Giriş
(13)

Evlenince arkadaşların uzaklaşması

aguen
Merhaba duyuru,Böyle bir şey vardı biliyordum da inanmıyordum. Dürüst olmak gerekirse evli insanları suçluyordum :DNeyse geçen sene evlendim. Çat diye hiçbir yere çağırılmamaya başlandım. Hani karım da bu konuda anlayışlı bir insan, bir yere davet edilince duruma göre "ben sizin arkadaş dinamiğinizi
Merhaba duyuru,

Böyle bir şey vardı biliyordum da inanmıyordum. Dürüst olmak gerekirse evli insanları suçluyordum :D

Neyse geçen sene evlendim. Çat diye hiçbir yere çağırılmamaya başlandım. Hani karım da bu konuda anlayışlı bir insan, bir yere davet edilince duruma göre "ben sizin arkadaş dinamiğinizi bozmuş olmayayım tek git" vs diyebilen mükemmel bir insan. Dahil olması gereken bir etkinlik olduğundaysa istemese bile gelir 100% enerjiyle.

Hadi kadın arkadaşlarımın çekinmesini anlıyorum, mantıksız olsa da toplum falan filan.
En yakın erkek arkadaşım bile ankara'ya gelmiş bana haber vermemiş. Toplu bekar buluşmalarına bile çağırılmıyorum.

Yeni arkadaşlar edindim. Çoğunluğu evli insanlar, tek takılıyoruz ama gerçekten incindim kırıldım hayal kırıklığına uğradım.

Normal mi bu yazdıklarım? Çok saçma bi halk efsanesi sandığım şey mantıksız şekilde gerçek çıktı.
0
aguen
(09.10.26)
bu aslında hayatın normal akışı. ben de çok çabaladım ancak yaş alıp evlenincer öncelikler değişiyor. çocuk olunca daha da kopacak. ben 2 çocuklu arkadaşımın benim halimi hatrımı neden sormadığına üzülüyordum. ailecek buluştuk, adamın nefes alacak 2 dksı yok, nefes aldığında da kendiyle kalmak ister. sonra kafaya takmamaya başladım. artık hayalim yaşlanınca aynı yerlerden ev alıp beraber takılmak.
0
mikahakkinen
(09.10.26)
sen bi de çocuk olursa gör :) çocuğu olmayan evliler bile kaçacak o zaman.
+2
omer460
(09.10.26)
Evli değilim, hiç evlenmedim ama çevremden gözlemlediğim kadarıyla bu furya evli insanların doğal olarak evliliklerini, eşlerini, çocuklarını öncelemelerinin, doğal -ama bence hatalı olarak- abes bulunmasıyla başladı. Bekar arkadaş gruplarındaki bazı insanlar kendi dışlanmışlık hisleriyle evli arkadaşlarını dışlayarak baş etmeye çalışıyor gibi geliyor. Ya da eskisi gibi sosyalleşmeye tamam olan bekar arkadaşların karşısına, tüm hayatını evliliğinden ibaret şekilde düzenleyen insanlar denk geliyor. Elbette herkes böyle değil, istisnalar olur. Bekar bir arkadaşınız yeni hayat tarzınıza saygı duyuyordur ve sizden bir hamle bekliyordur sosyalleşmek için. Ya da sizin örnekte olduğu gibi, evli olup da "karımsız/kocamsız bir yere adımımı atmam" demeyen insanlar da var. Demek istediğim çok değişken var bu konuda. Sizin içinizde düşündüğünüz şeyler belki de sosyal çevrenize yansımıyor olabilir. En azından çok yakın, birincil çemberinizdeki arkadaşlarınıza bu konuda ne hissettiğinize dair açık olursanız daha net bir cevap alabilirsiniz. Yoksa ihtimaller üzerinden konuşur dururuz. Ben böyle konularda katı genellemelere karşıyım, siz de bunların kurbanı olup da belki de basit sohbetlerle düzelebilecek ya da anlaşılabilecek şeylere takılıp kalmayın. Bence yani.
+1
starbuck
(09.10.26)
belki de gelemezsin vs diye çağırmıyolardır.
ben çağırırım mesela evli arkadaşı.
sen onlara birkaç gere gidebileceğini hissettir çağırırlar belki.
+5
jelly bear
(09.10.26)
evlenince ben kedimi geri çekmiştim açıkçası. arkadaşlardan bir yamuk görmedim, onlarda bir sıkıntı olmasın.

aslında evli olanlar daha tehlikeli. herkesin evlilik hayatına bakış açısı, yaşadıkları aynı değil, arkadaşın olan adam mutsuz ya da gözü dışarda olup, aldatmaya müsait bir tip olunca eşin onunla görüşmeni istemiyor falan.
0
Improbable
(09.10.26)
Evli ve çocuklu insanlarini muhabbetleri cok bayik.
-5
Purple life
(09.10.26)
muhabbetler ve kafalar uyuşmuyor, evli arkadaş tek gelince bizi ilgilendirmeyen evlilikleri ile ilgili bir sürü detayla doluyoruz, olumlu veya olmusuz farketmiyor, eşinin ailesinin dıdısının dıdısı hakkında bile bir şeyler anlatılıyor. evlilik sonucu oluşan şey taraflarda bir sürü birikme yapyıor, çiftle buluşunca da benzer bir sürü şey anlatıyorlar hani anlatmak da değil, yorucu şeyler.
0
atom karincanin torunu
(09.10.26)
Sen bir de çocuğun olunca gör :D
O zaman evli ama çocuksuzlar da dışlayacak
+4
Gradient_tabanlı_mor
(09.10.26)
Toplum olarak niyet okumaya çok meraklı olduğumuzu biliyorum ama açık açık konuşulması gereken bişi bu. Bir ihtimal sizi rahatsız edebileceklerini düşünüp çağırmıyor olabilirler. Eşiniz ile olan ilişkinizin dinamiğini bilmiyor olabilirler (belki eşinizi çok kıskanç zannediyorlardır vs) ortada illa ki bir sorun olmasına gerek yok. Siz de belli ki "Neden beni çağırmıyorsunuz oğlum hayırdır? " dememişsiniz.

Bir de arkadaşlıkların (en azından bazılarının) belli bir ömrü olduğuna inanır oldum, evlendiğim için değil ama artık 7 8 sene önceki insan olmadığım için koptum bazı arkadaşlarımdan. Düşünüyorum da aslında kimseden sırf evli ya da çocuklu olduğu için uzaklaşmadım. ortak bir zevkimin veya ilgi alanımın olmadığı kişilerle ortak bir paydada bişi paylaşamadığım için uzaklaşmışım.
+3
kullanicadi
(09.10.26)
Bunu acik bir sekilde konusman gerek evet, niyet okumaktan ziyade.
0
baldur2
(09.10.26)
bekarlar evlileri dışarı çağırmaya çekinirler.
senden değil, eşinden korkarlar.
0
HellKeePer
(09.10.26)
herkese teşekkürler. arkadaşlığını özlediğim birkaç kişiyle konuşacağım.

@purple life senin çok kaliteli muhabbetlerin ne ya duyuru geçmişini görüyoruz bari onları gizleseydin.
+7
🌸aguen
(09.10.26)
@aguen, sende kötü muhabbetin yaninda agresiflik de varmis ama.
-4
Purple life
(09.10.26)
(5)

bu refleksim ırkçılık mı?

ground
film izliyorduk. filmde herkes zenci (afro-amerika yani hakaret anlamında kullanmıyorum) her neyse. bir kadın (zenci) ayrıldığı sevgilisinden çocuk doğuruyor. (çocuk da zenci) eski sevgili de (o da zenci) doğumu duyup hastaneyi basıyor. çocuktan numune alıp dna testi yaptırmak istiyor. çocuğun kendi
film izliyorduk. filmde herkes zenci (afro-amerika yani hakaret anlamında kullanmıyorum) her neyse. bir kadın (zenci) ayrıldığı sevgilisinden çocuk doğuruyor. (çocuk da zenci) eski sevgili de (o da zenci) doğumu duyup hastaneyi basıyor. çocuktan numune alıp dna testi yaptırmak istiyor. çocuğun kendisinden olmadığını düşünüyor. ben de sesli bir şekilde şöyle dedim; "ne alaka amk, çocuk da zenci sen de zencisin neyinden şüpheleniyorsun geri zekalı!!!!) bunu dedikten sonra birden bire sözlerimin mantıksızlığını anladım anında. baba, anne, ve bebeğin beyaz olduğu bir denklemde baba dna testi istese normal karşılayacakken tam tersi durumda ben neden böyle düşündüm diye kendimi yargıladım.
şu "zenci" kelimesine takılmayın. bizim insanlarımız hiç bir zaman hakaret olarak ya da "nigga" anlamında kullanmaz.
-1
ground
(05.10.26)
evet irkcilik. sana göre asyalilarin hepsi de birbirine benziyordur.
-10
Purple life
(05.10.26)
Irkçı bir refleks değil. Kafa karışıklığı olmuş.
+8
dilemma of subscribtionability
(05.10.26)
Irkci degil de, anlik bi aliklik olmus :)
+1
ghilleinthemist
(05.10.26)
irkcilik boyle birsey degil ki zaten bizde pek zenci irkciligi yok. biz zencileri kolelestirmis bir toplum degiliz, bizde baska sikintilar var :D
"zenci" kelimesi de irkci bir kelime degil zaten.
+1
cooperr
(05.10.26)
Irkçılık değil. Irkçılık zaten bu kadar sulandırılmaması gereken bir olay. Zencileri yakan heriflerle senin aynı kelime altında toplanmanız imkansız.
Irkçı, nazi, homofobik vs bunlar çok fazla kullanılıyor ve bildiğin sınırları belirsiz kaldı.
0
logisticsmanager
(05.10.26)
(13)

Pasif gelir ve isi birakmak

Purple life
Aylik ne kadar pasif gelir ile isinizi birakirdiniz yani maasinizdan vazgecerdiniz?
Aylik ne kadar pasif gelir ile isinizi birakirdiniz yani maasinizdan vazgecerdiniz?
-2
Purple life
(05.10.26)
Selamlar

Şu anki hesaplarıma göre aylık 2000$ gibi bir gelire ulaştığım zaman yeterli oluyor.
+3
burka
(05.10.26)
ben 4000 dolardan aşağısına işi bırakmam. güven problemlerim var. :d risk alamayacak kadar korkak ve fakirim. :')
-1
art cat chocolate
(05.10.26)
65 bine bırakırım 20 bin mazot param zaten.
0
mikahakkinen
(05.10.26)
$7500 pasif civarina maasli isi birakirim, serbest takilirim yani calismaya devam ama keyfe keder.

$15000+ pasif ile herseyi birakir, bir sandal alip butun gun balik tutarim.
-1
cooperr
(05.10.26)
evim olsa $5k yeter. hatta $4k da yeter.
0
antikadimag
(06.10.26)
Brüt 597bin tl gibi bir pasif gelir...
0
dilemma of subscribtionability
(06.10.26)
50.000 TL'ye bırakrıım.
+1
bartholomew87
(06.10.26)
100-150k'ya calismam.


500-600 diyen salliyordur, garanticidir, suphecidir.
+1
baldur2
(06.10.26)
2500-3000 USD aylık gelirle çalışmam
0
kuzey li
(06.10.26)
6000$ civarı.
0
kumandanim
(06.10.26)
Kendi evimde oturuyorsam ve kenarda da oturduğum evden bir tane daha alacak param varsa ayda 3000 dolara çalışmayı bırakırım, bu hesaba eşimi de dahil ediyorum çocuk falan olsa bırakmam.
0
denizgonen
(06.10.26)
@deniz, cocuk olsa hic isi birakma, ekstra gelir kapisindan vazgeçmek istemez misiniz yani?
-1
🌸Purple life
(06.10.26)
@Purple life dediğim şartlar ve 3000 dolar pasif gelir ben ve eşimin hayat tarzından kısmadan, maddi kaygılar yaşamayacağı asgari tutar. bu denkleme çocuk dahil olursa istediğim hayatı yaşayamam. pasif gelirim çocuğa yetecek kadar yükselirse de çocuğun olduğu bir evde çalışmamayı doğru bulmuyorum çünkü bence öyle ya da böyle insan kendine bir meşguliyet bulmalı, çocuk çalışmayan anne baba ile büyürse çok kötü örnek olur ona.
0
denizgonen
(07.10.26)
(17)

Buraya kaydolalı; ilk duyurumu (sorumu) açalı 16 yıl 2 ay olmuş, seviyorum burayı, sizin için de bu mecralar manevi olarak değerli mi?

psmstc
Burası benim için kadıköy gibi, (çok severim)Burada takılırken işlerim değişti, sevgililerim oldu, sonra evlendim çocuğum oldu falan hayatımda sürekli olan nadir şeylerden ekşi sözlük ve ekşi duyuru...Ergenliğimi ve genç yetişkinliğimi burada geçirdim. Anonim olmanın özgürlüğü, vb. içimden bunları b
Burası benim için kadıköy gibi, (çok severim)
Burada takılırken işlerim değişti, sevgililerim oldu, sonra evlendim çocuğum oldu falan
hayatımda sürekli olan nadir şeylerden ekşi sözlük ve ekşi duyuru...
Ergenliğimi ve genç yetişkinliğimi burada geçirdim.


Anonim olmanın özgürlüğü, vb. içimden bunları böyle yazmak geldi :)

psmstc was here.. heheheh.

Sizin için de böyle anlamlı mı ekşi duyuru ekşi sözlük?
+10
psmstc
(05.10.26)
13 yıl 5 ay olmuş benim de.
Çok fazla insanla tanıştığım için artık anonim hissetmiyorum ama seviyorum yine de.
En başta sözlük ismimle başlamamam gerekiyordu burada hata yaptım bence.

Nostaljik bir havası var evet, bazen çok çok eski konular gündeme geliyor çok eski isimleri gördükçe eski bir okul arkadaşımla denk gelmişim gibi hissediyorum.
+1
mutekebbir
(05.10.26)
valla ben de çok seviyorum burasını, zaman zaman killerbee ve fodera gibi nicklerle aranızda bulundum. o nicklerim halan duruyor ama bununla geçmişte turkmuzik.org daki sezen aksu tartışması tarzında bir tartışma yaşadığım için kapatılmıştı bu hesabım. tabi o zamanlar ohovv, daha çocukmuşum :D

18 yıl, 8 ay, 19 gün

burayı çok severim, mutlaka hergün bakmaya takip etmeye çalışırım, sözlük ne yazık ki ilgimi çekmiyor uzun süreden beri.

buradan çok arkadaş dost sahibi oldum. halen hepsiyle yazışırım, tabi ters düştüğüm insanlar da oldu zamanında.

buradaki favori duyurum, www.eksiduyuru.com

bir de internetten bakıp evin salonuna betondan masa yapan arkadaş vardı. masayı atmak isteyince atamamışlar, balyoz ve belediye ekiplerinin yardımıyla atmışlardı hahahah
0
omer460
(05.10.26)
18 yıl, 4 ay, 19 gün

o kadar olamaz ilk 2008'lerde girip bakmıştım diyordum ki. 2008'in 18 yıl önce olduğunu fark ettim.
0
orpheus
(05.10.26)
bu hesap
14 yıl, 7 ay, 2 gün

sözlük hesabım daha eski.

yani rastgele bir soruya rastgele cevaplar verebilen insanlar bulmak güzel.
hepinize eferim, thx and well done.
+1
duyurukullanıcısı
(05.10.26)
16 yıl 7 ay olmuş benim de. cevap kısmında çok aktif olmasam da düzenli şekilde takip ederim. tarayıcıda sekmesi her zaman açıktır.
0
lazpalle
(05.10.26)
19 yıl 11 ay
duyuru yokken girmişim galiba safkajsf

daha çok cevaplamayı seviyorum bildiğim bir şeyse ama ai çıktığından beri pek girmiyorum niyeyse. heralde ai'a soruyorlardır gibi düşünüyorum. yine de duyuru iyidir, seviyorum.
0
brkylmz
(05.10.26)
13 yil, 4 gun olmus ama bu ikinci hesabim, diger hesabim banlandi. gerci simdi geri vermeye basladilar ama almadim. dolayisiyla en az 15 yilim falan vardir benim de. ifsa zamanlari haric anonimligimi korudum. ifsaya katilmisligim var. onun disinda kimseyi tanimam, ama rumuz olarak bildigim ve cok yardimi dokunmus insanlar da var. duygusal bir bagim yok ama kullanisli bir platform olarak goruyorum.
0
Sour
(05.10.26)
ataturkiye vardı bi mesela. o kadar eskiyim ki (bu kullanıcı adıyla değil)
0
deartheodosia
(05.10.26)
Hesap yaşı: 19 yıl 10 ay 23 gün.
Kasım 2006’da ilk cevabımı yazmışım.
Sitenin ilk tasarımını hatırlıyorum böyle megafonlu, turunculu/yavru ağızlı canlı bir tasarımdı… :)
Geçen kendi kodladığı bir siteyi compu’ya hatırlatamadım bir türlü mesela… (bkz: ekşi sözlük sinopsis yarışması)
Bir ömür geçmiş beraber…
Ne insanlar gelip geçti buradan. der meister gibi kaç insanın ergenlik sivilcelerini patlatıp büyüttük burada… (Arbre’dan hâlâ kesmedim umudu)
Ben hâlâ compadrito ve aychovsky’i özlemle ananlardanım.
Şurada da bayağı bir insanı taglemiştim hatıra/iz bırakanlar nev’inden: www.eksiduyuru.com
Bir de şu cevabı paylaşayım: www.eksiduyuru.com
Burada birçok güzel şeye imza atıldı. Misal: soz.lk veya (git: 1371026)
Site son demlerini yaşıyor. 10 sene de sürebilir bu ihtiyarlık evresi, bilemeyiz.
Neticede kubbede bir sâdâ bıraktı. Öpüyorum Sinan’ı…
+1
dilemma of subscribtionability
(05.10.26)
15 yıl 2 ay 27 gün
Bu duyuruyla geçmişe gitmek biraz burdu :') kediebesimi aramızdan ayrılış yıldönümüne yaklaşmışken anmış olayım. Ve atatürkiye'yi...
0
beetlejuice
(05.10.26)
Degil.

the future is real, but... the past, well it's... all made up.- logan fucking roy
-7
Purple life
(05.10.26)
Benim de 16 yıl 2 ay olmuş. Seviyor muyum bilmiyorum ama bir yerlerde bir şey beklerken açıp iki duyuru bakıp cevaplamak baya refleks oldu bende. Sigara içmeyenler beklerken ne yapıyor muhabbeti gibi bir şey.

Ekşi hesabım daha eski ama artık kullanmadığım için bilemiyorum kaç yıl oldu.
0
akhenaten
(05.10.26)
17,9 artı 1-2 yıl da adını hatırlayamadığım uçmuş bir hesabım vardı. burası benim için herkesin bilmediği bir pasaj gibi adeta. her gün girer öncelikle işime yarar bir şeyler var mı diye bir dolaşırım. burada müzikler keşfederim, filmler bulurum. yeni ilginç web sitesi ve uygulamalar öğrenirim. ilginç; aile, arkadaşlık, ilişki hikayeleri dinlerim, alışverişle ilgili tüyolar falan edinirim. çok şey öğrenirim yani. mesleğim ve tecrübeli olduğum konularda cevaplar veririm. çok değil ama bazen iş aldığım da olur buradan. hiç kötü ya da sürpriz biri ile de karşılaşmadım o yüzden reelde. hepsi de okumuş pırıl pırıl çocuklar :))) son zamanlarda pek uğrayan gelen giden soru soran yok. o yüzden troll hesapar çok değerli benim gözümde. duyuruyu açar açmaz gözlerim önce bu hesapların sorularını arar. soruları asla okumam ve basarım eksiyi :))))) var ol duyuru.
0
ground
(05.10.26)
13 yıl, 3 ay, 21 gün olmuş benim de. şu anda 31 yaşındayım ve sürekli yazmasam da girdiğim ilk günden beri aktif bir duyuru okuyucusuyum, hiç vazgeçmedim :') burada gerçekten çok nitelikli bir kemik kadro var, bir çoğunuzu sadece yazdıklarınızı okuyarak yıllardır tanıyormuş gibi hissediyorum. gerçekten güvenli bir alan. bana da site son demlerini yaşıyor gibi geliyor ama umarım zamana meydan okuyabilir.
0
theseachange
(05.10.26)
Hem sözlük hem burası çok anlamlı. Sözlük'e 2002'drn beri, buraya da sanırım 2009'dan beri takılıyorum. Çok mutluyum. Özellikle 1 yıldır gece yatmadan buraya uğruyorum
0
cccbehzatccc
(05.10.26)
14 yıl, 28 gün. seviyorum burasını da eskiden çok daha fazla kullanırdım. çok şey öğrendim, ergenliğimden beri kullanıyorum resmen.
+1
sabenburak
(06.10.26)
13 sene olmuş. buraya girdiğim ilk günler hiç tanımadığım iki kişiyi evimde ağırladım. ilk iki senemde buradan 3 sevgili yaptım. sonra uzak durdum, sadece cevap verdim.

bana bir şey katmadı. yeni bir şey öğrendim diyemem. elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım uzun seneler. seneler önce bir kere bir desteğe ihtiyacım olmuştu. onda da yardım eden olmamıştı. sonra özellikle bir dönem moderatörlerden hep beraber çok çektik. insanlar uzaklaştı. ben de uzaklaştım. günde bir iki kere alışkanlıktan girerim. 1-2 cevap veririm. günlerce uğramadığım da oluyor. şu anda eski duyuru yok ama aklıma 12-13 sene öncesi geliyor bazen. güzel zamanlardı.
0
gabe h coud
(06.10.26)
(12)

Pazarınız..

rakicandir
Selamlar! Pazarınız nasıl geçiyor?
Selamlar! Pazarınız nasıl geçiyor?
0
rakicandir
(04.10.26)
şeker batağına düştüm, dün 3 dilim yaş pasta yedim, göbeem benden ayrıldı ayrılacak, bugün çalışmam lazım ama şeker arzum sebebi ile çalışamıyorum da.

bir de customer journey yapabilen biri lazım.
0
duyurukullanıcısı
(04.10.26)
ders çalışmaya çalışarak. resmen saat doldurma peşindeyim :/
0
lil siztah
(04.10.26)
Bu benim buradaki ilk mesajım. Herkese merhaba.

Doktoraya başladım. Kitap okuyorum. Marksizm, diyalektik, politik ekonomi hakkında bana hızlandırılmış kurs verecek varsa başşşımla beraber...
+2
laksjd hfg
(04.10.26)
Normal.

Sabah uyandım, kahvaltı filan. Kuzenimle kahve içtik. Sonra ben spora gittim. Geldim bilgisayarı açtım, buraya cevap yazıyorum şu an.

Yemek yiyeceğiz ama ne yiyeceğiz karar veremedik biraz erken diye.
0
put it in your appropriate place
(04.10.26)
güzel bir kahvaltı, yürüyüş, çocuklarla, eşimle park keyfi ve eve dönüşle geçen sakin bir pazar...
+1
darthvader
(04.10.26)
hastayım, yalnızım, işe de gidemeyeceğim yarın, yine de buna şükür
0
black holes in the sky
(04.10.26)
Dün kendime holter bağlamıştım. Akşam çıkardığımda 1250 PVC'yi görünce şok oldum. Hala da şoktayım.
Sabah uyku sorunuma ChatGpt ile çözüm aradım.
Tüm gün temizlik yaptım, aralarda çay, kahve eşliğinde kitap okudum.
Birazdan instegramda gördüğüm bi tarife göre soya soslu somon yapacağım. Tarif tavadaydı. Evi kokutmamak için çözüm aramaktayım.
Akşam için karar vermedim. Çıkarım herhalde.
0
Mirket
(04.10.26)
vasat.
0
orpheus
(04.10.26)
brunch ve ardindan resident evil filmine gittik. güzeldi.
-1
Purple life
(04.10.26)
tüm gün uyudum. çoook uzun zamandır plansız programsız bir hafta sonu yaşamamıştım. dün de bugün de hiçbir şey yapmadım. çok iyi dinlendim. tüm yorgunluğum ve stresim gitti.

cidden her hafta sonu hem cumartesi hem pazar bir işim çıkıyordu ve rahatça dinlenemiyordum. haftaya yine bir şeyler var. iyi bi mola oldu bu. :d
0
art cat chocolate
(04.10.26)
Dün blade runner, bugün blade runner 2049 izledim.
Sonrasında spor. Sonra garajı toparladım. Sonra havuzu temizledim, çimleri biçtim. Şimdi bir iki iş bakıyorum. Bir de süpürge yaptım.
Kısacası marabalıktı bugün.
0
logisticsmanager
(04.10.26)
sabah kalktim kahvemi aldim, aracin lastigi hava kaciriyordu soktum, civi girmis. lastigi tamir ettim
sonra cocugu aldim antrenmani vardi ona getirdim, cikmasini bekliyorum.
birazdan arkadaslarla toplu girdigimiz okuzun bana dusen parcalarini almak icin onlarin yanina gidecem.
sonra da eve gecip dinlenirim.
0
cooperr
(04.10.26)
(6)

Ayrılırken Hediyelerinizi Geri İster Misiniz?

depresif çocuk
Özellikle ihanete uğranılan ilişkiler için konuşuyorum. Zamanında hediye ettiğiniz maddi veya manevi anlamda değerli hediyeleri geri istediğiniz oldu mu? Bunu çiğ bir davranış olarak mı görürsünüz?
Özellikle ihanete uğranılan ilişkiler için konuşuyorum. Zamanında hediye ettiğiniz maddi veya manevi anlamda değerli hediyeleri geri istediğiniz oldu mu? Bunu çiğ bir davranış olarak mı görürsünüz?
📊 Hediyelerinizi geri alır mısınız?

Bu anket sona erdi. 56 oy kullanıldı.

0
depresif çocuk
(03.10.26)
asla istemem. belki yanlislikla karsi tarafta esyalarim falan kalmistir onlari isterim ama karsi tarafa alinmis bir seyi istemem.
0
Purple life
(03.10.26)
bu hareketi yapmaktaki motivasyon nedir tamamen buna bağlı. eğer karşı tarafı cezalandırma-öfke çıkarma amacını taşıyorsa anlamsız ve daha zora sokacak bir hareket olur.

manevi değeri olan veya alınıp güzelce kullanılabilecek-geri alınması da mümkün birşey ise. yani duygusal bir karar değil ise tabi olabilir.
0
orpheus
(03.10.26)
Çok "ikimiz" bir şey olsa istenebilir. Onun dışında istenmez.
0
yadigar
(03.10.26)
bence sen geri istemek istiyorsun ama yedirememişsin sanırım, meşrulaştırmaya çalışmak gibi bir şey bu anket. öyle şey olur mu ya, geçmişini silebilsen keşke ama hayat yaşandıklarıyla kalıyor.
0
idris amil zula
(03.10.26)
aile yadigarlariysa istenir.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(04.10.26)
Çiğ bile değil, gülünç (normal hediyeler için söylüyorum)

İstisnası, söylendiği gibi, aile yadigarı gibi bir şey ise olur, olmalıdır. Filmlerde oğlanın evleneceği kıza verdiği büyük büyük büyük annesinin kolyesi gibi mesela. Yahut evleneceklerdir de delikanlı cevvallik edip kendinin/ailesinin evinin tapusunu kızın üstüne yapmıştır falan.

Farkı anlatabildiğimi düşünüyorum. Yoksa onun dışında en son iPhone’u da alsan, elinle kazak da örsen, kişiye ait olmuş olan şeylerin (pahalı/ucuz) istenmesi gülünç olur, küçük düşürücü olur.
0
lazor
(05.10.26)
(8)

Gram altın takılık/yatırımlık 24 ayar 22 ayar farkı nedir?

mikahakkinen
dün tekli gram altın internette 6500 tl idi. ben kuyumcuya sordum 6250 den verdi. ama sonradan anladım 22 ayarmış. bunun bana çok değer kaybı olur mu?
dün tekli gram altın internette 6500 tl idi. ben kuyumcuya sordum 6250 den verdi. ama sonradan anladım 22 ayarmış. bunun bana çok değer kaybı olur mu?
0
mikahakkinen
(30.09.26)
Alis satista 22 ayarin fiyat farki 24ten fazla oluyor. 24ün neredeyse birebir ayni.
24 almak daha iyi bence. Öbür türlü kuyumcuya makas ödüyorsun.
+2
Purple life
(30.09.26)
22 ayar değildir. 995 milyem saflıktadır. Diğeri 999 milyem.
Altının saflık derecesi.
Çok bir fark yok senin için.
Satarken aynı oranda diğerinden ucuza satarsın.
+1
Mirket
(30.09.26)
Eğer 22 ayarsa, 0.91 ile çarpıyorsunuz. 6500x0.91=5.915tl yapıyor. Eğer 22 ayarsa...
+3
thunder thunder thunder thundercats
(30.09.26)
Değer kaybından kastınız nedir hocam?

Al sat arasında illa ki fark oluyor. Normalde 24 ayar gram altındaki al sat farkı ne kadarsa 22 ayar gram altındaki al sat farkı da o kadar olmalı.
+1
kumandanim
(30.09.26)
Kısım kısım bahsedilmiş ama toparlayayım

İnternetteki gram altın fiyatı saf altının fiyatı. Satılabilir altın haline getirmek için belli bir ayara getiriyorlar. 24 ayar dediğiniz %99.9 veya %99.5 oranında altın içeriyor. 22 ayar ise %91.6 altın içeriyor. Haliyle hiçbir maliyeti hesap etmeden sadece o altının malzeme değerini hesaplamak için internetteki gram fiyatını 0.999, 0.995 veya 22 ayar için 0.916 ile çarpmalısınız.

Sizin aldığınız 1 gram altın 22 ayar, bu açıdan 5.954 lira ederinde. Sizin aldığınız fiyat bundan 296 lira fazla, bu 296 lira acaba pahalı mı aldım diye düşünürken üstüne kafa yorabileceğiniz tutar. Tabi buna kafa yorarken hiçbir zaman bire bir eşitlik beklemeyin. Diğer kuyumcuların satış fiyatıyla kıyaslayın.

Satarken de o günkü değeri yine 0.916 ile çarpıp onun ne kadar altı fiyata satmaya razı olacağınıza karar verirsiniz. Atıyorum altın 7500 lira iken satmak isterseniz elinizdeki altının ham değeri 6.870 lira olacak, kuyumcu size atıyorum 6.600'e alırım derse normal bir fiyata sattığınıza kanaat getirebilirsiniz. Değer kaybını bu şekilde hesaplayabilirsiniz.
+1
akhenaten
(30.09.26)
22 ayar oldugunu nasil anladin? 22 ayar grami kaldirdilar artik.
+1
osssy
(30.09.26)
@ossy 5 tane aldım birinin üstünde 22 ayar yazıyor.
0
🌸mikahakkinen
(30.09.26)
Fiyatta bir sorun gormedim, standart alim satim makasi denebilir. Yani ayarina gore satmis ve ek bir deger kaybi yasamazsin.
+1
osssy
(01.10.26)
(6)

Aralık ayında hangi Avrupa şehri? (Salzburg - Atina veya başka bir şehir)

put it in your appropriate place
Tarih muhtemelen 7 Aralık haftası olacak. Geçenlerde Salzburg'a diye yükseldim. Bugün de lan bir komşuya mı gidip, hal hatır sorsam, nasıl olur diye aklımdan geçtim.3 gece kalırım diye düşünüyorum. Tarih marih, kendine ait içki kültürü, dümdüz yürüsem öncelik, öyle takılsam. Başka bir şey aramıyorum
Tarih muhtemelen 7 Aralık haftası olacak. Geçenlerde Salzburg'a diye yükseldim. Bugün de lan bir komşuya mı gidip, hal hatır sorsam, nasıl olur diye aklımdan geçtim.

3 gece kalırım diye düşünüyorum. Tarih marih, kendine ait içki kültürü, dümdüz yürüsem öncelik, öyle takılsam. Başka bir şey aramıyorum. Nereye gideyim?
0
put it in your appropriate place
(29.09.26)
soguk hava sevseniz bile avusturya'yi aralik'ta tavsiye etmem. uyusursunuz. gezmek mümkün olmaz. mayis ayinda gelin salzburg'a. mis gibi.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(29.09.26)
ben bu tür keyfe keder planlamaları, bir konser veya opera falan bulup, ona bağlayarak yapmayı seviyorum. aralık ortasında ben de atina ya da prag düşünüyorum. ikisinde de benzer programlar var. atina daha kolay, prag da alışveriş açısından daha zevkli geliyor. ben henüz ciddi bakmadım ama dönüş bileti fiyatları maçın sonucunu belirler diye düşünüyorum.
0
lil siztah
(29.09.26)
aralikta noel pazarina gidilir. yani salzburg.
-1
Purple life
(29.09.26)
bükreş, cluj, sibiu. bükreşe ve cluja istanbuldan direkt uçuş var. timişoara tarzım değil ona da direkt uçuş var ama yazmıyorum. aralık başı buralar soğuk olabilir ama eğlencelidir. özellikle cluj ve bükreş gece hayatı hareketlidir de.
0
rain when i die
(30.09.26)
atina'yı salla
0
HellKeePer
(30.09.26)
thy güney avrupa kampanyası var, ispanya, portekiz, italya uygun biletler var.
+1
kveldulv
(30.09.26)
(5)

Tipi, kar, sağanak havalarda tercih etmek için botu nereden alırım?

put it in your appropriate place
Gün içinde yürüdüğüm oluyor hem iş gereği hem sürekli gezdiğimden bota ihtiyacım var.. Hangi markaları tavsiye edersiniz? Şehirde Tipi, kar, sağanak havalarda hangi marka bakayım?
Gün içinde yürüdüğüm oluyor hem iş gereği hem sürekli gezdiğimden bota ihtiyacım var.. Hangi markaları tavsiye edersiniz? Şehirde Tipi, kar, sağanak havalarda hangi marka bakayım?
0
put it in your appropriate place
(29.09.26)
hafif olsun yormasın, deri olmasına da gerek yok dersen. decathlonun ultralight botları var. bu sentetikleri tavsiye etmemin sebebi, arkadaşım yıllardır bunlardan kullanıyor. hafif ve yormuyor diye. deri olanlar da vardır ben mesela hep scooter kullanırım ama yıldan yıla kalitesi iyice düştü.
0
omer460
(29.09.26)
Yds fena değil
0
yadigar
(29.09.26)
ben decathlon'un kar kis icin olan hiking botlarini giyiyorum kisin. klasik bildigimiz botlardan cok daha rahat yuruyus ve gunluk kullanim icin.
0
king lizard
(29.09.26)
ecco'ya bakın
0
suyin
(01.10.26)
Greyder.

2 cizme 1 tane bot 1 tane normal ayakkabim var. cok memnunum. cidden kaliteli ve dayanikli ürünleri var ve tasarim da sade/klasik. it delivers.
-1
Purple life
(01.10.26)
(5)

Hükümet baskıyı artırmışken neden fon kriziyle kendi kalesine gol attı?

mikahakkinen
Krizi ertelediler mi? Kontrol mü edemediler? Akp içindeki gruplaşmadan mı bu olaylar patladı? Yani tam seçim düzlüğüne girmiş, muhalefet parçalanmışken hükümet neden kendi üstündeki bu kirli dosyanın açıklanmasına engel olamadı?
Krizi ertelediler mi? Kontrol mü edemediler? Akp içindeki gruplaşmadan mı bu olaylar patladı? Yani tam seçim düzlüğüne girmiş, muhalefet parçalanmışken hükümet neden kendi üstündeki bu kirli dosyanın açıklanmasına engel olamadı?
+1
mikahakkinen
(29.09.26)
Bunların açıklanmasına engel olmak çok zor. Çünkü bu kurumlarının için de her görüşten insan var.
Ayrıca borsa bu. Milletin parası orada. Kamu içindeki vatandaşa direk etki etmeyen durumlar gibi değil. En küçük şeyde para çıkışı oluyor.
+3
nuevo
(29.09.26)
devlette para bitti. artık sen çok yedin ben az yedim kavgası başladı. ayrıca açığa zaten çıkarmadılar. bunu yapanlar bir kişinin ismini verdi bakın dedi uzatırsanız altında kalırsınız. şimdi parti ile alakası yok bakın çok kızdık hemen uzaklaştırdık diye haber yapacaklar ama tabi ki yapanın yanında kar kalacak. diğerlerinin ismi de hiç ortaya çıkmayacak
+9
gercekdunya
(29.09.26)
spk ve hükümet kulağının üstüne yatmaya devam ediyordu.
Fon krizi içinden çıkamadıkları hale gelince yeni para girişi için yabancı yatırımcı çekmek istediler. MSCI'nin dikkatini çekti siz napıyorsunuz hayırdır deyince iş Londra finansına sıçradı, mehmet şimşek'in de kulağı çekildi ki (ulan hem gelip sunum yapıyorsunuz para istiyorsunuz hem de böyle bir rezil sisteminiz var diye) operasyon startı verildi.

yoksa daha 3-4 katını tokatlardı bunlar. AKP'yi aştı yani bu olay.
+10
croswell
(29.09.26)
Fon krizi zamanlamasinin sebebi msci in kasim a kadar piyasayi düzeltmeleri icin deadline vermis olmasi.


