Giriş
(2)

170 tane kişiye özel kart baskısı..

zkurmus
Merhabalaar,Elimde 170 kişilik bir isim listesi var. Bu kişilere isimlerine özel bir kart basmak/bastırmak durumundayım (tebrik kartı gibi bir şey). Bütçe 0a yakın. Önce kendim yapayım dedim, ama benim printer kart boyunda basmıyor, kullanmak istediğim ve deneme yaptığım kağıtlar da düzgün kesilemey
Merhabalaar,
Elimde 170 kişilik bir isim listesi var. Bu kişilere isimlerine özel bir kart basmak/bastırmak durumundayım (tebrik kartı gibi bir şey). Bütçe 0a yakın. Önce kendim yapayım dedim, ama benim printer kart boyunda basmıyor, kullanmak istediğim ve deneme yaptığım kağıtlar da düzgün kesilemeyecek kadar kalın.

Ne önerirsiniz?

Özel boy kağıda printerdan baskı yapabileceğim bir yer var mıdır mesela?
0
zkurmus
(05.11.08)
ozalitçilere, copy centerlara gidebilirsin istanbuldaysan önerebilirim birkaç yer. matbaalar daha pahalı olabilir. ozalitçilerde genelde kartları kendin götürürsen indirim de yaparlar. bastıracağın neyse onu bilgisayarda hazırlayıp orada bastıracaksın. genelde kesme katlama vb. işlemlerden de ayrıca para almazlar. ozalitçilerde genelde a4 ya da a3 renkli çıkış alınabilir. çok aşırı kalın kağıda baskı yapamazlar ama ince karton, postakardı gibi şeylere gayet kolay yapıyorlar. istersen bir a3 kağıda atıyorum 6 tane dizip orada kestirebilirsin de. genelde a3 baskı renkli tanesi 1 milyon a4 de yarı fiyatıdır. çok fazla tutarsa pazarlık yaptırırsın.

ikinci olarak serigrafi yaptırabilirsin. istanbuldaysan mimar sinan üniversitesi yıldız teknik gibi okullarda serigrafi atolyeleri var. gidip bu işlerden anlayan bir öğrenci bulup yardım etmesini isteyebilirsin. daha ucuza hatta beleşe gelebilse de serigrafi meşakatli bir iştir. uğraşıcak adam bulmak kasabilir. her renk için ayrı ayrı kalıp cıkarılıp yapılır uzun sürer renkler doğru olmaz baskı hatası olabilir vs.
0
random blonde
(05.11.08)
dışarıda yaptırmaya kalkarsan 0'a yakın bütçeyle olmaz.
bence sen yine bir sayfaya birden fazla olacak şekilde koy kartları -ki en kolaylarından biri word sayfası üzerinde çalışmaktır- sonra da cetvel ve falçata yardımıyla kes. olmadı biryerlerden kağıt giyotini bul, kullan.
0
teritori
(05.11.08)
(4)

Aranıyor: melek kanadı!

oceano
http://www.chichiqueen.com/urundetay.asp?urun=6122üstteki linkte gördüğünüz bilekliğe ölmüş durumdayım. fakat sokakta bu tür bileklikler 5-10 ytl ye satılırken ürün+kargo olarak 37 ytl ödemek biraz ağır geliyor sırf bir bileklik için.işte bu melek kanadını arıyorum. kendim yapıcam bilekliğimi. ankar
www.chichiqueen.com

üstteki linkte gördüğünüz bilekliğe ölmüş durumdayım. fakat sokakta bu tür bileklikler 5-10 ytl ye satılırken ürün+kargo olarak 37 ytl ödemek biraz ağır geliyor sırf bir bileklik için.
işte bu melek kanadını arıyorum. kendim yapıcam bilekliğimi.
ankara'da ya da internette nerde bulurum? farklı çeşitleri olursa ekstradan, daha da minnettar olurum :)

altın kaplama olması şartı aramıyorum.
0
oceano
(05.11.08)
gay misin? =)
0
rentts
(05.11.08)
pardon da ne alaka? melek kanadı arayınca gay mi olunuyor???
0
🌸oceano
(05.11.08)
fimo hamurundan kendin yapabilirsin hem uygulaması kolay hem de zaten çok basit bi şekilmiş iki saniyede olur başka arkadaşlarına da yaparsın. istediğin gibi de boyarsın ister altın ister gumuş ister siyah.. nasıl oluyor bu işler diye merak edersen:

www.10marifet.org

belki başka fikirler de alırsın.
0
random blonde
(05.11.08)
altin kaplama gibi bisi diyo ama o alete ondan 37 sanirim.
0
badseed
(05.11.08)
(23)

ailevi problemler (ustte kalirsa bir muddet, super olur)

saramara
konu biraz uzun ve karisik, elimden geldigince tum detaylari anlatmaya calisacagim. ben 21 yasinda bir kizim. 22 yasinda askerligini yeni yapmis bir kuzenim var. bu kuzenim cok kotu bir aile ortaminda hicbir zaman dogru duzgun bir yonlendirme gormeden buyudu, liseyi devamsizliktan bitiremedi, alkoll
konu biraz uzun ve karisik, elimden geldigince tum detaylari anlatmaya calisacagim. ben 21 yasinda bir kizim. 22 yasinda askerligini yeni yapmis bir kuzenim var. bu kuzenim cok kotu bir aile ortaminda hicbir zaman dogru duzgun bir yonlendirme gormeden buyudu, liseyi devamsizliktan bitiremedi, alkolluyken arabu kullanip birisine carpti vs. Ama aile icinde onun hep cok zeki ve iyi kalpli olduguna, icinde yetistigi sartlar yuzunde boylesi davranislara yoneldigine inanildi. askerligini bitirip donunce, benim aileme yaptigim baski sonucu kuzenimi universite sinavlarina hazirlanip hayatini bir duzene sokmasi, o aile ortaminda uzaklasmasi icin istanbul'daki evimize cagirdik. kuzenim o doneme kadar orta anadolu'da gayet tutucu bir kentin gayet tutucu bir ilcesinde yasiyordu.
normalde cok sabirli ve hosgorulu bir insan degilim, ama ona elimden geldigince anlayisli olmaya calistim. dersanesi baslamadan kitaplar alip ben calistirmaya basladim, kendi arkadas grubumla tanistirdim, normalde odama kapanip film seyredip kitap okumak gibi seylerden hoslanirken onunla vakit gecirmek icin ozellikle caba sarfettim. ozellile diyorum cunku hic ama hicbir ortak noktamiz yok (abartmiyorum) ve onu 5 senedir filan gormemistim zaten. bu surede gosteridigi ve bana cok ters gelen, butun arkadaslarima bunun saci uzun, bunu kupesi var diye bir kulp bulmasi, yeni erkek arkadasimin yaninda eski erkek arkadasimdan surekli onunla gorusuyormusum ve onun hakkinda konusuyormusum gibi bahsetmesi, ben msn'de yazisirken gelip yazdiklarimi okuyup yorumlar yapmasi gibi davranislara da bunlarin yanlis oldugunu ogrenecek bir ortamda buyumemis diye ses cikarmadim. normalde bu tur macoluklara sinir olmama ragmen isanbul'da bulunan diger kuzenime hemen erkek arkadasimdan bahsedip "ifadesini aliriz" seklinde konusmasina da iyi niyetli oldugunu dusunerek gulup gectim.
ramazan bayrami arifesinde baska bir ilde oturan amcamin yanina gidecegini soylerek babama otobus bileti aldirdi, ertesi gun ogrendik ki bursa'a kiz arkadasiyla bulusmaya gitmis once. donuste de dogrudan eve gelmek yerine yine eskisehir'e gidip kiz arkadasiyla bulusup sonra istanbul'a gelmis. bizi bu sekilde salak yerine koymasi, gozumuzun icine baka baka yalan soylemesi acikcasi bana cok koydu. kizdigim bir diger nokta ise ben ogrenci olmama ragmen aileme yuk olmamak icin calisip kendi parami kazanirken, kuzenimin babamdan aldigi paralarla gidip kiz arkadasiyla gonlunu eglendirmesi. butun arkadas ortamindan kopup tek basina hic bilmedigi bir yere, hic bilmedigi insnalarin arasina geldi, eskiden kafasina gore takilirken kati kurallari olan bir ev ahalisinin arasina karisti diye dusunerek yaptiklarini kendime maruz gostermeye calistim.
ama bu olaydan sonra kendisinden baya sogudum. kendisiyle ilgili baska kimi problemlerimiz de var. mesela bizim eve iki paket cikolata alinmissa ve ben birini yemissem oburunu muhakkak kardesime birakirim ya da nezaket geregi yemeden once iizn alirim. bazilarina bu gereksiz ya da aile icinde olmamasi gereken bir sey gibi gelebilir ama bizim evde alistigimiz duzen bu. babam mesela parasini kendisi odemis bile olsa bizim kitaplarimizi bizden izin almadan alip okumaz. oyle olunca onun dan diye odama dalip kafasina gore bir sey almasi, babamin parfumunu izinsiz kullanmasi gibi seyler sesimizi cikarmasak da baya tuhafimiza gidiyor. annemin yaptigi hicbir yemegi begenmiyor (adam domates, icinde domates olan yemekler, patates, herhangi bir sebze, tarhana corbasi, hatta genel olarak corba,salata yemiyor. bunlar ilk aklima gelenler, durumun zorlugunu takdir edersiniz) ve hatta 'bu ne bicim sey yenir mi be' diyerek annemin kalbini kiriyor. bu sebeple de sadece sucuk, kasar, muz ve cevizle besleniyor. gecen gun diger kuzenim bizdeyken annem yine 'hic yemek yemiyor' diye dertlenirken mesela, benim gordugumun farkinda olmadiigindan annemle alay ediyordu. oss'ye hazirlansin diye burda ama sabahtan oglene kadar dersanede, ogleden aksama kadar uyuyor ve aksamdan sabaha kadar da kiz arkadasiyla telefonda konusuyor, yani ders calismak icin ekstra bir gayreti de yok, odevlerini bitirdiginden bile emin degilim. halbuki durumu cok kotu, carpim tablosunu bile bilmiyor, ben de matematik nazisi gibi surekli pesinde ogrendin mi ogrendin mi bak beraber calisalim diyorum ama kendisi bir gayret gostermezse aklina akitamam herhalde 7*4'u.
bizim evde herkes her gun dus alir, kuzenime pazar gunu artik bir yikansan dendiginde daha sali yikandim temizim diyor, evde o yuzden surekli agir bir koku var. onemsiz gibi gorunebilir ama surekli ya tirnak yiyor ya da disini karistiriyor ve benim de icim kalkiyor, sofra adabi rezalet. 22 yasinda kazik kadar adam oldugu icin bazi konularda kirici olmadan uyarida da bulunulamiyor, hepimiz rahatsiz rahatsiz susuyoruz yani.
iste basta anlattigim olay ve ev icindeki hali tavri yuzunden ben kuzenimden sogudum. karsilastigimizda nezaketen sordugum bir kac soru ve bazen oturutup calistirdigim matematik konulari haric hicbir iletisimimiz yok. arkadaslarla cikarken onu da davet ediyorum ve gelmesi icin israr ediyorum ama gorev duygusuyla. bazen ona daha iyisini dogrusunu gosterecek kimse olmadigi icin boyle, kendini onun yerine koysana, hic tanimadigin, aliskanliklari bambaska olan insanlarin arasina gidiyorsun ve annen baban aramiyor bile (uc aydir filan bizde kuzenim, annesi daha yeni yeni arayip halini hatrini sormaya basladi) diyorum kendime. beni sevdigini ve deger verdigini dusunuyorum ama ben iletisim icin bir adim atmazsam onun da atmadigi bir gercek. adil olmam gerekirse, bendeki isteksizligi sezdigi icin cekiniyor olabilir ama.

simdi durumlar boyleyken boyle. ben takintili bir insan oldgum icin onemsiz seyleri mi buyutuyorum ve daha anlayisli mi davranmam lazim, yoksa o verilen sanslari kullanamadi deyip artik ona yaklasmaya calismaya bosvermem mi?

her turlu fikir ve yorum makbuldur.
0
saramara
(05.11.08)
soyle ki aslında benimde benzer bir kuzenim var bende once esitlerin iliskisini kurmaya calıstım onunla ama olmadı benim suistimal dedigim baskalarının asırı samimiyet diyebilecegi durumlar olustu.
sonunda bende esitlerin iliskisi durumundan vaz gectim. artık onunla farklı oldugumu dusunuyorum. hatta bunu ona bir kac defa kırıcı olmak pahasına gosterdim.

burda onemli olan kimsenin hayatını kendisine ragmen degistiremeyecegini anlamak. sonucta bu adam 22 yasına yasına gelmis ve hala degismek istemiyorsa bırak istedigi gibi yasasın sende akrabalıgını surdur ama arkadas olma. hatta bi adım daha ileri gidip iddia ediyorum bu adamın hayatına mudahil olmak hakkın degil.
0
hellcaraxe
(05.11.08)
22 yaş, bir insanın yetiştirilmesi, değiştirilmesi için oldukça geç bir yaş. Belli ki karakteri bu şekilde oturmuş ve zorlamayla, dayatmayla değiştiremeyeceksiniz. Yetiştirilme tarzı -yetişme tarzı diyelim, pek yetiştirilmemiş- kendi memleketinde, kendi çevresinde yaşamasını gerektiriyor. İstanbul'da, sizin yanınızda kalmaya devam etmesi hem kendisinin hem de sizlerin kötülüğüne olur.
Yetiştiği şehire gönderildiğinde tamamen ilgisiz bırakın, terk edin demiyorum lakin her koyunun kendi bacağından asıldığını, bu günlerin onun geleceği için önemli olduğunu saygı duyduğu bir büyüğü uygun bir dille anlatırsa kendi kararını vererek üniversiteye gidip gitmeme seçimini yapacaktır. Üniversiteye gitmeye karar verirse girdiği yeni çevrenin etkisiyle iyi yönde şekillenecek, üniversiteye gitmediği takdirde yine çevresinin etkisiyle farklı yönde şekillenecek ve olgunluğun vermiş olduğu havayla iyiye gidecektir.
Her ne kadar 22 yaş çok geç demiş olsam da artık çocukluktan çıkma yaşı biraz yükseldi. Şu anda yoğun gel-gitler yaşaması, etrafından gördüğü, televiyondan gördüğü hayatları kıskanması, taklit etmek istemesi gayet normal, askerliğini de yaptığına göre sosyalleşmekten artık korkmuyor ve dışarı daha rahat açılabiliyor. 2-3 sene içerisinde toplum içindeki kendi konumunu anlayacak ve buna göre hareket etmeye başlayacaktır.
Kendinizi yıpratmanıza gerek yok.
0
inshroud
(05.11.08)
universite sinavlarina girmek universiteye hazirlanmak kendi secimiydi bunu belirtmem gerek diye dusundum. ve bize gelmeden once cok sevdigi amcasindan, dedeme herkes onunla oturup konustu; kararli oldugunu, onunde uzanan zorluklarin farkinda oldugunu ve bunlari goguslemeye hazir oldugunu kendisi defalarca soyledi, ondan bagimsiz alinmis bir karar degildi yani bu.
0
🌸saramara
(05.11.08)
sen şimdiye kadar gayet doğru ve güzel davranmışsın. arkadaş ise şımarık büyütülmesinin etkisi ile iyice yayılmış ve gemi azıya almış.

bence hiçbir gerginlik yaratma. üzerine de gitme. gerekirse onun olmadığı bir ortamda rahatsızlıklarını anne babana söyle. onların da çok üstüne gitme.

arkadaşla arana mesafe koy. sınırlarını belirle. hiç değilse seninle olan ilişkisinde haddini hududunu bilsin.

ancak bunu gerginlik yaratmadan yapacaksın. ve önemli olan sinirlenmeyeceksin.

onun dışında okulun var, arkadaşların var, erkek arkadaşın var. onlarla ilgilen, kendine meşgaleler bul.

dikkatini çocuk üzerinden çek. sonuçta anladığım kadarıyla sizde kalmaya devam edecek. sokağa atamazsınız, yani atmaz annenler.

çocuğu da düzeltemeyeceğine göre sen sinirlenmeyip, kaale almayacaksın. belki senin rahatsızlıklarını belirtmen üzerine annenle çocuğu bir hizaya çeker ama takılma bunun üzerinde.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
bence yollarınızı bir şekilde ayırın. neticede siz elinizden geleni yapıyorsunuz. bu olay tedaviyi kabul eden veya tedaviyi reddeden bir hasta gibidir. ya fişinin çekilmesi gerekir, ya da tedaviyi daha da sürdürmek.

şu anda kendi hayatınızı başkası için yaşar moda girmişsiniz, planlarınız, bütçeniz, pek çok şeyiniz kuzeniniz üzerine kurulu, neden? yani 10 yıl sonra pişmaniyet duyacağınız bir şeyi, en güzel zamanlarınızı neden böyle harcıyorsunuz? eğer bunun vicdani bir yanı varsa, yazdıklarınıza göre yeterli vicdani sınırları geçmişsiniz.

bu tip insanlarda, rest çekimi genelde işe yarar. çekin konuşun. benim şartlarım tarzım bu, uyarsan uy, uymazsan kendi yolunu çiz demelisiniz. neticede 22 yaşında bir insan sokakta kalmaz, en kötü şey gider ailesinin yanına.
0
galahad
(05.11.08)
Kuzeninle ilgili sorunlarini onunla paylasmazsan degismesini bekleyemezsin ("Paylasirsan degisir" demiyorum). Sizin adetlerinize uymayan bir sey yaptiginda, "kuzen, boyle boyle yaptin ama bizde bu hos karsilanmaz, su sebepten dolayi. Onun yerine soyle yapar misin?" diyebilirsin. Bu arada sizin adetlerinizin de baska ortamlarda hos karsilanmayacak seyler olabilecegini fikrini aklinin bir kosesinde tut.

Anlattigin zor bir iliski. Verdigin caba da takdire edilir. Eger cabana devam etmek istiyorsan bahsettigim sekilde devam etmeni oneririm. Sabrinin sonuna geldiysen kibar ama kesin bir sekilde iliskini kesmen en iyisi olur.
0
wpi
(05.11.08)
Kuzenin senin anlattigin haliyle degerlendirirsek yuzsuzun teki gibi gorunuyor... Yani insan en azindan minnet duyar... Velev ki kuzenin amcanin ogluysa ve o amcan vaktiyle babanin himayesinde buyuduyse falan anlarim ama oteki turlu ise siz zaten yeterince katlanmissiniz... Iki sorum olacak -ucuncu soru da yukaridaki cumlede gizli: "Amca oglu mu, amca yukaridaki gibi mi?"-
soru 1:
Kuzeninizin kardesleri var mi? Varsa onlar da oyle mi?
2:
Alkollu olarak kaza yapinca pismanlik duydu mu? Duyduysa ne kadar surdu, kalici etkileri oldu mu?

Eger yukaridaki sorular isiginda cevaplanabilecek kisimlari saymazsak; kuzeniniz yanci, belesci, yuzsuz ve pis (hijyenik olarak)... Yani tek kelimeyle "katlanilmaz!"... Katlanamamaniz cok, cok dogal...
0
thunder thunder thunder thundercats
(05.11.08)
Terbiyesizlik sınırları dahilindeki hareketleri, kuzeninin iyi niyetli olmadığını açıkça gösteriyor. Sadece akrabalık bağınız olduğu için onunla ilgilenmeniz, iyiliğini istemeniz, her türlü terbiyesizliğine, densizliğine, patavatsızlığına katlanmanız sizin müthiş derecede iyi niyetli olduğunuzu gösterdiği gibi, onun bunlara layık olmak için hiçbir çaba sarfetmemesi de kötü niyetini çok açık ortaya koyuyor. Sonuçta bu adam dağdan gelmedi, sizin yaşam tarzınızdan daha önce hiç haberdar olmayan, anlam veremeyen birisi değil. Eğer gerçekten farklı bir yaşam tarzınız olduğunu anlayacak kapasitede değilse, afedersiniz ama zaten üniversiteye girebilmesi, girse de başarılı olması mümkün değil.
Ancak dediğim gibi, bence kendisi bunların gayet farkında ve kötü niyetinden dolayı o şekilde davranıyor. Hatta bence İstanbul'a gelmekteki amacı okumak felan değil. Üzgünüm ama adam sizi, ailenizi kullanıyor. Ve gösterdiğiniz iyi niyet ve serbestlikten güç alıyor. Bu tip insanlara karşı bir miktar baskı kullanmanın, azıcık korkutmanın ayaklarını yere basmalarını sağladığına şahit oldum çok defa. Unutmayın ki fevri bir hareketi başınıza dertler açabilir. Çektiğiniz sıkıntıya değmez.
0
mabl
(05.11.08)
bazi seyler soyleniyor kendisine yani sorunlar dile getirilmiyor degil, gerek annem gerek babam gerekse ben tatli dille mesela kiz arkadasiyla gunde 5-6 saat telefonda konusmanin bu donem icinde ona zarari olabilecegini, biraz daha derslerine odaklanirsa kizla iliskilerinin uzun vadede daha saglikli olacagini filan soyluyoruz (kiz universitede okuyor ve kizin annesi diplomasiz bu kizi sana vermem diye resti cekmis). yikanma konusunda da hadi bir gir yikan istersen rahatlarsin filan deniyor hayir ben yikanmayacagim dedigi zaman yapilacak bir sey kalmiyor.
@thunder thunder thundercats: amcamla o sekilde bir iliski soz konusu degil ve evet amcamin oglu. kardesi de sanirim onun gibi olma yonunde hizla ilerliyor. kazasindan sonra da bir uzuntu pismanlik benim bildigim kadariyla olmadigi gibi mahkemedeki umursamaz tavirlari, olayi ciddiye almayisi nedeniyle ekstra ceza yedi.
0
🌸saramara
(05.11.08)
bence ilişiğinizi kesecekseniz bile,bunu yapmadan önce kesinlikle kendisine; durumu,hissettiklerinizi ve düşündüklerinizi açıklayan net bir konuşma yapın. eğer bunu yapmadan pat diye bitirirseniz,zaten gerek insani gerek sosyal yönden eğitimini iyi alamamış bir insana,siz de aynı muameleyi yapmış olursunuz ve belki de ilerde vicdan azabı çekersiniz...

en azından sizin ne düşündüğünüzün ve niye böyle davrandığınızın sebebini bilmek hakkı. ha sonra yine adam! olmazsa o zaman istediğinizi yapın. ama öncesinde kesinlikle net bir konuşma yapıp herşeyi açık açık anlatın...

çünkü böyle arkasından üzülüp,ondan soğumaktansa, herşeyi açık açık konuşmak daha faydalı olacaktır.
0
brkylmz
(05.11.08)
bunu söylemek aslında ne denli acı bende farkındayım fakat durum şu ki "bu zamanda" bir akrabadan beklenmeyecek ölçüde sabırlı ve anlayışlı davranmışsınız. bahsi geçen arkadaş belli bir yaşa gelmiş olduğundan mütevellit bazı alışkanlıklarının değişmesi zor. aslında kimsenin kimseyi değiştirme gibi bi görevi de yok fakat burada, siz, bariz etkilenen tarafsınız. böyle birine tahammül etmek cidden zor. kendi hayat tarzını size uydurması yada başka tabirle bu şekilde evrilmesi gerekirken, size bazı dayatmalarda(erkek arkadaş, uzun saçlı, küpeli arkadaş vs.) bulunuyor ve bunu da gayet gamsızca ve fütürsuzca yapıyor. siz de direniyorsunuz ve bi kriz doğuyor.

kendimi sizin yerinize koyuyorum da ben olsam bu vakte kadar çoktan konuşurdum. 3 ay diyorsunuz, 3 ay ne demek? bahsi geçen konu ruh sağlığınızı etkilemiş durumda(lütfen yanlış anlamayın) ve sadece sizi değil aile içi ilişkilerinizi de zedeleyebilir git gide. alın karşınıza bi konuşun. böyle böyle deyin. bi süre gözleyin, tutumlarınızda siz edilgen değil, etken taraf olun. "kuzen kızma ama bu böyle" deyin, -abartmadan- dominant olmaya çalışın. yanlış/hatalı gördüğünüz davranışlarını anında-hemen uyarın. üstünden vakit geçmesin.

tabi tüm bunlarla birlikte kökten bi değişim beklemek biraz hayalci bi yaklaşım olur. dediğim gibi fazlasıyla iyi niyetli ve toparlayıcı davranmışsınız bu zamana kadar. kendinizi suçlamayın, "hiç tanımadığı şehirde, hiç tanımadığı insanlarla birlikte, olur böyle şeyler" demeyin. siz değilsiniz o kentin zaptiyesi. ne insanlar var taşradan gelip -karşısındakine hiç sıkıntı çektirmeden-uyum sağlayan.

