Giriş
(8)

Ağız kokusu

camlicagazoz
Merhabalar,Dişlerimi fırçalarım, listerine falan kullanıyorum. Ama ağzım kokuyor. Sigara, alkol falan da kullanmıyorum. Ne yapsam belirli bir süre sonra ağız kokusu oluyor. Var mı tavsiyesi olan.
Merhabalar,

Dişlerimi fırçalarım, listerine falan kullanıyorum. Ama ağzım kokuyor. Sigara, alkol falan da kullanmıyorum. Ne yapsam belirli bir süre sonra ağız kokusu oluyor. Var mı tavsiyesi olan.
0
camlicagazoz
(17.12.25)
çürük başlamıştır içten. röntgen baksınlar.

o yoksa aç kan testi. şeker filan var mı baksınlar. ağız kuruluğu varsa bunu öne alabilirsin.

o da yoksa çay-kahve azaltıp, suyu arttırıyoruz. ötesini şimdilik bilmiyorum.
0
xephyr
(17.12.25)
Bir diş hekimine görünmenizde fayda var ama konu sırf diş sağlığıyla bitmiyor ki, bademcik taşından böbrek rahatsızlığına kadar birçok sorun ağız kokusu yapar.

Bir de nefes kokusu testi ile nefeste bulunan gazlar araştırılıp kokunun kaynağının ne olduğu bulunuyor diye eskilerden kalma bir bilgi var bende. Hafızam beni kandırıyor veya yanlış hatırlıyor olabilirim ama nefes kokusu testi konusunu bir araştırmanda fayda var.
0
Mirket
(17.12.25)
aralarda kalıyor olabilir, diş ipi iyi olur
0
gurur
(17.12.25)
Kahve yapabiliyor bazı kişilerde. En azından 3-4 gün kahveyi tümüyle kesip fark olacak mı diye takip edin.
0
mikro patlama
(17.12.25)
Ağzında amalgam dolgu varsa o organları rahatsız edebiliyor. Mideden geliyor olabilirmiş. Bir de bademciklerde pirinç tanesi gibi bişeyler çıkıyordu iltihap adı altında. Neydi onun adı bilemiyorum ama o da koku yapar diye biliyorum. Boğazında ağrı varsa bi doktora gidiver derim.
0
muhayyer divan
(18.12.25)
Eğer ağız ve mideden kaynaklanmıyorsa süt ve süt ürünleri tükettikten sonra artıyor mu takip edin. Laktoz sindirilmediği için olabilir. Bağırsakta candida mantarı sorunu vb. gibi bir çok nedeni olabilir.
0
onyx
(18.12.25)
Dişini fırçalasan da dilinin arka taraflarındaki ölü derileri temizlemediğin müddetçe kokar. Biraz öğürme hissi gelir ama dişinle beraber dilini de fırçalamayı dene. Diğer sebepleri ise bademcik taşı ya da mide kaynaklı sorunlar.
0
Caletti
(18.12.25)
1 ay kadar her turlu sut urunu ve gluteni kesin bir de oyle bakin. eger koku azalmissa ya da gecmisse bunlardan kaynaklidir.
0
65 derece
(18.12.25)
(12)

uçak korkusu (ya da uçak korkusundan korkmak??)

nolmus yani
yakın zamanda uçağa binmem gerekiyor... 2-3 senedir bir şekilde erteliyordum binmeyi ama kaçamayacağım artık.uçağın güvenli olduğunu biliyorum. bu tarz istatistikler beni rahatlatmıyor. zira ben aslında uçaktan değil de, kalkarken/inerken/türbülansta gelen ani korkudan daha çok korkuyorum. "ya binin
yakın zamanda uçağa binmem gerekiyor... 2-3 senedir bir şekilde erteliyordum binmeyi ama kaçamayacağım artık.

uçağın güvenli olduğunu biliyorum. bu tarz istatistikler beni rahatlatmıyor. zira ben aslında uçaktan değil de, kalkarken/inerken/türbülansta gelen ani korkudan daha çok korkuyorum.

"ya binince parmaklarım uyuşursa, göğsüme o ağırlık çökerse, karnıma ağrılar girerse? kalbim küt küt atcak, ya kalp krizi geçirirsem panikten? ya bu paniği atamazsam ve 1 saat boyunca bu hisleri çekmek zorunda kalırsam?"

böyle bi korku içerisinde olduğumu fark ettim. yani korkmaktan korkuyorum sanırım daha çok?

bu konu hakkında psikiyatra da gideceğim. ama bu sefer de "ya bir ilaç verirse ve o ilaç aslında bende yan etki yapan manyak bir şeyse ve küt diye ölüverirsem?" düşüncesi de var :)))

alkol genelde rahatlatıyor beni. böyle abartmadan 1-2 shot atsam gevşesem... mide vs problemlerim olmuyor. ya da bitkisel bir şeyler alsam... bilemedim.

düşünceleriniz neler?
0
nolmus yani
(11.12.25)
artık uçaktan korkmayacağım diye kendini motive edip binsen?
0
antihero
(11.12.25)
Mesele sadece uçak korkusu değil sanırım. Evet, bir uzmana danışmanız iyi olur.

Kendi adıma uçak yolculuğunu çok sıkıcı buluyorum. Kalkarken ve inerken birazcık aksiyon olması iyi bence. Bir defasında yoğun türbülansa denk gelmiştim. Kusanlar ve fenalaşanlar olmuştu. Ben çok eğlenmiştim, tövbeler olsun.
0
auroraaurora
(11.12.25)
Bir arkadaşımda panik atak vardı, o sebeple bişey olur diye korkup uçağa binemiyordu hala pek binmek istemiyor. Bunun çözümü psikolog veya psikiyatr.
0
nhk ni youkosu
(11.12.25)
uçuş öncesi 1-2 shot bişiler içmek en mantıklısı bence.
0
oldtimer
(11.12.25)
Hocam bu aslında sadece uçak korkusu değil gibi duruyor, bence bir psikologla görüşün ya da psikyatristle.

Ben de uçakta endişe ediyorum.

Telefonunuza tabletinize güzel pozitif filmler indirin.
Sakinleştirici meditasyonlar var onlardan indirin.
Nefes egzersizleri yapın youtube'dan uçuştayken.

gözünüzü kapatıp bunlarla meşgul olmayı başarırısanız uçak zaten daha havalanmamışken uykuya bile dalabilirsiniz.

Türbülans vs konusunda da şunu söyleyebilirim, sizin hissettiğiniz sarsıntı aslında sandığınız kadar büyük bir olay olmuyor.

Bazen uçak bir anda sarsılınca çok yüksekten düşüyor sanıyorsunuz. Ama aslında 1 metre bile oynamamış oluyor uçak.

Bir de yolcu uçakları sandığınızdan daha ağır şartlara dayanacak şekilde tasarlanıyor. Neredeyse akrobatik manevralar yapabilecek seviyelerdeler.
0
anten
(11.12.25)
İlk defa mı bineceksiniz? Ben de korkuyordum. İlk uçuşumda gerildim ama keyif almadım dersem yalan olur. Cam kenarı seçmiştim. Camdan izledim hep. Fotoğraf çektim. Kaderinde varsa kaçamazsın zaten. O yüzden takma.

Bir de uçak güvenli ama çok riskli. Onlarca mekanik, elektrik sistem var. O açıdan yaklaşırsan hiç binemezsin. Doğruya doğru. (Makine mühendisiyim)
-1
arbre
(11.12.25)
uçak fobiniz yok, psikiyatrik bir kriz anı yaşamakla ilgili korkunuz var. ya panik atak geçirirsem ya stresten midem ağrırsa/bulanırsa, terlersem, parmaklarım uyuşursa vs. vs.

hızlı çözüm lazımsa psikiyatriste gitmeniz şart. bu kaygılarınız yüzünden uçağa binemediğinizden bahsederseniz xanax/tranko buskas tarzı (artık durumunuz göre) bir ilaç reçete eder. binmeden yarım saat önce içersiniz ve kaygılarınız azalır. ilacın etkisi korkusu da aynı korkuya çıkıyor ama ilacı alınca o kaygınız da azalacak zaten. isterseniz 3-5 gün önceden birkaç kere deneyim kendinize ilacın kötü bir etkisi olmadığını kanıtlayabilirsiniz ama.
0
gitdaddy
(11.12.25)
o korku kolay kolay geçmez. madem içki rahatlatıyor at çantana bir 35'lik viski uçuştan önce içersin.

2-3 senede bir uçan biri için başka yollar aramaya lüzum yok.
0
yurtsuz john
(11.12.25)
Yaşadığınız şey korkunun korkusuyla beraber gelen beklenti anksiyetesi. Panik bozuklukta sıkça karşılaşılan bir durum. Bilişsel davranışçı terapi ve psikiyatrist uygun görürse anksiyolitik ilaçlardan fayda görürsünüz. Önemli olan kaçınmamak. Kaçınmak süreci besleyen en temel şey. O yüzden uçağa binme kararınızı tebrik ediyorum. Evet belki alkol süreci yönetmeye yardımcı olabilir diyen bir grup var fakat bu sağlıklı bir baş etme becerisi değil. Kısa vadede doktorunuzun uygun gördüğü bir ilaç, uzun vadede ise psikoterapi yanlış alarm veren panik sistemini düzenleyecektir.
0
dediysem dedim
(11.12.25)
teşekkür ederim cevaplar için. uçağa ilk defa binmiyorum ama yıllar içinde bir ölüm korkusu gelişti, bu korkuyla beraber korkmadığım uçaktan da korkmaya başladım :) 2-3 sene önce en son uçağa bindiğimde öyle korktum ve ağladım ki etkisi aylarca geçmedi ve normal takside bile giderken çok hız yapıldığında ya da sarsıldığımda korkmaya başladım.

bazen durup dururken tavan çökecek de öleceğim diye bile korkuyorum. terapi ile epey azaldı aslında ama uçağa bayadır binmediğim için "ya yine aynı korku olursa" korkusuna dönüştü şu an olay :) pazartesi bir konuşacağım durumu psikiyatrla bakalım.
0
🌸nolmus yani
(11.12.25)
profesyonel destek önerilerine katılıyorum ama ben size bir app önereceğim: turbulence diye bir uygulamayı indirebilirsiniz. güncel türbülans haritalarını ve pilot raporlarını yayınlıyorlar. ben çok fazla transatlantic uçuyorum ve uçuştan önce bu haritalara bakıp nerelerde sallayabileceğini görmek beni rahatlatıyor. sürpriz yaşamıyorum. ayrıca hava raporlarına pilotlar da bakıyor ve ona göre de bir miktar rotalar hesaplanıyor. dün uçaktaydım hatta, raporda izlanda hizasında med-sev türbülans olabilir görünüyordu. gerçekten de azıcık salladı ve bitti. eğer benim gibi bilinmezlik sizi stres ediyorsa işe yarayabilir.
0
eileengray
(11.12.25)
uçak sen bindiğinde düşmeyecek. o ihtimal sana denk gelmeyecek. milyonda biri denk getiremeyeceksin. bu sebeple kafana takmana değecek bir durum yok.
0
xephyr
(11.12.25)
(13)

Yapay zeka işleri bitiriyomuş, işsiz kalacakmışız

xephyr
Selamlar, Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu s
Selamlar,

Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.

Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu söylemleri yani.

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek. Herkes verimlilik için kelle kopartıyor ama o adam artık amazondan alışveriş yapmayacak. Hp laptop almayacak. Youtube premium almayacak vs.

Bu durumda kısır bir döngüye giriyor gibi oluyoruz. Tüketim yoksa bu sefer üretimin anlamı kalmayacak. O yapay zeka sunucuları yapacak iş bulamayacak.

Dünyayı yöneten aileler ne düşünüyor acep bu gidişatta? Herkesi asker yapıp, kuru fasulyeyi dayayıp, kavga mı ettirecekler? Ya da 3 kuruş işsizlik maaşı ile texas arazilerinde ırgatlık mı yapacaz?

Teşekkürler.
+1
xephyr
(30.11.25)
www.weforum.org

www.ebsco.com


Bu iki kavramı iyice anlarsan sorduğun soru da netleşir senin için. 70’lerde tek maaşlı fabrika işçisinin ev araba aldığı dünyadan buraya geldiğimiz gibi, ev arabanın sadece lease edildiği ve şirketler için yaşayacağımız bir evrene gidiyoruz. Ars forums vs zamanında 2000’lerde bunları çok konuşurdu
+3
avatar is back
(30.11.25)
Şahsi görüşüm ve şirketin de yaptığı yatırımları kullanmaktan öğrendiklerim (copilot entegre, palantir, kinaxis vs bir sürü şey);
Şimdi benim yeni bir ürün grubum var. Bu ürün grubunda eskiden reorder point denilen bir lanet ile yaklaşık 3000 tane komponent yönetiliyor, MRP yok. Her hafta raporla shortage hesaplanıyor.
Kinaxis ile bu tamamen ortadan kalkiyor, machine learning ile son iki senede ortalama bu komponentler ne kadar kullanilmis vs yeni forecast var mi derken bana resmen gelecek iki sene tahmini ne kullanacagimi çıkarıyor.
Önceden bunu supply chain manager yapiyormus. Satin almaci da takip ediyormus. Su an bu görev tamamen gitti.
Yapay zeka; bunu daha çok palantirde görüyorum. Bana "su itemler x zamandir satılmıyor, karlari da düşük. Bunlari öldür diyor product managera misal.

Yani benim şu an gördüğüm tedarik zincirinde bizim işimizi daha iyi yapmamizi sagliyor.
Yalnız normal islerde ben sıkıntıyı yapay zekada değil offshoreda görüyorum. Bizde bütün operasyon işleri hindistan'a gitti. Benim misal direkt satın alma, sourcing, indirekt satın alma, lojistik hepsi hindistan. Kısacası daha yapay zeka gelmeden bu kısım tamamen yok oldu.

Açıkçası ben tedarik zincirinde şu son 1 senede gördüğüm sorunlardan sonra 10 senede yerimin yapay zeka ile dolmasina şaşarım çünkü benim sirketim full yapay zeka olsa da tedarikciler, forwarderlar değil. Çok afedersin 10 kişilik Japonya'daki tedarikçiyi gel yapay zeka ile yönet yani ya da Fas'ta İngilizce maillera Fransızca yazan amcayi yönet.

Benim gördüğüm etki belli bir çerçeve içinde hareket eden ya da işi okumak, analiz etmek olan sektörlerde falan sıkıntı olabilir. Misal yazılım çok normal sıkıntı olmasi, sonuçta ortada işin alfabesi var. Milyon kaynak var.
Gene diğer sorun misal consulting. Bu consultinglerde işi analiz etmek, araştırma yapmak olan juniorlar olurdu. Onlarin yarisina gerek kalmıyor.

Onun dışında bugün bir tane kartonun eksikliği sebebiyle 6 tane kişiden değişim onayi isteği oldu üretim durmaması için. Bunun için bile 6 tane kişinin onayı istenen yerde sektörleri komple yapay zeka dönüştürmenin riskini alacak babayiğit yok şimdilik. Misal yapay zeka hatası sebebiyle kontrat yanlış çıktı ya da yapay zeka hatası sebebiyle 1 yerine 1 milyon alındı vs. Bunlarin riski kimde sorusunun cevaplanmasina daha var.
Ben açıkçası offshore'dan daha çok korkuyorum. Çünkü hindistan'da zehir gibi insanlar var, çok iyi çalışıyorlar ve elini sallasan binlercesini buluyorsun bir anda.
+1
logisticsmanager
(30.11.25)
Doğru, Türkiye'nin önde gelen yazılım şirketlerinden birindeydim. Geçtiğimiz haftalarda işten çıkardılar. Zannımca her 6 ayda bir en düşük performans gösterenleri çıkartıp yavaş yavaş eleman sayısında küçülmeye gidilecek. Artık herkese AI ile iş yaptırıyorlar ve gerçekten muhteşem sonuç çıkardığını ve verimliliğimizi %70'ye yakın arttırdığına bizzat şahidim. Artık sadece en iyilerin kalabileceği bir döneme girdik. Bir sonrakinde de en iyilerin en iyileri kalacak ve böylece az sayıda maksimum verime ulaşana kadar devam edeceğini düşünüyorum.
0
duyurunun bug'ı
(30.11.25)
Buna ek olarak çoğu firmanın geleceği düşündüğünü düşünmüyorum. Çoğu şu an productivity yükseltip revenue peşinde. Zuckerberg, musk falan 20 sene sonra ne olacağını umursamiyor. O sonraki jenerasyon sorunu onlara göre.
Gene de dediğim gibi herkesin işsiz kaldığı senaryoyu utopik görüyorum. Şahsi görüşüm tabi.
-2
logisticsmanager
(30.11.25)
Bu kadar uzun vadeli öngörülerde bulunmak kolay değil.

