Giriş
(1)

Olympus OM-D E-M10 Mark III

synesthesia
Kullanan var mı? Ne düşünüyorsunuz? Alayım mı?
Kullanan var mı? Ne düşünüyorsunuz? Alayım mı?
0
synesthesia
(22.09.18)
em10 mark 2’sini kullanıyorum. mark 3’ün tek farkı bildiğim kadarıyla 4k çekebilmesi. video çekerim derseniz mark 3 alın tabii ama fotoğraf için düşünüyorsanız mark 2 almak daha mantıklı. hatta bazı özellikleri daha bile zayıf mark 3’ün (özellikle em5’i daha tercih edilebilir yapmak için kırptılar bazı özelliklerini). buna vereceğiniz farkı alacağınız bir lens için ayırmanızı tavsiye ederim ben.

şurada bazı yazılanları okuyup karar verebilirsiniz:

m43turkiye.com

Benim görüşüme gelince em10 gayet güzel bir seri, aynı fiyat bandındaki Sony A6000’e kıyasla gövdede görüntü sabitleyicisi olması, lenslerin Sony’e oranla biraz daha uygun fiyatlı olması avantaj. Kullanımı da kolay, menüleri kullanışlı.
0
phoarbix
(22.09.18)
(6)

Kitap Ismi

tekdir ile uslanmayan kiz
Bir roman ya da oyku vardi. Hasta biri olmek uzere. Yataginin yanindaki pencereden disari bakinca gordugu agacin yapraklarinin tamami dokulunce olecegini dusunuyor. Ama yapraklar tamamen dokulmuyor. Hasta kisi yasiyor. Cok bilindik bir hikayeydi. Ama yerli mi yabanci mi hatirlayamiyorum.
Bir roman ya da oyku vardi. Hasta biri olmek uzere. Yataginin yanindaki pencereden disari bakinca gordugu agacin yapraklarinin tamami dokulunce olecegini dusunuyor. Ama yapraklar tamamen dokulmuyor. Hasta kisi yasiyor.

Cok bilindik bir hikayeydi. Ama yerli mi yabanci mi hatirlayamiyorum.
0
tekdir ile uslanmayan kiz
(05.09.18)
o. henry - son yaprak
0
phoarbix
(05.09.18)
Dogru son yaprak. Hep yerli yazarlardan bir hikaye diye dusundum nedense. Tesekkurler.
0
🌸tekdir ile uslanmayan kiz
(05.09.18)
bizim ortaokul türkçe kitabında bir okuma parçasıydı. şimdi siz yazınca hatırladım. yazık arkadaşı üşütüp ölüyordu.
0
naksidil
(05.09.18)
rica ederim. ben de ortaokulda okumuştum sanki, çok acıklıydı.
0
phoarbix
(05.09.18)
Stv'nin sabah haberlerini sunan bir adam mıydı ne kendi kitabında bu öyküye ver vermişti. Yerli olduğunu o yüzden düşünmüş olabilirsiniz.
0
kljgslsdkjsd
(05.09.18)
bir de bunun yeşilçam filmi çekilmişti. Hülya Koçyiğitli
0
suicides underground
(05.09.18)
(9)

Black Mirror'ın en beğendiğiniz bölümleri hangileri merak ediyorum.

mslny
Tümünü izleyenler yanıtlarsa sevinirim. Benim sırasıyla: 1. The national anthem (2016'da tanışmama vesile olan ilk bölümü öncelikle)2. The entire history of you (paranoyakça fakat çok iyiydi be)3. Be right back (benzeri fikirler-istekler söylenmiş biri olarak çok etkilemişti)4. Playtest (korku filmi
Tümünü izleyenler yanıtlarsa sevinirim. Benim sırasıyla:

1. The national anthem (2016'da tanışmama vesile olan ilk bölümü öncelikle)
2. The entire history of you (paranoyakça fakat çok iyiydi be)
3. Be right back (benzeri fikirler-istekler söylenmiş biri olarak çok etkilemişti)
4. Playtest (korku filmi diye çoğu izlediğimden daha çok gerdiği ve üzdüğü için)
5. White christmas (değişikti)

Jüri özel ödülü tabii ki black museum.

