Giriş
(3)

Banka altın hesabı?

ananiyimioguz
Borçlarım azaldığı için artık kenara altın atayım diyorum ama yastık altı yapmak pek güvenli gelmiyor.Son yıllarda altınlarını bankaya veren veya hiç altın vermeden sanal olarak alanlar falan duyuyorum. Bunun tam olayı nedir, değer olarak çok kayıp oluyor mu?En mantıklısı hangi banka? Mevcutta kulla
Borçlarım azaldığı için artık kenara altın atayım diyorum ama yastık altı yapmak pek güvenli gelmiyor.

Son yıllarda altınlarını bankaya veren veya hiç altın vermeden sanal olarak alanlar falan duyuyorum. Bunun tam olayı nedir, değer olarak çok kayıp oluyor mu?

En mantıklısı hangi banka? Mevcutta kullandığım bankalar; iş ve yapı kredi ama qnb finans, enpara ve ziraatte de hesabım var.

Oturduğum yerden en rahat altın birikimi yapabileceğim yöntem hangisidir?

Bir de bu birikimi aynı zamanda faize de yatırabiliyor muyuz?
0
ananiyimioguz
(12.10.24)
Birkaç yolunu anlatayım.
İş bankası yatırım hesabına gir. Hisse senedi işlemlerinde hisse alışı tıkla. büyütecin yanına ALTIN.S1 yaz. Tıkla. istediğin kadar al. İstediğin zaman ama borsa açıkken sat.

AVAS bayiine git. çeyrek altınlarını ver. Ziraat bankası çeyrek altın hesabıma yatır de. yatırsın. İstediğin zaman birkaç gün önceden haber vermek şartıyla çeyrek altın olarak al.

İstediğin banka yatırım hesabı fon alış sekmesinden istediğin altın fonunu al KZL mesela.

İstediğin banka uygulamasından altın hesabı aç. kaç gram istiyorsan al.

Telefonuna İar platform uygulamasını indir. Hesap aç. İstanbul fiyatlarından ve düşük makasla altın, gümüş al sat.
0
Mirket
(12.10.24)
banka uygulamasından önce altın hesabı açıp sonra döviz/altın alım/satım altından tlyi altına çevirebiliyorsun.
hangi banka ne kadar bilmiyorum ama kuyumcularda kredi kartı ve hesaba para aktarma kolaylığı bittiğinden beri nakit alıp yastık altında tutmakta fayda var. bu dönemde bankaya güven olmaz.

bir de şöyle bişi var ileride kullanmak isterseniz belki.
(bkz: akshaya tritiya)
0
janderzel zartanyan
(12.10.24)
(bkz: kiralık kasa)

bankadaki makaslar çok fazlaz
0
baldan kaymak
(12.10.24)

Satılık Fujifilm X-T1 Graphite Edition Prof. Fotoğraf Makinesi

ananiyimioguz
Selamlar, geçenlerde yine başlık acmistim ama elimde fotograf veya ilan yoktu. Simdi hepsini ayarladim bakabilirsiniz.İlan: https://shbd.io/s/os1bDksqÖrnek fotoğraflar: https://www.flickr.com/photos/126093901@N06/
Selamlar, geçenlerde yine başlık acmistim ama elimde fotograf veya ilan yoktu. Simdi hepsini ayarladim bakabilirsiniz.

İlan: shbd.io

Örnek fotoğraflar: www.flickr.com
0
ananiyimioguz
(04.10.24)
(3)

Blablacar neden kartlı / para tutmalı sistemi getirmiyor?

ananiyimioguz
Yurt dışında otobüs/otel ayırtır gibi ayırtıyorsunuz, ona göre yolculuk başlıyor. Tamamlanırsa para diğer tarafa geçiyor. Sorun çıkarsa da tekrar size geliyor. Tabi sistem bir miktar da komisyonunu alıyor.Tr de bu şekilde bir sistem yok. Elden dönüyor her şey. Uygulama nasıl kazanıyor onu da anlamıy
Yurt dışında otobüs/otel ayırtır gibi ayırtıyorsunuz, ona göre yolculuk başlıyor. Tamamlanırsa para diğer tarafa geçiyor. Sorun çıkarsa da tekrar size geliyor. Tabi sistem bir miktar da komisyonunu alıyor.

Tr de bu şekilde bir sistem yok. Elden dönüyor her şey. Uygulama nasıl kazanıyor onu da anlamıyorum. Sanki adamların sosyal sorumluluk projesiyiz.

Hal böyle olunca arac sahibi gidicem diyor gitmiyor. yolcu, gelicem diyor gelmiyor. Sen de mal gibi ortada kalıyorsun sürücü de olsan yolcu da olsan.

Önden para istesen, hayırdır kardeşim sen dolandırıcı mısın derler.

Mesela bir ara haftasonu ankaraya gitmem gerekiyor ama acelem yok. Normalde otobüs/uçak kullanıcam ama yolcu çıkarsa yakıtı çıkarırım en azından kendi aracımla giderim diyorum.

Adam arıyor 3 kişi gelebilir miyiz diyor, kesin gelecek misiniz bakın ayırıcam yeri diyorum, evet diyor. Günün sabahı yola çıkıcaz, akşamdan mesaj atıyor gelemiyorum işim çıktı diye.

Ulan pez***** ben sana göre kendimi ayarlamışım plan yapmışım boş gideceksem ne anladım.

Veya yolcuyum, adanaya gitmem lazım. başka yerden bilet almıyorum blablacar buldum diye. adamla anlaşıyoruz. tam o gün geliyor ben gidemiycem diyor tüm yolcular mal gibi ortada kalıyor.

Bunun için bir taktik/çözüm öneriniz var mı?
0
ananiyimioguz
(02.10.24)
Öyle olursa Uber oluyor, o da hala yasak sanıyorum.
0
salihdt
(02.10.24)
@ salihdt, ama ben bunu 10 yıldır kullanıyorum, bir yasak geldiğini de hatırlamıyorum uygulama hala aktif. şehirler arasını pek takmıyor olabilirler mi?

böyle uzun süredir varlığını sürdüren, elden de olsa kullanılmaya devam eden başka bir uygulama yok diye biliyorum.
0
🌸ananiyimioguz
(02.10.24)
Üstteki yazarın bahsettiği gibi, Blablacar ödeme almaya başlarsa servis sağlayıcı olur. Bu servis de "Şehirler arası ulaşım" olacağı için de lisans alması, ona göre yönetmeliklere tabi olması ve bir sürü sorumluluk alması demek. Halbuki Uber ya da diğer tüm aracı kurumların savaşını verdikleri model "Ben hizmet sağlamıyorum, belli bir hizmete ihtiyaç duyan insanlarla o hizmeti sağlamak isteyenleri buluşturup komisyon alıyorum" modeli. O da bizde yok. O konuda şehir içi, şehir dışı konusunda çok fark olacağını sanmıyorum.
0
salihdt
(02.10.24)
(5)

Şu süpürge alınır mı?

ananiyimioguz
sb https://www.hepsiburada.com/sapli-otlu-cali-el-supurgesi-p-HBCV00006WZECX?ftid=qmt3q6s13fw8sz1h&magaza=nikadu&url_src=ios-product-detail
0
ananiyimioguz
(01.10.24)
Merhabalar, ürün fiyatlari otomatik olarak güncellenmektedir. Bazen yazılımsal nedenlerden dolayı fiyat olması gerekenden yüksek yada düşük olabilmektedir, En kısa zamanda ilgileneceğiz. Anlayışınizdan dolayi teşekkür eder keyifli alışverişler dileriz.


Demişler
0
kisa
(01.10.24)
Dyson varken alınmaz.
0
Bruce
(02.10.24)
ben önermem. 1906 yılında bunların elektriklilerini icat ettiler. onu öneririm. bunu en fazla nostalji olsun diye duvarına asabilirsin
0
limonlu eksi
(02.10.24)
Ben öneririm bu süpürgenin uçlarında elektronik sensörler var tozlu-kirli alanlara yaklaştıkça sapındaki titreşim motorunu çalıştırıp kullanıcıyı uyarıyor, çok verimli bir alet, ben de düşünüyorum önümüzdeki günlerde.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(02.10.24)
@ kisa, www.youtube.com

@ Bruce, ben manuel seviyorum.

@ geveze yazar, temiz ve garantisi devam ediyor ise olabilir.

@ limonlu eksi, saz mı hocam bu, kullanmak lazım. ayrıca bazı türbelerde bu alet sırta sürüldüğünde kötü ruhları ve enerjileri de süpürdüğüne inanılıyor, bu onların kullandığı kutsal, + basılmış bir item olabilir.

@ Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet, bak bunu bilmiyordum kutsal olmasındansa böyle işlevsel olması daha çok hoşuma gider.
0
🌸ananiyimioguz
(02.10.24)
(3)

Bir telefon, belirlenen konumdan hareket edince ücretsiz bildirim gelsin?

ananiyimioguz
Kullanmadığım bir android telefonumu, motosikletimin sele altına koymak istiyorum. İçerisine şirketin verdiği data hattını takacağım, yani internetle ilgili bir sıkıntı olmayacak.GPS cihazlarına ve sistemlerine para vermek istemiyorum yani anlayacağınız.Bu şekilde asıl telefonuma bildirim atacak bir
Kullanmadığım bir android telefonumu, motosikletimin sele altına koymak istiyorum. İçerisine şirketin verdiği data hattını takacağım, yani internetle ilgili bir sıkıntı olmayacak.

GPS cihazlarına ve sistemlerine para vermek istemiyorum yani anlayacağınız.

Bu şekilde asıl telefonuma bildirim atacak bir uygulama var mıdır?

Ebeveyn denetimi uygulamaları bunu yapıyordur ama genelde bulduklarım ücretli.

En kötü makro yazıcam diğer telefona ona göre kendime bir şekilde bildirim attırmaya çalışırım... ama başka çözüm varsa diye bir sorayım dedim.
0
ananiyimioguz
(30.09.24)
tam cevap değil ama ios bunu yapıyor. find my uygulaması ile belirlenen konuma gelince ya da konumdan ayrılınca bir diğer iphone’a bildirim alabiliyorsunuz.
0
orient blue
(30.09.24)
support.google.com

o google hesabının haritalarından konumunuzu paylaşabiliyorsunuz (başka bir google hesabıyla) 7/24 kendinizle

ayrıca varınca ya da ayrılınca bildirim gönder diye bir özellik varmış (ben de şimdi kontrol ettim)

ona bakabilirsiniz.
0
hedep
(30.09.24)
iftt ile yapılabiliyor bu.

burada örnek app'ler var. hiç biri olmazsa kendiniz de oluşturabilirsiniz.
ifttt.com
0
biseysorcaktim
(01.10.24)
(9)

Sinbo - Kiwi gibi markalar hk.

ananiyimioguz
Arkadaşlar bu markaların genelde öyle uygun ürünlerini görüyorum ki yani ben o fiyata öğle yemeği yiyemiyorum adamlar başka markaların 1000 liraya sattığı elektronik ürünü 300 liraya satıyorlar mesela. Ya sen bu parayla ne arge yapıyosun, nasıl lojistiğini yapıyorsun, nasıl depoda tutuyorsun, nasıl
Arkadaşlar bu markaların genelde öyle uygun ürünlerini görüyorum ki yani ben o fiyata öğle yemeği yiyemiyorum adamlar başka markaların 1000 liraya sattığı elektronik ürünü 300 liraya satıyorlar mesela. Ya sen bu parayla ne arge yapıyosun, nasıl lojistiğini yapıyorsun, nasıl depoda tutuyorsun, nasıl servis desteği veriyorsun...

Ve işte oranlarsak genelde çeyrek fiyatına falan satıyorlar. Normalde düzgün markalarda 4000 ise bunlarda 1000 e görüyorum.

Tamam büyük ihtimalle malzeme kalitesi kötüdür, belki çabuk bozuluyordur, daha dikkatli kullanmak gerekiyordur...

Ama bir kaçı var bende mesela simbo nun filtre kahve makinasını yıllardır kullanıyorum, tamam basit duruyor tırt duruyor ama düzgün kullanınca gayet amacına hizmet ediyor.

Veya kiwi nin buharlı el ütüsünü çok görüyorum, 700 lira falan ama baya da seviliyormuş kullanılıyormuş.

Adamların 250 liraya şarjlı damacana pompası var. Yahu bunun plastiği, bataryası, devresi, hortumu, motoru falan... sen bunu nasıl bu fiyata satıyorsun çok aklım almıyor güncel kurlarla düşünürsek.

Bunlar türkiyede mi üretim yapıyor yoksa çinden birkaç euro ya getirtip marka mı basıyorlar?

Hepsini geçtim asıl merak ettiğim şu, bunların plastiği, kanserojen falan olmasın? Bunu bizim kurumlar denetliyor mudur?
0
ananiyimioguz
(30.09.24)
2010 civarı filtre kahve makinası almıştım sigortası yandı tamire götürdüm bir hafta sonra pandemi başladı şehir değiştirdim sonra makinanın peşinden koşmadım, kaç yıl işimi gördü

Mutfak terazisi almıştım hala çalışıyor
Seyahat boyu küçük saç kurutma makinası almıştım hala çalışıyor

Yani hocam sinboya güvenmiyorsun ama bizim kurumlara nasıl güveniyorsun :)

Şaka bi yana genel olarak asgari kalite ve güvenlik standartlarında üretildiklerini düşünüyorum, pek sorun etmiyorum
0
grimavi
(30.09.24)
merhaba. bizim kurumlar denetlemiyordur. size 1 doz film öneriyorum. Dark waters www.imdb.com .

kiwi marka el ütüsünden, simbo marka filtre kahve makinasından düşündüğünüz oyuna gelenlerin hikayelerini anlatıyor.
0
libertine
(30.09.24)
burada asıl soru "bu markalar nasıl bu kadar ucuza üretiyor" değil de "diğerleri neden bu kadar pahalı satıyor" olmalı bence.

saydığınız farklar elbette var, kuntik marka ile Bosch bir değil fakat örneğin uyduruk bir kettle maliyeti 3 dolarken kalitelisi 6 dolar oluyor. kuntik 3 dolar maliyetli ürünü 5'e satarken kaliteli marka 6 dolar maliyetli ürünü 45 dolara satıyor, fark bu. tabii kaliteli markanın üretim maliyetinin yanında tonla mağazası, çalışanı, kirası, reklamı şusu busu oluyor, aradaki farkın çoğu da buraya gidiyor.
0
orient blue
(30.09.24)
Son cümlene gülerek söze başlayayım. Epey güldüm valla.

Evde bir Kiwi'nin bir Simbo'nun ürünü var. İkisini de yıllardır kullanıyorum ve çok memnunum.

Bunlar sürümden kazanıyor, diğer firmalar markalarını satıyor. Başka bir fark olduğunu sanmıyorum.
0
Mirket
(30.09.24)
arzum okka 1400TL: www.arzum.com.tr

alibaba 300TL (4800ad min): www.alibaba.com


300TL'ye çinden alıp üstüne marka basıp satmak mümkün. arge'yi çinli çalıp çırpıp yapmış zaten :)
0
scudman1
(30.09.24)
şans işi, kiwi mama kabı almıştım 2 sene çok güzel çalıştı, sonra bir anda bozuldu, yaptırmak yenisinden pahalı.
0
eja
(30.09.24)
bazı konularda kötü olabiliriz ama ben daha çok "ülkemizde denetlenmiyordur" ihtimaline cevap yazmak istiyorum. işim daha önceden gümrük ofisindeydi ki şimdi de neredeyse aynı dalda iş yapıyorum; özellikle insan vücuduyla temas edecek eşya, cihaz veya doğrudan güvenlik gerektirecek bazı ürünlerin ithalatı doğrudan yapılamıyor, yerine getirilmesi gereken bir sürü koşullar var. elektronik cihazlar da böyle; en başta bunun uygun materyallerle testten geçtiğine dair kanıt sunan deklarasyon beyan etmeniz gerekiyor, cihazın CE standartlarında olduğuna dair işaret olması koşulu var vs vs. Gümrükte en sıkı ülkelerden biriyiz. Materyal kalitesi tartışılabilir ama uygunluk/denetim açısından tartışmaya kapalı ve firmaları yoran bir süreç var. bence bu çok güzel bir şey.
0
m e b
(30.09.24)
yav nazar değmesin şimdi ama 2009'da portatif bi saç kurutma makinesi gerekmişti, Sinbo'nun katlanan bi modelini 15 liraya almıştım. O dönem bu 10 dolar falan yapıyor olabilir tabii. Hala kullanıyoruz taş gibi.
0
nhk ni youkosu
(30.09.24)
kiwi'yi bilmem ama sinbo cinde uretilen urunlerin ustune marka basarak calisiyor. tipatip aynisini markasiz gorursunuz o yuzden. baska ulkelerde de onlarin markasini gorursunuz.

bi arkadasim Sinbo'nun sahibinin komsusuydu, daha detayli anlatmisti ama hatirlamiyorum.
0
supergirl
(30.09.24)
(5)

Palamut'ta limon tadı?

ananiyimioguz
Duyurunun balık gurlarına ufak bir sorum var.Geçenlerde ilk defa palamut alıp ızgara yaptık. Tadına da bayıldık ama balıkta böyle limon sıkılmış gibi bir tat vardı etinde.Ve aksi gibi bu daha çok hoşumuza gitti sdfksgAma internette bununla ilgili hiç bir şey bulamadım.Chat gpt palamutta böyle bir ta
Duyurunun balık gurlarına ufak bir sorum var.

Geçenlerde ilk defa palamut alıp ızgara yaptık. Tadına da bayıldık ama balıkta böyle limon sıkılmış gibi bir tat vardı etinde.

Ve aksi gibi bu daha çok hoşumuza gitti sdfksg

Ama internette bununla ilgili hiç bir şey bulamadım.

Chat gpt palamutta böyle bir tat olması normal değildir saklama koşullarıyla ilgili olabilir diyor.

İnternette de palamut çok pişirilmez diyor. Ama pişirilirse ne olur demiyor ben biraz çok pişirmiş olabilirim. Acaba öyle yapınca birşey mi açığa çıkıyor?

Balığı yerken aldığım balıkçıyı aradım, abi normal o ortasında bilmemne var limonlu gibi mayhoş bir tat çıkıyor dedi.. Biz de geçen yedik öyleydi dedi. Şuan mevsimi olduğu için besin değerlerinin omega 3 ünün falan en yüksek olduğu zaman dedi, o yüzdendir dedi.

Ama ben hala ikna olmadım çünkü dediğim gibi bununla ilgili google da bişey çıkmıyor. Balıkta herhangi bir kokma, kötü bir tat falan yoktu. Sadece bariz bir şekilde mayhoş bir tadı vardı, limonlu gibiydi. Bir daha oradan almayayım mı yoksa normal mi ne diyorsunuz?
0
ananiyimioguz
(24.09.24)
palamut yerine size tombik vermiş olabilirler. tadı söylediğiniz gibi ekşidir
0
obscure
(24.09.24)
hmm olabilir balıkçılar bu hileyi yapabiliyormuş tombik daha ucuz diye palamut diye satılabiliyormuş..

ancak ben balığı çizgili hatırlıyorum ya tombikte çizgiler olmazmış.

önünden geçerken bakıcam tekrar.
0
🌸ananiyimioguz
(24.09.24)
uskumru yerine de kolyoz verirler. bilmedik yerden bilmediğini belli ederek almamak lazım.
en iyisi balığı carfur veya metrodan kendin seçerek almak.
0
my fault
(24.09.24)
Geçen hafta bizim yediğimiz de öyle limonlu gibiydi ama güzeldi. sebebini bilmiyorum
0
aquarium
(24.09.24)
Dün balıktan bir yarım artmış hanım dolaba kaldırmış baktım şimdi derisine de bu tombik değil ya siyah çizgileri var.

Dönemsel diyelim o zaman ne diyeyim bilemedim.
0
🌸ananiyimioguz
(24.09.24)
(6)

Kent Hayatı / Köyde Yaşam Youtube Vlog'u hk.

ananiyimioguz
Biz geçen hanimla yeni kesfettik bu kanali arada uzanip izliyoruz, seyri cok guzel.Fakat benim kafama şu takildi, sizce bu hangi video kamerayla cekiliyor?https://youtube.com/@country_life_vlog?si=Bnj_IiDSzriyra1EEdit: imla
Biz geçen hanimla yeni kesfettik bu kanali arada uzanip izliyoruz, seyri cok guzel.

Fakat benim kafama şu takildi, sizce bu hangi video kamerayla cekiliyor?

youtube.com

Edit: imla
0
ananiyimioguz
(23.09.24)
Bunu bilmek mümkün değil ama belli ki dslr ile çekmişler. Zum ve odak yapışından belli. Daha profesyonel, sadece video için üretilmiş video kameralar da olabilir ama o kadar zahmete girmemişlerdir herhalde.
0
orient blue
(23.09.24)
Baya sinematografi kasmışlar yalnız. bence de yeni nesil dslr çünkü geniş açıdaki bazı planları çektikleri lensle yakın plandakileri düşük diyafram çekemezler, farklı lensler kullanmışlar.

Herhangi bir büyük dslr üreticsinin son 5 yılda çıkan üst segment modelleri ile çekilebilir şeyler, fark etmez hangi marka model olduğu.
0
Bruce
(23.09.24)
O videolarin alameti farikasi "ses".

Ust segment bir dslr ve duzgun bir lens seti islerini gorur.

Color grading ve sanat yonetimi de basarili bu arada.
0
brkylmz
(24.09.24)
ben bir röportajda ilk başlarda iphone ile çektigini okumuştum.zaten parayı bulduktan sonra açık bir studio yapıp kalabalık bir ekiple çekim yapmaya başladılar. yani makineler pro ve arkada çalışan pro bir ekip var
0
limonlu eksi
(24.09.24)
Evet seslere de bayıldık, aşırı net ve kaliteli almışlar detaylari. Kedinin mırıltısını insan içinde hissediyor. Onun için sanirim kameraya harici bir tepe mikrofonu mu takiyorlar yoksa daha profesyonel bir mikrofon ile kayıt alıp montajda mi birlestiriyorlar acaba bilemedim. Ya da dizi film cekimlerindeki gibi yukaridan da sarkitiyorlardir belki. Ama hic hayvanlarda o tarz bir odaklanma tepkisi falan da göremedim. Keske bir kamera arkasi videosu paylassalarmis.
0
🌸ananiyimioguz
(24.09.24)
bu tarz videolarda, gözünüzle gördüğünüz fakat sesini duyma imkanınız olmayan şeyler (drone çekimlerinde çimen hışırtısı, 300 metre ötedeki kedinin mırıltısı, bıçakla et keserken gelen ses vb) kurguda 'sound effect' olarak ekleniyor. bu da videoya inanılmaz bir derinlik katıyor. onun dışında evet boom mikrofonlar ve yakından kayıt almaya yarayan yaka mikrofonları gizlenerek bolca kullanılmıştır zaten

şuraya bir video bırakayım, en azından ilk 30-40 saniyeyi izleyince daha net anlayabilirsiniz. muhtemelen izleyeceğiniz bu video da size 'kaliteli' gelecektir :)

www.youtube.com
0
brkylmz
(24.09.24)
(5)

Blender tavsiyesi

ananiyimioguz
Selamlar, mutfağımızda blender eksiği var. Aslında o tarz işler için şunu kullanıyoruz ama bu hem güçsüz kalıyor (300 watt) hem de haznesi küçük:https://www.hepsiburada.com/arzum-ar1032-shake-n-take-kisisel-smoothie-blender-300-w-p-HBV00000C5DE2Şöyle büyükçe bir şey olsun, sert meyveleri de doğrasın
Selamlar, mutfağımızda blender eksiği var. Aslında o tarz işler için şunu kullanıyoruz ama bu hem güçsüz kalıyor (300 watt) hem de haznesi küçük:

www.hepsiburada.com

Şöyle büyükçe bir şey olsun, sert meyveleri de doğrasın, çorba da yapsın, krep de yapsın, smoothie de yapsın, püre yapsın, buz da kırsın, badem fındık da parçalasın, tavuk da parçalasın... istiyoruz.

Şu ürün gözüme çarptı ama bunun da wattı düşük olduğu için (800w) soru cevap kısmında satıcılar öyle her şeyi yapmayabilir/tavsiye edilmez şeklinde cevap vermişler mesela kemiksiz et parçalaması konusunda.

www.hepsiburada.com

Sonra aynı markanın biraz daha güçlüsünü buldum (1400w) Sizce bu işimizi görür mü?

www.hepsiburada.com
0
ananiyimioguz
(18.09.24)
electrolux alma satış sonrası hizmetleri kötü.

www.hepsiburada.com
0
xrated
(18.09.24)
açıkçası son 5 yıldır aldığım herhangi bir ürün üreticisine satış sonrası işim düşmedi :/

ama derseniz ki philips daha dayanıklı electrolux e göre... o zaman caydırıcı olabilir.

yoksa diğer tarafta aynı paraya 1400 wattlık ürün var bu attığınız 800 watt
0
🌸ananiyimioguz
(18.09.24)
tefal alma, dış plastiğin dişleri kırılıyor, başlıkları sonra takamıyorsun.
0
bilge rusty james
(18.09.24)
Sürahi blender yerine rondo seti daha çok işinizi görmez mi?

www.arzum.com.tr
Ben 8-9 yıldır bunun eski modelini kullanıyorum. Kereviz havuç da rendeliyorum, tavuk kıyması da yapıyorum, çorba da bıztlatıyorum. Ama smoothie yapmak için yine smoothie blender kullanıyorum, o ayrıca var ve daha pratik geliyor.
0
kobuzchu kiz
(18.09.24)
Ben limonata yapmak için aldım, buzlu limanları dahi kırıyor, çok memnunum. Bunun robot şeklinde istediğiniz her şeyi yapan boyutu da var sanırım.

app.hb.biz
0
mslny
(18.09.24)
(4)

Elektronik davul tavsiyesi

ananiyimioguz
Çok basit olmamak kaydı ile 10-20bin bandında önerebileceğiniz bir elektronik davul / bateri var mı?
Çok basit olmamak kaydı ile 10-20bin bandında önerebileceğiniz bir elektronik davul / bateri var mı?
0
ananiyimioguz
(17.09.24)
TR de miyiz? Normalde Alesis Nitro Max almanizi tavsiye ederdim ama tr fiyatlari ucuk. amazonda 439 euro (16639.44tl) zuhal muzkite %26 indirimle 26000tl.

bu fiyata Roland falan zaten gelmez. Tavsiyem su kick pedali vuruslu nitro max gibi bir davul almaniz. Ayak hassasiyeti ve basis stili onemli. Yani sadece pedal olarak uygun bulma imkaniniz olabilir ama iste benim fikrim kaybinizin cok oldugu ogrenme asamasinda. Zaten lektronik davulun kendisi bir negatif ogrenme surecinde cunku nasil vurursaniz vurun ses gelmesi hem bir noktada monoton hem de yaniltici olabiliyor.
Bu tabii akustik davula erisiminizin uzakligiyla orantili yani haftada bir sure studyoya kursa vs. gidip akustik davula erisiminiz varsa pedal cok da onemli olmayabilir.

Bir diger olasilik da yamulmuyorsam alesis kick pedali vurussuz davullarina sonradan kick pedali alinabiliyor. Cunku teoride bu urunun orgdan farki yok yani komutu veriyorsun ses cikiyor. Simdilik vurussuz sadece pedalli misal turbo mesh alip sonra ayrica vuruslu pedal alip kullanabiliyorsunuz.

Baska marka onermem ben ama bu ben bilmedigimden.
0
wallcan
(17.09.24)
Normalde Alesis zaten uzun süredir epey kötü şeyler üretiyor daha aşağı inmemenizi önerirdim fakat donner diye çinli bir marka fiyat performans ürünleri üretiyor epeydir. İŞTE SAZ BUDUR BEAA dedirtmiyor yanlış anlamayın fakat verdiğiniz paraya değecek özellikleri olabilen ürünleri var ve elektrik davul/modül de üretiyorlar.
Denemedim ama bakılabilir bi.

wallcan'a katılıyorum buton hihat control ve kick pedalı olan cihazlar enstruman değil de oyuncak maalesef, yine wallcan'ın dediği gibi modül destekliyorsa ikinci el bir kick triggeri (Roland KD7 örneğin) alarak toparlayabilirsiniz durumu.

Ayrıca en kritik konu eğer apartmanda çalmayı düşünüyorsanız elektrik davul genel inanışın aksine apartmanda çalmaya müsait bir enstruman değil pek. Davulda en büyük sıkıntıyı yaratan deri/zillerin sesinden ziyade kick/hihat/snare üçlüsünün titreşimidir ve bunlar da neredeyse aynı şekilde elektrik davulda da mevcut. Bazı pad çözümler ya da tenis toplarını mdf'ye sandviç yapıp alt üst tatami foam + halı kaplayarak çözdüklerini söyleyenler var. Kısacası araştırmanızı sağlam tutun sonra komşulardan "dıp dıp dıp dıp dıp" sürekli ses geliyor uyarısı almanız çok olası.

Ev müstakil ise akustik davul ve susturma çözümleri öneririm en dandik akustik davul orta ayar bi elektrik davuldan daha düzgün sonuç verecektir. Eğer akustik davula benzer bir çalımdan bahsediyorsak. (Aslında elektrik davul bambaşka bir enstruman ama öyle yaklaşan çok az insan var)
0
hedep
(17.09.24)
Teşekkürler bilgiler için.

İş yerinin alt katı müsait, depoya kuracağız yani altımızda kimse yok, ses sorunu da yok.

Ama taşınırız ederiz olur da evde de kullanılır diye elektroniğe kayayım dedim hem bir anfili hoparlörüm var ses ayarını da yapmış oluruz. Veya bazen amatör olarak sokak müziği yapıyoruz orada da pratik olur.

Buna rağmen normal akustik davul mu daha iyidir diyorsunuz?

Elektronik olarak burada 2.el şunu buldum almayayım mı? normalde 27bin, 15 e bırakacak sanırım. Temizmiş baya, kullanılmamış.

www.medeliturkiye.com

Akustik olarak da bütçem şuna yetiyor:

www.senkop.com.tr

İkisinden hangisi mantıklı olur? Profesyonel değiliz. Eşim öğrenmeye çalışacak, stres atacak. Bas gitarist arkadaş da biraz çalmayı biliyor güzel eşlik ediyor maksat onunla takılmak biraz da.
0
🌸ananiyimioguz
(17.09.24)
Biraz sert olacak ama Medeli maalsesef olacak iş değil.

Yani medeliye 15 veresiye çok daha makul 15'e akustik davul çıkar 2. el sanki.
Sokakta da çok daha mantıklı akustik davul, yükseltmek gerekirse de 1 kick 1 snare mikrofonu kafi (örneğin behringer'in iş görecek seviyede mikrofonları mevcut keza 2. el de bi dolu var)


Mütemadiyen davul al/sat yapan zuhal'de çalışmış bi davulcu arkadaşım var ona bi sorayım 20 civarına olabilecek en makul set nedir diye.

~

comet hiç tavsiye etmedi arkadaş, şöyle bişey daha mantıklı dedi (ilan sahibini tanımıyorum)

www.sahibinden.com

www.sahibinden.com
0
hedep
(17.09.24)
(3)

Videoya rendersız altyazı eklemek mümkün mü?

ananiyimioguz
Yify den 4k bir film indirdim. Film güzel sıkıştırılmış. 7gb falan.Bunu vr gözlükte sinema salonu ortamında açtım, çok güzel. Fakat orada bir uygulama var bigscreen diye. Filmi oradan paylaşıp eşimle senkron bir şekilde izlemek istiyorum eşim de yanıma gelecek sinema salonunda.. ama işte oradaki oyn
Yify den 4k bir film indirdim. Film güzel sıkıştırılmış. 7gb falan.

Bunu vr gözlükte sinema salonu ortamında açtım, çok güzel. Fakat orada bir uygulama var bigscreen diye. Filmi oradan paylaşıp eşimle senkron bir şekilde izlemek istiyorum eşim de yanıma gelecek sinema salonunda.. ama işte oradaki oynatıcı haricen altyazı dosyası seçimine izin vermiyor.

Film ile altyazı ismini aynı yaptıp, subs klasörü altında da koydum yok görmüyor.

Benim bu altyazıyı videoya gömmem lazım.

En basitinden capcut veya imovie den deniyorum, altyazı ekliyorum ama export ederken formatı da değiştirsem, bitrate i de düşürsem yok arkadaş 15gb dan aşağı düşümüyor görüntü 4k olunca. Daha da düşürsem kalite bozulacak.

Videonun codec i bitrate i falan değişmesin, sadece altyazı eklensin istiyorum.

Ama yazı videoya gömülünce sanırım illa ki render almak gerekiyor?

Bunu dediğim şekilde renderlayacaksak da videonun boyutunu çok etkilemeyecek şekilde nasıl yapabilirim?
0
ananiyimioguz
(15.09.24)
dosya mp4 ise olmaz ama mkv ise yapılabiliyor aslında. MKV birçok ses altyazı kanalı barındırabilen zip gibi bişey. Renderlamadan içine altyazı eklenebiliyor ama yapalı yılllaaaar oldu şimdi bi arattım şu çıktı:

bit.ly (burası highlightlı linki bozuyor diye kısalttım)
mkvtoolnix.download

edit: o player mkv içindeki ses veya altyazıları gösterebiliyor mu ona bi bak önce. O da olmuyorsa videoya gömmen (burn-in) lazım, o illa render gerektirir.
0
nhk ni youkosu
(15.09.24)
hmm evet aslında o uygulamanın video oynatıcısı eğer videoya gömülü bir altyazı varsa onları görüyordu ancak benim haricen attığım tr altyazıyı görmüyordu. en,fr,nl falan çıkıyordu.

o program ile indirdiğim altyazıyı mergeledim, şuan seçenekler arasına geldi.

çok teşekkürler baya da hızlı sürdü yeni bir şey öğrenmiş oldum.

sadece utf-8 sıkıntısı oldu onu da çözücem birazdan. not defteri ile açıp uft-8 yapınca düzelmesi lazım.

bu arada video uzantısı mkv idi evet. olmasaydı olmaz mıydı?
0
🌸ananiyimioguz
(15.09.24)
bu dosya formatları video container olarak geçiyor, mp4'te hiç embedded ses altyazı falan görmedim sanırım. Teknik olarak mümkün mü değil mi emin değilim ama mkv çok şeye izin verdiği için herkes onu kullanıyor işte.

