Giriş
(4)

İstanbul'da hamama giden var mı?

Kahvedesu
Ne kadar? Gruplarda okudum. 100 euro diyorlar.
Ne kadar? Gruplarda okudum. 100 euro diyorlar.
-1
Kahvedesu
(6 saat)
100 euroya full body masaj yaptırırsın.

otele hamama göre fiyat çook değişir. 1000-2000e de rahat bulunur bence (sadece hamam)
+1
jelly bear
(6 saat)
hürrem sultan vs hamamlar 100 euro civarından başlıyor. otel hamamlarında habre indirim kampanyası oluyor.
0
klassno
(2 saat)
Kaliteli otellerdeki spa merkezlerine gidiyorum zaman zaman. Masaj + hamamda kese köpük. 2 bin liraya güzel yerler var. Fırsat sitelerinden alırsan ucuza gelir.
0
yurtsuz john
(2 saat)
Bu yüz euro olanların ne farkı var ki? Hamam, hamam işte.
0
🌸Kahvedesu
(2 saat)
(4)

miles&smiles kredi kartı - hangi banka?

kojonotsuki
kuveyt, garanti ve qnb veriyor. hangi banka daha avantajlı?miles&smiles kredi kartlarını önerir misiniz?bir de garanti'de american express seçeneği var. bu american express'in olayı nedir?
kuveyt, garanti ve qnb veriyor. hangi banka daha avantajlı?

miles&smiles kredi kartlarını önerir misiniz?

bir de garanti'de american express seçeneği var. bu american express'in olayı nedir?
0
kojonotsuki
(20.01.26)
Qnb'i kullanıyorum pek bir faydası yok. 25bin TL'e 150 mil verdi.
0
put it in your appropriate place
(20.01.26)
Garanti kullanıyorum. Genel alışverişten ziyade belirli sektör ve restoranlarda iyi mil veriyor. Mesela Garanti Miles&Smiles'ın Amex'iyle çokca defa hesabın yarısı kampanyasıyla 4 haneli miller kazandım.
0
bloodymoon
(20.01.26)
Amex hem miles&smiles hem de platinum da mil kazandırıyor olmalı. M&s için geniş bi hizmet ağı var. Platinumda da lounge girişleri, fast track ve restoran indirimleri/iadeleri keyifli seçenekler. Ama baya takip etmek gerekiyor şurası burası. Edemedim pek.
0
klassno
(20.01.26)
Kuveyt Türk ekstre kesilmedi henüz 42 bin harcamışım 619 mil kazanmışım. Qr ödemelerinde çok sık kampanya yapıyor 1000 tl üzeri harca 100 mil kazan veya alışverişinin %20 si kadar mil hediye gibi. Haftasonları fix mil kampanyası oluyor. Kartı ilk alanlardanım, bankanın problem çözüm hızından hoşlanmasamda karttan çok memnunum.
0
cilekli pasta
(20.01.26)
(5)

en iyi kulak içi kulaklık

dirildimde geldim
JBL tune bass kullanıyordum fakat sol kulağın pedini kaybettim. yeni bir kulaklık alacağım, öyle bir kulaklık önerin ki direk beynimi patlatsın. bütçem 600€ kadar.
JBL tune bass kullanıyordum fakat sol kulağın pedini kaybettim. yeni bir kulaklık alacağım, öyle bir kulaklık önerin ki direk beynimi patlatsın. bütçem 600€ kadar.
0
dirildimde geldim
(20.01.26)
Jbl tune flexin sesi güzel bence. Ama tabi sizin bütçe daha çok, daha iyisini öneren çıkar
0
dre mithatoğlu
(20.01.26)
nothing'in kulaklıklıklarını çok beğeniyorum. yakında Nothing Ear (3) modeli gelecek. güzel bir icat, kutusundaki mikrofona basınca eğer gürültülü bir ortamdaysanız gürültü engellemeyi 95 desibele çıkarıyor. mesela maçtaysanız karşıdaki kişi tezahürat yerine sadece sizin sesinizi duyuyor eğer bu düğmeye basarsanız. yakında türkiye'de de satılacakmış.

onun haricinde aktif bir Nothing Ear (A) kullanıcısıyım. çok memnunum. hem kaliteli hem de tarz ürünleri var Nothing'in.
0
efreet sultan
(20.01.26)
Technics EAH-AZ100
Sony WF-1000XM5
Bose QuietComfort Ultra Earbuds (2nd Gen)
Sennheiser MOMENTUM True Wireless 4
0
kirk karaktere sigmayacak adam
(20.01.26)
Sony WF-1000XM5 al geç, XM4'ü var bende 4 senedir kullanıyorum canavar gibi.
0
nahtoderfahrung
(20.01.26)
Marshall Minor
0
klassno
(20.01.26)
(2)

Kadikoy'den Sabiha Gokcen aracli mi aracsiz mi?

narod
Sabiha'nin gunluk otoparki 900 tl sanirim. Cevredekiler 300 tl civari.3 gun gibi dusunebiliriz sureyi, civardaki otoparklara koyarsam 900 tl yapiyor.Aracla gitmesem havabus 450 tl, gece taksiye binicem 200 tl. 650-700 tl havabusle gidersem.Ya da havabusle gidip metroyla donebilirim o da 500 tl falan
Sabiha'nin gunluk otoparki 900 tl sanirim. Cevredekiler 300 tl civari.3 gun gibi dusunebiliriz sureyi, civardaki otoparklara koyarsam 900 tl yapiyor.

Aracla gitmesem havabus 450 tl, gece taksiye binicem 200 tl. 650-700 tl havabusle gidersem.

Ya da havabusle gidip metroyla donebilirim o da 500 tl falan. Gidisim sabaha karsi oldugu icin giderken metro secenegi yok. Bagajim olacak.

Sizce nasil gitmek mantikli. Cevredeki otoparklardan tavsiye edeceginiz, memnun kaldiginiz var mi? Atlantis Avm nin altindaki kapali otopark sanirim, digerleri acik. Oneriniz nedir?
0
narod
(19.01.26)
tek parça bagaj vr sırt çantası gibiyse toplu taşıma (havabüs ve dönüşte metro) yormaz. havaalanı çevresine aracı bıraktıktan sonra havaalanına da taksiyle gidecekseniz onu da hesaba katmak lazım.
0
klassno
(19.01.26)
sabiha gökçende taksicilere düşmeyin.

metro yada dışarı otopark + servis.

emin olun daha iyi. parasında değilim.
0
kveldulv
(20.01.26)
(11)

Her gün bu yol çekilir mi alternatif ne yapılabilir? (Avrupa yakasi-Anadolu yakası)

egerbiryolcu
Dün sormuştum toparlayamayınca sildim. Durum şöyle;Bir yıl akademi eğitimi olacak. Maaş 30 bin TL olacak.Ben Avrupa yakasında Arnavutköy de oturuyorum.Gideceğim yer Küçükbakkalköy.Dersler 9 da başlasa 6 da evden çikmam gerekecek. 5 vasıta ile ulaşım var. (Üç metro 1 metrobüs olacaği için yetisilir g
Dün sormuştum toparlayamayınca sildim. Durum şöyle;

Bir yıl akademi eğitimi olacak. Maaş 30 bin TL olacak.
Ben Avrupa yakasında Arnavutköy de oturuyorum.
Gideceğim yer Küçükbakkalköy.
Dersler 9 da başlasa 6 da evden çikmam gerekecek. 5 vasıta ile ulaşım var. (Üç metro 1 metrobüs olacaği için yetisilir gibi hissettim)

Aklıma takılan şey bu tempo beni perişan eder mi guvendigim tek şey metro metrobüs kullanmak trafiğe takılmamak ama o saatlerde bu vasitalara binmek işkence mıdır bilemedim. Metrobüsten sonra M4 ve M8 metrosu kullanılacak.

Ev tutmam imkansız apart tutsam onun için de olumsuz şeyler duydum. Sahibinden uygun ilanlar oluyor ama ne kadar güvenilirdir fikri olan var mı? Ev arkadaşlığını da mecbur kalmadikca yanaşmak istemiyorum son olarak da belki uygun durumdaki akrabaların evine maddiyata ortak olmam koşuluyla kalmayi teklif etme fikri geldi.

Çikiş saatini bilmiyorum ama altı saat ders görme ihtimaline dayanarak akşam saatlerini bulacaktır muhtemelen. Haftada kaç gün olacağı da belirsiz.
0
egerbiryolcu
(17.01.26)
Canın çıkar ama sayılı gün, izin rapor vs haklarını sonuna kadar kullansan bi nebze. Ama çok korkutucu bi şey bu ya. Ev arkadaşlığı falan daha çekilir olur muhtemelen.
+2
antihero
(17.01.26)
çıkışınızın kaçta olacağını yazmamışsınız. ona göre değişen oranlarda, evet, perişan eder. çalıştığımız kurum taşındı; bu sebeple 2 senedir benzer bir mesafeyi tersine gidiyoruz kalabalık bir grup olarak; herkesin hayat sevgisi soldu.. ama sizinki sınırlı süre olduğundan diş sıkılabilir gibi geldi bana. 1 sene için ev olayına girmez; akraba olayına ise hiç hiç girmezdim şahsen.
0
lil siztah
(17.01.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
Öğretmenlik için artık direkt sınava girip atanma olayı bitirildi ve akademi şartı getirildi. Akademiyi başarili bitirince kadrolu atanma olacak.
O yüzden gitmek zorundayım ama öyle bir merkez ki benim için il dişi gibi bir yer.
0
🌸egerbiryolcu
(17.01.26)
Çekilmez.
-4
arbre
(17.01.26)
hedefiniz buysa ya da canınız istiyorsa çekilir, neden çekilmesin? her gün iki saat git iki saat dön yol yapıyorum ben de, iş ve okul için ayrı ayrı konumlara. işi canım istemiyor ama mecburen, okulu canım istiyor ve tercihen gidiyorum. işe gitmek daha çok koyuyor.

her şekilde daha yakın bir yerde oturup 1 yıl yol çilesini azaltmak (apart, oda kirası, otel odası) daha makul bir seçenek olabilir.
0
klassno
(17.01.26)
Hocam
sakıncası yoksa branşınız nedir?
benim oğlanın branşı ingilizce öğretmenliği
muhtemelen Kayseri'ye gidecek
0
meko
(17.01.26)
çekilmez.
-2
hold the door
(17.01.26)
her zaman için 9'da başlamayabilir hocam,
uygulamalı dersler/staj için okullara gidilecek o zaman ilk ders saati öncesi okulda olmanız gerekebilir, bu da 7 mi olur 8 mi olur, iyimser olmak zor :(

"uygun durumdaki akrabaların evine maddiyata ortak olmam koşuluyla kalmayi teklif etme fikri geldi." en iyi seçenek gibi
+2
meko
(17.01.26)
honda pcx veya yamaha nmax gibi ufak bi scooterin olursa trafiksiz saatlerde 35-40 dakikada bu yolu gidersin. soğuk havalar, yağmurlu günlerde de toplu taşıma ile idare edersin.
+1
orpheus
(17.01.26)
Birisi daha yazmış, Ufak bir scooter alın, çok yağmur kar dışında arabadan bile hızlı gidersiniz. Yağmurda da sürmek isterseniz lastiğini iyi bir lastikle değiştirebilirsiniz.
0
tan vakti
(18.01.26)
öğretmenevinde kalınabilir belki. gecelik ne kadar istiyorlar araştırın.
haftada kaç gün ders olduğu da önemli.
3 gün ders varsa idare edilebilir.
5 gün ders varsa zor olabilir.
o yolu bir kez gitmeyi deneyin. ne kadar vaktinizi alacak bakın. ona göre karar verin.
madem 30 bin maaş var. çevredeki öğrenci evlerinde oda kiralayabilirsiniz.
0
santimantal
(18.01.26)
(6)

Neden araştırma görevlisi ilanı sayısı gözle görülür derecede düştü?

lafıolmaz
Eskiden Aralık ayında sosyal ve beşeri bilimlerde pek çok kadro ilanı görürdük. Bu yıl neredeyse hiç açılmadı?Araştırma görevlisi kadrosu kaldırılacak mı, bunun alt yapısı mı hazırlanıyor, yoksa başka bir durum mu var?
Eskiden Aralık ayında sosyal ve beşeri bilimlerde pek çok kadro ilanı görürdük. Bu yıl neredeyse hiç açılmadı?

Araştırma görevlisi kadrosu kaldırılacak mı, bunun alt yapısı mı hazırlanıyor, yoksa başka bir durum mu var?
0
lafıolmaz
(15.01.26)
Devletin kasada para olmaması en potansiyel neden olabilir. Ayrıca Türkiye'de arş gör.ler memurumsu işler yapıyor. Ciddi bir işlevi yok yani. Üniversitedeki herhangi bir memur bölümde görevlendirilir ve aynı işleri yapar.
-3
michael harddd
(15.01.26)
memuriyetle argörlüğün çok alakası yok da kasadaki paranın azlığı bi faktör gerçekten. yök tarafından üniversitelere verilen kadro açma hakkı sayısı az. artık yeni birini almak için kadro çok az açılıyor, genelde yükselme kadroları açılıyor ve onlar da prof ve doçentlere veriliyor öncelikle. üniversiteler ar gör dr ve ar gör doçent dolu. bi de herkesin artık kolayca doçent olabilmesi de doç prof kadrosu ihtiyacını birdenbire arttırdı, eskiden farklı olarak. bunlardan dr öğr üyesi kadrosu açmaya sıra gelmiyor ve ar gör dr.lar ar gör işlerini yürütmeye devam ediyor ve yenilerine çok az ihtiyaç duyuluyor.
0
mezzosprite
(15.01.26)
geçen seçimlerde devletteki ar görlerin önemli kısmı daimi kadro olan 33/a kadrosuna geçti. yani emekli olana kadar ar gör kalabilecekler. bu bir etken.

diğer bir etken, üniversitelerin artık şişmesi. üni sınavına artık daha az öğrenci giriyor, kontenjanlar dolmuyor. uzun vadede bu kadar sayıda üni ve fakülte olmayabilir, birleşme yoluna gidebilirler. 3 yıl kararı mesela bununla ilgili.

vakıf ünilerinde ar görlük kısa süre içerisinde sonlanacak, burslu öğrenci sisteminde geçilecek. devlet ünilerinde ne olacağından emin değilim.
+1
zemberek
(15.01.26)
bütçe +1. sosyal bilimler para etmiyor.
0
klassno
(15.01.26)
Bu arada dünyanın hiçbir yerinde humanities ve sosyal dallarına 2000 usd ye yakın asistan maaşı ödenmez. Türkiye hakketten fırsatlar ve israflar dünyası :).
0
michael harddd
(15.01.26)
Ben nedense çok paraya bağlayamadım. Açılan kadrolar zaten 50d yani geçici, bu ilk seçimde 33a gelmeyeceği anlamına gelmiyor tabii ancak şu hali ile uzun vadeli bir masraf değil. Bununla beraber bahsettiğimiz sayılar cidden fark yaratacak rakamlar değil bence.

Bence de kaliteli içerik üretimi az olduğu için kadroluk bir durum olmuyor. Yayın/proje üretimi olan yerlere kadro veriliyor diğerlerine verilmiyor.
0
eisberg
(16.01.26)
(13)

Nişan sorusu

egerbiryolcu
Yakın bir zamanda samimi bir akrabam nişanlanacak. Pek bilmiyorum bu konuları takı olarak ne uygun olur? Çeyrek mesela ideal mi? Bunun altında da bir şey ayıp olur gibi hissettim samimiyetime göre ama bilemedim. Fazlasına zaten imkanım olmaz.Bir mekanda olacak. Ev değil yani. Kalabalık olacağını dü
Yakın bir zamanda samimi bir akrabam nişanlanacak. Pek bilmiyorum bu konuları takı olarak ne uygun olur? Çeyrek mesela ideal mi? Bunun altında da bir şey ayıp olur gibi hissettim samimiyetime göre ama bilemedim. Fazlasına zaten imkanım olmaz.

Bir mekanda olacak. Ev değil yani. Kalabalık olacağını düşünmüyorum ama mekan tutulmussa takı da takılıyordur sanirim.

Bonus soru nişana bir aydan kısa bir süre kaldı ama ben damatla tanistirilmadim. Çocukluktan gelen bir bağımız samimiyetimiz var ve çok da destek oldum çünkü ailesi karşı çıktı. Buna da üzülüyorum ama zaten zorlu bir süreçten geçiyor diye paylasmadim. Sadece çekirdek aile ile mi tanıştırılır bu çok normalse boş yere garipsemeyeyim:/
0
egerbiryolcu
(15.01.26)
düğünde de takacaksan nişan şart değil. takmasan da olur. nişanda genelde aile yakınları takar.
+3
ground
(15.01.26)
Ailelerin taşınması faaliyetine söz kesmek,
Aile dışı, eş dost akrabanın tanışması için yapılana da nişan deniyor. Yani sizin nişana kadar tanışmamanız normaldir.

Bir şey takmanız uygun olur ancak ne kadarlık bir şey olduğu, nişanlananların ve sizin gelir durumunuz, statünüz, yöresel ve etnik örf adetlerinizle ilintili. Buradan bir fikir edinmek doğru olmaz.
+1
Mirket
(15.01.26)
Ben çok yakınlarımın nişanında da düğünde de takmıştım ama o zamanın koşullarıyla bugün aynı değil şu an altın çok fazla, zorlayıcı.
Bugün olsa nişanda 50 euro, düğünde çeyrek planlardım.
Nişanda takmak şart değil ama insan çok yakını olunca bir şey yapmak istiyor bu yüzden 50 euro makul bence, takı alınmaz ama bir ihtiyaç da görür yani.
+1
mutekebbir
(15.01.26)
Zenginsin galiba. Nişanda akrabaya çeyrek altın bence fazla. Annesi babası takar anca onu. Nişanda bence bir şey takılmaz. Bir tartışmada direkt nişan atıyor insanlar. Para takabilirsin. Euro falan.
-3
arbre
(15.01.26)
@arbre şöyle söyleyeyim aslında baya fasfakir durumdayım:d ama durum şu kızın anne babası yok bu evlilik sürecinde aileden karşı çıkıp ilişkiyi kesen birkaç kişi daha oldu yani aile akraba olarak en yakınındaki üç dört kişiden biri kaldım.

Euro da mantikliymis
0
🌸egerbiryolcu
(15.01.26)
nişanda takı takılmaz. anne baba taksa yeterli.
0
elorelia
(15.01.26)
bence nişanda aileler dışında akrabaların ya da arkadaşların takı takması uygun değil. çünkü nişanın bozulma ihtimali çok yüksek ve kolaydır. sonra kim ne taktı diye dolaşıp iade edecek halleri de yok.
0
gercekdunya
(15.01.26)
ilişki dinamiklerine göre cevabı çok değişken bir soru bu.
biz istanbul'da eski bir semtte oturuyoruz, en az 40 yıllık komşularımız var. düğünlerde akrabalar bile artık çeyrek takmıyorken, biz komşularımıza takıyoruz; çünkü onlar da bize takmıştı. nişanlarda kız tarafı tanıdıksa kesin takarız; çünkü nişanı kız evi yapar ve onların bütçesine katkı sağlanmış olur böylece.
anlattığınız tabloda ben olsam en az bir gram takardım, bi eksiğini görür diye. ama siz bu fikri duyduğunuzda size fazla geldiyse mesela, o his asıl cevabı veriyor aslında. örneğin işyerinde bu mantık doğrultusunda katılıyorum ben toplanan paralara. damatla tanıştırmadı falan demişsiniz; oradan bi puan kırılmış anladığım kadarıyla. kendinizi yoklayın; sonradan dert etmeyecek bir tutar takın ya da takmayın.
0
lil siztah
(15.01.26)
geçen sene nişanlanan arkadaşıma yarım gram taktım ben. 50 euro, 50 dolar vs de olabilir. bizim buranın adetinde nişanda yakın aile dışında da takı takılıyor.
0
black holes in the sky
(15.01.26)
Nişanda aile dışındaki kişilerin takı takması diye bir şey yok bana göre de. Gerek yok yani, nişan bozulabilir bir şey. düğünde nasıl olsa takılacak. Çok büyük düğün gibi bir nişansa belki euro falan olabilir. O da şart değil. Öyle küçük bir mekanda kız isteme şeklindeyse falan zaten aşırı saçma
0
dfn4
(15.01.26)
nişanda takı takılmaz +1
düğünde de o kişi ile çok çok yakınsan + iade edecekse + senin de durumun iyiyse yarım altın veya çeyrek altın tak. durumn iyi değilse gram altın tak.
0
Sadece soruyorum
(15.01.26)
çok samimiysen nişanda gram, düğünde çeyrek ya da bütçene göre yarım takabilirsin.
0
duyuruuser
(15.01.26)
nişanı düğünü gelenel görenek bilmem, damatı tanımadığım nişanda takmam; eskimiş bir yakınlık varsa 50 euro iyi hediye fikriymiş.
0
klassno
(15.01.26)
(8)

bir esere para verdiğimiz zaman o eserin neyini satın almış oluyoruz?

kibritsuyu
evet soru başlıkta. yaratılmış bir eser var. öykü, roman, hikaye, müzik, oyun, yazılım vs. para verip satın alıyoruz. satın aldığımız zaman neyi satın alıyoruz?örnekle sorayım. şimdi ben barış manço'nun bütün kasetlerini aldım zamanında. yasal, bandrollü kasetler. elimde var hala. ama kasetçalar yok
evet soru başlıkta. yaratılmış bir eser var. öykü, roman, hikaye, müzik, oyun, yazılım vs. para verip satın alıyoruz. satın aldığımız zaman neyi satın alıyoruz?

örnekle sorayım. şimdi ben barış manço'nun bütün kasetlerini aldım zamanında. yasal, bandrollü kasetler. elimde var hala. ama kasetçalar yok. ben soft olarak mp3 indirip telefonuma yükleyerek dinlemek istiyorum. mp3 indirmek yasal bir işlem değil. ben kasetleri satın almış olmakla o şarkıyı dinleme hakkına sahip olmuş oluyor muyum? illa fiziksel kasedi mi dinlemeliyim? kasetten değil de normalde yasal olmayan bir yöntemle edinilmiş soft versiyonunu dinlediğim zaman bu yine korsana mı giriyor?

ya da mesela kitapçıdan kitabı aldım. ama yanımda taşımak istemediğim için korsan e-kitap versiyonunu telefonuma tabletime yükledim. ben kitabı satın alınca o kitabı her türlü okuma hakkına sahip miyim? illa o satın aldığım fiziksel kitabı mı okumalıyım, yoksa hangi formatta olursa olsun, normalde yasal olmayan bir yolla edindiğim şekliyle okumak istesem yine korsanlık mı yapmış oluyorum?
0
kibritsuyu
(12.01.26)
Abi kasetteki şarkıyı mp3 olarak telefona indirmen yasak değil ki, yasak olan paylaşmak dağıtmak vs kişisel kullanımda bir sıkıntı yok, aynı şey diğerleri için de geçerli; kişisel kullanım için bir sıkıntı yok.
-1
kizil karga
(13.01.26)
Eski bilgidir, guncelligini bilmiyorum.
Bahsettiğin Cd ya da kasetleri kendin mp3 yaparak dinleyebilirsin. İndirme kısmını hatırlamıyorum /bilmiyorum.
Dediğim gibi bu eski bilgidir
0
kisa
(13.01.26)
nasıl yani? korsan siteden film indirip izlemek kendim yaymıyorsam yasal mı? ya da maçı selçuktan izlemek yasal mı? selçuk suç işliyor o tamam da, ben izleyebiliyor muyum gönül rahatlığıyla?

ama filmin dvd'si var elimde, dvd player yok. hdfilmcehenneminden açıp izleyince yine korsan mı izlemiş oluyorum, ben o filme zamanında para vermiştim?

ya da tod tv aboneliğim var maç izlemek için. yayın kalitesini beğenmedim, kesiliyor, takılıyor vs., selçuk'tan açıp izlesem yine korsan izlemiş mi oluyorum? ben o maçı izleme hakkına para verince korsan yayın yapan dahil her mecradan yasal olarak izleyebiliyor muyum, yoksa yine korsancı mı oluyorum?

paylaşma, dağıtma, başkasına fayda sağlama yok.
0
🌸kibritsuyu
(13.01.26)
Güzel abim "paylaşım" demek tek taraflı bir şey değil biri seninle paylaştığında sen de buna iştirak etmiş oluyorsun ikiuçlu bir konu bu, bak ilk sorunda kendi para verip aldığın kasetten kitaptan bahsettin, onu alıp bilgisayarına telefonuna indirebilir okuyup dinleyebilirsin bu "kişisel" bir kullanım ama hdfilmcehennemi'nden bir şey indirirsen sen de bu paylaşım ve dağıtım suçtur ilkesini çiğnemiş oluyorsun, çünkü niye? Bu paylaşım ve dağıtım dediğimiz şey tek taraflı değil paylaşılan kişiyi de bağlar ama burada nitelikli olan suç "indirmek" yani paylaşım ve dağıtım, online izlemek de yasaldeğil ama diğeri gibi nitelikli bir suç değil.
0
kizil karga
(13.01.26)
Soruyu daha çok bir düşünce egzersizi olarak soruyorsun sanırım.

