Giriş
(7)

DVD kapağı çıktısı Hk.

sathaner
Elimdeki filmlerin DVD kapağını bulup bastırma gibi manyak bir huyum var, normalde word'te A3'e sayfaya 2 tane ekleyip çıktı alırım, A3 çıktı 60 ykrş'a mal olur.Ama bu zor gelemeya başladı, onlarca kapağı worde ekleyip bir de boyutlarını ayarlamak çok vaktimi alıyor.* Word'e bu resimleri aynı boyutt
Elimdeki filmlerin DVD kapağını bulup bastırma gibi manyak bir huyum var, normalde word'te A3'e sayfaya 2 tane ekleyip çıktı alırım, A3 çıktı 60 ykrş'a mal olur.
Ama bu zor gelemeya başladı, onlarca kapağı worde ekleyip bir de boyutlarını ayarlamak çok vaktimi alıyor.

* Word'e bu resimleri aynı boyutta A3'e iki tane sığacak biçimde yapıştırmanın kolayı var mı?
* bu jpeg lerin hepsini birden boyutlandıracak bir program var mı?
* başka önerisi olan ?
0
sathaner
(23.05.07)
nero da nero cover designer var en pratik olanlarindan biridir. hp'nin ve bazi diger marka kagit ureticilerinin bu tur zimbirtilar icin urettikleri ozel kagitlar ve etiketler de var.
0
notorious
(23.05.07)
Kağıt önemli değil, ayrıca çıktı aldığım yer küçük bir dükkan, bu programın olduğunu sanmıyorum, beşiktaşta, tansaşın arkasındaki kopyalama merkezlerinden alsam onlarda vardır eminim, ama onlar a3 çıktıyı 1 ytl'ya alıyorlar. basit bir şekilde A3 e iki tane jpeg dosyasını ekleme yöntemi olsa işimi görür.
0
🌸sathaner
(23.05.07)
ok o zaman soyle;

resimlerin ayni klasor icinde oldugunu varsayarak resimlerden birini sag click yapip onizleme (yani resmi windows resim ve faks goruntuleyeci ile acmak) yapin altta yazdir butonu var onu tiklayin, sihirbaz cikacak ? hih simdi ilk pencere ileri sonra resimlerin oldugu klasor cikti ordan diger resmi de seciyoruz, ileri, simdi yaziciyla ilgili zimbirti cikti evet simdi yazdirma tercihlerine giriyoruz kagit boyutunu a3 yapiyoruz ok ileri, simdi kullanilabilir duzenler var solda orda asagiya inip bi kagida 2 tane sigdirmis goruntuyu seciyoruz dilersek digerlerine de bakabiliyoruz. yazdiriyoruz. ahanda bu kadar.
0
notorious
(23.05.07)
belirtmeyi unuttum, resimlerin boyutları aynı değil, word'e ekleyince onların boyutlarını ayarlıyorum normalde, dediğim gibi toplu bir resim boyutlandırma programı olursa harika olur.
0
🌸sathaner
(23.05.07)
toplu bir resim boyutlandırma programı denince, irfanview geliyor akla?
0
bordeaux
(23.05.07)
ImageMagick'i kurun, sonra kullanici klavuzunu deli gibi okuyun. Command Prompt'ta tek komutla yapamayacaginiz imaj isi yoktur.
0
compumaster
(23.05.07)
evde printer varsa dms'den dvd kapağı kağıdı alıp ona cover designer ile basabilirsin ben öyle yapıyorum baya da güzel oluyor.
0
darknum
(23.05.07)
(1)

bağlama - cura

tabudeviren
yeni bir bağlama ve yeni bir cura almak istiyorum.ancak bağlamanın/curanın iyi bir bağlama/cura olabilmesi için gereken nitelikleri pek bilmiyorum. ayrıca istanbul'a da yabancıyım, ankara çocuğuyum ben. o yüzden sizlere sorularım olacak:1) iyi bir bağlama/cura hangi özelliklere sahip olmalıdır?2) iy
yeni bir bağlama ve yeni bir cura almak istiyorum.
ancak bağlamanın/curanın iyi bir bağlama/cura olabilmesi için gereken nitelikleri pek bilmiyorum. ayrıca istanbul'a da yabancıyım, ankara çocuğuyum ben. o yüzden sizlere sorularım olacak:

1) iyi bir bağlama/cura hangi özelliklere sahip olmalıdır?
2) iyi bir bağlama/curayı, (istanbul'da) nereden alabilirim?
3) tavsiye edebileceğiniz, güvendiğiniz, "bu satıyorsa iyi satıyordur" dediğiniz, bağlama/cura satan bir internet sitesi var mı?

süreniz başladı. bol şans.
0
tabudeviren
(22.05.07)
sadece 2. sorunuza yanıt verebilirim, unkapanında imç nin karşısında (zeyrek' ten biraz yukarda) zeynel abidin cümbüş var. bu işte hep oranın adı geçer.
0
bordeaux
(22.05.07)
(2)

Özel Hastane (ölüm kaydı?)

enola gay
Böyle bir kayıt tutuluyor mu? Özel bir hastanede ölen bir hastanın kaydı kaç yıl boyunca tutuluyor? Tutuluyor ise ölüm sebebi yazıyor mu? Yazıyor ise kimler görebiliyor?(kesin cevaplar lütfen)
Böyle bir kayıt tutuluyor mu? Özel bir hastanede ölen bir hastanın kaydı kaç yıl boyunca tutuluyor? Tutuluyor ise ölüm sebebi yazıyor mu? Yazıyor ise kimler görebiliyor?

(kesin cevaplar lütfen)
0
enola gay
(20.05.07)
kaç yıl boyunca tutulduğunu bilemem ama tutulmaması gibi bir şey sözkonusu değil. özel olsun devlet olsun her türlü hastanede ve hatta her kurumda(bakımevi, ç.e.k. gibi) hayatını kaybedenlerin ölüm şekli, tarihi gibi bilgilerinin tutulması kuralı vardır.

bu kayıtlara ise hakim kararı ile yahut kişinin birinci dereceden akrabası olan kişilerin başvuruları ile ulaşılabilir.
0
bordeaux
(20.05.07)
teftiş görmeyen bir evrak süresiz teftiş gören evrak en az 10 yıl saklanır. bu durumda kaydın en az 10 yıl saklanması gerekiyor ki zaten artık otomasyon sistemi olmayan kurum/kuruluş kalmadığından kaydın saklanmaması için bir sebep yok.


bilgi alma açısından şöyle: bilgi alacağın kişinin kıllık durumuna bağlı.tutanak tutmak için çeşitli sağlık kuruluşlarını gezmem gerekti; kimi doktorlar sorgusuz sualsiz kayıtları önüme sererken kimi doktorlar resmi yazı ile kayıtlara bakabileceğimi söylediler. aslında hasta hakları gereği hasta sırlarının 3. kişilerle paylaşılması yasaktır ama dediğim gibi uygulayan kişiye göre değişiyor.

konu ölüm olduğu için mutlaka resmi bir yazı isteyeceklerdir yani özetle şuan için imkansız görünüyor.

edit: ölüm sebebi hastanın epikriz raporunda yazar, epikriz raporunun fotokopisi hasta yakınlarına teslim edilir.

şöyle bi yol var: hastanın tedavi giderleri eğer emekli sandığı/bağkur ya da ssk'ya fatura edilmişse epikriz raporu o faturanın ekinde mutlaka vardır. o kuruma gidip hastanın yakınıyım evraklardan fotokopi lazım gibisinden bir nedenle faturayı görebilme ihtimaliniz olabilir.
0
ahu
(22.05.07)
(9)

kokan dolaba çözüm..?

nihilanth
eski bi dolabım var, buzluk damlatmaya başlamıştı ben de geçen gün içini komple boşaltıp her yerini bi güzel temizledim cif power sprey ile.. her neyse çok güzel temiz oldu lakin dolap koku yapmaya başladı. su koyuyorum sürahiye acaip kokuyor içemiyorum. ilaç gibi bi koku. yemek falan zaten hep kapa
eski bi dolabım var, buzluk damlatmaya başlamıştı ben de geçen gün içini komple boşaltıp her yerini bi güzel temizledim cif power sprey ile.. her neyse çok güzel temiz oldu lakin dolap koku yapmaya başladı. su koyuyorum sürahiye acaip kokuyor içemiyorum. ilaç gibi bi koku. yemek falan zaten hep kapalı koyuyorum kokacak gidecek diye. kapağı açınca hissediliyor dolabın kokusu, cif gibi kokmuyor başka bişey kokuyor. bunun bi çözümü var mıdır?
0
nihilanth
(17.05.07)
bir kabın içinde karbonatlı su hazırlayıp onunla güzelce silin dolabı, lastiklerini vs. kuruyana kadar da kullanmayın, kurumadan dolabın kapagını tam kapatmayın.
0
bordeaux
(17.05.07)
Amerikalilar bir kutu karbonatin tepesini tamamen acip oylece koyarla buzdolabina. Orada durur o hep, butun kokulari almaya yarar. Yanilmiyorsam karbonat ucuz bir sey, deneyebilirsin. Bunun avantaji kokan bir yemek koydugunda onun da kokusunu almasidir.
0
wpi
(17.05.07)
teşekkürler bu bilgiler için. son kullanma tarihi geçmiş bi paket karbonat buldum, açtım koydum bakalım işe yarayacak mı.. diğer yöntemleri de deneyeceğim.
0
🌸nihilanth
(17.05.07)
bir bardak sütü açık olarak dolaba koymak da yararlı olabilir.
0
colg fusion
(17.05.07)
evet süt koymak kesinlikle işe yarıyor. ama sütü kaldırdıktan bir süre sonra koku yeniden ortaya çıkabiliyor, kokunun yoğunluğuna göre tabi bu. tamamen kurtulmak da mümkün.
0
hoze
(17.05.07)
sütün faydalı olacağını sanmıyorum esasında ama bildiğim şöyle bir tarif var..



malzemeler
1 portakal
bolca karanfil
ip

hazırlanışı,
portakalın üstündeki deliklere fıttırı fıttırı karanfiller taneleri saplanır,
yuvarlar dikenli bişey elde edilir sonuında
ip üssten ggeçirilip dibinden çıkaralır
havada top gibi duracak şekilde dolaba asılır
portakallı karanfil kokusu dolabı sarar her şey güzel kokar
0
demlikposet
(17.05.07)
biraz daha kalıcı çözüm gerek arkadaşlar bana. her seferinde karbonatı ve sütü değiştirmek zorunda kalmamalıyım. karanfili de deneyelim bakalım.
0
🌸nihilanth
(17.05.07)
1. bunun için bir zımbırtı satılıyordu bi zamanlar.