Video mp4 olsa onu mkv yapıp yine içine bişeyler eklenebilir ama. Yify'den indiyse bu boyutta h265 codec'iyle sıkıştırılmıştır herhalde, dosya adında x265 yazıyordur. Onu mp4 veya mkv vs. yapmak yapanın tercihi.
0
nhk ni youkosu
(15.09.24)
(20)

Çocuğa çocukluk yapması için her yerde izin verilmeli mi?

ananiyimioguz
Benim büyük teyzem bizi çok şımartırdı. Kendisi hiç evlenmedi ve çocuğu da yok. Ona rağmen öğretmen olduğu için gençlerle ve çocuklarla arası da çok iyiydi. Ailede de hemen herkes okumuş olsa da en bilgilimiz oydu.Kuzenlerim ve benim yetiştirilirken belli kurallarımız vardı. İşte çocuk oynar koşturu
Benim büyük teyzem bizi çok şımartırdı. Kendisi hiç evlenmedi ve çocuğu da yok. Ona rağmen öğretmen olduğu için gençlerle ve çocuklarla arası da çok iyiydi. Ailede de hemen herkes okumuş olsa da en bilgilimiz oydu.

Kuzenlerim ve benim yetiştirilirken belli kurallarımız vardı. İşte çocuk oynar koşturur ama belli yaramazlıkları yapmazdık evimizde veya dışarıda.

Ama iş teyzeme gidildiğinde değişirdi. Aman yapsınlar bırakın karışmayın, aman döksün ne olacak, aman duvarları boyasın ne olacak, aman koltukları kalemle delsinler canım ne olacak... yok ebesinin nikahı artık yani teyze!

Evinin tüm duvarları sticker, dövme, ruj, boya kaplıydı.

Şimdi ben çocukların oyunla büyüdüğünün bilincindeyim ve onlara alanlar açılmalı ama bence bu belli sınırlar içerisinde olmalı. O yüzden teyzemin davranışlarına çok katılmıyorum. Önceki duyurularımda yabancı çocukları ile bizim çocuklarımız arasındaki farkları sormuştum. Sanırım bu tarz şımartmalar çocuklar için yanlış oluyor. Teyzemin davranışını savunan var mı mesela duymak isterim.

Gel gelelim bu konu nasıl ortaya çekti, geçenlerde eşimin ailesini çağıralım dedik bayadır da misafir ağırlamıyoruz ayıp oluyor o yüzden yetişkin, çocuk falan herkesi çağırdık.

Her şey güzel çocuklar biraz canavar ama yine de tahammul sınırlarımız içinde oynuyorlar falan sorun yok.

Tutturdular eşimin tuvallerini gördüler biz de resim yapıcaz.

Allah! Eşim de bu anı bekliyormuş!

Hemen ayarladı salonun ortasında çocuklar boyalara girişti ikisi birden bir tuvalde çalışıyor. Eşim onlardan daha mutlu falan...

Neyse buraya kadar sorun yok ama tahmin edildiği üzere cozurttular, halıyı boya yaptılar, üstlerini boya yaptılar, iş koltuklara da gelecekti az kalmıştı. Eşim de diyor ki boya olsun ne olacak aman sizden değerli mi.

Neyse dedim laf etmedim bir yandan ailesi kızıyor zaten kızım ne resmi salonun ortasında diye ama eşimden destek aldılar bir kere...

Neyse iş çığırından çıkınca azar, ağlamalar, istiklal marşı ve kapanış ile konuyu kapattık uyudular falan çocuklar zaten.

Bugün eşim yarım kalan tabloya bakmış diyor ki ya ne güzel yapıyordu çocuklar keşke karışmasalardı. Ben de dedim ki çocuklar resim yapsın yapmasına da, resim yapılması için hazırlanılan bir yerde yapsınlar, salonda değil. Ayrıca sen neden kurallarını çiğniyorsun dedim.

Ne olacak canım ortalık batarsa batsın silinir falan dedi. Ayda yılda bir geliyorlar eğlensinler işte çocuk ne yapacak başka falan dedi.

Ben de bu düşüncesinin yanlış olduğunu, çocukların belli kurallar dahilinde yetiştirilmesi gerektiğini, kuralsızlık tanınacak da kuralsızlık lüksünü kullanabilecekleri bir ortamda bu hakkın verilebileceğini falan söyledim ama eşim bir yerden sonra çok uzattığım için dinlememiş olabilirsdfjdg şaka bir yana dinliyor ama nedense ona karşıt görüşte olduğumda üzülüyor sessizliğe bürünüyor.

Şimdi bu aramızdaki fikir ayrılığı, zaten uzak olduğum çocuk yapma konusunda beni iyice uzaklaştırdı.

Bu konuda sizce benim mi kendimi geliştirmem lazım yoksa eşimin mi? Bu konunun sizce "doğrusu" var mı yoksa herkes kendince haklı mı?

Bu arada duyurularımı unutmayan kitle için ufak not; siz daha hesap kitabı halledemediniz ayrılsanıza ne cocugu... demeyin biz o konuyu ortak hesap planını hayata geçirdikten sonra çözdük neyse ki. Çocuğu da yakın zamanda düşünmüyoruz hatta belki hiç... ama nedense bunu yoğun bir şekilde sorguladığım bir dönemdeyim.
0
ananiyimioguz
(14.09.24)
Başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde yapılan her şeye tamamım ben ki çocuklardan ve çocuk aktivitelerinden nefret eden biri olarak söylüyorum bunu ortalık batmış falan önemli konular değil temizlenir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.09.24)
Kurallar olmalı. Her istediğini yapmasına izin verirsen şımarık bir insan olur, zorbalık yapar. Zarar da verir, zarar da görür.
0
rock n roll
(14.09.24)
Hayır verilmemeli.
0
NowWeAreFree
(14.09.24)
@ Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet, yani bunun bir sınırı olmamalı mı mesela "sibel alaş - adam" şarkı klibi gibi boyaları da saçsınlar o zaman ne olacak ki eşim bişey demiyor?

çıkmıyor da boya ayrıca da neyse mala o kadar kıymet vermiyoruz benim derdim çocukların şımartılıyor oluşu ve kuralsız yetiştiriliyor oluşu.

o zaman bırakalım fırlatsınlar boyaları tuvale, halıya, koltuklara, tv ye falan... sonra da salonu sergiye çıkartırız nasıl fikir?

bunun bir sınırı veya yeri olması gerekmiyor mu? atolyemiz vardır etkinlik yaparız, gelsinler yıkansınlar isterlerse boyayla sorun değil. ama salonun ortasında yapılacak şey mi yani.

eşimdeki bu aşırı "ne olacak canım onlardan değerli" mi şımartmalarının altında ne yatıyor acaba bir yandan da onu düşünüyorum yani küçükken çok baskılanmış da sanki bunu ben gelecekteki nesillere yaşatmıycam... demiş gibi bir hali var gibi ama öyle bir çocukluk yaşadığını da zannetmiyorum.

başka bir yandan da aşırı evhamlı kadınlardan olmadığı için de mutluyum rahat olduğu için. (en azından bu konuda diyeyim) aradayım yani.
0
🌸ananiyimioguz
(14.09.24)
Hocam özet gecer misin
0
Zetnikov
(14.09.24)
Çocuksuzum, çocuk istemiyorum, laf dinlemeyen çocuklar evimi alt üst etse muhtemelen sinirlenirim ama ses edemem.

Ama, kurallı büyüyen çocukların da ara sıra kontrolü bırakıp oynamaya/şımarmaya bırakılacağı yerler olur. Çocuksuz cool teyze/halalar, serseri dayılar, büyük kuzenler bunun için var. Eşiniz de çocuk büyütürken ayda yılda bir gelen yeğenlerine yaklaştığı kadar gevşek olmayacaktır eminim.
0
kobuzchu kiz
(14.09.24)
Oğuz Bey, senin her sorun niye bu kadar uzun? Gerçek hayatta yeterince ve içinden geldiğince konuşamıyor da buraya dökülüyor gibisin.
0
potasyum bebek
(14.09.24)
@ Zetnikov, misafir çocuk geldi, salonda yağlı boya yaptı, ortalığı dağıttı, durdurduk ama eşim devam etmeleri gerektiğini, ortalık batsa da ne olacak canım.. diye savunduğunu ve bunun doğru olup olmadığını soruyorum.


@ potasyum bebek, gerçek hayatta da bazen baydıracak kadar uzun, yavaş ve sakin konuşurum. ayrıca yazmayı seviyorum keşke bu enerjimi daha anlamlı şeylere yönlendirebilsem :3

youtube da inceleme videoları çekiyorum bazen. milletin 15-20dk da anlattığı ürünü 2 saat incelemişim, bana göre normal, kimi allah razı olsun çok detaylı olmuş diyor, kimi de 2 saat kim dinleyecek bunu mk özet geçsene diyor. zevk meselesi diyelim.
0
🌸ananiyimioguz
(14.09.24)
Sen yazmayı seviyorsun da okuyan iki paragraf sonra bayılıyor hocam, yazmakta pek iyi değilsin. Barbell squat yaparak bu enerjini atabilirsin, hem sana hem başkalarına yararı olur.
0
potasyum bebek
(14.09.24)
Abi neden agresifleşiyorsun ki sordun söyledik işte ben bi mahsur görmüyorum sen görüyorsan yaptırma, neden sana hak vermemiz gerekiyormuş gibi cevap veriyorsun ki? Ayrıca ben sana sen haksızsın da demedim ben olsam böyle yapardım diyorum, neden böyle yaptığımı da sana gerekçelendirecek değilim, ha duvarı boyadı diye 15 sene sonra caddede makas ata ata yol alan bir hödük olursa bu duvarı boyamasına izin verdiğin için olmaz ama emin ol, şımarık bir yavşak olmak için çok başka parametreler gerekiyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(14.09.24)
@ potasyum bebek, yazmakta iyi değilim diye yazmayı neden bırakayım ki, en fazla beni görünce okumazsın yani.

Ayrıca hayırdır yani juriye eser mi sunuyorum? Ve de o kadar değerli vaktin varsa burada ne işin var?

@ Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet, :D bişey demedim yahu sonuçta farkı bir görüş için sordum ve pekiştirmen için öyle yazdım. daha doğrusu kendimin pekiştirmesi için.
0
🌸ananiyimioguz
(14.09.24)
Agresif misin hocam sen? Ben sana vaktim çok değerli, bir daha yazı yazdığını görmeyeyim, sakın ha, cıss falan mı demişim? Fikrimi söyleyip öneri verdim. Koskoca sitede cümle yazmaya korkar olduk alınganlar yüzünden ya.
0
potasyum bebek
(14.09.24)
Belirli bir cerceve icinde eglenmesini ogretmek gerekir cocuga. Tabi ki dogasi geregi her buldugu firsatta bu cerceveyi genisletmeye calisacaktir ama cok da despot olmadan, sebebini de aciklayarak yine o cercevede tutmakta fayda var.

Diger turlu tamamen ozgur birakinca (simartinca) ilk etapta sanki daha mutluymus gibi gozukseler de yaptigi sey hicbir zaman yetmeyip hep daha aşirisina kacma egilimleri oluyor. (Salonun ortasinda tuvalde resim yapmak fazlayken bir sure sonra yetmeyip once kendilerini sonra halilari boyamalari gibi. Sira koltuklara gelmisken birisi frene basmis allahtan. Cunku koltuktan sonrasi da duvarlar ve televizyon diye gidecektir.)

Otorite aslinda cocugun ihtiyaci olan ve istedigi bir sey. (Otorite kizmak degildir bu arada)

Kendi gozlemlerim bu yonde. Danke
0
brkylmz
(14.09.24)
@ potasyum bebek, hmm millete sataşıp sonra da "ya amma alıngansın ha" diyen adam eksiğimiz vardı tam da, hoş geldin diyelim artık yeni mi geldin birinin mi yedeğisin bilmiyorum da belli ki bir kuyruk acın var yeresin gelmiş.

hatta dur ya sürekli sacma sapan soru acan son trollerimizden birisin kesin nick in dilimin ucunda da hatırlayamadım. "ben nasıl biriyim sizce :))))" gibi şeyler açıyordun o sen değil misin?
0
🌸ananiyimioguz
(14.09.24)
Gercekten korkunc bir zihniyet, cocuktur iste ne olacak yapar, yapsin kafasi. Oldu olacak biraksaydiniz tv'yi falan da boyasalardi, cocuklardan degerli mi canim, yarisi yagli boyali bir ekran olacak alti ustu. Neyse, cocuga normal bir birey gibi davranmayan her kafa sikintilidir bence. Cocuklar korumaya muhtac, ve yaptiklarindan her zaman sorumlu tutulamayacak canlilar evet ama bu bizim onlara gercek hayatin disinda bir alanlari varmis da orada dilediklerini yapabilirlermis gibi davranmamizi gerektiren bir durum degil. Koltuklara gelmeden haliyi boyamalarina esinizden once ebeveyinlerinin izin vermemesi gerekirdi. Yani bunu kisaca anlatmak mumkun degil, medeniyetin ve bilincli, sorumluluk sahibi cocuk yetistirmenin on sarti bunlar. Bilimsel olarak da bu yonde okumalar yaptigimi hatirliyorum ama su an kaynak veremeyecegim ne yazik ki.

Ayrica adama uzun yaziyor diye laf edip, duzgunce cevap alip, inatla ders vermeye kalkmak, bir de uzerine adami azarlamak da kucukken nerede susmak gerektigini ogrenememis/ogretilmemis biri gibi, basliga guzel bir ornek bence.
0
bosver nicki
(14.09.24)
Verilmemeli. Tam olarak eşin ve teyzen gibileri yüzünden bu ülkeye hiç dönesim yok. Bir tek Türk ve Arap ailelerin çocukları çocukluğunu yaşamalı. Diğer milletten olan çocuklar, çocuk değil.

Uçak yolculuklarında insanları rahatsız eden uçakta bile koşturan yine ya Türklerin ya Arapların çocukları.

Biz ailelerimizden böyle görmedik şahsen ya. Yeni nesil anne, babalar böyle. Çocuk onlar...Sonra bu prens, prenses çocuklar hayvanlara işkence ediyor, toplu taşımada kadınları taciz ediyor. Çünkü adama sınırı olmadığı öğretilmemiş. Her şey ona hak.
0
Kahvedesu
(15.09.24)
Bir de, anne ve babalar çocukları özgüvenli olsun istiyorlar ama özgüvenin ne olduğunu bilmedikleri için de çocuklarını aşırı serbest bırakıyorlar. Sanıyorlar ki, çocuk istediği gibi davrandığında, istediği gibi konuştuğunda özguveni gelişir. Böyle olunca da terbiyesiz ve saygısız insanlar yetişiyor. Hata yaptığında özür dilemeyi bırak hata yaptığından haberi olmuyor. Saygısız konuştuğunda büyükleriyle falan anne ve baba gülerek karşılık veriyor.Sonra zorba bir insan ortaya çıkıyor ama bu çocuğun suçu değil.
0
rock n roll
(15.09.24)
Paragraflarca yazip kendini tekrarliyorsun surekli. Amlatimi iyi olmayan insanlar uzun uzun yazinca hic cekilmiyor maalesef. Eminim anlatimin guclu saniyorsun ama degil.

Soruya da cevap vereyim. Gerci sonlara dogru okuyamadim ama teyze cocuk sevdasiyla olup bitmis uzuldum kendisine. Kimi cok isteyene iste kismet olmuyor bazen. Icinde kalmis cocuk. Ondan oyle davraniyor bence. Koca da hayatinda ev mev toplamamis biri gibi geldi bana. Ev dagilsa nolur ki onun icin diye dusundum. Cocuklara sinir konulmali
0
Kittie
(15.09.24)
Ortak yaşam alanlarında nasıl davranılması gerektiği, diğer insanların yaşam alanlarıyla kendine ait yerlerde sergilediğidavranışların farklı olması gerektiği, başkalarının bazı şeylerden rahatsız olabileceğinin bilinmesi gibi şeyler öğrenilen durumlar.

Bunları hepimiz öğrendik. Böyle yetilerle doğmuyoruz. Birinden bu davranışları öğrenmemiz gerekiyor.

Çocuğa bunları öğretmemek gelecek yaşamında yetişkin bir insan olduğunda yine onu zor durumda bırakacak.

Ben şaşırıyorum bazen, en temel, makul davranış kalıpları çocuklara verilmeyebiliyor. Çocuklar ve gençler nerde nasıl davranması gerektiğini bilmiyor. Çocuk oldukları için bu davranışlar bir şekilde tolere edilebiliyor ancak gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde edilmeyecek.
0
akhenaten
(15.09.24)
@ Kittie, inan gece gece hiç özenerek yazmadim ama zaten iyi olmak zorunda da degil, okumak zorunda da degilsin, cevap vermek zorunda da degilsin. Bunun 5 katı yazdığım yazıların okunup cevap verildigi duyurularım var. Anlatimim mukemmel demedim hicbir zaman ama okunduguna göre "of igrencim asla yazi yazmamaliyim" da demedim. Niye sorunun disina cikip baska seylerle geliyorsunuz anlamiyorum ben 11 yıldır burda iyi kötü yazip çiziyorum ilk duyurum değil ki.

Koca dedigin benden bahsediyorsun sanirim, evi ben toparladim ayrica yemekleri de ben hazirladim çünkü esimin işi uzadi eve misafirlerden sonra geldi. Onu da belirteyim de hazir gaza gelmiş yererken bir yerde durursun beli -_- Ha yok çocuklarin babasindan bahsediyorsan o da sacma bulan taraftaydi zaten.
0
🌸ananiyimioguz
(15.09.24)
(28)

Markette parası çıkışmayan çocuğa yardım edilmeli mi edilmemeli mi?

ananiyimioguz
Bazen markette kasada beklerken veya tam kasadan ayrılacakken kucuk bir çocuğun parasinin yetmediği durumlar oluyor. O da üzülüyor, ya bırakıyor ya da değiştiriyor falan. Araya girip üstünü ödemek istiyorum. Ama bu cocugun gelisimi acisindan saglikli midir bilemedim. Yani pedagojik acindan saglikli
Bazen markette kasada beklerken veya tam kasadan ayrılacakken kucuk bir çocuğun parasinin yetmediği durumlar oluyor. O da üzülüyor, ya bırakıyor ya da değiştiriyor falan. Araya girip üstünü ödemek istiyorum. Ama bu cocugun gelisimi acisindan saglikli midir bilemedim. Yani pedagojik acindan saglikli midir? Bu bir öğrenme süreci aşamasıdır ve karışmamak mı lazım? Ama yardim etsem mutlu olacak ve iyiliği de görecek, ileride o da birisine yardim edecek belki. Nasil davranmak lazim?
0
ananiyimioguz
(09.09.24)
Ben normalde vicdansız bir insanımdır sokak hayvanları dışında hiçbir şeyi düşünmem çocukları da sevmem ama markette öyle bir şey olunca otomatik olarak "kardeşim ben öderim" diyorum kasiyere niye öyle oluyor bilmiyorum ama sağlıklıdır sağlıksızdır çok da umurumda değil açıkçası.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(09.09.24)
İki kez yardım ettim.
Duygu sömürüsüyle dilenme sektörü oluşturacağına inandığımdan vazgeçtim.
0
Mirket
(09.09.24)
Bu kadar realist olmaya gerek var mı ya çocuk 2 ekmek almış canı çikolata çekmiş onu da almış ama parası çıkışmamış, bu çocuğun çikolata parasını ödeyince "vay keriz" deyip bir aşama ileriye götürerek "o zaman ben dilenip daha çok para kazanayım" diyerek dilencilik yapmayacaktır bence, paranız o kadar tatlı gelmez kimseye.
0
Bir ben var benden şurada
(09.09.24)
Eğer izin verirsen... minvalinde konuşmak lazım çocuklarla. Yani şu da ihtimal dışı değil, ödersiniz, gidip evde anlatır, azar işitir... sormasanız da bu ihtimal var da, mesela direkt odeyivermek bence biraz yok saymak da oluyor. Belki vazgececek, belki harçlığını biriktirmisti, yarın alacak, belki yanina para alirken yanlis saydi parayı... vb. bence en iyisi sormak ve izin istemek.
0
encokbenisevinnolur
(09.09.24)
Denk gelme sıklığına bağlı. Bunu mesleğe çevirip enayi parası yiyen çok. Gerçi öyle bir durum olsa sonrasında kasiyer kesin bir şey der. Onun dışında kesinlikle yanlış bir durum olduğunu düşünüyorum. 13+ olsa neyse ama aksi durumda çocuklara, yabancı büyük insanların maddi yardımcı olabileceğini gösteriyorsunuz. Bugün siz iyi niyetli olarak üstünü tamamlarsınız yarın benzer beklentide karşılığını isteyen bir "büyük" çıkar. Dünya hayalinizdeki kadar masum değil.
0
nawar
(09.09.24)
gereksiz. parasinin yetecegi aburcuburu alsin. hepimiz bu yasimizda dikkat ediyoruz butce, harcama vs.

bir de bu kac yasinda cocuk. normalde markette alisveris yapacak yastaki cocugun kasaya gelmeden once neyin ne kadar tuttugunu hesaplayabilmesi lazim.
0
hot potato
(09.09.24)
edilmemeli. paran yoksa alamazsin. bunu cocuk yasta ögrenemezse sonra daha cok üzülür. bu benim fikrim tabii sadece.

ona verilen parayla yetinmesi lazim. o para ona az geliyorsa da calismasi gerek.
0
robert bosch
(09.09.24)
Pedagoji falan, mahelle baskısı dinlemiyorum.
kanımızda var yardım etmek.
ben anında ödüyorum.
Bir kaç kez denk geldim böyle.

Çocuğın gelişimine yardımcı olacaksa bayramda da harçlık vermeyelim
Kazanmayı hayata tutunmayı kendi öğrensin o halde(!)

Burada çocuğun manen gelişime yardımcı olacak şey beleşe konması değil, büyüdüğünde onunda zorda kalan birine yardım etme hissinin şiödiden uyanmasıdır.
0
diyecevaplandı
(09.09.24)
hiç denk gelmedim ben ama gelsem öderdim.
0
floydian
(09.09.24)
Tabii ki. Büyüyünce bile insanın aklında kalıyor böyle şeyler. Sevgi dolu anıları olsun.
0
visnebahcesi
(09.09.24)
Yardım edilmemeli bence. Burada ben yardımcı olurum, parasını öderim diyen arkadaşlar sizler bence iyi insanlarsınız ama o çocuğun karşısına her zaman sizin gibi insanlar çıkmayabilir. O çikolatanın parasını ödemek yoluyla o çocukla iletişim kurup kandırmaya çalışan bir sapık da çıkabilir karşısına. Çocuk tanımadığı birisinin ona çikolata ya da herhangi bir ihtiyacını alabileceği fikrini kafasında normalleştirmemeli.

Annelerin ve babaların da özellikle çocuklarına her fırsatta tanımadığı kişilerle konusmamasını, soru sorarsa cevap vermemesini ve ona herhangi bir şey almayı teklif ettiğinde kabul etmemesi gerektiğini öğretmesi lazım.

Bir de istediğimiz bir şeye her istediğimiz anda sahip olamıyoruz. Bazen bunun için yıllarca mücadele etmemiz gerekiyor ve bazen ne yaparsak yapalım sahip olamıyoruz. Bu vesileyle bunu da öğrenmiş olur. Çünkü hayat o çocuğa da prens / prenses muamelesi yapmayacak.
0
rock n roll
(09.09.24)
Valla keşke bana da küçükken markette, bakkalda param çıkışmadığında yardım eden birileri çıksaydı, o zaman eve geldiğimde işçi babamı görüp üzülmezdim belki o kadar.
Eminim ki yıllar boyu gülümseyerek hatırlardım böyle yardım eden biri olsaydı. Bu tarz garibanlık hissettiren anlar bence daha travmatik bir çocuk için.
Ben o yüzden şu an markette denk geldikçe güzel bir üslupla yardımcı oluyorum gördüğüm çocuklara.

Şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum ki, garibanlık anları çocukluk hatıralarında büyük yer kaplıyor ve aksine inanın sizin dediğiniz şey pedagojik yönden olumsuz etkilemez çocukları.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(09.09.24)
Anasının babasının sorunu beni ilgilendirmez. ben yardım etmem.
0
my fault
(09.09.24)
banane yav. ayrıca benim çocuğuma da yardım edilmesini istemezdim. bu sefer alışkanlık haline getirebilir. sezercik filmlerini azaltın amcalar
0
titanyum22
(09.09.24)
@ diyecevaplandı, evet hatta artık bazı çocuklar özellikle de bayramlarda akrabaları para olarak görmeye başladılar. akrabaları göreyim ziyaret edeyim değil para alalım kafasında olan çok çocuk var.

bir keresinde bir misafirlikteyim, kimsenin yanında nakit yokmuş. ziyarete gelen akraba çocuklar geldiler el öptüler falan, sonra kimse para vermedi diye ağladılar.

bunda yetişkinlerin de sıkıntısı var. sen sevgi verme, bağ kurma, sadece ne istiyorsa onu al, ayda yılda bir gördüğünde de sadece para ver, başka bir sorununu çözme, derdini dinleme, yanında olma... e çocuklar da seni para olarak görür tabi.

meraklı konuşkan çocuk da pek kalmadı. sohbet etmiyorlar, soru sormuyorlar. tüketim toplumu çocuklarından ne bekliyoruz ki.
0
🌸ananiyimioguz
(09.09.24)
gelişimsel açıdan annesi babası abisi yapsa sıkıntı, ama siz yapsanız sizdekinin tesiri tatlı bir anı olarak kalabilir. geilşimse derdiniz yapabilirsiniz, ama yapmazsanız da hayata dair güzel bir tecrübe öğrenecek çocuk, o da kötü bi senaryo değil.
0
damba
(09.09.24)
ben yardım etmem.
0
abelardo
(09.09.24)
Hayir etmem.

Biz de çocuk olduk ki çocukken market vs bilmezdik bile hiç. Ne aliyorsak ya hesabini yapardik(sonraki yaslarda) ya da veresiye yazdirirdik.

O yüzden kasada çocuklara yardim etmeyi vs çok cahilce buluyorum.
0
Yourcousinmarvinberry
(10.09.24)
olm ben yardim ederim diyecektim de yorumlari okudum, baya moralim bozuldu.

bence turkiye harbiden bombok bir yere dogru gidiyor, eskiden boyle seylerin mevzusu bile olmazdi.
0
cooperr
(10.09.24)
ben pinti biriyimdir ama bu durumda ederim. dilenciye para vermem asla. bu durumda süreç doğal ilerliyor. çok şüphelenmedikten sonra yardım ederim
0
ferenc
(10.09.24)
çingene çocukları hariç yardım ediyorum ederim.
neden çingeneler hariç? çünkü onlar o tarz işleri meslek olarak yapıyorlar.
0
nuisance2
(10.09.24)
Market alışverişlerini genelde uygulamalar üzerinden yaptığım için pek denk gelmiyorum ama denk gelirsem veririm ya o kadar da değil. Hayatımda bi tane bile dilenciye para vermedim de bi çocuğun alacağı çikolatadan duygu istismarı edileceksem de edileyim yani ki ben de çocukları pek sevmem
0
nundu
(10.09.24)
Ben yardım etmiyorum. farklı bir şey yapıyorum.
bakıyorum eğer sıradaki çocuk abur cubur almış, yani evden sipariş edilmiş bir şey almıyorsa, çikolata, cips, gazoz vb. şeyler varsa elinde soruyorum, sen mi yiyeceksin onları diye, evet derse tamam geç koy poşete para verme, harçlığın sana kalsın çok da bunlardan yeme deyip gönderiyorum çocuğu, kendi alacaklarımla birlikte kasiyerden geçmesini rica ediyorum. çoğunlukla okul çıkışı çocuklar eve gitmeden giriyor marketlere kalan harçlıklarını abur cubura yatırıyorlar. o saatlerde denk geliyorum ben.
dilenciye bir şey verirken bile başımın gözümün sadakası olsun tadında bir karşılık beklerken, bir çeşit beklentiye girerken, burada bir çocuğu mutlu etmek kadar anlık ve soyut bir beklentinin bu iş için yeterli olduğunu düşünüyorum. fazlası samimi değil, çıkar hesabı.
0
erty_ksk
(10.09.24)
Arkadaslar çok duygusal insanlarsınız ben de aşırı duygusal biriyim ama çocuklarımızı koruyabilmemiz için bazen duygusal değil de biraz daha katı olmamız gerekiyor. Çocuklar, kim iyi niyetli kim kötü niyetli bunu ayiramazlar. Senin iyi niyetli yaklaşımın o çocuğun kafasında herkes iyi niyetli algısı yaratabilir herkese guvenebilirler. İşte sıkıntı burada başlıyor. Hiç kimsenin çocuğunun çikolata, meyve suyu parasını ödemeyin. Annesi ve babası çikolata, meyve suyu alamiyorsa da bir zahmet dünyaya çocuk getirmesinler. Bunu aşağılama amaçlı söylemiyorum, bu hayatın gerçeği. Ben çocuğuma meyve suyu bile alamayacak durumdaysam dünyaya çocuk getirmemeliyim. Çünkü basit bir çikolata, meyve su vs. bunları bile alamiyorsam ben hiçbir şeyi alamam.

Çocuklarımızı koruyabilmemiz için bütün duygu ve davranış biçimlerimizi tekrar gözden geçirmeliyiz. Bazen katı olmak iyidir.
0
rock n roll
(10.09.24)
ben soyle yapiyorum.
posetlerimi doldurmama yardim etmen karsiliginda ben de sana yardimci olurum diyorum. kasadan posetlere doldururken posetimi tutarsa cikarip ustumde ne kadar bozuk varsa 30/40 veriyorum calistigin emegin karsiligi diye.
boylelikle bir seyler alabilmek icin para, o parayi da elde edebilmek icin karsiliginda emek/zaman vermesi gerektigini de ogrenmis oluyor.

bos dilenenlere asla bir sey vermem. ama su satan mendil satanlar olursa onlara da okeyim.
0
turbo sadık
(10.09.24)
rock n roll sen bizi neden ikna etmeye çalışıyorsun ki bizim için doğru olan bu senin doğrun oysa sen yardımcı olma insanlara, biz olmak istiyoruz bizim vicdanımız görmezden gelmeye izin vermiyor sanki ülkemizde her şey çok doğru çok süper de parası çıkışmayan çocuğa yardımcı olmak hatalı oldu hayret bişi.
0
Bir ben var benden şurada
(10.09.24)
@bir ben var benden şurada; bazı konularda ikna etmek zorundayız insanları. Çünkü bazı doğrular, pedofili denen sapıkların işine yarayabilir. O çocuk istediği şeyi alamayıp kasada bırakmak zorunda kaldığında emin ol ben de üzülüyorum ve senin zannettiğin gibi vicdansız değilim hatta tam tersi aşırı vicdanlı bir insanım. Hiçbir şeyi de görmezden gelmiyorum.

Sen iyi niyetli yaklasirsin çocuk bir yabancının ona gerektiğinde çikolata alabileceği algısını onda oluşturur yarın sapikla karşılaştığında onu da iyi zanneder.
0
rock n roll
(10.09.24)
İlkokuldayken bi kere dolmuşa param olduğunu sanarak binmiştim ve 50 kuruşum çıkışmamıştı. Yanimda oturan adam sağolsun tamamladı, neredeyse 30 sene geçmiş hala unutmam o anı. Çok utandım ama çok da minnettar kaldım. Bana denk gelse o anı hatırlayıp yardım ederim.
0
mirty
(10.09.24)
(3)

Bilgisayarın ekranını görüp mouse kullanabilen bir yapay zeka var mı?

ananiyimioguz
Bazı rutin işlerim var sadece mouse kullanıp belli şeyler yapmak gerekiyor.Ama ekran stabil değil. Tıklama olayları ve yapılan iş çok benzer olsa da, arayüz aynı değil. O yüzden işi bir otomasyona dökmek kendim kodlayarak zor olur.Onun yerine ekranı analiz edip, tanıyıp, mantık yürütüp tıklamalar ya
Bazı rutin işlerim var sadece mouse kullanıp belli şeyler yapmak gerekiyor.

Ama ekran stabil değil. Tıklama olayları ve yapılan iş çok benzer olsa da, arayüz aynı değil. O yüzden işi bir otomasyona dökmek kendim kodlayarak zor olur.

Onun yerine ekranı analiz edip, tanıyıp, mantık yürütüp tıklamalar yapabilen bir araç olsa çok güzel olacak.

Nasıl ki şuan chatgpt ye bir data verip şunu şunu yap diyoruz,

Aynı şekilde ekranı görme izni ve mouse kullanım izni vereceğiz -geçici olarak- oda verilen işleri yapsın işte.

Sürekli bir görüntü tanılama gerekiyor, muhakkak biraz maliyetli olur ama belki vardır böyle bir araç, biliyor musunuz?
0
ananiyimioguz
(09.09.24)
selenium chrome extension isinize yarayabilir belki, bir defa manuel yapiyorsunuz sonra kendisi tekrar ediyor. kac farkli arayuzunuz var bilmiyorum ama hepsini ayri ayri kaydederseniz belki olur
0
The_Lollok
(09.09.24)
tekrarlı şeyler değil dediğim gibi, ama tıklanması gereken yerleri yapay da olsa bir zeka algılayabilir. o yüzden o tarz bir çözüm aklıma geldi.
0
🌸ananiyimioguz
(09.09.24)
var ama ücretli. uipath firmasının RPA ürünü sizin bahsettiginizden çok daha fazlasını yapar. Görüntü tanıma işinin otomasyonunu son kullanıcı için bu üründen başka bir şey yapamaz zaten. tek seçeneginiz var.
0
limonlu eksi
(09.09.24)

Satılık 4. Levent metroya yakın 4+1 dubleks çatı katı ev

ananiyimioguz
Ev emniyetevleri mahallesinde, 140 m2 krediye uygun.Fiyat eşyalı 7.5 ama eşyasız + pazarlık 7 gibi düşünüyoruz.Bina 10 yıllık, düşünen olursa iletişime geçebilir.Şu an evde kiracı var, temmuzda bitiyor sözleşmesi.Genç bir arkadaş, banka çalışanı. Sözleşmeleri yıllık yapıyoruz. 2 ay önce yeniledik.Ki
Ev emniyetevleri mahallesinde, 140 m2 krediye uygun.

