Giriş
(12)

35'ten sonra sıfırdan bir lisans okumak...

öylesinebiri
Oturmuş bir hayat biçimi var ama artık memnun olmadığım, yeterli gelmeyen bir noktadayım. Bu yaştan sonra yeni bir kariyer yolculuğuna girişmek nasıl olur? Okunacak bölüm mühendislik, halihazırda yaptığım işle ilintili, sonrasında maaş artışı olacak, motivasyonum bu.(Sorun sadece yaş, başkaca düşünd
Oturmuş bir hayat biçimi var ama artık memnun olmadığım, yeterli gelmeyen bir noktadayım. Bu yaştan sonra yeni bir kariyer yolculuğuna girişmek nasıl olur? Okunacak bölüm mühendislik, halihazırda yaptığım işle ilintili, sonrasında maaş artışı olacak, motivasyonum bu.
(Sorun sadece yaş, başkaca düşündüren bir etmen yok)

Edit: İşi bırakmadan okuma şansım var
📊 Mühendislik okumak mantıklı mı?

Bu anket sona erdi. 35 oy kullanıldı.

0
öylesinebiri
(14.03.26)
muhendislik okuldan cok saha deneyimi gerektiren bir meslek, o da zamanla oluyor.
35'den sonra hic tavsiye etmem, mezun olman 40 zaten.

tavsiyem, MBA falan yapip yukselmeye calisman.
+2
cooperr
(14.03.26)
İşini bırakmadan okuyabileceksen okunur. Devlet üniversitelerinde zor olur ama özellerde bir şekilde bitirirler.

Kısaca hali hazırda işin var ve yükselmek için okuyacaksan okunur. Sıfırdan bir maceraya girmek mantıklı değil
+1
stefano
(14.03.26)
babamın fabrikaları olsaydı, kira fatura market ödeme dertlerim olmasaydı, babamın kredi kartını rahatça kullanabilecek olsaydım, yani maddi hiçbir sorunum olmasaydı ben de veterinerlik okurdum. yaşım 30.

şimdi üniversite okumaya kalksam benim zorunlu giderlerimi kim ödeyecek?

senin öyle bir sorunun yoksa git oku. bir kere geliyoruz şu hayata. aksi halde işini gücünü bırakma, işler tersi giderse orijinal mesleğine dönüşün de 5 yıl aradan sonra sıkıntılı olabilir.
0
art cat chocolate
(14.03.26)
33 yaşinda ikinci lisansı okudum. Ben de hep yaş faktöründen çekiniyordum ama sonra boş yere beklemiştim pişmanlığı oluştu. Artıları sizi omrunuz boyu çok daha mutlu edecekse okuyun bence.
+1
egerbiryolcu
(14.03.26)
Mühendislik okunmaz. Mühendisim.
-1
arbre
(14.03.26)
sekiz dönem onca derse maruz kalacaksın. takip et, çalış, sınavlara hazırlan falan. kimi hocalar derse devamlılık isteyecek büyük çaba gerektiriyor. bunu sürdürebilecek misin?

ben olsam sürdüremezdim. bir başkasının kazanabileceği kontenjanı hiç etmek istemezdim.
-1
tabudeviren
(14.03.26)
Yıl 2050 hala okumak diyenler var.
+1
artıküyeolmakistiyorum
(14.03.26)
41 yaşında ikinci üniversite olarak bir devlet üniversitesinde harita mühendisliği okuyorum. Öğrenci profili çok değişmiş kendi zamanımdaki kadar zor değil dersler, ama haftanın en az 4 günü derse gitmem gerekiyor. Şirkette sözüm geçecek kıdemdeyim de derse gidip gelecek süreç için sorun yaşamıyorum. Ama normal şartlarda haftanın en az 4 günü derse gitmeye imkan yok. Yaşım şu ana kadar pek problem olmadı.
+2
koskoca kirpi
(14.03.26)
35ten sonra okul yıllarını çıksan en az 26 sene daha çalışacaksın. Motivasyon para ise tek yıllık bir şeyler okunur ama 4 yıl - 5 yıl okunmaz. Motivasyon yukarda dendiği gibi şu anki işten nefret etmekse okunur. 26 sene yanında 4 senenin sözü olmaz.
+1
huladancer
(14.03.26)
35'den sonra pilotluk okurdum
0
turkuaz
(14.03.26)
Bu yaştan sonra ciddi sektör değişikliği ekonomiyi oldukça sarsar, hele ki mühendislik çekilmez, sadece bölüm dersleri görmeyeceksiniz, devamsızlık yapıp derslere aktif katılmazsanız okul zamanında bitmez, sınıf arkadaşlarınızın annesi/babası yaşında olacaksınız. Yani tam bir ızdırap olur.

Benim maaşımı ikiye katlasalar gene de gidip okumam, bunun yerine freelance işler yapacak bir online eğitim planı yapardım kendime, bu sayede gereksiz ders yükünü oldukça hafifletmiş olurum.