Ama bahsettiğiniz senaryo doğru.

yine de iktisatta en temel konulardan biri şu:
Bir ülkede ne bolsa o ucuzdur. Avrupa'da, ABD'de, Çin'de teknoloji bol, o yüzden teknoloji ucuz. Bazı ülkelerde insan bol, o yüzden insan emeği ucuz. Yani burada ekonomik tercihler devreye girecek. Bazı alanlarda ai daha ucuz olunca ona gidilecek, bazı yerlerde insan daha ucuz olduğu için o devam edecek.

Hindistan'da otomatik kapının tamiri daha pahalıya geliyor diye, vardiyayla kapıyı açıp kapatsın diye insan çalıştırıyorlar mesela. Otomatik kapı yine ama insan açıyor.

Şimdi biraz daha derine inelim.

Çok uluslu bir şirkette pazarlama alanında çalışıyorum.

Bu konuda çok ciddi yatırımlar yapan bir şirket.
Ve bu yıl şirketin global inovasyondan sorumlu yöneticisi şirketin geliştirdiği ai projesini anlatmak için geldi. Proje muhteşem. Birçok departmanın, bakın kişinin demiyorum departmanlardan bahsediyorum, işinin önemli bir bölümünü dakikalar içinde yapabiliyor. 2-3 gün süren bir işi 2-3 saate indirebiliyor. Ama tabii ki bu işlerin %40'ını yapabiliyor. Ama bu şu demek, o departmanda çalışan 10 kişiden 4'üne gerek yok gibi.

Öte yandan adam çok kritik bir şey söyledi, ai şu anda fikir üretemiyor, şimdilik. Yani hayal gücü yok. Senin ona çizdiğin sınırlar içinde analiz yapıyor, senin ona çizdiğin yol haritasını uyguluyor vs vs. Otomasyon konularında muhteşem bu arada.

İşte burada diyor ki, fikir üreten insanlar bu işten şimdilik en az etkilenenler olacak beyaz yaka dünyasında. Tabii ki rol değiştirerek. Fikir üreticisi değil, fikir küratörü olacaksınız. Yani terzi değil, gardrop için en ideal parçayı seçen küratörler. Bu ai'ın yapamayacağı bir şey. Ai'a nasıl fikir aradığını öğrettiğinde senin için denemeler yapabilir. Ama en doğrusunu yine sen seçiyor olacaksın.

Yazılımcılardaki durum da bu. AI sana sıfırdan bir proje geliştiremez. Ama sen bir projenin mimarisini oluşturursan ne yapacağını biliyorsan parça parça o projeyi inşa edebilirsin. Ama ai'ın sana üreteceği parçalar yine lego blokları olacak. O lego bloklarını kullanarak sen inşa edeceksin yine.

O yüzden istihdam azalacak bu da doğru. Otomasyona dayalı işler, robotikle de birleştiğinde daha az insana ihtiyaç duyulacak. Fabrikalar vs.

Şu da var, 21. yüzyıl fikri mülkiyet ve patent yüzyılı. Bu devrin ekonomik değeri bu. Üretim gücü değil. Patentin varsa, ürünü nerede ürettiğinin kimin ürettiğinin önemi yok. iPhone'u sen tasarladıysan ister çin'de ürettirirsin, ister abd'de. Üreticinin önemi azaldı artık. Ama o patent sende olduğu sürece para eden şey de o.

Avrupa, ABD, Japonya, Güney Kore zaten bunu uyguluyor yaklaşık 60 yıldır.
Gelişmiş ülkelere bakın, çoğunun patent gücü üretim gücünün üstündedir.
Çin de son anda bu treni yakaladı.

Bu ülkeler ve bölgeler dışında kalan bütün ülkeler, bu ülkelerde geliştirilen fikirleri ucuz iş gücüyle üreterek para kazanmaya çalışıyor. Montaj sanayisi, ucuz işçilikli tekstil atölyeleri, ucuz hizmet sektörü (tasarım hizmetleri vs. de dahil)...

Şimdi ipin ucunun koptuğu yer de burası.
Patenti bulan adam eskiden kendi ülkesinde üretemiyordu, çünkü pahalı ve maliyetliydi.
O yüzden gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ucuza malediyordu.

Şimdi ai ve robotik teknolojileri sayesinde belki bu üretimi de çoooook daha ucuza halledecek. Ai orijinal fikir bulamıyor demiştik ya, ama var olan fikirleri çok iyi uygulayabiliyor, üretim yapabiliyor, otomasyon yönetebiliyor.

Şimdi olası senaryolara bakalım: Avrupa için
Yani hani "nüfusu yaşlanıyor, nüfusu azalıyor avrupa batacak" diyorduk ya mesela, tam tersi azalan nüfus işlerine geliyor artık. Az sayıda nitelikli nüfus, o nitelikli nüfusun altyapı işlerini görecek ai ve robotik teknolojileri, onlar için üretim yapacak, onlar için sokakları temizleyecek, onlar için asfalt dökecek, çöp toplayacak vs. (Çin'de tamamen robotlar kullanarak yol inşaatı falan yapıyorlar artık). Yani bu işler için tuttuğu göçmen nüfusu da yavaştan ülkelerine gönderecek. Zaten mecbur gidecekler çünkü iş bulamayacaklar. Ha avrupa'nın bir handikapı şu, ağır sanayiye çok yaslandı ama teknoloji devrimini kaçırıyor. Onlar da çin ya da abd'ye bağımlılar şu anda ai konusunda.

ABD:
Nüfusun nitelikli kısmı refah içinde yaşarken, niteliksiz nüfusu ya göç edecek ya da bu varlıklı kesimin güdümünde çalışacak hayatını idame ettirecek. Avrupa'yla benzer senaryolar. Zaten artık mülk sahipliği giderek zorlaşıyor. Leasing sistemi, kiralama seçenekleri gündemde. Beyaz eşya firmaları bile spotify gibi abonelik sistemine geçiyor bazı bölgelerde. Servet sahibi değilsen, evini, arabanı, eşyalarını, kullandığın tüm hizmetleri kiralayacaksın, belki hatta şirketler sana iş yaptırmak için maaş yerine bu ödemeyi yapacaklar sadece. Bir de eline cüzi bir miktar kalıyor olacak. Dediğim gibi ai yüzünden işlerin tamamı kaybolmayacak ama işsizlik oranları artacak. Sistemin içinde kalmak isteyenler sermayeleri yoksa şirketlerin dayattığı koşullara razı olacak, uyumsuzlar da dışarıda kalacak. Şu anda da böyle zaten. Sadece daha görünür olacak bu netlik.

Japonya&Kore:
Bunlar zaten patent manyağı memleketler. Inovasyon konusunda çok ciddi seviyelerdeler. Kore hyundai sayesinde boston dynamics gibi bir devi satın aldı. yakın zamanda bu konuda çok ciddi atılımlar yapacaklar. Benzer senaryolar bunlarda da geçerli. Zaten dışa kapalı toplumlar çok göçmenleri yok nüfus nitelikli buralar şu ankinden çok farklı olmaz.

Çin
Ucuz iş gücüyken dünyanın bir diğer inovasyon merkezi olma yolunda ilerliyor. Çılgınlar gibi teknoloji geliştiriyorlar, patentler alıyorlar. Robotikte ve ai konusunda çok hızlı ilerliyorlar. Özellikle ai konusunda batılılara göre daha az regülasyonla uğraştıkları için etik metik yok bam bam geçiyorlar. Çin'de zaten nitelikli biriysen önün açık sistemde. Nitelikli değilsen bir şirketin bünyesinde ucuz işçisin. Hayatı fabrikalarda geçen insanlar var. Fabrikada yaşıyor, orada konaklıyor, orada yemek yiyor, orada çalışıyor. AI sebebiyle bu tip yapılar daha fazlalaşacaktır.

Geri kalan ülkeler:
Bu treni yakalayamayan ülkeleri zorluklar bekliyor gibi bir durum var. Mesela Türkiye tarım ülkesi diyoruz değil mi? Ama tarım ve hayvancılık ağırlıklı olarak insan gücüne dayalı. Çünkü insan emeği türkiye'de daha ucuz. Türkiye'de teknoloji yoğun bir çiftlik kurmak istediğinizde hem kurulum maliyeti yüksek, hem beşeri sermaye dediğimiz arge zayıf yani bunu da dışardan alacaksınız onun da maliyeti yüksek, hem de yatırımın geri dönüşü uzun.

Ama hollanda'da teknoloji ucuz. O yüzden adam insansız tarım yapıyor neredeyse.

Şimdi Türkiye bu aşamada rekabet ediyor. Maliyetler yakın birbirine. Ama bir noktada insanın kapasitesi sınırlı. Robotik teknolojileri hem daha da ucuzladığında, hem de verimliliği arttığında aradaki fark açılacak.

Mesela türkiye'de marul yetiştiriciliği nasıl yapılıyor? Topraktan.
Hollanda'da nasıl yapılıyor? fabrikada.

Senin 1 dönüm arazin var. 1 ton atıyorum mahsül alıyorsun. Tanesi marulun 10 cent diyelim.

Hollandalının da 1 dönüm arazisi var. Ama adam dikey topraksız tarım sistemi kurmuş. 10 kat çıkmış. Yani 1 dönümden 10 ton ürün alıyor. İlk fark burada.

Sen tarımda doğa koşullarına bağlısın.
Adam kapalı yerde yaptığı için otomasyonu yani yapay zekayı bağlamış iklimi kontrol ediyor. Hastalık var mı yok mu bin tane kamerayla ürünleri izliyor.

Sen insan işçiliği kullanıyorsun.
Adam tarım için uygun robotlarla çalışıyor. Saksıları robotlar ekiyor, saksıları robotlar suluyor, yetişen ürünleri robotlar topluyor, kasalıyor paketliyor.

Youtube'da belgeselleri var. 10 ton ürün veren marul çiftliğini 2 kardeş idare ediyor robotlarla. Bugün o da 10 sen de 10 cente üretiyorsun.

Ama yarın onun teknolojisi gelişince onun maliyeti 8 cente inecek belki. Üstelik sen 1 dönümde 1 ton üretmeye devam ederken, o belki 1 dönümde 20 ton üretmeye başlayacak. İşte o zaman fark açılacak. Onlar daha zenginleşirken sen yerinde sayacaksın.

Yani gelişmiş ülkeler ai'dan nasıl etkilenir bilmiyorum ama az gelişmişler özellikle ucuz iş gücüne yatırım yapanlar bazı riskleri görmeliler.
+7
anten
(30.11.25)
@logisticsmanager'e bir yere kadar katılıyorum ama biz hep şöyle düşünüyoruz; yapay zeka yanlış yaparsa sorumlusu "kim" (hangi insan)? burada kaçırdığımız olay şu; biliyorsunuz geçmişte yapay zekanın dil modeli geliştirip kendi aralarında bir bağ kurduğundan falan bahsedilmişti. yani şunu demeye çalışıyorum yapay zekayı da yapay zeka denetleyecek. mesela şu an yapılan "müzik devrimi" bu müziklerin iyi ya da kötü olduğuna kim karar verecek. yine yapay zeka verecek :)
+1
Rondak
(01.12.25)
Ben demek istediğinizi anladım ancak kurduğunuz mantık düşündüğünüz sonucu doğurmuyor aslında. Amazonun kendi personeli tarafından yapılan alışveriş amazonun yıllık hasılatının herhangi bir bindesine bile tekabül ediyor mu ki? Diyelim bu konuda hassasiyet gösteren insanlar bu şirketleri boykot ettiler, bu işten çıkarmalar artınca, şirketler çeşitlenince ve hatta genele yayılınca ne olacak? Hangi biri boykot edilecek?

Sizi amazon işten çıkardı ve siz de amazon kullanmamaya başladınız X şirketinden alışveriş yapmaya başladınız diyelim, kullandığınız X şirketi de kendisi için karlı olan bu yola eninde sonunda girdiğinde ne olacak?

Kafanızı kurcalayan nokta sadece bu temel üstüne kuruluysa sorunuzun cevabı net aslında. İşten çıkarmalar bu şirletleri zora sokmayacak.
0
akhenaten
(01.12.25)
@akhenaten; sanirim arkadas bu tarz isten cikartmalar sonucu coken orta sinifin keyfi harcamalara pay ayiramayacagini, ve dolayisiyla isten cikarma yapan firmalarin dolayli olarak mal ve hizmetlerini satin alacak insanlari bulamayacagini soyluyor. boykottan bahsetmiyor yani, orta sinifin cokusunden bahsediyor.

dedigi elbette olacak. late stage capitalisme kafa ustu cakiliyoruz hayirlisi olsun. ai gibi, otomasyon gibi verimlilik arttirici sistemlerin sefasini surecegimiz yeni bir dunya duzenine elbette gecilecek, ancak o vakte kadar yani muhtemelen onumuzdeki 10-20 sene bizi cok sikintili donemler bekliyor. sinif gecislerinin askiya alindigi, cok kisitli bir elit sinifin kendi varoluslarini milyarlarin sefaleti pahasina devam ettirmeye calisacagi bir doneme giriyoruz.

benim tahminlerim su sekilde.

1) varlik sahibi insanlar su ana kadar hep yaptiklari sekilde kendi guclerini daha da arttirmaya calisacaklar, ve dunya uzerinde siyaset ve medya mevkilerine yakinliklarindan dolayi bunda ilk once basarili da olacaklar. (bence su anda bu asamadayiz. amerika'da yoksul muhafazakar kesimin kendi elleriyle trump'i secmesi, ve trump'in onlarin ulasabilecegi egitim ve saglik hizmetlerini budamasi, kendilerini hukumet islerinden kovmasi dunyanin en komik fikrasi olabilir)
2) ancak durum oyle bir noktaya gelecek ki insanlarin ezici cogunlugunun hayattan bir beklentisi kalmayacak. kaybedecek seyi kalmayan insanlar ciddi bir sosyal calkanti yaratacak.
3) ic savaslar, veya dupeduz savaslar sonucunda toplumlar uzerinde biriken gerilim bosalacak. bu bosalma sonucunda bir 100 sene daha gidecek yeni bir toplumsal duzen olusacak. bu duzende insanlar verimliligin tavan yaptigi bir gerceklikte, daha guzel bir dunyada yasayacaklar. gelismis ulkelerde cokmekte olan nufus ciddi bir bolluk yaratacak kisi basina dusen varliklarin artmasindan dolayi.

velhasil uzun vadede ne olacagini kestirmek guc, ancak ayni gectigimiz 10 senede yasadigimiz gibi kisa vadede onumuzdeki yillar da hep bir oncekinden daha kotu olacak maalesef.
+1
antikadimag
(01.12.25)
yazılımcılar işsiz kalınca tüm işliler işsiz mi kalıyor? onun için mi aşağıdakini yazdın?

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek.

yazılımcılar işsiz kalınca yazılımcıların işsiz kalmaları öncesi ve sonrasında buldukları işten elde ettikleri gelir ile arasındaki fark kadar ekonomide (kısır bir bakış açısıyla) eksilme olur. kira yiyen yine kira yiyecek. pazarda don satan yine kafasına geçirmeye devam edecek. dönüşüm her zaman vardı, her zaman olacak. bu taksiciler ne yesinden farkı yok dediğinizin. ne yerlerse yesinler. who cares. yazılımcıların toplam işgücündeki oranı nedir? aşağıya yuvarlarsak sıfır.
0
gabe h coud
(01.12.25)
@antikadimag demek istediğimi özetlemiş. yazılımcı, beyaz yaka birer örnekti aslında. konu orta sınıfta işlerini kaybedecek kişilerin harcamalarını kısacağı, verimliliği arttıran firmaların ise mal/hizmetini satacak müşteri bulamaması. kısır bir döngü olacak sanki.
0
🌸xephyr
(01.12.25)
yazilim bundan 50 yil once sirketlerin ar-ge departmanlarinda deneysel calisan, daha cok bilim alanina yakin bir isti. o nedenle sirketlerde elle sayilacak kadar az sayida yazilimci calisirdi. daha sonra yazilim problemlerine kitlesel cozumler bulundukca herkesin yapabilecegi ve ogrenebilecegi bir alan oldu. bu sayede sirketlerde cok buyuk oranda yazilimci calismaya, yazilimci talebi artmaya, ve bu is populer olmaya basladi. simdi yazilim yine eski haline donuste, yani daha cok bilim ve arastirma alanina kayacak gibi gozukuyor. hala cozulmemis yazilim problemleri var, yapay zeka ile dogrudan cozulemeyecek problemler de olacak. yazilimcilar bu dar alanda yapay zeka yardimi ile bu tarz problemlere cozum arayacaklar. bu nedenle de sirketlerde daha az yazilimci ihtiyaci olacak, bircok sirket icin gereksiz olacak. yani iyi olanlar kalacak, digerleri baska alanlara yonelecek.

ama veri bilimi, devops gibi alanlar yapay zeka ile gelisim yasar, yani yine iyi yazilimcilar bu alanlarda verimli olurlar.

insanlik tarihinde de ekonomik donusumler hep var, hala bunun icindeyiz. hatta su anda dunyada hem bundan 100 yil oncesini yasayan hem de 100 yil sonrasini yasayan bolgeler var. bunlara bakarak cikarim yapabiliriz. ornegin teknolojik gelisimin tamamlanmamis oldugu yerlerde is gucu, emek on planda. ornegin tarim ile gecinen bir toplulukta iyi kazma kullanan, agir kaldiran degerli. makina tamir edebilmek, demir uzerinde calismak yuksek nitelik. simdi bu toplumlarda yonetim, strateji, planlama gibi isler yok denecek kadar az.

modern toplumlarda ise kaba kuvvet yerine, yoneticiler ve stratejistler degerli ve yogun calisan kesimi olusturuyor. yuksek degerli isler ise daha cok sanat ve eglence ile yer degistiriyor. gunumzde bakin ekonomik olarak rahat, yasamak icin kosturmak zorunda olmayan kesimim deger verdigi seyler guzel bir tablo, nadir bir saat, iyi tasarim bir yat.

yani tahmin ettiginiz uzak gelecekte, beslenme, saglik, barinma gibi temel seyler herkes icin rahat ulasilabiir olursa, insanlar temel olarak rahat bir hayat yasar, bol zamanlari olur, bu sayede farkli isler populer olur. ornegin bundan 30 yil once eglence sektorunde youtuber olmak gibi bir is yoktu, simdi insanlarin daha cok bos zamani oludugu icin bu bos zaman youtube uzerinden eglence ile doldurulma ihtiyaci dogudu, artik bu tarz eglence isleri artti. spor gibi alanlar da populer olur, cunku kisisel zaman artinca insanlarin spor takip etmeye, spor uzerinden eglenceye, ve ek olarak spor yapmaya daha cok zamani olur. tarim toplumunda spor alaninda "personal trainer" ihtiyaci yok, ama yeni modern hayatta bu isi yapan cok.

kisaca babalarimizin, dedelerimizin bos beles isler dedigi isler ilerde populer profesyonel isler olur. ekonomi bu isler uzerinden doner, direkt kaba isleri ise makinalar yapar, yapay zeka planlar.
+2
emrahday
(01.12.25)
Bu şekilde uzun vadeli öngörülerde bulunmak zor çünkü modellemeyi etkileyen parametreler değişebilir ve genellikle mevcut koşulları düşünerek bir öngörü oluşturmaya çalışıyoruz.