Msci öbür türlü türkiyeyi emerging marketstan cikartip frontier markets diye bir seye cekecekti. Bu durumda borsadan cikacak parayla borsa cok büyük darbe alirdi. Bunu önlemeye yönelik regülasyonlar cikartiliyor.
+4
Purple life
(29.09.26)
Milletin parasını toplayıp seçim ekonomisinde kullanmak için
+3
mirty
(29.09.26)
(26)

Yillar gecse de sizi hala cok üzen ünlü bir kisinin olümü var mi?

kullaniciadinizkullaniciadimdir
Benim icin bir tek Tarik Akan var. 16 eylul de tam 10 yil oldu gideli 66 yasindaydi. Daha dun gibi hatirliyorum olümünu inanilmaz uzulmustum. Bu aralar Kocum Benim dizisini izliyorum hep, hala daha uzuluyorum aklima geldikce. Onun kusagindan 70 ler kusagindan bile degilim dogmamistim o zamanlar bile
Benim icin bir tek Tarik Akan var. 16 eylul de tam 10 yil oldu gideli 66 yasindaydi. Daha dun gibi hatirliyorum olümünu inanilmaz uzulmustum. Bu aralar Kocum Benim dizisini izliyorum hep, hala daha uzuluyorum aklima geldikce. Onun kusagindan 70 ler kusagindan bile degilim dogmamistim o zamanlar bile ama nedense hala beni etkiliyor olumu. Nihat Genc cok guzel tarif etmisti kendisini uzun boylu cok yakisikli yemyesil gozleriyle cok guzel gulen siyasi ve toplumdaki durusuyla adam gibi adamdi diye.
Sizin var mi boyle hala akliniza geldikce uzuldugunuz ünlü bir kisinin olümü?
0
kullaniciadinizkullaniciadimdir
(26.09.26)
sacma sapan bir sekilde olen unlulere daha cok uzuluyorum ben galiba: (bkz: erdal tosun).
0
baldur2
(26.09.26)
Kerim Tekin ya. Şok bi ölümdü hem genç, hem imaj değişikliği, yükselen çıta, ani olması vb vb...
0
msb
(26.09.26)
Defne Joy Foster ♥️

Bir de üzerinden yıllar geçmedi çok kısa bir zaman geçti ama Ece İrtem de var. Röportajlarından kısa kesitler izledim ve gerçekten sarılmayı çok isterdim🥺
+1
rock n roll
(26.09.26)
baldur2 söyleyince hatırladım Erdal Tosun'un ölümü gerçekten üzücüydü, saçma sapan trafik kazasıyla.

ben Chester Bennington demeye gelmiştim.
0
nhk ni youkosu
(26.09.26)
james gandolfini. tony sopranoyu o kadar sevmiştim ki ölünce üzüldüm.
+1
mikahakkinen
(26.09.26)
yıllar yıllar önce yeni melek'te konser sırası beklerken tarık akan yanımdan yürüyüp geçmişti. adam yaşına rağmen inanılmaz etkileyiciydi; resmen ışık saçıyor gibi bişeydi.. allah rahmet eylesin.
ünlülerden çok üzüldüğüm birisi aklıma gelmedi. camia ünlüsü olarak barkın bayoğlu'na günlerce ağlamıştım. aklıma geldikçe hala içim sızlar.

edit: ronnie james dio, tr konserinden hemen önce ölmüştü. bilet elimde, çok fena içimde kalmıştı onu canlı dinleyememek.
0
lil siztah
(26.09.26)
Gökhan Semiz, Kerim Tekin, Yavuz Çetin. Ölümlerine çok üzülmüştüm hala da üzülüyorum.
0
kizil karga
(26.09.26)
Kesinlikle Müslüm Gürses.
çok değerli bir kalp, çok değerli bir ses.
0
acabakimdimbenbilemedim
(26.09.26)
barış manço vefat ettiğinde çok üzülmüştüm. harun kolçak, ajlan, ilhan şeşen, hüner coşkuner, zeki müren, banu ve akrep nalan hala şarkılarını dinlerken üzülürüm. sevdiğim sanatçılardı...
+1
exlibris
(27.09.26)
Gökhan Semiz, Müslüm Gürses, Amy Winehouse.
0
pro9it9is9
(27.09.26)
baris manco, baris akarsu, robin williams
0
antikadimag
(27.09.26)
onno tunç ve uzay heparı, ikisi de müzikal manada çok sevdiğim ve değer verdiğim insanlar. bence çok erken oldu. enteresan olan bi başka şey ise bu kadar başarılı insanların birisi trafik kazasında, diğeri uçak kazasında öldü.

ikisi de şu an yaşasaydı, türk pop müziği çok farklı bir noktaya gidecekti, aynen olması gerektiği gibi. keko repler, 4 akorluk şarkılar olmayacaktı.
0
omer460
(27.09.26)
Barış manço ya üzüldüm ama öyle ağlamalı falan olmadım kimse için
0
basond
(27.09.26)
Kazım Koyuncu.
0
auroraaurora
(27.09.26)
Harun Kolçak, Barış Akarsu, Defne Joy Foster
0
mor oje
(27.09.26)
Barış Akarsu ve Kıvırcık Ali üzmüştü öğrendiğimizde.
0
biravekahve
(27.09.26)
Uzay hepari
0
cccbehzatccc
(27.09.26)
Gerçekten böyle her hafta aklıma gelen, hala podcastini dinlediğim, yaptıklarını tekrar tekrar izlediğim kişi Norm Macdonald.
0
logisticsmanager
(27.09.26)
Umberto Eco 19 şubat 2016
o günü hatırlıyorum duyduğum anda çok üzülmüştüm , kitaplarının türkçeye çevirilenlerinin çoğunu okudum . hala aklıma gelir yaşasaydı daha çok yazsaydı diye boğazım düğümlenir . kendime çok yakın hissettiğim bir insandı.
0
devilone
(28.09.26)
Beni çok üzen ölemeyişler var. Bir türlü ölmeyen, ölmeye ayak direyen, ölünce bayram edeceklerim var.
0
thracia
(28.09.26)
yerli baris manco
yabanci MJ..
ikisinde de bi gozum sulanmistir.
0
cooperr
(28.09.26)
baris akarsu
ümit yilbar
kazim koyuncu
nick drake
mustafa koc
suna kirac (ölümünden cok hastaligi)

cok üzmüyor ama ah be dedirtiyor.
-1
Purple life
(28.09.26)
mark lanegan...

en çok mark'ın ölümüne üzüldüm. chris cornell'a ve tom petty'e de üzülmüştüm ama mark aşırı koydu.

--------

ha bir de jules bianchi.

çok sağlam pilottu. leclerc falan yanında halt etmiş.

kazasını izledim.

antoine hubertin kazayı da izledim.

o da çok kötü öldü.
0
rain when i die
(29.09.26)
Emre Gönlüşen.
Çok çok üzülmüştüm.
0
kumandanim
(29.09.26)
Barış Akarsu-- hala dinleyemiyorum
Kazım koyuncu -- türküleri dinliyorum ama işte gidiyorum albumunu dinleyemiyorum.
0
kuzey li
(29.09.26)
bu arada mesela şu abilerimiz braşovlu bir senfonik metal grubu.
www.youtube.com

bunların 94'lü robert cotoros diye bir ritm gitarist / back vokali varmış (şarkı sonundaki brutal vokaller ona ait). eleman covid sebepli ölmüş.

grubun konserine gitmiştim robert öldükten çok sonra. ben normal şekilde ayrıldı zannediyordum. geçmişi inceledim ağladım.

-------

replikasın solisti gökçe akçelik'in ölümüne de çok üzüldüm.
0
rain when i die
(30.09.26)
(13)

Günümüz çocuklarını sevmemek

kiriko
Ya arkadaşlar ben günümüz çocuklarını sevemiyorum.Sizce bende bir gariplik var mı?6 yaş altını severim hele bebekleri çok çok severim.Ama 6 yaş üstü bi acayip ukala yaramaz saygısız.İşin garibi çoğu böyle.Var mı bi sıkıntı yoksa psikologluk muyum?
Ya arkadaşlar ben günümüz çocuklarını sevemiyorum.Sizce bende bir gariplik var mı?6 yaş altını severim hele bebekleri çok çok severim.Ama 6 yaş üstü bi acayip ukala yaramaz saygısız.İşin garibi çoğu böyle.Var mı bi sıkıntı yoksa psikologluk muyum?
+3
kiriko
(25.09.26)
Ben de normalde sevmediğimi düşünüyordum ama ben bok gibi yetiştirilmiş şımarık veletleri sevmiyormuşum onu fark ettim çünkü bazı çocuklar gördüm bu sene acayip efendi ve aklıbaşındalardı yaşıtlarına göre, hepsi öyle olsa süper olurdu.
+1
kizil karga
(25.09.26)
çocuklar şımarık. annenin babanın lafını sözünü dinlemeyen çocuktan hayır gelmez.
0
jelly bear
(25.09.26)
Bazı çocuklar çok şımarık ama bazıları çok komik. Mesela bazen kalabalık gruplarda denk geliyorum +7 yaş çocuklu ailelerde aşırı komik ve eğlenceli geçiyor çocuklar aşırı şımarık değilse. Ben aşırı antipati duymuyorum normalde çocuk öyle sevmem ama bizim jenerasyona göre kendilerini çok iyi ifade ediyorlar, duygularını da iyi ifade ediyorlar ben şaşırıyorum. Bu tabi kendilerine özgür alan tanınması ile alakalı ipin ucu kaçıyor ve çoğu şımarık oluyor haliyle ama şımarık olmayanlar ile oturup bir yarım saat esprili vs sohbet edersin rahat kelime hazneleri çok geniş bence öyle çok da çocuk gibi değiller.
0
titanic kemancısı
(25.09.26)
Bütün çocuklar bir olamaz. Her istediği olan, biraz ağlayınca telefondan tablete susması için pek çok şey önüne serilen, elaleme güzellemeler yapılır başbaşa kalınca ilgi gösterilmeyen çocuklar doğal olarak sosyal olarak problemli oluyorlar. Ve evet bu zamanda bu örnekten çok mevcut. Ama onların bir suçu yok. Aileleri onları bu şekilde yetiştiriyor. Bilinçli veya bilinçsiz.

Pek çok çocukta uyaran eksikliği var. İlgileneni yok yani. Pek çoğunda da aşırı uyaran söz konusu. Tv+tablet+telefon+youtube+instagram
Bütün gün tüm interneti tüketiyor çocuk.

Şimdi bu durumların ikisi de ciddi sorun. Ama emin olun aynı şey değil. Bir de haylaz, yaramaz tipler var. Bunların karakteri yetiştirmeden başımsız bu şekilde oluyor ve çevresi için hakikaten yorucu, epey efor harcatan cinsten.

Dolayısıyla günümüz çocukları derken homojen bir gerçeklikten söz edemeyiz. Dün için de bugün için de durum hep aynı aslında. Sadece bugün araçlar değişti. İnsan hep aynıydı.
+1
ezkaza
(26.09.26)
özellikle küçük yaştaki çocukların zamandan bağımsız olarak benzer niteliklere sahip olduklarını düşünüyorum şahsen. mevcut durumunuz sizin algılarınızla, sinir-stres düzeyinizle vs. ilgili olabilir. bunu kötü anlamda söylemiyorum. yani eskiden "tahammül edilebilir" bulduğunuz bir şey bugün sinir bozucu geliyor olabilir. bu sizin kendi kişisel gelişiminizin bir parçasıdır.

ben küçük çocukları çok seviyorum. müthiş beyinleri var çünkü. oyunlarından tutun yargılarına kadar her şeyleri aşırı komik. ama bunun başka bir yetişkin insanı açmamasını da rahatlıkla anlarım açıkçası, herkesin sevimli bulabileceği bir şey değil çünkü.

ben çocuğum olsun isterdim. yeğenim doğduğunda bu isteğim zirve yaptı. yeğenim 2-3 yaşına geldiğinde "iyi ki çocuğum yok" diye evrildi. yani çocuklar bence aynı çocuklar ama bizim bakışımız değişiyor. şu an dayı olarak muhatap olmaktan müthiş keyif alıyor muyum? alıyorum. 7/24 sorumluluğunu üstlenmek ister miyim? hayır.

bi de "günümüz çocukları" ifadesi dikkatimi çekti. benim gördüğüm kadarıyla bugünün çocuklarıyla 30 sene öncekilerin arasında fark yok. yani tabletçi, dopamin bağımlısı manyaklar biraz daha ileri yaşlarda ortaya çıkıyor... ben kendi etrafımdaki bebelere bakıyorum bunlar taş toprak yiyip birbirine dalan, parkta kafa üstü düşen garibanlar yani. biz nasıl denyoysak bunlar da aynı öyle, bi fark yok :)
0
der meister
(26.09.26)
Şimdiki kadar şımarık, terbiyesiz, saygısız, bencil, rahatsız edici, sinir bozucu çocuk yoğunluğunu görmedim.

Arada çok iyi aile terbiyesi almış, yaşının ötesinde olgunluğa sahip olan çocuklar var ama azınlıkta.

Kendi oğluma belli sınırlar geçilmediğinde medeni, saygılı kalmayı öğretmeye çalışıyorum ama sosyal medya yüzünden devamlı takipte kalmak gerekiyor.


Çok uzun konu aslında ama çocukta sıkıntı varsa genellikle ailelerinde en az 1 ebeveyn sıkıntılı oluyor. Çocuğa bak, ya anasının ya babasının kopyası, hatta bazen daha kötüsü.
0
kimlanbu
(26.09.26)
Çocuklar sevilir .
Sevmemek demeyelim de sevimsiz geliyorlar sanırım belli bir yaş üstü .
Beli
Anne babanın nasıl eğitim verdikleri burada önemli . Tabi konu her zaman fakirlikle ilgili değil anne baba varlıklı, iyi eğitim görmüş, kendi hallerinde olsa da bu halleri her zaman çocuğa olumlu yansımaya da biliyor.

Nasıl ki kimi ergen ve gençlerde okullarda da görmüş olduğumuz üzere saldırganlık bazen bilgisayar oyunlarına bağlanıyor ise daha küçük olan çocuklarda da olumsuz hal ve hareketlerinde izledikleri reklam çizgi filmlerin etkili olduğunu düşünüyorum.
Görüntüler arasında karakterlerin hızlı hareketleri, hızlı geçişe sahip görüntü efektleri ve hızla değişen renkler çocukları olumsuz etkiliyor olmalı .
Ve ne insana ne hayvana benzeyen karakterlerin de yaygınlaşması popüler hale gelmesi de ayrı konu .
0
diyecevaplandı
(26.09.26)
çocukları severim ama bazı çocuklar çocuğum olmadığına şükrettiriyor cidden.
0
nothing in my way
(26.09.26)
Kücükken neden kötü oldugunu anlayamadigimiz yetiskinler olur ya ondan olmussun fkfkfkf

Bi tane haber vardi bin yillik mi me bi tas bulmuslar üstünde civi yazisi varmis. Ne yaziyor diye bakmislar su yaziyormus“simdiki gencler cok saygisiz“ fkfkfkfkf
-1
Purple life
(26.09.26)
benim ve çevremdeki yakın birkaç arkadaşımın çocukları söylediğiniz gibi değil. anne babayla alakalı çocuğun “terbiye”si.
0
deartheodosia
(26.09.26)
normal, sorun sizde değil.

tabi ki düzgün çocuk var ama çoğu sevilecek gibi değil. aileler yüzünden hep.
0
biseysorcaktim
(26.09.26)
bence çocukların ailelerinde (arkadaşlarınızda) sorun var. Saygısız olmayan çocuklar da var çünkü. Ama tahammül etmek zorunda değilsiniz yani onlarla aynı ortamda bulunmak istemiyorsanız bulunmayın bence.
0
nhk ni youkosu
(26.09.26)
Yaşıtımız boktan ebevenyliğin sonucu çoğu.
Uzmanların aman höt demeyin aman kızmayın psikolojisi bozulmasın vs gibi yönlendirmeleri tembel ve salak ebeyveynlikle birleşip fırsat kapısı olması sonucu böyle çocukların sayısı arttı. Birbirlerini gördükçede kudurdular.

Hak veriyorum sana her çocuk olmasada katlanılmaz çocuk sayısı arttı
0
basond
(27.09.26)
(13)

Yalan Söylemiş Eski Sevgiliyi Özleme

askingforafriend
Merhaba, kötü bir ayrılık hikayesi anlatıp tavsiyenizi soracağım.2 gün once kız arkadaşımdan ayrıldım, ben 30 o 26, kız Alman. 10 aylık ilişkiydi, birlikte yaşıyorduk, (ufak istisnalar dışında) nerdeyse 24 saat birlikte geçirdiğimiz, problemleri olan, ama birbirine çok uyumlu ve çok bağlı bir çiftti
Merhaba, kötü bir ayrılık hikayesi anlatıp tavsiyenizi soracağım.

2 gün once kız arkadaşımdan ayrıldım, ben 30 o 26, kız Alman. 10 aylık ilişkiydi, birlikte yaşıyorduk, (ufak istisnalar dışında) nerdeyse 24 saat birlikte geçirdiğimiz, problemleri olan, ama birbirine çok uyumlu ve çok bağlı bir çifttik. Şu da vardı ki, kızın geçmişindeki bazı şeyler beni rahatsız ettiğinden ciddi bir gelecek göremiyordum kızla ve bunu ona da söylüyordum, buna rağmen ayrılamıyorduk. absürt bir ilişkiydi. ikimiz de birbirimize bağımlı gibiydik.

Derken, geçen hafta telefonunu karıştırdım.. net bir aldatma mesajı görmedim; fakat, net yalan ve aldatma ihtimali gördüm:

-bana eski sevgilisiyle 2025 temmuz ayında bitirdiklerini söylemişti. halbuki bizim ilk kez buluştuğumuz günlerde whatsapp'ta buluşmak için yazışmışlar. (yazışmalardan bu buluşma sanki ayrılmak üzere/ayrılmış çiftin oturup sorunları konuşma temalı gibi göründü.) buluştular mı bilmiyorum. net olan, kız, adamla buluşmak istiyor kötü ayrılmamak ve problemleri konuşmak için. (kız talepte bulunmuş)

ayrıca, 2025 ekim-kasım ayında da date'e çıktıları yazılmış.

- doğum günü (yani 2 ay öncesi) adam buna sade bir kutlama mesajı atmış, cevap şu: "thank you!!! :) what a surprise. Thank you for thinking of me." adam da "When you messaged me, I was really happy about it, so it was important to me. :)"

Yani, hem biz birlikteyken adamın doğum gününü kutlamış, hem de böyle bir mesajlaşma olmuş.

-bana bir etkinlikte tanıştık demişti, adam komşusu gibi bir şeymiş, mesajlardan anladığım ve tanışma öyküsü de farklı çıktı.

-aldatma ihtimali 1 şey hariç yok (çünkü hep birlikteydik). aile evine gidiyordu başka şehre ayda 1-2 kez. emin değilim ama eğer adam burada yaşıyorsa belki aldatma öyle söz konusu olabilir.

Ayrılmaya karar verdim. 3 gün önce dedim ki ver telefonunu bir şeye bakacağım. bir baktım (o ara anladı mı bilmiyorum) bu doğum günü mesajlaşması silinmiş. dedim bazı şeyler yok burda sildin mi? hayır dedi. emin misin dedim, neyden bahsediyorsun dedi. konuşmanın çektiğim fotosunu gösterdim, "orada kötü bir şey yok, sadece doğum günü kutlaması...." falan dedi. ben burda patladım ve çok ağır hakaretler ettim kıza (aldatıldığımı falan da düşündüm) o kadar ağır hakaretler ettim ki şiddetle en ufak alakası olmayan insan tüm gücüyle kulağıma ve kafama gelecek şekilde yumruk attı..

son olarak evden siktir git dedim ve giderken son kez dönüp seni hiç aldatmadım dedi. kapıyı yüzüne kapattım.

özetle; hayatında yaşadığı en büyük acıyı yaşatmış oldum kıza sözlerimle. çok berbat şeyler söyledim. en sevdiği insandan en ağır lafları işitti. pişmanlık duyuyorum. aldatıp aldatmadığından emin değilim. onunla gelecek istediğimi düşünmüyorum ama şu an gece olana dek eve gidemiyorum, evde oturamıyorum, işime odaklanamıyorum, aşırı özlüyorum.


beni engellemiş whatsapp'tan. eşyaları hala duruyor. eşyaları verme bahanesiyle son kez görmeye çalışmak geliyor içimden.

2 ay içinde ülke değiştireceğim bu arada, yeni ülke, yeni ev, yeni iş. bunu o da biliyor, birlikte taşınmayı falan düşünüyorduk..
-6
askingforafriend
(25.09.26)
düşündüklerin ve bunun sonucunda aldığın karar doğru. aldatmak sadece fiziksel olarak birlikte olmak değil ayrılınan eski sevgiliye doğum günü mesajı atıp flörtleşir gibi konuşmak hiçbir zaman kabul edilebilir değil. sen sadece kıza çok sert yaptığından dolayı şimdi için tam olarak rahat etmiyor. hatta tekrar okudum da hakaret kısmı hoş olmamış. neyse, tekrar başlamayacağın şekilde ne yapmak istiyorsan yapabilirsin yani eğer iyi ayrılmayı umursuyorsan. yoksa gerek de yok. yani kararın doğru olsa da her zaman arkasında durması kolay olmayabiliyor, bir şekilde böyle biriyle devam etmeyeceğine kendini ikna etmelisin. bir de sosyalleşmeyi unutma yoksa özlemeye devam edersin, yanlış yaptığını falan düşünüp kendini hırpalarsın. gerek yok yani.
0
tabii lan manyak mısın
(25.09.26)
haklısın. nefret ve öfke dolmuştum ilk mesajları okuduğumda ama şu an o hisler sanki zayıfladı ve özlem arttı gibi, ama biliyorum ki yine birlikte olsam bile o mesajları ve aldatma ihtimalini unutamam kabullenemem.

önümüzdeki her gün biriyle dışarı çıkacağım, dün eve gelince uyumadan önce 2 saat ağladım. evde duramıyorum, sanki o olmadan ev, ev değilmiş gibi geliyor.
-2
🌸askingforafriend
(25.09.26)
Okuyamadim durumum yoktu.
Ama okusam da fikrim degismezdi bence.

Biten bitmis bosver. Önündeki gelecek güzel günlere odaklan.
-1
Purple life
(25.09.26)
geçmişini yargılayıp yüzüne karşı da seninle bir geleceğim yok dediğiniz birinden gördüğünüz sadakat yoğunluğu bana oldukça dengeli geldi aslında.
+3
asue
(25.09.26)
ben de birini aldatsam bütün bu hikayeler yaşansa, kapıdan çıkarken dönüp "ben seni hiç aldatmadım" derim. ribaund erkeğiymişsiniz. işler iyi gitmiş bir dönem, kalıcı olmuşsunuz ama tam da olamamışsınız. boşverin gitsin.
+1
co2s2
(25.09.26)
bence biraz fazla drama yaratmışsınız. zira bulduğunuz veriler arasında dikkat çekici bir sorun yok bence (timeline'da bir hata/eksik yoksa). saydırmanız aşırı gereksiz olmuş; insan gibi konuşsanız belki bazı şeylerin arka planını net bir şekilde öğrenirdiniz. anlattıklarınıza bakılırsa, kızın azıcık kendine saygısı varsa, eşya alma işini sizinle karşılaşmadan halleder. çektiğiniz acı zamanla geçer; taşınma, yeni iş derken olması gerektiğinden daha kolay atlatırsınız, bişey olmaz. kızı da rahat bırakınız.
+1
lil siztah
(25.09.26)
@lil bana bu kadar yalan söylemesi ve eski sevgilisiyle mesajlaşmaları normal mi sizce? ve mesajları silip bunu gizlemeye çalışması. başka mesajlaşmalar da olmuş ve silmiştir diyorum. gördüklerim sanki buzdağının ucuymuş gibi hissediyorum.
-1
🌸askingforafriend
(25.09.26)
Lan oğlum ne biçim adamsın ya? Ne bu duygusal tripler? Kız başkaları ile sevişiyor işte. Sevgilisin alt tarafı. Sevgili bile değilsin daha doğrusu…
0
benaslindayohum
(25.09.26)
bir kere yalancıysan her zaman yalancısın. liars gonna lie.
0
kobretti
(25.09.26)
@askingforafriend, sizin anlattıklarınıza göre yorum yaptım. ben mesajlarda sıkıntılı bişey göremedim. herkes ayrıldığı kişiyle kanlı bıçaklı olacak diye bir kaide yok. ancak sizin hisleriniz iletişimin bununla sınırlı olmayabileceğini düşündürüyorsa orasını bilemeyeceğim; olayların içinde olan sizsiniz neticede. zaten bana göre sorun olmasa da size göre sorun ise bitmiştir zaten..
ancak olan bitenlerden sonra, hazır gelecek de göremiyorken neyin derdindesiniz, onu da anlamadım. bu durumda özleminizi bastımanızı öneririm. aklınıza geldiğinde mutlu anlarınızı değilde, sizi soğutan konuları düşünürseniz süreç kolaylaşacaktır.
geçmiş olsun.
0
lil siztah
(25.09.26)
Yani aranızdaki olayın bütünü veya senin/onun tepkilerinin doğruluğu hakkında bir yorum yapmayacağım ama eski sevgiliye doğum günü mesajı atmak benim için tek başına bir ayrılık sebebidir
0
niyazi mısri
(25.09.26)
aldatmak illa cinsel birliktelik kurmak olmuyor, ayrıca aldatmış olup da aldatmadım diyebilir. kanıtlarla 100% ortada olmasına rağmen ben öldürmedim diyen insanlarla dolu hapishaneler.

ikiniz de aşırı toksik insanlarmışsınız; sen kıza onunla gelecek görmediğini söylüyorsun, kız sen ona hakaret ederken seni yumrukluyor vs. şimdi de aşk acısı (!) çekiyorsun.

kıza geri dönmeye çalışmak yerine gelecekteki ilişkilerine bu toksikliğini yansıtmama üzerine çaba göstermeni öneririm. bu kızla bir araya gelseniz de bu olayları aşamazsınız, şimdi yaşadıklarınızdan daha kötü olur her şey. sağduyulu olmaya ihtiyacın var.
0
deartheodosia
(26.09.26)
ben pişmanım bazı davranışlarımdan ve ayrılırkenki sözlerimden. daha önce 2 kez ayrıldım kızdan (7 ve 9 ay önce) fakat 1 hafta sonra gittim barışalım dedim anında barıştık.

bana yalan söylemiş olması ve attığı mesajlar ilk öğrendiğimde beni çıldırtmıştı. şu an özellikle düşünmezsem aklıma sadece onunla ne kadar güzel vakit geçirdiğimiz geliyor. keşke yanımda olsa diyorum. evlerimiz çok yakın, yanına gitmemek için zor duruyorum. böyle bir şey yapmamalıyım değil mi?
-6
🌸askingforafriend
(26.09.26)
(37)

Üzüntüden uyuyamadım kocam abartma diyor

Gradient_tabanlı_mor
Kardeşimin düğünü şehir dışında ve perşembeden geldik cumartesi düğün olacak. Eşim bavulları yerleştirirken benim bavulu unutmuş. Elbisem, ayakkabım, çantam, iç çamaşırı pijamaya kadar şu an hiç bir şeyim yok yani tamamen sıfırım. Eşimin pijamasıyla uyudum bugün tüm gece ağlamaktan uyuyamadım. Eşim
Kardeşimin düğünü şehir dışında ve perşembeden geldik cumartesi düğün olacak. Eşim bavulları yerleştirirken benim bavulu unutmuş. Elbisem, ayakkabım, çantam, iç çamaşırı pijamaya kadar şu an hiç bir şeyim yok yani tamamen sıfırım. Eşimin pijamasıyla uyudum bugün tüm gece ağlamaktan uyuyamadım. Eşim geri dönüp almayı teklif etti ama git gel 12 saat sürüyor diye istemedim.

Abartıyorsun tekrar alırız elbise diyor. 1 gün içinde her şeyi tekrar alıp tadilat yaptırıp nasıl yetişeceğim ayrıca bir sürü para verdim boşa gitti onbinlerce yani. Hamilesin diye hormonlardan bu kadar abarttın diyor. Tüm gece ağlamakta haklı değil miyim? Kendisi unuttuğu için suçu benim hormonlarıma atıyor gibi hissediyorum.
📊 Sizce?

Bu anket sona erdi. 80 oy kullanıldı.

-9
Gradient_tabanlı_mor
(25.09.26)
tanımadan söylemek bize düşmez ama anlattığınız olay dahilinde kocanız haklı. hormonal durumları olayın boyutunu arttırmış gibi. nasip deyip devam edin. üzücüden ziyade can sıkıcı, sinir bozucu.

adam telafi etmek için gidip alayım bile demiş. bir günü yolda geçecek. o bir günde yenisi de alınır. ama iki seçeneği de sunmuş size. daha napsın.

bir dahakine unutma demekten başka bir şey denemez bu saatten sonra.
+2
biseysorcaktim
(25.09.26)
Evinizin anahtari kimsede yok mu. Otobuse versin
+5
üğpoıuy
(25.09.26)
@üğpoıuy, yok maalesef:(
Çilingirle açtıralım dedik ama yakın arkadaşlarımız şehir dışında hep
-1
🌸Gradient_tabanlı_mor
(25.09.26)
Eşinizin anası babası kardeşi vs. Baksa eve girip diyecektim,herhalde onlar da müsait değil sanırım.sizin akrabalar zaten düğünde,arkadaşlarınız da şehir dışında diyorsunuz. Zor olsa da nasip deyin artık.ama küsüp de gözükmeyeyim resim video çekilmeyeyim falan demeyin sakın.emin olun ilerde gülüp geçeceğiniz hoş anılara dönüşecek bunlar.ortalama rahat edeceğiniz bir kıyafet seçip alıp devam edin sadece
+1
denizciman
(25.09.26)
Elbiseye ne kadar para verdiğime göre değişir. yol masrafından pahalıysa gitsin alsın, değilse senisini alayım.

Üzülmekten ziyade üzerdim, burnundan getirirdim insan valizi nasıl unutur?
-7
kuzey li
(25.09.26)
Valiziniz kaybolmamış sonuçta, evde kalmış. O abiyeyi başka bir davete giyersiniz. Gidip kendinize güzel 3-5 parça kıyafet alın. Bir de tatlı yiyin keyfiniz yerine gelsin.
+10
anaphylacticshock
(25.09.26)
dünyanın sonu değil. bi seçim yapın yenisi mi alınacak yoksa geri gidip elbise mi alınacak diye. bence yenisini alın ama siz bilirsiniz. üzülüp dövünmenin alemi yok artık
0
jelly bear
(25.09.26)
uçakla gitsin gelsin eşiniz bence.
0
art cat chocolate
(25.09.26)
Maalesef böyle şeyleri ben de çok büyük yaşarım, başıma gelse öfkeden delirirdim herhalde.

Ama artık yapacak bir şey yok, gidin güzel bir alışveriş yapın evdeki de başka bir zaman kullanılmak üzere kalsın.
Hem kendinizi hem etrafınızdakileri strese sokmayın, yakınınız için özel bir zamanda böyle dertlerle bunalmaya ve bunaltmaya gerek yok.

Geçmiş olsun.
0
mutekebbir
(25.09.26)
Bana her şey olmuyor bunun tadilatı da yetişmez ben kocamı yollardım herhalde. Adam gitmek istemezse de haklı. Ama kocama da güvenmez kendi bavulumu teyit ederdim.
0
kestane gürgen palamut
(25.09.26)
uçak veya arabayla, kaç saat sürerse sürsün gitsin alsın. kardeşinizin düğünüymüş, özenle o elbiseyi seçip hazırlatmışsınızdır. başka bir akraba olsa neyse...

hamile halinizle aldığınız kıyafeti başka zaman giyemezsiniz. ek tadilat gerekir. belki normalde zevkinize çok uymayan ama hamileliğinize uygun diye aldığınız bir elbisedir. hem doğum süreci ve sonrası kişiliğiniz ve zevkleriniz bile değişebilir. insan zaten o elbiseyi gördükçe sinirlenir giymek istemez.

her şeyi tekrar almaya çalışmak 20 binden aşağı tutmaz zaten. hatta belki daha fazla, sizin maddi durumunuza göre yani bilemem. vakit de yok, 1 günde ne alacaksınız, nasıl tadilat yapılacak? imkansız.

ben olsam ben de çok sinirlenirdim ve üzüntüden değil sinirden ağlardım :d hamilesiniz bir de yani çok haklısınız bence.
0
art cat chocolate
(25.09.26)
Adam unutmuş tamam ama telafi etmeyi tekli etmiş, kabul etmemişsiniz. sizin için tek çözüm kocanızın zamanda geri gitmesi mi nedir :) Nasıl çözsün adam :)
+10
kumandanim
(25.09.26)
kocaniz esseklik etmis, esim bavullari yerlestirirken benim bavulumu da koydu mu diye teyit etmem valla, o kadar da guvenemeyeceksek her isini kontrol edeceksem ne alaka yani. yani uzulurdum ama yasinizi bilemiyorum, sunu da unutmamak lazim, hakkaten ilerde kim ne giymis, resimde nasil cikmis bi anlami olmuyor, orada gecirdigimiz vakit ve sevdiklerimizle anilarimiz bize baki kaliyor, sonra insan kendini uzuyor neden tadini cikarmadim, hem kendimin hem etrafimdakilerin burnundan getirdim diye. hayatta sagliktan baska her seye care var. cok takilmamaya calisin.
tum gece aglamakta hakli degil miyim demissiniz, yani bunun hakli olup olmakla alakasi yok hocam, deger mi diye dusuneceksiniz, dunya donmeye devam ediyor - dunyamin durmasina sebep olacak baska olaylar yasadim kendi adima, tum bir gece agladiginiza kendinizi hirpaladiginiza bir elbise icin deger mi, bence soru bu. bana degmez gibi geldi.
+5
kassiopeia
(25.09.26)
Gece boyu ağlamakta haksızsınız .
Aile içinde olan geçici bir zaman sonra önemi olmayacak bir meseleyi buraya yansıtmakta normal değil .
Burada kocanıza söylenen kimi olumsuz sözleri onaylayıp tik atmakta hiç normal değil.
Referandum anket oluşturmakta hiç normal değil .

Eşiniz haklı. bir yerden sonra abartmışsınız. Dünyevi çoğu işler böylece aklımızı esir alıyor .
0
diyecevaplandı
(25.09.26)
o valiz gidip alınmazsa o kocanın yıllarca çekeceği laf tahmin edilemez. çok yanlış bir tercih. o valiz gidip alınıp gelinmeli.
+3
mikahakkinen
(25.09.26)
Canınızı sıkmayın, sağlık olsun; gerisi hallolur. Şimdi işin oluruna bakmak lazım. Gidip alması, şu aşamada teklif edebileceği tek şeydi; onu da siz kabul etmemişsiniz. Ben olsam, bunu güzel bir alışveriş fırsatı olarak değerlendirir, eşime güzel bir fatura çıkarırdım.
+4
lil siztah
(25.09.26)
Kiyafetin basina bi sey gelmemis. Baska yere giyersin artik. Tadilat gerekmeyecek bir seyler arardim. Illa bulunur. Bilemedim ben cok da onemsemedigim icin boyle bakardim. Ama aglamak falan abarti olmus. Bi ölene care yok derler ya oyle aslinda. Ne kendini ne esini uz bence
0
Kittie
(25.09.26)
Ben karimin esyalarini unutsam gider alir gelirim ya da bir sekilde organize eder getirtirim.

Uzulmekte ziyadrsiyle haklisiniz, ama madem bu kadar uzuluyorsunuz adamin gidip alayim teklifini geri cevirmeyecektiniz. Ama tabii yeterince icten teklif etmedigini dusunup reddetmiste olabilirsiniz.

Neyse, yine de butun gece aglamak biraz fazla bir duygusal tepki olmus, bavul unutuldu, esinizi gondermediniz, ne yapacaginizi dusunup onunuze bakmaniz gerekir. Es zamanli biraz uzulmeye devam edersiniz, bundan bes on yil sonra bu da boyle bir aniydi diye ese dosta anlatirsiniz.
+1
lumpen proletarian
(25.09.26)
Ben olsam önce eşimin bavulunu koyardım. Çünkü eşim hamile ve onun konforu benim için öncelikli olmalı.

Hamile bir insanın kıyafet bulması onu tadilat yaptırması zahmetli işler. Kıyafetle düğün boyunca rahat etmesi lazım, sıkmayacak, fazla bol olmayacak. Sonra ayakkabı meselesi de var. Hamile bir insanın ayakkabı bulabilmesi de kolay değil. Ayağın şişer, ayak bileklerin şişer ona göre ayakkabı bulacaksın, çok yüksek topuklu ve çok alçak topuklu giyemezsin, kıyafetine de uyduracaksın. İç çamaşırın hamilelere göre olacak falan. Gerçekten zor işler, şimdi alışveriş yapmak istesen yorulmadan bu işi halletmen lazım.

Bu arada eşine de kızma o da belki gerçekten boş bulundu, aklına gelmedi. Ama erkekler de bazen hatalarını kabul etmek yerine yok hamilelik hormonları yok regl mi olacaksın, ruh halin değişken diyebiliyorlar buna da gerek yok.
+1
rock n roll
(25.09.26)
@ mikahakkinen +1
+1
Mirket
(25.09.26)
İnsanlık halidir. Olabilir. Ben geçen düğünde kim ne giydi hatırlamıyorum bile. Ama kim geldiyse onu hatırlarım. Sima ve varlığınızla orada bulunmanız yeterlidir.
Kocanızı geri yollamamanız takdire şayan. Çünkü dünyanın binbir türlü hali var.
+2
Leonardo~Da~Vinci
(25.09.26)
Ay hallettik çok şükür bir çilingir kapıcı eşliğinde girecek otogara bırakacak ücreti mukabilinde :)))
+2
🌸Gradient_tabanlı_mor
(25.09.26)
derdini seveyim butonu olsaydı da bassaydık keşke. kolayca halledilebilecek bir şey sonuçta bu kadar büyütmeye gerek yok. nitekim halletmişsiniz de

neyse allah başka dert vermesin.
+4
gercekdunya
(25.09.26)
dert var.. dert var..
başka türlü dertleriniz olmasın. ölümlü dünya kıyafet işte altı üstü. çözmüşsünüz neyse ki ama her insan hata yapar. kızarsın geçer biter. bkz. şemsiye
ancak kızmanı yetmemiş tüm gece ağlamışsınız o da yetmemiş kızgınlığına bir de gelip forumlarda başlık açmışınız. umarım cocuk doğduğunda adamın hatası hiç olmaz böyle sıfır hata gezer yanınızda.
0
denizmaniaherif
(25.09.26)
Esim bavullari yerlestirirlen benimkini unutmus ne demek?

Mesela 3 valiz kapinin önüne geldi ve 2sini aldi sizinkini mi birakti. Yoksa siz valizi yatak odasinda biraktiniz ve o asagiya indirir nasilsa mi dediniz? Bu iki olay baya farkli. Ikinci gibi bir sey varsa siz haksizsiniz sonucta cocuk degilsiniz esiniz de hamilesiniz diye usaginiz degil. Ama birinci gibi bir durum varsa ben gönderirdim valla eve fkfkf

Sorun oldugunda sorunu kücümsemegi de hic anlamiyorum. Cözüm bulmak yerine sorunu yok saymaya calisiyor.
+1
Purple life
(25.09.26)
bence o kadar çok sinirlenin ki, hem kocanıza hem de kendinize düğünü zehir edin. ne demek sizin bavulunuzu unutmak? ben sinirlendim burada adama. boşasanız yeridir. kardeşiniz kaç kere evlenecek? oldu olacak kendini de unutsaydı adam. derhal binsin arabaya bavulu alsın gelsin. 12 saat gitsin gelsin. akılsız başın cezası. zaten ayağınızın altında dolaşsa sizi daha çok sinir edecek. ortalıkta fazlalık da yaratmamış olur. bu arada, siz yine de işinizi şansa bırakmayın, gidin kendinize kıyafet alın düğünde giyecek. sizin bavulunuzu bir kere unutan adam, bir kere daha unutabilir. eğer bu seferde de unutursa, kesin boşayın.
0
co2s2
(25.09.26)
koca haksız, ayrıca kalpsiz ve hödük.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.09.26)
Çözüldüğüne samimiyetle çok sevindim. İyi eğlenceler. Abi de vicdan azabından kurtulmuştur ( samimi söylüyorum, kinaye yok )
+2
kumandanim
(25.09.26)
adamin yerinde olsam gidip bavulu alir gelirim.
cunku bu tarz hatalar evliliklerde tekrar onune konur, kacarin yok
geberene kadar bununla ugrasacagima bir gece uykusuz kalir cozerim.
ustune bir de hanim hamile, abbbooovv diyorum :D
+2
cooperr
(25.09.26)
Ömür törpüsüsün.
0
anon1m
(25.09.26)
Benim eşim yapsa parçalar, o bavulu getirttiririm. :) Kadınlar için 1 günde bavul düzmek çok zor bence, kolaylıklar diliyorum, eşinizle de bol sabır
-2
cccbehzatccc
(25.09.26)
çözülmüş konu hayırlı olsun iyi eğlenceler dilerim öncelikle,
ancak kocanız istemeden hata yapmış telafi etmek de istemiş siz olmaz demişsiniz sonra sabaha kadar ağladım vs demişsiniz adamın neler yaşadığını düşündünüz mü peki? Hatasını bu şekilde gözüne sokup gözyaşı döküp aman çözmeni istemem demeniz olayı nereye getiriyor? yani ne olsun istediniz acaba adam ışınlansın mı?
özetle hata yapan kocanıza çok acımasızca hatası yüzünden acı çektirmişsiniz sonra haksız mıyım diye bize soruyorsunuz.
haksızsınız.
0
basond
(25.09.26)
@basond, kocam üzülsün acı çeksin diye ağladığımı mı düşündün :D sadece kendi üzüntümden dolayı ağladım tabi ki. Tutamadım kendimi yani. Ama gitmesini de istemedim 12 saat çok geldi.
@purple life, benim bavul yatak odasında kalmış diğerleri koridordaydı o yüzden unutmuş ama benim bavulumu da görmüştü daha önce yani haberi vardı unutmasa alırdı :/
@kumandanim, teşekkürler :) benden çok o sevindi zaten hallolmasına
0
🌸Gradient_tabanlı_mor
(25.09.26)
Hadi geçmiş olsun, bir şekilde hallolmuş işiniz...

Friends dizisinin bir bölümü var. Arkadaşı phobe'nin düğününde nikahını kıyacak olan joey türlü aksaklıklardan ötürü kıyafetini getiremiyor. Otelin hediyelik eşya dükkanından aldığı şort ve tişörtle düğünde gitmek zorunda kalıyordu.

Sizin için de bu aksaklığın ileride komik bir hatıra olarak kalması gerekirdi aslında. Hayatta aksaklıklar olur. Rabbim ciddi dertler vermesin. Bazen gülüp geçmeyi öğrenmek lazım. İleride fotolara bakılır ve "ahahah, gradient da elbisesini unutmuştu, di mi?" denirdi en fazla...