Örneğin elektrik elektronik mühendisiyim ve okulda aldığım derslerin %70'i iş hayatımda hiçbir işe yaramadı, yaramıyor, yaramayacak.
0
kimlanbu
(16.03.26)
yani 40 yasina muhendislik mezunu olmadan girmek var bir de muhendislik mezunu olup girmek var. hayat ozellikle turkiye'de zor malesef en azindan sonradan yas gecince pisman olmamak icin denemek lazim. ben onlisans okudum 28 yasinda bitirmistim. en buyukle aramda 8 yas vardi oyle dusun. genclerle konusurken sana iyi anlamda farkli davraniyorlar. hocalarla iletisimin daha guclu oluyor cunku coguyla yasit oluyorsun. ben gercekten herhangi bir zararini gormedim.

hatta hala aof okuyorum son iki dersim kaldi. :)) tamamen mecburiyetten. yas 33 benim de. muhendislik kazanabilecek kadar kafam calissa muhakkak ozel okula parasini verip rahat rahat mezun olmaya bakardim kesinlikle.
+1
arakaali
(16.03.26)
(5)

10 yıl sonra beyaz yaka olacak mı?

mimikikili
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?Buyrun istediğiniz yerd
Bilimadamı dışında beyaz yaka ihtiyacı olacak mı? Elbette sıfıra inmeyecek. Ama farkındasınızdır... dünya tahminimizden çok daha hızlı ilerliyor. Ve 10 yıl diyorum.
Mühendis mimara imza dışında başvuracak mıyız?
Yapay zeka son yılda bile ne kadar ilerledi. Bir de 10 yıl sonrası?
Buyrun istediğiniz yerden anlatın. Nasiplenelim.
0
mimikikili
(06.03.26)
Nelere 10 yıl dediler, birşey olmaz, zaten şu an bile, hatta 2020 öncesi bile ofistekiler ne kadar çok iş yapıyordu ki, tabii yoğun insanlar vardır, ben de zaman zaman yoğun oluyordum ama çoğu hikayeydi bence, o zaman bile. Sorsan neredeyse istisnasız herkes "çok yoğun" diyordu.
0
mbond
(06.03.26)
Beyaz yakayı bitiren diploma enflasyonu oldu. Oversupply, oversaturation durumunu ortaya çıkardı. AI'ın etkisi aşırı artan beyaz yaka sayısı veya beyaz yaka olma motivasyonu kadar etkili değil şuan için. İleride ne olur bilinmez tabi.

Ancak mevcut durum bazı sinyaller veriyor. Gelişmiş ülkelerde bile işsizlik artıyor. Underemployment (eksik istihdam) denilen eğitim ve kariyerden alakasız işlere yönelme var.
+1
stefano
(06.03.26)
Yapay zekayı yeterince iyi bulmuyorum.

Modelleyiciler hep olacak
0
baldan kaymak
(06.03.26)
evet olacak
0
gurur
(07.03.26)
ai'ın etkisi ve başarısız yadsınamaz ama çok hızlı ve tehlikeli bir motor gibi o şuan. devre elemanları, direksiyonu, emniyet valfleri daha bir çok şey olmadan bu vaziyette "bunla her şey yapabiliriz, bir insan bir şeyi bu kadar hızlı çeviremez" ölçeğinde.

otomasyon süreçlerinde destek elemanı olarak kullanmak, takıma "akıllı ve heyecanlı çocuk" kontenjanından ai'yi katmak mantıklı ama onun dışında şuandakinden daha işe yarar hale gelmesi zor.

hassas bilgilerin yayılması, şirket içi ve legal kurallar, aşırı kaynak tüketimi, başarısını devam ettirmek için modellerin sürekli büyüme gereksinimi ama insan üretimi kaynak azalınca dairesel bir çıkmaza girmesi, halüsinasyon probleminin çözülememesi gibi ciddi problem var. halüsinasyon problemi, ai'n otomatize ettiği şunu özetle, burayı oku analiz et gibi işler için çok önemli bir sorun olmayabilir ama işlerin bu ölçek dışına çıkmasını zorlaştırıyor.

bir çok alanda, özellikle yazılım gibi alanlarda iş süreçlerine girdi, her çalışanın yanına verilen ikinci-üçüncü eleman gibi oldu. artık her bir çalışan aslında bir kaç kişiden oluşur vaziyette.

bu süreçlerin daha optimize ve sistemsel olması dışında çok büyük bir devrimin geleceğinden emin değilim. dönüşüm sürmeye devam edecek ama hayal ettiğimizin ötesine bir şey gelecek mi emin değilim. insanlar çalışmak zorunda, sisteme katkı sağlamak zorunda ki maaş alsınlar ve aldıkları paraları harcasınlar.