2. eğer buzsuz (görece yeni) dolaplardan kullanıyorsanız dolaba kapağı açık hiçbir kap kaçak (özellikle sıvılar) koymamak gerekiyor. espri şu: alet buzsuz. air conditionlardakine benzer bir mantıkla çalışıyor. havayı kendi içinde belli soğutma kanallarından geçiriyor vs. vs. bu kanallar makinanın elle ulaşılıp temizlenemeyeceği yerlerde ve buharlaşan sıvılar kanallarda tekrar yoğunlaşıp oraya yapışıyor. belli bir süre sonra koku oluşuyor.
0
can see
(18.05.07)
bir yerlerde mangal kömürü (odun kömürü de deniyor) koyarsanız koku filan kalmaz diye okumuştum ama emin değilim.
0
bull
(26.05.07)
(3)

yazılı basın rtük'ü

kibritsuyu
şimdi radyo ve televizyonda yayınlanan sakıncalı içeriği rtük denetleyip ceza veriyor. peki yazılı basında, gazetelerde, dergilerde yer alan sakıncalı içeriği kim denetleyip ceza veriyor?
şimdi radyo ve televizyonda yayınlanan sakıncalı içeriği rtük denetleyip ceza veriyor. peki yazılı basında, gazetelerde, dergilerde yer alan sakıncalı içeriği kim denetleyip ceza veriyor?
0
kibritsuyu
(15.05.07)
soyle bırsey var ,
(bkz: basin konseyi )
0
dodocan
(15.05.07)
basın, özgürlüğü ve saygınlığının korunması amacıyla resmi bir denetleme organına tam olarak bırakılmış değildir. kitle haberleşme dersinden hatırladığım kadarıyla 1960larda Basın Ahlak Yasası ve buna bağlı olarak Basın Şeref Divanı oluşturulmuş, bu kapsamda denetlemeler yapılmak istenmiş ancak durum dönemin gazetecileri tarafından olumlu karşılanmadığı ve basın özgürlüğüne aykırı olduğundan divan fonksiyonunu yitirmiştir.

günümüzde 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında basın organları ve her türlü yayın değerlendirmeye alınmakta, her ilgili tarafından yargı yoluyla müdahale edilebilmektedir.
0
bordeaux
(15.05.07)
basın savcısı diye bir şey var/vardı. ama onların işi sakıncalı buldukları hakkında dava açmak diye biliyorum.
0
dgtal
(16.05.07)
(5)

Havacılık Filmleri

yersen
Gösterime giriş yılı önemli değildir.(Yazacak bşi bulamadım gereksiz bilgi verdim sdfjlk)Örnek olarak "`top gun`" diyeyim ki ilk ben atlamış olayım...
Gösterime giriş yılı önemli değildir.(Yazacak bşi bulamadım gereksiz bilgi verdim sdfjlk)

Örnek olarak "top gun" diyeyim ki ilk ben atlamış olayım...
0
yersen
(14.05.07)
the aviator?
pearl harbour da sayılır mı bilemiyorum.
0
sui
(14.05.07)
0
bordeaux
(14.05.07)
battle of britain...tek geçerim.
0
devourthedamned
(14.05.07)
kısaca bu filmler var. daha fazlası için aşağıdaki yazıyı bir forumdan direk aktarıyorum. istemediğiniz kadar havacılık filmi var.

şafak bekçileri:
beyazperde.mynet.com

flight of phoenix:
beyazperde.mynet.com (2004)
beyazperde.mynet.com (1965)

memphis belle:
imdb.com

-------------------------------------------------------------------------------

****dikkat çok uzun oldu galiba*****


sanırım hafızamı biraz zorlamam gerekecek. öncelikle sayısı az olmakla beraber Türkiyeden örneklere bir bakalım;
_______________________________________
SAFAK BEKÇİLERİ; bunu hepimiz biliyoruz. Göksel Arsoy'un başrolde oynadığı bir filmdi. Gerçek uçuşlar yapılmış F100'lerle hatta oradaki filmde oynayan pilotlardan biri Eski Hava Kuvvetleri komutanlarımızdan ( sanırım ya Celasin yada Çörekçi paşa) Zamanın şartlarına göre fena bir film değil aslında keşke biraz daha kaliteli malzeme kullanarak çekselerdi, şimdi iyi bir tarihi film olurdu.
______________________________________
Bunun dışında havayollarında geçen bir iki film var, sırası ile Ayhan Işık, İzzet Günay ve son olarakta Cüneyt Arkın cockpitte yer almışlar. ( hatta bende bir telefon şakası bile var heheheh izzet günay yada AYhan ışık hangisi bilmiyorum ama telefonda birisine sesleniyor..."-adım Hakan, Türk hava yollarında pilotum...-pilotum ben pilot ...." heheheh süper beni sevenelr nerden bulduysa bulup göndermişler :)
___________________________________
son zamanlarda ise tek örnek BARIŞTA SAVAŞANLAR..ASlında İtalyadaki bir dizinin neredeyse bire-bir kopyası olan bu dizinin çekim ekibinden arkadaşlarım vardı. Hesapta air-to- air çekimler TOP'GUN'ın görüntü yönetmeni tarafından yönetilmişti ama hikaye..gördüğüm en berbat çekimlerdi çünkü biz bir işi Türk usulü yapmada muhteşemiz. Oysa Hava Kuvvetleri sırf bu çekimler yapılabilsin diye defalarca C130 kaldırdı. baştan sona yanlış, hatalı çekimler ve hatalı bir mevsimde yapılan bir dizi idi. Hava Harp okulun'dan mezun olan bir grup öğrencinin yeni üslerine intikal etmelri ve orada yaşadıkları hayattan mesleki ve duygusal bir kesit idi.Çok yazık oldu benim gözümde.
Benim aklıma Türk usulü sadece bunlar geliyor.

