Giriş
(4)

Yazılımcılar bakabilir mi?

olaylar olaylar
Şöyle bir bot yapmamız mümkün müdür? Atıyorum Facebook’ta ya da instagramda bazı istediğim gönderilerimin altındaki yorumlara mantıklı cevaplar yazılması otomatik olarak? Bunu kendim yapabilir ya da bir ai’ye yaptırabilir miyim?
Şöyle bir bot yapmamız mümkün müdür? Atıyorum Facebook’ta ya da instagramda bazı istediğim gönderilerimin altındaki yorumlara mantıklı cevaplar yazılması otomatik olarak? Bunu kendim yapabilir ya da bir ai’ye yaptırabilir miyim?
0
olaylar olaylar
(25.05.26)
elinle yapabildigin her seyi bilgisayara yaptirabilirsin, gptye web otomation diye gir o senin yolunu acar zaten.
0
gule gule
(25.05.26)
Hayal edemedim sadece, atıyorum sayfamın admini gibi davranacak otomatik yapay zeka ile oluşturulmuş cevapları yazacak bu mümkün müdür?
0
🌸olaylar olaylar
(25.05.26)
Mümkün hatta kolaydır fakat instagramın güvenlik önlemlerini aşmanız biraz zor, botu kısa bir sürede tespit edip hesabınızı banlarlar. Bu arada belli başlı cevapları zaten instagram içinden otomatik cevap ayarları ile yapabilirsiniz istediğiniz basit bir şey ise.
+1
creepy
(25.05.26)
işletme hesabı kullanıyorsanız tarayıcı otomotizasyonu yerine meta'nın API'lerini araştırın. webhook aracılığı ile gelen yorumları alıp yapay zeka ile cevaplayabilirsiniz. kullandığınız yapay zeka aracına aşağıdaki linkleri verip, yorumları otomatik yapay zeka ile yanıtlamak istiyorum derseniz size bir yol çizecektir.

developers.facebook.com

developers.facebook.com
0
duyulmasi gerektigi kadar
(25.05.26)
(6)

700 bin tl'ye hızlı alış satışı olan manuel araba önerisi

Dartagnan
Buradaki araba takipçilerine bir sorum olacak. Açıkçası arabalarla çok haşır neşir değilim ve hem iş hem evlilik sonrası gereklilik oldu artık. Arabalarla alakam olmamasına rağmen manuel ehliyeti tekte aldım 2021 de ve bir daha da manuel araba kullanmadım ehliyet aldıktan sonra. Sırf pratik ve öğre
Buradaki araba takipçilerine bir sorum olacak. Açıkçası arabalarla çok haşır neşir değilim ve hem iş hem evlilik sonrası gereklilik oldu artık. Arabalarla alakam olmamasına rağmen manuel ehliyeti tekte aldım 2021 de ve bir daha da manuel araba kullanmadım ehliyet aldıktan sonra. Sırf pratik ve öğrenmelik bir araba bakıyorum 700 bin tl fiyat bandında. Ve pratik yapıp öğrenip tekrar satmayı düşünüyorum otomatik araba daha üst model ya da kenara birikim koymak için. Yani sırf öğrenmek için kısa süreli elde tutacağım. Bana böyle 1 sene kullanıp hemen satabileceğim piyasası olan bir manuel araba önerir misiniz? 700 bin tl civarında?
0
Dartagnan
(23.05.26)
Opel Astra j kasalara bakın.
Hatchback / sedan kısmı size kalmış. Benim gördüğüm kadarıyla seveni çok .
0
diyecevaplandı
(23.05.26)
Yeni modelleri 700 'ü geçer ama bu iş en iyisi bence Fiat Egea.
+1
creepy
(23.05.26)
Egea
+1
jackyr
(23.05.26)
Egea, clio. Piyasada nakit gibidirler.
+1
ground
(23.05.26)
ne aliyorsan al ama tüm paranla ikinci el arac alma. ariza ve diger sorunlar icin kenarda bi 100binin kalsin.

zaten aldiginda sigorta, bakim, muayene, eksik giderme derken 30-40 binin rahat gidecek. ornegin bidr supriz bi triger bakimi cikarsa 30 bin. o yuzden 700 binlik degil 600 binlik bi arac bakmaya calismanizda fayda var.
0
johnnie w lker
(23.05.26)
Accent blue
0
duster
(24.05.26)
(4)

Denizli'de 2-3 Günlük Tatilde Neler Yapılabilir?

sislerrr
Merhabalar,Daha önce Denizli'ye gitmedik. 2-3 günlüğüne gitmeyi düşünüyoruz. Neler yapabiliriz, önerilerileriniz vs ?
Merhabalar,

Daha önce Denizli'ye gitmedik. 2-3 günlüğüne gitmeyi düşünüyoruz. Neler yapabiliriz, önerilerileriniz vs ?
0
sislerrr
(19.05.26)
oradaki bir arkadaş şunu diyor : pamukkale gezisi,teleferik ve termal otellerde havuza girilebilir. çivrilde ışıklı göl turunu unutulmamalı. pazar günü sevindikte tren yolu yanında ikinci el pazarı var. nostalji eşyalar için bakılabilir.
0
diyecevaplandı
(19.05.26)
eş dost akraba evinde kalmayacaksanız karahayıt'ta bir termal otele yerleşin. ilk gün dinlenme 2-3. günleri de gezmeye ayırırsınız.

denizli kebabı yemediyseniz bayramyeri'nde muhtarın yeri veya kebapçı enver. kilosu 2 bin tl falan olmuş yalnız, bence değmez ama siz bilirsiniz. (yiyecekseniz öğleden sonraya kalmayın)

pamukkale'ye gidersiniz zaten, müzekart yoksa girişte müzekart çıkartarak girin kazıklanmayın, termal bir otelde kalmıyorsanız kleopatra havuzuna girin (bu kısım ekstra ücrete tabidir) teleferik bence kışın güzel, yukarıda bağbaşı yaylası var. teleferik yakınında bir de horoz heykeli var. (kampüsün biraz yukarısında) gitmişken oraya da uğrayabilirsiniz. denizli horozlarının canlı tanıtıldığı bir alanı vardı ama şimdi ne durumda bilmiyorum. bit pazarı vakit kaybı olur.

yakın ilçelere gelecek olursak buldan'a gidilebilir, buldan bezi, havlu, peştemal falan meşhur ve fiyatlar güzel. buldan simidi yiyebilirsiniz.

sarayköy'de seradan çilek toplayıp topladığınız kadarını satın alabilirsiniz. az ilerde tırkaz gölü var flamingoları görebilirsiniz.

tavas'ta tekstil müzesi var. görülesi bir gümüşdere obruğu var mesela bu sene suyla dolmuş.

ilçelerde illaki bir şeyler bulunur ve keyifli olur ama her yere uğramak da zor ve yorucu olur o yüzden uzatmıyorum. ama aklıma gelmişken serinhisar'dan falan geçerseniz leblebi ve türevleri ile taze kuruyemiş alın.
+2
Improbable
(20.05.26)
denizlide pek bir şey yok. pamukkaleye gidilir. teleferik çalışmıyor. yarım gün buldan gezilebilir. ben denizliliyim denizlide termale gidip otelde takılcan. tipik anadolu şehri.
-2
mikahakkinen
(20.05.26)
Tarihi yerleri severseniz, Laodikeia Antik Kenti, Denizli Hierapolis (Pamukkale) bu ikisi aynı yol üzerinde Pamukkale 'ye mutlaka gidin, havuz yeni açıldı orada takılabilirsiniz, Tripolis Antik Kenti (Buldan) burası da güzel bir tarihi kent, gitmişken Buldan çarşısında alışveriş ve seviyorsanız Süleymanlı yayla gölüne gidilebilir. Afrodisias Antik Kenti de Aydın'a bağlı ama 40 dk uzaklıkta, bence ilginç bir yer.
Şehir için gündüz kaleiçi çarşısı gezilip çıkışında kebap gömebilirsiniz. Akşam üzeri de Çamlık tarafında gidip canlı müzik yapılan mekanlarda veya cafelerde takılabilirsiniz.
Doğa trekking vs seviyorsanız bir çok dağ vs. var. Ama onlar başka bir yazının konusu olsun.
0
creepy
(21.05.26)
(6)

Granül kahvenin daha az sağlıksız alternatifi

ekimoloji
Uzun zamandır zararlı olduğu için granül içmiyorum ama Türk kahvesi ve filtreden sıkıldım. Canım granül içmek istiyor ama o necafenin yanık tadının daha az olduğu nadiren tüketebileceğim alternatifi var mıdır?
Uzun zamandır zararlı olduğu için granül içmiyorum ama Türk kahvesi ve filtreden sıkıldım. Canım granül içmek istiyor ama o necafenin yanık tadının daha az olduğu nadiren tüketebileceğim alternatifi var mıdır?
-1
ekimoloji
(11.05.26)
kapsül deneyin
0
kojonotsuki
(11.05.26)
dunkel kaffee diye birşey var. benzer içerikli başka ürünler de var.
kahve değil aslında ama iyi bir alternatif.
dunkel kaffee ayrıca tat olarak da kahveye benziyor.
0
jimjim
(11.05.26)
kahve değil ama granül, tadı da bence fena değil ben bi dönem kafeinsiz filtre kahve yerine içmiştim: hindiba kahvesi. ama %100 hindiba olması önemli sağlıklı sayılması için, bazen başka içeriklerle birlikte zayıflama kahvesi olarak da satılabiliyor.
0
mezzosprite
(12.05.26)
Cafe Crema kapsülleri deneyebilirsiniz, standart filtre kahveden daha hafif seçenekleri var.
0
creepy
(12.05.26)
granül kahve (aka nescafe) sağlıksız bir şey değil. bildiğiniz kahvenin demlendikten sonra suyu buharlaştırılıp kurutulması ile elde ediliyor. o da normal %100 kahve. buharlaşan suyunu geri katınca içilebilir kahve oluyor.

sağlıksız olan şey kahve beyazlatıcısı, tatlandırıcı, içinde beyazlatıcı ve tatlandırıcı olan üçü bir aradalar, ikisi bir aradalar.

tadını seversiniz sevmezsiniz o ayrı mesele de, sağlıklılık açısından filtre kahve veya türk kahvesinden bir farkı yok.

biliyorum aklınıza içinde bin türlü yapay aroma, katkı maddesi, renklendirici falan bulunan oralet, tang, nazo gibi toz içecekler geliyor, insan ister istemez onlarla özdeşleştiriyor. ama alakası yok. granül kahvenin tamamı suyu alınmış kahveden üretiliyor (dandik markaları bilmem, en azından bilindik markalar bu şekilde).
0
kibritsuyu
(12.05.26)
kapsül kahveyle granülün ne alakası var. kapsül kahvede de espresso öğütülmüş kahve var. kapsül kahvelerin değişik aromalıları var onlar gayet yumuşak.
0
mikahakkinen
(12.05.26)
(5)

Kariyer.net gibi bir site yapsam üye nasıl bulacağım?

Cezcez
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
Sadece bilgisayar mühendisliği yazılım mühendisliği bölümü mezunları için işler olacak.
Reklam ile falan mı bulurum? Bir bilgisayar mühendisi linkedin varken benim siteme üye olur mu? Ücretsiz her şey.
0
Cezcez
(11.05.26)
Olmaz. Yani en azından ben olmam. Kariyer.net bile artık sektörde hiç kullanılmıyor.
0
nuevo
(11.05.26)
Kariyer neti bile kullanmıyoruz senin siteyi hiç kullanmayız.
Tabi linkedin seviyesinde global bir ağ yaparsan ve linkedinden daha fazla şirket kullanıyor olursa o zaman başka :)
-1
yenibirgüzelnick
(11.05.26)
kullanıcılara ve şirketlere kariyer.net ve muadillerinden farklı bir şey sunmayacaksan boşuna token yakarsın.
0
duyuruuser
(11.05.26)
millet ağlayıp duruyor sarı site anamızı belledi, piyasayı manipüle ediyor, devlet el atmıyor bla bla

sonra bi site yaptı birisi satarız.com diye. ipleyen yok. niye? çünkü siteyi yapmak yetmiyor milyonluk reklam basman lazım.

bugün trendyol, yemekçiler vs bilmiyorlar mı tekel olduklarını? sürekli heryerden milyonluk reklam basıyorlar. çünkü herşey algı.
-1
plastic_angel
(11.05.26)
Maalesef arkanızda çok büyük bir medya desteği veya reklam sermayesi yoksa mevcut ilan sitelerine rakip olmak mümkün değil, ben 10 yıl önce kendi çapımda denemiştim bir ilan sitesi, 200 - 300 ilana zor ulaştım yıllarca açık kalan sitede. Sektörel odaklı sitelere biraz talep oluyor ama server masraflarınızı bile karşılayamazsınız.
0
creepy
(12.05.26)
(11)

ihtiyaç kredisi hk.

xephyr
Selamlar,Bir yere borcum var 300.000 kadar. Bu hafta ödemem gerekiyor.Diğer taraftan devlet kurumundan 650.000 tl alacağım var. 20 Mayıs'ta ödenecek.Borcumu ödemek için ihtiyaç kredisi alsam. Sonra haftaya param yatınca, ihtiyaç kredisi cayma hakkımı kullansam, mümkün mü acaba ? Ne kadar zararım olu
Selamlar,

Bir yere borcum var 300.000 kadar. Bu hafta ödemem gerekiyor.

Diğer taraftan devlet kurumundan 650.000 tl alacağım var. 20 Mayıs'ta ödenecek.

Borcumu ödemek için ihtiyaç kredisi alsam. Sonra haftaya param yatınca, ihtiyaç kredisi cayma hakkımı kullansam, mümkün mü acaba ? Ne kadar zararım olur? Teşekkürler.
0
xephyr
(11.05.26)
kredi değil de nakit avans olarak çekseniz daha iyi olur bence. bahsettiğiniz gibi kısa sürede aldım verdim işlerinde nakit avans daha az masraflı bence.
0
suicmeyenadam
(11.05.26)
Cayma hakkının geçerli olması için kredi tutarı hesaba geçtikten sonra dokunmamış olmanız gerekir mantıken. Muhtemelen uygulamada da böyledir, aksi halde banka sizi neden bedava fonlasın?
0
orient blue
(11.05.26)
nakit avansa bakın evet +1.

ama nakit avans için kredi kartı limitlerinizin yüksek olması lazım. değilse yükseltin.

soruna gelince:

kişisel yorumum: o tarihe kadar işlemiş faizleri ödersin. bir de üzerine erken kapama tazminatı tarzı bir tazminat ödeyebilirsin. kredilerde erken kapama tazminatı oluyor çünkü genelde. senin durumunda dediğim gibi nakit avans daha mantıklı gibi.
0
kojonotsuki
(11.05.26)
Bildiğim kadarıyla ek hesap da işinizi görebilir ama araştırmak lazım.
0
peki madem
(11.05.26)
Adam faizsiz istiyor millet ek hesap kullan faiz ode demiş
Evet kredi kullan cayma yaparsın para odemezsin
-1
artıküyeolmakistiyorum
(11.05.26)
faizsiz mümkün değil geçen hafta 350k kullandım yapı krediden 1 hafta sonra 357k ödeyerek kapattım krediyi. hayat sigortası da kullanılmayan günlerin primi kredi kartıma iade oldu.

nakit avans kart başına limiti 25K, avans hesap varsa olabilir ama çok farklı bir faiz çıkmaz. gene günlük benzer oranda bir faiz işeletecek.
0
orpheus
(11.05.26)
en güzel masrafsız yöntem yok şöyle oldu yarın verecem, yok böyle oldun 2 gün sonra verecem diyerek borcu ötelemek, zaten arada çok bir zaman yok.

kredi çekmek mantıklı olmaz erken kapama cezası falan var, en mantıklısı esnek hesap. 3-4 günlük faiz ödersiniz sadece.

cayma hakkı zaten olmaz, paranın hesaptan çıkmaması gerekiyor hiç, parayı çekip aynı gün yerine koysan bile olmaz.
0
bobinhoo
(11.05.26)
Etraftan bulunamıyorsa ve eğer başka bir çare de bulunamıyorsa, borcunuz olan yere 9 gün sonra ödeyeyim, 305.000 vereyim falan gibi çok minik zararlı bir şey teklif edilebilir belki?
+3
la traviata
(11.05.26)
İşin içinde çek falan yoksa, borcunun olduğu kişi topuklarından kurşunlatmayacaksa ara 1 hafta geç ödeyeceğim de. güncel piyasada gününde ödenen borç var mı? 10 yıldır satın almacılık yapıyorum, vadesinde ödeme yaptığımız sınırlıdır hatta yoktur.

Adama faiz falanda teklif etme alışır.
+1
kuzey li
(11.05.26)
Devlet kurumundan alacak varsa bankaya bunu kanıtlayıp "temlik" yapılabiliyor bildiğim kadarıyla
0
kimlanbu
(12.05.26)
Geç ödemek için faiz önerme kesinlikle ama örneğin 50 bin ödeme günü versem, 250 10 gün sonra versem olur mu gibi bir teklif iyi niyetli görünür. Yaptığınız küçük ödeme karşı tarafa güven hissi verir.
0
creepy
(12.05.26)
(2)

"Meta reklamınızı kabul etmedi" uyarısı

adivar
Merhaba yakın arkadaşlarımız Antalya'da çok hoş bir mekan açtı. Kahve ve kokteyl üzerine. Müthiş kokteylleri var fakat tanıtım gerekli. Instagram üzerinden reklam vermeye çalıştıklarında böyle bir uyarı alıyorlar, ülkenizdeki alkol reklam yasağından dolayı diye reddettik yazıyormuş. Halbuki alkole d
Merhaba yakın arkadaşlarımız Antalya'da çok hoş bir mekan açtı. Kahve ve kokteyl üzerine. Müthiş kokteylleri var fakat tanıtım gerekli. Instagram üzerinden reklam vermeye çalıştıklarında böyle bir uyarı alıyorlar, ülkenizdeki alkol reklam yasağından dolayı diye reddettik yazıyormuş. Halbuki alkole dair hiçbir ibare yok. Alkolsüz kokteyller de var. Sadece meyve kokteyli de paylaşsalar hep aynı uyarı ile red yiyorlar.
Bir yandan da bizim hesaplara adam göstere göstere yeni rakıyı doldururken şişesi bardağı ile reklamlar düşüyor. Demek ki aşmanın bir yolu var bu engeli anlayamadık.
Var mıdır konunun detayını bilen, önerisi olan? Zaten alkole dair bir paylaşım yapmayacaklar. Fakst kokteyl yaptıklarını duyurmak istiyorlar.
0
adivar
(01.05.26)
Koktey kelimesini kullanmasınlar reklamda, ayrıca instagram'dan direk öne çıkar ile reklamı yayınlamak yerine, business hesabı açıp oradan yayınlarlarsa red edildiğinde itiraz edebilirler. Başlangıçta bir kaç küçük kahve vs reklamı vererek sicillerini temizleyebilirler botlara karşı.
0
creepy
(01.05.26)
"mocktail"
0
klassno
(01.05.26)
(20)

orta sinif misiniz?

Purple life
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
orta sinif oldugunuzu düsünüyor musunuz?
sizce hangi kritere göre orta sinifsiniz?

orta sinif olmadiginizi düsünüyorsaniz hangi kriterle bu grubun disinda kaldigini düsünüyorsunuz?
-4
Purple life
(01.05.26)
En aşağı 3*asgari ücret alan orta sınıftır. Şahsi fikrim
-2
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Bana kalırsa asgari ücretin 6-7 katı orta sınıf...Ben orta altım.
0
gadlemler
(01.05.26)
Orta sınıf deyince hemen akla para gelmesin. Tatil deyince aklına sadece çoluk çocuğu alıp köye götürmek gelen zengin, orta sınıf değildir. 'Haftada bir ailecek dışarda yemek yiyen, yılda bir tatile giden, sinemaya, tiyatrpya gitme kültürü olan, Dünya ve ülke siyaset ve ekonomisinden az buçuk haberdar ve fikir sahibi olan, çocuklarının istikbali konusunda kaygı duyan ve bu yaşamını destekleyecek nispette gelir sahibi olan' diye tanımlardım ben olsam.
+2
Mirket
(01.05.26)
ne kadar kazandigin kadar toplam degerinin ne oldugu da onemli.
bence orta direk 500 bin dolar mal mulk ve kesintisiz 6-7 asgari ucretten basliyor.
obur turlu gelirin yuksek bile olsa daha ev alamamis adam orta direk degildir bence.

eskinin orta diregi cogunlukla fakir klasmanina dustu artik. ben de kendimi orta direk falan olarak gormuyorum, dogru durust mali mulku arsasi, ufak da olsa pasif geliri olmayan adamdan orta direk falan olmaz.
-1
cooperr
(01.05.26)
Üst sınıfım. Yılda 10 milyon liranın üzerinde ücret gelirim var. Menkul kıymetlerden de en az bu kadar kazanıyorum. Kira / Airbnb gelirim de var. 3 araba, Biri 20 m tl’lik 3 yazlık, 30 m tl’lik ev, 80 m tl’lik hisse senedi.
-18
gabe h coud
(01.05.26)
Bu çok göreli bir şey. takdir edersiniz ki Amerika’da ve Türkiye’de orta sınıf çok farklı olur. Türkiye’de ekstra farklı.

Çalışan kesimden,
Asgari ücret alan %40
70k+ %5-10
100k+ %1-2

Kalanlar da asgari ücret ve 70k+ arası işte. Bunlar 2025 verisi ama yüzdelik dilimler çok değişmemiştir.

Türkiye’de çok dengisiz olduğu için ney bir şey söylemek zor. İstanbulda dededen kalma evi olup asgari ücretle çalışan birisi 50-60k maaş alan biriyle aynı skalada olur herhalde?

Birde Türkiye’de tek yaşayan çok yok. Kişileri teker teker düşündüğümüzde orta sınıf altı, ama aile şeklinde düşündüğümüzde orta sınıf hayatı oluyor.
0
substituent
(01.05.26)
Eskiden bu ayrım daha basitti, örneğin karı koca öğretmen olan bir aileye orta sınıf diyebiliyorduk. Maalesef artık gelir adaletsizliği ile sınıflar arası dilimler çok açıldı. Aileden ev bark, otomobil vs kalmadı ise kira ödüyorsa iki memur artık zor geçinen kısımda. Ben kendimi eskiden orta sınıfta olarak konumlandırırdım, şimdi lüks villa, lüks otomobil, yazlık sahibi, asgari ücretin 5-6 katı gelir sahibi ve bir iki yerden kira geliri olan kimselerin kendilerini orta sınıf saydığına şahit olup şaşırıyorum bazen. Bankada miras vs yolu ile 20 milyonu olan adam aylık 1 milyona yakın gelir sahibi olabiliyor ki bu rakamı rüyasında gören hiç bir zaman tek seferde eline alamayacak milyonlar var ülkede.
0
creepy
(01.05.26)
görünürde orta sınıfız, ekonomik olarak alt orta.
0
mikahakkinen
(01.05.26)
orta sınıf kapitalizm soytarılığıdır.

ben orta sınıf değilim. işçi sınıfıyım. maaş alanım. iki ay maaş alamazsa sokağa düşecek olanım. emeğini, iş gücünü satarak para kazanan vatandaşım. ne kadar insan bunun farkına varır, o kadar hızlı aşama kaydederiz.
+6
der meister
(01.05.26)
Bir binami sattigim icin $450.000 sermaye kazanci vergisi odedim. Kesinti falan da degil direkt kendi hesabimdan devletin hesabina gonderdigim rakam bu. Karsiligini alamadigimi dusunuyorum...

Yillik hane gelirim $400.000'in uzerinde. Kuzey Amerika'da %2'lik dilime girerim. Gidip Ferrari'ye binemem ama cok rahat yasiyorum. Neth worth'um $5.000.000'i bulur.

Gelecek 20 yilda aklimdaki sistemi oturtabilirsem, cocuklarimin calismasina gerek kalmayacak.
-7
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
sınıfın ortası olmaz. ya işçi ya da sermayedarsındır.

bir de mevsimlik işçi (prekarya) olabilirsin, o zaman zaten geçmiş olsun.
0
klassno
(01.05.26)
@thetrue, gelirinin vergisi 450k ama yillik hane geliri toplam 400k.

Kanadada vergileri baya yüksekmis :)
-1
🌸Purple life
(01.05.26)
@purple

Yazdigina bakilirsa sen neyin ne oldugunu cozememissin. Bir de acik yakalamis gibi poz kesmissin. Tam bir komedi.
+1
thetruenorthstrongandfree2
(01.05.26)
Kanada'da vergiler yüksek gerçekten. Tecrübeli bir mühendis ayda 10 000 USD yi pek geçemez. Yukarıdaki arkadaş gerçekten iyi sallıyor. Kanada gibi Hintli ve Bangladesli göçmen merkezi olan bir yerde yaşamak psikolojiyi fena zorluyor olsa gerek
+2
runaway
(02.05.26)
kanadalı arkadaşın demek istediği: insanların en temel yaşam ihtiyaçları üzerinden para kazanıyorum, onlar bütün bir ay çalışıp kira ödeyecekler ki benim çocuklarım çalışmasın. eğer o da gerçekse tabii.

umarım çanına ot tıkarlar ve sen de çocukların da madende çalışırsınız allahın beleşçi parazitleri.

yattığın yerden para kazanıp "millet iş beğenmiyor" diyeceksin, sende o ışığı görüyorum. o ışığını söndürecekler, sana şimdiden söyleyeyim. o yüzden kendine iş bak.
gelecek 20 yılda kendine iyi iş bul bence. çünkü senin gibi insanların başkalarının parasıyla yaşamasının önüne geçecekler. o zaman ağlama.
+4
der meister
(02.05.26)
Gelirim yaşadığım şehre göre orta sınıf ama aileden zengin olmadığım için bunun bir önemi yok fakirim.
-1
kestane gürgen palamut
(02.05.26)
@der meister

Bak yazdigin tamamen varsayim... ofke, ve saldirlangik uzerine kurulu. Benim ne is yaptigimi, nasil yasadigimi bilmeden kafandan hikaye uydurmussun. Uydurdugun hikayenin benimle alakasi yok.

Ben kimsenin sirtindan gecinmiyorum. Calisiyorum. Vergimi veriyorum. Tanimadigim insanlarin cocuklarina ailelerine hakaret etmiyorum.

Bak bu kadar nefret dolu olmanin sebebi ben degilim. Bunun sebebi kendi hayatina duydugun ofke. Kendini kucuk dusuruyorsun.


@runaway,
Hint, Banglades ne alaka... Etnik nufus sayimi mi yapiyorsun? Once federal hukumette calisan ex seviyesindeki maaslara bir bak. Sonra gel konusalim. Elinde veri olsun once.
-1
thetruenorthstrongandfree2
(02.05.26)
bildigin isci sinifiyim ben de. zengin sevmem, gotu kalkmis zengini hic sevmem.
-1
banach
(02.05.26)
Sadece parayı söyleyerek orta ve üst sınıf olduğunu iddia edenler ne yaşıyor. Erzurum'da, Kars'ta 500 tane ineği olan insan da mı orta sınıf. Hey Allah'ım ya. Ben orta sınıf değilim, mühendis olmama rağmen işçi sınıfıyım ama çoğu konuda kendini orta, üst sınıf görenlere tek atarım. Bu modası geçmiş, anlamsız bir sınıflandırma.
-5
arbre
(02.05.26)
Bundan bi 10-12 yıl öncesine kadar sınıfsal olarak değil tabii ama kendimi ruhsal olarak daha orta sınıf hissederdim, istediğim müzikallere gidebilen, kaygısı olmadan dışarıda istediği yere oturup yemek yiyip içki içebilen, sosyal hayatta daha aktif, etkinliklere çok rahat bilet alabilen biriydim, alışveriş yaparken etikete bakmaya gerek duymazdım (normal mağazalara giderdim tabii lüks değil).

Zamanla artık menüye bakmadan yemek siparişi veremediğim, etkinlikleri ayda bire kadar düşürmek zorunda kaldığım, alışveriş yaparken günlerce düşündüğüm günlere geldim.
Sınıfsal olarak işçi sınıfı, ruhsal olarak fakir.
Hayatımın hiçbir döneminde şu anki kadar fakir hissettiğimi hatırlamıyorum ve bu her geçen gün yinelenmeye devam eden bir his.
+3
mutekebbir
(02.05.26)
(5)

Portbagaj tavsiyesi

ananiyimioguz
7 kişilik suv aracın tüm koltuklarını açınca 190lt falan alan kalıyor. O da 7 kişinin eşyalarına yetmiyor.Bu gibi durumlar için takması çıkarması pratik (çünkü her zaman 7 kişi değiliz) bir portbagaj arıyorum.Fakat neye göre alınır bilmiyorum. Daha önce de hiç kullanmadım nelere dikkat edilir onu da
7 kişilik suv aracın tüm koltuklarını açınca 190lt falan alan kalıyor. O da 7 kişinin eşyalarına yetmiyor.

Bu gibi durumlar için takması çıkarması pratik (çünkü her zaman 7 kişi değiliz) bir portbagaj arıyorum.

Fakat neye göre alınır bilmiyorum. Daha önce de hiç kullanmadım nelere dikkat edilir onu da bilmiyorum.

Araçta hali hazırda yan çıtalar var. Ama onlara birbirine dik 2 çıta daha çekiliyor sanırım. Bu aparat portbagajın içinden mi çıkıyor?

Aerodinamiğini falan nasıl bileceğim? Yani hava direnci, sürtünmesi, ses yapıp yapmaması falan bunların bir standartı sertifikası falan var mı ne sormam lazım?

Sonra bunun içine konulan eşyalar sıcakta pişmiyor mu güneşin altında? Ona göre ısı yalıtım gibi bir şeyleri oluyor mu onun için neye dikkat etmem lazım?

Kaç litre olsun 400-500-600lt diye gidiyor. Almışken büyük olsun mantığı doğru mudur? Zaten sanırım 50-75 kg geçilmemesi gerekiyor ama en azından hacmi büyük, ağılığı az olan şeyler koyulabilir.

