Giriş
(10)

Ülke müdürlüğü yapmış birinin sıfırdan başlaması

Kahvedesu
Bir arkadaşım var. Lojistik firmalarında ülke müdürlüğü yapmış. Şimdi de öğrenci vizesiyle bir şekilde yurtdışına yerleşmek istiyor. Ben çok hep az kazandığım için az kazamak beni çok zorlamıyor ama şu an garsonluk bile yaparım diyor. Çalışma izni de çıkarmak istemiyor kimse. Mümkün mü 45 yaşında bi
Bir arkadaşım var. Lojistik firmalarında ülke müdürlüğü yapmış. Şimdi de öğrenci vizesiyle bir şekilde yurtdışına yerleşmek istiyor. Ben çok hep az kazandığım için az kazamak beni çok zorlamıyor ama şu an garsonluk bile yaparım diyor. Çalışma izni de çıkarmak istemiyor kimse. Mümkün mü 45 yaşında birinin dil öğrenme amacıyla vize alabilmesi? Çok tuhaf geliyor. Aylık 300 bin tl kazanan birinin yurtdışında çağrı merkezinde iş araması.
0
Kahvedesu
(22 saat)
Ya çevrenin nabızını yokluyor bu konuda veya rahatlık batıyor olmalı .
0
diyecevaplandı
(21 saat)
kuzenlerim çok iyi işlerini bırakıp(c level olmaada manager poziyonundaydı ikiside) markette çalışmaya gittiler yurtdışına insan gibi yaşamak için. yaşları 35. yapılabilir birşey, dilleride yoktu.
-4
eja
(19 saat)
İnsanca yaşama derken 1300 euro maaşa 4 kişiyle patlaşımlı dairede kalır. Şu an o işi bile bulamadı.
+1
🌸Kahvedesu
(19 saat)
Parasini biriktirip golden visa’ya basvurmasi daha mantikli gelirdi bana. mudurluk yapmis birisi boyle bir hayati bir sure idare ettirse bile ne kadar surdurebilir bilemedim. bir diger opsiyon da ankara anlasmasi kapsaminda bireysel lojistik danismanlik sirketi kurmak olabilir. bahsettiginiz profilin network baglantilari ise yarayabilir. Bir diger opsiyon da portekiz pasif gelir vizesi olabilir. basvurmasi ucuz ve oturum/ vat sonrasi meslegiyle alakali is bulabilir.
0
eileengray
(18 saat)
beni tanıyorsun zaten ama millete de anlatayım.

operasyon yurt dışına taşındı. benim de o an büyük bir değişikliğe ihtiyacım vardı.
taşındım.
merak ettim covid sonrası halini şehrin.
türkiye'den gelen tekliflere rağmen kaldım.
sonra 6 şubat depremleri oldu.
biraz daha soğudum türkiyeden, yine kaldım.
2024'ten sonra işler çalıştığım şirkette boka sardı.
dayan uzun dönem oturum alırsın rain dedim, yine kaldım.
2025 aralıkta uzun dönem oturum izni alınca işsiz kaldım.
7. ayımdayım işsizlikte.
çıldıracağım.

şimdiki aklım olsa

1) işin kalitesine
2) iş değiştirme kolaylığına
3) gideceğim ülkenin uzun dönem oturum / vatandaşlık şartlarına

mutlaka bakardım.

sonucunda 6.5 yıl kaldığın zaman vatandaşlık alacağın ülkeler de var.

ben hiç düşünmeden, sadece gittim. hem de yaşayacağım tüm olumsuzlukları tek tek bilerek, bekleyerek.

yine de iyi dayanmışım, keşke taşınmasaydım dediğim ülkede 6.5 yıl erasmus yapar gibi yaşadım kendi paramla.
0
rain when i die
(17 saat)
verdigin profil icin bunlar romantik hayaller yaw.
yurtdisinda iki tip insan is yapar:

1- kaybedecek hicbirseyi olmayan zir cahil, her isi yaparimci tayfa, sifir cv.
2- ultra kalifiye, ingilizce + 1 dili akici konusabilen, bir ayagi zaten yurtdisinda olan, ustune aileden de parali, saglam cv'li tayfa.

bu iki kumenin disinda isen olmaz o is, bir umit cikip 1-2 sene sonra kosarak geri donen yuzlerce insan gordum, 2 hafta once bir cifti geri yolladim hatta.
0
cooperr
(17 saat)
Ya o kadar yüksek bir profilden ne iş olsa yaparım tuhaf geliyor. Ülke müdürü olan birine garsonluk işi vermezler. Kalifiye vize de çıkarmıyorlar.
0
🌸Kahvedesu
(16 saat)
Bence depresif o yuzden kafadan zaten basarisiz olur.

"Ülke müdürü olan birine garsonluk işi vermezler" isi soyle: Turk donercisinde yerleri silip arada sirada musteriye ayran verme senaryosunu gecersek, normal duzgun garsonluk icin aday olmamasinin sebebi gecmiste ulke muduru olmasi degil, dil bilmemesi, 45 yasinda olmasi, garsonluk nasil yapilir bilmemesi. Kafamizda canladiralim: Fransanin orta boylu bir sehrinde duzgun bir restorana gittiginde onune gelen garson nasil olur genelde? %100 fransizca ana dil, eli yuzu gorece duzgun, genc, yakisikli/guzel falan olur. Bu arkadasi hangi restoran sahibi niye garson yapsin.

Turk milleti su yirtdisi mantigini cozemedi gitti.

Bir de Turkiye'de yuksek maasli, mevkili isi birakmanin gerekcesi olarak "insan gibi yaşamak için" aciklamasi cok aptalca. Avrupada kotu maasli kotu sartlarda bir iste calisinda "insan gibi yasiyor" olmayacaksin ki? Bu nereden cikti.
0
hot potato
(14 saat)
Yurtdışında çok fazla göçmen var. Ülke müdürlüğü yağmış birine garsonluk vermektense lise mezunu birini alır. Garsonluk ilanına bile garsonluk geçmişi olan birini arıyorlar. Dijitaş göçebe olarak gelse neyse, 43 yaşında dil öğrenme amacıyla gelip iş bulmayı hedefliyor. Çok ilginç geliyor. Tüm birikimini buna yatırmış.
0
🌸Kahvedesu
(13 saat)
Saçma bir hedef bence. Yurtdışını fazla romantize ediyor olabilir. Biraz da FOMO - fear of missing out yani gelişmeleri kaçırma korkusu olabilir. Fazla sosyal medya takılıyorsa orada şu ülkeye bu ülkeye yerleştimciler çok fazla. Bunlar baba parası yiyen tipler. Bu hayat herkese uymaz.
0
stefano
(12 saat)
(14)

Şimdiki aklınız olsa evlenir miydiniz?

renegade
sb
sb
📊 Şimdiki aklınız olsa evlenir miydiniz?
0
renegade
(07.07.26)
Doğru insanla evlenirdim. Ben evlendiğimde ikimiz de çok toyduk, çocuktuk neredeyse o yüzden ona bişey diyemem.
-1
gobekliraki
(07.07.26)
bekarım.
şimdiki aklım olsa 2018'deki sevgilimle hemen evlenirdim.
0
rain when i die
(07.07.26)
34 e ,bekar.
Mümkün olsa askere gitmeden evlenirdim.bıktım arayış içinde olmaktan,saçma insanlardan.
+1
denizciman
(07.07.26)
Esimle yas, sehir is her seyden bagimsiz hemen evlenirdim.
Esimi hic tanimamis olsaydim da birini bulur yine evlenirdim.

Bence evliligi seven biriyle evli olmak cok güzel.
-3
Purple life
(07.07.26)
başka biriyle evlenirdim
0
barisa
(07.07.26)
Eşime geç rastladım. 20lerin başında birbirimizi bulup daha çok gezmek takılmak isterdim
+1
Hallegadola
(07.07.26)
Bekarım, şimdiki aklım olsa 25’te evlenirdim.
0
ezkaza
(07.07.26)
Çok geç tanıştım. 13 senedir beraberiz. Keşke lisede tanissaydim diyorum
0
topkapiaksaray
(07.07.26)
doğru insan diye bir şey kesinlikle yok. her insan yanlış yapma ve kafayı yeme potansiyeline sahip. bugünkü aklım olsa en en en doğru kişiyle bile ilişkime devleti karıştırmazdım.
0
loch ness
(21 saat)
Evlenmeme ve devleti karistirmama kismini uzatabildigim kadar uzatıp 35 de evlendim.
Üstelik evli olduğumuz durumda onun şirketinde faydalanabileceğimiz çok büyük bir avantaj vardı ve ben senelerce direndim. Bunun için evlenecek değilim herhalde diye.
Ne oldu yıllar boşa gitti ;)

Beraber yaşadığımız evde her şey sevgilimin uzerineydi o yurtdisindayken ben anahtarımi unutup çilingir çağırdım site güvenliği cilingiri içeri almadı. Yasal olarak kiracı o diye. 😅 O gün yaşadığım sinir harbinden sonra sokarım deyip bı adım daha yaklaştım.

Yani ülkede partnerlik de yasal olarak kabul görüp bazı seylerin önünü açsa evlenmezdik bence ama bu durum yok.

Arada keşke daha erken evlenseydim dediğim oluyor ama bu konudan konuya değişiyor bazen de iyi ya zamanında evlendik işte diyorum.

Her şeye eşit uzaklıkta yım sanırım.
0
a perfect lie
(20 saat)
30 sonrasında evlilik kararı almak çok zor. Ama ben yine de evlenmezdim. Evliliğin her koşulda deneyimlenmesi gerektiğini düşünüyorum ama Türkiye'de evlilik ve boşanma süreci erkek için çok zor. Beklentiler çok yüksek.