Gelelim yabancılaraaaaa.. Bir çoğunun ne türkçe adını nede ingilizce orjinal adını hatırlıyorum ama yinede hatırladıklarımı aktarmaya çalışayım.
__________________________
En eski filmlerden biri ve en ünlüsü ANKA KUŞU'dur. Yeni jenerasyon hayatta hatırlamaz bu filmi biz enaz 3o'lu yaşlardakiler hatırlaycaktır. Arabistan Çölüne kum fırtınası yüzüden mecburi iniş yapan ve ciddi hasar' auğrayan bir uçak (muhtemelen sunderland gibi ama daha küçük bir uçak üstten kanatlı iki motorlu, en azından ben öyle hatırlıyorum) Uçak ekibinde her zamanki gibi ölümcül yaralılar var ve acil yardım felan bulmak gerkiyor. Herzamanki gibi gidip yardım bulmak veya oturup beklemek gibi standart karar verememe, yetersiz su ve yiyiecek stok'u felan var. Filmi güzel kılan şu, yaşama ve fikir üretme mücadelesinin zaman karşı savaşı. Uçakta bir uçak mühendisi vardır ama adam aslında mühendisden çok iyi bir model yapımcısıdır. Elelirnde sadece bir manuel çalışan jeneratör vardır. Rotadan oldukça çıktıklarını farkında oldukları için onları bulamaycaklarını bildikleri için , mühendis ortaya bir fikir atar. Sağlam motoru kullanarak (diğerini yedek parça yaparlar) kanatları kesip iptidai bir uçak yapmak. Yaparlarda kalan yakıt ile onları X bir yere ulaştırcak kadar uçan bir uçak yaparlar vs vs. (bununla ilgili en iyi bilgiyi Remiz vermiş)
_________________________________
İkinci dünya savaşı filmleri çok oynardı bir ara. Onlarda neler seyrettim; Pearl Harbour'dan sonra kittyhawk uçak gemiisnden havalanan B25'lerin orjinal macerası. çok iyi idi.ama ismini hatırlamıyorum, aynı dönemden bir ingiliz filmi vardı ama çok başarılı değil, mosquito'lar uçardı o filmde. Hayal meyal hatırladığım bir film daha var ama bumuydu emin değilim, Alman savaş kruvazörü Tripitz'in batırılması ile ilgili idi. Aynı dönemde midway savaşı hikayeleri hep uçak gemilerinde geçerdi. Arada yine ikinci Dünya savaşından gece alman bombardımanlarını konu alan bir iki film seyrettiğimi hatırlıyorum. Birde en önemli filmlerden biri Alman V1 ve V2 roketleri ile ilgili yarı casusu yarı askeri bir film vardı. Norveçdeki yer altı V2 depolarını gösterirdi. Kore savaşı ile ilgili sadece bir film hatırlıyorum onda da başrolde James STEWART vardı. Uçak gemisinden kalkış felan yaparlardı ama amcam bir gün mecburi iniş yaptı ve malesef orada öldü. Acıklı bir filmdi ama çekimler gayet iyi idi, pilotumuz bir F86 ile uçarken onu yerde skyriderlar koruyordu.
biraz daha yakın zamandan neler vaaarr.
_______________________________
RED ALERT yada SCRAMBLE, yeni bir üsse tayin olan binbaşımız (Rock Hudson) B52'lerin başına gelir. Filo konutanı olan binbaşımızın yardımcısıda Ben GAzzara'dır bu aradaç Soğuk savaş döneminde filonun uçakları yerden olabilecek en kısa zamanda kalkmalıdır. O zamanki devamlı diken üzeridne geçen stratejik Bombardıman filosunu tüm ayrıntıları ile ortaya koyan Çekimler gayet iyi, konusu başarılı bir filmdi. (hatta bende videoda bazı bölümleri var). Güzel sahnelerden biri B52 havadan yakıt ikmali yaparken içine yakıt dolar, herşeyi kapatırlar
______________________________________
Aynı dönemden PEACEMAKER dye bir film daha vardı ama çoğunuz hatırlamayacaksınız. Çünkü film defalarca gösterilmedi. B36 PEACEMAKER ile yapılan bir uçuşun hikayesi idi. B26 PEACEMAKER bugüne kadar yapılmış en heybetli uçakdır. B52 bile okadar değil diyince sanırım anlarsınız nasıl bişi olduğunu. Elimde bir resmi var vaktim olursa scan ederim size, yine çeki ve konu itibari ile vasatın üzerinde olan bir filmdi. O zamanlardan çok falz film hatırlamıyorum ama biraz daha düşürüm.
___________________________________
Biraz daha yakın zamandan TEST PILOT diye bir film vardı. Başrolde Dennis QUADE oynuyordu ve film Chuck Yeager'in hayatının bir parçasını işliyordu. Filmin konusun içinde F104'ün ilk ses hızını aşmasıda vardı.
________________________________
Sırası karışık olmakla beraberi diğerleri şunlr , ZAFERE UÇUŞ, TV dizisi , askeri pilot bir babanın ve ailenin hayatı , Babamız T38 pilotudur ve çok da hatta hayatımda seyrettiğim en güzel diziydi diyebilirim. Pazar sabahları TRT2'de oturup bunu beklerdim.
_______________________________
Beklenen an TOPGUN, gelmiş geçmiş içinde en fazla uçak olan film 9 kere sinemada olmak üzere toplam 48 kez seyrettim.diyecek bişi yok hepiniz biliyorsunuz.
______________________________________
MEMPHIS BELLE, muhteşem , fantastik muazzam bir film. İkinci Dünya savaşının en ünlü Bombardıman uçağı olan memphis belle (bir B17G) son görev uçuşuna çıkacaktır. Ama onları beklenmedik olaylar bekler. Oyuncu kadrosu zengin ve kaliteli omakla beraber gerçek yaşam hikayesidir. Raksoteklerde DVD veya VCD olarak bulunabilir. kesnlikle SÜPER bir filmdi ama kıymetini bilemediler.
Bir başka B17'li film aslında kısa filmdi ve muhtemelen Alaca karanlık kuşağı serilerinden biri idi. Alt tareti sıkışan uçağın iniş yakımları açılmaz, ama taretteki çocuğun insan üstü bir kabiliyeti vardır , karakalemle çizdiği şeyler gerçek olmaktadır. Bunu son anda farkettikleri için ,çocuk son adan uçağı iniş takıları açık resmeder, resim bittği anda tekerlek açılır ve piste değer. Fena değildi şahsen beğenmiştim.
____________________________________
ikinci dünya savaşı GÜNEŞ İMPARATORLUĞU (The Sun Imperiror) Steven Spielberg imzalı film Çin'de geçmektedir. Çindeki İngiliz elçiliğinden bir ufaklık olan kahramanımız uçaklara gönülden bağlıdır. Bir kargaşada kalabalık arasında kaybolur ve esir kampına düşer. Orada esir pilotlar ile muhabbete başlar , tek istediği bir pilot montu, uçaklara ve kampta artık saygın bir yer edinmiş esir savaş pilotlarının yakınında olmaktır. Kampın bitişiğindeki japon üssündeki ileride kamikaze olacak (aslında olamayacak herifin uçağının motoru çalışmadı çünkü) bir genç ile kazayla model uçağı dikenli telin arkasına düşünce kontak kurar. Çok önemli ve uzatılacak bir hadise değildir zaten film içinde bu ama yinede japon gencin uçağın bir türlü çalışmamsı ile kahrından harakiri yapmaya çalışması ilginç bir nokta. Bu arada filmin benim bile duygulandığım sahnesi, sinema tarihinin en güzel sahnesi diyebilirim. Kampa Amerikalılar baskın yaparlar (gerçi P51 mustangler ile gelilre ne işi varsa Çinde??) ve bizim velet koşarak gözetleme kulesine çıkar o esnada bir P51 karnını göstererek alçak geçer, bizimki "-gökyüzünün cadillac'ları" diye haykırır...iyi sahneydi ama :)
_____________________________________
Bir diğer B25'li film, FOREVER YOUNG..heheh başrolde kim var ?? Mel Gibson..Mel abi bir test pilotudur fecide sevdiği bi hatun vardır.Birde -manyak!- bir doktor arkadaşı. Filmin başı çok komiktir ama..Mel abi B25'in ilk modelini test eder hehehe aynı çizgi film gibi uçuş saatleri çıldırır pimleri atar vs. Neyse, abinin sevgilisi fena halde hastalanır ve ölmek üzeredir ve hatta öldü diye haber gelir. Doktor bir alet geliştirir ve uzun üzere yaşamayı sağlayan bir tür dondurucu yapar. Ulan kız madem öldü bende bi işe yarayayım diyip alete girer. 1990'lı yıllarda hasbel kader bu zımbırtı bulunur ve mel abi 1942'deki gibidir..felan felan ..sonra metabolizması aşırı hızlanır ve yaşlanmaya başlar, sonra öğrenirki sevgilisi ölmemiş yaşıyo.gidip onu bulmak için müzeden bir B25 çalar..heheh buda böyle eğlenceli bi filmdi..velet canavardı ama mel uçuşun son anında artık iyice elden ayaktan düşer ve nedense bizim başımıza hiç gelmeyecek olan şey busefer bir veletin başına gelr, 9 yaşındaki esas oğlan B25'i indiriiiiir.
_______________________________________
Gelelim konu içinde B25 ve B26 olan bir başka filmeee..ALWAYS. Başrollerde Richard Dreyyfus ve bir hatun var ama hatunun adını unuttum. Güzel bişi idi. Bu amcam eski bir savaş pilotu ve Amerikada bizim embesil bakanlık görevlilerinin S2 Trackerlar için " -eski onlar uçmaz böğğk" dedikleri halde savaş eskisi B25, B26'larla yangın söndürme uçuşu yapan orman koruyucularında görev yapmaktadır. DAha dakka bir gol bir.. bir yangın sortisinden dönerken motorları gider , Richard'da B25 ile planör uçuşu yaparak piste ulaşmaya çalışır. Bu esnada birden rüzgar kesilir, şirinmi şirin John Goodman'ın windsock'a üflemesi görülemeye değer bir enstantanedir. İniş hattındaki ağaçların arkasında kaybolan uçağa düştü diye bakarlarken bir anda rüzgar çıkar ve uçak ağaçların tepsini sıyırarak iner. film çok güzle yaaaa anlatmayayım seyredin. Abimiz malesef bir sortide ölüyor ama sonradan essa oğlan geliyo(heheh herifin uaçğı çok güzledi hertarfı hediyelik paketi gibi olan uçarken noel muziği çalan bir P3 piper super cub :)) sonra bu oğlan yangn söndürmeci oluyor ve bizim richard'ın sevgilsine aşık oluyor. Sevgilimizde gözü richards'dan başka bişi görmediği için bu oğlan'a önceleri hiç bakmıyor. Richard ise hayalet olarak hem pilota yardım ediyor hemde kzıı " kızım ben öldüm hayat devam ediyo bu herifde fena değil , gel birlikte ol şunla, ölenle ölünmüyor " şeklinde teskin etmeye çalışıyor...olay biraz GHOST filmine benziyor ama uçuş kaçış muhebbeti SÜPER...
_________________________________________
Gözünüzden kaçarmı bilmem, FINAL COUNTDOWN, SOn geri sayım diye bir film vardı. Fırtınanın ortasında kalan bir uçak gemisi zaman değiştirip ikinci dünsya savaşında Pearl Harbour baskınının 3 gün öncesine gelir. hehehe çok komik sahneler vardı ..iki zero pilotun yanında F14'Ler geçince bu salaklar korkup düşüyorlardı, sonra adamları alıp uçak gemisine getirdiklerine herifler ne olduğunu anlamıyorlardı bakıp bakıp jetlere :)) hatta geminin subayları 1940larda olduklarını şöyle anlıyorlar "-kaptan radyoda enterasn bişey var.,- neymiş?,- bilemiyorum şifreye benziyor ama çok aptalca,-aptalca olan şey ne peki?,- bu şifre e,ee nasıl desem çok ama çok eski bize okulda öğretmişlerdi 1940'larda kullanılan bir şifre, biz 1980'lerdeyiz kim kullanırki bu şifreyi, bunu bir çocuk bile çözebilir.."
Filmin kahramanları baskın oalcağını bile bile ve hatta uçakları radarda görmelerine rağmen tarihin akışını değiştirmemek için müdahele edemezler..
_________________________________________
PEARL HARBOUR; son zamanların filmi ..çekimler fena değildi.animasyonlar farkedilmiyordu ama saçmalıklarda yok değildi. Yinede çekim ve görsellik itibari ile işe yarar bir film oldu. Filmin başındaki çift kanatlı çekmeri görülmeye değer ama filmin ortasındaki binalar arasındaki kovalamaca sahnesi mümkün olan heryerinizle gülmenize birebir:)
__________________________________________
Birde IRON EAGLE'lar var eheuheuehue komik ötesi F16'larla çekilmiş filmlerden biridir. 2 serilik bir filmdir. Birinci seride bir üsdeki pilot çocukları kendi kurdukları klübün Cessna 152 ve 172 leri ile otoyolda dog fght yapmaktadırlar. Buna bakınca "off be filme bak" diyesiniz gelir ama F16'nın tekeri öle değildir. Bu veletlerden en cengaver olanı aynı zamanda babası ile F16'da uçurabilmekte ileride hava akademisne girmek içn antreman yapmaktadır!!!Günlerden bir gün babamız esir düşer ortadoğuda :) oğlanda "ulan babam bu benim gidip kurtamak bana düşer " diyip çete ile beraber bir plan yaparlar. sonra bu plana eski bir general olu p emre itaatsizlikten prığırları laınan bir subay lider olur ve plan yaparlar ( burada ben gülmekten kopuyorum tabii)tabii plan üsden f16 kaçırıp babayı kurtarmaktır , hatta havda çatışma bile olacaktır. Nitekim uçakları kaçırırılar !!!!! çatışmada olur ama anlayamdığım uçarken çıplak bir kız gibi olan uçakklardan abitmeyecek şekilde füzler çıkmakta ve gun(top) atışı ile sanki bir GBU bombası etkisi ile üs düşman üssü havaya uçmaktadır. Şimdi en komik kısmı..bzim velet uçağı düşman üssüne indirir, sonra gider babayı bulur, baba yaralıdır :) baba "oğul sen git kendini kurtar ben yaralıyım" der :) kahramanımız ise " yettim baba seni burada bırakırsam annem beni eşşek sudan gelinceye kadar döver hem onun sana ihtiyacı var " diyerek tek kişilik F16'nın cockpitine her nasılsa tek başına yükler ve o tek kişilik cockpitte ellerini kollarını sallayarak düşman üssünden kaçarlar. bunun birde ikinci serisi vardır. Aynı ekip madalya felan almış lider subaya görevi iade edilmiş , kahraman hava akademisine girmiştir ama bu sefer zorttedenek ilk uçuşta bu salak ölür. Sonra geleneksel Amerikan intikamı felen felan :))seyrederken neremle güleceğimi hep şaşırır sinir olurum.
______________________________________
Arada FIRE FOX vardır. Clint Eastwood sadece iki tane olan Rus yapımı sesle umadna edilen uçaklardan birini kaçırır, sonra buz'a iner orada denizlatıdan yakıt ikmali yapar felan..eh işte denilen bir filmdir.
___________________________________
Gelelim Aksiyonlaraaaaa
Eskilerlerden Concorde'lı AIRPORT serilerini bilirsiniz :) Hani Alain DElon oynar :)Bir kaç seridir bu filmler beznerlik yapan bir baka film Mickey Rooney'in biraz yaşlandığı ama steward rolünde oynadığı uçağında galiba COMET olduğu bir dönemden filmi vardır, Lübnan civarında geçer.
_____________________________________
DIE HARD3 , tamamı havaalanında geçiyordu..idare eder. Uluslar arası bir terorist grup liderlerinin bırakılması karşılığında Phoenix havaalanının tüm sistemlerini bloke ederler bir nevi bütün uçakları havada rehin alırlar. Gözdağı vermek için alanın iletişim antenini imha ederler, bir uçağıda yanlış yönlendirme ile düşürürüler. bu esnada Bruce Willis abinin pistte meşale sallaması takdir edilecek bişeyd. Bruce abiyi ilgilendiren uçakta eşinin olmasıdır.(öff bee). Neyse lider teslim edilirken Bruce durmaz askeri koruma gücünün üçkağıdını anlar (adamlar terörüstdir aslında)ama biraz geç kalmakla beraber mücadeleye başlar. Fİlmin sonunda kahramanımız tek başına bir orduyu yener ve terörist liderin uçağını düşürür.:) Muhteşem bir film değildi fenada sayılmazdı. Glide path'in yerinin değişmesi saçmaydı ama antenin yeri değişmeden bu iş olmaz.
_________________________________________
PASSANGER57, Wesley Snipes'ın oynadığı filmde psikopat bir katilin başka bir eyaletteki hapishaneye sevkedilirken arkadşları yardımı ile uçağı kaçırır. Wesley bir airmarshall'dır ve tesadüfen uçaktadır (aslında eski bir FBI ajanı olan Wesley , havayolu şirketinin güvenlik müdürüdürde). Güzel bir filmdi büyük kısmı doğru gibiydi. Hostesin uçağı indirmesi yine dayanılacak gibi değldi :)
________________________________________
TRUBULANCE..hostesin uçak indirdiği bir başka film :)) yahu bunlara simultorde eğitimmi veriyorlar..iniş berabttı bu arada ıyy ..bu tip filmler 3.sınıf amerkan saçmalığı
________________________________________
Buna benzer bir iki film daha var ama adını hatırlayamadım. Ondada da salak bi ajan koskoca pisti geçip "-ben buraların yabancısıyım abii , gidip kendi meydanıma ineyim bari" diyip uçuşeğitimi aldığı meydana indirir 747'yi.ohha yani demek gelir içimizden.(bunuda Remzi anlatmış..kritik karar olsa gerek)
__________________________________________
Diğer bir Ohhalık filmde AIR FORCE ONE'dır. President'imiz eskiden kalma becerisi ile yine bir 747'de cebelleşir. (yaa neden bir 737'de bu işler olmaz??)
________________________________________
GROUND CONTROL hep bashettiğim bir filmdir, konu itibari ile çok öğreticidir. Phoeinx havaalnında geçen bir noel gecesini anlatır. Kiefer Shutherland'ın oynadığı film benim favorilerim arasındadır. mümkünse iyi tercüme edilmiş versiyon yada orjinalini bulun. ATC-Uçak koordinasyonu ile kontrolörlerin strressli yaamının iyi bir örneği
_______________________________________
The RESCUE OPERATION, geçenlerde bahsetmiştim DigiTurk'de var diye. Başarılı bir film diyebilirim bir iki sahne hariç son derece öğretici bir film.Herkese tavsiye ederim. Olay gerçek yaşamadn alınmıştır. Auckland'a gitmek isteyen ilaçlama uçağının ADF'i bozlur ve Hawai'den sonra okyanusda kaybolur. Air New Zeland havayollarından bir pilot ise B767 ile okyanusda onu bulmaya çalışır.
__________________________________-
DROP ZONE, yine Wesley Snipes'ın oynadığı bir film. Wesley geleneksel oalrak bir FBI ajanıdır yine :)) Bir olay olur ve bir tanıkları ortadan kayıpmı oluyordu öldürlüyormuydu tam hatırlamıyorum ama sonuçta bu abimizi kimliğini gizleyerek bir paraşüt okuluna gider. Tanık büyük bir suç örgütü hakkında bilgi verecek kişidr ama artık bu bilgiye bizim ajan ulaşmalıdır. Örgüt'ünde paraşütçü olmaları nedeniyle wesley'de bir başka paraşüt grubunda çalışmalra başlar , Paraşlüt sahneleri PC6 turboPorter'ın paraşütçülerle dalışa geçmesi muhteşem sahnelerdir. Neyse uzun lafın kısası, Ajanın peşinde olduğu paraşütçü grubu 4 temmuz günü sadece bir tek gün ve açık olacak olan (sanırım newyork) şehir üzeride atlayış yaparak merkez bankası altın rezervi binasının çatısına paraşütleri ile ineceklerdir. Bizmkide onların peşinden iner felan ..filmin detayların tam hatırlamıyorum ama bunun üzerine devam ediyordu. En sonununda havada bir paraşüt ile dalaşma sahnesi var diye hatırlıyorum.
___________________________________
Bir paraşütlü film daha vardı ondada Patrick Scwayze oynuyordu ..konu yasa dışı bir grup ile ilgil idi yine onlarda paraşüt muhabbetine takılıyorlardı. vs vs..bunuda net hatırlamıyorum hatırlayan varsa yazsın lütfen.
0
enola gay
(14.05.07)
enola gay, döktürmüşsün abi :)
benim bile hiç duymadığım filmler var bunların arasında.