Bu işin piri thule sanırım genelde onu görüyorum yurt dışında veya gurbetçilerde. Fakat o kadar pahalı bir şey olmasına da gerek yok bence.

Ama işte 5bin liraya da var 200bin liraya da var neye göre seçicez bilmiyorum kullanıp memnun kaldığınız f/p ürünler var mı?

Direkt tavana konulan bezimsi şeyler de gördüm de şimdi yukarısı komple cam tavan, patlar matlar o riski alamam.
0
ananiyimioguz
(19.04.26)
İlk temel soruyu sorayım.

aracın üzerine kim çıkıp bavulları alacak?
0
galahad reloaded
(20.04.26)
ablama cruz marka almıştık tamamen aynı sebeplerden. markayla ürünle ilgili bir problem yok ama portbagaj meselesinin iki problemi var:

arabanın modeline ve portbagajın modeline göre kapalı otoparklara girmekte sorun yaşayabilirsiniz. mesela ablam o zamanki evinin kapalı otoparkına portbagajla giremiyordu. arabayı dışarı çıkartıp portbagaj montajını ve içine eşya koymayı dışarıda yapıyordu.

diğer problem de, portbagajı nerede muhafaza edeceksiniz? evde bir dolabın üstüne arkasına koymak mümkün değil. balkon vs lazım.

aracın üzerine çıkıp bavul almak problem değil. kapının iç kısmına doğru basıp bir şekilde yapıyorsunuz. kapının içine, kilit mekanizması olan yere monte edilen basamakçıklar da vardı yanlış hatırlamıyorsam. aerodinami çok dert olmaz diye düşünüyorum, zaten hepsi birbirine benziyor. evet uzun yolda ses çıkartıyor. yapacak bir şey yok.

elimdeki son bilgi : portbagaja sert bavul değil de, yumuşak torbalarla bir şeyler koyarsanız hacmi maksimum kullanmış olursunuz.
0
co2s2
(20.04.26)
@galahad reloaded, yani evet kapıyı açıp iç kısmına basıp koyar alırım ya o sıkıntı değil 2 metre boy var biraz işe yarasın.

@co2s2, teşekkürler aparmanın açık otopark tarafında bisikletleri ve motosikletleri koyduğumuz kapalı depo gibi bir alan var. hem oraya koyulabilir hem de giriş katta iş yerimiz var oraya da koyulabilir yani saklama yeri sıkıntımız yok. sitede kapalı otopark da yok şimdilik, yükseklik sıkıntı yaratmaz. ancak avm de falan denk gelirse... ki onda da dışarıya veya açığa park ederiz artık ne yapalım.

Ve evet yükte hafif hacimde büyük şeyleri tıkıştırcam. ama işte yine de güneşin altında içeriyi nasıl koruyor, ses sorunu olursa iade etmek için geç olur vs. gibi konuları bilemedim.
0
🌸ananiyimioguz
(20.04.26)
ses olacak ama rahatsız etmeyecektir.

güneşi ışık olarak içeri geçirmeyecek, ama içerisi cayır cayır yanacak.
0
co2s2
(20.04.26)
Ben bir süre kullandım, açıkçası çok mecbur değilseniz kullanımı biraz sıkıntılı, benimkinin özellikle ara atkı çitalarından ıslık sesi geliyordu, bir şekilde delikleri kapatıp hallediyordum sonra yolda tekrar başlıyordu. Özellikle bu sebepten kullanmayı bıraktım, bunun dışında da bir şey yükleyip almak zor oluyordu. Güneşten boyası da kötüleşti beyaz bagaj yer yer krem oldu vs.
0
creepy
(20.04.26)
(4)

Serin hikaye mi?

tantamount_to_equivalent
Evde hamam bocegi besliyormus falan https://eksisozluk.com/entry/85163960
Evde hamam bocegi besliyormus falan eksisozluk.com
0
tantamount_to_equivalent
(17.04.26)
Mirket
(17.04.26)
@Mirket: Ilan detayinda zaten www.ankaracanliyem.com diye yaziyor bu isi profesyonel yapan adamdir o isi yapan. Ogrenci evinde hamam bocegi yetistirme cok fantastik geldi.
0
🌸tantamount_to_equivalent
(17.04.26)
Evde yetiştirmek deyince, mutfakla lavabonun altı gelmesin akla. Bir cam kavanoz veya akvaryumda doğala yakın bir ortam oluşturup yetiştirilebilir.

İşin profesyonellerinin sattığının üçte bir fiyatına da alıcı rahatlıkla bulunur.
+1
Mirket
(17.04.26)
"3 tane öğrenci, evde hamamböceği yetiştirip ev kirasının yanı sıra her haftasonu meyhanede krallar gibi rakı sofrası kurup yiyip içecek kadar para kazanabildiği" yazmış. Yani öğreci standartlarına göre en fazla 90 - 120 bin civarında bir para kazanmışlar diye anlıyorum. Muhtemelen tek seferlik bir kazanımdır bu.3 kişi köyden limon toplayıp mahalle arasında gezerse de yaklaşık o kadar para kazanır. 3 kişi asgari ücretle bir yerde çalışsalar da yaklaşık aynı parayı hem de sürekli kazanır. Bu tür işlerde devamlılık önemlidir. Evde hamam böceği yetiştirmek sürdürülebilir bir iş midir bilemiyorum ama sanmıyorum.
Öğrenciyken bahar şenliğinde dart oynatarak 3 kişi kirayı ödeyip meyhanede yiyecek kadar para kazanmıştık ama bunu bir iş modeli olarak anlatamam. Umarım o yazıyı favorileyip beğenen gençler gaza gelip hamam böceği yetiştirmeye başlamaz.
0
creepy
(18.04.26)
(6)

şarkı indirmek için pratik bir yol var mı?

der meister
tamamen euro truck simulator 2 oynarken dinleyebilmek için soruyorum. günümüzde kaybolmuş bir iş bu. şimdi youtube'dan açıyoruz, spotify'dan dinliyoruz vs... ama aklımda farklı farklı türlerde diyelim ki 100-150 tane şarkı var. bunların listesini çıkarmakla uğraşacağım diyelim. bunları mp3 ya da ogg
tamamen euro truck simulator 2 oynarken dinleyebilmek için soruyorum. günümüzde kaybolmuş bir iş bu. şimdi youtube'dan açıyoruz, spotify'dan dinliyoruz vs... ama aklımda farklı farklı türlerde diyelim ki 100-150 tane şarkı var. bunların listesini çıkarmakla uğraşacağım diyelim. bunları mp3 ya da ogg formatında rahatça bulup çekmek için bir sistem yok mu ya? yani youtube videosu filan indirilebiliyor da her birini tek tek açıp uğraşmak istemiyorum. limewire gibi bi şey yok mu şu an adını yazalım fiup diye çekiversin?

torrent çok işimi görmez diye düşünüyorum çünkü diskografi indirme niyetim yok yani her sanatçıdan gruptan böyle üçer beşer tane istiyorum.
0
der meister
(07.04.26)
Youtube'dan indirebilirsiniz, Google'a Youtube to mp3 yazın az reklamlı düzgün sitelerden indirin, aynı isimde bir yazılım da var bu işi yapan.
0
creepy
(07.04.26)
bir kısım torrent uygulamalarında arama yapılabiliyor.
0
klassno
(07.04.26)
youtube liste yapıp listeyi mp3 şeklinde indiren bir site bulursan yapabilirsin.
0
ruhlardan esinlenen karga
(08.04.26)
aslında tam da bu işleri yapan bir program var;
(bkz: soulseek), ama programı rahat kullanmanız için uslu bir çocuk olmanız gerekiyor
0
whimsically macabre
(08.04.26)
şunu denemiştim daha önce, çalışmasını beklememiştim ama çalıştı.
dedim ya scam ya son aşamada üye ol para öde vs. der ama yok gayet playlisti komple indirebildi spotisaver.net sadece deneme için 2 playlist indirdim uzun süreli devamlı kullanmadım o yüzden 100% öneremem ama denediğimde başarılıydı.

hatta mp3'ün dahili track bilgileri albüm kapak görseli filan bile düzgündü.

edit: denedim şimdi playlist indirmeye çalışınca free slot kalmadı sonra dene diyor ama hala hazır playlistteki tüm parçaları listeleyip tek tek indirebiliyorsun.
örnek denediğim bi mp3'den göstereyim, benim için önemli bu metadatanın düzgün olması mp3lerde i.imgur.com

edit2: bi kahve yapıp döndüm tekrar denedim albümü de indiriyor şimdi. gerçekten free slot açılıyor yoğunluk azalınca, bazı sitelerdeki gibi palavra değil gibi o olay da. i.imgur.com

edit3: albüm de sorunsuz indi: i.imgur.com

ben albüm indirdim de playlist ile farkı yok sistem olarak, spotifyda bulunan playlistleri de indirebiliyor. önce spotifyda listeni oluşturup buradan çekebilirsin basitçe.
+1
konetsu
(08.04.26)
oyunun içinde tırdan dinlemek istiyorum, yandan telefonla açınca aynı hissi vermiyo
0
🌸der meister
(08.04.26)
(5)

sigortacının fonksiyonu

denizzz
kasko, sağlık sigortası vb yaptırırken sigortacıyla çalışmanın avantajı ne oluyor? bir de, örneğin kasko yenilirken kendiniz de teklif alıyor musunuz yoksa sigortacının sunduğu tekliflere göre mi yapıyorsunuz seçiminizi?
kasko, sağlık sigortası vb yaptırırken sigortacıyla çalışmanın avantajı ne oluyor? bir de, örneğin kasko yenilirken kendiniz de teklif alıyor musunuz yoksa sigortacının sunduğu tekliflere göre mi yapıyorsunuz seçiminizi?
0
denizzz
(07.04.26)
sigorta sirketleri aracisiz calismiyorlar, sigortaciya mecburuz.
0
lemmiwinks
(07.04.26)
trafik sigortası ve kasko yenilerken önce sitelerden fiyat alıyorum sonra sigortacıyla konuşuyorum. her seferinde en başta yüksek fiyat çekiyor. klasik sözü "abi senin arabaya en düşük bu çıkıyor daha da ucuzunu bulamazsın" diyor. her seferinde bak şuradan bu teklifi aldım dediğimde ben bir bakayım deyip sonra ne hikmetse benim bulduğum fiyattan o da bulabiliyor.
en son zorunlu trafik sigortasında en ucuz bulduğunu yaptır dedi. bende hem taksit avantajı hemde hediye çeki olan bir siteden yaptırdım.
+1
my fault
(07.04.26)
Sağlık hariç diğer tüm sigortlarımızı aynı firma yapıyor.şimdiye kadar hiç ayrıca fiyat almadım.onlar zamanlamısını takip ediyor,biten kaskoyu,sigprtayı arayıp haber veriyor ve tüm sigort şirketlerinin teklifini liste halinde sunup avantaj,dezavantaj karar veriyoruz.burası olması gereken kısmı.

Kaza vs durumunda sadece sigortacıyı arıyoruz.gereken tüm organizasyonu onlar hallediyor.çekici geliyor,servisle onlar muhatap oluyor.çoğu ufak kazalar mini onarımdan hallediliyor.kimseyle uğraşman,başını ağrıtmn gerekmiyor.seni arayan olursa buyur burayla konuş diyprsun.
+1
duptıs
(07.04.26)
Şirketler için ekstra hizmetler veriyorlar ama şahsen bireysel olarak günü geldiğinde hatırlatma ve abi valla en ucuzunu ayarladım demeleri dışında pek bir faydaları yok, kaza falan olunca bireysel destek veren ajenta görmedim.
0
creepy
(07.04.26)
sigorta acentesinin / brokerinin şunları yapıyor olması lazım:

1- birden fazla teklif sunmak
2- teklifler arasından en mantıklı olanın seçilmesinde yardım etmek
3- ödemeleri takip etmek
4- sigortayı kullanmanız gerektiğinde size yardım etmek

enucuzsigortabizde.com üzerinden bir kaç teklif bulup, en ucuz teklifi vermiş olan "İGD Sigorta" üzerinden sigorta yaparak 1-2-3 'ü çok güzel çözersiniz. ama sigortayı kullanmanız gerektiğinde, websitesinde telefonda robotlarla uğraşıp durursunuz. İGD'nin de "İyi Gün Dostu" anlamına geldiğini öğrenirsiniz.

sigorta brokeri hasar anında size yardım etmeli. hatta gerektiğinde sigorta şirketine baskı yapabilmeli. "aaaa öyle mi demişler, demek prosedür böyleymiş" dememeli. online sigortalar tabii ki daha ucuz olacak ama ucuzluğun bir sonucu var. sırf ucuz diye sigorta yaptırmayın, doğru sigortayı yaptırın.
-1
co2s2
(08.04.26)
(5)

ameliyat sonrası vücutta geçmeyen hissizlik

deartheodosia
1.si 2.5 yıl, 2.si de 1.5 yıl önce 2 kez meme ameliyatı oldum. tümör çıkartıldı.meme bölgesinde hissizlik var, duş alırken falan suyu hissetmiyorum ya da giyinirken evet dokunuyorum ama kendi tenimmiş gibi değil hala ve dokunmak istemiyorum. üzerinden bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen bu hissiz
1.si 2.5 yıl, 2.si de 1.5 yıl önce 2 kez meme ameliyatı oldum. tümör çıkartıldı.

meme bölgesinde hissizlik var, duş alırken falan suyu hissetmiyorum ya da giyinirken evet dokunuyorum ama kendi tenimmiş gibi değil hala ve dokunmak istemiyorum.

üzerinden bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen bu hissizlik normal mi, benzer bir şey yaşamış olan var mı, geçer mi yoksa artık böyle kalıcı bir hissizlik mi yaşayacağım? (doktorumla iletişimim yok)

+hala kırmızı izler, neden beyazlamıyor?
0
deartheodosia
(23.03.26)
öncelikle geçmiş olsun. doktor değilim; tecrübeme göre sinir hasarı sebebiyle böyle oluyor; uzun vadede kısmen ya da tamamen düzeliyor.
kırmızı izler için etkili kremler var, kısa bir internet araştırmasıyla erişebilirsiniz. genelde ne kadar erken kullanılırsa o kadar iyi sonuç veriyor deniliyor ama sonradan da faydalı olabiliyormuş (ben kullanmadım).
+1
lil siztah
(23.03.26)
30 sene önce ,
tirnak batmasi icin
lokal anestesi yapmisti hekim,
ayak baş parmaginin dikis atilan yerdeki his önceden hic yoktu,
son 10 senedir daha hisli,
0
designer
(24.03.26)
Yama yapılan bir fıtık ameliyatı sonrası kasığımda bir bölge 15 yıla yakın süre hissiz kaldı. Zamanla azalarak kayboldu hissizlik. Şu anda çok az bir miktar his faklı halen mevcut. 22 yıl olmuş.
0
yadigar
(24.03.26)
Yaklaşık 6-7 yıl önce göğüs bölgemden bir ameliyat oldum, hala orada dokunma hissini tam alamıyorum ama eskisine göre daha iyi, ilk 1-2 yıl tahtaya dokunuyormuşum gibiydi.
0
creepy
(24.03.26)
Yaklaşık 10 sene önce ben de meme ameliyatı oldum. hissizlik ve başkasının vücudu gibi hissetmem normal ve geçmeyecek. yeni normaline hoşgeldin :)
0
agharta
(24.03.26)
(1)

Araçta bisiklet taşıma

covered
Arkada bir aparatla arabasında bisiklet taşıyanlar görüyorum nadiren. Sedan arabalarda arka plakanın görünmediği oluyor bisikletten dolayı, kısmen sinyal stop da engelleniyor. Benim de bu şekikde taşımam gerekebilir. Bu şekilde taşıyıp trafik polisi ile zorluk yaşayan var mı ya da duydunuz mu, hele
Arkada bir aparatla arabasında bisiklet taşıyanlar görüyorum nadiren. Sedan arabalarda arka plakanın görünmediği oluyor bisikletten dolayı, kısmen sinyal stop da engelleniyor. Benim de bu şekikde taşımam gerekebilir. Bu şekilde taşıyıp trafik polisi ile zorluk yaşayan var mı ya da duydunuz mu, hele bu yeni mevzuatlarla bence şimdiye kadar kimse ses çıkarmıyordu ise dahi bundan sonra zor olacak herhalde.
0
covered
(19.03.26)
Sürekli taşırım, çeki demiri üzerine takılan bir taşıyıcı kullanıyorum bu zamana kadar sorun çıkaran olmadı, çok kere çevirmeye girdim hatta soran bile olmadı, çeki demirini bile kontrol eden olmadı. Ama bu size bir veri olmasın işgüzar bir memura denk gelme ihtimali var yine.
0
creepy
(20.03.26)
(16)

Çocukken maddi durum anlamış mısınız?

michael_knight
Çocukken maddi durumunuzun iyi-kötü-orta olduğunu zannedip sonra bambaşka olduğunu farkettiniz mi? Yoksa doğru mu anlamışsınız?
Çocukken maddi durumunuzun iyi-kötü-orta olduğunu zannedip sonra bambaşka olduğunu farkettiniz mi? Yoksa doğru mu anlamışsınız?
-2
michael_knight
(19.03.26)
kötüydü. baba alkolik ve kumarbaz olunca anlaşılmayacak gibi değildi.
varlıklı olmalarına rağmen şu veya bu sebeple aşırı tutumlu yaşayan aileler de vardır tabi. çocuk bunu sonradan idrak eder.
0
lazpalle
(19.03.26)
Kötüydü, doğru anlamamız sağlanıyordu.
+1
mbond
(19.03.26)
Basbayağı yoksul olduğumuzu biliyor, ayırdindaydık. Bilmememize imkan yoktu.
0
Amaranta ursula
(19.03.26)
Babama iyiydi. Üvey anneme daha iyiydi. Ben ve kardeşlerim aşırı yokluk çektik.
+1
gabe h coud
(19.03.26)
Kendi evimiz olmasaydı çok kötü olurdu. Kendi evimin olmaması evlenmememin en büyük nedeni. Benim gözümde kendi evi olmayan herkes fakir.
-6
arbre
(19.03.26)
Kötüydü, farkındaydım. Alışveriş zamanları en ucuzunu seçerdim. Bütçeyi hafif zorlayacak bir şey olduğunda bizimkiler alalım hallederiz dediklerinde bile almak istemezdim.
+1
anatomik
(19.03.26)
Giderek daha kötü hale geldi ama iyi olduğu zamanlar bile annem/babam mahçup olmasın diye bir şeyleri hiç istemediğimi istesem alacaklarını ama zor durumda kalacaklarını da biliyordum.

Yeri geldiğinde de kimsenin sahip olmadığı şeyleri aldılar, kimsenin evet demeyeceği şeylere onay verdiler. Allah razı olsun onlardan.
0
chicha_v2
(20.03.26)
yanlış anlaşılabilecek bir durum yoktu. sınıf kinimi o günlere borçluyum.
+1
anon1m
(20.03.26)
Farkinda degildim. Herkes bizim gibi rahat yasiyo saniyordum. Devlet okulunda okuyan cocuklarin ailesini fakir degil, cimri saniyordum. Oyle bir farkinda olmayis icindeydim yani.
+1
Kittie
(20.03.26)
farkındaydık. zengin muhitte yaşayan orta halli olunca okulda, sokakta bunu zaten çok net görebiliyorsun. ayrıca evde sürekli bir para hesabı - tutumluluk yapılınca bazı kaynakların sınırlı olduğunu çocuk bile olsan anlıyorsun. anlamasan da aile sana hissettirmek zorunda ki durup durup olmayacak şeyler isteme.
0
orpheus
(20.03.26)
çevremize göre ortada bir yerde olduğumuzu anlamıştım. bizden kötüsü de iyisi de vardı.

meğer daha ne zenginlikler, ne fakirlikler varmış. bunu lise 1'de instagram'ın hayatımıza girmesiyle fark etmeye başlamıştım.
0
art cat chocolate
(20.03.26)
Annem babam öğretmendi, iki kardeştik, ailelerinden gelen ev, destek vs olmadığı için iyi durumda değildik ama babamın aşırı tutumlu olması nedeniyle çocukken bizi aşırı fakir sanırdım. Düşük gelirli ailelerin oturduğu mahallelerde oturduğumuz için üzerinde düzgün kıyafet bile olmayan çocukları görünce kendimi şanslı görüyordum, Llkokul sonrası Anadolu Lisesini kazanınca ve orada varlıklı çocuklarla tanışınca ve daha ilginci bizim gibi anne babası öğretmen olanları görünce bizim biraz gereksiz fakirlik yaşadğımızı anladım. Çok sevmeme rağmen eve muz alınmazdı, abur cubur gibi şeyler bizim için aşırı lükstü, kıyafetlerimiz, ayakkabılarımız kolay kolay yenilenmezdi. Bunları alamayacak kadar fakir olmadığımızı sonradan anladım.
+3
creepy
(20.03.26)
Kenar mahallede oturup daha elit semtte okula gittigim icin 7 yasindan itibaren gayet barizdi dusuk gelirli oldugumuz.
0
hot potato
(20.03.26)
Orta okul liseye kadar normaliz sanıyordum sonra etiler dışındaki hayatı az buçuk görünce orta üstü olduğumuzu idrak etmiştim. Ben herkesin evinde para sayma makinesi var sanıyordum mesela tost makinesi, televizyon gibi.
-1
ruhen hastayim ben
(20.03.26)
Oldukca fakirdik. Babam hapisteydi ve yogurt, salatalik, su karisimina ( cacik diye isimlendirildigni bile sonradan ogrendim) ekmek dograyip yerdik. Bazi aksamlar o bile olmaz ac yatardik. Kara lastik disinda ayakkabim olmadi. Hic parka gitmedim, salincakta sallanmadim, kaydiraktan kaymadim. Yoklugu biliyorduk ama kendimi fakir hissettigimi hatirlamiyorum cunku dogunun en kucuk sehirlerinden birinde sosyoekonomik acidan oldukca dusuk koy gibi bi mahallede buyudum. Bir kalemi iki kardes ortaklasa kullaniyorduk. Ben sabahciydim, ablam oglenci. Bir gunde bir tek adet 0.7 ucu bitirdigim icin ablamdan firca yedigimi hatirlarim. Ilkokul ogretmenim Zubeyde Hanim. Trabzon'lu. Allah ondan razi olsun. Universite sinavinda ilk ikibine girdiysem en cok onun sayesinde. Anadolu lisesi sinavlarina beni sokup calismam icin bi test kitabi vermisti. Ilk spor ayakkabimi Anadolu lisesine basladigim zaman almistim. Bembeyaz bir spor ayakkabi. Ilk gun sira olup iceri girerken mudur yardimcisi beni kenara ayirmisti. Spor ayakkabi yasak, kundura giymen lazim demisti. Nasil yasak olabilir! Ben giymeye kiyamiyordum, yasak olmasini anlayamamistim bir turlu. Fakirligin buz gibi elini yuzumde bir tokat gibi sanirim o zaman hissettim. Neyse.
+6
krmzbvl
(21.03.26)
Zengin olduğumuzu bilmiyordum. Tüm ilk ve ortaöğretim hayatım boyunca, sadece "maddi durumumuz ortalamanın az üstünde" zannediyordum. Sebebi, anne ve babamın tüm hayatları boyunca lüksten uzak yaşamalarıydı. Okulda kırtasiye, giyim, aksesuar, oyuncak vb. şeylerde hep sınıf ortalamasının altında oldum. Yaşadığımız şehrin en zengin beş ailesinden biriymişiz o dönem...

Artısı, şımarık olmamam oldu ama üniversite ve genç yetişkinlik yıllarım hep içimde kalan çocukluk uktelerini gerçekleştirmekle geçti...

İlk uçurtmamı 39 yaşımda uçurdum. Halen bisiklet kullanmayı bilmiyorum.
+2
yadigar
(21.03.26)
(17)

Kapsül kahve?

purplee
Herkese merhaba. Filtre ve Türk kahvesi içen birinin kapsül kahve makinesine geçmesi mantıklı mıdır?Tchibo’nun kapsül makine kampanyasını gördüm, deneyen varsa yorumlarını merak ediyorum.++++++Gelen yorumlara istinaden; Türk kahve makinesi ve filtre kahve makinem mevcut. Pratik ve değişik bir seçene
Herkese merhaba.

Filtre ve Türk kahvesi içen birinin kapsül kahve makinesine geçmesi mantıklı mıdır?
Tchibo’nun kapsül makine kampanyasını gördüm, deneyen varsa yorumlarını merak ediyorum.

++++++Gelen yorumlara istinaden; Türk kahve makinesi ve filtre kahve makinem mevcut.
Pratik ve değişik bir seçenek olur diye düşündüm, ek olarak sade Americano içerim dışarda, kahve gurusu değilim.
0
purplee
(10.03.26)
Filtre kahve ve americano içen biri olarak ben hiç sevmedim.
Söylediğiniz markayı denemiştim misafirlikte olduğum evde ve bunu içmektense üşenmeyip türk kahvesi yapmayı tercih ediyordum (türk kahvesi de pek sevmem).
Denemeden almanızı önermem bence herkese göre bir tadı yok.
+1
mutekebbir
(10.03.26)
Filtre kahve seven biri olarak çeşitli markaların kahvelerini denemeyi daha çok seviyorum. Kapsül makine evrenine girince hareket alanın kısıtlı oluyor ne yazık ki ama kötü diyemem. gayet pratik bir olay. tchibo'nun kahveleri de güzel tabii ama dediğim gibi sınırlanmış oluyorsun.
0
elektr10
(10.03.26)
Uzun yıllardır kapsül kahve makinesini tekrar doldurulabilir kapsül ile kullanıyorum. İstediğim kahveyi koyuyorum. Hem pratik, hem hesaplı, hem de lezzetli.
0
auroraaurora
(10.03.26)
Her gun filtre kahve iciyorsaniz, nespresso vertuo alip arada bir usendiginizde ya da aromali ve kaliteli bir kahve icmek istediginizde icebilirsiniz. Cesitli boyutlari var, ister espresso, ister mug boyutu yapabiliyorsunuz. (Kahveler pahali, tanesi 50 tl civari su an)

Ama her gun icerim diyorsaniz tchibo olabilir. Maliyet acisindan fark var. Hem de farkli markanin kahvelerini de yapabiliyorsunuz. Nespresso da kullanamiyorsunuz farkli marka.
0
brkylmz
(10.03.26)
Uzun yıllar çekirdek öğüterek kahve demledim ama son 1 yıldır ağırlıklı kapsül kahve içtiğimi fark ettim. Avantajları ve dezavantajları var;

+Çok pratik, bir dakika içinde kahveniz hazır. Ayrıca temizleme derdi de yok.
+İyi bir filtre kahve için çekirdek öğütmeniz gerek, dolayısıyla filtre kahve makinasına öğütücü parasını da eklemelisiniz. Ama kapsül kahve makinasında buraları pas geçiyorsunuz.
+Sürekli aynı standartta tat. İyi çekirdek bulmak kolay değil, bulduğunuz çekirdeğin her zaman taze olması da garanti değil. Ancak kapsül kahveler her zaman aynı standart tadı verir.

- Kapsüller pahalı, çekirdek öğütme ile kıyaslandığında bardak başı maliyeti çok daha yüksek.
-Çeşitler görece sınırlı. Tchibo yerine Nespresso tercih ederseniz farklı marka ve fiyat seçeneği daha bol. Bu arada yurtdışına gidip geliyorsanız orada kapsüller çok daha ucuz, aklınızda bulunsun.
-Makinalar filtre kahve makinaları ile kıyaslandığında daha pahalı. Hele yok süt köpürtme yok latte yapma zart zurt gibi özellikler eklendiğinde iş saçma yerlere gidiyor. Hiç gerek yok bu arada bu özelliklere. Çok basit ve ucuz bir süt köpürtme aletiyle de aynı sonuçları alırsınız.