Hemen her ülkede bahsettiğin şey ile ilgili yasalar farklı. Ama genel olarak yasal düzenek şöyle:

Zamanında aldığın kaset ile: Fiziksel bir kaseti (içeriğinden bağımsız olarak) satın alıyorsun + içindeki müziğin "o kopyasını" kişisel olarak dinleme "lisansını" satın alıyorsun. Bu kadar.

Yani aldığın şey müziğin hakları değil, müziği kopyalama hakkı değil, kopyalayıp satma hakkı değil, müziği gelecekte ve geçmişteki farklı kopyalarını dinleme hakkı değil. Başkalarına dinletme hakkı değil vs. Aldığın şey sana içindeki müzik kopyasıyla yapabileceklerini belirleyen bir lisans. Mesela atıyorum bu kasedi sahibi olduğun dükkanda müşterilerine dinletmek için farklı bir lisansa ihtiyacın var. Veya kasette satın aldın, CD formatında dinlemek için ayrı bir lisansa ihtiyacın var. Plakta dinlemek için ayrı bir lisansa ihtiyacın var. Yani sadece belli haklar satın alıyorsun.

Ha bu lisansa uymazsan ne olacağı ayrı bir tartışma. Lisansa uymuyor olman çok göze batarsa ve lisansı veren onları çok zarara uğrattığını veya uğratma potansiyelin olduğun düşünürse bir kar zarar hesabı yapıp yasal haklarını arayabilir. Pratikte milyonlara korsancılık yapmıyorsan tabii bir şey olmuyor.
+1
robokot
(13.01.26)
@robokot +1

Kaset aldınız, telefonda dinlemek için kopyaladınız ve aktardınız. korsandır. kaset aldınız, dükkanda müzik çaldınız. ticari yayın lisansı almadığınız (meslek birliği bildirimi) için korsandır. hatta, kaset aldınız ve beğenip arkadaşınıza verdiniz. dağıtmış olduğunuz için yine korsandır. bunlar teknik yaklaşımım.

siz şarkıya, kitaba, nftye (hehe) belirli bir formatta erişim hakkını almış oluyorsunuz. aldığınız nft'yi bastırdıysanız o da yasal değil.

yasal, etik ve ahlaki üç ayrı tartışma var sorduğunuz sorularda aslında. bir de tabi işi ekopolitik çerçevesi var. eser ile emtiayı ayrı değerlendirmek gerekir.

şarkıyı kaset aldınız, telefonunuza kopyaladınız ve dinliyorsunuz. yasal değildir, etiktir, ahlaki olmayabilir -orada da dağıtılıyor artık (spotify, apple müzik). filmi dvd aldınız ama oynatıcınız yok, hdfilmcehenneminden izlediniz. yasal değil, etik, ahlaki değil. filmde ahlaki değil diyorum, çünkü hdfilmcehennemi'nin sektöre dönüşü yok. Film yapmıyor, sanatçı desteklemiyor, veya bir yapım şirketi yok.

yasaya dair; fsek aslında oldukça kapsamlı bir yasa bizde, uluslararası standartların baya üzerindeyiz. uygulaması çok zayıf, o ayrı.

etiğe dair; edindiğiniz emtia bir şekilde üreticisine en az aracı ile en çok faydayı sağlayabiliyor mu? şarkı, kitap vb örneklerde bunu değerlendiriyorum. kaset (sanatçı, yaypımcı ve baskı) yerel sektöre kazandırıyor. siz kaseti başkasıyla paylaşıp buraya +1 kazandırabilirsiniz. bu yüzden etik sorunu yaşatmaz. ama apple müzikten albüm almak, ne sanatçıya ne de sektöre kazandırıyor. apple ve yapımcı aradaki "insanı" yok etmeye yönelik bir sistemle çalışıyor ve bu da tüm endüstri için sorun oluşturuyor. apple müzikten aldığınızı cdye basıp dağıtmak veya ticari de olsa -küçük ölçekli- yayınlamakta da bence sorun yok. arada aslında sorun çıkarana sorun oluyorsun ve bu bir sorun değil.

yine şarkı örneğinden gideyim -spora her şey mübah görürüm-, spotifydan o çok sevdiğiniz ve ortalama dinlenen sanatçıyı takip ediyorsunuz. snoop dogg açıklamıştı önceki yıllarda, bilmemkaç milyon dinlenme 47bin dolar getirmiş. sanırım pandemi dönemiydi. şimdi sizin dinlediğiniz ve o çok beğendiğiniz sanatçı ne kazanacak ki aranjörü bestecisi söz yazarı kayıtçısı miksçisi mühendisi ne kazanacak? bu sefer konserden kazanmak zorunda kalıyor ki o da ticketmaster (bizdeki biletix) tuzağına düşmek demek. biletix sanatçıyı bağlar, mekanları bağlar, biletleme işini bağlar, hatta sigortasını bile biletix sigorta a.ş yapıyor. çok büyük tezgah. siz bugün 100 lira verip hem sanatçıyaz hem yapımcıya, hem mekana kazandırıp hem de uygun fiyatla eğlenebilecekken, bir stream "kolaylığı" ile tümden zorlaşıyor her şey.

ekşideydi sanırım, şöyle bir şey okudum. sezen aksu'nun tüm diskografisine 70M ödediler, çünkü sezen'in tüm stream platformlarında kişilerden topladığı zamana erişmek istiyorlar (özetle). siz kaseti aldığınızda sanatçının tüm şarkıları için parasını ödemiş ama bir şarkısını dinlemiş olabilirsiniz. streamde yalnızca bir şarkısına para ödemiş oluyorsunuz. "endüstri" için kayıp burada başlıyor. tüketici için ise yukarda bahsettiğim, bunun sonrasında.

profesyonel spor türkiye'de ve dünyada askeriyeden daha pis olan tek şey. palantir real madridden daha az kötüdür. sporda ne olsa müstehak.
+3
klassno
(13.01.26)
en temelde o eserden ticari olarak para kazanma hakkını satın alıyorsun.
0
orpheus
(13.01.26)
telifli fiziki bir materyalin dağıtım ve çoğaltma hakkı telif sahibindedir. siz başkasının yarattığı içeriği indirerek yeni bir kopyasını yaratmış, yani çoğaltmış oluyorsunuz. o yüzden yapılan işlem yasalara aykırı.

ancak sahip olduğunuz film/müzik/basılı yayın 'ın orijinalini saklamak koşuluyla kendi kullanımınız için, kendi imkanlarınızla dijitale aktarmanız çoğunlukla yasal. kopyalanan film/müzik/basılı yayına sahip olmadığınızda ilgili kopyayı da silmeniz bekleniyor.

dijital içerikte konu biraz daha karışık. dijitalde (drm'li içerikte) fiziki üründeki gibi genel bir kullanım hakkını değil, sadece belirli bölgeyle kısıtlı bir izleme lisansı satın alıyorsunuz. tod (digiturk/bein adı her ne ise...) türkiye'deki dijital yayın haklarına sahip tek "lisanslı" kuruluş. korsan yayıncı ise ilgili içeriği türkiye'de dijital mecrada yayınlama lisansına sahip değil.

satın alınan izleme lisansları ise tek bir kuruluşa ait (başka mecralarda geçerli değil). örneğin steam'de satın aldığınız bir oyunun başka platformda geçerli olmaması ya da google play'de satın aldığınız dijital içeriğe amazon, apple gibi platformlardan erişememeniz gibi.

bir de dijitalde kimi zaman siz bir içeriği indirirken, aynı zamanda indirdiğinizi paylaşıyor oluyorsunuz. bu durumda izlediğiniz yayının dağıtımına 1KB bile katkıda bulunmuşsanız dağıtıcı sayılırsınız. korsan yayın izlediğiniz platformların sistemini bilmediğiniz için böyle bir duruma da düşebilirsiniz.
+1
tnz
(13.01.26)
(7)

Online yüksek lisans

redcat
Bir Anadolu şehrinde çalışıyorum. Merkeze gitmem çok zor, yani yüksek lisans yapamam. Ama yapmak da istiyorum yüksek. Online şekilde nasıl yapabilirim?
Bir Anadolu şehrinde çalışıyorum. Merkeze gitmem çok zor, yani yüksek lisans yapamam. Ama yapmak da istiyorum yüksek. Online şekilde nasıl yapabilirim?
0
redcat
(12.01.26)
Online programlar var. Sadece sınav dönemlerinde gidip girmeniz gerekiyor, onları da hafta sonu yapıyorlar zaten. Belki onu da online sınava çevirmişlerdir.
+1
cay koy geliyorum
(12.01.26)
yıllar önce ahmet yesevi üniversitesi'ni önermişlerdi, detaylarına bakmak lazım. ya da biraz para öderim dersen tr'deki küçük özellerde de bu imkan var. nakiti verince kralsın, notum niye düşük diye hesap bile sorarsın.
0
klassno
(13.01.26)
özel ünilerin online programları var. geçen sene marmar üniden iş arkadaşım online programa kayıt oldu ve ders aldı.
0
mikahakkinen
(13.01.26)
Ben Bilgi Üniversitesi'nde online olarak mba yapıyorum. Sadece sınavlara gitmem gerekiyor İstanbul'a
0
ao12
(13.01.26)
Pandemi döneminde Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde yapmıştım uzaktan. Sınavlar da online idi. Çoğu sınav proje oluyordu zaten. Geri kalan sınavlar da online sistemdendi.
0
elektr10
(13.01.26)
Atatürk üniversitesinde online mba var ama sınavları yüzyüze olabilir cağ yer dönersiniz.
0
cilekli pasta
(13.01.26)
ahmet yesevi'nin var çok talep görüyor. anadolu üni ve estü de açıyor.
0
renegade
(13.01.26)
(4)

PS5 Oyunu

thetruenorthstrongandfree1
Hava eksi yirmilerde, disari cikmak mumkun degil. "Bu iyidir." diyeceginiz bir PS5 oyunu onerir misiniz?Oyun pek oynamam ama bugün ilk kez Astro Bot denedim, inanilmaz yapmislar. Mario’dan sonra oynadigim ilk ciddi oyun oldu.
Hava eksi yirmilerde, disari cikmak mumkun degil. "Bu iyidir." diyeceginiz bir PS5 oyunu onerir misiniz?

Oyun pek oynamam ama bugün ilk kez Astro Bot denedim, inanilmaz yapmislar. Mario’dan sonra oynadigim ilk ciddi oyun oldu.
0
thetruenorthstrongandfree1
(11.01.26)
Last of us oynayin kesinlikle

Uncharted serisi de olabilir. ilk oyunun grafikleri cok kotu. ama yine de oynaniyor. hikayesi keyifli.

Ama last of us bir saheser. mutlaka oneririm.
+2
nuevo
(11.01.26)
Astro Bot size -aslında çocuklara ama- kumandayı alıştırmak için yaptıkları bi oyun. Baya güzel ben de ara ara oynuyorum. Oynamadıysanız Red Dead Redemption 2 diyeceğim.
+1
klassno
(12.01.26)
Spesifik olarak playstation oyunu değil hemen her platformda var ama 2025'in en iyi oyunu ve tam bir sanat eseri olduğu için Clair Obscure: Expedition 33 diyeceğim. Hikayesi, felsefesi, sanat tasarımları, müzikleri vs muazzam. Sıra tabanlı sistem sevmeyen biri bile bu oyundaki oynanışı sever. Bence şans verin
0
nundu
(12.01.26)
uncharted 4 tavsiye ederim
turkce dublajli okan yalabik, ege aydan ve ceyda duvenci seslendiriyor
+1
tahtakafa
(12.01.26)
(2)

Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği

Lubb
Merhaba, ingilizce öğretmenliği bölümleri hem çalışıp hem okunabilecek bir bölüm müdür? devam zorunluluğu hususları nasıldır?tabii ki devam esastır önemlidir orası öyle ama işte hani olurunu soruyorum. oluru var mıdır? nasıl oluyor çevrenizde tanıdığınız var mı hem çalışıp hem okuyan?mezunlarından/o
Merhaba, ingilizce öğretmenliği bölümleri hem çalışıp hem okunabilecek bir bölüm müdür? devam zorunluluğu hususları nasıldır?

tabii ki devam esastır önemlidir orası öyle ama işte hani olurunu soruyorum. oluru var mıdır? nasıl oluyor çevrenizde tanıdığınız var mı hem çalışıp hem okuyan?

mezunlarından/okuyanlarından yorumlar çok mutlu eder :)

iyi hafta sonları dilerim.

not: okuldan okula hocadan hocaya değişebilir farkındayım detaylar için özele beklerim. bilgisi olan ya da mezun/okuyan deneyimlerini görüşlerini merak ettim.
+2
Lubb
(10.01.26)
hem okunup hem çalışılabilecek nadir bölümlerdendir. 6 sene hem okuyup (hazırlık + bölüm + 1 sene uzatma) hem full time çalışmıştım.

okul boğaziçi sultans.
0
klassno
(10.01.26)
Kıdemli bi ingilizce öğretmeni olarak bölümü asla tavsiye etmem. Ekmek çıkmaz. Piyasa öğretmene doydu. Asgari ücretin altında çalışan binlerce keklik var.
Artık öğretmene bile ihtiyaç yok. Bırak dualingo yu youtube bile yeteri dil öğrenmek için.
Kısa cevap girme bu işe. Yanarsın.
0
luluki
(10.01.26)
(2)

Şubat 2025te başlayan kiranın zammı hangi ay

condom kurşunu
Şubat başında ocak ayı enflasyon açıklanıyor. Ben normalde ayın 3ünde kirayı yatırıyorum. Enflasyon da 5inde falan açıklanıyor. Bu işin raconu 3ünde normal kira 5inde de kalan kısmın yatırılması mı yoksa mart ayında şubattaki zam kısmı artı zamlı mart kirasını ödemek mi yoksa ayın 5ini bekleyip dire
Şubat başında ocak ayı enflasyon açıklanıyor. Ben normalde ayın 3ünde kirayı yatırıyorum. Enflasyon da 5inde falan açıklanıyor. Bu işin raconu 3ünde normal kira 5inde de kalan kısmın yatırılması mı yoksa mart ayında şubattaki zam kısmı artı zamlı mart kirasını ödemek mi yoksa ayın 5ini bekleyip direkt zamlı şubatı yatırmak mı? Bir de ocak enflasyonua göre zam yapacağız değil mi ilk kirayı şubat 2025te ödemeiştim çünkü.
0
condom kurşunu
(09.01.26)
şubat 5te yatırırsın 2 günden bi şey olmaz. googlea şubat ayı kira zam oranı yazcaksın. zaten şubat bitmediği için son 12 aya bakıyor.
0
jelly bear
(09.01.26)
3ünde kira 5inde enflasyon ise zamlı kira martta ödenir, şubat enflasyonuna bakarsın. ha ama illa böyle mi değil, yarın parada anlaşırsanız şubattan şubata da yapabilirsiniz. ev sahibi ya da emlakçı ile seçenekleri açıkça konuşmak iyidir.
0
klassno
(09.01.26)
(8)

Günümüzden 12 bin yıl sonra

kizil karga
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü ya
Bizim Göbeklitepe'deki çalışmaları yapan insanları anlamaya çalıştığımız gibi bizi de anlamaya çalışacaklar mı, mesela toprak katmanları altında kalan yapıları köprüleri yolları falan ortaya çıkardıklarında, mesela Boğaziçi Köprüsü'nün kalıntıları bulduklarında "bakın bakın oldukça ilkel bi köprü yapmışlar (o dönemde köprü ihtiyacı kalır mı bilmiyorum uçan arabaları falan geçtim ışınlanmayı bulmuşlardır diye düşünüyorum) aslında düşündüğümüz kadar geri bir toplum değillermiş bir uçtan bir uca köprü benzeri (ilkel) bir yapı yapmayı akıl etmişler" derler mi ya da ne bileyim futbol stadyumu kalıntıları bulduklarında "eğlenmek için binlerce insanın bir araya geldiği böyle yapıları varmış, demek ki sosyal bir toplumlarmış" şeklinde hakkımızda atıp tutarlar mı yoksa biz yazıyı bulup olayları kayıt altına aldığımız için hakkımızda zaten bilgi sahibi olurlar mı, gerçi 12 bin yıldan bahsediyoruz o güne bir kayıt kalır mı allah bilir.
0
kizil karga
(08.01.26)
yazı bulunduğu için zorluk çekeceklerini sanmıyorum.
+2
duyuruuser
(08.01.26)
12 bin sene sonra insanoğlu cyborg haline gelir. arkeoloji gibi şeyleri kimse umursamaz. zaten bugünkü birçok bilim dalı çoktan ortadan kalkmış olur.
+2
yurtsuz john
(08.01.26)
Tarih o kadar doğrusal ilerleyen bir süreç değil. Özellikle de insanlık tarihi. O yüzden şu an buna dair yorum yapmak çok zor. Bugünü anlamak için dijital arkeoloji kullanıp, mevcut sunucu sistemlerini, disketleri, cd'leri okuyabilseler çoğu şeyi anlarlar zaten. Koca boğazı kazmaya da çok gerek olmayabilir yani.
0
evrim halkasi
(08.01.26)
Hem evet, hem hayır.

Zaman ilerledikçe, geleceğe veri aktarma yeteneklerimizde artış olduğu gibi, arkamızda kalıntı bırakmama yeteneklerimiz de artıyor.

12 bin yıl öncesinden kalan bu alanları toprak altından bulmamızın sebebi yerleşimlerin kullanılabilirliği çeşitli sebeplerle tükendikten sonra buraların terk edilmesi veya bile isteye örtülerek üstüne yeni bir yapılaşma gerçekleşmesi. Anlayabileceğiniz üzere bir yeri inşa etmek için gereken materyalin lojistiğini sağlamak çok büyük bir iş gücü ve zaman istiyordu. Aynı iş gücü ve zamanı yıkılan yapıları temellerine kadar sökmek için harcamıyorlardı, çünkü neden böyle yapasınız? Bugün bir yer miadını doldurduğunda dümdüz edip devam ediyoruz. Geriye incelenecek çok bir şey kalmıyor.

Zaten gerek de yok. Yine anlayacağınız üzere ev ve alet yapabilenlerin bize ulaştırabildiği veriler, ilk insanlarınkinden daha fazla. İlk şehirleri kuranların ulaştırabildikleri ise basit ev ve alet yapımcılarından daha fazla. Yazıyı kullananların ulaştırabildikleri bunlardan daha da fazla. Kompleks kayıtlar tutup bunları sistemli depolayanlarınki sadece yazıyı bilenlerin ulaştırabildiğinden daha fazla. Kompleks kayıt sistemleri oluşturup, üstüne bir de kurumsal bir devlet sistemi oluşturan medeniyetkerin ulaştırabildikleri onlardan da fazla.

Sadece bize yakın tarihte yaşadıkları için değil, daha sistemli oldukları için de Romalılarla ilgili bildiklerimiz Göbeklitepedekilerden daha fazla.

Günümüzde birçok şeyi bozulmadan nesillerce aktarabilecek yeterliliklere sahibiz.

O yüzden bu açıdan hayır, gelecekte bizi muhtemelen toprak altından değil, veritabanlarından öğrenmeye çalışacaklardır. Ancak insanlık tarihi çok uzun, haliyle bilgiler ister istemez sıkışıyor. Bugün atıyorum Osmanlı Dönemindeki ağırlık ölçüsü birimleri gibi görece mantığı olan tekdüze bir konuyu bile ele almaya kalksanız deştikçe içinden çıkamayacağınız bir derinlikle karşılaşacaksınız. Bu ölçüler zamana, yöreye ve gündelik alışkanlıklara göre değişebiliyor. Bu açıdan evet yine de oldukça kafa yormaları gerekecek.
0
akhenaten
(08.01.26)
birkaç yüzyıl içinde insanlığın çok büyük krizler yaşayacağı kesin. o krizden çıkarken elde ne kalırsa o. biz şu an geçmişi uğraşıp araştırıyoruz çünkü çok sınırlı bilgi var. geçmiş 12.000 senedeki tüm tarihi bilgileri, yazıları vs. toplasan 3-5 tb veri eder. insanlık şu an belki günde binlerce tb veri üretiyor. bunlar bir datacenterin mekanik veya ssd disklerinde duruyor ama vadesi geçtiği anda en fazla 15-20 senede silinip gidecekler. yani bizler ve ürettiğimiz bilgiler, bilgi fazlalığı içinde kaybolup gidecek.
0
orpheus
(08.01.26)
12 bin yılı bilmem ama kleopatra (meşhur olan) döneminde antik mısır arkeologlarının çalıştırıldığını öğrenmiştim. bundan 2bin yıl önce, ondan 2bin yıl öncesini araştıran arkeologlar. 12bin yıl sonraya umarım biraz bilgi bırakabiliriz.
0
klassno
(08.01.26)
Şuan bizim bilim olarak gördüğümüz aslında çok ilkel bir fenomen. Çok daha ilerisi var. Yani gelecekte bugünkü gibi bilim yapılmaz, gelecekte bilim yaşanır. Muhtemelen diğer gezegenlere gidebilen yeni insan tipi ortaya çıkabilir allahualem, şuan senin benim gibi ademoğlu’ndan farklı bir insantipi (teoman durali’ya rahmetle..)
0
love and trust
(08.01.26)
arkadakiadam
(08.01.26)
(15)

Hayata dair kötü giden tek şeyi bile değiştiremiyorsam

luluki
Ben niye varım?Sokaklar pis, trafik berbat akıyor. İnsanlar parasız, haliyle suratsız. Markete giriyorum, koca markette sağlıklı satılan tek ürün kestane. Yaptığım iş sistemin ta kendisine hizmet ediyor.Kimselerin sevmediği taxi driver filmindeki adam benim. Sonum da onun gibi (4/5 pisliği temizleyi
Ben niye varım?
Sokaklar pis, trafik berbat akıyor. İnsanlar parasız, haliyle suratsız. Markete giriyorum, koca markette sağlıklı satılan tek ürün kestane. Yaptığım iş sistemin ta kendisine hizmet ediyor.
Kimselerin sevmediği taxi driver filmindeki adam benim. Sonum da onun gibi (4/5 pisliği temizleyip ölüyor) olmadan başka bi yol arıyorum.
Bunlar hep vardı da... hiçbir şeyi değiştirememek size de çekilmez gelmiyor mu?
Ne yanii ben de sistemin parçası olarak çürüyüp gidecek miyim?
Bu duyguyu nasıl aşabilirim?
Psikolog deneyin lütfen. Onlar hayatı sorgulayanları sisteme entegre ediyor.
Hobi, film, oyun hiç demeyin. Oyalanmak istemiyorum.
Buyrun istediğiniz yerden cevaplayın.
Merakla dinliyorum.
0
luluki
(07.01.26)
Kestanenin çoğu hayvan yemi olara Kullanılan ve cinden gelen kestane.
O da değil yani
+2
kisa
(07.01.26)
iç.
-1
gobekliraki
(07.01.26)
Tek başına bunları değiştirmek mümkün mü? Bunları düşünüp kendini dibe çekmek yerine kendinizi geliştirmeye odaklansanız?
+1
pembediken
(07.01.26)
Öncelikle, film öyle bitmiyor. :)

Hayatta canlılar adapte olur. Yani bir zebra “niye en iyi arkadaşımı aslan yedi” veya “niye su içtiğim nehir kurudu” demez. Otunu bulur, yer. Yeni su kaynağı arar. Aslan gördü mü ümitsizliğe kapılmaz, son sürat kaçar…

Etrafınızdakileri değiştiremezsiniz. Konumunuzu değiştirebilirsiniz. İnsanları değiştiremezsiniz, arkadaşlarınızı değiştirebilirsiniz. Dünyayı değiştiremezsiniz, kendinizi değiştirebilirsiniz.

İnsanoğlu, gücü yetmeyecek konularda acziyetinin bilincinde olmalı. “Sistemi değiştirmek” insanlık tarihindeki yaklaşık 200 milyar kişiden çok az sayıdakine nasip olmuş bir şey. Hayatınızı idame ettirmek için bazı şeylerin parçası olmak durumundasınız. Gücünüz yettiğince prensipli yaşayın tabii ki. Ama elinizde olmayacak şeyler için üzülmeyin. Hayat çok kompleks. Dünya çok büyük. İlla ki güzellikler bulunabilir.