Ek olarak tanıştığım kadınların çoğu evliliği kendi ailesinden kaçmak ve eşinden maddi destek olarak alabilmek olarak görüyordu. Maddi açıdan kendine yetebilecek ve sorumluluk alabilecek bir kadınla tanışsam evlenirdim, evlenirim.
0
stefano
(12 saat)
Evliliğimin 5. , birlikteliğimin 8. yılı. Ara ara eşime de söylerim keşke 20lerimde çıksaydı karşıma evlenirdim
0
gadlemler
(12 saat)
her şey zamanında güzel .. 10 yıl sonra olacaklar için o günden hazırlık yapmaya gerek yok. kimi seviyo5rsanız kiminle evlenmek istiyorsanız evlenin.
0
co2s2
(2 saat)
(22)

Eş ve anne arasında kalma

rectoa
Erkek bireyim. Bunu çevremde bir ben yaşıyorum da çok vardır dimi bunu yaşayan? Kavga dövüş yok da soğukluk var, ben annemleri ziyarete tek giderim. Bunu yaşayanlar nasıl bir mentalle psikolojilerini koruyorlar?
Erkek bireyim. Bunu çevremde bir ben yaşıyorum da çok vardır dimi bunu yaşayan? Kavga dövüş yok da soğukluk var, ben annemleri ziyarete tek giderim. Bunu yaşayanlar nasıl bir mentalle psikolojilerini koruyorlar?
+1
rectoa
(25.06.26)
Eşinle ve annenle konuştun mu bu soğukluk konusunu? Mesela anneni ziyaret etmek istediğin zaman eşin neden gelmek istemiyor? Senin gözlemlediğin bir şey var mı?
0
rock n roll
(25.06.26)
Birazdan eşinin salt haklı olduğuna ikna ederler seni. Özellikle kedi köpek anası 40 yaş üstü yalnız bayan kullanıcılar.
Benim düşüncem iki tarafı da salmanız. Herkes istediğini yapsın sizde sallamayın.
-9
artıküyeolmakistiyorum
(25.06.26)
Sorunlar çok uzun, o sorunlar sonucu bu duruma gelindi. Benim merak ettiğim aynı durumdakilerin bu durumu ‘ulan neydik ne olduk’ demeden nasıl olağan hale getirdikleri.
0
🌸rectoa
(25.06.26)
Sorunlar da konuşularak çözülür. Konusmazsaniz hep böyle devam eder belki sorunlar daha da büyür. Problem varken hiçbir şey normal seyrinde gitmez ve taraflar arasında hep gerginlik olur ve herkesi etkiler.
+1
rock n roll
(25.06.26)
Cocuk olunca düzelir bir ihtimal.
Büyül ihtimalle annenizin saygi duymadigi gelin ayni zamanda torunun annesi olacak. Onun hatrina belki davranislarini düzeltir.
Düzelmezse de ne ala. Illa oldurmaya calismayin bence. Esinizin annenizi görmesine gerek yok.
-4
Purple life
(25.06.26)
'Benim hatırım için dahi olsa aileme yaşları gereği gereken saygıyı göstermeyen,
Onları idare edecek, gönüllerini hoş tutacak beceri ve zeka sahibi olmayan bireyle evliliğimi devam ettirmeyeceğim.'
dersin ve sözünde durursun. Olur biter.

Ayrıca @ artıküyeolmakistiyorum'u çok doğru tespiti için tebrik ediyorum.
-8
Mirket
(25.06.26)
hocam mirket+1
gercekten bu durum iyiye gitmeyecek ondan kesinlikle emin olabilirsin
tecrübe konusuyor 2 cocuk 7 yıllık evlilik
-4
kingcyrax
(25.06.26)
benim hanim da benim ailemle anlasamiyor. ben saldim, ilgilenmiyorum, kendi bilir.

"gonulleri hos tutacak" olayina pek katilmiyorum ya, kimse kimsenin gonlunu hos tutmak zorunda degil, yalandan tiyatro oynanacagina herkes net olsun benim icin daha iyi. samimiyetsizlik en sevmedigim sey.

bir de bende "sen benim ailemle neden ilgileniyorsun ki" problemi var. o daha enteresan. ben onun ailesiyle anlasiyorum, deliriyor :D

kadinlar cok enteresan varliklar, once erkek olarak bunu bir icsellestirmek lazim, sonrasi cok da zor degil ya.
+7
cooperr
(25.06.26)
Annenin ego problemi muhtemelen. Evladı için egosunu bir kenara koyabilmeli bir anne.
İyi bir eş de eşinin hatrına asgari düzeyde iletişim kurabilmeli, inat etmemeli.

Sonuç olarak iki kadın da seni pek sallamıyor, bencil davranıyor.
+3
yenibirgüzelnick
(25.06.26)
annende hic bir sıkıntı yok
senin kotulugunu isteyecek en son insan o
esinde sıkıntı var
ister bana kız istersen bu gercegi kabullen
-5
kingcyrax
(25.06.26)
Öncelikle cocuk olunca her sey daha iyiye gitmez, kötüye gider netTt

Sonralikla bu neden psikolojini bu derece bozuyor ki? Iki insan anlasamiyor iste, cok siradan. Anlassalar ne guzel tabii ama olmamis... neyse bunu yasayan binlerce kisi var icini rahatlatcaksa
+3
üğpoıuy
(25.06.26)
Kimse kimsenin gönlünü hoş tutmak zorunda değil +1
Birbirinden hoşlanmayan insanlar görüşmek zorunda da değil, herkes kendi ailesini ziyaret etsin evlisiniz diye ördek ailesi gibi her yere birlikte gitmenize gerek yok. Saygı sınırları aşılmadığı sürece ki zaten sorunlar yaşanmış, durduk yerde alınan bir karar değil, mesafeli olmak daha iyidir.
+1
ekimoloji
(25.06.26)
Ben de saldım +1. Yurtdışında olmamıza rağmen hanım max 1 hafta bizimkilerle kalabiliyor. Çeşitli sebepleri vardır da çok önemli şeyler değil. Bizimkiler eski insanlar sonuçta, çok çok dikkat etmezlerse doğal halleri "toksik" oluyor.

1 haftadan fazla götürmüyorum. En son çocuk küçük olmasına rağmen çocukla ben gittik 4-5 gün kaldık.

İşin özünde bence şu var, burada tam eksilenmelik cevap olacak ama umurumda değil. Eşler kocalarını istedikleri gibi yönlendirmek istiyor. Er kişiler de olaya tabii doğal olarak fazla rasyonel yaklaşamıyorlar, ama o da ne rasyonel yaklaşabilen biri ortaya atlayıp işe karışıyor. Sonra senin annen şöyle böyle bilmem ne. Bahsettiğim senaryolarda gelin kişisi de gayet haklı olabilir ama işin özünde kocayı istediği gibi güdememek ipleri koparıyor.
-4
mbond
(25.06.26)
Güdülmek mi xd insan kendine nasi bu ifadeyi uygun görür... rasyonel yaklasabilen biri de kendi evliliginde bol bol yaklassin aq baskasinin evliliginde ne ariyo?
+1
üğpoıuy
(25.06.26)
Ben rasyonel yaklaşabiliyorum demiyorum ki zaten, ne demek başkasının evliliğinde ne arıyor, adam soru sormuş ne düşünüyorsam söyledim. Güdülmeyi de sadece kendime hitaben yazmamıştım genel olarak türk ve yer yer dünya erkekleri içindi :)
0
mbond
(25.06.26)
Hayir anne senin evlilinde ne ariyor
0
üğpoıuy
(25.06.26)
Anlattım ya işte oğlunun koyun gibi güdüldüğünü görürse gelinine veya oğluna ık mık edecek anne kişisi, ama haklı ama haksız yere. Bu durum nispeten soft bir şekilde olursa soruyu soran arkadaşın anlattığı gibi mesafe koyuluyor. Biraz daha az medeni ailelerde çeşitli şekillerde hır gür çıkıyor.

Problemin daha özüne inersek zaten hata annede veya gelinde değil, daha çok sınırlarını koruyamayan erkekte oluyor. Bu da öyle nadir bir durum değil, başka ülkeleri bilemem ama özellikle Türkiye'de erkeklerin büyük çoğunluğu gördüğüm kadarıyla "aman tadımız kaçmasın ali rıza bey" moduna girmiş. Tonla örneği var.
0
mbond
(26.06.26)
Hemcins ya da karşı cins bir arkadaşımla evi paylaşıyor olsak, yani kişi ev arkadaşım olsa, kişinin anne babası yılda birkaç kez gelip evde kalma durumları olsa ama ben onlardan hazetmesem, ama her tür negat hareketim de ev arkadaşımı üzecek olsa, ben o anne babayı idare ederim. Ya da o ev paylaşımından defolur giderim.

Ki buradaki konumuz evlilik.

'Kimse kimsenin gönlünü hoş tutmak zorunda değil' düşüncesinde olanların nasıl bir dünyada yaşadıklarını, nasıl bir çocukluk geçirdiklerini gerçekten merak ediyorum.
-4
Mirket
(26.06.26)
valla biraz daha detay vermeniz lazim, oyle olmayinca herkes kendi perspektifinden yaziyor.

ailemi tek ziyarete giderim demissiniz, ne sikikla mesela? yilda 1 hafta mi, haftada 4 gun mu, ayda 3 hafta sonu mu? makul olan var olmayan var, idare edilebilecek olan var idare edilmemesi gereken var.

sogukluk var demissiniz, neden var? her tarafin ayri bakis acilari, ayni durumu bambaska yorumlama bicimleri var. oturup konusabilirsiniz. bir kere sogukluk oldu diye omur oyle gecmek zorunda degil. ama ayni zamanda herkesin bi siniri bir cizgizi bir beklentisi var, hepsi makul olmak zorunda degil, dengelemek gerek.
+5
taurina
(26.06.26)
detay vermeden çok net cevap alamazsınız. Ne oldu da araya soğukluk girdi mesela ?Buradan o hakli ya da bu haksiz diyemeyiz tabiki. Ama ciddi bir sorun varsa esinizin bir nebze de olsa gitmeme sebebi olabilir. Burada tam olarak niyet onemli. Olaya tarafsız bakmanızı öneririm. Gercekten hakli oldugunu düşünüyorsanız, zorlamayın , isler daha da karışır sızın acısınızdan. çok da onemli bir sorun yoksa saygı çerçevesi içerisinde görüşülmesinde bir sorun olmamalı diye dusunuyorum. Bir de sizin gitme sıklığınız da onemli tabiki burada.
+2
acelaacedebela
(26.06.26)
varoş anne veya varoş gelin ya da ikisi birden rastlayınca böyle oluyor. ne ben ne kardeşimin eşi böyle sorunlar yaşıyoruz. sorun zihniyette.

çağdaşlaşın biraz eğitim şart.

anneler oğullarına prens gibi davranmamalı. oğullar da karısını öncelemeli. bir insanın en yakını eşidir. gtümü gören ve gtünü gördüğüm insan benim en yakınımdır annem değil. yatağa eşinle girersin annenle değil.

gelin de görmüş ve eğitimli olacak. görmemiş ve ailesinde aşırı yokluk çeken özenti kadınla evlenilmez. ailesinden gördüğünü devam ettirir çünkü
-3
Hallegadola
(26.06.26)
Bunun en büyük nedeni aileden maddi destek alıyor olmak veya aileyle aynı şehirde yaşamak. Bu iki durumda da tam bir birey olamıyorsun. Anne karışmasa akrabalar işi bozar.

Aile ev falan verdiyse veya destek oluyorsa çok normal kısaca
0
stefano
(26.06.26)
(5)

Vatandaşlıktan çıksak bedelli askerlikten kurtulur muyuz ?

garavel
Selam herkese, annemin bulgaristan göçmesi olmasından mütevellit 10 yaşından beri bulgaristan vatandaşlığım ( doğum yoluyla kazanılan ), buna ek olarak da ingiltere vatandaşlığım var ( kendim yaşayarak aldığım )Hali hazırda da ingiltere'de ikamet ediyorum, bu bilgiler ışığında astronomik bedelli ücr
Selam herkese, annemin bulgaristan göçmesi olmasından mütevellit 10 yaşından beri bulgaristan vatandaşlığım ( doğum yoluyla kazanılan ), buna ek olarak da ingiltere vatandaşlığım var ( kendim yaşayarak aldığım )

Hali hazırda da ingiltere'de ikamet ediyorum, bu bilgiler ışığında astronomik bedelli ücretini ödememek için vatandaşlıktan çıkabiliyor muyuz ? Bunun prosedürü nedir olabiliyorsa ?