-
+2
thracia
(10.03.26)
Türk kahvesi ve filtre kahve seviyorsanız bu cihaz bir kere heves edilip alınıp kenara kaldırılacak bir cihaz olacaktır
0
limonlu eksi
(10.03.26)
Yıllardır Caffisimo kullanıyorum, ikram ettiklerim kokusundan ve tadından direk hangi çekirdek kahve diyorlar, özellikle Barista ve yumuşak içim için Rich aroma caffe crema alıyorum. Hep aynı tadı ve tazeliği yakalayabilmek ve temizlik derdi olmaması açısından bence çok iyi. Dün Migros'ta 1 alana 1 bedava vardı, aslında kahve makinesi o kampanya ile kıyaslayınca bedava değil ama avantajlı yine de bilginiz olsun. Kahve makinesi de normalde 5 bine satılıyor.
0
creepy
(10.03.26)
üstte farklı bilgi verilmiş ama tchibo sadece kendi kapsülleri ile çalışıyor. nespressoda mesela bu kısıtlama yok.

evde şu büyük philips kahve makinesi olan, zift gibi de kahve içmeyi seven eşime nespresso hediye etmiştim iş yerinde kullansın diye. çok sevdiğini, evdeki makineyi aramadığını söylemişti. benim iş yerimde de tchibo var. yani ben pek kahve insanı değilim. içine 10mllik süt kremalarından filan katmam gerekiyor ama seviyorum. yani bence bi yerde deneme imkanınız varsa deneyip öyle alın derim.
0
elorelia
(10.03.26)
ben olsam bi filtre bi de türk kahvesi makinesi alırdım. kapsül kahve çok kaliteli gelmiyor bana.
0
jelly bear
(10.03.26)
mutekebbir +1

bana göre fiyatları çok uçuk. kullanışlılık, fiyat ve tat bakımından düşüneceğim yöntem değil.
kahve işi bana göre biraz da ritüel. her gün filtre kahve yapıyorum. suyu tart, kahve çekirdeğini tart, hemen öğüt ve taze taze demleyip iç.
kahvenin yanında hazırlama süreci de zevk veriyor.
her ay farklı çekirdekler, farklı öğütüm ayarları, farklı filtre kağıtları ve farklı demleme yöntemleri değişik tatlar çıkartıyor.

bence bu noktadan sonra kapsülle geriye gitmek yerine, daha kaliteli öğütücü ile kaliteli çekirdek (hatta kaliteli espresso makineleri ile de devam edilebilir) seviyeyi yükseltmek daha çok keyif verir
0
MtKrt
(10.03.26)
türk kahvesiyle kapsül kahvesi arasında fark var. ben tchibo kapsül kahvesi kullanıyorum. günde 2 adet içiyorum. sürekli içebilcek zamanım ve özgürlüğüm yok. pratikliği iyi. beklentiye bağlı.
0
mikahakkinen
(10.03.26)
siz filtre kahve ve türk kahvesi içiyorsunuz. tchibo'nun kapsüllü makineleri sadece espresso yapıyor. yani sizin ihtiyacınıza kesinlikle cevap vermiyor. americano ile aranız nasıl? espresso ile aranız nasıl? bu cevaplara göre belki alınabilir.

kapsüllü makinelerin artıları temizliklerinin neredeyse olmaması ve size ortalama bir kahveyi standart bir şekilde veriyor olması ancak bu ortalama kahve makinesi aynı zamanda bir eksi. özenip güzel bir çekirdek alıp çok iyi bir kahve yapma şansınız yok. bir de kapsüller gramaj olarak bakıldığında pahalıya geliyor. çekirdekten kahve yapmak çoooook daha ucuza geliyor. evimde iki farklı tchibo kapsüllü makine kullandım, biri hala duruyor. bir de tam otomatik miele'm var. şu anda sıfırdan almam gerekse, kapsüllü makine almam, alırsam da tchibo almam. çünkü kapsül çeşitleri sınırlı. değişik firmalarda nespresso'nun kapsüllerini bulmanız mümkün, Migros'ta Carrefour'da bile var.

benim önerim French press ve Arçelik telve ile devam etmeniz.
-1
co2s2
(10.03.26)
her kapsüllü makina sorusuna benzer şeyleri yazıyorum. tam da sizin gibiydim bende. türk kahvesi makinası, filtre kahve makinası, french press, v60. bi çeşitlilik istiyordum. 2.el nespresso aldım işyerine. 4senedir kullanıyorum. eve de aldım sonrasında yine 2.el. ben seviyorum ya. sevmeyeni de çok. ben de gurme değilim. günde 1tane içiyorum kapsül kahve. bazı kapsüller sert gelebiliyor. su ya da süt köpürtüp ekliyorum. mis. pratik. taze. güzel kahve. benim ihtiyaçlarıma karşılık oldu. tchibo yerine nespresso tavsiye ederim. muadil kapsül çokça bulabiliyorsunuz çünkü. en son kahve dünyasından aldım 100adet, kapsülün tanesi 15liraya denk geldi. çiçek gibi çıktı.
0
dedim ben sana
(10.03.26)
espresso ve sütle yapılan türevlerini (kapuçino, latte, makiyato vb) bir kahvecide denemediysen deniyorsun. Mmm ben bunları evdede içmeliyim diyorsan, kapsüllü bir makina alıyorsun.
0
parka
(10.03.26)
alma. kapsül kahvelerin hepsinin tadı aynı.
-2
buenosdias
(10.03.26)
Nayır sakın alma. Hevesle alıp kenara atarsın.
0
huladancer
(10.03.26)
Konu pratiklikse daha pratik bi' kahve hazırlama yöntemi bilmiyorum ben. Aşırı pratik, Sabahları evden çıkmadan önce 15 dakikanm var. 2 dakikada caffe crema yapıp 10 dk içiyorum, evden çıkıyorum.
0
kumandanim
(11.03.26)
(4)

Yapay zeka neden belli bir tarihte patladi

mbond
Sebebi neydi ki? Temelleri cok eskiye dayaniyor yanilmiyorsam. Alt yapi ve donanim anlamindaki yetersizlikler olabilir tabii ama donanimda bir anda buyuk bir sicrama mi oldu 2021 civarlarinda?Biraz buyuk resim modunu acarak sunu da sorayim. Tam yillarini hatirlamiyorum ama AI oncesi donemde yillarca
Sebebi neydi ki? Temelleri cok eskiye dayaniyor yanilmiyorsam. Alt yapi ve donanim anlamindaki yetersizlikler olabilir tabii ama donanimda bir anda buyuk bir sicrama mi oldu 2021 civarlarinda?

Biraz buyuk resim modunu acarak sunu da sorayim. Tam yillarini hatirlamiyorum ama AI oncesi donemde yillarca icerik uretimi parlatildi. Tabii sonucta sirketler parasini kazandi, sahislardan da kazananlar oldu. Icerik uretiminin parlatilmasi ve oyle veya boyle bu iceriklerin AI tarafindan kullanilmasi arasinda bir iliski olabilir mi? Yani planli yapilmis birseyler olabilir mi?
0
mbond
(06.03.26)
2020 yılında büyük sıçrama oldu diyebiliriz aslında. Bu sıçramanın adı nöral ölçekleme yasaları olarak geçiyor. Aslında bu da 2017'de yapılan araştırmalarda fark ediliyor ama ilk kez OpenAI 2020'de matematiksel olarak modelliyor. Kısacası modeli, veriyi, hesaplama kapasitesini ne kadar artırırsak yapay zekanın da performansı o kadar iyileşiyor şeklinde basitleştirebiliriz.

Evet, yapay zekanın tarihçesine bakarsak çok eskilere, 1950'lere kadar gittiğini söylemek mümkün. Ancak 2020 yılındaki bu buluşa kadar hep "daha iyi bir öğrenme algoritması geliştirmemiz lazım" mantığıyla hareket edildi. Ancak ölçekleme ile birlikte aynı algoritma ile daha büyük veri modeli kullanarak daha iyi öğrenmenin mümkün olduğu bulununca "daha iyi algoritma" algısı da yıkılmış oldu.

Tabii yegane sebebi sadece bu keşif değil. Sonuç olarak bu büyük veri modellerinin de kullanılabilmesi için büyük veriye ihtiyaç vardı. Bu da internetteki verinin büyümesiyle mümkün olabilecek bir şey. Yani atıyorum bu keşif 1950'de yapılmış olsaydı bile o dönem internet bile olmadığı için büyük veriden söz edemezdik.

Diğer bir parametre de GPU'nun AI işlemleri için kullanılabileceğinin keşfi. Bu da 2009-2012 arasına tekabül eder. Örneğin bir CPU (mesela 8 çekidekli bir işlemci olsun) aynı anda 8 işlem yapabiliyorken (işlemleri sırayla yapar ama çok güçlü yapar), GPU binlerce küçük çekirdeğe sahip olduğu için binlerce işlemi aynı anda yapabiliyor (bu çekirdekler CPU çekirdekleri kadar güçlü değil ama aynı anda çok fazla işlem yapılabiliyor). GPU'nın çalışma mantığının matris işlemlerine ve dolayısıyla sinir ağları işlerine uyumlu olması yapay zekada işlem kapasitesinin çok artmasına sebep oldu.
+7
himmet dayi
(06.03.26)
Bir de şöyle bir örnek vereyim CPU/GPU farkını anlatmak için.

Örneğin satranç öğrenen bir yapay zeka modeli düşünelim. Algoritma şu şekilde mesela:
1. Hamle yap
2. Pozisyonu değerlendir
3. Bu hamle yanlış ise (yani pozisyon daha kötüye gittiyse) kullandığın modeldeki ağırlıkları güncelle (bu ağırlık güncelleme de ön tanımlı, yani atıyorum her hatada birince değişkenin ağırlığını 0.1 artır gibi)

Bu algoritma ile satranç oynamayı öğrenmek için modelimiz mesela 8 milyon pozisyon incelesin (satrançta yaklaşık 10⁴³ pozisyon olduğu tahmin ediliyor da neyse :d).

8 milyon pozisyon incelemelik bir iş var. 8 çekirdekli CPU'muz her çekirdekte bir pozisyon inceleyebileceği için bu incelemeleri 1 milyon iterasyonda tamamlayacak. Bu da aylar sürebilir.

GPU'da ise (10 bin çekirdekli olsun mesela) bu işlem 800 iterasyonda bitece. Bu da birkaç saat sürer.

Özetlemek gerekirse yapay zekanın öğrenme modeli buna benzer. Yani işlem yap, yeni durumu değerlendir, daha iyi değilse modeli güncelle. Bu şekilde milyon hatta milyarlarca işlem yapıp durum değerlendiriyor. Tabii bu durum değerlendirmeleri de örneklere, ön tanımlara dayalı. Durumu değerlendirdiğinde ortaya çıkan sonuç öncekinden daha iyi değilse, yani hatalı ise modelini güncelleyip tekrar deniyor.

Resim çizen yapa zeka modelleri de bu mantıkla çalışıyor aslında. Örneğin sen bir resim çizdiriyorsun. Atıyorum bir saat çiz dedin. Yapay zeka rasgele piksellerle bir görsel oluşturup bunu gerçek saat görselleri ile kıyaslıyor. Gerçek görsel ile kendi yaptığı görselin her bir pikselini tek tek kıyaslıyor (RGB verilerini) ve aradaki farklı hata olarak varsayıp sonraki iterasyonda hatayı, yani RGB değerlerinin farkını azaltmak için modelini güncelleyip tekrar çiziyor. Bu çizme ve kıyaslama işi sayısız işlem tabii.

Bu yüzden mesela eskiden "ağzına kadar dolu şarap bardağı çiz" dediğinde çizemiyordu veya saat 5:43'ü gösteren analog bir saat çiz dediğinde doğru düzgün çizemiyordu. Hala da süper çizemiyor çoğu model ama eskiden saat çiz dediğinde şuna benzer çiziyordu hep: cdn.dsmcdn.com
Sebebi internetteki saat görsellerinin ezici çoğunluğu 10:18'i gösterir. Benzer şekilde şarap dolu kadeh çiz dediğinde de çoğunluk full dolu bardak olmadığı için görsel kıyaslamalarda çoğunluk bilgiyi doğru kabul ediyordu ve çizemiyordu. Tabii şimdi biraz değişti artık sadece görsel kıyaslamayla da yetinmiyor, söylenen promptu daha iyi anlamak üzerine modellendiği için 17:43 dediğinde akrep ve yelkovanın açılarını falan hesaplayıp ona göre bir şeyler çıkartıyor ortaya.
+6
himmet dayi
(06.03.26)
Detayları yazmışlar ben daha genel bir prensipten bahsedeceğim.

Bir ürünü icat etmek ile piyasaya kullanılabilir bir ürün olarak sunmak arasında fark var. Sistemler daha önce de vardı ama ürünleştirilememişti, openAI bunu başarılı bir ürün haline soktu ve olaylar gelişti.

Örnek: ilk dokunmatik telefon IBM tarafından 90’larda geliştirildi ama 2007’de iPhone bunu kullanılabilir bir ürün haline getirene kadar hep tuşlu kullanıyorduk hala.
+1
antikadimag
(06.03.26)
Güzel anlatılmış yukarıda ama sorunuza doğrudan cevap olması adına şimdi kullanılan teknolojinin ilk temelleri : Neural Networks 1950’lerde, Backpropagation 1980’lerde atılmış. Aslında asıl sıçrama bunlar ama Transformer Architecture (derin öğrenme veya self-attention) denilen sıçrama 2017'de olmuş. 2019–2023 arası da yaygınlaşıp daha işe yarar hale gelmesi bunda da dev GPU kümeleri (örn. NVIDIA A100) geliştirilmesi ve LLM (Large Language Model) yani çok büyük metin veri setleriyle eğitilmiş ve çok fazla parametreye sahip dil modelerinin türemesi. 2021 sonrası teknoloji halka ulaştı diyebiliriz.
0
creepy
(07.03.26)
(7)

Arama motorlarının artık aramadığını fark ediyor musunuz?

suicmeyenadam
selam. son 1-2 senedir google ile kesinlikle çok dar bi evrende arama yapabildiğimi fark ediyorum. sizde de öyle mi? eskiden olduğu gibi derinlemesine araştırma dalma hissi yok, yerli yabancı farklı kaynaklar önümüze serilmiyor artık. sanki efendiler fikir değiştirdi ve sadece popüler gündemlerden g
selam. son 1-2 senedir google ile kesinlikle çok dar bi evrende arama yapabildiğimi fark ediyorum. sizde de öyle mi? eskiden olduğu gibi derinlemesine araştırma dalma hissi yok, yerli yabancı farklı kaynaklar önümüze serilmiyor artık.

sanki efendiler fikir değiştirdi ve sadece popüler gündemlerden gitmemize izin verdiler gibi hissediyorum. arama motorunun özü yok artık, sadece makbul sonuçlardan oluşan suni bir kişiselleştirilmiş arayüz var.

yapay zekalar zaten kapalı kutu, birkaç tekel şirketin kapalı algoritmasından süzülen bilgilere sırf okunabilir bir arayüz ve pratiklik illüzyonuyla kapıldık gittik hepimiz.

bilgi ne ara bu kadar kapital hale geldi? 15 sene önceki google ile bilgiyi aramak çok daha doyurucuydu. artık belli ki o makbul değil de, yapay zeka kullanmak sanki zorunlu seçmeli ders gibi.

nasıl bir çözümü olabilir? abartıyor muyum? yorumlarınızı merak ediyorum tikler hazır. teşekkürler.
+2
suicmeyenadam
(28.02.26)
Google çöplük olalı 5-6 sene oluyor. Bilgiye ulaşmak için çeşit çeşit yöntemler, bir sürü anahtar kelime gerekiyor. Gerçekten önemli bir konu değilse saldım artık araştırma vs yapmıyorum. En fazla Vikipedi, sözlük okuyup geçiyorum. Forumlar bitmeseydi iyiydi
+2
artıküyeolmakistiyorum
(28.02.26)
Geçenlerde bir şey duymuştum. Google arama sonuçlarının 2. sayfasına tıklayanların oranı büyük oranda düşmüş.

İnternette sörf yapmak diye bir tabir vardı eskiden. Şimdi sorsan hatırlamaz millet.

Yandex bu konuda fena değil gerçi. Arşiv araştırması yaparken mutlaka bir Yandexde aratıyorum.
+2
yurtsuz john
(28.02.26)
Google çöplük oldu +1, neden oldu tam anlamadım ama sanırım algoritmalar, bunların içinden geçilmesi vs.

Ben şunu deneyimledim, eskiden yarım yamalak bir ingilizceyle bile yazsam, aradığım şeyi tak diye en başta buluyordum. Şimdi mesela teknik bir konuda diyelim, bir programlama dilinin X konu başlığıyla alakalı spesifik birşey aratıyorum. Belki en üstte nispeten alakalı birşey çıkıyor, geri kalanların tamamı ilgili X konusu üzerine yazılmış çeşitli makaleler oluyor. Hiçbir şey bulamıyorum. 5-6 sene önce kim derdi ki Google aradığımız şeyleri bulamayacak. Bu yüzden yapay zeka ile ilgili ön görüler üzerine düşünsem de hep mesafeli yaklaşıyorum.

Yapay zeka kullanmak teknik konularda kaçınılmaz olmaya başladı. Burada da tabii daha önce internette de bahsi geçmiş olan acaba bir noktadan sonra doğru bilgi yanlış bilgi ayırt edemez hale mi geleceğiz sorusu ortaya çıkıyor.
+3
mbond
(01.03.26)
yapay zeka daha da ilerledikçe gittikçe pek çok açıdan işlevsizleşecek gibi görünüyor, bu durum da onun sonuçlarından birisi sanırım.
+1
darthvader
(01.03.26)
Duckduckgo kullanın, mis gibi. Google sadece SEO yapan sitelerle doldu.
+2
kobuzchu kiz
(01.03.26)
Aynı şekilde teknik bir konuda video izlemek gerekiyor; Youtube da arama yapıyorum, saçma sapan shorts ya da alakasız videolar çıkıyor, konu ile alakası olmayan.
0
mahsus mahal
(01.03.26)
Google algoritmaları işe yaramaz hale geleni yıllar oldu, son bir yıldır da işi yapay zekaya döndürme sürecinde iyice saçma sapan hibrit bir modelde çalışıyor. Bizzat tamamen orijinal içeriğe sahip kendi web sitelerimin bazı sayfaları özel çalışma yapmama ve o arama kelimelerinin tam karşılığı olmasına rağmen sık sık sonuç döndürmüyor. Ben bunu bilerek yaptıklarını düşünüyorum zaten internetin tekelleşmesinde en büyük pay her zaman google'ın oldu küçük içerik üreticilerini hiçbir zaman desteklemedi.
0
creepy
(02.03.26)
(4)

rota kaydeden uygulama.

lonelycowboy
selamlar.motosikletle veya arabayla geziye gittiğim yerleri rota olarak kaydetmek arşivlemek istiyorum. bisikletçiyim strava zaten kulanıyorum. buna benzer bi uygulama var mı bildiğiniz, kullandığınız?
selamlar.

motosikletle veya arabayla geziye gittiğim yerleri rota olarak kaydetmek arşivlemek istiyorum. bisikletçiyim strava zaten kulanıyorum. buna benzer bi uygulama var mı bildiğiniz, kullandığınız?
0
lonelycowboy
(23.02.26)
fuelio. varsa arabada / motorda kullandığınız bluetooth cihaza bağlanınca otomatik kayıt yapsın diye ayar yapabiliyorsunuz.
0
inheritance
(24.02.26)
google maps kullaniyorsaniz onun timeline'i var, zaten kaydetmis olabilir gittiginiz yerleri eger kapatmadiysaniz.
0
lemmiwinks
(24.02.26)
Motosiklet için Riser var, yürüyüş, motosiklet, bisiklet gibi aktivitiler için Wikiloc var.
0
creepy
(25.02.26)
teşekkürler. yazdıklarınızı deneyeceğim.
0
🌸lonelycowboy
(25.02.26)
(7)

Boykot sorgulama siteleri

yaren
SelamBoykot sorgulama sitelerinde manipülasyon olduğunu düşünüyor musunuz? Biri diyor boykotlu diğeri diyor boykot yok falan. Konu İsrail malı kullanmak mesela... neye göre bakıcam ben buna?
Selam

Boykot sorgulama sitelerinde manipülasyon olduğunu düşünüyor musunuz? Biri diyor boykotlu diğeri diyor boykot yok falan. Konu İsrail malı kullanmak mesela... neye göre bakıcam ben buna?
-1
yaren
(19.02.26)
Böyle bir şey mümkün olmadığı için böyle bir site de olamaz.
Modern USB flash belleğin mucidi Dov Moran, İsrail doğumlu bir Musevir.
Google ve Gmail, iki Musevi girişimci tarafından kuruldu.
Intel’de, hatta muhtemelen şu an bu duyuruyu açtığınız bilgisayarın işlemcisi de Intel’dir, birçok temel işlemci tasarımının arkasında İsrailli Musevi mühendisler var.
IVF teknolojileri arkasında onlar var.
Endoskopi teknolojisi arkasında onlar var.
ATM’lerin güvenlik sistemleri arkasında yine onlar var.
Tarımda kullanılan damla sulamadan, her akşam elinize aldığınız ağız hijyeninin ayrılmaz parçası diş ipine kadar Musevilerce geliştirildi.
Mağaraya dönmediğiniz sürece boykot yapamazsınız. Para direkt İsrail’e gitmiyorsa bile Musevilere gidiyor çünkü akıllılar, çalışkanlar ve başarılılar. Boykotun tek yolu tüm bunları kendiniz üreterek alternatif sunmaktır. Gerisi portakal bıçaklamaktan farksız. Kusura bakmayın.
+1
huladancer
(20.02.26)
Boykot sitelerinde neden boykot olduğu, ortaklık yapısı, terör rejimine destek şekli yazıyor. Tıklayıp okuyorum.Alternatifleri de yazıyor.Kendiniz değerlendirebilirsiniz.

@huladancer Terör rejiminin tek başarısı organizasyon ve hırsızlık. Akıl, zeka falan değil. İşlemcileri ve diğer teknolojileri geliştiren mühendis gruplarını yapay zeka yardımıyla incelerseniz binlerce çalışanın içinde kendilerinden olan mühendis parmakla sayılacak kadar az. Müslümalar çok daha fazla.
0
hebanon
(20.02.26)
Yetenekli ve zeki Müslümanları kendi şirketlerinde çalıştırabilme becerisi ve organizasyon yapısı da akıllı, çalışkan ve başarılı olduklarını göstermiyor mu? Biz neden yapamıyoruz?
Yanlış anlaşılmasın hiçbir şekilde savunmuyorum ama çuvaldızı batırırken iğnenin tadına da bakalım. huladancer'a katılıyorum, İşine geldiğinde 6 milyonluk boykot arabasını alıp binenler 20 liralık coca cola almayarak şov yapıyor çoğu zaman.
+2
creepy
(20.02.26)
@huladancer kimse Musevileri boykot etmiyor zaten. Musevi olmak bir insanı kötü de yapmaz. Ben aktif olarak 2 yıldır boykot ediyorum ve global olarak boykot hareketlerini takip ediyorum. Hayatımda hiç x ürününün geliştirilmesinde musevi bir mühendis çalışmış diye bir firmanın boykot edildiğini görmedim. Boykot aktif olarak soykırım işleyen bir devlete karşı yapılıyor. Ayrıca boykot en nihayetinde ekonomik bir zarar vermeyi hedeflese de esas amaç bireylerin bilinçlerini diri tutmalsrını sağlamaktır. Her tüketim davranışında bu sorgulamanın yapılması hiçbir ekonomik zarar olmasa dahi kendi içinde değerlidir. Meseleden hem bu kadar uzaksınız hem de görüş bildiriyorsunuz. Sanıyorum ve umuyorum ki yaptığınız yüzeysel ve birçok açıdan aşır tutarsız yorum kimse tarafından ciddiye alınmaz.

Soruya gelecek olursak, belli başlı siteler bir firmanın neden boykot olduğunu kriterlere göre belirtiyor. Öncelikle bu boykot işinde her markayı bağımsız olarak boykot etmekten ziyade (bu kişisel olarak yapılabilir) toplu sistematik bir boykot sonuç veriyor. BDS (boycott-divestment-sanction) olarak bilinen oluşum da boykot işini sistematik olarak tüm dünyada yürütmeye çalışıyor. Bu sebeple bds listesi benim için mutlaka ve mutlaka boykot edilemesi gereken markaları içeriyor. Liste burada: bdsmovement.net

Tabii bazı markaları boykot etmek çok zor. Ben amazon, booking vs hayatımdan çıkardım ancak google hem iş hem günlük hayatta vazgeçilmesi çok zor bir evren. Yine de reddit’te degoogle subı önemli ipuçları sağlıyor google boykotu için.

Bds’e ek olarak, boycat ve no thanks appleri gerekçelerle belirtiyorlar bir markanın neden boykot olduğunu. Gaza.nu danimarka temelli ve kategorilere ayırmış boykot kriterlerini.

Bir firmanın mesela israil ordusu IDF’e doğrudan katkısı var ise bu çok katı bir boykot sebebi. Ya da bir CEO açıkça soykırıma destek vermişse.

Ama diyelim nutella’nın şemsiye şirketi ferrero. İtalyan firması ama boykot, neden? Çünkü İsrail’de ticaret yapıyor, dolayısıyla vergi ödüyor, ve terör devletine para kazandırıyor. Şimdi burada bir ayrım yapıyorlar. Eğer BM’nin de kabul ettiği sınırlar dahilinde yapılıyorsa ticaret boykot edilemeyebilir diyen bir grup var ama eğer işgal topraklarındaysa (booking gibi) bu demek oluyor ki bu şirket doğrudan işgalden kar elde ediyor bu sebeple katı şekilde boykot edilmeli.

Yani mesele biraz karışık ancak bahsettiğim siteleri taratırsanız yavaş yavaş anlamaya başlayacaksınız diye düşünüyorum.
+5
but that was just a dream
(20.02.26)
Çok çok teşekkürler dostum @but that was just a dram

@huladancer

Soruma cevap vermemişsin, boykot etme davranışımı eleştirmişsin. Bundan rahatsız oldum. Senin görüşüne göre benim kendi boykot edebilme çapım minicik diye tepkisiz kalmam gerekiyor, fakat tam da büyük yaptırımlar bu tek tek tepkisizlikler üzerine kuruluyor. Bunun farkında olmalısın. Hiçbirimiz 1 iken 1000000'luk etkiye sahip olamıyoruz, iş yapamıyoruz, yer kaplamıyoruz, vs. Üzüntünün tam da bundan kaynaklandığını düşünüyorum, elinden büyük bir şeyin gelmemesi, devasa kötülük şebekelerini yok edememek... ama 1 olmak 0 olmaktan çok daha farklı ve kıymetlidir, o 1'ler olmasa 1000000 olamaz. Herkes üstüne düşeni yapma hassasiyetini ne kadar artırırsa o kadar iyi bence. Ben bu frekansı yaşamaktan yanayım, yoksa insanlık yönümüzü kaybederiz. Tepkisizlik doğru bir şey değil bana göre.
0
🌸yaren
(20.02.26)
Soruya cevap değil ama zamanında benzer zorlukları yaşamış biri olarak kendi deneyimimi paylaşmak isterim;

Yaklaşık iki yıldır sadece marka bazlı boykot değil genel bir tüketim boykotuna geçtim, özel olarak boykotuma devam ettiğim yerler var tabii ki o ayrı...

Genel boykota geçmem şöyle bir kolaylık sağladı;
Liste yapıyorum, ihtiyacım olan şeyleri, düzenli tüketmem gereken şeyleri teker teker listeliyorum...
Böyle olunca listemdeki gerekliliklere göre de markaları araştırıp kendime bir ana marka ve yedek listesi oluşturuyorum.
Zamanla zaten yavaş yavaş oturuyor bu. Şu an elimde bir liste yok ama alışveriş yaparken neyi almamam gerektiğinden çok neyi alacağımı bildiğim için biraz daha içim rahat alışveriş yapabiliyorum.


Bu ticaret dünyası, bambaşka bir dünya tabii o para bir şekilde dönüp dolaşıp belli yerlere aktarılıyorsa bile ben vicdani olarak bakıyorum, görüşlerime ters olan yerlerden alışveriş yapmak istemiyorum bu da benim en doğal hakkım illa mağara düzenine dönmeye gerek yok. Boykot bireysel bir tercihtir nedeni sonucu kimseyi ilgilendirmez.
+3
mutekebbir
(20.02.26)
öncelikle sorunun yanıtını bilmiyorum. ancak, bi boykot sitesi de boykot edilmişti yanılmıyorsam, kafaya göre boykot ekliyor diye.

sistem açıklama ile çalışıyor, yani şu boykot, neden referansı da bu şeklinde. siz açıp gönlünüze yatıyorsa boykot ediyorsunuz, yatmıyorsa tüketmeye devam ediyorsunuz.

diğer taraftan;

boykot yapıyorum, çok da mutluyum, sürekli de yapacağım.

açıyorsun gerekçesini okuyorsun makul geliyorsa almıyorsun oluyor bitiyor.

bu olmaz vs. diyenlerin hepsi kendince bir mantık geliştiriyor yok usb bilmem ne.

olay basit gözümüzün önünde çatır çatır masum bebeleri öldürdüler mi, öldürdüler. buna birileri çıkıp destek verdi mi, verdi.

ha işte o birileri ne üretiyorsa almıyorum.

museviyle yahudiyle işim yok. o soykırımı kim yaptıysa derdim o.

yarın dönüp oradaki babaların yerinde olmak istemiyorum. elimden gelen bu, dibine kadar da yapacağım.

zamanında yahudilere yapıldığında yaşasam almanlara da aynısını yapardım. hala iltisaklıları da almam.

ama burada yok bilmem kim yahudiydi falan bırakın bu işleri.
+1
gurur
(21.02.26)
(32)

Cocuk istiyor muyum

Purple life
Kafam cok ama cok karisik…Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik. (Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama ald
Kafam cok ama cok karisik…

Normalde cocuk planladigimiz icin cocuk olunca gidilmesi zor olan yerlerden biri vietnam ve kambocyaya geldik.

(Cocuk varken de geziliyor demeyin please ayni sey degil. Cocukla o kadar uzak yerlere gitmek hem cocuga hem anne babaya cok zor bana göre. Yapan oluyordur ama aldigin fayda gösterdigin cabaya bana göre degmez.)

Ve su an gördüklerimle burada tanistigim insanlarla ilgili sunu fark ettim. Buraya gelen cogunluk turistler ya 20li yaslarin basindalar. Singlelar ve macera ariyorlar.
Ya da 50 yasin üstü cocugunu okutmus büyütmüs sorumluluklari bitince rahatlamis tipler.

Cocuk varken30lu 40li yaslarda böyle bir tatil yapmak imkansiz. Yaslaninca da su an gençken oturabildiğin barlara oturmak imkansiz. Herkes genc alien gibi kalirsin aralarinda.

Cocuk yapinca en güzel yaslarin boş vakitlerini cocuga adayarak geciyor. Bu nerden baksan 15-20 yil demek.

Cocuk olmadan son kez gezelim dedigimiz yerden cocuk istegimle ilgili müthis bir kafa karisikligi yasayarak dönüyorum.

Cocuk yapanlar cocuksuz hayatinizdan nelerden vazgectiginizi bilerek mi yaptiniz yoksa cahil cesaretiyle mi?