yersen, havacılık belgeseli vs. türü bir şeyler istersen discovery channel'da çevirmenlik yaptığım zamanlardan kalma vhs'ler olacaktı (flightline gibi).

bir de bruce dickinson'ın "flying heavy metal" serisi var :) gerçi onun dvd'si de var.
0
actionary
(15.05.07)
(10)

Bayanlarda seyrelen saç sorunu

axellennox
resimde gördüğünüz gibi bir arkadaşımın saçları ütüden, boyadan vs ciddi oranda seyrelmiş durumda. bu yaşta aklar bile düştü saçlarına :(ne yapılabilir? hiç bir kurtuluş, geri dönüş yok di mi?
resimde gördüğünüz gibi bir arkadaşımın saçları ütüden, boyadan vs ciddi oranda seyrelmiş durumda. bu yaşta aklar bile düştü saçlarına :(

ne yapılabilir? hiç bir kurtuluş, geri dönüş yok di mi?
0
axellennox
(09.05.07)
bi arkadasim vichy dercos aminexil sp94 kullanmisti hem sac telleri daha guclendi ve renkleri koyulasti (sari$indi cunku) hem seyrelme durup yeniden ye$ermeye ba$ladi.
0
notorious
(09.05.07)
kına canlandırıyor diyorlar, hatta ceviz yaprağını da dövüp kınanın içine karıştırıyorlar.
0
hayatacaylakkaldim
(09.05.07)
eğer seyrelme lokal bazı bölgelerde ve belirgin ise hormonal bişey olabilir ve kortizon tedavisi çok iyi sonuç veriyor, vakit kaybetmeden bir cildiyeciye gitmekte fayda var.
0
nanochemist
(09.05.07)
bir hap vardı çok yararlı ama ismini hatırlayamadım. özellikle bayanlarda işe yarıyor.
0
chavezding
(09.05.07)
biotin içeren haplar da saçların güçlenmesinde faydalı olur.
0
bordeaux
(09.05.07)
En basta boya isini cok daha seyrek yapabilir ya da tamamen vazgecebilir. Sacini degisk sekilde tarayarak hep ayni yerden ayrilmasini onleyebilir. Fon, utu gibi seyleri birakabilir. Boylece en azindan kotulesmeyi yavaslatir ya da durdurur.
0
wpi
(09.05.07)
kimi tıbbi sorunlara internet sitelerinden çözüm bulunacağını zannetmiyorum. yukarıda tavsiye edilenler amacından sapıp, yarar yerine zarar sağlayabilir. teyzemin kızında da benzer bir sorun vardı, ama kendisi çok sık boyamazdı. tabi bu sorunu ciddiye almadıklarından bir süre doktora gitmek istemediler, baktılar ki düzelmiyor en sonunda doktora gitmeyi akıl ettiler.ama uzun muayeneler de dişe dokunur bir yarar sağlamadı. arkadaşının ki o denli kötü değil, kulaktan dolma bilgilerle çözüm arayacağınıza doktora gitmenizi tavsiye ederim. geçmiş olsun ve acil şifalar dilerim.
0
comptrol
(09.05.07)
saclarini guzelce kisa kestirsin cesareti varsa uc numara iyidir.versin kafayi gunese denize.hic biseyi kalmaz.bugunde berber gibi oldum sac sorularina cevap verip duruyorum.
0
cizgilipijama
(10.05.07)
saclarini guzelce kisa kestirsin cesareti varsa uc numara iyidir.versin kafayi gunese denize.hic biseyi kalmaz.bugunde berber gibi oldum sac sorularina cevap verip duruyorum.
0
cizgilipijama
(10.05.07)
öneriler için teşekkürler...
0
🌸axellennox
(10.05.07)
(9)

Haciz

mosmor
Bir arkadaşımın iş adresine kredi yurtlar kurumuna olan borcunu uzun bir süredir ödemediği için "bu ayın yirmisine kadar borcunuzun tamamını ödeyin yoksa haciz gelecek" diye bir posta gelmiş. Daha ödemesi gereken taksitler bitmemiş, bir yılı var. Sorular şöyle:1 - kredi yurtlar ile konuşulsa tamamı
Bir arkadaşımın iş adresine kredi yurtlar kurumuna olan borcunu uzun bir süredir ödemediği için "bu ayın yirmisine kadar borcunuzun tamamını ödeyin yoksa haciz gelecek" diye bir posta gelmiş. Daha ödemesi gereken taksitler bitmemiş, bir yılı var. Sorular şöyle:
1 - kredi yurtlar ile konuşulsa tamamı değil de bugüne kadarki borç ve faiz ödense, kalan da taksitler de zamanı gelince ödense oluyor mu?
2 - (birinci soru zaten kyk'ye telefon açılarak öğrenilebilir. o yüzden bu soru daha önemli.) Haciz geldiğinde ne olur? arkadaşım kirada ve bir ev arkadaşı ile birlikte oturuyor, başka bir mal varlığı yok. Evdeki eşyalara el koyarlar mı? maaşın sadece belirli bir yüzdesine haciz gelebiliyor diye biliyorum, doğru mu? doğruysa ne kadarına?
0
mosmor
(03.05.07)
1- ayaklarına kadar gidince taksit yapıyorlar. ama kallavi bir peşinat da istiyorlar. kendilerinden neffrett!! ediyorum. böbreklerimizi de ister misiniz lan!!

