Giriş
(10)

houston - ne alsam?

kojonotsuki
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.tavsiyelerinize a
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.

bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.

tavsiyelerinize açığım.
-1
kojonotsuki
(11.05.26)
gunes gozlugu, parfum, kozmetik urunleri, saat, oyun konsolu
+1
baldur2
(11.05.26)
nvidia dgx spark 128gb

getirirseniz ben sizden alırım heheh :)
+2
gurur
(11.05.26)
alperen şengün forması

amerikada kozmetik, markalı tekstil, ayakkabı, saat, elektronik türkiyeye göre ucuz.

telefon getirmek saçma. garmin saat misal olabilir.

türkler columbia outletlerde bagaj dolduruyor genelde.
0
kveldulv
(11.05.26)
buradan sipariş toplayabilirsin. ben olsam shilajit alırım. ithal protein tozları ve supplementler de mantıklı.
0
gabe h coud
(11.05.26)
Ben Lush'tan banyo ürünleri alıyorum genelde.
0
yadigar
(11.05.26)
drone
0
cooperr
(11.05.26)
agora'da cortado icin benim icin. montrose, museum district ve rice village cok guzel. buralari gezin, alisveris yapmasaniz da olur.
0
banach
(11.05.26)
Ayakkabı, kıyafet, supplement, kol saati, kindle, mont, araç içi kamera.
0
stefano
(12.05.26)
ross, marshall, tj-max, burlington

bu mağazalarda iyi markaların indirimli ürünleri oluyor, ürün yelpazesi de baya geniş. ihtiyacınıza yönelik bi şeyler bulursunuz
0
mezzosprite
(12.05.26)
patagonia gereksiz pahali bir marka bence, hoka da ayni sekilde ama onu marshalls veya tjmaxx lerde uygun fiyata bulabilirsin bazen denk geliyor. Lokasyonuna ve arac kullanma durumuna gore tanger outlete gitmeni tavsiye ederim. Downtown cevresinde The Galleria var bakabilirsin uygun seyler bulunabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
(7)

Vize Randevusu Çabuk Bulabileceğimiz Avrupa Ülkeleri

jangbogo
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.

Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
0
jangbogo
(05.05.26)
kuzey ülkelerine çok kolay. ama ilk schengense ret oranı yüksek.
danimarka isveç finlandiya norveç 2-3 gün sonrasına hatta ertesine güne bile bulunuyor bazen.
+1
jelly bear
(05.05.26)
@jelly daha önce yalnızca 7-8 aylık bir Almanya öğrenci vizem var. Onun dışında hiç schengen vizesi almamıştım.
0
🌸jangbogo
(05.05.26)
Danimarka randevusu almak kolay ama red oranı yüksek. %40 civarı red oranı.
0
stefano
(05.05.26)
Benim zamanımda, şartları sağlamanız halinde (hesapta bulunması gereken min para miktarı gibi bir kaç şartı vardı) Danimarka eğitim amaçlı gelenlere vize garantisi veriyordu.
0
substituent
(05.05.26)
bu ay telegram italya gruplarını takip edin. muhtemelen mayısın 25 inde falan italya açılır. italya her ay 1 defa randevu açıyor, alabilirseniz gelecek aya randevu alabiliyorsunuz. bu ayın sonuna doğru haziran ayının randevuları açılır. siz haziranın hemen başına randevu bulabilirseniz temmuz başına vize bir ihtimal yetişir. başvuru ise gidiş tarihi arasında en az 15 gün olacak şekilde ayarlamanız lazım.
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
italya geçen sene öğrencileri çok mağdur etti.
0
kveldulv
(06.05.26)
@kveldulv

hocam doğrudur ben bir an turistik gibi düşündüm. öğrenci kategorisinde randevu alma işi farklıydı sanırım
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
(2)

İngiltere turist vizesi başvuru formunda hatalı bilgi

nefertarii
Merhabalar,İngiltere vizesine başvuracağım ilk defa, ancak aylık harcama kısmında normal harcamama göre bayağı düşük bir rakam belirtmişim. Şahsi dilekçede açıklamayı düşündüm ama riski nedir bunun?
Merhabalar,
İngiltere vizesine başvuracağım ilk defa, ancak aylık harcama kısmında normal harcamama göre bayağı düşük bir rakam belirtmişim. Şahsi dilekçede açıklamayı düşündüm ama riski nedir bunun?
0
nefertarii
(05.05.26)
Inandırıcı bulmayabilirler ve bu nedenle red verebilirler.
0
stefano
(06.05.26)
ben olsam hiç bir şey demezdim. gerek yok. olabildiğince basit, az komplike başvuru yapmak en iyisi.
0
kojonotsuki
(07.05.26)
(4)

Airbnb mi günlük kiralık mı?

stefano
Istanbul'da 1 aylık kalacak yere ihtiyacım olacak yakın bir zamanda. Günlük kiralıklar biraz daha uygun fiyatlı ama güvenlik açısından endişeleniyorum. Önerebileceğiniz güvenli günlük kiralık daireler var mı? ya da hiç uğraşmadan airbnbde mi kalayım?
Istanbul'da 1 aylık kalacak yere ihtiyacım olacak yakın bir zamanda. Günlük kiralıklar biraz daha uygun fiyatlı ama güvenlik açısından endişeleniyorum. Önerebileceğiniz güvenli günlük kiralık daireler var mı?

ya da hiç uğraşmadan airbnbde mi kalayım?
0
stefano
(01.05.26)
Günlük kiralık dediğin sahibindendeki ilanlarsa hiç boşuna kıstas alma. Bazısı saatlik yazdim o rakamı diyor bazısı geceden sabaha diyor vs boş iş. Airbnb temiz
0
artıküyeolmakistiyorum
(01.05.26)
Kesinlikle airbnb, ev sahibi ile sıkı pazarlık yaparsın
0
gadlemler
(01.05.26)
Sahibindendeki ilanlar fazla ucuz görününce insan korkuyor. Günlük 1000 TL'den ev verince günlük kiralamaktan ne kazanıyor ki
0
🌸stefano
(01.05.26)
tarihleri iletirsen sultanahmet'te bulunan airbnb dairesi için fiyat verebilirim, önce müsaitlik var mı ona bakmak lazım
0
benimkibu
(01.05.26)
(2)

Maraşta yapılan saldırıyı yapan çocuk

Kahvedesu
Arkadaşları neden İngilizce konuşuyor? Victor falan diyor. Bir şey anlamadım.
Arkadaşları neden İngilizce konuşuyor? Victor falan diyor. Bir şey anlamadım.
0
Kahvedesu
(18.04.26)
Online arkadaşları.
0
stefano
(18.04.26)
Yabancılar mı?
0
🌸Kahvedesu
(18.04.26)
(13)

Doktorada uzatma almanın koşulları neler?

Amaranta ursula
Arkadaşlar merhaba,Türkiye'de devam eden bir doktora programında 8 dönemin sonuna gelince kaç defa ve kaç aylık uzatma alınabiliyor en fazla? Uzatma öncesi yayın yapma şartı var mı? Eğer ki son TİK'e kadar ortada henüz bitmeye hazır bir tez ve tezle ilgili yayın yapma ihtimali yoksa, bu durumda atıl
Arkadaşlar merhaba,

Türkiye'de devam eden bir doktora programında 8 dönemin sonuna gelince kaç defa ve kaç aylık uzatma alınabiliyor en fazla? Uzatma öncesi yayın yapma şartı var mı? Eğer ki son TİK'e kadar ortada henüz bitmeye hazır bir tez ve tezle ilgili yayın yapma ihtimali yoksa, bu durumda atılma mı oluyor?