Fiyat eşyalı 7.5 ama eşyasız + pazarlık 7 gibi düşünüyoruz.

Bina 10 yıllık, düşünen olursa iletişime geçebilir.

Şu an evde kiracı var, temmuzda bitiyor sözleşmesi.

Genç bir arkadaş, banka çalışanı. Sözleşmeleri yıllık yapıyoruz. 2 ay önce yeniledik.

Kira getirisi şu an 28bin ama kiracı evi 2+1 olarak kullanabiliyor. Çünkü alamadığımız eşyalarımız vardı bazı odalar kilitli.

4+1 olarak kirayı 40 olarak düşünün. Seneye ne olur bilmiyorum, kiracılı olarak devam etmek isterseniz de üzmez.

İstemezseniz kiracı zaten ben de çıkabilirim belki öncesinde ama satılır da alan kişi gelirse mecbur ona göre ayarlarım kendimi dedi.

Eve geçme durumunuz en erken 10 ay sonra olabilir gibi duruyor sadece tek handikapı bu.
0
ananiyimioguz
(03.09.24)
(7)

İş yerine şu şekilde kat çıkmak yasal mı? Maliyeti ne olur? (Fotoğraflı)

ananiyimioguz
Selamlar şu şekilde 130m2 bir alan var. İş yerinin üstü komple bu şekilde kaplı. Fotoğrafta gözükmüyor ama sola doğru uzunca devam ediyor. Sadece merdivenle çıkılan yerde (fotoğrafta sağda kalıyor) ufak bir asma balkon gibi bir yer bırakmışlar. Kalanı böyle. İş yeri zemin katta. -1 de de deposu var.
Selamlar şu şekilde 130m2 bir alan var. İş yerinin üstü komple bu şekilde kaplı. Fotoğrafta gözükmüyor ama sola doğru uzunca devam ediyor. Sadece merdivenle çıkılan yerde (fotoğrafta sağda kalıyor) ufak bir asma balkon gibi bir yer bırakmışlar. Kalanı böyle. İş yeri zemin katta. -1 de de deposu var. Üst katı da yaparsak 3 katlı gibi olabilir.

hizliresim.com

1 - Burayı komple kapatıp iş yerini 2 katlı hale getirsek? Yasal mıdır?

Yani bir yere bildirmemiz gerekiyorsa bildiririz yeni planı ama tapusal anlamda bir maliyeti çıkar mı? Veya bildirmeye gerek var mı?

2 - Sanırım çelik konstrüksiyonlarla kapatılıp üstüne zemin yapılması gerekiyor. Duvarları da alçıpanla değil de düzgün bir şekilde yapmak lazım sesi fazla geçirmesin yani.

Bu şekilde 130m2 alanı kapatmak aşağı yukarı neye mal olur? Zemin yapıldıktan sonra aşağı katın ışıklandırmaları tekrar yerleştirilecek + üst katın da tavanını elden geçirmek gerekecek.

500bin i bulur mu tüm bu masraflar?

Bonus soru: üst katı ev gibi dizayn etsek bir sıkıntı olur mu :D

Normalde ev de kiralık iş yeri de kiralık. Ama biraz mal mülk satıp iş yerini satın alabiliriz, satıyormuş sahibi. Alıp böyle bir aksiyona girsek mi onu düşünüyorum. Üst katına da yerleşiriz, mis. Hem ev kirasından hem iş yeri kirasından kurtuluruz. Yeri güzel, bina 4 yıllık falan, yeni. Köşe başı bir yer. Deposu da var en altta bi 130m2 daha. Yani güzel bir yatırım olabilir gibi geldi.
0
ananiyimioguz
(03.09.24)
Armut.com'dan fiyat al

armut.com
0
Mirket
(03.09.24)
Mantıklı, bir talep oluşturdum bakalım.

Bir de bu işin yasal durumu hakkında bilgi verebilecek var mı?

Kaçak çıksak olmaz çünkü hem iş yeri arada denetleniyor hem de ev gibi yaparsak ikamet ve aboneliklerde falan uğraşabiliriz çünkü burası iş yeri diye geçiyor, nasıl olacak 2 katlı ayrı ayrı bilemedim. Bunu bir yere bildiriyor muyuz, mimari çizim falan değişiyor mu? Belediyeden izin gerekiyor mu? O kısımları bilmiyoruz.

Gerçi katı bir şekilde iş yeri olarak da işletsek olur sanırım kimse yukarıya niye mobilya koydunuz demez herhalde.
0
🌸ananiyimioguz
(03.09.24)
www.google.com

İlk iki link cevap verecektir
0
kisa
(03.09.24)
1- Yasal değil. Projeye aykırı. Orası asma kat olarak tasarlanmadı. Hangi şehir bilmiyorum başınız ağrır. Bildirirseniz izin alamazsınız. Yasal izin alamazsınız. Para bağış vs isteyip göz yumabilirler. Tapuya işletemezsiniz. (İmar affı vs çıkmazsa)

2- Basit asma kat yapacaksınız. Çelikçi, atölyeci herkes yapar. Elektrik vs basit işler. Ağırlık asma kat çeliği tutar maliyet olarak. Türkiyede değilim piyasayı tahmin edemiyorum şu an.
Karkası oluşturduktan sonra ister ev ister ofis gibi dizayn edin. Ayrı kapı açmazsanız ev olarak biraz zor kullanırsınız.

Tüm bunlarla birlikte bunu kaçak yapabileceğinizi sanmıyorum. Binadan mutlaka şikayet eden çıkacaktır haklı olarak. Ben olsam hayatta izin vermem kendi binamda.
0
artci sarsinti
(03.09.24)
@ kisa, bişey anlamadım ki :( asma tavanı söksek zaten 7 metre alan var yukarıya doğru. e merdiven de koymuşlar. asma tavanın yerine neden zemin yapamıyoruz? iş yeri zaten ince uzun yani ek kolona da gerek olmayabilir. 2ye bölsek zaten alt kata da üst kata da 3-3.5 metre yükseklik düşüyor.

@ artci sarsinti, teşekkürler ancak uygun değilse neden merdiven koymuşlar?

ben şöyle anlıyorum, maliyetli olduğu için bu şekilde bıraktık, isteyen kendi isterse buraya kat çıkabilir.

Burası büyük sağlam bir site ve alt katları hep bu şekilde dükkan. Diğer dükkanlarda çıkanlar gördüm onlara da bir sorayım. Kimse bir şey demiyor sanki.
0
🌸ananiyimioguz
(03.09.24)
Sebebi çok açık:) Asma kat çıkmak için. Balkon emsale dahil değil. Oraya balkon koymuş ki merdiven koyabilsin. Merdiven koyabilsin ki kaçak yapacağı asma kata çıkabilsin..
0
artci sarsinti
(03.09.24)
d) Asma kat: Zemin katı ticari olarak kullanılmayan konut alanları haricinde, zemin katta ait olduğu bağımsız bölümü tamamlayan ve bu bölümden bağlantı sağlanan, ait olduğu bağımsız bölümün 1/3’ünden az yapılamayan, iç yüksekliği 2.40 metreden az olmayan, yola bakan cephe veya cephelerde merdiveni de dâhil 3.00 metreden fazla yaklaşmayan katı (İmar planlarında konut alanı olarak gösterilen yerlerde aynı yol güzergâhındaki mevcut yapılaşmaya bakılarak asma kat yapılıp yapılamayacağına karar vermeye ilgili idare yetkilidir.),

diyor ki, iç yüksekliği en az 2.4 m olacak, yol tarafındaki duvara (cepheye en fazla 3 metre yakın olabilir)
ama artçı sarsıntı daha bir bilerek yazıyor gibi. belediyeye adres vermeden de sorulabilir.
0
kisa
(03.09.24)
(12)

Avrupa'da yetişen çocuklarda disiplin nasıl sağlanıyor?

ananiyimioguz
Sözlükte de çok konu oluyor yabancı turist çocucug versus bizim ulkenin cocuklari diye.Gerci ulkemizde de egitimsiz ailelerde hep bir bagirti, ciglik, gurultu, kufur duyulurkenDaha gelismis, eğitimin yuksek oldugu mahallelerde sessizlik hakimdir bilirsiniz.O yuzden yabanci aileler ozelinde sormayayi
Sözlükte de çok konu oluyor yabancı turist çocucug versus bizim ulkenin cocuklari diye.

Gerci ulkemizde de egitimsiz ailelerde hep bir bagirti, ciglik, gurultu, kufur duyulurken

Daha gelismis, eğitimin yuksek oldugu mahallelerde sessizlik hakimdir bilirsiniz.

O yuzden yabanci aileler ozelinde sormayayim.

Demek ki bagirmak veya dayak falan ise yaramiyor cocuklar yamyam gibi.

Oyleyse ne yapiliyor? Cezalar mi oluyor? Yasaklar mı oluyor? Yoksa cocuklariyla birebir ilgileniyorlar mı?

Madde madde bildiklerinizi yazar misiniz?
0
ananiyimioguz
(31.08.24)
1) dis etkenler: daha sessiz sakin bir ortam. tr'de bebek arabasi karsidan karsiya gecerken kornaya basiyor insanlar. o arabanin icinde uyuyan bir cocuk var, o sekilde uyandirilan herkesin psikolojisi bozulur.
2) anne baba cocukla kaliteli zaman geciriyor. bu is özel hayat dengesiyle de ilgili bir sey. ama cidden aktivite ayarliyorlar. simdi oyun saati, sonra yemek saati vs
3) burada ebeveyn izni uzun. erkek ceo da olsan (emzirmedigi icin erkek diye belirtiyorum) 6 ay izin alir cocuga bakarsin. daha sonrasinda cok erken yasta krese basliyorlar.
4) krese baslamadan ilk günler anne ya da baba (cocugu krese kim alistiriyorsa) bebek krese alisana kadar onunla birlikte gidiyor. tr'de olan 1.sinifta herkesin bir anda yalniz birakilip aglamaya basladigi senaryo burada yok.
5) cocuklara yetiskin gibi davraniyorlar. mesela otobüste bos yer var. türkler cocuga sormadan oturuyor, cocugu kucagina oturtuyor. kuzey avrupalilar cocuga burada oturmak ister misin diye soruyor önce. yani ona suursuz insan muamelesi degil normal biri gibi davraniyorlar.

benim bir de ekstra fark ettigim otellerde vs cocuklara is yaptiriyorlar. yemegi anne baba getiriyorsa catal bicagi cocuklar getiriyor.
cocuklarin her istedigi yapilmiyor. oyuncak sayisi olarak türklerin eminim cok daha fazladir.

türk cocuklari cidden cok terbiyesiz ve arsiz. ben otelde de calistigim icin bir sürü milletten cocuk gördüm. benim gördügüm hatalarin basinda cocugun bakiminin anneye yikilmis olmasi var. it takes a village to raise a kid diyor yabancilar. biz direkt anneye yikmisiz. o anne ne kadar sabirli davranabilir cocuga? bir noktada kesin carliyor.
cocuk mesela meyve suyu istiyor direkt anne ya da baba onun yerine konusuyor. yabancilar cocuklara söyletir hep. bu da cocuklara yetiskin gibi davranmaktan geciyor.

bu cocuklara yetiskin gibi davranma meselesinin yanlis oldugunu düsünen pedagoglar da var bu arada.

kendi gözlemlerim, duyduklarimi aktarmaya calistim.
0
robert bosch
(31.08.24)
Çocuğun aklı ermeye başladığı andan itibaren kurallar koyuluyor. Çocuk o kuralları içselleştiriyor. Yat saati, kalk saati, oyun saati, yemek saati vs.

Anne baba tüm davranışlarıyla çocuğa örnek. Elinden telefon düşmezken çocuğa telefonu yasaklamıyor, TV seyrederken çocuğa git çalış demiyor,

Bir de çocuğu daima birey olarak görme durumu var. Hani çocukların aptal aptal sorular sorma çağı var ya. Çocuğun peşpeşe sorduğu bir milyon soruya tek tek cevap veriyor. Şu an hatırlayamadım da çocuk acaip bir soru sordu. Geçiştirecek dedim. Kadın 'Çok güzel sordun, bunun cevabını tam ben de bilmiyorum, yanlış bilgi vermek istemem, Akşam babamıza soralım, Bana hatırlatır mısın dedi. Çocuk 3-4 yaş arası bir şey. Hayret etmiştim.
0
Mirket
(31.08.24)
okul öncesi öğretmeniyim. bizde aile içinde bile kural yok. evde kural yok. çocuk düzen sever, rutin sever. hangisi saatte, ne yapılacağını bilmek ister. bizde her şey laçka. düzensiz yaşam var. yetişkinlerde de böyle olduğu için çocuklarda bu şekilde büyüyor. sabah erken uyanmasın diye çoğu anne baba ya da bakım veren her kimse çocuğu geç yatıyor. çokça şahit oldum bu duruma.

topluma bakarsanız da kurala, disipline bizim insanımız pek gelemez. kendi işine nasıl geliyorsa işlerin öyle yürümesini ister. çocuk yetişmek de bunlardan sadece birisi. maalesef o yüzden çocuklar okulda oturmuyor, ders dinlemiyor, odak süreleri sıkıntılı.

eğitim aileden başlar. 5 yıl boyunca telefon tabletle büyümüş çocuk anaokuluna geldiğinde sıkıldım diyor. çünkü beyni sürekli akan, değişen ekrana alışmış. belli saatlerde belli şeyleri yapmayı reddediyor. bakın yaş 5. sonra ağlıyor, kendini yerlere atıyor ve kendi istediğini yaptırıyor. anne babalar istediğini yapınca kendini iyi ebeveyn olarak adlandırıyor. biz bunları her sene sil baştan yaşıyoruz. neler yaşayacaklarını da velilere tek tek anlatıyoruz. bu durumla karşılaştıklarında neler yapılması gerektiğini de anlatıyoruz ama nafile. aileden gelmeyen disiplini hiç bir yerde kazandıramıyorsunuz.
0
dedim ben sana
(31.08.24)
Daha geçen Atina havalimanında bir Türk aile gördüm, çocuk asansöre binicem diye tutturdu yok olmaz denince de ağlayıp zırlamaya başladı, ortalığı birbirine katıyordu, defalarca in bin yapıp asansörü meşgul ettiler. Güler misin ağlar misin? Bizde çocuk çok şımartılıyor, her dediği yapılıyor, sınır, kural konulmuyor: paşam, oğluşum, annesinin bir tanesi diye diye canavar yaratıyorlar sonra
0
freedonia
(31.08.24)
aile + toplum bence. Aile kısmını yazmışlar, çocuğun sokakta parkta gördüğü arkadaşları ve diğer insanlar da sakin olunca bence mecburen öyle yetişiyor. Akdeniz kültürlerinde gürültü hakim.
0
nhk ni youkosu
(31.08.24)
yıllardır bu farkı çok net gözlemleme şansına sahibim ve çocuk sahibi avrupalı arkadaşlarımdan da çok şey gördüm.

birinci ve en önemli sebep türkiye'de çocukların şımarık yetiştirilmeleri. ebeyenler helikopter anne-baba oluyor ve çocukları hayatlarının merkezine koyuyorlar. türkiye'de çocuklara kıyılamaz, bir dedikleri iki edilmez, iş yaptırılmaz. bu ilk bakışta iyilik gibi görülüyor ama özünde çocuğu birey ve eşit olarak görmemekten kaynaklanıyor.

avrupa'da kreşe giden üç yaşında çocuğa kendi sırt çantası taşıtılır, kendi bulaşığını makineye koyması öğretilir, hatta daha ilkokula başlamadan bisiklet alınır ve anne-baba bisiklet sürerken çocuk da kan ter içinde onları arkadan takip etmeyi öğrenir. çocuk bir şey için tutturup ağladığında sırf sussun diye isteği yerine getirilmez, isterse ağlamaktan çatlasın, anne babası durumu izah eder ve isteğinin gerçekleşmeyeceğini söyler. tüm bunlar totalde çocuğun küçük yaşta özbenliğini kazanmasını ve disiplin sahibi olmasını sağlar.

küçük bir anektodla bitireyim. hem türk hem avrupalı çocuklu ailelerin olduğu bir kampa gitmiştim. ilk kahvaltıda türk aileler çocuklara ayrı sofra kurulmasını önerdiğinde avrupalı ailelerin attığı anlamaz bakışları unutamıyorum. "neden bizden ayrı yesinler ki?" diye sormuşlardı naifçe. çocuklara ayrı sofra kurma konseptini gerçekten anlamamışlardı. türkiye ve batı arasındaki çocuk yetiştirme farkını en net orada görmüştüm.
0
sir gawain
(01.09.24)
Avrupaya dair fikrim yok ama Türkiye kıyaslaması olduğu için Turkiyeye dair söyleyeyim.

Turkiyede kendi yapmadığı ya da kendinden olmayanı çocuğundan bekleyen insanlar pek bol. Yani yöneticisi amiri vs bile böyle sivil vatandaş nasıl olsun ki... neyse o ayrı konu da demek istediğime bir örnek: hulusi akar vardı genelkurmay, gömleği dışarıda dolaşırdi, bırak eri Teğmen yüzbaşı falan yapsak bunu üst amiri ağzına sıçar. Ama genelkurmay yapıyor dlsl

Çocuklu aileler de böyle. Kendi prime time diziler dışında bir şey izlemez çocuğu sanatçı sinemaci olsun ister. Kendinin toplamda iki farklı kitabı değil okumak merak etmiş değildir çocuğu düzenli kitap okusun ister. Müzik zevki Ankaralı Namık ya da gülsen ötesine geçmemiştir çocuğundan virtuoz olmasını bekler. Kendi bütün gece tv izler çocuğu saat dokuzda uyusun ister...

Hal böyleyken çocukların manyak olmaması anormal olurdu. Çünkü kendisine yapılması söylenen ya da beklenen şeyler var ama onu yapan bir model yok. E dolayısıyla sonuç mevcut durum.
0
encokbenisevinnolur
(01.09.24)
Erkek çocuklarına beyzade muamelesi yapılmıyor. Eşitlik hakim. Model olma işine de katılmıyorum. Size anne babanız ne kadar model oldu?
0
zeleno
(01.09.24)
ben de bisiklet ve sirt cantasi ornegini vermeye geldim, anne baba 100 metre oteye gitmis kendi bisikletleriyle, zavalli yavrum onlara yetismeye calisiyor, pedal falan yok bu arada cogu cocuk bisikletinde.
valiz gibi sirt cantalari var, zaten almanya'ya ilk geldigimde dikatimi ceken sey bu olmustu, her yasta sirt cantasi cok kullaniliyor.
cocuga sorumluluk veriliyor ve o aileye uyuyor, aile ona degil, benim anladigim kadariyla.

bizden daha cok aile odaklilar. benim is arkadasim onlarla vakit gecirmek icin, cocuklarinin okul tatiline gore izin aliyordu, TR'de bunu yapan kac baba var ki.
0
durgunfoton
(01.09.24)
Bizde küçük çocuk çok seviliyor, dayısı, akrabalar, dedesi, ninesi ayrı şımarttıkca şımartılıyor, çocuk da zannediyor her istediği yapılacak, her dediği olacak, olmayınca kuduruyor hırçınlaşıyor, huysuzlaşıyor. Avrupalı zaten çocuğunu eldivenle seviyor, akrabalarda da çocuk mıncıklama, çocuk şımartma diye bir olgu yok. Dedeye nineye çocuk baktırma diye bir şey yok
0
speedy
(02.09.24)
Peki diyelim ki aile tarafını bir şekilde hallettik ve çocuğumuzu ilkokul çağına kadar düzgün yetiştirdik.

Bu çocuk okulda, mahallede veya işte kendi gibi yetişmeyenlerin arasında nasıl bozulmadan durabilecek? Ya da bozulmadı diyelim, nasıl ezilmeden durabilecek?

Şu an akran zorbalıkları had safhada.

Bunlar düşünüldüğünde, çocuk büyütmeye nasıl sıcak bakılabilir? Yani ortam şimdilerde çocuğa ayrı zarar, aileye ayrı zarar. Çocuk düzgün yetişmedi diyelim, dış dünyaya ayrı zarar.
0
🌸ananiyimioguz
(02.09.24)
insanlar çevrelerini ve muhatap oldukları insanları belirlemek için bilmemne sitesine taşınıyor, çocuğunu X özel okuluna gönderiyor. O deli gibi ücretlerin bir sebebi bu.

"nasıl ezilmeden durabilecek?"
koskoca insanlar eziliyor, bu sebeple batıya göç etmeye çalışıyorlar.
0
nhk ni youkosu
(03.09.24)
(14)

Yaratıcı iyi biri değilse?

ananiyimioguz
Selamlar duyuru, biraz kafa açmaya geldim.Hemen her dinde yaratıcının kudretinden, gücünden, bağışlayıcı/affedici olmasından ve ona inanları mükafatlandıracağından falan bahsedilir.Tabi ben şahsen dinin de ilkel olandan en az çürütülebilene doğru insanlar tarafından evrimleştirildiğini düşünüyorum a
Selamlar duyuru, biraz kafa açmaya geldim.

Hemen her dinde yaratıcının kudretinden, gücünden, bağışlayıcı/affedici olmasından ve ona inanları mükafatlandıracağından falan bahsedilir.

Tabi ben şahsen dinin de ilkel olandan en az çürütülebilene doğru insanlar tarafından evrimleştirildiğini düşünüyorum ama sorum biraz inananlara aslında.

Allah, yaratıcı, tanrı.. artık ne diyorsanız, ya bizim kafamızda oluşan "iyi" den çok uzakta ve tam anlamıyla "kötü" bir karakterse? Yani şeytandan bile kötü bir varlık düşünün. Sonuçta onu da o yaratmadı mı? Şuan tüm sıfatlar o tarz bir boyutta anlamsız kalacaktır fakat demek istediğim şu aslında;

Tanrının bize kendini tanıttığı bir hal var ya. Ya aslında onun tam tersiyse ve sadece bu şekilde bilinmek için kurguladıysa bu düzeni? Olamaz mı? Olabilir.

Belki kaostan, acılardan besleniyor ama bizim tam tersi şekilde düşünüp inanmamızı istiyor olamaz mı? Bunun böyle olup olmadığı hakkında net bir kanı var mı elimizde? Bence yok.
0
ananiyimioguz
(31.08.24)
Ben bir inananım, ve benim için Kur'an, Allah'ın kendi sözleridir. Kuran'da yazılan her şey, Allah'ın iyi niyetli olduğunu gösteriyor bana. Okumayı, öğrenmeyi, cahil kalmamayı, yalan söylememeyi, başkasının malına ve namusuna bakmamayı öğütluyor ve bana göre bunlar kötü birinin söyleyeceği şeyler değil. Emrettiği yapılması gereken her şeyin hiç bir kötü tarafını görmedim ben.
0
etna
(31.08.24)
Yin yang gibi düşünüyorum ben.
Ayrıca tanrı fikri, temelde kişinin sadece yaratma iyilik kötülük değil kendi kavrayisinin ötesinde omnipotent bir varlığının imkanliligini kabul etmesi, dolayısıyla kendi aklının ve kendi esdegerlerinin aklının, dusleminin gücünün ötesinde bir varlığın, var olabileceği fikrini içeriyor.
Bu felsefi cevaptı.

Onun dışında @etna +1 ve şunu eklemek isterim: "...bütün güzel isimler O'na aittir."
0
encokbenisevinnolur
(31.08.24)
@ etna, şu anki iktidar sahipleri de benzer öğütleri veriyorlar ama kendileri 1000 katını yapıyorlar. yani tamam biz insanız diyeceksin ama herhangi bir varlık, yani iyiyi de kötüyü de bilen bir varlık, kötü olup da kendini iyi tanıtamaz mı?
0
🌸ananiyimioguz
(31.08.24)
ben inanan biri değilim ama sen de sorum inananlara diyerek inanç kavramından bahsetmişsin zaten yani dediğin gibi bir inanç meselesi bu. elde böyle bir net kanı olsa veya aksinin kanıtı olsa inanmak ya da inanmamak diye bir şey olmazdı ortada, yeşil yapraklı bitkilerin fotosentez yapıyor olduğuna inanmak veya inanmamak diye bir şey olmadığı gibi. inanmak için net kanıt gerekmiyor. yaratıcığının iyiliği kötülüğü kavramına gelirsek bir de işin satanizm boyutu var tabi onlar da farklı bir inanan. her inanan da yaratıcının iyiliğine inanmıyor sanırım.
0
semaforo de medianoche
(31.08.24)
Ben bir yaratıcı varsa onun mutlak iyi (veya kötü) olmak zorunda olmadığına inanıyorum. Neden sadece iyilik bekliyoruz? Sadece insan ürünü olup olmadığı bile belli olmayan çeşitli inanışların bize aktardığı bu olduğu için değil mi? Ama dediğim gibi ben böyle inanıyorum. semaforo de medianoche de bahsetmiş. İnanmak için herhangi bir kanıta ihtiyacımız yok, tıpkı tanrının iyi/bağışlayıcı/affedici olduğuna inananların yaptığı gibi. İnanışlar için net bir kanı beklemek, aramak, ummak komik değil mi? :)
0
duygusalatasi
(31.08.24)
İnanma kasları asla çalışamayanlar için bulduğum çözüm şu:

Tanrı insanın beynidir, bizim bilinç ile bilemediğimiz ve hatta bilemeyeceğimiz, hatta asla öğrenemeyeceğimiz pek çok şey beynimizde ve günlerimizde kayıtlıdır, zira beynin sadece %5'ini çözebildik diyorlardı en son... İyi kötü gibi çeşitli değerler de insanın kendi algısıdır, yaratımıdır. Dolayısıyla Tanrı ne iyidir ne kötüdür ama insanın kendine verimli ve sağlıklı bir yön çizebilmesi için Tanrının iyi olduğuna ve aslında iyiliğin iyi olduğuna inanması/tutunması gerekir.

İnanmak doğal bir ihtiyaçtır ama bazı bünyeler bu doğal ihtiyaçtan yoksun doğarlar. Onlar için bulduğum çözüm bu.

Buna göre Tanrı eğer insanın O'nu kötü olduğu halde iyi bilmesini istiyorsa insanın gittikçe daha çok tanrılaşmasını sağlamak amacındadır, insanın yapısı iyiliğe daha yatkın ve yakındır çünkü. İyi doğru güzel olanla rahat eden insan kötülüğe alışmak için kötülüğe beyninde zevk duygusunu atamalıdır, kötülük kavramıyla zevki birleştirmelidir ki kötülüğe meyledebilsin.

Halbuki mesela İslamiyette Tanrı insanların yalan söylemek dedikodu etmek hak yemek gibi kötülüklerden kaçınmalarını isterken bunların insanlara çok tatlı geldiğini ve bunlardan zevk aldıklarını biliyor. İnsanın özünde değilse de gelişim aşamasında kötüye gittiğini biliyor yani. Bana göre Tanrı değil yetişkin insandır kötü olan.
0
muhayyer divan
(31.08.24)
Günlerimizde değil genlerimizde. Şerrrrrefsizin oğlu telefonun düzeltme zekâsızlığına sövüyorum evet.
0
muhayyer divan
(31.08.24)
Sorunun muhatabı değilim ama bazen öyle şeyler oluyor ki bi yaratıcı var ve özel olarak bizimle t.şak geçiyor gibi geliyor. Böyle bakınca evet olabilir.

Sümerlerde Enlil olması lazım, bu tanrı insanları altın çıkarsınlar diye çalıştırmak üzere yaratmıştı. Neden olmasın. Yani illa kötü de olmak zorunda değil, deney yapan bilim insanları kötü insanlar mı? Fareler açısından bakarsak kötü olabilirler ama insanlar için yararlı iyi şeyler yapıyorlar mesela.

bu arada ben de hep şeyi düşünmüşümdür. Yaratıcı kötü değil de, bunların hep gerçek olduğu senaryoda şeytan da varsa ve bir dini yaratıcı göndermiş gibi simüle ederek insanları kandırdıysa, aslında tanrıya inanıyoruz diye şeytanın kitabına tapıyorlarsa ve kötü şeyler yapıyorlarsa... mesela yani.
0
hansolo
(31.08.24)
Kuran okusaydın cevabını alırdın, iyi mi kötü mü diye.
0
numlock
(31.08.24)
Sorunun eski muhatabiyim ;) ex müslüman (lise) new ateist... Cevab hakkım doğar

Son paragrafa cevab: olabilir, buna dair net kanıt yok elimizde. Çok zorlarsak @etna'nin cevabına geliriz işte Maxxxx

Ama adı üstüne inanç.. inanıp geciyosun. Neden inandigimiza bakınca soru da komiklesiyo= annem babam öyle anlattı çünkü ;) annem yakın zamana kadar Facebook'ta 5 arkadasim paylaştı şeklinde de referans veriyodu bilimsiz bilgilere

Bı de yine @etna cevabında geçen Kur'anda hep iyi şeylerin olması. Yuooo kadını şöyle taslayin böyle dövün diye de detaylı tarif veriyor saolsun hata yapmasın erkolar diye<3 bu sizin için sorun yaratmıyorsa o ayrı .. ya da "orada kadının ağzını burnunu kırın dedi ama bı sorun neden dedi" şeklinde mantığa burume yapiyorsaniz zaten sorun yok
0
abuzer
(31.08.24)
@abuzer öyle bir şey yok, bilgi kirliliği yaratma. İftira atan kadın 4 şahit eşliğinde 80 kırbaç cezası alır o kadar. O dönemler için de oldukça adaletli bir ceza.
0
numlock
(31.08.24)
Yani önce 4 kişinin şahitlik etmesi gerekir iftira attı diye.. Cüme yanlış anlaşılabilir diye açıklamak istedim.
0
numlock
(31.08.24)
@numlock, önce oku özet çıkar sonra konusalim
0
abuzer
(31.08.24)
Hocam quantum matematiginfen oturu tanri yok. O yuzden sorunuza cok bi yanitim yok
0
lapaz
(31.08.24)
(9)

Çogu yerde ikramlar neden kalktı?

ananiyimioguz
Eskiden hatırlıyorum bir benzin istasyonuna giderdik çay vardı, peçete verirlerdi, harita, koku falan verirlerdi.Bir burger alirdiniz istemediginiz kadar ketcap mayanoz verirlerdi.Şimdi bakiyorsunuz kimse kimseye gunahini vermiyor her sey parayla.Pahalilastiysa ona göre fiyat artırıyorlar zaten. Esk
Eskiden hatırlıyorum bir benzin istasyonuna giderdik çay vardı, peçete verirlerdi, harita, koku falan verirlerdi.

Bir burger alirdiniz istemediginiz kadar ketcap mayanoz verirlerdi.

Şimdi bakiyorsunuz kimse kimseye gunahini vermiyor her sey parayla.

Pahalilastiysa ona göre fiyat artırıyorlar zaten. Eskiden 100 liraysa simdi 1500 lira veriyoruz ama ufak tefek seylerden para alma olayi neden geldi?
0
ananiyimioguz
(18.08.24)
Cevre bilinci. Gereksiz tületimin, ziyanin önüne gecmek?
0
sonsuz
(18.08.24)
Artık tüm işletmeler kar odaklı çünkü. Sineğin yağını hesaplayıp ona göre davranıyorlar. Çevre bilinci, ziyan falan bunun süslemesi.
0
en bi orijinal
(18.08.24)
Önceden hepsi veriyordu çünkü rekabet vardı. Herkes bir şekilde cazip olmaya çalışıyordu.
Sonra ekonomi cortlayınca tek tek bu tarz ekstralar kalktı. Aynı şey burda da yaşandı, diğeri vermiyorken ben neden vereyim dedi herkes. Ki haklılar da. Ekonomi ebesinin gözünü görmüşken kim neden ikram derdine düşsün. Bırak ikramı herkes sattığı ana ürünün bile kalitesini dibe çekti. Ayrıca bunu "100 liralık ürünün yanında 10 kuruşluk ikramın lafı mı olur canım" diye de düşünmemek lazım. O 10 kuruşlar birike birike yıl sonunda zilyon paralar ediyor. Adamlar da doğal olarak o parayı oraya bağlayacağıma, daha fazla ürün alıp satarım daha iyi diyor. Ki haklılar yine.
0
pianeta
(18.08.24)
Şimdi Bankalarla müşterek kredi kart kampanyaları yapıyorlar, herşey dijital ortamda daha pratik oluyor.
0
Mirket
(18.08.24)
Ne çevre ne duyarlilik... sadece cimrilik.. ona göre fiyat biçseler alici azalir
0
olsun demekte zor artik
(18.08.24)
Çok uzun zaman oldu ama yanlış hatırlamıyorsam bu konuda yasak geldi. Benim büyük dedem kamyoncuydu. PO'dan aldığı mazotla yemek takımı dizmişliği var eve, bir sürü eşantiyon eşya getirirmiş annem anlatır. Gazete kuponlarıyla dağıtılan eşyalar gibi eşya dağıtıyordu petroller 25-30 sene önce falan. Sonra yasak geldi diye hatırlıyorum 2005-2008 civarı olabilir yasaklama tarihi. Ama çok netleşmedi şu an tarih.

petrol ofisleri için konuşuyorum.

Bunun dışındaki örnekler tamamen ekonomik. Köylerde şapka dağıtırladı ya da festivallerde falan. Ya da her yer eşantiyon kalem olurdu. Veteriner ve doktorlara tvler, klimalar hediye edilirdi mümessiller tarafından.

Yani pek çok sebep var fakat Asıl sebep ekonomik.
0
jackyr
(18.08.24)
Ne ziyanı ya. İkram bu ikram, taze ekmek değil ki bayatlasın. Benim ofiste masam doludur kek, kurabiye vs.
0
numlock
(19.08.24)
Çünkü eskiden insanların alım gücü vardı, üçe beşe kimse takılmazdı.

10+ yıldır gittiğim balık lokantası ikramları büyük ölçüde kesti. Garsona sorduğumda "abi maliyetler fazla, kısıyorlar" demişti. Nispeten üst seviye sayılabilecek çok büyük bir lokanta iki dilim elma-portakalın hesabını evet yapıyorlar, "maliyet" gerekçesiyle kaldırmışlar.

Önce zam yaptılar, sonra porsiyonlar küçüldü, sonra kalite düştü. Şimdi dikkat et birçok restorant "servis ücreti" koydu. %3 ile %10 arası görüyorum. Herkes en ufak giderin hesabını yapar oldu.