Hayatı kendinize zorlaştırmayın, zaten yeterince zor. Gözyaşlarınıza değmez yani...

Neyse, sorunun bir şekilde üstesinden gelinmiş. Gençlere mutluluklar...
+2
dilemma of subscribtionability
(26.09.26)
başka derdiniz mi yok gerçekten ya. gider güzelce yeni alışveriş yapardım, daha keyifli.
0
deartheodosia
(26.09.26)
@gradient bacim sen kendi valizimi takip etmemissin Fkfkfkf sorry ama adama kizamayiz
0
Purple life
(26.09.26)
ne güzel işte bu vesileyle alışveriş yapın bol bol :)
0
gurur
(26.09.26)
(2)

Netflix'deki filmler diziler neden hep loş?

parka
Benim tv de karanlık gösteriyor olabilir ama aydınlatmalar hep zayıf. Neden?
Benim tv de karanlık gösteriyor olabilir ama aydınlatmalar hep zayıf. Neden?
0
parka
(23.09.26)
Bununla ilgili bir post vardi instada.

Yapimlar artik eskisi gibi filmden degil digital kameradan cekiliyor. Isigi önemsemiyorlar cekiyorlar. Arkadi blurlastiriyorlar. Kasap gibi hizli cekiyorlar montajda düzeltiyorlar.

Batesmotel dizisi mesela kaliteli emek verilmiş bir cekim. Bi ordaki renklerin canliligina bak bi de herhangi bir dizi filmin.

Bu kalitesizlik de sinemaya gitmeyen yemek yerken arkada ses olsun diye bisiler acan ve dogru düzgün bir sey izlemeyen seyirci icin yeterli.

Ben izlemiyorum. Eskilerden devam. Ya da yeni ama özenli islerden.
0
Purple life
(23.09.26)
ucuza mal oluyor. rol yapmak daha kolay. çevrede dekora falan fazla önem vermeye gerek yok. korku ve gerilim filmlerinde etkiyi daha da arttırıyor. ama asıl sebep maliyeti azaltıyor. eşimle geçen gün bu konuyu irdeledik. cidden bazen ekranın neredeyse tamamı simsiyah oluyor.
0
ground
(23.09.26)
(9)

Yakışıklı mısırcı yakışıklı mı?

Cezcez
Yoksa?
Yoksa?
-11
Cezcez
(23.09.26)
öf hayır ya. aşırı şaşkınlıkla izliyorum çıkan videoları. millet delirmiş
+6
chanandler bong
(23.09.26)
sadece boyu ve kasları var onun dışında sıradan
+6
alester
(23.09.26)
Burak özcivit sever kitleye hitap ediyor. Baya kötüymüs.
+5
Purple life
(23.09.26)
yakışıklı
-9
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.09.26)
@alester

Daha ne olacak aw
-8
baldur2
(23.09.26)
cirkin denemez, ortalamanin ustunde.
bu adami guney amerika'ya gotur kadinlar parcalar.
-5
cooperr
(23.09.26)
ortalamanın üzerinde +1
gece bara gitsin mutlaka 1-2 kız ilgi gösterir.
-5
orpheus
(23.09.26)
No. Ortalama altı. Ondan çok var sokaklarda.
+5
mor oje
(23.09.26)
Mesleğiyle öne çıktı, meslektaşlarıyla kıyaslanmalı bu yüzden. Ortalama mısırcılardan daha yakışıklı bence :)
+1
cccbehzatccc
(23.09.26)
(1)

sosyal medyadaki gebelik testi videoları

dfn4
Hani böyle her ay test yapıyorlar da olumsuz çıkıyor sonra pozitif çıkıyor falan. Çoğu kurgu elbette ama bu süreçte gerçekten bu kadar gebelik testi yapılmıyor değil mi? yani her ay regl gecikmesi lazım test yapmak için. ki bu da problem olabilir. diğer türlü regl olursun zaten ve teste gerek kalma
Hani böyle her ay test yapıyorlar da olumsuz çıkıyor sonra pozitif çıkıyor falan. Çoğu kurgu elbette ama bu süreçte gerçekten bu kadar gebelik testi yapılmıyor değil mi? yani her ay regl gecikmesi lazım test yapmak için. ki bu da problem olabilir. diğer türlü regl olursun zaten ve teste gerek kalmaz. O videoların bir kısmı bile gerçekse neden bu kadar çok test yapıyorlar? tüp bebek denemelerinde böyle mi mesela
0
dfn4
(23.09.26)
Erken testler var. Regl e 10 gün kalana kadar bile sonuç verenler var. Erken yapiyorlar muhtemelen. Biz de dayanamayip yapiyorduk ve negatif cikiyordu. Sonra pozitife döndü.

Tüp bebek deneyenlere allah kolaylik versin. Bekleme süreci cok yipratici. Günde bircok kez test yaptiranlar var.
-1
Purple life
(23.09.26)
(9)

fon krizi meselesi yeteri kadar konuşuluyor mu

biseysorcaktim
ben gündemi genelde youtube'dan takip ediyorum. ekonomistleri de takip ettiğim için benim yankı odamda bu fon meselesi enine boyuna konuşuluyor.ancak ana akıma baktığımda neredeyse hiç bahsedilmiyor. 2001 batık banka krizlerine benzer bir şey değil mi bu olay? o yaşlarda küçüktüm olayın büyüklüğünü
ben gündemi genelde youtube'dan takip ediyorum. ekonomistleri de takip ettiğim için benim yankı odamda bu fon meselesi enine boyuna konuşuluyor.

ancak ana akıma baktığımda neredeyse hiç bahsedilmiyor.

2001 batık banka krizlerine benzer bir şey değil mi bu olay? o yaşlarda küçüktüm olayın büyüklüğünü ya da toplumsal etkisini tecrübe etmedim ama çok büyük olaydı. binlerce insanın hayatı değişti.
fon meselesi de öyle değil mi? 500bin insan etkilendi. küçük bir kısım insan aşırı zenginleşti. devlet göz yumdu. hatta soyanlar da malum insanların malum kadrosudur yoksa neden göz yumsunlar.

havuz medyası ne kadar veriyor haberi? finanstan anladığı şey en fazla 1-2 gram altın alıp evinde saklamak olan sıradan insanların ne kadar haberi var?

falan filan.

sizde, çevrenizde, maruz kaldığınız medya organlarında bu olay nasıl yankı buldu? olayın ne olduğundan çok bu skandal ne kadar tepki gördü meselesiyle ilgileniyorum ve her seferinde usanmadan hayal kırıklığına uğruyorum.
0
biseysorcaktim
(23.09.26)
katılımevim olayından dolayı bu grupla iş yapan dinci kesim tedirgin. olay yandaş medyada konuşulmasa da aralarında kesinlikle konuşuluyor. bu olay 1 ay demez unutulur.
+1
mikahakkinen
(23.09.26)
Serbest fon ne demek bilmiyordum bile hedge fund demekmis.
Buna yatirim yapanlar bunun riskli oldugunu bilmiyorlarsa o onlarin sorunu. Ben hayatimda hedge funda girmedim. Girersem de riskini alarak girerim. Su an öyle risk alacak bir zenginligim yok.

Ben ilginc bir olay oldugu icin takip ediyorum ama youtubedan. Insanlari borsadan sogutmamak icin belki ana akim medyada cok yer almiyordur. Bir de genelde gencler girmiş galiba. Onlar ana akim medyayi takip etmiyorlar pek. Ratingi düsük bir haber olabilir yayinci icin.
-5
Purple life
(23.09.26)
@purple life, durum biraz daha farklı.
burada batan fonların hepsi riskli olanlar değil. risksiz ve para piyasası fonunda parasını kaybeden çok kişi var. yatırımcı değil onlar. bankaya mevduata koyulan paranın yok olmasıyla neredeyse aynı şey bu. bu yüzden daha trajik ve "bu işte kazanmak da var kaybetmek de" denecek bir durum yok.
+1
🌸biseysorcaktim
(23.09.26)
devasa bir problem bu.

ve bence kısa bir süre içinde ekonomimizin de içine etmiş olan "bardağı taşıran son damla" olmuş olacak bu olay.

10 milyar doların üstünde para battı açık ve net bir şekilde.
insanların birikimleri battı.

piyasa zaten paraya açtı, artık piyasaya kimse para sokmaz cesaret edip de.
mesela bu fon krizinden sonra parasını hala "cesartle" bes vs gibi 20-30 yıl vadeli yerlerde tutacak insan bulmak kolay olacak mı?

veya şuan cebinizde 1-2 milyon fazla para varsa gidip "şu fonda bi 2-3 hafta değerlensin ihtiyaç olunca kullanırım" diyecek insan kaldı mı?

bir yandna insanın parasını sistem dışındayken faizle eritiyorsun.
sistem içindeyken parayı emanet ettiğin kişiler hortumluyor.

bu güvensizlik ortamının sonu felaket.

para ihtiyacı olan her sektör "collapsed" dediğimiz şekilde yok olacak gibi hissediyorum.

çözümü de piyasaya para basıp rahatlatmakta bulacaklar. o da doları, enflasyonu (enflasyon zaten uçuk da) uçuracak. 3 yıldır mehmet denen herifin anasını ağlattığı hlak kalıcı bir fakirliğe mahkum olacak.
+1
tchuck
(23.09.26)
ana akımda yaratılmaya çalışılan algı, parasını 1 ayda 2ye katlamak isteyen salaklar battı şeklinde daha çok. çiftlik bank muamelesi görüyor olay. halbuki gerçekte olanlar çok farklı.

en düşük riskli yatırım araçlarından biri olan (buradaki risk batma riski değil, getirisi de çok olmaz götürüsü de çok olmaz manasında, vadeli mevduatın bir tık üstü bir risk burada bahsedilen) para piyasası fonuna yatırım yapanların bile parasına çöküldü.

öyle kıyıda köşede ufacık bir fon değildi bu, tek başına para piyasası fonlarının toplam büyüklüğünün %15ine sahipti ve en büyük fon buydu. kimin aklına gelir güvenli likit araçlara yatırım yapması gereken ve getirisi de ona göre olan bu fonun; SPK, BDDK ve MASAK'ın gözleri önünde içinin boşaltılabileceği.

Bu olmaz denilen ne varsa oluyor. yarın bankaların da içini boşaltıp, sizin içerideki paraları banka batırmış malesef, biz de farkedememişiz deseler şaşırmayacağım artık.
0
bobinhoo
(23.09.26)
medya da konuşulmaz çünkü bağlantıların tamamı artık içeriden. eskiden devletin parasını yiyordu bu çevreler ama devlette para bitince esas kaynak olan halka döndüler.

bakın adam 6 ay önce mala anlatır gibi anlatmış.
eksisozluk.com

ayrıca ppf demek sıfır risk demek değil. 1/7 yada 2/7 riskli demek yani bir risk her zaman var ve ana paran her zaman gidebilir demektir. zaten fonun açıklamalarını okursanız yöneticiler yolsuzluk yaparsa parayı alır kaçarsa gibi maddeler mevcut. zamanında imar bankası %150 faiz verirken insanlar oraya koşuyordu. burada ki durumda aynı şey. ondan sonra banka mevduatların 1.2 milyona kadar devlet güvencesi geldi. üstüne bir şey olursa yine soğuk su içersin.

bence çok güzel oldu. üretmeden kolay yoldan para kazanılmayacağını acı şekilde öğrenmiş oldular. ayrıca kazandığını sansan bile biri gelip elinden nasıl çalabileceğini görmüş oldular. bu ülkenin tek kurtuluşu üretim yapmaktır.
0
gercekdunya
(23.09.26)
@gercekdunya,

şuan dünyada, tanzanya dahil en üretim yapılmayacak ülke türkiyedir.
üretim yapacağına git paralarını balya balya yak daha iyi. öyle söyleyeyim.

cafe ekonomisinden devam bu ülke.
ne üretim yapmana izin verirler abuk sabuk döviz baskılama, yüksek faiz yüksek enflasyon stratejileriyle, ne ürettiğini satmana izin verirler.
0
tchuck
(23.09.26)
@tchuck

evet maalesef haklısın ama bu şekilde batışımızın resmi olacak demektir. hadi ben kendimi garantiye aldım yurt dışında da işimiz var, oturma iznimiz var. ama gelecek nesil ve ülkenin hali için gerçekten üzülüyorum.
0
gercekdunya
(23.09.26)
Ay ana akımda neyden bahsediyor doşru düzgün, bu da yer almadı tabi
+1
cccbehzatccc
(23.09.26)
(15)

Kombiyi ne zaman açıyorsunuz

yakalayamadığın.ışıklar
Bir de konumunuz nedir
Bir de konumunuz nedir
0
yakalayamadığın.ışıklar
(22.09.26)
Istanbul, ekim'de acilir bence yavastan.
0
baldur2
(22.09.26)
oda sıcaklığı 20nin altına düşerse açarım.
+1
jelly bear
(22.09.26)
22 derece havada kombi mi açılır.
Kasımdan önce kombi açılmaz. O bile erken.
İstanbul.
0
my fault
(22.09.26)
şubat
0
tepedeki psychedelic adam
(22.09.26)
kasım geleneğinden geliyoruz. adanadayken de şimdi izmirdeyken de geleneği bozmadık. hatta adana'da 10 kasımda ilk sobayı yakmak gibi bir adet vardı. ( bu adet atatürk sevgisinden falan değil de belirli rutin bir tarihe bağlama, alışkanlık edinme gayesi ile yapılırdı hatırladığım kadarı ile).
şimdi biraz baktım da güneydoğuda eski genelgelerde 1 kasımdan itibaren kamuda soba yakma uygulaması başlıyormuş.
0
ground
(23.09.26)
İstanbul'da hala evin bütün camları açık yatıyorum ne kombisi :) Genelde Aralık gibi açıyorum.
0
thracia
(23.09.26)
20 Kasım’da başlar bu işler. İstanbul.
0
Şişman Ronaldo
(23.09.26)
Ekim ortasından Mayıs ortasına kadar birkaç saat de olsa kombi çalıştırırım.
0
auroraaurora
(23.09.26)
kapşon, battaniye'ye geçtik ama böyle giderse Kasım'a kalmayacak.Ankara.
0
mirty
(23.09.26)
Oktober bis Ostern der almanlar. Yani ekimden paskalyaya kadar. Makul bence.
0
Purple life
(23.09.26)
istanbul salonda termometre var 20 altına inerse açarım, yine 20 altına inerse biraz arttırırım. kışın tişörtle şortla evde gezmem.
0
bay b
(23.09.26)
İstanbul'dayım.

Üşüyünce açarım, üşümüyorsam kapatırım.
0
10551037
(23.09.26)
Bizde kombi yok, klimayı açmaya başladım - müstakil ev.
0
cccbehzatccc
(23.09.26)
ankara'da dün gece açtık. bebek olduğu için ekstra motivasyon sağladı :)
0
summerjam0306
(24.09.26)
Kombi yok ama konuya dahil olayım. Yazlık yerdeyim. Biz henüz gece yatarken bile klima açıp serinliyoruz. Gündüz de çalışıyor klima.
Kış için sanırım Kasım ortası gibi klimayı sıcağa alırız. Evde kuzine var, onu da aynı zamanda yakmaya başlarım.
0
strawberry first
(24.09.26)
(13)

Esmer erkeğe siyah sakal yakışmıyor mu

Cezcez
Ten de esmer sakal da siyah ve sık.
Ten de esmer sakal da siyah ve sık.
-3
Cezcez
(22.09.26)
genelde kıl pis birsey,
sinek kaydi iyidir.
-8
designer
(22.09.26)
yadigar
(22.09.26)
hiçbir sakal hiçbir insana yakışmıyor.
-9
konetsu
(22.09.26)
Orta dogu kombo.

Sinek kaydi en iyi. Tvde youtubeda sakali olan herhangi bir insani izlemiyorum bile. Tiras olsunlar önce maymun gibi dolasmak yerine.
-12
Purple life
(22.09.26)
kezban, meric paratoneri baslik olmus. kozmetik bir tercihi bu kadar igrenerek anlatan kisiler net problemlidir. problemli insanlarin fikirlerine onem vererek kendinizi kisitlayacaksaniz kolay gelsin simdiden.
+13
dokunmakalbime
(22.09.26)
@dokunma, aglamak yerine gidip tiras olabilirsin. Gitmişken sacini falan da yika da tozu topragi dökülsün bi.
-9
Purple life
(22.09.26)
sakal ve sakal sıklığı tek kriter değil ki. yüz yapına, sakalın kesimine, giyimine ve tarzına bağlı açıkçası.
+3
orpheus
(22.09.26)
kisiye gore degisir, yakisan da olabilir yakismayan da. burada sadece tenin ve sakalin degil auranin, tarzin vs. de etkisi var. ornegin diger yazarlarin dedigi gibi birinin sakalsiz olmasi direkt yakisikli, karizmatik olduklari veya sakalli halinden daha iyi olduklari anlamina gelmiyor.
-1
Sour
(22.09.26)
çene hatları belirgin olmayan yuvarlağımsı suratlı erkekler (-ki türk toplumunda çoğunluk bu fenotipte) çene hattını gizlemek ve dolayısıyla daha maskülen görünmek için sakal bırakıyor. şahsi fikrime göre çirkin olan kişi sakallı da çirkin kalıyor. bu yüzden sakalsız bir suratı tercih ederim. bunun ten rengiyle veya saç rengiyle alakası yok tabii ki. benim tercih etmem de başkasının sakal bırakıp bırakmamasını etkilememeli doğal olarak; bunu da tercihimizi söyledik diye linçleyecekler için yazayım.
0
eileengray
(23.09.26)
saç ve sakal kırlaşınca yakışıyor diye biliyorum :P

sakal pis bir şey değildir.
+1
gabe h coud
(23.09.26)
Yakışmıyor diyenleri linçleyelim arkadaşlar. Check atmıyorum onlara
-6
🌸Cezcez
(23.09.26)
sakalsiz erkek tüysüz kedi gibidir, sevimsiz!
0
banach
(23.09.26)
@cezcez
Benim cevabımdaki video sakalın erkeğin makyajı olduğundan, erkeğin sakallı ve esmer tenlisinin makbul olduğundan bahsediyordu. Bana neden tik yok peki? :)

Bu arada benim sakallar da aşağı yukarı şöyle:
is1-ssl.mzstatic.com
0
yadigar
(24.09.26)
(18)

Anne olmak için 41 yaş çok mu geç?

Moonpie
Soru başlıkta. Bugüne kadar hiç çocuk istemiyordum ama sanırım şu anda istiyor gibiyim. Çok mu bencilce bir fikir?
Soru başlıkta. Bugüne kadar hiç çocuk istemiyordum ama sanırım şu anda istiyor gibiyim. Çok mu bencilce bir fikir?
0
Moonpie
(21.09.26)
Günümüzde bence değil. 40+ çocuk yapan çok. Kişi duydum.
Ha erkek olursa çocuğun peşinden koşturmak ayrı zorluk. Çok bencilce değil
+1
kisa
(21.09.26)
Çok geç değil ama ilk doğum için çok fazla beklememek gerekiyor.

Yani daha önce çocuk yapmış olan için 45 bile geç olmayabiliyorken, ilk doğum için son şans 40'lı yaşların ilk yarısı...
0
dilemma of subscribtionability
(21.09.26)
Kadınlarda kromozomal anomali riskinin belirgin şekilde artmaya başladığı yaş sınırı genel olarak 35 yaş olarak kabul edilir. Tıpta bu durum genellikle "ileri anne yaşı" olarak adlandırılır.
+1
elite crew
(21.09.26)
Benim hanım 43 yaşında anne oldu.
Şu an 3,5 yaşında.
Risk var tabi ama onu da doktorun talimatlarıyla aşacaksın.
0
etna
(21.09.26)
hayatta hiç bir şey için geç değildir.
zamanı gelmemiştir.
şimdi zamanı diyorsanız, doğru zamandır.
istiyorsanız durmayın.
-1
stay with me
(21.09.26)
Bir arkadaşım 42 yaşında anne oldu.
Doktorun yönlendirmesiyle tarama testleri yapılır.
Tek sorun enerjinin azalması.
+1
pro9it9is9
(21.09.26)
Değil. Bir iş arkadaşım o yaslarda oldu hatta ikinciyi yaptı.
Hanımın annesi de galiba 45 falanmış, ikiz bir de.
0
logisticsmanager
(21.09.26)
geç değil ama ilerde çocuk 18 yaşına geldiğinde siz neredeyse 60 yaşında olacaksınız. arada 2 kuşak olacak. bunları da tekrar düşünün bence.
0
gercekdunya
(21.09.26)
ideali bence 35ten önce anne olmak. duruma göre o bile geç olabiliyor. ama bu yaşlarda anne olan bir sürü kadın var tabi. tabi geciktirmemekte fayda var bence. hem riskler artıyor hem de enerji kalmıyor.
-2
elorelia
(21.09.26)
Çok zor bir karar gerçekten. Yanıtlarınız için teşekkürler
+2
🌸Moonpie
(21.09.26)
şimdi o hesap şöyle;

siz kaç yaşında ailenizden bağımsız oldunuz? diyelim 27. doğacak çocuk da 41+27=68 yaşınıza gelene kadar size bağımlı olacak. yok okulu, yok üniversitesi, yok düğünü yok bilmemesi uğraşıp duracaksınız.

68 sizin için çoksa, çok. değilse, değil. kararınızı böyle verin derim ben.

yatırım tavsiyesi değildir :)
+3
babilfish
(21.09.26)
Geç değil .
Sizin için küçük, insanlık için büyük bir adım bu.
0
diyecevaplandı
(21.09.26)
Anne ya da baba olmak icin hicbir yas gec degildir bana göre.
Su an cocuga vereceginiz zaman, bilgi 20li yaslardaki birine göre daha fazla olabilir.
+1
Purple life
(21.09.26)
bu konuda işin tıbbi, bilimsel ve hatta psikolojik yönlerinden ayrı olarak en büyük soru işareti çocuğun ileride çok genç sayılacak yaşta annesiz - babasız kalma ya da onların bakımlarını üstlenmek zorunda kalma durumu bence.
35 yaşındayım annem 75 babam 80 yaşında. yaşıtlarım aileleriyle mutlu mutlu torun tombalak büyütürken bir onda bile sıkıntı yaşıyoruz.
velhasıl tabii ki anne olmak isteyen herkesin hakkı ama etraflıca düşünmekte fayda var.
+1
wild honey suckle
(21.09.26)
hayatta her seyden maksimum fayda saglamak zorunda degilsin, hayat herkes icin de tamamen ayni dogrultuda olmak zorunda degil. bencillik diyenlere bakma. ona bencillik buna bencillik, sonuc: kedi kopek ile kafayi yemek.
+5
baldur2
(21.09.26)
@baldur2 +1

Bir insanin hayattaki mutlulugunu belirleyen, hayata güvenmesini sağlayan en önemli yaslar cocukluk dönemli. 20 yasindan sonra kus yuvadan ucuyor zaten ❤️ önemli olan cocuklukta ne kadar onunlaydin. 20li ve 30lu yaslar kariyerle ve insanin kendi travmalarini düzeltmesiyle geçiyor. 40 en güzel yas belki de. Tanri belli ki o tohumu senin kalbine koymus. Biraz cesaret gerisi kendiliginden olur.
+2
Purple life
(21.09.26)
Anneliğin bencil tarafı yoktur. Hiç istemeden anne olmak o çocuğu çok daha kötü etkilerdi, öyle düşün. İstenmeyen evlat olmayı kim ister kim beğenir ki? Bence asıl şimdi istiyorsan olmasına niyet etmelisin. Belki olur belki olmaz, bu her yaş için geçerli bu arada, yaşı düşünme. Sağlıkla huzurla güvenle olsun.
+2
yaren
(21.09.26)
Ayrıca araştırmalar otizm gibi gebelikte saptanamayan nörolojik durumların riskinde anne yaşından ziyade baba yaşının (35-40 üstü) spermlerde biriken rastlantısal DNA mutasyonları nedeniyle daha belirgin bir rol oynayabileceğini göstermektedir.
+1
elite crew
(21.09.26)
(12)

İnstagramdan yazmak sapıkça mı?

inte17
Küçük bir şehirde yeni sayılırım ve arkadaşım ile takıldığım bir cafe var. Cafe kimi takip ediyorsa geri dönüş yapıyor bu yüzdende algoritmama düşmüş hoşlandığım biri var.Sorun o kişi ile hiç ortak tanıdığım yok beni tanıştırsın veya inte seni beğenmiş diye haber yollasın. Daha önceden sosyal medyad
Küçük bir şehirde yeni sayılırım ve arkadaşım ile takıldığım bir cafe var. Cafe kimi takip ediyorsa geri dönüş yapıyor bu yüzdende algoritmama düşmüş hoşlandığım biri var.

Sorun o kişi ile hiç ortak tanıdığım yok beni tanıştırsın veya inte seni beğenmiş diye haber yollasın.

Daha önceden sosyal medyadan tanımadığım birine bu tarz bir niyetle mesaj atmadım ve açıkçası sapık damgası yemektende korkuyorum tanımadığım için.

Arkadaşım illa yazacaksan selam diye girme, merak uyandıracak bir şey yaz dedi. İyi tamam zaten en başta beni beğenmeyebilir ve cevap vermeyebilir, veya konuşmaya başlarız fakat ben kişiliğini sevmem konuşmayı bitiririm veya yukarıda korktuğum olay gerçekleşir.

Yaş 30 oldu bu sene, ciddi niyetlede birini arıyorum ama 15 senedirde burada yaşamıyorum o yüzden çevre edinmemde zor. Sizce kötü bir fikir mi yapmak istediğim şey?
0
inte17
(19.09.26)
kötü fikir, bu şekilde tanışma olması ve bir yere doğru ilerlemesi için karşıdaki kişinin seni epey beğenmesi lazım. ortalama ve ortalama üstü kızlara hafta en az 5 tane ekleme istegi ve benzer mesajlar geliyor. yani arada kaynar gidersin.

kafede karşılaşma olasılığın varsa yüzyüze tanışmayı denemelisin. instagramdan yazmaktan bin kat fazla şansın olur. tanışırken de amacın tanışmak olmamalı, gündelik bir sohbet tadında bir diyalog yakalamalısın. yani yanına gidip merhaba tanışabilirmiyiz veya bu minvalde bir anlam çıkacak diyalogların hiçbiri olmaz.
+2
orpheus
(19.09.26)
Benlik degil ama bircok insan o şekilde iliski yapiyor.
Dating app bana göre daha iyi. Sonucta instagrama ben birileriyle tanismak için girmiyorum. Dm yazmak asiri creepy. Ama Dating appte zaten likeladigim birinin bana yazmasi beni sevindirir.
-2
Purple life
(19.09.26)
@Purple life
Keşke uygulamaları kullanan biri olsaydı ama gerçektende kullanan birisi yok şehirde. Denedim ve en yakın mesafe Adana çıktı.
(Benim konumum Hatay)
0
🌸inte17
(19.09.26)
"Normalde sosyal medyadan tanımadığım birine yazma cesaretim pek yoktur ama [Kafe'nin adı]’nın algoritması haklı çıktı galiba. Ortak tanıdığımızın olmaması büyük eksiklik ama en azından ortadan başlama şansımız var. Tanışalım mı, yoksa bunu dijital bir tesadüf olarak bırakıp geçelim mi?"
+1
jamswety
(19.09.26)
ben de artık mesaj işinin zavallıca olduğunu düşünüyorum. özellikle izlediğim abdli bir yayıncı var laps elini uzatıp mevzuya giriyor. türkiye'ye de geldi benzer sonuçlar aldı. bir sürü ret de yiyor ama usanmadan şut çekmeye devam ediyor. süper özgüvenli ve güleryüzlü bir utanmaz olmak gerekiyor.

uzat elini tanışabilir miyiz? de tipi beğenirse devam edersin yoksa elin havada kalır hemen önündeki maçlara bakarsın
-1
deranzo1
(19.09.26)
2010 yılından beri yürümeler resmi olarak instagram üzerinden yapılıyor. İnstagramdan yaz. Reddederse kenara çekip takip isteğimi reddetmişsin diye hesap sorarsın.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(19.09.26)
Yaz kral. Sorun yok. Tanışmalar çoğunlukla artık instagramdan ilerliyor. Tanışmak istemek sapkınlık değildir.
0
Leonardo~Da~Vinci
(20.09.26)
sapıkça değil.
ama karşı taraf ilgilenmiyorum dedikten sonrası sapıklık.
+1
co2s2
(20.09.26)
bence yazma, sapıkça değil ama tanışma şansını azaltır. küçük şehirlerde açık profil şeklinde içerik üreten birini sadece takip etmek bile bir sorun, hiçbir şey yazmasan bile seni takipten çıkarabiliyor. hatta engelleyebiliyor bile. kaç kere denk geldim. küçük yerlerde değişik kafalar var. fiziken tanışmaya çalışmak gerek.
-2
the man with no name
(20.09.26)
önce takip et sonra eski fotolardan bir kaçını beğen ki seni fark etsin. sonra yazdığında iyi kötü cevap alma olasılığın artar. bu arada yaz tabi çekinme.
0
gercekdunya
(21.09.26)
İnstagramdan yazılır hem de çok güzel yazılır. Sen burdakilere bakma, cevaplara “ay olur mu öyle şey” der ama duyuruda herkese mesaj atarlar.(bkz: swh)
+1
Rondak
(21.09.26)
Reis olayın sapıklık olup olmaması tamamen senin tipine bağlı. Böyle kızın hoşuna gitmeyecek bodur bir tipsen 5 senedir tanıdığın hatuna yazman bile sapıklık olarak değerlendirilebilir. Şöyle boylu boslu, eli yüzü çok az düzgün bi char' san bir instagram mesajı ile yıllar sürecek bir ilişkiyi başlatabilirsin. Zaten kızların ilgilendiği bir tip değilsen de hiiiiç kafanda hayaller filan kurma. Kız ortalama olsa bile mesaj kutusu zaten doludur.
+1
trixi
(21.09.26)
(7)

Çocukluk hayalim cruise gemisiyle ufuklara açılmak?

Lh12
Avrupa gezilerine doydum artık. Keşke zamanında orda yaşamak, hayat kurma çabam olsaydı. Tren kaçtı.Gelecek yaz için bi cruise işine girsem mi diye düşünüyorum. Anne baba ergen çocuk 3lüsüyle. Akdeniz ya da belki yukarılar.Bırak bu işleri arkadaş. Bunlar 90 ların modasıydı atla marmaris ten bi tur g
Avrupa gezilerine doydum artık. Keşke zamanında orda yaşamak, hayat kurma çabam olsaydı. Tren kaçtı.

Gelecek yaz için bi cruise işine girsem mi diye düşünüyorum. Anne baba ergen çocuk 3lüsüyle. Akdeniz ya da belki yukarılar.

Bırak bu işleri arkadaş. Bunlar 90 ların modasıydı atla marmaris ten bi tur gezisine akşama kadar gez hevesini alırsın mı diyosun.

Yoksa insan bi kez olsun günlerce denizin ortasında kalmalı mı?

Hangi tura, gemiye katılalım?
Anlatın. Dinlerim ben.
+1
Lh12
(19.09.26)
bence cruise a para vermek yerine daha farkli yerlere gidin.

güney amerika, asya, afrika
-1
Purple life
(19.09.26)
Bu yaz miami kalkışlı 3 günlük Bahamalar cruise yaptık. Aslında benim aklımda daha uzun olan Karayipler turlarına katılmak vardı ama hem ilk kez böyle bi tura katılıyoruz çocukla zor olur mu olmaz mı diye deneme amaçlı kısa tutmak istedim hem de cruise sonrası çocuklar için Orlando'ya geçerek theme park gezeceğimiz için bütçeyi iyice zorlamak istemedim. 10 ve 4 yaş iki çocukla hiç zorlanmadım aksine o kadar güzel geçti ki seneye kesinlikle yine cruise yapmak istiyorum. Hatta Nassau'da Alman bir kadınla sohbet ettim o da başka bir cruise gemisinden inmişti, kesinlikle Seattle kalkışlı Alaska turlarına da katılın dedi çok övdü ve aklıma soktu:) ne zaman giderim bilmiyorum ama 1 kez alaska, 1 kez de Karayipler cruise turuna katılmak istiyorum ben de.
0
kullanicadi
(19.09.26)
Cruise olayı nereye gidersen git balayı tadında oluyor. Balayı iki kişilik bir şey tabii.
-1
Mirket
(19.09.26)
Cruise sektöründe çalışıyorum, çok detaylı yanıtlar verilebilir ama o kadar yazma imkanım yok. Kısa kısa cevaplamaya çalışacağım sizi:

1. 90'lar dönemi cruise yolculukları bence biraz nostaljiydi. Amerika'da dahi balayına çıkan ya da emekliliğini değerlendiren insanların yaptığı seyahatler olarak akıllarda kalmıştı ama o zamanların üzerinden çok sular aktı. Cruise yolculukları şimdi her türlü (tam anlamıyla her türlü) eğlence ve aktiviteyi bulabileceğiniz deniz yolculuklarına dönüştü. Dolayısıyla modası geçti diye düşünmeyin, geminin üstünde go-kart yarışı yapabildiğiniz, tamamen buzdan oluşan bir odada üzerinizde eskimo gocuğu ile vodka yudumlayabildiğiniz yerlerden bahsediyoruz. Varın gerisini siz hayal edin.

2. Avrupa gezilerine doymuşsanız ancak aklınızda cruise fikri varsa bence şöyle güzel bir Akdeniz turu çok iyi olur. Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz'i kapsayan bir cruise turu muhteşemdir. Bunu sadece Avrupa için söylemiyorum bence dünya genelinde düşünüldüğünde de bu coğrafya çok tatmin edici ve keyifli. Düşünürseniz tam şu zamanlar, Eylül, Ekim ayları ile Nisan, Mayıs aylarını benim favorimdir. Bir tık serin, soğuk olabilir, yaz mevsimi gibi olmayabilir ama pırıl pırıl bir mevsimde, turist kalabağına karışmadan gezer tozarsınız. Üstelik fiyatları da muhtemelen daha hesaplı olacaktır.

3. Günlerce denizin ortasında kalmıyorsunuz. Geminin için zaten bildiğiniz otel, camdan dışarı bakmasanız denizde olduğunuzu farkında bile olmazsınız. İç denizlerdeki yolculuklarda neredeyse her gün bir limana uğruyorsunuz. O olmasa bile pek çok gemiyi, tekneyi görüyor, kıyıları seçebiliyorsunuz. Açık deniz yolculuğunun en uzun olduğu seferler Amerika-Avrupa arası gidilen zamanlardır. Bu transatlantik seferleri de Avrupa'dan sonbaharın sonunda, Amerika'dan da ilkbaharın başında olur. 4-5 gün kadar açık denizde olursunuz, işte o tam anlamıyla denizde olmaktır.

4. Tur tavsiyemi verdim; yukarıda bahsettiğim mevsimlerde güzel bir Akdeniz turu çok iyi olur. Ben bile işim bu olmasına rağmen hiç cruise yolculuğu yapmamış olsam da bazen "Acaba bir kez yapsam mı" diye düşünmüyor değilim ama benim için daha erken sanırım : ) Gemi değil ama şirket araştırması yapın. Nacizane iyi bildiklerim NCL, Royal Caribbean, MSC; bu şirketlerin belirli bir hizmet standardı vardır. Bunları düşünebilirsiniz. O kısım sizin araştırmanıza giriyor.

Son olarak da şunu bırakayım ki tüm cruise meraklılarına faydası olacak bir bilgidir. Paranız cebinizde kalır, aklınızda bulunsun: eksisozluk.com
+9
burka
(19.09.26)
pek cruise insanı değilim ama seneye patagonya turumuzda bir cruise’a atlayıp antarktika’ya geçmeyi planlıyoruz. yalnız drake geçidi’ne mide dayanmıyormuş. bu cruiselar zaten o bildiğimiz cruise mantığında değil. yine de ilginizi çekebilir.

ben sizin yerinizde olsam cruise ve avrupa yerine japonya, güney doğu asya, güney amerika (özellikle mercosur) yaparım. avrupa’dan sıkılmış biri olarak son birkaç yıldır bu destinasyonlara gidiyoruz ve bu ülkeler benim ufkumu açtı.
0
eileengray
(19.09.26)
İşin pratik boyutu ile alakalı benim söyleyebileceğimden daha çok şey zaten söylenmiş ama ben mental boyutu ile ilgili konuşayım.

Ben de cruise gezisi düşümüyorum. Bunun sebebi moda vs. olup olmaması değil. Ben tatil konusunda tembel biriyim. Bu açıdan otelini yanında taşır gibi canım istediği her an odama geçip yatacağım bir yer olması ve geminin de içinde yapılacak bir dolu şey olması fikri bana baya iyi geliyor. Birden fazla yere gitmesi ve "otelin" denizde olması fikri de cabası. Daha ne olsun :D
+1
akhenaten
(20.09.26)
bucketlistte varsa yap, dünyaya bi kere geliyorsun sonuçta.
yada tekne kiralayın 3-4 gün , private cruise geminiz olmuş olur.
0
plastic_angel
(20.09.26)
(11)

İlk yıldönümü için hediye önerisi

Carlito Brigante
20 eylülde ilk evlilik yıldönümümüz olacak. Bugün de doğum günü:) Bugün için çiçek ve akşam yemeği var sadece. 20 eylülde hediye almak istiyorum. Bu yollardan geçen arkadaşların tavsiyelerini bekliyorum. Hanımlar da ne alınsa hoşuna giderdi belirtebilir mi. Teşekkür ederim
20 eylülde ilk evlilik yıldönümümüz olacak. Bugün de doğum günü:)

Bugün için çiçek ve akşam yemeği var sadece. 20 eylülde hediye almak istiyorum. Bu yollardan geçen arkadaşların tavsiyelerini bekliyorum.

Hanımlar da ne alınsa hoşuna giderdi belirtebilir mi.