Bu yayının doktora tezi ile ilgili olması şart mı? Mesela yüksek lisans tezinden çıkarılan bir makale ya da dergiden yayın kabulü varsa doktora tezi öncesi yayın şartını karşılar mı?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(14.04.26)
Bu soruların cevabı aynı üniversitedeki enstitüler arasında bile değişiyor. Muhtemelen denemişsinizdir ama en doğru cevabı bağlı bulunduğunuz enstitüden alabilirsiniz. En genel haliyle 8 yarıyıl normal süre, 12 yarıyıl maksimum uzatma süresi. Yayın şartları, yayınların nasıl olması gerektiği vs dediğim gibi çok değişken.
+4
evrim halkasi
(14.04.26)
bunlar tamamen giriş yılına göre okulun ilgili yönetmeliğine bağlı konular.
genel geçer bazılarını cevaplayabilirim ama.
YAYIN: doktora'dan mezun olmak için çoğunlukla ulusal/uluslararası yayın + ulusal/uluslararası bildiri şartı var (ki bunun detayları da okulun atama, yükselme vs esaslarına göre belirleniyor). şart demek şu; tezi teslim aşamasına geldiğinizde, makaleyi mümkünse yayımlatmış olmanız ya da en azından kabul yazısı almış olmanız gerekiyor. uzatma ile yayının alakası şöyle var; yayınınız henüz yoksa, mezun olamayacağınız için okullar çoğunlukla bunun için 1-2 dönem süreden sayılmayan izinli olabilmeniz, yani uzatma alabilmenize izin veriyorlar. ancak şu sıralar doktora seviyesinde bir yayın için dergilerden min. 1 yıl bekleme süresini göze almanız lazım. yayının tezle alakalı olması, ancak çok da alakalı olmaması gerekiyor. bunun için tezin teslim aşamasında, makaleyle birlikte benzerlik için intihal programına sokulduğunda, -yine okula göre değişen- belli bir yüzdeden fazla benzerlik çıkmaması gerekiyor. sonuç olarak sizin verdiğiniz örnekler bu koşulu sağlamaz.

ATILMA: yazdığınız senaryoda kişi atılmasa bile toplarlaması çok zor olur ama imkansız değil. bir kere 8 dönemden sonra birden fazla kez mazeret sebebiyle dönem uzatma hakkı var (ancak dediğim gibi okula göre değiştiği ve çok kritik bir konu olduğu için detaylarına girmiyorum). bu kişi nasıl toparlayabilir dersek (önceki tikleri iyi geçmiş ve danışmanıyla arası ortalama biri için konuşuyorum): öncelikle yönetmeliği okuyup, ardından enstitüsü'nün öğrenci işleriyle görüşüp; uzatma, dondurma vd koşulları öğrenecek (örneğin geçmişte pandemi, deprem gibi gerekçelerle, olanın da üstüne ekstra uzatma hakları tanıdılar; şu an durum ne bilmiyorum). sonra alabildiği kadar uzatmayı alacak (bu dönem için konuşuyorsak koşsun; çünkü genelde uzatma dilekçeleri mart ortasına kadar verilebiliyor, ancak sağlam bir gerekçe sunarsa hala şansı var. gerekçe için; işsizlik, parasızlık, doğum, hastalık, boşanma vs vs konular revaçtadır). sonra hemen tezi bir kenara bırakıp, makale ve bildiriyi hazırlayıp, en kısa zamanda onları gerekli dergi ve toplantılara göndersin; çünkü kısıtlı zamanda en kritik şey, bunların kabulü, revizyonu vs için bekleme süreleri olacak. sonra derhal tezi toparlamaya girişsin. tüm uzatmalarını kullandığı halde bitiremediyse, hocasıyla anlaşarak juri'ye çıkabilir ve oradan 6 ay düzeltme (uzatma) alabilir. bu arada makale veya bildiri için kabul yazısı gelmediyse, bunlar da dondurma için ekstra gerekçe olabiliyor.
dediğim gibi detaylar değişken ve kritik. internetten bulduğu bilgiyle ilerlemeyip okula sözlü danışsın; gerekirse yazılı bilgi alsın.
arkadaşa başarılar diliyorum.
+1
lil siztah
(14.04.26)
atılma demişim ama nasıl atılınmazı yazmışım:)
atılma şöyle oluyor: dondurma yaptığı sürece tik'e girmesine gerek yok. fakat ek süre aldıysa ve dönemde aktif görünüyorsa tik'e girmeli. 2 tik'e arka arkaya girmezse/başarısız olursa veya aralıklı olarak 3 kez girmezse/başarısız olursa, ilişiği kesilir, yani atılır (yönetmelikten kontrol edilsin). tüm uzatma haklarını kullandıktan sonra, son döneminin bitiminde (mesela bu dönem için mayıs sonu/haziran başında) tezi teslim etmesi lazım. tabi bu arada makale ve bildiri şartlarını sağlamış olması lazım. bizde, yayın bilgilerini sisteme girmezsen tezi yüklettirmiyordu; yani atılıyorsun. süresi içinde tezi yüklemezsen, yine atılıyorsun. yükledikten sonrası nispeten kolaylaşmış oluyor. gelsin savunmalar, gelsin cübbeler:)
+2
lil siztah
(14.04.26)
Detaylı cevaplar için çok teşekkür ederim tekrardan @evrim halkası ve @lil siztah. Giriş yılım 2022 Eylül.
Daha önce başarısız sayıldığım 1 TİK'im olmuştu. Sonrasındaki TİK'ten ise başarılı sayıldım ve geçtim. Acaba bu TİK'te de başarısız sayarsa hoca ek süre kazanmış olur muyum?

Enstitünün program yönergesinde "Tez savunma sınavına girebilmek için doktora öğrenimi sürecinde, öğrencinin SSCI, SCI, SCI-Expanded ya da AHCI kapsamındaki dergilerde veya ULAKBİLİM TR Dizin dergi listesinde bulunan dergilerde, tezi ile ilişkili ve ilk isim olduğu basılmış veya kabul belgesi almış en az bir araştırma makalesi olmalıdır."