İşte yüksek enflasyon böyle birşey, sadece fiyat artışından ibaret değil. Dediğin gibi "kimse kimseye günahını vermiyor, herşey parayla". Toplumun geleneğini, esnaf-müşteri ilişkisini, ahlakını dahi bozuyor.
0
Lethe
(19.08.24)
benzincilere promosyonla ilgili kısıtlama getirildi.
onun dışındakiler tamamen kar maksimizasyonu.
kimse aza tamah etmek istemiyor.
en az çaba ile en yüksek kar nasıl yapılır coğu esnafın tüccarın tek derdi bu.
0
nuisance2
(19.08.24)
(6)

Takip etmeyeni veya takipten çıkanı siz de çıkartır mısınız?

ananiyimioguz
Evet öncelikle belirtmek isterim ki yeni dünya düzeninde nelerle uğraşıyoruz sorulara, sorunlara, sıkıntılara bak rezillik...Ama az önce friendzone a bile alınmayan bir arkadaşın duyurusunu görünce aklıma geldi.Diyelim ki kız/erkek birisini takip ettiniz. Tanış olabilir, bağlantılı bir arkadaş olabi
Evet öncelikle belirtmek isterim ki yeni dünya düzeninde nelerle uğraşıyoruz sorulara, sorunlara, sıkıntılara bak rezillik...

Ama az önce friendzone a bile alınmayan bir arkadaşın duyurusunu görünce aklıma geldi.

Diyelim ki kız/erkek birisini takip ettiniz. Tanış olabilir, bağlantılı bir arkadaş olabilir veya hiç tanımıyorsunuz ama iyi veya kötü niyetle bir şekilde eklediniz diyelim.

Şimdi kırılım burada başlıyor.

1- Takibinizi onayladı ama sizi takip etmiyor, etmedi, etmeyecek.

2- Takibinize cevap verdi, takipleşiyorsunuz ama ileride fark ediyorsunuz ki sizi takipten çıkarmış.

Bu iki durumda ben şahsen gurur yapıp çıkıyorum. Tabi bu fark ediliyor mu onu da bilmiyorum. Fark ediliyorsa ayrı bir rezillik eziklik olarak algılanıyordur belki bilmiyorum ama ünlü veya incelemeci değilse niye takip edeyim karşılık vermediyse veya niye takipten çıktı o zaman ben de takip etmeyim diye tribe giriyorum. Ama kimi insan takmıyor birisini takip etmek istiyorsa ediyor o öylece duruyor. Diğeri görmüş, görmemiş, takip etmiş veya etmemiş ilgilenmiyor binlerce kişiyi takip ediyor.

Siz bu 2 durumda ne yapıyorsunuz?

Not: Instagramı kapattım 1 aydır kafam pırıl pırıl umarım 1 seneyi bulur kapalı hali de böyle sacma sapan islerle beynimi mesgul etmem :( yine de içimde kalmasın sormak istedim.
0
ananiyimioguz
(15.08.24)
İçeriklerini merak ettiğimden değil de bire bir tanışıklığa istinaden takip ettiysem aynı nedenle takip edilmeyi beklerim, edilmemişsem "göte bak hele" deyip takipten çıkarım. Takip edip sonradan takipten çıktıysa "göte bak hele" deyip takipten çıkarım çünkü burada racon block+unblock yapmaktır.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.08.24)
İnstada pornografik kisileri takip ettigimden bana iatek gelirse takip engelliyorum sifir takipci takiliyorum
0
Zetnikov
(15.08.24)
Karşılıklı takipleştiğimin çıktığını farkedersem ben de takipten çıkarım.
Etrafımdan birini takibe aldım karşılık olmadı ise onu da takipten çıkarım.
Kimsenin meraklısı değiliz modundayım :)

Hesabım anonim bir isimle, kısıtlı arkadaş çevrem var sadece tek bir akrabam yok, pek de aktif kullanmıyorum.
0
cilekli pasta
(15.08.24)
Hiç ilgilenmiyorum karşiyla. Kendi bildiğimi okuyorum.
0
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(15.08.24)
Ben dokunmuyorum. Sadece 40 yılın başı çok işsiz bir dönemdeyimdir listeyi baştan sona bir inerim, çok alakasız gördüğüm biri olursa takipten çıkarırım onun beni takip edip etmediğine de bakmam.

Aynı sırada mail gelen kutularımı düzenleme, google hesabı izinlerini kontrol etme, eski mesajları silme vs. gibi işleri de yaparım. Birkaç yılda bir bana geliyorlar, birden her şeyi düzene sokma hevesi doluyor içime bu tür şeylerle uğraşıyorum. :D
0
akhenaten
(15.08.24)
buradaki karşı takip yapmayan benim. beni takip etti diye birini takip edecek değilim. benim takip ettiğim kişininde illede beni karşı takip etmesini beklemem.

istediği gibi beni takipten çıkarsın hiç umurumda olmaz.
bu arada benim tüm sosyal medya hesaplarım açıktır bu hesaplarını gizleyenleride hiç anlamam gizlenecek bir durumun varsa niye sosyal medya hesabı açıyorsun.
0
my fault
(15.08.24)
(35)

Covid 19 un bilinçli yapılması

ananiyimioguz
Selam arkadaşlar. Bugüne kadar pandemik virüslerin evrimin bir parçası olduğunu ve zaman zaman vuku bulabileceğini savunuyordum.O yüzden yok işte virüsü bilinçli çıkarmışlar da aşılar da zararlıymış da falan bir tarafımla gülüyordum.Ancak geçenlerde genetik mühendisi bir arkadaş denk geldi eşimin iş
Selam arkadaşlar. Bugüne kadar pandemik virüslerin evrimin bir parçası olduğunu ve zaman zaman vuku bulabileceğini savunuyordum.

O yüzden yok işte virüsü bilinçli çıkarmışlar da aşılar da zararlıymış da falan bir tarafımla gülüyordum.

Ancak geçenlerde genetik mühendisi bir arkadaş denk geldi eşimin iş yerine onunla sohbet ettik.

Biz şuan biliyoruz dedi o virüsün doğal yollarla değil de laboratuvar ortamında hazırlandığını dedi.

Nasıl ya ciddi misin dedim?

Şöyle açıklıyor, her ülke kendi patlayıcı silahlarını üretmeye çalıştığı gibi kapalı kapılar ardında biyolojik silah da üretiyormuş.

2015te bunun için wuhanda bir lab kurulmuş. Tabi öyle denmemiş araştırma labı altında kurulmuş. Adını falan unuttum az önce chat gpt ile konuştum şöyle diyor;

"2015 yılında Çin'deki ilk Biyogüvenlik Düzey 4 (BSL-4) laboratuvarını açmıştır. Bu laboratuvar, dünyanın en tehlikeli ve bulaşıcı patojenlerini araştırmak için tasarlanmıştır ve en yüksek güvenlik standartlarına sahiptir. BSL-4 laboratuvarı, özellikle koronavirüsler gibi yüksek riskli virüslerin incelenmesinde kullanılan bir tesis olarak bilinmektedir."

Şimdi bu lab her ne kadar araştırma yeri gibi gözükse de gizli olarak çin hükümeti tarafından biyolojik silah geliştirildiği abd nin kulağına gitmiş. Artık içeride ajanı mı var ne var bilmiyorum.

Abd bunu öğrenince bu virüsü lab dışına çıkarılmasını sağlamış ve onları kendi silahı ile vurmak istemiş.

Ancak virüsun bu denli hızla yayılacağını hatta kendilerine bile dokunacağını tahmin edemediler bence diyor bu arkadaş.

Peki dedim çin kendi nüfusunu azaltmak için kendi kendine yapmış olabilir mi dedim? Ona bir şey diyemiyor.

Abd genel dünya nüfusunu azaltmak için yapmış olamaz mı diyorum? Ona da bir şey diyemiyor.

Tek bildiği su testisinin su yolunda kırıldığı.

Ne diyorsunuz? Serin hikaye değil mi? Ben yine de buraya sormak istedim bu aslında popüler dönen bir konu da arkadaş beni mi yiyor komplo teorisi ile yoksa benzer bulgulara ulaşanınız oldu mu?
0
ananiyimioguz
(15.08.24)
Bana şunu söyle sadece:

AIDS hastalığını yapan virüs yapay olarak geliştirildi mi geliştirilmedi mi? Sadece buna cevap vermek bile her şeyi aydınlatır.
0
muhayyer divan
(15.08.24)
@ muhayyer divan, geçmişte, özellikle de teknolojini t si yokken çıkan virüsler lab ortamında gelişmedi, şempanzelerden geldi diye bundan sonra olacaklar doğal yollardan olmalıdır diye bir kaide mi var ki?

cevabı bilmiyorum. bildiğim şeyi yukarıda yazdım. ama günümüz teknolojisinde bence her virüs lab ortamında geliştirilebilir. ilk çıktığı zaman tabii ki lab falan yoktu ortada.
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
soru çok uzun, okumadım.
lamı cimi yok, nüfus düşmeli, düşecek.
0
pavlis
(15.08.24)
@ananiyimioguz

Kendileri dahi kabul ediyorlar kendimiz geliştirdik ve amacımız siyahileri ülkeden yok etmekti diye. Cevabın komik.
0
muhayyer divan
(15.08.24)
Bu sorunun günümüzde bilimsel olarak kabul edilen cevabı şu;

"Olasılık dahilinde ama çok çok düşük bir ihtimal"

Yani başta WHO olmak üzere, diğer bilimsel otoriteler bu ihtimali kesin olarak dışlamamakla beraber çok düşük bir ihtimal olduğunu söylüyor. İnanıp inanmamak size kalmış sonuçta aramızda HIV'in siyahileri öldürmek için üretildiğine inanan beyni yıkanmış arkadaşlar da var. Herkes her şeye inanabiliyor yani görüldüğü üzere. Ben bilimsel kabul edilene itimat etmeyi seçiyorum.
0
nundu
(15.08.24)
Ben arkadışını haklı görüyorum.
Çünkü o dönemden sonra da bazı araştırmacılar belirtti
"Komplo teorisyenleri" olarak etiketlendiler hemen ama zamanla haklı da çıktılar. Çin'den çıkmış gibi olsa da o laboratuvarın batı destekli olduğu ortada
Covid salgınından biraz öncesinde (2018-2019 gibi) ise ABD tarafından yapılan bir salgının ne kadar etkili olacağı ile ilgili bazı hazırlıklar senaryolar yapılmış raporlar sunulmuş. Ve sonrasında da beklenen (planlanan) salgın çıktı.

Asker, silah, yığınak bu zamanda devletler için zor, uzun ve maliyetli iş. Kimyasal nükleer silahların kullanımı ise ayrı ve başka bir sorun. sonuçta dünyayı karşına almak, tazminat, yargılanma vs var.

Devletler arası savaş bu kez bilimsel mikro biyolojik bir alan üstünden yürütülüyor. Geçmişte de bazı virüslerle denemeleri olan bir husus.
ABD deki Anthony Fauci bu konuda karanlık yönü olan yine kilit isimlerden birisi olarak gösteriliyor. Hakkındaki haberlere bakın.

Arkadaşınızın diğer soruları yanıtlamaması ise alanı dışından olduğu için olmalı. sorularınızın siyasi strateji yönleri var
0
diyecevaplandı
(15.08.24)
@ muhayyer divan, aynen sen gül diye yazdım.

te allahım bir bilgim yok diyorum fikrimi söylüyorum kendin sorup kendin cevaplıyorsun.

www.youtube.com
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
@nundu güzel söylemiş, kesin olarak bilemicez ama lakin ki öyle değildir.


ama amerika ve çin in sakladığı sırları şakkadanak deşifre ettiğini düşünmek hangi özgüven seviyesi bilmiyorum. bi de baturay özdemir'indi sanırım şu minvalde bi sözü vardı "diyelim aşı gerçekten öldürüyo ve aşı olmayanlar hayatta kaldı :) o dünyayı bi gözünün önüne getir. öliyim daha iyi"
0
abuzer
(15.08.24)
Abuzer + nundu + mirket+1

Aşı kısır yapacak diye beklemekten senelerdir kısır yiyemedik :(

Global komployu bozdular ya her şey ortaya çıktı. Çok enteresan ki birbiri ile kanlı bıçaklı bütün ülkeler covid olunca kankilermis, beraber komplo yapmislar. Bunun bir diğeri de abd aya ayak basmadi. Kanli bıçaklı ülkeler böyle global komplo oldu mu hiçbir mantığı olmasa da anlasiyorlar çok enteresan...
0
logisticsmanager
(15.08.24)
Ben gerçekten anlamıyorum. Siz birçok alanda dehşet verici gücü olan bir yapı ya da kişi olsanız ve amacınız dünyayı bizzat sizin kontrolünüz altına almak olsa, bunu en kolay ve garanti şekilde nasıl yaparsınız?

Şahıslar sağlık sektörünü seçtiler ve kimyasal/biyolojik silah kullandılar. Kötüler, bunu anlamak bu kadar zor mu?

Dünyanın nüfusu çok fazla azaltılmalı diyen arkadaş herhalde en önce kendisi bağışlayacak canını. Bu kadar inanıp kabul ettiğine göre... Ama sorsam insan haklarından falan da bahseder.

Bu kadar söylüyorum. Siz her tıp eğitimi alanı doktor, her doktoru da tamamen iyi insan sanmakla büyük bir yanılgı yaşıyorsunuz ama farkına varmamak için de neredeyse bilinçli çaba harcıyorsunuz. Yazık.
0
muhayyer divan
(15.08.24)
Bana göre muhayyer divan reptiliandır ve bunun farkına varamamak nasıl bu kadar zor olabilir anlamıyorum.
Yazık.
0
logisticsmanager
(15.08.24)
Serin hikaye kardeş.

Yani

"Abd bunu öğrenince bu virüsü lab dışına çıkarılmasını sağlamış ve onları kendi silahı ile vurmak istemiş." ve "Ancak virüsun bu denli hızla yayılacağını hatta kendilerine bile dokunacağını tahmin edemediler bence diyor bu arkadaş." ikilisi tam kıraathane ve facebook üretimi bir fikir. Damlacık yolu ile bulaşan ve 24 saatten uzun süreli kuluçka süresi olan hastalığın Çin'de kalacağını sandığına gerçekten inanmışlar mı? Orada hastalığa yakalananların Dünya'daki 115215 şehirden birine gideceği oradan da Dünya'ya yayılacağını gerçekten düşünemeyecek zeka seviyesi çok "dayılar" seviyesi.

Bu arada Türkiye'de herhangi bir şey mühendisi ya da uzmanı olmak inanılmaz kolay bir şey. Önemli olan hangi üniversiteden mezun olup hangi firmada çalıştığı. Gerçi hangi firmada çalıştığı kısmı da Toprilye ülkesinde kolay ya neyse.

Sars-Cov-2 SARS temelli ilk virüs değil. Laboratuvar ortamında yapılmış da olabilir ama bahsedilenler serin hikaye.

Ayrıca @mirket +3 milyar yedi yüz elli milyon milyar

Şu her boku kapitalizme bağlama liseliliği baydı. Kapitalizm ucuza çalıştırmak için çok işçi, satın alması için çok alıcı ihtiyacı duyar. Nüfusu azaltmak hiç işine gelmez. Öyle aşıyla kısırlaştıracaklarmış, Dünya'yı 5 tane lizard ailesi yönetiyormuş, aşıda çip varmış, aşı olanlar ölecekmiş falan. Bir bitsin artık. Bak, ölmedik buradayız. Şüpheye düştüğünüzde "sen ağa ben ağa inekleri kim sağa" deyin.

Ayrıca ABD başta olmak üzere, her ülkenin kriz ile mücadele planları var. Bunların arasında nükleer saldırı, biyolojik saldırı, doğal afetler cart curt da var. Türkiye Afet Müdahale Planı 2014'ten beri yürürlükte. 2015 yılında Zika ve H1N1 salgını yaşandı. Pakistanlılar da "Türkiye'nin işi olduğu bariz" diyor mudur mesela? :D

@logisticsmanager +1 ve arttırıyorum. muhayyer kesin illuminati ajanı bir reptilian. Konuyu başkalarının üstüne çekmeye çalışıyor.
0
nawar
(15.08.24)
@logistics ve nawar +1

Ayrıca muhayyer chemtrailları uçaklardan salan kişidir, aksini iddia edenlere tek sözüm yazık.
0
nundu
(15.08.24)
@ nawar, hikaye belki öyledir ama genomlarını incelemişler, yapısında müdahale olduğunu söyledi yani normalde doğal yollarla evrimleşen virüslerde belli bir dizilim zincirini takip edebiliyorlarmış geriye dönük ama bunda bir öncekilerde olmayan şekilde mutasyon tespit etmişler yani dışarıdan bir müdahale söz konusuymuş.

Edit: isim vermeyeyim ama istanbulda tıp alanında köklü bir uni mezunu ve dediğine göre bu işler için sayılı, donanımlı bir labda çalışıyormuş.

biliyorum böyle anlatınca biraz berber muhabbeti gibi oldu ben de zaten zaman mekan karmaşası yaşadım ne anlatıyor bu mk daha geçen berber niyazi anlatıyordu aynısını diye ama böyle anlattı valla ne diyeyim :(
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
ek olarak konudan bağımsız, arkadaşlar kızmasın ama bana biraz

muhayyer divan ve mesela bir de kahvedesu da aynı izlenimi almıştım,

böyle çok zeki değil ama hırslı arkadaşlar vardır ya o şekilde çok çalışarak tırmanmışlar bir yerleri ama çoğu şeyi de ıskalamışlar hayatta. bazı tecrübeleri edinememişler hatta biraz alıklaşmış veya sıyırmış olabilirler. özel sektörde yükselip enerji menerji çakra falan diye rahatlıkla kafayı bulan kişilerdenmişler veya her an olabilirlermiş gibi geliyor.

yani bu benim düşüncem, sizleri tanımıyorum, hislerimde yanılıyor olabilirim.
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
@ananiyimioguz @nundu @nawar @logisticmanager

Bunlar bana kızmasın ama bana biraz farklı açılardan düşünmeyi çok zekî olmakla karıştıran ve kendilerinden başka kötü olamayacağına inanan hayatsızlardır gibi geliyor. Kendilerini tanımıyorum, gözlerimle gördüklerimde yanılıyor olabilirim.
0
muhayyer divan
(15.08.24)
Doğru olsa bile ispatsız bilgiye inanıp o fikri benimserseniz gelecekte tamamen deli saçması komplo teorilerine inanmak için zihninizin kapısını da açmış oluyorsunuz. Bu insanın saygınlığını çok ciddi zedeleyen bir durum.

Ben, siz, buradaki herkes ve örnek verdiğiniz genetik mühendisi arkadaşınız da dahil olmak üzere bu bilgiyi ispatlamak bizim elimizde değil. Bu gerçekse bile ortada bir kanıtı yok. Bu tarz durumlar sizi kötü etkiler. Bakın örneğin mesleğinden dolayı genetik mühendisi bir arkadaşınızın söylediklerini örnek vermişsiniz ancak söylediği şeylerin hiçbirinin genetik mühendisliğiyle bir alakası yok. Gizli kurumlar ve uluslararası istibarat ağlarından bahsetmiş. Bu düşünce akışıyla bir kanıya varılamaz.

Böyle bir durum varsa doğru olan yaklaşım insanların devlet otoritelerine bu durumun aydınlatılması için baskı kurup kurulacak komisyonlarda bir usülsüzlük yapılmadan olayın araştırılıp araştırılmadığının denetlenmesi olur. Ancak böyle somut bir sonuca ulaşılır. Gerisi üstüne kafa yormak sadece size zarar verir. Etrafınıza bakın, komplolardan kafayı sıyırmış insan kaynıyor ortalık, gözleri bile bir acayip bakıyor çoğunun. O noktaya giden yol böyle şeylerden geçiyor işte.
0
akhenaten
(15.08.24)
İnsanlar maalesef başlarına gelen kötü şeylerin onlardan daha büyük bir güç tarafından yapıldığını inanmaya çok yatkınlar. Ben pek ihtimal vermiyorum açıkcası.

Kovid ilk çıktığı dönemlerde de bu konu baya aktifti ve o sırada bu hastalığın yarasadan insanlara bulaşıp bir pandemiye neden olabileceği 10 senedir bilindiğini söyleyen kaynaklar da vardı.

Hatırladığım kadarıyla;
2010ların başında bir araştırma laboratuvarı o dönem henüz insanlara bulaşmamış ama insanlara bulaşma ihtimali olan ve insanlığı tehdit edebilecek hayvan hastalıklarını araştırıyordu. bu kovid 19 diye adlandırdığımız virüsde onların bu araştırmalarının sonucunda insanlığa bulaşması çok olası olarak belirlenmişti.
Sadece çok minimal bir mutasyon sonrasında insanlara da rahatlıkla bulaşabileceğini belirlemişler. Ki virüsler mutasyon geçiren varlıklar.

O dönem tabi ki bu ses çok yankılanamadı. Çünkü sıkıcı bi fikir. Büyük güçlerin etkisi yok falan. Ben konuyla alakalı bulduğum kaynakları araştırıp doğruluğuna inanmıştım bu görüşün. Eski tarifli makale falan da paylaşılmıştı.
Ama artık bulmak imkansız tabi. İnternet bir covid çöplüğü.
0
zimbirik
(15.08.24)
@zimbirik; evet ben de ilk günlerinden çok net hatırlıyorum. Ki biraz arastirilsa aslında bu tarz arastirmalar vs hep vardi.
Bak sıkıcı fikir demissin;
www.politico.com

2018 yılında wuhan labini gören us diplomatlari "bunlar çok dandik kosullarda yarasa virusleri üzerinde çalışıyor" diye uyarmis ama kimse iplememis Amerika'da. Çünkü sıkıcı bir düşünce yani bununla uğraşmak.

Virüs belki hayvandan bulasti, belki bu virüsler üzerinde calisilan labdan kaçtı. De bunun global güçlerin planı olması falan filan...
0
logisticsmanager
(15.08.24)
burda dönen tartışmadan bağımsız, global çaptaki pandeminin tam 1 sene öncesinden ekşide yazılması hakkında ne düşünüyorsunuz acaba? hani 2020 başında çıkan the economist kapağından pandemiyi tahmin edenler vardı da 2019 nisanında bunu bu kadar detayıyla dile getirmek ya çok büyük tesadüf ya da zaten hazırlığı yapılıp ortamlarda dedikodusu dönen bir şeydi sanki.

eksisozluk.com
0
lifeisopeth
(15.08.24)
Hocam ben de senin gibi septik bir insanım ve senin dediğini doğru kabul edelim, peki bu pandemi sonucunda nüfusta değer miktarda bir azalma oldu mu yerel ya da global anlamda, yani Çinliler ya da Amerikalılar "ulan verdik virüsü verdik virüsü yemin ediyorum nefes aldık neydi lan o öyle milyonlarca insan" şeklinde bir fark yarattı mı pandemi nedeniyle yaşanan ölümler yoksa mültecilerim hızlı üreme süreci ile bu açık kapandı mı, ne diyorsun?
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(15.08.24)
@kaleci,

bu virüsün birileri tarafından planlı şekilde üretildiğini ve nihai amacın nüfus azaltılması olduğunu kabul edersek bunun kesin ve tek seferde yapılmak istendiğine inanmak şart değil. tam tersine böyle bir amaç varsa bunun aşama aşama yapılması ve covid'in bu yoldaki ilk deneme olduğu, dünya çapında insanların tepkilerini ölçmek ve söylenecek yalanlara kimin direkt inanacağı, kimin karşı çıkacağını tespit etmek, covid sonrası ortaya çıkacak asıl büyük pandemide bu verilerden hareketle daha etkili bir stratejiyle hareket ederek öldürücü darbenin vurulacağını düşünmek daha rasyonel sanki.
0
lifeisopeth
(15.08.24)
@lifeisopeth

Davos toplantılarından birinden sonra 2019 yılı Eylül ayında t.c. hükümetinin imzaladığı hatta burada yapılan bir pandemi toplantısı ve sözleşmesi dahi var. Bu belgeyi çarşaf çarşaf paylaşmışlardı, indirmiştim.

Önceden planlanmış bir pandemiydi yani, ilan edileceği biliniyordu, hazırlıkları vardı. Hükümetler arası bir anlaşması vardı, hatta ismini şimdi hatırlayamadığım üç veya dört ülkenin başkanına bu gündeme katılmaları şart koşuldu, biri kabul etmediği için öldürüldü. Bunları kimse görmüyor nedense.
0
muhayyer divan
(15.08.24)
Yazmayayım diyordum duramadım.
Gemiciler bilir. Sık sık gemi yangın ve gemi terk tatbikatı yapılır. Yangın ve batma senaryoları vardır. Nerde yangın çıkınca kimin ne yapacağı tek tek belirlenmiştir.
Askerlerin savaş, baskın planları vardır.
Okulların deprem, yangın plan ve tatbikatları vardır.
Dünya sağlık örgütünün ve ülkelerin de pandemi planları var.

Bu planların ülkeler arası anlaşma gerektirdiğini herkes idrak ediyordur. Bu plana bakıp da 'Aha pandemiyi biliyorlardı' demek için şizofreniye bağlamak gerek.

Maraş depreminden bir yıl önce İçişleri bakanlığı organizesinde ve olan depremle neredeyse birebir aynı tatbikat yapıldı bu ülkede. Aha biliyorlardı mı diyeceksiniz diyeceğim de siz onu da tutar bizdeki depremleri zaten Amerikan gemisi yapıyor dersiniz.
0
Mirket
(15.08.24)
@ Mirket, uzun zamandır ülke genelinde yapılmayıp da depremden önce tatbikat yapılıp, sonra deprem olunca birileri yaptırdı demem ama depremin yakın zamanda olacağına dair ciddi bilgiler ellerine geçmiş demek ki derim. Çünkü deprem az da olsa kestirilebiliyor ve şuan günümüz teknolojisi ile suni deprem yaratamıyoruz.

Ancak dso pandemi öncesi bir aksiyon alınca işkillenmek illa komplo seviciliği demek değildir bence. Çünkü virüs bilinçli de yaydırılabilir gayet.
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
hadi ya demek savaş, deprem, felaket gibi durumların tatbikatları oluyormuş. şu yaşımda ilk defa duydum, thank you captain obvious.

tabi bazı şeylerin tatbikatının olması o şeylerin planlanarak da yapılabiliyor oluşunu nasıl engelliyor, orası belli değil. burada kimsenin pandemi yüzde yüz planlanarak yapıldı dediğini zannetmiyorum. öte yandan pandemi kesinlikle planlanmış olamaz. ancak doğal yollarla oluşmuş olabilir demekteki kendini aydınlanmış sayan özgüvenin hastasıyım ama.
0
lifeisopeth
(15.08.24)
lifeisopeth ananiyimioguz'un alter hesabı bence; kendi hesabından çizgisini bozmadan cevap veriyor lifeisopeth hesabından da laf sokuyor :)
0
Bir ben var benden şurada
(15.08.24)
@lifeisopeth.
Birinci paragrafta söylediğinde ciddi olamazsın. Onu geçtik de.

İkinci paragrafta söylediğin 'hiçkimsenin yüzde yüz planlanarak yapıldı dediğini zannetmiyorum.' sözü için de benim iki üstümdeki cevabı bir oku. Sonra söyle '
0
Mirket
(15.08.24)
yüzde yüz planlı bir şeydi diyene diyorsan bir şey diyemem de. yazdığından sanki planlanmış olma ihtimalini olası görenleri de kast etmiş olabileceğin anlamı çıkıyor. yaşadığımız dünyada herhangi bir konuyu tek ihtimalli kabul edenleri çok ciddiye alamıyorum. yaygın kabul edilenin aksine şu ihtimal de var diyenleri direkt komplo teorisyeni sayanları da aynı şekilde. sen öyle değilsen sıkıntı yok.
0
lifeisopeth
(15.08.24)
Tamam. Sıkıntı sebebi olmadığıma sevindim efendim.
0
Mirket
(15.08.24)
çok bariz ironileri ya da genel geçer kalıpları fark edememe, düz anlamlarıyla algılama gibi bir sıkıntı sezdim ama. orayı da halledersek mükemmel olacak :)
0
lifeisopeth
(15.08.24)
@ Bir ben var benden şurada, ikinizin de nickini ilk defa görüyorum hakaret edecekseniz mesajla sövün daha iyi böyle çok daha ağır oluyor.

www.youtube.com
0
🌸ananiyimioguz
(15.08.24)
Şurada 2004 yılından bu yana pandemiyle ilgili planlar ve çalışmalar yapıldığı, uluslararası işbirliği ve anlaşmaların olduğu anlatılıyor. DSÖ o yıllarda da devrede. O yıllarda tehdit influanza'dan beklendiği için planlarda influanzadan bahsediyor ama pandemi pandemidir.

grip.saglik.gov.tr
0
Mirket
(15.08.24)
Hadi buyur: kibrisgazetesi.com
0
🌸ananiyimioguz
(01.02.25)
göğüs hastalıkları alanında türkiyedeki sayılı prof.lardan biriyle konuşmuştum. covid-19 ile ilgili "covid-19 virüsü diğer covid ailesindeki diğer virüslere benzemiyor. kendi başına başkalaşım geçirerek bu hale gelmesi imkansız. dışarıdan müdahale ile bu hale getirildiği bariz" demişti. diğer covid ailesi virüslerinden farklılıklarını ve bu farklılıkların kendiliğinden niçin olamayacağını vs. anlatmıştı.
0
yemrem
(01.02.25)
(1)

Hem ingilizce çalışıp hem de gelişimi takip edebileceğim site?

ananiyimioguz
Bazı şeyleri birisi veya bir sistem yönlendirmeden nasıl ilerleyeceğimi bilemiyorum ve yapamıyorum. Hep B1 sonuna doğru gelip geriliyorum. Duolungo falan çok sıkıcı çalışasım gelmiyor.Bir site veya kitap falan tavsiyeniz var mıdır?Veya ayrı ayrı paralelde bir şeyleri götüreyim ama şu şu adımları izl
Bazı şeyleri birisi veya bir sistem yönlendirmeden nasıl ilerleyeceğimi bilemiyorum ve yapamıyorum. Hep B1 sonuna doğru gelip geriliyorum. Duolungo falan çok sıkıcı çalışasım gelmiyor.

Bir site veya kitap falan tavsiyeniz var mıdır?

Veya ayrı ayrı paralelde bir şeyleri götüreyim ama şu şu adımları izle deseniz de olur.

Zaten dizi film izliyorum, ingilizce basit hikaye kitaplarım da var.

Chat gpt falan da var. neler yapmalıyım?
0
ananiyimioguz
(13.08.24)
Kurs seçenek değil anladığım kadarıyla,

Basit hikaye kitaplarını zorlaştırmayı deneyebilirsiniz. Okuyunca genel temasını anladığınız ancak içerisinde bilmediğiniz çok sözcük olan ayarda kitaplar okuyabilirsiniz. Bu okumalar sırasında "burası çokomelli" ingilizce-ingilizce sözlükten bilmediğiniz sözcüklerin anlamına bakarak her cümleyi tam olarak anlamaya çalışarak ilerleyin. Türkçe-ingilizce sözlükleri hayatınızdan çıkarın, zamanı gelmiş artık. Amacınız okuyup eğlenmek değil zaten, reading yeteneğinizi geliştirmek onun için acele etmeden her noktayı anlayarak ilerleyin. Bir sayfa bitince o sayfayı baştan bir daha okuyun hızlıca.

Listening için de film dizi haricinde çeşitliliği artırabilirsiniz. Youtube'da haber kanallarının canlı yayınları var. Gündelik haberler, ekonomi haberleri, radyo sohbet programlarını da dizi ve filmlere ekleyin. Anlamasanız da dinleyin, hiçbir şey anlamasanız da cümle tonlamaları kafanıza yerleşecek ve bu okuma yeteneğinize ciddi katkı sağlayacaktır. Duyduğunuz şeyleri içinizden tekrar edin.

Speaking için malum, Türkiye'de zor. Tek gerçek çare cambly vb. siteler.

Writing için de bir konu seçip bilgisayarda bir şeyler yazın. ChatGPT'ye uygun bir promt girerek cümlelerinizi mümkün olduğunca az geliştirerek hatalarınızı göstermesini sağlayabilirsiniz.

İnternette türkçeyi bırakın. Bir oyunla, bir haberle vs. ilgili bir şey mi arıyorsunuz? Google'da asla türkçe bir şey aramayın. Her şeye ingilizce sayfalardan bakın, zaten bu daha faydalı :D Ülke değiştiremezsiniz belki ancak interneti ingilizce kullanarak buna en yakın şeyi yapabilirsiniz. Speakinge katkısı olmaz, ancak asla unutmamak üzere birçok şey yerleşir.
0
akhenaten
(13.08.24)
(12)

Kadın kurye

ananiyimioguz
Az önce geldi çok şaşırdım gördünüz mü hiç? Kadınlarımız kusura bakmasın ütopik bir varlık görmüşüm de onu soruyormuşum gibi oldu biraz :D "süphanallah kadın kurye" gibi... Yoksa tabii ki olması gereken de bu ama ben ülkemizde şimdiye kadar hiç denk gelmemiştim şaşırdım sohbet de edemedim ayıp olur
Az önce geldi çok şaşırdım gördünüz mü hiç? Kadınlarımız kusura bakmasın ütopik bir varlık görmüşüm de onu soruyormuşum gibi oldu biraz :D "süphanallah kadın kurye" gibi... Yoksa tabii ki olması gereken de bu ama ben ülkemizde şimdiye kadar hiç denk gelmemiştim şaşırdım sohbet de edemedim ayıp olur veya yanlış anlar diye.
0
ananiyimioguz
(10.08.24)
Getir siparişlerini bir dönem sürekli kadın kuryeler getiriyordu normal bir durum. Çok fazla kadın kurye var ama kask mont falan derken dışarıda motor kullanırken belli olmuyor olabilir.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.08.24)
Yıllardır var.

Ne sohbeti edecektiniz zaten anlamadım.
0
sorularimicinfeykhesap
(10.08.24)
Tr de bilmiyorum ama bazı Avrupa ülkelerinde çok yaygın. Normal bişi değil mi ya zaten
0
benaslindayohum
(10.08.24)
Ben hep denk geliyorum. Kadin ptt de var. Zaten neden olmasin
0
instant crush
(10.08.24)
Kargo tarafında görmüş olabilirim belki ama yemek siparişinde ilk defa denk geldim valla.

