[]

Sosyal normlara uygun davranan kişilerin yanında

Bir uyumluluk hissi yaşıyor musunuz? sosyal olarak birinin uyumlu olduğu düşüncesini sizde oluşturan temel şeyler nedir?

Göz kontağı kurarak konuşması, dikkatini vermesi, konuyu takip etmesi, dostane jestlerinize karşılık verebilmesi vb.


 
aşık oluyorum


  • love and trust  (22.09.21 10:55:49) 
yaşıyorum. patavatsız konuşan, temel nezaket kurallarını umursamayan, jestleri anlamayan, kısacası tuhaf davranan kişilerin yanında huzursuz oluyorum.

ama çok da fazla düzgün kişiler beni geriyor onu da söyliyim. bu tarz kişiler de fazla alıngan olabiliyor. biraz esnek olmakta fayda var.
  • dafuq  (22.09.21 10:55:50) 
Cinsiyetten bagimsiz olarak dinlemeyi bilen insanla cok daha rahat anlasabildigimi goruyorum. Objektif olabilen, kisi hak ve ozgurluklerine riayet eden insanlara daha olumluyum.


  • dedim ben sana  (22.09.21 11:31:27) 
[]

30 dakika bir egzersizi tamamlayamadım

20 dakika yaptım bir fenalık geldi bıraktım. Kalp atım hızım dakikada 126.
Ara verip son 10 dakikayı tamamlamak mı iyi olur? Yoksa hergün 20 dakika yapıp aşamalı arttırmak mı? Teşekkürler.


Yaptığım egzersiz: m.youtube.com

 
Birkaç güne tamamlamaya başlarsınız diye düşünüyorum. 126bpm hemen spordan sonraysa çok normal gibi geldi bana.


  • pispinti  (08.09.21 14:02:13) 
spor yaparken kusan, baygınlık geçiren, elleri titreyen bi insan olarak 126 normal geldi bana.

işin uzmanı değilim, kimse rererörö demesin. ama tavsiye vereceğim.

yerinizde olsam aşırı kilo fazlam yoksa her gün spor yapmam, gün aşırı yaparım. set aralarında 1 dakikadan fazla dinlenmeyecek şekilde maksimum kaç dakikada yapabiliyorsam o kadar yaparım. ama 20 dk yapabildiyeseniz 20 dkdan az yapmayın, demek ki yapabiliyorsunuz. sonra da süreyi artırırım, ama öyle bir ayda vs değil daha kısa sürede. bir de verdiğiniz video okey ama buna bağlı kalmayın, çeşitlendirin derim. ağırlık vs alın yani elinize.

ayrıca yorulmak normal. olması gereken o. 10 dk spor 10 dk dinlenme bildiğim kadarıyla işe yaramıyor. ne kadar nefes nefese kalırsanız o kadar iyi diye biliyorum.

Muhammed Ali’ye sormuşlar: “Kaç tane mekik çekiyorsun?”

Cevabı, “Mekiklerimi saymıyorum. Sadece acı çekmeye başladığımda saymaya başlıyorum çünkü asıl değeri olan onlar" olmuş.

ha bir de doğru şekilde nefes alırsanız hem nefes nefese kalmazsınız hem de sonrasında daha çabuk toparlanırsınız.
  • elorelia  (08.09.21 14:08:57 ~ 14:12:14) 
Ben de nefes nefese kalıyordum hatta arkadaşım dalga geçmişti benimle. Meğerse hamileymisim o dönem.

Kan değerlerinize baktirdiniz mı? Hemoglobin düşüklüğünde böyle nefes nefese kalma durumları oluyor.
  • old possum  (08.09.21 16:36:09) 
[]

Araç yetkili servisleri ile deneyiminiz nasıl?

Babamın arabasının marşı bir miktar geç bastı. Servise götürdüm. Yetkili eleman daha güvenlikten girer girmez sıkıntıyı söyleyince, aküyü hemen yenisiyle değişelim abi ayakları yaptı. Ben şarj edelim deyince şarj tutmaz muhabbetleri filan yapmaya başladı. Biraz da baskın bir tip, anlatırken insanın yüzüne filan da bakmıyor. Şimdi akü şarjı 12 saatte oluyormuş. O sırada babamla konuştuk. Yarım saat şarj etsinler yola devam et dedi.

Adama dedim ki aracın sahibi ben değilim, şimdi sahibiyle biz konuştuk. 45 dakika kadar şarja takılı kalsın. Yola devam edelim. Adam hala 45 dakikadan hiç bir bir faydası olmaz diye görüş belirtiyor. Dedim tercihim bu şekilde. En son mırın kırın ederek aradı servis ustasını söyledi. Yanımda hanım da kızıyor. Neden aküyü yenisi ile değiştirtmediniz diye.

Sorum şu. Servislerle deneyiminiz nasıl?

Teşekkürler.

 
Eğer herhangi bir ölçüm yapmadan akü takalım (satalım) dediyse bana göre çakal esnaf.

Ulan belki aracın şarj sistemi arızalı, yeni akü taksak da boşalacak bir kaç saate?

Yalnız 45 dk bir işe yaramaz orada haklı, elektrik problemi için servise gidilmez, bir elektrikçiye gidip "usta şunun şarj sistemini bir ölçer misin?" Dersen hızlı sonuç alırsın.

Bu arada akü 4-5 senelikse kesin aküdendir haberiniz olsun. Ama tabi ki şarj sisteminin sağlam olduğu garantisi yok şu an.
  • John Bloor  (06.09.21 17:16:04) 
Markasına göre çok değişiyor. Reno servisi mesela normal sanayiden halliceydi. Audi servislerinde epey bir ağırlama, insan yerine koyulma var. O yüzden memnunum genel olarak.

Bu arada şarjı yarım saat doldurup devam etmek yine geçici bir çözüm, aslında adamın akü değişimi önermesi normal bir şey. Yarım saat şarjı doldurup yola çıkarsanız 1-2 gün sonra yine patlama ihtimaliniz yüksek. Yetkili servisler genelde daha pahalı ama kesin çözümler sunmaya odaklılar. Sanayide mesela lastik tamiri bile yaptırırsın ama yetkilide adam git değiştir der direkt. Adam olması gerekeni yapmış.
  • roket adam  (06.09.21 17:21:21 ~ 17:27:34) 
yıllar önce bir arkadaşın aracı ile 2 saatlik bir yola çıktık. çocuk da söyledi , ben kendim de kontrol ettim. araçta bir güçsüzlük var. fark ettim ki, aracın turbo devreye girmiyor. gideceğimiz şehre girerken, yetkili servise soktuk, anlattık derdimizi, usta daha arabaya dokunmadan ya da bilgisayara bağlamadan turbo değişimi dedi. o zamanın parasıyla 600küsür lira para tutar dedi. biz de saçmalama lan manyak dedik, sanayiye gittik. sokakta gördüğümüz ilk kişiye turbodan anlayan kim var diye sorduk, ilerideki bosch servisini gösterdi. girdik, usta bilgisayara bağladı, hava müşürü havayı ölçmüyor dedi. söktü, tıkanmış. basınçlı hava ile temizledi. problem giderildi. ücreti sorduk. saçmalama abi, ne yaptık ki para istiyoruz dedi. üzerimde en bütün 20 lira vardı, onu verdim. şimdinin 150 lirası falan yapar.

2 sene önce sabah aracı çalıştıramadım, araç filo kiralamadan olduğu için ve garanti kapsamında olduğu için yol yardım çağırdım, eleman geldi, soğuk günlerde akü boşalabilir dedi. şarj etti, devam ettim. 10 gün sonra aynısı oldu. tekrar çağırdım, abi bu arabada bir bokluk var, sen şimdi işe git gel ama yarın getir arabayı servise dedi, gittim garantiden aküyü değiştirdiler.
  • co2s2  (06.09.21 17:37:04) 
bu arada benim görüşüm, araç markasından ziyade bu yaklaşımın servis servis değişik olduğu yönünde. bazı yerlerde adam gibi usta oluyor, inceliyor tamir ediyor. bazı yerlerde adam gibi usta olmadığı için, bilgisayarda çıkan hata kodları hangi parçalarınsa komple değiştiriyorlar.


  • co2s2  (06.09.21 17:38:16) 
Mecbur degilsen asla yetkili servise gitme.
%99'i dolandirici %1'i de zaten eline anahtar tutmamis usta tipi.

En kaliteli servis japonundur onlar bile berbat.
Filtre yeniyse acip degistirmezler bile.
Cikan parcayi ver dersin gidip copten alakasiz parca arar yalanci oldugu belli olmasin diye.

Aksini iddia edenle onerdigi servise gidelim bakalim ben parcalara isaret koyayim cikista kontrol edelim. Tam da bakim zamanim geldi.
  • divit  (06.09.21 18:54:58) 
Bi kere benim arabayo goturdum motor ariza isigi yaninca, aklina gelen her parcayi yazdigi bir liste olusturdu bunları değiştirip test edecez bakacaz dedi. Hic bir şeye bakmamis hiçbir test yapmamis bile her turlu anlasiliyor.

Bu daha da gitmedim yetkiliye.
  • stavro  (06.09.21 19:33:45) 
[]

İş ve kpssye hazırlanmak

Bu sene kpss öğretmenlikte ilk bine girmek için çalışmayı hedefliyorum.

Bir dersaneden iş teklifi aldım. Haftalık 5 gün. Ders saati az.
Fakat denemeleri okutma gibi işler, artı öğrencilerle yakından ilgilenme beklentisi var. Mesai 8:30-17:30

Maaş: 2400 sigorta yok.

Kpss çalışması, bu işle bir arada gider mi?

Teşekkürler.

 
Bir öğretmen olarak 2400 lira maaşla, sigortasız olarak haftada beş gün çalışmak sizin için çok üzücü olmaz mı? Eğer çok ihtiyacınız yoksa bu süreçte oturup ders çalışmanız daha zamanınızı daha verimli geçirmenizi sağlar diye düşünüyorum ben


  • fraise  (05.09.21 17:08:36) 
eğer paraya ihtiyacın yoksa çalışma ama kitaptır, denemedir, şudur, budur ihtiyaçların olacaksa bi süre işle beraber çalış ve para biriktir. son 3-4 ay ya da kendince ne zaman dersen bırak ve iyice kpss'ye asıl.


  • e bana nick birakmamissiniz zalimler  (05.09.21 17:19:31) 
Ücretliye başvur.


  • westblack  (05.09.21 17:19:45) 
Yani açlıktan ölmüyorsanız kabul etmeyin elbette. 5 gün 9 saat bir işte çalışıp girdiğiniz kpss ile tam konsantre sınava odaklandığınız kpss'den alacağınız puanlar arasında uçurum olur. Teklifin rezilliğinden bahsetmeye gerek yok. Paraya çok ihtiyaç varsa dahi en azından asgari ücretli ve sigortalı bir şekilde iş bulunabilir sanırım.


  • signore  (05.09.21 17:20:44) 
sigortasız 2400'e çalışacağınıza oturup kpss çalışın.


  • candide  (05.09.21 17:25:09) 
Ücretli öğretmenliğe başvurup kpss ye odaklanın.


  • kirmizipilotkalem  (05.09.21 18:22:42) 
[]

Süre tutarak soru çözerken çuvallamak

Kpss çalışıyorum. Türkçede iyiyim. Matematikte orta düzey altyapım var fakat süre tuttuğumda okuduğum soruyu anlayamıyorum. Çözerken adeta aklım duruyor.

Süre baskısı yokken çok daha rahat anlıyor, çözüyorum. Süre baskısına alışmak için ne yapmayı tavsiye edersiniz?


Teşekkürler.

