Giriş
(6)

Kalori acigim nasil bi bakar misiniz?

Kittie
Bugun yediklerim:Bir adet karamel latte kucuk boy.Salata (iceberg, badem salata, mmaydonoz) bir dilim izgara et, 3, 4 kasik normal yogurt. Bowl yaptim bunlari. 1 adet alaska frigo.Spor oncesi bir adet muz.Bunu 2 gundur yapiyorum. Ve devam ettirmeyi dusunuyorum. Normalde frigo yemiyorum ve latteyi sa
Bugun yediklerim:
Bir adet karamel latte kucuk boy.
Salata (iceberg, badem salata, mmaydonoz) bir dilim izgara et, 3, 4 kasik normal yogurt. Bowl yaptim bunlari.
1 adet alaska frigo.
Spor oncesi bir adet muz.

Bunu 2 gundur yapiyorum. Ve devam ettirmeyi dusunuyorum. Normalde frigo yemiyorum ve latteyi sade iciyorum. Ama bugun tatli bi seyler yemek istedim.
30 dak kardiyo.

Hedefim hizlica 5, 6 kilo vermek.
Uzun suredir ayni kilodayim. Depresyondan dolayi, en azindan kilo almiyorum diyodum ama artik vermeye karar verdim alt tarafi 5 kilo. Boyle devam etsem verir miyim soyle maksimum 2 ayda?

Not: Bana az yedim gibi geldi dun. Ama bu sabah tartida hic fark yoktu :( ki bugun frigo falan da yedim herhalde yarina 1 kilo almis uyanirim...
Bir de kahvalti alternatifi var mi? Bu salata rutinine eklemelik.
-2
Kittie
(04.03.26)
hiçbir şeyin gramajı yok. o yüzden bir şey söylenemez.

kalori açığı yaratmanın tek yolu, her şeyi gram gram ölçtürmek.
karamel latte'nin içinde kaç ml süt var mesela? sütün yağ oranı ne? 100ml tam yağlu sütte 65-70 kalori var, 200ml koyduysan 150 kalori sırf sütten almışsın. "karamel" demişsin 100 gram karamelde 400 kalori var, 10 gram koydularsa 40, 20 gram koydularsa 80-100 kalori ordan aldın demektir.

ama kaç gram koyulduğunu bilmiyorsun.

1 dilim et dediğin çiğden kaç gram tartılmış mesela? etin neresi? 100 gram antrikotta 250 kalori var, 100 gram bonfilede 150 kalori var.yediğin antrikotun yağ oranı fazlaysa, o bile değişir 300-350 kalorilere çıkar. 200 gramlık bir dilimse; antrikotta 500 üstü, bonfilede 300 civarı kalori alıyorsun.

yine gramaj yok.
sırf burda kaç ml süt, kaç gr karamel, hangi et, kaç gr et farklarından 500-600 kalorilik fark yatıyor nerdeyse.


---

onu geç bazal metabolizman ne?
yaptığın yürüyüş vücut ağırlığına ve kas oranına göre farklı kalori yaktırıyor. 100 kiloysan, %20 yağ oranın varsa, 30 dakikalık kardiyoda 500 kalori üstü yakabilirsin, ki o da kardiyo şiddetine bağlı. 65 kilo ve %30 yağ oranına sahipsen ve yaptığın kardio şiddetli değilse 250 kalori bile yakmamış olabilirsin.

haliyle gramı gramına tartmıyorsan hiçbir şekilde kalori açığı yapamazsın.

kalori açığına göre diyet ypamanın 1. kuralı: her şeyi ama her şeyi evde, tartıda, çiğden tartaran koymak. yağdan tut pirincine etine kadar. içine sıktığın limona kadar.

çünkü dışarda yediğin 200 gram eti belki 50 gram yağın içinde pişirip önüne getiriyorlar. yediğin salataya belki yarım bardak zeytinyağı döküp gönderioyrlar. belki de hiçbirini koymuyorlar. bilgi yoksa, kesinlik yok. o zaman kalori açığına göre kilo veremezsin.
+3
tchuck
(04.03.26)
bazal metabolizmanı neden soruyorum?
60 kiloluk bir kadınsan, bazal metabolizman 1100 kalori civarıdır. yaptığın kardiyoyla birlikte bugün 1300 kalori anca yakmışsındır.
zaten latteden minimum 250 kalori aldın. salatandaki bademinden yağına, etine, yoğurduna kadar eklersen 700-800 kalori de ordan almış gibi gözüküyorsun. üstüne frigo, muz (150 kalori orta boy muz) eklersen zaten belli ki 1200 kalorileri çoktan görmüşsün.

haliyle kilo veremezsin.

ha bazal metabolizman 2000 kalori civarıysa. kardiyoyla da bi 300 kalori civarı verdiysen, 2300 kalori yakmışsındır tüm gün.
yediklerin de 1200-1300 kalori arasıysa, bu şekilde haftada 1 kilo vererek devam edebiirsin yoluna.
+1
tchuck
(04.03.26)
Chat gpt'ye vücut yağ oranımı hesaplayıp bana 5 kilo vermem için bir diyet programı hazırla. Makrolarımı da düzenle. Bir de arada gaz ver bana ki diyete devam edebileyim de.
Harika işler çıkarıyor.

Edit: Şu anki diyet, gördüğüm kadarıyla seni platoya sokar. 100 gram veremez yapar.
0
Mirket
(04.03.26)
Karamel latte ve Alaska Frigo ile kalori açığı oluşmaz. Şekeri bırakmadıkça kilo veremezsiniz.
0
huladancer
(04.03.26)
Ben yediğim içtiğim her şeyin kalorisini yapay zekaya soruyorum.

Aldığım ve yaktığım kalori miktarları arasında da böyle denge kuruyorum.

7000 küsur kalori yakımı tam 1 kg'a denk geliyormuş.

Yani 1 kg verebilmek için en az 7000 kalori yakmanız gerekiyor.

Her gün yaktığınız kaloriden 700 kalori kadar eksik miktarda gıda tüketseniz, 1 kg vermeniz 10 gün sürer.

Yani öyle 1-2 günde tartıya yansımaz.

Çok kolay değil ama zor da değil bence.

Bazal metabolizma hızınızı hesaplayın. Spora devam edin.
Günlük olarak aldığınız kalorinin yaktığınız kaloriden az olmasına dikkat edin.
0
anaphylacticshock
(05.03.26)
yediğiniz herşeyi gramı gramına fatsecrete yazıp kendiniz hesaplayabilirsiniz.
0
inheritance
(05.03.26)
(4)

Yatırımcı Vizesiyle ABD’ye göçmek

asuturias
İleri sürüş güvenliğiyle ilgili Türkiye’de bir firmanın sahibiyim. Henüz ticari faaliyete başlayamadım ve hiç param yok. LinkedIn’den bana destek geldi ve böyle bir yol açıldı. Beni aydınlatabilecek olan var mı??
İleri sürüş güvenliğiyle ilgili Türkiye’de bir firmanın sahibiyim. Henüz ticari faaliyete başlayamadım ve hiç param yok. LinkedIn’den bana destek geldi ve böyle bir yol açıldı. Beni aydınlatabilecek olan var mı??
-1
asuturias
(27.02.26)
Abi yazdıkların tutarsız.firma sahibisin ama ticaretin yok.yatırımcı vizesi diyorsun paran yok.böyle bir yol açılması için milyona yakın dolar gerekiyor,nasıl bir destek geldi,melek yatırımcı gel ileri sürüş okulu açalım mı dedi.eldeki doneler bahsettiğin konu için yetersiz.buradaki ışık zayıf gözüküyor.
+9
duptıs
(27.02.26)
Yatırımcı vizesinde E2 ve L1 seçeneği var. E2'de sermaye koyduğun, risk aldığın bir işin olacak. Örneğin bir market açmak, bir dükkan açıp mal satmak gibi. Yani sisteme para sokuyorsun ve risk alıyorsun.

L1'de ise Türkiye'deki şirketinin abd şubesini açıyorsun. Kendini yönetici olarak transfer ediyorsun. Şirket para kazanan, iş yapan bir şirket olmalı.

Sizin durum 2.ye daha çok uysa da henüz iş yapmadığınız için bu da size tam uyan bir seçenek değil. Anladığım kadarıyla Türk avukatlar sizi oltalamaya çalışmış. Muhtemelen yaparız falan deyip para koparmak isteyecekler. Hayal satıyorlar kısaca.
0
michael harddd
(27.02.26)
yapay zeka ile birlikte crawler, bot sistemleri de gelişti. adam scripti bi çalıştırıyor. linkedin'deki 100.000 kişiye olta atıyor. bi kaçı düşerse chatbotla muhabbet edip söğüşlüyor. herşeye atlamayın.
+3
buenosdias
(27.02.26)
%1 bile ihtimal yok. boş yere olmayan paranı da kaptırma.
detayına dahi girmiyorum, %1 ihtimal yok.
+2
tchuck
(27.02.26)
(4)

Annem - babam için apple uyumlu akıllı saat

tchuck
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.ne önerirsiniz?
kalp atışları falan filan gibi temel bilgileri takip edebilecekleri en ucuz saatlerden arıyorum. başka bir amaçları yok, sadece bunun için kullanılacak. sağlık bilgileri için.

ne önerirsiniz?
0
tchuck
(27.02.26)
www.hepsiburada.com

bu iş görür mü?
hem okisjen hem kalp atışı ölçüyormuş.

ekstra ölçmesi gereken bir şey var mıdır?
0
🌸tchuck
(27.02.26)
Şu da yapar onları. Ekstra bir şeye senin karar vermen lazım. EKG çekeni de var. Tansiyon ölçeni de.

www.carrefoursa.com

Bizim yaşlılar en çok adım sayar özelliğini seviyor. Günde şu kadar adım atacağız diye hedef koyuyorlar kendilerine. O özellik de hepsinde var.
0
Mirket
(27.02.26)
Ben bu amaçla ucuza almıştım da yanlış gösteriyor ya, kullanan doğru ölçtüğünü onaylayan birinin önerisiyle alın bence ucuz alacaksanız
0
mezzosprite
(27.02.26)
Yanlış gösteriyor sözüne karşı deneyimlerimi anlatayım. Kalbim sakat ve sporcuyum. Bu yüzden nabız ölçümü benim için çok önemli. Mi band 2 zamanından beri Mi band 5 e kadar akıllı bileklik daha sonra da Iwatch kullanıyorum. Eş zamanlı olarak göğüsten nabız ölçer de kullanıyorum.
Mi Bandı da Iwatch'ı da sürekli olarak göğüs bandının ölçümüyle karşılaştırıyorum.
Sonuç, dinlenme esnasında da harekette de ikisi de neredeyse aynı sonucu veriyor. Yanlış gösterme yok.
Ancak Bileklik de Saat de bilekteki damarlardan istifadeyle ölçüm yaptığı için (Bu tanımlama Chatgpt'ye ait) kol kasları çalıştırıldığında, bandın da saatin de ölçümü göğüs bandına kıyasla 10-15 atım fazla çıkıyor. Ama söylediğim olay Dumbbell Curl falan sonrası ortaya çıkan bir olay.
Normalde aynılar yani.
0
Mirket
(27.02.26)
(6)

Dövizin Geleceği Hakkında

messor
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşler
Önümüzdeki beş senelik dönemde dövizin özellikle de Euro'nun geleceğini nasıl görüyorsunuz ? Önümde 60 ay vade ile TL veya Euro borçlanmak gibi iki seçenek var. Dövizin baskılanması devam eder mi veya enflasyon düşerse TL döviz karşısında güç kazanır mı ? Duyurunun finanstan anlayan ahalisi görüşlerinizi okumak isterim.
0
messor
(20.02.26)
Twitter'da iris cibre'nin bu konuda teknik güzel yorumları var. Buraya birkaç cümleyle açıklanamayacak kadar farklı parametre ve hükümetin para politikasına bağlı bir durum.
+1
Bruce
(20.02.26)
2 sene daha böyle zayıf seyreder (TL güçlü kalır) ancak seçimden sonra tekrar bir zıplama riski her zaman var.
0
507
(20.02.26)
şuan türkiyede döviz krizi yaşanması için hiçbir sebep yok. kış bitti, döviz stoğu gırtlak dolu.

ancak döviz artmazsa bu sene nerdeyse tüm ihracatçılar batmış oalcak. ve türk sanayisi yerlebir olcak. geri dönüş üde yok gibi bu işin. tüm ihracat ağırlıklı iş yapanlar 2 sene sabretmye çalıştı ama 2026 yılında kimse sabretmeyecek.
-1
tchuck
(20.02.26)
5 senelik euro borçlanmazdım.
0
awlmi
(20.02.26)
En yetkili ağızdan şu sözler duyulduktan sonra hala dövizle borçlanmayı düşünmek hiç akıllıca bir davranış olmaz

diye düşünüyorum.

x.com
0
Mirket
(21.02.26)
Şu ortamda yarın meçhul, siz 5 seneden bahsediyorsunuz. ABD, yarın İran'a saldırsa, bir anda her şey tepetaklak olabilir. Başta petrolün fırlaması, göç vs...

Finansın temel kuralıdır, kazandığınız para hariç, borçlanılmaz. TL kazanıyorsan TL, euro kazanıyorsan euro, altın kazanıyorsan altın borçlanabilirsin.

.
+1
kartallar yuksek ucar
(21.02.26)
(33)

Evlilikte kadının kendisi için birikim yapması?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar,Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?Cevaplar için çok teşekkürler.
Merhaba arkadaşlar,

Bir kadının evlilik çatısı altında kendi maaşından kötü günler için kendisi için kenara para atması hakkında ne düşünüyorsunuz? Eşinden gizli ya da değil. Cinsiyet belirtip cevap verebilir misiniz?

Cevaplar için çok teşekkürler.
0
Amaranta ursula
(16.02.26)
Her kadının muhakkak yapması gereken şey bence, hatta büyükannem bana kimsenin bilmediği, kocanın çocuğunun annenin dahi bilmediği bir paran olmalı demişti. Bayanım.
+4
sessizce aglayan sanat
(16.02.26)
Hangi kötü günler?
ailenin kötü günleri mi? Ayrılırsak kendimi garantiye alayım kötü günü mü?
+5
kisa
(16.02.26)
@kisa,
Kendisi için garanti olsun diye ama ailenin kötü günü için de kullanılabilir.
-1
🌸Amaranta ursula
(16.02.26)
Kadınım. Eşimin de benim de sadece kendimize ayırdığımız kişisel birikimlerimiz var. İmkanı olan her kadının yapması gerektiğini düşünüyorum.
+2
fotrsapka
(16.02.26)
Erkekte atsın o zaman. Ailede ortada para kalmasın.
0
michael harddd
(16.02.26)
Sorun değil.
0
Bruce
(16.02.26)
Bu işin kadını, erkeği yok bana göre. Her insan maaşının bir kısmını kendi özel şeyleri için ayırmalı evli olsa da. Erkeğim.
+5
arbre
(16.02.26)
Yine çok bilinmeyenli denklem.

Saklanan paranın bedeli nedir?
Yani tekne tatili mi yoksa eve alınacak 1kg kıyma mi? Neye karşılık o para ayrılıyor?

Yazarken sildim,
eşler arası gelir ve iş yükü dağılımı adil ise herkes ortak ve genel masraflar dışında kalan şahsi para ile istediğini yapabilmeli.
iki taraf için de kimse birbirini sömürmeli.
+1
kisa
(16.02.26)
Ben, evliliğimde de birlikteliklerimde de kadın kişisinin geliri ve harcamaları ile kesinlikle ilgilenmedim. Ama bu konuda hepsinden Allah razı olsun ki, maddi güçlerini müşterek hayatımıza ellerinden geldiğince vakfettiler.
Ancak, aksini iddia ederseniz şu an en az üç tane tiktok veya insta videosu koyabilirim ki, kadınların anladığım kadarıyla çoğusunda bir 'benim param benimdir, senin paran ikimizindir.' mantığı hakim. O kafada bir kadınla zaten bir birlikteliğim olmaz. Onları değerlendirmem dışı tutuyorum ve soruya cevap olarak oyumu 'onun parası, ne isterse yapar.' şeklinde kullanıyorum.
0
Mirket
(16.02.26)
Evlilikte “gizli” yapılan her şey yanlıştır bence.
Bu gizliyi yapan insan zaten karşısındakine güvenmiyordur ve belki karşısındaki belki de evren bunu hisseder ve kötü bir şey olur ve “iyi ki güvenmemişim, bak ne oldu sonunda” diye kişi kendini çok haklı ve iyi yapmış hisseder.

Ha bazen çiftlerden biri gizlice değil de çaktırmadan para biriktirir ve günü gelince “bunu peşinat yapalım ev/araba” alalım der. O başka.
Gizlilik değil de güvensizlik kısmı belirleyici.
+1
michael_knight
(16.02.26)
iki tarafın da hem kendi adına hem çift olarak ortak birikim yapması gerektiğini düşünüyorum. kişisel birikimler ortak amaç için de kullanılabilir elbette. yani bu birikim gizli ya da habersiz olmalı demiyorum.

bu devirde birikim yapmayan ve birikim yapamayan insanla birlikte olmak çok tehlikeli.

kuş kadar maaş alıyoruz, neyine birikim yapacağız kısmı tartışılır elbette ama birikim yapabilme imkanı olduğu halde bunu farketmiyor çoğu insan. hayat pahalı, maaşım az bahanesine sarılıyorlar. kimisi için gerçekse de kimisi için bahane bu durum.
0
biseysorcaktim
(16.02.26)
Bir insan kendi kazandığı parayı canı isterse götürüp çöpe bile atabilmeli. tek kriterim, serbest hareket ettirilecek para miktarını yükseltmek için diğer eşin mali yükünü artırmamak. bu konudaki kurnazlıktan aşırı derece midem bulanıyor.
-1
loch ness
(16.02.26)
Gizlilik garip bir konu. Hem gizli olmasına hak verebiliyorum (çok garip insanlar var çünkü hayatta) hem vermiyorum. Gizli ise üzücü bulurum. Eşlerin en başta bu maddi konularda nasıl karar aldığı ve eşlerin karakterleri önemli.

Bizde mesela serseri serbest stil.
Kimse kimsenin harcamasına karışmıyor, hesap sormuyor. Kazanç olarak aramızda baya büyük bi fark da var. Ama bakış açımızı degistirmiyor.

Ben kadınım. Yarına çıkacağım ne malum deyip harcamayı ve yaşamayi tercih ediyorum kötü bir örneğim aslında ama maaşımdan kalan anlamsiz miktarları biriktirdiğim oldu. Hiç saklamadim. Ya da gizleme ihtiyacı duymadim. Mesela bilinirse ne olur ki? Niye gizli olsun. Kardeşimin ya da eşimin kimin ihtiyacı olsa veririm. Benim için de onlar öyle yapar. Hem eşe hem aileme baya guvendigim için kenarda bir şey olsun ya kaygım da yok herhalde.

Başıma gelen kötü seyin çözümü yeterki para olsun. O bulunur fikrindeyim hep. (Saçma ama benim fikrim, yaşayışım bu)

Yani erkek olsaydım ve eşimin benden gizli para biriktiriyor olsaydı guven vermiyorum herhalde diye kirilirdim.

Kısaca bu konu bana güvenle çok ilintili geldi. Yapani yadirgamam, mantıklı bulurum ama bı taraftan da üzülürum. Kendim yapmam.
0
a perfect lie
(16.02.26)
her evlilik ayniymis gibi "gizli" olmasina takilmak abes. bu ülkede teyzesinin kiziyla evlenip, karisi kanser olunca kadini "ugrasamam" diyip ana evine götürüp birakan insanlar var (true story).
kadinin birikim yapmasi, ev ekonomisini idare ettirmesi ezelden beridir olan bir sey. isgücüne katilmayan, gidecek bir kapisi olmayan, adamin eline bakan kadinin, hele isin icinde dayak, alkol, kumar, metres ya da baska bir tür hirtlik varsa birikim yapmasi ve bunu gizli tutmasi kadar normal bir sey yok. adamda bunlar olmadigi durumlarda dahi bosanmalari durumunda adam ay sonu gene maasini alir. kadin ne alacak? özellikle is gücüne katilmayan kadinin birikim yapmasi sart. istediginde kapiyi cekip cikabilmesinin yolu o.
+11
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.02.26)
arbre'nin tek eksilenmeyen hatta arti rekoru olan entrysi bu galiba :D

calismayan kadin yapabilir, garipsemem. calisan kadinin veya erkegin gizli birikim yapmasini tuhaf bulurum. zaten birikim yapiyor olmasi lazim ama bunu gizli yapiyorsa (mesela atiyorum mortgage'a girmisiz para ucu ucuna yetiyor, arabanin da tamir edilmesi lazim, parasi yokmus gibi davranmamali) veya ne kadar parasi olduguna dair kabaca bir fikrim yoksa veya sorunca gizliyorsa olmaz.
+2
antikadimag
(17.02.26)
erkeğim. eşimle ortak hesabımız da var, kendi hesaplarımız da. ikimiz de hem kişisel olarak hem ortak olarak birikim yapıyoruz. yapılır yani bir sorun görmüyorum bunda ben.
+1
elektr10
(17.02.26)
Eşimle herşeyimiz ortak eve giren çıkan para hakkında ikşmizde çok net ve şeffafız.

Birimiz derse ki ben şu kadar parayı kendime harcayacam yada kenara koyacam diğerine kimse karışmaz.

Biz bir aileyiz böyle ayrı gayrı gizli saklı işler bana göre değil. Ben yapmam bana yapılırsada bozulurum.
+1
basond
(17.02.26)
saçmalık.
+1
summerjam0306
(17.02.26)
ben maaşımın tamamını eve vereceğim, karı kenara gizlice para atacak öyle mi?
amaç ne? bu adam beni ilerde boşarsa güvencem olsun diye mi?

evlenirken karıların hepsi golluma dönüşüp zaten altın ziynetleri, bir sürü gereksiz ev aleti almıyor mu? sürekli arkadaşlar yurtdışına gidiyor biz de gidelim diye erkeği darlamıyor mu? harcaması bitmiyor ki kadının...

böyle salak ve bencilce birşey yaptığını öğrendiğim an dava açar boşarım.
-3
plastic_angel
(17.02.26)
kadının türk toplumu içinde gördüğü muameleyi bilip "yapmaması gerekir" diyen erkek bikini giysin.
+1
birdirbir
(17.02.26)
kadınım. her kadının birikmiş parası olması gerektiğine inanıyorum. bu eşe güvenip güvenmeme meselesi değil dünyanın bin türlü hali var.

bizim evde ailenin ortak birikimi de bende durduğu için ayrıca birikim yapmadım. zaten hepsi bende.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(17.02.26)
Bence birikim olmali ve gizli olmasina teoride gerek yok. Hatta bence aldatma gibi bir sey bu. Ama su kosullarda gizli olabilir. Karsidaki sifira sifir yasamayi seviyordur, ondan ekstra para istiyordur, kumar bagimlisidir vs bu durumda saklamak lazim.
Saklayanlar genelde para biriktiremeyenler oluyor olabilir baska türlü.
+3
Purple life
(17.02.26)
iki tarafta kendi kişisel zevkleri, ihtiyaçları için kenara bir miktar para ayırıyorsa sorun yok.
ama tek taraf ve gizli bir şekilde oluyorsa sıkıntı. hele ki bu ilerde ayrılırız önüme bakarım kafasıysa.
0
my fault
(17.02.26)
Meriçler ve kedici kadınlar toplanmış birbirlerini nasıl da haklı çıkartıyorlar.

Adam veya kadın; kumarbaz, alkolik veya para biriktirmeyi bilmiyor şeklinde nedenleriniz olsa dahi kabul edilebilecek bir durum değil. Boşa o halde. İt gibi çalış, her türlü harcamalarda elini taşın altına koy.. ama evin hanımı “bir süre sonra bu beni boşarsa güvencem olsun” diye senden gizlice para biriktirsin, yok öyle yağma. Kadın erkek eşit ve eşit olacak diye çingenelik yapan bunlar değil miydi yahu? Ne oldu şimdi? Herkes eşit ve harcamalar da, birikimler de aynı şekilde eşit olmalı. İyi günde kötü günde diye neden söz veriyorsun o halde iki yüzlü !!

Evlilikte veya ilişkide bir taraf diğer taraftan iyi niyetli de olsa bir şey saklıyorsa, ki burada iyi niyetli bir durum yok tamamen bencillik var… ondan bir halt olmaz.
-1
dedeminhirkasi
(17.02.26)
21. yüzyılda evlenmemek için yeterli şeyler bunlar. evlenmek 21. yüzyılda erkek için çok saçma.

herkes b planıyla yaşıyor.
evlilik denen şey karşılıklı alışverişe dayalı bir şeydi. şuan iki taraf da birbirine bişey verip, bir şey alma derdinde değil. ev arkadaşı gibi. o yüzden manasız.

ben ne düşünürdüm?
şunu düşünürdüm; dünyanın kalna %99'u gibi, bu kadın da evliliği "ev arkadaşlığı" olarak görüyor ve yarın bir gün zor günler geldiğinde basıp gidip "başka evde yaşamak" için kendine yolluk hazırlıyor.

o zor günler hiç gelmeyebilir, gelebilir.
-1
tchuck
(17.02.26)
Erkek.
yapabilir. hatta kokusunu alırsam borç isterim :)

bende eşimde çalışıyoruz. maaşımın cüzi bir kısmını kendime alıp kalan tüm parayı eşime gönderiyorum, çocuğun okul taksidi, ev, mutfak, fatura şu bu kalanına karışmıyorum. herkese tavsiye ederim.
0
galahad reloaded
(17.02.26)
Eşten gizli para biriktirmeyi neden bu kadar kötülediniz anlamadım, kimi buna ihtiyaç duyar kimi duymaz. Siz ihtiyaç duymadınız diye bunun yapılmasını ya da yapanları neden kötü ilan ediyorsunuz ki. Dünyanın milyarlarca hali var, kadın erkek fark etmeksizin herkesin yapması gereken bir şey olduğunu düşünüyorum şahsen. Nedir yani, başkasına yedirirse tepki gösterin bence, mesele gizli biriktirmek olmamalı.
-2
muhayyer divan
(17.02.26)
cinsiyetten bagimsiz olarak yapilmasi gereken bir durum olarak goruyorum. hem erkek hem de kadin maaslarindan bagimsiz olarak kendilerine para ayirmali, birikim yapmali.

ikincisi gizli olmasi durumu kotu bence. ne bicim iliskileriniz var anlamis degilim. insanin kendini dusunerek para ayirmasi ve bunu partnerine soyleyememesi, soylediginde ise partnerin buna kizmasi veya engellemeye calismasi ne igrenc bir durum.

cinsiyet: erkek
+1
Sour
(17.02.26)
Erkek. Esim de ben de calisiyoruz.Esime kendi adina yatirim yapabilmesi icin bir yatirim hesabi actirdim.Maasi gelir gelmez %90'ini oraya atiyor.Bu su acidan faydali oluyor.Butceler zaten ortak.Eger sadece benim aile icin actigim (kendi adima) yatirim hesabini kullanacak olsak esim birikim yapma hissiyatinda olmayacakti.Bu sekilde her ay canli canli biriktirilen miktari-yatirilan miktari gorerek motivasyon oluyor ona. Her sey acik oldugu surece sorun yok
0
turkuaz
(17.02.26)
@Gradient_tabanlı_mor Her kadin yapmali, fakat sende yok cunku aileninki sende zaten?
Feminist diliniz zarar verici. Birikim iyidir. Ailenin birikim yapmasi cok iyidir. Fakat kendi yapmayip her kadin yapmali demek?
+2
osssy
(17.02.26)
Soruyu, 'Evlilikte taraflardan birinin ...' diye sorsaydın, daha adil cevaplar alırdın diye düşünüyorum.

Çünkü bu sitede 'Bir ilişki sorusu sorulsa da konudan bağımsız olarak kadını haklı görsem.' diye bekleşenler var.
0
Mirket
(18.02.26)
Her kadının gizli bir zulası olduğunu düşünürüz, o kadar ki herkesin yapması gerektiğini bile düşünürüz ama şu “kendisi için” kısmı şüphe uyandırıyor.

“Ben yarın öbür gün bundan boşanırsam elimde hazır param olsun” diye düşünmek art niyetli bir yaklaşım. Gözden çıkaracağı insana masraflarını yıkıp, kendini maddi olarak tatmin olmuş noktaya getirdiğinde eyleme geçmeyi planlıyormuş gibi.

“İyi gün var kötü gün var. Kimsenin aklı kalıp da çarçur etmeyeceği şöyle bir parayı bulundurayım da ailenin başına kötü bir şey gelirse bir derde derman olur” ne kadar iyi bir düşünce ise diğeri de bir o kadar kötü, ahlaksızca.

Dışarıdan bakınca değişen bir şey yokmuş gibi görünüyor; herkesten gizli para biriktiriyor kişi. Durumu belirleyen ise niyeti oluyor bu durumda.

Tahmin edilir ki; erkeğim.
+1
lazor
(18.02.26)
kadınım. böyle bir birikim yapılıyorsa, bir ayrılık yaşanması durumunda ya karşı tarafın o gün göstereceği tavra güvenilmediğindendir, ya da o gün gelince kadının kendisi adil bir yaklaşım sergilemeyeceğindendir. konu ilkiyse, belki kabul edilebilir. ya da erkek eş o biriken paranın değerlendirilmesi noktasında zayıfsa, çarçur etme gibi alışkanlıkları varsa vs, olabilir. bunların söz konusu olmadığı bir ilişkide, gizli şekilde para ayrılması çok doğru gelmiyor.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(18.02.26)
(14)

cascade - schengen vizesi alınan ülkeden giriş yapıp başka ülkeden çıkış yapmak

elorelia
ilk schengen vizesine fransa'dan başvurdum. 6 aylık multi verdiler. fransa'dan giriş yaptım, belçika'ya geçtik, oradan da türkiye'ye döndük.ben şimdi kesin ve net olarak cascade için gerekli kurallardan birini ihlal mi etmiş oluyorum?amaç daha uzun verirler diye düşünerek tekrar fransa'dan başvuru y
ilk schengen vizesine fransa'dan başvurdum. 6 aylık multi verdiler. fransa'dan giriş yaptım, belçika'ya geçtik, oradan da türkiye'ye döndük.
ben şimdi kesin ve net olarak cascade için gerekli kurallardan birini ihlal mi etmiş oluyorum?
amaç daha uzun verirler diye düşünerek tekrar fransa'dan başvuru yapmaktı.

teşekkürler.

ekleme: evet en uzun fransa'da kaldım. 3-4 gece sanırım. 1 gece belçika.
-1
elorelia
(16.02.26)
İlk giriş yapacağınız ve en uzun kaldığınız yer Fransa ise sorun olmaması lazım. En uzun Fransa'da mı kaldınız?
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
kesin ve net diyemeyiz, problem yaşamayanlar da oluyor. genel olarak beklenen şey sunduğunuz seyahat planına uymanız. vize alırken sunduğunuz planda belçika yoksa problem yaşama ihtimaliniz var. fransa'da çok az kalıp belçika'ya geçtiyseniz ihtimal artıyor. en uzun fransa'da kaldıysanız kesin sorun olmaz diye bir durum yok.

ek olarak, fransa dışındaki ülkeler de bu hareketlerinizi görüp olumsuz yaklaşabiliyor. sanırım sonrakinde genel olarak rahat ve turistik yerlerden başvurmakta fayda var. örneğin ispanya, hem red oranı düşük, hem de cascade uygulama oranı yüksek bir ülke.
0
matlii
(16.02.26)
bi şey olmaz. en uzun nerde kaldığını onlar bilemez zaten. geçişlerde vize kontrolü yok sonuçta. giriş yapmak yeterli
0
jelly bear
(16.02.26)
giriş ülkesinden çok en uzun nerede kaldığınız önemli. bunu sağlamanız en önemlisi. türkiye’de bu çok karıştırılıyor niyeyse.

o ülkenin resmi sitesinde bile böyle yazar. ben 90% bütün avrupa seyahatlerimi lufthansa’dan ötürü Almanya girişli yaptım hayatım boyunca, o zaman tüm it, fr, es vizelerimi Almanya’da kullanmış oluyorum, öyle şey olur mu? benim şimdiye kadar reddedilmem gerekirdi ama gitgide arttı. cascade yapıp yapmamaları açıkçası biraz muğlak ama demek istediğim kalış süresi en önemli kriter.

Kafadan atmamak için buyurun / where to apply:
home-affairs.ec.europa.eu:~:text=Visiting%20more%20than%201%20Schengen,first%20country%20you%20will%20visit.
0
eileengray
(16.02.26)
cevaplar biraz ezbere yazılmış sanırım. fransa'dan giriş yapmış birinin en uzun nerede kaldığını anlamalarının bir yolu yok çünkü.

siz formda ne beyan etmişseniz ona göre hareket ederler.