@sorularimicinfeykhesap, işte akşam napıyosun boş musun falan...

yahu ne diye sohbet edicem işte ilk defa gördüm ya hani kart çekimini beklerken normalde 3-5 muhabbet dönüyor havadan sudan işten yol durumundan yoğunluktan falan. onu edemedim diyorum.
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
Bizim postacı kadın ve çok hoşsohbet biri bütün mahalle onu tanıyor o da mahalleyi tanıyor

Hepsijet kuryeleri de kadın erkek sayı olarak eşit getiriyor
0
grimavi
(10.08.24)
evet? ki büyükşehirde değilim bile, bizde çok var. bunun şaşılacak bir şey mi olması gerekiyordu?
0
titanyum22
(10.08.24)
@ titanyum22, güzel kardeşim tabii ki olmaması gerekiyor tabii ki her alanda kadınlar da olsun şu an konumuz o mu? Dedim yanlış anlamayın diye.

Fakat bi an denk gelince şimdiye kadar hiç denk gelmediğimi fark ettim ve şaşırdım. Hiç görmeyişime de şaşırdım. O yüzden sordum. Ama denk gelinen bir şeymiş ne güzel, merakım gitmiş oldu.

Şimdiye kadar 1 i büyük şehir olmak üzere 6 şehirde yaşadım ve denk gelmedim neden şaşırmayım yani.
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
aynı işi yapan kadın ptt çalışanları oluyor. kadın kurye neden olmasın? hatta iş yerleri kadın kuryeyi tercih edecektir, suça meyilli serseriler yerine kadın kurye evladır.
0
summerof69
(10.08.24)
istanbuldayım, sadece ptt ve macroonline siparişimi kadın çalışan getirmişti. keşke daha çok olsalar...
0
anna sun
(12.08.24)
ev ve işyerine uğrayan ptt çalışanlarının çoğu kadın.

kışın yolda giderken yağmurlu havada kayıp düşen bir motorcuya yardım etmek için durmuştuk, o da kadındı. yemeksepeti veya trendyol kuryesi idi yanlış hatırlamıyorsam.

geçen hafta yazlıkta bir kadın 18 numara ne tarafta diye sordu, damacana su getirmiş. teslimatta da denk geldim. çok fazla dışarıdan yemek söylemediğim için bana teslimat yapan kadın kurye denk gelmedi yanlış hatırlamıyorsam.

ufak tefek teslimat yapanlar için şaşırılıp sohbet edilecek bir durum pek yok bence. motor kullanabilen herkesin yapabileceği bir işi yapıyorlar, erkekten farkı yok. fakat damacanayı, tüpü omzuna vurup getiren erkeklerin yanında ufak tefek bir kadının damacana, tüp falan getirmesi biraz şaşırtıcı olabiliyor gerçekten.
0
kibritsuyu
(12.08.24)
Bu dedikleriniz arabalı kurye olabilir mi?

Benim dediğim moto kurye idi arkadaşlar.
0
🌸ananiyimioguz
(12.08.24)
(22)

Ülkeye dair umudunuzu ne zaman kaybettiniz? Hala umut edebilen var mı?

ananiyimioguz
Ben şu son göç olaylarına kadar az da olsa umutluydum. Elbet devran döner düzen değişir diye bakıyordum ancak artık ülke demografisinin ciddi bir şekilde değişmesi için tohumlar atıldıktan sonra saldım artık.Zaten yıllardır sağ sol, alevi sünni, kürt türk diye yedik bitirdik birbirimizi.Tabi ajanlar
Ben şu son göç olaylarına kadar az da olsa umutluydum. Elbet devran döner düzen değişir diye bakıyordum ancak artık ülke demografisinin ciddi bir şekilde değişmesi için tohumlar atıldıktan sonra saldım artık.

Zaten yıllardır sağ sol, alevi sünni, kürt türk diye yedik bitirdik birbirimizi.
Tabi ajanların da parmağı büyük ama geldik zaten bütün oyunlara.
Her bir taraf kendi kindar neslini yetiştirdi ve yetiştirmeye devam ediyor.
Kimsenin kimseye karşı bir anlayışı yok.
Bir kısır döngüdür gidiyor zaten belli başlı şeylerimiz.

Fakat yetmedi onca terördü darbe girişimiydi olaylarından sonra birden orta doğu tekrar karışıyor ve oradaki çıkarlar bir yana ülkemiz arap afgan falan fişman doluyor, adamlar tek taşla 3-5 kuş vuruyorlar.

Şimdi zaten kendi gericimiz yobazımı yetmiyormuş gibi, internette de görüyorsunuz da ben şuan antepte olduğum için daha rahat görüyorum kesinlikle durum şöyle www.youtube.com
ve artık yapacak da bir şey yok. Göndersen de kalan kaldı zaten.

İşin siyasi boyutunu düşünsek, siyaset de dış desteklerle güçlendi zamanında. Hükümet ve tüm çevresi hem ülkenin hem büyük devletlerin illegal işlerini de üstlenmiş duyumlarını aldığımız kadarıyla. Zaten araplaşma yönünde emin adımlarla da ilerliyorlar bir yandan.

Ama can alıcı tarafı şu, bu hükümet gitse istediğimiz gelse bile şu saatten dış yönlendirmelere boyun eğmeyip ne yapacak? Toplaşıp aramızda sen ben iktidara gelsek ne yapabileceğiz? En iyi aday diye seçtiğimiz adam geçse ne yapabilecek?

Az önce chatgpt ile sohbet ediyordum. Ülke zaten dışa bağımlı hale gelmiş, gelmeye de devam ediyor da... Olası bir hükümet değişikliğinde dış minnakların dediğini yapmazsak olabilecekler.

---

1. Ekonomik Yaptırımlar:

Ticaret Engellemeleri: İthalat ve ihracat kısıtlamaları, tarifeler veya ambargolar uygulanabilir.
Mali Yaptırımlar: Bankalar ve finansal kurumlar üzerindeki baskılar, kredi derecelendirme kuruluşlarının ülke notunu düşürmesi.
Yatırım Engelleri: Yabancı yatırımların engellenmesi veya ülkeden sermaye çıkışlarının hızlandırılması.
Döviz Krizi: Uluslararası döviz rezervlerine erişimin kısıtlanması, yerel para biriminin değer kaybına yol açabilir.

2. Diplomatik Baskılar:

Diplomatik İzolasyon: Büyükelçilerin geri çağrılması, diplomatik ilişkilerin dondurulması veya kesilmesi.
Uluslararası Kuruluşlardan Dışlanma: Ülkenin uluslararası kuruluşlardaki üyelik haklarının askıya alınması veya sınırlandırılması.
Negatif Propaganda: Ülke aleyhine uluslararası kamuoyunda olumsuz bir algı oluşturulması.

3. Askeri Baskılar:

Tehditler ve Gözdağı: Diğer ülkelerin askeri müdahale tehditlerinde bulunması.
Silah Ambargosu: Ülkenin savunma kabiliyetlerini zayıflatmak amacıyla silah satışlarının durdurulması.
Askeri Tatbikatlar ve Sınır İhlalleri: Ülkenin sınırlarına yakın bölgelerde askeri tatbikatlar düzenlemek veya hava sahası ihlalleri yapmak.
Doğrudan Askeri Müdahale: Uçurum tehdidi olarak askeri müdahale planları veya operasyonları.

4. Siyasi Baskılar:

İç Karışıklıkları Desteklemek: Muhalefet gruplarına veya ayrılıkçı hareketlere destek verilmesi.
Liderleri Hedef Almak: Ülke liderlerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması için girişimlerde bulunmak veya onları meşruiyet krizine sokmak.
5. Direkt Tehditler:
Liderlere Yönelik Tehditler: Ülke liderlerinin kişisel güvenliğini tehdit eden açıklamalar.
Askeri Ültimatomlar: Askeri müdahale veya başka bir ciddi yaptırım tehdidinde bulunmak.

---

Şimdi bunların zaten bazıları yapıldı ve yapılmaya devam edecek. O yüzden benim hiç bir alanda umudum kalmadı.

Hala umut edebilen var mı? Bakın daha ekonomi, hukuk, eğitim, yozlaşma, liyakat falan saymadım bile.
0
ananiyimioguz
(09.08.24)
Bicok zaman var ama ortadirek biri olarak havalimanına yanımda yiyecek goturdugumde baya çarpıcı olmuştu ;)
0
abuzer
(09.08.24)
Sosyal medya sayesinde canım halkımızın gerçeğiyle tanışınca ümidimi kestim ben.

x.com
0
yazdonumu
(10.08.24)
Ben tam olarak 28 Ağustos 2007 tarihinde tüm umudumu yitirdim. O gün aşağı yukarı bugünleri tahmin ettim diyebilirim. Ancak bu kadar sistematik değil de daha kargaşalı bir süreç tahmin ediyordum.

Not: Bu cevabımı silerim muhtemelen.
0
Mirket
(10.08.24)
Ben bugün kaybettim hocam. 24 saatlik mesai bizim çalıştığımız iş. Eve gelmişim, duşumu zor bela alabilmişim o yorgunlukla. Bir şekilde uykuya dalmışım ve hangi zaman diliminde olduğunu anlamadığım bir şekilde, pimapen pencereli bir evde (ki kapalıyken tüm kapı ve pencereler) ezan sesiyle uyandım.

Şimdi bu basit bir olay gibi gözükebilir ancak bizim işimiz açısından uyku önemli. 24 saat çalışan adam uykuya daldığı zaman kolay uyanmaz. Hasılı, o nasıl bir ezan ise, uykudan kaldırıyor insanı. Yahu kurun alarmınızı kalkın namazınıza.. ben şimdi uyanmak zorundamıydım diye sorguluyorum ve Türkiye’de yaşadığım için üzülüyorum..
0
daglien
(10.08.24)
Ülkenin iki temel sorunu var, sığınmacılar ve ülkenin sahibi Türkler'de düşük doğum oranı. Ülkenin başka soruna da ihtiyacı yok. Bu harici yazdıklarının hepsi cumhuriyet kurulduğundan itibaren mevcut sorunlar. buna rağmen bir şekilde ülke güçlendi, ayakta durdu.

Her ülke dışa bu çağda ağır derecede bağımlı, her ülkenin halkının azınlığı kayda değer iş yapıyor. Türkiye özelinde ülkenin meclisi darbe denemesinde bombalandı Amerikan uçakları tarafından. Silah ambargosunun da en ağırını yedik, CATSAA ve F-35 yaptırımlarıyla. Bunlar ülkeyi yıkacak şeyler değil, aksine gözleri açıldı da uçak, motor, savunma sistemleri yapmaya ve örgütü temizlemeye çalışıyorlar en azından.

Umut noktasında umudum yok. Sebebi için ekşiye gir. Ülkenin kadını erkeğine, erkeği kadınına düşman. Herkeste bir "bireysellik" furyası. Iphone 15 almayı, gezip tozmayı veya kariyer yapmayı aile kurmanın önüne koyan, aileyi, çocuk yapmayı aşağılayan, dert gören bolca insan var. Konforlu yaşam "birey" ve zayıf insan yarattı bolca. Toplumun temeli dinamitlendi. Umudum bu nedenle yok. Nüfus olarak bundan 100 sene sonra "Türk" ülkenin %30'u olur herhalde. Sonrası da bölünme zaten, umarım o günleri görmem.
0
sarahkerrigan
(10.08.24)
ülkenin her anlamda içine eden adamları halkın ısrarla başta tutma cehaletini görünce benim var olan azıcık umutlarım da tamamen bitti. Celladına asık bir millet adam olmaz
0
turkuaz
(10.08.24)
umut var da, hayat o kadar uzun değil. bu saçmalıklarla vakit öldürecek değilim. birçoğumuz toplumsal etki yaratacak bir pozisyonda da olmadığına göre herkes kendini kurtaracak.
0
synesthesia
(10.08.24)
milli ve yerliliği destekleyen milliyetçi vatandaşlarımız ülkenin demografik yapısını bozmayı kendisine hedef edinmiş partilere oy verirse onları milliyetçi sanarsa varacağımız nokta bu. milliyetçi arkadaşlara soruyorum bu sığınmacılar bizden fazla ürüyor ulus devlet için bir tehdit değil mi diye? error veriyorlar. böyle saçma sapan bir yerde yaşıyoruz işte.
0
xrated
(10.08.24)
Gezi parki protestolarinin bir ise yaramamasiyla.
O kadar büyük ölcekli bir eylem etki yaratamadiysa cabalamaya gerek yoktu artik benim icin.

O zaman 17 yasindaydim sonraki plan hep yurt disina gitmekti artik. Bütün iliskilerimi, baglantilarimi da ona göre ayarladim.
0
sonsuz
(10.08.24)
Herdeyden vazgectim arkadaslar Benim kizdigim bi kac sey var

1) halk asiri cahil kaldirimda bile yurumeyi bilmiyor.
2) birlik beraberlik yok
3) haksizlik olunca hakkini aramak yok arayanada destek olmaz

4) oy veriyorlar saygim var eyvallah ama herseyde "fanatizim" var. Futbolda siyasette dinde herseyde abi.
Yaw adam basarisiz diyelim iste neden tekrar secersin adami amac ne abi. Yemin ederim sagci solcu degilim sadece soruyorum neden abi

5) hicbirsey uretmiyoruz ya annem örgu yapiyor "tıg" dedigimiz toplasan 2gr olmayan ignemsi sey bakiyordum elime aldim "made in china" yaziyor. Abi 1 tane tıg uretemez mi insan 2 gram agirligi yok utanc verici

6) herkesin dolandirici olmasi sorunu ayri bi dert istanbulda yasiyorum kac defa sordum duyuruda ya dedim istanbul mu sadece boyle abi bakkaldan sakiz olmaya korkar olduk herkes duble gecirmeye calisiyor

7) ama yol yapti yaaaaa sorunu
Abi normalde bu yolun zaten yapilmasi gerekiyor hasan yapmazsa mehmet yapacak ekstra bisey yok insanlar bunu anlamiyor zAten zaman da daraliyor nufus artti sen bu kaldirimi bu yolu yapacaksin zaten bu senin gorevin adam diyorki yol yapti abi yapmasi normal anormal degil bu senin hakkin diyorum ztn adamin yol yapmasiyla ovunuyoruz. Normal hakkimizi bize super bi durum gibi anlatiyorlar abi tekrsr soyluyorum yapmak zorunda zaten. Toplu tasima ucretsiz olan ulkeler var ya sifir ucretle toplu tasima o zaman biz gidelim tapinalim bu insanlara.
0
Zetnikov
(10.08.24)
3 Kasım 1996'da.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.08.24)
@forvet 96 da noldu, ben dogmamistim o zmaan
0
lapaz
(10.08.24)
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(10.08.24)
geziden sonra bitti sanki ya. birkac yil icinde darbe, ekonomik cokus, hizla artan siginmaci sayisi derken su an insanlar gunu kurtarma noktasina geldi.

turkiye o kadar stabil olmayan bir ulke ki bana sanki insanlar surekli "su sular bir durulsun bakariz" diyorlarmis gibi geliyor. bir yemek yiyorsun 50 lira, iki hafta sonra 55 oluyor falan.

bence en karamsar nokta ekonomi. ekonomik olarak guvende olmak, en azindan ekonomi kotuyse de kotu olarak kalacagini bilmek gerek. daha kotuye dogru gidiyor cunku hep.
0
bohr atom modeli
(10.08.24)
üstteki yazar arkadaşa biri bişey mi yaptı heyheyleri üstünde?

diyelim ki burası kitlesini beğenmediğin bir çöplük, e sen de aynı yerdesin ne yapıyorsun burada?

dediğimiz bir şey dokundu herhalde. veya memnun bazı şeylerden.

iki sohbet muhabbeti de çok görme bize be üstadımız
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
@geveze yazar, he arada halka iniyorum diyorsun yani, o da iyiymiş.

valla teessüf ederim senin sorularını da görüyorum hiç bir şey demedim şimdiye kadar.

bu soru da olsa olsa en az seninkiler kadar boş bir muhabbet olur yani. niye öyle diyorsun alındım, gücendim o yüzden.
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
Hocam biraz okumalar yap ya mark fisher olabilir david graeber olabilir, belki daha mutsuz olacaksın başta fakat daha gerçekçi ve neyle mücadele etmen gerektiğini göreceksin, refah içinde yaşamasan da bu okuma anlama mücadele hissi seni iyi ve hayatı anlamlı hissettirebilir

Diplomalı beyaz yakanın tek yaptığı oturup mızmızlanmak ve hakettiği hayata sahip olmadığı hezeyanı içinde yaşamak
0
grimavi
(10.08.24)
@grimavi, düzenin nasıl işlediğini anladığında, bir şeylerle mücadele edemeyeceğin gerçeği daha da yüzüne vurmaz mı?
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
benim siyasi, ekonomik problemlerinin yaninda iklimle de problemlerim vardi. gecen ay ufak bir ege turu yaptiktan sonra ulkeye dair umutlarim tekrar yeserdi. siyaseti ve ekonomiyi degistiremeyecegime gore onlari gormezden geliyorum. hayatini duzgun sekilde dizayn edersen gayet mutlu yasayabilirsin.
0
buenosdias
(10.08.24)
Zaten pek ümidim kalmamıştı ama son 3 haftadır yaşadıklarımdan sonra kalmadı. İnsanımız düzelmediği için ülke de düzelmez.

Siyaset, ekonomi vs bunlardan bahsetmiyorum. Toplum olarak yozlaştığımız için ekonomi, hukuk, eğitim yozlaşmış, çürümüş durumda.
0
put it in your appropriate place
(10.08.24)
@ buenosdias, ege gezerken de yaşarken de bana da öyle hissettiriyor ya.
ama orada da gemi batarken çalmaya devam eden orkestra oluyoruz gibi bir hissiyat oluyor :D
0
🌸ananiyimioguz
(10.08.24)
Elbette umudum var ama her şeyin yoluna girmesi ne yazık ki kendiliğimizden değil şartların bize gerçekleri dayatmasıyla gerçekleşecek.

En büyük sorun da uzmanlar dışında okuyan ya da okunmayan hemen herkesin güncel olayları takip ya da analiz edecek kaynaklara ulaşmaması ya da ulaşamaması.

Korkunç bir dezenformasyon akışı var. Tv'lerde ve internette dönen tartışmalarla gerçek olaylar arasında çok fark var.

Ayrıca ülkede kimse birbirini tanımıyor ve karşılıklı sloganlar dışında iletişim yok.

Dünyada kapsamlı ambargo altında olan tam bağımsız ülkeler var. Onlar da umut veriyor
0
hebanon
(10.08.24)
(8)

Nereye kadar kaçabiliriz?

ananiyimioguz
Önce mahallemiz bozdu, mahalle değiştirdik.Sonra şehir bozdu şehir değiştirdik.Sonra bölge değiştirdik. Yetmedi, yapabilenimiz ülke bozdu dedi ülke değiştirdik, kıta değiştirdik.Atalarımız gibi göçebe mi yaşayacağız?Nasıl bir yere ait hissedecegiz böyle yaşayarak?Dünya bozdu artık dedigimiz noktada
Önce mahallemiz bozdu, mahalle değiştirdik.

Sonra şehir bozdu şehir değiştirdik.

Sonra bölge değiştirdik. Yetmedi, yapabilenimiz ülke bozdu dedi ülke değiştirdik, kıta değiştirdik.

Atalarımız gibi göçebe mi yaşayacağız?

Nasıl bir yere ait hissedecegiz böyle yaşayarak?

Dünya bozdu artık dedigimiz noktada ne yapacağız? Mars planları yapıyor yolculuk oraya mı?

Gelecek planınızı nasıl yapıyorsunuz bu gidişat doğrultusunda?

Çünkü X bir yer, bu yurt disinda gelismis bir ulke bile olsa, bir onceki yillara göre yine "bozmuş" olmuyor mu orada yasayan icin? Tabi finlandiya norvec falan belki bu dedigimin disindadir oralarin degisiml konusunda bir bilgim yok.
0
ananiyimioguz
(03.08.24)
valla bence her yerde sıkıntı var. afgan, paki, bangladeşli, hintli gittiği yeri mahvediyor.
0
ferenc
(03.08.24)
Avrupa hatta dünya şu an üçüncü dünya ülkelerinden göçmen saldırısı altında. Nereye gidersen git o aradığını bulmayacaksın. Zaten aitlik hissi aramak asıl sıkıntı, boş bir umudun peşinden koşturmaktan farksız.
0
sincap ve mavi tuborg
(03.08.24)
Arkadasim zurihe mi ne gitmisti
Sok olmus hoc multeci yokmus
Ve asiri pahaliymis

Ama kaldirimlari bile cilalamislar falan diyordu mukemmel falan

Oraya salca olunabilir bi arastir
0
Zetnikov
(03.08.24)
Çok kötü avrupa aynen sakın kimse gelmesin, çok kötüyüz de kurulu düzenden gelemiyoruz.
0
logisticsmanager
(03.08.24)
@zetnikov

çok net hatırladığım bir olay var ama hayatta araştırıp bulamam. isviçre olduğuna eminim ama zürih mi bilmiyorum. türkün teki fener formasıyla gezerken hevaller bunu kovalıyor, isviçre kürtlerindir türkler defolsun burdan diye.
0
titanyum22
(03.08.24)
Ben bu kaçma gitme işini doğru bulmuyorum, her ne kadar bir şey diyemesem de... Ama geri geliniyor ve gelince de eski tas eski hamam devam ediyorlar ya, hiçbir şey öğrenmeden hiçbir ufukları açılmadan... İşte ona çok ayar oluyorum. Bir şey kat şu memleketin yaşantısına ne, bir iyiliğin olsun. Plastikleri ıslak çöplerle atma ayır öyle at mesela. Bişey yap. Yok. Sonra herkes değişimi başkasından bekliyor.
0
muhayyer divan
(04.08.24)
avrupa'yı çok idolize (ya da idealize, bilemedim) ederdim eskiden. ukrayna savaşından beri fikirlerim fazlasıyla değişti. farkındayım haberler veya politikacılar ile ülkenin yaşam koşulları, halkın refah düzeyi veya tepkileri arasında doğrudan ilişki yok elbette ama çok soğudum. eskisi kadar sevmiyorum.

biraz da yaşlandığım için galiba ben açıkçası pes ettim, çocuğum filan olmadığı sürece çok düşünmem üzerinde.

şöyle düşün yani koca insanlık tarihi zaten savaşlarla ve felaketlerle dolu. bugün perişan olmuş afganistan, ırak, suriye gibi yerlerde dahi milyonlarca insan HÂLÂ yaşıyor.

madem bize bu denk gelmiş, olabildiği en iyi şekilde yaşamaya gayret ediyorum. kolay değil elbet. insan bıkıyor, üzülüyor vs. ama yapacak daha iyi bir şey var mı? bilmiyorum.

"avrupa bitmiş yeğenim" diye söylemiyorum bunu ama mesela sunderland, leeds, southport vs. karıştı. sokaklarda aşırı sağcılarla vatandaş karşı karşıya geldi. neblim mültecilerden rahatsız olup isveç'e taşınsan orada bir mültecinin kafanı kesmesi ihtimali sıfır değil (hatırlıyorum benzer bi olay olmuştu geçen yıllarda, göçmen değil de oralı bir kızcağızı öldürmüşlerdi).

dünyada hiçbir zaman hiçbir şeyin garantisi yok. biz galiba sosyal medyayla büyüdüğümüz, stabil yaşam gördüğümüz için en ufak terslikte çok fazla panikliyoruz, herhalde 50-60 yaş altındaki çoğu insan bu gruba dahil edilebilir.

ya mesela 69 sonunda abd'de yaşıyor olsan çat diye kendini vietnam'da korkunç bir savaşın içinde bulabilirdin. 90'larda balkanlarda olsaydın keza. savaştan, toplumsal hareketlerden, düzenin bozulmasından, mülteciden, ekonomik krizden vs. kaçış kolay değil. biraz da şans işi bence.

o yüzden ben hayatımın geri kalanında ucuz avrupa marketi fişi videosu çekemediğim için kahrolmak yerine elimde olana odaklanmaya çalışıyorum şahsen, yoksa kafayı yer zaten insan. ne olursa olur, ben kendi hayatımı en iyi şekilde yaşamaya gayret edeceğim, gittiği yere ve olduğu kadar. bi kere geldim dünyaya, "vay neden norveç'te doğmadım" diye üzülerek yaşamak istemiyorum artık.
0
mark greg sputnik
(04.08.24)
cevrenizde biseyler bozulunca hemen kacmak yerine belki bir yere ait olmayi, anlamli iliskliler/arkadasliklar kurmayi deneyebilirsiniz belki. bozulan seylere karsi savasmayi, veya bozulmalari cok kafaya takmamayi, akisina birakip gitmeyi deneyebilirsiniz.

her yerde basiniza her turlu sacmalik gelebilir, ama birlikte vakit gecirmeyi sevdiginiz insanlarla keyifli bir yemek yerken akliniza gelmeyebilir dertler tasalar. ters giden seylere odaklanmak yerine ufak basarilara odaklanmayi tercih edebilir, cevrenizi genisletmek icin yeni hobiler edinmeye calisabilir boylece daha farkli dertler edinebilirsiniz (ne olacak bu ulkenin hali vs. yeni hali saha ayakkabim ne kadar da sahane). mutlu olmak cogunlukla kafa yapisiyla ilgili bisey.

bunlari 5 yil once kanadaya tasinmis biri olarak soyluyorum, evet burdaki hayat kalitem istanbuldakinden daha iyi ama mutluluk seviyem asagi yukari ayni. istanbulda en keyifli hatirladigim anilari burda da yaratabiliyorum. ya da istanbulda mizmizlandigim zamanlar ile simdi arasinda cok bir fark yok, icerik farkli ama his ayni.

1 tanecik hayatimiz var, zaman cok suursuzca akip geciyor. bizim icin onemli olan seyleri belirleyip onlara odaklanmaya baslamak gerekiyor bir an once. aksi takdirde geriye donup ‘ulan ne kadar da bombos yasayip gitmisim’ dememiz kacinilmaz.
0
taurina
(04.08.24)
(12)

Duyurudan sözlükten giden nereye gitti?

ananiyimioguz
Reddit e mi geçti, quora ya mı yoksa çoluğa çocuğa işe güce karıştılar da çıkardılar mı hayatlarından?
Reddit e mi geçti, quora ya mı yoksa çoluğa çocuğa işe güce karıştılar da çıkardılar mı hayatlarından?
0
ananiyimioguz
(30.07.24)
Quora değildir. Diğer seçenekler diye düşünüyorum. Ben de senelerce girmedim. Son bir senedir geri döndüm.

Ben instagramı da kapattım ve %80 reddit %10 sözlük %10 duyuru takılıyorum.
0
gabe h coud
(30.07.24)
Quora çok uzun zaman oldu.
Bence reddit en efsanesi. Hayatımda böyle efsane site görmedim.
0
logisticsmanager
(30.07.24)
Ben bir süre Süslü Sözlük'te takıldım.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(30.07.24)
Duyuru ya da sözlük hiç kimsenin hayatında 1. sırada değil. Girer ya da girmez farkında bile olmayabilir.

Ben de uzun yıllar girmedim ki ben çok aktif bir kullanıcıydım. Bir kaç aydır giriyorum yine. Ama eskisi kadar aktif kullanmıyorum.

Sözlük ve duyuru çok ciddi anlamda hayvan, kadın, doğa düşmanı kaynıyor. Bunlar çok ciddi problem aslında.

Bazen gerçekten ne işim var burada diyorum.
0
rock n roll
(30.07.24)
Bizim gibi adhd li her konuda meraklı ve bilgi sahibi olmak okumak isteyenler için reddit
0
grimavi
(30.07.24)
Ben biraz tersine göç yaptım sanırım, Reddit'ten buraya geldim. Reddit'te Türk kullanıcı sayısı son yıllarda hızla arttı. r/turkey 1m oldu, alternatif Türkçe sub'lar açtılar. Büyük bir kısım Reddit'e göçmüştür. Hiçbir site çeşitlilik ve içerik bakımından Reddit ile yarışamaz. Belki YouTube yarışır(?) İçine girince hayatınızdan tamamen çıkarmanız pek mümkün değil.

Bence de Quora'ya gitmemişlerdir. Quora'nın popüler olduğu dönem 2010'ların başıydı.
0
gnosis
(30.07.24)
Reddit. Birçok subda tam bir ekşici gibi yorum yerine tanım yapanlar ve Ekşi Sözlük ağzıyla konuşanlar var.
0
nawar
(30.07.24)
Gün içinde twitterdan sonra en çok açtığım sosyal medya ekşi duyuru benim. Çok soru sormuyorum ya da bi iki gün hiç cevap vermediğim oluyor ama telefonu her elime aldığımda bi açıyorum siteyi (ki telefon elimden düşmez).

Sözlüğe neredeyse hiç girmiyorum artık. Sadece spesifik bir konudaki yorumları okuyacaksam giriyorum. İğrenç toksik bir ortam oldu, debeye günee 3-4 kadın, lgbt, hayvan vs düşmanı entry giriyor falan leş bir ortam hüküm sürüyor. Duyuruda da benzer yorumlar ara ara var ama sözlüğe göre çok daha az hâlâ

Reddite iki yıl önceye kadar çok giriyodum ama salak reddit api paylaşmayı kestiği için third party applerle giriş bitti. Redditin kendi uygulamasını da sevmediğim için neredeyse hiç girmiyorum artık. Mis gibi siteden soğuttular ya baya güzel şeyler okuyodum orda. Çok mutsuzum.

Twitter zaten dakika başı açıp yeniliyorum refleks olarak. Youtube da çok giriyorum ama genelde abone olduğum kanalları izliyorum, nadiren keşfetteki videolara bakıyorum çok ilgimi çekerse. Instagram günde 3-4 kez tüm storyleri izleyip çıkıyorum, postlara ya da keşfete bakmıyorum orada, reels falan anca kız arkadaşımın attıklarına bakıyorum :d
0
nundu
(30.07.24)
Ben reddit'te yurtdışına göçtüm :D Türkçe sublarla bir bağlantım yok. Duyuru dışında hiçbir yerli sosyal medyaya tahammülüm yok. İnsanlar tartışmaktan başka bir şey yapmıyor. Sözlük hesabım yıllardır donuk vaziyette duruyor zaten, hiç bakmıyorum. Bakmayı da düşünmüyorum, bakasım da gelmiyor.
0
akhenaten
(30.07.24)
@akhenaten +1 bu arada, redditte Türkçe sublara ayda yılda bir giriyodum. Kendi ilgi alanlarıma göre takip ettiğim sublara giriyorum genelde girdiğimde.
0
nundu
(30.07.24)
Akhenaten +1
Redditte Türkiye alakalı hiçbir şeyde yokum. Harbiden türk sosyal medyam bolca duyuru çok az eksi, geri kalanı sıfır.
0
logisticsmanager
(30.07.24)
Yaşlanıp çoluk çocuğa karıştılar
0
boray eris
(31.07.24)
(10)

Özel sektör zam oranlarınız belli oldu mu?

ananiyimioguz
Biz %24 memur zammından sonra biraz umutlanmıştık 20 üstü gelir diye.Ama asgari ücrete zam gelmediği için en kötü 20 gelir dedik.Açıklanan 20nin de altında oldu.Ocakta söz verdiler diye yapmak için yaptılar gibi duruyor. Moraller sıfır.Tabi pollyanna modunu açarsak hiç olmamasından iyidir diyebiliri
Biz %24 memur zammından sonra biraz umutlanmıştık 20 üstü gelir diye.
Ama asgari ücrete zam gelmediği için en kötü 20 gelir dedik.

Açıklanan 20nin de altında oldu.

Ocakta söz verdiler diye yapmak için yaptılar gibi duruyor. Moraller sıfır.

Tabi pollyanna modunu açarsak hiç olmamasından iyidir diyebiliriz ama yine de komik.

Sizde durumlar nasıl?
0
ananiyimioguz
(29.07.24)
Bizde de aynı durum.
Şaka gibi bir zamla karşılaştık, ama ben zaten beklentide değildim hiç yapmazlar diyordum sürpriz oldu çalışanlardan gaza gelip nasılsa zam gelecek diye avansa yüklenenler olmuş hepsi eksiye düştü :)

(%11)
0
mutekebbir
(29.07.24)
%20.
Ben sevindim; ama az bulanlar çoğunlukta. Şirkette durumlar pek iç açıcı olmadığı için zam yapılmasa şaşırmazdım.
0
auroraaurora
(29.07.24)
Brüte %30 Nete yansıması tabi daha az olacak ancak yine de beklenenden yüksek bir zam yapıldı. Eğer yapılmasaydı nitelikli personellerde büyük bir erime kapıdaydı. Bu bile ne kadar durduracak göreceğiz.
0
thracia
(29.07.24)
memura %19.31 zam geldi
0
jülsezar
(29.07.24)
Hiç olmadı. :) Ekonomi böyle düzelecekmiş.
0
huzurlarinizda huzursuzluk
(29.07.24)
Nette %25 aldık...
0
silverleaf
(29.07.24)
Nette %20 yaptım. Bayramlarda ve yılbaşında +1 maaş. Yemek ücretlerine de artış.
0
numlock
(29.07.24)
hiç olmadı hatta bahsi bile geçmedi.
0
koela
(29.07.24)
Nette %10.
0
Amaranta ursula
(29.07.24)
Olmadı
0
merhum
(29.07.24)
(1)

Bir sanatçının şarkılarını birçok sanatçının seslendirdiği albümler hk.

ananiyimioguz
Bu tarz yapımlarda hangi sanatçının hangi parçayı seçeceğini kim belirliyor? Bir yapım şirketi var da o mu, sanatçı yaşıyorsa kendisi mi yoksa havuza koyuyorlar da sanatçılar kendileri mi seçiyor?Ama mesela herkes en popülerleri seçerse ne oluyor kura mı çekiliyor?Bilen var mı bu konuyu çok merak ed
Bu tarz yapımlarda hangi sanatçının hangi parçayı seçeceğini kim belirliyor? Bir yapım şirketi var da o mu, sanatçı yaşıyorsa kendisi mi yoksa havuza koyuyorlar da sanatçılar kendileri mi seçiyor?

Ama mesela herkes en popülerleri seçerse ne oluyor kura mı çekiliyor?

Bilen var mı bu konuyu çok merak ediyorum.

