Giriş
(17)

Hayatı Hızlı Yaşamış ve 30 Yaş Civarı Durulmuş Kız

lapetitemort
Evlilik konusunda bakış açınız nedir?
Evlilik konusunda bakış açınız nedir?
-18
lapetitemort
(12.01.26)
Ne anlamda hızlı?
0
Kahvedesu
(12.01.26)
@kahvedesu tren yapmış diyor işte anlasana
+2
egokalp
(12.01.26)
ne evliliği ya :D :D :D alemin enayisi misin hocam.
-2
hold the door
(12.01.26)
30 yaşına kadar durmuş ama sonrasında hızlanacak olmasından iyidir.
+5
burfak
(12.01.26)
yaşayacağını yaşamış ve doymuş ise çok mantıklı. sonraki hayatında ne istediğini bilen biri olarak mutlu olur ve mutlu eder.
+1
gercekdunya
(12.01.26)
i'm gonna start a revolution from my bed
(12.01.26)
öyle bir kadın arkadaşım, öyle bir erkek buldu ve evlendiler. evli mutlu çocuklular şu an.
+1
art cat chocolate
(12.01.26)
Kalsın kardeşim teşekkür ederim. Ortalık hayatı sağlıklı bir şekilde geçiren, 20'li yaşlarını gerçekten eğitimini, kültürünü, kariyerini geliştirmek için kullanan ve bundan gayet de memnun olan insan dolu.
Kimsenin travma sonrası stres bozukluğu için sığınacağı liman falan değilim.

Kendisi gibi erkek bulsun, çiftimize ömür boyu mutluluklar dilerim.
+5
denizgonen
(12.01.26)
Arkama bakmadan kaçarım
+2
yakalayamadığın.ışıklar
(12.01.26)
Evlenmeyi düşüneceği kişiyi "çok hızlı yaşamış, çok seksler yapmış" bir insan olarak görmek aklına gelen bir insan kesinlikle o kişiyle evlenmesin.

Bana çok saçma geliyor ama yargılamayayım var öyle düşünen insanlar. Kendilerine uygun birini bulsunlar.

Benim açımdansa gençken böyle şeyleri yaşayıp görmüş olmak karşımdaki insanla ilgili eksi değil artıdır. Evliliğimiz ilerledikten sonra o hayatı merak ederse asıl o zaman yandık.
+5
michael_knight
(12.01.26)
hocam kadın ya da erkek fark etmez, kişisel görüşüm ama

bu tarz "hızlı yaşadım ve duruldum" diyen bir insanın ilişkilere bakış açısı daha farklıdır.

Daha hızlı tüketim oluyor. Bağlılık problemleri, kolay vazgeçme, daha benmerkezci olma vb... Bunu destekleyen bu konuyla ilgili nörolojik ve hormonal araştırmalar da var.

O yüzden yukarıdaki örnekteki gibi benzer bir durumdaki insanla birlikte "durulmaya" karar verdiğinde, Yani kendi yaşam tarzına yakın biriyle birlikte olduğunda daha az sorun yaşar gibi.

Ama sürekli hızlı kısa süreli ilişkiler yaşamış biri, daha stabil ve uzun süreli ilişkiler yaşamış biriyle birlikte olduğunda beklentilerin uyuşması çok kolay değil.

İstisnalar var elbette ama kolay bir süreç olmayabilir.
0
anten
(12.01.26)
Bu soruyu soran kişi evlenecekse bu bakış açısı ile evlendiğinde sürekli içi içini yiyeceği için huzursuz bir evlilik yaşanacağı kesin. Hızlı hayatlar yaşayan birbirini seven iki kişi elbette ilerki yaşlarda durulup evlenebilir tabi ki, geçmişi çok tırmalamak iyi değil bence çiftler için.
0
creepy
(12.01.26)
bir kadın 30 yaşına kadar duygusal bağ kuramamış, uzun süreli ilişkiler yaşamamış ve hiç cinsel ilişkiye girmemişse o kadın net olarak sağlıksızdır benim bakış açıma göre. Düzgün bir gelişim şeması içinde ilişkilerine başlamış, abuk sabuk insanlara kendini duygusal, fiziksel yada cinsel anlamda istismar ettirmemiş ise ben bu kadın modelini daha sağlıklı bulurum.

Ancak, dayak yemiş, küfür yemiş, istismara katlanmış, takıntılı yada düzeysiz yüzeysel ilişkilerle geçmişini doldurmuş ve psikolojisini alt üst etmiş bir kadınla evlilik değil kısa süreli ilişkiler bile riskli geliyor. Ama ne yaparsın, böyle insanlara çekildiğimiz, fena kapıldığımız da oluyor. Bence mevzunun dışında kalabilmeyi , misafir olarak eğlenebilmeyi, zamanı geldiğinde de çekip gidebilmeyi öğrenmek gerek. Yapabildiğimden değil gerçi.
0
loch ness
(12.01.26)
@loch ness; cinsel ilişkiye girmemiş kişi sağlıksız, ama tren yapan biri sana sağlıklı çağrışımı mı yapıyor? Cinsellik yaşamak evet normal ama ''benim 10 tane partnerim oldu, havalimanında biriyle, barda başka biriyle seviştim''dersen benim aklıma hpv, hiv gelir. Bir insanın karşısına seveceği biri çıkmamıştır, sevişmemiştir. Herkesin midesi sevmediği biriyle sevişmeyi kaldırmayabilir. ''10'' burada sallamasyon bir rakam. Çok kişiyle cinsel deneyim yaşamış biri Avrupalı erkekler de istemiyor.
+1
Kahvedesu
(12.01.26)
Bağlanma problemi olmayan biri, sevmeyi, sevilmeyi, sadakati becerebilen biri (kadın olsun, erkek olsun farketmez) niye hızlı(!) yaşasın ki?
0
Mirket
(12.01.26)
İnsanların, özellikle kadınların partner sayısı arttıkça, sonraki ilişkilerinde mutlu olma oranı düşüyormuş. Bu yönde bir çalışma duymuştum, ne derece ciddi, araştırmadım. Seni, öncekilerle kıyaslıyor ve mutsuz oluyorlarmış.

.
0
kartallar yuksek ucar
(24 saat)
@kahvedesu , söylediğim biraz etiketlemek, eleştirmek gibi görünmüş. haklısın. ama burada vurguladığım nokta zaten duygusal ilgi ile bağ kurulan ilişkiler içinde olmak ve bunun doğal süreci içinde kadının cinsellik yaşamasının "bence" en sağlıklı davranış paterni olmasıdır.

*bir diğer noktaya gelelim, neredeyse mizojinist zannedilecek kadar sert tonda erkek hakları savunuculuğu yapabilen biriyim. ama bir noktada erkekler arasındaki çift taraflı çelişkili algı ve beyan sistematiğinden de söz etmek lazım.

bir tarafımız kadınlardan cinsel devrimin neferleri gibi davranmalarını, biz bir erkek olarak hedeflediğimiz kadın ile iletişime geçtiğimiz anda tüm iletişim kanallarını açık tutmalarını, kolayca yatağımıza gelmelerini ve biz düğmeye bastığımızda hiçbir beklentiye girmeden hayatlarımızdan toz olup gitmelerini beklerken,

bir tarafımız da aynı sahneyi başka erkeklere yaşatan kadınlara slut shaming taktikleri ile saldırmakla , cinsiyetçi , tasnifçi hakaretlerde bulunmakla meşgul. "bütün kadınlar benimle kolayca her şeyi yapabilmeli, yapmaya istekli olmalı, ancak hiçbir kadın başkaca hiçbir erkeğe göz bile süzmemeli". problemin temelinde erkek içgüdüsünün tüm kadınları zahmetsizce kendine istemesi, ama kadınların başka erkeklerle en ufak temasını dahi onursuz, haysiyetsiz, toplum düşmanı yaklaşımlar olarak çerçevelemesi yatıyor.

istisnasız her erkek, güzel seven ve arzulu, libidosu yüksek bir kadını tercih eder. ama bu arzunun temeli, kadının "erkeklere" daha düşkün bir kadın olmasıdır, "libidosu yüksek kadın" denilince tahayyül sahnesindeki erkek "biz" olduğumuz için bu nitelik yüceltilir, "erkeklere düşkün kadın" denilince tahayyül sahnesindeki erkekler başka erkekler olduğu için kadın aşağılanır. aslında her iki kadın da aynı kadındır. oysa ki kimse dünyada salt tek bir insana arzu duyuyor olamaz. bu mümkün değil.
+1
loch ness
(21 saat)
(3)

Konut kredisi faiz düşürmek için yapılandırılırken banka yine gelir durumuna vs. bakıyor mu?

robokot
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
0
robokot
(12.01.26)
Evet tüm işlemler baştan yapılıyor, sanki ilk defa konut kredisi alıyormuş gibi süreç. YKB için konuşuyorum ama başka bankalarda da aynıymış.
0
creepy
(12.01.26)
yapılandırma dedıklerı aslında dusuk faızden tekrar kredi çektirip eskını o parayla kapatmak. yani hersey yeniden.
0
paudi
(12.01.26)
Ama burada banka değişmiyorken de mi her şey yeniden? Banka değiştirdiğinde sıfırdan ekspertiz yapılıyor mesela. Başka bankanın ekspertizi kabul edilmiyor. Ama banka aynı olunca bu işlemler daha önce yapılmış oluyor - banka aynı olunca da mı her şey baştan?
0
🌸robokot
(18 saat)
(8)

Çok sonradan edinilen arkadaşlar

sorucu
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
0
sorucu
(11.01.26)
Ben en yakın ve tek arkadaşımı 39 yaşımdayken edindim.
0
rock n roll
(11.01.26)
İleri yaşlarda insan bir çok arkadaş ediniyor ama geçmişlerini bilemediğiniz veya onların saf çocuk hallerini hiç görmediğiniz için hep bir şeyler eksik kalıyor. Hobi arkadaşlıkları ön planda oluyor yaş ilerlediğinde.
0
creepy
(11.01.26)
35li yaşında iyi bir arkadaş edindim. ama tamamen denk gelmeyle alakalı. denk gelirsen oluyor.
0
mikahakkinen
(11.01.26)
hala en yakın dostlarım 18-20 yaşında üniversitede tanıştığım insanlar. ama daha sonra 2 farklı iş yerimden birkaç yakın arkadaş edindim. tabii ki tanışılan insan sayısı düşünülünce çok daha azı böyle oluyor, ama bazı insanlarla direkt klik olunup eğer hayatlar da müsaitse yakınlaşılıyor.
0
gitdaddy
(11.01.26)
Bir arkadaşlığı derinleştiren şey büyük oranda birlikte büyümek gibi geliyor bana. Benim de yakın arkadaşlarımın tümü 18-20 yaşlarında öğrencilik dönemimde edindiğim arkadaşlarım.
30lu yaşlarda da haliyle yeni insanlarla tanışıp, iyi anlaşılabiliyor. Arkadaş da olunabiliyor tabii ki ama onlar asla o eski arkadaşlıkların olduğu "iç halka"ya dahil olmuyor, olamıyor. Bu zaten eşyanın tabiatına aykırı.
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
her yaşta yakın arkadaşlar edinilebilir. hayat lineer bir çizgiden oluşmuyor. bu tarz yaklaşımlar bana son derece basmakalıp ve klişe geliyor, insanın kendisine şerhler koymasından, sımsıkı sınırları olan bir konfor alanı oluşturmasından başka bir işe de yaramıyor. çok uzun yıllara dayanan yakın arkadaşlıklarım/dostluklarım olduğu gibi daha 2-3 yıl önce tanıştığım yakın arkadaşlarım da var. arkadaşlık sizin ne kadar karşılıklı alan açtığınız, emek ve zaman verdiğiniz, empati ve iyiniyetle yaklaştığınız vb. parametrelere göre gelişir ve bence yaş unsuru bu parametreler arasında çok çok altlarda. kaldı ki insan belli bir yaştan sonra kendisini daha iyi tanıdığı için daha nokta atışı bağlar kurabiliyor. o olmaz, bu şöyledir, şu şöyle olmazsa olmaz gibi katı düşünce kalıplarına gerek yok hayatta. her şey insana dair, bunu hep hatırlamakda fayda var.
0
Phoebe
(11.01.26)
arkadaş edinmekte hiçbi iey uok da benim için ne kadar eski ise hayatımdan çıkma ihtimali o kadar az yeniyse gelip geçebilir
0
ala09
(11.01.26)
teyzem 50 yaşından sonra da arkadaş edinmeye devam etti. şu an 60 yaşında.
0
art cat chocolate
(12.01.26)
(5)

Mekanlar biraya su katıyor mu?

yurtsuz john
Dün bir mekana metal fıçılarda bira sevkiyatı yapılırken gidip yakından baktım. Efes fıçı alkol oranı %4.8 yazıyordu. Fakat sanki bana daha düşük gibi geliyor. Barmen çocuğa sordum 'yok abi katmıyoruz' dedi. 30 senelik tekelci arkadaşa sordum 'katıyorlar' dedi.
Dün bir mekana metal fıçılarda bira sevkiyatı yapılırken gidip yakından baktım. Efes fıçı alkol oranı %4.8 yazıyordu. Fakat sanki bana daha düşük gibi geliyor.

Barmen çocuğa sordum 'yok abi katmıyoruz' dedi. 30 senelik tekelci arkadaşa sordum 'katıyorlar' dedi.
0
yurtsuz john
(11.01.26)
Abi o fıçılar mekanizmasından dolayı dışarıdan bir şey katılmasına olanak vermiyormuş diyorlar.
0
kizil karga
(11.01.26)
fıçı dolumlar genelde öyle hissettiriyor. ama nedeni ne bilmiyorum. su katma ihtimali zor çünkü tüp gibi bir mekanizmaya takılıyor, basınçlı bir sistem. ona su eklemek zor.
0
mikahakkinen
(11.01.26)
Teknik olarak zor olsa da isteseler koyabilirler ama buna tenezzül edeceklerini sanmıyorum, ayrıca biranın içine buz atınca bile tadı bozuluyor, anlaşılmaması mümkün değil. Dışarıda hareket halindeyken alkolün etkisi daha az oluyor, ayrıca psikolojik etkisi de var, şişe bira içince bile mekanlarda alkol az hissi oluyor bende.
0
creepy
(11.01.26)
İşin içinde birisi olarak kesin bilgi ile geldim.

Arkadaşlar o gördüğünüz metal fıçıların ağzı öyle kapak gibi açılabilecek, müdahale edilebilecek bir şey değil. Biradan biraya değişmekle beraber şu görselde çeşitli fıçı ağızlarını ve birayı alabilmek için onlara takılması gereken, sektörde genelde "tabanca" denilen aparatları görebilirsiniz.
www.kegoutlet.com

Fıçının ağzına görselde de gördüğünüz aparatlar bağlanır. Şu şekilde
m.media-amazon.com
Bunun dışında 2 aygıt daha var işin içinde.
Bunlardan biri yine sektör içerisinde"hava tüpü" denilen, co2 tüpü. Biraya gaz vermek, karbonizasyon sağlamak için.
Son adım da biranın musluğa ulaşması. Bu noktada da bira 3. aygıtımız olan "serpantin" denen bir düzeneğin içinden geçer. Bu da soğutucudur. Birayı taşıyan boru, bu düzeneğin içinden geçer ve borunun içerisinde ilerleyen bira serpantinin içinden geçerken soğur.
Neticede de sizin gördüğünüz musluktan akar, bardağa doldurulur.

Yani özetle, siz fıçı biraya o musluktan dışarıya akana kadar hiçbir şekilde erişemez ve haliyle müdahale edemezsiniz. Su vs. herhangi bir şey karıştıramazsınız. Bu mümkün değil. Bir yerde içtiğiniz fıçı biraya su veya başka herhangi bir şey katılması sadece tek bir şekilde mümkün. O da katılacak şey her neyse, onu bardağa koymaktır. Fıçı bira da herkesin gözünün önünde doldurulan bir şey olduğu için hiçkimse kalkıp içinde su olan bir bardağa bira basmaz.

Yılların efsanesidir bu "biraya su katıyorlar" geyiği. Bu düşünce yapısının genellikle sebebi, şişe biraya nazaran fıçı biraların daha hafif bir içimi olmasıdır. Böyle olunca bizim milletimiz "buna sut katmışlar yeaa" diyor.
Ben bar vb. işletmelerin yaptığı bir çok manyakça şeyi gördüm ve duydum ama açıkça söyleyeyim, ömrü hayatımda biraya su vs. katan hiçbir yer görmedim. Bu bir halk efsanesinden başka bir şey değil.
+6
cay koy geliyorum
(11.01.26)
fıçı birada gazlanma dışardan yapıldığı için bazı mekanlar regülatörü tam ayarlamıyor. bu yüzden düşük gazlı olduğu zaman sanki daha az alkollüymüş gibi geliyor. yoksa su katması mümkün değil. gerek de yok. fıçı birada bardağı nerdeyse 50 liraya gelirken 200 liradan aşağı satmıyorlar zaten.
0
gercekdunya
(12.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(16)

Vefat etmiş birini güncel bir fotoğrafa yerleştirmek

m e b
Selamlar. Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor. Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda
Selamlar.

Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor.

Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda zaten evlere şenlik.

Prompt ne yazmalıyım ki asla yüzleri bozmasın? Fotoşop yeteneğim de pek yok. Işık, gölgelendirme vs gibi detaylarla kalitesiz olan fotoğrafı daha da berbat edeceğim. Nasıl yapabilirim veya bu konuda yardımcı olabilecek olan var mıdır?
-5
m e b
(05.01.26)
Mantıklı değil yapma bence
+8
messina123
(05.01.26)
@messina123: 14 senelik dostum kendisi. Kardeşiyle de zaten istişare yaptık hassas bir konu olduğu için.
0
🌸m e b
(05.01.26)
Ben de tavsiye etmem ters de tepebilir çünkü (bkz: uncanny)

Yine de yapacaksanız prompt'u da gptden isteyebilirsiniz. High fidelity vs.
+2
anon1m
(05.01.26)
paraya kıy, profesyonel tut.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.01.26)
Soruna cevap değil aslında ama ben de fikir paylaşmak istiyorum;

Herhangi bir zaman için olabilir ama doğum günü hediyesi olarak böyle duygu yüklü, kaybına/acısına hitap eden bir hediyeye gerçekten gerek var mı? Bana da iyi bir seçim gibi gelmedi o yüzden.

Doğum gününü kazak gömlek gibi bir şeyle geçiştirip, bir süre sonra böyle bir şey yapsan belki de daha iyi olur.

İlaveten şu da var; muhtemelen yapay zekayla canlandırılan fotoğrafları, videoları, böyle bir şeyin yapılabildiğini kendi de biliyordur. Kendi de yapabilir. İnstagramda dakika başı bu uygulamaların reklamı çıkıyor. Kendisi de düşünmüştür bunu. O yüzden bu orijinal bir şey olmayabilir diyorum bir yandan.
+4
lazor
(05.01.26)
Soruya cevap olmayan görüşüm bence de yapmasaydınız keşke böyle bir şey.

Şimdi soruya cevap olan görüşümü de iliştireyim, redditte (www.reddit.com) bu dediğin konuda yardımcı olanlar çıkıyor ama resmi postlaman gerekiyor.
+2
truf
(05.01.26)
Mesaj attım
0
Rondak
(05.01.26)
mantıklı bir hediye mi değil mi konusunda yorum yapmadan;
gemine'yi denediniz olmadı ama nano banana pro özelliği var bir de. ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. telefondan denediyseniz oluşan resmin yanındaki üç noktaya basıp "pro ile yeniden oluştur" gibi bir seçenek var, onu deneyebilirsiniz.