2- ne kadarına haciz gelir bilmiyorum ancak haciz geliyor işte. standart haciz işlemleri. geliyorlar, bu televizyon şu kadar eder diye yazıyorlar. canımı da alacak mısınız lan?! ha?!

ancak umarım yalnızca kendisine gelir ailesine musallat olmazlar. kötü sürprizlere engel olmak içün bir an evvel harekete geçmek şart.
ben bu kadarını biliyorum.
geçmiş olsun. :(
0
anadolu
(03.05.07)
yamulmuyorsam arkadasin tum borcu muaccel hale gelmis. bu durumda kyk tum borcun tasfiyesini isteyebilir. kyk ile telefonla goruserek iletisim kurmak pek mumkun degil gibi gozukuyor. uzlasma taraftari degiller acikcasi. haciz geldiginde ikametgahtaki arkadasina ait oldugu ispatlanamayan esyalar haczedilebilir diye biliyorum.
tek kurtulus yolu odemek sanırsam
0
mat couthon
(03.05.07)
aynısı abimin başına gelmişti. peder gidip konusmustu. 3 taksit yaptılar. faiziyle falan odedik . ama hemen harekete geçilmesi iyi olur.
0
etacarinae
(03.05.07)
maasın 3 te birinden fazlasına el koyamıyorlar diye duymustum ben.
0
bryan fury
(03.05.07)
maaşa haciz işlemi sadece kamu kurulusunda calısanlar ıcın gecerlı.özel sektor da maasa el koyamazlar dıye bılıyorum.eger o sekılde maasa hacız gelırse kişi patronuyla gorussun ve ssk primini asgari ucretten yatırsınlar ozaman asgari ucretın 3 te 1 ıne el koymus olurlar kı buyuk olcuda kazık atmıs olunur..
eve geldıklerı zaman tutanak tutarlar.esyaları kacırmasınlar dıye.ama hadı hemen topluyoruz goturun seklı olmaz sanırım.bı an once bı avukat vasıtasıyla olaya mudahale etmek gerekır bence..
gecmıs olsun..
0
isott
(03.05.07)
maaş haczi gelirse zaten arkadasınıza degil çalıstıgı yerin sahibine gelir o bildirim. 1/4 tür maaş haczindeki oran. fazlası olmaz. özelde çalısıp çalısmadıgı da farketmez. ancak geldigini söylediginiz posta normal haciz yolu için anlasıldıgı kadarıyla. hacze gelip mal mülk götürmezler ama eşyalar yazılır. hacze gelindigi için de bir de haciz masrafları vs biner borca. o yüzden tez elden kredi yurtlar' ın kurum avukatlarıyla temasa geçilip aralarında bir borç yapılandırma protokolü yaparak (hani kredi kartı yasası cıktıgında bankalar yapmıslardı insanlarla, onun gibi) taksitlendirme yoluna gitmesini tavsiye ederim.
0
bordeaux
(03.05.07)
haciz gibi olaylarda borcun faizi değil ana parası ödenirse haciz durur diye biliyorum.
0
can see
(03.05.07)
eğer sizi hacze geliriz diye tehdit ediyorlarsa borç artık icra takibine düşmüş.şimdi icra takibine düşüp düşmediği konusunda bir bilgi vermediğiniz için bir şey diyemiyorum.kesinleşmiş bir icra takibinde, borçlunun menkul gayrimenkul ve 3.kişilerdeki hak ve alacaklarına her türlü şekilde el koyabilirsiniz.yani eve hacze gelindiğinde alacaklı talebiyle her türlü menkul eşyasını muhafaza altına alıp sonradan da satışını isteyebilirler.üzerinizde kayıtlı gayrimenkul varsa o gayrimenkul üzerine de haciz konabilir, aynı şey vasıta için de geçerli.alacağı tahsil etmek için her türlü yasal yol uygulanır.
hacizden korkuyorsanız,borcu ödeyeceğim diyorsanız kyk nın hukuk servisiyle bir konuşun uygun bir taksit yaparlar belki veya toplu ödeme yaparsınız.icra takibinde size gönderilen ödeme emrine zamanında ve usulune uygun şekilde mal beyanında bulunmazsanız icra ceza mahkemesinde mal beyanında bulunmamak da dava açar.eğer davadam karar çıkarsa 10 gün disiplin hapsi yersiniz, bu ceza ertelenmez de mecburen hapse girersiniz.daha detaylı bilgi için mesaj atabilirsiniz.
0
devourthedamned
(03.05.07)
aynı bildiriden bana da geldi.cağaloğlu kredi yurtlar kurumuna taksit falan yaparlar mı diye yalanmaya gittim ama durum korkulduğu kadar ciddi değilmiş.son 2 yıldır borcunu ödemeyenlere o tür yazılar gönderiyoruz dediler.bu sene de 20.000 kişiye gönderilmiş ama haciz yoluna başvurmuyorlarmış abartılmadığı müddetçe.şimdiye dek ödemediğin taksitleri öde kalanları da zamanı gelince ödersin dediler.
0
olanzapin
(04.05.07)
(7)

Notebook'u fişe takılı kullanım hakkında.

sathaner
Dizüstü bilgisayarımı evde kullanan biriyim ve sürekli fişe takılı olarak kullanıyorum,bu durum sizce avantaj mıdır? yoksa dezavantaj mı? doğrusu bu mu? başka ne önerirsiniz?
Dizüstü bilgisayarımı evde kullanan biriyim ve sürekli fişe takılı olarak kullanıyorum,bu durum sizce avantaj mıdır? yoksa dezavantaj mı? doğrusu bu mu? başka ne önerirsiniz?
0
sathaner
(30.04.07)
bordeaux
(30.04.07)
surekli fişe takılı kalması bıldıgım kadarıyla pil omrunu azaltmaktadır.onerebılecegım sey pil dolduktan sonra fişten cekmen ve bıtmeye yakın fişe takman..bu sekılde sanırım pil omru normal sevıyede olabılecektır..
0
isott
(30.04.07)
ne avantaj ne de dezavantajdir.

$oyle ki, elektrik kesilmedigi durumda zaten komputeriniz pil seti ile muhatap olmaz. yani fi$e takili olarak kullanmanin bu acidan bir zarari yoktur.

ne oneririz;

elektrik kesildigi vakit, komputer pilden yemeye ba$lar, toplumun buyuk kesiminin uzerinde mutabakata vardigi uzere, alet bir defa pilden yemeye ba$ladimi, o pil bitene kadar aleti $arja/prize takmamanizdir. yani elektrik mi kesildi? once pili iyicene bir bitirin, akabinde $arja/prize takin cihazin fi$ini.

"elektrik bir turlu kesilmiyor ancak uzmanlar arada bir pili bo$altip doldurmamizi oneriyorlar, cok yalnizim, telefonum 053376..." $eklinde bir serzeni$e verilebilecek en kral cevap ise, arada bir (misal haftada bir) makineyi prizden cekip, kucaginiza alip yataginiza uzanmaniz, iki film birden izlemeniz (3 saat eder bu, zor tabii biraz, ben $ahsen 120dk film + 43 dakika heroes izliyorum) akabinde yatip uyumaniz, o sirada da komputerinizin $arja, bataryanizin voltaja doymasi, cilgin atmasidir.

samimi bir yanit vermek gerekirse, ben kendim bu hususlardan hic birini iplemiyorum. kafama gore zart diye cekip tak diye takiyorum fi$i prize. arada amfi takacak oluyorum, tra$ makinemi $arj edecek oluyorum... saglikli mi bilmiyorum yani 2 saat 40 dakika falan gidiyor bu $ekilde pille hala film izlerken, komputeri (asus a3e) satin alali da yakla$ik 19 ay oldu, bi $ikayetim yok.

ozetle boyle. komplo teorilerine fazla takilmayin. yani ne bileyim "10 gun giden siyah celik batarya" diye bi$ey yok mesela, ya da en azindan kucaginizda patlamaz komputer kolay kolay. yani patlamaz in$allah.. niye patlasin.. hay allah.
0
jack o lantern
(30.04.07)
yıllar evvel, pcnet adlı dergide, bilgisayar açıkken şarj edilmesinin pili olumsuz etkilediği yazılmıştı. bunun dışında mantıken, pil tam doluyken, bilgisayarın pil yerine direk prizden elektrik alması gerekir, aksi durumda üreticiler için ahmak diyeceğim. böylelikle pil sürekli boşalıp tekrar şarj ediliyor olacak ki, saçma...
0
paranormal
(30.04.07)
bende 4 senelik ve 7 senelik iki toshiba var
ikisini de full prizde kullandım, hiç de öyle elime alıp gezmedim, tamamen desktop muamelesi yaptım.

ortak sonucu anlatiyim:

ilk 2 sene sıfır sorun, doğru düzgün pil ömrü. 3. sene hafifçe pil ömründe azalma belirtileri. 4. sene, pilde resmen logaritmik olarak öküzcene ömür kaybı. şu an her ikisi de sadece pil ile çalıştığında ortamala 3-4 dakika açık kalabiliyor. özetle, evde uzun süreli, iş yapımlı render alımlı oyun oynamalı kullanımlarda kesinlikle pil çıkarılıp priz ile kullanılmalı.

