Akıllı prizi şu günlerde , saat 1-3 arası ve 5-7 arası çalış diyebiliyor muyum yoksa sadece aç kapa mı var ?
Akıllı prizi şu günlerde , saat 1-3 arası ve 5-7 arası çalış diyebiliyor muyum yoksa sadece aç kapa mı var ?
0
plastic_angel (26.07.26)
Yazılımına bağlı ama çoğunda vardır o özellik. Büyük ihtimalle hepsinde vardır.
0
orient blue
(26.07.26)
sadece aç kapa değil. cihazın her gün veya seçilen günlerde, örneğin 01:30'da açılıp 04:00'te kapanmasını, ardından sonraki başka bir saatte tekrar açılıp sonra yine kapanmasını tek seferde programlayabilirsiniz
0
krasnoya
(26.07.26)
Prizin marka modelini verirseniz daha kolay olur. Bendeki SmartLife appinde çalışan tüm prizler bunu yapıyor. Şimdi baktım eWeLink appine bağlı olanlarda da bu seçenek var. e.pcloud.link
0
Sattva
(26.07.26)
Tavsiye edeceğiniz marka var mı
0
🌸plastic_angel
(26.07.26)
Akvaryumum için Tp Link Tapo wifi akıllı proz kullanıyorum, saydığınız özellikler var ve düzgün çalışıyor. Hybrone ürünlerinden uzak durun, reziller.
+1
kimlanbu
(26.07.26)
bende bundan var birkaç tane. www.amazon.com.tr tuya üzerinden kullanıyorum kendi uygulaması da varmış ama tuya uyumluyken ek bi uygulama kurmaya gerek görmedim.
fiyatı rakiplerine göre uygun ben alırken daha da uygundu. schneider'a ait marka ve markanın alanı elektrik üzerine. satıcı resmi mağaza. en mantıklı seçenek bu gibi geldi o yüzden.
0
konetsu
(27.07.26)
akıllı prizlerin çoğunda bu özellik var zaten. uygulamasından zamanlama kurup şu saatte açılsın, şu saatte kapansın diyebiliyosun sadece almadan önce uygulamasında schedule ya da timer desteği var mı priz kaldıracağı watt değerine uygun mu ona bak. basit bir şey için telefonla uğraşmak istemezsen dijital zaman ayarlı priz de aynı işi görür.
0
soylulardanbus
(27.07.26)
dersiniz
0
enteg
(27.07.26)
Bende Tapo marka var. Bunu su sebiline taktım kendi programıyla ayarladım hergün gece 1 ile sabah 6 arası enerjiyi kesiyor.
Arkadaşlar telefonumu değiştireceğim. Whatsapp mesajlarım yedekleniyor, ama whatsapp'taki eski mesajları medyaları yeni telefona alıp doldurmak istemiyorum, sıfırdan tertemiz başlamak istiyorum.Lakin dönüp okumam ve ulaşmam gereken mesajlar var. Whatsapp iki ayrı telefonda aynı anda kullanılamıyor d
Arkadaşlar telefonumu değiştireceğim. Whatsapp mesajlarım yedekleniyor, ama whatsapp'taki eski mesajları medyaları yeni telefona alıp doldurmak istemiyorum, sıfırdan tertemiz başlamak istiyorum.
Lakin dönüp okumam ve ulaşmam gereken mesajlar var. Whatsapp iki ayrı telefonda aynı anda kullanılamıyor diye biliyorum.
Tamam kullanmayayım ama en azından açılır mı? Whatsapp'ı yeni telefondan kullanayım ama bakmak istediğim mesajlara da eski telefondan açıp bakayım. Oluyor mu öyle, whatsapp eski telefonda -kullanmadan- açılmaya devam ediyor mu, yoksa yeni telefonda kullanmaya başlayınca eski telefonda komple kapanıp ulaşılmaz mı oluyor?
Edit: telefonların ikisi de samsung. Android. Yedekleme google drive'a otomatik yapılıyor.
0
kibritsuyu (23.07.26)
iphone'da iki farklı telefonda aynı whatsapp kullanılabiliyor, telefonların markası nedir ?
0
kimlanbu
(23.07.26)
hocam yazışmalar tek başına çok yer kaplamaz, sadece video/foto kısmı yer kaplar. o yüzden bence ikinci telefona full yedeketen alın, sonra 2. telefona gelen resimleri ve videoları bilgisayara yedekleyip silin.
wp'ı iki telefonda birden kullanmak mümkün. örneğin 2. telefona kurulumu yeni cihaz kurulumu olarak değil, mevcut cihaza ek cihazmış gibi kurma imkanınız var. 2. telefon bu durumda wp web gibi çalışıyor. eski yazışmaları/dosyaları özellikle almaya çalışmadığınız müddetçe gelmiyor yani.
0
shadowfollower
(23.07.26)
hocam eğer whatsapp aşırı şişmişse ( benimki 60 gb a cıkmıştı ) whatsapp önce yedekle menüsünden sonra android-media-com.whatsapp tan whatsapp videos - images - documents klasörlerini bir yere TAŞI ( kopyala demiyorum taşı diyorum )
eğer acil bir dosya vs. gerekirse o evrağın olduğu tarihe bakarsın bu taşıdıgın dosyalar tarih e göre sıralı oradan bulursun
eğer acil bir döküman gerekirse resim gerekirse o
0
kingcyrax
(23.07.26)
benim telefonumdaki whatsapp yedeği aşağı yukarı 15 senelik, yedeklemede görselleri kapatırsan çok ufak yer kaplıyor sadece.
Valla ben çok beğendim. Flame paketi 2.250'ye düşmüş. Sizce nasıldır? SUV diyorlar ama bence SUV gibi de değil ama araba gerçekten çok tarz olmuş eski kasaya göre. Sizin yorumunuz nedir? "Bu paraya şunu alırdım" dediğiniz marka-model var mıdır?
Valla ben çok beğendim. Flame paketi 2.250'ye düşmüş. Sizce nasıldır? SUV diyorlar ama bence SUV gibi de değil ama araba gerçekten çok tarz olmuş eski kasaya göre. Sizin yorumunuz nedir? "Bu paraya şunu alırdım" dediğiniz marka-model var mıdır?
0
elektr10 (22.07.26)
Teknik detay bilmiyorum ama baktim simdi guzel gorunuyor. Eskisinde arka taraf bir garip duruyordu, hem de cok basikti sanirim arka koltuklar.
0
mbond
(22.07.26)
2025 modelini yurtdışında şirket aracı olarak kullanıyoruz, en uzun yolculuğum aynı gün içinde 14 saat civarıydı. Keyifli minik bir araç, içi ve bagajı geniş değil ama adaptif cruise kontrol, şerit takibi, kör nokta uyarısı, çarpışma engelleme gibi özellikleri ile uzun yol, sıkışık trafik farketmeden keyifle kullanılabilecek bir araç olmuş.
0
kimlanbu
(22.07.26)
Suv ve toyota kullanmayi seviyorsaniz alin. Sorunsuz zaten. Hybridse tadindan yenmez. Keyifle kullanirsiniz. Dediginiz gibi suv degil, adi suv. Arka kisim kucuk ve basik. Cogu b-suv modellerde oldugu gibi.
Ben suv da toyota da sevmem. Fakat kisisel bir durum tabi bu.
0
narod
(22.07.26)
Deneme sürüşü yaptım. Arabaya amortisör takmayı mı unutmuşlar. Yolda çakıl olsa hissedersin. Parası cebimdeydi. Üzülerek vazgeçtim.
Bir de arkadaki yolcular için hiç de eğlenceli olmaz. Arka pencere camlarında çok cimri davranmışlar.
0
Mirket
(22.07.26)
gayet güzel ama o paralara alınmaz. çünkü SUV değil, SUVcuk. ben de arabayı değiştireceğim ama araba almak çok zor. o kadar çok alternatif var ki optimumunu almak istiyorsun ve tercihler arasında çok kararsız kalıyor insan. DS4, İonic 5, Alfa Tonale ve BMW iX1. şimdilik bunlara indirgedim. umarım ağustos bitmeden aracı değiştireceğim :)
0
ending credits
(22.07.26)
arka görüş sıfıra yakın, arka koltuklar fiat panda ayarında.
0
orpheus
(22.07.26)
Bagaj ihtiyacı yoksa ve arkada kimse oturmayacaksa değerlendirilir
0
mirty
(22.07.26)
ioniq alırım o paralara
0
gurur
(22.07.26)
Üstüne biraz daha çıkabiliyorsam sıfır formentor yoksa da ikinci el temiz formentor bakardım o paraya.
Bütçe 30 bin gibi düşünüyorum.Aklımda yeni çıkan Momentum 5 var,Oyun, film için de kullanmak istiyorum, Atmos/Spatial Audio özelliği cezbediyor onun için.Sizce ne alayım, baya bir yıl kullanmayı düşünüyorum.
Bütçe 30 bin gibi düşünüyorum. Aklımda yeni çıkan Momentum 5 var, Oyun, film için de kullanmak istiyorum, Atmos/Spatial Audio özelliği cezbediyor onun için. Sizce ne alayım, baya bir yıl kullanmayı düşünüyorum.
0
su492 (21.07.26)
momentum 4 kulak içi kullanıyorum. ondan memnunum. momentum 5 denemedim. ama illa iyidir.
tv izlemek için kulak üstü bowers and wilkins Px7 S2e kullanıyorum. gayet iyi çok memnunum. sadece bunun kafa bantında bir deforme olma problemi var, bunun için amazonda satılan kafa bantları var, ömürlük bir şey. onun dışında ses olarak canavar.
0
galahad reloaded
(21.07.26)
Bluetoothların (pilli olduklarından) uzun ömürlü olacağına inanmıyorum. Ama film ve müzikte(türüne göre) keyif verirler tabii bası tizi daha ona göre ve lezzetli oluyor.
Evde sennheiser hd550 kullanıyorum çok memnunum ama open back kulaklık yani ses de alıyor ses de veriyor sadece evde sessizlikte kullanabilirsin. Ama ses kalitesi ve genişlik olarak bayağı beğeniliyor araştırırsın. (Ama bayağı nötr. Baslar yüksek olsun diyen beğenmez)Gerekirse kablosu padi de değişebiliyor bence esas ömürlük ve kaliteli kulaklıklar bunlar. (Millet 90'larda aldığı hd600ü hala kullanıyor mesela)
0
nhk ni youkosu
(21.07.26)
Bütçe gayet iyi olduğu için bose, sennheiser, bowers and Wilkins px8'e kadar yolu var. Bence Sony W-1000XM6 ya da bir şans verin.
Attrix, Lite-Shock ya da Nuon modellerinin 81cm XXL boyunu kullanan var mi? Memnun musunuz? En büyük boyu ama Hardshell oldugu icin ic hacim konusunda da bilgi verebilirseniz sevinirim.
Attrix, Lite-Shock ya da Nuon modellerinin 81cm XXL boyunu kullanan var mi? Memnun musunuz? En büyük boyu ama Hardshell oldugu icin ic hacim konusunda da bilgi verebilirseniz sevinirim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim (16.07.26)
baska model kullaniyorum bunlari kullanmadim. ama baktim ilk ikisi polypropylene, sonuncusu polycarbonatemis. polyprop hafif oluyor ama pc kadar dayanikli degil. polycarbonate kullaniyorum ben ve tavsiye ederim. ama cok agir tasiyorsaniz polyprop da mantikli olabilir.
0
antikadimag
(16.07.26)
sizin kullandiginiz model hangisi acaba? XXL modellerin bazi havayollarinda büyük fiye ekstra ücretlendirildigini de okudum.
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.07.26)
Samsonite S'cure Spinner 82cm kullanıyorum. Eski serisi çok dayanıklı, yeni serisinde geniş yüzeyler yeterince kalın değil ama gene de 3 sene bana mısın demeden yüzlerce uçuşa dayandı.
Ben artık fermuarlı modellere bakmıyorum.
0
kimlanbu
(16.07.26)
samsonite c-lite modeli var; antikadimag yazınca baktım curv adında polypropylene olanlardanmış. ben memnunum başına bir şey gelmedi ancak büyük bir darbede kırılmasa da minik bir içe bükülme olabilir gibi hissediyorum. yine de hafiflik benim için daha önemli. özellikle büyük boy bavullarda en hafif şeyler konsa bile hemen 23kg oluyor.
XXL boy ise artık kullanmıyorum çünkü thy mayıstan itibaren en+boy+derinliği 158cmi geçen bavullardan ücret talep etmeye başladı. riske atıp denemedim.
0
eileengray
(18.07.26)
havayollari firmalarinda tekerler de ölcü icinde sayiliyor ama samsonite tekerleri saymiyormus. yani 81cm samsonite aslinda 86cm. hadi tekerleklere ragmen toplam ölcü 158 cm altinda kalsa bile bavulu doldurup zipper'i acip hidden gusset'i kullandigim an 158cm'i kesin gecerim. o sebeple XL almaya karar verdim. bir de pc alicam. iki kullanimda egilip bükülmesin.
0
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(20.07.26)
eğimli arazideki villaları düşünün. benim balkonum bir alt müstakil villanın havuzunu görüyor.Yani balkomdaki masamda oturunca ister istemez havuzu ve etrafındaki şezlongları görebiliyorum. yabancı olduklarını düşündüğüm en az 60 yaşlarında bir çift kalıyor alttaki villada. Gündüz vakti anadan üryan
eğimli arazideki villaları düşünün. benim balkonum bir alt müstakil villanın havuzunu görüyor. Yani balkomdaki masamda oturunca ister istemez havuzu ve etrafındaki şezlongları görebiliyorum. yabancı olduklarını düşündüğüm en az 60 yaşlarında bir çift kalıyor alttaki villada. Gündüz vakti anadan üryan güneşleniyorlar. Kız çocuğumuz var, henüz duruma uyanmadı. Onlar güneşlenirken ben çocuğumu alıp arka tarafta bulunan kendi havuzumuzda takılıyorum. Şimdi ben 2 gün sonra gideceğim için sorun değil ama gitmeyebilirdim de. Bu durumu şikayet etmeye kalksak bunun bir yeri var mı kanunda vesaire. Siz olsanız ne yapardınız?
-2
emcekare olmadi einstein olsun bari (13.07.26)
Polisi arayın. TCK Md 225. Yapamazlar yani öyle.
-2
Mirket
(14.07.26)
İnsanın en özgür olduğu yer evidir. İster çıplak dolaşır, ister kara çarşafla gezer. Kız çcuğunuzu balkona çıkarmayın veya balkona perde çekin. Orta doğu ya gelip villa satın aldıkları için onları eleştirmek lazım aslında.
-6
HellKeePer
(14.07.26)
ev var ev var. alenen teşhircilik (225 vd) suçunu oluşturur. eğimli kot farkı olan bir alanda kendi arazinde de olsa suç gerçekleşir. evin balkonunda çıplak (çırıl) dolaşamazsın. hatta evin salonunda perdeleri açıp karşı komşuların göreceği şekilde de çıplak dolaşmak suçu oluşturur. arttırıyorum kendi aracında bile bu durum geçerlidir. eğer diğer kişiler özel bir çaba ekipman olmaksızın görebiliyorsa şikayet hakkını kullanabilirsiniz. yukarıdaki hinduyu dikkate almayın.
0
ground
(14.07.26)
Umarım şikayet edersiniz. Kolluk kuvvetleri evlerine gelir ve hızlı bir kararla evi satıp farklı bir ülkeye gitme kararı alırlar. 60 yaşından sonra da olsa istedikleri hayatı yaşayabilirler.
-1
authorize
(14.07.26)
Herkesin görebileceği yerde teşhirciliğe de özgürlük demeyelim lütfen. Onlarınki özgürlükse küçücük kız çocuğunun dede götü görmeden büyüme özgürlüğü yok mu?
+2
yenibirgüzelnick
(14.07.26)
Ben onlarin vizyonuna koyayim zaten afedersiniz. Türkiye'de yatirim mi yapilir? Baksaniza kücük kiz cocugu varmis ama kücük erkek cocugu görse ok. Hemen sikayet edin de Mallorca'ya falan gitsinler. Bu yastan sonra ne isleri var Türkiye'de zaten. Milletin kurtulusu olursunuz.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(14.07.26)
Çevrede diğer komşulardan bir nabız yoklaması yapın birlikte hareket edin. İnsanın kendi arazisi de olsa görünen bir alanda ortalıkta dal .aşşak gezmemesi lazım .
Sahilde tatil yerlerinde güneşlenmek konusu bizde kimilerince fazla abartılıyor. Özellikle doğu'da tarım işçileri güneş altında çalışırken kararıyorlar. Sahil yerlerinde güneşlenen ise asla yanmaz kararmaz sadece bronzlaşır(!)
@HellKeePer perde çekmek yetmez duvar örsünler istersen. o perdenin insana uygun olanını elbise şeklinde kendi üstlerine o yaşlıların çekmesi gerekmiyor mu?
Avrupa ülkelerinin birindeTV programında çocukların karşısına "yaşlılar çıplak olarak" çıkarılıyordu . Buna da cinsel olumlama diyorlardı. Medeniyet mi diyeceğiz buna ? Yazdığına bakıyorum da o yayını hatırlattı.
+1
diyecevaplandı
(14.07.26)
burda lak lak yapanlara bakmayın .Kendi evlerinin içinde diledikleri gibi takılabilirler. ancak dışarıdan herkesin görebilecegi bir noktada çıplaklık teşhirciliktir. Buna laf eden guruhun bu durum kendi başına gelse o eve molotof atar ama başkasının başına gelse "ortadoouullu niye geliyler gitsınlar" der. Burda italya Torino'da bile cezası var. İtalyan Ceza Kanunun 726. Maddesi (açık alanda edepsizlik/müstehcenlik) ve 527. Maddesi (teşhircilik) göre çok yüklü para cezaları var. Burda bir erkeğin tişörtsüz yani üstsüz dolaşması bile yasak. Türkiye de olunca niye sonuna kadar serbest?
+4
limonlu eksi
(14.07.26)
bu duyuru nasıl bir yer ya. cidden şaka gibi. %90'ı falan ağır cahil, üstüne bir bok bildiğini sanan ve türk düşmanı, fanatik solcu, fanatik lgbt militanı, gavat vb tipler. yorumlara bak amk. ula sığır, Avrupa'nın göbeğinde (bir düzine nudist göle ev sahipliği yapan) yerde bile bu kanuna göre ya suç ya kabahat.
Buna ilave TR'de komşuluk hukuku hükümlerine de aykırı durum.
site yönetimi aracılığıyla uyarıda bulunabilirsiniz, düzeltmezlerse kolluğu ararsınız.
olay hiçbir ekstra çaba, araç vs gerek olmadan çıplaklığın dışarıdan görülebilmesi. yoksa balkonu vardır komşunun görmediği, istediğini yapar. amk komşun kötü koku, yüksek ses yaysa sıkıntı, mangal yaksa kıyameti kopartırsın, bile isteye kamuya açık teşhircilik yaptığında nasıl tamam olsun?
+3
askingforafriend
(14.07.26)
Fatih ürek, Bülent ersoy, Vj bülent izleyerek büyüdük ama *bne olmadık. Önce çocuklarınıza adam gibi aile eğitimi verin, 60lık dede götü görünce yoldan çıkmazlar merak etmeyin
-12
HellKeePer
(14.07.26)
ne kadar net görülebildiğine göre çok değişir bence. çıplak oldukları belli oluyor ama bi tarafları belli olmuyor olabilir. bu durumda ben rahatsız olmazdım sadece güneşleniyorlarsa. giyinik olup müstehcen hareketler yapsalar o sıkıntı mesela.
0
mezzosprite
(14.07.26)
@HellKeePer, sence konu sahibi kızı yoldan çıkar diye mi endişeli?
Yemin ediyorum idrak sıkıntısı yaşıyor bazı arkadaşlar ya.
+1
yenibirgüzelnick
(14.07.26)
biri argüman olarak çocuğunu öne atıyorsa onu kale bile almamak lazım. çocuğu öne sürünce bir anda haklı duruma mı geçiyorsun? çıplaklar değilde kara çarşaflı, sarıklı cüppeli tipler olunca yine aynı tepkiyi verecekmiydin? ama benim çocuğum var diyecek miydin? sözde özgür ülke ama herkesin işine geldiğinde özgür. ayrıca ne ara duyuruya bu kadar örümcek beyinliler doldu. birde anadan üryan demiş kesin bikinilidir, bunlara göre zaten saçı görünen çıplak dolaşıyor demektir.
-4
my fault
(14.07.26)
Kimseyle tartışmaya girecek değilim arkadaşlar. Vermediğim detaylar, bilgiler üzerinden fikir yürütmeye çalışıp önyargılı olmak sizin tercihiniz. Ben özellikle birilerini dikizlemiyorum. Oturduğum yerden, görüş alanimda olan bir noktada kimsenin taşaklarını görmek zorunda degilim. Anadan üryan dediysem Anadan üryan demek istemişimdir Sayın örümcek kafalı. Birazdan buraya fotoğraf da ekleyeceğim.
+4
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
Bak bak.. Önce kızı için endileşeniyordu şimdi taşak görmek istemiyorum diyor :)
Sözlükteki entrylerini okudum, villa muhtemelen Antalya'da. Türkiye'nin en çok yabancı turist çeken şehrinde çıplaklık mağduriyeti yaşıyor molla. Antalya sokaklarına çıktığında taşak hariç her yeri görüyorsun, bu seni ve kızını rahatsız etmiyor mu?
Kabataş hikayesi çıkar buradan.
-9
HellKeePer
(14.07.26)
O kadar tartışacak motivasyona sahip degilim ki. İlk mesajımda zaten neyi merak ettiğimi zaten acikça yazmışım. Herkese iyi gunler.
+5
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
Özgürlükçü olmak ve düşük iq herhangi bir başlıkta bu kadar çok karıştırılmamıştı. Şikayet edin kimse kimsenin buruşuk mabadını görmek zorunda değil
+2
thesomberlain
(14.07.26)
Rahatsizligini niye komsuya bildirmiyorsun acaba?
0
osssy
(14.07.26)
osssy +1
insanlar konusa konusa da anlasabiliyorlar, bazen...
0
banach
(14.07.26)
Daha gidip konuşmamışsın bile, çocuğum var, gtün de sarkmış midemiz kaldırmıyor dersen kolay yoldan çözülür
0
kimlanbu
(14.07.26)
Site yöneticisiyim, bloklarımızdan birisinin 8. katındaki hanımefendi balkonda çıplak geziyordu ve karşı siteden arandık, kat malikine polisi arayacağımızı söyledik ve iş bitti. Önce iletişim kurmak iyi olabilir.
Ek olarak; adamın evinin önünde çıplak gezenler var ve bizim duyurunun sapıkları bunu normalleştirip adamı eleştiriyor:)
+2
en bi orijinal
(14.07.26)
Onun sebebi romantizm. Vize külfeti olmadan Avrupalı organı görmek cazip geliyor olmalı insanlara, Orası bir şantiye misafirhanesi olsaydı ve olayın kahramanları döşü, gobeği gıllı karayağız yurdum amelesi olsaydı cevaplardaki özgürlük savunuculuğu bu dozda olmazdı.
en bi orijinal
+2
Mirket
(14.07.26)
İlgili kisiler yabancı. Ben tatil için buradayım. Kendimce önlemler alıp idare ettim zaten 1 haftadır. 2 gün sonra ise buradan ayrılacağım. Gidip konuşup dertsiz başıma dert alamam. Aslında ev sahibine de yazdim durumu ama sonra aman ya banane deyip sildim. Fotoğraf da eklemiştim ama konum belli olsun istemediğim için sildim. Aramızda en fazla 20-30 metre falan var ve adam ile kadın ıssız adada bir tek kendileri varmış gibi davranıyorlar. İlk günlerde buraya yazmış olsaydım belki üzerine düşer iletişim kurmaya çalışırdım ama şimdi o motivasyonum yok.