Benim kabul alan makalem TÜBİTAK-ULAKBİM TR Dizin'de taranan ulusal hakemli dergilerden biri. Ancak dediğim gibi yüksek lisans tezimden çıkardığım bir makale olduğu için koşulları sağlar mı bilmiyorum. Danışmanıma sordum, o da yarın enstitüye soracak. Aksi takdirde atılıyorum sanırım. Umarım pişman olmam:/
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Üniversiteye göre değişir. Toplam süre 7 yıl diye biliyorum.
0
stefano
(15.04.26)
Bana kalırsa hemen makale şartını ileri sürüp dondurma dilekçesi verin. Gerisine sonra bakarsınız. Ana önerim, hocayı araya koymadan gerekenleri siz öğrenin. Hem uygunu bu, hem de kulaktan kulağa ufak bir hata yüzünden olan şansınızı da kaybedebilirsiniz.
Başarılar dilerim.
0
lil siztah
(15.04.26)
@lil siztah,
Hocam, makale şartını ileri sürüp kayıt dondurma mümkün olur mu bilmiyorum. Danışmanım aslında anlayışlı, yanımda olan biri ama bu sefer de yanımda olur mu bilmiyorum. Ben araştırıp sorayım. Zira öğrenci bilgi sisteminde kayıt dondurma butonuna baktığımda kapalı görünüyor. Muhtemelen ya dönemini kaçırdım ya da istisnai hallerde aktif oluyordur.
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Ben niye atıldığınızı anlayamadım. 2022 girişliyim diyorsunuz. 8. döneminiz bitiyor. 12 yarıyıla kadar uzatma hakkınız var zaten normal koşullarda. Bu da 2 sene yapar, toparlanmayacak bir durum yok burada. Ben mi bir şey kaçırıyorum?
0
evrim halkasi
(15.04.26)
Benim makul gerekçeyle mayıs ortasında bile dönem dondurabildiğim oldu (yönetmelikte var). Giriş yılınıza göre önünüzde uzatma imkanı da var gibi duruyor, bu sebeple dönem kalma şansınızı kötü günler için saklasanız iyi olurdu. Ama enstitüden olumlu dönüş alamazsanız tik’ten kalma da değerlendirilebilecek bir seçenek.
0
lil siztah
(15.04.26)
@evrim halkasi,
Hocama göre uzatma alabilmem için benim bir dergide yayımlanmış bir makalem ya da en azından yayına kabul edilmiş bir makalem olması gerekiyormuş. Önümüzdeki tik'e 1 ay var ben daha o makalenin sahasını yapıyorum. Asla yetişemez.
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Okuldan okula değişir ama sizin hocanızın verdiği bilgi hiç aklıma yatmadı; zira en önemli uzatma alma gerekçelerinden biri makale ve bekleme süreleri gittikçe uzadığı için enstitüler bunu kolaylaştırmaya gidiyor. Yoksa her dönem parça para yüzlerce dilekçeyle uğraşması onlara da zor.
Herkesin önerdiği gibi enstitüye gidiniz. Başarılar dilerim.

Not: Moral bozmayın, sizin durumunuzda yüzlerce kişi oluyor her dönem. Kurallara göre oynadıktan sonra hepsinin vardır bir kolayı. Teknik sorunları kısa sürede bertaraf etmeye çalışın, makale motivasyonunuz düşmesin.
0
lil siztah
(15.04.26)
Arkadaşlar @lil siztah, sağ olsun gerekli yönlendirmeler konusunda beni aydınlatınca öğrenmiş oldum ki benim okuluma göre ki sanıyorum hemen hemen hepsinde de böyledir, 8 yarıyıl sonrası 12 yarıyıla kadar zaten bizim bir şey yapmadan uzatma hakkımız varmış. Her dönem program kaydını yapıp okulu uzatmış olmaktan kaynaklı öğrenim harcını (500 küsur lira) yatırdıktan sonra TİK'lere girip tezinize devam edebiliyorsunuz. 12'ye gelmeden, yani savunma sınavı öncesi, jürinizden uzatma alabilmek için de doktora tezinizle ilgili bir dergide yayına kabul edilen ya da en azından değerlendirilme aşamasında olan bir makaleniz olması gerekiyormuş.
+2
🌸Amaranta ursula
(16.04.26)
ulkeye ve hatta okula gore degisir ama benim bildigim master icin 4 sene , phd icin 8 sene limiti var.
0
cooperr
(17.04.26)
(13)

Sizce günümüz şartlarında memur olmak özenilecek bir durum mu?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
0
lostinway91
(11.04.26)
kariyerinde yükselme plani olmayan beyaz yakaya kiyasla evet.
özel sektör cok open end bir sey ama uzman olarak calisacaksan da close end dkfjg

ona kiyasla iyi o yüzden. memurlugun basindaki atanma olayi cok dengesiz bir durum ama sonrasinda pahali bir sehirde yasamiyorsan iyi bence.
istanbul'da yasayan memurla x anadolu sehrinde yasayan memurun maasinin ayni olmasi sacmalik.
0
Purple life
(11.04.26)
Memurluğa bağlı. Memurlukta servis, yemek yok genel olarak. Ulaşımı, yemeği maaşından harcıyorsun. Araban yoksa otobüste, metroda sürünürsün. 0 konfor. Servis seni bazen evine kadar bırakır. Yemekler iyiyse her gün 300 400 yemeğe vermezsin. Memurlukta özel sağlık sigortası yok bildiğim. Ben en iyi özel hastanelerde 50 TL ödeyerek muayene oluyorum. Şu an ortalama muayene ücreti 2500 TL.

Memurlukta iş garantisi var. Vasıfsız tipler bile yıllarca çalışıp emekli olabiliyor. İyi bir şirkette iyi bir beyaz yaka pozisyonu memurluğa tercih ederim.

Memurlukta kurum önemli. Şehir, ilçe önemli. Bunlar bana özgürlük kısıtlayıcı geliyor.
-4
arbre
(11.04.26)
Pahalı olmayan bir şehirde memurluk Türkiye'deki en iyi yaşam formatıdır. Dünyanın hiçbir yerinde 3 ay tatil yaparak maaş alan öğretmenler göremezsin.

Memurluk bir paravan olarak da kullanılıyor; minimum eforla düzenli gelir ve bir yandan da ticaret yaparak gelirini arttıran çok memur var.
-1
stefano
(11.04.26)
artıları eksilerine göre bakmak gerekir.

artıları: saat 5'te mesai biter, 657'den atılma riski çok az, garanti maaş, torpille yata yata dokunulmadan emeklilik gelir, yeşil pasaport vb.
eksileri: maaş özel sektör beyaz yakanın 3'te biri, kariyer yükselme şansı yok.

bende devlet memuruyum ama gerçekten devletin çok gereksiz memurları var. ve devlet memurlarının yüzde 90dan fazlası net yatıyor. zaten bütçenin 3te1i memur maaşına gidiyor.
akp zamanında memur alımı da cumhuriyet tarihi ortalamasının 3 katı. oy nerden geliyorsa oraya adam alan bir hükümet olunca, yolunda aş. torpili zaten söylemeye gerek yok.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Özel sektör beyaz yakalardan ortalama memur maaşının 3 katını alabilen çok azdır. Torpil konusu özel sektörde de çok fazla. Tanıdık olmadan düzgün bir işe girmek artık çok zor.
+2
stefano
(11.04.26)
bin kere evet diyorum. "memurluk kısıtlayıcı, küçük yerde çile çekiyorum" diyen her bir memura karşılık büyük şehirde ama özel sektörde iflahı sökülüp yaşam koşulları sebebiyle insanlıktan çıkmak zorunda kalmış 10 tane özel sektör çalışanı vardır herhalde... her memur robota dönüşüp bir köşede sessizce ölmediği gibi her özel sektör çalışanı maaşını beş senede 15'e katlayıp nefis hayatlar yaşamıyor. karakter, kariyer öncelikleri, sektör hatta şans gibi çok farklı kriterler var işin içinde. o yüzden en temel koşulları dikkate alırsak pragmatik bakış açısıyla bence şu an memnuriyet daha cazip olmalı.

benim babam 90'ların başında alakasız bi bölüm bitirmiş, tanıdıklar vasıtasıyla tıbbi mümessil olmuş mesela. allah için gerçekten bu iş için yaratılmış prezentabl bi adamdı rahmetli. girmiş kapıdan s.a demiş yani, altında araba vardı ve ben hatırlıyorum işe kalkıp öğlen gider, 7 olmadan da dönerdi. çocukluğumda bizim sadece ticket kartımız (bazı marketlerde de geçerdi) asgari ücretten fazlaydı öyle diyim. epik düzeyde istikrarlı ve yanlış mali kararlar almasaydı babam abartısız söylüyorum tek maaşla şimdi bizim değeri belki yüz milyonlarla ifade edilecek varlığımız olurdu çünkü yaşadığımız bölge de aşırı değerlendi.