bu arada mevzubahis bilgisayarlarımın her ikisi de domuz gibi çalışıyor, pil hariç hiçbir sorunları yok, 3. toshibamı da bu ay aldım, viva toshiba.
0
hyperblue
(30.04.07)
önceki cevapları okumadım aynısın ı söyleyen var mıdır bilmem ama, bana bu işleri iyi bilen bir arkadaşın önerisi pil tam doluyken çıkarıp, fişe bağlı kullanmam yönündeydi.. eğer fişe takamayacağım bir yerdeysem sadece pille kullanırsak daha uzun ömürlü olurmuş pilceğiz..
0
vercingetorix
(30.04.07)
pilinizin türüne göre durum değişir. yeni bir model ise sorunuzun cevabını li-on pil kullanımı nasıl olmalı diye aramalısınız.
0
can see
(02.05.07)
(2)

my father was...

uz
bir tekerleme vardı, ya da yoktu bilmiyorum ne olduğunu. ya bir filmde duymuştum ya da bir kitapta okumuştum küçük bir kız çocuğu tekrarlıyordu sanki bunu;"my father was hundred penny not even worth a dollar"yada"my father was 99 cents not even worth a dollar" veyahut bunların başka bir varyasyonu i
bir tekerleme vardı, ya da yoktu bilmiyorum ne olduğunu. ya bir filmde duymuştum ya da bir kitapta okumuştum küçük bir kız çocuğu tekrarlıyordu sanki bunu;
"my father was hundred penny not even worth a dollar"
yada
"my father was 99 cents not even worth a dollar" veyahut bunların başka bir varyasyonu idi, hatırlayamıyorum.
sürekli aklıma gelip duruyor.
neydi bu?
0
uz
(27.04.07)
99 bottles of beer vardı?

#9623815
0
bordeaux
(28.04.07)
"in dreams" isimli filmde geçiyordu

My daddy is a dollar
I wrote it on a fence
My daddy is a dollar
not worth a hundred cents.
0
agharta
(28.04.07)
(2)

Şerifali de ev?

sathaner
Nasıl bir yerdir burası? Ataşehir karşısı diye geçiyor her yerde ki benin ataşehire bile gitmişliğim yok, anadolu cahili bir adamım, buradan ev almayı düşünüyoruz, bilen, oturan birileri varsa biraz bilgi verirse sevinirim.
Nasıl bir yerdir burası? Ataşehir karşısı diye geçiyor her yerde ki benin ataşehire bile gitmişliğim yok, anadolu cahili bir adamım, buradan ev almayı düşünüyoruz, bilen, oturan birileri varsa biraz bilgi verirse sevinirim.
0
sathaner
(21.04.07)
sadece ataşehir karşısı evet. ataşehir ile herhangi başka bir ilişkilendirme yapmayın. burda da evler yeni, ferah, oturulabilir ama en azından şimdilik cok tercih edilir değil. ha ben geleceğe yatırım yapcam. 20 sene sonra buralar da ataşehir gibi olcak derseniz olur tabi zira fiyatları buna müsait.
0
bordeaux
(21.04.07)
Ulaşımı falan çok rahat değil ama gerçekten geleceği parlak bir yer. Gerçi Ataşehir'de oturabilen adam burada da rahatlıkla oturur. Evler yeni ve ucuz tabi kalitesiz inşaatlar da olabilir ayrıca çevre ve çevre düzenlemesi de çok harika değil. Açıkçası kartal ya da maltepede oturmak yerine burada oturmak tercih edilebilir kişinin zevkine göre. Ama çalışan insan bir de çocuklu iseniz servisiniz de yoksa özel arabanız da yoksa ulaşım konusunda sıkıntı çekebilirsiniz.
0
ozdek
(22.04.07)
(1)

kadınlarla ilgili kitaplar

sorusoranadam
içeriği kızların-kadınların aşk-sevgililik-seks gibi konulardaki yazılarından, hatıralarından, düşüncelerinden vb.. oluşan bir kitap arıyorum.seda kaya güler'in "aşk, seks ve kadınlara dair" (*) kitabını biliyorum. bundan başka bilen varsa yazsın. kitabın hayal ürünü bir şey değil de yaşanmışlıkları
içeriği kızların-kadınların aşk-sevgililik-seks gibi konulardaki yazılarından, hatıralarından, düşüncelerinden vb.. oluşan bir kitap arıyorum.
seda kaya güler'in "aşk, seks ve kadınlara dair" (*) kitabını biliyorum. bundan başka bilen varsa yazsın.
kitabın hayal ürünü bir şey değil de yaşanmışlıkları barındırmasını istiyorum.
(*)

www.gittigidiyor.com
0
sorusoranadam
(18.04.07)
füsun erbulak' ın "niçin geç kaldım?" kitabı hatıralar konusunda epey başarılı. bulabilirsen sevecegini düşünüyorum

ayrıca simone de beauvoir' ın "genç kızlık çağı: bir genç kızın anıları", "evlilik çağı" şeklinde hem kadın psikolojisi ve yaşantısı hakkındaki araştırmalara yer verdiği hem de çeşitli kişilerle yaptığı röportajlarının öyküleştirilmiş metinlerinin yer aldığı bir serisi var. ilgini çekecektir.
0
bordeaux
(18.04.07)
(2)

happy feet hayvanı

bordeaux
hani filmin başlarında denizde mumble'ı bir hayvan kovalıyordu, sonra karaya zıplayarak kurtuluyordu, hatta zıpladığı yerde ramon ve öbür amigolarla karşılaşıyordu. işte o kovalayan hayvanı soruyorum. deniz aslanı değildi çünkü filmin sonlarında deniz aslanları başka bir yerde gözüktü zaten.
hani filmin başlarında denizde mumble'ı bir hayvan kovalıyordu, sonra karaya zıplayarak kurtuluyordu, hatta zıpladığı yerde ramon ve öbür amigolarla karşılaşıyordu. işte o kovalayan hayvanı soruyorum. deniz aslanı değildi çünkü filmin sonlarında deniz aslanları başka bir yerde gözüktü zaten.
0
bordeaux
(21.03.07)
aradığın hayvan deniz leoparı

www.pahof.de
www.gdargaud.net
0
kimlanbu
(21.03.07)
daha korkunç olamaz sanırım. teşekkür ederim.
0
🌸bordeaux
(21.03.07)
(8)

denizcilik-sahitlik

papado
sozlukte iki entry'de geciyor: birinde diyor ki denizciler icin, "denizde geçirilen belli bir sürenin sonunda (sanırım 15 yıl) şahitliklerinin kabul edilmediği söylenir". baska bir yerde de soyle diyor "bir efsaneye göre denizaltında 9 yıl çalışan birinin şahitliği sayılmıyormuş."dogruluk payi var m
sozlukte iki entry'de geciyor: birinde diyor ki denizciler icin, "denizde geçirilen belli bir sürenin sonunda (sanırım 15 yıl) şahitliklerinin kabul edilmediği söylenir". baska bir yerde de soyle diyor "bir efsaneye göre denizaltında 9 yıl çalışan birinin şahitliği sayılmıyormuş."

dogruluk payi var midir? dogruysa neden sahitlik yapamiyorlar?
0
papado
(21.03.07)
içinde Türkiye'nin de olduğu birçok ülkede denizcilerin belli bir süre hizmet vermesi durumunda şahitliklerinin kabul edilmeyeceği benimsemiş, bu konudaki yasal mevzuat hangisidir bilemiyorum ancak denizclikle ilgili forumlarda öyle deniyor.

www.forumuz.biz
0
bordeaux
(21.03.07)
akli dengelerinin bozulmasına bağlanan birşey okumuştum şahitlikle ilgili, kesin detay veremeyeceğim malesef.

mesela call-center'larda çalışanların da şahitliği bir süreden sonra kabul edilmiyor diye hatırlıyorum, yalan söylemeye alışıldığı için.
0
mortifera
(21.03.07)
Bir de bilgisayarcıların (mühendis, programcı v.s.) belli bir süreden sonra şahitliklerinin kabul edilmediği rivayeti vardı. Onlar da belli yerden sonra sanal nedir neye denir gerçek nerde başlar hep karıştırıyorlarmış. Misal ben de bilgisayarcıyım ve şu anda yanımda Aymar yaratığı var nedir yani?
0
colonizer
(21.03.07)
hiç kasmayın arkadaşlar. mesleğinin ne kadar yıpratıcı olduğunu ispat etmek isteyen herkes bu martavalı okur. Benim bu iddiada bulunduklarını duyduğum meslekler:bebek bakıcılığı, bilgisayar programcılığı, tiyatrocu,..daha vardı bir iki tane ama unuttum. bir şehir efsanesidir yani anlayacağınız.
0
elinherifi
(21.03.07)
bu mesnetsiz iddiaların hiçbir hukuki dayanağı ve doğruluk payı yoktur arkadaşlar.
0
nesilsiz
(21.03.07)
fransada 25 yıldan sonra ogretmenler icin boyle bir uygulama oldugunu duymustum.bir de denizaltılar icin.asıırı klostrofobik olması hasebiyle.yine de yazılı belge gormeden inanılmaması gereken olay.
0
mcescher
(21.03.07)
ahahah ben de havacılık, uçuş personeli için duymuştum ahaaoaahah süper efsaneymiş :DD
0
geldiler
(21.03.07)
efendime söyleyeyim,
bu insanlara çoğu insana çalışması için zorunlu tutulmayan bir zorunluk var. nedir? 2 senede bir full+full(?) sağlık raporu.
psikiyatride de bi 45 dakka geçirmek demek bunun manası her 2 yılda bir.
şöyle bir örnekle de açıklamak gerekirse, 70 yaşında hala gemide olan bir insan olduğunu gözümle gördüysem eğer(yes!!) bu adam min. 55 yıldır sağlık raporu alıyor demektir. demek ki bu insan en az 27 defa sağlık raporu almış. demek ki 27 defa bildiğin psikiyatri muayenesinden geçmiş. demek ki canavar gibi insan.
sonuç olarak:
yok ööle bişi!!!! (yes!)
0
kaptan cuma
(22.03.07)
(12)

koşmak ne işe yarar?