-2
🌸emcekare olmadi einstein olsun bari
(14.07.26)
2 gün sonra binadan gideceksin açtığın konuya bak.. psikolog atın şu mollaya
-1
HellKeePer
(15.07.26)
Sen bu konuyu neden bu kadar içselleştirdin onu anlayamadım. Konuyu bağlamından koparıp kedince farklı yerlere çekip hiç tanımadığın beni yine kendi sınırlı argümanlarınla eleştirmeye çalışıyorsun. Örümcek beyinli, molla gibi söylemlerle kendince aşağılamya çalışıyorsun. tanımadığı kişiler hakkında bu kadar ön yargı ile hareket eden sensin ve bu sebeple senin ihtiyacın olduğunu düşünüyorum psikolojik yardım almaya. gidersin gitmezsin beni ilgilendirmez ama çevrendeki insanların iyiliği için bir adım atabilirsin.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, umumi helalarda insanlar ellerini yıkamıyor. Pisuvarı kullananlar da öyle, kabine girenler de. Eskiden böyle değildi sanki. Bu son birkaç yıldır çok fazla seyahat edince dikkatimi çekti. Bunlara bir şey de olmuyor belli ki. O zaman biz niye yıkıyoruz ellerimizi? Hijyen dedikleri şey bir efsaneden mi ibaret yoksa?
+1
deniz kiyisi ve papatyalar (11.07.26)
Götünü yıkamayanı anlarım da elini yıkamayan yavşaktır.
+1
mikahakkinen
(11.07.26)
Her zaman, yanımda dezenfektan bulundururum. Bazı lavabolar bok gibi oluyor, o zaman yıkamam. Ama sonrasında lavabo bulur yıkarım.
-1
Kahvedesu
(11.07.26)
Ellerimi mutlaka yıkarım.
Covid zamaninda birisi doktora sormuş," hocam anladık bu maskeyi uzun süre takacağız ama elimizi yıkama işi nasıl olacak, o da mı daha devam edecek" diye. Ona çok gülmüştüm 😂
+3
rock n roll
(11.07.26)
Milleti böyle göre göre kimseyle tokalaşmaz oldum. Uzakta duruyorum ki kimse el uzatmasın.
0
🌸deniz kiyisi ve papatyalar
(11.07.26)
Ben tuvalete girerken de ellerimi yıkıyorum. Hatta 1-2 saat aralığında tuvalete girmemiş olsam sadece masa başında çalışıyor olsam da mola verdiğimde ellerimi yıkıyorum.
+1
Jazz
(11.07.26)
Hem öncesinde hem sonrasında yıkarım. El yıkamayan erkekten tiksinirim, şeyine dokunup yıkamaması çok tiksindirici
+1
gadlemler
(11.07.26)
Her zaman her koşulda yıkarım. Yanımda bir şişe suyla ıssız adada kalsam içmek yerine elimi yıkarım o derece nefret edelim pis elden.
0
yenibirgüzelnick
(11.07.26)
Sık seyehat ediyorum ve dünyanın dört bir yanında varlar. Çok görüyorum, belli ırkların elini sıkarken bile öğüresim geliyor.
0
kimlanbu
(11.07.26)
Bazen zorunluluktan aşırı bakımsız pis tuvalete girersin de musluğun vanasına bile dokunmadan kendini dışarı atmak istersin, öyle bir tuvalete denk gelmediysem evet yıkarım
0
grimavi
(11.07.26)
Kesinlikle. Hatta lavabo iyi değilse/sabun yoksa tuvaleti kullanmam bile.
Çoğu yerde zaten doğru düzgün peçete bile olmuyor. Bu yüzden tuvalete giderken muhakkak yanıma bi paket cep mendil dr atarım. Kriz anları için yanımda kolonya ve cep ıslak mendil de daima vardır. Tuvalet kapısınıda elimi kuruladığım peçete ile açarım asla dokunmam.
El yıkamayandan ziyade, yalandan yıkayana çok şahit oluyorum. Sabun bile kullanmadan 2-3 saniye suya tutuyorlar sadece.
-1
substituent
(11.07.26)
tabii ki yıkarım. umumi tuvaletleri de yani avm tuvaletlerini falan da zorda kalmadıkça kullanmam. ayrıca işe vardığımda yıkarım, eve vardığımda yıkarım falan...
yıkamayanlar var ne yazık ki ve o yıkamayanlardan yemek yediğimiz çok olmuştur kafelerde, restoranlarda.
insanlar gerçekten pis.
+1
art cat chocolate
(12.07.26)
Türk milleti yine dünyada en çok yıkayanlardan. Buna rağmen dışarıda pisuvarda falan işerken direkt giden veya elini şöyle bi suya tutan giden çok gördüm. (ben hep yıkarım)
0
nhk ni youkosu
(12.07.26)
Mutlaka, her zaman, her koşulda sabunla yıkarım. Biz küçükken bir kamu spotu vardı trt'de: (bkz: suya sabuna dokunun) Bizim nesle travmatik ama çok başarılı bir şekilde aşılamıştı bu alışkanlığı...
+1
yadigar
(12.07.26)
Umumi var umumi var. Otomatik musluklu otomatik sabunu olan bir yer ise yıkarım. Ancak sadece küçük tuvaletimi yaptıysam -ki dışarıda büyük yapamam- ve ortalığı pislik götürüyorsa o musluğu bir yerleri elleyeceğime benimkini ellemeyi sonra arabaya gidince elimi kolonya ile yıkamayı tercih ederim.
0
denizgonen
(12.07.26)
Elini yikamayanlar selamimi sabahini keserim o derece!
+1
hlt1985
(12.07.26)
@denizgonen O musluğu bir yerleri peçeteyle elliyoruz biz.
+1
yadigar
(12.07.26)
valla bizim yüksek lisansta profesörün bile el yıkamadığını görmüştüm pisuvardan sonra. gerçi onların odasında lavabo vardı ama kapıya falan sonuçta o şekilde dokunmuştu.
bugün böyle bir mail gelmiş. "aile üyeleriyle aynı evde değilsiniz. aboneliğiniz 14 gün sonra askıya alınabilir." diyor. linke tıklayınca "aynı evdeyim" diye bir seçenek çıkıyor ama böyle bir mail gelen oldu mu? gerçekten askıya mı alıyor üyeliği?
bugün böyle bir mail gelmiş. "aile üyeleriyle aynı evde değilsiniz. aboneliğiniz 14 gün sonra askıya alınabilir." diyor. linke tıklayınca "aynı evdeyim" diye bir seçenek çıkıyor ama böyle bir mail gelen oldu mu? gerçekten askıya mı alıyor üyeliği?
-2
televole0 (10.07.26)
Netflix yapıyor bunu ama Youtube ile limitleri çok zorladım en fazla yurtdışındayken "bazı premium özellikleriniz bu ülkede kullanılamaz" diye uyarı veriyor.
annem, eşim, ben, tv, arkadaşım şeklinde üyelikler ve annem başka şehirde
Saat 14:00 gibi verdiğim sipariş eksik geldi, ben de zaman kaybetmeden olumsuz yorum yazdım, yazar yazmaz restaurant şu an hizmet vermiyor ibaresi göründü ve yorumum yer almadı. Bir saat sonra tekrar baktım restaurant açık görünüyor, yine olumsuz yorum yazdım, anında tekrar restaurant hizmet veremiy
Saat 14:00 gibi verdiğim sipariş eksik geldi, ben de zaman kaybetmeden olumsuz yorum yazdım, yazar yazmaz restaurant şu an hizmet vermiyor ibaresi göründü ve yorumum yer almadı. Bir saat sonra tekrar baktım restaurant açık görünüyor, yine olumsuz yorum yazdım, anında tekrar restaurant hizmet veremiyor ibaresi çıktı ve yine yorumum kayboldu. Bu, olumsuz yorumları bertaraf etmek için yapılmış bir düzenek mi, bu duruma denk gelen var mı.
0
covered (09.07.26)
Denk gelmedim hiç müşteri hizmetlerini aramak lazım
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.mağaza ya da marke
şu her şeyden satan mağazalardan birine gittim. hırdavat, züccaciye falan satıyordu. ücreti mukabilinde poşet istedim, "alışveriş yapmayana vermiyoruz." dedi. 1 tane çakmak aldım. bu defa da 2 taneden fazla vermedi.
4 poşet lazımdı. ben poşetleri de satılan ürün kabilinden düşündüm.
mağaza ya da marketlerin poşetten yeterli kar etmediğini tahmin ediyorum ama 10 yılda 1 lazım olunca nereden alayım 4 poşeti?
şikayet mi edeyim ne yapayım? en son 15 sene önce bir şeyi şikayet etmiştim.
0
ya ben lan neyse (08.07.26)
Kim haklı konusundan bağımsız olarak marketlerde satılan en küçük boy poşetler işinizi görmez miydi? Artanı evinizde kullanırdınız; daha hesaplı olurdu.
0
auroraaurora
(08.07.26)
Bir daha gitmezsiniz, işgüzarlık etmiş, 50 tane isteseniz tamam da 4 poşet vermeyen esnafım demesin kendisine.
+4
kimlanbu
(08.07.26)
kimlanbu +1 Sürekli birileri gelip poşet istemiyordur herhalde, ihtiyacı olan biri gelmiş parasıyla almayı teklif etmiş 4 poşeti verirsin para da istemezsin ne olacak ya. Böyle iki kuruşluk şeylerin lafını yapan ve özel olarak, bile isteye gıcıklık yapan insanlara sinir oluyorum, batar umarım.
Şikayet edilecek bir durum yok bence adam dükkanındaki şeyi parasıyla da olsa vermek istememiş ne diyebilirsin ki belki sayfası varsa yorum yazılır kabalığı anlatılır vs. Şikayetten bir şey çıkacağını sanmam.
+1
mutekebbir
(08.07.26)
sana ters biri denk gelmiş. bir kere benim önümdeki biri parasıyla 5-6 poşet almıştı. ayrıca poşetten yeterli kar edememe diye bir şey yok.
-1
duyuruuser
(08.07.26)
hocam bu poşetlerin ücretinin büyük bir kısmı çevre ve şehircilik bakanlığına gidiyor. poşetin üretim maliyeti de düşünüldüğünde çoğu market, aslında sattığı poşetten zarar ediyor. bu yüzden de bazı marketler alışveriş yapmayan müşteriye poşet satışı yapmama veya sınırlı satış yönünde karar almış olabilir, sonuçta kapitalist düzende kimse durduk yere zarar etmek istemez.
normalde bir işletme, satışa sunduğu ürünü satmaktan imtina edemez, ticaret kanununa göre yasak bu durum. ancak market poşetinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışmalı bir konu, zira bu poşetler normal şartlarda tek başına satışa sunulmuş ürün değiller. bu yüzden şikayet etseniz de bir şey çıkmama olasılığı yüksek.
+1
shadowfollower
(08.07.26)
sen akilli bir arkadasa benziyorsun.
posetlerin onlara maaliyete senin satin alis fiyatindan daha yüksek. dükkandan poset alsaydin keske.
sikayet falan demissin dflkg neyi sikayet edeceksin. sanki raftaki bir ürünü sana satmamis.
-1
Purple life
(08.07.26)
cry baby :)
-1
Purple life
(08.07.26)
markette cöp posetleri rafinda bir sürü poset cesitleri satiliyor cry baby. para verip onlardan alabilirsin. biri sana hayir dedi diye de sinirden kudurmazsin.
Lego magazaları mesela alışveriş yapmazsan vermiyor. Lego'nun orijinal ürününü internetten aldıgından poşet gelmiyor bunu gidip lego bayisinden poşet istedigimde ücreti ile bile vermiyorlar.
0
liberal
(08.07.26)
bu arada hukuki olarak mağazalar size ürün satmak zorunda değil. Sadece ırk/din/milliyet ayrımcılığı yapamaz. Sen x ülkesindensin sana satmıyorum demek suçtur, ama senin tavırlarını beğenmedim sana satmıyorum, tamamiyle geçerli bahanedir.
Sözleşme Yapma Özgürlüğü her iki taraf için de geçerli.
Ama Sözleşme Yapma Zorunluluğu da var. Her sektör için geçerli değil bu tabii. Toplu taşıma/elektrik su gibi hizmetlerde özgürlük yok. onun dışında market size satış yapmamayı seçebilir.
bu durum çok flu olabiliyor tabii, ayrımcılık kısmına kolayca girebilir. Ama market genel olarak kimseye poşet satmıyorsa bir şey çıkabileceğini zannetmiyorum.
edit: @shadowfollower uyardı, kanunda dediklerimin tersi olan maddeler varmış. Belki tüketiciyi korumak adına daha özel kanundur. aşağıda @ground da durumu açıklamış.
0
substituent
(09.07.26)
substiye cevaben. mağaza satış yapmak zorundadır. hukuki adı "icap/kabul" olarak geçer. mağaza, reyona ürün koymakla icap yapmış olur, müşteri o ürünü alıp kasaya gelirse bu bir kabuldür ve mağaza satmamazlık edemez. mahkeme kararı ile bile satın alabilir artık. ancak soruda başka bir şey var. poşet teknik olarak bir ürün değil. alınan bedel de satış bedeli değil. bu nedenle ürün satın almayan bir müşteriye poşet verip vermemek mağazanın inisiyatifinde diye düşünüyorum.
Çevrenizde tanıştıktan 6 ay sonra evlenenler oldu mu? Olduysa evlilikleri nasıl gidiyor
Çevrenizde tanıştıktan 6 ay sonra evlenenler oldu mu? Olduysa evlilikleri nasıl gidiyor
-1
stefano (07.07.26)
sart degil. evlenip aile kurmaya niyetli insanlar hizlica evlendi ve coluk cocuga karisti. mutlular.
uzun iliski anca arada baska biseyler varken mantikli zaten (okul bitsin, is bulayim, askerden geleyim vs), beklerken otomatikman uzun oluyor. bekleyecek bisey yoksa, niyet belliyse, kafa uyuyorsa evlenip gidin.
0
taurina
(08.07.26)
2-3 ay beraber yaşayınca zaten anlıyorsun nasıl gideceğini hayatta sınanmak başka bir şey tabii kimsenin başına gelmesin öyle bir şey geldiğinde 50 yıllık eşin bile değişebiliyor ona yapacak bir şey yok.
İş güç hayat düzeni yerindeyse iki taraf için de soru işareti kalmamışsa 1 ayda da evlenirler 10 yılda da
0
croswell
(08.07.26)
bence şart. birbirini her yerde, her şekilde, her muhabbette tanımak lazım. neden acele edesiniz ki? ömrünüzün sonuna kadar birlikte yaşamaya karar vereceğiniz kişiyi seçiyorsunuz.
en az 1 yıl geçsin. 1 yılda çok şey olur çünkü. farklı olaylara nasıl tepkiler verdiğini görürsünüz. beraber bir iki tatile gidersiniz ve oradaki halini görürsünüz. beraber dışarı çıkarsınız, çevresine karşı nasıl olduğunu görürsünüz. arkadaşlarını tanırsınız. iş yeriyle/ailesiyle/çevresiyle yaşadığı sorunlara nasıl tepki verdiğini ve nasıl çözdüğünü görürsünüz. hatta bence 1 yıl da beraber yaşanmalı. evdeki düzenini görürsünüz, neyi seviyor, neye katlanamıyor onu görürsünüz.
ilk birkaç ay iki taraf da çok toleranslı ve özenli oluyor. birbirinize alışıp rahat edince gerçek kişiliğinizi göstermeye başlarsınız. o zaman, o gerçek kişilikleriniz de birbirinizle anlaşabiliyor mu bakmanız lazım. hatta aşk heyecanı hafifleyince, tamam bu kişi hep yanımda deyince sıkılıyor musunuz yoksa hala bağlı mısınız onu görmeniz için de uzun ilişki şart.
birbirini yeterince farklı senaryoda, yeterince rahat bir seviyede tanımadan evlenmek çok büyük bir risk bence.
ben erkek arkadaşımı 3 yıldır tanıyorum ve beraber aynı evde yaşayamayacağımızı anladım. ikimiz de 10 yıldır yalnız yaşayan insanlarız, ev düzenlerimiz hiç uyuşmuyor bunu görmüş oldum. bunu hemen 3 ayda görmedim.
0
art cat chocolate
(08.07.26)
değil bence.
evlilik şans işi. biraz karpuz gibi. içini açmadan bilemiyorsun.
0
kveldulv
(08.07.26)
En az 1 yıl birliktelik diyorum ve evliliğin şans işi olduğuna inanmıyorum
+1
gadlemler
(08.07.26)
"uzun" nedir? aynı evde yaşamadan, iyisiyle kötüsüyle vakit geçirmeden, bayram seyran geçirmeden, tatile gitmeden evlenmek riskli bence.
örnek veriyorum. bir yakınınız vefat etti, nasıl tepki veriyor? bayramda sizin ailenizin yanına giderken laf ediyor mu? bir arkadaşınızın doğumgününe giderken ne yapıyor? ya da hiç tanımadığı kişilerle aynı ortama girince ne oluyor?
işinizden ayrıldınız. ne yapacak?
+1
co2s2
(08.07.26)
6ay riskli bir süre bence, ben "bu kızdan olur" dediğimde daha senemiz dolmamıştı ama akışına bırakıp 1 sene sonunda evlendim.
0
kimlanbu
(08.07.26)
2-3 yıl tanımak iyi olur ama böyle olup boşanan da var, 2 ayda evlenip hala mutlu olan arkadaşım da var. Biraz şans(uyum ve iyi insanla karşılaşmak ve iyi insan olmak)
Yıllarca tanıyıp sonra aldatılan da var.
0
nhk ni youkosu
(08.07.26)
Bence evlilik için duygusal olgunluk şart. Konuşabilmek sohbet edebilmek, salt bedensel haz dışında toplumsal kimliklerimizle de benzer yerlerden anlamlı işler yapmaya çalışmak şart. rahat hissetmek güven duymak bu benim arkamdan kuyumu kazmaz duygusu ile hareket edebilmek, yumuşak karnını gösterdiğinde oradan yumruk yemediğinden emin olmak şart. hem yan yana hem de ayrı ayrı olabilmek her ikisinde de boğulmamak saygıyla sevgiyle devam etmek şart.
bunlardan birine tik atmak eksik kalmışsa biraz daha zaman şart. :)))
Selamlar, marka ismi verebilir miyim bilmiyorum ama Türkiye’nin en ünlü beyaz eşya markalarından birinde kendi sitesinde 48.000 TL olan ürün, 35.000, 40.000, 45.000 gibi farklı fiyatlara satılıyor. Revizyonlu veya teşhir ürün değil diyorlar. Hatta bir satıcı bir online alışveriş sitesinde 40.000’e s
Selamlar, marka ismi verebilir miyim bilmiyorum ama Türkiye’nin en ünlü beyaz eşya markalarından birinde kendi sitesinde 48.000 TL olan ürün, 35.000, 40.000, 45.000 gibi farklı fiyatlara satılıyor. Revizyonlu veya teşhir ürün değil diyorlar. Hatta bir satıcı bir online alışveriş sitesinde 40.000’e sattığı aynı ürünü başka bir sitede 35.000’e satıyor. Bu fiyat farklarının nedeni ne? Yetkili bayi olarak görünüyorlar bu arada, markanın sitesinden kontrol ettim.
+1
nathanieltroy (07.07.26)
Kendi karı + aracıların karı eklendiği için duruma göre farklı fiyat verebiliyorlar. Sürüm yüksekse karından kısabilir. Normal.
+1
orient blue
(07.07.26)
türkiyede satılan ürünlerin çoğu zaten yetkili servis garantili. bu konuda bir sıkınt yok. böyle çok ucuza ürün almışlığım var. hiç sorun yaşamadım. yani ellerindeki stok durumu, mağazanın bulunduğa ile göre konumu ya da ucuza temin etme durumlarından kaynaklanabiliyor.
0
Rondak
(07.07.26)
Mağaza ya gidip internette bu fiyat, daha ucuz dediğimde aldığım cevaplar :
1) Tamam abi o fiyattan yardımcı oluruz 2) Teşhir, defolu veya iade ürün satıyorlar 3) İnternetten alın o zaman
Genellikle bayiden bayiye bile değiştiği için gidip internet fiyatına veya yakın fiyattan bayileri tek tek araştırıp almayı tercih ediyorum.
0
kimlanbu
(08.07.26)
trendyol %20 komisyon alıyordur, hepsiburada %10 komisyon alıyordur. adamlar da komisyonu fiyatlarına yansıtıyorlar, ceplerinden verecek halleri yok.
markaların kendi websitelerinde rakamlar hep biraz yüksek oluyor.
0
co2s2
(08.07.26)
Gönül rahatlığıyla en ucuzunu alabilirsiniz. Türkiye'de ticaret böyle maalesef. Bir de kural uydurmuşlar "yerine koyamayacağın fiyata satamazsın" diye.
Adam 3 yıl önce almış koymuş ürünü deposuna. Şimdi güncel fiyattan satıyor. Onları zaten 10 bine almış. Bakıyor bugünkü fiyatına. 45 bin ise o da 40'a satmaya çalışıyor. Satmıyorsa 35'e iniyor.
0
nickini vermek istemeyen uye
(08.07.26)
arçelik'in sitesinde 50bin olan makine, internette 37-40bin.
burada önemli nokta satıcının arçelik bayisi olması. ismini araştırın google'da eğer yetkili bayi ise düşünmeden alın. Siparişler yüzde 90 fabrikadan geliyor zaten, servis getirip kurulumunu yapıyor.
spotçu falansa ya da alakasız bir şirket ve al sat yapıyorsa bunlardan almıyorum.
Şoför Nebahatler kolum çok ağrıyor önerilerinize ihtiyacım var.
a perfect lie
Sorum kadınlara çünkü belki erkeklerde böyle olmuyordur. Olanlar varsa onların da önerilerini alabilirim. 2 saatten uzun yolculuklarda yalnızca sağ kolum çok ağrıyor. (Sağlak insanım) Omzumdan düşecekmiş gibi ağrıyor. Yani bazen mecbur kalıp duruyorum. Siz uzun yolculuklarda elinizi kolunuzu nereye
Sorum kadınlara çünkü belki erkeklerde böyle olmuyordur. Olanlar varsa onların da önerilerini alabilirim.
2 saatten uzun yolculuklarda yalnızca sağ kolum çok ağrıyor. (Sağlak insanım) Omzumdan düşecekmiş gibi ağrıyor. Yani bazen mecbur kalıp duruyorum. Siz uzun yolculuklarda elinizi kolunuzu nereye nasıl koyuyorsunuz?
Ben bazen sol elimle tutup sol kolumu dızıme dayıyorum sağ elimi de bacağımın altına sıkıştırıyorum ama hızlı gidiyorsam bu olmuyor tabii.
Koltuğum mu çok aşağıda, direksiyonum mu çok yukarda. Bence bunlar ideal yerlerde ama belki de değil. Ne yapayım. Yoksa bunlardan bağımsız kolumun mu bi problemi var.
araç subaru xv otomatik bilmem fark eder mi.
-1
a perfect lie (07.07.26)
"Subaru XV Kol Dayama / Kolçak Yükseltici" şeklinde bir arama yaparak uygun ürünü alın ve kullanın. Sürüş esnasında kolunuz bu aparatla yüksekte kalırsa bu ağrılar kaybolur.
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(07.07.26)
Uzun mesafede kol ağrıtıyorsa arabayı bir rot balanstan geçirmek lazım. Tabi önce lastikler ne durumda ona bakmak gerek. Sağ sol lastikler aynı mı, aşınmaları eşit mi, hava basınçları eşit mi ve mevsime uygun mu, ona bakmak lazım. Kazalı bir arabaysa şasede ya da kaportayı oturtmada bir yamukluk varsa da lastiğe falan bile bakmaya gerek yok, araba bi tarafa asılıyodur, sen yoldan çıkmasın diye farkına varmadan öbür tarafa çekiştirmekten kol kası yaparsın.