Teşekkür ederim
0
Carlito Brigante
(18.09.26)
Sokakta yaşayan hasta bir hayvanın tedavisini ya da kısırlaştırma ücretini üstlense çok mutlu olurdum. Dünya malı dünyada kalır, en güzeli bir yaşama dokunmak.
-8
rock n roll
(18.09.26)
bizim de 19 eylül ilk evlilik yıldönümü :)

2 gün kalmış o yüzden çoğu hediye fikri eleniyor. kalanlar:

takı en safe ama masraflısı.
2-3 günlük bi haftasonu kaçamağı tatil olabilir.
kadın kişisinin seveceği şık bir ayakkabı olabilir.

gelecek yıllar için ben de duyuru yaşlılarından öneri almak isterim ama.
-1
aguen
(18.09.26)
Kacamak tatil en güzel hediye
0
mirty
(18.09.26)
takı, ayakkabı , çanta.

eşinin ne sevdiğini ve zevkini biliyorsundur zaten
0
gercekdunya
(18.09.26)
Allahin varsa taki ayakkabi çanta almazsin

Tatil en guzeli +7
guncellicem
0
üğpoıuy
(18.09.26)
Özel günleri hatırlayıp kutlamak istemeniz çok ince çok hoş. Fakat yanlış anlamayın ama hayat arkadaşınızın istek, ihtiyaç ve beğenilerini en iyi sizin bilmeniz gerekmiyor mu? :')

Benim şahsi fikrim bu tabi, takı çanta parfüm ayakkabı bunlar bana inceliksiz, üzerinde düşünülmemiş ve genelgeçer hediyeler gibi geliyor. Hele özel bir gün içinse bu hediye. Ben en çok el emeği ya da zihin mesaisi içeren hediyeleri severim mesela. Çok sevdiğim bir dostum satışı olmayan ama almayı çok istediğim bir film soundtrack cd'sini kendi imkanlarıyla yapmış ve mizahi dokunuşlar da ekleyerek çok mutlu etmişti beni geçen doğum günümde mesela. Bir başka dostum da ilişkimizi başlatan bir grubun konserine bilet almıştı. Siz de belki deneyim içeren bir şeyler bulabilirsiniz, vakit kısıtlı çünkü. Arkadaşların önerdiği gibi küçük bir tatil olabilir, konser ya da festival olabilir, katılmak istediği bir workshop kurs falan varsa o olabilir hem eşlik de edebilirsiniz. Sembolik maddi bir şey alıp (parfüm takı vs) ekstra olarak manevi bir dokunuş da yapabilirsiniz. İlişkinizle ya da birbirinizle ilgili bir quiz night ya da shot game gibi (böyle şeyler sever misiniz çift olarak bilmiyorum ama oyun oynamayı seven çift arkadaşlarım hemen her şeyden bir oyun çıkarıp çok keyifli vakit geçiriyorlar mesela) Aklıma bunlar geldi :)
+3
starbuck
(18.09.26)
Mücevher
-1
Purple life
(18.09.26)
valla ben takı vs. gibi genel hediyeleri de gayet seviyorum. :d yalnız benim zevkime uyacak bir şey olması lazım. belki de eşinizin instagram'da takip ettiği hesaplara bakıp oralardan beğendiği ürünler varsa onları alabilirsiniz
+1
art cat chocolate
(18.09.26)
Deneyim +1
Sacred house'da bir haftasonu geçirecek olsam sevinçten hüngür hüngür ağlayabilirdim. Dante'nin ilahi komedya'sından esinlenilerek cennet ve cehennem temasında tasarlanmış bi otel, özellikle o kanlı yeraltı havuzu aşırı ilgimi çekiyor. Ama hediye işi biraz kişisel de bişi işte, belki başkası ürkütücü bulur o oteli.
+1
kullanicadi
(18.09.26)
Bugün hediye yıl dönümü çiçek ve yemek daha mantıklı olurdu . Ben olsam güzel bir takı alırdım belki beyaz altın, taş! Ve twtlinyemege götürdüm. Çünkü bugün hediye bekleyeceğini düşünüyorum
0
hacirotti
(19.09.26)
Eşim bana beyaz piyano almıştı ömür boyu unutmayacağım :)
0
cccbehzatccc
(20.09.26)
(11)

Nereden geldim, napıyorum, nereye gidiyorum soruları

tiredofwaiting
"Eee napıyoruz şimdi" düşüncesi gibi varoluşsal sorgulama moduna geçince bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
"Eee napıyoruz şimdi" düşüncesi gibi varoluşsal sorgulama moduna geçince bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
0
tiredofwaiting
(17.09.26)
Oje sürüp kahve iciyorum
+3
Purple life
(17.09.26)
maç özeti izliyorum.
+1
mikahakkinen
(17.09.26)
disari cikip hava aliyorum
+1
baldur2
(17.09.26)
Uykuya kaçarım.
+1
mutekebbir
(17.09.26)
Kedimin kafasını şöyle bir kaşıyorum.
+1
peki madem
(17.09.26)
Soğuk bira.
0
kumandanim
(17.09.26)
gecen gun isyerinde bu "benden bir bok olmayacak galiba" hissi geldi.
saat aksamustu 3:30 gibiydi, laptobu kapattim, sonra da odanin isiklarini.
araca bindim, 1 saat kadar hafif gazlayarak dolasip eve gittim.
arac kullanmak beni sakinlestiriyor..
+4
cooperr
(17.09.26)
Doğada yürüyüşe çıkıyorum.
+1
Amaranta ursula
(17.09.26)
insanların çoğu bu tür soruların cevapları için dine kaçıyor. geri kalanları da bilime sığınıyor. kimisi ise ünlü isimlerin metaforlarını tekrar edip duruyor, bu şekilde rahatlıyor. kimse cevabı bilmiyor. dikkatini dağıtacak başka bir aktivite arıyor. yapılan şey, tatmin ve rahatlama.

dini seçmişseniz, rahat hissedersiniz çünkü sizin gibi milyarlarca insanın din tercihindeki varlığı sizi bu tercihte güvende hissettirir. yanılıyorsanız bile yalnız değilsiniz.
bilim biraz soğuk yalnız olsa da, doğal afet gibi durumlarda bu insan gurubu çoğunluğun olduğu din tarafına geçiş yapar. geçici süreliğine. sonra hayat normale dönünce o da tekrar eski görüşüne döner.

ben kimim nereden geldim neden geldim vs. gibi sorular düşünsel sorulardır. her insanın beyninde belirir. sana özel ve sadece sende beliren sorular asla değildir.
öncelikle bu soruyu kafamızın içinde bize kimin sorduğunu ve yine aynı şekilde kimin cevapladığını görmemiz gerekir. soruyu soran da cevap bulmaya çalışan/uyduran da düşüncedir. düşüncedeki temel amaç beyne rahattasın ve güvendesin sinyali verip sağlıklı düşünmesine devam etmesini sağlamaktır. bu olmazsa, insan normal hayatına devam edemez. bir nevi düşünce cevap uydurarak beyni koruyor da diyebiliriz.

sorunun kaynağı çıktığı yer neresi diye soracak olursak, konu damarlarının ego ve benlikten beslendiğine varacağız ki bu da bambaşka bir meseledir.

şunu bilmeliyiz ki; özel değiliz. biz birbirimize bağlıyız. her insan kendi içinde tüm insanlık tarihini taşıyor. öfke, nefret, sevgi, haset, gurur, keder, bencillik, sıkılmak, zevk, korku... dünyanın neresindeki insana giderseniz gidin bunları taşıdığını görürsünüz.
dönüp bakmak ve kendini okumayı bilmek lazım.
0
Leonardo~Da~Vinci
(17.09.26)
yedek hesap almayi dusunurseniz nickiniz hazir: tiredofthinking
+3
banach
(17.09.26)
Kimi insanlar olayi kafasında oturtmuştur. Yeniden düşünmez.
+1
santimantal
(18.09.26)
(6)

Dün borsada noldu?

Purple life
Takip edemedim. Neler olmus simdi?
Takip edemedim. Neler olmus simdi?
-3
Purple life
(17.09.26)
fon krizi nedeniyle battı daha da batacak
0
croswell
(17.09.26)
Fon krizi ne demek?
-2
🌸Purple life
(17.09.26)
yapay zekaya tera ve pusula fonlarındaki olay nedir diye sorman yeterli. piyasa hakkında olumsuz yorum yapmaya da çekinir oldum.
-2
lazpalle
(17.09.26)
yapay zekaya sorma, ben anlatayım 2 cümle ile. eğer her şeyi yapay zekaya soracaksak, bu site kapanır.

tera ve pusula, portföy/yatırım firmaları ve bunların oluşturdukları fonlar var. fon nedir? amatör yatırımcıların parasını bir havuza atıyorlar, profesyonel bir firma bu parayı işletiyor. her fonun içeriği var. birinde borsa hisseleri daha çok oluyor, birinde altın ve gümüş oluyor, birinde sadece altın oluyor, birinde rapo - tahvil oluyor. fonun içeriğinin kazancına göre, fonun fiyatı da düşüyor çıkıyor ve normal şartlarda manipülasyona açık değil çünkü fonun içeriği belli. teorik olarak, fonun içerdiği enstrümanları tek başına alan satan amatör yatırımcı da aynı kazancı elde edebilir.

ancak tera ve pusula ne yapıyor? fonlarına koydukları hisseleri, bazıları da doğrudan kendileri ile ilgili bazı hisseler anladığım kadarıyla, suni olarak şişiriyorlar. (fonlar genel satışa açık değilken) 1 koyan 5 almış gibi görünüyor. ama aslında gerçekte 1 koyup 5 alan kimse yok. sonra fonları genel satışa açıyorlar. herkes haldır haldır bu fonlardan almaya başlıyor. halbuki fonun içi boş. fonun fiyatı, manipüle edilmiş bazı hisseler / enstrümanlar yüzünden şişmiş. o arada pusula batıyor. herkes parasını geri istiyor. bunlar geri veremiyor. bu arada tera'nın da aynı yolun yolcusu olduğu anlaşılıyor. ama pusula nispeten küçük bir firmayken, tera devasa bir firma. tera'nın da parayı geri ödeyemediği, şişirdiği hisseleri satamadığı vs görülünce, bu da doğal olarak borsaya yansıyor. (yatırımcı falan değilim, bir şeyleri yanlış da anlamış ve anlatmış olabilirim)
+12
co2s2
(17.09.26)
piyasadaki fon muabbeti katılım evimin ortada kalmasıyla patladı. milleti parasız pulsuz bırakıp fakirleştiren maliya bakanımız 9 ay önce bunlar istediği gibi at oynatıyor dedi ama müdahale etmeyince patlama oldu.
0
mikahakkinen
(17.09.26)
kisacasi bahsedilen tera ve pusula fonlari yan tahta denilen cok az alinip satilan hisselerden yuklu miktarda alarak hisseleri sisiriyorlar. yani normalde 10 milyon tl'lik bir fabrika dusunun, siz bu hisseye gidip 100 milyon tl yatirim yaparsaniz hisse fiyati bir anda firlar. bunu duyan vatandas da o hisseye kosar, onlar da alir. boylelikle hisse gercek degerinden (yani sattigi mala karsilik gelen karindan vs.) cok daha degerli gozukur diyelim. daha sonra fon sirketi o aldigi hisseleri yavas yavas satar. boylelikle cok yuksek kar elde eder. hisse de sistigiyle kalir (cunku vatandas da aliyor). bu yillardir boyle devam ediyordu. fakat surekli kazanan fon, gectigimiz hafta gunluk bazda eksi yazdi, yani zarar yazdi. o satisi iyi yonetemediler ama sorun o kadar da buyuk degildi. zira birkac gun zarardan bir sey olmaz. fakat bu fon yatirimcilarinda panik yaratti, eyvah, fon patladi diye ki zaten uzun suredir bu tarz manipulasyonlarla kazandigi ve sistigi icin konusuluyordu. herkes fonu satmaya basladi. yani parasini istemeye basladi. fakat soyle bir durum oldu, fon o sisirdigi fabrika hisselerini satamadi cunku satabilmesi icin alici olmasi lazim. yani kimse o sismis, gercegi yansitmayan fabrika hissesini artik 100 milyon degerlemeden satin almak istemiyor. cunku borsada elinizde bir hisse varsa ve onu satmak istiyorsaniz alici olmasi gerekiyor. e alici olmayinca ne oluyor? mecburen hissenin fiyati dusuyor ve hem hisse hem fon zarar yazmaya basliyor. tabii buradaki kariniz ve zarariniz hisseye veya fona ne zaman girdiginize gore degisiyor. yani ilk alanlardansaniz karinizdan zarar ediyorsunuz, fakat yeni almissaniz zarariniz cok buyuk. dusunsenize, o fabrika hissesi ucuyor diye tum paranizi yatiriyorsunuz, ama hisse elinizde kaliyor, satici bulamiyorsunuz. fon da bunu diyor. siz (yatirimcilar, halk) paranizi geri istiyorsunuz ama ben veremem (temerrude dusmek) cunku bu sismis hisseyi satacagim kimse yok, hisse elimde kaldi. yasanan kisaca bu. insanlarin parasi hala fon icinde ve fon surekli zararina satis yapmak zorunda, bu surecte de vatandasin yatirdigi para erimekte.
+3
Sour
(18.09.26)
(22)

sünnet

Purple life
ne düsünüyorsunuz? sünnet yapilmali mi?din disi fikirleriniz neler?
ne düsünüyorsunuz? sünnet yapilmali mi?

din disi fikirleriniz neler?
-1
Purple life
(16.09.26)
Oğlum bir buçuk yaşında iken tekrarlı idrar yolu enfeksiyonu sebebiyle çocuk doktorumuzun önerisi üzerine yaptırdık. Bir daha tekrarlamadı.
+1
Aydan Dustum
(16.09.26)
(git: 1619547)
0
awlmi
(16.09.26)
yapilmali.
+1
baldur2
(16.09.26)
Tıbbi zorunluluk yoksa yapılmamalı.
Çocuğun vücut bütünlüğüne bir saldırı esas olarak. Kadın sünneti gibi.
+1
pro9it9is9
(16.09.26)
Kiz çocuk sunneti desek herkes woaa der ama erkek cocukta normallesiyor niyeyse. Savunmasiz bi cocugun ureme organini eksiltmenin geregi yok. Tibbi olarak gerekli oldugu soylenmediyse (devlet hast. ya da cok guvendigin bir dr tarafindan) vicud butunlugunu bozmayalim.
-1
üğpoıuy
(16.09.26)
- şu kitabı okumanızı öneririm: Nil GÜN - sünnet: sünnetle ilgili yalanlar ve gerçekler
- sünnetin sağlık açısından faydalı olduğuna dair bilgiler var ama islamcıları bilirsiniz, şeyh uçmaz mürit uçurur...
- ben ailemin ihmalinden dolayı ergenlikten sonra sünnet edildim. (bazı ihmallerin faydası da olabiliyor.) o yüzden iki durumun farkını biliyorum. deri, organın alt kısmında daralarak deliğe yakın bir noktada birleşir/bağlanır. İşte o alt kısımdaki deri inanılmaz duyarlı bir deri idi oraya dokunarak duyulan zevk farklı bir zevkti. sünnetle birlikte o deri yok edildi. :( zaten sünnetin amacı cinsel zevki azaltarak insanın cinselliğini kontrol altına almaktır. Nil Gün'ün kitabında sünnetle birlikte erkeğin cinsel hazzının yüzde 80 düşürüldüğü yazıyordu.
- Tavsiyem bedeli ne olursa olsun sünnet yaptırmayın kimseye. bırakın insanlar kendi iradesiyle karar versin. çocuğa sünnet yaptırmak insan haklarına bile aykırı.
-2
santimantal
(16.09.26)
Arkadaşımın ilkokula giden oğlu arkadaşlarının art arda sünnet olmasıyla bundan etkilenip kendi de sünnet olmak istedi ve çocuğun isteğiyle yaptırdılar. Bu konu toplumda hala norm fakat benim çocuğum olsa sünnet ettirmem. Düzgün çalışan bir organı durup dururken sakatlamaya giriyor bence
-2
grimavi
(16.09.26)
sünnet eskiden sağlık açısından daha önemliymiş. temizlik ve hijyen pek bilinmezken falan. erkeklerin bile yarıdan çoğu sünnetin nasıl yapıldığını ne yapıldığını bilmez. ömrü boyunca gördüğü tek penis kendisininkidir. ya da küçükken falan köyde derede çıplak yüzmüşse arkadaşlarınıkini falan görmüştür. ki o da sünnetli olduğu için aradaki farkı yine anlamaz. pornolar da zaten erekte penis gördüğümüz için sünnetli sünnetsiz penis ayrımını yine çoğu sünnetli erkek bilmez. penisin erekte olup şişip uzaması ile her iki tür penis de aynı şekildedir bu arada. şimdi sünnetsiz penisin dış derisi nedense biraz fazlalık gibi durur. hatta penisin kafa kısmını da komple kapatıp daha da aşağı doğru uzayıp gidebiliyor. bu uzayan kısımın içinde nemden sidik artığından, sperm artığından falan bakteri oluşturup yara ya da bazı rahatsızlıklar yaratabiliyor. hele hele çocuklukta bu daha çok görülür. zamanında bu fazlalık deriyi kısaltarak bunun önüne geçmişler. zamanla da bazı topluluk veya dinkerin kuralı haline gelmiş. mesela sadece yara da değildir. bir yara ya da kanama olması ve bunların kuruması durumunda uzayan fazlalık deri penis başını da kapladığından isemeri geçici de olsa imkansız hale getirebilir. bu şekilde acile kaldırılıp derinin ameliyatla alınması da gerekir. ancak tüm bu anlattıklarım milyonda bir olan şeyler. buradan yola çıkarak bu durumu kural hatta dini bir kural haline getirmek bana göre yanlış.
+1
ground
(16.09.26)
hicbir turlu mutilasyonu onaylamiyorum. cocuklarin rizasi yok sonucta. sacmasapan adetler bitmeli artik. 21. yy'dayiz.

simdi ne kadar yararli oldugunu soyleyecek olanlar damlar. o zaman kisi resit olunca gidip yaptirabilir, sunnet yasaklansin demiyoruz sonucta.
+2
antikadimag
(16.09.26)
Önceki soruya da yorum yapmışım. Zevk azalıyor diyorlar sünnet yaptırmak istemiyoruz normalde ama toplumdan dışlanmasın ve oluşabilecek sağlık sorunları nedeniyle 4-5 aylıkken yaptırcam oğlumu.

Sünnet islam adeti değildir esasen de neyse
-1
Hallegadola
(16.09.26)
benim vucudumda bana sorulmadan niye degisiklik yapildi? bizimkiler tibbi olarak yapilmasi gerekiyordu acilen yaptirdik falan diyorlar ama yalan bence.

daha cocugumuz yok ama bu konuda cok netim simdiden esimle de konustum. erkek cocugumuz olursa kendi kararini verecek yasa gelene kadar hayir.

sonra isterse yapabilir.
-2
aguen
(16.09.26)
Din dışı düşünmek imkansız.
Tıp uzmanlarının vardığı kanaat faydasının olduğu yönünde.
Sünnet, çocuğun vücut bütünlüğü bozulsun, sakat kalsın diye yapılmıyor.

www.drenginyilmaz.com.tr
-5
diyecevaplandı
(16.09.26)
Tıp uzmanları derken, çocuk cerrahları faydalı olduğunu söyler her zaman. Çünkü toplumun hassas bir noktasını avanta için kullanıyorlar. Çocuğun eline bir de "erkeklik sertifikası" tutuşturuyorlar.
Öte yandan, tıp uzmanı psikiyatristler ise karşı çıkıyor.
+4
pro9it9is9
(16.09.26)
Bunun bir Yahudi adeti oldugunu da soyleyebilmeliyiz diye dusunuyorum.
0
osssy
(16.09.26)
Dinden bağımsız yorumlayabilirim de, kültürden bağımsız yorumlayamam mevzuyu. Günümüzde toplum ultra hedonist ve inanılmaz bencil bir hal almaya başladı. İnsan daha bir zevklerinin esiri, bağımlılığa çok daha yatkın bir noktaya geldi…

Erkek sünneti hiçbir şekilde bir insanı “eksik”, “arızalı” vs. yapmıyor. Bazısı “sünnetli penis sünnetsiz kadar zevk alamıyor” diyor. Ben 9 aylıkken bölge tıkanıp enfeksiyon olunca erkenden sünnet etmek zorunda kalmışlar. Yoksa muhtemelen 6-10 yaş arası bir dönemde yaparlardı. Yani kendimi bildim bileli sünnetliyim. Okul öncesi yaşlarda arkadaşlarla mahallede duvar arkasına işerken falan bendeki fark dikkatimi çekmişti. Utandım sormadım da kimseye o zamanlar. Sonra kafamda parçaları birleştirip doğru çıkarımı yaptım. O yaşlarda biz pipinin komple belli bir kısmını ucundan kısaltıyorlar sanıyorduk. Ve her erkeğin başına geldiği için durumu kanıksamıştık da. Yani “benimkini kesmesinler” değil de, “biraz büyüyeyim öyle” veya “iyi uyuştursunlar”, “keşke aklım ermeden yapsalardı” gibi şeyler söylüyorlardı. Kimse “sünnetsiz” olmak istemiyordu.

Ben zevk meselesine döneyim. Yani sünnetli uzvumla cinsellikten gayet maksimum ölçüde haz aldım ve almaya devam edebiliyorum. Tabii mesela ilk ergenlik döneminde bölgedeki uyarılmalar çok daha yoğun hissediliyor, malum. Ama ben sanmıyorum günümüzde kimse tıbben “bana 12 yaşımdaki 31’lerimi geri verin” diye uğraşsın. Uğraşsa işte, hayatta çok da doğru bir yerde durmuyordur. Cinsellik ve üreme yaşamın temel ihtiyaçlarından. Ancak “hep, herkes tüm ömrünce en üst seviyede cinsel haz yaşamalı” diyip bunu yaşamın temel gailesi haline getirmemek lazım. Aynı şekilde mesela “anti-aging” gibi şeylerin takıntı haline getirilmesini yahut estetik manyaklığını da mantıksız buluyorum. İnsan eğer bir anomali söz konusu değilse, kendi fiziksel özellikleriyle de barışık olup, bunu takıntı haline getirmeden yaşama odaklanabilmeli. Ben 40’lı yaşlarımdayım şu an. Neden 20’li yaşlarda görünmek isteyeyim ki… Gibi düşüncelerim var.

Şahsımca hayatta çok daha önemli şeyler var. “Sünnet ve vücut bütünlüğü” mevzusu ise detayın detayı lüzumsuz bir ayrıntı bana göre. Eğer ben Türk toplumundan geliyorsam ve gayrimüslim azınlık bir kültüre ait değilsem, sünnet olurum, oldururum arkadaş. Bu benim kültürel kodlarımdan. Mesela italyan, yahut türkiye ermenisi olsaydım, bu kez de sünnetsiz olmamı takmazdım kafaya.

Sünnet karşıtlığının temellerinin de çıkış noktasının ideolojik olduğunu, kendi çıktığı toplumun değerlerine düşmanlaşmanın bir tezahürü olduğunu düşünüyorum.
-2
yadigar
(17.09.26)
oncelikle sunnete karsiyim, kardesimi bekledigim icin benim ki de biraz gecikmisti, sagolsunlar. iliklerimize kadar hissettik, acisini hala hatirlarim.

AMA

yadigar +1
oglan ilerde muslumanla evlenecekse, kiz da sunnet olmadan olmaz derse, 30'dan sonra da sunnet olunmaz baba..
turkiye'de erkek cocugu sahibi olacaksan bence en temizi dogar dogmaz isi bitirmek. hastaneden cikmadan, aninda goruntu. bitti gitti.
-1
cooperr
(17.09.26)
Dini hassasiyetlerimiz yok farklı bir ülkede yaşasam yaptırmazdım. Maalesef çoğunluğa uyma, çocuğun dışlanma çekincesi ve hijyen gibi sebeplerle yaptırmış bulunduk. Bir tık pişman gibiyim.
0
ekimoloji
(17.09.26)
@ekimoloji, nedek pismansiniz?
0
🌸Purple life
(17.09.26)
@santimantal +1000

tecrübeli olanlar aradaki haz ve zevk farkı anlatsın. sünnet büyük bir haz kaybına neden oluyor.

faydalı diyenlerin savunduğu arguman temizlik, enfeksiyon noktasında genellikle ve bu konuda haksız değiller.

onun için artıları ve eksilerini organın işemek dışındaki işlevinin idrak edildiği yaştan sonra sünnet olanlara sorun öyle karar verin.
-1
joooper
(17.09.26)
Bir komplikasyon olmadı ama sonrasında çok ağladı benimki, zaten çok kararlı değilken böyle olunca ben de çok mu lazımdı diye kendime kızdım.
+1
ekimoloji
(17.09.26)
cocugumuzun olacagini ögrendigimde sirf bu sünnet meselesi yüzünden erkek cocugum olmasin istedim. neyse ki kizimiz oldu.

saglik acisindan kanitlanmis kaydadeger bir faydasi yok. penis ucunda iltihap riskini bir derece azalttigi gercek. ama bu da hijyenle önlenebilen ya da ilacla gecebilen basit bir enfeksiyon. sirf binde bir ihtimalle enfeksiyon olurum diye sünnet olmak, kolum enfeksiyon kapmasin diye kolumu kestirmek kadar sacma bir aksiyon.

beni geren asil sey, isin sosyal boyutuydu. sünnetli versiyonda da sünnetsiz versiyonda da cocugun zorbalanacagi ya da garipsenecegi senaryolar olusabiliyor. isin etik kisminda da akli ermeyen bir cocugun bedensel bütünlügüne müdahale var, ki en rahatsiz edici nokta burasi. aman neyse, oglum yok kafam rahat.
-1
sir gawain
(17.09.26)
Erkek çocuğum olursa yapılmamasını isteyeceğim. Eşim bu konuda ne düşünür şu an bilmiyorum ama yapılmaması için elimden geleni yaparım.
Oğlum isterse yetişkin biri olarak gider yaptırır yaptırırsa. Dışlanma vs. de umrumda değil açıkçası. Evleceği kızın ailesi çocuğumun penisini nereden görecek. Kulaklarına giderse ve aile buna tepki gösterecek türden insanlarsa da hiç sorun değil. Sizin kızınız kaç tane penis görmüş, sünnetli sünnetsiz ayrımını nasıl yapabilmiş diye yıkarım ortalığı. Sonrasını kızın ailesi düşünsün.
-2
asue
(18.09.26)
(6)

Tavsiye dinlenir. Son zamanlarda...

Lh12
Şunu aldım indirimdeŞunu aldım çok kullanışlıŞu film harikaydıŞu şarkıya takılıp kaldımBu mevsim şuranın tadı harika
Şunu aldım indirimde
Şunu aldım çok kullanışlı
Şu film harikaydı
Şu şarkıya takılıp kaldım
Bu mevsim şuranın tadı harika
0
Lh12
(16.09.26)
azeroth
(16.09.26)
amazon'dan katlanabilir otel terligi aldim. gittigim heryere goturuyorum. cok basit bisey gorunuyor ama surekli gezen icin inanilmaz kolaylik.
0
buenosdias
(16.09.26)
sinbo f/p markasıdır.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.09.26)
dizi: batesmotel. yeni degil ama cok güzel diziydi.
film: ghost in the shell
sinema: the social reckoning e git

succession'i mutlaka izlemis ol. :P
-1
Purple life
(16.09.26)
en son saran dizi: masumiyet muzesi, kirmizi sarap esliginde, aksam 10'dan sonra.
en son saran film: the last castle
en son saran sarki: youtu.be
0
cooperr
(17.09.26)
lanterns dizisine sardım. normalde süper kahraman dizilerini sevmem ama bu bana hafif sci fi true detective tadı verdi. hoşuma gitti. hoplamalı zıplamalı güncel marvel filmlerini sevenler sıkıcı bulabilir ama benim gibi olanlara tavsiye ederim.
0
eileengray
(17.09.26)
(13)

Numbı hiç dinlememiş olma ihtimali?

Lubb
Bir şey sorcam... şimdi aşağıya bir video koydum. bu ses analizi yapan 2milyon küsür aboneli bir kanal. Kanalın sahibi okullu bir müzisyen ve batılı orta yaş bir kadın.şimi bu kadının linkin parkın numb şarkısını hiç daha önce dinlememiş olması mümkün mü? mümkün mü ya? ben inanmıyorum. yani bu duyur
Bir şey sorcam... şimdi aşağıya bir video koydum. bu ses analizi yapan 2milyon küsür aboneli bir kanal. Kanalın sahibi okullu bir müzisyen ve batılı orta yaş bir kadın.

şimi bu kadının linkin parkın numb şarkısını hiç daha önce dinlememiş olması mümkün mü? mümkün mü ya? ben inanmıyorum. yani bu duyuruda da duymayan çıkmaz nerdeyse.. buna sadece ben mi inanmıyorum?

www.youtube.com


----
kadının kanal profilinde yazan da bu:

Our operatic founder and vocal guru, Elizabeth Zharoff, has multiple degrees in music and voice from the Curtis Institute of Music, Oberlin Conservatory, and Berklee College of Music. She's also a voice science nerd. Mrs. Zharoff has performed in 18 languages, throughout major venues in Europe, Asia, and North America. She has a uniquely modern career which bridges the gap between voice and technology, and aims to demystify singing for all.
0
Lubb
(15.09.26)
bence duymamis olabilir.

ben de metallica nin en ünlü sarkisi nothin else metters onu duymadim. yani isim olarak duydum ama hic dinlemedim.

ama ben berklee mezunu degilim dkfgjdf. denk gelmemis olabilir ya. numb bildigin düz ergen sarkisi cünkü.
0
Purple life
(15.09.26)
Pek olası değil evet ama neden imkansız olsun ki? Eğitimini aldığı ilgilendiği herhangi bir alanın her ya da en bilinen/tüketilen ürününü bilinçli ya da bilinçsizce pas geçebilir insan bence. Ki müzik devasa bir endüstri, yüzlerce genre var. Ben sinemayla da müzikle de çok ilgilenirim ama çok bilinen filmlerin birçoğunu henüz izlemedim (of bunlar çok popüler o yüzden izlemeyeceğim gibi de değil, denk gelmedi, merak etmedim henüz vs) Linkin Park'ı çocukluğumdan beri bilmeme rağmen Numb'ı ilk kez iki sene önce dinledim mesela bir yetişkin olarak. Çünkü merak etmemiştim ya da denk gelmemişti ama iki sene önce bir arkadaşımın dinleyesi gelince ben de dinlemiş oldum.

Diyebilirsiniz ki sen sıradan vatandaşsın, eğitimini almamışsın işin gücün müzik değil ama bu hanımefendi sektörün içinde, o nasıl bilmez? Şöyle bir video iliştireyim ben de:

youtu.be

Tanır mısınız dinler misiniz bilmem, Mike Portnoy öncü progresif metal gruplarından Dream Theater'ın davulcusu. Kendisi de Berklee College mezunu ve yaklaşık 40 senedir piyasanın içinde. Sağlam da bir müzik dinleyicisi. Ama bu dönemin müzik endüstrisinin bizzat kendisi olarak anılan Taylor Swift'in 3.7 milyar dinlenmesi olan en ünlü şarkısı Shake It Off'u ilk kez bu videoda duyuyor kendisi ve ilk kez duyduğuna anında ikna oluyorsunuz. Tabi ki Swift'in kim olduğunu biliyor hatta videonun sonlarına doğru "Thats Taylor Swift?! Only the biggest artist on earth.." diye kendi tanımayışına da şok oluyor şarkıyı.

Demem o ki böyle şeyler mümkün. Spesifik olarak ilgilendiğiniz bir genre ya da artist değilse, bir yerlerde denk gelene dek ya da biri size dinletene dek en ünlü şarkılarla yollarınız kesişmeyebiliyor.
+2
starbuck
(15.09.26)
ya video video video

2m insanı nasıl çekecek yoksa ?
+2
duyurukullanıcısı
(15.09.26)
Bir ara Bayhan ile ilgili bu tip duyurular açılırdı.

O geldi aklıma.

Ek olarak. Bahsedilen şahsı hiç izlemedim. Adını bile ilk kez bu duyuru ile duydum.
-5
Mirket
(15.09.26)
videoyu seyretmedim, numb dinlemiş mi bilmiyorum,
ama bu reaksiyon videolarının yüzde 99.9u fake bence
+2
abelardo
(15.09.26)
youtube bu tür içerikle dolu. "hears for the first time" yazıp aratın, aklınız gider. buradan sonrasını yazıp yazıp sildim...
(bkz: ağzım bozulur)
0
late viper
(15.09.26)
ben daha önce duymadım. linkin'i de parkta görsem tanımam.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.09.26)
yaw I Will Always Love You'u hic dinlemedigini iddia edip analiz yapan var.

linkin park fani zorunda degilsin, bende Taylor Swift'i begenmiyorum ama surekli sarkilarina orda burda maruz kaliyorum.
isi muzik olan birinin sarkiyi onceden duymama olasiligi sifir.
+3
cooperr
(16.09.26)
Hatırlatırım: Profesyönel müzisyen Nil Karaibrahimgil, Neşet Ertaş'ı bilmiyordu.

Not: Numb'ı bilmiyorum. Hatta ilkin görünce pink floyd'un comfortably numb'ından bahsediliyor sandım.

Edit: Dinledim. 2003 çıkışlıymış. O yılların soundunun tipik bir örneği. Kesin sağda solda dinlemişimdir ama o tarz parçaların hepsi aynı geliyor bana. College rock gibi… Ama bir “Haa, şu şarkıymış, tamam” diyemedim. “Her yerde bu tarz şeyler çalıyordu” dedim.
0
yadigar
(16.09.26)
Duymamış olabilir. Kişinin akademik geçmişiyle pek bağlantılı değil. Nitekim "Numb" akademik değeri olan bir eser değil.

Şimdi Rolling Stone'un "500 Greatest Songs of All Time" listesinin 2021 ve 2024 güncellemerinden sonraki ilk 10'una bakalım:

i.imgur.com

Buradaki şarkıların 10'da 10'unu dinlemiş olan var mıdır burada? Varsa da 1-2 kişidir muhtemelen.

Sonuç olarak; evet Numb çok popüler bir şarkıydı zamanında. Ama her popüler şarkıyı da dinlemiş olmasını bekleyemeyiz.

Ancak şuna da katılıyorum; bu tip kanallar izlenme sayısını artırmak için bu tarz içerikler yapıp kapak resmindeki gibi ya da ne bileyim aşağıdaki resimlerdeki gibi salak salak pozlara giriyor. Bu pozlar/tepkiler tamamen fake.

i.imgur.com
i.imgur.com
+1
himmet dayi
(16.09.26)
abd'de büyüyen/yaşayan bir millenialın bu şarkıyı duymamış olması imkansıza yakın. radyoda, mağazalarda, kafelerde, illa ki bir yerde denk gelmiştir. şu anki güncel müziği takip etmsem bile abd'de hepsine maruz kalıyorum. bu kişinin hiç alışverişe çıkmıyor, arabaya binmiyor olması gerek. kadının gittiği okulların bulunduğu şehirler oldukça araba odaklı şehirler en basitinden. Grammy’lerde bile 2006’da bu şarkı çalındı; bu sektörde olan bir amerikalının bilmemesi çok çok zor. bunun kendi müzik tercihlerimizle uyumlu olmasıyla alakası yok.
+4
eileengray
(16.09.26)
asil inanilmaz olan, kendi tercihlerini "tun dunya benimle ayni fikirde olmali" gibi dusunmek.

linkin park kim? herkes tanimak zorunda mi? bunlar nasil kafalar...
-4
buenosdias
(16.09.26)
videoya bakmadım ama böyle çok izlenmeli bir youtube kanalının, önceden planlamadan hiçbir şeyi direkt videoya alacağını zannetmiyorum. en iyi ihtimalle ikinci kez duyuyordur yani.

diğer yandan söylediğiniz şarkıyı ben hiç dinlemedim. taylor swift örneği verilmiş; onun da tek bir şarkısını bile bilmiyorum (kesin bir mağazada falan çalarken rastgelmişimdir ama o olduğunu anlamamışımdır; çünkü kadının sesini tanımıyorum). bence bunun en önemli sebeplerinden biri, araba kullanmamam ve toplu bir ofiste çalışmamam; yani radyo çalınan bir ortamda bulunmamam. ama ben sıradan insanım. örnekteki gibi 'vocal science nerd' biri, zaten mesleği gereği tonla şey dinliyor olmalı. özetle hiçbir yönden inandırıcılığı yok bence.
+6
lil siztah
(16.09.26)
(7)

Tesadüfe inanmak

meraklitursucu
Yarım kalmış bir flörtümü düşünüyordum günlerdir yanlış mı yaptık olur muydu diye. 4 ay sonra bu sabah otobüsüm gecikince ona ters bir rotada karşıma çıktı. Konuştuk ama acelesi var gibiydi geçti gitti. Evrenin bana unut onu demesi miydi yoksa bu kadar düşündün özledin bir kere gör bari demesi miydi
Yarım kalmış bir flörtümü düşünüyordum günlerdir yanlış mı yaptık olur muydu diye. 4 ay sonra bu sabah otobüsüm gecikince ona ters bir rotada karşıma çıktı. Konuştuk ama acelesi var gibiydi geçti gitti. Evrenin bana unut onu demesi miydi yoksa bu kadar düşündün özledin bir kere gör bari demesi miydi. Siz ne derdiniz?
0
meraklitursucu
(15.09.26)
tesadüf dışında bir açıklaması olduğunu düşünmüyorum
0
kondansator
(15.09.26)
hicbir anlami yok.

yoluna bak.
+2
Purple life
(15.09.26)
Ben görsem kesin bu bir işaret tekrar konuşmalıyız diye düşünürdüm :)
Ancak neden devam etmediniz olumsuz durumlar mı oldu bunlar önemli detaylar.
-1
ekimoloji
(16.09.26)
kızların telefonu eline alsan ne mesajlar geliyor erkeklerden utanırsın okurken.
hiçkimse sana gelip sevgili olalım demeyecek. burası ortadoğu.
güzel bi mesaj düşün onun cevap yazmadan duramayacağı birşey olsun ve mesaj at, hiçbirşey kaybetmezsin.
-4
plastic_angel
(16.09.26)
Birseyi guclu sekilde düşündüğünde beynin onunla ilgili her şeyi çok daha anlamlı ve görünür hale getiriyor.
-1
buenosdias
(16.09.26)
Düşünce gücüyle çekmişsiniz belki, yan sokaktan da geçiyor olabilirdiniz :) Ama anlam yüklemeyin, geçmiş gitmiş, siz de öyle yapın bence
0
gadlemler
(16.09.26)
serendipity islerine baya inanirim. bence evren "bir daha yokla" dior.
0
cooperr
(17.09.26)
(14)

Evinizde su sebili kullanıyor musunuz?

chicha_v2
Dün metro markette gördüm bi heveslendim de sonra vazgeçtim.Öyle buz yapmasına, sıcak su vermesine gerek yok düz soğuk ve oda sıcaklığında su versin yeter düşüncesindeyim. Ama temizliği ve kullanımı kolay mı bilemedim.
Dün metro markette gördüm bi heveslendim de sonra vazgeçtim.

Öyle buz yapmasına, sıcak su vermesine gerek yok düz soğuk ve oda sıcaklığında su versin yeter düşüncesindeyim.

Ama temizliği ve kullanımı kolay mı bilemedim.
0
chicha_v2
(15.09.26)
yeriniz varsa alın. neden olmasın? temizliğinde bir şey yok. yıllarca dokunmuyor kimse: )
0
co2s2
(15.09.26)
riskli, temizlik yapmak lazım şirkette her ay düzenli temizleniyor temizlerken bayada uğraşıyorlar, durulama içinde baya su harcıyorlar ve uğraşıyorlar..
herşeyim olsa yinede sebilim olsun demem heralde ya
+1
eja
(15.09.26)
Bana cok pis geliyorlar.
-1
Purple life
(15.09.26)
temizliği üşendirir.
0
summerjam0306
(15.09.26)
kullanmıyorum. gereksiz bence.
0
gabe h coud
(15.09.26)
1.5 ltlik petlerden alıp dolaba at. uğraşma
0
jelly bear
(15.09.26)
Lavabo altı filtre var bende 25 senedir bir zararı olmadı
0
mirty
(15.09.26)
Su arıtma cihazı kullandığım için Sebile gerek duymuyorum su içeceğimiz zaman musluğun yanındaki arınmış su musluğundan bardağı dolduruyorum bu su zaten oda sıcaklığında oluyor genellikle Ben de oda sıcaklığında su içmeyi seviyorum soğuk su sağlığa pek yararlı değil Özellikle de kış aylarında
0
santimantal
(15.09.26)
Çok yer kaplaması ve temizlik süreci sayesinde eve almadım
0
kondansator
(15.09.26)
ben yaz aylarını sebilsiz düşünemiyorum. şu an damacanalı kullanıyoruz, öncesinde arıtmayı da sebile bağlı kullanıyorduk.
0
dfn4
(16.09.26)
eğer evde herkes buzdolabından su içiyor ama boşalan şişeleri kimse geri doldurmadığı için o iş size kalıyorsa değer, yoksa değmez.
0
halanne
(16.09.26)
Aile evimizde yıllardır kullanıyoduk, kendi evimde eksikliğini çok hissediyordum ama eşyalı evlerde yaşadığım için yer yoktu. Xiaomi'nin masa üstü sebili var ondan aldım. Deposuna suyu dolduruyorsun, 7-15 derece arası soğuk su, oda sıcaklığında su, 50-75 arası sıcak su ve 95 derece kaynar suyu istediğin hacimde veriyor. Yaz kış istediğim sıcaklıkta su içebilmek müthiş kolaylık. Kalıcı yaşayacağım eve geçince de şu buz yapanlardan kaliteli bir sebil alırım
0
nundu
(16.09.26)
kullanıyoruz olmazsa olmazımız çünkü evdekiler kış yaz soğuk su içiyor ve dolapta devamlı sopuk su tedarik etmek yoruuc sebil iyidir. normalde sıkıntı yok ama bi süre nemli biri şehirde yaşamıştık o dönemde içi küflenmişti. limon tuzlu su ile doldur boşalt yaparak halletmeye çalıştık. sonra olmadı.. bence ara ara temizlenmesi lazımama üşeniytoruz malesef.
0
iwillsee
(16.09.26)
15 senedir kullaniyoruz, 5 senede bir bozuluyor, su anda 3. sebil.
isitma/sogutma. 18 litrelik damacana var altinda.
nesi pis geliyor insanlara onu anlamadim.
0
cooperr
(16.09.26)
(17)

Alışveriş Tercihleriniz

rock n roll
Selam Alışveriş yaparken bir şeyi ihtiyacınız olmasa bile sırf beğendiğiniz için alır mısınız yoksa ihtiyacım yoksa asla almam mı dersiniz?Bir diğer sorum da ikinci el ürün alır mısınız?
Selam

Alışveriş yaparken bir şeyi ihtiyacınız olmasa bile sırf beğendiğiniz için alır mısınız yoksa ihtiyacım yoksa asla almam mı dersiniz?