çok iyi yapıyor aslında ama çoğu kez verilen prompt'u anlamıyor o yüzden ortaya saçma bir şey çıkıyor. başka araçlardan yardım alabilirsiniz prompt konusunda.

eğer olmadıysa başka bir sohbet açıp tekrar deneyin, genelde aynı sohbet üzerinden "bir de şöyle yap, bir de böyle yap" demek fayda sağlamıyor.

bir de, eğer denemediyseniz; kötü de olsanız kendiniz bir photoshop yapın düşük kalite ve nano banana'ya düzeltmesini söyleyin.

son şey; tekrar tekrar denemeye iterasyon deniyor. ai ile makul çözüm oluşturmak için bazen çok iterasyon yapmak gerekebiliyor (farklı promptlar verip olayı yeteri kadar iyi anlatmaya çalışarak)
0
biseysorcaktim
(06.01.26)
ben de yapmayin demeye geldim.
+3
banach
(06.01.26)
ben de yapmayın demeye geldim,
+2
oscar
(06.01.26)
Vefat etmiş birinin Ai ile oluşturulmuş herhangi bir içeriği çok rahatsız edici. Ünlüler için yapılan videolar bile bana hakaretmiş gibi geliyor. Arşivden gerçek bir görüntüsüne ulaşıp bunu bastırmak vs. belki uygun bir hediye olabilir. Ama Ai hem orijinal bir fikir değil hem de irrite edici ve üzücü olabilir yakınları için.
+1
creepy
(06.01.26)
Evet bence de çok itici. Biri babamla fotoğrafımı hediye etse tepemden kaynar sular iner. Ailemden biri yapsa yine itici. En mutlu günümde hüznümü hediye ediyor ağla der gibi.
+2
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(06.01.26)
Annesini kaybetmiş biri olarak bir "yapmayın" da benden. Hele doğum gününde hiç yapmayın.
+2
kobuzchu kiz
(06.01.26)
arkadaşlar, hepinize teşekkür ederim.

bu arada arkadaşımın zaten doğum gününü kutladık. ü gün hediye almamıştım ama hediyem bugün zaten yolda. ben ek olarak böyle bir şey yapmak istemiş ve öncesinde kardeşine de danışmıştım. hatta hediye verirken de "böyle böyle bir durum da var, istersen imha edebilirsin rahatsız olursan" demeyi planlıyordum. öyle herkesin içinde çat diye ve de yalnızca fotoğrafı verecek değildim.

yorumlarınızı okuyunca çok saçma veya düşüncesizce davranıyormuşum gibi hissettiğim için açıklama yapmak istedim ama farklı bir pencereden baktırdığınız için gerçekten teşekkür ederim.
+4
🌸m e b
(06.01.26)
babası vefat etmiş biri olarak söylüyorum: yapma. rezil bir hediye. ben olsam alır çöpe atarım, iletişimi keserim, tüm keyfim de kaçar.

mutlu gününde neden üzeceksin veya kızdıracaksın?

edit: şimdi cevabını gördüm, doğru karar.
+1
art cat chocolate
(06.01.26)
Fotoğrafları düzenleyip attım. Buraya da yazmış olayım. bence kötü fikir değil. Herkesin babasıyla fotosu olmayabiliyor. Sonuçta adam arkadaşını ve tepkisini biliyordur. O yüzden destekliyorum.
+1
Rondak
(06.01.26)
(21)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
80-90larda da 3. dunya ulkesiydik, hala oyleyiz. eskiden kemalist/laik olmaya zorlanan bir ulkeydik, simdi dinci olmaya zorlanan bir ulkeyiz. ortasini henuz tutturamadik. :D

pop muzik - tarkan ilk ciktiginda bu ne lan dendigini net hatirliyorum, zira millet trt'de turk sanat muzigi falan dinliyordu cogunlukla. pop olarak kayahan ve nilufer vardi, bunlarin kasetleri cikinca yok satardi, kaset bozulana kadar dinlerdik. "kil oldum abi" baya ters bir sarkiydi o donem icin. sonra sezen aksu/onno tunc madeninden birsuru adam cikti, o madeni tepe tepe kullandik diyebiliriz. 3-5 sarki var demek dogru degil, baya iyi bir donemdi.

ekonomi - berbatti, enflasyon %100 uzerindeydi, surekli yeni para basilirdi. trilyonlar katrilyonlar.

bankalar - saglam bankalarda sikinti yok. ama 1 koyup 3 almaya calisan tayfa dandik bankalarin vaad ettigi uber failere kapilip batti.

kontrgerilla - susurluk ile belgelendi. devlet isine gelmeyi temizlerdi.

terorizm - kotuydu, kalabaliklara pek girmezdik. doguda surekli operasyon olurdu. her ay biryerlerde patlama olurdu. kapali carsiya falan korkarak gittigimizi net hatirliyorum.

siyasiler - yolsuzluk vardi ama bugunki gibi apacik yapilmazdi. ozal'in oglu baya zenginlesti, suleyman'in da kardesi koseyi dondu. ciller de nemalanmistir. birbirlerini aklayarak devam ettiler. ecevit ve erdal inonu disinda yemeyen oldugunu sanmiyorum.

rusvet asiri yaygindi ve dogaldi, polis cevirince para verip gecerdin.

istanbul'da altyapi berbatti. dogalgaz hatlarinin dosendigi donemler, heryer cukur ve camurdu. camur ve pislik icinde bir 10 sene gecirdik diyebiliriz, arabalar cukura falan dusuyordu.

artilar:
+ siyasilerle girgir gecilirdi, hakaret edilmezdi ama dalga gecilirdi. kimse bisey demezdi.
+ siyasi liderler bir tik daha kalifiyeydi, yabanci dil falan bilirlerdi, diplomalari vardi, diploma tartismasi falan cikmazdi.
+ kalabalik yoktu, sokakta park yeri kolaylikla bulabilirdin mesela. yazlik mekanlar tenhaydi. butun sahiller kusatilmamisti, gidip havluyu acip 5 kurus vermeden denize girebiliyordun.
+1
cooperr
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(5)

Bağışı vergiden düşmek nasıl oluyor?

michael_knight
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım. 20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım.
20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?

Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
0
michael_knight
(05.01.26)
vergiden düşülecek tutarlar doğrudan vergiden değil, vergiye tabi matrahtan düşülür
+4
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
aslında vergiden düşmek olmuyor. işle ilgili tüm masraflar vergiden düşülür. bağış yaptığında işle ilgili olmadığı için vergiden düşülmez. sadece izin verilen yerlere yapılan bağışlar işle ilgili masraflar gibi vergiden düşülür.

vergiden düşmek de arkadaşın dediği gibi matrahtan düşmek. ayrıca matrahın %5'ine kadar bağış kabul edilir. diğer kısmı kabul edilmez.

100 milyon ciro yaptın. işle ilgili tüm masraflarını düşersin. 80 milyon da masrafın oldu diyelim. 20 milyon tl matrahın oldu. şahıs şirketiysen 20 milyon için 7.5 milyon tl vergi ödeyeceksin. 10 milyon tl kanunda yazılı yerlere bağış yaparsan 20 milyon tl'den %5 yani 1 milyon TL düşülür. Vergin 19 milyon tl üzerinden 7.1 milyon tl çıkar.

ilk başta 100 milyon tl ciro, 80 milyon tl maliyet sonrasında 7.5 milyon tl vergi. cebinden 7.5 milyon tl çıkacak.

10 milyon tl bağış yaptın. 7.1 milyon tl vergi de ödeyeceksin. ikinci durumda cebinden 17.1 milyon tl çıkacak.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
@gabe teşekkürler açıklama için.
Doğru anlamış mıyım diye sormak istiyorum;

Yani 10 milyon bağışlarsa şirket sadece 400 bin TL şirketin cebinden çıkmamış olacak.
Yani 10 milyon bağışın şirkete maliyeti 9,6 milyon halen.


E ama zenginler vergi düşük gelsin diye bağış yapıyor gibi bir laf var. O çok yanlış bir anlayış mı yoksa o başka bir şey mi?
0
🌸michael_knight
(05.01.26)
zenginler milyar kar edip 50 milyon bağış yapıyor. o da millete çok geliyor.

yoksa vergiyi azaltmak için bağış yapmak diye bir şey yok.

vergiyi azaltmanın en güzel yolu yaptığın işin teşviğinin olması. mesela elektrikli araç şarj istasyonu yapıyorsun, devlet harcamanın %75'ini sana ödüyor. mesela yurt dışında depo kiralıyorsun, devlet kiranın büyük kısmını sana ödüyor.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
Yukarıda güzel anlatılmış bağışı vergiden düşüp kar ediyorlar muhabbeti bir safsata ama şu yönüne bakmak lazım. bir çok şirket kendi kurduğu vakıflara bağış yapar bu sayede para "grup içinde" kalır, sosyal sorumluluk projeleri finanse edilirken vergi matrahı düşürülür. Para dışarı gitmez, sadece kurumun başka bir koluna aktarılmış olur. diğer bir durum da bağışı reklam olarak kullanmaktır. şirketin zaten atıyorum 100 milyon reklam bütçesi vardır, bunun 10 milyonunu doğru yerlere bağış yaparak etkili reklam yapmış olur.
+2
creepy
(05.01.26)
(2)

web reklamları ne kadar gelir getiriyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
niş bir site kurmayı düşünüyorum. getirisi hosting ve domaini karşılar mı bilmiyorum. kullanıcısının bilgisayar kurdu olması bekleniyor. neredeyse tamamı adblock kullanacak. facebook, google gibi yerlerin reklamını gösterirsem kaç para bırakır?
niş bir site kurmayı düşünüyorum. getirisi hosting ve domaini karşılar mı bilmiyorum. kullanıcısının bilgisayar kurdu olması bekleniyor. neredeyse tamamı adblock kullanacak. facebook, google gibi yerlerin reklamını gösterirsem kaç para bırakır?
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.01.26)
2 sene önce niş bir site kurdum. 1000’den fazla blog var içinde. Geçen sene 500 lira kazandırdı :d

Para kazanmak için değil de hobi amaçlı yapılacak iş
+2
messina123
(01.01.26)
Ölü İnternet teorisini incelemenizi tavsiye ederim. Artık Ai'nin de arama motorlarının yerine geçmesi ile maalesef web içerikleri gün geçtikçe daha az tıklanır olacak. Geçmişte de alanında ilk 10'a girmeyen web siteleri Adsense ile çok komik tutarlar kazanıyordu, bir dönem bu işi yaptım günlük 100 bin tekil hite ulaşan bir site ve farklı iş kollarında onlarca siteyle ayda bir asgari ücret civarı anca kazanıyordum. Şu an buna iş olarak bakmak çok zor. Farklı yöntemlerle gelir imkanı (Özel reklam, bağışçı, üyelik, doğrudan satış vs) yoksa sadece adsense ile ayakta durması çok zor bir sitenin.
+1
creepy
(02.01.26)
(8)

70 km sonrası hızda arabadan gelen uğultunun sebebi ne olabilir?

m e b
selam.2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.lastikleri eylül başlarında değiştirdim. son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade r
selam.

2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.
lastikleri eylül başlarında değiştirdim.

son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade ritmik bir uğultu şeklinde. aracı yazın aldım ama o zaman öyle bir ses de yoktu. araca binen "lastik sesi var sanki" diyor, arabanın sağ kısmından (ön ya da arka diye muhtelif görüşler var) geldiğini söylüyorlar.

ciddi bir sorun mu bilmem ama canımı sıkıyor. ilk aracım olduğu için de çok bilgisizim, bir yere kontrole götürsem "abi motor komple inecek" diyen bir usta tarafından yolunmak istemiyorum. istanbul anadolu yakasında bir yer var mı bildiğiniz? veya sizce bu sesin kaynağını kendim de bulabilir miyim acaba?
0
m e b
(25.12.25)
yani bu ses hiç umulmadık yerden bile gelebilir.
bizim bisikletçiler pedal çevirirken ses geldiğinden şikayet ederler hep ama o ses genelde seleden gelir.

sizin ses belli bir hızın üzerinde olduğu için kapılardan bile gelebilir. oturmayan veya deforme olmuş bir fitil mesela. tabi tam olarak nasıl bir uğultu olduğunu bilemiyoruz. siz yine de bir ustaya gösterin. saçma sapan bir şey kilitlemeye çalıştığrnı hissederseniz başka bir ustaya da gösterirsiniz.
0
lazpalle
(25.12.25)
Benzer sorunu yaşadım. Benim tecrübem doğru olmayan lastik basıncı ya da lastiğe girmiş bir parça yönünde. Lastik kontrolü gerek bence.
0
alice in potatoland
(25.12.25)
porya bilyası dağılmış, geçmiş olsun.
+1
antihero
(25.12.25)
hatta ses geldiğini düşündüğün tekeri krikoyla kaldır, tekeri çevir, sesi yine duyacaksın.
0
antihero
(25.12.25)
Tekerlekteki bilya bitmiş.
0
komando kani var bende
(25.12.25)
Bir kaç hafta önce başıma geldi. Porya bilyesi/rulmanı
0
wilhelmwasmuss
(25.12.25)
genelde rulman, göbel, bilyeden o tarz sesler gelir ama, sıfır 2023 model Toyota Corolla almıştım fren balatasından ıslık gibi bir ses geliyor ve sadece belli hızda oluyordu, balataları değiştirdiler düzeldi. Küçük bir ihtimal olabilir.
+1
creepy
(25.12.25)
tekerlek rulmanı değişecek. maliyetli bir işlem değil.
+1
phoarbix
(25.12.25)
(6)

Kedi için çeşme tavsiyesi

rvnmakaay
Kedim için otomatik çeşmelerden arıyorum fakat evim çok küçük olduğu için gerçekten hiç ses çıkarmaması önceliğim. Paslanmaz çelik olması da hijyen açısından önemli. Belki otomatik mama kabıyla bundle şeklinde de alabilirim uygunsa. Marka-model tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler.
Kedim için otomatik çeşmelerden arıyorum fakat evim çok küçük olduğu için gerçekten hiç ses çıkarmaması önceliğim. Paslanmaz çelik olması da hijyen açısından önemli. Belki otomatik mama kabıyla bundle şeklinde de alabilirim uygunsa. Marka-model tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler.
0
rvnmakaay
(24.12.25)
Sese hassassanız hepsi ses çıkarır.
+2
gobekliraki
(24.12.25)
bizimki hoşlanmadı. alacaksanız çok pahalı da olmasın kenara gidebiliyor. bizim aldığımız da ses konusunda pek iyi değildi.
+2
awlmi
(24.12.25)
Ben d ebir ara çok bakmıştım mesela şunun gibi (www.amazon.de süper sessiz olduğu iddia edilenlerden bi tane alcaktım ama max 1 sene içinde pert olduğu yazıldığı için yorumlarda vazgeçtim. Başka benzer ürünlerde de hep 1 sene max dayanıyor yazmışlar. Denemek istersen diye örnek bırakayım dedim.
+1
truf
(24.12.25)
@truf +1

Sese çok hassas olduğum için bayağı para verip çelik ve ultra sessizlerden aldım o bile az da olsa ses çıkarıyor. Ayrıca her 3-4 haftada bir filtresini değiştirmen lazım o da bayağı masraf. Üstüne üstlük iki kere aldım ikisi de 1 seneyi dolduramadı motoru çöp oldu. Motorunu alayım desen o da sıfır parası neredeyse o yüzden hiç gerek yok bence masraf etme.
+1
koskoca kirpi
(25.12.25)
Ben bir ay önce Aryuper diye bir markanın çelik olanını aldım, sensörü var kedi yanına gelince çalışıyor, sesi rahatsız edici değil, başka odadan duyulmuyor hiç. bizim kedi musluktan su içmek için çıldırıyordu, kireçli su içmesin bari diye aldık. şimdilik alet fena değil ama uzun ömürlü olacağını sanmıyorum, 2 yıl dayansa yeterli bence.
0
creepy
(25.12.25)
Bu tür malzemeleri kullanamayan birçok kişi bana-derneğimize bağışlıyor. Biz de kalpleri kırılmasın diye alıyoruz çoğu zaman. İşe yarayanı yok. Her gün o su zaten değiştirilmeli. Bir de kediniz musluğa bir kez alıştıysa bir daha bu tür malzemeler çözüm olmuyor.
0
one minute
(09.01.26)
(2)

Alfa Romeo Tonale?

la traviata
Alfa Romeo Giulietta kullanıcısıyım. 100.000 km'yi geçtiğim ve giulietta'lar da üretimden kalktığı için, şu an yenilemek istiyorum. Daha önce bir Suv almak istiyorum başlığı açmıştım. Orada hangi model-marka'lara yönleneyim diye biraz kafa patlattık.Alfa'ya tövbeliydim fakat Alfa Romeo Tonale'yi gör
Alfa Romeo Giulietta kullanıcısıyım. 100.000 km'yi geçtiğim ve giulietta'lar da üretimden kalktığı için, şu an yenilemek istiyorum. Daha önce bir Suv almak istiyorum başlığı açmıştım. Orada hangi model-marka'lara yönleneyim diye biraz kafa patlattık.

Alfa'ya tövbeliydim fakat Alfa Romeo Tonale'yi görünce işler biraz değişti.

Var mı tonale kullanıcısı aranızda? Ya da sürüş yapmış biri?
Giulietta'lara göre avantajları nelerdir?

İç malzeme yine mi kalitesiz? Yine mi parçalar ve servisler çok pahalı? Aynı sorunları yine yaşar mıyım? Yoksa artık tamamen vaz mı geçeyim Alfa sevdasından?

Tonale almak istersem 3-5 ay beklemek durumundayım. Diğer araçları daha çabuk alabiliyorum daha düşük olduğundan.
0
la traviata
(23.12.25)
Fiat Egea'nın bile 20 bin bakımı 14 bin tl. Servisleri gerçekten pahalı mı emin misiniz?
0
creepy
(23.12.25)
Servis ücretinden ziyade parça ücreti çok pahalıydı.
Hoş, pahalı olmayan bir şey kalmadı.
0
🌸la traviata
(25.12.25)
(3)

Muhasebe defter tasdik ücreti

dfn4
Merhaba. aralık ayının klasik gündemi. Yine tartışma konusu olmuş. Tam olarak kalem kalem ne için istendiğini biri açıklayabilir mi? Birisi demiş ki kullandığımız programlar ücretli, mesleki sorumluluk sigortası ücretli, ofisin internet ücreti. E bunları her meslek erbabı kendisi karşılamak durumund
Merhaba. aralık ayının klasik gündemi. Yine tartışma konusu olmuş. Tam olarak kalem kalem ne için istendiğini biri açıklayabilir mi? Birisi demiş ki kullandığımız programlar ücretli, mesleki sorumluluk sigortası ücretli, ofisin internet ücreti. E bunları her meslek erbabı kendisi karşılamak durumunda değil mi? Kim ofisinin, kliniğinin, işyerinin yazılım ücretini kağıt toner parasını mecburi giderlerini çalıştığı kişilerden tahsil ediyor ki? Defter saklama yükümlülüğü olan bir meslekse, ücretli ücretsiz artık nasıl saklanacaksa saklanmalı gibi geliyor bana. Meslek odasına ödediğimiz aidatları da hizmet verdiğimiz kişilerden isteyelim o halde. Kırtasiye masrafı ya da defter tasdik ücreti deyince akla yatmıyor. Artık noter tasdiki de yok. mantıklı bir açıklaması ya da bilmediğimiz bir şey varsa samimi olarak merak ediyorum açıkçası. Herkes farklı bir şey söylüyor. Yıllık genel danışma ücreti adıyla istense mantıklı mesela. Ben bu niyetle ödüyorum mesela arada bir şeyler sormuşumdur diyerek. Ama ücretli yazılım kullanıyoruz meselesi bana biraz ayıp geliyor
+2
dfn4
(23.12.25)
Geçmişte defter tasdiki için noter vs. masrafları olduğu için yine o masraflar ne ise muhasebecilerin şişirip 2-3 katını istedikleri bir meblağ idi bu. İnatla hala aynı isim altında istedikleri için insanlarda güvensizlik duygusu yaratıyorlar. Dediğiniz gibi yıllık danışmanlık ücreti adı altında isteseler bu kadar rahatsız etmeyecek işverenleri. Yok kağıt parası yok yazılım parası diyince daha da itici oluyorlar.
+1
creepy
(23.12.25)
Bu bi harac. Senle ilgileniyorsa 2 3 bin tl ode. Sahis sirketi ise odeme yapma. ltd sirket isen gecerli bu dedigim.
Bi mali musavirin sen ne zaman ararsan telefonunu acip cevap vermesi onemlidir. Yillik 2 3 bin tl icin bunu kaybetmeye gerek yok. Benden 15 bin istedi, 5 bin vericem ornegin.
0
die fetten jahre sind vorbei
(24.12.25)
Bunun yanlış olduğunun en güzel kanıtı, her odanın defter tasdik ücretini farklı açıklaması. Hatta benim muhasebecinin odası işçili-işçisiz diye fiyatları kademelendirmiş, Diğer odalarda 1-10 işçili, 10-50 işçili diye yapmışlar falan...