 
İç saati geliştirmek faydalı. Ben bir soruyu çözerken bir noktada "şu an bir dakikayı geçti, başka soruya geç" diyebiliyorum. Ya da bir soru çözünce "5 dakika oldu" diyebiliyorum. Zamanı tahmin etmeye çalışın. Sonra saate bakıp gerçekte ne kadar zaman geçtiğini öğrenin. 1 dakikada bir soru yerine 20 dakikada 15 soru şeklinde çalışın. Her dakika kronometreye bakmak zorunda kalmazsınız. Bir de sınavlarda bazı sorular 10 saniyede çözülür, bazı sorular 2 dakikada çözülür. Bu şekilde süreler birbirini dengeler. Süre baskısı olmaması için iyi konu bilgisi lazım. Okuduğunu çözeceksin. Bu şekilde çözersen yetişir.


  • dissendium  (04.09.21 13:36:32) 
bol bol pratik


  • sizofren06  (04.09.21 13:39:38) 
Süre baskısına alışmanız lazım en başta sadece kaçta başlayıp bitirdim diye saate bakın sonra geniş zaman aralığını daraltarak ve hızlı okuyup anlayarak çözmeye çalışın sınav sırasında her şey birbirine karışıyor yoksa. Benim boşlara geri dönüp bakmaya bile zamanım yetmiyordu mesela.


  • heathen  (04.09.21 16:45:24) 
Matematikte önce süresiz çözün ama artık aşırı iyi olana kadar yapın bunu. Daha temeli atarken süre tutarsanız iyi olmaz. Konuları bitirin sonra süre tutmaya başlayın ya da sadece denemelerde süre tutun bence. Zaten pratik yaptıkça hızlanacaksınız görürsünüz.


  • playing star again  (04.09.21 19:32:39) 
Kpss çıkmış sorulara baktığınızda dönüp dolaşıp aynı şeyleri sorduklarını görürsünüz. Bol bol pratik yaptıkça artık ne tip sorularla karşılaşacağınızı anlayıp hızlıca denklemi kurabileceksiniz. Orta düzey bilginiz varsa sene başından itibaren soru bankalarının yanında(bunda süre tutmanız şart değil bence) her gün birkaç matematik denemesi çözebilirsiniz süre tutarak. Zamanla kısalacaktır o süre.


  • Josephine.  (05.09.21 12:48:52 ~ 12:50:20) 
[]

Düğüne gitmemek, sonrası mesaj

Orta yakınlıkta bir arkadaşımın düğünü öncesi, bir ihtimal katılamama gerekçemizi (şehirdışına iş dolayısıyla çıkacağımızı) kendisine düğün öncesinden belirttik. Katılmadık. Şimdi balayındalar. Bir hayırlı olsun mesajı atmak istiyorum. Tekrar mazeret durumunun gerçekleştiğini belirtmeye gerek olur mu? Nasıl bir mesaj atmalı.

Teşekkürler.


 
Orta yakinliktaysaniz gerek yok. Duz bir mutluluklar dileriz yazip gecin.


  • hot potato  (02.09.21 09:57:01) 
Yanınızda olamadığım için üzgünüm diyip geçin:)


  • suicides underground  (02.09.21 10:43:15) 
Hiç mazerete girme, mutluluklarını dile geç.


  • lcha  (02.09.21 11:47:03) 
suicides+1 sonra mutluluklar dileyin.


  • sana bir sarki yazdim fernando  (02.09.21 21:30:21) 
[]

Abim işsiz evi eşine dar ediyor

Kendisi iki aydır işsiz. Herşeyi tersten anlıyor. Kavgaya, tartışmaya çok meyilli. Herşeye alınıp, kırılabiliyor. İşten çıkarıldığından bu yana ilaç tedavisi de görüyor. Acaba psikoterapi mi alması gerekir? Kendine yardım açısından yapabileceğimiz bir kitap, spor vb. ne yardımcı olabilir?

Teşekkürler.


 
Kendisine maddi gelir sağlayacak bir uğraş yaratması en iyi yol. İkinci el ürün al-sat işi yapabilir bazı platformlardan ya da küçük çaplı ticaret.


  • apocalipy  (24.08.21 14:14:38) 
işsizlik kadar kötü bir ruh hali yok er kişi için. donanımı tahsili nedir bilmiyorum ama gerekirse kasiyerlik olur pazarda ürün satmak olur illa bir şey yapsın. evde oturmak işkence.


  • lazpalle  (24.08.21 14:18:11) 
koşu çok iyi gelebilir
genel olarak spora yönlenirse duurlur

  • superb  (24.08.21 14:38:32) 
hem işsizlik hem parasızlık o kadar zor ki... asgari ücretle bile olsa garsonluk, kasiyerlik, satış danışmanlığı vs. yapsın kendi alanında iş bulana kadar. hem para kazanır hem oyalanmış olur.


  • candide  (24.08.21 17:43:02) 
tam tersi de olabilir, ona sorsan esi ona evi dar ediyordur:) Maalesef bir an once yeni is bulmaktan baska cozumu yok problemin


  • neverletyougodown  (24.08.21 18:35:55) 
[]

Asosyal bir arkadaşımızı sosyalleştirmek istiyoruz

İstanbulda ne gibi aktiviteler yaptırabiliriz?

Benim aklıma gelenler tiyatro kursu, sokakta esnafla, insanlarla rastgele konu açıp ufak çaplı sohbetler etmesi.

Ek olarak 28 yaşında aktif görüştüğü hiç arkadaşı yok. Biraz kabuğuna çekilmiş durumda. O sebeple çözüm yolu arıyoruz.

Teşekkürler.

 
asosyal birisi esnafla insanla rastgele konu açıp muhabbet ederse onun için ölümden beter eziyet olur. yapmayın etmeyin.

erkek mi kadın mı?
  • bronz böcek  (20.08.21 13:43:16) 
niye? bu şekilde mutluysa neden mutluluğunu bozuyorsunuz? herkes geveze, girişken, gezmekten zevk alan birisi olmak zorunda değil ki.


  • yazar yazmaz yazan yazar  (20.08.21 13:45:09) 
@bronz böcek Erkek
@yazar yazmaz yazan yazar

kendisi bu durumdan dolayı şikayetçi, yoksa haklısın elbette.
  • psmstc  (20.08.21 13:48:36) 
Gönüllü olarak katılabileceği etkinlikler, dernekler, stklar vardır mutlaka. Kendisine en uygun olanı araştırsın. Çocuklar, hayvanlar, eğitim, çevre, maddi durumu iyi olmayanlara gereken yardımların yapıldığı oluşumlar var.

Yalnız sosyalleşmek esnafla konuşabilmek değil. Kendisi bir arkadaş ortamı mı arıyor? Yoksa insanlara karşı çok fazla yabani bunu mu aşmak istiyor? İkisi farklı şeyler. Tam olarak ne bekliyor ya da ne istiyor arkadaşınız? Bence biraz ayrıntı verirseniz daha iyi olur.
  • GoodMorningTeacher  (20.08.21 14:25:27) 
@GoodMorning Teachee kendisi hem arkadaşlık ortamları, hem kalıcı şekidle sürdüreceği aktif ikili üçlü dörtlü arkadaşlıklar arıyor.


  • psmstc  (20.08.21 15:01:33) 
28 yaşından sonra böyle 3-4 kişilik arkadaş grupları kurmak zor. Bence en mantıklısı yukarıda yazdığım şekilde bir dernekte gönüllü olması, stk etkinliklerine katılması. Evliyse eşiyle beraber katılsın. Ortak çevre edinirler. Kurs işi bence arkadaş bulmak için yaş. Esnafla da fazla sohbet doğru değil. Mutlaka ilgi alanına göre bir gönüllü iş bulabilir. Yazılım ile ilgiliyse gönüllü yazılım eğitmenliği yapsın.


  • GoodMorningTeacher  (20.08.21 15:11:57) 
erkekler birlikte bir hedef için uğraşarak sosyalleşir. birlikte cs atmak olur basket oynamak olur halı saha olur savunma sanatı antremanı olur. öyle bi şey organize edin kendi arkadaşlarınızı çağırın onun bilmediği tanımadığı. iki üç etkinlik sonrası çıkışta iki bira nargile falan başlarsınız.


  • bronz böcek  (20.08.21 18:51:15) 
[]

İyi bir iş/ sosyal network kurmak doğuştan gelen bir beceri midir?

Yoksa yıllar içinde deneme yanılmayla öğrenilebilir mi?




 
Doğuştan gelen bir yetenek değil de, yetiştirilme tarzıyla alakalı olabilir. Tamamen ebeveynlerden ya da gelime çağındaki sosyal çevresinden gördükleriyle kişiliği oluşuyor insanların. genetik özellikler de söz konusu tabii ama genetik özelliklerin de çıkması için tetiklenmesi gerekiyor vs. (konunun uzmanı değilim).


  • himmet dayi  (23.06.21 23:04:33) 
ağızın laf yapması elbette bir beceri, mesela çok sade,halktan bir tipin olur insanlar hemen seninle iletişim kurar o da bir beceri.

önemli olan pratikdir. adam avantajlıdır
20 üzerinden 7 doğuştan geliyordur 5 koymuştur 12lvl ile devam ediyordur

sende yoktur doğuştan 2 geliyordur üzerine 15 koyarsın 17 ile devam edersin.

oturup ben bu adamla nasıl, ne konuşayım lafa nereden gireyim diye çok plan yapmışımdır. tutmasa bile bir sonraki adamlara yatırımdır.

uğraşmak lazım. vazgeçersen 2lvl ile hayatına devam edersin
  • duyurukullanıcısı  (23.06.21 23:05:21) 
sosyal beceriler zaman içinde geliştirilebilir. Ama himmet dayının da belirttiği gibi yetiştirilme tarzı ve yetiştiğin çevrenin etkileri büyüktür ve bunu kırmak kolay değil.

Tabii ki belli teknikleri var bunun. Mesela etkili konuşma, beden dili oldukça fayda sağlar sosyalleşmede. Ama tabii bunları içselleştirmek mesele. Mesela böyle kurslara gidip robot gibi davranıp garip durumlara düşen çok insan var.

Bir de biz sosyalleşmeyi çok akışa bırakarak olağan gelişen bir şey sanıyoruz ama, bu konuda başarılı insanların çoğu bu konularda kafa yoruyor. Mesela önemli bir görüşme öncesi, diyelim ki iş bağlayacak, görüşeceği insanı ders çalışır gibi çalışan insanlar da tanıyorum. Bunlar da başarılı bir network kurmak için kullanılan ufak hileler sanırım.
  • anten  (24.06.21 18:55:34 ~ 18:58:26) 
[]

Birçok zorluk karşısında sizi motive eden şey nedir?

Diğer bir anlamıyla bu hayatta ne için survive ediyoruz?

Ek olarak kurtlar sofrası olan bir hayatı sürdürme konusunda beceriksiz, zayıf kalan, şans yüzüne gülmeyen biri niçin ve nasıl yaşasın?

Öleceğini bile bile insan niçin yaşar, mücadele eder?

 
Bişeyin motive etmesi gerekmiyor. Yaşamak, hayatta kalmak zaten kendi kendini devam ettiren bişey. Yani vücudun yaşamaya devam etmek için senden izin/sebep vs talep etmiyor. Sistemi sürdürmeye programlı zaten. Yani kısaca dünyaya geldiğimiz için yaşıyoruz bence.

Hocam sen de biraz aksiyon al. Ara ara duyurularını görüyorum, sürekli bir sızlanma modundasın. Sadece ama sadece bu ama. Problemleri biliyorsan problemi çözmek için uğraş, mesela bu bir aksiyondur. Yok problemin çözülemez olduğunu düşünüyorsan da o ortamdan (kurtlar sofrası olarak nitelendirdiğin) yerden uzaklaş, bu da başka bir aksiyon almadır.