Ekleme:
Psikologun hayatı sorgulayanları sisteme entegre ettiği düşüncesi o kadar yanlış ki, nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama deneyeyim: Bir silah fabrikasında çalıştığınızı düşünün. Beliniz ağrımaya başladı. Ama nasıl ağrıyor böyle. İş yapamaz hale geldiniz. Beyin cerrahına, fizyoterapiste falan gittiniz ve tedavi oldunuz. Yeniden iş görür hale geldiniz. Dönüp silah fabrikasında çalışmaya devam ettiniz. Beyin cerrahları ve fizik tedavi uzmanları insanları savunma sanayiine entegre mi etmiş oldu? Belinizi tedavi edeceksiniz. Sonra ister silah fabrikasında, ister fırında, ister bir stk’da gönüllü olarak, ister evinizin bahçesinde, hayat görüşünüze uygun bir yerde çalışacaksınız.

Ayrıca, hobileri bir kenara koyuyorum ama sosyal medya, youtube, film ve oyun gibi etkinlikler uyuşturucu şeyler. Edilgen değil, etken ve yaratıcı uğraşlar lazım. Fark yarattıran. Yani maruz bırakıldığınız değil de, belirleyici olduğunuz…
+6
dilemma of subscribtionability
(07.01.26)
Rahatsız olduğun konularda rahatsızlığını sisteme karşı durarak, eylem yaparak veya örnek olarak gösteren sivil toplum kuruluşlarına katıl.

Oturduğun yerde bunalma. Kalk, birşeyler yap. Kendini, insanlarda farkındalık yaratmaya ada.
0
Mirket
(07.01.26)
siktir et ne çok düşünüyorsun ülkeyi dünyayı ya
iyi hissedeceksen çevre için hayvanlar için veya insanlar için bir şey yap. Bir sürü gönüllü arıyorlar.

yapamıyorsan da üzülme, gelmişiz 60-70 yıl için dünyaya. Senden sonra tufan. 2 lt suyu az harcamakla gelecek nesiller kurtulmuyor.

sisteme hizmet eden bir işte çalışmak rahatsız ediyorsa bas istifayı gir bi cafede çalış. ülkeden de boşuna şikayet etmeyin. Şu ülkeden daha iyi bir ülkede dünyaya gelme şansınız %4 bile değil. %96 daha kötü bir ülkede ve şartlarda yaşayacaktınız :D Milliyetçi değilim ama biraz da gerçekler.
+1
croswell
(07.01.26)
Başta yazdığınız şikayetlerin hiçbirine katılmıyorum. Ama yaşadığınız yer çok rahatsız edici ise, size daha çekici gelen yere göç edin. Şehrin başka bir yerine, başka bir şehire, daha küçük bir şehire vs olabilir. Ama bir şeyleri değiştirmek her zaman fedakarlık gerektirir. Bir isteği karşılamak için başka bir şeyden vazgeçmek gerekir. Hem ayranım dökülmesin... diyeceksen olduğun yere çakılır kalırsın, çürürsün hatta.
0
mikro patlama
(07.01.26)
yurtsuz john
(07.01.26)
"kabul"e gelmeniz lazım. taxi driverdaki karakter bi halt olamamış ve işe yaramayan, bu yüzden de o haltları yiyen ve ona rağmen kendini bi halt zanneden biriydi.

değiştirmek istiyorsan ya o çarkların dönüşüne etki edebilecek kadar sistemin içinde büyüyeceksin ya da kendini çok büyük görmekten vazgeçip kendini ve çevreni değiştireceksin.

bu kibri yenemiyorsanız da kibrinizle birlikte bir stk'ya gidip vicdan masturbasyonu yapabilirsiniz. ben öyle yapıyorum.

ayrıca; iç +1
+1
klassno
(07.01.26)
Senin (ve senin gibi olan milyonlarca umutsuz gencin) cevabı stoik felsefede. Ayrıca sorunlardan kaçmak -içmek- hiç bir şeyin çözümü değil.
+3
mesuta
(07.01.26)
taksi şoförü usmc'den honorable discharge yapılmış, yine de silah kullanmasını bilmeyen bir dallamadır. cinayet işlemiştir. kahraman bir tarafı yoktur. adi bir pisliktir, sex offenderdir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(07.01.26)
ya amk, ben niye sicarken cok rastgele okudugum bir duyuruda taxi driver spoileri yiyorum. evet, henuz izlemedim navar?
0
kiyiya vuran dildolar
(08.01.26)
Ne garip bir dünyada yaşıyoruz. Hala taxi driver'ı seyretmemiş insanlar var. Tuhaf.
0
Mirket
(08.01.26)
kotu giden seyleri degistirmek icin hedefleriniz cok buyuk de ondan. boyle bir degisim icin kolektif bir zihin ve aksiyon gerekiyor. mesela sokaklar pisse kendi sokaginizi, en azindan kapinizin onunu temizleyebilirsiniz (80'lerde, 90'larda cocuk olmus kisilere bu garip gelmeyecektir). bu tarz temizlik isleri yapan onlarca gonullu organizasyonu ve kar amaci gutmeyen kurum var. mesela insanlar suratsizsa en azindan bir tanesine bir jest yaparak gulumsetebilirsiniz (artik bahsis mi verirsiniz, saka mi yaparsiniz, iltifat mi edersiniz bilemem). bu boyle gider... mesela bir arkadasim sizin gibi dunya barisi falan filan diyordu, ben de dedim ki birak dunyayi, once su kus oldugun kuzeninle baris da dunya kusur kalsin. digerlerine ornek olmak da degisim icin onemli degil mi, bir baslangic degil mi? Yani kendi akrabasiyla konusmaz ama dunyayi baristiracagini sanir. Kendi akrabalari cahil, tamam, dunyanin geri kalani entelektuel mi, zeki mi? Nasil basaracaksin onu, belki daha cahil? Yani bu ise ilk cekirdekten baslamak gerekiyor. Yoksa piyangoyla zengin olmaya calismaktan farki yok.
+1
Sour
(08.01.26)
Bence dogru konulardan bahsetmissin ama muhtemelen enerjin baska yerde kacak yapip bosaliyor. Onu duzeltmek daha kolay.
0
osssy
(08.01.26)
(13)

Kalleş Yöneticiye Ne Yapılır?

lapetitemort
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anl
Eski liderim sene başında müdür oldu, tepeme yeni bir lider geldi. Başta iyi anlaşıyorduk, sonra liderler ile ilgili çalışanlardan geri bildirim istediler. Ben de sağlam eleştiride bulundum. Güya anonim kalması gereken bu geri bildirimleri nasıl olduysa okumuş ve tarzımdan dolayı benim yazdığımı anlamış.

O günden sonra tavırları tam tersine döndü. Her zaman "sen en iyi çalışanımsın, en yüksek puanı sana vereceğim" diyen adam "senin ciddi soft skill problemlerin var" demeye başladı. En son bugün, performans değerlendirmesinde çok anlamsız şeylerden fişimi çekti. Çok temiz çekti hem de. Beni harcadığı çok net.

Daha da kalleşçe olan, benim mentörlük yaptığım, iş öğrettiğim, ben olmasam iş beceremeyecek yeni mezun adama en yüksek puanı vermiş ve bunu bana birebir toplantımızda söyledi. O çocuğa da defalarca "sen daha yenisin, senin yüksek puan alman imkansız" tarzı konuştu. Bunları biliyorum çünkü aramız iyi ve paslaşıyoruz. Ne olduysa 2-3 haftada performans puanları tepe taklak oldu anlayacağınız. Normalde gizli kalması gereken bu bilgiyi vererek de niyetini ortaya koydu. Sorun şu ki ben olmazsam bu adam bir hiç. Benim uzmanlığıma muhtaç.

Şimdi bu durumda ben ne yapmalıyım? Müdürde hatrım var, 4 sene birlikte çalıştım ama onu da doldurmuştur. Neticede bu performans işleri ortak yapılıyor.

Sizce durumu kabullenip, yoluma bakmak en iyisi mi olur?
+1
lapetitemort
(05.01.26)
E kendin kaşınmışsın.
+7
antihero
(05.01.26)
Bu anonim seyler hicbir zaman anonim olmuyor. Bizim okulda da hocalari anonim sekilde elestirebilme sistemi vardi, bildigin okulun sistemi yani, bir hocamiz kendisine yazilan bir yorumun ciktisini alip (ismiyle beraber) bana bu kim, taniyor musun diye sormustu.

Yolunuza bakin ama onun size ihtiyaci varsa bu kozunuzu da birakmayin.
+1
Sour
(05.01.26)
Anonim olayı yalan bir defa
Sen eleştirmişsin oda seni harcamış
Yoluna bak +1
+1
basond
(05.01.26)
Yapacağın bir şey yok, devam et ve olayın unutulmasını bekle. Aptal değilse unutmaz.
Empati kursana. Yönetimin göreceği şekilde o şekilde seni eleştiren bir çalışanına sen iyi mi davranırdın, performans puanını yüksek vermeye mi uğraşırdın?
Kim olduğunun anlaşılacağı şekilde böyle bir eleştiri yapmış olman gerçekten de soft skill’lerinle ilgili önemli bir sorun olduğunun kanıtı.

Müdüre de gidip konuşman faydalı olmaz, o da yöneticinin penceresinden bakacaktır olaya.
+2
michael_knight
(06.01.26)
Müdürün eski liderinse ona "danışabilirsin". Şikayet değil de, "ben arayı düzeltmek istiyorum, ne tavsiye edersiniz" minvalinde.
O da eminin zaten kendi yerine gelen astı ile ilgili tam da bu tip geri bildirimleri merak ediyor olmalı.
İllaki liderin yerinden bakacak, onu haklı bulacak diye bir şey yok. Özellikle de size güveniyor ve tespitlerinizi de haklı buluyorsa.
Sonuçta bir lafa bakılır, bir de kim diyor diye bakılır.
0
burfak
(06.01.26)
İşini yap, mesai bitince iş hakkında 1 dakika bile fazladan düşünmeyip evine dön.

Kaşınmışsın yorumuna katılmıyorum. Anonim kalması gereken şeyleri ifşa etmek gibi bir ahlaksızlık yapılıyorsa bu ifşa edilenin suçuymuş gibi davranılıp normalleştirilmemeli. Elinde ifşa edildiğine dair kanıt varsa bir üst yöneticilere ve IK'ya mobbing şikayeti yap derim ama öyle bir ortamda bu birimler de ne kadar profesyonel davranabilir, orası muamma. Muhtemelen böyle bir durumda haklıyken "adama kafayı takan çalışan" konumuna düşüp çıkarılmana yol açar bu, gerçi çıkarılman da iyi bir şey gibi bu noktadan sonra.

Eleştiri yapıyorum derken hakaret ettiysen orası ayrı tabi.
+2
nolmus yani
(06.01.26)
Kendini harcamışsın. En iyisi yeni bir iş bak. Sana huzur olmaz artık orada
0
limonlu eksi
(06.01.26)
Bir kişinin yüzüne karşı söyleyemeyeceğin şeyleri arkasından, anonim vs başlık altında bile olsa söylememek gerekir. Bunu ders olarak alıp yoluna bak. Muhtemelen o da senin kalleşlik yaptığını düşünüyor.
0
mikro patlama
(06.01.26)
çok iyi bir konuşma hazırlayıp müdürünle başbaşa konuşman gerekiyor.
tek şansın bu.
0
plastic_angel
(06.01.26)
bu saatten sonra bu adamla aranın iyi olması imkansız. bu arada onun yaptığı kalleşlik değil, senin yaptıgın kalleşlik. anonim kalacağını düşünerek adama kötülük yapmışsın. o da bunu öğrendiği için sana asla güvenmez tabi bu saatten sonra.

eğer şanslı isen eski yöneticini devreye sokarak işyerinde başka bir departmana geçersin. değilsen orada tutunma şansın çok zor.
+1
abelardo
(06.01.26)
hiçbir yerde anonim yorumların anonim kaldığını görmedim, anonimliğini bozana da hep niye anonim kalmayacakken kalacak dediniz diye yazarak yalan konuştunuz dedim. O saatten sonra kimse dönüp ilerletemedi konuyu.

Yalakalık garip bir mevzu. karşımdaki anam değil babam değil, ne demek yüzüne söyleyemeyeceğini yazma? Aksine profesyonellik budur, işi yürütürsün, kişiyle problemini de organizasyonun içinde anonim olarak gidermeye bakarsın. Bunun sağlandığı yok tabi ama olması ve denememiz gereken bu. İK da bunun için var, denetim de bunun için var, müdürler de bunun için var.

gelip de sana "şu şu problemlerin var" demesi bile kötü bir yönetici olduğunu gösterir o lider kişinin. X konuda gelişim denir, Y konuda eğitim denir.

Performans görüşmesinde size sözlü olarak belirttiği her şeyi yazıya geçirip, müdürü de maile ekleyip, bunları dediniz ama hem bunların göstergesini hem de hazırladığınız gelişim yolunu öğrenmek istiyorum diyebilirsin. Övmeye kimse bir şey demez ama yeriyorsan hem somut kanıtlar sunacak hem de gelişim yolunu hazır edeceksin.

Bir işte, sektörde veya konuda kazara 10+ sene kalmış (belki de kalmamıştır bile) tiplerin yöneticiliği öğrenmesi zor. Bu da maalesef bu işbilmez iş dünyasında çalışana yük.
+1
klassno
(06.01.26)
işini brezilya dizisi gibi yaşıyorsun. kişiliğin özdeğerin işteki başarına bağlıymış gibi anlıyorum. yok onlar bana muhtaç, yok bu beceremez, o yeni ben mentörüm vs. bu dramalı, görevi aşırı sahiplenici çalışanlar iş ortamını iyice çekilmez kılıyor. soft skill denilen şeyin büyük bölümü de bu aslında, hepiniz başkasının aldığı riskleri, edecekleri kar, hayalleri vs. için çalışan kişilersiniz bu kadar büyütmeye üzerinden kimlik oluşturmaya gerek yok. bu kadar büyütünce böyle olaylar oluyor işte, ayak kaydırmalar onu buna ispitlemeler vs. hep bu zihniyetin sonucu. çalıştığın işyeri varlığının amacı değil, o kadar önemli bir şey de değil (isminin başına ne kadar titr eklerlerse eklesinler), faydasının büyük kısmı sana da değil hissedarlara. bu bilinçle yaşar çalışırsan kafan rahat olur, kimseye bulaşmazsın, kimse de sana bulaşmaz.
+3
robokot
(06.01.26)
+1 robokot farklı bir tavır takınmaya gerek yok. Işimi yapıp çıkarım bitti. Müdürü doldurmuştur kesin diye de düşünmeyin.
0
pembediken
(06.01.26)
(4)

Akademi vs. Kamu Uzmanlığı

Ley
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz
Arkadaşlar selam, bir kurumda uzman kadrosunda çalışıyorum. Etrafımdakiler sürekli 'Doçentliğini al, üniversiteye geç' deyip duruyor. Akademik olarak her şey var; proje, makaleler, yurt dışı postdoc.

Ama üniversiteye geçme fikri bana biraz yük gibi geliyor. Şu an çalıştığım yerdeki yöneticiler biraz sıkıntılı tipler; mobbing davası açanlar falan oldu. Ama üniversiteye geçince de yok ders yükü, yok rektör, dekan vs..

Sanki üniversite çok daha huzurlu bir ortammış gibi pazarlıyorlar ama bu tavsiyeler ne kadar gerçekçi? Özellikle üniversite personeli olanlara sormak istiyorum, bu öneri gerçekten iyi mi? Bunu bana söyleyenler de genelde 60 yaş üstü, bana 'iş öğreten' ( işten kastim memurluk prosedürleri) insanlar.
0
Ley
(02.01.26)
Yani ucu cok açık bir soru. Huzurlu ortam insan faktörüne bağlı, kuruma değil.

Eger doçent olarak başlarsanız bir devlet üniversitesinde çakılı kadroya sahip olursunuz ki bu büyük bir avantaj akademide. Zira kimse sizi görev sürenizi uzatmamak ile tehdit edemez.
Akademinin en guzel yanı mesai saati kavramının olmaması.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(02.01.26)
boomer tayfadan kariyer tavsiyesi almam.
0
cooperr
(02.01.26)
üniversitesine göre değişir ama ankara'dasın anladığım kadarıyla ve ankara geneli için evet üniversite daha rahat daha huzurlu diyebiliriz. hele hele de sana direkt doçent kadrosu açacak bir yerler varsa ve koşulları karşılıyorsan (4 dönem ders verme vb. koşullar oluyor) bu mesajı okuduğun dakika itibari ile hazırlığını yap geç. millet birbirini ezer, adam vurur dışarıdan doçent kadrosu için sen soruyorsun hocam bir de.
0
eisberg
(02.01.26)
Üniversite ve size göre değişir. Üniversite ile sizin yaptığınız anlaşmaya göre de değişir -vakıfsa. Doçentliği almak kolaysa alır cebe koyardım. Doçentlik sonrası, kurumunuz da izin verirse parttime dersler verebilirsiniz hocam.

Genel olarak devlet üniversitelerinde göz önünde olmayan idari kadrolar, kalburüstü vakıflarda idareyle tanışık akadrmisyenler, son on onbeş yılda açılan vakıflarda da maddi şartlardan memnun olanlar için üniversitede çalışmak görece rahattır.
0
klassno
(02.01.26)
(5)

Bizim lig topçuları çok mu nazlı? (non-stop Premier Lig)

eisberg
Dün Premier lig maçları vardı, yarın da olacak. Adamlar bildiğin 30 aralık ve 1 ocak'ta maç yapıyor :). Bizde yıllardır kart görüp gitmeler, izin almalar hatta en son John Duran'da direkt sözleşmeye yazmalar falan... Bizde neden böyle acaba?
Dün Premier lig maçları vardı, yarın da olacak. Adamlar bildiğin 30 aralık ve 1 ocak'ta maç yapıyor :). Bizde yıllardır kart görüp gitmeler, izin almalar hatta en son John Duran'da direkt sözleşmeye yazmalar falan... Bizde neden böyle acaba?
+1
eisberg
(31.12.25)
hakim olduğum bir konu değil ama muhtemelen oradakiler ailesiyle birlikte bizdekiler ailesinden uzakta yaşıyordur.
0
lazpalle
(31.12.25)
yamulmuyorsam federasyon ekstra para da veriyor bu dönemde oyunculara. ondan dolayı da kimse isyan etmiyor.
0
elektr10
(31.12.25)
Premier lig milyar euro değerinde bir marka, oturmuş bir kurumsal yapı. Kulüpler de öyle.

Türkiye ligi biraz daha kurumsal anlamda gelişmek zorunda aradaki fark bu.

Bu şu demek, mesela bu tip dönemlerde kulüpler ekstra ödeme alabilir, futbolcular bu dönemler için prim vb alacağını bilir. Ödemeler sorunsuz alınsın diye denetim sistemleri vardır.

Kulüplerin oyunculara yaptırımları çok daha belirgindir. Kulübün büyüklüğü, isimlerin ağırlığı yüzünden kurallar esnetilmez. Ya da daha az esnetilir diyelim.

Yani bizde bir futbolcu kafasına göre antrenmana çıkmıyorsa ya da o maçta oynamak istemiyorsa vasat bir oyuncuysa canına okurlar. Ama çok para ödenen ve kulübün belkemiği bir oyuncuysa kulübün yöneticileri babacan bir konuşma yapar.

Mesela manchester united'da david beckham'ın bile gözünün yaşına bakmadılar. Ronaldo'ya bile çoğu zaman esneklik tanınmadı.
+1
anten
(31.12.25)
fb ve ts'de antrenörlük yapmış birinden alıntılıyorum "futbolcu dediğin y**ak gibidir, okşadıkça kalkar". üç kuruş etmeyen angut tiplere milyon ve oyro ile sözleşme yapınca böyle oluyor. ayrıca anten+1. şu lafı söyleyen antrenörün de barınamaması lazım normalde ama kara defter esnaflığıyla yönetildiği için her yeri pislik içinde futbolun.
+1
klassno
(31.12.25)
premier ligde oynayan adamlar zaten oraya gitmek için uğraşıyorlar. orada da izin alanlar oluyor ama bizim buradaki gibi değil. ülke kültürü futbol kültürüyle alakalı. premier ligde en sonuncu olan takımda bile ilk 11'e girme rekabetinde. kadrolar çok iyi. bizim burada kasımpaşada parasına alan yabancı oynamasa da kafası rahat.

cenk tosun evertona gittiğinde antremanların zorluk derecesinin çok yüksek olduğunu belirtmişti, zaten sürekli sakatlandı. belli bir disiplin var. yukarda da denildiği gibi kimsenin gözünün yaşına bakmıyorlar.
0
mikahakkinen
(31.12.25)
(11)

170 tane plağı ne yaparsınız?

parcaliham
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben p
Vefat eden bir aile dostundan 170-180 adet yakın plak kaldı. Ben istemedim ama sonuçta kucağımda buldum. Çoğu klasik müzik. Deli gibi beethoven toplamış rahmetli. GDR, Çekoslovakya basımları vs. Mozart, Handel, Wagner falan da var. Almanya'da yaşamış bir dönem. Büyük bir kısmı ETERNA plakları. Ben plaktan anlamam maalesef. Tüm bunları ne yapayım bilemedim.

Siz olsanız ne yapardınız? Satar mıydınız yoksa bir pikap edinip bunu bir hobiye dönüştürüp dinler miydiniz? (Klasik müzikle aram meh. Ama Jazz severim)
+1
parcaliham
(31.12.25)
vakit, ilgi ve imkan varsa saklayin. yoksa antikaci, pasaj tarzi yerlere goturup satin.
0
buenosdias
(31.12.25)
ilgi alanima girme olasiligi varsa tutarim.
baktim olmuyor meraklisina satarim.
zorla guzellik olmaz, zorlayarak boyle islere bulasilmaz, buyuk ihale.
+1
cooperr
(31.12.25)
Sahaf ve antikacılardan fiyat alabilirsiniz, bildik bir sahaf var sorabilirim listesi varsa. İzmir'de sahaf.
0
klassno
(31.12.25)
ilgilenmiyorsaniz tutmanin hicbir anlami yok. satin da ilgilisi bulup alabilsin.
0
antikadimag
(31.12.25)
satacaksanız önce facebook grupları falan var. onlara katılıp bir piyasa araştırması yapın. belki de bir hazineye sahipsiniz bilemezsiniz.
+1
ground
(31.12.25)
bir envanter oluşturun ve excele hepsini tek tek kaydedin. sonra da piyasa araştırması yapın sarı siteden ve facebook gruplarından. aralarında gerçekten değerli olanlar olabilir.
+1
elektr10
(31.12.25)
plaklara hiç ilgim yok ama ben olsam satmam, kıymetliler. güzel bir koleksiyon, güzel bir hobi.

ama satacak olursanız, envanter listesi oluşturursanız buraya yazın lütfen. plak delisi bir arkadaşım var ona iletirim, belki almak ister.
0
art cat chocolate
(31.12.25)
Üşenmeyip listesini çıkarın ve fotoğraf çekin. Türkçe plaklar yabancı plaklara göre daha değerli. Sahaf, antikacılardan uzak durun. Çoğunluğu kan emer. Fiyat araştırması yapıp doğrudan siz satın. Hiç uğraşmam diyorsanız ben talibim plaklara :)
0
yankee jumping
(31.12.25)
yılbaşı sonrası boş bir vaktimde bir excel listesi yapacağım ve burada da paylaşacağım.
0
🌸parcaliham
(31.12.25)
Discogs üzerinden bir hesap açıp plağın kartonunun sırtında, içinde göbeğinde seri numarası, katalog No yazar, mesela Arion plak firmasının AR 1235 gibibunu girince o plak çıkar, çıkmazsa da anahtar kelimelerler aratıp bulun ve fiyatını öğrenin. Toplamına da bu şekilde değer biçin.
0
mahsus mahal
(01.01.26)
eviniz müsaitse bir pikap edinin ve plakları saklayın. uygun fiyata tatminkar ürünler var.
arada bir rastgele dinlersiniz. belki cidden güzel şeyler çıkar.

ben bir müddet saklardım.
aradan zaman geçince yavaş yavaş ayıklar meraklıların olduğu yerlerde ilan açardım. fb'de gruplar vardır eminim.
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
(1)

Harvard style alıntı stilinde her referansın sayfa numarası belirtiliyor mu?