Hem para, hem de politik sebeplerden dolayı kuruş vermek istemem bu hükümete.
0
garavel
(22.06.26)
Eger askerliginiz tecil edilmisse vatandasliktan sorunsuz cikabiliyorsunuz. Eger tecil ettirmediniz ama kacak durumundaysaniz önce ücretini ya da askerlik görevini yapmanizi istiyorlar.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(22.06.26)
Pire için yorgan yakmak diye bir terim var, her ne kadar istemesek de bazı yükümlülükleri icra etmek zorundayız (verdiğimiz paranın istemediğimiz yerlere gidebileceği olasılığına rağmen) bence size sunulmuş imkandan faydalanın ve bedelli olarak askerlik görevini yerine getirin derim.

Dünya hızla bir değişim sürecine giriyor, gelecekte neyin ne olacağı hakkında kimsenin bir fikri yok, bundan 5-10 yıl sonra İngiltere çok daha vahim bir duruma düşebilir ve ülkeyi terk etmek zorunda kalabilirsiniz (ırkçılık, ekonomik buhran, iç savaş vb).

Hali hazırda elinizde bir vatandaşlık var, bunu kaybetmeyin derim, gelecekte ne olacağını bilmiyoruz belki de daha iyi olacak ülke? daha kıymetli olacak pasaportu? olur mu olur.
+6
solo
(22.06.26)
tecil derken şuan ertelemeli yıl sonuna kadar, sonra bi 6-7 yıl daha erteleme hakkım var sanırım. tecilliyken çıkabiliyor muyum ?

@solo para çok ciddi bir para. sterlin bazında da ciddi. eşşek gibi çalışıp vergimi de bu ülkeye ödeyip devletin ya 6 ayını bana ver ya eşşek gibi çalıştığın paranı demesi, hele ki politik olarak taban tabana zıtken içime sinmiyor.
0
🌸garavel
(22.06.26)
Kritik soru su: Turk vatandasligini sonradan mi kazandiniz yoksa dogum yoluyla mi aldiniz?

Sayet Turk vatandasligini sonradan kazanmissaniz, vatandasliktan cikarsaniz mavi kart alma hakkiniz yok. Kisaca Turkiye'de bir yabanci olacaksiniz. Ilerde Turkiye'ye donme durumunuz varsa oturum, calisma izni ugras dur. Emeklilik hakiniz, sgk hastaneden yararlanma vs yok. Mulk edinirken vs yabancinin kurallarina tabisin.

Sayet Turk vatandasligini dogum yoluyla aldiysan cikarsin vatandasliktan, mavi kartini alirsin pasa pasa. Secme secilme haric her hakkin olur TC vatandasi gibi.

Cikmak istersen her turlu cikar ve bedelliden kurtulursun tecilin devam ettigi surece. Ama TC vatandasliginin avantajlarindan ilk durumda tamamen mahrum kalirsin.

Istanbul'a geldiginde Fatih'teki il goc idaresine ugra (ya da hangi ilin hangisiyse artik), vatandasliktan cikis bolumune git anlatirlar olacaklari, sira mira randevuya gerek yok, bilgi verirler insan gibi. Ama cikis islemini yapmaz, senin ikametgahin yurt disinda konsolosluktan basvurunu yap diyecek. Cunku degerlendirme sureci sonrasi bir iki ay sonra ayni yere gelip imza atma vs gibi durumlari var. E adam ulkesine donmus oluyor, bir daha gelmesi gerekecek vs o yuzden konsoloslukta hallet kardesim diyorlar. Yani Tr'de 3-4 ay kalacaksan veyahut git gel yapabileceksen Tr'den basvurmakta israr edebilirsin. Aksi durumda cikisini konsolosluktan basvuracaksin. Konsolosluklardaki gorevlilerse bi bok bilmiyor sana dogru duzgun bilgi vermez verse yanlis bilgi verir. Konsolosluk robot gibi cikis islemini yapar sadece.

Bu arada vatandasliktan cikacaksaniz teciliniz tamamen bitmeden 1-2 sene once cikis islemine basvurun sonra bu askerlikten kurtulmak icin vatandasliktan cikiyor diye red veriyorlarmis, cikamazsiniz:) Son dakikada cikis diye bir sey yok. Yas siniri 38 mi 35 mi kacsa sizin ondan sonra daha tecil hakkiniz olmuyor. Yoklama kacagi, bakaya olursaniz cikamazsiniz vatandasliktan.
0
freedonia
(22.06.26)
Türkiye'yi kafada bitirdiysen ne vatandaşlıktan çık ne de askerlik yap. Kimse zorla tutup götürmez. Sadece emekli ikramiyesi ve emekli maaşı alamıyorsun askerlik yapmazsan. Hepsi bu.
0
stefano
(22.06.26)
(7)

insanların yüz yüze tanışma oranı epey düştü mü

megalomaniac
Artık sanki genelde sosyal medyada daha önce tanışmadıkları kişileri ekleyerek başlıyolar tanışmaya. Ordan bi süre takip edip, kafalarına yatarsa yüz yüze oluyolar. Eskiden cafede barda alışverişte vs. birbirleriyle dialog kuruyolardı ama şimdi kimse kimsenin suratını merak etmiyor sanki, dimi?
Artık sanki genelde sosyal medyada daha önce tanışmadıkları kişileri ekleyerek başlıyolar tanışmaya. Ordan bi süre takip edip, kafalarına yatarsa yüz yüze oluyolar.
Eskiden cafede barda alışverişte vs. birbirleriyle dialog kuruyolardı ama şimdi kimse kimsenin suratını merak etmiyor sanki, dimi?
+2
megalomaniac
(20.06.26)
neredeyse tüm erkek arkadaşlarımla sosyal medya üzerinden tanıştım...bence çoğunlukla yazdığınız gibi bir düzen hakim
+2
isimsizbiri
(20.06.26)
Epey azaldı bence de, millet kafeye bara birileriyle tanışmaya giderdi, şimdi herkesin elinde telefon, kimse dışa dönük belki birileriyle tanışırım umuduyla gitmiyor. Ordan gördüğü kişinin instadan istek atmasını bekliyor. Bu da baya yapay geliyor bana.
+2
olaylar olaylar
(20.06.26)
Türkiye'de kafede barda tanışılmaz. Yurt dışında milletin birbiriyle tanışmak için gittikleri mekanlara Türkiye'de gittiğinde damsız almıyoruz ayağı çekiyorlar. Sebep de sizin ananıza bacınıza asılsalar hoşunuza gider mi oluyor. Parasını verip bilet aldığın mekanın kapısından teksin diye geri çeviriyorlar, kafa böyle burda. Markette yolda gördüğünle konuşmaya kalksan sapık muamelesi görmemen imkansız. İş yerinden tanışmak herkes için uygun değil. Üniversite çağını geçtiysen arkadaş çevresi, sosyal medya ve dating applerden başka bir alternatif şehir hayatında zor.
+5
synesthesia
(20.06.26)
Turkiye'de erkek olmak cok zor
Tatile bile gitsen su damsiz alma muhabbetinden dolayi zehir oluyor.
+4
baldur2
(20.06.26)
Yakisikli da olsa biri benle tanismaya calissa cok tedirgin olurdum.
Datin appte seni likelayarak konusmak icin izin veriyorum. Ama cafede tek basima oturuyorken sadece tek basima oturmak istiyorum. Biri gelip muhabbet aciyor ve bsg yani kiz düsürmeye mi geldin. Net bir sekilde reddetsen bu sefer manyak heralde falan der.

Türk vs denmis. Ben senelerdir almanyada yasiyorum. Alman erkekler hicbir kadina gün icinde gymde cafede salca olmaz. Tek konusmaya calistiklari yer gece kulübü dans falan oluyor ama o ortamlar da zaten öyle bir ortam.

Alakasiz muhabbet acanlar hep arap türk bulgar falan.
-2
Purple life
(20.06.26)
Amerika'da yapılmış bir çalışmada istatistikler geçiyordu

2000 yılında insanlar %96 gibi bir oranla yüz yüze tanışıyorlarmış (%27.5 arkadaşlar, %15 iş arkadaşları, %11 aile...), online %5 bile değil.
2024 için ise online %60,7... bundan sonraki ilk mecra hala arkadaşlar ve payı %13,8
0
salihdt
(20.06.26)
Yüz yüze tanışmada erkek için şans daha yüksek. Dating app'lerde arz talep dengesizliği var.

Dating app'ler çoğu kadın tarafından bedava yeme içme için kullanılıyor. İş veya okul ortamından biri buluşma teklif ettiğinde beğenmiyorsa direkt reddedip geçiyor ama app olunca dene-yanıl yöntemiyle haftada 10 adamla görüşen var. Nasıl olsa bir daha görmüyor ve maliyeti yok.
+1
stefano
(20.06.26)
(10)

şehir bazlı toplum tespitlerine/klişelerine inanıyor musunuz?

m e b
selam.mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
selam.
mesela "samsunlular zaten şöyledir", "karslı değil miydi o, ne bekliyordun sanki?", "tokatlı dedin mi kaç" gibi yargılara sahip misiniz ve buna göre davrandığınız oluyor mu ya da "zaten x'li değil mi? tam oralı gibi davrandı" gibi nedenselleştiriyor musunuz olumsuz durumları?
0
m e b
(09.06.26)
Var maalesef çok gelişmiş bir zihnim olmadığı için. Genellemeler hayat kurtarıyor benim küçük dünyamda. Karadenizlilere gıcığım mesela. Karadenizlilerin yoğun olduğu bir mahallede büyüdüm, halleri, tavırları, yaşama şekilleri bana çocukken bile çok yabancı gelirdi. O kalıp düşünce öyle kaldı, üzerine hiçbir şey eklemedim, deneyimle yeniden şekillendirmedim.
-2
sekizdokuzon
(09.06.26)
evet. çünkü çevrenin insan davranışlarının şekillenmesinde çok önemli bir etken olduğunu gözlemliyorum. hatta sadece il değil, kişinin o şehrin hangi ilçe ve mahallesinden olduğu bile önemli bu konuda bence.
ancak tabi bu durum, karşı komşunu bile tanımadığın sitede yaşama düzeninin geldiği 90'lardan önce geçerliydi daha çok. 90 sonrası büyükşehir nesilleri için bunun bir kriter olmayabileceğini düşünüyorum.
+4
lil siztah
(09.06.26)
Şöyle bir kendimi yokladım. Her ne kadar önyargılarımla taban tabana zıt insanlarla yolum kesişmiş olsa da malum cenah yüzünden kafamda bir Trabzon, Rize ve Orta Anadolu insanı profili var. Şanlıurfa ise medyaya yansıyan birkaç vaka nedeniyle turistik gezi dışında yolumun düşmesini isteyeceğim bir yer değil.
0
auroraaurora
(09.06.26)
İnanıyorum, doğru da. Bir örnek de ben vereyim, plaka bazlı araba kullanmayı bilmeyen tehlikeli iller diyeyim kibarca.
+2
kimlanbu
(09.06.26)
“Şu memleketin insanı şöyledir zaten” türünden çok şey var benim de öyle düşünüp inandığım. Yine aynı şekilde “her memleketin iyisi de var, kötüsü de…” klişesini de tam gaz savunanlardanım. Örnek memleket verip kavga çıkarmayacağım.
+1
yadigar
(09.06.26)
Evet.

Üniversitede iç anadoludan gelmiş arkadaşlar kadınlara bakıp "askılı giyiyorlar" diyordu. Durup durup askılı giyiyorlar diyordu.