Öyle oturup "çok güçsüzüm kahrolsun" deyip bişey yapmamak ise zaten doğada yok. Madem kurtlar sofrası örneğinden girdin ordan devam edeyim, kurtlara hangi avın öylece oturup gelin beni avlayın dediğini gördün? Av zayıfsa da beceriksizse de sonuna kadar mücadele ediyor hayatı için.
  • j r r tolkien hayrani  (09.06.21 13:29:49) 
hayat uzun bir yolculuk. kah gulecez, kah agliycaz, kah cosacaz. sen bu yolculugun bazi noktalarinda uzulmus olabilirsin; ama hatalarinda israr eden bir aptal degilsen guzel gunlerin de olacak.


  • buenosdias  (09.06.21 13:32:42) 
Evrimsel olarak bütün canlılarda olduğu gibi hayatta kalma içgüdümüzden dolayı. Romantize edilecek bir durum değil yani, o kısımlar bizim yorumlamamız.

Şahsi olarak sonunu merak ettiğimden dolayı. Her çağdaki insanlarda olduğu gibi biz de bu çağda tarihe tanıklık ediyoruz ve görebildiğim yere kadar görüp deneyimlemek istiyorum. Tarihi, sosyal, politik, kişisel alanlarda yaşanan/yaşanacak çok şey var ve sonunu merak ediyorum.

Öleceğini bilmek, yaşamaya ya da yaşadığı kadardan keyif almaya engel değil ki. Bu derece sonuç odaklılık gerçekçi olsa bile işlevsel değil, bir sınırı yok. Yemek bitecek diye yememeyi seçmek, oyun bitecek diye oynamamayı seçmek vs zaten istemsizce depresyona götürür.
  • mor bembombom  (09.06.21 13:33:04) 
Yaşarken her an bir süprizle bir insanla bir kitapla tanışıp sevinebilir duygulanabilir ve üzülebilirsin. Özetle insan hissedebilmek için yaşar. Acıyı, mutluluğu, ayrılıgı, kavusmayı hissetmek için yaşar.

6 yıl oldu intihar üzerine doktora tezi yazıyorum. Son demlerine geldim. Tezim bitmek üzere. Bu hayatı istedigim gibi yaşamayı gerekirse sıfırdan başlamayı öğrendim. Hayatımın kendim için ne kadar kıymetli oldugunun farkına vardım. Ölüm elbet gelecek, güzel ölmek istiyorum. Ölene kadar da yalnızca iyi duyguları hissedebilmek için yaşıyorum. Bir çiçegi, karıncayı yahu düşmanımı bile seviyorum. Her bi yaşam özel ve kıymetli. Her başlangıç yeni bir umut. Insan yeter ki kendisiyle mutlu olmaya çalışsın.
  • Corpsebridee  (09.06.21 20:46:35) 
Surec icinde kendimle olan kavgalar, zoru basardiktan sonraki hissiyati cok seviyorum.

Sansin yuzune gulmesi icin sansi yaratman lazim, dogru zamanda dogru yerde degilse o sans kolay kolay sana gulmez.

Hayatı sürdürme konusunda beceriksiz, zayıf kalan birine ben amator spor oneriyorum. Ultra hirsiz ve utangac bir cocuktum, musabakalarda mucadele uzerine cok sey ogrendim.
  • cooperr  (09.06.21 21:12:27) 
[]

İş tavsiyeniz olur mu?

Kıymetli dostlarım, bendeniz rehber öğretmenlik okumuş bir kardeşinizim. Bu yıl işten çıkarıldım. Bulunduğum yerde bir özel okul daha var. Fakat buraya yıl içinde başvurup, kurum sahibi dengesiz bir intiba verdiği için vazgeçmiştim. Bir taraftan özel sektörde tutunabilecek kapasitede bir adam değilim. Bunu farkediyorum. Yüksek lisansı bitirmek üzereyim, kpssye çalışabilirim. Bu vazgeçtiğim özel okula tekrar başvurabilirim. (Kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum) Araştırma görevliliği için ales, yds çalışabilirim. İçimden geçen özelde dikiş tutturabilmekti fakat tutturamadım. Boş durmak hiç istemiyorum. Ne tavsiye ederdiniz?




 
Valla yüksek lisansı bitirmek üzereysen bende araştırma görevliliğinden vazgeç. Hem genel olarak zorlu bir süreç, hem kadrolar çok yok ve torpil dönüyor hem de çoğu kadro sanırım yüksek lisans yapıyor olma şartı ile açılıyor. Elbette çok istiyorsan yardır ancak öyle açıkta kalmamak için belirlenecek bir alternatif değil bence.

Bunun dışında sadece devlet kadrolarına yoğunlaşmak da iyi değil. Misal bildiğim kadarıyla KPSS belli sürelerde oluyor. Amacın KPSS olursa sınav süresine kadar işsiz mi kalacaksın? Eğer öyleyse çok mantıklı bir seçim değil çünkü KPSS de yerleşmek de sanırım biraz zor. Nihai amacını KPSS olarak belirleyebilirsin tabii ancak bence sınav süresine kadar falan da özelde çalış.
  • j r r tolkien hayrani  (02.06.21 20:09:15) 
Bence özel okulda şansınızı deneyin. Olursa orası. Olmazsa bakalım.


  • mobydick  (02.06.21 20:49:16) 
boş durup kuruntu yapmaktansa, o okulda şansını bir dene. Kurum sahibiyle işe alım dışında ne kadar muhatap olacaksın ki zaten?

Baktın olmuyor, salarsın:)

Ama ben başka bir şey söyleyeceğim. ne olursa olsun sosyal medyada aktif olmanı öneririm. Mesleğin buna epey uygun, sosyal medyada alanınla ilgili paylaşımlar yaptığın bir kanalın hesabın vs olursa, atıyorum çocuklara etkili çalışma tavsiyeleri verdiğin, velilere önerilerde bulunduğun vs, bir süre sonra buradan yürürsen marka değerin inanılmaz yükselir. Özel sektörde elin güçlenir. Hatta çok iyi giderse şansına, bi bakarsın özel sektöre de ihtiyacın kalmaz.
  • anten  (02.06.21 21:07:02) 
[]

Özel sektörde tutunmak ve memuriyet

Kıymetli dostlar 3,5 yıldır özel sektörde öğretmenlik görevi yapan bir kardeşinizim. İş hayatında özellikle özel sektörde tutunmak için gereken sosyal ve duygusal beceriler konusunda zayıftım. Yönetim, öğretmenler baktığında merhaba merhaba dışında “açılmamış bir kutu”ydum. Bu konular hakkında kısa süre psikolojik destek aldım. Fakat bu destek iş hayatı için daha girişken, sosyal, sorumluluklarına sahip, işini elinde tutan birine çevirmedi. Belki içe dönük dışa dönük olmak çok önemli değildi. Fakat özel sektörde kısmen içe dönük, pasif durmam elbette lehime olmuyordu.

İki yıl evvel pırlanta gibi bir kadınla evlendim. Eşimin kamuya atanması ile bir taşra şehrine geldik. Ben de özelde iş buldum. 8 aydır çalışıyorum. Bu ara dönemde bir depresyon geçirdim. Var olan işimde iki üç kere olumsuz geri bildirimler aldım. İçeriği dışa dönük, sosyal, öğrencileri sürükleyen bir tavırda olmam gerektiği ile ilgiliydi. Muhtemelen gelecek yıl benimle çalışmayacaklardı.

Bu sırada kpss puanıyla başvurular yaptım. Düz memurluk için mülakat aşamasına girdim. Fakat eşim memurluğa öğretmenliğe göre düşük düzey ve kendi işim olmadığından sıcak bakmıyordu. Ek olarak oturduğumuz yere 70 km mesafede, haftasonu da gitmem gerekebilecek bir kadroydu.
Bir taraftan aynı şehirde özelde çalışabileceğim bir öğretmenlik yeri daha vardı. Buraya başvurdum. Olur verdiler fakat yöneticisi şuan çalıştığım yer hakkında epey karalama ifadeler kullanmıştı. Güven vermediği için şimdiki yerde kaldım.

Yaşımın ilerlemesi, her yıl mezun artışı dolayısıyla kpss’den bir daha aynı puanları zor alırım diye düşünüyordum. Şuan kesin olmasa da tercih imkanı olan bir durumdayım.

Size danışmak istediğim konu şu ki, özel sektörde çabalasa da aynı yerde uzun yıllar kalamayan bir kardeşinizim. Eşim ve ailemde bu konuda eminim ileride daha fazla üzülecektir.
Öncelikle eşime yük olan, keyfi sebeple çalışmayıp evde asalaklık yapan bir eş olmayı asla istemem. Fakat memuriyeti değerlendirmezsem işsiz bir dönem beni bekliyor gibi. Dolayısıyla eşim istemese de kazanma halinde tercih etmeyi istiyorum. Sizin tavsiyeniz nasıl olurdu? Şimdiden teşekkür ediyorum.

 
Tercih edin tabii ki. Eşiniz de olsa başkasının düşüncesiyle hareket etmek yerine kendi düşüncenizle hareket etmeniz daha iyi sizin için.

Siz eşiniz için başka şehre gitmişsiniz. Onun işine saygı duymuşsunuz. O da sizin işinize saygı duysun.
  • dissendium  (21.05.21 16:17:49) 
bu anlattıklarınıza bakarak tercih edilebilir duruyor.


  • elorelia  (21.05.21 16:41:12) 
memur olun.


  • velvetmorning  (21.05.21 17:14:31) 
Özelde çalışan bir öğretmen ve yazdıklarınızla yakınlık kurmuş biri olarak memuriyeti seçin derim.
Özelde öğretmenliğin şartları belli, maaşı belli.

  • bir fincan kahve ile film izlemek  (21.05.21 18:29:39) 
Özel sektörde öğretmenlik amelelikle aynı seviyede çoğu şehir ve okulda. Vasıfsız, lise mezunu bile olmayan adamlarla aynı maaşı veriyorlar hatta. Hatta şöyle okulu temizleyen görevli ile öğretmen aynı maaşı alıyor çoğu yerde.

Memur ol. Fırsatı kaçırma.
  • westblack  (21.05.21 19:35:26) 
Memuriyet fırsatı her zaman gelmez bence de değerlendirin.


  • bitse de gitsek  (21.05.21 20:21:15) 
Bahsettiğiniz şartlarda en doğru tercih memuriyet gibi duruyor. Sizi bilmiyorum ama özelde öğretmen olarak çalışan kuzenimin nerdeyse tüm cumartesileri bazen pazarları zaten okulda geçiyordu. Yeni başlayan bir memur da en kötü 4 bin TL civarı alır. Sizin özeldeki şartlarınız memuriyetten daha iyiyse tereddüt etmeniz bir yerde normal ama biliyorusunuz özelde iş güvencesi yok. Anladığım kadarıyla en çok kafanıza takılan nokta da bu. eğer (memuriyetin hiç gündemde olmadığını var sayalım) size yakın mesafede iş bulamadığınız takdirde özel de olsa uzak da olsa mutlaka çalışmanızı gerektirecek şartlar varsa (ki bu illa maddi sıkıntı demek değil misal evde oturmak sosyal olarak zor gelecekse) 70 km'yi de kafaya takmayın.


  • nihayet  (22.05.21 14:45:51) 
[]

70 km yol memurluk için git gel yapılır mı?

İlçeden şehir merkezine hafta içi beş gün gidiş geliş 150 km civarı gidilip gelinecek.