bahsettiğiniz ölçüde bir beyaz yaka azalması olacak ama onun sebebi mimar ve mühendislik gibi alanlarda zaten fazlaca insanlar olması
(bkz: diploma enflasyonu)
(bkz: akademik enflasyon)

ideal bir dünyada bu mesleklerin zaten bu kadar olmaması gerekiyordu.

bir de şu var. ai karar mercii olarak kabul edilemez çünkü köprüyü yapan bir mimar değil de bir yapay zeka aracı olursa o köprüde sorun olduğunda kim hesap verecek? kim bu işin sorumlusu? bir mimarın bir yerde imza atması gerekecek.

bir zanlıyı mahkemeye çıkarınca onun yargı kararını kim verecek? ai bu konuda sadece tüm süreçleri, iddia ve kanıtları değerlendiren bir araç olabilir. ama son karar yine bir hukukçuda. çünkü karar hatalı olursa o hakime hesap sorulmaz (gerçi türkiye'de zaten sorulmuyor ama kastettiğimi anladınız)

belki ileride işi hapis yatmak ya da hesap vermek olan meslek grupları çıkar. bi dk, büyük şirketlere birden atanan ceo'ları icat ettik. mimarlık firması ai'ya köprü hazırlattı. köprü çöktü. mimarlık bilgisi olmayan ama şirketi kurmuş olan kişi yargılanır. o zaten altında çalışan başka bir yüksek maaşlı çalışana denetleme görevi vermiştir. hapse o girer.

yazarken farkettim. roller değişiyor ama genel plan çok da değişmiyor.

mavi yaka ve beyaz yaka ayrımı azalacak.
şuan çoğu fabrika işçisinin yerine robotlar koyulabiliyor zaten. o işçiler daha az yağlı ve tozlu ortamda, bilgisayar başında ya da arada bir makinaların arasında yer alacaklar ve beyaz yaka çalışma düzenine bir noktada yaklaşacaklar. ofis çalışanlarının bir kısmının yaptığı iş az önce bahsettiğim kişinin yaptığı işe benzeyecek. belki de yeni mavi bu olacak.

aslında şunu söylemek lazım, bizim halk arasında beyaz yaka dediğimiz bir çok iş esasında mavi yaka iş kapsamında değerlendirilebilir. kullandığımız araçlar değiştiği, iş yerlerinin imkanları farkılaştığı için ve fabrikada çalışan işçilerden farklı şartlarda çalıştığımız için bu ifadeyi kullanıyoruz belki ama ai bu farkı azaltacak.

ai yardımcı bir araç olmaya devam edecek, etmeli de.
özetleyen, senin söylediklerini daha düzgün şekilde yazan, senin adına arayan ve sonuçları önüne getiren (ve bu minvalde bir çok iş arayan) ama nihai kararı insana bırakan bir insan olmalı ve öyle kalmalı. bu kararları verenler de zaten beyaz yaka.

ai en çok en çok orta kademe işleri tehdit ediyor şuan ve bu alanların daralmasını/ortadan kalkmasını sağlayacak belki de. rutin bilgi işleme gibi işler, analiz raporu yazan analistler, hukuk belgesi taslağı çıkaran ya da geçmiş hukuki kararları arayıp örnekler bulan yeni mezun avukat, sadece verilen işi o ölçüde ve basit işler yapan mediocore yazılımcı gibi işler tehdit altında.

ama o zaman da başka soru:
eski dava sonuçlarını kurcalamayan, taslak metin hazırlamayan az tecrübeli avukat nasıl tecrübe kazanacak ve kritik nüanslar yakalayacak?
küçük işler ve hatalar yapmayan yazılımcı nasıl büyük mimari kararlar alacak? giriş/orta kademe işleri kapatırsak, şuan senior görevde olanlar gittiğinde yerleri nasıl doldurulacak? kaldı ki ai sürekli eğitilmek, sürekli yeni input'lar almak zorunda ki zaten şuan bile ai-slop içerikler yüzünden model eğitimlerinde sorunlar yaşanıyor. giriş kademenin yeri dolar da, orta kademe işleri ai aldığında bu boşluk nasıl doldurulacak? şimdi ai girişten ziyade mid-level çalışanların yerine geliyor. 15-20 sene sonra ne olacak?

10 yıl sonra da beyaz yaka olacak. bu net. imza dışında mimar mühendise başvuracak mıyız, muhtemelen evet.
şimdi beyaz yaka dediğimiz bir çok meslek 10 yıl sonra da beyaz yaka olarak isimlendirilecek mi: bence bunu sormak istediniz. cevap hayır.
0
biseysorcaktim
(07.03.26)
(4)

chino pantolon

sanat guresi
nerden alıyorsunuz?
nerden alıyorsunuz?
0
sanat guresi
(05.03.26)
Dockers.
+1
kizil karga
(05.03.26)
Gap.
Dockers'ta fena değil ama polyester kullanıyor
-2
stefano
(05.03.26)
Bi bakın bakalım polyester mi.

www.dockers.com.tr
0
kizil karga
(05.03.26)
her markanin polyester pantolonu vardir kavga etmeyin.