Askerde Urfalılar teyzenin kızıyla evlenmezsen geçmişi bozuktur diye akraba evliliği savunuyordu

Bunları batıda yaşayan insana anlatamazsın
+5
stefano
(09.06.26)
Kesinlikle doğru önerme. Bilimsel olarak da hava iklim şartları bu önermeyi destekliyor
+1
benaslindayohum
(09.06.26)
Evet. More often than not.
-2
gabe h coud
(09.06.26)
evet. önyargı hayat kurtarır. sadece şehir veya bölge değil, dış görünüş, fiziksel özellikler, giyim tarzı, ufak detaylar, dövme veya aksesuarlar, bindiği araba, oturdugu semt, ufak davranışlar ve reaksiyonlar. bunların hepsine yönelik yargılarım var.
+4
abelardo
(09.06.26)
Evet. Çünkü insanın içinde yetiştiği kültürün karakterine doğrudan etki ettiğinin farkındayım.

Sadece olumsuz durumlarla da sınırlandırmıyorum.

Bu kadar basit bir gerçeği uydurma ilkelerle inkara kalkışmak gerçekten gülünç ve ergence oluyor.
+1
lazor
(09.06.26)
(4)

Schengen Vizesi Ilk Basvuru

optimistbakunin
Merhaba. (Genc bekar erkek)Temmuzda Fransaya gitmek istiyorum. Turistik. Daha once hic vizeye basvurmadim. Balkanlar muhru var oncesinde de kimlikli gurcistan gir cik vardi. Duzenli isim ve gelirim var. Banka hesabimi da rahatlikla sunabilirim. Dedigim gibi belki cok vaktim yok. Hangi belgeleri topl
Merhaba. (Genc bekar erkek)
Temmuzda Fransaya gitmek istiyorum. Turistik. Daha once hic vizeye basvurmadim. Balkanlar muhru var oncesinde de kimlikli gurcistan gir cik vardi. Duzenli isim ve gelirim var. Banka hesabimi da rahatlikla sunabilirim. Dedigim gibi belki cok vaktim yok. Hangi belgeleri toplayacagim ne yapacagim bilmiyorum ama herkes oncesinde hele bir randevu bul dediler. Vfs sitesinden yakin tarihlere bakmam gerekiyor sanirim. Yani tecrubelilere sorularim benim adim adim ne yapmam gerekiyor listeler misiniz? Sunu yap sunu yapma gibi taktikleriniz var mi, dikkatli ol vs gibi.
Biliyorum cok olumsuz haber var schengenle ilgili, benim gibilerin reddedildigini de duydum ama maalesef almam gerekiyor vizeyi.
0
optimistbakunin
(31.05.26)
VFS'den randevu bak. Fransa için Temmuz'a kadar alabileceğini sanmıyorum
0
stefano
(31.05.26)
- Hangi belgeleri toplayacagim ne yapacagim bilmiyorum ama herkes oncesinde hele bir randevu bul dediler.
+ İlk randevu. Belgelerin randevuyu yakın tarihli olması gerekmektedir. Diyelim tüm belgeleri 01 Haziran 2026 tarihli olarak aldınız ama randevuyu 30 Haziran 2026 gününe ayarladınız. Problem çıkartırlar.

- Hangi belgeleri toplayacagim ne yapacagim bilmiyorum.
+ VFS'de var evrak listesi.

- Sunu yap sunu yapma gibi taktikleriniz var mi, dikkatli ol vs gibi.
+ Randevuyu aldıktan sonra yardımcı oluruz.

- Yani tecrubelilere sorularim benim adim adim ne yapmam gerekiyor listeler misiniz?
+ İlk randevu
+1
put it in your appropriate place
(31.05.26)
önce randevu ama randevu bulmak çok zor. danışmanlık firmaları bile tarih veremiyor. biz de çok denedik randevuları açıldığı anda siteye girmemize rağmen denk getiremedik. zaten ya donuyor ya hata veriyor ya hiç giriş yapamıyorsunuz. yani çok fazla teknik engel var.

vfsden randevu alırken aynı zamanda fransa resmi sitesinden bi form dolduruyorsunuz ve bu formda da gitmek istediğiniz tarihleri ve kalacağınız yeri belirtiyorsunuz. bu açıdan önce tarihleri belirlemeniz lazım. daha sonra evrakları hazırlarken bu forma uygun bilet ve otel bilgilerini paylaşıyorsunuz çünkü. yani bi randevu alayım, rastgele tarih yazayım gibi bi durum yok. sadece o tarih aralığını da verebilirler çünkü.

herkes gerek yok diyor ama ben olsam masrafına katlanır ve bi danışmanlık firması ile çalışırdım.
-1
elorelia
(01.06.26)
randevu bulmadan bunların cevabını aramanın bir mantığı yok doğru. önce randevu. şuan en kolay danimarka randevusu bulunuyor ama o da daha önce schengini olmayanlar için tavsiye edilmiyor. zaten sonuçlanması da 40 günü buluyor, bugüne alsanız randevuyu temmuzun ortalarını bulur. benim tavsiyem de bir danışmanlık firmasıyla çalışmak. şansınız varsa yunanistan randevusu bulunabilir, düşük bir ihtimal. o da tek giriş verecektir, ama olsun önce yunanistana girip ordan fransaya geçersiniz.
0
zozjotejmnk
(01.06.26)
(10)

houston - ne alsam?

kojonotsuki
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.tavsiyelerinize a
iş için 3-5 günlüğüne amerikaya gideceğim. valiz boş giderim. gitmişken kendime bir şeyler alayım diyorum. giyim mesela, tr'de gereksiz pahalı.

bir arkadaşım hoka ayakkabı önerdi. bir de patagonia önerdi. belki sony kulak üstü kulaklık da alırım. supplement falan da olabilir aslında.

tavsiyelerinize açığım.
-1
kojonotsuki
(11.05.26)
gunes gozlugu, parfum, kozmetik urunleri, saat, oyun konsolu
+1
baldur2
(11.05.26)
nvidia dgx spark 128gb

getirirseniz ben sizden alırım heheh :)
+2
gurur
(11.05.26)
alperen şengün forması

amerikada kozmetik, markalı tekstil, ayakkabı, saat, elektronik türkiyeye göre ucuz.

telefon getirmek saçma. garmin saat misal olabilir.

türkler columbia outletlerde bagaj dolduruyor genelde.
0
kveldulv
(11.05.26)
buradan sipariş toplayabilirsin. ben olsam shilajit alırım. ithal protein tozları ve supplementler de mantıklı.
0
gabe h coud
(11.05.26)
Ben Lush'tan banyo ürünleri alıyorum genelde.
0
yadigar
(11.05.26)
drone
0
cooperr
(11.05.26)
agora'da cortado icin benim icin. montrose, museum district ve rice village cok guzel. buralari gezin, alisveris yapmasaniz da olur.
0
banach
(11.05.26)
Ayakkabı, kıyafet, supplement, kol saati, kindle, mont, araç içi kamera.
0
stefano
(12.05.26)
ross, marshall, tj-max, burlington

bu mağazalarda iyi markaların indirimli ürünleri oluyor, ürün yelpazesi de baya geniş. ihtiyacınıza yönelik bi şeyler bulursunuz
0
mezzosprite
(12.05.26)
patagonia gereksiz pahali bir marka bence, hoka da ayni sekilde ama onu marshalls veya tjmaxx lerde uygun fiyata bulabilirsin bazen denk geliyor. Lokasyonuna ve arac kullanma durumuna gore tanger outlete gitmeni tavsiye ederim. Downtown cevresinde The Galleria var bakabilirsin uygun seyler bulunabilir.
0
Uncle Sam
(12.05.26)
(7)

Vize Randevusu Çabuk Bulabileceğimiz Avrupa Ülkeleri

jangbogo
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
Schengen ülkelerinden birinde bir eğitim alma hakkım var ama eğitimi temmuz sonuna kadar tamamlamam gerekiyor. Yani en geç temmuzda oraya gitmem gerekiyor. Gideceğim ülkeyi seçebiliyorum ama vize almam gerek. Bu aralar hiç takip edemedim vize dedikodularını.

Sizce hangi ülkeleri düşünmeliyim?
0
jangbogo
(05.05.26)
kuzey ülkelerine çok kolay. ama ilk schengense ret oranı yüksek.
danimarka isveç finlandiya norveç 2-3 gün sonrasına hatta ertesine güne bile bulunuyor bazen.
+1
jelly bear
(05.05.26)
@jelly daha önce yalnızca 7-8 aylık bir Almanya öğrenci vizem var. Onun dışında hiç schengen vizesi almamıştım.
0
🌸jangbogo
(05.05.26)
Danimarka randevusu almak kolay ama red oranı yüksek. %40 civarı red oranı.
0
stefano
(05.05.26)
Benim zamanımda, şartları sağlamanız halinde (hesapta bulunması gereken min para miktarı gibi bir kaç şartı vardı) Danimarka eğitim amaçlı gelenlere vize garantisi veriyordu.
0
substituent
(05.05.26)
bu ay telegram italya gruplarını takip edin. muhtemelen mayısın 25 inde falan italya açılır. italya her ay 1 defa randevu açıyor, alabilirseniz gelecek aya randevu alabiliyorsunuz. bu ayın sonuna doğru haziran ayının randevuları açılır. siz haziranın hemen başına randevu bulabilirseniz temmuz başına vize bir ihtimal yetişir. başvuru ise gidiş tarihi arasında en az 15 gün olacak şekilde ayarlamanız lazım.
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
italya geçen sene öğrencileri çok mağdur etti.
0
kveldulv
(06.05.26)
@kveldulv

hocam doğrudur ben bir an turistik gibi düşündüm. öğrenci kategorisinde randevu alma işi farklıydı sanırım
0
Sadece soruyorum
(06.05.26)
(2)

İngiltere turist vizesi başvuru formunda hatalı bilgi

nefertarii
Merhabalar,İngiltere vizesine başvuracağım ilk defa, ancak aylık harcama kısmında normal harcamama göre bayağı düşük bir rakam belirtmişim. Şahsi dilekçede açıklamayı düşündüm ama riski nedir bunun?
Merhabalar,
İngiltere vizesine başvuracağım ilk defa, ancak aylık harcama kısmında normal harcamama göre bayağı düşük bir rakam belirtmişim. Şahsi dilekçede açıklamayı düşündüm ama riski nedir bunun?
0
nefertarii
(05.05.26)
Inandırıcı bulmayabilirler ve bu nedenle red verebilirler.
0
stefano
(06.05.26)
ben olsam hiç bir şey demezdim. gerek yok. olabildiğince basit, az komplike başvuru yapmak en iyisi.
0
kojonotsuki
(07.05.26)
(2)

Maraşta yapılan saldırıyı yapan çocuk

Kahvedesu
Arkadaşları neden İngilizce konuşuyor? Victor falan diyor. Bir şey anlamadım.
Arkadaşları neden İngilizce konuşuyor? Victor falan diyor. Bir şey anlamadım.
0
Kahvedesu
(18.04.26)
Online arkadaşları.
0
stefano
(18.04.26)
Yabancılar mı?
0
🌸Kahvedesu
(18.04.26)
(13)

Doktorada uzatma almanın koşulları neler?