şu an aynı pozisyonlara girmek bile ölüm, gördüğüm kadarıyla maaşlar ortalama üstü bile değil, ayrıca iş yükü ve baskısı çok daha fazla. şimdi babamın çalıştığı özel sektörle benim çalıştığım özel sektör aynı değil mesela...

eğer basit hesaplama yapacaksak şunu sormamız lazım: bugün iş hayatına atılan bir memurun mu görece stabil hayat sürmesi daha olası yoksa özel sektördeki bir gencin babamınkine benzer bir hayata sahip olması mı? bence cevap açık ve net. dediğim gibi memuriyete söven de olacaktır, özel sektörde milyarlık adama dönüşen de çıkacaktır ama bunların ben artık istisna olduğuna inanıyorum.

ben hadi zaten kendim malım çok doğru bi referans noktası sayılmam da imkanım olsa memuriyeti tercih ederdim şu an. amir-vatandaş baş ağrısı bana kendini allah sanan yöneticiden, beni satın aldığını zanneden müşteriden, üç kuruş alacağım diye muhtemelen babadan kalma varlığıyla patronculuk oynayan bir dangozu zengin etmekten daha çekilebilir geliyor. bunlar devlette de var tabii ama en azından işin içinde DEVLET var aynı ölçüde rahatsız etmez beni. özel sektör kim kime dum duma yarış atı gibi sürekli birilerine bi şey ispat etmek zorundasın.
0
der meister
(11.04.26)
Ben rezervuar muhendisiyim. Kuzey Amerika'da Federal devlet pozsiyonunda calisiyorum. Memurum yani.

En buyuk avantaji is guvencesi. Ozel sektorde kriz oldugunda, agzinla kus tutsan isini aninda kaybedersin.

Sonra emeklilik durumu var. Enflasyon oraninda artan, yuksek, olene kadar emekli maasi alacagim.

Is-yasam dengesi de iyi. Saat 4'u 1 gece ofite bir tane bile insan bulamazsin.

Maaslar da an itibariyle ozel sektorden yuksek. Ozellikle uzun sure calisinca maas ve kidem cok artiyor. Mesela benim seviyem EX-02. Ozellikle teknik seviyeden yoneticilige gecince artis cok iyi.

Su an bizim sektorde ozelde $200.000 odeyen is vardir ama azdir ve genellikle hep problemli bolgelerdedir.
0
thetruenorthstrongandfree2
(11.04.26)
Ülkeye göre değişir, kişinin durumuna göre değişir.
Misal benim kuzenim devlette laboratuar teknisyeni. Şu adamdan daha iyi durumda laboratuvar teknisyeni olamaz özelde.
Fransa'da devlet maaşlarına baktim satin alma vs için, çok iyi değil. Fark ne? Çalışma saatleri bir tık daha rahattir ve tatileri çok çok daha fazla (benim tatilim misal 7 hafta, devlette 10 haftalar falan var).
Bir de kişinin karakterine bağlı. Ben devlette yapamam ama annem misal bir daha hayata gelirsem memur olurum der hep. Benim kariyerimde aldığım bir iki kararı riskli bulsa da şu ana kadar ben haklı çıktım ve annem benim yerimde olsa az maaş, rahat iş takılırdı yani.

Onun dışında memur işleri önemlidir. Bazı işleri özelleştirme trendi olsa da özelleştirilen çoğu şey iğrenç hale gelir eninde sonunda çünkü "kar" amacı güder. Bu sebepten memurluk ve memurlar iyidir. Ama Türkiye'de malesef iktidarların destekleyenlerine yemleme yöntemidir, likayat olmayan yerde insanlar tabiki nefret eder.
0
logisticsmanager
(11.04.26)
valla en önemli şey kesinlikle işten atılmamak
0
Hallegadola
(11.04.26)
işten atılma yok.
iş yetiştirme-bitirme derdi yok.
ileride yeşil pasaportla vizesiz avrupa gezme de bonus.
+1
parka
(11.04.26)
Özelde öğretmenim. Muhtemelen devlet öğretmenlerinden 2-3 kat daha fazla çalışıyorum. Konuştuğum neredeyse tüm devlet öğretmenlerinin boş günleri var. Şu an devlet öğretmeninden daha az maaş alıp daha fazla iş yapıyorum. Ayrıca yeşil pasaport mevzusu var.
Ama en özendiğim memur şu an için belediyede mühendis olanlar.
Arkadaş ibb den taşraya gitti. Maaş mükemmel, altına araba çektiler, kadrolu, oranın ağası gibi bir şey oldu dkdkdkd
Görevleri arasında kuş izlemek falan var dkskks
+2
wild honey suckle
(12.04.26)
kişinin neye özendiğine göre çok değişir bunun cevabı. özel sektörde, aylardır birikmiş maaşın ne kadarını ne zaman alabileceğimi bilmeden çalıştığım oldu. bu sebeple, ayın belli bir gününde, belli bir miktarın ödeneceğini bilmek, benim için en büyük nimetlerden biri.
diğer yandan memurluk çok geniş bir kavram. memur diyince pek çok kişinin gözünde, taşranın bilmem ne bürosunda örgüsünü örerek, mesai saatinde pazarına giderek geçinip giden birileri canlanıyor hala. 70 bin lira maaş aldığı halde, evinden bin km uzakta, x köyünün bilmem ne mecrasındaki wc kokulu pansiyonda, gece yarısı gözleri kan çanağı vaziyette milyonluk ihalelerin şartnamesini okuyan memur da var mesela. ya da çatışmaya giren de.. özetle değişkeni çok; meslek, kurum, koşullar vs vs.
+1
lil siztah
(12.04.26)
hayattan beklentin ile alakalı, tüm akrabalarım memur koca sülalede firması olan tek kişi benim. 20 yıl önce tüm akrabalarım müdür olurum diye bakıyordu, kimse bir şey olamadı. ne uzadılar ne kısaldılar.

rutin bir hayat seviyorsan memurluk ideal.
+1
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
(12)

35'ten sonra sıfırdan bir lisans okumak...

öylesinebiri
Oturmuş bir hayat biçimi var ama artık memnun olmadığım, yeterli gelmeyen bir noktadayım. Bu yaştan sonra yeni bir kariyer yolculuğuna girişmek nasıl olur? Okunacak bölüm mühendislik, halihazırda yaptığım işle ilintili, sonrasında maaş artışı olacak, motivasyonum bu.(Sorun sadece yaş, başkaca düşünd
Oturmuş bir hayat biçimi var ama artık memnun olmadığım, yeterli gelmeyen bir noktadayım. Bu yaştan sonra yeni bir kariyer yolculuğuna girişmek nasıl olur? Okunacak bölüm mühendislik, halihazırda yaptığım işle ilintili, sonrasında maaş artışı olacak, motivasyonum bu.
(Sorun sadece yaş, başkaca düşündüren bir etmen yok)

Edit: İşi bırakmadan okuma şansım var
📊 Mühendislik okumak mantıklı mı?

