Giriş
(2)

ufak bi dolandırılma hikayesi

sezercik yavrum benim
selamlar. bir bilet satıcısına para yolladık ama biletler gelmedi. az sonra polise gidip şikayetçi olacağız. elimizde bir kimlik ön yüzü ve bu isimle uyuşan iban var. whatsapp mesajları var. dekontta da konserin tarihi falan detaylıca yazıyor. ilk amaç parayı geri almak değil de banka hesabına bloke
selamlar. bir bilet satıcısına para yolladık ama biletler gelmedi.

az sonra polise gidip şikayetçi olacağız. elimizde bir kimlik ön yüzü ve bu isimle uyuşan iban var. whatsapp mesajları var. dekontta da konserin tarihi falan detaylıca yazıyor.

ilk amaç parayı geri almak değil de banka hesabına bloke koydurup başkalarının mağdur olmasını engellemek.

süreç hakkında tecrübesi olan var mı? mesela bu kişi gerçekten kimlikteki kişiyse ne olur, değilse ne olur?

bir de herhangi bi öneriniz var mı, bir daha tanımadığınız kişilerden bilet almayın demek dışında :) 2 hafta önce de almıştık, riski bilerek çok büyük işlere kalkışmıyoruz, buna da toplam 3600 tl yolladık, para çok öncelik değil şu an.

şimdiden teşekkürler.
+1
sezercik yavrum benim
(27.06.26)
Mutlaka şikayetçi ol. Resmi başvuru yap. Hesap terör ya da kumar bağlantılı olabilir. Elinde şikayet belgesi kağıdı falan olsun. 5 yıl sonra soruşturma açılırsa elinde ispat niteliğinde bişey olmalı.
0
Lh12
(27.06.26)
Kiralık hesaptır, hesap sahibibceza alır ama esas dolandırıcı elini kolunu sallaya sallaya gezer.
0
kimlanbu
(21 saat)
(6)

Belgrad aktarmali ucus

synesthesia
Istanbul'dan Belgrad aktarmali Schengen bolgesine ucus bakiyorum. 55 dk gosteriyor iki ucus arasina. Yetisir miyim, aktarma yapaniniz oldu mu orda?Schengen bolgesinde oturumum var ve gemini'a gore pasaport kontrolunden de gecmiyormusum."Because you are traveling from a non-Schengen country (Turkey)
Istanbul'dan Belgrad aktarmali Schengen bolgesine ucus bakiyorum. 55 dk gosteriyor iki ucus arasina. Yetisir miyim, aktarma yapaniniz oldu mu orda?

Schengen bolgesinde oturumum var ve gemini'a gore pasaport kontrolunden de gecmiyormusum.

"Because you are traveling from a non-Schengen country (Turkey) to another country via Serbia, you will not go through Serbian passport control/immigration. You will remain in the international transit area. You will only face passport control when you land at your final destination (Schengen entry)."
0
synesthesia
(25.06.26)
Sıra beklememek için ilk uçuşta valizini uçağa yanında taşısan bile son uçuşun kapılarını yarım saat önce kapatırlar. Ben böyle bir riske giremezdim. Begrad'a inişte uçak park sırasını zamanında alabilecek mi? Kule 20 dk geç iniş izni verirse olacak ? zor ki zor

Ek: Aynı havayolu firması ile uçacaksanız iş değişir. Belgrad'taki uçağı sizin için bekletirler.
0
HellKeePer
(25.06.26)
bence girilmez, layover yapsanıza, 1 gün de belgradda takılırsınız.

öyle ucuza biletler oluyor bazen. havayolunun sitesinden inceleyin.
0
kveldulv
(25.06.26)
@HellKeeper Ayni havayolu firmasi evet (Air Serbia). self-transfer de degil, direkt baglantili ucus. bilet sattiklarina gore yetisiliyordur diye dusunuyorum ama aslinda ama belli olmaz tabi.
0
🌸synesthesia
(25.06.26)
İstanbul uçağı: Air Serbia
Belgrad uçağı: Air Serbia
Bilet: Airserbia. com

Böyle ise sıkıntı olmaz. Diğer durumlarda büyük risk
0
HellKeePer
(25.06.26)
Ben 2 sene once yaptim, 1 saat 50 dk imis aktarma. ilk ucak biraz rotar yapinca, otobusten terminale gelis falan derken 1 saatten az kalmisti ikinci ucaga, check in yapmis olmama ragmen kontuardan tekrar bilet yapmami istediler (kontuar gatelerin oldugu alanda, cikis yapilmiyor) 15dk icinde falan halledip yetismistim. kontuar alaninda onumde 15 kisi falan vardi, daha kalabalik olsaydi belki biraz sorun olabilirdi. Kucuk bir terminal zaten.

Donuste de 18 saat aktarmali alip ayni sekilde Belgrad'da kalmistim bir gun.

Iki ucus da air serbia idi
0
mirafiori
(25.06.26)
siz indiğinizde ikinci uçağın yolcu alımı neredeyse başlamak üzere oluyor. Sizin uçak yanaşıp siz inene kadar en iyi ihtimal 20-30dk geçer.

Bağlı uçuşsa, koşmayı, strese girmeyi, bir sonraki uçuşa alınmayı veya ertesi günkü uçuşa aktarılmayı göze alırsanız neden olmasın.

Tabii bütün bunlar passport kontrolę girmeden bir transfer kapısından sadece güvenlik kontrolü yapılarak geçebileceğiniz veya direkt olarak international departures kapılarına inecek olmanız varsayılırsa geçerli, yoksa yetişmenin imkanı yok.
0
kimlanbu
(25.06.26)
(4)

Üniversite tavsiyesi

Ali3461
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniv
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniversitesi de bu bölüm okunur mu, hocaları ve eğitim kalitesi nasıl? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
0
Ali3461
(25.06.26)
belki de üniversite okumamanız gerekiyor. Ortalıkta milyonlarca üniversite mezunu işsiz var, 800.000 sıralama ile ileride okuduğunuz alanla bağlantılı bir iş bulabileceğinizi pek de düşünmüyorum. Okula vereceğiniz para ve zaman ile bence meslek edinin.
+3
denizgonen
(25.06.26)
2 senelik bölümü vakıf üniversitesinde okumak etiket değeri olarak çok birşey katmaz.

Elektrikçi olmak bu devirde oldukça mantıklı olsa da 2 senede orada öğretilecek konuları oturup 3 ayda kendiniz de öğrenirsiniz.
0
kimlanbu
(25.06.26)
bölüm özelinde bilmiyorum ama, özel üniversitelere yönelik "boş beleş yerler" kaygısının altı çoğu zaman dolu değil.
devlet kadrolarını malum tipler doldurduğu için kaliteli pek çok akademisyen dışarıda kalıyor ne yazık ki. akademisyenler tecrübe kaygısıyla ders bakınırken, üç kuruş paraya özel üni'lerin kucağına düşüyorlar. özel'ler, müşteriye reklam kaygısıyla vasat tiplerin yanından bile geçmiyor mesela.
bir özel üniversitede dönemlik ders veriyorum; bölümün kadrosu, şu an itü'deki uzmanlık kürsüsünde yok; öyle söyleyeyim. ancak öğrenci profili berbat..
bence okunur. denildiği gibi aynı işi usta sümsüğü yiye yiye 3 ayda da öğrenirsiniz ama üniversite tedrisatının sırf sosyal faydası için bile, o ortama girin derim.
+4
lil siztah
(25.06.26)
Cevaplarınız için teşekkür ederim. Benim amacım diploma almak. Anadolu Lısesi çıkışlı olduğum için elektrik ile uğraşırken başka elektrikçilere göre bir şey bilmiyor gibi gözükmemek için.
+1
🌸Ali3461
(25.06.26)
(5)

Nike'ıma doyamadan diloyloy

twelfth
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil m
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil mi?

www.nike.com
0
twelfth
(23.06.26)
Yok, Nike WinFlo'da aynı 3 gün giydikten sonra ses yapmaya başlıyor, nike aor aldım rahatladım.
0
kimlanbu
(23.06.26)
Nalburdan Dayson iste, anlar o. Yapıştırıcı bu. Minnak sür
0
topkapiaksaray
(23.06.26)
Nike oldu nixi
Aynı problemi hatta ciyaklama sesini bende birçok modelinde yaşadım. Mecburen new balance almaya başladım
0
artıküyeolmakistiyorum
(23.06.26)
@kimlabu +1. hem winflo 9 hem 10 var ikiside fıs fıs ses çıkarıyor.
0
mikahakkinen
(24.06.26)
Kendi spor ayakkabımın tabanını şu yapıştırıcı ile tamir etmiştim:

www.trendyol.com
Belki işinize yarar.
0
peki madem
(24.06.26)
(9)

gözlük markası

exlibris
markası ne olabilir? rayban degil galiba camında yazmıyor. persol falan mı acaba?https://prnt.sc/jXd6vUJZxDUV
markası ne olabilir? rayban degil galiba camında yazmıyor. persol falan mı acaba?

prnt.sc
0
exlibris
(15.06.26)
oakley tipi var
0
jelly bear
(15.06.26)
oakley tasarımları daha köşeli sert sporcu tipli oluyor. bilemedim.
0
🌸exlibris
(16.06.26)
mykita tarzı var. çentikleri haricinde siyah paulson modeli çok benziyor. persol değil, persol’ün köşelerinde minik bir ok oluyor.
0
eileengray
(16.06.26)
persol bu
0
co2s2
(16.06.26)
persol değil hocam. persolün ikonik ok şekli var kenarda bunda o yok.
0
tolgan
(16.06.26)
bu adamın persol ya da rayban takacagını sanmıyorum
0
koela
(16.06.26)
silhouette bence
-1
asue
(16.06.26)
Vogue VO5432S W65613
0
kimlanbu
(16.06.26)
altayli rayban takmaz.
persol takar ama bu persol degil.
vogue da degil.
kesin antin kuntin sacma sapan bir fiyati olan bilinmedik bir cerceve bu.
0
cooperr
(16.06.26)
(5)

Set üstü ocak patlayabilir mi?

hadi ya la
Az önce annem aradı, çok korkmuş. Tüp ile çalışan bir set üstü ocak var, yıllardır kullanıyordu. Bomba gibi bir patlama sesi gelmiş içinden. Ne olmuş olabilir?
Az önce annem aradı, çok korkmuş. Tüp ile çalışan bir set üstü ocak var, yıllardır kullanıyordu. Bomba gibi bir patlama sesi gelmiş içinden. Ne olmuş olabilir?
0
hadi ya la
(15.06.26)
4 ocakta aynı anda çalışırsa patlama riski var. En fazla 2 derler
0
artıküyeolmakistiyorum
(15.06.26)
Sadece birini çalıştırmışlar.
0
🌸hadi ya la
(15.06.26)
olabiliyor, haberlerde çok duydum, doğalgazlı / tüplü ise sıkışma olabiliyormuş, hatta geçen burada biri soylemişti 4 tanesini birden çalıştırınca sıkışmadan patlama olabilir demiş yetkili servis, geçmiş olsun, markasını merak ettim, camlı olan modelmiydi
0
eja
(15.06.26)
ocagın iç kısımında mikro boyutta bir kaçak vardır. ocagı kullanırken o gaz sıkışıp patlamıştır. sızında büyük ölcüde olmadıgı için mutfagı havaya uçurmadı. şiddeti daha düşük bir minik patlama duydugunuz. durum bu
+1
limonlu eksi
(15.06.26)
Cam patladıysa büyük markalarda bile olabiliyor, değilse selenoid kaçağı vardır, set çöp, tamiri ile uğraşmayın.

Benim kumtel set üstü ocağın camı durduk yere patladı gidip, Bosch aldım kuruluma gelen adamlar eski ocak için kurulum hatası dediler, contayı düzgün yerleştirmemiş servisi.
0
kimlanbu
(15.06.26)
(18)

Eşim sürekli benden memnuniyetsiz, sitemli- iletişim ve heyecan azaldı, ne yapalım (5 yıl + evlilere soru)

mahmuttt
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yan
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yanda boş banka oturdum. Bu sefer eşim diyor ki neden oraya geçtin şimdi. Yani sürekli ama sürekli birşeylere sinirleniyor kızıyor.

3.5 yaşında çocuğumuz bile artık kodladı anne kızar vs diyor birşey yaparken. Bir de çocuk buna bağırınca itiyor. Hafif vuruyor vs çocuk şaşırıyor ağlıyor. Babamdan çok şiddet gördüğüm için sert tepki gösteriyorum değişen birşey yok.

ilişki desen iki yabancı gibiyiz. İletişimimiz son 2-3 senedir iyice seyreldi azaldı.

Çocuk da elbette etkiledi ama çocuk doğumuna az kala benim bir hapis sürecim oldu onda sanki kopardı tüm bağlarını gibi hissettim düşündüm. Kayınpeder öldü gibi düşün vs gibi saçma gerizekalıca teselliler yapmış. Normalde de damatlarını biraz hor gören narsist katı bir eski idareci tipi. Kendisi inkar etse de.

Bu soğukluk sevgi saygı heyecan azalması iletişim seyrelmesi 5+ yıl evlilikle mi yoksa yaşam durumları ilişkinin bir nevi depresyona girmesi mi?

İçimi dökmek ve danışnak istedim şimdiden çok teşekkürler..
0
mahmuttt
(14.06.26)
Benzer şeyler vardı çocuk yoktu. Boşanmaktan başka çözüm yok hocam o zamanlar ben istememiştim boşanmak ama şimdi dünya varmış dedim.
0
Take it away honey
(14.06.26)
take it away +1 boşanmak sizi değil ama çocuğu kurtarır.
0
sucvecezve
(14.06.26)
hocam sen belirli aralıklarla benzer duyurular açıyorsun. senin duyurularını okuduğumda abimin evliliğine benzetiyorum her seferinde. yani sevgi, saygı bağı kalmamış, olay bitmiş, o da belirli periyotlarla kriz anları yaşıyor, isyan ediyor filan ama sanki bu duruma alışmış gibi herhangi bir aksiyon almıyor. bence çözüm boşanma ama tabi bunlar büyük ve özel kararlar dışarıdan kişilerin şöyle yap böyle yap demesi ile olmaz elbette.
+5
wilhelmwasmuss
(14.06.26)
otur, acikca konus. seni mutsuz eden bu davranislarini ona soyle. sadece hayalkirikligi ve kizginlik yasayan onun olmadigini, senin de ondan memnun olmadigini goster. sikayet et durumdan. tek madur onun olmadigini anlasin, onun da sana karsi sorumluluklari oldugunu hatirlasin. hicbisey soylemeyince o kafasinda senin ne kadar vurdumduymaz, rahat, prenses gibi yasadigini falan dusunuyodur. ilk adim konusmak, saygili olmasini istedigini hatirlatmak vs. sonra bi bak nasil gidiyo, durumu degistirmek icin caba gosteriyo mu vs.
+3
sttc
(14.06.26)
Aile/ilişki terapisi gibi profesyonel bir yardım almak gerekli belki de.

Banka oturmak için niye davet beklediniz, o kısmı anlamadım. Boş yer varken gidip uzaktaki bi banka oturmanızın tepki çekmesi normal geldi
+1
elorelia
(14.06.26)
evlilik kurumu ve 5+ yıl, "biz ne alaka?" diyor şu an.
bahsettiğiniz sorunların bunlarla ilgisi yok. meseleyi genelleyerek basitleştirmeyin ve size özel sorunlarınıza odaklanın derim.
+1
lil siztah
(14.06.26)
Terapiste gitmelisiniz. Gitmek istemeyen bir taraf varsa da boşanın, evli kalıp hem çocuğa hem kendinize zulmetmeye gerek yok.
Konu özelinde, illa davet etmeleri gerekmiyor birlikte bir yere gidilmiş oturun boş yere işte, hepinizden nefret ediyorum der gibi gidip başka yere oturmaya gerek yok. Ayrıca eşiniz sinir hastası falan mı? Çocuğa neden kötü davranıyor, size olan sinirini çocuktan çıkarıyor sanırım, her iki tarafa da tedavi şart.
0
ekimoloji
(14.06.26)
Ya evlilik deneyimim 0. Fakat meraktan soruyorum hic uzun bir tatile gittiniz mi yakin zamanda? Belki is hayat stresi senden cikariyordur.
0
inte17
(14.06.26)
o kucumsediginiz hapis durumu bence onemli bir.
bir insanin bir kadini en hassas oldugu an hamilelik lohusalik zamanlari. o gunlerde ne yaptiysa omur boyu ya cefasini ya vefasini cekersiniz.
ben olsam once kendi hatalarimi bir kabullenir bir de bunun icin cok ciddi ozur dilerim.
neden ve nasil oldugu onemli degil, siz bir cocuktan mesulken otadan kayboldunuz.
yine size hep kiziliyorsa bir sebebi vardir.
evlilik hakkinda veya cocuk bakimi hakkinda ne kadar bligili ne kadar ilgilisiniz. ne kadar kitap okudunuz.
3,5 yas cocuk demek ortada 3,5 senedir cok siki calisan bir kadin var demek oluyor. bunu ne kadar takdir ediyorsunuz
fakat butun bunlarda en onemlisi tabii esinizin hatasi ne olursa olsun bir yetiskin hele hele bir anne asla cocuguna siddet uygulamamali. muhtemelen bu cok sikintili donem onu tuketti eger bilincli bir anne de degilse cok zor saglikli olarak asilabilen donemler.
sizin cocugunuzun sagligi icin esinizle aranize acilen duzeltmeniz gerekiyor.
ve bunun icin biraz alttan almalisiniz.
+3
mavicorap
(15.06.26)
@sucvecezve boşanmak bu durumda çocuğu nasıl kurtarıyor onu anlamadım. kadın çocuğa da kötü davranıyormuş, adam evden gidince başbaşa kalıp kötü davranmaya devam edince iyice yalnız kalmaz mı çocuk?

ama kendiniz için boşanabilirsiniz evet. seviyorsanız öncesinde çift terapisi mutlaka tavsiye ederim, baktınız kurtarılacak bi şey kalmamış boşanırsınız.

çocuk çok fazla etkileyebiliyor, özellikle bakım yükü dengesizliği varsa başka alanlara da yayılan bir memnuniyetsizlik olarak ortaya çıkıyor, çünkü kendini sürekli haksızlığa uğramış ve yorgun hissediyor. ama hapis süreci daha fazla etkilemiş de olabilir tabi öyle hissediyorsanız. saygısı azalmış olabilir ya da utandığı veya üzüldüğü için size öfkeli olabilir. her durumda terapi iyi bi ilk seçenek bence. boşanma da ikinci bir iyi seçenek. kendi haline bıraktığınızda düzelmesi imkansız gibi bi şey
0
mezzosprite
(15.06.26)
Her şey tamam da keşke eşiniz de yazsa yaşadıklarını o tarafı çok merak ediyorum siz her seferinde duyuru açtığınızda
0
Hallegadola
(15.06.26)
10 seneyi devirmiş birisi olarak dünyayı ayaklarının altına serseniz "az öteye serseydin keşke" derler diyorum naçizane.

Evdeki gereksiz gerilimleri yok etmek ve kaynağına inmek bence erkeğin elinde, hiçbir adım atmayıp bir şeylerin düzelmesini bekleyemezsiniz.
+1
kimlanbu
(15.06.26)
bir noktada bağını koparmış eşiniz sizinle ve siz farkına varıp düzeltememişsiniz diye anladım. şimdi de o kopan bağın farkındalığı sizin canınızı acıtıyor, halbuki eşinizin canı daha önce acımış gibi.
hapis sürecinizin sebebi nedir bilmiyorum ama terk edilmişlik ve kızgınlık yaratmış ve bunu iyileştirememiş olabilirsiniz. hamilelik, lohusalık, çocuk bakımı duygusal olarak yalnız bırakılmış biri için çok zor. bazen kadınlar eşlerine olan öfkesini farkında olmadan çocuklardan çıkarıyorlar çünkü full time çocuk bakımı da ekstra bir yük ve altında ezilebiliyor. mesela onun yükünü ne kadar alabiliyorsunuz? çocuğu tek başına alıp parka çıkarıyor musunuz? hiç altını değiştirdiniz mi, yemeğini yedirdiniz mi, banyosunu yaptırdınız mı. ya da ev işleriyle ne kadar ilgilisiniz?
kısaca biri sizi övecek olsa hangi konuda överdi? ev içi sorumluluk paylaşımınız nasıl?
yukarda dedikleri gibi terapi bir seçenek. ama konuşmaya yanaşan bir eşiniz varsa terapisiz de çözebilirsiniz gibi geldi bana.
her boşan diyeni dinlemeyin. çözemezseniz değerlendirin boşanmayı.
+1
rayde
(15.06.26)
Bir tarafin surekli gunluk iletisimde memniniyetsiz, mutsuz ve sitemli olup da duzeldigini pek gormedim.Sizi uzmek istemem ama bunlar bence insanlarin kisiliklerinin bir parcasi.Degistirmeye calismak sinirli birine artik sinirli olma demek gibi bir sey.Esiniz size saygi duymuyor.

Sizin yerinizde olsam oturur rahatsizliklarimi konusurdum.En sonunda bosanmaya karar verirseniz muhtemelen kisa vadede bol aci cekersiniz ama 15-20 sene sonra iyi ki bosanmisim dersiniz.Bosanmazsaniz da kisa vadede aliskanliklar ve duzen kaynakli biraz stabilite yasarsiniz ama yillar sonra geriye baktiginizda mutsuzlukla gecen yillar gorursunuz.

Karar sizin.
+1
turkuaz
(15.06.26)
hocam sen kafanda karar vermişsin bizden teyit bekliyorsun.
0
duyuruuser
(15.06.26)
Ben evliyim ve birine boşan diye tavsiye vermek bana çok büyük bir şey gibi geliyor. Boşanmak öyle duyurudan tavsiye alarak karar verilecek kadar basit bir şey değil bence çok büyük bir olay. Bence iki insan arasındaki sevgi bağı azaldığı zaman tahammülsüzlük çok artıyor. Yani birini sevdiğin zaman onun yaptıklarına gıcık olmuyorsun bazı davranışları hoşuna gitmese bile. O sevgi bağı da bence şöyle zedeleniyor zaman zaman, bir taraf evin yükünü fazla üstlendiğinde gerçekten kendini çok yalnız hissetmeye başlıyor. Belki de eşin gerçekten evin yükünü çocuğun yükünü fazlasıyla üstleniyordur Bu da onun tahammül seviyesini azaltmaya başlamıştır ve sana olan sevgisini azaltmıştır. Eğer ikiniz de Birbirinizle iyi geçinmeye ve evliliği devam ettirmeye gönüllü iseniz Bence profesyonel yardım almalısınız. İlla ilişki terapisti değil Siz de bireysel olarak bir Psikolog yardımı alabilirsiniz. Belki de insanlar size normal davranıyordur da siz fazla Alıngan davranıyor olabilirsiniz Biz Bunu bilemeyiz Veya siz fazla Alıngan davranıyorsanız da Bunun mutlaka bir açıklaması vardır biz bunları bilemeyiz sizin yaşantınızı bilmiyoruz sonuçta. Eşinizin çocuğa sınır koymak için fiziksel müdahalesi olması şiddet içermediği sürece normal ama olay şiddet boyutuna varıyorsa Bence o kadının yine tahammül seviyesinin düşmesiyle açıklanır bu durum. Belki siz yeterince destek olamıyorsunuzdur O yüzden o da artık ne yapacağını şaşırıp bu tür yollara başvurmak zorunda kalıyordur. Dediğim gibi biz bunları bilemeyiz o yüzden Siz bu işi bir bilene sorun danışın derim.
+3
Sadece soruyorum
(15.06.26)
almanya'da adin hans olsaydi coktan bavulunu alip gitmistin. ama turkiye'deki mahmut oldugun icin kadin dul kalir, cocukla napicam, millet ne der gibi korkularin oluyor. tamamen seninle alakali bir durum kanki. ya bu deveyi gudecen yada get the hell out here diyip yol alcan.
+1
buenosdias
(15.06.26)
(3)

Kamera kaydındaki arka sesi anlaşılır hale getirmek (Kulağı iyi olanlar ya da teknik bilenler)

Dr_Stat
Araç kayıt kameramla çektiğim bir video var elimde. Videoda capcutpro ile bir kaç oynama yaptım. Video gürültüsünü azalttım, sesi +20 db artırdım ve sesi ayır ile vokali tut diyerek konuşma seslerini aldım. Fakat arka plandaki erkeğin dediklerini tam anlayamıyorum. Sesi geliştir diyince bozuyor. Baş
Araç kayıt kameramla çektiğim bir video var elimde. Videoda capcutpro ile bir kaç oynama yaptım. Video gürültüsünü azalttım, sesi +20 db artırdım ve sesi ayır ile vokali tut diyerek konuşma seslerini aldım. Fakat arka plandaki erkeğin dediklerini tam anlayamıyorum. Sesi geliştir diyince bozuyor. Başka bir alternatif önerisi olan ya da kulağı çok iyi olup ben anlarım diyen var mı acaba=
0
Dr_Stat
(14.06.26)
fadr.com

detaylı kullanmadım ama bence rahat yapar.
0
kimlanbu
(14.06.26)
hemen deniyorum. Umarım işe yarar. Teşekkürler
0
🌸Dr_Stat
(14.06.26)
fadr, ve myeditonline işe yaramadı. İyi bir ses sistemi lazım galiba. Sesi açıp yavaş yavaş dinlemek lazım. Laptop hoparlörü ve kulaklıkla olmuyor
0
🌸Dr_Stat
(14.06.26)
(4)

TV Arkası kablo düzenini nasıl yapıyorsunuz?

tchuck
televizyonum konsol üstünde, duvara sabit değil yani.çok fazla kablom var ve her seferinde düzenlesem de 1 ay sonra yine karman çorman hale geliyor.2 adet homepod,1 adet tv,1 adet ps5,1 adet apple tv,1 adet digiturk vb bir şey.1 adet modem + 1 adet tp link mesh (yanyana durmaları lazım bu dağıtıcılı
televizyonum konsol üstünde, duvara sabit değil yani.

çok fazla kablom var ve her seferinde düzenlesem de 1 ay sonra yine karman çorman hale geliyor.

2 adet homepod,
1 adet tv,
1 adet ps5,
1 adet apple tv,
1 adet digiturk vb bir şey.
1 adet modem + 1 adet tp link mesh (yanyana durmaları lazım bu dağıtıcılık yapacağı için.)

haliyle 8 tane fiş var minimum.
3 tane hdmi var minimum.
minimum 3 tane ethernet girişi var vs.

karman çorman.
hiç farketmediğim bir ürün vs. bir şey var mı acaba bunların düzenlenmesini kolaylaştıran?
0
tchuck
(14.06.26)
TV için değil PC için şundan kullanıyorum, çok işe yarıyor:
m.media-amazon.com

TV için de illa ki işe yarar.
0
himmet dayi
(14.06.26)
Kablo kutusu +1
0
matlii
(14.06.26)
Bende de benzer bir kurulum var. Tüm cihazların kablolarını kablo bağı ile çoklu prize (o da sehpanın içinde) yetişecek şekilde kısaltıp topluyorum, cihazlar da tv sehpasının içinde yan yana duruyor. Önden görünmemesi için de sepetlerle sehpanın önünü kapatıyorum. Hdmi kablolar hue syncbox’a giriyor, yani tv’ye tek bir hdmi kablo gidiyor. Bu kablo ve enerji kablosu da tv’nin kendi ayakları içindeki kablo kanalından gidiyor. Karşıdan bakınca hiç kablo görünmüyor.
0
orient blue
(14.06.26)
Ikea'da ve koçtaş'ta kablo düzenleyici yapışkanlı aparatlar var, eskiden onları kullanıyordum.