Beğendiğim fakat favori olmayan; men against fire, shut up and dance. Ve fikir olarak beğenip oyunculuğu veya bazı eksikleri olduğunu düşündüğüm: arkangel, nosadive, crocodile, hang the dj, USS callister. Anlamsızlığı ile belki de harcanan metalhead, En kötüsü de the Waldo moment!
0
mslny
(31.08.18)
1. white christmas
2. nosedive
3. san junipero
4. hated in the nation
5. hang the dj

umarım nosedive oyunculuğu için eksik dememişsinizdir. 2.sıramda olmasının en büyük sebebi o oyunculuktu :)
0
givemesomesubstance
(31.08.18)
Fifteen Million Merits
The Entire History of You

Özellikle aklımda kalanlar bunlar. Ama onun dışında hepsi güzel zaten.
0
kablelvuku
(31.08.18)
@givemesomesubstance, oyunculuk gayet iyiydi=) sonu çok komik çok saçmaydı bana göre, o bağırmak çağırmak neydi allesen, dizinin karizmasına yakışmadı.
0
🌸mslny
(31.08.18)
son 3 bölümü izlemedim sadece umarım kıstasa kabul olabilirim :(
şu ana kadar izlediklerimden be right back ve entire history of you dışında hepsini baya beğendim. o iki bölüm distopik gelecekten çok dram dizisi gibiydi. En çok beğendiklerim fifteen million merit, white chtistmas, white bear, hated in the nation ve san junipero'ydu.
0
nundu
(31.08.18)
1. White christmas
2. Playtest
3. hang the dj

nedense benim en sevmediğim ilk bölüm. waldo bile daha iyiydi bence.
0
fosforlu cevriye
(31.08.18)
The entire history of you
Men Against Fire
0
sadegazoz
(31.08.18)
white christmas
san junipero
the entire history of you
0
phoarbix
(31.08.18)
en sevdiğim white bear. onun dışında entire history of you, white christmas, shut up and dance, playtest epey beğendiğim bölümler.

en kötüleri ise nosedive ve son sezonda hang the dj, black museum dışında kalan diğer 4 bölüm.
0
semaforo de medianoche
(01.09.18)
1- San Junipero
2- Crocodile
3- Playtest
4- USS Callister
5- Nosedive
6- Black Museum
0
mutekebbir
(01.09.18)
(6)

Fotoğrafçılıkla ilgilenenler ya da prolara bir sorum olacak

perfectum
Merhaba,Nasıl anlatsam bilemiyorum ancak yanda kısmen örnek görselleri paylaşıyor olacağım.Kuzey Avrupa filmlerindeki metalik, soğuk tonları ve görüntüleri bilirsiniz. Tamamen hava ve iklimle açıklanamaz. Bu görüntüyü hangi lensle ya da filterle yakalıyorlar? Teknik olarak adı nedir? Bayağı araştırd
Merhaba,

Nasıl anlatsam bilemiyorum ancak yanda kısmen örnek görselleri paylaşıyor olacağım.

Kuzey Avrupa filmlerindeki metalik, soğuk tonları ve görüntüleri bilirsiniz. Tamamen hava ve iklimle açıklanamaz. Bu görüntüyü hangi lensle ya da filterle yakalıyorlar? Teknik olarak adı nedir? Bayağı araştırdım Wikipedia'da ama bulamadım. Kesinlikle Photoshop sormuyorum. Fotoğrafı çektiğimde direkt bu tonlara ulaşmak adına sahip olmam gereken ekipmanı soruyorum. Bilenler aydınlatırsa sevinirim.
0
perfectum
(29.07.18)
leica lenslerinde bakır tonların karakteristiği güçlüdür, bu tarz bazı lensler o dediğiniz görüntüye etki eder tabii ama kastettiğinizi düşündüğüm şeyler genelde işlemeyle alakalı şeyler bence. beyaz ayarı (sıcaklık, tint) çok önemli mesela.