Bu anket sona erdi. 35 oy kullanıldı.

0
öylesinebiri
(14.03.26)
muhendislik okuldan cok saha deneyimi gerektiren bir meslek, o da zamanla oluyor.
35'den sonra hic tavsiye etmem, mezun olman 40 zaten.

tavsiyem, MBA falan yapip yukselmeye calisman.
+2
cooperr
(14.03.26)
İşini bırakmadan okuyabileceksen okunur. Devlet üniversitelerinde zor olur ama özellerde bir şekilde bitirirler.

Kısaca hali hazırda işin var ve yükselmek için okuyacaksan okunur. Sıfırdan bir maceraya girmek mantıklı değil
+1
stefano
(14.03.26)
babamın fabrikaları olsaydı, kira fatura market ödeme dertlerim olmasaydı, babamın kredi kartını rahatça kullanabilecek olsaydım, yani maddi hiçbir sorunum olmasaydı ben de veterinerlik okurdum. yaşım 30.

şimdi üniversite okumaya kalksam benim zorunlu giderlerimi kim ödeyecek?

senin öyle bir sorunun yoksa git oku. bir kere geliyoruz şu hayata. aksi halde işini gücünü bırakma, işler tersi giderse orijinal mesleğine dönüşün de 5 yıl aradan sonra sıkıntılı olabilir.
0
art cat chocolate
(14.03.26)
33 yaşinda ikinci lisansı okudum. Ben de hep yaş faktöründen çekiniyordum ama sonra boş yere beklemiştim pişmanlığı oluştu. Artıları sizi omrunuz boyu çok daha mutlu edecekse okuyun bence.
+1
egerbiryolcu
(14.03.26)
Mühendislik okunmaz. Mühendisim.
-2
arbre
(14.03.26)
sekiz dönem onca derse maruz kalacaksın. takip et, çalış, sınavlara hazırlan falan. kimi hocalar derse devamlılık isteyecek büyük çaba gerektiriyor. bunu sürdürebilecek misin?

ben olsam sürdüremezdim. bir başkasının kazanabileceği kontenjanı hiç etmek istemezdim.
-1
tabudeviren
(14.03.26)
Yıl 2050 hala okumak diyenler var.
0
artıküyeolmakistiyorum
(14.03.26)
41 yaşında ikinci üniversite olarak bir devlet üniversitesinde harita mühendisliği okuyorum. Öğrenci profili çok değişmiş kendi zamanımdaki kadar zor değil dersler, ama haftanın en az 4 günü derse gitmem gerekiyor. Şirkette sözüm geçecek kıdemdeyim de derse gidip gelecek süreç için sorun yaşamıyorum. Ama normal şartlarda haftanın en az 4 günü derse gitmeye imkan yok. Yaşım şu ana kadar pek problem olmadı.
+2
koskoca kirpi
(14.03.26)
35ten sonra okul yıllarını çıksan en az 26 sene daha çalışacaksın. Motivasyon para ise tek yıllık bir şeyler okunur ama 4 yıl - 5 yıl okunmaz. Motivasyon yukarda dendiği gibi şu anki işten nefret etmekse okunur. 26 sene yanında 4 senenin sözü olmaz.
+1
huladancer
(14.03.26)
35'den sonra pilotluk okurdum
0
turkuaz
(14.03.26)
Bu yaştan sonra ciddi sektör değişikliği ekonomiyi oldukça sarsar, hele ki mühendislik çekilmez, sadece bölüm dersleri görmeyeceksiniz, devamsızlık yapıp derslere aktif katılmazsanız okul zamanında bitmez, sınıf arkadaşlarınızın annesi/babası yaşında olacaksınız. Yani tam bir ızdırap olur.

Benim maaşımı ikiye katlasalar gene de gidip okumam, bunun yerine freelance işler yapacak bir online eğitim planı yapardım kendime, bu sayede gereksiz ders yükünü oldukça hafifletmiş olurum.

Örneğin elektrik elektronik mühendisiyim ve okulda aldığım derslerin %70'i iş hayatımda hiçbir işe yaramadı, yaramıyor, yaramayacak.
0
kimlanbu
(16.03.26)
yani 40 yasina muhendislik mezunu olmadan girmek var bir de muhendislik mezunu olup girmek var. hayat ozellikle turkiye'de zor malesef en azindan sonradan yas gecince pisman olmamak icin denemek lazim. ben onlisans okudum 28 yasinda bitirmistim. en buyukle aramda 8 yas vardi oyle dusun. genclerle konusurken sana iyi anlamda farkli davraniyorlar. hocalarla iletisimin daha guclu oluyor cunku coguyla yasit oluyorsun. ben gercekten herhangi bir zararini gormedim.

hatta hala aof okuyorum son iki dersim kaldi. :)) tamamen mecburiyetten. yas 33 benim de. muhendislik kazanabilecek kadar kafam calissa muhakkak ozel okula parasini verip rahat rahat mezun olmaya bakardim kesinlikle.
+1
arakaali
(16.03.26)
(5)

10 yıl sonra beyaz yaka olacak mı?

mimikikili
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?Buyrun istediğiniz yerd
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.
Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?
Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?
Buyrun istediğiniz yerden anlatın. Nasiplenelim.
0
mimikikili
(06.03.26)
Nelere 10 yıl dediler, birşey olmaz, zaten şu an bile, hatta 2020 öncesi bile ofistekiler ne kadar çok iş yapıyordu ki, tabii yoğun insanlar vardır, ben de zaman zaman yoğun oluyordum ama çoğu hikayeydi bence, o zaman bile. Sorsan neredeyse istisnasız herkes "çok yoğun" diyordu.
0
mbond
(06.03.26)
Beyaz yakayı bitiren diploma enflasyonu oldu. Oversupply, oversaturation durumunu ortaya çıkardı. AI'ın etkisi aşırı artan beyaz yaka sayısı veya beyaz yaka olma motivasyonu kadar etkili değil şuan için. İleride ne olur bilinmez tabi.

Ancak mevcut durum bazı sinyaller veriyor. Gelişmiş ülkelerde bile işsizlik artıyor. Underemployment (eksik istihdam) denilen eğitim ve kariyerden alakasız işlere yönelme var.
+1
stefano
(06.03.26)
Yapay zekayı yeterince iyi bulmuyorum.

Modelleyiciler hep olacak
0
baldan kaymak
(06.03.26)
evet olacak
0
gurur
(07.03.26)
ai'ın etkisi ve başarısız yadsınamaz ama çok hızlı ve tehlikeli bir motor gibi o şuan. devre elemanları, direksiyonu, emniyet valfleri daha bir çok şey olmadan bu vaziyette "bunla her şey yapabiliriz, bir insan bir şeyi bu kadar hızlı çeviremez" ölçeğinde.

otomasyon süreçlerinde destek elemanı olarak kullanmak, takıma "akıllı ve heyecanlı çocuk" kontenjanından ai'yi katmak mantıklı ama onun dışında şuandakinden daha işe yarar hale gelmesi zor.

hassas bilgilerin yayılması, şirket içi ve legal kurallar, aşırı kaynak tüketimi, başarısını devam ettirmek için modellerin sürekli büyüme gereksinimi ama insan üretimi kaynak azalınca dairesel bir çıkmaza girmesi, halüsinasyon probleminin çözülememesi gibi ciddi problem var. halüsinasyon problemi, ai'n otomatize ettiği şunu özetle, burayı oku analiz et gibi işler için çok önemli bir sorun olmayabilir ama işlerin bu ölçek dışına çıkmasını zorlaştırıyor.