(Şehire taşınılamıyor.)


 
trafik derdi yoksa yapılır


  • NightBringer  (26.04.21 12:13:19) 
Trafik yok anladığım kadarıyla, o zaman yapılır gayet. Benzin parası ve araç amortismanını da hesaba kat tabii.


  • roket adam  (26.04.21 12:21:13) 
Gidilecek güzergah önemli bu konuda. Örnek; Kocaeli'nin bir ilçesinden istanbul'a gidilecekse yıpratır ama niğde'nin bir ilçesinden, niğde merkeze gidilecekse düşünülebilir.

Birde yakıt mevzusu var. günde 150 km haftada, 600 km. ayda 2400 km yapar yakıt parası maaşda gedik açabilir.
  • komando kani var bende  (26.04.21 12:27:55) 
günde 120 kmye yakın yol yapıyorum, sıfıra yakın trafik, araba lpgli. valla sürekli gitgel yaptığım zaman yorucu olmuyo ama tatilden sonra vs o yolu tekrar gitmeye başlayınca ilk birkaç gün sıkıcı ve yorucu oluyor.

sesli kitap dinliyorum yolda. bir sürü kitap bitirdim.

benim gözüm kesinlikle keser 150 km yolu, şimdiki yolum gibiyse tabii.

ben eskiden 20 km yolu 45 dakikada gidiyordum şimdi de 60 km yolu 45 dakikada gidiyorum, değişen pek bir şey olmadı benim açımdan yani.
  • mezarkabul  (26.04.21 12:33:31) 
başka seçenek yoksa mecbur. en fazla 1 saat sürer evden çıkıp işyeri kapısından girmen. trafik de yoksa denildiği gibi yapılır bence. daha fazlasını yapan arkadaşlarım vardı eski iş yerimde yine memurluk için. ayrıca istanbulda vs. insanlar için normal bir şey bu (km olarak değil zaman olarak)


  • papuayenigine02561  (26.04.21 12:58:28) 
yapılır sıkıntı yok. bir tablet bir kitap al yanına film izle kitap oku


  • sizofren06  (26.04.21 13:06:43) 
her gün mesai için 40 km gidip 40 km geliyorum (dum uzaktan çalışıyoruz şimdi)
sizin yaptığınızın tersini yapıyorum, şehir merkezinde oturup ilçeye gidip gelmek şeklinde. yağmurda soğukta zor oluyor tabi ama yapılmayan iş değil. saatler denk gelirse trenle, olmadı ilçeler arası otobüsle. kitap okuyorum, oyun oynuyorum, uyuyorum, çalışıyorum, duolingodan dil öğreniyorum, şarkı dinliyorum bir şekilde vakit geçiyor, ama gene de yorucu oluyor.
son 1 yıl işyerinden arkadaşlarla carpool yaptık, sırayla her gün biri aldı, hem zaman açısından kısaldı, hem de daha az yorucu oldu.
bizimle carpool yapmayıp tek başına arabayla gidip gelenler de var ama hem benzin masrafını nasıl karşılıyorlar hem de hergün yolda nasıl sıkılmıyor anlamıyorum.
  • halanne  (26.04.21 17:35:44) 
[]

100 bin lira nasıl değerlendirilebilir?

Soru başlıkta




 
sepet yap. 1/3 borsa 1/3 coin 1/3 döviz.


  • al basmadan donu var  (16.04.21 12:59:55) 
Sepete coin de girmiş artık :)
Sepet yap:
1) altin, dolar, euro
2) (hemen bozmayacaksan) altin, dolar, tl vadeli (uzun sureli)
3) araba al kapinin onunde dursun.
  • prole  (16.04.21 13:09:30) 
Bu senin diğer parametrelerine bağlı.

Birden fazla 100 bin liran varsa kafana göre takıl

Benim gibi bir adet 100 bin liran varsa

- Vadeli Mevduat
- Gram altın
-Dolar

Adetten: ytd
  • paramolacak  (16.04.21 13:13:55) 
kısa mı uzun vade mi düşünüyorsunuz bu önemli çünkü kısa vadeli ise borsa ve coinden verim alamazsınız. uzun vadede ise mevduat faizi-altın/dolar uygun olmaz.

öncelikle yatırım araçları olark uzun vadeli borsa-coin mantıklıdır. halka arz-temettü geliri değerleri için bilinçli bir sepet hazırlayabilirseniz çok iyi olur.

kısa vadede ise altın-dolar-tl faizi riski dağıtarak tutabilirsiniz. ama bunlar tam olarak yatırım sayılmaz daha çok tl deki değer kaybından avantaj elde edersiniz.

bir yatırım danışmanı ile görüşürseniz detayları anlatacaktır başlangıç için 100bintl çok iyi bir sermaye bence
  • windymimas  (16.04.21 14:13:17) 
50 lirasına sepet al :) sonra o sepetin içine ;
%10 halka arzlar
%5coinler
%10 döviz
%70 devlet katkılı bes
%5 yataş hissesi koy
yatırım tavsiyesi değildir :)
ileride bunlar büyüyüp sepete sığmaz olunca bir sepet daha al :)
  • ekşi okuryazarı  (17.04.21 12:37:01 ~ 12:59:40) 
Halka arzlara nereden bakılıyor? Nasıl alınıyor? Risk var mı?


  • gelmeistemem  (17.04.21 12:57:02) 
[]

Yolcuyu otogara götürmek için özel araçla seyahat

Yasak mı? Yolcunun bileti var şoförün yok.

Şoför ceza yer mi?


 
ben götürdüm bileti ibraz ettik saldılar.

konum: izmir
  • phonex  (08.04.21 20:56:46 ~ 20:56:58) 
[]

Sadece kalori hesabı ile kilo verilir mi?

Gün içinde 1500 kaloriyi simit, soslu döner dürüm vs ile dolduruyorum.

Hafif spor artı bu diyetle kilo vermem mümkün müdür?


Boy 1.79 Kilo 98

 
Sadece kalori değil, yediklerinizin içindeki oranlar da önemli.


  • ruhen hastayim ben  (01.04.21 17:49:18) 
Makro dağılımını yapmanız şart. Dağılımda da belirli araştırmalar karar mekanizması oluyor. Örneğin yağsız kütle çarpı 2-2,5gr gibi bir protein alımı önemli. Hatta yag yakımı için 3gr olması gerektiğini belirten araştırmalar mevcut. Yine karbonhidrat ve yağı da ayarlamanız ve gün içinde boğazınızdan ne gectiyse fatsecret gibi uygulamalarla takip etmeniz kontrollü beslenme için elzem. Soslu dönerle simitle olmaz o iş. Elbette kalori açığı sizden bir seyler alır ama bunun tercihen yağdan sağlanması bahsettiginiz beslenmeyle verimsiz hale geliyor. Kas kaybı kaçınılmaz.


  • karacigerim vur kadehlere  (01.04.21 17:57:15 ~ 17:59:14) 
Verilir. Skiny fat olursunuz. Türkçesi göbekli sıska olursunuz.


  • Mirket  (01.04.21 18:16:11) 
Mirket +1

Harcadığınız kaloriden az kalori alırsanız tabi ki verilir ama yağ oranı, yağ yakma vs için oranlar da önemli.
  • turkce konusan uzayli  (01.04.21 18:27:12) 
İyi kalori kötü kalori olayını bir araştırın


  • elorelia  (01.04.21 19:08:09) 
Sürdürülebilir değil ama başlangıç için olumlu. Vücuttaki atalet azaldıkça sporun dozu da artar farkında bile olmadan.


  • armagan abanuz  (02.04.21 03:10:06) 
[]

Aileden uzak olmaya ne zaman alışıyoruz?

6 ay oldu; ben hala alışamadım. Çok mutlu da olsam, yanımda çok sevdiğim baska insanlar eşim de olsa özellikle annemi, babamı, kardeşlerimi çok özlüyorum. O özlem geldiği anda da 'annen baban yanında degil, senin keyfine bak' moduna geçiyorum.

Gecenin bir yarısı yine oldu, icimi tuhaf bir boşluk kapladi, uyuyamiyorum. Yaşadığımız şehire 7 saatlik mesafedeler.

Ne zaman gecer ki bu his? Utanmasam annemi babamı ozledim diye oturup aglayacagim.

 
valla üniversiteye başlayınca alışmıştım birkaç ay sonra. 8 yıldır yılda 2-3 ay görüyorum max.


  • jelly bear  (23.03.21 21:20:30) 
Ilk deneyimim anaokulunda yatılı olan program ile başlamıştı. tam gün olana yazdırmıştı annem. öglenleri uyuyamıyordum ve camdan dışarı bakıyordum hep ama asıl travmam ilkokul beşinci sınıfta birden beni sınıftan alıp eve götürmesiydi (okulun son günüydü) içimde garip bir burukluk vardı, kimseye hoşcakalık diyemeden gitmiştim. sanırım o an bende travma yarattı. insan sevdiklerinden birden kopabiliyor, bu aile ile de olabilir diye aklımda yer etti yıllarca. şimdi de zaten beni sildiler gibi o yüzden pek koymadı bana.


  • evimin paspasi  (23.03.21 21:29:09) 
“ annen baban yanında degil, senin keyfine bak”
Bu psikoloji bende de vardı yeni evlendiğimde. Özellikle pandemi de olunca 2 aya yakın bir süre görüşememiştik. 1.5 yıllık evliyim. Birkaç ay oldu bu duruma alışalı sanırım. Özlem hep var tabi ki. Ama gün içinde sürekli telefonla konuşuyoruz, görüntülü konuşuyoruz falan. Bir şekilde halloluyor.

  • hrvl  (23.03.21 22:30:50) 
özlüyorum ama ayrı hayatlara sahip olmamız gerekiyor. bunu kabullenip artık yeni bir sayfa açtığının farkında olman lazım.


  • roket adam  (23.03.21 23:44:14) 
anladıgım kadarıyla guzel aile bağlarınız var. oyyleyse o his hep içinizde kalır ancak fazla da da aileye düşkün olmamak gerek. kendi hayatınıza bakın oyalanın yakında kalmaz bir şey.


  • camene87  (24.03.21 00:02:50) 
ben 4-5 yaşlarında ayrı kalmak zorunda kaldım. o zamanlar durmadan ağlıyordum. hep çok üzgündüm. sanırım o zaman alıştım ve sonrasında en uzunu 1,5 yıl olmak üzere ailemi hiç görmediğim çok uzun zamanlar oldu. özlemiyor değilim ama bu günlük hayatımı etkilemiyor.
şimdi de pandemi yüzünden türkiye'ye gelemedim bir yıldır yurtdışındayım.

aslında benim de aile bağlarım güçlüdür fakat herkesin hayatının ayrı olduğu ve birbirimiz yanımızda olmadan da hayatımıza devam etmemiz gerektiği gibi bir düşünce var. zaten böyle de olmalı bence. kendileri de ailelerine 8 saatlik mesafede yaşıyorlar 30 yıldır.

2 günde bir arıyorum ama annemi.
  • bohr atom modeli  (24.03.21 00:14:39 ~ 00:19:16) 
ben de universiteye baslayinca 2-3 ayda alistim.

son 2-3 yildir yilda toplam bir ay kadar falan goruyorum.

bi de esin yanindaymis. daha ne.
  • batlegolas  (24.03.21 04:21:51) 
ilk uzun suteli ayriligimiz cocukken 1,5-2 yaslarinda olmustur. ikisi de calistigi ve bana bakacak kimse olmadigi icin 8-9 saat uzakliktaki anneanneme gotururlerdi ara ara. sonralari yaz tatillerinde hep orada kalmaya basladim bu hemen hemen ergenlige kadar devam etti. sonrasinda onlar goturmese de ben severek gitmeye basladim hep. 17 yasimdayken de universiteyi kazaninca zaten otomatik olarak uzak kalmis oldum. pek ozlemem hala, yaklasik 2 saatlik mesafedeler ama bazen 3 ay gitmedigim oluyor. diyecegim o ki kucukken alisinca zorlanmiyor insan ama yasini basini aldiktan sonra ayri kalinca zor geliyor sanirim. yuksek lisanstayken ben alisamiyorum diyip okulu birakip ailesinin yanina donen bir arkadasim olmustu, universiteyi ailesinin yaninda okumus yuksek lisans icin istanbul'a gelmis.