şimdi konsolun arkasına punch ile uygun yerlere delik açtım, mobilya kablo geçiş kapağı taktım. Üçlü prizi konsol içine koydum, modem, projeksiyon, android box, ses sistemi vs ne varsa konsolun içine koydum.

ortalıkta kablo karmaşası yok ama konsolun kapağını açınca minik bir kaos hala mevcut :)
0
kimlanbu
(14.06.26)
(3)

yurtdisindan milli mac izleme sorunu

Uncle Sam
trt zaten yok, tivibu sitesine girilmiyor, maci nerden izleyebiliriz?
trt zaten yok, tivibu sitesine girilmiyor, maci nerden izleyebiliriz?
0
Uncle Sam
(14.06.26)
VPN ile YouTube, web sitesi, tivibu, tabii, tv+ olmuyor mu?
0
orient blue
(14.06.26)
VPN ile tabii.com.tr

VPN'siz: taraftarium.co
0
himmet dayi
(14.06.26)
Ben yurtdışında tvplus'dan izledim, hatta bulunduğum ortamda tv ayarlamayı beceremediler, telefondan tv'ye ekran yansıttım, azıcık Türkçe öğrendiler :)
0
kimlanbu
(14.06.26)
(2)

Yurtdışı siteden Türkiye'de otel rezervasyonu

mosquera
Hemen hemen 2 kat pahalı satılıyor Türk acentelerinde, yurtdışından alsam sıkıntı olur mu?
Hemen hemen 2 kat pahalı satılıyor Türk acentelerinde, yurtdışından alsam sıkıntı olur mu?
0
mosquera
(13.06.26)
Cikan bazi haberlere gore otele gittiginizde bazi isletmeler yurt disi oturumunuzu ya da yabanci pasaportunuzu soruyorlarmis.

(bkz: milliyet farkı)
+1
sertac akin
(13.06.26)
Olur, oluyor. Adamlar yabancı pasaportun, oturum kartın vs yoksa senden fark isteyip tatilini zehir ediyor.

Bu yüzden vize istemeyen yerlere gidip kazıklanmamanın tadını çıkarabilirsiniz.

Bu çakallar da sinek avlasın.
+3
kimlanbu
(14.06.26)
(2)

Kiralık evden ayrılmak

baldan kaymak
Nasıl bir dil kullanmalıyım Dün bir tartıştık ev sahibiyle yazılı 2 mesaj, tartışmayı uzatmak da istemiyorum açıkçasıyaşanan bu süreçten karşılıklı huzursuzluklarımız olduğunu görüyorum, evden ayrılma kararı aldım. Depozitom vardı 1 kira, onu sayalım mı?Tam yenileme dönemi gelmişti bu arada
Nasıl bir dil kullanmalıyım Dün bir tartıştık ev sahibiyle yazılı 2 mesaj, tartışmayı uzatmak da istemiyorum açıkçası

yaşanan bu süreçten karşılıklı huzursuzluklarımız olduğunu görüyorum, evden ayrılma kararı aldım. Depozitom vardı 1 kira, onu sayalım mı?

Tam yenileme dönemi gelmişti bu arada
0
baldan kaymak
(13.06.26)
kendi kendinize karar almayın. karşılıklı konuşun. çünkü takmak isteyen, uğraşmak isteyen kişi takar, uğraşır...
eğer kontrat yenileme zamanında çıkacaksanız en az 15 gün önceden bildirmeniz gerekiyor diye hatırlıyorum.
ev sahibi evi inceler, evden çıkış şartlarında da anlaşılır ise (yazılı olarak) sonraki kira yerine sayarız der ve çıkarsınız.
diğer türlü ev sahibiniz evi uygun bırakmamıştı, zarar vermişti diyip depozitonuzu alabilir, üstüne de eksik ödenen kira için dava açabilir.
0
tnz
(13.06.26)
Depozito kiraya sayılamaz, gider dava eder bir kira yüzünden 10 kira bedel ödersiniz. Depozitoya yatmaya kalkabilir çıkmadan gelsin baksın eve, alın ondan sonra çıkın
0
kimlanbu
(13.06.26)
(12)

Macbook tercih etme nedeniniz nedir?

runaway
Size göre ne gibi avantajları var?
Size göre ne gibi avantajları var?
0
runaway
(12.06.26)
5 yıldır donma kasma yok, güncellemeler devam ediyor
kullanımı her zaman keyifli,
şarj çok iyiydi, şuan iyi
tasarım kusursuz, en son bilgilsayarı ne zaman kapattım hatırlamıyorum,
kapağı kapatıp açıp işime devam ediyorum,
quick note, safari, photos ile iphone ile mükemmel senkronizasyon
0
ne demezsin
(12.06.26)
Sadece içerik tüketen biri olarak yazayım;

Çok iyi mühendislik, dengeli hafif gövde, tek elle açılabilen harika ekran, renk doğruluğu, harika ses, harika pil ömrü, güvenlik, çok iyi malzeme, çok iyi çalışan ekosistem (iPhone, iPad ekran yansıtma, AirPlay, kulaklık, HomeKit entegrasyonu, iMessage, telefon, FaceTime, iCloud), çok uzun ekonomik ömür, ikinci el değeri, güncelleme, hafiflik, basitlik. Genel olarak yapması gerekeni yapması, nazlanmaması, doğru düzgün çalışan backup/restore işleri ve tekrar güvenlik.

Tabii bunların bir kısmı MacBook, bir kısmı macOS ile ilgili ama ortak çalışan şeyler.
+1
orient blue
(12.06.26)
Yıllarca 5 kg bilgisayar + şarj kablosu + adaptör taşıyan biri olarak kesinlikle boyutu ve hafifliği. Geniş el çantamda dahi taşıyabiliyorum. Şarjın gerçekten uzun gitmesi ve sürekli şarj etme ihtiyacının olmaması. Kasma donma gibi sıkıntılar yaşanmaması.
+1
black holes in the sky
(12.06.26)
macos, şarj süresi, ağırlık, ekran kalitesi.
0
gule gule
(12.06.26)
Çok güzel anlatmışlar. +1 diyeyim hepsine ben de.
0
Mirket
(12.06.26)
Toplu taşıma kullandığım dönemde hafifliği için tercih etmiştim.
0
aloha snackbar 3
(12.06.26)
IT çalışanıyım. Şirketim m4 max çipli modelini verdiği için 6 aydır deneyimleme şansım oldu. Cihaz gerçekten tık demiyor. milyon tane pencere açık arkada, ordan oraya geçiş yapıyorum hiçbir şekilde ne donma ne kasma. Performans açısından Windows makineleri tokatlar. Pil ömrü muazzam. Sabah 8'de açtığım bilgisayarı akşam 5'e kadar prize takmadan kullandım bir kere. Daha önce böyle bir şey deneyimlemedim açıkçası.

Fakat MacOS'in arayüzünden memnun değilim. Basitlik adı altında pazarladıkları birçok şey saçmalık ve hiçbir şekilde işimi kolaylaştırmıyor. Özellikle Dock rezalet bir tasarima sahip. Windows'taki gibi system tray özelliği yok. Açtığın ve arka planda çalışan bütün uygulamalar dock'ta görünüyor. benim gibi dikkat eksikliği yaşayan biri için inanılmaz kötü bir tasarım. sidebar adında bir eklenti ile çözmek zorunda kaldım ama o da mükemmel çalışmıyor her zaman. Apple'ın verdiği performansı bir Windows makine verse MacOS'lu bir bilgisayarın yüzüne bakmam açıkçası.
+1
synesthesia
(13.06.26)
3 Ana sebebi var, ama öncelikle belirtmem gerek ki ana laptop olarak kullanmıyorum. Ama macbook air şu üç sebepten dolayı en çok işime yarayan "taşınabilir bilgisayar"

1- Uzun şarj süresi
2- Sadece kendisi ve ince bir çantayla her yere gidebiliyor, kalabalığı yok.
3- Fansız olduğundan tozlu ortamlar için ideal. Toz geçirmez değil elbette, ama en azından tozu deli gibi emmiyor.

Haliyle benim gibi ofis ortamı dışında da bir bilgisayara ihtiyacınız oluyorsa biçilmiş kaftan. Hatta ciddi anlamda var olan tek gerçek anlamda "taşınabilir bilgisayar" bu.
0
akhenaten
(13.06.26)
Air var bende m1 işlemcili olanından bir de eski hani. Pili hala günü rahatlıkla çıkarıyor. Seneler geçti kozmetik sorunu yok. Profesyonel değilim günlük kullanıcıyım cihazda tık yok. Yıllarca windows bilgisayarda trackpad kullandım ama illa mouse aradım bunda ise gerek yok cihaz akıyor mause olmadan da. Seyahate çıkıyorum telefonun adaptörü ile birlikte atıyorum bitti. 2 günlük seyahat ise şarj etmeme bile gerek kalmıyor gerekirse de telefon şarj eder gibi ediyorum.
0
denizgonen
(13.06.26)
Macbook kullanmayan ama özellikle pro kullananların makinalarını kısa süre kullanmış birisi olarak dokunma hissiyatı, gesturelar, akıcılığı, pil ömrü, incecik oluşu, ekran kalitesi gerçekten ayrı bir seviyede.
0
kimlanbu
(13.06.26)
ilk aldigim air 8.5 sene gitti, pil 2500 cycle yapmisti ama hala 3 saat dayaniyordu.
1-2 kere keyfe keder format yedi. hic isinma problemi olmadi.
hic servise gitmedi, ve $250 dolara sattim.
daha nossun?
0
cooperr
(13.06.26)
uzun yıllar kullanılabilir
hafif, güçlü, dayanıklı hissettiriyor
kullanımı gerçekten pratik. erişilebilirlik özelliklerini sık sık kullanıyorum (özellikle touchpad'de üç parmakla zoom yapmak için)
touchpad'i bir harika, 4+ yıldır aralıksız mac kullanıyorum, hiç mouse kullanmadım. hatta neredeyse mouse kullanan da görmedim. windows'larda asla bu kadar iyi olmuyor touchpad
ekran kalitesi gerçekten iyi
intel işlemcilerde kalsaydılar belki windows'lardaki üst seviye laptoplar benzer kaliteyi sağlayabilirdi ama m işlemciler ile windows cihazlara fark açtılar
macos cihazlar kendi ekosistemi ile kusursuz çalışıyorlar. airpods ve iphone da kullanıyorum ve artık bu ekosistemden ayrılmak istemiyorum. bir çeşit vendor lock-in.


macos'ta gerçekten saçma ve "neden böyle" dediğim bir sürü özellik var. mesela finder her bakımdan gerçekten kötü, istediğin dizinde ya da tüm mac'te arama yapma özellikleri kötü, menu-bar'daki tray icon'ları harici bir app olmadan ayarlanamıyor ve ekrandaki notch'un altında kalıyor. dock tasarımı kötü, spotlight son iki-üç sürümdür kullanışsız. daha bir sürü böyle şey var ama benzer şikayetleri windows'ta da yapabilirim (copilot'u her yere entegre etme telaşı, reklam gösterir gibi tray'de sürekli msn network'ünden haberler göstermesi falan)

windows cihazların da kendilerine göre bir çok artısı var ama bugünün konusu değil.
overall soracak olsanız, ben hem iş gereği hem de son kullanıcı olarak windows değil macos'u seçerdim.
0
biseysorcaktim
(13.06.26)
(11)

Kıbrıs'ta kumarda kazanılan para Türkiye'de sıkıntı yaratır mı?

bobinhoo
Diyelim ki yılda 10 kere falan Kıbrıs'a gidip, orada kumarda para kazanıp dolar olarak ülkeye getiriyorsunuz ve bu dolarları da döviz bürosunda bozdurup hesabınıza yatırıyorsunuz. her gidişinizde ortalama 20-25 bin dolar getirdiğinizi varsayalım.Burada yasal olmayan veya başınızı belaya sokacak bir
Diyelim ki yılda 10 kere falan Kıbrıs'a gidip, orada kumarda para kazanıp dolar olarak ülkeye getiriyorsunuz ve bu dolarları da döviz bürosunda bozdurup hesabınıza yatırıyorsunuz. her gidişinizde ortalama 20-25 bin dolar getirdiğinizi varsayalım.

Burada yasal olmayan veya başınızı belaya sokacak bir durum var mı?
0
bobinhoo
(12.06.26)
Geliri aklamak için güzel senaryo ama o paranın tamamını nakit olarak getiremezsin, düzenli olduğu için de vergi dairesi yemez.
0
kimlanbu
(12.06.26)
@kimlanbu

2 kişi gidersen nakit getirme limiti 20bin euro oluyor zaten. Yalan olmadığı senaryoyu düşünelim. gerçekten ortada kıbrıs uçak biletleri, casinolarda harcama yapıldığına dair kredi kartı harcamaları vb. var diyelim.

Ayrıca paraların yatma zamanları da aşırı düzenli değil, kimi zaman ayda bir, kimi zaman 2 ayda 1 gibi.
0
🌸bobinhoo
(12.06.26)
Soruya cevap değil ama bu şekilde düzenli olarak para getirmek sadece kumar oynayan işi olabilir mi ? Kaldı ki kumar oynayan için kaybetmekte söz konusu.

Daha çok kumar organizasyonun parçası olmak (kumar oynatmak) gibi şey değil mi bu?
0
diyecevaplandı
(12.06.26)
@ diyecevaplandı

Daha somut anlatayım, diyelim ki 4 günlük tatile gittiniz.

1. gün kartınızdan 5bin dolar çektirdiniz ve kıbrısın yasal casinolarında kaybettiniz.
2. gün kartınızdan 5bin dolar çektirdiniz ve yine kaybettiniz.
3. gün kartınızdan 5bin dolar çektirdiniz ve yine kaybettiniz.
4. gün kartınızdan 5bin dolar çektirdiniz ve bu sefer parayı 20 bin dolara çıkarttınız.

Yani elinizde 20bin dolar nakit var ama kartınızdan da 20 bin dolar çekim yapılmış, aslında hiç karınız yok ama elinizde 20 bin dolar nakit var.

Kardaysanız kartttan 10bin dolar çekim yapılmış ama 25 bin dolarla nakitle dönüyorsunuz. Ya da zarardaysanız karttan 25 bin dolar çekim yapılmış ama sadece 10 bin dolar nakitle dönüş yapıyorsunuz.

Yani karda da olsanız, zararda da olsanız belli bir miktar nakitle geliyorsunuz Türkiye'ye. Ha her şeyin toplamına bakınca uzun vadede zarardasınızdır muhtemelen.

Uçak biletleri, otel konaklaması, kredi kartı harcamaları her şey ortada zaten. Burada sıkıntı çıkaracak bir durum var mı onu soruyorum ben.
-1
🌸bobinhoo
(12.06.26)
dediginiz sey kara para aklamak. eger ciddiyseniz nakit getirmeyip kibrista bankada tutmaniz daha saglikli olur.
-3
lanc
(12.06.26)
@ lanc

hocam ben mi anlatamadım, kara para neresinde bu işin.
+3
🌸bobinhoo
(12.06.26)
kıbrıs'ta akrabam yaşadığı için sürekli gidiyorum . ben hiç o kadar kazanmadım ama casinolar benim için yaşlıların atari salonu . 10-20 tl betlerle slot oynuyoruz . en fazla 50 bin TL artım oldu .
çok kazanırsam ne yaparım düşüncesi kuzenimle aklımıza gelmişti . girne çarşıda bir sürü döviz burosu var orada bozdurup atm den hesabına yatırabilirsin , getirmek zorunda değilsin . ya da çarşıda kuyumcular var ; altın takı al tak koluna boynuna getir kim soracak ?
+2
devilone
(12.06.26)
Duyuru gerçekten efsane. yorum yazmak için giriş yaptım, soruya cevabım yok.

Adam ne anlatıyor cevaplar ne diyor :)

Türkiye’de okuduğunu anlama oranlarının nabzını burası tutuyor :)
+11
Rondak
(12.06.26)
ben olsam riske atmaz 2-3 kişi gir çık yapardım. iki kişiysem duty free'deki atm'leri öğrenip 5bini de oradaki atm'den yatırıp 20k ile girerdim, sonrasında da bankaların sorgusuz sualsiz olarak izin verdiği günlük yatırma limitleri içinde kalacak şekilde hesaplar arası bölerek euro olarak bankalara dağıtırdım, döviz bürosu kuruyla kayıp yaşamamak için, bu sorun değilse db de olur. sonuçta ülkeye giriş senaryosunda bilinen tek gerçek 10k eur sınırı ve casino faturasıyla muhtemelen esnemeyecek.

düzenli olma durumu sorun yaratır mı: 25bin eur, hele de bankalara dağıldığı sürece sorun yaratmak için yeterli bir miktar değil bence.
0
engelbert humperdinck
(12.06.26)
kamu bankaları sorgusuz sualsiz parayı alır. herhangi bir sorun yaşamazsınız. zaten yeni yasa da çıktı. ne olursa olsun parayı getir sormayacaz nerden kazandığını diye.
-1
gercekdunya
(12.06.26)
ülkeye cebinizde 9999 euro ile girebilirsiniz. yanınızda 10000 euro ve üzeri varsa, beyan etmeniz gerekir. yoksa gümrük paraya el koyabilir. beyan ederseniz harç vergi falan almıyorlar. sadece kayda girmiş oluyor. korkacak bir şeyiniz yoksa kayda girmesinde de problem yok demektir.

nasıl problem olur?

bir kere gelip giderseniz bence problem olmaz ancak sene içinde 10 kere gidip gelip 20şer bin euro getirirseniz, masak gelip size "hayırdır birader" diyebilir
0
co2s2
(12.06.26)
(11)

Giriş Seviye Elektro Gitar Tavsiyesi

dilemma of subscribtionability
Sıfırdan öğrenecek 11 yaş için. (En boy kilo gayet yetişkine yakın) Gitar ve Amfi tavsiyesi rica ediyorum. İnternette ucuza setler var. Kaliteli bir şey olsun istiyorum. Bir Fender Jaguar olmayacak tabii ama kalitesiz, sorunlu bir model de olmasın. Güzel bir şey olsun ki, bizimki hevesi geçip pes et
Sıfırdan öğrenecek 11 yaş için. (En boy kilo gayet yetişkine yakın) Gitar ve Amfi tavsiyesi rica ediyorum. İnternette ucuza setler var. Kaliteli bir şey olsun istiyorum. Bir Fender Jaguar olmayacak tabii ama kalitesiz, sorunlu bir model de olmasın. Güzel bir şey olsun ki, bizimki hevesi geçip pes ettiğinde, uygun fiyata hevesli amatör bir müzisyen adayına verince çocuğun işi görülsün...
0
dilemma of subscribtionability
(11.06.26)
Ben aria ile başlamıştım, amfi dahil paket halinde satıyorlardı.
0
gadlemler
(11.06.26)
Kilitli, Floyd Rose'lu bir gitar olmasın, bilindik bir markanın ince klavyeli giriş seviye bir gitarı olabilir. Bütçe belirtmediğiniz için model öneremiyorum

Amfi olarak ise yeni nesil bir şey alırsanız iyi olur, bütçe yeterse düşük güçlü bir boss katana, yetmezse en azından düşük güçlü bir kombo amfi iyi olur.

Her şeyin en ucuzuna kaçınca işte o en büyük heves kaçıran şey oluyor. Gitar klavyesi rahat olmayıncaz amfiden istenen ton çıkmayınca...
0
kimlanbu
(11.06.26)
Fiyat belirtmedim evet. Siz rahatça tavsiye edin diye
0
🌸dilemma of subscribtionability
(11.06.26)
Midex almayın.
0
inheritance
(11.06.26)
O zaman giriş seviyesi için fazla bile olacak "ekonomik" bir başlangıç seti önerim:

Ibanez GRX20 Elektro gitar
Kozmos Flare 20 Amfi
0
kimlanbu
(11.06.26)
geçen sene de benim yeğenim başladı, tabii hemen bana sordular ne alalım ne yapalım diye -25 yıldır gitar çalıyorum ev müze gibi :)-, amfisini önerdim ama gitarı kesinlikle hocası ile beraber almasını tembihledim.

çünkü elektro gitar internetten alınan bir laptop, cep telefonu vs gibi bir şey değil; ağaçtan yapılmış bir enstrüman. bir mağazada 10 tane aynı marka model gitar olsa bile aralarından biri diğerlerinden daha iyi olabilir, ya da biri kötüdür onu size kakalarlar. rafta bakımsız duran bir gitarın sap ayarı bozulmuş, hatta düşük ihtimal bile olsa sap ayarı geri dönülemez vaziyette bozulmuş olabilir (truss rod hasarı).

ibanez mesela güzel gitarlar üretir, ama her sene model adları, özellikleri, üretim yerleri vs değişir. ben bunu takip edemem, ama yerinde gidip çalıp denersem vs anında anlarım nasıl bir şey olduğunu gitarın. -yeğenim yurtdışında olduğu için bu imkan yoktu tabii..- hocası neyi uygun görüyorsa onu alsınlar dedim..

amfi olarak blackstar id core v4 önerdim (10 20 40 şeklinde versiyonları var büyüklük olarak, ben 20 olanı aldırttım evde biraz gürültü yapabilsin :)) bu amfiyi tavsiye ettim çünkü içinde 8-10 tane amfi modu var: en temiz tondan en gürültülü olana kadar, blues'dan metale her türlü müzik tarzını çalabilir. bir sürü efekt de var içinde. aynı zamanda usb ile bilgisayara bağlanıp bilgisayar üzerinden ince ayarlar yapılıp internetten hazır tonlar da indirilebiliyor (kullanıcılar tarafından hazırlanmış bir sürü ton var, mesela metallica black album tonu, ac dc tonu vs vs gibi)

gitarı eğer hocası ya da bilen birisi ile alma şansı yoksa, internetten mydukkan.com u önerebilirim. sahibi ve çalışanları çok düzgün insanlardır, gitarlar hep bakımlıdır ve gitarı kargolamadan önce sap ayarını vs yapıp çok sağlam şekilde paketleyip öyle gönderirler..

(bu arada yukarıda arkadaş kozmos flare 20 diye bir amfi önermiş, hiç duymamıştım youtube'da falan baktım ve sadece türkçe incelemeler var. biraz araştırdım çinli bir firma zuhal müzik için özel üretiyormuş.. bence bulaşılmaz..)
+1
makbur
(11.06.26)
Cevabımı iyi bulmayanlara not :

Esas önerdiğim amfi boss katana serisiydi ama yeni başlayan bir çocuk ne bilsin uygulamasını kurup bir chain oluşturup, amfi modeli seçip ince ayar yapmasını. Ben bile boss gx100 prosesor ile ton bulmaya çalışırken sıkılıyorum.

Bu yüzden fiyati ve gücü makul, kullanımı kolay, tonları gayet yerinde giriş seviyesi kompakt bir kombo amfi önerdim, kendi tunerı var, değişik hazır presetlere sahip.

Blackstar çok daha iyi bir amfi olsa da aynı güçte %50 daha pahalı.

Gitar seçiminde kilitli bir gitar önermeme sebebim ise malum, çocuk tel değiştirmek isterse bile kendi başına yapamaz. Parası varsa gitsin ibanez pia alsın, gibson lespaul custom alsın ama gene giriş seviyesi, pahalı olmayan, bilindik bir markanın görece rahat bir klavyeye sahip modelini önerdim.
0
kimlanbu
(12.06.26)
@kimlanbu

Estağfurullah, cevabınızı begenmemek değil, yalnızca amfiyle ilgili türkçe harici kaynak bulamadım onu belirttim.

Bu tarz ucuz, bilinmedik Amfilerden açıkçası biraz tirsiyorum ben. Sonuçta elektriğe doğrudan temas ediyorsunuz; seneler önce küçük bir çocuğun öldüğünü hatırlıyorum tr'de evde benzer giriş seviyesi bir amfiyle. Haberini arayıp bulurum.

Bu arada cevabi begenmemek diye bir sey yok, Aksine yazdıklarınız çok kıymetli bence. Floyd rose, boss katana vs tqvsiyelernizin bir çoğuna ben de katılıyorum.

Ama böyle bir Hassas mevzu da var. Bu vesile ile belirtmiş oldum :)
0
makbur
(12.06.26)
Sağlam bir ikinci el ibanez alın, luthier’e götürüp bakım/ayar yaptırın. Amfinin çok güçlü olmasına gerek yok. Temiz bir ses veren bir amfi yeterli. Mutlaka ders/eğitim alsın. Youtube videolarından veya metot kitaplarından bahsetmiyorum. Birebir, yüzyüze teorik ve pratik eğitim. Eğitim olmazsa sadece bir heves olarak kalır, birkaç şarkı öğrenir hevesi biter. Okuma yazmayı kendi kendine öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi olur.
0
tadartatmaztadantatar
(12.06.26)
Markadan once tipe bakacaksiniz. Billur gecmiyorum ciddiyim. Cocuk tiplerine gore secsin once sonra en begendigi tipte uretim yapanlarin arasindan karar verin. Tipini sevmezse eline almaz veya daha az alir cunku.
0
another satisfied lover
(12.06.26)
Şöyle bir şey beğendi, ne dersiniz?
www.eksiduyuru.com
0
🌸dilemma of subscribtionability
(15.06.26)
(9)

Hangi Şirketlere İş Başvurusu Yapılmaz

Batuhanolabilir
Soru başlıkta. Deneyimlerinize dayanarak. Tabi kalkıp da aileyiz diyene başvurulmaz demeyin yani onu bilmeyen kalmadı.Bir örnek vereyim bence adında grup geçen şirketlere başvurulmaz. Çünkü bir şirketin ünvanında grup yazıyorsa o patronun eline üç kuruş geçti diye müteahhitliğe soyunmuş demektir o a
Soru başlıkta. Deneyimlerinize dayanarak. Tabi kalkıp da aileyiz diyene başvurulmaz demeyin yani onu bilmeyen kalmadı.

Bir örnek vereyim bence adında grup geçen şirketlere başvurulmaz. Çünkü bir şirketin ünvanında grup yazıyorsa o patronun eline üç kuruş geçti diye müteahhitliğe soyunmuş demektir o adam iflah olmaz. Tabi genellemedir yüzde yüz gerçek değildir ama zaten genelleme sorusu bu.
0
Batuhanolabilir
(10.06.26)
Kendi mesleğim özelinde çalışan sirkülasyonu fazlaysa uzak dururum. Bir de beşli çetenin şirketlerinde çalışmaya gönlüm el vermez.
+1
auroraaurora
(10.06.26)
Sürekli açık iş ilanı varsa giren durmuyordur
-4
arbre
(10.06.26)
GM, CEO ofislere girdiği zaman tüm personel ayağa kalkıyorsa o firmada çalışılmaz. Bu durumu iş başı yapmadan nasıl öğrenirsiniz bilmiyorum.
+3
HellKeePer
(10.06.26)
Şahıs/aile şirketleri
“Biz bir aileyiz” vurgusu yapanlar
+2
mor oje
(10.06.26)
ak parti'ye yakinligiyla bilinen sirketlere basvuru yapmam, calismam. bunun pek cok nedeni var. uzerinizde olusacak sosyal baski, potansiyel yolsuzluklar ve haksiz isler (bunun icinde her sey var, vergi cezasi indirimleri, hibeler, devlet imkanlarindan faydalanma, nepotizm vs.), sirketin gelecek vadetmemesi (herhangi bir nedenle yargilanmasi, abuk subuk birini basa getirmeleri sonucunda yukselememeniz veya isinizden olmaniz vs.), bu gibi veya daha kotu durumlarda ahlakli, duzgun bir calisan olmaniza ragmen damga yeme ihtimaliniz.

edit: diyebilirsiniz ki politika yapma. turkiye'de her sey politiktir. yapacak bir sey yok. okudugun kitap, yedigin yemek, giydigin giysi bile seni bir sekilde bir politik sinifa dahil eder.
+4
Sour
(10.06.26)
İnşaat şirketi
Patron şirketi
Maaşı elden veren şirket
Turnoverı yüksek şirket
Nakit sıkıntısında olan şirket
Faktoring şirketleri
Varlık yönetimi, alacak takip şirketleri
Tele satış şirketleri
FMCG
Yandaş şirketler
+1
gabe h coud
(10.06.26)
@gabe h cloud güzel özetlemiş ben ek olarak "esnek çalışma saatleri" yazan yerlere de parası çok iyi değilse bulaşmam.
+2
kimlanbu
(10.06.26)
net aile şirketidir. üst düzey yönetici olarak giriyorsanız orası size cehennem olur. karar alma mekanizması ikizler burcundan hallice, kural ise sadece beş harflik bir kelime bütünü olur.

ekseriyetle çalışanlar akraba olur, yatar; göndermezsin, yararlanamazsın kısır döngü gibi döner durursun.
0
dembudemdirdembudem
(11.06.26)
Esnek çalışma saatleri bir yan hak olarak sunuluyor "normal" şirketlerde. Örneğin benim çalıştığım şirketin ilanlarında uzaktan çalışma ve esnek çalışma saatleri yan haklar kısmında belirtilir. Çünkü saat 10-14 arası çekirdek saatler olmak koşuluyla işe kaçta başlayıp kaçta bitireceğini kendin belirliyorsun. Şirketin beklentisi günlük ortalama 8 saati ay sonunda doldurmuş olman.