İptal edilmesi için yukarıdan yasaklanması gerekiyor, ki devlette bürokratların büyük bir çoğunluğu kamu yönetimi dışında ya hukukçu, ya da maliyeci. O yüzden kendilerine ucundan dokunacak hiçbir yasayı geçirmezler, yasağı getirmezler.
0
malheiros
(24.12.25)
(8)

Bu furminator nasıldır?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, sizce bu urun nasıldır?https://www.trendyol.com/genel-markalar/furminator-kisa-tuylu-kedi-icin-tuy-toplayici-s-small-p-739137329Kısa tuylu bir kedi için yeterli olur mu?Teşekkürler
Merhaba,

sizce bu urun nasıldır?

www.trendyol.com

Kısa tuylu bir kedi için yeterli olur mu?

Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
Başarlı bir ürün. Kısa tüylü olmasına rağmen (calico) deli gibi tüy döken kedimde kullanıyordum. bir dünya tüy topluyor. uzun zamandır kullanmadım strese sokmamak için pek sevmediği için ama yeterli bir ürün.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(23.12.25)
Teşekkürler, peki boyut olarak s mi iyidir m mı iyidir? L çok büyük geldi gözüme.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
o konuda bi bilgim yok maalesef. ben alırken m - l var mıydı hatırlamıyorum bile :/ ama büyük boy daha çok köpekler içindir diye tahmin ediyorum.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(23.12.25)
birebir aynisini (rengi bile ayni, o kadar diyeyim) 12 senedir kullaniyoruz. harika bir ürün.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.12.25)
Çok benzeri var bizde, kedi için kullanıyoruz ve güzel topluyor tüyleri, görünce kendisi geliyor hatta, ama biraz yapılmasına izin verip sonra sinir olup bir pençe atıp gidiyor bizimki.
0
creepy
(23.12.25)
Bir iki sitede kilo olarak 4,5 kilogram denmiş. Benim kedim 2,7 kilogram kullanmamda sorun olur mu peki?

Tarak kullanmayip, bunu hergun kullanmanın zararı olur mu?

Tarak kullanmam şartsa nasıl bir tarak önerirsiniz?
-1
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
mükemmel derin tüyleri alıyor bu ama haftada 1 kere sık şekilde yapmak gerekiyor, bazıları yolduğunuda söylüyor. s al l gerçekten büyük hayvan zaten vuvarlak olduğundan l beden bence işlevsiz kalıyor. bende bunun uzun tuylu kediler için olanı var (yanlış almıştım) kısa tüylü kedimde işe yarıyor.

kilo sorununa takılma kullanırken başta nazik ol, elin alışınca hafifce bastırki tüy altına girsin kökten tarasın.

birde normal tarakta al özellikle şundan, ikisininde amacı farklı
www.trendyol.com

kedini her gün tara alışsın hatta diş fırçalamayada başla alışsın
0
eja
(24.12.25)
ek olarak bu ürün sahtedir, bu fiyatlarda furminator imkansız.
0
veritaslibertas
(24.12.25)
(8)

Temizlikten hemen sonra fayansın üstünde siyah toz parçaları oluşuyor?

hadi ya la
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge çare mi? En f/p öneriniz ne olur bunun için?
0
hadi ya la
(23.12.25)
neyle siliyorsun?

cifle falan siliniyorsa durulamak gerekiyor, bazıları suya cif katıp siliyor, su kuruyunca cifler kalıyor toz gibi. ama beyaz oluyor. benzer bir temizlik malzemesinin kalıntısı olabilir mi?
0
kibritsuyu
(23.12.25)
terliğin altları eskidiyse ondan da olur. bizim de eski bir döner koltuk vardı tekerleri hep siyah lekeler bırakırdı. ne kadar silerse kar etmezdi.
+1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(23.12.25)
çevrede inşaat varsa camdan balkondan falan çok fena pislik giriyor
0
neira
(23.12.25)
Kapı baca kapalı diye tahmin ediyorum. Benim için ilk şüpheli; ev terliklerinin tabanı.
0
lazor
(23.12.25)
yerleri fairy ve beyaz sirke ile siliyorum.
çevrede inşaat yok, çok sakin temiz bir yer.
kapı baca genelde kapalı. sanırım ev terliği problem yapıyor.
0
🌸hadi ya la
(23.12.25)
Çatı katı ise yıllar önce oturduğum bir evde çatı aralıklarından siyah kurum dökülüyordu ben de bir süre ne olduğunu anlayamamıştım. baca çıkışı vs varsa yakınlarda oluyor.
0
creepy
(23.12.25)
Bir çevre yolu veya karayolu veya otobana yakın bir evden mi bahsediyoruz?
0
Mirket
(24.12.25)
elektrik supurgesinin icini ve filtrelerini de kontrol edin. supurunce icindeki her ne ise ortaliga puskurtuyor olabilir arkadan.
0
robokot
(24.12.25)
(3)

Bira karıştırmak alerji yapar mı

artıküyeolmakistiyorum
Geçenlerde 12 tane bira içmişim ve çok da karıştırdım. Amber, calsberg, Amsterdam tekrar calsberg derken sabah evde gözlerimi açtım. Burada sorun yok çünkü çok içince bir önceki günü hatirlamamak rutin oldu. Fakat 6-7 sene önceki gibi sabah uyandigimda kızarıklık ve kaşıntı başlamıştı. O zamanda çok
Geçenlerde 12 tane bira içmişim ve çok da karıştırdım. Amber, calsberg, Amsterdam tekrar calsberg derken sabah evde gözlerimi açtım. Burada sorun yok çünkü çok içince bir önceki günü hatirlamamak rutin oldu.

Fakat 6-7 sene önceki gibi sabah uyandigimda kızarıklık ve kaşıntı başlamıştı. O zamanda çok içmiş ve çok bira karistirmistim. Zyrtec içtim bir tane geçmedi. Şimdi ikincisini içtim. Sabaha ne olacak bilmiyorum. Benim bildiğim hiçbir alerjim yoktu, bira bunu yapabilir mi?
-1
artıküyeolmakistiyorum
(22.12.25)
Kurdeşen ve sivilce yapabilir. Eskiden birayı abarttığım zamanlar bende olmuştu.
0
yurtsuz john
(22.12.25)
12 bira içmenin vücuda verdiği zararı, karaciğerde oluşturduğu yükü tahmin etmek güç. kızarıklık kaşıntı zorlanan vücut sebebiyle bin tane sebepten olabilir, ille alerji olacak diye bir şey yok. kaşıntı kronik karaciğer hastalığının bir belirtisidir. karaciğer hasarı sonucu kana karışan maddeler de kızarıklık kaşıntı yapabilir.
+1
robokot
(22.12.25)
zaten bahsedilmiş ama belirttiğiniz kızarıklık ve kaşıntı semptomları daha çok karaciğerinizle ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor. içtiğiniz şeylerden birindeki özel bir maddeye özel bir alerjiniz yoksa karıştırmanın bir etkisi olmaz, alkol alkoldür. zaten zararlı olan madde o.
0
creepy
(23.12.25)
(2)

Alan adı değerleme botları cidden az biraz da olsa doğru mu?

northern eagle
Elimde Türkçesinin değerli olduğu su götürmez ve üzerine bir uygulama yapacağım .com lu bir domain var. bunu godaddy deki alan adı test botuna yazdığımda 1582 dolar diyor tahmini fiyat. cidden bu alan adı tahminleri az biraz da olsa tutarlı mı? Alan adımı yurtdışına veya yurtiçinde nerelere satabili
Elimde Türkçesinin değerli olduğu su götürmez ve üzerine bir uygulama yapacağım .com lu bir domain var.
bunu godaddy deki alan adı test botuna yazdığımda 1582 dolar diyor tahmini fiyat. cidden bu alan adı tahminleri az biraz da olsa tutarlı mı?
Alan adımı yurtdışına veya yurtiçinde nerelere satabilirim eğer uygulamayı yapmaktan vazgeçersem?
0
northern eagle
(21.12.25)
Belirli metriklere gore (spam score, da, dp vs) veriyor o fiyati.

Domainin fiyatini alici belirler. O an ihtiyaci olan birine denk gelir 5bin dolar da verir, 100 dolara da gidebilir. Ya da .net, .com.tr'si bostur, adam gidip onu da alabilir.

Yerli domainse cok umitlenme derim.
0
brkylmz
(22.12.25)
O değerin pek bir önemi yok, tamamen taleple ilgili, örneğin 10 bin dolar değer biçilen domaini zamanında 100 dolara bile satamamıştım.
0
creepy
(22.12.25)
(8)

Yatirimlik Ev Alma Mantigi

bohi213
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler. Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civ
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler.

Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civari bakiyorum. 1+1 evler dahi 3.5 milyon - 4 milyon civarinda. Bunu kiraya verirsem de alacagim para ortalama 20 bin lira. Tabi bunun icinde emlak vergisi ve evde duzeltilmesi gereken potansiyel sorunlar yok. Ayrica olasi bi sikintili kiraciyla ugrasmanin mental yorgunlugunu saymiyorum bile.

Bunun yerine paramin sadece 1 milyon lirasini mevduat faizine koysam bile aylik kiralik evden gelecek paradan daha fazla kar elde ediyorum. Ustune olasi sorunlardan kaciniyorum. Ancak cevremdeki herkes yil icinde faizlerin dusecegini ve bu nedenle konut fiyatlarinin artacagi vs. tarzi argumanlarla geliyorlar. Ancak ben hicbir sekilde ev alip kiraya vermenin mantikli bir yatirim olduguna ikna olmus degilim. Gozden kacirdigim, herkesin bilip benim bilmedigim bir sey mi var?
0
bohi213
(21.12.25)
Konu dışı olacak ama;

daire yerine yatırımlık arsa bakabilirsiniz. Ama bu yatırımlık arsa olayında alıp unutacaksanız. Kısa vadede kazanç beklememek lazım.
0
kojonotsuki
(21.12.25)
Faiz parayı arttırmaz, hatta enflasyona karşı da korumaz.
1 milyon lirayı faize koysan ve 2 milyon haline gelse parayı ilk faize koyduğun gün 1 ton peynir alabiliyorsan 2 milyon haline geldiğinde 800 kilo peynir alırsın.

Ama ev değer kaybetmez. Bir tonluk peynir fiyatına aldığın ev normal şartlarda 10 yıl sonra halen bir ton peynir alacak kadar para eder ve 120 aylık kira geliri elde edersin.


Elbette bunlar normal şartlar için geçerli. Ev dediğin de 40-50 yıl sonra eski ev haline gelir ama konumuna da bağlı olarak halen değerli kalır.
+6
michael_knight
(21.12.25)
Yatırımlık evin en büyük artısı kredi idi. 1 siz koyduğunuz zaman, 9 banka koyuyor ve o 9, enflasyondan dolayı eriyip gidiyordu. 2 sene sonra aldığınız kiralar, krediden fazla olmaya başlıyordu.

Ancak şu an öyle bir ortam yok. Eğer oturacaksanız ev alınır. Bunda kar/zarar kavramı yok zaten. Ancak yatırım için ev alınmaz. Hele ki Türkiye'nin ve dünyanın şu ortamında. Altın ve türevi araçlardan devam edin. Sakın yatırım için ev almayın. Hele kiraya vermek için ev almak büyük yanlış. Altının önü, şu ortamda açık. Kağıt paralar ve TL'de kalmakta risk. Değerleri düşecek.

NOT: yatırım tavsiyesi değildir!

.
0
kartallar yuksek ucar
(21.12.25)
emlak yatırımında kira gelirinin (işlek iş yeri, dükkan, mağaza potansiyeli yoksa) çok da önemli olmadığını düşünüyorum. türkiye'de pandemi sonrası kiralarda beklenmedik bir sıçrama yaşandı ama aslında halen enflasyonun altında kalıyor . bulunduğum bölgede 8 milyonluk bir daireyi en fazla 40 bine kiraya verebiliyorlar. vadeli mevduat gelirine göre bu önemsiz bir rakam. ama uzun vadede mevduat faizi, altın veya çoğu yatırım aracına göre emlak yatırımının geride kaldığını son 40 yılda hiç görmedim. ama bazen kısa dönemli emlak fiyatları yerinde sayabiliyor. son 1 yıldır öyle mesela. yarın bir gün faizler düştüğünde mutlaka tekrar sıçrama yapacak. çoğu kişinin dediği gibi paranızın büyük kısmını elinizde tutup kredi ile ev alabilirseniz bence şu yüksek faiz ortamında bile fırsatlar var.
+1
creepy
(22.12.25)
Senin durumunda 3.5m üzerine, ödemekte zorlanmayacağım miktarın üst sınırından taksit ödemeleri olan kadar kredi çeker ev alırdım.
ytd.
0
duyuruuser
(22.12.25)
Kiracı ile ugraşmak isemiyorsan avrupa konutları gibi belli bir tutar peşin ve belli tutar taksitle ileride teslim olacak evlere bakardım.
0
liberal
(22.12.25)
dostum kiranın bir önemi yok.


5 milyona ev alıyorsun, 20 bine kiraya veriyorsun 5 yıl boyunca.
5 yıl sonra 5 milyonluk evin 20 milyon oluyor zaten.

faize atarsın 5 milyonluk evden her ay 150bin lira faiz alırsın.
5 yıl sonra o para yine 5 milyon olur.

fark bundan ibaret.
kimse kirası için ev yatırımı yapmıyor. kira bir şekilde evin genel masraflarını (kredisi vs) çıkarıyorsa veya çıkarmaya yaklaşıyorsa yeterli.
+1
tchuck
(22.12.25)
Yukarıda da yazılmış, senin durumunda peşin ev almaktansa en fazla yarısını vererek kalanı 24,36 ay vadeli ödemelerle kısa sürede teslim edilecek bir projeye yatırım yapmayı tercih ederdim.
Hem 1 yıl sonra evin olur ve aldığın kira ödemelerini rahatlatır hem de paranın en az yarısı cebinde kalır istediğin gibi değerlendirirsin.
0
va
(22.12.25)
(4)

UI ve Veritabanı arasındaki çıktı farkı

piranase
Kullandığımız programın UI tarafında rapor oluşturmak için sql sorguları yazabiliyoruz. Yazılan sorgu UI da daha fazla kayıt gösterirken, veri tabanında daha az kayıt getiriyor. Bu neden kaynaklanabilir?teşekkürler
Kullandığımız programın UI tarafında rapor oluşturmak için sql sorguları yazabiliyoruz. Yazılan sorgu UI da daha fazla kayıt gösterirken, veri tabanında daha az kayıt getiriyor. Bu neden kaynaklanabilir?
teşekkürler
-1
piranase
(20.12.25)
Cevap vermek için yeterli bilgi yok. Rapor oluşturmak için kullandığını SQL ifadesini aynen alıp nerede kontrol ediyorsunuz mesela? SSMS veya MySql workbench gibi bir ortamda mı? Teknik anlamda sizin yazdığını SQL'in ilgili yazılım her neyse oradaki macerasını bilmediğimiz için birşey söylemek zor. Sorgu yazdığınız sistem kimin kontrolündeyse ona sormak lazım.
0
mbond
(20.12.25)
PostgreSQL’de yazdığımız select query ile arayüzden yazdığımız query aynı ama çıktı rows sayıları farklı
0
🌸piranase
(20.12.25)
PostgreSQL özelinde bilgim yok ama mesela ChatGPT diyor ki aşağıdaki query o an çalışmakta olan querylerin listesini veriyormuş. Dolayısıyla UI tarafından çalıştırıp, SQL tarafından da aynı anda bunu tetikleyebilirseniz, UI tarafından gerçekten tam olarak ne gelmiş görebilirsiniz. Loglama opsiyonları da vardı da biraz daha karışık sizin bakıp yapmanız lazım.