  • in vino veritas  (24.03.21 09:54:25) 
[]

Bir yazılı test online hale nasıl getirilir?

İlk test bu şekilde

aaabaaabaaa b’leri işaretleyecek


Her satır için 20 saniye süre olacak


2.test ben sesli direktifler koyacağım dinledikten sonra boş kutuya yazacak.
Üstüste belli sayıda hata yaparsa test bitecek.


Bu iki işlem hangi programla yapılabilir?

 
Qualtrics gibi online survey platformlarında yapabilirsiniz sanıyorum.


  • fotrsapka  (09.03.21 11:02:41) 
[]

Ne tavsiye ederdiniz?

Bir yakınımız var. Bugün dertleştik. Adı Ahmet olsun.

Eşi en ufak yapıcı eleştiride öfkelenip, Ahmet'e hınçla doluyor. Sonra hiç bir şey olmamış gibi gelip yakın davranmaya çalışıyor. Ahmet'in bir konuda 'hayır' demesini kesinlikle kabul etmiyor. Ahmet'le duyguları üstüne (nasıl hissediyorsun vb. gibi) konuşmaktan imtina edip kaçınıyor, ve konuyu değiştiriyor.

Bir konuda istediği olmazsa, herhangi bir konuda reddedilirse suratını asıp, sessizliğe gömülüyor.Bir de tartışmalarda hep manipülatif, asla suçunu kabul etmiyor.

İki senelik evliler. Ahmet bu hallerinden dolayı anksiyetesi yüksek bir arkadaş. Ne yapmasını tavsiye edersiniz?

Teşekkürler.


Ek sorular

1) Boşanmak istenirse aileler önceden tanışık. Eşi de ben boşanmak istemiyorum diyor. Mevzunun büyüme ihtimaline karşılık Ahmet nasıl davranabilir?

2)Ahmet işsiz. Eşi devlette çalışıyor. Ahmet'ten nafaka alır mı?

 
Ahmet boşansın.


  • fezagezgini_4  (28.02.21 22:36:43) 
2)Ahmet işsiz. Eşi devlette çalışıyor. Ahmet'ten nafaka alır mı?

bu kadınlar ne zaman erkeklerin yakasını bırakacak.
  • ayseee  (28.02.21 22:40:48) 
ahmet seviyor mu sevmiyor mu? ne hissediyor?
yani evlilik bu, sanki hiç tanımadığı biiryle birlikte de ilk defa karşılamış bu durumla, eşinin bu huyuyla gibi yazmışsınız.
ne bileyim ayrılık kafasına geldiyse bile eşinin zorla nafaka alacağını mı düşünüyor nasıl insanlarla evleniyorsunuz siz? yani ahmet bey?
nafaka durumu boşanmanın gerekçesine ve koşullara bağlı olarak belirlenen bişey yani o da baya davalık nefretlik olursanız :/
çift terapisine neden gidilmiyor?
ahmet anksiyetesi varsa veya genel olarak bu durumlardan rahatsızsa zaten neden psikoloğa, terapiye falan gitmiyor sizinle dertleşeceğine?

bi de size ne cidden? insanların hayatlarına karışmayın. onların hayatlarında neler olup neler olmadığını kimse bilemez.
  • rewlack  (28.02.21 22:46:58) 
Esinde narsistik patolojiler var. terapiye gitsin ahmet


  • mor oje  (28.02.21 22:51:06) 
eleştiriye tahammülsüzlük - check
öfke patlaması - check
hayır cevabına (istediğinin olmamasına) tahammülsüzlük - check
partnerinin duygularını görmezden gelmek ve hatta bilmeye tahammül bile edememek - check
manipasyon - check

narsisistik kişilik bozukluğuna çok benziyor, aman dikkat.

Ahmet narsisistik kişilik bozukluğuna dair her şeyi okusun ve bu sırada eşini çaktırmadan çok dikkatli gözlemlesin.

Okuduğu her şeyde eşini buluyor, aa benim eşimi anlatmışlar diyorsa bu ihtimal çok yüksek.

öyle olursa:

1. eşine sende böyle bir şey olduğundan şüpheleniyorum psikologa gidelim demesin kabul etmez.
2. boşansın ama boşanma sürecini anlaşmalı atlatmaya çalışsın ki çok zor olabilir. eşini boşanmayı o istiyormuş gibi manipüle etmeye çalışmak belki denenebilir.
3. eşi bu süreçte çok değişmiş gibi yapabilir, melek gibi davranabilir, kanmasın, Ahmet'in aleyhine delil toplamaya çalışabilir, Ahmet çok dikkatli olsun, Ahmet'i sinirlendirmeye çalışabilir hatta şiddete provoke edebilir, sinirlerine hakim olsun.
  • la lykia  (28.02.21 22:58:09) 
Ahmet başlangıç olarak şuralara göz atabilir:

www.narsistlemucadele.com…-yazlar.html?m=1

narsistiliski.blogspot.com…u-cevap.html?m=1

www.narsistleyuzlesme.com

narsistleyasam.jimdofree.com
  • la lykia  (28.02.21 23:03:16) 
2. ahmet işsiz ve eşi çalışıyorsa ahmetin eşinden nafaka alma ihtimali var, en azından kanun üzerinde.


  • bos dusunce balonu  (28.02.21 23:09:01) 
Bu duyuruya yazılanlar ile bir yorum yapmak doğru olmuyor. Yani öyle bir yazılmışki Ahmet melek, eşi ise berbat birisi. Eşi herhalde bir anda böyle berbat birisi olmadı.

Ahmet'in niyeti boşanmak, buna bahane bulmasına gerek yok.

"Ahmet bu hallerinden dolayı anksiyetesi yüksek bir arkadaş."
"Boşanmak istenirse aileler önceden tanışık."

Belliki Ahmet ailelerden çekinip boşanmaya çekiniyor. Kocaman adamın ailesinin tepkisinden çekinmesi biraz garip. Madem bu kadar 'sorunlu' biriyle evli -galiba çocuk yok- ailede tabi boşansın der.
  • GoodMorningTeacher  (28.02.21 23:11:26) 
Ahmet kendi hatalarını ve yanlışlarını görmüyor veya bize aktarmıyor. Ailelerden çekinme sebebi acaba nedir? Ahmet melek değil. Hikayeyi hiç bir zaman tam anlamıyla bilemeyeceğiz. Ahmet'e de ki; yorumlamak bana düşmez, bir de dön aynaya bak.


  • Amory Lorch  (28.02.21 23:26:01) 
hikayenin bu haliyle ahmet psikolojik şiddete maruz kalıyor.

1. ailelerin ne zamandan beri tanıştığı falan önemli değil.
ahmet bir hedef belirleyip ona uygun şekilde davranmalı.
en azından belli bir süre sonra boşanmayı kafasına koyarsa, boşanmayı düşünen bir eş gibi davranmalı yani.

2. alabilir, bu durumlar belli olmuyor.
karşısındaki boşanmak istememeye devam ederse ve çekişmeli ayrılırlarsa, karşı taraf sırf pislik olsun diye nafaka isteyip süreci uzatabilir.
sonunda nafaka bağlanmasa bile ahmet'i yıpratmış olur.
  • blatta hiberna  (01.03.21 00:17:49 ~ 00:19:40) 
ahmet psikolojik şiddet görüyor + 1

ahmet'in eşi onun kontrol alanında değil. kontrol alanında olan yegane şey kendisi, kendi davranışları. evlilik dediğiniz noktaya gelene kadar bu davranışlar muhakkak olmuştur, öyle hoppp gece uyudum sabahına narsistik kişilik bozukluğu davranışları da tam bana göreymiş demez kimse. ahmet dönüp kendisine diyecek ki, benim sorunum ne aga, neden böyle bir ilişkiyi evliliğe götürdüm, neden bunu sürdürdüm, bana bunların yapılmasına neden izin verdim/veriyorum. kendisinde bu davranışların karşılık geldiği noktaları bulacak zira kendisi sağlıklı bir duygusal duruma sahip olsaydı şu an bu evliliğin içinde olmazdı.

tekrar hatırlatıyoruz, eşi onun kontrol alanında değil, kendisinde ki sorunu çözmesi gerekiyor. aksi halde ahmet bu eşten boşanır sonra hop koşa koşa yeni bir toksik ilişkinin kollarına atar kendisini. dönüp kendiyle konuşsun ahmet bi zahmet. ışıl ışıl aydınlanıp zihni açılınca boşanmadır, nafakadır daha sağlıklı bir şekilde çözer.
  • Phoebe  (01.03.21 15:40:16 ~ 15:43:12) 
[]

Hayatın yetişkin tarafıyla, çocuksu tarafını nasıl dengeliyorsunuz?

Bir tarafta sorumluluklar, hayat mücadelesi, öteki tarafta sorumluluktan uzak, rahat sıcacık yatak, bunun verdiği mutluluk.

Ben şunu merak ediyorum. İşten eve geldiğinizde ekmek parası telaşından, sosyal hayata, hobilerinize nasıl geçiş sağlıyorsunuz. Ben iş, sorumlulukların içinde bazen kayboluyorum.
Evde bu stresim devam ediyor, bir türlü rahatlayamıyorum. Hobilere salarsam da kendimi çocuklaşıyorum. Keyif alıyorum. Ama ertesi gün sabahın bilmem neresinde işe gitmek zul geliyor.

 
welcome to the real world
açıkçası ikisi bende çok güzel gidiyor işyerinde goygoy yapabileceğin arkadaşların varsa ve işini seviyorsan o iş güzel geçiyor.

  • basond  (25.02.21 12:23:30) 
Zaten aslında rolden role bürünüyoruz. Eve geldiğimizde ev işi yapan düz insan bireyi olup iş yerinde x müdürü, bilmem kim sorumlusu oluyoruz. Zaten olması gereken de bu, basond'ın dediği gibi yetişkinlik bu roller arasında gidip gelebilmek aslında.

O iş yeri sorumluluğunu/yükünü bırakıp eve dönmece, yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri. Hatta bazen evde, işle ilgili bir şeyi hatırlayıp "şu anda sorunum değil, yarın düşünürüm" diyebiliyorum ve o yük hafiflemesi çok hoşuma gidiyor.
  • mor bembombom  (25.02.21 13:39:59) 
[]

İnternet üzerinden yapılabilecek işler

Taşrada kırk beş bin nüfuslu bir ilçedeyiz.
a)Fiziki olarak hangi işi tavsiye edersiniz?
b)İnternet üzerinden küçük sermayeyle hangi işler yapılabilir?


 
Ikinci el ürün alıp satabilirsin

Büyükşehirlerde olup orada olmayan ürünleri satabilirsin
  • intern in the house  (10.02.21 00:51:18) 
Sosyal medyayı iyi yönetirim diyorsanız network satış markalarına üye olabilirsiniz.
Satış yapma zorunluluğu yok, eklediğiniz insanların ve onların altına eklediklerinden ne satarlarsa 4 kuşak pirim alıyorsunuz.
Bunun internetten kısmı nedir derseniz İnstagram açtım blog açtım hanımlar gelin beraber kazanalım denemesi bedava diyorum geliyorlar cidden. Millet iyi de satıyor evhanımları seviyor böyle şeyleri.
Yuzumu gözümü göstersem daha çok insan toplarım ama o kadarına çıkamam akmasa da geliyor bir kazanç zamanla iyi bir büyüme katedeceğimi düşünüyorum.
  • cilekli pasta  (10.02.21 10:17:47) 
[]

Dostlar kan değerlerim nasıl?