Bir diğer sorum da ikinci el ürün alır mısınız?
0
rock n roll
(15.09.26)
bütün alışverişlerim sadece beğeni üzerine kurulu. bu sebeple tonla ihtiyacım olmadığı halde olan ve ihtiyacım olduğu halde olmayan eşyam(?!) mevcut (ya da değil).
ağır okb geçmişim olduğu için ikinci ele çok uzun zaman mesafeli oldum (yıkanabilir şeyler ve nadir kitaplar bunun istisnası) ama şimdilerde daha sıcak bakıyorum.
+1
lil siztah
(15.09.26)
Bazen ihtiyacım olmasa bile alırım. Bunun 2 nedeni var;
1- Çok beğenmişimdir
2- market ürünlerindense; stoklarım. İndirim vs durumu varsa.

İkinci el ürüne biraz mesafeliyim. Öok tercih etmiyorum.
0
mor oje
(15.09.26)
İki sorunun cevabı da ürüne bağlı.

Hiç ihtiyacım yokken sadece beğendim diye binlerce liralık ürün almam. Ama makul fiyatlı bir şeyse alırım.

İkinci elde de fiyattan bağımsız olarak hijyenle ilgili bir şeyse mesafeli yakaşırım. Özellikle ayakkabı ya da kıyafet 1 kere giyilmiş olsa bile almayı düşünmem. Ama örneğin teknoloji ürünlerinden "yeni gibi" olanları değerlendiririm. Dijital bir piyanom var. Gidip asla sıfırını almam mesela. Çünkü online ikinci el pazar yerleri "aldım ama hevesim kaçtı" ya da "çocuğa aldık çalmak istemedi" diyen, neredeyse hiç kullanılmamış piyano sahipleriyle dolu. Tabii bu diğer müzik aletleri için de geçerli.

Aldığım piyanonun sıfırı 1.000 euro civarındayken ben 360 euroya aldım. Sadece kapağında ufacık bir çizik var. Bu tarz cihazlarda sıfır alınmasına karşıyım. O derece.
0
himmet dayi
(15.09.26)
1- o an param varsa alırım
2- ikinci el ürün almam. ancak araba alırsam mecburiyetten ikinci el alırım, sıfıra param yetmez :d
0
art cat chocolate
(15.09.26)
alışverişlerimi genel olarak ihtiyaç üzerine yapıyorum. alışveriş yapmayı hiç sevmem.

ikinci el ürün de (araba ev vs hariç) almam.
0
co2s2
(15.09.26)
Ihtiyaclarimi indirim sezonuna kadar bekletiyorum. İndirim sezonunda fiyata göre ihtiyacimin üzerinde aldigim da oluyor.

Ikinci el ürün görürsem begenirsem alirim o sekilde aldigim oldu ama uygulamalarda arayip da bir sey almam.
0
Purple life
(15.09.26)
sürekli kullandığım bozulmayacak ürünler konusunda stokçuyum evde 10 tane de olsa fiyatı düşükse bir 10 tane daha alırım . örnek duş jeli , şampuan , ıslak mendil , kedi maması , çamaşır deterjanı gibi
ikinci el ürünlere hiç bakmıyorum bile
0
devilone
(15.09.26)
Almam, sonraki maaşa kadar beklerim, halen almak istiyorsan alırım ama genelde almıyorum
0
mirty
(15.09.26)
ihtiyacim olmayan ne varsa aliyorum.
0
baldur2
(15.09.26)
İhtiyacım olsa bile almadığım oluyor arada.
0
kumandanim
(15.09.26)
Artık ihtiyaç durumuna göre alışveriş yapıyorum.
Çok fazla beğendiğim bir şeyse sık kullanacağımı biliyorsam ihtiyacım yoksa da alırım ama (bu genelde kıyafet için geçerli).

Elektronik eşya ve kıyafette ikinci el almam, kitap alabilirim başka aklıma gelen olmadı yazdığım iki şey dışında ikinci ele karşı tavrım katı değil.
0
mutekebbir
(15.09.26)
Alışveriş yapmamaya çalışıyorum. İhtiyacım olsa bile olanla idare ediyorum. Çünkü tece çok pahalı.

İkinci el almam
0
Leonardo~Da~Vinci
(15.09.26)
Dürtüsel satın almadan muzdaribim maalesef. Bir dönem işte bilgisayarı açar açmaz bugün ne alsam diye düşünüyordum. Kargo paketleri gelince ne olduğunu hatırlayamıyordum. Büyük bir borcun altına girince iyileşiverdim. :)
0
auroraaurora
(15.09.26)
ihtiyacim yoksa almiyorum. evde kalabalik sevmiyorum cunku. her yerin tiklim tikis dolu olmasi boguyor. Ikinci el almiyorum. cok iyi kullanilmis bile olsa birinin o urunu benden once kullanmis olmasi tiksindirici geliyor.
0
truf
(15.09.26)
benim için öncelik fiyatı. ne kadar çok beğenmiş olsamda o ürün için ayırdığım fiyatın 1 lira bile üstündeyse almam. indirime girmesini veya ekstra kupon olmasını beklerim. ihtiyacım yoksa zaten almam. bu giyim için geçerli. market alışverişinde bütün marketleri gezerim hangisinde ucuzsa oradan alırım.
ikinci el ürün tercih etmem.
0
my fault
(15.09.26)
1. Almam. İhtiyacım olanı bile düşünerek alıyorum. Yoklukta buyumekten muhtemelen. Ama çok beğenirsem de alırım hemen. Yavaş yavaş değişiyorum galiba bu konuda.

2. Almam. Sadece paranın yetmeyeceği araba, otomatik saat gibi şeyleri ikinci el alırım.
0
antikadimag
(16.09.26)
alisveris yapmaktan nefret ederim. zorunda olmadikca da yapmam. ihtiyacim olmayan hicbir seyi almam. ikinci el urun alirim hic dert etmem. her seyi bozulup kullanilmayacak hale gelinceye kadar kullanirim. esya bana yuk geliyor resmen. tam anlamiyla minimalist, cevreci ve surdurulebilir bir hayat idealindeyim.
0
banach
(16.09.26)
(9)

Yalnızım...Bu durum içimi şişiriyor, napmalı?

gadlemler
En iyi dostum eşim...Hayatımda iyi giden tek şey zaten evliliğim. 2 dostum var biri yurtdışında çok sık görüşemiyoruz. Diğeri de arkadaş ile dost arası bir şey randevulaşmadan telefonla konuşmak da pek mümkün değil.Okullarımdan sonra tüm arkadaşlıklarım bitti, zamanla azalıp gittiler oysa çok sosyal
En iyi dostum eşim...Hayatımda iyi giden tek şey zaten evliliğim. 2 dostum var biri yurtdışında çok sık görüşemiyoruz. Diğeri de arkadaş ile dost arası bir şey randevulaşmadan telefonla konuşmak da pek mümkün değil.

Okullarımdan sonra tüm arkadaşlıklarım bitti, zamanla azalıp gittiler oysa çok sosyaldim. Üzülüyorum acsba hiç sevilmedim mi de böyle oldu. Yeni arkadaşlar da edindim çat diye ilişkisini kesen de oldu noldu ben anlamadım. Yaş 40'a yakın. Öneriniz var mı?
-2
gadlemler
(13.09.26)
yalnız değilsin. 3 dostum var. biri istanbulda biri ankarada ,onlarla bile görüşemiyorum. yakınımda olan da 2 çocuk babası, adamın 2 dksı yok. sevilmemek değil artık insanların birbirine ihtiyacı azaldı, kendilerine arkadaşlarına ayırdıkları vakit azaldı. bu dönem böyle herhalde.
+2
mikahakkinen
(13.09.26)
Evliyim ben de eşimle birbirimizin en yakın arkadaşıyız valla başka birine pek ihtiyaç duymuyorum ben.

Çok arkadaşım vardı yediğim içtiğim ayrı gitmediği. Ama zaman her şeyi bitirdiği gibi arkadaşlıkları da bitiriyor. Bence olağan bir durum.

Valla kafam da çok kaldırmıyor açıkçası iş yerindeki dramalar sosyalleşme kotamı rahatlıkla dolduruyor
+1
Hallegadola
(13.09.26)
İyi gene evlisin,ben onu da bulamadım,kaldım tek tabanca.
Zaten artık sosyallik net azaldı genel olarak.reels kaydırır gibi insan kaydırıyorlar resmen,olay bu
+4
denizciman
(13.09.26)
ben arkadasliklardan beklentimi düsürdüm.

dost falan diye degil de sosyallesmek olarak bakiyorum. belli bir yastan sonra o genclikteki samimiyeti bulmak zor. buna gerek de yok zaten. core cevrem (esim ve insallah saglikla dogacak oglum) benimle olduktan sonra geri kalaninin cok da önemi yok.
0
Purple life
(13.09.26)
Herkes benzer durumda. Yas, sorumluluk, donem hepsi etkiliyor. Fakat esim en iyi arkadasim, ailem en iyi arkadasim gibi soylemler de dogru degil. Insan hayatinda aile vardir, arkadas vardir, dost vardir, es vardir vs. ve bunlarin hepsinin rolu, iletisimi farklidir. Bazen duyuyorum babam benim en iyi arkadasim falan diyorlar. Bu psikolojik acidan dogru ve saglikli degil. Baban senin baban, hem bir gerekli otorite figuru, hem de arkadaslarinla paylastigin seyler, iletisimin farkli.
+1
Sour
(13.09.26)
@sour+1
Hayattaki herkesin rolü ayrı olmalı.
Belli bir yaştan sonra eski dostlukları korumak yeni dostluklar kurmak zaman ve emek istiyor. Ya hep kötülere denk gelmişsinizdir ya da yeterince emek vermemişsinizdir. Ya da hiçbiri It is what it is.
+1
Amaranta ursula
(13.09.26)
maalesef, eski dostluklar kalmadı ve kalmayacak. Eskiden dostlarımızla fiziki dünyada ortak mücadeleler verirdik. Birlikte sokaklarda gezerdik, bir amaç için uğraşırdık. Şimdiki dünyada bu tarz iletişimin, ortak hareket etmenin bir imkanı çok çok az. Haliyle yeni dostluklar edinmek çok zor.

Ek olarak 25 yaşından sonra artık yeni arkadaş edinmeler de epey azalıyor. Çevremde 50 yaş üzeri kişilerin arkadaşları ve dostları şu gruptan oluşuyor genelde.

- en fazla 1 tane ortaokul arkadaşı
- lise arkadaşları
- üniversite, yüksek lisans, kurs arkadaşları
- asker arkadaşları
- dernekten arkadaşları
- komşu ve mahalle arkadaşları
- eski iş yeri arkadaşları

Bunlar dışında arkadaş bulmak genelde yok gibi bir şey.
İkincisi de, artık aynı çatı altında olmadığın her kişiyle zaman içinde yolların ayrılıyor. İkinizi de büyüten zaman, sizlere aynı hayatı göstermediği için iki karakter farklı şekilde şekilleniyor. Bu da dostlukların erimesine neden oluyor. Bu da hayatın başka normal bir kısmı.

Geçmişte hatalar yapmış olabilirsin veya bilerek arkadaş kitleni değiştirmek istemiş olabilirsin. Bu davranışa doğru veya yanlış diyemeyiz, tercihini böyle yapmışsın belki de.

Yeni arkadaş edinmek istiyorsan bu yaştan sonra seçeneklerin şunlar olabilir;

- Spor faaliyetleri: fitness salonu, yelken kursu, kürek eğitimi, tenis gibi orta yaşlarda da yapılabilecek sporlara gidip çevre edinebilirsin.
- Sanat faaliyetleri: Resim, heykel, müzik, tiyatro, karikatür, fotoğraf gibi ilgilendiğin bir sanat dalında eğitimler alırken çevre edinebilirsin.
- Hobi faaliyetleri: Yoga, astronomi gözlemi, motor sporları, botanik, balıkçılık, trekking gibi faaliyetlere katılabilirsin.
- Gezi faaliyetleri: Şehir içi geziler, kültür gezileri, yurtdışı gezileri, her mevsim bir ili geziyoruz... gibi projelerle kişiler edilebilirsin.
- Dernek faaliyetleri: Fiziki olarak katkı sağlayabileceğin derneklerde kişiler ile tanışabilirsin. Arama kurtarma, yangın söndürme, sağlık, politika, eğitim, kültür... gibi ilgini çeken konuda bir derneğe katılmak da oradaki üyelerle epey bir yakınlık elde etmeni sağlar.

Bu arada 40'lı yaşların başına geldiğinde, hayatı büyük ölçüde anlamış olacaksın ve artık dosta veya arkadaşa pek ihtiyaç duymayacaksın. Sadece boş zamanlarda seni oyalayacak bir avuç kişi olsun yeter diyeceksin. Ailen o boşluğu dolduracak. Ve bir de kimsenin senin dertlerine derman olamadığını göreceğin için, artık dost veya arkadaşlara da daha az ihtiyacın olduğunu hissedeceksin.
0
sinematematikci
(14.09.26)
Eskiden beri iç dünyamda daha fazla yaşadığım için az arkadaşlıktan rahatsız olmadım. Bir de hayat hep Amerikan dizilerindeki arkadaşlıklar gibi olsun istiyor insan ama maalesef olamıyor. Zamanla herkesten kopuluyor, ayda bir iki ayda bir telefonla görüşülüyor, o da yetiyor zaten.

Bir de artık kimse kimseyi gerçekten dinlemiyor, bunu çok yaşadıktan sonra kalabalık olsa ne olur yalnız kalsam ne olur diye düşündüğümden zihinsel olarak daha da yalnızlaştım.
+1
fikrim sabit degil
(15.09.26)
sosyal ilişkiler pandemiden sonra zayıfladı.
insanlarda eski masumiyet, sevgi, dostluk kalmadı.
içine girmek zorunda kaldığımız ortamlarda "acaba kimden ne zarar gelecek" diye endişe yaşıyoruz.
ben bekâr bir erkeğim. dost dediğim 20 yıllık kız arkadaşlarımın çoğu arkadaşlığı evliliğe dönüştürmeye kalkıştı ve kibarca reddedince beni pert edip gitti.
dost dediğim erkek arkadaşlarımdan biri ev alırken bana fikirsel olarak yardımcı oldu diye, bana sürekli borçlu hissettirdi ve iki kez benden borç alıp üzerine yattı.
ben artık arkadaşlığın, dostluğun çok zor elde edilebilecek bir şey olduğunu düşünüyorum.
daha yüzeysel ilişkilerle biraz vakit geçirmeye çalışıyorum.
kendimi daha çok işle, hobiyle, deneyimle oyalamaya çalışıyorum.
+1
santimantal
(15.09.26)
(20)

Aldatılmayı Aşamıyorum

depresif çocuk
20 aydır sevgilim olan kadının; biz kavga ettiğimizde, görüşmediğimizde, ben yanında değilken eski sevgilisiyle yazıştığını, vakit geçirdiğini, aynı evde kaldığını, ufak çapta tatil yaptığını, yani kısacası ikinci bir sevgililik yaşadığını öğrendim. Aile ziyaretinde, arkadaş ortamında koluna beni ta
20 aydır sevgilim olan kadının; biz kavga ettiğimizde, görüşmediğimizde, ben yanında değilken eski sevgilisiyle yazıştığını, vakit geçirdiğini, aynı evde kaldığını, ufak çapta tatil yaptığını, yani kısacası ikinci bir sevgililik yaşadığını öğrendim. Aile ziyaretinde, arkadaş ortamında koluna beni takıyor, boş kaldığında ise bu adamla birlikte vakit geçiriyormuş. Bu ırz düşmanı adam benim varlığımı bildiği halde bu şekilde bir ilişkiye dahil olmayı problem etmemiş birisi.

Kızı her yerden engelledim. Hala ulaşmaya çalışıyor, ikinci bir şans istiyor. Sırayla tek tek, bütün uygulamaları deniyor. Yakın çevresine aratıyor falan.

Aslında size sorulacak ne var değil mi? Her şey ortada. Yapılması gereken belli.
Yol vermek.

Ama en çok şu koyuyor bana.
Ben bu kız için neler yapmadım ki.
Harcanan paranın, verilen manevi emeğin, boşa giden zamanın haddi hesabı yok.
"Keşke yapmasaydı, her şey çok daha güzel olurdu" düşüncesini aşamıyorum.
10 gündür görüşmüyorum.
Date uygulaması ile uğraşacak, yeni bir sevgili edinecek motivasyonum bile kalmadı.
Artık başka bir kadını sevebileceğimi, başka bir kadına güvenebileceğimi sanmıyorum.
Nasıl aşacağım ben bunu?
-5
depresif çocuk
(13.09.26)
2 tane özlü söz yazacağım tabi ki çok klişe olacak ve belki de zaten herkesten duymuşsundur ama başka bir çaresi de yok

tüm geçen yaşanmışlıklar ve yaptıklarına rağmen
-zararın neresinden dönersen kardır

bundan sonra kendini nasıl toparlayacaksın konusunda ise
-zaman her şeyin ilacıdır
+18
bravoteam
(13.09.26)
"Keşke yapmasaydı, her şey çok daha güzel olurdu" diye düşünmek yanlış. Bunu yapmayacak insanla, yapabilme potansiyeli olan insanın aynı kişi olması çok zor. Uzun bir geçmişiniz olsaydı, zaman insanı değiştirir, sizin tanıştığınızda bambaşka biriydi gibi şeyler söylenebilirdi belki ancak daha 2 yılınız bile dolmamış. Yani tanıştığınız kişi, kafanızdaki kişi değilmiş pek. Aldatmasaydı da değilmiş.

Haliyle oturup halinize yanmanın, olan biteni romantize etmenin bir anlamı yok. Kaba olmak amacıyla söylemiyorum, benzer çeşitli durumlarda kendimi daha iyi hissetmemi sağlayan bir yöntem olarak söylüyorum; kendinizi haksızlığa uğramış hissedip üzülmek yerine "ulan amma salakmışım" deyip espriye vurmak daha faydalı bir yol. Biri size kurban gibi hissettirip içinize kapatırken, diğeri kontrolün tekrar elinize geçtiğini hissettirip ileriye odaklanmanızı sağlıyor.

Aldatılmak nadir yaşanan bir şey değil, ayrılıklarsa çok yaygın. Herkes bir şekilde yaşıyor bunları. Çok istisnai başka problemleri yoksa da zamanla herkes toparlanıyor.
+3
akhenaten
(13.09.26)
"Ben bu kız için neler yapmadım ki" demenize takıldım.
ilişki devam ederken memnuniyetle yaptıklarınızı ilişki bitince neden sevgiliniz "için" yapılmış olarak görüyorsunuz?
yaparken memnun olduğunuz şeyleri, yapmaktan keyif aldığınız şeyleri neden kendiniz için değilmiş de başkası içinmiş gibi görmeyi tercih ediyorsunuz?

"Nasıl aşacağım ben bunu" demişsiniz. çıkaracağınız dersleri çıkarın, kendinizi dışarıya kapatmayın ve zamana bırakın.
0
tnz
(13.09.26)
olayların sıcaklığıyla kimseyi sevemem, güvenemem kaygınız çok normal ama hiç gerçekçi değil. sizin de bildiğiniz gibi insanlar defalarca yeniden sevebilir ve güvenebilir. şimdi o kısma fazla odaklanmayın.
keşke yapmasaydı diyeceğinize, iyi ki potansiyelini ortaya koymuş ve ben bunu farketmişim kısmına odaklanmanız da daha hayırlı olur. geç de olsa bu tiplerden kurtulmuş olduğuna sevinin ve kendinize, hobilerinize falan odaklanın.
hayat kısa ve güzel^^
+2
lil siztah
(13.09.26)
öncelikle geçmiş olsun. bunu farketmenize sevindim. zira bir de 3 5 sene sonra böyle şeyler olduğunu, belki evlendiğinizi, çocuğunuz olduğunu düşününce çok daha ağır bir durum.

evet kolay atlatılmıyor ama kendisi kaybetmiş. sizin ne üzülecek, ne eksiklik yaşayacak hiç bişeyiniz yok. arkadaş grubunuzda falan da sorarlarsa, direkt olarak böyle böyle yapmış deyin geçin.

bir arkadaşım vardı çocukları 3 yaşına gelmişti, evde herşey yolunda gibi gözükse de kadın hiç bir şekilde hiç bişeyden memnun olmuyordu. birgün bi baktıki arkadaş işteyken adam yaşadıkları eve gelip boynuzluyormuş. ayrıldılar. erkek olan halinden çok memnun. bi süre sonra ikinciye evlendi. hala evli. çocukları 16 yaşına falan geldi. eski eşi çok pişman oldu tabi ama yapacak bişey yok.
0
omer460
(13.09.26)
zaman herşeyin ilacı gerçekten. içindeki acı zamanla geçecek. bir kere yapan yine yapar. o ilişkinin temeli sarsılmıştır. uzatmaları oynamaya gerek yok.
+1
false pretension
(13.09.26)
yol kazasi diyip yoluna devam edeceksin. cok verici olmak, asiri baglanmak senin verdigin kozlar, kazik yemek ise karsi tarafin vefasizligi. boyle gorup eskiye takilmadan devam edicen. tabi hatalarindan ders alip daha temklinli.
0
buenosdias
(13.09.26)
Ya evlendiğinde bunu yapsaydı.? Onun için zararın neresinden dönerwen kardır +1
+1
rodeocu
(13.09.26)
Erkenden fark ettiğin iyi olmış

Emin ol iyi kadınlar halen daha var
0
Hallegadola
(13.09.26)
Kendi kendine bir şeyler olana kadar zorlama artık. Biri olsun hayatımda dediğinde kötü insanlar çıkıyor insanın karşısına.
+3
gabe h coud
(13.09.26)
Siz daha önce de yazdınız sevgilin eski sevgilisiyle görüşüyor diye. O zaman da uyardık. Zamanla vaktinizi başka şeylerle doldurarak asarsiniz.
+4
pembediken
(13.09.26)
Insan bazi seyleri yasamadan göremez. Yasadin gördün bir dahakine daha dikkatli olursun artik.

20 ay uzun bir zaman degil.
-1
Purple life
(13.09.26)
Erkeklik gururuna dokunan bir şey anlıyorum o yüzden. Ama şunu da söylemek lazım, bu yaşadıklarını her gün milyonlarca erkek yaşıyor zaten, yalnız değilsin merak etme. Aklında intikam planları falan varsa da sil geç, bu işi de unut devam et.
0
jangbogo
(13.09.26)
ibni sina'ya aşk illetine düşmüş, unutamayan bi genci götürmüşler. önce hamama, sonra güzel kadınlara götürün; bir tek o olmadığını hatırlasın demiş. kıssadan hisse, motivasyon değil disiplin.
+1
klassno
(13.09.26)
erkekadam.org sitesinde red pill felsefesini yalayıp yut. Kadınları da, kadın erkek ilişkilerini de %90 oranında çözersin.
-5
sinematematikci
(14.09.26)
Geçmiş olsun, kolay bir şey değil çünkü yapılan hoş değil. Zamanla bu hissiyat geçer.

Allah kurtarmış, ters taraftan düşünüyorsun bence. Evlensen vs çok kötüydü, şimdi doğru kişiyle tanışma şansın var. Doğru görünen yanlış kişiymiş kısaca.
0
havadakarada
(14.09.26)
Yapacak bir şey yok, kendini şanslı sayman lazım, ya evlenseydiniz ve bu olsaydı ?

Her kadın bu şekilde saygı görmeyi hak etmiyor, deneye yanıla doğru kişiye ulaşmak dışında bir çare yok. Motivasyon kırıklığı bir süre devam ediyor ona da yapacak bir şey yok, iyileşme sürecinin bir parçası.
0
kimlanbu
(14.09.26)
allahın sevdiği kuluymuşum diyeceksin. şükür edeceksin.
ya evlenip çoluk çocuğa karışaydın ne olacaktı?
beterin beteri var di mi?
harcadığın 3 kuruşa yanma farkettin ya ona sevin.
0
jamswety
(14.09.26)
Seni zerre düşünmemiş birisi için değil günlerce, dakikalarca düşünmek bile gereksiz. O senin bir dakikanı bile hak etmiyor. Zamanını daha fazla ona harcama çünkü Zararın neresinden dönersen kardır.
0
summerof69
(14.09.26)
"Keşke yapmasaydı, her şey çok daha güzel olurdu"

ama yapmış, aklına her geldiğinde yaptığı alçaklığı düşüneceksin. insanda öyle bir şey var hep iyi olayları hatırlıyor ilişkide, kötü kısımlara odaklanınca dert tasa kalmıyor. tabi ki zor ve zaman alır ama geçmiş olsun yani böyle birinden yol yakınken kurtulmuşsun.
0
bay b
(15.09.26)
(10)

Avrupa maceram sona ermiş mi?

Lh12
İtalya isviçre fransa belçika hollanda... belli aralıklarla sokak sokak gezdim. Sanat sepete alışverişe kent kültürüne doydum. Bi süre sonra tek düze oldu bıraktım. Kesinlikle çok güzel yerler ama aynı mimari ve yaşam kültürü artık ufuk açmadı.Hayır yanılıyorsun şu şu şehirleri de görmelisin mi diy
İtalya isviçre fransa belçika hollanda... belli aralıklarla sokak sokak gezdim. Sanat sepete alışverişe kent kültürüne doydum. Bi süre sonra tek düze oldu bıraktım. Kesinlikle çok güzel yerler ama aynı mimari ve yaşam kültürü artık ufuk açmadı.

Hayır yanılıyorsun şu şu şehirleri de görmelisin mi diyorsun yoksa artık kıtayı değiştir uzak doğu ve ya cruise le okyanusu gez mi?

Genç arkadaşlara en büyük tavsiyemdir. Gerekiyosa tek öğün yemek yiyin ama ülke dışını mutlaka görün.
0
Lh12
(13.09.26)
bir tık farklısı için ispanya/endülüs ve birleşik krallık özelikle iskoçya/edinburg gidebilirsiniz. bir de portekiz. buralar daha farklıdır diğer orta/kuzey avrupa şehirlerine göre.
0
awlmi
(13.09.26)
Üçüncü Avrupa şehrinden sonra içime çöken o tuhaf bıkkınlığı çok iyi biliyorum çünkü nereye gidersem gideyim kendimi hep aynı filmin setindeymiş gibi hissettiriyor. Uçaktan inip merkeze geçiyorum, daracık arnavut kaldırımlı birkaç sokaktan yürüyorum ve kaçınılmaz son… karşımda yine görece büyük bir "eski şehir" meydanı, tepemde göğe uzanan o kasvetli katedral ve etrafta birbirinin kopyası ve aynı şeyleri satan instagram’da story atmalıl kafeler. Önceleri gotik mimarinin detaylarına hayran kalabiliyordum belki ama üçüncü-dördüncü şehirden sonra binalardaki o sivri kemerler de barok heykeller de insanın gözümde birbirine giriyor. pastel boyalı binalar, nehir kenarındaki köprüler ve aynı tornadan çıkmış saat kuleleri vb artık sadece vitrini değişen dev bir tema parkı hissi veriyor bana. Pasaporttaki damgalar ve sokaktaki tabelaların dili değişiyor ama yaşadığım şey hiç değişmiyor. o gerçek keşfetme arzusu, mekanik bir "görülecek yerler" listesini tikleme mesaisine dönüşüyor. Üzgünüm ama hakikat bu. Bu sebeple son bir sevilla seyahatinin ardından artık avrupa defterini kapatıyorum ben de mental olarak.
+2
ezkaza
(13.09.26)
Avrupali arkadaslar bu sorunu kendi deyisleriyle "egzotik" ulkelere giderek cozuyorlar.

Turkiye (Istanbul, Kapadokya, Mardin - Bodrum, Antalya, Marmaris degil), Fas, Misir, Hindistan, Japonya kulturel ve tarihsel olarak cok cezbedici geliyor kendilerine.
+2
sertac akin
(13.09.26)
Üsküp, Saraybosna, Tiran gez de resetle o gotik avrupa mimarisi zehirlenmeni.
0
duster
(13.09.26)
@sertac akin +1

10 senedir avrupa'da yasiyorum. 3, 4 farkli ulkede yasadim. avrupa'da farkli bir seyler ariyorsaniz ulke bazinda degil bolge bazinda bakmaniz gerekiyor. yani bati avrupa, dogu avrupa, akdeniz avrupasi, sovyet avrupasi, kuzey avrupa, balkanlar falan filan gibi. cunku bolge bazinda ulkeler ve sehirler arasindaki benzerlik artiyor, uzaklastikca azaliyor.

avrupa'ya medeniyet getirenler zaten akraba hanedanlar. dolayisiyla genis cografyada bile belirli bir standart olusabiliyorken bu dediginiz olmamasi kacinilmaz. avrupa'yi cok bilmeyenler icin farkli gibi geliyor, fakat her bir ziyarette, gezide biraz daha birbirine benzemeye basliyor cunku benzerlikler cok.

bunlara alternatif olarak avrupa icinde ya daha tematik, ulke ve bolge (cografya) anlayisindan cikarak deneyim odakli bir seyler bakacaksiniz (gastronomi, teknoloji, spor vs.) ya da kita avrupasindan cikacaksiniz cevre ulkelere geceksiniz (izlanda, birlesik krallik vs.). elbette uzakdogu, latin amerika falan da yapabilirsiniz.
0
Sour
(13.09.26)
İspanya olabilir bence, Barcelona mesela.
0
kumandanim
(13.09.26)
gitmedim ama belki kuzey avrupaya gidilebilir norveç izlanda falan.

gidilmediyse ingiltere iskoçya ve amerika öneririm farklı kafalar.
0
jelly bear
(13.09.26)
avrupaya gitmek cok kolay.

avrupanin disi o kadar güzel ki.... avrupa'da görmedigin yer elbette kalmistir ama avrupa duruyor.
-1
Purple life
(13.09.26)
Yani ilgi alaniniza girer mi bilemem ama mesela ispanya'da camino de santiago (ozellikle fransa/ispanya sinirini iceren kisim) yapilabilir, illa hepsini yapmaniza gerek yok, 1 haftalik bir rota secilebilir, ispanya'nin kuzeyi araba ile turlanir, madeira ve sardinia adalarina gidilebilir ve @awlmi'nin dedigi yerler, portekiz, endulus, iskocya, irlanda (kuzey irlanda da dahil) vs. farkli ve cok keyifli.

Bunlar da acmazsa guney amerika ve uzak dogu zamani gelmis demektir.
+1
kassiopeia
(15.09.26)
cehaletimi maruz görün. sormak isterim: gezdiniz de ne oldu? maaş mı artıyor? beden tedavi mi oluyor? görünce ne oluyor? Türkiye'de dağ allahın dağı ordaki de aynı dağ, aynı toprak, aynı su ve aynı deniz. insan da temelde aynı insan. belki mimariler farklıdır. o kadar.

gezginleri anlamıyorum.
-3
Leonardo~Da~Vinci
(15.09.26)
(4)

Gebelik planlamak için ne yapmak gerekiyor?

renegade
Gebelik için ne yapmak gerekiyor? Bir hastahanenin kadın doğumcusuna gidip anlaşmak mı gerekiyor? Yoksa aile hekiminden mi destek almalı? Teşekkürler
Gebelik için ne yapmak gerekiyor? Bir hastahanenin kadın doğumcusuna gidip anlaşmak mı gerekiyor? Yoksa aile hekiminden mi destek almalı? Teşekkürler
0
renegade
(10.09.26)
Gebelik doğal yollarla ne kadar süre denendi? Yaşlar kaç? Kadının döngüsünün hangi aralıklarında gebelik için ilişki yapıldı? Bunlara bağlı olarak gebe kalma oranları yükselir yada azalır,

İlk etapta doğal yolla bu şekilde bir süre deneme gerekir. Eğer denendi ve olmadıysa bir kadın doğum uzmanından planlama ve test ve yardım alabilirsiniz
0
basond
(10.09.26)
Eşinizle bazı genetik testler yapmanız faydalı olacaktır. Kan uyuşmazlığı, sma taşıyıcılığı gibi. Aile hekimine danışırsanız hangi testlerin faydalı olacağını söyleyecektir.

Bir problem yoksa, vücudunuzun yeterince folik asit aldığından emin olun. Gerekirse folik asit takviyesi alın düzenli. Sonrası korunmadan ilişkiye girmek. Yumurtlama döneminizde bol bol. Sonrasında sırt üstü bir müddet uzanmak.

Gebelik testi pozitif çıkarsa, güveneciğiniz bir kadın doğum uzmanı ile takibe başlayacaksınız. O size her gidişinizde bir sonraki geliş zamanınızı ve gerekenleri söyleyecek…

En az altı ay normal korunmasız ilişki ile denenir. Gebelik olmuyorsa, o zaman eşler doktora kontrole gider ve duruma göre farklı yaklaşım ve tedaviler denenir.
+1
dilemma of subscribtionability
(10.09.26)
Yapilabiliyorsa fit ve kasli bir vücutla hamile kalmak iyidir.

Folik asit kullanin diye herkes söylüyor.
Kizamik antikoru var mi sma yatkinligi var mi diye öncesinde anne baba test yaptirabilir. Kizamik anne icin önemli tabii.

Bi de hamile kalabilmak adina regl yumurtlama günlerini takip edebilirsin. Appler birlesmenin ne zaman olmasi gerektigine kadar söylüyor.
0
Purple life
(10.09.26)
Önce bir kadın doktoruna git sonra aile hekimi ya da dahiliye gidip kan değerlerine baktır. Folik asit ve d vitamini önemli
0
gadlemler
(10.09.26)
(7)

Kadın vücudu doğum sonrası düzelmiyor mu?

Unde bach canim
Annelik estetiği diye kombine ameliyatlar varmış. Böyle bir şey var ise doğum sonrası her kadında kalıcı hasarlar oluştuğundan mıdır?Normal doğum yaptığını bile var saysak; göğüslerde sarkma, karında şişmeden kaynaklı kalıcı çatlaklar ve deri sarkması, diyetle gitmeyen yağlanmalar gibi kalıcı, ameli
Annelik estetiği diye kombine ameliyatlar varmış. Böyle bir şey var ise doğum sonrası her kadında kalıcı hasarlar oluştuğundan mıdır?

Normal doğum yaptığını bile var saysak; göğüslerde sarkma, karında şişmeden kaynaklı kalıcı çatlaklar ve deri sarkması, diyetle gitmeyen yağlanmalar gibi kalıcı, ameliyatsız giderilemeyen bozulmalar mı oluyor?
-2
Unde bach canim
(09.09.26)
Vücut toparlanıyor elbet doğumdan sonra ama ilk hamilelikten önceki haline kendi kendine gelmiyor kesinlikle.
Her hamileliğin izi her kadında farklı derecelerde oluyor.
0
cilekli pasta
(09.09.26)
Kişiye göre değişiyor bunlar, ben doğum yapmamış gibiyim çatlak vs olmadı.
+2
ekimoloji
(09.09.26)
Bence hamilelik durumu ve genetikle çok alakalı.
1. Çocukta mesela hiç doğurmamış gibi ama 2. Çocuktan sonra inanılmaz bir beden değişimi yaşayan arkadaşlarım da var; tek çocukta bayağı değişen de var. Sanıyorum annelik yaşı, o dönemki tiroid, şeker gibi farklı hormonal faktörlerin etkisiyle bu tetiklenebiliyor. Bir de alt karın kaslarında yırtılma olduysa onun toparlanması çok zor olabiliyor tek bir faktör yok bence. Bir de pelvis bölgesinde doğum yaparken bazı zorlu doğumlarda ligamentler arasında illa ki hafif açılmalar olduğunu ve birkaç santim kalıcı olarak anatominin değişebildiğini okumuştum.
0
titanic kemancısı
(09.09.26)
Emziren kadinlari memeleri sarkiyor. Kücük olsa bile sarkiyor.
-6
Purple life
(09.09.26)
dogum sonrasi "bozulmuyor" ki duzelsin. cok tatsiz bir soru bu.

bazen patlattigin sivilce bile kalıcı iz birakiyor. insanin icinde 9 ay baska insan büyüyüp cikinca tabii ki değişiklik oluyor vücutta.
+1
icim urperiyor
(09.09.26)
ne kadar az kilo alirsan al, ne kadar dikkat edersen et, genlerin ne kadar iyi olursa olsun, bebek kadindan calarak buyuyor. yani hasarsiz mevzuyu atlatmanin imkani yok.
ameliyatla ne kadar toplayabilirsin bilmem, mukemmele donus bence imkansiz.
-4
cooperr
(10.09.26)
düzeliyor. iki doğum sonrası bile çıtıra dönen kadınlar tanıyorum. sayıları da epey yüksek.
bir şekilde hayatlarında spor olduğunu da eklemeliyim. kimisi yüzüyor. kimisi pilates, kimisi koşuyor vs.
+1
janderzel zartanyan
(10.09.26)
(18)

Görüşülmeyen Kişilerin Telefonu

rock n roll
SelamUzun zamandır görüşmediğiniz kişilerin telefonlarını siliyor musunuz? Bu kişi sizin çok sevdiğiniz bir kişi olsa ve o kişinin hiçbir çabası olmadığı için görüşmüyorsunuz diyelim siler misiniz? Duygusal bir durum yok arada, sadece sevdiğiniz birisi diyelim.
Selam

Uzun zamandır görüşmediğiniz kişilerin telefonlarını siliyor musunuz? Bu kişi sizin çok sevdiğiniz bir kişi olsa ve o kişinin hiçbir çabası olmadığı için görüşmüyorsunuz diyelim siler misiniz? Duygusal bir durum yok arada, sadece sevdiğiniz birisi diyelim.
0
rock n roll
(08.09.26)
son 1-2 senedir görüşmediğim/yazışmadığım, görüşme ihtimalimin de olmadığı insanları silerim.
+4
jelly bear
(08.09.26)
kimseyi silmedigim icin telefonum altin rehber gibi oldu. silmek en iyisi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.09.26)
Silmiyorum
0
anon1m
(08.09.26)
silmiyorum, özel bir sebebi yok.
0
kisa
(08.09.26)
Uzun zaman sonra birini aradığımda telefonumu silmemişse mutlu oluyorum. Kendim de silmiyorum.
0
auroraaurora
(08.09.26)
Eskiden silmezdim ama son 2-3 yıldan beridir siliyorum. Bir daha konuşma/görüşme ihtimalim yoksa ne gerek var kalmasına diye düşünüyorum.
0
Amaranta ursula
(08.09.26)
silmem. rehberde durması niye sorun olsun ki.
böyle tipleri hiç anlamıyorum hemen instagramdan bile siliyorlar. kavga etmemişsin bir şey olmamış. sadece uzaklaşmışsınız birbirinizden.
çok ergence hareketler geliyor bana.
+1
my fault
(08.09.26)
Silmem.