öte yandan bu sınav süreci* öyle birilerinin dayatmasıyla olabilecek bir şey değil. siz üsteledikçe o boşlayacak, umursamayacaktır. siz, anneniz veya babanız, faketmez hiç, onun gözünde hepiniz -bu sınav sürecinde- bi otorite gibisiniz. siz çalış dedikçe kayda değer bi sonuç alamazsınız. ancak ve ancak kendi kulvarında biri, kendi ayarında bi arkadaş, bi sevgili onu yönlendirebilir. başka çaresi yok gibi bi şey ne yazık ki.

sözün özü, siz -bi akraba olarak-üzerinize düşeni fazlasıyla yapıyorsunuz. bu süreci bitirmek sizin elinizde, unutmayın ki kendi aile düzeninizden önemlisi yok. bi şekilde konuşun ve yollarınızı ayırın.
0
crayze horse
(05.11.08)
Ailecek gösterdiğiniz hoşgörü, empati, sabır ve yardım isteği takdire değer gerçekten.
Öte yandan bu kişi istanbula "güya" üniversite kazanmak için gelmiş ama bir çabasının olmamasından anlıyoruz ki bunu başaramayacak ve görünüşe göre böyle bir niyeti de yok. Şehirde yaşamak için üniversite sınavını bahane ediyor ve evinizi kullanıyor. Ekmek elden, su gölden. Üstüne yüzsüzlük var. Hem kaynaklarınızı hem ev huzurunuzu kendi keyfi için tüketiyor. Bu kaynakların tükeneceğini farkettiği durumda muhtemelen biraz agresifleşecek ve sizin kontrol edemeyeceğiniz ve hem kendisi hem başkaları hem de sizin için tehlikeli olabilecek yollara sapacaktır. Çocuk olsa birisi 24 saat özveri ile üzerine eğilebilir ancak bu yaştan sonra çok güç, üniversite de okuyamayacağına göre ve şehirde kalmak için böyle bir yol uydurduğuna göre bunu devam ettirmek için gerekli maddi kaynağı bir dönemde "yaratmaya" çalışacaktır. İki adım sonrasını pek düşünmez bu tipler, prototipleştirmek istemiyorum ama çok görüyoruz.

Benzer bir durumda olan ve olması gerektiği gibi yaşayan kişileri de gördüm. Bir aile dostumuz 3 sene önce Van'da rastladığı 8 çocuklu imkansızlıklar içinde yaşayan bir ailenin en küçüğünü istanbulda yalnız yaşayan birinin evine yerleştirdi, çocuk yemedi içmedi kendini derslerine verdi, okulunu kazandı ve birincilikle devam ettiriyor. Tek hayali de önce kendine sonra da doğduğu topraklara yardımcı olabilmek. Bu süre zarfında şehir hayatını öğrendi ve sosyal faaliyetlerde şehirde doğup büyümüş benden bile daha uygun davranışlar sergilemekte. Bu süre zarfında artık okuma şansı olmayan iki abisi daha buraya getirildi çalışmaları için ve canlarını dişlerine takarak hem de birbirlerine destek olarak burada hayatlarını sürdürüyorlar.

Bu kişilik ile alakalı bir şey, belli bir yaştan sonra pek düzeltmenin mümkünü yok. Üniversite sınavının nasıl bri sınav olduğunu hepimiz az çok biliyoruz. Ders çalışmıyorsa, sadece kursta oturup (ki bunu acaba yapıyor mu gerçekten?) sınavı kazanması pek mümkün değil, ki çarpım tablosundan biel bihaber diyorsun. Eğer üniversite kazanmak gibi bir niyeti yok ise ve istanbulda kalmak için sizin kaynaklarınızı yalanla dolanla sömürmeye devam ediyorsa, siz bu duruma iyi niyetle karşılık verdiğiniz sürece o da "iyi o zaman" deyip aynen devam edecektir. Çünkü davranışını mükafatlandırıyorsunuz bir nevi. Ve biraz daha uzun vadede başınıza daha büyük işler bile alabilirsiniz.

Şimdi tanımadan etmeden bu yorumları yapıyorum ama, ben anlattığın durumda olsam tecrübelerime göre bunları düşünerek hareket ederdim. Açık açık söylerim, böyle üniversite falan kazanamazsın, ve böyle bir niyetin yoksa yol verelim sana derdim. Büyük ihtimalle "aa yok olur mu çalışıyorum ben kazanıcam" falan der, tamam dersin, aynı halin devam ettiğini gözlemlersin, bu konuşma bir daha tekrarlanır, ondan sonra da başının çaresine bakar.
0
kurukafa
(05.11.08)
Troll kokusu alıyorum...
0
sheba and the albino girls
(05.11.08)
troll kokusu derken bunlari uydurdugumu kast ediyorsaniz gercekten yaniliyorsunuz.
0
🌸saramara
(05.11.08)
bence öncelikle annenizle ve babanızla bu durumu konuşun. yemeği beğenmiyor diye anneniz boşuna kendini üzmesin örneğin. benim çok sevgili kardeşim bile bazen "ay şunu yemem ay bu iğrenç" diyordu ilk başta ama "ye nesi var" vs. diyorduk sonra "tamam sen bilirsin" diyip tabağı onunden almaya başlayınca, sonunda aç kalınca yemeye başladı. neyse beslenirse beslensin 22 yaşındaymış. sizinle beraber sofraya oturmaya bile zorlamayın.

sormadan eşyaları kullanıyorsa demek ki yetiştirilirken hiç görmemiş bazı şeyleri. ya da örneğin babanızın parfümünü vs. kullanması parfüm gibi şeylerden yoksun olarak büyüdüğünün de göstergesi olabilir. aslında bu bütün ufak tefak anlattığınız, yıkanmaması, paylaşmaması, izin almaması, parayı çarçur etmesi vs. sizi ne kadar sinir etse de o kadar büyük sorunlar değil aslında. doğru düzgün bir aile ortamında büyümediği için büyük ihtimalle sosyal davranışları zayıf. siz bazı konularda uyardığınızda da kendini ezik hissedip üste çıkmaya çalışacaktır. o yüzden en iyisi kendi haline bırakmak. ufak şeyleri siz de o kadar kafanıza takmayın. bunlar kardeşler arasında da sıklıkla olan şeylerdir.

arkadaşlar konusunda sizin arkadaş grubunuzla o kesinlikle uyuşmuyor anladığım kadarıyla. kendi arkadaş grubunu yavaş yavaş oluşturmasını bekleyin derim. yine o sizin arkadaşlarınızın yanında onların fiziksel ozelliklerini eleştirmesi ya da maço tavırlar sergilemesi kendini aşağı hissettiği için olabilir.

evet şımarıklık, terbiyesizlik vs. var ama bunların yanında kuzeniniz bence depresyon da geçiriyor olabilir. sürekli uyuması, etrafına ilgisizliği, kendini aşağı hissettiği durumlar, yalan söylemesi gibi şeyler bunun da belirtisi olabilir. bir süre uyarıda bulunmayı bırakın ve üstüne gitmeyin. iyi günlerinde napalım bugün ne yapmak istersin gibi onun fikirlerini alın ve daha çok onun yapmak istediği şeyleri yapın. hoşuna gidecek ufak tefek hediyeler alın arada örneğin en sevdiği şarkıcının albümünü ya da telefon için kontör vs. gibi. karşılığında birşey beklemeyin. sizin onu önemsediğinizi belki de ilk defa hayatında birinin onu önemsediğini hissetmesi lazım.

ona açılın. sanki çok yakınmışsınız gibi. çok kişisel sorunlarınızdan bahsedin, dertleşin bakalım nasıl tepki verecek. yavaş yavaş bir süre sonra o da içini açmaya başlayabilir ama burda korkmuş bir kişilik var en dipte bence o yüzden sabırlı olmanız gerekiyor.

bir de illaki uyarmanız gereken ya da söylemeniz gereken şeyler olduğunda. odanı topla, yıkan, ders çalış gibi emir cümleleri yerine düşüncelerinizi belirten cümleler kurun ve sen ne düşünüyorsun diye karşılık bekleyin. kendi planlarınızdan bahsedin ve senin planların ne gibi onun düşüncelerini önemsediğinizden bahsedin. öss dersane test test test diye onu daha çok germeyin. arada aslında üniversite okuyorsun da ne oluyor, üniversiteyi kazanmamak yolun sonu değil bir arkadaşım vardı yine de başarılı oldu gibi şeyler diyerek bu gerginliği üzerinden almaya paylaşmaya çalışın.

yalan soylemesini de çok kişisel algılamayın. sanırım kuzeniniz 22 yaşında olmasına rağmen hala ergenlik problemleri yaşıyor. yalan soylemesi de size sorup izin vermeyeceğinizi düşünmesi öyle ortada bir durum olmamasına rağmen bunu kafasında büyütmesi sonucu olmuş olabilir. bu tür yalanlar bir çok insanın kendi ailesine bile söylediği yalanlardır. nasıl tepki verdiğinizi bilmiyorum ama bir daha böyle birşey olduğunda yakaladığınızda düşünmeden tepki gösterip kızıp alınmayın. neden söylemedin ki, söylesen izin verirdik gibi yalan söylemesine gerek olmadığını ve ona güvendiğinizi anlamasına çalışın.

en önemlisi de güven işte. kendine güvensiz, siz de ona güvenmiyorsunuz bunun bir çıkış yolu yok. önce siz ona güvendiğinizi hissettirmelisiniz. kuzen de olsanız ailenizin bir parçası olduğunu hissettirmelisiniz. üzerine gitmeden, abartmadan, ona açılarak yapabilirsiniz bunu. katı kuralları olan bir ev ahalisi diyorsunuz. bu kuralları biraz esnetin. yoksa kuzeninizin davranışları herkesin canını sıkmaya ve huzuru bozmaya daha beter neden olacaktır. ondan ekstra şeyler beklemeyin. para konusunda asla ben çalışıyorum sen yiyorsun paraları gibi bakmayın olaya. onun da zamanı gelecektir. ya da durumun farkına varması için durumunuzun iyi olmadığına dair ufak sinyaller verin. ya da ailenizin kuzeninize aylık belli miktar bir harçlık vermesi ve bununla idare etmesi gerektiğini söyleyin. arada da senin harçlık azalırsa bana gel ben yardım ederim gibi açık kapı bırakın ki onu düşündüğünüzü anlasın.

ailenizle bu konuda neler hissettiğinizi eğrisi doğrusuna konuşun ve onlardan da yardım isteyin. örneğin anneniz ona özel bir yemekte sucuklu yumurta yapsın, babanız kendi oğluymuş gibi bir berbere gidelim desin ya da bir işi için yardım istesin ve sonra "aferin" desin. siz ona yardım etmek yerine yardım taleb edin. onun varlığının önemli olduğuna ve başarabileceği katkısı bulunabileceği şeyler olduğuna inandırın. biraz yüreklendirerek davranış bozukluklarını çözebilirsiniz diye düşünüyorum. adım adım.

tabii bu bir tercih meselesi. beni ilgilendirmez ben onun için bu yaştan sonra çaba gösteremem vs. demek de sizin seçiminiz. ama eğer onu kazanabilirseniz bence bu sizin hayatınızda da önemli bir yer tutacaktır. farklı olmanızdan korkmayın. herkes farklıdır birbirinden. herkesin sevdiği yemekler, renkler, müzikler, hobiler farklıdır. bu farklılıkları paylaşmayı deneyin ve onun kendiniz gibi olmasını beklemeyin. siz onu değil o kendini değiştirmeli. bu da ancak empati kurarak olabilir.
0
random blonde
(05.11.08)
@saramara,

"yikanma konusunda da hadi bir gir yikan istersen rahatlarsin filan deniyor hayir ben yikanmayacagim dedigi zaman yapilacak bir sey kalmiyor" demissin.

Bu, yikanmasini onermek icin yanlis bir yol bence. Onun yerine, "kuzen, daha sik yikanmak temizlik acisindan iyi bir aliskanliktir. Kisi kendi farkina varmasa bile 1-2 gun sonra kokmaya baslar. Bak biz ve cevremizdeki bir suru insan da boyle yapiyor. Sen de boyle yap lutfen" demek daha cok ise yarayabilir. Bunu denedikten sonra "lutfen daha sik yikan, kokuyorsun ve kokun cevrendikleri rahatsiz ediyor" diyebilirsin.

Kuzenin cok farkli bir ortamdan geliyor, senin de belirttigin gibi. Sizin ona yeni dunyasini anlatmaniz lazim. Kisiligi, davranis bicimleri, aliskanliklari hep yetistigi yerden geliyor. Simdi bambaska bir yerde ve yeni aliskanliklara ihtiyaci var. Bircok aliskanligini birden degistirmek cok zor. Degismek gerektiginin farkina varmak daha da zor. Bu konulari bu sekilde onunla konusmayi da deneyebilirsin.

Bir sonuc cikmayabilir. Ama bence dogruya en yakin yollardan biri bu.
0
wpi
(05.11.08)
ailenin kurallari kesinlikle onu icin esnetiliyor, bana ve kardesime gosterilmeyen hosgoru ona gosteriliyor (bunu kiskaniyor ya da bundan rahatsiz oluyor degilim). kendisine hicbir sekilde ders calis vs gibi baski uygulanmiyor hatta mesela annemle okey oynayacaksak bak iki saattir odandasin gel biraz kafan acilsin deniyor, onun ailece yapilan her etkinligin bir parcasi olmasi konusunda ekstra caba gosteriliyor, yemek konusunda da dedigim gibi gayet rahat, sevmedigi hicbir seyi nezaketn de olsa agzina koymuyor zaten, gidiyor kendisine sucuklu yumurta yapiyor, annem mesela o yesin diye sadece onun sevdigi hicbirimizin yemedigi seyler yapiyor yine de yaranamiyor. hicbir hobisi ve ilgisi de yok, beraber sinemaya filan gittigimizde de bu ne bicim filmmis diye soyleniyor genelde.
kisisel meselelerimi gerekmedikce en yakin arkadasima bile acmam, sirf o kendini bana yakin hissetsin diye yukarida belirttigim gibi eski erkek arkadasimdan vs bahsettim ve az kalsin simdiki erkek arkadasimdan ayriliyordum, onun o tavri yuzunden bize oturmaya gelen cocuk resmen evi terketmisti. babamin oyle seylerden hoslanmadigini bildigi halde babamin yaninda x'le mi konusuyorsun selam soyle ehehe seklinde tavirlari da cabasi.
kendi parfumu yoktu, maddi sikinti cekti gibi bir durum da yok, onu ailesinin durumu bizimkinden oldukca iyi. yine de ailesiyle arasi bozuk oldugu icin harcligini babam veriyor ama gunde 6 saat kiz arkadasiyla cep telefonunda konustugu icin yetiremiyor. diger amcamlardan filan istiyor bu sefer. maddi konulardaki rahatsizliklarimi burada dile getirsem de ne ben ne de ailem asla va asla kendisine yansitmiyoruz.
yine de yeterince anlayis gostermedigimizi dusunuyorsaniz biraz daha denemeye calisirim ama gelen diger ogutler haddinden fazla taviz verdigimiz yonunde sanki?
0
🌸saramara
(05.11.08)
yani taviz diye düşünmemek lazım işte. bazı şeyler zaman alır. neredeyse erkek arkadaşınızdan bu yüzden ayrılmanız da gereksiz geliyor bana. erkek arkadaşınızın sizin yanınızda olması lazım, bu kadar kolay siniri bozulmaması lazım. isterse kavga etsinler, atıyorum kuzeniniz üstüne atlasın falan. sizi anlaması lazım. bence bu konu yüzünden zaten kuzeninizden ayrı bir soğumuşsunuz. ortada bir sorun yok aslında sizi bu kadar gerecek.

sinemaya gidince bu filmi beğenmediyse beğenmeyebilir. nezaket göstermesini beklemeyin. herkes kibar olmayabilir. ailesinden hiç görmemiş demek ki. ne kadar süredir birliktesiniz bilmiyorum ama böyle bir insanın önceki aile hayatı kötü olduğu için şu an böyle bu insan. hiç kimse anne karnından böyle doğmaz. seçim sizin ya buna alışıp yavaş yavaş değişmesini bekleyeceksiniz ya da taviz diyorsanız bu işe ne yapmayı düşünüyorsunuz. onu geri göndermeyi falan başka çözüm yok o zaman. bu da ne değiştirecek?

bırakın kendi halinde yaşasın biraz. bu kadar gözünüze batmasın. ev arkadaşınız olabilirdi bu insan daha beter de olabilirdi. psikolojisinin normal olmadığı belli. para dertse dediğim gibi harçlık verin ve fazlasını istiyorsa bişekilde de buluyorsa bulsun o zaman. telefonda 6 saat konuşuyorsa tek bir insanla daha uygun tarife birşeye geçmesini önerin. tek kişiyle tüm gün beleş konuşulabilen sabit faturalı hatlar var. hem ona daha fazla harçlık kalır. hayır yani telefona para harcıyormuş bi sanki. klasik olacak ama içkiye kumara kötü alışkanlıklara para harcıyor mu? zaten bunun gibi şeylere harcarsa o da başka bir sorun ya. para da çalmıyor sanırım. kötünün kötüsü değil şuan yani. babanıza erkek arkadaşınızı ispiyonlayabilir. bunu kardeşiniz bile yapabilir. bunlar çocukça şeyler, bunu yapmak da çocukça bunu kafaya takmak da çocukça.

kuzeniniz kapalı bir ortamdan geldiği için sizin yaşantınız ona çok acayip geliyor olabilir. ve cehaleti yüzünden her zaman sizin yaşantınızı eleştirecektir. ancak bu şekilde iletişim kurabiliyor aslında bence. bu da birşeydir.

ailesiyle arası kötü diyorsunuz. görünüşte kabalığı kini kötülüğü bu yüzden ama ben kişisel bir kötü olma çabası göremiyorum. ailesine olan hıncını sizden çıkarıyordur belki de. karşılıksız ilgi göstermek çok zor değil. çok daha kötü art niyetli insanlar var ama tercih sizin, sizin hayatınız bence dayanamayacak gibiyseniz ve aile huzurunuz giderek kötüye gidiyorsa o zaman onu geri gönderin dicem ama bu onun yaptıklarından daha beter olur gibi geliyor bana.

bir de ya aileniz hepinize aynı davransın ya da kimseye özel kuralları esnetmesin. ne ona sizden daha farklı olduğunu hissettirin ne de şımartın. hem kardeşinize gösterilmeyen şeyler ona müsamma ediliyor diyorsunuz. bu kardeşinizi de üzebilir. aileniz elinden geleni yapıyorsa devam etsinler ama yaranamıyor annem diyorsunuz. yaranmayı beklemeyin. binkez iyi olun bir kere karşılık bekleyin. ve zaman tanıyın.

ben biraz bu tür olaylara sabırlı bakma yanlısıyım biraz dalaylama sabırı =) çünkü başka yöntemler daha büyük sorunlara neden olabiliyor zamanla. bir de gerçekten inanılmaz büyük anlaşamamazlıklar göremedim ben ama bu bana göre olabilir belki sizin hayatınızda çok önemlidir bunlar. önce kendinizi bir dinleyin...
0
random blonde
(05.11.08)
@saramara burda sizden çok ailenizin çocuğa karşı tavirları önemli. onlar ne düşünüyor? böyle devam mı edecek çocuk?

eğer anne baban her halukarda sonuna kadar çocuğu destekleyelim diyorlarsa çaresiz sen biraz görmezden geleceksin.

ama çocuğu biraz hizaya çekmek lazım. ne demek annenin pişirdiği yemeği yememesi. dolapta sucuk, muz vs bulamasın aç kalsın, bakalım bir daha yapıyor mu böyle bir şeyi.

kendi anne babası ile arası bozuk bir insana annenlerin iyi davranması çok zararlı. ailecek (kendi ailesi, amcanlar ve siz) bütünsel olarak disiplinli davranmak lazım. yani kendi anne babasından yüz bulamazsa seninkilerden buluyor, olmadı amcanlardan buluyor.

bu böyle gider yani. annenlerle konuş bence.
0
mea maxima culpa
(05.11.08)
cok tesekkur ederim random blonde, benim icin sagduyunun sesi oldunuz adeta:)
0
🌸saramara
(05.11.08)
"takintili bir insan oldgum icin onemsiz seyleri mi buyutuyorum" demşsin ya hah işte ondan. bu duyuruya harcadığın eforla bir kısa öykü ya da deneme çıkartırdın bir de. muhtemelen yazılmış en uzun duyuru bu olsa gerek.

bir de şu paragraf işine alışamadınız bir türlü. yediniz bitirdiniz yorgun gözlerimi.
0
blackdog
(05.11.08)
saramara, sen detay verdikçe ben burda çileden çıkıyorum, sinire strese giriyorum. evlat olsa sevilmez dicem ama, zaten evlat olarak sevilmemiş.
random blonde'un tavsiyeleri gerçekten sağduyulu, ve sizin sağduyu, hoşgörü ve sabrınız da onu yola getirmeye yetecek gibi görünüyor. inşallah başarılı olursunuz da ben de sabır ve hoşgörüyle insanların yola getirileceğine inanmaya başlarım.
hak hukuk dağıtmak bana düşmez tabi ama, bu kadar ilgiyi hakeden, hakkını verebilecek milyon insan varken haketmeyen birine bu kadar enerji harcanması zoruma gidiyor.
0
mabl
(06.11.08)
Derslere ilgisizliğinden, kız arkadaşıyla daha fazla ilgilendiğinden, daha çarpım tablosunu bile bilmediğinden bahsetmişsiniz. Bence de üniversiteyi kazanması bu şartlarda hayal gibi... Ayrıca anlattıklarınızdan anlaşıldığı kadarıyla siz ev sahibi/sahibesi olarak elinizden geleni yapmışsınız/yapıyorsunuz. Kendinizi suçlamanız yanlış.
Ancak Allah size kolaylık ve sabır versin diyebilirim...
0
mim
(09.11.08)
(5)

İst'da haftasonu kaçamağına uygun mekanlar

ocallo
İstanbul'a çok uzak olmamak şartıyla, böyle yeşile ormana yakın gözden uzak haftasonu konaklanabilecek mekan önerilerinizi bekliyorum.filtre:- misafir yaş ortalaması 50-70 - doğan görünümlü şahin tutkunları+ odaları düzgün,temiz+ yürüyüşe müsait+ ulaşımı sıkıntı yaratmayacak
İstanbul'a çok uzak olmamak şartıyla, böyle yeşile ormana yakın gözden uzak haftasonu konaklanabilecek mekan önerilerinizi bekliyorum.

filtre:
- misafir yaş ortalaması 50-70
- doğan görünümlü şahin tutkunları
+ odaları düzgün,temiz
+ yürüyüşe müsait
+ ulaşımı sıkıntı yaratmayacak
0
ocallo
(03.11.08)
kilyos.
0
insanimsi
(03.11.08)
maşukiye-sapanca taraflarını da göz önünde bulundurun derim. spesifik bir mekan/otel adı veremiycem, kusura bakmayın.
0
ref
(03.11.08)
kıyıköy - endorfina hotel.
0
ezeriko
(03.11.08)
bilmiyorum ilginizi çeker mi ama safranbolu güzeldir.. gelirseniz mutlaka yörük köyüne de bir uğrayın.. kime sorsanız gösterir..
ilginizi çekerse sözlükten mesaj atabilirsiniz, yardımcı olurum..
0
p shadow
(15.11.08)
(6)

Synthesizer la zaman yolculuğu yapılan filmin adı...?

random blonde
Şimdi filmde kimler oynuyor hatırlamıyorum. Aslında hiç birşey hatırlamıyorum. Hayal gibi. Muhtemelen 80ler havası esiyor görüntülerde. Büyük ihtimalle o yıllara ait bir film zaten. Tek hatırladığım da bir `synthesizer` ile doğru melodi çalınınca doğru zamana gidilebiliyordu ve o doğru melodiyi arıy
Şimdi filmde kimler oynuyor hatırlamıyorum. Aslında hiç birşey hatırlamıyorum. Hayal gibi. Muhtemelen 80ler havası esiyor görüntülerde. Büyük ihtimalle o yıllara ait bir film zaten. Tek hatırladığım da bir synthesizer ile doğru melodi çalınınca doğru zamana gidilebiliyordu ve o doğru melodiyi arıyordu kahramanlarımız.