Soru başlıkta.




 
Pek iyi değil


  • sta  (04.02.21 15:31:03) 
Bu nedir dostum?hep mi fastfood yiyorsun?
Yasin kac kilon kaç?

  • art vandaley  (04.02.21 15:33:59) 
hdl kaç acaba. benim de kolestrol yüksek ancak hdl yüksek olunca doktor önemsiz diyor total kolestrol.
diğerlerini bilmiyorum.

  • nzessia  (04.02.21 16:18:42) 
bir buçuk iskender veya iki tane big mac yedikten sonra kan verdiysen normal.


  • uuth  (04.02.21 16:22:31) 
Ben de bugun yaptirdim.

Ldl 170
Kolesrerol 250
Hdl 55
Trigiliserit normal

Diyete devam cikto benimkinde. Gexmis olsun.
  • Filinta61  (04.02.21 16:37:20) 
[]

İzzet Güllü’nün fikirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geleneksel psikiyatriye karşı durarak anksiyete vb durumlarla kişilerin etiketlenmesi, bunun sonucunda ilaçlı kısır bir döngüye sokulduğunu ifade ediyor.

İnsanların hastalık psikolojisine sokuldukça daha takıntılı hale geldiğini ifade ediyor.

Düşünceleriniz nedir?

Ek soru: Dünyada bu tarz düşüncelere sahip tavsiye edeceğiniz kişiler var mı?

 
Konunun uzmanı değilim ama ilaç döngüsüne giren kimsenin en az 2-3 seneden önce normale döndüğünü görmedim. Psikologlar da daha ilk seanstan bam diye ilacı tavsiye edebiliyorlar, yani bi seansta kimi nasıl tanıdın, ne yaptın da direkt ilaç önerdin, başka hiç mi farklı bir yolu yoktu bunun? Bence de bu konuda ciddi bir reform ihtiyacı var gibi geliyor.


  • roket adam  (23.01.21 17:37:08) 
[]

Bu kazada kim kusurlu?

Sanayi sitesi içinde dört yolda resimdeki gibi bir kaza oldu.
Sağdakinin geçiş üstünlüğü var fakat biz geçerken sağ taraftan hızla bize çarptı.

100de 100 biz kusurlu çıktık. İtiraz etmeli miyiz?

 
Sanirim tek sansiniz, sizin o yokken giris yaptiginiz yönünde savunmayla olur. Ama bunun gerceklesmesi de ancak gizin yürüme hizinda ilerlemenizle mümkün.

Bence itirazlik pek bir sey yok.
  • VIPCH  (21.01.21 13:37:12) 
Kontrolsüz kavşak ise sağdan gelenin geçiş üstünlüğü var. Bence de %100 siz kusurlusunuz.


  • himmet dayi  (21.01.21 13:38:26) 
Karşı tarafa kaç kusur vermiş?


  • malheiros  (21.01.21 13:47:48) 
trafik ışığı veya yol ver/dur tabelası gibi unsurlar yok ise yol sağdan gelen aracın. buna itiraz edecek bir şey yok.


  • helenart  (21.01.21 13:52:58) 
[]

Al-sat yapılabilecek ürün tavsiyeniz neler olur?

İnternetten veya fiziken aldığım ürünleri satmak istiyorum

600-700 liralık bir ek gelir yeterli olur.

Neleri tavsiye edersiniz?

 
Internetten nereden satacaksınız. Vergi vermek şirket kurmak...


  • optimistbakunin  (24.11.20 12:59:09) 
letgo'dan vergisiz satabilir ama orası ölücü doludur, telefon satışı çok hızlı oluyor yine küçük ev aletleri de aynı şekilde çok hızlı ya da kadın giyim olabilir yine dolap, gardrop gibi uygulamalarda vergisiz satış yapılır.


  • anarsika  (24.11.20 15:02:45) 
[]

Doktora danışmadan vitamin takviyesi almak

Magnimore plus ve möller omega 3 kullanmayı planlıyorum.

Herhangi bir sıkıntısı olur mu?

Kullananlar ne faydasını gördü?

 
Magnimoreu hiç duymadım o yüzden bilmiyorum ama omega 3 ü çoğu doktor tavsiye ediyor zaten kullanılmasını özellikle balık az tüketiliyorsa. Ben de 2 aydır düzenli kullanıyorum ve bir sıkıntı yaşamadım artı haftada 1-2 mutlaka balık tüketiyorum.

Başka takviyeler de kullandığım için omega 3 ün bende ne faydası olduğunu bilemiyorum. Ama genel olarak kullandığım diğer vitaminlerle beraber gördüğüm faydalar; daha enerjik hissediyorum, anksiyetem azaldı büyük ihtimal magnezyumun etkisi oldu bunda, ve kilo verme dönemimde çok yardımcı olduklarını düşünüyorum.
  • carmenta  (13.11.20 22:28:17) 
[]

Tezin literatür taraması ve hipotez yazılması

Tezin literatür taraması en az kaç sayfa olmalıdır?

İçinde literatürün genel, yarı detay bir özetinin olması yeterli olur mu?

Ek olarak: Yüksek lisans

 
Çok fazla değişken söz konusu.

Lisans? Yüksek Lisans? Doktora?

Sosyal Bilimler? Fen Bilimleri? Sanat?
  • armagan abanuz  (03.11.20 09:55:06 ~ 10:59:03) 
[]

Kışın enerji düşüklüğü normal midir?

Sizde de var mıdır?

Enerji düşüklüğü, uykululuk, akşam erkenden uykunun gelmesi vs.


 
Bende de oluyor arada özellikle bugünlerde hem de. Kışa girdiğimizden sanırım. Fazla uykuyu hiç sevmezken uyku yetmez oldu. Çay, kahve soğuk su çarpma, erken kalktıktan sonra uyumamaya çalışarak savaşıyorum.


  • Amaranta ursula  (31.10.20 21:38:33) 
Son bir haftadır böyleyim ben de. İşte keyifsizdim, evde de hiçbir işe elimi atmadan camış gibi yattım. Sebebini anlayamadım.


  • elorelia  (31.10.20 22:09:55) 
d vitamini eksikliği olabilir. belirli seviyenin altında düşünce depresyon mutsuzluk yorgunluk ağrıya sebep oluyor. güneş almadığımız için dışardan takviyeyle alıyorum ben. günlük 3-4k iu.


  • lata  (31.10.20 22:11:38) 
Bugun yataktan kalktım kahvaltı bittiği gibi koltukta uyuyakaldım, sonra kanepeye geçtim. Uyandım ama kalkamıyorum, hava da bugün serin olunca.

Kışın böyle oluyorum ben. Hava sıcaklığı ve psikolojik halim durumu etkiliyor bende.
  • biseysorcaktim  (01.11.20 16:16:23) 
valla bana senelerdir her mevsim geçişi olur, hatta ilaç da yazıyorlardı.

herhalde bu sene daha dibe vuramayacağımdan hafif geçiyor
  • passion rules the game  (01.11.20 16:23:16) 
[]

Evliliğin ilk iki yılında boşanmayı düşündünüz mü?

soru başlıkta




 
Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil.

Hocam aile tanışması ile evlendiniz de, zorla mı evlendiniz? Sevgisiz ve tanımadan oluşan bir birliktelikten nasıl bir evlilik beklenir ki? hayır ilerde çocuk da olur, bu dünyanın mutsuz bir ailede büyümüş 1 bireye daha ihtiyacı var gibi o da büyür.
  • lcha  (19.10.20 14:15:23 ~ 14:15:51) 
Ailelerin tanıştırmasında sıkıntı yok da, o kişiyi tanımadan evlenmekte sıkıntı var. Yani insanlar bir sebep tanışabilir. Bir bar, internet, aileleri vasıtasıyla, arkadaş ortamında. Sadece karşındaki insan kendini tanıtabiliyor mu, gizliyor mu, bunun için vakit tanınıyor mu, yoksa göze batan kusurları görmezden geliniyor mu bunlar önemli. Burada evliliği çıkmaza giren neredeyse herkes, eşinin sevgililik döneminde yaptığı kusurları görmezden geldiği için ya da evlilik öncesi eşinin ailesini tanıma ihtiyacı duymadığı için problemler yaşıyor.

Özetle başlangıçtaki küçük sinek evlenince mide bulandırıyor
  • Unde bach canim  (19.10.20 14:16:21) 
yeteri kadar tanımadan mecburmuş gibi evlenmişsiniz bence. kendi bulduğunda da böyle sorunlar çıkabilir bu arada ama, aradaki sevgi daha yoğun oluyor ve bi şekilde çözüyorsun. sevgi ve saygı olmadı mı farketmeksizin sorun olabilir.


  • rayde  (19.10.20 14:25:11) 
ayrıl gitsin psmstc, bekarlık sultanlık harbiden. yaşıyoruz hayatı.


  • stewie  (19.10.20 14:25:45) 
eski duyuruları da okudum ve gerçekten işin zor. bir ömür törpüsü ile evlenmişsin dostum. eğer nafaka fln dert olmayacaksa boşanmayı düşün bence.


  • dafuq  (19.10.20 14:38:07) 
bence de aile tanıştırmasında bir sorun yok. ama siz birbirinizi yeteri kadar tanımadan evlenmişsiniz. rahatsız olduğunuz şeyler belirli bir konuda yoğunlaşıyor olsa çözümü kolay olabilirdi ama birkac sorunuzu hatırlıyorum da esas sorun şu an tanıdığınız kişiye ısınamamanızdan kaynaklanıyor.

yakın arkadaşım da bir anda tanışıp birkaç ay gibi kısa bir sürede evlenmişti. haliyle birbirlerini gerçek anlamda tanımaya vakitleri olmadı. yedinci aylarında dava açtılar çünkü tanıdıkça daha çok yabancılastılar, birbirlerinin gerçek karakterlerini kabul edemediler. simdi bu durumda problem evlilik fikrinden ziyade kişilerin gercekten sevip saymadan evlenmelerinde.

daha fazla yıpranmadan çözersiniz umarım.
  • pink cadillac  (19.10.20 14:50:17 ~ 14:52:08) 
27 yasinda bekar bir kadinim, bekara kari bosamak kolaydir diye bu aciklamayi yaptim ki cok da dikkate almayin.

ama bir suru aile seminerine katildim, aile danismanlariyla gorustum tanistim. evliligin ilk 3 senesinde sorun yasamayan, birbirine alismayan yok gibi sanirim.

evli arkadaslardan da gordugum kadariyla, severek de evlenseniz, senelerce flort edip de evlenseniz, gorucu de olsa o eve birlikte girdikten sonra binbir turlu sorun cikiyor. cikmayan neredeyse yok benim etrafimda. evlilik sanki basli basina hem sorun hem beraberlik gerektiren bir sey gibime geliyor. yani evlenirken mutlu olacagim, huzur olacak kesin diye dusunmekten vazgectim ben mesela, sorunlar paket halinda geliyor bence. kaldi ki inancli bir insansaniz, islam alimleri de imtihanlarin artacagini soyler evlilikle birlikte. bu ulvi bir durum degil bence yani goklerden gelen imtihanlar vardir seklinde degil. olay baska biriyle, baska bir insanla beraber yasamak, iliski, iletisim kurmak vs. basli basina zor isler. arkadaslarimizla senelerce sorun yasamadik mi? ailemizle sorun yasamadik mi? is hayati, aile hayati sorunlu degil mi? sorunlar hep var, herhalde hayat onlari cozme kabiliyeti gelistirmek ve mucadele etmekten geciyor diye dusunuyorum.

o kadar da kolay degil bosan demek. baska biriyle evlenseniz sorunlar cikmayacak mi? esiniz problemli olabilir, sizi de degerlendirmeye almak gerek, belki onun da bize soyleyecekleri vardir. burda sizi suclamiyorum sadece bazen kendimize bakmak zor olabiliyor, balik denizin icindeyken suda oldugunu biliyor mu bilmiyoruz? birinin onu denizden cikarip bak sen burda yasiyorsun ve su su sartlarda demesi gerektir belki de.
  • kırmızıayakkabılıgargamel  (19.10.20 15:03:41) 
Karsilikli sevgi ve evliligi yurutme istegi olmadan zor. Birbirini taniyarak ve severek evlenince bile uyum saglayana kadar bocalamalar oluyor, bu noktada da ben bu insani seviyorum ve kaybetmek istemiyorum hissi iliskiyi kurtariyor. Tanımadığın, sevmedigin, seni de sevmeyen bir insanla hangi motivasyon iliskiyi ayakta tutacak, buna göre karar vermeniz lazim. Evlilikte karsindakini sevmesen cekilmeyecek binbir tane husus var.