çıkış yaptığınız ülkenin fransa olması zorunluluk değil, formda yazdıysanız sıkıntı da olmaz.

fransa'dan alıp direkt almanya'ya uçarsanız ama bu bir sorun olabilir, vize ihlali olarak görülür.
+1
brkylmz
(16.02.26)
nerede ne kadar kaldığınızı bilemezler diye bir şey yok. schengen içinde kullanılan bir bilgi sistemi var, uçak-tren-otel vb. bilgiler bu sisteme ekleniyor. vize için de buradan isterlerse veri çekebildikleri söyleniyor. girişte de her şeyi dijital hale getirmeye hazırlanıyorlar, dijital ayak iziniz gayet takip edilebiliyor şu anda.
0
matlii
(16.02.26)
Arkadaşlar (!) aklınızı başınıza alın lütfen, nasıl kimin nerede ne kadar kaldığına nasıl bilecekler? Siz bir ülkeden çıkarken pasaportunuzu damgalatmıyor musunuz? Oradaki gümrük güvenlik polisi ekrana bakıp iki tuşa basmıyor mu, size kameraya bakın demiyor mu? Bu insanlar sınır, para paylaşırken birbirleriyle bilgi paylaşmıyor mu zannediyorsunuz? Ne yiyip ne içiyorsunuz acaba bana da aynısından lütfen.
0
tiredofwaiting
(16.02.26)
Seyahatinde hiçbir problem yok, kurallar dahilindesin.

Kim kaç gün nerede kalmışı kimse bu kadar detaylı araştırmaz ancak suç vb durumlarda mahkeme isterse beyan ve kayıtlar kontrol edilir.

Turistik gezinizde herşey normal ve kurala uygun ilerlemiş
0
basond
(17.02.26)
bu söylenenlerin hiçbirine bakılmıyor.
0
tchuck
(17.02.26)
@tiredofwaiting AB içinde gezerken bunların hiçbirini yapmıyoruz? İstanbul'dan Yalova'ya gider gibi, üzerinde isim yazmayan biletle feribota atlayıp Estonya'dan Finlandiya'ya gidebiliyoruz mesela. Otelde değil arkadaşlarımızda kalıyorsak onun da kaydı yok -ki otelde de kalsak Türkiye'nin aksine herkesin pasaportunu tek tek işlemedikleri oluyor. Odayı kim rezerve ettiyse onun kimlik bilgilerini giriyorlar sisteme. Benim dijital geçmişimde Finlandiya'ya bulunduğumu gösteren hiçbir şey yok, keşke pasaportumda Finlandiya damgası da olsa dediğimde, "şuna bir damga vurun" diyecek yer yoktu.

Hollanda'dan akbil gibi bilet alıp Almanya'ya gidebiliyoruz, Çekya'dan otobüse atlayıp Avusturya'ya geçebiliyoruz ve ezkaza bir kimlik kontrolüne denk gelmezseniz (genellikle gelmiyorsunuz) bu seyahatlerin bir kaydı yok.
0
kobuzchu kiz
(17.02.26)
nerelerde kaç gün kaldığınızı biliyorlar diyen arkadaşlar fazla film izliyor bence :)
-1
brkylmz
(19.02.26)
Ben filmlerden değil de kendi tecrübemden yola çıkarak paylaştım. Şuanki pasaportumda son üç senede alınmış toplam 4 schengen vizesi var, sonuncusu Yunanistan. Yunanistan girişli bir seyahatim oldu ama Atina'da 4 gün kaldım, oradan Fransa'ya geçtim burada ise 3 hafta kaldım. Sonraları ise İspanya'da 1 hafta. Bulgaristan'da 3 gün. Yunanistan giriş çıkışı, Fransa girişi hepsinin damgaları pasaportumda var. Yeni Yunanistan vize başvurum reddedildi. Son başvuruyla aynı otel ve süreyle başvurmuştum. Çalıştığım yer aynı, malk mülk aynı, birikim daha fazla ama reddettiler. Benim aklıma başka bir sebep gelmiyor.
0
tiredofwaiting
(19.02.26)
eşim vize departmanında çalıştı hocam uzun yıllar, formları okumaya bile doğru düzgün vakitleri yoktu.

sizin durumunuzu bilemiyorum tabi, belki var olan planı kısa gösterip, daha sonra uzun seyahatler yapmanız negatif yorumlanmış olabilir. (vizeyi alırken 5 günlük seyahat planı verip, sonrasında 3 hafta kalmanız vs.) tamamen farazi konuştum durumunuzla ilgili. belki bambaşka bir şeydir.

ama yine verilen karar beyan ettiğiniz şeyler üzerinden verilmiştir. (seyahat planınız, geçmiş vizelerdeki kalış süreleriniz, maddi durumunuz vs.)
-1
brkylmz
(19.02.26)
E zaten 6 ay çok girişli vize vermişlerdi, sadece 5 gün kalsam çok ayıp olurdu:)
0
tiredofwaiting
(19.02.26)
(5)

kopegin kakasını doğadan toplamak

duyurukullanıcısı
yol ok, kaldırım ok, insanların gezdiği yerler ok.tatluş doğada, çimlerde gezinirken yaptığı kakaları da alıyor musunuz?insanın girmeyeceği zaten sokak kedi ve köpeğinin gezdiği yerler.
yol ok, kaldırım ok, insanların gezdiği yerler ok.

tatluş doğada, çimlerde gezinirken yaptığı kakaları da alıyor musunuz?

insanın girmeyeceği zaten sokak kedi ve köpeğinin gezdiği yerler.
0
duyurukullanıcısı
(08.02.26)
ben alıyorum, ben nasıl oralara girdiysem başka biri de köpeğini gezdirmek için ya da başka bir sebeple girebilir. kendi ayakkabıma bulaşsa memnun olmayacağım için her durumda alıyorum.
+4
pide
(08.02.26)
doğa bir ormansa alınmaybilir.

ama park bahçeyse, çim de olsa alınmalı. çünkü senin gibi 20 kişi orda köpeğini gezdirip almasa, sen 1 hafta sonra orda köpeğini gezdiremezsin, tuvalete döner orası.
+2
tchuck
(08.02.26)
Ben doğal olan şeyleri doğada bırakmak, hatta özellikle doğaya atmak taraftarıyım.

İnsanların dolaştığı yer değil de dağ bayır orman ise kakayı almayı bırak, organik atıklarımı (meyve çekirdeği, elmanın kabuğu, koçanı vs) kendi halinde çürüyüp doğaya karışmak üzere toprağa atıyorum.

Ama kavrulmuş ayçekirdeği kabuğunu değil. Onun artık doğal tarafı kalmamış.
0
kibritsuyu
(08.02.26)
Hayır. Doğal bir yerde yaşıyorum ve birinin evinin kenarı vs değilse almıyorum ki kimse almıyor. Zaten oradan inek de at keçi her hayvan geçiyor.
-1
logisticsmanager
(08.02.26)
Park düzenlemesi yapılmış, şehir içi çimlerden toplamak gerekir.
0
pro9it9is9
(08.02.26)
(3)

Bireysel emeklilikten çıkmak

tchuck
bugün çıkma talebi göndersem, aralık ve ocakta yatırdığım paraların devlet katkıları henüz yatmadı. çıktığımda onlardaki gelir de gelecek mi? yoksa onlrın yatmasını beklemediğim için o kısım hariç mi tutulacak?
bugün çıkma talebi göndersem, aralık ve ocakta yatırdığım paraların devlet katkıları henüz yatmadı. çıktığımda onlardaki gelir de gelecek mi? yoksa onlrın yatmasını beklemediğim için o kısım hariç mi tutulacak?
0
tchuck
(03.02.26)
sisteme yatmayan devlet katkılarını ödemiyorlar diye biliyorum.

biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için buraya da not düşelim; devlet katkısından sistemdeki yılınıza göre faydalanabiliyorsunuz. ilk 3 yıl içinde çıkarsanız devlet katkısı ödemesi verilmiyor, 3. yıl sonunda çıkarsanız %15, 6.yıl sonunda çıkarsanız %35, 10.yıl sonunda çıkarsanız %60'ı verilir. 56 yaş ve 10 yıl sistemde kalırsanız devlet katkısının tamamını haketmiş oluyorsunuz.
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(03.02.26)
Gecen ay cikan kanuna gore BES'i bu seneden once acanlar %30luk devlet katkisi aliyor bu seneden itibaren kaydolanlar %20 devlet katkisi aliyor.Detayla farkli olabilir ama isin ozunde gecmis tarihte acilan beslere avantaj soz konusu.Bu yuzden bence cikmayin.COk guvenmiyorsaniz altin fonuna gecip sisteme yeni para girisini kesin.Birakin oldugu gibi dursun
0
turkuaz
(03.02.26)
@turkuaz,

giriş zmaanının bi öenmi yok bildiğim kadarıyla. 2026 yılında yatırdığımız paralara %20 verilecek, öncekiler %30lar verildi zaten.

açıkçası o da çok umurumda değil. kart limitleirni kafasına göre %80 indiren bir devlet, yarın bir gün bireysel emekliliği de istediğimiz gibi kullanmamıza izin vermez. (56 yaşına geliriz, bu parayı çekemezsin sadece maaş olarak alabilirsin. maaş olarak da asgari ücretten fazlasını alamazsın vs. gibi kurallar çıkarır)

o yüzden tüm emeklilik, fon, bankacılık sistemlerinden çıkmaya karar verdim.
0
🌸tchuck
(04.02.26)
(8)

Yatirimlik Ev Alma Mantigi

bohi213
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler. Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civ
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler.

Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civari bakiyorum. 1+1 evler dahi 3.5 milyon - 4 milyon civarinda. Bunu kiraya verirsem de alacagim para ortalama 20 bin lira. Tabi bunun icinde emlak vergisi ve evde duzeltilmesi gereken potansiyel sorunlar yok. Ayrica olasi bi sikintili kiraciyla ugrasmanin mental yorgunlugunu saymiyorum bile.

Bunun yerine paramin sadece 1 milyon lirasini mevduat faizine koysam bile aylik kiralik evden gelecek paradan daha fazla kar elde ediyorum. Ustune olasi sorunlardan kaciniyorum. Ancak cevremdeki herkes yil icinde faizlerin dusecegini ve bu nedenle konut fiyatlarinin artacagi vs. tarzi argumanlarla geliyorlar. Ancak ben hicbir sekilde ev alip kiraya vermenin mantikli bir yatirim olduguna ikna olmus degilim. Gozden kacirdigim, herkesin bilip benim bilmedigim bir sey mi var?
0
bohi213
(21.12.25)
Konu dışı olacak ama;

daire yerine yatırımlık arsa bakabilirsiniz. Ama bu yatırımlık arsa olayında alıp unutacaksanız. Kısa vadede kazanç beklememek lazım.
0
kojonotsuki
(21.12.25)
Faiz parayı arttırmaz, hatta enflasyona karşı da korumaz.
1 milyon lirayı faize koysan ve 2 milyon haline gelse parayı ilk faize koyduğun gün 1 ton peynir alabiliyorsan 2 milyon haline geldiğinde 800 kilo peynir alırsın.

Ama ev değer kaybetmez. Bir tonluk peynir fiyatına aldığın ev normal şartlarda 10 yıl sonra halen bir ton peynir alacak kadar para eder ve 120 aylık kira geliri elde edersin.


Elbette bunlar normal şartlar için geçerli. Ev dediğin de 40-50 yıl sonra eski ev haline gelir ama konumuna da bağlı olarak halen değerli kalır.
+6
michael_knight
(21.12.25)
Yatırımlık evin en büyük artısı kredi idi. 1 siz koyduğunuz zaman, 9 banka koyuyor ve o 9, enflasyondan dolayı eriyip gidiyordu. 2 sene sonra aldığınız kiralar, krediden fazla olmaya başlıyordu.

Ancak şu an öyle bir ortam yok. Eğer oturacaksanız ev alınır. Bunda kar/zarar kavramı yok zaten. Ancak yatırım için ev alınmaz. Hele ki Türkiye'nin ve dünyanın şu ortamında. Altın ve türevi araçlardan devam edin. Sakın yatırım için ev almayın. Hele kiraya vermek için ev almak büyük yanlış. Altının önü, şu ortamda açık. Kağıt paralar ve TL'de kalmakta risk. Değerleri düşecek.

NOT: yatırım tavsiyesi değildir!

.
0
kartallar yuksek ucar
(21.12.25)
emlak yatırımında kira gelirinin (işlek iş yeri, dükkan, mağaza potansiyeli yoksa) çok da önemli olmadığını düşünüyorum. türkiye'de pandemi sonrası kiralarda beklenmedik bir sıçrama yaşandı ama aslında halen enflasyonun altında kalıyor . bulunduğum bölgede 8 milyonluk bir daireyi en fazla 40 bine kiraya verebiliyorlar. vadeli mevduat gelirine göre bu önemsiz bir rakam. ama uzun vadede mevduat faizi, altın veya çoğu yatırım aracına göre emlak yatırımının geride kaldığını son 40 yılda hiç görmedim. ama bazen kısa dönemli emlak fiyatları yerinde sayabiliyor. son 1 yıldır öyle mesela. yarın bir gün faizler düştüğünde mutlaka tekrar sıçrama yapacak. çoğu kişinin dediği gibi paranızın büyük kısmını elinizde tutup kredi ile ev alabilirseniz bence şu yüksek faiz ortamında bile fırsatlar var.
+1
creepy
(22.12.25)
Senin durumunda 3.5m üzerine, ödemekte zorlanmayacağım miktarın üst sınırından taksit ödemeleri olan kadar kredi çeker ev alırdım.
ytd.
0
duyuruuser
(22.12.25)
Kiracı ile ugraşmak isemiyorsan avrupa konutları gibi belli bir tutar peşin ve belli tutar taksitle ileride teslim olacak evlere bakardım.
0
liberal
(22.12.25)
dostum kiranın bir önemi yok.


5 milyona ev alıyorsun, 20 bine kiraya veriyorsun 5 yıl boyunca.
5 yıl sonra 5 milyonluk evin 20 milyon oluyor zaten.

faize atarsın 5 milyonluk evden her ay 150bin lira faiz alırsın.
5 yıl sonra o para yine 5 milyon olur.

fark bundan ibaret.
kimse kirası için ev yatırımı yapmıyor. kira bir şekilde evin genel masraflarını (kredisi vs) çıkarıyorsa veya çıkarmaya yaklaşıyorsa yeterli.
+1
tchuck
(22.12.25)
Yukarıda da yazılmış, senin durumunda peşin ev almaktansa en fazla yarısını vererek kalanı 24,36 ay vadeli ödemelerle kısa sürede teslim edilecek bir projeye yatırım yapmayı tercih ederdim.
Hem 1 yıl sonra evin olur ve aldığın kira ödemelerini rahatlatır hem de paranın en az yarısı cebinde kalır istediğin gibi değerlendirirsin.
0
va
(22.12.25)
(23)

Yılbaşı ağacı süslemek

alice in potatoland
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız? Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
Bu gelenek aileniz için yeni mi? Çocukluğunuzda yılbaşı ağacı kurar mıydınız?
Tabii çocukluğunuzun hangi yıllara geldiği de önemli, 80'ler miydi? 2010'lar mı :)
0
alice in potatoland
(18.12.25)
çocukluğum 90'ların sonu ile 2000'lerin başı arası, yılbaşı ağacımız vardı her sene süslerdik.
0
elektr10
(18.12.25)
Çocukluğumda süslerdik. 1995ten beri ailem hala süsler.

Hala da süslüyorum bu sefer kendi evimde eşim ile beraber.
0
drako
(18.12.25)
kendimi bildim bileli. annemler cocukluklarinda süslerlermis. annem ve babam 80'lerin sonunda evlenmisler, cocuklari olmadan da süslüyorlarmis. ben ilk cocugum ve 2 aylik bebeklik halimin yilbasi agacinin altinda fotograflari var.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(18.12.25)
91liyim, hiç öyle ağaç filan süslemezdik. ama kuruyemiş ve meyve alıp yerdik. hatta dayımlara da giderdik ki dayım imamdır. sonraları siyasal islamın bizim oraları da vurması sebebiyle yılbaşında o güne özel alışveriş yapmak bile haram kılındı :D

eşimin dedesi ise gerçek çam söküp süsletiyormuş evde. bunu duyduğumda çok şaşırdım aslında.
0
elorelia
(18.12.25)
80'lerde suslerdik. Hatta babam eve cam agaci getirirdi, biz de pamuklari kesip kar gibi dizerdik agacin dallarina.
0
sertac akin
(18.12.25)
90lar çocuğuyum, biz de süslerdik. Hatta camlara yapay karla bişiler çizmeme annem ancak benim temizlemem şartıyla izin verirdi, temizlerken çok zor gelir bir daha yapmıycam derdim kendi kendime. Sünnetimde hediye gelen bir ladin vardı(kim niye sünnet hediyesi ladin alır hiçbir fikrim yok), onu süslerdik hep.
Sonra çok büyüyünce dışarı diktik, bir daha eve yapay çam almadık. Lise zamanlarıma denk gelir zaten, sonra evde olmazdım genelde süs işlerini bıraktık.

Kendi evimde yaşadığımdan beri hiç süslemiyorum bir tarafı, çocukluk hevesiydi.
0
Bruce
(18.12.25)
90larda çocuktum. Yılbaşı kutlardık o güne özel etkinlikler yemekler olurdu ama hiç ağaç süslemezdik.

Şu an evimde var ağaç ama benim için bir anlam ifade etmiyor. Denk geldi diye aldık süsledik özel bir anlamı yok.
0
yenibirgüzelnick
(18.12.25)
Eksiduyuru'nun tek koylusu benim sanirim. Cocuklugum 90'lara denk geliyordu. Etrafta agac satildigini gordugumu bile hatirlamiyorum. Herhangi bir susleme yapilmazdi, geri sayim kutlama falan da yoktu. 31 Aralik gecesi TV'de ilginc seyler oldugundan ailecek oturup izliyorduk diye hatirliyorum. Yatirmadilarsa havai fisek falan var mi diye bakiyorduk sanki, ama o da oyle cok yoktu. Sehir Istanbul bu arada. Tabii bir de ertesi sabah gene TV'de cizgi filmlerin yilbasi ozel bolumleri oluyordu, onlara bakardik.

25-26 Aralik tarihlerinin dunyada herhangi bir oneme sahip oldugunu bile bilmiyordum. Cok sonralari ogrendim.
0
mbond
(18.12.25)
İkinci köylü benim sanırım 90 larda çocuktum son 2-3 senedir ağaç vs işleri var o da çocuğa hediye eğlence olsun diye
0
basond
(18.12.25)
90lar çocuğuyum. Bizimkiler ağaç süslerlerdi ama ne zaman başladılar hatırlamıyorum. Ben tek başımayım bana anlamsız geliyor. Ailem bu seneye kadar yapıyordu ama kardeşim uğraştığı için. Şimdi o evlendi kendi evinde yapar ama ailem üşenir diye düşünüyorum. Annem gel bizim eve kur diyordu en son kardeşime :)

Büdüt: Plastik ağaç.
0
peki madem
(18.12.25)
84 doğumluyum, kendimi bildim bileli tüm ailede ağaç ve süs bulunur. Aralık başı açılır, üşenmeye bağlı olarak Ocak sonra - Mayıs aralığında kaldırılır. Hatta hediyeler altına konulur-du. Şimdi ben devam ettiriyorum :)
0
charbiel
(18.12.25)
Dedelerim “sarsol” kutlarmış. (bkz: sersal) Tabii ağaç, santa, çorap, kazak, hediye paketleri vs. yok. Tamamen farklı adetler. Hatta takvim de farklı. Ocak ortası/sonu gibi. Zemheri’nin 20’sinde de yüzük oyunu oynarlarmış mesela. Toplanıp kömbe yenirmiş.

Ailemde 31 aralık ve 1 ocak standart günlerden her anlamda farksızdı hep. Ben küçükken hiç yılbaşı kutlanmadı. Bizim evde de kutlanmıyor. Çocuklarım da kutlamıyor. Kutladığımız farklı günler ve zamanlar var. Yılbaşı bunlar arasında değil. Haliyle, ağaç süslemek bizim için yeni de değil, eski de değil.

Eşimin ailesi süslermiş ağaç. 80’ler başından 90’lara dek. Şu an süslemiyorlar. Yılbaşını özel olarak kutluyorlar mı artık, bilmiyorum. Yılın o diliminde hiç bir araya gelmedik.

Edit: Dünürler ağaç süslemiyorlarmış. Şapka, çerez, tombala, dilli düdük falan varmış…
0
dilemma of subscribtionability
(18.12.25)
annem kendimi bildim bileli süsler.
34 yaşındayım.
0
rain when i die
(18.12.25)
90'larda cocuktum. gorece varlikli bir ailem var. hic suslemedik, fakat yilbasini disarida geciriyorsak gittigimiz yerlerde (restoran, eglence merkezi vs.) olurdu.
0
Sour
(18.12.25)
doğduğum günden beri kurardık. çocukken hatta kapının önüne hediye bırakıp noel baba hediye getirdi de derlerdi. not: 89 doğumluyum
0
tchuck
(18.12.25)
Vay arkadaş. Hep zenginler mi yazmış soruya. Fakirler olarak gizlendik sanırım :D çok fakirdik böyle şeyler yapamıyorduk ne yazık ki :D mandalina falan yiyorduk. Tvde eğlence programlarına bakardık
0
glamdr1ng
(18.12.25)
1982 doğumluyum, yılbaşı ağacı diye bir kavramı hep biliyordum ve bizim evde asla yapılmadı bu. Epey dindar ve muhafazakar bir ailede büyüdüm, 80'lerde 90'larda çok katı bir dindar olan anneannemin etkisiyle bu uygulamanın hıristiyan uygulaması olmasından ve onlara benzememe düşüncesinden dolayı buna asla yanaşılmadı, bizde de hiç merak olmadı.

Sanırım bizde merak oluşmamasının bir sebebi de ailecek görüştüğümüz diğer ailelerde de bu uygulamanın hiç olmamasıydı. Televizyonda görmek bizi etkilemiyordu yani.
-1
muhayyer divan
(19.12.25)
91liyim, ben de kendimi bildim bileli suslerdik, ben ailenin en kucugum, benden once de suslenirmis. genis ailede de olurdu, halamlarda amcamlarda filan, bayaa normal bi durumdu.

biz ama noel’e dikkat ederdik, o yuzden agac 26 aralikta kurulur (katolik noeli sonrasi) ve 5 ocakta kaldirilirdi (ortodoks noeli oncesi). yasadigimiz yerde bu noelleri kutlayan gruplar vardi, biz de muslumanligimiza zeval gelmesin diye bu gunleri atlama ozen gosterirdik.
0
taurina
(19.12.25)
Çocukluğum doksanlar.
Ailede ağaç süsleme geleneği yoktu, bu merak bir bende var büyük ihtimalle bayıldığım Noel temalı filmlerde görüp özenmekle başladı.
Son dört beş yıldır düzenli olarak ağaç kurup süslerim.
0
mutekebbir
(19.12.25)
duyuru sosyal sinifina gore tam ortadan cat diye ikiye ayrilmis :) ben de ben 3 yasindan beri cam agaci susluyorum demek isterdim ama boyle bir gelenegimiz yoktu. 90'larda buyudum.
+2
antikadimag
(19.12.25)
90'larda süsleriyle birlikte plastik bir ağaç alınmıştı. İlkokuldaydım. Bir süre her 31 Aralık'ta çıktı ortaya. Sonra unutuldu gitti.
0
auroraaurora
(19.12.25)
90larda yilbasi agaci icin pedere az yalvarmadik.
en sonunda getirdi, 15cm civari bir cam agaci fidesi modeli bulmus, dalgaci mahmut.
mesaji aldik, bu konu da o sekilde kapanmis oldu.
0
cooperr
(19.12.25)
hiiç süslemezdik etrafımda da ağaç süsleyen filan olmadı. Kendi evime çıkınca da süslemedim, ben estetiğini sevmiyorum da, bilmiyorum. ama çocuğum istediği için bu yıl dünyanın bütün cıngıllı süsleri ışıkları vs olan bir ağacımız var
0
ansya
(19.12.25)
(9)

Taharet mısluğu Avrupa'da neden başaramadı?

kizil karga
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileş
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileşimle taharet musluğuna geçiş yapmadı, mevcut araçlara göre neyi başaramadı da onların yerine geçemedi o dominasyonı kıramadı, Avrupalılar nasıl görüyor taharet musluğunu? Tamam kadınlar için bazı riskleri var ama tek neden bu değildir diye tahmin ediyorum, neden olabilir?
0
kizil karga
(17.12.25)
insanın sürekli g.t deliğini yıkaması bir yerden sonra anal kompexe giriyor bence. sürekli göt yıkamak sorunlu bir hareket. avrupalılarda kıçını elleyip elleyip herkesin eleni sıkmak istemiyor heralde.
-26
mikahakkinen
(17.12.25)
Islak mendil denen bir şey var.
-21
arbre
(17.12.25)
çünkü doğu adeti.
ve avrupa dünyanın en faşist coğrafyası. (zaten faşizmin başkenti ve aslında avrupa dışında faşizmin olduğu bir coğrafta bile yok)

doğudan gelen adet ne olursa olsun asla almazlar, almamakta direnirler. o yüzden asla kullanmayacaklar. mesela taharet musluğu amerikada çılgınlar gibi yayılıyor, çünkü faşist değiller.

bidet vs. avrupanın %90'ında mevcut değil. ingilterede hiç yok, almanyada hiç yok. ama ona rağmen asla taharet musluğu kullanmazlar. çünkü bu doğu adetini asla benimsemek istemezler.

dünyanın en mantıklı icatlarından biri olmasına rağmen.
+4
tchuck
(17.12.25)
Tersten bakarsak daha net anlaşılır. Bizdeki klozete sabitlenmiş klasik taharet musluğu aslında oldukça ilkel bir yöntem. Doğu Asya da bunun spiral hortumlu, duş başlıklı modeli kullanılıyor. Biz bu doğu adetini asla benimsemek istemedik. Açık ara çok daha kullanışlı olmasına rağmen. Biz de doğuyu yok saydığımız için kendi ilkel musluk tipimize sadık kaldık.
-1
mikro patlama
(17.12.25)
Avrupanın ve insanının aslında ne bok olduğunu bu konudaki tercihlerinden anlayabilirsin. Islak mendili savunan da bideti çok avrupai ve modern bulan aşağı yukarı aynı kafa. Avrupaya ait olmadığı için kullanmamak için salak salak argümanlar üretiyorlar. Özellikle bidet tam bir saçmalık. Esas amacı fahişeler için ön cephe temizliği için üretilmiş bidete çok afedersin klozetten kalkıp götlerinde bokla domala domala bidete geçip temizlenmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en steril yöntem taharet musluğu.
0
onepointzero
(18.12.25)
Toplumlarin kulturel yapilariyla alakali. Tahareti hadi biz doguluyuz diye almadilar ama her italyan evinde olan bidet’yi de almadilar. İskandinavya’da yasamis bir arkadasim tuvaletlerini dusa girmeden onceye ayarliyorlar demisti ama dogru mudur bilemem. Bence en kullanislisi su an amerika’da yayginlasan el dusu, tekrar banyo yaptiracak olsam ciddi ciddi arastiririm.
0
lallala
(18.12.25)
Avrupa'da eve usta cagirmak falan cok buyuk lukstur. Bina yaslari da cok yuksektir. Yenilik falan akillarindan dahi gecirmezler zengin degillerse.
0
freedonia
(18.12.25)
insanin hijyenle iliskisi kulturel. ayni yemek gibi. adam public tuvalete giriyor, boklu kaldirimlarda yuruyor (abd'de yaygin) ve sonra ayakkabilarini cikarmadan laps diye eve giriyor. sictiktan sonra kicini yikamiyor ve bu onu rahatsiz etmiyor.

batida oturmamis bu. cok da basit bir mevzu. hic bilemedin bir kokteyl parasina amazon'dan $20'a bidet alip takarsin ama yapmiyor.
0
antikadimag
(18.12.25)
Yıllar önce tv'de vitra gibi bir şirketin ceo'su konuşuyordu bu soru sorulduğunda, Avrupa yönetmelikleri nedeniyle taharet musluğu olan klozetleri ihraç edemiyoruz demişti. kanalizasyon sistemi ile içme suyu şebekesinin aynı yerde olmasına izin verilmiyormuş, bir kaçak veya tıkanma durumunda şehir suyuna kanalizasyon karışma ihtimali olduğu için demişti.
0
creepy
(21.12.25)
(10)

Yürüme bandıyla kilo vermek

yenibirgüzelnick
Çok heveslenip yürüme bandı aldım. Bugün 1 saat yürüdüm. 70 kiloyum amaç 60a düşmek. Doğum kilosu vermeye çalışıyorum. Çok hevesliydim ama ekşisözlük yorumlarına bakınca kilo verilmiyor filan demişler veya 2 senede 7 kilo verdim diyen olmuş. Ben 6 ay içinde 10 kilo veririm diyordum ya :( Hiç çevreni
Çok heveslenip yürüme bandı aldım. Bugün 1 saat yürüdüm. 70 kiloyum amaç 60a düşmek. Doğum kilosu vermeye çalışıyorum.

Çok hevesliydim ama ekşisözlük yorumlarına bakınca kilo verilmiyor filan demişler veya 2 senede 7 kilo verdim diyen olmuş. Ben 6 ay içinde 10 kilo veririm diyordum ya :(

Hiç çevrenizde var mı böyle kilo veren? Motivasyon olun bana lütfen.
0
yenibirgüzelnick
(17.12.25)
Eğimli yürürseniz etkili olacaktır. Ben yaptım oldu
+1
cay koy geliyorum
(17.12.25)
Mutfakta kilo verir, sporla sıkılaşırsınız.
Kalori sayın.

Bir kilo verebilmek için 7700 kalori yakmanız gerekir. Bir saat yürürseniz 200-300 kalori yakarsınız. Yani 30 saat yürürseniz 1 (bir) kilo verirsiniz.
+1
Mirket
(17.12.25)
diet yapmadan kilo vermek ya sizi çok yorar ya da imkansızdır. evet yürüme bandınız hayırlı olsun. size çok faydalı da olacaktır. yalnız bu yürüme bandına küçük bir diyet eklemeniz lazım. diyet yapmak ölümüne aç kalmak da değil. bir sürü diyet var.

if yapın akşam saatlerinde bişey yemeyin. üç gün zorlanacaksınız ondan sonra alışacaksınız.

yağ ve karbonhidratı aşırı derece kısarsanız vücudunuz savunmaya geçer ve kilo vermekte zorlanırsınız bunu zamanla farkedeceksiniz. bebeğinizi Allah analı babalı büyütsün. nazar değmesin efenim.
+3
Fodera
(17.12.25)
Şimdi l carnitin diye bi enzim var, yağ yakan. Dışardan ekstra takviyesini de alabilirsin, vücudunda da var aynı zamanda. Ama bu enzim belli bi kalp atışı üstünde yağ yakıyor. Yani yürüyerek değil de bi tık koşarak verebilirsin kilo
-9
izmitcan
(17.12.25)
- eğimli yürü +1
- keşke kondisyon bisikleti alsaydınız ama. yürüme bandı dizlere çok iyi değil.
- 2 öğün beslenin. kahvaltıyı geç yapın 11-12 gibi. sonra 17-18 gibi akşam yemeği ile bitirin günü.
-300 400 kaloriden fazla kalori açığı vermeyin bu çok önemli.
0
archmeister8
(17.12.25)
Yüzde 10 eğim, 4 km/saat hız, 30 dakika her gün yürü. Eğimsizde kilo vermen zor.
-1
arbre
(17.12.25)
verirsin. nabzı 140 civarında tutabildiğin her aktivitede kilo verirsin.
ama söylendiği gibi, 70kg'lik %35-36 civarı yağlılığa sahip bedende, 6km hızla 1 saat yürürsen 250 kalor civarı anca yakarsın. bu da 30 saatlik yürüyüşte 1 kilo yapar. diyetten de 400-500 kalori açık verirsen 2 kilo da o yapar. ayda 3 kilo verrisin.
+1
tchuck
(17.12.25)
Ben de diyorum gym'de herkes niye dağ keçisi gibi yokuş tırmanıyor. cevapları görünce dank etti, meğerse son model işe yaramaz gym efsanesi buymuş.

Doğum sonrası kilonun farklı bir dinamiği vardır bu arada, ona bir şerh düşmek lazım ama temel mantık kalori açığı +1
Bu da diyetini ona göre ayarlamakla ilgili ama sütünü vs de düşünmen lazım muhtemelen. O yüzden bir diyetisyen lazım gibi.