dockers benim aldiklarim 98 pamuk ama eski dockers degil 1 senede pul oluyor pantolonlar. bir de simdi levis elden cikardi bunlari iyice duser kalite.

bu isin dunya capinda standardi incotex. meyer diye bir marka var daha ucuz diye onlardan aliyordum ama kesimleri cok iyi degil geri gonderecegim galiba. incotex'i indirimli bulsaniz bile 4-5 dockers fiyatidir ama ben sahsen dockers'a geri donmeyi dusunmuyorum dedigim gibi 1 yilda birakti kendini son aldiklarim.
0
antikadimag
(05.03.26)
(9)

işsizim - iş teklifi aldım - kabul etmeli miyim

biseysorcaktim
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliş
bir kaç ay önce işten çıktım. param suyunu çekti. kira yok (ama konut kredisi, kredi kartları, faturalar vs hala var). aileden yakınlardan borç ya da harçlık almak istemiyorum. kemerleri sıkmış vaziyette yaşıyorum, daha fazla sıkamam.

linkedin üzerinden bir sürü yere başvuruda bulundum (yazılım geliştiriciyim), çoğu başvurum görünmedi, kimiyse görüştüm bir kaç mülakat ilerledim ama son aşamaya gelmedim.

geçen hafta birileri bir proje için mesaj attı. ekiple tanıştım, projeyi inceledim, teknik olarak ve ekip olarak beğendim ama ürüne çok güvenim yok. teklif edilen maaş son işimdeki maaşın yüzde 30 daha düşüğü de olsa bu tutar beni iki üç ayda toparlar hatta artıya geçerim.

iş işte aranır düsturundan ötürü ve param da olmaması sebebiyle işi kabul etmeyi düşünüyorum ama bu iyi bir seçenek mi, rahata alışır da iş aramaktan vazgeçer miyim diye düşünüyorum. cv'mde burayı yazmak istemem 3 ay çalışırsam. yazmayınca da 5-6 aylık toplam boşluk dikkat çeker mi diye endişe ediyorum biraz. bu iş contractor tipli. yani aslında yasal bir bağlayıcılığı yok. yarın işe gitmesem (ya da onlar beni kovsa) işe iade, tazminat şu bu yok. ücreti de usdt olarak ödeyecekler (usd değil).

dışarıdan bakınca işi kabul edip, iş arama motivasyonunu devam ettirmek gerekir diyorum ama psikoloji ve insan enerjisi de sınırlı.

öte yandan, son kurşunum olan emeklilik bes'imdeki para beni 6 ay kadar idare eder. onu bozdurup iş aramaya devam etsem, o sırada da kendi side-projectlerimi geliştirip orada para kazanmak için elimden geleni yapsam mı diyorum. aslında 6-7 işsizliğin psikolojik etkilerinden ve cv'deki işsizlik boşluğundan endişe ediyorum ve o yüzden bu işi kabul etmek istiyorum.

ne dersiniz?
+1
biseysorcaktim
(03.03.26)
işe girmekten daha iyi bir alternatifin yok gibi görünüyor. burayı cv'ye yazmak istememekle işsiz kalıp boş bırakmak arasında hiçbir fark yok. bu ekonomide az da olsa damlaması, damlamamasından iyidir derim. üstelik çalışmadığın her gün insanın enerjisi ve psikolojisi daha geriye gider.

hem psikolojik olarak hem ekonomik olarak kabul etmen senin için daha iyi. burayı beğenmiyorsansa da iş aramaya devam edersin. en azından iş ararken bir tık daha iyi bir psikolojide ararsın.
+1
ilgeru
(03.03.26)
ben garantici bir insanım mesela. diyorsunuz ya 6 ay idare eder, o sırada kendi projelerimi geliştirip para kazanırım. ya kazanamazsanız? bu sefer cv'de daha büyük bir boşluk oluşmayacak mı? cvnize yine yazarsınız burayı isterseniz, dönemsel çalıştım der geçersiniz. işsizliğin psikolojisi daha kötü şu an eşim tam da bu süreçte ve birisi çok yüksek olmasa da bi teklif yapsa direkt kabul eder bizim de maddi olarak çok sorunumuz olmadığı halde
+1
matilda
(03.03.26)
bence kabul edin. yazmasanız da kendimi geliştirmek için ara verdim dersiniz oralar halledilir. ekmek artık aslanın ağzında değil midesinde. her fırsatı değerlendirmek lazım.
+1
elektr10
(03.03.26)
mantikli secenek kabul edip o sirada yine is aramak. cvdeki vaziyetten ziyade son kalan parayi harcayip, o arada bir takim seylerin duzelecegini umut etmek delilik
+1
pasaklıpepee
(03.03.26)
Projeyi yarıda bırakmayacaksanız bence kaçmaz, piyasa gerçekten çok kötü durumda.
0
kimlanbu
(03.03.26)
işi kabul et.
+1
orpheus
(03.03.26)
kesinlikle etmelisin.
+1
koela
(03.03.26)
iş piyasası tüm dünyada berbat şuan. maaşlı iş kaçırılmaz.
0
stefano
(03.03.26)
cv deki boşluk en son endişelenecek şey bence. konut kredin varmış. hadi fatura, kredi kartı fln neysede. borçlar için mecbur çalışmak lazım. benimde kredim var. boşta duramazdım kesin.