Belki de bir diziden bir bölümdü ve çocukluğumdan bu zamana film diye aklımda kalmış olabilir. İnternetin altını üstüne getirdim ama hem zaman yolculuğu hem de synthesizer içerikli hiç bir film, dizi vs. bulamadım. Hayır, tamamen hayalimden böyle bir konu ürettiğimi bile düşünüyorum. Şimdiye kadar yapılmamışsa patentini alacağım. Yine de akli dengemin yerinde olup olmadığını anlamam için en azından birinin "ya sanki ben de hatırlıyorum" gibi bir çıkış yapmasını bekliyorum. yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum.

edit: Synthesizer in tipini hatırlıyorum bi de onu da ekliyeyim. böyle bilgidimiz levha gibi ya da sadece klavyeden oluşan birşey değildi. dik duran çapı en az 40 cm fln olan bir tüp gibiydi uzerinde bilimum ışıklar dugmeler vardı. hatta kristal gibi çıkıntılar fln parlak parlak renklerde. yanıp sönüyordu hep. tek başına kullanılan bir aletti biyere falan bağlanmadan.
0
random blonde
(03.11.08)
Valla frequency filminde garip bir zaman yolculuğu hadisesi vardı ama, melodi falan yoktu işin içinde sanırsam.. Gene de bir bakın isterseniz.. Gerçi 80 li yıllara ait büyük ihtimal demişsiniz, benim bahsettiğim film 2000 yapımı, böylece bu mesajın pek bir geçerliliği kalmıyor..
0
flawless victory
(03.11.08)
benim aklımada close encounters of the third kind'daki uzaylıları karşılama sahnesi geldi. gerçi zaman yolculuğuyla alakasız ama olsun.
0
patricia teyze
(03.11.08)
Sunlar var bildigim, video oyunu olarak:

Prince of Persia: The Sands of Time
The Legend of Zelda

karakterler, zamani degistirmek icin sihirli bir enstruman kullaniyor..
0
ermanen
(03.11.08)
Heheheheeee ben hatırlıyorum sinemada gittiğim ilk filmdi, o synthesizer rüyalarıma girmişti:) Film Masters Of The Universe www.imdb.com (evet evet He-Man:)), sözkonusu synthesizer ise şuradan görülebilir (fantastik) www.youtube.com .
0
she runs away
(03.11.08)
www.youtube.com Burada'da 40. saniyede solo var:)ahh ahh 80'ler:)
0
she runs away
(03.11.08)
oha resmen koptum gerçek hayattan şuan şu boyuttan. baya da destekli sallamışım aleti fln ama çok teşekkür ederim efendim bin yıllık bi ağırlık kalktı üstümden >_< he-man!miş len süper hemen bulcam bu filmi hihihi*
0
🌸random blonde
(03.11.08)
(13)

Nemlendirici Aranıyor

kahvegibi
Selamlar,cildime uygun nemlendiriciyi bir türlü bulamadım. kozmetikçilerdeki tipler de eczacı kalfaları da tatmin edemedi beni. çünkü genelde daha yüksek komisyon aldııkları ürünleri satmaya uğraşııyorlar...cildim karma denilen tipte. yani t bölgesi (alın burun çene) yağlı hatta hafif siyah noktalı,
Selamlar,

cildime uygun nemlendiriciyi bir türlü bulamadım. kozmetikçilerdeki tipler de eczacı kalfaları da tatmin edemedi beni. çünkü genelde daha yüksek komisyon aldııkları ürünleri satmaya uğraşııyorlar...

cildim karma denilen tipte. yani t bölgesi (alın burun çene) yağlı hatta hafif siyah noktalı, yanaklarım kuru. bunların arasında birşey bulmak istiyorum. her türlü tavsiyeye açığım.

teşekkürler
0
kahvegibi
(03.11.08)
her türlü tavsiyeyi yaparız da bütçe önemlidir.

:)) eczacı kalfalarını geç. kozmetikçilerde de sevil parfümeriye gidersen her markanın kendi uzmanı var, kendi ürünlerini satmak isterler. tekin acarda ise markanın çalışanları yok, sadece mağazanın elemanları var. orası daha iyi o açıdan.

önereceğim makyaj malzemesi de yapan markaların ürünlerini almaman. sadece cilt bakım ürünü yapan markalar daha ciddi yaklaşıyorlar işe. (örneğin la colline, la praire gibi)

hatta daha bir kalitelileri özel olarak güzellik ve esterik merkezlerinde satılıyor. ordaki estetisyenler tavsiye ediyor. ben böyle bir yerden amerikadan gelen bir markanın ürünlerini alıyorum.
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
benim cildim de sizinkine benzer

ben babe aloe gel kullanıyorum
www.farmasaglik.net
aha şurada gorduğunuz reklam gibi olmasın ama. bir kere hem güneş sonrası için hem de genel nemlendirme için inanılmaz. çok az miktarlarda çok uzun süre gidebiliyor. asla yağlı bir his bırakmıyor. onun yanında temizleme vs gibi şeyler için de neutrogena şimdiye kadar en memnun kaldığım marka. alcohol-free toner la da mükemmel bir üçlü oluyor.
0
random blonde
(03.11.08)
nivea visage young serisinin control it nemlendiricisi baya iyi idi
0
sleep may be the enemy
(03.11.08)
shiseido - skincare serisi. pahalı ama yüzyıllarca gidiyor.
0
pyro clustic flow
(03.11.08)
aynı cilt yapısına sahibim, daha dün akşam diadermine'in bi nemlendiricisini aldım. su bazlı bir nemlendiriciymiş. bir kere kullandım bu sabah ilk izlenim güzel..
www.pinokozmetik.com
0
girl in a coma
(03.11.08)
aynı cildin extradan hassasına sahibim. Clinique - 2.nolu cilt tipi için olan seriyi kullanmaya başladım, memnunum. nemlendiricisi hafif ve güzel.
0
islakkedicorbasi
(03.11.08)
excipial hydro'yu denemenizi tavsiye ederim. kozmetik değil, medikal su bazlı bir nemlendirici bu. yüzünüz de dahil olmak üzere tüm vücudunuzda kullanabiliyorsunuz. eczanelerde 4-5 liraya filan satılıyor olması lazım.
0
kıpkızıl
(03.11.08)
pahalıca ama bence la roche posay'ın effeclair'i güzel, bi de dermalogica active moist. yurt dışından tanıdık varsa stila tinted illuminating moisturizer ın üstüne hiçbişi yok ama bu dünyada - gündüz için muhteşem.
0
zkurmus
(03.11.08)
ben de clinique 2 numaralı seriyi kullanıyorum, nemlendiricisi çok hafif.
@kıpkızıl;excipial hydro'yu cilt doktorları vucut için veriyorlar genelde, belki yüz için de kullanılır bilmiyorum ama kokusu fenadır:)
0
think martini
(03.11.08)
l'occitane, creme de miel. çok hafif tabaka yapmıyor ve doğal malzemeden üretiliyor.senelerce heves edip aldığım kremlerin hiçbirini bitiremedim, bozuldu attım. üç yıldır bunu kullanıyorum. neredeyse mükemmel.
0
synick
(03.11.08)
eğer yağlı bölümlerdeki parlamalara da engel olsun ama kuru yerleri de nemlendirsin diyosanız kesinlikle shiseido!

www.cosme-de.com linkinden satın aldım ben, türkiyeye ücretsiz gönderiyo hemi de.
0
charm
(03.11.08)
bir de ben bulaşayım hepten kafanız karışsın:)
la roche posay veya avene iyidir, kokusuz ve antiallaerjiktir. ne çok pahalı ne de çok ucuz segmenttedir. bunlardan bağımsız olarak, 50ml'lik bir nemlendirici kullanım sıklığına bağlı olarak 6 ile 1 yıl arası kullanılabilmektedir.
0
susannah
(04.11.08)
avène cleanence emulsion muhteşem bir nemlendirici. t bölgesini yağlandırmadığı gibi kuruyup irrite olmuş yanak ve burun kenarlarını da yatıştırıp nemlendiriyor.
0
sare
(22.11.08)
(10)

ders çalışamamak, konsantre olamamak, falan filan..

erostrada
durum şudur ki, ben itü elektronik müh. 3 sınıfta okuyan zavallı bi gencim. büyük heveslerle, aman mühendis bey olacam diye girdiğim bölümümden nefret etmenin yanında, artık hiçbir derse ne girebiliyorum, ne de sınavları oldu mu oturup iki dakka çalışabiliyorum..(mesela yarın ve ertesi gün de sınavı
durum şudur ki, ben itü elektronik müh. 3 sınıfta okuyan zavallı bi gencim. büyük heveslerle, aman mühendis bey olacam diye girdiğim bölümümden nefret etmenin yanında, artık hiçbir derse ne girebiliyorum, ne de sınavları oldu mu oturup iki dakka çalışabiliyorum..(mesela yarın ve ertesi gün de sınavım var)..
tamam bölümümü ve okulu hele mühendisliği hiç sevmiyorum. ama öss'yi de öyle çok sevmezdim ama en azından biraz oturup çalışabilirdim..şimdi ise anormal bir konsantrasyon sorunu yaşıyorum, bir kağıda 5dk bakamıyorum..bunu geçtim ne zaman sınav veya yapacağım bi şey olsa acaip bir rehavet çöküyor bütün gün uyumak istiyorum..
ne yapsam ne etsem geçmedi bu durum, baya da çabaladım değiştirmek için..
ne yapılabilir sizce?somut bir önerisi olan var mı?
0
erostrada
(02.11.08)
uyku problemi için vitamin almayı deneyebilirsin ya da çok sert bi kahve içmeyi. isteksiz olunca konsantrasyonu sağlamak gerçekten zordur. faydası olur mu bilmem ama ders çalışmak için sınavdan bir önceki günü beklememeni öneririm..keyfin yerindeyken notlarına ayıracağın 5 dk. sınavdan önceki rehavet çökmüş halinle (çalışmaya)çalışacağın yarım saatten daha verimli olabilir..
0
quinza
(02.11.08)
öncelikle iyi bi okulun iyi bi bölümününde okuduğunu söylemeliyim.
istediğim bölümde okumuş biri olarak okul hayatı benim de bu tip isteksizliklerle doluydu. devamsızlıktan kaldığım, çok salak bahanelerle sınavına girmediğim dersler oldu. ama bi şekilde bitiyor kardeş.
bu duyuruyu açman içten içe bi sorumluluk duygun olduğu da gösteriyo. 4 yılda değil 5 yılsa bitsin ama sonunda bitecek.
senin sorunun çevrendeki insanlar olsa gerek. okuldaki arkadaşlık bölümle ilgili yargıları direk etkileyen bişi. belki sosyal sıkıntılar.
senin yaşlarında olur öyle.
çalışmasan bile derslere gir. mühendislikte kız sayısı azdır ama platonik bi kız bile okula gitmene sebep olabiliyor bazan :)
0
hayo
(03.11.08)
okuduğun iki küsür seneyi bir kenara atıp tekrar öss ye girmek gibi ciddi bir kararı bu psikolojideyken vermemelisin bence.

mühendislik eğitimini en iyi veren okullardan birinde, en zor bölümün en zor senesini okuyorsun, durumun belki bununla açıklanabilir... unutma ki bu bölümleri insanlar ortalama 5.5 yılda bitiriyor.

en kötü ihtimalle birkaç dersten kalır, okulunu biraz uzatırsın. bu sayede ders yükünü daha geniş bir zaman dilimine yayar, yeni hobiler edinmeye, öğrenci topluluklarına girmeye, karşı cinsle münasebete girmeye vakit ayırırsın.

olur öyle...
0
makineci
(03.11.08)
ben de işimde aynı sorunu yaşıyordum. acayip mutsuzdum ve dikkatsiz olduğuma dair geri dönüşler alıyordum. işimi değiştirdim, (aynı sektörde başka bir işyerine geçtim) herhangi bir dikkatsizlik sorunum kalmadı. aksine daha dikkatli oldum ve daha çok çalışıyorum.
bu da onun gibi birşey. sevdiğin birşeyi yaparken konsantre olabiliyorsan da ders çalışırken konsantre olamıyorsan o zaman bu üstesinden gelebileceğin birşey.

öncelikle bölümünü sevmeye çalış. elektronik mühendisliği gerçekten güzel bir bölüm. avantajlarını görmeye çalış. mesela sizin bölümden mezun olup da şu anda güzel bir yerde, iyi para kazanan insanlara bak.

ders çalışırken program çıkar. örneğin; iki gün içerisinde bitirmen gereken bir konu varsa. ilk gün ve ikinci gün nereleri çalışacağına karar ver. sonra da her günü kendi içerisinde planla. böylelikle o günün programı önünde belirli hale gelir ve oturup o bölümü bitirmek için daha istekli olursun ve bitirdiğin zaman rahatlık hissi gelir bünyeye.
0
kahvegibi
(03.11.08)
gelecegi dusunmek...
0
ermanen
(03.11.08)
süper bi üniversitedesin itünün klüplerini olanaklarını fln düşününce eski bir mimar sinanlı olarak lan kasıp mühendis falan mı olsaydık araziye gel falan diye kendi kendimizle konuşurduk. özel bir üniversite değil, ben üniversiteyi 6 yılda bitirdim mesela. hatta bizde sınıf diye birşey yok oluyor bir süre sonra. seneye mezun oolurum heralde fln diye dolanıyor insanlar.

üniversiteyi zaten sadece elektronik müh. olcaksın sonunda diye bi zorunlu durum olarak da görme. çok daha başka bir alana geçebilirsin, master yapıp istediğin bir alana kayabilirsin. çok uzun bi zaman var daha. bütün gün uyuyacağına aktivitelere katıl, sosyal ol, çevreni genişlet, klüplere katıl, hobilerini paylaşabileceğin insanlar bul vs. gerçi 3. sınıfsan zaten bu dediklerimin çoğunu yapıyorsundur. çok da aşırı salmadan en kötü dersleri kaçırmayarak hocalara yüzünü unutturmayarak elinden geleni yapmaya çalış. çalışamıyorsan kendini yiyip bitirme o kadar. belki bu sıralar kafan dolu olabilir başka şeyler yüzünden önce kafanı dağıt bi. sonra dersleri düşünürsün.

öss ile kıyaslanamaz ki üni. öss de ailen hep ay canım cicim yemeğin hazır çalışırsın lisede oluyorsun zaten yapıcak daha iyi bir alternatifin bile olmayabiliyor test çözmekten. üniversite ise hayat demek. koca 4 yılını sadece ders öğrenerek geçirmek de hayatta boşuna 4 yıl harcamış olman demektir. biraz kendine zaman tanı.

eğer ben illa kesintisiz mezun olucam olmam lazım diyorsan. çalışma grupları oluşturun arkadaşlarınızla birlikte. 40 dakika çalışıp 10 dakika mola vererek hem birlikte eğlenceli de olur. sosyal ortamdan da çok kopup asosyelleşmezsin. bu yöntemi de deneyebilirsin. biri diğer insanın tembelliğine kendisi kadar göz yummaz çünkü. konsantrasyonunu daha etkin kılmak için önce ne az ne fazla uyu, çok iyi beslenmeye çalış, öğün atlama, kafanı dağıtacak hobilere zaman ayır ve planlı olmayı dene.

sürekli bu bölüm iğrenç diye de düşünme. 3. sınıf olmussun ne kaldı ki diye düşün. öğrendiğin farklı şeylerle başka bir meslek yapsan diğer insanlardan farklı olarak kesin artıların olacaktır bunu düşün.
0
random blonde
(03.11.08)
0
insensitive
(03.11.08)
ben de itü elektrikte aynı şeyleri yaşıyorum negzel. geçen sene aynı problemden dolayı doğru düzgün hiçbir sınava giremedim.

ev arkadaşınız falan varsa ve o da öğrenciyse onla beraber masaya oturmayı deneyin. benimki şehir bölgede okuyor, o proje mroje çizerken beni de zorla masada tutuyor, ilk başta 5 dakikada bir okuduğunzudan tamamen kopuyorsunuz ama zamanla 10 dakika yarım saat derken eskisi gibi ders çalışabilir hale geliyor insan. sizi masada tutacak birileri iyi bir fikir yani. konuşarak çalışmak da konsantrasyon süresini uzatıyor bence. sesli okuyup soruları kendi kendinize konuşarak çözebilirsiniz.

eğer ki bölümünüzden çok nefret ediyorsanız, diplomanızı aldıktan sonra mühendislik yapmazsınız. ama buraya kadar gelmişken diplomayı alın derim. ben öyle yapmaya çalışıyorum en azından.
0
piper
(03.11.08)
hımm.. aynı ben.. hazırlık + 7 yıl = 8 yıl.

vallaha kimsenin elinden hiç bişey gelmez bu durumda, kitabı notu, neyse işte çalıştığınız kaynak, okuyun onu, anlayın demiyorum, ro artı sigma artı mü artı omega eşittir epsülon vs gibi dümdüz okuyun. tekrar tekrar okuyun. kitabın üstünde uyuyakalın, sıkılın, ağlayın ama okumaktan vazgeçmeyin.

bi şekilde dirayet gösterip konsantrasyonu sağlayamazsanız, hazır derslere de girmiyormuşsunuz, zaten boşluktasınız daha da derinlere yuvarlanacaksınız muhtemelen, mutsuz yatıp mutsuz kalkacaksınız, çok daha iğrenç günler bekliyor olacak sizi.

tabii zenginseniz falan o ayrı, akışına bırakın o vakit.

ha ben ne yaptım? işte aynı sizin gibi 5 dk bakıp kaçtım, derslere, sınavlara girmedim, iyice bulaştım okula, sündükçe sündü, sündükçe soğudum, nefret ettim, nefret ettikçe daha çok bulaştım.. böyle nefret ede ede 7 yılda son sınıfa geldim, (2 yıldır son sınıftayım) hala da devam eder bu nefret etme - bulaşma döngüsü, aha işte elektromanyetik kitabı bana bakıyor masada ama ben tavsiye yazıyorum hiç tanımadığım birine. acayip tembelim yaw ya da malım. neyse siz dediğimi yapın yaptığımı yapmayın, önüne geçilmiyo sonra.

saygılar sevgiler.
0
kose
(03.11.08)
sen bölümden soğumuşsun anlaşılan. bir tercih yapmalısın
0
atmosphere
(03.11.08)
(5)

pantolon kemeri

germe
kemer alırken neye dikkat etmek gerekir?(estetik durması dışında)
kemer alırken neye dikkat etmek gerekir?
(estetik durması dışında)
0
germe
(02.11.08)
pantolonun dusmemesini saglayacak ve ayni zamanda sikmayacak
0
ermanen
(02.11.08)
kisisel olarak ben pantalon ayakkabı ve kemeri beraber alma taraftarıyım,böylelikle kemer pantalon uyumu tam olarak saglanabilir. Eğer deri kemer tercih ediliyorsa ayakkabı ile tonunun aynı onlması önemli bir kriter. Ayrıca cüzdan,kullanılıyorsa anahtarlıkla da uyum sağlamalı.
0
akiskan
(02.11.08)
pratik olmalı. saniyeler içerisinde açılıp kapanabilmeli.
0
insanimsi
(02.11.08)
sağlam olmalı. vinleks değil kayış gibi deri olmalı.
0
annem bana kiz bul evlen dedi
(02.11.08)
derisi çatlayacak gibi oluyor mu diye bir bakmak lazım bir iki bükerek bir de. çok sert kemerler bir süre sonra çatlak çatlak olabiliyor. onun dışında allah kerim diye alacaksınız. derisi iki günde çatlarsa, tokası koparsa falan geri götürürsünüz en kötü değiştirirsiniz ya da iade alırsınız. ha bir de aceleyle denemeden kemer alıp da deliklerin yeterli gelmediğini ya da fazla büyük aldığını farkedebiliyor insan.
0
random blonde
(02.11.08)
(20)

acı. kızarık göz. sakinleştirici.

darkprin
güzel bir ilişkiyi bombok ettim ve bitti her şey. şimdi çok kötüyüm. iş yerindeyim ve gerek oturduğum yerde, gerek wc de, gerek bilumum metrekarelerde ağlayıp duruyorum. suratım kıpkırmızı. üstelik acı çekiyorum. kalbim çok yanıyor. vicdanım da tabi.sakinleşmem lazım. ağlayıp durmamam lazım. şu ara
güzel bir ilişkiyi bombok ettim ve bitti her şey. şimdi çok kötüyüm. iş yerindeyim ve gerek oturduğum yerde, gerek wc de, gerek bilumum metrekarelerde ağlayıp duruyorum. suratım kıpkırmızı. üstelik acı çekiyorum. kalbim çok yanıyor. vicdanım da tabi.

sakinleşmem lazım. ağlayıp durmamam lazım. şu ara doktora filan gidemem. bana ağır olmayan rahatlıkla alabileceğim bir sakinleştirici lazım.

sakinleştirici+öneriler de lazım tabi.

off. ben bu adamı nasıl yapsam da geri döndürsem. bok ettim her şeyi. şu hale bak.
0
darkprin
(02.11.08)
geçmiş olsun. durumunuzu anlayabiliyoruz. hepimizin başına geliyor bu olaylar.

öncelikle sakinleşmeniz lazım. sakin kafa ile neler yapacağınızı düşünün. eğer erkek arkadaşınız sizi seviyorsa düzeltebilirsiniz bunu unutmayın. onunla samimi bir şekilde konuşursanız sizi dinleyeceğine eminim.

bu arada biraz sakinleşmek için arada mümkünse dışarı çıkın temiz hava alın, pencereyi açın içeri temiz hava girsin.

ben pek sevmem ama bazı bitki çayları iyi gelebilir sakinleşmek için.

ayrıca bence hemen makyaj yapın. yüzünüze biraz renk gelsin. toparlayın. tekrar ağlarsanız göz makyajı bozulabilir ama yüzünüzü toparlarsınız.

eve gittiğinizde güzel bir banyo yapın, kendinize bakın.