Öncelikle yapay zekada henüz zannedildiği gibi bir gelişme yok. Hala daha eski algoritmalar kullanılıyor. Son birkaç senedir bu algoritmaları çalıştıran işlemciler geliştirildi, elimizdeki veri arttı ve bu veriyi işlemeyi daha verimli hale getiren bazı düzeltmeler yapıldı. Yani ortada bir yenilik yok, sadece daha hızlıyız. Bundan 30 yıl önce de benzer çıktıları alırdık ama cevabı almamız belki 1 gün sürerdi.

Yeni algoritmalar ortaya çıkmadan yapabileceklerimiz bu kadar. Mevcut durumda devrimsel gelişmeler yaşanmayacak, sadece veriyi daha iyi kullanacağız ve sistemler biraz daha hızlanacak. Yapay zekayı eğitip kendi sektörüne, kendi işine adapte edenlerin maliyetleri düşebilir.

Yapay zekadan asıl beklenen fikir üretme, daha önce hiç yaşanmamış deneyimlerle karşılaştığında yorum getirebilme, çözüm üretebilme, gerektiğinde çözüm sunabilme, kendi kendine öğrenme gibi konulara şimdiki durumla ulaşılamaz. Yarın yeni bir algoritma geliştirilirse, yeni durumun sınırlarına bakarak yeniden yorum yaparız.

Hal böyleyken nasıl bir ekonomik düzene geçeceğimizi kestirmek zor.
0
iustitia omnibus
(01.12.25)
Cevaplara hızlıca göz gezdirdim. Allahtan : "Yapay zeka işimizi almayacak, işimizi kolaylaştıracak" diyen arkadaşlar gelmemiş. Muhtemelen kendileri issiz kaldı. O yüzden gelip burda yazmaya utanıyorlar. Sürecin nasıl olacagı belli işini kaybeden arkadaşlar beden gücü gerektiren işlere yönecek. Tabi o tarafta da yıgılma olunca ne olacagı muamma
0
limonlu eksi
(01.12.25)
(4)

ev elektriği kaç amper

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
kaç watt yaktığı saatle mi hesaplanıyor?
kaç watt yaktığı saatle mi hesaplanıyor?
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.09.25)
Ev elektriği Türkiye’de 230 V’tur ve cihazın gücü W = V × A formülüyle hesaplanır. Faturaya yansıyan tüketim ise cihazın Watt değerinin çalışma süresiyle çarpılıp kilovatsaat (kWh) cinsine çevrilmesiyle bulunur.
0
summerjam0306
(16.09.25)
peki ev elektriği kaç amper
0
🌸Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.09.25)
ev elektriği kaç amper sorusu yok, arkadaş onu anlatmaya çalışmış. Did you mean dersek :

prizler genelde 16 amper(max) olur, giriş sigortası da 30-32 amper olur. maksimum bu kadar akım çekebilirsin.
0
xephyr
(16.09.25)
hiçbir elektrikli alet kullanmazsan sıfır amper. köküne kadar zorlayıp bütün elektrikli aletleri kullanırsan sigortanın üzerinde yazan kadar amper. fazlasını kullanmak isteyince sigorta atar.
0
kibritsuyu
(16.09.25)
(10)

Umre için önerebileceğiniz tur şirketleri?

Amaranta ursula
Merhaba arkadaşlar, 2026'da Mart-Nisan gibi 4-5 kişi için Umre ziyareti planlıyorum. Önerebileceğiniz memnun kaldığınız tur şirketleri var mı? Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
Merhaba arkadaşlar,

2026'da Mart-Nisan gibi 4-5 kişi için Umre ziyareti planlıyorum. Önerebileceğiniz memnun kaldığınız tur şirketleri var mı?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(13.08.25)
İkbal ile gitmişti baba yıllar önce. Fatih'te idi yerleri.
Ama babamın önceliği ucuz olması olduğu için çok da memnuniyet konusunda referans olmayayım. Hatta öncelik demeyeyim de tek koşulu ucuz olması diyeyim :)
0
high hopes of the sozluk
(13.08.25)
ikram - fatih
0
mantık
(13.08.25)
cevap alakasız gelebilir ama yazayım istedim.

2 arkadaş vizemizi online aldık.(kişi başı 100$) otelimizi booking'ten ayarladık (4 gece, 2 kişi, tek oda 7.500 tl) uçak biletimizi aldık (ajet git gel 6.500 tl) gittik. orada her şeyi öğrendik. otellerde kahvaltı var, öğün yemekleri de ucuzu 150-pahalısı 400 tl civarında oldu. taksi ve toplu taşıma kullandık.

hiç tura filan gerek yok. her şey belli zaten.

bizden sonra da hiç yurtdışına çıkmamış bir çifti gönderdik. onlar da benzer maliyetlerle .kendileri gidip geldiler 7 gün
0
xephyr
(13.08.25)
@xephyr,

Dediğiniz çok mantıklı, tek gidiyor olsaydım ben de boyle yapardım ama annem babam ve anneannem de olacak o yüzden hepimizin işlemleri ve oradaki transfer yeme içme vs derken beni aşacak.
0
🌸Amaranta ursula
(13.08.25)
www.beyaztur.com
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.08.25)
halamla babannemi diyanet ile göndermiştik. memnun kalmışlardı.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(13.08.25)
Diyanetle gitmiştik biz, genel olarak memnun kalmıştık.
0
hayalhayal
(13.08.25)
ilk kez gidiyorsanız turla gitmenizi öneririm, her şeyi ayarlıyorlar. toprak turizm, fatih.
0
deartheodosia
(13.08.25)
umre için tur a gerek yok.direk biletini al git.
0
jamswety
(14.08.25)
benaslindayohum
(14.08.25)
(12)

Uefada son 24 u gecemeyen gs

lapaz
Osimhen i almis temelli. Para israfi degil mi sizce de?
Osimhen i almis temelli. Para israfi degil mi sizce de?
0
lapaz
(20.07.25)
Kendi evinin ekonomisini bu kadar ince dusunmuyordur millet.

Cebinden mi cikiyor hocam? Izle gec iste, keyfini cikar.

(Dolayli yoldan cebimizden cikiyorsa, ahmet'i mehmet'i getirince de cikacak zaten)
0
brkylmz
(20.07.25)
israf. benzer bir başlık açıp sordum. klasik türk yorumlarından başka bişey gelmedi. ben aşağı gelecek yorumları şimdiden yazayım;

- fener x'e daha çok para ödedi
- morinyo ve solkeya 3 katını kazanıyor
- gs karapara aklıyor
- ali koç gibi arka kapıdan kulübe para sokuyoruz var mı itirazın.

böyle 3 iq'lu fanatikleri kenara bırakırsak, gs 1-2 sene oynatıp 60'lara satamazsa büyük batağa girer. zaten çok borçlu bir takım ama geriye dönülemez. adamın 4 yıllık maliyeti 120 milyon euro. 6-7 milyar tl para yapıyor.
0
avatar is back
(20.07.25)
15 yıldır şampiyon olamayanlar nasıl galatasaraydan daha fazla para harcayabiliyor peki?
ya da tesislerinde parasızlıktan menemen yiyenler nasıl 30 m'ye adam alabiliyor?

bunlar israf değil mi?
0
koela
(20.07.25)
lan şimdiye kadar bu ülkede yapılan en pahalı transfer 30 milyon euro. o da daha yeni oldu. birden 80 milyon euroluk transferi kimse sorgulamıyor mu arkadaş.
0
nothing in my way
(20.07.25)
E tamam işte son 24'ü geçebilmek gibi bir hedef belirlemiş demek ki?

Edit: Avrupanın 3. kupası ile 1. kupasının aynı avrupa puanlarını kazandırıyor olması üzerinden FB'nin avrupada daha başarılı olduğu algısına kapılan taraftara Ali Koç müstehak.
0
armagan abanuz
(20.07.25)
Para cebinden çıksa dert eder "batacak mıyım?" diye. Hal böyle değilken neden takılsın? Yani normal şartlarda bu paralar israf. Bizde de bir isimler ve paralar konuşuluyor gs kadar olmasa da ama o da israf. En temizini Beşiktaş yapıyor. Fiyat arttırılınca çekilip yoluna devam edeceksin.

@avatar is back medya tam olarak öyle yazıyor çünkü. Fenerbahçe 10 milyon maaş ödese "Korkunç maaşlar ile büyük risk" GS 20 milyon maaş ödese "Avrupa'ya meydan okudu" yazıyorlar. Kaos yaratıp çıkan etkileşim ile para kazanıyorlar.

Bir savcı çıkıp son 30 yılda dönenleri sorgulayamıyorsa bile son 10 seneye baksa çok fena canlar yanar ama işte kimlerin ne kazançları varsa hepsi takipsizlik.

"Fenerbahçe gibi dandik rakip" karşısında kucaklarda Şampiyonlar Ligi'ne gidenler: ibb.co :)
0
nawar
(21.07.25)
israf. Fenerbahçe gibi dandik rakiplerle maç yapmak için böyle starlara gerek yok bence de.
0
logisticsmanager
(21.07.25)
böyle bir oyuncu fırsatı bir daha gelmez düşüncesiyle yapılmış bir transfer olarak değerlendiriyorum ben. yani 5-10 sene sonra yine kuş taşa çarpar bir adam kiralık gelse bile daha sonra "ben burada kalmak istiyorum"u dedirtebilir misin o muamma.

osimhen de arabistandan gelen teklifleri bile reddedince bence almak zorunluluk oldu. israf olup olmadığını şu an söyleyemeyiz ama bence olması gerekeni yaptı galatasaray ve bu fırsatı değerlendirdi.

öte yandan gomis'ten sonra ne kadar para harcandığını bir hesaplayın. dursun özbek bu hatasını öğrenmiş olacak ki yeni maceralara girmek istemedi. ligi biliyor, takımı biliyor, potansiyelini biliyor. neden başka forvet için risk alınsın?
0
elektr10
(21.07.25)
Ben osimhen özelinde değil de, sektöre harcanan paraların çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Bir kişinin top oynaması için 80 milyon euro vermek çok ilginç gerçekten.

Diğer taraftan sektörde başarılı olduğunuzda bu paraları da çıakrtıyorsunuz. Sponsorlar, Şampiyonlar ligi gelirleri filan acayip yüksek seviyelerde.

Bunun dışında UEFA'da başarılı olmak sadece parayla ilgili olmasa gerek. PSG yıllardır para harcıyor, milyar euroları buldu, bu zamana kadar çeyrek finalden öteye gidememişti. Ancak geçen sene kazandılar, bu işler bence üst üste 6-7 yıl istikrar ile oluşacak başarılar. GS'den bu sene de ciddi bir başarı beklemiyorum, ilerleyen yıllarda belki..
0
xephyr
(21.07.25)
ben israf olarak görmüyorum. 3 yıl üste üste şampiyonluk, başarıyla artan gelirler (özellikle kombine, bilet ve store gelirleri eskiye oranla ciddi arttı), şampiyonlar ligi katılım ücreti ve tabi en önemlisi florya'nın satışından gelen sıcak parayla üst seviyeye çıkmak için bir risk aldı aslında galatasaray.

bu riske hiç girmeyip türkiye ligi'nde şampiyon olacak kadro yine kurulurdu ama camia bütünüyle avrupa'da başarı istiyor artık, alınan riski tamamen bu isteğin karşılığı olarak görüyorum. osimhen, sane ve şu an adı geçen diğer isimlerin hepsi şampiyonlar ligi'nde başarı hedefi için isteniyor.

türk futbolu için orkun ve osimhen transferleri bir kırılma oldu, ama bu kırılma şu an bizi avrupa'nın suudi arabistan'ı yaptı sadece. bu algıyı değiştirmek için verilen paralar dışında avrupa'da düzenli olarak adımızdan söz ettirmemiz de çok önemli.
0
dylancash
(21.07.25)
Neyse hadi ben de ciddi cevap vereyim çünkü duyurudaki her sene ötenlerden bıktım ve ciddi cevap vermeyi bıraktım.

Benim futbola bakış açımdan fazla para. Ama bana icardi de fazlaydı, sara da fazlaydi. Ne oldu? Iyi transfer çıktılar. Bana biraksan ben daha altyapi, daha genç yetenek, daha az başarı odakli adamim ama genel kitleye hitap etmiyorum.
Buna ek olarak zaten denilmiş ama Galatasaray zaten bu paraları (ayni Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi ne kadar buradaki belli kişiler böyle değilmiş gibi davransa bile) saçma sapan futbolculara yedirdi. Galatasaray diagne+mitroglou+falcao bile zaten harcadi ve karsiliginda 0 aldi. Yani sanki Galatasaray ilk defa bu kadar para harcayacakmis gibi davranmaya gerek yok çünkü saçma transferler ile zaten çok harcadik.

Buna ek olarak gene diğer takim taraftarlari anlamak istemese de ülkeni top takımı gs. Şu an kombine 100 bin lira dese de o stad dolacak. Daha gelecek nesiller de var. Yani Galatasaray'i ülke gibi düşünürsek para harcayarak büyüme olarak düşünürsün. Şu an Galata gdp büyütüyor ve 75 milyon karşılığı daha çok forma, fiyatlara daha çok yükleme, kombine ve biletleri daha pahalı yapma vs vs diye gidiyor. Ve ülkede nasıl sürekli "lan bu fiyara restorana nasıl gidiyorlar" deniliyorsa benzer kitle de futbol için soylenebilir.

Açık konuşayım; ben bu fiyatlara futbolu sevemiyorum. Misal mevcut türk futbol yapısı Avrupa'da yapamazdi (üç büyükler) çünkü ne kadar pahali yaparsan yap gelecekler mantığı olmazdi. Ama Türkiye'de var ve işliyor gibi. Millet kredi çekip kombine alıyor, kredi çekip stad park ücreti ödüyor falan.

Neyse yani, bu kadar kafa yormaniza gerek yok. Galatasaray diğer takımları zayıf bulduğu ortamda gelecek yılları garantilemeye çalıştığı riskli hareket yapıyor (sebebi de genelde başarı odaklı bir yapilanma olması). Ama osimhen evinde havai fişek patlatip kör olmazsa elinde kalmaz. 75 verirsin 45e gider. Daha 26 yaşında adama 32 yaşında davranmaya gerek yok. Biz bu parayi falcao'ya verdik elimizde sıfır kaldı. Osimhen karakter olarak da potansiyel olarak da böyle biri değil.

Buna ek olarak denildiği gibi artık Türk ligi yeterli değil. Biraz risk alıp avrupa bakiliyor.