Bu demek değil ki yürümek işe yaramaz, yürü ama sadece yürüyerek pek bişi olmaz.
+3
Bruce
(17.12.25)
Ya başkalarının laflarına bakma lütfen. İstediğin her şeyi yapmaya kudretin var, ister çamaşır askısı yaparsın ister çamaşırları üstünden alır çıkar yürürsün. Üstelik yürüyüşle kilo verilmez ama kalbe ve metabolizma hızına muhteşem destek olunur. Yürüyüş harika bir spordur, çok çok iyi etmişsin, en iyisini yapmışsın 🤌🏻🤌🏻🤌🏻🤌🏻🤌🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻🌷🐞🎀
+1
muhayyer divan
(18.12.25)
ay bayılıyorum ezberden konuşanlara ya. doğum sonrası diye belirtilmesine rağmen üstelik... yani belki bebek sabah 6da ayağa dikiyor, öğlen 12ye kadar ne yapacak bu kadın aç aç mı takılacak evde? ya da eşi işten 19.00da geliyorsa o zaman hiç beraber akşam yemeği yiyemeyecekler ya da belki eşi gelene kadar bebekle ilgilenmekten yemek bile yapamıyor olabilir. hepsi yaşandı çünkü...

neyse.

yürüyüş bandı ne kadar işe yarar bilmiyorum. ama bildiğim kadarı ile yapılan yürüyüşün kalori yaktırabilmesi için nabzının yükselmesi lazım. yani aheste aheste yapılan bi yürüyüş işe yaramaz. bant üzerinde koşmanın da dizler için iyi olmadığını duymuştum ben de. chat gpt ile filan bi muhabbet edilip maksimum fayda nasıl alınır bi öğrenmek lazım.

doğum kilolarını vermiş ama doğum öncesi kilosunun biraz üstünde kalmış bi kadın olarak bende işe yarayan formül aç kalmadan kalori açığı yaratmak şeklinde oldu. diyetisyenle de çalıştım. büyük faydasını gördüm. ama sürdürülebilir bir beslenme düzeni yaratamıyorsanız diyet de işe yaramaz. verirsiniz, geri alırsınız. evet bu da yaşandı...

yediklerinizle kalori açığı yaratmaya çalışın derim.
-1
elorelia
(18.12.25)
(7)

İzmir - Eve Su Deposu Koydurmak

tchuck
evin çatısına veya bahçeye su deposu koyduracağım.bir yerden teklif aldım,2 tonluk su deposu + onun işte şeyini sağlayacak elektrikli pompa, montaj vs. her şey dahil 48bin lira teklif attı.bana bu fiyat çok fazal geldi. şuan internette bakıyorum 2 ton depolar 8bin lira falan.yine hidroforlara bakıyo
evin çatısına veya bahçeye su deposu koyduracağım.

bir yerden teklif aldım,
2 tonluk su deposu + onun işte şeyini sağlayacak elektrikli pompa, montaj vs. her şey dahil 48bin lira teklif attı.

bana bu fiyat çok fazal geldi. şuan internette bakıyorum 2 ton depolar 8bin lira falan.
yine hidroforlara bakıyorum suyun pompalanması vs. mevzuları için 8-10bin liradan pahalı bir şey bulamıyorum. (ki bana o boyutta bir şey mi lazım onu bile bilmiyorum)

----

soracağım soru şu: bu fiyat pahalı mı?
izmirde sormamı önereceğiniz nereler var?
nelere dikkat etmeliyim?
0
tchuck
(13.12.25)
1. internetten alacağınız fiyatlarda nakliye olmayacağı gibi, size en yakın tesisatçının vereceği fiyatlardan çok farklı olabilir.
2. güncel fiyatını bilmiyorum, ama aynısını evimizde garaja 3ton depo + hidrofor yaptırdığım şöyle yol gösterebilirim: firmadan anahtar teslim fiyat almayın. gidin depoyu satın alın, hidroforu da satın alın, sonra mahallenizdeki bir tesisatçıdan bunun tesisatını yapmak için fiyat alın. isterseniz pprc boru, vana ve ek elemanlarının metrajını da çıakrtsın onu da depo ile alır eve indirtirsiniz. tesisatçı gelir bağlantılarını yapar. siz de eliniz tutuyordur, hidroforun olduğu yere bir sıva üstü hat getirip duvara yine sıva üstü bir priz koyarsınız. sonra zaten hidrofor firmasını arıyorsunuz, teknik servis gönderiyorlar ve onlar hidroforu çalıştırıp garantisini başlatıyorlar. ha elektrik için ayrı sigorta falan da koydurabilirsiniz, ama çok gerekli değil zaten kendi üzerinde panosu oluyor, sizin sadece 220 getirmeniz yeterli.
3. bu durumda tek sıkıntı, sizin çağıracağınız tesisatçı tek başına 2 tonluk depoyu çatınıza çıkaramaz. 1 tonluk depo çıkar, ama 2 zor. o yüzden çıkartmak için ya adam çağır parasını verelim diyeceksiniz, ya da bahçeye koyduracaksınız. ki ben olsam zaten hidrofor olacağı için çatıya koydurmam.
0
malheiros
(13.12.25)
hocam arkadaşım 3 ay önce evinin tuvaletine 500 litrelik su deposu ve pompasını koydurdu ayrıca su tesisatına bağlattı.


yani su önce depoya dolacak. oradan eve dağılacak. şamandıra sistemiyle otomatik olarak dolacak. 7000 lira demiş usta. çok mok demişler ama yaptırmışlar. pompası 2500 liraymış vb. anahtar teslim 7000 lira depo ,pompa ve bağlantı hepsi dahil.


bence çok fantastik bi rakkam 2 tonluk depo ve pompa için o para.
chat gptyi aç. oraya ben evimin çatısına 2 tonluk su deposu koydurmak ve evin tesisatına bağlatmak istiyorum. şamandıra sistemiyle otomatik olarak depo dolsun ve o depodan eve su gelsin. bunun için nasıl bir pompa/hidrofor kullanmalıyım. özellikleri ne olmalı diye sor. o sana marka model önerecek. depo için de sağa sola sor.


malzemeleri doğru seç, kendin al. çatıya koydurmak için en fazla bir vinç kiralamak durumunda kalırsın. vinç ağırlık yüzünden değil. depolar ağır değil ama hacmi dolayısıyla merdivenlerden çıkar mı? çatıya çıkmak için ufak bi bölme vardır belki ordan geçmez falan diyerek diyorum. etrafta kesinlikle su deposu satanlar vardır. muhtemelen senden 1000 lira nakliye isteyeceklerdir mesafe çok uzak değilse.

geri kalan tesisat malzemesi için boru vana elektrik tesisatı için şalter. şalter kutusu, kablo. bunlar da para tutmayan şeyler.

bir de şamandıranın üstüne bi seviye alarmı alın takın. olur da şamandıra bozulursa tank taşıp su aşağı inip evinize zarar vermesin. o da üç kuruş bişeydir. su şamandıra seviyesini geçerse ötecek işte.

hidrofor mu pompa mı kararsız kaldığım için o kısmı sildim.

bir de 2 ton yük ciddi bi miktar bu yüzden ince uzun depolardan değil de yayvan eni boyu genişliği birbirine yakın ölçüde olanlardan bakmanı öneririm. deponun zeminine palet benzeri bişey koyarsanız daha iyi olur.
0
Fodera
(13.12.25)
Ev kaçıncı katta? O yüzden yüksek fiyat çıkmış olabilir çünkü güçlü, iyi bir hidrofor 30 bin lira civarında olabiliyor. Hangi marka model hidrofor kullanacaklarına da bakın. Bu arada su deposu güneş görmese daha iyi yoksa yosunlanma olabilir. Çekvalf falan da koymaları lazım tesisata.
0
orient blue
(13.12.25)
ev müstakil bu arada. söylemeyi unutmuşum.
0
🌸tchuck
(13.12.25)
(2 katlı ev zaten, ve açıkçası vinç kullanımına çok uygun değil, ben vinç ile indirilebileceğinden şüpheliyim çünkü evin etrafı tamamen bahçe ile sarılı ve bahçeye araç girme gibi bir opsiyon yok. daha önce büyük bir klima ünitesini çıkarmışlardı mesela iple çekerek. ben 2 tonluk su deposunun bile o klima ünitesinden ağır olacağını düşünmüyorum)

o yüzden eğer çatıya çıkarmaları sorun olacaksa bahçeye de koydurabilirim yani, o da sorun değil.
0
🌸tchuck
(13.12.25)
hocam al bi metre alacağın deponun ölçüleri internetten aşağı yukarı bellidir. merdivenlerden geçer mi kapılardan geçer mi geçmez mi ölç ortaya çıkar ona göre plan proje yaparsın.


depoyu kendin çıkarmaya çalış. satan adamlar getirip evin önüne indirip gideceklerdir büyük ihtimalle. zaten tek şöför gelir nakliye için onun da parasını sen veriyorsun normal şartlarda. hani fayans. parke marke aldım. hep böyle oldu.

taşımak için adam istersen en az iki kişi gelmesi lazım. o da para yani.

benim sana söylediğim net olarak şu. malzemeyi al çatıya koy. pompayı al çatıya koy. geriye tesisatçının bağlantı yapması kalsın ve eğer elektrik hattı çekmiyorsa da elektrikçi gelsin elektiriğini bağlasın gitsin.

hepsini bi firmaya yaptırayım dersen 50 binliralık oluyorsun. benim dediğim gibi yaparsan 2 3 lira elektrikçi alsa(kablo , sigorta, sigorta kutusu vb) 3 4 lira hadi bilemedin 5 lira da tesisatçı alsa(boru dirsek vana bağlantı vb) yarı yarıya ekonomik olarak çözmüş oluyorsun.

ben su saatinden sonra eve tesisat yaptırdım. mesela su saatinden sonra bir tane daha küresel vana koydurdum vanayı kendim aldım. adamın takacağı 300 liralık vana benim ki 2 binliralık. niye? gittim en kalitelisini paslanmaz olanını aldım. 50 sene geçsin bir yerinde bir sorun yaşamazsın.


bu da bir yöntem. böyle de yapabilirsin. tesisatçıya sorarsın sana ne malzeme lazım malzemeleri ben alacağım diye. adam yazar verir, gider en kalitelisini alırsın çünkü usta milleti 100 liralık malzemenin fiyatını sana 500 lira diyor bir de oradan geçiriyor. 100 liralık malzemeye 500 lira verip, en adisini taktırmış oluyorsun yani.

bu arada benim tesisatçı elektrikçi 3 alır 5 alır demem tamamen farazi. nereden nereye hat çekilcek nasıl olcak onları bilmediğim için herşey havada kalıyor ama sistem olarak benim önerdiğim sistem mantıklı.

ufak bir bilgi vereyim. hepsiburadanın hepsijetxxl kargo firması var. geçen bulaşık makinası aldım. asansöre sığmıyor. ulan dedim tek başıma bunu nasıl çıkarcam. adamlar 19. kata bile çıkartıyormuş. hepsiburada uygun fiyatlı depo görürsen kargo da hepsijetxxl ise kapılardan falan geçiyorsa adamlar çıkartıyor.
0
Fodera
(13.12.25)
Fodera +1

Pompa için pompamerkezi.com dan santrifüjlu pompa alarak çözdüm su deposu sorununu. Telefonda yardımcı oluyorlar.

Bu arada pompa+ basınç kontrol parçası şeklinde almalısın.

Pompa basit şekilde çalışır. Ya çalışır ya da çalışmaz. Ona çalışmasını gerektiğini söylemesi gereken birisi olmalı. Bu şebeke basıncını kontrol eden bir parça var onun da olması gerekiyor.

Şebeke hattı var mı ? Depoyu yukarı koyarsan deponun dolması için belli bir basınç gerekecek ki Su depoya ulasabilsin.

Bahçeye koyarsan şebeke basınç az olduğu zamanlarda bile depo dolar susuz kalmazsın.

Eğer yer sorunu yoksa bahçe daha mantıklı. Elektrik ve su hatlarına yakın bir yer bulup malzemeleri kendin temin etmen en mantıklı çözüm.

Aileniz kaç kişi neden 2 ton ? 4 kişilik bir aileye 1 ton yeterli olur. Günlerce su kesintisi yaşıyorsan büyük hacimler olabilir.
0
kaiserr76
(14.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
0
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
-1
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
-1
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-2
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
-1
gabe h coud
(01.12.25)
(5)

Tükenmiş, yorgun, stresten bunalmış olsa da bir anne çocuğuna bağırıp, dayak tehdidi, sarsma gibi hareketler yapabilir mi? Normal mi karşılanmalı?

psmstc
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum. Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı
Ben ne olursa olsun 2-3 yaşında bir çocuğa bu davranışların olmaması gerektiğine inanıyorum.

Yeğenim içeceği içeceğinin içine makarna tanesi attı diye ablam kızdı bağırdı, yemek sandalyesinde oturmuyor iniyor hep diye sarstı çocuğu çocuk ta ağladı gitti odasına. Ben de gittim yanına “Anne bana kızdı diyor.” yazık.

Ablama diyorum böyle yapmamalısın, Stresten bunaldım tükendim çünkü artık diyor.

Babannem Tek başına eşi vefat ettiği için 6 çocuk büyüttü mesela. Bana şimdiki ebeveynler çok tahammülsüz geliyor tek çocuk olmasına rağmen.

Ablam hafta içi yarım gün de çalışıyor bu arada.

Siz ne dersiniz?
0
psmstc
(30.11.25)
Öncelikle annelik çok zor bir şey kabul ediyorum ama nolursa olsun çocuğun öz güveni dikkate alınmalı. Benim abimde öfke problemi var o da yeğenlerime bazen en ufak şeylerde bagirirdi. Yemek yerken kaşığı düşürdü ayranı döktü gibi sebeplerden. Çocuğun öz güveni çok etkileniyo. Bazen sakinken gel kitap okuyalım derdi yegenime yeğenim sen kızarsın deyip çekiniyordu veya babasıyla kitap okuyunca çok belli oluyordu yanlış yaparsam kızar endisesiyle okuduğu. O yüzden bazen diyorum ki iyi ki yengemle bosanmislar ve çocuklar annesinde diyorum yalan yok. Ebeveynler için belki basit şekilde düşünülen öfke patlamaları çocuklarda yetişkinlikte de kalıcı tavmalara sebep oluyor bence.
0
egerbiryolcu
(30.11.25)
Araba sürmek için ehliyet gerekiyor, çocuk yetiştirmek için gerekmiyor. Yanlış bu noktada başlıyor.

Ek: O tükenmişlik hissiyle kocasına bağırabiliyor mu, ya da kocası ona?

Kocası ona bağırır hatta örselerse 'Ah canıııım, tükenmişlik hissi yaşıyor, dur ben şuna yardıma gideyim diye kayınpeder mi geliyor?

Hakkaten bazı cevaplar fazla toy.
0
Mirket
(30.11.25)
evet yapabilir. çok normaldir.

bu yeni neslin her şeye "aaa uuu" yaklaşmasından sıkıldım artık.
-2
tchuck
(30.11.25)
Belli ki anne çok tükenmiş. Bir anne olarak o kadar normal karşıladım ki. Tabi ki doğru bir davranış değil ama benim de zaman zaman tükenip kafamı duvara vurduğum olmuştur. Annelik çok zor. Eskilerle karşılaştırmamak gerek.
+1
suicides underground
(01.12.25)
Hayatta her şey oluyor. Bir insan tükendi diye sizin de olaya şahit olan biri olarak "ha tükendiği için yapıyor ya, sorun yok devam" demeniz gerekmiyor. Ancak engizisyona tabi tutmak da bir o kadar anlamsız bence.

İnsanlar yanlış şeyler yapabilirler. Bir anne çocuğuna haksız sebeple kızabilir, bu dünyada yaşanmamış şok edici bir olay değil. Ancak doğru da değil.
+2
akhenaten
(01.12.25)
(13)

Sobalı dönemlerde haftada 1 banyo yaparken kokmuyor muyduk?

Piukh
Aranızda her gün duş alan çocuk monşerler vardır tabii ama ben küçükken özellikle kış aylarında pazar günü yıkanma günü olurdu. İlkokula gittiğim dönemlerdi, koşturup dururduk da ama hiç hatırlamıyorum sınıfta koktuğumuzu vesaire. Acaba ara ara yıkıyor muydu anamız bizi nasıl oluyordu? Tam hatırlaya
Aranızda her gün duş alan çocuk monşerler vardır tabii ama ben küçükken özellikle kış aylarında pazar günü yıkanma günü olurdu. İlkokula gittiğim dönemlerdi, koşturup dururduk da ama hiç hatırlamıyorum sınıfta koktuğumuzu vesaire. Acaba ara ara yıkıyor muydu anamız bizi nasıl oluyordu? Tam hatırlayamıyorum.
+2
Piukh
(27.11.25)
Beynin sürekli maruz kaldığı etkiye karşı hassasiyeti ortadan kaldırma gibi bir özelliği vardır.
Gemi makine dairesinde uzun süre çalışanlar artık o sesi duymaz.
Ahırda çalışanlar artık gübre kokusunu almaz gibi.

Yani kokuyorduk ama farketmiyorduk.
0
Mirket
(27.11.25)
Sobayla ilgisi yok bence ya. Ben kaloriferli evde büyüdüm. Pazardan pazara banyo yapıyordum. O zamanlar öyleydi.
Evet, kokuyorduk. Belki tek tek kimse kokmuyor, ama okuldaki tüm öğrenciler biraraya gelince tipik bir koku oluşuyor. Üniversiteyken bir gönüllülük projesi için bir ilkokula gidiyorduk. O koku o kadar tanıdık geldi ki. :) Öğrenciler kokmuyordu, ama binaya girer girmez burnumun direği sızlıyordu.
+1
auroraaurora
(27.11.25)
nerde dinledim hatırlamıyorum ama bir konuşmada bu geçti sebebini yiyeceklerin organik falan olmasına bağladılar, şimdi yediklerimizin kokuyu yaptığından tohumlarında genlerinin değiştirilmesinden bahsettiler..
0
eja
(27.11.25)
bence kokmuyorduk. hatta hala aynısını yapsak yine kokmayız.

duş alma rutinini sıklaştırdıkça vücut da kirlenme rutinini sıklaştırıyor. sürekli haftada 1 duş alan kişi 1 haftada anca kokacak kadar kirleniyor. her gün duş almaya başlayınca ertesi gün duş almazsan kokuyorsun.

biz kendimiz süreyi kısaltıp kokuşma rutinini kendimiz bozuyoruz bence.

yine haftada 1 duş almaya başla, ilk zamanlar ertesi gün kokacaksın. aradan zaman geçtikçe kirlenme rutinin uzamaya başlayacak.
+1
kibritsuyu
(27.11.25)
ben 1 hafta yıkanmıyorum, kendi kokumu almıyorum, leş gibi kokuyorsun diye tepkiler alıyorum. çocuk olsaydım umursanmayabilirdi.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.11.25)
Ben de bu süreçten geçtim ama hiç koktuğumu hatırlamıyorum. Yine de her gün okuldan gelince eli-ayağı-yüzü falan soğuk suyla küvete girip yıkardım onu hatırlıyorum bi. Ama öyle koşturup terleyen bi çocuk da değildim belki onun da etkisi vardır.
0
truf
(27.11.25)
bu sorunun cevabi hem evet hem hayir.
günümüz standartlarinda kokuyorlardi ancak insanlarin "kötü koku" algisi tarih boyunca degismis.
bugün 1970 senesine isinlanirsan, "uff bu ne koku" dersin ama 1970 senesindeki kokudan hic rahatsiz olmayan adami 1570'e isinlarsan o da "uff bu ne kötü koku" der.
yenilen icilenden, yani diyetten daha farkli ve büyük problemler vardi.

mesela insanlar sik yikanmazdi ama camasirlar da sik yikanmazdi. günümüzdeki kokulu sampuan, sabun, deterjan o dönemde yoktu; kül, yag ya da at kestanesi bazli dogal sabunlar kullanilirdi ve emin olun bu sabunlar kötü kokuyordu. mesela kumasi, özellikle yünü yumusatmak icin fulling (dinkleme) adi verilen bir yöntem vardi, köylerde kadinlar yapardi (özellikle iskocya gibi ülkelerde günümüzde bile devam eden bir gelenek), bunun icin idrar kullaniliyordu ve kadinlar evlerine idrar kokarak gidiyordu ama kimse yadirgamiyordu.
insanlar icin vücut kokusu, hayvan kokusu ve hatta tarihte geriye gittikce diski kokusu gayet alisilmis oluyordu. herhangi bir sokakta binlerce, aylardir yikanmamis, üstbas degistirmemis insan, derisi yüzülüp satilmaya hazirlanan hayvan, balik tezgahlari, baharat tezgahlari, havada asili kalan kömür kokusu, cogu zaman bunlara eslik eden idrar ve diski kokusu... seni bayiltabilir bu kokular ama o zamanlar insanlar icin normaldi. onlarin da rahatsiz oldugu anlar oluyordu ama insan vücudu kokusu genelde bu listede yer almiyor, alacaksa bile en sonunda yer aliyordu.
koku olarak zamanin insaninin en büyük problemi lagimdi.
parfümler, dogal cicek özlerine batirilmis eldivenler ve sapkalar, parfümlü mendiller, elbiselerin ic kisminda tasinan lavanta keseleri, kat kat giyilen ve karsi tarafin kabarikligiyla yakinina gelmesini engelleyen elbiseler sadece moda anlayisi degil ayni zamanda koku problemine bulunmus cözümlerdi.
bizim modern burun hassasiyetimiz evlerde akan suyun ulasilabilir olmasiyla birlikte degismeye basladi. akan suyun kolay isitilabilir olmasiyla hizlandi.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.11.25)
o zamanlar bu kadar prenses değildik.
0
orpheus
(27.11.25)
sobalı evde tam da bahsedildiği şekilde haftada bir banyo yapardım çocukluğumda, bence kokmuyordum çünkü henüz ergenlik dönemi değildi (benim için) ve hormonlar henüz değişime uğramamıştı, bu da vücut kokularını olumsuz etkilemiyordu. dikkat ederseniz küçük çocuklar çok terledikten sonra bile bir yetişkin gibi kokmazlar, hormonlarla ilgili bir durum. kış mevsimini geçtim yazları da her gün banyo/duş almıyorduk. nasıl rahat ediyorduk bilemedim.
+1
exlibris
(27.11.25)
Şimdiki koku eşiğine göre evet kokuyorduk. Ama hepimiz kokuyorduk. O yüzden de normal geliyordu. Altına işeyenler bazen sidik kokardı. Ama genelde onlar işedikleri günün sabahında anneleri yıkardı.
0
ground
(27.11.25)
bence bu kadar kokmuyorduk, giysilerle de alakasi olabilir.
o zamanlar giyim esyalari genelde pamuklu olurdu.
simdi olay full sentetige kaydi, sentetik de feci koku yapiyor.
0
cooperr
(27.11.25)
Exlibris +1
Ergenlik öncesi o kadar değil. Ergenlik sonrası tam teşekküllü kokmaya başlıyor insan.
0
yadigar
(28.11.25)
kokmuyorduk. hala her gün duş almak hastalıklı bir düşünce. 3-4 günde bir idealdir.
-1
tchuck
(28.11.25)
(11)

Midye yiyip zehirlendiniz mi hiç?

makbur
Sözlükte baya tartışılıyor ve büyük bir hayretle izliyorum. Lise üniversite döneminde tam böyle çok afedersiniz hayvan gibi içip sictigimiz zamanlarda midye aşırı tüketirdik. Hatta bira içince direkt canım midye dolma çekmeye başlardi (pislik pisligi çeker minvalinde :)) fakat normal zamanda kesinli
Sözlükte baya tartışılıyor ve büyük bir hayretle izliyorum.

Lise üniversite döneminde tam böyle çok afedersiniz hayvan gibi içip sictigimiz zamanlarda midye aşırı tüketirdik. Hatta bira içince direkt canım midye dolma çekmeye başlardi (pislik pisligi çeker minvalinde :)) fakat normal zamanda kesinlikle canım istemezdi.

Yeme de şu şekilde olurdu, bir mekanda alkol alınır çıkışında da seyyar midyeciye rastlanıp adamla pazarlık yapılır ve tepsinin tamamı yenir :)) -nadiren şampiyon vs gibi yerlerde de yerdik-

Uzun zamandır yemiyorum ama baglayacagim yer, ben hiçbir zaman midyeden veya kokorecten zehirlenmedim.

Eminönü sahilde balık ekmek, Beyazıtta balık, sonra ne bilim tavuk dönerdi; şu an bildiğin disarda yemeye korkulacak her şeyi bolca tüketirdik..

Biz mi çok sansliydik zaman mi daha iyiydi vallahi bilemedim..
0
makbur
(19.11.25)
3 5 yilda bir midye yerdim. Cok da severim. Bir yaz ayvalikta midyeden zehirlendim ama boyle bir sey hic yasamamistim. Ölmek uzere oldugumu hissettim. Doktora gitmekten bile geri duran biri olarak sevgilime ambulansi ara dedim. Beynim ve elim kolum arasindaki iletim durmus gibiydi. Elimi kaldirmak istiyorum ama Beynim bu emri elime iletemiyodu.

Sonrasinda bi daha asla midye yemedim
+2
üğpoıuy
(19.11.25)
ben değil.

ama annem 2 sene önce ölüyordu. ölümün kıyısndan döndü. (gerçekten bu arada, mecaz değil)
1 sene önce de bir arkadaşım ölmedi, ama 3-4 defa hastanelik oldu. 15 günden fazla sürdü midye zehirlenmesinden kurtuluşu.

ben de 2 senedir hiçbir şekilde yemiyorum bu yüzden.
annem ölümden dönerken acildeki doktor, gıda zehirlenmesi ölümlerinin 3'te 2'sinin midyeden olduğunu da söylemişti bize.
+1
tchuck
(19.11.25)
eskiden dürüstlük daha ön plandaydı, insanlar yanlış iş yapmaktan korkardı şimdi yozlaşmışlık her sektörde, eski ile şimdiyi kıyaslamak yanlış olur. esnaf krizde yazarkasa falan fırlatıyordu hey gidi hey. restoran sahibi tanıdığım var çorbayı bile çalışana dağıtır ertesi gün tekrar yaparlardı, şimdi o çorbayı bitene kadar satıyorlar

midye ve kokoreç yolumun üzerinde 2 ayda 1 net yiyorum, kumpirde aynı şekilde bu kadar olaydan sonra daha almam sanırım, izmir çeşmede kumsalda gelen seyyar midyeciden senelerce yedik o da güneş altında bekliyordu saatlerce ama günlük olunca zehirlemiyordu sanırım işte esnaf esnaftı eskiden.
+1
eja
(19.11.25)
+bazi yiyecekleri bilmedigim yerden kesinlikle yemem. kokorec ve midye bunlara dahil.
+tavuk ise mumkun oldugu kadar disarda yememeye calisiyorum, yine eger cok cok tanidik bir yer degilse.
+yogun olarak turist avlayan yerlerden uzak durmaya calisirim.
+istanbul'da kazan dibi yedigim yer farklidir, lahmacun yedigim yer baskadir, balik icin birkac yere guvenirim, tavuk suyuna corba icecegim yer bile belli.
+bu mekanlarin hicbiri luks yerler degil, cogu esnaf lokantasi klasmaninda yerler.
+motoru bozdugum oldu ama benim bunyem hassas zaten. zehirlenip hastanelik oldugum hic olmadi.
+2
cooperr
(19.11.25)
Direkt zehirlenmedim ama ishal olmuştum. Sanki vucudum o yediklerimi atmak istiyordu bir an önce. Ondan sonra bir daha yemedim
+1
basubadelmevt
(19.11.25)
Bedava verseler yemeyecegim leş bir yiyeceği dışarıda da yememiş oluyorum
-3
artıküyeolmakistiyorum
(19.11.25)
bilindik bir avm'de öğle arası midye yiyen 8 iş arkadaşım hastanelik oldu.
ben de gayet iyi bir restorandaki isli midye'den zehirlendim. o günden beri yemem 3 sene oldu.
kardeşim de portekizde yediği oyster'dan felaket zehirlendi, hastane de kabul etmedi filan baya kötüydü.
+1
awlmi
(19.11.25)
Lise-üniversite zamanı midye ben de çok yerdim.

Bir kez midye ve karidesli makarna yemiştim, zehirlendim. Midye kabuklarıyla pişirilmişti. Ürtiker (kurdeşen) hastalığı geçirdim vücudumda kızarma ve kabarma oldu. Bu olay y.dışında yaşandı.

Çok severim ama uzun yıllardır midye hiç yemiyorum, karides de çok çok nadir. Midyenin kendisi sağlıksız bir besin olduğu gibi seyyar satıcılar acaba hangi koşullarda hazırlıyor hayal gücünüze bırakıyorum.
+1
Lethe
(19.11.25)
senelerce nerdeyse her hafta sonu yedim. ama hepsi aynı yerde balık pazarındaki golden kokoreç'te. hiç bişi olmamıştı. 5-6 senedir yemiyorum ama.
+1
spirit crusher
(19.11.25)
midyedeki zehirlenmesine benzer zehirlenmeyi vedat milor yaşamıştı. mideyede zehirlenme pirinçte sıkıntı olmadığı sürece, vücuttaki birikimle olur. kokoreçten zehirlenme zor gibi çünkü yüksek ısıda pişen bir şey ve dokunun öldüğü bir ürün. . eflasyonun bu kadar yüksek olduğu ülkelerde malzeme kalitesi düşer, satıcılar zaten dünden ucuz ve kalitesiz ürüne gönüllü.

yani enflasyon her şeyin suçlusu gibi görünse de, vicdan asıl suçlu olan.
+1
mikahakkinen
(19.11.25)
Midye gibi riskli yiyeceklerden uzak duruyorum. Midyeyi geçtim çok ucuz yerlerden çorba bile içmem. Önceki günden kalan yemekleri satıyor bir çok lokanta, restoran.
0
michael harddd
(19.11.25)
(7)

zehirlenen aile

exlibris
öncelikle çok üzücü bir durum, çekirdek aile hayatını kaybetti, ülkece üzüldük.bu tarz zehirlenme durumunda acilde ne gibi girişimde bulunulur? zehirlenme olduğu tespit edilseydi, serum iğne panzehir gibi bir tedavi mi uygulanıyor? ne yapılıyor acilde?
öncelikle çok üzücü bir durum, çekirdek aile hayatını kaybetti, ülkece üzüldük.

bu tarz zehirlenme durumunda acilde ne gibi girişimde bulunulur? zehirlenme olduğu tespit edilseydi, serum iğne panzehir gibi bir tedavi mi uygulanıyor? ne yapılıyor acilde?
+1
exlibris
(18.11.25)
Sarı serum basıp gönderiyorlar
0
artıküyeolmakistiyorum
(18.11.25)
serum, mide yıkama vs. yapılıyor büyük oranda.
0
tchuck
(18.11.25)
Dogru mu bilmiyorum ama soyle bir yorum gordum. Belki de hastaneye gittiklerinde durumlari cok da kotu degildi, ama otelden bulasan birsey oldugu icin (belki), tekrar zehire maruz kalmis oldular ve artik olay bu noktaya kadar geldi.
+1
mbond
(18.11.25)
doktor ya da sağlık personeli değilim. bu gibi durumlarda bildiğim kadarıyla özellikle zehirlenme olduğu bilinmiyorsa belirtilere uygun en yaygın hastalık neyse onun tedavisi uygulanıyor. youtubeda chubbyemu kanalında buna benzer videolar var.
0
inheritance
(19.11.25)
Herkes tedaviye odaklanıyor ama burada esas sıkıntı oteldeki durumun yaşanmaması gerektiği. Tedavi denilen şey bir mucize değil çünkü. Panzehiri olan bir şey olsa bile panzehirin sizi kurtaracağının garantisi yok. Oteldeki durum ne ise, buduruma yola açan nedene dair daha sıkı tedbirlerin alınması gerekiyor.
0
dolantindr
(19.11.25)
otelde kaldıkları oda böceklere karşı ilaçlanmış, ondan olduğu düşünülüyormuş şu anda ve o böcek ilacının panzehiri yokmuş. ondan olduğu bilinse de sadece destek tedavi uygulanabilirmiş doğrudan bir çözümü yokmuş anladığım kadarı ile.
0
Sadece soruyorum
(19.11.25)
Doktor ve yakınları savunmaya geçmiş. Adalet olsa neler neler olurda iste. Adam muayene bile etmeden göz ucuyla bakıp x serum yapın x iğneyi vurun diye sallayıp geçiyor sonra da böyle oluyor işte.
0
artıküyeolmakistiyorum
(19.11.25)
(16)

Makinede çamaşır kurutma olayını sevmedim. Siz?

santimantal
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.Arçelik'ten bir model aldım.Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan ken
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.
Arçelik'ten bir model aldım.
Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.
Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan kendini iyi hisseder.
Fakat ben makinede kuruyan çamaşırları katlarken bile rahatsız oldum. Sanki hiç yıkanmamış gibi atletler, nevresimler, kotlar.
Bıraktım kurutmayı.
Evin içinde tele asıyorum, kışın bile bir günde kuruyor, mis gibi katlayıp kaldırıyorum, giyerken de yenilenmiş gibi.