En yakin Arkadasimin cocugu var. Bebek arabasiyla oldugu icin metrodan asansörle cikmak zorunda kaliyoruz. Normalde 30 snlik is asansör cagir asansör bekle önce baskalari ciksin vs 5-10 dk sürüyor. Bu en ama en basit örnegi ama bu bile gözümde asiri büyüdü.
-11
Purple life
(18.02.26)
Evli ve çocuklu biri olarak en özet cümleyi yazayım:
Ne çocukla oluyor ne de çocuksuz...
Çok zor bi iş. Masallardaki o sevimli anne baba değilseniz kafanız yersiniz.
Zevk olarak değil de iş olarak düşünün çocuk sahibi olmayı. Ona göre tekrar düşünün.
0
luluki
(18.02.26)
Herkes pisman da söylemiyor mu yani? :)
Psikolojide bir durum var. Emek verdikce sevmek zorunda kaliyorsun.
(bkz: Cognitive Dissonance Theory)

Yani pisman olmadiklari pisman degilim demiyorlardir da gercekten pisman olmadiklarini düsünüyorlardir bence.
-4
🌸Purple life
(18.02.26)
@thetrue, broo kanadada yasiyor olsam senin deyisinle cambodia ya gidince ben de zorlanmazdim. ^^
0
🌸Purple life
(18.02.26)
Çocuğum olana kadar epey gezmiştim hevesimi biraz almıştım yani, çocuk olduktan sonra da gezdim (tek çocukla Singapur, Bali, New York, Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Balkanlar gibi destinasyonlara; iki çocukla da Mısır sharm el sheikh, İsveç, Danimarka, İsviçre, Yunanistan, Romanya, Avusturya, Katar'a gittim) çocukla daha zor bunu inkar edemem ama imkansız değil. İsteyen yapar.

Mevcut durumdan optimum keyfi almayı bilen birisiyim, arada vuku bulan ufak tefek mızıklamalar beni etkilemiyor. Bu kadar büyütmüyorum kafamda. Yanıma oyun hamuru, boyama, ufak legolar alıyorum. 5 6 günlük bir gezinin bir gününü çocuklara adayacak şekilde falan plan yapıyorum (rust'taki rulantica'ya götürmüştük bir gün onları. Gezinin geri kalanında müzelerde sokaklarda gık duymak istemediğimi de net bir şekilde söylemiştim) neye alıştırırsanız öyle gider. Sürekli çocuk eğlemek zorunda değiliz. Bırakın sıkılsınlar, kendilerini oyalamayı öğrenirler. Bırakın aç kalsınlar bazen de, bulduklarını yemeyi öğrenirler. Yürüyen merdivenden çıkabilecekken asansör işgal edenlerin ayıbı metroda yaşadıklarınız da (en azından pusetli veya tekerlekli sandalyeli birini görünce yer verip beklemeleri lazım)

Belli bir yaştan sonra zaten zorluğu kalmıyor. 9 yaşındaki oğlum yazın Glyptoteque'i benimle gık demeden gezdi. Yorum yaparak gezmek eğlenceli oluyor, onların gözünden dünyayı deneyimlemek hoşuma gidiyor. Beni genç tuttuklarını düşünüyorum

İtiraf: 2. Çocuğumdan sonra biraz sarsılmıştım. Hayatım bitti gibi gelmişti bir dönem. Onu yarım gün kreşe yollayıp part time işe dönene kadar kendime gelemedim. Yine de pişman değilim. Çocuk sahibi olmak kişinin kendisine kalmış bişi, herkesin bakış açısı beklentileri farklı.
+7
kullanicadi
(18.02.26)
Hayatın boyunca gezmek istemeyeceksin. Çocuk büyüyünce istediğini yapabilirsin. Çocuk sahibi olmanın bir zamanı var ama paran varsa istediğin zaman gezersin.
0
michael harddd
(18.02.26)
çocuk istiyorsun ama kafanda bir baskı kurmuşsun kendine, işi aceleye getiriyorsun. Henüz kendi hayatını yaşamamışsın belli. tatmin olmamışsın. Yaş kaç bilmiyorum ama 29-30 yaşındaysan çocuk fikrini 3-4 sene kadar ötele. Önce sen hayattan tatmin olacaksın ki sonra beklentilerini ve hayalerini çocuk üstünden yaşamak zorunda kalmayasın. 35 yaşındaysan öteleme tabii.
34 yaşında anne oldum ve 30-34 yaş arası geçirdiğim en verimli dönemli, iyi ki o dönemde çocuğum yokmuş.

Bunu da göndermemiş olmayayım: www.reddit.com
Zannedildiğinin aksine çocuktan pişman olmak az rastlanan bir şehir efsanesi değil, çocuğu hem sevip hem pişmanlık yaşayan sürüsüne bereket insan var., Bitçoğu psikiyatri kliniklerini dolduruyor.
+3
alice in potatoland
(18.02.26)
İstediğim zamanda hazır olduğumda çocuk yapmaya karar verdim ve pişman değilim. Ki özgürlüğünü, bireyselliğini çok seven biriyim. Son cümlenizden zaten hazır olmadığınız belli, herkes çocuk sahibi olmak zorunda değil.
+4
ekimoloji
(18.02.26)
2 yaş bebeyle tayland’a da gittim afrika ülkelerine de. beni çocuğum değil babası zorladı ve zorluyor (boşanma). imkanım olsa 1 çocuk daha isterdim kesinlikle. bence müthiş bir şey. ama bence. ayrıca gez gez bir yerden sonra sıkıyor.

tabii gezme açısından bakılırsa çocuk en alakasız yerde “anne çişim geldi, anne kakam geldi” diyecek. sonra “orada kaka yapmam ben” diyecek. ya da günlük hayatta yemek yemek istemeyecek, yaşıtları ilerlerken daha okumayı sökemeyecek mesela ya da dehb ya da disleksi olabilecek :) istediği ya da istemediği bir şey için inat edip tutturabilecek ya da en basitinden oyuncağınu bir yerde unutacaksınız ve krize girecek, istiyorum da istiyorum diyecek. kucakta taşınmak isteyecek, seyahat için gittiğiniz yerlerde bi kolunuzda bebek arabası diğer kolunuzda çocukla merdiven çıkmanız gerekebilecek. çantanızda yedek kıyafet, hırka/kazak, sağlıklı atıştırmalıklar vs taşımanız gerekecek ilk aklıma gelenler. hasta olacak, ağlayıp mızmızlanacak <3 çocuk ve çocuklu hayat işte. daha ergenliğe gelmedim (benimki 5 yaşında hala).

dediğim gibi çocuk değil çocuğun diğer ebeveyni daha çok zorluyor bence. benim deneyimim böyle.
+2
deartheodosia
(18.02.26)
çocuk yapmak isteyen veya istemeyen sen değilsin. hormonların.
o yüzden kendinle kavga etme.
0
plastic_angel
(18.02.26)
20-30 yaş arası gezmeyenler napsın cocuk mu?
0
koela
(18.02.26)
Yazdığın yazıda senin için ÖNEMLİ OLAN çocuk değil gezmek, sadece kendi hayatını yaşamak. Şu halde bence çocuk sahibi olmamalısın çünkü eğer olursan onu düzgün yetiştiremezsin, onun hayatını yapılandıramazsın mesela, sadece herkese çocuğum var diyebilmek için doğurmuş olursun, çocuğa kendi hayatını yaşatırsın, onun hayatını değil. Şu halin bence çocuk sahibi olmaya hiç ama hiç uygun değil.
+5
muhayyer divan
(18.02.26)
Çocuk da alışıyor o rutine, anne babayla birlikte olabilmek için. Kardeşim böyle mesela, geçen de eşi, dört yaşındaki çocuğu ve bir arkadaşlarıyla Filipinler'e gittiler. Orada havalimanında bagajları kaybolmuş, çocuk da onlarla oturup beklemiş. Çocuk da bayağı eğlenceli, enteresan bir insana dönüşüyor aslında. Benim 40 yaşında gördüğüm ülke sayısı 2 (biri Türkiye), 4 yaşındaki çocuğun min 6-7. Ama daha zor mudur, kesinlikle. Herkes bu stresle baş etmek ister mi, istemez.
+1
sekizdokuzon
(18.02.26)
eşim hamile. çocuk yapmayı hep ölçüp tarttık ve bunun mantıkla, ölçüp biçerek verilebilecek bir karar olmadığına kanaat getirdik. çocuk hayatına çok ciddi kısıtlar da getirebilir, çok büyük ve hiç tadamayacağın güzellikler de. o yüzden bu tarz gezerim gezemem vs gibi yüzeysel bir bakış açısıyla cevap bulma şansın yok. cevap vereceğin soru şu: başına neyin geleceğini bilmiyorsun, tanrıcılık oynamanın manası yok. fakat eşinle birlikte bu dünyaya bir birey getirip bu duyguyu hakkıyla yaşamak istiyor musun? soru sadece bu.

not: çocukla seyahat iki kişiden mutlaka daha zordur, ama yanında evladınla gezmenin tadını bilmeden böyle bir kıyaslama yapmak doğru değildir.
+2
awlmi
(18.02.26)
Fikrimi sorulaştırayım, sonra da benimle aynı fikirde olmayanlara cevap yetiştireyim düşüncesiyle açılan başlık sayısında bir artış mı var bu aralar?

İnsanoğlunda hayatın anlamı zaman içinde değişikliğe uğruyor. 3 yaşında bir çocuk oyuncak reyonundan geçerken bir oyuncak aldırabilmeyi amaçlarken, ergenleşme esnasında yaşam amacı karşı cinse kayıyor.
Şu an senin amacın dünyayı yanında puset taşımadan dolaşmak ve asansör sırası beklememek olabilir ama bir gün gelecek bir çocuk hayal edeceksin.
Bunu mutlaka isteyeceğini ben iddia ediyorum. Önerim de şu: Her şey zamanında güzel. Zamanını kaçırma.
+3
Mirket
(18.02.26)
merhaba!

evli, cocuksuz, 34F olarak benzer dusunceler icindeydim gecen seneye kadar. bolca gezdik tozduk yedik ictik eglendik esimle, sonra bir anda sikildim gezmekten. bayaa baayaa plan yapmaya usendim ki normalde bayilirdim. hani "ee bi sonraki seyahat nereye olsun hadi bakalim" gibi konusmalara giresim gelmedi. 10+ sene once gezdigimiz yerlerden yaptigimiz seyleri hatirlamaya calistim, ne yedik, ne ictik, nerelerde kaldik, nereleri gezdik vs, zorlandim detaylarda. bazi hissettiklerimi net hatirliyorum ama ayrinti yok. resimlere bakinca geliyor.

simdi pesimistik bir senaryoyla 65 yasima kadar yasasam, 30 sene var onumde. 30 sene daha gez gez nereye kadar diye dusunuyorum artik. hani 30 sene daha yasayacaksam 1-2 cocuk da buyuteyim madem. ha nolur, cat diye bi aksam arkadaslarla bara gidemeyiz kolayca ama bu insanlarla gorusmenin/takilmanin tek yontemi degil. bar olmaz kahvalti olur, cay olur, evde kahve olur, parkta oyun olur; olur yani, yeter ki istek olsun. bir de cocugun getirdigi yeni deneyimler var, iste akvaryumdur, hayvanat bahcesidir, parkurdur, derstir, kumdan kale vs. vs.

insan alisiyor bence her turlu icinde bulundugu duruma. cocuk olunca nromaliniz zaten cocuga gore hareket etmek olacagi icin asansorler fln gozunuzde o kadar da buyumeyecek. bir de asansore zaten ufaklikta 1-2 sene ihtiyac duyacaksiniz, sonra gececek.

zaman; cocuk olsa da olmasa da geciyor. bir kismi da cocuklu geciversin modundayim ben.

bu arada eger okumak isterseniz the baby decision (Merle Bombardier) kitabini oneririm, okuyucuyu ozellile bir yone cekmeden her iki tarafi da dusunmeye itiyor.
+5
taurina
(18.02.26)
Cocuklu ve cocuksuz hayatlar cok farkli oluyor.En guzeli once cocuksuz sekilde 4-5 sene hakkini vererek cift olarak takilmak sonra da cocuk yapmak.Cocuk olunca 6-7 yasina girene kadar iptal oluyorsunuz sonra cocuk buyuyunce buyumus bir ekiple geziyorsunuz.Onun da tadi farkli.
+2
turkuaz
(18.02.26)
6 yaşında çocuğumuz var 2 yaşından beridir beraber geziyoruz öncesinde de eşimle çok gezdik.

Gezme konusunda %100 katılıyorum aynı şey değil ama maşallah bizim çocuk çok uyumlu biz hiçbir şey kaybetmedik gezme lüksümüzden.
Ha gezdiğimiz yerlerde yakın yerler değil güney Afrika meksika amerika vs hala da çok güzel geziyoruz maşallah hiç hiç problem çıkarmıyor aksine çok eğleniyor

Çocuk başka bir olay tüm dünyayı çocuğum için bir çırpıda düşünmeden çöpe atabilirim. Gezme tozma lüksü falan bunların hepsi çocuğun tek nefesi yanında boş balonlar.

Bence çocuk olayını gezme tozma ile falan tartıp kıyaslamayın derim. İki farklı dünya.

lüks için çocuk istemiyorsan bahane yaratıyorsun aslında gerçekten çocuk istemiyorsundur
+1
basond
(19.02.26)
biz biraz geç yaşta çocuk sahibi olduk. Şu an ki tek pişmanlığımız keşke daha önce genç yaşta yapsaydık cocuğu diyor oluşumuz. 30 ları geçtikten sonra mental olarak çok zorluyor bence çocuk sahibi olmak. Ancak çocukla geçirdiğim zamandan sonra iç huzuru daha önce deneyimlediğim hiçbir şeyde de bulamıyorum.
0
administ
(19.02.26)
Evlilikte özgürlüğünden vazgecip huzuru ve dinginligi tercih etmek gibi iste (tamam siz evliliginizde de ozgursunuz, size demiyorum). Vazgectigin bazi seyler var, bunun yaninda elde ettigin bazi seyler var. Hangi duygulara daha cok ihtiyac duyduguna karar vermekle ilgili

Bence "ok ben yasicami yasadim, artik kendimden vazgeciyorum" dedigin noktada cocuk :)
0
üğpoıuy
(19.02.26)
Ya Vietnam Kamboçya nedir ki ya gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş. O kadar boş ki sadece çocuğu olanlar anlayacak beni.
Benim çocuğum planlı bir bebek değildi. Hamileyken de çok ağladım hayatım mahvoldu gezemeyeceğim diye. Şimdi düşünüyorum da yani koyayım gezisine :D
İkisi kıyaslanacak şeyler değil, tabi bu benim hayatım için geçerli belki sende aynı şekilde işlemeyecektir.
Eskiden hevesle kendim için gezerdim şimdi oğlum görünce ne tepki verecek diye sırf onun için geziyorum, onun mutlu olacağı yerlere gitmek istiyorum. Kısıtlanmadım başkalaşım geçirdim :)
Anne/baba olduktan sonra eskiden zevk aldığın şeylerden zevk almayacaksın zaten yeni zevkler geliyor :)

Edit: tabii ben 33 yaşında doğurdum. Daha erken olsa başka olabilirdi.
+1
kaptan maydanoz
(19.02.26)
kendi hayatınızdan ödün vermeyecek / veremeyecek biriyseniz çocuk zor. hiç girmeyin o topa. çocuğa da size de yazık. çocuk fedakarlık gerektirir.

onun harici paranız, fiziksel ve mental gücünüz varsa her yeri çocukla gezebilirsiniz.
0
galahad reloaded
(19.02.26)
Çocuk yapma kararını gezme tozma endeksine bakarak alırsanız büyük hata yaparsınız, bunun yerine bir çocuk yetiştirmek için psikolojik olarak, maddi olarak, donanım ve eğitim açısından uygun muyuz diye bakmanız daha sağlıklı olur.
Şahsen oğlum doğduğundan bu yana hayatımın kısıtlandığını hissettiğim hiçbir an olmadı. Hayatımızı kısıtlayan şeyler çocuk değil, iş güç maddiyat, sağlık gibi durumlar oldu sadece. 3 gün yalnız bir festivale veya iş gezisine gitsem oğlum yanımda değilse çok sıkılıyorum yukarıda birinin yazdığı gibi zaten gezip tozarken de keşke o da şunu görseydi fotoğrafını çekeyim de ona göstereyim kafasında geziyorum. Çocuk yetiştirirken onun psikolojisini sağlam tutar ve güvenli bir çevre sunarsanız zaten genetik olarak büyük sürprizler olmadığı sürece uyumlu bir birey olacaktır. Bizimkini daha 6 aylıkken çadır kampına götürdük o gün bugündür de bir yere gittiğimizde bize sorun çıkardığı bir an olmadı.
0
creepy
(19.02.26)
çocuktan sonra hayatta hiçbir şey aynı şey değil zaten orası ayrı da çocukla gezmek keyifli bi şey ya, 2 yaşındaki çocuğumun altıncı ülkesini gördüğü geziden dün döndük daha. vietnam ve kamboçya özelinde bilmiyorum ama avrupa amerika bizim için çok keyifli oluyor. tabii ki çocuksuz zamanlarımızdaki esneklikler yok yani çocuklu gezi çocuksuz geziden daha iyidir değil iddiam ama çocukla gezmek çocukla evde oturmaktan çok daha iyidir.
0
mezzosprite
(19.02.26)
ben de bebek bekliyorum, ara ara geliyor bu düşünce nasıl gezcem bebeyle diye ama en azından çişim geldi ve acıktım demeyi başardığı an gezmelere götüreceğim oni. öyle karar verdim. alışır o da.
0
Hallegadola
(19.02.26)
> gezmek tozmak bara gitmek yeni bir şeyler keşfetmek kariyer yapmak bomboşş

böyle büyütecekseniz keşke yapmasaydınız çocuk
-2
aguen
(19.02.26)
Cevap mecburen cinsiyetçi olacak ama anne olup da bu durumdan (hayatının ekseni tamamen kaysa da) memnun olmayan kadın azdır. O küçük gurupta değilsen sıkıntı olmaz.
-4
parka
(19.02.26)
çocuk yapma kararı bir noktada geri alınabilir bir karar olsaydı ilkokul 1. sınıfa giden bir tek çocuk bile kalmazdı dünyada. insanoğlu tam bir riyakar şovmen. bebekler sevilir. küçük çocuklar, onların şirinlikleri, ilk kez konuşma sancıları, ilk adımları, cıvıltıları , komiklikleri, yarattıkları kaos ve zahmete denktir. 8-10 yaşından sonra kim s*ker Yalova kaymakamını. dürüst olalım biraz.
-6
loch ness
(19.02.26)
@hallegadola aslında çişim geldi acıktım demeye başlamadan önce daha da kolay oluyor :) dayıyoruz memeyi biberonu, her yerde bebek bakım odası var zaten altını orda değiştir bu kadar. ne yiyecek derdi olmadan önce. asıl ihtiyaç/görüş beyan ettiğinde ve yürüdüğünde işler biraz daha zorlaşıyor (ama yine de çok güzel)
+2
mezzosprite
(19.02.26)
Hocam asansör işi gözünüzde büyüdüyse bence çocuk için hazır değilsiniz.

Sadece bir cümleden yüzeysel bir tespit yaptım o kadar.
0
kumandanim
(19.02.26)
@aguen, çocuk yapıp yapmayacağımı sana soracak değilim. Ve bu saydıklarım o kadar boş ki inan bir gram değeri yok çocuğumun yanında.
+2
kaptan maydanoz
(19.02.26)
hayattaki bütün ihtimalleri aynı anda yaşayamayız ki ama. yaptığımız bir seçim diğer seçenekten vazgeçiştir.
mesela ben çocuk yaptım, hatta baya bile isteye tedaviyle yaptım, harcadığım emek, zaman, para başka yerlere gidebilirdi. ama bu sefer de çocuğum olmayabilirdi. bi seçenek seçtim ve ilerledim.
evet o yerlere tatile gidemeyebilirsin ama önünde başka ihtimaller açılır bu sefer. çocuğunla parka gitmekten zevk alabilirsin, çocuğun biraz büyüyünce müze müze gezebilirsiniz vs.
ya da çocuk yapmaz, yetişkin etkinliklerinde de takılabilirsin.


bir de her yaşın ihtiyacı farklı oluyor, 20lerinde zevk aldığından 50 yaşında zevk almayabilirsin.

bu arada çocuğum olduktan sonra daha çok dışarı çıkmaya gezmeye başladım çocukla evde durulmuyor çocuk da alışınca gezmeye durmuyor :D
+1
rayde
(19.02.26)
çocuklarım her şeyim, ama bunca şeyi en başta anlatsalar vallahi istemezdim, mantıkla değil duyguyla karar vermiştik. pişman değilim ama bugünki kadar bilincim olsa tabiki istemezdim. düşünsene 90 yaşına gelsen aç mı tok mu diye hala kaygılanacaksın. akıl işi değil. ömürlük bi kaygı satın almak anne babalık.
+1
antihero
(22.02.26)
(7)

Didim nasıl bir yer?

fraise
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?Bunlarla ilgili
Ailem için yazlık arayışındayız. Didim'de güzel yazlıklar var gibi görünüyor; özellikle Mavişehir bölgesinde tam onların ihtiyaçlarını karşılayacak evler mevcut.

Fakat belde olarak nasıl bir yer? Denizi nasıldır? Çocukları olarak bizler gittiğimizde sıkılır mıyız? Populasyon nasıldır?

Bunlarla ilgili bilgisi olan duyurucular varsa, deneyimlerini dinlemek isterim.

Herkese şimdiden teşekkür ederim.
0
fraise
(18.02.26)
ingiliz ve iskoç ailelerin bir zamanlar yoğun olarak ev aldıkları bir bölgeydi. 4-5 katlı domuz kasabı bile mevcut. ancak bazı dolandırıcı müeteahhitler yüzünden şu an pek rağbet görmüyor. genelde yaşlı emekli kesim rağbet ediyor. mavi bayraklı plajları ile meşhur. akbük tarafına da bakılabilir.
+1
ground
(18.02.26)
2 defa gittim , başka detaylı yorumlar da gelir illaki ama mavişehir bölgesinde kaldığım için yazmak istedim .
o bölgenin yeşilliği bol ağaçlı falan hoşuma gitmişti , denizi güzel ama çok küçük küçük insanları ısıran balıklar vardı . arkadaşlarımın bacaklarını ısırdılar , bazıları umursamadı ama ben korktum girmedim mesela .
insanları sakin tatlı uyumlular , emekli ağırlıklı .
biz 7 kişi arkadaşlarla gitmiştik 3 günden sonra çok sıkıldık Didim genel olarak sıkıcı bir yer .

kuşadası ya da ayvalık daha şirin geliyor bana bilemiyorum .
+1
devilone
(18.02.26)
bölgeye göre değişir tabi ama ben akbüke bayılıyorum sakin kendi halinde emeklli hayatı arıyorsa sizinkiler bir baksınlar mutlaka
0
alibilir
(18.02.26)
Ben çocukluğumdan beri her yaz oradayım, Mavişehir,Öğretmenler tarafında aile yazlığımız var. Biz seviyoruz çünkü eş dost orada. Ama aktivite vs isterseniz kısır bir yer. Genel popülasyon Denizli ve Ankara 'dan gelme özellikle emekliler ve Ağustos ayında Almancılar. Altınkum en hareketli bölgesi ama Türkiye'deki çoğu yere göre mekanlar açısından en kalitesizi diyebilirim. Son zamanlarda nüfusu da çok arttı. Denizi vs. iyidir ama.
0
creepy
(18.02.26)
Bi 5-6 sene yazlığımız vardı orada. Bizim yazlık denize yakın değildi, apollo tapınağının oralarda bi sitedeydi. Araba varsa her yerine ulaşım rahat, çok sayıda irili ufaklı koy ve plaj var. Birinden sıkılsanız diğerine gidersiniz o açıdan seçenek bol. Altınkum en meşhur sahili ama 10 sene önce bile ortamı kötüydü, şimdi daha da bozmuştur muhtemelen. Mavişehir çok tatlı bir yerdi ama denizi çok iyi değildi bence. Mavişehir'e yakın Büyük Anadolu Oteli vardı galiba onun oradaki plajlar daha iyiydi. Ama dediğim gibi araba varsa Akbük'e de gidilir, etraftaki diğer ufak koylara da gidilir o açıdan güzel. Manastır koyu vardı mesela en son gittiğimde çok kalabalık değildi ve güzeldi denizi.

Sıkıcı bir yer demem yani bir kuşadası değildir ama kuşadasını ben hiç sevemedim ortamı çok bayık geliyordu. 10-15 sene önce İngilizler varken Didim daha eğlenceliydi ama şu an pek İngiliz kalmadı sanırım. Bizimkiler de yine Didim'den bir yazlık almak istiyorlar alabilirlerse
0
nundu
(18.02.26)
İki tane yazlığım var Didim'de. Fiyat/performans tamamen.
-12
gabe h coud
(18.02.26)
bizimkilerin mavisehir'e yakin bir yerde yazligi var. arabayla miletos'a 5 dakikada gidiliyor. felsefenin basladigi yere; thales'in, anaksimandros'un yasadigi yerlere bu kadar yakin olmanin manevi hazzi var. iyonya oldugu icin cevrede bircok tarihi yer var.

didim'in kendisi eh. bir tatil beldesi olarak bir cesme, kusadasi degil. denizi guzel ama halk plajlari malum cok kalabalik. mavisehir'den ziyade altinkum, akbuk gibi kumluk yerlerin kumsali daha iyi.

sahsen bence turkiye'de artik insanlardan ne kadar uzak olursaniz o kadar iyi. o nedenle bence didim gibi daha buyuk bir tatil beldesinin cekim alaninda ama mavisehir gibi daha sakin bir yerde yasamak iyidir. yakininda tavsanburnu tabiat parki var orasi da guzel deniz kenarinda agaclikli bir yer.
+1
antikadimag
(19.02.26)
(7)

Araç kamerası yapışkanı? 70mai a400

mikahakkinen
arabanın ön camı değişti. araç kamerasını yapıştıran bantın yedeği yok. internette arattım bulamadım. nasıl bir yapışkan bulmalıyım?
arabanın ön camı değişti. araç kamerasını yapıştıran bantın yedeği yok. internette arattım bulamadım. nasıl bir yapışkan bulmalıyım?
0
mikahakkinen
(11.02.26)
Çift taraflı kaliteli bir bant da iş görür. Sökerken alkolle temizlenir.
+1
orient blue
(11.02.26)
3m vhb kullanılıyor genelde. 70mai'yi bilemiyorum ama benim Viofo'da bundan vardı. piyasada bulabilmen lazım?
+2
konetsu
(11.02.26)
ben de cami degistirdim kamera yapiskanini cift tarafli 3M bant ile yapistirdim. kirmizi cift tarafli 3M bant diye ararsan amazonda var. 6 ay oldu yerinden oynamadi.
+3
cooperr
(11.02.26)
Bir kaç kere söküp taktım bendekini kırmızı folyolu şeffaf 3m bant gayet iyi tutuyor. Bu arada benim 70mai yazın sıcaktan şişti hala çalışıyor ama pili öldü sanırım ve kasası yamuldu.
+1
creepy
(11.02.26)
@creepy 70mai en popüler markalardan olduğu, önerildiği ve daha ucuz olduğu için düşünmüştüm :D iyi doğru karar vermişim... araç içinde bataryalı ürün bırakmak bana prensip olarak çok saçma gelmişti. süper kapasitörlü olduğundan viofo almıştım.

asıl soruya dönelim. biraz baktım, şundan kesip kullanabilirsin sanırım www.amazon.com.tr
3m ürününü paketlemişler plaka için diye kesip.

3m vhb diye aratıp direkt amazon.com.tr tarafından satışı olanları filtreledim bu çıktı. satıcılardan amazon'u seçmeyi unutma :)
+2
konetsu
(11.02.26)
www.amazon.com.tr

linkteki banttan aldım, bende de a800s var, memnunum.
+1
trajikomix
(12.02.26)
çift taraflı silikon bantlar işe yarıyor. her iki yüzeyi saf alkolle temizleyip yapıştırıyorsun ve bir daha çıkmıyor.
0
false pretension
(12.02.26)
(7)

Lastikleri internetten alıyım diyorum. Ama?

msb
4 lastikte yaklaşık 10 bin TL fark oluyor. Yaklaşık takma ücreti nedir acaba istanbul içi?
4 lastikte yaklaşık 10 bin TL fark oluyor. Yaklaşık takma ücreti nedir acaba istanbul içi?
0
msb
(11.02.26)
sahibindenden lastikçilere baktınız mı? internetten daha uygun oluyor genelde. hep lastiklerimi öyle alıyorum.

max 1.500e taktırırsın.
0
jelly bear
(11.02.26)
uretim tarihlerine dikkat et, bazen 2-3 senedir rafta duran lastikleri ucuza iteliyorlar.
almadan once 2025 oldugunu teyit ettir.
0
cooperr
(11.02.26)
1.500 'ü geçmez. ben internetten daha uyguna aldım. tarihide 2025ti.
0
mikahakkinen
(11.02.26)
Geçen hafta Mecidiyeköy civarında 1500 verdim.

Sakarya'da bi yere sormuştum 1000 liraya takarız dedi büyük pirelli bayisiydi o da.

Ben de internetten almıştım gayet uyguna ve istediğim gibi geldi.
0
chicha_v2
(11.02.26)
Ben yeni değiştirdim biraz pazarlık edince yerel bir lastikçi internet fiyatından 1000 tl daha pahalıya bıraktı tümünü, 2-3 yeri aradım sadece. Kargo teslim al, lastikçiyle işçilik pazarlığı yap vs değmez bence.
+1
creepy
(11.02.26)
bencede hiç taşımakla uğraşma istanbulda bir çok lastikçi senin yerine sipariş ediyor üzerine takma parası alıyor, ben telefonla aradım adam aldı gittim ödememi yapıp taktırdım.
0
eja
(12.02.26)
kadıköyde ekimde 4 lastik sök tak ve bir sezon saklamaya 1800 lira verdim.
0
denizgonen
(12.02.26)
(8)

yapay zeka iş dünyasında kullanılıyor mu

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
faturaların çıkartılması, irsaliyelerin yazılması; stok, sipariş, teslimat takibi yapılması, müşteri memnuniyeti, telesekreterlik, aneliz gibi konulardan hangisinde kullanılıyor?
faturaların çıkartılması, irsaliyelerin yazılması; stok, sipariş, teslimat takibi yapılması, müşteri memnuniyeti, telesekreterlik, aneliz gibi konulardan hangisinde kullanılıyor?
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(11.02.26)
büyük şirketler bunları yönetmek için SAP kullanıyor ve SAP henüz bunları desteklemiyor. bu saydığın şeyler ayrıca müşteri bilgilerini barındırıyor, yapay zekalara bu bilgileri vermek yasal olarak şirketleri ne pozisyona sokar belli değil, en azından yurtışında sıkıntı. Microsoft copilotu sokuyor her yere outlookta mail yazmak için kullanan çok ama.
0
nahtoderfahrung
(11.02.26)
Bahsettiklerinizin hepsinde kullanılıyor. Kullanılmayan yok.