Mesela geçen ceza için yapılan saygı1 programını izledim. Oradaki şarkıları hangi şarkının seçeceğine kim karar vermiş? Aynı şarkıları isteyen olursa nasıl oluyor?

Bu arada Server Uraz ve Gazapizm i çok beğendim izlemeyenler varsa bakabilir.

Playback olmasaydı iyiydi ama ona rağmen M Lisa - Kim Bilir de güzel olmuş.
0
ananiyimioguz
(27.07.24)
Ortaçgil için saygı albümünde ben aradım diye anlatıyor Teoman
youtu.be

Her şekilde olur yani
0
anon1m
(27.07.24)
(3)

Dedem Ecevit i ağırlamış ama basında bulamıyorum

ananiyimioguz
Anneannemde şöyle bir fotoğraf var ama başka yok. Yani o kadar çok başka kaynak bulamadım ki yıl olarak 2000 li yıllar olsa shop mu diyeceğim sdfkghSanırım 1989 seçimlerinde Ecevit Merzifon'a gelmiş. Dedem de o sıralarda bir kurumda müdür. O zamanlarda baya bilgili birisiymiş Merzifon'da ve o gitmiş
Anneannemde şöyle bir fotoğraf var ama başka yok. Yani o kadar çok başka kaynak bulamadım ki yıl olarak 2000 li yıllar olsa shop mu diyeceğim sdfkgh

Sanırım 1989 seçimlerinde Ecevit Merzifon'a gelmiş. Dedem de o sıralarda bir kurumda müdür. O zamanlarda baya bilgili birisiymiş Merzifon'da ve o gitmiş askeri hava alanında karşılamaya. (1947'de açılmış bir havaalanı var orada ama siviller kullanamıyordu, siviller için olan 2008te açıldı)

Ben dedemi sadece küçükken hatırlıyorum saygın bir adamdı beni çarşıya gezmeye götürdüğünde hangi dükkanın önünden geçsek oo hocam torun mu al bakalım ufaklık derler, ne satıyorlarsasa ikram ederlerdi, öyle bir adamdı. Ben de alıyormuşum hemen şimdi düşündüm de ne ayıp :3

Dedemde fotoğraf olduğuna göre bir şekilde gazetede, arşivlerde falan olup da hiç sanala atılmamış mıdır? O zaman ait fotoğrafları nereden ve nasıl bulabilirim?

ibb.co

Edit: Dedemin adı soyadı, ecevit, merzifon falan diye arattığımda da bir şey çıkmıyor.
0
ananiyimioguz
(26.07.24)
yerel gazetelere ulaşmayı denediniz mi
0
paintov
(26.07.24)
hayır nerelere gitmem gerekir emin değilim bir dahaki gittiğimde belediyenin veya müzelerin bu tarz arşivi var mı onu soracağım. bir de ilçede o zamandan beri duran bir yerel gazete var mı yoksa o amasya merkezde midir onu da bir araştırayım. fiziksel olarak aramadım hiç, internette ulaşabileceğim bir arşiv kaynağı bilen yoksa biraz da bizzat yerine gidip nerelere sorabilirim onu sordum aslında
0
🌸ananiyimioguz
(26.07.24)
hizliresim.com

Aylaklıktan şu fotoğrafı buldun. Ecevit'lerin kıyafetleri aynı. Buradan yürürseniz bir şey çıkar belki.
0
auroraaurora
(26.07.24)
(13)

Gelecektekileri kıskanmak

ananiyimioguz
Normalde kıskançlık duygum pek yoktur ama nedense benden sonraki olaylara ben olmadan şahit olacak olanları kıskandığımı fark ettim.Mesela geçmişteki olaylara şahit olanları kıskanmıyorum. Çünkü aşağı yukarı neler olmuş biliyoruz tarihten. Tabi o zamanda orada olmanın verdiği deneyim başkadır belki
Normalde kıskançlık duygum pek yoktur ama nedense benden sonraki olaylara ben olmadan şahit olacak olanları kıskandığımı fark ettim.

Mesela geçmişteki olaylara şahit olanları kıskanmıyorum. Çünkü aşağı yukarı neler olmuş biliyoruz tarihten. Tabi o zamanda orada olmanın verdiği deneyim başkadır belki onu da kıskanan/imrenen vardır fakat sonuç olarak geçmişimize dair az çok bir bilgi var elimizde. Dünyanın oluşumu, evrim, insanlık tarihi, savaşlar vs.

Şimdiden geçmişe bakınca kendimi şanslı hissediyorum nedense. Çünkü diğerlerine göre daha fazlasını bilmek değişik bir haz veriyor. Mesela milattan önce 5000 yılında ölen var.

Kıyamam, yazık. Dünyadan haberi yok.

E ama belki bizim de yoktur ileriyi düşününce? Birinin 1000 yıl sonra, 10bin belki 100bin sonra bize tarihi eser gibi bakıp "kıyamam şu zamanlarda daha internetin ve yapay zekanın temelleri yeni atılmış. atalarımız ilk gezegeninden henüz çıkamamışlar bile" diyecek olması sinirlerimi bozuluyor, haksızlık değil mi ya?

Herkesin 1 tane ölümlü bir ömrü var, ben veya başkaları neden daha azına şahit oluyor da diğerleri daha fazlasını biliyor?

İmkanım olsa kıyamet olur mu olmaz mı bilmiyorum da, olacaksa onun son zamanlarında doğmak isterdim. Yani tüm insanlık bilgi birikiminin en fazla olduğu zamanda. O zaman daha mı sağlıklı bir yaşam olur, kaos mu vardır bilemiyorum tabi ama en azından dediğim gibi 0 dan 100 e bir sayı doğrusunda yaşayacaksa insanlık, şuan 5te miyiz 20de mi 50 de mi bilmiyorum ama en sonda olmak isterdim. Hatta mümkünse kapanışı ben yapayım :3

Bu size kötü hissettirmiyor mu?
0
ananiyimioguz
(24.07.24)
Bunları bazen ben de düşünüyorum ve 1 milyon yıl sonra yaşanacak gelişmeleri uçan arabaları falan düşündükçe bunlara şahit olamayacağım ve o zevki yaşayamayacağım için kendimi kötü hissediyorum. Umarım 450 yıl sonra Dünya'ya 17 futbol sahası büyüklüğünde bi göktaşı çarpar da medeniyet 1500 yıl geriler diye umut etmek beni kötü biri yapmaz :(
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(24.07.24)
Tam bir akademisyensin bence. Bilgiyi kıskanmak var onu biliyorum ama bu derecesi aklıma gelmezdi. Bilgiyi bu derece kovalamak, bu kadar fazla ciddiye almak ilk defa gördüğüm bir şey ve bu anca akademisyen kafasında olur.

Hayır kötü hissettirmiyor, benim yapım daha insana topluma yönelik şeyleri önemsiyor. Mesela dünyanın yuvarlak ya da düz olduğu tartışmalarını aşırı derecede saçma buluyorum, bunu araştırana kadar dünyanın iyiliğine, doğanın ve insanın iyiliğine çalışmalar yapılmalı diye düşünüyorum.

Herkes bir şeylere meraklanacak, bir şeyleri sevecek. İlerleme böyle oluyor.
0
muhayyer divan
(24.07.24)
@arbre'nin bahsettiği şey kıskançlıktan çok imrenmeye girer bence. Ölmüş kadın örneği hariç. Kıskançlık başka bir şeyi görüp beğenip edinmek tecrübe etmek istemek başka. Önce kıskançlık mı duyuyorsun yoksa imreniyor musun bunu anlamak isterdim. Benim bildiğim kıskançlıkta "onun olmasın benim olsun" düşüncesi var. İmrenmekte "benim de olsun" var. Hangisi?
0
muhayyer divan
(24.07.24)
Bende de var bu his. Hem teknolojik hem de tarihsel olaylar açısından gelecekte yaşanacak ve şahit olamayacağım olayları düşündükçe sinirim bozuluyor. Hatta hayata devam etme içgüdümdeki en büyük etken ölürsem kaçıracağım şeyler :D

Bunu yaşamayan insanı garipserim ben hatta, herkes yaşıyor diye düşünüyordum :)

Son dediğine istinaden de, yıllaaar önce bir soru görmüştüm, kırmızı butona basarsanız tüm evren yok olacak, basar mıydınız diye. O zaman niye basayım ya çok saçma diyordum ama şimdi olsa basardım sanırım :') kapanışı yapıp gidelim hissim baskın gelebilir :d
0
nundu
(24.07.24)
zaten olmus olacagim neyine kotu hissedeyim. kotu hissedebilmek icin hayaletimin ortalikta takilip hayiflanmasi lazim "ah ne guzel teknoloji ah ben bunlari kacirdim" falan diye. oyle bir sey olacagini sanmiyorum.
0
hot potato
(24.07.24)
Yaşamları daha da zor olacak.

-Artan nufus artışı tarım alanlarını azaltacak. Bu da herkesin yiyeceğe erişemeyeceği ya da hayat pahalılığı demek
-Konut sorunu olacak
-İklim değişikliği kaçınılmaz
-Su kaynaklarının yetersizliği

bir sürü sorun da beraberinde gelecek
0
ferenc
(24.07.24)
bunu kestirmek mümkün değil önümüzdeki 40-50 senede büyük bir dünya savaşı çıkıp ortalık toz duman olabilir. terör örgütleri nükleer silah üretecek seviyeye gelebilir. nufus artışı ve global ısınma nedeniyle büyük kuraklıklar buna bağlı büyük sorunlar çıkabilir ve medeniyetin ilerleme hızı hayal ettiğimiz gibi olmayabilir. bana kalsa insan ömrü şöyle 150-200 yıl olmalı. doğdun, okudun, iş meslek para kazandın derken emekli olduğunda zaten ömür bitiyor yaşamaya vakit kalmıyor. ömür 150+ sene olsa 60-70den sonra iş güç derdi olmadan yaşanacak 70 sene daha kalır.
0
orpheus
(24.07.24)
bana gelecek daha korkunc geliyor teknoloji, farkindalik vs ilerlese de. su anki super teknolojilerden ucak bile tatsiz bir ton prosedur derken hic de gorundugu gibi heyecan vermiyor. nufus, gida, enerji krizleri derken ucan arabadan zevk almam beklenemez:( 1 pessimist
0
ala09
(24.07.24)
Yahu tamam da ben her şey çok güzel olacak da onu göremeyeceğim demiyorum ki.

Sonuçta iyi de olsa kötü de olsa yaşanacakları göremeyeceğim. Taşa mızrağa da dönsek, kuraklıkla da boğuşsak, beyinlerimizi bilgisayara da aktarsak veya başka gezegen ve galaksileri de görsek, bilemeyeceğim.

Ona bakarsanız hiç elektriğin bile olmadığı zamanda köyde doğup ölen için hayat çok güzeldi belki. Belki elektrik geldi makinalaşma başladı mertlik bozuldu. Bunun sonu yok ki. Her kuşak bir sonrakini kötü görebilir. İnsanını da, gidişatı da.

Derdim o değil, derdim, ben şu ana ve geçmişe az çok hakimim ama geleceğe hakim değilim. 1000 sene sonra ortam wall-e deki dünyaya bile dönmüş olsa, oradaki adam bu geçen 1000 senede neler olduğunu bilecek, ben bilemeyeceğim. (tabi büyük bir felaket, savaş, dünya dışı müdahale olmadığını varsayıyorum) Bizim ne eksiğimiz var gelecekteki adamdan ya bak yine sinirim bozuldu. Veya bizden öncekilerin ne suçu var adam belki medeniyet görmedi, ev görmedi, araba görmedi, elektrik veya teknoloji görmedi. Uçmadı belki hiç hayatında.

Yani evren veya canlı yaşamı diye bir film var diyelim, hepimiz başında ortasında bir yerinde çıkıyoruz.

En sonu görenler, aynı zamanda baştan sona her şeyi "biliyor" olacak. O bilme eylemi ile benimkinin aynı olmayacağı kesin. O işte sinirimi bozuyor.

En sonunda bu dünya boş önemli olan öbür dünya deyip tasavvufa yönelicem, ben de afyonumu alıcam az kaldı sdfjsg

Derdim ölümsüzlük de değil bu arada. Ölüm bence yaşamı anlamlı kılıyor. Ama işte ileriyi bilmemek rahatsız ediyor.

Keşke ölünce kenarda izleme yeri olsa. Gerçi öldükten sonra bir şey olacağını sanmıyorum boşuna kendimizi eğlemeyelim de bari şu vücudu dondurup çözme işlemi başarılı olsa da 50 yılda bir 1-2 gün uyandırılıp tekrar dondurulsam. O arada ne olmuş ne bitmiş araştırmış olurum. Gerçi kişisel tatminlik dışında bu bilgiyi ne yapıcam? Ona yaşamak mı denir? Sanırım içimizdeki ego ve tanrı olma iç güdüsünün bir parçası bu her şeyi bilme isteği.
0
🌸ananiyimioguz
(24.07.24)
gelecekte dünyayı korkunc şeylerin beklediğini düşünüyorum. kıskanmak değil üzülüyorum
0
yuvarlanantencereninkapagi
(25.07.24)
herkes böyle hissediyor sanıyordum +7

Kıyamet diye bişi yok ama olsaydı onu görmek istemezdim, oeh gerek yok o kadar
0
abuzer
(25.07.24)
abi pardon da daha günümüzdeki tüm olanakları, teknolojilerin hepsini kullanamıyorsun ki 300-500 sene sonrasına göz diktin :)
0
kumandanim
(25.07.24)
aksine gelecekteki insanlara zavallı, bahtsız insanlar gözüyle bakıyorum. x ve y kuşağının muhtemelen hayatın en güzel zamanlarını yaşadığını düşünüyorum.
0
yazar yazmaz yazan yazar
(25.07.24)
(4)

Geceye 2 soru bırakıyorum

ananiyimioguz
1- Hayvanlar birbirlerine isim takabiliyorlar mı? Yoksa genelde ortalığa sesleniyorlar da gelen geliyor.. şeklinde mi davranıyorlar?Sanırım her yunusun bir ses imzası varmış ona göre tanıyorlarmış. Veya şempanzeler belli sesler çıkararak belli kişileri kastedebiliyorlarmış.Ama başka bir örnek bulama
1- Hayvanlar birbirlerine isim takabiliyorlar mı? Yoksa genelde ortalığa sesleniyorlar da gelen geliyor.. şeklinde mi davranıyorlar?

Sanırım her yunusun bir ses imzası varmış ona göre tanıyorlarmış. Veya şempanzeler belli sesler çıkararak belli kişileri kastedebiliyorlarmış.

Ama başka bir örnek bulamadım. Şempanze ve yunuslarda bilinç düzeyi iyiymiş diyebilir miyiz?

2- Sizce atalarımız dil gelişmeden önce birbirlerine etiket takabiliyorlar mıydı? Gerçi anlamsız ses ve hareketler de bir dildir ama ilk başlarda nasıl anlaşıyorlardı bilen veya tahminde bulunacak var mı?

Yani şöyle bir dönem geçirmiş olmamız olasıdır değil mi? www.youtube.com

Yoksa sesler yerine herkesin bir işareti vardı da ona göre mi çağırıyorlardı? Yani mesela nah yapınca biri geliyor, yumruk yapınca başka biri geliyor... gibi.
0
ananiyimioguz
(24.07.24)
Hayvanların enerji okuduklarını biliyoruz, kediler köpekler kuşlar atlar büyük ve küçük baş hayvanlar, vs vs. Ses okuyanlar da var (ses de bir enerji elbette) koku okuyanlar da var (köpekler) filan. Mutlaka Kızılderililer'deki gibi isimlendirmeler olmuştur diye düşünüyorum. Oturan boğa, demir ayak :)

Bence bütün hayvanlardaki bilinç düzeyi insanlardaki bilinç düzeyleri gibi. Aynı grupta, ufak farklılıklar var.
0
muhayyer divan
(24.07.24)
papağangillerin her bir yavru için farklı tonda ses çıkardıklarını anlatan bi belgesel izlemiştim.
0
sinek kral
(24.07.24)
İlk konunun uzmanı değilim ama mantıken hayvanların hepsi için ortak bir şey olmasa gerek. Sonuçta bireysel yaşayanlar var, toplu yaşayanlar var, ciğerlerinden çıkan havayla ses çıkaran var, ses dalgaları yoluyla iletişim kuran var, hatta kimi türler biyokimyasal salgılarla iletişim kuruyor. Örneğin Yunus ve şempanzelerden bahsetmişsiniz. Bunlar birbirlerinden her açıdan farklı canlılar.

Ses tonları etkili olabilir, temas ve bakışmalar etkili olabilir. Eminim bunların her birinin ayrı ayrı ya da bir arada bulunduğu iletişim yöntemleri vardır farklı türlerde. Ya da doğrudan birey-birey iletişimi olmayıp daha çok alarm seviyesinde topluluğu harekete geçiren sinyallerle birey-topluluk iletişimini sürdüren de vardır. Bu durumda isme zaten gereksinim yok.

Demek istediğim "hayvanlar" diye bir genelleme üzerinden konuşmak yanlış olur.

2. Soru hakkında daha fazla şey söyleyebilirim. İletişimin ötesinde, konuşma dilleri kültürel bir üretim, dolayısıyla insanın soyut düşünme yeteneği kazanmasıyla doğrudan ilişkili. İnsanların yaklaşık olarak kompleks bir dil geliştirecek yetkinliğe ne zaman ulaştıklarıyla ilgili birkaç şey söylenebiliyor.

En önemli kıstaslar taş alet teknolojilerindeki gelişme. Bilinen en erken taş aletler Lomekwi kültürü diye adlandırılan bir grupta 3.3 milyon yıl önce ortaya çıkıyor. Bunun ardından 3 milyon yıl önce Oldowan endüstrisi denen alet teknolojisi geliyor. Bu iki grup taş aletin üretimiyle ilgili deneyler var. Taş alet yapmayı bilmeyen insanları bir odaya alıyorlar ve odaya bir ödül koyuyorlar. Odada taşlar da dahil çeşitli materyaller var. ve modern insanlar ödüle ulaşmak için bu taşları kullanarak Oldowan aletlere benzer kaba taş aletleri o odada icat edebiliyorlar. Bunun için ekstra bir şey öğrenmeye ihtiyaç duyulmuyor.

Ancak 1.95 milyon yıl civarında aşölyen taş alet teknolojisi gelişiyor. Bunlar taşların önlü arkalı olarak yontulup çift yüzeyli, planlı şekillendirildiği aletler. Haliyle bir uzmanlık ve öğrenme süreci gerektiriyorlar. Bu noktada artık temel şeylerden ziyade sofistike bir kültürel aktarım sürecinin başlamış olduğu görülebiliyor.

Dilin kendisi de pek tabi ki komple bir paket olarak gelemez. Her şey gibi bir gelişim süreci olduğunu varsaymak en akla yatkın durum. İsimler de bu gelişim sürecinin bir noktasında ortaya çıkıyor haliyle. Ancak süreç bir gün önce dil yoktu, bir gün sonra artık dil var denemeyecek kadar geniş bir geçiş sürecini de içeriyordu. Haliyle isim takmayı da pekala doğrudan dilin varlığıyla ilişkilendirebilirsiniz. Dil öncesi isimler, dil sonrası isimler diye ayırmak açıklaması güç başka sorulara yol açacaktır. Bunun yerine bilgisayar programlama dilleri gibi daha temel seviyelerdeki dillerden ve daha kompleks dillerden bahsetmek daha düzenli bir kategorilendirme olur.

Ancak atalarımızdan kastettiğiniz şey de önemli. Doğrudan homo sapiens özelinde konuşacaksak büyük olasılıkla daha en baştan itibaren yetkin şekilde sözlü iletişim kurabiliyorduk. Çünkü yukarda anlattığım taş alet teknolojilerini geliştirenler sapiens değil. Lomekwi ve Oldowan aletler için habilis ve kenyantropus en olası seçenekler. Aşölyen aletleri ise erektus geliştiriyor ve sonrasında neanderthaller tarafından üretimi de yaygın biliniyor. Daha sonrasında ise bunu daha kompleks mousteryen aletlerin yapımında öncül olarak kullanıyor neanderthaller. Bilinen en erken sapiensler ise 300.000 yıl önceye ait. Haliyle sizin hangi kısmı sorduğunuz önemli. Örneğin 3.3 milyon yıl önce lomekwi kültürünün 3 milyon yıl önce oldowan endüstrisinin oluştuğundan bahsetmiştik. İşte bilinen en erken sapiens fosillerinden günümüze kadar geçen süre de bu kadar. Haliyle Lomekwi taş aletleriyle ilk sapiens fosiller arasındaki süre gerçekten devasa. Bu süreçte gelişen şeyleri zaten edinmiş olarak var olduk.
0
akhenaten
(24.07.24)
geçenlerde internette fillerin birbirlerine isimleriyle hitap ettiğine dair bir haber okumuştum.

bence insan denen tür, yazılımında dil becerisi ve bilinçle dünyaya geldi ve geldikleri andan itibaren iletişim başladı.
0
kullanıcı adı
(25.07.24)
(2)

Klimanın dış çalışma sıcaklığının yüksek olması, soğutmasını da etkiler mi?

ananiyimioguz
24.000 btu bir klima buldum ancak 2 farklı modeli var.Aralarında da 5bin tl oynuyor sadece.Tüm özelliklerine bakıyorum, her şeyi aynı. Bir fark göremedim.Sonra ufak bir detayı fark ettim, her şeyi aynı evet ama ucuz olanın soğutma için max çalışacağı sıcaklık 46 dereceymiş.Pahalı olanın 54 dereceymi
24.000 btu bir klima buldum ancak 2 farklı modeli var.

Aralarında da 5bin tl oynuyor sadece.

Tüm özelliklerine bakıyorum, her şeyi aynı. Bir fark göremedim.

Sonra ufak bir detayı fark ettim, her şeyi aynı evet ama ucuz olanın soğutma için max çalışacağı sıcaklık 46 dereceymiş.

Pahalı olanın 54 dereceymiş.

Şimdi tamam bu demek oluyor ki cehennem sıcağı da gelse soğutacak tamam ama gelmedi diyelim dışarısı normal 40 derece.

Bu durumda da diğeri daha mı iyi soğutur sizce? Yani daha mı soğuk üfler, olayı nedir çalışma sıcaklığının yüksek olmasının? Ne değişince daha sıcakta da çalışabiliyor?
0
ananiyimioguz
(23.07.24)
evet, performansını etkiler. biri %70 güç ile çalışacakken diğeri %90 ile çalışacak. dolayısıyla etkiler.

ayrıca, dışarısı 40 dereceyse dış ünitenin de dışarı yaydığı ısıyı hesaba katmak lazım. ünitenin olduğu alan 40tan fazla olacaktır.
0
oekuklu
(23.07.24)
dış ünite doğrudan güneş alan bir yerse ona göre düşünülmesi de lazım.
0
phonex
(24.07.24)
(4)

Kullan-at plastik ağız çalkalama bardağı / shot bardağı

ananiyimioguz
Hanım şundan arıyor da https://ibb.co/3NhPKgkİnternette bulamamış. Ben de bulamadım.Ne diye aratsak biledim.Denediğim keywordler: plastik mini bardak, plastik shot bardağı, plastik ağız çalkalama bardağı.Bir de bunun sebil bardaklığı gibi tutamacı olmalı tabi hoş olması açısından.Tavsiye ve fikirler
Hanım şundan arıyor da ibb.co

İnternette bulamamış. Ben de bulamadım.

Ne diye aratsak biledim.

Denediğim keywordler: plastik mini bardak, plastik shot bardağı, plastik ağız çalkalama bardağı.

Bir de bunun sebil bardaklığı gibi tutamacı olmalı tabi hoş olması açısından.

Tavsiye ve fikirlere açığız.

Klinik lavabosuna konulacak listerine ile birlikte.
0
ananiyimioguz
(22.07.24)
Şu değil mi: www.stilobje.com

Farklı seçenekler için 30 ml ya da 4 oz köpük/plastik bardak diye arat istersen.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(22.07.24)
naylonculara sorun çıkar bence
0
titanyum22
(22.07.24)
plastik olmasi sart mi? benim discinin verdigi shot bardagi kagit.
0
hot potato
(22.07.24)
nolmus yani
(22.07.24)
(2)

Orijinal Samsung Bataryası Nasıl Bulunur?

ananiyimioguz
Selamlar, galaxy note 10+ bataryası arıyorum. 400 ila 1500 lira arasında değişiyor internetteki fiyatlar ancak hangisi orijinal bilemedim.Güvendiğiniz, bildiğiniz bir yer var mı?Bildiğim kadarıyla mesela apple, dışarıya orijinal parça vermiyor.Yani piyasada orijinal diye satılanlar %100 çakmadır. ta
Selamlar, galaxy note 10+ bataryası arıyorum. 400 ila 1500 lira arasında değişiyor internetteki fiyatlar ancak hangisi orijinal bilemedim.

Güvendiğiniz, bildiğiniz bir yer var mı?

Bildiğim kadarıyla mesela apple, dışarıya orijinal parça vermiyor.

Yani piyasada orijinal diye satılanlar %100 çakmadır. tabi eğer çıkma değil ise.

Lisede yetkili apple servisinde çalışmıştım, orada bile eski çıkan ürünü koyup kargoluyorsunuz apple a, ancak öyle orijinal ürünü takabiliyorsunuz.

Ama samsung öyle değil diye biliyorum dışarıya veriyor bence?

Nasıl bulabilirim?

Direkt samsung a gönderemiyorum çünkü sadece istanbul veya ankarada batarya değişimi yapılıyormuş saçmalığa bakın -_- en az 1 hafta telefonsuz kalacağım ki çok sıkıntı olur banka ve şirket işlerim için. O yüzden gönderemiyorum.

Ama alırsam kendim takabilirim.

Bu arada aradım sordum 1800 demişlerdi 1-2 ay önce şimdi 2000tl olmuştur değişim ücreti.

gsm iletişimde falan 1000tl ama onlar orijinal takıyorlar mı bilmiyorum.

Edit: aradım sordum, adam kesinlikle orijinal üründür diyor.

Edit 2: sözlükte pek hoş yorumlar yok o yüzden emin olamadım çakma olabilir.
0
ananiyimioguz
(22.07.24)
Ben telefon tamircisinden tedarik etmiştim samsung bataryasını. Muadil batarya vardı elinde, bir gün beklersen orijinal de getiririm deyince bekledim. Bataryayı taktıktan sonra eski bataryamı ve yeni bataryanın kutusu ile geri vermişti bana. Kutu böyle filigranlı seri numaralı falandı. Yeni batarya ile alakalı bir sıkıntı da yaşamadım.

Tamircilere sormayı deneyebilirsin.
0
gyroscope
(22.07.24)
@ gyroscope, teşekkürler pasajlarda sordum en kral tamircilere ama
"yok hocam yok samsung un kendi taktıkları dışındakiler hepsi çakmadır"

dediler. belki anteptekilerde yoktur.

Eskiden bataryaların çıktığı dönemde satılıyordu orijinal olarak ama gömülü gelmeye başladıktan sonra piyasaya satmadı sanki samsung.
0
🌸ananiyimioguz
(22.07.24)
(2)

Reddit teknoloji gurularına bir soru

ananiyimioguz
Ultra wide 49" bir monitör aldım.Boyutu tam olarak 2 adet 27" monitörü yan yana koyulmuş hali.Çözünürlüğü de 5120x1440Laptobumda da rtx 4070 ekran kartı var.Normal kullanımda hiç bir sıkıntı yok.Forza Horizon 5 oynuyorum, bu çözünürlükte 100fps veriyor (sanırım şu yeni nvidia teknolojileri sayesinde
Ultra wide 49" bir monitör aldım.
Boyutu tam olarak 2 adet 27" monitörü yan yana koyulmuş hali.
Çözünürlüğü de 5120x1440

Laptobumda da rtx 4070 ekran kartı var.

Normal kullanımda hiç bir sıkıntı yok.
Forza Horizon 5 oynuyorum, bu çözünürlükte 100fps veriyor (sanırım şu yeni nvidia teknolojileri sayesinde)
Baldur's Gate 3 oynuyorum, hiç bir sıkıntı yok.

Fakat ne hikmetse euro truck simulator veya city car driving gibi aşırı basit oyunları oynarken görüntü 1-2 kere gidiyor. sonra komple monitörün sinyali gidiyor sadece ses geliyor.

Hdmi i çıkarıyorum görüntü laptop ekranına da gelmiyor. Donuyor falan pc. Güç tuşundan kapatmak zorunda kalıyorum.

Sistemim ve driverlarım güncel. bunu redditte hangi kanallara sorabilirim? ülkemizde pek 49inc monitör deneyimi olan yoktur herhalde sanmıyorum.

Edit: chat gpt ye sordum 3-5 kanal önerdi yazdım ama tavsiyelere açığım.
0
ananiyimioguz
(21.07.24)
nvidia'nın laptop'taki dahili ekran kartının ve harici ekran kartının hangi oyunlarda/uygulamalarda kullanılacağını belirleyen bir uygulaması olacaktı. o uygulamadan bu oyunlarda hangi kartın kullanılacağını kontrol ettiniz mi? otomatik gibi bir ayardaysa 4070'i seçerek deneyin bir de.
0
shadowfollower
(21.07.24)
@ shadowfollower, zaten biostan kapattım intel i, sadece harici gpu çalışıyor. yani onboard ile açılıyor olamaz.
0
🌸ananiyimioguz
(21.07.24)
(5)

Sago Ceza ile neden konuşmuyor

ananiyimioguz
Sebep belli mi ben hiç duymadım olayları da çok bilmiyorum gerçi ama merak ettim bu kadar inat ne içinmiş acana?
Sebep belli mi ben hiç duymadım olayları da çok bilmiyorum gerçi ama merak ettim bu kadar inat ne içinmiş acana?
0
ananiyimioguz
(19.07.24)
Ben baristilar diye biliyorum fakst hocam simdi ben senin kankan olsam bigun sana sovsem kavga etsek ardindan seneler sonra barissak sen eskisi gibi olabilir misin olmazsin bu yuzden bence gorusme yok
0
Zetnikov
(19.07.24)
Tamamen Kolera'nın Sago'yu doldurmasıyla ilgili. Tipik bir Türk kadını olarak kocasını çevresindekilerle düşman edip yalnızlaştırdı, daha köşeli hale getirdi. Neyse ki Sago kurtuldu bu ruh emiciden.
0
sir william jones
(19.07.24)
berkut'la cezanın da arası bozuktu.

Asıl niyetleri bilemeyiz ama aynı kulvarda bulunanların arasındaki gerilimler ile tanınmak duyulmak daha kolay.
Rakip, her alanda lazım.
Gündeme gelmek, tanınmak ve
gündemde kalmanın bir yolu.

Intel - AMD
İktidar - muhalefet
Windows - linux
Edi ile Büdü..
0
diyecevaplandı
(19.07.24)
Kolera yüzünden. Ceza'nın annesi kansere yakalanıyor. Ceza'da annesinin tedavi masraflarını karşılamak için reklam filminde oynuyor. Kolera'da ceza ile ilgili "allah kimseyi reklamlarda oynayacak kadar parasız bırakmasın" gibi bir cümle koruyor. ceza da sinirlenip kolera'ya mürekkebi doldurudum diye diss atıyor. sogopa'da kolerayla sevgili olduğu için ceza ya Disstortion EP diye diss atıyor. buradan sonra film kopuyor ve ceza ile sagopa arasında arkadaşlarının da katıldığı dissler başlıyor.
0
komando kani var bende
(19.07.24)
kolera yüzünden

iki erkek dünyayı fethedebilir ta ki bir kadın çıkıp gelene kadar swh

komando +1 tüm hikaye bu aslında. sonra bi de ayrıldı bunlar anlamsızlaştı bu iş tabi.
0
baldan kaymak
(19.07.24)

Şu back vokalin adı neydi?

ananiyimioguz
sb. https://www.youtube.com/watch?v=Y0CU4H99PtA&t=114s
0
ananiyimioguz
(13.07.24)
(8)

Rahat çalışan insan yurt dışında iş bulabilir mi?

ananiyimioguz
Ben rahatlıktan bırakın yurt dışını yurt içinde bile iş değiştirmiyorum.Çünkü remote yani, kimse sıkı takipte de değil.Her sabah 9da toplantımız varsa 8.55te uyaniyorum.Toplanti bitince bazen yine uyukluyorum ya da kahvalti hazirliyorum yiyorum derken 10 11 gibi işe başlıyorum.Bazen 4e 5e kadar sıkı
Ben rahatlıktan bırakın yurt dışını yurt içinde bile iş değiştirmiyorum.

Çünkü remote yani, kimse sıkı takipte de değil.

Her sabah 9da toplantımız varsa 8.55te uyaniyorum.

Toplanti bitince bazen yine uyukluyorum ya da kahvalti hazirliyorum yiyorum derken 10 11 gibi işe başlıyorum.

Bazen 4e 5e kadar sıkı çalışıyorum, bazen de gunluk ev işlerim veya dışarı işlerim oluyor onları yapıp geliyorum akşam devam ediyorum.

Bazen o gün hiç çalışmıyorum sabaha karşı 5te uyanıyorum 9a kadar tüm işleri hallediyorum. Maksat planlanan işlerin bitmesi yani. Bittikten sonra ne yaptığını çok önemsemiyorlar. Ama kimi şirket sıkı takip yazılımları kullanıyorlar.

Sonuçta yani kontrol bende, muhatap olduğum insanlar az. Ekibim iyi, gayet herkes birbiriyle guzel anlasiyor. Birisinin isi oluyor cikiyor 2 saat yokum idare eder misiniz diyor ediyoruz falan.

Şirket imkanlari, özel sağlık falan da kapsamlı.

Sadece maaşlar çok iyi değil. Yine de elime 40-50 geçiyor. Temmuzdan sonra 50-60 olur ama yine az.

Ben hayatimi işe adamayi seven bir insan degilim. Zaman akip gidiyor. Eşimle gezmem lazım, hobilerimle ilgilenmem lazim, filmimi izleyip oyunumu oynamam lazım.

Yoksa bazi arkadaslarim var esek gibi calisip benim 2 katim kazanabiliyor.

Sektörüm yazılım oldugu için biraz sınır kendinizsiniz.

Yurt disina gidenler de 3 4 katım kazanabiliyor. Fakat ben bu rahatlıkla yurt dışında tutunabilecegimi düşünmüyorum.