üzüntünüzü anlıyorum ama sakin bir şekilde düşünmeye çalışın. moral bozukluğu ve bir çeşit vicdan azabı ile kendinizi üzmekten başka birşey yapamazsınız. üzülmek ve suçlamak da kendimize yapabileceğimiz en kötü şey. hatanız varsa onu görmeye, anlamaya ve kabul etmeye çalışın. bunun için gerekiyorsa özür dileyin ve bir daha yapmayacağınızı söyleyin. dediğim gibi eğer sizi seviyorsa samimi konuşmanızdan sonra size bir şans daha verecektir.

ve eğer telafi edilmeyecek bir şeyse, sizin dinlemek istemiyorsa filan üzülmeyin, canı cehenneme. böyle insanlar için üzülmeye değmez.
0
mea maxima culpa
(02.11.08)
çok paniklemişsiniz birazcık sakinleşin eğer geri döndürmek istiyorsanız sürekli ağlayarak iyi bir plan yapamazsınız yapabileceğiniz şey sadece ağlayarak aramak karşısına cıkmak konuşmaya çalışmak falan olur ki aman aman sakın uzak durun o tarz eylemlerden. unutmayın herkesin başına gelebilir böyle şeler. çok çocukca gelebilir şu an size ama " bi daha yapmıcam" olayı gerçekten sizi seviyorsa işe yarayabilir ama bunu bile etraflıca düşünmeniz lazım,terkedilmenin etkisiyle vicdanınıza ve kendinize çok yüklenmeyin yazıktır, zaten ayrılmanın acısı var bi de suçluluk psikoljisi ile eziyet etmeyin kendinize.önce kendinizi toparlayın düzgün bir halde düşünmeye bir şeyler bulmaya çalışın bulamazsanız burdan yardım isteyin :). önce eve gidin güzeeeel bir duş alın sonra vurun kafayı yatın saatlerce uyuyun hafif bir müzik koyun arka fona hatta. uyanınca biraz daha sakinleşirsiniz belki.
0
sleep may be the enemy
(02.11.08)
benzer şeyler yaşamış biri olarak, 10 mglık laroxyl tavsiye ediyorum. azıcık uyku getiriyor ama tüm endişeyi ve o yoğun ağlama isteğini alıp götürüyor.

o günlerde insan sağlıklı ve sakin düşünemiyor ama üzerinden biraz zaman geçtikten sonra sonuç ne olursa olsun, hiç bir şeyin ve hiç kimsenin insanın kendisini bu kadar yıpratmasına değmeyeceğini anlıyorsun. tez zamanda geçer işallah...
0
kizillik
(02.11.08)
geçmiş olsun :( içinde bulunduğun ruh halini ve şu an hissettiklerini anlayabiliyorum, çok hafiftir ama bence Passiflora al. Bir kaşık pek tesir etmez ama birkaç kaşık alırsan belki biraz olsun sakinleşebilirsin. Uzun zamanlı bir çözüm değil tabii benim bu söylediğim, anı kurtarabilir sadece. Eve gidince de biraz bitki çayı ya da bir kaç kadeh bir şey içip vur kafayı yat derim ben. Düşündükçe kafayı yiyiceğini unutma, o yüzden çalışıyor olman aslında senin için bir avantaj. Sakin olmaya çalış, belki de gerçekten yolun sonuna gelmemişsinizdir, kendine ve ona biraz zaman ver.
0
think martini
(02.11.08)
sakinleştiri ilaçları şu an düşünme derim. onun yerine vitamin al, bol bol meyva ye, çünkü şu an yaşadığın stres yüzünden zaten büyük ihtimalle uykun altüst olmuştur ve metabolizmanın işleyişinin, düzenin bozulması psikolojini de daha beter yapar. sakinleşirici ilaçların çoğunun etkisi geçtikten sonra aynı duruma geleceksin ve hatta vücudun dışarıdan bir müdahale olduğunu farkedip uyum sağlamamak için daha da saçmalayabilir. alışkın değilsen ilaçlara ki hiç aklına gelmemesinden bunu anlıyorum zaten alma. güzel bir yemek ye, kendine iyi davran zaten ilaçlar da bu işe yarıyor. hem ilaç aldığını fln bileceksin bu seni daha melankolik bir hale de sokacaktır eminim.

işteyim demişsin bu halde işte olman zor tabii. hasta olduğunu söyleyip, rahatsızlandığını söyleyip bir süre işe gitme, izinlerini kullan eğer şansın varsa. şansın yoksa da işte de kendini kasma o kadar. herkes sevgilisinden ayrılabiliyor, kavga edebiliyor, gayet insan davranışları ve tecrübeleri bunlar. kimse sana deli bu ay yazık fln gözüyle bakmayacaktır. işten arkadaşların destek bile olabilir.

bu süreyi de kendine ayır ama yalnız kalma. arkadaşlarınla ol ama ilişkini konuşmayın kafa dağıtacak birşeyler yapın yeter. daha sonra sağlam kafa olduğunda olan biteni tane tane gözden geçir, objectif olarak bakmaları için en yakın arkadaşlarından çok fazla tanımadığın insanlara bile anlatıp fikir almayı deneyebilirsin.

bir hatayla bütün bir ilişkiyi mahvetmek de zordur. biraz durulsun ortalık. eğer suçun sende olduğunu düşünüyorsan arayıp kibarca özür dilersin ve neden hata yaptığını kendince açıklamaya çalışırsın. o da kendi savlarını söyler ve bir süre daha düşünürsünüz. iki tarafta kafasında günün sıcaklığını geçiştirdikten sonra eğer ortada sevgi aşk dostluk arkadaşlık da varsa anlaşarak konuşarak halledebilir sorunu. acele etme daha da beter olur, söylemek istemediklerini söylersin, duyarsın.

şimdi işten çıkmışsındır heralde. arka arkaya sabun filmler izle biraz, kitap oku, arkadaşlarını vs. davet et eve kahve içip eğlenceli bir film seyredin. ay nooldu diye soran olursa da sonra konuşuruz de geçiştir. hemen ne kendi ne de onun üstüne gitme.

ağlamak istiyorsan da ağla at içinden. ağlamak kötü birşey değildir. stres altındasın, bu stresin etkilerini ne kadar azaltabilirsen azaltmalısın. ağlaman sağlıklı bir bünyen olduğunun habercisidir. bilincin stresi boşaltmak için ağlamanı istiyor, biraz uy ona ve onun istediklerini yap.
0
random blonde
(02.11.08)
hepinize minnettarım.
çok güzel şeyler yazmışsınız.
dün de bir arkadaşımla buluştum hemen ve uzun uzun konuştuk. o da benle benzer bir durumda.

benim çıkmazlarım daha fazla ama. yaş farkı, evli olması vs vs vs. bunlar içimi yeterince acıtıyor zaten. evet dediğiniz gibi o hataları yapmaya beni iten şeyler vardı. yalnızdım, o her akşam karısının yanına giderken ben yalnızdım. ne kadar tapsa da sevse de sonuçta akşam o eve gidiyor işte.

onun da hataları var. bunu görmeye başladım. dünkü kadar kendimi suçlamıyorum.
bütün gece kabuslar gördüm. sabah kalktım ve aradım. sakin bir sesle onunla konuşmak istediğimi söyledim. ki ben telini açmasını bile beklemiyordum çünkü birbirimizin hayatından tamamen çıkmıştık ve gördüğün yerde beni tanıma diyordu dün. ne garip..
1 saat içinde gidicem konuşmaya. iki taraf da yanlışlarını hatalarını dökmeli diycem, yani böyle olmadı hadi kaçalım birbirimizden demekle olmaz ki..

hep benzer şeyler yaşıyoruz aslında değil mi? aldatma, evli biriyle beraber olma, söz verme, söz tutmama.
dün arkadaşım bir şey söyledi.ki çok güzeldi. "her şey çok basit aslında. sana aşıksa seni seviyorsa kalkıp sana gelir. her şey çok basit inan. ve bunun böyle olduğuna inanınca her şey çok kolaylaşıyor."

hep aynı şeyleri yaşıyoruz. sadece isimleri, konumları, görünüşleri değişiyor.

minnettarım hepinize.
0
🌸darkprin
(03.11.08)
arkadaşım, adam evliyse nasıl güzel bir ilişki olabilir ki?

bence hemen bırak onu. bir daha da arkana bakma.

zamanını harcama böyle birisi ile. sonra çok ama çok pişman olursun. ancak giden zaman ve gençliğin geri gelmez. :((

kendini bunları yaşamaya mı layık görüyorsun? senin de düzgün ve özgürce bir ilişki yaşamaya hakkın yok mu?
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
terk edilen hakaret edilen ben oldum yine.
şimdiyse beni hayatından tamamen çıkaracakmış. yüzümü dahi görmek istemiyormuş ve en çok içimi acıtan da karısını -vurguluyorum- BENLE aldattığı için çok iğrençmiş. telafi edecekmiş bunu.
içim çok yanıyor. içim çok acıyor. tamam bir sürü haksızlıklar yaptım ama ben hep 2.kadındım. hep ödün verilen taraftım.
çok kötü hissediyorum. çok kötü. kalbim çok acıyor. bu acı geçer mi? ya da nasıl geçer? anılar beynimde dönüp duruyor. kendimi suçlayıp duruyorum.
bu acı nasıl geçecek?
0
🌸darkprin
(03.11.08)
evli bir adamın seni terketmesine üzülmeni anlamıyorum.

sevinmen lazım. hatalı bir ilişki içindeydim, bir şekilde kurtuldum şükür demen lazım.

bence adam bir başkasını bulmuştur. anladığım kadarıyla rahat bir insan.

lütfen biraz kendine gel. adam tabii ki sana hakaret eder. evli bir adamlar beraber olmayı kabul ediyorsun, ikinci kadın olmayı kabul ediyorsun. bu ilişkiyi daha da sürdürmek istiyorsun.

niye kendine böyle bir ilişki layık gördün??? dünya üzerinde milyonlarca evli olmayan, aklı başında düzgün insan var. bunlarla neden beraber olmak istemiyorsun.

karısını aldatan bir insan sana saygı mı duyacak. bunu bekleyemezsin.
0
mea maxima culpa
(03.11.08)
başkasını bulmak değil de sadece benim yaptığım hataları gördü. bir keresinde yakın bir akrabam "istediğinle birlikte olursun ne var ki. evli o!" dedi.
bu adam beni sevdi. sevdiğine inanıyorum ama mutluluk, coşku, keyif hayatında yeniden beliren bütün güzellikleri ona ben açmışım. yani sırtıma öyle bir yük bindirdi ki ezildim büzüldüm.
dün canımı çok acıttı. evet sayende anladım ki ben eve (karıma) çok iğrençlik yaptım. hem de seninle birlikte olarak yaptım. bunu düzelticem, dedi. çok canım yandı.
farkında diil miydi bunca zamandır yani. ben senleyken karımı aldatmış gibi hissetmiyordum. çünkü sevgiye ihtiyacım vardı ve sevgiyi sende bulmuştum ama sen bana bir sürü yalanlar söyledin söylediklerinin %99.5'i yalan dedi.
kendi açımdan içim çok rahat. şimdi yüzünü bile görmek istemiyorum. seni hayatımdan tamamen kazımalıyım. dedi. bana dair her şeyi yok ediyor hayatında. ben bunu hak edecek ne yaptım? allahaşkına ne yaptım?
her akşam eve koşmasına göz yumdum, bana 2 günlük tatili çok görürken karısını tatile götürmesine göz yumdum, bir türlü gerçekleşmeyen buluşmalarımıza ve öğle aralarına sıkışan buluşmalarımıza göz yumdum.

ben bunu hak edecek ne yaptım?
şimdiyse sanki herkes yalan söylüyormuş, herkesin ilgisi sevgisi sahteymiş gibi geliyor. sanki korkunç bir girdap dünya. ben o noktadayım işte. beni o noktaya getirdi.
0
🌸darkprin
(04.11.08)
@darkpin yazdıklarını okuyorum, ama pek birşey anlamıyorum. karman çorman yazmışsın.

bir kavram kargaşası içindesin. bence otur bir kafanı toparla. gerekirse psikoloğa git. bişiler yap yani.

ahlakçı birisi değilim, başkasını rahatsız etmedikçe herkes istediğini yapsın ama evli bir insanla olmaz. adam ikili bir hayat yaşıyor. bunlar sana söyledikleri, peki eşine ne söylüyor acaba?

bir de çok ciddi bir ilişkiniz yokmuş ki? adam her gün muntazam evine gidiyor, hafta sonu evine gidiyor, ailesi ile tatilini yapıyormuş. seninle de iki arada bir derede görüşüyormuş.

niye kendine böyle bir hayatı layık görüyorsun??? evli ve yalancı bir adamla birlikte çarpık bir ilişki içindeydim demiyorsun da ay benim ne hatam varmış, ben fedakarlık yaptım, niye ayrıldı filan diyorsun. hayretler içindeyim.

böyle bir hayata devam etmek mi istiyorsun? yarım yamalak ve yalan dolu.

o zaman tutmayalım...
0
mea maxima culpa
(04.11.08)
(öncelikle kusura bakmayın belki biraz ağır olacak ve hatta çok da haddim değil ama yine de yazayım dedim) sürekli ben katlandım ben ettim ben bekledim o geceleri karısına gitti demişsiniz ne bekliyordunuz böyle bir adamın kafasından "eveet bu çok çekti çok katlandı yav" diyip size hak vermesini mi? e açıkcası zaten asıl olması gerektiği yer karısının yanıydı adamın, ya da karısından ayrılıp sizin yanınızdı... ikinizi birden idare etti ve siz bilincinde olmanıza rağmen göz yumdunuz, şimdi de sizin canınızı yakmak için böyle cümleler kuruyor umarım farkındasınızdır. doğru düzgün olan bir adam böyle yanlış bir ilişkiden ayrıldıktan sonra bile karşısında bir şeyler paylaştığı birine böyle şeyler demez...kendisi sütten cıkmış ak kaşık olmayan bir insanın karşınızda oturup bunları rahatca söylemesi canınızı baya yakma isteğine dalalet bence işte alın size bu adamın bu ilişkinin yanlış olduğuna dair başka bir örnek. arkadaşınızın dediği de gayet her şeyi açıklıyor eğer sizi seviyorsa size gelirdi... açıkcası ne diyelim bence başından beri hataymış bu ilişki şimdi de yaşadınız gördünüz bence hariika bir şekilde yabaş yavaş geçmişe sünger çekin, bundan sonra da ilişkinizi özgürce yaşayabilceğiniz geceleri yanında uyuyabileceğiniz birilerini hayatınıza alma kararı alın.
0
sleep may be the enemy
(05.11.08)
bütün söylediklerinizde haklısınız. ben "normal" bir ilişki gibi görüp ona göre hatalarımı doğrularımı tartmaya çalışıyordum. bunu anladım.
ama ilişkinin her tarafı eğri. biz birbirimizi çok sevdik. ben en çok onun tarafından sevildim ve korundum şimdiye kadar. sevildim ama sevilmekle olmuyormuş sadece. ne kadar sevse de bırakıp bana gelemedi.
bizim gittikçe ciddileşen bi ilişkimiz vardı ve ciddileştikçe geçmişte yaşadığı deneyimleri "aman şunu yapma aman bunu yapma" diyerek bana yükledi. ezildim. yapmamı korktuğu şeylerin ve bana yüklediği misyonların altında ezildim. ama en çok da karısının ağırlığı altında ezildim. kaç kere söyledim o kadını hayatımda istemiyorum diye. ama noldu? her seferinde olduğu gibi hiç!
bir haftadır her gün konuşuyoruz hala. hala bana karşı suçlamaları devam ediyor. üstelik bununla da sınırlı kalmadı. hakaretlere varan sözler ve attığı iftira da cabası. yapmadığım bişeyi sırf kendi mantığı öyle olması gerektiğini söylediği için yapmışım gibi davranıyor.
kızgınlıktan sinirlenmekten ilişkinin yasını tutamadım daha. şuan yas tutacak halim de yok. her gün bağırış çağırış her gün öfke her gün hakaretler.
ben neyi isteyip neyi istemediğimi görmeye başladım artık. söylediği gibi belki de onun kadar seven ve koruyan birini bulamam kim bilir ama en azından sadece benim olan birini bulabilirim. sinemaya gidebileceğim, saat 6 dan sonra da görebileceğim, sadece bana bakan, benimle olan birini bulabilirim.
daha umutluyum. geçen haftaya göre çok daha fazla umutluyum. bu da hem sizlerin hem de bu bir haftadır yaşadıklarım sayesinde. bana çok şey gösterdiniz. kör olan gözlerimi açtınız, en umutsuz anımda aslında salt hatanın bende olmadığını gösterdiniz.
şuan ne kadar minnettarım anlatamam. eğer vaktinizi ayırıp bunları yazmasaydınız, ben hala onun peşinde sürünüyordum. hem de onca hakarete, onca iftiraya ve küfre rağmen.

@sleep may be the enemy: inan yazdıkların hiç ağır değil.aksine benim görmeye çalışıp da göremediğim her şeyi yazmışsın. hem de en güzel şekilde. benim canımı acıtmak istiyor evet. benim canımı -iftiralarla, suçlamalarla- acıtmaya çalışırken, "evet işte o sahtekar yalancı ve şeytan" diye düşünerek kendini de rahatlatmaya çalışıyor. çünkü benden vazgeçmesi için bunlara inanması lazım. benden vazgeçemediğini hala söylüyor. kaç sefer de vazgeçemedi zaten. bana ettiği tüm hakaretler, iftiralar, suçlamalar zaten kendini rahatlatmak için. eskiden olsa yalvar yakar çürütmeye çalışırdım iddiaları. ama artık yok. artık güçlüyüm ve o ne kadar iğrençleşiyorsa karşımda, ben de onun karşısında o kadar iğrençleşiyorum ve altta kalmıyorum.
yeter artık di mi?

mea maxima culpa, snowflake, sleep may be the enemy ve diğer yorum yazan arkadaşlar..
size olan minnettimi ve borçlu olduğum teşekkürü burya ne kadar yazsam da anlatamam.. insan başkalarına ahkam keserken kendine yardım edemiyormuş. ben bunu yaşadım kendimde. ama sayenizde güçlüyüm yeniden. sakinleştiriciye de ihtiyacım yok valla ;)
çok sağolun.....
0
🌸darkprin
(06.11.08)
@darkpin yazdıklarını okudum da görüyorum ki biraz kendine gelmişsin. inşallah yakın zamanda kendini toparlarsın.

kimsenin ilişkisi hakkında birşey söyleyip yorum yapmak haddimize değil, ancak bir taraf evliyse ve karşı tarafı resmen kullanıyorsa bu sağlıklı bir ilişki değil. kadınlar için bu ömür törpüsünden başka birşey değil. erkekler ne yazık ki kadınların bazı zayıflıklarından yararlanarak böyle bir ilişkiyi sürdürüyorlar. karılarını bırakmayı kesinlikle düşünmemelerine rağmen işte ben karımı sevmiyorum, ayrılcaz zaten diyorlar ama eşinden ayrılanların sayısı üçtür, beştir.

ben şu an seni yargılayıp kötülemiyorum. çünkü böyle bir ilişkinin içine girip kendini kaptırınca artık değer yargılarımız karışıyor, doğru ve yanlışı ayırd edemiyoruz. yaşarken göremiyoruz.

o yüzden sana o adamla konuşmayı bırak. bir kafanı dinle. kendine zaman tanı diyorum. zaten saçma bir ilişkiye kendini kaptırmışsın, şimdi de adam kendini ve dejenere yaşantısını haklı çıkartmak için üstüne geliyor ve sana kendini suçlu hissettirmeye çalışıyor. lütfen onu dinleme artık. dinledikçe batarsın.

hem onunla konuşmaya devam ederek ne elde edeceksin ki? koca bir hiç. kafanı karıştırıp sinirini bozmaktan başka bir şey geçmez eline. adam kendini belli etmiş. karısını bırakmayacak, şimdi de kendini haklı çıkartıp rahatlamak için abuk subuk konuşuyor seninle.

lütfen onunla konuşmayı bırak. zararın neresinden dönersen kardır.

ben evli birisi ile ilişki yaşamadım ama saçma şeyler yaptığım değersiz insanlara çok değer verdiğim oldu. ve yaşadıklarımdan biliyorum ki insan böyle saçma bir ilişkinin içinde olduğu zaman kendini kaptırıyor, ne yaptığının farkına varamıyor,değer yargıları karışıyor. ancak sonraları yahu ne yapmışım ben, nasıl kendimi böyle kaptırmışım. aptal da değilim, nasıl oldu diyor.

lütfen kendini de suçlama. kendini kaptırmışsın. adamın hastalıklı sevgisini gerçek sevgi sanmışsın. o kadar çok sevgiye ihtiyacımız var ki böyle sahtekarlara inanıyoruz.

ve lütfen herşeyin en güzelini hakettiğini bil. hiçbir zaman değersiz insanları hakettiğini düşünme. herşeyiyle sana denk, doğru dürüst bir insanı iste. etrafta milyonlarca insan varken böyle birisiyle neden beraber olmayasın.
0
mea maxima culpa
(06.11.08)
valla çok çok daha iyi durumda olmanıza çok sevindim. Adamın gerçek yüzünün farkına varmanız da çok güzel bundan sonra olması gereken bir tek şey var kazandıklarınızı,çıkardığınız dersleri yanınıza alın ve tamamen o adamı hayatınızdan silin ona ait şeyleri de ayrıca. ararsa açmayın cevap vermeyin görüşmeyin hatta en güzel tabirle "muhattap bile olmayın" yaptığı hataların ağırlığını güya sevdiğini iddaa ettiği kadına yıkmaya çalışan bi herifle daha ne kavganız olabilir ki? fakat dikkatli olun siz de demişsiniz benden vazgeçemez diye, korkum şudur ki siz ilişiğinizi kesince cıldırması daha çok arayıp sorması "aman da nerdesin neden cevaplamıyorsun" diye üstünüze düşmesi. bu vazgeçememe durumu başınıza ilerde dert açmadan böyle bir belayı tekrar başınıza sarmadan güzel ve özgür günlere yelken açın ve kendisini silin sonuçta sizin hayatınız ve ne güzeldir ki hatalar da sizin hatalarınız onun bu kısımlara karışmasına izin vermeyin. sizi kimsenin daha çok sevemeyecek olması fikrine gelince... güldürmesin yahu böyle bir şey kendi içinde çelişiyor, size iftira atarken küfrederken kavga cıkarıp saldırırken nerdeymiş o büyük sevgisi? ya da akşam karısının yanına gittiğinde o büyüüük sevgisi de yanında mıymış allah aşkına... kendisi sanırım hayatına heycanı katmış falan şimdi de sucu size yıkmaya kötü kadınmışsınız gibi görmeye göstermeye çalışıyor.Kadınların aşık olunca yaptıkları hatalar çok çeşitlidir elbet yani
mea maxima culpa ya sonuna kadar katılıyorum bu adamın hastalıklı sevgisi ya da karısı dışında güzel bir şeye sahip olup onu şekillendirme dürtüsünü gerçek sevgiyle karıştırmışsın bence.son olarak dediğim gibi benim önerim kendinize büyük bir iyilik yapmakla başlayın ve bu adamı hemen yok edin, bırakın sizin kötü olduğunuz fikrine kaptırmaya devam etsin küçük dünyasında ve hayatında inandığı şeyleriyle ve yerlerde sürünen değerleriyle ve hergün yalan söylediği zavallı karısıyla mutlu olsun... size bundan sonra bu adamın sahip olacağından çok daha güzel günler düşüyor emin olun... güzel ve özgür aşk(lar) dileğiyle kendinizi üzmeyin...
0
sleep may be the enemy
(06.11.08)
valla sayenizde çok çok iyiyim.
hani bir an gelir, ne konuda olursa olsun "eeeh" dersiniz ve o andan itibaren çabaladığınız önemsediğiniz her ne ise boşverirsiniz. gözünüzdeki değeri kaybediverir. bir eşikten atlarsınız sanki. hah işte ben henüz o eşikte değilim bunu anladım. yani "eeeh" deme noktasına gelmedim henüz.
ama şunu anladım ki artık daha az tahammüllüyüm. yani o bağırıyorsa ben daha çok bağırıyorum ve artık sinirden nerdeysekendimi kaybediyorum. susuyor, bekliyor. sonra arıyor iyi misin diye. bu da bir gelişme.
düşüncelerim değişmedi. sayenizde depresyondan kurtuldum. bunalımdan kurtuldum. bugün güleryüzlüysem, keyifliysem sizin sayenizde.
çok sağolun....
0
🌸darkprin
(11.11.08)
haklıymışsınız. her şey söylediğinizden eksik değilmiş hatta fazlaymış. ama hani o "eeeh" deme noktası var ya..
evet şimdi o noktadayım. çünkü yine hakaret etti 3 kere uyarmama rağmen ağır küfretti, ardından küfrünü haklı çıkarmaya çalıştı özür bile dilemedi.
sonra artık konuşacak hiçbir şeyimiz yok deyip beni suçladı yine.
yine yine ve yine..
ve ben en son o kadar çıldırmışım ki, siktir git! diye bağırıp telefonu kapatmışım. o kadar kendimde değildim ve o kadar bunalmışım.
kendime yeni bir yol çizmem lazım.
ilk olarak da kendime sevdiğim bir yemek ısmarladım. bugün gidip canım yeğenimi görücem ve ardından akşam yazdıklarınızı tek tek bir daha okuycam.
aslında her şey bu kadar basitmiş işte. yok evli ama beni seviyor, seviyor ama bırakamıyor filan gibi şeyler sadece işi karmaşıklaştıran şeylermiş..
0
🌸darkprin
(13.11.08)
lütfen bu adamlar görüşmeyi kesin artık. nasıl şirret ve terbiyesi olmayan birisiymiş ki hala arıyor, sizi küfür ettirecek kadar hala sinirlendirebiliyor.