Ha bak bu tarz olaylar taraftara kol gibi forma, kombine, store ürünü fiyatları olarak dönecek. Bunun kaçari yok ve buna ek olarak stad büyümez ama localar artar. Daha zenginlere hitap eden bir yapı oluşur. Manchester city de zamaninda böyle oldu, fiyatlar kol gibi arttı yani. Sen istiyor yildiz, verecek avrupa fiyati formaya.
0
logisticsmanager
(21.07.25)
kluplerin derdi beni mi gerdi diyorum bazen ama bence evet israf.
sadece gs degil butun kluplerin harcadigi paralar israf.
federasyonun harcadigi da israf.
harcanan paranin karsiliginda gelen basari orani cok cok dusuk.
0
bay b
(21.07.25)
(12)

İş yerinde hata toleransı

Shepard
Tamam bu kadar, yolları ayırdık demek için ne olması gerekiyor.Mesela bugünden örnek vereyim, bir personelimiz işe başladım dedi. Baktık yalan. 1.5 saat sonra başlamış. Ortada yok. Şunları bunları yapma, lütfen dikkat edelim diyoruz, yazılı gönderiyoruz not olsun diye ama yine de devam ediyor. Mesel
Tamam bu kadar, yolları ayırdık demek için ne olması gerekiyor.

Mesela bugünden örnek vereyim, bir personelimiz işe başladım dedi. Baktık yalan. 1.5 saat sonra başlamış. Ortada yok. Şunları bunları yapma, lütfen dikkat edelim diyoruz, yazılı gönderiyoruz not olsun diye ama yine de devam ediyor. Mesela bak şuraya ödeme yapma, 1 ay sonraya anlaştık diyoruz. 2-3 kez daha aynı hata geldi. Özellikle söyledim, dün yine oldu. Çat diye ödeme çıkıyor.

Diğer arkadaşımıza ise sabah 09.00'da şurada bu iş var önemli, vaktinde gitmezseniz sorun yaşarız dedik. 09.30 oldu, işi yapamadık. Müşteri açıklama bekliyor, büyük ihtimal işi kaybetme noktasına geleceğiz. 5-6 saat sonra işi yapabiliriz belki veya yarına kalabilir ama kritik herkese zarar veren bir sorunu vaktinde gitmedi diye çözemedik. Aynı kişiye bazı sayıları bize atmasını istiyoruz ama 5-10 kere kontrol etmesini, tamamdır her şey bitti dedikten sonra bir daha kontrol etmesini, sonra 30 dakika kadar bekleyip yine kontrol edip atmasını istiyoruz. Sayılar bu süreçte değişmiyor ama ben zamanında böyle yapıyordum yoksa hatalar olabiliyordu. Kendi tarzını da uygulayabilir ama sonuçta her defasında yanlış sayılar geliyor müşteri ile papaz oluyoruz.

İşimize zarar veriyorlar. Maaşları da yazayım çünkü durduk yerde saldıranlar oluyor. İlk arkadaş 45k, diğeri 55k. Hafta sonu yok, 8 saat çalışma.

İçimden geçen iki arkadaşla da yolları ayırmak, ama sizden de akıl almak istiyorum. Tecrübenizle belki alternatif bir şeyler yapabiliriz. Konuşmayı, not almayı, işi verirken hatırlatmayı yapıyorum(bak şuna buna dikkat edelim) yine de patlatıyorlar. Artık müşteri bir şey dediği zaman tamamdır bakalım hemen diyorum çünkü güvenmiyorum, kesin yine yanlış yapmışlardır diyorum.
0
Shepard
(17.07.25)
bunlar hata değil.
0
lazpalle
(17.07.25)
isyerinde yasadigin her problemde ikilem yasayip buraya danisacaksan bence kendi yollarini ayir.

edit: haklisin. fazla duygusal ve yikici bir yorum oldu. ozur diliyorum. ibret olsun diye de silmiyorum.

yapici yorum yapmak gerekirse: sirkette problemli tiplerin fazlaligi goze batiyor. kurumsal hayatta dirsek curutmus biri olarak fikir yurutmek gerekirse 3 asamali bir koruma plani mantikli geliyor.

1. Aday seçim sürecinin iyileştirilmesi (cultural fit, trial period, psychometric testing)
2. problemli adaylari sistematik sekilde etkisizleştirme (realignment, conflict resolution, monitoring vs..)
3. stratejik kültür tasarımı (culture codex, operational transparency)
0
buenosdias
(17.07.25)
@buenosdias abi burada sen dahil süper insanlar var, akıl verebilirsiniz. Tecrübenle aydınlatmak yerine sitem etmen pek hoş değil be abi. Ricam edit çekmen.
0
🌸Shepard
(17.07.25)
ilk arkadaşa şuraya ödeme yapma, 1 ay sonraya anlaştık demişsiniz. o da ödeme yapmış. doğru mu anlıyorum?

muhasebeciye şunu ödeme, bunu ödeme denmez. ideal olarak her pazartesi, ya da vaktiniz varsa her sabah, muhasebe size o gün yapılacak ödemelerin listesini verecek. siz de bu bu bu diye onay vereceksiniz. EMAİL İLE!! YAZILI OLARAK!!! yoksa bu hatalar oluyor. her muhasebe bu hataları yapıyor. yapmamaları için bu onay mekanizmasını işletmeniz lazım.

diğer kalan konularda, 1 olur 2 olur. 3 olduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmayın.
0
co2s2
(17.07.25)
@co2s2 doğru anladın. Ve bir kez de değil. Yani o para niye orada? Nereye gidecek hiç bir şeyin takibi yok. Her güne sanki reset atıp sıfırdan başlıyor gibi.

Her şeye onay verme şansım da yok. Zaten rutin ödemeler belli. Sıralamamız da belli. Tarihleri de belli. Bunlar dışında çıkanlarda ise biraz düşünmesi yeterli olacaktır veya bana sorması. Ama ikisini de yapmıyor.
0
🌸Shepard
(17.07.25)
ben mühendis olarak yorum yapayım, siz işin peşinden koşuyorsunuz. olması gereken çalışanın önünden gitmenizdir. ayrıca personelleriniz de pek işi sahiplenmiyorlar. bunları işten çıkarıp başkasını da alsanız en başlarda rayını oturdu diyeceksiniz belki ama 2 ay sonra yine benzer problemleri göreceksiniz.
0
malheiros
(17.07.25)
bizim şirkette şunu ödeme bunu ödeme demek işin doğal akışında zaten ödemeler imzalı çıkıyor dolayısı ile bu ödenmeyecekler imzaya gelmiyor ödenirsede kıyamet kopar yani vade diye bişey var ona göre fiyatta anlaşıyorsun.
bunlar bence ufak hatalar değil, önce birini kov yerine gelen öğrenince diğerini kov ikiside aynı anda giderse daha problem olmaz mı
0
eja
(17.07.25)
@shepard : yıllardır şirket yönetiyorum. muhasebecilerden biraz düşünmesini istemeyeceksin. çünkü düşünürken seninle aynı bilgilere sahip değil, aynı şeyi düşünmeyebilir. takip yapması için sizin bilgi vermeniz lazım. benim size bir kaç basit önerim var:

her gelen faturanın üzerine kurşun kalemle minicik not alın, neden niçin geldiğini, mümkünse kategorilere ayırın, hepsine kod verin. gelen tüm faturaları bir excel'e işleyin. faturanın size geldiği tarih, ödendiği tarihler, kategorileri vs yer alsın. ben elektrik faturası olduğu 100 metreden belli olan elektrik faturasına bile "ofis elektrik 7081" diye not alıyordum. doğrusu budur.

işyeri boyutunuzu bilmiyorum ama mümkünse her masraf yazılı onay ile yapılsın. bu yazılı onay olmadan (email ya da basılı form) ödeme kesinlikle yapılmasın.

her gün ödeme yapmayın. atıyorum, her hafta perşembe günü ödeme yapılsın. salı ya da çarşamba günü tüm ödemelerin listesi sizin önünüze gelsin. siz yazılı olarak şu şu şu ödemeler yapılacak diye talimat verin. "ama bunlarla da ben mi uğraşacağım" diye düşünmeyin. hem zannettiğiniz kadar vakit alan bir şey değil. hem de hata oranını sıfıra düşürürsünüz.

işyeri boyutunuzu bilmiyorum ama mümkünse yapacağınız masraflar için teklif alın, iş onayı verin, sonra fatura gelsin. faturanın neden geldiği elinizde belgeli olsun. "fatura geldi, çat ödedik" diye bir şey olmaz.

tüm faturalar, hem basılı, hem de PDF olarak kayıtlı olsun.

tüm personele, (muhasebe ve operasyon) bunları bir kültür olarak yerleştirin. üzerinizden iş yükü azalır.

boş bir anınızda rasgele 10 faturanın süreçlerini kontrol edin.

bunları yapınca, nakit akış çizelgenizi çok güzel ayarlarsınız. ileriye yönelik projeksiyon yaparsınız. gelir - gider karşılaştırması yapıp nakit darlığı çekeceğiniz bir zaman olacak mı anlarsınız. ödemeleri aynı zamana denk getirmezsiniz.
0
co2s2
(17.07.25)
hocam duyurularinizdan az cok anladigim, yanlis anlamis da olabilirim, aile sirketi gibi yonetmeye calistiginiz sirkette profesyonellik bekliyorsunuz. bu demek degil ki, soguk makine gibi bir yer olsun sirketiniz. ama anlattiklarinizdan pek bir ic prosedur, kural, duzen yok gibi gozukuyor. daha cok tek adam sirketi ya da her grubun basindaki kisinin kararlarina gore yonetilen bir yer gibi gozukuyor. yukarida guzel tavsiyeler verilmis, bir prosedur uygulamaya baslarsaniz herkes icin ongorulebilirlik olur, hem size hem calisanlariniza iyi gelir, herkes sorumlulugunun ve yetkisinin sinirlarini bilir, neye gore degerlendirilecegini ya da sorumlu tutulacagini bilir. kimin ne kadar avans alacagindan, kimin ne kadar calisacagina kadar ya da nereye ne kadar odeme yapilacagina kadar sanki tek kisinin insiyatifinde her sey ve sanki herkese farkli bir standart uygulaniyor. dolayisiyla calisanlar icin bu durum soyle yansiyabilir; mikro management, belirsizlik zorluyordur, kim karari veren kisi ile daha iyi iliski icindeyse o istedigi yonde kararlar aldiriyordur, kimse isi sahiplenmek istemez cunku yetki ve sorumluluk belirsizligi vardir vs. vs. Bu hem sizin icin zor, surekli is pesinde kosmaniz gerekir, buraya yazdiginiz gibi kimi ne zaman ne kadar 'uyarmaniz gerektigini' bilemezsiniz, cunku sirkette bir referans noktasi yok gibi, ayrica is kendi kendine ilerlemiyor, hem de calisanlar icin cok yipratici. calistiginiz kisilerle olan sorunlari da elbette degerlendirin ama sirkette bu sureki en kucuk her karara her olaya 'dahil olmasi gereken' kisi gittiginde bu sirket isleyebiliyor mu bunlara da bakmak lazim.
0
kassiopeia
(17.07.25)
Senin gibi saygıdeğer biri ile çalıştıkları için gurur duymalılar. Onlara hitap ederken her cümlene lan diye başlıyorsundur.
0
halk
(17.07.25)
@halk yok lan, piksellerin ardında daha derin bir şahsım var. Reel hayatta İngiliz Saray Terbiyem izin vermiyor, lan ulanlara. Burada ben olmayabilme özgürlüğüm var.
0
🌸Shepard
(17.07.25)
Çok sayılmaz ama 6 çalışanı olan, 22-23 çalışan değiştirmiş işveren olarak söyleyebilirim ki, hatayo ölçerken bir denge kurmaya çalışıyorum.

Eğer kapasitesi sınırlı ise ( örneğin telaşlı biriyse ve zaman sınırlaması olduğunda hataya meyili artıyorsa, iş sürecini anlamakta güçlük çekiyorsa) güzelce anlatıp, kısmen zaman tanıyıp, haklarını vererek yollarımı ayırıyorum.

Kişi bilerek art niyetli ve suistimale yatkınsa (örneğin ben olmadığımda işleri yavaşlatıyorsa, yalan beyanlarda bulunuyorsa) hiç bir şey anlatmadan güle güle diyorum.

Son olarak arada kaytaran, ciddi işlerde değil ama daha rutin işlerde hata yapan tipler oluyor. Art niyetinden değil ama usanmış oluyor bazen. Veya belirli dönemlsel sıkıntıları sebebiyle hataya meyilli artıyor. Onlara da destek vermek için elimden geleni yapıp hatayı kapatmak için kendim efor gösteriyorum.
0
xephyr
(17.07.25)
(1)

cs go basit eğlence

Rondak
Dust 2 de basit eğlence kalktı mı? Ben mi göremiyorum
Dust 2 de basit eğlence kalktı mı? Ben mi göremiyorum
0
Rondak
(10.07.25)
Evet 4 map'ten birine random atıyor.
0
xephyr
(10.07.25)
(5)

Ne zaman askere teslim olacağım? Bedelli

avatar is back
Mayıs celbi. 8 mayıs sevk tarihi diyor. Ev ile askerlik arası 800 km’nin altında. 1 gün yol izni var ben 9’unda gidecem sanıyordum ama 1 gün de bilmem ne izni varmış 10’unda teslim olacaksın diyorlar. Cevap nedir? Ne zaman teslim olacam yahu?
Mayıs celbi. 8 mayıs sevk tarihi diyor. Ev ile askerlik arası 800 km’nin altında. 1 gün yol izni var ben 9’unda gidecem sanıyordum ama 1 gün de bilmem ne izni varmış 10’unda teslim olacaksın diyorlar. Cevap nedir? Ne zaman teslim olacam yahu?
0
avatar is back
(10.04.25)
yol iznin 1 günse cumartesi girersin. 2 günse pazar. sevk belgende yazar.
10 mayıs gireceksin yani.

bu arada istersen erken girebilirsin ama gerek yok. en geç 10unda girmen gerekir.
0
jelly bear
(10.04.25)
Teşekkürler. Sevk belgesi son 10 gün çıkıyor sanırım o yüzden bulamadım. 10’una uçak bileti alırım o zaman
0
🌸avatar is back
(10.04.25)
küçük tavsiye: zaten az bir vakit kalacaksın. son güne kalmadan gidersen amele gibi soğukta beklemeden rahat rahat yerleşirsin.
0
xephyr
(10.04.25)
büyük bir tavsiye: zaten az bir vakit kalacaksın, son dakikaya kadar beklemezsen it gibi iş yaptırırlar. son dakika girmek en iyisi.
0
klassno
(11.04.25)
kolay gelsin avatar!
pim cek bomba at :P
0
cooperr
(11.04.25)
(4)

Güneş enerjisi santrali yatırımı

goodboy3456
Merhabalar, şehrin elektrik santraline yakın 28 dönüm Güney cepheli ve eğimli arazimiz var. Arazi pek fazla tarım arazisi vasfı taşımıyor. Sizce buraya Ges yapılabilir mi ? Hibeler, destekler, krediler, gelirler, giderler ve prosedür nasıl olur ? Konuyla ilgili uzman kişilerin görüşlerine ihtiyacım
Merhabalar, şehrin elektrik santraline yakın 28 dönüm Güney cepheli ve eğimli arazimiz var. Arazi pek fazla tarım arazisi vasfı taşımıyor. Sizce buraya Ges yapılabilir mi ? Hibeler, destekler, krediler, gelirler, giderler ve prosedür nasıl olur ? Konuyla ilgili uzman kişilerin görüşlerine ihtiyacım var. Yardımcı olursanız detayları özelden de konuşabiliriz. Teşekkürler.
0
goodboy3456
(08.04.25)
yapilabilir de sizin bireysel olarak yapabileceginiz bir sey degil. 28 donum de yeterince buyuk buyuk degil. bu tip projelerde maliyetin bi kismi santral baglantisina falan gittigi icin belli bir boyutta olmasi daha mantikli oluyor. konuyla uzman kisiler icin bu tip projeleri gelistiren yapan teslim eden sirketlere ulasip sorabilirsiniz. komsu arazilerle de anlasirsaniz belki bi potansiyel cikar. siz arsa sahibi olarak arsayi 30-40 yilligina kiralamis olursunuz, kira geliri elde edersiniz. eger onlarca milyon liraniz yoksa projeyle baska bi isiniz olmaz (sahip olma, insa etme, elektrik uretme/satma vs.).
0
icim urperiyor
(08.04.25)
Güneş enerji sisteminde problem üretim değil, üretilenin depolanmasındadır.

Devlet bir ara üretim için teşvik vermiş, üretilenler depolanamayınca teşviği durdurmuş, şimdi kendi ihtiyacını üretenlerin fazla üretimini alıyor ve sadece onlara teşvik veriyor.