Denemeyi de şöyle yapabilirsin. Düz olduğundan emin olduğun bir yol bul. Trafiği de az olsun. Yollar genelde su tutmasın diye balık sırtıdır ve sağa doğru eğimlidir. Öyle bir yol olmamasına dikkat et. Hızlanıp direksiyonu bıraktığında düz gitmeyip hep bir yana ve ağrıyan kolunun aksi istikametine doğru gidiyorsa, o zaman ilk paragrafta söylediğim bir sorun var demektir.
+1
Mirket
(07.07.26)
Fark etmeden direksiyonu çok sıkıyor olabilir misiniz? Ben de aynı sorunu yaşıyorum. Hızım arttıkça sanki direksiyonu daha sıkı tutmam gerekiyormuş gibi hissediyorum arabaya hakimiyetimi artırmak için. İki kolum da ağrıyor uzun yolculuk sonrası. Normal kısa süreli kullanımlarımda böyle bir sıkıntım yok. Siz de duruşunuzdan mı tutuşunuzdan mı olduğunu bir gözlemleyebilirsiniz.
+2
umutt
(07.07.26)
Araç kendi servisinde bir ay önce bakıma gitmişti, lastikler yaz lastiği ve bir yıl oldu daha alalı, kaza filan gibi şeyler olmadı, bunlardan olabileceğini de hiç düşünmemiştim bu arada ama her zaman için aklımda olsun teşekkür ederim, Testi de yapacağım mutlaka
Mirket
+1
🌸a perfect lie
(07.07.26)
direksiyon derinliği, yüksekliği (ayarlanabiliyorsa) sürüş pozisyonunuz koltuğun yüksekliği ve ileri / geride olması direksiyon döndürürken kolu ağrıtabiliyor. sürüş pozisyonunuzun düzgün olduğundan emin olun. sonra mirketin dediğinden devam.
+1
rain when i die
(08.07.26)
Sürücü kadınsa muhtemel problemler:
1) Direksiyon yükseklik ve derinlik ayarı yapılmamış
2) Koltuk çok yakın ve sürüş pozisyonu uygun değil
3) Kol dayama hatalı sürüş pozisyonu yüzünden çok geride kalmış ve kol devamlı direksiyonda
Uzun yolda devamlı 9:15 pozisyonunda, koltuk ön cama dayanmış şekilde araba kullanırsanız en kral şoför bile acı çeker.
Ben aracın rot balansında bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum, hem titreşimi farketmemek imkansız hem de aracı bırakırsanız bir tarafa doğru gitme eğiliminde olur, bunu da farketmemek imkansız. Zaten düz yolda bile ip gibi gidemezsiniz. devamlı ufak duzeltmeler yapmak gerekli.
+2
kimlanbu
(08.07.26)
Aslında surecegim zaman en aşağı indiriyorum direksiyonu. Koltuğun ileri geri ayarıni da yapıyorum ama bence dirsek dayama uzakta evet. Bu hareket ediyor mu acaba, buraya kolumu koyamiyor olmamı da düşünmemiştim, Boyum mu yetmiyor nedir 😅 inince bir kurcalayacagim bunu da, teşekkürler
kimlanbu
0
🌸a perfect lie
(08.07.26)
xv'de kol dayama ileri geri aşağı yukarı hareket etmiyor ne yazık ki. ben sol kolumu cam eşiğine koyup sol elimle saat 9 gibi bir yerden tutuyorum. kol dayama yerinin önündeki bardaklığa da 1.5 litrelik su şişesi koyuyorum, sağ kolumu da ona dayıyorum.
+1
co2s2
(08.07.26)
Direksiyon sadece aşağı yukarı hareket etmez, kendinize doğru çekerseniz size doğru da hareket eder bilginiz olsun.
+1
kimlanbu
(08.07.26)
Torasik outlet sendromuna bağlı kol ağrısı olabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne muayene olmanızı öneririm
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolay
Deniz suyu içeriğindeki tuz ve mineraller nedeniyle deterjan gibi ürünlerde köpürmeyi engelliyor fakat bu deniz suyunu alıp sokak ve caddeleri yıkamak, evlerde ayrı hat kullanarak direkt olarak atık su olacak şekilde tuvaletler için kullanmak “içme suyunun tuzlu suyla karışması gibi risklerden dolayı mı esas olarak kullanılması riskli?
Evet gelecekte içme suyu yetersiz olabilir ama şu an yeterli iken büyük bir deniz suyu aktarım projesi büyük maliyet olur. Bu sebebi geçtiğimizde nasıl bir çevresel sorunla karşılaşabiliriz gelecek için?
0
Unde bach canim (04.07.26)
Deniz suyundaki tuzun çürütücü etkisi nedeniyle bir boru şebekesi ve fitting malzemeden geçirilmesi, sistemin sağlığı açısından pek mümkün değil ve ayrıca atık su direkt denize verilemez de doğaya karışırsa dokunduğu her yerdeki doğayı öldürür.
Deniz suyu arıtımı bir azgelişmiş ülke için mümkün değil, maliyet çok yüksek.
Denizden fayda ummak yerine belediyelerin kayıp kaçağı önlemeye ve atık suyu arıtmaya yönelmesi çok daha ekonomik görünmekte.
+3
Mirket
(04.07.26)
@mirket Hocam deniz suyunu arıtmadan verecek, arıtılması zaten ekonomik değil. Günümüzde bile metal boru kullanıldığını düşünmüyorum. Beton veya plastik kullanılıyordur. Ki tuz bunlara zarar vermez.
0
🌸Unde bach canim
(04.07.26)
Suyun geri dönüşümü ve israf edilmemesi konusunda yapılacak çok şey var ama “deniz suyunu evlerimizde ya da tuvalette kullanalım” bunlardan biri değil.
Şehirlere yağmur hasatı yapmak, her yeri beton yapmamak, çatılardan akan suyu depolamak ve kanalizasyona vermemek, iki atık su hattı oluşturmak, evlerdeki tuvalet-sifon suyunu gri-su ya da çatılardan toplanan sudan vermek gibi çok şey var. Hatta en basitinden el yıkama lavabolarının gideri neden klozete ya da tuvalete verilmiyor onu anlamıyorum. Küçük tuvaletten sonra sifon çekmez, el yıkadığımız su tuvaleti temizlerdi.
Bunlarla ciddi tasarruf yapılabilir ama vatandaşın kullandığı su maden tarım ve sanayi ile kıyaslandığında devede kulak kalıyor. Tüm bu saydığım şeylerden tasarruf oluşturmayı geçtim tüm vatandaşlar aylarca bir damla su kullanmasa hala ciddi bir tasarrufu oluşmayacak.
Su sorununu çözmek için yapılması gereken ilk şey ormanlaşma ve yağmur oluşumunu arttırmak, şehirlerde betonu azaltmak ve yağan yağmurun toprakla buluşmadı, her binaya su deposu koyup temizlik sularını yağmurda dolan depolarla kullanmak gibi yöntemler gerekiyor.
Yer altındaki kayıp kaçak çok ciddi boyutta bu arada. O da israf çünkü A noktasından gelen su B noktasıdinda toprağa karışıyor. Teknik olarak hala toprakta ama tekrar kullanılabilir olması için yüzyıllar geçecek belki.
—— Deniz suyunu kışın yollar buz tutmasoın diye kullanıyorlar bu arada. Tuz atacaklarına tuzlu su atıyorlar. Bu bana mantıksız gelmiyor az kullanıldıkça.
+1
biseysorcaktim
(04.07.26)
tuz, pek çok malzeme için en yıpratıcı ve bozucu etkenlerdendir. sebeplerden en önemlisi bu olabilir.
+1
lil siztah
(04.07.26)
Abi, eski binalarda falan tesisat tadilatı gördüysen boruların içi hep hışır kaplıdır. Bu malzeme sudaki çözünmüş katı maddelerden kaynaklıdır ve zaman içinde boru demir de plastik de olsa tıkar. Deniz suyunda bu çözünmüş karı madde miktarı içme suyundan 5-10 bin kat daha fazladır ki onun tıkayıcılığını sen düşün.
Tamam , borular plastik de, fitting malzemenin eninde sonunda bir yerlerinde, en azından vana ve musluklarda metal vardır ve metal tuzu hiç sevmez.
Bir de, eğer temizlik yapan biriysen bilirsin, temizlikte bela olan şey sudaki kireç, yani suda çözünmüş katı maddelerdir. Yani klozeti, fayansları pis gösteren o sapsarı malzeme hep odur. Sert suyla cam silersen o camı ayrıca bir daha silmen gerekir. Tuzlu suyu arabana vurursan, araba ölmesin diye tatlı su ararsın falan.
Yani deniz suyuyla temizlik olmaz.
+1
Mirket
(04.07.26)
Yukarıdaki detaylı açıklamaları özetleyecek şekilde, deniz suyunu sıvı toprak olarak düşünün. Temizleyici bir etkisi yok bu anlamda. Bulunduğu yerde kendisi bir temizlik sebebi oluyor.
0
akhenaten
(04.07.26)
Temiz yeraltı sularını kirletip toprağı öldürürsün.
0
kimlanbu
(04.07.26)
sokak vs. yıkamada hem asfaltın anasını ağlatıyor hem de bulaşan arabaların canına okuyor.
tuz mekanik araçlar için bela.
0
gurur
(04.07.26)
denize sıfır yaşayan birisi olarak söyleyeyim. havuzlardan birisini deniz suyu ile dolduruyorduk. serpintilerle vs çevresini o kadar çok batırmaya başladı ki şebeke suyu ile doldurmaya başladık. gerisini siz düşünün.
ayrıca tuzlu su düzenli kullanımda asit gibi aşındırma yapıyor.
0
bravoteam
(05.07.26)
izmir karşıyaka belediyesi senelerdir deniz suyunu uygun şekilde arıtıp parklar ve bahçeler müdürlüğünün sulama işlerine su temin ediyor.
ancak içme ve dediğiniz temizlik işleri için ek işlemler gerekebilir. denizde tatlı su elde etmek için buharlaştırma yöntemi kullanılır mesela ama bu kadar basit olacağını düşünmüyorum büyük kapasiteli sıhhi kullanım için. zaten teknik bilgim de yok. boş yapmayayım.
1 gece güncel ne kadar bilen var mı? 1 haftalık park için indirim yapan bi uygulama vs var mı? alternatif öneriler var mı, sabah uçuşum var taksi mi mantıklı olur avrupa yakasından arabayı bırakmak mı :/
1 gece güncel ne kadar bilen var mı? 1 haftalık park için indirim yapan bi uygulama vs var mı? alternatif öneriler var mı, sabah uçuşum var taksi mi mantıklı olur avrupa yakasından arabayı bırakmak mı :/
0
deartheodosia (02.07.26)
sabihanın dışında ibb, pendik belediyesi ve bir kaç özel otopark var. servisle 15dkda bir terminale götürüp getiriyor. belediyeninki günlük 300 liraydı en son. sabihanın kendi otoparkında ilk 1 saat mi ne 250 lira. cuma ctesi sabaha kadar da metro var tarih ve saat uyarsa güzergahta bir yere koyup onunla da geçilebilir.
Cannabis ile ilgili okuduğum bir tweet hakkında yorumları merak ediyorum
birdirbir
Geçenlerde otun yasalardaki yeriyle ilgili bir zincir okudum sizin görüşlerinizi merak ediyorum. Sizin terazinizde baskın gelen tutum nedir?"bu cannabis/marijuana mevzusunun arkasındaki sosyolojik korku inanılmaz bi şey. olay sadece bir bitkinin yasaklanması değil, devletlerin ve otoritelerin insanl
Geçenlerde otun yasalardaki yeriyle ilgili bir zincir okudum sizin görüşlerinizi merak ediyorum. Sizin terazinizde baskın gelen tutum nedir?
"bu cannabis/marijuana mevzusunun arkasındaki sosyolojik korku inanılmaz bi şey. olay sadece bir bitkinin yasaklanması değil, devletlerin ve otoritelerin insanların bir araya gelmesinden, birbirini sevmesinden ve ırkçılığı unutmasından korkmasıyla ilgili.
1920 ve 30'ların amerika'sını hayal edin. siyahiler ve beyazlar kanunen tamamen ayrı dünyalarda yaşıyor, otobüste bile yan yana oturamıyorlar. inanılmaz katı ve ırkçı bir sistem var. ama bir yer hariç: caz kulüpleri.
bu kulüplerde siyah ve beyaz müzisyenler, sanatçılar, gençler bir araya geliyor. cannabis tüketip müzik yapıyorlar, eğleniyorlar. cannabis'in getirdiği o empati ve rahatlama hissi, devletin yıllardır kurduğu o nefret bariyerlerini patır patır yıkıyor.
insanlar birbirini rengi, ırkı ya da dini yüzünden ötekileştirmemeye başlıyor. tam bir "biz hepimiz biriz" kafası oluşuyor yani. işte otoritelerin kabusu tam olarak burada başlıyor. çünkü sistemi yönetmek için düşmanlığa ihtiyaçları var.
dönemin federal narkotik bürosu başkanı harry anslinger resmen çıldırıyor bu duruma. adamın kayıtlara geçen şöyle bi lafı var: "marijuana içenlerin çoğu zenciler, hispanikler ve caz müzisyenleridir. bu meret, beyaz kadınların zencilerle ilişki arayışına girmesine neden oluyor."
yani adamların derdi sağlık falan değil. insanların cannabis içip birbirine sarılması, ırkçılığı reddetmesi ve düzene başkaldırması. uyuşturucuyla savaş dedikleri şey aslında her zaman toplumsal kontrol ve ırkçılık savaşıydı."
-3
birdirbir (01.07.26)
meseleye böyle bakmak çok naif olmuş. çok romantik bir bakış açısı.
+1
co2s2
(02.07.26)
içerik tamamen esrar güzellemesi yapmak için yazılmış. ama altında yatan başka gerçekler var
-caz mekanlarında insanları buluşturan uyuşturucu değil, müzikti -insanları birbirini sevmesi, sarılması vs gibi benzetmeler günümüzde herhangi bir barda alkolden sonra yaşanabilen şeyler, uyuşturucu ile alakalı değil tamamen atmosferden kaynaklanıyor. -uyuşturucuyu savunan kişiler kendilerine dayanak olarak ırkçılığı kullanmaya çalışıyorlar. -anslinger denen adam ırkçı ve uyuşturucu karşıtı ama "beyaz kadınların zencilerle ilişki arayışına girmesine neden oluyor" diye bir söz söylediği tartışmalı. -çok fazla ortama girmişimdir ama uyuşturucudan sonra siyahi arayan bir kadın görmedim. -son olarak da uyuşturucular libidoyu düşürüyor.
0
bravoteam
(02.07.26)
Devletlerin, bireylerin ahlakını veya yaşam tarzını dikte etmek için bilimi ve hukuku manipüle etmesi çok kullandıkları bir yöntem. belirttiğiniz ötekileştirme ve korku, kitleleri yönetmenin en kolay yoludur.
Sonuç olarak; yasaklama mantığının bilimsel değil, ideolojik ve kontrol odaklı olduğu ortada. Günümüz dünyasında bu konunun bir suç olmaktan çıkarılıp; devlet denetimi, tıbbi kullanım, doğru vergilendirme ve halk sağlığı politikalarıyla şeffaf bir zemine oturtulması hem hukuki mantık hem de etik adalet açısından en makul yoldur.
+2
galahad reloaded
(02.07.26)
Göründüğü kadar masum değil, herkeste aynı etkiyi yapmaz, panik ataktan şizofreniye kadar uykuda bekleyen psikolojik rahatsızlıkları katalizör gibi güçlendirip kişinin ruh halini çok kötü duruma sokabilir. Kalp rahatsızlığı olanları tansiyonunu yükseltip zora sokabilir.
Bu yüzden serbest bırakılacaksa bile tıbbi kullanım denilen kontrollü bir serbestlik olursa bundan keyif alan kişiler bir sağlık engellerinin olmadığını bilerek, kontrollü ortamlarda, ne yediğini içtiğini bilerek tüketebilir. Misal yakın zamanda Yunanistan'a gittim, orada bile serbest bırakılmış, hatta havaalanında pasaport kontrol öncesi reklamları dönüyordu ve afişleri vardı, sloganı da : "Yes you CANN!"
+2
kimlanbu
(02.07.26)
@kimlanbu yunanistanda esrar ya da marihuana serbest değildi ve hala serbest bırakmadı da, yanlış bilgi. bahsettiğiniz muhtemelen cbd.
0
zozjotejmnk
(02.07.26)
sadece bu değil, birçok konuda otoritelerin kitleleri yönetmek için korkuyu kullanmasıyla ilgili öfkem artıyor ve gördüğüm kadarıyla bu konuda çok da başarılılar. insanların kendine olan saygısını yitirdiği abuk subuk u*uşturucuları dışarıda bırakarak, bu konudaki korkunun artık abartıldığını düşünüyorum.
zararları kadar faydalarını da konuşacaksak duyurudan bir arkadaşın paylaştığı websitesini iliştirmek isterim: engindusun.com
0
🌸birdirbir
(02.07.26)
1960' larda yaygın olan uyuşturucu kullanımını cinselliği insanların istediği gibi yaşamasını savunan Hippilerin kökeni oralara uzanıyor gibi .
"hepimiz biriz " in çıkış noktası kafayı, aklı yitirmeye sebep olan şeyler olmamalı
İnsanlar bir araya uyuşturucu gibi sebeplerle de gelse uyuşturucunun yokluğunda veya kıtlığında silahlar patlayabilir. Nitekim uyuşturucunun yaygın olduğu yerlerde şuç oranları da daha fazla . İslam dininde ise Allah celle celaluhu n rızası için bir araya gelinir ve bu sayede şeytani hastalık olan ırkçılık vs. de kalmaz. Doğduğumuzda tercihini yapamadığımız şeylerden biri olan ırk sebebiyle insanların birbirine bu sebeple düşman olması kadar akılsızca bir eylem yok gibidir.
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübel
Özellikle evlilere ve uzun ilişki yaşamış kişilere sormak istiyorum.
Eski fotoğraflara baktığımda bu hisse kapılıyorum. Sürekli yapılan kavgalar, ayrılıp barışmalar ilişkiden bir şeyleri koparmış sanki. Üstüne bir de monotonlaşan hayat, her şeyi yaşamış olmak, enteresanlıkların azalması gibi tecrübeleri ekleyince ilişki katılaşıyor sanki ve o ilk zamanlardaki saf, çocuksu, heyecanlı sevgi hali kalmıyor.
Bu his normal mi?
0
lapetitemort (30.06.26)
Aşk azalmaya azalır da, sizin tasvirinizde aşkın azalmasından çok ilişkinin tükenmesi söz konusu. İkisi pek aynı şey değil aslında.
İlişkinin ilk dönemleri sürdürülebilir bir şey değil ki zaten. Hayatınızın geri kalanında bir mesaj gelecek diye bir gözünüz telefonda yaşayabilmeniz ya da benzeri bir kafada kalabilmeniz mümkün mü sizce? Hiçbir şey olmasa işinizden olursunuz. Aşk insanları birbirine bağlıyor ve evet; hayat inişli çıkışlı.
Ancak geçmişe özlem duymak ve geçmişi hatırladıkça mutlu hissetmek de farklı şeyler.
Eğer her şey yolunda gittiyse doymuş hissediyor olmalısınız, vazgeçmiş değil.
0
akhenaten
(30.06.26)
Aşk diye bir şey yok. Kendini kandırma o konuda. İlgi tabi ki azalır
0
benaslindayohum
(30.06.26)
Ask sürdürülebilir bir duygu degil.
Ask zamanla sevgiye dönüsüyor ve sevgi asktan daha büyük bir sey bence.
Her iliskide tartisma olur. Önemli olan onlari telafi eden güzel duygular da var mi? Datelere cikmak tatil yapmak güzel duygulari besleyen seylet bana göre.
0
Purple life
(30.06.26)
+13 sene Hiç azalmadı
+3
topkapiaksaray
(30.06.26)
azalmayanı var ama istisna. kural azalır diyor. sen kuralı dinle.
0
gabe h coud
(01.07.26)
Evlilik zaten kafası uyan 2 kişinin birbirine tahammül etmesi. 18 senelik ilişkimin 11 senesi evlilik. Birbirimizi idare ediyoruz. Özellikle ben çekilmez bir adamım soruyu eşim cevaplarsa daha mantıklı olur. İlk başlardaki heyecan olmuyor ama eşimi seviyorum. Zamanla güven artıyor. Anandan babandan herkesten fazla tanıdığın insanla yaşıyorsun. E tabii ki özen ister istemez azalıyor.
0
mikahakkinen
(01.07.26)
Aşkı öldüren evlilik değil, zaman. O karnınıza uçuşan kelebeklerin ömrü birkaç ay.
Evlilikte tarafların kalitesine göre sevgi ve saygıda bir azalma olmaz, ama ilk günkü heyecan da kalmaz.
0
kimlanbu
(01.07.26)
2009'dan beri beraberiz, 2018'den beri evliyiz. Azalmadı. Artması durdu belki ilk evlediğimizde seni evlenmeden önce daha az seviyormuşum diyordum. Galiba daha fazla sevmem mümkün değil onu da bilmiyorum.
0
matilda
(01.07.26)
7.yıl, çok monotonlaşmış bir süreçten sonra bazı rahatsızlıklar yaşandı ve resmen aşk alevlendi aylardır.
Uzun uzun sohbet edeyim istiyorum. Mesela videoda gördüm eleman salatalık soyduğunu anlatıyor ai sürekli ne yapacaksın nasıl yapacaksın falan diye sohbeti açıyor. Aylık ücreti milyon dolar olmayan makul, daha önemlisi cidden işe yarayan neler önerebilirsiniz? Şekilli cancanlı arayüz, sürekli tıklama
Uzun uzun sohbet edeyim istiyorum. Mesela videoda gördüm eleman salatalık soyduğunu anlatıyor ai sürekli ne yapacaksın nasıl yapacaksın falan diye sohbeti açıyor.
Aylık ücreti milyon dolar olmayan makul, daha önemlisi cidden işe yarayan neler önerebilirsiniz? Şekilli cancanlı arayüz, sürekli tıklamalı seçmeli duolingo gibi şeyler istemiyorum. Konuşup takılıp çıkayım
+1
avatar is back (29.06.26)
Chatgpt ile kankan gibi muhabbet edersin, kamerayı açarsan etrafta olan biteni de görüp ona göre konuşuyor.
Merhabalar, Temmuz ayı itibariyle kiramı zamlı ödeyeceğim. Ev sahibim beni aradı ve hesabında bloke oldugunu bu nedenle kirami posta yolu ( PTT ) ile göndermemi istedi. ( 81 yaşında ve emekli ) Dediğini yapayım mı ? Emin olamadım.Not: 1 yıldır kiracıyım
Merhabalar, Temmuz ayı itibariyle kiramı zamlı ödeyeceğim. Ev sahibim beni aradı ve hesabında bloke oldugunu bu nedenle kirami posta yolu ( PTT ) ile göndermemi istedi. ( 81 yaşında ve emekli ) Dediğini yapayım mı ? Emin olamadım. Not: 1 yıldır kiracıyım
0
sislerrr (28.06.26)
yapmamalısın. mutlaka yardımcı olan eşi dostu vardır bir şekilde banka yoluyla göndermelisin. ödemedi kirayı dese ne olacak
-2
biseysorucam
(28.06.26)
Olur. Mümkün. Sıkıntı yok. Makbuzları saklayın.