lütfen biraz kafanızı dinleyin artık. onunla görüşeye devam ettikçe yine aynı şeylerin içinde debeleneceksiniz.

kendinize biraz zaman verin, yani o insan mükemmel ve normal birisi bile olsa arada insanın kendisine biraz zaman vermesi, kendisini dinlemesi gerekiyor. durun bir kendinizi dinleyin.

hayatta ne istiyorsunuz, ne yapabilirsiniz bir bakın.

değişik şeylerle ilgilenin. o adamla ilgili, onu hatırlatacak şeylerle uğraşmayın. hatta ufak bir tatile çıkın hafta sonu. şehir içinde veya şehir dışına. iyi geleceğine eminim.

daha fazla yazmıyorum. gerisi kendi bileceğiniz iş.
0
mea maxima culpa
(13.11.08)
o "eeeeh" noktasına gelmeyi neden bekliyorsunuz yahu o noktaya gelmek sizin çok daha yıprandığınızı gösterir ki beklemeyin eğer bi gün yine o noktada olmadığınızı düşünürseniz yani. artık bırakın o adamla görüşmeyi o hesap böyle konuşarak kapanmıyor demekki görmüş oldunuz. boşverin gitsin... lütfen.
0
sleep may be the enemy
(13.11.08)
şimdi her satırı tek tek okudum tekrar. ağlayarak kimi zaman, kimi zaman fonda "siktir git. sahhhhtekar! yalancıııı!" sözleriyle.
yine aynı terane. biz hala kopamadık. bu güçsüzlüğümden mi, çok mu seviyorum, yoksa bağımlılık mı bilemiyorum.
üstelik bu sefer birini eve aldığımı filan iddia ediyor. oysaki telefon kayıtlarını filan alsak kanıtlıycam.
ama ne şerefsizliğim, ne kaltaklığım, ne iğrençliğim kaldı.

ben bilmiyorum bu halden, bu ilişkiden, bu adamdan kurtulabilir miyim..
artık zaten ona inancım yok ama kendime de inancım yok. bi yandan özlüyorum bir yandan kızıyorum bi yandan söyledikleri ve iftiralarını sindiremiyorum, bir yandan da eziliyorum. her lafına hala susup hala "ben bir şey yapmadım. kanıtlayabilirim" diye iddia ettiğim için.
param olsa psikoloğa gidicem. gücüm cesaretim güvenim olsa karşısına çıkıcam. yok.. hiçbiri yok.
10 gün sonra ufak bi yurtdışı seyahatim var. o güne kadar daha iyi olmam kafamı toplamam lazım.

ama benim kendime artık hiç inancım yok.
0
🌸darkprin
(06.02.09)
(13)

erkek ismi???

f1
biriyle tanıstım,tanıstıgım gibi de ismini unuttum.adıyla hitap etmem gereken durumlar oluyo ve malesef o benim adımı unutmuyor ki aaa bn de unuttum geyigi yapayım.isimler sözlüklerine de baktım cagrısım yapmadı hiçbişey.içinde i,y,f harfleri olan erkek isimleri nelerdir sözlük sakinleri??bi bulduru
biriyle tanıstım,tanıstıgım gibi de ismini unuttum.adıyla hitap etmem gereken durumlar oluyo ve malesef o benim adımı unutmuyor ki aaa bn de unuttum geyigi yapayım.isimler sözlüklerine de baktım cagrısım yapmadı hiçbişey.
içinde i,y,f harfleri olan erkek isimleri nelerdir sözlük sakinleri??bi buldurun yav.
f olmayadabilr emin deilim ama i ve y vardı ve sanırım i'yle başlıyodu.
0
f1
(02.11.08)
inay
ismail (y varmis gibi icinde)
ilkay (unisex gibi sanki)
0
osuruklu
(02.11.08)
surdan bakabilirsiniz.
www.bebek-isimleri.gen.tr
0
pyro clustic flow
(02.11.08)
oyle 3 yil adini bilmeden muhabbet ettigim insan oldu. isin tersi her gordugunde ismimle sesleniyor, muhabbet esnasinda 40 kere adimi telaffuz ediyordu. simdi adini ogrendim ama yillardir gormuyorum adami.

ismi suna benziyodu muhabbetleri pek ise yaramaz. ben olsam bir sekilde isminin yazdigi bir belgeye bakmayaa calisirdim.
"pason var mi? versene bi... ya bu yaldizli dalga her yil yenileniyo mu bendeki eski galiba"
ya da
"kaclisin sen? hadi lan o kadar yasli/genc olamazsin. kimligini gostermezsen inanmam"
gibi.
0
lykos
(02.11.08)
durumu bir arkadasina anlat, sonra ayni ortama girin. bi sekilde muhabbet edin beraber, sonra arkadasiniz "bu arada tanismadik, ben x" diye elini uzatsin adama. adam da adini soyler hayat ne guzel
bu arada 2-3 kez denemisimdir biraz kastirmakla beraber yuzde yuz basarili yontemdir

bir de ortak bi arkadasiniz varsa facebooktan arkadas listesine bakilabilir, gorunce tanidik gelir elbet.
0
fuchuki
(02.11.08)
ya o sana seslendiginde sen de oo hacı naber nassın fln de caktırma.
0
bryan fury
(02.11.08)
ilyas?
0
la traviata
(02.11.08)
"adini unutmusum soyler misin bir daha?" demek bu kadar zor olmamali...
0
lejant
(02.11.08)
ehliyet kimlik benzeri şeylerini iste bir dahaki görüşmede. öğrenci kimliği nasıl ya sizin okulun gibi saçma bir bahane olabilir. ya da bankamatik kartı arkasından banka müşteri hizmetleri numarasını öğrenmek iste. benimkini kaybettim de. işbankası vardır kesin onda.
0
rpmcmurphy
(02.11.08)
adını sormasına sorarım da adımı bilen bi insana kalkıp da pardon unuttum adın neydi dersem ayıp olur gibime geliyo.neyse taktikleri deneyelim.
ilyas,inay,ismail,ilkay değil bu arada=)
0
🌸f1
(02.11.08)
nüfus cüzdanındaki fotoğrafın ne kadar komik çıktığı ile ilgili bir sohbete gir. sonrasında onunkine bak :)
0
jeanluc
(02.11.08)
ben kendi adımı bile zor aklımda tutuyorum. bir de yüzsüzce insanları da unuturum. bir kişiyle binlerce kez tanışma faslına girebiliyorum hatta. merhaba ben random blonde - daha once tanışmıştık ben ahmet - ahmeti unutur hemen. merhaba ben de çok memnun oldum isim neydi - ahmet merhaba ben de şey ee random blonde sizin neydi? böyle gider bu yani bu kadar kasmayın yahu. bir daha görünce arkadaşı benim gibi bende balık hafızası var adın neydi ya diyiverin gitsin. hayır hatırlayacaksınız galba ilyastı galiba ihsandı diye naber ihsan diceksin ne ihsanı ya ben tarik! dicek daha da beter olucak. sorun gitsin. bin kez sorun. sizi seven böyle sevsin, kabullensin değil mi ama.
0
random blonde
(02.11.08)
bir daha karşılaştığınızda, üşütmüşüm ilaç aldım serseme döndüm ya da tansiyonum düştü konuşmakta bile güçlük çekiyorum, bak kaç yıllık arkadaşız adın bile aklıma gelmiyor şu an falan bahanesiyle ismini öğrenmeye çalışın bence.
0
zen spider
(03.11.08)
ben tanıştığım adamların ismini değil yüzünü de unutuyorum, ismini unuttuğum zaman genellikle ortak bir arkadaşımıza çaktırmadan soruyorum, başka türlü gelmiyor aklıma, isim hafızam zaten çok zayıftır ama bu ortak arkadaş konusu epey işe yarar.
birde bu isim unutma mevzusu açıldığında hep aklıma babamın bir arkadaşı gelir, adama babamın aşağı yukarı 15 senelik arkadaşı ama babama hep hakkı diyor.
0
vincenzo
(03.11.08)
(1)

depresif belirtili uyum bozukluğu

stardustbenim
elimdeki bir işle ilgili bilgiye ihtiyacım var. depresif belirtili uyum bozukluğu nedir? ciddi tedavi gerektiren bir rahatsızlık mıdır? sıkça görülen bir şey midir? tecavüz gibi bir travma sonrası ortaya çıkması mümkün müdür?
elimdeki bir işle ilgili bilgiye ihtiyacım var.
depresif belirtili uyum bozukluğu nedir? ciddi tedavi gerektiren bir rahatsızlık mıdır? sıkça görülen bir şey midir? tecavüz gibi bir travma sonrası ortaya çıkması mümkün müdür?
0
stardustbenim
(02.11.08)
aslında depresyon demektir. bipolar bozukluk sonucu olabilir. depresyon ne tedavisi gerektiriyorsa uygulanabilir. malum depresyon çok sıkca görünen birşeydir. bazen tedavi etmeden kendi kendine de geçebilir. uyum da belli durumlara uyum sağlayamamaktan oluşan depresyon rahatsızlığı. örneğin evlilik, ülke dışına taşınmak, yeni okul, yeni iş vs. tecavüz gibi travma sonucunda depresyon, panik atak, hafıza kaybı vb. bir sürü psikolojik sorun ortaya çıkabilir. ama bu uyum sağlanamadığı için denilebilir mi emin değilim. her türlü travma zaten uyum sağlanamayacak aşırı / şok bir durumdur.
0
random blonde
(02.11.08)
(2)

Ae fond kiss soundtrack

ukeladümbelek
soru başlıkta, bu filmin müziklerini arıyorum. Film hintli bir oğlanla irlandalı bir kızın aşkını anlatıyor, genellikle filmde hint ezgili parçalar var. Yıllardır ararım bi bulamadım gitti...
soru başlıkta, bu filmin müziklerini arıyorum. Film hintli bir oğlanla irlandalı bir kızın aşkını anlatıyor, genellikle filmde hint ezgili parçalar var. Yıllardır ararım bi bulamadım gitti...
0
ukeladümbelek
(02.11.08)
Filmin müziklerini George Fenton bestelemiş diye yazıyor. ama film müzikleri albümü piyasaya çıkmadığı için hiçbiryerde bulamadım bende hmm. film bitince çıkış yazılarında kesin şarkılar ve isimleri yazıyordur. tek tek aratıp bulmak dışında bir çözüm bulamadım şuan.
0
random blonde
(02.11.08)
@random blonde teşekkürler
dediğiniz gibi yapayım, cast ekranını tarayım bakayım birşeyler bulabilecek miyim?
0
🌸ukeladümbelek
(02.11.08)
(6)

Üsküdar veya Kadıköy'den Sabancı Müzesine, oradan da Ali Sami Yen'e gidiş?

teritori
Nasıl olur? Yarın için konuşuyorum.
Nasıl olur? Yarın için konuşuyorum.
0
teritori
(01.11.08)
Önce vapurla Kabataş'a geçin. Kabataş'tan 22 ve 25 nolu ve bunların harf kombinasyonlarından oluşan kodlara sahip tüm hatlar Sabancı Müzesi'nin önünden geçiyor. Yani Sarıyer, İstinye tarafına giden herhangi bir otobüse binebilirsiniz. Baltalimanı durağında ya da bir sonraki durakta inebilirsiniz otobüsten. Dönüşte de aynı şekilde Kabataş'a gelip finüküler ile Taksim'e oradan da metro ile Samiyen'e gidebilirsiniz. Ya da Levent otobüsü ile Levent'ten metro ile M.köy'e geçebilirsiniz. Ki sanırım ikinci yol daha kısa sürer.
0
uzunbinik
(02.11.08)
sabancı müzesinden yakın görünüyor sami yen. oradan taksi kaç para tutar acaba?
0
🌸teritori
(02.11.08)
deniz otobuslerine baktım sanırım yarın pazar diye çalışmıyorlar yoksa direk kadıkoyden istinyeye gidebiliyorsunuz sabancının onunde de inerdiniz. yarın pazar sahilde trafik manyak olur büyük ihtimalle o yüzden en azından beşiktaşa geçin motorla uskudardan ordan da sarıyere giden her hangi bir otobuse binin donuşte taksi 20 milyon fln yazar alisamiyene taa ordan trafik de varsa. sanırım yetişmek zorunda falan kalırsam diye soruyorsunuz. ama bi kısa yol var taksiye baltalimanından sağa sapıp armutluya cıkmasını ordan sonra da "yeniyol"a yani leventin arkasındaki yeniyola cıkmasını isticeksiniz yeni yoldan da hemen ali sami yenin oraya 5 dakikada varırsınız o daha ucuz tutabilir.
0
random blonde
(02.11.08)
ben aslında beşiktaştan bile sahil yoluna girmeyi onermem ya beşiktaştan ulusa kaçıp yukarı barbarostan en azından o donuş yolu dediğin armutlu yolundan baltalimanına gitseniz cok daha hayırlı olur. beşiktaştan istinyeye 3 saat trafikte sıkıştıgımı biliyorum cunku abartmış olmiim yarın trafik ne olur bilinmez ama taksiye bayılıp çin işkencesi çekmemeyi yeğlerim.
0
random blonde
(02.11.08)
gitmiyorum arkadaş lanet olsun dali'sine ya!
0
🌸teritori
(02.11.08)
eheh ya haftaiçi bi gün deneyin direk istinyeye deniz otobusu var tarifelerine bakabilirsiniz. hatta bir diğer büsle de geri dönersin super olur. daliye git git süper gala yana geliyor insan =)
0
random blonde
(02.11.08)
(6)

e-book okuma aleti?

pembeli kiz
neydi bunun adi hani e-book yükleyip okunabiliyordu? bir de aranizda kullananlar varsa hangilerini kullaniyorsunuz hangisini tavsiye edersiniz?
neydi bunun adi hani e-book yükleyip okunabiliyordu?
bir de aranizda kullananlar varsa hangilerini kullaniyorsunuz hangisini tavsiye edersiniz?
0
pembeli kiz
(01.11.08)
hmm hiç kullanmadım ama,

en.wikipedia.org
www.bookeen.com

bu linkler belki işine yarayabilir...
0
random blonde
(01.11.08)
(bkz: #14204625)
0
comptrol
(01.11.08)
@random blonde,
@comptrol;

tesekkür ederim. ismi e-book reader imis olur da birgün baskasina lazim olur ismi. fiyati da 200-350 euro arasiymis!
0
🌸pembeli kiz
(01.11.08)
507
(01.11.08)
ben de tam bugün bununla ilgili bakınıyodum denk geldi.. yurtdışından gelen birileri varsa 100 doların altında bulunabiliyor.. hatta müzikti videoydu işine bile girmişler.. ama daha kallavi daha kitap gibi olanları epey pahalı olabiliyor.. Ben sabah epey bi inceledim ve e-book piyasasında daha herşey çok yeni olduğundan çok yüksek fiyatlı olanlarından uzak durmak gerektiğine karar verdim. .Mesela Franklin marka olanlar fiyat ve vaadedilen özellikler açısından umut verici duruyor..

Franklin markalı olanların fiyatları iyi gibi duruyor..
www.amazon.com

Ama backlight özelliği olmayanlara dikkat. .Backlight özelliği olan ise şurda:
www.amazon.com
www.amazon.com

Ama fakat lakin türkiye'de satılabilir olmadığından bence şimdilik hafızası iyi, eli yüzü düzgün bir e-book özellikli mp3/mp4 çalar da işe yarar eğer iş için kullanılmayacaksa..
0
süpermaninkızı
(01.11.08)
teknoses die pişi var.bi program.cok ufak basit bişe.ekrandaki yazıları copy paste yoluyla veriosun sana okuyo.
0
martin_eden
(20.12.08)
(10)

bir cumle ceviri

osuruklu
The reason why I created this blog is that I'd like to share the lecture notes of the courses I attended (bizzat)!yani bizzat girdigim derslerin notlarini koyacagim buraya demek istiyorum. ama zaten "i attended" diyerek bunu soylemis gibi oluyorum. ama sanki bi vurgu yapmak istiyorum gibi orada.bi d
The reason why I created this blog is that I'd like to share the lecture notes of the courses I attended (bizzat)!

yani bizzat girdigim derslerin notlarini koyacagim buraya demek istiyorum. ama zaten "i attended" diyerek bunu soylemis gibi oluyorum. ama sanki bi vurgu yapmak istiyorum gibi orada.

bi de zaten bu blog olaylarina yeniyim. bu theme'leri falan daha da ozellestirme imkanimiz var mi.
0
osuruklu
(01.11.08)
bizzat = personally
0
reeper redeemer
(01.11.08)
"The reason of creating this blog is sharing lecture notes of the courses which I have attended"

böyle olsa daha iyi olmaz mı sanki?
0
light beam
(01.11.08)
I created this blog in order to ..... diye başlasınız?
0
cedilla
(01.11.08)
lightbeam bence olur ama olmasa daha iyi olur; orada which gereksiz, reduced relative clause deniyor bunlara.

www.eslgold.com

reeper redeemer a katilmakla birlikte; I, myself, attended da denilebilir sankim.
0
comptrol
(01.11.08)
The reason of creating this blog is sharing lecture notes of the courses I have attended personally 'de karar kildik o zaman?

guzel oldu guzel. kafam davul oldu. wordpress'i cozmeye calisiyorum, heyecanliyim.
0
🌸osuruklu
(01.11.08)
"I have attended personally" belki doğrudur ama bi garip geldi bana.

bir alternatif daha sunayım (fizikle ilgili olabileceğini tahmin ettim blogun);

"I created this blog in order to share my own lecture notes about physics courses"

fizik değilse de dikkate alma bu cümleyi.
0
light beam
(01.11.08)
is sharing'den is to share daha evla bence degistirmeyin.
0
okuryazar
(01.11.08)
in propria persona
$aka $aka, latinceye gerek yok. "bizzat" diyeceksiniz tam cevirisi 'in person'
ama o da cok agdali garip bi$i oluyor, sanki biri 'sen katilmadin o derslere ki' demis de cevap veriyosunuz.

lectures i attended yeterli olsa da, illa bir seyler demek gerekse ben "lectures i actually attended" derdim.

light beam ve okuyazar'in onerilerine 100% katiliyorum bi de....
0
no avalon
(01.11.08)
herkese tesekkurler, gerekli degisiklikleri yaptim. adam gibi bi hale sokunca herkeslerlen paylasirim siteyi. amme hizmeti babinda.
0
🌸osuruklu
(01.11.08)
hmm ben olsam "The reason of creating this blog is that bla bla" tum bunları atardım ve derdim ki notes from the courses I attended ya da "notes of my courses" fln daha kısa ve kuul bişi =P bi blog açmıssan ve içeriği budur demişsen zaten o blogu açma sebebin o içeriktir bunu ayrıca belirtmeye gerek var mıdır. yanlış değildir ama sexi de değil bence =)

bide nereden blog açtın blogger ise tips-for-new-bloggers.blogspot.com çok işe yarayan şeyler var burada... blogger da değiştiremeyeceğin şey yok neredeyse. ya da template de değişikliğe izin veren bi sistemse. wordpress de süper üye gibi bişey olmadan değişiklik yapılamıyor sanırım.
0
random blonde
(01.11.08)
(8)

Sokak kedisi - Kuduz ihtimali -2

kutuyusuk
daha önce bir sokak kedisi tarafından tırmalandığımı belirtmiştim. bir infeksiyon uzmanıyla konusştum. bana kediyi 10 gün boyunca gözlememi önerdi. ben de dışarı çıkıp kediyi aramaya başladım kediyi ararken aynı kedinin birkaç kişiyi ısırdığını öğrendim. nihayetinde kediyi buldum ve bir kutuya koyup
daha önce bir sokak kedisi tarafından tırmalandığımı belirtmiştim. bir infeksiyon uzmanıyla konusştum. bana kediyi 10 gün boyunca gözlememi önerdi. ben de dışarı çıkıp kediyi aramaya başladım kediyi ararken aynı kedinin birkaç kişiyi ısırdığını öğrendim. nihayetinde kediyi buldum ve bir kutuya koyup gözlem altına almaları için belediye ekiplerine teslim ettim. bu arada kediyi yakalamaya çalışırken elimi ısırdı (daha önce sadece tırmalamıştı) bu ısırık çok sert olmadı. ısırdeğı yer kanamadı. kedinin kuduz olma ihtimali üzerinde duruluyor. benim yine sözlükteki değerli kedi uzmanlarına sormak istediklerim var.

kedi kuduzsa diş geçirmediği yerden kuduz bulaşma ihtimali var mıdır? (ısırdı ama kanatmadı)

hayvan yanına yaklaşanlardan kaçmıyor. ayağının biri hafif sakat zira. insanlardan kaçmaması kuduz olma ihtimali açısından nasıl bir gösterge olabilir?

hayvan kuduz olsa da olmasa da kuduz aşısı olmalı mıyım?

not: kedi eskişehir şehir merkezinde yaşamakta.
0
kutuyusuk
(31.10.08)
kuduz aşısı olmalısın zira olmamakla yüklendiğin risk aşının sana bir zararı olması riskinden fazla.
0
kara kadife
(31.10.08)
lütfen olun ve eğer bu kadar tedirgin oluyorsanız lütfen sokakta tanımadığınız hayvanlarla haşır neşir olmayın.
0
zen spider
(31.10.08)
Kuduz kanla veya zedelenmiş deriden bulaşıyor.
Kaçmamasının da kuduzla alakası olduğunu sanmıyorum.
0
inugard
(31.10.08)
kuduz aşıları artık öyle göbekten yapılmıyor hem aşı olmaktan korkuyorsanız bir devlet hastanesine gidip kuduz aşısı olmak istediğinizi söylüyorsunuz normal grip aşısı gibi koldan yapılıyor size bir kart veriyolar sanırım ilk başta 2 gün arayla daha sonra 3 gün arayla toplamda 5 yada 7 aşı oluyorsunuz.(kuzenimi kedi ısırdı)
0
buffy de vampir sayilir
(31.10.08)
yazdıklarını okuyunca çok üzüldüm.

durup dururken bir kedinin hayatı ile oynamışsın. zaten sokaklarda zor durumda yaşayan kediyi almış rezil etmişsin. hem de sakatmış.

kedinin tek suçu insanlara sokulmasıymış. cana yakınmış ki onu yakalayabilmişsin. sokak kedisini tutup kutuya filan sokmaya çalışırsan ısırmasın da ne yapsın zavallı?

ona yaptığın eziyetle yetinmeyip bir de belediye işcilerine teslim etmişsin. iki gün sonra o kedinin başına neler gelir kimbilir. ölüsünü atarlar bir yere.

sakat ve insanlara dostça yaklaşan bir hayvanı belediyeye teslim ederken vicdanın sızlamadıysa birşey diyemiyorum.

kedilerden de böylesine nefret ediyor ve kuduz olmaktan korkuyorsan ne diye sokaktaki hayvanla oynuyorsun.

hayvanın hayatına maloldun. tebrikler yani.

niye bunları yazdın dersen belediyenin o yetkili dediğin kişilerinin ne kadar çok kedi ve köpek öldürdüklerini okuyorum ben her gün onlarca mailde.

ek olarak hayvanlarla haşır neşir olan bizlerin yazdıklarını da kaale almamışsın, bugün tekrar yazıyorsun. kaale almayacaksan niye yazıyorsun?

sakat hayvan insanlardan kaçmıyor diye kuduz mu olması lazım yani???