Amaranta ursula
Arkadaşlar merhaba,Türkiye'de devam eden bir doktora programında 8 dönemin sonuna gelince kaç defa ve kaç aylık uzatma alınabiliyor en fazla? Uzatma öncesi yayın yapma şartı var mı? Eğer ki son TİK'e kadar ortada henüz bitmeye hazır bir tez ve tezle ilgili yayın yapma ihtimali yoksa, bu durumda atıl
Arkadaşlar merhaba,

Türkiye'de devam eden bir doktora programında 8 dönemin sonuna gelince kaç defa ve kaç aylık uzatma alınabiliyor en fazla? Uzatma öncesi yayın yapma şartı var mı? Eğer ki son TİK'e kadar ortada henüz bitmeye hazır bir tez ve tezle ilgili yayın yapma ihtimali yoksa, bu durumda atılma mı oluyor?

Bu yayının doktora tezi ile ilgili olması şart mı? Mesela yüksek lisans tezinden çıkarılan bir makale ya da dergiden yayın kabulü varsa doktora tezi öncesi yayın şartını karşılar mı?

Cevaplar için çok teşekkür ederim şimdiden.
0
Amaranta ursula
(14.04.26)
Bu soruların cevabı aynı üniversitedeki enstitüler arasında bile değişiyor. Muhtemelen denemişsinizdir ama en doğru cevabı bağlı bulunduğunuz enstitüden alabilirsiniz. En genel haliyle 8 yarıyıl normal süre, 12 yarıyıl maksimum uzatma süresi. Yayın şartları, yayınların nasıl olması gerektiği vs dediğim gibi çok değişken.
+4
evrim halkasi
(14.04.26)
bunlar tamamen giriş yılına göre okulun ilgili yönetmeliğine bağlı konular.
genel geçer bazılarını cevaplayabilirim ama.
YAYIN: doktora'dan mezun olmak için çoğunlukla ulusal/uluslararası yayın + ulusal/uluslararası bildiri şartı var (ki bunun detayları da okulun atama, yükselme vs esaslarına göre belirleniyor). şart demek şu; tezi teslim aşamasına geldiğinizde, makaleyi mümkünse yayımlatmış olmanız ya da en azından kabul yazısı almış olmanız gerekiyor. uzatma ile yayının alakası şöyle var; yayınınız henüz yoksa, mezun olamayacağınız için okullar çoğunlukla bunun için 1-2 dönem süreden sayılmayan izinli olabilmeniz, yani uzatma alabilmenize izin veriyorlar. ancak şu sıralar doktora seviyesinde bir yayın için dergilerden min. 1 yıl bekleme süresini göze almanız lazım. yayının tezle alakalı olması, ancak çok da alakalı olmaması gerekiyor. bunun için tezin teslim aşamasında, makaleyle birlikte benzerlik için intihal programına sokulduğunda, -yine okula göre değişen- belli bir yüzdeden fazla benzerlik çıkmaması gerekiyor. sonuç olarak sizin verdiğiniz örnekler bu koşulu sağlamaz.

ATILMA: yazdığınız senaryoda kişi atılmasa bile toplarlaması çok zor olur ama imkansız değil. bir kere 8 dönemden sonra birden fazla kez mazeret sebebiyle dönem uzatma hakkı var (ancak dediğim gibi okula göre değiştiği ve çok kritik bir konu olduğu için detaylarına girmiyorum). bu kişi nasıl toparlayabilir dersek (önceki tikleri iyi geçmiş ve danışmanıyla arası ortalama biri için konuşuyorum): öncelikle yönetmeliği okuyup, ardından enstitüsü'nün öğrenci işleriyle görüşüp; uzatma, dondurma vd koşulları öğrenecek (örneğin geçmişte pandemi, deprem gibi gerekçelerle, olanın da üstüne ekstra uzatma hakları tanıdılar; şu an durum ne bilmiyorum). sonra alabildiği kadar uzatmayı alacak (bu dönem için konuşuyorsak koşsun; çünkü genelde uzatma dilekçeleri mart ortasına kadar verilebiliyor, ancak sağlam bir gerekçe sunarsa hala şansı var. gerekçe için; işsizlik, parasızlık, doğum, hastalık, boşanma vs vs konular revaçtadır). sonra hemen tezi bir kenara bırakıp, makale ve bildiriyi hazırlayıp, en kısa zamanda onları gerekli dergi ve toplantılara göndersin; çünkü kısıtlı zamanda en kritik şey, bunların kabulü, revizyonu vs için bekleme süreleri olacak. sonra derhal tezi toparlamaya girişsin. tüm uzatmalarını kullandığı halde bitiremediyse, hocasıyla anlaşarak juri'ye çıkabilir ve oradan 6 ay düzeltme (uzatma) alabilir. bu arada makale veya bildiri için kabul yazısı gelmediyse, bunlar da dondurma için ekstra gerekçe olabiliyor.
dediğim gibi detaylar değişken ve kritik. internetten bulduğu bilgiyle ilerlemeyip okula sözlü danışsın; gerekirse yazılı bilgi alsın.
arkadaşa başarılar diliyorum.
+1
lil siztah
(14.04.26)
atılma demişim ama nasıl atılınmazı yazmışım:)
atılma şöyle oluyor: dondurma yaptığı sürece tik'e girmesine gerek yok. fakat ek süre aldıysa ve dönemde aktif görünüyorsa tik'e girmeli. 2 tik'e arka arkaya girmezse/başarısız olursa veya aralıklı olarak 3 kez girmezse/başarısız olursa, ilişiği kesilir, yani atılır (yönetmelikten kontrol edilsin). tüm uzatma haklarını kullandıktan sonra, son döneminin bitiminde (mesela bu dönem için mayıs sonu/haziran başında) tezi teslim etmesi lazım. tabi bu arada makale ve bildiri şartlarını sağlamış olması lazım. bizde, yayın bilgilerini sisteme girmezsen tezi yüklettirmiyordu; yani atılıyorsun. süresi içinde tezi yüklemezsen, yine atılıyorsun. yükledikten sonrası nispeten kolaylaşmış oluyor. gelsin savunmalar, gelsin cübbeler:)
+2
lil siztah
(14.04.26)
Detaylı cevaplar için çok teşekkür ederim tekrardan @evrim halkası ve @lil siztah. Giriş yılım 2022 Eylül.
Daha önce başarısız sayıldığım 1 TİK'im olmuştu. Sonrasındaki TİK'ten ise başarılı sayıldım ve geçtim. Acaba bu TİK'te de başarısız sayarsa hoca ek süre kazanmış olur muyum?

Enstitünün program yönergesinde "Tez savunma sınavına girebilmek için doktora öğrenimi sürecinde, öğrencinin SSCI, SCI, SCI-Expanded ya da AHCI kapsamındaki dergilerde veya ULAKBİLİM TR Dizin dergi listesinde bulunan dergilerde, tezi ile ilişkili ve ilk isim olduğu basılmış veya kabul belgesi almış en az bir araştırma makalesi olmalıdır."

Benim kabul alan makalem TÜBİTAK-ULAKBİM TR Dizin'de taranan ulusal hakemli dergilerden biri. Ancak dediğim gibi yüksek lisans tezimden çıkardığım bir makale olduğu için koşulları sağlar mı bilmiyorum. Danışmanıma sordum, o da yarın enstitüye soracak. Aksi takdirde atılıyorum sanırım. Umarım pişman olmam:/
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Üniversiteye göre değişir. Toplam süre 7 yıl diye biliyorum.
0
stefano
(15.04.26)
Bana kalırsa hemen makale şartını ileri sürüp dondurma dilekçesi verin. Gerisine sonra bakarsınız. Ana önerim, hocayı araya koymadan gerekenleri siz öğrenin. Hem uygunu bu, hem de kulaktan kulağa ufak bir hata yüzünden olan şansınızı da kaybedebilirsiniz.
Başarılar dilerim.
0
lil siztah
(15.04.26)
@lil siztah,
Hocam, makale şartını ileri sürüp kayıt dondurma mümkün olur mu bilmiyorum. Danışmanım aslında anlayışlı, yanımda olan biri ama bu sefer de yanımda olur mu bilmiyorum. Ben araştırıp sorayım. Zira öğrenci bilgi sisteminde kayıt dondurma butonuna baktığımda kapalı görünüyor. Muhtemelen ya dönemini kaçırdım ya da istisnai hallerde aktif oluyordur.
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Ben niye atıldığınızı anlayamadım. 2022 girişliyim diyorsunuz. 8. döneminiz bitiyor. 12 yarıyıla kadar uzatma hakkınız var zaten normal koşullarda. Bu da 2 sene yapar, toparlanmayacak bir durum yok burada. Ben mi bir şey kaçırıyorum?
0
evrim halkasi
(15.04.26)
Benim makul gerekçeyle mayıs ortasında bile dönem dondurabildiğim oldu (yönetmelikte var). Giriş yılınıza göre önünüzde uzatma imkanı da var gibi duruyor, bu sebeple dönem kalma şansınızı kötü günler için saklasanız iyi olurdu. Ama enstitüden olumlu dönüş alamazsanız tik’ten kalma da değerlendirilebilecek bir seçenek.
0
lil siztah
(15.04.26)
@evrim halkasi,
Hocama göre uzatma alabilmem için benim bir dergide yayımlanmış bir makalem ya da en azından yayına kabul edilmiş bir makalem olması gerekiyormuş. Önümüzdeki tik'e 1 ay var ben daha o makalenin sahasını yapıyorum. Asla yetişemez.
0
🌸Amaranta ursula
(15.04.26)
Okuldan okula değişir ama sizin hocanızın verdiği bilgi hiç aklıma yatmadı; zira en önemli uzatma alma gerekçelerinden biri makale ve bekleme süreleri gittikçe uzadığı için enstitüler bunu kolaylaştırmaya gidiyor. Yoksa her dönem parça para yüzlerce dilekçeyle uğraşması onlara da zor.
Herkesin önerdiği gibi enstitüye gidiniz. Başarılar dilerim.

Not: Moral bozmayın, sizin durumunuzda yüzlerce kişi oluyor her dönem. Kurallara göre oynadıktan sonra hepsinin vardır bir kolayı. Teknik sorunları kısa sürede bertaraf etmeye çalışın, makale motivasyonunuz düşmesin.
0
lil siztah
(15.04.26)
Arkadaşlar @lil siztah, sağ olsun gerekli yönlendirmeler konusunda beni aydınlatınca öğrenmiş oldum ki benim okuluma göre ki sanıyorum hemen hemen hepsinde de böyledir, 8 yarıyıl sonrası 12 yarıyıla kadar zaten bizim bir şey yapmadan uzatma hakkımız varmış. Her dönem program kaydını yapıp okulu uzatmış olmaktan kaynaklı öğrenim harcını (500 küsur lira) yatırdıktan sonra TİK'lere girip tezinize devam edebiliyorsunuz. 12'ye gelmeden, yani savunma sınavı öncesi, jürinizden uzatma alabilmek için de doktora tezinizle ilgili bir dergide yayına kabul edilen ya da en azından değerlendirilme aşamasında olan bir makaleniz olması gerekiyormuş.
+2
🌸Amaranta ursula
(16.04.26)
ulkeye ve hatta okula gore degisir ama benim bildigim master icin 4 sene , phd icin 8 sene limiti var.
0
cooperr
(17.04.26)
(12)

Sizce günümüz şartlarında memur olmak özenilecek bir durum mu?

lostinway91
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
Bunun hakkındaki fikriniz nedir?
0
lostinway91
(11.04.26)
kariyerinde yükselme plani olmayan beyaz yakaya kiyasla evet.
özel sektör cok open end bir sey ama uzman olarak calisacaksan da close end dkfjg

ona kiyasla iyi o yüzden. memurlugun basindaki atanma olayi cok dengesiz bir durum ama sonrasinda pahali bir sehirde yasamiyorsan iyi bence.
istanbul'da yasayan memurla x anadolu sehrinde yasayan memurun maasinin ayni olmasi sacmalik.
0
Purple life
(11.04.26)
Memurluğa bağlı. Memurlukta servis, yemek yok genel olarak. Ulaşımı, yemeği maaşından harcıyorsun. Araban yoksa otobüste, metroda sürünürsün. 0 konfor. Servis seni bazen evine kadar bırakır. Yemekler iyiyse her gün 300 400 yemeğe vermezsin. Memurlukta özel sağlık sigortası yok bildiğim. Ben en iyi özel hastanelerde 50 TL ödeyerek muayene oluyorum. Şu an ortalama muayene ücreti 2500 TL.