0
Mirket
(28.06.26)
Sen hem millete borçlan hem de borcunu ödememek için ahlaksiz yollara başvur! Direk hangi hesaba yatiriyorsam ona yatiririm geçerim, o adamın alacaklısı ben de olabilirdim çünkü . Bu dolandırıcılara acıma sakın yarın sana da yapar pisliğini.
Edit: eğer kira zamanıni 6 ay erteleyecegini yazılı taahhüt ederse, belki ama belki düşünebilirim
-7
Sattva
(28.06.26)
Size ilgili ayın kirasını elden aldığını belirten bir dilekçeyi noter onaylı verirse gönderin.
-2
kimlanbu
(28.06.26)
Ptt ile kişiye para gönderimi yapabilirsin. Bunda sorun yok. Hatta bu şekilde gönderim yasal. Sanırım pttbank üzerinden gönderiliyor karşı taraf adına otomatik olarak hesap açılıp. Alıcı postaneye gidiyor kimlik ile çekiyor parayı görevliden. Eskiler bu şekilde gönderirdi paraları hep. Dedemin bu şekilde para, harçlık gönderdiğini hatırlıyorum. Ama en son hatırladığım 2008 falandı.
Ama posta yoluyla gönderim işi sıkıntı. Yani parayı zarfa kutuya koyup gönderme işi riskli. Zaten içinde para var derseniz görevli de almaz gönderiyi.
Eğer icralık bir durum yoksa başta bahsettiğim şekilden bahsetmiştir amca. Zaten parayı gönderirken kira gönderiyorum falan dediğinde bunu sisteme ekleyip öyle veriyor postanedeki görevli makbuzu. Makbuzda da her şey yazıyor.
-1
jackyr
(28.06.26)
zarfa para koyup göndermek değildir o. PTT'ye gidip isimle, TC kimlik no ile para göndermektir. bildiğim kadarıyla gayet yasal bir yöntem. hatta babam (kendisi hukukçudur) bir arkadaşıma bunu önermişti. arkadaşımın ev sahibi kirayı almamak için hesap numarasını falan değiştirmişti. babam da "postaneden isme göndersinler" demişti.
yine de hesaptaki bloke sizi ilgilendirmez. bugüne kadar nereye gönderdiyseniz oraya gönderin.
Sizce arabamın motoruna ne oldu bugün? (Ani arıza ve gaz almama)
la traviata
Araç:Dizelİstanbul'dan Balıkesir'e doğru yola çıktım. (bu detayı neden verdiğimi söyleyeceğim)Önce İstanbul'da boş depomu fullledim. Sonra osmangazi'ye gittim yarım saatte. Zaten pazar pazar yol boştu. Osmangaziyi geçtiğim anda birden araç "motor arızası" verdi ve gaz kesmeye başladı. 100le giderken
Araç:Dizel
İstanbul'dan Balıkesir'e doğru yola çıktım. (bu detayı neden verdiğimi söyleyeceğim)
Önce İstanbul'da boş depomu fullledim. Sonra osmangazi'ye gittim yarım saatte. Zaten pazar pazar yol boştu. Osmangaziyi geçtiğim anda birden araç "motor arızası" verdi ve gaz kesmeye başladı. 100le giderken 80lere 70 lere düştü ve gaz almamaya başladı. Ben de o şekilde ilk oksijene kadar yavaş yavaş gittim ve benzinciye girdim.
Alfa romeo yol yardımı aradım. Bursa'ya çekici ile getirilmesini ve yarın bakılmasını tavsiye etti. Zaten Balıkesir'de servis yok sakın gitmeyin Balıkesir'e dedi. Ama benim servisim ve ustam bostancı'da olduğu için ve o sırada bir tık daha İstanbul'a yakın olduğum için İstanbul'a dönme kararı aldım. Bursa'da günlerce kalmak anlamsız olacaktı diye düşündüm ve adamı biraz dinlememiş oldum.
Dönüş yolunda ara ara yine gaz almadı/aldı, kafasına göre. Yarın bakılacak ama sizce bu neden oldu, yaşayan var mı?
Kötü bir mazota mı denk geldim? Yoksa bir anda gaz ile alakalı bir hortum vs. bişeyler mi çıkmış olmalı? Usta, egzozdan siyah duman geliyor mu diye sordu ama İstanbul'a kadar öyle bir şey olmadı. En kötü ne olmuş olabilir? En iyi ne olmuş olabilir?
Başka herhangi bir uyarı vermedi. (Start stop'lar iptal oldu tabi arıza verince ama o olurmuş zaten.)
0
la traviata (28.06.26)
turbo arızası olabilir. turbo devreye girmezse araba güçten kesilip gaz almıyor gibi görünür. turbo arızasıysa çok basit bir şey de olabilir, komple turbo da değişebilir. problemi çözmek isteyen bir ustaya denk gelmek önemli.
aynı anlattığınız şeyi yaşadım. yetkili servise girdim yol üstünde, arabaya bakmadan "turbo değişecek 600 lira" demişlerdi. yanlış hatırlamıyorsam ikinci zeytinli festivalinden dönüyordum, demek 20 yıl falan olmuş. çıktım oradan Bosch servisine girdim, adam "abi burada çamaşır makinesi bulaşık makinesi tamir ediyoruz, sen yanlış geldin" dedi. yan tarafta Bosch car service'e girdim, adam baktı etti, hava müşürü tıkanmış, hava tuttu temizledi, araba düzeldi, 20 lira aldı.
yan bilgi: müşür -> ölçmek anlamında ingilizce kelime measure'dan (ya da Fransızca'sı neyse) geliyor. hava müşürü, "hava ölçücü, sensörü" anlamında. turboya ne kadar hava geldiğini ölçüyor, turbo ona göre çalışıyor. çalışmazsa, ölçmezse, hava gelmediğini düşünüp devreye giremiyor, araba çekişten düşüyor.
+1
co2s2
(28.06.26)
Eski bir aracımda başıma gelmişti, turbonun orada bir hortum çıkmıştı (inna neydi hatırlamıyorum) yerine takınca sorunsuz devam etmişti. Kisfmet
0
kisa
(28.06.26)
@co2s2 aslında bursa'da yol yardım aldığım orijinal servisteki adamın da ilk söylediği şey turbo arızası gibi duruyor gibi bir şey idi.
yarın kendi ustam bilgisayara bağladığında direk görür sanırım neyden kaynaklandığını değil mi?
peki en en kötü senaryoda ne olabilir bu değilse?
@kisa umarım benzer bir şeydir.
0
🌸la traviata
(28.06.26)
araç kaç model ?
yeni nesil araçlarda bazen bir sensör hatası, kablo hatası vs olduğunda motoru koruma amaçlı güçten düşürüyor. 3 vites ve 60-70km hız üstüne izin vermiyor. aracı diagnostik cihazına bağlayıp bakana kadar birşey söylemek mümkün değil.
0
orpheus
(28.06.26)
2017 çıkışlı. yeni değil.
0
🌸la traviata
(28.06.26)
ucuz yollu bir obd cihazı alın veya bir tamircide hata kodlarını okutun. Gaz yememesi "limp mode" denen koruma moduna geçmesi sebebiyledir.
bir sensör arızası olması kuvvetle muhtemel.
0
kimlanbu
(28.06.26)
Sabah 9'da bakacak usta bilgisayara bağlayıp. Umarım ucuza ve sağlıkla çıkarım bu işten. Teşekkür ederim.
0
🌸la traviata
(28.06.26)
%90 turbo
0
jackyr
(28.06.26)
En kötü ihtimal benim başıma daha önce gelen turbo yaptırman gerekebilir
0
mirty
(28.06.26)
qashqai aracımda turbo hortumu yırtılmıştı. aynı şeyleri yaşamıştım. daha sonra iyi niyet garantisi kapsamında ücretsiz değiştirilmişti.
0
renegade
(30.06.26)
gelişmeler:
dün bilgisayara bağlandı araç. yağ pompasının üstündeki valf hata verdi. yenisiyle değiştirildi. istanbul içi biraz turladım.
ve tekrar balıkesir'e yola çıktım. susurluk civarında tekrar araba motor arızası verdi aynı şeyler tekrar yaşandı. üstelik en az 1 ay buradayım. ne yapacağımı bilemedim.
0
🌸la traviata
(30.06.26)
aracı uzun yolda düşük vites sürekli yüksek devir kullanıyor olabilir misin ?
0
orpheus
(02.07.26)
@orpheus
hayir. kullandigim tek uzun yol istanbul-izmir otoyolu ve ekseriyetle 6. viteste. otomatik zaten ben müdahale etmiyorum hiç. 10 yıldır kullanıyorum.
selamlar. bir bilet satıcısına para yolladık ama biletler gelmedi. az sonra polise gidip şikayetçi olacağız. elimizde bir kimlik ön yüzü ve bu isimle uyuşan iban var. whatsapp mesajları var. dekontta da konserin tarihi falan detaylıca yazıyor. ilk amaç parayı geri almak değil de banka hesabına bloke
selamlar. bir bilet satıcısına para yolladık ama biletler gelmedi.
az sonra polise gidip şikayetçi olacağız. elimizde bir kimlik ön yüzü ve bu isimle uyuşan iban var. whatsapp mesajları var. dekontta da konserin tarihi falan detaylıca yazıyor.
ilk amaç parayı geri almak değil de banka hesabına bloke koydurup başkalarının mağdur olmasını engellemek.
süreç hakkında tecrübesi olan var mı? mesela bu kişi gerçekten kimlikteki kişiyse ne olur, değilse ne olur?
bir de herhangi bi öneriniz var mı, bir daha tanımadığınız kişilerden bilet almayın demek dışında :) 2 hafta önce de almıştık, riski bilerek çok büyük işlere kalkışmıyoruz, buna da toplam 3600 tl yolladık, para çok öncelik değil şu an.
şimdiden teşekkürler.
+1
sezercik yavrum benim (27.06.26)
Mutlaka şikayetçi ol. Resmi başvuru yap. Hesap terör ya da kumar bağlantılı olabilir. Elinde şikayet belgesi kağıdı falan olsun. 5 yıl sonra soruşturma açılırsa elinde ispat niteliğinde bişey olmalı.
0
Lh12
(27.06.26)
Kiralık hesaptır, hesap sahibibceza alır ama esas dolandırıcı elini kolunu sallaya sallaya gezer.
Istanbul'dan Belgrad aktarmali Schengen bolgesine ucus bakiyorum. 55 dk gosteriyor iki ucus arasina. Yetisir miyim, aktarma yapaniniz oldu mu orda?Schengen bolgesinde oturumum var ve gemini'a gore pasaport kontrolunden de gecmiyormusum."Because you are traveling from a non-Schengen country (Turkey)
Istanbul'dan Belgrad aktarmali Schengen bolgesine ucus bakiyorum. 55 dk gosteriyor iki ucus arasina. Yetisir miyim, aktarma yapaniniz oldu mu orda?
Schengen bolgesinde oturumum var ve gemini'a gore pasaport kontrolunden de gecmiyormusum.
"Because you are traveling from a non-Schengen country (Turkey) to another country via Serbia, you will not go through Serbian passport control/immigration. You will remain in the international transit area. You will only face passport control when you land at your final destination (Schengen entry)."
0
synesthesia (25.06.26)
Sıra beklememek için ilk uçuşta valizini uçağa yanında taşısan bile son uçuşun kapılarını yarım saat önce kapatırlar. Ben böyle bir riske giremezdim. Begrad'a inişte uçak park sırasını zamanında alabilecek mi? Kule 20 dk geç iniş izni verirse olacak ? zor ki zor
Ek: Aynı havayolu firması ile uçacaksanız iş değişir. Belgrad'taki uçağı sizin için bekletirler.
0
HellKeePer
(25.06.26)
bence girilmez, layover yapsanıza, 1 gün de belgradda takılırsınız.
öyle ucuza biletler oluyor bazen. havayolunun sitesinden inceleyin.
0
kveldulv
(25.06.26)
@HellKeeper Ayni havayolu firmasi evet (Air Serbia). self-transfer de degil, direkt baglantili ucus. bilet sattiklarina gore yetisiliyordur diye dusunuyorum ama aslinda ama belli olmaz tabi.
0
🌸synesthesia
(25.06.26)
İstanbul uçağı: Air Serbia Belgrad uçağı: Air Serbia Bilet: Airserbia. com
Böyle ise sıkıntı olmaz. Diğer durumlarda büyük risk
0
HellKeePer
(25.06.26)
Ben 2 sene once yaptim, 1 saat 50 dk imis aktarma. ilk ucak biraz rotar yapinca, otobusten terminale gelis falan derken 1 saatten az kalmisti ikinci ucaga, check in yapmis olmama ragmen kontuardan tekrar bilet yapmami istediler (kontuar gatelerin oldugu alanda, cikis yapilmiyor) 15dk icinde falan halledip yetismistim. kontuar alaninda onumde 15 kisi falan vardi, daha kalabalik olsaydi belki biraz sorun olabilirdi. Kucuk bir terminal zaten.
Donuste de 18 saat aktarmali alip ayni sekilde Belgrad'da kalmistim bir gun.
Iki ucus da air serbia idi
0
mirafiori
(25.06.26)
siz indiğinizde ikinci uçağın yolcu alımı neredeyse başlamak üzere oluyor. Sizin uçak yanaşıp siz inene kadar en iyi ihtimal 20-30dk geçer.
Bağlı uçuşsa, koşmayı, strese girmeyi, bir sonraki uçuşa alınmayı veya ertesi günkü uçuşa aktarılmayı göze alırsanız neden olmasın.
Tabii bütün bunlar passport kontrolę girmeden bir transfer kapısından sadece güvenlik kontrolü yapılarak geçebileceğiniz veya direkt olarak international departures kapılarına inecek olmanız varsayılırsa geçerli, yoksa yetişmenin imkanı yok.
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniv
Öncelikle hepinize iyi akşamlar. Malum geçtiğimiz günlerde yks sınavını atlattık ve maalesef ki sonucum pek iç açıcı gelmeyecek yani 800.000 lerde geliyor. Hem evime yakınlık hem de İstanbul içi olmasından dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi 2 yıllık elektrik myo bölümünü düşünmekteyim. Sizce bu Üniversitesi de bu bölüm okunur mu, hocaları ve eğitim kalitesi nasıl? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
0
Ali3461 (25.06.26)
belki de üniversite okumamanız gerekiyor. Ortalıkta milyonlarca üniversite mezunu işsiz var, 800.000 sıralama ile ileride okuduğunuz alanla bağlantılı bir iş bulabileceğinizi pek de düşünmüyorum. Okula vereceğiniz para ve zaman ile bence meslek edinin.
+3
denizgonen
(25.06.26)
2 senelik bölümü vakıf üniversitesinde okumak etiket değeri olarak çok birşey katmaz.
Elektrikçi olmak bu devirde oldukça mantıklı olsa da 2 senede orada öğretilecek konuları oturup 3 ayda kendiniz de öğrenirsiniz.
0
kimlanbu
(25.06.26)
bölüm özelinde bilmiyorum ama, özel üniversitelere yönelik "boş beleş yerler" kaygısının altı çoğu zaman dolu değil. devlet kadrolarını malum tipler doldurduğu için kaliteli pek çok akademisyen dışarıda kalıyor ne yazık ki. akademisyenler tecrübe kaygısıyla ders bakınırken, üç kuruş paraya özel üni'lerin kucağına düşüyorlar. özel'ler, müşteriye reklam kaygısıyla vasat tiplerin yanından bile geçmiyor mesela. bir özel üniversitede dönemlik ders veriyorum; bölümün kadrosu, şu an itü'deki uzmanlık kürsüsünde yok; öyle söyleyeyim. ancak öğrenci profili berbat.. bence okunur. denildiği gibi aynı işi usta sümsüğü yiye yiye 3 ayda da öğrenirsiniz ama üniversite tedrisatının sırf sosyal faydası için bile, o ortama girin derim.
+4
lil siztah
(25.06.26)
Cevaplarınız için teşekkür ederim. Benim amacım diploma almak. Anadolu Lısesi çıkışlı olduğum için elektrik ile uğraşırken başka elektrikçilere göre bir şey bilmiyor gibi gözükmemek için.
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil m
Kırk yılda bir Nike’ın güzel bir ayakkabısını aldım. Sanırım tabanında havalı bir cushion sistemi var. Bir mekanda tuvalet kapısının altına değdirdim ve şeritte minik bir yırtılma oldu. O andan itibaren her adımımda hava kaçırıyormuş gibi fıs-fıs ses geliyor. Bunun bir çözümü yoktur herhalde değil mi?
Az önce annem aradı, çok korkmuş. Tüp ile çalışan bir set üstü ocak var, yıllardır kullanıyordu. Bomba gibi bir patlama sesi gelmiş içinden. Ne olmuş olabilir?
Az önce annem aradı, çok korkmuş. Tüp ile çalışan bir set üstü ocak var, yıllardır kullanıyordu. Bomba gibi bir patlama sesi gelmiş içinden. Ne olmuş olabilir?
0
hadi ya la (15.06.26)
4 ocakta aynı anda çalışırsa patlama riski var. En fazla 2 derler
0
artıküyeolmakistiyorum
(15.06.26)
Sadece birini çalıştırmışlar.
0
🌸hadi ya la
(15.06.26)
olabiliyor, haberlerde çok duydum, doğalgazlı / tüplü ise sıkışma olabiliyormuş, hatta geçen burada biri soylemişti 4 tanesini birden çalıştırınca sıkışmadan patlama olabilir demiş yetkili servis, geçmiş olsun, markasını merak ettim, camlı olan modelmiydi
0
eja
(15.06.26)
ocagın iç kısımında mikro boyutta bir kaçak vardır. ocagı kullanırken o gaz sıkışıp patlamıştır. sızında büyük ölcüde olmadıgı için mutfagı havaya uçurmadı. şiddeti daha düşük bir minik patlama duydugunuz. durum bu
+1
limonlu eksi
(15.06.26)
Cam patladıysa büyük markalarda bile olabiliyor, değilse selenoid kaçağı vardır, set çöp, tamiri ile uğraşmayın.
Benim kumtel set üstü ocağın camı durduk yere patladı gidip, Bosch aldım kuruluma gelen adamlar eski ocak için kurulum hatası dediler, contayı düzgün yerleştirmemiş servisi.
Eşim sürekli benden memnuniyetsiz, sitemli- iletişim ve heyecan azaldı, ne yapalım (5 yıl + evlilere soru)
mahmuttt
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yan
Sürekli birşeylerime laf ediyor sürekli memnuniyetsiz. Ailesinin yaşadığı şehre geldik. Bir banka anne babasının yanına boş yer vardı. Ben ayakta duruyorum. Kimse demiyorki gelsene otur. Zaten doğru düzgün muhabbet te etmiyorlar. Ben de baktım onlar oturuyor ben mal gibi ayakta duruyorum, geçtim yanda boş banka oturdum. Bu sefer eşim diyor ki neden oraya geçtin şimdi. Yani sürekli ama sürekli birşeylere sinirleniyor kızıyor.
3.5 yaşında çocuğumuz bile artık kodladı anne kızar vs diyor birşey yaparken. Bir de çocuk buna bağırınca itiyor. Hafif vuruyor vs çocuk şaşırıyor ağlıyor. Babamdan çok şiddet gördüğüm için sert tepki gösteriyorum değişen birşey yok.
ilişki desen iki yabancı gibiyiz. İletişimimiz son 2-3 senedir iyice seyreldi azaldı.
Çocuk da elbette etkiledi ama çocuk doğumuna az kala benim bir hapis sürecim oldu onda sanki kopardı tüm bağlarını gibi hissettim düşündüm. Kayınpeder öldü gibi düşün vs gibi saçma gerizekalıca teselliler yapmış. Normalde de damatlarını biraz hor gören narsist katı bir eski idareci tipi. Kendisi inkar etse de.
Bu soğukluk sevgi saygı heyecan azalması iletişim seyrelmesi 5+ yıl evlilikle mi yoksa yaşam durumları ilişkinin bir nevi depresyona girmesi mi?
İçimi dökmek ve danışnak istedim şimdiden çok teşekkürler..
0
mahmuttt (14.06.26)
1. Neden insanlar size gel otur desin? Boşsa oturursunuz, neden davetiye bekliyorsunuz?
3. Neden hapse girdiğinizi bilmiyoruz. Belki de o nedenden ötürü eşiniz gerçekten bir kopuş yaşamıştır.
4. Eşinizin çocuğu hırpalaması çok yanlış. Öfke kontrolü için tedavi görmeli.
5. 5 senede bu noktaya gelmeniz normal değil. İlişki terapisi almalısınız.
0
dasnichtsinmir
(14.06.26)
Benzer şeyler vardı çocuk yoktu. Boşanmaktan başka çözüm yok hocam o zamanlar ben istememiştim boşanmak ama şimdi dünya varmış dedim.
0
Take it away honey
(14.06.26)
take it away +1 boşanmak sizi değil ama çocuğu kurtarır.
0
sucvecezve
(14.06.26)
hocam sen belirli aralıklarla benzer duyurular açıyorsun. senin duyurularını okuduğumda abimin evliliğine benzetiyorum her seferinde. yani sevgi, saygı bağı kalmamış, olay bitmiş, o da belirli periyotlarla kriz anları yaşıyor, isyan ediyor filan ama sanki bu duruma alışmış gibi herhangi bir aksiyon almıyor. bence çözüm boşanma ama tabi bunlar büyük ve özel kararlar dışarıdan kişilerin şöyle yap böyle yap demesi ile olmaz elbette.
+5
wilhelmwasmuss
(14.06.26)
otur, acikca konus. seni mutsuz eden bu davranislarini ona soyle. sadece hayalkirikligi ve kizginlik yasayan onun olmadigini, senin de ondan memnun olmadigini goster. sikayet et durumdan. tek madur onun olmadigini anlasin, onun da sana karsi sorumluluklari oldugunu hatirlasin. hicbisey soylemeyince o kafasinda senin ne kadar vurdumduymaz, rahat, prenses gibi yasadigini falan dusunuyodur. ilk adim konusmak, saygili olmasini istedigini hatirlatmak vs. sonra bi bak nasil gidiyo, durumu degistirmek icin caba gosteriyo mu vs.
+3
sttc
(14.06.26)
Aile/ilişki terapisi gibi profesyonel bir yardım almak gerekli belki de.
Banka oturmak için niye davet beklediniz, o kısmı anlamadım. Boş yer varken gidip uzaktaki bi banka oturmanızın tepki çekmesi normal geldi
+1
elorelia
(14.06.26)
evlilik kurumu ve 5+ yıl, "biz ne alaka?" diyor şu an. bahsettiğiniz sorunların bunlarla ilgisi yok. meseleyi genelleyerek basitleştirmeyin ve size özel sorunlarınıza odaklanın derim.
+1
lil siztah
(14.06.26)
Terapiste gitmelisiniz. Gitmek istemeyen bir taraf varsa da boşanın, evli kalıp hem çocuğa hem kendinize zulmetmeye gerek yok. Konu özelinde, illa davet etmeleri gerekmiyor birlikte bir yere gidilmiş oturun boş yere işte, hepinizden nefret ediyorum der gibi gidip başka yere oturmaya gerek yok. Ayrıca eşiniz sinir hastası falan mı? Çocuğa neden kötü davranıyor, size olan sinirini çocuktan çıkarıyor sanırım, her iki tarafa da tedavi şart.
0
ekimoloji
(14.06.26)
Ya evlilik deneyimim 0. Fakat meraktan soruyorum hic uzun bir tatile gittiniz mi yakin zamanda? Belki is hayat stresi senden cikariyordur.