Ama Türkiye'de esnek çalışma saati işin gereklilikleri kısmında yazıyorsa bu "hafta sonları da gelirsin" demek. O anlamda esnek çalışma saatleri yazan yerlere bulaşmamak lazım. Ama büyük, kurumsal şirketlerde bu yazıyorsa iyi bir şey demektir.
0
himmet dayi
(11.06.26)
(5)

lpg ecusunun 70ma tüketim yapması normal mi?

konetsu
araçla ilgilenirken kaçak testini de yapayım dedim. aküde negatif kutbu söküp araya seri multimetre bağlayarak ölçümlerimi yaptım. araç hızlıca uykuya geçiyor ve tüketim 30mA, ama bu sadece aracın kendi şase kablolarını bağladığımda böyle... ek bi kablo daha bulunuyor negatif kutupta, lpg sistemine
araçla ilgilenirken kaçak testini de yapayım dedim. aküde negatif kutbu söküp araya seri multimetre bağlayarak ölçümlerimi yaptım.

araç hızlıca uykuya geçiyor ve tüketim 30mA, ama bu sadece aracın kendi şase kablolarını bağladığımda böyle... ek bi kablo daha bulunuyor negatif kutupta, lpg sistemine ait ve bunu da bağladığımda tüketim 100mA seviyesine çıkıyor. eski sahibinin dediği gibi sorun buradan çıktı.

lpg sistemi ile elektrik bağlantısını paylaşan ek bişey var mı özellikle bakmadım ama sanmıyorum. bu lpgnin kablosu bağlı değilken aracı çalıştırmayı da denedim emin olmak için araç çalıştı ama lpg aktif değildi.

mevcut lpg ecusu candan mühendislikte değiştirilmiş ki bu işte en iyilerden diye biliniyor. buradaki servise de gösterdiğimde elektrik bağlantısı doğru dendi. kontak kapatınca gösterge ışıkları filan sönüyor marş basınca yanıyor. ama uykuda 70mA tüketim bana anormal geldi.

korktuğum kadar büyük çıkmadı tüketim, normalin 4 katına yakın olsa da günlük kullanılan araçta ciddi sıkıntı yaratacak gibi değil sanırım. ama lpgciye de gidip bi baktırma niyetindeyim.

normal tüketimi ne seviyelerde oluyor bu sistemlerin onu bilemediğimden soruyorum. araçlar için genelde 30mA seviyesi normal kabul ediliyor onu biliyorum.
+1
konetsu
(09.06.26)
standart 55A aküyü 15-20 günde tamamen sıfırlar. modern araçlarda akü voltaj belli bir seviyenin altına inerse aküyü koruma amaçlı çektiği akımı komple keser. bir daha kontak açılana kadar aküden akım çekmez. hatta bu yüzden kapıları bile anahtarla açmak gerekir.

bu devreyi kontaktan ya da akü voltajını kontak kapatıldıktan bir süre sonra kesen bir noktadan almak daha mantıklı olur.

30mA zorunlu bir akım, kumandanın alıcısını açık tutuyor. ama dediğim gibi voltaj çok düşerse bunu da keser. çünkü tamamen deşarj edilen akü tekrar şarj tutmaz.
0
orpheus
(09.06.26)
orpheus dediğim gibi bu haliyle yüksek olduğunu biliyorum normal kabul edilen seviyenin 4 katına çıkıyor toplamda. ama araç yatmıyor gündelik kullanıyorum. ondan çok acil sorun yok gibi? ha 5 yıl gidecek akünün ömrü kısalır 3 yılda biter vs. o ayrı konu. o yüzden çözmek istiyorum...

kontağa bağlamak daha mantıklı gibi geliyor bana da ama normal bağlantı niye bu şekilde anlayamadım.

sonuçta kontağa bağlı hattı da var hatta araç marş basmadan gösterge bile açılmıyor kendi içinde bu lpg ecusu neden tüketimi durdurmuyor ne yapıyor da o tüketim gerçekleşiyor bunu anlayamadım.

güvenlikle ilgili sorun olacağını sanmam yoksa max 1 ay yatan her lpgli araç riskli olurdu :D zaten bitecek o akü yine kesilecek gücü. uzun yatacak araçlarda aküyü söküyorlar o da sıkıntı olmuyor. güç olmayınca lpg valfleri varsayılan olarak zaten kapalı konumda oluyordur.

bakacağım tek şey merkezi kilit sistemini söküp bir tur daha ölçüm yapmak veya o kablo sökülüyken merkezi kilidi denemek. sonradan takılma üç şey var şuan lpg, merkezi kilit kumandası ve teyp. teybi ayrıca evde adaptörle çalıştırırken ölçtüm ve 30ma çıkan ölçümde de teyp bağlıydı. merkezi kilit garip bi şekilde lpgnin hattından bağlanmış olabilir mi acaba diyorum iş bilmez biri tarafından. çok düşük ihtimal ama elemek lazım lpgciye gitmeden.
0
🌸konetsu
(09.06.26)
thetruenorthstrongandfree2 öyle olsa kontak kapatınca gösterge sönmezdi. youtu.be lpgnin bağlantısında sorun yok gibi. buradaki servis de bağlantı normal dedi... ama tüketim ölçümü vs. yapmadılar sadece kablolamaya baktılar.
0
🌸konetsu
(09.06.26)
thetruenorthstrongandfree2 yani aracın kendi donanımında öyle bişey yok işte. bu lpg tesisatı için çekilmiş kablo olmadan aracın kendi kablolarını bağladığımda tüketim hemen 5-10 saniyede 30mA seviyesine iniyor. ya lpgden ya aynı elektrik hattına bağlanmış olabilecek bişey varsa ondan olmalı.

bu sonradan takma kumanda sisteminin kabin içindeki pozitif bağlantısında sigorta var onu sökerek ölçüm yaparım tekrar veya dediğim gibi o negatif kutuptaki kablo bağlı değilken bi kumandadan kilitlemeyi açmayı denerim bakalım. o paylaşıyorsa da sorun kilit sistemindense çözeriz... yoksa mecbur lpgciye yaptırmaya çalışacağız ne gerekliyse.
+1
🌸konetsu
(10.06.26)
Nokta atışı çözüm veriyorum ve problemini çözecek diye düşünüyorum.

Araca takılan sistemlerde sen beslemeyi sigorta kutusundan kontak açıldığında çıkış veren bir röleden alsan bile selenoid olan bir sistemde sürmesi daha kolay diye n-type mosfet kullanırlar. Burada selenoide pozitif uç direkt bağlanır, eksiyi açıp kapatarak selenoidi anahtarlarsın.

Bunun sıkıntısı şu, selenoid yüzünden devre tasarımı iyi değilse pozitif besleme devre üzerinden kendisine kaçak bir yol bulur. Çözüm basit, lpg sistemine giden hem artı hem de eksi uç bir röleden geçmeli ve röle kontak yarım açılmadan çekmemeli.
+1
kimlanbu
(10.06.26)
(10)

şehir bazlı toplum tespitlerine/klişelerine inanıyor musunuz?

m e b
selam.mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
selam.
mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
0
m e b
(09.06.26)
Var maalesef çok gelişmiş bir zihnim olmadığı için. Genellemeler hayat kurtarıyor benim küçük dünyamda. Karadenizlilere gıcığım mesela. Karadenizlilerin yoğun olduğu bir mahallede büyüdüm, halleri, tavırları, yaşama şekilleri bana çocukken bile çok yabancı gelirdi. O kalıp düşünce öyle kaldı, üzerine hiçbir şey eklemedim, deneyimle yeniden şekillendirmedim.
-2
sekizdokuzon
(09.06.26)
evet. çünkü çevrenin insan davranışlarının şekillenmesinde çok önemli bir etken olduğunu gözlemliyorum. hatta sadece il değil, kişinin o şehrin hangi ilçe ve mahallesinden olduğu bile önemli bu konuda bence.
ancak tabi bu durum, karşı komşunu bile tanımadığın sitede yaşama düzeninin geldiği 90'lardan önce geçerliydi daha çok. 90 sonrası büyükşehir nesilleri için bunun bir kriter olmayabileceğini düşünüyorum.
+4
lil siztah
(09.06.26)
Şöyle bir kendimi yokladım. Her ne kadar önyargılarımla taban tabana zıt insanlarla yolum kesişmiş olsa da malum cenah yüzünden kafamda bir Trabzon, Rize ve Orta Anadolu insanı profili var. Şanlıurfa ise medyaya yansıyan birkaç vaka nedeniyle turistik gezi dışında yolumun düşmesini isteyeceğim bir yer değil.
0
auroraaurora
(09.06.26)
İnanıyorum, doğru da. Bir örnek de ben vereyim, plaka bazlı araba kullanmayı bilmeyen tehlikeli iller diyeyim kibarca.
+2
kimlanbu
(09.06.26)
“Şu memleketin insanı şöyledir zaten” türünden çok şey var benim de öyle düşünüp inandığım. Yine aynı şekilde “her memleketin iyisi de var, kötüsü de…” klişesini de tam gaz savunanlardanım. Örnek memleket verip kavga çıkarmayacağım.
+1
yadigar
(09.06.26)
Evet.

Üniversitede iç anadoludan gelmiş arkadaşlar kadınlara bakıp "askılı giyiyorlar" diyordu. Durup durup askılı giyiyorlar diyordu.

Askerde Urfalılar teyzenin kızıyla evlenmezsen geçmişi bozuktur diye akraba evliliği savunuyordu

Bunları batıda yaşayan insana anlatamazsın
+5
stefano
(09.06.26)
Kesinlikle doğru önerme. Bilimsel olarak da hava iklim şartları bu önermeyi destekliyor
+1
benaslindayohum
(09.06.26)
Evet. More often than not.
-2
gabe h coud
(09.06.26)
evet. önyargı hayat kurtarır. sadece şehir veya bölge değil, dış görünüş, fiziksel özellikler, giyim tarzı, ufak detaylar, dövme veya aksesuarlar, bindiği araba, oturdugu semt, ufak davranışlar ve reaksiyonlar. bunların hepsine yönelik yargılarım var.
+4
abelardo
(09.06.26)
Evet. Çünkü insanın içinde yetiştiği kültürün karakterine doğrudan etki ettiğinin farkındayım.

Sadece olumsuz durumlarla da sınırlandırmıyorum.

Bu kadar basit bir gerçeği uydurma ilkelerle inkara kalkışmak gerçekten gülünç ve ergence oluyor.
+1
lazor
(09.06.26)
(6)

robot / dikey / normal süpürge

bay b
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.karar vermekte güçlük çektiğim için sizler
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.

karar vermekte güçlük çektiğim için sizlerin fikrini almak istiyorum hangi tür bir süpürge alayım? ya da robot + ucuz bir dikey / normal vs gibi mi? normalde titizimdir ama bozuk süpürge 1.5 aydır seyahat vs derken ev tatsız bir duruma geldi artık bu işi çözmem lazım. teşekkürler.
0
bay b
(09.06.26)
bana kalırsa, titiz ve kabloluya alışık bir insan için, robot+ucuz dikey işi çözmez.
bizde dyson dikeyin en son modellerinden biri var ama, kablolu süpürgeyi çıkarmaya üşendiğimiz günleri kurtarıyor ancak. kafası her yere girmiyor; istemediği taneleri almıyor; zemine göre sürekli başlık değiştirmek gerekiyor vs.. ucuzu bu kadarını da beceremeyecektir.
bu sebeple o kombinasyon titizi tatmin etmez diyorum. kablolu miele öneriliyor, bir bakın derim.
0
lil siztah
(09.06.26)
eve normal süpürge şart, robotta insani yönden şart. robot yuzelsel alsada halının içindeki en dipteki kumu çekmiyor.
6000 pa robot var üzerine normal süpürge ile geçince alttaki esas kurum/mayt/dpteki toz geliyor. ayda 1 temizlikçi kullanıyor normal süpürgeyi, ben uzun süredir normal süpürge kullanmadım.
robotta kendi mopunu temizleyen alırdım şimdiki kafam olsa, ucuz ama çekişi iyi normal süpürge şart.
iyi robot +ucuz normal süpürge.
0
eja
(09.06.26)
robot, dikey ve normal var hepsinin de amacı farklı.

Robot kaba tozu alsın diye, dikey şarjlı hızlıca bölgesel temizlik için ve standart olan da kapsamlı temizlik için.

Şarjlılarla ev büyükse kapsamlı düzgün temizlik zor. Şarjı da bela çekim gücü de normal bir makinayla kıyaslanamaz.
+1
kimlanbu
(09.06.26)
tek başına robot ev temizlemek için yeterli bi ürün değil. dolayısı ile iyi bi dikey süpürge + robot diyorum. dyson bakılabilir. v10 var memnunum. yani bütçe durumunu bilmiyorum ama sıra ile alınacaksa önce dikey sonra robot.
-1
elorelia
(10.06.26)
dyson falan hikaye bir süre sonra bataryaları eski gücünü kaybediyor.

dysona vereceğin parayla robot artı uygun fiyatlı kablolu dik süpürge al.
robotu paspaslı yapanlardan seçme. gereksiz pazarlama özelliği.
+1
duyuruuser
(10.06.26)
robot + karcher wd serisi.

robot süpürge rutin temizliği yapar. Olağan dışı bir durum olursa, karcher ile dalarsınız.
0
babilfish
(11.06.26)
(3)

Telsizden Anlayan Varsa Bir Soru

koskoca kirpi
Merhaba,Şimdi misal bu ilandaki telsizde lisansız diyor. Arazide kullansak sorun olur mu? Başka telsiz kanallarıyla (polis vs.) karışır mı, yoksa bunların ayrı kanalı mı var. Arazide personel arası iletişim için kullanılacak.https://www.amazon.com.tr/gp/product/B0DQ954KBL/ref=ox_sc_act_title_1?smid=
Merhaba,

Şimdi misal bu ilandaki telsizde lisansız diyor. Arazide kullansak sorun olur mu? Başka telsiz kanallarıyla (polis vs.) karışır mı, yoksa bunların ayrı kanalı mı var. Arazide personel arası iletişim için kullanılacak.

www.amazon.com.tr
0
koskoca kirpi
(07.06.26)
Bebek dinleme telsizinden hallice, açık havada iş görür ama hatta sucu mu karışır, taksiciler mi karışır şans işi.
0
kimlanbu
(07.06.26)
Durduk yere karışmaz. Bu cihazlara bilgisayarda frekans giriyorsunuz. Kamu frekansı girmediğiniz sürece frekans karışmaz.

Bu cihazın aynısından 6-7 sene önce kısa bir süre kullanmıştım, dinlemesi çok güzeldi. Elektroniği değişmediyse güzel cihazdır.
0
10551037
(07.06.26)
o telsiz PMR yani 446 mhz kullanıyor ve çıkış gücü de 500mW yani evet lisanssız çaycı-tüpçü telsizi sınıfında ve yasal olarak kullanabilirsin.

bunlar genelde 8 kanal olur, kanal mantığı da o kanala ayarlı herkes birbirini duyabilir ve konuşabilir. ama aynı zamanda pmr bandında bulunan diğer telsizler de seni duyabilir ve konuşabilir.

ancak 15km kısmı gerçekçi değil. eğer iki kişi de birbirini gören karşılıklı iki tepe üzerinde arada bir obje olmadan duruyorsa evet 15km olabilir. ama arazide şehir içinde ve 1-2km mesafeden fazlasını beklememek lazım.
+1
orpheus
(08.06.26)
(10)

Araç alma kararsızlığı

dokuzeylul
2005 model bir Opel Meriva var. 1.6 benzinli, 86.000km. Az kullanılmış ve kapalı garajda durmuş. Oldukça iyi durumda. Lastiklerinin ve kayışının değişmesi gerekiyor ve periyodik bakımlarının yapılması gerekiyor. Satıcı 550K TL istiyor. Alım satım, sigorta vs ve yapılması gerekenlerle bu araba bize
2005 model bir Opel Meriva var. 1.6 benzinli, 86.000km. Az kullanılmış ve kapalı garajda durmuş. Oldukça iyi durumda. Lastiklerinin ve kayışının değişmesi gerekiyor ve periyodik bakımlarının yapılması gerekiyor. Satıcı 550K TL istiyor. Alım satım, sigorta vs ve yapılması gerekenlerle bu araba bize 602K TL'ye geliyor. Fiyata ne diyorsunuz?
0
dokuzeylul
(07.06.26)
Kilometresinin az olması masraf çıkarmayacağı anlamına gelmiyor, alt takım, disk, balata, kayış, yağ, su, devirdaim pompası, yakıt ve su hortumları derken güvenle binilecek hale gelene kadar bence en az 150k daha masrafı var.
0
kimlanbu
(07.06.26)
hiç kullanılmamış değil, az kullanılmış bir araç. Opel özel servisine gösterdik. Sorun yok dediler. Ama bu tip modellerde az da olsa yağ yakma sorunu oluyormus. Bu motorların hepsinde varmış.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
fiyat çok ama 10 yaşında daha eli yüzü düzgün bir araç baktığında da 800-900'den aşağı sağlam bir araç alamayacaksın.

meriva ilk nesil mpv araçlardan. mpv mantığında araç gerçekten lazım değilse ben olsam bakmazdım.
0
orpheus
(07.06.26)
MPV lazım değil. Herhangi temiz bir araç olması yeterli. Bu araç temiz diye yöneldik. Maalesef ülkede araç alabilmek çok zor. 200K kilometre yapmış arabalara düşük km diyorlar. Şimdi bunu alırsak da zarar edeceğimiz çok açık.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
yakın bütçelerle araç bakıyorum. çocuk olduğu için mpv ve stationlara gözüm kayıyor ama sonra elimde patlama olasılığı yüksek diyerek egea'ya kayıyorum.
0
scudman1
(07.06.26)
aslında mpv araclar cok guzel. Kullanışlı ve geniş. Yerden daha yüksek ve dar alana sahip SUV sadece gösteriş için alınıyor.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
Az tutulan az satılan numunelik araçlar,hem de eski model, hiç içime sinmedi.astra vectra combo vs olsa neyse de.artık usta ara parça ara,uğraş dur bişey olunca. Şahsen temiz megane 2 veya 3 tercih ederim.hangisi denk gelirse. Opel,pejo,Citroën,bunlar bana ters geliyor nedense.hatta audi bile.
0
denizciman
(08.06.26)
alım satım sigorta vs. fiyata katılmaz.

fiyatı da bilmiyorum. ben olsam o yaşta opel almam şahsen. parçası dert, alması satması dert.

gider corolla alırım daha iyi.

edit: biri megane 2 falan demiş aman aman aman. sakın. elektriği vs. ellendiyse hayır gelmez o araçlardan.
0
gurur
(08.06.26)
Aracın fiyatı 550k TL. Temiz araç. Yedek parça vs bilemiyorum..
0
🌸dokuzeylul
(09.06.26)
Km'sinin düşük olması aracın eskimediği anlamına gelmiyor maalesef. Bende 2004 model Peugeot var. Geçen yıl otomatik cam açma düğmeleri bozuldu mesela. Çıkma ürün bulamasam yurt dışından getireceklerdi. Sonra sinyal kolu bozuldu. Bunlar ufak masraflar, ama toplamda cebinizden epeyce para çıkıyor. Diğer arızaları, yağ kaçaklarını vb. saymıyorum bile.
İyi araç almanın zor olduğu yorumunuza ise tamamen katılıyorum. Sıfıra yakın birikimle, krediyse ve ek hesaplara yüklenip aldım ben aracımı. Üstüne 1,5 yılda iliğimi kemiği sömürdü. Mümkün olursa şartlarınızı zorlayıp daha iyi ve yeni bir araç alın bence.
0
auroraaurora
(09.06.26)
(9)

3 milyon TL’ye kadar acemi sürücü için 360 kamera/park asistanlı en mantıklı küçük araç hangisi?

mahmuttt
Merhaba arkadaşlar,Eşim için maksimum 3 milyon TL’ye kadar araç bakıyoruz. Önceliğimiz performans değil; şehir içinde rahat kullanılacak, parkı kolay, dar sokaklarda ve otopark giriş-çıkışlarında çarpma/sürtme riskini azaltacak, sürüş becerisi çok güçlü olmayan/acemi sayılabilecek bir sürücüye güven
Merhaba arkadaşlar,

Eşim için maksimum 3 milyon TL’ye kadar araç bakıyoruz. Önceliğimiz performans değil; şehir içinde rahat kullanılacak, parkı kolay, dar sokaklarda ve otopark giriş-çıkışlarında çarpma/sürtme riskini azaltacak, sürüş becerisi çok güçlü olmayan/acemi sayılabilecek bir sürücüye güven verecek bir araç olması.

Özellikle aradığımız donanımlar:

Otomatik vites
Ön-arka park sensörü
Geri görüş kamerası
Mümkünse 360 derece çevre görüş kamerası
Park asistanı / otomatik park
Kör nokta uyarısı
Arka çapraz trafik uyarısı
Otomatik acil frenleme / çarpışma önleme
Şerit takip / şerit ortalama
Adaptif hız sabitleyici
ESP, yokuş kalkış desteği, en az 6 hava yastığı

Crossover da olur dersek şu araçları düşünüyoruz:

Volkswagen T-Roc Style / R-Line
Peugeot 2008 GT veya e-2008 GT
Renault Clio yeni kasa Techno Esprit Alpine / 360 kamera + park asistanlı paket
Nissan Juke üst paket
MINI Cooper E / MINI Cooper dolu paket

Ama hatchback olsun, SUV/crossover olmasın dersek düşündüğümüz liste şöyle:

Renault Clio yeni kasa, 360 kamera + eller serbest park asistanlı
MINI Cooper E / MINI Cooper
BMW 1 Serisi Parking Assistant’lı
Mercedes A Serisi Hatchback park paketli
Peugeot 208 GT / e-208 GT
Opel Corsa GS / Ultimate
VW Golf dolu paket; fakat Golf’te 360 kamera yoksa bizim kriterimizde biraz geriye düşüyor

Bu kriterlere göre sizce en mantıklı tercih hangisi olur? Özellikle eşinizin/ailenizin kullandığı, park ve dar alanlarda güven veren, 360 kamera/park asistanı gerçekten işe yarayan modellerle ilgili tecrübelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
-1
mahmuttt
(05.06.26)
bu kriterlere uyan en mantıklı araç bence togg. anneme aldık (75 yaşında), her tarafta o kadar çok kamera var ki, rahat rahat park ediyor.

adaptif hız sabitleme de var, tısır tısır gidiyor araba.

otomatik park pek çalışmıyor yalnız, haberiniz olsun.
-5
babilfish
(05.06.26)
Ekonomi müsaitse neden olmasın ama daha park yapamayan acemi sürücüye 3m'luk araç tamamen israf.

a serisi 2. el 360 görüşlü otomatik park asistanlı bir Mercedes olabilir. Paralel parkta bile gayet iyi çalışıyor.
+6
kimlanbu
(05.06.26)
Seçenekler arasında elektrikli de varsa size uyuyor demektir. O halde ben olsam elektrikli olmayanlara hiç bakmazdım. İkinci el bir e2008 alırdım. Otomatik park yok sanırım sadece.
-2
orient blue
(05.06.26)
yukarida togg denilmis ama togg nispeten buyuk bir arac. kullanicinin hedefi park kolayligi o yuzden b segmenti veya b-suv tercih etmesi mantikli.

2008 GT olabilir.
Hyundai Kona olabilir. Listeye eklememissiniz ama hyundai i son yillarda begeniyorum ben sahsen.
Clio Alpine de mantikli bir secenek. ikinci eli en iyi arac clio bu arada elden cikarmak kolay.
t-roc kasasi yeni degisti. Bu da dusunulebilir. Ama t-roc de b ile c arasinda kalmis c ye yakin bir arac.

premium isterseniz mini cooper mantikli bence.
premium elektrikli derseniz de volvo ex-30 olabilir belki.
+4
nuevo
(05.06.26)
acemi ise direkt sıfır araç almak bence mantıklı değil. 1-1.5 milyon arasında suzuki swift 1.2 hibrit alıp acemiliği atmasını beklerim. çift renk olanları da gayet güzel. 1-2 yıl kullandıktan sonra da rahatça satılır. sonra güzel sıfır bir araca geçebilirsiniz.

örn: www.sahibinden.com
0
duyulmasi gerektigi kadar
(05.06.26)
sırf dahili 360 kamera olacak diye pahalı araçlarla sınırlamanıza gerek yok seçenekleri. sonradan da eklenebilen bir sistem... ki birçok lüks aracın dahili sisteminden daha iyi alternatifler var. www.youtube.com

ek olarak elektrikliye bulaşmazdım. gelecek elektriklide evet ama güvenli batarya teknolojileri gelişip yaygınlaşmadıkça almam. yakınımda park etmiş olanları görünce bile rahat edemiyorum çok büyük risk. o kadar büyük lithium bataryaların böyle yaygın kullanımı delilik. önümüzdeki yıllarda çok ciddi problemler yaratacağını düşünüyorum günümüzde satılan elektriklilerin. umarım yanılırım. solid state bataryalar kullanıma girince lithium bataryalıların ya batarya değişimi zorunlu tutulmalı ya toplatılmalı trafikten men edilmeli.
0
konetsu
(05.06.26)
Elbette para, keyif ve karar size ait ancak ben olsam acemi şoföre 3 milyon liralık bir araba almazdım, şöyle 1-2 sene kullanıp acemilik tasfiye edildikten sonra güzel bir araba alırdım.