  • passive aggressive  (19.10.20 15:24:01) 
sevdiğim biriyle evlenmedim demeye getirmişsiniz. bunun ötesi yok ki. ilk iki yıl, son beş ay ne farkeder ya da profil fotoğrafını telefonuna koysa ne olur siz onun fotoğrafını gözünüzün önünde istemedikten sonra?
ha yürüyor böyle ilişkiler de çocuk oluyor, daha kötüsü işler yoluna girsin diye çocuk yapılıyor, aileler zaten tanıştırdıkları için baskı unsuru, bir de kendi kendine geçimsizliği normalleştiriyor insanlar.
akıl fikir.
  • not dark yet  (19.10.20 15:31:54 ~ 15:33:52) 
Eski sorularınıza da baktım geldim. Ya boşanacaksınız ya da boşanmazsanız bir seneye eşinizin isteğiyle çocuk yapacaksınız, sonra da "çocuk var, nasıl boşanayım" diye böyle böyle yaşlanacaksınız.

Son sorunuzun cevabı: hayır evlilik kavramının kendisinde sıkıntı yok.
  • kobuzchu kiz  (19.10.20 15:42:29) 
Siz eşinizi sevmiyorsunuz ilk önce onu kendinize itiraf edin bir.

Burada eşinizin yaptıklarını tasvip etsek de etmesek de onu suçlayıcı bir şekilde arkasından konuşmanız burada çok kötü. O size rakip olan bir arkadaşınız değil. Yoldaşınız, kader ortağınız, arkadaşınız, dostunuz, sevgiliniz, eşiniz.

Mesela normalde seven bir eş, karısının telefonuna kendi fotoğrafını koyması (çok avam bulsam da) gibi bir olayını burada onu küçük düşürücü bir şekilde anlatmaz. Kendisine bu durumun kendince komik olduğunu ve kötü gözüktüğünü söyler, kararı kendine bırakır.

Evlilerin, sevgililerin birbirinde hoşlanmadıkları bir ton şey var. Konuşarak çözüyoruz bunları. Kendisinden şikayetçiyseniz, buradaki söylediklerinizi kendisine söyleyin ve boşanın.

Evlilik çocuk oyuncağı değil ayrıca. Kanınızın ısınmadığı, gönlünüzün sevmediği, çekim hissetmediğiniz biriyle hemen nasıl evlendiniz. Bu bir sevgililik değil ki, resmi bir olay, ha diyince hemen ayrılacak bitecek bir şey değil, Nafakayla uğraş dur şimdi.
  • Hallegadola  (19.10.20 15:47:06 ~ 15:48:45) 
evliliğin ilk 2 yılı ip çekme yarışı gibidir. biraz sen çekersin ipi, nereye kadar geliyor sınırları neresi, gücü ne kadar, hassas yeri neresi öğrenirsin. biraz karşı taraf ipi çeker. hele görücü usulü evlenmişseniz bu durum iyice ayyuka çıkar, sonuçta birbirinizi tanıma sürecini flörtle değil evlilik süreciyle geçiriyorsunuz.

2 yıldan sonra ya birbirinizin sınırlarına, hassasiyetlerine saygı duymaya başlarsınız yada olmuyor dersiniz.

şu yanılgıya düşmeyin: bu problemleri yaşayan sadece siz değilsiniz. sizin gibi binler var.

size tavsiyem aradaki sevgi ve özellikle de saygı daha fazla zedelenmeden bir aile terapistine gidin. sonra çok dua edersiniz
  • yemrem  (19.10.20 15:59:24) 
Hepinize teşekkür ederim.


  • psmstc  (19.10.20 16:03:06) 
Severek evlenseniz de sıkıntılar olabilir tabi. Evlilikte bağlılık açısından görücü usulü ile aşk evliliği arasında pek de fark olmadığını söyleyen çalışmalar vardı.

İster görücü usulü (bkz: arranged marriage)ister aşk evliliği olsun çiftler kavga edebilir, olumsuz şeyler yaşayabilir. Ama olumlu şeyler de yaşarlar ve bu sayede olumsuz şeyler tolere edilebilir hale gelir. Kavga edilir ama bilirsiniz bir şekilde barışılacağını ve güzel günleri de göz önüne alarak karşısındakine çok kötü çıkışlar yapmazsınız kavga anında. Sorunu çözdükten sonra beraber yemek yenilir, sevilen aktivite yapılır, bir şekilde kötü durum kompanse edilir.

Ama her şey sizin anlattığınız gibiyse eşiniz çift olarak olumlu bir şey yaşamanıza fırsat vermiyor gibi görünüyor sizin teşebbüsünüze rağmen. Buradan biz bilemeyiz eşinizin kişisel bir sorunu mu var yoksa ilişki ile ilgili bir sorun mu var. Bence de evlilik terapistine gidip dışarıdan bir gözden görmek iyi olabilir.

Bu arada ben evli değilim onu da belirteyim, belki olaylara farklı yaklaşıyor olabilirim.
  • playing star again  (19.10.20 18:05:04 ~ 18:06:26) 
Hiç uzatmadan yazayım . Bir abim,6 ay evli kaldı.
Düğün taksidi bitmeden boşandı. 2 sene sonra yine evlendi. Şimdi mutlu ve çocuklu.

10 senelik sevgili 5 senelik evliyim. Şu hayatta senden sıkılmayan . Paran yokken de seninle mutlu olabilen insanlarla takıl.
  • ycaycayca  (20.10.20 07:00:37) 
Boşanmalar ve kavgalar çoğunlukla ilk senelerde oluyor zaten. Bir arada yaşamaya başlayan eşler, cicim ayları bitince kavgaya başlıyorlar. Ya aralarındaki sıkıntıları çözüp devam ediyorlar, ya da boşanıyorlar. Başka bir insanla bir arada yaşam kurma, yaşama işi zor bir iş.

Öncelikle her insan kusurludur. Bazı şeyleri görmezden geleceksiniz. Her şeyi takar, büyütürseniz olmaz. Bence eşinizle konuşmayı öğrenin.

Bir kere EVET deyip evlendiyseniz, bu işi yürütmek için sonuna kadar gayret etmeniz lazım. Bazı şeylerin çözümü beklediğinizden çok kolay olabilir.


.
  • kartallar yuksek ucar  (20.10.20 09:41:15 ~ 09:43:01) 
eşimle çocukluk arkadaşıyız, ömrümüzün çoğu birlikte geçti. totalde 20 seneden fazladır tanışıyoruz. evlenmeden önce de 10 sene boyunca sevgiliydik toplam ettiğimiz kavga sayısı 2 3 falandı.

evlendik ilk ay hiç olmayacak şeylerden, sonra da incir kabuğunu doldurmayacak sebeplerden her ay 2 3 büyük kavga patlamaya başladı.

bir ara oturup bu adam kim benim yıllardır beraber olduğum adam nerede dediğimi hatırlıyorum.

ki öylesine bi takılmacadan bahsetmiyoruz cidden çok severek evlendik. şahsen ben eşimle evlenemesem ölürdüm sanırım. onun da bana olan sevgisinden eminim. bunca yıldan, bunca kavgadan sonra bile ayağına taş değsin istemem, hep iyi olsun, hep mutlu olsun, hep yanımda olsun...

ama evliliğin ilk yıldönümünü geçtikten birkaç hafta sonra bu böyle olmayacak galiba boşanacağız diye sabaha kadar oturduğum geceler vardı.

bazı acemilikler zamanla rayına giriyor, birbirinize, aynı evde yaşamaya alışıyorsunuz ve bir şekilde huzurlu bir yuva kurulmuş oluyor.

ya da ben kendimde bunu düzeltecek gücü göremiyorum diyip baştan pes edip ayrılıyorsunuz. bu sürecin gidişatını belirleyen de aranızdaki sevginin yoğunluğu.

evlenmek kolay, evlenmekte ne var ki. bir ev tutuluyor, eşyalar düzülüyor, bir imza atılıyor bitti gitti. zor olan o evliliği sürdürmek zaten.

eşiniz zor biri belli, ama ona sorsak o da sizinle ilgili kendisine ters gelen bir sürü şey anlatacaktır. öncelikli hedefiniz sakin ve başbaşa olduğunuz bir zamanda bu konuları konuşup çözüm bulmaya çalışmak olmalı. bir evliliğin en büyük düşmanı iletişimsizlik çünkü.

bir ömür geçecek beraber, daha ne kavgalar, ne sıkıntılar, ne zorluklar olacak ama iletişimi baştan sağlam tutarsanız aşamayacağınız engel yok.
  • kakamelsokoban  (20.10.20 09:50:02 ~ 09:53:02) 
cocuk yapmadan önce bosanın. kimse kimseye katlanmak zorunda degil. bu yasa gelmis insani da degistiremezsiniz.


  • proteus  (20.10.20 10:37:23) 
Kendimiz tanistik. Sevgiyle yuruyen bir iliskimiz var. Evlilik yurt disina tasinabilmek icin aceleye geldi. Bosanmayi olasilik olarak masaya koydugumuz bir sohbetimiz oldu, orda da gerekli olmadigia karar verip konusup sorunu cozduk. Zaten kendisine "ilerde yurumezse kavga dovus degil, el sikisarak bosanabilecegim birini istiyorum" demistim ve buna gore iliskimizi goturuyorduk.

Senin durumuna gelince: Gercekten hele hele bu devirde gorucu usulu evlenmeyi anlamiyorum.
  • cleric  (20.10.20 10:58:47) 
ayrıl coco.

net ilişkiniz yolunda gitmiyor.ileride mal mülk hatta çocuk girerse iyice sıkıntıya girersiniz.düzelir diye bakmayın düzelmeyecek.ne kadar beklersen o kadar zararına olur.

not:avukat. :/
  • drako  (20.10.20 11:35:57) 
bosan bosanma diyememe ama;
1- kesinlikle çocuk yapma, bazen kadınlar hormonlarının etkisi ile gaza gelip çocuk konusunda ısrarcı olabiliyorlar dikkatli olun.
2- kendi severek çıktığınla evlensen yine benzer sorunlar yaşayabilirdin, o zaman da kendini suçlardın.
  • nuisance  (20.10.20 12:25:46) 
Evliliğin ilk 1-2 yılı ip çekme yarışı gibi diyen arkadaşa katılıyorum. Severek evlendim. Ama sanırım en ciddi tartışmalarımızı o ilk yıllarda yapmışızdır. Karşılıklı sevgi işte o ilk kavgalarda bile empati yapabilmeyi sağlıyor. Tartışıyorsunuz ancak kırıcı olmamaya çalışıyorsunuz.