Memurlukta iş garantisi var. Vasıfsız tipler bile yıllarca çalışıp emekli olabiliyor. İyi bir şirkette iyi bir beyaz yaka pozisyonu memurluğa tercih ederim.

Memurlukta kurum önemli. Şehir, ilçe önemli. Bunlar bana özgürlük kısıtlayıcı geliyor.
-4
arbre
(11.04.26)
Pahalı olmayan bir şehirde memurluk Türkiye'deki en iyi yaşam formatıdır. Dünyanın hiçbir yerinde 3 ay tatil yaparak maaş alan öğretmenler göremezsin.

Memurluk bir paravan olarak da kullanılıyor; minimum eforla düzenli gelir ve bir yandan da ticaret yaparak gelirini arttıran çok memur var.
-1
stefano
(11.04.26)
artıları eksilerine göre bakmak gerekir.

artıları: saat 5'te mesai biter, 657'den atılma riski çok az, garanti maaş, torpille yata yata dokunulmadan emeklilik gelir, yeşil pasaport vb.
eksileri: maaş özel sektör beyaz yakanın 3'te biri, kariyer yükselme şansı yok.

bende devlet memuruyum ama gerçekten devletin çok gereksiz memurları var. ve devlet memurlarının yüzde 90dan fazlası net yatıyor. zaten bütçenin 3te1i memur maaşına gidiyor.
akp zamanında memur alımı da cumhuriyet tarihi ortalamasının 3 katı. oy nerden geliyorsa oraya adam alan bir hükümet olunca, yolunda aş. torpili zaten söylemeye gerek yok.
+3
mikahakkinen
(11.04.26)
Özel sektör beyaz yakalardan ortalama memur maaşının 3 katını alabilen çok azdır. Torpil konusu özel sektörde de çok fazla. Tanıdık olmadan düzgün bir işe girmek artık çok zor.
+2
stefano
(11.04.26)
bin kere evet diyorum. "memurluk kısıtlayıcı, küçük yerde çile çekiyorum" diyen her bir memura karşılık büyük şehirde ama özel sektörde iflahı sökülüp yaşam koşulları sebebiyle insanlıktan çıkmak zorunda kalmış 10 tane özel sektör çalışanı vardır herhalde... her memur robota dönüşüp bir köşede sessizce ölmediği gibi her özel sektör çalışanı maaşını beş senede 15'e katlayıp nefis hayatlar yaşamıyor. karakter, kariyer öncelikleri, sektör hatta şans gibi çok farklı kriterler var işin içinde. o yüzden en temel koşulları dikkate alırsak pragmatik bakış açısıyla bence şu an memnuriyet daha cazip olmalı.

benim babam 90'ların başında alakasız bi bölüm bitirmiş, tanıdıklar vasıtasıyla tıbbi mümessil olmuş mesela. allah için gerçekten bu iş için yaratılmış prezentabl bi adamdı rahmetli. girmiş kapıdan s.a demiş yani, altında araba vardı ve ben hatırlıyorum işe kalkıp öğlen gider, 7 olmadan da dönerdi. çocukluğumda bizim sadece ticket kartımız (bazı marketlerde de geçerdi) asgari ücretten fazlaydı öyle diyim. epik düzeyde istikrarlı ve yanlış mali kararlar almasaydı babam abartısız söylüyorum tek maaşla şimdi bizim değeri belki yüz milyonlarla ifade edilecek varlığımız olurdu çünkü yaşadığımız bölge de aşırı değerlendi.

şu an aynı pozisyonlara girmek bile ölüm, gördüğüm kadarıyla maaşlar ortalama üstü bile değil, ayrıca iş yükü ve baskısı çok daha fazla. şimdi babamın çalıştığı özel sektörle benim çalıştığım özel sektör aynı değil mesela...

eğer basit hesaplama yapacaksak şunu sormamız lazım: bugün iş hayatına atılan bir memurun mu görece stabil hayat sürmesi daha olası yoksa özel sektördeki bir gencin babamınkine benzer bir hayata sahip olması mı? bence cevap açık ve net. dediğim gibi memuriyete söven de olacaktır, özel sektörde milyarlık adama dönüşen de çıkacaktır ama bunların ben artık istisna olduğuna inanıyorum.

ben hadi zaten kendim malım çok doğru bi referans noktası sayılmam da imkanım olsa memuriyeti tercih ederdim şu an. amir-vatandaş baş ağrısı bana kendini allah sanan yöneticiden, beni satın aldığını zanneden müşteriden, üç kuruş alacağım diye muhtemelen babadan kalma varlığıyla patronculuk oynayan bir dangozu zengin etmekten daha çekilebilir geliyor. bunlar devlette de var tabii ama en azından işin içinde DEVLET var aynı ölçüde rahatsız etmez beni. özel sektör kim kime dum duma yarış atı gibi sürekli birilerine bi şey ispat etmek zorundasın.
0
der meister
(11.04.26)
Ülkeye göre değişir, kişinin durumuna göre değişir.
Misal benim kuzenim devlette laboratuar teknisyeni. Şu adamdan daha iyi durumda laboratuvar teknisyeni olamaz özelde.
Fransa'da devlet maaşlarına baktim satin alma vs için, çok iyi değil. Fark ne? Çalışma saatleri bir tık daha rahattir ve tatileri çok çok daha fazla (benim tatilim misal 7 hafta, devlette 10 haftalar falan var).
Bir de kişinin karakterine bağlı. Ben devlette yapamam ama annem misal bir daha hayata gelirsem memur olurum der hep. Benim kariyerimde aldığım bir iki kararı riskli bulsa da şu ana kadar ben haklı çıktım ve annem benim yerimde olsa az maaş, rahat iş takılırdı yani.

Onun dışında memur işleri önemlidir. Bazı işleri özelleştirme trendi olsa da özelleştirilen çoğu şey iğrenç hale gelir eninde sonunda çünkü "kar" amacı güder. Bu sebepten memurluk ve memurlar iyidir. Ama Türkiye'de malesef iktidarların destekleyenlerine yemleme yöntemidir, likayat olmayan yerde insanlar tabiki nefret eder.
0
logisticsmanager
(11.04.26)
valla en önemli şey kesinlikle işten atılmamak
0
Hallegadola
(11.04.26)
işten atılma yok.
iş yetiştirme-bitirme derdi yok.
ileride yeşil pasaportla vizesiz avrupa gezme de bonus.
+1
parka
(11.04.26)
Özelde öğretmenim. Muhtemelen devlet öğretmenlerinden 2-3 kat daha fazla çalışıyorum. Konuştuğum neredeyse tüm devlet öğretmenlerinin boş günleri var. Şu an devlet öğretmeninden daha az maaş alıp daha fazla iş yapıyorum. Ayrıca yeşil pasaport mevzusu var.
Ama en özendiğim memur şu an için belediyede mühendis olanlar.
Arkadaş ibb den taşraya gitti. Maaş mükemmel, altına araba çektiler, kadrolu, oranın ağası gibi bir şey oldu dkdkdkd
Görevleri arasında kuş izlemek falan var dkskks
+2
wild honey suckle
(12.04.26)
kişinin neye özendiğine göre çok değişir bunun cevabı. özel sektörde, aylardır birikmiş maaşın ne kadarını ne zaman alabileceğimi bilmeden çalıştığım oldu. bu sebeple, ayın belli bir gününde, belli bir miktarın ödeneceğini bilmek, benim için en büyük nimetlerden biri.
diğer yandan memurluk çok geniş bir kavram. memur diyince pek çok kişinin gözünde, taşranın bilmem ne bürosunda örgüsünü örerek, mesai saatinde pazarına giderek geçinip giden birileri canlanıyor hala. 70 bin lira maaş aldığı halde, evinden bin km uzakta, x köyünün bilmem ne mecrasındaki wc kokulu pansiyonda, gece yarısı gözleri kan çanağı vaziyette milyonluk ihalelerin şartnamesini okuyan memur da var mesela. ya da çatışmaya giren de.. özetle değişkeni çok; meslek, kurum, koşullar vs vs.
+1
lil siztah
(12.04.26)
hayattan beklentin ile alakalı, tüm akrabalarım memur koca sülalede firması olan tek kişi benim. 20 yıl önce tüm akrabalarım müdür olurum diye bakıyordu, kimse bir şey olamadı. ne uzadılar ne kısaldılar.

rutin bir hayat seviyorsan memurluk ideal.
+1
dedim dedim de kime dedim
(12.04.26)
(5)

10 yıl sonra beyaz yaka olacak mı?

mimikikili
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?Buyrun istediğiniz yerd
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.
Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?
Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?
Buyrun istediğiniz yerden anlatın. Nasiplenelim.
0
mimikikili
(06.03.26)
Nelere 10 yıl dediler, birşey olmaz, zaten şu an bile, hatta 2020 öncesi bile ofistekiler ne kadar çok iş yapıyordu ki, tabii yoğun insanlar vardır, ben de zaman zaman yoğun oluyordum ama çoğu hikayeydi bence, o zaman bile. Sorsan neredeyse istisnasız herkes "çok yoğun" diyordu.
0
mbond
(06.03.26)
Beyaz yakayı bitiren diploma enflasyonu oldu. Oversupply, oversaturation durumunu ortaya çıkardı. AI'ın etkisi aşırı artan beyaz yaka sayısı veya beyaz yaka olma motivasyonu kadar etkili değil şuan için. İleride ne olur bilinmez tabi.

Ancak mevcut durum bazı sinyaller veriyor. Gelişmiş ülkelerde bile işsizlik artıyor. Underemployment (eksik istihdam) denilen eğitim ve kariyerden alakasız işlere yönelme var.
+1
stefano
(06.03.26)
Yapay zekayı yeterince iyi bulmuyorum.