Bartebly
Merhaba Derste biri hocaya sorduğunda hoca kaynağın cümlelerini tırnak içinde değitirmeden doğrudan kullandığınız durumda sayfa no gösterin demişti. Şimdi ben yazdığım ödevde tüm referansları direkt alıntı yapmasam bile sayfa numarası göstererek yazdım. Puanlamada en çok puan kırılan yer atıf/kaynak
Merhaba
Derste biri hocaya sorduğunda hoca kaynağın cümlelerini tırnak içinde değitirmeden doğrudan kullandığınız durumda sayfa no gösterin demişti. Şimdi ben yazdığım ödevde tüm referansları direkt alıntı yapmasam bile sayfa numarası göstererek yazdım. Puanlamada en çok puan kırılan yer atıf/kaynakça imiş. Benimki yanlış mı sayılır?

Sayfa no'ları silmeye başladım yarılamadım daha ama içim de rahat etmedi.
0
Bartebly
(30.12.25)
Direkt alıntı yapmadıysanız sayfa numarasına gerek yok, gerekçesi olabilir mi?

university.open.ac.uk

Wordde yazıyorsanız referans düzenleme aracını kullanmanız daha rahat olur. Başta verileri girmek uğraştırabilir belki aöa sorunsuz çalışır.
+1
klassno
(30.12.25)
(8)

İşsizlik artıyor

artıküyeolmakistiyorum
Duyuruda bugün iki tane işsizlik duyurusu açıldı. Bizim şirket 3 aya yayarak 300+ kişi çıkardı. Eksiklerini hiç hissetmedik bir işe yaramiyorlardi herhalde. Gözüme kestirdigim 5-6 kişi daha var sadece bizim katta. Sizin oralarda durum nasıl?İşsiz kalırsanız planınız var mı?
Duyuruda bugün iki tane işsizlik duyurusu açıldı.
Bizim şirket 3 aya yayarak 300+ kişi çıkardı. Eksiklerini hiç hissetmedik bir işe yaramiyorlardi herhalde. Gözüme kestirdigim 5-6 kişi daha var sadece bizim katta.

Sizin oralarda durum nasıl?
İşsiz kalırsanız planınız var mı?
0
artıküyeolmakistiyorum
(30.12.25)
biz de yakın zamanda 150+ personel çıkardık.Kaç senelik genel müdürü işten çıkardık. Onlarca şube kapattık. İstanbul'daki bir sermaye grubunun İzmir'de çalışan personellerinden 100'e yakınının çıkış işlemleri yakın bir arkadaşıma yaptırıldı. Şirket yemekleri, kutlamalar her şey iptal edildi bu sene.
+2
loch ness
(30.12.25)
ben de bu akşam işimi kaybettim şeklinde bir duyuru oluşturdum. alternatif arayışlara girdim. bizde bir süredir işler iyi değildi. yatırım alamıyorduk. giden arkadaşlar olmuş ve yerlerine kimse gelmemişti. ben böyle bir şey olacağını tahmin ediyordum ama biraz da benim kişisel durumlarım benim işten çıkarılmamı hızlandırdı. bizimki abd merkezli bir startuptı. ne abd'den ne türkiye'den yatırımcı bulamıyor noktasına gelmiştik. fullstack ve mobile/web front-end developer pozisyonundaydım ben.

yakınlarımın çalıştığı otomotiv sektöründeki iki ayrı fabrikada aylardır işçiler çıkarılıyor. o fabrikalardan birinde öncelik çıkmak isteyenleri çıkardılar, sonra fazla izin kullanan/sorun çıkaran işçiler gitti, en sonunda iyi/kötü ayrımı yapmaksızın bir kıyıma gidildi. diğer fabrikada 10 - 15 yıldır çalıştığı için görece yüksek maaşlı çalışanları çıkarıp yerlerine asgari ücret verecekleri elemanlar alarak bir yenileme yapıldı.

global bir daralma olduğu söyleniyor ve bunu görebiliyoruz.

ben biraz birikim yapıp bir süre kendimi idare edecek kadar kenara koymuştum ama evlilik/düğün iptali, başka şehre taşınma, tekrar bir araya gelme falan gibi bir sürü kişisel şeyler yüzünden o birikim de ciddi şekilde zarar gördü ve işsizlik 3-4 ayrı aştığı takdirde sıkıntı çekmeye başlayacağım.
+2
biseysorcaktim
(30.12.25)
şirketler tarafında bütçe kesintileri çok ağır. biri genel merkezde sıcak su yok artık, soğukluğu azıcık kesilecek kadar ısıtıyorlar muslukları dedi (q3 cirosu hayvan gibi net kar gösteriyordu halbuki). vakıflar ve iştiraklerinde de mobing aldı başını gidiyor, 10+ yıllık herkesi yıldırmak için yapmadıkları kalmadı. giden gitti, yenileri inanılmaz niteliksiz geliyor, artık tek düşünülen ucuz çalışan.

sesimi hiç çıkarmıyorum, hiç olmadığım kadar sakin ve temassız iş yapıyorum. en az bir yıl daha bu gerekiyor, ya da kesin iş bulup gitmem lazım. işsiz kalırsam haftaya patlarım.
+2
klassno
(30.12.25)
yüksek faizin sonucu, normal yani.

şimdiye çok daha fazla olması gerekiyordu. faizi çok artırmadıkları için etkisi sınırlı oldu.

yavaş yavaş faiz düşecek, istihdam piyasası da olumlu etkilenir. ancak %8-10 faiz olmayacağı için günlük güneşlik durum da olmaz tabi.

ez cümle beklenen bi durum.
+1
gurur
(30.12.25)
benim çalıştığım yerler hep büyüme odaklı, karlı ve cash cow şirketler oldu.

işsiz kalmam. alanımda benim gibisi çok nadir bulunuyor ve aranan yetkinliklerim var. yani şöyle; spesifik bir yetkinlik ararsan buluyorsun ama şirketler benim alanımda birden fazla konuda yetkin birini bulmak isterse çok az insan çıkıyor karşılarına. başvurduğum her işte short liste alındım bu zamana kadar.

diyelim ki işsiz kaldım ve iş de bulamadım. finansal olarak özgür biriyim. kira ve finansal enstrüman kazançlarımla istersem emekli olurum. maaşlı işim dışında yıl içinde dalgalı kazanç getiren bir şirketim var.
-2
gabe h coud
(31.12.25)
Bizim hizmet verdiğimiz holdingin bir firmasını sattılar oradan 2 bine yakın kişi işten çıkarıldı. Bizim şirkette de kapanan birimler oldu tahminen 50 kişi falan çıkarıldı.
0
mirty
(31.12.25)
beni de çıkaracaklar, 18'ime girdiğim günden beri çalışıyordum ilk kez işsiz kalacağım. tam zamanlı yapılacak, kariyer inşa edilecek bir şey değil o yüzden durum biraz farklı ama neticede işti yani ve bana her anlamda çok geniş manevra alanı sağlıyordu. canım isterse okuyordum, canım isterse aynı anda başka iş yapabiliyordum vs... 30'u geçtim, ilk kez işsizim ve diploma filan da yok.

ne yapacağımı hiç bilmiyorum açıkçası şu an annemin yanındayım, bir şekilde sigara paramı çıkarmaya bakacağım haha. af çıkarsa okula döner, yarı zamanlı amele işi bulur okulu bitirmeye çalışırım belki.
0
der meister
(31.12.25)
Operasyon saha zaten sürekli bir sirkülasyon var. Krizler pek etkilemiyor istihdam ve işten çıkışları/çıkarmaları. Çıkan zaten çıkıyor, çıkartıyan bir şekilde hak etmiştir.

Genel müdürlükteki personel sayısı azaltacaklar deniyor ama bir taraftan artıyor. Bununla birlikte biraz gergin ortam var ben birimde ama sanmıyorum gönderilme veya çıkarma olsun.

Bakayım göreceğiz.
+1
put it in your appropriate place
(31.12.25)
(2)

Nasıl tenis dersi alıyoruz, saha ayarlıyoruz?

paintit
Merhaba,Sanırım hocayı armut'tan bulabilirim. Alternatif var mı?Sahayı nasıl ayarlıyoruz? Hoca bilir ve önerir herhalde, dimi?Lise dersleri hariç hiç oynamadım da nasıl tenise başlanır diye soruyorum kısacası. Konum istanbul avrupa yakası, gerekliyse.Teşekkürler.
Merhaba,
Sanırım hocayı armut'tan bulabilirim. Alternatif var mı?
Sahayı nasıl ayarlıyoruz? Hoca bilir ve önerir herhalde, dimi?
Lise dersleri hariç hiç oynamadım da nasıl tenise başlanır diye soruyorum kısacası. Konum istanbul avrupa yakası, gerekliyse.
Teşekkürler.
0
paintit
(30.12.25)
bireysel hocalar genelde saatlik kort kiralar. biraz daha net öneri için en yakın tenis kulübünün kapısını çalabilirsiniz.
0
klassno
(30.12.25)
sözlükte birisi vardı, beşiktaş civarı ders veriyordu. eksisozluk iş agından bulabilirsiniz sanırım.
0
liberal
(31.12.25)
(1)

Masada yazı yazarken ergonomik ne kullanilabilir?

egerbiryolcu
Evimdeki masa ve sandalye kombinasyonlarından mi sebep bilmiyorum yazı yazmak işkence. Bende bir de boyun omuz ağrısı çok sık oluyor o yüzden çok eğilince rahatsız oluyorum veya sürekli arkama yaslanma ihtiyacı hissediyorum.
Evimdeki masa ve sandalye kombinasyonlarından mi sebep bilmiyorum yazı yazmak işkence. Bende bir de boyun omuz ağrısı çok sık oluyor o yüzden çok eğilince rahatsız oluyorum veya sürekli arkama yaslanma ihtiyacı hissediyorum.
0
egerbiryolcu
(30.12.25)
Aslında sırtınızı sandalyeye yaslayıp dirsekler masaüstüne gelecek kadar yakın oturmanız lazım. Bel desteği, kıç desteği ve ayak desteği daha uygun bir pozisyon sağlar.
0
klassno
(30.12.25)
(3)

etiyopya vizesi

ozgurr
türk vatandaşları addis ababa havaalanında vize alabilir mi yoksa önceden e-visa şart mı?
türk vatandaşları addis ababa havaalanında vize alabilir mi yoksa önceden e-visa şart mı?
0
ozgurr
(29.12.25)
iki güne çıkıyor.
0
deartheodosia
(29.12.25)
vize zorunlu, kapıda alınamıyor.

www.mfa.gov.tr
0
klassno
(29.12.25)
bu sabah ankara elçiliğini aradım ve 1 aya kadar havaalanından alınabileceğini söylediler. muhtemelen yeni bir uygulama.
+2
🌸ozgurr
(30.12.25)
(2)

ekitap okuyanlar için ai destekli bir uygulama yaptım

beyinter
ekitap okuyanlar için ai destekli bir uygulama yaptım, göz atıp yorumda bulunursanız sevinirim.https://myebookreader.netlify.app/
ekitap okuyanlar için ai destekli bir uygulama yaptım, göz atıp yorumda bulunursanız sevinirim.
myebookreader.netlify.app
0
beyinter
(28.12.25)
bilgisayardan bakıyorum. okumak için değil de daha çok kelime kontrolü için gibi olmuş, şu hali ile okuması yorucu olurdu. kelime seçimlerinde de örneğin "the" kelimesine baktım, ardından "work" kelimesine baktımsa "the work" kelimesinin anlamını gösteriyor. daha "reader" bir şeye dönüşür, üzerine de kelimeleri seçerek veya bu hali ile hem tıklayarak direkt tek kelime, hem de seçerek birden çok kelime anlamı bakmak için kullanılabilir.
0
klassno
(29.12.25)
bilgisayardan daha çok tablet veya telefonda kitap okumak için tasarladım,
epub formatındaki kitabınızı upload ediyorsunuz, scrooll yaparak kitabı okuyorsunuz. bilmediğiniz bir kelime veya kelime grubu çıkınca tıklayıp anlamına öğreniyorsunuz, sonra okumaya devam.
-1
🌸beyinter
(30.12.25)
(6)

Sürekli ikaz edilmek rahatsız edici mi sizce?

Unde bach canim
Yani evde, işte ortak yaşadığınız ve aileniz olmayan (arkadaş veya iş arkadaşı) yaptığınız her hatayı uzatarak size anne azarlaması gibi (bir nevi dırdır denebilir) şeklinde ikaz edilmeniz, sizi rahatsız ediyor mu yoksa bir daha yapmamanız için faydalı mı görüyorsunuz? Yapan kişinin haklılığından zi
Yani evde, işte ortak yaşadığınız ve aileniz olmayan (arkadaş veya iş arkadaşı) yaptığınız her hatayı uzatarak size anne azarlaması gibi (bir nevi dırdır denebilir) şeklinde ikaz edilmeniz, sizi rahatsız ediyor mu yoksa bir daha yapmamanız için faydalı mı görüyorsunuz? Yapan kişinin haklılığından ziyade bu duruma düşmek size rahatsızlık veriyor mu?

Yani mesela mutfakta tabakları sudan geçirince kalan birkaç artık orada kalmış ve orayı temizlemeyi o an unutmuşum, diğer şeyleri yaparken arada kaynamış. Unutkanlık var bende, kasıtlı yapmadığım ve unuttum yoksa yapardım (ki huyunu bildiğim için, dırdırını çekmemek için ekstra dikkat ederim) dediğim halde iki saat dırdır ediyor. Normalde evden çıkardım ama ev yeni ve müstakil olduğu için beğeniyorum. Evde düzenin devam etmesi açısından haklı ama düzenli olarak ve kasıtlı yaptığım bir şey olmadığı halde kısaca ikaz etmek yerine dırdır ediyor ve bu da beni onun açıklarını bulma savaşına itiyor. Söyleyince de bahaneler üreterek kendi suçlu değilmiş gibi yapıyor.

Adam mesela işemiş sifonu çekmemiş kendisinin bana laf söylediği ortamda bunu “sen de bunu yapıyosun” dediğim için bozulup “bu millet içinde söylenir mi” moduna giriyor. Evi kendisi tuttu ve bir odasında da ben yaşıyorum
0
Unde bach canim
(26.12.25)
Sifonu çekmeyen birinden yemek artığı şurada kalmış nasihatı dinleyemem ya. İnsan evinde rahat etmek ister, sürekli azar işitirseniz orayı eviniz gibi hissedemezsiniz zaten. Şu an ayrılmak istemiyorsanız iletişimi minimuma indirin. Ortak kullanım alanlarına dair sorumluluklar da net olsun, siz de riayet etmeye çalışın, o da tabii ki... Sürekli siz onun açığını kollar söylenirseniz, o size söylenirse vs. bu şekilde uzun süre yaşanmaz. Her zaman bir taraf alttan almalı yoksa hiçbir ilişki yürümüyor, buna arkadaşlık da dahil. İki taraf da birbirine sivrilirse o evde huzursuzluk oluyor. Ama kendinizi de ezdirmeyin tabii ki. Minimum iletişim ve dikkatle gittiği yere kadar.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(26.12.25)
ev arkadaşınız değil, mülk sahibiniz olmuş belli ki. kısa bir süre böyle biriyle yaşamıştım, çok zordu ve hızlıca ayrıldım. dırdır çekilmez. konuşulur, bir plan program olur, arada uyarılar olur vs ama dırdır bir kere üsttenci bi yaklaşımdır. olmaz.
0
klassno
(26.12.25)
Sıkıntılı tipler bunlar. Abartmak istemiyorum ama zamanla psikolojini bile alt üst eder. Otur açık açık konuş, geri adım atmıyorsa ya evden çık ya da “merhaba merhaba”dan öteye gitme.
0
gobekliraki
(26.12.25)
çok yorucu ve yıpratıcı bir süreç.
bence evden ayrılmaktan başka çare yok!
ama dırdır da yorar bir yerde.
bu iş, böyle mizahi bir şekilde de çözülebilirdi gibime geliyor. nasıl? mesela arkadaşınız unuttuğunuz mevzularla ilgili duvara espirili bir yazı asabilirdi gibime geliyor.
dırdır etmektense, daha yapıcı bir çözüm sanki.
0
pangea
(26.12.25)
"Bende unutkanlık var" kilit nokta sanırım. Unutkanlığın bir sebebi olmalı, değil mi? Yani bir vitamin etksikliği, hiperaktivite vs. gibi bir sebebe bağlıysa bunu en başta kendiniz için önemseyip çözüme kavuşturmalısınız. Ama unutkanlığın belirgin bir sebebi yoksa ve sizin üstünüze düşen sorumlulukları sıkça yerine getirmemenize sebep oluyorsa (sürekli ikaz edilmek diye belirtmenizden bunu anlıyorum) bir başkası bu sorunla baş etmekte zorlanabilir.

Her insan bir şeyleri unutabilir, arkadaşınızın sifonu unutması gibi. Bunlar olabilecek şeyler. Bunu sorun yapan kısım bu unutkanlıkların sıklaşması olur. Gerçekçi düşünün, kimse sürekli yapması gereken bir şeyleri unutan biriyle kolayca hayat sürdüremez.

Arkadaşınız kırk yılda bir sifonu çekmeyi veya başka bir iki şeyi unuttuysa olabilir. Siz, kırk yılda bir yapmanız gereken bir şeyi unuttıysanız bu da olabilir.

Ama siz sürekli bir şeyleri unutuyorsanız (bende unutkanlık var demenizden bunu anlıyorum) bunu düzeltmelisiniz.

Bu süreklilik sizi ikaz eden kişide yılgınlık yaratabilir. Ben olsam bende de yaratırdı. Bir insan birini bir uyarar, iki uyarır, üçüncüde seviyorsa şakaya vurur, dördüncüde hafiften bozulur. Bu böyle gitmez. Olmaz yani.
0
akhenaten
(26.12.25)
hocam yıllardır sürekli ev arkadaşlarıyla yaşıyorum. eğer yeni yaşamaya başladıysanız dinamiği şimdiden oturtmanız önemli. ikazın dozu olur her iki taraf için. benim prensibim alışkanlığa dönüşmedikçe uyarmamak üzerine. sifonu çekmemek pis bir şey olsa bile gerçekten unutmuş olabilir. bir iki kez görmezden gelirim devam ederse söylerim.
bence her iki taraf için de, bir taraf bir şey için uyardığında diğer tarafın sen de şöyle şöyle yapıyorsun diye tartışma başlatması oluyor. ya iki tarafta gördüğünde söyleyecek ya da diğer taraf söylediğinde haklıysa haklısın dikkat ederim deyip dikkat edecek.
sizin eve sonradan girmeniz de etkiliyor. şu an bende aynı durumdayım. evi tutan kişi ana/baba ya da patron gibi davranabiliyor. kendi yaptıklarını önemsiz bulup karşı tarafın yaptıklarını inanılmaz abartabiliyor. ya da sizin durumunuzda olduğu gibi dırdıra çevirebiliyor.
ben şu an maddi yetersizlikler sebebiyle çıkamıyorum yoksa beş dakika durmam daha başka sebeplerden dolayı da. düzeltemezseniz durumu çıkma ihtimalini düşünebilirsiniz. bir yerden sonra terlik sesinden, öksürük sesinden bile rahatsız olacaksınız çünkü :D ben görmemek için o mutfaktayken mutfağa bile girmiyordum çünkü
0
black holes in the sky
(26.12.25)
(8)

toprak mulkiyeti neden var? olmasa ne olur?

antikadimag
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah. ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi
uzun suredir ekonomik sistemler uzerinde dusunuyorum. serbest piyasada insanlarin bir sey uretmesi ve bu urettiklerine deger bicmesi ve bunlarin satilip alinmasi, bunlara sahip olunmasi cok makul. eyvallah.

ancak kimsenin uretmedigi bir sey olan topragin yani arazinin parsellenerek alinip satilmasi mantiga uymuyor. bunu kimse uretmedigi icin birinin mulkiyetinde olmasi su an gordugumuz sosyal adaletsizligin en buyuk nedenlerinden biri gibi geliyor.

cunku piyasadaki her sey bir sekilde deger kaybederek tekrar yikima ugruyor. evler, arabalar eskiyor ve yikiliyor. aldigimiz alet edevat entropiye yenik dusuyor. ancak topraga sahip oldugunuz zaman bu hicbir sekilde deger kaybina ugramadan yuzyillarca geliyor.

topragin devlet mulkiyetinde olmasi ne gibi problemler dogurur? hadi madeni bile birinin gidip cikarmasi gerekiyor. bir deger yaratimi var. ama toprak sahipliginin tek dayanagi zamaninda birisinin buralar benim diyip bunu kilic zoruyla mesrulastirabilmis olmasi.

sadece insanoglu tarafindan yaratilan seylerin mulkiyet kapsamina girmesi gerektigi gibi bir dusuncem var. topragin mulkiyet kapsamina girmedigi bir duzende ne gibi problemler olabilir?

(bu sistemde yine evlere sahip olunabilir, ama evin altindaki arazi devletin olacak. eve sahip olunabilir cunku sonucta birisi kaynak harcayarak o evi insa etmek zorunda.)
0
antikadimag
(26.12.25)
Ama yürüttüğün mantık kişi ve kurumları kapsıyor da niye devletleri kapsamıyor. Madem öyle, Devletler de toprağa sahip olamasın, bu vatan benim diyemesin. Sonuçta zamanında kılıçla alınmış olması kabul edilemez ya.
0
Mirket
(26.12.25)
toprağı pasif bir kaynak olarak konumlandırmazsak ve aslında değerini (use value) üzerine işlenen emekten aldığını düşünürsek mülkiyet (ve ifraz gibi araçları) bir bakıma değer arttıran bir teşvik mekanizması oluyor. ben açıkçası toprağın da “üretilen” bir meta olduğunu düşünüyorum; en azından kavramsal olarak. bu yüzden özelleşmesi ya da ifraz yoluyla metalaşması bu ekonomik sistem içinde normal geliyor bana. aktör sayısı arttıkça rekabet ve takas değeri de artıyor. özellikle de sınırlı olduğu için.

bu arada özel mülkiyet osmanlı’ya aslında çok geç gelen bir sistem. internette güzel makaleler var (hatta bir tanesi bu yüzden sınıf bilincinin gelişmediğini söylüyor). bir de seveceğinizi düşündüğüm bu ara okuduğum bir kitap var: alyssa battistoni, free gifts: capitalism and the politics of nature. kapitalizmin doğaya bir kaynak olarak paha biçip biçmediğini tartışıyor.
+2
eileengray
(26.12.25)
Ben de son zamanlarda çok bakıyorum ekonomik fikirlere. Misal toprak vergisi getirmenin ev vergisinden daha iyi olacağını savunanlar var aynı sizin dediğiniz gibi çünkü toprak kullanılmadığı sürece bir işlevi olmuyor. Ve misal Fransa'da endüstriyellesme için devletin topraklari hazırlaması vs çalışması var (ama zor is yani).
Merak edip baktım cin'de misal toprak sahibi olunmuyormus. Bu sebepten heralde devlet istediğini yapabiliyor yani. Sadece üst kullanım hakkı aliniyormus, bu sebepten heralde insanlar çocuklarına aktara aktara gelecek nesilleri zengin ederken toprak sahibi olmayanlarin fakir olması olayı olusmuyordur.
0
logisticsmanager
(26.12.25)
@mirket; dogru, diyemesin. onlari da kapsiyor. nihayetinde butun insanlari ortak paydada bulusturan federatif bir dunya devletini dusunerek yazmistim. burada kastettigim herhangi bir devlet degil, "the devlet".

@eileengray; kitap tavsiyesi icin tesekkurler. toprak elbette uzerine islenen emekten katma deger aliyor. ancak base olarak da korkunc bir degerinin oldugunu kabul etmek gerek. yani hic uretilmeyen bir degeri de var ve benim meselem bu degerin unjustified bir guc asimetrisi yaratmasiyla. toprak uzerinde yapilacak islemler sonucu deger kazanir ve bu degerin karsiligi ozel tesebbuslere verilir. drenaj, arazi tesviyesi gibi seyler yine yapilabilir ve karsiliginda para kazanilabilir (cunku katma deger var) ancak devlet kontrolunde. ayni devletin yol, kopru yaptirmasi gibi.

nihayetinde toprak uzerindeki tasarrufun x kisisinde olmasini justify edemiyorum. paylasilmis bir mulkiyet geregi devletin tasarrufunda olabilir topragin nasil kullanilacagi. yani devlet der ki, su araziye iskan verecegim. bunun icin arazi isleri, bina insaati gibi gerekler var ve bunlari yapan sirketlere odeme yapacagim.

mevcut sistemde tesvik yarattigina katiliyorum. ancak bunun ne kadar hayati oldugunu kestiremiyorum. bir tarafa bu tesvigi, diger tarafa yarattigi guc asimetrisini koydugum zaman bence problem tarafi agir basiyor. sonucta toprak ifrazi tesvigi olmasa da, serbest piyasanin tesvikleri hala gecerli. bu ekstra tesvigi torpuleyerek karsiliginda muazzam bir guc asimetrisini kirmis oluruz gibi geliyor.