bir çok alanda, özellikle yazılım gibi alanlarda iş süreçlerine girdi, her çalışanın yanına verilen ikinci-üçüncü eleman gibi oldu. artık her bir çalışan aslında bir kaç kişiden oluşur vaziyette.

bu süreçlerin daha optimize ve sistemsel olması dışında çok büyük bir devrimin geleceğinden emin değilim. dönüşüm sürmeye devam edecek ama hayal ettiğimizin ötesine bir şey gelecek mi emin değilim. insanlar çalışmak zorunda, sisteme katkı sağlamak zorunda ki maaş alsınlar ve aldıkları paraları harcasınlar.

bahsettiğiniz ölçüde bir beyaz yaka azalması olacak ama onun sebebi mimar ve mühendislik gibi alanlarda zaten fazlaca insanlar olması
(bkz: diploma enflasyonu)
(bkz: akademik enflasyon)

ideal bir dünyada bu mesleklerin zaten bu kadar olmaması gerekiyordu.

bir de şu var. ai karar mercii olarak kabul edilemez çünkü köprüyü yapan bir mimar değil de bir yapay zeka aracı olursa o köprüde sorun olduğunda kim hesap verecek? kim bu işin sorumlusu? bir mimarın bir yerde imza atması gerekecek.

bir zanlıyı mahkemeye çıkarınca onun yargı kararını kim verecek? ai bu konuda sadece tüm süreçleri, iddia ve kanıtları değerlendiren bir araç olabilir. ama son karar yine bir hukukçuda. çünkü karar hatalı olursa o hakime hesap sorulmaz (gerçi türkiye'de zaten sorulmuyor ama kastettiğimi anladınız)

belki ileride işi hapis yatmak ya da hesap vermek olan meslek grupları çıkar. bi dk, büyük şirketlere birden atanan ceo'ları icat ettik. mimarlık firması ai'ya köprü hazırlattı. köprü çöktü. mimarlık bilgisi olmayan ama şirketi kurmuş olan kişi yargılanır. o zaten altında çalışan başka bir yüksek maaşlı çalışana denetleme görevi vermiştir. hapse o girer.

yazarken farkettim. roller değişiyor ama genel plan çok da değişmiyor.

mavi yaka ve beyaz yaka ayrımı azalacak.
şuan çoğu fabrika işçisinin yerine robotlar koyulabiliyor zaten. o işçiler daha az yağlı ve tozlu ortamda, bilgisayar başında ya da arada bir makinaların arasında yer alacaklar ve beyaz yaka çalışma düzenine bir noktada yaklaşacaklar. ofis çalışanlarının bir kısmının yaptığı iş az önce bahsettiğim kişinin yaptığı işe benzeyecek. belki de yeni mavi bu olacak.

aslında şunu söylemek lazım, bizim halk arasında beyaz yaka dediğimiz bir çok iş esasında mavi yaka iş kapsamında değerlendirilebilir. kullandığımız araçlar değiştiği, iş yerlerinin imkanları farkılaştığı için ve fabrikada çalışan işçilerden farklı şartlarda çalıştığımız için bu ifadeyi kullanıyoruz belki ama ai bu farkı azaltacak.

ai yardımcı bir araç olmaya devam edecek, etmeli de.
özetleyen, senin söylediklerini daha düzgün şekilde yazan, senin adına arayan ve sonuçları önüne getiren (ve bu minvalde bir çok iş arayan) ama nihai kararı insana bırakan bir insan olmalı ve öyle kalmalı. bu kararları verenler de zaten beyaz yaka.

ai en çok en çok orta kademe işleri tehdit ediyor şuan ve bu alanların daralmasını/ortadan kalkmasını sağlayacak belki de. rutin bilgi işleme gibi işler, analiz raporu yazan analistler, hukuk belgesi taslağı çıkaran ya da geçmiş hukuki kararları arayıp örnekler bulan yeni mezun avukat, sadece verilen işi o ölçüde ve basit işler yapan mediocore yazılımcı gibi işler tehdit altında.

ama o zaman da başka soru:
eski dava sonuçlarını kurcalamayan, taslak metin hazırlamayan az tecrübeli avukat nasıl tecrübe kazanacak ve kritik nüanslar yakalayacak?
küçük işler ve hatalar yapmayan yazılımcı nasıl büyük mimari kararlar alacak? giriş/orta kademe işleri kapatırsak, şuan senior görevde olanlar gittiğinde yerleri nasıl doldurulacak? kaldı ki ai sürekli eğitilmek, sürekli yeni input'lar almak zorunda ki zaten şuan bile ai-slop içerikler yüzünden model eğitimlerinde sorunlar yaşanıyor. giriş kademenin yeri dolar da, orta kademe işleri ai aldığında bu boşluk nasıl doldurulacak? şimdi ai girişten ziyade mid-level çalışanların yerine geliyor. 15-20 sene sonra ne olacak?

10 yıl sonra da beyaz yaka olacak. bu net. imza dışında mimar mühendise başvuracak mıyız, muhtemelen evet.
şimdi beyaz yaka dediğimiz bir çok meslek 10 yıl sonra da beyaz yaka olarak isimlendirilecek mi: bence bunu sormak istediniz. cevap hayır.
0
biseysorcaktim
(07.03.26)
(4)

chino pantolon

sanat guresi
nerden alıyorsunuz?
nerden alıyorsunuz?
0
sanat guresi
(05.03.26)
Dockers.
+1
kizil karga
(05.03.26)
Gap.
Dockers'ta fena değil ama polyester kullanıyor
-2
stefano
(05.03.26)
Bi bakın bakalım polyester mi.

www.dockers.com.tr
0
kizil karga
(05.03.26)
her markanin polyester pantolonu vardir kavga etmeyin.

dockers benim aldiklarim 98 pamuk ama eski dockers degil 1 senede pul oluyor pantolonlar. bir de simdi levis elden cikardi bunlari iyice duser kalite.

bu isin dunya capinda standardi incotex. meyer diye bir marka var daha ucuz diye onlardan aliyordum ama kesimleri cok iyi degil geri gonderecegim galiba. incotex'i indirimli bulsaniz bile 4-5 dockers fiyatidir ama ben sahsen dockers'a geri donmeyi dusunmuyorum dedigim gibi 1 yilda birakti kendini son aldiklarim.
0
antikadimag
(05.03.26)
(9)

işsizim - iş teklifi aldım - kabul etmeli miyim

biseysorcaktim
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliş
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.

linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliştiriciyim), çoğu başvurum görünmedi, kimiyse görüştüm bir kaç mülakat ilerledim ama son aşamaya gelmedim.

geçen hafta birileri bir proje için mesaj attı. ekiple tanıştım, projeyi inceledim, teknik olarak ve ekip olarak beğendim ama ürüne çok güvenim yok. teklif edilen maaş son işimdeki maaşın yüzde 30 daha düşüğü de olsa bu tutar beni iki üç ayda toparlar hatta artıya geçerim.

iş işte aranır düsturundan ötürü ve param da olmaması sebebiyle işi kabul etmeyi düşünüyorum ama bu iyi bir seçenek mi, rahata alışır da iş aramaktan vazgeçer miyim diye düşünüyorum. cv'mde burayı yazmak istemem 3 ay çalışırsam. yazmayınca da 5-6 aylık toplam boşluk dikkat çeker mi diye endişe ediyorum biraz. bu iş contractor tipli. yani aslında yasal bir bağlayıcılığı yok. yarın işe gitmesem (ya da onlar beni kovsa) işe iade, tazminat şu bu yok. ücreti de usdt olarak ödeyecekler (usd değil).

dışarıdan bakınca işi kabul edip, iş arama motivasyonunu devam ettirmek gerekir diyorum ama psikoloji ve insan enerjisi de sınırlı.