SELECT *
FROM pg_stat_activity
WHERE state != 'idle';
0
mbond
(20.12.25)
Datatable vs gibi bir arayüz kullanıyorsanız js tarafından listelenmeyen, filltrelenen bir veri olabilir.
0
creepy
(21.12.25)
(10)

Taharet mısluğu Avrupa'da neden başaramadı?

kizil karga
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileş
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileşimle taharet musluğuna geçiş yapmadı, mevcut araçlara göre neyi başaramadı da onların yerine geçemedi o dominasyonı kıramadı, Avrupalılar nasıl görüyor taharet musluğunu? Tamam kadınlar için bazı riskleri var ama tek neden bu değildir diye tahmin ediyorum, neden olabilir?
0
kizil karga
(17.12.25)
insanın sürekli g.t deliğini yıkaması bir yerden sonra anal kompexe giriyor bence. sürekli göt yıkamak sorunlu bir hareket. avrupalılarda kıçını elleyip elleyip herkesin eleni sıkmak istemiyor heralde.
-26
mikahakkinen
(17.12.25)
Islak mendil denen bir şey var.
-21
arbre
(17.12.25)
bidet var cünkü. italya'da bidetsiz ev yok. yani tüm avrupali öyle degil. avrupa'nin diger yerlerinde de yikamak isteyen genelde bidet kullaniyor.
bir de mantik genelde su: "her gün dus aliyoruz zaten".
kirli kicla bir sonraki dusa kadar gezmenin haricinde o kiri küvete akitip üstüne basiyorlar ama bu da temizlik anlayisi farkliligi sebebiyle bize ters düsüyor. inan ki türklerdeki sart surt baska müslümanlarda bile yok.
öte yanda sosyal etkilesimler bu kadar hizli olmuyor. dönerin bile almanya'da tutunabilmesi, dönerin almanlarin damak tadina adaptasyonuyla oldu.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(17.12.25)
çünkü doğu adeti.
ve avrupa dünyanın en faşist coğrafyası. (zaten faşizmin başkenti ve aslında avrupa dışında faşizmin olduğu bir coğrafta bile yok)

doğudan gelen adet ne olursa olsun asla almazlar, almamakta direnirler. o yüzden asla kullanmayacaklar. mesela taharet musluğu amerikada çılgınlar gibi yayılıyor, çünkü faşist değiller.

bidet vs. avrupanın %90'ında mevcut değil. ingilterede hiç yok, almanyada hiç yok. ama ona rağmen asla taharet musluğu kullanmazlar. çünkü bu doğu adetini asla benimsemek istemezler.

dünyanın en mantıklı icatlarından biri olmasına rağmen.
+4
tchuck
(17.12.25)
Tersten bakarsak daha net anlaşılır. Bizdeki klozete sabitlenmiş klasik taharet musluğu aslında oldukça ilkel bir yöntem. Doğu Asya da bunun spiral hortumlu, duş başlıklı modeli kullanılıyor. Biz bu doğu adetini asla benimsemek istemedik. Açık ara çok daha kullanışlı olmasına rağmen. Biz de doğuyu yok saydığımız için kendi ilkel musluk tipimize sadık kaldık.
-1
mikro patlama
(17.12.25)
Avrupanın ve insanının aslında ne bok olduğunu bu konudaki tercihlerinden anlayabilirsin. Islak mendili savunan da bideti çok avrupai ve modern bulan aşağı yukarı aynı kafa. Avrupaya ait olmadığı için kullanmamak için salak salak argümanlar üretiyorlar. Özellikle bidet tam bir saçmalık. Esas amacı fahişeler için ön cephe temizliği için üretilmiş bidete çok afedersin klozetten kalkıp götlerinde bokla domala domala bidete geçip temizlenmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en steril yöntem taharet musluğu.
0
onepointzero
(18.12.25)
Toplumlarin kulturel yapilariyla alakali. Tahareti hadi biz doguluyuz diye almadilar ama her italyan evinde olan bidet’yi de almadilar. İskandinavya’da yasamis bir arkadasim tuvaletlerini dusa girmeden onceye ayarliyorlar demisti ama dogru mudur bilemem. Bence en kullanislisi su an amerika’da yayginlasan el dusu, tekrar banyo yaptiracak olsam ciddi ciddi arastiririm.
0
lallala
(18.12.25)
Avrupa'da eve usta cagirmak falan cok buyuk lukstur. Bina yaslari da cok yuksektir. Yenilik falan akillarindan dahi gecirmezler zengin degillerse.
0
freedonia
(18.12.25)
insanin hijyenle iliskisi kulturel. ayni yemek gibi. adam public tuvalete giriyor, boklu kaldirimlarda yuruyor (abd'de yaygin) ve sonra ayakkabilarini cikarmadan laps diye eve giriyor. sictiktan sonra kicini yikamiyor ve bu onu rahatsiz etmiyor.

batida oturmamis bu. cok da basit bir mevzu. hic bilemedin bir kokteyl parasina amazon'dan $20'a bidet alip takarsin ama yapmiyor.
0
antikadimag
(18.12.25)
Yıllar önce tv'de vitra gibi bir şirketin ceo'su konuşuyordu bu soru sorulduğunda, Avrupa yönetmelikleri nedeniyle taharet musluğu olan klozetleri ihraç edemiyoruz demişti. kanalizasyon sistemi ile içme suyu şebekesinin aynı yerde olmasına izin verilmiyormuş, bir kaçak veya tıkanma durumunda şehir suyuna kanalizasyon karışma ihtimali olduğu için demişti.
0
creepy
(21.12.25)
(4)

Bisikletin faydası var mı

arbre
Spor salonunda şu 2 bisiklet var.https://www.vanswefitness.com/cdn/shop/articles/ChatGPT_Image_Jun_25_2025_03_46_20_PM_2e12efe1-2bd4-4aa0-9cc0-8a7b2b6d3857.jpg?v=1760522067&width=800Açıkçası oturarak çok yorulmadan kalori harcama fikri mantıklı geliyor. Hangisi daha faydalı ve kas geliştirir mi? Sağ
Spor salonunda şu 2 bisiklet var.

www.vanswefitness.com

Açıkçası oturarak çok yorulmadan kalori harcama fikri mantıklı geliyor. Hangisi daha faydalı ve kas geliştirir mi? Sağ olun.
-2
arbre
(03.12.25)
ikisini de dene, denerken de ellerinle vücudunun çeşitli noktalarındaki kaslara dokun, göreceksin ki bazı kasların kasılacaktır. hangi kaslarını geliştirmek veya güçlendirmek istiyorsan onu yap.
0
beyinter
(03.12.25)
Yorulmadan yüksek kalori harcayamazsınız maalesef. Bu aletler de epey yorucudur. Salonlardaki bisikletler yerine gerçek bir bisiklet daha keyifli olur ve vücudun farklı noktalarını denge unsuru ile birlikte çalıştırır. Salondaki aletler genelde dizlere ek bir yük bildiriyor açılar nedeniyle bu yüzden eliptik bisiklet daha iyi bir seçenek kalori yakımı için.
0
creepy
(03.12.25)
reis bu spor sorularını cidden mi soruyosun yoksa can sıkıntısından mı? :)

tespih çekmek bile kalori harcatır. azıcık da olsa harcatır doğal olarak.

verdiğin linke tıklamadım bile. bisiklet, koşu, kürek, kum torbası yumruklama vs vs. hepsi faydalıdır, kalori yaktırır, kardiyovasküler sistemini geliştirir ama...

hiiiç kas geliştirmez. hiç.

17 senedir fitness salonlarındayım. 0,5 kg kas kütlesi koyabilmek içinağırlık kaldırmaktan donum kıçıma yapışıyor. kas büyütmek deli gibi kaldırıp deli gibi yemek yemek gerektiriyor. aksini iddia eden gelsin dinliyorum. bak 37 yaşındayım fotoğrafım sana buyur.

imgyukle.com

pazularımı 41 cmden 42'ye çıkarmak için 2 sene uğraştım. kas koymak emin ol hiç kolay değil. öyle cart curt tırıvırı aletlerle çok yorulmadan olacak iş değil.
+1
yurtsuz john
(03.12.25)
bisikletten fayda saglamak istiyorsan spinning dersi varsa ona gir.
0
cooperr
(03.12.25)
(6)

Düşük su basıncı ve ısınmaya su

runaway
banyoda su çok zor ısınıyor ve basınç düşük. su basıncını nasıl arttırabilirim?
banyoda su çok zor ısınıyor ve basınç düşük. su basıncını nasıl arttırabilirim?
0
runaway
(03.12.25)
Doğalgaz kombisi mi mevcut? Evinizdeki çeşmelerin basıncı mı düşük, sadece banyodaki sıcak suyun mu?
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(03.12.25)
Diğer musluklarda basınç normal ise banyodaki muslukların filtrelerini kontrol edin, vanalarını da biraz gevşetebilirsiniz.

Yok her yerde basınç düşük ise su deposu + hidrofor ya da ana girişe basınç yükseltici jet pompa takılabilir.
0
orient blue
(03.12.25)
Bina eskiyse, basınç düşüklüğünün sebebi eski ve çapı daralmış borular olabilir. Bizim öyleydi; duvarı kırmadan üstten tekrar boru döşetmiştik, sorun çözülmüştü.
0
lil siztah
(03.12.25)
Soğuk kısımda basınç normal sıcak musluk zayıfsa sebep genelde kireçlenme nedeniyle boruların daralması oluyor. Ben kombi tesisatından bir makina ile giriş yapıp kimyasalla boruları açan bir firmaya 1.5 yıl önce açtırdım ama zamanla tekrar basınç düştü. Eski demir borular yerine plastik boru kullanmak gerekiyormuş ama tesisatı yenilemek çok masraflı.
0
creepy
(03.12.25)
sadece banyo çeşmesinden az su geliyor. bina oldukça eski
0
🌸runaway
(03.12.25)
Tek başına bir sıcak su musluğu var da ondan mı az su geliyor, yoksa lavabo bataryasında sıcağı açınca mı az su geliyor?

Sıcağı açınca az su geliyor ise,
Lavabonun altında iki adet musluk olması lazım. Ara musluk denir onlara, Onlarda üzerinde vida çentiği olan veya ingiliz anahtarıyla açılabilecek bir parça vardır. O parçayı açarsanız içinde bir filtre vardır ve muhtemelen o filtre tıkanmıştır. Filtreyi çıkarıp kireç, pislik vs tortuyu temizleyip tekrar yerine koyup takarsanız sorun çözülür.

Ana vanayı kapatmadan dediğimi yapmayın evi su basar.

Edit: Aha sana video da buldum.

www.youtube.com

Büdüt: Sökme takma işine kalkışmadan önce ara vananın tam açık olduğundan emin ol. Bir sebepten biri o vanayı kıstı ise basınç ondan da düşmüş olabilir.
+1
Mirket
(04.12.25)
(3)

Hava Temizleyici

dilili
Selamlar, annemle babam için hava temizleyici bakıyoruz. Bir kedileri var evde, alerjiden kaynaklı öksürük ve burun tıkanıklığı oluyor özellikle babamda. Önerebileceğiniz, uygun fiyatlı ve memnun kaldığını hava temizleyici var mıdır?
Selamlar, annemle babam için hava temizleyici bakıyoruz. Bir kedileri var evde, alerjiden kaynaklı öksürük ve burun tıkanıklığı oluyor özellikle babamda. Önerebileceğiniz, uygun fiyatlı ve memnun kaldığını hava temizleyici var mıdır?
0
dilili
(27.11.25)
Ben salonda Xiaomi 4 pro ve yatak odasında smart modelini kullanıyorum, havayı temizledikleri filtrelerinden belli vealerjik astım belirtilerim de azaldı ama piyasada orijinal filtreleri yok, bu nedenle çok da memnun değilim. Yan sanayilerin de ne olduğu belli değil.
+1
creepy
(27.11.25)
alacaksan winix al, hastanelerde bu kullanıyor ama filtresini değiştimek gerekiyor ve pahalı, sanırım shark ninjada yeni çıkartmış filtresi 5 yılda 1 değiştiriliyor.(sadece gördüm ben araştırırken bu yoktu). birde bütçe varsa kesinlikle hava temizleyici önemli tabi ama ben olsam süpürge alırım roborock tarzı, günde 1 kere yerleri süpürsün.
ben süpürge aldım alerjim azaldı yerdeki toz gidince.
+1
eja
(27.11.25)
Arkadaşım 4 kedili, gece tıkanma şikayetiyle dyson’ınkini aldı; çok memnun, rahat uyuyorum diyor.
+1
lil siztah
(28.11.25)
(2)

e-ticaret uzmanları ne iş yapıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
satış sitesine ürün bilgisi ve fotoğraf ekleyip gelen siparişleri ve ödemeleri mi kontrol ediyorlar yoksa reklam vermek, reklam çekmek, reklamda oynamak, rakipleri anewliz etmek, iadeler ve şikayetlerle uğraşmak, seo yapmak gibi diğer işler de onlarda mı? ne yapar bu e-ticaret uzmanları? yok mu içim
satış sitesine ürün bilgisi ve fotoğraf ekleyip gelen siparişleri ve ödemeleri mi kontrol ediyorlar yoksa reklam vermek, reklam çekmek, reklamda oynamak, rakipleri anewliz etmek, iadeler ve şikayetlerle uğraşmak, seo yapmak gibi diğer işler de onlarda mı? ne yapar bu e-ticaret uzmanları? yok mu içimizde e-ticaret uzmanlığı yapan?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.11.25)
Benim şirkette markalarımızın satışları için büyük e-ticaret sitelerinden sorumlu kişilerin yaptıklarından gördüğüm genel olarak işlerinin yoğunluğu platformun verdiği komisyon oranlarına göre fiyat düzenlemek, pazarlık etmek. Bazen mesela n11 "ben sepette şöyle destek olacağım sen de şu kadar destek ol" gibisinden taleple geliyor. Onun pazarlığını falan yapıyorlar. Ürün kartı açmak çok zamanlarını alan bir şey değil. Fatura, iade gibi işlerle uğraşıyorlar bir de. Depoya bilgi veriyorlar vs.
+1
efreet sultan
(23.11.25)
İş ilanında E-ticaret Uzmanı aranıyor diyorsa genellikle bir alt kademede ürün veri girişi yapacak, pazaryerleri stok senkronizasyonlarını ve fiyatlamalarını kontrol edecek, gerektiğinde müşteri hizmetleri desteği verecek ve siparişlerin faturalanmasını ve kargolanmasını takip eden, satın almaya bilgi veren kişi kastediliyor. E-ticaret yöneticiliği veya reklam, sosyal medya uzmanlığı ise genelde farklı işler.
+1
creepy
(23.11.25)
(13)

Gerçekten kilo vermiyor olabilir miyim?

whatdreamsnevercome
bazal metabolizmam günlük 2200 kalori.dünkü aktivitem; 1560 kalori.dün yediklerim, totalde 2300 kalori (95gr yağ, 170gr karbondihdrat, 180 gram protein)bir önceki gün 550 kalori aktivitem.gün içi yediklerim 1600 kalori. bir önceki gün 950 kalori aktivitem..gün içi yediklerim 1600 kalori.bir önceki g
bazal metabolizmam günlük 2200 kalori.

dünkü aktivitem; 1560 kalori.
dün yediklerim, totalde 2300 kalori (95gr yağ, 170gr karbondihdrat, 180 gram protein)

bir önceki gün 550 kalori aktivitem.
gün içi yediklerim 1600 kalori.

bir önceki gün 950 kalori aktivitem..
gün içi yediklerim 1600 kalori.

bir önceki gün aktivitem 1700 kalori.
yediklerim 2100 kalori.

genel olarak yeme ve aktvite tempom 2 haftadır böyle.
yeme genelde 2000 kalori ve biraz üstüne çıkıyor. proteini 140-160 gram arasında tutmaya çalışıyorum ama bu hafta çok iştahım yok diye düşük kaldı hep.

genelde ağırlık idmanı + gün içi yürüyüşler yapıyorum. düşük aktiviteli günlerde ise sadece yürüyüş yapıyorum.


------

ve tartıda 2 haftadır sanki pek kilo vermiyorum gibi.
idmanlarda gücüm artıyor, hissediyorum. ancak ne görüntüde, ne tartıda gram oynama yok gibi.

bir şeyi yanlış yapıyor olabilir miyim?
matematiğe göre günlük 700-800 ortalama açık veriyor olmam lazım. bu da illa ki tartıya etki ediyor olmalı. ama etmyior gibi.

bu arada şuan 98 kilogramım.
50 gün önce 105 kilogram olarak başlamıştım ama kilonun çoğunu zaten 5 kasıma kadar vermiştim.
5 kasımdan bugün 15 gün geçti, tartıda sanki 1 kilo bile oynamadım gibi.
(bu arada ağırlık idmanlarına son 15 gün başladım, ondan önceki günler daha kardiyo ağırlıklı idmanlar yapıyordum)

vücut su tutar diyorlar, glikojen bilmem ne bir şeyler diyorlar.
ama yine de bana normal gelmiyor yav.

bu formüllerde bir hata mı var?
0
whatdreamsnevercome
(20.11.25)
ha bu arada da beklentim neydi?
düzgün bir şekilde kilo verip çok kas kaybetmemek, kas kazanmak. mart ayına kadar böyle sürdürüp, marttan sonra daha ciddi bir diyetle yağlardan kurtulabildiğim kadar kurtulmaktı.

ama şuan 2 haftadır yerimde sayıyor gibi hissediyorum, ki bu süreçte 1.5-2 kilo civarı vermeyi beklerken.

biraz canım sıkıldı bu duruma.

hani baze ngece kalkıp peynir yiyorum 20-30 gram. onu bile ekliyorum fat secret'a, takip edebilmek için. onlar dahil yukardaki kalorileri alıyorum. kalori açığım olduğu aşikar, en azından matematiksel olarak. ama tartıya hiçbir şey yansımaması çok tuahfıma gidiyor artık.

ne sorun olabilir cidden?
0
🌸whatdreamsnevercome
(20.11.25)
belirli bir kiloyu verdikten sonra tartıda fark görmek zorlaşıyor, fakat tam da o esnada vücudunuzda farkı hissetmeye/görmeye başlıyorsunuz (bende öyle olmuştu). tartıda değişiklik yokken vücudum çok daha fit gözükmeye, kıyafetler üstümde farklı durmaya, kaslarım daha belirgin olmaya başlamıştı. eğer kalori ve özellikle makrolarınızın hesabını takibini doğru yapıyorsanız, günlük onbin adımı geçiyosanız yani aktifseniz, rest daylere dikkat ederek ağırlık antremanı düzenli olarak yapıyosanız yaptığınız şeyleri bırakmamanız çok kritik.
0
a7x
(20.11.25)
Ben de diyetteyim şu an ben günlük aktivitemi kalori hesabında kullanmıyorum o çok yanıltıcı olabiliyor kalori açığını günlük kalori ihtiyacından düşüyorum, bir de çok fazla yağ alıyorsun bence maks. 40-60 gram yeterli gibi.
0
kizil karga
(20.11.25)
Yağ kaybedip kas kazanıyor olabilirsin. O durumda kilon aynı kalırken hacmen küçülmen devam eder. İnternetten vücut yağ oranı hesaplayıcı bul ve oradan da takip et.

www.instagram.com

vucut-yag-orani.hesaplama.net
+2
Mirket
(20.11.25)
Mirket +1 kas kazandiginiz icin kilo farketmiyor olabilir. bence hedef sadece kilo olmamali. boyunuz uzunsa kilonuz asiri olmayabilir. bu durumda kilo kaybindan cok yag kaybina odaklanmak lazim. onun icin de dandik de olsa yag olcen bir baskulunuz yoksa alin bence. olcu tam dogru olmasa da en azindan ilerlemeyi gorursunuz. kendi icinde tutarli oluyorlar gercek olcuyu veremeseler de.

bir diger ihtimal de kalorilerinizi yanlis hesapliyor olabilirsiniz.
0
lemmiwinks
(20.11.25)
yağlar kasa dönmüştür. fitness merkezlerinde ölçüm yapan cihazlar var. 8 ay spora gittim 3 kere ölçüm yaptım son ölçüm ile ilk ölçüm arası kilo kaybı = 0, ancak kas 4 kg gelmiş yağ 4 kg gitmişti.
0
denizmaniaherif
(20.11.25)
Bazal metabolizma hızınızı nasıl biliyorsunuz?

Yani ölçüm falan mı yaptırdınız?

Nasıl õlçülüyor metabolizma hızı?