500px.com
500px.com

örneğin şu fotoğrafçıların tarzda çekimleri kastediyorsanız, spesifik bir lens ve gövdeden ziyade fotoğrafı işlemeyle alakalı tonlar bunlar, fotoğrafı çektiğinizde direkt bu tonlara ulaşamazsınız.
0
phoarbix
(29.07.18)
Valla özel bir çaba sarfetmeye gerek yok. Hanım amatör fotoğrafçı benim. İskandinavya'da yaşıyoruz, aynı dediğin tonlar çıkıyor kışın. Makine Leica falan değil düz Nikon dslr, lens default gelen lens.
0
bos gezenin bos ustasi
(29.07.18)
bu fotoğrafları hiçbir efekt uygulamadan, sadece makine ve lensle çekemezsin. çekebildiysen de bu makine sayesinde değil ortamdaki ışık ve nesneler sayesindedir; bunları da istediğin gibi ayarlama şansın her zaman olmaz. phoarbix'in de dediği gibi karakteristik makineler var ama fark bu kadar dramatik olmuyor.

hatta dediğinin tam tersini söyleyeyim, en basit bir setapla(hatta duruma göre telefonla bile) çekip sonradan gerekli düzenlemeleri yaparak bahsettiğin havayı yakalayabilirsin.
0
Bruce
(29.07.18)
@bos gezenin bos ustasi Ne mutlu size! ama biz Iskandinavya'da degiliz!
0
🌸perfectum
(29.07.18)
Kontrastı biraz yükseltiyorsun ki beyazlar daha beyaz siyahlar daha siyah çıkıyor.

Beyaz ayarını yaparken de sıcak değil soğuk tonlar almak için ayarlıyorsun makineyi.

Ayrıca lensin önüne mavi bir filtre koyabilirsin, polarize filtre de kullanabilirsin. Filtre sayısı artarsa keskinlik ve imaj kalitesi etkilenecektir.

Keskin lensler kullanmakta da fayda var.
0
idexo
(29.07.18)
Bence devasa butceler harcamayacaksaniz keskinlik acisindan sabit odak uzaklikli lensleri tercih etmeniz yeterlidir ve gerisi isik ile cozulebilir. Fotograf icin isik cok onemlidir. Sabit Kalfagil’in Turkiye’nin uzerindeki isik isimli kitabi mesela, gezinizi nereye yapiyorsaniz, oraya vuran en dogru isik saat kactadir, bunun gibi bilgiler bulabilirsiniz. Alin diye demiyorum, Isigin onemini goz onunde bulundurmalisiniz. Buna ek olarak da raw modunda cekip lightroom kullaniniz.
0
pietro
(30.07.18)
(5)

Avrupa'da tarlalar neden hep uçsuz bucaksız?

taktikmaktikyokbambambam
Yani nasıl? Devlet mi ekip biçtiriyor yoksa şahısların tarlaları mı uçsuz bucaksız. Bizde niye yoh? :'(
Yani nasıl? Devlet mi ekip biçtiriyor yoksa şahısların tarlaları mı uçsuz bucaksız. Bizde niye yoh? :'(
0
taktikmaktikyokbambambam
(05.07.18)
toprakların miras yoluyla bölünmesi, her varisin payına düşen araziyi farklı amaçlarla kullanmak istemesi, hatta bazısının satması, devletin de ekilebilir alanların bölünmesine hiç müdahale etmemesi olarak düşünülebilir bizdeki sebep.
0
phoarbix
(05.07.18)
Bizde çünkü devlet desteği zayıf ve her miras daha çok parçalar
0
westblack
(05.07.18)
ornegin 1000 donum arazi olsun ve ailenin 5 cocugu olsun. bizde bu arazi 5 cocuga bolunur ve her birinin 200 donum arazisi olur. bu her bir 200 donum bir sonraki nesle bir daha bolunur ve en sonunda herkese kucucuk bir bahce kalir. Ama bircok ulkede bu bolunmez, bu 1000 donum arazi icin bir aile sirketi kurulur, her bir cocuk bu aile sirketinde hisse sahibi olur yani arazi bolunmez hisse bolunur. bu arazi ekilip bicilir, herkes payini alir. daha buyuk arazi ekilip bicildigi icin hem maliyetler duser, hem de elinde daha cok mal bulundurdugu icin saterken ciftcinin verilen fiyat konusunda pazarlik sansi artar hem sirket uzerinden is yapildigi icin devlet vergisini alir, calisan sigortali olur, ve hatta markalasma olur. italyan, ispanyol, fransiz tarim urunleri (zeytinyagi vs.) hep aile sirketlerinin elinde markalasmislardir.
0
emrahday
(05.07.18)
Kooperatifler de var Avrupa'da. Toprağı az olanlar birleşiyorlar. Bu da onlara maliyet konusunda ciddi avantajlar sağlıyor.
0
amortisman
(05.07.18)
Ek bilgi; miras yoluyla tarım arazilerinin bölünmesine engel olmak için bir kanun çıktı ya da çıkacak idi.
0
John Bloor
(05.07.18)
(1)