öte yandan, son kurşunum olan emeklilik bes'imdeki para beni 6 ay kadar idare eder. onu bozdurup iş aramaya devam etsem, o sırada da kendi side-projectlerimi geliştirip orada para kazanmak için elimden geleni yapsam mı diyorum. aslında 6-7 işsizliğin psikolojik etkilerinden ve cv'deki işsizlik boşluğundan endişe ediyorum ve o yüzden bu işi kabul etmek istiyorum.

ne dersiniz?
+1
biseysorcaktim
(03.03.26)
işe girmekten daha iyi bir alternatifin yok gibi görünüyor. burayı cv'ye yazmak istememekle işsiz kalıp boş bırakmak arasında hiçbir fark yok. bu ekonomide az da olsa damlaması, damlamamasından iyidir derim. üstelik çalışmadığın her gün insanın enerjisi ve psikolojisi daha geriye gider.

hem psikolojik olarak hem ekonomik olarak kabul etmen senin için daha iyi. burayı beğenmiyorsansa da iş aramaya devam edersin. en azından iş ararken bir tık daha iyi bir psikolojide ararsın.
+1
ilgeru
(03.03.26)
ben garantici bir insanım mesela. diyorsunuz ya 6 ay idare eder, o sırada kendi projelerimi geliştirip para kazanırım. ya kazanamazsanız? bu sefer cv'de daha büyük bir boşluk oluşmayacak mı? cvnize yine yazarsınız burayı isterseniz, dönemsel çalıştım der geçersiniz. işsizliğin psikolojisi daha kötü şu an eşim tam da bu süreçte ve birisi çok yüksek olmasa da bi teklif yapsa direkt kabul eder bizim de maddi olarak çok sorunumuz olmadığı halde
+1
matilda
(03.03.26)
bence kabul edin. yazmasanız da kendimi geliştirmek için ara verdim dersiniz oralar halledilir. ekmek artık aslanın ağzında değil midesinde. her fırsatı değerlendirmek lazım.
+1
elektr10
(03.03.26)
mantikli secenek kabul edip o sirada yine is aramak. cvdeki vaziyetten ziyade son kalan parayi harcayip, o arada bir takim seylerin duzelecegini umut etmek delilik
+1
pasaklıpepee
(03.03.26)
Projeyi yarıda bırakmayacaksanız bence kaçmaz, piyasa gerçekten çok kötü durumda.
0
kimlanbu
(03.03.26)
işi kabul et.
+1
orpheus
(03.03.26)
kesinlikle etmelisin.
+1
koela
(03.03.26)
iş piyasası tüm dünyada berbat şuan. maaşlı iş kaçırılmaz.
0
stefano
(03.03.26)
cv deki boşluk en son endişelenecek şey bence. konut kredin varmış. hadi fatura, kredi kartı fln neysede. borçlar için mecbur çalışmak lazım. benimde kredim var. boşta duramazdım kesin.

birde tüm sektörler kötü. kendi işini kurma potansiyelin yoksa eninde sonunda bir yerde başlayacaksın. 3 altı 5 üstü hayat konforunu çok değiştiren bir faktör olmayacaktır. çalışma koşullarına bak. bence başla işe. sonra daha iyisine bakarsın.
0
morcivert
(03.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-8
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(14)

Yurtdışındaki türkler neden böyle?

Unde bach canim
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön dem
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön demek istiyorsun ama adamlarla tartışmak istemiyorsun.

Nedir bunların motivasyonu? Yani altın gömü falan bulacağını mı umuyorsun ki? Türkiyede zaten kötü bir kariyer ve kötü bir dil seviyen varsa yurtdışında da iyi bir seviyede olamıyorsun. Bunlara iyi konuma geleceklerini ne düşündürüyor anlamış değilim cidden.
-7
Unde bach canim
(23.02.26)
Yurtdışındayım hocam. Her insanın iyisi kötüsü oluyor. Ama tam olarak konuyu açarsan iyi olur soru ne anlamadım.
+4
Take it away honey
(23.02.26)
Çakallık pek yapamıyorlar buradaki gibi. En fazla Türk'e geçer çakallığı.

Motivasyona gelirsek kalacak yer bulamayıp arabada uyuyan ve öyle yaşamaya devam edenler gördüm. Benim anladığım kredi patlatıp geliyorlar.
-1
michael harddd
(23.02.26)
yurtdisinda cok farkli sosyokültürel, sosyoekonomik background'u olan insanlar var.
daha lise zamaninda yurtdisina okumaya cikmis insanlar, üniversiteyi harvard'da okuyup calismaya baslayanlar, ortaokul mezunu olup 25 yasinda evlenip gidenler, amcasinin yanina börekciye calismaya gidenler, 37 yasinda bir ofiste beyaz yakali pozisyonu bulup ailesiyle tasinanlar...
her kesimin apayri dinamikleri ve problemleri var. siz hangisinden bahsediyorsunuz? onu anlarsak bence daha dogru yanitlar veririz.

iltica edenler hakkinda yaniliyorsunuz yalniz. en büyük tutunabilme ve gönderilme kaygisini o grup yasiyor.
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
Kötü bir kariyer,kötü bir dil seviyesi ile iş bularak çalışma vizesi ile 40+ yaşta göçtük(karı/koca,çocuk yok).Beceremezsek zaten işlerimizden de ülkeden de şutlanırız,vizemiz çalıştıkça var.Devletten 1 cent dahi yardım almıyoruz.
Kimseye bulaş(a)mıyoruz,zaten yerli halk içine almıyor; 3-4 kuşaktır burada yaşayan türkler biz sonradan gelenleri sevmiyor; beyaz yakalılar kötü kariyer/dilden dolayı bizle görüşmüyor; ilticacı/cemaatçiler onlardan olmadığımız için görüşmüyor.Trde de yalnızdık, burda da yalnızız.
Burada bizi tutan motivasyon kimsenin kimseye karışmaması,mesainin bittiği dakika işin de bitmesi,özel hayata saygı,uzun yürüyüşler,bisiklet turları yapabilmek,vizesiz birçok ülkeyi gezebilmek ve tabii ki paranın satın alma gücü.
İyi bir konuma gelmek gibi bir derdimiz yok,hayatımızın geri kalan az bir kısmını,farklı bir coğrafyada huzurlu geçirebilmek.
+7
arenas
(23.02.26)
Ben de tam ne denmek istendigini anlayamadim. 4 yildir yurtdisindayim, psikolojim bozuldu. :) 1 sene icinde geri donmeyi planliyorum ama malum kurulu duzeni bozmak da is, burada herhangi bir mecaz yok.