öncelikle bir veterinere git mahallende ve sor eskişehirin merkezinde sokak kedileri arasında kuduz var mı diye ondan sonra gidip kediyi belediyeye teslim et.

ben hergün hayvanlarla ilgili bir sürü mail okuyorum mail gruplarında hiçbir kuduz vakası yok? sen nerden kafandan kuduz diye uyduruyorsun anlamadım ki?

ya ne kadar kolaymış bir canı harcamak.
0
mea maxima culpa
(31.10.08)
şu duyuruda kendi adıma kuduzla ilgili hiç yoksa iki üç uzuuun cevap yazmışımdır "kedi ısırdı kuduz olur muyum" tarzı sorulara.
soru sormadan önce, bi arama yapsanız , aklınızdaki "her" soruya cevap bulacaksınız.ama sorup sorup cevap alıp , yazılanları uygulamamak size zevk veriyorsa onu bilemicem tabii.

ayrıca kediyi belediyeye teslim ettiğiniz için tebrik ederim sizi.
hayalinizde ,kedilerin geniş otlak alanlarda koşup oynadığı öpe koklaya bakıldığı güzel barınaklar varsa, ve belediyenin kediyi buralara götürdüğü gibi bir hayal dünyasında yaşıyorsanız,sizi gerçeğe davet etmek isterim. kuvvetle muhtemel , size kendisini sevdirmekten ve tehlike anında kendisini koruma maksatlı tırnaklarını kullanmış olmaktan başka hiç bir günahı olmayan bir hayvanı itlafa gönderdiniz.

iki kere kuduz aşısı oldum. biri , tellere takılmış bir kediyi kurtarmaya çalışırken oldu. hayvan can havliyle ısırdı. gittim paşa paşa oldum aşımı.
diğeri de aç kedileri beslerken olmuştu. mama kapma yarışına girmiş kedilerden biri yanlışlıkla tırmalamıştı elimi. gayet sağlıklı hayvanlardı ama aklımda soru işareti kalmasın diye gidip yine olmuştum aşılarımı.
belediye çağırmadan , hayvanları yakalayıp kutulara tıkmadan , itlaf ekiplerine teslim etmeden.

siz de madem bu kadar pipiriklisiniz , "kuduz ihtimali 18" gibi bir başlık açmadan gidin olun aşılarınızı. bir daha da hiç bir sokak hayvanını "sevmeyin" lütfen. allah aşkına sevmeyin.
0
hickiran karasinek ve uyuyan karinca
(31.10.08)
değerli kedi uzmanları diyorsunuz ama bu uzmanlardan ya da kedi hayvanını tanıyan hiçkimse sizin yapmış olduğunuz hareketi önermedi neden acaba? olun kuduz aşısı da cümle alem rahatlasın bence. o kadar da uzun uzun hepimiz yazdık ben dedim 10 gün gözleyin falan diye enfeksiyon uzmanını bırakın yani. o ısırılan insanları ne zaman ısırmış mesela o insanlar hala yaşıyor mu o insanları neden ısırmış? sizi neden ısırmış? bunları hiç düşünmeden belediyeye teslim etmek inanılmaz. bir de belediyeye yani. bi hayvan barınağına en azından ya da birsürü hasta sokak kedisine gonullu bakan veteriner var, goturmeden direk belediyeye. ne anlıcak acaba belediye. sakatmış diyorsunuz belki de hayvanın biyeri acıyordu siz ilk hayvanı severken de o yüzden tırmalamış olabilir. ısırdığına da inanmıyorum benim iki tane azınca çok daha vahşi olabilen kedim var ısırınca kedi kanrevan içinde kalırsınız oyle dişleme gibi kanatmadan bişey yapıyorsa o ısırmış denemez ki! bence hemen hayvanı götürdüğünüz yere gidip ilgilenin. kuduzsa hemen kan orneği alıp kuduz mu diye öğrenmek çok basit bişey ilk iki günde anlaşılması zor sadece ki o günlerde geçmiş. hayvan eğer! hala yaşıyorsa ve kuduz değilse de hayvanı tekrar ait oldugu ortama salın. birçok hayvan barınağında bedavaya aşısını ve tedavisini yaptırabilirsiniz. veterinerlik fakultelerine vs gidip. madem bu yolu seçtiniz artık borcunuzdur bu bence...
0
random blonde
(31.10.08)
ayrıca kuduz bir hayvan eğer hastalığın son aşamasına gelmiş ve artık tedavi edilemezse (ki tedavisi artık mümkün hayvanda da!) o hayvan yine de öldürülmez, ne yazıkki ölmesi beklenir kapalı bir ortamda. ama gidin belediyelere diin her hangi bi hayvanı götürüp ay bu kuduz gaaalba diye ilk işleri öldürmektir. test bile yapmadan. zaten onlara hayvanı getiren kişinin de onlardan genelde farklı bir düşüncesi olmaz. hayvan düşmanları ve belediye iletişim içinde bugunlere kadar geldik. hemde öyle ilaçla falan uyutarak da öldürmüyorlar. bunu aşınızı olurken uzun uzun düşünün böyle. hangi yöntemi uygulayacaklar acaba diye...
0
random blonde
(31.10.08)
(15)

yalnız ama mutlu?

chaud
yalnız bir insan veya tek başına olmak isteyen birisi dışarıda eğlenmek için ne tür aktivitelere katılabilir ?Mesela sizin milletle çekilmiyor tek başıma paşa paşa yapıorum dediğiniz şeyler var mı?
yalnız bir insan veya tek başına olmak isteyen birisi dışarıda eğlenmek için ne tür aktivitelere katılabilir ?
Mesela sizin milletle çekilmiyor tek başıma paşa paşa yapıorum dediğiniz şeyler var mı?
0
chaud
(30.10.08)
fotoğrafa başlayabilirsin
0
flyalone
(30.10.08)
Evet fotoğraf candır.
0
inugard
(30.10.08)
muzik enstrumani calmak
disarda demissin ama disarda da calinir belki:)

tek basina yapilan sporlar var bir de?

seyahat edilebilir, bu sirada baskalariyla tanismak sana kalmis tabi, belki baskasi seninle tanisir..

son olarak baskalarina yardim edebilirsin, teknik olarak tek basina yapmis oluyorsun..
0
ermanen
(30.10.08)
bisiklet.
0
kurukafa
(30.10.08)
sinemaya tek basina ve hatta salonda kimse olmaksizin izlemek. bu super olur da olmuyor genelde.
0
entrapmen
(30.10.08)
ufak tefek de olsa kırtasiye alışverişi yapmak, yada özellikle dev bi megastora gidip, ikea olur, eskiden metro vardı hala var mı bilmem, bauhaus olur ofis store olur, kabalcı gibi biyer olur, dnr, ya da cağaloğlu tarafları olur, bit pazarı olur, 1 milyoncu olur birsürü karışık ıncık cıncık envai çeşit olan biyere gidip herşeyi karıştırarak deneyerek, altına üstüne bakarak dolaşmak da dolaşmak...

konsere gitmek, sergi açılışlarına gidip bi bardak şarap kapıp alıcıymış gibi bakmak insanları gozlemlemek, sokakta birini kısa sureliğine takip etmek (kalabalık zor oluyor), balık tutmak, imza günlerine gitmek, bi ses kayıt cihazı alıp sokaktaki insanlarla roportaj yapmak, kavun seçmek (milletle en çekilmicek şeydir), bi kursa gitmek, kuş gözlemciliği yapmak, şimdiye kadar milletle yapılan tüm aktiviteleri tekbaşına yapmayı denemek (insan bazen tek başına bişeyler yiyip içmeyi bile özleyebiliyor, bide yanına dergi kitap fln alıp okumak mesela) yaşadığı yerde şimdiye kadar hiç gitmediği turistik ya da tarihi biryere gitmek, koleksiyon yapmak istediği birşeyler toplamak için gezmek (deniz kabuğu olur, shot bardağı olur, hatta biyerlerden ufak tefek yürütülen birşeyler olabilir tuzluk gibi, adrenalinli de olur) trafiğin çok yoğun olmadığı saatlerde toplu taşıma araçlarıyla gezmek, sokak hayvanlarını beslemek, dişiysen kuafore gitmek, erkeksen berbere gidip gazete çay muhabbet yapmak, bir eskiz defteri alıp etrafta gördüklerini karalamak, not almak, extrem sporlarla uğraşmak, lunaparka gitmek, böcek örnekleri toplamak, koşmak koşmak koşmak...

bunların hepsini bir arada yapan manyak bi insan portresi çizdim sanırım ama olsun ^_^
0
random blonde
(30.10.08)
tiyatroya gitmek beni epey oyalardı yalnız dolandığım zamanlar. devlet tiyatroları ve belediye tiyatrolarından bahsediyorum özellikle. biletlerini haftalar önceden alması, oyun gününü beklemesi filan bile bi heyecan unsuruydu. oyunun ardından eserle ilgili yazılmış çizilmiş şeyleri okumak filan da var sonra.
0
peki
(30.10.08)
küçük, keyifli bir kafe bulup kahve-sigara eşliğinde kitap, dergi falan okunabilir, süper olur.
0
kobuzchu kiz
(30.10.08)
düşünmek, yalnızken düşün.
0
naithan
(30.10.08)
sahaf gezer, kitapçida vakit geçirir, bara gider dans eder(erkekse biraz zor ama), sinemaya gider,5-12 kasim arasinda Kısa Film festivaline gider, konsere gider, günübirlik haftasonu turlarina katilir ( yakin yerler), müzeleri gezer...
0
gdduman
(30.10.08)
italyancaya başlayabilirsin. (bkz: yeni başlayanlar için italyanca)
0
hakiki bulut
(30.10.08)
motosiklet kullanmak. virajlı, uzun bir yolda motosiklet kullanmak.
0
kriker
(30.10.08)
otostop.
0
insanimsi
(30.10.08)
kitap okumak ki biriyle yapabilen varsa haber versin.
koşmak veya jogging müzik eşliğinde.
film izlemek ki konuşkan biriyle hiç olmuyor.
kitapçılarda kitap arkası okumak, aylak geçirilecek birkaç saatin varsa ideal.
balık tutmak.
neden ben yalnızım diye hayatını ve çevreni sorgulamak.(neyse:)
0
son nefes
(30.10.08)
herkese çok teşekkür ederim fotoğrafçılık,kuş gözlemciliği ve kafede sigara+kahve+kitap süper gözüküyor.
@random blonde okurken kocaman bi sırıttım sen hiç değişme emi :D
0
🌸chaud
(31.10.08)
(14)

öksürük geçirme?

inkey
yaklaşık bir buçuk iki hafta önce nezle olmuştum. ilaç kullanmayı sevmeyen bi insan olduğumdan doktora gitmeyip, vitamin takviyesi, greyfurt suyu, nane limon derken nezleden kurtuldum. ancak öksürüğüm hala geçmedi bazen böyle boğulucak gibi oluyorum geçmiyor meret. vizelerde yaklaştı sınavlarda öksü
yaklaşık bir buçuk iki hafta önce nezle olmuştum. ilaç kullanmayı sevmeyen bi insan olduğumdan doktora gitmeyip, vitamin takviyesi, greyfurt suyu, nane limon derken nezleden kurtuldum. ancak öksürüğüm hala geçmedi bazen böyle boğulucak gibi oluyorum geçmiyor meret. vizelerde yaklaştı sınavlarda öksüren uyuz insan modunda olup kendimin ve milletin konsantrasyonunu bozmak istemiyorum.

ne yapmam gerekir bu öksürükten kurtulmak için doktora gitmeden, yadımcı olabilecek varsa çok sevinirim.
0
inkey
(30.10.08)
bol bol su iç
0
mutlu muyuz vincent
(30.10.08)
geçmiş olsun öncelikle. boğazlarınızda kızarıklık varsa ve tahriş olmuş gibi hissediyorsanız farenjit olmuş olabilirsiniz. bu durumda antibiyotik yardımcı olabilir ancak nezle tam olarak geçmediyse antibiyotik sakıncalı olabilir. bunun dışında sinecod iyi bir öksürük şurubudur. bunun yanı sıra zencefil + bal + limon karışımı çok etkilidir. kan inceltici bir ilaç kullanıyorsanız bu söylediğim karışımı kullanmayın çünkü zencefilin kan inceltici etkisi vardır. sabah akşam 1 yemek kaşığı keçi boynuzu pekmezi de işe yarayacaktır. birşeylere alerjiniz varsa o da öküsürük yapabilir. bu durumda kafanıza göre tedavi olamazsınız, bir doktora gitmelisiniz. umarım yakında iyileşirsiniz, sağlıklı günler.
0
slevinkelevra
(30.10.08)
koca kari ilaci gibi ama ise yariyor: aktardan cekilmis cörek otu al, balla karistir ac karnina bir tatli kasigi ye. gecer oksurugun.
0
dreamfactory
(30.10.08)
bir çay kaşığı zencefil
bir çay kaşığı zerdeçal
yaklaşık bir çay kaşığı karabiber
varsa kaşığın ucuyla az miktar tarçın ve sahlep
1 tatlı kaşığı çörek otu
balın içinde karıştırılır. sabah öğle akşam... kaşıntı kızarıklık yaparsa doz azaltılır.
0
hepatus
(30.10.08)
karabiberli çorba ve karabiberli çay öksürüğe birebir. gece yatarken ve sabah kalkınca ılık tuzlu suyla gargara yapmak da iyi geliyor.
0
zen spider
(30.10.08)
elma kabuklari ve ayva cekirdeklerini kaynatarak mucizevi bir cay elde edebiliyorsun. bende işe yaramisti. kaynatamam diyorsan ayva dilim dilim yapip yemek de bir cozüm olabiliyor.
0
atmacaged
(30.10.08)
umarım öksürürken ciğerlerinden doğru öksürmüyorsundur. boğulacak gibi oluyorum demişsin eğer nefes darlığı hırıltı vs gibi şeyler varsa kesinlikle doktora görünmeli çünkü ciğerlere bi hastalık yerleşmiş olabilir. ha benimki kuru öksürük boğazımdan sadece diyorsan keydrops ballı limonlu pastil var tamamen doğal hem içindekiler bağışıklığı da güçlendiriyor. kocakarı ilaçları bana iyi gelmiyor mesela hatta ballı karabiberli şeyler boğazıma yapışıp alerjik öksürüğe de neden olabiliyor. bir de kaynatarak içmek ılık, yumuşak birşeyler içildiği için boğaza iyi gelmesi dışında çok da yarar sağlamaz aslında kaynatılınca birçok şey içindeki yararlı maddeleri kaybediyor. b,c ve d vitaminlerine odaklan diyorum. geçmiş olsun.
0
random blonde
(30.10.08)
maasallah herkez bir aktar herkez bir herbalist tebrik ederim vallahi.
0
hellcaraxe
(30.10.08)
yukarida yazilmis mi tam bilmiyorum ama, annem balin uzerine limon sikip yedirirdi gayet iyi gelirdi, daha sonralari pekmez uzerine karabiber yontemini uygulamaya basladi ve oksurugu cok daha hizli gecirdigine defalarca sahit oldum, hatta kendim yasadim, ve ileriki zamanlarda arkadaslarin uzerinde uygulayip olumlu sonuclar aldim.
0
thunderroad
(30.10.08)
bu öksürük göğüsten geliyor. derin nefes alıken hırıltı varsa vakit geçirmeden doktora gitmen gerekir. en iyimseri antibiyotik başlatacak sana.
0
trocero
(30.10.08)
@trocero

ciğerlerimden öksürüyorum ama hırıltı vb şeyler yok yani o kadar da ilaç içicek kadar ciddi bi durumda değilim sanırım sadece öksürüğüm geçmiyor bi türlü, burdaki doğal yolları deneyip geçmezse gitmeyi düşünüyorum doktora. teşekkürler yinede.

@hellcaraxe

tavsiye isteyen benim, arkadaşlarda yazıyor işte onlara niye kızıyorsunuz ki? =)
0
🌸inkey
(30.10.08)
Selam. NE oldu durum, işe yaradı mı hiç biri tavsiyelerden? Kaç gündür bende de öksürük var kuru kesik kesik, balgamsız. Ateşim yok grip değilşim sigara içmiyorum. Cİğerle ilgili sanrıım benim.
0
Cursed Chico
(10.12.11)
cursed chico 3 sene önceki ilan bu yahu =) o zamanlar bol bol su içip, karabiber bal kombosunu denemiştim iyi gelmişti. ama benimki öyle çok ağır bi öksürük değildi, çok rahatsız ediyorsa bi dokttora görünün bence.. geçmiş olsun..
0
🌸inkey
(11.12.11)
Bir üç sene daha geçmiş, olaya bak. Yeni gördüm :) benim de geçti karabiber ıhlamurla balgamları attım. Daha da olmadım. Umarım sende de olmamıştır :)
0
Cursed Chico
(27.10.14)
(6)

Sokak kedisi - Kuduz ihtimali

kutuyusuk
bu soruyu sorduktan tam 48 saat önce sokakta gördüğüm bir kediyi mıncıklayıp sevme dürtüsüyle tahmin edebiledceğiniz gibi kediyi mıncıkladım. sevdim okşadım hatta tırnaklarımla sokak kedisini kaşıdım... neredeyse ısırıcaktım kediyi. hatta severken içime sokasım geldi. neden yaptım bilmiyorum. ama ya
bu soruyu sorduktan tam 48 saat önce sokakta gördüğüm bir kediyi mıncıklayıp sevme dürtüsüyle tahmin edebiledceğiniz gibi kediyi mıncıkladım. sevdim okşadım hatta tırnaklarımla sokak kedisini kaşıdım... neredeyse ısırıcaktım kediyi. hatta severken içime sokasım geldi. neden yaptım bilmiyorum. ama yaptım işte.

şimdi ben bu kediyi severken kedi çok garip hareketler yapmaya başladı. özellikel ellerime odaklandı. patileriyle ellerimi yakalayı ısırmaya çalıştı. ısırdı mı hatırlamıyorum. ama patileriyle ellerimi tırmaladı. tırmalarken kan falan göremedim. ama acıttı diyebilirim.

kediyi sevdikten sonra ellerimi sabunladım. tırnakarımı kesmekse 24 saat sonra aklıma geldi. kedinin hareketlerinin garip olması kedini kuduz olma ihtimalini aklıma getirdi. (kedi hareketlerinden hiç anlamam) acaba kedi kuduz olabilir mi? eğer kuduzsa bana bulaştırmış mıdır? kuduz kesin öldürür mü?

tüm bunlar 2 gündür kafamı inanılmaz meşgul etmekte. birkaç saat önce çıktım dışarı kediyi aradım oralarda mı diye bulamadım. bulsam da aynısından sokaklarda yüzlerce olma ihtimali var. şu paranoyak acize bi yardım edin. ne yapayım şimdi ben?
0
kutuyusuk
(30.10.08)
kanamadıysa bulaşmaz yüksek ihtimal. kuduz değil fiv vardır belki kedide.
0
mortifera
(30.10.08)
beni de gecen gun cirmaladi kedi. kanatti, boyle tirnaklarini gecirdi elime, kendimi zor kurtardim hayvandan :)

bi sey olmadi yani, bak hala burdayim ehehe
0
osuruklu
(30.10.08)
ormanlık arazide falan yaşamıyorsanız, mıncıkladığınız yaban kedisi falan değilse kedinin kuduz olma olasılığı çok düşüktür. bazı kediler fazla mıncıklanmayı sevmiyor, önceleri hoşlarına gitse de sonradan sinirlenip tırmalayabiliyorlar, ilk hedefleri de eller oluyor. bazen bunu oyun amacıyla da yapabiliyorlar.
ellerinizi sabunlayıp yıkadıysanız bir sorun yok.
0
zen spider
(30.10.08)
ne gibi garip hareketler? sadece bu saydıklarınız ise normal kedi hareketleri çünkü.
0
leylak sarabi
(30.10.08)
@leylak şarabına katılıyorum. normal hareketler onlar.

siz onu çok sevince o da oyun oynamaya başlamış sizinle. aha bakın benim elim de tırmık ve diş izi dolu. küçük yavru kedim yaptı az önce.

özellikle şehir merkezlerin kedi ve köpeklerde kuduz hemen hemen hiç yok. o yüzden veteriner kedilerime her yıl yapılması gereken kuduz aşısını yapmaya bile gerek görmüyor.

endişe etmeyin. zaten ısırmamış bile.
0
mea maxima culpa
(30.10.08)
kanamadıysa hiçbirşey olmaz. fiv de kediden insana bulaşan bir virüs değildir. 7 yıl boyunca fiv hastası bir kediye baktım. kedi büyük ihtimalle oyun olarak o hareketleri yapmıştır gibi geliyor bana 2 kedim var daha vahşiler. sokakta 20 ye yakın kedi bakıyoruz artık bakmadığım ellemediğim değişik hastalıklı kedi kalmamıştır. kuduz olan hayvanlar oyle hikayelerdeki gibi bianda delirip ısırıp çılgın gibi saldırmazlar ilk başta yanına yaklaşmanız bile mümkün olmazdı zaten. o saldırgan aşamada olunca hastayken zaten fiziksel olarak çok kolay ayırt edilir salya, gözlerin bugulanmış olması, düzgün yürüyememek vs. Bir ihtimal hani o da var kedi kuduz olmustur daha belirtileri başlamamıştır o zaman sizi ısırırsa olabilir. kediyi 10 gün gözlemlemek tavsiye edilir o zaman. ama tırmıkla bulaşması oldukça zor kuduzun. bir de nerede oturduğunuzu bilmiyorum ama büyük şehirlerde kuduz vakasına artık çok nadir rastlanıyor hatta uzun zamandır duymadım. anca ısırarak ve kanatarak olur zaten. en kötü boyle derisine inecek şekilde sevdiyseniz mantar kapılabilir bir sokak hayvanından o da zaten ertesi gune kabartı şeklinde ellerinizde vs hemen görülürdü olsaydı. korkulacak birşey de değildir bir ilaçla 24 saatte geçer. buraya aklıma gelen her detayı yazdım ki içinizde birşey kalmasın diye. paranoya yapmaya gerek yok, kedileri mıncırmaya devam ama dikkatli dikkatli =)
0
random blonde
(30.10.08)
(7)

Playlist Yenilemesi

jesters cap
Derdim büyük. Tarihimde ilk defa farklı türden bir playlist yenilemesine girişeceğim. Yeni şarkılardan (2000 ve sonrası) oluşan 80-90 şarkılık türkçe ingilizce seyşelce farketmez bir playlist oluşturmak istiyorum. Sizden istediğim bu şahane über süper bir şarkı kesin dinle diyeceğiniz 2000 yılı ve s
Derdim büyük. Tarihimde ilk defa farklı türden bir playlist yenilemesine girişeceğim. Yeni şarkılardan (2000 ve sonrası) oluşan 80-90 şarkılık türkçe ingilizce seyşelce farketmez bir playlist oluşturmak istiyorum.

Sizden istediğim bu şahane über süper bir şarkı kesin dinle diyeceğiniz 2000 yılı ve sonrası çıkmış olan favorilerinizi buraya yazmanız. (şarkı eski olsa da coverlar da kabul)

Yıllardır 70lerden şaşmayıp 90lardan yukarı çıkmamış bencağızın merakına yardımcı olunuz :)

edit: bir süre üstte durabilir mi bu başlık :)
0
jesters cap
(30.10.08)
yabancılardan aklıma ilk gelenleri yazayım. bi de bence sevdiğiniz müzik türünü yazarsanız daha spesifik öneriler gelebilir.

boulevard of broken dreams - green day
wonderwall - oasis
breakaway - kelly clarkson
karma police - radiohead
snow(hey oh) - red hot chili peppers
0
inkey
(30.10.08)
teritori
(30.10.08)
@inkey. şarkıların 2000 ve sonrası yapımı olması gerekiyor. wonderwall 95 karma police 97 çıkışlı mesela. bu 2000 kuralını bilerek koydum yoksa geri dönecem eski playlistin bir versiyonuna.

ayrıca bilerek sevdiğim grup tür vs. söylemiyorum ki başka türlerden de güzel şarkılar görebileyim :)
0
🌸jesters cap
(30.10.08)
cold war kids - "hang me up to dry"
chris cornell - "billy jean" ( cover)
dave matthews band- "mother father"
looper - "mondo 77"
this mortal coil- "song to the siren"
johnny cash - "one" ( cover9
0
dreamfactory
(30.10.08)
dido - life for rent
deftones - mein
buckethead - we are one
system of a down - toxicity, chop suey
rammstein - keine lust
vega - yok
queens of the stoneage - go with the flow, no one knows
beck - everybody's gotta learn sometimes
fair to midland - kyla cries cologne
0
thefalloftekin
(30.10.08)
son zamanlarda neler dinliyorum...
www.last.fm
hepsini öneririm. özellikle playlistimdekileri.

ayrıca last fm yeni yeni bişiler keşvetmek konusunda adamı delirticek kadar tatmin edebiliyor, arkadaşların son keşiflerine bakılabiliyor, sizinle aynı şeyleri dinleyen dunyadan bisürü insanın listelerine bakabiliyorsunuz vsvs...
0
random blonde
(30.10.08)
daft punk - "aerodynamic" (aslında discovery albümünün tümü de xD)
jamiroquai - "runaway"
the dandy warhols - "bohemian like you"
eagles of death metal - "don't speak"
martin solveig - "jealousy"
the chemical brothers - "do it again"

şimdi playliste baktım da bende de hep eski şarkılar varmış bunları çıkardım beyyle
0
yuto
(30.10.08)
(2)

kanal karışması

kibritsuyu
kablo tv kullanıyorum. bu uydu değişiminden sonra kanalların yeri değişti ya. ankara'da kanal d'nin kablo tv frekansı ile, kanal 7'nin karasal yayın frekansı aynı mıdır nedir kanal d izlerken görüntü sürekli dalgalanıyor (arkadaki anten fişini çıkarınca kanal 7 çıkıyor). yani artık kablonun kendisi
kablo tv kullanıyorum. bu uydu değişiminden sonra kanalların yeri değişti ya. ankara'da kanal d'nin kablo tv frekansı ile, kanal 7'nin karasal yayın frekansı aynı mıdır nedir kanal d izlerken görüntü sürekli dalgalanıyor (arkadaki anten fişini çıkarınca kanal 7 çıkıyor). yani artık kablonun kendisi mi, yoksa televizyonun koaksiyel girişi mi neresiyse anten vazifesi yapıp kanal 7'yi de çekiyor ve kablo tv'deki kanal d sinyali ile karıştırıyor. değişmeden önce de trt 1 ile gimsa diye bir kanal karışıyordu, dalgalı dalgalı seyrediyodruk ama çok seyretmediğimizden sorun olmuyordu. kanal d çok izleniyor ve rahatsız ediyor. anten kablosu, kablo tv'cilerin geritip döşediği kablo. ucuna da siyah koaksiyel jak takmışlar. var mıdır şu öteki karasak sinyali engelleyip temiz temiz seyretmenin yolu?
0
kibritsuyu
(28.10.08)
Valla bizdeki 2 televizyonda da dediğin sorun oluyor ancak çok çok küçük düzeyde. İnce ayar yaptığını var sayıyoruz tabi. O zaman bile düzelmiyorsa kablo tv'nin servis hattı gibi bişeyi vardı orayı arayıp soruver en temizi.