Şu filmi hatırlayan?

ovungec zeus
2006 gibi bir otobüs yolculuğunda izlediğim filmde hatırladığım kadarıyla bir okulda geçiyordu. Başroldeki çocuğa gıcık karşı grup, çocuğun odasına kova ile dışkı falan atıyordu. Büyük ihtimal bir fransız filmiydi.
2006 gibi bir otobüs yolculuğunda izlediğim filmde hatırladığım kadarıyla bir okulda geçiyordu. Başroldeki çocuğa gıcık karşı grup, çocuğun odasına kova ile dışkı falan atıyordu. Büyük ihtimal bir fransız filmiydi.
0
ovungec zeus
(16.06.18)
ondskan
0
phoarbix
(16.06.18)
(7)

Babam yas haddinden emekli olmak istemiyor?

dogumgunundecevrimdisiolanadam
Emekli olmamanin bir oku var midir :) ogretmen 65 yasini dolduruyor bir kac aya.
Emekli olmamanin bir oku var midir :) ogretmen 65 yasini dolduruyor bir kac aya.
0
dogumgunundecevrimdisiolanadam
(03.06.18)
Mimikikili +1
0
pastörizesüt
(03.06.18)
Mimikikili +1

Ben olsam utanır bu soruyu soramazdım.
0
farabi
(03.06.18)
emekli olmak istememek ayıp-yanlış bir şey değil, yanlış olan şey devletin "bu mezunlar ne olacak" diye düşünmeden her şehre ilçeye üniversite açıp bol keseden kontenjanla doldurması, üniversite okumanın lise okumak gibi sıradan bir şey haline gelmesidir. belki borcu harcı var insanların, 65 yaşını doldurdun hadi emekli olup günlerini saymaya başla mı diyeceksiniz, genç olmak ve çeşitli sebeplerden işsiz olmak, çalışmaya devam etmek isteyen bir insana karşı bu küstahlık hakkını veriyor mu size?

yukarıda dediğim gibi öncelikli sorumlu devlet ama atama bekleme durumu bu sene çıkmadı, senelerdir olan bir şey. onbinlerce öğretmen atama beklerken, ülkenin durumu ve bizi yönetenlerin plan programsızlığı ortadayken bilinçsizce tercih yapanların hiç hatası yok ama emekli olmak istemeyen bir adamın yaptığı ayıp oluyor. vallahi saçmalıyorsunuz.
0
phoarbix
(03.06.18)
binlerce öğretmenin atanamama sorununu çözecek insan bir kişinin emekli olması değil, sorun devletin sorunu ayıplanacak bir şey yok.
0
freebird5406_2
(03.06.18)
Farabi +1. 65 yaşında bir öğretmen karşı tarafa birkaç tecrübe dışında ne aktarabilir?
0
giovanne
(03.06.18)
phoarbix +1, altına imzamı atarım

emekli olmak istememek neden ayıp olsun? yaşlılar emekli olmadıkları için bu kadar genç işsiz var sanki.
0
oekuklu
(03.06.18)
Farabi+1
65 yaşında insanın okulda öğrencilerin karşısında olması çok doğru gelmiyor bana. Öğrencileri de böyle düşünüyordur. Bunu iletebilirsiniz.
0
mutlusismankedi2015
(03.06.18)
(4)