0
inte17
(14.06.26)
o kucumsediginiz hapis durumu bence onemli bir. bir insanin bir kadini en hassas oldugu an hamilelik lohusalik zamanlari. o gunlerde ne yaptiysa omur boyu ya cefasini ya vefasini cekersiniz. ben olsam once kendi hatalarimi bir kabullenir bir de bunun icin cok ciddi ozur dilerim. neden ve nasil oldugu onemli degil, siz bir cocuktan mesulken otadan kayboldunuz. yine size hep kiziliyorsa bir sebebi vardir. evlilik hakkinda veya cocuk bakimi hakkinda ne kadar bligili ne kadar ilgilisiniz. ne kadar kitap okudunuz. 3,5 yas cocuk demek ortada 3,5 senedir cok siki calisan bir kadin var demek oluyor. bunu ne kadar takdir ediyorsunuz fakat butun bunlarda en onemlisi tabii esinizin hatasi ne olursa olsun bir yetiskin hele hele bir anne asla cocuguna siddet uygulamamali. muhtemelen bu cok sikintili donem onu tuketti eger bilincli bir anne de degilse cok zor saglikli olarak asilabilen donemler. sizin cocugunuzun sagligi icin esinizle aranize acilen duzeltmeniz gerekiyor. ve bunun icin biraz alttan almalisiniz.
+3
mavicorap
(15.06.26)
@sucvecezve boşanmak bu durumda çocuğu nasıl kurtarıyor onu anlamadım. kadın çocuğa da kötü davranıyormuş, adam evden gidince başbaşa kalıp kötü davranmaya devam edince iyice yalnız kalmaz mı çocuk?
ama kendiniz için boşanabilirsiniz evet. seviyorsanız öncesinde çift terapisi mutlaka tavsiye ederim, baktınız kurtarılacak bi şey kalmamış boşanırsınız.
çocuk çok fazla etkileyebiliyor, özellikle bakım yükü dengesizliği varsa başka alanlara da yayılan bir memnuniyetsizlik olarak ortaya çıkıyor, çünkü kendini sürekli haksızlığa uğramış ve yorgun hissediyor. ama hapis süreci daha fazla etkilemiş de olabilir tabi öyle hissediyorsanız. saygısı azalmış olabilir ya da utandığı veya üzüldüğü için size öfkeli olabilir. her durumda terapi iyi bi ilk seçenek bence. boşanma da ikinci bir iyi seçenek. kendi haline bıraktığınızda düzelmesi imkansız gibi bi şey
0
mezzosprite
(15.06.26)
Her şey tamam da keşke eşiniz de yazsa yaşadıklarını o tarafı çok merak ediyorum siz her seferinde duyuru açtığınızda
0
Hallegadola
(15.06.26)
10 seneyi devirmiş birisi olarak dünyayı ayaklarının altına serseniz "az öteye serseydin keşke" derler diyorum naçizane.
Evdeki gereksiz gerilimleri yok etmek ve kaynağına inmek bence erkeğin elinde, hiçbir adım atmayıp bir şeylerin düzelmesini bekleyemezsiniz.
+1
kimlanbu
(15.06.26)
bir noktada bağını koparmış eşiniz sizinle ve siz farkına varıp düzeltememişsiniz diye anladım. şimdi de o kopan bağın farkındalığı sizin canınızı acıtıyor, halbuki eşinizin canı daha önce acımış gibi. hapis sürecinizin sebebi nedir bilmiyorum ama terk edilmişlik ve kızgınlık yaratmış ve bunu iyileştirememiş olabilirsiniz. hamilelik, lohusalık, çocuk bakımı duygusal olarak yalnız bırakılmış biri için çok zor. bazen kadınlar eşlerine olan öfkesini farkında olmadan çocuklardan çıkarıyorlar çünkü full time çocuk bakımı da ekstra bir yük ve altında ezilebiliyor. mesela onun yükünü ne kadar alabiliyorsunuz? çocuğu tek başına alıp parka çıkarıyor musunuz? hiç altını değiştirdiniz mi, yemeğini yedirdiniz mi, banyosunu yaptırdınız mı. ya da ev işleriyle ne kadar ilgilisiniz? kısaca biri sizi övecek olsa hangi konuda överdi? ev içi sorumluluk paylaşımınız nasıl? yukarda dedikleri gibi terapi bir seçenek. ama konuşmaya yanaşan bir eşiniz varsa terapisiz de çözebilirsiniz gibi geldi bana. her boşan diyeni dinlemeyin. çözemezseniz değerlendirin boşanmayı.
+1
rayde
(15.06.26)
Bir tarafin surekli gunluk iletisimde memniniyetsiz, mutsuz ve sitemli olup da duzeldigini pek gormedim.Sizi uzmek istemem ama bunlar bence insanlarin kisiliklerinin bir parcasi.Degistirmeye calismak sinirli birine artik sinirli olma demek gibi bir sey.Esiniz size saygi duymuyor.
Sizin yerinizde olsam oturur rahatsizliklarimi konusurdum.En sonunda bosanmaya karar verirseniz muhtemelen kisa vadede bol aci cekersiniz ama 15-20 sene sonra iyi ki bosanmisim dersiniz.Bosanmazsaniz da kisa vadede aliskanliklar ve duzen kaynakli biraz stabilite yasarsiniz ama yillar sonra geriye baktiginizda mutsuzlukla gecen yillar gorursunuz.
Karar sizin.
+1
turkuaz
(15.06.26)
hocam sen kafanda karar vermişsin bizden teyit bekliyorsun.
0
duyuruuser
(15.06.26)
Ben evliyim ve birine boşan diye tavsiye vermek bana çok büyük bir şey gibi geliyor. Boşanmak öyle duyurudan tavsiye alarak karar verilecek kadar basit bir şey değil bence çok büyük bir olay. Bence iki insan arasındaki sevgi bağı azaldığı zaman tahammülsüzlük çok artıyor. Yani birini sevdiğin zaman onun yaptıklarına gıcık olmuyorsun bazı davranışları hoşuna gitmese bile. O sevgi bağı da bence şöyle zedeleniyor zaman zaman, bir taraf evin yükünü fazla üstlendiğinde gerçekten kendini çok yalnız hissetmeye başlıyor. Belki de eşin gerçekten evin yükünü çocuğun yükünü fazlasıyla üstleniyordur Bu da onun tahammül seviyesini azaltmaya başlamıştır ve sana olan sevgisini azaltmıştır. Eğer ikiniz de Birbirinizle iyi geçinmeye ve evliliği devam ettirmeye gönüllü iseniz Bence profesyonel yardım almalısınız. İlla ilişki terapisti değil Siz de bireysel olarak bir Psikolog yardımı alabilirsiniz. Belki de insanlar size normal davranıyordur da siz fazla Alıngan davranıyor olabilirsiniz Biz Bunu bilemeyiz Veya siz fazla Alıngan davranıyorsanız da Bunun mutlaka bir açıklaması vardır biz bunları bilemeyiz sizin yaşantınızı bilmiyoruz sonuçta. Eşinizin çocuğa sınır koymak için fiziksel müdahalesi olması şiddet içermediği sürece normal ama olay şiddet boyutuna varıyorsa Bence o kadının yine tahammül seviyesinin düşmesiyle açıklanır bu durum. Belki siz yeterince destek olamıyorsunuzdur O yüzden o da artık ne yapacağını şaşırıp bu tür yollara başvurmak zorunda kalıyordur. Dediğim gibi biz bunları bilemeyiz o yüzden Siz bu işi bir bilene sorun danışın derim.
+3
Sadece soruyorum
(15.06.26)
almanya'da adin hans olsaydi coktan bavulunu alip gitmistin. ama turkiye'deki mahmut oldugun icin kadin dul kalir, cocukla napicam, millet ne der gibi korkularin oluyor. tamamen seninle alakali bir durum kanki. ya bu deveyi gudecen yada get the hell out here diyip yol alcan.
Kamera kaydındaki arka sesi anlaşılır hale getirmek (Kulağı iyi olanlar ya da teknik bilenler)
Dr_Stat
Araç kayıt kameramla çektiğim bir video var elimde. Videoda capcutpro ile bir kaç oynama yaptım. Video gürültüsünü azalttım, sesi +20 db artırdım ve sesi ayır ile vokali tut diyerek konuşma seslerini aldım. Fakat arka plandaki erkeğin dediklerini tam anlayamıyorum. Sesi geliştir diyince bozuyor. Baş
Araç kayıt kameramla çektiğim bir video var elimde. Videoda capcutpro ile bir kaç oynama yaptım. Video gürültüsünü azalttım, sesi +20 db artırdım ve sesi ayır ile vokali tut diyerek konuşma seslerini aldım. Fakat arka plandaki erkeğin dediklerini tam anlayamıyorum. Sesi geliştir diyince bozuyor. Başka bir alternatif önerisi olan ya da kulağı çok iyi olup ben anlarım diyen var mı acaba=
0
Dr_Stat (14.06.26)
fadr.com
detaylı kullanmadım ama bence rahat yapar.
0
kimlanbu
(14.06.26)
hemen deniyorum. Umarım işe yarar. Teşekkürler
0
🌸Dr_Stat
(14.06.26)
fadr, ve myeditonline işe yaramadı. İyi bir ses sistemi lazım galiba. Sesi açıp yavaş yavaş dinlemek lazım. Laptop hoparlörü ve kulaklıkla olmuyor
televizyonum konsol üstünde, duvara sabit değil yani.çok fazla kablom var ve her seferinde düzenlesem de 1 ay sonra yine karman çorman hale geliyor.2 adet homepod,1 adet tv,1 adet ps5,1 adet apple tv,1 adet digiturk vb bir şey.1 adet modem + 1 adet tp link mesh (yanyana durmaları lazım bu dağıtıcılı
televizyonum konsol üstünde, duvara sabit değil yani.
çok fazla kablom var ve her seferinde düzenlesem de 1 ay sonra yine karman çorman hale geliyor.
2 adet homepod, 1 adet tv, 1 adet ps5, 1 adet apple tv, 1 adet digiturk vb bir şey. 1 adet modem + 1 adet tp link mesh (yanyana durmaları lazım bu dağıtıcılık yapacağı için.)
haliyle 8 tane fiş var minimum. 3 tane hdmi var minimum. minimum 3 tane ethernet girişi var vs.
karman çorman. hiç farketmediğim bir ürün vs. bir şey var mı acaba bunların düzenlenmesini kolaylaştıran?
0
tchuck (14.06.26)
TV için değil PC için şundan kullanıyorum, çok işe yarıyor: m.media-amazon.com
TV için de illa ki işe yarar.
0
himmet dayi
(14.06.26)
Kablo kutusu +1
0
matlii
(14.06.26)
Bende de benzer bir kurulum var. Tüm cihazların kablolarını kablo bağı ile çoklu prize (o da sehpanın içinde) yetişecek şekilde kısaltıp topluyorum, cihazlar da tv sehpasının içinde yan yana duruyor. Önden görünmemesi için de sepetlerle sehpanın önünü kapatıyorum. Hdmi kablolar hue syncbox’a giriyor, yani tv’ye tek bir hdmi kablo gidiyor. Bu kablo ve enerji kablosu da tv’nin kendi ayakları içindeki kablo kanalından gidiyor. Karşıdan bakınca hiç kablo görünmüyor.
0
orient blue
(14.06.26)
Ikea'da ve koçtaş'ta kablo düzenleyici yapışkanlı aparatlar var, eskiden onları kullanıyordum.
şimdi konsolun arkasına punch ile uygun yerlere delik açtım, mobilya kablo geçiş kapağı taktım. Üçlü prizi konsol içine koydum, modem, projeksiyon, android box, ses sistemi vs ne varsa konsolun içine koydum.
ortalıkta kablo karmaşası yok ama konsolun kapağını açınca minik bir kaos hala mevcut :)
Ben yurtdışında tvplus'dan izledim, hatta bulunduğum ortamda tv ayarlamayı beceremediler, telefondan tv'ye ekran yansıttım, azıcık Türkçe öğrendiler :)
Nasıl bir dil kullanmalıyım Dün bir tartıştık ev sahibiyle yazılı 2 mesaj, tartışmayı uzatmak da istemiyorum açıkçasıyaşanan bu süreçten karşılıklı huzursuzluklarımız olduğunu görüyorum, evden ayrılma kararı aldım. Depozitom vardı 1 kira, onu sayalım mı?Tam yenileme dönemi gelmişti bu arada
Nasıl bir dil kullanmalıyım Dün bir tartıştık ev sahibiyle yazılı 2 mesaj, tartışmayı uzatmak da istemiyorum açıkçası
yaşanan bu süreçten karşılıklı huzursuzluklarımız olduğunu görüyorum, evden ayrılma kararı aldım. Depozitom vardı 1 kira, onu sayalım mı?
Tam yenileme dönemi gelmişti bu arada
0
baldan kaymak (13.06.26)
kendi kendinize karar almayın. karşılıklı konuşun. çünkü takmak isteyen, uğraşmak isteyen kişi takar, uğraşır... eğer kontrat yenileme zamanında çıkacaksanız en az 15 gün önceden bildirmeniz gerekiyor diye hatırlıyorum. ev sahibi evi inceler, evden çıkış şartlarında da anlaşılır ise (yazılı olarak) sonraki kira yerine sayarız der ve çıkarsınız. diğer türlü ev sahibiniz evi uygun bırakmamıştı, zarar vermişti diyip depozitonuzu alabilir, üstüne de eksik ödenen kira için dava açabilir.
0
tnz
(13.06.26)
Depozito kiraya sayılamaz, gider dava eder bir kira yüzünden 10 kira bedel ödersiniz. Depozitoya yatmaya kalkabilir çıkmadan gelsin baksın eve, alın ondan sonra çıkın
5 yıldır donma kasma yok, güncellemeler devam ediyor kullanımı her zaman keyifli, şarj çok iyiydi, şuan iyi tasarım kusursuz, en son bilgilsayarı ne zaman kapattım hatırlamıyorum, kapağı kapatıp açıp işime devam ediyorum, quick note, safari, photos ile iphone ile mükemmel senkronizasyon
0
ne demezsin
(12.06.26)
Sadece içerik tüketen biri olarak yazayım;
Çok iyi mühendislik, dengeli hafif gövde, tek elle açılabilen harika ekran, renk doğruluğu, harika ses, harika pil ömrü, güvenlik, çok iyi malzeme, çok iyi çalışan ekosistem (iPhone, iPad ekran yansıtma, AirPlay, kulaklık, HomeKit entegrasyonu, iMessage, telefon, FaceTime, iCloud), çok uzun ekonomik ömür, ikinci el değeri, güncelleme, hafiflik, basitlik. Genel olarak yapması gerekeni yapması, nazlanmaması, doğru düzgün çalışan backup/restore işleri ve tekrar güvenlik.
Tabii bunların bir kısmı MacBook, bir kısmı macOS ile ilgili ama ortak çalışan şeyler.
+1
orient blue
(12.06.26)
Yıllarca 5 kg bilgisayar + şarj kablosu + adaptör taşıyan biri olarak kesinlikle boyutu ve hafifliği. Geniş el çantamda dahi taşıyabiliyorum. Şarjın gerçekten uzun gitmesi ve sürekli şarj etme ihtiyacının olmaması. Kasma donma gibi sıkıntılar yaşanmaması.
+1
black holes in the sky
(12.06.26)
macos, şarj süresi, ağırlık, ekran kalitesi.
0
gule gule
(12.06.26)
Çok güzel anlatmışlar. +1 diyeyim hepsine ben de.
0
Mirket
(12.06.26)
Toplu taşıma kullandığım dönemde hafifliği için tercih etmiştim.
0
aloha snackbar 3
(12.06.26)
IT çalışanıyım. Şirketim m4 max çipli modelini verdiği için 6 aydır deneyimleme şansım oldu. Cihaz gerçekten tık demiyor. milyon tane pencere açık arkada, ordan oraya geçiş yapıyorum hiçbir şekilde ne donma ne kasma. Performans açısından Windows makineleri tokatlar. Pil ömrü muazzam. Sabah 8'de açtığım bilgisayarı akşam 5'e kadar prize takmadan kullandım bir kere. Daha önce böyle bir şey deneyimlemedim açıkçası.
Fakat MacOS'in arayüzünden memnun değilim. Basitlik adı altında pazarladıkları birçok şey saçmalık ve hiçbir şekilde işimi kolaylaştırmıyor. Özellikle Dock rezalet bir tasarima sahip. Windows'taki gibi system tray özelliği yok. Açtığın ve arka planda çalışan bütün uygulamalar dock'ta görünüyor. benim gibi dikkat eksikliği yaşayan biri için inanılmaz kötü bir tasarım. sidebar adında bir eklenti ile çözmek zorunda kaldım ama o da mükemmel çalışmıyor her zaman. Apple'ın verdiği performansı bir Windows makine verse MacOS'lu bir bilgisayarın yüzüne bakmam açıkçası.
+1
synesthesia
(13.06.26)
3 Ana sebebi var, ama öncelikle belirtmem gerek ki ana laptop olarak kullanmıyorum. Ama macbook air şu üç sebepten dolayı en çok işime yarayan "taşınabilir bilgisayar"
1- Uzun şarj süresi 2- Sadece kendisi ve ince bir çantayla her yere gidebiliyor, kalabalığı yok. 3- Fansız olduğundan tozlu ortamlar için ideal. Toz geçirmez değil elbette, ama en azından tozu deli gibi emmiyor.
Haliyle benim gibi ofis ortamı dışında da bir bilgisayara ihtiyacınız oluyorsa biçilmiş kaftan. Hatta ciddi anlamda var olan tek gerçek anlamda "taşınabilir bilgisayar" bu.
0
akhenaten
(13.06.26)
Air var bende m1 işlemcili olanından bir de eski hani. Pili hala günü rahatlıkla çıkarıyor. Seneler geçti kozmetik sorunu yok. Profesyonel değilim günlük kullanıcıyım cihazda tık yok. Yıllarca windows bilgisayarda trackpad kullandım ama illa mouse aradım bunda ise gerek yok cihaz akıyor mause olmadan da. Seyahate çıkıyorum telefonun adaptörü ile birlikte atıyorum bitti. 2 günlük seyahat ise şarj etmeme bile gerek kalmıyor gerekirse de telefon şarj eder gibi ediyorum.
0
denizgonen
(13.06.26)
Macbook kullanmayan ama özellikle pro kullananların makinalarını kısa süre kullanmış birisi olarak dokunma hissiyatı, gesturelar, akıcılığı, pil ömrü, incecik oluşu, ekran kalitesi gerçekten ayrı bir seviyede.
0
kimlanbu
(13.06.26)
ilk aldigim air 8.5 sene gitti, pil 2500 cycle yapmisti ama hala 3 saat dayaniyordu. 1-2 kere keyfe keder format yedi. hic isinma problemi olmadi. hic servise gitmedi, ve $250 dolara sattim. daha nossun?
0
cooperr
(13.06.26)
uzun yıllar kullanılabilir hafif, güçlü, dayanıklı hissettiriyor kullanımı gerçekten pratik. erişilebilirlik özelliklerini sık sık kullanıyorum (özellikle touchpad'de üç parmakla zoom yapmak için) touchpad'i bir harika, 4+ yıldır aralıksız mac kullanıyorum, hiç mouse kullanmadım. hatta neredeyse mouse kullanan da görmedim. windows'larda asla bu kadar iyi olmuyor touchpad ekran kalitesi gerçekten iyi intel işlemcilerde kalsaydılar belki windows'lardaki üst seviye laptoplar benzer kaliteyi sağlayabilirdi ama m işlemciler ile windows cihazlara fark açtılar macos cihazlar kendi ekosistemi ile kusursuz çalışıyorlar. airpods ve iphone da kullanıyorum ve artık bu ekosistemden ayrılmak istemiyorum. bir çeşit vendor lock-in.
macos'ta gerçekten saçma ve "neden böyle" dediğim bir sürü özellik var. mesela finder her bakımdan gerçekten kötü, istediğin dizinde ya da tüm mac'te arama yapma özellikleri kötü, menu-bar'daki tray icon'ları harici bir app olmadan ayarlanamıyor ve ekrandaki notch'un altında kalıyor. dock tasarımı kötü, spotlight son iki-üç sürümdür kullanışsız. daha bir sürü böyle şey var ama benzer şikayetleri windows'ta da yapabilirim (copilot'u her yere entegre etme telaşı, reklam gösterir gibi tray'de sürekli msn network'ünden haberler göstermesi falan)
windows cihazların da kendilerine göre bir çok artısı var ama bugünün konusu değil. overall soracak olsanız, ben hem iş gereği hem de son kullanıcı olarak windows değil macos'u seçerdim.
Sıfırdan öğrenecek 11 yaş için. (En boy kilo gayet yetişkine yakın) Gitar ve Amfi tavsiyesi rica ediyorum. İnternette ucuza setler var. Kaliteli bir şey olsun istiyorum. Bir Fender Jaguar olmayacak tabii ama kalitesiz, sorunlu bir model de olmasın. Güzel bir şey olsun ki, bizimki hevesi geçip pes et
Sıfırdan öğrenecek 11 yaş için. (En boy kilo gayet yetişkine yakın) Gitar ve Amfi tavsiyesi rica ediyorum. İnternette ucuza setler var. Kaliteli bir şey olsun istiyorum. Bir Fender Jaguar olmayacak tabii ama kalitesiz, sorunlu bir model de olmasın. Güzel bir şey olsun ki, bizimki hevesi geçip pes ettiğinde, uygun fiyata hevesli amatör bir müzisyen adayına verince çocuğun işi görülsün...
0
dilemma of subscribtionability (11.06.26)
Ben aria ile başlamıştım, amfi dahil paket halinde satıyorlardı.
0
gadlemler
(11.06.26)
Kilitli, Floyd Rose'lu bir gitar olmasın, bilindik bir markanın ince klavyeli giriş seviye bir gitarı olabilir. Bütçe belirtmediğiniz için model öneremiyorum
Amfi olarak ise yeni nesil bir şey alırsanız iyi olur, bütçe yeterse düşük güçlü bir boss katana, yetmezse en azından düşük güçlü bir kombo amfi iyi olur.
Her şeyin en ucuzuna kaçınca işte o en büyük heves kaçıran şey oluyor. Gitar klavyesi rahat olmayıncaz amfiden istenen ton çıkmayınca...
0
kimlanbu
(11.06.26)
Fiyat belirtmedim evet. Siz rahatça tavsiye edin diye
0
🌸dilemma of subscribtionability
(11.06.26)
Midex almayın.
0
inheritance
(11.06.26)
O zaman giriş seviyesi için fazla bile olacak "ekonomik" bir başlangıç seti önerim:
Ibanez GRX20 Elektro gitar Kozmos Flare 20 Amfi
0
kimlanbu
(11.06.26)
geçen sene de benim yeğenim başladı, tabii hemen bana sordular ne alalım ne yapalım diye -25 yıldır gitar çalıyorum ev müze gibi :)-, amfisini önerdim ama gitarı kesinlikle hocası ile beraber almasını tembihledim.