@nahtoderfahrung Evet büyük şirketler bu iş için sap kullanıyor ama büyük şirketlerin fatura irsaliye işini yöneten bunları bir data olarak işleyen yapay zeka sistemleri var. Aktif olarak kullanılıyorlar bir ismi bile var: Robotik süreç otomasyonu (RPA)


Bazı şirketler ai dünyasındaki gelişime ayak uyduramadı hala geriden geliyorlar. Fakat verimlilik ve hızı tattılarında bir daha da bırakamacaklar
+1
limonlu eksi
(11.02.26)
Global bir data firmasındayım, şirketin kendi ai toolu var ama işte bazı yasaklar var data gizliliği nedeni ile her şeyi yapamıyorsun ama baya şey yapıyor özellikle angarya rapor işleri.
+1
tuborg yesili
(11.02.26)
Bizim şirket ERP sistemlerini aşağı yukarı eski düzen kullanmaya devam ediyor ancak işlerimizde AI kullanmamız için çok istekliler. Ben gene de neredeyse hiç kullanmıyorum. Kullananlar da genelde bildiğim kadarıyla, toplantı özetleme gibi şeyler için kullanıyor. İşin kendisine çok nüfuz etmedi henüz bence.
0
mbond
(11.02.26)
Ben bir şirketin e-ticaret kolunda yöneticiyim asıl üretim yapan bağlı olduğum büyük şirkette ai için bireysel kullanım dışında hiç bir yapılandırma çalışması yok ama bizim tarafta söylediklerinizin neredeyse tümünde yapay zeka uygulamaları kullanıyoruz ya da geliştirme aşamasındayız.
0
creepy
(11.02.26)
Şirketin kendi ai tool'u var +1
Hatta önümüzdeki pazartesi benim birimin tool'u canlıya alınıyor, şirket içi herkese açık bilgileri ve çalışanların kendi hakları/hak edişlerine dair bir basic LLM. Kaç gün yıllık iznim kaldı, ayşe'nin bağlı olduğu direktör kim, son 6 aylık bordromu gönder gibi sorulara cevap alabilecekler.
+1
Bruce
(12.02.26)
kurumsalların hepsi lokalde çalışacak kendi kapalı ai toollarını geliştirmeye başladı. raporlama, finansal analiz, siber güvenlik, anomali detection, hatta müşteri hizmetleri.
0
orpheus
(12.02.26)
ben de S&P100 firmasinda calisiyorum, biz her alanda kullaniyoruz.
sirketin kendi AI versiyonu var +1
0
adrianapole
(12.02.26)
(5)

Kredili evde konut sigortası mecburi mi?

dizicolleague
3 yıl önce krediyle ev aldım. Türkiye Sigorta, Ziraat Bankası aracılığıyla hesaptan her yıl para çekiyor. Geçen yıl gidip konuştum, Ziraat diyoe ki "Konut sigortası çekilir çünkü ev henüz kredili". Türkiye Sigorta da zaten topu Ziraat'e atıyor. Sözleşmede yenileme zorunlu değil yazıyor. Bundan nasıl
3 yıl önce krediyle ev aldım. Türkiye Sigorta, Ziraat Bankası aracılığıyla hesaptan her yıl para çekiyor. Geçen yıl gidip konuştum, Ziraat diyoe ki "Konut sigortası çekilir çünkü ev henüz kredili". Türkiye Sigorta da zaten topu Ziraat'e atıyor. Sözleşmede yenileme zorunlu değil yazıyor. Bundan nasıl kurtuluruz? 10 sene ödemek istemiyorum.
0
dizicolleague
(10.02.26)
krediyi alırken bana da öyle demişlerdi.
her sene otomatik yenileniyor.

geçen ulaştım krediyi kullandıran şubedeki görevliye, konut sigortası çekilmiş ben bunu istemiyorum dedim. tamam o zaman dedi hemen iptal etti. hiç laga-luga da olmadı.

yapı kredi bankası.
+1
biseysorcaktim
(10.02.26)
ben de ziraat'ten çektiğim kredide benzerini yaşadım. bana söyledikleri "evin kredisi devam ederken evin üstünde iptek olduğundan, bir deprem vs. olması durumunda evin değerinin korunması lazım (dask yeterli değil). zira banka zarar etme riskini kabul etmez (ev yıkılır da değeri düşerse, krediyi çeken de ben ödemiyorum derse banka zarar eder). bu yüzden ev sigortası zorunlu.". bunun üstüne dışarıdan başka bir sigortadan 1/3 fiyatına sigorta yaptırıp poliçesini bankaya gönderdim, kabul ettiler. ayrıca dışarıdan yaptırdığıma kredi kartına taksit de yapıldı. iptale izin vermezlerse en azından bu altarnatifi değerlendirin.
0
shadowfollower
(10.02.26)
kredi sözleşmenizde ne yazıyor ona bakmak lazım. konut sigortası zorunlu yazabilir ama bu ziraat aracılığı ile kesileceği anlamına gelmez. dışarıdan daha uygun fiyatlı kesebilirsiniz.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(10.02.26)
(bkz: duyulmasi gerektigi kadar +1), iptal etmiyorlarsa başka yerden yaptır ( çok daha ucuza yapıyorlar ) bankaya ilet şubeye ya da mail olarak

bana konut + konut plus ( yangın sel vs. ) sigortası yaptılar zorunlu olarak. iptal etmek istedim 2.sene edemiyoruz dediler. şikayet edip ( seddk ) başka yerden yaptım sigorta şikayet sonuçlanmadan iptal ettiler.
0
rajkoothrapali
(10.02.26)
Akbank benim konut sigortasını iptal etmemek için epey diretti, BDDK'ya ve Cimer'e şikayet ettim ama kanunen haklı olmama rağmen sonuç çıkmadı, bankanın kendi tasarrufundadır minvalinde bir cevap geldi nedense. Başka bir yerden daha ucuza sigorta yaptırıp gönderdim onu kabul ettiler sonunda.
0
creepy
(11.02.26)
(6)

Bu dükkanı almalı mıyım ?

ebeş
Selamlar, 2 Milyon tl değerinde pasaj içinde bir dükkan buldum, içinde kiracısı var ve 15 bin tl ödüyor. aşağıdaki mevcut varlık durumuma göre bu dükkanı satın almayı düşünüyorum. Üzerimde bir ev var.Soru 1: Bana bu durumda 1,5 milyon tl kredi çıkar mı ( kredi puan çok yüksek )Soru 2: dükkan için kr
Selamlar, 2 Milyon tl değerinde pasaj içinde bir dükkan buldum, içinde kiracısı var ve 15 bin tl ödüyor. aşağıdaki mevcut varlık durumuma göre bu dükkanı satın almayı düşünüyorum. Üzerimde bir ev var.

Soru 1: Bana bu durumda 1,5 milyon tl kredi çıkar mı ( kredi puan çok yüksek )
Soru 2: dükkan için kredi çekeceğim için konut kredisi olmuyor sanırım bu kredi hangi kapsama giriyor ?
Soru 3: Ev kirası ödemiyorum sizce bu yatırım mantıklı olur mu ?


Elimdeki birikimim : 600 bin tl
Aylık kira gelirim: 18 bin tl
Dükkan fiyat: 2 milyon tl
0
ebeş
(09.02.26)
Bence mantıklı olmaz. Ev kiraları 20 bin oldu. 15 bin kira ne iş yeri için. Faize bassan borca bulaşmadan 40 50 bin TLgetirecek.
+1
arbre
(09.02.26)
fiyatını iyi araştır. pasajlar eskisi gibi iş yapan yerler değil. zaten 10-15m2 falandır, tuvaleti-mutfağı yoktur ve onun için 2 milyon verilir mi? 5 milyon'a 100m2 büro alır 25'e kiraya verirsin, ama ileride pasajdan daha olacaktır. fiyatını buna göre değerlendir mutlaka ve şu an zaten herkes sıkışık, öyle istedikleri fiyatlar yok.
0
malheiros
(09.02.26)
Kira çarpanı 11 yıl. Mantıklı oluyor bu durumda.
Parayı faize yatırmanı, faizin daha çok getireceğini söyleyenler olabilir. Faize yatırılan ana paranın enflasyon karşısında nasıl eridiğine ama gayrimenkul fiyatlarında bu erimenin olmadığına hala akıllar ermedi nedense.

Yani mantıklıdır, alınır.
Kredi kısmını bilemiyorum.
-1
Mirket
(09.02.26)
Soru 2: dükkan için kredi çekeceğim için konut kredisi olmuyor sanırım bu kredi hangi kapsama giriyor ?

cihat dede anlatmıştı geçenlerde. ekspertiz değerinin %75'i kredi çıkıyor dükkan için. ilk evim vs gibi şartlar yok. istediğin kadar alabilirsin. faizi daha yüksek oluyomuş tabii ev kredisine göre.
+1
spirit crusher
(09.02.26)
Benzer rakamlara ben de bir yakınım için dükkan bakıyorum yatırımlık, 2 milyona 15 civarı kira getirisi bence iş yeri için iyi, çünkü ev kiralamadaki gibi ekstra vergi yükü olmuyor ve eskime amortisman giderleri daha az ama pasaj konusu düşündürücü. Düz ayak olmayan veya caddeye bakmayan yerler sadece m2'leri yüksek ise değerli benim gözümde.
0
creepy
(09.02.26)
Mantıklı. Daha mantıklısını yok hatta. Ofis/iş yeri her zaman daha iyidir konuttan. Kiracın kirayı vergiden düştüğü için ödemede sıkıntı çekmen pek olası değildir. Kiracı çıkınca yerine gelecek kiracı her zaman kendi tasarımını yaptığı için sana bir tadilat masrafı da çıkmaz. Ayrıca kira çarpanı 11 yıl bir yer bulmakta o kadar kolay değildir. Kredi bulman da konuta göre daha kolaydır.
0
onepointzero
(09.02.26)
(2)

Ev kredisi sigortası

kadikoymeydani
Geçen sene 500.000 Lira kadar kredi çektim. Banka krediyi sigortalı çektiğim için her yıl benden 9.000 TL kadar sigorta parasını kredi bitene kadar alacağını ve her yıl yenileneceğini söyledi. Ben iptal olabileceğini düşünmüştüm. Yalnızca ihtiyaç kredisinde sigorta iptal olur demişti.Doğrusu nedir?
Geçen sene 500.000 Lira kadar kredi çektim. Banka krediyi sigortalı çektiğim için her yıl benden 9.000 TL kadar sigorta parasını kredi bitene kadar alacağını ve her yıl yenileneceğini söyledi.
Ben iptal olabileceğini düşünmüştüm.
Yalnızca ihtiyaç kredisinde sigorta iptal olur demişti.
Doğrusu nedir?
0
kadikoymeydani
(03.02.26)
Kredi sözleşmesine bakmak lazım. Sigortalı kullanıp ona istinaden faiz indirimi aldıysanız iptal olmaz.
+1
orient blue
(03.02.26)
Ben BDDK'ya bile şikayet etmeme rağmen iptal ettiremedim bu sigortayı ama başka yerden çok daha ucuza yaptırıp bankaya mail atıyorum her yıl.
0
creepy
(03.02.26)
(5)

Herkesin her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünmesi

yakalayamadığın.ışıklar
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
Mantıklı mı sizce? İnsanlar çok mu beklenti içerisinde, çok mu hayalci? Ya da olması gereken şey bu mu?
+1
yakalayamadığın.ışıklar
(30.01.26)
Her şeyin en iyisine layık olduğuna inanmak iyidir fakat sorumluluk ister, çok büyük çoğunluk bunun farkında değil.

Evet her insan, sırf insan olduğu için her şeyin en iyisine layıktır ama kendisi gibi başkaları da her şeyin en iyisine layık. Herkes her şeyin en iyisine layık. Bunu hayata geçirebilmenin tek yolu, kendine yapılmasını istemediği ne varsa bir başkasına asla yapmamak. MESELA sınırlarına saygı gösterilmesini isteyen kişi başkalarının sınırlarını ihlal etmeyecek, özellikle de ZAMAN konusunda. Hiçbir insanın ömrünün 1 saniyesi bile hiçbir insan tarafından yeniden yaratılamaz, kimse kimseye ömür hediye edemez. Ama herkes birbirinin zamanını çok hakkıymış gibi çarçur ediveriyor mesela.

Anadiline saygısızlık edilmesini istemeyen kişi başkasının anadiline saygısızlık etmeyecek. Kendi anadiline de saygısızlık etmeyecek. Kendi için istediğini başkası için istemedikçe insan, gerçekten insan olmaz.

Öyle kolay değil yani.
-2
muhayyer divan
(30.01.26)
bence daha çok 20'li yaşlardan geriye, yeni nesil böyle. biraz yetiştirilme biçimi, biraz da kendi dünyalarında yaşamaktan kaynaklanıyor sanıyorum. ben kenarından y jenerasyonuna giriyorum; bizim nesil istisnasız disiplin ve baskı ile büyütülmüş izlenimlerime göre. ikisi de uç; orta karar bir kendini ve haddini bilme durumu iyidir bence.

bir üniversite'de dışarıdan ders veriyorum. öğrencilerin büyük çoğunluğunun kendine güvenine, yer yer küstahlığına inanamıyorum bazen. çok takılmamaya çalışıyorum; çünkü yarım gün bulunduğumdan o kadar katlanılmaz değil benim için ve son sınıf olduklarından lafla eğitilecek yaşı çoktan geçmişler. normalde -özel sektör koşulları ortadayken- yeni mezunlar olarak piyasaya atıldıklarında karşılaşacakları muamele için onlara üzülmem gerekirken, asıl onlarla muhatap olacak patronlara üzülüyorum doğrusu..
0
lil siztah
(30.01.26)
Mantıklı değil. Kabul etmekte zorlansak da insan kendini çevresiyle kıyaslıyor. Neredeyse hepimiz 60-70 sene önce ağa falan olmayan ama az çok toprağı olup işleyip kazanan köylüden daha iyi yaşıyoruz. Bu durumu herşeyin en iyisine sahibiz olarak görüyor muyuz? Hayır.
Çok da hayalci değil aslında, iyi bir hayat yaşamak isteyen çoğu kişi için fırsatlar var. Sıkı çalışma, fırsatları değerlendirme ve mümkün olduğunca deneme sonrası göreceli olarak herşeyin en iyisine sahip olunabilir.
0
mbond
(30.01.26)
İnsanın bir şeyin iyisini istemesi başlı başına kötü bir şey değil ancak öyle kendiliğinden, sanki bir doğa kanunuymuşçasına "Layık olmak" diye bir şey yok. Herhangi bir canlı, doğal halinde hiçbir şeye layık değil. Eğer bir şeyler (Hak, varlık, saygı, sevgi) ediniyorsa bunu ya kendi çabasıyla ya da kendinden önce gelenlerin çabalarıyla elde ediyor. Yani bir şekilde birilerinin entropiye karşı koyması lazım; bu da emek sarfetmek, enerji harcamak demek. Bu bir insan için çalışıp bir yerlere gelmek de olabilir, iyi bir aileye doğmak da olabilir.

Bu noktada bir şeye layık olduğunu düşünen insan bunun için çabalıyorsa; bu daha çok çalışmak da olabilir, layık olduğuna inandığı şeyi elinden alanlara karşı mücadele etmek de olabilir, bence çok sorun yok. Ama sadece durduğu yerde "Ben buna layığım, ona da layığım" diye atıp tutuyorsa olsa olsa hezeyanlardadır. Tani şunu da unutmamak lazım; hayat sosyal bir olgu. Yani sen "Ben bu kafede daha iyi bir hizmete layığım" derken sana hizmet veren kişi de muhtemelen bununla çatışan şeylere layık olduğunu düşünüyor.
0
salihdt
(31.01.26)
Tersinden düşün, bir insan neden her şeyin kötüsüne layık olduğunu düşünsün ki? İnsan hayata bir kere geliyor, alabileceğini almak ister doğal olarak.
0
creepy
(31.01.26)
(3)

Konut kredisi faiz düşürmek için yapılandırılırken banka yine gelir durumuna vs. bakıyor mu?

robokot
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
Banka aynı banka. Faizler düştüğü için yapılandırmak istiyorum diyelim. Krediyi ilk çekerken gelir durumu için belge vs. istemişlerdi banka dökümleri, giren çıkan vs. serbest çalışan olduğu için. şimdi krediyi yapılandırırken bu uygunluk testini baştan mı yapmak isterler?
0
robokot
(12.01.26)
Evet tüm işlemler baştan yapılıyor, sanki ilk defa konut kredisi alıyormuş gibi süreç. YKB için konuşuyorum ama başka bankalarda da aynıymış.
0
creepy
(12.01.26)
yapılandırma dedıklerı aslında dusuk faızden tekrar kredi çektirip eskını o parayla kapatmak. yani hersey yeniden.
0
paudi
(12.01.26)
Ama burada banka değişmiyorken de mi her şey yeniden? Banka değiştirdiğinde sıfırdan ekspertiz yapılıyor mesela. Başka bankanın ekspertizi kabul edilmiyor. Ama banka aynı olunca bu işlemler daha önce yapılmış oluyor - banka aynı olunca da mı her şey baştan?
0
🌸robokot
(13.01.26)
(8)

Çok sonradan edinilen arkadaşlar

sorucu
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
0
sorucu
(11.01.26)
Ben en yakın ve tek arkadaşımı 39 yaşımdayken edindim.
0
rock n roll
(11.01.26)
İleri yaşlarda insan bir çok arkadaş ediniyor ama geçmişlerini bilemediğiniz veya onların saf çocuk hallerini hiç görmediğiniz için hep bir şeyler eksik kalıyor. Hobi arkadaşlıkları ön planda oluyor yaş ilerlediğinde.
-1
creepy
(11.01.26)
35li yaşında iyi bir arkadaş edindim. ama tamamen denk gelmeyle alakalı. denk gelirsen oluyor.
0
mikahakkinen
(11.01.26)
hala en yakın dostlarım 18-20 yaşında üniversitede tanıştığım insanlar. ama daha sonra 2 farklı iş yerimden birkaç yakın arkadaş edindim. tabii ki tanışılan insan sayısı düşünülünce çok daha azı böyle oluyor, ama bazı insanlarla direkt klik olunup eğer hayatlar da müsaitse yakınlaşılıyor.
0
gitdaddy
(11.01.26)
Bir arkadaşlığı derinleştiren şey büyük oranda birlikte büyümek gibi geliyor bana. Benim de yakın arkadaşlarımın tümü 18-20 yaşlarında öğrencilik dönemimde edindiğim arkadaşlarım.
30lu yaşlarda da haliyle yeni insanlarla tanışıp, iyi anlaşılabiliyor. Arkadaş da olunabiliyor tabii ki ama onlar asla o eski arkadaşlıkların olduğu "iç halka"ya dahil olmuyor, olamıyor. Bu zaten eşyanın tabiatına aykırı.
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
her yaşta yakın arkadaşlar edinilebilir. hayat lineer bir çizgiden oluşmuyor. bu tarz yaklaşımlar bana son derece basmakalıp ve klişe geliyor, insanın kendisine şerhler koymasından, sımsıkı sınırları olan bir konfor alanı oluşturmasından başka bir işe de yaramıyor. çok uzun yıllara dayanan yakın arkadaşlıklarım/dostluklarım olduğu gibi daha 2-3 yıl önce tanıştığım yakın arkadaşlarım da var. arkadaşlık sizin ne kadar karşılıklı alan açtığınız, emek ve zaman verdiğiniz, empati ve iyiniyetle yaklaştığınız vb. parametrelere göre gelişir ve bence yaş unsuru bu parametreler arasında çok çok altlarda. kaldı ki insan belli bir yaştan sonra kendisini daha iyi tanıdığı için daha nokta atışı bağlar kurabiliyor. o olmaz, bu şöyledir, şu şöyle olmazsa olmaz gibi katı düşünce kalıplarına gerek yok hayatta. her şey insana dair, bunu hep hatırlamakda fayda var.
0
Phoebe
(11.01.26)
arkadaş edinmekte hiçbi iey uok da benim için ne kadar eski ise hayatımdan çıkma ihtimali o kadar az yeniyse gelip geçebilir
0
ala09
(11.01.26)
teyzem 50 yaşından sonra da arkadaş edinmeye devam etti. şu an 60 yaşında.
0
art cat chocolate
(12.01.26)
(5)

Mekanlar biraya su katıyor mu?

yurtsuz john
Dün bir mekana metal fıçılarda bira sevkiyatı yapılırken gidip yakından baktım. Efes fıçı alkol oranı %4.8 yazıyordu. Fakat sanki bana daha düşük gibi geliyor. Barmen çocuğa sordum 'yok abi katmıyoruz' dedi. 30 senelik tekelci arkadaşa sordum 'katıyorlar' dedi.
Dün bir mekana metal fıçılarda bira sevkiyatı yapılırken gidip yakından baktım. Efes fıçı alkol oranı %4.8 yazıyordu. Fakat sanki bana daha düşük gibi geliyor.

Barmen çocuğa sordum 'yok abi katmıyoruz' dedi. 30 senelik tekelci arkadaşa sordum 'katıyorlar' dedi.
0
yurtsuz john
(11.01.26)
Abi o fıçılar mekanizmasından dolayı dışarıdan bir şey katılmasına olanak vermiyormuş diyorlar.
0
kizil karga
(11.01.26)
fıçı dolumlar genelde öyle hissettiriyor. ama nedeni ne bilmiyorum. su katma ihtimali zor çünkü tüp gibi bir mekanizmaya takılıyor, basınçlı bir sistem. ona su eklemek zor.
0
mikahakkinen
(11.01.26)
Teknik olarak zor olsa da isteseler koyabilirler ama buna tenezzül edeceklerini sanmıyorum, ayrıca biranın içine buz atınca bile tadı bozuluyor, anlaşılmaması mümkün değil. Dışarıda hareket halindeyken alkolün etkisi daha az oluyor, ayrıca psikolojik etkisi de var, şişe bira içince bile mekanlarda alkol az hissi oluyor bende.
0
creepy
(11.01.26)
İşin içinde birisi olarak kesin bilgi ile geldim.

Arkadaşlar o gördüğünüz metal fıçıların ağzı öyle kapak gibi açılabilecek, müdahale edilebilecek bir şey değil. Biradan biraya değişmekle beraber şu görselde çeşitli fıçı ağızlarını ve birayı alabilmek için onlara takılması gereken, sektörde genelde "tabanca" denilen aparatları görebilirsiniz.
www.kegoutlet.com

Fıçının ağzına görselde de gördüğünüz aparatlar bağlanır. Şu şekilde
m.media-amazon.com
Bunun dışında 2 aygıt daha var işin içinde.
Bunlardan biri yine sektör içerisinde"hava tüpü" denilen, co2 tüpü. Biraya gaz vermek, karbonizasyon sağlamak için.
Son adım da biranın musluğa ulaşması. Bu noktada da bira 3. aygıtımız olan "serpantin" denen bir düzeneğin içinden geçer. Bu da soğutucudur. Birayı taşıyan boru, bu düzeneğin içinden geçer ve borunun içerisinde ilerleyen bira serpantinin içinden geçerken soğur.
Neticede de sizin gördüğünüz musluktan akar, bardağa doldurulur.

Yani özetle, siz fıçı biraya o musluktan dışarıya akana kadar hiçbir şekilde erişemez ve haliyle müdahale edemezsiniz. Su vs. herhangi bir şey karıştıramazsınız. Bu mümkün değil. Bir yerde içtiğiniz fıçı biraya su veya başka herhangi bir şey katılması sadece tek bir şekilde mümkün. O da katılacak şey her neyse, onu bardağa koymaktır. Fıçı bira da herkesin gözünün önünde doldurulan bir şey olduğu için hiçkimse kalkıp içinde su olan bir bardağa bira basmaz.

Yılların efsanesidir bu "biraya su katıyorlar" geyiği. Bu düşünce yapısının genellikle sebebi, şişe biraya nazaran fıçı biraların daha hafif bir içimi olmasıdır. Böyle olunca bizim milletimiz "buna sut katmışlar yeaa" diyor.
Ben bar vb. işletmelerin yaptığı bir çok manyakça şeyi gördüm ve duydum ama açıkça söyleyeyim, ömrü hayatımda biraya su vs. katan hiçbir yer görmedim. Bu bir halk efsanesinden başka bir şey değil.
+6
cay koy geliyorum
(11.01.26)
fıçı birada gazlanma dışardan yapıldığı için bazı mekanlar regülatörü tam ayarlamıyor. bu yüzden düşük gazlı olduğu zaman sanki daha az alkollüymüş gibi geliyor. yoksa su katması mümkün değil. gerek de yok. fıçı birada bardağı nerdeyse 50 liraya gelirken 200 liradan aşağı satmıyorlar zaten.
0
gercekdunya
(12.01.26)
(9)

AI'dan sonra hangi işler sıfırlanacak, ne kadar sürede?

gabe h coud
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??Halı şirketi AI'ın kendisini
Mesela mesleği halı tasarımı olan (desinatör) insanlar var. Şu andan itibaren işsiz kalmaları gerekmiyor muydu? Hala desinatörlük okulları, kursları devam ediyor. Mesleği olanları anlıyorum da okullar ne düşünüyor, okula, kursa gidenler ne düşünüp gidiyor. Neler oluyorr??

Halı şirketi AI'ın kendisinin yada AI'ın bir günde binlerce farklı özgün tasarım yapabileceğinin farkında değil mi, bunu mu anlamalıyız?
0
gabe h coud
(06.01.26)
sağlık sektörü ve mavi yaka işler dışında AI pek çok alanı etkileyecek. AI'in etkilememiş haliyle bile artık diplomalar pek iş yapmıyor. Kimse fazla ileriyi düşünmüyor
0
michael harddd
(06.01.26)
Evet seri üretim tasarımcıların çoğunun işi zorda. Diğer taraftan daha niş, lükse yönelik çalışan tasarımcı ve sanatçılar için çok bir tehlike yok gibi.

Bugün de fabrikalarda halı üretilebilirken, el dokuması özel halılar var hala sonuçta ve bunlar dünya para. Kimse lüks kaygılarla aldığı bir şeyin ai tarafından üretilmesini istemez heralde.

Tamamen teknik üzerine kurulu işlerin hepsi tehlikede aslında. Bir işin matematiksel ve mantıksal altyapısı ne kadar belirginse AI o kadar zarar veriyor gibi. Örneğin programcıların çalışma stili büyük ölçüde değişti.

Diğer taraftan insan faktörü de tekrar kendini gösteriyor. AI'ın yapabileceği şeyi AI yapıyor evet, ama bir de AI'ı iyi kullanabilen insanların yapabildiği daha komplike şeyler de ortaya çıkıyor. Neticede AI bir kişi değil, bir araç. Bir şeyi sadece AI'ın yapması ve insan kontrolünde AI yardımıyla yapılması arasındaki fark ilerleyen süreçte daha belirgin olacak sanırım.
+1
akhenaten
(06.01.26)
Kendi sektörümden örnek verirsem (üretim, tedarik zinciri) kesinlikle etkisini göremedim. Ki şirket Microsoft ile yatıp kalkan (şu an aktif elimde olan uygulamalar yer gök copilot, palantir, power bi) data center işinde bir şirket ama yapay zekadan öte benim gördüğüm etki hep offshoring. Rakip firmalar da offshore yapıyor hep operasyonu.
Redditte tedarik zinciri subinda konuşuyoruz, daha kimseden ciddi bir şey bulamadim. Ha bak forwarder/broker işlerine etkisi var çünkü dokümantasyon vs çok var orada. Misal oralarda bildiğin dokümantasyon ile sorumlu ekipler olur bunları kesin etkiler.
Bana göre ai belli bir kuralları takip eden (yazilim, hukuk, cevirmenlik, dokümantasyon ) işlerde ciddi etki yapabilir. Misal ben tedarik zincirinde etkisini global trade uzmanlarinda bekliyorum çünkü onların işi çoğu zaman belli kurallar içinde oluyor ve birçok zaman onlara sormak zorunda kalıyoruz ama bunu yapay zeka belli bir noktaya kadar bence yapabilir. Onun dışında dediğim gibi yapay zekanın etkisini ben şahsen göremedim ama offshore ve it yatırımı (machine learning ile çalışan planlama uygulamalari ki bunlar bilmem kaç yıldan beri var ama çok az şirket kullaniyor) daha çok etkiliyor. Ha tabi şu da var; teknoloji geldiği için daha az kişi gerekti ama teknoloji geldiği için önceden yapamadigimiz bazi işleri yapabilir hala geldiğimizi için orada iş oluştu derken etkisi o kadar ciddi olamadı. Bundan 1 yıl önce "onu yapamayiz çünkü şu yok" derken şu an yeni sistem ile yapabilir hala geldik ve iş oluştu orada.
Ben hep aynı şeyi derim; erp 40-50 yıldır var, hala erp kullanmayan şirketler var, hala boş ERP kullanıp hiçbir planlama yapmayan şirketler var. Ai bunlara gelene kadar 50 sene geçer. Ai ancak ve ancak acayip ucuz olursa gelir yoksa öyle SAP vs gibi maliyetleri ve kompleksligi olursa misal tedarik zincirine net etkisi olmaz çünkü sen ai olsan ne olur senin tedarikcilerin daha erp bile kullanmiyorsa. Al misal su an bir tedarikcim var, adam sistemlerinde sıkıntı olduğu için ne zaman sipariş cikaracagini bilmiyor. Ne yapacak ai buna...