fps - iso/asa - shutter speed - diafram ayarları

begegnungen
merhaba arkadaşlar,bu dört değer arasındaki ilişki ve ters veya doğru orantıları bana (olayın mantığı) ile anlatabilecek ehil bir arkadaş var mı? sıfırdan yani bu konuyu tam kavrayamamış birine anlatır gibi anlatırsanız sevinirim :) teşekkürler.
merhaba arkadaşlar,

bu dört değer arasındaki ilişki ve ters veya doğru orantıları bana (olayın mantığı) ile anlatabilecek ehil bir arkadaş var mı? sıfırdan yani bu konuyu tam kavrayamamış birine anlatır gibi anlatırsanız sevinirim :) teşekkürler.
0
begegnungen
(03.04.18)
shutter speed kameranın sensörünün veya filmin lensten gelen görüntüye ne kadar süre maruz kalacağını belirliyor, atıyorum 1/30 değeri, perdenin açılarak saniyenin 30'da birinde süreyle film/sensör'e ışık (görüntü) gitmesi anlamına geliyor.

video için düşündüğünde de bu hızla aralıksız kareler kaydettiğini düşün, saniyede 30 kare görüntü elde edersin yani 30 frames per second. fps, frames per second'un kısaltması işte.

iso/asa film veya sensörün ışığa olan hassasiyeti için kullanılan ölçü değerleri. fotoğrafta önemli olan husus pozlamadır, filmi veya sensörü yanan bir yüzey gibi düşün, içine ne kadar çok ışık girerse o kadar çok yanıyor ve görüntü oluşuyor (pozlama). iso/asa arttıkça gelen film/sensörün ışığa olan duyarlılığı artıyor, yani aynı ışık yoğunluğu/diyafram ve enstantene şartlarında 200 asalık bir film 100 asalık bir filmden 2 kat daha fazla yanacaktır (pozlanacaktır).

diyafram dediğimiz zımbırtı da lensten gelen ışığı dimmer gibi açıp kısmaya yarar, fakat bunu yaparken aynı zamanda lensin fokal uzunluğuna (bilmemkaç milimetre) ve karakterine göre net alan derinliğini etkiler. diyaframı kıstıkça net alan derinliği artar, basitçe "fonu uçurma" denilen olay azalır.

bu yazdıklarımın incesini internette veya herhangi bir temel fotoğrafçılık kitabında bulabilirsin.
fotopanorama360.com
0
yuto
(03.04.18)
yuto yeterince basit açıklamış. fotoğraf için konuşursak fps'nin pek bir önemi yok. spor ve kuş fotoğrafçıları yüksek fps ile ardışık (saniyede 8-10 kare gibi) fotoğraf çeken makinelere ihtiyaç duyarlar ama saniyede 3 fps fotoğraf çeken bir makine de standart kullanıcıya gayet yeterli olur.

ötekilere gelince hepsi fotoğrafçılıktaki en hayati faktör olan ışığın kontrolü ile alakalı ayarlardır. fakat ışığa ek olarak, diyafram alan derinliği için, shutter speed de hareketli fotoğraflara dinamizm katma (pan fotoğrafçılığı gibi) ya da uzun pozlamalar (yıldız izleri, araba far izleri, şelaleler vs) için aktif rol oynarlar. iso ise ötekilerden farklı olarak sadece ışığa etki eder, başka bir etkisi yoktur. dolayısıyla diyaframı kısarak ve açarak, yine shutter speed'i düşürüp arttırarak farklı kompozisyonlar denenebilir. ideal diyafram ya da ideal shutter speed diye bir şey yoktur bu yüzden, çekeceğiniz fotoğrafa göre değişir o. ideal iso diye bir şey ise vardır ve bu mümkün olan en düşük değerdir. (bazı makinalarda 100, bazısında 200)