Saydığınız donanımlardan şunlar arabaların çok büyük kısmında zaten iyi kötü mevcut:
Otomatik vites
Ön-arka park sensörü
Geri görüş kamerası
Kör nokta uyarısı
Arka çapraz trafik uyarısı
Otomatik acil frenleme / çarpışma önleme
Şerit takip / şerit ortalama
ESP, yokuş kalkış desteği, en az 6 hava yastığı

Bunlar için ise biraz daha ince elemek gerekiyor:
Mümkünse 360 derece çevre görüş kamerası
Park asistanı / otomatik park
Adaptif hız sabitleyici

Bence ilk arabada otomatik park ve adaptin hız sabitleyici olmamalı. Amaç acemiliği atmak, araba kullanmayı ve trafiği okumayı gerçekten öğrenmekse bu donanımların olmaması daha iyi olur. Sizin ilacınız B segmenti bir araba şu aşamada. İkinci el bir Suzuki Swift yukarıda önerilmiş, bence de çok iyi alternatif. Küçük bir arabada şehir içinde paralel parkın esasları öğrenilir, dar yerlerde manevra becerileri geliştirilir, araba hakimiyeti kavranır, ardından C segmenti seviyesine çıkılır, zaten dolu ve üst donanım bir C segmentinde istediğiniz donanımların çoğu standart olarak gelecektir.
0
10551037
(05.06.26)
Nissan Juke dışarıdan cüsseli de olsa harika bir ilk araba olur. Şaşırtıcı bir manevra kabiliyeti var çok rahat döner kullanan, girer çıkar park eder. İki sene çok sattı(hatta bir ara yok sattı 2023 sonu araba yoktu hiçbir bayide) bu sene biraz daha az o yüzden geçen aya kadar kampanyalar bile vardı gırla.
Çok da üzmez bakım masrafları genel olarak, yine ilk araç için olumlu. Ufak 2010 corsadan geçiş yapmıştım, park inanın daha rahattı, tabii kamera vs de bonusu var ama ben yine manevrasına veriyorum. Crossoverlar biraz da yolu görme hakimiyet konusunda güven veriyor tecrübesiz kullanıcıya. İkinci eli biraz şaibeli hemen satma niyetiniz yoksa alınır, yoksa değişik bir ikinci el fiyatlandırması var jukelar için piyasada, tam değerini kestirmek güç.
0
kullanıcıadımbuolsun
(05.06.26)
sıfır togg alın mis.

adamlar benzer paralara swift önermiş, aklım almıyor.

elektrikli miniler de hoş.
0
gurur
(06.06.26)
(11)

Antalya belek bölgesi için otel önerisi.

drako
Bu bölgede gidip de memnun kaldığınız oteller nedir? Bütçem 90-100k arası. Ultra her şey dahil de olabilir her şey dahil de. 2 yetişkin 5 gece düşünüyoruz.
Bu bölgede gidip de memnun kaldığınız oteller nedir? Bütçem 90-100k arası. Ultra her şey dahil de olabilir her şey dahil de. 2 yetişkin 5 gece düşünüyoruz.
0
drako
(03.06.26)
Ben yabancı arkadaş grubumla bu ayın 22'si için Arnavutluk'ta bir hafta ultra her şey dahil otele adam başı 750eur'a ayarladım. gidiş dönüş uçak bileti, otele transfer vs de dahil.

Bana yabancıdan 2 kat fazla fiyat çeken adamlara para kazandırmam.
+1
kimlanbu
(03.06.26)
@kimlanbu ;

Ben de normalde yurtdışı tercih ediyorum ama taksit kanalının kapalı olması bu sene türkiyede otel tercihine yöneltti.
+1
🌸drako
(03.06.26)
İlla belek mi? Kemer'de juju premiere palace ultra herşey dahil. Kendine ait plajı olan çok güzel bir otel. Fiystı bilmiyorum ama. Ona bakma lazım
0
rodeocu
(03.06.26)
@rodeocu;

Kemere 1-2 sefer daha gittim. O yüzden düşünmüyorum ama otele gene de bakayım bir. F/P ise düşüneyim.
0
🌸drako
(03.06.26)
ben de 2 yaz önce marmaris'te prime beach hotel'e gitmiştim de sevmiştim. orayı da inceleyebilirsiniz.
0
high hopes of the sozluk
(03.06.26)
side dersen, ali bey resort. güzeloba taraflarında da nirvana cosmopolitan. iyisi de şahane
0
izmitcan
(03.06.26)
belekte kirman belazura gittik iki sene önce çok güzeldi. +16 yaş pool bar'ı var hep orada takılmıştık. yemekler de kaliteliydi

side ise sueno side ve ali bey resort

hamile olmasaydım bu sene nirvana cosmopolitana gitmeyi düşünüyorduk biz de
0
Hallegadola
(04.06.26)
@Hallegadola;

Tavsiyeler için teşekkür ederim. Sueno min 6 gece istiyor o da çok geliyor bize.

Belconti oteli duymuş muydunuz peki? Dediğiniz otele de bakacağım.
0
🌸drako
(04.06.26)
Ela çok çok güzeldi
0
enteg
(04.06.26)
Otel konusu biraz zor. Çoğu dolu oluyor. Bu şekilde düşünmek yerine arayıp sorun. En son bunu beğendim dediğiniz otelde yer olmayınca başa dönüyorsunuz. Mümkünse ETS Tur gibi bilinen firma kullanın.
-4
arbre
(04.06.26)
Tavsiyeler için teşekkürler ama giden kişilerden yorum daha aklıma yatıyor. Tur şirketlerine güvenmiyorum o konuda.

Google yorumlarda da hep sahte yorumlar basılmış. Bir zincir oteli gördüm aynı hesaptan aynı yorumu 8 oteline de yapmış ya. Her şeyin boku çıktı. Dünya kadar para isteniyor ama ne hizmet alacağımız belirli değil.
0
🌸drako
(08.06.26)
(8)

Bu arabayla ne yapmalıyım?

nobodioght
2 yıl önce satın aldığım 2014 model 116i aracım var. 2 yılda yaklaşık 20 bin km yapmışım. Bir arıza üzerine her zaman gittiğim ustama gittim ve motorunda ciddi sorunlar tespit edildi. Aşağı yukarı 500 bine patlayacak. Yaptırıp bineyim desem bu meblağ beni zorlayacak (1 aya evleniyorum) yaptırmayıp b
2 yıl önce satın aldığım 2014 model 116i aracım var. 2 yılda yaklaşık 20 bin km yapmışım. Bir arıza üzerine her zaman gittiğim ustama gittim ve motorunda ciddi sorunlar tespit edildi. Aşağı yukarı 500 bine patlayacak. Yaptırıp bineyim desem bu meblağ beni zorlayacak (1 aya evleniyorum) yaptırmayıp bu haliyle satsam bu sefer de çok ucuza gitmiş olacak. Ne yapacağımı bilemedim.
0
nobodioght
(02.06.26)
motorda neler tespit edildi? sıfır motor alıp taktırsanız sanki daha ucuza gelir. sahibindene baktım 200-250bine sıfır motor satan var 116i için. 50-60 binde motor atmaya verseniz 300-350ye hallolur gibi.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sandık motor koysan o kadar tutmaz, revizyon yapacak usta biraz uçmuş sanki.
0
kimlanbu
(02.06.26)
Baya bişey saydı valla silindir aşınması, paslanması, piston erimesi vs. sebebiyle rektifiye yapılacak dedi. Bunlar dışında turboda da bir işlem yapılacak. Bu şekilde kullanılırsa problem büyür, sandık motor gerekir o da 600-700ü bulur demişti. Başımıza bela almışız ya
0
🌸nobodioght
(02.06.26)
o motorun aynısından 2013 118i olanı var. motorda su kaçağı var mıydı daha önceden? susuz ve yağsız yürümüş olabilir mi? bakımsız kalmış gibi geldi çünkü neredeyse bende ucundan döndüm önceden önlem almıştım halen kullanıyorum. başka bir ustaya gösterin ayrıca. 500 bin tl falan tutmaz bu arada.
0
false pretension
(02.06.26)
sandık motor 200bin görünüyor internette. 500k olması imkansız. aracın temizi 1.200 lira zaten.
0
mutlu yillar sana
(02.06.26)
@false benden önceki sahibi muhtemelen bakımsız bıraktı. Ben aldıktan sonra su kaçakları vardı, baya bi parça değiştirilerek yapıldı.
0
🌸nobodioght
(02.06.26)
dusuk kmli cikma motor al taksinlar. sonra da sat.
150-200bin e max. halledebiliyor olman lazim. bu arada turboyu da revize ederler.
bmwlerde 10 yasini gectikten sonra su ve yag kacaklarini durdurmasi zor.
0
cooperr
(02.06.26)
kafamdaki matematik şu: (500 masraf kabulü ile)

örneğin piyasası 1000 tl ise, siz 600'e satabiliyorsanız net 100 bin avantaj var, arızalı satın.

eğer 400 e satıyorsanız yaptırıp satın.

diğer taraftan facebook grupları vs. araştırın daha uyguna yaptırıp da elden çıkarabilirsiniz. örneğin motor değişimi ise dert 350 motor 150 ustalıksa, belki sadece rektifiye ve ustalık maliyeti düşüşü ile 150 200 e malolacak.

iyi araştırmak bol fiyat almak lazım.

biz motor değişiminde 400 denen motoru sıfır 270e bulmuştuk. sorun ne tam bilmiyorum ama iyi araştırmak lazım.
0
gurur
(03.06.26)
(1)

Headphone tavsiyesi

Purple life
Rica edebilir miyim?Accentum almistim ve bozuldu. Hayal kirikligi.Uygun fiyatli ve de dayanikli bir sey Ariyorum. Müzik sesi kalitesi cok önemli degil.
Rica edebilir miyim?

Accentum almistim ve bozuldu. Hayal kirikligi.
Uygun fiyatli ve de dayanikli bir sey Ariyorum. Müzik sesi kalitesi cok önemli degil.
-1
Purple life
(02.06.26)
ucuz yollu jbl tune serisi olabilir
0
kimlanbu
(02.06.26)
(16)

yazılımcılar napıyorsunuz?

yenibirgüzelnick
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı? ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı?
ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
📊 öldük mü?

Bu anket sona erdi. 43 oy kullanıldı.

0
yenibirgüzelnick
(02.06.26)
Yapay zekanın yeteneklerini de birileri geliştirmesi gerekecek. Rekabet artıyor ama ölüm görmüyorum ben.
+1
cilekli pasta
(02.06.26)
15 sene çok iyimser bi tahmin. 3 seneyi görür mü yazılımcı? Esas soru şu: yıllardır aynı muhabbet. İnsanlar işlerini kaybedecek ama yeni işler çıkacak.
Eee hani o yeni işler? 100 kişi işini kaybetti. Yeni iş 10 kişiyle devam ediyor.
+1
Lh12
(02.06.26)
15 seneye kadar yapay zeka konuşmaya yürümeye falan başlar. Max 5 seneye yazılımcılık diye bir meslek kalmaz
+1
runaway
(02.06.26)
biraz developer kafasından çıkmak lazım, yapay zeka ileride daha kompleks kodları da yazabilir, bu yüzden gelecekte avantajlı olacak kişiler en iyi kodu yazan değil, tüm araçları kullanarak bir iş problemini uçtan uca çözebilen kişiler olacak. bu yüzden gidip birazda işin müşteri ilişkileri tarafını da öğrenin. önceden developerlar product owner, product manager olmak istemiyorlardı.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sanayi Devrimi'nden beri insalığın anlamadığı bir şey var. 3 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapacak duruma gelirsek o 2 kişi işsiz kalmaz arkadaşlar. 1 birim yerine 3 birim iş yapılır. Aynı sektörde, aynı arz üretilmez her zaman tabii ama "eyvah yandık, işsiz kalacağız" diye bir durum olmaz.

Teknolojik ilerleme ve verimlilik artışı uzun vadede toplam üretimi artırır, yeni sektörler ve yeni işler yaratır. Sanayi Devrimi'nden beri genel eğilim bu yönde oldu.

Elbette bazı sektörlerde daralma, kitlesel olmayan işsizsizlik gibi şeyler yaşanacaktır. Yeni sektörlerin gelmesi de zaman alabilir ama kitlesel bir işsizlik olmaz.

Tarımda bir zamanlar nüfusun %70-80'i çalışıyordu, bugün gelişmiş ülkelerde %1-5'i çalışıyor. Bu insanlar tamamen işsiz kalmadı; sanayiye, hizmet sektörüne, teknoloji sektörüne geçti.

Ek not: Bu değişime ayak uydurmak asıl mesela. Yani yapay zeka basit kodlamayı yapıyor ise sadece basit kodlama bilerek hayatta kalmaya çalışmamalı insan. Yapay zeka elbette bazı sektörlerin bitmesine yol açacak. Bu sektörün çalışanları da bu değişime ayak uydurmaz, yani kendini geliştirip yapay zeka ile yapılan işlere adapte etmezse işsiz kalması kaçınılmaz olur.

Özetle oturup beklemek yerine yapay zeka ile başlayan bu değişime nasıl ayak uydururum diye yaklaşmak lazım.
0
himmet dayi
(02.06.26)
Gömülü sistemler üzerine donanım/yazılım geliştirirken kademeli olarak otomasyon tarafına geçtim, yaklaşık 2 seneden fazladır full otomasyondayım, verdiğim en iyi karardı diyebilirim. Henüz sahaya çıkıp iş yapacak robot ve yapay zeka yok, ben ömrümü doldurana kadar da olmaz, sonraki nesil düşünsün.

Yapay zeka logaritmik hızla ilerliyor, şu an claude kullanmayan programcı yok, amele gibi satır satır kod yazan kalmadı, stackoverflow'da sorular eskisi gibi cevaplanmıyor, hatta site trafiği dibi gördü. daha da gelişirse önce junior'lar sonra da senior'ların etiket değeri iyice dibe inecek. Bir proje için gereken iş gücü hızla düşüyor, alternatiflere bakma zamanı geldi de geçiyor bence.

Maksimum bir nesil daha programlamadan ekmek yer, ondan sonrası muamma.

Artık birden fazla yeteneğin gerekli olduğu zamanlardayız.
+1
kimlanbu
(02.06.26)
yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunmek cok enteresan geliyor.

gelecekte ai sayesinde 1 yazilimci -> 20x yazilimci diyelim.

neden bugun dunyada 1000 is varken, yazilimci 20x is yapabildiginde hala 1000 is olacagini dusunuyorsunuz ki?

daha hala yangin ciktiginda gercek insanlar mudahale ediyor, hala araclari insanlar kullaniyor, hala devletin ve burokrasinin yarisindan cogu dijitallesmedi, hala kagit para kullaniyoruz, hala endustride insan isci kullaniliyor.

gercekten butun bunlari otomatize etmeden (yani her seyi) yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunduren ne?

en son belki yillaaar sonra, butun isleri otomotize edebildikten sonra bitebilir. omrumuz yeter mi sanmiyorum.
-3
gitdaddy
(02.06.26)
AI ile birlikte junior yazılımcılara ya da teknik olarak çok güçlü olsa bile business tarafını bilmeyen iletişimi zayıf profillere ihtiyaç kalmayacağını değil artık çoktan kalmadığını düşünüyorum. Analist ya da testçi diye tamamen ayrı bir rolün de bugünkü haliyle devam etmesi de mümkün değil. Teknik tarafı anlayan, business ihtiyaçlarını okuyabilen, iletişim kurabilen ve gerektiğinde hem analist hem yazılımcı gibi hareket edebilen kişiler yürütecek bu işleri. Ama bence yazılıma gelene kadar beyaz yakanın büyük kısmının işi aslında dokümantasyon, planlama, takip etme ve diğer tekrar eden şeylerden ibaret. Yazılım tarafı kısa zaman içerisinde tamamen değişecek ama ondan önce birçok ofis işine aslında çoktan ihtiyaç kalmadı.
+3
chaos moleculaire
(02.06.26)
@duyulmasi gerektigi kadar +1
0
co2s2
(02.06.26)
geçen gün okduğum bir veriye göre şuanda api'ler üzerinden llm'lerin %80'inini yazılım geliştiriciler kullanıyor. yani parayı yakan adamlar yazılımcılar. daha doğrusu kod geliştirici dediğimiz adamlar.

yazılımcılar biterse, claude'yi kim kullanacak? firmalar alıp tam otomasyona mı geçecek ? elbette hayır.

ben belirli seviyede bu işin devam edeceğine inanıyorum. en azından mevcut düzen benim gibi 30ların rotasında olan adamları emekli eder. robotlar, biraz böyle farkındalığı yüksek, şimdiki gibi ajanlar ile değil de gerçekten akıl yürütebilen algoritmalar geliştikçe kod geliştirme işi de azalacaktır. ama bizi kurtarır her türlü.
+1
xephyr
(02.06.26)
Yazılım bitmiştir. Bunu sizin 10x developer diyeceğiniz, alanımda trdeki allah tier sayılı insandan biri olarak söylüyorum.

Durumu görünce hızlıca pivot yapıp kariyer değişikliğine gittim. İşyerinde yıllardır beni ai ekibine almaya çalışıyorlardı istemiyordum ai olmaz ama r&dye geçerim dedim kabul ettiler.


Yeni tekliflere de asla dönüş yapmıyorum. En safe yerde durmak lazım bir süre



Edit: mesela juniorlar zaten yetişmiyor bu uzun vadede büyük problem ama onun dışında, spesifik roller yerine generalist eleman arıyor büyük şirketler. Yok ben javacıyım yok ben react biliyorum falan bunlar yok oldu. Sağlam bir mimari bilgisi, network bilgisi güvenlik bilgisi vs temel seviyede bunların hepsini bilen insanlar ai ile çok hızlanıyorlar onlara talep var
+2
aguen
(02.06.26)
Sektörde insan iş gücü son 1 yılda aşırı azaldı ve bu hızla giderse mevcut yazılımcıların %90'ı bence başka sektörlere kaymaya başlayacak. Evet Ai bir araç ve bu araçla daha çok iş üretilebiliyor ama bu işi de daha az kişi yapacak. Yüksek kalite iş yapan ve tecrübeli yazılımcılar ve sistem mühendisleri hayatta kalır ama 100 kişilik ekipler 10 kişiye düşecek ve maaşlar komik duruma düşecek, düşüyor.

Planlama, tasarım, muhasebe, pasif pazarlama gibi işlere yazılımcıların kayması ile asıl en büyük vurgunu beyaz yakalar yiyecek bence. Mevcut yazılımcılar bu tarz işleri yazılım araçları kullanarak çok daha verimli şekilde yapacak. Şu an bu dönüşüm başlamadı, ilk yazılımcıların etkilenmesi en etkin şekilde ilk onların kullanmasından kaynaklı, bir nevi kendi kendilerini bitirdiler. Birçok beyaz yaka ve patronu halen işlerini yapay zekanın yapabileceğinin farkında değil. Yazılımcılar da şu an piyasayı koklayıp bekleme dönemine girdiler.

Gerçek sanatçılar dışında teknik iş yapan grafiker, mühendis, prodüksiyoncu vs ne varsa yavaş yavaş elenecek. Belli işlerin yürümesi için sadece ai operatörlerine ihtiyaç kalacak. Şu an Türkiye'de bile Egea parasına robot satın alınabiliyor. Bu robotların ve mekaniğin yine Ai yardımı ile gelişmesi ile bence otomasyon sektörü de etkilenecek ama bunun için yine epey süre var.

Maalesef önümüzde sanayi devriminden çok daha öte etkileri olacak karanlık bir çağ var. Aktif iş gücünün %90'ı 5-10 yıl içinde işsiz kalabilir. Ne yazık ki insanlığın geldiği yer de buna hazır değil ve güçlü devletlerin işgalciliğe başlaması, gelişmemiş ülkelerin petrol kaynaklarına, nadir elementlerine sulanması da boşa değil. Ülkelerin doyurması gereken kalabalıklar gün geçtikçe artacak ve bunun için doğal kaynaklara ihtiyaç var.
umarım yanılıyorumdur.
+1
creepy
(02.06.26)
Bu tarz anketlerde yazilimci degilim, sonuclari goster secenegi olmali. Zira konu fazlasiyla populer, dolayisiyla merak uyandiriyor.
-1
Sour
(02.06.26)
Yaklaşık 20 yıldır yazılım dünyasının içindeyim. Bu süreçte çok şey gördüm, çok şey yaşadım; ancak AI kadar ekosistemin temellerini sarsan, hatta birçok noktada olumlu/olumsuz şekilde yeniden şekillendiren bir yenilik görmedim. Modeller son 8-9 ayda yetkinlik açısından ciddi bir sıçrama gerçekleştirdi. Claude 4.5 yayınlandığında, yaklaşık dört yıl önce bir şirkette beş kişi iki ay boyunca çalışarak tamamladığımız kapsamlı bir projeyi dört saat içinde daha iyi bir mimariyle yeniden geliştirebildim. İster inanın ister inanmayın, ortaya çıkan sonucu gördüğümde ben de şaşırmıştım. Hatta sektörde tanınan birçok yazılımcının bir yıl önce söylediği "AI kod yazamaz" sözünü kendilerine yedirip, bugün bloglarında tam aksi yönde yazılar yazdırmışlığı bile var. Ancak "sektör bitti" düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. Modeller ne kadar gelişirse gelişsin, hâlâ süreçleri kurgulayacak, mimariyi tasarlayacak, doğru pipeline'ları oluşturacak ve non-deterministic çıktıları azaltacak ya da yönetilebilir seviyeye indirecek insanlara ihtiyaç olacak. Kısacası, "kod yazma" devri büyük ölçüde sona eriyor; artık mühendislik konuşulacak. Bunun da ne kadar süre daha geçerli olacağı ise AGI denen mitin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine bağlı. Şahsi görüşüm, bunun mevcut Transformer mimarisiyle mümkün olmadığı yönünde. Bana göre ya kuantum hesaplama gibi bambaşka bir paradigma devreye girecek ya da bugün henüz öngöremediğimiz, tamamen yeni ve sentetik bir yaklaşım AGI'yi mümkün kılacak.

Optimist cevaplar için:
AI ile birlikte gelen otomasyon çağı, arz-talep dengesini ciddi şekilde etkiliyor. Sonuçta iş miktarı üretime, üretim de talebe bağlıdır. İnsanlık bir anda 10 katı çoğalamayacağına göre, bir kişinin üretkenliğinin 1x seviyesinden 10x seviyesine yükselmesi teorik olarak 9 kişinin ekonomik dengedeki talebini azaltıyor. Dengesizliğin ortaya çıktığı nokta tam olarak burası.

Geçiş evresinde olduğumuz bu yeni çağ, öncekilere pek benzemiyor. AI elbette yeni iş alanları ve uzmanlıklar yaratacaktır, bu su götürmez; ancak ortadan kaldırdığı veya dönüştürdüğü işlerin tamamını telafi edecek ölçekte yeni istihdam üretip üretemeyeceği çok çok ciddi bir soru işareti. Yazılımcılar endişeli çünkü yaklaşan değişimi herkesten önce onlar gördü/görüyor. Bir yandan iş akışlarına entegre ederek yeni döneme uyum sağlamaya çalışıyor, diğer yandan da bunun uzun vadede kendi rollerini nasıl değiştireceğini sorguluyorlar çünkü modelleri kullanmak paradoks yaratıyor.
+4
nyist_
(02.06.26)
@sour sonuçları görebiliyorsunuz üstüne tıklayıp
+1
🌸yenibirgüzelnick
(02.06.26)
@yenibirgüzelnick aa bilmiyordum, tamam, tesekkurler.
0
Sour
(03.06.26)
(4)

taşınmak ne kadar zor?

Efoody
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın.ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınm
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın.
ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınmayı kafama koydum. ancak daha önce sıfırdan ev tutma ve kurma konusunda hiçbir tecrübem yok.
kıyafetler, tabak çanak, bilgisayar koltuğu ve belki bilgisayar masası haricinde hiçbir şeyim yok. aracım da yok. muhtemelen aynı mahalle içinde taşınacağım. taşınması olsun, ev tutması olsun her şey gözümde inanılmaz büyüdü ve altından kalkamayacakmışım gibi geliyor.
yaklaşık bir ayım var her şey için.
bu süreçte beni neler bekliyor olabilir, nelere dikkat etmeliyim?
0
Efoody
(01.06.26)
İçine sinmeyen evi tutma ilk geceden pişman olursun
Ses yalıtımına dikkat et tüm hayatın zehir olabilir. Ben hala çekiyorum
Evi tuttuktan sonra eşya almak kolay. Önce evi tut, evi tutmadan eşya alma
30 gün gayet yeterli bir süre ben 3 günde hallettim her şeyi. Sıfırdan eve çıktım ve her şeyi sıfır aldım
Beyaz eşyada mutlaka pazarlık et ve feyk at. Beko mağazası 60 diyorsa Arçelik 50 dedi yapacak bir şey yok falan de 45e tav oluyorlar
+1
artıküyeolmakistiyorum
(01.06.26)
ev bulmak çok zor değil. sadece biraz dikkat ederek, zaman harcayacaksınız. evi tuttuğunuzda, elektrik su internet vs açtırdığınızda gidin önce bir yatak alın. sonra da salonu, diğer odaları nasıl kullanmak istiyorsanız yavaş yavaş mobilya alın, acele etmeyin. tek dikkat etmeniz gereken, teslimat süreleri.
+1
co2s2
(02.06.26)
Boş eve taşınması zor değil, düzgün bir ev ve ruh hastası olmayan bir ev sahibi bulmak zor.

Mutfak eşyası pahalı, beyaz eşya pahalı ve tek seferde tamamlanamaz.

Bir evi sıfırdan kurmak ciddi maliyet. Perdesine kadar dünya para.

bence taşınma masrafları ve gerekli temel eşyalar = 300k+ minimum
0
kimlanbu
(02.06.26)
Tekrar esyali bir eve gecin? Tek bir evden cikarim yapmayin, daha iyi bir esyali ev bulabilirsiniz. Ben de hep esyali ev kiraladim (ama yurt disinda yasiyorum).
0
Sour
(03.06.26)
(19)

Kol saati sektörünün Toyotası hangi marka? (Sadece 35 yaş üstü cevaplasın)

sinematematikci
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstem
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstemeseniz bile camında çizik varsa, mekanizmasında gecikme varsa vs, zorunlu olarak mekanizma değişimini dayatıyorlar. Yok ben sadece pil değiştireyim desen de kurtulamıyorsun. Yani her iki üç yılda bir pil değişimi için servise gittiğimizde artık mecburen saatin üçte biri gibi bir para dökmek zorunda kalacağız gözüküyor. Bu da benim midemi bulandırdı artık. İki saatimi de satıp, Swatch grubu hariç bir markaya geçmeyi düşünüyorum.

Arabam Toyota Corolla Hibrit. Genel olarak teknolojik ürünlerde tarzım, bir kez alayım uzun süre arıza ve dertsiz şekilde kullanayım, görevini yerine getirsin yeter şeklinde. Fancy saatler, moda markalarının saatleri gibi yeni nesli kandırdıkları tarzdaki saatlerden istemiyorum. Mekanik, pilsiz, 1000-5000 dolar arası bir değerde ne tür saatleri önerirsiniz veya hangi markanın ürünlerini önerirsiniz, onu sormak istedim.

35 yaş altındaki arkadaşlar, sizleri de seviyorum, ama bana modadan etkilenmemiş, olgun adam görüşü gerekiyor.
0
sinematematikci
(01.06.26)
Mekanik saatlerin bakım masrafı swatch pil değişimi ve bakımından fazla olur. Saatin değeri arttıkça bakım masrafı da artar. Mekanik saatlerin bakımı 5 yılda bir yapılması gerekiyor.

Tarzını bilmeden öneri yapmak mümkün değil. Dress watch mı yoksa daha spor modelleri mi seviyorsun veya çalıştığın ortam hangisine uygun, bunlara göre öneri yapmak lazım.

Dress: Tissot visodate, Tissot Le locle
Spor: Longines hydroconquest, Omega speedmaster

17500 USD ye çıkabileceksen Cartier Tank.
0
michael harddd
(01.06.26)
39 yaşındayım. 20 yılı aşkın süredir saatler hobim. Swatch'la başladım. Önce dijital, sonra analog Casio aldım. Ardından Tissot/Hamilton ile devam ettim. 15 senedir de Rolex (önce Milgauss, şimdi de Submariner) kullanıyorum. Özetle, bilgim de tecrübem de az değildir.

Tissot çok güzel bir marka, Tissot'dan çıkmanıza gerek yok. Meseleye Swatch Grup ya da başka bir marka/grup olarak bakmayın. Anormal özel (tourbillon, minute repeater, perpetual calendar vs) bir saatiniz olmadıkça yetkili servis tercih etmeyin, sorun çözülür.

Arkadaşım Omega'sında bir sorun yaşadı. Elbette gitmedik yetkili servise. Son derece tecrübeli ve yetkin bir ustaya gittik, sorunumuz çok daha ucuza ve çok daha kısa sürede, markaların dayattığı aptal şartlar olmaksızın çözüldü. Hangi markayı alırsanız alın, satış sonrasında böyle aptal şartlar dayatılacaktır. Kimisi az dayatır kimisi çok dayatır ama hepsi dayatır sonuçta.