Aklimda durmuyor ki rehberda duruyor. Silmek ya da silmemek bir sey degistirmez. Yarin bir gün bir sey sorucak olsam tel numarası bulunmasi benim avantajim olur.
0
Purple life
(08.09.26)
neden sileyim ki? telefon rehberleri artık sınırsız sayıda kişi içerebiliyor.
0
co2s2
(08.09.26)
Telefonum altın rehber gibi +1
0
kobuzchu kiz
(08.09.26)
Telefon rehberlerinin sınırsız sayıda kişi içermesi mevzusu değil aslında. O kişiyle olan bağını koparma isteği, sembolik bir şey.
0
🌸rock n roll
(08.09.26)
Ben de silmiyorum. Bu sebeple 15 senelik numaralar var, hala o kisilere ait oldugunu bile dusunmuyorum. Ama benimki sirf usengeclikten :)

Onun disinda rahmetli anneannem ve dedemin numaralari da var. 4 sene gecti ama onlari silmeye elim gitmiyor henuz.
0
truf
(08.09.26)
kalabalık sevmiyorum. kaydırdıkça sonu gelmeyen rehber benim sinirimi bozar. :d

silmezsem, sırf rehberimde kayıtlılar diye exlerim, eski iş arkadaşlarım veya yöneticilerim whatsapp profil fotoğrafımı falan görürlerrrr. :d bunu şimdi düşündüm ahahha

yani sonuç olarak konuşmadığım veya konuşmayacağım insanın numarası neden dursun ki? rehberin amacı iletişim kurmak.
0
art cat chocolate
(08.09.26)
numara silmem için bi 10 yıl geçmesi lazım ve sıfır bağ.
Görüşmediğim insanların mesajlarını tutmam genelde
0
kestane gürgen palamut
(09.09.26)
silmiyorum. ama üşengeçliğimden. silmek lazım

edit: aklıma geldi de benim yılllllaaaarrrrdır wp konuşmalarım bile duruyo. baktım da 2017 den yazışma kayıtları var fiyuvv
0
chanandler bong
(09.09.26)
isimlerini değiştiriyorum. artık başka bir kişi oluyorlar. eski sevgilim, eski arkadaşım vs olmuyorlar.
0
co2s2
(09.09.26)
uzun zamandır görüşmediysem ve görüşme ihtimalim yoksa siliyorum. akraba vs ise silmemeye çalışıyorum. vefat eden kişileri silemiyorum. rehberimde onlarca vefat eden kişi mevcut (rahmetli babam dahil)
0
exlibris
(09.09.26)
Silmiyorum
0
gadlemler
(09.09.26)
(23)

manzarali ev mi buyuk ev mi

antikadimag
iki kiralik daire var rezidans tipi binada. bir ev var guneybati cephesi denizi daglari goruyor cok guzel manzara. ama kucuk ve layoutu pek iyi degil. ayni binada alt katlarda bir baska daire ise binaya bakiyor ama daha genis (%20 daha buyuk) ve layoutu daha duzgun. yatak odasinin cami var mesela. d
iki kiralik daire var rezidans tipi binada. bir ev var guneybati cephesi denizi daglari goruyor cok guzel manzara. ama kucuk ve layoutu pek iyi degil. ayni binada alt katlarda bir baska daire ise binaya bakiyor ama daha genis (%20 daha buyuk) ve layoutu daha duzgun. yatak odasinin cami var mesela. digerinin yatak odasi iceride.

dag ve deniz manzarasi icin daha kucuk evde yasanir mi? ne dersiniz? boydan boya cam ve deniz manzarasi var oldukca guzel. fiyatlar ayni.
-1
antikadimag
(07.09.26)
Benim için manzaralı ev. Baktıkça içimi daraltan ev büyük olsa ne yazar.
+3
Amaranta ursula
(07.09.26)
Hiç manzaralı evde yaşamadım. Bi yaşayıp görmek için onu seçerdim.
0
benim bir gizli bildiğim var
(07.09.26)
ikiside problemli bence. manzarali olanda yatak odasinda cam olmamasi buyuk handikap. oburunun de baska binaya bakmasi sikinti.
ikisini de almam, beklerim.
buyuk binalar ise yakin zamanda baskalari da mutlaka satisa cikacaktir.
+1
cooperr
(07.09.26)
kiralik evler @cooper. zaten ikisini de tasiyan evler var ama bu sefer de cok pahali oluyor. bina zaten sehrin tam merkezinde luks ve yeni bir rezidans. ama butceme gore ya kucuk ya da manzarasiz kiralamak durumundayim.
0
🌸antikadimag
(07.09.26)
building code’a göre ABD’de yatak odalarinda disariya acilan bir pencere bulunmak zorunda. bu kucuk daire studyo mu? Ya da odanin kapisi yok mu? Planda ne diye geciyor?

Onun disinda kisa bir sureligine kirada oturacaksam ve layout beni cok etkilemeyecekse manzarayi secebilirim. yillar once manzarali bir dairede yasadim ve gercekten her gundogumu sihirliydi. hala arada dusunurum.
+1
eileengray
(07.09.26)
kiraliksa o zaman manzarali olan.
0
cooperr
(07.09.26)
@eileen, open bedroom diye geciyor ve oda bir paravanla koridordan ayriliyor. studyo ile 1 bedroom arasinda bir konsept. amac yatak odasini oturma odasindan ayirmak.
0
🌸antikadimag
(08.09.26)
tahmin ettim. o tip dairelerde genelde closet space sorun oluyor. eger yeterli closet alani varsa tutulur. bence buyukluk haricinde closet space olarak da karsilastir.
0
eileengray
(08.09.26)
Camiye veya kiliseye gercekten o kadar yakinsa hicbiri.

Manzaraya insan doyuyor ya da alisiyor. O yüzden daha kullanışlı olani secerdim ben.
-1
Purple life
(08.09.26)
büyük ev çünkü büyük manzaralı evi olanlar manzaraya vakit ayıramıyor.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(08.09.26)
manzarası olan evde uzun süreler yaşadım.
layout'u düzgün olan evi tercih ederim.
+1
rain when i die
(08.09.26)
Bu ikisi arasında büyük olan ev. Yatak odasının camı olmaması ne demek?
0
etna
(08.09.26)
her sekilde manzarali ev.
önceki evimizin harika bir manzarasi vardi. öyle mimari ya da agac magac olarak falan degil ama önü cok acikti ve muazzam güzel günbatimlari izlerdik. telefonum, orada yasadigimiz 3.5 sene boyunca neredeyse her gün cektigim günbatimi fotolariyla dolu. o evden cok kücük oldugu icin ciktik. 60 m2'ydi ve sahiden artik yetmiyordu.
yeni eve gecerken hem büyük hem manzarali olsun istemistim. istedigim de oldu, simdi de harika bir dag ve orman manzaramiz var ama o ilk evimizdeki gün batimlari inanilmaz büyülüydü. 4 sene aradan sonra bile aklima geliyor. filtresiz, photoshop'suz, alt kismini kesip gönderebilirim bunu, her aksamüstü böyleydi: ibb.co ve hayir, alismiyorsunuz. ben alismadim yani, her gün ayni heyecanla izliyordum. su an yasadigimiz yerde daglar gökyüzünü biraz sikistiriyor, o sebeple eskisi gibi acik alandan göremiyoruz artik günbatimlarini. os ebeple hele önü de aciksa bence manzaraliya gecin. büyük evde her zaman oturulur ki bunun da kibrit kutusu kadar olmadigina eminim.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(08.09.26)
manzara ilk girdiğiniz zamanlarda önemli. daha sonraları belki 6-7 ay o manzaraya dönüp bakmayacaksınız bile. haa misafirer için iyi bak. onlar bayılıyor ilk defa gördükleri için. bu arada %20 de pek önemli bir fark değilmiş yani. sayın alacaksanız küçük de olsa olsa manza kirada oturacaksanız diğeri.
0
ground
(08.09.26)
ev ferah olcak seni darlamıcak.
0
mikahakkinen
(08.09.26)
Kiralıksa ucuz olanı seçerim, satın alıncaksa büyük olanı.
0
ezkaza
(08.09.26)
kısa bir süre oturacaksanız manzaralı ev

uzun süre oturacaksanız gelecekteki planlarınızı da içine katarak düşünmenizi tavsiye ederim. örneğin bir çalışma masası, çocuk odası, hobi köşesi gibi şeyleri düşünerek manzaralı eve sığıyorsanız yine manzaralı ev. ama sığmıyorsanız yeri geliyor 3-5 metrekare bile insanın ihtiyacını çok iyi gideriyor.
0
bravoteam
(08.09.26)
camsız oda olmaz. manzara güzel bir artıdır ama evin içinin kullanışlı olması temel şeydir.
0
co2s2
(08.09.26)
Manzaraya kısa sürede alışınır / doyulur bence.

Çok misafirim geliyorsa, manzaraya karşı kahvaltı, çay kahve içme vakitleri olacaksa belki...

Ama onun dışında evin kullanışlılığı ve ferahlığına doyulmaz, aksine alışınır ve aranır. Şahsi fikrimdir.
0
ananiyimioguz
(08.09.26)
80 m2'den 60 m2 eve geçtim kısa zaman önce. Evin en sevdiğim yanı iki balkonum. Çayımı kahvemi alıp orman manzarasını seyretmeyi ve gökyüzüne bakmayı çok seviyorum. Uzun yıllardan beri ilk defa sadece apartman manzarası olmayan bir eve taşındığım için memnunum. Daha kullanışlı bir evi tercih ederdim tabii, ama bütçem dahilinde doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.
0
auroraaurora
(08.09.26)
manzaralı evde yaşadım, ve kesinlikle geniş ev tercih ederim.

en fazla 2-3 hafta sonra gözünüz manzaraya alışıyor, ancak bi misafir geldiğinde hatırlıyorsunuz. istanbul'da köprülerden geçerken kimsenin manzaraya bakmaması en iyi örneği bence.
+1
duyuruuser
(08.09.26)
senelerce istanbul şartlarında, muazzam bir manzara ile yaşadım. boğaz manzarası değildi ama istanbul'da bulunabilecek en iyi manzara idi.
inanın bir yerden sonra manzara bir şey ifade etmiyor ve evin ne kadar kullanışlı olduğu daha öne çıkıyor. bazı günler eve gelince o manzarayı görmüyorsun bile.
0
stay with me
(09.09.26)
Manzaralıyı tercih ederdim
0
gadlemler
(09.09.26)
(10)

Dünyada Beyaz Yaka Olmak

cilekli pasta
Dünyada tanınan bilinen bir Türk firmasında çalışıyorum. Her günümüz ayrı kaos. Herkesin acelesi var. IT tarafında mühendisim işleri yetiştirmek için günde 12 saat bazen daha fazla çalışıyorum. Keza gece desteklerimiz de oluyor mecbur uykumdan feragat ediyorum. 11 yıldır aralıksız çalışıyorum tükenm
Dünyada tanınan bilinen bir Türk firmasında çalışıyorum. Her günümüz ayrı kaos. Herkesin acelesi var. IT tarafında mühendisim işleri yetiştirmek için günde 12 saat bazen daha fazla çalışıyorum. Keza gece desteklerimiz de oluyor mecbur uykumdan feragat ediyorum. 11 yıldır aralıksız çalışıyorum tükenmiş hissetmeye başladım artık zorla çalışıyormuş gibiyim.

Aramızda avrupada amerikada çalışan çalışmış kişiler var onların yorumunu merak ediyorum.
O kadar güzel yan haklarımız var mesela kafamı kaşıyacak vaktim yok benim ne maaşın ne olanakların tekinin sefasını süremiyorum ne ben ne ekip arkadaşlarım. Spor salonuna oryantasyondan sonra hiç girmedim mesela akşam eve kendimi zor atıyorum çünkü.
SAP, Shell, Airbus, DHL vb. büyük güzel maaş veren yerler oralarda da öyle mi? Kazanıyorsan hayatını böyle işe adamak zorunda mısın bildiğiniz somut örnekler var mı merak ediyorum.

Ek: Son bir buçuk senedir bu firmada çalışıyorum 12 saatleri burada gördüm ama önceki işlerim de hiç soft değildi. It sektöründe insanların gece gündüz kullandığı ürünler var. Bir hastaneye gece Mr çekimindeki uygulamaya dursun sabah bakarım veya gece maaş yatmıyor yarına kalsın yada uçak kalkmıyor yarın kalkar diyemeyeceğimiz durumları tetikleyen şeyler oluyor geceye alıştım ama bu tempoyu artık yaşım kaldırmıyor galiba.

Teşekkürler
-1
cilekli pasta
(07.09.26)
35 yaşına kadar 200K$ elde et. Anadan babadan kalanları üzerine ekle. Sonra pasif gelirle Asyada sürt. Ben öyle yaptım. Önceki 20 yıl boyunca köleydim. Hedefine ulaştıktan sonra önceki hayatında çektiklerinin hiçbir önemi yok. Aksine, farkındalık yaratıyor.
-5
plastic_angel
(07.09.26)
15 senedir yurtdisinda beyaz yaka olarak tirmaliyorum. 5-6 sirket degistirdim.
1000+ calisanli sirketlerde calistim. 10-20k calisanli sirketlerde calisan arkadaslar var.
haftada 40 saat ustu calistigim azdir, 45-46 saat yaptigim zamanalar oldu ama nadir.
hayatini ise adamak diye birsey yok, oyle birseye gerek de yok.
11 senedir ayni firmadaysan, o buyuk sikinti. 3-4 senede bir sirket degistirip farkli seyler gormek lazim.
0
cooperr
(07.09.26)
Fransa.
Amerikan korporayşın. 100 bin kişi.
Ben misal çok çalışıyorum ama bu başka organizasyonda bu kadar çalışmayan da var. Ama bu son 1.5 senedir falan böyle global reorganizasyon sebebiyle. Eskiden çok daha normal saatlerde çalışıyordum. Şimdi yeni bir rol görüşmesine girdim, o olursa kısmetse daha insani saatlerde çalışırım.
Airbus'ta tanıdığım var, oldukça memnunlar. Tahminen organizasyona göre değişebilir, çok büyük şirketlerde herkesin iş hayatı aynı değil.

Hayatını ise adamak zorunda olmasan da benden yaşlı kişilerden hep şunu duydum; senin yaşında çocuk yokken falan biz de çok çalışıyorduk da çocuk olduktan sonra aileyle vakit geçirmenin önemini gördük. Şimdi çocuk yokken çalış ama kendine dikkat et. Sana bir şey olursa şirket geçmişte ne kadar çok çalıştın demez (product line manager ve ik müdüründen aynı şeyleri dinledim). Anladığım herkes belli dönem çok çalışıyor ama hayatta işten önemli şeyler ortaya çıkınca "eh ben artık bu seviyeye geldim, normale dönüyorum" diyor.

Açıkçası bir noktada gerçekten düşünmek gerekiyor. Kendimizi bu kadar da zorlamak zorunda değiliz kesinlikle. Misal benim Amerikalı arkadaşlar çok daha net saatlerde çalışıyorlar ama misal Amerika'da düz operasyonda çalışan ekibin tuvalet süreleri bile takip ediliyordu hiç unutmam. Hatta müdürleri herkes mesai yapıyor, sen niye yapmıyorsun falan diyordu 45 saat çalışan adama. Aynı ülke, aynı şirket, apayrı hayatlar.
+1
logisticsmanager
(07.09.26)
degisiyor. amerika'dayim. buyuk tech sirketlerinde calistim hep. 4 sene once falan herkes yatis modundaydi. simdi her yerde isten cikarmalar var ve isten cikarmalardan sonra scope azalmiyor. ayni isleri daha az kisi takip ediyor. herkes yogun. bir onceki takimda 10-12 saat calisiyordum gunde. simdi takim degistirdim ama burasi da cok rahat degil gibi.

benim sinirimi bozan bu yogunlugun yoneticilerin beceriksizliginden kaynaklanmasi. daha mesgul olunca daha cok ve iyi is cikarmis olmuyorsun. aptal herifler yonetemiyor ve sen asagida debeleniyorsun. debelenmezsen iyi kole olmamis oluyorsun. iyi yonetici buldun mu kacirma.
+1
antikadimag
(07.09.26)
Almanya.

Cogu zaman günde 3-4 saat calisiyorum ya da calismiyorum. Flexible saatler. 2de cikip 6da geri dönüp 8e kadar tekrar calisabilirim. Haftasonu calisma yok.

Bazi günler cok calistigim oluyor ama ayda 3-5 gün.

Work life balance icin en iyi ülke almanya, iskandinavya falan oralardir.
Isvicre de mesela zorlar. Calisani kovmak cok kolay. Gittigin ülkeye göre degisiyor yani.

Ama ben de su an rahatim. Almanyaya ilk geldigimde günde 10 saat calisiyordum. Hem dili hem isi ögrenebilmek icin.
-1
Purple life
(07.09.26)
Dünya'da taninan bilinen bir Alman sirketinin Almanya'daki genel merkezinde IT departmaninda calisiyorum.

Almanya'da beyaz yaka maaslari bence dusuk. Bahsettigin sirketler ayarinda buyuk ve tanindan bir sirkette olmama ragmen ben de kendi maasimi begenmiyorum ve potansiyelimin altinda kazandigimi dusunuyorum.

Onceden haftada 40 saat calisiyorduk, ama gecen yil ekonomik zorluklardan dolayi herkesin calisma saatini haftalik 35 saate düsürdüler. Cok mesai yapma baskisi yok, ama diyelim ki yaptin calistigin ekstra her saat kaydediliyor ve daha sonra o kadar saat kadar calismayabilirsin. ya da biriktirip bir iki gun tatil olarak kullanabiliyorsun.

Ben de daha cok calisacak olsam bile daha fazla para kazanabilecegim bir yere gecmeyi dusunuyorum arada sirada.
0
king lizard
(07.09.26)
orta sınıf safsatası soğuk savaş döneminde batıyı komünizme kaptırmamak için uydurulmuş bir hikayeydi. artık komünizm/sosyalizm yok, çok daha özgür ve güzel bir dünyada yaşıyoruz (!). haliyle sermaye sahiplerinin bizim çıkarımızı düşünmek için sebebi yok. türkiye'deki kriz ortamı, mülteci krizi, avrupa ve abd'de bile enflasyondan şikayet edilmesi, işsizliğin artması vs... bunlar temelde kriz bile sayılmaz, hepsi bilinçli olarak yapılan şeyler. kriz sadece EŞEK GİBİ OKUYUP/ÇALIŞIP insanca yaşamaya çalışan İŞÇİ için var.

kişisel olarak "neyi farklı yapabilirdim?" sorusu sorulabilir elbette. kendi kariyerin nereye gider/gidebilir, aynı seviyedeki diğer insanlara kıyasla ne kadar kazanıyorsun, nasıl yaşıyorsun vs... bunlar elbette düşünülecek. "sistem bozuk" deyip her şeyi bırakalım, köprü altlarına çökelim, içelim uyuşturucuya düşelim demiyorum.

amma isteyen edgy bulsun, isteyen ergen desin ben şu an içinde yaşadığımız düzeni akıl hastalığından farksız görüyorum. 3-5 it daha zengin olacak diye "belki 50 yaşından sonra rahat ederim" diye kendimi paralamak niyetim yok. çalışanın karşılığını aldığı bir zamanda yaşamıyoruz zaten. al bak koca bir ülke sabahtan akşama çalışıyor, kaç tanesi zengin? sabahtan akşama yük taşıyan veya fabrikada çalışan adam tembel mi de geleceği yok?

biz boomer'lar gibi savaş sonrası bolluk yaşanan, okuma yazma bilenin memur olabildiği zamanlarda yaşamıyoruz. üç tane iş için üç bin kişi birbiriyle dövüşüyor, girenin de kazandığı hayatta kalmaya yetiyor. çok çalıştım kazandım vs. diyenler toplumun anca yüzde 3'ü 5'i filandır.

o yüzden kendine de çok yüklenme bence. BAZI İNSANLAR sorunlu olabilir. sorunun BİR KISMI bireylerde olabilir. ama içinde bulunduğumuz düzenin kendisi adil veya çalışmayı ödüllendiren bir sistem değil yani zaten, demek istediğim o. bak günde yoluyla beraber belki 10 saat AYAKTA ÇALIŞAN insanlar "geçinemiyoruz" diyor, aldıkları cevap "daha iyi iş bul" oluyor. böyle aşağılık bir algı, böyle aşağılık bir sistem işte. olm hayırdır ya, öyle veya böyle GÜNÜNÜN 10 SAATİNİ HERHANGİ BİR İŞE VEREN insanın kirayı zor çıkarabilmesi nasıl normalleştirilebilir? bu nasıl bir akıl hastalığı, bu nasıl bir köpeklik? sorun bu insanlar mı, sen misin ben miyim yoksa bir türlü doyuramadığımız açgözlü *rospu çocuğu sermaye sahipleri mi?

yani bak etrafına mesela kaç tane çalışan halinden memnun ki? koca bir ülkede çalışan nüfusun yüzde 60-70'i tembel veya aptal olabilir mi? bu bir sistem sorunudur. biz az çalıştığımız, dangalak olduğumuz için zorlanmıyoruz. çok çalışkan, çok zeki adamlardan bazıları aradan sıyrılıyor. 100 kişiden 2-3 tane zengin çıkıyor, bunu bize başarı hikayesi olarak pazarlıyorlar. o arada belki temel imkanlara sahip olsa bilim insnaı, doktor olabilecek kişiler aç karnını doyurma derdi yüzünden hiçbir yere gelemiyor. onu gören yok. halk bunun bilincine varsa zaten ayaklanır çünkü.

kusura bakma çok dağınık oldu ama meramımı anlatabilmişimdir umarım. büyük firmada çalışıyorsun, günde 11-12 saat iş yapıyorsun, sürekli sinir stres... ve kendin diyorsun işte ne yani karşılığı? bu sen tembel, beceriksiz, yetersiz olduğundan mı? eminim değil. mutlu olabilmek, rahat yaşayabilmek, iyi hissedebilmek için DAHA NE KADAR çalışman gerekir mesela? sorun sen misin? bence değilsin.

velhasıl dünyada para için çalışması gereken hiçbir insan için iyi bir zamanda değiliz. hiçbir zaman çok iyi değildi zaten bence de daha iyi olduğu dönemler muhakkak vardı.
+2
der meister
(08.09.26)
en kötü işi işsizliğe tercih ederim.
1 sene askerlik
2 yıl türkiye
6 yıl romanya iş tecrübem var
2026 ocaktan beri işsizim.
bu arada romanya'da insanlar yatıyor hakikaten.
mobbinge ses çıkarmazsan, sadece işini yaparsan, yönetimi yalarsan, sessiz biri olursan, sabah 9 akşam 5 çalışmış gibi yapar, mesai saatleri içerisinde araba alıp satar, hatta birebir kendi işini yapabilirsin.
kimse seni atmaz, kimse duymaz, kimse bilmez.
daha akıllı olsam, sonsuza dek romanyada işim olurdu.
-1
rain when i die
(08.09.26)
Turkiye, Almanya, Irlanda - Teknoloji sektorunde kendi alaninda en buyuk sayilabilecek Amerikan sirketlerinde yaklasik 20 yil.

Hayatini isine adamak diye bir sey yok, daha dogrusu onu da yapanlar var ama oyle bir beklenti ya da zorlama yok.

Misal sabah ben ise gelirken ofisteki gym ve yuzme havuzu doluydu, millet oradan cikip kahvaltisini yapip masasina gidecek. Ben de birazdan ofisteki baristaya kahve almaya gidecegim karsi masadaki arkadasla.

Tabi ki kimse tatil yapmiyor, sundugun isin kalitesinden beklenti cok cok yuksek ama isin kaliteli, calisanin verimli ve surekli olabilmesi icin huzurlu ve mutlu olmasi gerektigini biliyorlar.
-2
sertac akin
(08.09.26)
abd'yi büyük türkiye veya türkiye'yi küçük abd olarak düşünebilirsin belli açılardan. buralarda her şey patron ve sermaye içindir. gelir makası çok açıktır. tabi ekonomisi çok daha büyük olduğu için abd'de işin yolunda giderse ücretli çalışan olarak çok ciddi gelirler elde edebilirsin. ama yine bizdeki gibi kölelik yapacağın yerler de vardır. bizde de şans işi biraz öyle olan da var olmayan da var orada da öyle. yüzdeleri biraz oynar belki.

avrupa ise farklı. işçi hareketinin etkileriyle sosyal demokrasi ciddi kazanımlar sağladı burada iş hayatına. gelir makası çok açık değildir burada abd'deki gibi inanılmaz gelirler elde etmek maaşla zor iş (tabi bizden fazla yine gelirler). ama çalışma koşulları daha insanidir. birçok yer duydum ki dünyanın en acil işi de olsa mesai bittikten 1 sn sonra veya haftasonu falan işe bakmayı aklı bile almayan çalışanların olduğu. ama burada da illaki her yer aynı değildir. avrupa derken avrupa'nın batısından ve kuzeyinden bahsediyorum tabi.

türkiye'de de böyle çalışmadan senden çok kazanan maaşlı insanlar vardır muhakkak. senden daha çok çalışıp daha az kazanan bir sürü kişi var zaten. biraz da şans meselesi bu işler.
0
semaforo de medianoche
(09.09.26)
(12)

Z kusagi coollugu

Purple life
Z kusagi cok cool degil mi? Kiyafet olarak cok güzel giyiniyorlar. Çok rahatlar. Alkol tüketmiyorlar. Kendileriyle ilgiler. Dramasiz yasiyorlar.Bana mi öyle geliyor? Z kusagi Hakkinda ne düsünüyorsunuz?
Z kusagi cok cool degil mi?

Kiyafet olarak cok güzel giyiniyorlar. Çok rahatlar. Alkol tüketmiyorlar. Kendileriyle ilgiler. Dramasiz yasiyorlar.

Bana mi öyle geliyor? Z kusagi Hakkinda ne düsünüyorsunuz?
-31
Purple life
(07.09.26)
kendileri hakkinda kotu bir dusuncem yok. zira kendileri bizim yarattigimiz, miras biraktigimiz dunyada bizim yetistirdigimiz cocuklar ve buyuk bir kismi hala gelisim surecinde. z kusagina kotu bir sey soylemek bana adil gelmiyor. ornegin duyuru'da hepimiz ulkenin durumundan ve hukumetin politikalarindan yakiniyoruz. sonra da diyoruz ki bu z kusagindan bir sey olmaz. hicbir seyi umursamiyorlar, takmiyorlar. neden onlara temiz, guzel bir ulke birakmadigimizi veya birakamadigimizi sorgulamiyoruz da hic oy kullanmamis ergenlerden bu meselelere kafa yormalarini, bizi kurtarmalarini bekliyoruz? benim kusagimda olan insanlar 15 yasindayken siyasetle ilgilenmezdi, niye simdi 15 yasinda birinden siyasetle ilgilenmesini, ulke sorunlarina duyarli olmasini, hatta kurtarici olmasini istiyoruz, bu yuku onlara bindiriyoruz? iste bunlar bana hic vicdanli, adil ve ahlakli gelmiyor. eger bunlardan bagimsiz olarak ele alirsak ben ekstra bir cool'luk gormuyorum. her donemin kendine cool bir giyimi, tarzi vs. var. nihayetinde bu bir moda ve surekli degisiyor. bundan 50 yil sonra da buyuk ihtimal z kusaginin giydikleri ne kadar cirkinmis, saclari ne kadar komikmis, dinledigi muzikler ne kadar tuhafmis falan diyecekler.
0
Sour
(07.09.26)
ulan 23 senemiz reisle geçmiş. başlarım onların özgüvenine. dayak yediğimiz öğretmene bile saygı duymamızı tembihleyen baby boomer ana babaları olsaydı. görürdüm ben özgüveni. bize hadi oğlum hadi kızım sen yaparsın denmedi ki yapma ayıp olur cart curt. bana da gaz verselerdi ben de aragaz atardım.

not y kuşağıyım.
0
mikahakkinen
(07.09.26)
dramasız mı yaşıyorlar? en ufak şeyi dramatize ediyorlar. çok rahat falan da değiller.
+7
jelly bear
(07.09.26)
ülkesine göre değişir.
romanya'da z kuşağı alkolü bırak meth, speed, almış yürüyor gece hayatında.
ha bence türkiye'de ve romanya'daki y kuşağından çok daha mutludurlar.
0
rain when i die
(08.09.26)
hiç cool bulmuyorum, sana öyle geliyor
0
deartheodosia
(08.09.26)
evet evet z kuşağı süper gerçekten.

muhakeme yetenekleri yok. düşünme kapasiteleri yok. kafaları basmıyor. bir şey sorduğun zaman bön bön bakıyorlar. herhangi bir gelecek hedefleri yok. hiç bir işe konsantre olmuyorlar. hayatı reels gibi yaşanacak sanıp her şeyi anlık geçmeye çalışıyorlar. içki içemiyorlar çünkü pahalı. bu yüzden de yine internette gördükleri abuk sabuk kokteylleri içiyorlar.

yani o senin dediğin coolluk değil mallık oluyor.
+2
gercekdunya
(08.09.26)
Selam vermeyi hal hatir sormayi bilmiyorlar 30 yasina gelmisler 14 gosteriyorlar neden hayatlari evde lol oynayarak gecmis, gunes gormemisler ki yasli dursunlar haushaha
+5
baldur2
(08.09.26)
Dinozorlarin nesli tükenmemis aslinda tesekkürler
-7
🌸Purple life
(08.09.26)
Y ve Z kuşağının sınırı olan yılda doğdum, yani kimi kaynaklara göre Y kimine göre Z kuşağıyım bilmiyorum.. Kendi yaşıma göre +-5 yaşta olup tanıştığım kişileri düşünüyorum. Aradaki yaş farkının getirdiği sabit etkileri saymazsak pek fark yok. Daha küçük yaştaki Z kuşaklarıyla pek iletişimim yok bi tek kardeşim var 20 yaşında ama onu da dışardan bir gözle değerlendirmem zor. Yani bu kuşak olayına fazla anlam yükleniyor bence. Her neslin kaliteli/cool insanı da var düpedüz malı da. Herhangi bir kuşakla ilgili yapılan genellemelerin çoğu da boş geliyor bana
+2
nundu
(08.09.26)
valla bence mal ve talepkarlar.
sürekli talep var ama bu talebi karşılayacak hiçbir şey yapmıyorlar.
çalışmayı sevmiyorlar hepsi kısa yoldan zengin olma derdinde.
genel olarak kimseye saygı da göstermiyorlar.
+5
matilda
(08.09.26)
millenial olarak bizden daha coollar ya da degiller diyemem.
teknolojide bizden daha iyiler, ki bu dogal zaten.
ama arkadas, cogu ampul degistirmekten aciz. eli takim tutana rastlamadim henuz.
talepkarlar +1, gecenlerde biri yanima geldi ofisimdeki hava kalitesini kontrol etmek istiyorum dedi, gittik hava kalitesini olcen cihaz aldik ofisine koyduk, rahatladi. :D
+2
cooperr
(08.09.26)
Alkol gibi sosyal bir içecek almayıp ot gibi izole bir şey alıyorlar.

Siz de bunun tasarlanmamış olduğunu düşünüyorsunuz. Yalnızlaştırılıp daha çok içerik tüketmeye teşvik ediliyor olmasınlar?

Ek olarak içince anında kameralar çıkıyor. Haliyle kimse artık sarhoş olamıyor. Ek Ek olarak bi kokteyl olmuş 20 euro.
-1
aguen
(09.09.26)
(13)

bir kısım garip hisler

euteamo
Sevgili duyurucular,Çok yakın çok da sevdiğim bir arkadaşım var. Burda daha önce de bi duyuru açmıştım hakkında, doğum günü kutlaması/kutlayamaması ile ilgili. Son 3-4 yıldır yurt dışında yaşıyordu döndü. Ben hassas bir dönemden geçiyorum. Hayatımda kimse olmadığı için. Sürekli de konuştuğumuz bir k
Sevgili duyurucular,

Çok yakın çok da sevdiğim bir arkadaşım var. Burda daha önce de bi duyuru açmıştım hakkında, doğum günü kutlaması/kutlayamaması ile ilgili. Son 3-4 yıldır yurt dışında yaşıyordu döndü.

Ben hassas bir dönemden geçiyorum. Hayatımda kimse olmadığı için. Sürekli de konuştuğumuz bir konu. Dating appler vs kullanıyorum ama ne yazık ki istediğim gibi biriyle tanışamadım. Bu da onunla konuştuğumuz bir konu. Her zaman sorar dateler nasıl gidiyor vs diye. Ama son konuşmalarımızda işte “ben üçüncüye dönüyorum hadi sen de başla.” “sen hiç evlenmedin, anlayamazsın” gibi cümleler kurdu ve hoşlanmadım. Ben hiç evlenmedim o iki kere evlendi.

Bunu şunun için anlatıyorum belki de kendi yaşadığı karışık durumdan kaçmak için sürekli benim olamayan ilişkilerimi soruyor olabilir ve bende detaylı bir şekilde anlatıyorum.

Şimdi arkadaşım ikinciye boşanmayı planlıyor. Boşanacağı kişinin bundan haberi yok. Ama aynı zamanda iş yerinden yeni biriyle flört ediyor. Benim de tanıdığım bu kişiyle flört ettiğini bana anca ben ısrar ettikten sonra söyledi. Normal şartlarda böyle konularda asla ısrar etmem anlatması için hiç kimseye ama o bana sürekli dateler nasıl gidiyor diye sorduğu için sorma gereği duydum.

İkimizde aynı yaştayız, tahmin edeceğiniz gibi kadınız. Asla hayalim evlenip çocuk yapmak olmadı. Gayet ciddi 8 yıllık bir ilişkim oldu. Hiç aldatmadım, aldatmayı aklımdan bile geçirmedim bunu da bilir. Ama arkadaşım flörtöz bir insan. Ve sanki artık ben hiç evlenmediğim ve şu anda ciddi bir ilişkim olmadığı için beni küçümsüyor gibi geliyor.

Ben net bir insanım hisselerimi de genelde paylaşırım. Buraya yazdığım gibi ona da dedim, bu espriler hoşuma gitmiyor diye. Ama hala sen hiç evlenmedin beni anlamıyorsun diyor ama aslında anlattığı şeyler bölük pörçük ve mevzunun sadece bilmemi istediği kısmını anlattığı için anlayamıyorum. Anlamak da zorunda olduğumu da düşünmüyorum.
Özetle, arkadaşımın iyi niyetinden şüphem yok ama sizce neden benimle böyle yarışa girme gereği duyuyor?
0
euteamo
(07.09.26)
açıkcası benim arkadaşınızın iyi niyetinden şüphem oluştu :) siz söylediğiniz halde hala sen hiç evlenmedin beni anlamıyosun diye diretiyosa.. bu artık takılmadan çok iğnelemeye dönerdi bende. kaldı ki kusura bakmasın kendisi de 2.kez boşanacak ve daha boşanmadan flört ediyosa onla bunla demek ki kendisi de çok evlilikten anlamıyormuş.

ben olsam söylediğim halde bu söylemlere devam eden birinden ister istemez soğurdum. hemen kavga dövüş kin nefret değil tabi ki ama, bi mesafe alırdım. hoş değil kesinlikle.

sizin hassas olduğunuz konuları, hangi cümlelerin sizi kırdığını, üzdüğünü biliyo, buna rağmen yapıyo. ben art niyet ve küçümseme ararım
0
chanandler bong
(07.09.26)
Fazla rahatlık ve yakınlıktan oluyor. Üstüne sizin hislerinizi önemsemiyor. Herkesin benzer arkadaşlıkları olmuştur. Nüfusunuza almadıysanız salın, gitsin.
0
gabe h coud
(07.09.26)
Eşini aldatan biriyle arkadaş kalamayacağım için benim hakkımda düşündükleri de umurumda olmazdı açıkçası.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(07.09.26)
Hoşunuza gitmediğini söylediğiniz halde devam etmesi saygısızlık, sınırını bilmezlik.
Hayatımda tutmazdım böyle birini.
Aklıma bir kadın arkadaşıma "hala birini bulup yatamadın mı" diyen bir patavatsızı getirdi.
Evlilik başarı mı yani? Hele de daha boşanmadan onunla bununla flört etmek...
0
pro9it9is9
(07.09.26)
bu tamamen bir akis meselesi. hermetik geleneğin ana prensiplerinden biri "içeride ne varsa dışarıda o vardır" idir. tasavvufta da vardır bu. the doors, guns'n roses bu konularda şarkılar yazmıştır.

"people are strange" the doors
"estranged" guns'n roses

özdeğerinizi yükseltmek için çalışmalar yaparsanız, (ne çalışması olduğu size kalmış) hem bu tür yanıtlar almazsınız hem de sağlıklı bir ilişkiniz olur.

ekim'de venüs retroya giriyor. herkes için her türlü ilişkilerde gölgeler ile yüzleşme ve sorunların kökenine inerek dönüşüme doğru ilerleme vakti. bu dönemi değerlendirmenizi öneririm. ister psikoterapi alın, ister sadece günlük tutun birçok yöntem var.

bu kısım herkese:
sizin gibi düşünmeyen insanlara deli muamelesi yapmayı bırakmanızda fayda var. sonra bir gün o insanlarla aynı fikirde olacaksınız ve "meğer doğru söylüyormuş" diyeceksiniz. sevgiler.
-1
janderzel zartanyan
(07.09.26)
Arkadasin söyledikleri bence tamamen geyik. Benim de arkadaslarimla konusmam böyle herkes birbirini gömüyor. Ama hicbir art niyet olmadigini biliyoruz.

Bence sizin arkadas da art niyetli yapmiyor. Biraz abartmış olabilir sadece. 2 kez evlenip bosanmis olmanin nesi havali bir sey allaskina gkfkfk sizin durumunuzdan daha kötü onun durumu.
Yeni Tanistigi birine evlenmis ve neden bosanmis oldugunu anlatmasi lazim.
Sevgilileri anlatmasan da olur salla.

Evlenmedin anlayamazsin laflarini ben de önceden anlayamamistim. Su an anliyorum. Iliskiler her ne kadar samimi ve güzel yasansa da aile tarafindan nikah olmayinca ciddiye alinmiyor. Evleniyorsun ve kaynanan gelin beni neden aramadi beni sevmiyor mu diye alakasiz maydonoz olmaya basliyor. Adam tekken katilmayacagi dügünlere artik aile olduk katilmamiz lazim diye seni de sürüklüyor. Kastettigi sey cok da matah bir sey olmayabilir.
0
Purple life
(07.09.26)
@perple life normal şartlarda haklısın. Hiç sallamam böyle söylemleri ama son zamanlarda benim neden doğru düzgün bir ilişkim yok diye sorguluyorum ve onunla da konuşuyorum gayet samimi bir şekilde hislerimi anlatıyorum. “Sen hiç evlenmedin anlayamazsın” aşırı saçma çünkü evet hiç evlenmedim ama ikili ilişkilerden anlamak için ille de bi yere imza atmak gerekmiyor. Ay bilmiyorum. Bir sürü insan evliliği statü olarak görüyor ve belki o da böyle düşünmeye başladı.
0
🌸euteamo
(07.09.26)
@ janderzel zartanyan hiç anlamadım :)
0
🌸euteamo
(07.09.26)
belki de boşanmadan flörtleşmelerini kendince haklı kılmak için öyle diyordur,
hani evlilerin eşimle sorunlarım var klişesi gibi, vicdanen huzursuz hissedip ama evlilikte o işler öyle olmuyor sen anlamazsına getiriyor böyle kamufle ediyordur.
0
siyah gece
(08.09.26)
Bence sen tamamen normalsin, ancak arkadaşın...
O flörtöz demişsin ama başka bişey olmasın o,eskiden daha farklı söylüyorlardı çünkü,hakaret de sayılmasın da.
Arkadaşlığını gözden geçir bence.
0
denizciman
(08.09.26)
Biz birini bile bulamazken, milletin 2.ciyi boşayıp 3'e doğru yürümesi....
0
Kahvedesu
(08.09.26)
@kahvedesu hahahaha valla öyle. o da onun dalgasını geçiyor benimle aslında :-)
0
🌸euteamo
(08.09.26)
Valla evlenmek bir basari olmadigi gibi, bosanmak da bir basarisizlik degil bence. Seda Sayan sanirim bir kez millet gomlek degistirir gibi sevgili degistiriyor, ben sevgili olmak yerine evlenip bosanmayi tercih ediyorum, demisti. Herkesin hayati kendine bence, kimse kimseden ustun degil. Herkes nihai olarak neden ve nasil burada olgumuzu bilmedigimiz bir dunyada bi sekilde yasamaya calisiyor iste, cok da abartacak bir yani yok, kimsenin tam olarak bir sey bildigi de yok.
Arkadasinizin kotu niyetli olup olmadigini bilemem ama bana daha cok zor bir donemden geciyormus gibi geldi, size isine geldigi kadar bilgi vermesi, kafayi saracak bir yerler aramasi filan, muhtemelen hafife almaya calistigi ama agir bir donemden geciyor. Bununa birlikte, kiriliyorum dediginiz halde soylediklerine devam etmesi vs biraz uzaklasmanizin daha iyi olacagini gosteriyor. Bazen bazi arkdasliklari kurtarmak icin bi sure uzaklasmak gerekir. Iliskilerden anlamak icin evlenmeye gerek yok, size katiliyorum ama bence iliskilerinizi ve iliskilerinizdeki rolunuzu irdelemek icin dogru kisi de bu arkadasiniz degil, belli ki yapici elestiri ya da icgoru saglayamiyor.
0
kassiopeia
(09.09.26)
(10)

eşya kaybıyla başetme

lil siztah
selam,iki tane çok sevdiğim yüzüğüm vardı; son bir yıldır her gün takıyordum. ikisini birden, bundan bir ay kadar önce evin içinde kaybettim. dışarıdan eve geldiğimde, ellerimi yıkayıp, yüzükleri çıkarıp bir yere koydum ve bir daha bulamadım. daha önce bunları ayrı ayrı kaybetme tehlikesi yaşadığım
selam,
iki tane çok sevdiğim yüzüğüm vardı; son bir yıldır her gün takıyordum. ikisini birden, bundan bir ay kadar önce evin içinde kaybettim. dışarıdan eve geldiğimde, ellerimi yıkayıp, yüzükleri çıkarıp bir yere koydum ve bir daha bulamadım. daha önce bunları ayrı ayrı kaybetme tehlikesi yaşadığım için koyduğum yer konusunda çok dikkat etmeye çalışıyordum ve belirlediğim 1-2 yer dışında rastgele bir yere koymuyordum. ancak o gün, bir yandan telefonda bir aksiliği çözmeye çalışıyordum ve kafam dalgın olduğu için elimdeki peçeteyle birlikte çöpe atmış olmam dışında hiçbir ihtimal olası gelmiyor artık bana. çünkü bir aydır bakmadığım yer kalmadı ve kedim bile halen yüzük arıyor, öyle söyliyim.

birini 10 yıl kadar önce rönesans festivali gibi bir yerden almıştım; el yapımıydı. diğeri de antikacıdan alınma, 1930'lardan bir yüzüktü. yani aynılarını bulup almam da mümkün değil.
ben bunları bulmaktan ümidi kesmek istiyorum artık, çünkü üzücü bir takıntı oldu. evde sürekli arar vaziyette gezip, hayal kırıklığına uğruyorum. hayatta tonla ciddi kayıplar yaşıyoruz, iki yüzüğün bu kadar değeri olmamalı diye telkin ediyorum ama sonra yine yüzük ararken buluyorum kendimi..
önereceğiniz yöntem var mı?
+1
lil siztah
(07.09.26)
Esyalarima ben de baglanirim. Cok zor.