gioberg
1-2 hafta sonrası düzenli yaşama geçiş yapıp,erkenden kalkıp sabahları koşmaya başlamayı düşünüyorum.ancak haftada 3-4 gün yapabilceğim bu 1 saatlik koşular ne işe yarar tam bilemiyorum.mesela az biraz göbeğim var,o erir mi? yoksa sadece bacak kaslarım mı gelişir? nedir yani?
1-2 hafta sonrası düzenli yaşama geçiş yapıp,erkenden kalkıp sabahları koşmaya başlamayı düşünüyorum.ancak haftada 3-4 gün yapabilceğim bu 1 saatlik koşular ne işe yarar tam bilemiyorum.mesela az biraz göbeğim var,o erir mi? yoksa sadece bacak kaslarım mı gelişir? nedir yani?
0
gioberg
(17.03.07)
o göbek erimez ben söyleyeyim.. boğazını tut. için dışın pizza oldu.
0
bordeaux
(17.03.07)
nutella kavanozunu kaşıklarken de böyle mi diyeceksiniz bordo hanım çok merak ediyorum...
0
🌸gioberg
(17.03.07)
koşmak yetmez mekik falan da koyuver... ama olmaz o iş mangalla spagettiyle.
0
mentirosa
(17.03.07)
evet evet ben de spor salonuna gideyim koşayım diyorum

kesin bişeylere yarıyor olması gerek bu koşmanın
yoksa sıçtık
0
demlikposet
(17.03.07)
ya ekşi duyuru,bana laf sokmuyacak bir cevap bul. sen de mi menti? peki madem,istersiniz sonra makarna sosu tarifi falan siz benden...

evet demlikpoşet,bir işe yaramıcaksa boşuna koşmayalım : )
0
🌸gioberg
(17.03.07)
2 yıldır düzenli spor yapıyorum.
hergün 30km bisiklet , haftanın 3 günü koşu ve ağırlık çalışması.

gözlemlediğim faydaları :

eskiden sokakta yürürken , yokuş çıkarken nefes nefese kalırdım.artık nefesim hiç kesilmiyor.
geceleri deliksiz uyuyorum.sabahları dinç kalkıyorum.
0
marcelorios
(17.03.07)
adam gibi spor yapmanı öneririm. caddebostana yakın oturan varsa satılık 6+ aylık normal fiyatının çok altında AFM GYM üyeliği bulunur bir mesaj kadar yakınınızdayım.
0
ozdek
(17.03.07)
koşmak çok işe yarar, hele ki düzenli koşarsanız vücudunuz ciddi ciddi toparlanır şekle girer. Tabi koşmakla omuzlar genişlemez ancak göbek bel kalça falan pek hoş olur
0
jkulakwalker
(18.03.07)
sağlık açısından çok faydalı. kardiyovasküler sistem (kalp-damar) gelişir. daha sağlıklı olursunuz. ilerideki muhtemel dolaşım sistemi rahatsızlığı riskini azaltırsınız.
0
kabizcik
(18.03.07)
amma velakin koşuya başlamadan önce bir miktar yürüyüp sonra da açma germe hareketleri yapılması tavsiye olarak verilmelidir çünkü anlaşıldığı kadarı ile sakat bir gioberg'den kimseye fayda gelmez. Ayrıca koşudan 2 saat öncesine kadar birşey yememek, koşu esnasında da çok su içmemek önemli. kardiyo hareketlerine giren bisiklet ve koşma kondisyonu arttırır, vücut genelinde yağ yakılmasını sağlar.
0
quaalude
(18.03.07)
sabah kalktığınızda yapacağınız koşuyu haftada 3-4 gün ve bunu iki ay filan düzenli yapınca göbek filan kalmıyor efenim. tabi bünye ile alakadar kısmı daha büyük.. ama bira göbeğiyse öyle kolay erimez koşmayla.

sdc göbek gitsin istiyorsan hergün sabah 30 mekik çek, tabi ilk başlarda daha az eğer ham isen, gider o göbek.
0
mestre
(18.03.07)
babam 8 senedir yürüyüş yapio düzenli olarak.. 90 kilodan 70e indi koşsa daha çabuk iner miydi bilemiyorum bir de erkek bünyesi falan bilemedim:))
0
sfenxs
(18.03.07)
(5)

yaz okulu

geldiler
dersin birinden (iş hukuku)devamsızlıktan kaldığım için ve kendisinden geçmiş olsam mezuniyet hakkı kazanacağımdan yaz okulu denen şeye mahkum oldum.sorum: dönem içinde iş hk. haftada 1 gün 2 saat olan bi dersti. soruşturduğum kadarıyla yaz okulunda normalde kaç saatse o kadar saat veriyorlarmış. ve
dersin birinden (iş hukuku)devamsızlıktan kaldığım için ve kendisinden geçmiş olsam mezuniyet hakkı kazanacağımdan yaz okulu denen şeye mahkum oldum.
sorum: dönem içinde iş hk. haftada 1 gün 2 saat olan bi dersti. soruşturduğum kadarıyla yaz okulunda normalde kaç saatse o kadar saat veriyorlarmış. ve bu meret temmuz ağustosta 7 hafta süreceğine göre tecrübesi olanlara soruyorum:
haftada 2 saat olan bi dersten yaz okulu yine haftada bir gün (yedi haft boyunca) 4 saat mi yapılır? yoksa iki gün ikişer saate mi bölerler?

birincisi olması için dua ediyorum, ikincisi olursa felaket olacak ben memlekette işe başlıcam, okul ayrı şehirde. 1 gün olursa haftada gitgel yaparım. ama 2 olursa bittiğimin resmidir.
0
geldiler
(15.03.07)
bu pek belli olmuyor acıkcasın tamamen sansa kalmıs birsey. sabah 2 ogleden sonra da 2 olarak da olabilir, bi gun 2 saat bsaka bi dun de 2 saat de olabilir. sansa tamamen. hocayla daha oncesinden gorusun bi, bi mıktar haberi vardır.
0
bryan fury
(15.03.07)
hiç kimse kesin konuşmuyor. ne öğr. işleri ne geçen sene programı yapan hoca. ayrıca bizim bölümde açılacağı da kesin değil. geçen sene iibf ile birleştirilip orda açılmış galiba.
0
🌸geldiler
(15.03.07)
bizde 3 saatlik dersler haftada bir oluyordu, 2 saatlik olması pek bir şeyi değiştirmeyecek çünkü yaz okulunun başlagıç ve bitiş tarihleri bellidir. özetle hocayı kafalayamazsan okulun olduğu şehirdesin gibi görünüyor.
0
kimlanbu
(15.03.07)
başka fakültede alınabiliyorsa hukuk fakültesinde kesin açılıyor (ben aldım ordan biliyorum), öyle bir şansınız yok mu? hem haftada tek gün olur orda kesin. gerçi ünv ve bölümünüz hakkında malumatım sıfır.
0
bordeaux
(15.03.07)
üniversiten hangisi ise yönetmeliğine bakmanı öneririm.
0
adrian
(16.03.07)
(12)

yumurtanın sarısı

bordeaux
bu konuda iki sorum olacak;1- yumurtanın sarısını beyazından ayırmaya yarayan bir alet var. çay süzgeci kadar boyutu ve tipi ama delikleri daha farklı. bu aletin bir adı var mı? ya da nerde satıldığı hakkında fikri olan var mı? adı olsa daha kolay olur çünkü gidip de yumurtanın sarısı muhabbeti yapm
bu konuda iki sorum olacak;

1- yumurtanın sarısını beyazından ayırmaya yarayan bir alet var. çay süzgeci kadar boyutu ve tipi ama delikleri daha farklı. bu aletin bir adı var mı? ya da nerde satıldığı hakkında fikri olan var mı? adı olsa daha kolay olur çünkü gidip de yumurtanın sarısı muhabbeti yapmak istemiyorum dükkanlarda.

2- anlaşıldığı üzere bende o aletten yok ve yumurtanın sarısını beyazından ayırmanın pratik bir yolu var mı yoksa ben elime yüzüme bulaştırmak zorunda mıyım illa?
0
bordeaux
(13.03.07)
yumurtayı kırıp kabukları ayırmadan, 2-3cm'lik bi açıklık kalacak şekilde tutup, sarısının patlamaması için fazla sarsmadan hafifçe sallayarak rahatlıkla ayırırsınız beyazını.
bunun için bi alet olduğunu duymamıştım.
0
geldiler
(13.03.07)
Gecenlerde bir yemek pisirme kursuna gittim. Asci/ogretmen dedi ki o aletlerden almayin bosuna, herkesin zaten yumurta sarisi ayiricisi var: parmaklar. Yumurtayi kirip avcuna dokuyorsun. Beyazinin parmaklarinin arasindan ya lavaboya ya bir kaseye akmasina izin veriyorsun. Elinde sarisi kaliyor :)
Zaten mutfaktayken de elini birkac saniye suyun altina tutabildigin icin bulasma isi dert degil.
0
wpi
(13.03.07)
vallahi o aletin ismini bilmiyorum. fakat sanirim "ne alirsan 1milyon"cularda felan bulunabilir.
pratik yol ise; annemden gordugum kadariyla, yumurtayi kirdiktan sonra beyazini biraz akitmak, azaldiktan sonra da kabugu iki parcayi ayirip birinden birine sariyi gecirmek suretiyle ayirmak.
biraz kari$ik oldu gibi ama olay da kari$ik zaten..
0
sourlemonade
(13.03.07)
sarısını değil de özünü ya da dölünü her neyse ayırmak için bişey olsa hiç fena olmazdı. bazıları çatala direk geliyor da bazıları tamamen karışmış oluyor yumurtaya.. tiksinc bi durum.
0
nihilanth
(14.03.07)
zamanın varsa çatalın ucuyla azıcık kır kabuğu ve bu delik aşağıya gelicek şekilde bırk yumurtayı bi bardağın üstüne.10 dakikaya kalmaz beyazı bardağa iner sanırsam?
(şimdi uydurdum bu yöntemi,eğer işe yarasa bana haber versene bordo :)
0
gioberg
(14.03.07)
aletin resmini görmüştüm. hatta nezle olmuş tipli, koca burunlu bir adam kafasıydı. kafasının tepesinden yumurtayı kırınca sarısı içinde kalıyor, beyazı ise nezle olmuş tipli adamın koca burnundan akıyordu. tavsiye etmem yani, ayırsanız bile yiyemezsiniz sanıyorum çıkanları.