Yani "gidersen it gibi calisman lazim orada rahat adama kimse para vermez" diyor musunuz yoksa 5000 euro degil de 3000 euro kazanayim ama az işim olsun... diyebilecegimiz sirketler var mı?

Normalde avrupanin düzenini ve refahini seviyorum. Burada cocuk falan da dusunemiyoruz belki orada düşünürüz. Dili ilerletip zorlasam mı diyorum ama bu rahatligi bulamam diye motivasyonum yok.

Bir de havasını sevmiyorum ama olsun düzen ve refah daha önemli tabi.
0
ananiyimioguz
(09.07.24)
dostum bize yansittiklarin anlattiklarin isiginda senin esinle yurtdisina gitmen kabus olur. bekar olsaydin neyse de senin esinin sebat edip beraber yurtdisinda tutunabilme ihtimaliniz sifir. esin asiri savurgan ve materyalist ve bu formulun avrupada tutma ihtimali yok.

senin calisma motivasyonunun vs dusuk olmasindan ote esas sorun bu bence.
0
hot potato
(09.07.24)
@ hot patato, eşim benden daha disiplinlidir ya yapar yurtdisinda da..

Savurgan oldugunu düşünmüyorum. İşine de harcar yatırımını da yapar ama parası hemen bitmedigi için kendinde harcamayı ya da harcamamı normal görmek istiyor.

Yoksa yani millet 100 bine düğün yaparken biz 10bin e yaptik. Millete 300 500 altin takılıyorken bize 50-100 takıldı. Milletin evi hazır eşyası hazır iken biz kiralık ev ve 2.el eşyalar ile takılıyoruz. Evimiz şehirdeki en ucuz kiraların olduğu semtlerden birinde.

Yani göründüğü kadar önemsedigini düşünmüyorum öyle şeyleri.

Avrupada daha cok kazanirsak daha guzel harcasin işte. Ben de harcarim oyle olunca.
0
🌸ananiyimioguz
(09.07.24)
İsveçten bildiriyorum. Bu anlattığın çalışma şartları buranın normal çalışma şartları.
Full remote değil benim şirketim. Full remote olanlar da var, yarı yarıya olanlarda. Herkes kendini kontrol ediyor. işini yapıyosan kimse yapiyosun demez. İşin varsa ooo atar çıkarsın, kimse neredesin demez. Müsait olunca tamamlarsın ya da saatlik izinler var onlardan girersin falan.
Kesinlikle çalışkan insanlar değiller avrupalılar. İsveçliler hiç çalışkan da olmamışlar zaten. Sonları pek iyi değil bence.
Çocuk işi falan da rahat. Zaten ebeveynlik izni anne baba toplam 480 iş günü. Çocuk 8 yasına gelene kadar kullanılıyo. Kreş, okul falan her şey bedava.
Bence senin aradığın şey avrupa
0
zimbirik
(09.07.24)
Buradaki ev kira, eşyalar ikinci else bence bir çıkın deneyin. Hanımın memuriyetinin yanma durumu yoksa ya da dönerseniz iş bulmakta zorlanmayacaksa. Sen her türlü her yerde iş bulursun. Ya da full yerleşmeden önce yabancı şirketlerle freelance çalışabilirsin buradan. Çalışma stillerini, sana uyup uymadığını görmek için.
0
sekizdokuzon
(09.07.24)
yurt dışında iş bulabilir mi? sorusunun cevabı çalışma iznine bağlı. çalışma iznin yoksa iş başvurusu yapamazsın. türkler nedense uçağa atlayıp göç edilebileceğini sanıyor.
0
ferenc
(09.07.24)
Hollanda'dan bildiriyorum. Calisma sartlari cok yogun degil bence. Her yerde oldugu gibi burada da sorsan tabii ki herkes cok yogun, bazilari icin de gercekten oyledir. Neyse normal bir tempo olmasi beklenen durum.

Normalden eksik calismak expatlar icin nasil olur bilmiyorum, 32 saat calismak yani bir gun eksik calismak talep edilebiliyor, cogu yerde normal karsilaniyor. 32 saatten az olmaz sanirim size calisma izni falan alacaklari icin. Tabii maas da bu eksik calismaya gore hesaplaniyor, bence isveren icin de harika birsey, sonucta benzer is yapiliyor sadece bir gunluk yokluk var, odenen para %20 dusuyor.
0
mbond
(09.07.24)
otur oturdugun yerde keyfin yerinde boşver.
0
sizofren06
(10.07.24)
hollanda’da yazilimciyim, senin yazdigindan daha rahatim. biraz kisinin kendisiyle de alkali bir sey. islerini cogunlukla yetistiriyorsan, ilk etapta isi de bulabiliyorsan istedigin gibi takilabilirsin.
0
lemmiwinks
(10.07.24)
(19)

Teklif yıldönümü? Yüzük yıldönümü?

ananiyimioguz
Kafama takıldı hani diz çöküp teklif ediyoruz da yüzük takılıyor ya, o günün adı ney? Kutlanıyor mu bu gün? Hani evlilik yıldönümü kutlanıyor o tamam da bunu bilemedim. (opsiyonel) sanırım :)Neyse hesaplarıma göre bugün o günmüş gideyim hanımın gönlünü alayım diyorum ama "... günümüz kutlu olsun" de
Kafama takıldı hani diz çöküp teklif ediyoruz da yüzük takılıyor ya, o günün adı ney? Kutlanıyor mu bu gün? Hani evlilik yıldönümü kutlanıyor o tamam da bunu bilemedim. (opsiyonel) sanırım :)

Neyse hesaplarıma göre bugün o günmüş gideyim hanımın gönlünü alayım diyorum ama "... günümüz kutlu olsun" derken ne diyeceğim bilemedim. Nişan desen değil, sevgililik desen değil.

Edit: O ilk yüzük söz yüzüğü mü oluyordu? Yani sözlenme günü olabilir mi?
0
ananiyimioguz
(05.07.24)
"Sana yüzük taktığım o kutlu günün seneyi devriyesi" dersin. Adı çok önemli değil, önemli olan hatırlaman.
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
Bence bugün, 'Bugün diz çöküp sana evlenme teklif etmiştim, değil mi, ne güzeldi.' falan diye sohbet içinde bi cümleyle geçiştirip, birkaç gün sonra sebepsiz bir gönül alma yap.

Aksine bugün için bir şey yaparsan, hayatının geri kalanında hatırlayıp bir şey yapmakla mükellef olduğun bir günün olur.
0
Mirket
(05.07.24)
@mirket: kadınlara neden Pavlov'un muamelesi yaptın üstat? :)
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
Pavlov'un köpeği*
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
@ mirket, dsdfgh valla bana kalırsa geçmişteki günlerin hiç bir önemi yok sürpriz de hediye de öyle estiğinde yapılmalı da işte kadınlar günü gününe kutlanınca bile gayet mutlu oluyor o yüzden o kadar derin düşünmeye gerek yok bence.
0
🌸ananiyimioguz
(05.07.24)
Geçirt bir romantik atak be, arkandayız. Koçum benim!
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
🌸ananiyimioguz
(05.07.24)
@sekizdokuzon, Hayat bana ne öğrettiyse ben onu dedim valla.

@ananiyimioguz, Kadınlar ne kadar mutluysa biz o kadar mutluyuz Abi. Hazırla güzel bir sürpriz yengeye :)
0
Mirket
(05.07.24)
Evlilik teklifinizin yildonumu ama dogrudan boyle demek yerine biraz susleyip "bana evet dedigin o gun" falan diye baglarsiniz, sene-i devriye falan demeyin aman :)
0
birnevibahar
(05.07.24)
@birnevibahar: desin ya, sonra da Muribbi'den kaside okusun. Lütfen °°
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
Muhibbi* pardon
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
@sekizdokuzon, peki, olmadi "Stanbulum, Karaman'ım, diyar-ı milket-i Rum'um" diye baslasin, sonra yarinki macin anlam ve onemine binaen "diyar-i cermenim" diye eklesin olur mu?
0
birnevibahar
(05.07.24)
"Hayatım, yaşama sebebim, ömrüm, kevser şarabım, Cennet'im
Baharım, sevincim, gündüzüm, güzel yüzlü sevgilim, gülen gülüm.
Sevinç kaynağım, eğlencem, meclisim, kandilim, güneşim, mum ışığım
Turuncum, narım, portakalım, benim harem ışığım." dese yeter <3
0
sekizdokuzon
(05.07.24)
böyle jestlere aç olan ülkem kadınları için sonrasını da paylaşırsanız mahsuru yoksa.
ne güzel bir örnek oldunuz.
tekrarını isteyeceğini sanmıyorum ama çok sevineceğinden eminim.
0
janderzel zartanyan
(05.07.24)
benim hatunla anlasmam her 5 senede bir yuzugu yukseltmek seklinde.
rutbesi arttikca eskisini verip ustune para ekleyip yenisini aliyoruz.
duz er olarak basladi, su anda cavu$ kendisi.
0
cooperr
(05.07.24)
Abi sen teklif sırasında yüzüğü ağzında çıkarmak isteyen arkadaştın yanlış hatırlamıyorsam, efsane yol katetmişsin valla helal :)))

şaka bi' yana kutlaman güzel olur, hanım da böyle altın fln seviyordu diye hatırlıyorum " ala ala bunu mu aldın " demişti sana :)))

bence kesinlikle kutla, küçükten hediye de güzel olur, bütçe yok dersen şarap, çiçek, küçük kutu çikolata 10 numara 5 yıldız.

her sene bekler diye çekinme, beklesin nedir yani, şarabı, çiçeği alır gözlerinin içine bakarsın, gayet de güzel olur.
0
kumandanim
(05.07.24)
Nolur böyle her şeyin yıldönümü kutlamasını normalleştirmeyin. Yıldönümü denen şeyin de bir özelliği bir güzelliği kalsın. gönül alınacaksa gönül alma hediyesi verin gitsin. 64353366 tane yıldönümü olunca olay çok sıradan hale geliyor büyüsü bozuluyor yıldönümü kutlama olayının
0
Sermet Hörmet
(05.07.24)
@ kumandanim, öeh hocam nasıl hatırladın valla korkulur sizden sdfjsg

ya altın sever deyince hanım için böyle bilezikleri dizip şıkır şıkır gezen bir karaktermiş gibi oluştu herkesin gözünde :D Öyle değil de uslubunda sıkıntı var sanırım. Bazen dövüşüyoruz ben onun bişeyini kutlamıyorum o benim aldığım şeyi beğenmiyor falan. Bir bakıyorsun iş yerini ziyaret ettim diye havalara uçuyor, bazen de ters zamanındaysa paraya kıyıp aldığım hediyeyi beğenmiyor itin seyine sokuyor git gelli biraz alıstım artık :(

@ Sermet Hörmet, kesinlikle katılıyorum zart günü zurt günü diye kusucam artık milletin göstermelik kutlamalarından. Biz normalde tarihleri bile hatırlamayız mesela geçen sene kutlamadık doğum günü ve evlilik yıldönümü dışında.

Ama 1-2 aydır hanım çok telefon bilgisayar kurcalıyor diye şifre koymuştum aramız limoniydi onu çözmek için bahane oldu.
0
🌸ananiyimioguz
(06.07.24)
Bu arada merak eden için de gittim güzelce bi bahar çiçeklerinden buket yaptırdım. Üstüne de "Aldığım en güzel "Evet" için..." yazdırdım.

Tam işten çıkmadan yetiştim bu günden de haberi yokmuş anlamadı. Notu oku bakalım dedim falan mutlu oldu baya ama çok da çaktırmadı sdfjsg

Neyse sonra oradan aldım yemeğe çıkardım daha önce gitmediğimiz ama gitsek mi diye sürekli baktığımız bir yer vardı. Orada da sohbet muhabbet, arada tansiyon yükseldi falan ama www.youtube.com en son tatlıya bağlandı şu an her şey yolunda. Bir dahaki gerilime kadar en azından :D
0
🌸ananiyimioguz
(06.07.24)
(5)

Kiralarda tavan zammı %65 hikayesi

ananiyimioguz
Biz her sene 1 yıllık sözleşme ve tahliye taahhütnamesi imzaladığımız için sanırım bizi ilgilendirmiyor?5 olan kirayı 10 yapmıştı, şimdi de 20 yapabilir ev sahibi değil mi?Yoksa sınır var ona göre yükseltebilirsin diyeyim mi?
Biz her sene 1 yıllık sözleşme ve tahliye taahhütnamesi imzaladığımız için sanırım bizi ilgilendirmiyor?

5 olan kirayı 10 yapmıştı, şimdi de 20 yapabilir ev sahibi değil mi?

Yoksa sınır var ona göre yükseltebilirsin diyeyim mi?
0
ananiyimioguz
(03.07.24)
her sene 1 yıllık sözleşme derken o kısmı anlamadım. 65 tavan hikaye değil.
0
sizofren06
(03.07.24)
kiraz sözleşmesi imzalanıyor ya hani 1 yıl 5yıl 10 yıl. biz onu 1 yıllık imzaliyoruz sanki sonra çıkacakmış gibi.

o yüzden her yıl yeniden yapıyoruz.

ve bildiğim kadarıyla böyle yapınca kira sıfırdan belirlenebiliyor?

buradaki bütün ev sahipleri öyle yaptığı için başka çaremiz yok.
0
🌸ananiyimioguz
(03.07.24)
kira sözleşmeleri bir yıllık olsa dahi aksi belirtilmedikçe otomatik uzar.
0
new day new life
(03.07.24)
Her sene imzaladığınız kontrat önemli değil. ama her sene tahliye taahhütnamesi imzalıyorsanız bu önemli.
Sınır var deyip istediği zammı yapmazsanız taahhütnameyi devreye sokar. Her sene alıyorsa zaten sebebi bu.
%25 sınırı varken her sene tahliye taahhütnamesi bir nebze anlaşılabilir, ama bu sınır kalktı. İkna edebilirseniz bir sonraki sene normale dönmeyi tekif edin derim.
0
artci sarsinti
(03.07.24)
@ artci sarsinti,

Normalde adam senet imzalattırıyor ve tehliye taahhütnamesi doldurtturuyordu.

Fakat son senemize girdik hiç bişey istemedi öyle dümdüz devam ediyoruz.

Sanırım artık güvendi günü gününe veriyoruz çünkü.

Kirayı desen banka üstünden almıyor kaç kere söyledim, elden alıyor vergi çıkmasın diye sanırım.

Ama açıkçası bu yıl ben hiç bişey imzalamadım. Sanırım şuan sadece kira sözleşmemiz uzuyor? tahliye düşmüş müdür?

Yani yeni zammı kabul etmezsem çıkartamaz mı?
0
🌸ananiyimioguz
(05.07.24)
(9)

Doğum hızlarına bakılırsa 100 sene sonra biz yokuz?

ananiyimioguz
Bizim doğum hızımız 1.51 e düşmüş, sığınmacıların da 5.3 deniliyor.Bu hesaba göre 42 yıl sonra nüfus eşitleniyor.100 yıl sonra da 300 milyon türk 2.3 milyar sığınmacı oluyorlar.Tabi doğum hızlarının aynı kaldığını düşünürsek.. hepsi düşebilir veya bizimkilerin iyice azalıp sığınmacıların iyice artab
Bizim doğum hızımız 1.51 e düşmüş, sığınmacıların da 5.3 deniliyor.

Bu hesaba göre 42 yıl sonra nüfus eşitleniyor.

100 yıl sonra da 300 milyon türk 2.3 milyar sığınmacı oluyorlar.

Tabi doğum hızlarının aynı kaldığını düşünürsek.. hepsi düşebilir veya bizimkilerin iyice azalıp sığınmacıların iyice artabilir.

Sanırım demografik dönüşüm için devlet de bu insanlara doğum ve çocuk para yardımı yapıyor. Ki rahat rahat hızlıca dönüşüm sağlansın diye.

Daha doğrusu abd yaptırıyordur da neyse işte bu durumda iktidar sahipleri, bir bakıma vatanı satmış olmuyorlar mı? Yoksa akp yerine chp veya x parti de olsa aynı şey kaçınılmaz mı olurdu?
0
ananiyimioguz
(02.07.24)
O zamana kadar dinamikler degisir, belli olmaz ne olacagi. Suriye'de durumlar daha iyi olur belki gidenler olur. Belki Turkiye'de bir takim sikintilar olur onlar icin veya genel, gene gidebilir bir kismi.

Bahsettiginiz donusumu devlet neden istiyor olabilir? Buradan ne tarz bir fayda sagliyorlardir? Siginmacilara ekstra bir yardim mi yapiliyor, ya da cocuk sayisi arttikca katlanarak yukselen rakamlar mi soz konusu?

Birisinin vatani kurtariyor/kurtardi dedigi kisiye, baskasi vatani satti/satiyor diyebiliyor. Bahsettiginiz gibi kirli amaclar varsa vatani satiyor denebilir tabii. Parti falan farketmez bu arada, cok sesi cikanin kafasini eziyorlar. RTE nasil secilmeden once ABD yollarinda gorulduyse, Kilicdaroglu da goruldu. Eger ABD'nin diger ulkeleri boyle oyunlarla zayif tutmaya calistigina inaniyorsaniz, buna karsi cikacak partiler iktidara gelirlerse cok zorlu sinavlardan gecmek zorunda kalabilirler.
0
mbond
(02.07.24)
kimse suriyeli birine doğum kontrol yardımı yapmıyor. neredeyse çeyrek asırdır erdoğan yönetiyor ülkeyi.
hala tanıyamadınız mı, değil oy için savaşçı olsunlar diye bile fukara birine 1 kuruş vermez.
lütfen spekülasyon yapmayın.
www.gazeteduvar.com.tr
www.yeryuzupostasi.org
tele1.com.tr


ayrıca o hesaplar öyle değil merak etmeyin. 5 kuşak sonra suriyedekiler dahil dünyada toplam 8 milyar suriyeli olmayacak tabii ki.
0
patronaj1
(02.07.24)
Son zamanlarda sorduğun sorulara bakılırsa bir aydınlanma yaşıyorsun sen :))
0
Mirket
(02.07.24)
Doğum hızıyla bu hesap yapılamaz, ölüm var, evlilikler var, çocuk ölümü var.

Yine de sadece elindeki veriyle Python kullanılarak yapılan hesapla 84 yıl sonra eşitleniyor görünüyor.

Suriye'nin toplam nüfusu (savaştan önce) onca senede 22 milyona ulaşmış zaten 2.3 milyar çok yanlış bir hesap.

Olaya gelince;

ABD bu halkı silahlandırıp savaştırmak istedi. Kabul etmediler.

ABD ve müttefikleri Türkiye'ye ziyaretler yaptılar. Bize güvenmiyorlar ama size güvenirler şu işe el atın dediler.

Hükümet destek verince batıdan kaynağı belirsiz sıcak sermaye geldi. Dolar 1.5 TL ye kadar düştü. Ucuz doları kredileri bir güzel yedik. Toplum sesini çıkarmadı.

YPG-PYD ele geçirilen yerlerde bayrak çekip ben devlet kurdum deyince batılıların bizimle işi bitti.

Savaş boyunca Türkiye'ye soktukları sıcak sermayeyi geri çektiler.Gerçek ekonomiyle yüzleştik.

Bizimle savaşan komuta ettiğimiz öso'yu alıp kuzeye çekildik. Bölgede yaşayanları da Batılılarla konuşup Türkiye'ye getirdik.

Şimdi YPG bölgenin yüzde 60'a yakınını kontrol ediyor. Bir sözde devlet kurduğunu ilan etti ve seçim yapacaklardı biz engelledik. Ertelediler.

İran ve Türkiye sözde kantonu tanımıyor. Esad tanımıyor ama ilişkileri var.

Buradaki sığınmacıların akrabaları orada YPG ye karşı bizimle birlikte hareket ediyor.
0
hebanon
(02.07.24)
@ mbond, para?

@ patronaj1, nasıl yani göçmenlere yardım yapılmıyor mu? Avrupa o kadar parayı ne için verdi? Biz onları beslemezsek, yardım yapmazsak, ne diye burada kalıp bol bol çocuk yapsınlar ki?

@ Mirket, bazen belki birilerinde kıvılcım çaktırır da faydam olur diye yeni aydınlanmış gibi yapıyorum.

@ hebanon, tabii ki de hesaba diğer etkenler katılmadan yapıldı ancak yine de tehlikenin farkına varmak için yeterli bir işlem bence.

sorun sadece sığınmacılar değil ki. yıllardır laiklik ve cumhuriyete açılmış bir savaş var. eğitim yok edildi, adalet, liyakat, ekonomi kasıtlı bir şekilde çökertildi, dışa bağımlılık artırıldı. o yüzden bu da planın bir parçası gibi geliyor. sonuçta bu kadar kontrolsüz, bilinçsiz, ne olduğu belli olmayan insanların ülkeye doldurulmasının ne gibi bir faydası olabilir? Tamamen ülke yapısını bozmak amaçlanmış gibi geliyor.

Belki 100binde 1 ihtimal biri ülkeye hayırlı çıkar veya ucuz işçi olarak kullanılırlar. Onun dışında neye yarar bu insanlar?
0
🌸ananiyimioguz
(02.07.24)
100 binde 1 mi? Siginmacilardan yan gelip yatanlar da vardir elbet ama siginmacilarin cogunlugu turklerin pek de yapmak istemedigi "pis" islerde cok yaygin kullaniliyorlar diye biliyorum. Ornek olarak her turlu metal iceren saglik bozucu isler, oto yikama, cesitli uretim ve tamir isleri vs. Yani bir nevi 1960-1980 arasi Almanya'daki turklerin durumuna benzer, tabii daha zor kosullarda calisiyor olabilirler.

Doktor falan da var da hadi bunlari uc ornekler sayiyorum.

Neyse ben de gitmelerini isterim de argumanlariniz cok klise seyler gibi geldi.
0
mbond
(02.07.24)
Dün sözlükte bir başlık gördüm, mülteciler rus olsaydı gibi bir başlık. Bir badimin yazdığına çok katılıyorum, bunlar gibi davrandıktan sonra rus ingiliz iskandinav japon şu bu fark etmez ki. Terör işliyorlar şu anda. Terör yapana terörist denir mülteci değil.

Aynı şekilde, yönetim kadrolarında her kim olursa olsun kendi milletini mültecilere ezdirdiği takdirde vatan hainliği yapıyor denir. Dem parti mültecilere sahip çıkacaz mı ne demiş, hiç beklemezdim, al birini vur öbürüne işte. Hiçbir farkı yok.
0
muhayyer divan
(02.07.24)
@ananiyimioguz, harikasın

@hebanon, çok güzel bir noktaya parmak basıp doğum ve ölüm oranı arasındaki dengeden bahsetmişsin
Suriyede doğum oranı ve bebek ölüm oranı yüksekliği birbirini dengeliyor olabilir. Ancak şu an Türkiye'deler. Bebek, Aile Sağlığı Merkezlerince hamilelikten itibaren Devletin kontrolüne giriyor. Bebek ölüm oranı suriyedeki gibi yüksek olmayacak ve o eski denge bozulacaktır. Bunu gözardı etmemek lazım. Aynı durum yetişkin ömrü için de geçerli tabi.
0
Mirket
(02.07.24)
Burda böyle sorular sorulmaz :) ben de geç öğrendim. Böyle sorular sormuyorum vakit kaybı.

Bizde yaşlı nüfus çok. Genç nüfus onlarda fazla olduğu için ölümler de az olacaktır.
0
sevilen progressive türkücü
(02.07.24)
(9)

Halk sokağa inip göçmenlere rahat vermezse ne olur?

ananiyimioguz
Kayseri'de yaşanan olayın ülke genelinde yapıldığını düşünün.Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna
Kayseri'de yaşanan olayın ülke genelinde yapıldığını düşünün.

Bu insanlar barınamayıp ülkelerine veya kaçak yollarla başka ülkelere gittiklerinde, abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?

Normalde hükümete paralar yağdırıp istediklerini yaptırıyorlar.

Fakat halk, istemedikleri şeyi yaparsa buna nasıl engel olabilirler?
0
ananiyimioguz
(01.07.24)
Halk bastırılır ve her şey eski haline döner.

Halk çok ısrarcı olursa hükümet istifa etmek durumunda kalır. Yeni hükümet göstermelik bir şeyler yapar. Yeni gelişleri tıkar. Yeni anlaşmaları yapmaz dolayısıyla ülke göçmen cenneti olmaktan çıkar. Geri dönebilenler geri döner, diğerleri başka ülkelere kaçmaya çalışır. Kaçamayanlar siner ve asimile olur.

İkinci paragrafta yazdıklarım projeye aykırı olduğu için ihtimal dışı gibi görünüyor.

Proje = BOP
0
Mirket
(01.07.24)
Göçmenler bir yere gitmez örgütlenip karşı saldırıya geçebilir maalesef
0
basond
(01.07.24)
Öncelikle pogrom olur, bir sürü sığınmacı ölür, muhtemelen sığınmacıların elleri armut toplamayacağı için bir çok Türk vatandaşı da ölür, kolluk kuvvetleri yoğun bir şekilde şiddet kullanarak olayları önlemeye çalışır... Muhtemelen "X-Y Temmuz olayları" gibi bizden sonraki jenerasyonlara aktaracak nurtopu gibi bir utancımız olur. Yıllar boyu "Ama onlar da taciz ettiler, öldürdüler", "Yok onlar kendilerini savunuyorlardı, aslında öyle bişey de olmamış" gibi at izinin it izine karıştığı tartışmalar görürüz.
0
salihdt
(01.07.24)
normal bir ülkede, hükumet güvenlik güçlerini sahaya sürer, itidal çağrısı falan yapar, sonra olağanüstü hal ilan eder, başa çıkamazsa erken seçim kararı alır, göçmen karşıtı muhalefet partileri seçimlerde büyük başarı gösterir.

türkiye'de ise gösterilere katılanlar, vatan haini, devlet düşmanı ilan edilir. devletin polisinin, jandarmasının çağrısına uymayıp eylemlere devam edilenler cadı ilan edilir. halk da devlet karşıtı görünmemek için geri çekilir. sonra milletin gazını alıcı göstermelik iki üç karar alınır.

aynı tas aynı hamam devam eder. bir sonraki seçimlerde de halk akp yi cezalandırmak isterse tepki olarak mhp'ye oy verir:))
0
wilhelmwasmuss
(01.07.24)
Yaptırmazlar. Ya PKK bayrağı sıkıştırırlar araya ya bir PKK saldırısı olur ya da camiye/islama yönelik bir şey yaşanır. Fahrettin yine başı açık ve dekolteli kadon fotoğraflı profillerden bir şeyler sallar. Toplananlar biz böyle değiliz demek için anında dağılır.

Göçmenler buradan kaçmaya başlar, Avrupa ve ABD 'ye akın ederlerse süper olur. Beter olsun hümanist ve liberal rolü yapıp sapına kadar ırkçı olan iki yüzlü Avrupa çomarları.
0
nawar
(01.07.24)
pogrom, 6-7 eylül tarzı şeyler olmaz. olaylar ciddileşirse hükümet gönderme yönünde aksiyon almak zorunda kalır. eğer olaylar artarsa ve hiçbir aksiyon olmazsa hükümetin oyları düşer. bkz avrupa.
0
paintov
(01.07.24)
madımak, maraş katliamı, 6-7 eylül olayları gibi haberler normalleşir.

ama bu halk, seçtikleri hükümetçe suriyelilerin evlerine bomba düşürüp şimdi de taciz tecavüz olaylarına sığınarak diri diri insan yakma derdinde olan bir halk.
madımakta yakarken nasıl rahatlarsa yine rahatlar.
30 günde 60dan fazla kadın cinayeti işleyen bir halk.
türk tarikatçılar tarafından 40 küsür çocuğun tecavüze uğramasına yarım saniye takılmayan halk.
suriyelileri öz savunmaya çekmelerini sağlarlar en fazla.
0
patronaj1
(01.07.24)
"abd ve avrupanın planları suya düşerse ne olur?"

suya düşme ihtimali çok düşük. Bu insanlar kalırsa Türkiye'nin yapısı değişmiş oluyor --> win.

bu insanlar göndermeye çalışılırsa ve çok temiz(hukuki) yapılmazsa mesela dünkü gibi olaylar olursa o iş büyüyüp yeni bi terör, iç savaş vb. çatışmaları artırabilir. Öyle bi karışıklık da batının işine gelebilir. 2010'larda Arap Baharının son aşamalarında Türkiye var deniyordu, aha al sana işte.

Ancak çok bilgili 'monşerler' uluslararası ilişkileri çok iyi yönetip, batının da sağcılaşmasını kullanıp insanları çok legal şekilde ülkeden gönderirse öyle tertemiz çözülebilir. Bence Avrupa'nın göçmen düşmanı olması tam kullanılacak durum. Ama Türkiye'yi tanıyorsam (bişeyler değişmezse) onlar yine içlerindeki herkesi bize göndermeye devam eder biz de kabul ederiz.

Bu arada çok basit hamleler yapılabilir aslında. Sağlık sistemini kullanmaları için GSS ödesinler, vergi vermeyen direkt büyük para cezası->ödemezse sınırdışı gibi sert şeyler olsun kurala uymayan gönderilsin. Batı böyle yapıyor. Halihazırda Türk vatandaşı olanlar için bişey yapılabilir mi bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(01.07.24)
Bak sorunun tam cevabi, olmusu var burada:

eksisozluk.com
0
Yourcousinmarvinberry
(01.07.24)
(2)

Direksiyon setinden anlayan var mı?

ananiyimioguz
Selamlar bu alete yıllardır çok hevesleniyorum. Kesin sıkılıp kenara atıcam veya satıcam ama yine de denemek istiyorum.Aslında denedim bir kaç yerde denk geldi güzeldi ama evde uzun süre bayabilir beni.Neyse konu şuan bu değil, biraz denemelik olacağı için çok profesyonel bişey almayacağım. Geçenler
Selamlar bu alete yıllardır çok hevesleniyorum. Kesin sıkılıp kenara atıcam veya satıcam ama yine de denemek istiyorum.

Aslında denedim bir kaç yerde denk geldi güzeldi ama evde uzun süre bayabilir beni.

Neyse konu şuan bu değil, biraz denemelik olacağı için çok profesyonel bişey almayacağım. Geçenlerde vatanda rampage gördüm. Derecesi de ayarlanabiliyor. Direksiyonu çevirip bıraktığınızda, eski yerine geri geliyor. Hoşuma gitti aslında ama bu tırt bir özellik sanırım?

Fiyat yükseldikçe servo motorlular devreye giriyor. Bunları çevirdiğimde olduğu yerde kalıyor ama sanırım çalışmadığı için mi bu böyle? yani cihaza bağlayıp oyuna girdiğimde, teker zorlandığında veya direksiyonu bıraktığımda, geri eski yerine gelmeye çalışıyor mu onlar da?

son olarak, fiyatı biraz yükseltirsem logitech g920 de alabilirim, tavsiye eder misiniz?
0
ananiyimioguz
(29.06.24)
Thrustmaster T300 ile başladım şu an Fanatec Direct Drive Pro kullanıyorum.

Direksiyon setini ne tip oyunlarda kullanacaksın ona göre karar vermelisin. PC’de i-racing gibi tam simülasyon oyunlarda mı kullanacaksın, yoksa Forza veya Need for Speed gibi daha arcade oyunlarda mı kullanacaksın bu önemli.

Eğer sıkılıp bir süre sonra kenara atacağından eminsen tabii ki en uygun fiyatlı olanlara bakman daha iyi olur. Bahsettiğin direksiyon geri toplama özelliğine Force feedback deniyor. Alacağın direksiyon minimum bu özellikte olsun.

Logitech G 920 başlangıç için uygun olabilir G 29 da düşünebilirsin. Thrustmaster T 128 veya T 300 modelleri de başlangıç için uygundur.

Logitech sanırım dişli mekanizma kullanıyor, çok uzun kullanımlardan sonra ses yaptığı söyleniyor.
Thrusmasterlar ise kayışlı sistem. O da uzun kullanımlardan sonra Force feedback kaybı yaşayabiliyor. Oyunlardan aldığın zevki en üst seviyeye çıkartan ise Direct Drive sistemler. Bunlar oyunlardan daha çok geri bildirim aldığı için en gerçekçi kullanım DD sistemlerde oluyor.

Ama başta söylediğim gibi hangi tip oyunlarda kullanacaksın, en önemli kriter bu.
0
kaptan memo
(29.06.24)
@kaptan memo, teşekkürler büyük ihtimalle sadece forza ve assetto corsa oynarım.

ets 2yi oldum olası sevmedim. aslında güzel oyun ama çok fazla vakit yiyor. ama direksiyon olursa tekrar bir şans verebilirim.

şimdi yakınlarda bir yerde 1 yıllık garantisi olan ve sadece 2-3 ay kullanılmış bir G920 buldum. Bakmaya gideceğim. Nelere dikkat etmem gerekiyor? ses problemi var demiştin kronik olarak. Onu bir bakayım, başka bir şey var mı?
0
🌸ananiyimioguz
(01.07.24)
(2)

Hatay'da denize girilecek ve çadır kurulacak koy/sahil tavsiyesi

ananiyimioguz
Selamlar şuan bize en yakın hatay var böyle bir plan için. Seneler önce samandağ a gitmiştim. Dünyanın en uzun plajları arasında ilk 3 te miydi neydi enlerden biriydi aslında etkilemiştim ama plaj bakımsızdı ve dalgalıydı. O yüzden tekrar orayı tercih etmek istemiyorum.Arsuz çok duyuyorum. Hatayda g
Selamlar şuan bize en yakın hatay var böyle bir plan için. Seneler önce samandağ a gitmiştim. Dünyanın en uzun plajları arasında ilk 3 te miydi neydi enlerden biriydi aslında etkilemiştim ama plaj bakımsızdı ve dalgalıydı. O yüzden tekrar orayı tercih etmek istemiyorum.

Arsuz çok duyuyorum. Hatayda girilebilecek en iyi sahil arsuzda mı?

