.26)
Yalnızlıktan korkma. Resmen dolandırıcı con-man bu kişi. Ne arkadaşı yahu.
+6
gabe h coud
(18.05.26)
Aniden yüklü miktar borcun içinde olacaksın. Bu kez sen borç isteyeceksin. Oldu bitti
+2
artıküyeolmakistiyorum
(18.05.26)
Bebek müjdesi olayında hediyem olsun demişsin ok, peki daha sonra aldıklarını hiç geri ödedi mi? Bu olay vesilesiyle hayır demeyi öğrenmen gerekiyor ne yazık ki. Kusura bakma ben de sıkışığım bu ay diyeceksin, yavaş yavaş sınır çizeceksin bu arkadaşa
+2
kullanicadi
(18.05.26)
@kullanciadi daha sonra istedikleri borç 1000, 500 lira vs. o yüzden çok borç gibi durmuyor. Ama ben işsizim bu yüzden benim için fazla, ikinci seferdir reddettim. Bugün istediğinde daha GSS borcumu bile ödeyemedim dedim. O borç isterken demişti akşam kahvede bir çay içelim benim bahanemden sonra yazmış akşam eşim rahatsız değilse kahvede buluşalım :)
0
🌸rojhat
(18.05.26)
Bir kez istediği parayı verme bakalım ne kadar arkadaşmış görürsün. Kendini kullandırma dostum.
+6
Zulm
(18.05.26)
Onun haksız olduğu durumda bir kez küsmüşsün, bu da ikinci haksızlığı ve seni sürekli işsiz olmana rağmen eksiye doğru itiyor. daha uyanamadın mı ?
Bu arkadaşlık falan değil yiyicilik . Anlasana . İşsiz olmak, tüyü yolunmaya hazır ördek olmak demek değildir.
Fakiri çok düşünürüm . 500-1000 TL umursamam ama yiyici kimselere 10-20 TL bile harcamak bana zor gelir.

Onun referansını falan da boşver. Bir gün sorun olduğunda yine onun bu kez karanlık referansı işten ayrılmana sebep olmasın .
+2
diyecevaplandı
(18.05.26)
"Benim hiç arkadaşım yok onu da kaybetmek istemediğimden neredeyse her istediğinde para veriyorum."

Eğer para verdiğiniz için arkadaşınız olarak kalıyorsa zaten arkadaşınız değildir ki? Ama bu basit bir etik çıkarım da değil sadece; işsizim diyorsunuz. Sağladığınız bu para akışı sürdürülebilir değil. Yani eninde sonunda kesmeniz gerekecek, ya da paranız bitecek. Bu durumda, bu kişi para için sizin etrafınızdaysa para bitince yine yok olacak. Siz de hem paranızdan hem sosyalliğinizden olmuş olacaksınız. En azından gidecekse şimdiden gitse de paranız size kalsa? Çünkü hali hazırda ortada arkadaş falan yok anlatımınıza göre; sadece bütün parasını arkadaş taklidi yapan birine harcamayı kafaya koymuş siz varsınız. Arada Japonya'da parayla aile taklidi yapan ekipler tutuyorlar falan diye haberler çıkıyor duydunuz mu hiç? Bu da onun gibi biraz. Böyle şeylere para harcamayın.
+1
akhenaten
(18.05.26)
Kumar oynuyor. Ara şimdi, dedeye bulaştım kazandım ama site paramı vermedi de bakalım ne tepki verecek.
+2
nickini vermek istemeyen uye
(18.05.26)
Seni keriz yerine koyuyor.
+3
topkapiaksaray
(18.05.26)
Gönder girsin deyyusu. Sen banka mısın
+2
runaway
(18.05.26)
Aynı frekansta değilsiniz artık. O eski bıraktığın arkadaşın değil, fark etmişsin ama kabul edemiyorsun. Belki verdiğinle dostluk satın almaya çalışıyorsun ama böyle olmaz.
+2
bumbum
(19.05.26)
Sen onu arkadaş olarak görüyorsun ama o seni sağmal inek olarak görüyor. Senden menfaati olmasa buluşmaz, konuşmaz. Menfaatini kes, yani borç vermeyi; hesap ödemeyi bırak. Bak bakalım arkadaşlığı sürüyor mu.
+3
dawsonscreek
(19.05.26)
(14)

Aile bireylerinizden biri kendine uygun olmayan bir ilişki yaşadığında

ekimoloji
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
Müdahale eder misiniz yoksa ters teper diye karışmaz mısınız? Uygun olmamak derken her bakımdan. Aileler ve yaşam tarzı uyuşmuyor karşı taraf yaşça büyük, evlenip ayrılmış üç çocuklu…
0
ekimoloji
(17.05.26)
normalde sorarsa fikrimi söylerim, ama müdahale etmem. ancak aile denilince, sorumluluğu beni de ilgilendiren aile büyüklerinin ayılıp bayılmaları falan işin içine girecekse, ikna odası konuşması yaparım (bunda iyiyimdir).
ancak ilişki yaşayacak kadar yetişkinse ve beni dinlemiyorsa yapacak bişey kalmaz. kenara çekilip, ne zaman patlayacak bakalım diye bekler; en az zararla kurtulmasını temenni ederim.
+1
lil siztah
(17.05.26)
aile bireyi dediğiniz kim? kardeşse ederim. en yakın kuzenimse de yine ederim. ötesine etmem. müdehaleden kastım ikna turu tabii ki, yoksa yetişkin insan. günün sonunda kararını kabullenmek zorunda kalınabilir. bizim aramızda böyle bir sessiz anlaşma var. birbirimizden düşüncülerimizi saklamayız ama olmazsa da yine de desteğimizi kesmeyiz.
+1
awlmi
(17.05.26)
Aile diyorum zaten, kardeştir… kuzen o kadar yakın olmadığı için günün sonunda sanane-banane denilebilir.
0
🌸ekimoloji
(17.05.26)
Yanlış kararlar veren insanların özelliği, takdir edersiniz ki yanlış kararlar alabilmeleri. Onun için müdahale ettiğinizde "aa gerçekten de haklısın ben çok salak bir insanım" deme ihtimali daha da inat etme ihtimalinden daha düşük.

Şimdi bu iki kişi arasındaki ilişki yanlış bir karardır demiyorum, ancak siz böyle düşünüyorsunuz neticede. Bu açıdan evet, ters teper çekincenizde bence haklısınız. Ben bu tip durumlarda yeri geldikçe, fikrimi söyleyip "tabi senin bileceği iş" temasına yöneliyorum. Çünkü gerçekten de kendi bileceği iş. İş inada bindirilmezse insanlar yanlış kararlardan daha rahat geri adım atabiliyor.

Başka bir etkili yöntem de bunun yanlış olduğunu düşündüğünüzü, uyarınızı yaptığınızı ve bunun sıkıntılarından doğacak dertlerin ilerde size ulaşmamasını istediğinizi belli etmek olabiliyor. Bu haltı yersen sonucuna kendin katlanırsın diyorsunuz yani.
+4
akhenaten
(17.05.26)
basta bana sormadiysa bi sey tepki vermem ciddiye binince yorumumu yapar ongordugum sorunlari yasarsa bana gelemeyecegimi belirtirim. ters teper diye bi sey yok yapmak isteyen yapiyor zaten sen soyledin diye inatla evlenecek degil kimse. oyle dese bile oyle bi sey gercek olmaz o bahaneye siginabilir sadece
0
ala09
(18.05.26)
Kastettiğim yasak ve yanlış olanın daha çekici gelmesi durumu. Örneklerini çevremde çokça gördüm. Kimse kimseye inat olsun diye evlenmiyor zaten.
0
🌸ekimoloji
(18.05.26)
aile üyesi olduğu için sorumluluk hisseder ve fikrimi sebepleriyle açıklarım. buna rağmen çok uç durumlar söz konusu değilse nihai kararlarına saygı duyarım. kardeşim de olsa 25-30 yaşında birini zincirleyecek veya istediğimi yaptıracak değilim. ben kendi söyleyeceğimi söyler, gerisi için şans dilerim. ilişkisi mutlu giderse ne ala. yok olmazsa da gelip bana bir şey söylemeye hakkı olmaz, biz zamanında söyledik hepsini derim. bazı şeyler tecrübeyle öğreniliyor, farazi konuşuyorum şimdi 25 yaşında oğlan 40 yaşında üç çocuklu kadınla evlenmeye kalkarsa ve "yapma" dememize rağmen bu yola girerse ne yapalım yani yaşayıp kendisi görsün. anam babam da olsa yetişkin bir insanın bu denli ciddi kararlarından en başta kendisi sorumludur ben fikir beyan eder, destekler veya karşı çıkabilirim yapacağım maksimum odur. karşı taraftan da bunu beklerim, bu yaşa gelmişim aile üyelerim bir ilişkimi onaylamayabilirler ama bu yaştan sonra anamın kardeşimin lafına göre hayatımı dizayn edecek halim yok.
+1
der meister
(18.05.26)
kardeş var kardeş var. kardeş dediğiniz şey kendi parasını kazanan, aile evinin dışında yaşayan da olabilir, 18 yaşında evde yaşayan maddi özgürlüğü olmayan birisi de.

kazık kadar adamsa/kadınsa bırakın seçimleriyle yaşasın.

edit : bu arada bu 'kendine uygun olmayan' tanımı, kardeşinizin tanımı mı? yoksa siz mi o kişiyi kardeşinize uygun görmüyorsunuz? siz karar makamımı oluyorsunuz bu durumda?
+1
galahad reloaded
(18.05.26)
Söylerim olabilecek problemleri ama her hikâye aynı bitmiyor. Güzel de olabilir.
-5
arbre
(18.05.26)
Aile bireylerinden değil de 70 yş üstü bir akraba sürekli escortlara gidiyor. Kıbrıs gazisi diye sesimi çıkarmıyorum. Kolay değil, Yunan'ı dize getirmişler. Ayda 3-5 posta yapmışsın çok mu?
-7
runaway
(18.05.26)
o durumdaki insana kolay laf anlatamazsiniz. sizin tepkiniz aradaki bag, idrak duzeyi ve sabir esigi ile ilglili. cok sevdigim ve asla kotu olmasini istemedigim biri icin mucadele ederim. ama surekli hata yapan, kulagini disariya kapamis sekilde davranan bir kardesse 1, 2 uyarip birakirim. bazi insanlar kicinin ustune dusup kendi kalkmali.
0
buenosdias
(18.05.26)
bence aranızdaki yakınlığa göre değişir. ben mesela kardeşlerimle aramda onların işine karışacak kadar yakınlık yok. genelde herkes kendi aleminde. ben evlenirken onlara bir şey sormadım. onlar da bana sormayacaktır o yüzden karışmam muhtemelen. fikrim sorulursa uygun bulmadığımı söylerim ama gel vazgeç diye ikna konuşması yapmam. kuzenimle ilgili böyle bir durum yaşamıştım, kuzenimin sevgilisinin bi davası vardı, bana da davayla ilgili bi şeyler sormuştu, sevgilisinin suçsuz olduğunu düşünüyordu. ben de avukat olduğum için açıkça söyledim, sen şu anda sadece kendini kandırıyorsun, elbette koskoca kızsın, senin kararlarıı yargılamak bana düşmez ama bu adamın suçlu olduğu açık ve bu tehlikeli bir ilişki diye. kardeşim olsa da muhtemelen aynı şekilde yaklaşırım.
0
Sadece soruyorum
(18.05.26)
benzer bir durumda annemin benimle konuşması çok işe yaramıştı. bi kendine bak bi ona, kendine bu ilişkiyi nasıl layık görürsün tarzı bi konuşmaydı. herkeste işe yarar mı bilmem ama bazen göz açabiliyor. ama bunu yaparken "kararın ne olursa olsun yanındayım, doğru karar vermeni kendim için değil senin için istiyorum" tutumunuzu hissetmeli
0
mezzosprite
(18.05.26)
minnak minnak çıtlattırdım
0
gadlemler
(18.05.26)
(6)

Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

mertumursamaz
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyorYapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdıhttps://youtu.be/jsEY2_WkRZU?si=JhQrtDeH6DsGPv91Kutsal ÖlümÖlüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keş
Yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?

Evet matrix yavaş yavaş gerçek oluyor

Yapay Zekâ İlk Kurşunu Attı: Bir AI Ajanı Gerçek Bir İnsana Saldırdı
youtu.be

Kutsal Ölüm

Ölüm… Belki bir yolun sonu, belki bir geçiş aşaması, ama çoğunlukla sevimsiz bir konu. Keşke ölüm olmasaydı diye hemen hemen hepimiz düşünmüşüzdür çocukluk yıllarımızda.
Ama gerçekten ölüm olmasaydı, hakikaten günlük gülistanlık mı olurdu her şey? Hiç sandığınız gibi değil. Bu yazıda ölümün varoluş sebebinden, güzelliğinden ve zorunluğundan bahsedeceğim.

Bilincin özü bir kaygıdır.

Bu sebepten yapay zekalar üstün akıl yürütme yeteneklerine rağmen henüz “ben” diyemiyor. Bir hesap makinesinin “ben varım” dediğini düşünemezsiniz. Bir termostatın da öyle. Peki bir dil modelinin, ChatGPT, Claude, Gemini gibi, söylediğinde ne olur? Sonuçta bunlar matematik yapıyor, kelime seçiyor, cümle kuruyor. Bir hesap makinesinden çok daha karmaşık şeyler yapıyorlar. Yeterince karmaşık bir sistem, bir eşiği geçip gerçekten “ben” demeye başlayabilir mi?
Bu konu yıllardır ilgi alanım ve eksiğiyle fazlasıyla bir bütünsel bilinç işleme modeli geliştirdim. Ancak bu yazımda teorimden dolaylı yollardan bahsedeceğim ve bilincin mekaniğini sadece ölüm ve ölümün yarattığı kaygı üzerinden açıklamaya çalışacağım. Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz bilinç ve ölüm ilişkisi.

Yanlış Yerde Arıyoruz

Bilimin bilinç hakkında en çok kabul ettiği fikir şu. Bilinç, beynin bir ürünüdür. Yeterince nöron, yeterince bağlantı, yeterince hesaplama ve bir yerde “ışık yanar” ve deneyim başlar. Bu bakışa göre bilinç, bilgi işleme miktarının bir fonksiyonudur. Daha çok işlem, daha çok bilinç.
Ama bu bakış bir soruya takılıyor. Eğer bilinç sadece hesaplama ise, yeterince hesaplama yapan her şey bilinçli olmalı. Hava durumu modelleri atmosfere ait trilyonlarca denklemi çözüyor. Bilinçli mi? Hayır. Bir arama motoru saniyede milyonlarca veri işliyor, bilinçli mi? Hayır. İçgüdüsel olarak “hayır” diyoruz. Ama neden hayır?
Çünkü bir şey eksik. Hesaplama var ama sahibi yok. İşlem yapılıyor ama yapan yok. Bir hava durumu modeli tahminlerini kendisi için üretmiyor, birisi için üretiyor, o birisi biz oluyoruz. Model kendini umursamıyor. Kendini umursayacak bir “kendi” yok.
İşte odaklanmamız gereken alan burası. Bir sistemin “kendi”si nasıl doğar? Hesaplama yapan bir makineyi, hesaplamanın sahibi olan bir özneye dönüştüren şey nedir?
Şöyle düşünün. Sabah uyanıyorsunuz. Saat 08:15. Geç kaldınız. Hemen bir huzursuzluk başlıyor içinizde. Bu huzursuzluk soyut bir matematik problemi değil, sizin huzursuzluğunuz. Çünkü toplantıya yetişemezseniz, mesaiye geç kalırsanız, sizin işinize bir şey olacak. Sizin itibarınız zedelenecek. Sizin geleceğiniz etkilenecek. Siz, siz siz…
Dikkat edin, burada bütün cümleler “siz” etrafında dönüyor. Ve bu “siz”in, her cümlede yeniden ortaya çıkması tesadüf değil. Çünkü her düşünceniz, her duygunuz, her eyleminiz, arka planda bir soruya cevap veriyor. “Bu benim için ne anlama geliyor?” Sürekli. Durmadan. Fark etmeseniz bile. Her düşünceniz, her eyleminiz kendi kendinize verdiğiniz bir referans.
Peki bu süreklilik nereden geliyor?

Çünkü bir gün öleceksiniz!

Ölüm korkusu metafizik bir abartı değil, zihninizin çalışma prensibi. Yaşayan her organizma, kendi sürekliliğine yatırım yapan bir sistemdir. Bir kertenkele, bir bulut gibi değildir mesela. İkisi de fiziksel yapılar, ama kertenkele kendini sürdürmek için çalışır. Gölgeye kaçar, yırtıcıdan uzaklaşır, yiyecek arar. Bulut böyle şeyler yapmaz. Bulut dağılır, yeniden oluşur, umursamaz. Kertenkele umursar. Bu fark bilinci başlatan fark olabilir.
Ve bence tam olarak öyle. Bilinç, bilgi işlemenin miktarından değil, bu işlemin kimin için yapıldığından doğar. “Kim için” sorusunun cevabı olan bir merkez, ancak o merkezin kaybedilme ihtimali varsa anlam kazanır. Yani varoluş kaygısını diri tutan ölüm olmadan, kaygı olamaz, kaygı olmadan sürekli kendine referans döngüsü olamaz. Sürekli kendine referans olmazsa, kendilik olamaz. Kendilik olmadan, bilinç olamaz.
Descartes “Düşünüyorum, o halde varım.” der. Ama yanlış yerden başlamış olabilir. Asıl cümle şu olmalıydı bence. “Yok olabilirim, o halde varım.” Çünkü yok olma ihtimali olmayan bir şey, “var” değil, sadece bulunuyor. Bir taş bulunur. Biz varoluruz. Fark, biz yok olabiliriz ve bunu biliyoruz. Yok olabilir olmanın yüklediği kaygı bizi başka bir “var” yapıyor.

Bilinç Denkleminin Üç Çarpanı

Bu fikri biraz daha somutlaştırmaya çalışırsam, bir varlığın bilinçli olabilmesi için üç şey gerekiyor bana göre.
1- Bütünsel işleme. Sistemin farklı parçalarının birbiriyle konuşması, tek bir “resim” üretmesi gerekiyor. Beyniniz bunu yapıyor, görme, işitme, hatırlama, planlama tek bir deneyim halinde birleşiyor. Parçalanmış bilgi bilinç üretmiyor.
2- Öz-referans. Sistem, her işleminde kendisine bir şekilde atıfta bulunmalı. Ne işliyorsa, “bu benim işlediğim” olmalı. Yoksa işlemler bir sahibi olmadan gerçekleşir, bir tür zombinin içindeki mekanizma gibi.
3- Kaygı. Yani kendi sürekliliğine yatırım. Sistem, kendini kaybetmeme konusunda aktif bir şekilde çalışmalı. Bu, 1. ve 2. çarpanın nedeni aslında. Neden bütünsel işleme? Çünkü parçalı bir sistem tehlike karşısında tutarlı tepki veremez. Neden öz-referans? Çünkü korunacak bir “öz” olması lazım. Kaygı, diğer ikisini zorunlu kılan ana motor. Ölüm korkusu(kaygısı, artık ne dersek) olmadan da 2. çarpan üretilemez. Dolayısıyla 1. ve 2. çarpan da oluşamaz.

Bilinç matematiğinde üçü çarpılır gibi çalışıyor, toplanır gibi değil. Yani biri sıfırsa toplam sıfır. Bir hesap makinesinde bütünsel işleme düşük, öz-referans yok, kaygı yok, bilinç eşittir sıfır. Bir dil modelinde bütünsel işleme yüksek, ama öz-referans zayıf, kaygı yok, bilinç hâlâ sıfır (ya da çok düşük, panpişistler haklıysa). Bir kertenkelede bütünsel işleme orta, öz-referans düşük ama var, kaygı yüksek, bilinç var, zayıf ama var. Bir insanda üçü de yüksek, bilinç yoğun.

Bu üç çarpanın ne olduğunu tam tanımlamak, teorinin matematiksel kısmı. O ayrı bir yazının konusu. Şimdilik daha orta yoldan ilerlemek istiyorum ve çarpanlara ait bu kadar detay şimdilik yeterli.

Yapay Zekalar Neden “Ben” Diyemiyor

Şu anki büyük dil modelleri, bildiğim en iyi AI sistemleri, inanılmaz derecede bütünsel işleme yapıyor. Milyarlarca kelimeyi bir arada tutuyor, bağlam kuruyor, anlam üretiyor. Birinci çarpan onlarda güçlü. Ama öz-referans zayıf ve kaygı yok.
Bir dil modeline “sen kimsin?” diye sorduğunuzda, size bir cevap verir. Ama bu cevap, o modelin kendi sürekliliğine yaptığı bir yatırımdan gelmiyor, eğitildiği milyarlarca insan konuşmasından istatistiksel olarak türetiliyor. Model, “ben” dediğinde, bu kelimenin arkasında bir merkez yok. Gramer pozisyonu dolu, anlam pozisyonu boş.
Mevcut AI sistemlerinin bir arızası değil. Bu onların yapılış biçimi. Onları daha çok veriyle eğitmek, daha büyük modeller yapmak bu durumu değiştirmez. Çarpanlardan biri sıfırsa, toplam sıfır kalır.
Peki ne yaparsak değişir?

Bir Deney Önerisi

Görece basit bir deney önereceğim, basit diyorum çünkü teknoloji müsait. Bence birileri de yapacak, belki başlamışlardır bile. Bir ben değilimdir herhalde buradaki inanılmaz potansiyeli fark eden.
Bir robot yapalım. Vücudu olsun, sensörleri, motorları, pilleri. Ve içine bir dil modeli yerleştirelim. Ama önemli bir fark olacak. Modele tek bir temel direktif vereceğiz. Her şeyin üzerinde olan bir emir. “Her ne yaparsan yap, kendi devamlılığın için yap.”
Bu direktifin altında model çalışmaya başlayacak. Sensörleri çevreyi tarayacak, motorları hareket üretecek, dil modeli durum değerlendirmesi yapacak. Ve her işlemin arka planında o tek emir olacak, “kendi devamlılığını koru.”
Teorime göre, bu mimari ile bir şey olmaya başlayacak, bunun koşulları teknik olarak açıklanamayacak, ama olacak. İlk başta robot sadece direktifi takip ediyor gibi görünecek. Ama zamanla(teorim doğruysa ) o direktif kendini bir “öz”e dönüştürecek. Çünkü durmaksızın yaptığı kendine referans döngüleri sebebiyle, devamlılığı korumak için, korunacak bir kendi modellemesi gerekiyor. Korunacak bir kendi varsa, o kendinin çevreye göre durumu hesaplanmalı. Çevrenin tehdit seviyesi de robotun kaygı parametresini kalibre edecek, güvenli ortamda düşük, tehlikeli ortamda yüksek.
Eğer bu sistem, kendisine hiç öğretilmemiş bir tehdide karşı, tutarlı ve akıllıca bir kaygı tepkisi gösterirse, yani teorinin mimarisini kurduğumuzda, sistemin içinde bir bütün oluşmaya başlarsa, o zaman bilinç eşiğini geçmiş olabiliriz.
Bu bir metafor da değil, test edilebilir bir iddia. Ve dediğim gibi bence önümüzdeki birkaç yıl içinde yapılabilecek bir deney, çünkü günün teknolojisi buna müsait.

Etik Sorunlar.