çünkü elektro gitar internetten alınan bir laptop, cep telefonu vs gibi bir şey değil; ağaçtan yapılmış bir enstrüman. bir mağazada 10 tane aynı marka model gitar olsa bile aralarından biri diğerlerinden daha iyi olabilir, ya da biri kötüdür onu size kakalarlar. rafta bakımsız duran bir gitarın sap ayarı bozulmuş, hatta düşük ihtimal bile olsa sap ayarı geri dönülemez vaziyette bozulmuş olabilir (truss rod hasarı).
ibanez mesela güzel gitarlar üretir, ama her sene model adları, özellikleri, üretim yerleri vs değişir. ben bunu takip edemem, ama yerinde gidip çalıp denersem vs anında anlarım nasıl bir şey olduğunu gitarın. -yeğenim yurtdışında olduğu için bu imkan yoktu tabii..- hocası neyi uygun görüyorsa onu alsınlar dedim..
amfi olarak blackstar id core v4 önerdim (10 20 40 şeklinde versiyonları var büyüklük olarak, ben 20 olanı aldırttım evde biraz gürültü yapabilsin :)) bu amfiyi tavsiye ettim çünkü içinde 8-10 tane amfi modu var: en temiz tondan en gürültülü olana kadar, blues'dan metale her türlü müzik tarzını çalabilir. bir sürü efekt de var içinde. aynı zamanda usb ile bilgisayara bağlanıp bilgisayar üzerinden ince ayarlar yapılıp internetten hazır tonlar da indirilebiliyor (kullanıcılar tarafından hazırlanmış bir sürü ton var, mesela metallica black album tonu, ac dc tonu vs vs gibi)
gitarı eğer hocası ya da bilen birisi ile alma şansı yoksa, internetten mydukkan.com u önerebilirim. sahibi ve çalışanları çok düzgün insanlardır, gitarlar hep bakımlıdır ve gitarı kargolamadan önce sap ayarını vs yapıp çok sağlam şekilde paketleyip öyle gönderirler..
(bu arada yukarıda arkadaş kozmos flare 20 diye bir amfi önermiş, hiç duymamıştım youtube'da falan baktım ve sadece türkçe incelemeler var. biraz araştırdım çinli bir firma zuhal müzik için özel üretiyormuş.. bence bulaşılmaz..)
+1
makbur
(11.06.26)
Cevabımı iyi bulmayanlara not :
Esas önerdiğim amfi boss katana serisiydi ama yeni başlayan bir çocuk ne bilsin uygulamasını kurup bir chain oluşturup, amfi modeli seçip ince ayar yapmasını. Ben bile boss gx100 prosesor ile ton bulmaya çalışırken sıkılıyorum.
Bu yüzden fiyati ve gücü makul, kullanımı kolay, tonları gayet yerinde giriş seviyesi kompakt bir kombo amfi önerdim, kendi tunerı var, değişik hazır presetlere sahip.
Blackstar çok daha iyi bir amfi olsa da aynı güçte %50 daha pahalı.
Gitar seçiminde kilitli bir gitar önermeme sebebim ise malum, çocuk tel değiştirmek isterse bile kendi başına yapamaz. Parası varsa gitsin ibanez pia alsın, gibson lespaul custom alsın ama gene giriş seviyesi, pahalı olmayan, bilindik bir markanın görece rahat bir klavyeye sahip modelini önerdim.
0
kimlanbu
(12.06.26)
@kimlanbu
Estağfurullah, cevabınızı begenmemek değil, yalnızca amfiyle ilgili türkçe harici kaynak bulamadım onu belirttim.
Bu tarz ucuz, bilinmedik Amfilerden açıkçası biraz tirsiyorum ben. Sonuçta elektriğe doğrudan temas ediyorsunuz; seneler önce küçük bir çocuğun öldüğünü hatırlıyorum tr'de evde benzer giriş seviyesi bir amfiyle. Haberini arayıp bulurum.
Bu arada cevabi begenmemek diye bir sey yok, Aksine yazdıklarınız çok kıymetli bence. Floyd rose, boss katana vs tqvsiyelernizin bir çoğuna ben de katılıyorum.
Ama böyle bir Hassas mevzu da var. Bu vesile ile belirtmiş oldum :)
0
makbur
(12.06.26)
Sağlam bir ikinci el ibanez alın, luthier’e götürüp bakım/ayar yaptırın. Amfinin çok güçlü olmasına gerek yok. Temiz bir ses veren bir amfi yeterli. Mutlaka ders/eğitim alsın. Youtube videolarından veya metot kitaplarından bahsetmiyorum. Birebir, yüzyüze teorik ve pratik eğitim. Eğitim olmazsa sadece bir heves olarak kalır, birkaç şarkı öğrenir hevesi biter. Okuma yazmayı kendi kendine öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi olur.
0
tadartatmaztadantatar
(12.06.26)
Markadan once tipe bakacaksiniz. Billur gecmiyorum ciddiyim. Cocuk tiplerine gore secsin once sonra en begendigi tipte uretim yapanlarin arasindan karar verin. Tipini sevmezse eline almaz veya daha az alir cunku.
Soru başlıkta. Deneyimlerinize dayanarak. Tabi kalkıp da aileyiz diyene başvurulmaz demeyin yani onu bilmeyen kalmadı.Bir örnek vereyim bence adında grup geçen şirketlere başvurulmaz. Çünkü bir şirketin ünvanında grup yazıyorsa o patronun eline üç kuruş geçti diye müteahhitliğe soyunmuş demektir o a
Soru başlıkta. Deneyimlerinize dayanarak. Tabi kalkıp da aileyiz diyene başvurulmaz demeyin yani onu bilmeyen kalmadı.
Bir örnek vereyim bence adında grup geçen şirketlere başvurulmaz. Çünkü bir şirketin ünvanında grup yazıyorsa o patronun eline üç kuruş geçti diye müteahhitliğe soyunmuş demektir o adam iflah olmaz. Tabi genellemedir yüzde yüz gerçek değildir ama zaten genelleme sorusu bu.
0
Batuhanolabilir (10.06.26)
Kendi mesleğim özelinde çalışan sirkülasyonu fazlaysa uzak dururum. Bir de beşli çetenin şirketlerinde çalışmaya gönlüm el vermez.
+1
auroraaurora
(10.06.26)
Sürekli açık iş ilanı varsa giren durmuyordur
-4
arbre
(10.06.26)
GM, CEO ofislere girdiği zaman tüm personel ayağa kalkıyorsa o firmada çalışılmaz. Bu durumu iş başı yapmadan nasıl öğrenirsiniz bilmiyorum.
+3
HellKeePer
(10.06.26)
Şahıs/aile şirketleri “Biz bir aileyiz” vurgusu yapanlar
+2
mor oje
(10.06.26)
ak parti'ye yakinligiyla bilinen sirketlere basvuru yapmam, calismam. bunun pek cok nedeni var. uzerinizde olusacak sosyal baski, potansiyel yolsuzluklar ve haksiz isler (bunun icinde her sey var, vergi cezasi indirimleri, hibeler, devlet imkanlarindan faydalanma, nepotizm vs.), sirketin gelecek vadetmemesi (herhangi bir nedenle yargilanmasi, abuk subuk birini basa getirmeleri sonucunda yukselememeniz veya isinizden olmaniz vs.), bu gibi veya daha kotu durumlarda ahlakli, duzgun bir calisan olmaniza ragmen damga yeme ihtimaliniz.
edit: diyebilirsiniz ki politika yapma. turkiye'de her sey politiktir. yapacak bir sey yok. okudugun kitap, yedigin yemek, giydigin giysi bile seni bir sekilde bir politik sinifa dahil eder.
+4
Sour
(10.06.26)
İnşaat şirketi Patron şirketi Maaşı elden veren şirket Turnoverı yüksek şirket Nakit sıkıntısında olan şirket Faktoring şirketleri Varlık yönetimi, alacak takip şirketleri Tele satış şirketleri FMCG Yandaş şirketler
+1
gabe h coud
(10.06.26)
@gabe h cloud güzel özetlemiş ben ek olarak "esnek çalışma saatleri" yazan yerlere de parası çok iyi değilse bulaşmam.
+2
kimlanbu
(10.06.26)
net aile şirketidir. üst düzey yönetici olarak giriyorsanız orası size cehennem olur. karar alma mekanizması ikizler burcundan hallice, kural ise sadece beş harflik bir kelime bütünü olur.
ekseriyetle çalışanlar akraba olur, yatar; göndermezsin, yararlanamazsın kısır döngü gibi döner durursun.
0
dembudemdirdembudem
(11.06.26)
Esnek çalışma saatleri bir yan hak olarak sunuluyor "normal" şirketlerde. Örneğin benim çalıştığım şirketin ilanlarında uzaktan çalışma ve esnek çalışma saatleri yan haklar kısmında belirtilir. Çünkü saat 10-14 arası çekirdek saatler olmak koşuluyla işe kaçta başlayıp kaçta bitireceğini kendin belirliyorsun. Şirketin beklentisi günlük ortalama 8 saati ay sonunda doldurmuş olman.
Ama Türkiye'de esnek çalışma saati işin gereklilikleri kısmında yazıyorsa bu "hafta sonları da gelirsin" demek. O anlamda esnek çalışma saatleri yazan yerlere bulaşmamak lazım. Ama büyük, kurumsal şirketlerde bu yazıyorsa iyi bir şey demektir.
araçla ilgilenirken kaçak testini de yapayım dedim. aküde negatif kutbu söküp araya seri multimetre bağlayarak ölçümlerimi yaptım. araç hızlıca uykuya geçiyor ve tüketim 30mA, ama bu sadece aracın kendi şase kablolarını bağladığımda böyle... ek bi kablo daha bulunuyor negatif kutupta, lpg sistemine
araçla ilgilenirken kaçak testini de yapayım dedim. aküde negatif kutbu söküp araya seri multimetre bağlayarak ölçümlerimi yaptım.
araç hızlıca uykuya geçiyor ve tüketim 30mA, ama bu sadece aracın kendi şase kablolarını bağladığımda böyle... ek bi kablo daha bulunuyor negatif kutupta, lpg sistemine ait ve bunu da bağladığımda tüketim 100mA seviyesine çıkıyor. eski sahibinin dediği gibi sorun buradan çıktı.
lpg sistemi ile elektrik bağlantısını paylaşan ek bişey var mı özellikle bakmadım ama sanmıyorum. bu lpgnin kablosu bağlı değilken aracı çalıştırmayı da denedim emin olmak için araç çalıştı ama lpg aktif değildi.
mevcut lpg ecusu candan mühendislikte değiştirilmiş ki bu işte en iyilerden diye biliniyor. buradaki servise de gösterdiğimde elektrik bağlantısı doğru dendi. kontak kapatınca gösterge ışıkları filan sönüyor marş basınca yanıyor. ama uykuda 70mA tüketim bana anormal geldi.
korktuğum kadar büyük çıkmadı tüketim, normalin 4 katına yakın olsa da günlük kullanılan araçta ciddi sıkıntı yaratacak gibi değil sanırım. ama lpgciye de gidip bi baktırma niyetindeyim.
normal tüketimi ne seviyelerde oluyor bu sistemlerin onu bilemediğimden soruyorum. araçlar için genelde 30mA seviyesi normal kabul ediliyor onu biliyorum.
+1
konetsu (09.06.26)
standart 55A aküyü 15-20 günde tamamen sıfırlar. modern araçlarda akü voltaj belli bir seviyenin altına inerse aküyü koruma amaçlı çektiği akımı komple keser. bir daha kontak açılana kadar aküden akım çekmez. hatta bu yüzden kapıları bile anahtarla açmak gerekir.
bu devreyi kontaktan ya da akü voltajını kontak kapatıldıktan bir süre sonra kesen bir noktadan almak daha mantıklı olur.
30mA zorunlu bir akım, kumandanın alıcısını açık tutuyor. ama dediğim gibi voltaj çok düşerse bunu da keser. çünkü tamamen deşarj edilen akü tekrar şarj tutmaz.
0
orpheus
(09.06.26)
orpheus dediğim gibi bu haliyle yüksek olduğunu biliyorum normal kabul edilen seviyenin 4 katına çıkıyor toplamda. ama araç yatmıyor gündelik kullanıyorum. ondan çok acil sorun yok gibi? ha 5 yıl gidecek akünün ömrü kısalır 3 yılda biter vs. o ayrı konu. o yüzden çözmek istiyorum...
kontağa bağlamak daha mantıklı gibi geliyor bana da ama normal bağlantı niye bu şekilde anlayamadım.
sonuçta kontağa bağlı hattı da var hatta araç marş basmadan gösterge bile açılmıyor kendi içinde bu lpg ecusu neden tüketimi durdurmuyor ne yapıyor da o tüketim gerçekleşiyor bunu anlayamadım.
güvenlikle ilgili sorun olacağını sanmam yoksa max 1 ay yatan her lpgli araç riskli olurdu :D zaten bitecek o akü yine kesilecek gücü. uzun yatacak araçlarda aküyü söküyorlar o da sıkıntı olmuyor. güç olmayınca lpg valfleri varsayılan olarak zaten kapalı konumda oluyordur.
bakacağım tek şey merkezi kilit sistemini söküp bir tur daha ölçüm yapmak veya o kablo sökülüyken merkezi kilidi denemek. sonradan takılma üç şey var şuan lpg, merkezi kilit kumandası ve teyp. teybi ayrıca evde adaptörle çalıştırırken ölçtüm ve 30ma çıkan ölçümde de teyp bağlıydı. merkezi kilit garip bi şekilde lpgnin hattından bağlanmış olabilir mi acaba diyorum iş bilmez biri tarafından. çok düşük ihtimal ama elemek lazım lpgciye gitmeden.
0
🌸konetsu
(09.06.26)
thetruenorthstrongandfree2 öyle olsa kontak kapatınca gösterge sönmezdi. youtu.be lpgnin bağlantısında sorun yok gibi. buradaki servis de bağlantı normal dedi... ama tüketim ölçümü vs. yapmadılar sadece kablolamaya baktılar.
0
🌸konetsu
(09.06.26)
thetruenorthstrongandfree2 yani aracın kendi donanımında öyle bişey yok işte. bu lpg tesisatı için çekilmiş kablo olmadan aracın kendi kablolarını bağladığımda tüketim hemen 5-10 saniyede 30mA seviyesine iniyor. ya lpgden ya aynı elektrik hattına bağlanmış olabilecek bişey varsa ondan olmalı.
bu sonradan takma kumanda sisteminin kabin içindeki pozitif bağlantısında sigorta var onu sökerek ölçüm yaparım tekrar veya dediğim gibi o negatif kutuptaki kablo bağlı değilken bi kumandadan kilitlemeyi açmayı denerim bakalım. o paylaşıyorsa da sorun kilit sistemindense çözeriz... yoksa mecbur lpgciye yaptırmaya çalışacağız ne gerekliyse.
+1
🌸konetsu
(10.06.26)
Nokta atışı çözüm veriyorum ve problemini çözecek diye düşünüyorum.
Araca takılan sistemlerde sen beslemeyi sigorta kutusundan kontak açıldığında çıkış veren bir röleden alsan bile selenoid olan bir sistemde sürmesi daha kolay diye n-type mosfet kullanırlar. Burada selenoide pozitif uç direkt bağlanır, eksiyi açıp kapatarak selenoidi anahtarlarsın.
Bunun sıkıntısı şu, selenoid yüzünden devre tasarımı iyi değilse pozitif besleme devre üzerinden kendisine kaçak bir yol bulur. Çözüm basit, lpg sistemine giden hem artı hem de eksi uç bir röleden geçmeli ve röle kontak yarım açılmadan çekmemeli.
şehir bazlı toplum tespitlerine/klişelerine inanıyor musunuz?
m e b
selam.mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
selam. mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
0
m e b (09.06.26)
Var maalesef çok gelişmiş bir zihnim olmadığı için. Genellemeler hayat kurtarıyor benim küçük dünyamda. Karadenizlilere gıcığım mesela. Karadenizlilerin yoğun olduğu bir mahallede büyüdüm, halleri, tavırları, yaşama şekilleri bana çocukken bile çok yabancı gelirdi. O kalıp düşünce öyle kaldı, üzerine hiçbir şey eklemedim, deneyimle yeniden şekillendirmedim.
-2
sekizdokuzon
(09.06.26)
evet. çünkü çevrenin insan davranışlarının şekillenmesinde çok önemli bir etken olduğunu gözlemliyorum. hatta sadece il değil, kişinin o şehrin hangi ilçe ve mahallesinden olduğu bile önemli bu konuda bence. ancak tabi bu durum, karşı komşunu bile tanımadığın sitede yaşama düzeninin geldiği 90'lardan önce geçerliydi daha çok. 90 sonrası büyükşehir nesilleri için bunun bir kriter olmayabileceğini düşünüyorum.
+4
lil siztah
(09.06.26)
Şöyle bir kendimi yokladım. Her ne kadar önyargılarımla taban tabana zıt insanlarla yolum kesişmiş olsa da malum cenah yüzünden kafamda bir Trabzon, Rize ve Orta Anadolu insanı profili var. Şanlıurfa ise medyaya yansıyan birkaç vaka nedeniyle turistik gezi dışında yolumun düşmesini isteyeceğim bir yer değil.
0
auroraaurora
(09.06.26)
İnanıyorum, doğru da. Bir örnek de ben vereyim, plaka bazlı araba kullanmayı bilmeyen tehlikeli iller diyeyim kibarca.
+2
kimlanbu
(09.06.26)
“Şu memleketin insanı şöyledir zaten” türünden çok şey var benim de öyle düşünüp inandığım. Yine aynı şekilde “her memleketin iyisi de var, kötüsü de…” klişesini de tam gaz savunanlardanım. Örnek memleket verip kavga çıkarmayacağım.
+1
yadigar
(09.06.26)
Evet.
Üniversitede iç anadoludan gelmiş arkadaşlar kadınlara bakıp "askılı giyiyorlar" diyordu. Durup durup askılı giyiyorlar diyordu.
Askerde Urfalılar teyzenin kızıyla evlenmezsen geçmişi bozuktur diye akraba evliliği savunuyordu
Bunları batıda yaşayan insana anlatamazsın
+5
stefano
(09.06.26)
Kesinlikle doğru önerme. Bilimsel olarak da hava iklim şartları bu önermeyi destekliyor
+1
benaslindayohum
(09.06.26)
Evet. More often than not.
-2
gabe h coud
(09.06.26)
evet. önyargı hayat kurtarır. sadece şehir veya bölge değil, dış görünüş, fiziksel özellikler, giyim tarzı, ufak detaylar, dövme veya aksesuarlar, bindiği araba, oturdugu semt, ufak davranışlar ve reaksiyonlar. bunların hepsine yönelik yargılarım var.
+4
abelardo
(09.06.26)
Evet. Çünkü insanın içinde yetiştiği kültürün karakterine doğrudan etki ettiğinin farkındayım.
Sadece olumsuz durumlarla da sınırlandırmıyorum.
Bu kadar basit bir gerçeği uydurma ilkelerle inkara kalkışmak gerçekten gülünç ve ergence oluyor.
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.karar vermekte güçlük çektiğim için sizler
gerçekten tarih öncesi çağlardan kalma bir süpürge vardı evde, daha önce tamir de görmüştü ama artık hepten gitmiş. yeni süpürge almam lazım artık temizlik yapamıyorum :( 42E tek yaşıyorum ev 3+1 ama 1 oda kiler gibi çok kullanmıyorum zaten ama arada kaldım.
karar vermekte güçlük çektiğim için sizlerin fikrini almak istiyorum hangi tür bir süpürge alayım? ya da robot + ucuz bir dikey / normal vs gibi mi? normalde titizimdir ama bozuk süpürge 1.5 aydır seyahat vs derken ev tatsız bir duruma geldi artık bu işi çözmem lazım. teşekkürler.
0
bay b (09.06.26)
bana kalırsa, titiz ve kabloluya alışık bir insan için, robot+ucuz dikey işi çözmez. bizde dyson dikeyin en son modellerinden biri var ama, kablolu süpürgeyi çıkarmaya üşendiğimiz günleri kurtarıyor ancak. kafası her yere girmiyor; istemediği taneleri almıyor; zemine göre sürekli başlık değiştirmek gerekiyor vs.. ucuzu bu kadarını da beceremeyecektir. bu sebeple o kombinasyon titizi tatmin etmez diyorum. kablolu miele öneriliyor, bir bakın derim.
0
lil siztah
(09.06.26)
eve normal süpürge şart, robotta insani yönden şart. robot yuzelsel alsada halının içindeki en dipteki kumu çekmiyor. 6000 pa robot var üzerine normal süpürge ile geçince alttaki esas kurum/mayt/dpteki toz geliyor. ayda 1 temizlikçi kullanıyor normal süpürgeyi, ben uzun süredir normal süpürge kullanmadım. robotta kendi mopunu temizleyen alırdım şimdiki kafam olsa, ucuz ama çekişi iyi normal süpürge şart. iyi robot +ucuz normal süpürge.
0
eja
(09.06.26)
robot, dikey ve normal var hepsinin de amacı farklı.
Robot kaba tozu alsın diye, dikey şarjlı hızlıca bölgesel temizlik için ve standart olan da kapsamlı temizlik için.
Şarjlılarla ev büyükse kapsamlı düzgün temizlik zor. Şarjı da bela çekim gücü de normal bir makinayla kıyaslanamaz.
+1
kimlanbu
(09.06.26)
tek başına robot ev temizlemek için yeterli bi ürün değil. dolayısı ile iyi bi dikey süpürge + robot diyorum. dyson bakılabilir. v10 var memnunum. yani bütçe durumunu bilmiyorum ama sıra ile alınacaksa önce dikey sonra robot.
0
elorelia
(10.06.26)
dyson falan hikaye bir süre sonra bataryaları eski gücünü kaybediyor.
dysona vereceğin parayla robot artı uygun fiyatlı kablolu dik süpürge al. robotu paspaslı yapanlardan seçme. gereksiz pazarlama özelliği.
+2
duyuruuser
(10.06.26)
robot + karcher wd serisi.
robot süpürge rutin temizliği yapar. Olağan dışı bir durum olursa, karcher ile dalarsınız.
Merhaba,Şimdi misal bu ilandaki telsizde lisansız diyor. Arazide kullansak sorun olur mu? Başka telsiz kanallarıyla (polis vs.) karışır mı, yoksa bunların ayrı kanalı mı var. Arazide personel arası iletişim için kullanılacak.https://www.amazon.com.tr/gp/product/B0DQ954KBL/ref=ox_sc_act_title_1?smid=
Merhaba,
Şimdi misal bu ilandaki telsizde lisansız diyor. Arazide kullansak sorun olur mu? Başka telsiz kanallarıyla (polis vs.) karışır mı, yoksa bunların ayrı kanalı mı var. Arazide personel arası iletişim için kullanılacak.
Bebek dinleme telsizinden hallice, açık havada iş görür ama hatta sucu mu karışır, taksiciler mi karışır şans işi.
0
kimlanbu
(07.06.26)
Durduk yere karışmaz. Bu cihazlara bilgisayarda frekans giriyorsunuz. Kamu frekansı girmediğiniz sürece frekans karışmaz.
Bu cihazın aynısından 6-7 sene önce kısa bir süre kullanmıştım, dinlemesi çok güzeldi. Elektroniği değişmediyse güzel cihazdır.
0
10551037
(07.06.26)
o telsiz PMR yani 446 mhz kullanıyor ve çıkış gücü de 500mW yani evet lisanssız çaycı-tüpçü telsizi sınıfında ve yasal olarak kullanabilirsin.
bunlar genelde 8 kanal olur, kanal mantığı da o kanala ayarlı herkes birbirini duyabilir ve konuşabilir. ama aynı zamanda pmr bandında bulunan diğer telsizler de seni duyabilir ve konuşabilir.
ancak 15km kısmı gerçekçi değil. eğer iki kişi de birbirini gören karşılıklı iki tepe üzerinde arada bir obje olmadan duruyorsa evet 15km olabilir. ama arazide şehir içinde ve 1-2km mesafeden fazlasını beklememek lazım.
2005 model bir Opel Meriva var. 1.6 benzinli, 86.000km. Az kullanılmış ve kapalı garajda durmuş. Oldukça iyi durumda. Lastiklerinin ve kayışının değişmesi gerekiyor ve periyodik bakımlarının yapılması gerekiyor. Satıcı 550K TL istiyor. Alım satım, sigorta vs ve yapılması gerekenlerle bu araba bize
2005 model bir Opel Meriva var. 1.6 benzinli, 86.000km. Az kullanılmış ve kapalı garajda durmuş. Oldukça iyi durumda. Lastiklerinin ve kayışının değişmesi gerekiyor ve periyodik bakımlarının yapılması gerekiyor. Satıcı 550K TL istiyor. Alım satım, sigorta vs ve yapılması gerekenlerle bu araba bize 602K TL'ye geliyor. Fiyata ne diyorsunuz?