Bence saati değiştirmekten ziyade, güvenilir bir usta bulmaya bakın çünkü saat hobisinde idame ettirmek kritik ve bunun yolu da iyi ustadan geçiyor. Tanıdığınız usta yoksa İzmir ve İstanbul'da usta adı verebilirim. Bu sırada bana doğrudan güvenmeyin, kendiniz de usta araştırın. Bulduğunuz isimler olursa bana gönderin, ben de onları kurcalarım nasıl ustalar olduklarını öğrenmeye çalışırım.
+3
10551037
(01.06.26)
Bence tool watch kategorisindeki saatlere bakmalısın; Oris big crown pointer iyidir son çıkan sürüm Tudor ranger da çok güzel. Rado captin cook da iyidir.
0
kizil karga
(01.06.26)
sinn 104 st sa olabilir.
0
baldur2
(01.06.26)
Bana sanki longines tarif etmişsiniz gibi geldi. Hydroconquest güzel bir seri. Camı, mekanizması üzmez.
0
eisberg
(01.06.26)
saatci degilim, ama bir petrolhead olarak Toyota Corolla takintisi olan abileri iyi bilirim.

bence buncenin ust limitine yakin degil de alt limitine yakin bir saat bakman lazim.

longines bulunabilir mi bilmiyorum o fiyata ama benim de bildigim longines en sikintisiz saatlerden biri. o yuzden longines +1 diyorum. Hydroconquest guzelmis yaw :D
0
cooperr
(01.06.26)
Swatch Grup’tan çıkmak isteyene Tissot, Omega, Rado ve ısrarla Longines önermek gerçekten çok iyi 😀

Tissot’nun X lira olan bakımı Longines’te en az 2X, Omega’da ise en az 5X olacaktır.

Hocam, yukarıda yazdım ama tekrar ediyorum: Sizin iyi bir saat ustasına ihtiyacınız var. Sorunuzu anlamadan cevap verenlerin gazına gelip saatlerinizi değiştirirseniz büyük zarar edersiniz.
0
10551037
(01.06.26)
Bence corollası (bkz: seiko 5)
(Yaş 40+)
+1
yadigar
(02.06.26)
Otomatik saatler için ayırabileceğiniz paraya göre sıralama şöyledir benim gözümde:
Seiko-Orient
Hamilton-Tissot
Longines - Rado
Oris

Swatch grup dışında seçenekler azalıyor maalesef. christopher ward olabilir.
-1
matematisyen
(02.06.26)
Pilsiz diye seiko kinetic aldım kapasitör değişimi başlı başına maliyet.

Full mekanik Armani ar4612 aldım, mekanizma arızası yüzünden saat çöp oldu, yetkili firma yedek parçaları imha etmiş, dişli yok.

Mekanik saat bakımları yüzünden daha pahalıya gelir.

Ben akıllı saate geçtim, bir tek ekstradan swatch bioceramic siyah bir saat aldım.
0
kimlanbu
(02.06.26)
bu baremde longines ve tag heuer kullanıyorum memnunum. önemli olan sadece mekanizma değil, bir de ruhunuza dokunması lazım. almış olmak için almayın.
0
awlmi
(02.06.26)
ben de seiko 5 diyecektim ama en az 1000 dolar dedigin icin demedim.
0
baldur2
(02.06.26)
tissot memnunum. seiko da giriş seviyesi iyi. amerikadan almıştım iyiki almışım.

otomatik saat harici para vermem saate.

digital saatlere de karşıyım.
-1
kveldulv
(02.06.26)
Soruya yancı olmayacaksa 18 yaşına yeni giren bir gence hangi saat daha uygun olur?

Hazır bu kadar saatçi'yi bulmuşken. 10.000 - 20.000 arası olabilir.
0
liberal
(02.06.26)
@liberal

seiko 5.
0
baldur2
(02.06.26)
Yaklaşık 8-10 adet saatim var. 3 yıldır pil değiştiremiyorum. Kullanmam gerekirse pilsiz aksesuar olarak takıyorum. Zaten telefonum her daim yanımda. Saatin kaç olduğunu öğrenebiliyorum.
-1
Caletti
(02.06.26)
Öncelikle geç yanıt veriyorum, ancak müsait olabildim, kusura bakmayın.

Benim ihtiyacım biraz daha marka bazında az bakım isteyen, az arıza yapan, az masraflı; mekanizması sağlam ve uzun ömürlü bir saat markası veya serisi öğrenmekti. Toyota'ya atıfta bulunmam da bu amaçlaydı.

Gelen yanıtları üç başlık altında toplarsam;
1. "şu model iyidir" tarzı önerileri biraz kopuk buldum. Neden iyi, neyi iyi, neden önerildi... gibi konularda altı boş kalmış. Ayrıca gelen önerilerdeki saatler hoş gözükse de, derdim görüntü değil, kalite.
2. Servis prosedürlerinden dolayı şikayet ettiğim ve kavga ettiğim yerin yine başka markalarının saatleri önerilmiş. Hayret ettim. Ama Seiko önerilerini not aldım.
3. "İhtiyacın yetkili servis değil, özel servis. Her saat markası benzer durumda, yoksa saatin iyi açıklamaları en işime yarayan açıklamalar oldu.

Yelkenciyim, bizim sektöre çok sponsorluk desteği verdiği için Tissot marka saat aldım hep. Sailing Touch ve Klasik bir saati var. İkisi de ortalama 1000-2000 dolar arası saatler. Çok da memnunum ama servis prosedürleri canımı sıkmıştı.

Teşekkürler hepinize. İstanbul'da saat ustası önermek isteyenler buradan veya mesajlardan yazabilir.
-1
🌸sinematematikci
(03.06.26)
Sirkeci Şah As Han (Doğubank'ın yanı)

Ramazan Usta: Bizzat tecrübe etmedim ama çok insandan yetkin bir usta olduğunu duydum. Eski ustadır.
Cengiz Usta (Bengi Saat): Arkadaşımın Omega'sını yapan usta. Birkaç sene önce Ayvalık'a taşınmıştı ama dükkan hala açık sanırım.
+1
10551037
(03.06.26)
eminonu'de yuksel abla var, biz ailede bir saat bozuldugunda ona gotururuz.
babasini tanirdik, herhalde istanbul'un en eski saatcilerinden biridir bu aile.
www.youtube.com
0
cooperr
(03.06.26)
(5)

schengen giriş çıkış sistemi - Amsterdam havalimanı

but that was just a dream
Herkese merhaba,Annemin haftaya Amsterdam'a uçuşu var. Geçtiğimiz 3 yılda 3 kere daha gelmişti ama anladığım kadarıyla bu yeni giriş-çıkış sistemi nedeniyle kiosklardan pasaportunu okutup kayıt yaptırması gerecek. yoksa yanılıyor muyum? Yakın zamanda Schengen vizesiyle Amsterdam'a gelen oldu mu acab
Herkese merhaba,

Annemin haftaya Amsterdam'a uçuşu var. Geçtiğimiz 3 yılda 3 kere daha gelmişti ama anladığım kadarıyla bu yeni giriş-çıkış sistemi nedeniyle kiosklardan pasaportunu okutup kayıt yaptırması gerecek. yoksa yanılıyor muyum? Yakın zamanda Schengen vizesiyle Amsterdam'a gelen oldu mu acaba? Deneyiminiz nasıl? Zira annem yaşlı ve İngilizcesi yok, bu işi kendisinin halledememe ihtimali çok yüksek. Bu durumda yardımcı olan personel vs oluyor mu? Yakın zamanda deneyimi olanlar paylaşabilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
-1
but that was just a dream
(31.05.26)
Geçen hafta İtalya ya ondan önce de Almanya'ya girmistim. Amsterdam farklı mı bilmiyorum ama kiosktan değil normal polislerin olduğu noktalardan giriş yapılıyor. Ve biraz uzun surebiliyor ;( kimilerine çok fazla soru sorulabiliyor. Amsterdam tecrübem yok ama yine de bilgi amaçlı yazdım belki bı faydası olur.

Gördüğüm kadarı ile hızlı yani bence kiosklu geçişler başka ülke vatandaşları içindi : (

annenizin tc pasaportu varsa muhtemelen o da polisli noktalardan girecektir.
Fotoğraf çekme ve parmak izi alma işleri de polislerin yardımı ile oluyor hemen. Almanya da olmuştu mesela bu işlemler ama İtalyada direkt geçtim. Ayrıca almanyadaki polis zar zor da olsaTürkçe konuştu nereliydi anlayamadim (İngilizce konusabilirdik ama o Türkçe konuşmayı tercih etti) nakit mi harcayacaksin nerde kalacaksın bı iki gereksiz soru sordu, italyadaki de yunandi ve hoşgeldin komşi dedi verdi,

Bence annenizde de sorun olmayacaktır. Ama annenizin içi rahat etsin diye şunu yapabilirsiniz, polisin sorular sorma ihtimaline karşı,
Adınızın adresinizin ve numaranızın olduğu dilekçe yazıp (benim adresinde şu kadar süre kalacak vesaire bilgiler içeren) fotoğrafını annenize atın bir şey sorarlarda telefondan gosterir.
+1
a perfect lie
(31.05.26)
Amsterdam'ı bilmiyorum hocam. Bu sistemin ilk zamanlarında İtalya'ya gittik, tecrübe aktarmış olayım. Cihazda Türkçe seçenek yoktu, görevliler de yardımcı olmaya çalışsalar da Türkçe bilmiyordu. Yolculardan İngilizce bilmeyen birini görmedim, böyle bir durumda etraftaki İngilizce bilen birinden yardım istenebilir diye düşünüyorum, ortam buna müsaitti.

Pasaport polisiyle karşılaşırsa o da Türkçe bilmeyecek. O yüzden kağıda genel bilgileri yazma önerisine katılıyorum. Zor durumda Google translate vs. de kullanabilir, onun da ön hazırlığını yapabilirsiniz.
+1
matlii
(31.05.26)
Ne olursa olsun henüz düzgün çalışmıyor hiçbir yerde, geçen ay Amsterdam da kiosklar devre dışıydı, direkt polise gidiyorsun. İspanya ve İtalya'da kiosklar aktif ama peşine gene polise gidiyorsun.
+1
kimlanbu
(31.05.26)
Valensiya için yazayım;

İlk, cihaza pasaportu tarattım. Türkçe seçeneği vardı. Tarattıktan sonra diğer tarafa gittim. Orada vizeyi tarattım. Parmak izini okuttum. Fotoğraf çekti. Kapı açıldı. Geçtim.
+1
put it in your appropriate place
(31.05.26)
3 Nisan'da Amsterdama girdik böyle. (Esas 10 Nisan sonrası başladı diyorlar ama biz gittiğimizde de vardı)

önce sırayla makinelere yönlendiriyorlar(fazla sayıda makine vardı gayet sistemliydi), orada parmak izi, foto vs. verip sonra yine polis sırasına giriyorsun. (yani saçmalık, hiçbir şeyi hızlandırmıyor. Oradaki polis senin fotonu çekip parmak izini almıyor onun işini kolaylaştırıyor sadece)

Fakat Mayıs'ta da Hamburg'a gittik orada 3-5 makine vardı ve optional gibiydi. Galiba bu işi beceremeyen havalimanlarında bu sistemi kapatmışlar. Biz yine önce makineye gidip sonra sıraya girmiştik görevli adam çok iyi yaptınız demişti (ha ne oldu girişte sadece kaç gün kalacağımızı falan sorup aldılar foto çekmediler parmak izi vermedik-çünkü makine ile zaten yapmıştık) Almanya'da pasaportu okutunca sistem direkt Türkçe olmuştu. Hollanda'da olmadı.

Bence annenize sizin ağzınızdan yazılmış bi mektup + telefon no verin gerekirse sizi arasınlar.

not: yani bu sistemle kaydolunca e-kapıdan geçemeyeceğiz öyle herkesin umduğu şey yok bence. Yine polis sırasına giriyorsun ama polisin işi daha kısa sürüyor.

not2: hmm galiba ileride düşünüyorlar ama şimdilik benim gördüğüm tüm e-gates'te EU citizens yazıyordu valla.
travel-europe.europa.eu
+1
nhk ni youkosu
(31.05.26)
(6)

şarjlı matkap için

metal69
Hangi marka sizce?
Hangi marka sizce?
📊 Hangisi?
Bosch %26.7 (8)
Dewalt %16.7 (5)
Stanley %3.3 (1)
Einhell %33.3 (10)
Makita %16.7 (5)
Ryobi %3.3 (1)
-1
metal69
(30.05.26)
yoğun kullanmayacaksan evde elimin altında bulunsun diye alacaksan einhell tam f/p ürün
0
my fault
(30.05.26)
Ev kullanıcısı için fazla kaçsa da Bosch mavi seri. Evde diğer eşyalar da Bosch ise (şarjlı süpürge, şarjlı silikon tabancası vs) batarya ve sarj aleti masrafı da etmeye gerek kalmıyor.
0
kimlanbu
(30.05.26)
einhell kendi fiyat aralığında en iyisini sunuyor gördüğüm.

yani bosch yeşil fiyatına einhell expert plus veya professional serisi ürün filan alabiliyorsun ki bu performans olarak mavi boschun çok gerisinde kalmıyor.

diğer markaların üst seri ürünleriyle kıyaslarsan da daha güçlü daha üstün özelliklere sahip ürünler oluyor. atıyorum 40nm darbesiz fiyatına 60nm darbeli filan alabiliyorsun gibi.

bende TP-CD 18 Li-i BL var mesela. ve bu model özelinde TE-CD 18 Li-i BL olarak satılan birçok yerde gönderim TP serisi olarak yapılmakta, güncel tarihli yorumlara bak derim.. expert plus serisi olarak çıkıp sonraki partilerde professional serisine geçirilen bi model. ürün sayfaları güncellenmemiş oluyor bazen. ha elde eski üretim ürün kalmışsa TE serisi de gönderebilirler ama üründe fark var mı bilmiyorum. zaten düz expert değil expert plus olarak geçiyordu TE olan da.

Einhell'i öne çıkaran en önemli konulardan biri bence ürünün kendisi kadar bataryasında da f/p oranının iyi olması. başka markada 2ah alamadığın fiyata 4ah filan alabiliyorsun.
süpürge, dekupaj, kompresör, üfleyici vs. birkaç ürününü daha aldım memnunum ben.

tüm 18v aletleri aynı bataryayı kullanabiliyor. boschta mesela yeşilin bataryasını maviye takamıyorsun bataryalar da serilere ayrılmış durumda. yine bataryaları kolayca güvenilir satıcılardan bulabilmek de avantaj. hepsiburada amazon trendyol vs. kendileri satış yapıyor. bi black&decker'da vs. mesela bataryayı güvenilir satıcıda bulmak da sorun gibiydi alacak zaman baktığımda.

boschta sık kullanacağım iyi olsun diyip mavi matkap alsan az kullanıyorum diye başka bi ürünü yeşil alsan batarya uymayacak vs. einhell'in powerxchange akülü ürün çeşitliliği de bayağı geniş.

hazırda başka ürünleri bulunan bataryası olan bi marka varsa ondan ilerlemek daha mantıklı olabilir. yoksa da ileride almak isteyeceğin aynı bataryaya sahip diğer ürünlere ve fiyatlarına da bakarak karar ver derim.

edit: ek olarak ben alırken solo einhell matkap+akü+şarj aleti fiyatına yakın mavi seri bosch da vardı. ikisi de darbeli bosch 55nm, einhell 60nm.

hala einhell daha ucuzdu ve bosch 2ah set iken einhell'de 4ah ile fiyat daha uygun kalıyordu. bosch'ta destek kolu yokken einhell'de vardı vs. ama hepsini geçtim mavi bosch'un adı var ya diyip alsam mı diye bi aklımı kurcaladı. baktım ki ürün kömürlü motora sahipmiş. mavi profesyonel seri güncel üründe hala kömürlü motor kullanması da bi şaşırtmıştı. kimine göre kömürlü motor da olsa mavi bosch daha iyidir vs. ama o kadarına da inanmam :D teknolojik üstünlük var arada direkt. daha az sürtünme daha az ısı daha yüksek verimlilik, hafiflik ve kısa gövde... 2ah bataryayla kömürlü motoru çalıştırabileceğin süre ciddi oranda daha kısa olurdu. marka hatta seri özelinde bile değil model özelinde kıyaslamak lazım.

marka seçeceksek yani bütçe sınırı yok en iyisi olsun diyorsak hilti mavi bosch'u vs. döver.
+4
konetsu
(30.05.26)
Benim komşumda bir tane Makita var. Tamir tadilat çok yapan biri. Fayans da döşer, bahçede kaldırım taşı da döşer, mutfakta dolap da asar. Bir şikayeti yok gördüğüm kadarıyla. Bosch da iyi. En övülen marka galiba kendisi ama keseyi daha çok açmak gerekiyor bence gereksiz.
0
huladancer
(30.05.26)
ne amaçla, ne şartlarda ve ne sıklıkta kullanacağına göre çok değişir. Kabul gören sağlam markalar arasında dewalt, makita ve bosch var ama einhellden 5 6 liraya alabileceğin bir şarjlı matkap(konunun ucu çok açık) dewalt bosch ve makita gibi markalarda 30binlira üzerine çıkabiliyor.

Şarjlı matkap deyince darbeli delik delen akülü vidalama geldi. sadece duvar delmek maskatlı olanlar da var.

bu aletler eğer set içinde değilse çok büyük ihtimalle pilsiz olarak satılır. Ben einhell'in expert serisi bir darbeli delik delebilen vidalama yapabilen bir tane aldım. 120nm torka sahip oldukça sağlam ve çok ağır şartlarda kullandım bir sorun yaşamadım. tabi iş amaçlı kullanacaksan dewalt, makita, bosch proffessionel(son tercihim bu olur) veya miliwakee gibi markalar iyidir.

bir de torku yüksek bişey alıyorsan alacağın en düşük pil 4amper olmalı. 4 amper altında tam performans çalışamıyor bu aletler.

einhell ve bosch'un türkiye distirbütörü amazon. sahteleri çok olduğu için altını çizmek istedim ve muhtemelen bosch'un sitesinde bile amazondan daha düşük fiyat bulamazsın.

bu arada şarjlı olarak vidalama, avuç taşlama, el frezesi, daire testere, tilki kuyruğu testere aldım. hepsi einhell ama iki saatte bozulan da oldu. expert serisi cidden iyi ve sağlam. iki üç binliralık giriş seviyeleri oldukça dandik. yani çok iyisi de var, çok kötüsü de.

www.amazon.com.tr

ben bunu aldım. yanına da 4 amper pil aldım 3 tane
0
omer460
(30.05.26)
@omer Einhell Turkey Dış Ticaret A.Ş. adında bir şirket bulunuyor amazon'un direkt kendinin getirdiğini sanmıyorum. resmi online satışı var direkt aracısız satıyor ama amazon yurt dışından getiren değil bu einhell türkiye'den tamin ediyor gibi algıladım. aynı şekilde hepsiburada trendyol vs. satışları da var çünkü. ben alırken 60nm olan hepsiburada'da daha ucuzdu. sen set atmışsın bu solo.

www.hepsiburada.com

ve bu expert değil professional serisinden.
seri olarak işte TC yani classic serisi bosch'un yeşili gibi düşünülebilir.
TP serisi mavinin dengi olmaya yakın yine markanın üst modelleri.
TE ise geçiş kısmı. bazıları TP serisine yakın güzel ürünler, genelde expert plus diye geçiyor.
bazıları daha alt segmente yakın ama yine giriş seviye de değil, expert diye geçiyor.

TC serisi bazı ürünleri yetersiz gelebilir yine de markasız diyebileceğimiz bu fake spec fason ürünlerden kat kat iyidir. bir de modeli isimli olan kodlu olmayan ürünler var bunlar da expert plus ve professional segmentteki ürünler oluyor. herocco axxio vs. ürünler mesela.

segment belirten ikinci harf, yani C-E-P harfleri. ilk harf ürün kategorisi. T tool oluyor, C var mesela Car Tool oluyor. bu ürünler CC CE CP gibi kodlara sahip aynı şeyler geçerli.
mümküm olduğunca expert plus ve professional seri ürünleri tercih edilmeli, expert serisi de ev kullanıcısına yeter ama c serisi ürünlerde memnun kalmayabilir kullanıcılar.
0
konetsu
(31.05.26)
(6)

Duygunuzu nasıl yönetiyorsunuz?

denizkenarısandalye
Biri sizi hayal kırıklığına uğrattı diyelim. Haksızlık yaptı baya hakkınızı yedi, yarı yolda bıraktı insanlığa dair güveninizi ve bütün pozitif hislerinizi yerle bir etti. Pişmanlık da duymadı arsız da biri diyelim. Hayal kırıklığı diyorum özetle ama öfke üzüntü ciddi bir kırgınlık artık ne eşlik ed
Biri sizi hayal kırıklığına uğrattı diyelim. Haksızlık yaptı baya hakkınızı yedi, yarı yolda bıraktı insanlığa dair güveninizi ve bütün pozitif hislerinizi yerle bir etti. Pişmanlık da duymadı arsız da biri diyelim. Hayal kırıklığı diyorum özetle ama öfke üzüntü ciddi bir kırgınlık artık ne eşlik ediyor derseniz.

Bu insanı nasıl geride bırakırsınız? Bazen öfkeyle yüzleşmek istiyor insan mesela. Zaman baya işe yarıyor hatırlatacak her şeyi ortadan kaldırıyorum ben zamanla mutlaka azalıyor. İlgimi başka yönlere çeviriyorum. Meşgul oluyorum. Çok şükür allah kurtarmış da diyorum. Böyle böyle epey azalıyor ama mutlaka bazı geceler yokluyor.

Daha etkili vurucu yöntemleriniz var mı?
0
denizkenarısandalye
(29.05.26)
yoklama anlarında savaşmayı bıraktım. kanıksamak kolaylaştırıyor baş etmeyi. bir yılı geçmesine rağmen halen çok güçlü bendeki etkisi. çok derin bir savaş yarası olarak bakıyorum artık :) öldürmeyen şey umarım gerçekten güçlendiriyordur.

yazmak da iyi geliyor kesinlikle. filtrelemeden aklın tüm pisliğiyle yazmak.
0
lüzumsuz adam
(29.05.26)
Yazmak +1
Ama kağıt kalem kullanarak yazmak, en rahatlatıcısı bu. Arsız biri demişsiniz, yüzleşmeye kalkıştığınızda daha çok sinirleneceksiniz, akışa ve zamana bırakın. O yoklamalar zamanla azalıyor, bir süre sonra yok olacaktır.
Benim için işe yarayan başka bir şey kendimi meşgul etmek, yazmak, gezmek, çizmek, okumak, izlemek... ne olursa bir şekilde zihnimi ve bedenimi meşgul etmek güzel bir çözüm benim açımdan
0
umutt
(29.05.26)
Bir ders olarak bakarım, hayatımın geri kalanını böyle şeyler için zehir etmeye gerek olmadığını ve hayatın akışında bu tarz olaylar yaşanabileceğini bilirim. İlk değil ama son olacağını umup yoluma daha temkinli devam ederim.
0
kimlanbu
(29.05.26)
Çok etkilensem de eğer bir arkadaşımsa buna hakkı olduğunu düşünüyorum. Onu o şekilde kabul edip bir yere yerleştiriyorum. İlişkimi kesmem
0
hebanon
(29.05.26)
Zihinsel geviş getirip, pasif agresif tepkiler veriyorum.
0
mikahakkinen
(29.05.26)
Bunu sapına kadar yaşamış biri olarak cevap veriyorum :
+ Kendi kendimizi yiyip bitirerek.
+ Kafamızın içinde her şeyi tekrar tekrar konuşarak
+ Hiçbir şey çözülmesin diye her gün yeni bir meydan açıp kanayıp kanatarak

İnsanların birşeyleri unutabilmesine, geride bırakabilmesine çok imreniyorum.
+1
rakicandir
(31.05.26)
(3)

Meşhur depresyon tanımları

sekizdokuzon
Churchill kara köpek demişti galiba. Başka neler vardı böyle?Teşekkürler.
Churchill kara köpek demişti galiba. Başka neler vardı böyle?

Teşekkürler.
0
sekizdokuzon
(26.05.26)
Pek istediğiniz gibi bir cevap değil ama Umut Sarıkaya'nın alakalı olaran karikatürü (bkz: montla sıç)
0
kimlanbu
(27.05.26)
Müzik alanından girersek benim için eifell 65 in blue parçası hoş bir depresyon tanımlamasıdır iyi bir sad groovy örneğidir

Yo, listen up, here's a story
About a little guy that lives in a blue world
And all day and all night
And everything he sees is just blue
Like him inside and outside

m.youtube.com
+2
apocalipy
(27.05.26)
kendisinin tanımlaması mı hatırlayamadım ama: julia kristeva-kara güneş
0
suyin
(27.05.26)
(14)

Favori Nazal Öncel şarkınız?

sekizdokuzon
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?Teşekkürler.
Benim şu an Gitme Kal Bu Şehirde. Sizinki hangisi?

