arkadaşlar öncelikle yorumlarınız için teşekkür ederim. hem kanaatim pekişti hem de eğitimci olmayan kişilerin genel algısı hakkında da fikir edinmiş oldum.
biraz uzun bir açıklama yazmak istiyorum, ileride denk gelip okuyacak kişiler olursa onların da zihninde bir fikir oluşturur.
okul müdürlüğünü tercih etmememin hem kişisel hem de genel sebepleri var.
kişisel sebep olarak hayatımın tümünde huzur mu kariyer mi tarafında huzuru tercih etmiş biriyim. bu içsel bir durum tabii.
genel mesleki sebeplere gelince, evet dedikleriniz doğru herhangi bir kurum müdürlüğünde iktidarın torpillisi algısı var, mesleki kimliğimi bir tarafa bırakacak olursam bir vatandaş olarak çoğu kurum müdürlüğü için ben de böyle düşünüyorum. hatta şu an görev yaptığım okulda, daha önceden de yöneticilik yapan kişilerin sınavsız yönetici olma seçeneği olmasına rağmen, torpilli demesinler diye yöneticilik yazılı sınava girerek müdür yardımcısı oldum. gelgelelim işin içinde olduğum için okul müdürlüğü diğer kurum müdürlükleri ile kıyaslandığında amiyane tabirle daha ''tırışka'' bir müdürlük türü. tamam kurumun amirisin ama özetle ''sınırsız sorumluluk sıfır yetki'' esaslı bir unvan. çalışması zulüm okullar için bana müdür desinler de neresi olursa olsun diyen meraklı kişiler haricinde, genelde birini bulmak için aranıp durur ilçe milli eğitim müdürlükleri. dertsiz, tasasız, iyi imajı olan, ben de şu okulun müdürüyüm dediğinizde, itibar gördüğünüz okulların hemen hemen hepsi de proje okul ilan edildiği için, oralar müdür olma kriteri, ben uygun gördüm bu kişi müdür oldu tarzıdır. haliyle benim gibi sıradan ölümlüler için kapsam dışıdır. kurban aranan bir görevdir çoğunlukla anlayacağınız. hatta meslekte şöyle bir fıkramsı hikaye vardır: okulda problem çıkmış müfettişlik durum oluşmuş. müfettişler de soruna bir çözüm bulamamış ama okul müdürünü görevden almışlar. ne yaptınız sorun çözüldü mü diye sorulduğunda da, e okul müdürünü görevden aldık ya işte daha ne yapalım demişler. genel olarak okul yöneticiliği böyle bir şey gerçi ama, müdür yardımcılığında görevini layıkıyla yapmana rağmen bir sıkıntı olursa, e okulun müdürü var kardeşim, o da onayladı, onun da imzası var diyebiliyorsun. ha ben müdür yardımcısı olarak çalıştığım kurumlarda ciddi bir problem yaşamadım, müdür kuyusu kazan bir kişi değilim ama olası kriz senaryolarında böyle durumlar olabiliri belirtmek için ifade ettim. ve her şeyden sorumlu oluyorsun, yani müdür yardımcısı unvanında bile görev tanımım o kadar kabarık ki, normalde görev tanımımdaki işler için herhalde 10 farklı mesleğin alanına giren şeyler var. müdürlük bunun bölüm sonu canavarlığı gibi. söz gelimi personel işleri bende. ek ders hesaplama işlerinin sorumluluğu bende. ve okulda bu işten anlayan tek idareci de benim. ben her şeyi hazırlıyorum müdüre imza attırıyorum. şimdi ben ciddi bir hata yapsam soruşturma geçirsek, müdüre de, iyi de sayın müdür tamam müdür yardımcın kasti veya sehven hata yapmış s.çıp batırmış da sen niye kontrol etmedin derler, onun da paçasından yakalarlar. bunun gibi bin türlü şey. sadece küçük bir örnek olsun diye verdim. veya diyelim okulun kapısı kırıldı, artık o kırık kapının tamir sorumluluğu müdürün üstünde. usta için bulaştığına değmez bir tamirat işi için usta nolur gel diye yalvarıp durursun. tüm bu süreçte de aşağı yukarı şunlar yaşanır: veliler, yav bu nasıl okul bi kapı da tamir edilemez mi diye ortalığı yangın yerine çevirir. hemen her okulda potansiyel olarak var olan kıdemli bir öğretmen, yahu ben 1983'te ağrı dağı zirvesi körkaranlıkkuyu köyü okulunda müdürken okulu bizzat ben yaptım ben, bir de şu basiretsizlere bak diye dırdır yapar. bu resmi kurumun işi, yaz ilçe milli eğitime çözsünler gibi bir durum yok yani.
ha madem bu kadar sıkıntılı bir iş, niye yapıyorsun derseniz de, birincisi 10 küsur yıllık meslek hayatımda türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak geçirdiğim toplam süre okul yöneticiliğinde geçirdiğim toplam süreden daha fazla, hepsinde de mesleki teknik okullar ve imam hatipte geçti, potansiyel kriminal öğrencilere tanzimat dönemi edebiyatı anlatmaya çalışmanın anlamsızlığı bir süre sonra size çok yük oluyor. mesleki tatmin arayan bir fıtrata sahibim diyebilirim. ikincisi, okul yöneticiliğinden tekrar öğretmenliğe döndüğünüzde, okul yönetiminin abuk sabuk uygulamaları ve tavırları var ise, bu size diğer öğretmenlere göre daha çok batıyor. hani içinizden, yav bi s...git sanki bu işleri bilmesek hınını diyorsunuz. üçünsü, okul çağında küçük bir çocuğum var, okula getir götür işleri bende. öğretmenken dersin saati belli olduğu için zaman yaratamıyorsun ama okul yöneticiliğinde benim bi 15-20 dk çocuğu almak için çıkmam gerekiyor dediğinde kimseye minnet etmeden çıkabiliyorsun. ayrıca yapım gereği tam bir bürokrat/ikinci adam yaratılışındayım. sahne arkasında işin mutfağında işleri çok güzel kıvırırım ama vitrin ve sahne adamı değilim. duyuru açmamın sebebi de, müdürlük görev tekliflerini yapanların her seferinde, iyi de hocam ömür boyu yardımcı kalacak değilsin ya, müdür yardımcılığı, müdürlük için pişme makamı diyip görev tekliflerini reddetmem karşısında şaşırmış olmaları.
tüm bunlara ek olarak ücret noktasında da anlamlı bir fark oluşmuyor. (oluşsa da dediğim gibi umrumda olmaz) hatta okulun meslek öğretmenlerinin okul müdüründen daha fazla para kazanması çok doğal bir durum. (okula göre, ders sayısına göre değişir tabi ama olursa da doğal bir durumdur)
+2