0
dokuzeylul (07.06.26)
Kilometresinin az olması masraf çıkarmayacağı anlamına gelmiyor, alt takım, disk, balata, kayış, yağ, su, devirdaim pompası, yakıt ve su hortumları derken güvenle binilecek hale gelene kadar bence en az 150k daha masrafı var.
0
kimlanbu
(07.06.26)
hiç kullanılmamış değil, az kullanılmış bir araç. Opel özel servisine gösterdik. Sorun yok dediler. Ama bu tip modellerde az da olsa yağ yakma sorunu oluyormus. Bu motorların hepsinde varmış.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
fiyat çok ama 10 yaşında daha eli yüzü düzgün bir araç baktığında da 800-900'den aşağı sağlam bir araç alamayacaksın.
meriva ilk nesil mpv araçlardan. mpv mantığında araç gerçekten lazım değilse ben olsam bakmazdım.
0
orpheus
(07.06.26)
MPV lazım değil. Herhangi temiz bir araç olması yeterli. Bu araç temiz diye yöneldik. Maalesef ülkede araç alabilmek çok zor. 200K kilometre yapmış arabalara düşük km diyorlar. Şimdi bunu alırsak da zarar edeceğimiz çok açık.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
yakın bütçelerle araç bakıyorum. çocuk olduğu için mpv ve stationlara gözüm kayıyor ama sonra elimde patlama olasılığı yüksek diyerek egea'ya kayıyorum.
0
scudman1
(07.06.26)
aslında mpv araclar cok guzel. Kullanışlı ve geniş. Yerden daha yüksek ve dar alana sahip SUV sadece gösteriş için alınıyor.
0
🌸dokuzeylul
(07.06.26)
Az tutulan az satılan numunelik araçlar,hem de eski model, hiç içime sinmedi.astra vectra combo vs olsa neyse de.artık usta ara parça ara,uğraş dur bişey olunca. Şahsen temiz megane 2 veya 3 tercih ederim.hangisi denk gelirse. Opel,pejo,Citroën,bunlar bana ters geliyor nedense.hatta audi bile.
0
denizciman
(08.06.26)
alım satım sigorta vs. fiyata katılmaz.
fiyatı da bilmiyorum. ben olsam o yaşta opel almam şahsen. parçası dert, alması satması dert.
gider corolla alırım daha iyi.
edit: biri megane 2 falan demiş aman aman aman. sakın. elektriği vs. ellendiyse hayır gelmez o araçlardan.
0
gurur
(08.06.26)
Aracın fiyatı 550k TL. Temiz araç. Yedek parça vs bilemiyorum..
0
🌸dokuzeylul
(09.06.26)
Km'sinin düşük olması aracın eskimediği anlamına gelmiyor maalesef. Bende 2004 model Peugeot var. Geçen yıl otomatik cam açma düğmeleri bozuldu mesela. Çıkma ürün bulamasam yurt dışından getireceklerdi. Sonra sinyal kolu bozuldu. Bunlar ufak masraflar, ama toplamda cebinizden epeyce para çıkıyor. Diğer arızaları, yağ kaçaklarını vb. saymıyorum bile. İyi araç almanın zor olduğu yorumunuza ise tamamen katılıyorum. Sıfıra yakın birikimle, krediyse ve ek hesaplara yüklenip aldım ben aracımı. Üstüne 1,5 yılda iliğimi kemiği sömürdü. Mümkün olursa şartlarınızı zorlayıp daha iyi ve yeni bir araç alın bence.
3 milyon TL’ye kadar acemi sürücü için 360 kamera/park asistanlı en mantıklı küçük araç hangisi?
mahmuttt
Merhaba arkadaşlar,Eşim için maksimum 3 milyon TL’ye kadar araç bakıyoruz. Önceliğimiz performans değil; şehir içinde rahat kullanılacak, parkı kolay, dar sokaklarda ve otopark giriş-çıkışlarında çarpma/sürtme riskini azaltacak, sürüş becerisi çok güçlü olmayan/acemi sayılabilecek bir sürücüye güven
Merhaba arkadaşlar,
Eşim için maksimum 3 milyon TL’ye kadar araç bakıyoruz. Önceliğimiz performans değil; şehir içinde rahat kullanılacak, parkı kolay, dar sokaklarda ve otopark giriş-çıkışlarında çarpma/sürtme riskini azaltacak, sürüş becerisi çok güçlü olmayan/acemi sayılabilecek bir sürücüye güven verecek bir araç olması.
Özellikle aradığımız donanımlar:
Otomatik vites Ön-arka park sensörü Geri görüş kamerası Mümkünse 360 derece çevre görüş kamerası Park asistanı / otomatik park Kör nokta uyarısı Arka çapraz trafik uyarısı Otomatik acil frenleme / çarpışma önleme Şerit takip / şerit ortalama Adaptif hız sabitleyici ESP, yokuş kalkış desteği, en az 6 hava yastığı
Crossover da olur dersek şu araçları düşünüyoruz:
Volkswagen T-Roc Style / R-Line Peugeot 2008 GT veya e-2008 GT Renault Clio yeni kasa Techno Esprit Alpine / 360 kamera + park asistanlı paket Nissan Juke üst paket MINI Cooper E / MINI Cooper dolu paket
Ama hatchback olsun, SUV/crossover olmasın dersek düşündüğümüz liste şöyle:
Renault Clio yeni kasa, 360 kamera + eller serbest park asistanlı MINI Cooper E / MINI Cooper BMW 1 Serisi Parking Assistant’lı Mercedes A Serisi Hatchback park paketli Peugeot 208 GT / e-208 GT Opel Corsa GS / Ultimate VW Golf dolu paket; fakat Golf’te 360 kamera yoksa bizim kriterimizde biraz geriye düşüyor
Bu kriterlere göre sizce en mantıklı tercih hangisi olur? Özellikle eşinizin/ailenizin kullandığı, park ve dar alanlarda güven veren, 360 kamera/park asistanı gerçekten işe yarayan modellerle ilgili tecrübelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
-1
mahmuttt (05.06.26)
bu kriterlere uyan en mantıklı araç bence togg. anneme aldık (75 yaşında), her tarafta o kadar çok kamera var ki, rahat rahat park ediyor.
adaptif hız sabitleme de var, tısır tısır gidiyor araba.
otomatik park pek çalışmıyor yalnız, haberiniz olsun.
-5
babilfish
(05.06.26)
Ekonomi müsaitse neden olmasın ama daha park yapamayan acemi sürücüye 3m'luk araç tamamen israf.
a serisi 2. el 360 görüşlü otomatik park asistanlı bir Mercedes olabilir. Paralel parkta bile gayet iyi çalışıyor.
+6
kimlanbu
(05.06.26)
Seçenekler arasında elektrikli de varsa size uyuyor demektir. O halde ben olsam elektrikli olmayanlara hiç bakmazdım. İkinci el bir e2008 alırdım. Otomatik park yok sanırım sadece.
-2
orient blue
(05.06.26)
yukarida togg denilmis ama togg nispeten buyuk bir arac. kullanicinin hedefi park kolayligi o yuzden b segmenti veya b-suv tercih etmesi mantikli.
2008 GT olabilir. Hyundai Kona olabilir. Listeye eklememissiniz ama hyundai i son yillarda begeniyorum ben sahsen. Clio Alpine de mantikli bir secenek. ikinci eli en iyi arac clio bu arada elden cikarmak kolay. t-roc kasasi yeni degisti. Bu da dusunulebilir. Ama t-roc de b ile c arasinda kalmis c ye yakin bir arac.
premium isterseniz mini cooper mantikli bence. premium elektrikli derseniz de volvo ex-30 olabilir belki.
+4
nuevo
(05.06.26)
acemi ise direkt sıfır araç almak bence mantıklı değil. 1-1.5 milyon arasında suzuki swift 1.2 hibrit alıp acemiliği atmasını beklerim. çift renk olanları da gayet güzel. 1-2 yıl kullandıktan sonra da rahatça satılır. sonra güzel sıfır bir araca geçebilirsiniz.
sırf dahili 360 kamera olacak diye pahalı araçlarla sınırlamanıza gerek yok seçenekleri. sonradan da eklenebilen bir sistem... ki birçok lüks aracın dahili sisteminden daha iyi alternatifler var. www.youtube.com
ek olarak elektrikliye bulaşmazdım. gelecek elektriklide evet ama güvenli batarya teknolojileri gelişip yaygınlaşmadıkça almam. yakınımda park etmiş olanları görünce bile rahat edemiyorum çok büyük risk. o kadar büyük lithium bataryaların böyle yaygın kullanımı delilik. önümüzdeki yıllarda çok ciddi problemler yaratacağını düşünüyorum günümüzde satılan elektriklilerin. umarım yanılırım. solid state bataryalar kullanıma girince lithium bataryalıların ya batarya değişimi zorunlu tutulmalı ya toplatılmalı trafikten men edilmeli.
0
konetsu
(05.06.26)
Elbette para, keyif ve karar size ait ancak ben olsam acemi şoföre 3 milyon liralık bir araba almazdım, şöyle 1-2 sene kullanıp acemilik tasfiye edildikten sonra güzel bir araba alırdım.
Saydığınız donanımlardan şunlar arabaların çok büyük kısmında zaten iyi kötü mevcut: Otomatik vites Ön-arka park sensörü Geri görüş kamerası Kör nokta uyarısı Arka çapraz trafik uyarısı Otomatik acil frenleme / çarpışma önleme Şerit takip / şerit ortalama ESP, yokuş kalkış desteği, en az 6 hava yastığı
Bunlar için ise biraz daha ince elemek gerekiyor: Mümkünse 360 derece çevre görüş kamerası Park asistanı / otomatik park Adaptif hız sabitleyici
Bence ilk arabada otomatik park ve adaptin hız sabitleyici olmamalı. Amaç acemiliği atmak, araba kullanmayı ve trafiği okumayı gerçekten öğrenmekse bu donanımların olmaması daha iyi olur. Sizin ilacınız B segmenti bir araba şu aşamada. İkinci el bir Suzuki Swift yukarıda önerilmiş, bence de çok iyi alternatif. Küçük bir arabada şehir içinde paralel parkın esasları öğrenilir, dar yerlerde manevra becerileri geliştirilir, araba hakimiyeti kavranır, ardından C segmenti seviyesine çıkılır, zaten dolu ve üst donanım bir C segmentinde istediğiniz donanımların çoğu standart olarak gelecektir.
0
10551037
(05.06.26)
Nissan Juke dışarıdan cüsseli de olsa harika bir ilk araba olur. Şaşırtıcı bir manevra kabiliyeti var çok rahat döner kullanan, girer çıkar park eder. İki sene çok sattı(hatta bir ara yok sattı 2023 sonu araba yoktu hiçbir bayide) bu sene biraz daha az o yüzden geçen aya kadar kampanyalar bile vardı gırla. Çok da üzmez bakım masrafları genel olarak, yine ilk araç için olumlu. Ufak 2010 corsadan geçiş yapmıştım, park inanın daha rahattı, tabii kamera vs de bonusu var ama ben yine manevrasına veriyorum. Crossoverlar biraz da yolu görme hakimiyet konusunda güven veriyor tecrübesiz kullanıcıya. İkinci eli biraz şaibeli hemen satma niyetiniz yoksa alınır, yoksa değişik bir ikinci el fiyatlandırması var jukelar için piyasada, tam değerini kestirmek güç.
0
kullanıcıadımbuolsun
(05.06.26)
sıfır togg alın mis.
adamlar benzer paralara swift önermiş, aklım almıyor.
Bu bölgede gidip de memnun kaldığınız oteller nedir? Bütçem 90-100k arası. Ultra her şey dahil de olabilir her şey dahil de. 2 yetişkin 5 gece düşünüyoruz.
Bu bölgede gidip de memnun kaldığınız oteller nedir? Bütçem 90-100k arası. Ultra her şey dahil de olabilir her şey dahil de. 2 yetişkin 5 gece düşünüyoruz.
0
drako (03.06.26)
Ben yabancı arkadaş grubumla bu ayın 22'si için Arnavutluk'ta bir hafta ultra her şey dahil otele adam başı 750eur'a ayarladım. gidiş dönüş uçak bileti, otele transfer vs de dahil.
Bana yabancıdan 2 kat fazla fiyat çeken adamlara para kazandırmam.
+1
kimlanbu
(03.06.26)
@kimlanbu ;
Ben de normalde yurtdışı tercih ediyorum ama taksit kanalının kapalı olması bu sene türkiyede otel tercihine yöneltti.
+1
🌸drako
(03.06.26)
İlla belek mi? Kemer'de juju premiere palace ultra herşey dahil. Kendine ait plajı olan çok güzel bir otel. Fiystı bilmiyorum ama. Ona bakma lazım
0
rodeocu
(03.06.26)
@rodeocu;
Kemere 1-2 sefer daha gittim. O yüzden düşünmüyorum ama otele gene de bakayım bir. F/P ise düşüneyim.
0
🌸drako
(03.06.26)
ben de 2 yaz önce marmaris'te prime beach hotel'e gitmiştim de sevmiştim. orayı da inceleyebilirsiniz.
0
high hopes of the sozluk
(03.06.26)
side dersen, ali bey resort. güzeloba taraflarında da nirvana cosmopolitan. iyisi de şahane
0
izmitcan
(03.06.26)
belekte kirman belazura gittik iki sene önce çok güzeldi. +16 yaş pool bar'ı var hep orada takılmıştık. yemekler de kaliteliydi
side ise sueno side ve ali bey resort
hamile olmasaydım bu sene nirvana cosmopolitana gitmeyi düşünüyorduk biz de
0
Hallegadola
(04.06.26)
@Hallegadola;
Tavsiyeler için teşekkür ederim. Sueno min 6 gece istiyor o da çok geliyor bize.
Belconti oteli duymuş muydunuz peki? Dediğiniz otele de bakacağım.
0
🌸drako
(04.06.26)
Ela çok çok güzeldi
0
enteg
(04.06.26)
Otel konusu biraz zor. Çoğu dolu oluyor. Bu şekilde düşünmek yerine arayıp sorun. En son bunu beğendim dediğiniz otelde yer olmayınca başa dönüyorsunuz. Mümkünse ETS Tur gibi bilinen firma kullanın.
-4
arbre
(04.06.26)
Tavsiyeler için teşekkürler ama giden kişilerden yorum daha aklıma yatıyor. Tur şirketlerine güvenmiyorum o konuda.
Google yorumlarda da hep sahte yorumlar basılmış. Bir zincir oteli gördüm aynı hesaptan aynı yorumu 8 oteline de yapmış ya. Her şeyin boku çıktı. Dünya kadar para isteniyor ama ne hizmet alacağımız belirli değil.
2 yıl önce satın aldığım 2014 model 116i aracım var. 2 yılda yaklaşık 20 bin km yapmışım. Bir arıza üzerine her zaman gittiğim ustama gittim ve motorunda ciddi sorunlar tespit edildi. Aşağı yukarı 500 bine patlayacak. Yaptırıp bineyim desem bu meblağ beni zorlayacak (1 aya evleniyorum) yaptırmayıp b
2 yıl önce satın aldığım 2014 model 116i aracım var. 2 yılda yaklaşık 20 bin km yapmışım. Bir arıza üzerine her zaman gittiğim ustama gittim ve motorunda ciddi sorunlar tespit edildi. Aşağı yukarı 500 bine patlayacak. Yaptırıp bineyim desem bu meblağ beni zorlayacak (1 aya evleniyorum) yaptırmayıp bu haliyle satsam bu sefer de çok ucuza gitmiş olacak. Ne yapacağımı bilemedim.
0
nobodioght (02.06.26)
motorda neler tespit edildi? sıfır motor alıp taktırsanız sanki daha ucuza gelir. sahibindene baktım 200-250bine sıfır motor satan var 116i için. 50-60 binde motor atmaya verseniz 300-350ye hallolur gibi.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sandık motor koysan o kadar tutmaz, revizyon yapacak usta biraz uçmuş sanki.
0
kimlanbu
(02.06.26)
Baya bişey saydı valla silindir aşınması, paslanması, piston erimesi vs. sebebiyle rektifiye yapılacak dedi. Bunlar dışında turboda da bir işlem yapılacak. Bu şekilde kullanılırsa problem büyür, sandık motor gerekir o da 600-700ü bulur demişti. Başımıza bela almışız ya
0
🌸nobodioght
(02.06.26)
o motorun aynısından 2013 118i olanı var. motorda su kaçağı var mıydı daha önceden? susuz ve yağsız yürümüş olabilir mi? bakımsız kalmış gibi geldi çünkü neredeyse bende ucundan döndüm önceden önlem almıştım halen kullanıyorum. başka bir ustaya gösterin ayrıca. 500 bin tl falan tutmaz bu arada.
0
false pretension
(02.06.26)
sandık motor 200bin görünüyor internette. 500k olması imkansız. aracın temizi 1.200 lira zaten.
0
mutlu yillar sana
(02.06.26)
@false benden önceki sahibi muhtemelen bakımsız bıraktı. Ben aldıktan sonra su kaçakları vardı, baya bi parça değiştirilerek yapıldı.
0
🌸nobodioght
(02.06.26)
dusuk kmli cikma motor al taksinlar. sonra da sat. 150-200bin e max. halledebiliyor olman lazim. bu arada turboyu da revize ederler. bmwlerde 10 yasini gectikten sonra su ve yag kacaklarini durdurmasi zor.
0
cooperr
(02.06.26)
kafamdaki matematik şu: (500 masraf kabulü ile)
örneğin piyasası 1000 tl ise, siz 600'e satabiliyorsanız net 100 bin avantaj var, arızalı satın.
eğer 400 e satıyorsanız yaptırıp satın.
diğer taraftan facebook grupları vs. araştırın daha uyguna yaptırıp da elden çıkarabilirsiniz. örneğin motor değişimi ise dert 350 motor 150 ustalıksa, belki sadece rektifiye ve ustalık maliyeti düşüşü ile 150 200 e malolacak.
iyi araştırmak bol fiyat almak lazım.
biz motor değişiminde 400 denen motoru sıfır 270e bulmuştuk. sorun ne tam bilmiyorum ama iyi araştırmak lazım.
Rica edebilir miyim?Accentum almistim ve bozuldu. Hayal kirikligi.Uygun fiyatli ve de dayanikli bir sey Ariyorum. Müzik sesi kalitesi cok önemli degil.
Rica edebilir miyim?
Accentum almistim ve bozuldu. Hayal kirikligi. Uygun fiyatli ve de dayanikli bir sey Ariyorum. Müzik sesi kalitesi cok önemli degil.
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı? ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
ai bizim mesleğimizi yavaş yavaş öldürüyor farkında mısınız? hemen değil ama 10-15 seneye ihtiyaç çok azalacak. b planınız var mı? ben android developer'ım mesela google tek promptla yapıyor basic uygulamaları. yakında kompleksleri de yapar.
📊 öldük mü?
Bu anket sona erdi. 43 oy kullanıldı.
0
yenibirgüzelnick (02.06.26)
Yapay zekanın yeteneklerini de birileri geliştirmesi gerekecek. Rekabet artıyor ama ölüm görmüyorum ben.
+1
cilekli pasta
(02.06.26)
15 sene çok iyimser bi tahmin. 3 seneyi görür mü yazılımcı? Esas soru şu: yıllardır aynı muhabbet. İnsanlar işlerini kaybedecek ama yeni işler çıkacak. Eee hani o yeni işler? 100 kişi işini kaybetti. Yeni iş 10 kişiyle devam ediyor.
+1
Lh12
(02.06.26)
15 seneye kadar yapay zeka konuşmaya yürümeye falan başlar. Max 5 seneye yazılımcılık diye bir meslek kalmaz
+1
runaway
(02.06.26)
biraz developer kafasından çıkmak lazım, yapay zeka ileride daha kompleks kodları da yazabilir, bu yüzden gelecekte avantajlı olacak kişiler en iyi kodu yazan değil, tüm araçları kullanarak bir iş problemini uçtan uca çözebilen kişiler olacak. bu yüzden gidip birazda işin müşteri ilişkileri tarafını da öğrenin. önceden developerlar product owner, product manager olmak istemiyorlardı.
+2
duyulmasi gerektigi kadar
(02.06.26)
Sanayi Devrimi'nden beri insalığın anlamadığı bir şey var. 3 kişinin yaptığı işi 1 kişi yapacak duruma gelirsek o 2 kişi işsiz kalmaz arkadaşlar. 1 birim yerine 3 birim iş yapılır. Aynı sektörde, aynı arz üretilmez her zaman tabii ama "eyvah yandık, işsiz kalacağız" diye bir durum olmaz.
Teknolojik ilerleme ve verimlilik artışı uzun vadede toplam üretimi artırır, yeni sektörler ve yeni işler yaratır. Sanayi Devrimi'nden beri genel eğilim bu yönde oldu.
Elbette bazı sektörlerde daralma, kitlesel olmayan işsizsizlik gibi şeyler yaşanacaktır. Yeni sektörlerin gelmesi de zaman alabilir ama kitlesel bir işsizlik olmaz.
Tarımda bir zamanlar nüfusun %70-80'i çalışıyordu, bugün gelişmiş ülkelerde %1-5'i çalışıyor. Bu insanlar tamamen işsiz kalmadı; sanayiye, hizmet sektörüne, teknoloji sektörüne geçti.
Ek not: Bu değişime ayak uydurmak asıl mesela. Yani yapay zeka basit kodlamayı yapıyor ise sadece basit kodlama bilerek hayatta kalmaya çalışmamalı insan. Yapay zeka elbette bazı sektörlerin bitmesine yol açacak. Bu sektörün çalışanları da bu değişime ayak uydurmaz, yani kendini geliştirip yapay zeka ile yapılan işlere adapte etmezse işsiz kalması kaçınılmaz olur.
Özetle oturup beklemek yerine yapay zeka ile başlayan bu değişime nasıl ayak uydururum diye yaklaşmak lazım.
0
himmet dayi
(02.06.26)
Gömülü sistemler üzerine donanım/yazılım geliştirirken kademeli olarak otomasyon tarafına geçtim, yaklaşık 2 seneden fazladır full otomasyondayım, verdiğim en iyi karardı diyebilirim. Henüz sahaya çıkıp iş yapacak robot ve yapay zeka yok, ben ömrümü doldurana kadar da olmaz, sonraki nesil düşünsün.
Yapay zeka logaritmik hızla ilerliyor, şu an claude kullanmayan programcı yok, amele gibi satır satır kod yazan kalmadı, stackoverflow'da sorular eskisi gibi cevaplanmıyor, hatta site trafiği dibi gördü. daha da gelişirse önce junior'lar sonra da senior'ların etiket değeri iyice dibe inecek. Bir proje için gereken iş gücü hızla düşüyor, alternatiflere bakma zamanı geldi de geçiyor bence.
Maksimum bir nesil daha programlamadan ekmek yer, ondan sonrası muamma.
Artık birden fazla yeteneğin gerekli olduğu zamanlardayız.
+1
kimlanbu
(02.06.26)
yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunmek cok enteresan geliyor.
gelecekte ai sayesinde 1 yazilimci -> 20x yazilimci diyelim.
neden bugun dunyada 1000 is varken, yazilimci 20x is yapabildiginde hala 1000 is olacagini dusunuyorsunuz ki?
daha hala yangin ciktiginda gercek insanlar mudahale ediyor, hala araclari insanlar kullaniyor, hala devletin ve burokrasinin yarisindan cogu dijitallesmedi, hala kagit para kullaniyoruz, hala endustride insan isci kullaniliyor.
gercekten butun bunlari otomatize etmeden (yani her seyi) yazilim gelistiriciligin bitecegini dusunduren ne?
en son belki yillaaar sonra, butun isleri otomotize edebildikten sonra bitebilir. omrumuz yeter mi sanmiyorum.