@logistics; bu konuyu baska bir tanjanta goturecek ama onlarda da guc simetrisi toprak mulkiyeti degil parti uyeligi ekseninde oluyor, hatta cok daha kisitli bir kesimde guc toplandigi icin daha buyuk problemler yaratiyor. kapitalizm en azindan bu gucu daha genis bir sinifa yayiyor ve sistem isledigi surece sinif gecislerine acik kapi birakiyor. sanirim benim derdim ayni chomsky'nin dedigi gibi politik veya ekonomik butun guc asimetrilerinin justify edilmesi gerektigi yonunde. bu yapilmadigi noktada somuru olusuyor.
0
🌸antikadimag
(26.12.25)
toprak mülkiyeti devletteyse monarşi, hiç kimsedeyse anarşi olur. evrensel bir devlet de "imperial"dir, o da olmasın zaten. kötü bir hayal. :(
0
klassno
(26.12.25)
bütün araziler devletin olsa iyice zıvanadan çıkıp en güzel konumları kendi projelerine yandaşlarına paslarlar sanki. bu da önemli bir eşitsizlik riski. insanların ailesinden kalan toprakları kendi insiyatifi ile değerlendirmesi serbest piyasa ekonomisi içinde daha sağlıklı geliyor bana. isteyen eker, isteyen satar, isteyen ev diker, isteyen boş tutar vs.

güç asimetrisi tarafında da bana bu konu biraz sanki toplumu en altta eşitlemeye çalışmaya zorlamak gibi geliyor. egzajere ederek söylersem toplumu fakirlikte eşitlemek gibi. bazı insanlar da dedelerinden kalan araziyi doğru değerlendirip zenginleşebilir. sadece şanslı oldukları için belki evet ama bunda problem görmüyorum ben. bu serbest piyasanın da işleyişine katkı sunar. çünkü gelir bireylere akar, birey bir şekilde istihdama döndürecek şekilde değerlendirir. az veya çok.

not: köydeki fındık bahçesinden başka bir arazi kalmıyor aileden :)
0
awlmi
(26.12.25)
devletin [D]evlet olması da bir güç asimetrisi yaratmaz mı? bunun sonu leviathan olur. devletin bu kadar otorite ve güç sahibi olması her zaman halkın iyiliğini ve çıkarını garantilemiyor.
devonandexeterinstitution.org

belki gerçekten de @awlmi'nin de bahsettiği gibi "miras" kavramı üzerinden düşünmek gerekir. yine osmanlı örneği vereceğim ama mülkiyet kavramı yokken askeri zumre mensuplarının mirasının büyük bir bölümü devlete dönüyordu. bir bakıma devletin bu üst sınıfı dengeleme mekanizması olarak okunabilir. gerçi bunu da bypass etme yolu bulundu. bu üst sınıfın mirasının bir alt soya aktarılabilmesi için vakıflar kuruldu. böylece miras bu şahısların (ve çocuklarının) vakıflarına geçiyordu ve devlete dönmüyordu. vakıflar böyle böyle önemli bir aktör haline geldi. sırf philanthropic değil yani.
0
eileengray
(26.12.25)
@eileengray; evet maalesef hatta daha kotu bir asimetri yaratiyor. sosyalist devletlerin islememe sebebi de bu bence. parti/devlet o kadar gucleniyor ki, geri kalanlar uzerinde korkunc bir tahakkum kuruyor. kapitalizmde sinif esitsizliginden ve elitlerden sikayet ediyoruz ama bunlar en azindan daha dispersed bir sinif, konsantre degil. partide hepi topu ayni toplanti odasina sigacak 10-20 kiside korkunc bir guc toplaniyor. bkz akp. erdogan, stalin, hitler, putin ekiplerinin kurdugu sistemler.

bu noktada guc asimetrisini kirmada kapitalist ve demokratik sistemler monarsiye, sosyalizme gore net daha iyi. ancak hala ideal degiller ve bircok problem var. bir sonraki asama ne olmaliyi dusunuyorum cunku bu sistem de islemiyor. sistemde ilerleme var, kole gibi calistirilmiyoruz, topraga bagli degiliz. ama hala finansal bir can pazari yasiyoruz. yarinlarimizdan endise duyuyoruz. bilirsin amerika'da yuzbinlerce dolar kazanan insanlar bile can havliyle yasiyor. cunku akarken kesesini doldurup yarin huzura kavusacagi, zamanini satmak zorunda olmayacagi bir noktaya ulasmaya calisiyor.

halbuki insan akliyla ve ahlakiyla bundan cok daha guzel ve duzenli bir sistem kurabilir. ancak ozgurluk sosuyla bize gucu gucu yetene sistemi dayatiliyor. bu guc artik kilicla degil, banka hesaplariyla, tapu senetleriyle olusturuldugu icin ortacaga gore daha civiliz, daha az kan goruyoruz. ama hala en onemli sermaye olan insan aklini ve yaraticiligini carcur ediyoruz gibime geliyor. neyse.
+1
🌸antikadimag
(26.12.25)
(12)

Şunu hiç düşünüyor musunuz?

messina123
Mesela önünden geçtiğiniz iddaa bayinde o an sayısal oynasaydınız akşama milyoner olacaktınız. Veya evinize arka sokaktan gitseydiniz hayatınız aşkıyla tanışacaktınız ama gitmediğiniz için tanışmadınız.
Mesela önünden geçtiğiniz iddaa bayinde o an sayısal oynasaydınız akşama milyoner olacaktınız. Veya evinize arka sokaktan gitseydiniz hayatınız aşkıyla tanışacaktınız ama gitmediğiniz için tanışmadınız.
0
messina123
(25.12.25)
öncelikle evet, sık sık düşünüyorum. ötr yandan, hayatın tümü bunlardan ibaret. binlerce seçenek arasından -varlıklarının farkında olmasak da-, seçimler yapıyoruz. yaşam ise bu seçimlerden ibaret. hayata değil, yaşamaya odaklanmaya çabalıyorum.
0
klassno
(25.12.25)
Geçici görev için anadolu kentlerinden birindeyken tam şubenin karşısındaki seyyar piyangocunun önünden geçerken nedense bir bilet almak istedim. Ama o zaman ekip başımız olacak üstad bir konuda diğer ekip arkadaşına sinirli olduğundan cesaret edip bilet almak için duraksayamadım ve bingo ertesi hafta o seyyarın önünde bir karton yılbaşı büyük ikramiyesine isabet eden bilet buradan satılmıştır diye. Hep aklıma gelir kısmetimi mi teptim diye.
0
koskoca kirpi
(25.12.25)
yok ya. zaten bilinçli tercih yaptığım durumların pişmanlığını yaşıyorum bir de bunlara takılırsam hayat geçmez
0
black holes in the sky
(25.12.25)
Hayır çünkü piyangonun uzun yıllardır gerçekçi olduğunu düşünmüyorum.
+1
pek iyi degilim bugunlerde
(25.12.25)
Olmayanları değil de olanları düşünüyorum ben.

Örneğin telefonumun şarjı bitse hayatımdaki en büyük, uzun soluklu ve karmaşık belayı yaşamayacağım bir gün vardı.
0
akhenaten
(25.12.25)
İnsanın kendi uydurması. İstersen sabaha kadar sokakta dolaş, piyango al, kazı kazan oyna. Kaybedensin. İyi şeyler birden olur, böyle olduğunu görmedim.
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
Hayır düşünmüyorum. Bundan sonra düşünmek için akla yatkın da değil, çocukça.

Diyelim girdim Loto oynadım, hiçbirini tutturamadım. Doğru 6 sayıyı seçmiş olsam milyonerdim. Ee evet de nereden bulacaktım o 6 sayıyı?

Kendinle bir bağlantısı olan durumlarda düşünülebilir bunlar. Bak adam küçük bir şehirdeki seyyar biletçiden söz etmiş, çok daha daraltmış kümeyi. Milyonluk biletin en azından önünden geçmiş. Rüzgarda hışırtısını duymuş. Bilet oradaymış, bunu biliyor artık. Alabilirdi, almayı denememiş. Ama arka sokakta hayatının aşkı olup olmadığını bilemezsin. Her sokakta olabilir. Sonu yok. Lotocunun da öyle.

5 tutturmuşsundur da 6. sayı için aklından geçen bir sayı varken sen son anda başka bir sayıyı seçmişsindir ama ilk sayı çıkmış olur; o zaman yanından geçmişsindir işte.

Gerisi romantik komedi filmi senaryosu.
+1
lazor
(25.12.25)
Bunları düşünmeye bir başlarsak işin içinden çıkamayız, insanda huzur falan kalmaz. Ne olduysa iyi ki oldu, ne olmadıysa iyi ki olmadı demek lazım. Değiştiremeyeceğimiz şeyleri düşünmenin kimseye faydası yok, üzüntüden başka bişi getirmez. Şimdiki zamana ve önümüze bakalım
0
kullanicadi
(25.12.25)
düşünmüyoruz.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.12.25)
ay tam da bugün 4-5 saat önce istiklal'de yürürken minicik bir büfenin önünden geçerken milli piyango bileti alasım geldi, sanki alsam 10 bin 20 bin bir şey çıkacakmış gibi hissettim.
0
candide
(25.12.25)
tabi ki hayır yaşadığın hayat seçeneklerin içindeki en iyi hayattır bu kafadayım ben
0
Hallegadola
(26.12.25)
böyle bir hesap yapamazsın. tam tersini de düşün o arka sokaktak geçseydin belki araba çarpıp ölecektin ?
0
orpheus
(26.12.25)
(3)

1 ocakta 100.000 Euro’su olan biri

turk kelekom
bozdurup faize yatırsaydı şuan ne kadar kazançta olacaktı? euro’da kalsaydı ne kadar zarar edecekti?
bozdurup faize yatırsaydı şuan ne kadar kazançta olacaktı? euro’da kalsaydı ne kadar zarar edecekti?
0
turk kelekom
(25.12.25)
Euro %43 kazandırmış.
Örneğin PRY para piyasası fonu %57 kazandırmış.

Bir daha baktım da PPF lar ortalama 51 kazandırmış. Yani Euroya nazaran ortalama %8 daha karlı imiş.
0
Mirket
(25.12.25)
2 Ocak - bugünkü Euro kuru farkı %38. Yani Euro’da kalan enflasyon karşısında para kaybetmiş.

Ppf alan ortalama brüt %51 almış ama stopajı düşünce %42 civarında net getirisi var. Netice itibariyle iki senaryoda da para kaybetmiş. Kazanç yok yani.
0
orient blue
(25.12.25)
altın ytd x3 olmuş. :( kirayı on gün geç ödesem -fantaziye bak- bu ay bedavaya çıkıyordu.
0
klassno
(25.12.25)
(2)

notebook lm sunumları

denizzz
uygulamanın hazırladığı sunumlarda gerçek görselleri kullanmasını sağlamanın bir yolu var mı?
uygulamanın hazırladığı sunumlarda gerçek görselleri kullanmasını sağlamanın bir yolu var mı?
0
denizzz
(24.12.25)
görselleri siz yüklemeyi denediniz mi? telifsiz olanları googledan çekiyordu ama telifli içeriğe bulaşmıyor.
0
klassno
(24.12.25)
sağ üstteki kaleme tıklayarak "customize slide deck" kısmından "kaynaktaki görselleri kullan veya şu konuda şu görseli kullan vb." detaylı yazarak şansınızı deneyin. bazen kullanabiliyor ama garanti değil veya istediğiniz konuda kullanmamış olabiliyor. en iyisi bir pdf editor ile editlemek.
0
merhum
(25.12.25)
(8)

ai ile biyometrik fotoğraf

hknty
gemini ile biyometrik fotoğraf üretip şu yazıcı ile çıkartsam olur mu? kimlik çıkartacağım. fotoğraf çekilmek istemiyorum pek. bir de 500 lira falan sanırım. yazıcı almak daha mantıklı gibi.https://www.amazon.com.tr/Canon-Fonksiyonlu-Kartuşlu-Yazıcı-Siyah/dp/B06XGHTP9Z
gemini ile biyometrik fotoğraf üretip şu yazıcı ile çıkartsam olur mu? kimlik çıkartacağım. fotoğraf çekilmek istemiyorum pek. bir de 500 lira falan sanırım. yazıcı almak daha mantıklı gibi.

www.amazon.com.trşlu-Yazıcı-Siyah/dp/B06XGHTP9Z
0
hknty
(24.12.25)
fotokopiciler basıyor 100 liraya 8 adet mi 16 adet mi ne
fotoğrafı düzenle böyle app'ler de var sonra yolla fotokopiciye foto baskı iste tamam
0
croswell
(24.12.25)
fotoğraf düzgün değilse leke varsa sistem kabul etmez.
fotoğraf kağıdı olması lazım.
0
jelly bear
(24.12.25)
lekeden kasıt nedir? gemini şöyle anonim bir fotoğraf üretti. kabul eder mi bunu?

imgur.com
0
🌸hknty
(24.12.25)
düzgün çıkartırsan
0
jelly bear
(24.12.25)
ai kimlik fotosu evrakta sahtecilik olur mu olmaz mı?
+2
art cat chocolate
(24.12.25)
son 6 ay halinize benzemiyorsa kabul etmezler. Bazen sakala bile laf ediyorlar. Denerseniz sonucu paylaşın lütfen.

@art cay chocolate çok iyi soru.
0
klassno
(24.12.25)
@art cat bir ürün gerçeğinden ayırt edilemiyorsa sahte diyebilir miyiz? :d
0
🌸hknty
(24.12.25)
@hknty evet diyebiliriz :d çok riskli.

aynı şeyi yapıp iş yerine vesikalık vermek isteyen kuzenime izin vermedim daha geçenlerde.
0
art cat chocolate
(26.12.25)
(12)

Sizde garip bir yeri olan kitap

a perfect lie
Hangisi? Niye? ve nasıl? Bu kitabın çok iyi bir eser olması gerekmiyor. Defalarca okumuş olmanız gerekmiyor. Hatta okumuş olmanız da gerekmiyor. Niteliği ya da etkileyiciliğinden çok hayatınızda tuhaf bir yer etmiş olması önemli. Kitap her karşınıza çıktığında aklınıza bir şeyin gelmesi, karşınıza ç
Hangisi? Niye? ve nasıl?

Bu kitabın çok iyi bir eser olması gerekmiyor. Defalarca okumuş olmanız gerekmiyor. Hatta okumuş olmanız da gerekmiyor.

Niteliği ya da etkileyiciliğinden çok hayatınızda tuhaf bir yer etmiş olması önemli. Kitap her karşınıza çıktığında aklınıza bir şeyin gelmesi, karşınıza çıkmasa bile ara ara bi sebepten aklınıza gelmesi vesaire. Var mı böyle bir kitap?

Ve paylaşmak isterseniz bu yer edişin hikayesini de anlatabilirsiniz.
0
a perfect lie
(17.12.25)
Charlotte Brontë- Jane Eyre
Herman Melville- Katip Bartleby (herhalde şimdiye kadar 50 kopyasını hediye etmişimdir)
0
Amaranta ursula
(17.12.25)
Martin Eden. Beni ben yapan şeylerden biri oldu.
Sait Faik'in ilk öyküleri.
0
black holes in the sky
(17.12.25)
Yazar var, Robert Walser. Deli zaten.
Fiyodor reizin Beyaz Gecesi, Anton Bey'in Paltosu ve Onur dö Balzak'ın Peder Goryo'su. Bu sonuncusunu niye hep ayrı tutuyorum hiç anlamadım.
0
klassno
(17.12.25)
Sylvia Plath - The Bell Jar


O kadar gerçek ki.. her cümlesi sanki ben yazsam böyle yazarmışım gibi.. ayrıca sağ kolumda bir The Bell Jar dövmem var:)
-1
suicides underground
(18.12.25)
Tatar çölü, elimde olsa herkese okuturdum.

Genç Werther'in Acıları, lisede kötü bir çeviriden bir kere okudum, şu an başucumda, ne zaman okuyabilirim tekrar bilmiyorum ama orda durması beni rahatlatıyor.

Bir de herhalde Yıldız Gezgini, çok seneler önce ekşi sözlükte bir yazar önermişti, Jack London'la yeni tanışıyordum, baskısı yoktu bulamamıştım, sonra iş bankası'ndan yine bir kere okudum. Jack London'ın tüm külliyatı da diyebilirim ama seçmem gerekse bu olurdu sanırım.
0
malwethiel
(18.12.25)
kafka, dönüşüm.
0
gobekliraki
(18.12.25)
Henri Charriere'den Kelebek. Pes etmemeyi lise yıllarında bu kitaptan öğrendim.

Sabahattin Ali'den Kuyucakli Yusuf. Nedense Yusuf'ta hep kendimi bulurdum.

Ha bir de Kurban Tuzağından Kurtulmak var. Hayatımı inanılmaz kolaylaştırdı. O üçgenin içine girmeden yaşamayı öğrendim.
+2
antihero
(18.12.25)
William Faulkner - Dilek Ağacı
0
peki madem
(18.12.25)
William Faulkner - Döşeğimde Ölürken

edebiyatın en kısa ve en etkili bölüm cümlesi vardı bu kitapta: My mother is a fish.

anneleri vefat eden bir aile, vasiyeti üzerine annelerini defnetmek için tabutu başka bir kasabaya taşıyorlar. ailenin her üyesi aklından geçenleri anlatıyor. ailenin en küçüğü 5-6 yaşındaki Vardaman'ın bölümünde sadece "annem balık" yazıyor.

kitabın havasından dolayı bu bölümü okuyunca şöyle bir donakalmıştım. hayatıma bir etkisi olmadı bu kitabın ama iki kelimelik cümle aklımdan çıkmadı hiç.
0
efreet sultan
(18.12.25)
-edebiyattan clarice lispector, the passion according to g.h.
-güncel edebiyattan kaveh akbar, martyr! (belki bir iki yıla hatırlamam ama okuduğumdan beri miserere ilahisi aklımdan çıkmıyor).
-yıllar yıllar önce bakış açımı değiştiren 2 non-fiction kitap oldu: lorraine daston, objectivity; foucault, the order of things.
0
eileengray
(18.12.25)
Tatar Çölü.

Olmayanın olmasının beklenmesinin olmayışının olmayışı benim için kitap... Güzel öğretiydi.
0
charbiel
(18.12.25)
Henri Charriere'den Kelebek.
Okuma yaşım da, bende bıraktığı etki de @ antihero ile aynı.
0
Mirket
(18.12.25)
(6)

Psikolog nasıl seçilir?

ananiyimioguz
Daha önce 6 - 7 seans aldim 2 farkli kisiden ama sanki zaman olduruyorlar yalandan dinleyip test mest yapiyorlar. Not aldiklari icin yine hatirliyor bir seyleri, ufak tefek cikarimlarda bulunuyorlar tabi ama boyle isteksiz gibiler, sanki isini sevmiyorlar da para kazanmak icin yapiyor gibiler. Oyle
Daha önce 6 - 7 seans aldim 2 farkli kisiden ama sanki zaman olduruyorlar yalandan dinleyip test mest yapiyorlar. Not aldiklari icin yine hatirliyor bir seyleri, ufak tefek cikarimlarda bulunuyorlar tabi ama boyle isteksiz gibiler, sanki isini sevmiyorlar da para kazanmak icin yapiyor gibiler. Oyle cok sorun cozmeye canla basla veya profesyonellikle yaklaşmıyorlar gibiler. Öfff hadi bitir de öbür musteriye gecicem al su testleri coz diger gorusmede bana anlat hadi canim hadi..... der gibiler.

Ya da bana denk gelmedi benim deneyimim boyledir. Genelde saatligi 1000-2000 tl civari uzaktan destek verenlerle gorustum. Fiyat mi ucuz kacti acaba? Yoksa yuz yuze ayni sehirde mi birini bulsam?

Psikolog nasil secilir? Surekli beni dinleyip anliyorum diyorlarmis gibi gelmeye basladi.

Insanlar da psikologla görüştüğü için bir nevi içsel tatmin yaşıyorlar, sorun çözülmüş çözülmemiş kimsenin umrunda degil duzen bir sekilde devam ediyor... gibi hissetmeye başladım.

Bu hislerimi gecirecek bir tavsiyesi olan var mi? Konu genelde icsel motivasyon, kendini elestirme falan ama yan olarak anne baba iliskileri veya aşk hayatı da var.

Bu arada 1 saat icin butcem 2k yı aşamıyor. Bu ucretler nedir arkadaslar normal mi haftada 2 saat gorussem ayda 16k para yine cok bence millet 1 gunde 2k kazaniyor işte calisirken, psikologlar saatte 2-4-6... pek normal de gelmiyor ama napalim.
0
ananiyimioguz
(17.12.25)
en iyi yöntem referansla seçmek.
0
orpheus
(17.12.25)
valla cevreme pek soramiyorum, bir de sorsum diyelim mesela bir arkadasim ozguven sorununu çözdü diyelim, benim öyle bir sorunum yok ki belki o alanda iyidir ama benim sorunumu cozmede kötüdür onu nasil bilecegim
0
🌸ananiyimioguz
(17.12.25)
işinde iyi ve dürüst psikolog uzmanı olmadığı konuya girmez bunu da belirtir zaten.
0
orpheus
(17.12.25)
birkaç şey var, dikkat etmelisiniz. biri psikolog sizin sorununuzu çözmez. sizin sorunun kaynağını bulup onunla ilgilenmenizde kolaylaştırıcı olmaya çalışır. bir diğeri, sizin onca yıldır biriktirdiğinizi 2 saatte siz çözemiyorsanız zaten kimse çözemez, bu beklentide olmanız büyük bir hatadır. öbürü, psikologların kazançlarıyla ilgili mesele... buna çok takılmayın, herkes kendi seçtiği işi yapıyor neticede. günde 2k kazanan da okuyup psikolog olabilir, o yol açık. boşverin. hemi de o psikologlar da sizin anlattıklarınızım onlarda oluşturduğu mental yükle uğraşabilmek için destek almak zorunda, orada kendini beslemek durumunda olan bir ekonomi var.

sorularınızın cevapları; psikoloğu tamamen kendi zevk dünyanızda beğenene kadar değiştirirsiniz, beğendiğinizde kalırsınız. böyle seçilir.

hislerinizi geçirecek(?) tavsiye ise, sizi olduğunuz gibi kabul edebilen, ve olduğunuz hali de çekinmeden aşağılayabilen çok yakın bir iki arkadaşınız dışında herkesi ve her şeyi hayatınızdan çıkarıp, kendinize sevseniz de sevmeseniz de yapacağınız meşgaleler bulun. ama sevmeseniz de düzenli yapmanız önemli. şu hayatta her şeyin ucu rutin disiplinine geliyor. disiplinli şekilde rutin oluşturun, oluşmuyorsa hep yenisini deneyin. birinden biri olur.

bir de, ayağını sıcak tur başını serin, düşünme derin derin.
0
klassno
(17.12.25)
psikologların çoğu uzman olmadığı alanda uzman olduğunu yazarak müşteri çekiyor. bir psikolog aynı anda ergen, çocuk ve yetişkin de uzman olamaz. her eğitimi alanda o alanda yeterli değildir. öncelikle yaşı ileri olan ve bilişsel çalışan uzmanları bulmak önemlidir. psikoloğun sıkıntınızın olduğu alanda çalışması önemli. bence mezun olduğu okulda önemli.
seans ücretleri evet uçuk eğer uzman iyiyse daha da yüksek oluyor. zaten ilk seans tanışma seansıdır, diğer seanslarda ilerleme sağlanır.
0
mikahakkinen
(18.12.25)
- Öncelikle aradığınızda telefona kendisi çıkan bir terapist seçin. İlk konuşmada sesi, dinleme becerisi, o esnada söyledikleri ayrıştırıcı.
(Vakti zamanında çok kalantor bir özgeçmişe sahip bir ablayı aramıştım ve kadın telefonda 5 dakika boyunca hm hm'ladı. Anında kaçtım kendisinden...)
- Daha sonra telefonda beğendiğiniz o kişiyle 1 seans yapın.
(Üzgünüm ki terapist de deneye yanıla bulunabilecek bir şey)
- İhtiyacınızı tam olarak belirleyin. Yakın, konuşan, empatisini görebildiğiniz birini istiyorsanız sistemsiz sistemli terapistlere bakın (varoluşçu / gestalt / hümanistik / psikodrama). Tam tersine uzak, dinleyen, sınırları net, ödevler veren, kimi zaman zorlayan birini istiyorsanız sistemli terapistlere bakın (şema / bilişsel davranışçı / emdr / psikodinamik).
- Seçtiğiniz ya da seçmeye meylettiğiniz terapistin sosyal görünümü varsa şayet hesaplarını inceleyin. Biraz takip edin, yorumlarına bakın.
0
charbiel
(18.12.25)
(1)

BYD ile ilgili bilgi ya da tecrubesi olan var mi?