Yeni yüzüklerle bag kuracaksiniz. Allah daha güzelini karsiniza cikarsin. Evde degil disarida arayin artik.
0
Purple life
(07.09.26)
merdaneli çamaşır makinesi?
-3
televole0
(07.09.26)
benim tek bildiğim aradığım şeyi asla bulamadığım ve saçma sapan bir anda gözüm bir yere takılır yerde birşeyin yanında parlar falan öyle bulurum, arama unut ve bulduğunda çok sevineceğini bilerek devam et.

süpürge +1
birde çamaşır mak. altında su boşaltma yeri var sağ altta kapak oluyor orayı aç yuvarlak şeyi çevir belki orda olabilir
0
eja
(07.09.26)
Son bir "arama günü" planlayın önceden. Mesela "bu çarşamba saat 17:00-21:00 arası".

Son kez bakacağınız her yere bakın. Sonunda -ki bulamayacaksınız büyük ihtimalle- oturup vedalaşın yüzüklerinizle. Ciddi ciddi arkalarından üç beş kelam edip helalleşin. Bir kapanış olsun. Mesela "Sizi severek takmıştım ama nasip buraya kadarmış. Sizinle olan maceram bitti. Sizi severek kullandım. Sizden razıydım. Elveda..." gibisinden... Sonra bir bardak bir şey için. Yahut şeker, çikolata yahut sevdiğiniz bir şey yiyin.

Bu kapanış ritüeliyle birlikte. Asla bulacağınızı umut etmemeye ve bir daha aramamaya karar verin. Hatta diyelim yaptınız bu kapanış törenini ama bir hafta sonra aklınıza çok mantıklı bir yerde olma ihtimali geldi daha önce bakmadığınız. Oraya bile bakmayın. Konu kapansın. Acısıyla tatlısıyla sizinle geçirdiği günler bitmiş oldu o yüzüklerin. Şimdi yeni şeylere odaklanma zamanı...
+1
yadigar
(07.09.26)
Kedinizle daha fazla ilgilenin. ( samimi cevap )
0
kumandanim
(07.09.26)
bunun arkasında başka durumlar var. onları size gösteriyor olmalı. bununla ilgilenmiyor olabilirsiniz. sizin kararınız.

beşeri olarak da, el şeklinde yüzüklükler var. her koşulda oraya takmaya alışmanız lazım. 21 gün tekrar ettiğiniz her davranış alışkanlık için bir adım. sonra bunu 90 güne tamamlayınca yerleşiyor. diş fırçalamak gibi.

genel olarak bir kaygı, anksiyete ve mutsuzluk durumu söz konusu olabilir. b6 eksikliği olabilir. bağırsaklarınızda sorun olabilir. hekime gitmenizde fayda var. fonksiyonel tıpçı ruhani nedene de iniyor.
-1
janderzel zartanyan
(07.09.26)
ben bir gün sabah uyandım ve tek bir dişimin olmadığını farkettim. galiba 24 ya da 25 diş yaptırmıştım ve o zamanlar cidden servet gibi birşeydi değeri. zirkon kaplamaydı ve ve sallanıp duruyordu. diş hekimi de 3 gün sonraya gün verdi. tek bir diş. ev 4+1 ve 250 m2. dedim ki ben bunu bulacağım. öyle bir aramayı fbi, cia yapamaz. sonuç; bulamadım. geriye tek bir ihtimal kalmıştı. yutmuş olabilirdim gece uyurken. .........
neyse o tek dişi buldum. :))))))))))))))))))))))))
+1
ground
(07.09.26)
Çöpe gitmediyse evden çıkar bir gün.

Aslının yerini tutmaz ama fotoğrafları varsa bir atölyeden kopyasını yaptırabilirsiniz.
0
Amaranta ursula
(07.09.26)
alternatif yöntemler de var bulmak için, bir ritüel önerisi okuyunca şimdi :) ancak ben yine de bunun arkasındaki "kaybolmuşluk" ile ilgilenmenizi tavsiye ederim.

ethem dede'den bulmasını isteyebilirsiniz.

horary astrolojisi kayıp eşya bulmak için de kullanılır.

başka bir de şeytan ta*akları bağlama var. bundan şahsen imtina ederim. detayını o yüzden bilmiyorum.
-2
janderzel zartanyan
(07.09.26)
Janderzel zartanyan +1

Dua etmenin kimseye bir zararı yoktur, dua edilebilir. Ayrıca horary astrolojisi bu tarz sorularda çok büyük çoğunlukla nokta atışı cevaplar verir, tabii işin ehline başvurmak gerekir. Bence düşünülebilir.

İkisi de mutlaka ve mutlaka artık yoksa da bir şeylerin ikamesi olmuş olmasına niyet etmek iyi olabilir. Kimi der ki en sevdiği şeyi bağışlayan insan sadaka vermiş olur, başından bela savmış olur der. Böyle bakılıp daha az üzülünebilir, takıntıdan uzaklaşılabilir. Ya kendini kastıkça kasıcan üzüntüden kaktüs gibi olucan ya da yukarıdakileri dahi deneyip hiçbir şey elde edemezsen salacan çayıra Mevla kayıracak. O şekilde yani...
-1
muhayyer divan
(09.09.26)
(9)

Sizi Vuran Şarkılar

kendimefotograflarim
Daha önceden dinlediğiniz bildiğiniz, herhangi bir ortama girdiğinizde duyunca sizi vuran anlık olarak ortamdan koparan şarkılar var mı? Ben yorumcularıyla beraber birkaç örneğimi aşağıda yazıyorum.Cem Yıldız-Koyu KaraGökhan Özen-Duman GözlümMustafa Oruç-Sen Kimseyi Sevemezsin
Daha önceden dinlediğiniz bildiğiniz, herhangi bir ortama girdiğinizde duyunca sizi vuran anlık olarak ortamdan koparan şarkılar var mı? Ben yorumcularıyla beraber birkaç örneğimi aşağıda yazıyorum.

Cem Yıldız-Koyu Kara
Gökhan Özen-Duman Gözlüm
Mustafa Oruç-Sen Kimseyi Sevemezsin
0
kendimefotograflarim
(04.09.26)
Nazan Öncel Beni Hatırla giriş
Sezen Aksu Her Şeyi Yak giriş
Ok etkisi
-8
arbre
(04.09.26)
Mirket
(04.09.26)
Herhangi bir ortama girdigimde denk gelmiyorum ama her dinledigimde vurur

Dream theater - space dye vest

Dream theater in diger sarkilari gibi dinamik de olmadigi icin ayri bir yeri var. Solist ya da gitarist bosanirken yazmis. Bence duygular cok iyi hissediliyor.
0
Purple life
(04.09.26)
Moby - porcelain
Levent yüksel - yas
0
duster
(04.09.26)
Benim de ilk aklıma gelen Dream Theater - Space Dye Vest oldu ama daha vurucusu bence Duman - Haberin Yok Ölüyorum

edit: tabii bir de Anathema - One Last Goodbye var. Vefat eden anneleri için yazmış Cavanagh kardeşler.
0
himmet dayi
(04.09.26)
Mor ve Ötesi - Cambaz.
0
mutekebbir
(04.09.26)
İncesaz - Firar (dışarıda hiç duymadım allahtan, ağlarım yoksa)
Madrigal - seni dert etmeler
0
ekimoloji
(04.09.26)
Shape of my heart
0
üğpoıuy
(04.09.26)
Sting - Fragile
0
santimantal
(04.09.26)
(12)

yaya geçitinde yol vermek üzerine

biseysorcaktim
eskiye oranla farkındalık ya da bir düzelme var mı?ben olumlu gözlemliyorum."türkiye'de genelde araçlar yayalara yol verir" gibi bir çıkarıma gitmiyorum ama geçen bir kaç yıla oranla yaya geçitlerinde yayalara yol verme oranının arttığını düşünüyorum. belki cezalar, belki başka farkındalıklar etkili
eskiye oranla farkındalık ya da bir düzelme var mı?
ben olumlu gözlemliyorum.

"türkiye'de genelde araçlar yayalara yol verir" gibi bir çıkarıma gitmiyorum ama geçen bir kaç yıla oranla yaya geçitlerinde yayalara yol verme oranının arttığını düşünüyorum. belki cezalar, belki başka farkındalıklar etkili olmuştur.

sizce nasıl gözlemleriniz, yavaş da olsa düzeliyor mu?
+3
biseysorcaktim
(03.09.26)
Evet benim de gözlemim bu yönde. Önceki yıllara göre daha çok yol veriliyor.
0
mutekebbir
(03.09.26)
Kesinlikle muthis bi degisim var
0
üğpoıuy
(03.09.26)
Bence de bu konuda olumlu yonde gelismeler var. Devlet biraz kassa aslinda baya fark eder. Suleyman Soylu ic isleri bakaniyken bu konuda birseyler soylemisti, o zaman bile aninda bir fark ortaya cikmisti. 90'lar ve 2000'lerin basinda yaya gecidi neredeyse yok hukmundeydi.
0
mbond
(03.09.26)
her sabah kadıköy rıhtımın orada sabahları yaya geçidinden geçiyorum ve sabahları düzenli olarak o yolu kullananlar arasında ciddi bir yaya geçidinde yol verme kültürünün oturduğunu gözlemleyebiliyorum, fakat aynı yerin 700-800 metre ötesinde yer alan numune hastanesinin orada karşıdan karşıya geçmek istediğimde ise tümsek olsa da şoförler direkt üstüne gazlayarak geliyor.
genel olarak eskiye göre bir gelişme olsa da hala çok yol alınması gerekiyor, zira benim gözlemim bölgesel olarak işlediği ve farklı bölgelerden gelenlerin umursanan bölgede terör estirmeye devam ettikleri yönünde.
+1
denizgonen
(03.09.26)
@edmond +1

Müthis bir degisim yok ama herkese daha cok ceza yazilirsa o ufak akillar ufak baslara gelebilir.
-1
Purple life
(03.09.26)
Kesinlikle var.
yaya geçinde yol vermedeki gelişme kadar, yayaların kırmızıda durma beceri gelişmedi bence. (özellikle kadıköy içi, rıhtım, kuşdiline çıkan vişne sokak ve moda havuzunun orası)
+1
kisa
(03.09.26)
evet, kesinlikle bir duzelme var. mesela siraya girme kulturu de eskiye gore epey iyi durumda. bir onceki gicik nesil azaliyor sonucta yerini bir sonraki nesil dolduruyor. bir de polis drone kontrolu yapiyor artik, suruculer ceza yememek icin sartlanmis olabilir. :))
+2
arakaali
(03.09.26)
bu iş en güzel balıkesir merkezde oturdu. birkaç yıl öncesi kavşaklarda geçiş önceliğine riayet etmeyen ve yaya yolunda durmayanlara 250'şer lira ceza yazdılar. hemen hemen her binada ceza yiyen birisi oldu, miktar düşük olsa da çok kişiye ceza yazıldı. şimdi ise gelişmiş bir avrupa kenti gibi hem geçişe hem yaya yoluna dikkat ediliyor, adımını attığın esnada herkes duruyor. farklı illerden arkadaşlarım geldiğinde inanamıyorlar.

edit: hatta farklı şehirden gelenler balıkesir'de yol vermiyor diye haber yapmışlar. :D
www.instagram.com

bu da başka bir haber
www.habercigazetesi.net
+1
yap desem yapmazsin he
(03.09.26)
Kesinlikle iyiye gidiyor. Hele sürücüyle anlık göz teması kurulabilirse sürücü anında duruyor.

Kısa süredir Balıkesir’deyim ve önceki yollara göre bu durumu ben de fark ettim ancak yayaların ısrarla kaldırım kullanmamaları ve inatla yoldan yürümeleri ile karşıdan karşıya geçerken yola bakmama sorunları son 20 yolda hiç de iyiye gitmemiş.
0
10551037
(03.09.26)
Artık yayaya yol verince daha az korna yiyorum. Demek ki bir değişimden bahsedebiliriz.
0
yadigar
(03.09.26)
neredeyse araba kullanmaya başladığımdan beri, yani yaklaşık 30 yıldır, yaya geçidinde yayaya yol veriyordum. 10 yıl kadar önce, geniş ama tek şeritli bir yolda yol verdim, yaya geçiyor, bekliyorum. sağdan aynama bir baktım, arkadan bir dallama sağımdaki boşluktan geçecek şekilde hızlıca geliyor ama yayanın görmesi mümkün değil. kornaya bastım, yayaya elimle dur işareti yaptım, yaya durdu. tam o anda da sağdan araba geçti. yaya işaretle teşekkür etti. ben tabii sağımdan geçen dallamaya ağır saydırdım içimden. bu olay sonrasında, "doğru şeyi yapsan da, bu tarz dallamalar kurala uymadığı için olan yine yayaya olacak, o zaman ben de uymayayım, durduk yere başımıza bela almayalım" diye düşündüm. yol vermemeye başladım.

3-5 yıl geçti. ufak ufak tekrar yol vermeye başladım. bir gün iki git iki gel, dört şeritli bir yoldayım. yaya geçidi var. yolun ortasında biri bekliyor. arkamda da kıyamet gibi araba var, hepsi benim gibi sol şeritte. "yol vermezsem bu adam daha çok bekler" dedim durdum. yaya geçişine başladı. o arada sağ şeritten bir dallama, o yolda kesinlikle yapılmaması gereken bir hızla (ben diyeyim 80, sen de 90) geldi, geldiğini göremedim bile. yaya da göremedi, ben de uyaramadım. bu dallama frene basamadı bile, yayaya vurdu. yaya biraz sürüklendi. ölümle sonuçlanabilecek bir kazaydı ama kısmet, yayada kırık çıkık bile yoktu. sadece sürüklenmeden sebep yara bere vardı.

indik arabalardan, vuran dallama titreye titreye indi. gittik yayaya baktık, çok önemli bir şeyi yok, bir oh çektik. ortalık az sakinleşti. bu arada ben de inceden endişelendim. trafik kuralları çok ilginçtir, doğru şeyi yaptığını sanıyorsundur ama çok acayip teknik bir detaydan dolayı suçlu çıkarsın. yayaya yol vermem doğru hareket olsa bile, baktığında ben yol vermesem kaza olmayacaktı. o arada dallama şöför, "solda durup da yol veren, benim adama çarpmamı sağlayan şöför kimdi, durulur mu öyle?" gibisinden saçma sapan bir çıkış yaptı, suçu üstünden atmaya çalışıyor. daha polis gelmemişti. benim bir şey dememe kalmadan, 10-15 şöför birden adama "sen manyak mısın, biz gerizekalı mıyız burada duruyoruz, baksana burası yaya geçidi. hiç mi düşünmüyorsun bu kadar adam neden durdu diye, alemin tek akıllısı sen misin, biz bilmiyor muyuz geçmeyi. burada yaya geçidi olmasa bile zaten hızlı gidiyorsun, kimseye suç atmaya çalışma, buradaki tek suçlu sensin, az daha adamı öldürüyordun" falan diye bağırmaya başladılar. (bu arada, kimsenin günahına girmek istemem ama dallamayı net suçlu bulan şoförlerin çoğunluğu belki de o yayaya yol vermezdi) sonra polis geldi. tutanakta benim ismim plakam falan kesinlikle geçmedi. en son polis ayrılırken, çaktırmadan sordum. polis de "sen en doğrusunu yapmışsın, senlik bir durum yok, yol vermeye devam et" dedi.

ancak işin bir de vicdani boyutu var. verilmesi gerektiği gibi yayaya yol verdiğim için az kaldı yaya ölüyordu. bu olay sonrasında her yaya geçicinde her yayaya yol vermeyi bıraktım.
+1
co2s2
(03.09.26)
Bence de eskiye nazaran daha bir artis var fakat bir sofor olarak her zaman yayaya yol vermek en makul yol gibi gelmiyor bana. Turkiye'de malum hiz siniri hak getire sehir icinde 40 50 ile gitsen bazi yollarda adami doverler, bazen cift seritli yollarda 60 70 ile giderken aniden yaya gecidine denk gelince durmak cok mantikli olmuyor, hem arkadaki mesafeyi koruyor olmuyor hem de sag veya sol seritte arkadan gelen arac yaya gecidini cogu zaman kaale almiyor. Bu da ozellikle yaya icin fazlasiyla tehlike arz ediyor bence. Yaya gecidi gordugum zaman once hafif bir frenle aynalarimi kontrol ediyorum ve ortam musaitse mutlaka yol vermeye ozen gosteriyorum. Ama degilse de maalesef basip geciyorum, icimden kusura bakma hocam diyerek.

Bunun disinda hiz sinirlarinin tabelalarla daha ciddi belirtilmesi ve yaya gecitlerinden once ozellikle cift seritli yollarda kasis konulmasi gerekli.
0
bosver nicki
(03.09.26)
(12)

Soruyu tersten soralım: avrupa da yasamak

mimikikili
Ön şart koyarak...Dombracı tayfanın yorumuna ihtiyacım yok. Onlar israil i protesto için ancak starbucks ta kahve içen çocukları rahatsız ederler.Tembel ve niteliksiz olup uzanamadığı ciğere pis diyenler de muhattabım değil.Kimden cevap bekliyorum...Çalışkan ve donanımlı olup avrupa yerleşen ama ara
Ön şart koyarak...
Dombracı tayfanın yorumuna ihtiyacım yok. Onlar israil i protesto için ancak starbucks ta kahve içen çocukları rahatsız ederler.
Tembel ve niteliksiz olup uzanamadığı ciğere pis diyenler de muhattabım değil.

Kimden cevap bekliyorum...
Çalışkan ve donanımlı olup avrupa yerleşen ama aradığını bulamayanlar.
Ne sizi tatmin etmedi? Para / yaşantı / gönül işleri...

Ya da çalışkan ve donanımlı olup memlekette yaşamayı seçenler. Avrupa gitmekte sizi ne durdurdu?

Peki hadi karşı tez de olsun. Tatmin olanlar da cevaplasın. Çok memnunum hayatta türkiye ye dönmem diyenler. Yaşadıklarınızı anlatın.

Merakla dinliyorum. Hepinize sevgiler...
Dombracılar hariç.
-3
mimikikili
(31.08.26)
En iyi üniversitelerde okuyup üstüne abd'de master yapıp orada işe giren arkadaşlarım var. Aile ilişkileri iyi olanlar yapamıyor, bu kadar uzaktan eksikliği giderilemiyor. Aile ilişkileri iyi olmayan ama aile isteyen de yapamıyor. Daha yüzeysel, maddiyat ile tatmin olabilenler çok başarılı. Genellemek istemem şimdi, orada kalmayı seçen herkes maddiyatçı değil elbette, oranın kültürünü benimsemiş ve orada aile ve arkadaş ortamı olmuş insan mutludur.

Ülke farkı da var. Ronald Reagan ne demiş:

"You can go to live in France, but you cannot become a Frenchman. You can go to live in Germany or Turkey or Japan, but you cannot become a German, a Turk, or a Japanese. But anyone, from any corner of the Earth, can come to live in America and become an American."

Amerika'da kültüre adapte olmak, melting pot içinde kavrulmak daha mümkün ama kahrolası ab'de her ülke neredeyse ırkçı, burada utanarak genelleme yapacağım, maalesef.

Ben vatanımı seviyorum. İnsanımı seviyorum. Ailemi, özellikle kardeşlerimi çok seviyorum. İstediğim zaman arabaya atlayıp görebileceğim kadar yakında (6 saat en fazla) olmak isterim. Almanya, İngiltere ve Körfez ülkelerine yerleşme fırsatım oldu, çok düşündüm, gidip kısa süreli yaşadım ve çalıştım ama azalan verimler geçerli, ötv'siz telefon almak güzel de parayı ne yapacaksın aile yoksa. Umudum hala tükenmedi. Seçimlerde İstanbul'da ücra yerlerde görev yaptım, çevremi ve geniş ailemi ikna etmeye çalıştım, beyaz yakalı olarak yapabileceğimi yaptım ve seçimle çeviremedik yönümüzü batıya. Hayatımı sırf bu yüzden kökten değiştirip gurbete gitmek istemem. Zaten beş on sene sonra kimsenin işi olmayacak ai nedeniyle. Bu kadar olumsuz ortama rağmen varlık edinebildim. Toprak alıp işlerim, hayvancılık yaparım. Çocuk da istemiyorum. Tüm tersanelerine gericiler girerse de benlik bir şey yok. Toplum bunu istiyorsa, yaşayarak görecek.
-2
gabe h coud
(31.08.26)
yurtdisindayim, simdilik donmuyoruz ama aklimizin bir kenarinda var, ya da belki baska ulkelere gitme ihtimalimiz olabilir. aradigini bulamamak degil benim ama bulduklarim kalmak icin yeterli mi emin degilim. 3 sebep var geri donmeyi dusunduren; aile - arkadaslar vs, hava, yemekler. onun disinda aradiklarimi buldum aslinda, ama bunlarin eksikligi kotu etkiliyor. 3 ayda 1 falan gelip gidiyoruz birkac haftaligina, bu da simdilik idare ediyor ama ozellikle gunes gormemek ve anne babamin yaslanmasi geri donmeyi de dusunduruyor.

not: giderken donmek isteyecegimi hic dusunmezdim, donenlere de gerizekali derdim, ama simdi anliyorum, gerizekali benmisim. ha gittigime pisman degilim, donmeme ihtimalim de var, ama turkiye'de de yurtdisinda da gercekten mutlu ve kafam rahat olamaz, onu anladim. belki ileride olur, ama simdilik durum boyle.
0
lemmiwinks
(31.08.26)
Soruna bu kadar kibirli değil de sağ köşeden bakalım :
Senin o kahvecide siyonist aleyhine yaptığın bir şey , bir ifaden var mı ?

ABD gibi bir yerde bile "şu an" bazı siyasilerinin seçilmek için siyonizm aleyhtarı söylemleri var. Sanırım biri de belediye başkan adayıydı. Son 3 yılda siyonist karşıtlığı ABD de arttı.
Netenyahu bile sadece Trump ile görüşmeye mi gidiyor sanıyorsun ?
Asıl maksatlardan biri de orada influencer denen sosyal medya yayıncılarından kimilerine para karşılığı (harcanacak toplam meblağ 700 milyon dolar civarında diye hatırlıyorum) siyonist uşaklığı yaptırmak, topluma siyonist sevgisi aşılayan içerikler oluşturtmak .

Soruna cevap değil bunlar. O nedenle çok önemseme .
-6
diyecevaplandı
(31.08.26)
Avrupa'da yaşayıp memnun olmayan arkadaşım yok çünkü alayı donanımlı mühendisler. zorlu süreçlerden geçenler var ama şu an keyifleri yerinde, topluma adapte oldular, gelir düzeyleri ortalamanın üzerinde.

Aradığını bulamayanların büyük kısmı gittiği gibi baba bir iş bulup o dakika itibariyle refaha kavuşacağını düşünenler ve yetkinliği olmayanlar.

Rağbet görmeyen bir meslekle boş hayaller kurarak gidenler üzülür.
-5
kimlanbu
(31.08.26)
18 yasima girmeme birkac ay vardi tasindigimda. üniversite okumak icin geldim. önce avusturya'da üniversiteyi bitirdim, iki üc sene calistim, sonra ingiltere'de master yaptim ve avusturya'ya geri döndüm. avusturya'ya geri dönmemdeki en büyük etken alismis olmamdi. avusturya vatandasligini falan o asamada zaten almistim ama arkadas cevrem buradaydi, sevdigim seyler buradaydi, vatandasi olarak avusturya'nin tadini cikarmak istedim vs. yani kendimi ingiltere'de hayat kurabilirim gibi hissedemedim. avusturya'ya aidiyet duygum oldugunu ve buranin aslinda evim oldugunu pasaportu alinca degil, ingiltere'den dönmeye karar verince anladim. ilginc bicimde avusturya'ya ilk tasindigimda türkiye'ye dönme ihtiyaci hissetmemistim. bunun yasla alakali oldugunu düsünüyorum. avusturya'ya ilk tasinirken 18 yasindaydim, kemiklesmis aliskanliklarim yoktu, hayati tanimiyordum, ev nasil tutulur, banka hesabi nasil acilir, yetiskin olarak sosyal normlar nasil olmali bilmiyordum, o sebeple avusturya'da bana ne sunulursa sorgusuz sualsiz kabul ediyordum; avusturya'ya ikinci tasinisimda 28 yasindaydim ve hayati ögrenmistim, yeni bir yere gittigimde, yeni bir kültürle karsilastigimda kiyasladigim, baz aldigim temel avusturya'ydi.

dönünce esimle tanisip evlendim. belki bir türkle evlenmis olsaydim farkli olurdu ama su an bir yanim hep burada. bazisi, ev aldik ondan ait hissediyorum, diyor mesela ama bu sebep bana cok sallantili geliyor. biz de ev aldik ama olay kurulu düzenimiz var meselesi degil, cünkü mal mülk istenirse satilir ama 35 yasindan sonra yeni arkadasliklar kurmak, esimi alip türkiye'ye getirmek, onun ailesini geride birakmak, onun dil bariyerini asmasi, türkiye'nin uzaktan izledigim son 18 senesine dahil olmak falan mümkün degil. o kadar materyalist degil yani sorun. en basitinden artik türkiye icin oy bile veremiyorum ve söz hakkimin olmadigi bir ülkede yasamak istemiyorum. eksi sözlük ve eksi duyuru da olmasa türkce konusup yazabilecegim ortam olmayacak, günde 10 dk annem babamla sohbetlerim haric.

ekonomik durum meselesi de benim durumumda insanlari ters köse yapiyor genelde. ben türkiye'de hic calismadim ama ekonomik zorluk yasayan bir aileden de gelmiyorum. ne bileyim, her sene yurtdisi tatilleri, kayak tatilleri, iki kardes olarak özel okulda okumamiz, istedigimiz her seyin gercekten önümüze serilmesi falan cok normaldi ben büyürken. disneyland'e gitmek istiyordum, sak diye götürüyorlardi. yani, türkiye'de ekonomik dardaydim, avrupa'da rahat ettim, diye bir durumum da yok. en basitinden avusturya'ya okumaya geldigimde senelerce tüm parami babam verdi. yani belli bir ekonomik standartin baya bir üstündeydik ama türkiye'de yasamayi cocukken de sevmiyordum.

erkek kardesim yakin zamanda ispanya'ya tasindi. simdi amacimiz annemi ve babami yanimiza getirmek. yatirimimizi senelerdir buna uygun olarak yaptik, onlara ev alma islemleri vs. halloldu, istenen gelir düzeyinin üstüne rahat cikiyorlar. basvuru da tamamlaninca olay cözülecek. yazlari türkiye'de yazlikta, kislari burada bizimle gecirecekler. isterlerse vize derdi olmadan kardesimin yanina gidecekler. allah esirgesin bir sey olsa ben yanlarinda olacagim.

iki kuzenim var halamin kizlari, sirasiyla freiburg ve basel'de yasiyorlar, halamlar da oraya tasinmaya hazirlaniyor. amcam avustralya'da. halamlarin basel'e tasinmasi babamlar icin de iyi olacak. kendi kök ailem de yanima gelince ve halamlar isvicre'ye tasininca türkiye'de kimsem kalmamis olacak. tüm arkadaslarim baska baska yerlerde, bazisi seattle'da, bazisi göteborg'da, bazisi utrecht'te, bazisi bath'da.
böyle yani. hayat gercekten benim ailemi de, arkadas cevremi de dört bir köseye dagitti.

giderken 18 yasima henüz basmamistim, hayatin beni buralara getirecegini sahiden bilmiyordum ama aklimda tek bir sey vardi, geri dönmemek üzere gidiyorum, demistim. simdi anliyorum ki o zaman cocukluktan öyle diyormusum ama bugün bakinca da yetiskin halimle dönmem icin bir sebep de kalmadigini ve dönsem de yabanci olacagimi biliyorum.
+4
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(31.08.26)
toplanıp asml'e gidenler benden az maaş alıyor, benden kötü yemekler yiyor, benden küçük evlerde yaşıyorlar.

tabii ki türkiyenin boktan bir ülke olduğu gerçeği var, ama belli bir ekonomik standardın üstünde olunca (aslında orta üst sınıf), tr yaşanabilir bir ülke.

haber izlemesem, kişiliğim apolitik olmaya elverse çok mutlu yaşarım bu ülkede.
+3
aguen
(31.08.26)
işim gereği özellikle avrupa'ya kariyerimin başından beri çok sayıda ve sıklıkla seyahat ettim. ilk başlarda keşke buralara taşınsam dedim yalan yok. ama zaman geçirdikçe ve avrupa'nın olumsuz taraflarını gördükçe istanbul'da yaşama olan bağım daha da güçlendi. tabi gelir seviyemi beklentilerim dahilinde (uçmadık ama eh yani) artırabildiğim için de böyle hissediyor olabilirim. arkadaşlarımdan çok giden oldu hepsinde aynı burukluğu görebiliyorum. benim nedenlerime gelecek olursak:

halen burada arkadaşlarım var, kardeşimle 15 dakika yürüme mesafesinde oturuyoruz. annem babam başka şehirde olmasına rağmen atlayıp geliyorlar ya da ben istediğimde görebiliyorum. her işimi istediğim gibi halletirebiliyorum. bir telefonla buluşup derin derin sohbet edebileceğim yakın arkadaşlarım var. çok çok yakın dostlarım var. iş ve network anlamında bir problem çekmiyorum. avrupa'ya yerleşsem - ki bir iş çevrem de var sayılır- bunlar olmaz. istanbul'un havası gayet güzel, çok trafik güzergahında yaşamıyorum. sahile marinaya yürüyebiliyorum. yazımı istanbul'da güzel geçirebiliyorum. her özel sağlık sigortalı gibi iyi bir sağlık hizmeti alabiliyorum. gönlümce güzel yemek bulabiliyorum, müdavimcilik yapabildiğim mekanlarım var. tuttuğum takım burada. yelkene meraklıyım, ister burada, ister güneyde zaman ayarladığımda harika günler geçiriyorum. kafam attığında haftasonluğuna basıp aşağılara inebiliyorum. vizem var, istediğimde avrupa'ya gidiyorum. ayrıca avrupa'nın belirli ülkelerine gitmekten zaten hoşlanmıyorum bile. almanya'ya, belçika'ya hatta belki hollanda'ya, çekya'ya adım atmasam da olur, bir olayı yok bence. buralarda yaşamak da istemem. havası kötü, hayat depresif, insanlar soğuk, hatta bence bazı yerler pis, sağlık sistemi, servis sektörü kötü. ama ispanya, italya'yı yani akdeniz ve adriyatik kıyılarını seviyorum. ülkemizde problem yok mu tabii ki var, siyaset, eğitim, adalet vs. ama bunları bilerek elimden geldiğince sisteme uygun giderek burada yaşamak beni çok daha mutlu hissetiriyor. sonuçta avrupa da çiçek bahçeşi vaat etmiyor, rezalet bir bürokrasi var. aidiyet güzel bir olay ve ben bunu ülkeme ve istanbul'a duyuyorum.
0
awlmi
(31.08.26)
17 yaşımda dil bilmeden oralarda üni kazanıp hayat kurmaya diye gittim ancak o yaş için dil bilmeden olmayacağını anlayıp geri döndüm. şu an 40'lı yaşlarımda evli ve 1 çocuk babasıyım. eşimde zamanında zorlasa gidebilirdik ancak o cesareti bulup gidemedik. bu yaşa kadar hayıflandık durduk, gitsek oralarda yapabilir miyiz diye? bizi kabul etmeyen gruplarla zorlanır mıyız? diye.
halen ülkemizde orta sınıfken bile kendimizi bazı ortamlarda yabancı hissediyoruz. evet ülkemizin insanı gerçekten bilinçsiz, bencil, adamcılık diz boyu vb.... gidip bu ülkenin kahrını çekmemek var, ama anadan babadan kardeşten uzak kalıp onun suçluluğunu yaşamak istemedik. kolayını seçti. buna ruhende hazır olmak lazım. evet içimizde bir avrupa şehrinde yaşamak oralı olmak uktesi kaldı. oralara gidip bir alman gibi bir fransız gibi yaşamayacak olmak ve 2. sınıf vatandaş olmak bizi zorlardı.
0
mikahakkinen
(31.08.26)
Ben gittim.

6 yil oldu cok mutluyum. Emeklilikte dönerim. O da deniz icin.

Okuldayken abdye gitmeyi planliyordum aslinda. Bi hocamla konustum. Abdye giden herkes geri dönüyor dedi. Saat farki mesafe cok izole oluyorsun. Avrupaya giden daha zor dönüyor dedi. Cok hakliymis.

Almanyada dönerim künefem her sey var. Buranin türkü de ayri bir kendine özgü ayri bir güzelligi var. Memleketim antalyaya her gün bircok direkt ucus var.

Trde kalsam ne su ana kadar biriktirdigim parayi (~200k€) ne de tatillerimi yapabilirdim. En güzel cafeler restoranlar benim yasadigim sehirde. Bos zamanim var. 9da ise baslayip 2de cikabilirim. Kimseye aciklama yapmak zorunda degilim. Pasaportumu da alsam benden keyiflisi yok.

Su an hamileyim ve cocuk olunca 1 yil parali izne cikacagim. Parasiz 3 yila kadar cikabilirim.

Bunlar benim deneyimim. Mtv izlemeye basladigimdan beri büyüyünce hep yurt disinda yasamak istiyordum. Seyahat etmek dil ögrenmek en sevdigim sey. Emeklilikte de dil kursuna oraya buraya gezmek isterim ben. Tr bana kesinlikle uygun degil. Baska biri de yurt disiyla ilgili aynisini düsünüyordur valla haklisin derim. Herkes kendine göre.
0
Purple life
(31.08.26)
İngilteredeyiz. Eşim Türkiye'deki işini arıyor (daha kurumsal daha büyük yerlerde çalışmıştı. Burada çalıştığı 2 yer de daha rahat ama daha az kurumsal yerler. Türkiye'deki işkolikliği ve iş arkadaşlığını arıyor :)

Ben de vize olaylarından sıkıldım(bir şirkete bağlıyım ve süresiz oturum olmadan internetten para bile kazanamıyorum, başka iş yapamıyorum), 5 yılda süresiz oturma izni alabileceğiz diye geldik 10-15 yıla çıkma tehlikesi var ve öyle olursa döneriz. Ama ben buradaki kafa rahatlığını çok seviyorum (Brighton'dayız, Londra değil) dönsek İstanbul'a dönmek istemem, ama iş için mecbur da kalabiliriz.

Aileler yaşlanıyor, sağlık sıkıntıları oluyor ve eşim yanlarında olmak istiyor. Benimkilere olsa ben de yanlarında olmak isterim.

Çocuk yapacaksak birkaç yıla yaptık yaptık (yaş sebebiyle), ama nerede kalıcı olacağımız ve dünyanın nereye gideceği belli değil. Kimi için Türkiye hala daha net bilindik kapı.(+aile desteği) İngilterenin gençleri de fena bu arada. Çocuğu liseye geçerken Türkiye'ye dönen bi çiftle tanışmıştık, yani bu konularda da "kafan şurada daha rahat" işi bitti galiba. AB ülkeleri nasıl emin değilim ama oralarda da sağcılığın ve ırkçılığın yükseldiğini görebiliyorum.

Yani covid sonrası dönem dünyanın da boka battığı bi dönem oldu ve her yer yokuş aşağı gidiyor sanırım. Tabii Türkiyeye dönme fikri benim içimi sıkıştırıyor istemiyorum. Ama 5-10 yıla gerçekten 3.Dünya Savaşı falan görürsek (illa silahlı olmasına gerek yok, sistemlerin çökmesi, işlerin bitmesi herkesin işsiz kalması vs) bu durumda Türkiye'de ailem ve dostlarımla olmak isterim sanırım.

edit: mesela üstteki arkadaş doğum izni vs. bişeyler demiş, İngiltere'de onlar yok mesela. Vatandaşı değilsen (veya süresiz oturma izni) neredeyse hiçbir şey yok, vatandaşına bile öyle Fransadaki Almanyadaki gibi işsizlik maaşı doğum izni/maaşı vs yok. Bu konularda ABD'ye daha yakın. Ha ama yine de İngilizlerin arasında yaşamayı tercih ederim. Buradaki genel kibarlık ve kafa rahatlığı beni mutlu ediyor, göçmenlere de çok alışıklar (özellikle Brighton ve Londra çevresinden bahsediyorum tabii)
0
nhk ni youkosu
(31.08.26)
kuzey amerika icin:
lezzet yok lezzet. yemeklerde yok, insan iliskilerinde yok, isyerinde yok.
hersey robotlasmis. insanlar rolu neyse onu oynuyor sadece. tiyatro.
evler de dekor. kocaman 300-400m2 evler, $ato gibi.
icine giriyorsun bos. icerde esya yok, duvarda resim falan yok. kucuk yemek masasi, zira giden gelen yok. mutfak tertemiz, cunku kullanilmiyor, surekli disarda yeniyor.
+1
cooperr
(31.08.26)
Yaklaşık 3 yıldır yurt dışındayız eşimle. Umduğumu bulamadım diyemem. Çünkü büyük beklentiler içinde gelmiş ya da Türkiye'deki hayatımdan memnuniyetsiz bir halde değildim. Memnunum çünkü yurt dışına "kaçmak" isteyen birçok kişinin beklentileriyle benim beklentilerim hiç örtüşmüyordu zaten. Yani örneğin "Almanya'ya yerleşmek istiyorum, bulaşıkçılık bile yaparım" tayfaya asla anlam veremedim. Çünkü Türkiye'de bulaşıkçılık yaparak yaşamaktan memnun olmayacak biri bunu Almanya'da asla yapamaz. Çünkü Avrupa'da yaşamanın avantajları olduğu kadar zorlukları da fazla.