Bir de ai gördüğüm işi direkt elinden almıyor ama misal bundan iki sene önce Safety stock hesaplamak için bir sürü data indirip excelde bakmak gerekirken şu an planlama uygulaması otomatik "bence bunu yap" diyor, bu işin sorumlusu onayliyor ya da onaylamiyor. Ama bu kesinlikle yeni bir şey degil, çok daha teknolojik bir sirkette calisirken bunu ben 2017de görmüştüm. Düşün 100 bin kişilik 20 milyar dolarlık şirkete bu uygulama 7 sene sonra geldi, kim bilir daha ufak şirketler bilmem kaç yıl sonra ancak gelecek.
+2
logisticsmanager
(06.01.26)
Umduğumdan daha hızlı ilerliyor.pandemide dijitalde rekabet şansım azaldığı için ticareti tamamen bırakıp sadece nakliye ve gümrük ağırlıklı çalışmaya başlamıştım.

Şimdilik nakliyenin manuel tarafına gelmedi ama evrak ve dispatch aşamasında hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.buradan yola çıkıp dış ticaret ,gümrük işlemleri,yol izinleri,sürüş kontrollerinin kısa bir zamanda tamamen dijitalleşeceğini düşünüyorum.depolama tarafında karanlık depolar hızlı bir yükselişte.otonom transport özellikle çinde hareketlenmeye başladı.çok zaman almadan bunları çevremizde görmeye başlarız.

Şunu hayal etmek zor değil.smart bir araç istanbulda bir fabrikadan yükleme yaptı.kapakları kapandı.bütün bürokrasiyi cloud üzerinde hazırladın.ihracat işlemini başlattın.bu cloudtan gümrük neyin gittiğini görür,maliye evrağını para trafiğini görür.araç yola çıkar.ara gümrüklere,yol kontrollerine,tonaj kontrolüne,saat sınırlamalarına takılabileceği hiç bir engel yok.çok kontrol etmek istiyorsan border da hepsini x rayden geçirirsin.varış yerin almanya.almanya ya geldiğinde otoban kontrol noktalarında zaten hazır sistem var.aracın geliş yaptığı görülür.alıcı sisteme bilgilerini yüklemiştir.check edilir.araç direk alıcı deposuna gider.

Şimdi kurtlar vadisi stayla sayalım,çoğunluk depocular ,öldü,gümrük komisyoncuları,öldü,dış ticaret evrak elemanları,öldü.çoğunluk gümrükçüler,öldü.komşi tonaj var diyen pomak dayı,öldü.takograf diyen trafikçi,öldü.kantarcılar,öldü.ben öldüm.tır şöförleri,öldü.zoll de bekleyen komisyoncular,memurlar,yolda yemek satanlar,dinlenme tesisinde kapıyı tıklatan ablalar

Evdeki süpürgeye slam haritayı yüklediklerinde bu işi uyanıp nayır nolamaz demeliydik,çok geç kaldık.
+1
duptıs
(06.01.26)
Suan tum sektorlerde catir catir insan kiyimi yapiliyor zaten. Cogu pozisyonda insana ihtiyac kalmadi. Daha dramatik kovmalarin olmama nedeni carkin donmesinin saglanmasi. Sen birden toplu kiyim yaparsan kimse maas almazsa kimsenin oarasi olmaz, urun/hizmet satacak adam bulamazsin.
+1
ceann deas
(06.01.26)
"last mile" uygulamalar henuz yazilip yayginlasmadi. mevcut AI modelleri cogu isin otomasyonu icin yeterli, sadece birilerinin gelip teknolojiyi o işin ihtiyaçlarına özelleştirmesi ve çözümü satması lazım. adım adım da yapılıyor zaten.
+1
robokot
(06.01.26)
Ben e-ticaret ve yazılım sektöründeyim. Alt orta seviyede bir çok meslek maalesef hızlı bir şekilde bitecek, örneğin artık junior grafikere ihtiyaç olmuyor, ilginç bir şekilde bu değişim çok hızlı oldu, 6 ay önce bazı karışık görsel işleri için hala insana ihtiyaç var diyorduk Gemini'nin yeni modeliyle bir anda her iş halledilir oldu. Küçük işletmelerde yapılan iş koluna sadece tek kişi bakıyorsa yine birinin yapılacak işi Ai'ye yüklemesi, takip etmesi, hataları düzeltmesi ve onaylaması gerektiğinden o kişi işsiz kalmıyor. Danışmanlık yaptığım firmalarda birden fazla grafiker varsa mutlaka birileri işsiz kalıyor.

Yazılımda çok karmaşık olmayan basit projeler için insana neredeyse ihtiyaç kalmadı. Büyük projeler için hala derleyip toplayacak insana ihtiyaç var ama bütün firmalarda ekipler küçülüyor ne yazık ki. Şu an tek sorun Ai'nin güvenilmez olması, örneğin muhasebe kolunda bir yasaya göre bir işlem yapmasını söylüyorsun ama çok hatalı firmayı tahtaya astıracak çıktılar üretiyor. Para vs. hesaplarında da aşırı güvenilmez durumda halen. Ama o kadar hızlı gelişiyor ki çapraz kontroller ve bir kaç Ai şirketi çıktılarını kıyaslayarak doğruya ulaşan ara yazılımlar ile bu halüsinasyon ve hatalar çok yakında minimuma indirilebilir.
+1
creepy
(06.01.26)
Hali orneginde, gecmisten gelen buyuk bir kulturel birikim var. Desenler, teknikler, renkler, semboller, donemler vs. Bu bir sanat. Hangi ciddi okul bunu ai modelleri gelisti diye birden iptal edip birakir? Hangi muzisyen muzik yapmayi birakti?
+1
osssy
(06.01.26)
Ben insaat muhendisiyim. Son birkac sene agirlikli olarak masa basi calisiyorum. Su an buyuk bir uluslararasi sirketin ufak bir yurt disi ofisinde calisiyorum. Muteahhitlerin kucuk-orta olcekli isleri icin tasarim yapiyoruz.

Kullandigimiz hesap altliklari vs. hepsi oldukca ilkel seviyede. ai bizim yaptigimiz isi yapamaz mi, anasini bile s... ama insaat muhendisliginde simdilik esas mevzu "ownership" denen nane. yani proje sorumlulugu kime ait olacak. ote yandan buyuk projeler-hesaplar icin benim kariyer omrumu hesaba katarsak, hadi diyelim son 10 senede tekrarli islerin otomasyon hizinda ciddi bir artis var.

valla yapay zeka eninde sonunda butun islerin kokune kibrit suyu ekebilir ama ben o gunu gorur muyu bilemem. ote yandan sunu da dusun, teknoloji gelistikce sehirler, yapi malzemeleri, muhendislik projelerinin dogasi da degisecek, gelisecek. mesela ayda yeni yerlesim birimleri kuruldugunu dusun. uzayda tbm kullanimi, bilmemne gezegeninin kaya kutlelerinin siniflandirilmasi, yercekimi dunyanin 1/5' i olan gezegenlerde betonarme tasarim gibi yeni literatur dallari ortaya cikacak, yani mevcut meslek dallarinin dogasinin gelismesi, yeni meslek dallarinin ortaya cikmasi gibi mevzular da mumkun.
+1
trixi
(06.01.26)
(14)

Vefat etmiş birini güncel bir fotoğrafa yerleştirmek

m e b
Selamlar. Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor. Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda
Selamlar.

Bir arkadaşımın doğum günü. Ona anlamlı bir hediye vermek istiyorum. Babası vefat etmişti, eski ama renkli bir fotoğrafı var. Ben ikisinin fotoğrafını birleştirmek istiyorum ama ne yaptıysam yüzleri doğal olarak %100 aynı yapmıyor, hep bozuyor.

Gemini da ChatGPT de bozuyor, Grok bu konuda zaten evlere şenlik.

Prompt ne yazmalıyım ki asla yüzleri bozmasın? Fotoşop yeteneğim de pek yok. Işık, gölgelendirme vs gibi detaylarla kalitesiz olan fotoğrafı daha da berbat edeceğim. Nasıl yapabilirim veya bu konuda yardımcı olabilecek olan var mıdır?
-5
m e b
(05.01.26)
Mantıklı değil yapma bence
+8
messina123
(05.01.26)
@messina123: 14 senelik dostum kendisi. Kardeşiyle de zaten istişare yaptık hassas bir konu olduğu için.
0
🌸m e b
(05.01.26)
Ben de tavsiye etmem ters de tepebilir çünkü (bkz: uncanny)

Yine de yapacaksanız prompt'u da gptden isteyebilirsiniz. High fidelity vs.
+2
anon1m
(05.01.26)
paraya kıy, profesyonel tut.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.01.26)
Soruna cevap değil aslında ama ben de fikir paylaşmak istiyorum;

Herhangi bir zaman için olabilir ama doğum günü hediyesi olarak böyle duygu yüklü, kaybına/acısına hitap eden bir hediyeye gerçekten gerek var mı? Bana da iyi bir seçim gibi gelmedi o yüzden.

Doğum gününü kazak gömlek gibi bir şeyle geçiştirip, bir süre sonra böyle bir şey yapsan belki de daha iyi olur.

İlaveten şu da var; muhtemelen yapay zekayla canlandırılan fotoğrafları, videoları, böyle bir şeyin yapılabildiğini kendi de biliyordur. Kendi de yapabilir. İnstagramda dakika başı bu uygulamaların reklamı çıkıyor. Kendisi de düşünmüştür bunu. O yüzden bu orijinal bir şey olmayabilir diyorum bir yandan.
+4
lazor
(05.01.26)
Soruya cevap olmayan görüşüm bence de yapmasaydınız keşke böyle bir şey.

Şimdi soruya cevap olan görüşümü de iliştireyim, redditte (www.reddit.com) bu dediğin konuda yardımcı olanlar çıkıyor ama resmi postlaman gerekiyor.
+2
truf
(05.01.26)
Mesaj attım
0
Rondak
(05.01.26)
mantıklı bir hediye mi değil mi konusunda yorum yapmadan;
gemine'yi denediniz olmadı ama nano banana pro özelliği var bir de. ücretsiz olarak kullanabiliyorsunuz. telefondan denediyseniz oluşan resmin yanındaki üç noktaya basıp "pro ile yeniden oluştur" gibi bir seçenek var, onu deneyebilirsiniz.

çok iyi yapıyor aslında ama çoğu kez verilen prompt'u anlamıyor o yüzden ortaya saçma bir şey çıkıyor. başka araçlardan yardım alabilirsiniz prompt konusunda.

eğer olmadıysa başka bir sohbet açıp tekrar deneyin, genelde aynı sohbet üzerinden "bir de şöyle yap, bir de böyle yap" demek fayda sağlamıyor.

bir de, eğer denemediyseniz; kötü de olsanız kendiniz bir photoshop yapın düşük kalite ve nano banana'ya düzeltmesini söyleyin.

son şey; tekrar tekrar denemeye iterasyon deniyor. ai ile makul çözüm oluşturmak için bazen çok iterasyon yapmak gerekebiliyor (farklı promptlar verip olayı yeteri kadar iyi anlatmaya çalışarak)
0
biseysorcaktim
(06.01.26)
ben de yapmayın demeye geldim,
+2
oscar
(06.01.26)
Vefat etmiş birinin Ai ile oluşturulmuş herhangi bir içeriği çok rahatsız edici. Ünlüler için yapılan videolar bile bana hakaretmiş gibi geliyor. Arşivden gerçek bir görüntüsüne ulaşıp bunu bastırmak vs. belki uygun bir hediye olabilir. Ama Ai hem orijinal bir fikir değil hem de irrite edici ve üzücü olabilir yakınları için.
+1
creepy
(06.01.26)
Annesini kaybetmiş biri olarak bir "yapmayın" da benden. Hele doğum gününde hiç yapmayın.
+1
kobuzchu kiz
(06.01.26)
arkadaşlar, hepinize teşekkür ederim.

bu arada arkadaşımın zaten doğum gününü kutladık. ü gün hediye almamıştım ama hediyem bugün zaten yolda. ben ek olarak böyle bir şey yapmak istemiş ve öncesinde kardeşine de danışmıştım. hatta hediye verirken de "böyle böyle bir durum da var, istersen imha edebilirsin rahatsız olursan" demeyi planlıyordum. öyle herkesin içinde çat diye ve de yalnızca fotoğrafı verecek değildim.

yorumlarınızı okuyunca çok saçma veya düşüncesizce davranıyormuşum gibi hissettiğim için açıklama yapmak istedim ama farklı bir pencereden baktırdığınız için gerçekten teşekkür ederim.
+4
🌸m e b
(06.01.26)
babası vefat etmiş biri olarak söylüyorum: yapma. rezil bir hediye. ben olsam alır çöpe atarım, iletişimi keserim, tüm keyfim de kaçar.

mutlu gününde neden üzeceksin veya kızdıracaksın?

edit: şimdi cevabını gördüm, doğru karar.
+1
art cat chocolate
(06.01.26)
Fotoğrafları düzenleyip attım. Buraya da yazmış olayım. bence kötü fikir değil. Herkesin babasıyla fotosu olmayabiliyor. Sonuçta adam arkadaşını ve tepkisini biliyordur. O yüzden destekliyorum.
+1
Rondak
(06.01.26)
(20)

Doksanlı yıllar aslında

kizil karga
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı
Boktan bir dönem değil miydi? Yani en azılı akp karşıtlarından olduğumu söyleme gerek görmüyorum çünkü konu "bakın o yıllar böyle şimdi çok daha süper" değil, şimdi de farklı bir şekilde en boktan dönemimizi yaşıyoruz ama o dönem de olabildiğince boktandı fakat günümüzde çok enteresan bir doksanlı yıllar sevgisi var, bunun nedeni ne olabilir? Çünkü doksanlı yıllarda güzel olan tek şey Türk pop müziğindeki devrimsel atılımdı, onun dışında yaşı yetenler illa ki hatırlayacaklardır doksanlı yıllar; gazetecilerin suikaste uğradığı, mafyanın devletin polis teşkilatının ortak hareket ettiği, faali meçhul cinayetlerin zirvede olduğu, gözaltına alınan özellikle sol görüşlü vatandaşların bir gecede yok olduğu, bankaların sürekli hortumlandığı ve bir gün ansızın tüm varlığınız yok olduğu, ölüm listelerinin alenen ortalıkta dolaştığı ve bu listedeki insanların infaz edildiği bir dönemdi diye hatırlıyorum ben ama insanımızda enteresan bir doksanlı yıllar nostaljisi var, bunun nedeni ne olabilir beyin sadece iyi olanı mı hatırlıyor ve bunlar unutuluyor mu sizce?
+1
kizil karga
(05.01.26)
90lı yıllar güzellemesi yapanlar sadece 90larda çocuk olanlar yani benim akranlarım :)
biz bilmiyoruz öyle suikast filan, sokakta oynamayı 90lar popunu filan özlüyoruz.
+4
yenibirgüzelnick
(05.01.26)
bu arada 90'lardaki müziklerde pek güzel değil. İyi bir altyapısı yok. 100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor.

insanların özlediği şey bence teknolojinin azlığı ve daha fazla samimiyet.
0
koela
(05.01.26)
eger ortalama bir hayat suruluyorsa gecmis hemen hemen her zaman romantiktir, ozlem duyulur cunku gencligi temsil eder. insanlarin cogu da ortalama bir hayat surer. yani saydiginiz olaylarin birincil muhatabi degillerdir. gunumuzun internet kullanicilarinin buyuk cogunlugu 90'larda cocuk olan kisilerden olusuyor. bu olaylar yasanirken zaten cocuklar. internet falan da olmadigindan sistematik bir maruz kalma olmuyor. zamanin her seyin ilaci olmasi durumu da var. insan su anki problemlerine odaklanir, gecmiste yasadigi zorlugu unutur. dedigim gibi bunlari ortalama bir birey icin soyluyorum. yani eger iskencelerle dolu cok kotu bir hayatiniz yoksa... yani genclik, zaman, internetin olmamasi, daha cok insan iliskilerine dayali bir yasam, farkli bir guven ortami olmasi vs. gibi cevresel etmenler, hepsinin katkisi var.
+1
Sour
(05.01.26)
Ben o yılları baştan sona gördüm.

90'larda Türkiye; Siyasal islamcıların iktidarda ve bürokraside olmadığı, ordusu Atatürk ilkelerine bağlı, basın ve ifade hürriyetinin büyük ölçüde geniş olduğu, AB hedefi olan, yüzünü hür dünya değerlerine çevirmiş şirin bir Balkan ülkesiydi.

Sorunlar yok muydu vardı ama şimdikinin yüzde beşi kadar bile değildi. Yaşayarak gördük.
+4
yurtsuz john
(05.01.26)
Ben babamın girgir ciltlerinden 80-90 falan okuduğum için daha çok bilgiliydim. Ve insanların çoğu geçmişi unutuyor ama bu sadece bizde değil, her yerde.
Millet x zamanı iyiydi diyor, bir bakıyorsun soğuk savaş var, nükleer riski var, iş güvenliği yok, hastaliklara aşı yok, kansere tedavi yok, ortalama yaşam 60-70 falan, kadınlar eşlerinin malı gibi, eşcinsellere ciddi sıkıntılar var, siyahlara ırkçılık var falan filan.

Ben şahsen geçmişe oranla sadece şu sıkıntıları görüyorum;
- tech brolarin istediğini yaptığı bir dönem.
- shareholder value diye diye bokunun çıkması. Şirketin hisse değerinin her şeyden önemli hale gelmesi
- sosyal medyanın ve etrafımızdaki çoğu şeyin bizim zamanımızi calmaya ve bizi bağımlı yapmaya çalışması

Belki bir iki şey daha vardır ama genel olarak birçok konuda her zaman şu anki dönem 80-90lardan iyi neredeyse her ülkede.
Ya daha şundan 10 sene önce falan isid, el kaide sürekli bomba patlatiyordu. Bu bile unutuluyor.
Ha bu arada Türkiye misal bence 2000-2010lara kadar falan oldukça güzeldi, ama küçük küçük her şeyin değiştiğini görüyorduk. Şu an misal Türkiye kesinlikle o dönemden çok çok daha kötü halde, tartışmaya açık bile değil. Ama 90lardan çok mu daha kötü buna net bir şey diyemem, cocuktum da o dönemleri de okuduk yolsuzluklar falan doluydu her yerde.
+1
logisticsmanager
(05.01.26)
Evet bence bunun önemli kısmı o yıllarda çocuk olduğu için neler yaşandığını hatırlamamak ve çocukluk-gençlik yıllarındaki keyfe özlem duymak.

Ama daha önemli ve gözden kaçan bir şey var o da Türkiye'de yönetici sınıfın değişmesi. Hem paraya sahip olan hem de devletin karar verici mekanizmalarında söz sahibi olan sınıf değişiyor ve önemli kısmı değişti. Hangi sınıftan olduğun da o yüzden eskinin daha iyi olduğunu düşünüp düşünmemek konusunda etkili.

Objektif bir şekilde baktığımı zannettiğimde 90'lar bana da çok kötü geliyor. Şu anda da kötü şeyler yaşanır o zamanlar da kötü şeyler yaşanıyordu. Ama 90'larda pek çok insanın ölümüyle sonuçlanan, neyin ne olduğu belli olmayan daha kaotik, daha az bilgi sahibi olduğumuz kötülükler vardı, o yüzden daha kötü olduğunu düşünüyorum.


Ek: Karşılaştırma yaparken teknolojinin getirdiklerini hesaba katmamaya çalıştım. İnternetin, robot süpürgenin, tıptaki gelişmelerin dikkate alındığı bir karşılaştırmada eskinin hiç şansı yok.
-1
michael_knight
(05.01.26)
90lı yılları hatırlıyorum ve şimdiye oranla kesinlikle daha iyiydi. faili meçhul cinayetler vardı evet ama şimdi daha fenası var.
o yıllar daha iyiydi çünkü; eğitime önem veriliyordu, tahsilli insanlar hak ettiği değeri görüyorlardı, imam hatip liseleri şimdiki gibi çoğunlukta değildi, siyasette denge vardı, diktatörlük yoktu, siyasileri dengeleyen yozlaşmamış devlet kurumları vardı, medya tamamen yandaş değildi, üniversiteler bağımsızdı ve kaliteliydid, siyasi karikatürler ve taklitler yapılırdı (şu an yapılsa yer yerinden oynar o derece şeyler), büyükiehirler tamamen köy kültürüne teslim edilmemişti, tübitak değerliydi, tekrar yazıyorum devlet kurumlarına güven vardı. daha tonla şey yazarım.
0
abelardo
(05.01.26)
@koela'in "100 tane sarkı varsa 5 tanesi güzel ama nedense her şarkı güzelmiş gibi davranılıyor." ifadesini açmak istiyorum.

Erişim kısıtlı olduğu için o dönemde seçiçi davranmak zorunda kalıyorduk. Sadece şarkı olarak değil, gene olarak çoğu şeye erişimimiz kısıtlıydı. Dolasıyla az olan seçeneklerden kaliteli olanını bulmak için kılı kırk yarıyorduk, ince eleyip sık dokuyorduk.

Şimdi ise seçeneklerimiz ve erişimiz devasa boyutta. Kaliteli olanı nereden nasıl bulacaksın?!

@abelardo yozlaşmış devlet kurumları da vardı. Bir devlet kurumu düzgün işlerken, diğer devlet kurumu, pisliğin içine batmış, gırla rüşvetle ve yozluşlukla iş görüyordu.
0
put it in your appropriate place
(05.01.26)
Aklıma gelen ilk artılar: Sosyal medya yoktu. Çoğu insanın yaşam tarzı ve fikirleri umurumuzda değildi. Toplum olarak kafamız bu kadar karışık değildi. Halkın çoğunluğu, hayatını içinde bulunan coğrafyanın gerçeklerine daha uyumlu geçiriyordu. Mahalle kültürü vardı. Avm çılgınlığı ve tekelleşme yoktu. Her yerin yerel esnafından alınırdı her şey. Esnafta çakal olsa da azdı. İnsanlar daha az açgözlüydü. Anadolu liseleri gibi kaliteli ücretsiz orta okullar ve liseler vardı. (Fen liseleri hâlâ iyiler) Eğitim sisemi kendi içinde daha tutarlıydı. Toplum içi saygı ve görgü daha yüksekti. Gıda ve hayvancılıkta şimdiden daha kendine yeter bir haldeydik. Gayrimenkul daha ucuz ve ulaşılabilirdi. Görsel ve yazılı medyanın çoğu tıpkı günümüz gibi tekelleşmiş olsa da, gazetecilik ve mizah şimdiden bin kat daha özgürce yapılabiliyordu.

Aklıma gelen ilk eksiler: Ulaşım ve sağlıkta korkunç kötü seviyelerdeydik. Poliste işkence standart uygulamaydı. Bürokrasi çok uğraştırıcıydı. Devlette muhatap bulamıyorduk. Sade vatandaşa devlet dairesinde insan muamelesi yapılmazdı, en basit işi günlerce, haftalarca sürebilirdi. Ülkenin doğusunda çok ciddi asayiş ve terör problemleri vardı. Memur ve Öğretmen maaşları ile geçinmek mümkün değildi. Okullarda dayak standart uygulamaydı. Alelade bir çavuş valiye posta koyabiliyordu, o derece askeri vesayet vardı.

O zaman da, bu zaman da rüşvet, yolsuzluk, kadrolaşma vardı, var. Kadın cinayetleri, mafya, çeteler, şiddet vs. de o zaman da aynen vardı. Devletin nimetleri kendilerine peşkeş çekilen, iktidar destekçisi zenginler o zaman da vardı. İnsanımızın kalitesizliği potansiyel olarak o zaman da vardı belki ama insan yine utanır, gizlenirdi. Ahmaklık, arsızlık günümüzdeki gibi yüceltilmezdi.
0
dilemma of subscribtionability
(05.01.26)
Alım gücü süper olmasa da şuan ki durumdan iyiydi. Ev, araba almak daha kolaydı. Açıkçası şuan rahat olan çoğu kişi 90'larda yaptıkları sayesinde yaşıyor.

Türkiye bu kadar kalabalık değildi. Büyük şehirler daha yaşanabilirdi. 90'lardan 2000'lerin ortalalarına kadar durmadan yeni binalar yapıldı. Bu konutlar nedeniyle büyükşehirler çok fazla göç aldı. Artık ve trafik kaldırıyor ve su yetiyor.

Siyasi açıdan da hesap verebilirlik vardı. 2003'ten beri din ve rant karışımı bir siyaset yaşıyoruz.
0
michael harddd
(05.01.26)
y kuşağı 90ları iyi hatırlıyor çünkü çocuktuk. madımak katliamında babam oturdu ağladı, ben yetişkin olsaydım çocuklarım için çok endişelenirdim. boomer ve x kuşağı için zor bir süreç olur. bizim için dünya kupası 94 98 falan.
akşama kadar elimizde telefon var, mal gibi yaşıyoruz. tamam 90lar leş gibiydi, süikastler vardı. ama hiç bir dönem 2003 2026 kadar baskıcı da değildi be. evet alt yapı şehirleşme kötüydü. ama geçmişe özlem hep vardı. 2003 sonrası akp değilde daha ortada bir parti olsaydı belki daha iyi olurduk.
0
mikahakkinen
(05.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. Babam orta okulda mudur yardimcisi/ogretmendi ve tum aile inanilmaz tutumlu olmamiza rahmen cok fakirlik cektik. Turk lirasi kronik cokusteydi. Simdiden iyi miydi kotu muydu orasina girmiyorum. Ama bu eskiye pembe gozluklerle bakma bagimliligi butun dunyada var.
0
hot potato
(05.01.26)
katlıyorum. aşırı karanlık yıllar. siyasi, ekonomik, toplumsal, her açıdan bitik yıllardı. insanın geçmişi güzel hatırlamak gibi bir sanrısı var maalesef. her şeye rağmen türkiye’de ne seksenleri ne doksanları bugüne yeğlerim.
0
sir gawain
(05.01.26)
hayatı daha katlanılabilir kılmak için insan beyni geçmişi hatırlarken olumlu yönleri daha öne çıkarma eğiliminde doğal olarak. ayrıca çoğu zaman özlenen iyi olduğu düşünülen şey o zamanki dünya veya ortam değil kendinsin aslında. gençliğini, daha heyecanlı, enerjik vesağlıklı olduğu yıllları özlüyor insanlar. bu psikoloji dışında daha iyi olan şeyler var mıydı derseniz şahsen benim Türkiye için umudum vardı; büyüyen bir ülkeydi, Avrupa ülkesi olma yolundaydı, güçleniyordu. Evet o zaman da fakirdik ama 2000'li yıllardan büyük beklentiler vardı. Özgürlükler açısından bakıldığında daha da özgür gibiydik. Siyasi baskılar yine vardı ama halk açısından ifade özgürlüğü daha üst bir seviyede idi.
0
creepy
(05.01.26)
90larda çocuktum. öyle aman aman bir sıkıntı yaşamadığımız sürece de mutluydum.

tek kanallı devirde çok sıkılırdım ben mesela. istiklal marşıya açılış. voltran diye bi çizgifilm çıkardı. çizgi film de sayılmaz haraketsiz tatsız bişey. gece kalkar televizyonu açarsın trt yazar başka bişey yok. ne bileyim ekonomik şartlar bugüne göre daha iyiydi enflasyon bugünki kadar değildi. onun dışına çıkıp dışarda oynamaktan başka yaptığım bişey olmadı. cep telefonu , internet olmadığı için insanlar daha sosyaldi. ne bileyim kadınlar gün yapardı, akşamları ailece misafirliğe gidilirdi. çocuklar dışarda topla veya misketle oynardı. saklambaç oynardık. yakar top oynardık. binbir türlü oyun oynardık. eğlenirdik ama başka yapabileceğimiz bişey yoktu. çok kanallı döneme geçince resmen ağzım açık kalmıştı.

evet karanlık bir dönem ama ben şahsen şu günleri çok daha karanlık buluyorum. o kadar fantastik şeyler görüyoruz ki belki bunlar eskiden de oluyordu ama görmüyorduk. haberimiz olmuyordu. mesela kadına karşı şiddet. terör olayları , cinnet geçiren insanlar vb.

bu söyleyeceğimi miden kaldıramayabilir ama sıcağı sıcağına diye bir program vardı. youtube da yayınları var. o dönemi anlamak adına izleyebileceğin bir program olduğunu düşünüyorum. hani o zamanların müge anlısı.
-2
omer460
(05.01.26)
İnsanlığın boktan olmayan dönemi mi var?

İnsanlar eski günlerdeki güzel anılarını özlüyorlar. O zamanki kendi dertlerini bile siliyor insan hafızası.

Nicki yeni ve güzel olan arkadaşın dediği gibi, bugünün nostaljisi olan 90’ları ananlar çocukluklarını kastediyor; tasolarını, spice girls’ü falan. Kimse “ulan yok şimdi öyle faili meçhuller be” diye dertlenmiyor yoksa.
0
lazor
(05.01.26)
madem gecmis romantik ve nostaljik, neden diger yillari degil de 90'lari duyuyoruz? ben kendimi bildim bileli 90'lar nostaljisi yapilir tum dunyada. insanlik tarihinde dipler de var, pikler de var. kimse ah o 1930'lar 40'lar ne guzeldi demiyordu.

90'lar insanlik icin bir patlama cagiydi, cok guzel filmler, kitaplar yazildi 90'larda. internet, bilgisayarlar evlere girdi, telefonlar ceplere girdi. sadece 90'lar degil 00'lar da ayni derecede iyidir. bugun kullandiginiz google, amazon, youtube, smartphone vs ne varsa 1993-2008 arasi hepi topu 15 yillik donemin meyvesidir. buna benzer bir donem bir de 60'larin sonu 70'lerin basinda yasanmis.