Modelleyiciler hep olacak
0
baldan kaymak
(06.03.26)
evet olacak
0
gurur
(07.03.26)
ai'ın etkisi ve başarısız yadsınamaz ama çok hızlı ve tehlikeli bir motor gibi o şuan. devre elemanları, direksiyonu, emniyet valfleri daha bir çok şey olmadan bu vaziyette "bunla her şey yapabiliriz, bir insan bir şeyi bu kadar hızlı çeviremez" ölçeğinde.

otomasyon süreçlerinde destek elemanı olarak kullanmak, takıma "akıllı ve heyecanlı çocuk" kontenjanından ai'yi katmak mantıklı ama onun dışında şuandakinden daha işe yarar hale gelmesi zor.

hassas bilgilerin yayılması, şirket içi ve legal kurallar, aşırı kaynak tüketimi, başarısını devam ettirmek için modellerin sürekli büyüme gereksinimi ama insan üretimi kaynak azalınca dairesel bir çıkmaza girmesi, halüsinasyon probleminin çözülememesi gibi ciddi problem var. halüsinasyon problemi, ai'n otomatize ettiği şunu özetle, burayı oku analiz et gibi işler için çok önemli bir sorun olmayabilir ama işlerin bu ölçek dışına çıkmasını zorlaştırıyor.

bir çok alanda, özellikle yazılım gibi alanlarda iş süreçlerine girdi, her çalışanın yanına verilen ikinci-üçüncü eleman gibi oldu. artık her bir çalışan aslında bir kaç kişiden oluşur vaziyette.

bu süreçlerin daha optimize ve sistemsel olması dışında çok büyük bir devrimin geleceğinden emin değilim. dönüşüm sürmeye devam edecek ama hayal ettiğimizin ötesine bir şey gelecek mi emin değilim. insanlar çalışmak zorunda, sisteme katkı sağlamak zorunda ki maaş alsınlar ve aldıkları paraları harcasınlar.

bahsettiğiniz ölçüde bir beyaz yaka azalması olacak ama onun sebebi mimar ve mühendislik gibi alanlarda zaten fazlaca insanlar olması
(bkz: diploma enflasyonu)
(bkz: akademik enflasyon)

ideal bir dünyada bu mesleklerin zaten bu kadar olmaması gerekiyordu.

bir de şu var. ai karar mercii olarak kabul edilemez çünkü köprüyü yapan bir mimar değil de bir yapay zeka aracı olursa o köprüde sorun olduğunda kim hesap verecek? kim bu işin sorumlusu? bir mimarın bir yerde imza atması gerekecek.

bir zanlıyı mahkemeye çıkarınca onun yargı kararını kim verecek? ai bu konuda sadece tüm süreçleri, iddia ve kanıtları değerlendiren bir araç olabilir. ama son karar yine bir hukukçuda. çünkü karar hatalı olursa o hakime hesap sorulmaz (gerçi türkiye'de zaten sorulmuyor ama kastettiğimi anladınız)

belki ileride işi hapis yatmak ya da hesap vermek olan meslek grupları çıkar. bi dk, büyük şirketlere birden atanan ceo'ları icat ettik. mimarlık firması ai'ya köprü hazırlattı. köprü çöktü. mimarlık bilgisi olmayan ama şirketi kurmuş olan kişi yargılanır. o zaten altında çalışan başka bir yüksek maaşlı çalışana denetleme görevi vermiştir. hapse o girer.

yazarken farkettim. roller değişiyor ama genel plan çok da değişmiyor.

mavi yaka ve beyaz yaka ayrımı azalacak.
şuan çoğu fabrika işçisinin yerine robotlar koyulabiliyor zaten. o işçiler daha az yağlı ve tozlu ortamda, bilgisayar başında ya da arada bir makinaların arasında yer alacaklar ve beyaz yaka çalışma düzenine bir noktada yaklaşacaklar. ofis çalışanlarının bir kısmının yaptığı iş az önce bahsettiğim kişinin yaptığı işe benzeyecek. belki de yeni mavi bu olacak.

aslında şunu söylemek lazım, bizim halk arasında beyaz yaka dediğimiz bir çok iş esasında mavi yaka iş kapsamında değerlendirilebilir. kullandığımız araçlar değiştiği, iş yerlerinin imkanları farkılaştığı için ve fabrikada çalışan işçilerden farklı şartlarda çalıştığımız için bu ifadeyi kullanıyoruz belki ama ai bu farkı azaltacak.

ai yardımcı bir araç olmaya devam edecek, etmeli de.
özetleyen, senin söylediklerini daha düzgün şekilde yazan, senin adına arayan ve sonuçları önüne getiren (ve bu minvalde bir çok iş arayan) ama nihai kararı insana bırakan bir insan olmalı ve öyle kalmalı. bu kararları verenler de zaten beyaz yaka.

ai en çok en çok orta kademe işleri tehdit ediyor şuan ve bu alanların daralmasını/ortadan kalkmasını sağlayacak belki de. rutin bilgi işleme gibi işler, analiz raporu yazan analistler, hukuk belgesi taslağı çıkaran ya da geçmiş hukuki kararları arayıp örnekler bulan yeni mezun avukat, sadece verilen işi o ölçüde ve basit işler yapan mediocore yazılımcı gibi işler tehdit altında.

ama o zaman da başka soru:
eski dava sonuçlarını kurcalamayan, taslak metin hazırlamayan az tecrübeli avukat nasıl tecrübe kazanacak ve kritik nüanslar yakalayacak?
küçük işler ve hatalar yapmayan yazılımcı nasıl büyük mimari kararlar alacak? giriş/orta kademe işleri kapatırsak, şuan senior görevde olanlar gittiğinde yerleri nasıl doldurulacak? kaldı ki ai sürekli eğitilmek, sürekli yeni input'lar almak zorunda ki zaten şuan bile ai-slop içerikler yüzünden model eğitimlerinde sorunlar yaşanıyor. giriş kademenin yeri dolar da, orta kademe işleri ai aldığında bu boşluk nasıl doldurulacak? şimdi ai girişten ziyade mid-level çalışanların yerine geliyor. 15-20 sene sonra ne olacak?

10 yıl sonra da beyaz yaka olacak. bu net. imza dışında mimar mühendise başvuracak mıyız, muhtemelen evet.
şimdi beyaz yaka dediğimiz bir çok meslek 10 yıl sonra da beyaz yaka olarak isimlendirilecek mi: bence bunu sormak istediniz. cevap hayır.
0
biseysorcaktim
(07.03.26)
(4)

chino pantolon

sanat guresi
nerden alıyorsunuz?
nerden alıyorsunuz?
0
sanat guresi
(05.03.26)
Dockers.
+1
kizil karga
(05.03.26)
Gap.
Dockers'ta fena değil ama polyester kullanıyor
-2
stefano
(05.03.26)
Bi bakın bakalım polyester mi.

www.dockers.com.tr
0
kizil karga
(05.03.26)
her markanin polyester pantolonu vardir kavga etmeyin.

dockers benim aldiklarim 98 pamuk ama eski dockers degil 1 senede pul oluyor pantolonlar. bir de simdi levis elden cikardi bunlari iyice duser kalite.

bu isin dunya capinda standardi incotex. meyer diye bir marka var daha ucuz diye onlardan aliyordum ama kesimleri cok iyi degil geri gonderecegim galiba. incotex'i indirimli bulsaniz bile 4-5 dockers fiyatidir ama ben sahsen dockers'a geri donmeyi dusunmuyorum dedigim gibi 1 yilda birakti kendini son aldiklarim.
0
antikadimag
(05.03.26)
(9)

işsizim - iş teklifi aldım - kabul etmeli miyim

biseysorcaktim
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliş
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.

linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliştiriciyim), çoğu başvurum görünmedi, kimiyse görüştüm bir kaç mülakat ilerledim ama son aşamaya gelmedim.

geçen hafta birileri bir proje için mesaj attı. ekiple tanıştım, projeyi inceledim, teknik olarak ve ekip olarak beğendim ama ürüne çok güvenim yok. teklif edilen maaş son işimdeki maaşın yüzde 30 daha düşüğü de olsa bu tutar beni iki üç ayda toparlar hatta artıya geçerim.

iş işte aranır düsturundan ötürü ve param da olmaması sebebiyle işi kabul etmeyi düşünüyorum ama bu iyi bir seçenek mi, rahata alışır da iş aramaktan vazgeçer miyim diye düşünüyorum. cv'mde burayı yazmak istemem 3 ay çalışırsam. yazmayınca da 5-6 aylık toplam boşluk dikkat çeker mi diye endişe ediyorum biraz. bu iş contractor tipli. yani aslında yasal bir bağlayıcılığı yok. yarın işe gitmesem (ya da onlar beni kovsa) işe iade, tazminat şu bu yok. ücreti de usdt olarak ödeyecekler (usd değil).

dışarıdan bakınca işi kabul edip, iş arama motivasyonunu devam ettirmek gerekir diyorum ama psikoloji ve insan enerjisi de sınırlı.

öte yandan, son kurşunum olan emeklilik bes'imdeki para beni 6 ay kadar idare eder. onu bozdurup iş aramaya devam etsem, o sırada da kendi side-projectlerimi geliştirip orada para kazanmak için elimden geleni yapsam mı diyorum. aslında 6-7 işsizliğin psikolojik etkilerinden ve cv'deki işsizlik boşluğundan endişe ediyorum ve o yüzden bu işi kabul etmek istiyorum.

ne dersiniz?
+1
biseysorcaktim
(03.03.26)
işe girmekten daha iyi bir alternatifin yok gibi görünüyor. burayı cv'ye yazmak istememekle işsiz kalıp boş bırakmak arasında hiçbir fark yok. bu ekonomide az da olsa damlaması, damlamamasından iyidir derim. üstelik çalışmadığın her gün insanın enerjisi ve psikolojisi daha geriye gider.

hem psikolojik olarak hem ekonomik olarak kabul etmen senin için daha iyi. burayı beğenmiyorsansa da iş aramaya devam edersin. en azından iş ararken bir tık daha iyi bir psikolojide ararsın.
+1
ilgeru
(03.03.26)
ben garantici bir insanım mesela. diyorsunuz ya 6 ay idare eder, o sırada kendi projelerimi geliştirip para kazanırım. ya kazanamazsanız? bu sefer cv'de daha büyük bir boşluk oluşmayacak mı? cvnize yine yazarsınız burayı isterseniz, dönemsel çalıştım der geçersiniz. işsizliğin psikolojisi daha kötü şu an eşim tam da bu süreçte ve birisi çok yüksek olmasa da bi teklif yapsa direkt kabul eder bizim de maddi olarak çok sorunumuz olmadığı halde
+1
matilda
(03.03.26)
bence kabul edin. yazmasanız da kendimi geliştirmek için ara verdim dersiniz oralar halledilir. ekmek artık aslanın ağzında değil midesinde. her fırsatı değerlendirmek lazım.
+1
elektr10
(03.03.26)
mantikli secenek kabul edip o sirada yine is aramak. cvdeki vaziyetten ziyade son kalan parayi harcayip, o arada bir takim seylerin duzelecegini umut etmek delilik
+1
pasaklıpepee
(03.03.26)
Projeyi yarıda bırakmayacaksanız bence kaçmaz, piyasa gerçekten çok kötü durumda.
0
kimlanbu
(03.03.26)
işi kabul et.
+1
orpheus
(03.03.26)
kesinlikle etmelisin.
+1
koela
(03.03.26)
iş piyasası tüm dünyada berbat şuan. maaşlı iş kaçırılmaz.
0
stefano
(03.03.26)
cv deki boşluk en son endişelenecek şey bence. konut kredin varmış. hadi fatura, kredi kartı fln neysede. borçlar için mecbur çalışmak lazım. benimde kredim var. boşta duramazdım kesin.

birde tüm sektörler kötü. kendi işini kurma potansiyelin yoksa eninde sonunda bir yerde başlayacaksın. 3 altı 5 üstü hayat konforunu çok değiştiren bir faktör olmayacaktır. çalışma koşullarına bak. bence başla işe. sonra daha iyisine bakarsın.
0
morcivert
(03.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-8
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(14)

Yurtdışındaki türkler neden böyle?