Çadır kurabileceğimiz bir yer biliyor musunuz? 1 gece kalınacak.
0
ananiyimioguz
(29.06.24)
samandağ zaten tehlikeli de aynı zamanda.

arsuz'u tek geçerim özellikle merkezdeki 1-2 plaj çok temiz ve güzel.
arsuz'da direkt sahilin yanında isimsiz bi parkımsı yere çadır kurulabiliyor ama elektrik tuvalet nasıl çözüyorlar bilmiyorum.
hiç aramadım kesin ücretli camping yerleri vardır, tavsiye.
0
patronaj1
(29.06.24)
En uygunu arsuz ve çevresi.
Kamp durumları için bir şey diyemeyeceğim
0
diyecevaplandı
(29.06.24)
(10)

Uçak indirip kaldırmak için pilota ne gerek var?

ananiyimioguz
Günümüzde roket kaldırıp dik bir şekilde indirebiliyoruz. Simülasyonlarda uçak kaldırıp indirebiliyoruz. İnsansız hava araçlarını uzaktan kontrol edebiliyoruz.Henüz insansı düzeyde olmasa bile, havadan daha karışık otoyollarda otonom araçlar çalıştırabiliyoruz.E o halde ne diye pilot yetiştirip uçağ
Günümüzde roket kaldırıp dik bir şekilde indirebiliyoruz. Simülasyonlarda uçak kaldırıp indirebiliyoruz.

İnsansız hava araçlarını uzaktan kontrol edebiliyoruz.

Henüz insansı düzeyde olmasa bile, havadan daha karışık otoyollarda otonom araçlar çalıştırabiliyoruz.

E o halde ne diye pilot yetiştirip uçağın başına koyuyoruz?

Diyebilirsiniz ki bir sürü can taşınıyor, çok riskli. Herhangi bir teknik veya elektronik arızada birinin müdehale etmesi gerekir. Veya etik kararlar alması gerekebilir.

Bu durumda da derim ki, o zaman uçağın sistemlerinden bağımsız çalışabilecek robot benzeri bir cihazı kokpite koysunlar. En azından mekanik olarak uçağın kontrolünü ele alıp yine uçağı indirebilir. Kararlar alma konusunda da insansı bir şekilde eğitilinebilir.

Diyeceksiniz ya ona da bişey olursa? E yanına yedek koyarlar. Zaten pilotlar da öyle çalışmıyor mu? Ona bakarsanız, pilotlara bişey olabilir. Tehdit alabilirler, psikolojilerinden ötürü intihara sürükleyebilirler herkesi vs...
0
ananiyimioguz
(28.06.24)
İnsan faktörü hiçbir zaman aşılamaz diye düşünüyorum.

Yapay zeka dedigimiz şeyin adı üstünde, yapay.
0
pavlis
(28.06.24)
Şuan arabalarda 4. seviyeye kadar geldik. 5. seviye insansı düşünüp gidebilen demek. yani aracı bir tarlaya da koysan patika yola da koysan bir şekilde hedefe gidebilen demek. Bundan çok değil 50 yıl önce seviye 2 ve üstü hayal bile edilemezdi bence, gayet hızlı ilerliyoruz. Bence insan faktörü aşılabilir, hatta üstüne bile çıkılabilir.

Seviyeler:

Seviye 0: Hiçbir Otonomi

Araç tamamen insan kontrolündedir. Sadece uyarı sistemleri veya acil durum frenleme gibi yardımcı sistemler bulunabilir.

Seviye 1: Sürücü Destek Sistemi

Araçta hız sabitleyici (cruise control) veya şerit takip sistemi gibi tek bir otomatik fonksiyon bulunur. Ancak sürücü her zaman kontrolü elinde tutar.

Seviye 2: Kısmi Otomasyon

Araç, aynı anda hem direksiyon hem de hız kontrolü gibi iki temel sürüş fonksiyonunu otonom olarak gerçekleştirebilir. Ancak sürücü yine de dikkatli olmalı ve kontrolü elinde tutmalıdır.

Seviye 3: Koşullu Otomasyon

Araç belirli koşullar altında tüm sürüş fonksiyonlarını otonom olarak gerçekleştirebilir. Ancak, sistem bir müdahale gerektiğinde sürücünün kontrolü devralmasını talep edebilir. Sürücü her an müdahale edebilecek durumda olmalıdır.

Seviye 4: Yüksek Otomasyon

Araç, belirli koşullar ve ortamlarda (örneğin otoyollarda veya belirlenmiş şehir bölgelerinde) tamamen otonom olarak çalışabilir. Sürücü, bu koşullar altında kontrolü devralmak zorunda değildir. Ancak, araç bu koşulların dışına çıktığında insan müdahalesi gerekebilir.

Seviye 5: Tam Otomasyon

Araç, her türlü yol ve koşulda tamamen otonom olarak çalışabilir. Direksiyon, gaz ve fren pedalları gibi geleneksel sürüş kontrol elemanlarına ihtiyaç duyulmaz. İnsan müdahalesi gerekmez.
0
🌸ananiyimioguz
(28.06.24)
cevap soruda aslinda. ucak cok can tasiyor ve riskli. arabadan daha karmasik ve buyuk bir arac. insanlar karsi da cikar zaten. trenlerde yapilmasi daha oncelikli olur.

pilotsuz kargo ucagi ucurulmustu mesela. bu ilerde yayginlasabilir:
edition.cnn.com

ama sonucta ucaklar yerlesim yerlerinin ustunden de geciyor. pilotsuz bir kargo ucagi da riskli simdilik. yapay zeka insan beyni seviyesinde degil. inis ve kalkis da cok onemli. o asamalarda iletisim halinde olmak gerekiyor, etrafi gormek gerekiyor vs.
0
ermanen
(28.06.24)
Cok kisa bir zaman da gerek kalmayacak zaten. Su an da muhtemelen gerek yok yani teknoloji birim olarak o seviyede ancak havacilik sektoru suan pilot olmasi gerekliligi uzerinden calisiyor, yani yatirim bunun uzerinden yapildigindan bundan pilotsuz ucusa gecmek ciddi bir maliyet, butun sistemin her seyin buna gore suan.bu tip gecisler ani olusabilen seyler degil. Zamanla olur.
0
wallcan
(28.06.24)
Havacılıkta risk karayollarına göre çok fazla. Uçağın bir gökdelene çarptığını düşün.
Bu yüzden havacılıkta ilerleme yavaş olur, teknolojilerin iyice test edilip oturması lazım. Mesela uçaklarda veri taşımak için 3.5; inçlik disketler kullanıkıyormuş, artık bu disketleri üreten kalmadığından ufak çaplı bir kriz varmış.
0
parka
(28.06.24)
Emin olun havayolu şirketleri buna sizden daha çok kafa yormakta ve istemektedir.

Pilotaj otomasyona müsait bir yetkinlik zaten (Her türlü teknik iş gibi). Hatta zaten oto-pilot sistemleri çoğu zaman aktif kullanılıyor. Bu sistemlere birçok yatırım yapılıyor ancak pilotlar da sık sık devreye giriyor. Şimdi ben pilot değilim, bir pilot varsa sebebini açıklayacaktır ancak şu görüntüye bakarak bu tip sistemlerin henüz yetersiz olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Yapmama değil de, yapamama durumu olsa gerekir bu halde.

Bahsettiğiniz roket ve insansız hava araçlarının başarısız uçuş yapma olasılıkları da çok yüksek zaten. Roketler daha başarılı ancak onlar da tahmin ettiğiniz kadar kolay yönetiliyor olmasa gerekir. Neticede bir oda dolusu insan fatafından kontrol ediliyorlar değil mi? Her uçak için bunu yapmak iki pilotu kokpite koymaktan daha maliyetli olurdu sanırım. İnsansız hava araçlarıysa sık sık düşüyor zaten, ayrıca insansız hava araçlarının kontrol sistemleri bir yolcu uçağına göre çok daha basit olsa gerek düşününce. Sonuçta yolcu uçakları iha'lara göre devasa bir kütleye sahip ve çok fazla sistemi içinde barındırıyor.

Böyle sistemler özellikle askeri kullanımda gelişiyor, sonra günlük hayata uyarlanıyor. Ne zaman askeri sistemler için insansız hava araçları yeterince stabil bir hale gelirse o zaman daha ciddi denemeler olacaktır sanırım. Neticede eninde sonunda bu olacaktır heralde.
0
akhenaten
(28.06.24)
2023te dünya çapında 35m uçak yolculuğu yapılmış.
2024'te bu sayı 40milyonu aşacakmış.

tüm araçların otonom olduğunu milyonda bir gibi çok düşük bir hata payı ile çalıştığını düşünsek her hafta bir kaza olur.

milyonda bir hata payı mühendislik açısından kabul edilebilir bir şey mi bilmiyorum ancak uçağın en ufak bir kazası bile büyük miktarda can ve mal kaybına sebep oluyor.

bence milyonda bir hata payı çok iyi, ama kabul edilebilir olmanın da ötesinde.
tamamen insansız kalkan, giden ve inen uçaklar duymuştum. sanırım teknik yetersizlikten ziyade, bu riskler sebebi ile henüz hazır değil.
0
biseysorcaktim
(28.06.24)
şu an için çok erken. gerekli teknoloji ve arge'ye ulaştıktan sonra yapay zeka'ya sorumluluk, korku, karar verme yetisi bile verebilirsin. belki 1000 yıl sürer ama herşey mümkün. 3000 yıl önce çin'deki bir bilim adamına gelecekte amerikadaki birini karsimizda olmadan gorebilecegiz dersen o da imkansiz derdi.
0
buenosdias
(28.06.24)
uçakların maliyeti(+ tazminat v.b. maliyetleri) > pilotların maliyetinden çok fazla olduğu için henüz erken.

fakat bir gün mutlaka olacak.
hatta uçak, hava taşıtı, otomobil bütün taşıtlar otonom olacak insanların kullanması yasak olacak çünkü bütün araçlar otonom olunca en büyük risk faktörü insanların kullanması olackatır)
0
nuisance2
(28.06.24)
Dandik, hayati öneme sahip olmayan makine çevirisini bile bir insan kontrol ediyor illaki. Başka da bir şey demiyorum.
0
inawen
(29.06.24)
(8)

Her şeyi yapmaya çalışmaktan bir alanda uzmanlaşamamak

ananiyimioguz
Zaten çabuk da sıkılan bir insanım sürekli işten işe konudan konuya atlıyorum. Tek bir alana yoğunlaşamadığım için uzmanlaşmam imkansıza yakın oluyor.Zaten yapım gereği miskinlik tembellik de hakim, bir ara dikkat eksikliğim var diye concerta da kullanmıştım. O dönemlerim verimliydi. Mühendisliği ka
Zaten çabuk da sıkılan bir insanım sürekli işten işe konudan konuya atlıyorum. Tek bir alana yoğunlaşamadığım için uzmanlaşmam imkansıza yakın oluyor.

Zaten yapım gereği miskinlik tembellik de hakim, bir ara dikkat eksikliğim var diye concerta da kullanmıştım. O dönemlerim verimliydi. Mühendisliği kazanmam, bitirmem ve ilk iş yıllarım fena değildi. Fakat sonra ilaç ağır bir ilaç olduğu için, yan etkileri de henüz bilinmediği için bıraktım.

Onun yerine düzenli uyku, kahve falan idare ediyorum. Çok ileri düzey bir sorunum yokmuştur belki.

Neyse, sonuç olarak ne hobilerimde ne de işimde uzmanlaşamıyorum. Çok bir motivasyonum da yok açıkçası. Bunun bir tekniğini de bilmiyorum. Zaten bir işe çok mesai harcadığınızda hayatta her şey iş olmadığı için bazı yanların eksik kalacağını düşünüyorum nedense. Ki işinde çok uzmanlaşmış kişiler karakter olarak veya sosyal olarak biraz tuhaflardır dikkat ettiyseniz. Ya da ikili ilişkilerde, aşk ilişkilerinde başarılı olmayabilirler. O yüzden hep ortalama kalmaya çalıştım. Ama bu durum da beni rahatsız etmeye başladı.

Son olarak örneklerle gideyim, tavsiyeleriniz varsa alabilirim.

Lisede web tasarımı ve programlama ile yazılıma bir giriş yapmıştım. Sene 2009. Sonra web işini sevmedim, mobile geçtim. fakülte düzeyinde projeler çıkardım. fakat sürekli bir teknoloji ve dil değişimi olduğu için tek bir alanda uzmanlaşamadım. diğer meslektaşlarımın aksine boş zamanlarımda yazılımla da ilgilenmiyordum ayrıca. Değişik bir rahatlığım var sanki aileden fabrika kalmış gibi. Millet son çaresiymiş gibi çalışıyor, değişik geliyor.

İşe girdikten sonra da yine farklı teknolojilere koydular ve hatta sonra orada işler durulunca yine web e kaydırıldım. Aslında web uzmanlığım olmadan bir şeyleri yapmaya çalışıyorum eski coder tecrübelerime dayanarak. Fakat mobil e de koysan web e de koysan tam anlamıyla o alanın yazılımcısıyım diyemiyorum.

Bir yandan fotoğrafçılık, video, gitar, şan, ürün inceleme, video oyunları, motosiklet, gezi, bilim kurgu, teknoloji gibi ilgi alanlarım, hobilerim var. Denk gelirse frizbi de oynayayım, masa tenisi de, badminton da, paraşütle de atlayayım vs. vs. bir doyumsuzluk hakim. Kimisini sürekli yapıyorum, kimisi de nadiren oluyor ama ilgiliyim. Fakat insanları tanıdıkça bunları yine "hobi" olarak yapanlara göre geride kaldığımı görmek, "ulan o kadar, çok yönlüyüz diye övündük yine bir halt olamamışız" gibi bir düşünceyle kendimi demoralize ediyorum. Halbuki belki ortalamanın üstündeyimdir ama ister istemez bu kadar çok şeyle ilgilenince, merak duyunca "little little in to the middle" durumu oluyor. Her şeyden biraz bilmek, uzmanlaşamamak beni rahatsız ediyor.

Bazı arkadaşlarım da tek bir işe uzmanlaştığı, başka şeyleri yapamadığı için şikayetçi. Herkes kendinde olmayanı istiyor her zamanki gibi. Ama ben yine de sağlam bir dayanağım olsun istiyorum. ne hobimde uzmanlaştım, ne işimde ne de yabancı dil konusunda.

Bu konuda biraz tavsiye alsam güzel olacak.
0
ananiyimioguz
(27.06.24)
Bizde dehb var xd
0
abuzer
(27.06.24)
Bir kaç (sınır olarak en çok 3 olmalı diye düşünüyorum) konuda uzman olunurken, diğer konularda ise yüzeysel de olsa insanın bilgisi olmalı diye düşünüyorum.
0
diyecevaplandı
(27.06.24)
Tezli yüksek lisans veya doktora yapmadan kapanın elinde kaldığı arkadaşlarım var. Bir kaçı yurt dışına gittiler. Hatta bırakın yüksek lisansı, lisans mezunu bile olmayan, alaylı yetişen, kendi kendini yetiştirmiş meslektaşlarım da var.

Uzmanlıktan kastım bu. Bir işte aranıyorsan, güzel paralar kazanabiliyorsan pratikte olmuşsun demektir. Bazen kitabına göre yapamasan dahi başarılı olabilirsin. Her şeyin akademi olduğunu düşünmüyorum.

O yüzden uzmanlıktan kastım bu. Kendi işim özelinde söyleyeyim, mimariyi, proje yönetimini, kodlamalayı çok iyi biliyorsan istersen felsefe mezunu ol, takım lideri, yönetici olabilirsin.
0
🌸ananiyimioguz
(27.06.24)
her şeyin bir şeyini; bir şeyin her şeyini bilmektir meziyet olan.
0
since1907
(27.06.24)
Bu maymun iştahlılık bende de var. Pek çok şeye ilgi duyarım, yeteneğim olmayan alanlarda bile araştırırım. Ama dediğin gibi süreklilik, disiplin olmayınca tatmin de olmuyor. Öğrendiğin şeyler uçup gidiyor. Çözümü işte disiplini oturmak, çok istememek, odaklanmak. Bazen yapabiliyorum bunları. Meditasyon yaptığım bir dönem vardı, bu şikayetlerim epey azalmıştı. Ya da dopamin detoksu dedikleri teknikler var, onlar da işe yarıyordu.
0
sekizdokuzon
(27.06.24)
Dopamin detoksu dediğim de şu. Bizim gibi insanlar bir şey öğrenmekten büyük keyif alırlar. Keyif bile değil haz o. Ama bir noktadan sonra sırf öğrenmek için öğreniyoruz, o haz mekanizması arkada çalışsın diye. Aklımızı allak bullak ediyor, öğrendiklerimizi zihnimizde bir yere oturtmuyor, sadece öğreniyoruz. İyi bir şey kötü bir bağımlılığa dönüyor neredeyse. Haz nesnesinden uzaklaşmak lazım bir süre.
0
sekizdokuzon
(27.06.24)
toplaşıp amerikan filmlerindeki gib dertleşek
0
topkapiaksaray
(27.06.24)
-bir üst hedef belirle. yapmak istediklerini neden yapıyorsun mesela? üst bir hedefe hizmet edince yaptığın şeylerin sınırları ortaya çıkıyor. mesela gitar çalmak değil de klasik gitar çalmak ya da blues tarzında elektro gitar çalmak diye daha somut bir hedef belirleyince işler netleşiyor. çalışacağın parçalar falan hedef olarak beliriyor. bir amaç çizince kendine o yolda işine yaramayan şeyler de eleniyor. gitar çalışman gerekiyorken ürün incelemeye yer kalmıyor mesela. bu noktada genel hedefine hizmet etmeyen uğraşları elemeye başlıyorsun.


-kanban tekniğini biliyorsundur. faydalı olur. yapmak istediğin şeyleri listeye. bunlara 6 ay, 1 yıl gibi süre ayırabilirsin. o süre boyunca sadece o işe odaklanırsın mesela.

benzer şekilde warren buffet'ın bir tavisyesi var. yapmak istediğin 25 şeyin listesini yap. sonra ilk 5 tanesine odaklan. bunları yapmadan diğer 20 tanesini unut.

-yeni uyaranlara cevap vermemek önemli. hani bir söz var bir boksör yere düştüğü zaman yenilmez tekrar ayağa kalkamadığı zaman yenilir diye. benzer şekilde dikkatini dağıtan uyaranlar olacak ama önemli olan sıkılsan da elindeki işle devam edip yeni uyaranlara cevap vermemek. bir de genel olarak bazı fırsatları, hazları kaçırmayı kabullenmek gerekiyor sanırım.


-son olarak bruce lee'den gelsin "10 bin tekmeyi bir kez çalışandan korkmam ama bir tekmeyi 10 bin kez çalışandan korkarım."
0
blackkmamba
(03.08.24)
(3)

Tarihi geçmiş möllers balık yağı içilir mi?

ananiyimioguz
Üzerinde tett: 02.2024 yazıyor. aslında skt, yani son tüketim tarihi demiyor. tavsiye edilen tüketim tarihi diyor.Bana kalırsa 4-5 ay geçse bişey olmaz gibi geldi çünkü zaten hep buz dolabında duruyor. tadına da baktım bir sorun göremedim.en fazla ne olabilir? vitaminin etkisi mi gitmiştir? yoksa te
Üzerinde tett: 02.2024 yazıyor. aslında skt, yani son tüketim tarihi demiyor. tavsiye edilen tüketim tarihi diyor.

Bana kalırsa 4-5 ay geçse bişey olmaz gibi geldi çünkü zaten hep buz dolabında duruyor. tadına da baktım bir sorun göremedim.

en fazla ne olabilir? vitaminin etkisi mi gitmiştir? yoksa tehlikeli olabilir mi tarihi geçmiş vitamin tüketmek?

www.hepsiburada.com
0
ananiyimioguz
(26.06.24)
ölümsüzlük iksiri değilse tett'si 4 ay geçmiş hiçbir ürünü tüketmem. hele de bir ilacı/takviyeyi.
0
paintov
(26.06.24)
tarihi geçmiş herhangi bir ürünü tüketmek zaten sıkıntılı bir durum. yani kimyasal içeriği olan ürünlerde hiç risk almamak gerekir.
0
mikahakkinen
(26.06.24)
ilaç deposunda çalışan bir tanıdığım, ilaçların üstündeki skt lerin bile aslında güvenlik amaçlı biraz erken yazıldığını söylemişti.

o yüzden ne kadar bir esneklik var merak ettim.
0
🌸ananiyimioguz
(26.06.24)
(4)

Panoramik (ultra wide) monitör almalı mıyım? Dezavantajı var mı?

ananiyimioguz
Tüm günüm pc başında geçiyor. 27inc bir monitörüm var. Yukarıda kullanıyorum. Laptop hemen altında. Aynı anda iki farklı projeye bakmak, sürekli kod taşımak veya yaptığım işin çıktısını görmek için minimum 2 monitöre ihtiyacım var.Fakat görüntü itibari ile 27 inc küçük gelmeye başladı. Çünkü yaslana
Tüm günüm pc başında geçiyor. 27inc bir monitörüm var. Yukarıda kullanıyorum. Laptop hemen altında. Aynı anda iki farklı projeye bakmak, sürekli kod taşımak veya yaptığım işin çıktısını görmek için minimum 2 monitöre ihtiyacım var.

Fakat görüntü itibari ile 27 inc küçük gelmeye başladı. Çünkü yaslanarak biraz uzaktan bakıyorum. 30-32 inc bir monitör mü alsam diye bakınırken, şu ince upuzun olanlar da radarıma girdi.

Burada aynı anda 2 hatta belki 3 pencereyi yan yana yönetebilirim.

Laptop ekranı da ekstra olur işte fena olmaz.

Ayrıca film-oyun için de hoş olur gibi geldi. Ama kullanmadığım için dezavantajlarını bilmiyorum.

Normal 32inc bir monitör mü alsam alsam yoksa 49inc bir ultrawide monitör mü?

12 taksitle alabiliyorum o yüzden ha aylık 1000tl ödemişim ha 2000 çok fark etmiyor.

www.mediamarkt.com.tr
0
ananiyimioguz
(25.06.24)
Daha önce bir markanın yetkili servisinde çalıştım. O zaman bu panoramik tvler yeni çıkmıştı. En küçük bir arızasında komple panel değişiyor ki bu da neredeyse yenisi fiyatına denk geliyor.
Normal (flat) tvlerde Led, kart vb değişimi yapılabiliyor gerekli olursa.
Monitörler hakkında bilgim yok ama bu durum da aklınızın bir köşesinde bulunsun istedim.
0
strawberry first
(25.06.24)
Bende de curved, kavisli monitör var ve bende iki ekranla çalışıyorum.

Ekrana bakarken manzara hissini ve derinliği yaşıyorsunuz. Ben memnunum ve kararsız bir iyi ki diyorum. Bence güzel.

Fakat linktekinin yüksekliği bana çok düşük geldi. Gereksiz kısmışlar
0
pavlis
(25.06.24)
www.amazon.com.tr
Ekim 2023'de bundan aldık. Altı ay sonra yan kısımlarda karanlık alanlar ortaya çıktı, bariz olarak.
Üç kez arıza kaydı açtık. Her defasında servis eve geldi, görüntü aldı. Ama sonra hiç açıklama yapmadan arıza kayıtları kapatıldı.
Üç aydır da tüketici hakem heyetinde başvurumuz bekliyor.
Çoklu ekranla çalışma, oyun ve film için mükemmel. Ancak onarımı bir sorun.
Bu halde kullanmaya devam ediyoruz.
0
pro9it9is9
(25.06.24)
donebilen ek bir 24 veya 27 inch alip dikey olarak o ekranin yanina koymak daha makul bir secenek diye dusunuyorum.
0
The_Lollok
(25.06.24)
(11)

Engelli indirimi ile araç alanların elinde patlaması

ananiyimioguz
Temmuzda çıkacak yasa ile ötv indirimi ile araç alanlar hem 10 yıl satamayacak, hem de hasta vefat ederse, ötv ödenmek zorunda kalacakmis.Fakat bu duzemlemenin eskiyi de kapsaması inanılmaz canımızı sıktı.Babam daha 43binde olan 2011 model mazda 3 ünü piyasanın 70bin altına sattı ki devlet o paraya
Temmuzda çıkacak yasa ile ötv indirimi ile araç alanlar hem 10 yıl satamayacak, hem de hasta vefat ederse, ötv ödenmek zorunda kalacakmis.

Fakat bu duzemlemenin eskiyi de kapsaması inanılmaz canımızı sıktı.

Babam daha 43binde olan 2011 model mazda 3 ünü piyasanın 70bin altına sattı ki devlet o paraya suv alma hakkı tanıyor diye.

Bir de babaennemi surekli köye götürüp geliyor yüksek arac olmasi baya işlerine geldi.

Neyse babami gazladim aracini sattik gittik 800bin e arac aldik.

Babaannem 10 senedir ileri seviye alzheimer. Kadıncağız zaten 2 sene daha ya yaşar ya yaşamaz. Babamda nakit olsa zaten şimdiye kadar alırdı araba. Devlet önce diyor ki ötv siz araba alabilirsin. 5 yıl sonra istersen sat, yenisini al, istersen kullan. Hastan ölürse de vasisi kimse ona geçtin.

Bakin buralarda belki sacmaliklar olabilir ama biz araci alirken kurallar boyleydi. Suistimal edenleri ayri bir kefeye koyuyorum. Onlar ayri incelenmeli.

Simdi babaannem ölse, babam 600bin tl yi nereden bulsun da araci kullanmaya devam etsin? Bunu bilsek hic satmazdi arabasini.

Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Dıdısının dıdısı veya komşusu uzerinden otv siz arac alanlara oh olsun diyebiliriz de, hastasi olanlar ne gunahi var yani?

Yoksa satamama olayini 5ten 10a cikarmalarinda bizlik bir sorun yok kullanilir yani arac.
0
ananiyimioguz
(19.06.24)
Vefat edince para ödeme kısmı çok saçma. Adamın parası yoksa verecek napacak, canını mı alacak
0
jülsezar
(19.06.24)
Asıl mirasta ÖTV ödenmesi mantıklı olan, ÖTV ödenmeme sebebi nedir? Vergi indirimi engelli kişiye tanınmış, arabaya değil. Yabancıdan araç alınca ÖTV ödenmesi ile aynı çerçeve.
0
gabe h coud
(19.06.24)
Gabe +1
Mirasta ÖTV alınması mantıklı. Ha bence tabi ÖTV denilen olay saçma ama hepimiz kabul edelim ki son yılların en çok suistimal edilen ve buralarda da "ne çakallık yapsak da otvsiz alabilsek" diye sorulan olayı bu. Ben kişi vefat ederse arabanın hiçbir sıkıntısız olarak miras kalmasini direkt anlamsiz buldum.
10 yıl kısmı garip geldi. Ha araçlar 5 yıl içinde normal şekilde satilabiliyorsa o zaman bu da doğru, yok sadece otvsiz şekilde satilabiliyorsa çok mantıklı bulmadım.
0
logisticsmanager
(19.06.24)
"hastasi olanlar ne gunahi var yani?"

Düzenlemeyi incelemedim ama anlattığın kadarıyla hastası olanların günahı yok ki. Hastası varken böyle bir ödemesi yok zaten. Ayrıca vefat edince para ödeme kısmı saçma değil. Zaten mağduriyete bağlı destek ihtiyacı oluşturan konu kalkmış ortadan.

@gabe h coud +1
0
nawar
(19.06.24)
gayet mantıklı bir uygulama olmuş
0
Yılmaz920
(19.06.24)
Ya arkadaslar ben olayin mantigini sormuyorum ki.

Diyorum ki, mantikli olan buysa madem neden basindan beri boyle yapmiyorsunuz?

Şuan zaten yasa yine degismisti araci sadece babam kullaniyor. Neyse 5 sene sonra rahatiz dedi de aldi. Sınır 10 sene olsaydi, miras mali olarak gecerken de vermediginiz 600bin tl sizden geri alinacak deseydi, fazladan 600 bin tl miz olsa gider 0 alirdik zaten ne diye engelli araci alalim. Bize bunlar denmedigi icin aldık.

Bu uygulamaya ilk baslandigi zamanlarda millet jaguar auidi mercedeslerini aldilar, tüm sülale kullandilar ve 5 sene sonra astronomik rakamlara sattilar, o sattiklari parayla gidip C segment 2 3 tane araba aldilar. Onlara bir yaptirim yok. Uygulama basta iyice sacmaydi.

Sonra neyse motor ve fiyat limiti getirildi. Yine yari fiyatina arac aldilar, 5 yil sonra sattilar onlara da bisey yok.

Biz tam alicaz yasa degisti dediler ki torunu amcasi dayisi dahi kullanamaz alacaksaniz ona gore alin. E tamam. 5 sene de satamazsiniz, satarsaniz da ya yine bi engelliye ya da otv sini odeyip satarsiniz dediler. E ona da tamam dedik. Hasta ölürse de miras yoluyla ustunuze alabilirsiniz dediler. E tamam o da rahatmis evet sacma ama BIZE BOYLE DEDILER ALIRKEN.

Şimdi aldiktan sonra bakan bey diyor ki ya aldiniz beyler ama ben o 5 yılı 10 yıla uzatıyorum, hasta olurse de babayi alirsiniz ötv sini geri ödeyin aracin.

Yahu kardesim madem öyle almadan önce deseydin ya almazdik yani dalga mi geciyorsun!

Madem bizi de kapsiyor, e geriye dönük alip satanlari da kapsasin o zaman oyle sey olur mu ya.
0
🌸ananiyimioguz
(19.06.24)
Önceden verilmiş bir hakkın aleyhte geri yürütülen bir düzenlemeyle kaldırılması hukukla bağdaşmaz. Mağduriyet doğurur.

Ancak bu konuda beklediğiniz desteği bulamazsınız. İnsanlarda ona verdin bana da ver, bizde niye yok, bende yok onda da olmasın düşüncesi var.

Bir aralar öğrenci vergi affını iptal etmek için kampanya başlatmışlardı. Kampanyanın odağında "verdiğimizi geri ödeyin değil de affı iptal edin onlar da ödesin" vardı. İçinde yaşadığın toplumu iyi tanımalısın.
0
hebanon
(19.06.24)
Neden başından beri böyle yapmıyorlar? Çünkü seçimlerde vs. fayda sağlıyor.

Bu konu o kadar suistimal edildi ki sizin gibi gerçekten kitabına uygun kullananlar dışında kalan kesim (ki epey fazla anlaşılan) toplumu ikrah ettirdi. O yüzden en muhalif insanlar bile bu habere destek veriyor gördüğüm kadarı ile.

Yasa daha geçmedi, bu sadece haber. Geçsin, geriye dönük de işler mi göreceğiz. Ben de destekliyorum kesinlikle. Madem engelli bireye verilmiş hak, o halde vefat edince de hak kaybolur, kimseye kazanç kapısı olamaz.
0
eisberg
(19.06.24)
eskiyi kapsamıyor. kapsamayacak.
0
jelly bear
(19.06.24)
vefat edince bence de hak kaybolsun. ama ötv farkını ödemek yerine bir alternatif de getirilsin. başka bir engelliye satma gibi vs

durumu yok ama engelli hastası olduğu için araç alan biri, 1 sene sonra vefat etti hastası diyelim. nereden çıkarıp verecek o parayı ?
0
jülsezar
(19.06.24)
kötüye kullanılıyor diye verginin tahsil edilmesini savunmak kıskançlıktan başka bir şey değil. asıl haksızlık ihtiyaç sebebiyle engelli arabası alıp, engelli vefat edince vergisini ödetmek. araç engelliye ait, engellinin kullanımına özgülenmiş. mirasçılar neden sorumlu olsun ki vergiden.
0
paintov
(20.06.24)
(1)

Baldur's Gate 3 sorusu

ananiyimioguz
Selamlar, normalde D&D oyunlarına çok aşina değilim, 2000 lerin başında buna benzer pc oyunları oynamışlığım var ama çok bilinçsiz oynamıştım yani tam hatırlamıyorum.Şimdi de ufak bir araştırma ile masa oyunu olduğunu, kurallarını, pc oyun geçmişlerini falan bünyeye çektim.Oynanışa da alışık değilim
Selamlar, normalde D&D oyunlarına çok aşina değilim, 2000 lerin başında buna benzer pc oyunları oynamışlığım var ama çok bilinçsiz oynamıştım yani tam hatırlamıyorum.

Şimdi de ufak bir araştırma ile masa oyunu olduğunu, kurallarını, pc oyun geçmişlerini falan bünyeye çektim.

Oynanışa da alışık değilim ama dragon age de de böyle tur bazlı oynanış vardı, o yüzden kolay adapte oldum.

Fakat bir konuyu anlamadım. Bazı aksiyonlarda ekstradan bir zar atıp, bonus aldığımız durumlar oluyor.

Mesela 1d4 bonus diyor. İlk attığım zara ek tekrar 4 yüzlü 1 zar atılıyor, 3 geliyor diyelim. İlk attığım zar 8 ise artık benim puan 11 oluyor. 10luk zorluk derecesi varsa geçebiliyorum.

Fakat bazen 1d4 değil de 1z4 yazıyor. Oyunu türkçe oynuyorum. Bu z nin anlamı ney? Bir çeviri hatası mı? Yani normalde zar, dice demek. Bazen dice, bazen de zar mı demek istemiş olabilirler mi çeviriden ötürü?

Normalde çeviri taraflarında pek bir sıkıntı görmediğim için emin olamadım.
0
ananiyimioguz
(15.06.24)
Dediğin gibi çeviride eksik kalmış demek.

1d4, 1 tane 4 yüzlü die(zar) atacaksın demek. 1z4 haliyle 1 tane 4 yüzlü zar atacaksın demek. Bazı silahlar 2d6 hasar verir. O da o hasar için 2 tane 6 yüzlü zar(dice) atacaksın ve toplamı kadar sayıyı hasar için kullanacaksın demek. Bazı hareketler/eylemler için avantaj ya da dezavantaj durumları oluşur ve 2 defa zar (dice değil die yani teker teker) attırır. Avantajda iyi olan, dezavantajda kötü olanı sayar.

Hangi işlerde ne kadar bonus alacağın, hangilerinde ne kadar zar atacağın hep karakter kağıdında yazar. Bunlar da D&D'nin güncel versiyonuna göre hesaplanır. Baldur's Gate de D&D versiyon 5e'yi kullanıyor. Eski versiyonlarda mantık aşağı yukarı aynıyken çok farklı hesaplamalar vardı. O yüzden BG3 oynadıktan sonra "bunun hikayesi güzelmiş, seriye baştan başlayayım" deyip remastered değil, orijinal hali ile BG oynadığında sayılar ve hesaplamalar ters gelebilir ama temelde atılan zarlar aynı :)
0
nawar
(15.06.24)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.