Bu arada tüm kanalları ayarladıktan sonra bi baktım birkaç tanesi yer değiştirmiş. Hala oturtamadılar be...
0
inugard
(28.10.08)
bende eskiden tntnin uzerine trt4 biniyordu şimdi de starın uzerine fox biniyor. eskiden kablolu yayın kablosunu cıkarıp havadan alınca tnt yi daha net oluodu sırf ona oyle frekans ayarlamıştım. kanal d den emin dilm ama bazı kanallar bikaç farklı frekansdan çıkıyor denemek lazım ama kablolu tvcilerin hiç birşey yapmayacağına eminim. hani isteseler bu kanalların yeri de değişmezdi ki adamlar uydudan aldıklarını çatadanak gonderiyor işte okadar. boyle tvnin havadan yayın çekme kabiliyetini sokup fln sıfırlarsan anca oyle olabilir de yazık gunah tv ye de
0
random blonde
(28.10.08)
(2)

Hastalik / Grip, Nezle, Soguk Alginligi / Sauna, Spa, Spor yapmak

ermanen
Ana sorum su: Sauna ve spa; grip, nezle veya soguk alginligi olan birine iyi gelir mi ve bunlarin olusumunu engelleyebilir mi?ikinci sorum:hastayken veya hastalik baslangicinda (grip baslangici diyelim mesela) spor yapmak iyi gelebilir mi hic? Vucut daha cok yorulur daha kotu oluruz gibi geliyor am
Ana sorum su:

Sauna ve spa; grip, nezle veya soguk alginligi olan birine iyi gelir mi ve bunlarin olusumunu engelleyebilir mi?

ikinci sorum:

hastayken veya hastalik baslangicinda (grip baslangici diyelim mesela) spor yapmak iyi gelebilir mi hic? Vucut daha cok yorulur daha kotu oluruz gibi geliyor ama bir yandan da isiniyoruz, isleyen demir pas tutmaz falan derken uclem de kaldim..
0
ermanen
(28.10.08)
sauna terlettiği için soğuk algınlığına az da olsa iyi gelebilir ama sonrasında sıcak havadab soğuk havaya geçtiğinde ambele ederek bu faydasından çok zararı da dokunur heralde.

o süreci egale edersen belki...
0
mortifera
(28.10.08)
Grip başlangıcı varsa bikere ilaca başlamak bile gerekebilir. Çünkü o virüs çoktan bağışıklık sisteminden geçmiş demektir. bunyeyi fazla yormamak lazım. Bir de Keydrops ballı limonlu pastil kullanıyorum ben. İçeriğinde bulunan Limon Yağı sayesinde grip ve soğuk algınlığına karşı koruyucu özelliği vardır. Yüksek miktarda C Vitamini içermesi sebebi ile vücut direncini arttırıcı etkiye sahiptir.

sauna ve spalar konusunda da sıcak tabii ki iyi gelir ama iyi bir sauna ve spa olmalısını öneriyorum. birçok insanın gittiği, hava devir daiminin olmadığı sıcak hava dolu bi mekan genelde mikrop yuvasıdır söliim.
0
random blonde
(28.10.08)
(3)

lustral ve risperdal

sayfa
arkadaşlar depresyon teşhisi sonucu bu ilaçları verdi doktorum. merak ettiğim uzun süreli kullanımda oluşabilecek sorunlar nelerdir?ayrıca uykusuzluk yaptı, bu durum geçici mi ? kilo aldırır mı?
arkadaşlar depresyon teşhisi sonucu bu ilaçları verdi doktorum. merak ettiğim uzun süreli kullanımda oluşabilecek sorunlar nelerdir?

ayrıca uykusuzluk yaptı, bu durum geçici mi ? kilo aldırır mı?
0
sayfa
(28.10.08)
lustral terletir, ilk hafta heyecanvari bir rahatsızlık yaratır. uyku problemi yapabilir. sabah erken saatte alacaksın.
0
mortifera
(28.10.08)
lustralın aşırı bir yan etkisini duymadım ama risperdal doğru zamandan alınmassa uykusuzluk yapabilir. baş dönmesi, görme bozukluğu olabilir. genelde uyumadan 2 saat once alınmalıdır. iki ilacın da etkileri birbirine benzemekde aslında doktorunuz bu ilaçları hangi sıklıkla almanız konusunda birşeyler demiş olmalı. birlikte almanız ya da almamanız.

ayrıca tedavide bir ilacın kullanılması öneriliyorsa belli bir süre boyunca genelde yarıda kesmek iyi sonuç vermeyebiliyor. özellikle lustral kullananlardan bildiğim kadarıyla. lustral panik atak tedavisinde de sıklıkla kullanılır. yan etkiler de her bünyeye gore değişmekte. aşırı bir yan etki görürseniz doktorunuza başvurup başka bir ilaç vermesini istiyebilirsiniz.

kişisel görüşüm olarak uzun süre kullanılan tüm depresyon ve panik atak ilaçları bir süre sonra bağımlılık yapmaktadır ve kilo aldırır. panik atak tedavisi goren bir yakınım genelde kendini iyi hissettiği gunlerde ilaç almıyordu mesela. ama dediğim gibi uzun sure kullanılan bir ilaç pat diye bırakılırsa bunyede geri repkiye yol açabiliyor.
0
random blonde
(28.10.08)
bu söyleyeceklerim herkes için -ELBETTE- geçerli değildir.(+doktor değilim)

lustral: iştahı kapatır, uyku ihtiyacını azaltır, moral durumunu yükseltir, aktiviteyi arttırır (cinsel akt. için bişey diyemicem)

risperdal: uyutur, uyutur, uyutur. baş ağrısı yapar (tamamen kişisel) kilo aldırır, kendi grubunda kilo aldırma potansiyeli açısından bakıldığında alttan 3. falanmış gerçi. neyse, uyutur.

uzun süreli kullanımdaki sorunlarla ilgili doktorunun sana bilgi vermiş olması gerek,vermediyse de sor, o burdaki her hangi birinden daha bilgilidir (umarım). zaten bu ilaçları verdiyse en geç bir iki hafta içinde görüşmeniz gerektiğini de eklemiştir. bi dahakine sorarsın olmadı.
o bu değil de sözlükte bunların başlıklarından bakabilirsin, deneyenler yazmış bi sürü.
0
ahandanick
(28.10.08)
(3)

kapanıp duran aytuns

ahandanick
son bir haftadır mucbir sebeplerden ötürü itunes kullanmaya başladım. (8.0) ilk yüklediğimde bi süre sorunsuz çalıştı, sonra arada hata verip kapanmaya başladı (saydım hatta bir saat falan sürüyordu) şimdi ise kafasına göre 30 saniye ile 3 dakika arasında değişen sürelerde hata veriyor, nedir bu şim
son bir haftadır mucbir sebeplerden ötürü itunes kullanmaya başladım. (8.0) ilk yüklediğimde bi süre sorunsuz çalıştı, sonra arada hata verip kapanmaya başladı (saydım hatta bir saat falan sürüyordu) şimdi ise kafasına göre 30 saniye ile 3 dakika arasında değişen sürelerde hata veriyor, nedir bu şimdi ?
ne yapmam lazım ? (lütfen sil yeniden kur demeyin, berbat durumda olan şarkı taglerimi düzenlemek için yırtınıyorum gecelerdir.)
0
ahandanick
(28.10.08)
genelde itunes kullanmıyorum ama silip yeniden kurarsan libraryni kaybetmessin diye biliyorum. Biyerlerden libraryini kaydedebiliyordun bilgisayarına. bu arada ben berbat durumda olan taglerimi duzeltmek icin MusicBrainz Picard ve Multi ID3 Tag Editor kullanıyorum genelde super hızlı ve sonik oluyor herşey. quicktime ve itunes benim bilgisayarıma bitürlü uyum sağlayamadı zaten eh...

discussions.apple.com belki buralardan da benzer bi hata üzerinden cevap bulabilirsin. hata raporunda tam olarak ne dediğine de bakmak lazım.
0
random blonde
(28.10.08)
ayarlarınızdan kullanmadığınız özellikleri çıkarın sidebar'da durmasın:
genius, podcast, tvshows, itunes store falan. onlardan kaynaklanıyor olabilir gibi geldi bir an. özellikle genius. ayrıca tag'leriniz değişmez programı silince. program ekle kaldır'dan repair yapmayı deneyin en kötü. bi'şeyler yapın durmayın!!!1 :p
0
insensitive
(28.10.08)
sarkilarin tag'lerine bir sey olmaz, tekrar yükleyebilirsin. itunes kutuphanesindeki dosyalari, belgelerim'e ekledigi klasorune kopyalar, yaptigin degisiklikler program uzerinde degil, mevcut dosya'nin uzerine kaydedilir.
0
turkish tekila
(28.10.08)
(9)

spor & sigara

cgcore
hem sigara kullanıp hem de spor yapanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?sigara içen birisinin, nefesi yettiğince spor yapmaya çalışması ne kadar mantıklı? spordan kasıt düzenli yapılanı tabi. ara sıra zevkine yapılan halı saha, basket maçları gibi değil. yani bu sigara içen bireyin haftada 3-5 gün koşma
hem sigara kullanıp hem de spor yapanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
sigara içen birisinin, nefesi yettiğince spor yapmaya çalışması ne kadar mantıklı? spordan kasıt düzenli yapılanı tabi. ara sıra zevkine yapılan halı saha, basket maçları gibi değil. yani bu sigara içen bireyin haftada 3-5 gün koşması, şınav-mekik çekmesi vs caiz midir? kötünün iyisi durumu mu oluyor?
0
cgcore
(28.10.08)
hmm simdi soyle bizim okulda bile ki bizim okul spor akademisi oluyor. hayvan gibi antremanlarimiz, spor faaliyetlerimiz bilimum aktivitelerimiz olmasina ragmen ogrencilerin yuzde 70 i sigara iciyor. hatta birakin ogrencileri hocalarimiz bile iciyor. iyi bir kondisyonunuz varsa sizi fazla zorlamiyor sigara icmek. tabiki aslinda iyi degil hem spor yapip hem sigara icmek. ama eger imkaniniz varsa yavas yavas azaltmayi deneyin. bu sayede sporunuzu daha rahat yapabilir akcigerinizi bir guzel temizlersiniz.
benim dusuncemi sorarsaniz size bir dakika durmayin hemen birakin derim sigarayi. her seye zarar bu bok.
0
hollandabocegiilesevismek
(28.10.08)
ilerisini bilmem ama şimdiki zaman için engel teşkil etmiyor. bilemem kişiden kişiye değişir mi. düzenli spor yapıyorum. yaz aylarında 1-1.5 aylık aradan sonra tekrar başlandığında ufak tefek nefes sorunları oluyor. sanırım spor yaparken ciğerinizden atabiliyosunuz. ama ara verip spora başlandığında atması kolay olmuyor. en iyisi içmemek tabi.
0
kopuk ucurtma
(28.10.08)
ermanen
(28.10.08)
mentollu içip nefes açanı da var.
0
random blonde
(28.10.08)
noiz
(28.10.08)
bu konunun en önemli örneği paul gascoignedir. futbol oynadığı süre içerisinde her gün iki paket sigara içtiğini belirtti. tabii bu açıklamadan sonra futbol hayatı sona erdi orası ayrı bir konu.
0
galler prensi
(28.10.08)
spor yapan biri için sigara içmek normal bi insana göre bünyeye daha çok zarar veriyormuş. spor yapan birinin akcigerleri normalden daha fazla oksijen ihtiyacı hissederken ve nefesi daha verimli kullanmaya çalışırken, sigara dumanını da daha verimli(!) bir şekilde vucuduna alıyormuş. özellikle spordan hemen sonra vucudun ve kasların yorgun ve oksijen ihtiyacı en üst seviyesinde olduğu anda içilen sigaranın kötü etkilerini çok daha arttırmış oluyorsunuz.
mantıklı gibi gelmişti bana duyduğumda.
0
hayo
(28.10.08)
olur ama performansın düşer. mehter takımı gibi ilerlersin.
sigara içip spor yapmamaktan daha iyi haliyle.
0
arnold schwarzeneger
(28.10.08)
swallowed arsenic
(28.10.08)
(3)

max payne ve herşey çok güzel olucak afiş yüksek çözünürlük

imparatorolmayikolaymisandin
bu 2 filmin afişi ni bastırcam da internet de gezi yaptım mamafih bulamadım nereler de bulabilirim yüksek çözünürlüğünü bilen var mı dır ?
bu 2 filmin afişi ni bastırcam da internet de gezi yaptım mamafih bulamadım nereler de bulabilirim yüksek çözünürlüğünü bilen var mı dır ?
0
imparatorolmayikolaymisandin
(28.10.08)
outnow.ch
www.e-posters.ru ($10 ayda ama baya büyükler)
www.movieposterdb.com
www.movieposterdb.com

onun dışında divxplanet forumlarına bakabilirsin.
0
random blonde
(28.10.08)
Bunu bulabildim Max Payne için;

www.filmschoolrejects.com

deviantart üzerinden 1-2 posteri daha varmış filmin ama silmişler. Belki web archive den falan bir şeyler bulunabilir. Google görsellerde max payne + başka bi anahtar kelime yazıp büyük görselleri getir ya da large images falan derseniz bişeyler daha bulabiliyorsunuz ama herşey çok güzel olacak çok zor bulunur sanırım, ki bulamadım da.
0
colonizer
(28.10.08)
max payne'i sinema dergisi veriyor bu ay.
0
sallayancay
(28.10.08)
(4)

webcam tepki süresi

bloodrayne
Başlıktan da anlaşılacağı gibi webcam'lerin tepki süresini merak ediyorum.İnternetten biraz araştırdım ama yeterli bi bilgi edinemedim.Ortalama bi değer verebilecek olan var mıdır acaba?
Başlıktan da anlaşılacağı gibi webcam'lerin tepki süresini merak ediyorum.İnternetten biraz araştırdım ama yeterli bi bilgi edinemedim.Ortalama bi değer verebilecek olan var mıdır acaba?
0
bloodrayne
(28.10.08)
iki tarafın da internet bağlantısına gore değişir. interneti yavaş olan tarafta daha geç görüntü alınır. ya da interneti yavaş olan daha geç de görüntüyü yollayabilir. uopload download stream meselesi yani. örneğin benim 2mb baglantım var ve genelde birine msnden webcam talebi gonderdiğimde 5 sn en az bekliyorum. ama mesela msn yerine başka bir programdan örneğin mercuryden bağlanan arkadaşımın görüntüsü kırk saat bana gelmeyebiliyor ya da binlerce kez hata verebiliyor. internete bağlanmadan ise bi webcam kendi programından açtığımızda genelde çatadanak görüntüyü gosterir. çok dandik bişeyse bilgisayar falan da yavaşsa o zaman da boyle bikaç saniye sonra görüntü görülebilir. çok belirsiz kime gore neye gore diye bi cevap veriorum süper yani.
0
random blonde
(28.10.08)
ya ben internet üzerinden kullanmıyacam.Bi proje başlama aşamasındayız.Webcam kullanma ihtimalimiz çok yüksek.Yaptığımız hareketlerin ne kadar eş zamanlı olduğunu öğrenmek istiyrum sadece.Milisaniye cinsinden :D
0
🌸bloodrayne
(28.10.08)
ozaman kullanacağınız web camin özelliklerine göre değişir o. bazısı var tıktıktık bazısı var kaymak gibi gösteriyor. markasını fln bi aratmak lazım.
0
random blonde
(28.10.08)
ben de bir proje içerisindeyim. teleskobu ccd kamera yerine web-cam ile entegre edicem. bunun için bazı dökümanlar araştırıyorum netten, bulursam paylaşırım. gerçi benim yapacağım iş spektrum ile ilgili olduğundan hareket kabiliyeti çok önemli değil ama illa ki dökümanların arasında bununla ilgili bir bilgi de mevcuttur.
0
deckard
(28.10.08)
(6)

fotografcılıkla ilgili yardım istiyorum

samaras8
fotografa cok buyuk bi ilgim var elimden geldigince guzel resimler cekiyorum(tabi bence guzel)bi arkadasım askere gittiginden elindeki bi dslr makineyi 5 ayı askın bi sure sahiplenicemdaha once amator sekilde digital makine ile cekiyodumaz cok bişiler arastırdıgım icinde biliyorum enstantane,diyafra
fotografa cok buyuk bi ilgim var elimden geldigince guzel resimler cekiyorum(tabi bence guzel)
bi arkadasım askere gittiginden elindeki bi dslr makineyi 5 ayı askın bi sure sahiplenicem
daha once amator sekilde digital makine ile cekiyodum
az cok bişiler arastırdıgım icinde biliyorum enstantane,diyafram,iso(aslında hepside bu kadar)
şimdi oncelikle bir makineyi kullanmayı ayarları nerden nasıl yapılır onu ogrenmek
ve guzel resimler icin hangi ayarları yapmam lazım bunları ogrenmek istiyorum

sonuc olarak makineyi kullanmak icin internetten kullanın kılavuzunu inceliycem sanırsam ama diğer sık icin temel fotograf dersi ogrenmek istiyorum
internet uzerinden evimde okuyup bilgilenme tarzında
nerden nasıl yapabilirim.(guzel anlatımlı bi kitap yada interaktif cd dvd vsde olabilir.)
yada varsa bilen eden bi arkadas derseki ben sana gosterir ogretirim bulusalım goruselim

yardımlarınız icin cok cok tesekkurler...
0
samaras8
(28.10.08)
uzmantv.com'un fotoğraf bölümünde biraz yüzeysel de olsa güzel videolar var. manzara nasıl çekilir falan diye konu başlıkları var.
0
hububrad
(28.10.08)
deneme yanılma her zaman en iyi yöntemdir fotoğrafçılıkta ilerlemek için. mesela internet üzerinde insanlar böyle bilgileri paylaşıyor şu şu ayarlarla şu şu ışıkta çektim deyip fotoyu gösteriyor vb. tabi ingilizce lazım. bunlar incelenebilir.
0
blackdog
(28.10.08)
www.eksiduyuru.com
zamanim olsa anlatirdim ama pek de yok gibi.. ama yine de irtibata gecebilirsiniz mesaj atarak..
0
paradoxical
(28.10.08)
bol bol usta fotoğrafçıların çalışmalarınada göz at. teknik bilginin yanında kadraj bilgiside çok önemlidir. bide çok klişe ama bol fotoğraf çek yanından ayırma makinayı...
0
la grande
(28.10.08)
genelde mantık tekdir. çektiğin konuya göre ayar yaparsın. resmin güzel çıkması görecelidir. enstantane diyafram ne işe yarıyor biliyorsan mesela. filme ne kadar ışık düşmesiyle alakalı aslında bi de netlemek... herşey. örneğin bisikletçiler geçerken çok net çıksınlar istiyorsan enstantaneyi kısa tutarsın diyafram kısa süre açık kalır ve ışık da az gelir. flashın yoksa karanlıkda hiçbirşey çıkmayabilir. güneş dik gelirken genelde tüm tonların kontrastı fazla cıkar ya da yine diyafram cok acık olursa resim bu sefer de çok parlak çıkar. aynı şekilde akşamüstü yarı aydınlık bi ortamda foto çekiyorsan bu sefer de tam tersi çok ışık girmesi gerekir mercekten. ama kamera sabit durmalıdır falan. boyle gece bırak diyaframı açık karşısına geç ışıkla havaya yazı yaz fotoda yazdıgın şey cıkar sen görünmessin o derece yani. fotokritik diye bi site vardı hala vardır orda bi sürü pro fotorafçı vardır. deneme yanılma, oraya da çektiklerini yollayıp doğru durust yorumlar alabilirsin. kadraj ise resimden bildiğim kadarıyla en gusel çektiğin kompozisyonda 3gen bi etki yaratmaya bakar. ön arka ilişkisi, ışığın ve gölgenin düştüğü yerler, boşluklar doluluklar...
0
random blonde
(28.10.08)
bir de, fotokritige girip de yanilmayin sakin.. %95 yalan yanlis seyler var orda (okudum hepsini evet)
ve genelde de insanlar egosunu sisirmek icin takilirlar orda..
simdi bu yazacagim yaziyi tamamen amme hizmeti olsun diye yaziyorum, tamamiyle kisisel tecrubelerim dogrultusunda bildiklerimi anlatacagim, biraz uzun olacak..
arada eksik yanlis falan olursa tamamlansin isterim efenim.

neyse, temel olarak ogrenilmesi gereken, iso - enstantane - diyafram uyumudur. (diger ayrintilari da bunlari inceledikten sonra irdeleyebiliriz)
bu ucunun kombinasyonunu tam tutturdugunuzda uygun pozlamayla fotograf cekebilirsiniz.
pozlama, fotografin gereginden karanlik ya da gereginden aydinlik olmamasini saglar. pozlama, pozometre ile yapilir. orn. canon'da pozometre, -2..1..0..1..+2 seklinde gosterilir ve rakam-noktalarin altinda bir cubuk vardir. bu cubuk, sifir'in altindayken pozlamayi dogru yaptiginiz anlarsiniz.
peki bu dogru fotografi cektiginiz anlamina mi gelir? genellikle evet. ne cekmek istediginize gore degisir tabi.
* iso nerelerde etkindir?
uygun isigin oldugu yerlerde, dusuk iso kullanmak en uygunudur. temiz isikla temiz fotograf elde etmenizi saglar. uygun isikta yuksek iso kullanmak, fotografa gereksiz bir kirlilik getirecektir.
yetersiz isikta, yuksek iso kullanmak makuldur. iso, yukseldikce renk dengesinde kaymalar olur. bunu anlamanin en kolay yolu, yuksek iso ile cekilmis bir fotograftaki siyah bolgeye yakindan bakmaktir. minik kirmizi, mavi ve yesil noktaciklari gormek mumkun olacaktir. bu kirlilik, gozle gorunur hale geldiginde acaip bir rahatsizlik verir insana..
peki gece niye iso'yu yukseltiriz?
en basta belirttigim gibi iso-diyafram-enstantane birbirine bagli olculerdir. isoyu yukseltmek, enstantaneyi istedigimiz orana veya buna yakin bir noktaya cikarmamiza yardimci olur.
ornegin, konserdeyiz, kapali ortamdayiz ve isik yetersiz.
fotografi 100 iso, 40 enstantane, 4.5 diyafram ile cektik ve fotografta sarsintilar meydana geldiginden, net bir fotograf elde edemedik.
fakat, diyelim ki iso'yu 500'e cikardik, o zaman enstantane degerimiz biraz daha artacaktir, atiyorum 500 iso, 90 enstantane, 4.5 diyafram degerine sahip bir fotograf cekecektik ve makinemiz daha az sarsilacakti.
iso'yu biraz daha artiralim,
1600 iso, 200 enstantane, 4.5 diyaframla, neredeyse sarsintisiz net bir fotograf elde edebiliriz.
iso, isiga duyarlilik olarak ifade edilebilir. dusuk iso, dusuk duyarlilik, yuksek iso da yuksek duyarlilik olarak belirtilebilir. iso'nun dusuk ya da yuksek olmasi, diyafram ve enstantaneyi direkt olarak etkilemektedir. bu uc degerin birbirini kalibre etmesi icin en uygun rakamlar secilmelidir (bu da pozometremiz sayesinde olur)
-iso - sensor - noise iliskisi
dedik ki iso yukseldikce "noise" dedigimiz kirlilik artar. (hadi ornek de verelim tam olsun,
bu, nikon d200'un min. iso'daki noise ornegi, (100 iso)
a.img-dpreview.com
bu da, nikon d200'un max. iso'daki noise ornegi: (3200 iso)
a.img-dpreview.com
aradaki fark ne kadar yuksek degil mi?
burada sensorleri de inceleyelim, populer dslr'larda iki farkli sensor kullaniliyor, ccd ve cmos.
noise bakimindan cmos sensorler daha basarilidir ve canon - nikon ikilisinden gidersek, canon kendi gelistirdigi cmos sensorleri kullanir. bu bakimdan noise oranlarinda canon daha basarilidir. nikon, ccd sensor kullandigi icin noise orani daha yuksek.
ahan da bu, canon eos 40d'nin min. iso'daki noise ornegi; (100iso)
a.img-dpreview.com
bu da max. iso'daki noise ornegi;
a.img-dpreview.com
tabi burada "noise reduction" dedigimiz faktor devreye giriyor ki canon bu konuda gercekten basarili.