Unde bach canim
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön dem
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön demek istiyorsun ama adamlarla tartışmak istemiyorsun.

Nedir bunların motivasyonu? Yani altın gömü falan bulacağını mı umuyorsun ki? Türkiyede zaten kötü bir kariyer ve kötü bir dil seviyen varsa yurtdışında da iyi bir seviyede olamıyorsun. Bunlara iyi konuma geleceklerini ne düşündürüyor anlamış değilim cidden.
-7
Unde bach canim
(23.02.26)
Yurtdışındayım hocam. Her insanın iyisi kötüsü oluyor. Ama tam olarak konuyu açarsan iyi olur soru ne anlamadım.
+4
Take it away honey
(23.02.26)
Çakallık pek yapamıyorlar buradaki gibi. En fazla Türk'e geçer çakallığı.

Motivasyona gelirsek kalacak yer bulamayıp arabada uyuyan ve öyle yaşamaya devam edenler gördüm. Benim anladığım kredi patlatıp geliyorlar.
-1
michael harddd
(23.02.26)
yurtdisinda cok farkli sosyokültürel, sosyoekonomik background'u olan insanlar var.
daha lise zamaninda yurtdisina okumaya cikmis insanlar, üniversiteyi harvard'da okuyup calismaya baslayanlar, ortaokul mezunu olup 25 yasinda evlenip gidenler, amcasinin yanina börekciye calismaya gidenler, 37 yasinda bir ofiste beyaz yakali pozisyonu bulup ailesiyle tasinanlar...
her kesimin apayri dinamikleri ve problemleri var. siz hangisinden bahsediyorsunuz? onu anlarsak bence daha dogru yanitlar veririz.

iltica edenler hakkinda yaniliyorsunuz yalniz. en büyük tutunabilme ve gönderilme kaygisini o grup yasiyor.
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
Kötü bir kariyer,kötü bir dil seviyesi ile iş bularak çalışma vizesi ile 40+ yaşta göçtük(karı/koca,çocuk yok).Beceremezsek zaten işlerimizden de ülkeden de şutlanırız,vizemiz çalıştıkça var.Devletten 1 cent dahi yardım almıyoruz.
Kimseye bulaş(a)mıyoruz,zaten yerli halk içine almıyor; 3-4 kuşaktır burada yaşayan türkler biz sonradan gelenleri sevmiyor; beyaz yakalılar kötü kariyer/dilden dolayı bizle görüşmüyor; ilticacı/cemaatçiler onlardan olmadığımız için görüşmüyor.Trde de yalnızdık, burda da yalnızız.
Burada bizi tutan motivasyon kimsenin kimseye karışmaması,mesainin bittiği dakika işin de bitmesi,özel hayata saygı,uzun yürüyüşler,bisiklet turları yapabilmek,vizesiz birçok ülkeyi gezebilmek ve tabii ki paranın satın alma gücü.
İyi bir konuma gelmek gibi bir derdimiz yok,hayatımızın geri kalan az bir kısmını,farklı bir coğrafyada huzurlu geçirebilmek.
+7
arenas
(23.02.26)
Ben de tam ne denmek istendigini anlayamadim. 4 yildir yurtdisindayim, psikolojim bozuldu. :) 1 sene icinde geri donmeyi planliyorum ama malum kurulu duzeni bozmak da is, burada herhangi bir mecaz yok.

Bahsettiginiz gibi motivasyonumu kaybettim. Ozellikle alim gucu vs anlaminda bekledigimden cok cok kotu cikti. Tabii Turkiye'de satin almanin dusunderecegi bazi urunlere ulasmak burada daha kolay, ancak bazi urun veya hizmetlerde tam tersi de gecerli. Acikcasi Turkiye'de benle benzer bir is yapan kisinin benden ekonomik anlamda daha kotu bir hayat yasadigini dusunmuyorum.
+1
mbond
(23.02.26)
İki yıldır yurt dışındayım, Türkiye standartlarında kasaba diyebileceğimiz, kışları uzun, insanları ise mesafeli bir şehirde yaşıyorum. Bu mesafeli insanlar kısmı da tamamen ülkeyle alakalı. Örneğin, çok samimi Çek arkadaşlarım oldu ancak Avusturyalı dostluklarım aynı derinliğe ulaşmadı.
Burada kalma motivasyonum sabah 15 dakikada ofisteyim, esnek çalışabiliyorum (haftada 4 gün 8.5 saat, bir günü evden; cuma günü sadece 3 saat ve evden) istediğim an istediğim yere bisikletle ulaşıyorum, 1 saat trafik görülmüş duyulmuş bir şey değil, belki evim büyük değil (57m2) ama bahçem var ve buna rağmen şehir içindeyim, sokakta bıçaklanma korkum yok, zengin birinin piçi arabayla üstümden geçerse ceza alır mı diye bir korkum yok, yarın öbür gün çocuğum olduğunda diyet öder gibi okul parası vermeme gerek yok.


@love and trust'in bahsettiği kişiyi burada ben de biliyorum, üç farklı hesabı ve kankası ya da sevgilisi Edmond Honda ile delirmeler yaşıyor burada. Evli değillerse evlensinler, çok iyi tencere kapaklar. Her cevabından ne kadar mutsuz, ne kadar kırılgan egolu, ne kadar geçimsiz olduğu açığa çıkıyor. Soru sorayım ama verilen cevapları beğenmeyip laf yetiştireyim tavrı geçenlerde ununu elemiş eleğini aşmış başka bir yazarın bile gözüne batmıştı. Kendi dünyasında garip bir gerginlik yaşıyor sürekli ve Adeta kendi gerginliğini başkalarına aktararak rahatlamaya çalışan aşırı toksik biri. Hamburg insanlara iyi gelmiyormuş sayesinde onu görmüş oldum. Başka da kimse yok zaten onun gibi. Herkes gördüğüm kadarıyla normal. (: troller hariç ama onlar da renk ekliyor buraya.
+5
huladancer
(23.02.26)
Aynı kişiden bahsetmiyoruz,:)
-3
love and trust
(23.02.26)
dil ogrenmemek bazi expat'ler icin (turk olup olmamalarindan bagimsiz) bir tercih oluyor. dili ogrendiginizde o ulkeye entegrasyonunuz artiyor, sorunlari sizin sorunlariniz oluyor. fakat expat yasami bambaska bir sey. verdiginiz ornekteki kisiler ingilizce biliyorsalar ve islerinde, sosyal yasamlarinda ingilizce kullaniyorsalar almanca ogrenmeyi istemiyor olabilirler. nihayetinde dil ogrenmek uzun zamanli bir yasam planlamasini gerektiriyor fakat bazi expat'lerde boyle olmuyor, onlarin niyeti zaten birkac senede bir ulke degistirmek. bugun berlin ofisinde calisirlar yarin londra veya singapur ofisine gecerler.

bu arada @thetruenorthstrongandfree1'in donduklerinde "beceremedi" derler motivasyonuna alman hukumetinin maas odemesinen, yardimlarda bulunmasinan daha fazla onem atfetmesi tuhaf geldi. zira ben beceremedi denilecegini sanmiyorum, bu kisiler zaten beceremeseler bile vatan, millet, sakarya ozlemi falan diyeceklerdir.
+4
Sour
(23.02.26)
2014 öncesi gitmek ve kalmak kolaydı. Türkiye'de üniversiteyi kazanmayan parayla yurtdışında okuyordu. O yıllarda TL'nin gücü dövize göre yüksekti.

Eskiden fırsat çoktu kısacası. Türkiye'de tutunamayan başka yerlere gitti orada da sistemin gücüyle yaşıyor. Türkiye'ye dönseler burada hayatta kalamayacaklarını biliyorlar.
-4
stefano
(23.02.26)
stefano'nun cevabinda bir tane dogru bilgi yok ama olsun, yeni gelmis duyuruya, hos görün.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Neresinde yok?

ankara anlaşmasıyla ingiltereye bavulunu alıp giden de mi yok
abd'de boktan bir college'e parasıyla girip kalanda mı yok. Okul kabul oranı %92, h1b vize kazanma şansı %40-50
kanada'da avustralya'da sertifika, dil kursu gibi şeylerle kalan da mı yok. kendi akrabam dil kursu ile kaldı avustralya'da.
almanya'da zaten milyonlarca Türk var. 60'lardan beri filmlere bile konu olan yoksulluktan göç mevzusu.

nerede yok doğru, sen düzelt bakalım. ;) düzeltemez böyle de engellersin. yani bu kadar alınmaya gerek yok.
-4
stefano
(23.02.26)
parayi verip okudular: abd'deki iki tane dandik üniversiteyi genellemek muazzam bir sacmalik. bu mantikla princeton'da okuyan da parayi basip okumus? aynisini avrupa'da neden yapamadilar? üniversiteyi kazanamayip avrupa'ya kapak atmak diye bir sey yok cünkü önce kazanmak gerekiyor, sonra bitirebilmek. adam üniversiteyi yurtdisinda bitirdiyse zaten isterse kalici olabilir cünkü ögrencilerin %90'i daha üiversitenin ilk yilinda eleniyor. türkiye'deki egitimden cok daha zorlu bir egitimden geciyorlar.
demek ki her yurtdisinda okuyan parayi basip okumamis.

2014 öncesi tl döviz karsisinda daha güclüydü: bak 2005'e kadar gidiyor: www.boerse.de
tl'nin daha güclü oldugu seneyi bul lütfen.

sistemin gücü: sistem vatandasiysan güclü, vatandasi degilsen kimse yüzüne bakmiyor.

1960 senesinde giden gastarbeiter ile 2010 senesinde göcen iki diplomali beyaz yakaliyi ayni kefeye koyacak kadar izansiz olmak apayri bir sey.
"almanya'da toplu ulasim iyi midir" diye soru acacak kadar avrupa'yi iyi taniyan birine göre fazla iddiali laflar bunlar. bu kadar engin bilgisi olan birine laf yetistirmek gri hücrelerime zarar. engel ondandi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
abi princeton diyorsun. princeton top-10 okul ve oraya girenler bu tartışmanın konusu değil. bu arkadaşın yakındığı adamlar princeton'dan çıkmaz. dağda taşta college var. o college'ler önüne geleni alıyor :)

bundan 15-20 sene önce vatandaşını korumak için iş gücü açığından önüne gelen vasıfsız giriyordu her yere.

dövize gelirsek de tl'nin aud'den cad'tan değerli günleri oldu. üşenmedim baktım..2005'te tl euro 1,84-1,73. şuanki gibi 50'lerle çarpmıyorsun :)
-2
stefano
(23.02.26)
benim gordugum motivasyon kaynaklari:

%75 stockholm sendromu, celladina asik olma.
%15 elde avucta birsey olmadan bu sekilde donersem salak derler psikolojisi
%10 acik aramaya devam edip milyonda bir de olsa belki kolay yoldan koseyi donebilirim kafasi
0
cooperr
(23.02.26)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.