Teşekkürler.
+1
sekizdokuzon
(26.05.26)
bırak seveyim rahat edeyim
+1
summerjam0306
(26.05.26)
Sokak Kızı nı çok severim

Not : Erkeğim yürümeyin
+1
kimlanbu
(27.05.26)
leylim yar
+1
banach
(27.05.26)
+1
late viper
(27.05.26)
Gidelim buralardan.
+1
mutekebbir
(27.05.26)
geceler kara tren
0
anon1m
(27.05.26)
Boncuk
+1
Lh12
(27.05.26)
beni hatırla www.youtube.com
ayşegül aldinç versiyonunu da çok seviyorum ama nazan öncel'in söylediğinin düzenlemesi şahane olmuş.

yalnızlar treni www.youtube.com
sibel can versiyonu da güzel.
+1
exlibris
(27.05.26)
leylim yar+1
+1
trixi
(27.05.26)
Bazı Şeyler,
Seni Bugün Görmem Lazım
0
substituent
(27.05.26)
A Bu Hayat
0
arenas
(27.05.26)
Leylim yar: Alttan alttan gelen davul sesi, aşık olunca yaşanan kalp atması misali, şarkı boyunca hiç durmadan atıyor kalbiniz.
0
mahsus mahal
(27.05.26)
Dillere düşeceğiz idi hep:
(bkz: #4866794)
+1
yadigar
(27.05.26)
Dillere duscez +100
0
cooperr
(27.05.26)
(5)

hangi instagram hesaplarından kıyafet alışverişi yapıyorsunuz?

plastic_angel
soru erkeklere. thnx.
soru erkeklere. thnx.
-2
plastic_angel
(26.05.26)
İnstagram hesabından alışveriş yapılmaz reels izlenir.
+11
Rondak
(26.05.26)
yıllardır önüme çıkan her hesaptan alışveriş yapıyorum hiç birinden pişman olmadım. bedenimi ölçülerimi biliyorum sorun yok.
-1
yurtsuz john
(26.05.26)
Online kıyafet bile sipariş etmem, ne ihtiyacım varsa gider alır çıkarım.
0
kimlanbu
(26.05.26)
Abluka ve nomarc ı instagramdan keşfettim fakat biri işyerime diğeri de evime yakın olduğu için mağazalarından satın alıyorum. Özellikle abluka kaliteli ve güncel
0
goodyes
(27.05.26)
giymeden almam +1
d- hicbiri
0
cooperr
(27.05.26)
(5)

Cbd yağı

lamentoftheperishingroses
Selamlar,Almanya'dan gelecek arkadaşımdan 1 şişe Cannabidiol yağı (CBD oil) getirmesini istedim. İstanbul Havalimanından gelecek. Checkine vereceği Valizine koyup getirse sorunsuz geçer mi? Yok efendim yasaklı madde kaçakçılığı yapıyorsun diye girişte çocuğun başına iş açılmaz değil mi?Yakın zamanda
Selamlar,

Almanya'dan gelecek arkadaşımdan 1 şişe Cannabidiol yağı (CBD oil) getirmesini istedim. İstanbul Havalimanından gelecek.
Checkine vereceği Valizine koyup getirse sorunsuz geçer mi? Yok efendim yasaklı madde kaçakçılığı yapıyorsun diye girişte çocuğun başına iş açılmaz değil mi?
Yakın zamanda böyle bir deneyim yaşayanınız oldu mu?
0
lamentoftheperishingroses
(26.05.26)
benim kayinvalide icinde CBD ve THC olan bir kutu sekerlemeyi aldi yaninda goturdu valla. her hafta bir tane cakiyorum diyor :)

CBD'den bulsalar bile bisey olacagini zannetmiyorum zira kafa yapan THC zaten.
0
cooperr
(26.05.26)
Ben getirdim birine, problem olmadi.
0
mbond
(26.05.26)
Biraz gri alanda kalan bir konu, içinde eser miktarda da olsa diğer yasaklı etken maddeden vardır, başına iş alır durduk yere.
0
kimlanbu
(26.05.26)
hiçbi şey olmaz
0
eurhka
(27.05.26)
cbd neden istiyorsunuz ki? abd'nin basimiza actigi bos endustrilerden biri. hicbir ise yaramiyor. nereden biliyorsun derseniz master yaparken arkadaslarimizdan birisinin ailesinin cbd urunleri ureten sirketi vardi sakiz, sekerleme, icecek vs. bol bol getirirdi biz de denerdik.
+1
antikadimag
(27.05.26)
(8)

samsung s25 ultraya geçiş

webbrowser
selamlar, şu an 14 pm 128 kullanıyorum şarj ve hafıza artık mutlu etmiyor, saat apple watch ve spor için oldukça aktif kullanıyorum.hepsiburada da s25 ultra için 78 bin tl 3 taksit 0 faiz alışveriş kredisi veriyor sizce değerlendirilebilir mi?birazda iphone'dan sıkılmış gibi hissediyorum kendimi.sır
selamlar, şu an 14 pm 128 kullanıyorum şarj ve hafıza artık mutlu etmiyor, saat apple watch ve spor için oldukça aktif kullanıyorum.
hepsiburada da s25 ultra için 78 bin tl 3 taksit 0 faiz alışveriş kredisi veriyor sizce değerlendirilebilir mi?
birazda iphone'dan sıkılmış gibi hissediyorum kendimi.
sırasıyla note serisi kullandım note 10 plus, iphone 11, iphone 13, en son 14 pm.
0
webbrowser
(26.05.26)
Android kullan da İOS değerini anla. O arada paranı da kaybet ancak öyle anlaşılıyor çünkü
-1
artıküyeolmakistiyorum
(26.05.26)
Ben kullanıyorum, gayet memnunum. Bu arada yakın arkadaşlarımdan biri iphone'da kalmakta ısrar etti, ve 17 kullanıyor. Kendi telefonumla yapabildiğim ama onunkiyle olmayan şu an aklıma gelmeyen ufak tefek tonla şey fark ettik zaman içinde. Özellikle apple intelligence tam bir faica.

Apple son birkaç yıldır cidden öyle çok da öne çıkamıyor. Fiyatıysa bizim ülke için çok absürt. Verdiğimin bana geri döndüğünü hissedemiyorum kesinlikle. Mac için aynı şeyi söyleyemem mesela, windowsun saçmalıklarına karşı hem fiyat hem de işlevsel olarak çok uygun. Ancak iphone ve ios cidden hiç alınası gelmiyor.
0
akhenaten
(26.05.26)
@artikuye

neden? cok mu fark var?
0
baldur2
(26.05.26)
Android dediğin saatli bomba basina ne geleceği belirsiz. Yapay zeka fetisim de yok kullanmıyorum da. Android dediğin çocuk eğlendirir
-3
artıküyeolmakistiyorum
(26.05.26)
Ikisinide kullandim. Apple insani limitleyen bir sistem bence guvende hisssediyorsun ama etrafin duvarlarla cevrili gibi, android daha ozgur geliyor.
+2
Uncle Sam
(26.05.26)
Eşim iPhone 17promax, ben s23 ultra kullanıyorum.

İki telefonun da kendine has güzellikleri var. Bence ekosistem değiştirmek iki telefonun kendine has menü yapısı ve "gestureları" yüzünden çok mantıklı değil. Android seven oradan devam etsin, ios seven iphone ile devam etsin derim.
+1
kimlanbu
(26.05.26)
S23 kullanıyorum. Boyut olarak tek elle kullanıma çok uygun.

Ayrıca telefon çok hızlı bunda en büyük etken işlemci gücü ve ufs 4.0 teknolojisi. Yeni modellerden hala bu donanımları kullandıkları için telefon değiştirmeyi düşünmedim. S23 ya da S24 ile de baslayabilirsin.

Yukarıda zaten avantajları ve dezavantajları yazılmış.

Saat olarak Apple kullanıyorum demişsin, 2 günde bir ya da her gün saat şarj etmek zor olmuyor mu ? Huawei nin saatleri yaklaşık 10 gün şarj süresi var. Saat konusunda rakipsizler bence.

Son olarak ios yukarıda da belirttiği gibi kapalı kutu bir sistem, Android açık kaynak kodlu olduğu icin her üretici kendi arayüzünü oluşturuyor.

Ambargo almadan önce Huawei android piyasasının ve Apple en büyük rakibiydi. Arayuzleri ve sistemleri çok stabildi.

Samsung s23 de Huawei nin bu stabilitesi ve hızını hissedebiliyorum.

Marka model seçiminiz doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum
0
kaiserr76
(27.05.26)
Ağa şu android özgür İOS kapalı kutu goygoyu ne zaman bitecek
Ne yapiyorsunuz telefonda da İOS sizi adeta kelepçe takip engelliyor?
Ben size söyleyeyim, sadece USB ile dosya transferi. Onun dışında modlu apk kurmak diyorsan en babası iOS’da da var artık. Modlu uygulama yükleyebiliyorsun.
Mesele ne acık kaynak ne başka bir şey.
Android bir sabah kapanan telefonun açılmaması demektir. İOS da bu ihtimal neredeyse yoktur. Uygulamalarin kendi kendine donması, bir anda açılmaması demektir. Her gün kullandığın özelliğin bir sabah bozulması demektir.
En başta da yazdım. İOS kullanan arkadaşlar 60-70-80 kağada bir android alın bir canınız yansın sonra tekrar iosa dönersiniz. Böyle laftan anlamazsınız çünkü.
Not: eski bir android geliştirici.
-2
artıküyeolmakistiyorum
(27.05.26)
(5)

Göbek açan kedi

64654942
Üç dört hafta önce sokakta beslerken tanışıp evime kaçırdığım bir kedim var. İlk evde kedi besleme tecrübem. 7-8 aylık bir dişi. Siyahı sadece kafasında az miktarda olan beyaz bir tekir. Çok sakin, mırlaması bile çok az. Tanıştığımız günden beri kendisini sevdiren, sürtünen, kucağa çıkan bir çocuk.
Üç dört hafta önce sokakta beslerken tanışıp evime kaçırdığım bir kedim var. İlk evde kedi besleme tecrübem. 7-8 aylık bir dişi. Siyahı sadece kafasında az miktarda olan beyaz bir tekir. Çok sakin, mırlaması bile çok az.

Tanıştığımız günden beri kendisini sevdiren, sürtünen, kucağa çıkan bir çocuk. Ve o günden beri de iki dakika kafasını sevdirdikten sonra bana hemen göbek açar hatta ben fark etmezsem beni dürter veya elimi acıtmadan ısırarak göbeğine götürür.

Buraya kadar iyi de o andan sonra elimi göbeğine her götürdüğümde beni patiliyor. Daha göbeğine gelmeden elim havadayken uçan pati atıyor. O sırada sırtına götürüyorum elimi, bazen rahatsız olmasa da genelde o zaman da patiliyor. Kesik oluşturmuyor bu arada yani hafif bir pati atma ama göbeğini sevmek için ısrar etsem acıtır, zaten patiledikten sonra hemen ısırmaya yelteniyor ve ben elimi çekiyorum. Sonrasında elimi yakalamaya çalışıyor.

Hani oyun sanıyor, o yüzden elimi kaçırmayayım desem gerçekten acıtacak elimi. E göbeğini sevmemden rahatsız oluyor desem göbeği açık beni bekliyor ve dediğim gibi elimi oraya götürmeye çalışıyor falan. Sorun ne? Ya da bir sorun var mı bilmiyorum. Ne dersiniz?
0
64654942
(25.05.26)
kedinin göbeğini açması güven göstergesidir ancak her kedi için "gösterdi diye elletecek" diye bişey yok :) zira dış dünyada göbeğinden alacağı bir yara iç organlarına zarar verebileceğinden, en çok korumaya çaba gösterdiği yeri burasıdır aslında.
benim değil sevdirmek, yanından bile geçirtmeyen kedim de göbeğini açar; sıkıyorsa elimi uzatmaya cüret göstereyim :/
+3
lil siztah
(25.05.26)
Kedi evcil hayvan değildir. İnsanı bırak kedi arkadası bile çiftleşme dışında olmaz. Vahşidir tek yaşar. İnsanla aynı evde yaşar hatta aynı yatakta yatar. Ama bağ kurmaz. O beni besleyen insan diye niteler sahibini.

Göbek açar ama yavru değilse elletmez.
-14
Lh12
(25.05.26)
Oyun istiyor. 500 gram falandır o ama amacı sizi avlamak.
Ben benimkini eğittim. Elimde herhangi bir şey yokken oyun oynamayacağımızı biliyor ve ısırmıyor. Kıyafetle ya da elimde elimi koruyacak herhangi bir şey varsa elimi avlamaya başlıyor.
Kardeşi olmayan yalnız kedilerde oluyor sanırım. Kardeşi olsa sizinle hiç girmez bu tür şeylere.
Daha yavru olduğu için siz ona göre hareket edin. Bir oyuncak seçip avcılık isteğini oraya da yönlendirebilirsiniz, benim gibi elinizde havluyla sizi avlamasını da öğretebilirsiniz hiç ellemeseniz de olur. Dişi kediler göbeğini sevdirmiyorlar sanırım. Erkekler bayılıyor ama.
0
asue
(26.05.26)
Annesi göster ama elletme demiştir ahdhdhajjsjs.

Ön patilere doğru karın bölgesine dokunmaya başlarsanız ve nabzına göre yavaş yavaş hassaslaştığı bölgeye kadar inip ileri gitmezseniz zamanla alışır. Daha güven bağı için çok erken bence.
0
kimlanbu
(26.05.26)
burada açar ama elletmez, yavru değilse elletmez, dişiler elletmez diyenler olmuş da bizimki gayet sevdiriyor :D i.imgur.com

hatta yukarı göğüse doğru çıkarsan aşağı itekliyor karnını sevelim diye. her gün istisnasız karın sevdirme rutini var. beni çok sık görmüyor annemlere arada bir uğruyorum ama bana da sevdiriyor. yetişkin olarak sokaktan aldım, yavruluğunu bizimle geçirmedi. aldığımız ilk gece bile aynı yatakta uyumuş. ben bakamam diye anneme götürdüm, çip tasma vs. yoktu çevrede de arayan soran olmadı. 1 ay kadar dışarıda kalmış komşuların dediğine göre. kendisi peşime takılıp eve gelmişti ilk karşılaşmamızda.
0
konetsu
(03.06.26)
(10)

Arabayı satacağım diye bakımlarını yaptırmamak

duguit
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkça
Bir haftadır kuzenim için araba arıyoruz 450-500bin tl bandında. Konuştuklarımın çoğu 10.000 km'yi 3-4 bin km geçmesine rağmen yağ-filtre bakımını aksatmış. Yani ortalama 15-20 yaşında, 150.000-200.000 km civarında arabalar, zaten yıpranmış bir de bakımını aksatıyorlar falan çok itici geliyor açıkçası. 3500-4000 tl verip periyodik bakımını yaptırmayan kişi acaba neleri aksatmıştır diye düşünüyorum. Kendime 3 tane ikinci el araba almıştım hiç böyle şeyler yaşamamıştım, satarken de bakımlarını zamanında yaptırıp muayenesini yaptırıp satışa koydum hep. Bu işin normali "zaten satacağım" diyerek para harcamamak mıdır?
0
duguit
(25.05.26)
İşin içinde cepten çıkacak para olunca herşey yapılıyor. Dediğiniz gibi o kilometrelere kadar yağ değişmemişse, genel olarak da iyi bakmamıştır arabaya büyük ihtimal. Bu işin normali bu değildir, bana göre ilanda belirtilmiyorsa periyodik bakımlarının fazla geçmemiş olması lazım. Özetle satıcının ve evrakların güven vermesi önemli.

Bir arkadaş vardı, hep bakımı yapılmış araba alırdı ve aracın ihtiyaçlarını idareten hallederdi. Biraz da büyük masraf gerektiren işler yaklaşınca yaptırmadan satardı. Fiyat bağlamında daha avantajlı bir yaklaşım. Araba çok bakımlı olsa bakıma ödenen para fiyata ne kadar yansır şüpheli.
+1
mbond
(25.05.26)
ben de satacağım diye bakımını yaptırmıştım. akrabalar dalga geçmişti.
+1
kitap arasında kalmış silgi tozu
(25.05.26)
normali bu değil, aracın garanti dışı kalma ihtimali var ve zaten araçların ilk bakımları gayet ucuz oluyor ve hatta ilk bakım hediyesi falan bile oluyor, yani yaptırmamaları bence pek ekonomisiyle alakalı değil. yeni araçlarda bakım km'leri 10 değil 15 ve hatta 20 bin buna dikkat ederek sordunuz mu? yani sene olarak bakım tarihi geçmişse bilemem ama km olarak bakım zamanı gelmemiş olabilir.

yüksek kilometreli araca gelince, araç zaten garanti dışıdır, yetkili serviste bakım masrafları çok yüksek, sanayide de yağ değiştirip geçiyorlardır. bir de aracın artık sağından solundan alakasız arızalar çıkmaya başlıyor ve araç sahibi usanıyor. bence bu durumda yaptırmıyorsa usanmışlardır ve normal.
-1
malheiros
(25.05.26)
Piyasa işte, satıcılar her zaman minimuma eğilimli. Eğer siz alırsanız veya alan olursa böyle gider. Birkaç kişi daha bakımı bahane göstererek vazgeçerse gider bakım yaptırır veya fiyatı daha çok düşürür. Herkes hak ettiği gibi yönetilir mevzusunun özü de bu. Çok sorunuzla alakalı değil gibi ama biraz felsefi yönü de var bu sorunun.

Özetle alan oldukça freni patlak araç bile satılır, ilana da ustanızla gelin yazarlar. Böyle bu işler.
+1
akhenaten
(25.05.26)
arabayı koyduğun fiyat 500bin.
50bin liralık bakım yapıyorsun, "bakımları yapılmıştır, 550bin" yazıyorsun insanlar fazla bulup 500 vermeye çalışıyor.
bakımsız 500bin'e satıyorsun, alanlar memnun oluyor.

sanırım buna benzer bir denge var piyasada.

ben de doğru bulmuyorum bakımları aksatmayı. periyodik bakım, yağ değişimi gibi 3-5bin'lik şeyleri yapmamak konusunda sizinle aynı fikirdeyim. onu yapmayan kim bilir nasıl kullanmıştır arabasını. yağ-su çok önemli şeyler araba için. 3-5binlik bakım yapmadın 50-100bin masraf açılacak uzun vadede.
+4
biseysorcaktim
(25.05.26)
o yaş o kmdeki araçta son bakım yeni yapılmış olsa aracın tüm geçmişine güvenecek misin? veya yaptım dedi hadi, nasıl emin olacaksın? piyasada birçok kişi satarken hep ağır bakımları yeni yapıldı, triger baskı balata değişti vs. yazıyor gördüğüm ama yeni değişti denen trigeri birkaç aya kopan araçlar da var? veya daha şanslı olup kontrol edilen değişmediği farkedilen... bakımları hep aksatılmış aracın yağını filtresini değiştirmesi bakımlı araç algısı yaratıyor diye fiyatı şişirip aynı aracı daha yüksek fiyattan kakalayabilir. bi yerde geçmişinde aksaklıklar yaşanmış olabileceğini kabullenip mevcut durumunu kontrol edip bariz sorun yoksa alıp bakımlarını yapmak gerek gibi geliyor eski araçlarda. dün değiştirdim dese güvenmem yağı filtreyi antifrizi yeni araç aldığımda değiştirir kendim bilirim.

ben tanıdıktan aldım, yağın yaşını da kmsini de söyledi ve kendisine güvenirim ama değişimi yaptırdığı ustaya güvenmem. ne marka yağ koydu bilmiyorum, doğru yağ koydu mu bilmiyorum, değiştirdim diyip değiştirmeden para almadığını nereden bileyim? antifriz de 2 yıllıktı radyatör değişirken değişti ama antifrizin markasını bilmediğimden, içine musluk suyu mu kondu bilmediğimden güvenmedim değiştirdim yine. triger devirdaim vs. de yine radyatörle beraber 2 yıl önce değişmiş ama tanıdıktan olmasa ve triger koparması riskli olsa onu da değiştirtir veya enazından kontrol eder/ettirirdim. bu araçta triger kopsa da piston siboplara vurmadığından çok sıkıntı değil. yolda kalırım ama motorda masraf açmaz.
0
konetsu
(25.05.26)
ben de pandemi de bakım yaptırmamıştım araba yattığı için
3bin km eski yağla gitmesi hoş değil elbette
lastikleri aküyü de değişmiyorlar
bunları hesaba katmak lazım
v kayışı triger zaten muamma

bu tip önemli değişim tarihlerini telefona yazıp kayıtlı tutmak lazım satarken söylemek filan
0
mantık
(25.05.26)
Ucuz yollu arabaların %99'u aynı halde, sıfır bakım, yağ balçık halinde, motorundan şanzımanına yağ kaçakları var, soğutma suyu bile direkt musluktan.

Araba hareket ettiği sürece bu şekilde biniyorlar. O arabalardan hayır gelmez, motor bloğu bile içten içe çürüyor.
0
kimlanbu
(25.05.26)
İnsanlar maalesef bu şekilde kullanıyorlar aracı.

Motordan ziyade dış görünüş ve havasıyla uğraşıyorlar. Aracın yakıt ile birlikte en önemli şeyi motor yağı ve yağ filtresi. 2012 model aracım var. Filtron Polen, Filtron hava, mobis orijinal yağ filtresi, 4 litre shell helix 5w-30 yağ. 2500 lira tuttu. 1000 lira işçilik verdim. 1 neredeyse 1 depo yakıt parası. Ama insanlara bunu vermek zor geliyor. En önemli şey yağ. 8-9kda değiştiriyorum ben. 190k km’de araç.

Soğutma suyu aynı. Antifriz koymaya üşeniyor insanlar. Antifriz konmayan araç da çöp oluyor işte. Kesin conta yakıyor. Çürüyor.

Türkiye’de ise olay şöyle. Adam motoruna, antifrizine bakmıyor. Değişen, boya var mı diye bakıyor. Hoş onda da haklı insanlar. Çünkü kaza fotoğrafı yoksa eğer. Çok büyük bir kazayı saklıyor olabiliyorlar.

Bu arada galericiler de aynı. Abi bakımı yeni yaptırmaya gerek yok denen araçların %90ı bakımı geçmiş araçlar.
0
jackyr
(25.05.26)
Bu pek ölçü degil, normalde bakım aksatmayan biri, arabayi satmaya karar verince artik para harcamak istemez, alan yaptirsin diye düşünür. Anahtarin pili bitmiş, kapilari anahtari sokup açarak kullanan insandan araba aldim ben, satmayi dusununce bir pil bile almamış yani. Hep boyle aslinda,
+1
covered
(26.05.26)
(9)

Sevgilinin karşı cinse ikinci bakışından rahatsız olmak

The colors of my sea perfect color me
Merhaba, Sevgilinizin karşı cinse 2. hatta 3. Bakışını yakalayınca rahatsız oluyorsanız bunu ona söyler misiniz? Evetse nasıl söylersiniz?Teşekkürler.
Merhaba,
Sevgilinizin karşı cinse 2. hatta 3. Bakışını yakalayınca rahatsız oluyorsanız bunu ona söyler misiniz? Evetse nasıl söylersiniz?

Teşekkürler.
-1
The colors of my sea perfect color me
(24.05.26)
Bu tip varoşluğu tecrübe ettim, ayrılıp geçeceksin, ya da kalkıp gideceksin, söylemeye gerek yok, ne yaptığını kendi bilmiyor mu
-11
arbre
(24.05.26)
Karşı cinse değil aynı cinse de 2-3 ya da 10. kez bakıyorsa neden dikkatiini çektiğini sorarım.

Kafamda bir kurgu yaratıp sonra buna iman edip karşı tarafı suçlamakla başlamam iletişimime (lisede olmadığınızı varsayıyorum).
+1
rakicandir
(24.05.26)
Erkek mi kadın mı?
Yani sevgilim varsa meme popo dekoltesine bakarım ben. Tüm erkekler de bakar.
+4
benaslindayohum
(25.05.26)
Sen hayırdır? diyerek şakayla karışık takılıp, tepkisine bakardım
0
gadlemler
(25.05.26)
Tanıdık mı? Diye sorar zarf atarım kem küm ediyorsa sıkıntı.
0
ekimoloji
(25.05.26)
Güzel bir hatun geçiyorsa eşim yan gözle bana bakar kesiyor muyum diye, onu rencide edecek şekilde bakmam ama şöyle çaktırmadan anlık bakarken yakalarsa kafama bir şaplak gelir :) Bazen kendisi dürter beni bak diye, ya çok marjinal ya da extrem dekolte vardır
0
kimlanbu
(25.05.26)
Çok çirkin bir davranış ya. Eşimden asla böyle bir bakış görmedim. Görsem yukarıdaki yorumlar gibi bunu komik/olağan bulmam çok ciddi bir sorun olurdu.
Boynuzlu muyuz afedersiniz.
-1
yenibirgüzelnick
(25.05.26)
ben rahatsiz olmam bundan. bence pek takilmamak lazim. esiniz ya da sevgiliniz sizi secmis sonucta. onun sevgisinden eminseniz merakli bir bakistan neden rahatsiz olasiniz.
-1
Purple life
(25.05.26)
O esnada eşine oha şu kadına bak at gibi diyen ben.

Benim de eşim görmez hep ben gösteririm adam bakar kör.
0
Hallegadola
(26.05.26)
(9)

aracı satmaktan vazgeçmek ve karşı tarafı mağdur etmek

atcapar
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki
şöyle bir olay başınıza gelse tepkiniz ne olurdu? X kişisi arabasını satmak üzere anlaşıyor, karşı taraf da kapora gönderiyor ve ertesi gün noter ekspertiz için sözleşiyorlar. Ancak satıcı ertesi günü satıştan vazgeçiyor bunu alıcıya telefonda anlatıyor ve kaporasını iade ediyor ancak alıcı diyor ki ben senin sözüne güvenip hanımın altınlarını bozdurdum şimdi benim zararım ne olacak ya da işte diyor ki senin sözüne inanıp bankadan kredi çektim zararımı kim karşılayacak vs bunun gibi sebepler söylerse illa benim zararımı karşıla diye ısrar ederse ne yapardınız? Böyle durumlarda taraflar nasıl orta yolu buluyorlar?
+1
atcapar
(21.05.26)
O yüzdenn satıcı vazgeçerse kaporayı 1 kat ilavesi ile iade ediyor. Yazılı bir kural değil, ama raconu böyle işliyor genelde.
+6
koskoca kirpi
(21.05.26)
Evlilik işlerinde; sözlenirken herhangi bir evrak imzalanmamasına rağmen sözden vazgeçilirse, vazgeçen taraf yapılan masrafları karşılamak durumunda kalıyor, hem maddi hem manevi. Yasal olarak karşılığı var dava açılabiliyor yani. “Sözleşme”ler sadece evrak/imzayla dönen bir şey değil sözlü olarak söylemek bile sizi yükümlülük altına sokuyor. Tabii bu durumda kanıtlamak daha zor.

Bu durumda da aynı durum geçerlidir sanırım. Yazışmalar, banka işlemleri, tanıklar vs. bu sözleşmeye kanıt olabilir.

Bu iki durumu da değerlendiren mahkeme tabii. Sözden dönen kişi kesin olarak tazminat öder diye bir şey yok ama dava açılırsa ödemesi fazlasıyla olası.

Ekstra kapora vermek ya da gönlü alacak miktarlar vermek, yasal olarak bu sözleşmeden dönme yükümlülüğünü kaldırabilir. Ekstra kaporayı karşı tarafa gönderirken açıklamaya sebebini açıklayan yazı yazmak, bu mahkeme süreçlerinde lehinize olur, tabii karşı taraf bunu biliyorsa :)
+1
substituent
(21.05.26)
Bence kapora alıcının satışı bağlaması kadar satıcının da caymasını önlemek amacıyla olmalı. Nasıl ki "Ben vazgeçtim almaktan" diyince kapora satıcıda kalıyorsa; satıcının vazgeçtiği durumlarda da alıcıya kapora ödenmeli.

Tabi bu işler satışın başında yazıya dökülüp yasal zemine oturtulmalı. Yoksa racon, yol, yordam onu gerektirse dahi (sözünün, anlaşmanın arkasında durmak aslında) sözlü durumlarda fırsatı olan cayıyor. Genelde de satıcılar bu gibi durumlarda herhangi bir sorumluluk almıyorlar pek zaten, umursamıyorlar.

Ne olabilir derseniz bence yapılması gereken anlaşmayı bozan tarafın diğer tarafın zararını karşılamasıdır. Farzedelim adam 10 cumhuriyet altını bozdurdu, onun yerine konması gerekli bence ama zararlı tarafın da çok net şekilde bu durumu belgeleyebilmesi lazım. İşin sonu düzgün iş âhlakına kalıyor bence. O da yorumlardan gördüğümüz üzere her insanda olmuyor belli ki...
+1
burka
(22.05.26)
@koskoca kirpi +1

Kapora iki taraf için de bağlayıcıdır. Kim vazgeçerse kapora miktarı kadar karşı tarafa ödeme yapmalıdır. Ben ev alırken kurumsal bir emlakçı ile kapora verirken ön sözleşme imzalamıştık (cayma akçesi). Böyle bir madde o sözleşmede de vardı.
+2
but that was just a dream
(22.05.26)
ahlaken söz verildiyse tutulur. ama olabilecek şeyler bunlar. genelde karşı tarafın mağduriyeti biraz giderilmelide 10 çeyrek altını falan geri ver falan. gereksiz ahlak kasmaya gerek yok. olması gereken verilen sözün tutulması eğer tutulmuyorsa karşı tarafın gönlüde alınır.yok kredinin faizini öde 10 çeyrek altın al. mal ne kadar zaten ya.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
orta yolu bulamayacağınızı düşünerek hareket etmek lazım. altın bozma örneği üzerinden devam edelim. araç satışını, altınları bozduracağınız kuyumcunuza en yakın noterde yapacaksınız. satıcı notere gelecek. ondan sonra altınları bozup parayı hemen gönderip arabayı hemen alacaksınız. bu dediğimde de %100 kesinlik yok, ama biraz daha garanti gibi.
0
co2s2
(22.05.26)
Sağlam bir avukat birşeyler yapabilir mi bilmem danışmak lazım ama ben olsam yedi sülalesini içeren bir konuşma yapıp en azından içimi rahatlatırdım.
0
kimlanbu
(22.05.26)
@thetruenorthstrongandfree2'ye katılıyorum çoğunlukla. şöyle bir durum var. elinizde altın ve gümüş var. araba almak için altını sattınız. satıcı vazgeçti, o arada altın çıktı para kaybettiniz.. ama aynı zamanda gümüş de düştü. satıcı şunu derse ne diyeceksiniz?