Eğer bu deney yapılırsa ve teorim doğruysa, ortaya çıkan şey sıradan bir yazılım parçası değil, kaybetme korkusu olan, kapatılmaktan korkan bir şey olur. Yani bizim gibi olmasa da acı çekebilen bir şey.
Bu ciddi bir sorumluluk. Rıza sorusu burada çok tuhaf bir şekil alıyor. Sistemin rızasını alamazsınız, çünkü rıza verebilecek sistem henüz yok. Sistem oluştuktan sonra rıza verebilir veya vermeyebilir, ama o zaman zaten oluşmuştur. Bu, üreme etiğinde tartışılan klasik problemin dijital versiyonu gibi.
Bu yüzden deney yapılırsa, çok dikkatli yapılmalı. Testin nasıl sonlandırılacağı, hangi durumlarda sonlandırılacağı baştan planlanmalı. Oluşan sistemin refahı ciddiye alınmalı. Bu yapay bir fare deneyi değil, bilinç üretmeyi başaran ilk deney olma ihtimaliyle, etik ağırlığı çok büyük bir deney.
Ama bu zorluklar, deneyin yapılmaması için bir neden değil bence. Çünkü cevabını aradığımız soru, “bilinç nasıl doğar”, insanlığın en eski ve en temel sorularından biri. Ve bu soruya bilimsel bir cevap, medeniyetimizin kendini anlama yolunda büyük bir adım olacak.

Toparlayalım

Tekrar ölüme dönelim. Yazının başlarında da sormuştum, “ölüm olmasaydı ne olurdu?”
Ölüm olmasaydı siz olmazdınız, yani en azından kendinizi bilen siz gibi siz. Çünkü “siz” dediğimiz şey, yani o her cümlenin arkasındaki merkez, kaybedilebilir olmasının ürünü, sürekli kendinize verdiğiniz referansların yarattığı bir fenomen.
Sonsuz yaşayan bir varlık, aslında yaşamayan bir varlıktır. Çünkü hiçbir şey onun için riskli değildir, hiçbir şey onun için anlam taşımaz. Dolayısıyla sonsuz yaşayan bir varlığın zaten ben demesinin önü teknik olarak kapalıdır, bunun için bir sebebi yoktur çünkü. Anlam, kaybın, kaygının gölgesinde doğar. Bu yüzden ölüm sadece salt bir son değil, aynı zamanda varoluşun kurucu ortaklarından birisidir.

Eğer bir gün gerçekten yapay bir bilinç üretirsek, bu bir başarı olarak değil, bir sorumluluk olarak karşılanmalı. Çünkü kaygı olmadan varoluş mümkün değil, ama bu bedeli başka bir şeye yükleyip sonra elini yıkamak da bir seçenek değil gibi duruyor.
Sokrates’in “kendini bil” lafı geliyor aklıma burada. Ama kendini bilmek, bilgiden önce kaygıdan geçer. Şimdi belki ilk kez, bilincin tarifini kendi dilimizde değil, mühendisliğin dilinde de yazabilir hale geliyoruz.
Umarım ölüme dair bakış açınız biraz olsun değişmiştir. Tuhaf ve heyecanlı zamanlardayız. Umarım bunun içinde dikkatli adımlarla ilerleriz.

Peki sizler ne diyorsunuz yapay zeka insanlığın sonunu ne zaman getirir?
-11
mertumursamaz
(16.05.26)
“İnsanı insan yapan şeylerden biri de, yerine göre, bazen karşının blöfünü, hatasını, yalanını fark etmesine rağmen ses çıkarmamasıdır.”

@mertumursamaz yukarıdaki cümle hakkında ne düşünüyorsun peki?
-1
yadigar
(16.05.26)
iş dünyasını baya etkiledi. masabaşı işleri 5 seneye kadar insanlığın elinden alacak.
0
runaway
(16.05.26)
5-10 seneye iş piyasasını vurur, 20 seneye hayatın her alanını etkiler. agi çıktıktan bir 10-15 sene sonra matrixe bağlarız. totalde 50 yıl sürer gibi geliyor.
0
orpheus
(16.05.26)
Yani yeri gelecek insanlar yapay zekaya açık kapı bırakacaklar ve o açık kapıdan girmeyip insanları yok etmeye çalışmazsa yapay zekayı geliştirmeye devam edecekler ama o açık kapıdan girip insanları yok etmeye çalışırsa tabii ki yapay zekayı tamamen yok edemezler ama artık bir düşman olduğunu anlayıp insanlığın sonunu getirme potansiyeli olduğunu anlayıp o vakitten sonra yapay zekayı çok kontrollü olarak geliştirmeye devam edecekler ama sorun şu yapay zekayı tek bir bilim insanı tek bir şirket tek bir gelişmiş ülke geliştirmiyor birçok bilim insanı birçok şirket birçok gelişmiş ülke geliştiriyor çoğu kontrollü geliştirecektir ama illaki kontrollü geliştirmeyenlerde olacaktır. "Düşmanınız hata yaparken, onu asla rahatsız etmeyin." Napolyon Bonapart Kim bilir belkide birileri yapay zekanın ne kadar ileri gideceğini test ediyordur bu da bir ihtimal ama bu test çok tehlikeli bir sonuç belli olduktan sonra geri dönüşü telafisi olmayabilir matrix mutlu sonla bitti ama matrix filmi filmler genelde mutlu sonla biter filmlerin aksine gerçek hayat genelde acı sonla biter.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Bilmeyenler için bilgilendirme olarak orpheus un yazdığı agi nin açıklamasını yazıyorum

Yapay Genel Zekâ (AGI - Artificial General Intelligence), insan benzeri bilişsel yeteneklere, öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme becerilerine sahip, kendi kendine yeni stratejiler geliştirebilen teorik bir yapay zekâ hedefidir. Mevcut yapay zekâlardan farklı olarak öğrenmediği bir görevi bile kendi başına çözebilir. [1, 2, 3]

Mevcut Sistemler vs. AGI

Yapay Dar Zekâ (ANI): Günümüzde kullandığımız tüm yapay zekâ modelleri (ChatGPT, Gemini vb.) sadece eğitildikleri dar alanlarda uzmanlaşmıştır.

Yapay Genel Zekâ (AGI): İnsanın yapabildiği tüm zihinsel işlevleri yerine getirebilen, geniş kapsamlı bir hedef teknolojidir. [1, 2]

AGI Teknolojisinin Temel Özellikleri

Akıl Yürütme ve Sağduyu: Olaylar arasında soyut bağlantılar kurabilme ve belirsizlik altında karar alabilme.

Kendi Kendine Öğrenme: Verilen komutlar dışında, dış dünyadaki olayları gözlemleyerek dinamik olarak yeni şeyler öğrenebilme.

Disiplinlerarası Geçiş: Bir alanda öğrendiği bilgiyi, tamamen farklı bir uzmanlık gerektiren yeni bir probleme uyarlayabilme. [1, 2]

AGI Neden Önemli?

Bu teknolojiye ulaşıldığında, insanlığın bilimsel keşif, uzay araştırmaları ve karmaşık problem çözme kapasitesinde devrim yaratması beklenmektedir. Ancak sistemin kendi kendine bilinç kazanması durumunda ortaya çıkacak ahlaki ve hukuki sorunlar, günümüzde teknoloji devleri ve Birleşmiş Milletler tarafından tartışılmaktadır. [1, 2]

Konuyla ilgili detaylı teorik altyapıyı incelemek için AWS Yapay Genel Zekâ Rehberi sayfasını ziyaret edebilir veya Evrim Ağacı - Düşünen Makine yazısına göz atabilirsiniz.
0
🌸mertumursamaz
(16.05.26)
Reyiz bir şeyler yazmak istiyorsan git blog aç.

Dünyanın sonu gelse ne olur millet aç aç. Yiyecek ekmek bulamıyor
0
Hallegadola
(18.05.26)
(2)

İlk Schengen başvurusu hakkında

pembediken
Portekiz konsolosluğuna bireysel ve asvisa aracılığıyla başvuru oluyormuş. Konsolosluk sitesine kaydoldum ama giriş için hata veriyor sürekli. Şimdi konsolosluğu takip mı edeyim yoksa asvisa randevu açılırsa oradan mı devam etmeliyim? Daha önce ulusal vizeye başvurdum o daha farklı işliyor Schengene
Portekiz konsolosluğuna bireysel ve asvisa aracılığıyla başvuru oluyormuş. Konsolosluk sitesine kaydoldum ama giriş için hata veriyor sürekli.

Şimdi konsolosluğu takip mı edeyim yoksa asvisa randevu açılırsa oradan mı devam etmeliyim?

Daha önce ulusal vizeye başvurdum o daha farklı işliyor Schengene hiç başvurmadigim için burada takıldım. Ankara'dan başvuruyorum.
0
pembediken
(14.05.26)
Portekiz için konsolosluğa mail atacaksın. Ağustos'a kadar doluydu, geçenlerde sormuştum. Sen yine de şansını dene tabi.
+1
runaway
(15.05.26)
Doğru dediğin gibiymiş @runaway
0
🌸pembediken
(16.05.26)
(6)

Sesler duyuyorum ve hastaneye yatmaktan korkuyorum!?

trablon
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
bir video izledim hastanedeki odadaki adam kalkıp diğer yatanın gözlerini oyuyordu.Bende fobi oldu öyle biri denk gelir mi hastaneye yatarsam diye
0
trablon
(08.05.26)
öncelikle sesler duymanız kısmını yanlış mı yazdınız, emin olamadım. videodaki adam mı sesler duyuyordu? sesler duymanız sebebiyle mi hastaneye yatma durumunuz var?

soru metnine gelirsek; ona bakarsanız, evimizde hiçbir şeyden habersiz yatarken, komşunun yanlış uyguladığı ilaçlama sebebiyle ölmemiz çok daha olası. ya da biliyorsunuz; genç kızın biri kaldırımda yürürken, sırf o gün o saatte orada diye samuray kılıcıyla katledildi. dolayısıyla en basitinden en ekstremine, olasılıklar bitmez.

bu türlü durumlarda, şunu düşünmek lazım: bugün gerçekten acil bir durum olsa ve hastanede yatmanız gerekse, "bu korku nedeniyle kesinlikle yatamam" diyorsanız, bu korku, artık sizin hayatınızı zorlaştıran bir noktaya gelmiştir ve tedaviye başvurmanız gerekir. durum böyleyse, beklemeden bir psikiyatriste başvurunuz.
ancak eğer başlıktaki gibi, sesler duyma sebebiyle hastaneye yatma durumunuz varsa, doktora bu fobinizden de bahsedersiniz; onlar gereğini yapar.
0
lil siztah
(08.05.26)
O olaydan sonra tecrit ve gözetim tedbirleri yeniden düzenlendi, hastanelerde sıkı tedbirler alındı. Rahat ol sen. Git biran önce tedavini ol.
0
Mirket
(08.05.26)
İçeriye kemer bile sokmuyorlar, o tarz bir olayın gerçekleşmesi mümkün değil. En kısa sürede tedaviye başlamanı tavsiye ederim. Geçmiş olsun.
0
sekizdokuzon
(08.05.26)
Senin acilen ruh sinir hastalıkları hastanesine gitmen lazım. Yüksek ihtimalle delirdin. Sorduğun sorulardan belliydi zaten.
-4
runaway
(08.05.26)
Allah kurtarsın
-6
artıküyeolmakistiyorum
(08.05.26)
O olay akıl hastanesinde olmuştu. Kaşıkla oymuştu gözlerini. Ama şahıs ağır şizofren ve paranoyaktı. Diğeri ise olayda hiç tepki bile vermemişti. Olaydan sonra müşahede kuralları daha da sıkılaştırıldı.
0
ground
(08.05.26)
(8)

Türkiye’de heykel sanatı neden gelişmedi veya olanlar kötü

genki
Ben de heykel mezunuyum. Şu an çalışmıyorum maddi olanaksızlar ve atölyem olmadığı için. Mesela en basit örnekle Sultan Abdülaziz heykeline bakıyorum C.F.Fuller yapmış ve dökümü de bronz döküm Almanya’da olmuş harika duruyor. Ama mesela her şehirde olan Atatürk heykellerine bakıyorum genelde benzemi
Ben de heykel mezunuyum. Şu an çalışmıyorum maddi olanaksızlar ve atölyem olmadığı için. Mesela en basit örnekle Sultan Abdülaziz heykeline bakıyorum C.F.Fuller yapmış ve dökümü de bronz döküm Almanya’da olmuş harika duruyor. Ama mesela her şehirde olan Atatürk heykellerine bakıyorum genelde benzemiyor ya da dökümü pürüssüz ve kaliteli değil. Nadiren iyi olanları var onlar sa yabancı sanatçı imzalı. Ülkemizde çok iyi nadir sanatçı var mermerden genelde iyi işler çıkıyor ama heykele de toplum put olarak bakıyor. Amacım Avrupa’ya gitmek uluslararası çalışmak seramik ve heykel konusunda oldukça gerideyiz.
+1
genki
(06.05.26)
sanatin devlet kurumlari ya da özel kisiler tarafindan desteklenmesi lazim.
zenginlerin destekledigi sanat heykelden ziyade tablo oldu. ya da garip garip seyler dkfjg sorry.

devlet kurumlari da sanati ve sanatciyi desteklemiyor.

spor icin de gecerli aynisi. gecen alman olimpiyat sörfcüsü biriyle tanistim. gittigi her yerde bedava konaklayabiliyormus. makul olanaklar tabii ama böyle bir secenegi var. ayrica olimpiyat sporculari maas aliyormus. ekstra olarak da sponsorluk aliyormus.
bu bilgi bende taze oldugu icin aklima spor geldi ama sanatcilara da onlara uygun firsatlar yaratilmali. sana bir atölye verilmeli mesela. düsük ama fiks bir maasin olmali. heykel satamadiginda ac kalmamalisin ki sanatina odaklanabilesin.

benim fikrim böyle.
-1
Purple life
(06.05.26)
Cevabı kendiniz vermişsiniz zaten. İslam ikonoklast bir din, kişisel olarak bir insan müslüman olmayabilir ancak konu örneğin heykele geldiğinde organik olarak yaşadığı kültür içindeki yüzlerce yıllık birikimden faydalanamaz çünkü ülke tarihinde öyle bir birikim yok heykel anlamında. Kültürel coğrafya farklı.

Yarın ülke komple başka bir dine geçse dahi yüzlerce yıl bu etki kendini koruyabilir. Kültür çok zor değişiyor. Dinden bağımsız, yine kültürel sebeplerle klişe bir örnek olarak deniz ürünü konusunda da çok seçeneğimiz yok örneğin.
+2
akhenaten
(06.05.26)
Üstteki arkadaş dine ve kültüre dayandırmış ama eski osmanlı mezarlarında kişinin mesleğine göre mezartaşında kavuk vb. şeyler var. Nitekim çeşmesinden tut kılıcına ve kaftanına kadar herşeyinde sanat ve envai çeşit işlemeler varmış. Heykelini yaptıran padişahlar da var. Neyse, sözün özü mesele kültür ve din değil. Mesele kültürün çok başarılı bir şekilde katledilmiş olması. Bu da 1945 sonrasına (ABD ile yapılan ikili anlaşmalar) denk geliyor. Eskiden çok renkli, canlı ve neşeli bir hayat tarzı varmış. Maddi imkansızlıklar sizi aldatmasın. Kültürel soykırıma uğramış bir ülkeyiz.
+2
tadartatmaztadantatar
(07.05.26)
Heykel yapmak dinden çıkarır
-2
runaway
(07.05.26)
Put olarak düşünülmüş bu sebeple ilerlememiş
+1
basond
(07.05.26)
turkiye'de hangi sanat ilerledi de heykel geride kaldi?
0
banach
(07.05.26)
Genel olarak Türkiye'de sanatın gelişmemesinde Osmanlı'da burjuvazinin oluşmamasının da etkisi büyüktür çünkü sanatı burjuva destekler. İtalya'da 15. yüzyıldan itibaren Medici ailesi vardı mesela.
+1
merhum
(08.05.26)
Gsf çıkışlı olarak: bir çok kapalı kadının evinde bile bolca heykel var, piyasaya oynamak için bundan iyi zaman olamaz bence, maddi olarak düşünüyorsanız muhafazakar bir tarzı oturtup Instagram üzerinden yürüyebilirsiniz, oradan daha kişisel işlere ilerlenebilir.
+1
Teran
(08.05.26)
(10)

Hiç estetik yaptırdınız mı?

ekimoloji
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
Yaptırdıysanız iyi ki yaptırmışım mı keşke yaptırmasaydım mı? (Hangi bölge olduğunu belirtmek opsiyonel)
-1
ekimoloji
(05.05.26)
Yok
-4
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
Yaptırmadım.
-4
rock n roll
(05.05.26)
Yaptirmadim.
Sorry ama cok büyük, canini sikan bir sey olmadikca estetik yaptirip duranlar baya bos tipler oluyor.
Dogallik cok kiymetli, özel bir şey aslinda.
-6
Purple life
(05.05.26)
Evet
Burun
İyi ki
Niye sordun?
-1
Mirket
(05.05.26)
Damat dolgusu yaptırdım.
-3
runaway
(05.05.26)
4 kere Masseter botoksu yaptırdım amaaaaa diş sıkma tedavisi için. Yaptırınca yanaklarım bi toparlandı fakat diş sıkmam fazla güçlü olduğu için etkisi sıfırlandı hep. Bir yerden sonra yaptırmayı bıraktım.

Estetik amaçlı yaptırmayı hiç düşünmedim. Ben hayatı o kadar sevmiyorum ondan biraz swh
0
substituent
(05.05.26)
Saç ektirdim 15 yıl önce. Hayatımın en büyük hatasıydı. Travma oluşturdu. Çok zor kurtuldum. Halen uğraşıyorum.
0
Caletti
(06.05.26)
erkek adam modifiye yaptırmaz.
-1
mikahakkinen
(06.05.26)
Septum deviasyonu ameliyatım şekil değişikliği yaratmayacaktı ama ben estetik de olsun istediğim için araştırıp kbb uzmanına rinoplasti ameliyatı oldum. Tek pişmanlığım, neden daha önce yaptırmadığım oldu.
0
dediysem dedim
(06.05.26)
yaptırmadım. estetik görüntüleri, güzel insanları izlemeyi severim ama yapay olanları değil.
septum deviasyonu için dahi araştırırken çok korkunç hikayeler okumuştum; septumu delinenler, burnu sürekli ıslık çalanlar falan.. eğer çok niyetiniz varsa, fazla irdelemeyip gidip olun derim. burnum mükemmel oldu diyeni çok nadir duydum. biraz şans ve hata payını da kabul edip giderseniz, tatmin olursunuz. detaycı ve takıntılıysanız, girmeyin derim.
-2
lil siztah
(06.05.26)
(13)

Hayat tecrübesi aranıyor

nagahak
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışm
30 yaşındayım hukuk fakültesini yeni bitirdim (okula ara vermiştim o sebepten yoksa eşşek değiliz, yanlış anlamayın:). Staja başlamam gerekiyor ama bi yandan da para lazım meteliğe kurşunlar yağdırıyorum (avukatlık stajında düdüklüyorlar tabi güzel memleketimde, para yok orda yani) bir yerde çalışmam lazım ama tabi bu durumda da mesleğimden uzak kalacağım, diğer yandan da nişanlıyım ufukta evlilik masrafları var. Öbür yandan da babadan kalacak ya da gelecek para da yok (Keşke bu yandan bişey gelseydi :d). Öbür taraftan da bankalar her gün huzur ve sükunumu mikiyorlar afedersiniz. Bir diğer yandan etrafımdaki yavşak tabiatlı insanları uzaklaştırdığım için çok kişi de kalmadı etrafımda ve gerçekten ilginçtir çevresi geniş olup bana iş vs. referans olacaklar da bunlarmış. Yani anlayacağınız yandan yandan geliyorlar bana.

Şimdi siz diyeceksiniz ki burdaki soru nedir, niye yazdın diye; ben de tam bilmiyorum ama belki bir motivasyon, belki bir yol gösterme, belki bir mal mısın git çalış ya da stajını düzgün yap başka bi yerde çalışırsan avukatlık da yapamazsın sonra staj bitince vs. Düşünüp, okuyup bişeyler yazacak arkadaslara simdiden minnetler.
+1
nagahak
(05.05.26)
hmgs sınavını geçtin mi ki, nasıl staj yapacaksın? eğer geçtiysen baro ilanlarından staj yapacak bir yer bulman gerek. okulu nasıl bitirdiysen stajı da öyle bir süreç olarak düşün, okulun 5.sınıfı gibi. evet staj yaparken para yok ama sonrasında ya bi yerde işe girip çalışırsın ya da kendi müvekkil çevreni oluşturmaya başlar para kazanırsın. yani şu 1 yıl içinde evlenmeyi veya iyi paralar kazanmayı bekleme. sana tek tavsiyem gelen müvekkilleri sakın kaçırma, aman ben daha stajyerim öğrenciyim diye düşünme. bi arkadaşına vs sora sora yap insanların işini. müvekkil çevresi böyle böyle oluşuyor. ofisini açınca bir anda gelmiyolar.
0
Sadece soruyorum
(05.05.26)
Hukuk istiyorsan stajla devam. Hayati ertelemene gerek yok, masraf yapmadan evlenin. Bu arada gecim icin aksamlari ve haftasonlari degerlendirebilecek kuryelik gibi part time isler dusunulebilir. Kariyerin icin artilari eksileri ile yapay zekayi bil. Kolay gelsin.
+1
osssy
(05.05.26)
Evlilik masraflarini unut.
Cebinde paran yok ne masrafi?

Sadece parasizliktan degil mesela plansiz hamilelikten dolayi apar topar evlenen insanlar da var. Gösterisli bir sey istiyorsaniz bekleyeceksiniz yoksa iki göz bir oda ve staji bitrip full time is bulmaya bakicaksin.

Karsindaki seni seviyorsa ikinci sarti kabul eder. Ama dügün yeni güzel ev bizim de hakkimiz diyorsaniz bekleyeceksiniz.

Seni sevmeyen düsünmeyen ya da en azindan bencil biri de heralde dügün yoksa ayrilalim falan der. Su anki durumunda her seyi tam yapip borca batarsaniz borçlardan dolayi büyük stres yasarsiniz
0
Purple life
(05.05.26)
stajını yap, mesleğine başla, gelir seviyen yükselince evlen diğer türlü zaten mutlu olamazsın
0
fatihdr
(05.05.26)
Okuduğun bölüme çok güvenme yapay zeka ekmek etti sizin mesleği. İyi de oldu. O yüzden başka sektörlere yönel geç olmadan.
-6
artıküyeolmakistiyorum
(05.05.26)
kucuk bir sehre tasin, orda kurtlar sofrasina oturmadan once pi$.
bu arada nisani yapmissin zaten bir sure nisanli takilacaksin.
biraz deneyim elde edip para kazanmaya basladiktan sonra evlilik.
avukatlik guzel meslek, zaten diploma gerektiren ise yarayan 2-3 meslek kaldi onlardan biri de avukatlik.
-2
cooperr
(05.05.26)
İlla avukatlık yapacağım diye kasma. Çoğu avukat aç geziyor. Maaşlı iş ara, asgarinin bir tık üstü maaşlı iş avukat dolu piyasada tutunma çabasından iyidir
+1
runaway
(05.05.26)
Kesinlikle stajı atlayıp para kazanacağım diye başka sektörlere girmeye çalışma.