Bu arada, eskiyen ama hâlen ömrü olan tüm giysilerimin belli yerleri yıprandı ve yırtıldı. Kıyafetlerin ömrünü de kısaltıyor.

Sizde durum nedir? Seviyor musunuz? Sizin kıyafetleriniz de mıncıklanmış gibi oluyor mu?
0
santimantal
(16.11.25)
Kumaş ömrü açısından zararlı olması bir yana, bana da gereksiz geliyor. Çamaşır kurutacak fiziksel yerin olmamasını da çok anlamıyorum mesela, 3 m2 yer olmaması için japonya misali küplerde yaşamak lazım.

Evcil hayvan tüyü konusundaki başarısını deneyimlemedim, belki ondan muzdarip olsam anlamlı gelebilirdi.
0
Bruce
(16.11.25)
Çok özür dileyerek kaynak yapmak istiyorum. Ben hala çamaşır makinesi alamadım. Kurutmasız ve otomatik deterjan ayarsız çamaşır makinesi arayışım sürmektedir. Üzerime marka ve model atın, lütfen.
0
gnosis
(16.11.25)
Kışın evde kurutunca koku oluyor bazı çamaşırlarda. İkinci olarak, havlular sertleşiyor. Sadece bu ikisi için bile kullanışlı bir alet.
Benimki kurutmalı çamaşır makinesi. Tüy konusunda pek yardımcı olmuyor, lastikte kalıyor tüyler. Birkaç kıyafetim de çekti. Bir daha atmadım kurutucuya.
Arçelik tabii ki. Tövbeliyim, bir daha almam; ki evdeki tüm beyaz eşyalar Arçelik.
+1
auroraaurora
(16.11.25)
Valla ben severek kullanıyorum. Kurutma benim için her zaman bir çileydi. Kurutma makinasıyla yurtta kalırken üniversitede tanıştım. Sabah bakıyorum kıyafetler kirli, öğleden sonra arkadaşlarla buluşacağız. Şak yıkama, şak kurutma, sonra giy çık. Rüya gibi gelmişti. Sonra kendi evime de aldım gerçi ev tipi makinalar daha uzun sürede kurutuyor ama yine de güzel. Özellikle şu kış aylarında nevresimler için çok iyi.

Çamaşırların daha hızlı eskiyor olması doğrudur, bir şey diyemiyorum ancak yıllar boyunca zaten hep kurutmaya uygun kıyafetler aldım. Artık çok da öyle gibi gelmiyor. Bir de ben aksine daha temiz hissediyorum kurutmada kuruyan çamaşırı ama konunun bu yönü tamamen kişisel zevk heralde. İki türlü de dramatik bir fark olmasa gerek.

İhtiyaç hissetmiyorsanız kullanmayın bence.
+2
akhenaten
(16.11.25)
ben çok memnunum. giysilerimin ömrünün de azaldığını düşünmüyorum. lg kullanıyrum ve kırış kırış değil, neredeyse yarı ütülü gibi geliyor tüm giysilerim. o yüzden baya memnunum bi sorunum yok.
0
tchuck
(16.11.25)
kışın nevresim ve çarşaf kurutmak çile. ayrıca evin içinde kurutunca rutubet yapıyor ev kokuyor. bir de neredeyse her gün kıyafet yıkanıyor, sürekli evin ortasında tel mi dursun? (kendi evim stüdyo olduğu için maalesef evin ortası oluyor)

yazın balkona asıyorum. kışın kurutma makinesi kullanıyorum.
0
nolmus yani
(16.11.25)
sana katılıyorum. çarşaf ve havlu dışındaki her şeyi tele asıyoruz. tişörtleri yaydırıyor, bunu fark edince artık iyi kıyafetleri atmıyoruz. bizde de arçelik var.
+1
mikahakkinen
(16.11.25)
Amerikadayken kullanmıştım kaldığım apartmanda vardı. En düşük ısıda tutunca kurutmuyordu doğru düzgün, ısıyı arrıtınca kıyafetlerim çekiyordu ve evet kesinlikle çok yıpratıyor. Yeni modeller nasıl bilemiyorum ama koku için tazelik veren mendiller var, onlar ekstra bi tazelik veriyordu.

Şu an 1+1 de kalıyorum ve balkonum yok. Şu an olsa acayip işime yarardı çünkü etrafta serili çamaşır görmek çok sinirimi bozuyor :D
0
truf
(16.11.25)
kurutma makinesi en sevdiğim ev aletleri listesinde 4. sırada
0
( . )( . )
(16.11.25)
15 yılı aşkındır kullanıyoruz hunharca. Bence direkt yaşam kalitesi arttıran bir cihaz.

Çırpma, serme, bekleme, toplama derdi yok. Çamaşır makinesinin önüne bir sepet koyuyoruz. Makineden çıkardığımızı direkt üstteki kurutmaya koyuyoruz, bitti. Dolaba kaldırmaya hazır.

Bir kıyafete acil ihtiyacımız olunca hemen yıkayıp kurutabilmek çok iyi. İstanbul'un havasında bazen üç günde kurumayıp kokmaya başladığı oluyordu çamaşırların. Büyğk rahatlık bence. Kedileri olan bir eviz. O açıdan da çok faydası oluyor.

Yıpratıyor evet. Ömrünü kısaltıyor çamaşırların. Bazen küçültüyor. Kıyafet ve beden seçimlerimizi ona göre yapıyoruz. Kurutmaya uygun olmayan hassas kıyafetleri atmıyoruz kurutmaya.

Bahsettiğiniz hissin tam tersi, bence yumuşacık ve kırışıklıkları açılmış olarak çıkıyor kıyafetler. Yün toplar ve kurutma mendili kullanmanızı tavsiye ederim.
+1
yadigar
(16.11.25)
Ben çok sevdim, toz ya da kumaş kalıntısı her neyse onları toz haznesinden almak çok tatmin ediyor beni, giysiler ekstra temizlenmiş gibi hissediyorum. Bozulan giysim olmadı hiç. Bebeğimin kıyafetlerini ütülemediğim için kendimi kötü hissetmedim bi de, zaten yüksek sıcaklığa maruz kaldılar diye. Pratiklik için de güzel tabi ama ben çamaşır sermeyi toplamayı da seven biriyim o yüzden son sırada
+1
mezzosprite
(16.11.25)
oo robot süpürgeden sonra ekşicilerin ikinci kutsalına laf söylemişsin. eleştirilere hazırlan:)
0
nothing in my way
(16.11.25)
Spor kıyafetleri, spor ayakkabıları, iç çamaşırları, çarşaflar ve havlular için çok yerinde bir alet.

Gömlek ve tişört atmıyorum.
0
gabe h coud
(16.11.25)
benim nevresimlerim filan çoğunlukla o eski %100 pamuklardan
şimdiki ranforce'lerden değil
tişörtlerim filan da öyle
kurutmada muhtemelen az da olsa yıpranır kırışır ve çekerler. bir de benim çok kıyafetim ve çok ev tekstilim var. yazık olur bu kadar eşyaya.

ben tekim, evlerin küçük olduğu bir yerdeyim çok yerim de yok ama 2 balkon var
çamaşır meselesi sabit olarak hep balkonun birinde benim, 1 günde kurumazsa 2 günde de kuruyabilir. bu kadar acele gerekecek bir çamaşırım yok. ne biliyim scrubs filan giymiyorum.
her çamaşırı da iyice çırpıp asarım, balkonda toplarken de çırparak alıp katlarım (ütü yapmıyorum), o yüzden bu toz kıl tüy meselesiyle bir sorunum yok, alerjik bir durumum da yok .evde pet yok. dahası evde erkek yok zaten ki öyle aman aman bi kıl tüy sorunu olsun. çamaşırın havını da makine almasın zaten, alırsa yıpratıyor.

bana da kurutmadan çıkan çamaşır bir tür "göpsümüş" (bizde öyle denir) gibi geliyor, o dediğiniz sanki fresh değil gibi, evet. güneş alan bir ülkeyiz, ben yazın öğlen güneşine bile çamaşır sermiyorum ki daha önemlisi kurutma bence gereksiz bir enerji kullanıyor. (bu konularda hassasım)
balkonda 1 fincan kahve içerken çamaşırı da hallediyorum. bu kadar vaktim var yani, bence sorun yok. çok kuzeye gitmedikçe alma herhalde.
0
subcomponent
(16.11.25)
eski konserlerliler ile ısı pompalılarda sıcaklık farkı var. yeni nesil ısı pompalılar daha düşük sıcaklıkta çalıştığı için kurutma süresi uzun (3-4 saat) ama çamaşır çekmiyor. ısı pompalı tavsiye ederim
0
sttc
(16.11.25)
bazen çok işe yarıyor gibi geliyor ama yine de çok bayılmıyorum ya. birçok parçayı atmıyorum kurutmaya, çekiyor ya da çeker diye korkuyorum. onu atma bunu atma derken her seferinde 5-6 parça kıyafeti askıya asıyorum zaten. ne anladım o zaman diyorum
0
dfn4
(17.11.25)
(13)

iibf okuyanlar şimdi ne iş yapıyorlar

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
işsizlik yaşıyor, hayatı sorguluyorlar mı? fiyakalı yerlere gelebildiler mi?
işsizlik yaşıyor, hayatı sorguluyorlar mı? fiyakalı yerlere gelebildiler mi?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(15.11.25)
big four sonrası fmcg sektöründeyim. memnunum
+1
pelovann
(15.11.25)
iibf üstüne mimarlık okudum. hayatımın en kötü kararıydı iibf.
+1
archmeister8
(15.11.25)
yazılımcıyım.

bir arkadaşım iyi bir holdingde ik müdürü,
bir diğeri büyük bir bankada şube müdürü,
bir diğeri bir firmada satış bölge müdürü,
bir arkadaşım kabin amiri,
bir tanesi dijital pazarlama yöneticisi,

okuldan, çok yakın olmadığım arkadaşlarım da genelde iyi yerlerde.
bir tanesi 2-3 tane perakende firmasında finans müdürü oldu,
bir diğeri önce devlette gümrük memuruydu sonra bizim unicorn startuplarından birine tedarik müdürü mü öyle bişey oldu,

böyle yani.
çevremde "hiçbir şey olamamış" veya "herhangi biri olmuş" biri yok nerdeyse herkes bir şekilde başarılı oldu. %90'ı da iibf ile alakalı yerlerde. %10'u da alakasız yerlerde.
+1
tchuck
(15.11.25)
Siber güvenlikçi olan gördüm. İyi kazanıyor. IIBF çoğu fen edebiyat bölümünden daha iyi iş imkanı sunuyor. Tam özel sektör bölümü.
+2
michael harddd
(15.11.25)
Uzman yardımcısı oldum
+1
fildirfildir
(15.11.25)
Pazarlamacıyım. İşimden de hayatımdan da memnunum.
+1
etna
(15.11.25)
İibf'e bağlı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okudum. 8-5 kurumsal firmada çalışıyorum. Paraya yatkılığım olmadığından ve mezun olduğumda iş sorumluğumun para olmasını istememeden dolayı İktisat okumak istemedim.
+1
put it in your appropriate place
(15.11.25)
bir tek ben iş bulamadım sanırım:)
+1
nothing in my way
(15.11.25)
Anadolu da bir üniversitede İşletme okudum, pazarlama ve satış alanında uzmanlaștım. Bankada çalıştım, 8 yıl içinde müdür yardımcısı oldum, kovuldum. 13 yıl bisiklet sporu mağazacılık yaptım, şimdi kendi dükkanımı açtım, bisiklet teknik servisi yapıyorum.

İİBF fakültesi tam bir kendini bulma ve geliştirme okulu, kişi yatkın olduğu noktayı büküp orayı geliştirirse önünde kimse duramaz.
+1
mahsus mahal
(16.11.25)
bence bu sorunun cevabını son 10 yılın mezunları ve öncesi diye ayırmak lazım. böyle baktığınızda göreceksiniz ki eskiler zaten koşullar uygun olduğu için iyi yerlere gelmiş, yenilere ise hiç girmek istemiyorum :D
+2
biravekahve
(16.11.25)
2017’de fen edebiyattan, 2019’da da iibf yükseğinden mezun oldum.

bist30’daki şirketlerden birinde agile coach’luk yapıyorum. öncesinde de bir süre Proje Yöneticisi geçmişim var aynı şirkette.
+1
a darkness coming
(16.11.25)
bence olaya 10 yıl öncesi, 10 yıl sonrası bakmaya da gerek yok.

bizim zamanımızda 50bininci adam yeniden öss'ye hazırlanırdı, 50bininci insan ,50bininci olduğunu söylemeye utanırdı.

şuan 500bininci adam bile üniversiteye giriyor.

bence ilk 30-35 bine girmemiş biri nsanın akademik hayattan bir beklentisi yoktur, olmamalıdır da. (istisnalar kaideyi bozmayacak)

bizler o dönemin ortalama üniversitelerinden mezunuz, ama ben 30bininciydim. şuan ortalama üniversiteler 150binle falan alıyor :) sonra herkes neden işsiziz diye ğalıyor. işsizsiniz çünkü başarısızsınız aslında, 150bininci olduğun bir sınavla girdiğin üniversite seni sadece "herhangi biri" yapar.

demem o ki; bence yılı nbir önemi yok. "hangi üniversiteden" mezun olduğunuzla alakası var.
+2
tchuck
(16.11.25)
duz turkce isletme okudum, 20-25 bin siralama ile girdim sagda solda soylemeye utaniyordum vaktinde, son baktigimda 70 bin civarina dusmus idi, simdi 100 bin vardir. haliyle tchuck'in soyledigine +1 diyorum.

rota olarak: turkiye'de big4 -> yurt disi big 4 -> global bir sp100 sirketi (ilk 50'de) rotasini izledim.

sonrasinda da "yuksek unvan ama daha kucuk sirket" yaklasimi ile bir CAC40 (fransanin S&P40'i imis) ~50 milyar dolar civari geliri olan bir sirkete gectim.

sonraki hedefim birkac yil icerisinde daha da kucuk bir sirkete CFO gecmek, olur mu gorecegiz.

gunun sonunda kagit uzerinde "fiyakali yerler"e geldigimi dusunuyorum ama tamamen iluzyon ve ye kurkum ye. gunluk hayatimda bana gercekten bir artisi yok. neticede herkes "mesai bitse de eve gitsem" derdinde.
+1
adrianapole
(16.11.25)
(8)

Yurtdışı gelir vergilendirilmesi hakkında

allahinadiylaoku
merhaba arkadaşlar, tanıdığım bir firma Türkiye için satış müdürlüğü pozisyonu açtı, bu uluslararası firma türkiye bölgesini dubai üzerinden yönetiyor. Bana gerekli izinlerin alınarak maaş ödemesini dirhem ile BAE'deki bankaya yapacaklarını bildirdiler. Ben Türkiye'de müşterileri gezip ekipman-makin
merhaba arkadaşlar, tanıdığım bir firma Türkiye için satış müdürlüğü pozisyonu açtı, bu uluslararası firma türkiye bölgesini dubai üzerinden yönetiyor. Bana gerekli izinlerin alınarak maaş ödemesini dirhem ile BAE'deki bankaya yapacaklarını bildirdiler. Ben Türkiye'de müşterileri gezip ekipman-makinelerin satışını yapacağım. İkametim Dubai olmayacak. Bu durumda benim BAE'deki bankadan Türkiye'deki hesabıma transfer edeceğim mebla için gelir vergisi vermem gerekiyor mu ? Konu ile ilgili bilgisi olan var ise çok sevinirim.
0
allahinadiylaoku
(13.11.25)
gelir vergisi beyan etmen gerekiyor.

çünkü türkiye ile ilgili hiçbir operasyonu olmayan, türkiyede geliri olmayan şirketlerde vergiden muaf oluyorsun.

sen direkt türkiyedeki bayilere satış yapan pozisyonundasın, yani işin direkt türkiye içinde. o yüzden burada bir şekilde sigortalanman gerekiyor.

detayları çok iyi bir mali müşavir ve avukatla görüş mutlaka.
0
tchuck
(13.11.25)
Senin yaptıgını yaptıranlar genelde sana türkiye'de ltd şti kurdurtuyor oradan sen masraflarını, türkiye'de araba kiralayacaksın, maaşın vb gibi masraflar artı % belirli bir tutar ekleyip fatura kesiyor.
0
liberal
(13.11.25)
Bu firma beni dubai ofis çalışanı olarak gösterecek, maaşımı ordan alacağım. Burada bir firma kurup fatura kesme durumu vb. yok, ben Türkiye'deki son kullanıcılarla irtibat kurup satışı takip edeceğim. Dubaideki firmanın türkiye'deki son kullanıcıya fatura kesme durumu var. Resmi olarak bu durumun Türkiye'de operasyon olarak mı geçiyor bilemiyorum. Ödenecek vergide neredeyse %40 lara geliyor, çok büyük bir mebla.
0
🌸allahinadiylaoku
(13.11.25)
Türkiye'den çalışıp dubai'deki firmanın ürünlerini Almanya'da satışı ve pazarlamasını yapsan hiç sorun yok ama sen dubai firmasının ürünlerini türkiye'de satışını yapacaksan bu vergi kaydı açmadan nasıl olacak ben de öğrenmiş olurum cevap yazanlardan.
0
liberal
(13.11.25)
türkiye'de olup yapacağın için bir şirket kurman gerekiyor, onlara fatura keseceksin ve oradan paranı tr'ye bu şekilde getireceksin; para direkt tr'ye gelse farklı olabilirdi durum
0
sweetoffice
(13.11.25)
para direkt türkiye'ye gelse bile yapılan hizmet türkiye sınırları içerisinde, firma kurma zorunlulugu var, irtibat ofisi de olabilir, (irtibat ofisi olacaksa türkiye'de sattıklarınız dubai'den ithal etmek zorunda kalacak), fakat buna karar vermelisiniz.

Bu arada paranızı dubai'den kendi hesabınıza parça parça getirirseniz ne sorun olur bilmiyorum, olur mu onu araştırın bence. Yoksa direkt firma kursun firma.
0
liberal
(13.11.25)
bu arada yurt dışından tr hesabınoza para aktaracağınız zaman bankaların çoğu faturasını soruyor
+1
sweetoffice
(13.11.25)
Bir yıl içinde 183 günden fazla ikamet ettiğiniz ülke neresiyse gelirinizi o ülkede beyan edip ona göre vergisini ödemelisiniz.
0
tnz
(13.11.25)
(12)

tek kadın olarak etiyopya, kenya, tanzanya

deartheodosia
gitsem başıma bi şey gelir mi? öldürülüp bi kenara atılır mıyım? ne kadar güvenli? bir de ülkeler arası uçak falan yok, karayolu seyahati güvenli mi?
gitsem başıma bi şey gelir mi? öldürülüp bi kenara atılır mıyım? ne kadar güvenli? bir de ülkeler arası uçak falan yok, karayolu seyahati güvenli mi?
-1
deartheodosia
(13.11.25)
Erkek için bile güvensiz
+1
artıküyeolmakistiyorum
(13.11.25)
Hepsi de bir erkek grubunun belinde silahla seyahat etmesi gereken rotalar. İşim olmaz derseniz parayı basıp silahlı güvenlik kiralayarak gezebilirsiniz. kuzenim (erkek) iş seyahati (tekstil) için Etiyopya'da Addis Ababa şehrine gitmişti . şirketi onun yanına silahlı bir koruma ekibi temin etmişti.
0
limonlu eksi
(13.11.25)
kadın ama nasıl bir kadın ? dış görünüş akrep nalan mı yoksa aleyna tilki mi ?

değişir.
+1
HellKeePer
(13.11.25)
hem gidilmez, hem de gitmeye değer yerler değil.
0
tchuck
(13.11.25)
yutupta itchy boots isminde bir kanal var. hollandalı bir kadın motosikletle bütün afrikayı dolaşmıştı. onun vloglarını izleyerek fikir edinebilirsin.
+2
yurtsuz john
(13.11.25)
Allah askina nasil ulkeler arasi ucak yok? Cevap verenler 3. el bilgileri gonderiyorlar ama siz neyi nereden nasil arastirdiniz da ucak yok diyorsunuz?
0
warrior princess
(13.11.25)
Dünyada her yeri gezdim ayak basmadık yer bırakmadım Everest'in zirvesi dahil her yeri gördüm diyorsan ancak gidilir.
0
kizil karga
(13.11.25)
En kötü ihtimalle zenci bir bebekle dönersin.
+1
runaway
(13.11.25)
Eşimin eski iş yeri Kenya'da şirket çapında bir buluşma düzenlemişti, herkesi havaalanından özel araçla alıp kalacakları resort'a götürdüler, kimsenin oradan tek başına çıkıp gezmesine izin vermediler, yine herkesi araçla havaalanına götürüp bıraktılar. Başka hiçbir ülkede (Nepal, Bangladeş vs dahil) böyle bir şey yapmamışlardı.

Afrika'ya gitmek istiyorsanız başlangıç için en iyi yer Uganda/Kampala ya da Güney Afrika olabilir gibi geliyor bana.

Edit: Güney Afrika da aynıymış. Kampala daha güvenli bir yer, kesin bilgi.
0
kobuzchu kiz
(13.11.25)
bence gidilir, ama iyi çalışıp, araştırarak gitmek lazım, dikkatli olmak lazım. Şehirlerde, turistik yerlerde bulunmak faydalı.
Bu ülkeler arasında elbette direkt uçuş var. Addis Ababa'dan Nairobi'ye uçuş olmaz mı?! Nairobi'den her yere uçuş var. Ülkeden ülkeye uçakla geçmelisin.

"Bu ülkelerde bir şey yok" diyen haksız arkadaş elbette bu ülkeleri görmemiştir. Hepsi ayrı bir alemdir, görülmeye değerdir.
0
ebabil curnatasi
(13.11.25)
üstüne para verseler gidilecek yerler değil
-2
hold the door
(14.11.25)
gormeden kulaktan dolma bilgiyle yorum yapmamak lazim.
iran bana hep korkutucu gelmistir, cunku oyle programlandik.
bir arkadasim gitti dibi dustu, abi halk otobusunde klasik muzik caliyorlar demisti.
sonra bir suru iranli adam ile tanistim, baktim bize dunya gorusu olarak tur bindirecek seviyedeler.

bence olay su: ortama ayak uyduracaksin, girdigin kabin seklini alacaksin, limitleri zorlamayacaksin. o zaman bisey olmaz diyorum. ama zmaninda bir italyan ablanin yaptigi gibi gelinlik giyip, ankara asfaltinda sabaha karsi kamyonculara otostop cekersen, erkek de olsan basin belaya girer. rip bu arada, baya uzulmustum o hatuna.
-1
cooperr
(14.11.25)
(9)

Askeri kargo uçağının düşme sebebi nedir?

mikahakkinen
Öncelikle başımız sağolsun. Uçağın çok eski olduğu söyleniyor, ayrıca sosyal medya yorumlarında uçağın düşürüldüğü yazılıyor. Haberleri tam takip edemedim.Genel görüş nedir?
Öncelikle başımız sağolsun. Uçağın çok eski olduğu söyleniyor, ayrıca sosyal medya yorumlarında uçağın düşürüldüğü yazılıyor. Haberleri tam takip edemedim.
Genel görüş nedir?
0
mikahakkinen
(12.11.25)
Uçak eski olayı biraz hikaye ya.

x.com
0
kizil karga
(12.11.25)
mossad.
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.11.25)
T.S.K da bakım işleri çok ciddi şekilde yürütülür. Atış dahi yapılmasa her an kullanılacak silahlara , her hafta istisnasız genel bakım yapılır.
Söz konusu uçak olduğunda bakım muhakkak daha önemli bir hal alır.

Genel dünya gündemi ve bu uçak düşmesini de içeren son yaklaşık 24 saatlik zaman diliminde Afganistan Pakistan Bangladeşte aynı anda patlamalar oluyor. Bir de yakın zamanda ABD deki kargo uçağının düşmesi vakası.
Bunların birbirinden konum olarak uzak ama birbiri ile tamamen ilgisiz olaylar olduğunu da sanmıyorum.

Düşmesine dair yorumlarda en önemli ihtimallerden biri de kargo uçağına kalkış öncesi alınan malzeme veya araçlara yerleştirilmiş herhangi bir patlayıcının olması.
Bu nedenle kazayla etrafa dağılan her türlü parçanın toplanarak incelenmesi son derece önemli .
Azerbaycan istihbaratının da bu noktada konuyu araştırmada çok önemli bir görevi var. Azerbaycan'ın siyonist devletle olan yakın ilişkilerinin yine Azerbaycanın bilgisi dışında Türkiye aleyhine bir zaafiyete dönüşmemesi zor.
Yazılım ve elektronik konularında olduğu gibi siyasi diplomatik işlerde de devlet yönetimlerinin baş edemediği veya farkında olmadığı arka kapı faaliyetleri bulunur . Buna ABD de dahildir.

İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin de yine Azerbaycan'dan kalkan helikopteri şüpheli şekilde düşmüştü geçen yıl.
Siyonist devletin, İran'daki komuta kademesine saldırıları ve sonrasında İran'ın casus avına çıkarak binlerce kişiyi yakalamasının bir benzeri Azerbaycan'da da olur mu ? Bu da belirsiz .

Kısacası gerilim yaşadığımız siyonist devletle karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğu Suriye'de böyle bir olayın izleri anında siyonistleri hedef göstereceğine, yine neden onların planlamasıyla Azerbaycan üstünden olmasın?
Aradaki uzaklık ve olay yerine yakın diğer başka devletlerin olması, onların Türkiye ile ilişkileri, gerçek failin biraz daha belirsiz hale gelmesine neden oluyor .
-2
diyecevaplandı
(12.11.25)
üyesi olduğumuz kuzey atlantik pakti örgütü..
-2
designer
(12.11.25)
m.youtube.com

Güzel bir mini belgesel niye düştüğüne dair.

Ozet: abd'de de çok benzeri şekilde düşmüş aynı c 130, gövdeye yakın motorun pervanesinin parçası havadayken kopup Gövdeyi jilet gibi kesiyor ve uçak parçalara ayrılarak düşüyor.

Vurulma olsa, içerden bomba vs patlasa uçakta bir şekilde yanma vs olurdu. Bizim Uçak tertemiz bildiğin ortadan ikiye kesilmiş gibi düşüş görüntülerinde.

Bu video ile birebir uyuyor.
+3
makbur
(13.11.25)
Mühendisim. Bu uçak bana göre tamamen eski olduğu için düştü. Patlama değil kesinlikle. Olayın fiziği apaçık ortada. Montaj yerinden ayrılmış. Komplo teorisine gerek yok. Kargo uçakları genelde sabitlenmiş yükün havada serbest kalması yüzünden düşer. Uçak stall yaşar. Bu bildiğin ayrılmış. Metal yorgunluğu olabilir.
-3
arbre
(13.11.25)
Bu uçaklar tüm dünyada modernizasyonu yapılarak kullanılmaya devam ediyor, bizimkilerin modernizasyonu da 2022 yılında yapılmış, abi eskidiği için düşmüştür demek kolaycılığa kaçmak oluyor biraz.

Uçağın son bakımı da 11 Eylül-12 Ekim 2025 tarihinde yapılmış, yani illa biri vurup düşürmüştür demiyorum ama eskidiği için ikiye ayrılıp düşecek gibi olsa bakımda biraz anlaşılabilirdi gibi sanki.
0
kizil karga
(13.11.25)
farklı zamanlarda benzer olaylar, farklı ülkelerde oldu. hepsi bu dönem oldu.

%99 israil ve mossad. amerikadaki uçaktan pakistana türkiyeye kadar. çok benzer hepsi. hepsi aynı pattern.

ve hepsi bu dönemin üstüne
0
tchuck
(13.11.25)
eksisozluk.com

Şöyle bir haber var kaynak bulamadım ama ön rapor tam da benim üstte verdiğim video ile uyuşuyor.

Böyle olmasi insanı çok daha fazla vuruyor, incitiyor. Kiytirik tek motorlu yangin uçağının bakımını bile yapamayacak noktaya gelmişiz, o çocuğu da zorla mi baskıyla mi ucurdular bir an önce dönmesi için kötü hava şartlarında keşke sorgulayabilecek, sorusturabilecek bir ülkemiz olsa.

Yazacak çok şey var ama yazarken bile ruhum daralıyor.
0
makbur
(14.11.25)
(8)

Bahisçi futbolcular

kizil karga
Ceza alırlar mı sizce nasıl bir yol izlenir, özellikle "geçmişte oynadık ama sonradan oynamadık" diyenler.
Ceza alırlar mı sizce nasıl bir yol izlenir, özellikle "geçmişte oynadık ama sonradan oynamadık" diyenler.
0
kizil karga
(11.11.25)
geçmişte oynadık sonradan oynamadık kısmı kanıtlanamıyor mu ya? bence öyleyse sorun olmamalı. cidden şimdi gençken oynamıştır sonra futbolcu olmuştur ve o süreçte hiç dokunmamıştır, okay bana kalırsa. hangi takım olursa olsun yani. fanatikliğe gerek yok bu durumda
+1
chanandler bong
(11.11.25)
Oynadığını tespit edenler hangi aralıkta oynandığını da tespit ederler bana kalırsa.
0
🌸kizil karga
(11.11.25)
yasal bahis sitelerinde oynamış oldukları tüm bahislerin kayıtları mevcut oluyor. ek olarak, örnek veriyorum site yalnızca son 5 yılın kayıtlarını tutuyor tarzı bir uygulamaya gitmişse, onu bilemeyeceğim.

ama bu süreç bence sadece yasal bahis siteleriyle dönecek iş değil. yasadışı bahis siteleriyle ilişkileri varsa nasıl ortaya çıkarılır, o konu hakkında bilgisi olan varsa yeşillendirsin.
0
fetis ya ali
(11.11.25)
İllegallerin tespiti zor sanki ya, yani ilk etapta legal bahis yapanların banka kayıtları incelenip nereye çıkış yaptıkları incelenerek yurtdışı bağlantılı bi bahis var mı yok mu bakılabilir ama kendi hesabından para çıkışı yapmayanlar da olabilir bir sürü teferruat.
0
🌸kizil karga
(11.11.25)
talimatname de yanlisim yoksa oynamanin cezasi var ve sarta bagli degil. 5 yil icin statute of limitations(turkcesine bakamadim affedin) var o yuzden son 5 yila bakiliyor, bahis sitesi verisi cok eskiye de dayansa ceza verilemiyor. Ozetle Lisansli futbolcu olduklari tarihte oynamislarsa hak mahrumiyeti cezasi alabilirler, o donem lisansli degillerse almazlar. Bir de musabaka sonucunu etkilemek varsa o bambaska bir cezaya gider zaten pfdkdan ote savcilik devreye girer.

Su an TFF herhangi gercek bir kritere bagli olmadan tamamen TC kimlik nosu uzerinden uyelik var mi bahis yapilmis mi ona bakiyor. Bunu su an adam gibi arastirmadan niye acikliyorlar belli degil, muhtemelen bastakilerin yonetsel zekalari, aciklamadan tum detaylarini ogrenmeleri gerektigine yetmiyor. Ama iste baskasi adina uyelik acilabildigi vs. de ortaya cikti. Yani bahis yapti denilenlerin neye bahis yaptigi bile net degil su an. Karman corman bir sey.
0
wallcan
(11.11.25)
newcastle tonali 6 ay ceza almıştı. oynamadıklarını kanıtlarlarsa ceza almazlar. ceza alsalarda çok uzun süreli olmaz. bu sadece türkiyede değil dünyada bir sorun. bahis artık her ligi ve her sporu kirletti.
0
mikahakkinen
(11.11.25)
dava inanılamz sulandırıldı.

illegal bahis ile yolunu bulan milyon tane futbolcu ve hakem var. hiçbiri resmi sitelerden oynamıyor. hepsi kaçak sitelerden oynuyor, daha doğrusu maçı fixlemesi karşılığında o sitelerden para alıyor.

isim vermeyim ama; selçuk doğumlu bir hakemimiz. ölümcül fakirlikten; kuşadası marinada 40-50 milyonluk evler, anasına babasna apartmanlar almaya başladı.