90'larda turkiye cok iyi durumda degildi ama globalden payina duseni aliyordu. yani atiyorum sinemaya gidip jurassic park, titanic, fight club falan izleyebiliyordun. tum dunyada yarin neler yapilacak dusuncesi vardi. kollektif bir optimizm vardi. simdi yarina bakinca sikmeseler bari diyip 90'larda cekilmis eski filmlerin dandik remake'lerini izliyorsun. yahu muzik yapilmiyor artik muzik. elektronik, autotune, sacmasapan sozlere sahip rap dinliyor millet butun dunyada.

bu arada tr altin cagini 90'larda degil 2000'lerde yasamistir. ulkede guzel olan ne varsa 2002-2010 arasi yillarda yapilmis. butun guzel muzikler, efsane rock gruplari, guzel sinema eserleri bu yillarda ortaya cikmis. cem yilmaz'in bir o zamanki filmlerine, stand uplarina bakin, bir simdikilere. zamanin ruhu diye bir sey var.

90'larda dedigim gibi tr teror, deprem, krizlerle calkalaniyordu. global yukselmeden payini alsa da asil sicramasini 2001 krizi sonrasi yapabilecekti. bu 90'lar geyigi ozellikle bati ulkeleri ve japonya icin yapilir.
+3
antikadimag
(06.01.26)
Kesinlikle cok boktan bir donemdi. +1
Nostaljik seyler guzel geliyor. +1

Ekonomik durumdan tam emin degilim ama bizim evde o gunun sartlarinda bile baya idareli yasaniyordu. Etli yemek yapmak gibi bir adet bile yoktu. Kurban bayraminda birsey kesilirse o zaman biraz kavurma falan yeniyordu. Bol ekmekli kofte yapildigini hatirliyorum ara sira, demek ki bazen kiyma aliniyormus. Konsantre olmayan meyve suyuna bile biraz su ekleniyordu. Ekonomi soyle boyle iyiydi diyenler muhtemelen ebeveynleri okumus yazmis iyi islerde calisan insanlardi. Nereye bakildigina bagli, ev alma konusuna bakilirsa mesela bugune gore cok daha kolaydi. Bizimkiler bir donem 3 kisi calisti, harcamalar zaten dusuk, gurbetci akrabalardan 3-5 bin mark gibi borclar alindi vs 1997 yilinda sifir bir ev alabildik. Yanilmiyorsam 32 bin mark falandi o zamanin parasiyla, tabii bugunun enflasyonuna uyarlanirsa ne rakam cikar bilmiyorum. Cok da az para degildir.

Medyanin ozgurlugu de biraz yaniltici. Medyanin belli bir cizgisi vardi. Bu cizgi senin sevdigin bir cizgiyse ozgurdu dersin. AKP'li dayiya sorsan o da A haber cok iyi der. NTV'nin yeni ciktigi zamanlari hatirliyorum. Haber yapma sekillerine cok sasirmistik. O zamanlar kanal 7 tarzi butik kanallar haric butun kanallar laiklik elden gidiyeah modunda takiliyordu. NTV'nin daha notr bir dil kullanmasi cok dikkat cekmisti.
-1
mbond
(06.01.26)
Beynimize bu kadar veri girmiyordu.
İş hayatı çok basitti. Hedefler, toplantılar yoktu.
Yatağa yatıp tavana bakıp hayal kuruyorduk.
Hayattan beklenti çok azdı. Kıyafetlerimizi bile pazardan alıyorduk.
İnsanlar bu sadeliği özlüyor.
+1
plastic_angel
(06.01.26)
Toplumsal açıdan değerlendirecek olursak o zamanlar cehalet bugünkü gibi prim yapmıyordu, cahil insanlar vardı elbette ama eğitimli insanlara saygı duyulurdu, ekonomik zorluklar, terör vs zor tarafları vardı elbette ama bambaşka bir hayattı yaşanan, pek çok kişinin söylediği gibi çocukluk/gençlik dönemimize gelmesinin romantikleştirilmesinde etkisi büyük ama o zamanlar gençlerin umudu vardı, iyi okuyup çalışkan olarak hayatta yer edilinebilirdiniz, şimdi gençler de ülkenin umutsuzluğundan nasibini almış durumda.

Bir de hayatı küçük çevrelerimizden ibaret sanıyorduk, internet çağı olmadığı için bazı zihniyetlere hiç maruz kalmadık, bugün fiziksel olarak karşılaşmasak da hep bir tehdit söz konusu, o zamanlar duyduğumuz kötü olayların bizim başımıza gelme ihtimali yoktu pek. Susurluk olayı şok etkisi yaratabilmişti, bugün artık hiç bir şey skandal olmuyor.
0
(06.01.26)
(5)

Bağışı vergiden düşmek nasıl oluyor?

michael_knight
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım. 20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım.
20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?

Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
0
michael_knight
(05.01.26)
vergiden düşülecek tutarlar doğrudan vergiden değil, vergiye tabi matrahtan düşülür
+4
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
aslında vergiden düşmek olmuyor. işle ilgili tüm masraflar vergiden düşülür. bağış yaptığında işle ilgili olmadığı için vergiden düşülmez. sadece izin verilen yerlere yapılan bağışlar işle ilgili masraflar gibi vergiden düşülür.

vergiden düşmek de arkadaşın dediği gibi matrahtan düşmek. ayrıca matrahın %5'ine kadar bağış kabul edilir. diğer kısmı kabul edilmez.

100 milyon ciro yaptın. işle ilgili tüm masraflarını düşersin. 80 milyon da masrafın oldu diyelim. 20 milyon tl matrahın oldu. şahıs şirketiysen 20 milyon için 7.5 milyon tl vergi ödeyeceksin. 10 milyon tl kanunda yazılı yerlere bağış yaparsan 20 milyon tl'den %5 yani 1 milyon TL düşülür. Vergin 19 milyon tl üzerinden 7.1 milyon tl çıkar.

ilk başta 100 milyon tl ciro, 80 milyon tl maliyet sonrasında 7.5 milyon tl vergi. cebinden 7.5 milyon tl çıkacak.

10 milyon tl bağış yaptın. 7.1 milyon tl vergi de ödeyeceksin. ikinci durumda cebinden 17.1 milyon tl çıkacak.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
@gabe teşekkürler açıklama için.
Doğru anlamış mıyım diye sormak istiyorum;

Yani 10 milyon bağışlarsa şirket sadece 400 bin TL şirketin cebinden çıkmamış olacak.
Yani 10 milyon bağışın şirkete maliyeti 9,6 milyon halen.


E ama zenginler vergi düşük gelsin diye bağış yapıyor gibi bir laf var. O çok yanlış bir anlayış mı yoksa o başka bir şey mi?
0
🌸michael_knight
(05.01.26)
zenginler milyar kar edip 50 milyon bağış yapıyor. o da millete çok geliyor.

yoksa vergiyi azaltmak için bağış yapmak diye bir şey yok.

vergiyi azaltmanın en güzel yolu yaptığın işin teşviğinin olması. mesela elektrikli araç şarj istasyonu yapıyorsun, devlet harcamanın %75'ini sana ödüyor. mesela yurt dışında depo kiralıyorsun, devlet kiranın büyük kısmını sana ödüyor.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
Yukarıda güzel anlatılmış bağışı vergiden düşüp kar ediyorlar muhabbeti bir safsata ama şu yönüne bakmak lazım. bir çok şirket kendi kurduğu vakıflara bağış yapar bu sayede para "grup içinde" kalır, sosyal sorumluluk projeleri finanse edilirken vergi matrahı düşürülür. Para dışarı gitmez, sadece kurumun başka bir koluna aktarılmış olur. diğer bir durum da bağışı reklam olarak kullanmaktır. şirketin zaten atıyorum 100 milyon reklam bütçesi vardır, bunun 10 milyonunu doğru yerlere bağış yaparak etkili reklam yapmış olur.
+2
creepy
(05.01.26)
(2)

web reklamları ne kadar gelir getiriyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
niş bir site kurmayı düşünüyorum. getirisi hosting ve domaini karşılar mı bilmiyorum. kullanıcısının bilgisayar kurdu olması bekleniyor. neredeyse tamamı adblock kullanacak. facebook, google gibi yerlerin reklamını gösterirsem kaç para bırakır?
niş bir site kurmayı düşünüyorum. getirisi hosting ve domaini karşılar mı bilmiyorum. kullanıcısının bilgisayar kurdu olması bekleniyor. neredeyse tamamı adblock kullanacak. facebook, google gibi yerlerin reklamını gösterirsem kaç para bırakır?
-4
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(01.01.26)
2 sene önce niş bir site kurdum. 1000’den fazla blog var içinde. Geçen sene 500 lira kazandırdı :d

Para kazanmak için değil de hobi amaçlı yapılacak iş
+2
messina123
(01.01.26)
Ölü İnternet teorisini incelemenizi tavsiye ederim. Artık Ai'nin de arama motorlarının yerine geçmesi ile maalesef web içerikleri gün geçtikçe daha az tıklanır olacak. Geçmişte de alanında ilk 10'a girmeyen web siteleri Adsense ile çok komik tutarlar kazanıyordu, bir dönem bu işi yaptım günlük 100 bin tekil hite ulaşan bir site ve farklı iş kollarında onlarca siteyle ayda bir asgari ücret civarı anca kazanıyordum. Şu an buna iş olarak bakmak çok zor. Farklı yöntemlerle gelir imkanı (Özel reklam, bağışçı, üyelik, doğrudan satış vs) yoksa sadece adsense ile ayakta durması çok zor bir sitenin.
+1
creepy
(02.01.26)
(8)

70 km sonrası hızda arabadan gelen uğultunun sebebi ne olabilir?

m e b
selam.2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.lastikleri eylül başlarında değiştirdim. son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade r
selam.

2015 model otomatik megane 3 hatchback dizel aracım var.
lastikleri eylül başlarında değiştirdim.

son zamanlarda özellikle boş otobanda giderken ve 70-80 km sonrası hızla giderken veya devir 2000'lerdeyken bir uğultulu ses duyuyorum. bu ses vuruntulu, takırtılı veya tekleyen bir sesten ziyade ritmik bir uğultu şeklinde. aracı yazın aldım ama o zaman öyle bir ses de yoktu. araca binen "lastik sesi var sanki" diyor, arabanın sağ kısmından (ön ya da arka diye muhtelif görüşler var) geldiğini söylüyorlar.

ciddi bir sorun mu bilmem ama canımı sıkıyor. ilk aracım olduğu için de çok bilgisizim, bir yere kontrole götürsem "abi motor komple inecek" diyen bir usta tarafından yolunmak istemiyorum. istanbul anadolu yakasında bir yer var mı bildiğiniz? veya sizce bu sesin kaynağını kendim de bulabilir miyim acaba?
0
m e b
(25.12.25)
yani bu ses hiç umulmadık yerden bile gelebilir.
bizim bisikletçiler pedal çevirirken ses geldiğinden şikayet ederler hep ama o ses genelde seleden gelir.

sizin ses belli bir hızın üzerinde olduğu için kapılardan bile gelebilir. oturmayan veya deforme olmuş bir fitil mesela. tabi tam olarak nasıl bir uğultu olduğunu bilemiyoruz. siz yine de bir ustaya gösterin. saçma sapan bir şey kilitlemeye çalıştığrnı hissederseniz başka bir ustaya da gösterirsiniz.
0
lazpalle
(25.12.25)
Benzer sorunu yaşadım. Benim tecrübem doğru olmayan lastik basıncı ya da lastiğe girmiş bir parça yönünde. Lastik kontrolü gerek bence.
0
alice in potatoland
(25.12.25)
porya bilyası dağılmış, geçmiş olsun.
+1
antihero
(25.12.25)
hatta ses geldiğini düşündüğün tekeri krikoyla kaldır, tekeri çevir, sesi yine duyacaksın.
0
antihero
(25.12.25)
Tekerlekteki bilya bitmiş.
0
komando kani var bende
(25.12.25)
Bir kaç hafta önce başıma geldi. Porya bilyesi/rulmanı
0
wilhelmwasmuss
(25.12.25)
genelde rulman, göbel, bilyeden o tarz sesler gelir ama, sıfır 2023 model Toyota Corolla almıştım fren balatasından ıslık gibi bir ses geliyor ve sadece belli hızda oluyordu, balataları değiştirdiler düzeldi. Küçük bir ihtimal olabilir.
+1
creepy
(25.12.25)
tekerlek rulmanı değişecek. maliyetli bir işlem değil.
+1
phoarbix
(25.12.25)
(6)

Kedi için çeşme tavsiyesi

rvnmakaay
Kedim için otomatik çeşmelerden arıyorum fakat evim çok küçük olduğu için gerçekten hiç ses çıkarmaması önceliğim. Paslanmaz çelik olması da hijyen açısından önemli. Belki otomatik mama kabıyla bundle şeklinde de alabilirim uygunsa. Marka-model tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler.
Kedim için otomatik çeşmelerden arıyorum fakat evim çok küçük olduğu için gerçekten hiç ses çıkarmaması önceliğim. Paslanmaz çelik olması da hijyen açısından önemli. Belki otomatik mama kabıyla bundle şeklinde de alabilirim uygunsa. Marka-model tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler.
0
rvnmakaay
(24.12.25)
Sese hassassanız hepsi ses çıkarır.
+2
gobekliraki
(24.12.25)
bizimki hoşlanmadı. alacaksanız çok pahalı da olmasın kenara gidebiliyor. bizim aldığımız da ses konusunda pek iyi değildi.
+2
awlmi
(24.12.25)
Ben d ebir ara çok bakmıştım mesela şunun gibi (www.amazon.de süper sessiz olduğu iddia edilenlerden bi tane alcaktım ama max 1 sene içinde pert olduğu yazıldığı için yorumlarda vazgeçtim. Başka benzer ürünlerde de hep 1 sene max dayanıyor yazmışlar. Denemek istersen diye örnek bırakayım dedim.
+1
truf
(24.12.25)
@truf +1

Sese çok hassas olduğum için bayağı para verip çelik ve ultra sessizlerden aldım o bile az da olsa ses çıkarıyor. Ayrıca her 3-4 haftada bir filtresini değiştirmen lazım o da bayağı masraf. Üstüne üstlük iki kere aldım ikisi de 1 seneyi dolduramadı motoru çöp oldu. Motorunu alayım desen o da sıfır parası neredeyse o yüzden hiç gerek yok bence masraf etme.
+1
koskoca kirpi
(25.12.25)
Ben bir ay önce Aryuper diye bir markanın çelik olanını aldım, sensörü var kedi yanına gelince çalışıyor, sesi rahatsız edici değil, başka odadan duyulmuyor hiç. bizim kedi musluktan su içmek için çıldırıyordu, kireçli su içmesin bari diye aldık. şimdilik alet fena değil ama uzun ömürlü olacağını sanmıyorum, 2 yıl dayansa yeterli bence.
0
creepy
(25.12.25)
Bu tür malzemeleri kullanamayan birçok kişi bana-derneğimize bağışlıyor. Biz de kalpleri kırılmasın diye alıyoruz çoğu zaman. İşe yarayanı yok. Her gün o su zaten değiştirilmeli. Bir de kediniz musluğa bir kez alıştıysa bir daha bu tür malzemeler çözüm olmuyor.
0
one minute
(09.01.26)
(3)

Muhasebe defter tasdik ücreti

dfn4
Merhaba. aralık ayının klasik gündemi. Yine tartışma konusu olmuş. Tam olarak kalem kalem ne için istendiğini biri açıklayabilir mi? Birisi demiş ki kullandığımız programlar ücretli, mesleki sorumluluk sigortası ücretli, ofisin internet ücreti. E bunları her meslek erbabı kendisi karşılamak durumund
Merhaba. aralık ayının klasik gündemi. Yine tartışma konusu olmuş. Tam olarak kalem kalem ne için istendiğini biri açıklayabilir mi? Birisi demiş ki kullandığımız programlar ücretli, mesleki sorumluluk sigortası ücretli, ofisin internet ücreti. E bunları her meslek erbabı kendisi karşılamak durumunda değil mi? Kim ofisinin, kliniğinin, işyerinin yazılım ücretini kağıt toner parasını mecburi giderlerini çalıştığı kişilerden tahsil ediyor ki? Defter saklama yükümlülüğü olan bir meslekse, ücretli ücretsiz artık nasıl saklanacaksa saklanmalı gibi geliyor bana. Meslek odasına ödediğimiz aidatları da hizmet verdiğimiz kişilerden isteyelim o halde. Kırtasiye masrafı ya da defter tasdik ücreti deyince akla yatmıyor. Artık noter tasdiki de yok. mantıklı bir açıklaması ya da bilmediğimiz bir şey varsa samimi olarak merak ediyorum açıkçası. Herkes farklı bir şey söylüyor. Yıllık genel danışma ücreti adıyla istense mantıklı mesela. Ben bu niyetle ödüyorum mesela arada bir şeyler sormuşumdur diyerek. Ama ücretli yazılım kullanıyoruz meselesi bana biraz ayıp geliyor
+2
dfn4
(23.12.25)
Geçmişte defter tasdiki için noter vs. masrafları olduğu için yine o masraflar ne ise muhasebecilerin şişirip 2-3 katını istedikleri bir meblağ idi bu. İnatla hala aynı isim altında istedikleri için insanlarda güvensizlik duygusu yaratıyorlar. Dediğiniz gibi yıllık danışmanlık ücreti adı altında isteseler bu kadar rahatsız etmeyecek işverenleri. Yok kağıt parası yok yazılım parası diyince daha da itici oluyorlar.
+1
creepy
(23.12.25)
Bu bi harac. Senle ilgileniyorsa 2 3 bin tl ode. Sahis sirketi ise odeme yapma. ltd sirket isen gecerli bu dedigim.
Bi mali musavirin sen ne zaman ararsan telefonunu acip cevap vermesi onemlidir. Yillik 2 3 bin tl icin bunu kaybetmeye gerek yok. Benden 15 bin istedi, 5 bin vericem ornegin.
0
die fetten jahre sind vorbei
(24.12.25)
Bunun yanlış olduğunun en güzel kanıtı, her odanın defter tasdik ücretini farklı açıklaması. Hatta benim muhasebecinin odası işçili-işçisiz diye fiyatları kademelendirmiş, Diğer odalarda 1-10 işçili, 10-50 işçili diye yapmışlar falan...

İptal edilmesi için yukarıdan yasaklanması gerekiyor, ki devlette bürokratların büyük bir çoğunluğu kamu yönetimi dışında ya hukukçu, ya da maliyeci. O yüzden kendilerine ucundan dokunacak hiçbir yasayı geçirmezler, yasağı getirmezler.
0
malheiros
(24.12.25)
(8)

Bu furminator nasıldır?

icimdekipollyannatinerebasladi
Merhaba, sizce bu urun nasıldır?https://www.trendyol.com/genel-markalar/furminator-kisa-tuylu-kedi-icin-tuy-toplayici-s-small-p-739137329Kısa tuylu bir kedi için yeterli olur mu?Teşekkürler
Merhaba,

sizce bu urun nasıldır?

www.trendyol.com

Kısa tuylu bir kedi için yeterli olur mu?

Teşekkürler
0
icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
Başarlı bir ürün. Kısa tüylü olmasına rağmen (calico) deli gibi tüy döken kedimde kullanıyordum. bir dünya tüy topluyor. uzun zamandır kullanmadım strese sokmamak için pek sevmediği için ama yeterli bir ürün.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(23.12.25)
Teşekkürler, peki boyut olarak s mi iyidir m mı iyidir? L çok büyük geldi gözüme.
0
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
o konuda bi bilgim yok maalesef. ben alırken m - l var mıydı hatırlamıyorum bile :/ ama büyük boy daha çok köpekler içindir diye tahmin ediyorum.
0
orta buyuklukte bir ulkenin krali
(23.12.25)
birebir aynisini (rengi bile ayni, o kadar diyeyim) 12 senedir kullaniyoruz. harika bir ürün.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.12.25)
Çok benzeri var bizde, kedi için kullanıyoruz ve güzel topluyor tüyleri, görünce kendisi geliyor hatta, ama biraz yapılmasına izin verip sonra sinir olup bir pençe atıp gidiyor bizimki.
0
creepy
(23.12.25)
Bir iki sitede kilo olarak 4,5 kilogram denmiş. Benim kedim 2,7 kilogram kullanmamda sorun olur mu peki?

Tarak kullanmayip, bunu hergun kullanmanın zararı olur mu?

Tarak kullanmam şartsa nasıl bir tarak önerirsiniz?
-1
🌸icimdekipollyannatinerebasladi
(23.12.25)
mükemmel derin tüyleri alıyor bu ama haftada 1 kere sık şekilde yapmak gerekiyor, bazıları yolduğunuda söylüyor. s al l gerçekten büyük hayvan zaten vuvarlak olduğundan l beden bence işlevsiz kalıyor. bende bunun uzun tuylu kediler için olanı var (yanlış almıştım) kısa tüylü kedimde işe yarıyor.

kilo sorununa takılma kullanırken başta nazik ol, elin alışınca hafifce bastırki tüy altına girsin kökten tarasın.

birde normal tarakta al özellikle şundan, ikisininde amacı farklı
www.trendyol.com

kedini her gün tara alışsın hatta diş fırçalamayada başla alışsın
0
eja
(24.12.25)
ek olarak bu ürün sahtedir, bu fiyatlarda furminator imkansız.
0
veritaslibertas
(24.12.25)
(7)

Temizlikten hemen sonra fayansın üstünde siyah toz parçaları oluşuyor?

hadi ya la
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge
Daha önce çok farklı evlerde yaşadım, birkaç evde de benzer problem başıma geldi ama kimi evler temizlikten sonra üç beş gün tertemiz kalırken bu ev 12 saat içinde kirleniyor. Terliğin altı mahvoluyor, banyo, mutfak, koridor fayansında siyah bir şeyler birikiyor hep. Bu neden olabilir? Robot süpürge çare mi? En f/p öneriniz ne olur bunun için?
0
hadi ya la
(23.12.25)
neyle siliyorsun?

cifle falan siliniyorsa durulamak gerekiyor, bazıları suya cif katıp siliyor, su kuruyunca cifler kalıyor toz gibi. ama beyaz oluyor. benzer bir temizlik malzemesinin kalıntısı olabilir mi?
0
kibritsuyu
(23.12.25)
çevrede inşaat varsa camdan balkondan falan çok fena pislik giriyor
0
neira
(23.12.25)
Kapı baca kapalı diye tahmin ediyorum. Benim için ilk şüpheli; ev terliklerinin tabanı.
0
lazor
(23.12.25)
yerleri fairy ve beyaz sirke ile siliyorum.
çevrede inşaat yok, çok sakin temiz bir yer.
kapı baca genelde kapalı. sanırım ev terliği problem yapıyor.
0
🌸hadi ya la
(23.12.25)
Çatı katı ise yıllar önce oturduğum bir evde çatı aralıklarından siyah kurum dökülüyordu ben de bir süre ne olduğunu anlayamamıştım. baca çıkışı vs varsa yakınlarda oluyor.
0
creepy
(23.12.25)
Bir çevre yolu veya karayolu veya otobana yakın bir evden mi bahsediyoruz?
0
Mirket
(24.12.25)
elektrik supurgesinin icini ve filtrelerini de kontrol edin. supurunce icindeki her ne ise ortaliga puskurtuyor olabilir arkadan.
0
robokot
(24.12.25)
(8)

Yatirimlik Ev Alma Mantigi

bohi213
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler. Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civ
Merhabalar, buyuk bir kismi altinda olmak uzere yaklasik 3-3.5 milyon civari param var. Ailem bana yatirimlik bir ev almam konusunda baski yapiyor. Ben uzakta yasadigimdan eger alirsam kiraci, ev sorunlari vs. her seyiyle onlar ilginecekler.

Ancak yine de aklima yatmiyor. Ankara Eryaman-Batikent civari bakiyorum. 1+1 evler dahi 3.5 milyon - 4 milyon civarinda. Bunu kiraya verirsem de alacagim para ortalama 20 bin lira. Tabi bunun icinde emlak vergisi ve evde duzeltilmesi gereken potansiyel sorunlar yok. Ayrica olasi bi sikintili kiraciyla ugrasmanin mental yorgunlugunu saymiyorum bile.

Bunun yerine paramin sadece 1 milyon lirasini mevduat faizine koysam bile aylik kiralik evden gelecek paradan daha fazla kar elde ediyorum. Ustune olasi sorunlardan kaciniyorum. Ancak cevremdeki herkes yil icinde faizlerin dusecegini ve bu nedenle konut fiyatlarinin artacagi vs. tarzi argumanlarla geliyorlar. Ancak ben hicbir sekilde ev alip kiraya vermenin mantikli bir yatirim olduguna ikna olmus degilim. Gozden kacirdigim, herkesin bilip benim bilmedigim bir sey mi var?
0
bohi213
(21.12.25)
Konu dışı olacak ama;

daire yerine yatırımlık arsa bakabilirsiniz. Ama bu yatırımlık arsa olayında alıp unutacaksanız. Kısa vadede kazanç beklememek lazım.
0
kojonotsuki
(21.12.25)
Faiz parayı arttırmaz, hatta enflasyona karşı da korumaz.
1 milyon lirayı faize koysan ve 2 milyon haline gelse parayı ilk faize koyduğun gün 1 ton peynir alabiliyorsan 2 milyon haline geldiğinde 800 kilo peynir alırsın.

Ama ev değer kaybetmez. Bir tonluk peynir fiyatına aldığın ev normal şartlarda 10 yıl sonra halen bir ton peynir alacak kadar para eder ve 120 aylık kira geliri elde edersin.


Elbette bunlar normal şartlar için geçerli. Ev dediğin de 40-50 yıl sonra eski ev haline gelir ama konumuna da bağlı olarak halen değerli kalır.
+6
michael_knight
(21.12.25)
Yatırımlık evin en büyük artısı kredi idi. 1 siz koyduğunuz zaman, 9 banka koyuyor ve o 9, enflasyondan dolayı eriyip gidiyordu. 2 sene sonra aldığınız kiralar, krediden fazla olmaya başlıyordu.

Ancak şu an öyle bir ortam yok. Eğer oturacaksanız ev alınır. Bunda kar/zarar kavramı yok zaten. Ancak yatırım için ev alınmaz. Hele ki Türkiye'nin ve dünyanın şu ortamında. Altın ve türevi araçlardan devam edin. Sakın yatırım için ev almayın. Hele kiraya vermek için ev almak büyük yanlış. Altının önü, şu ortamda açık. Kağıt paralar ve TL'de kalmakta risk. Değerleri düşecek.

NOT: yatırım tavsiyesi değildir!

.
0
kartallar yuksek ucar
(21.12.25)
emlak yatırımında kira gelirinin (işlek iş yeri, dükkan, mağaza potansiyeli yoksa) çok da önemli olmadığını düşünüyorum. türkiye'de pandemi sonrası kiralarda beklenmedik bir sıçrama yaşandı ama aslında halen enflasyonun altında kalıyor . bulunduğum bölgede 8 milyonluk bir daireyi en fazla 40 bine kiraya verebiliyorlar. vadeli mevduat gelirine göre bu önemsiz bir rakam. ama uzun vadede mevduat faizi, altın veya çoğu yatırım aracına göre emlak yatırımının geride kaldığını son 40 yılda hiç görmedim. ama bazen kısa dönemli emlak fiyatları yerinde sayabiliyor. son 1 yıldır öyle mesela. yarın bir gün faizler düştüğünde mutlaka tekrar sıçrama yapacak. çoğu kişinin dediği gibi paranızın büyük kısmını elinizde tutup kredi ile ev alabilirseniz bence şu yüksek faiz ortamında bile fırsatlar var.
+1
creepy
(22.12.25)
Senin durumunda 3.5m üzerine, ödemekte zorlanmayacağım miktarın üst sınırından taksit ödemeleri olan kadar kredi çeker ev alırdım.
ytd.
0
duyuruuser
(22.12.25)
Kiracı ile ugraşmak isemiyorsan avrupa konutları gibi belli bir tutar peşin ve belli tutar taksitle ileride teslim olacak evlere bakardım.
0
liberal
(22.12.25)
dostum kiranın bir önemi yok.


5 milyona ev alıyorsun, 20 bine kiraya veriyorsun 5 yıl boyunca.
5 yıl sonra 5 milyonluk evin 20 milyon oluyor zaten.

faize atarsın 5 milyonluk evden her ay 150bin lira faiz alırsın.
5 yıl sonra o para yine 5 milyon olur.

fark bundan ibaret.
kimse kirası için ev yatırımı yapmıyor. kira bir şekilde evin genel masraflarını (kredisi vs) çıkarıyorsa veya çıkarmaya yaklaşıyorsa yeterli.
+1
tchuck
(22.12.25)
Yukarıda da yazılmış, senin durumunda peşin ev almaktansa en fazla yarısını vererek kalanı 24,36 ay vadeli ödemelerle kısa sürede teslim edilecek bir projeye yatırım yapmayı tercih ederdim.
Hem 1 yıl sonra evin olur ve aldığın kira ödemelerini rahatlatır hem de paranın en az yarısı cebinde kalır istediğin gibi değerlendirirsin.
0
va
(22.12.25)
(4)

UI ve Veritabanı arasındaki çıktı farkı

piranase
Kullandığımız programın UI tarafında rapor oluşturmak için sql sorguları yazabiliyoruz. Yazılan sorgu UI da daha fazla kayıt gösterirken, veri tabanında daha az kayıt getiriyor. Bu neden kaynaklanabilir?teşekkürler
Kullandığımız programın UI tarafında rapor oluşturmak için sql sorguları yazabiliyoruz. Yazılan sorgu UI da daha fazla kayıt gösterirken, veri tabanında daha az kayıt getiriyor. Bu neden kaynaklanabilir?
teşekkürler
-1
piranase
(20.12.25)
Cevap vermek için yeterli bilgi yok. Rapor oluşturmak için kullandığını SQL ifadesini aynen alıp nerede kontrol ediyorsunuz mesela? SSMS veya MySql workbench gibi bir ortamda mı? Teknik anlamda sizin yazdığını SQL'in ilgili yazılım her neyse oradaki macerasını bilmediğimiz için birşey söylemek zor. Sorgu yazdığınız sistem kimin kontrolündeyse ona sormak lazım.
0
mbond
(20.12.25)
PostgreSQL’de yazdığımız select query ile arayüzden yazdığımız query aynı ama çıktı rows sayıları farklı
0
🌸piranase
(20.12.25)
PostgreSQL özelinde bilgim yok ama mesela ChatGPT diyor ki aşağıdaki query o an çalışmakta olan querylerin listesini veriyormuş. Dolayısıyla UI tarafından çalıştırıp, SQL tarafından da aynı anda bunu tetikleyebilirseniz, UI tarafından gerçekten tam olarak ne gelmiş görebilirsiniz. Loglama opsiyonları da vardı da biraz daha karışık sizin bakıp yapmanız lazım.