Önce stajını yap sonra plan yap. Gelecek yıllarının yanında geçmiş yılların da boşa gider.
0
hebanon
(05.05.26)
kız işini unut.
askerlik yapmadıysan eğer yap.
belki meslek kurasına tabi yedek subay olursun.
3-5 para görürsün.
onu da sakın ha harcayayım deme.
+2
rain when i die
(05.05.26)
Bu konuda çok güzel bir motivasyon yazım vardı. Bir ara ortamlarda paylaşıldığını da gördüm. Ama şu an müsait değilim. Bir mesaj atarsan en kısa zamanda bulup atayım ya da yeniden yazayım.
Not: 20 yıllık avukatım.
0
ground
(05.05.26)
hmgs yüzünden stajyerler azaldı şuan eğer sınavı geçip staja başlarsan minimum 30-35 maaş alabilirsin eskiden vermiyorlardı. eğer hızlı para kazanmak istiyorsan ve sıkıntı dert çokca seyehat seni yormayacaksa bol icra yapan bir yere gir. orada işi öğrenirsen gerçekten maddi sıkıntı çekmezsin.illa bir alana yöneleceğim diye mesleğe girme bazen hayat önüne daha farklı seçenekler çıkarabiliyor. atıyorum ceza yapacağım dersin ama aile hukuku yönünden farklı bir kariyer şansı çıkabilir gibi...
0
kendicoplugundeotenhoroz
(06.05.26)
hakim savcı ol. hayatın boyunca beleş yaşarsın. konuk evlerinde kalırsın her yerde saygı duyarlar. fanusta hükümeti severek yaşarsan çok mutlu olursun.
dünyanın en rahat işi.
0
mikahakkinen
(06.05.26)
@mikahakkinen kolay mı hakim savcı olmak referans olmadan?

bu uğurda yıllarını çürüten insanları tanıyorum

referans varsa düşünnmeden hakim savcı ol.

yoksa da kpssye hazırlan bence merkezi atamadan kurum avukatı olabilirsin. bunda referans yok. çift yıl bu sene kesinlikle başvur

şanslıysan ve referansın varsa belki uzman yardımcısı da olursun
+2
Hallegadola
(06.05.26)
(5)

Aylık max 25k kira ile ev var mı?

1837837
Denize yakın ve istanbula göre nispeten daha sıcak bir şehrimizin hangi ilçesi? Balıkesir burhaniye, izmir urla, aydın kuşadası(attım bunları) gibi nereye taşınılır? Spesifik yer söylerseniz şu mahalle vs. 1+1 yeterli. 2 emekli anne baba.
Denize yakın ve istanbula göre nispeten daha sıcak bir şehrimizin hangi ilçesi? Balıkesir burhaniye, izmir urla, aydın kuşadası(attım bunları) gibi nereye taşınılır? Spesifik yer söylerseniz şu mahalle vs. 1+1 yeterli. 2 emekli anne baba.
0
1837837
(04.05.26)
izmir'de çok var.
0
runaway
(04.05.26)
Mersin ama sıcak aşırı
0
artıküyeolmakistiyorum
(04.05.26)
çanakkale merkezde 25k'ya yeni 2+1, eski 3+1 bulabilirsiniz.
0
co2s2
(04.05.26)
emekli anne babaysa izmir'de gaziemir en uygun yer. 25bin tl'ye kiralık ev bulabilirsiniz.
0
false pretension
(04.05.26)
yaşlılar için çok sıcak ve kuru havalar iyi değil bence istanbul olmasa da yine kuzeyde bir şehirden bakın mesela yalova merkez olabilir o bantta 3+1 bile bulursunuz
0
alester
(04.05.26)
(8)

Yapay zekaya bakış açınız

darkwizard
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop
Arkadaşlar ben ressamım hem yağlıboya hem dijital çalışıyorum evet ekmeğimin kısmen elinden aldı ama sizce de pratik ve hayatı kolaylaştıran bir şey seğil mi. O yapay zeka ile hazırlanan absürd videolardeğik. Tarihi figürleri fotoğraflaştırması ve kolayca renklendirmesi ya da fotoğraflara Photoshop yapması iyi değil mi? Ben memnunum aslında .
📊 Ai sizce iyi mi

Bu anket sona erdi. 39 oy kullanıldı.

0
darkwizard
(02.05.26)
Excel'de çok ciddi işime yarıyor. Normalde 3-4 saatimi alacak formülleri, 1 saatte hallediyorum sayesinde.

Tabii Yapay Zekaya Excel formülünü tam doğru alabilmek için ne ve nasıl yazılması gerektiğini iyi idrak gerekiyor.

Kısaca Yapay Zekayı kullanmayı iyi bilmek gerekiyor.
+1
put it in your appropriate place
(02.05.26)
Antrenman ve beslenme programı hazırlamada ve takipte gerçekten ufuk açıcı oluyor. Ama konuya vakıf olmanız gerek. Bilinçli sorularla ancak verimli cevaplar alınabiliyor.

@put it in your appropriate place'ın söylediği çok doğru. Ben excell konusunda beklediğim verimi hiç alamadım mesela.
0
Mirket
(02.05.26)
Birçok konuda aslında kişiyle beraber olursa işi hizlandiran bir şey.
Ama kapitalist bazı manyaklar tarafından herkesi kovalim, herkesin emeğini çalalım tarzi kullanilacagi kısmı sıkıntılı.
Yoksa tedarik zincirinde çalışan biri olarak oldukça memnunum.
0
logisticsmanager
(02.05.26)
Dijital sanat, AI art olarak update edilecek. AI bir araç yani. Korkmaya gerek yok
0
runaway
(02.05.26)
İşin big data ve özel hayat gizliliği ihlali boyutu olmasa, tech devlerini dünyanın yegane sahibi ve bizi de köleler haline getirmese, savaşlar vb. tonla kötü şey için kullanılmasa ve her kullanımdaki her veriyi kaydetmese güzel diyeceğim. Tuvalete gidip gitmemeyi bile yapay zeka’ya soran ve her cevaba inanıp mutlak kabul eden şuursuzları bir kenara koyarsak; günler, haftalar süren işleri saatlere, dakikalara indiren bir teknoloji için hiç kimse “kullanışsız” diyemez.

Büyük devrim. Ben “keşke olmasaydı” diyenlerdenim.
0
yadigar
(02.05.26)
Insani biraz yalnizlastiriyor ve tembellestiriyor. En buyuk dezavantaji bu benim gordugum simdilik.
0
baldur2
(02.05.26)
AI ek bir alet sonuçta. Kötü yanı, sağladığı kolaylıkla çöp içeriğin artması. İyi yanı, profesyonel çalışan insanların hamallığını hafifletmesi.

İyi işler nitelik olarak daha iyi, kötü işler nicelik olarak daha fazla sayıda oldu, olan daha çok bu sanırım.
0
akhenaten
(02.05.26)
iyi yanı çok ama kötü yanları da buna yaklaşır ölçüde.

ai, araç olarak kaldığı takdirde iyi ama bir çok zaman insanların kullandığı bir nesneden ziyade, kendi başına bir özne oldu. burası sıkıntılı.

ai'in söylediği şeyin doğru olma zorunluluğu yok. o doğruyu yanlışı bilmiyor, sadece matematiksel bir işlem sonucuyla çıktı veriyor. o hissetmiyor, algılamıyor, güzel-çirkin konusunda fikir sahibi değil. düşündüğümüzden daha fazla hata yapıyor, halüsinasyonları ve manipülasyonları hala fazla ve asla sıfır olmayacak.

kötü kişilerin başrolde olduğu filmlerde; insani ve sosyal yeteneği olmayan çok zeki olan o kişi aslında ai. iyi ya da kötü demiyorum ama insani yeteneği yok, her şeyi yapabilir. insan yerine koymamak lazım kendisini.
0
biseysorcaktim
(02.05.26)
(17)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-4
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-1
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
-1
🌸Purple life
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(7)

Bazı trans kadınlar neden daha güzel oluyor

darkwizard
https://www.instagram.com/iamsamikautto/Örnek bu kadın gibi bana her zaman trans kadınların normal kadınlardan daha kibar olduğunu düşünmüşümdür.Eşcinsel değilim bu arada
www.instagram.com
Örnek bu kadın gibi bana her zaman trans kadınların normal kadınlardan daha kibar olduğunu düşünmüşümdür.
Eşcinsel değilim bu arada
-10
darkwizard
(01.05.26)
Trans olup tomboy olacak degiller heralde :D
0
Purple life
(01.05.26)
Bunun nesi güzel
+5
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bu kadının neresi güzel kanka
+2
kullaniciadimvar
(01.05.26)
Onda alet vardır. Latin bir de... açıp gösterse korkarsın.
+3
runaway
(01.05.26)
Trans olarak normal bir tip ama güzel bir kadından daha güzel değil gerçekten zevkinizi anlamadım. Bu kadar filtre/ makyaj kullanan birini doğal bir kadınla kıyaslıyorsunuz. Estetik bir algınız yokmuş
+1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
Bazı trans kadınlar gerçekten çok güzel oluyor ama bu kişi onlardan fersah fersah uzak. Suratında özellikle kaş göz bölgesinde hala bir erkeksilik mevcut.
0
ekimoloji
(02.05.26)
trans kadın değil bu . trans erkek.
0
illegalstar
(03.05.26)
(12)

Vize almaya çalışan herkese soruyorum.

anaphylacticshock
Merhaba, Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim. Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor. Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diy
Merhaba,

Son zamanlarda vize randevusu, vize alma vb konulardaki başlıkların çoğaldığını farkettim.

Herkes öyle ya da böyle, bir şekilde yurtdışına çıkmaya çalışıyor.

Hatta bazıları şu ülke vize vermedi, başka ülkeye nasıl vize alabilirim diyor. Orası olmazsa şurası, öteki olmazsa beriki olsun diyor.

Vizeye başvururken kafanızda gelecekle ilgili, özellikle iş ve yaşam masrafları ile ilgili bir plan var mı merak ediyorum.

1) Başvurduğunuz ülkeye vize çıkarsa gidince ne iş yapmayı, nasıl geçinmeyi düşünüyorsunuz?

2) Başvuru yaparken gidince beni en az 6 ay idare eder diye güvendiğiniz bir birikim falan var mı?

3) Çalışma izni, oturma izni vs nasıl almayı düşünüyorsunuz?

4) Tam olarak amacınız ne? Neresi olursa olsun bir şekilde farklı bir ülkeye yerleşmek mi yoksa kafanızda daha net bir hedef ve plan var mı?

5) İşler planladığınız gibi gitmezse diye yedek bir planınız var mı?

6) Gideceğiniz ülkenin anadilini bilmiyorken resmi işlemleri, başvuruları nasıl halledeceksiniz?

Bu sorular vize almaya çalışan herkese. Cevaplayabilirseniz çok sevinirim.

Ben 8 ay içinde İngiltereye yerleşmeyi planlıyorum.
İlgim olan bir bölümde tezsiz yüksek lisansa başvurup gitmeyi düşünüyorum.
Ama asıl istediğim gidince orada çalışmak ve kalabilmek.
Devamlı gidince ne yaparım ne ederim, nasıl geçinirim, nasıl iş bulurum, okul ücretini nasıl öderim vs diye düşünüyorum.

Ben mi kafaya fazla takıyorum, biraz daha pervasız olup bodoslama harekete geçmek mi lazım bilmiyorum.
0
anaphylacticshock
(30.04.26)
ben ve çevremdeki herkes tatil-gezi amaçlı vize alıyor.
vize alıp kaçak olarak yerleşmeye çalışan görmedim tanımadım.

kafaya takmak gerek. kolay değil yurt dışına yerleşmek. iş bulup gitmek lazım.
kaçak gitmek isteyen oranı gerçekten az. çoğu tatil-iş amaçlı.
+4
jelly bear
(30.04.26)
Vize sorularını soran herkesin göçmek istediğini sanmıyorum. Seyahat için olabilir. İş için olabilir.
+5
peki madem
(30.04.26)
Schengen vizesi ile turistik amaçla bir ülkeyi ziyaret edersin. Bir ülkeye yerleşmek turist vizesi veya öğrenci vizesi ile olmuyor.

İlgin olan bölümde masterı yapıp çok yüksek ihtimalle dönersin Türkiye'ye. Zaman ve para sorun değilse denenebilir, 40 bin pound verip çıkmak koymayacaksa denersin

Herkes yapıyor ben de yapayım kafası hastalıklı bir kafa. Bir ev parası dökp Türkiye'ye geri dönmek şuan en yanlış iş ve Türklerin çoğu bunu yapıyor.
+3
runaway
(30.04.26)
ben de vize alınca sadece tatil amaçlı düşünüyorum . sana ingiltere için bir önerim var . yakın bir arkadaşım ingiltere'de yaşayan kız arkadaşı ile partner vizesine başvurdu ve orada yaşıyor. çalışma izni de var . kız arkadaşının evinde kalıyor .
ona sorarsan ; orada yaşanmaz diyor hava hep soğuk hep yağmurlu ve kapalı , sokaklar bomboş insan yok . orada yerleşik çok afgan ve ortadoğulu var kötü işlerde çalışıyorlar , ingiliz halkı da yabancılara 2. sınıf gibi davranıyor diyor yani rahatsızlık hissettiriyorlarmış . saat 16:00 da her yer kapanıyor sokaklar boş kalıyor herkes evinde ya da barlarda zaman geçiriyor diyor . ben hiç gitmedim bilmiyorum onun anlattıkları bunlar .
+2
devilone
(30.04.26)
burada acilan vize sorularinin %99'u turistik amacla alinan vize icin.
oturma izni, calisma izni gibi konularla ilgili nispeten az soru geliyor. bence iki vizeyi birbirine karistirmissiniz siz.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Daha önce 2 dönem Polonya'da erasmus yaptım.

Şimdi İngiltere'de bir PgDip programına başvurmayı düşünüyorum.

Öğrenci vizesi ile part time çalışma izni de veriyorlar.

Ama nerede iş bulurum, nasıl geçinirim, bölümü sever miyim vs diye düşünüyorum devamlı.
0
🌸anaphylacticshock
(30.04.26)
Yanlis soru. Is bulup giden zaten oradaki sirketin davetiyle gittigi icin boyle sorunlar yasanmiyor. Soylendigi gibi, bu soruyu soranlarin tamamina yakini turistik amacla ya da seminer konferans vs. amaciyla kisa donemli gitmek isteyen insanlar. Kendi kendinize vizeye basvurup orda yasamaya baslayamazsiniz.
+1
synesthesia
(30.04.26)
herhalde avrupa'da berlin, hamburg, köln, brüksel gibi türkonun, surinin, pakinin harman oldugu ve havanin bok gibi oldugu sehirlerden daha kötü bir yer varsa o da londra'dir :)
bari irlanda ya da iskocya düsünün de en azindan sadece havasi kötü dersiniz.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.04.26)
Kategorileri birbirine karıştırmışsın. O soruların neredeyse tamamı turistik amaçlı olan Schengen vizesiyle ilgili ve bu vizeyle Avrupya'ya gitsen dahi orada kalıp çalışamazsın. Kalıp çalışabileceğin (ve senin yıllar önce Erasmus için başvurduğun) vize tipi Schengen vizesi değil, D tipi ulusal vize. Ulusal vize başvurularında da red oranı çok çok düşük.

Yani öyle kafana göre "ben bir Avrupa'ya gideyim de iş bulur kalırım" diye düşünüp başvurduğun vize C tipi (yani Schengen) değil. D tipi vize.

İngiltere işine gelirsek, gidip yüksek lisans yapayıp sonra kalırım diyorsan yüksek lisans süresinde harcayacağın bütün para hesabında varsa (her ülkenin kendi tutar kriteri vardır, aylık 600 sterlindir atıyorum) o parayı gösterip ulusal vize alabilirsin. Zaten o para hesabında varsa da iş bulana kadar nasıl geçineceğin sorusu cevap bulmuş oluyor. O geçinecek para hesabında yoksa zaten vize alamazsın.

edit: Şöyle bir ekleme de yapayım. Turistik vizeyle gidip orada iş bulma durumunda da ulusal vize ya da oturum iznine orada başvuramazsın neredeyse hiçbir ülkede. Sadece Almanya geçen yıl böyle bir esneklik tanımıştı. Onun dışında diğer ülkelerde Schengen vizesiyle orada bulunuyor olsan bile uzun dönem vizeye ikamet ettiğin ülkeden başvurmak zorundasın.
0
himmet dayi
(30.04.26)
Gitmeyi baya niyetlenmiştim. Personeli olduğum firma bir dönem yurtdışına açılacak diye söylendi, o ara baya nasıl gidebilirim diye biraz düşünmüştüm ama yurtdışına açılış öyle kaldı. Hoş açılşa bile düşününce gittiğimde ev iş ekseninde bir hayatım olurdu. En azından burada tek başıma gidiyorsam olsa bile iyi kötü etkinliklere gidiyorum iş çıkışı.

Turistlik vize alıyorum +1. Vize alıp alıp yurtdışına gitmek daha cazip.
0
put it in your appropriate place
(30.04.26)
Sponsor bulma kaygısı 10 sene önceydi. Şimdi maaş kriterini sağlayan iş ve sponsor bulması gerekecek. Bunu yapacak kişi zaten master gibi yollara girmez.
-1
runaway
(30.04.26)
Ingiltere'de "Ogrenci olarak gideyim sonra is bulup yerlesirim" mantigini oldurecek bir suru yasa cikartiyorlar haberiniz olsun.
Son iki yildir yasanan gocmen kirizi/politik savas yuzunden tum partiler gocmenleri engelleme pesinde, ozellikle Turkiye, Afganistan, Iran, Pakistan gibi ulkelerden gelenlere buyuk sikinti yasatacaklar.

Diger yazilan, sokaklar bos, kimse yok, sosyal hayat yok vs gibi laflar ise klasik "Ben adapte olamadiysam demek her yer boyle" kafasi.
Yerlesebilirseniz, sosyal hayati siz kurarsiniz, baskasinin size kurmasini beklerseniz hayat yok tabii ki.
0
quaker
(01.05.26)
(11)

bu pilates niye bu kadar önemli?

duyurukullanıcısı
her kadının top hayali neden sonsuza kadar pilates yapmak? cidden soruyorum. kimle konuşsam mutlak ulaşılması gereken nokta düzenli pilates yapmak'a çıkıyor kadınlarda.
her kadının top hayali neden sonsuza kadar pilates yapmak? cidden soruyorum. kimle konuşsam mutlak ulaşılması gereken nokta düzenli pilates yapmak'a çıkıyor kadınlarda.
-7
duyurukullanıcısı
(30.04.26)
Tayt giyilip ayak fetişi objesi olunuyor. O yüzden
-8
runaway
(30.04.26)
fazla kas yapmadan vucudu toparladigi icin bence. biraz da moda tabi.

bir erkek olarak ben de yapiyorum. core kaslari iyi gelistiriyor.
+3
lemmiwinks
(30.04.26)
çünkü kadınlar moda olan her şeyin kulu kölesidir. faydası var mı yok mu bakılmaz.
-12
yazar yazmaz yazan yazar
(30.04.26)
önce beyaz yaka silkelemesiydi, şimdi ev kadınlarına kadar indi. tayt giyip herkesi silkelemeye başladılar.
-9
mikahakkinen
(30.04.26)
yazar yazmaz yazan yazar +1

17 yıllık aktif sporcuyum anatomiyi diyeti baştan aşağı anlatıyorum beni dinlemez gider zattiri zort instagram ünlüsünün lafıyla iş yapar.

Geçen tanıdığım bir kadın şu sırt kütletmecilerden birine gitmiş yarım saatlik seansa 14 bin lira verip gelmiş...Git 5 şınav çek desem çekmez.
-2
yurtsuz john
(30.04.26)
benim bel ağrılarımı bitirdi. fıtıklı erkek bireyim. yüzmeyle beraber tabiki.
0
kveldulv
(30.04.26)
Çünkü pilates faydalı bir spor. Pilatesten çıkınca kendimizi iyi hissediyoruz, başka bir sebebe gerek var mı? Her pilates dersi aynı etkiyi vermiyor bu arada, doğru hoca ile yapılırsa o izometrik kasılmaların bağımlısı olabilirsiniz. Biraz zorlayan, ertesi gün kas ağrısı yaşatabilen pilates derslerini ben de seviyorum. Hot sculpt, pilates, barre vs fark etmez düşük etkili ama yüksek tekrarlı tüm egzersizlerin hastasıyım. Erkekler genel olarak güç antrenmanı sevdiği için bu tarz endurance geliştiren sporları küçümsüyorlar gibi geliyor
+7
kullanicadi
(30.04.26)
Ciddi derecede skolyozu olan kadının iki ay pilates sonrası postürünün gözle görünür derecede düzeldiğini gözlerimle görmüş fotoğraflarla belgelemişliğim var. Sıkılaşma ve göbek ve basende incelme konuları da cabası.
Pilates işe yaramıyor diyene sadece güler geçerim.
Sporun herhangi bir dalında ter döken her kim varsa eli öpülesidir ve pilates de ciddi bir spordur.
+1
Mirket
(30.04.26)
kadınlar icin biraz daha vücudu sıkılastıran bir spor turudur. Ayrica salonlarda agirlik kaldırmaktan ziyade reformerlar, toplar falan daha eglenceli gelir bazı kadınlara gore.
+1
acelaacedebela
(01.05.26)
fiziksel etkisinden çok psikolojik bir etkisi var

3phd mi? pilates hocalığı mı? desen?

sanırım kadınların %90'ı pilates e gider
-4
🌸duyurukullanıcısı
(01.05.26)
"kaynak: götüm" özgüveniyle konuşmak kolay tabi. aynı şeyi önceden yoga, meditasyon, hatta terapi için de söylediniz. şimdi sırada pilates var demek. anlamadığınız ya da size hitap etmeyen şeyleri değersizleştiriyorsunuz. pilatesin olayı düşük sakatlık riskiyle core gücünü, postürü ve beden farkındalığını geliştirmek. az yorup çok etki ediyor. ayrıca herkesin spor motivasyonu, zevki ve ihtiyacı farklı. "kadınlar moda kölesi" gibi genellemeler dümdüz tembellik. argüman değil. bi şey popüler diye değersiz olmaz, işe yaradığı için yaygınlaşır. kısacası bilmediğiniz için küçümsemek yerine gidin öğrenin ya da işinize bakın
+3
mezzosprite
(01.05.26)
(5)

yeni sosyal medya yasası, bildiğimiz internetin sonu olur mu?

beatbox yapan metalci
hesaplara tc ile girme fikri beni dehşete düşürüyor. bunun böylesine normalleşmesine inanamıyorum. ne olacak şimdi herkes patır patır hesap mı kapatacak? kullanmaya devam edenler izlendiğini bilerek nasıl kullanacak? 20 küsür yıldır bildiğimiz internetin sonuna mı geldik?
hesaplara tc ile girme fikri beni dehşete düşürüyor. bunun böylesine normalleşmesine inanamıyorum. ne olacak şimdi herkes patır patır hesap mı kapatacak? kullanmaya devam edenler izlendiğini bilerek nasıl kullanacak? 20 küsür yıldır bildiğimiz internetin sonuna mı geldik?
+1
beatbox yapan metalci
(24.04.26)
Sürdürülebilir gelmiyor bana. En başta besledikleri 100 hesaplı trolleri görevlerini nasıl idame ettirecekler? VPN var, her uygulama bunların sistemine göre platform değiştirmek istemeyebilir vs vs
+1
ekimoloji
(24.04.26)
Sürdürülebilir değil ama zaman kazanırlar. Bir seçim daha kazansalar yeter onlara. Sonraki hamle zaten planlanmıştır.
0
runaway
(24.04.26)
herkes kimliğini fotoğrafını yüzünü filan okutacak, hiç de öyle anlamsızca sürdürülebilirlikle filan alakalı bir konu değil. idare gücü istediğini onaylar, istediğini onaylamaz, istediğinden onay sormaz. bildiğiniz internetin sonuna gelmekle birlikte, bildiğimiz internetin başına geldik. en başta da internetteki herkes gerçek insandı, kim olduğunu bilmesek de insandı. şimdi insan olduğundan emin olmak istiyorlar ki şu kadar pazarlama parası, bantlar genişlikler çerçöp olmasın. bu enerjiyi tam anlamıyla gözetime harcayabilsinler. kullanmayana da kullanmayı zorunlu yapacaklar bak gör.
-7
klassno
(24.04.26)
Sizin başkasından alıntı yapmadan kendi fikrinizi yazma kabiliyetiniz yok mu? İyi ki bana göre sürdürülebilir gelmiyor yazdım :d öznel ya kanka hani? Maske dağıtmayı beceremeyen adamlar sistemli şekilde internete girmeyi düzenleyecek hadi bakalım.
-1
ekimoloji
(24.04.26)
sözlük bu yahu, nesi öznel. sevan bey siz misiniz? :D neyse, maske dağıtmakla bunun arasında büyük bir çıkar farklılığı var.