Bir ara araştırmıştım. Aklımda yukardaki gibi kalmış. Yanlış olabilir.
0
Mirket
(08.04.25)
kafanıza göre yapamazsınız. enerji bakanlığı YEKA dediğimiz ihaleler ile ges santrallerine kapasite tahsis ediyor. ihaleyi kazanan ges kurabiliyor.

eğer lisanssız yani ihaleye girmeden yapacağım derseniz, o zaman kendi tüketiminiziz olması lazım. yani bir çiftlik, sanayi tesis vb. olacak, oradaki tüketimi sebep göstererek,i tüketim miktarınızın 2 katına kadar ges kuracaksınız.
0
xephyr
(08.04.25)
@xephyr +1
lisansız arazi ges kurmak içinde bağlantı yapacağınız trafo merkezinde kapasite olması gereklidir. Teiaş 2024 yılında kapasiteleri düşürdü ve güncel kapasite artışı da yapılmadı.Aşağıdaki linkte Teiaş kapasite listesi mevcut, göz atabilirsin.
www.teias.gov.tr

Ges işine 2015 yılına kadar girmek mantıklıydı şuan değil, lisansız ges'lerde mevzuat değişiklikleriyle öz tüketim ve mahsuplaşmaya yönlendiriyorlar.
Lisanslı tesislerdeyse yekdem tarafında yapılan güncellemeler ges sahiblerinin aleyhine oluyor bir süredir.
0
sealth
(08.04.25)
(10)

Tesla Model Y 10/10 araç mı? Negatif yanı var mı?

eisberg
Kimle konuşsam inanılmaz övüyor. Az yakmasından teknolojisine kadar... Bu durumda benzer fiyatlarda elektrikli otomobil alan arkadaşlar neden Tesla dışında bir model tercih ediyorlar? Tesla'nın negatif yanları neler acaba?Teşekkürler
Kimle konuşsam inanılmaz övüyor. Az yakmasından teknolojisine kadar... Bu durumda benzer fiyatlarda elektrikli otomobil alan arkadaşlar neden Tesla dışında bir model tercih ediyorlar? Tesla'nın negatif yanları neler acaba?

Teşekkürler
0
eisberg
(05.01.25)
Bende var. Tek olumsuz yönü, çok geniş dönüyor. Onun dışında gerçekten de 10/10.
0
gabe h coud
(05.01.25)
Trim sesi diyorlar be kadar doğru bilmiyorum
0
spacevan
(05.01.25)
Valla her şeyi güzel de şu pil yangını korkusundan alamıyorum. Geçmişte de hiç lpg'li araca binmezdim.
0
xephyr
(05.01.25)
Kendim hic uzun sureli kullanmadim ama taksi cagirinca bazen Tesla'ya denk geliyoruz, gozlemledigim kadariyla malzeme kalitesi cok iyi degil (iyi degil derken Volkswagen, Toyota vb ayarinda). Ama fiyat olarak da o bantta oldugu icin bu en bastan kabul edilen bir sey.

Bir de otomobil deneyimi olmadigi icin otomobil firmalarinin uzun yillar once cozdugu sorunlarla karsilasabiliyor. Misal bu sene soguk havalarda Tesla sahibi arkadaslar kapilari acmada sorun yasiyorlardi kapi kollari dondugu ve govdeye gomulu olduklari icin. Bu tarz temel sorunlari var ama ileriki nesillerde cozulecek seyler genelde. Ilk ciktiginda mesela yagmurlu havada bagaji acinca bagajin ustunde biriken sular bagajin icine akiyordu ama kisa surede cozduler bu sorunu.

Cevremde gordugum tercih etmeyen bir kitle de Elon Musk'i sevmedigi icin tercih etmiyor. Bu cok kisisel bir sey tabi, kimisi de hic umursamiyor.

Edit: Bir de aklima geldi, Model Y ozelinde sordugunuz icin ekleyeyim, tasarim bazi insanlar icin negatif olabilir. Model Y tasarimi (ben dahil) bazi insanlara cok hitap etmeyebiliyor ama seveni de var.
0
sertac akin
(05.01.25)
eqa aldık geçen sene hanıma. Tesla model y tipi o kadar çirkin ki, ben binmem dedi. :)

malzeme kalitesine laf edicem Tesla'nın fakat eqa da süper değil. babamda eqs var, onla da kıyas götürmez zaten.

4x2 SR ile kıyaslıyorsanız zaten çok rakibi yok. ix1 tip olarak net daha güzel ama menzil ve fiyatı kaybettiriyor. baldız aldı ix1, bence tipi çok hoş.

eqb çok tercih ediliyor özellikle kalabalık ailelerde, menzil ve tasarımı bence iyi değil ama yine de model y den iyi. internet bağlantısı mercedes te olmadığı için 2025 yılında büyük eksik.

BYD ler bence tesla model y ile kıyaslanabilir düzeyde araçlar, ikinci eli nasıl olur bilemem şu an TR'de ama BYD>Tesla bence. model y için söylüyorum.

az yakması hepsi için geçerli zaten. hatta 2. el tesla almak, elektrikli araçta 2. eldeki değer kaybını lehe kullanmak için de çok mantıklı.
0
bir ileti paylastim
(05.01.25)
Arabanın çirkinliği dışında herşeyi güzel.local kullanıyorsan hiç sorun yok.ben olayını merak ettiğim için almıştım ama her an uzun yola çıkma durumum olduğu için merakımı giderip sattım.kendi çevrem adına konuşursam kimse az yakıyor derdinde falan değil,çoğu için ne olduğuda önemli değil.biraz merak,sohbet konusu,istiklal marşı ve kapanış.günlük görevler arasına araba şarj etmeyide eklemek extra task.
0
duptıs
(05.01.25)
koltukları kesinlikle rahat değil.

tek ekranın ortada olmaması rahatsız edici. hızımı, cruise control limitlerimi (ya da benzeri zımbırtıları), far ayarlarımı, mümkünse navigasyonumu, benzer bir iki şeyi gözümün tam önünde görmek isterim.

bir de CarPlay yok.
0
co2s2
(06.01.25)
model y ve 3 kiraladim birkac kere.
benim sikintilarim:

-trim sesi var, zaten trimlerin baglanti noktalari falan iyi degil. aralari acik ya da tam oturmuyor vs.
-yagmur camur oldugunda sensorler/kameralar surekli error veriyor, yok goruntu iyi degil, yok kamera kirli vs.
- ben onumde gosterge seven adamim, onumde analog/dijital bana bilgi verecek bir ekranin olmamasi benim icin dezavantaj. HID demeyin basimi donduruyor, genelde kapatirim.
-menzil bence hala yeterli degil, ozellikle hava sogudukca sert dusuyor.
- teslanin saj sistemi %70e kadar 35-40 dakikada sarj ediyor ama sonra daha fazla durmaman icin asiri yavaslatiyor. %100 sarj etmek ev haricinde imkansiz gibi.
- amerika kitasindayim ama burda bile yedek parca sikintisi var. o yuzden herhangi bir kaza durumunda arac aylarca yatabiliyor. 6 ay parca bekleyenleri duydum.
0
cooperr
(06.01.25)
@cooper, SR'de pil %100'e kadar rahatlıkla doluyor. Şarj yavaşlamıyor. Kameralar da aynı şekilde çok daha iyi görüntü ve hatasız çalışıyor.
@Co2S2, carplay yok ama kendi navigasyonu google maps'ten iyi. Spotify, youtube her şey var. Internet browser da var.
Benim ekleyeceğim negatif yan, önünde ekran olmaması. Buna alışıyorsun ama istediğin göstergeleri taşıyabileceğin bir ekran olsa çok iyi olurdu.
0
gabe h coud
(06.01.25)
@gabe

hocam benim deneyimim boyle, 2 araci da kullandim, ikisinde de ayni problemler vardi. Biri SR, oburu LR idi.

Turkiye'de baktim SR modeli 1.8milyon, Qashqai'nin 2.5 milyona satildigi yerde degebilir. Ben yurtdisinda degmez diyorum cunku secenek cok.
0
cooperr
(06.01.25)
(22)

Çocuklu ailelere ayar olmak

tahirkemalbozoglu
Ayar olmak ama neyine?“Çocuk değil mi, her istediğini yapar” mantığıyla hareket etmeleri…Tamam, çocuk sonuçta; enerji olacak, ses çıkaracak. Ama bu, onun başkalarını rahatsız etme hakkını doğurmaz! Çocuk hayvan gibi bağırıyor, ortalığı ayağa kaldırıyor, senin tek bir uyarın yok: “Evladım, bağırma; i
Ayar olmak ama neyine?
“Çocuk değil mi, her istediğini yapar” mantığıyla hareket etmeleri…
Tamam, çocuk sonuçta; enerji olacak, ses çıkaracak. Ama bu, onun başkalarını rahatsız etme hakkını doğurmaz! Çocuk hayvan gibi bağırıyor, ortalığı ayağa kaldırıyor, senin tek bir uyarın yok: “Evladım, bağırma; insanları rahatsız etmeye hakkın yok.” demiyor beyefendi, hanımefendi.
Ama yok… Bu basit uyarıyı bile yapmıyorlar. Neden? Çünkü kendileri de yaşamayı bilmiyor. Saygısızlar. Toplum içinde nasıl davranılması gerektiğini öğrenmemişler. Çocuklarına da öğretmiyorlar. Aksine bu çocuklu aile bunu kendilerinde bir hak görüyorlar. Diğer insanların kendileriyle beraber bunu anlayışla karşılamaları gerektiğini düşünüyorlar. Sonra o çocuk büyüyor, aynı saygısızlıkla devam ediyor. Çünkü ne görmüş ki ne öğrensin?
Saygıyı, empatiyi ve başkalarının haklarını önemsemeyi aileden öğrenir insan. Ama aile bunu bilmiyorsa? İşte o zaman ortaya, diğer insanları hiçe sayan bencil bir nesil çıkıyor. Ve böyle bireylerden oluşan bir toplumda huzur aramak da hayal oluyor.
Böyle çocuk yapacaksanız yapmayın, hadi yaptınız size benzeyen o sevimsiz evladınızı da alın ötede yaşayın lütfen.
Sizin çevrenizde var mı böyle çevresine saygısız aile? Huzur içinde yaşayan o mutlu ve nadir azgınlıktan mısınız?
0
tahirkemalbozoglu
(25.11.24)
Her çocuk ebeveyninin aynasıdır. Çünkü annesini ve babasını örnek alır, aynen kopyalar ve davranışlarıyla aynısını sergiler.

Anne baba evde bağırarak konuşuyorsa onlar da bağırırlar. Evde kavga çoksa çocuklar da kavgacıdırlar veya çok pısırıktırlar. Çocukların enerjik ve coşkulu anlardaki gürültüleri aileden değil kendi sağlıklı enerjilerinden gelir ama kontrol sorumluluğu çocuklarda değil anne babalardadır, onlar ise bu zamanda çoğunlukla ilgisizler, çünkü onlarla da ilgilenilmedi, onlara insanlara saygılı olmak yaşayarak gösterilmedi. Yani zihinlerinde böyle hatıralar yok, örnek alma klasörü boş.

Ana babanın saygılı ve ölçülü ve hatta dengeli insanlar olduğu aile çok az. Ben o talihli azınlıktanım. Bunu nasıl aşarız diyorsan bence birbirimize yılmadan ve bıkmadan, yumuşaklıkla ve kendimiz örnek olarak destek teşkil etmek çözüm olacak. Çocuklara karşı saygıyı ve nezaketi asla elden bırakmamak lazım, eğer ailelerinde görmüyorlarsa görmeleri ve kaydedip sorgulamaları için. Hatta içlerinin ısınması için. Muhakkak hatırlayacaklardır.

Bizim kendi davranışlarımız istemesek bile herhangi bir anda herhangi bir insana şahane örnek olabiliyor, hiç ummadığımız kadar. Onun için belki de öncelik bizim kendimizi düzeltmemizdir...
0
muhayyer divan
(25.11.24)
@kullanicadi

Onun derdi sen ve senin gibi ebeveynler değil ki, sen sorumluluğunu bilen, saygılı, insan gibi bir ebeveynsin, onun sıkıntısı sorumsuz saygısız haddini bilmez anne babalar ve onların yetiştirdikleri çocukların zorbalıkları. Ben öyle anladım.

Ben de tam aynı yerden geriliyorum hatta, tam da aynı sebeple anne olmak istemedim, istemiyorum. Çünkü güvenemiyorum, kimseyi güvenilir bulmuyorum ben de. Hepimiz toplumu bir şekilde tecrübe ediyoruz her gün ve benim gördüklerim beni çok huzursuz ediyor. O da sanırım bunun için yazdı buraya. Senle ilgisi yok ki.
0
muhayyer divan
(25.11.24)
@kullanıcıadi
Çocuğun çevreye rahatsızlık veriyorsa ve bunu önleyemiyorsan bu senin suçun olur. Bizim bir günahımız yok ama senin yaptığın çocuğun derdini beraber çekmemizi istemen çok tuhaf.
Keyifsizse senin oğlan bunu sabah kahvaltıya gelen herkese yaşatma. Gelme kahvaltıya.

Çok basit aslında ama çocuğu olanlar sessizliğin lüks olduğunu sanıyorlar.
0
Shepard
(25.11.24)
+1'imle geldim.

Hastayım, yarın işe gitcem dinlenmem lazım diye kapısına gidiyorum çünkü artık mesaj yoluyla uyarmaktan bezdum. Bana diyo ki ben de hastayım nolmuş, şuramdan buramdan ameliyatlıyım. Bu zamana kadar kimse kapımıza şikayete gelmedi diye beni suçlu çıkarmaya çalışıyo üstelik. Apartman hayatında gürültü olurmuş. Ben anlayış gösterecekmişim. Yok erkek çocuğuymuş enerjikmiş, yok muhabbet kuşunu görmüş heyecanlanmış, misafir gelmiş onun çocuğuyla coşmuş, bahaneler bahaneler...

Çocuk napcak, dur diyen sus diyen olmazsa kuduracak tabi. Bana hmm ok diyor ama davranışı asla düzeltmiyolar bi de.

Çok doluyum çoook!
0
beetlejuice
(25.11.24)
aşırı derecede ortadoğulu bir sorun.

şımarık veletler ortadoğulu bir kavram.

anası da babası da gerçek normal insan gibi insan olan veletler zaten çağcıl insanları o kadar da rahatsız etmiyor. 2024 yılında ortadoğulu islamik bi ortamda beklentileri ona göre ayarlamak lazım sanki.

soruya cevap olarak ise evet, huzur içinde yaşıyorum çünkü civarımda pek ortadoğulu yok.
0
fevzi123
(25.11.24)
+1'imle geldim daha dün bu durumu ilk kez aklimdan geçirdim.

İki çok küçük çocuk başta şakalaşıyorlardi, çocuktur dedim. Ama erkek kizi israrla bagirtiyor, diyorsunuz ayni masadalar(!), ana uyaracak herhalde. Hiç bir uyari yok. Ardindan yarim saat belki gaz cikarma sesi yapti cocuklar. Kesintisiz! Cunku uyaran yok. Ve ana baba AYNI restoran masasinda. Geri kalan tum tespitleri siz yapmissiniz zaten.
Buyuyunce normal insanlarin normal cocuklarina zorbalik yapacak cocuklar olacaklar bence. Ana babasinin durdurmadigi cocugu ogretmen nasil durdursun.

Avrupada bu islerin olmadigi ile ilgili cok saglam tespitlerin oldugu bir iki meshur baslik vardi ekside.
0
WithWorth
(25.11.24)
Sizin kadar sert bakmıyorum, ancak bence bu tür durumların ortaya çıkmasının en büyük sebebi bazı ailelerin çocuklarını hiç de çocuklara yönelik olmayan yerlere getirmesi.

Örneğin eşinizle ya da sevgilinizle gayet yetişkinlere yönelik bir tiyatroya, restorana, bir yere gidiyorsunuz. çocuklara yönelik bir şeyler olmadığı besbelli. Ama bir bakıyorsunuz bir çift çocuğunu getirmiş böyle bir ortamı "deneyimlemesini" falan bekliyor. Çocuk ortamı sevmemiş, mızmızlanıyor ancak ailesi hiç oralı olmuyor, gitmeye niyetleri yok. Çocuk sürekli bir şeyler soruyor, konuşulmaması gereken bir ortamda sürekli konuşuyor vs. Bir şey söyleyince de "ama o daha çocuk, ne yapayım?" Deniyor.

Dünyanın en saçma şeylerinden birisi. Çocuklara yönelik, onun yaşına uygun veya genele yönelik birçok yapılacak şey varken hayır; Çocuk illa onu "deneyimleyecek."

Ciddi anlamda sinir bozucu. Hatta bence açık olmak gerekirse çocuğun uygun bir zamanda seveceği varsa bile önüne ket vuruyor o yaşadığı şey. Her şey zamanında güzel.
0
akhenaten
(25.11.24)
Toplumda maalesef aşırı cahil insan var. Sadece çocuk konusu değil konu. İnsanlar birbirine karşı saygı sevgi nedir bilmiyorlar. Kavram karmaşası yaşıyorlar. Bu köpek konusunda da böyle çocuk konusunda da.