birde tüm sektörler kötü. kendi işini kurma potansiyelin yoksa eninde sonunda bir yerde başlayacaksın. 3 altı 5 üstü hayat konforunu çok değiştiren bir faktör olmayacaktır. çalışma koşullarına bak. bence başla işe. sonra daha iyisine bakarsın.
0
morcivert
(03.03.26)
(14)

daha tutumlu olmak icin yaptiginiz seyler

Purple life
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?ilham olalim birbirimize :)bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.uzun süre is veya tatil icin evd
hem cevremiz hem de cebimiz icin tutumlu olmak adina neler yapilabilir?
ilham olalim birbirimize :)

bir önek mesela: markete tekrar kullanilabilir posetle gitmek. bunu tr'de posetler parali olmadan önce de yapiyordum. posetlerin parali olmasi da su an ayrica bir tesvik.

uzun süre is veya tatil icin evden uzakta kalacaksam buzdolabindaki taze gidalari komsuma veriyorum. o da ayni sekilde bana. cöpe atmak yerine ikimiz icin de daha iyi.

gibi gibi :)
+2
Purple life
(02.03.26)
ihtiyacımdan fazla kıyafet almıyorum. bir pantolonu yırtana kadar giyiyorum.
0
stefano
(02.03.26)
-Kıyafet alışverişini minimuma indirmek için ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almıyorum, başlarda çok zorlandım ama artık alıştım.
-Bir hevesle başladığım diyetler için toplu alışverişi bıraktım, bir süre günlük alıp devam ediyorsam alışveriş yapıyorum artık, böylece bir sürü şey bozulmamış oluyor.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda kahve içmeyi neredeyse bıraktım.
-Arkadaşlarımla buluşmadığım sürece dışarıda içki içmeyi tamamen bıraktım.
-Sürekli kullandığım ürünlerde indirim varsa bozulmayacak şeylerse stok yapıyorum.
-Sadece kendi evimde değil misafir olduğum evlerde bile gereksiz yanan ışığa tahammül edemem kapatırım, elimi sabunlarken suyu kapatırım. Suda çok sıkıntı olmuyor ama ışıkta çevremdekilerden çok eleştiri alıyorum.
-Platform üyeliklerimi kontrol altında tutuyorum kullanmadıklarımı iptal ettim.
-Markette poşet almak zorunda kaldıysam mutlaka değerlendiririm çöp poşeti vs.
-Boykotlar yüzünden çok fazla etkinlikten geri kaldım bu maddi olarak olumlu olsa da ruhsal olarak beni bitirdi bu yüzden tamamen küslüğümü bitirip tekrar yavaştan küçük sahnelerin oyunlarına, küçük salonların film programlarına bakmaya çalışıyorum.
-İstediğim bir kitabı muhakkak sahaftan veya internetten alıyorum, kitapçılar çok pahalı.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, sonradan gelen olursa eklerim.
+2
mutekebbir
(02.03.26)
1 TL'lik şeyle tutumluluk olmaz. En temizi sadece harcama için bir kart çıkart. İçine 15 20 bin at. O zaman onu bitirmeme düşüncesiyle dikkatli olursun.
-7
arbre
(02.03.26)
-Deterjan ve temizlik malzemesi stoğu yapıyorum, toplu alıyorum yığıyorum 3 aylık.
-Kıyafet almıyorum uzun zamandır
-Dışarıda içki içmiyorum
-Buradan kalan parayı direkt altın'a gömüyorum.
-Millette var bende de olsun kafası ile hareket etmiyorum, en temeli bu aslında
+2
ebeş
(02.03.26)
Dışardan yemeği kestik
+3
mirty
(02.03.26)
Suyumu ve kahvemi hep yanımda taşırım, yemeğimi de olabildiğince. Tüketemeyeceğim gıdaları buzluğa küçük porsiyonlarla kaldırırım. Kıyafet ben de yıllardır çok az alırım, eskiden fazla fazla alıp kullanmadıklarımı ya da çocuğumun küçülenlerini ikinci el platformlarında satmaya çalışırım (pek başarılı olamasam da). Market alışverişinde birim fiyat okurum. Sürekli tükettiğim bi şey indirimdeyse stoklarım. Bir platforma tek seferlik üye olacaksam limitsiz sanal kartla olurum ki yanlışlıkla sonraki ay da ödemeyeyim.
+1
mezzosprite
(02.03.26)
beyaz ve kırmızı eti en uygun fiyata satan süpermarket buldum oradan alışveriş yapıyorum. at mı eşek mi bilmiyorum artık umurumda değil.
+1
yurtsuz john
(02.03.26)
son 3 cift ayakkabimi dukkandan degil, kisiden aldim. sifir, kutusunda. hepsi yari fiyatina geldi, fb market sagolsun.
0
cooperr
(02.03.26)
Mağazada beğendiğim ürünü önce ikinci el uygulamalardan aratıyorum bulursam yeni etiketliyse oradan alıyorum. Yoksa da indirim zamanlarını bekliyorum, kolay kolay bir ürünü indirimsiz fiyatıyla almıyorum. Uygulamalarda indirim kuponu kovalamak en büyük hobim :) sürekli kupon tanımlıyorlar zaten.
Bir de indirim kuponu paylaşan Instagram sayfalarını takip ediyorum, bozulmayacak çay, kağıt havlu, kahve gibi ürünleri o şekilde alıp stokluyorum.
-1
ekimoloji
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
tüm samimiyetimle soruyorum. verdiğin bu yanıtın sorulan soruyla ne ilgisi var.
tam olarak bu yanıt ile ne amaçlıyorsun. gerçekten merak ediyorum.
+3
orpheus
(02.03.26)
@thetruenorthstrongandfree1
bu dediğine inanıyorsan ya bizim aklımızla dalga geçiyorsun ya da kendi zekana hakaret ediyorsun.
+1
orpheus
(03.03.26)
@mutekebbir çok doğru maddeler yazmışsın .
*ben de kıyafet ve ayakkabı alışverişi yapmıyorum. dolapta bekleyen giymeyi unuttuğum ya da ertelediğim şeyleri kullanıyorum.
*dışarıda yemek yememeye çalışıyorum
* taksiye çok binerdim artık metro kullanıyor ya da yürüyorum
*fiyatı normalden indirimli ise bozulmayacak şeyleri çok alıyorum ( havlu kağıt , peçete , ıslak mendil , deterjan vs )
0
devilone
(03.03.26)
Harcamalarımı kayıt altına alıp 3-5 ayda bir inceliyorum; üzerinden bir süre geçtikten sonra gözüme gereksiz gözüken harcamaları, abonelikleri azaltmaya çalışırken "Buna değdi" dediğim şeylere devam ediyorum.
0
salihdt
(03.03.26)
1 tl' lik şeyle de pekala tutumlu olunur. Buradaki olay meblağ değil, bakış açısı.