SELECT *
FROM pg_stat_activity
WHERE state != 'idle';
0
mbond
(20.12.25)
Datatable vs gibi bir arayüz kullanıyorsanız js tarafından listelenmeyen, filltrelenen bir veri olabilir.
0
creepy
(21.12.25)
(9)

Taharet mısluğu Avrupa'da neden başaramadı?

kizil karga
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileş
Bunu şu nedenle soruyorum: Taharet musluğu pratik bir hijyen aracı, biliyorsunuz Avrupa'da binlerce milyonlarca Türk var ve bunların evinde de illa ki bu mekanizmaya sahip tuvaletler vardır, bunu gören, görmese bile böyle bir aracın varlığından haberi olan Avrupalılar neden sosyokültürel bir etkileşimle taharet musluğuna geçiş yapmadı, mevcut araçlara göre neyi başaramadı da onların yerine geçemedi o dominasyonı kıramadı, Avrupalılar nasıl görüyor taharet musluğunu? Tamam kadınlar için bazı riskleri var ama tek neden bu değildir diye tahmin ediyorum, neden olabilir?
0
kizil karga
(17.12.25)
insanın sürekli g.t deliğini yıkaması bir yerden sonra anal kompexe giriyor bence. sürekli göt yıkamak sorunlu bir hareket. avrupalılarda kıçını elleyip elleyip herkesin eleni sıkmak istemiyor heralde.
-26
mikahakkinen
(17.12.25)
Islak mendil denen bir şey var.
-21
arbre
(17.12.25)
çünkü doğu adeti.
ve avrupa dünyanın en faşist coğrafyası. (zaten faşizmin başkenti ve aslında avrupa dışında faşizmin olduğu bir coğrafta bile yok)

doğudan gelen adet ne olursa olsun asla almazlar, almamakta direnirler. o yüzden asla kullanmayacaklar. mesela taharet musluğu amerikada çılgınlar gibi yayılıyor, çünkü faşist değiller.

bidet vs. avrupanın %90'ında mevcut değil. ingilterede hiç yok, almanyada hiç yok. ama ona rağmen asla taharet musluğu kullanmazlar. çünkü bu doğu adetini asla benimsemek istemezler.

dünyanın en mantıklı icatlarından biri olmasına rağmen.
+4
tchuck
(17.12.25)
Tersten bakarsak daha net anlaşılır. Bizdeki klozete sabitlenmiş klasik taharet musluğu aslında oldukça ilkel bir yöntem. Doğu Asya da bunun spiral hortumlu, duş başlıklı modeli kullanılıyor. Biz bu doğu adetini asla benimsemek istemedik. Açık ara çok daha kullanışlı olmasına rağmen. Biz de doğuyu yok saydığımız için kendi ilkel musluk tipimize sadık kaldık.
-1
mikro patlama
(17.12.25)
Avrupanın ve insanının aslında ne bok olduğunu bu konudaki tercihlerinden anlayabilirsin. Islak mendili savunan da bideti çok avrupai ve modern bulan aşağı yukarı aynı kafa. Avrupaya ait olmadığı için kullanmamak için salak salak argümanlar üretiyorlar. Özellikle bidet tam bir saçmalık. Esas amacı fahişeler için ön cephe temizliği için üretilmiş bidete çok afedersin klozetten kalkıp götlerinde bokla domala domala bidete geçip temizlenmeye çalışıyorlar. Bu konudaki en steril yöntem taharet musluğu.
0
onepointzero
(18.12.25)
Toplumlarin kulturel yapilariyla alakali. Tahareti hadi biz doguluyuz diye almadilar ama her italyan evinde olan bidet’yi de almadilar. İskandinavya’da yasamis bir arkadasim tuvaletlerini dusa girmeden onceye ayarliyorlar demisti ama dogru mudur bilemem. Bence en kullanislisi su an amerika’da yayginlasan el dusu, tekrar banyo yaptiracak olsam ciddi ciddi arastiririm.
0
lallala
(18.12.25)
Avrupa'da eve usta cagirmak falan cok buyuk lukstur. Bina yaslari da cok yuksektir. Yenilik falan akillarindan dahi gecirmezler zengin degillerse.
0
freedonia
(18.12.25)
insanin hijyenle iliskisi kulturel. ayni yemek gibi. adam public tuvalete giriyor, boklu kaldirimlarda yuruyor (abd'de yaygin) ve sonra ayakkabilarini cikarmadan laps diye eve giriyor. sictiktan sonra kicini yikamiyor ve bu onu rahatsiz etmiyor.

batida oturmamis bu. cok da basit bir mevzu. hic bilemedin bir kokteyl parasina amazon'dan $20'a bidet alip takarsin ama yapmiyor.
0
antikadimag
(18.12.25)
Yıllar önce tv'de vitra gibi bir şirketin ceo'su konuşuyordu bu soru sorulduğunda, Avrupa yönetmelikleri nedeniyle taharet musluğu olan klozetleri ihraç edemiyoruz demişti. kanalizasyon sistemi ile içme suyu şebekesinin aynı yerde olmasına izin verilmiyormuş, bir kaçak veya tıkanma durumunda şehir suyuna kanalizasyon karışma ihtimali olduğu için demişti.
0
creepy
(21.12.25)
(3)

Hava Temizleyici

dilili
Selamlar, annemle babam için hava temizleyici bakıyoruz. Bir kedileri var evde, alerjiden kaynaklı öksürük ve burun tıkanıklığı oluyor özellikle babamda. Önerebileceğiniz, uygun fiyatlı ve memnun kaldığını hava temizleyici var mıdır?
Selamlar, annemle babam için hava temizleyici bakıyoruz. Bir kedileri var evde, alerjiden kaynaklı öksürük ve burun tıkanıklığı oluyor özellikle babamda. Önerebileceğiniz, uygun fiyatlı ve memnun kaldığını hava temizleyici var mıdır?
0
dilili
(27.11.25)
Ben salonda Xiaomi 4 pro ve yatak odasında smart modelini kullanıyorum, havayı temizledikleri filtrelerinden belli vealerjik astım belirtilerim de azaldı ama piyasada orijinal filtreleri yok, bu nedenle çok da memnun değilim. Yan sanayilerin de ne olduğu belli değil.
+1
creepy
(27.11.25)
alacaksan winix al, hastanelerde bu kullanıyor ama filtresini değiştimek gerekiyor ve pahalı, sanırım shark ninjada yeni çıkartmış filtresi 5 yılda 1 değiştiriliyor.(sadece gördüm ben araştırırken bu yoktu). birde bütçe varsa kesinlikle hava temizleyici önemli tabi ama ben olsam süpürge alırım roborock tarzı, günde 1 kere yerleri süpürsün.
ben süpürge aldım alerjim azaldı yerdeki toz gidince.
+1
eja
(27.11.25)
Arkadaşım 4 kedili, gece tıkanma şikayetiyle dyson’ınkini aldı; çok memnun, rahat uyuyorum diyor.
+1
lil siztah
(28.11.25)
(2)

e-ticaret uzmanları ne iş yapıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
satış sitesine ürün bilgisi ve fotoğraf ekleyip gelen siparişleri ve ödemeleri mi kontrol ediyorlar yoksa reklam vermek, reklam çekmek, reklamda oynamak, rakipleri anewliz etmek, iadeler ve şikayetlerle uğraşmak, seo yapmak gibi diğer işler de onlarda mı? ne yapar bu e-ticaret uzmanları? yok mu içim
satış sitesine ürün bilgisi ve fotoğraf ekleyip gelen siparişleri ve ödemeleri mi kontrol ediyorlar yoksa reklam vermek, reklam çekmek, reklamda oynamak, rakipleri anewliz etmek, iadeler ve şikayetlerle uğraşmak, seo yapmak gibi diğer işler de onlarda mı? ne yapar bu e-ticaret uzmanları? yok mu içimizde e-ticaret uzmanlığı yapan?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.11.25)
Benim şirkette markalarımızın satışları için büyük e-ticaret sitelerinden sorumlu kişilerin yaptıklarından gördüğüm genel olarak işlerinin yoğunluğu platformun verdiği komisyon oranlarına göre fiyat düzenlemek, pazarlık etmek. Bazen mesela n11 "ben sepette şöyle destek olacağım sen de şu kadar destek ol" gibisinden taleple geliyor. Onun pazarlığını falan yapıyorlar. Ürün kartı açmak çok zamanlarını alan bir şey değil. Fatura, iade gibi işlerle uğraşıyorlar bir de. Depoya bilgi veriyorlar vs.
+1
efreet sultan
(23.11.25)
İş ilanında E-ticaret Uzmanı aranıyor diyorsa genellikle bir alt kademede ürün veri girişi yapacak, pazaryerleri stok senkronizasyonlarını ve fiyatlamalarını kontrol edecek, gerektiğinde müşteri hizmetleri desteği verecek ve siparişlerin faturalanmasını ve kargolanmasını takip eden, satın almaya bilgi veren kişi kastediliyor. E-ticaret yöneticiliği veya reklam, sosyal medya uzmanlığı ise genelde farklı işler.
+1
creepy
(23.11.25)
(12)

Gerçekten kilo vermiyor olabilir miyim?

whatdreamsnevercome
bazal metabolizmam günlük 2200 kalori.dünkü aktivitem; 1560 kalori.dün yediklerim, totalde 2300 kalori (95gr yağ, 170gr karbondihdrat, 180 gram protein)bir önceki gün 550 kalori aktivitem.gün içi yediklerim 1600 kalori. bir önceki gün 950 kalori aktivitem..gün içi yediklerim 1600 kalori.bir önceki g
bazal metabolizmam günlük 2200 kalori.

dünkü aktivitem; 1560 kalori.
dün yediklerim, totalde 2300 kalori (95gr yağ, 170gr karbondihdrat, 180 gram protein)

bir önceki gün 550 kalori aktivitem.
gün içi yediklerim 1600 kalori.

bir önceki gün 950 kalori aktivitem..
gün içi yediklerim 1600 kalori.

bir önceki gün aktivitem 1700 kalori.
yediklerim 2100 kalori.

genel olarak yeme ve aktvite tempom 2 haftadır böyle.
yeme genelde 2000 kalori ve biraz üstüne çıkıyor. proteini 140-160 gram arasında tutmaya çalışıyorum ama bu hafta çok iştahım yok diye düşük kaldı hep.

genelde ağırlık idmanı + gün içi yürüyüşler yapıyorum. düşük aktiviteli günlerde ise sadece yürüyüş yapıyorum.


------

ve tartıda 2 haftadır sanki pek kilo vermiyorum gibi.
idmanlarda gücüm artıyor, hissediyorum. ancak ne görüntüde, ne tartıda gram oynama yok gibi.

bir şeyi yanlış yapıyor olabilir miyim?
matematiğe göre günlük 700-800 ortalama açık veriyor olmam lazım. bu da illa ki tartıya etki ediyor olmalı. ama etmyior gibi.

bu arada şuan 98 kilogramım.
50 gün önce 105 kilogram olarak başlamıştım ama kilonun çoğunu zaten 5 kasıma kadar vermiştim.
5 kasımdan bugün 15 gün geçti, tartıda sanki 1 kilo bile oynamadım gibi.
(bu arada ağırlık idmanlarına son 15 gün başladım, ondan önceki günler daha kardiyo ağırlıklı idmanlar yapıyordum)

vücut su tutar diyorlar, glikojen bilmem ne bir şeyler diyorlar.
ama yine de bana normal gelmiyor yav.

bu formüllerde bir hata mı var?
0
whatdreamsnevercome
(20.11.25)
ha bu arada da beklentim neydi?
düzgün bir şekilde kilo verip çok kas kaybetmemek, kas kazanmak. mart ayına kadar böyle sürdürüp, marttan sonra daha ciddi bir diyetle yağlardan kurtulabildiğim kadar kurtulmaktı.

ama şuan 2 haftadır yerimde sayıyor gibi hissediyorum, ki bu süreçte 1.5-2 kilo civarı vermeyi beklerken.

biraz canım sıkıldı bu duruma.

hani baze ngece kalkıp peynir yiyorum 20-30 gram. onu bile ekliyorum fat secret'a, takip edebilmek için. onlar dahil yukardaki kalorileri alıyorum. kalori açığım olduğu aşikar, en azından matematiksel olarak. ama tartıya hiçbir şey yansımaması çok tuahfıma gidiyor artık.

ne sorun olabilir cidden?
0
🌸whatdreamsnevercome
(20.11.25)
belirli bir kiloyu verdikten sonra tartıda fark görmek zorlaşıyor, fakat tam da o esnada vücudunuzda farkı hissetmeye/görmeye başlıyorsunuz (bende öyle olmuştu). tartıda değişiklik yokken vücudum çok daha fit gözükmeye, kıyafetler üstümde farklı durmaya, kaslarım daha belirgin olmaya başlamıştı. eğer kalori ve özellikle makrolarınızın hesabını takibini doğru yapıyorsanız, günlük onbin adımı geçiyosanız yani aktifseniz, rest daylere dikkat ederek ağırlık antremanı düzenli olarak yapıyosanız yaptığınız şeyleri bırakmamanız çok kritik.
0
a7x
(20.11.25)
Ben de diyetteyim şu an ben günlük aktivitemi kalori hesabında kullanmıyorum o çok yanıltıcı olabiliyor kalori açığını günlük kalori ihtiyacından düşüyorum, bir de çok fazla yağ alıyorsun bence maks. 40-60 gram yeterli gibi.
0
kizil karga
(20.11.25)
Yağ kaybedip kas kazanıyor olabilirsin. O durumda kilon aynı kalırken hacmen küçülmen devam eder. İnternetten vücut yağ oranı hesaplayıcı bul ve oradan da takip et.

www.instagram.com

vucut-yag-orani.hesaplama.net
+2
Mirket
(20.11.25)
Mirket +1 kas kazandiginiz icin kilo farketmiyor olabilir. bence hedef sadece kilo olmamali. boyunuz uzunsa kilonuz asiri olmayabilir. bu durumda kilo kaybindan cok yag kaybina odaklanmak lazim. onun icin de dandik de olsa yag olcen bir baskulunuz yoksa alin bence. olcu tam dogru olmasa da en azindan ilerlemeyi gorursunuz. kendi icinde tutarli oluyorlar gercek olcuyu veremeseler de.

bir diger ihtimal de kalorilerinizi yanlis hesapliyor olabilirsiniz.
0
lemmiwinks
(20.11.25)
yağlar kasa dönmüştür. fitness merkezlerinde ölçüm yapan cihazlar var. 8 ay spora gittim 3 kere ölçüm yaptım son ölçüm ile ilk ölçüm arası kilo kaybı = 0, ancak kas 4 kg gelmiş yağ 4 kg gitmişti.
0
denizmaniaherif
(20.11.25)
Bazal metabolizma hızınızı nasıl biliyorsunuz?

Yani ölçüm falan mı yaptırdınız?

Nasıl õlçülüyor metabolizma hızı?

Geçen biri gene metabolizma hızından bahsetmiști. Nereden öğreniyorsunuz bunu?
0
anaphylacticshock
(20.11.25)
abi kasla ilgili iyimser davranmışsınız ama matematiksel olarak çok mümkün değil.
benim bu hesaba göre haftada en az 0.7 - 1 kilogram arası kilo veriyor olmam lazım.

bir insanın bir ayda kazanabileceği makismum kas miktari ise zate 1 kilogram (ki onda da çok iyimser olmak lazım)

aynı kasla açıklanamaz herhalde.

su topluyor desem, kaça kadar su toplayacak onu da anlamadım. verdiğim kilo kadar su toplayamayacağına göre.

kaloriyi yanlış saymıyorum, çünkü her şeyi gramı gramına tartıyorum.

günlük kaloriyi fazla alıyorum desem; ağır sağlam vb. bir çok uygulamaya göre mevcut hareketliliğim ile, "kas kaybı yaşamadan kilo vermek için" 2600 kalori civarı beslenmem gerektiği yazıyor. ben 2100leri geçmiyorum.

ben anlamadım bu matematiği ve galiba motivasyonum da tamamen bitti.
eskisi gibi günlük maksimum 1000 kalori yediğim ölüm diyetlerine dönecem gibi gözüküyor.
0
🌸whatdreamsnevercome
(21.11.25)
Ben de bir aydır aralıklı oruç ve egzersizlere 100 kg'dan başladım 183cm boy ile. günde en az 600 kalori açık veriyorum, 30 günde sadece 2 küsur kg vermiş gibi görünüyorum ama o da oynuyor, alkol aldığım günler sonrası direk 1 kg artıyor bir kaç günlüğüne. ben yavaş ilerlemeyi alkole bağladım ama moralimi bozmadan devam ediyorum sonuçta küçük de olsa ilerleme var.
1700 kalorilik spor yaptığınızı belirtmişsiniz ama bu aşırı yüksek bir rakam gibi geldi bana, 1 saat dağda bisiklet sürüyorum en fazla 350 - 400 kalori yakıyorum. 40 dakika evde ağırlık egzersizleri yapıyorum o da taş çatlasa 300 kalorilik, 1700 kalorilik ne yapıyorsunuz merak ettim, hesap hatası olabilir.
Gıdaların kalori değerleri de genelde hatalı oluyor çok güvenmemek lazım. ama protein ağırlıklı ve kaliteli beslenince eninde sonunda sonuç alınıyor. yağ kas dönüşümü de var, ama bu kadar kısa sürede bu miktarda olmaz gibi.
0
creepy
(22.11.25)
sihirli bir sey yok. tartida ve goruntude degisim yoksa vermiyorsundur.
tabii daha iyisi mezura ile boyun cevresi, bel cevresi vs surekli olcmek.
ama gercekten goruntude fark yoksa sebebi kas kazanmak falan degildir.
insanlar kalori sayarken cok yanlis hesapliyor. yediklerini az yaktiklarini cok yorumluyorlar.
ustune aktivite gercekten 500 kalori olsa bile, sonrasinda metabolizma hizi dusuyor, o 2200 olarak kalmiyor.
2200 bazal metabolizma da yine "teyide muhtac"
ama kilo verme olayinin rutini sudur yedigin her seyi (gercekten her seyi) not edip aldigin kaloriyi sayarsin 1 hafta sonra kilo verdiysen super o kaloriyle devam. yoksa kaloriyi azaltirsin. allah kelami degil sonucta, vermiyosan yedigini azaltacaksin baska yolu yok. ozempic bile kullansan bu boyle. sadece yedigini azaltmayi kolaylastiriyor o da.
0
ghilleinthemist
(22.11.25)
evet 1 ayın neticesinde;

ortalamada günlük 850 kalori yakmış olmama rağmen (yürüyüş + sporla),
günde 2000 kaloriyi ortalamada hiçbir şekilde geçmemiş olmama rağmen (daha gerçekçi olamk gerekirse 1800 lerdedir ortalama kalorim)

0kg verdim, hatta 0.5 ağırlaştım.

haliyle bundan sonra bilimsel methodlarla kilo vermek yok :)

bugünden itibaren günlük 1000 kaloriyi geçmeyecek şekilde 0 karbonhidrat diyeti yapıyorum. 1-1.5 ayda muhtemelen 7-8 kilo veririm.

bir daha da bu saçma salak "kas kaybetmeden kilo ver" mevzularına girmeyeceğim.

şimdiden de söyleyeyim; tüm kalorileri salatanın içine attığım 1 tatlı kaşığı zeytinyağına kadar tek tek sayarak, her şeyi tartarak hesapladım. haliyle "kalori sayımın yanlıştır" kısmı kesinlikle doğru değil. yaktığım da, aldığım da %100 tamamen ölçülebilirdi.
0
🌸whatdreamsnevercome
(02.12.25)
Abi 1 ayda 1000 kaloriyle 0 karbonhidratla 10 kilo da verirsin ama verdiğin kayıp yağ değil kas olur o da affedersin pörsük bir vücut demek, yani buna değinmek sence salaklık olabilir ama asıl salaklık böyle bir şey olmayacağını düşünmek olabilir, yani ayrıca bize de bi şeyler ispat etmek zorunda değilsin senden öyle bir vibe aldım, yani sizi dinledim ama siz hakssızsınız diyor gibisin, eğer olması gereken şartlar altında kilo veremiyorsan çözüm ölüm orucu mu olmalı sence yoksa metabolizmanda bi bozukluk mu var acaba deyip kontrol mü ettirmelisin bunu bilmek lazım, ben de diyet yapıyorum mesela 2300 kaloriyle başladım diyete o noktada bile yağ yakıyordum, sende olmuyorsa sorun yöntemde değil sende olabilir.
0
kizil karga
(02.12.25)
(9)

sigarayı nasıl bıraktınız?

tabudeviren
- bir sabah kalktım ve içmemeye karar verdim..tarzı şeyler değil de şunu yaptım gibisinden şeyler arıyorum. mesela geçen bir arkadaş karanfil çiğnediğini yazmıştı. onun gibi.
- bir sabah kalktım ve içmemeye karar verdim..

tarzı şeyler değil de şunu yaptım gibisinden şeyler arıyorum.

mesela geçen bir arkadaş karanfil çiğnediğini yazmıştı. onun gibi.
0
tabudeviren
(02.11.25)
Ben 10 yıldır içmiyorum. Bırakmak çok zor olmuştu. En zor günü atlatınca gerisi geliyor. Benim için bu ikinci gündü ve ben çok fazla bitter çikolata yemiştim. Midemi bulandıracak kadar. Bir de çok fazla su iyi geliyor. Buna ek olarak mental olarak motivasyonu yüksek tutmak önemli. Sürekli içimden “ben sigara içmeyen birisiyim” “[adınız-soyadınız] sigara içmiyor” gibi telkinler çok faydalıydı.
0
but that was just a dream
(02.11.25)
2021 Şubat ayında bıraktım sanırım. Babamın ciğerinde su toplamıştı, akciğer kanseri çıkma ihtimali vardı - ki çıktı da - zaten hep aklımda olan beni rahatsız eden bir konuydu. Zaten üzücü bir ortam var, annem daha çok üzülmesin vs gibi düşüncelerle bıraktım. Aradığınız tarzda bir cevap olmasa da böyle oldu, buna benzer birçok bırakma kararı genelde kısa sürelerde hüsranla sonuçlanmıştı.
0
mbond
(02.11.25)
ChatGPT’nin çok faydasını gördüm. Bırakma gerekçelerimi esas alarak motivasyonumu yükseltti. Yoksunluk çektikçe ona yazıyordum. Ne, neden oluyor, ne kadar sürecek. Çok işimi gördü.
İlerlemenizi takip edebileceğiniz telefon uygulamaları var. Sağlığınızdaki gelişmeleri de gösteriyor. Birini indirin bence.
Bunun dışında Olips’e abandım. İştah artışım olmadı. Kilo aldığı gerekçesiyle tekrar başlayan kişiler olduğu için tıkınma tipi yemek yemenizi tavsiye etmem.
+1
auroraaurora
(02.11.25)
Ben bıraktığım yıllarda champix diye bir ilaç vardı son aşamada sigaradan soğumam için çok işe yaradı, ama öncesinde marka değiştirip en düşük katranlı sigaraya filtre takarak içerek kendimi hazırlamıştım. Eve güzel bir kahve makinesi alıp sigara yerine kahve ve çay koydum hayatıma onlar da zararlı ama yine sigaradan iyi oldu.
0
creepy
(03.11.25)
Bir dinozorun anıları kitabında anlatılan bir yöntem var, o benim de işime yaradı. Sigara içme isteğinin sigaradan birkaç nefes aldıktan sonra (belki yarısını falan içtikten sonra) bittiğini, kalanını alışkanlıktan veya boşa gitmesin vs. diye içtiğimizi söylüyordu. Bununla mücadele yöntemi de o doygunluk noktasına geldikten sonra sigarayı ucundan kesmek, sonra istediğinde kaldığı yerden yakıp tekrar içmekti. Ben de böyle yapınca aldığım nikotin ciddi miktarda azaldı.

Daha sonrasında da sigarayla beraber yaptığım şeyleri sigarasız yapmaya başladım (çay, kahve, içkiye eşlikçi veya yemek sonrası hemen içme vs.). Alışkanlıkları birbirinden ayırmak çok iyi oldu. Öncesinde bunu yapmadan bırakmayı denediğimde kalan şeyleri yapmak çok zor ve tetikleyici olmuştu.
+3
matlii
(03.11.25)
Kararlılık belirleyici etken. Lise 1’den beri süregelen sayısız başarısız denemeden sonra paket almayı ve düzenli içmeyi nişanlanınca bıraktım. “Çocuklarım elimde sigara görmemeli” gerekçesiyle. Ailedeki iki kanser vakasından sonra da sosyal içiciliği ve nargile vs. tüm tütün ürünlerini bıraktım.

“Bir sabah içmemeye karar vermek” gerçekten en kesin çözüm. Yani kafada bitirmek. Aksine ihtimal vermemek. Yani tek gerçek yöntem kararlılık. Diğerleri etkisini zamanla yitirebiliyor.

Sorunuza cevap olarak;

-İlk bıraktığım zaman uzunca bir müddet sigaralı ortamlardan kaçındım. Sigara içen arkadaşlarımla ya buluşmadım ya da kamusal iç mekan gibi sigarasız ortamlarda görüştüm. Sigara molası verenlerin yanına çayımı alıp sigarasız eşlik etmek gibi şeylerden de kaçındım. İşe yarıyor.

-Oldum olası çikolata, waffle gibi tatlılardan sonra sigara içemezdim. Öncesinde şekersiz bir çay ile ağzımdaki tadı giderir, sonra yakardım. Sigara isteği olunca ağza atılıp uzun çiğnemeler sonucu yutulan küçük çikolata parçaları kalorili ama güzel bir çözümdü.

-Bırakma döneminin ilk iki-üç ayı boyunca içinde sigara içilen /daha önce içilmiş mekanlardan uzak durmak da faydalı. Odaya, perdelere, arabaya vs. sinen kokulardan uzak kalınca 2-3 ay, sonrasında sigaradan daha bir tiksiniyor insan.

-Arkadaşım canı her sigara istediğinde gidip bir şişe maden suyu açıyordu. Onda işe yaramıştı.
+1
yadigar
(03.11.25)
çok bıraktım grip falan oluyorsan ağır bırakmak kolay, en fazla 1 hafta 2 hafta zaten hasta kalıyorum sonrasında 2 hafta kriz çekiyorum benim için asıl problem her bıraktığımda +10 kilo almak , bir keresinde kilo almayı durduramadığım için tekrar başladım ya.

birde pet şişede sigara söndürüp tekrar canın sigara çektiğinde o şişeyi koklayan arkadaşm vardı koku okdar kötü ki hiç içmemişti.
0
eja
(03.11.25)
25 yıl sigara içtim, günde en az 2 paket. Tek dal içtiğim sigara azdır, hem uzun sigara kullanırım hem de arka arkaya 2 tane içerim. (İçerdim)

Mhrs'den sigarayı bırakmayı kliniğinden randevu aldım. Bırakacağıma dair inancım yok da uğraşmamış olmamak istiyor gibiyim sadece. Akciğer filmi istediler, yakın zamanda kan vermiştim zaten, o değerlere de baktılar, nikitaps diye bi ilaç verdiler, gidip ilçe sağlık merkezinden alıyorsun bedavaya.

İlk gün günde 6 tabletle falan başlanıyor, bende yan etki olarak hafif mide bulantısı ve yediğim içtiğim şeylerde biraz tat değişikliği yaptı. 4. gün doktora tekrar gidiyorsun, sigara isteğinde azalma varsa devam, değilse bıraktırıyor ilacı. Ben devam ettim, 5. gün mü, 6. gün mü ne bırakıyorsun sigarayı, ilaca 20-25 gün devam. Günde alacağın tablet sayısı giderek azalıyor. İnanır mısın yokluk çekmiyor insan, sadece elim kolum boş kalıyor, onun için de tespih aldım. Bi de sigara molasına değil de çay molasına çıkıyorum. Bıraktım demek için erkendir belki, 2 haftadır içmiyorum.

Çok canım çekerse yudum yudum su içiyorum, bu kadar etkili olacağını düşünmezdim.
Akşam tv karşısında da zor oluyor, onda da çay çekirdek falan idare ediyorum.

Ama alıştım gibi. Mesela uyanır uyanmaz yakardım, aklıma gelmiyor. Arabaya biner binmez yakardım, aklıma gelmiyor, çay koyarken önce sigarayı ağzıma alır, çayı koyar, sigarayı yakardım, ı ıh, unutmuşum.

Arada bir aklıma geliyor, gelmiyor değil. Ama sabredilmeyecek bi durum yaşatmıyor bu ilaç. Ki ben 25 yılda kaç kere bırakmaya çalıştım, en fazla 1 gün dayanabilmiştim.
+1
antihero
(03.11.25)
12 sene günde minimum 1,5-2 yeri geldiğinde 3 paket içtikten sonra Allen Carr Sigarayı bırakmanın kolay yolu kitabını okuyup bıraktım hocam, şiddetle tavsiye ederim.
+1
kumandanim
(03.11.25)
(2)

bisikletforum yok olması

Huan8
ne oldu bunlara ya, tarihin tozlu sayfaları arasına karıştı mı?
ne oldu bunlara ya, tarihin tozlu sayfaları arasına karıştı mı?
+1
Huan8
(01.11.25)
forum kültürü bittiği için artık bu siteler para getirmemeye başladı ve kapandı
0
asap raki
(01.11.25)
Yeni Sahibi bir ajans sanırım, siteyi yenileyeceğini söylemişti teknik sorunlar yaşadı galiba ki bakımdayız vs uyarısı bile koyamamışlar.
0
creepy
(03.11.25)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.