Bak neler var. Olayı nasıl da demagoji yapıyor. Dünyadaki en güzel şey çocuk sesi diye. Nasıl da gerçekleri carpitarak eğip büküyor. Bak böyle narsist insanlar gelip çocuk sevgisinden bahseder. Sen bencil bir kişi olarak bireyi önemsemiyorsun ki çocuğu onemseyesin zir cahil, saygısız. İnsanların birbirini rahatsız etmemesi isteğine bile nasıl kudurarak tepki veriyorlar, e nolacak öyle görmüş, öyle öğrenmiş.
0
dedeminhirkasi
(25.11.24)
çocuk sus deyince susan bir canlı değil. keşke öyle olsa. tabi ki abartı durumlarda müdahale edilir, özellikle restoranda, toplu taşımada vs. ama onun dışında çok da şey yapmamak lazım. anne baba etkeni önemli tabi de, bir de genetik var. her çocuk evinin aynası olmuyor.
zor konu yani.
anne olana kadar ben de benzer düşünüyordum. ama anne olduktan sonra asla kınayarak bakmıyorum bu tip durumlara.
0
elorelia
(25.11.24)
duyuruyu okur okumaz sebepsiz veya incir çekirdeğini doldurmayan bir nedenden ötürü atılan çocuk sesi belirdi kulaklarımda bir an, başıma ağrı girdi.

şu hayatta artık çocuklardan daha gıcık olduğum bir şey varsa o da yeryüzüne padişah/kral(içe)/prens(es) doğurduğunu sanıp herkesin bu şizofrenik bakış açılarına uymamızı bekleyen ailelerdir. çocuk bu, kukladan veya yontulmamış odundan farksız. o çocuğun hala yontulmamış odun olarak kalmasında bu tip ebeveynlerin payı çok büyük.


artık bir ortamda çocuklu aile varsa mümkün mertebede kaçmaya çalışıyorum. anlamsız bağırış çağırışlar, pis ayaklarıyla koltuğa basmalar, etrafındakileri rahatsız etmeler, koşturmalar, herhangi bir mekanik sisteme parmak sokmaları ve anne-babalarının buna hiçbir şey dememeleri beni o kadar sinirlendiriyor ki anlatamam.


çocukların hiç dahil edilmediği ortamların yaygınlaşmasını o kadar çok istiyorum ki. hatta buna sosyal faaliyetleri geçiyorum, gündelik ve zorunlu alanlar da dahil edilmeli. örneğin toplu taşıma araçları, kafeler, restoranlar, avm'ler de dahil. eğer iki konu hakkında diktatörlük yapma imkanım olsaydı bunlardan biri futbolu yasaklamak, biri de toplumla entegre olmayı başaramamış çocuklu aileleri sosyal çevreden mahrum etmek üzerine olurdu.

kendi çocuklarına tahammül edemeyen tipler gelip senin tahammül etmeni bekliyor, şaka gibi.


ayrıca çok absürt şekilde kendisi çok anlayışlı, nazik ve etrafındakilere daima kibar olan ince bir arkadaşım söz konusu çocuğu olunca etrafta kim var, kim yok asla önemsemeyip ortalığın çocuğu yüzünden savaş alanına dönmesine asla müdahalede bulunmuyor.
0
m e b
(25.11.24)
çocuk sus deyince susan bir canlı değil. +1

Cocuklarin toplumsal ortamlarda cevreyi rahatsiz ettigi durumlarda ebeveynler genelde bir ihtiyaci karsilamamis olduklari icin hatalidir. Ancak her zaman, her durum on gorulemeyebiliyor. Cocuk yeri geliyor okulda/kreste yasadigi bir sorundan dolayi da gurultu yapabiliyor. Toplumsal ortamda uyarilir, halledilmeye calisilir falan ama bazen de olmuyor.

Ayrica cocuk her zaman ebeveynlerini yansitmiyor. Biz evde hic bagirmiyoruz, cocuk da genelde bagirmiyor ama bir arkadasi falan gelse bagirarak konusmaya basliyorlar. Arada uyararak bir nebze normallestirilebiliyor. Her hareketine mudahale edilen cocugun ileride topluma etkisinin hic de iyi olacagini sanmiyorum.
0
mbond
(25.11.24)
sende çocuk yap bırak onlar düşünsün.
0
nuisance2
(25.11.24)
çocuk sus deyince susan bir canlı değil evet çok doğru ama öyle yetiştirirseniz öyle olur ancak.

istisnai örnekleri var tabi ki ama burada gördüğümüz ortadoğu kafası ile yetişirse istisna olması gereken şey genel geçer hale gelir.
kimse de çocuğu suçlamıyor, onu yetiştiren kafayı suçluyor.
0
kisa
(25.11.24)
Nadir de olsa çocuğunu susturmaya çalışan, bir şekilde dikkatini dağıtmaya çalışan ebeveynlere denk geliyorum, ona bir şey diyemezsin mesela, onları anlayabiliyorum çocuk işte durmuyor susmuyor rahatsız ediyor ne yapabilirsin ki.

Ama çoğu zaman çocuğunun yaptığı gürültüye sesini çıkarmayan insanlarla karşılaşıyorum bu çok kötü bir şey. Deliriyorum sinirden, çocuğa değil de onlara kızıyorum, bir çaba ya bir adım bir şey yap susturmaya çalış.
Bir gün otobüste bir çocuk ayağıma kusmuştu ne diyebilirsin mesela çocuk yani maksimum 3 yaşındaydı ama kadın bir özür dile be bir şey söyle yani kusura bakmayın de hay allah çocuk işte de. bir şey yap.
benden özür dilemesini geçtim çocukla bile ilgilenmedi kadın, o an çocuğa daha çok üzüldüm.
0
mutekebbir
(25.11.24)
mbond muazzam özetlemiş.

biz de insanları rahatsız etmemesi konusunda uyarıyoruz ancak çocuğa her ses çıkardığında sus demek de çok yanlış bir yaklaşım. Çocuk sahibi olmayıp her çocuğu ağlayanı cahil sananlar bilsin ki 200 tane kitap okuyoruz doğru yaklaşımı öğrenmek için. benim oğlan mesela 2 yaş bunalımında. olmadık yerde inadından ağlama krizine giriyor. bu hesaba göre sırf sussun diye istediğini yapmalıyım. öyle bir dünya yok tabii ki.

bu durum suistimale açık. her ne olursa çocuktur yapar diyen ve sadece etraftakiler değil kendi çocuğu da aslında umrunda bile olmayan manyaklara da rastlıyoruz.

işin özü hayat bu gibi şeylere kafayı takmak için çok kısa.
0
brakgn
(25.11.24)
hocam duyurularin hep gozume carpiyor. surekli sosyal problemler ve problemlerin kaynagi hep baska insanlar. tamam zor bir cografyada yasiyoruz insan kalitesi cok dusuk ama boyle bir profil cizmeniz de hic saglikli degil. acaba bir durulup benim dusunce, davranis, tepkilerimde hata olabilir mi diye dusundunuz mu hic? bunu yapici bir elestiri olarak degerlendirin. cunku surekli dert yanmak yeni dertler getirmekten baska bir halta yaramiyor. sad but true.
0
buenosdias
(25.11.24)
3 çocuğum oldu. en büyüğü 7 yaşında.

belirli dönemleri var, ağlama krizlerine girerler 2 hafta kadar (büyüme krizi denir). Dışarda, evde nerede olursak olalım en ufak şeye ağlarlar. Örneğin avm'de yürürken benim ayakkabım neden pembe değil diye dakikalarca yırtındığını hatırlarım.

bu durumlarda üstüne gitmek çocuğu daha da sinirlendiriyor, o an ağlaması gerek ve yapacak bir şey yok :) çevresindeki insanlar rahatsız oluyorlar evet, farkındayım. ama insan olarak toplumda beraber yaşıyorsak bazı zaruri şeyler karşısında birbirimize sabretmemiz gerekiyor. örneğin yaşlıların araba kullanmasına ayar oluyorum, yolda yürümesine ayar oluyorum, toplu taşımada şişmanlara ayar oluyorum, engelli insanlara ayar oluyorum gibi bir sürü benzer bahane çıkartabilirim. ama aynı toplumda yaşıyoruz işte, zaruri sebepler dolayısıyla sabredeceğiz birbirimize.
0
xephyr
(25.11.24)
Daha önce anlatmıştım,
Bir hastanenin bekleme salonundayım, kalabalık epey. İki kadın geldi çocuk arabalı ve eteklerine yapışmış ikişer çocukla. Yani en az üç çocuk sözünü buyruk olarak kabul etmişler. Oturdular bir yere, yıllardır görüşememişler gibi koyu bir muhabbete başladılar.
4 çocuk olay yerini ahıra çevirmekte gecikmedi. Rahatsız olan erkekler, Titanyum korkusuyla kadınlara bir şey diyemediler ama birkaç kadın homurdandı. Kadınlar 'Onlar çocuk.' deyip kestirip attı.
Daha sonra kulağı küpeli saçı tokalı 7-8 tel sakallı bir genç, en küçük çocuk yanından geçerken, 'şu ne?' dedi. Çocuk durdu. Yangın dolabının üstündeki tabelalardan ikisi arası bir diyalog başladı. 'Sen renkleri biliyor musun falan derken sohbete diğer üç çocuk da katıldı. Ortam bir anda sükunete kavuştu. Ben oradan ayrılırken o üniversite öğrencisi o 4 çocukla hala sohbet ediyordu.

Çocuğu birey olarak görürsen o da insan gibi davranabiliyor. Bu işi orada o anneler yapmalıydı. Ama onlar enerjisini boşaltsın diye köpeği parka götürme mantığıyla çıkarıyorlar çocuklarını evden.

İzban'da bir anne çocuğa rasladım. Anne 3-4 yaşlarındaki oğluyla yol boyu büyük bir insanla sohbet eder gibi sohbet etti. Çocuğun sorduğu bir soruya cevap veremedi. Bunun cevabını ben de bilmiyorum, akşam babamıza soralım. Ama ben unutabilirim, sen hatırlatır mısın dedi. Eminim o çocuk evde alt kattakinin tepesinde tepinmiyordur.

Şu an bir komşum var. Her akşam iki oğlunu alıp ön bahçeye iniyor. Önce bankta baba oğul muhabbeti oluyor, yaz kış. Sonra 15-20 dakika, sanırım akşam yemeği hazır telefonu gelene kadar futbol oynuyorlar.

İnsanlar insan yetiştirmenin bilinciyle çocuk yapmalı. Saldım çayıra, mevlam kayıra deyince söylediğiniz görüntüler çıkıyor ortaya.
0
Mirket
(25.11.24)
Çocuk sus deyince susan bir canlı değil diyenler olmuş. Kişisel cevabımı vereyim. Bahsettiğim toddler dediğimiz yaş grubu değil, ilkokul çağına gelmiş çocuklar. Toddlerlara zaten her sosyal ortamda anlayış gösteriyoruz mecbur. Ilkokul çocuklarının da evde öğrenmediği saygıyı okulda random bi öğretmenden öğrenmesi hadi bi nebze mümkün de her ortamda istikrarlı şekilde uygulayabilmesi mümkün görünmüyor aile saygısızsa.

Sus demek zaten birinci adım. Onu bile yapmayan var. Yukarıda da bir kaç örnek verildi, sus deyince susmuyorsa dikkatini dağıtmak, çocuğun enerjisini boşaltacak başka yöntemler, aktiviteler bulmak ebeveynin görevi değil mi? Benim çocuğum yok ama arkadaşlarımın üst level haşarı çocuklarında bunu deneyimledim. Çocuklar bu tarz aktivitelere olumlu ve hızlı geri dönüş yapıyorlar. Sonra da millet sanıyo ki ben çocuklarla iyi anlaşıyorum. Biz bunu yaptık ama canımız ilgilenmek istemiyo diyen yok, o anda kendi keyiflerini sürmek varken... ekonomik durumu kötü insanlar da değiller çocuğa sosyal ve fiziksel aktivite alanları açamasınlar.

Hayır yani ben en doğal hakkım olarak evimde, konfor alanımda dinlenebilmek, uyuyabilmek için komşudan icazet mi almalıyım?
0
beetlejuice
(25.11.24)
Çocuklular ve çocuksuzların tatlı seviyede çatışmasına dönmüş :D

Çocuksuz olarak evimde otururken başkasının çocuk sahibi olma kararının beni rahatsız etmesine çok mana veremeyenlerdenim.

Memlekette sokakta çocuk oynayan kalan son sokaklardan birinde oturuyorum özellikle havalar ısınınca okullar tatil olunca çekilmez bir hal alıyor. "Çocuktur oynuyacaklar elbette"nin üzerinde bir bağırış çığırış var. Evebeynlerinin umrunda değil çocuklar ciddi riske girdiklerinde dahi gayet rahatlar.

Bu rahatsızlığıma şehirde yaşıyorsun bunları göze almışsın argümanı ile gelinmesini de bi yere kadar anlayabiliyorum. Zira o argümanı üzerime savuranın 1 hafta benim çalışma odamda yaşamasından sonra rahatsız olmama ihtimalleri yok :D

Maalesef çocuk ayarsız bişey elimden geldiğince kaçınmaya çalıştıkça gelip ağzıma giriyorlar.
0
hedep
(25.11.24)
Bunların %90'ı kalitesiz anne ve babalar yüzünden. Onların da yarısı fındık kadar beyinleri ile 2-3 kitap okuduktan sonra öz güveni yüksek birey yetiştirdiğini sanan kamiller, diğer yarısı da spermle yumurtayı birleştirmek dışında hiçbir fikri olmayan ve çocuğu tehdit ederek ya da milletin ortasında bağırta bağırta büyüyenler. Her şımarık çocuğun arkasında bir vasıfsız aile vardır.

"Çocuktur.." diye bahane olmaz. Bebek dediğin tabii ki ağlar da etrafı da dağıtır 2 yaşına kadar istenmese de anlaşılır ama 4 ve üzeri çocuğun böyle bir lüksü yok. O artık başarısız ebeveyn hikayesi. Açık hava hayvanat bahçesi değil şehirler. O kısımda +1
0
nawar
(25.11.24)
Mirket çok güzel anlatmış.
Saldım çayıra mevlam kayıra zihniyetinin sonuçları bunlar. Çocuk cıvıltısı, çocuk sesi, çocuk sesi... Bunlar farklı şeyler.
Evde çocuğuyla uğraşmak istemediği için eşlik etmeden sokağa bırakıyor. Çocuk sokaktan evdeki anne babasına sesleniyor 10-15 dakika; bakan yok. Uyarsanız kahabatli oluyorsunuz. Beğenmiyorsan taşın noktasına geliniyor illa ki. Geçenlerde komşum gayet nazik dinlenmeye çalıştığını söylediğinde çocuğun babasının tepkisi bu oldu. Ben domates biber diye aralıksız böğüren veledi direkt azarladım. Gerekirse polise şikayet etmek dahil her şeyi yaparım; hiç çekinmem.
Geçtiğimiz yaz yeğenlerimle 2 hafta aynı evde geçirdim. Tabletlerinin sesini kısmalarını söylemekten dilimde tüy bitti. En sonunda pes edip başka odada takılmakta buldum çareyi -ki bu çocuklar normalde çevrelerine rahatsızlık vermemeleri gerektiğini biliyorlar. Evlerinde ellerine tablet tutuşturulup kendi hallerine bırakıldıkları için onlara göre gayet normal yaptıkları.
Kimse çocuklardan biblo gibi oturmalarını bekleyemez; ama oyun oynayan (tablet, telefon vb. ile değil.), sohbet eden çocuk ile gürültücü çocuk aynı şey değil.
Birkaç hafta önce otobüste gecenin ikisinde yüksek sesle sohbet eden 'yetişkinleri' uyarmak zorunda kaldım. Çok şaşırdılar bu tepkime. Işıklar kapanmış, herkes uyumaya çalışır veya sessizce vakit geçirirken yüksek sesle konuşmak çok normal onlar için. Çoğu insan bulaşmamak için müdahale etmiyor; ama ben dayanamıyorum bazen.
Sessizlik gerçekten lüks bu ülkede. Kulaklıksız evden dışarı adım atmamak lazım.
0
auroraaurora
(26.11.24)
(6)

google haritalar yakınlaşınca netleşmiyor?

ground
sık sık harita kullanıyorum ama format işleminden sonra görüntü bir yerden sonra bulanık kalıyor. bir sebebi var mıdır? çözüm önerisi olan?
sık sık harita kullanıyorum ama format işleminden sonra görüntü bir yerden sonra bulanık kalıyor. bir sebebi var mıdır? çözüm önerisi olan?
0
ground
(12.11.24)
formatla alakası yok, herkeste öyle durum. yandex çok daha net uydu görüntüsü sunuyor Türkiye için
0
mustafakesekci
(12.11.24)
İstihbari sebeplerden eskiden sadece askeri alanlara uygulanan durum daha sonra ülke geneline yayıldı.