Geçen biri gene metabolizma hızından bahsetmiști. Nereden öğreniyorsunuz bunu?
0
anaphylacticshock
(20.11.25)
abi kasla ilgili iyimser davranmışsınız ama matematiksel olarak çok mümkün değil.
benim bu hesaba göre haftada en az 0.7 - 1 kilogram arası kilo veriyor olmam lazım.

bir insanın bir ayda kazanabileceği makismum kas miktari ise zate 1 kilogram (ki onda da çok iyimser olmak lazım)

aynı kasla açıklanamaz herhalde.

su topluyor desem, kaça kadar su toplayacak onu da anlamadım. verdiğim kilo kadar su toplayamayacağına göre.

kaloriyi yanlış saymıyorum, çünkü her şeyi gramı gramına tartıyorum.

günlük kaloriyi fazla alıyorum desem; ağır sağlam vb. bir çok uygulamaya göre mevcut hareketliliğim ile, "kas kaybı yaşamadan kilo vermek için" 2600 kalori civarı beslenmem gerektiği yazıyor. ben 2100leri geçmiyorum.

ben anlamadım bu matematiği ve galiba motivasyonum da tamamen bitti.
eskisi gibi günlük maksimum 1000 kalori yediğim ölüm diyetlerine dönecem gibi gözüküyor.
0
🌸whatdreamsnevercome
(21.11.25)
Ben de bir aydır aralıklı oruç ve egzersizlere 100 kg'dan başladım 183cm boy ile. günde en az 600 kalori açık veriyorum, 30 günde sadece 2 küsur kg vermiş gibi görünüyorum ama o da oynuyor, alkol aldığım günler sonrası direk 1 kg artıyor bir kaç günlüğüne. ben yavaş ilerlemeyi alkole bağladım ama moralimi bozmadan devam ediyorum sonuçta küçük de olsa ilerleme var.
1700 kalorilik spor yaptığınızı belirtmişsiniz ama bu aşırı yüksek bir rakam gibi geldi bana, 1 saat dağda bisiklet sürüyorum en fazla 350 - 400 kalori yakıyorum. 40 dakika evde ağırlık egzersizleri yapıyorum o da taş çatlasa 300 kalorilik, 1700 kalorilik ne yapıyorsunuz merak ettim, hesap hatası olabilir.
Gıdaların kalori değerleri de genelde hatalı oluyor çok güvenmemek lazım. ama protein ağırlıklı ve kaliteli beslenince eninde sonunda sonuç alınıyor. yağ kas dönüşümü de var, ama bu kadar kısa sürede bu miktarda olmaz gibi.
0
creepy
(22.11.25)
sihirli bir sey yok. tartida ve goruntude degisim yoksa vermiyorsundur.
tabii daha iyisi mezura ile boyun cevresi, bel cevresi vs surekli olcmek.
ama gercekten goruntude fark yoksa sebebi kas kazanmak falan degildir.
insanlar kalori sayarken cok yanlis hesapliyor. yediklerini az yaktiklarini cok yorumluyorlar.
ustune aktivite gercekten 500 kalori olsa bile, sonrasinda metabolizma hizi dusuyor, o 2200 olarak kalmiyor.
2200 bazal metabolizma da yine "teyide muhtac"
ama kilo verme olayinin rutini sudur yedigin her seyi (gercekten her seyi) not edip aldigin kaloriyi sayarsin 1 hafta sonra kilo verdiysen super o kaloriyle devam. yoksa kaloriyi azaltirsin. allah kelami degil sonucta, vermiyosan yedigini azaltacaksin baska yolu yok. ozempic bile kullansan bu boyle. sadece yedigini azaltmayi kolaylastiriyor o da.
0
ghilleinthemist
(22.11.25)
kas kütlesi falan yalan bence.
esim de ayni durumdaydi, onun kilo vermesini tetikleyen tek sey spor + aralikli oruc + sekeri tamamen hayatindan cikarmak oldu.
aralikli orucu birakip sadece spor + kalori hesabi + sekersiz diyetle ilerledigi dönemde 1 gram bile veremiyor.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.11.25)
evet 1 ayın neticesinde;

ortalamada günlük 850 kalori yakmış olmama rağmen (yürüyüş + sporla),
günde 2000 kaloriyi ortalamada hiçbir şekilde geçmemiş olmama rağmen (daha gerçekçi olamk gerekirse 1800 lerdedir ortalama kalorim)

0kg verdim, hatta 0.5 ağırlaştım.

haliyle bundan sonra bilimsel methodlarla kilo vermek yok :)

bugünden itibaren günlük 1000 kaloriyi geçmeyecek şekilde 0 karbonhidrat diyeti yapıyorum. 1-1.5 ayda muhtemelen 7-8 kilo veririm.

bir daha da bu saçma salak "kas kaybetmeden kilo ver" mevzularına girmeyeceğim.

şimdiden de söyleyeyim; tüm kalorileri salatanın içine attığım 1 tatlı kaşığı zeytinyağına kadar tek tek sayarak, her şeyi tartarak hesapladım. haliyle "kalori sayımın yanlıştır" kısmı kesinlikle doğru değil. yaktığım da, aldığım da %100 tamamen ölçülebilirdi.
0
🌸whatdreamsnevercome
(02.12.25)
Abi 1 ayda 1000 kaloriyle 0 karbonhidratla 10 kilo da verirsin ama verdiğin kayıp yağ değil kas olur o da affedersin pörsük bir vücut demek, yani buna değinmek sence salaklık olabilir ama asıl salaklık böyle bir şey olmayacağını düşünmek olabilir, yani ayrıca bize de bi şeyler ispat etmek zorunda değilsin senden öyle bir vibe aldım, yani sizi dinledim ama siz hakssızsınız diyor gibisin, eğer olması gereken şartlar altında kilo veremiyorsan çözüm ölüm orucu mu olmalı sence yoksa metabolizmanda bi bozukluk mu var acaba deyip kontrol mü ettirmelisin bunu bilmek lazım, ben de diyet yapıyorum mesela 2300 kaloriyle başladım diyete o noktada bile yağ yakıyordum, sende olmuyorsa sorun yöntemde değil sende olabilir.
0
kizil karga
(02.12.25)
(9)

sigarayı nasıl bıraktınız?

tabudeviren
- bir sabah kalktım ve içmemeye karar verdim..tarzı şeyler değil de şunu yaptım gibisinden şeyler arıyorum. mesela geçen bir arkadaş karanfil çiğnediğini yazmıştı. onun gibi.
- bir sabah kalktım ve içmemeye karar verdim..

tarzı şeyler değil de şunu yaptım gibisinden şeyler arıyorum.

mesela geçen bir arkadaş karanfil çiğnediğini yazmıştı. onun gibi.
0
tabudeviren
(02.11.25)
Ben 10 yıldır içmiyorum. Bırakmak çok zor olmuştu. En zor günü atlatınca gerisi geliyor. Benim için bu ikinci gündü ve ben çok fazla bitter çikolata yemiştim. Midemi bulandıracak kadar. Bir de çok fazla su iyi geliyor. Buna ek olarak mental olarak motivasyonu yüksek tutmak önemli. Sürekli içimden “ben sigara içmeyen birisiyim” “[adınız-soyadınız] sigara içmiyor” gibi telkinler çok faydalıydı.
0
but that was just a dream
(02.11.25)
2021 Şubat ayında bıraktım sanırım. Babamın ciğerinde su toplamıştı, akciğer kanseri çıkma ihtimali vardı - ki çıktı da - zaten hep aklımda olan beni rahatsız eden bir konuydu. Zaten üzücü bir ortam var, annem daha çok üzülmesin vs gibi düşüncelerle bıraktım. Aradığınız tarzda bir cevap olmasa da böyle oldu, buna benzer birçok bırakma kararı genelde kısa sürelerde hüsranla sonuçlanmıştı.
0
mbond
(02.11.25)
ChatGPT’nin çok faydasını gördüm. Bırakma gerekçelerimi esas alarak motivasyonumu yükseltti. Yoksunluk çektikçe ona yazıyordum. Ne, neden oluyor, ne kadar sürecek. Çok işimi gördü.
İlerlemenizi takip edebileceğiniz telefon uygulamaları var. Sağlığınızdaki gelişmeleri de gösteriyor. Birini indirin bence.
Bunun dışında Olips’e abandım. İştah artışım olmadı. Kilo aldığı gerekçesiyle tekrar başlayan kişiler olduğu için tıkınma tipi yemek yemenizi tavsiye etmem.
+1
auroraaurora
(02.11.25)
Ben bıraktığım yıllarda champix diye bir ilaç vardı son aşamada sigaradan soğumam için çok işe yaradı, ama öncesinde marka değiştirip en düşük katranlı sigaraya filtre takarak içerek kendimi hazırlamıştım. Eve güzel bir kahve makinesi alıp sigara yerine kahve ve çay koydum hayatıma onlar da zararlı ama yine sigaradan iyi oldu.
0
creepy
(03.11.25)
Bir dinozorun anıları kitabında anlatılan bir yöntem var, o benim de işime yaradı. Sigara içme isteğinin sigaradan birkaç nefes aldıktan sonra (belki yarısını falan içtikten sonra) bittiğini, kalanını alışkanlıktan veya boşa gitmesin vs. diye içtiğimizi söylüyordu. Bununla mücadele yöntemi de o doygunluk noktasına geldikten sonra sigarayı ucundan kesmek, sonra istediğinde kaldığı yerden yakıp tekrar içmekti. Ben de böyle yapınca aldığım nikotin ciddi miktarda azaldı.

Daha sonrasında da sigarayla beraber yaptığım şeyleri sigarasız yapmaya başladım (çay, kahve, içkiye eşlikçi veya yemek sonrası hemen içme vs.). Alışkanlıkları birbirinden ayırmak çok iyi oldu. Öncesinde bunu yapmadan bırakmayı denediğimde kalan şeyleri yapmak çok zor ve tetikleyici olmuştu.
+3
matlii
(03.11.25)
Kararlılık belirleyici etken. Lise 1’den beri süregelen sayısız başarısız denemeden sonra paket almayı ve düzenli içmeyi nişanlanınca bıraktım. “Çocuklarım elimde sigara görmemeli” gerekçesiyle. Ailedeki iki kanser vakasından sonra da sosyal içiciliği ve nargile vs. tüm tütün ürünlerini bıraktım.

“Bir sabah içmemeye karar vermek” gerçekten en kesin çözüm. Yani kafada bitirmek. Aksine ihtimal vermemek. Yani tek gerçek yöntem kararlılık. Diğerleri etkisini zamanla yitirebiliyor.

Sorunuza cevap olarak;

-İlk bıraktığım zaman uzunca bir müddet sigaralı ortamlardan kaçındım. Sigara içen arkadaşlarımla ya buluşmadım ya da kamusal iç mekan gibi sigarasız ortamlarda görüştüm. Sigara molası verenlerin yanına çayımı alıp sigarasız eşlik etmek gibi şeylerden de kaçındım. İşe yarıyor.

-Oldum olası çikolata, waffle gibi tatlılardan sonra sigara içemezdim. Öncesinde şekersiz bir çay ile ağzımdaki tadı giderir, sonra yakardım. Sigara isteği olunca ağza atılıp uzun çiğnemeler sonucu yutulan küçük çikolata parçaları kalorili ama güzel bir çözümdü.

-Bırakma döneminin ilk iki-üç ayı boyunca içinde sigara içilen /daha önce içilmiş mekanlardan uzak durmak da faydalı. Odaya, perdelere, arabaya vs. sinen kokulardan uzak kalınca 2-3 ay, sonrasında sigaradan daha bir tiksiniyor insan.

-Arkadaşım canı her sigara istediğinde gidip bir şişe maden suyu açıyordu. Onda işe yaramıştı.
+1
yadigar
(03.11.25)
çok bıraktım grip falan oluyorsan ağır bırakmak kolay, en fazla 1 hafta 2 hafta zaten hasta kalıyorum sonrasında 2 hafta kriz çekiyorum benim için asıl problem her bıraktığımda +10 kilo almak , bir keresinde kilo almayı durduramadığım için tekrar başladım ya.

birde pet şişede sigara söndürüp tekrar canın sigara çektiğinde o şişeyi koklayan arkadaşm vardı koku okdar kötü ki hiç içmemişti.
0
eja
(03.11.25)
25 yıl sigara içtim, günde en az 2 paket. Tek dal içtiğim sigara azdır, hem uzun sigara kullanırım hem de arka arkaya 2 tane içerim. (İçerdim)

Mhrs'den sigarayı bırakmayı kliniğinden randevu aldım. Bırakacağıma dair inancım yok da uğraşmamış olmamak istiyor gibiyim sadece. Akciğer filmi istediler, yakın zamanda kan vermiştim zaten, o değerlere de baktılar, nikitaps diye bi ilaç verdiler, gidip ilçe sağlık merkezinden alıyorsun bedavaya.

İlk gün günde 6 tabletle falan başlanıyor, bende yan etki olarak hafif mide bulantısı ve yediğim içtiğim şeylerde biraz tat değişikliği yaptı. 4. gün doktora tekrar gidiyorsun, sigara isteğinde azalma varsa devam, değilse bıraktırıyor ilacı. Ben devam ettim, 5. gün mü, 6. gün mü ne bırakıyorsun sigarayı, ilaca 20-25 gün devam. Günde alacağın tablet sayısı giderek azalıyor. İnanır mısın yokluk çekmiyor insan, sadece elim kolum boş kalıyor, onun için de tespih aldım. Bi de sigara molasına değil de çay molasına çıkıyorum. Bıraktım demek için erkendir belki, 2 haftadır içmiyorum.

Çok canım çekerse yudum yudum su içiyorum, bu kadar etkili olacağını düşünmezdim.
Akşam tv karşısında da zor oluyor, onda da çay çekirdek falan idare ediyorum.

Ama alıştım gibi. Mesela uyanır uyanmaz yakardım, aklıma gelmiyor. Arabaya biner binmez yakardım, aklıma gelmiyor, çay koyarken önce sigarayı ağzıma alır, çayı koyar, sigarayı yakardım, ı ıh, unutmuşum.

Arada bir aklıma geliyor, gelmiyor değil. Ama sabredilmeyecek bi durum yaşatmıyor bu ilaç. Ki ben 25 yılda kaç kere bırakmaya çalıştım, en fazla 1 gün dayanabilmiştim.
+1
antihero
(03.11.25)
12 sene günde minimum 1,5-2 yeri geldiğinde 3 paket içtikten sonra Allen Carr Sigarayı bırakmanın kolay yolu kitabını okuyup bıraktım hocam, şiddetle tavsiye ederim.
+1
kumandanim
(03.11.25)
(2)

bisikletforum yok olması

Huan8
ne oldu bunlara ya, tarihin tozlu sayfaları arasına karıştı mı?
ne oldu bunlara ya, tarihin tozlu sayfaları arasına karıştı mı?
+1
Huan8
(01.11.25)
forum kültürü bittiği için artık bu siteler para getirmemeye başladı ve kapandı
0
asap raki
(01.11.25)
Yeni Sahibi bir ajans sanırım, siteyi yenileyeceğini söylemişti teknik sorunlar yaşadı galiba ki bakımdayız vs uyarısı bile koyamamışlar.
0
creepy
(03.11.25)
(4)

Spor - kas kazanmak

tchuck
kendimi eve kapatana kadar sportif biri sayılırdım. yani vücudum falan da düzgündü hep, spora da yatkındım. son 6-7 senedir ise baya kapattım kendimi vücudum berbat bir hal aldı.180 boyundayım 101 kiloyum. son 3 haftadır PT ile çalışıyorum, buna ek olarak da tempolu yürüyüş yapıyorum parkta, bulabil
kendimi eve kapatana kadar sportif biri sayılırdım. yani vücudum falan da düzgündü hep, spora da yatkındım. son 6-7 senedir ise baya kapattım kendimi vücudum berbat bir hal aldı.

180 boyundayım 101 kiloyum. son 3 haftadır PT ile çalışıyorum, buna ek olarak da tempolu yürüyüş yapıyorum parkta, bulabildiğim her boşlukta.

ilk etapta istediğim şey hızlıca zayıflamaktı. artık zayıflama kısmıyla hiç ilgilenmiyorum diyebilirim, daha doğrusu ikinci etapa bırakmaya karar verdim.

ben kaslanmak, düzgün bir vücut inşa etmek istiyorum. sprou da şuan çok iyi performansla yapıyorum. haftada 3-4 gün gidiyor olmama rağmen. bir de daha önce hep spordan kaçardım, şuan boş durduğum anlarda bile yapasım var.

neyse, sizce 7-8 ay gibi bir sürede düzgün bir vücut inşa edilir mi.
sıfır yağ, karın kası falan demiyorum. yağ oranımı %15lere falan düşürdüğüm, kaslandığım falan bir versiyona geçmek mümkün mü?

siz olsanız nasıl yapardınız? önce tamamen kilo vermeye mi odaklanırdınız, yoksa ilk günden itibaren sadece kas gelişimine odaklanıp zamanla zaten kiloyu vereceğinizi düşünerek mi yapardınız?

veya nasıl bir programda yapardınız?
5 gün ağırlık idmanı, aynı zamanda 5 gün core idmanı falan gibi mi çalışırdınız.

öyle düşüncelerinizi de merak ettim, biraz yol gösterilmeye de ihtiyacım var.
0
tchuck
(24.10.25)
Bildiğim kadarıyla hiç dinlenmemek olumlu sonuç vermiyor, tersine olumsuz sonuç veriyor. 2 3 gün iyi çalışıp kalan günlerde koşu, yüzme yapardım. Ve sadece spor değil, yeme içme konusunu düzeltmek gerekiyor. Fazla karbonhidratı kesmek (ekmek, kola), fazla yağı kesmek (fast food, cips), protein alımı önemli.
-1
arbre
(24.10.25)
ben yapabilecek olsam;

haftada 3 gun direnc antrenmani
gunde 8-10 bin adim yurume
protein agirlikli beslenme, islenmis gida, fast food, tatli yemeden, karbonhidrati biraz az tutarak

yapardim. bir kismini yapiyorum ama tamami olmuyor. o yuzden zayif ve hafif kasli olsam da ufak bir gobegim de var.

bir de sporda daha iyi performans icin gunluk kreatin kullanabilirsiniz. gercekten fark ediyor. bir de protein alimini arttirmak icin spor sonrasi protein tozu alinabilir.

bir de intermittent fasting yapilabilir, bu da kilo verme acisindan faydali. yeterince yerseniz zor olmaz.
0
lemmiwinks
(24.10.25)
yaklaşık 3 aydır tam olarak sizin yapmaya çalıştığınızı yapıyorum ben de. tarif ettiğinize yakın, önceden spor yapan, atletik yapıya yatkın vücutlu biriyim. benim de önceliğim ilk etapta kilo vermekti; nikte training ile antreman yapıp, beslenme düzenimi tamamen değiştirip makro kalorilere dikkat ederek o kısmı çok hızlı bi şekilde hallettim. bu sürede çok fazla içerik de takip ettim. benim anladığım kadarıyla lean bi vücuda sahip olmak için yapılması gerekenler sizin de yaptığınız gibi haftada 3-4 gün antreman, aktif bir gündelik yaşam (mümkün olduğunca bol yürüyüş). ama bunların yanında beslenmenin önemi çok kritik. protein ağırlıklı beslenmek, antreman yaparken enerjiye dönüştürebilmek için karbonhidrat tüketimini sıfırlamamak/azaltmamak ve lif alımı için sebze ve meyve tüketmek önemli. ek olarak tüm kaynaklar uykunun çok önemli olduğunu ve rest day'in de aşırı kıymetli olduğunu söylüyor. ben de calorie deficit'ten yavaş yavaş maintenence'a geçtim. şimdi ağır ve yavaş adımlarla haftada 100 kalori ekleyerek %20'lik bi surplas'a geçeceğim ki kas kazanımına odaklanabilsin vücüdum. 30'ların sonunda bi kadın olarak hormonları hoplatmamak için vücudun aldığı kalori değişikliklerinin yavaş ilerlemesi gerektiğini öğrendim ve ona göre ilerlemeye çalışıyorum. kendi deneyimimi uzmanı olmayarak umarım paylaştım. yanlış yaptıklarım varsa diye ben de soruyu takibe alıyorum :)
0
a7x
(25.10.25)
Sana yakın bir kilo ve boydayım, daha önce her zaman yediklerimin porsiyonunu biraz küçültüp, şekeri azaltıp, aralıklı oruç ile ve haftada 3-4 gün yürüyüşle 88 kg'a düşmüştüm ve vücudum epey toparlanmıştı. Şimdi tekrar saldım ve yaş ilerleyince kilolar zor gidiyor ve kas oluşumu daha zor sanırım. O yüzden ben de yine gaza geldim bu kez if yanında ciddi bir besin makroları sayma işine girdim. Protein alımının çok önemli olduğunu fark ettim. Evde eliptik bisiklet, dambıl, sehpa vs var, kas gelişimi için bunları da kullanmaya başladım. Yürüyüş ve bisiklet ile de destekliyorum bu kez iyi sonuç alacak gibiyim bakalım.
0
creepy
(27.10.25)
(1)

Penceresi açık cam balkon nasıl ısıtılır?

brkylmz
Tamamen cam kaplı ama sigara içildiği için camlar açık. Burayı Xiaomi Fan Isıtıcıyla ısıtmak saçma mı olur? Ufo da alternatif ama çok yer kaplıyor bir de hemen hemen aynı fiyat zaten.Varsa önerisi olan sevgiyle kucaklanır.
Tamamen cam kaplı ama sigara içildiği için camlar açık. Burayı Xiaomi Fan Isıtıcıyla ısıtmak saçma mı olur? Ufo da alternatif ama çok yer kaplıyor bir de hemen hemen aynı fiyat zaten.