öyle misli.com'dan nesine.com'dan pra transferlerine değil, bu adamların akzandığı para ile tüm sülalelerinin mal varlığı arşatırılarak ortaya çıkr bu işler.

dava sulandırıldı. üstü kapatıalcak.
+1
tchuck
(11.11.25)
tonali'nin durumu farklıydı kendi takımının maçına takımım kazanır diye bahisleri olduğu söylenmişti. bir de yanlış hatırlamıyorsam oynadığı yer de illegal yerlerdi. 10 ay ceza aldı. cezasını bitirdi bir süredir de tekrar oynuyor. türkiye'deki talimatnamede sosyal medyada gördüğüme göre en alt sınır 3 ay üst sınır 1 yılmış. alakasız liglere oynayan ve oynama tarihi eskide kalmış olan topçular alt sınırdan ceza alır bence. burada ilginç olan eren elmalı'nın konusu. soruşturmada 5 yıl geriye gidilebiliyor ve onun son bahsi 4 yıl 10 ay önceymiş. 2 ay sonra yapılsa soruşturma cezası yok ama şu an ne olacak buna rağmen o da mı 3 ay alır farklı bir hakkı olur mu görücez.
0
semaforo de medianoche
(12.11.25)
(5)

web sitesi veri tabanında function, trigger, index, join kullanımı

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
öyle ya da böyle lazım oluyor mu yoksa bir defa yapılıp bir daha yüzüne bakılmayan şeyler oldukları için sadece nerdlerin kullandıkları şeyler mi?
öyle ya da böyle lazım oluyor mu yoksa bir defa yapılıp bir daha yüzüne bakılmayan şeyler oldukları için sadece nerdlerin kullandıkları şeyler mi?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(04.11.25)
Objektif bir gorus degil ama data buyukse index onemli olabilir. Join olmadan yasanabilir sanirim ama lazim olma ihtimali de yuksek, digerleri olmasa da olur.
+1
mbond
(04.11.25)
index ve joinsiz bir sistem yapman mümkün değil.

trigger işini çoğu zaman veritabanı yerine, backende itelerlerler. function da aynı şekild.e

ama çok derin yapılarda o ikisi de mecburi hale gelebilir.
+1
tchuck
(04.11.25)
hangi web sitesi olduguna bagli. ornegin "google" da kullanici bakis acisindan bir web sitesi.

kisaca hangi urun olursa olsun data yogun bir yazilimsa kullanilmak zorunda. yada ornegin eksiduyuruda da kullaniliyordur zorunlu olarak.
+1
emrahday
(04.11.25)
Functions: çok çok şart değil ama diğelim komplex bir grup tabloyu joinliyorsunuz ve filitreliyorsunuz. bunu her seferinde tekrar tekrar yazmak yerine functiona gömerseniz arka fonda ne olduğunu bilmek zorunda olmadan sonuç aldığınız için işiniz uzun vadade kolaylaşır.

Triggers: diyelim bir kullanıcı ve bir kullanıcının sattığı ürünler tablolarınız var, kullanıcının silinmesi durumunda tüm sattığı ürünlerinde silinmesini istiyorsunuz. bunu her seferinde 2 ayrı query ile yaparsanız unutma ihtimaliniz var, bir de bir query çakarsa diğerini geri almanız gerekir. Triggers bunu otomatik hallediyor.

Stored Procedures: Her query çalıştırdığınızda database bu query'de ne demek istemiş bu adam diye önce queryi analiz ediyor, ve bir bu queryi databasedeki index ve diğer tablolarla nasıl en efektif çalıştırırım plani yapıyor. Bunu her query çalıştığında yapmamak için önbelleğe alıyor tabii ama stored procedure yazarsanız bunu yapmak zorunda kalmıyor, hatta bazı gelişmiş veritabanları çalışan stored procedureların ne sıklıkta çalıştığını analiz ederek, sonuçları siz çalıştırmasanız bile hazır ediyor. (ama gene de ekşi duyuru'da kullanmıyorum stored procedure tembelim tembel)

Views: biraz functions gibi ama daha çok kendisini bir tablo gibi gösteriyor, mesela admin kullanıcıları viewi tanımlarsanız aslında bu kullanıcılar tablosunun bir variantı olsa bile ayrı bir tablo gibi gösteriyor kendisini.

Transactions: mesela 5 tabloyu değiştirmeniz gerekiyor (yeni kayıt ekliyorsunuz) ama bir nedenden dolayı bu 5 tablonun da hepsi düzgün çalışmazsa, hiç olmasın demenin tek yolu transactions. Transactionu başlatıp, 5 queryi tek tek çalıştırıp sonra commit ettiğiniz zaman değişiklerin hepsi bir anda veritabanına yansıtılıyor, ama revert ederseniz hiç bir şey olmamış gibi devam ediyor herşey.

Constraints: Mesela kullanıcı tablosunda kullanıcıların toplam kaç kedisi var sorusuna kullanıcının -3 kedi veya 391093 kedi girememesini sağlıyorsunuz.

Indexes: Bence tüm bu konseptlerde index konusunda "ben bunu yedim yuttum" demeniz gereken en önemli şey bu. Ekşi Duyuruda index (ve caching) olmasaydı bu site açılmazdı. Mesela 100 bin kullanıcınız var ve bunların hangisi moderatör diye bakmak istiyorsunuz, moderatormü kolonuna göre filitreleyeceksiniz diyelim. Eğer bu kolon indexli değilse database siz her query çektiğinizde 100bin kaydın hepsine bakmak zorunda kalacaktır. Ama 100bin çok gelmeyebilir, diyelim ödemeler tablonuz var ve son 2 yıldır 200 milyon ödeme aldınız. veritabanının tüm 200milyon kaydı tek tek okuması muhtemelen 10-20 saniye sürecektir. Her seferinde.

Veritabanlarında 3NF gibi konseptler de var tüm bunların dışında.

Ha veritabanında 10000 kayıt var, veritabanını 20 saniyeden daha sık sorgulamıyorum diyorsanız, o zaman bir şey yapmanıza gerek yok, ama büyüdüğü zaman hiç bir şey açılmıyorsa veya veride kaymalar ve hatalar oluyorsa nedeni bunlardır.
+2
compumaster
(04.11.25)
gereksinim ile ilgili konular, eğer düz bir blog sitesi isen pageview kısmını loglardan parse ederek de hazırlatabilirsin, trigerlar ile de yapabilirsin, X tablosundan yapılan her bir select işlemi için şu tablonun şu alanlarını +1 yap gibi, eğer çok yüksek trafik alıyorsan realtime analiz istiyorsan başka çözümlere gidersin.

bir web sitesi için kullanıcı, siparişler, sipariş dıurumu gibi bişi yapıyorsan 3 tabloyu join etmek yerine tek tek primary key kullanarak kodun içinde yapabilirsin ve gerçekten de çok hızlı olabilir, ancak patron son 3 ayda aktif kullanıcıların sipariş sayısını oranlayarak vermeni isterse o zaman joinleri kullanarak 4,5 tabloyu kullanarak bir sorgu hazırlarsın, bu sırada db'nin zorlanması web sitesinin bir iki dakika için geç açılması sorun olmayacaksa zaten bu sorgu da ayda bir belki bir daha bile çalışmayacak.

eğer sürekli çalışacak ve tasarım gereği bol joinli bir sorgun varsa bunu bir store procedure yapmak backend'e bırakmaktan daha mantıklı, zira her bir sorgu da parse et, analiz et, çalıştırma planı hazırla, vb. tüm işleri bir store procedure'u kaydettiğinde tek bir seferde yapıyor, güncellemesi, vb. daha kolay elbette sistem buna izin veriyorsa.

her şey gereksinime göre değişiyor. veri tabanını sadece veri tuttuğun ve sorguladığın yer olarak düşünmemelisin, veri tabanının gücü analiz yeteneğinden geliyor. yoksa çok daha basit veri yapıları kullanarak kendi basit db'ni yazarak çok daha yüksek performans alabilirsin ancak patron senden rapor isterse elinde patlar.
+2
selam
(04.11.25)
(11)

Ayda 2 kilo nasıl verilir?

Kahvedesu
Çok yemek yemiyorum. Akşam 6'dan sonra hiç yemiyorum ama 1 kilo bile veremedim.
Çok yemek yemiyorum. Akşam 6'dan sonra hiç yemiyorum ama 1 kilo bile veremedim.
0
Kahvedesu
(04.11.25)
Kardiyo kesinlikle. Spora gitmiyorsanız düzenli koşu, hızlı yürüme.
0
thor44
(04.11.25)
hareket etmeden kilo verilmez. işlenmiş karbonhidratı kesin, akşam yemeyin. bunların haricinde istediğinizi istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. yeter ki çoooook hareket edin.
+1
co2s2
(04.11.25)
ben iki ayda 6 kilo verdim, sıfır hareket ile. ama benim listemi diyetisyen hazırlamıştı ve protein ağırlıklı bi diyetti. hatta ara öğün vardı ve ben daha az kalori almış olmak için ara öğün yapmıyordum ve diyetisyen (kendisi tıp mezunu bir doktordu) az yiyerek kilo verilmez demişti. muhtemelen almanız gerekenden fazla kalori alıyorsunuz ve kaloriyi de yanlış yerden alıyorsunuz. chat gpt güzel liste yapıyor aslında.

ha spor yapabiliyorsanız tabi ki spor yapın. sadece sporsuz da olabileceğini belirtmek istedim.
+2
elorelia
(04.11.25)
aralıklı oruç (20:00/12:00 arası şekersiz çay, kahve, sade soda dışında bir şey yok, çaya bir dilim limon bile koyulmayacak) ve günlük 1 saat tempolu yürüyüş yaparsanız, metabolizmal bir rahatsızlığınız yoksa rahatça kilo verebilirsiniz. ben aralıklı oruca kilo vermek için başlamıştım, sonradan hayat tarzım oldu kahvaltıyı artık hiç aramıyorum. öğlen tercihen bir tavuk pilav, akşam da sebzeli bir ev yemeği, bu iki öğün arasında da elma, armut, muz gibi meyvelerden bir ara öğün kafi geliyor. pilav olarak basmati veya bulgur tercih etmeyi, iyi bir sindirim bağırsak düzeni için ev yapımı probiyotikler (ev yoğurdu, kefir vs) tüketmeyi ve bol su içmeyi unutmayın.
0
phoarbix
(04.11.25)
Chat Gpt'ye boyunu kilonu, yaz, dolapta neler var onları da yaz. Ayda iki kilo vermem lazım bana günlük yemek programı hazırla de.

Hazırlasın. Yediğin her şeyin fotoğrafını yükle ki kalori hesabını da yapabilsin.
0
Mirket
(04.11.25)
Ödem atmaya odaklan, alkol ve karbonhidratı sınırla ve aç kalmamaya bak. Aç kaldığında kortizol düzeyin yükseliyor, hem uyku düzenin bozuluyor hem de kilo veremiyorsun. ChatGPT bayağı yardımcı oluyor+1
0
sekizdokuzon
(04.11.25)
Kilo verme aşamasında olay az yemek /çok yemek değil aslında.
Ben bir süre hyper keto yaptım ve çok kısa sürede büyük fark gördüm.
Tatilde ara verip üzerine tekrar kilo alınca da bu sefer aralıklı oruç+hyper ketoya birlikte başladım hem hızlı hem de güzel sonuç alıyorum.
Önemli olan şey yaptığın kaçamağın devamını getirmemek kaçamak tek seferlik kaldığında sıkıntı olmuyor.
Spora devam etmiyorum ama sıcak havalar gittiğinden beri bol bol yürüyorum üşenmezsem evde bazen denge tahtası çalışmaya çalışıyorum.
Ben de bu süreçte chatgptden büyük yardım aldım yediğim her şeyi ona danışıyorum güzel yönlendiriyor.
0
mutekebbir
(04.11.25)
1 kilo = 7000 kalori.
günde 500 kalori açık bırakırsan ayda 15bin kalori yapar. bu da 2 kiloya denk gelir.

bunun başka da bir hesabı yok.

yediğin ile harcadığın arasında 500 kalori bırakacaksın.

"çok yemiyorum" diyorsun, ne yediğini biliyor musun. veya ne harcadığını?
tek tek kalori hesaplamıyorsan büyük ihtimalle fazla yiyorsun.
+3
tchuck
(04.11.25)
tchuck +1

ben birkaç kilo fazlam olduğunda fat secret uygulmasına yediklerimi kaydetmeye başlıyorum. günlük 1500 kaloriye ayarlıyorum. zaten günde max 1500 kalori ayarlarsan 1 ayda 2 kilo verirsin. (günlük 500 açık olursa 1 ayda 15 bin açık oluyo bu da 2 kiloya tekabül ediyo.)
0
Sadece soruyorum
(04.11.25)
1 saat yürüyorum günde bazen de iki ama gitmiyor kilo. Akşam da genelde salata yapıyorum.
0
🌸Kahvedesu
(04.11.25)
heh
0
kirmizibalina
(06.11.25)
(12)

Geç kaldığınızı düşünüyor musunuz?

umutt
Sevdiğin hobiye başlamaya, sevmediğin işten istifa etmeye, sevdiklerine sevdiğini söylemeye, kedi sahiplenmeye, evlat sahibi olmaya, evlenmeye, boşanmaya, istediğin kariyeri inşaa etmeye, kilo vermeye, kas yapmaya, sevmeye-sevilmeye... kısacası istediğin bir seni yaşamaya, hayata geç kaldığını düşün
Sevdiğin hobiye başlamaya, sevmediğin işten istifa etmeye, sevdiklerine sevdiğini söylemeye, kedi sahiplenmeye, evlat sahibi olmaya, evlenmeye, boşanmaya, istediğin kariyeri inşaa etmeye, kilo vermeye, kas yapmaya, sevmeye-sevilmeye... kısacası istediğin bir seni yaşamaya, hayata geç kaldığını düşünenler var mı?
0
umutt
(02.11.25)
Çoğunlukla düşünüyorum, bazen arkadaşlarımla konuşuyoruz geç olmadığına ikna ediliyorum ama kendimle yalnız kalınca yine çok geç kaldığımı düşünüyorum, işin içinden çıkmak zor.
0
mutekebbir
(02.11.25)
Sevdiğim kişiye sevdiğimi söylemeye acayip geç kaldım. Hem de öyle böyle değil. En büyük pişmanlığım, bambaşka bir hayatım olabilirdi.

Üniversite sınavına tekrar hazırlan, bölüm değiştir, hazırlık şu bu diyerek okulu uzattım, ki derslerimde başarılı olmama rağmen, üstüne askerlik derken iş hayatına geç kaldım.

Kilo vermeye geç kalmadım bi, yaşadığım bunalım sayesinde son bir ay içinde 9 kilo civarı verdim, sayılırsa.

Ne zaman böyle düşünsem aklıma “mr. nobody”den şu satırlar geliyor aklıma ama:
each of these lives is the right one. every path is the right path. everything could've been anything else, and it would have just as much meaning.
0
substituent
(02.11.25)
Ben varım.
0
Kahvedesu
(02.11.25)
O kafar çok Şey sayıp torba yasa gibi yapmışsın.
Hepsine birden geç kalmış olamazsın.
Hayatımın her döneminde bir şeyler değişti, değiştirdim.
Spor için hobi için mesela hiç bir zaman geç olmaz.
İş değiştirme için boşanma için ya da çocuk sahibi olmak için bilemem.
0
kisa
(02.11.25)
kedi sahiplenmek, hobi edinmek, kilo vermek, sevmek bunlara niye geç kalınmış olsun ki. ben geç kalmış hissetmem, hissetmiyorum. istiyorsan yaparsın. yapmıyorsan önemli değildir, zamanı değildir, elinden şu an gelmiyordur ya da demek ki istemiyorum o kadar da der geçerim.

İş, kariyer filan bunlar büyük pişmanlık (bana göre). Ne geç kalması. Bomboş şeylere ömrüm gidiyor diye düşünüyorum. Haa iş hayatını sonlandırmakta geç kaldığımı düşünüyormuşum bak evet. Bu var.

Bir de yani aşırı mühim bir misyonum mu var ki tamamlamam gereken. Kendime her gün eğlenecek bir şey buluyorum. İstediğim oyuna, konsere bilet bulduğum an gidiyorum. İstediğimi yiyip içiyorum, istediğim yere gidiyorum. Aceleciliğim var her fırsatta bir şey yapmak gibi ama bunu sebebi geç kalıyorum hissi değil.

Hayattaki en kesin şey ölmek. Ona da istesen de geç kalınmıyor. Boşver ne geç kalması ya. İyi geceler.
+2
a perfect lie
(02.11.25)
20 yasimdan beri kanuna baslamayi düşünüyorum. 23 yil gecti. Bu saatten sonra zor.
0
duster
(02.11.25)
herşeye zorla erken başlatıldığımdan artık birşeye başlamak için hevesim yok. mesela ben 10'lu yaşlarımda elektro gitar çalmak isterdim ama ailem bağlama kursuna yazdırdı zorla. istemeden çaldım hep. aklımın ve kalbimin bir kısmında hep elektro gitar çalma isteği var. yaş 36.
0
false pretension
(02.11.25)
Var ben. Çoookk geç kaldım hem de. Yakında ölür mölürsem mezar taşıma "şöyle içine sine sine patates kızartması yiyemeden gitti garip" yazarsanız memnun olurum... 🥹
0
muhayyer divan
(02.11.25)
düşünüyorum.

evlenmekte çok erken davrandım,
boşanmakta çok geç kaldım,
çocuk yapmakta çok geciktim,
çalışmak dışında hayatı yaşamada çok ama çok geciktim,
kendimle ilgilenmekte çok geciktim,
bir şeyler elde etmekte çok geciktim.

o yüzden şimdilik günümü yaşıyorum.
0
tchuck
(02.11.25)
Her şeye geç kaldım hissiyatı sürekli geliyor. Sonra bi ara ne geç kalması ya daha ne oldu ki gencim her şeyi yaparım motivasyonuyla doluyorum. Ama mental azıcık darbe alınca sürekli bu düşünceye sürükleniyor insan.
0
chanandler bong
(02.11.25)
Düşünüyorum ama sonra daha 40-50 yıl yaşayacağımı hatırlayıp vazgeçiyorum.
0
peki madem
(03.11.25)
Ne olduysa iyi ki oldu, ne olmadıysa iyi ki olmadı diye düşünüyorum, hiç moralimi bozmuyorum
0
kullanicadi
(03.11.25)
(7)

sjw tayfa bu zamana kadar mühendisliğe nasıl bulaşmadı

messina123
Konnektör ve headerlar dişi erkek olarak adlandırılır. Erkek sokan, dişi sokulan konnektörtür özetle.Haberleşme protokollerinde bir master vardır. Ve o master’ın slave’leri vardır. Efendi sormadan köleler cevap veremez ve efendi sorduğunda köleler cevap vermek zorundadır gibi açıklayabilirim bunu da
Konnektör ve headerlar dişi erkek olarak adlandırılır. Erkek sokan, dişi sokulan konnektörtür özetle.

Haberleşme protokollerinde bir master vardır. Ve o master’ın slave’leri vardır. Efendi sormadan köleler cevap veremez ve efendi sorduğunda köleler cevap vermek zorundadır gibi açıklayabilirim bunu da.

Bu adlandırmalar evrensel. sjw tayfa şimdiye kadar nasıl olay çıkartmadı bu adlandırmalara merak ediyorum.
+4
messina123
(01.11.25)
Bulaştı, tam söyledigin master slave mevzularinda.
Koca github'da master yerine main var artık default olarak.
+4
WithWorth
(01.11.25)
Dışarıyı bilemeyeceğim, ama bizde mühendislik fakülteleri dünyanın en entelektüel yerleri değil. Yani buralar doğrudan apış arası kokusu esprilerinin gırla gittiği, erkek başına kaç kadın düştüğünün hesabının yapıldığı yerler hocam. Alanın genel esprileri hep bu tarz muhabbetler üstüne kurulu. Fakülteden olgun bir müho olarak mezun olan birçok yağız delikanlı da soluğu şantiyelerde, fabrikalarda, sanayide alıyor. Buraların durumu mühendislik fakültelerinden daha da ötede. Nedeni çok gizli olmasa gerek sanırım.
+2
akhenaten
(01.11.25)
@WithWorth hocam i2c ve spi haberleşmeleri tamamen master slave üzerine kurulu.
+2
🌸messina123
(01.11.25)
derin teknik alanlar erkek dominasyonunda. benim yöneldiğim alanda kadın oranı %5 gibi bir şey.
+2
hold the door
(01.11.25)
ben tam da bu konuya değincektim. evet master-slave terminolojisini bırakmak istiyorlardı bazı tepkilerden dolayı ve bıraktılar da. bunu yapan tek yer github değil sanırım başka programlama dillerinde de master-slave'i kaldırdılar.
+1
false pretension
(01.11.25)
merhaba. sayısalcı değilim ama konuya benzer bir cümle okumuştum aklımda kalmış "duş alma fikri bugün ortaya çıksa, karşı çıkan milyonlar olacaktı" paylaşayım istedim. xe/xem/xyr.

not: mr cihazına "bunları rent a car la mı aldılar" diyen adama tapan milyonlarla beraber yaşayan insanlarız sjw, political correctness bize uzak diyarlar.
0
libertine
(02.11.25)
sjw'lerin çoğu kafasız olduğu için mühendislik türü dallardan haberleri yok, oradaki terimleri hiçbir yerde duymuyorlar.
0
tchuck
(02.11.25)
(6)

Mutfak Tezgahı - Lavabo deliği küçültülebilir mi

tchuck
kötü anlattım da :)lavabo koymak için açılan delik 82cm olarak açılmış. mevcut lavabo şu iğrenç, kullanışsız yanında kurulama bölümü olan lavabolardan. yani mevcut lavabo 40cm bile yer kaplamıyor, yanında 45cm'lik kurulama bölümü var diye. ustalar sağolsun tam 83cm lik delik açmışlar.şimdi 75cm'lik
kötü anlattım da :)

lavabo koymak için açılan delik 82cm olarak açılmış. mevcut lavabo şu iğrenç, kullanışsız yanında kurulama bölümü olan lavabolardan. yani mevcut lavabo 40cm bile yer kaplamıyor, yanında 45cm'lik kurulama bölümü var diye. ustalar sağolsun tam 83cm lik delik açmışlar.

şimdi 75cm'lik bir lavabo koymak istiyorum ama yanında 8-10cm lik fazlalık olmuş olacak. o boşluğu kapatmanın bir yolu yok demi? yani aklıam da hiçbir şey gelmedi.
0
tchuck
(27.10.25)
kapatmanin yolu var da belli olur yani ben sizi anliyorum, sanki hic yokmus gibi tezgah malzemesiyle kapatamazsiniz, kapatmaniz zor olur ya da.

Ancak lavabonun rengi gibi iste bir kapatma detayi yapilabilir. Yerinde bakmak lazim Lavabo metalse diyelim, yine paslanmaz celikten bir diktortgenle kapatilabilir(flashing) etrafinin su gecirmezligi saglanarak vs.
0
wallcan
(27.10.25)
yani evet aslnda lavabo çelik, çelik bir panel koyulup öyle o boşlul alınabilir. onu da kabul edebilrim aslında. aslında mantıklı geldi, lavanon etrafına çelik bir kelepçe gibi bir şey koyup onu da mutfak tezgahına yerleştirmek fena fikir değil
0
🌸tchuck
(27.10.25)
damlalık sevmiyorsan aynı büyüklükte teknesi olan 82 cm'lik lavabo yok mu? çift gözlü falan?

damlalık da benim olmazsa olmazımdır halbuki.
0
kibritsuyu
(27.10.25)
@kibritsuyu, hiç yok. en fazla 75cm genişlikte oluyor diğerleri. 80cm lik bile yok maalesef.
0
🌸tchuck
(27.10.25)
Emin misiniz? Ben 82 cm evye (eviye) yazınca çok sonuç çıktı da… (kurulama bölümü olmayan)
Mesela: akcayapimarket.com
0
yadigar
(27.10.25)
bir de aklıma eğer yerin müsaitse daha da büyüttürüp, teknesi geniş, ya da çift gözlü ama damlalığı da olan 1 metrelik lavabolardan koyma ihtimalin geldi. eğer o damlalık kısmına tümüyle gıcık değilsen.

eviye.com.tr

benimki şu model mesela, bunun granit olanı. 1 metre genişliği var. yani endüstriyel kazan yıkamıyorsan derinliği ve genişliği yetiyor. çift göz de ayrıca yıllardır eksikliğini duyduğum şeymiş.
+1
kibritsuyu
(27.10.25)
(10)

Türkiye'de yasayan biri olarak, Yunanistan'a 2-3 aylık yazılımhizmeti vereceğim. lehime en karlı olacak sekilde nasıl fatura kesebilirim?Ya da en ucuz maliyetle nasıl kesebilirim?

Hifa
Yunanistana 2-3 aylık kısa süreli yazılım hizmeti vereceğim. Sahıs şirketim yok. Invoicing (faturalandırma ) ya da freelancer setup denmiş iş tanımında.Bunun için yunanistandaki yetkililere lehime olacak sekilde nasıl bir teklif etsem güzel olur.
Yunanistana 2-3 aylık kısa süreli yazılım hizmeti vereceğim.
Sahıs şirketim yok. Invoicing (faturalandırma ) ya da freelancer setup denmiş iş tanımında.
Bunun için yunanistandaki yetkililere lehime olacak sekilde nasıl bir teklif etsem güzel olur.
0
Hifa
(27.10.25)
Ben bunu çok anlattım bir kez daha anlatayım.
aşağıdaki şartlar geçerliyse fatura kesmene, firma kurmana gerek yok.

1-Yaptıgın iş yurt dışı firmasına mı? (evet)
2-Para yurt dışından döviz olarak mı gelecek? (evet)
3-Yurt dışındaki firmaya yaptıgın işin daha sonra Türkye'de faydalanmayacak.

Burada en karmaşık iş 3. adım.

Örnek vermek gerekirse siz bir yazılım yaptınız veya tsarım sonra bu yazılım veya tasarımı Türkiye'de bir firma kullanırsa sizin yaptıgınız iş biraz muvazaalı olarak görülüyor.

Yai Türkiye'deki firma bunu direkt sizden alıp kdv ve sizin de elde edilen kârınızdan vergi ödememek adına Yurt dışı firmasına faturasız iş yapmış gibi gözüküyorsunuz.

Burada asıl amaç ülkeye döviz girdisi saglamakken siz kulagı tersten göstermiş oluyorsunuz. Firma işi Türkiye ile alakasız olacaksa hiç fatura falan işlerine girmeyin.

Bu anlattıklarım vergi kanunlarında yer alan istisnadır.
0
liberal
(27.10.25)
firma yurtdışında,
gelirin döviz ise yaptığın şeyin adı yazılım ihracatı.

kurumlar vergisinden %80 istisnası var, kdv'si de yok.

limited şirketinizden faturanızı kesince 5000 usd kazanacaksanız, normalde bunun 1250 usd'sini kurumlar vergisi olarak ödemeniz gerekirken (hiç gider yapmadığınız düşünürsek), bunun %80'ini istisnaya sokuyorsunuz. ve 250usd kurumlar vergisi ödüyorsunuz.

tamamı bundan ibaret.
+1
tchuck
(27.10.25)
bu arada şirketim yok demişsin.
oradan bu parayı fatura kesmeden asla alamazsın.
ya maaşlı çalışanı olacaksın ya fatura keseceksin. 2-3 aylık iş olduğu için maaşlı olamazsın zaten.

o yüzden faturayı kesmek zorundasın. şirketi kurmak zorundasın.
+2
tchuck
(27.10.25)
@liberal'in yazdıklarına katılamıyorum. söylediği şartlar kdv kanununun 11.maddesindeki şartlar. bu şartları sağlıyorsan faturayı kdv'siz kesiyorsun. vergi ödemiyorsun diye bir şey yok. kurumlar vergisi her türlü ödüyorsun.

yazılım özelinde başka istisnalar var. @tchuck'ın söylediği şekilde kazancın %80'ini indiriyorsunuz. sonra da kurumlar vergisinden de %5 düşüp, %25 yerine %20 ödüyorsunuz. yani @tchuck'ın hesabından devam edersek, ödeyeceğiniz meblağ 200 oluyor.

5000 dolar para gelecek, 200 vergi ödeyeksiniz. bence çok iyi oran. ekstra bir şey ayarlamaya beklemeye gerek yok.
0
co2s2
(27.10.25)
liberal'in dedigi dogru.
burada daha önce konusulmustu, ben de o duyuru sayesinde ögrenmistim böyle bir sey oldugunu ve ufkum acilmisti.
o duyuruyu bulursam size linkini göndereyim.
oradaki kisi türkiye'de yasayan ama türkiye ile hicbir ilgisi olmayan bir firmaya uzaktan sözlesmeli olarak alinmis bir elemandi ve gelir vergisi ödemiyordu. belki o bilgiler de isinize yarayabilir. simdi ariyorum.

edit: soru da bu duyurudaki tchuck'un sorusuymus. www.eksiduyuru.com
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.10.25)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim : @liberal'in dedikleri ve @tchuck'ın yazdıkları maaş ile ilgili. duyuru sahibi @hifa, fatura kesmekten bahsediyor. ikisi farklı şeyler. türkiye'de bir şirket ile ya da şahıs olarak yurtdışındaki bir şirkete fatura keserseniz vergi verirsiniz.
0
co2s2
(27.10.25)
bunlar farklı statüler 1-maaşlı eleman olmak - sözleşmesini imzalar, maaşından doğan vergileri o ülkeye öder vs. 2-şirket olarak (isterse şahıs şirketi olsun) yazılım yani "hizmet ihracı" yapma- herkesin anlattığı şey bu zaten
3- duyuru sahibi ne maaşlı eleman ne şirket, (ne de kurmak istiyor) bu durumda kesebileceği tek şey var o da "gider makbuzu" ama onun için de serbet meslek mensubu olarak kaydolmak gerekiyor. yazılım özelinde olan istisnalar gider makbuzunda nasıl uygulanıyor, onu bilen varsa buyursun, yazılımcı olmayıp serbest meslek erbabı olanlar gider makbuzu kesiyor:

www.verginet.net
+1
subcomponent
(27.10.25)
Payoneer uzerinden ilerleyebilirsiniz, parayi oradaki bir hesabiniza atacaklar ve siz TR bankaya cekeceksiniz. Komisyon oranlarina bakmaniz iyi olabilir. Ben debit card istedim, TR bankaya cekmeden atmden cekiyorum gelen giden olursa. Is grafik tasarim.

Ille de is icin kayit olsun derseniz herhangi bir freelance platformundan (freelancer, upwork vs) ilan acsinlar, isi oradan versinler. Yurtdisindan TR'deki platformlarda ilan acilip acilamadigindan emin degilim.
0
klassno
(28.10.25)
Cevaplayanlarda muhasebeci varsa diye soruyorum, aklima geldi:

Yurtdisina bu adam faturayi excelden kesecek neticede. Sahis olarak hazirlayip altina banka bilgileri olarak kendi ibanini yazsa, Ad-Soyad Adres seklinde de kase yaptirip imza kase yapsa ne olacak?
Vergi Dairesi anlarsa oyma olasiligi var ama yurtdisindan para getirmis adam, sahsi hesabina gelmis, bunun pesine mi dusecekler?
0
kartonpiyer
(28.10.25)
@kartonpiyer : teorik olarak evet. kafana göre para getiremezsin

not : muhasebeci değilim. yıllardır yurtdışına hizmet ihracatı yapan firmalarda yöneticilik yapıyorum.
0
co2s2
(28.10.25)
(7)

500 bin konut projesi

messina123
İnanıyor musunuz?Ne tesadüf ki ilk teslim tarihi tam da seçim zamanıymış :D
İnanıyor musunuz?

Ne tesadüf ki ilk teslim tarihi tam da seçim zamanıymış :D
0
messina123
(24.10.25)
Seçim ne zamanmış?? Yine mi kaçırdım ya.

Ben çok yanlış buluyorum bu projeyi. Şimdiye kadarki yapılarda o kadar dandik işçilikler ve malzemeler kullanıldı ki bunlarda zerre iyi bir şey beklemediğim gibi büyük bir fiyasko olacağından şüphem de yok.
0
muhayyer divan
(24.10.25)
Seçim 2027 değil mi? İlk teslim mart 2027 diye gördüm
0
🌸messina123
(24.10.25)
%100 destekliyorum. umarım daha da fazlasını yapar.