üğpoıuy
Tüm modeller olur
Tüm modeller olur
0
üğpoıuy
(17.12.25)
şöyle bir tecrübem var, işinize yaramaz ama olsun. bi vidyo izlemiştim, arabanın arkasına yanaşınca şoförün kemerini sıkıyormuş. onu gördüm göreli yürürken hep bu arabaların arkasından neredeyse temas edecek kadar yakın geçiyorum. küçük bi eğlence...

araba kullanmıyorum.
+2
klassno
(17.12.25)
(5)

üstümün üstünü anonim iletişim formu ile en üste şikayet edeyim mi,

mahmuttt
Normalde yılda bir sefer filan yılbaşında ortak çalışma olduğunu da görüyoruz konuşuyoruz. kendisine güzel özenerek yaptığım bir çalışmamı anlatan WhatsApp’tan mesaj yazdım. artık artık ne sebeple olduğunu bilmiyorum mesajıma bir emoji bile koymadı. Hiçbir cevap yazmadı. Kadın resmen ghostladı yani.
Normalde yılda bir sefer filan yılbaşında ortak çalışma olduğunu da görüyoruz konuşuyoruz. kendisine güzel özenerek yaptığım bir çalışmamı anlatan WhatsApp’tan mesaj yazdım. artık artık ne sebeple olduğunu bilmiyorum mesajıma bir emoji bile koymadı. Hiçbir cevap yazmadı. Kadın resmen ghostladı yani. ve ben böyle insanlara sinir oluyorum.

bir de şu anda bipolar manik dönemdeyim İlaçta kullanmıyorum herkesle tartışmaya hazırım biraz bu benim daha da sinir kat sayımın artmasına sebebiyet veriyor.

sizce üstlerin bir üstleri hakkında en üste, “bunlar diğer paydaş meslektaşlara çalışanları zerre önemsemiyor. paydaş meslektaş mesajlarına geri bildirim vermiyorlar. rütbecilik makam kibri yapıyorlar” minvalinde firma sitesinden anonim bir mail atsam iyi olur mu sizce?

çok sinir oldum çünkü ve bunu bazen zaman zaman hem üst kademeler, hem de üstün bir üstü kademeler yapıyorlar.

görüyor görmezden geliyor. bir cevap yazmıyor. hiçbi tepki vermiyor ghostluyorlar resmen
-2
mahmuttt
(17.12.25)
etme kanka takma rahat ol
+4
messina123
(17.12.25)
ben en üst olsaydım "bu ne ya" diye silerdim maili çünkü sarı çizmeli mehmet ağa hesabı... kanıt yok, bir şey yok. boşver, sen de onu görmezden gel :)
+3
merhum
(17.12.25)
Rondak
(17.12.25)
Senin attığın mesaja, "ne güzel çalışma, afferim" filan yazsa, iki aya kalmaz departmandaki herkes her yaptığını o kişiye gönderir whatsapp'tan.
Sizden doğrudan bu işle ilgili dönüş istemediyse sizin doğrudan ona bilgi vermeniz böyle bir örnek oluşturmuş olabilir.
Size cevap vermeyip, sizin yöneticinize "bu arkadaş neden doğrudan bana durduk yere anlatıyor" diye sormuş olması muhtemel.
Aranızdaki yöneticiyi ezmemiş, iyi yapmış.
+1
burfak
(17.12.25)
yapma +1
o formlar da anonim değil zaten. kabak gibi yazıyor her şey.
0
klassno
(17.12.25)
(2)

Online İspanyolca Öğrenmek- Hoca Tavsiyesi

darthvader
Çevrimiçi ders verebilecek tanıdığınız hocalar var mı , başlangıç seviyesinde ders verecek haftada 1-2 olacak şekilde önerebileceğiniz isimler var mıdır?edit: buraya yazdıktan hemen sonra bir arkadaşım vasıtasıyla birine ulaştık, yazan herkese teşekkür ederim.
Çevrimiçi ders verebilecek tanıdığınız hocalar var mı , başlangıç seviyesinde ders verecek haftada 1-2 olacak şekilde önerebileceğiniz isimler var mıdır?
edit: buraya yazdıktan hemen sonra bir arkadaşım vasıtasıyla birine ulaştık, yazan herkese teşekkür ederim.
0
darthvader
(16.12.25)
Var, dilerseniz iletişüm bilgilerini özelden atabilirim. Sizinkileri de isterim ki hocaya da atabileyim.
0
klassno
(16.12.25)
Selam, ev arkadaşım İspanyol. Katalan daha doğrusu. Online İspanyolca dersi almak isterseniz iletişime geçirebilirim kendisiyle. Mesaj atmanız yeterli.
0
vedatchilipeppers
(17.12.25)
(2)

İstanbul'da Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşım

infernalcadre
Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşımda hangi otogardan (İstanbul'da çok otogar var gibi sanki) en kolay şekilde ulaşabilirim. Bavullarla filan olacağımdan Otogar içinden metro durağı olan bir yer var mı? Şu anki sistemde başka bir ilden bursa gidip bursadan bbbus ile sabiha gökçenin içine giriyorum ama
Sabiha Gökçen Havalimanına Ulaşımda hangi otogardan (İstanbul'da çok otogar var gibi sanki) en kolay şekilde ulaşabilirim. Bavullarla filan olacağımdan Otogar içinden metro durağı olan bir yer var mı?

Şu anki sistemde başka bir ilden bursa gidip bursadan bbbus ile sabiha gökçenin içine giriyorum ama aktarma yapmak zor oluyor.
0
infernalcadre
(16.12.25)
Sabiha’ya giden M4 metrosu var ancak güzergahta otobüs garı yok. anadolu yakasında bırakan otobüslerin servisleri ile erişilebilir metro istasyonlarına.

En kolay çözüm BBBUS ile Bursa’dan direkt Sabiha Gökçen’e bırakan otobüsleri kullanmak olur.
0
cilekli pasta
(16.12.25)
Otogar dışında bırakıyorsalar Pendik ya da Kartal köprülerinde inip M4 metrosuyla direkt havaalanına gidebilirsiniz.
0
klassno
(16.12.25)
(7)

Bir hayvan nasıl aynı anda hem inek hem dana hem de sığır olabiliyor?

mikahakkinen
Yani bu kadar ayrıştırma gerekli mi? İnek deyip geçsek?
Yani bu kadar ayrıştırma gerekli mi? İnek deyip geçsek?
+1
mikahakkinen
(16.12.25)
erkeği ile dişisinin birbirinden çok farklı ticaret alanları var. Her defasında erkek sığır, dişi sığır demek yerine kullanımı kolaylaştırmak için farklı isimlendirmeler yapılmış. Bu işin içinde olan, ticaretini yapan için çok makul. Elimde 120 inek var dediğinde kaçı erkek, kaçı dişi, kaçı hiç doğurmamış, kaçı süt veren, kaçı yavru vs anlaşılmaz bu da ekstra soru ve zaman kaybına sebep olur.
Siz sığır diyebilirsiniz, hepsini kapsar.
+1
faberkastelli
(16.12.25)
sığır genel olarak tür adı (insan gibi). inek, doğum yapan dişi sığır oluyor; düve doğum yapmamış dişi sığır; boğa tohumlama yapabilecek (genç) erkek sığır; öküz de tohumlama yapamayacak (yaşlı) erkek sığır oluyor. yani sığır üst küme; inek, düve, boğa ve öküz alt küme gibi düşünebilirsiniz. bilmeyenler hepsine inek deyip geçiyor ama farklı işte.
+8
shadowfollower
(16.12.25)
Abi bak büyükbaş dünyasında bu sınıflandırma yapılabilir neticede farklı özelliklere atıfta bulunuyor ama sırf boy uzunluğuna göre lüferi; defneyaprağı, çinekop, sarıkanat, kofana ve sırtıkara olarak isimlendirmek daha tuhaf, her 10 santimde bir hayvanın ismi değişiyor.
+6
kizil karga
(16.12.25)
Küçükbaş için de durum aynı, eskiden babamla kurban pazarına gittiğimizde her hayvanı farklı tanımlarlardı... Toklu, kabak vs.

Detaylı entry varmış;

(bkz: büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar sıralı tam liste)
+2
arpaci kumrusu
(16.12.25)
Çiftçinin hayatında anlamı, kıymeti, farkı var ki ayrı ayrı isimlendirmişler. Biz şehirli öküzlere hepsinin bir olması bu durumu değiştirmez.
+3
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(16.12.25)
bizim yediğimiz büyükbaş etleri genelde dana eti olur.
neden dana? çünkü doğum yapmayacak ve süt de vermeyecek.
günde 30 litre su içip bir sürü yem yiyecek, ama verdiği bir şey yok.
o yüzden fazla büyütmeye gerek yok, belli bir olgunluğa erişince kesimhaneye yolla.
doğum yapmış hayvan süt verir.
doğum yapmamış hayvanın doğum yapma potansiyeli vardır.

bu kadar farklı isimlendirilmesinin sebebi bu.
bu isimlendirmeler aslında hayvanın özelliğini belirtiyor.
+1
biseysorcaktim
(16.12.25)
deneyebilirsiniz. sizin gibi kullanan ve bunu çok uzun süreler çok geniş kitlelere yayabilen bir topluluk olursanız birkaç nesil sonra sığır der geçerler. dil böyle bir şey. kimdi o mavi ile yeşil arasında fark görmeyenler bile var. hani deniz ile ağaç aynı renk diyolla, çünkü hiç farkını bilmemişler. siz unutalım diyorsunuz, zor ama olmayacak iş değil.
+1
klassno
(16.12.25)
(27)

togg ve akp

biseysorcaktim
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu. arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?edit: soruy
akp togg'u kendi markası gibi tanıtıp siyasete alet edince ilk çıktığında togg kullananlar akp'lidir gibi bir algı oluşmuştu.
arada geçen zamanda togg kendisine atfedilen bu etiketlerden kurtuldu ve sadece bir otomobil markası haline geldi mi yoksa ilk günkü yakıştırmalar devam ediyor mu?

edit: soruyu neden eksilediniz yahu. herhangi bir yargı yok burada. aradan geçen zamanda bu siyasi bağdaşım devam ediyor mu azaldı mı aynı mı diye sorduk sadece.
-11
biseysorcaktim
(14.12.25)
bence değişen bir şey yok.
+17
klassno
(14.12.25)
benim halen aklıma akp geliyor. içindekiler de akpli gibi.
+12
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(14.12.25)
Öyle görünse de bir aracı doğrudan siyasi bir parti ile ilişkilendirmek yanlış bir düşünce.
Bir aracı kullanmak için önce satın almak sonra yakıtı doldurmak gerek .
Oy vermenin , parti üyesi olmanın burada hiç bir anlamı yok.
Tarihe bakarsanız devrim arabasının yapımında da "devlet eli" vardı ve şaibeli bir çok sebepten dolayı ( askerî araç gereç ve silah konusundaki girişimler de dahil ) üretimi de yapılamadı.
Yıllarca hikayesi anlatıldı.
O zamandan bu zamana kendi arabamızı yapamamak toplumda bir uhde olarak kaldı. Haliyle Türkiye eski Türkiye olmaktan çıkıp ortam müsaitken böyle şeyde devlet eli gerekliydi, hükümette üzerine düşeni yaparak destekledi.

- Marmaray hizmete girdiğinden beri kinle inatla kullanmıyorum...diyen birileri var mı hala ? Olmaz sanırım.
Bir şekilde sağcı ,solcu, tarafsız herkesin işi düşecektir.
Tarihe bir bakın köprüler konusunda da her bir yerlerden "yapılmamalı" diyerek karşı çıkmalar söz konusu .

Samimi olmak lazım.
Togg'a bir parti'nin bir unsuru veya aracı olarak bakan , örneğin TOKİ projeleri de içinde aynı sekilde düşünmeli o halde.
Siyasi düşünce vs. bakmadan TOKİ hususunda benim gördüğüm büyük bir rağbet olduğu.
Kimse bu proje için :
Akp döneminde olmuştur (!) demiyor . Demek ki alıcısını çok ilgilendirmiyor ve aklına herhangi bir parti gelmiyor .
Önemli olan ise sadece , satın alma konusundaki düzenlemelerin kişiye uygun olması. Toplam fayda önemli ne de olsa.

Üstte de yazdım samimi olmak lazım.
-18
diyecevaplandı
(14.12.25)
TOGG kullanan ya AKP'lidir ya da AKP'lidir.
Üçüncü seçenek ise bir yerden bir şeyler yiyordur. Yani yine AKP'lidir.
+11
anatomik
(14.12.25)
arabanın badem bıyığı var. seçim dönemi meydan meydan gezdirilen bir arabayı asla almam. gerisi hikaye.
+8
scudman1
(14.12.25)
o arabaya hiçbir zaman siyasetten bağımsız bakılamayacak
+9
cay koy geliyorum
(14.12.25)
Şu an piyasadaki belki de en makul arabalardan biri özellikle t10f uzun menzillisi son derece iş görür.

Lakin seçim zamanı üniversite kampüslerine bile götürülen, iktidar partisindeki tüm bakanların binip binip reklamını yaptığı, bir partiye ait propagandaya dönmüş arabayı a partisi de çıkarsa almam b partisi de çıkarsa almam. Zira bu tarz hareketlerle arabayı kamuya değil belli bir gruba mal ettiler.

Bu yaptıklarından dolayı da bu enflasyon ortamında dehşet uygun kredilerle, besbelli bir şekilde bu arabaya özel çıkarılan ÖTV avantajına rağmen beklenen satışlara da ulaşabildiğini düşünmüyorum. Benzeri fiyattan Tesla satılınca TOGG gibi avantajlı kredi imkanları olmasa da neler olduğunu yazın hep birlikte gördük.

Ayrıca burada bir akçomarın marmaray örneği bile neden alınmaması gerektiğini çok da güzel göstermiş. yüzyıl önce yapıldığından dolayı var olan banliyö hattına Senin benim vergilerimle japonlara tüp geçit yaptırıldı diye belli bir partiye mal etmiş. Belli bir partinin o hatta dair yaptığı şey ise o hattaki tarihi tren istasyonlarını ya kaderine terk etmek, ya da ranta açmak.
+3
denizgonen
(15.12.25)
Togg kullanan biri görürsem siyasi tercihini çok rahat anlarım. Togg ne zaman bu bakış açısını kırmış :p Ben mi kaçırdım? Şahsen milyonlarım olsa, en iyi araba olsa bile almam.
+3
cemallamec
(15.12.25)
@deniz... sözünü iade edelim önce.
marmarayı kendince "güya" açıkladın. hadi istersen askeri silah araç gereç yapımının önündeki engellemeleri ,yapılan sabotajları da anlat. Yaklaşık 100 yıllık Türkiye'de hangi projeler rafa kalktı veya göz ardı edildi anlat istersen
Köprüleri vs bir çok şeyi istemeyenler oldu bu ülkede . Baksana arşivlere.
Toki örneği de Togg'u almamak için yeterli sebep mi sence? (!)
Togg seçim zamanı üniversite kampüslerine mi götürülmüş.
Aracı gören herkes anında siyasi tercihini mi değiştiriyor? O üniversitelerde hiç mühendis adayları yok mu ? İlham kaynağı olmasın mı gençlere? Yıllar yılı kampüslerde gençler arasında her tür olayların çıkmasına alışmıştık oysa (!)
Meseleye nerden baktığında ilgili bu konular . Bakış açın dar.

Yazdığına bakılırsa vergi vermekte zoruna gidiyor. Kamu hizmetleri başka neyle olacaktı?
Senin gönüllü vereceğin bağışlarınla ?

Anlayamadığın ve sanırım yıllar geçse de anlayamacağın şey şudur ki doğru olana doğru demeye oldukça zorlanıyorsun.
Türkiye'de ve Türkiye için yapılan her işi sadece bir parti veya kendi ideolojin odaklı düşünmeye mahkum etmişsin kendini.

Oyunu Tesla'dan yana mı kullandın şimdi?
Dolayısıyla Elon Musk'a gitti oy.
Hani şu Trump hükümetinde yer alan adam. Sana kısmende olsa hak verdim.
Yakınlarda başka alternatifin yoktu ne de olsa.

Gerçekte benim için mesele, parti falan değil. mesele anlamlı bir işi , faaliyeti vs. ortaya koymak. Yakın geçmişte araç değiştirmeyi düşündük ama Togg bir seçenek olmadı benim için. Sebep parti siyaset vs. de değildi.
Aslında sen almaya niyetlisin ama o düşündüğün etiketi yemekten korkuyorsun. İyi anlıyorum durumunu.
-16
diyecevaplandı
(15.12.25)
onu bilmiyorum da simdi ortaklik durumuna baktim. doktor bu ne. anadolu, bmc, turkcell, zorlu, tobb ortaklasa araba yapmis. ne alaka.
0
antikadimag
(15.12.25)
@diyecevaplandı

arkadasin soylemek istedigi sey su:

sen herkezden topladigin vergi ile zaten yapman gereken seyleri yapinca, sanki kendi cebinden para verip de kamuya hibe etmis gibi, "ahanda biz yaptik" dedigin zaman bu ucuncu dunya ulkesi siyaseti oluyor.

marmaray bitik vaziyetteydi, tup gecit de gerekliydi, yapildi ki yapimi baya uzadi bu arada, neyse bir sekilde bitti ve ise yariyor. bu bence guzel yatirim. ben mualifim ama kullaniyorum, zink diye kita degistiriyorum, helal olsun diyorum, hic binerken kufretmedim.

ama obur taraftan togg'a para harcamak yerine, tarima, hayvanciliga, turizme yatirim yapilabilirdi. zira her ulkenin illa bir araba markasi olacak diye bir zaruret yok.
bu biraz ayranim yok icmeye kafasi, giyecek donun yokken bir sekilde kredi cekip araba almaya benziyor. araba parcalarini bir araya getirince bir anda ulke simulasyonuna medeniyet yuklenmiyor.

universitelerde muhendis adaylari var evet, ama yandas degilsen togg fabrikasinda calisma ihtimalin yok ise, orda sikinti var demektir. senin kurumlari, kendine oy verecek adam devsirmek icin kullanmaman, kamuya acik duzenlemen lazim.

ozetle: kamunun bekledigi sey su, vergiyi topla, kacirmadan kamunun faydasina, kamuya artistlik yapmadan, isini yap. herkese esit davran. bu kadar. aldigimiz hizmetten memnunsak devam edersin, degilsek indiririz.

ama degiliz diyelim, baskasini sececez, secenekler surekli hapse giriyor. :)
eskiden asarlardi, en azindan asmiyoruz artik, muebbet ile idare ediyoruz.

1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor.
+2
cooperr
(15.12.25)
cuma namazında cami önüne bırakılmıştı. yani siyaset uğruna her şeye alet edildi. mesafeli olmakta fayda var.
+2
ground
(15.12.25)
devletin böyle bir üretimi, satışı için güzel faizli ya da faizsiz kredilerle desteklemesinde bir problem yok ama hükümetin bunu bir siyasi propagandaya dönüştürmesi sıkıntılı. aracı almayı planlasam düşüneceğim ilk şey yarın olası bir iktidar değiştiğinde üretim hattı duracak mı, yedek parça konusunda bir problem yaşar mıyım olacaktır. araç üretimi bir süreç ama sürdürülebilirlik başka bir şey. tesla gibi bir şirket globalde karlılık problemi yaşarken, şimdilik ülke içi satılan ve avrupa'da bir-iki ülkeye ihraç edilen togg'un geleceği nasıl olacak bilmiyorum.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(15.12.25)
@ cooperr
yazdıklarının her birine tek tek cevabım var ama çok uzatmayacağım.
Ama madem ki :
1950lerden beri mehter marsiyla hareket eden bir ulke iste, 2 ileri, 1 geri. bazen 1 ileri 2-3 geri. anadolu insani bunu haketmiyor... " dedin sana açıklayayım.

1950 de demokrat parti büyük bir oy oranı ile başa geldi. Neden ? 1946 ya kadar seçimler "açık oylama, gizli sayım " ile oluyordu. Meclisteki tartışmalar vs. ile bu uygulama sonunda değişti.
Araştırabilirsin o özellikle 1946 seçimleri "şaibeli " olarak değerlendirilir kaynaklarda.

Anadolu insanının hak etmediği çok şey olduğu gibi yine onun büyük oranda seçtiği başbakan asılmayı da hak etmiyordu . Demek ki iktidar olmakla , gerçek manada muktedir olmak farklı şeyler. Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren.
1950 den beri Anadolu insanının gönlüne girmek isteyen, ayrı siyasi ayrı bir alternatif olmak isteyen bunu yapabilirdi.
Evet Anadolu insanı mehterden anlar kökenine bağlıdır ama batı orkestra ve operasından anlamaz.
(Ne yapsın çiftçi traktörle tarla sürerken Mozart mı dinlesin ?)

Neyse sen de çok aşırı hümanist olduğundan bu gibi alışkanlık veya tercihlere saygın vardır sanırım .
-7
diyecevaplandı
(15.12.25)
teşekkürler.

lütfen polemik oluşmasın.
ilk çıktığında siyasete alet edilen togg, görünüşe göre aradan zaman geçse de bu imajdan kurtulamadı.

verilen teşvikler, aracın iyi ya da kötü olması, bu araba alınır mı alınmaz sorusu değildi.
sadece o etiket zamanla silindi mi, azaldı mı, siyasetten bağımsız bir hale geldi mi sorusuydu. az-çok cevabımı aldım. politik tartışma olması amacıyla sormadım bunu.
+1
🌸biseysorcaktim
(15.12.25)
Cevaplardan göründüğü üzere tamamen aşılmış bir konu değil.

akp bu girişimin çok ekmeğini yedi ama togg markası da sonuçta bir şirket ve alınabilir bir ürün ortaya koymadıkça kapanacak.

bence güzel araba, belli başı kronik sorunları olmasa satışlarını katlar. Bizde milliyetçilik çok fazla, gerekirse daha fazla ödeyip Türk malı alacak kişi sayısı hiç az değil.
0
duyuruuser
(15.12.25)
Halk arasında bu algı ne yazık ki var. Şu an Togg alan iki kesim var. Birincisi kredi avantajından yararlanmak isteyen ikincisi akp li olan.

Aslında önemli olan bunların hiçbiri değil. İhracat yapmaları lazım. Ülke içine satmayla bir yere varılmaz. Millet yok tasarımı yabancı yok motoru yabancı vs diye eleştiriyor. Neresi yerli neresi yabancı hiçbiri önemli değil. Bu markanın yurt dışına ürün satıp yurtdışından gelir elde etmesi lazım. Basitçe bir mala katma değer ekleyip kazanç elde etmen lazım. Yoksa yurt içinde kredilerle gideceğin yer bir yere kadar. Hala bu konuda adam akıllı bir gelişme göremiyorum.
0
nuevo
(15.12.25)
şöyle söyleyeyim o araba bana bedava verilse AKP'li sanılmamak için almam.
ve her togg kullanan gördüğümde pis pis bakıyorum akpli bu diye. maalesef engel olamıyorum kendime.
+2
matilda
(15.12.25)
Togg duyurulduğunda her kesimin ilgisini çekmişti. Akepe arabasına kendileri çevirdi, dedikleri gibi bedava verseler binmem.
+1
aguen
(15.12.25)
araba akp arabası. bu algıyı bizzat bilinçli olarak bile isteye yaratan da akp'nin kendisi.
yine kendileri o kadar abarttı ki bu algı geri dönülemez şekilde yerleşti.

bedava verseler kesinlikle almam. ki arabam da 2012 model clio bunu dikkate alarak düşün.

kırsal bir ilçede öğretmenim, yoğun propaganda yaptıkları dönemde ilkokulların bahçesine dahi park edip sergilediler, kantinden tost alacak parası olmayan çocuklara. ilyas salman'ın sarı mercedes filminde kodaman bir tipin köye gıcır arabasıyla gelip köylü gariban çocukların arabanın dışından arabanın yanına öbekleşip arabanın içini seyrettikleri sahne vardı, bir benzeri yaşandı. bu utanç verici sahneden sonra togg dünyanın en kaliteli otomobili olsa da hiç umurumda değil.
+4
wilhelmwasmuss
(15.12.25)
yoo gayet de akp markası
+2
nothing in my way
(15.12.25)
duyuruda herkese cevap yetiştirenlere bakınca zaten cevabı anlıyorsun. togg, madem onlar yapıyor bizim de bir tane olsun.. parasıyla değil mi? arabasıdır.

togg Türkiye'nin markası olabilirdi ama akp sonrası hızla düşüşe geçip yabancı bir markaya satılacaktır. adamlar o kadar itici ki sanki içten yanmalı motor yapılmış gibi caka satıyorlar. otomobillerin kritik parçalarını üretmek ve dünyada öncü olmak ülkeye daha fazla değer katabilirdi. yine ilaç-medikal ve tarım sektörüne büyük destekler verilseydi bu alanlarda da lider olabilirdik..
+1
jepa
(15.12.25)
Müzmin muhalif olan bir akrabam togg ilk çıktığından beri kullanıyor. Adamın işi de galericilik yani arabadan piyasasından anlayan biri.
Ben şahsen Her gün istanbul trafiğinde epey togg görüyorum ve toplumun her kesiminden kullanıcısı olduğunu görüyorum.