48 senelik ömr ü hayatımda tutumlulukla cimrilik arasında gidip geldim hep, çoğu durumda istesem de para harcayamıyorum.

Dolapta bir yiyeceğin bozulmasına kolay kolay müsade etmem, bir şekilde bozulmadan günlük menüme dahil ederim.

Fiyatına bakmadan aldığım bi' şey hatırlamıyorum, ne alıyorsam fiyatına bakarım.

Birim fiyat karşılaştırması yaparım, markalar veya marketler arası.

Ne nerde uygunsa ordan alırım, herşeyin ucuzunu değil fiyat/performansı en optimum olanını alırım.
0
kumandanim
(03.03.26)
(14)

Yurtdışındaki türkler neden böyle?

Unde bach canim
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön dem
Hepsi değil tabii ki ama çoğunun yurtdışında tutunma mücadelesi yüzünden psikolojisi bozulmuş (iltica edenler konu dışında kalır muhtemelen. Devlet imkanları ve kalma güvencesi sağlamışsa zaten) ama bunu insanlara öfke ve çakallıkla hayatta kalmaya çalışarak törpülüyor, beceremiyorsan ülkene dön demek istiyorsun ama adamlarla tartışmak istemiyorsun.

Nedir bunların motivasyonu? Yani altın gömü falan bulacağını mı umuyorsun ki? Türkiyede zaten kötü bir kariyer ve kötü bir dil seviyen varsa yurtdışında da iyi bir seviyede olamıyorsun. Bunlara iyi konuma geleceklerini ne düşündürüyor anlamış değilim cidden.
-7
Unde bach canim
(23.02.26)
Yurtdışındayım hocam. Her insanın iyisi kötüsü oluyor. Ama tam olarak konuyu açarsan iyi olur soru ne anlamadım.
+4
Take it away honey
(23.02.26)
Çakallık pek yapamıyorlar buradaki gibi. En fazla Türk'e geçer çakallığı.