ülkede imara açılmayan bir ton arsa var, umarım hepsi bedava gibi fiyatlara imara açılıp şu evsizlik krizi sona erer. şuan 4 milyon maliyetli bir dairenin maliyetinin %60-70'i arsa bedeli.

devlet elindeki tüm arsaları acilen ev üreitmi için kullanmalı. her yer bomboş duruyor.

yapabilirler mi yapamazlar mı bilmiyorum ama umarım yaparlar. umarım 500bin değil, 5 milyon konut yaparlar. bu ülkede arsanın para etmemesi gerekiyor en kısa zamanda.
-1
tchuck
(24.10.25)
hocam aslında bu yeni değil önce 100 bin konut,daha sonra 2022 de 250 bin konut projesi vardı ben kendim de 250 bin konutta hak sahibiyim evler 2026 da teslim olacak kısmetse. Genelde tarihler tutmuyor ama geç de olsa teslim ediliyor. Bence avantajlı bir kampanya kriterler tutuyorsa başvurun.
0
biravekahve
(24.10.25)
annecağızım çok heveslendi ama benim hiç umudum yok. türkiye'de (hatta dünya genelinde) sistem zengini daha da zenginleştirmek, fakiri oyalamak üzerine kurulu. haberlerde 500 bin konut dediler, 81 il dediler, 100 bin tanesi istanbul'daymış... lol. biz istanbul'da yaşamıyoruz ama büyük bir şehirdeyiz. 80 ile 400 bin konut demek bu. burada 2 milyondan fazla insan yaşıyoruz. kaç konut düşecek?

vatandaşı oyalamaktan, soytarılıktan başka bir şey değil. milyonlarca sefile karşı bir avuç zengin var. bunlar arada yemliyor, garibanların içinde yüzde 5-10'unun yüzü gülüyor belki, sonra aynı tas aynı hamam.

yapılan şeyin sadaka kültüründen farkı yok. sistem değişmediği sürece hiçbir şeyin düzeleceğine inanmıyorum. ev sahibi olabilmek devletin keyfine, kuraya, şansa bağlı bir şey olmamalı. sosyal devlet olmayacağım diyorsan insanlardan çok az vergi alıp kazandığını cebinde tutmasını sağlayacaksın. yok sosyal devlet olacağım diyorsan da vatandaşın temel ihtiyaçlarına çözüm üreteceksin.

kiraların 20-25 bin olduğu yerde ben bir ay çalışıp 20 bin lira kazanayım. sonra bin kişinin içinden iki tanesi ev sahibi olsun diye alkış tutalım. yok ya. hikaye abi. bir bok olmaz. türkiye'de sanki ev yok. zenginler hepsini topladı, sklerinin keyfine göre kira belirleyip vatandaşın kazandığının üstüne konuyorlar. millet kirada oturmaktan zaten kazandığı parayı eve filan da yatıramıyor.

ama halk da eşşoleşşek işte hala sendikayla uğraşıyorlar, akp-chp kavgası yapıyorlar, zenginleri savunuyorlar. bi b*k olmaz bu coğrafyadan. kendini kurtarabilene tebrik edip başarılar diliyorum şahsen, ben sadece etrafımdakiler travma yaşamasın perişan olmasın diye yaşıyorum. evi geçtim külüstür bi arabam olacağına dahi inanmıyorum. olursa onun da motorunu skeyim.
+1
der meister
(24.10.25)
Mesele inanıp inanmamak değil. 2002’den beri Türkiye genelinde 1.7M sosyal konut yapılmış. Bunun 300bini şubat depremi bölgelerinde ve son 2.5 yılda. Bu resmi bir veri. Hatta bizim akrabalardan da bu evlerden son dönemde yapılanlarında oturanlar var hem de azılı bir muhalif olmalarına rağmen. Başvurdular ve çıktı. Öngörülenden 6 ay gecikmeli şekilde yerleşebildiler. Evin kalitesinden gayet memnunlar.

Bu sosyal konut işlerinde aksama-gecikme olsa da nihayetinde anahtar teslim ediliyor. Eğer büyükşehir değilse bu aksama işlerinin olmama ihtimali daha yüksek.

Esasen ideolojik olarak tamamen liberteryen piyasacı ve anarko-kapitalist bir görüşe sahip olsam da bizdeki bu emlak balonu olduğu müddetçe devletin sosyal konut üretimini durmaksızın hatta arttırarak gerçekleştirmesi gerektiğine inanıyorum.
0
ezkaza
(24.10.25)
@ezkaza, abi iyi hoş da türkiye'de şu an ev sahipliği oranı nedir? kiralar ne durumdadır, maaşlar ne durumdadır? kaç insanın maaşının yüzde kaçı kiraya gidiyor? bunları da düşünmek lazım. liberteryen piyasa ve anarko-kapitalist görüş dediğin şey tam olarak buraya getirir işte mevzuyu. denetimsiz ortamda gücü eline alan virüs gibi yayılır ve söz sahibi olur. 2025 yılındayız. savaşta mıyız? çimento mu yok, demir mi yok, inşaat yapacak adam mı yok, arazi mi yok? hepsinden fazla fazla var. millet can çekişiyor. niye? şu anki piyasanın ben fazlasıyla liberteryen ve anarko-kapitalist olduğunu düşünüyorum açıkçası. sermaye sahibi şov yapıyor, emeğini satan köle gibi yaşıyor. böyle bir düzenin her şeyi kontrol eden bir kaymak tabaka oluşturması kaçınılmaz.

dediğim gibi ülkede 50 milyon fakir varsa bunların 500 bin tanesinin şans eseri ev sahibi olması genel tabloyu değiştirmiyor. ben böyle bir plan/proje yok demiyorum zaten. olur. geçmişte de oldu evet. ama yetersiz ve anlamsız. türkiye bugün her vatandaşına başını sokabileceği bir ev sağlayabilecek güçtedir ama siz de haklısınız tabii milletin yatından, katından, içeceği milyonluk şaraptan kısmak olmaz.
+2
der meister
(24.10.25)
(21)

Vize başvurusu yapmak gücünüze gidiyor mu?

bobinhoo
Selamlar herkese,Aslında benim yurt dışı gezmek falan gibi bir derdim yok da hanım hevesli bu işlere. Geçen bir vize başvurumuz oldu. Sürecin yüzde 95'iyle eşim ilgilendi zaten, ben sadece iş yerinden gerekli evrakları istedim ve başvuru için eşimle beraber VFS'ye gittim.Adamlar sırf beni ülkelerine
Selamlar herkese,

Aslında benim yurt dışı gezmek falan gibi bir derdim yok da hanım hevesli bu işlere. Geçen bir vize başvurumuz oldu. Sürecin yüzde 95'iyle eşim ilgilendi zaten, ben sadece iş yerinden gerekli evrakları istedim ve başvuru için eşimle beraber VFS'ye gittim.

Adamlar sırf beni ülkelerine alsınlar diye kapılarında köpek muamelesi görmenin çok zoruma gittiğini hissettim. Almışım elime bordromu, banka dökümünü, izin kağıdımı, biletimi, cart curtumu, başvuru için bile bir ton para verip kapılarında yatıyorum adamların "beni de ülkenize alın lütfen vallahi uslu duracağım, hemen geri döneceğim param da var zaten bakın diye". Paşalarım belki lütfeder de "iyi bakalım 3 aydır bekliyorsun al sana 10 günlük izin" derler diye.

Sizin zorunuza gitmiyor mu bu muameleyi görmek? Gerçekten sadece orayı gezip/görmek için şu muameleye maruz kalmaya değer mi?
+2
bobinhoo
(24.10.25)
schengen için çok kötü cidden. diğer ülkeler için bi nebze daha iyi.

zoruma gidiyor ama alıştım. avrupa cidden güzel gezmek için. görmek lazım.

ama amerika ve ingilterenin süreci daha kolay. belge toplamak da 1 gün bile sürmüyor zaten schengende. sadece bütün kişisel verileri ülkeyle paylaşmak korkutucu.
0
jelly bear
(24.10.25)
Sadece gezip görmek için Schengen'e başvurmak istemiyorum. Randevu sıkıntı, vizenin çıkıp çıkmayacağı belirsizliği sıkıntı, çıksa bile çok kısa süreli vize verilmesi sıkıntı. ABD gibi 10 yıllık verseler neyse. Vizesiz veya kolay vize alınarak gidilebilen birçok ülke var. Paramla rezil edemem kendimi. :)
0
auroraaurora
(24.10.25)
kesinlikle gidiyor. yeşil alana kadar vize başvurusunda bulunmadım. sağlık/iş vb. bir şey olmasa, sadece seyahat için başvurmam da.
0
eisberg
(24.10.25)
İş için Fransa vizesine başvurmak zorunda kaldım, Fransa'ya da gram ilgim yok. O vize süreci bana o kadar koydu ki. Dava dosyası gibi kalın belgeler, yemin billah iltica etmeyeceğim temalı mektuplar, oradan oraya sıraya girmeler sinir etti beni. Alın ülkenizi bir yerinize sokun demek istiyorum.
0
peki madem
(24.10.25)
gitmiyor. niye gitsin? Kendimizi üstün mü görüyoruz o ülkelerden? Demek ki değiliz, eşit de değiliz haklı olarak ülkeler ne idüğü belirsiz bir ülkeden gelen adamı da sorgulamak istiyor. Vizesiz onlarca yer var onlara gidebilirsiniz. Zoruna gidiyorsa bugünden başla bu sistemi değiştirmek için çabalara. Olmuyor mu? Olmaz :) o zaman zoruna da gitmeyecek. Millet olarak temsil etmesini seçtiğin hükümet bu, hükümetin aldığı kararlar neticesinde de AB'nin bakış açısı bu. Hoş ben AB'nin bakış açısının Türkiye müthiş örnek müreffeh bir ülke, sosyal devlet olsa da değişeceğini sanmıyorum.

ticaret, fuar gibi amaçlar için kolaylaştırılmalı millet bi fuar için başvuru yapıyor 1 ay pasaport ortada yok. 2 pasaport kullanıyorum mecburen.
-3
croswell
(24.10.25)
Yapılan şey sapına kadar ırkçılık. Vize sürecinde yaptıkları şeyler ve topladığı dokümanlar da aşağılayıcı. Niyet mektubu falan çıktı bir süredir bir de. Vatana, millete ve dünyaya en ufak bir faydası olmayan, toplum içinde yaşayacak kadar gelişmediği gibi gittiği toplumu da rezil bir hale sokacak olan insan artığı olup memleketini kötülersen sığınma hakkını sorgusuz sualsiz kabul ediyorlar. Üstüne bir de ilgili ülkeyi küçümseyip kendilerini çok ulu gördükleri için o sığınmacı ne suç işlerse işlesin üstünü örtüp ülkede tutmaya çalışıyorlar.

O yüzden bana vize vermek için 50 takla attırmaya çalışan ülkeler göçmen sorunu yaşadıkça keyifle izliyorum.
0
nawar
(24.10.25)
Evet gidiyor. Altı üstü bir hafta bir yere gidip geleceksin bin tane şey istiyorlar ve o kadar uğraşmana ve para harcamana rağmen reddedilme ihtimali de eskiye göre çok yüksek.

Çok daha kolay olabilirdi aslında ama bizim hükumete de görev düşüyor biraz. Zaten tayyibe kalsa hiç bir yere gitmeyelim, bütün parayı Türkiye'de harcayalım. Bu yüzden uğraşmıyorlar. Artık işin suyu çıktığı için zaten var olan ve uygulanmayan cascade kuralını uygulanır hale getirip bir lütufmuş gibi lanse ettiler.

İşin daha komiği uzun dönem ve oturum izni başvuruları Schengen vizesine göre çok daha kolay ve red oranı çok düşük. Aslında köpek çekmiyorlar ama bizim "bak salarım kaçak sığınmacıları haa" politikamız yüzünden bu hale geldi iş.
0
himmet dayi
(24.10.25)
değmez. kadını boşamayı bile düşünürdüm.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(24.10.25)
tabi ki gidiyor. bi ton da vize aldım. bundan sonra da başvurmayacağım, avrupanın bana benim de avrupaya ihtiyacım falan yok. çok eşsiz bir konser, eşsiz bir etkinlik yoksa son vizemdi bu diyeblirim artık.

mülteci olarak gitsek daha normal bir prosedür işliyor.

namusumuzla şerefimizle gidince sirk maymunu muamelesi yapılıyor. en son 1 yıllık çıkmıştı, kasımda bitecek. bir daha da başvurmayacağım. hem yorucu, hem gereksiz bir masraf, hem de aşağılanmış hissediyorum.
+1
tchuck
(24.10.25)
Pandemi öncesi ekim 2019'da başvurmuştum. 3 sene sonra eylül 2022'de başvurduğumda kahrıma gitmişti. 468461 tane evrak toparlamak ve bankadaki para miktarını gözetmek için kılı kırk yarıyoruz.

Kahrıma giden sürecin net olmaması ve son derece belirsiz olması. 468461 tane evrak toparlaıyım ve bankadaki para miktarını söylesinler bu olsun diye. Verilen vize süresi orantı olarak artsa.

6 ay ve 1 sene aldım son iki başvurumda. Seneye başvurduğumda daha uzun verirler diye düşünüyorum. Ucuz bilet sayesinde de biraz peşinde koşuyorum schengen vizesinin.
+1
put it in your appropriate place
(24.10.25)
@sivri sinek Suriye'li gelmesin değil, yasadışı gelip kalmasın diyoruz, aynı şey mi? Ayrıca Suriye'linin Türkiye için kısa vize alması çok kolay
+1
edaddy
(24.10.25)
Vizesine göre değişiyor... Schengen mesela zoruma gidiyor çünkü tam anlamıyla saçma sapan bir vize süreci; şimdilerde cascade kuralı ile iyileştirildi ama yıl içinde üç seyahat için üç defa aynı 100 sayfa evrağı 200-300 Euro masraf yaparak verdiren bir vizenin insanın zoruna gitmemesi zor. Tabi bunun içinde Avrupa'nın dibinde, Avrupa Birliği'ne yıllardır aday ülke olup da turist vizesi almak için üç ay aracı kurum randevusu beklemek de var
0
salihdt
(25.10.25)
vize basvuru buyuk angaryadir ama malesef 3. dunya ulkeleri icin gerekli birsey.
adam senin yasadigin ulke ile ciddi bir baginin olup olmadigini gormek istiyor.
olayin irkcilik ile alakasi yok. hicbir vatanperver ulkesinin dingonun ahirina dondugunu gormek istemez. onun icin insanlarin elenmesi normal. adam senden dokuman almadan senin ne ayak oldugunu nerden bilecek.

ha tabii bu arada olay gelir kapisina da donmus durumda. senin keyfinin yerinde oldugu belli, istese 10 sene vize verebilir ama 1er 2ser senelik vererek sana 10 sene icinde 5-6 kere basvuru yaptiriyor ki para kazansin. vahsi kapitalizim.
+1
cooperr
(27.10.25)
@cooperr,

ülkemle aramdaki bağı yaptığım otel rezervasyonuna bakarak mı, 50 euroya aldığım uçak biltine bakarak mı karar veriyor allasen?

veya işyerimden imzalı kaşeli kağıt alarak mı karar veriyor?
komedi.

avrupaya iltica edecek adam 50-100 euro verip bir bilet mi alamayacak, hadi 200 euro olsun.

dümdüz ırkçılık başka bir şey değil.
bu ırkçılık olmasaydı, ilk 1-2 başvurudan sonra hala insanlardan aynı belgeleri toplamanın peşine düşmezlerdi.

burada istedikleri evraklar tamamen işi yokuşa koşmak için.
-1
tchuck
(27.10.25)
örneğin amerikan vizesine başvuruyorsun. adam ne rezervasyon, ne uçak bileti arıyor.

maddi durumuna bakıyor, ne zamandır çalıştığına bakıyor, yapıştırıyor 10 seneyi. sormuyor üstünü, ötesini. her sene tekrar gel de demiyor.

avrupalılar düz ırkçı, kaskafalı insanlar. biz de bu itlerin işlerine ortak oluyoruz. gitmemek lazım aslında da, ülkede de tatil yapacak yer kalmadı ki bütçe olarak.
-1
tchuck
(27.10.25)
Schengen için uğraşmak yerine vize istemeyen yerlere gittim. ABD, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya vize başvuru süreci net ve süründürmüyor. İlla gelişmiş ülke diye bir saplantı varsa buralara gidilebilir. Uzak olduğu için uçak bileti masraf ama Schengen rezilliğinden iyidir.
0
runaway
(27.10.25)
@tchuck
sakin ol $ampiyon..

ucak bileti, otel rezervasyonu ve isyerinden maasli eleman oldugunu dair kagit disinda baska birsey vermezsen zaten potensiyel multecisin, buyuk ihtimal red yersin. bas belasi istemezler zaten ulkeler kacak dolu.

3-5 mal mulk tapusu, ustune kayitli sirket, bankada guzel para gosterirsen, bunun zaten burada keyfi yerinde, el kapisinda multeci olup niye basini belaya soksun ki diye dusunup vizeyi verirler buyuk ihtimal.

bunun irkcilikla ne alakasi var harbiden anlamakta zorlaniyorum.
irkcilik boyle bisey degil yahu.
-1
cooperr
(27.10.25)
@cooperr, sence mülteciyi engelleyecek şey bookingden iptal edebileceği rezervasyon ve 100 euroluk uçak bileti mi cidden :)))

adamlar 10bin 20bin euro veriyorlar mülteci olarak geçmeye. cidden bunlarla mı engelleyecekler asdasfdas çok komik ya. ciddi ciddi buna inanıyor olmanız da çok komik.
-1
tchuck
(27.10.25)
@tchuck

bir daha oku bence ne yazdigimi..
-1
cooperr
(27.10.25)
vize almamla ilgili sorun yok.
her seferinde vize almamla ilgili sorun var. daha red yediğim vizem yok.

her seferinde bookingden sahte rezervasyon yapıp, thy'den bilet rezervasyonu yaptırmak, aptal aptal gereksiz belgelerle uğraşmak aşağılayıcı. o yüzden bir daha başvurmayacağım da zaten.

hala anlamıyorsun şruada söylenenei.

amerika vize koşullarını söylüyor. karşılarsan amasız, fakatsız vizeyi veriyor, 10 yıl. bir daha uğraşmıyorsun.

avrupada her seferinde aynı evraklarla tekrar tekrar başvur. hatta vermesinin bir standardı bile olmasın.
-1
tchuck
(27.10.25)
yaw red yedigim vizem yok diyosun iste, bir verip bir vermemezlik gibi bir durum yok, standart nasil tutmuyor?

adamlarda zaten 10 senelik vize yok, 5 seneligi de kolay kolay vermezler.
1-2 senelik verir, ihtiyacin oldukca tekrarlarsin. gelir kapisi olarak gorduklerini soyledik zaten.

burda irkcilik nerde? paragoz desen anlariz da..
-1
cooperr
(27.10.25)
(11)

Hayatınızı iyi yaşadığınızı düşünüyor musunuz

arbre
Kaç yaşındasınız ve bu yaşınıza kadar sizce iyi yaşadınız mı? Hayattan alacağınız şeyler olduğunu düşünüyor musunuz? Sağ olun.
Kaç yaşındasınız ve bu yaşınıza kadar sizce iyi yaşadınız mı? Hayattan alacağınız şeyler olduğunu düşünüyor musunuz? Sağ olun.
-1
arbre
(24.10.25)
38. nispeten iyi. evim, arabam var. bu zamana kadar tabiri caizse ot gibi yaşadım, bundan sonra hayatın tadının çıkarayım dedim ama sağlık sorunları (doğuştan) yaşla beraber etkisini göstermeye başladı.
+1
inheritance
(24.10.25)
Yaşım 35 hayatım okumakla, mücadeleyle deyim yerindeyse bir baltaya sap olmaya çalışmakla geçti. Hala da çabam bitmiş değil. Kötü bi hayat yaşamadım ama maddi ve manevi tatmin de olmadım tam olarak.

Evli ve çocuklu değilim.
Maddi birikimim yok
İşim yok.
Mal varlığım yok.
Ama hayallerim çok fazla. O yüzden daha yeni basliyorum hayattan bir şeyler almaya.
+1
egerbiryolcu
(24.10.25)
32. egerbiryolcu'ya +1 mücadele etmekle geçti şu ana kadar hayatım. hayat yeni başlıyor.
0
nolmus yani
(24.10.25)
46
Mücadeleyi, hayatla uğraşmayı seviyorum, aşırı belaltı vurmadığı sürece ki vurduğu zamanlar vaki tabi :)

Tamahkar bi' insanım, son 10-15 sene iyi yaşadım çok şükür, alacağım şeyler var hala, bazı konularda yeni balşıyorum bile diyebilirim.
0
kumandanim
(24.10.25)
34 yaşındayım.
2023'ten beri çalıştığım şirketten nefret ediyorum.
Onun dışında hayatımdan memnunum.
Rabbim yaşadığım şehirde bana şu an yeni bir iş versin diye dua ediyorum.
Eylül 2026'ya kadar yaşadığım şehirde kalırım.
Sonra çok başka planlarım var.
0
rain when i die
(24.10.25)
tamamen boşa gitmiş gibi hissediyorum. özellikle 25-35 yaş aramı tamamen çöpe attığımı biliyorum, görüyorum. uzun bir süredir de bunun pişmanlığından kurtulmaya çalışıyorum.
0
tchuck
(24.10.25)
bu hayatın bana halen daha borcu var ve çoğunu ödemedi..
0
Hallegadola
(24.10.25)
Edit: Yaşı unuttum: 36 erkek kişisi.

Son 6 senedir evet güzel yaşıyorum. Tabii 6 senenin öncesininde bir altyapısı var. He diye bir günde olmadı. Geldiğim bu noktada bazı eksiklikler kaldı. Henüz tamamlanmayan sorunlar kaldı. Onları da üstesinden gelsem daha da güzel olacak inşallah.

Edit: 1 Ocak 2019 gününden bugüne kadar istediğim deneyimleri yaşadım çok şükür.
0
put it in your appropriate place
(24.10.25)
Evlilik çocuk evler araba borçsuz hayat... Mutlu muyum? Hayır. başarılı mıyım? Hayır
İşimde (öğretmen) hayatın rezil gidişini durdurmak istiyorum. Olmuyor. Karikatüre bi hayat yaşıyorum. Behzat ç gibi... iyi bi adam olamadım ama kimsenin adamı da olmadım.
Hayat bana borçlu değil. Sadece bu kadar çabaya bişeyler değişsin isterdim. Olmadı.
Sindiremiyorum. Yeni nesil çok boktan.
0
luluki
(24.10.25)
referans noktasina gore degisir. hayata basladigim noktadaki insanlara gore cok iyi durumdayim. oradan bakinca cok iyi yasiyorum gibi duruyor. gecmise bakinca inanilmaz verimli bir hayat oldugunu goruyorum. sifirdan derecelerle cok prestijli yerlerde okudum, calistim, amerika'da burslu okudum, simdi de tum dunyanin adini bildigi, urunlerini kullandigi bir sirkette calisiyorum. iyi kazaniyorum, hobilerim var, arkadas cevrem var. istemedigim kadar hem de, cogu zaman davetlerini reddetmek zorunda kaliyorum.

ancak buradaki insanlara kiyasla durumum pek iyi degil. hala gocmenlik konusunu halledemedim. bu sebeple kariyerimde cok daha yukarilarda olabilecekken ortalama yerlerdeyim. stresli bir hayat.

kisisel olarak ise ilgi duydugum isi yapip tatmin oldugum bir hayatim yok. idare ettigim bir hayatim var. kolelikten kurtulmaya calismak icin guc toplamaya calistigim bir hayat. biraz beyhude cabalar. 40 yasinda hala calisiyor olursam fail etmis sayacagim kendimi.

mumkun oldugunca cok sey tecrube edip, ogrenmeye bakiyorum. hayattan gecerken en azindan ne varmis, ne yokmus ogrenmek istiyorum. bir de yaratabilecegim seviyeye gelirsem degmeyin keyfime.
0
antikadimag
(25.10.25)
Ben de antikadimag gibi gocmenlik konusunu hallemedim, hatta kariyer vs de yapamadim ama hobi var, arkadas cevresi var, neredeyse emekli oldum 36 yasinda. Bundan sonrasi gezip eglenip sonra evlenmek olmali. Bakalim.
+1
baldur2
(25.10.25)
(9)

Sizce de elektrikli bagaj kapağı çok gereksiz bir şey değil mi?

denizgonen
İşyerinde alakasız bir araba muhabbeti elektrikli bagaj kapağı tartışmasına döndü. Bence saçma sapan genel olarak insanı uğraştıran bir şey bence elektrikliden ziyade bagaj açma düğmesine basıldığında parmakla bile rahatlıkla açacak hidrolik bir sistem yeterli. Kapağın açılmasını kapanmasını bekleme
İşyerinde alakasız bir araba muhabbeti elektrikli bagaj kapağı tartışmasına döndü.
Bence saçma sapan genel olarak insanı uğraştıran bir şey bence elektrikliden ziyade bagaj açma düğmesine basıldığında parmakla bile rahatlıkla açacak hidrolik bir sistem yeterli.
Kapağın açılmasını kapanmasını beklemek bana çok anlamsız geliyor.

Fakat bir yandan da artık c sınıfı arabalarda bile standart olmaya başladı.
-1
denizgonen
(22.10.25)
açıkçası bana da saçma geliyor. kendi kontrolümde kapatmak varken niye keyfini bekliyorum?

benim aracımda yok, oğlum okulun önünde arabadan iniyor, bagajı açıyor, çantasını alıp zbam diye kapatıp gidiyor.

elektrikli olsa ne olacaktı? çantasını alıp düğmeye basacaktı (belki boyu yetişmeyecekti, inip ben basacaktım, ya da içeriden basılıyor mu bilmiyorum), ondan sonra gidecekti ama ben aynadan bagaj kapandı mı, yerine oturdu mu, bagaj kapanasıya kadar hırkızın biri gelip bagajdaki benim çantamı kaptı mı diye tedirgin olacaktım.

kendi kontrolünde zbam diye kapatmak iyidir.
0
kibritsuyu
(22.10.25)
kesinlikle katılıyorum. çoğu yeni özellik aslında gereksiz. bunları yapacaklarına mevcut teknolojileri nasıl ileri seviyeye getirebilirime kafa yormaları gerek
-1
messina123
(22.10.25)
Tersine bunca zaman olmaması eksiklik bence. Kapanana kadar koltuğa ancak yerleşip harekete hazır hale geliyorsunuz. Eller dolu/temizken dokunmadan açabilmek büyük kolaylık. Ayakla açılabilenlerden bahsediyorum tabii.
+2
orient blue
(22.10.25)
Engelliler için kolaylık sağlıyor.
Sensörlü otomatik olanları herkese kolaylık sağlıyor.
0
Bruce
(22.10.25)
otomatik kapanma değil de otomatik açılma arabamda olsun isterdim. eller dolu iken açmak zor oluyor.
0
inheritance
(22.10.25)
aksine çok iyi özellik. özellikle suvlar için. hem elin kirlenmiyor hem uğraşmıyorsun
0
jelly bear
(22.10.25)
- buyuk SUVlarda bagaj kapaklari agir, ozellikle hanimlara buyuk kolaylik.
- ellerin dolu araca geldiginde hicbirseye dokunmadan anahtara basip acabilmek cok iyi.
- kirlenmis bir araca dokunmadan bagaji acip kapatiyorsun elin temiz kaliyor
- aractan inmeden bagaji acip kapatabiliyorsun.

benim en sevdigim bol kullandigim ozelliklerden biri.
0
cooperr
(23.10.25)
Çok kullanışlı. Yerler ıslak, batık, çamurlu veya tozluyken, elinizdekileri yere koymak istemiyorsanız elektrikli bagaj kapağı mükemmel bir fırsattır. Kapağı hem açarken hem de kapatırken ihtiyacınız olabiliyor.
Bir aracımda vardı, satıp başka birini alınca ona da taktırmıştım yetkili serviste.
Seyrek de ihtiyaç olsa, gerektiğinde var olması, orgazmik keyif veriyor.
Güvenlik donanımı değil de konfor donanımı olması sizi yanıltmasın lütfen.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(23.10.25)
benim için asla vazgeçilmez bir şey. hiçbir senaryoda otomatik bagajı olmayan, otomatik aynası olmayan, otomatik uzun/kısa far sistemi olmayan, kör nokta sistemi olmayan vs. arabayı asla almam. en dandik markanın bu özelliklere sahip arabasını almayı tercih ederim hatta.
0
tchuck
(23.10.25)
(18)

son kredi kartı ekstreniz ne kadardı?

tabudeviren
soru başlıkta...
soru başlıkta...
0
tabudeviren
(19.10.25)
1000 tl.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(19.10.25)
14.764,24 TL, asgarisi 6.764,24 TL'ydi, 8000 TL ödedim.
0
matilda
(19.10.25)
30k.
0
messina123
(19.10.25)
3500 ama sabırsız olduğum için ekstre gelmeden ödüyorum.
0
Amaranta ursula
(19.10.25)
4.6K
0
MtKrt
(19.10.25)
ödediğim son ekstre garanti 24k, kesilen son ekstre enpara 26.5k
ekstre kesim tarihlerini aralıklandırıp farklı kartlara bölüyorum genelde harcamaları tek karta yığmıyorum... limiti ortak ikinci kart var mesela garantide sadece ekstre ayırayım ödemeleri max süreyle erteliyeyim diye, o da 17k, akbank var 12k... daha az kullandığım kartlar da var daha teb getirfinans kuveyttürk yapı kredi vs.

atıyorum bi kart ayın 17sinde kesiliyor biri 25inde, ayın 20sinde ödeme yapıyorsam 17sinde kesilmiş olanı kullanıyorum bi kampanya vs. için farklı kart kullanmak daha avantajlı değilse.
0
konetsu
(19.10.25)
350k
-1
yüzyıllık yalnızlık
(20.10.25)
Enpara 26bin küsür
Vakıfbank 12bin küsür
0
ezkaza
(20.10.25)
İş bankası kartlarım toplam 80 bin, QNB 20 bin gibi bir şeydi.

Bu ay biraz daha az gelir bebek için bir sürü şey alınmıştı geçen ay ve önceki ay.
0
chicha_v2
(20.10.25)
365k tl
-1
gabe h coud
(20.10.25)
320k civarıydı
-1
basond
(20.10.25)
23-30 arası değişiyor hep
0
OgutucuRecep
(20.10.25)
80 küsur. İki tane 20'şer binlik taksitim vardı. Bu ay kurtuluyorum çok şükür.
0
auroraaurora
(20.10.25)
90 bin ve 93 bin
0
denizmaniaherif
(20.10.25)
750 lira hala aynı
0
nahtoderfahrung
(20.10.25)
95bin geldi. 22bini BES, 6bini özel sağlık sigortası.
aralık ayından itibaren BES dahil 50bine sabitleyip düzenli bi hayata geçeceğim inş.
+1
tchuck
(20.10.25)
78k
0
ala09
(20.10.25)
0 (sıfır)

kredi kartı kullanmıyorum.
0
co2s2
(20.10.25)
(11)

en lüzumsuz su harcamaları nerde oluyor?

i'm gonna start a revolution from my bed
s.b?
s.b?
0
i'm gonna start a revolution from my bed
(18.10.25)
Sanayide tekstil.
-1
arbre
(18.10.25)
Araba yıkamacılarda
0
grimavi
(18.10.25)
çimler bence. görsellik dışında bir olayı yok sanırım ama deli gibi sulama istiyor
0
eisberg
(18.10.25)
Aşırı yaygın bir örnek olmasa da beni en sinir edenlerden biri şu; kız arkadaşı evdeyken gürültülü bir şekilde sıçtığı duyulmasın diye her patlamada sifon çeken veya suyu açık bırakan kişiler ciddi su kaybına yol açıyor.
-3
mbond
(18.10.25)
Tarım. Vahşi sulama
+1
Mirket
(18.10.25)
(bkz: askeriye)
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.10.25)
Endüstri olarak tarım ve sulama. Dünya'daki tatlı suyun yaklaşık %70'ini kullanıyormuş. Şeker kamışı ve bazı tahıllarda çok kullanılıyor. Yeni sulama teknolojileriyle su kullanımını azaltmaya çalışıyorlar.

Onun dışında termoelektrik ve nükleer santrallerde de çok gidiyor.

Moda/tekstil endüstrisi fena. Bütün işlemleri düşününce (pamuk üretimi, imalat, nakliye, yıkama vs.), bir kot pantolon üretimi 3,781 litre su harcıyormuş. www.unep.org

Evde en çok su, duş alırken gidiyordur. Luzümsuz belki bakış açısına göre değişir. Kovayla yıkanma seçeneği de var ama kimse uğraşmak istemez. Sifonlarda da çok ve az su butonlular oluyor, bu daha mantıklı ve tasarruflu.
0
ermanen
(19.10.25)
tarımda oluyor. hala kardüzen tarım yapılıyor. adam akarsuyu alıp kendi tarlasına çeviriyor, suyun %99'u boşluğa akıp gidiyor. havzaları dolduracağına sağda solda heba oluyor.

sanayi vs. tarımla yarışamaz bile su harcaması konusunda.
tarıma denetim gelmek zorunda.
0
tchuck
(19.10.25)
evde sifon, su gerekli de bence gri su ya da yağmur suyu kullanılabilir.
0
hoot
(19.10.25)
Tarım konusunda şunu söyleyebilirim. Evet, tarımda çok su harcanıyor ama Türkiye'de sulama birlikleri var. Kimse ben akarsuyu tarlama çevireyim, kafama göre sulama yapayım diyemez. Damlama sistemleri ile sulama on yıldan uzun süredir Türkiye'de kullanılıyor ve kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Çiftçi için su da bir gider. Diğer bölgelerimizde durum nedir bilmiyorum, gözlemlerim Ege ve Marmara bölgeleri için geçerli.
0
gnosis
(19.10.25)
kağıt üretimi. kağıdın hammaddesi selüloz sebebiyle doğayı kirletmiyor ama sürekli yeraltı sularını kullanıp arıtmadan salıyorsun , ee oradan kanallara, nehirlere, denizlere ulaşıyor. yeraltındaki su kaynağını denize salmış oluyorsun yani.


yanlışmıyım diye chatgptye baktım şöyle bir cevap verdi.