-3
gitdaddy
(02.06.26)
AI ile birlikte junior yazılımcılara ya da teknik olarak çok güçlü olsa bile business tarafını bilmeyen iletişimi zayıf profillere ihtiyaç kalmayacağını değil artık çoktan kalmadığını düşünüyorum. Analist ya da testçi diye tamamen ayrı bir rolün de bugünkü haliyle devam etmesi de mümkün değil. Teknik tarafı anlayan, business ihtiyaçlarını okuyabilen, iletişim kurabilen ve gerektiğinde hem analist hem yazılımcı gibi hareket edebilen kişiler yürütecek bu işleri. Ama bence yazılıma gelene kadar beyaz yakanın büyük kısmının işi aslında dokümantasyon, planlama, takip etme ve diğer tekrar eden şeylerden ibaret. Yazılım tarafı kısa zaman içerisinde tamamen değişecek ama ondan önce birçok ofis işine aslında çoktan ihtiyaç kalmadı.
+3
chaos moleculaire
(02.06.26)
@duyulmasi gerektigi kadar +1
0
co2s2
(02.06.26)
geçen gün okduğum bir veriye göre şuanda api'ler üzerinden llm'lerin %80'inini yazılım geliştiriciler kullanıyor. yani parayı yakan adamlar yazılımcılar. daha doğrusu kod geliştirici dediğimiz adamlar.
yazılımcılar biterse, claude'yi kim kullanacak? firmalar alıp tam otomasyona mı geçecek ? elbette hayır.
ben belirli seviyede bu işin devam edeceğine inanıyorum. en azından mevcut düzen benim gibi 30ların rotasında olan adamları emekli eder. robotlar, biraz böyle farkındalığı yüksek, şimdiki gibi ajanlar ile değil de gerçekten akıl yürütebilen algoritmalar geliştikçe kod geliştirme işi de azalacaktır. ama bizi kurtarır her türlü.
+1
xephyr
(02.06.26)
Yazılım bitmiştir. Bunu sizin 10x developer diyeceğiniz, alanımda trdeki allah tier sayılı insandan biri olarak söylüyorum.
Durumu görünce hızlıca pivot yapıp kariyer değişikliğine gittim. İşyerinde yıllardır beni ai ekibine almaya çalışıyorlardı istemiyordum ai olmaz ama r&dye geçerim dedim kabul ettiler.
Yeni tekliflere de asla dönüş yapmıyorum. En safe yerde durmak lazım bir süre
Edit: mesela juniorlar zaten yetişmiyor bu uzun vadede büyük problem ama onun dışında, spesifik roller yerine generalist eleman arıyor büyük şirketler. Yok ben javacıyım yok ben react biliyorum falan bunlar yok oldu. Sağlam bir mimari bilgisi, network bilgisi güvenlik bilgisi vs temel seviyede bunların hepsini bilen insanlar ai ile çok hızlanıyorlar onlara talep var
+2
aguen
(02.06.26)
Sektörde insan iş gücü son 1 yılda aşırı azaldı ve bu hızla giderse mevcut yazılımcıların %90'ı bence başka sektörlere kaymaya başlayacak. Evet Ai bir araç ve bu araçla daha çok iş üretilebiliyor ama bu işi de daha az kişi yapacak. Yüksek kalite iş yapan ve tecrübeli yazılımcılar ve sistem mühendisleri hayatta kalır ama 100 kişilik ekipler 10 kişiye düşecek ve maaşlar komik duruma düşecek, düşüyor.
Planlama, tasarım, muhasebe, pasif pazarlama gibi işlere yazılımcıların kayması ile asıl en büyük vurgunu beyaz yakalar yiyecek bence. Mevcut yazılımcılar bu tarz işleri yazılım araçları kullanarak çok daha verimli şekilde yapacak. Şu an bu dönüşüm başlamadı, ilk yazılımcıların etkilenmesi en etkin şekilde ilk onların kullanmasından kaynaklı, bir nevi kendi kendilerini bitirdiler. Birçok beyaz yaka ve patronu halen işlerini yapay zekanın yapabileceğinin farkında değil. Yazılımcılar da şu an piyasayı koklayıp bekleme dönemine girdiler.
Gerçek sanatçılar dışında teknik iş yapan grafiker, mühendis, prodüksiyoncu vs ne varsa yavaş yavaş elenecek. Belli işlerin yürümesi için sadece ai operatörlerine ihtiyaç kalacak. Şu an Türkiye'de bile Egea parasına robot satın alınabiliyor. Bu robotların ve mekaniğin yine Ai yardımı ile gelişmesi ile bence otomasyon sektörü de etkilenecek ama bunun için yine epey süre var.
Maalesef önümüzde sanayi devriminden çok daha öte etkileri olacak karanlık bir çağ var. Aktif iş gücünün %90'ı 5-10 yıl içinde işsiz kalabilir. Ne yazık ki insanlığın geldiği yer de buna hazır değil ve güçlü devletlerin işgalciliğe başlaması, gelişmemiş ülkelerin petrol kaynaklarına, nadir elementlerine sulanması da boşa değil. Ülkelerin doyurması gereken kalabalıklar gün geçtikçe artacak ve bunun için doğal kaynaklara ihtiyaç var. umarım yanılıyorumdur.
+1
creepy
(02.06.26)
Bu tarz anketlerde yazilimci degilim, sonuclari goster secenegi olmali. Zira konu fazlasiyla populer, dolayisiyla merak uyandiriyor.
-1
Sour
(02.06.26)
@sour sonuçları görebiliyorsunuz üstüne tıklayıp
+1
🌸yenibirgüzelnick
(02.06.26)
@yenibirgüzelnick aa bilmiyordum, tamam, tesekkurler.
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın.ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınm
iş için bir süredir hiç kimseyi ve hiçbir şeyini bilmediğim bir yerdeyim. her şey çok hızlı geliştiği için ilk bulduğum eşyalı evi tutmuştum. işime de yakın. ama gelin görün ki ev demek biraz zor. eşyalar kötü ve eski, kullanım alanı ve planı inanılmaz kötü. artık dayanabilecek gibi değilim ve taşınmayı kafama koydum. ancak daha önce sıfırdan ev tutma ve kurma konusunda hiçbir tecrübem yok. kıyafetler, tabak çanak, bilgisayar koltuğu ve belki bilgisayar masası haricinde hiçbir şeyim yok. aracım da yok. muhtemelen aynı mahalle içinde taşınacağım. taşınması olsun, ev tutması olsun her şey gözümde inanılmaz büyüdü ve altından kalkamayacakmışım gibi geliyor. yaklaşık bir ayım var her şey için. bu süreçte beni neler bekliyor olabilir, nelere dikkat etmeliyim?
0
Efoody (01.06.26)
İçine sinmeyen evi tutma ilk geceden pişman olursun Ses yalıtımına dikkat et tüm hayatın zehir olabilir. Ben hala çekiyorum Evi tuttuktan sonra eşya almak kolay. Önce evi tut, evi tutmadan eşya alma 30 gün gayet yeterli bir süre ben 3 günde hallettim her şeyi. Sıfırdan eve çıktım ve her şeyi sıfır aldım Beyaz eşyada mutlaka pazarlık et ve feyk at. Beko mağazası 60 diyorsa Arçelik 50 dedi yapacak bir şey yok falan de 45e tav oluyorlar
+1
artıküyeolmakistiyorum
(01.06.26)
ev bulmak çok zor değil. sadece biraz dikkat ederek, zaman harcayacaksınız. evi tuttuğunuzda, elektrik su internet vs açtırdığınızda gidin önce bir yatak alın. sonra da salonu, diğer odaları nasıl kullanmak istiyorsanız yavaş yavaş mobilya alın, acele etmeyin. tek dikkat etmeniz gereken, teslimat süreleri.
+1
co2s2
(02.06.26)
Boş eve taşınması zor değil, düzgün bir ev ve ruh hastası olmayan bir ev sahibi bulmak zor.
Mutfak eşyası pahalı, beyaz eşya pahalı ve tek seferde tamamlanamaz.
Bir evi sıfırdan kurmak ciddi maliyet. Perdesine kadar dünya para.
bence taşınma masrafları ve gerekli temel eşyalar = 300k+ minimum
0
kimlanbu
(02.06.26)
Tekrar esyali bir eve gecin? Tek bir evden cikarim yapmayin, daha iyi bir esyali ev bulabilirsiniz. Ben de hep esyali ev kiraladim (ama yurt disinda yasiyorum).
Kol saati sektörünün Toyotası hangi marka? (Sadece 35 yaş üstü cevaplasın)
sinematematikci
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstem
İki tane Tissot saatim var. Artık para kazanma uğruna Swatch grubu, tüm pil değişim işlemlerini bir bakım işlemi haline getirmiş. Aynı arabaların 15.000 bakımı gibi, tüm saatlerin pil değişimi için bile geldiğinde contasının, vidalarının, sızdırmazlık yapıştırıcılarının değişmesini istiyorlar. İstemeseniz bile camında çizik varsa, mekanizmasında gecikme varsa vs, zorunlu olarak mekanizma değişimini dayatıyorlar. Yok ben sadece pil değiştireyim desen de kurtulamıyorsun. Yani her iki üç yılda bir pil değişimi için servise gittiğimizde artık mecburen saatin üçte biri gibi bir para dökmek zorunda kalacağız gözüküyor. Bu da benim midemi bulandırdı artık. İki saatimi de satıp, Swatch grubu hariç bir markaya geçmeyi düşünüyorum.
Arabam Toyota Corolla Hibrit. Genel olarak teknolojik ürünlerde tarzım, bir kez alayım uzun süre arıza ve dertsiz şekilde kullanayım, görevini yerine getirsin yeter şeklinde. Fancy saatler, moda markalarının saatleri gibi yeni nesli kandırdıkları tarzdaki saatlerden istemiyorum. Mekanik, pilsiz, 1000-5000 dolar arası bir değerde ne tür saatleri önerirsiniz veya hangi markanın ürünlerini önerirsiniz, onu sormak istedim.
35 yaş altındaki arkadaşlar, sizleri de seviyorum, ama bana modadan etkilenmemiş, olgun adam görüşü gerekiyor.
0
sinematematikci (01.06.26)
Mekanik saatlerin bakım masrafı swatch pil değişimi ve bakımından fazla olur. Saatin değeri arttıkça bakım masrafı da artar. Mekanik saatlerin bakımı 5 yılda bir yapılması gerekiyor.
Tarzını bilmeden öneri yapmak mümkün değil. Dress watch mı yoksa daha spor modelleri mi seviyorsun veya çalıştığın ortam hangisine uygun, bunlara göre öneri yapmak lazım.
39 yaşındayım. 20 yılı aşkın süredir saatler hobim. Swatch'la başladım. Önce dijital, sonra analog Casio aldım. Ardından Tissot/Hamilton ile devam ettim. 15 senedir de Rolex (önce Milgauss, şimdi de Submariner) kullanıyorum. Özetle, bilgim de tecrübem de az değildir.
Tissot çok güzel bir marka, Tissot'dan çıkmanıza gerek yok. Meseleye Swatch Grup ya da başka bir marka/grup olarak bakmayın. Anormal özel (tourbillon, minute repeater, perpetual calendar vs) bir saatiniz olmadıkça yetkili servis tercih etmeyin, sorun çözülür.
Arkadaşım Omega'sında bir sorun yaşadı. Elbette gitmedik yetkili servise. Son derece tecrübeli ve yetkin bir ustaya gittik, sorunumuz çok daha ucuza ve çok daha kısa sürede, markaların dayattığı aptal şartlar olmaksızın çözüldü. Hangi markayı alırsanız alın, satış sonrasında böyle aptal şartlar dayatılacaktır. Kimisi az dayatır kimisi çok dayatır ama hepsi dayatır sonuçta.
Bence saati değiştirmekten ziyade, güvenilir bir usta bulmaya bakın çünkü saat hobisinde idame ettirmek kritik ve bunun yolu da iyi ustadan geçiyor. Tanıdığınız usta yoksa İzmir ve İstanbul'da usta adı verebilirim. Bu sırada bana doğrudan güvenmeyin, kendiniz de usta araştırın. Bulduğunuz isimler olursa bana gönderin, ben de onları kurcalarım nasıl ustalar olduklarını öğrenmeye çalışırım.
+3
10551037
(01.06.26)
Bence tool watch kategorisindeki saatlere bakmalısın; Oris big crown pointer iyidir son çıkan sürüm Tudor ranger da çok güzel. Rado captin cook da iyidir.
0
kizil karga
(01.06.26)
sinn 104 st sa olabilir.
0
baldur2
(01.06.26)
Bana sanki longines tarif etmişsiniz gibi geldi. Hydroconquest güzel bir seri. Camı, mekanizması üzmez.
0
eisberg
(01.06.26)
saatci degilim, ama bir petrolhead olarak Toyota Corolla takintisi olan abileri iyi bilirim.
bence buncenin ust limitine yakin degil de alt limitine yakin bir saat bakman lazim.
longines bulunabilir mi bilmiyorum o fiyata ama benim de bildigim longines en sikintisiz saatlerden biri. o yuzden longines +1 diyorum. Hydroconquest guzelmis yaw :D
0
cooperr
(01.06.26)
Swatch Grup’tan çıkmak isteyene Tissot, Omega, Rado ve ısrarla Longines önermek gerçekten çok iyi 😀
Tissot’nun X lira olan bakımı Longines’te en az 2X, Omega’da ise en az 5X olacaktır.
Hocam, yukarıda yazdım ama tekrar ediyorum: Sizin iyi bir saat ustasına ihtiyacınız var. Sorunuzu anlamadan cevap verenlerin gazına gelip saatlerinizi değiştirirseniz büyük zarar edersiniz.
Otomatik saatler için ayırabileceğiniz paraya göre sıralama şöyledir benim gözümde: Seiko-Orient Hamilton-Tissot Longines - Rado Oris
Swatch grup dışında seçenekler azalıyor maalesef. christopher ward olabilir.
-1
matematisyen
(02.06.26)
Pilsiz diye seiko kinetic aldım kapasitör değişimi başlı başına maliyet.
Full mekanik Armani ar4612 aldım, mekanizma arızası yüzünden saat çöp oldu, yetkili firma yedek parçaları imha etmiş, dişli yok.
Mekanik saat bakımları yüzünden daha pahalıya gelir.
Ben akıllı saate geçtim, bir tek ekstradan swatch bioceramic siyah bir saat aldım.
0
kimlanbu
(02.06.26)
bu baremde longines ve tag heuer kullanıyorum memnunum. önemli olan sadece mekanizma değil, bir de ruhunuza dokunması lazım. almış olmak için almayın.
0
awlmi
(02.06.26)
ben de seiko 5 diyecektim ama en az 1000 dolar dedigin icin demedim.
0
baldur2
(02.06.26)
tissot memnunum. seiko da giriş seviyesi iyi. amerikadan almıştım iyiki almışım.
otomatik saat harici para vermem saate.
digital saatlere de karşıyım.
-1
kveldulv
(02.06.26)
Soruya yancı olmayacaksa 18 yaşına yeni giren bir gence hangi saat daha uygun olur?
Hazır bu kadar saatçi'yi bulmuşken. 10.000 - 20.000 arası olabilir.
0
liberal
(02.06.26)
@liberal
seiko 5.
0
baldur2
(02.06.26)
Yaklaşık 8-10 adet saatim var. 3 yıldır pil değiştiremiyorum. Kullanmam gerekirse pilsiz aksesuar olarak takıyorum. Zaten telefonum her daim yanımda. Saatin kaç olduğunu öğrenebiliyorum.
-1
Caletti
(02.06.26)
Öncelikle geç yanıt veriyorum, ancak müsait olabildim, kusura bakmayın.
Benim ihtiyacım biraz daha marka bazında az bakım isteyen, az arıza yapan, az masraflı; mekanizması sağlam ve uzun ömürlü bir saat markası veya serisi öğrenmekti. Toyota'ya atıfta bulunmam da bu amaçlaydı.
Gelen yanıtları üç başlık altında toplarsam; 1. "şu model iyidir" tarzı önerileri biraz kopuk buldum. Neden iyi, neyi iyi, neden önerildi... gibi konularda altı boş kalmış. Ayrıca gelen önerilerdeki saatler hoş gözükse de, derdim görüntü değil, kalite. 2. Servis prosedürlerinden dolayı şikayet ettiğim ve kavga ettiğim yerin yine başka markalarının saatleri önerilmiş. Hayret ettim. Ama Seiko önerilerini not aldım. 3. "İhtiyacın yetkili servis değil, özel servis. Her saat markası benzer durumda, yoksa saatin iyi açıklamaları en işime yarayan açıklamalar oldu.
Yelkenciyim, bizim sektöre çok sponsorluk desteği verdiği için Tissot marka saat aldım hep. Sailing Touch ve Klasik bir saati var. İkisi de ortalama 1000-2000 dolar arası saatler. Çok da memnunum ama servis prosedürleri canımı sıkmıştı.
Teşekkürler hepinize. İstanbul'da saat ustası önermek isteyenler buradan veya mesajlardan yazabilir.
-1
🌸sinematematikci
(03.06.26)
Sirkeci Şah As Han (Doğubank'ın yanı)
Ramazan Usta: Bizzat tecrübe etmedim ama çok insandan yetkin bir usta olduğunu duydum. Eski ustadır. Cengiz Usta (Bengi Saat): Arkadaşımın Omega'sını yapan usta. Birkaç sene önce Ayvalık'a taşınmıştı ama dükkan hala açık sanırım.
+1
10551037
(03.06.26)
eminonu'de yuksel abla var, biz ailede bir saat bozuldugunda ona gotururuz. babasini tanirdik, herhalde istanbul'un en eski saatcilerinden biridir bu aile. www.youtube.com
schengen giriş çıkış sistemi - Amsterdam havalimanı
but that was just a dream
Herkese merhaba,Annemin haftaya Amsterdam'a uçuşu var. Geçtiğimiz 3 yılda 3 kere daha gelmişti ama anladığım kadarıyla bu yeni giriş-çıkış sistemi nedeniyle kiosklardan pasaportunu okutup kayıt yaptırması gerecek. yoksa yanılıyor muyum? Yakın zamanda Schengen vizesiyle Amsterdam'a gelen oldu mu acab
Herkese merhaba,
Annemin haftaya Amsterdam'a uçuşu var. Geçtiğimiz 3 yılda 3 kere daha gelmişti ama anladığım kadarıyla bu yeni giriş-çıkış sistemi nedeniyle kiosklardan pasaportunu okutup kayıt yaptırması gerecek. yoksa yanılıyor muyum? Yakın zamanda Schengen vizesiyle Amsterdam'a gelen oldu mu acaba? Deneyiminiz nasıl? Zira annem yaşlı ve İngilizcesi yok, bu işi kendisinin halledememe ihtimali çok yüksek. Bu durumda yardımcı olan personel vs oluyor mu? Yakın zamanda deneyimi olanlar paylaşabilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
-1
but that was just a dream (31.05.26)
Geçen hafta İtalya ya ondan önce de Almanya'ya girmistim. Amsterdam farklı mı bilmiyorum ama kiosktan değil normal polislerin olduğu noktalardan giriş yapılıyor. Ve biraz uzun surebiliyor ;( kimilerine çok fazla soru sorulabiliyor. Amsterdam tecrübem yok ama yine de bilgi amaçlı yazdım belki bı faydası olur.
Gördüğüm kadarı ile hızlı yani bence kiosklu geçişler başka ülke vatandaşları içindi : (
annenizin tc pasaportu varsa muhtemelen o da polisli noktalardan girecektir. Fotoğraf çekme ve parmak izi alma işleri de polislerin yardımı ile oluyor hemen. Almanya da olmuştu mesela bu işlemler ama İtalyada direkt geçtim. Ayrıca almanyadaki polis zar zor da olsaTürkçe konuştu nereliydi anlayamadim (İngilizce konusabilirdik ama o Türkçe konuşmayı tercih etti) nakit mi harcayacaksin nerde kalacaksın bı iki gereksiz soru sordu, italyadaki de yunandi ve hoşgeldin komşi dedi verdi,
Bence annenizde de sorun olmayacaktır. Ama annenizin içi rahat etsin diye şunu yapabilirsiniz, polisin sorular sorma ihtimaline karşı, Adınızın adresinizin ve numaranızın olduğu dilekçe yazıp (benim adresinde şu kadar süre kalacak vesaire bilgiler içeren) fotoğrafını annenize atın bir şey sorarlarda telefondan gosterir.
+1
a perfect lie
(31.05.26)
Amsterdam'ı bilmiyorum hocam. Bu sistemin ilk zamanlarında İtalya'ya gittik, tecrübe aktarmış olayım. Cihazda Türkçe seçenek yoktu, görevliler de yardımcı olmaya çalışsalar da Türkçe bilmiyordu. Yolculardan İngilizce bilmeyen birini görmedim, böyle bir durumda etraftaki İngilizce bilen birinden yardım istenebilir diye düşünüyorum, ortam buna müsaitti.
Pasaport polisiyle karşılaşırsa o da Türkçe bilmeyecek. O yüzden kağıda genel bilgileri yazma önerisine katılıyorum. Zor durumda Google translate vs. de kullanabilir, onun da ön hazırlığını yapabilirsiniz.
+1
matlii
(31.05.26)
Ne olursa olsun henüz düzgün çalışmıyor hiçbir yerde, geçen ay Amsterdam da kiosklar devre dışıydı, direkt polise gidiyorsun. İspanya ve İtalya'da kiosklar aktif ama peşine gene polise gidiyorsun.
+1
kimlanbu
(31.05.26)
Valensiya için yazayım;
İlk, cihaza pasaportu tarattım. Türkçe seçeneği vardı. Tarattıktan sonra diğer tarafa gittim. Orada vizeyi tarattım. Parmak izini okuttum. Fotoğraf çekti. Kapı açıldı. Geçtim.
+1
put it in your appropriate place
(31.05.26)
3 Nisan'da Amsterdama girdik böyle. (Esas 10 Nisan sonrası başladı diyorlar ama biz gittiğimizde de vardı)
önce sırayla makinelere yönlendiriyorlar(fazla sayıda makine vardı gayet sistemliydi), orada parmak izi, foto vs. verip sonra yine polis sırasına giriyorsun. (yani saçmalık, hiçbir şeyi hızlandırmıyor. Oradaki polis senin fotonu çekip parmak izini almıyor onun işini kolaylaştırıyor sadece)
Fakat Mayıs'ta da Hamburg'a gittik orada 3-5 makine vardı ve optional gibiydi. Galiba bu işi beceremeyen havalimanlarında bu sistemi kapatmışlar. Biz yine önce makineye gidip sonra sıraya girmiştik görevli adam çok iyi yaptınız demişti (ha ne oldu girişte sadece kaç gün kalacağımızı falan sorup aldılar foto çekmediler parmak izi vermedik-çünkü makine ile zaten yapmıştık) Almanya'da pasaportu okutunca sistem direkt Türkçe olmuştu. Hollanda'da olmadı.
Bence annenize sizin ağzınızdan yazılmış bi mektup + telefon no verin gerekirse sizi arasınlar.
not: yani bu sistemle kaydolunca e-kapıdan geçemeyeceğiz öyle herkesin umduğu şey yok bence. Yine polis sırasına giriyorsun ama polisin işi daha kısa sürüyor.
not2: hmm galiba ileride düşünüyorlar ama şimdilik benim gördüğüm tüm e-gates'te EU citizens yazıyordu valla. travel-europe.europa.eu
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler
basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.