İnsanları bu şekilde salt satın alma davranışına göre bir siyasi kimlik temellendirmesine maruz bırakmak kesinlikle akıl dışı. Hatta arttırıyorum, Bu şekilde bir argümantasyon kurabilmek; togg’un ilk çıktığı zamanda siyaseten militarize olmuş bir klik tarafından dile getirilen “maket bu” şuursuzuğuyla birebir aynı.
-3
ezkaza
(15.12.25)
@diyecevaplandi

"Sen önce Anadolu insanının değerlerine ve seçimine saygı duymayı öğren." yazdiklarimdan saygi duymadigimi nerden cikardin, anlamasi guc.

hem gereksiz alingansin hem de kafan baya bulanik gibi, o bulanikligi da giderecek enerjim yok yaw.
0
cooperr
(15.12.25)
akp'lilerin bile akp'li olduklarını söylemeye çekindikleri-utandıkları bir toplumda (duyuruda mesela diyecevaplandı, ezkaza nicklerine kaç kere bakmışımdır ulan bunlar akp'li mi acaba yoksa ben mi pinpirikliyim diye -ki acemi duyuruclar yine ezkaza'yı akp'li zannetmeyebilir swh-) togg'un potansiyelinin çok altında kalması gayet doğal.

erdoğan ülkenin tamamını kapsayan, kucaklayan biri olsaydı, ya da en azından şimdiki başkanlık tipinde değil de eski dönem partisiz cumhurbaşkanı şeklinde görevini sürdürseydi bile o araba milliyetçi duygularla en muhalifinden sekülerine marjinaline kapış kapış giderdi.

samimi konuşalım yazmış arkadaşımız, samimi konuşalım. bakkaldan sakız alan 5 yaşında çocuğun bile marmaray'da ödediği vergisiyle misli misli hakkı varken, siz bunu reisin millete bir lütfu olarak görüyorsunuz; yukarıda bizzat kendisiitiraf etmiş bunu zaten.

1'e yapılacak köprüleri 10'a yapıp, ulaşılması mümkün olmayan "geçiş garantisi" sayılarını halkın tamamına ödetmek mi hizmet?

hatay'a hiç gittin mi mesela? 3 sene oldu halen daha insanlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyorlar. ya devlet bir işi kar amacıyla yapar mı? 1,5 milyon maliyetle yaptığı daireyi 2,5 milyona vatandaşına satıyor. toki ile ilgili de şok belgeler çıkacak yakın gelecekte buna inanıyorum, zaten çözülme kısmen başladı..

samimiyet samimiyet diyorsunuz. olm reisçi değilmiş gibi yaparak milleti manyak etmeyin bir kere :) hele "muhalif galerici" karakterine kahkaha attım.

neye muhalif hacı, içten yanmalıya mı :))
+1
makbur
(15.12.25)
Yakıştırma mı?

Parti rozeti gibi bir şey TOGG marka araç.

“Alırsam akpli zannedilir miyim” yahut “ak partili olduğum anlaşılır mı” diye düşünüyorsan cevap evet. Hiç şüphen olmasın.
+1
lazor
(15.12.25)
Her Akp'linin Togg'u yoktur ama Togg'u olan herkes Akp'lidir.
+3
kizil karga
(15.12.25)
(1)

Podcast metni nasıl yazılır?

umutt
Bunun bir tekniği var mı?Ben normal metin gibi düşünerek yazmaya çalışıyorum, günlerimi alıyor tek bir bölüm. Üretmekten keyif alıyorum kesinlikle ama artık yorucu bir yere evrildi benim için. Önerilerinizi duymayı isterim metni oluşturma kısmında.
Bunun bir tekniği var mı?
Ben normal metin gibi düşünerek yazmaya çalışıyorum, günlerimi alıyor tek bir bölüm. Üretmekten keyif alıyorum kesinlikle ama artık yorucu bir yere evrildi benim için. Önerilerinizi duymayı isterim metni oluşturma kısmında.
0
umutt
(14.12.25)
NotebookLM'i çok övüyorlar dil modeli kullanmayı seviyorsanız. Konuşma notları üzerine doğaçlama yapardım eskiden.
0
klassno
(14.12.25)
(2)

1950'lerdeki radyo programı akışını nasıl bulurum?

muhayyer divan
SelamBirinin doğum saatini bulmaya çalışıyorum, 1950'lerde doğmuş, gün ay yıl net ama saati bilinmiyor, sadece belli bir radyo programı vardı deniyor. TRT o yıllardaki akışı saklıyor mudur bulma ihtimali var mıdır? Hatta bulabileceğim başka bir kaynak olabilir mi, ne olabilir?
Selam

Birinin doğum saatini bulmaya çalışıyorum, 1950'lerde doğmuş, gün ay yıl net ama saati bilinmiyor, sadece belli bir radyo programı vardı deniyor. TRT o yıllardaki akışı saklıyor mudur bulma ihtimali var mıdır? Hatta bulabileceğim başka bir kaynak olabilir mi, ne olabilir?
0
muhayyer divan
(11.12.25)
o günün gazetelerinde yazar.

gazetearsivi.milliyet.com.tr
+2
klassno
(11.12.25)
Harikasınız ayol 🌷🐞
+2
🌸muhayyer divan
(11.12.25)
(13)

Almanya seyahati için sağlık sigortası?

Buddrick
Kamu personeliyim. Yeşil pasaportum var. Ocak'ta 10 günlüğüne Almanya'ya gideceğim. Bunun için sağlık/seyahat sigortası yaptırmam gerekiyor mu? Nasıl yapılıyor?
Kamu personeliyim. Yeşil pasaportum var. Ocak'ta 10 günlüğüne Almanya'ya gideceğim. Bunun için sağlık/seyahat sigortası yaptırmam gerekiyor mu? Nasıl yapılıyor?
0
Buddrick
(09.12.25)
sağlık sigortası yaptırmanız gerekmiyor. yurt dışı çıkış harcını ödemeniz yeterli.
0
wilhelmwasmuss
(09.12.25)
Nasıl yapılacağını biliyor musunuz peki?
0
🌸Buddrick
(09.12.25)
Seyahat sağlık sigortası normal sigorta. Acenteden, bankaların site veya uygulamalarından yaptırabilirsiniz. Yurtdışı çıkış harcı da hem online (edevletten vardı yönlendirme) hem de havaalanında makinalardan alınabiliyor.
0
klassno
(09.12.25)
normal herhangi bir sigorta şirketinden, sigorta poliçesi alır gibi. yurt dışı sağlık seyahat sigorta poliçesi.
0
wilhelmwasmuss
(09.12.25)
Bankanızın mobil uygulamasında seyahat sağlık sigortası diye aratın. İş mobilde var, ziraatte var.

Mutlaka yaptırın. Ucuz bir şey ve, insanları milyonlarca lira masraftan kurtardığına iki kez şahit olmuşluğum var.
+1
Mirket
(09.12.25)
Sigorta zorunlu değil. Her bankada var. Çıkıcağınız tarihleri göre yapılıyor. Hepiyi sigortada kampanya oluyor, ben en son oradan yaptırdım.
0
mikahakkinen
(09.12.25)
bu zamana kadar hepiyi sigorta, allianz ve generaliden aldım. hiç kullanmadım ama yanınızda bulunması bence gayet mantıklı bir durum.
0
kornisch
(09.12.25)
Gerekmiyor ama cüzi bir fiyatı olduğundan, olası aksi bir duruma karşı yaptırmanızı öneririm.
0
lil siztah
(09.12.25)
Şart değil ancak kendin için olması seni korur Bir kaza hastalık vs olursa büyük masrafödemeni engelleyebilir. Bütük meblalar değil
Nasıl yaptırayım dersen herhangi bir acenteden seyahat sigortası yaptırmak istiyorum dersen bilgilerini alıp sana belgeleri hemen verirler
0
basond
(10.12.25)
at11 alabiliyor musunuz bilmiyorum ama bi bakın isterseniz, sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanırsınız acil bir durumda
0
mezzosprite
(10.12.25)
1 ay önce yeşil pasaportla almanya'ya giden eşimin babasına sınırda sigorta sordular ve yoktu. odaya çektiler, gecenin 2sinde biz buradan sigorta yaptırdık güç bela. o sebeple mutlaka yaptırın, banka uygulamanızdan iki dakkada halledersiniz.
0
awlmi
(10.12.25)
Normalde vize başvurusunda sigorta soruluyor. Sizin vizenin olmadığından sınırda sorulabilir. Zorunlu da olabilir, teyit etmekte fayda var.
Bu arada yaptırmak her türlü tavsiye edilir. Uçaktan inerken ayağınız burkulsa kat kat fazlasını ödemek zorunda kalırsınız.
0
burfak
(10.12.25)
Sağlık sigortasını kendiniz için yaptırın.

Allah korusun dünyanın bin türlü hali var, çok pahalı bir şey de değil.

Artık banka uygulamalarından bile yapılıyor.

Hangi bankayla çalışıyorsanız, o bankanın uygulamasından seyahat sağlık sigortasını seçin.

Almanya olduğu için AB ülkeleri'ni işaretleyin.

Sigorta kapsamının seyahatinizden bir gün önce başlaması lazım, döndükten bir gün sonra da bitmesi lazım.
+2
anten
(10.12.25)
(15)

10 yıl önceki eski sevgiliye mesaj atsam ne kaybederim?

burnley
"Eski sevgiliye mesaj atma" hadisesini ömrümde hiç yapmadım şu ana dek. Belki yanlış düşünüyor olabilirim ama bir erkek olarak bu eylem bende hep zayıflık, çaresizlik olarak kodlanmış bir şeydir.Ama bu kez bir kadın aklımda. 10 yıl önceki eski sevgilim. Çok sevmiştim ve fena şekilde tüm hafta bir ve
"Eski sevgiliye mesaj atma" hadisesini ömrümde hiç yapmadım şu ana dek. Belki yanlış düşünüyor olabilirim ama bir erkek olarak bu eylem bende hep zayıflık, çaresizlik olarak kodlanmış bir şeydir.

Ama bu kez bir kadın aklımda. 10 yıl önceki eski sevgilim. Çok sevmiştim ve fena şekilde tüm hafta bir vesileyle aklıma düştü. Evlenip geçen yıl da ayrıldığı bilgisine hakimim. Biz ayrılırken yüzlerimize bir daha bakılmayacak seviyede kötü bir ayrılık falan yaşamamıştık. Instagram'dan beklenti içermeden selam verme, hatırlama temalı "dozunda" bir mesaj atsam ne kaybederim sizce? Kendimi kötü bir pozisyona düşürmüş olur muyum acaba?

Şu an bu tür bir senaryoda yazmama yönündeki hissim çok daha baskın durumda; bunu destekleyecek yönde mantıklı cevaplar alırsam da kesin yazmam zaten. Her türlü fikrinizi bekliyorum, şimdiden teşekkürler.
0
burnley
(22.11.25)
Boş ver.
- eldekileri çıkardın yedek son biz mi kaldık.. diyecek
0
diyecevaplandı
(22.11.25)
yazmayın abicim. yazmayın.

çaresizlik, zayıflık gibi algılamıyorum ben kesinlikle ama bence gerek yok. bitmiş gitmiş.
-1
kirlipam
(22.11.25)
yaz, bosver.
+1
klassno
(22.11.25)
ben yazdım, ben eski ben değilim dedi:) Tamamen yokluktan yazmıştım. Çok da bir şey kaybetmedim.
0
Kahvedesu
(22.11.25)
Abi bu ne efendilik ya. Olaya dışarıdan bak. Sen ona 80 yaşında gibi selam verme, hatırlama mesajı atıyorsun. Taze boşanmış kadına başka erkekler nasıl mesajlar atıyordur. Bunu yapacaksan enerjik, çekici olarak, ona acaba dedirtecek şekilde yapman lazım. Böyle yaparsan mesajını okumaz bile.

Haha. Ebeveynsiz bir ezik kudurmuş.
-17
arbre
(22.11.25)
kendini bad boy gibi göstermeye calisan eziklerin tavsiyelerine kulak asma.
+16
edmond honda
(22.11.25)
Bence bireyler arasında 10 senede eski sevgililik sıfatı bile düşmüş sayılır siz artık eski sevgili bile değilsiniz abi gerek yok.
+4
kizil karga
(22.11.25)
@Kizil karga'ya kesinlikle katılıyorum siz artık eski sevgili sıfatında bile değilsiniz. Kadınla ayrılalı 10 sene olmuş, olabilir ona bir şey diyemem elbette ama kendisi bi hayat kurmuş, sizden sonra başkasına aşık olmuş, evlenmiş ve şimdi de boşanarak yeni bir hayat kuruyor ya da kurdu. Eğer bu 10 sene içerisinde ara ara haberleşiyor olsaydınız yazın derdim ama şu şekilde yazmanız çok mantıklı gözükmüyor. Çünkü siz eski sevgilinizin eksikliğini en içten şekilde hissetseydiniz ya da o sizin eksikliğinizi aynı şekilde hissetseydi iletişim mutlaka olurdu bunca zaman içerisinde.
+1
mermaidd
(22.11.25)
Kaybedecek bir şey yok ama kazanacak da bir şey yok
0
grimavi
(22.11.25)
iyi bişey çıkmaz, exten next olmaz çok boktan bi söz ama aşırı doğru.

ha yazsanız ne olur, bişi olmaz. yazmanıza da gerek yok, sosyal medyadan takip isteği gönderdiğinizde anlar zaten.

ha ayrılmadı veya erkek arkadaşı falan varsa hoş olmaz.

her şey yolunda giderse, buluşur muhtemelen sevişirsiniz. sonra bi süre sonra neden ayrıldığınızı hatırlayıp tekrar ayrılısınız.

belki de evlenir ömür boyu mutlu olursunuz.

kimse bilemez yani ne olacağı.

aklınızda varsa da eğer sonrasında sürekli karşı karşıya gelme vs gibi bir durum yoksa (aynı yerde çalışma vs.) bişi olmaz, akılda da kalmasa daha iyi. 10 yıl. siz de az sayko değilmişsiniz.

neyse uzun lafın kısası biz de bi bok bilmiyoruz, yalandan yaşıyoruz işte. burada benimki de dahil yazılanlara kulak asmayıp kafaya göre takılın işte.
0
gurur
(22.11.25)
Ne kaybedersin?
- itibar
+1
etna
(22.11.25)
Duyurunun içeriğinde de birkaç kez vurguladığım şekilde şu ana dek böyle bir durumda yazan taraf hiç olmadım ve meraklısı değilim. Ama bu defa içimde baskın, garip bir duygu belirdiği için başka insanların da fikrini bir göreyim istedim; gördüm. Cevaplar çok büyük çoğunlukla o mesajın atılmaması yönünde gelmiş. Katılıyorum, şimdi o geçmişten gelen fikrim daha da güçlendi.

Zaman ayırıp yazan herkese teşekkürler.
0
🌸burnley
(23.11.25)
Bence usturuplu, medeni ve net anlaşılır bir şekilde duygularınızı yazın.

Olumlu dönerse, tekrar denemiş olursunuz, en kötü yine hayal kırıklığı olur.

Olumsuz dönerse kapanış olur.
0
yadigar
(23.11.25)
ne kaybedersin sorusunun cevabı: iyi de gitse, kötü de gitse. aklından çıkarma sürecini 3-5 yıl daha uzatmış olacaksın. değer mi değmez mi sen karar ver.
0
orpheus
(23.11.25)
Çizginizi
0
baldan kaymak
(23.11.25)
(4)

Telefon kamerasından video çekerken garip ses geliyor

egerbiryolcu
Bir süredir böyle bir sorun var. Sanki biri kağıt yirtiyormus gibi hisirtili bir ses. Ortamda ses olmayan bir şey çeksem de o ses geliyor açık kapalı alan da fark etmiyor. Sebebi ve çözümü ne olabilirTelefon oppo a73
Bir süredir böyle bir sorun var. Sanki biri kağıt yirtiyormus gibi hisirtili bir ses. Ortamda ses olmayan bir şey çeksem de o ses geliyor açık kapalı alan da fark etmiyor. Sebebi ve çözümü ne olabilir
Telefon oppo a73
0
egerbiryolcu
(17.11.25)
ois sesi olabilir.
0
jelly bear
(17.11.25)
mikrofonlardan birine temas ediyor olabilir misiniz?
0
klassno
(17.11.25)
telefonun kılıfını komple çıkartıp dener misiniz?
0
co2s2
(18.11.25)
@co2s2
Kilifim yok ama bir keresinde ekranım düşmüştü ve başka ekran taktirttim. Dikkat etmemiştim ama o değişiklikten sonra mi bu sorun çıktı siz kılıf deyince ekran degistirdigim aklıma geldi.
0
🌸egerbiryolcu
(18.11.25)
(10)

Bazı mesleklere çok mu anlam yükleniyor?

kizil karga
Mesela son zamanlarda yine Nuri Bilge Ceylan'ın kamera arkası görüntülerinde Bennu Yıldırımlar'ın 2 saat kafasını açtığı kayıt yayınlandı, yani baktığında en nihayetinde film çekiyorsun dünyayı kurtarmıyorsun ama Cem Yılmaz'ın kendi değerini sen belirlersin kafasıyla anlattığı tuvaletçi hikayesi gib
Mesela son zamanlarda yine Nuri Bilge Ceylan'ın kamera arkası görüntülerinde Bennu Yıldırımlar'ın 2 saat kafasını açtığı kayıt yayınlandı, yani baktığında en nihayetinde film çekiyorsun dünyayı kurtarmıyorsun ama Cem Yılmaz'ın kendi değerini sen belirlersin kafasıyla anlattığı tuvaletçi hikayesi gibi bu tip insanlar kendilerini ve yaptıkları işi "çok önemli bir şey yapıyoruz" seviyesine çekip gereğinden fazla bir anlam yüklenmesine mi neden oluyorlar, bana göre Nuri Bilge Ceylan'ın işleriyle gece 2'de Atv'de yayınlanan 3 kafalı köpekbalığı filmlerinin yönetmeni arasında çok fark yok ama baktığın zaman yaptıkları işi kanser ilacını bulmuşlar gibi pazarlıyorlar, böyle bir şey gerçekten var mı bana mı öyle geliyor?
-4
kizil karga
(08.11.25)
bunlar pazarlama değil doğal süreçler, nbc'nin o görüntüsü sanırım 8saatlik bir kamera arkasından bir kesit. diğer tüm filmlerinde de benzer kamera arkası görüntüler var. kış uykusunda mesela Nejat İşler'e sahne veriyor. yine kış uykusunda haluk bilginer'e demet akbağ'a neyi nasıl yapması gerektiğini söylüyor. adamın normali bu yani.

nbc iyidir. filmleri ile kendi sinemasını oluşturmuştur. bu bir yönetmen için yeterlidir.
0
duyurukullanıcısı
(08.11.25)
Bence NBC ödül odaklı film çekiyor ve biraz kasıntı bir tavrı var. Tamam, Bennu Yıldırımlar ile sohbet ettin, güzel. Ama neden bunu kameraya alıyorsun? Kameraya aldıysan neden paylaşıyorsun? Türk sinemasına ciddi katkıları var, orası ayrı, ama bu yaptığı yine de nahoş duruyor.
-1
cemallamec
(08.11.25)
Tıpkı sorduğun gibi; sana öyle geliyor.
+1
Bruce
(08.11.25)
Kibirli bir adam ama işini de iyi yapıyor gibi bir durumu var.
0
sekizdokuzon
(08.11.25)
Köpekbalığı yönetmeni de işini iyi yapıyor, aralarındaki tek fark Nuri Bilge Ceylan gibi yaptıkları işleri ölüme çare bulmuşlar gibi vakur bir tavırla pazarlamıyorlar, yoksa bozkırın ortasında uzaklara bakmalı 3 saat film çekince 2 başlı köpekbalığı filmini çeken yönetmenden daha kaliteli iş yapmış olmuyorsun bence, köpekbalığı filmi çeken adam sadece film çektiğinin farkında yaptığı işe ekstra bir anlam yüklemiyor.
-3
🌸kizil karga
(08.11.25)
Köpekbalığı filmi ile Ceylanın filmlerini kıyas etmek yanlış bence ya. İkisinin ortaya çıkış amacı tam olarak aynı değil. Birinin başarısı daha çok eğlence sektörünün konusu, diğerinin başarısı sanat dalı olarak sinemanın konusu.

Köpekbalığı filmini kafa boşaltmak için, vakit geçirmek için, aksiyon arayışıyla izlersiniz. N.b.c. filmini kafa patlatmak, kamera açısını tartışmak, yanında puro falan içip varsa ilgisi olan çevrenizle kritiğini yapmak hayatı sorgulamak, kasvetlenmek için falan izlersiniz. Bu ikinci senaryoyu bir köpekbalığı filmi için yaptığınızı düşünebiliyor musunuz?

Haliyle bu iki farklı kitleye yönelik film çıkaran iki yönetmenin yaklaşımı, önemsedikleri ve karakterleri aynı bu iki kitle kadar farklı olacak zaten. Bunlardan biri diğeri gibi film yapamaz. Her şey olması gerektiği gibi.
0
akhenaten
(08.11.25)
nbc filmi çekersen full kamera arkasını da bir kameraman çekiyor 3ayda çekiliyorsa film 3aylık kamera arkası görüntü var zaten adamda. oyuncular vs de bilmiyor değil sanki gizli kamera koymuş gibi yorumlamayın.
0
duyurukullanıcısı
(08.11.25)
Sanırım anlatmak istediğinizi anladım ama nbc örneği biraz yanlış olmuş.

İnstagram'da bir yoğurtçu dükkanı var. Tepsiden kürekle yoğurt alıp kutuya koyuyor. Yok yoğurt doldurmak bir sanat işidir, biz çocukluktan ustamızdan öğrendik, küreği bilekten çevirmel ustalık ister. Lan altı üstü tepsiden kürekle alıp kutuya koyuyorsun. Yanlış koysan ne olacak, en fazla ne olabilir yani?

Gerçekten yetenek ve tecrübenin fark yarattığı işlerde öyle olduğunu düşünmüyorum. Bence yönetmenlik böyle bir iş, böbürlenmeyi hak ediyor.
0
kibritsuyu
(08.11.25)
0
🌸kizil karga
(08.11.25)
meslege degil de insanlara cok fazla anlam yukleniyor. bilge hoca da bunlardan biri. fazlasiyla hirsli ve ozenti oldugu icin bu halde oldugunu dusunuyorum.

meslek icin sanatcinin oykusu - mazhar alanson harika anlatir mevzuyu.
0
klassno
(08.11.25)
(9)

Kadın cinayeti söylemi düşmanlığı

cemallamec
Öncelikle entry şu: https://eksisozluk.com/entry/179631669Özet: Son zamanlarda belki incel ve kadın düşmanı kesim tarafından alttan alta aşılanan “erkek cinayeti de var, kadın cinayeti diye bir şey yoktur” söylemi sizce neden bu kadar destek görüyor? Ben bu entry’de alttan alta kadın düşmanlığı okuy
Öncelikle entry şu: eksisozluk.com

Özet: Son zamanlarda belki incel ve kadın düşmanı kesim tarafından alttan alta aşılanan “erkek cinayeti de var, kadın cinayeti diye bir şey yoktur” söylemi sizce neden bu kadar destek görüyor? Ben bu entry’de alttan alta kadın düşmanlığı okuyorum. Düz okumaya yapınca “ayy canım” oluyor ama öyle değil işte. “Kadın cinayeti” ifadesi sizce sorunlu mu cidden? Bir erkeğin kadını öldürmesi sizce normal cinayetle eş değer mi?


Uzun:

Arkadaşlar, kadın cinayeti söyleminden rahatsız olan abidik gubidik bir kesim var farkında mısınız, bilmiyorum.