Kağıt üretimi, sanayide en fazla su tüketen süreçlerden biri olarak bilinir. Su hem ham maddenin (odun lifleri veya geri dönüşüm lifi) işlenmesinde hem de yıkama, hamur hazırlama, beyazlatma, taşıma ve soğutma aşamalarında kullanılır.
0
Fodera
(19.10.25)
(3)

Çok fonksiyonlu evye

tchuck
https://www.expresshirdavat.com/urun/paslanmaz-celik-sus304-teknolojik-akilli-salale-evye-seti-75x45cm-5-fonksiyonlu-mutfak-evyesi?srsltid=AfmBOoq_TJj5lPhaxjKhP05Pzd2kLvESo4lNbPPRmORCy2v_O80x80cAM1Aya b una benzer bir şey bakıyorum da. aslında sırf hacim için böyle bir şey bakıyorum. şelalesi falan
www.expresshirdavat.com

ya b una benzer bir şey bakıyorum da. aslında sırf hacim için böyle bir şey bakıyorum. şelalesi falan umurumda değil. hatta bataryası olmasa daha bile iyi olur, yeni aldığım bataryam var zaten.

www.koctas.com.tr

bende şuan bu inanılmaz kullanışsız evye var.

tamamını bundaki gibi çukur yapmak istiyorum ki daha performanslı iş yapabileyim.

--


bunu kullanan var mı?
bunun sadeece evye kısmını almak gibi bir şey var mı?
veya buna benzer bir evye biliyor musunuz?
0
tchuck
(16.10.25)
buyuk evye candir bence. minimum olcusu de icine firin tepsisi sigacak sekilde olanlari var. franke'nin var ama biraz pahali. o delikli ek parcasi da cok ise yariyor.
0
65 derece
(16.10.25)
Şunu alalım sana.
Benim mutfaktakinden büyüğü yoktur diyodum. Varmış.

eviye.com.tr
0
Mirket
(16.10.25)
@mirket bu cok iyiymiş ya. fiyat olarak da süper. öbürleri 10-12bin gereksiz geliyordu çoğu fonksiyonunu kullanmayacağım bile.
0
🌸tchuck
(16.10.25)
(11)

İşyerinde odamdaki yazıcıdan şahsi amaçlı çıktılar alıp sonra A4 TOP kağıt alıp tekrar yerine koymak etik açıdan uygun mu sizce?

mahmuttt
Soru başlıkta
Soru başlıkta
0
mahmuttt
(14.10.25)
Uygun bence burada iyi niyet var
+1
grimavi
(14.10.25)
Kartuş? Bakım? Elektrik?

Yerine göre değişir, iyi niyet ok.
0
baldan kaymak
(14.10.25)
a4 almasan bile bi şey olmaz. ama çok fazla çıktı alıyorsan a4 alman okey
+1
jelly bear
(14.10.25)
Etik degil. sırf bu sebeple çalışanın iş akdi feshedilebilir . emsal karar da var.
Neden mi?
-Yazıcının kişisel kullanım sonucu harcadıgı elektrik sarfiyatı
-Yazının kişisel kullanımı sonucu yıpranması ve bakım masrafının öne gelmesi
-Yazıcının kartuş masrafı
0
limonlu eksi
(14.10.25)
Kurumun izin vermesine de bağlı bu durum.
İzin verilse bile bir anda 50 -100 sayfalık fotokopi çekmek iznin dışında suistimal olur.
Özellikle mesaisi verilmeyen fazla çalıştırılan personel , bu gibi şeylerden tutun da depoda /ambarda gözüne kestirdiği herhangi bir eşyayı eve götürmeyi, işten yarım saat erken çıkmayı , yarım saat geç gelmeyi iş yavaşlatmayı, öğle yemeğinde tabldota fazladan 3-5 kaşık yemek almayı kendisi için hak alma olarak görür.

O nedenle göz önünde tutulması gereken bir çok husus var.
+1
diyecevaplandı
(14.10.25)
bir kırtasiye vb. halletmek çok daha iyi olacaktır
+2
sweetoffice
(14.10.25)
bence miktar ve amaç önemli. örneğin:

- vize almak için başvuru yapıyorsunuz. (tamamen turistik, işyerinizle alakası olmayan bir seyahat) ya da ehliyet de olabilir. 2-3 sayfa form vs çıkarmak bence OK
- kendiniz için bile olsa, uçuş öncesi PDF olarak gelen bileti basmak bence OK.
- siyah beyaz resim çıkartıp boyasın diye evde çocuğunuza götürmek bence OK DEĞİL.
- okumak istediğiniz ama basılı bulamadığınız bir kitap var. PDF'ini buldunuz, basmak OK DEĞİL

bunları 10 küsür yıldır şirket yöneten birisi olarak yazıyorum. devamlılık arz etmediği ya da 3-5 sayfayı geçmediği sürece elektrik vs meselesine takılmamak lazım. aynı mantıkla, işyerinizde şahsi cep telefonunuzu şarj etmek de pek etik olmayabilir.
+3
co2s2
(14.10.25)
Suistimal edilmediği sürece bu tarz şeyler görmezden gelinir çoğu yerde.
Ayrıca günde yüzlerce çıktının alındığı büyük bir makinaysa yine göze bakmaz. Ama küçük ofis ya da ev tipi bir yazıcıysa göze batar.

Etik mi kısmı bambaşka. Suistimal olmadığı sürece yine sorun olmamalı.
+3
biseysorcaktim
(14.10.25)
sorarak yapmak en temizi. Basit bir şeyse okey ama top kağıt dediğine göre aşırı bi baskı yapmayı planlıyorsun, o hoş değil.

Bir tüyo vereyim, üniversite çevresindeki ozalitçiler ucuza basıyor. Mahalle arası kırtasiye sayfasına x lira isterken üniversite yanındaki yer bilmemkaç kuruş diyebiliyor.
+1
nhk ni youkosu
(14.10.25)
Değil. Eve iş götürmemek gerektiği kadar işe de ev götürmemek lazım. Bunları birbirine karıştırmaya alışanların her şeyi hoş görmeye hatta görmezden gelmeye de alıştıkları ortada. Bence evine bir yazıcı al, çok pahalı değil.
+1
muhayyer divan
(15.10.25)
ya abicim neyin etiği allah aşkına. neyin etiği?

işyerinde etik metik olmaz, bırakın artık şu işleri. yapabiliyorsan, kimse de ses etmiyorsa yapacaksın.

yarın bir gün seni göndermek istediklerinde görürsün etiğin ne olduğunu. herifler elinden 50tl fazla parayı bile vermemek için ne maymunluklar yapacaklar.

iş dünyası, etikle ilgileneceğin son yerdir. çünkü işler sarpa sardığında kimse etik metik dinlemez. bi bakmışsın ananın cenazesi için aldığın izni karşına "disiplinsizlik" diye getirmişler.
+1
tchuck
(15.10.25)
(3)

Kalori Uygulaması Arıyorum

tchuck
apple watch üzerinden (veya apple sağlık diyelim her neyse) yaktığım kaloriyi alsın.günlük metabolizma hızını gireyim.ardından yediklerimi gireyim.ve bana desin ki; bugün 500 kalori açık verdin.sonra desin ki; eylül ayında 18000 kalori açık verdin.direkt bunu birebir karşılayan bir app var mıdır?
apple watch üzerinden (veya apple sağlık diyelim her neyse) yaktığım kaloriyi alsın.
günlük metabolizma hızını gireyim.

ardından yediklerimi gireyim.

ve bana desin ki; bugün 500 kalori açık verdin.
sonra desin ki; eylül ayında 18000 kalori açık verdin.

direkt bunu birebir karşılayan bir app var mıdır?
0
tchuck
(14.10.25)
fatSecret'e bir bak. İsteklerini karşılıyor mu.
0
Mirket
(14.10.25)
budur abi tam ihtiyacım olan şey süper.
0
🌸tchuck
(14.10.25)
bu fatsecret'ın piyasadaki rakibi de myfitnesspal'dır. apple ile hangisi daha iyi çalışıyorsa onu tercih edersiniz.
0
a darkness coming
(14.10.25)
(14)

Kadınlarla çalışmanın zor olması?

mikahakkinen
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama
Er kişiyim. Üniversitede okuduğum bölümde genelde 1 veya 2 erkek mevcudu vardı. Ders aralarında diğer bölümlerdeki er arkadaşlarımla takılırdım. Yaklaşık 15 senelik iş hayatımda da çoğunlukla odada tek erkektim. Farklı farklı kadınlarla çalıştım. Genel olarak dürtüsel tepkisel bir kişiliğim var. Ama her gün öfleyen püfleyen, triplenen, aşırı duygusal ve değişken bir cinsiyetle çalışmak beni aşırı sıktı. Eşimden bu tarz şeyleri görmedim.

İş değiştirme şansım yok ama sıkıldım. Yani 4 tane erkeğin bulunduğu bir odada çalışmak tercihimdir.
-10
mikahakkinen
(13.10.25)
bence kadınlar zor, erkekler kolay gibi bir genelleme yapmak saçma. zor insan olur, zor kadın olmaz.

ünide tıpkı senin gibi %95’ini kızların oluşturduğu bir bölümde okudum. ofis hayatında da çoğunlukla etrafımda kadınlarla çalıştım. çalışması zor kadınlar olduğu gibi erkekler de gördüm. tek bir cinsiyet üzerinden genelleme yapamam. ünide ve iş hayatında en yakın arkadaşlarım da genelde kadınlardı.
+4
sir gawain
(13.10.25)
şu anki iş yerimde 5 yıldır erkeklerin içinde çalışıyorum. bu sürenin çoğunda tek kadın çalışandım hatta. erkeklerin öfleyip püflemeyen, triplenmeyen canlılar olduğunu size düşündüren nedir, çok merak ettim. genellemeleri yanlış bulmakla beraber son 5 yıllık tecrübeme dayanarak erkeklerle çalışmak zor diyorum.
+3
elorelia
(13.10.25)
bence de genelleme yapılmaz ya kişi ile ilgili.
mesela ben kadınım ve benimle çalışmak zor bence çünkü hemen sinirlenen biriyim. tahammülüm düşük.
ama bence ofiste erkek bi çalışan var onunla da çalışmak zor. hiç öfleyip pöflemiyor ama iq seviyesi çok düşük. ona bir işim düştüğünde sinilenmeden sakince anlatmaya çalışmak, böyle defalarca anlatmaya çalışmak inanılmaz zor.
+1
Sadece soruyorum
(13.10.25)
Çalıştığım errrkek gibi errkeklerden bazı örnekler:
Eskiden çalıştığım yerde bir patronum, eşi yan odadayken (veya iş yerindeyken), bir kadın çalışanla sürekli odasının kapısını kapatarak öğle yemeği yiyordu. Kadın çalışanlara "arkadaşlar biraz daha güzel giyinelim, makyajımıza dikkat edelim" diyordu. Kızı yaşındaki çalışanlara sarkıyordu, gecenin yarısında mesajlar atıyordu.
Başka örnek errkek çalışan yine gecenin bir yarısında kadın çalışanlara mesaj atıyordu, sadece kadın çalışanlara sürekli biçimde "gülüm, canım, birtanem" diye sesleniyordu ve tepki gösterince "alınmıyorsun değil mi, samimiyetten eheeheh" diyordu.
Bir başkasının bizzat bana sabahın 04.30'unda mesaj atmışlığı var.
Bir öteki, yine erkekti. Torun torba sahibi ama müdürle kırıştırıyordu ve bütün iş yeri bunu biliyordu. Bu adam bir de hayvan gibi vergi kaçırıyordu, çalışanlara bağırıyordu, izin istediğinde yalvar yakar veriyordu, suratımıza bakmıyordu. Hatta bir kere kızı ameliyat olan bir çalışana izin vermemişti çünkü "bakacak kimse mi yok?" diye çıkışmıştı. Aynı errkek gibi erkek adam, üç ay boyunca maaşını vermediği (ve zaten kayıt dışı çalıştırdığı) temizlik görevlisi en son ağlayınca "sen de amma paragözsün" demişti.

Kadınlarla neler yaşadım? Parada anlaşamayıp efendi efendi yolları ayrıldık. Bu kadar. Taciz edilmedim, hakkım yenmedi, hakaret edilmedi, zorla bir şeyler imzalatmaya çalışılmadı.

Ama aynen, kadınlarla çalışmak zor çok haklısınız.
+6
mor bembombom
(13.10.25)
Benim kendi deneyimim, kadınlarda sayıca daha çok ufak tartışmalar çıksa da genelde art niyetli olmuyorlar. Erkekler her türlü sinsi pislikliği yapıyor. (Erkeğim)
+2
aguen
(13.10.25)
Benim için hep tam aksi oldu bu zamana kadar. Kadınların kendi arasında durum nasıl bilemiyorum ama erkekler bir arada olunca sınırları çok kolay kaldırıyor. Erkek muhabbeti de beni bayıyor. Bizim millette genel olarak yaparız abi, hallederiz hocam kafası hakim. Erkekler bir aradayken bu damar iyice kabarıyor. Kadınlarla çalışırken işe daha iyi yoğunlaşıyorum, daha sistemli gidiyor.

Çalıştığım yöneticiler açısından da kadınlar daha iyiydi. Örneğin erkek yöneticiler genel olarak olmazdan anlamıyor. Yan yatırın, çamura batırın, kenarından kırpın diye yan çiziyor, iş gerçekten olmayınca alelacele iki ayağı bir pabuca sokuyorlar. Kadın yönetici olmazdan anlıyor. İş adım adım ve tek seferde gidiyor.

Ayrıca erkek yöneticilerin odağı çok kolay dağılıyor. Yok hafta sonu şöyle yapalım, yok gidip bilmem ne gömelim, şuraya şunu alalım yolumuzu bulalım.... bir ton şey. Hariçten bir sürü şey çıkarıyor. Kadınlar bu tarz atraksiyonlara girmiyor pek.

En azından benim deneyimim bu yönde oldu hep.
+1
akhenaten
(13.10.25)
Ben bir kadın olarak kadınların tepkiselliğinden ve çok konuşanlarından gerçekten çok rahatsız oluyorum, bunlardan ikisi benim annemle teyzem. Öf pöf etmek zaten en zıddıma giden şeyler, çekilecek dert değil. Haklısın.
-2
muhayyer divan
(13.10.25)
Gerçekten zor bu arada.

Otu boku yanlış anlamalar, yokuşa sürmeler. Sıkıntılı.

Erkekler daha çok görev adamı, yapalım, bitirelim, gidelim.
-1
baldan kaymak
(13.10.25)
Tedarik zinciri kadın daha fazla olan bir sektör ve genel olarak kadınlarla çalışmaktan memnunum. Özellikle onlarla olan farkı görmek enteresan (örnek verirsem ben işe alım yaparken çok daha analitik şeylere bakıyorum, benim müdürümse daha duygusal, karaktersel şeylere. O sebepten iyi bir takım oluyoruz).

Misal mevcut organizasyonda erkeklerin karakter kalitesi kadınlara oranla çok daha düşük. Yalnız yalan olmasın çalışanlarımın erkek olanları ile daha direkt olurken kadınlara bir tık daha indirekt yaklaşıyorum. Gene açık konuşmak gerekirse emekli olan eski müdürle futbol, rugby, araba konuşmayı baya özledim. Galiba kadınlarla çalışmadaki tek sorun bu benim için çünkü ilgi alanlarımız farklı.
0
logisticsmanager
(13.10.25)
şirketlerdeki kadın yönetici azlığının, kadın bürokrat azlığının vs. genel sebebi tam olarak budur. kadınlarla çalışmak çok zor, çünkü kadınlar pazarlığa açık kişiler değil. bunları idare edemiyorlar.

en basiti benim gözlemim olan site grupları.
bir sorun karşısında site grubundaki erkekler "şöyle şöyle bir durumla karşılaştık, bu konuda böyle böyle aksiyon alınması çok iyi olacaktır" tarzında temiz bir üslupla yaklaşırken, aynı konuyu kadınlar kavgaya, sataşmaya ve çekişmeye çekiyorlar anında.

hatta bu diyalogları gösterdiğim kadın çevrem de genelde "adam niye böyle yazmış ki" diye topa giriyorlar, daha sert, daha pazarlıksız daha tahammülsüz yaklaşılması gerektiğini söylüyorlar.

özet geçmek gerekirse;
tartışmaya kapalı bir şekilde kadınlarla çalışmak çok zordur. çünkü her olaya fazlasıyla tek boyutlu bakarlar. pazarlığa kapalıdırlar. bu genetik bir şeydir, buna kimsenin yapabileceği bir şey yoktur. erkeklerin testosteronunun fazla olması gibi bir şeydir yani.
0
tchuck
(13.10.25)
Nacizane hayat tecrubem:
kadinlar cok fazla stres yapiyor, herhangi bir meseleyi cok buyutuyor, raporu nasil yetistirecegiz iki gun kaldi, o musteri niye hala donus yapmadi bilmemne cok fazla sinir, stres, gerginlik yayiyorlar cevreye. Erkeklerse "hallederiz, bir sekilde aradan cikartiriz, dunyanin sonu degil" kafasinda.

Kadinlarda dedikodu,ikiyuzluluk ve yapmaciklik da cok fazla. Kiskancliktan, fitneden birbirlerini bogazlayacak iki insan yuz yuze gelince bluzun, etegin cok yakismis diye yalandan gulumserler, muhabbet ederler, vicik vicik birbirlerini overler. Erkekler kimse bana bulasmasin, dertsiz basim agrisiz asim mantalitesinde genel olarak.

Kadinlarin ilgi acligi diye bilimsel bir olay da var sanirim,cogu erkek sadece yuzunu yikayip geliyor, kadinlar bir suru kombin, makyaj vs. Orasi benim ekmek yedigim yer ya, ben cinsiyetsiz takilmak herkesi ana baci kardes gibi gormek istiyorum ekmek yedigim yerde. Benim dikkatimi niye parfumunle, dekoltenle, suh kahkahalarinla, dagitiyorsun.
+1
neck_and_neck
(13.10.25)
herkesin yorumuna saygılıyım sadece ben bireysel tecrübemi ilettim. erkeklerle çalışmadığım için kadınlarla olanı yazdım. kesinlikle amacım cinsiyetçilik değil.
0
🌸mikahakkinen
(13.10.25)
ben feminist bir insan olarak yazıyorum:
çalıştığım bir devlet kurumunda kadınlar yüzünden ruh hastası oldum. çoğusu kafadan rahatsızdı. narsistler, dalkavuklar, neler neler...
0
gijilti
(13.10.25)
2018'den beri %90'ı kadınlardan oluşan ekiplerle, yöneticilerle çalışan biri olarak şunu diyebilirim ki, kadınlarla çalışırken onlara adapte olmak gerekiyor. Buna adapte olmuş bir erkek olarak, erkek çoğunluklu ekiplerle çalışmaya başlasam bu sefer oraya adapte olmam gerekecek.

Neticede kadın ve erkeklerin belirli farkları var ve uyumlu olmaya çalışmak işleri kolaylaştırıyor.

Senin için demiyorum ama kadınlarla çalışmak zordur demek; normal olan erkeklerle ve onların atmosferinde çalışmaktır, kadınlar bundan farklı olduğu için anormal olan onlardır, anlamı taşıyor. Bu da erkek-merkezci bir bakış açısı.
+3
Bruce
(13.10.25)
(10)

100 bin üstü kira

metal69
Ataşehir bölgesinde kiralık daire bakıyorum. Eli yüzü düzgün yerler 100.000 liradan başlıyor en kötü .kimler kalıyor buralarda böyle?
Ataşehir bölgesinde kiralık daire bakıyorum. Eli yüzü düzgün yerler 100.000 liradan başlıyor en kötü .
kimler kalıyor buralarda böyle?
0
metal69
(13.10.25)
200 bin ve üzeri kazananlar kalıyordur. orta düzey 2 beyaz yakalı eve zaten 200k para sokuyordur.
0
croswell
(13.10.25)
Geçen arkadaşlarım bu korkunç denen Fikirtepedeki rezidanslardan ev tuttular. 3+1 geniş ev 62 bin lira.
0
nhk ni youkosu
(13.10.25)
Kirasını şirketin karşıladığı CEO'lar falan kalıyor diye biliyorum öyle pahalı yerlerde
0
Sadece soruyorum
(13.10.25)
200.000 kazanan iki beyaz yakalı kira olarak 100.000 lira veriyorsa bence maldır. 400bin ve üzeri kazanç için normal görüyorum :D
+2
elorelia
(13.10.25)
300 küsur bin lira kazanıyorum. 100bin ve üzeri kira vermek hiçbir ihtimalde mümkün değil benim için.

1 milyon tl kazandığım günler gelirse o zaman da bu fikrim değişmeyecek.

ortalama aylık 1000 dolar kazanılan bir ülkede, 2500-3000 dolarlık kiralar keriz silkelemekten başka bir şey değil.
+3
tchuck
(13.10.25)
kendilerinin de bir yerden kira getirisi vardır.

yoksa maaşın 100k sını kiraya vermek bence de saçmalık.
0
ananiyimioguz
(13.10.25)
200k kazanıp 100k kira vermek deli saçması bir şey. Günler nasıl geçiyor belli değil hemen kira günü geliyor. 100k kira demek yılda 1 milyon 200 bin lira demek yani her sene 1 araba parası. Biraz peşinatla ayda o kiralara daire sahibi olursunuz krediyle
0
mermaidd
(13.10.25)
baska yerden kira alip ustune ekliyor+1
0
ala09
(13.10.25)
eski kiracıdır 100bin yerine 20bin veriyordur, davası falan vardır.
0
deartheodosia
(13.10.25)
moral bozmak istemiyorum ama bu paraları verebilecek o kadar çok kişi var ki!

maalesef bazı alanlarda kazanç tahmininizin çooook ötesinde.

biraz birikimi olup, finansal okur yazarlar zaten şu an 300 500 mevcut gelirin üzerinden alıyolar.

aileden zengin olan, ticaret (?) yapanları saymıyorum bile. kimi bi yerde zamanında arsa almış, oradan 200 daireye sahip şimdi. bu adamın oğlu, gelini, torunu, boku püsürü taş mı yesin sevgili azizler :$ææ€

çok leş bir dünyadayız dostlar :/
0
gurur
(13.10.25)
(7)

Tripod (iphone içn)

tchuck
iphone 14 pro telefonum var. köpeğimle oynarken falan video çekmek istiyorum, frizbi atarken vs. öyle kendim için content çekeceğim için yeni bir makina falan da almayacağım o yüzden iphone ile çekmek istiyorum.ama benim için çok pratik çalışan bir tripod vs. lazım. hem masanın üstüne koyabileceğim
iphone 14 pro telefonum var. köpeğimle oynarken falan video çekmek istiyorum, frizbi atarken vs. öyle kendim için content çekeceğim için yeni bir makina falan da almayacağım o yüzden iphone ile çekmek istiyorum.

ama benim için çok pratik çalışan bir tripod vs. lazım. hem masanın üstüne koyabileceğim (ayrı da olabilir) hem de dışarı çıktığımda telefonu sabitleyebileceğim falan bir tripod arıyorum.

bana ne önerebilirsiniz?
0
tchuck
(11.10.25)
bütçeniz varsa DJI Osmo Mobile 7 gimbal ile güzel işler yapabilirsiniz.

Bunun bir de 7P modeli var daha pahalı, ama o daha çok yayıncılar için.
0
galahad reloaded
(11.10.25)
@galahad, şimd ibaktım ama bu yere koymak için uygun değil snaırım? yani 1-1.5 metre yüksekliğe sabitleyemiyoruz doğru mu anlıyorum. yükselmiyor yani, sırf masa vs. üstüne koymak için galiba dimi?
0
🌸tchuck
(11.10.25)
O gimbal'ın altında vida veri var. Onu herhangi bir tripod'a bağlayabilirsiniz. eğer gimbal almadan bir telefonu bağlayabileceğiniz bir tripod ve telefon aparatı alırsanız her seferinde telefonu teraziye almak için çok uğraşırsınız, bir süre sonra sıkar, mesela arayan olur, telefonla oynayınca yine terazi bozulur falan. gimbal bir de dandik bir tripod alın geçin...
0
malheiros
(11.10.25)
bende 7p modeli var, içinde teleskopik bir selfie çubuğu var, 30-40 cm gibi açabiliyorum. bunda var mı bilmiyorum.
0
galahad reloaded
(11.10.25)
peki bunun altına cidden çok pratik bir tripod da koyamıyor muyuz en azından 80-100cm e yükselten.

www.hepsiburada.com

mesela bunun gibi falan?

osmo kendisi böyle bir ürün eki satmıyor mu? (sanrıım satmıyor aradım bulamadım)
0
🌸tchuck
(11.10.25)
@malheiros'un söylediği gibi altında bir vida yuvası var. bu yuva standarttır, alacağınız her tripoda olur ama aslında sizin sorduğunuz şöyle bir şey olsa gerek:

www.hepsiburada.com

@malheiros'un önerdiği ürün (gimbal) daha çok elde kullanım için. elinizle gezdirirken titremeleri önler ve videoların daha profesyonel görünmesini sağlar. şu video'yu izlerseniz tam ne işi yaradığını anlarsınız:

www.youtube.com
0
co2s2
(12.10.25)
bu ozmo'ya basit bir modopod falan bişey eklenmiyor mu? yine dji'ın sattığı falan dirket bununla uyumlu?

yani ben bunu 80-100cm yüksekliğinde ullanmak istesem direkt "aha şunu al" diyeceğiniz bir şey yok mudur?

bu gösteirlen tripodlar çok yer kaplıyor gibi geldi bana. daha pratik bir yöntemi var mıdır?
0
🌸tchuck
(13.10.25)
(11)

Toplumdaki en low karakterlere nerelerde rastlıyorsunuz?

sekizdokuzon
Kesinlikle dating applerde, benim için. Siz Türkiye'yi bu hale getiren kitleyle en çok nerelerde karşılaşıyorsunuz?Teşekkürler.
Kesinlikle dating applerde, benim için. Siz Türkiye'yi bu hale getiren kitleyle en çok nerelerde karşılaşıyorsunuz?

Teşekkürler.
-6
sekizdokuzon
(11.10.25)
küçük bir ipucu vereyim: türkiye'nin mevcut halinden şikayetçiysen siyasetçilere ve sanayicilere bakman gerekiyor. gecekonduda doğmuş, mahallesinden çıkmamış insanlar değil ülkenin bugünkü halinin sorumlusu. koca ülkeyi karanlığa, cahilliğe, ucuz iş gücüne indirgeyen şerefsizlere bakarsan daha sağlıklı olabilir.
-1
der meister
(11.10.25)
@der meister: ben de bahsettigin kitle içindeyim. Benim kafam niye çalışıyor, ben neden faşist değilim?
-6
🌸sekizdokuzon
(11.10.25)
Date başarısız geçmiş.
+8
duptıs
(11.10.25)
sözüm meclisten dışarı ama herkes bir başkasına göre low değil mi?

çok çok abartılacak bir durum yoksa bence devamke...

soruya cevap kahvehanede olurdu sanırım..
+3
Rondak
(11.10.25)
dermeister+1 halkin cok oldugu yerde. hastane, okul, sosyal medya
+1
ala09
(11.10.25)
diploma insanin cehaletini alsada,
hamurunda varsa eşeklik,
baki kaliyor elbet,

katagorilere ayirmamali tabi..
0
designer
(11.10.25)
İnsanlarla iletişime geçtiğin heryerde örnek verilmiş yukarıda toplu ulaşım hastane vs gibi

herkes kendini aydın zannediyor ama maalesef mallık içinde yüzüyoruz
+1
basond
(11.10.25)
askerde karşılaştım. askerden sonra asla insanların eşit olmadığını, olamayacağını hatta bazı kişilerin insan olarak bile tanımlanmaması gerektiğini anladım. eğer bugün maymun türlerine insan demiyorsak, onlara insan hakları vermiyorsak askerde karşılaştığım bazı tiplere de asla denmemeli. inanılmazdılar. (bana bir rahatsızlık vermediler. sadece gözlem olarak; bizle aynı canlı değidli onlar. onu biliyorum)
+4
tchuck
(11.10.25)
Hastanelerde. Doktorun kapısında sırasının gelmesini beklerken son ses tiktok izleyen teyzeler ve amcalar, diğer yanda yine son ses maç özeti izleyen genç erkekler, kemoterapi gören annesi ile tiktok çeken genç kızlar, yüksek sesle telefonda konuşanlar, muayene sırasında sizle odaya girip oturmaya kalkanlar, bu belediyelerin hepsini kayyıma verecen muhabbetleri, Allah x'den razı olsuncular, özel hayatın içinden geçen sorular soranlar, ayakkabılarını çıkarıp koltuklara koyanlar...
+1
gnosis
(11.10.25)
@tchuck merak ettim.

çok korunaklı bi hayat yaşıyorum galiba.
0
deartheodosia
(11.10.25)
Ben de askerlik demeye gelmiştim ama zaten söylenmiş. Turkiye ortalamasinin gercek durumuyla yüzleşmek ilginc olmustu ki zaten gayet de ‘low’ ortamlarda olduğum halde.
+2
mbond
(11.10.25)
(8)

8'li 10'lu uzatma kablosu

tchuck
uzatma olmasına da gerek yok da işte. tv arkasına 1 tane priz koymuş onun bunun cocugu müteahit.bana en az 8 adet boşluk lazım. ve birbirlerini etkilemiyor olmalılar ki 8 tanesini de kullanabileyim.2 tane 3lü prizi birleştirdim şuan berbat gözükyüor. içerisi ana baba gününe döndü.ya şöyle düzgün ta
uzatma olmasına da gerek yok da işte. tv arkasına 1 tane priz koymuş onun bunun cocugu müteahit.

bana en az 8 adet boşluk lazım. ve birbirlerini etkilemiyor olmalılar ki 8 tanesini de kullanabileyim.
2 tane 3lü prizi birleştirdim şuan berbat gözükyüor. içerisi ana baba gününe döndü.

ya şöyle düzgün tasarımlı bi çoklu priz önerir msiniiz bana?
0
tchuck
(20.09.25)
ben bunlardan kullaniyorum hocam tavsiye ederim.

www.amazon.com.tr

prize bir tane kaliteli dortlu golyat takip bunlarla destekleyebilirsin.

edit:

markanin 6'dan fazlali coklu prizleri de varmis:
www.amazon.com.tr
www.amazon.com.tr
www.amazon.com.tr

sanirim ben de priz sistemini degistirecegim bunlari gordukten sonra. :))
0
arakaali
(20.09.25)
Mirket
(20.09.25)
bi de o prizlere ağır yüklü ürünler takmaman lazım. yoksa yakarsın. 8 priz tek kaynağa fazla.
0
jelly bear
(20.09.25)
www.koctas.com.tr

aha buradan seç al, @arakaali'nin önerdiğini de alabilirsin.
@jelly bear doğru diyor.

@mirket abi evet temudan çin malı alıp malımıza zarar verelim. Bari elektrik işinde ucuza kaçma...
0
Shepard
(20.09.25)
@jelly,

ama yapacak bir şeyim yok.
1 tane televizyon,
1 tane apple tv,
1 tane digiturk,
2 tane homepod,
1 tane play station,
1 tane modem,
1 tane router.

istesem de bundan azını koyamam ki. yani yapacak ekstra bir şeyim yok.
0
🌸tchuck
(20.09.25)
bana güven ve premium profesyonel şunu al akım korumalı sonra dua edersin.
www.bauhaus.com.tr

amazon da markayı aratınca farklı sayıda ürünleri de var ama bu her soket i kapat aç la efsane bir üründür.
0
deepex
(20.09.25)
gevşek filan olmadıkça prizler ark yapmadıkça o küçük yüklerden hiiiç bişey olmaz. ben yıllarca 8'liye 8'li takarak kullandım otelde kalırken. şunlardandı www.hepsiburada.com bunun 3600j olanıydı.
biri hala kullanımda biri beyaz diye kaldırdım kenara :D odadaki bütün beyaz uzatmaları siyahla değiştirdim ^^

1.0'lık kablolu priz bile rahat yeter ama garanti olsun kaliteli olsun ileride başka şeyler de takarım dersen 1.5'luk kablosu olan bişey bakabilirsin istersen 2.5luk ile kendin de yapabilirsin ayrı kablo ve kablosuz grup priz alarak daha uygun bulursan.