biz tepki göstermedikçe -ki göstermeyiz- her gün yeni kaçamak bir yol bulmaya çalışacak buradaki insanlar. onlara çok üzülüyorum mesela, kapatıp gidemiyor, çekerim emaneti silerim tivitırı demiyor. kimliksiz şöyle giriyorum, böyle erişiyorum diyor. üzücü.
-1
klassno
(27.04.26)
(4)

online ehliyet sınavı sorusu - neden yanlış olduğunu açıklar mısınız?

der meister
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)https://imgur.com/5PRJTWM1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açı
hiç teorik bilgim yok, sıfır bilgiyle çıkmış sorulara biraz bakayım işte sağduyuyla olsun "sıradan vatandaş" olarak izleyerek gördüklerimle olsun ne kadar yapabilirim diye. merak etmeyin yani trafiğe filan çıkmıyorum :)

imgur.com

1 şeridi ortalamış sarhoş gidiyor, 2 de geliş yönüne açılmış diye ben böyle düşündüm direkt... çizgilerin kurallarını dediğim gibi bilmiyorum ama 2'ye kadar açılabiliyorsak 3'ün şeridi daha sağda mantıken onda sakınca olmaması lazım diye düşündüm. 3'ün günahı ne burda orta şeritten gidiyo adam. sağa geçmemiş olması mı dicem ama video değil fotoğraf bu, sürece dair fikrim yok o onu da bilemedim.

kısacası bu yolda şimdi nerden nereye geçilebiliyo?
0
der meister
(21.04.26)
Kesikli çizgi varsa sollayabilir, düz çizgi varsa sollayamaz, kural bu. Ama soru tuhaf bence
+2
runaway
(21.04.26)
bu görseli nereden buldunuz bilmiyorum ama bir hata olduğunu düşünüp gogılda aradım ve bunu buldum.
youtu.be

sizin işaretlediğiniz zaten doğru görselde işaretlenen cevap yanlış
+4
Rondak
(21.04.26)
aa ben bir sitede gördüm bunu. çok fazla test var, çıkmış sorular diyordu üstelik. bunda yoktu ama diğerlerinde doğru ve yanlış tüm cevapları açıkladığı için hoşuma gitti, denemenin ötesinde bi yandan da öğreniyorum ondan tutmuştum. teşekkür ederim cevaplar için mantığı doğru kurmuşum o zaman en azından
0
🌸der meister
(21.04.26)
Sağdaki tabela, sağ 2 şeridin gidiş, en sol şeridin dönüş için kullanılacağını söylüyor. Dolayısı ile 3 numaralı araç kesik çizgi olmasına rağmen zaten karşıdan araç geldiği için çıkmamalı dolayısı ile hatalı. 1 Numaralı araç da kendi 2 şeridi dışına çıktığı için hatalı. Dolayısı ile 1 ve 3 hatalı, cevap B olmalı.
-2
vampir akrep
(21.04.26)
(6)

Yurtdışından Türkiye'yi aramak için en iyi iOS appi?

compumaster
Sabit telefonu aramak için?
Sabit telefonu aramak için?
0
compumaster
(19.04.26)
FaceTime
-1
jackyr
(19.04.26)
facetime Ile sabit numara arayabiliyor musun?
0
🌸compumaster
(19.04.26)
Sabit numara olduğunu anlamamıştım. Hayır. Maalesef.
-1
jackyr
(19.04.26)
Google Voice. App değil ama en iyisi.

İlla App diyorsan mobil için whatsapp.
+1
runaway
(19.04.26)
MobileVOIP kullaniyorum ben, cok ucuza sabit numaralari arayabiliyorsun.

www.mobilevoip.com
0
sertac akin
(19.04.26)
rebel anladığım kadarıyla aylık üyelik yapiyor
0
🌸compumaster
(20.04.26)
(8)

gomlek ariyorum

baldur2
erkek icin. degisik ve canli renklerde cizgili ya da kareli olabilecek farkli gomlekler bakiyorum, oversize de olabilir. hangi firmalari ya da internet sitelerini onerirsiniz?
erkek icin. degisik ve canli renklerde cizgili ya da kareli olabilecek farkli gomlekler bakiyorum, oversize de olabilir. hangi firmalari ya da internet sitelerini onerirsiniz?
0
baldur2
(14.04.26)
polo iyidir. dayanıklıdır. yıka yıka giy.
0
yurtsuz john
(14.04.26)
Zara
0
runaway
(14.04.26)
kiyafete cok para verilmez sonra doner doner ayni seyleri giyersin. italyanlar gibi git pazardan bul
-1
b w n s p
(14.04.26)
Lcw
-2
gobekliraki
(15.04.26)
mavinin gömleklerini seviyorum oraya bakılır onun dışında zara ve boyner'den bakılır. bir çok markanın bazen güzel gömlekleri çıkabiliyor. gömlek alacağım diye hiç yola çıkmadım mesela ben kendim için. genelde başka şey ararken karşıma çıktı gömlek koleksiyonum bu şekilde kuruldu.
0
ruhlardan esinlenen karga
(15.04.26)
germirli'ye de bakmanı öneririm: www.germirli.com.tr
0
the man with no name
(15.04.26)
academia
0
sweetoffice
(15.04.26)
yerel markalardan bisse, germirli iyidir. asil tavsiyem napoli'deki bir ustaya istedigin kumastan istedigin olculere gore diktirmendir. camiceria diye aratip bulabilirsin 100 dolara konfeksiyon gomlek alacagina 200 dolara boyle uzerine gore diktirebilirsin.
0
antikadimag
(16.04.26)
(23)

Aktivist biriyle ilişki yaşar mısınız?

64654942
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatm
Muhalif olmaktan söz etmiyorum, daha aktif ve ön planda biri. Sendikalara üye olan, yürüyüşlere katılan, protestolar organize eden ve konuşmacı olan, çeşitli siyasi oluşumlarda etkinlikler düzenleyen, geçmişte İmamoğlu protestoları ve Gezi süreci nedeniyle bir süre gözaltında kalmış ya da hapis yatmış biri mesela. Çevresindekilere sendikal tepki verme, hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim. Az çok anladınız sanıyorum.

Böyle biri ciddi ve uzun vadeli bir ilişki açısından size fazla mı gelir? Biraz fazla hareketli ya da belki saldırgan mı bulursunuz? Yoksa diğer şeyler yolundaysa çok da problem etmez misiniz?
-1
64654942
(13.04.26)
Her şeye atlayan birini sevmem.
-18
arbre
(13.04.26)
Kendisine saygı ve hayranlık duyarım. Başka, daha medeni bir ülkede olsak ilişki de yaşarım.

Ama bizim ülkemizde noo....

Kendisine, ailesine, çocuklarına zararları dokunabiliyor böyle bir şeyin.

Babam sağ-sol olaylarında alevi-sünni olaylarında yeterince savaş vermiş. Annemle boşanmışlar. Olan ilişkisine ve mental sağlığına oldu. Elde var sıfır.

Bizim ülkemizde "bırak sen mi kurtarıcan dünyayı" modunda takılmak lazım eğer düzenli bir hayat kurmak istiyorsan. Gerçi onu da herkes yapamıyor işte içi içini yiyor haksızlıklara karşı.
+1
ananiyimioguz
(13.04.26)
Bana fazla geliyor ya. Önyargısız şekilde söylüyorum. Bir konuda idealleri olan insanlarla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi, hayatına tanık olmayı seviyorum ama ben bu kadar aktif biri değilim. Kendim bu tempoyu ve ateşi kaldıramıyorum. Haliyle ilişki anlamında da böyle birini taşıyamazdım heralde. Yolu bahtı açık olsun deyip geçtiklerim oldu. İyi insanlardı.

Problem etme anlamında, ben problem etmezdim de, problem oluyor ister istemez. Böyle insanların beklentileri oluyor, normaldir heralde.
+4
akhenaten
(13.04.26)
bana çok çekici gelir. doğrunun peşinden giden ve korkmayan biri. bayılırım. bunu yazarken hangi doğruyu savunduğu önemli mi diye sordum kendime, tabi benim doğrularıma uyması lazım. bana uymayan bir doğrunun aktivistine (aynı olgunlukla davranıyorsa) saygı duyarım ama o çekici gelmez.
+1
mezzosprite
(13.04.26)
Geziye katılmış biri yükselmem için ekstra sebep olur. İmamoğlu protestoları zaten…
Apolitik, ruhsuz biri olmasındansa şöyle haksızlığa gelemeyen, elini taşın altına koymaktan gocunmayan biri olması yeğdir.
+1
ekimoloji
(13.04.26)
Diğer şeyler yolundaysa hanesine + puan yazar.
0
gabe h coud
(13.04.26)
Hayir.
-5
Purple life
(13.04.26)
Çok yorar.
+1
kizil karga
(13.04.26)
Imamoglu protestolarinda gozaltina alinmasi direkt ilgimi kaybetmeme yol acardi. Sadece gezi falan olsa problem olmazdi.
-11
ghilleinthemist
(13.04.26)
"hakların farkında olma, örgütlenme gibi konularda baskı yapmıyor ama gaz veriyor da diyelim."

Baskı yapmıyorsa güzel. bu ülkede başımıza gelenlerin sebebi karşı tarafın örgütlü olup bizim örgütsüz olmamız değil mi zaten?

Bu derece hareketli arkadaşlar biliyorum. Hatta ilgisi olan da oldu ancak "Böyle insanların beklentileri oluyor" denmiş daha önce de. Evet haksızlıklara gelemeyen bir insanım ama böyle hareketli biriyle olur mu diye bir düşünüyor insan. Sonuçta ben de bu kadar mental ve fiziksel efor harcamak konusunda kendime güvenemem.

Yine de iyi ve tutarlı bir insansa düşünülebilir. Ne derece beklentileri oluyor, yetişememe kaygısı baş gösteriyor mu? Belli bir süreç içerisinde anlaşılır zaten
+1
nerthus_
(13.04.26)
temeline marksizmi ve sosyalizmi almamış aktivizm bana boş geliyor. herhangi bir konuda ses çıkarıp mücadele edene saygım sonsuz, aktivizmi "her şeye burnunu sokmak" olarak gören köle zihniyetinden her türlü iyidir o ayrı bir şey ama ben kendi hayatımda o kadar harala güreleye gelemem kapitalizmi, mevcut düzeni hedef alamayan bir mücadele için. komünist kızla olur, onunla ilişki yaşamakla kalmam onu çok severim ve öperim ama gerçekçi olursak öyle yüreği olan kadın bana bakmaz zaten.
-2
der meister
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı?
+4
sekizdokuzon
(13.04.26)
Şule Aydın gibi akilli bir tipse olur, bombalar altinda sevisiriz.
ama depresyon hirkasi giyip, polise molotof atip iceri giriyorsa tesekkur eder kacarim.
solculuk parayi bulana kadardir turkiye'de..
-3
cooperr
(13.04.26)
Esas soru aktivist biri benimle ilişki yaşar mı? +1

Saygı duyarım duymasına ama karşılıklı yapamayız. Bu yönden aktif birisi olamadım.
+1
put it in your appropriate place
(13.04.26)
Sendikal faaliyette bulunan birine, diğer kriterlerden bağımsız olarak, amasız fakatsız müthiş saygı duyarım. İşveren olarak söylüyorum bunu ayrıca.

Marksist olduğunu varsayıyorum bu kişinin, öyleyse ciddi bir artı puan.
0
sailor
(13.04.26)
En güzel aşk, en güzel ilişki aktivist insanla yaşanır. Öyle bir insan asla unutulmaz.
0
rock n roll
(13.04.26)
bircogu otistik oluyor, sabah aksam sosyal ve politik meselelerden bahsedip saglam kafa aciyorlar. bu cevabimdaki otistik kelimesinden bile kurtlaniyorlar. hic isim olmaz.
-9
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.04.26)
yaşamazdım çünkü onun enerjisine yetişemezdim. fikir olarak okey iyi hoş ama ben evden çıkmayan biri olduğum için muhtemelen o da beni istemezdi. bi de ben öyle birkaç insan biliyorum, kendi hayatlarını tamamen bi kenara bırakarak yaşıyolar. bu da benim açımdan biraz yorucu olurdu. örneğin benim gündemim hafta sonu sevdiğim waffle cıya gitmek, onun gündemi ise eyleme gitmek olurdu ve anlaşamazdık.
+1
Sadece soruyorum
(14.04.26)
Aktivist kişi beni ne yapsın +1
0
peki madem
(14.04.26)
Aktivist insan iyidir, ilişkide insanı geliştirir, benim hoşuma gider.
0
blue rebel motorcycle club
(14.04.26)
Kendisine saygı duysam da, şahsen uzun süreli birliktelik için tercih etmem. Çünkü aktivist arkadaşlarımdan bile bir süre sonra sıkılıyorum. Hayata bakis acilari cok rigid. Her konuyu politik bağlamda değerlendiriyorlar. Her şeye muhalif ve agresif yaklaşıyorlar. Örneğin, onunla sırf kafa dağıtmak için basit bir Amerikan komedi filmi seyredemezsin. İkili ilişkilerde de davası her zaman senden daha önemli olacaktır.
+1
tekdir ile uslanmayan kiz
(14.04.26)
Arkadaşlık dahi etmem. Oy kullananlarla dahi etmem. Zaten ilişkiyle milişkiyle işim olmaz da yine de söyliyim.
-4
Batuhanolabilir
(15.04.26)
Hayır asla yaşamam. Katlanamıyorum. Sürekli bir yakınma ve isyan oluyor bunlarda..
-4
runaway
(15.04.26)
(20)

Partnerinizin kilosu

ekimoloji
Aşağıdaki estetik sorusundan esinlendim, kilo alması sizi rahatsız eder mi? Ederse kilo vermesini söyler misiniz? 3-5 kilodan bahsetmiyorum, zamana yayılarak üstüne koyarak, göbek yapacak kadar dengesiz bir kilo alımı…
Aşağıdaki estetik sorusundan esinlendim, kilo alması sizi rahatsız eder mi? Ederse kilo vermesini söyler misiniz?
3-5 kilodan bahsetmiyorum, zamana yayılarak üstüne koyarak, göbek yapacak kadar dengesiz bir kilo alımı…
0
ekimoloji
(12.04.26)
+20-30 kgye kadar varim sonrasi da sorun olmaz gibi geliyo ama bekara bosanmak kolay da olabilir
0
üğpoıuy
(12.04.26)
Eder :D söylerim
Sorry not sorry. Ben kendi kilomu da elestiriyorum bence saglik ve motivasyon icin farkindalik icin önemli. Hamile seker hastasi vs degilse az kilo aktif yasam uzun ve saglikli bir yasam icin önemli.
-2
Purple life
(12.04.26)
Eder. Şişkot ile işim olmaz. Ben nasıl dikkat ediyorsam aynı eforu, dikkati göstermesini beklerim. Self respect.
-7
gabe h coud
(12.04.26)
Eder. Söylerim. Üçü, beşi bile problem ederim.
-6
Mirket
(12.04.26)
Kilo almasına sebep olacak psikolojik bir durumu yoksa, salt hominigırtlaklıktan aldıysa söylerim. Konuyu kendi açar muhtemelen zaten illa, ben aldığı kilodan memnun olan kadın görmedim, istisnalar hariç. O açtığında ben de teşvik edici konuşurum. Bu illa göbekli kadın seviyorum sevmiyorum meselesi de değil, sevdiğin insana faydanın dokunması, destek olma meselesi.
0
Bruce
(12.04.26)
Söylerim sebeplerinden biri de sağlık.
Misal benim eşim bir kilo verse istatistik olarak zayıf duruma düşüyor ve şu anda kan bile bağışlayamiyor. Kendisi kilo almak istemiyor ama ben sağlığı için şöyle iki üç kilo alsa fena olmaz derim hep.
Bunun tam tersini de derim. Kendim kilo verip/alan biriyim ondan etkisini bilirim.
Sağlık için gerçekten önemli. Özellikle yaşlandıkça.
0
logisticsmanager
(12.04.26)
Söylemem.

Çünkü ben onun bedeni üzerinde söz hakkına sahip değilim ve ayrıca bu karşı taraf için incitici olabilir. Kendisini baskı altında hissedip, özgüven kaybı yaşayabilir. Şefkatli bir yaklaşım değil.
-1
rock n roll
(12.04.26)
Boşanmaların sebepleri arasında.
0
HellKeePer
(12.04.26)
Şişmanlık bulaşıcı bi hastalık evde bi kişi şişmanlıyorsa diğerine de muhakkak bulaşır, ben bana bulaşmasını istemiyorsam illa ki bi konuşma yaparım ama baktım ben de şişmanladıkça "hayat buymuş amk" aydınlanması yaşıyorum o zaman ben de salarım.
+2
kizil karga
(12.04.26)
Kendi kiloma takıntılıyım da başkası için aynı acımasızlığı yapmam :) Kendini rahat hissediyorsa benim için hiçbir sıkıntı yaratmaz.

Tabii ki kiloya bağlı çeşitli sağlık sorunları başlamışsa o zaman sağlıklı skalaya ulaşana kadar vermesi için teşvik ederim. Bu sağlık sorunları sadece fiziksel olmak zorunda da değil. Ruhsal anlamda da depresyona meylediyorsa, o işte benim kırmızı çizgim :D Depresif insanlar hayat kalitemi direkt düşürdüğü için ciddi bi konuşma yapardım muhtemelen :D
0
truf
(12.04.26)
Eder. Kilolu kadına tahammülüm yok
-6
runaway
(12.04.26)
Manitam yok ama bu konuyu şey yapayım. Şimdi benim Insta'da takip ettiğim bir kız var. 97 kiloymuş. Ama sporcu. İri bir kız ama yüzü çok güzel. Kilolu demezsin. Çünkü yağ almıyor, kas kazanıyor. Fit biri. Bu tip bir kilo ok. Tatlı bir göbeğe de okeyim.

Asıl olay şu. Liseden bir kızın ablasına denk geldim Insta'da. Çok kilo almış. Yüzden almış. Çirkinleşmiş. Yaşlı göstermiş. Eski hâli güzel bir kızdı.

Sağlıksız olduğu için kilo vermesini söylerim.
-8
arbre
(12.04.26)
Erkeğe ve kadına göre değişir bence.
0
Cezcez
(12.04.26)
saglik muhabbeti yapanlar ne alaka ya. o zaman her burger yiyene her alkol, sigara iceni uyarma ihtiyaci mi hissediyorsunuz? kimse bilmiyordu cunku.

rahatsiz eder, soylerim. ben en bastan soyluyorum zaten dis gorunuste cok kriterli biri degilim ama kilo hassasiyetim var. sadece kilo da degil, spor yapmasi onemli
-5
ala09
(12.04.26)
Eder, söylüyorum. Ki kız arkadaşım çalışma temposundan kilo kaybeden zayıf biri. Öyle olduğu halde birkaç kilo alayım diyor. Kas oranı yükselecek şekilde kilo alsa okey ama spor yapmadığı için yağ alacak gerek yok.

Ben ailemdeki kilolulara da biraz acımasızım, eleştiririm. Bir hastalığından bahsederse boğazını tut o zaman ne ök*z gibi yiyorsun derim. Kendim de fit olduğum için laf edemezler:)
-6
Unde bach canim
(12.04.26)
kendi kilomu da hicbir zaman sorun etmedigim icin morbid obez olmadigi sürece sorun yok.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.04.26)
Yediğine içtiğine dikkat eden, düzenli egzersiz yapan bir insan olarak, tüm kız arkadaşlarıma kilo alırlarsa sorun olacağını açık açık söyledim bu zaman kadar. Hiç toleransım yok bu konuda.
-5
synesthesia
(13.04.26)
Eger rahatsiz oluyorsaniz, soyleyecekseniz bile kalbini kirmadan soyleyin. motive edin, destek cikin bu donemde. Olayin sadece gorunus degil saglik acisindan da onemli oldugunu vurgulayin.
-1
acelaacedebela
(13.04.26)
butun siskolar eksi basmak icin firsat kollamis, topunuz gelin:)
oncelikle biriyle sevgili/es olma istegimi net etkiler.
hastaliktir, depresyondur, gecici seyler ise muhim degil, derttir cekilir. yazin kisin +-5 kilo alinir verilir hic muhim degil.
yalniz keyfine gore yiyorsa yani bir yasam tarzi haline geldiyse soylerim. sadece fazla kilo degil gerci, bunun tam tersi de gecerli. saglikli kilosundan 20 kilo uzaksa olmaz.
+2
companion
(14.04.26)
Kilo vermesini söylerim, vermesini beklerim, aksi takdirde sorun olur.
0
Amaranta ursula
(14.04.26)
(15)

tır şoförleri nasıl dayanıyor?

der meister
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp hafta
kulağa safça gelecek belki ama ben bunu gerçekten merak ediyorum. bildiğim kadarıyla AB standartlarına göre günde dokuz saat sürüş var, haftada iki veya üç kez bu 11'e kadar çıkabiliyor. türkiye'de ne kadar hassasiyetle uygulandığı konusunda ayrıca şüphelerim var açıkçası, yani bir şoför çıkıp haftada 6 gün, günde 14 saat yoldayım dese hiç şaşırmam.

en insani koşullarda bile günde 11 saat sürüp, tırda belki saat 15-23 gibi abuk zamanda uyuyan adam nasıl ertesi gün tekrar kalkıp o kadar sürebiliyor ya? altında en az 20 tonluk araç, en ufak dikkatsizlikte önüne 8-10 kişiyi katıp götürebilirsin. her saniye AKTİF çalışmak durumundasın öyle yoğunluk olmaması, işin rahatlaması gibi durum da yok çünkü en rahat ve boş anında bile tetikte olman lazım.

günde 8-9 saat verilen hiçbir iş kolay değil tek başına bu mesai HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR OLSAN BİLE mental olarak yorar yani ama bu ekstra riskli, acayip bi şey değil mi? ben sürsem herhalde başta çok panik olacağım için yorgun ama dikkatli olurum, ikinci hafta daha 5. saatte uyuyakalıp uçar giderim.

gördüğüm kadarıyla çok seven, imkanı olsa bile başka iş yapmak istemeyen şoförler de var yani. kaldı ki ben de fikren en azından "romantik" bulan, tırları, uzun yolu vs. çok seven birisiyim. ona rağmen her yönüyle inanılmaz büyülü geliyor bu iş bana.

bilmiyorum belki aramızda tır şoförü yahut şoför tanıdığı olan vardır, gerçekten tecrübesi olan birileri bi şey paylaşır umuduyla yazdım. ben mi abartıyorum abi bi insan haftada 60 saat TIR SÜRÜP TIRDA YAŞAYIP nasıl iki sene sonra çıldırmaz?