onun yerine yumurtayı kırdıktan sonra kabukları ayırmadan dikleştirin. yani yumurtanın sarısı düşmesin. kırık yarım kabuğun bir yarısında kalsın. bu sırada beyazının çoğu alttaki kaba akacaktır. şimdi yarım kabuk içindeki yumurta sarısını, diğer elinizdeki yarım kabuğun içine aktarın. bu sırada da kalan yumurta beyazları alttaki kaba akacaktır. hala ayrılmamış beyaz kaldıysa işlemi 1-2 kere daha tekrarlayın.
0
kibritsuyu
(14.03.07)
Şu adreste diyor ki:
www.kibris.net
"Yumurta sarısını ayırmak için: Genellikle pasta ve börek yaparken yumurtanın sarısını akından ayrı kullanmanız gerekir. Yumurtayı altında bir kap olan, orta boy bir huninin içine kırarsanız, yumurta akı huniden akar, sarısı ise hunide kalır. Böylece kolaylıkla yumurta sarısını akından ayırmış olursunuz. Yalnız yumurtanın bayat olmamasına dikkat edin. Çünkü bu işlemi yaparken bayat yumurtanın sarısı patlayabilir."

diyor.. ya işte böyleyken böyleymiş.
0
kartonpiyer
(16.03.07)
Yumurta demişken.. Ben de bişey sorcam, bazen markette bakkalda felan yumurtanın çift sarılı olduğunu söylüyo satıcı, eve gelip kırıyoruz ki hakkaten çift sarılı! E bunus atıcı ya da tavukçu işte artık her neyse, nasıl biliyor? Bazı tavuklar hep çift sarılı mı yumurtlar? Nedir mevzunun aslı?
0
kartonpiyer
(16.03.07)
@kartonpiyer: belki gramajı farkediyordur?
0
🌸bordeaux
(16.03.07)
@bordeaux: ya gramajdır belki ama mesela eşşek kadar büyük yumurtalar oluyo, çift sarılıyla aynı ebatta oluyo.. çok enteresan bişey. çiftçi bu yumurtaları tek tek tartıyo mu yani kümeste? hmm ben bilemedim heidi ye sormak lazım.. bi ihtimal de yumurtayı ışığa, güneşe artık her neyse tutup bakınca anlaşılıyo olabilir.. ya da dediğim gibi bazı tavuklar habire çift sarılı yumurtluyodur ya da marifet horozdadır kim bilir.. aramızda yok mu tavukçu, yumurtacı felan acaba..
0
kartonpiyer
(17.03.07)
bir veterinerden aldığım son bilgiyer göre her tavuk hayatının bir döneminde çift sarılı yumurtlarmış bu da tavuğun hormonlarının en süper calıstıgı gençlik dönemine tekabül edermiş. yumurta dısarıdan bakıldığında da normal yumurtalara göre daha büyük olurmuş, bu durumda gramajının da yuksek olması söz konusu. yani horozla alakası yok.
0
🌸bordeaux
(19.03.07)
rachel
(14.04.07)
(11)

şirket msn i blockladı

green green curly fries
arkadaşlar şirket msn i blockladı. web messenger da işe yaramıyor blocklu, meebo.com da, e-meesenger.net de... hatta gmail sayfasında soldaki chat ekranı da.. şimdi ben en azından meebo.com u açabilmek istiyorum. ne yaparım ne ederim.. networkten anlayan arkadaşların yardımını rica ederim..
arkadaşlar şirket msn i blockladı. web messenger da işe yaramıyor blocklu, meebo.com da, e-meesenger.net de... hatta gmail sayfasında soldaki chat ekranı da.. şimdi ben en azından meebo.com u açabilmek istiyorum. ne yaparım ne ederim.. networkten anlayan arkadaşların yardımını rica ederim..
0
green green curly fries
(02.03.07)
aynı şey başıma geldi epey bir uğraştık durduk, şurdan görebilirsin.. #2993.. link yapamadım bunu nası yapsak bilmem..
0
bordeaux
(02.03.07)
neyse ara kutusuna yazınca geliyormuş.. ben son çözümlerini aktarayım sana gerçekten bu konuda çok ugrastım, tunneling yapamıyorsan ki ben beceremedim, www.netvibes.com içinden meebo açabilirsin. yani ben açtım, sonra farkedince onu da engellediler.

bu sefer de desktop.goowy.com kullandım ama onda gtalk yok. bunu da farkederlerse diye de elimde www.koolim.com 'u yedekte tutuyordum. allahtan farkedilmedi ve bu arada benim görev sürem doldu ve o şirketten ayrılarak kurtuldum işkenceden. bu arada mirabilis'i denedin mi?
0
bordeaux
(02.03.07)
gmaili de mi blokladılar ilginç(hani port 80 hikayesi yapılamaz deniyordu). E herhalde birşeyler söylemeye çalışıyorlar. MSN ,skype hatta gmail kullanımı teşvik edilen bir şirkette çalıştığım için kendimi bazen şanslı hissediyorum.Sizin için üzüldüm geçici sonuçlar bulmak mümkün tabi ama eğer admin azimliyse kesinlikle uzun vadeli kullanamazsınız. Gmail'in conversation özelliğiyle sohbet amaçlı kullanabilirsiniz yine de.
0
ozdek
(02.03.07)
www30.meebo.com

Bu adresi alıyorsun soran olursa bir abim hediye etti diyosun.

:P

(bkz: ağır abi tribi)
0
magarna
(02.03.07)
@magarna
üstad çok sağol ya, ayrıca tüm şirket teşekkür ediyor :)
0
sathaner
(02.03.07)
@magarna: magarna abi bizde bu da yasaktı. içinde kıyısında köşesinde meebo, messenger gibi bi kelime gecen her sey engelliydi. ne azimli şirketmiş. şimdi isim verip rencide etmek istemioyrum :)
0
bordeaux
(02.03.07)
lan oğlum biz yasaklıyoz, siz bir şekilde bu yasağı deliyorsunuz. bende sizi haftasonu delmesem iki olsun. tüm şirkete teşekkür edicem ben pazartesi...
0
comptrol
(02.03.07)
www.sifamagazasi.com

bence bunu deneyin. bende işe yaradı
0
hakansarıca
(11.03.10)
icq kullanın derim ben, hem msnde henüz offline mesaj gönderme sistemi yok.

imza:iq'su 3 hane icq'su 5 hane olan adam.
0
mete kudur
(04.06.17)
olm 10 yıllık başlığı nerden hortlattınız amk. 2007'de yazmışım. 2017 de adam cevap yazıp ''msn mi kaldı artık'' demiş
0
🌸green green curly fries
(04.06.17)
Hiçbir 'cevap'ta tik yok. Ben o yüzden problem hala devam ediyor sanmıştım.
0
mete kudur
(04.06.17)
(5)

vergi iadesi

bordeaux
bu vergi iadesi zımbırtılarında neler geçer neler geçmez, bunların sayıldığı bir site filan var mı, kafam kurcalanıyor, başka da bir numarası yok bu vergi iadesinin.
bu vergi iadesi zımbırtılarında neler geçer neler geçmez, bunların sayıldığı bir site filan var mı, kafam kurcalanıyor, başka da bir numarası yok bu vergi iadesinin.
0
bordeaux
(19.12.06)
www.haydi.net

surayı bi inceleyin kapsam içinde olanlar sayılmış.
0
devourthedamned
(19.12.06)
çok tesekkur ederim..
0
🌸bordeaux
(19.12.06)
şuna dikkat:

(bkz: her şeyin vergi iadesini almanın yolları/#9421768)

gıda geçerli olmakla birlikte normal ölçülerde olmalı. atıyorum, 5000 ytl.'nin tamamını simit fişiyle doldurursan olmaz (var böyleleri. sanırsın 1 yıl boyunca paso simit yemiş. simitçi emmoğlunun dükkanından fiş topladığı kabak gibi belli). makul ve mantıklı olmalı.

her şeye rağmen kafanıza takılan bir şey olursa cevaplamaya hazırım.
0
kibritsuyu
(19.12.06)
kontrol eden şiketinizin muhasebecisiyle alakalı bu biraz.. gıda, giyim, sağlık, eğitim dışında (bir de kira vardı aylık 150 ytlyi geçmemek üzere sanırım oran artmış olabilir) hiçbir şey geçmiyor.. geçtiğini iddia edenler de maliye bakanlığına bağlı olarak çalışanların fişleri iyi kontrol etmemesi sonucunda geçiyor..
0
ayheytmayselfenvanttuday
(19.12.06)
aylık 150 ytl.'yi geçmemek şartı diye bir şey yoktur. kiranızın tamamını, ne kadar olursa olsun yazabilirsiniz. hatta toplamanız gereken tutarı sadece kira bile karşılıyor olabilir. hiç önemli değil. aylık 150 ytl. olayın ipneliğidir affedersiniz. şöyle ki; siz ayda 500 ytl, yani yılda 6000 ytl. kira ödedim derseniz, maliye de ev sahibinize der ki "bilader sen gel şöyle. bu adam senin evine 6000 ytl. kira ödemiş. hani sen bu aldığın kira gelirini beyan ettin mi, vergisini verdin mi?" vermediyse ev sahibinden o vergiyi cezasıyla birlikte alırlar. sonra da ev sahibi size gelip "niye yazıyon lan kirayı. senin yüzünden bi ton vergi ödedim" diyebilir. ev sahibinin bundan kurtulmasının yolu her yıl değişen sınırın altında kira geliri elde ettiğini söylemesidir. evet 2004 yılında bu sınır yıllık 1800 ytl. idi. yani yıllık 1800 ytl.'nin (aylık 150 ytl) altında kira geliri elde edene maliye "gel bilader" demiyordu. o yüzden de ev sahibi ile anlaşıp kontratı ayda 150, yılda 1800 ytl. 'ye göre yapıyordunuz falan filan.

bu sonu 2006 yılı için yıllık 2200 ytl.'dir. yılda ödediğiniz kira 2200 ytl.'nin üstünde ise ev sahibinizin bu gelirini beyan edip etmediği incelenecektir. ev sahibinizin gazabından korkmuyorsanız kira ödemelerinizin tamamını yazabilirsiniz, sınırı yoktur. duruma açıklık getirmek için yazdım bunları. bu yöntemi vergi kaçırmak için kullanmayın. yalnızca bilin, uygulamayın.
0
kibritsuyu
(19.12.06)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.