Genel olarak çoğu kişi bahsetmiş zaten bürokrasi, sağlık sektörü vs. gibi şeylerden. Tekrar etmeye gerek yok. Ben önce yurt dışına yerleşme öncesi/sonrası ile ilgili biraz bahsedeyim. Öncesinde İstanbul'da Kozyatağı'nda yaşıyordum (evli değildim) ve Mercedes'te ortalamanın üstünde bir maaşla çalışıyordum (bunu da artistlik olsun diye söylemiyorum; Mercedes'ten iş teklifi aldığımda önceki çalıştığım yine büyük kurumsal şirketten aldığım maaşın %60 fazlasını aldım ve önceki yöneticim bana teklifteki maaşın kendi maaşından yüksek olduğunu söylemişti, hatta Mercedes'te çalışan arkadaşlar da var, onlar da ortalamanın üstünde olduğunu söylemişti, neyse.)

Taşındıktan sonra benzer ölçekte (hatta büyüklük sıralamasında daha üstte) bir şirkette işe başladım. Yani bu iş için geldik eşimle (tam taşınırken evlendik). Buradaki gelirim Türkiye'ye göre daha düşük. Ev kiraları da hayvan gibi yüksek (Avrupa'nın en pahalı 3 şehrinden biri diye istatistik gördüm geçenlerde). Haliyle gelir/gider dengesi bakımından geriye gitmiş olduk. Ancak İstanbul'un kaosu (ki İstanbul'u çok severim), o trafik, ekonomik dengesizlik, politik olaylar (bundan da tam kurtulamadık sonuçta takip ediyoruz hala), deprem riski ve en önemlisi güvenlik bakımından şu an Türkiye'de yaşamayı cazip görmüyorum. Eşim Türkiye'de yaşama sıcak bakıyor. Hadi dönelim desem koşarak döner yani. Çünkü aile bağları çok güçlü ve kendisi biraz apolitik. Ama şu an dönmek gibi bir çabamız ya da planımız yok.

Açıkçası şahsen burada kalmaya isteğine sıkı sıkı bağlanmış değilim. Ama halimden/halimizden memnunum. Daha iyi şartlar için ileride bir değişiklik yapmak isteyebiliriz (belki başka ülke ya da şehirden biraz uzak müstakil ev vs.). Ama şu aşamada Türkiye'ye dönme ihtimalimiz %0 (eşime sorsam %90 der :D).

Neyse, çok uzattım. Özetle "aradığımızı bulamadık" hiç demem ama "oo harika burakar müthüş" de demem. Türkiye'ye kıyasla avantajları ve dezavantajları var buradaki hayatın. Hepsini teraziye koyduğumuzda burası ağır bastığı için şu an buradayız.

edit: Son olarak şunu da ekleyeyim: Eğer Türkiye'de orta ya da ileri kalite bir yaşamınız varsa Avrupa'ya yerleşmek yaşam kalitesini asla marjinal olarak değiştirmez. Benzer ya da belki biraz daha iyi yaşam şartlarınız olur. Ama atıyorum gece gündüz mesai ücreti almadan çalışıyorsunuzdur, iş/özel yaşam dengesi tamamen işe odaklıysa ve kalan zamandan hiçbir şey anlamıyorsanız o zaman işler çok değişir. Her gün 3-4 saatiniz ev ile iş arasındaki yola gidiyorsa işler çok değişir. Çünkü genel olarak Avrupa'da iş/yaşam dengesine çok önem veriliyor. Benim zorunlu mesaim haftalık 40 saat mesela, kaçta başlayıp kaçta bitireceğimi ben belirliyorum. Öğlen 14:00'ten sonra işi bırakıp dışarı çıkabilyorum. Ama mesela Türkiye'deki çalışma hayatı da benim için 180° farklı değildi. 1/2 gün ofise gidiyordum, rahattım. Öyle olmasaydım bu cevabın tamamı "benim canım Avrupa'm" minvalinde de olabilirdi.
+1
himmet dayi
(31.08.26)
(26)

İlişki için Türkiye'ye dönmek

kakaolu kremali biskuvi
Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Ar
Siz şimdi işi goygoya vurup dalga geçeceksiniz ama ben yine de yazmak istedim.

2019'dan beridir iş sebebiyle çeşitli ülkelerde yaşamak durumunda kaldım. İlişki konusunda ise kısa süreli takılmacalar ve başarısız uzak mesafe ilişkileri dışında ilişkim olamadı bu yüzden. Hala yurt dışında yaşıyorum. Artık buraya yerleştim gözüyle bakıyorum ama gönül ilişkileri açısından yalnızlık canımı sıkmaya başladı.

Daha birkaç sene öncesine kadar böyle hissetmiyordum, ama yaşım 37 oldu ve ciddi ciddi evlenmeyi düşünüyorum bir süredir. Ama gelin görün ki evlenmek için gerekli olan en önemli şeye, bir partnere sahip değilim ve hiçbir şekilde bir partner edinebileceğim bir ortamım yok. Detaylara çok girmeyeyim ama olabileceğini de zannetmiyorum burda.

Zaten ben de anadilimde konuştuğum biriyle beraber olmak istediğime karar verdim bir yerde. İngilizce konuşmaktan keyif almıyorum. Yorucu ve zevksiz. Dating app kullanıp lokasyonu Türkiye'ye çekiyorum. Çok iyi insanlarla tanıştım ordan zaman içinde ama ben yurt dışında olunca hep boka sardı ya da daha başlamadan bitti hepsi.

Bu yüzden Türkiye'ye dönmek geliyor içimden bir süredir. Ama iyi bir ülkede iyi bir iş bulmuşken bunu bırakıp Türkiye'ye dönmek çok aptalca geliyor bir taraftan. Yani şu anki iş/hayat/para dengesini Türkiye'de verebilecek bir yer bulmam imkansıza yakın. Ama böyle de mutsuz hissediyorum kendimi. Seyahat edip gezmek bile etmek istemiyorum, sıkıldım yıllardır her şeyi tek başıma yapmaktan. Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum. Yalnız yaşayabiliyorsunuz ama bir şeyleri paylaşıp beraber yaparken de daha mutlu oluyor insan.

Neyse... Sorum şu ki, her şeyi bırakıp bunun için Türkiye'ye dönülür mü? Siz döner miydiniz yani? İstanbul'a, o trafiğin karmaşasına, devasa boyuttaki o manasız ve parasıyla bile insanca zor yaşayacağım şehre dönme fikri beni çok bunlatıyor. Ama diğeri de bir o kadar canımı sıkıyor. İki arada kaldım anlayacağınız.
0
kakaolu kremali biskuvi
(31.08.26)
çok fazla soruyla muhatap kaldım ama bu ezber bozan türden. öyle güzel kendini ifade etmişsin ki -bi parça kendimi gördüm- elim yargılamaya gitmedi. bu büyük bi eşik ve insan ilişkilerinde çok fazla dinamik var. çoğu insan şansa bakar der ama onlara kısmen katılıyorum. tüm düzenini "ilişki aradığın için değiştirmenden" ilişkini hayatının merkezine koyacağını varsayıyorum. bu tüm sermayeni riskli bi kağıda yatırmaktan farksız. seni çok mutlu edebilir, harika bir hayata da sahip olabilirsin ama başında ya da ortasında belki evliliğe ramak kala terkedebilir de. kaldı ki ülkenin siyasi atmosferi, daralan ekonomi, artan genç işsiz ve azalan imkanları da göz önünde bulundurmanı öneririm.

yap ya da yapma gibi net bi cevabım maalesef olmayacak. hayat senin, elindeki konforlu alanını küçümsemeden tercihini yap. umarım geri kalan hayatında mutlu yaşarsın.
0
kurmalifare
(31.08.26)
* İstanbula dönmek zorunda değilsin (iş sebebiyle mecbur orası oluyorsa ayrı tabii)
* bi arkadaşımız Londra'dan İzmir'e dönüyor ve evlenecek yakında. Yapan var yani.

fakat hayatında biri yoksa kimseyle tanışmadıysan öyle gelir bulurum diye dönme sakın. Türkiye'deki yalnız arkadaşlarım hala yalnız. Son yıllarda tanışma işleri ve ilişkiler çok zorlaştı galiba ve beklentiler, yozlaşmışlıklar vs. fena diye duyuyorum.

bu arada, bulunduğun ülkedeki Türkler +1
0
nhk ni youkosu
(31.08.26)
Ara ara gidip gelerek cevre edinebilirsin, komple gemileri yakmana gerek yok. Ozellikle avrupadaysan biletler ucuz ve ucus suresi kisa, yurt ici ucus gibi bir sey oluyor. Etrafina haber salarak birilerini bulabilirsin. Amerikada isen cevre genis, illa amerikadan bulunur.
+1
The_Lollok
(31.08.26)
Sık sık git gel.
Hayır komple taşınma.
Türkiye’de işler eskisi gibi değil, artık biriyle anlaşıp evlenmek piyango gibi.
Not: Dating app’ler yanıltıcı.
+1
biseysorcaktim
(31.08.26)
Türkiye çok kötü ilişki konusunda. Yurt dışındaki ilişkiler daha normaldir.
-15
arbre
(31.08.26)
@kurmalidare +1 kendini çok güzel ifade etmişsin . Ama emin ol burda da ilişki işleri çok zor. İşler hayal ettiğin gibi olmayabilir
+1
euteamo
(31.08.26)
Niye dönüyorsun?
Aile büyüklerine haber ver, memleketten filan temiz süt emmiş birini bulsunlar. Ki bulurlar da
+1
etna
(31.08.26)
Soruya net cevabım yok . Çünkü çok engelve bir çok kriter var bahsettiğin hususta .

Ayrıca,
"Tek başınıza mutlu olacaksınız, mutlu olmayı öğreneceksiniz diyerek aşırı bireyselliği pompalayan saçmalıklara inanmıyorum." demekte haklısınız.
İnsanı bağlı olduğu her tür aidiyetlerinden kopardıktan sonra yönetmek, yönlendirmek , istenen şekle koymak daha kolay oluyor. Oysa bu söylem tam bir tuzak.
0
diyecevaplandı
(31.08.26)
konuya sanki türkiyeye gelirsen bu yanlızlık sorunun garanti çözülecekmiş gibi yaklaşmışsın. bence bu önkabul algılarını yanlış yönlendiriyor.

ayrıca yurtdışında yerleşik bir adayın çoğu türk partner için ekstra çekici olduğunu, öncelikli tercih olacağını da unutma derim.
+3
orpheus
(31.08.26)
Her şey bırakılıp Türkiye'ye dönülür, ama bunun için değil. Bunun için dönerseniz pişman olursunuz (Türk kadını ile ilgili bir şeyden bahsetmiyorum, bu fikir temelde problemli)

Mevzu Türkçe iletişim ise, muhakkak bulunduğunuz yerde Türk göçmen ya da Türk kültürüne diline ilgi duyan bir hanım bulabilirsiniz. Ya da Türkiye'den biriyle iletişimi ilerlettikten sonra Türkiye'ye bir hafta, bir ay vs. gelir sonraki seviyelere geçersiniz.
0
redlinetheturk
(31.08.26)
Sen hayatı yaşarsın, hayat da akışında gider. Aynı dili konuştuğum biriyle ilişkim olsun, evleneyim diye tası tarağı toplayıp gelmek istemek enteresan geldi.

Belki hayatımın aşkı Uganda da, belki hiç yok ve olmayacak bilemem ki. Burada olacağının ne garantisi var.
0
rock n roll
(31.08.26)
annen baban görücü usülü birini bulsunlar, bi ay falan konuş, baktın yürüyecek gibi evlen gitsin.

ciddiyim.
+1
antihero
(31.08.26)
buradan birini al, götür.
0
gabe h coud
(31.08.26)
paylasmiyorsam bu kadar kariyeri, parayi, mali mulku ne yapayim kafasina eristigin icin tebrik ediyorum oncelikle.

mesela 15 sene sonrasina baktiginda bu hayati devam ettirdiginde muhtemelen cok cok daha kariyerli olacaksin, cok daha fazla paran ve malin olacak ama bu neydi simdi diye kendini daha fazla sorguluyor olabilirsin.

ya da esin, bir tane veya iki tane de cocugun olur, en buyuk dertlerin onlar olur, rutinine keyfine bakarsin, hayatta daha baska amaclar edinmis olursun.

ya da bosanirsin, bir daha evlenmeye tovbe edersin, hayatina o sekilde devam edersin.
0
baldur2
(31.08.26)
gideli çok olmamış, mutlu değilseniz gayet dönebilirsiniz. aslında her yer türk kaynıyor ama adapte olamadıysanız olamamışsınızdır. birçok arkadaşım 5-6 yıl yurt dışında kalıp türkiye’ye döndü, hepsi evli ve mutlu.
0
eileengray
(31.08.26)
6.5 yıl romanya'da yaşadım.
cluj-napoca'da özellikle gece hayatı, rock / metal camiasında beni tanımayan yoktur.
en büyük problemlerimden biri ruhani yalnızlıktı.
ilişkiler bir yere gitmiyor.
benim de gözlemim bu.
türkiye'de (hele daha öncesinde 19 yıl yaşadığım izmirde veya alakasız olarak sevdiğim kadıköyde) bu kadar dışarı çıksam kesin evlenirdim.
bu yüzden dönersen anlayabileceğim bir sebep olur.
ki evlenmek, birini bulmak, ciddi ilişki için dönen birebir tanıdıklarım da var.
hoş.
ben etrafıma derdim romanya'da "uzun dönem oturum alırsam, siz rumenler nasıl almanya'dan bmw getiriyorsunuz ya, ben de türkiye'den kadın getireceğim." diye.
uzun dönem oturumu aldım.
ama green card çıktı.
romanya'dan bu yüzden ayrıldım.
bu akşam da istanbul üstünden abd'ye uçacağım.
35 yaş erkek olarak bana abd pasaportu alana kadar yalnızlık gözüküyor gibi.
ekşi itiraftan takip edersiniz başıma ne belalar açacağım.
öte yandan 2021'de az daha iş için türkiye'ye geri dönecektim.
geri dönersem deneyeceğim, karşılıklı anlaştığım, anlaşmak üzere olduğum kadınlar vardı.
kısmet.
bazıları akışta olması gerek belki.
-1
rain when i die
(31.08.26)
Hangi iliski? Senin iliskin yok ki…

Biriyle birlikte olursun belki o gelmek ister belki en gitmek istersin ama su an tasinmak icin hicbir sebebin yok bana göre.

Single kalan insanlarin problemi senin yukarida anlattigin sey. Türk olsun, uzun olsun, o olsun bilmem ne. Kalbin sevgiye aciksa hicbir önsart kriter kalmaz.
-4
Purple life
(31.08.26)
Aslında böyle bir düşünceniz varsa ortada biri olmadan adım atmak en iyisi, bir insan için dönmek o an doğru gibi gelse de ilerde yaşanacak her türlü tartışmada hep içinizden geçecek bu da iki tarafı da çok üzecek ve yoracak.

Bunun dışında bazı konulara bu kadar takılmamak lazım ya bir salın kendinizi rahat verin, bazen bazı şeyleri çok takınca iteriz, kendimizi salınca da kendiliğinden gelişiverir.
0
mutekebbir
(31.08.26)
ben avrupada görücü usulu yapan türk profesör bile gördüm, mutluydu hayatından evli çocuklu.

yurtdışında iyi bir ülkedeyseniz - avrupa - ingiltere vb. çok rahat yaşarsınız eşiniz belli bir süre çalışmasa bile.

diğer türlü de bazı ülkeler partnerlik vizesi vb. veriyor. ona da bakabilirsiniz.

bir de hiçbir kadın için hayatınızı değiştirmeyin bence.

yanlızlık zor tabi de, ama türkiyedeki şartlar daha zor.
+1
kveldulv
(31.08.26)
7 sene yurtdışında yaşamış biri olarak pandemiden dolayı Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldım ve hayat arkadaşımı buldum, evlendim, inşallah bir de bebeğimiz olacak yakın zamanda. ama evlenmek için dönmedim ülkeme. pandeminin getirdiği ekonomik koşullardan dolayı döndüm. tekrar geri dönmek için eşimle beraber (o da yurtdışında yaşamak istiyor) çok çabaladık ama ne yazık ki olmadı. hala da çabalıyoruz. oradaki sakinliği, refah düzeyini çok özlüyorum. türkiye, özellikle istanbul tam bir kaos. hee buradaki kazancım oraya göre bir hayli fazla ama her şey para değil bence.

bence evlenmek için hayatınızı toptan değiştirecek kararlar almayın. "kısmetse olur" kafasında olun biraz. daha sonra pişman olacağınız kararlar vermeyin. eğer işinizde mutluysanız, o ülkede mutluysanız orada kalın. belki orada türkçe konuşabilen birini bulursunuz kim bilir.
0
elektr10
(31.08.26)
Türkiye'de altından yapılma bile bulsam dönmezdim.

Arkadaşım online olarak tanışıp kızı yanına getirdi, 1 senede evlendiler.
0
kimlanbu
(31.08.26)
sen cikali 8 seneye yaklasmis, yas 37. bence donmek icin tam zamani.
disarida 10 seneyi gecirmemek lazim, deneyimi alip kacacaksin.
bu arada vatandaslik olursa olur, olmazsa olmaz. olmamasi dunyanin sonu da degil.

turkiye'den hatun getir, gorucu usulu falan diyenler var klasik, benim gordugum o a$i malesef cogunlukla tutmuyor. turkiye'ye bizzet yuzuk goturmuslugum var bir arkadasim adina. oturdum kizi 2 saat dinledim. kafasinda oyle bir yurtdisi hayali vardi ki oglanin yasadigi hayat ile alakasi yoktu. simdi arayi da bozmak istemiyorum, beklentilerini dusur dedim kactim. iki saat boyunca dilimi isirmaktan yara oldu.
kiz geldi 6 ay zor dayandi, kacti. bunu ciddi zengin versiyonuna da sahit oldum, hatuna evler arabalar yazliklar kisliklar alindi, yine tutmadi. ozellikle hatun kalifiye degilse buyuk sikinti, eve tikilip kaliyor.

turkiye istanbul'dan ibaret degil, ben bugun donsem istanbul'da yasamam herhalde.
icinde yasayanlarin dusundukleri gibi avrupa ya da amerika, turkiye'ye her anlamda tur bindirecek pozisyonda da degil, bunlar utopik hayaller.

donulecekse, ki benim tavsiyem o yonde olur, fazla tatava yapmadan fisi cekeceksin.
uzun sure yurtdisi deneyimi olmayanlarin bu konuda soylediklerinin malesef hukmu yok. minareden dusenin derdini minareden dusen anlar, asagidan izleyen degil.
+2
cooperr
(31.08.26)
Türkiye'ye geldiğinde kesin birini bulacakmışsın ve bu kişiyle de evliliğin çok güzel olacakmış gibi yazmışsın.

Türkiye'ye gelip birini bulamayabilirsin.
Türkiye'ye gelip birini bulup evlenip çok mutsuz olabilirsin. belki boşanırsın.

elinde gayet güzel bir işin ve yaşamaktan memnun olduğun bir ülke varken bütün bunları bırakıp bir ihtimal için türkiye'ye gelmek, tüm varlığını shit coin'e kaldıraçlı basmak gibi bir şey.

ama yine de karar senin. ben olsam bir iki haftalık bir tatil ayarlayıp deneme yapardım.
0
tabudeviren
(31.08.26)
Ülkeni soylemezsen yorum yapamayız. Abd ise birini bulurum sana.
0
ırene adler
(01.09.26)
Seni çok iyi anlıyorum. Bu yaşlarda farklı kültürden biriyle ilişki yürütmek hiç kolay olmuyor. Bir çıkarının olmuş olması gerekir. Örneğin çocuk yapmak, vatandaşlık almak gibi. Bunlar haricinde tam frekansı tutturup bir aşk evliliği yapmak oldukça zor.

Ama bu Türkiye'de de aynı olur az çok. Bir ihtimal 25-30 arası heyecanını kaybetmemiş bir kadın denk getirirsen o zaman farklı olabilir. Türkiye'de bu ihtimal daha fazla.
0
stefano
(01.09.26)
türkiye'ye geldikten sonra bir ilişki bulabileceğiniz garanti değil. türkiye'de yaşayıp yıllarca ilişki bulamayan, sürekli reddedilen bir sürü adam var. bütün kariyeri bırakıp türkiye'ye geldikten sonra bir de türkiye'de yalnız kalmak daha yıkıcı olabilir.
0
nickini degistiren yazar
(01.09.26)
(4)

Ankara'ya kaç gün yeterli olur ve nereleri gezmeliyim?

Cesario
Arabasız gelirim. O yüzden Beypazarı gibi uzak yerlere gitmem diye düşünüyorum.Daha önce hiç gelmedim. Anıtkabir ve Anadolu medeniyetleri müzesi bir gününü alır vs gibi hap bilgiler verirseniz iyi olur. Şuraya bence gitmene gerek yok, şurası kesinlikle görülmeli diyeceğiniz nereler var merkezde? Pir
Arabasız gelirim. O yüzden Beypazarı gibi uzak yerlere gitmem diye düşünüyorum.

Daha önce hiç gelmedim. Anıtkabir ve Anadolu medeniyetleri müzesi bir gününü alır vs gibi hap bilgiler verirseniz iyi olur. Şuraya bence gitmene gerek yok, şurası kesinlikle görülmeli diyeceğiniz nereler var merkezde? Pirinç Han, Hamamönü evleri vs gibi yerleri de listeye ekledim.

Etnografya müzesi ve resim/heykel müzesi gerekli mi? İstanbul'da bu tarz şeyleri yalayıp yuttum diyebilirim.

Mimari ve tarihi önemi yüksek kilise/cami öneriniz var mı?
+1
Cesario
(28.08.26)
Iki gun bile fazlasiyla yetebilir ;__;

Bir gun taksiyle/dolmusla ankara kalesine cikarsiniz, orada bi 5dk takilip yuruyerek inersiniz. Tum muzeler orada zaten. Devam ederseniz ilk meclis vs. ulusta.

Bir de anitkabir var. Sonradan kurulan bir sehir oldugu icin oyle cok sey yok, buranin sevilmesinin sebebi kendi hikayelerimiz.


Anadolu Medeniyetleri Muzesi cok iyi ama, istediginiz kadar uzatabilirsiniz orayi.
+1
aguen
(28.08.26)
Ulucanlar müzesi ( beni cok etkiledi)
Satranç müzesi

Koc ailesinin de müzeleri var ilginizi cekerse.
0
Purple life
(29.08.26)
Ankara Palas, Birinci ve İkinci Meclis hepsi aynı yerde Resim Heykel Müzesi de buraya yakın sayılır. Bunların haricinde uçakları seviyorsanız Türk Hava Kuvvetleri'nin müzesini de tavsiye ederim. Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ni görmeden olmaz kesinlikle oradan kaleye de geçebilirsiniz.
+1
niyazi mısri
(29.08.26)
Ulus'ta Hacı Bayram Camii ile yanyana Augustus Tapınağı kalıntıları var. Dikkatle bakarsanız, taşları üzerinde, Augustus'un otobiyografisi olan 'tanrısal Augustus'un yaptığı işler' adlı yazıtın kazınmış olduğunu görebilirsiniz. Belki ilginizi çeker. Bu eser, antik dönemde bakır plakalar üzerinde kazılı olarak Augustus'un Roma'daki mezarı üzerinde bulunuyordu; tabii ki günümüze ulaşamadı. Bunun -taşa kazınmış olarak- korunagelen 3 kopyası da bugün Türkiye'de. Birisi bu (iki dilli); diğerleri Apollonia antik kenti(grekçe) ve Antiokheia Pisidia antik kenti(latince)'nde.
Roma'da bugün Ara Pacis Augustae isimli barış sunağını içeren binanın su basmanına da bu yazıtı işlemişler; tabii modern kopya olarak (aslı hep bizde yani ehehe). Bu müzeyle, bir zamanlar yazıtın orijinalinin bulunduğu Augustus'un mezarı da neredeyse yanyana. Metnin türkçesi bi kaç yayınevi tarafından küçük kitapçık halinde basıldı. İnternetten de bulabilirsiniz sanıyorum. İyi gezmeler.
+2
lil siztah
(29.08.26)
(14)

Yalnız vakit geçirmeyi sevenler, sırrınız ney?

thunder thunder thunder thundercats
Biliyorum, bu bir kişilik özelliği ama iyi kötü bir adaptasyon da olabilir belki.Şartlar, yaş, zaman vs. insanı (en azından beni) adam akıllı yalnızlaştırdı. Tek başıma hiçbir şey yapmak istemiyorum normalde. Ancak diğer taraftan yalnız oturmayı, gezmeyi, seyahat etmeyi vs. öğrenmem gerekiyor. Yalnı
Biliyorum, bu bir kişilik özelliği ama iyi kötü bir adaptasyon da olabilir belki.

Şartlar, yaş, zaman vs. insanı (en azından beni) adam akıllı yalnızlaştırdı. Tek başıma hiçbir şey yapmak istemiyorum normalde. Ancak diğer taraftan yalnız oturmayı, gezmeyi, seyahat etmeyi vs. öğrenmem gerekiyor. Yalnızken tek yapabildiğim bir şeyler izlemek, okumak yahut dinlemek gibi edilgen davranışlar. Hatta bir kısmı bildiğiniz iptila. Art arda toplu halde dizi bölümleri izlemek gibi...

Bir ören yerini, müzeyi, tarihi binayı, parkı, sahili, hatta kafeyi, avm'yi, konseri, etkinliği, seyahati, tatili tek başına da yaşamak, gezmek, deneyimlemek, oraların keyfini çıkatmak mümkün olmalı. Bunu nasıl başarabildiğinizi hiç düşündünüz mü?

Ben mesela bir başıma kaldım mı hemen düşünmeye başlıyorum. Ya eski sıkıntıları gözden geçiriyor, ya hayali tartışmalara giriyorum, ya da kendi kendimi yiyorum.

Bazı kurgularda çok yalnız olan karakter ruhunun bir parçasını farklı bir kişiliğe büründürüyor. Bu tarz şizofrenik bir çözüm bile albenili geliyor, inanır mısınız?...

Yalnız başınıza camdan bakıp keyifle kahvenizi içerken nasıl huzurlu kalabiliyorsunuz?
+3
thunder thunder thunder thundercats
(28.08.26)
Otur bi tane puzzle yap.
Bir müzik aleti çalmayı öğren.
Finansal okuryazarlığın ilmine varacağım de mesela.
Mesela tarihte, 'Celali İsyanları' deyip geçiştirdiğimiz, yüzyıllar sürmüş olay ne ki de, kafaya tak, öğle bir araştır ki, bir gün konusu geçerse kitap gibi dökül.
Tak bişeyleri kafaya. Bir şeyin en iyisi olmaya odaklan.
Becerebilirsen bir zaman sonra boş muhabbet, goygoy sıkmaya başlar zaten.
+4
Mirket
(28.08.26)
sessizlik.

kendi düsüncelerini dinlemek. fikir yürütmek. kendine yogunlasmak.
+2
Purple life
(28.08.26)
Mirket her zamanki gibi konuyu anlamamakta diretiyor :)

Bu bahsedilenler gibi şeyleri zaten insan yalnız yapabiliyor. İster inanın, ister inanmayın, bazen insan gezmek, görmek, eğlenmek, dinlenmek de isteyebiliyor.

Ben mesela mavi balinaların penisinin 4 metreyi bulabildiğini, tek boşalmada bir damacana sperm ifraz edebildiğini yalnızken öğrenebiliyorum zaten. Ama tatile, gezmeye, eğlenmeye, bir şeyler içmeye tek başıma gidemiyorum. Gitsem bile sıkılıyorum. Buna dair idi sorum.

Ayrıca evin duvarları puzzle dolu. Puzzle demeyin bana, dünyanın en acıklı öyküsüdür belki binlerce parça puzzlelardan defalarca bitiren insanların yaşadıkları...
0
🌸thunder thunder thunder thundercats
(28.08.26)
Biraz mecburiyetle mi başlıyor bu işten zevk almak bilmiyorum ama bendeki hissiyat bu yönde.
Belki işin içine biraz kendini sevmeyi de katabiliriz.
Kendiyle barışık insan sanki tek başına vakit geçirmekten daha kolay zevk alabiliyor diye düşünüyorum.
Benimki biraz mecburiyetle başladı, çok yakın arkadaşlarımla kavga edip ipleri kopardıktan sonra kendi başıma içmeye, yürümeye başladım ki bundan yıllar öncesine denk geliyor bu.
Şimdi bile ara ara tek başıma bi' şeyler yapmaya fırsat kolladığımı fark ediyorum arada:)
+1
kumandanim
(28.08.26)
Kendi başıma yapmazsam hiç yapamayacaktım o nedenle alıştım. Şimdi de başka insana tahammülüm yok tam tersi duruma düştüm yani.
0
peki madem
(28.08.26)
'Elimden biri tutmadan, gezemiyorum, göremiyorum, dinlenemiyorum.' deseydin, ona göre cevap verirdik Abi.

Bu arada, İnsanlar ne kadar farklı, değil mi? İlgi çekici konu deyince benim aklıma Celali isyanları geliyor, senin aklına ejekülasyon miktarları.

Seçtiğin konu bile gidip goygoy yapmalık.
-5
Mirket
(28.08.26)
@Mirket
Evet, aynen öyle.
0
🌸thunder thunder thunder thundercats
(28.08.26)
Ben içedönük (introvert) bir insanım. Bu asosyal olmak, yalnızlığı sevmek değil. Biz de sosyalleşmeyi, insanlarla beraber olmayı seviyoruz. Aramızdaki farkı sosyalleştiğimizde daha çabuk yoruluyoruz. Ben kendi adıma dünyada en sevdiğim insanlarla vakit geçirsem dahi bir noktadan sonra enerjisi biten pil gibi tükeniyorum, yapım böyle işte.

Belki bununla ilişkili belki de bağımsız ama kendi başıma oldukça iyi vakit geçirebiliyorum. Genel olarak da insanlardan sıkılıyorum. Birileriyle sosyalleştiğimde kaliteli vakit geçirmeyi tercih ediyorum, haliyle bu da sürekli mümkün olmuyor. Hatta bazen sessizce oturmak dahi çok keyifli olabiliyor ama bunları da öyle herkesle yapamıyorsun işte. Bu da beni kendi başıma olmaya çeken bir diğer sebep.

Konser, ören yeri, seyahat gibi etkinliklerde kendi başına olmak her zaman keyifli değil açıkcası. Öte yandan buralara ya çok iyi anlaşacağım birileriyle gitmeyi tercih ediyorum ya yaptığım etkinlikle onun deneyimine odaklanıyorum (rehber eşliğinde gezmek, müzeyi detaylıca incelemek vb.) ya da bir şekilde seveceğim hale getiriyorum. Bu biraz kendini tanımayla alakalı aslında. Ayrıca insanların yaşamları da türlü türlü şeylerle dolu hep. Sürekli birileriyle ortak etkinlik yapmak, buluşmak mümkün olmayabiliyor.

Son soruna gelirsek, kendi başıma bir bardak çay içip sessizce rahatlamak (şu anda, bu yanıtı yazarken dahi) kulağa çok hoş geliyor. Yalnız başına bir şeyler yapmak, yapmak zorunda kalmak çok güzel bir şey değil her zaman. Öte yandan işin içinde başka insanların olması da yalnızlığa telafi değil. İnsanlar seni aşağı çekip canını da sıkabilirler. Bence kendinize birileriyle ya da tek başınıza olmak gibi bir zorunluluk yüklemeyin. Hangisi sizi daha iyi hissettiriyorsa ona yönelin.
+4
burka
(28.08.26)
@peki madem+1
Bir de her zaman bir etkinliğe birilerini bulmak çok zor oluyor. Ya ilgileri olmuyor ya da zamanları uymuyor vs. Öyle de hayatı kaçırmamak adına önce yürüyüş, tiyatro, sinema ile başladı, sonra konser ve tatille devam etti benim kendimle vakit geçirme sürecim.
0
Amaranta ursula
(28.08.26)
Bir sırrım yok ama yalnız tatile gitmeyi bile çok severim ben, o kadar alışmışım ki bunu bir "başarı" olarak bile görmüyorum çok normal geliyor.

Belki alışık olmadığınız için yalnız kaldığınız ilk an aklınıza hemen başka sıkıntılar geliyor o andan kopuyorsunuzdur.
Başta biraz zorlayın, ben yeni bir alışkanlık kazanmak istediğimde böyle yaparım, önce kendimi biraz zorlarım sonra ya alışkanlık oluyor ya da bana göre değilmiş diyerek vazgeçiyorum.

Mesela ilk etapta üzerine düşünülmesi gereken programlar yapabilirsiniz, kafanızın başka yere kaymasına engel olabilir.
Tiyatro, sergi vs...
+1
mutekebbir
(28.08.26)
yalnız bir şey yaparken şunu düşünüyorum. yalnız yapmak hiç yapmamaktan katbekat daha iyidir. ufak şeylerle başla. yürüyüş, kahve içmek film izlemek mesela. sonra tatil konser vs devam edersin.
0
jelly bear
(28.08.26)
En keyif aldığım şey tek başıma aktivite yapmak. Ben de eskiden tek başıma dışarı çıkmayı sevmezdim şimdiyse yanımda kimseyi istemiyorum.

Şimdi evdeysen hemen üzerini değiştir, ayakkabılarını giy ve kendini dışarı at ve en yakın kahveciye gir. Kahveni iç ve bunaldığın ana kadar otur. Başta zorlanabilirsin ama bunu yaptığın anda çok mutlu olacaksın. Hadi yap şimdi, bir saat sonra da buraya nasıl hissettiğini yaz.

Gerçekten bazen biz kendi kendimizi sabote ediyoruz. Zor değil inan, bol bol düşün, kendinle kavga et hiç sorun değil.
+1
rock n roll
(28.08.26)
İçe dönük biri olduğumu söyleyemem ama insanların aşırı düşüncesiz, saygısız ve mantıksız davranması, haksızlık yaparken vicdanlarının çok rahat olması, karşıdaki insanı dinlemeden sürekli konuşmaları, hep bir beklenti içinde olmaları gibi gibi şeyleri artık ne mantığım ne ruhum taşıyabiliyor. Onun için zamanla kendi kendime ne kadar kaliteli ve bağımsız, özgürce huzur içinde vakit geçirebildiğimi fark ettim. Zaten genel anlamda düşünüp bir şeyleri analiz etmekten hoşlanan bi insanım. Bu da en iyi kendi başınayken oluyor. Ama bazıları kendinden ve kendi düşüncelerinden sürekli kaçtığı için onlarla başbaşa kalmaktan korkuyorlar. Belki o sebeple bazılarına yalnız kalmak daha zor geliyor.
0
truf
(28.08.26)
@kumandanim +1 mecburiyetten alıştım.

tek yapmasam hiç yapamayacaktım. demek ki senin etrafında insanlar var ki birlikte yapabileceğin beraber yapıyorsun, keyfini çıkar.
0
euteamo
(29.08.26)
(10)

Çocuk istemeyen baba?

bobinhoo
Çocuk istememesine ya da çocuk konusunda mesafeli olmasına rağmen baba olan var mı aramızda? Varsa iyi ki olmuş mu diyor yoksa pişman mı?
Çocuk istememesine ya da çocuk konusunda mesafeli olmasına rağmen baba olan var mı aramızda? Varsa iyi ki olmuş mu diyor yoksa pişman mı?
+2
bobinhoo
(28.08.26)
Ben özellikle istemiyor değildim ama düşünmüyordum, çocuksuz bir hayat daha kolay gibi geliyordu. Şu an oğlumla geçirdiğim her an için çok mutluyum ve iyi ki var diyorum.
+3
creepy
(28.08.26)
İlk çocuğu isteyerek yaptık, iyi ki de yaptık ama ne kadar zor olduğunu görüyorum ve ikinci çocuğu istemiyorum. Gerçekten yıpratıcı bir süreç
+2
kimlanbu
(28.08.26)
ben hemen istemiyordum, çok erken diye düşünüyordum ama geriye dönüp bakınca iyi ki gençken yapmışız diyorum. ikinci çocuğu da kesinlikle düşünmüyordum ama şimdi ikinci çocuğu da istiyorum ve geç kaldık diye hayıflanıyorum. her zaman belirttiğim bir şey var, çocuk işi yapılacak iş değil ama yapınca da dünyanın en güzel şeyi, kıyaslayabileceğin ikinci bir duygu yok. düşünen çok beklemesin, yaş ilerledikçe yapması da büyütmesi de zorlaşıyor.
+1
hrskrs
(28.08.26)
bende de benzer çekinceler vardı.

çocuk bakmanın zorluğunu anlattıklarında hep gözünde büyüyor fakat çocuk olduktan sonra öyle olmadığını anlıyorsun.

ayrıca şöyle bir şey de gözlemledim; bizim insanımız çocuk bakmanın zorluğunu anlatırken olan şeyi 20x abartarak anlatarak kendini kahramanlaştırmayı çok seviyor. nazar değmesin diye iyi şeyleri bile kötüleyenler var.
+3
duyuruuser
(28.08.26)
cocuk istiyorum diyen erken ben görmedim.
kadinlar ne istiyorsa onlari yapiyor erkekler.

ben kadinim ama bir arkadasimin sevgilisi yanlislikla hamile kaldi. arkadas aldirtmak istedi ama kiz tuttu. ona iyi geldi. sonra ikinci cocugu planli yaptilar.

ben bu konuyu psikologla konusmustum. cok isteyen biri cocuktan sonra pisman olabiliyor hic istemeyen biri iyi ki olmus diyebiliyormus. yasamadan bilemeyecegin bir sey galiba.
0
Purple life
(28.08.26)
Kim yoğurdum ekşi der ağa yine aynı hikayeler iyi ki yaptım, dünyadaki başka hiçbir şey bu hissi vermez, istemeden yaptım iyi ki yapmışım. Yav he diyorum kısaca.

+ pişman olsa da ne çare olan olmuş. Böyle avunurlar
-1
artıküyeolmakistiyorum
(28.08.26)
@artıküyeolmakistiyorum

hadi kendi sosyal çevrende itiraf etmezsin de burada anonim gerçek düşüncelerini söyleyebilirsin gibi geliyor bana en azından. o yüzden etrafımdaki insanlar yerine burada soruyorum.
+1
🌸bobinhoo
(28.08.26)
Kimse artık internette anonim kalamıyor ki ağa. Bunların eşi görür diye böyle yazıyorlardır aksini yazsın da görsün ne evlilik kalır ne bir şey
+3
artıküyeolmakistiyorum
(28.08.26)
abi cocuk isine iki tarafta istemiyorsa girmemek lazim.
bu kedi kopek gibi, alalim ilerde alisiriz gibi bir durum degil.
ben 2 cocuk isteyen biri olarak ilkinin maddi manevi yukunju gordukten sonra zirvede biraktim, ikinciye totom yemedi.
pisman degilim ama zor..
+1
cooperr
(29.08.26)
Ben bu cocuk olayina cok mesafeliydim. Baba olmak aklimin ucundan dahi gecen bir sey degildi. Acik konusayim, ilk zamanlar cok zorlandim. Uykusuz geceler, yorgun argin ise gitmek, bebegin altini temizlemek falan yoruldum. Ayni zamanda hem yirt disindayim, hem destek alabilecegim kimsem yok... Benim icin zordu. Ara ara ne yapacagim diye kara kara dusundugum zamanlar da cok olmustur. Hersey cocuga gore, sifir ozgurluk... kolay bir surec degil. O yuzden sureci romantiklestirmeye gerek gormuyorum.

Ozet olarak, basta istemiyordum ya da notr'dum, sonra zorlandim, sun an her sey cok daha kolaylasti, iyi ki cocuk yapmisim tarafina gectim... Su anda kendimi hic pisman hissetmiyorum. Harika, duyarli, akilli, 3 dili ana dili gibi konusabilen, yardimsever bir birey daha var evde. Hersey yolunda. Simdi seviyorum baba olmayi.
0
KafayıYedimAbi
(29.08.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.