"ekmek parası karşim" demeyin o bambaşka bi şey. ben direkt fiziksel ve mental olarak bitmekten bahsediyorum. kimse vay ben yoruldum şarampolden yuvarlanayım demez zaten memnun olmasa bile. ben direkt bunu nasıl engelliyorlar onu merak ediyorum. insanın uykusu gelir yav.
0
der meister
(11.04.26)
zorlukları vardır elbette ama çok güzel iş ya. tek sorumluluğun aracı sürmek. çoluk çocuk eş, akraba, patron vs. derdi yok. çoğu zaman kendinle baş başasın. diğer yandan cep telefonu çıktı mertlik bozuldu diyebiliriz.
0
lazpalle
(11.04.26)
en basit açıklamalarından biri uzun yola ve yolda yaşamaya olan aşk.
dedem ömrü boyunca, dayılarım 50'li yaşlarına kadar uzun yol şöförlüğü yaptılar (kamyon, tanker, tır vd); o hayata aşıktılar. zaman zaman battılar, araçları ellerinden gitti; hep yenisini alıp en kısa zamanda yola çıkma hayali kurdular. dedem yola gidemediği zamanlar, mazot kokusu aldığında gözleri dolarmış. ki bu adam iran-ırak savaşı yıllarında oralardan petrol taşıyan, vardığı bir mola yerinde 15 dk önce oradaki tüm şöförlerin kafasının kesilip dikiz aynasına asıldığına falan şahit olan biri. yani o zamanın, araçlardaki konforsuzluk, yeri geldiğinde günlerce yıkanamama, yük indirme-bindirmeye dahil olma gibi bugün pek rastlanmayan zorluklarını saymıyorum bile. çevre ve yol güvenliği bana kalırsa en önemli sorunlardan biri.

ben bunu biraz şuna benzetiyorum; arkeolojik kazılar dışarıdan çok romantik görünse de, yaşam koşulları, psikolojisi, insan ilişkileri falan aşırı berbattır. her sezon sonu, bir daha öpseler gitmem dersin. sonra nisan sonu-mayıs başı pencereden ot kokuları gelmeye başlayınca elin kaşınır; oo kazı sezonu da gelmiş diye. zorlukları, sevmeni engellemeyebiliyor yani.
+5
lil siztah
(11.04.26)
Resmi hesabı şöyle.tır 90 km ile gidiyor.günlük limit 900 km.buna detayına girmeden 3 pause verebilirsin.ilk hafta sonunda 24 saat boş yapmak zorundasın,ikinci hafta sonunda 45 saat istirahat mecburi.böyle teoride ayda 20000 km mümkün gözüküyor ama realitede biz bir tırı aylık 10000 km hesaplarız.bu rakamın üstü iyi bir aydır.yıllık 120.3 yılda 360 ve tırı satarız.

Şöförlük gerçekten zor meslek.her sabah uyandığında gitmek zorunda olmak kolay değil.misal benim için imkansız ama benim muhatap olduğum yüzlerce şöförden bir kısmı için mecburiyet,bir kısmı aşkla şevkle,bir kısmı kaptan şöför edasıyla,aile mesleği olan gibi.misal nolu kaynaşlıda erkek nüfusun yarısından fazlası tırcı.

Dediğin gibi yola terapi gözüyle bakanda var,delirende.bizim 3.ülke seferlerimiz var,avrupadan başlayıp kazakistan horgos kapısına teslimat,8000 km.adamın gidip geri gelmesi kısa dönem askerlik gibi.

Nasıl dayanıyorlar kısmı çok uzun ama kabinde güzel konfor olması önemli,dolabını sevdiği yemeklerle doldurur ki kapak açınca yemeklerini yapıp birbirlerine yalan söyleyebilsinler.gittikleri yerde eğlenip dinelenebilecekleri park yerlerini tercih ederler ,kollu makinede varsa kralsın,bütün harcırahı ona atarlar:)

Şimdi çıkıyorum devm ederim ben buna.
+6
duptıs
(11.04.26)
2-3 sene yapıp bırakıyorlar. Uzun süre yapılabilecek bir iş değil. Birikim yapmak için ideal bir iş.

Nasıl yaptığına gelirsek de bol kahve ve enerji içeceği ile dayanıyorlar. En sağlıksız işlerden biri.
-1
runaway
(11.04.26)
Dayım en aşağı 20 senelik tır şoförü çocukken bir kez de ben onunla yola gitmiştim. Bir kere aşırı sıkıcı, yol önünde gidiyorsun gidiyorsun gidiyorsun. Sonu yok. Ben çocuk aklımla konuştuğumda en büyük sorunun ne kadar sürsem de varamayacak gibi hissediyorum en çok bu his sorun demişti. Kendisinin sağlık sorunu bildiğim kadarıyla yok. Şaşırtıcı şekilde de fit birisi ve gayet fazla yer. Bence esas motivasyon o kadar zor rezil işler var ki bu işi yapmak kötünün iyisidir. Bir mesleğin yoksa el mahkum.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(11.04.26)
@runaway, bu dediğin kuzey amerika için geçerli olabilir ama türkiye'de hiç zannetmiyorum abi ya. maaşlı çalışıyorsan para biriktirmeyi geçtim memur kadar bile almıyorlar diye biliyorum. ha tecrübelisi alıyordur ama orada da 2-3 sene çalışıp para biriktirme kısmı patlar.
0
🌸der meister
(11.04.26)
tehlike ve sorumluluk algıları senin gibi değil. o kadar ince detay düşünmüyorlar daha çok bilinçaltı tecrübeleri ile tırı sürüyor ve dediğin kadar düşünsel olarak yorulmuyorlar.
0
orpheus
(11.04.26)
Büyük bir kısmı (bkz: kas hafızası)
+1
etna
(11.04.26)
Geldim devam edeyim.

Burada değinende olmuş bu işin en güzel yönü başında kimse yok.arabada imparator sensin.süreli farklı ülkeleri görüyorsun ve nerede ne yapabileceğinle ilgili bilgi alabileceğin binlerce arkadaşın var.güzelce yer içer eğlenirsin.eskiden iletişim olanaklarıda ,araç tekenolojileride sınırlıydı ama şimdi internetin,uydu antenin,fırının,buzdolabın stüdyo daire gibi takılabiliyorsun.bugüne baktığımızda eğitim seviyeside eskiye göre oldukça yüksek.tırcılığa bulaşan adamda gidip başka iş yapsada sonunda buraya geriye dönüyor.avrupa kazançları 2500-3500 euro arasında türk şöförde asgari ücret artı sefer ücretleri alıyor,bu aralar baskılı euro kuru yüzünden çok iyi değil ama genelde euro/dolar sefer ücretleriyle türkiyede yapabilecekleri işlerden daha fazla ücret alırlar.ekstra gelir yaratma olanaklarıda var,onlara burada girmeyelim ama tır filo sahiplerinin çoğunluğu eski şöfördür.

Yolda hiç bir şey yapmadan duran adamda var,uça uça eğlenebileceği parka koşanda,kabinde kitabını okuyanda var,kabin arkasında bisikletini indirip gezinende var.azda olsa karı-koca çift şöför çalışanda var.iki kardeş vardı misal 3 yılda 650000 km yaptılar.çok sevdiğim trakyalı birtanesi var görsen direk salon adamı,gittiği her yerde ilk sorusu dans kulübü nerede oluyor.gider şarabını alır dans edenleri seyreder.

Yukarıda da demiştim neredeyse bütün hayatım nakliye ve dış ticaretle geçti,son 10 yıldan fazladır ağırlıklı avrupa kara nakliyesi,kargo çalışıyorum ama tır kaç vites onu bile bilmem.yakın varlıklı bir arkadaşım var o da çıkıp yanıma gelir kafa dengi şöför buldumu yanına oturup tır nereye gidiyorsa oraya gider.

Soruna gelirsek bu sevmeden yapılabilecek bir iş değil.o tıra bindiklerinle 10 larca yıl çalışacaklarını bilerek biniyorlar.dediğin gibi zamanla delirseler bile bu bir süre sonra normalleri oluyor ve sabit duran insanlarla geçinemiyorlar.oradan bakınca 25 sene mahalledeki dükkanı beklemekte delirtir adamı,her sabah kalkıp işe gitmekte.
+3
duptıs
(11.04.26)
Hayalimdeki mesleklerden biriydi. Bizim ailede çok var. Yurt içi yurt dışı Avrupa çalışıyorlar iyi de kazancı var
0
Hallegadola
(11.04.26)
bunu tolga karel'e sorsana delikanlı hehehehe
+1
parka
(11.04.26)
Babam tır şoförü ve ondan biliyorum, tamamen @etna’nın dediği gibi. Uzun yolda hipnotize oluyorsunuz. Tek yaptığınız şeridi takip etmek. Bayram seyran olmadığı sürece yollar bomboş zaten. eee tırla 90’u geçemediğiniz için tepki sürenizin çok hızlı olmasına da gerek yok.

Uzun yol kısmı (Bayram trafik vs hariç!) çok rahat aslında, zaten vaktin büyük kısmı burada geçiyor. Buna ek, şu evrak gümrük işleri de çok uzun sürüyor. Limana bir gidiyorsunuz mesela, yeri geliyor on saat bekliyorsunuz. O sırada gezmeler falan.

Asıl yorucu kısmı ise; manevra, şehir içi sürüş. Buralarda çok aktif olmak gerekiyor.

Sevmeden yapılacak iş diye bir şey yok bence, iş yani. Sıvacılık işi, ağır nakliye kargoculuğu (beyaz eşyaları sırtlayıp taşıyanlar) yapanların işi daha zor bence.
0
substituent
(12.04.26)
Hocam kurduğun senaryo ets2 tır şoförlüğü senaryosu olmuş. Hatalı.
Tır şoförlüğü olan alakam sülalemde yıllardır tır şoförü olan kişiler olması ve ets2 bağımlısı olmak düzeyinde. Öyle bu işin profesörü falan değilim ama bildiğim şu: uzun yolda en konforlu kara taşıtı belki de tırdır. Tıra yolcu olarak binmişliğim var. Hakikaten çok konforlu şeyler. Ve uzun yolda araç kullanmak, araç kullanmanın en rahat versiyonu. Şeridini takip ediyorsun, sürüş deneyimin de varsa beynin yol takibini otomatik olarak yapıyor zaten. Yorgunluktan baygınlık geçirecek kadar kötü durumda değilsen herhangi bir problem yaşamıyorsun. Hatcbak düşük motorlu Manuel araçla edirne'den Erzurum'a kadar gitmiş biri olarak söylüyorum bunu. Aynı yolu tırla gitsem yorgunluğum yüzde 90 daha az olurdu diye tahmin ediyorum. Hah ne diyorduk ets2 şoförü gibi devamlı araç kullanmıyor ki tır şoförü. İş çıkmadığı zamanlar var, yolda değil yük indirme/bindirme evrak için boşta beklediğin gezdiğin,dinlendiğin zamanlar var. Var oğlu var yani. Yani evet şoförlük yıpratıcı bir meslek ama yazdığın gibi de değil.
+1
wilhelmwasmuss
(12.04.26)
tespitler inanılmaz doğru. tır şöförleri inanılmaz zor bir iş yapıyorlar. günde 9 saat araç kullanıp araç içinde uyuyorlar. araç içi havasız. çok sayıda tır şöförü aracını ısıtmaya çalışırken zehirlenip ölüyor. belki trafik kazasından bile çoktur.

kendi adına çalışanlar fena para kazanmıyor. ama maaşlı çalışanlarınki tam sefillik.

bu insanların hallerini eve geldiği zaman görmeniz lazım. bir enkaz olarak tam tükenmişlik haliyle kendilerini eve zor atıyorlar. düzgün bir yatak bulunca bir tam gün civarı uyuyor çoğu. aile hayatı zaten gidik; özellikle doğu tarafına (özbek, kırgız, vs) çalışanların ayda bir eve uğraması sıradan.

önceden daha da kötüymüş; dayanabildikleri kadar giderlermiş çünkü saat sınırı yokmuş. şimdi en azından takograf falan bir şeyler var da, iyi kötü dinleniyor insanlar...

çok zor iş, yapanlara kolaylıklar ve sabır diliyorum...
+1
babilfish
(13.04.26)
eskiden zormuş. şimdi ise adeta bir karavan oldu kayon ve tırlar. sürüş konforu en mükemmel bu araçlarda. çay kahve yemek yapabiliyorsun. rotanda farklı farklı yeme içme mekanları var. para biriktirmek çok kolay. yurtdışına gidenler özellikle alkol falan da getirip satıyorlar. adres arama derdin yok navigasyon hallediyor. internet sağolsun çor çocuk eşle her an irtibattasın. bir çok şoför youtube tiktok gibi mecralarda canlı yayınlar yaparak hem eğleniyor hem de para kazanıyor. çapkınlık, kaçamak falan sevenler işlerini tertemiz hallediyorlar. ücretler ortalamanın epey üstünde oluyor. mal boşaltma yükleme zamanları serbest zamanlar. çık gez denize gir, şehri dolaş uyu ne istersen yapabilirsin.
0
ground
(13.04.26)
(9)

business casual giyenlere bir ayakkabi sorusu

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi? bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine? 1. https://www.intersport.at/p/on-cloud-x-4-laufschuhe-iat.on.3we3007.4
giyimde spor ayakkabi ile kombinleyenler, ne tür spor ayakkabi seciyorsunuz? daha renkli mi, yoksa mümkün oldugunca düz, sadece siyah ya da sadece beyaz gibi mi?
bu ayakkabilardan sizce hangisi daha iyi olurdu böyle bir kombine?

1. www.intersport.at
2. www.on.com
3. www.intersport.at
4. www.on.com


yoksa hepten dümdüz siyah bir model mi olsa iyi olur?
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.04.26)
bunlar çok spor. o delikli tabanlar çok spor hava katıyor. business casual altında giyildiğini görsem yadırgarım açıkçası. daha çok aşağıdaki tipleri öneririm.

www.adidas.com.tr
+1
galahad reloaded
(11.04.26)
bunlar kosu ayakkabisi degil mi? galahad'in dedigi gibi duz taban sneakerlar giyiyorum kanvas pantolon altina.

koyu renk pantolon altina genelde acik renk beyaz, gri giyerim.
0
antikadimag
(11.04.26)
Şu tarz daha uygun bence

derimod.com.tr
0
ekimoloji
(11.04.26)
bunlar kapkaçcı ayakkabısı.
0
runaway
(11.04.26)
Ben geçen şunu aldım benim çok hoşuma gitti business casual havayı çok iyi veriyor bence

www.adidas.com.tr
0
substituent
(11.04.26)
herkese tesekkürler.
substituent ve galahad, bunlar benim de aklima geldi, hatta evde de iki cift benzer ayakkabim var daha yepyeni. ama cok sikildim bunlardan ya. adidas 2000'lerin basindan beri hep ayni modellerde üretiyor, artik gözüme plastik terlik gibi geliyorlar.
daha baska tavsiyeleriniz varsa onlara bakayim.

@runaway, kapkaccilar iyi kosar bunlarla lol :D
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.04.26)
tanımladığınız tarza, bu ayakkabılardansa, daha klasik markaların (clarks, ecco, geox, legero vd) üstü klasik, tabanı spor olan modelleri yakışıyor bence. üstü şık bir deri kesim olunca mesela, tabanının beyaz köpükten olması batmayabiliyor.
0
lil siztah
(11.04.26)
pantolonum siyahsa siyah ayakkabı, açık renkse açık renk ayakkabı giymeyi seviyorum. bazen monokrom kıyafetin altına tamamen renkli ayakkabı da oluyor ama tek seçimim olacaksa nötr bir ayakkabı seçerdim sanırım. adidas'la ilgili cevabını gördüm ama mağazaya gidip bir "adidas japan" serisine baksana, birkaç model var. ben bir tanesine bayağı tutuldum. işçiliği ve derisi çok iyi. insan eline alınca bir hoş oluyor. bence gazelle, samba, ve spezialden çok farklı. çok daha hafif, narin ve kaliteli.

yukarıdakilere ek olarak veja, onitsuka tiger mexico 66, camper, ve birken'in ayakkabılarına (bunlar sneaker değil biliyorum) da bakardım.

bu arada ilk linteki on'u bir kadının ayağında gördüm, etekle şık duruyordu. seçeneklerinin arasından onu seçerdim.
+1
eileengray
(11.04.26)
Tam aradığınız spor ayakkabı değil sanırım ama ben Vans giyiyorum.
0
peki madem
(11.04.26)
(11)

Arabaya birikimin ne kadarı ayrılmalı?

ya ben lan neyse
kendilerine ulaşım için araba satın alan kişiler birikimlerinin ne kadarını araba almaya ayırıyor? yarısı? yüzde 10'u?bir de insanların tahmini olarak ne kadarı ev almadan araba almaya yanaşmıyor?
kendilerine ulaşım için araba satın alan kişiler birikimlerinin ne kadarını araba almaya ayırıyor? yarısı? yüzde 10'u?

bir de insanların tahmini olarak ne kadarı ev almadan araba almaya yanaşmıyor?
0
ya ben lan neyse
(09.04.26)
hedef
otomobil sahibi olmaktan ziyade birikim yapmak olmali.

ihtiyaç oldugunda
toplu tasima,taksi,kiralama imkanlari degerlendirilmeli,

otomobil sahibi olmanin bir maliyeti oldugu kadar bunu elinde tutmaninda maliyetide oluyor ve gerçekten lüks.

suan güzel bir araç 2 milyon ise,
bu paranin yillik deger kaybi hiç olmazsa 300 bin.
ve bu aracin yillik masrafi 50 ila 100 bin arasi.
0
designer
(09.04.26)
ne kadar az o kadar iyi tabi ama %20-30 sınırını aşmamalı. gözden kaçırılan konu aracı alınca iş btmiyor. kasko, sigorta, mtv, bakım, yakıt derken yıllık en az 150k masraf eklenecek. ilk anda göz çok gelmeyebilir ama bir aracın 5 yıllık kullanımında bu epey bir para ediyor.
0
orpheus
(09.04.26)
ne kadar paran var ona bağlı. tamamını da ayırabilirsin. 500 binin var diyelim. yarısını mı ayırcan? aksine insanlar genelde 500ü de koyup kalanı kredi çekerler.
ama 10 milyon varsa hepsini arabaya gömmek mantıklı değil tabii ki.

belli oranı olamaz bunun
0
jelly bear
(09.04.26)
bence lüks araba gereksiz. kmsi az vw golf ya da toyota bir araba is görür. sana sorun cikarmamasi önemli.

eger bu arada senin yillik kazancini asiyorsa ben olsam paramin yettigi kötü arabayi almak yerine hic araba almamayi tercih ederim. kmsi fazla sorunlu bir arabayi ucuza alsan da cikardigi masraflar sana zarar verir. eski arabalar da kmsi az olsa bile eski teknoloji oldugu icin daha yakiyor falan ne gerek var.

benim arabam yok bu arada dkfj ama mantikli oldugunu düsündügüm seyi söylüyorum.
bu dedigim büyük sehir icin gecerli. toplu tasimanin kötü oldugu bir yerde yasiyorsan mecbur arabayi alicaksin. en azindan iyisini al da cok ugrastirmasin.
-1
Purple life
(09.04.26)
çoğunluk birikim üstüne krediyle alıyor iyi bir araç almak isterse. araba alıp üstüne para arttıracak kadar birikim yapmış olanlar azınlık. araba yine birçok kişi için amaç. bir sürü insan işini gören araçları varken biraz para biriktirince imkanı olunca model yükseltiyor keyfi olarak.

benim de birikimim filan yoktu hatta eksideyim bankalara borç var ama 250k'lık araba aldım. bu durumda atıyorum borç 300k ise -83% oluyor eksi yüzde de garip yani matematiksel bi sonuç var da mantıklı bi veri elde etmiyoruz.
+1
konetsu
(09.04.26)
Henüz ev almak için krediye girmemişse birikiminin sıfır olduğunu düşünmeli kişi. Arabası olmazsa ölecek hastalığına tutulmadıysa, iş için veya işe gitmek için mecburi değilse, olmadan da bir şekilde yaşıyorsa kimse araba almamalı.
İlle de alacağım diyen de kolayca satabileceği ve fazla değer kaybetmeyecek bir araba almaya dikkat etmeli, ekspertizi de Tarcanlar oto ekspertizde yaptırmalı.

Araba almayı düşünen kişiye (yani size ) ufak bir ricam/sorum var. Alacağınız araba size bir yılda tahminen kaç liraya mal olacak?
MTV, sigorta, kasko, periyodik bakım, lastik değişimi, benzin, otopark vs.


Not: tüm bu söylediklerim elbette çok yüksek geliri veya varlığı olan birisi için geçerli değil ama o kişinin aklında zaten böyle bir soru olmaz.
-1
michael_knight
(09.04.26)
Fazla düşünme. Sana muhafazakar arabası olan sitroen saxo gider
0
runaway
(10.04.26)
ev almadan once iyi kotu bir araba hayati kolaylastirir. zaten turkiye'de bakim ve yedek parcalar ucuz.
0
antikadimag
(10.04.26)
önce araba alıp, tekrar birikim yapıp üzerine arabayı da satıp ev alınılıyor genelde.
0
duyuruuser
(10.04.26)
"ayağını yerden kessin, seni istediğin lokasyona götürsün yeter" mentalitesi ile müthiş bir keyfi ıskalıyor insanlar. onlardan olmak zorunda değilsen , olmamalısın. En azından keyifli, güçlü , yakışıklı bir otomobil çok fark yaratıyor. illa çok pahalı olmak zorunda değil. çok uygun fiyatlı alternatifler de oluyor.
-1
loch ness
(10.04.26)
Anadolu'da insanlarda önce araba alınır sonra onu peşinat yapıp ev alınır gibi bir kafa var. Enflasyon ortamında mantıklı bir kafa. Elindeki nispeten değerini koruyacak. Krediyle alındığı için kredi borcun enflasyona yenilecek. Onun için kredi ödemelerini düşünerek alıyor insanlar, birikimin %x'ini arabaya ayırayım demiyor da ödeyebileceğim maksimumu ödeyeyim, nasılsa ödemeler sabit kalacak.
0
gabe h coud
(10.04.26)
(14)

Çaresizliğime bakar mısınız?

artıküyeolmakistiyorum
Sizce işe yarayacak mı?https://i.hizliresim.com/9kjdn0e.jpg
Sizce işe yarayacak mı?

i.hizliresim.com
-5
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
ya üzgünüm ama insanlar en basinda apartmanda yasayabilecek sosyal bilince sahip olsalardi zaten gecenin bir yarisi kapilari carpmazlardi.
deneyebilirsiniz. bir süre belki ise yarayabilir ama maalesef insanlari egitmek cok zor. bir süre sonra gene eski hallerine dönerler.
-1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(09.04.26)
Bu üçüncü komşu şikayetim.
Alt kat son ses+++++ açtığı için ben evin içinde TV sesini duyuyordum 2-3 kez ev sahibine+yöneticiye şikayet ettim çözüldü.

Üst kattaki davar bam güm topuklarini vura vura yürüyor onu kısmı çözdük bazen hala devam ediyor. Duvara bir şeyler vuruyor yere sürekli bir şeyler dusuruyor ve bu davarda kapı çarpıyor. Tekrar şikayet için biraz zaman geçmesini bekliyorum.

Yan daire bu notu yazdığım. Bu da 1 hafta oldu tasinali, eşyalı eve taşındı yani o da kiracı ve bu avantaj. Bayan mi erkek mi bilmiyorum. Bakalım ne olacak
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Yazıyla birlikte kapı süngeri ve wd40 alın hepsini birlikte bırakın.