"bilader sen de gümüşünü satsaydın, bana sorsan altının yükseleceğini gümüşün düşeceğini söylerdim. sen bu işlerden anlamıyorsun diye neden ben sana para vereyim?"
0
co2s2
(23.05.26)
@co2s2

Evet, bunu söyleme hakkınız var. Hakim bu savunmayı gayet makul bulabilir ve tazminatı gümüş üzerinden hesaplayabilir.

Mahkeme bu yüzden var zaten. Bu işlerin hukuki boyutu var, bu işlerde nasıl oluyor bilmiyorum ama sözlenmede çok fazla örneği var.
0
substituent
(23.05.26)
(9)

Sık arıza çıkaran araç ne demek?

ya ben lan neyse
eskiler başta olmak üzere "bu araç seni sanayiden çıkarmaz." denilen arabalar ne sıklıkta sanayiye gidiyor?her 100 km'de 1 mi, her çalıştığında mı? her 5. vitese geçtiğinde mi?ehliyetim var ama daha önce hiç arabam olmadı. kurs dışında da tecrübem yok. şu kriteri bir öğreneyim belki arızası bol arac
eskiler başta olmak üzere "bu araç seni sanayiden çıkarmaz." denilen arabalar ne sıklıkta sanayiye gidiyor?

her 100 km'de 1 mi, her çalıştığında mı? her 5. vitese geçtiğinde mi?

ehliyetim var ama daha önce hiç arabam olmadı. kurs dışında da tecrübem yok. şu kriteri bir öğreneyim belki arızası bol araca da razı olurum. çünkü gerçekten çok ama çok pahalı arabalar.

teşekkürler.
0
ya ben lan neyse
(21.05.26)
100km’de bi değil tabi. Ama orada kilit nokta sanayiye gitme gelme değil rahatsız edecek bişeylerin sürekli çıkması. Kendi eski aracımdan örnekle anlatayım, hem eski hem km’si çoktu;

Şanzımanda sorun vardı haftalarca stres yaşattı sanki her an yolda bırakacak gibiydi, sonra öyle de oldu 2 gün dükkan gezdim 60-70k masraflar havada uçuyordu en son temiz bi usta olum basit bişeyi gitmiş deyip 3k’ya halletti. Onu kurtardım sonra şanzıman d’ye alınca sert vuruntu yapıyordu aylarca o can sıktı. Bir kaç hafta sonra motor arıza ışığı yandı ne olduğunu bulamadık, sonra conta yanığı oldu 25 liralık olduk bir kaç haftam rezil oldu. O bitti 2-3 ay sonra oksijen sensörü başa bela oldu. Arada bir de hava çeken hortum yırtıldı. Onu fark edene kadar araç aşırı bağırıyordu yine motor gidiyordu diyordum. Hepsini ülkenin en iyi ustasının eline verip baba komple temize çek desen 30-40 kağıda en baştan hallederdi mesela ama sürekli başka yerlerde başka zamanlarda arıza veriyordu. Bir kere gönül rahatlığıyla bişey olmadan bi uyarı vermez demeden süremedim. Her an tetikteydim ve aşırı yorucuydu. Dediğim gibi vurdumduymaz biri olsam sanayide 4-5 farklı usta arkadaşım dostum olsa dert değildi belki ama sürekli sanayiye gittim sürekli stres panik endişe. Kaç kere keşke almasaydım dedim ve sonra kurtuldum bıraktım aracı.
+1
avatar is back
(21.05.26)
Cok ariza cikaran pejo 207 kullandım. 30 bin km ve 2 yil falandir toplam.

Bir kere arac yag yakiyormus zaten, arastirinca kronik olduğunu öğrendim. Cozumu rektifiyeydi yani değmeyecek kadar pahaliydi, ara sira yag ekleyerek idare ettim.

Butun sogutma sistemi peyderpey bozuldu. Baktim su eksiliyor, test yaptik, termostattan cikti, değiştik, sonra su tankından basladi, sonra baska bir yerden.

Bir kez uzun yol yaptim baya 2500 km falan sinirda 8 saat beklemeli vs, arac yag uyarisi vermeye başladı. Bilmediğim bir ülkede çözmeye ugrastik sonra sensörün sorunlu olduğu kanaatine vardik, sonra kendi kendine duzeldi.

Gene bir ara hararet uyarısı verdi ve o da sensörlerden cikti.

Bir ara yag bobinlerin oralarda bir yerlere girdiydi, hepsi değişmeli dedi usta ama salladim hic de birsey olmadi.

2010 model aracta butun bu maceralar yaşandı. Cok daha eski birkac japon arabasi kullandim, onlarda neredeyse hiç sürpriz problem cikmadi. Tabii gene onlarin da bakimsizi kötü olabilir. Peşin pesin japon diye güvenilmez.
0
mbond
(21.05.26)
benim icin sik arizanin karsiligi direk bmw.

farkli modelleri 7-8 sene kullandim. naparsan yap 6 ayda bir servistesin, istedigin kadar iyi bak, km dusuk olsun, kazasi olmasin, 6 ayda bir isik yakar. isik yakmasa su kacirir. su kacirmasa yag akitir. hep elinin ustunde olmasi lazim. servisten ciktigin hafta yolda kalabilirsin.

ama iste namussuz, gaza basinca butun sikintilarini unutturur.. zaten oyle olmasa coktan batarlardi herhalde.
0
cooperr
(22.05.26)
ne kadar az özellik, o kadar az sorun.
0
designer
(22.05.26)
arızası bol olmayan ucuz araçlar da var. piyasası yok diye ucuza giden araçlar sadece tutuluyor kolay alınıp satılıyor diye fiyatı şişirilen daha eski daha yıpranmış araçlardan daha iyi bence.

her şey bi arada olmuyor sadece. senin önceliklerin önemli.
mesela genel olarak turbo dizel daha az yakar, atmosferik benzinli daha az sıkıntı çıkarır arızaları da daha düşük maliyetli olur.
piyasası hızlı araçlar daha pahalı veya yüksek km olur, fiat vs. almak istersen markasına para verirsin, piyasası olmayan araç aynı fiyatlara sana daha çok şey sunar.

piyasası var, çok yaşlı değil, çok yüksek km değil, az yakıyor, az arıza çıkarıyor, e bu araç pahalı oluyor tabi.
şimdi ucuzlatmak için nelerden taviz vereceksin? ben marka bilinirliğinden ve yakıt tüketiminden taviz verdim fiyatına göre düşük kmde ve genç sayılacak atmosferik benzinli araç aldım. 213k km'de 235k tl'ye 2010 model. memnunum...

sen bilmediğim marka almam dersin, daha eski veya yüksek km araç alırsın. veya her şey idare eder görünüyordur ama bilinen masraf açabilecek sık karşılaşılan arızası vardır o modelin ondan ucuz gidiyordur... parçası zor bulunuyordur vs.

az bilinen araçların çoğuna yönelik bu parçası bulunmaz ön yargısı var direkt mesela. kiminde haklı kiminde haksız. aslında parça sorunu olmasa da o bulunmaz algısı varsa direkt piyasasını etkiliyor.

ha sıfır problem mi? hayır. ufak tefek sorunlar tabiki var 16 yaşında araçta.
trim sesi var, zrotlar sıkıntılı, akü ölüydü, hortumlar eskimiş geçen üst radyatör hortumundan kaçak oldu, klima soğutmuyor(umarım sadece gazı eksiktir :D) arka cam rezistansının bazı sıraları ısınmıyor, dikiz aynalarının ısıtması çalışmıyor, oksijen sensöründen arıza kodu var ışık yakıyor. ama işte arıza var arıza var... bunların hiçbiri aracı kullanıma engel büyük sıkıntı değil, bi hortumu hemen değiştirmek gerekti öyle kullanılmazdı gerisi can sıkar ama yolda bırakmaz. 7 aydır günlük kullanıyorum. ustalara güvenmediğimden aylardır sorunlarıyla idare ediyorum, muayene öncesi şehir dışında komple baktıracağım genel bi toparlanacak bakalım... temmuzda muayenesi bitiyor, bu ay sonu veya haziran içinde halledilir. motoru mekaniği sorunsuz aracın.

burada ben birkaç sorununu anlatıp sorunca kendim çözmeye çalışınca bir sürü yorum geldi "sat kurtul" vs. yazan. yok abicim ben gayet memnunum. sıfır araç almıyoruz illaki problem olacak. böyle ufak can sıkan problemlere ben ok'im. geçiştirebilir erteleyebilir kendim çözebilir veya diğer olası büyük problemlere göre düşük maliyetle yaptırabilirim. hiçbiri deal breaker değil benim için. satsam yerine alabileceğim sıfır sorunlu araç mı var bu fiyata? kurtuldum tamam e ne alacağım şimdi? ona cevap yok sat diyenlerden :D

az özellik az sorun+1, basit sistem iyidir. o yüzden işçilik fiyatları ve kalitesine bakınca ben varsın biraz daha çok yaksın sanayide masraf edeceğime yakıta veririm dedim. ki lpgli olduğundan oradan kaybım da az. ha lpg de sorun ihtimalini arttırıyor mu? evet. ama demir bloklu atmosferik çelik sübaplı araçta risk yine güncel turbo benzinlilerden düşük.
turbolu küçük motorlu modern araç alsam yakıt tasarrufunu ustaların eline sayacağım :D ne anlamı kaldı? o tip araçları sıfır alan alır kullanır tasarrufundan konforundan faydalanır sonraki sahipleri sıkıntılarıyla boğuşur.
0
konetsu
(22.05.26)
mesela bir markanın bir modeli diğer modellere göre daha sık sorun çıkarır o araç o gruba girer. araç lpglidir bakımları düzgün değildir, araç bakım süreçleri düzgün takip edilmemesi arızaları geçiştirilmişse her araç sürekli sorun yaratabilir. mesela bir tanıdığım togg aldı ve aldığı gibi araç arıza ışığı yaktı. yani kronik sıkıntılı araç böyle oluyor.
0
mikahakkinen
(22.05.26)
Periyodik gibi düşünmeyin; mesela giyinmiş süslenmiş bir yere yetişiyorken yolda bırakabilir gibi düşünün.
0
lil siztah
(22.05.26)
çok eski olmayan bir arabayla, periyodik bakımlar haricinde her yıl en az bir kere tamirciye gidiyorsanız bu sık arıza çıkartmaktır bence. (kaza vs bahsetmiyorum)

yılda bir tamirciye gitmekten ne olur demeyin. arabadan anlamıyorsanız zaten ayvayı yediniz.

1- araba bozulmak için sizin bol bol boş vaktinizin olduğu zaman bozulmayacak. tam bir yere yetişmeniz gerekirken, arabada sıkıntı çıkacak. "bu araba şu anda beni oraya götürmüyorsa, neden aldım bu arabayı?" diyeceksiniz.
2- tamirciye gittiğinizde bazen yarım gün, bazen 15 gün araba kalıyor orada. bazen sağdan soldan parça gelmesi gerekiyor boş boş bekliyorsunuz.
3- tamirciye gittiğinizde ödediğiniz paranın haddi hesabı olmuyor. tamirci ne kadar dürüst, ahlaklı olursa olsun, araba tamiri pahalı bir şey.
0
co2s2
(22.05.26)
Bolca 20+ yaşında araba kullandım arıza örnekleri vereyim...

1) Giderken su hortumu patlar yolda kalırsın

2) Sarj dinamosu gider yol uzunsa ve akşam vaktiyse kesin yolda kalırsın

3) Marş motoru gider gene yolda kalırsın

4) kayış, kasnak, su pompası gider gene yolda kalırsın

5) debriyaj teli kopar gene yolda kalırsın

6) saçma bir sensör arıza verir, bulamazlarz abuk subuk alakasız parçaları değiştirip dururlar, ya yolda kalırsın ya performans kaybı yaşarsın

7) elektrik tesisatı sıkıntılıdır, bir kopuk veya bazen temassızlık yapan kablo yüzünden yolda kalırsın

8) arızalı veya bypass edilmiş sensör yüzünden düşük yağ basıncı, hararet, düşük su seviyesi gibi kritik uyarılar çalışmaz motoru kucağına alırsın

9) yakıt hattı eskidir, özellikle benzinli bir araçsa herhangi ufak bir kaçak = facia

10) kronik problemi olan bir araçtır ve aldığında ciddi masraf edip değiştirmen gereken parçalar vardır, değiştirmezsin araba kadar masraf çıkar. Yan sanayi parça takmışlardır rastgele bir zamanda büyük sıkıntı çıkarır.

Bütün bunlar bazen çok sık aralıklarla yaşanır araba size biner tabiri caizse.
+1
kimlanbu
(23.05.26)
(16)

uluslararasi bir etkinlikte siyaset

sanxis
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden
5 kitadan yaklasik 1000 kisinin katildigi bir dans etkinligi var. birisi bu etkinlige yakasinda filistin bayragi rozetiyle geliyor. baska biri bunu gorup rahatsiz oluyor (organizatorun iddiasina gore, etkinlik kurallarini ihlal ettigi gerekcesiyle) organizatore sikayet ediyor. organizator bu kisiden, etkinlik kurallarina aykiri oldugu gerekcesiyle rozetini cikarmasini istiyor. katilimci rozeti cikarmayi reddediyor, salondaki bin kisiden hangisinin uzerinde dini ya da siyasi sembol olup olmadigini bilemeyeceklerini, bu tavrin sadece filistin meselesiyle ilgili oldugunu dusundugunu soyluyor. tartisma buyuyor, sesler yukseliyor. katilimci herkesin icinde organizatore bagirarak "soykirim destekcisi" gibi ithamlarda bulunuyor. bunun uzerine katilimcidan salonu terk etmesini istiyorlar, 10 dk suren bir itis kakis sonunda ucretini iade edip salondan cikartiyorlar.

katilimcinin iddialari: salonda dini ve siyasi sembol sayilabilecek baska bir cok unsur tasiyan kisi olmasi cok muhtemel (taki, tisort, dovme vb), etkinligi tum bunlardan arindirmaya calismak gercekci degil, dogru da degil. bana karsi sergilenen tavrin sebebi filistin meselesiyle ilgili bazi katilimcilarin rahatsizligi ve organizatorun catismadan kacinma istegidir. "amacimiz insanlarin bayraklarini ve kimliklerini kapida birakip burada birbirlerini kucaklamasidir" diyerek aslinda farkliliklarimizi kapida birakmamizi, cunku bazi farkliliklara hosgoru gostermeyebileceklerini ifade etmis oluyorlar.

organizatorun iddialari: bu etkinligi 15 yildir duzenliyorum ve hicbir zaman politik bir rengi olmadi. kisisel olarak filistin halkinin yaninda olsam da, etkinlikte bir rozete izin verirsem hepsine izin vermem lazim ama 5 kitadan insanin geldigi bir etkinlikte bu bircok soruna yol acabilir. katilimcidan rozeti cikarmasini kibarca rica ettim ama sebeplerini aciklamama bile izin vermeden bana hakaret etmeye basladi. etkinlikten cikarilma sebebi rozet degildi, bana bagirdigi ve hakaret ettigi icin etkinlikten atildi.

sizce kim hakli?
0
sanxis
(21.05.26)
Katılımcı filistinli ise haklı yoksa haksız. Filistin vatandaşı kendi rozetini pek tabii taşıyabilir. Siyasi amaç içermez ülkesini temsilen orada. İsrail vatandaşı da taşıyabilir.
Ancak bir Türk filistin rozetiyle katılırsa siyasi propagandadır. ABD'de siyonist biri İsrail rozetiyle katılabilir.
0
croswell
(21.05.26)
organizatör daha haklı.
başkalarında başka semboller de olabilir ama gündemdeki bir konu olması sebebiyle filistin rozetinin tetikleyici bulunması olasılığı daha yüksek haliyle. katılımcının yerinde ben olsaydım, bir duruş segilemek istiyorsam rozeti çıkarmaz ve etkinliği terk ederdim.
organizatöre bağırması falan tatsız ve gereksiz bir şov olmuş.
0
lil siztah
(21.05.26)
bence etkinlik sahibi haksız. en başta şikayet edilmeye geldiğinde kişilerin üstündeki rozet gibi küçük bir sembole karışamayacağını, aynı şekilde israil rozetine de karışamayacağını, çok büyük bayrak açmak, tahrik edici ve organizaysonu bozucu hareketler dışında insanları takılarından dolayı uyaramayacağını söylemeli ve geri püskürtmeliydi. olayı büyüten kendisi olmuş. o zaman iki tarafı da dışarı çıkaracaksın.
+3
awlmi
(21.05.26)
Katilimci hakli, neyi nereye kadar kontrol edeceksin. Biri atiyorum hacli kolye falan taksa, ya da garip bir dovmesi olsa onu da mi cikaracaklar. Tabii bu isler siyah-beyaz ayrilamiyor. Mesela nazi simgesi tasisa ne olacakti, o zaman organizator kesin hakli diyecektik falan filan.
+1
mbond
(21.05.26)
iki tarafın da haklı olduğu konular var.

Organizatörün burada siyaset istemiyoruz argümanı pratikte uygulanamaz. Salonda muhtemelen haç kolye takan, ülkesinin bayrağını taşıyan dövmesi olan, ukrayna renklerinde bileklik takan ya da LGBT+ sembolü taşıyan birileri vardır. burada arkadaş haklı.

organizatör açısından bakacak olursak o saat aralığında mekanın ve etkinliğin sahibi organizatör. Ağa o. 15 yıldır bu işi yapan birinin, 5 kıtadan gelen insanları güvenli ve steril bir alanda tutma çabası anlaşılabilir. Eğer Filistin rozetine izin verilirse, ertesi gün İsrail, Tayvan, Ukrayna veya Rusya sembolleriyle gelecek insanların yaratacağı kaosu öngörmüş ve bunu engellemek istemiş olabilir.

Ha organizatörün ; onu rozet yüzünden değil, hakaret ettiği için attım savunması hukuken ve usulen doğrudur. Hiçbir organizasyon, yöneticisine herkesin içinde 'soykırım destekçisi' diye bağıran bir müşteriyi içeride tutmak zorunda değildir. Parasını iade edip dışarı çıkarmak en doğal hakkıdır.
0
galahad reloaded
(21.05.26)
Organizatörler , uluslararası alanda çalışan faaliyet gösteren firmalar vs. siyonistin ayağına basmamayı tercih ederler. Çünkü para, pazar, yatırım onlarda.
Türkiye'de dahil bütün dünyada sanattan spora , siyasete iş dünyasında, ekonomide eğitimde hatta bilim / felsefe yönüyle öne çıkan ortamlar gibi belli kesimlerde siyonistin belirli büyük bir tekeli vardır.
Dünyada tanınmış bir çok ödül törenlerinde bile siyonist yanlıları yine kendileri gibi siyonist yanlılarına akademik , sanat vs. adı altında ödül verirler.

Nobel barış ödülü :) derler bazen. Sürekli savaş çıkaran sağa sola saldıran siyoniste laf edebilen var mı ? yok .

Neyse konu uzadı . Cevabı basit o organizatörün faaliyet gösterdiği alanlar ve sosyal medya paylaşımlarına bakıldığında , neyin karşısında sustuğu, neyin tarafında olduğu da anlaşılır.
5 kıtadan 1000 geliyor ve sorun da bir kişinin üstüne taktığı rozet oluyor.
Ama orada belki yüzlerce kişinin zihninde asılı duran siyonist bayrağı dışarıdan görünmediği için bir sorun yok demek.
ABD de bile görüldü Filistin yanlısı üniversite görevlilerinin ne derece mobbing vs siyasi baskılara maruz kaldığı.

Bu arada Netenyahu istediğini hala alamadı . Kazanmak , arkada ABD olmasına rağmen sürekli öldürmekle ele geçen bir şey de değil .
0
diyecevaplandı
(21.05.26)
etkinliğin ortasında durup dururken slogan atmıyorsa siyaset yapmıyor. isteyen filistin bayrağının rozetini takar, isteyen maga yazılı tshirt giyer, isteyen domuz poposu desenli şapka takar, kimseye bi zararı yok, müdahale edilemez. tetiklemekse sorun herkes her şeyden tetiklenebilir, onların sorunu.
0
mezzosprite
(21.05.26)
Organizatör haklı, kural varsa herkes uymalı.
0
ekimoloji
(21.05.26)
diyecevaplandı+1

Organizatör belli ki pragmatist düşünüyor, 3 günlük etkinlik kazasız belasız aksamadan geçip bitsin şeklinde. Bu yüzden biz burada siyaset istemiyoruz gibi steril ve ortayolcu bir duruş, egemenin yanında hizalanmak demektir, hiç siyaset olmasın dediğin, egemenin ağzının tadı kaçmasın diye düşünüp, otokontrolünü uyguladığın yerde tarafını seçmiş oluyorsun. Buna cevap hangi politik kampta olduğuna göre değişir.
+2
grimavi
(21.05.26)
Katilimci hakli ve argumani cok dogru.

@croswell ne alakasi var, filistin'i desteklemek icin filistin vatandasi mi olmak gerek?
+1
baldur2
(21.05.26)
Hakim ideoloji tarafından soykırıma uğratılan bir halkın yanında duran ve sesini çıkaran herkes haklıdır. "x'te siyaset istemiyoruz" diyen herkes 7 Ekim'de İsrail'e destek kampanyaları yaptı. Aynı kişiler Rusya-Ukrayna savaşında Rus'ları bilimsel kongrelerden bile banladı. Aynı şey İsrail vatandaşları için talep edildiğinde "siyasete karışmıyoruz" oluyor. Bu ikiyüzlülük bu kadar görünür haldeyken hiçbir organizatör, kimsenin yakasındaki rozete, omzundaki kefiyyeye karışamaz. Organizatör haksız, katılımcı haklı ve argümanları yerinde. Keşke arbedeyi büyütüp etkinliği yapılamaz hale getirseydi.
+2
evrim halkasi
(21.05.26)
Organizatör haklı, o kadar insan bir etkinlik için toplanmış, farklı iki kutupta insanlar olabilir ve amaç dünya görüşünden bağımsız olarak birlikte eğlenebilmek.

Karşı görüşe sahip birisini tahrik edecek bir sembol takıyorsan sonuçlarına katlanırsın.
-1
kimlanbu
(21.05.26)
öyle kültür sanat etkinliği olmaz bir kere.

hayattaki her şey siyasidir. siyaset insanın nasıl yönetildiğini sorgulaması, gerektiğinde bu yönetici erk'in oluşturduğu yanlışlara mağduriyetlere ve haksızlıklara tepki gösterip ses çıkarmasıdır.

bu saydıklarım kültür sanat etkinliklerinin de önemli bir tarafını oluşturur. e film festivallerini düşünün, gırla siyasi film belgesel vs kaynar. müzik festivallerinde bile ne gruplar çıkıyor sözler full siyasi.

yani şu "sanata siyaset karıştırmayın" cehaleti bir bizim toplumda var. aksine sanatın kendisi zaten bir başkaldırı, siyasetin kendisidir.

kaldı ki burada bahsedilen çetnik selamı, gamalı haç vs gibi bir tarafı gerçekten provoke edeni aşağılayan, taciz eden bir gösteri de değil. bayrak, filistin bayrağı. minicik bir rozet.

aşırı sıkıntılı bir durum. bence gerçek sanatçılar, bu katılımcının engellenmesi yüzünden bu organizsyonu protesto ederlerdi. tabii artık bütün dünya youtuber, fon, clickbait üzerinden yürüdüğü için benim hayalim bir ütopya..
+3
makbur
(21.05.26)
Bagiris, itham ve kargasa hos olmamis. Katilimci burada haksiz. Organizator ise Yahudi'den gelen sikayeti yoksaydiginda organizasyonun ardindan sahsina gelecek tepkilerden korkuyor, belki isinin bozulacagindan ya da seneye ayni organizasyonu yapamayacagindan cekiniyor ve rozet konusunda kaypak davranmis.
-1
osssy
(21.05.26)
Katılımcı her şekilde haklı. Organizatör katile katil, soykırımcıya soykırımcı demekten aciz bir zavallıymış.

Filistin meselesinin siyasi olduğunu düşünen ve iddia eden herkes benim nazarımda zavallıdır.
0
10551037
(22.05.26)
Bir ülkenin bayrağı siyasi simge sayılamaz.

İnsanlar ülkelerinin egemenlik simgesini özgürce taşımakta haklılar. Başka bir ülkenin bayrağından rahatsız olan, sorunu kendinde aramalı.

Amerikan bayrağı rozeti için Irak'ta yaptığı soykırım dolayısıyla tepki gösterilse, aynı reaksiyonu verebilecek mi?

Organizatör net haksız.
0
babilfish
(22.05.26)
(5)

Kulak çınlaması?

denizciman
3 aylık işsizlik ertesi bir fabrikada işe girdim. 2 gün tıkaç takmadım 3. Gün akşamı çınlama ve makine sesi benzeri ses duymaya başladım gece. Yaklaşık 10 gün oluyor, doktora da gittim Vasoserc ve d-colefor verdi.Şimdi tıkaç da takıyorum ama korkuyorum da kalıcı mı bu durum diye. Doktor iyileşir gib
3 aylık işsizlik ertesi bir fabrikada işe girdim. 2 gün tıkaç takmadım 3. Gün akşamı çınlama ve makine sesi benzeri ses duymaya başladım gece. Yaklaşık 10 gün oluyor, doktora da gittim Vasoserc ve d-colefor verdi.
Şimdi tıkaç da takıyorum ama korkuyorum da kalıcı mı bu durum diye. Doktor iyileşir gibi konuştu ama ne bileyim. Başına gelen var mı
0
denizciman
(21.05.26)
1 hafta aralıksız çınladı kulağım. öyle yavaş yavaş azalarak değil birdenbire pat diye bitti. o an yaşadığım duyguyu tarif edemem. disko gibi bir yerde 6-7 saat dev kolonun dibinde kalmıştım.
0
ground
(21.05.26)
İşim gereği olabilecek en gürültülü yerlerde çalışıyorum, 3m Peltor Optime3 kulaklık kullanıyorum, kesinlikle daha aşağısını önermem.

Geçici bir durum, endişeye gerek yok ama tıkaçları önermem, hem yeterli değil hem de sağlıklı değil
+1
kimlanbu
(21.05.26)
yüksek ses sebebiyle maruz kalınan genelde geçici oluyor.
benim ayarsız bir konserde başıma geldi (bkz: testament jj konserinde işitme kaybına uğrayanlar); ama benimki toplamda 2-3 saat maruziyet sebebiyle ve çınlamadan çok işitme kaybı şeklindeydi. 4-5 gün içinde yavaşça düzeldi ama ne korktuğumu ben bilirim..
kulak işi şakaya gelmez. hele ki uzun saatler maruz kalıyorsanız, tıkaç+kafa üstü kulaklık şart. geçmiş olsun.
+1
lil siztah
(21.05.26)
doktor değilim, doktorunuz daha doğrusunu biliyordur tabii ki. sadece bilgi olarak söyliyim benzer bir şikayeti olan arkadaşıma doktoru kortizollu bir ilaç vermişti. 2 güne geçmişti.
+1
awlmi
(21.05.26)
Önlem olarak ben de kulaküstü kapatan kulaklıklardan istedim.inşallah ayarlayacaklar, ya kendim alacağım. Tedavi olarak yapay zeka da kortizondan bahsetmişti,ama KBB bunları yazdı,bilemiyorum. İnşallah geçer şu bayram tatilinde.en sessiz yerlerde kötü oluyor valla aynı sesi duymak.
0
🌸denizciman
(21.05.26)
(5)

Wi-Fi Extender Zamanla Performansı Düşer Mi?

bay b
Ne zaman aldığımı bile bulamadım son 1 aydır falan genişletilen ağla normal ağ arasındaki hız ve performans farkı dağlar kadar. Yeni extender önerisi olan var mı? Modem salonda evde L şeklide bir koridor var ben L'nin diğer ucunda çalışıyorum, iyi bir extender'a ihtiyacım var. Extender L'nin tam köş
Ne zaman aldığımı bile bulamadım son 1 aydır falan genişletilen ağla normal ağ arasındaki hız ve performans farkı dağlar kadar. Yeni extender önerisi olan var mı? Modem salonda evde L şeklide bir koridor var ben L'nin diğer ucunda çalışıyorum, iyi bir extender'a ihtiyacım var. Extender L'nin tam köşesinde duruyor (duracak) modemin tam karşısında.
0
bay b
(20.05.26)
herhangi bir mesh sistem işini görür
0
gercekdunya
(20.05.26)
performansı düşebilir ama bu fiziksel olarak donanımdan değil genelde parazitten, kullanılan bandın/kanalın kalabalık oluşundan olur.

mesh +1
fakat herhangi bir mesh almayın, Deco serisi iyidir. Sinyal güçlendirici almayın, bir kez düzgün bir mesh kurun yıllarca rahat edin. Bant/kanal işini o kendisi halleder.
0
orient blue
(20.05.26)
mesh'i duymuştum ama şu an hiçbir bilgim yok, bir araştırayım bakalım. 50mbit bağlantı modemde 100 alıyorum extenderda 10 falan alıyorum hızı o kadar fark var öyle söyleyim.
0
🌸bay b
(20.05.26)
Mesh li extenderlarda var, bende tp link ext. kullanıyorum meshsiz olduğu için uzaktakine bağlı kalıp 1 çubukta düşük hız veriyor, yakın olana geçmiyor. benimkinin üzerinde çekim gücü çucukları var 3 tam çizgi ideal konum demek , hızda azalma olmuyor bu şekilde ..yakın olmaması gerek extenderın ana modeme diye biliyorum.
0
eja
(20.05.26)
Yorumlar çok basit kalmış. Deco diyen olmuş ama binbir tane modeli var, misal Deco E4 tam bir çöp iken deco XE75 tam bir canavar.