Bu konuda Yandex'e diş geçmediği ve onun herşeyi gösterdiği söyleniyor ama denemedim.
0
Mirket
(12.11.24)
Daha önce google'da dil ve yerleşim seçeneğini yurtdışı yapıldığında Türkiye'nin haritalarında yaklaşıldığına dair bir video görmüştüm ama denememiştim. Siz denemek isteyebilirsiniz. :)
0
c0sh_kun
(12.11.24)
google earth gayet net. maps dediğin gibi bozuk.
0
xephyr
(12.11.24)
atlas.harita.gov.tr

Ben bunu kullanıyorum. Çözüm önerim bu veya ülkeyi türkiye dışında bir ülke yapmak.
0
liberal
(12.11.24)
google maps'e girince sağ altta türkiye yazan yere tıklayıp başka herhangi bir ülke seçerseniz netleşiyor.
0
king lizard
(12.11.24)
(2)

turkcell superbox ile ilgili

ian is dead
sevgili duyuru ahalisi, bunlar tekel olmuşlar ve anlamsız pahalı. verdikleri modemi ya da benzerini (huawei b618 vs.) kendimiz alsak, bir de daha uygun fiyatlı bir data hattı alsak bu işi kendimiz yapmış olmuyor muyuz? ek olarak, data hattı dediğimiz şeyi bireysel olarak alabiliyor muyuz 200 gb'lık
sevgili duyuru ahalisi,

bunlar tekel olmuşlar ve anlamsız pahalı. verdikleri modemi ya da benzerini (huawei b618 vs.) kendimiz alsak, bir de daha uygun fiyatlı bir data hattı alsak bu işi kendimiz yapmış olmuyor muyuz? ek olarak, data hattı dediğimiz şeyi bireysel olarak alabiliyor muyuz 200 gb'lık paket gibi?

not: kullanılacak yerde hiçbir şekilde internet altyapısı yok.
0
ian is dead
(24.10.24)
xephyr
(24.10.24)
data hattı ve modem alarak yapabilirsiniz. ama taahhüt olmadığı için paket fiyatları değişebiliyor. netgsm pahalı kalıyor turkcell 200 gb paketine kıyasla.

ben de birkaç ay port bulana kadar bu şekilde kullanmıştım. pratikte superbox’ın aynısı olmuş oluyor.
0
orient blue
(24.10.24)
(9)

İstanbul'da yaşam maliyeti

stronzo
istanbul'da merkezi bir ilçede (şişli gibi) 1+1 veya 2+1 (en fazla 20 yıllık bir binada) ev tutmak isteyen biri ev kirası, faturalar, yeme-içme, ulaşım, sosyalleşme vb. gibi masrafları da dahil ettiğimizde geçinebilmek için aylık ne kadar maaş almalı? birikim yapma gibi bir amaç yok. kişi inanılmaz
istanbul'da merkezi bir ilçede (şişli gibi) 1+1 veya 2+1 (en fazla 20 yıllık bir binada) ev tutmak isteyen biri ev kirası, faturalar, yeme-içme, ulaşım, sosyalleşme vb. gibi masrafları da dahil ettiğimizde geçinebilmek için aylık ne kadar maaş almalı? birikim yapma gibi bir amaç yok. kişi inanılmaz sosyal ve masraflı da değil.

not: lütfen aylık en az 150 bin tl kazanan alfa, ceo ekşi sözlük yazarları cevap vermesin.
0
stronzo
(04.06.24)
50k
0
jülsezar
(04.06.24)
3 cesit standardla cvp vereyim.

aclik sinirinda yasayarak: 35k
fakirlik sinirinda yasayarak: 50k
ortadirek sinirinda yasayarak: 70k

ortalama kira 17 diye baz aldim.
0
buenosdias
(04.06.24)
yani ev kirasına bağlı. 20k ya ev bulabileceğini sanmam, bulursun da bodrum filan olur diye düşünüyorum. tek kişi olacaksan ortalama fatura yüksek gelmez internet dahil 1000-1500 filan. kendin de ayda 15k harcasan en az 35 filan oluyor.
0
turuncu tonlarda
(04.06.24)
Min 60-70.
0
ruhen hastayim ben
(04.06.24)
Oturulabilecek bir ev 30k
Faturalar 1.5k
Mutfak masrafı değişken ama 15k
Hafta sonu sosyalleşme,iki üç bira içsen 5k.

Bence ucu ucuna günü kurtarmak bile 50k'dan aşağı olmaz, bunun beklenmeyen masrafı var daha...

50k alan birisi de 30k kira veremez ya da beklentiyi düşürüp kötü ve eski bir evde yaşamak zorunda kalır.
0
kimlanbu
(04.06.24)
ayrica eve esya alir misin almaz misin diger ev giderin olur mu ona gore bir butce de gerekiyor he hazir paran vardir birikim yapmayacaksan sadece yasama ve gunluk gider miiiiiinimum 55-60 sosyallesmediginden biraz kolaylasir. merkezi yerde oturmasan da durum ayni bu arada. 30 degil de 20ye ev bulabilirsin mesela cok ciddi bi fark yok bekar evi olarak aradigin seyde
0
ala09
(04.06.24)
25 civarı kira, 7 sabit gider, 15 mutfak-yemek, 10 eşya-kıyafet-elektronik taksitleri, 5-6 şehirdışı git-gel, arkadaşların düğünü, sağlık harcamaları gibi bilinmeyen masraflar. Bu haliyle tek kişi 60-65 arası düşük-orta sınıf arası yaşanır.
0
xephyr
(04.06.24)
Ev kurma maliyeti haric 30'a bu sene tek kisi kucuk ve vasat bir evde minimum masraf yasayabilir bence. Uzeri sosyallesme, evi iyilestirme, birikim ve diger insani harcamalara gider. Maas konusunda fikrim yok.
0
osssy
(04.06.24)
buenosdias'a katılıyorum
0
doharkoman
(05.06.24)
(3)

Radara girdim cezası e-devlete kaç günde düşer?

tiny toon
Antalya kuzey çevre yolunda üst geçidin altında bekleyen bi polis aracını farkettiğimde hızımı düşürdüm ancak 130'a kadar yavaşlayabildim. Cezam kaç güne kadar e-devlete düşer? Bu arada üst geçidin gölgesinden araç hiç fark edilmiyordu, resmen pusu.
Antalya kuzey çevre yolunda üst geçidin altında bekleyen bi polis aracını farkettiğimde hızımı düşürdüm ancak 130'a kadar yavaşlayabildim. Cezam kaç güne kadar e-devlete düşer? Bu arada üst geçidin gölgesinden araç hiç fark edilmiyordu, resmen pusu.
0
tiny toon
(10.03.24)
Benim adresime ptt ile15 gün sonra ceza tebligatı gönderdiler. E devlete baktım ceza yoktu
Neyse unuttum ödemeyi. 3 ay sonra hatırladım. Yine baktım e devlete yine ceza yoktu
Sonra 7,8 ay sonra tekrar baktığımda e devlette görünüyordu. Yani e devlette epey geç görünüyor
0
limonlu eksi
(10.03.24)
radara girdiğimi farkettikten 3 dakika sonra mail gelmişti. ynai e-devlet'e düşmüştü
0
xephyr
(10.03.24)
Bazen düşmüyor. Aylar sonra düşen de oluyor.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(10.03.24)
(7)

Diğer inançlara sahip insanların orada kalma sebepleri ney?

ananiyimioguz
Veya şöyle sorayım, farklı inançlara sahip kişiler, tek doğru olarak kendilerinin seçtiği yolu mu görüyorlar yoksa "başka dinler de var biliyorum ama biz bu yolu seçmişiz" gibi bir farkındalığa sahipler mi?Yoksa bu soru inanç ile çelişiyor mu? Yani ben ineğe tapıyorum diyelim, bunun için geçerli seb
Veya şöyle sorayım, farklı inançlara sahip kişiler, tek doğru olarak kendilerinin seçtiği yolu mu görüyorlar yoksa "başka dinler de var biliyorum ama biz bu yolu seçmişiz" gibi bir farkındalığa sahipler mi?

Yoksa bu soru inanç ile çelişiyor mu? Yani ben ineğe tapıyorum diyelim, bunun için geçerli sebeplerim var. Farklı bir yoldan gittiğimin ve bizim de kendimizce böyle bir motivasyonumuz var'ın farkında mıyım yoksa diğer herkes yanlış da ben doğruyum gibi bir inanç mı olmalı illa bir şeye inanıyorsam?

Mesela bir hristiyan neden o inancını sürdürüyor? Hani biz diyoruz ya son din bizimki o yüzden buna inanmamız lazım.

E madem son din bizimki gibi bir kanıtlanabilir bir şey var elimizde, diğer farklı inançtakiler neden bizimkine inanmıyor? Bunu sadece biz mi biliyoruz? Bizim savımızı neden onlar benimsemiyor? Öyleyse güçsüz mü bizim savımız?

Bir hristiyanın, bir budistin, bir musevinin hala orada durma motivasyonu nedir yani?

Veya biz nasıl ki tek doğru bizimkidir... gibi bir inançla bağlıysak, onlar da öyle bağlıysa, bizim inandığımız din de onlarınkinden farksızsa, burada bizimkini özel kılan nedir? Başkalarının dinlerine nasıl bakıyorsak, onlar da bizimkine aynı boş vermişlik veya inançsızlık ve yanlışlık ile bakıyorsa, biz de bir illüzyonun içinde olamaz mıyız?

Yani aynı bedende ingilterede doğdunuzu düşünün, büyük olasılıkla hristiyan olacaktınız. Şimdi oradan orta doğuya bakın. Müslümanlığa bakıp ne düşüneceğizi düşünün. Veya yahudiliğe. E şu an aynı şekilde biz de burada müslümanlıktan onlara bakıp aynı şeyleri düşünüyoruz. Demek istediğimi anladınız mı yani tek doğru bizimkidir nasıl diyebiliyoruz, orada doğsaydık başka bir şey diyecektik.

Bir hristiyanın, bir budistin, bir musevinin hala orada durma motivasyonu nedir yani? Sorusuna cevap tabii ki yetiştirilirken büyüdüğü kültür ama yetişkinlikten, yani düşünmeye ve sorgulamaya, araştırmaya başladıktan sonra da kalıyorsa neden kalıyordur? Çok çok nadir din değiştirenler veya dinden uzaklaşanlar var. Diğerleri sorgulamıyor mu?
0
ananiyimioguz
(27.02.24)
Sen hasan mezarciya neden inanmıyorsan, Hristiyanlar da o yüzden Muhammed e inanmıyor.
0
allah yazdiysa bozsun
(27.02.24)
Senin burada durma motivasyonun nedir? Sen Müslüman olmadın, Müslüman doğdun, Acaba deyip dinini araştırdın mı? Kuran'ı hiç baştan sona Türkçe okudun mu? Farklı tefsirler var deyip tefsirler arası kıyaslama yaptın mı? Tam tercümesi olmayan arapça kelimelerin özünü anlamaya çalıştın mı? Eski Ahit ne der, yeni Ahit ne der diye baktın mı? İncil'i okudun mu mesela, On emir nedir, niyedir, araştırdın mı? Kuran'da Avesta'dan izler bulmaya çalıştın mı? Roma Paganizmi ile Yunan Paganizminin arasındaki farka kafa yordun mu? Bugünün dinlerinde Amon Ra'dan izler aradın mı?

Yanlış anlama. Bu sorular sana değil. Biz Müslüman olmadık, Müslüman olarak doğduk. Bize ne söylendiyse, gerek kendi dinimizle ilgili, gerekse diğer dinlerle ilgili ona inandık. Motivasyonumuz falan yoktu. O din mensuplarının da bir motivasyonu yok.
0
Mirket
(27.02.24)
Şahsen farklı milletlerden sonradan Müslüman olan çok fazla insanla tanıştım bunların içinde Avrupalı, Afrikalı ve bir çok Rus var benim tanıdıklarımın ortak özelliği ise çok fazla okuyan araştıran insan olmaları çevrelerinde bir müslüman tanıdığı arkadaşları olmamasına rağmen araştırarak tamamen kendi iradeleri ile İslamiyet'e geçmişler hatta en son tanıştığım Rus arkadaşın yaşadığı bölgede hiç müslüman bulunmuyor genel olarak şunu söyleyebilirim öncesinde İslamiyet'e ve müslümanlara karşı önyargılı veya yanlış bilgiye sahipler genelde öncesinde ateist veya deizme yönelmiş kişiler. Bu konu açıldığında İslamiyet'in inkar edilemeyecek hakikatlere sahip olduğunu ve mantığa hitap ettiğini ifade ediyorlar.

Bizdeki ateisme, deizme veya satanizm gibi inançlara özenen kişiler ise tamamen popülizmin tesisiyle ve sosyal medyanın etkisiyle bu tarz inançlara veya inançsızlığa yöneliyorlar aslında bir temelleri ve omurgaları yok mensup oldukları inanç veya kimlik hakkında bilgi sahipleri değiller sadece propoganda ne yönde ise o yöne meylediyorlar moda gibi veya takım tutmak gibi.
0
doharkoman
(27.02.24)
Semavi dinler özelinde her din kendinden sonra gelen dinleri yalancılıkla suçlar. Hıristiyanlara göre Muhammed yalancıdır. Hatta orta çağ'da bazı hıristiyanlarca deccal olduğu düşünülür. Aynısı isa için de geçerli. Yahudiler eski ahit'te bahsedilen mesih'in isa olamayacağını, isa'nın eski ahit'te verilen mesih tanımına asla uymadığını söyler. Kendi aklınızla bir karar vermiyorsanız, ailenize veya bir din bilginine gidip "bakın ama böyle bir din varmış, son din olduğunu iddia ediyor" derseniz muhtemelen "boş ver onları, onlar yalancı" gibi bir cevap alırsınız. Kaldı ki hıristiyanlar İsa'nın tanrı olduğuna ve hakikati zaten dünyaya getirdiğine inanırlar. Dolayısıyla ondan sonra daha önemli bir güncellemenin gelecek olduğuna inanmaları mantıklı değil. Tanrı bizzat tecessüm edip gerçekleri söylemiş, daha sonra gelecek fanilerin ne önemi var diye düşünürler.

Semavi olmayan dinlerin birçoğu (bunların bir kısmı dinden çok öğreti gibidir) tek ve asıl din olma iddiası taşımazlar. Dolayısıyla diğer dinleri ve öğretileri kabul etmeleri daha kolay olur.

Öte yandan bir üst cevapta popülizm falan diye saçmalayan arkadaşı ciddiye almayın lütfen.
0
stronzo
(27.02.24)
İnsanların büyük bir kısmı bu konuya kafa yormuyor, doğduğunda gördüğü gelenek ile devam ediyor.

Yani özellikle bu dinle devam etmeliyim motivasyonu yok, diğer kültürel konulara baktığınızda da aynısını görürsünüz. Kolay kolay başka bir yaşam, yemek, giyim kültürü benimsenmez, insanların büyük bir kısmı gördüğüyle devam eder.
0
xephyr
(27.02.24)
Burada asıl sorulması ve üzerine düşünülmesi gereken şey, "A dinine inanan birini B dinine geçmekten alıkoyan şey ne?" sorusundan ziyade, insanları bir dine inanmaya iten ve inanmaya devam ettiren şey ne? sorusu olmalı.

İnsanın dine inanma ihtiyacının sebeplerini ve dinler tarihini incelediğinizde zaten bu soru otomatik olarak oluşuyor. Tarih boyunca pek çok mitolojik anlatı birbirini etkiledi ve besledi. İnsanlar da tarihin farklı dönemlerinde bu anlatıların peşinden gittiler. Peki ne oluyor da bu kadar bilimsel gelişme varken insanlar hala uçan bir atın üzerinde göğe yükselme mitine inanmaya, ayı ortadan ikiye ayırma hikayelerine inanmaya devam edebiliyor ve bugün dahi, burada bunun propagandasını yapma motivasyonuna sahip olabiliyor?

Bence bu soruya verilecek cevapları, daha yukarıdan bir pencereden bakarak insan varlığını sosyolojik olarak anlamanın da bir yolu.
0
thracia
(28.02.24)
manevi inanç ve pratikleri rasyonalize edip, içlerinden birinin diğerinden daha doğru olabileceğini varsaymışsınız. maneviyata belli bir vakit ayırmış; biz neyiz, nereden geldik neden buradayız ve buranın öncesi sonrası nedir gibi konuları düşünen, tabiatı takdir etmeyi bilen herkes bulunduğu kültürün dini ritüellerini anlamlı bulmaya yatkındır. ancak temelde hepsi aynı şeyi yapar. ve olayın temelde aynı olduğunu o insanlar anlar. bu soruyu sorduğunuz için, sizin henüz düzenli bir pratiğe sahip olmadığınızı varsayıyorum. herhangi bir keşiş, imam ve papazın birbiriyle sohbetini canlandırın. onların "bizim savımız" ya da "desteklemek"ten bahsedeceklerini sanmıyorum. dini öğretilerden gelen farklar kültürel ve dünyevidir. bunlar olaya maddi boyuttan bakan biri için her şeymiş gibi görünür. "vay canına biri yumurta boyuyor diğeri oruç tutuyor diğeri et yemiyor diğeri kök bitki yemiyor. bunların hepsi aynı anda 'doğru' olamaz" diyebilirsiniz. ancak dinin varlığı maneviyattan gelir. niyette ve insanın içinde olan dışarıya farklı biçimlerde yansıyabilir. neticede kültlerin ortaya çıkışlarında konum ve zamanda farklılıklar var. iklimler ve kültürler farklı. tehdit ve fırsatlar farklı. yas ve kutlamalar farklı. bu yüzden dışarıdan baktığımızda işin maddi kısmı farklı görünecek. manevi boyutta aynılar. daha da derine gidip manevi kısmı da rasyonalize etmeye çalışırsanız bazı tezli programlara başvurabilirsiniz :)
0
Etanglement
(28.02.24)
(5)

Thinkbook vs. Thinkpad

ManikD
Romalılar Selam,Şimdi bilgisayar değiştirme sularına doğru giriyorum. Monster Huma kullanıyordum. 5. senesinde kendisi ile artık yavaştan vedalaşma zamanı geliyor. PC'den beklentim özelliklerini yüksek alayım 4-5 sene temiz götürsün beni. Thnikbook ve Thinkpad cihazlar arasında gitmekteyim. Özellikl
Romalılar Selam,

Şimdi bilgisayar değiştirme sularına doğru giriyorum. Monster Huma kullanıyordum. 5. senesinde kendisi ile artık yavaştan vedalaşma zamanı geliyor.