* enstantane nerelerde etkindir?
slr ve dslr makineler en gelismis enstantane sistemine sahiptir. teknik olarak minimum enstantane 30 saniyedir. ayni zamanda "b" (Bulb) denen bir mod vardir, bu parmaginiz deklansorde ne kadar kalirsa makineyi o kadar acik tutar (buna sonra deginelim)
maximum enstantane ise bildigim kadariyla 1/12000 saniye (saniyenin 12 binde biri.. vay be)
enstantane, sensorun onunde yer alan perdenin ne kadar acik kalacagini ve sensore ne kadar surede goruntu dusecegini ayarlamamizi saglar. orn. 1/4 enstantane, saniyenin dortte biri kadar goruntu alinacagini ifade eder. bu oranda bir fotograf cekilirken ortamda hareket eden bir sey varsa, hareketli cikacaktir. ayni fotografi 1/500'de cekerseniz, her sey yerli yerinde gorunur.
enstantanenin suresi yukselince, goruntu daha da hareketlenecektir. sure arttikca her sey akmaya baslar, ornegin geceleyin ust gecide kurdugunuz makineyi 30 saniyelik cekim moduna alip fotografi cektiginizde, alttaki yoldan gecen araclar akan isiklar seklinde gorunurler. (misal: scenariotic.deviantart.com ) (ben cektimdi ehem:)
ancak bu fotografta zaten yuksek enstantane kullanmaniz biraz zorunlu. keza ortam karanlik ve iso'yu ne kadar arttirirsaniz artirin, (25600 bile olsa illa ki 1 saniye civarinda bir enstantane verir) yuksek pozlama yapmak durumundasiniz.
bir de ayni yerde, gunduz gunesli bir ortamda oldugunuzu dusununun. o zaman iso yavas yavas devreden cikar, diyafram gelir. bunu da diyaframi incelemeden anlatabilirim, bazen cok yuksek isikli ortamlarda, makinemizin max. enstantane degeri yeterli gelmeyebilir. diyelim ki makinemiz en fazla 1/4000 enstantane'ye izin veriyor, (saniyenin dortbinde biri, gayet yuksek aslinda) ancak cekim yapmamiz icin 6400 enstantaneye ihtiyacimiz var.. bu noktada ne yapiyoruz, diyaframi kisiyoruz.. boylece pozometre bize sifir noktasini gosteriyor ve cekim yapabiliyoruz.
ha bu yuksek enstantanenin baska ne gibi faydalari var?
ornegin f1 pistindesiniz ve formula 1 araclarini cekmeniz gerekiyor. hmm saatte 250 km'nin uzerinde hizlara ulasan bu araclari yakalamak kolay olmasa gerek.. bu noktada kullanabilecegimiz en yuksek enstantaneyi kullaniyoruz ki araclari karenin icinde dondurabilelim.. aksi taktirde ne oluyor? arac kareden kayip gidiyormus gibi gorunuyor..
iste bu noktada iso yine devreye girebiliyor. diyelim ki, ortam biraz bulutlu ve makinemiz 1/1000 enstantane degerini uygun goruyor. ancak kareyi tam tutturabilmemiz icin, daha yuksek enstantaneye ihtiyacimiz var.. ne yapiyoruz, iso'yu yukseltiyoruz, enstantane artirabilecegimiz bir bosluk doguyor.
orn: 100 iso 1/1000 enstantane 1/4 diyafram degeriyle cektigimiz fotografi, iso'yu 800'e yukseltip 800 iso 1/3200 enstantane, 1/4 diyafram ile cekerek araci karenin icinde dondurabiliriz.
yani her deger, fotografi direk etkileyecek oneme sahip.

*diyafram nerelerde etkindir?
diyafram, objektifin uzerinde bulunan perdeciklere verilen genel isimdir. objektifin teknik yapisina gore acilip kapanabilecegi max. ve min. degerler bulunur.
lensler, diyaframlarina gore 3'e ayrilirlar;
-prime lens- sabit max. diyafram
-zoom lens- degisken max. diyafram
-zoom lens- sabit max. diyafram
+ prime lens, odak araligi belli olan lenslere denir. ornegin, uzerinde sadece x mm yazar. yani zoom yapamazlar. (orn, 50mm ya da 135mm gibi)
bu lenslerin max. diyafram degeri degistirmediginiz surece sabittir.
+ zoom lens- degisken max diyafram,
bu lensler, zoom yapabilir lenslerdir ve zoom yaptikca mevcut max. diyafram degerleri degisir.
ornek olarak, canon'un kit lensini verelim;
www.dpreview.com
bu lensin diyaframi, max. 1:3.5 degerine sahiptir.
bu deger, 18mm'de iken gecerlidir. eger zoom yapar da objektifi 55mm'e getirirseniz, lensin diyaframi 1:5.6'ya cikacaktir. min. diyafram degeri, 18mm'de iken 1:22'dir, zoom yapip makineyi 55mm'e getirirseniz bu deger 1:38'e cikacaktir.
yani bu tur bir lensin 1:3.5-5.6 seklinde iki farkli diyafram degerine sahip olmasi, zoom yapildiginda diyafram degerinin degisebilecegini gosterir. sahsen bu tur lensleri tavsiye etmiyorum pek..
-zoom lens- sabit max. diyafram,
yukarida bahsettigimiz degiskene sahip olmayan, zoom yapsaniz da max. diyaframi degismeyen lenslere denir. orn. canon 70-200mm 1:2.8 tele objektifini verebiliriz.
www.dpreview.com
(biraz extreme bir ornek oldu ama, olsun:)
bu objektifteki 1:2.8 degeri, siz degistirmedikce, zoom yapsaniz da ayni kalir ve rahat fotograf cekmek icin gayet uygundur.
peki nedir bu 1:2.8 dedigimiz sey?
"1" neye gore baz alinir?
1 maximum aciklik degeridir ve insan gozune oranla hesaplanir. insan gozunun ve gozbebeginin max. acikligina ve isik alma kapasitesine gore hesaplanir (tabi bunun da bir ortalamasi var,)
1:2.8 = 1'e gore 2.8 kere daha az isik alan diyebiliriz. diyafram degeri bize bunu ifade etmektedir.
peki diyaframin acik olmasi ve kapali olmasi ne getirir?
acik diyafram, yuksek isik alir. ayni zamanda acik diyafram, net alan derinligini gozle gorulur sekilde degistirmektedir.
ornegin, iki fotograf cekelim, ilki, 1:2.8 ikincisi de 1:7.1 oraninda olsun
ilk fotografimizda netledigimiz bolge, oldukca kucuk bir bolge olacaktir ve bu bolgenin onunde / arkasinda kalan kisimlar oldukca flu cikacaktir.
ikinci fotografimizda netledigimiz bolge, nispeten daha buyuk bir bolge olacak ve bu bolgenin onunde / arkasinda kalan kisimlar nispeten daha net cikacaktir.
yani, alan derinligi, zaman zaman arka planda gorunmesini istemedigimiz ayrintilar oldugunda kullanilabilecek onemli bir silahtir (eheh)
yine bir ornek verelim;
scenariotic.deviantart.com
burada kullanilan objektif, 1:1.4 max. diyafram acikligina sahiptir ve bu oranda kullanilmistir. kedinin yuzu ve gozlerinin oldugu kisim oldukca netken, herhangi bir mudahele olmadan arka planda bulunan ayrintilardan kolayca kurtulmak mumkun olmustur.
eger bu fotograf 1:1.4 degil de 1:13 diyaframla cekilmis olsaydi, arka plandaki goruntu flu gorunmeyecek, kediye yakin bir netlikte cikacakti.
sahsen portre fotograflarinda arka plani flu tutmak bana daha hos gorunuyor, guzel bir arka planda bulunan bir konuya odaklanmissam, elimden geldigince diyaframi dusurerek arka plani da almaya calisirim.
tabi ortamdaki isik musait olmali, pozometremiz sectigimiz degerlerde fotograf cekebilecegimizi gostermeli bize.

simdi bunlarin hepsiyle yola cikarak farkli degerlerde bir kac fotograf cekelim, sonra diger ayrintilara bakalim..

fotograf 1; degerler: (pozometrenin uygun noktada oldugunu varsayiyoruz)
100 iso, 1/400 enstantane, 1:7.1 diyafram
fotografimiz oldukca temiz, cok hareketli olmayan objeler net, konu ve arka plan arasinda cok netlik farki yok..
fotograf 2;
800 iso, 1/15 enstantane, 1:2 diyafram
fotografimiz hafiften kirli, cok hareketli olmayan objeler bile hareketli gorunuyor, sabit duran nesneler net, hafif hareketli olanlar cok net degil, konunun disinda olan alan ve arka plan flu, bazi isiklar patlamis / fazla parlamis gorunuyor..
fotograf 3;
3200 iso, 1/40 enstantane, 1:9 diyafram
fotografimiz oldukca kirli, cok hareketli objeler hareketli gorunuyor, sabit olan nesneler net, konunun disinda olan alan ve arka plan flu degil.
fotograf 4;
200 iso, 1/5000 enstantane, 1:10 diyafram
fotografimiz temiz, neredeyse butun nesneler net, konu ve disinda olan alan net gorunuyor.
fotograf 5;
100 iso, 20 saniyelik enstantane, 1:14 diyafram
fotografimiz temiz, hareketli olan her sey hareketli gorunuyor, sabit nesneler net, netleme yapilan konu ve disinda kalan alan gayet net. isiklar parlamis / patlamis gibi gorunuyor..
fotograf 6;
100 iso, 20 saniyelik enstantane, 1:2.8 diyafram
fotografimiz temiz, hareketli olan her sey hareketli gorunuyor, sabit nesneler net, netleme yapilan konu daha net, disinda kalan alan flu. isiklar yine parlamis, patlamis gibi gorunurler.

simdi diger ayrintilara gecelim,
*pozometre
pozometre, fotografi cekebilecegimiz uygun degerleri veren isik olcerin adidir.
pozometrenin verdigi deger, deklansore bastiktan sonra fotografin karanlik mi aydinlik mi, normal mi gorunecegine dair bir fikir verebilir bize.
daha verdigim ornegi daha da acarak tekrarlayayim;
asagida canon'un pozometresine benzeyen semaya bakalim;
-2..1..0..1..+2
...............

deklansore hafiften dokundugunuzda, bu rakamlarin hemen altinda bir cubuk goreceksiniz. bu cubugun oldugu yere gore pozometrenin yonlendirmesine uyarak dogru pozlanmis fotografi cekebiliriz. yine ornekler uzerinden gidelim;

fotograf 1:
100 iso, 1/100 enstantane, 1:6.3 diyafram
bu degerlerle pozometrenin verdigi olcu:
-2..1..0..1..+2
........I........
cubugumuz, 0'in solundaki noktanin altinda duruyor. yani fotografin bir miktar karanlik olacagini gosteriyor bu.. diyaframi ya da enstantaneyi bir deger dusurebilir ya da iso'yu bir deger artirabiliriz. o zaman pozometremiz soyle gorunur;
-2..1..0..1..+2
..........I.......
yani tam sifirin altinda ve dogru pozlama degeri..
fotograf 2:
400 iso, 1/250 enstantne, 1:2.8 diyafram
-2..1..0..1..+2
..............I..
cubugumuz, +2'ye yakin bir degeri gosteriyor. yani fotografimiz gereginden fazla aydinlik cikacak, parlamalar ve patlamalar olacak. bu da goze rahatsizlik verecektir.
bu noktada, iso'yu ya da diyaframi dusurebilir, enstantane'yi yukseltebiliriz.
ayni fotografi su degerlerle cekmis olalim;
100 iso, 1/300 enstantane, 1:3.5 diyafram
-2..1..0..1..+2
.........I.......
yani bu sekilde dogru pozlanmis fotografi elde ederiz.

fotograf 3:
iso 500, enstantane 1/1000, diyafram 1:7.1
-2..1..0..1..+2
I/ı............
"I/ı" seklinde yazdigim sey, cubugun yanip sondugunu gosteriyor. yani degerlerimiz cok yuksek, bu fotografin oldukca karanlik cikacagi anlamina gelmekte.
pozometrenin degerini belirleyen cubuk yanip sonuyorsa, degerler ya cok yuksektir ya da cok alcaktir.. uygun degere getirmek gerekir.
(cubugun en sagda da yanip sonmesi mumkundur, bu da fotografin fazla aydinlik cikmasi demektir)
tabi her zaman uygun degerde fotograf cekilecek diye bir sart da yoktur. bir miktar karanlik ya da bir miktar aydinlik cekmek de tercihlerimiz arasinda yer almakta..

*renk degiskenleri: bunlar fotografta renklerin nasil gorunecegine dair bilgiler verecek sizlere efenim..

white balance/beyaz dengesi
fotograftaki renk dengesini tutturmamizi saglayan en buyuk etken, beyaz dengesidir. beyaz dengesi dogru yapilmamis bir fotografta renkler oldugu gibi gorunmeyecek, goze batacaktir.
makinelerde, beyaz dengesinin secilebilmesi icin ayarlanmis bir kac mod vardir. bunlar markaya - modele gore degisebilir.
peki beyaz dengesi ne ile olculur? rengin isisina gore olculur efenim. bu da, "k" yani "kelvin" ile belirlenir. ornegin gunesin yaydigi isigin yaklasik kelvin degeri, 5300k 'dir. (markaya gore degisebilir derken kastettigim buydu, bu deger 5200 ya da 5500 de olabilir yani) ayni zamanda dahili flash'larin, harici flash'larin ve studyolarda kullanilan paraflash'larin standart ayari da bu degerdedir. florasan lambanin yaydigi isigin kelvin degeri ise, yaklasik 3300k'dir. bulutlu havalarda isigin kelvin degeri ise, 7000k civarindadir.
peki bu kelvin dedigimiz sey, renklerde nasil bir etki yapar?
burada sunu belirteyim dipnot olsun, her makinenin white balance ayari cok gelismis olmayabilir. bazi makineler kelvin rakamlarini, daha onceden ayarlanmis degerlerden bagimsiz olarak secmenize izin verir, bazilarinda ise ayarlanmis degerler disina cikamazsiniz. en fazla bunlarin arasinda otomatik white balance secenegi mevcuttur, onu secersiniz)
yaklasik olarak;
2500-3500 K tungsten ampul
3000-4000 K gunesin dogusu/batisi
4000-5000 K floresan lamba flash
5000-5500 K flash
5000-6500 K acik havada gun isigi
6500-8000 K kapali gokyuzunde gun isigi
9000-10000 K Bulutlu havada gun isigi
olarak deger verebiliriz.
kelvin'deki bu rakamlar dustukce, renkler yesil, mavi ve mora dogru giderken, rakamlar arttikca renkler sari, turuncu ve kirmiziya dogru gider.
ornegin acik ve gunesli havada 2500k ile cekilmis bir fotograf, masmavi tonlara sahip gorunecektir. lakin yine ayni ortamda 9000k ile cekilen bir fotograf da, kipkirimiz goruntuye sahip olacaktir.
gunumuzde bir cok dslr makinenin otomatik beyaz ayari, mukemmel sonucu vermemektedir bu yuzden "custom" white balance dedigimiz bir miktar ileri teknik beyaz ayari yapma fonksiyonu da mevcuttur bu cihazlarda. ilk basta komik olabilir lakin su basliga goz atabilirsiniz;
(bkz: mac oncesinde aya zoom yapan kameraman)
bu biraz gereksiz gorundu simdi gozume, o yuzden geciyorum...

renkleri ilgilendiren diger bir etken, makinedeki dahili renk - kontrast - keskinlik vs. gibi ayarlar..
nikon'larda saturation, hue, contrast gibi ayarlar;
canon'larda saturation, color tone, contrast gibi ayarlar mevcuttur.
ornegin saturation, fotograftaki renk doygunlugunu ayarlamanizi saglar. "canli" olarak betimledigimiz renkler, yani sari, yesil, kirmizi, mavi, turuncu gibi renkler; saturation'a bagli olarak canli veya mat cikarlar.
daha dusuk saturation, daha cansiz tonlara sahip fotograf demektir. zaten saturation'u yeterince dusururseniz, elde edeceginiz fotograf siyah beyaz olur.
fazlaca yukseltirseniz, bu sefer sadece kipkirmizi, masmavi ve yemyesil bir fotograf elde etmeniz mumkundur. bunu anlamanin en kolay yolu, bir fotografi photoshop'ta incelemektir.
photoshop'ta saturation ayarlamasini kafaniza gore yapip neyin nasil degistigini gozunuzle gormeniz mumkun. (eger photoshop yoksa, monitorun renk doygunlugu ayarini azaltip cogaltarak da gorebilirsiniz)
hue, nikon'da olan bir ozellik.. renk tonunu ayarlamaniz mumkun burada. temel fotografcilikta pek gerekli olmayan bu ozellik, deneysel isler yaparken guzel sonuclar verebilir.
hue, rengin temel degerini degistirerek, genel tonun degismesini saglar. yani saturation'da belirli renklere doygunluk veriyorken, hue'da tek bir renge doygunluk veriyoruz ve fotografimiz genelde o rengin tonlarina burunuyor (linke goz atiniz;)
en.wikipedia.org:Hue_shift_six_photoshop.jpg
en.wikipedia.org:Hue.gif
canon'da bu, color tone olarak mevcut ancak hue ile ayni ozellige sahip degil. renk tonunun canliligini belirlememizi saglamakta. genelde yine "canli" dedigimiz renkler daha belirgin, daha bir goz aliyor bu ayarda.
kontrast, fotograftaki kontrast degerini degistiriyor ki renklerde nasil bir etkisi olabilir? diye dusundugumuzde, aslinda gayet fazla etkisi oldugunu gorebiliyoruz.
kontrast bazi detaylarin kaybolmasina yol acip, genel bir keskinlik verir fotografa.
yine bir ornek verelim,
bir otomobilin lastigini cektiginizde, dusuk kontrasta sahip ornek fotografimizda lastigin uzerindeki marka-model-ozellik bilgisi okunabilir durumdadir. ancak kontrasti artirip bir ornek fotograf daha cekersek, bu bilgilerin okunamayacak derecede gorundugunu farkederiz. yani, sadece "canli" renklerde degil; beyaz, siyah ve ozellikle "gri" uzerinde etkiye sahip bir ozelliktir kontrast..

renkleri etkileyecek butun bu ozellikler, bence, fotografa sonradan bir mudahele yapilmayacaksa kullanilmalidir. eger ki fotografi dijital ortamda isleyecekseniz, renk dengesini bozacak bir mudahele ya da ayar degisikligi yapmamaniz, daha guzel olacaktir. cunku yapilan bu tarz degisiklikler bir cok rengin yanlis gorunmesine yol acacaktir.

hmm.. bu noktada durup dusundum de, simdilik aklima baska pek bir sey gelmiyor acikcasi..
umarim yardimi olur (=
0
paradoxical
(28.10.08)
(3)

Cartel marka televizyonun kanal ayarları nereden yapılıyor?

random blonde
Kablolu yayında tüm kanallar yer değiştirdi tabii bende de çok çılgın cartel bi televizyon var. arkasına önüne baktım kapak falan yok bi elimde kumandası var her tuşa bastım bi türlü bant ayarlarına falan gelemedim. en fazla menüden renk ayarlarına falan giriyor. bir bilen varsa cevap eylesin. teşkü
Kablolu yayında tüm kanallar yer değiştirdi tabii bende de çok çılgın cartel bi televizyon var. arkasına önüne baktım kapak falan yok bi elimde kumandası var her tuşa bastım bi türlü bant ayarlarına falan gelemedim. en fazla menüden renk ayarlarına falan giriyor. bir bilen varsa cevap eylesin. teşkür.
0
random blonde
(27.10.08)
menuye bastıktan sonra ek bir hamleyle kanal ayarlarına geçebiliyor olması ihtimal dahilinde diye düşündüm
0
tai
(28.10.08)
denedim ama denemeye devam ediyorum. yanlışlıkla fln olcak sonra nası yaptığımı da unutucam ya... ya bu kumanda da bazı tuşlar çalışmıyor ya da cartel diye televizyon mu olur zaten ya.
0
🌸random blonde
(28.10.08)
aha başardım ya çok mutluyum sözlük.
0
🌸random blonde
(28.10.08)
(5)

blogspotda en son yazılar ve yorumlar

sorularvesorunlar
kendimi blogspot olayına yeni adamış bulunmaktayım. o kadar arama yaptım saaatlerce uğraştım fakat blogumda son yazılar ve yorumları çıkmarmayı beceremedim. eğer " ben anlarım arkadaş " diyorsanız vereyim şifremi falan yapın bende blog hayatına bir adım atayım.
kendimi blogspot olayına yeni adamış bulunmaktayım. o kadar arama yaptım saaatlerce uğraştım fakat blogumda son yazılar ve yorumları çıkmarmayı beceremedim. eğer " ben anlarım arkadaş " diyorsanız vereyim şifremi falan yapın bende blog hayatına bir adım atayım.
0
sorularvesorunlar
(27.10.08)
haberim var. ama ben girebiliyorum. girebilen yok mu ki koca ekşide :d
0
🌸sorularvesorunlar
(27.10.08)
ben girebiliyorum.yardım edebilirm sanırım
0
humin zararlisi
(27.10.08)
msn adresim: [email protected]
0
🌸sorularvesorunlar
(27.10.08)
bugüne kadar telekomun hiçbir engeliyle karşılaşmadım. hiçbir ayarlamada yapmış filan değilim. (H)
0
🌸sorularvesorunlar
(28.10.08)
hmm google da sadece blogger son yorumlar ve yazılar diye arattım ve bu çıktı. kendi blogumda da kullanıyordum buna benzer kodlar. wordpressdeki gibi hazır şeyler pek yok bloggerda gerçi yeni bir sürü widget eklentisi var ama çok kullanışlı olmayabiliyorlar. genelde çoğu kodu template e yeni hmtl java ekle diyerek ekleyip istediginiz gibi başlığını fln değiştirip ya da kodla oynayarak kullanabiliyorsunuz.

www.mafiamax.com

onun dışında başka herşey için

blogger-tricks.blogspot.com
0
random blonde
(28.10.08)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.