Motivasyona gelirsek kalacak yer bulamayıp arabada uyuyan ve öyle yaşamaya devam edenler gördüm. Benim anladığım kredi patlatıp geliyorlar.
-1
michael harddd
(23.02.26)
yurtdisinda cok farkli sosyokültürel, sosyoekonomik background'u olan insanlar var.
daha lise zamaninda yurtdisina okumaya cikmis insanlar, üniversiteyi harvard'da okuyup calismaya baslayanlar, ortaokul mezunu olup 25 yasinda evlenip gidenler, amcasinin yanina börekciye calismaya gidenler, 37 yasinda bir ofiste beyaz yakali pozisyonu bulup ailesiyle tasinanlar...
her kesimin apayri dinamikleri ve problemleri var. siz hangisinden bahsediyorsunuz? onu anlarsak bence daha dogru yanitlar veririz.

iltica edenler hakkinda yaniliyorsunuz yalniz. en büyük tutunabilme ve gönderilme kaygisini o grup yasiyor.
+6
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
Kötü bir kariyer,kötü bir dil seviyesi ile iş bularak çalışma vizesi ile 40+ yaşta göçtük(karı/koca,çocuk yok).Beceremezsek zaten işlerimizden de ülkeden de şutlanırız,vizemiz çalıştıkça var.Devletten 1 cent dahi yardım almıyoruz.
Kimseye bulaş(a)mıyoruz,zaten yerli halk içine almıyor; 3-4 kuşaktır burada yaşayan türkler biz sonradan gelenleri sevmiyor; beyaz yakalılar kötü kariyer/dilden dolayı bizle görüşmüyor; ilticacı/cemaatçiler onlardan olmadığımız için görüşmüyor.Trde de yalnızdık, burda da yalnızız.
Burada bizi tutan motivasyon kimsenin kimseye karışmaması,mesainin bittiği dakika işin de bitmesi,özel hayata saygı,uzun yürüyüşler,bisiklet turları yapabilmek,vizesiz birçok ülkeyi gezebilmek ve tabii ki paranın satın alma gücü.
İyi bir konuma gelmek gibi bir derdimiz yok,hayatımızın geri kalan az bir kısmını,farklı bir coğrafyada huzurlu geçirebilmek.
+7
arenas
(23.02.26)
Ben de tam ne denmek istendigini anlayamadim. 4 yildir yurtdisindayim, psikolojim bozuldu. :) 1 sene icinde geri donmeyi planliyorum ama malum kurulu duzeni bozmak da is, burada herhangi bir mecaz yok.

Bahsettiginiz gibi motivasyonumu kaybettim. Ozellikle alim gucu vs anlaminda bekledigimden cok cok kotu cikti. Tabii Turkiye'de satin almanin dusunderecegi bazi urunlere ulasmak burada daha kolay, ancak bazi urun veya hizmetlerde tam tersi de gecerli. Acikcasi Turkiye'de benle benzer bir is yapan kisinin benden ekonomik anlamda daha kotu bir hayat yasadigini dusunmuyorum.
+1
mbond
(23.02.26)
İki yıldır yurt dışındayım, Türkiye standartlarında kasaba diyebileceğimiz, kışları uzun, insanları ise mesafeli bir şehirde yaşıyorum. Bu mesafeli insanlar kısmı da tamamen ülkeyle alakalı. Örneğin, çok samimi Çek arkadaşlarım oldu ancak Avusturyalı dostluklarım aynı derinliğe ulaşmadı.
Burada kalma motivasyonum sabah 15 dakikada ofisteyim, esnek çalışabiliyorum (haftada 4 gün 8.5 saat, bir günü evden; cuma günü sadece 3 saat ve evden) istediğim an istediğim yere bisikletle ulaşıyorum, 1 saat trafik görülmüş duyulmuş bir şey değil, belki evim büyük değil (57m2) ama bahçem var ve buna rağmen şehir içindeyim, sokakta bıçaklanma korkum yok, zengin birinin piçi arabayla üstümden geçerse ceza alır mı diye bir korkum yok, yarın öbür gün çocuğum olduğunda diyet öder gibi okul parası vermeme gerek yok.


@love and trust'in bahsettiği kişiyi burada ben de biliyorum, üç farklı hesabı ve kankası ya da sevgilisi Edmond Honda ile delirmeler yaşıyor burada. Evli değillerse evlensinler, çok iyi tencere kapaklar. Her cevabından ne kadar mutsuz, ne kadar kırılgan egolu, ne kadar geçimsiz olduğu açığa çıkıyor. Soru sorayım ama verilen cevapları beğenmeyip laf yetiştireyim tavrı geçenlerde ununu elemiş eleğini aşmış başka bir yazarın bile gözüne batmıştı. Kendi dünyasında garip bir gerginlik yaşıyor sürekli ve Adeta kendi gerginliğini başkalarına aktararak rahatlamaya çalışan aşırı toksik biri. Hamburg insanlara iyi gelmiyormuş sayesinde onu görmüş oldum. Başka da kimse yok zaten onun gibi. Herkes gördüğüm kadarıyla normal. (: troller hariç ama onlar da renk ekliyor buraya.
+5
huladancer
(23.02.26)
Aynı kişiden bahsetmiyoruz,:)
-3
love and trust
(23.02.26)
dil ogrenmemek bazi expat'ler icin (turk olup olmamalarindan bagimsiz) bir tercih oluyor. dili ogrendiginizde o ulkeye entegrasyonunuz artiyor, sorunlari sizin sorunlariniz oluyor. fakat expat yasami bambaska bir sey. verdiginiz ornekteki kisiler ingilizce biliyorsalar ve islerinde, sosyal yasamlarinda ingilizce kullaniyorsalar almanca ogrenmeyi istemiyor olabilirler. nihayetinde dil ogrenmek uzun zamanli bir yasam planlamasini gerektiriyor fakat bazi expat'lerde boyle olmuyor, onlarin niyeti zaten birkac senede bir ulke degistirmek. bugun berlin ofisinde calisirlar yarin londra veya singapur ofisine gecerler.