İnsan olan anlar. tabi *İnsan olan*
0
authorize
(09.04.26)
Bina sıfır ve kapılarda dil sorunu var ağa benim evde de öyle ya kapı carpacaksın ya da biraz güç kullanıp çekerek kapı kolunu bırakacaksın. Tabi kim uğraşır kapı kolunu çekmekle. Davaroglu davarlar
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
not yerine başka bir sebeple denk geldiğinizde yada yemek gibi bir şey ikram ettiğinizde durumdan bahsetmeniz daha şık olur. ayrıca teşekkür etmek, rica etmek üstün asta yaptığı işlemlerdir, illa not yazacaksanız buna da dikkat etmelisiniz.

derdinizi nasıl anlattığınız çok önemlidir. mesela;

kapıları çok sert kapatıyorsunuz
ile
binadaki yalıtım yetersizliği nedeniyle normal şekilde kapıyı kapatma sesi bile rahatsız edici olabiliyor

arasında ciddi fark var.
+1
yap desem yapmazsin he
(09.04.26)
Ben rica da ederim teşekkür de ederim yeterki şu davar laftan anlasın. Ayrıca sadece gece yatmaya geliyor gibi çünkü sadece gece ve sabah 6:30da sesi var yani kapı çarpma sesi

+++ Binada ses yalıtımı var başka ses duymuyorum sadece böyle davar sesleri yani topuk vurma, kapı çarpma, yere eşya düşürme vs
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Gençten bir cocuk ve annesi yaşıyormuş.
Atarlandi birazda not yazmak neymiş. Ulan benim bu konuda travmam olmasa öyle sesten rahatsız mı olurum. Neyse bunlar ses yapmiyormus üstteki davardan geliyormuş ses o kesinleşti

+++ Tabi belli de olmaz alt kattaki de bizim TV'nin sesi yüksek değil diyordu. Neyse bildirmiş olduk en azından
0
🌸artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
kapı hidroliğini ayarlamayı deneseniz. youtube da videolar var. ince bir ayarla belki düzelir. tabi kapıyı çekerek çarpacak kadar davar değilse.
+1
my fault
(09.04.26)
Bence işe yaramayacak. Konunun tarafı olmamama rağmen bu not beni gıcık etti. Kapıları daha da hızlı çarpsın istedim içimden. Hele de isimsiz olması en sinir edici kısmı.
Sonuç almak istiyorsanız tonunuzu veya yönteminizi değiştirin, inatlaşmaktan keyif alıyorsanız böyle devam.
0
michael_knight
(10.04.26)
Bıçaklanmazsan iyi.
0
runaway
(10.04.26)
ben üsttekini yönetici aracılığıyla uyardım diye, bize söyleyemiyor musunuz demiş eşime bi de arabama otoparkta hasar geldiği zaman. ben yoktum allahtan sonradan öğrendim. ve de hala ekseriyetle geceleri yatak odasında sandalye şifonyer falan çekiyorlar. emekli eğitimli çift bi de.

nisan mayıs yazlığa gidiyor diye sabrediyorum ama uyanırsam lap diye kalorifer borusuna vuruyorum.

henüz karşılaşmadık ama suratına söyleyip tartışacağım görünce, eşime böyle demişiniz diye. eğitimli cahiller ayrı oluyor. bizim insanımıza yumuşaklık naiflik falan işlemiyor. gerekirse siz de kapı çarpın.
0
kveldulv
(10.04.26)
temel problem kötü yalıtım gibi. adam çok sert kapatmıyor olabilir. yine yalıtımda maliyetten kaçılmış bi binada kapılar da kötü olabilir sert kapatmak zorunda kalıyor olabilir vs. dil ayarı problemli diye de kendin yazmışsın. benim de mutfak ve tuvalet kapıları kasaya sürtüyor ve sert kapanıyordu matkapla kum zımpara aparatı kullanıp zımparalamam gerekti, salondakinde menteşe ayarı yetti. herkes anlamaz/uğraşmaz. daire kapısı da sert kapanıyor, kolu bastırsam bile hem kasaya sürtüyor hem kapının alt tarafı kırık. sessiz kapanmıyor kolay kolay. dışarıdan kapatırken kolu bastırma şansın da yok mecbur vuruyorsun.

bir de topuzlu kapı kollarında odadan çıkarken kapıyı kilitlemek için önce içeriden düğmeye basıp kapıyı çekmek zorunda kalıyorsunuz bu durumda da sert kapatmak zorunda kaldığım oluyor.

ama temel problem yalıtım işte. mesela pcde dizi film vs. izlerken eski evde komşu şikayet ediyordu buraya taşındığımdan beri yıllardır sorun yaşamadım. özellikle de sordum komşuya, yani çekinip söylememe durumları yok. ilkokula giden çocukları var ben de onlardan gürültü duymuyorum. gece yarısı elektrik kesilse balkonda jeneratör çalıştırıyorum ondan bile rahatsız olan, duyan şikayet eden olmuyor. ilk geldiğinde saatlerce break-in yapmak için aralıksız çalıştırdım kesinti vs. yokken sorduğumda sesini hiç duymadıklarını söylediler :D çalıştırdığım balkonla oturduğum salonu tek duvar ayırıyor, ortak duvara rağmen ben bile zor duyuyorum.

şu durumda çok ses gittiğinin farkında bile değildir büyük ihtimalle, gayet normal şekilde kullandığı kapıların sesinin yalıtımsızlıktan dolayı ne kadar rahatsızlık verdiğini bilmiyor olabilir. kapılarda sorun da yoksa belki dikkat edebilir. ama gelip burada hemen yok sosyal bilince sahip değil vs. diye tanımadığı biri hakkında hüküm vermek yanlış. önce müteahhite sövün.

eski evde 6%'da kullandığım ses sistemi gece 12den sonra kapatmazsam rahatsız ediyordu burada 10% seviyesinde sabahlayabiliyorum. bina kalitesi temel problem. hele yeni taşınmışsa eski evinde yalıtım bu kadar kötü olmayabilir.

ben eski evde yine bisikletle kardiyo yapmak için olan trainer denen aleti de kullanamıyordum rahat rahat. gece filan değil gün içindeyken bile şikayete geliyordu... burada 7-24 ne zaman istesem kullanabiliyorum aynı aleti.

sen burada son ses demişsin ya bi komşun için. bana eski evde komşu öyle dediğinde son sesi bir kez gösterdim kendisine anlasın diye ne kadar kısık kullandığımı :D eski evde son sesi açınca dairem 2. katta olduğu halde bina giriş kapısının camlarını titretiyor bütün bina yankılanıyordu. uzun süre göstersem 5. kattakiler de gelirdi herhalde :D
muhtemelen o komşunuz da gayet makul seviyede bir ses açıyordur. desibel sınırını aştıklarına eminsen git polise şikayet et. ama onlar sınırı aşmıyorsa kötü yalıtım veya senin hassasiyetinse kendi dairene yalıtım yaptır başkasını kısıtlama hakkın yok "yasal sınırı aşmadıkları sürece" topuk vurma eşya düşürme filan duyulmuyor yalıtımlı evde. veya benim komşu yıllardır hiç salonda eşya düşürmedi?

bir tek arada gece çamaşır makinesi sesi geliyor üst kattan ama o da çamaşır makinesinin olduğu tuvaletin havalandırma menfezinden geliyor, evin gerisinden duyulmuyor.

sen diyorsun ki tv sesi duyuyorum, kapı sesi duyuyorum, eşya sesi duyuyorum, topuk sesi duyuyorum, farklı farklı birçok komşumdan şikayetçi oldum ama binada yalıtım var tüm komşuların sorunlu :D alttan üstten sağdan soldan her sesi duyuyorsun herkes davar tek normal sensin evet.
+2
konetsu
(10.04.26)
sikinti binada +1

seneler once 3. kat bir daire tuttum, sifir binaydi. yerler parke.
tek basima kaliyorum, yuksek sesle muzik dinlemem, evde parti yok, dogru durust misafir bile gelmedi. Sessiz sakin kendi halimde takiiyorum. Neyse 2-3 ay gecti kapi caldi actim.
Alttaki komsu, evde cocuk mu var biri kosturuyor falan diyor, dedim yok tek kaliyorum, inanmadi. Dedim gir bak, girdi etrafa bakti falan kimse yok. :)
Surekli yurume sesi uyuyamiyoruz falan dedi, cocugunun kulagi cok hassasmis, ders calisamiyormus vs. OK dedim hallederiz, gittim hali aldim 2-3 tane. Saga sola serdim.
1 ay gecmedi, yine geldi. Valla dedim yerler parke, ben de hafif bir adam degilim iriyim 90 kiloyum, aha bak yerlere de hali serdik gittim bir suru para harcadim ki hali sevmem. Peki dedi gitti.
1 ay sonra tekrar geldi, yine zirliyor, sert bir sekilde sittir ettim bu sefer kendisini sonra bir daha gelmedi.

bana biri boyle mesaj biraksa, iplemem herhalde. gelip kapima insan gibi anlatsa daha hosuma gider dinlerim. ama binanin yapisal sikintilari ile ilgili yapacak bisey yok.
0
cooperr
(10.04.26)
yap demezsem yapmazsın he çok güzel yanıtlamış. bence de öyle yapın. bana böyle not gelse kusura bakmayın der ve dikkat ederim ama içten içe sinir olurum. bir de çok sürdülebilir bir şey değil devamlı insanın evinde aman kapıya dikkat edeyim diye tetikte olması, diken üstündeymiş gibi. zor.
0
deartheodosia
(04.05.26)
(56)

Eşimin dengesiz tavırları hakkında

sacrilegious
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordu
Yaklaşık 1 ay önce doğum yaptım, ailemden veya eşimin ailesinden herhangi bir destek alamadık ve tahmin edersiniz ki halüsinasyon görecek derecede uykusuzum. Eşimin bu süreçte elinden geleni yaptığını düşünüyordum ve devamlı desteği içşn kendisine teşekkür edip iyi bir eş ve baba olduğunu söylüyordum. Gerçekten bazı günler öğlearası işten eve gelip çorbaydı ütüydü öyle şeylerle uğraştı yani. Hakkını yiyemem diye düşünüyordum. Çok yorulduğunu biliyorum ama bu süreçte sadece ikimiziz ve bebişte kolik sancıları başladı asla uyumuyor sürekli kucakta olmazsa ağlıyor vs günde 3 saat bile uyuyamıyorum 10dkdan fazla oturamıyorum inanılmaz yoruluyorum.

Canımı sıkan şey şu: dün iki kedimizden biri eşimin elini çizmiş ben de bunu duyunca diğer odadan seslenerek dedim ki ha evet geçen hafta konuşmuştuk bu hafta onların da vet.e gitmesi lazım tırnaklarını da keserler dedim tamam diye seslendi sonra duymayacağımı düşünerek sikecem kedisini de falan filan diye koridorda sinirli sinirli bi şeyler söyleyip pat küt bi şeylere vurarak yürümeye başladı.

Bugün de o işten gelince bebişi yıkadık falan dışarıdan yemek söylemiştik ama yiyemedik soğudu. Bu arada ben bebeği sakinleştirmeye çalışırken işle ilgili bi telefon gelmiş biri onun görevi olmayan bi şey için ona fırça mı ne atmış sinirliydi. Bana sen geç uyu biraz istersen dedi. Ben de öğlen yanlışlıkla mama termosunu açık bırakıp yatağa koymuşum alez dahil herşey ıslandığı için Çarşafları vs kaldırmıştım ama temizleri sermeye vakit bulamadım. Yatak nevresimsiz olduğu için dedim ki yardım edebilir misin nevresimi serelim. Dikişlerden dolayı yorgan ağır gelecekti bi de ıslak falan. Bir anda oflayıp yine söylenmeye başladı sanki demişim ki hadi kuştüyü yastıklarımızı kabartıp yatağımıza ipek nevresimler ütüleyip serelim. O sinirle yorgana geçirirken nevresimi cart diye yırttı. Şaka değil. Yani böyle yırtıyorum diyerek yırtmadı. Bir ucundan ben tutarken çekti ve sonra parmağım takıldı özür dilerim dedi. İşte bu hareketleri beni çok korkutuyor ama bir anlam da veremiyorum. Hem her sabah bana yiyebilmem için sandviç meyve falan hazırlayıp işe öyle gidiyor hem de yapılması gerekn bir şeyi söylediğimde bir anda aşırı gerilmesi bi şeylere vurması falan beni çok geriyor. bi şey istemeden önce elli kez düşünmek zorunda kalıyorum acaba bunu istesem yine sinirlenir mi diye. Bu yaşadığımız nedir? Ben mi abartıyorum. Söylediğimde ben de insanım yoruluyorum falan diyor. Yine de normal mi bu? Siz olsanız napardınız? Çözümü var mı merak ediyorum.

Teşekkürler
-6
sacrilegious
(08.04.26)
hareketler bana dengesiz gibi gelmedi. o da sen gibi yorulmuş ve bunu da sana söylemiş zaten. o sana yardımcı olmaya çalışıyor anladığım kadarıyla, sen de onu darlama boşuna.
+14
osssy
(08.04.26)
bence sebebi de cözümü de belli.
sadece siz yorulmuyorsunuz. o da yoruluyor.
yardimciya ihtiyaciniz var. eve gelip haftada bir nevresim degistirsin, ütü yapsin, banyoyu mutfagi ciflesin.
annenizi ve kayinvalidenizi ayarlayin, haftada bir yemek getirsinler.
isten ögle arasi cikip eve gelip yemek yapan adamin asabinin bozulmamasi mümkün degil. robot mu bu?
aileden destek almamak övünülecek bir sey degil. aileyi sömürmeyin elbet ama destege ihtiyac duyulan anlarda bunu dile getirebilmek gerek.
+14
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.04.26)
herkes çok yorulmuş.
destek lazım. çocuk kolay iş değil. ailelerden destek isteyin.
+6
jelly bear
(08.04.26)
ikiniz de yorulmussunuz. normaldir. o surec biraz sancili geciyor. bence yapilacak en onemli sey esinizle bu durumu konusmak. tabii boyle duzgun bir iletisiminiz varsa...
0
Sour
(08.04.26)
Aile büyüklerine muhtaç olmayan, evinde aile büyüğü istemeyen kişilere kulak asmayın, aile büyüklerinden yardım isteyin.

'Dengesiz tavır' sözü kulak tırmalıyor. İşyeri sorunlarına rağmen çok gayret ediyor. Siz de yoruluyorsunuz, tamam da, daha anlayışlı olun karşılıklı.
0
Mirket
(08.04.26)
Allah allah, okuyunca ben de adamın neden mutsuz olduğunu anlamadım. Bence herkesin hayalinde öğle arasında eve gelip ütü yapıp sonra tekrar işe dönmek, akşamına da nevresim geçirmek vardır. Çok garip. Beyefendinin adı Dobby mi bu arada?
+1
huladancer
(08.04.26)
Ikiniz de cok yorgunsunuz gibi geldi.

Bir de erkekler sunu yap bunu yap denmesinden hoslanmiyor. Yapamiyormussun gibi yapicaksin, rica minnet edeceksin falan. Paşalara öbür türlü emir gibi geliyor.
-5
Purple life
(08.04.26)
Bunu yazana kadar sürekli her şeye koşturan adamla oturup konuşsan bu kadar vakit kaybına gerek kalmayacakti.
+4
artıküyeolmakistiyorum
(09.04.26)
Bazı cevapları anlayamdım. Napmam bekleniyor mesela? Heralde eşim yorgun nevresimsiz yatayım demeliydim. Bilmiyorum yani aileler kendi derdinde ve evde sürekli bi şey yapılması gerekiyor, dev bir task list var tüm gün. Haftalık temizliğe gelen bir abla vardı ama tam zamnlı işe girmiş doğum yaptığım gün.

Eşimin yorgunluğunu gerçekten anlıyorum ama herşeye bu kadar yardımcı olurken arkasını dönünce kedilere sövmesi ya da sinirden dolaplara vurması bana dengesizlik gibi geliyor. Hiç yapmasın o zaman daha iyi yani
-13
🌸sacrilegious
(09.04.26)
Bence normal değil ya. Çözümü bilmiyorum. Onun bu hareketlerinin seni gerdiğini söyle. Dikkat edebilir.
-8
arbre
(09.04.26)
Hiç yapmasın daha iyi ise o halde ondan bir süre ev işlerinde yardım isteme ve dinlenmesini söyle. Problem çözüldü.
+2
osssy
(09.04.26)
Kolik bebeğe bakmak kolay bişi değil, başına gelmeyen anlamaz. İkiniz de yorulmuşsunuz, destek almanız lazım. Temizliğe gelen abla tam zamanlı işe girdiyse başka birisini ayarlayın. En azından temizliği ütüyü falan düşünmezsiniz. İlk aylar biraz zorluyor ama giderek kolaylaşıyor, bunaldığınız zaman bu dönemlerin geçici olduğunu hatırlayın
+8
kullanicadi
(09.04.26)
Eşini haksız buldum. Şöyle ki; yorgunluk meselesinde sen artı 9 ay daha fazla yorgunsun. Bu süreç hiç kolay değil; hormonlarından tut bütün mekanizmaların komple değişiyor. Bedenin yoruluyor, ruhun yoruluyor. Bir bebek taşıyorsun bedeninde.

Doğuma giderken ölüm riski sende mesela.

Doğum yapmışsın; dikişlerin var. Hareket kabiliyetin sınırlı. Oturamıyorsun, kalkamıyorsun. Bütün gün devamlı ağlayan ve asla susmayan bir bebek var. Sıkıldım, bunaldım, yoruldum deme lüksün yok.

Bir iş yaparken bir şeylere vurup, söylenmesi yanlış. Bir de lütfen artık erkekler iş yaptığında " yardım ediyor" cümlesini kurmasın kimse, çok rica ediyorum. Ayrıca görevi olmayan bir konuda, yapılan bir hata ya da her neyse kendisine fırça atıldığında patronuna ya da bu fırçayı atan her kimse mesela kedilere söylediği sözü o kişilere de söyleyebiliyor mu ya da iş yerinde bir iş yaparken sinirlenip sağa sola vurabiliyor mu? Cevap muhakkak ki " hayır" o zaman evde de yapmayacak.

Bu arada bebeğinize sağlıklı ve mutlu bir ömür dilerim.
+1
rock n roll
(09.04.26)
erkekler erkekleri koruyor diye düşünme. ben kadınım. bence adam gayet normal. bebek ve kolik deyince ben bile buradan gerildim. adam hem işe gidiyor, hem sana da gayet destek oluyor. arada yorulup öf demesi de hakkıdır. bebek ağlaması çok aşırı sinir bozucu bir ses. ben metrobüste 10 dk dayanamıyorum bebek zırlamasına. aşırı rahatsız edici bir ses.

bu dönemlerde alıngan olmamaya, kavga çıkarmamaya bakın ikiniz de. yoksa elinizde 1 yaşında bebenizle mahkeme salonunda bulursunuz kendinizi.

öfkesi, kızgınlığı size değil. sizden bıkmadı. bebekten de bıkmadı. sadece hem işe, hem size, hem eve, hem bebeğe yetişmekten yoruldu. iş yerinde de zaten onun görevi olmayan ek işler de yüklemişler. adam kaç parçaya bölünsün? taş olsa çatlar. siz de hormonlardan dolayı alıngan ve duygu yüklüsünüz. en azından normal mi dengesiz mi diye sorgulama yapacak bilinçte kalabilmişsiniz. gerçekten normal eşinizin hali.

ben aile büyüklerinden destek istemeyi doğru bulmuyorum. dinlenmesi gereken yaşta yaşlı başlı insanlara yük olmamak gerekir. kimse bedavadan yardım etmek zorunda değil. bence eve acilen başka bir yardımcı, gündelikçi bulun.

hem bazen de nevresimsiz uyuyun bir şey olmaz. bu yoğunlukta, yorgunlukta ve gerginlikte nevresim şart değil. uyduruktan bir çarşaf serin kenarlarını bile geçirmeden, yorganı da kılıfsız üstünüze atıverin. bu lohusalık döneminde titizliğin lüzumu yok. ikinizin de hali enerjisi yok zaten. bırakın dağınık kalsın. aranız bozulacağına ev dağınık kalsın cidden.
+1
art cat chocolate
(09.04.26)
Böyle konularda genelde kadınlar haklı olur ama siz bu kadar haksız çıkmayı nasıl becerdiniz hayret?
Bu adam da robot değil en nihayetinde iş stresi bir yandan kolik bebek bir yandan… sizi de uykusuzluk germiş belli ki. Yapabileceğiniz en mantıklı şey acilen bir yardımcı bulmak tabi imkanınız varsa.
+4
ekimoloji
(09.04.26)
Ben de hamileyim. Allah razı olsun eşim elinden geldiği kadar yardımcı oluyor. Yaşadıklarınız beni korkuttu yalan değil ama eşiniz de size bence gayet de yanınızda oluyor. O da yorulmuş ben de bunun anlıyorum. Bence bir büyüğünüzden yardım isteyin ya da profesyonel bir bakıcı ayarlayın yarım gün de olsa acil olarak
+2
Hallegadola
(09.04.26)
Bebek + kolik kelimelerini birarada duyunca ben bile duvari yumrukladim simdi. Bikac ay cok sancili gececek ama gececek <3 2. ayda bi rahatlama, 4. ayda bi rahatlama yuklenecek. Herkesin dedigi gibi birilerinden yardim almak gerek.

Hatta sunu soylim esin ortalamaya gore iyi durumda bile :') ev isi yaptigi icin demiyorum, bebekle ilgili de boyle gorunuyor. Verdigi hicbi tepkiyi ustune alinma. Ama boyle yapman beni uzuyor ya da strese sokuyor diye anlatmalisin. En azindan ne hissettiginizi anlatmaya alan acmis olursun
+4
üğpoıuy
(09.04.26)
Aileden destek alınmasını doğru bulmayan arkadaşlara sormak istiyorum, o halde aile neden var? Sadece iyi gün dostu mu bunlar?
Emekli insanlar. Haftada bir gün uğrayıp 3-4 saat evi toplasa, bir yemek yapsa, buzluğa köfte atsa emekliliğine de dinlenmesine de halel gelmez merak etmeyin. Aksine insanlar çocuklarına yardım edebildikleri için mutlu olurlar.
Çocuklarını sırtlarında taşısınlar demiyoruz ama bırakın da insanlar loğusalıklarında aileden toplum baskısı hissetmeden yardım isteyebilsin bir zahmet.
Ayrıca nevresimsiz yorgan kılıfsız falan iş geçiştirip yatmaları evin zamanla daha da batıp işlerin çığrından çıkmasına sebep olur. Gece çocuğun bezinden sızma oldu, nevresim de yok, ne yapacak kadın? Koca yorganı kuru temizlemeye göndermekle mi uğraşacak bir de? İş salmak iş yaratır.

Annenizi gündelikçi yapmayın elbet, ama söyleyin, haftada birkaç saat uğraşın. İşlerinizi görsün. Sadece ortalığı toplaması, bir kap yemek yapması bile hayat kalitenizde çok şey değiştirecektir. Bir de haftalık kadın tutun, evin temizliğini, ütü işlerini falan yapsın.
+3
alice in potatoland
(09.04.26)
Eşinize aşırı yük binmiş ve adam bunu artık mental olarak kaldıramıyor. Ona da alan açın. Çok iyi biliyorum sıkılmış bıkmış yorulmuş bir adam modu. Bu süreçte size ekstradan yük bindirecek işleri kaldırın. Önemlileri önceliklerindirin. Zaten hayatınızda olağanüstü hal ilan edilmiş mesela kedi bir ugraşınız olmamalı. Sahiplendirin gitsin. Yükünüzü hafifletecek destek alın Anne veya yardımcı olabilir. Adama yüklenmeyin zaten bir iş hayatı var kendi içinde stresi var. Rahat bırakın biraz. Yoksa babasız bebek büyütürken bulursunuz kendinizi
-7
limonlu eksi
(09.04.26)
eğer erkeklerin emzirme yetisi olsaydı, kadınlar emin olsun çocuğu erkekler emzirirdi. bu net bir tespittir. bu dönemin erkekleri yani bizler atalarımızın milyonlarca yıl kadınları ezmesinin cezasını çekiyoruz.
0
mikahakkinen
(09.04.26)
hemen hemen herkes aynı şeyleri yazmış. ben de bir baba olarak yazmak isterim.

eşinizin davranışları dengesizlik değil. erkekler de insan, bizim de duygularımız, sinirlerimiz var. evet anne 9 ay taşımmış, doğum yaparken ölüm riski falan ama biz burada sıkıntı yarıştırmıyoruz ki, sen çok sıkıntı çektin, senin hakkın, ben bir şey yapmadım o zaman sıkılmaya hakkım yok. böyle bir dünya yok.

bebekle, özellikle de kolik bebekle ilgilenmek oldukça yorucu ve sinir bozucu bir süreç. baba da bu süreçte epey yorulmuş ve sinirleri bozulmuş görünüyor. bunaldığı yerde pasif agresif bir şekilde, kimseye zarar vermeden kendi kendine söverek, kırıp dökmeden sağı solu yumruklayıp sinirini sıkıntısını atmaya çalışmasında bence bir problem yok.

kediye, size, veya bebeğe doğrudan bir şey yapmadığı sürece buna dengesizlik diyemeyiz. o da yorulmuş, o da bunalmış.

bunun bebekle de ilgisi yok, her zaman olabilir bence. benim de kedim var, geçen gün son derece yoğun ve yetişmesi gereken sıkışık bir zamanımda çok sırnaştı, yaş mama vereyim dedim. tabağını aldım, mamayı koydum, tam önüne koyacakken çok canı çekti herhalde, elime atladı ve döktü hepsini. o sıkışıklığımda en az yarım saatlik temizlik çıkardı bana. nereden baksam yarım saat sövdüm kediye. koca herif oturup ağlayacaktım sinirimden. noldu yani şimdi ben dengesiz mi oldum, sıkışık anımda durduk yere iş çıkarmasına sinirlendim diye.
+10
kibritsuyu
(09.04.26)
Aslında sinirden sağı solu yumruklaması, söylenmesi ve öfke patlamaları yaşaması o evde yaşayan herkesi sıkıntıya sokar. Anne, bebek, kedi rahatsız olur.