şuan pc sisteminde 2x3'lü 1x4'lü 1x6'lı 1x8'li var ve bağlı 2 upsden biri tek çıkışlı biri 4. elektrik bakıp aa bi prize şu kadar alet takmış hemen bişeyleri yakayım eriteyim diyen bişey değil. toplam yükün kaç amper olacağı önemli, kablo kesitleri bu yüke uygun olduğu sürece tek prizi çoklularla istersen 100 alete böl.

dandik cca kablolu ürün alma yine de(yeter aslında o bile ama cca kablo öğk...) ben kendim 1.5'luktan ince uzatma almam kendim genelde standart priz tesisatları 16a için tasarlandığından. en az o yükü taşıyacak seviyede olsun isterim... ama 1.0'lık kablo da kullanırım yük uygunsa.

bağlı şeyler de
3x masaüstü bilgisayar (genelde 2 oluyor
2x monitör (arada 3 oluyor)
2x led ampul (tavandaki 35w(5000lumen) trueforce ve 14w(1521lumen) bias light olarak monitör arkasına koyduğum)
gpon terminal
router
büyük müzik seti
5+1 ses sistemi
telefon şarjı vs (arada 2-3 tane oluyor bu da)
4x harici disk (adaptörlü 3.5" olanlardan)
0
konetsu
(20.09.25)
Ben senelerdir philips'in 8'li akım korumalı modelini kullanıyorum. 2 tane var bi televizyon altında bi de pc için.

www.vatanbilgisayar.com

bu benimkinden daha yeni model tabi.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(20.09.25)
(10)

Yalnız yaşayanlar, evli olanlar

sekizdokuzon
Anne babanızı özlüyor musunuz?Anne babası vefat edenlere baş sağlığı diliyorum.Teşekkürler.
Anne babanızı özlüyor musunuz?

Anne babası vefat edenlere baş sağlığı diliyorum.

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(19.09.25)
yalnız yaşıyorum özleyince arıyorum telefonla görüntülü, aynı evde yaşamayı özlemiyorum emekli oldukları için canları sıkılınca bana sarıyorlardı.
0
nahtoderfahrung
(19.09.25)
özlüyorum, bir hafta aynı evde kalsak hemen geçiyor. uzaktan sevmek en güzeli ^^
0
sırtçantalı
(19.09.25)
özlemiyorum. zaten yıllarca bana çektirdikleri yüzünden aramız da pek iyi/normal değil.

3-4 günlüğüne ziyarete gitsem bin pişman dönüyorum.

yalız yaşamak = huzur ve özgürlük
0
art cat chocolate
(19.09.25)
Ailemden ayrı yaşadığım zamanlar oldu bir dönem okul için, bir dönem aynı şehirde farklı ilçelerde, farklı sürelerde…
Özlem duygum pek yoktur, ailemi de özlemem ilişkimizden kaynaklı bir durum değil genel olarak özlemiyorum.
Şu an ailemle yaşamamın sebebi kira vermemek, fatura ödememek vs. Param olsa giderdim, ayda yılda bir görüşmek yeterlidir.
0
mutekebbir
(20.09.25)
Hiç işim olmaz, özlemem.
0
gobekliraki
(20.09.25)
evliydim, boşandım yalnız yşaıyorum. annemi bbamı özlemiyorum. ama muhabbet de ediyorum, ziyaretime de geliyorlar. hiç ziyaretime gelemedikleri yıllar vardı, yine özlemiyordum.
0
tchuck
(20.09.25)
Ben evden ayrılınca ilişkimiz daha iyi oldu bence. Aynı şehirdeyiz, 3-4 haftada bir görüşürüz, haftada 1-2 telefonda konuşuruz onun dışında aile whatsapp grubumuz var orada da düzenli iletişim halindeyiz. Hepimiz çalışıyoruz zaten o nedenle çok boş zaman olmuyor.
0
peki madem
(20.09.25)
anne ile 2 günde bir konusuyorum. baba ile de haftada bir falan. ayrı şehirlerdeyiz. büyük bir özlem duyduğum söylenemez, zaten farklı hayatlar , farklı düzen, insanın aklına bile gelmiyor kimi zaman
0
recoverytime
(20.09.25)
11 senedir ailemden ayrı yaşıyorum, 3 gün ailemin yanına gitsem cinnet geçirecek hale gelip evimi özlüyorum.
Kısacası ailemi özlemiyorum.
0
titanic kemancısı
(20.09.25)
uzun yıllardır ailemden ayrı yaşıyorum. şu anda yılda bir kere görüyorum, onun dışında hep telefondan görüntülü konuşarak. evlerine gittiğimde 3. gün sıkılmaya başlıyorum. öyle büyük bir özlem duymuyorum. böyle iyi.
0
sir gawain
(20.09.25)
(8)

PS5 ne alamk gerekiyor?

tchuck
çok yonamıyorum yine aşırı fazla oynamam, genelde %90 fifa oynarım.ps5 pro mu almalı?slim mlim var onu mu almalı?kaç tb almalı vs. bir sürü opsiyonu var da neye bakmam gerekir?
çok yonamıyorum yine aşırı fazla oynamam, genelde %90 fifa oynarım.

ps5 pro mu almalı?
slim mlim var onu mu almalı?

kaç tb almalı vs.

bir sürü opsiyonu var da neye bakmam gerekir?
0
tchuck
(19.09.25)
ithalatçı garnatili falan var mesela. ne kadar sıkıntı olur?

yurtıdşından getirmenin bir manası var mı? örneğin kardeşime ingiltereden getirtsem?
0
🌸tchuck
(19.09.25)
Çok aktif oynamıyorsan en ucuzundan al geç.
hatta fifa için ps4 bile işini görür.
0
duyuruuser
(19.09.25)
seçimin ps5 veya ps5 pro olsun.

ps5 1tb, ps5 pro 2 tb.

pro versiyonu daha güçlü. fifa'da bu güç önemli değil ama diğer oyunalrda farkettirebiliyor.

seçim sana kalmış.

yurtdışından aldığında garanti olayları sıkıntıya giriyor sadece. burada muhtelen bakmazlar.

türkiye'den alacaksan ve "garanti işleri" garanti olsun diyorsan "bilkom" olmasına dikkat et. bilkom resmi distribütör.
0
false pretension
(19.09.25)
İthalatçı garantili dediğin şey başını ağrıtır. Arkadaşım bu işi yapıyor, gidiyor özalitçiden sahte garanti belgeleri basıyor. Alette sorun olursa da oyalayıp duruyor sonra, sonuçta ithal eden o değil başka firmaya atıyor suçu. Git al doğru düzgün media markttan falan Bi tane pro. Veya direkt kullanıcıdan ikinci el al.
0
gobekliraki
(19.09.25)
ps5 slim UK fiyatı Türkiye'den ucuz değil. Anca AB'ye turist olarak gidip gelip tax-free alabilirsen ucuza gelir.

veya bekleyebilirsen black friday zamanları indirim yapılır belki.

bu arada gobekliraki'nin arkadaşı dolandırıcıymış. Normalde ithalatçı garantili de legal bişey ve kendi anlaşmalı servisi falan olması lazım. O al-sat yapıp milleti kandırıyor demek.
0
nhk ni youkosu
(19.09.25)
Ben pazarama üzerinden ithalatçı garantili almıştım ps5 slim. 1 senedir kullanıyorum bir sorun olmadı. Satın almadan Google yorumlardan vs satıcı yorumlarına bakmıştım olumluydu, o şekilde aldım.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(19.09.25)
Almanyada tax free ile ps5 slim 1tb 420'ye falan geliyor (normal fiyatı 480€) ona göre hesapla getirtmeyi planlıyorsan. ayrıca bi kaç ay sonra black friday var kardeşin o arada güzel fiyata denkleyebilir.
0
nahtoderfahrung
(19.09.25)
ben ağustosta slim digitali 399 euroya almıştım paris fnac mağazasından. global blue kesintileriyle 32 dolar da tax iade aldım. türkiye'den bayağı iyiye geldi yani. şu an durum nedir bilmiyorum.
0
adivar
(20.09.25)
(5)

Monitör Ayağı Değiştirmek

tchuck
https://ibb.co/35JGWNZgşimdi fotoda da gördüğnüz üzere, ayağı yere bakan yeri, dengeyi sağlayabilmek için fazlasıyla geniş. ama bu benim amsamda gereksiz bir alan kaplıyor.ben bunu masaya veya duvara sabitleyebildiğim ancak asansör özelliğini de yitirmediğim bir şekilde kullanamaz mıyım? bu tür bir
ibb.co

şimdi fotoda da gördüğnüz üzere, ayağı yere bakan yeri, dengeyi sağlayabilmek için fazlasıyla geniş. ama bu benim amsamda gereksiz bir alan kaplıyor.

ben bunu masaya veya duvara sabitleyebildiğim ancak asansör özelliğini de yitirmediğim bir şekilde kullanamaz mıyım? bu tür bir ayak var mı?

yani yere temas eden bölgeisnin genişliğindne memnun değilim şuan masada çok yer kapladığı için. eğer onun yerine başka bir çözüm bulursam memnun olacağım ve monitör de masamda biraz daha geriye gidebiliyor olacak.
0
tchuck
(07.09.25)
www.hepsiburada.com

sanırım şunlar falan var ama bunlar da monitörü çok ama çok öne atıyor göreceğiniz üzere. ben masanın arka hizasında kalmasını istiyorum monitörün, önüme çok yaklaşmasın istiyorum.
0
🌸tchuck
(07.09.25)
yani bu tür monitör kollarının otomatik asansör özelliği yok, hep yanında vida sıkıp gevşetmek istiyor. asla istediğim bir şey değil bu.

ben bu monitör ayağını direkt masaya kelepçeleyebilecek bir aparat bulamaz mıyım? ayağın altındaki desteğin sökülüp, masaya sabitleyecek bir aparattan bahsediyorum. en ümkemmel çözüm bu olurdu, kendi asansör özelliği de kalırdı böylelikle.
0
🌸tchuck
(07.09.25)
bunca şeyin üstüne tam olarak yapmak istdiğim şeyi özetleyeyim:

ibb.co

buradaki tablayı çıkarıp (o table kendi başıan vidali. yani sökülebiliyor.)

onun yerine şu sıkıştırma aparatını:

ibb.co

monte edeibileceğim bir yapı arıyorum. tam olarka istediğim eşy budur.

bu sayede hem masaya sabitleyeceğim. hem bu tablanın aşırı yer kaplamasından kurtulacağım. hem de asansör özelliğimi yitirmemiş olacağım. bnaa bir öneriniz var mıdır?

benim son yapacağım şeylerden bir tanesi;
bu tablayı vidalı yerinden söküp, bu ayağı masaya vidayla tutturmak olur ama masaya da hiç zarar vermek istemiyorum.
0
🌸tchuck
(07.09.25)
Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak o tabla yerinde dursun.

Ben olsam asansorun gecebilecegi genislikte masaya bir delik acar tablayi da alttan masaya yapistirirdim. Delikten de hem asansorun oldugu aparat hem de kablolari asagi indirirdim.
0
krmzbvl
(07.09.25)
tum monitor kollari ayni degil, istedigin anda istedigin pozisyona getirebildigin monitor kollari da var. mesela: www.ergotron.com
0
lemmiwinks
(08.09.25)
(4)

Kışlık çim yapmak

tchuck
izmirdeki susuzluk mevzusu nedeniyle, etik sebeplerden çimlerimi bu yaz sulamadım. ve topraklaştırdım o bölgeyi.yazın çok sorun olmasa da, kışın oraya yağmur vs. yağmaya başladığında hep çamur olacak. köpek de bahçeye girip çıktığında yine çok çamur yapacak, kirletecek.kışın yağmur yağacak, daha az
izmirdeki susuzluk mevzusu nedeniyle, etik sebeplerden çimlerimi bu yaz sulamadım. ve topraklaştırdım o bölgeyi.

yazın çok sorun olmasa da, kışın oraya yağmur vs. yağmaya başladığında hep çamur olacak. köpek de bahçeye girip çıktığında yine çok çamur yapacak, kirletecek.

kışın yağmur yağacak, daha az su isteyecek vs. diye düşünerek kışın ölmeyen bir çim ekmek istiyorum.

en geç eylül ayı içinde ekmem gerekiyor sanırım ki tutabilsin.

kışın ölmeyen, yeşil kalan büyüyebilen hangi çimler var? sizce ne ekmeliyim?
kaygımın temel sebebi, yer toprak çamur olmasın, yeşillik olsun ki köpek gir çık yaptığında pislik içinde olmasın her yer.

yazın tekrar ölebilir, sorun yok.
0
tchuck
(26.08.25)
izmirde çim ölmez diye tahmin ediyorum. daha doğrusu her mevsim yeşil kalır bakım ve sulama yapılırsa
0
merkep gibi adam
(26.08.25)
@merkep,

çimin türüne göre kışın sararıyor ya. hangi türlerin sararmadığını bilmyiorum sadece. kimisi çok sıcaklık istiyor, saararıyor, yazın tekrar geri açıyor vs.

sanırım ayrık otu melezi almam gerekecek biraz bakındım da.
0
🌸tchuck
(26.08.25)
işte izmirde çim kışın sulanmadığı için sararır bence çünkü sıcaklık çok düşük olmuyor eğer iç kesimlerde oturmuyorsanız. genelde eksi derecelerde çim sarartılır kışın ve son biçim yapılmaz kökler zarar görmesin diye. bahar tekrar yeşerir. o nedenle iğne gibi olan değil de biraz geniş yapraklı türle sağlam oluyor 4 mevsim
0
merkep gibi adam
(26.08.25)
Senin bahçeye bermuda grass uygulandı diye hatırlıyorum. Sulamayı ne zaman kestin, tamamen öldüler mi?

Çim olsun istiyorsan, yapacağın şey yine bermuda grass. Sıcağa ve susuzluğa en mukavimi o. Kışın biraz daha sarı renkte olur, ama olur. Yok daha yeşil isterim dersen, bakımını ve sulamasını ihmal etmem dersen 3 cins tohum karışım oranlarıyla falan önerebilirim ama kış da olsa iyi sulama iyi bakım isteyecektir.

En arsızı, senin için en kolayı, en herşeyin azıyla yetineni yine bermuda. Onda bile ilk 3 hafta iyi sulama ve güneş gerekir. Temmuz Ağustos sıcakları olmayan ama güneşi olan bir yetişme dönemi şart. Hala barajlar boş ve bir 3 hafta iyi bir sulama gerekecek.

Ayrık öneriyorlar demişsin. Bermuda zaten bir cins ayrıktır. Bir diğer adı köpek dişi ayrığıdır. Bahçen tamamen kurumadıysa güzel bir sulamayla tekrar yeşertebilirsin ve yayılıcı özelliği vardır. Açıklıkları doldurur zamanla.

Bu arada çimlerini feda etmiş olman güzel bir davranış. Saygı duydum.
0
Mirket
(26.08.25)
(23)

1 ay sonra kızımız olacak evdeki kedimizin durumu hakkinda

su eve bi peynir alamadin diyen fare
Merhabalar bu Badem, yaklaşık 9 aydır ailemizin bir üyesi oluyor kendisi;https://eksiup.com/p/kw676132xf9tBaşlıkta da belirttiğim gibi eşim gebe ve gelecek ay kısmet olursa kızımız olacak, 4 kişilik bir aile olacağız.Bugün eşim şu yeni doğmuş bebeğin kafasını yaralayan kedinin videosunu görmüş ve ba
Merhabalar bu Badem, yaklaşık 9 aydır ailemizin bir üyesi oluyor kendisi;

eksiup.com

Başlıkta da belirttiğim gibi eşim gebe ve gelecek ay kısmet olursa kızımız olacak, 4 kişilik bir aile olacağız.

Bugün eşim şu yeni doğmuş bebeğin kafasını yaralayan kedinin videosunu görmüş ve bana gönderdi. Ne yapacağız dedi.

Bademin doğacak bebeğimize zarar verecegini düşünmüyorum açıkçası ama böyle bir ihtimali de asla kabullenemem. Siz olsanız ne yapardınız bu süreçte?

Ben dışardan gelen, ikisinin aynı evde olmayacağını belirten tüm cılız seslere rağmen birlikte büyürler diye düşünüyordum, hiç böyle bir durumu düşünmemiştim.

Lütfen akıl verin, yardımcı olun.Ne yapmalıyız, bu süreçte siz neler yaptınız ?
0
su eve bi peynir alamadin diyen fare
(20.08.25)
evde 3 kesi var, çocuk 3 oluyor. çok iyi arkadaşlar.
0
gurur
(20.08.25)
Not: Yapı itibariyle saldırgan bir kedi değil ama oyun oynamayı, ilgiyi sevilmeyi çok istiyor. Şimdi ilgi bebeğe kayınca kıskançlık durumu olur mu bilemiyorum.
0
🌸su eve bi peynir alamadin diyen fare
(20.08.25)
Kediyi bebeğin kokusuna ve eşyalarına yavaş yavaş alıştırabilirsin.
Kedinin, bebeğin odasına girmesini sınırlandırın. kedinin vakit geçirebileceği güvenli alanları olsun (genelde onun girdiği veya onun odası da olabilir). evdeki değişiklikler kedide stres oluşturabiliyor.
Doğum sonrası kediyi bebekle yalnız bırakmayın ve gerekirse veterinere de danışın.
0
ermanen
(20.08.25)
olur öyle kazalar, bişey olmaz. aynı evde yaşar giderler, arada kedinin tırmığı da batabilir bişey de olabilir. bişey olmaz.

millet çok boş büyütüyor bu mevzuları.
0
tchuck
(20.08.25)
Asla yalnız bırakmayın. Kedi içgüdüyle hareket eden bi hayvan yeri geldiğinde sana bile tırnak atabilir ama esas kendi boyutunda ve daha küçük varlığı görünce sinir olabiliyorlar veya av sanabiliyorlar. Hepsi öyle değil tabii ama bilmenin de garantisi yok. Bizim kedimiz minnoş diyip fazla rahat olmayın. Ben bize hoş davranan ama kısa boylu (çocuk ve tekerlekli sandalyedeki adam) herkese saldıran bi köpek tanımıştım mesela.

Ben çocukların bir evcil hayvanla büyümesinin çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
0
nhk ni youkosu
(20.08.25)
bizimki bebek bir aylık bile değilken kafasını dişlemişti. olabiliyor böyle şeyler. yapacak bir şey yok. ilk zamanlar uyurken kediyi odaya almıyorduk biz. yanına yaklaşınca vs tetikte oluyorduk. zamanla serbest bıraktık. kızım 3 yaşını bitirdi. hala arada gelip ısırıyor, tabi bizi de. kedi bu yani. dikkat etmekten başka çare yok. zaten çok korkulacak ya da büyütülecek bi durum yok.
0
elorelia
(20.08.25)
bir şey olmaz. arkadaşlarımın hemen hemen hepsi kedili evlerde bebek büyütüyorlar, hatta biri 6 kedinin arasında kız bebek büyütüyor.
bebekleri haliyle gözlemsiz bırakmamak gerekiyor bir an. gözünüz üzerlerinde olduğu sürece de bir şey olmaz. arada yanlışlıkla tırnak takmalar olur ama öldürmez sonuçta, alışılır. tırnakları düzenli kesiyorsanız o bile problem olmaz hatta.
asıl problem çocuk büyüdükçe başlıyor. 2-3 yaşına gelince kediyle güreşmeye çalışıp kızdırabiliyorlar. asıl o zaman dikkatli olmak lazım. kedinin tırnaklarını kesik tutarsanız ve çocuğa kedinin güreşilecek bir oyuncak olmadığını anlatırsanız, gözünüzü de ayırmazsanız problem olmaz.
bir de cins kediler genelde sakin ve narin oluyor. size şu an pati atma ısırma gibi huyları yoksa bebek gelince de olmaz bence.
0
nolmus yani
(20.08.25)
öncelikle hayırlı olsun. Allah bağışlasın. sağlıkla büyüsün.
sonralıkla, o kadar korkmayın bir şey olmaz yani bi iki tırmık bi iki ısırık yiyebilir bebek ama kedi aşılı olduktan sonra bi zararı olmaz korkmayın. ne saçma yerlerde düşecek de yaralanacak. hayvanla büyümesi çok güzel bir şey.
yine de baş başa bırakmayın tabii Allah korusun hayvan bu sonuçta. ama çok da evhamlanmayın. sakınan göze çöp batar derler.
0
matilda
(20.08.25)
hocam başlarda baş başa bırakmamak lazım. bizim kedimiz bazen ısırıyor tırmalıyor bebişi ama genelde hafif sıyrıklar şeklinde. zamanla alışıyorlar birbirlerine hatta kedi bizim bebeğe çok iyi geliyor sosyalleşmesine katkı sağladığını düşünüyorum. ilk zamanlarda dikkat etmek lazım sonra birbirlerine alışıyorlar bence.
0
eisberg
(20.08.25)
Yeğenim doğduğunda (pek de insan canlısı olmayan, huysuz) kedi, bebeği kendine oyun arkadaşı yaptı, bebek yatağında beraber uyudular, bebeğe hiç zarar vermedi. Yeğen büyürken (neredeyse 6 yaşında artık) ara sıra kediyle sert oynasa da kedi çocuğa hiç zarar vermedi. Olabilecek en iyi ilişkiyi kurdular. Kedi başka insanlara bile daha yumuşak davranmaya başladı.

Arkadaşlarımızın çocuğu olduğunda onların kedisi bebeğe ciddi zarar vermeye çalışıyordu, çözemediler. (Zaten bu kedi bebekten önce de manyaktı, eve gelen insanlara oyun için değil zarar vermek için saldırıyordu.) Kediyi ailelerinden birinin evine taşıdılar, çocuk galiba 7-8 yaşında, kedi hâlâ yeni evinde yaşıyor.

Kediniz daha önce küçük insan görmediyse nasıl tepki vereceğini gerçekten bilemezsiniz. Kedinin tırnaklarını sürekli kısa tutun (normalde kesmiyorsanız şimdiden kesmeye başlayıp alıştırabilirsiniz) ve özellikle ilk aylarda kontrollü bir araya getirin tabii.

Ayrıca kedinizin kafasını ısırmak istiyorum, sevgiler.
0
kobuzchu kiz
(20.08.25)
size tavsiyem ya sahiplendirin ya da sokaga salın. bir şey olmaz diyenlerin mantığı hareket eden arabanın önüne atlasam bir şey olmaz. nasılsa frene basar mantığı ile aynı. kuzenim bebekken evdeki kedilerinin gözüne tırnak atması yüzüne retina yırtılmasından dolayı tek gözü kör olmuştu. 13 yaşında hala tek gözü kör yaşıyor. çocukcağız annesine diyor ben büyüyünce polis olacağım diye. ama aile çocuk şimdiden travma yaşamasın diye. evet olursun kızım diyor. kedi bunun farkında olmaz oyun sanar. ama bir insanın hayatı mahvolur.kediye ne oldu derseniz olaydan 3 ay sonra dişi bir kedinin peşinden atlayıp kaçtı. Olan bir hiç ugruna kuzenime oldu işte.
Bebeşiniz ne zaman 6 7 yaşına artık kendini koruyabilecek yaşa gelir o zaman alırsınız kedi veya köpek. Allah analı babalı büyütsün yavrunuzu. şimdiden saglıklı bir hayat dilerim
0
limonlu eksi
(20.08.25)
Çok ekstrem bir şey o yalnız. Kucağında bebek sallar gibi kedi sallayan kız videosu da dolaşıyor, onu da dikkate alın o da ekstrem.

Bu Badem'in cinsindeki kediler saldırgan olmazlar, zaten bildiğim kadarıyla hibrit hayvanlar onlar, ömür boyu ağrıyla yaşıyorlar. Ayrıca bebekten dolayı kediyi yok saymaya kalkışmayacaksınız diye umuyorum, kedi depresyona girerse dikkatinizi çekmeye çalışır elbette. Ayrıca kediler bebek nedir bilirler, korkmayın o kadar.
0
muhayyer divan
(20.08.25)
kardeşler, akraba çocukları da zarar veriyor bebeklere? o çocukları sokağa atmıyor da kontrol ediyorsak kedilere de aynı şeyi yapmalıyız. zamanla alışıyorlar zaten genelde. büyütmeyin lütfen kafanızda. yukarıda bi hayvan düşmanı demiş, sözde akrabasının retinası çizilmiş diye. bunlar hayatın olağan akışında zaten normalde de olabilen şeyler. benim yüzümde de kocaman bir iz var mesela. ben üç yaşındayken uzak bir akrabanın çocuğu tırnağıyla yarmış resmen yanağımı. abartmamak lazım bazı şeyleri. hayatta her şey olur, yeter ki vicdanlı olalım herkese ve hayvanlara karşı.
0
samansapı
(20.08.25)
evde kedi beslenmez
0
mantık
(20.08.25)
Abi öyle videolara bakarak plan yapacaksan, anlık duygularla hareket edeceksen işin vahim. O halde hiç bir insanı, karını kocanı da yaklaştırma bebeğe. O videolarda gördük eş şiddetini de.
0
Shepard
(20.08.25)
Evde kedisi olup da çocuktan sonra kediyi başkasına vermek zorunda olan 2 aile tanıyorum. Hiç sorun yaşamayan hatta sürekli kucak kucağa gezen de 3 tane biliyorum. O konuda kimse kesin konuşamaz sanırım. Kontrollü şekilde tanıştırın, gözünüzün önünde olsun. Olmazsa yapacak bir şey yok. Şimdiden paniğe gerek yok. Kedi çok tüy döktüğü için üst solunum yolu rahatsızlıkları endişen olabilir ama o da "kedi annesi" değilseniz bakımını yaptığınız için minimum seviyededir diye düşünüyorum.
0
nawar
(20.08.25)
kedinin kafasina sirke sürün,
cocugun elbisesinede sirke sürün,

Kavga eden iki kediyi bile kardes yapiyor bu sirke kokusu.
0
designer
(20.08.25)
Aylarca birlikte yaşadığım canlıyı bebekle ne yapacak gözlemeden plan yapmam.
Kedi ve çocuğa çok bağlı. Sorun yaşayan kimse yok benim etrafımda.

Bizim kaç yıllık kedimiz evde sürekli bebek kalması gerektiğinde kokladı ve daha yaklaşmadı. Sürekli yattığı odada bebek var diye girmez oldu. Hatta kedi dediğin hayvan bir kumaş parçası falan olsa gider üstüne yatar. Yerde 1-2 metrekarelik bir kumaş parçası üzerinde bebek varsa bırak üstüne basmayı, etrafından dolaşırdı.
0
master of ceremonies
(20.08.25)
kediye bir sepet alin, koluna takin.
gidici gibi ..
0
cooperr
(21.08.25)
Oğlum 2.5 yaşında kreşe başladı. 2 kere eve yüzü tırnaklanmış şekilde geldi. Kreşteki başka bir çocuk yapmış, ağzımı açıp bir şey diyemedim. Şimdi 10 yaşının içinde ve o izler gayet oyuk duruyor yüzünde.
Geçen sene sokaktan kedi sahiplendik. İster istemez bazen sıkıştırıyor benim oğlan. Sürekli anlatıyorum o da canlı, canın istediğinde kucaklayıp götüremezsin diye. Daha çizik yok, şükür.
Bazen insan yavrusu kediden daha çok iz bırakıyor.
Instagram'da @portibon'un geçmiş gönderilerini inceleyin. Lütfen.
0
strawberry first
(21.08.25)
Merhaba, cins olarak "saftirik" bir kedi bu, tekir olsaydı sıkıntı olabilir diyebilirdim.

Hayvanlar içgüdülerine göre hareket eden canlılardır, o anda bölgesine kimse girmesin istiyorsalar ona göre tepki verirler, buradaki "oğluşum o benim bir şey yapmaz" kafasındaki insanları pek dinlemenizi önermem.

Cins kediler biraz daha uysal oluyor, böyle bir avantajınız var.
0
devorgilla the gunslinger
(21.08.25)
Kedimle aynı evde yaşadığı yeğenimin şimdiye kadar tek bir teması oldu. O da yeğenim uyurken sürekli sakındığımız kedim gizlice gidip onu kokladı, burnunu dokundurunca da bebek uyandı ve ağladı. O ağlamayı duyan kedim arkasına bakmadan kaçtı odadan. :) Bu kadar.

Benim gördüğüm kadarıyla bebek emeklemeye başladığında esas sorun bebeklerden kaynaklanıyor, kedilerden değil. Bebek kedinin peşine gitmek, onu kuyruğundan tutmak ya da bir şekilde dokunmak, sıkmak, ısırmak filan istiyor. Benim kendim kaçangillerden olduğu için köşe bucak saklanıyor bebekten. Ama bazı kediler kaçmaktansa bebeğe bir tane pati atmayı ya da işte tırmalamayı vs tercih edebilir. Burada bebekle kedi arasında güvenli bir mesafe olduğu müddetçe hiçbir sorun olacağını sanmıyorum. Bebeğin kediyi hırpalamaması çok önemli. Yoksa kediler hiçbir zaman durduk yere gidip bir bebeğe ya da daha doğrusu insana zarar vermez. Genel modları zaten "bana dokunmayın, alanıma girmeyin, ne yapıyorsanız yapın" modunda.
0
silverleaf
(21.08.25)
ya ben fotoğrafa bakmamıştım, şimdi gördüm. kedide tasma ve zil var. bunlar çok tehlikeli. bu zil yüzünden dili kopan kedi biliyorum ben.
0
elorelia
(21.08.25)
(4)

Ayvalık/Cunda otel veya airbnb

tchuck
daha önce hiç gitmediğim için bölgeyi bilmiyorum. ancak altımızda araba olacak bilgisiyle beraber;- eğer varsa o bölgede, en azından kendi plajı vs. olan bir otel veya airbnb yoksa da önemli değil ama o zaman da güzel, etkileyici olabilecek falan bir yer arıyorum.cunda mı, ayvalık mı bilmiyorum. den
daha önce hiç gitmediğim için bölgeyi bilmiyorum. ancak altımızda araba olacak bilgisiyle beraber;

- eğer varsa o bölgede, en azından kendi plajı vs. olan bir otel veya airbnb yoksa da önemli değil ama o zaman da güzel, etkileyici olabilecek falan bir yer arıyorum.

cunda mı, ayvalık mı bilmiyorum. deniz tatilii yapacağız 2-3 gün. büyük çoğunlukla plajda olacağız güneş batana kadar. öyle düşünebilirsiniz.

bana önereceğiniz yerler var mıdır?

türkiyede böyle bulmak biraz zor oluyor, samosta falan bir sürü kendi koyu/plajı olan otel veya airbnb oluyor da. ban hotels.com üzeirnden falan bakınca göremedim.
0
tchuck
(19.08.25)
kendi havuzu plajı falan yok bize la luna'yı önerdiler oraya gidicez bakalım
0
Sadece soruyorum
(19.08.25)
merhaba, ayvalık sarımsaklı özelinde yazıyorum. hey yıl sarımsaklı için min. 4 günümü ayırırım. varol otel veya amphora otelde yarım pansiyon olarak konaklarım ( iki otel yan yana ) otellerin fiyatları genelde aynı gecelik yp 3000 tl ödedim. plajla arasında sadece yol var, otellerinin kendi plajları var. amphora otelin plajına dışardan içecek getirebilirken varol otelin plajına dışarıdan yiyecek içecek sokamıyorsunuz. otopark problemi yok.
0
obscure
(19.08.25)
amaç sadece deniz girmek ise sarımsaklı yada badavut tarafına bakın. arka tarafta murat reis otel var orası da güzeldir. akşam güzel kafa çekeyim gezeyim istiyorsanız cunda tarafına bakın. cunda da joon oteli ya da pür beyaz oteli tavsiye ederim. cunda otellerin çoğunun deniz kıyısı yoktur. bazıları özel plaj alanı tutuyor. orda da aksaç otelin kendi plajı var konforlu ve güzeldir.

ayrıca paranız çok ise ortunç olabilir. kamp gibi sessiz sakin huzurlu bir yer arıyorsanız da ada camping denizi muhteşemdir.
0
gercekdunya
(19.08.25)
ya peki hangi bölgede tutmak lazım aslında?
dediğim gibi gündüz akşama kadar denize giricez, akşam da tatlı tatlı bir yerlerde bişeyler içip etrafta dolaşırız, gece gidip denize gireriz belki vs.

sarımsaklıdan mı bakmak gerekiyor, cundadan mı? nerelerdir bu işin bölgeleri?
0
🌸tchuck
(20.08.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.