bu arada @thetruenorthstrongandfree1'in donduklerinde "beceremedi" derler motivasyonuna alman hukumetinin maas odemesinen, yardimlarda bulunmasinan daha fazla onem atfetmesi tuhaf geldi. zira ben beceremedi denilecegini sanmiyorum, bu kisiler zaten beceremeseler bile vatan, millet, sakarya ozlemi falan diyeceklerdir.
+4
Sour
(23.02.26)
2014 öncesi gitmek ve kalmak kolaydı. Türkiye'de üniversiteyi kazanmayan parayla yurtdışında okuyordu. O yıllarda TL'nin gücü dövize göre yüksekti.

Eskiden fırsat çoktu kısacası. Türkiye'de tutunamayan başka yerlere gitti orada da sistemin gücüyle yaşıyor. Türkiye'ye dönseler burada hayatta kalamayacaklarını biliyorlar.
-4
stefano
(23.02.26)
stefano'nun cevabinda bir tane dogru bilgi yok ama olsun, yeni gelmis duyuruya, hos görün.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim

Neresinde yok?

ankara anlaşmasıyla ingiltereye bavulunu alıp giden de mi yok
abd'de boktan bir college'e parasıyla girip kalanda mı yok. Okul kabul oranı %92, h1b vize kazanma şansı %40-50
kanada'da avustralya'da sertifika, dil kursu gibi şeylerle kalan da mı yok. kendi akrabam dil kursu ile kaldı avustralya'da.
almanya'da zaten milyonlarca Türk var. 60'lardan beri filmlere bile konu olan yoksulluktan göç mevzusu.

nerede yok doğru, sen düzelt bakalım. ;) düzeltemez böyle de engellersin. yani bu kadar alınmaya gerek yok.
-4
stefano
(23.02.26)
parayi verip okudular: abd'deki iki tane dandik üniversiteyi genellemek muazzam bir sacmalik. bu mantikla princeton'da okuyan da parayi basip okumus? aynisini avrupa'da neden yapamadilar? üniversiteyi kazanamayip avrupa'ya kapak atmak diye bir sey yok cünkü önce kazanmak gerekiyor, sonra bitirebilmek. adam üniversiteyi yurtdisinda bitirdiyse zaten isterse kalici olabilir cünkü ögrencilerin %90'i daha üiversitenin ilk yilinda eleniyor. türkiye'deki egitimden cok daha zorlu bir egitimden geciyorlar.
demek ki her yurtdisinda okuyan parayi basip okumamis.

2014 öncesi tl döviz karsisinda daha güclüydü: bak 2005'e kadar gidiyor: www.boerse.de
tl'nin daha güclü oldugu seneyi bul lütfen.

sistemin gücü: sistem vatandasiysan güclü, vatandasi degilsen kimse yüzüne bakmiyor.

1960 senesinde giden gastarbeiter ile 2010 senesinde göcen iki diplomali beyaz yakaliyi ayni kefeye koyacak kadar izansiz olmak apayri bir sey.
"almanya'da toplu ulasim iyi midir" diye soru acacak kadar avrupa'yi iyi taniyan birine göre fazla iddiali laflar bunlar. bu kadar engin bilgisi olan birine laf yetistirmek gri hücrelerime zarar. engel ondandi.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(23.02.26)
abi princeton diyorsun. princeton top-10 okul ve oraya girenler bu tartışmanın konusu değil. bu arkadaşın yakındığı adamlar princeton'dan çıkmaz. dağda taşta college var. o college'ler önüne geleni alıyor :)

bundan 15-20 sene önce vatandaşını korumak için iş gücü açığından önüne gelen vasıfsız giriyordu her yere.

dövize gelirsek de tl'nin aud'den cad'tan değerli günleri oldu. üşenmedim baktım..2005'te tl euro 1,84-1,73. şuanki gibi 50'lerle çarpmıyorsun :)
-2
stefano
(23.02.26)
benim gordugum motivasyon kaynaklari:

%75 stockholm sendromu, celladina asik olma.
%15 elde avucta birsey olmadan bu sekilde donersem salak derler psikolojisi
%10 acik aramaya devam edip milyonda bir de olsa belki kolay yoldan koseyi donebilirim kafasi
0
cooperr
(23.02.26)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.