Varsa önerisi olan sevgiyle kucaklanır.
0
brkylmz
(17.10.25)
Biz masa altına yağlı radyatör koyuyoruz, misafirler vs herkes çok mutlu. Alttan alttan ısıttığı için baş ağrısı yapmıyor, masanın altında ısı hemen kaçmıyor, hatta az geniş bir masa örtüsü de olursa süper oluyor. elektrik tüketiminde dikkat çeken bir artış olmuyor.
0
creepy
(17.10.25)
(6)

Kontak sprey vs wd-40

makbur
Gitarın volume düğmeleri (bildiginiz 500k pot cevirmeli ses dugmesi) çevirdikce biraz cozuruyor, YouTube'da wd-40 i cubuk ucuyla içine sokup sikanlar var.2 sorum var;Kontak sprey elektronik akşam için daha uygun gibi, onereceginiz bir marka var mı? Diğer sorum;Wd-40 en ufagindan alırım alırsam. En k
Gitarın volume düğmeleri (bildiginiz 500k pot cevirmeli ses dugmesi) çevirdikce biraz cozuruyor, YouTube'da wd-40 i cubuk ucuyla içine sokup sikanlar var.

2 sorum var;

Kontak sprey elektronik akşam için daha uygun gibi, onereceginiz bir marka var mı?

Diğer sorum;

Wd-40 en ufagindan alırım alırsam. En kucugunde de o "cubuk uç" oluyor mu? O cubuk gibi ince uzun uç önemli cunku
0
makbur
(07.01.25)
wd40 kısa vadeli çözüm sağlar ve içindeki karbon filmi çizip seni daha da masarfa sokar
potu değiştir
0
neira
(07.01.25)
Elektronikciler "yağsız" kontakt sprey kullanırlar. Ben aracın sigorta kutusu için Winkel marka kullanmıştım sorun yaşamadım.
0
HellKeePer
(07.01.25)
Potansın çalışma prensibi bir iletken plakaya dokunan konumu (dolayısı ile direnci) değiştirilebilen başka bir iletken. Siz bu sisteme iletken bir sıvı sıkarsanız potans işlevini yitirecektir.

Kontakt sprey (elektronik için olan) bildiğiniz ipa (isopropyl alkol)'ün aerosol hali aslında. Potanstaki hışırtıyı bi süre çözer sonra hışırtı geri gelir muhtemelen korozyon kaynaklıysa.

Kontakt sprey sıkıp içine potansı sonuna kadar epey döndürün basit bir kalıntı varsa çözülecektir, korozyon vs varsa açıp temizlemek ya da değiştirmek gerekir.
0
hedep
(08.01.25)
Tam ben de kontak spreyi ile 94 yılından kalma gitarımın hışırtısını nasıl çözerim derken denk geldim. Benim merak ettiğim de ön taraftan düğmeyi çıkarıp üstüne sıkmam yeterli mi yoksa gitarın arkasını açıp oradan mı sıkmalıyım.
0
creepy
(08.01.25)
Arabanın pislikten çalışmayan direksyon tuşları için Würth yağsız kontak spreyi kullanmıştım.Öneririm.
0
arenas
(08.01.25)
@creepy

Volume pot cleaning videoları var YouTube'da.

Pot u gitardan söküp (düğmeyi biraz güç kullanıp çekip cikartinca gitara sıkıştırıldigi somun var onu da çevirip cikartinca pot boşluğa dusuyor) bir boşluğu var o aradan sıkıp düğmeyi 2 3 kere sonuna kadar döndürünce @hedep in dediği gibi iletkenler baya birbirine surtunup Korozyon gidiyor (sanırım, henüz yapmadım :))
0
🌸makbur
(10.01.25)
(5)

Katlanır bisiklet (Yet another)

hedep
Sevili bu hususta tecrübeli arkadaşlar. Kırmızı limit 10 bin düşünecek olursak neye yönelmek gerekir.Dahon bu işin piri diye biliyorum, 9500'e var bazı modelleri ama dahon nasıl bir segmentasyon uyguluyor fikrim yok.Epey marka var kafa karıştı. 10 bine kadar çıkmaya gerek var mı? çelik kadro kron 4
Sevili bu hususta tecrübeli arkadaşlar. Kırmızı limit 10 bin düşünecek olursak neye yönelmek gerekir.

Dahon bu işin piri diye biliyorum, 9500'e var bazı modelleri ama dahon nasıl bir segmentasyon uyguluyor fikrim yok.

Epey marka var kafa karıştı. 10 bine kadar çıkmaya gerek var mı? çelik kadro kron 4 bin liralık bişey alıp geçersem köpek gibi pişman olur muyum?

Mutlaka olması gerekenleri nelerdir. Vitesli Aluminyum 12kg civarı olsa ok gibi geliyor bana ama katlanır tecrübem hiç yok.

İnternet mi daha ucuz olur X bisiklet mağazasına gidip nakit versem çeşitli güzellikler olur mu acaba.
0
hedep
(17.06.23)
Katlanır bisiklet sonuçta performans arayanlar için uygun değil. Bu nedenle amacın şehir içi kısa mesafe ulaşım ise uygun fiyatlı bir model iş görür. Örneğin Ümit Cunda gibi, Dahon kalitesi ile uzun ömür sunar ama parasına göre hesaplaman lazım. Hit d6 baz modeli, onun üstündeki modellerden seçmeni öneririm. Ara bir şey istersen Mosso, Bisan alüminyum kadro ve 7v iş görür. Online da daha ucuz olur bikestore iyi kampanyalar yapıyor hediye kuponu vs bakabilirsin. Yakında yeni dolar zamları yolda bir an önce almanız iyi olur.
0
creepy
(17.06.23)
2-3 sene baya arastirip aldim. $500 alti baya dandik, ben $750 civari verdim. Aldigim marka TERN. 2 senedir biniyoruz sikinti yok.
0
cooperr
(17.06.23)
bu işin piri brompton'dur.
dahon vybe d7'den sonra brompton'a geçtim.

bence internet üzerinden deneyimlemeden almayın derim.
gidip binebildiğiniz kadar modele binip hissinizi tartınız. istanbul'da atek bisiklette bunu yaptım misal ben.

mutlaka olması gereken bir şey yok bence, bu zamanla sizin bileceğiniz bir husus.
0
superb
(17.06.23)
Fiuatlar ne duruma geldi katlanirlarda su an hoc bilmiyorum ama butceniz dahona yettigi surece dahondan baska bir sey bakmayin.

Ben butceyi zorlar halde mosso alabilmistim. 5 sene falan oldu galiba. Aslinda cok cok memnunum hala daha. Sadece dahonun katlama kolayliginda kaldi aklim. Benimkinin tekerleri yanlara aciliyor mesela katlaninca duz durmasi icin ugrasiyorum epey. :(
0
invictae
(17.06.23)
Merhabalar,

Ben de sizinle benzer yollardan geçtim. Önce biraz tutumlu davranıp düşük fiyatlı, çelik kadrolu 26 jant bir Salcano aldım. 21 vitesli olması rağmen oldukça hantal geldi. Bir yerden bir yere götürmek de ayrı problem.

Daha sonra katlanır almaya karar verdim. İki model arasında kalmıştım: Dahon Hit D6 ve Peugeot F12. İkisi de o dönem aynı fiyattaydı. Peugeot yerli iken Dahon ABD menşeili. Peugeot aynı fiyata daha iyi donanım sunuyordu ama Dahon tercih ettim. Şimdilik memnunum. 6 vites beni çok zorlamadı. Donanımı da bence kabul edilebilir düzeyde.

Kısacası, bence katlanır için çelik kadro düşünmeyin. Çıkabileceğiniz maksimum bütçe ile yerli olmayan bir marka iyi bir tercih olur diye düşünüyorum. Dahon ve Tern isabetli olur.
0
shatskikh
(17.06.23)
(2)

Yüksek fiyattan mal satmak bu örnekte etik midir?

havadakarada
Mesela x ürün instagram satıcılarında veya sahibinden üzerinde 1000 liraya satılıyor olsa ve ben ürünü onlardan veya ana tedarikciden alıp Trendyol gibi resmi şirketin olması gereken platformda 3000'e satsam bu etik yani ahlaki olur mu? Benim kazancım da 500 TL olacak, instagram/sahibinden üzerinden
Mesela x ürün instagram satıcılarında veya sahibinden üzerinde 1000 liraya satılıyor olsa ve ben ürünü onlardan veya ana tedarikciden alıp Trendyol gibi resmi şirketin olması gereken platformda 3000'e satsam bu etik yani ahlaki olur mu? Benim kazancım da 500 TL olacak, instagram/sahibinden üzerinden satanın da kazancı 500 TL. Tek fark ben komisyon ve vergi ödüyorum. Ama alıcı böyle düşünmeyecek için "3 katına satıp kaziklamis bizi" der muhtemelen.

Fikriniz nedir?
0
havadakarada
(06.03.23)
Niye 1000 liralık ürünü 3bine sattığınızı anlamadım Trendyol'da en yüksek komisyon %22, Kdv %18, kar üzerinden gelir verginiz de %20, yani 1600 gibi satabilirsiniz, müşteri de sizi faturalı, garantili ürün sattığınız için tercih edebilir ama tabi pahalı bulacaktır ürünü. Son kullanıcı vergi vs pek anlamaz umursamaz ne yazık ki.
0
creepy
(06.03.23)
Etiklik konusunda bir sıkıntı yok, ama serbest piyasada insanlar sizi tercih etmez veya çok az kişi tercih eder.

Müşteri hizmetleri iyi, kargosu hızlı, garantisi daha güvenilir, daha bilindik diye ben de daha pahalıya satan satıcıyı tercih edebiliyorum (sizin örneğinizde fiyat farklı çok fazla gerçi), burada da etik içi-dışı diye düşünmüyorum.
Beklentim de buna göre değişiyor.
0
burfak
(06.03.23)
(6)

Subaru XV'yi nasıl bilirsiniz?

chicha_v2
Tipi güzel, 4x4 mükemmel, güvenlik konusunda volvo'yu aratmaz, fiyatı da Türkiye şartlarına göre fena değil ama bu aracın beni düşündüren tek tarafı motoru.1.6 atmosferik ve 115 bg bu araca yetiyor mu? Kullananlar veya eşinde dostunda olanlar yorum yapabilir mi? Bana yetmezmiş gibi geliyor test sürü
Tipi güzel, 4x4 mükemmel, güvenlik konusunda volvo'yu aratmaz, fiyatı da Türkiye şartlarına göre fena değil ama bu aracın beni düşündüren tek tarafı motoru.

1.6 atmosferik ve 115 bg bu araca yetiyor mu? Kullananlar veya eşinde dostunda olanlar yorum yapabilir mi? Bana yetmezmiş gibi geliyor test sürüşü için vaktim olmadı henüz.
0
chicha_v2
(20.02.23)
Güzel araba. Sıkıntı yaratmaz.
Atmosferik motoru kafaya takmaya gerek yok, hatta çoğu zaman ufak turbolu motordan daha iyidir, daha guvenilirdir. Çözümü daha kolaydır.

Ama Türkiye'deki sorun her yerin dağ, tepe olması. Yoksa misal Avrupa'da falan sıkıntı olmazdı genel olarak.

Ama Türkiye'de kesin olur. Ben İzmir'de hayatta kullanmazdim.
0
logisticsmanager
(20.02.23)
tr versiyonu az yakar çok kaçar kalıbına tepki olarak üretilmiş. hatrı sayılır şekilde çok yakıyor ve gitmiyor. yoksa hem japon hem 4x4 hem crossover hem az yaksa tr'de yok satardı.

bütün bu kriterleri daha çok karşılayan seçenek cx-3. ama o da c değil b suv.
0
onemoremile
(20.02.23)
Fiyatları bilmiyorum ama ben olsam illa 4x4 lazımsa suzuki vitara ya da scross alirdim.
www.suzuki.com.tr

1.4 hybrid çok güzel motor, suzuki de çok güvenilir marka. Kalite olarak süper değil ama sorun vs cikarmaz.
0
logisticsmanager
(20.02.23)
ben bizzat kullanmadım ama test sürüşüne çıkan arkadaşım kesinlikle gitmiyor araç demişti. denemekte fayda var, 115 bg atmosferik ve 4x4 üzebilir.
0
roket adam
(20.02.23)
2 yıl önce 6 ay kadar kullanıp sattım, kesinlikle gitmiyor 1.6 motor ile. Bagajı da çok küçük gelmişti bana, satıp Ford Kuga almıştım. Onun dışında güzel ve güven veren bir araba ama turbo motoru olmalıydı.
0
creepy
(20.02.23)
vitara alın basın geçin.

1.6 atmosferik 5 ileri motorlar çağdışı artık. daha büyük motorlu olsa ve ingiltere veya amerika'da yaşasan subaru al bas geç diyecektim fakat boxer motorla uğraşacak düzgün usta da türkiye'de yoktur.

vitara'nın veya kardeşi scross'un (yeni kasa olan) bir avantajı japon teknolojisi olmasına rağmen estergon macaristan'da üretilmesidir. bu yüzden parçaları hep avrupa (ön camlar macaristan, jantlar almanya gibi). bu yüzden parçası da çabuk gelir ana depolardan.

------

not 1.4 turbo benzin (hibridsiz) 4x4 vitara kullanıcısıyım. hafif bir araba, küçük de değil. romanya otobanlarında, gidiş geliş şehirler arası yollarda tır vesaire sollarken çok denedim. gerçekten başarılı bir hızlanması var. hibrid'inin de farklı olduğunu zannetmem.

not 2 diyarbakır suzuki bayisinin ustaları yakın tanıdığım. adamlar "rain bey, bu arabalar sadece bakımdan bakıma geliyorlar. kaç senedir sadece bir kere turbo değiştirmiştik bir arabada, o da bakımsızdı 1-2 senedir gelmemişti." demişti.

not 3 satış sonrası hizmetlerde çalışıyorum. iyi araba nedir, ne değildir bildiğim için zaten suzuki aldım.

not 4 mazda'lar da güzel ama benim için 2.0 skyactive motorlar hala soru işareti.
0
rain when i die
(21.02.23)
(5)

tarla satın alıp Konteyner indirme

mrctrk
Merhaba herkese, Sürekli ikamet olarak yaşamak üzere bir tarla alıp, üzerine konteyner indirme düşüncemiz var, Ege yada akdeniz tarafında düşünüyoruz. İnternetten biraz araştırma yapınca bunun için tarlanın belirli bir metrekarede olması vs gibi şartları olduğunu okudum ama işin uygulama tarafı n
Merhaba herkese,


Sürekli ikamet olarak yaşamak üzere bir tarla alıp, üzerine konteyner indirme düşüncemiz var, Ege yada akdeniz tarafında düşünüyoruz.

İnternetten biraz araştırma yapınca bunun için tarlanın belirli bir metrekarede olması vs gibi şartları olduğunu okudum ama işin uygulama tarafı nedir , şimdi 200-500 m2 arası bir tarla alıp yani imarı olmayan , etrafını çevirip ve üzerine konteynır indirip , jandarma veya belediye tarafından sorun olmadan yaşamaya başlanabilir mi ? Bunun için illaki bir izin veya ruhsat almaya gerek var mıdır, en azından gözden uzak bölgeler için.

Elektrik su konusu , çok önemli değil, elektriği solar panel ile , suyuda bir şekilde sondaj veya çekme depo suyu ile
çözeriz diye düşünüyorum.

Cevap veren dostlara şimdiden çok teşekkür ederim.

edit : bostan harici ekip biçilme yapılmayacak, amaç temel anlamda doğa içerisinde yaz kış barınma ihtiyacını karşılamak.
0
mrctrk
(20.02.23)
youtu.be

youtube'da bunu anlatan çok video var
0
freebird5406_2
(20.02.23)
5000 metrekareden fazla olan arazine 5000 metrekareden fazla olan kısmına, arazinin yola cepheli olması şart ile kanunda belirtilen metrekareyi ve yüksekliği geçmeyecek şekilde ve belediyeden ruhsat alarak bina yapabilirsin.
Bu binanın betonarme, prefabrik, ahşap veya konteyner olması sana kalmış.

Ancak trafiğe tescilli olan karavanın veya tiny housen varsa, bunları istediğin büyüklükteki bahçeye koyabilirsin.

Ayrıca sondajı sulama maksatlı yaptığını bildirip bunun için de izin alman gerekir.

Solar panelin ürettiği enerji, sondajdan su çekmen için yeterli değildir. En yakın direkten, arazine kadar dikilecek direklerin ve çekilecek hattın parasını ödemek ve sondaj suyu çekmek için kullanacağını belgelemek şartıyla elektrik alabilirsin.
0
Mirket
(20.02.23)
sit alanı olmamasına dikkat etmen lazım ayrıca, sit alanı olursa bölgenin faunasını bozuyor falan diye de dava açabiliyor belediye, tekerlekli olsa bile böyle.
0
roket adam
(20.02.23)
Tarlayi alip isleyecek misiniz?
Atik suyu napacaksiniz? Su cekebileceginiz bir yer mi? Bunun ne gibi etkileri olacak, bunlari dusundunuz mu?
0
kuehles blondes
(20.02.23)
Mirket doğru anlatmış pratikte bu koşullara uygun çok az yer var, 5000m2 üzeri olmalı ve bir cephesi yola bakmalı ve yine belli sınırların üzerinde inşa edemezsiniz ve ruhsat almanız gerekir. Karavan vs de şikayet edilirse yerel mevciler tarafından belli koşullarda yasaklanabiliyor. Gerçekten çiftçilik yapmayı düşünmüyor iseniz mantıklı değil.
0
creepy
(20.02.23)
(4)

uzak sunucu olayları

ben de hayal kurmak istiyorum
işyerimizde sql üzerinden çalışan basit bir paket yazılımı 3 kişi ortak kullanmak için server donanımı almak yerine uzak sunucu kiralayıp oradan kullanalım diyoruz. yerli esnafla uğraşmak istemediğimden azure veya aws üzerinden bir sunucu açayım diyorum. sitelere baktım ama fiyatlandırmalarından hiç
işyerimizde sql üzerinden çalışan basit bir paket yazılımı 3 kişi ortak kullanmak için server donanımı almak yerine uzak sunucu kiralayıp oradan kullanalım diyoruz. yerli esnafla uğraşmak istemediğimden azure veya aws üzerinden bir sunucu açayım diyorum.
sitelere baktım ama fiyatlandırmalarından hiçbirşey anlamadım. tahminen aylık fatura ne kadar çıkar?
edit: yazılım 8 gb ram, 100 gb depolama, i5 ile rahatlıkla çalışıyor.
0
ben de hayal kurmak istiyorum
(14.02.23)
windows makina istiyorsunuz sanirim, awsde dediginiz ozelliklerde gunde 8 saat kullanimla 160 dolar civarinda fatura gelecegini gosteriyor (m5a.large makina ondemand kullanim)
0
tahtakafa
(14.02.23)
3 kişinin kullanacağı bi yazılım için o kadar kaynak gerekmez herhalde ya.