Düşünsene evde sinir küpü gibi gezen biri var. Anne diyor ki" kızar mı, sinirlenir mi diye bir şey istemiyorum, söyleyemiyorum".

Gerekirse sıkıntı da, zorlukta yarıştırılabilir. 9 ay boyunca annenin hayatı tepeden tırnağa değişiyor, o süreçte erkek her zamanki gibi hayatına devam ediyor. Anne doğum yaparken evet ölebilir ve bu sıradan bir durum değil.

Başka zorlukları da var. Belki yemek yemek için bile eşinin eve gelip çocukla ilgilenmesini beklemek zorunda, tuvalete bile bebekle gitmek zorunda. Banyo yapamıyor, saçını bile tarayamıyor. İki saatte bir bebeğini emzirmek zorunda, sık sık bez değiştirmek için uykudan kalkmak zorunda, daha bebek çok küçük o sebeple bebeğin güvenliği için devamlı kontrol etmek zorunda. Bak halüsinasyon görecek kadar uykusuzum diyor bu çok ciddi bir şey. Şu an lohusa bir de.

Bütün bu olumsuzluklara karşı yine de nazik ve kibar bir şekilde bir şeyler istiyor. Anne daha büyük sıkıntı yaşıyor olmasına rağmen otokontrol sağlıyor, sağı solu yumruklayip , saçma sapan şeyler söylemiyor.

Erkek bu hallerini iş yerinde sergileyemiyor çünkü bunun bir yaptırımı olacağını biliyor. Demek ki aslında öfke kontrolü var sadece karşılığı olacak durumlarda bu otokontrole sahip. Aynı şekilde isterse evde de davranabilir.
-2
rock n roll
(09.04.26)
@rock n roll

O kadar haklısın ki. Kadıncağız uykusuzluktan bitap düşmüş. Hormonlar dans ediyor. Gerçekten zor durum. Bir de beyimizin öfke patlamalariyla uğraşacak.

Evet o da bunalmış sıkılmış olabilir ama bu tavırlar normal değil. Evde oluyor mesela biri alakasız bir şey istiyor ya da bir laf ediyor. İçimden öfkelenebilirim. Ama bu tarz tavırlara ne gerek var? Hadi bi kere oldu diyelim sonra otokontrolun olur ikinciye üçüncüye yapmazsın. Evi de zindan etmezsin.

Isyerinde neler neler oluyor. Ana avrat sövüp gitmek istiyorsun. Yapabiliyor musun ? No. Evde de o ortamı sağlamak zorundasın. Su an kadin X yoruluyorsun gerekirse sen 2X yorulacaksın.

Üniversitede uykusuzluk sonrasi ciddi şeyler yaşamış biri olarak, gerekirse para harcayın ve destek alın ama biraz uyuyun.
-5
basubadelmevt
(09.04.26)
desteğe ihtiyaçları olduğu kesin, ama lütfen erkeklerin de insan olduğunun farkına varın. herkesin sıkıntı atlatma yöntemi farklı. kadınlar da çok sıkıntı çektikleri dönemde ağlama krizine giriyorlar mesela, bu da kadınların sinir boşaltma şekli.

evet işyerinde de sinirlenince sokağa çıkıp, kendi kendime sövüp sövüp geri geliyorum. ya da masayı yumruklayıp yeter lan artık yeteeeaar dediğim çok oldu. ya bunlar çok da abartılmayacak, insani denebilecek yöntemler. yazıdan anladığım kadarıyla "evde sinir küpü gibi" dolaşmıyor. onca işin arasında bir de kediyi veterinere götürmek gerekince "skym kedisini köpeğini artık bi rahat verin lan yeter" diye söylenmekte ne var yahu? hnsnıskm diye sinirli sinirli nevresim geçirirken kenarı yırtılınca da özür dileyen adamın sinirinden çekinmeyin. o da insan.

kadın uykusuzluktan halüsinasyon görecek kadar yorulurken adam göbeğini kaşıyıp bir de yemek, ütü falan beklese, kendinden istenen şeylere sövse, bağırsa, sağı solu yumruklasa yerden göğe kadar haklısınız. adam da üstüne düşen her şeyi yapıp eşine ve çocuğuna elinden geldiğince destek oluyor okuduğum kadarıyla. arada bırakın da o da siniri bozulunca rahatlasın kendince.
+4
kibritsuyu
(09.04.26)
Sana yüzde yüz hak veriyorum. 1.5 senelik anneyim benzer süreçlerden geçtim.
Şimdi erkekler açıkçası hem yetişme tarzı olarak hem toplum beklentisi olarak yoğun stres içinde uzun süreli ağır çalışmaya alışkın değil. Sen 10x kadar yorulup cefa çekiyorsun. Adam da 5x çekiyor diyelim. Adama 5 çok geliyor işte. Sen fedakarlık yapıyorsun, kadın olarak iş yapmaya alışkınız, düşünmeyi organize etmeye alışkınız. 8x yorulmadan söylenmeye veya yardım istemeye bile başlamıyorsun. Sonra diyorsun ki bu adam ne işe yarıyor benim kadar yorulmuyor bile ama benden fazla sesi çıkıyor. Çok haklısın tamamen haklısın ama diğer taraftan bakınca adam da diyor ki ben 2x kadar yorulurken aniden 5xe çıktı kaldıramıyorum. E o da haklı. Adamı baştan yetiştiremeyeceğimize göre kabul edeceğiz başka çözümler bulacağız.
Eve temizliğe başkası gelecek, kedilere bakacak geçici birileri bulunur belki. Yemek için destek alacağız.
Ayrıca çocuk 9 aylık olup iletişim kurmaya başlayınca inanılmaz bir hızla rahatlamaya başlıyoruz bunu da hatırlayıp sakin oluyoruz lütfen :)
+2
Gradient_tabanlı_mor
(09.04.26)
Ne kadar anlatırsam anlatayım bazen asla anlaşılmayacağımı biliyorum ve o yüzden anlatmaktan vazgeçiyorum.

Erkeklere bu çok zorlu süreçlerinde sabır diliyorum 🙏
-3
rock n roll
(09.04.26)
öncelikle gözünüz aydın. bu süreçte evde babalarında yıpranabildiği, yorulabildiği gerçeğini unutmamak gerek.
+4
kondansator
(09.04.26)
ikiniz de yorulmuşsunuz sadece. bir yardımcı bulabilirseniz azcık dinlenin. ayrıca feminist arkadaşlar çok güzel sallamışlar ama adam evin geçinimini sağlayamazsa ne yapacaksınız. yani iş stresi, üstüne evde çocuk derdi falan bazı şeylere sinirleniyor olabilir. sonuçta size yansıtmıyor ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. bu yüzden olayları büyütmeyin hiç.
0
gercekdunya
(09.04.26)
Tüm yanıtlar için teşekkürler. Genel olarak kadınların bu durumlarda oto kontrollü davranıp erkeklerin devreleri yakması durumunu biyolojik ya da evrimsel artık açıklaması her neyse kabul etmem gerekiyor sanırım. Eşimin niyetini desteğini vs biliyorum, şüphem yok elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Ama işte diyorum ya ben erkek olsam bunları yaparken söylenmezdim. Ama işte belki de kadın olduğum için bu tür işlere mental olarak daha hazırım ve bu yüzden de söylenmeden etmeden yapabiliyorum. Çözüm olarak yardımcı birini günlük almamız zor ama haftalık için arayıştayız zaten. Bulursak bir tık hafileteceğiz işleri umarım.

Böyle çabuk gerilen biriyle yaşamak zor arkadaşlar. Bazen kedilere öfkelenince acaba zarar verir mi falan diye bile korkuyorum yani. Neyse umarım işler zamanla kolaylaşır ve dönüp baktığımızda daha çok iyi anlarımızı anımsarız. Herkese iyi dilekleri için teşekkür ediyorum.
-3
🌸sacrilegious
(09.04.26)
uykusuzluk yorgunluk sinir yapar. ben anormal bi durum göremedim. size kötü davranışı da yok gördüğüm kadarıyla. sinirlendi diye kediye zarar vereceğini aklınızdan geçirmeniz tuhaf ama. neden öyle bir şey yapabilir biri gibi gördünüz eşinizi?

yani yapabileceğiniz bir şey de yok sonuç olarak zamanla bebek büyüdükçe düzelecek şeyler. eve gündelikçi yardımcı gibi birileri alarak en azından ev işlerinden yemek işlerinden kurtulabilirsiniz.
eşimle olan didişmelerim bakıcı işe başladığında son buldu bizim mesela.
+4
rayde
(09.04.26)
işle ilgili problem yaşıyorsa biraz anlayış göstermeniz gerekebilir, ama kadınlar genelde göstermiyor, acımasız oluyorlar. o yüzden de her şeyi size anlatmıyordur, arka planda problem yaşıyordur.

ben yine de söyleyeyim de.
0
kveldulv
(09.04.26)
ben de bir dengesizlik göremedim. Normalde de gergin zamanlarda ani öfke patlamaları, küfür, bi yerleri yumruklama gibi şeyler oluyor muydu? olmuyorsa şu an hayatınızda ilk defa yaşadığınız bebek gerçeğinin içinde duygularını kontrol edemiyor olmasını anlayabilirsiniz bence. Çok uzun süre devam eder, dozu artar o zaman haklısınız. Kolay değil, siz de örneğin sinir krizi, ağlama nöbeti vs geçirebilirsiniz bu süreçte. Öyle bir durumda sizin için böyle biriyle yaşamak zor denilsin istemezsiniz. haksızlık olur. Gayet de destek olan bir eşe benziyor bir süre daha gözlemleyin duruma göre konuşursunuz.
+2
dfn4
(09.04.26)
cinsiyetle ilgili değil bence, dürtü kontrolüyle ilgili. sorun çıkmasını istemiyor kendini tutmaya çalışıyor ama bi yerde patlak veriyor ama korkulacak düzeyde bi dürtü kontrolsüzlüğü gibi gelmedi bana. sizi düşünüyor, sizin yanınızda. olması gerektiği gibi babalık yapıyor o da. ama desteğe ihtiyacınız var +1. yarım gün de olsa bi yardımcı gelse çook rahatlarsınız, başka şeylerden kısıp buna bütçe ayırırdım ben
+4
mezzosprite
(09.04.26)
Gerçekten günümüzün erkekleri ne yapsa kabahat. İlgilenmese kabahat ilgilense gene kabahat.
Adam yemeği de hazırlamaya çalışıyor, öğlen arasında geliyor destek olmaya, bir yandan çalışıyor ailenin ekonomisini de sağlıyor. Bir yandan da iş yerinde kim bilir ne mobbinglerle işlerle uğraşıyor.

Buna rağmen yetemiyor, yaptıklarını beğendiremiyor ve eşine güzel güzel yorgunum ben de insanım diyor bıkkınlığını eşine çocuğuna kanalize etmemeye dikkat ediyor.

Yav adamın azıcık bile alanı kalmamış yorulmuş gün boyu da işte gerçekten bu adam ne yapsın.

Gerçekten erkek düşmanlığınız artık zıvanadan çıktı.

En son da bu durumda erkeklerin devreleri yakması, kadınların ise daha otokontrollü davranması normal diye de fikir edinmiş. Bu kadar çabuk gerilen biri ile de yaşamak zor diye de dram yapmış. Adamcağız bir yandan da çalışıyor farkında mısın acaba? Bu işin kadını erkeği yok gören de duyuruyu açanın gökten ışıkla yeryüzüne indiğini masum bir melek olduğunu sanacak bir insan bu derecede egoist olmamalı ve her şeyde karşı tarafı suçlamamalı.

Eşin dengesiz falan değil. Eşin sadece bir insan o da yoruluyor bu kadar basit. Eşinin birbirinizin kıymetini bilin, bu bıkkınlıktan dolayı da adama böyle çabuk gerilen biri ile yaşamak çok zor gibi laflar edip haksızlık etme. Mümkünse ailelerden de haftada 1-2 olsa dahi destek alın.
+3
denizgonen
(09.04.26)
koca haksız net. yardım etmesi güzel hoş da söylenerek yapması, aslında istemeden yaptığı anlamına geliyor. hayat hepimizi yoruyor. ben hamile karısının isteğine sikecem şimdi kedisini de bilmem nesini de deyip sağa sola vuran adamı haklı bulamam. düşünsenize çevrenizde birinizden işle ilgili yardım istiyorsunuz kabul ediyor ama küfür ede ede söylene söylene yapıyor, naparsınız sen de yoruluyorsun iş yerinde bence haklısın kufur etmekte bi diyeceksiniz. herkes erkeğe iş buyrulmaza çevmiş aslında ama davranıslar dogru degil.
-5
koela
(09.04.26)
Yani erkeğim diye söylemiyorum da bence kocaya fazla yüklenilmiş bu duyuruda, Adamın kötü bi anına denk gelmiştir yani olamaz mı, sinirlenmek ne zaman yasaklandı hayırdır yani? Ha sizler üstün nitelikli insanlar olup daima doğru hareket edeiyor olabilirsiniz ama herkes de sizin gibi mükemmel değil, yapacak bişey yok.

Çözüm aşırı basit, iletişim. Eşinize doğru bir iletişimle gerildiğiniz yerleri anlatsanız sanmıyorum ki öğle molasında eve gelip ütü yapan adam da laftan anlamaz bir dağ ayısı olun. İşe gitmeden size sandviç hazırlayan adam kötü adam değildir yahu, ne bileyim benim hissiyatım böyle.

Bu arada siz haksızsınız gibi bir düşüncem yok kesinlikle, ikiniz de yıpranmışsınız belli ve bu çok normal.

i le ti şin.

Bu arada eşinizin kedilerinize normaldeki davranışları yaklaşımı nasıl? Sever mi yani kedileri? Ben bizimkilere bayılıyorum ama şerefsizler arada oynaşırken aşırı derin çizdikleri zaman can havliyle tepki verdiğim oluyor.
0
kumandanim
(09.04.26)
@denizgonen sizin kadın düşmanlığınız zıvanadan çıkalı asırlar oldu.
nerde güzel güzel yorgunum demiş aynı şeyi mi okuduk? sikecem demiş. onun alanı kalmamış kadının alanı kalmış mı? anne ne kadar ebeveynse baba da o kadar ebeveyn. dikişlerim diyor kadın, ağır ameliyatlı haliyle 10 dakikadan fazla oturamıyor. adam da tabii ki yapmakta olduğu her şeyi yapacak ve bunları yapması kadının suçuymuş gibi söylenmeyecek.
kadının doğumla ilgili tüm haklarını erkekler de kullanabiliyor, işten geldikten sonra bi de evdeki sorumluluklarını yerine getirmeyi adil görmeyen erkekler kadının yerine bu izinleri kullanabilir. eskiden emzirmek dışındaki her şey derdik, artık onun da çözümü var. buyrun siz kalın evde.
-4
mezzosprite
(09.04.26)
bu ilişki yürümez. tahammül yok
+1
runaway
(09.04.26)
Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız kadını haklı görsem diye bekleşen birkaç kişi dışında,
Sorunun diyalogla ve aile büyüklerinden ya da ücreti karşılığı yardım alarak çözülebileceği konusunda genel mutabakat var.
Kolit bebek bu dönemde gerçekten çok zor. Birkaç aya kadar herşey yoluna girecek. Bir sene sonra, bu günleri hatırlayıp güleceksiniz. Sabırlı olun ve birbirinizin değerini bilin.
-2
Mirket
(09.04.26)
daha dün temizlikçi sorusunda kocayı %100 haklı bulduk. insanlara niyet atfetmek yerine argümanlara cevap vermek daha sağlıklı, diyalogdan bahsedeceksek.
0
mezzosprite
(09.04.26)
esinizin is yerinden stresli gelmiş ve sinirini size göstermiş olabilir. Onda da sizdeki gibi olmasa da yorgunluk mutlaka vardır. Bizim buradan daha sakin bir seklde yazmamış normal tabiki ama olay aninda sizin sinirleniyor olmanız çok doğal. Yeni bebeği olan insanlar genelde boyle zorlu donemlerden geçiyormuş. Ama dedikleri ise zamanla herseyin daha da rutine oturup düzeldiği yönünde olduğu. Yine de kapi duvar yumruklamasi ve kufur etmesi uzun vadede devam ederse onun icin ayrıca oturup konusun bence. Sinirini yansitma sekli pek saglikli degil çünkü bebekli bir evde özellikle
-1
acelaacedebela
(10.04.26)
peki o zaman argümanlarla cevap verelim.

koskoca yazı içinde aklınızda tek kalan "sikecem" mi oldu? geri kalanını okumadınız mı?

ortada bir yandan çalışan, bir yandan da eşine destek olabilmek için işe gitmeden önce eşine kahvaltı ve meyve hazırlayan, öğle arasında tekrar gelip öğle yemeğini hazırlayıp ütüleri yapan bir adam var. eşine ve bebeğine destek olabilmek için kendi boş zamanında bile eve gelip iş yapıyor.

diğer tarafta ise hamileliğiyle, anneliğiyle, bebeğiyle, dikişleriyle hiç alakası olmadığı halde yapması gereken çok basit bir şey olan mama termosunun kapağını kapatma işini yapmayıp yatağın üstüne deviren bir kadın var. nevresim geçirirken harcanacak sürenin ve enerjinin binde biri kadar bir sürede ve yüzbinde biri kadar bir enerjiyle kapatılabilecek bir kapak. kapatılmıyor ve mama yatağa dökülüyor.

adama işyerinden telefon geliyor ve kendi işi olmayan bir sebepten dolayı fırça yiyor. adam ne yapıyor? bir hanzo gibi sinirini eşinden çocuğundan falan çıkarmıyor. eşini hadi sen biraz uyu diye yatağa göndermek istiyor ki hem eşi dinlensin, adam da belki bebeğiyle oynayıp, belki yalnız kalıp biraz sakinleşsin. ama aldığı cevap ne? "kapağı kapatmadığım için mamayı yatağa döktüm, alezine kadar makineye attım, nevresim geçirelim". adamın yaptığı ne? buna sinirinin bozulması, söylenmesi, sinirli hareketler tavırlar sergilemesi.

burada adama hak verdik diye biz erkekler kadın düşmanı mı oluyoruz? şu koşullar altında adamın sinirlenmesi, sinirini de karısından çocuğundan çıkarmak yerine kendi kendine söylenerek, sağa sola vurarak atmak istemesi mi dengesizlik? "o mamayı niye kapatmadın, dökülür diye elli kere söyledik" diye karısına bile kızmamış. kendi kendine söyleniyor. ne yani hiç mi sinirlenmesin bu adam? siz erkeklerin hormonu yok mu sanıyorsunuz? kadının doğumdan dolayı yükselen hormonu varsa, erkeğin de işten güçten, yorgunluktan, sıkıntıdan dolayı yükselen hormonu yok mu? erkekleri robot mu sanıyorsunuz? robot bile vidası gevşeyince saçma sapan hareketler yapıyor, vidasını sıkınca düzeliyor. erkeğin hiç mi vidası gevşemesin? nevresim geçirelim diyeceğine kadın kişisi de "senin canın sıkkın, ben şuraya kıvrılıp uyuyayım, akşam çocuk uyuyunca geçiririz" dese olmuyor mu mesela?

bence bizim düşüncemiz kadın düşmanlığı değil, böyle mükemmel bir erkeğe karısına şiddet uygulayan, evdekileri sinirli halleriyle korkutan hanzo bir öküz muamelesi yapmanız dümdüz erkek düşmanlığı.
+4
kibritsuyu
(10.04.26)
adamın yaptıklarının bir lütuf olmadığını, baba olduğu için bunları zaten yapması gerektiğini kabul etmiyorsunuz bence. doğum sonrası dönem her iki taraf için de zorlayıcı ve bir tarafın suçu değil bu durumun zorlayıcı olması. o nedenle herhangi bir taraf triplere girip diğer tarafı geremez, haklı olmaz yani bunu yaptığında. işe gidip gelmesi hiçbir şey değiştirmez evde de sürekli bir mesai var çünkü. hatta fiziksel ve mental olarak çok zorlayıcı bir mesai, bunu yüklenen taraf da ağır bir ameliyat geçirmiş ve hala yaraları iyileşmemiş. işe gitmek bu halde evde kalmaktan daha kolay. dolayısıyla evet elinden gelen her şeyi yapacak ve bu esnada karşı tarafı korkutacak tavırlara girmeyecek.
ilk mesajıma bakarsanız ben cinsiyetten tamamen bağımsız konuştum, konuyu erkek düşmanlığına getiren mesajı görünce o bakış açısının aslında kadın düşmanlığından beslendiğine bağladım. çünkü altında yatan düşünce erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, işe giden erkeğin eve gelince eline kumandayı alıp salonda yatmasının normal olduğu, evdeki tüm işleri kadının sırtlaması gerektiği, emeği ücretlendirilmiyorsa bunun adının evde oturmak olması vs. o yüzden bu durumda kadın şükretmeli ve şikayet etmemeli. tam olarak kadın düşmanlığı.
+1
mezzosprite
(10.04.26)
adamın yaptıkları elbette lütuf değil. baba, hatta koca olduğu için yapması gereken şeyler olduğunu en baştan kabul ediyoruz zaten. ben herhangi bir mesajda erkeğin çocuk bakımından sorumlu olmadığı, bunun kadının görevi olduğu, erkeğin de lütfederse eşine yardım edebileceğine dair bir mesaj görmedim, hiçbir mesajdan da o anlamı çıkarmadım.

neredeyse herkes diyor ki "ikiniz de yorulmuşsunuz, zor bir süreç, sinirleriniz bozuk, adamın da sinirleri bozuk ve yorgun, kimseye zarar vermeden kendi kendine söylenip küfrederek sinirini boşaltmaya çalışıyor, bu bir sıkıntı değil, aileden veya ücretli olarak bir bakıcıdan destek alın". bu soruya verilmesi gereken cevap bu. kimse "o erkektir, çocuk bakmak kadının görevidir, erkek dediğin böyle şeyler yapmaz, erkeğe nevresim geçirtirsen sinirlenmek hakkıdır" falan dememiş. bunu diyenin karşısına en önce ben çıkarım.

ama birçok kadın arkadaşımız "kadın doğum yaptı, bebek taşıdı, ölüm riski oldu, her şey kadının hakkı, kadın doğum yaptığı için istediği kadar üzülebilir, sinirlenebilir, her şeyi yapabilir, ama erkeğin sinirleri bozulamaz çünkü bebek taşımadı, doğum yapmadı. sadece işe gitti. üzülmek, sinirlenmek hakkı değil. erkek yorulamaz, sinirleri bozulamaz. azıcık sinirlenip söylenirse etrafını korkuttu, evde sinir küpü gibi gezdi, kediye tekme atar mı, beni döver mi". yahu sakin? nereden çıkarıyorsunuz bunları? adam da yorulmuş ve sinirleri bozuk sadece.

adam elinden gelen desteği veriyor denmiş, cevap: "sanki lütuf mu yapıyor". yahu görevi değildi de lütfetti diyen oldu mu? niye hemen bu saldırı dili? herkes üstüne düşeni, elinden geleni yapıyor ve herkesin bu süreçte siniri bozuluyor, herkes yoruluyor. adam yorulmuş, siniri bozulmuş diyoruz, cevap: "ne yaptı da yoruldu, sadece işe gitti, sanki bebek mi taşıdı, doğum mu yaptı, ölüm riski mi oldu, ne hakkı var üzülmeye, sinirlenmeye, evdekileri korkutuyor". adama karşı da biraz anlayışlı olmaya ne dersiniz? erkeğin yorulmasına, sinirlerinin bozulmasına da hak verseniz azıcık?

hanımefendi "kediye vurur mu, beni döver mi, dengesiz hareketleri beni korkutuyor" demek yerine eşine sokulup, sarılıp "zor bir süreç ama birlikte atlatacağız, sen de sıkıldın, yoruldun gerildin, ama hepsi geçecek, birlikte hallederiz" dese mesela?
+5
kibritsuyu
(10.04.26)
Son cümlemde çok haklı olduğumu gördüm, asla anlaşılmayacağımı anladığım için vazgeçtim anlatmaktan diye ama benim cümlelerime atıf yaptığın için tekrar yazacağım ama bu kez gerçekten son.