PC'den beklentim özelliklerini yüksek alayım 4-5 sene temiz götürsün beni.

Thnikbook ve Thinkpad cihazlar arasında gitmekteyim. Özellikle dayanıklılık açısından thinkpadler bir aklımı çeliyor. Fakat fiyat olarak benzer iç özellikler thinkbooklarda daha ucuz.

Sizin deneyimleriniz nedir? Bu iki seri arasında artı eksi ne gibi farklar görüyorsunuz?
0
ManikD
(26.10.23)
Thinkpad t14 aldım 45 bin'e. Fan sesinden isyan ettim, aynı gün iade ettim. X1 carbon aldım, 63 bin'e. Aynı bok.

Mac m2 pro var. Valla elim gitmiyor thinkpad'a. Ya da ben çok takıntılıyım bilmiyorum. Spesifik sebeple windows tercih etmiyorsan mac air al geç.
0
xephyr
(26.10.23)
bence de macbook air al geç windows'ta durmak zorunda değilsen. m1 ile çıtayı çok başka seviyeye çıkardı apple. performans/pil ömrü/sessizlik vb. zaten ekran ve ses kalitesi de üst düzeye yakın. m1 macbook air bile yeter.
0
signore
(27.10.23)
thinkbook daha kalitesiz seri.

thinkpad de bozmuş diyenler var son zamanlarda.

ben olsam dell latitude, precision bakarım.
0
zalbarath
(27.10.23)
Geç gördüm cevapları kusura bakmayın.

Macbok m serisi işlemcileri tanıttığından beri hep aklım kalıyor. Ama Windows ekosistemine o kadar alıştım ki bu noktadan sonra değişim bana zor geliyor. Bir de 16 GB tam falan dediğimde 50bini görüyor. Geçtim windowsdan ayrılmayı, tablete Windows nasıl yüklerim seviyesi bir arsızım ben :)

Dell latitude cidden o kadar iyi mi ya? Hangi açıdalardan daha iyidir ki?
0
🌸ManikD
(28.10.23)
@ManikD

business serisi dell'in dayanıklılar. ben 2011 modelini hala kullanıyorum. hp'nin elitebook'ları da iyi workstation olarak da zbook serisi var
0
zalbarath
(29.10.23)
(15)

Ev almak imkansız gibi mi ?

Lubb
Orta sınıf (kaldıysa) memur çiftin türkiyede top 5 büyükşehirde bir yerde sadece kendi kaynakları ile kredi vs ile orta halli bir mahalde 3+1 ev sahibi olması şu ortamda imkansız diyebilir miyiz? Sanki illa bir yerden gelecek yüklü bir pasif gelir olması gerekiyor gibi geliyor. Miras vb. ya da değer
Orta sınıf (kaldıysa) memur çiftin türkiyede top 5 büyükşehirde bir yerde sadece kendi kaynakları ile kredi vs ile orta halli bir mahalde 3+1 ev sahibi olması şu ortamda imkansız diyebilir miyiz?

Sanki illa bir yerden gelecek yüklü bir pasif gelir olması gerekiyor gibi geliyor. Miras vb. ya da değerli bir taşınır satışı vs.

Aksi halde alamaz değil mi boşa hayaller kurmasın diyebilir miyiz?

Bir de ne zaman nasıl alınabilirlik durumu bir ihtimal olur sizce?
0
Lubb
(23.10.23)
şırnak'ta alırsın büyük şehirlerde artık hayal. adam gibi 3+1 5 milyondan başlıyor. ocak'ta asgari ücret artınca 5 milyonluk evler 6 milyon olacak.
0
ayseee
(23.10.23)
Yeni pakete göre 2 milyon kredi yeni ev alacaklar için 180 ay vade, aylık ödeme 33 mü neydi. Bunun için aile gelirinin 80 90 olması lazım. 40k üstü kazanan karı ve koca kaç kişidir ülkede, sen hesap et.
Bi de kenarda 2-3 milyon da olması lazım. Fena olmayan arabasını satsa bile kenarda para lazım.
Orta direk ailelerden kimin yastık altı ve bankada 1-2 milyonu var şu anda.

Kısacası orta direk için çok zor.
0
Bruce
(23.10.23)
İmkansız diyemeyiz.
Memur çift ayda 20 bin TL kenara ayırabilirse 4 yıl sonra 1 milyon sahibi olur. O milyonla takside girerek 1+1 bir daire alabilir. O evin taksidi hafiflediği zaman satıp 2+1 evin borcuna girebilir vs.
Her şey yolunda giderse 10 yıl sonra 3+1 taksidine başlamak imkansız değil.
Kolay olduğunu söylemiyorum ama mümkün.
0
michael_knight
(23.10.23)
Orta sınıf diyebileceğim,(memur orta sınıf değil artık) kendi işi olan bir tanıdığım ancak 3 tane arsasını satarak zorla ev aldı 1 sene eve giremedi içerisine yapacağı masraf çok yüksekti karşılayamadı.
evi 4milyona aldı esenyurttan, içerisi 1 senedir belkiyor.
ev almak imkansız maaşlı çalışana şu anda.
0
eja
(23.10.23)
Hiç bir şey imkansız değildir sadece doğru ve yanlış strateji vardır
0
Rao
(23.10.23)
gibisi fazla bence imkansız, çocuk da varsa hiç ihtimali yok.
0
Improbable
(23.10.23)
Eğer evde iki kişi de çalışıyorsa, özelde iyi maaş alıyorlarsa veya ikisi de memursa, eve ayda en az 60-70 bin lira para giriyor olmalı. Bunun yarısı ile ev taksidine girebilirler.

Geçende bir hemşireyle konuştum, 40 bin tl maaş aldığını söyledi. Palavra sıkmadıysa kocası da 40 alıyordur, oldu 80.

Herhangi bir imkansızlık yok bence. Benim örneğimde elbette zorlanırlar ama yine de ev alabilirler.
0
hayirsiz
(23.10.23)
Abi geçen gir arkadaşım aradı, 20 kişi toplanıp 30 milyon'a arsa aldılar. Firma kişi başı 1 daire veriyor, %35'e tekabul ediyormuş(toplam 60 daire filan yapacak galiba). 1 senede ev teslim, o muhitteki benzer evlerin değeri de 4 milyon civarında.

2-3 kişi bir hisseye girenler de var. Belki bu şekilde birikimli olarak ilerlenip ev sahibi olunabilir.
0
xephyr
(23.10.23)
Çok yeni duyduğum bir olay:

Yeni evlenen bir çift var (özel sektörde uzman seviyesinde), kadın ve erkeğin bekarlıktan kalan arabaları var. İstanbul'da Kartal'ın yukarı kesimlerinden bir ev aldılar, şu şekilde:

1. İkisi de arabalarını sattı (biri Opel, diğeri BMW)
2. Kadının küçük bir şehirde 1+1 yatırımlık evi vardı onu sattılar.
3. Düğün altınları satıldı (ev alırız diye evlenirken hiçbir eşya almamışlardı).
4. Akrabalardan borç aldılar.
5. Bankadan 1m+ kredi çektiler.

Evin değeri 5 milyon. Varı yoğu verdikleri için kiradaki evlerinden yeni evlerine taşınacak paraları kalmadı. Seneye düşünüyorlar...

Buna göre siz alıp alamayacağınıza bakarsınız :)
0
silverleaf
(23.10.23)
son 3-5 yılda yaptığım en büyük hata "illa oturacağım evi almam lazım" bakış açısında olmamdı. Alamadım tabii.

Rasgele Beylikdüzünde 1+1 alsaydım bir yerden başlamış olacaktım ve şimdi ya kira gelirim olurdu kiraya destek olurdu veya satıp üstüne kredi çekip istediğim evi alacak param olurdu.

Yani direkt istediğin muhitten ve düzgün yapılmış evi almak çok zor, bir yerden başlarsan belki...
0
nhk ni youkosu
(23.10.23)
peşinat varsa maaşlar da iyiyse alınabilir.
0
elorelia
(23.10.23)
destek yoksa hayal bile edemezsin
0
mirty
(23.10.23)
mirty +1

Nasıl karavan almaya karar verdik sorusunun yanıtı.
0
baldan kaymak
(23.10.23)
eylül başında arkadaşım ankarada 1,4 milyona 2+1 bi ev aldı. biraz küçüktü ok ama alan alıyor. tabi düğünden gelen paranın etkisi vardı.

şimdi baktım mesela ankara için zingatta 100m2 konut 1,776,000 tl, sahibinden de 1,810,000 tl gösteriyor ev fiyatlarını. sallıyorum aracın vardır 1 milyondur, satarsın, 200k birikim vardır, 600 küsür de kredi çeksen teknik olarak alabiliyorsun. bu durumda aylık kredi ödemesi 19k oluyor.

imkansız vs denilmesine bakma, tr, inşaat ülkesidir inşaatlar elbet yapılır, evler illa satılır. beleş krediyle şişirilen fiyatlara bakıp iç geçirme onlar düşüyor. bunu daha önce tr 2007-2010'larda yaptı, ülkenin her yeri kentsel dönüşüm zırvasıyla fiyatlar şişti, kimileri emlak zengini vs oldu ama 2013'lerde fiyatlar yine dibi gördü. esnaf'a dağıtılan beleş krediyle şişirilen konut ve araba fiyatları gider merak etme. burası çin değil, emlak alan adam değerlendiirip sonra zengin olup yeni yatırımlar ile zenginleşemiyor, bizim beceriksizler bi işe girip batırıp zarara sokuyor kendini.
0
avatar is back
(23.10.23)
Bence güvenilir mi müteahhit bulup topraktan alınırsa imkansız değil. Biz düğün altınlarımızı ve düğünden önce biriktirdiğimiz paraları peşinat verdik, evi aldığımız kişiler de akraba olduğui için indirim yaptılar baya piyasanın altına verdiler. Kalanına da kredi çektik. Şu an kredi ödüyoruz. Ama çocuk yapmadık. Borç bitene kadar da yapmayı düşünmüyoruz.

Aslında eğer hiçbir desteğin yoksa ve çocuğun varsa sorunun cevabı ev almayı hayal bile edemezsin şeklinde. Ama bi yerde ufak da olsa bi destek (-ki bu destekten kastım şu, mesela kaynanan ya da annen bebek bakmak konusunda gönüllü olur, karı koca çalışırsınız gibi doğrudan maddi olmayan ama katkısı çok büyük olan şeyler)vasa imkansız değil.
0
turuncu tonlarda
(23.10.23)
(15)

son tahminleriniz nedir? ilk turda biter mi?

avatar is back
benim şahsi görüşüm kılıçdaroğlunun net önde olduğu ama ilk turda biter mi bitmez mi hiç emin değilim. katılım oldukça yüksek, bunu bir omuz atma gibi görüp 49'da kalmaz 50'nin üstüne atar diyebilir miyiz?
benim şahsi görüşüm kılıçdaroğlunun net önde olduğu ama ilk turda biter mi bitmez mi hiç emin değilim.

katılım oldukça yüksek, bunu bir omuz atma gibi görüp 49'da kalmaz 50'nin üstüne atar diyebilir miyiz?
0
avatar is back
(14.05.23)
Son haftadan beri ilk turda biteceğini düşünüyorum. Son haftasının öncesine ortada gelip gidiyordu ama kararsız olanların son haftada kararları netleşti çoğunlukla.
0
put it in your appropriate place
(14.05.23)
2.tura kalacak bence.
0
roe
(14.05.23)
Düne kadar gayet umutlu ve değişime inançlıydım fakat bir saat kadar önce biraz yürüyüş ettim ve oy vermeye gittim.
Hava akp kokuyor, hiçbir değişim ve yenilik yok. Umarım ben yanılırım ama yavaştan balkon konuşması dinleyecek havaya girmeye başladım.
0
pavlis
(14.05.23)
2. tura kalcak gibi.
0
makarnavodka
(14.05.23)
AKP ve MHP'den kopan kadar, vatandaşlık verilen arap, suri, afgan, paki falan varsa 2. tura kalır. Göreceğiz.
0
nawar
(14.05.23)
%50 alır kılıçdar
0
ala09
(14.05.23)
İlginç bir biçimde plan tıkır tıkır işliyor gibi geliyor bana. İnce'nin seçime iki gün kala çekilmesi de bu master planın bir parçası.

Seçim ikinci tura kalacak ve akp mecliste ciddi miktarda koltuk kazanacak 7 Haziran'a benzer biçimde.

İkinci tur için pazarlıklar yapılacak ama ikinci turdan kimin galip çıkacağını kestirmek zor şimdilik.
0
Avoiding The Puddle
(14.05.23)
Bu is bitti, vatana millete hayirli ugurlu olsun
0
unidentified floating object
(14.05.23)
@pavlis +1 umarım ben kötümserimdir.

oy kullanacağım okula mahalle içerisinden 1 km kadar yürüdüm. mahallenin ve okulun seçmen profili beni çok huzursuz etti.
0
dr doofenshmirtz
(14.05.23)
Rte çok hafife alınıyor. Muhalefet açısından her seçim aynı hata. %60lar havada uçuşuyordu bir ara. %52 ile reis.
0
KUCO
(14.05.23)
az fark ile ikinci tura kalacağını düşünüyorum. ikincisinde de kılıçtaroğlu alır.

Meclis aritmetiğinde de ysp ile milletin toplamı cumhur'u geçecektir diye düşünüyorum.
0
xephyr
(14.05.23)
Gecen secimlerde rte nin rakipleri basit diye giden olmuyordu,ekmelettin vs,simdi ise millet otogarlarda RTE icin 3 gundur sandik bölgesine döndü.Anketler köylerde mi yapiliyor sanki.Muhtarlardan teskilatlanmaya kadar RTE bu isin piri olmus.
0
essoist
(14.05.23)
2. tura kalir
0
Kittie
(14.05.23)
az farkla rtenin alacağını veya en iyi ihtimalle 2. tura kalacağını düşünüyorum
0
roket adam
(14.05.23)
ikinci tura kalırsa oğan'ı ikna ederler (hdp ve hüdapar'a karşıyız diyor, millet ittifakı %8 kaybetmek istemez zaten bişey de diyemezler ortak değiller, akp hüdaparı rahatlıkla gönderir ve o %5'i alır.)

ikinci tura kalırsa akp aldı yani.
0
nhk ni youkosu
(14.05.23)
(2)

İnternette satılan ucuz Windows 11 keyleri

nundu
Bunların güvenirlikleri nedir? Orijinali 3600 lira, 20 liraya da kod var internette 1200 liraya da. 20 lira verip aktifleşmeden fos çıksa üzülmem de aktifleştikten sonra uzun vadede bir sorun çıkabilir mi mesela? Ya da direkt 3600 verip içim rahat mı olsun?
Bunların güvenirlikleri nedir? Orijinali 3600 lira, 20 liraya da kod var internette 1200 liraya da. 20 lira verip aktifleşmeden fos çıksa üzülmem de aktifleştikten sonra uzun vadede bir sorun çıkabilir mi mesela? Ya da direkt 3600 verip içim rahat mı olsun?
0
nundu
(15.03.23)
2015'te win 10 pro aldım, 8 yıl kullandım. 2023'te win 11 pro aldım, devam. sıkıntı olur olmaz bilmiyorum ama ben yaşamadım.
0
xephyr
(15.03.23)
Bir şey olmuyor. Her şey sağ alt köşede rahatsızlık veren o yazının kalkması için zaten. O yazı kalktığında mutluluk hormonlarımız devreye giriyor.
Yoksa key olmadan da windows kullanılıyor.

Ama windows 12 söylendiği gibi yapay zeka destekli gelecekse her türlü kayıt anahtarını kabul etmede daha da bir zorluk çıkarabilir.
0
diyecevaplandı
(15.03.23)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.