gece fotoğraf çekiyorsanız önce diyaframı açabildiğiniz kadar açın. pozlama değerine bakın (ekranda EV değeri bulunur +...0...- şeklinde görünür ve o değerin mümkün olduğunca 0 ya da ona yakın bir değer olması gereklidir, yoksa fotoğraf az ya da fazla pozlanır) diyaframı açmak yeterli gelmediyse shutter değerini düşürün. shutter değerini çok düşürmeniz gerekirse pozlama süresi uzar ve bu süre zarfında eliniz titreyebileceği için tripoda ihtiyaç duyarsınız. mümkünse tripod deneyin. bunlar yeterli gelmezse son çare olarak iso'yu arttırmayı deneyebilirsiniz. sony'nin a7s2 gibi iso canavarı makinelerinde durum biraz farklı olmakla birlikte bence çoğu makinede 500-640 iso kabul edilebilir sınırdır, bu değerden sonra telafi edilemeyecek bozulmalar başlar.
0
phoarbix
(03.04.18)
kapsamlı ve bilgilendirici yanıtlarınız için çok teşekkür ederim sayın yuto ve phoarbix

kusura bakmayın başlığı açarken belirtmeyi unuttum ben bunu fotoğrafçılık değil de dijital stüdyo kameraları ile yapılan sahne/video çekimleri kapsamında sordum. ama zannedersem her iki alanda da aynı mantık geçerli.

örnek: yönetmen hangi durumda shutter speed'i arttır/azalt der. bu verideki bir oynama "görüntüyü denegelemek için" diğer değerlerde de oynama yapmayı gerektiriyor diye biliyorum.
0
🌸begegnungen
(03.04.18)
video için bildiğim kadarıyla sinematik bir hareket hissiyatı için en ideal perde (shutter) hızı çektiğin kare sayısının 2 katı oluyor. yani 25 kare çekiyorsan 1/50 shutter hızı en ideali. eğer video sonradan slow motion'a çevrilmeyecek ise ideali bu diye biliyorum.

dengeleme mevzunda ise eğer ortamdaki ışık sabitse ve pozlaman da hali hazırda tam ise, perde hızını arttırdıkça aynı pozlama değerini yakalamak için ya diyaframı da o doğrultuda açman (f değerinin düşmesi anlamına geliyor) ya da iso değerini arttırman gerekiyor.

ışığı su gibi, diyafram/enstantene ve iso'yu ise birer musluk gibi düşünebilirsin. bu üçünün toplam debisi de pozlaman oluyor, bir musluğu bir oranda açıp öbürünü aynı oranda kısarsan pozlaman değişmemiş oluyor.
0
yuto
(04.04.18)
(6)

Başına türlü iş gelen adamın filmi

vazovski
Ya bi film vardı, hollywood işi. adamımız başına bin türlü iş geliyordu.İşten kovulma, eve dönerken yolda belalara bulaşma.İki kelime idi filmin adı sanırım.Baya böyle her şeyin kötü gitmesi durumu idi konusu.Sonunda yolda yürürken mi ne görüyorduk kendisini. Ya d intihar ediyor da olabilir yolda.
Ya bi film vardı, hollywood işi. adamımız başına bin türlü iş geliyordu.
İşten kovulma, eve dönerken yolda belalara bulaşma.
İki kelime idi filmin adı sanırım.
Baya böyle her şeyin kötü gitmesi durumu idi konusu.
Sonunda yolda yürürken mi ne görüyorduk kendisini. Ya d intihar ediyor da olabilir yolda. Tam hatırlayamadım.

Meşhur bi abimiz oynuyordu.
0
vazovski
(05.10.17)
the pursuit of happiness?
0
diffarentiationation
(05.10.17)
yes man
0
kosun lan mevzu var
(05.10.17)
falling down, 1993, Michael Douglas?
0
phoarbix
(05.10.17)
onu bilmiyorum ama bana başka bi filmi hatırlattı, az bilinen bi filmdir ve kesinlikle daha iyi olduğuna eminim: After Hours
0
legalize marijuana
(06.10.17)
after hours ?
0
elorelia
(06.10.17)
jim carrey'nin oynadığı Bruce Almighty filmi olabilir mi? türkçe'ye "aman tanrım" diye çevirdiler sanırım.
0
lideraydin
(08.10.17)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.