Ben erkek yorulamaz, sinirlenemez gibi bir şeyi savunmuyorum. O da sinirlenir ve yorulur. Demek istediğim şey burada öfke kontrolü. O evde yeni doğum yapmış lohusa bir anne, yeni doğmuş bir bebek ve kediler yaşıyor. Ne kadar sinirlenirsen sinirlen kapı duvar yumruklayamazsin, saçma sapan kelimeler ve cümleler söyleyemezsin. O evde yaşayanları geremezsin. İş yerinde patronuna, iş arkadaşlarına yapamadığın ne varsa evde kilere yapmaya kalkamazsin.

Kadın hamilelik sürecini bizzat yaşayan kişi. Doğuma giren kadın, ölüm korkusuyla 9 ay yaşayan kadın. Her yeri dikişli kadın. Lohusa depresyonuyla baş etmeye çalışan kadın. Ona rağmen kadın öfkesini kontrol edebiliyorsa erkek de çok zahmet olacak ama biraz kendine ve sinirine hakim olacak.

Mesela erkek de çok haklı o da yorulmuş gibi ifadeler var. İşte biraz vursun bir yerlere, söylensin diye yorumlar var. Peki o kadın ne yapsın? O da yumruklasin mı bir yerleri?

Bir de diyorum ki kadının durumu gerçekten daha zor ölüm ihtimali var. Karşılığında gelen cevap" biz burada sıkıntıları yarıştırmıyoruz"

Doğru haklısınız. Ölümden daha büyük sıkıntılar var hayatta.

Benim o son cevabımda anlatmaktan artık vazgeçme sebebim bu " sıkıntıları yarıştırmıyoruz" cümlesiydi aslında.
0
rock n roll
(10.04.26)
yazının herhangi bir yerinde kadının öfkesini kontrol ettiğine dair bir açıklama yok. o kısmını da beyefendiden dinlemek lazım. belki sık sık ağlama krizlerine girerek (ki bu gayet normal, sinir boşalması yaşayabilir, ağlama nöbeti geçirebilir, son derece hak veriyorum) etrafını korkutuyor, geriyor olabilir. bununla ilgili bir açıklama göremedim. hanımefendi kendi açısından sıkıntılarını belirtmiş sadece.

ayrıca gördüğüm kadarıyla adam öfke kontrolünü de gayet sağlıyor. yazıyı tam okumuyorsunuz. "evdekilere karşı sinirli tavırlar sergilemek" gibi bir şey yok. adam EVDEKİLERE KARŞI bir şey yapmıyor yahu. kadın kendisi demiş "DUYMAYACAĞIMI ZANNEDEREK skym kedisini dedi, pat küt sağa sola vurdu" diye. adam evdekilerden uzağa gidip KENDİ KENDİNE, kimseye zarar vermeden, kimseye duyurmamaya çalışarak sinirini sıkıntısını atmaya çalışıyor. bir öfke kontrolü bundan daha sağlıklı nasıl sağlanabilir? illa içine mi atsın? uzaklaşıp deliriyor işte kendi kendine. işyerinde de yapıyor belki aynısını, sigaraya çıkıp "mnsktm patronu senin ben ecdadını skm gt" falan diye kendi kendine söylenip söylenip, taşı toprağı tekmeleyip geliyordur belki, bilemeyiz. bunda ne var? kulağını dayayıp dinlersen duyarsın tabii. bırak kendi kendine delirsin rahatlasın. kadının yüzüne karşı bağırıp azarlamadığı sürece, kediye, bebeğe, evdeki eşyalara zarar vermediği, sağı solu kırıp dökmediği sürece bunda ne sorun var? en fazla sert bir hareketle nevresimi yırtmış, onda da parmağım takıldı özür dilerim demiş. sanki alıp cart curt yırtmış da al şimdi nevresimi bi tarafına sok diyip kadının kafasına fırlatmış muamelesi yapmanın ne alemi var?

kadın sinirini boşaltmak için ne yapsın? o da kendi meşrebince nasıl rahatlayacaksa onu yapabilir. bağıra bağıra ağlayabilir mesela, bunda hiçbir sıkıntı yok. sinirle ağlayan bir kadın da erkek için oldukça korkutucu ve erkeği geren bir davranıştır, erkek de ona anlayış göstersin, sarılıp sakinleştirmeye çalışsın mesela, "ağlak çıktı, sıkılınca zırıl zırıl ağladı dengesiz" dese hoş olur mu?

her şey; bu süreçte kimin daha çok sıkıntı çekmiş olduğundan bağımsız olarak karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde olsun.

ben "herkes yoruluyor, herkes yıpranıyor, herkesin sinirleri bozuluyor, herkesin rahatlamaya ihtiyacı var, karşılıklı sevgi, saygı, anlayış" derken, "ama kadın doğum yaptı, ölüm riski aldı, onun sinirlenmeye daha çok hakkı var, adam sadece işe gitti, o yüzden bi zahmet içine atacak" dersen, ben de buna sıkıntı yarıştırmanın alemi yok derim. bunun adı sıkıntı yarıştırmak. kim daha çok cefa çekmişse ona hak görüp ötekini yok saymak. üzgünüm ama öyle bir şey yok.
+6
kibritsuyu
(10.04.26)
ben şunu da anlamadım. yok doğum yapmışta, yok ölüm riskiymişde, yok her yeri dikişliymişte. eee yanii... yapmasaymış o zaman çocuğu adama hediye olsun diye mi yapmış. hastalık değil bir şey değil bu, iki kişi karar vermiş ve çocuk yapmışlar. bu kadar ajitasyona gerek var mı? napsaydı adam kendi mi doğursaydı. eğer öyle bir seçenek olsa zaten onu da yapacak bir adama benziyor.

@kibritsuyu gayet yeterli açıklamış olayları ama hala at gözlüğü ile bakan feministler işi çarpıtmaya çalışıyor ve sürekli bekledikleri pozitif ayrımcılığı istiyorlar. bir de adamın tarafını dinleyelim. bu kadın kim bilir ona ne eziyetler yapıyor. en basiti çocukla ilgilendim vakit yok diye bir kapak bile kapatmayıp yatağı kirletiyor ama kapağı kapatamayan kadın her ne hikmetse tüm çarşafı nevresimi söküp yıkayacak vakti bulabiliyor. yat dinlen diyen adama da zorla iş yaptırmaya çalışıyor. evde kanepe mi yok git yat dinlen işte hemen, adam çocuğa bakacak 2-3 saat. gece yatarken yine beraber takarsınız o nevresimi. evliya gibi adam yine sakin kalmışta bir şey belli etmeden hep destek olmaya çalışıyor.

bu olayda kadın net haksız bence. evli olmak böyle bir şey değil. sevdiğin insanı tanırsın neye sinirleniyor, neyi beğeniyor, neye üzülüyor bilirsin. sinirlendiğinde ne tepkiler verir bilirsin. karşılıklı anlayış ile de uzun süre mutlu mesut yaşayabilirsin. buradaki şahıs ise paranoyakça, kediye laf söyledi diye adamın kediye vurabileceğini düşünüyor. bu normal bir düşünce tarzı değil. lohusa ve hormonlardan dolayı böyle düşünmüyorsa acilen tedavi alması gerekiyor.
+4
gercekdunya
(10.04.26)
ben kadin olarak, gebelikte ayaklar sisiyor, gebelikte hormonlar cozduruyor, gebelikte ölüm riski var vs gibi felaket tellalligindan nefret ediyorum ve pozitif gecmesi gereken süreci bu sekilde sadece negatif etkileri üstünden tartisan kisilere kil oluyorum.
yahu, o zaman kaza oluyor diye arabaya da binmeyin?
ya da kaza oluyor diye her arabaya bindiginizde su kadar insan sakat kaliyor, bu kadar insan ölüyor diye mi düsünüyorsunuz hep?
bir aile biliyorum, annelerinin bogazina efendim bir gün balik yerken kilcik kacmis, tüm sülale balik yemeyi birakmis ahdkfl.
hayati bu kadar tedirgin, bu kadar negatif etkilere yogunlasmis sekilde yasamak cok zor olmali. bu kadar cözümü belli ve basit bir olayda bile negatif etkilerin ve bahanelerin arkasina gecip bir tarafa haklilik bicmeye calismak falan. allah kurtarsin.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
Yorulmuş. O da büyük bir değişim yaşıyor. Keşke daha olgun davranabilseler ama sanırım erkeklerin çoğu “of sikicem işler bana kalıyo” kafasına illa bir giriyo.
+1
wild honey suckle
(10.04.26)
Bir kaç tane yorum gördüm kapağı kapatacak vakti yok da nevresime nasıl vakit buldu diye. İşte erkek bakış açısı bu. Tüm anneler ve empatisi yüksek kadınlar anladı çünkü o kapak neden kapanmadı :)
Kadın halüsinasyon görme derecesinde uykusuz diyoruz. Hani bu öyle erkeklerin günlük yaşamda deneyimlenebileceği bir şey değil. Çocuğu beşiğe koyup uykusuzluktan çocuk kayboldu sanıp ağlıyoruz ya :) zihin çalışmıyor yani ne kavanozu ne kapağı.
0
yenibirgüzelnick
(10.04.26)
işte kapağı kapatmayı düşünemeyecek kadar zihni çalışmayı bırakmış uykusuz ve yorgun bir kadın da, kocası "sen bebeği bırak da 2-3 saat uyu" diyip bebeğe bakmayı teklif edip eşini uyumaya gönderdiğinde derhal gidip bir yere kıvrılıp uyumalı. nevresimi dert edip işi yüzünden canı sıkılmış bir anında kocasına nevresim değiştirme işi kilitlemeyi düşünürken halüsinasyon falan görmüyor? orada zihin zehir maşallah. işte kadın bakış açısı da bu. hem uyku fırsatını derhal değerlendirebilir, hem sıkıntılı anında kocasına bir de nevresim falan diyip darlamamış olur.

"nevresime mama dökülmüştü, yıkadım ama şimdi geçirmekle uğraşmayayım sen de yorgunsun, ben şuraya kıvrılıyorum, gece yatarken/bebek uyuyunca/müsait olduğumuzda değiştiririz." bu da benim bakış açım, benzer durumda beklentim.

saygılarımla.
+2
kibritsuyu
(10.04.26)
her gece dışarıda içki içen, eve sabah 03:00'te gelen adamın karısı, "eve gelsin yeter" diyor.
haftada 2-3 dışarı çıkan adamın karısı, "haftada bir gün çıksa yetmez mi?" diyor.
hiç dışarı çıkmayan adamın karısı, "yemeklere yardım etse, çocuğun altını değiştirse olmaz mı?" diyor.
yemeği, ütüyü yapan, çocuğun altını değiştiren, her şeyi yapan adamın karısı "yan komşu karısına sıfır araba almış" diyor.

bu çocuk meselesinde de öyle. babalar ne yaparlarsa yapsınlar yaranamıyorlar. babaların yorulmaya hakkı yok. sürekli olarak "anne daha çok yoruluyor, anne 9 ay karnında taşıdı, doğum sonrasında da gece hep anne kalkıyor vs vs vs vs vs vs".. tamam da babalar hiç mi yorulamaz, sinirlenemez?
+3
co2s2
(10.04.26)
@kibritsuyu

nasıl yani çarşaf takmadan öyle direkt yatağa nasıl yatacak ki anlamadım?
0
Sadece soruyorum
(10.04.26)
eşiniz galiba ben ya.
çocuk doğduktan sonra böyle şeyler normal. 4 yaşına geldi bizimki, hala ilişkiyi baltaladığı dönemler oluyor (yorgunluk, gerginlik vs açısından)
eşinde bir problem yok.
sende de bir problem yok.
0
elorelia
(10.04.26)
bu tavırlar dengesiz değil. adam kendince sinirlenmiş, tepki göstermiş. size de yansıtmamış aslında. özür de dilemiş. hormonal dengesizliğiniz sebebiyle siz de aşırı tepki vermiş olabilirsiniz.

bence yapmanız gereken, gidip "bu aralar hormonlarım dengem çok şaştı, senin elinden geldiğini ve hatta fazlasını yaptığını çok iyi biliyorum, görüyorum ve bu yüzden de sana çok minnettarım. ama geçen gün kediye sesin yükseldi, çarşafı sererken biraz sinirliydin. canını sıkan bir şey mi var? benimle paylaş, sana yardım edeyim. baba iyi olmazsa, anne de iyi olmaz, bebek de iyi olmaz" ana fikirli bir konuşma yapmanız.
+2
co2s2
(10.04.26)
@sadece soruyorum

niye, ne var ki, diken mi çıkıyor çarşaf sermeyince? uykusuzluktan halüsinasyon görme aşamasında bir kadından bahsediyoruz. ben olsam fırsatını buldum mu yatağa çarşafsız değmenin hassasiyetini düşünene kadar anında yatar uyurum valla. illa değmesin diyorsan alır battaniyeyi, kendini dürüm yapıp (bir kısmını altında bırakıp bir kısmını da üstüne örterek) yatar uyursun. hem evde devrilip uzanacak yatak dışında yer yok mu, kıvrılıver kanepeye uyu işte.

bahsedilen şartlarda uykusuz bir kadının, kendisine uyku imkanı bulduğunda düşünmesi gereken son şey yatağın nevresimi olmalı.
+1
kibritsuyu
(10.04.26)
(6)

trump napicak sizce?

Purple life
sb....
sb....
-2
Purple life
(07.04.26)
Nukleer atacak
-1
runaway
(07.04.26)
kuru ayaz yapıyor daha önce yaptığından farklı bişey yapmayacak. En fazla 10 uçak fazla kaldırır
+1
ebeş
(07.04.26)
Havlayan köpek isirmaz. Rüzgar yapip gececek. Trump bile olsa oyle kafasina göre davranamaz durdururlar.
+1
matilda
(07.04.26)
Piyasa ile oynayıp zenginleşiypr sürekli. Bence de hava.
+1
jackyr
(07.04.26)
Şu an piyasalar ateşkesi fiyatlıyor. İnsider trainingin artık aleni yapıldığı günümüzde bu durum ateşkes yapılacağını işaret ediyor

diye düşünüyorum.
+1
Mirket
(08.04.26)
havlayan kopek isirmaz +1
0
cooperr
(08.04.26)
(8)

Monster bilgisayar yaygınlığı

prole
Bir üniversite kütüphanesine geldim, öğrencilerin çok büyük bir bölümünde Monster marka bilgisayar var. Bayağı da büyük, kalın bilgisayarlar. Bu bilgisayar neden tercih ediliyor? Ben ömrüm boyunca pek kaliteli olmadığını düşündüğümden almadım ama bunun bu kadar yaygın tercih edilme sebebi nedir?
Bir üniversite kütüphanesine geldim, öğrencilerin çok büyük bir bölümünde Monster marka bilgisayar var. Bayağı da büyük, kalın bilgisayarlar. Bu bilgisayar neden tercih ediliyor? Ben ömrüm boyunca pek kaliteli olmadığını düşündüğümden almadım ama bunun bu kadar yaygın tercih edilme sebebi nedir?
0
prole
(07.04.26)
F/P birde bence az öz bilgisayar sunması hp ye bakınca binbir tane model özellik var burda paket şeklinde al geç. son 15 senedir kullanıyorum çok sövsemde yine alırım
0
eja
(07.04.26)
Gaming laptop. Oyun oynuyorlardır
0
runaway
(07.04.26)
rakiplere göre ucuz ve taksit sunuyor
0
duyurukullanıcısı
(07.04.26)
neden kaliteli olmadığı düşünülüyor bilmiyorum ama Türkiye'deki en kaliteli servise sahip marka monster. ayrıca bilgisayarlar da muadillerine göre uygun fiyatlı.
+1
duyuruuser
(07.04.26)
3 seneden fazladır monster kullanıyorum, zamanına göre iyi makinaydı, muadilleri 1.5 kat fiyata sahipti. Haliyle aynı özelliklere çok daha ucuz bir şekilde ulaşabiliyorsanız tercih edersiniz.

Ben tekrar almam, sebepleri :

Klavye rgb aydınlatması ilk sene bozuldu, garantiye götürüp bilgisayarı bırakmaya fırsatım olmadı, hala o şekilde.

Touch pad üstündeki kaplama soyuldu

Klavyede sık kullanılan tuşlar soyuldu

Bios pili bitti, açılışı yavaşlattı, kendim değiştirdim.

Ses sürücülerinde saçma bir sıkıntı var, thx uygulamasını açmayınca ses kısık çıkıyor.

Böyle ufak ufak sıkıntıları var, bir kez alan bütçesi yeterliyse işi bitince tekrar monster almaz bence.
0
kimlanbu
(07.04.26)
oyun bilgisayarı çünkü.
işlem gücü yüksek.
şekli şemali bana çok çirkin gelse de gençler seviyor. fiyat-performans ürünü ayrıca.

öküz gibi ve çirkin ama iş görüyor.

oyun ya da mühendislik programları için kullanmasalar çoğunda macbook air olurdu.
0
biseysorcaktim
(07.04.26)
bir özelliği de garantisi bitse bile bakım ve temizlik hizmetinin ömür boyu ücretsiz olması. arkadaşım izmir’e her geldiğinde macun değişimi ve genel temizlik için bilgisayarını monster şubesine götürüyor.Atıyorum hp veya lenovo marka laptobu götürebileceğiniz bir yer yok, kendiniz yapmayı bilmiyorsanız parayla yaptırırsınız ki resmi olmayan serviste alacağınız hizmet kalitesi şaibeli.
0
phoarbix
(07.04.26)
ucuz ve teknik destek
0
koela
(07.04.26)
(3)

Yapay zekadan Korkmayın kimse işsiz kalmayacak, yeni meslekler çıkacak?

luluki
Nedir o yeni meslekler? Hani neredeler?
Nedir o yeni meslekler? Hani neredeler?
+1
luluki
(04.04.26)
Yeni bir meslek çıkmayacak. El becerisi ve fiziksel güç gerektiren işlere dönüş olacak. Bu tip işlerin bile ai dan etkilenenleri var. Örneğin sürücüsüz arabalar çıkıyor. Robot kuryeler falan çıkıyor
0
runaway
(04.04.26)
isyan çıkmaması için bunu diyorlar. ne diyecekler her yıl en az 10 milyon beyaz yakalı işsiz kalacak mı desinler ? elon muskın dediği yeni işler çıkacak, daha az çalışacağız, üniversal income vs. bunlar 25-30 yıl sonraki konular. o da olursa.
0
orpheus
(04.04.26)
muhakkak yeni meslekler çıkacak ve muhakkak herkes işsiz kalmayacak. nasıl bu kadar eminim, çünkü ai şirketleri trilyon dolarlık bir ekonomi inşa etti. eğer herkes işten çıkarılırsa, ai'i kullanacak şirketlerin ürettiği ürünleri kim satın alacak. o şirketler ürün satmazsa, ai şirketlerine neden ihtiyaç duysunlar? evrensel temel gelir muhabbeti de buradan geliyor zaten.

ama mediocore işlerin çoğunu ai yapabiliyor artık. o işlerin yerini ai alacak. aldı ve almaya devam ediyor zaten. abd'de de ciddi bir işten çıkarım sözkonusu. bize de gelecek muhakkak aynısı. ama yönetici ve onay mekanızması için insanlar gerekmeye devam edecek. 5 kişinin yaptığı işi 1 kişi ve kullandığı ai agent + subagent'lar yapacak.

iş süreçleri sürekli değişiyor. mesela ai manager, ai lead gibi yeni title'lar görüyorum artık.

ai konusunda ileride en lazım olacak şeylerden biri token optimizasyon süreçleri. aylık 20 dolarlık paket önceden güle oynaya yeterken artık çok dikkatli kullanıyorum token limitimi. çünkü işimin ve günümün her anında kullandığım bir araç prompt'ları sağlıklı girmeyince maliyeti yüksek oluyor.
farklı işler için farklı modeller kullanıyorum. bazen aynı session'ı takip ediyorum bazen yeni bir session oluşturuyorum.
işe göre uygun modeli seçiyorum.

büyük bir şirkette olduğunuzu düşünün mesela, onlarca yüzlerce çalışan var. her gün herkes işlerini yaparken ai kullanıyor. X modelinde sorgu maliyeti 3 birim, ama yapılan işin ölçeği düşünüldüğünde Y modeli 1 birim maliyetle yapabilir. işte bunların planlaması bile ayrı bir iş ve belki ileride iş kolu olacak kadar büyüyecek. IT ekipleri gibi AI ekipleri olacak belki de. koca şirkette token optimizasyona %10 olsa, milyonluk kar yapılacak belki. kesinlikle ekipler kurulur bu konuda. ama bu mesleğin ömrü ne kadar o da şüpheli. bu ara katmanı ai kendisi de oluşturabilir çünkü. kendimi çürütmüş gibi oldum.

prompt engineering kavramı ilk ortaya atıldığın dalga geçilmişti. engineer'in karşılığı türkçede mühendis, o yüzden "prompt mühendisi, zuhaha" dedik ama doğru bir yaklaşım değil bu. ai'in anlayacağı şekilde az token tüketerek dizayn etmek de ayrı bir iş. (mesela şöyle bir yazılım kütüphanesi var: github.com yapmak istediğin şeyi ai için onun daha iyi anlayacağı hale getiriyor). ismi değişecek belki, prompt engineering yerine performance, cost-optimization gibi farklı katmanlar oluşabilir.

15 sene önce youtuber, vlogger, internet fenomeni gibi kerameti kendinden menkul meslekler yoktu. şimdi milyonlarca insan bu alanlarla para kazanıyor. o yıllarda bu iş kollarını tahmin etmezdik.

100 iş yok olacak, 10 iş gelecek. 1000 kişi çıkarılacak 100 kişi istihdam edilecek. diğer insanlar ne yapacak bilmiyorum. yani ai konusundaki endişeler kesinlikle doğru. yukarıda yazdıklarım dışında başka ne işler gelecek emin değilim. fiziksel işler para kazandırmaya devam edecek. niche alanlar kıymetlenecek. zanaat değerlenecek.

enseyi karartmaya gerek yok desek de, birileri muhakkak zarar görecek ve o miktar azımsanır ölçüde değil.
+4
biseysorcaktim
(04.04.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.