Şuraya bakabilirsiniz:

www.digitalocean.com

20-30 dolarlık bişey herhalde işinizi görür. Bence ilk bunu deneyin, görmezse zaten sunucuyu büyütmesi 2 tık'lık iş.
0
plutongezegendegilmi
(15.02.23)
Digitalocean'ın yeni cloudways'i işinizi görür bence vrlps.co
0
creepy
(15.02.23)
Bu tarz yurt dışı sunucularında temel sıkıntı maliyet. Çok kısa sürede maliyetiniz 3-4 katına çıkabilir.


.
0
kartallar yuksek ucar
(15.02.23)
(1)

btwin riverside 700/900/920 hk

baldan kaymak
kullanan var mı tavsiye eder misiniz? Neler söyleyebilirsiniz? Amatör tatlısu bisikletçisi oolarak dinlemeye hazırım.
kullanan var mı tavsiye eder misiniz? Neler söyleyebilirsiniz? Amatör tatlısu bisikletçisi oolarak dinlemeye hazırım.
0
baldan kaymak
(13.02.23)
Fiyatı donanımına göre çok yüksek ve şahsen ben tasarımını sevmedim. Microshift vites sistemi kullanıyor kötü denemez ama shimano donanım tercih etmeniz daha doğru olur. Mosso Legarda gibi bir trekking modeli çok daha iyi bir alternatif olabilir.
0
creepy
(14.02.23)
(2)

2.el bisiklet alırken yoklanacaklar

1195
2. el bisiklet alacağım, all terrain tipip. alırken nerelerini kurcalamam gerekli, ben de uzun mesafeli kullanmak istiyorum ama genelde asfalt yolda.
2. el bisiklet alacağım, all terrain tipip.

alırken nerelerini kurcalamam gerekli, ben de uzun mesafeli kullanmak istiyorum ama genelde asfalt yolda.
0
1195
(17.07.22)
aynı soruyu ben soracaktım ama sorulmuşunu gördüğüm için +takip
kadroda çatlak var mı ona bakmak gerekiyor sanırım en öncelikli olarak
0
karsiyakaliyiz
(18.07.22)
Öncelikle kadroda hasar var mı bakın çünkü değiştirilemeyecek veya aşırı pahalıya mal olacak en önemli parça bu, sonra lastikler ne durumda kontrol edin. İyi bir bisiklet lastiğinin tek adeti 200 tl'den başlıyor şu an. Kaset dişlileri yemiş mi bakın, zinciri kontrol edin, daha sonra vites sistemi, fren balataları vs. Bir de sürdüğünüzde orta göbek ve jant göbeklerinden ses geliyorsa değişme gerekebilir. Bu donanımlar pahalıdır, değiştirilebilir ama alırken iyi hesap etmeniz lazım 2.ele değer mi diye.
0
creepy
(18.07.22)
(14)

Sizce bu kazada benim hatam var mıdır ?

dostsuz dostoyevski
https://youtu.be/nbJmd9Jeg3Ygeçen hafta bisikletime arkadan araç çarpması sonucu bir kaza yaşadım. allianz sigorta hasar dosyası açıldı, tutanak dahil her şey var. eksper ataması gerçekleşti falan. neyse gerekli belgeleri ekspere whatsapp'dan yolladım. dün de eksper ile görüşmem oldu. görüntülerde b
youtu.be

geçen hafta bisikletime arkadan araç çarpması sonucu bir kaza yaşadım. allianz sigorta hasar dosyası açıldı, tutanak dahil her şey var. eksper ataması gerçekleşti falan. neyse gerekli belgeleri ekspere whatsapp'dan yolladım. dün de eksper ile görüşmem oldu. görüntülerde benim de hata payımın olduğunu söylüyor.

sizce ben nerede bir hata yapmış olabilirim merakımdan soruyorum ?
0
dostsuz dostoyevski
(25.05.22)
Bence eksper blöf yapmış, yerde çizgi yok ama genişliğe bakılırsa orası tek şeritli yol.

Çift şeritli yol da olsa siz kendi şeridinizden gidiyorsunuz, araba ya sizi görmüyor ya da sollamak için geçmeye çalışıyor.

Sanki hafif hafif sola doğru kayıyorsunuz, ama bence bu izi suçlu yapmaz, şeridin içinde kaldığınız sürece sizi aynı şerit içinde sollayamamalı.

İlgili trafik kurallarını kurcalamak lazım, bisikelt sürüşü ile ilgili olanları. Siz hiç bir suçlamayı kabul etmeyin.
0
John Bloor
(25.05.22)
Bence hatan yok kor noktada falan da degilsin.
Bisiklet kenardan gitmeli diye dusunup hatali diyor kendi mantigiyla.
0
divit
(25.05.22)
bu görüntülere göre hatan yok.
o yolda şeridi kullanmak senin de hakkın.
araçtaki inat etmiş seni sollamak için. normalde bisikletli kenardan gittiği için yolu açacağını düşünmüş.

sorudan bağımsız olarak, görüntü net değil ama gördüğüm kadarıyla sizde kask var. yılların bisikletlisi olarak takdir etmeden geçemeyeceğim.
0
lazpalle
(25.05.22)
Hata falan yok ben böyle tehlikeli olabilecek ve görece hızın yavaş olduğu yollarda şeridi ortalıyorum başıma bu tarz bir kaza gelmesin diye. Çok geçmiş olsun umarım iyisinizdir.

Ekspere trafik kanununa göre bisiklet yolu olmayan yollarda bisikletin de bir araç sayıldığını ve yolu kullanmakta diğer araçlarla aynı haklara sahip olduğunu iletebilirsin.
0
chicha_v2
(25.05.22)
haklisin. trafik kurallarina gore hatan yok. tek serit var ve bisiklet yolu yok. o yuzden o yolda araba gibi surme hakkin var.

Yasalar boyle demis:
2918 sayılı TCK KARAYOLLARI Trafik kanununda Bisiklet için;
- Madde 46 Karayolunda en sağ şeridi kullanır ve diğer taşıtlar ile aynı sorumlulukla hareket eder.
- Madde 66 Bisiklet yolu olan yerlerde karayolunda sürülemez.
www.bisikletliler.org

burda da bulunur:
www.kgm.gov.tr

ek fikrim: turkiye gibi bir yerde durum tehlikeli tabi. belki en sagdan gitmeye calismak daha guvenli (eger sola donmeyeceksen) ama onun da dezavantajlari olabilir. yollarda cok sinirli, inatci ve kurallari bilmeyen insan var. araba, seni gecebilecegini dusunmus sanirim ve sen de biraz da olsa sola gitmis olabilirsin. hatali olmasan bile tehlikeli yani.
0
ermanen
(25.05.22)
Sizde hta goremedim. Eksper salliyor/korkutuyor gibi geldi. Yolunuzda gidiyorsunuz, butun arabalar da sola dogru gidiyor zaten. Tek seritte sollayim demis, sizi tehlikeye atmis. Umarim iyisinizdir.
0
kuehles blondes
(25.05.22)
Goz gore gore carpmis, %100 arac kusurlu. Insan nasil bu kadar kotucul olabiliyor aklim almiyor, bazi mesleklerdeki igrenc insanlara simit sat onurlu yasa diyesim geliyor. Baskasi olsa “-adam masum, o kadar da insanliktan cikmadik” der insiyatif kullanir. Bence eksperi de sikayet edin. Gelismelerden haberdar ediniz lutfen. Gecmis olsun
0
lynda.com
(25.05.22)
Senin bir hatan yok hocam, trafikte araba sürücüler alışkanlık sebebi ile gözleri her zaman araba arar seni görmemiş olabilir dolayısıyla, bende motosiklet sürücüsüyüm. Bu görünmemezlik konusunun birçok örneği var maalesef.
0
mirty
(25.05.22)
sizin hic bir hataniz yok, surucu sabirsiz ve saygisiz. Ama burasi TR, hakliyken haksiz olursunuz maalesef.
0
buzperest
(25.05.22)
Hiçbir hatanız yok eksperi de dava edin.
0
creepy
(25.05.22)
Daha ne kadar hatasız olabilirsiniz bilemiyorum.
0
burfak
(26.05.22)
Arkadaşlar olay çözüldü. Sigorta şirketi karşı tarafı suçlu buldu. Bisikletin fatura ücretini hesabıma yatırıyorlar.
0
🌸dostsuz dostoyevski
(30.05.22)
Fatura ücreti derken? Sizin aldığınız zamanki fatura ücreti ise, aynı paraya şu an o bisikleti alabiliyor muyuz?

Yok güncel fiyatı ise sıkıntı yok, hayırlı olsun.
0
John Bloor
(31.05.22)
faturadaki tutarı ödediler bana. fakat şuanki güncel fiyattan bisikleti alamadığım için itirazda bulundum. kalan ücretin ödenmesi için.
0
🌸dostsuz dostoyevski
(02.06.22)
(4)

Denge bisikleti? (3-4 yaş)

blackidom
3 yaşındaki kız cocuk için bisiklet bakıyoruz. 2 yandan destekli 4 tekerlekli bildiğimiz cocuk bisikletleri yerine yabancılarda ağırlıkla gördüğümüz denge bisikletine çocuğu alıştırma konusunda ikna olduk gibi. Yandan destek tekerli bisikletlerin sadece pedal çevirmeyi öğrettiği, bisiklete binmeyi d
3 yaşındaki kız cocuk için bisiklet bakıyoruz. 2 yandan destekli 4 tekerlekli bildiğimiz cocuk bisikletleri yerine yabancılarda ağırlıkla gördüğümüz denge bisikletine çocuğu alıştırma konusunda ikna olduk gibi. Yandan destek tekerli bisikletlerin sadece pedal çevirmeyi öğrettiği, bisiklete binmeyi denge anlamında desteklemediği yönünde görüşler coktu. Doğru bir noktada mıyız dersiniz?

Denge bisikletleri için de 2 farklı bisiklet bulduk. 12 inch janta sahip, ancak kadro boyları farklı (11-12 inch). Markalar hakkında da fikrimiz yok. Hangisini tercih ederdiniz?

www.hepsiburada.com

www.hepsiburada.com
0
blackidom
(07.02.22)
öğrenmede destek tekerleklerinin hiçbir faydası yok.
denge bisikletine para vermek yerine sürebileceği 12 inç bisiklet alıp pedallarını sökün. öğrenince de pedalları takarsınız.
0
lazpalle
(07.02.22)
bu denge bisikletlerinin ahşapları daha ucuz ve daha iyi. ebebkte satılıyor. myminibaby en bilineni ama ben n11 den bayrampaşada marangoz bulup gidip yaptırmıştım.
benim kız pek binmedi, ancak karakter meselesi biraz, başka çocukların deli gibi binip 3 yaşında bisiklet sürmeyi öğrendiğini de gördüm.
kesinlikle sizle aynı fikirdeyim,yedek tekerlekli bisikletlerden kat kat iyiler. ben bineceğini bilsem yine bundan alırdım.
yine de bineceği net olmayan bir şeye 1000 tl vermeyin bence letgoda falan bakın en kötü.
0
kenarortay
(07.02.22)
cocukeller.com

Bizde bu var, 1 yaşında hediye gelmişti. 2 tekerlekli hale getirilebiliyor, bizimki 2 yaşında. Hala 3 teker kullanıyor ama ilk etapta da hemen alışmamıştı bisiklete.
0
curukturpkokusu
(07.02.22)
Biz ahşap olanlardan almıştık, gerçekten de kullanmayı öğrendi, eskiden gerçek lastik kullanan iyi modeller vardı ama şu an piyasadakilerde öok kötü plastik bir teker var. Bu arada polisport marka şöyle bir model var arkadaşa aldık fena değil bikestore.com.tr
0
creepy
(07.02.22)
(1)

Google ads ile ilgili bir sorum var

izmirduyuru
arap ülkelerine demir ticareti yapmak isteyen bir küçük işletme var benden reklam vermemi istedi ancak uzun zamandır Google ads kullanmadığım için unutmuşum, günlük 50 lira bütçe belirledim bu seçeneklerden hangisini seçersem potansiyel müşterileri daha hızlı bulurum bir de tıklama başına ne kadar
arap ülkelerine demir ticareti yapmak isteyen bir küçük işletme var benden reklam vermemi istedi ancak uzun zamandır Google ads kullanmadığım için unutmuşum, günlük 50 lira bütçe belirledim

bu seçeneklerden hangisini seçersem potansiyel müşterileri daha hızlı bulurum bir de tıklama başına ne kadar yazmalıyım

i.hizliresim.com

i.hizliresim.com
0
izmirduyuru
(01.12.21)
Dönüşüm ve dönüşüm değeri için websitenizde conversion track tag'leri çalılır durumda olmalı. Aksi takdirde sadece Click, tıklama reklamı yapabilirsiniz. Zaten ekran görüntüsünde o seçenekler disabled görünüyor. Tıklama başı maliyeti otomatikte bırakın. Ölçüm tag'leri çalışıyor olsa idi bir süre dönüşüm sayısı daha sonra value olarak devam etmenizi önerirdim. Hatta bunun da öncesinde trafik reklamları ile data toplamalısınız.
0
creepy
(02.12.21)
(6)

Ses kısıklığı ve Covıd?

ozgurluk savascisi
Covid belirtilerinde ses kısıklığı var mı? Biraz baktım nete, faranjit diyor. Ateş yok, ses koku kaybı yok, boğaz ve genizde hafif yanma vardı geçti. Gece ve sabah biraz oksürüyorum, gün içinde öksürmüyorum. Halsizlik de yok. Burun tıkanıklığı var. Bunlardan sadece ses kısıklığı belirgin.
Covid belirtilerinde ses kısıklığı var mı? Biraz baktım nete, faranjit diyor. Ateş yok, ses koku kaybı yok, boğaz ve genizde hafif yanma vardı geçti. Gece ve sabah biraz oksürüyorum, gün içinde öksürmüyorum. Halsizlik de yok. Burun tıkanıklığı var. Bunlardan sadece ses kısıklığı belirgin.
0
ozgurluk savascisi
(05.11.21)
Tıkanıklık ve özellikle varsa arkaya doğru akıntı, sesi zaten bir şekilde kısıyor.
Kendi geçirdiğim covidde ve tanıdıklarımınkilerde ses kısıklığı ile ilgili bir şey hiç duymadım. Tahminimce gribal bir şey atlattığınız ve akıntıların sesinizi kıstığı yönünde. Veya reflü gibi bir durumunuz varsa o da kısıklık yapabilir.

Ama öksürük, boğaz yanması vs. covid'in de yaptığı şeyler. En iyisini pcr bilir, doktor bilir.

ek: tabii nodül gibi ileri safha işler de sesin kısık olmasına, bol havalı duyulmasına sebep olabilir ama sizin öyle bir şikayetiniz önceden olmamış anladığım kadarıyla, bu hastalıkta belirti olarak sadece çıkmış.
0
la traviata
(05.11.21)
Burun tıkanıklığı ve ses kısıklığı/değişimi dışında belirtim olmadı. Pozitif ciktim
0
abuzer
(05.11.21)
@La traviata yok hocam, nodul tanısı almadım.

@abuzer, yapma ya
0
🌸ozgurluk savascisi
(05.11.21)
Annem covid olduğunda ses kısıklığı yaşadı, evet. Ve aradan aylar geçti, hala ses kısıklığı tam düzelmedi.

Doktoru covid sebebiyle "Bir süre daha sesin bu şekilde devam eder" demiş.
0
jonas
(05.11.21)
Uzun süredir sesim kısık, boğazımda da aşırı olmayan yanma mevcuttu, sadece geceleri yatınca öksürüyordum, yaklaşık 15 günden fazla sürdü. Ateş vs olmadı doktora gittim, farenjit tanısı koydu. Zaten reflü sorunu vardı, mide ilaçları ve alerji hapı ile iyileştim.
0
creepy
(05.11.21)
Doktorum covid olduğunda tek belirtisi ses kısıklığı imiş. Kendi dediydi
0
photo85
(06.11.21)
(12)

Kahvenin yanında hangi bisküvileri tercih ediyorsunuz?

harmanyeri
Benim favorim şuan sultani. Başka ne tavsiye edersiniz? Ve ne tür kahvenin yanında yiyorsunuz (latte/ filtre kahve vs..)Ulaşılabilir olduktan sonra sadece bazı marketlerde olan bisküviler de olur.
Benim favorim şuan sultani. Başka ne tavsiye edersiniz? Ve ne tür kahvenin yanında yiyorsunuz (latte/ filtre kahve vs..)