Bu entry’yi giren arkadaşa mesaj çektim, tane tane anlattım. Bana “yazdıklarını okumadım bile ön yargılısın” deyip durdu :) Ona yazdıklarımı okumamış ama bana ön yargılı diyor. Uzun uzun, tane tane yazınca da “ben telden uzun mesaj yazmam, okumam da üşenirim” deyip durdu. Ona siz demeyip sen dediğim için üslubuma laf söyledi ama ağzından “oç” kelimesi maşallah eksik olmuyor.

Eskiden sözlükte böyle sığ, b*ktan ifadeler değer görmezken gerçekten alttan gelen kesim bu kadar cahil olabilir mi?

Bir kadının öldürülmesi toplumsal yapıyken bir erkeğin öldürülmesi böyle bir neden bağlanamaz. Kadın sırf cinsiyetinden öldürülür mesela. Giyiminsen öldürülür. Örfünden öldürülür. Baskıdan öldürülür. İstismar edilir öldürülür.

Ama bir kadının erkeği giyiminden, inancından, namusundan, örften adetten öldürdüğü görülmez “neredeyse”.

Şimdi “bakın hep erkekler kadınları öldürüyor diyorsunuz alın size kadınlar da erkekleri öldürüyor. Bunun cinsiyetle alakası yok” demek sizce de kadın cinayetlerini kasıtlı olarak erkek cinayetleriyle aynı bağlama getirmek değil mi? Erkek, erkeği öldürüyor. Öküzün biri neden “erkek cinayeti” yazılmıyor, diyor. Kadının biri sebebi nedendir bilmiyoruz ama okumamışın teki başka şekilde saçmalıyor.

Kadın cinayeti ifadesi sizce sorunlu mu cidden?

Yahu sözlükteki troller bile “şu kadını beğeniyorum ama çok sevişmiş istemiyorum” diye yazıyorlar. Erkekler kendileri kadınlarla yatsın kalksın istiyor ama kadına gelince namus, helal süt, edepli arıyor. Bu olmayınca mesela namus cinayeti çıkıyor. Burada kadının öldürülmesi kadın cinayetine girmiyor mu? Yazacak örnekleyecek çok şey var da alttan gelen nesil cidden b-k gibi.
0
cemallamec
(07.11.25)
uzun zamandir ulke erkekleri olaraktan dayak eksikliginden muzdaribiz.

not: sinirlenip sovecegim icin entryi okumadim.
+1
klassno
(07.11.25)
Kadın cinayeti ifadesi faili örtüyor bir yandan, ortada bir erkek şiddeti sorunu var, erkekleri de öldürüyorlardaki erkekleri de başka erkekler öldürüyor, fakat bununla yüzleşmek yerine sadece kadınlar mı öldürülüyor diye salağa yatmayı tercih ediyorlar. En doğru kavramı kullansak da yüzleşmek istemeyen içn faydasız.
+3
grimavi
(07.11.25)
Kadın cinayetlerini başlık olarak sunmak yetersiz. Bu sosyolojik bir problem.
Deli yürek, kurtlar vadisi gibi dizilerle başlayan, sıfır bir ile zirveyi gören yeni nesil 'erkek' problemi aşikar. Bunun yanına bir de kadını eşya gibi gören ve memlekette önlenemez şekilde yükselen siyasal İslam var.

Tüm bunlar nihayetinde bu erkekleri tercih eden bayanlarda var tabii. Kurunun yaninda yanan yaşlar için üzgünüm ama o dizileri de bu siyasi iklimi de biz seçtik. Efendi adamlar kılıbık oldu, en okuyanı kültürlüsü bile yeri geldi 'maço erkek' istedi. Kıssadan hisse evet kadın cinayetleri vardır fakat gökten inmemiştir. Almanya gibi devlet isteyen Almanlar gibi millet olacak.

Ayrıca ülkede bir şiddet problemi var ve bunun kadını erkeği de yok. Ben entryden onu anladim. Bende öyle düşünüyorum ve kendimi sokakta asla güvende hissetmiyorum. Kadın cinayetleri yeni nesil 'erkek' problemi fakat şiddet hepimiz için var ve apaçık tehlikedeyiz.
-1
artıküyeolmakistiyorum
(07.11.25)
ilgi görmek isteyen ve üstün olmak isteyen erkeklerin saçma sapan tavırları. neden kadın cinayeti dediğimizi anlayacak zekanın kırıntısını taşımıyorlar. aldatma veya boşanma gibi şeylerden eşlerini öldüren erkekler hapse girince de kader mahkumu diyorlar onlara. kafa bu şekilde. gördüğümüz yerde engelleyelim. sayılarının fazla olması çok rahatsız edici.
+1
art cat chocolate
(07.11.25)
"Kadın cinayeti" kavramında bir sorun yok, bunun kullanılması normal, çünkü böyle bir sorun var. "Çocuk istismarı" gibi bir kavrama "Çocuk diye belirtmeye gerek yok, istismar istismardır, yetişkinler de istismara uğruyor" demiyoruz mesela. Buradaki "Kadın" ya da "Çocuk" o durumlardaki güç asimetrisi, sosyolojik süreçler, toplumsal yapı gibi kavramlardan kaynaklanan özel durumlara atıfta bulunuyor.

Örnek verdiğiniz entrynin kavramsal olarak belli hataları var, arkadaş bunları es geçip safsata yapmış. İlk olarak her cinayet aynı değil ve cinayetin işlendiği koşullar ile cinayetin işleyen kişinin motivasyonu alınacak cezayı belirliyor. Zaten o yüzden "Mahkeme" diye bir şey ve bir çok cinayet çeşidi var. Diğer türlü her cinayette aynı cezayı yapıştırıp geçerdik.

Diğer yandan insanların kendi önyargılarına istinaden farklı olaylara farklı tepkiler vermeleri; mesela bir kadın, bir erkek tarafından öldürüldüğünde erkeği lanetlerken bir erkek, bir kadın tarafından öldürüldüğünde kadının cinayeti işlemesine haklı neden bulmaya çalışmaları "Kadın Cinayeti" diye toplumsal bir olgu olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı herhangi bir münferit olayda bir kadının bir erkeği tamamen sadistçe bir dürtüyle öldürmüş olmasının "Erkek Cinayeti" diye bir kavram yaratamaması ya da benzer şekilde "Kadın Cinayeti" kavramını ortadan kaldıramaması gibi.
+3
salihdt
(07.11.25)
Kadın cinayeti ifadesinde bana göre sorun yok ama kadın cinayeti ifadesiyle erkeklerin kadınlar tarafından öldürülebildikleri gerçeği örtülüyor sanılıyor, bence yanlış olan bu sanrı, ifadelere ezbere anlamlar yüklemek. Düşünmemek yani.

Burada "erkek cinayeti de var" diye ortaya çıkanların önemli bir kısmı erkeklerin olumsuz ve yıkıcı olduklarını görmeye tahammül edemeyenler, erkeklerle ilgili her zaman ve her türlü ifadeyi mutlaka kendi üzerlerine alınıp sorun çıkaranlar. Evet erkek cinayetleri de var ama bu kadar çok erkek şiddeti yaşanan bir toplumda erkeklerin öldürülmesi bu bahsettiğim tayfanın beklediği canhıraş tepkiyi yaratmıyor. Çünkü ülkemizde çok uzun yüzyıllardır kadınlar erkeklerden hem bedenen hem psikolojik şiddet görerek yaşadılar, kadınlık fikri buna göre evrim geçirdi, erkeklik fikri de böyle. Kolay kolay kurtulabileceğimiz bir halde de değiliz ve bahsettiğim tayfa bunu görmek şöyle dursun, bunu konuşmak yahut öğrenmek dahi istemiyor, gayet iyi biliyorlar çünkü.

Erkek şiddeti de var diyenlerde bu açıdan bakınca belki bir kadın düşmanlığı var gibi, bana göre yok çünkü onların düşmanlık güttüğü şey kadınlar değil, yüzyılların değiştirdiği kadın erkek algısı doğrultusunda saçma sapan bir yere gelen aile terbiyesi. Kadının oğlunun her işine koşması mesela, arkasından elinde kaşıkla yemek koşturması, 10 yaşındaki oğlunun ayakkabısını bağlaması, ödevini yapması vs... kadının oğluna erkek olduğunu hissettirecek başarma duygusunu asla vermemesi, sorumluluk hissini yüklememesi, oğlunun hayatını kolaylaştırmayı onun yerine yaşamak zannetmesi. Ve o annenin bunları bilinçsiz yapması... kadınlar farkında değiller ama oğullarının hayatını da onun hayatına girecek kadınların hayatını da bu tür anneler mahvediyor.

Suç sadece annelerde değil, işin içine bu davranışları bekleyen babalar da giriyor kimse kusura bakmasın. Kadından hizmet görmeyi erkeklik zanneden bir düzen var şu anda. Hizmetçisi değilim diyen kadınlar çok ayıplanıyor çok dışlanıyor hâlâ. Neden? Erkeğe kendisini erkek gibi hissettirmek istemediği için. Halbuki erkeğin kendini erkek gibi hissetme alanı sadece kadınlar değil ki. Hiçbir alanda kendini erkek gibi hissetmeyen erkek elbette kadına ve kadının güçsüzlüğüne de gücüne de muhtaç olur. Kaos da buradan çıkar.

Bu bahsettiğim tayfanın neye düşman olduklarının bilincinde olduklarını da hiç hiç hiç sanmıyorum. Ülkede müthiş bir bilinçsizlik hakim.
-2
muhayyer divan
(07.11.25)
Bir şey daha eklemek istiyorum: çocuk istismarına “çocuk” ekliyoruz, “çocuk gelin” diyoruz ya da “kadın hakları”, “işçi hakları” vb. deniyor da cinayete gelince neden kadın cinayetleri sorun olsun ki? İşin ciddiyetini kaçırıyor filan söylemleri bana boş geliyor. Bence bu söylemlerin altında ataerkil düşünce ya da kadın düşmanlığı yine önde. İnsanlar kabul etmese de bilinçaltlarında bir şekilde görünmeyen düşünceler ortaya kendini çıkarıyor.

Belki de kadın cinayetlerine kadın cinayeti dediğimizde sorun çözülecek. Kadının sırtında sopayı, karnında sıpayı eksik etme/kızını dövmeyen dizini döver tarzı atasözleriyle büyüdük, okuduk, duyduk. O düşünce belki bir yerde tohumunu bırakmıştır.

Bilemiyorum ama sözlükte de instagram’da da twitter’da da böyle tonla böyle tonla malca yorumlar entryler postlar var.
-1
🌸cemallamec
(07.11.25)
yani burada adam kadını dövüyormuş o yüzden kadın kızgın yağla adamı öldürdüğü için burada ''ama kadın da neler çekmiş garibim'' diye bakacaksak olaya, yani cinayet cinayettir demeyip bahanelere ve gerekçelere bakacaksak o zaman da bir adam aldatıldığında karısını öldürdüğünde buna da ''ama adamın namusuna zarar vermiş adam da namusunu temizlemiş aslanlar gibi yatar çıkar'' diyebilmeliyiz o zaman? neticede birini öldürmenin meşru yollarının neler olduğuna kim karar veriyor? bana şiddet uyguladı o zaman öldürebilriim. e ben de belki şöyle bi insanım: bana şiddet falan uygula fark etmez önemli değil ama beni aldatma. ben de aldatmayı şiddetten daha büyük bi hakaret olarak görüyorum onurum zedeleniyor. insan sadece fiziki bir varlık değil ki gururu, onuru da var dokunulmaz olan... o zaman beni aldatırsan seni öldürürüm? sen bana fiziksel değil ama onuruma zarar verdin mesela? benim kafamda da evet aldatılmak onurun zedelenmesi, ben geri kafalıyım diyelim ki... veya farklı ahlaki normları benimsiyorum senden... e gayet mantıklı o kişinin penceresinden baktığında. katil kadınla empati yapacaksak katil erkekle de empati yapacağız madem? neticede ikisi de insan. yaptıklarından sorumlular. hayvan insanı öldürürse mesela sıkıntı yok çünkü sorumlu değil neticede aklı yok iradesi yok. ya da mesela benim ayakkabıma basıldığında delleniyorum , adam öldürüyorum mesela ? ayakkabılarıma çok değer verdiğim bi gün adamın biri yanlışlıkla ayağıma bastı ben de çektim vurdum.. araştıralım bunun da gerekçelerini... yani bunun sonu yok.
beni fikrim: cinayet cinayettir. yapan cezalandırılmalıdır. kadın da olsa erkek de olsa.. adam kadını öldürdüğünde kadın cinayeti tü pis kaka diyorsak, ama o da onu aldatmış hak etmiş diyenleri linçliyorsak... kadın bir erkeği öldürdüğünde de aynısını yapmalıyız. cinayeti hafifleştirmemeliyiz. empatiye başlamamalıyız
-1
f02561
(07.11.25)
şiddet şiddettir. kadına, öğretmene, doktora diyerek bir çözüme kavuşması imkansız. doktora şiddet ile mağaza personeline şiddet arasında gündeme gelme açısından büyük bir fark varsa şiddetin azalması mümkün değil bana göre. eğitim, ekonomik sıkıntılar, geleneksel yasaklar vs. gibi şiddete meyleden sorunlar üzerine düşünülmeli.

neden çocuk istismarı diyoruz da kadına şiddet olmuyor... demiş birisi. çünkü kız çocuğuna istismar diye ayrılmıyor. hepsi çocuk istismarı olarak adlandırılıyor.
0
jepa
(07.11.25)
(1)

Kitabı yapay zekaya okutmak

shadra
Ücretli ya da ücretsiz fark etmez puan için ideal araç nedir?
Ücretli ya da ücretsiz fark etmez puan için ideal araç nedir?
0
shadra
(04.11.25)
NotebookLM
+2
klassno
(04.11.25)
(3)

Mac için Youtube Downloader

10551037
Eskiden bir program kullanıyordum ancak artık çalışmıyor. Kullandığınız, videoyu reklama boğmayan, çözünürlük ve ses kısıtlamalarıyla insanın tadını kaçırmayan, düzgün çalıştığını bizzat denediğiniz bir program önerir misiniz?
Eskiden bir program kullanıyordum ancak artık çalışmıyor. Kullandığınız, videoyu reklama boğmayan, çözünürlük ve ses kısıtlamalarıyla insanın tadını kaçırmayan, düzgün çalıştığını bizzat denediğiniz bir program önerir misiniz?
0
10551037
(01.11.25)
lapaz
(02.11.25)
Jdownloader 2
0
klassno
(02.11.25)
@lapaz 'in verdigi disindaki yontemler duzgun calismiyor malesef. (Biraz kurmasi karisik, app seklinde bir arayuz yok terminal uzerinden calisiyor ama en sorunsuz calisan bu)
0
brkylmz
(02.11.25)
(8)

Kendime Ait Ekşisözlük Entry'lerimden Bir Kitap Yazsam?

amor fati
Yasal olarak bir sıkıntı olur mu?
Yasal olarak bir sıkıntı olur mu?
0
amor fati
(01.11.25)
eksisozluk.com

kanzuk bey kan alir. halbuki yasal sorunlarda icerik size ait, para kazanma mevzu oldugunda icerik eksi sozluk'e ait. konuyla ilgili en genis aciklama da asagida.

eksisozluk.com

tum iceriklerinizi silip, iyi de bir avukatla calisirsaniz kanzuk'a tavuk dürüm ismarlar yolunuza bakarsiniz. yoksa ugrastirir.
-1
klassno
(01.11.25)
eksisozluk.com

bu adreste diyor ki:

"aksi yönde açık yazılı izin olmadığı müddetçe ekşi içeriğinin kısmen veya tamamen ticari amaçla ve/veya reklam ve benzeri gelir elde edecek şekilde kullanılması yasaktır"

bu maddeyi kabul ederek bir şeyler yazdınız. sadece ve sadece entry'lerinizden oluşan bir kitap yazarsanız, üstteki maddeye binaen yasal olarak sıkıntı olabilir ancak kendi görüşlerinizi aktardığınız bir kitapta "zaten ekşi sözlük'te de şöyle demiştim" şeklinde bir alıntı yaparsanız, sıkıntı olmaz bence ya da entry'lerinizden bir kaçını seçip onları bölüm bölüm konu başlığı gibi kullanırsanız, yine sıkıntı olmaz bence.

yatırım tavsiyesi değildir.
0
co2s2
(01.11.25)
Yazarlarin sozluk'ten entry silebilmeleri mumkun degil. Sadece yazar ve okurlar icin gorunmez yapabilirler, entry sozluk icerigi olarak kayitli kalmaya devam eder.

Dolayisiyla yazarlarin onay vermis oldugu "ekşi içeriğinin ... kullanılması yasaktır" maddesi hala gecerli kalmis olur.
0
sertac akin
(01.11.25)
merhaba +1 alice in potatoland. eksi önce kendini parayla kullanıcı ismi satın alan akp li trollerden sıyırsın. neye tıklasam abesteicra mı ne sikimse onun linkine yönlendiriliyorum. parsel parsel ilkesini satan adamlar etik, ahlak vs diyerek sana ait kelime dizilimleriyle oluşturduğun senin cümlelerinden hak sahibi olamazlar. zamanında dergi sattılar, youtube kanalı açtılar, başka platformlardan birbirlerini köpürttüler. suyunun suyunu sıktılar yazarlarından para kazanmak için bi zahmet sildiğin kişisel fikirlerinden de para talep edemeyiversinler. furkan murkan ordan kazandıklarıyla devam etsinler.
+2
libertine
(01.11.25)
Yazdıklarını bir yere kopyala, ekşi’den sil. Bir zaman sonra yayımla. Adamlar senin entry’lerini takip edecek değil ya
0
cemallamec
(01.11.25)
Okumamız gereken yukarıdaki link değil, o kullanıcı koşulları. Onlar sadece tavsiyeler. Size lazım olan şey "kullanıcı sözleşmesi".

eksisozluk.com

"ekşi sözlük’te oluşturduğunuz/yayınladığınız içeriklerin telif hakları size aittir. bu nedenle ekşi sözlük’te yayınlandığınız içeriğinizi (entrylerinizi) ticari maksatla dahi dilediğiniz şekilde derleyip, kullanabilirsiniz. ancak ekşi sözlük'te yayında olan içeriklerinizi internet üzerinde başka bir sitede daha yayınlamanız halinde ekşi sözlük’e aktif link vermeniz gerekmektedir. ekşi, sourtimes, ekşi şeyler ve ekşi sözlük markalarının kullanımı ise ekşi teknoloji’nin yazılı iznine tabidir."

Kısacası bu sözleşmeye göre kendi yazılarınızı istediğiniz gibi derleyip ticari amaçlı kullanabilirsiniz. Yazılarınızın telifi size ait.
+2
kibritsuyu
(02.11.25)
su ana kadar verilen linkler ve eksi yonetiminin hali tavrina bakinca ben @kibritsuyu'nun dediginin gecerli, ancak yonetimin guvenilmez oldugu gorusune gelmis bulunuyorum. Nihayetinde patron avukat, hepsini ayri ayri ortada biraktiysa bi sebebi vardir. Guvenmiyorum.

Edit: sozlesme 2016'da, kullanim kosullari 2017'de guncellenmis. hic guvenmiyorum.
0
klassno
(02.11.25)
-entrylerini yedekle.
-hesabı sil.
-ayrıca ekşi sözlük'e mail at ve tüm bilgilerinin tamamiyle KVKK kapsamında silinmesini iste.
-kitabı yaz ama ekşi sözlükte yazdığın entryleri kullanarak yazdığını belirtme.
-dürümcü bunu anlarsa ve sana dava açarsa KVKK kapsamında tüm bilgilerinin silindiğini belirt.
-KVKK kapsamı dürümcüye kullanıcı bilgilerini silmediği ve halen kullanıcı bilgilerine ulaşabildiği üzerine ayrı bir dava aç.
-hem kitaptan hem de KVKK davasından para kazan.
0
false pretension
(02.11.25)
(6)

Alkolden ehliyeti kaptırmak

covered
İlk yakalanmam, 6 ay ehliyet yok.İkinci ve üçüncü yakalanmalarda yaptırımlar daha ağır oluyor.Lakin merak ettiğim ve cevap netleştirmediğim şu. İkinci yakalanma an az ne kadar zaman sonra. Mesela 10 yıl sonra ikinciye yakalansam ikinciye mi yakalanmış muamelesi gorecegim. Mesela Bir sene, beş sene
İlk yakalanmam, 6 ay ehliyet yok.
İkinci ve üçüncü yakalanmalarda yaptırımlar daha ağır oluyor.

Lakin merak ettiğim ve cevap netleştirmediğim şu. İkinci yakalanma an az ne kadar zaman sonra. Mesela 10 yıl sonra ikinciye yakalansam ikinciye mi yakalanmış muamelesi gorecegim. Mesela Bir sene, beş sene içinde gibi süre varmı. İlk yakalanma sonrasında ömür boyu mu sürüyor bu lanet.
-7
covered
(01.11.25)
Karayolları Trafik Kanunu, Madde 48
İkinci defa yakalanma sayılması için belirli bir zaman aşımı süresi yoktur.
Yani 10 yıl sonra bile tekrar alkollü yakalanırsa bu, ikinci yakalanma olarak değerlendirilir.
+2
biravekahve
(01.11.25)
sorudan anladigim, alkollü araba kullanmaya devam edecegim ama öncesinde agir yaptirima ugramamak icin aradan ne kadar vakit gecmesi gerektigini anlamaya calisiyorum, diyorsunuz.
sahaneymis.
+5
alice in potatoland
(01.11.25)
Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5 maddesi kapsamında yapılan düzenlemelerde, bir sürücünün “son ihlal tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde” ikinci defa alkollü araç kullandığının tespit edilmesi halinde, ikinci defa yakalanmış sayılır.

Yani; ilk yakalama ardından 5 yıl boyunca başka bir alkollü araç kullanma cezası almamak durumunda ikinci seviye olarak değerlendirilme durumu ortadan kalkar. Özetle: eğer ilk ihlalinizden sonra 5 yıl içinde tekrar aynı fiilden yakalanmazsanız, ‘ikinci yakalama’ olarak değil, yeniden “ilk yakalama” statüsüyle değerlendirilirsiniz.
+2
dijitalritm
(01.11.25)
5 yıl.
ama normal insanlar genel olarak 5 sene de geçse, 10 sene de geçse ikinciye yakalanmıyor. 6 ay boyunca ehliyetsiz olmak çok büyük problem.
+1
co2s2
(01.11.25)
5 yilda sifirlaniyor maalesef. Halbuki alkolden ehliyeyi kaptiranlarin cinayete kasittan mahkum edilmeleri ve hayatlarinin geri kalaninda her adimda psikosomatik testlerle yasamalari gerekiyor.
0
klassno
(01.11.25)
3. De açık cezaevine gidersin. Ben ehliyetsiz 6 ay kullandım. Kardeşimle çok benziyorduk onun ehliyetle gezdim. Alkollü araç kullanma her kontrolde ekranda çıkıyor. 5 sene içinde 2. Ye yakalanmamalısın.
-1
mikahakkinen
(01.11.25)
(4)

40 yaşında İngilizce gelişimi mümkün mü?

benaslindayohum
Temel seviye var. Hazırlık okunmuş lisede.Çalışmak için çok fazla zamanı yok. Ama ayırabilir de.Amaç çok iyi derecede İngilizce bilen eleman arayan iş yerlerine girmek, çalışmak.
Temel seviye var. Hazırlık okunmuş lisede.
Çalışmak için çok fazla zamanı yok. Ama ayırabilir de.
Amaç çok iyi derecede İngilizce bilen eleman arayan iş yerlerine girmek, çalışmak.
+2
benaslindayohum
(01.11.25)
mumkun tabi. bol bol ingilizce tuketim.

old school ogrenciyseniz bolca ceviri, daha yeni nesil ogrenciyseniz bol okuma/dinleme ve kendi kendinize ingilicce sacmalama. nasil yeni seyler ogrenebildiginizin farkindaysaniz ingilizce ogrenmek cok kolay.
0
klassno
(01.11.25)
bence mümkün. ama hem çalışmak için zaman ayırmanız gerekecek, hem de toplamda da zaman geçecek. devamlılık çok önemli. atıyorum her gün 1 saat ayırsanız, bir kaç sene sonra çok iyi derecede ingilizce isteyen işlere girersiniz.
0
co2s2
(01.11.25)
halen çözemedim. devamlılık olamıyor.
0
mikahakkinen
(01.11.25)
Yaşla İngilizce öğrenme arasında bir bağlantı yok. Zekâ ve çalışma varsa öğrenilebilir. İş hayatı da buna bağlı. Çok kötü konuşan insan da var. Uçuk bir şey değil.
-4
arbre
(01.11.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.