Bahsettiginiz gibi motivasyonumu kaybettim. Ozellikle alim gucu vs anlaminda bekledigimden cok cok kotu cikti. Tabii Turkiye'de satin almanin dusunderecegi bazi urunlere ulasmak burada daha kolay, ancak bazi urun veya hizmetlerde tam tersi de gecerli. Acikcasi Turkiye'de benle benzer bir is yapan kisinin benden ekonomik anlamda daha kotu bir hayat yasadigini dusunmuyorum.
+1
mbond
(23.02.26)
İki yıldır yurt dışındayım, Türkiye standartlarında kasaba diyebileceğimiz, kışları uzun, insanları ise mesafeli bir şehirde yaşıyorum. Bu mesafeli insanlar kısmı da tamamen ülkeyle alakalı. Örneğin, çok samimi Çek arkadaşlarım oldu ancak Avusturyalı dostluklarım aynı derinliğe ulaşmadı.
Burada kalma motivasyonum sabah 15 dakikada ofisteyim, esnek çalışabiliyorum (haftada 4 gün 8.5 saat, bir günü evden; cuma günü sadece 3 saat ve evden) istediğim an istediğim yere bisikletle ulaşıyorum, 1 saat trafik görülmüş duyulmuş bir şey değil, belki evim büyük değil (57m2) ama bahçem var ve buna rağmen şehir içindeyim, sokakta bıçaklanma korkum yok, zengin birinin piçi arabayla üstümden geçerse ceza alır mı diye bir korkum yok, yarın öbür gün çocuğum olduğunda diyet öder gibi okul parası vermeme gerek yok.


@love and trust'in bahsettiği kişiyi burada ben de biliyorum, üç farklı hesabı ve kankası ya da sevgilisi Edmond Honda ile delirmeler yaşıyor burada. Evli değillerse evlensinler, çok iyi tencere kapaklar. Her cevabından ne kadar mutsuz, ne kadar kırılgan egolu, ne kadar geçimsiz olduğu açığa çıkıyor. Soru sorayım ama verilen cevapları beğenmeyip laf yetiştireyim tavrı geçenlerde ununu elemiş eleğini aşmış başka bir yazarın bile gözüne batmıştı. Kendi dünyasında garip bir gerginlik yaşıyor sürekli ve Adeta kendi gerginliğini başkalarına aktararak rahatlamaya çalışan aşırı toksik biri. Hamburg insanlara iyi gelmiyormuş sayesinde onu görmüş oldum. Başka da kimse yok zaten onun gibi. Herkes gördüğüm kadarıyla normal. (: troller hariç ama onlar da renk ekliyor buraya.
+5
huladancer
(23.02.26)
Aynı kişiden bahsetmiyoruz,:)
-3
love and trust
(23.02.26)
dil ogrenmemek bazi expat'ler icin (turk olup olmamalarindan bagimsiz) bir tercih oluyor. dili ogrendiginizde o ulkeye entegrasyonunuz artiyor, sorunlari sizin sorunlariniz oluyor. fakat expat yasami bambaska bir sey. verdiginiz ornekteki kisiler ingilizce biliyorsalar ve islerinde, sosyal yasamlarinda ingilizce kullaniyorsalar almanca ogrenmeyi istemiyor olabilirler. nihayetinde dil ogrenmek uzun zamanli bir yasam planlamasini gerektiriyor fakat bazi expat'lerde boyle olmuyor, onlarin niyeti zaten birkac senede bir ulke degistirmek. bugun berlin ofisinde calisirlar yarin londra veya singapur ofisine gecerler.

bu arada @thetruenorthstrongandfree1'in donduklerinde "beceremedi" derler motivasyonuna alman hukumetinin maas odemesinen, yardimlarda bulunmasinan daha fazla onem atfetmesi tuhaf geldi. zira ben beceremedi denilecegini sanmiyorum, bu kisiler zaten beceremeseler bile vatan, millet, sakarya ozlemi falan diyeceklerdir.
+4
Sour
(23.02.26)
2014 öncesi gitmek ve kalmak kolaydı. Türkiye'de üniversiteyi kazanmayan parayla yurtdışında okuyordu. O yıllarda TL'nin gücü dövize göre yüksekti.

Eskiden fırsat çoktu kısacası. Türkiye'de tutunamayan başka yerlere gitti orada da sistemin gücüyle yaşıyor. Türkiye'ye dönseler burada hayatta kalamayacaklarını biliyorlar.
-4
stefano
(23.02.26)
stefano'nun cevabinda bir tane dogru bilgi yok ama olsun, yeni gelmis duyuruya, hos görün.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Neresinde yok?

ankara anlaşmasıyla ingiltereye bavulunu alıp giden de mi yok
abd'de boktan bir college'e parasıyla girip kalanda mı yok. Okul kabul oranı %92, h1b vize kazanma şansı %40-50
kanada'da avustralya'da sertifika, dil kursu gibi şeylerle kalan da mı yok. kendi akrabam dil kursu ile kaldı avustralya'da.
almanya'da zaten milyonlarca Türk var. 60'lardan beri filmlere bile konu olan yoksulluktan göç mevzusu.

nerede yok doğru, sen düzelt bakalım. ;) düzeltemez böyle de engellersin. yani bu kadar alınmaya gerek yok.
-4
stefano
(23.02.26)
parayi verip okudular: abd'deki iki tane dandik üniversiteyi genellemek muazzam bir sacmalik. bu mantikla princeton'da okuyan da parayi basip okumus? aynisini avrupa'da neden yapamadilar? üniversiteyi kazanamayip avrupa'ya kapak atmak diye bir sey yok cünkü önce kazanmak gerekiyor, sonra bitirebilmek. adam üniversiteyi yurtdisinda bitirdiyse zaten isterse kalici olabilir cünkü ögrencilerin %90'i daha üiversitenin ilk yilinda eleniyor. türkiye'deki egitimden cok daha zorlu bir egitimden geciyorlar.
demek ki her yurtdisinda okuyan parayi basip okumamis.

2014 öncesi tl döviz karsisinda daha güclüydü: bak 2005'e kadar gidiyor: www.boerse.de
tl'nin daha güclü oldugu seneyi bul lütfen.

sistemin gücü: sistem vatandasiysan güclü, vatandasi degilsen kimse yüzüne bakmiyor.

1960 senesinde giden gastarbeiter ile 2010 senesinde göcen iki diplomali beyaz yakaliyi ayni kefeye koyacak kadar izansiz olmak apayri bir sey.
"almanya'da toplu ulasim iyi midir" diye soru acacak kadar avrupa'yi iyi taniyan birine göre fazla iddiali laflar bunlar. bu kadar engin bilgisi olan birine laf yetistirmek gri hücrelerime zarar. engel ondandi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
abi princeton diyorsun. princeton top-10 okul ve oraya girenler bu tartışmanın konusu değil. bu arkadaşın yakındığı adamlar princeton'dan çıkmaz. dağda taşta college var. o college'ler önüne geleni alıyor :)

bundan 15-20 sene önce vatandaşını korumak için iş gücü açığından önüne gelen vasıfsız giriyordu her yere.

dövize gelirsek de tl'nin aud'den cad'tan değerli günleri oldu. üşenmedim baktım..2005'te tl euro 1,84-1,73. şuanki gibi 50'lerle çarpmıyorsun :)
-2
stefano
(23.02.26)
benim gordugum motivasyon kaynaklari:

%75 stockholm sendromu, celladina asik olma.
%15 elde avucta birsey olmadan bu sekilde donersem salak derler psikolojisi
%10 acik aramaya devam edip milyonda bir de olsa belki kolay yoldan koseyi donebilirim kafasi
0
cooperr
(23.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.