Ulaşılabilir olduktan sonra sadece bazı marketlerde olan bisküviler de olur.
0
harmanyeri
(02.10.21)
rossmann'da satılan şu bisküvi:

www.rossmann.com.tr

lattenin yanında iyi gidiyor.
0
sir gawain
(02.10.21)
Lotus süper bir kahve eşlikçisidir.
0
Bruce
(02.10.21)
Filtre + oreo
0
hububrad
(02.10.21)
Kahveyle hiç bisküvi yemem ama genel olarak markette paketli olarak bulunan biskuviler arasından hanimeller tereyağlı kurabiyeyi baya seviyorum.
0
buff
(02.10.21)
Şok markette satılan isveçlilerin pepparkakor dediği tarçınlı zencefilli kurabiye

www.sokmarket.com.tr
0
freebird5406_2
(02.10.21)
Ülker biskrem
0
goodyes
(02.10.21)
Holland caramel waffle
0
i think therefore i am
(02.10.21)
Kakaolu ikram.
0
j r r tolkien hayrani
(02.10.21)
Probis!
0
megalomaniac
(02.10.21)
eti negro, eti negro bold, eti yulafli
0
mavicorap
(02.10.21)
eti bidolu
0
high hopes of the sozluk
(02.10.21)
Burçak sütlü çikolatalı çok iyi gidiyor.
0
creepy
(02.10.21)
(5)

Katlanır bisiklet önerisi

epleindebisous
Sahilde, mahallede vs sürmek için katlanır bisiklet almak istiyorum. Sizin kullanıp memnun olduğunuz bir model var mı? Daha önce üç vitesli kullandım aşırı yavaş olmasını sevmiyorum bisikletin. 21 vitesli katlanır bisikletler nasıldır mesela? Bi de dahon’u duydum iyidir diye... beş bin küsür para ve
Sahilde, mahallede vs sürmek için katlanır bisiklet almak istiyorum. Sizin kullanıp memnun olduğunuz bir model var mı? Daha önce üç vitesli kullandım aşırı yavaş olmasını sevmiyorum bisikletin. 21 vitesli katlanır bisikletler nasıldır mesela? Bi de dahon’u duydum iyidir diye... beş bin küsür para verip bu markadan almak mantıklı mı? Sorularım bunlar :)
0
epleindebisous
(26.09.21)
Geçen burada yine katlanır bisiklet sorusu vardı o yüzden bakmıştık, hız için vites sayısı değil dişli oranları önemli

7 vitesli bisikletlerde kullanılan diş oranları 21 viteslilere göre daha yüksek hıza çıkmanı sağlıyordu, hoş sahilde mahallede ne kadar sürat yapabilirsin 7si de 21i de yeterince hızlı gitmek için uygun
0
freebird5406_2
(26.09.21)
dahon iyi marka zaten dahon'dan da iyisi brampton ama fiyatı iyice uçmuştur. dahon'u getirenlerin arkasındakiler iyi firmadır da olay yine müşteri memnuniyetine dönüyor. bir şey oldu mu suçu hep sana atacak değil de kabullenip, sana destek verecek firmada bitiyor. alacağın bisikleti görme şansın varsa, malzeme kalitesine bak derim. katlanır bisikletlerde katlanılan yerler yani menteşe kısımları önemlidir. dahon vb. firmalar menteşe kısmına güvenir ve garanti verir. hatta birçok böyle firmanın kendine özgü katlanma patenti vardır...
0
evimin paspasi
(26.09.21)
3 ve 6 vites brompton'un var, mutluyum.
vites hizli gitmesindeki ilk kriter degil ama rol oynuyor. chain ring destirerek bisikletini yavas ama yokus yukari kolay cikan ya da hizli ama duz zemine gore modifiye edebilirsin
0
try again fail again fail better
(26.09.21)
Tern, Dahon, Brompton kaliteli ama yüksek fiyatlı ürünler sunuyor. Ümit, Mosso, Bisan gibi markaların daha ekonomik ama gayet iyi modelleri mevcut. Şahsen Mosso Marin modellerini tavsiye ederim.
0
creepy
(26.09.21)
Mosso düşünebilirsin yokuşta keyif vermez ama bence. Bu işin kralı Dahon ya. Çok beğeniyorum ben. Kullandım da dahon. Harbiden farkı hissettiriyor. İyi bir bisikletiçiden bakımlı, temiz bir 2. el alabilirsiniz bu arada.
0
westblack
(26.09.21)
(6)

Duyurunun bisikletçileri

intihar etsem de kendime gelsem
Bütçe 2500. Önceliğim şehir bisikleti, hantal olmayan dağ bisikleti de olabilir. 27.5-28inç, 48-50 cm kadro iyi olacaktır. Önerilerinizi bekliyorum. Haftada 2 gün spor amaçlı kullanılacak. Teşekkürler
Bütçe 2500. Önceliğim şehir bisikleti, hantal olmayan dağ bisikleti de olabilir. 27.5-28inç, 48-50 cm kadro iyi olacaktır. Önerilerinizi bekliyorum. Haftada 2 gün spor amaçlı kullanılacak. Teşekkürler
0
intihar etsem de kendime gelsem
(08.09.21)
freebird5406_2
(08.09.21)
sarı siteden 2.el carraro 224,225,227 öneririm.
0
a darkness coming
(08.09.21)
Sedona 410
0
sylr
(09.09.21)
Kesinlikle ikinci el al. Millet sıfır alıp kullanmadan satıyor. En az %20 cebinde kalır.
0
sylr
(09.09.21)
Şu an ne yazık ki 2000 - 2500 seviyesine pek iyi model bulunmuyor. Şunlara bakabilirsiniz.
bikestore.com.tr bikestore.com.tr
0
creepy
(09.09.21)
Bisiklet fiyatları şu aralar gerçekten yükseldi, bu bütçe için ben de size 2. el tavsiye ederim.

Ayrıca @sylr'e katılıyorum, gerçekten de muhtemelen insanlar bir heves alıp çok az kullanıp sonra satıyorlar. Yüksek bütçeniz olsa bile her daim 2. el bisikletlere bakmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra bilinçli bisikletçiler kendi bisikletlerini değiştireceği, daha iyi modellere geçiş yapacağı zaman da elden çıkartıyorlar. Bu araçlar belki uzun süre kullanılmış oluyor ancak bilinçli sürüldüğü, düzenli bakım yapıldığı için iyi durumda oluyorlar. Bilgi olarak bulunsun derim.

Carraro 227 modelini 1.5 sene kadar yoğun olarak kullandım. Güzel, sağlam bir bisiklet ancak bence biraz hantaldı. Günlük kullanım, bisiklet yollarında sürüş için uygun ancak biraz uzun mesafe, hız düşünüyorsanız yetmez.
0
burka
(09.09.21)
(7)

Yaşlılar hava akımından neden çok korkuyor?

hadi ya la
Böyle bir gözlemim var. Bahar aylarında bile araba camını açtırmazlar, yazın esinti çıksa hemen kaçarlar, klimayı saymıyorum bile, 50 derece havada vantilatörün karşısına geçtiğimi gördüklerinde şok olurlar. Hasta olacaklarını zannediyorlar. 27 yıllık hayatımda hiç vantilatörden veya güzel havada ge
Böyle bir gözlemim var. Bahar aylarında bile araba camını açtırmazlar, yazın esinti çıksa hemen kaçarlar, klimayı saymıyorum bile, 50 derece havada vantilatörün karşısına geçtiğimi gördüklerinde şok olurlar. Hasta olacaklarını zannediyorlar. 27 yıllık hayatımda hiç vantilatörden veya güzel havada gelen şiddetli rüzgardan hasta olmadım. Yabancı kaynaklardan araştırdığımda böyle bir şeyin olmadığını gördüm, zaten sanırım Türkler haricinde pek kimsede bu inanç yok.

Nereden çıkıyor bu inanç?
Bu soruyu vantilatöre 15 cm mesafeden yazıyorum :)

edit: pardon duyuru olarak açmışım, soru olarak düzelttim.
0
hadi ya la
(29.08.21)
ciplak 1 hafta uyu bakalım ne oluyor
0
mrduck
(29.08.21)
Hava akımına maruz kalmak iltihaplı bölgeler için veya eklemler için sıkıntı yaratır. Terleyen biri iseniz rüzgarın yol açtığı buharlaşma bölgede ciddi bir ısı kaybına yol açabiliyor. Hatta genel vücut ısısını da çok düşürebilir. Yaşlılarda iltihap, ödem, eklem rahatsızlıkları, romatizma gibi sorunlar daha fazla olduğu için onlar doğal olarak çok etkileniyor. Ben rüzgara veya esintiye maruz kaldığımda ciddi sinüzit sıkıntısı çekiyorum örneğin 20 yaşımdan beri. Bunun dışında lodos benzeri havalar da ciddi baş ağrısı vs. Gibi sorunlara yol açıyor çoğu kişide.
0
creepy
(29.08.21)
ateş görünce kendine güvende hissetme gibi ilkel bir içgüdü. cahillik de var tabii, ever rüzgar veya direkt vuran klima hasta edebilir ama hangi koşullarda? bunu bilirsen korkmana da gerek kalmaz. hatta sadece klima değil, kış mevisiminde genel soğuktan korkma da öyle. bin kat giyinenler hasta olurken veya aman buzlu su içmeciler her sene 1 hafta gripten yatarken yıllardır 1 defa bile hasta olmadım.
0
floydian
(29.08.21)
Yaşlıları sorup kendinden örnek vermişsin. Yaş ilerleyince herşey değişiyor.
0
vizivozo
(29.08.21)
Sana 20 derecede bir ruzgar degerse senden isi enerjisi alip yoluna devam eder.

Bu seni 20'ye dusurene kadar devam eder.
Sonunda da ya hasta olursun ya da kaslarin tutulur.

Genclikte vucut kendini hizlu topladigi icin klima onunde bile otursan koymuyor, yas ilerledikce bunu kompanse edemiyorsun.

Hatta vinc operatoru gibi mesleklerde emeklilik sancilidir.
0
divit
(29.08.21)
O yaşlılar gençken de korkuyordu. Ateş ve ilkellik en mantıklı açıklama burada.

Geçen bir meme gördüm, hastaların duymak istediği nedenler diye: klimadan, dondurmadan, eltisinin nazarı...gibi basit nedenler işte.

Insanlar korkudan evde pencere bile açmıyor. Duş almiyor. Sonra neden otobüste şurada burada insanlar kokuyor.
0
howfaristhesky
(29.08.21)
Vantilatör kullanmayı bilmiyorlar ve akabinde hep kötü deneyimleri var da ondan. Yerel kültürde bu bilgi eksik.

Ha bir de enseyi nasıl örteceklerini bilmiyorlar. Ense ve sırt rüzgara hassas bölgeler.

1. Vantilaröre arkanı dönmeyeceksin.
2. Beş dakikadan fazla yan da dönmeyeceksin. (Isı düştükçe bu süre kısalır.)
3. Rüzgarı sırtın ya da ensen ıslakken almayacaksın. Bkz: Ter havlusu.
4. Eğer ısı çok yüksek değilse kurtarıyorsa rüzgar göbek deliğine kadar gelecek şekilde bacaklarına önden bakar şekilde konumlandırman yeterli oluyor zaten. Rüzgar çarpıp daha yukarıya da dağılıyor.

Uyarı: Diz kapaklarına çok yakından çok şiddetli ve uzun sürelerle vuran rüzgar romatizma vs. davetiye çıkartabilir.
0
neotunc
(29.08.21)
(7)

Cimri ve Akakçe eksik listelemiyor mu

comp
pek çok güvenilir websitesini listelemiyor, neden acaba
pek çok güvenilir websitesini listelemiyor, neden acaba
0
comp
(22.08.21)
Bu sitelere guvenecek bir sebebiniz yok. Sikayetvar da parayla olumsuz yorum siliyor.
0
floydian
(22.08.21)
evet her siteyi göstermiyor. algoritmalarında da problem var sanırım.
0
avatar is back
(22.08.21)
Kesinlikle eksik listeliyor. Googledan baktığımda orada çıkmayan ama daha uygun satış yapan web siteleri görüyorum.
0
somethinginthewayshemoves
(22.08.21)
Sadece kayıt olan veya popüler siteleri gösteriyor.
0
creepy
(23.08.21)
bu siteler ayni zamanda yaptiklari yonlendirmelerden komisyon aliyorlar. komisyon vermek istemeyen siteleri eklememeleri mumkun.
0
robokot
(23.08.21)
palazlandı artık bunlar. para vermeyen şirketi listelemiyorlar.
0
lazpalle
(23.08.21)
En vatan çekilmişti galiba bunlardan, akakce yine de küçük kutuda gösteriyor ama link vermiyor.

Evet para kazanabildiği siteleri listeliyor olay bu ve evet direkt bi güvenilirliği yok ama genelde fiyat geçmişi piyasayı görmek için bakıyorum.
0
atom karincanin torunu
(23.08.21)
(4)

katlanır elektriksiz bisiklet v fren mi sizce olmalı ve hangi marka

ShadowOfMoon
https://www.trendyol.com/sr?wc=104580&attr=447%7C22176%2C171%7C1963&sst=PRICE_BY_ASC&pi=83-4 bin civarı bakıyorum ortalama. genelde v fren hepsi. pabuçları yılda 1-2 kez değiştirecek olmak can sıkıcı. mekanik disk hiç kullanmadımşu modeli düşünüyorum ama vfren https://www.trendyol.com/carraro/flexi-
www.trendyol.com

3-4 bin civarı bakıyorum ortalama. genelde v fren hepsi. pabuçları yılda 1-2 kez değiştirecek olmak can sıkıcı. mekanik disk hiç kullanmadım

şu modeli düşünüyorum ama vfren
www.trendyol.com

mekaniklisi biraz pahalı. Şu sanırım mekanik
www.trendyol.com


antalyada otobüsle gittiğim yer 6-10 km. arada otobüse atlarsam diye katlanır alayım dedim sıcak vs olursa binmek istemezsem. Veya bir kafeye gidersem yanıma alayım.

bir de araba filan alırsam da bagaja atılır diye düşündüm.

elektrikli de isterdim de ağırlaşıyor o bisiklet ve kendi kendini şarj eden yok pedal çevirirken.

sizce alınır mı üstte attığım veya tern

www.trendyol.com

alüminyum karbon olayına hiç girmiyorum. alüminyum harici pahalı maalsef
0
ShadowOfMoon
(20.08.21)
mekanik disk fren biraz nazlı diye biliyorum, arızasında falan uğraştırır. vfren iyidir bence ben olsam v tercih ederdim. yılda 1-2 kez de değişmez bence ya o kadar çabuk yıpranmıyorlar.
0
veritaslibertas
(20.08.21)
Pabuçlar yılda 1-2 kez değiştirilecek kadar hızlı aşınmıyor ki, v fren küçümsenmeye başlandı nedense son zamanlarda

Katlanır bisikletle yapacağın hız bellidir, v fren bunu hayli hayli durdurur
0
freebird5406_2
(20.08.21)
katlanır bisiklet kullanmadım ama bunlarda v fren pabuçlarının yılda 1-2 kez değişmesi gerekebilir. zira bu pisikletlerde teker boyutu daha düşük olduğundan aynı sürüş hızında normal bisiklete kıyasla teker daha yüksek hızda dönüyor. bu da frenleme sırasında pabucun daha çabuk yıpranmasına neden olabilir.

ancak fiyat farkı fazla olduğundan bence v alıp geçin. 1-2 yıl bakın, pabuç değişimi dediğiniz gibi canınızı sıkarsa disk fren taktırırsınız. çoğu bisiklette sonradan takılabiliyor çünkü.
0
shadowfollower
(20.08.21)
Disk frenlerin pabuçları da hemen hemen aynı sıklıkta değişiyor, çok daha pahalı ve değiştirmesi daha zor. O kısma takılmayın. Hidrolik disk frenler daha iyi duruş sağlar, yağmur çamurda daha az etkilenir. Asıl fark budur. V-frenin bakımı kolaydır, ucuzdur.
0
creepy
(20.08.21)
(4)

şehir içi bisiklet önerisi

ayin yazari
akşamları sahil, göl kenarında 20-25km sürmelik bir bisiklet önerisi istiyorum. alışkanlığı oturtamazsam bir süre sonra kenara kaldırma ihtimalim var dolayısıyla çok para vermek istemiyorum. başlangıç seviyesi 1000 - 1700 tl aralığında şehir içinde rahat gezebileceğim bisiklet önerisi var mıdır ? ka
akşamları sahil, göl kenarında 20-25km sürmelik bir bisiklet önerisi istiyorum.

alışkanlığı oturtamazsam bir süre sonra kenara kaldırma ihtimalim var dolayısıyla çok para vermek istemiyorum. başlangıç seviyesi 1000 - 1700 tl aralığında şehir içinde rahat gezebileceğim bisiklet önerisi var mıdır ?

katlanabilir olanlar cok ufak oluyor, boydan dolayı rahat hissettirmiyor o yüzden katlanabilire çok sıcak bakmıyorum
0
ayin yazari
(16.08.21)
ince teker city bike'lar var. fiyat konusunda uzağım. dediklerinizi bu karşılar.
0
evimin paspasi
(16.08.21)
@evimin paspasi
tesekkürler evet biliyorum. amacım spesifik olarak bu fiyat aralığında mümkünse model önerisi almak
0
🌸ayin yazari
(16.08.21)
Decathlon riverside paklar sizi.
0
orient blue
(16.08.21)
Bütçenizin biraz üstünde ama şu modeli tavsiye ederim. bikestore.com.tr
0
creepy
(17.08.21)
(7)

Mi Box S kumandasız çalışır mı?

hadi ya la
Babam yazlığa cihazı ve kabloları getirmiş ama kumandayı unutmuş. Bir çaresi var mıdır?
Babam yazlığa cihazı ve kabloları getirmiş ama kumandayı unutmuş. Bir çaresi var mıdır?
0
hadi ya la
(16.07.21)
Harici Bluetooth mouse takabilirsiz
0
dreamsandcolours
(16.07.21)
USB mouse da olur.
Android telefona Android TV adlı kumanda yazılımı yuklenirse çalışır ama 1 kez onaylamak için yine mouse bağlamak şart
0
kisa
(16.07.21)
bluetooth mouse olmaz. menüden girip bağlantı yapmanız lazım. dolayısıyla kumandaya ihtiyaç var.

usb'den bağlanan kablolu mouse veya usb aparatı olan kablosuz mouse ile kullanabilirsiniz.
0
mr.goodcat
(17.07.21)
a101 ucuza mouse satıyordu en son
0
prodeq
(17.07.21)
eğer box ağa bağlıysa şu uygulama olur.

play.google.com
0
kahoan
(17.07.21)
Maalesef buradaki modeme bağlı değil.
Bir de sanırım ilk açılış için kumanda gerekiyor, mouse ile açabilir miyim?
HDMI kanalına geçince no signal gözüküyor çünkü.
0
🌸hadi ya la
(17.07.21)
Başka arkadaş sormuştu cevaplamıştım burada.
Mouse ile yazı yazılmıyor klavye lazım şifre giremezsiniz. Daha önce o mi box 'un bağlandığı bir wifi'nin ssid ve şifresini biliyorsanız telefonunuzda hotspot yapın aynı ssid ve şifre ile, otomatik bağlanır açınca, sonra android veya mibox app kumanda ile yönetebilirsiniz. Oradaki wi-fi'ye bağladıktan sonra aynı ağa bağlanıp kullanmaya devam edersiniz.
0
creepy
(17.07.21)
(13)

Mi box kumanda olmadan kullanmak?

bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
Kumanda kayıp ve maalesef sanal android kumandaları da kullanamıyorum zira mi box wi fi ağına bağlı değil. Lütfen bana bi çözüm bulalım? Vakit geçmek bilmiyor
Kumanda kayıp ve maalesef sanal android kumandaları da kullanamıyorum zira mi box wi fi ağına bağlı değil. Lütfen bana bi çözüm bulalım? Vakit geçmek bilmiyor
0
bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(09.07.21)
usb çıkışına bir kablosuz mouse bağlayın?
0
gkhncnzdgn
(09.07.21)
Hemen deniyorum
0
🌸bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(09.07.21)
Mi box wi fi ağına bağlı değilse ne ile zaman geçireceksiniz?
0
en bi orijinal
(09.07.21)
Amacım wi fi ağına bağlamak zaten
0
🌸bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(09.07.21)
Kablolu olan çalışmazsa Bluetooth mouse var ise onu da deneyebilirsiniz o halde.
0
en bi orijinal
(09.07.21)
Evde mouse da yok, şansıma … normal herhangi bir bluetooth kumanda iş görür mü? Orjinali çok pahalı
0
🌸bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(09.07.21)
Hiç denemedim ama herhangi bir Bluetooth kumanda iş görebilir. Denemek lazım.
0
en bi orijinal
(09.07.21)
Android telefon Bluetoothtan da bağlanıyordu sanki ?
0
westblack
(09.07.21)
telefondan kullanabilirsin google home sanırım
0
duyurukullanıcısı
(09.07.21)
kablolu xbox kolu ile yapmıştım diye hatırlıyorum ben. öyle kablolu (usb) gamepad varsa bir deneyin.
0
nhk ni youkosu
(09.07.21)
Gittim kablolu mouse aldım ama o da çalışmadı :( daha doğrusu çalışıyor ama wi fi bağlanmaya çalışırken çıkan klavyedeki lanet tuşlara basılmıyor, yani şifre giremiyorum şansıma … defalarca denedim olmadı.
0
🌸bi anlatabilsem dunya degisir valla bak
(09.07.21)
telefona mi box kumandyı indir
0
jamswety
(10.07.21)
Mouse ile yazı yazılmıyor klavye lazım şifre giremezsiniz. Daha önce o mi box 'un bağlandığı bir wifi'nin ssid ve şifresini biliyorsanız telefonunuzda hotspot yapın aynı ssid ve şifre ile, otomatik bağlanır açınca, sonra android veya mibox app kumanda ile yönetebilirsiniz.
0
creepy
(10.07.21)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.