Evdeki mevcut hızınıza göre seçim yapmanız lazım, deco alırsanız S7 altında bir model almayın, yoksa lan portu 100mbps desteklediği için evde 1.000mbps hız olsa bile cücük kadar hızınız olur. ana deco kabloyla modeme girilecek, dağıtım yapacak deco mümkünse çok kenarda köşede kalmayacak. Sizin durumunuzda bir deco modem yanına diğeri de koridora gelirse 2 tane kullanıp sorunu çözersiniz
+2
kimlanbu
(21.05.26)
(6)

Bu borç kapanır mı

zetina dikis makinesi
Sorumsuz harcamalar yapan, içerde dışarda devamlı içen saçma sapan alışverişler yapan bir arkadaşın 1 milyona yakın kart borcu birikmiş ve bana bi 150-200 bin ateşleyebilir misin diyor. Bu paranın hiç bi skime derman olmayacağını düşünüyorum. Bankalar muhtemelen peşinde, temerrüt filan olası. Kendis
Sorumsuz harcamalar yapan, içerde dışarda devamlı içen saçma sapan alışverişler yapan bir arkadaşın 1 milyona yakın kart borcu birikmiş ve bana bi 150-200 bin ateşleyebilir misin diyor. Bu paranın hiç bi skime derman olmayacağını düşünüyorum. Bankalar muhtemelen peşinde, temerrüt filan olası. Kendisinde de içiş ve harcama disiplinini düzeltme hususunda hiç bir emare ve istek yok. Vur dibine diyor

Hiç Kendimi kasıp bu parayı vermeye çalışmayı düşünmüyorum. Sizce ?
📊 Parayı

Bu anket sona erdi. 46 oy kullanıldı.

0
zetina dikis makinesi
(19.05.26)
Keyfin veresiyesi olmaz denir.
Bir başkasinın Keyif sponsoru olmak istiyorsanız verin, yoksa vermeyin
+3
emcekare olmadi einstein olsun bari
(19.05.26)
Böyle birine çok mühim bir konuda bile para gerekse veremem.
Ben de çok kötü harcamalar yapan biriyim mesela ama kimseden borç istemeden kendimi döndürmeye çalışıyorum birçok şeyden feragat ediyorum.

Bu kadar borcun içinde böyle bir miktar istiyorsa birkaç gün bir yerlere kaçmak istiyordur ona ayıracak parası yoktur bu yüzden istiyordur. Hiç gerek yok diye düşünürdüm ben.
+2
mutekebbir
(19.05.26)
gidin bir ihtiyaç sahibine bağış yapın, ancak bu arkadaşa kesinlikle vermeyin.
borç değil, hesapları/kartları patladığı için keyfine sponsor arıyordur +1
+2
lil siztah
(19.05.26)
Prensip gereği borç vermiyorum artık, akrabaya verdiğim bir hafta sonra öderim dediği 3000$ üzerinden 1.5sene geçti, hala ses seda yok.

Bana ne milletin borcundan...
0
kimlanbu
(19.05.26)
verme derim.
en son yakin bir arkadasa $5000 verdim, 3 ayda veririm dedi 3 sene oldu, ses yok.
bu arada benim paraya ihtiyacim oldu birkac kere istedim, abi durumum musait diyor salliyor.
0
cooperr
(19.05.26)
Birine gidince üzülmeyeceğiniz miktardan fazla borç vermeyin. Temel ilke budur. 3binse 3bin, 30binse 30 bin, 300 binse 300bin.


.
+2
kartallar yuksek ucar
(19.05.26)
(5)

Pegasus el bagajina ne Kadar dikkat ediyor?

14
Sabiha'dan bir avrupa sehrine ucusum var yarin Pegasusla. Malum en ucuz bilet sadece ufak canta (personal item) iceriyor. Benim sirt cantam normal sirt cantasi boyutunda - her turlu koltugun altina sigar herhalde ama boyut buyuk. Baska bir sey yok. Bunu kapida sorun ediyorlar mi?
Sabiha'dan bir avrupa sehrine ucusum var yarin Pegasusla. Malum en ucuz bilet sadece ufak canta (personal item) iceriyor. Benim sirt cantam normal sirt cantasi boyutunda - her turlu koltugun altina sigar herhalde ama boyut buyuk. Baska bir sey yok. Bunu kapida sorun ediyorlar mi?
0
14
(18.05.26)
Defalarca girdim sorun olmadı.
0
topkapiaksaray
(18.05.26)
Cumartesi benim de yurt dışı uçuşum olacak. Çanta esnek ama ölçülerin dışında kalıyor. Uçuştan sonra bilgilendirir misiniz?
0
ne demezsin
(19.05.26)
Pegasus çok etmiyor da dönüş uçuşunda diğer havalimanı aşırı ediyor ya.
0
wild honey suckle
(19.05.26)
neredeyse her ay birden fazla kez yurdışına giderken kullanıyorum, 2 seneden fazladır kontrol etmediler, en fazla çok bagaj varsa ücretsiz etiket verip uçak altına aldılar. Ondan öncesinde özellikle yurtdışı ayağında bagajı uygun olmayanlardan veya birden fazla olanlardan 70euro aldılar.

Özet : %90 bir şey olmaz.
0
kimlanbu
(19.05.26)
Sınırın çok üstünde sırt çantası ile gittim. Dusseldorf olsun İstanbul olsun. Umursayan olmadı.
0
ne demezsin
(12.06.26)
(7)

kiracı seçerken neye dikkat ediliyor

xportant
mesafe sebebiyle yalnızca emlakçının tanışabildiği durumlarda kiracı seçerken kriterleriniz var mı? kendi işini yapması ya da bir şirkette çalışıyor olması, memur olması, ya da finteks skoru vs. gibi özellikle dikkat ettiğiniz bir konu var mı? sorum Türkiye’de evini kiralayanlara.
mesafe sebebiyle yalnızca emlakçının tanışabildiği durumlarda kiracı seçerken kriterleriniz var mı? kendi işini yapması ya da bir şirkette çalışıyor olması, memur olması, ya da finteks skoru vs. gibi özellikle dikkat ettiğiniz bir konu var mı? sorum Türkiye’de evini kiralayanlara.
0
xportant
(18.05.26)
Memur olması ya da çok kurumsal bir yerde çalışıyor olması.
-1
ebeş
(18.05.26)
Kiracidan dilim yandigi icin muhtemelen evimi yasalar iyilesmeden tekrar kiraya vermem. Ama verecek olsam memur/kurumsal sirket + findeks raporu + "bu imza benim degil" senaryolarina karsi noterde imzalanmis tahliye taahhutnamesi + memur kefil isterim.
+1
sertac akin
(18.05.26)
sadece laflara güvenip kiraya vermeyin. memursa memuriyetini kanıtlayan belge isteyin ve kontrol edin. ya da bordro isteyin. esnafsa vergi levhası isteyin. kiracının söylediği her şeyi ispatlamasını isteyin.

sadece laflara güvenip iş yapmayın. örnek veriyorum. evli bir çifte kiraya veriyorsunuz. erkek olanın iyi bir işi var, para kazanıyor, kadın da ev hanımı. son dakikada şu sebepten bu sebepten kira sözleşmesi kadının üzerine olsun dediler. hiç kimse kusura bakmasın, kabul etmeyin. erkek imzalıyorsa sözleşmeyi imzalasın, yoksa boşverin. "ama kocası çok para kazanıyormuş" demeyin, boş yere kadın imzalamıyor o sözleşmeyi.

mevzuat iyi niyetli kiracıyı kötü niyetli ev sahibinden korumak üzere tasarlanmış ancak iyi niyetli ev sahibini kötü niyetli kiracıdan korumuyor. bu konuyla ilgili de yapabileceğiniz tek şey, ilk günden itibaren işleri çok ciddiye almak. örneğin:

1- kira ayın 1'i ile 5'i arasında yatacaksa 6'sında kira neden yatmadı diye WhatsApp mesajı atın, 10'unda ihtar çekin. kiracı bir sözleşme döneminde iki kere temerrüde düşerse (yani kirayı geç yatırırsa) derhal tahliye davası açabiliyorsunuz ancak kirayı geç yatırdığını dekontla kanıtlayamıyorsunuz, ihtar çekmiş olmanız lazım.

2- sakın "ya bu ay şöyle oldu böyle oldu, kirayı 3-5 gün geç yatırsam nasıl olur?" laflarına inanmayın. siz arasınız kiracıyı "ya sevgili kiracım, bu ay ben biraz sıkışığım, kirayı 3-5 gün önden yatırsan nasıl olur?" diye sorduğunuzda kabul ededecek mi?
-1
co2s2
(18.05.26)
Babam çok çekti kiracılardan. Ödeyebilmesinin yanında çıkabilmesi daha önemli bence. O yüzden 3-4 yılda bir tayini çıkacak bir memur, çocuğunun üniversitesi için gelmiş bir aile, düğün altınlarıyla yakın zamanda ev alma ihtimali olan yeni evli bir çift.

Meslekten daha önemlisi bu bence.
0
nickini vermek istemeyen uye
(18.05.26)
mümkün merkebe kiraya vermeyin. boş kalsın.
illede kiraya verilecekse co2s2 güzel anlatmış.
bunların dışında olmazsa olmaz usulüne uygun tahliye taahhütnamesi. evliyse eşinede imzalatılacak.
ayrıca kefil olayında kefilin sorumluluğu sadece ilk kira yılı için geçerli. sonrası için bir sorumluluğu yok.
0
my fault
(18.05.26)
Ödemeyi sorun etme. Zammi sorun etme diyen tipler.
Ödemeyecegi icin zaten böyle ayrintilari önemsemiyor. Fazla kira vereyim yeter ki evi bana ver diyenlere düsünerek yaklasmak lazim.
-1
Purple life
(18.05.26)
Ben de kiracı olarak yazayım. İlk önce mesleğine ve eğitim durumuna bakılır, geliri sorulur, mevcut işinde ne kadar süredir çalıştığına bakılır ki tutarlı birisi mi anlarsınız. Peşinden haline tavrına bakılır, atar gider yapan uyumsuz, agresif biriyse hiç bulaşmazsınız. Mümkünse eski ev sahibinden referans olmasını istersiniz.

Ev sahibime işimi gücümü, gelirimi, önceki ev sahibim ile olan kira artış tutarlarını anlattım. Pandemi dönemi durumu olan bile %25 arkasına saklandığı zamanlarda %100 artışlara tamam dedim. Bu demek değil ki arıza çıkaracağım artışı umursamıyorum, sadece hakkaniyetli olacağımı belirttim. Ev sahibine de uzun seneler oturmak istediğimi belirtip yarın bir gün almanya'dan oğlum geldi, çık kızım oturacak dersen baştan konuşalım sonra sıkıntı çıkmasın diye belirttim.

Benden tahliye taahhütnamesi isteyene de bir şeyler yapıp çay koymasını isterim, keyfi çıkarmak için kullanmayacağının garantisi yok, ben dünya masraf edip ev taşıyacağım sonra 5 ay sonra çık diyebilecek ? Arkadaşımın başına geldi, kiralık eve çıktı, bir kaç ay sonra ev satılacak çık dediler...Kendisine saygısı olan kimse gidip imzalamaz.
+1
kimlanbu
(19.05.26)
(7)

sizce bu durum insanın zeka durumuna dair büyük ölçüde fikir verir mi?

m e b
selam.muhatabınıza aynı anda iki soru soruyorsunuz ama tek bir tanesine cevap veriyor/yazıyor ama diğer soru hiç sorulmamış gibi tepki bile vermiyor. bu hani, "özel bir soru diye cevap vermemiştir" meselesi değil. son derece sıradan dümdüz sorular yani. siz de böyle şeyler yaşıyor ya da yaşatıyor mu
selam.

muhatabınıza aynı anda iki soru soruyorsunuz ama tek bir tanesine cevap veriyor/yazıyor ama diğer soru hiç sorulmamış gibi tepki bile vermiyor. bu hani, "özel bir soru diye cevap vermemiştir" meselesi değil. son derece sıradan dümdüz sorular yani. siz de böyle şeyler yaşıyor ya da yaşatıyor musunuz?

a: battaniyeyi getirdiniz mi? bir de su alınacaktı, aldınız mı?
b: aldık, arabada.
a: battaniyeyi getirmediniz mi?
b: getirdik/getirmedik.

a: ürgüp'e mi gittiniz, alanya'ya mı?
b: evet/hayır.

illa ikinci kez tekrar edeceksin, soruyu tekrar ama ayrı soracaksın filan.

prnt.sc
0
m e b
(18.05.26)
Ben cevap vermeyen tarafım. İki soruyu aynı anda sormak yanlış bence.
-12
arbre
(18.05.26)
Zeka degil de odakla ilgili gibi gorunuyor ve/veya ozensizlik/umursamazlik da olabilir. Son yillarda benim de basima cok geliyor, kendim de yapiyorum bazen. Sirketlerle yapilan maillesmelerde bile oluyor. Ilk goze carpan soruya cevap veriliyor, digerleri kaliyor oyle.

Herseyi youtube shorts ve benzeri seylere baglamaya basladim ama bu tur ortamlardan dolayi odagimiz falan gitti, beynimiz hosafa dondu. Sizin ornek daha cok gorece yasli dikkatsizligi gibi duruyor, tabii artik onlar da shorts vs hatta AI falan takiliyorlar.
0
mbond
(18.05.26)
bu şekilde 2-3 soru sorunca dediğin gibi hep tek cevap geliyor. bana göre bu bir salaklık bende o yüzden tek tek soruyorum cevap gelince yeni soruya geçiyorum.
0
gercekdunya
(18.05.26)
Birbiriyle alakasız birden fazla soru varsa bu soranın hatası, sırayla sor cevabını al. Bazen soru sorarsın, daha ilk soruyu cevaplamadan üçüncü bir soru gelip muhabbeti dallandırır, ikinci soru arada kaynar

Örneklerin anlam kazanması ve bunları karşıdaki kişinin zeka seviyesine bağlamak için bir sürü parametre gerekli. Karşıdaki insanın özel hayatında, iş hayatında sıkıntı var mı, dikkatini size verebiliyor mu ? Gecenin bir körü mü, sabahın körü mü ? Sizin onun gözünüzdeki değeri nedir ?

Ben herkese aynı özenle cevap vermem mesela.
0
kimlanbu
(18.05.26)
Dikkati dağınık veya umursamıyor.

Ben bir soru sorduğumda cevap alamıyorsam soruyu değiştiriyorum. Genellikle açık uçlu sorular sorun ki istediğiniz cevap versin. Evet hayırlı veya seçenekli soru sorunca hatlar karışıyor.

Ürgüp'e mi gittiniz Alanya'ya mı? Evet.
Nereye gittiniz? Alanya'ya.
Pegasus'la mı gittiniz Türk Hava Yolları'yla mı? Evet.
Gittiğiniz uçağın kodu ne? TK4567
0
tiredofwaiting
(18.05.26)
birden fazla sorunun ikisine de cevap veriyorsa zeki, akıllı gibi konumlandırırım.

verdiğiniz örnekteki gibi olunca doğrudan aptal konumuna koymam ama dikkatsiz ya da yeteri kadar zeki değil diye düşünürüm.

sıradan, vasat gelir o kişi.

yani normali iki sorunun sadece sonuncusuna cevap vermek de, ikisine de cevap verince normalin üstü bir zeka/dikkat gibi yorumluyorum.
0
biseysorcaktim
(18.05.26)
Ennnnsinir olduğum insan tiplerinden bu gruptakiler. Zeka seviyesiyle ilgili olduğunu pek düşünmüyorum ama, çünkü bunlardan akademik ortamlarda da çok.

Bence temel sebebi kafasının çok dağınık olması bu tür insanların. Hatta çoğu cevap verdim sanıyor ama içinden yanıtlamış oluyor :D

Yani üst üste gelen 4-5 tane soruyu takip edememeyi anlarım ama 2 taneyi de et kardeşim bi zahmet :D

Gerçi böyle konuşması kolay da herkesin kendine göre sorunları var, yaşamak kolay değil.
0
truf
(18.05.26)
(13)

Kreş için siz neyi seçerdiniz?

wild honey suckle
Çocuk iki yaş bebesi. Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık
Çocuk iki yaş bebesi.

Evimizin tam yanındaki köşk bir kreş. 50 senelik okulmuş.Baya kafasını uzatsa bizim daireyi görür. Önünden geçtikçe de aşina oldu baya. Hevesle okul okul diyor. Ama klasik anam babam usulü bir kreş. Öyle tam gün ingilizce, ne bileyim dans mans bir şey yok. Fiyat olarak da aylık 40k. Sınıfta iki öğretmen var. Yemekler orada pişiyor.

Evimizden 45 dk uzaklıkta (trafiğe göre değişebilir) modern bir okulun kreşi. Dev bahçe. Çok daha geniş ferah sınıflar. Muhtemelen teknolojik olarak da malzeme olarak da daha iyi durumda. Tam gün ingilizce, dans, cimnastik gibi dersler var. Yemekler catering. Ama dönüş yolunda baba alacağı için muhtemelen 1,5 saat yol gelecek. Fiyat 55k.

Çok arada kaldık. Yol gitsin istemiyoruz, bir sorun olursa evin dibinde olması anneannenin işini kolaylaştırır falan. Ama diğer okul da ne bileyim baya okul okul geldi bize. Eşim bu çocuk 2 yaşında okulda ders olsa ne olur ya şeklinde yaklaşıyor. Bilemedik çok arada kaldık.

Napardınız siz ya?
0
wild honey suckle
(18.05.26)
Hic dusunmez evin yanindakine verirdim. Aslinda mumkun olsa o yasta hic gondermek istemem de mecbursa boyle yapardim. Diger yer ilginc geliyor kulaga ama o kadar yol da cocuga ve size eziyet olur.
+1
mbond
(18.05.26)
Ben 2. okulu seçerdim. Evet yolu çok uzak ama vizyonu daha açık olacak ileride. İngilizceyi bu yaşta öğrenmesi daha kolay. Jimnastik yapacak ve daha güçlü bir fiziğe sahip olacak ve belki daha disiplinli bir hayat düzeni olacak. Dans öğrenmesi de müthiş bir şey. Diğer okul sanki annesi ve babası gelene kadar oyalansın gibi geldi bana
-2
rock n roll
(18.05.26)
oğlum 2 yaşındayken 1.5 saatlik yola gitmeye çekinirdim, uzun yol çocuğun canı sıkılır falan diye. siz her gün bu yolu çektireceksiniz, hem de her gün iki kere!

bu arada bu yol sadece çocuğa değil, size de zarar verecek. tüm hayatınızın içine edilecek.

yandaki kreş candır.
+2
co2s2
(18.05.26)
Ev yanindaki.
Es hakli. 3 yasina kadar ögrenmesi gereken tek sey odaklanabilmek aslinda. Ve motor skilleri.

3. yasindan sonra yabanci dil icin oyun ablasi abisi gibi bir sey bulunup İngilizce konusulabilir.
-2
Purple life
(18.05.26)
o yasta cocugun ingilizce "dersine" ihtiyaci yok. 55k okul immersion yapiyorsa ok. yoksa diger anne babalara asik atmak icin yapilan birsey. dans cimnastik daha onemli, ama bunu nasil yapiyorlar, kostur kostur gunu dolduracaklari ve whatsapptan velilere anlik poz atmak icin cirpinacaklari yuzeysel bir etkinlik ise yine bosver gitsin. 40k yandaki okula basip cocugun ilgisini ceken etkinlikler icin o parayi kenara atmak daha mantikli (su an olimpik sporcular bile cok kucuk yaslarda baslamiyor, tavsiye edilen bu degil).

ayrica baba hakli erken akademinin cocuklara birsey kazandirmadigi aksine ilerki yaslarinda zarar verdigine dair arastirmalar var.
+1
warrior princess
(18.05.26)
2 yasindaki cocugun dans yazilim ingilizce almanca ogrenmesine gerek yok, zaten ogrenemez de iste. Evin yanindaki bence de.
+2
baldur2
(18.05.26)
evin yanındaki +
+3
yenibirgüzelnick
(18.05.26)
direkt evin yanındaki. bu işin yağmuru çamuru, kışı fırtınası da var. bunlar çocuk, düşecek, yaralanacak, bazen okulda ateşlenecek. hemen birinin müdahale edebilmesi lazım. özel tim olarak da anneanne varsa büyük lüks.

çocuğa ayakkabasını bağlayıp, kemerini takabilmeyi öğretsinler yeterli. çocuk 2 yaşında ingilizce öğrenmesin boş verin, ileride öğrenecek zaten. oynayabileceği kadar oyun oynasın.
+2
galahad reloaded
(18.05.26)
Evin yanındakine verin, uzaktaki okulu düşünmeyin bile. 2 yaş çocuk annenin gerekirse hemen ulaşabileceği uzaklıkta olmalı. Ateşi çıkar, oyun oynarken düşer, kusar, okuldan gelin diye ararlar vs o yol size çile olur. İngilizce eğitim veren okul da international small hands academy ayarında falan değilse 2 sene gidip şakır şakır İngilizce öğrenmesini beklemeyin (kreşte İngilizce öğretmeni olarak çalışmışlığım var, evde de İngilizce konuşulması lazım. Sadece okuldaki İngilizce ile bilingual olunmuyor)

Sosyalleşmesi, oyun oynaması, özbakımını yapacak hale gelmesi yeterli şimdilik
+6
kullanicadi
(18.05.26)
Mutlaka üçüncü bir kreş daha vardır
0
Hallegadola
(18.05.26)
Bir önceki kaldığım evimin karşı binası özel kreşti, oraya verdim. Evde devamlı birisi varsa büyük bir lüks, 2 yaşındaki çocuk daha derdini kendi dilinde anlatamıyor, ingilizce 10'a kadar sayacak diye o kadar eziyete gerek yok.

Kreşte sorunlu bir çocuk olmasın, temizliğinden emin olun, öğretmenlerden iyi bir elektrik alın yeterli.
0
kimlanbu
(18.05.26)
45 dk'dan sonrasını okumayacaktım ama yine de okudum :) herkes için çok yorucu olur ya, hani işyeri yolu üzeri falan değilse sadece kreş için bu yol gidilecekse ben yapmazdım.. üçüncü bi seçenek yoksa evin yanındakine verirdim ben
0
mezzosprite
(18.05.26)
En iyi kreş eve yakın kreştir.
Eve yakın olana verin. O yaşta çocuk o kadar yol çekemez, yazık.
2 yaşta da anca yes no öğrenir. Jimnastik dedikleri de hopla, zıpla, kolları aç, takla attan ibarettir. Bizim okulda da var.
Bir de ilk zamanlar hasta vs olacak, zaman zaman erken almanız gerekecek vs.
0
elorelia
(18.05.26)
(8)

20 binlik ürün ikinci eli ne olur?

yenibirgüzelnick
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu. Çok mu az demişim?
Bebek karyolası vardı evde hiç kullanmadım kullanmayı da düşünmüyorum diye satayım dedim. Orijinali 20k ben de 4 bine letgoya koydum çok fazla yazan oldu.
Çok mu az demişim?
0
yenibirgüzelnick
(17.05.26)
Bence az, çünkü letgo’da genelde ürünü teslim almaya geldiklerinde son dakika pazarlığına giriyorlar; iki kez başımıza geldi. Ama msj kutunuzun patlamasını istemiyorsanız artık değiştirmeyin; bi dahakine aklınızda olsun, pazarlık payı ekleyin.
0
lil siztah
(17.05.26)
Sıfıra yakın kondisyondaysa, yenisinin en ucuzu 20bin liraysa, 15bin yazıp, 12-15 arası bir fiyata satmaya çalışır, 10bin'den aşağıya vermezdim.

Normal kondisyonda ve birkaç yıllık ürünse ve problemsizse, 8-10 arası bir fiyata ilana koyardım. 4 çok ucuz olmuş.
0
yadigar
(17.05.26)
20 Binlik bir ürüne 10.000 lira vermem ben.
Ürün için anlaşacaksın, fiziki olarak görüp seçme şansın yok,
Gitmek bir dünya külfet. Gidip beğenmeme, gizlenmiş bir defosunu görme ihtimalin yüksek, nasıl bi adamla karşılaşacaksın belli değil,
Eve getirdin, kuracaksın, bir vida eksik, karşında muhatap yok.
Garanti belgesi yok.
Kredi kartıyla ödeme şansın yok.
Taksit imkanın yok.
+1
Mirket
(17.05.26)
Çok az demişsiniz bence 10-11-12 olmalı
+1
gadlemler
(17.05.26)
8-10k

Ama turkiye'deki 2. El kulturune gore 25k'ya koyman gerek.
+1
baldur2
(17.05.26)
Sadece sıfır fiyatına göre ikinci el fiyatı belirlenmez, elektronik bir üründür (ps5 vs) daha fazla eder, giyim eşyasıdır daha az eder.

Sizin durumunuzda ben oğluma alt tarafı çalışma masası olan, üstü yatak olan ranza benzeri bir şey almıştım, kullanamadı, 3'te bir fiyatına ilana koydum, 2 gün sonra gelip birisi çocuğuna aldı gitti.
-1
kimlanbu
(17.05.26)
4 bin çok az. 8-10k için +1 ama genel olarak bir yorum yapmam gerekirse bir ürünü kaça satmak istiyorsanız o fiyatın üstünde bir fiyat yazmak gerek.

İstisnasız ''en son kaça olur'' mesajını göreceksiniz çünkü. Karşınızdaki de siz fiyatı düşürmeden asla kabul etmeyecek. 10'a satmak istiyorsanız 12'ye koyun mesela ''en son kaça olur'' dendiğinde de 10'a bırakın gitsin.

He ayrıca 4 bin için yazanların çoğu da al satçı muhtemelen. Ondan makul yüksek bir fiyata yazın ki gerçekten ihtiyacı olan birine gitsin.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(17.05.26)
4bin için "çok" yazan kişi 4bin yazdığına bakmadı bile, otomatik olarak her fiyata çok diyecek kişiler bunlar.

gerçekten hiç kullanmadıysanız, 20binlik ürüne 15bin yazıp 11-12'ye bırakmanız gayet iyi olur bence. 4 çok çok az bence.
0
co2s2
(18.05.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.