  • SiyamkedisiZorro  (20.10.20 12:40:04) 
8 senelik bir evli olarak cevap vereyim. Bu tarz insanlarin karakterleri zor degisir.Bardagin %99'u dolu olsa bile bos olan %1'e takar, hayattan keyif almani engeller.Esinin gozune bakarak birlikte gulebiliyor musunuz? Hic sanmiyorum.Bana kalirsa bosanmak icin yeterli sebep ancak istersen oncesinde iliskiye bir sans ver ve karsilikli yuzlesin.Sakin icine atip kendi kendine cozmeyi deneme.Ben olsam bosanma ihtimalini masada tutarak yuzlesirdim


  • turkuaz  (20.10.20 13:36:35) 
Evli değilim ama ayrı dünyaların insanısınız gibi gözüküyor. İlerde de çocuk olunca da değişmez bu sorunlar çünkü insanların karakterleri değişmiyor. Yine de bir aile terapistine gidin hiç olmazsa denemiş olursunuz.


  • iwasbornonamountainside  (20.10.20 13:39:26) 
5 yıllık evliyim seni çok iyi anlıyorum, çok benzer şartlarla evlilik yaptım, çok benzer meselelere ayağımız takılıyor, bayağı bir şiddetli kavga geçmişimiz var, benim kendimle ilgili yapabildiğim saptama, ben evlilik adamı değilim, gayet kesin. karımı sevmediğim yok, 2 çocuğumuz oldu birini kaybettik bir oğlumuz var şuanda, oğlumu tarifsiz bir sevgi ile seviyorum, bugün zamanı geri alsam oğluma rağmen o imzayı atmazdım, şimdi boşanmak ta bana saçma geliyor, çünkü gerçekten çok ızdırap çektik ama bu güne geldik, artık kurumsallaştık, biryerlerde rölantisini bulduk evliliğin, ama inanılmaz yoruldum sadece 5 yılda saçımda sakalımda ağardı, bu yazı daha hayvan gibi uzar yazsam ama uzatmıyım,
karımda bende çok kez yüzümüze karşı seninle evlendiğim güne lanet olsun dedik, yani pişmanlığı itiraf ettik. Oturup konuşsak şimdi boşanmak çok saçma deriz, su ne sıcak ne soğuk artık, ılık geliyor iyice, okey yani, seninde geleceğim kıvam en iyi olasılık bu, sen benim zamanda geriye gitmiş halim gibisin, çocuk yapmayacaksan boşan dostum, yada yapmadan boşan, bence çok daha mutlu olursun, karında ne yaparsa yapsın, bulur birini, yerinde olsam yada kendi evliliğimin en cehennem dönemi geride kalmasa ve oğlum olmasa bende aynını yapardım, ikiniz acı çekiyorsunuz üçünüz olmasın.
sen içini dökecektin ben döktüm galiba.
  • firemanjonny  (20.10.20 17:35:59) 
firemanjonny evlilerin neden bosanmadiginin ozetini gecmis :)

Cok klise olacak ama bosanmaya usenmeseler,belirsizlikten korkmasalar evliliklerin yarisi biterdi.Bu kadar kendini zorlamaya gerek yok.Bir kapi kapanir bin kapi acilir
  • turkuaz  (20.10.20 18:18:44) 
[]

Dersi ile dalga geçilen bir sınıfta öğretmen

Nasıl tavır sergilemelidir?

Kademe lise son
Başarı düzeyi düşük öğrenciler
Derse karşı ilgisizler

 
Ben de düz lisede, başarı düzeyi düşük bir sınıfta okudum. Dolayısıyla az çok yaşananları tahmin edebiliyorum. Öğretmen ne kadar kasarsa o kadar çok alay konusu olur. Gerek yok dolayısıyla. Öğrenciler alay ettikçe o da gülerse, öğrenciler dersi kaynatmaya çalıştığında o da öğrencilerle konuyu dağıtıp muhabbet ederse, yavaş yavaş öğrenciler dersle ilgilenmese bile kendisine karşı bir sevgi ve saygı duymaya başlıyor. 40 dakika ders işlemeye çalışıp da işleyemeyip sinir krizi geçirmektense "Çocuklar, 20 dakika ders işledikten sonra sizi bırakacağım." gibi ödüllendirmeler de işe yarayabilir. En azından 20 dakika boyunca dersi dinlerler.


  • hitokiri kenshin  (18.10.20 16:05:22) 
Canlı ders için soruyorsanız öğrencilerin mikrofonunu, görüntüsünü kapatıp dersi anlatabilirsiniz. Yüz yüze dersler için soruyorsanız öğrenciler 12. sınıf ve okul bitse de gitsek derdindeler. Maalesef sınav kaygısı olan öğrenci dersi dinliyor. Zorlamaya çalışmayın. Günlük olaylarla ilgili sohbet etseniz, kendilerini ifade edebilecekleri sorular sorup onları dinleseniz daha iyi olur. İlla konu anlatacağım diye düşünmeyin. Bir iki ders öyle geçebilir.İlerleyen günlerde test verirsiniz. Testteki her soruyu çözdürmeye gerek yok. Birkaç soruyu seçip birlikte okuyarak öğrencilere çözdürün.( Sözel bir ders olduğunu varsaydım.)


  • oyokbuyoknevar  (18.10.20 16:56:41) 
Cosmicstring'in dedikleri doğrudur ama öğretmenlikte zamanla kazanılan, bilgi ve tecrübe gerektiren şeylerdir.

Bu gibi olayların çok normal olduğunu unutmayın. Zamanla ne yapmanız gerektiğini anlayacaksınız.
  • oyokbuyoknevar  (18.10.20 17:08:40) 
Öğretmen siz misiniz? Başkası adına soruyorsanız ona göre yanıtlamak lazım. Bu haliyle ne söylense havada kalır. Derse mi ilgisizler, öğretmene mi, okula mı? Öğrencilerin alanı ne? Ders ne?

Soruyu soruş tarzınızdan öğretmenin siz olmadığınızı çıkarıyorum.
  • lancelot du lac  (18.10.20 18:30:49) 
türkiyeye has salakca bir sorun bu.

almayanda bir lise öğrencisi bunu yapsa, sınıfın disiplininin bozmaktan sınıftan atılır, birkaç tekrar yaparsa okuldan atılır.
sınıftan ve okuldan atma yetkisi vermeyen devlet ve vatandaşları hiçbir çabanızı hak etmiyor.
dönün kıçınızı sınıfa, tahtaya yazın anlatın.
hiçbir soruya cevap vermeyin, hiçbir soru sormayın.
hatta soru soran öğrenciye "az ye özel hoca tut amk" diye ters cevap verin.
okey masası kurup oynasalar dönüp bakmayın.
sınıfta birbirini bıçaklasalar ilgilenmeyin.
kim için, ne için , hangi toplum için çabaladığını allah aşkına durun 2 saniye düşünün ? değermi ? değmez. bitti.
  • aslindasorunumpsikolojik  (19.10.20 01:52:51 ~ 01:53:43) 
Lise 2-3, fen sinifi haliyla tarih cografya edebiyat falan kimsenin umrunda degil, millet arka siralarda matematik fizik cozuyor.

Bir edebiyat hocamiz vardi, 60'i gecmis. Gun gelirdi hocam derdik, derslerden baydik dertleselim. Zaten ergenlik mevzulari, herkesin kafa bir dunya. Peki derdi, butun ders havadan sudan konusurdu, hayat dersi verirdi. Sonraki ders gecen ders kaytardik, bu ders hizli gidip arayi kapatacam derdi, herkes pur dikkat dinlerki cit cikmazdi ki adam sikintiya girmesin. Sert yaptigi zaman da tirsardin ama, tersi kotuydu, pek kizdirmazdik. Adamin en buyuk gururu hic ogretmen masasina oturmamasiydi, sinif defterini alirken, yoklama alirken bile oturmazdi, hep ayakta anlatirdi, butun siralari dolasirdi, sinifa cok hakimdi arkasinda gozleri var gibiydi. 2 senede bir suru ani biriktirdik, hala arkadaslarla konusuruz.

Hocanin saygiyi bir sekilde kazanmasi lazim, karsisindakiler artik yetiskinlige adim atmak uzere olan bireyler herseyin farkindalar. Bir dersi bos gecirsin, derdinizi anlatin dinliyecem desin. Gerekirse sert tartisirsin ama meseleyi cozersin. Onlarla abi/abla kardes iliskisi kurarsa isler yoluna girer.

Yukardaki edebiyat hocamiz birkac ay once vefat etti, hep iyi sekilde hatirlacam kendisinin bizde emegi buyuktur. Bir baska secenekde soru soran öğrenciye "az ye özel hoca tut amk" demek. Bak oyle hocalarim da oldu. Onlari da malesef her seferinde bela okuyarak hatirliyorum.
  • cooperr  (19.10.20 08:56:00) 
Öğretmen değilim ama meslek lisesinde ders verdim. Çok sıkıntılı tipler değillerdi ama yine de sahip olamıyordum öğrencilere, 10-15 dakika sonra kaynamaya başlıyordu sınıf.

Babam da 30 yıllık öğretmen, bir gün aynı sınıfta nasıl ders anlattığını gözlemlemek için derse girip izledim. Görünürde özel bir çaba sarfetmemesine rağmen çocuklar mum gibi dinliyorlardı. Başta anlam veremedim, ama ders dışında öğrencilerle olan iletişimini görünce taşlar yerine oturdu.

Öncelikle kimseye zorla bir şey öğretemezsiniz. Çoğunluğu derse ilgisizse salın onları, sadece sessiz kalmalarını sağlasanız yeter. İkna etmeye çalışabilirsiniz tabi ama olmazsa olmaz, o ayrı bir konu.

İkincisi, öğrencileri küçük görmeyin. "Başarı düzeyi düşük" de olsa insanlar ve çok yüksek ihtimal aptal değiller, sizin onlar hakkında ne düşündüğünüzü gayet rahat anlıyorlar. Saygılı olun, karşınızda insan olduğunu unutmayın. Karşılığını görürsünüz.

Üçüncüsü de öğrencilere bireysel iletişim/bağ kurmaya çalışın. O yaşta çocuk sizin de kendisinin de ne yaptığını anlayamayabiliyor, bence çok normal, ben de anlamıyordum. Bunu anlatın, ama böyle tepeden bakan, ders verir bir edayla değil. Derdinizi anlatın, ikna etmeye çalışın.

Ben sorunu nasıl çözdüm onu anlatayım, sınıfta 30 öğrenci vardı, 5 tanesi falan dersle ilgileniyordu, gerisi pek takmıyordu. Önde oturan bir öğrenci sürekli sağa sola bulaşıyordu, dersi durdurdum, çocuğa adıyla seslenip niye böyle yaptığını sordum. Önce azarlıyorum sandı, özür falan diledi. Azarlamadığımı açıkladım, niye ilgi göstermediğini sordum, sebeplerini öğrendim. Ondan sonra da onlara işkence yapmak için değil yardımcı olmak için orada olduğumu, yine de dersi dinlemek istemeyen olursa arka sırada oturup kitap/telefon/test vs. sessiz bir şekilde dersi dinlemeyebileceğini söyledim. İlgi göstermeyen yine göstermedi (ve onların ilgisini nasıl çekebileceğimi hala bilmiyorum) ama dersi sabote eden olmadı, ilgilenenlerle çok güzel ilerledik biz de. Yine arada sıkılan oluyordu, fıkra falan anlatıyordum, 5 dakika rahatlattıktan sonra toparlayıp devam ediyordum falan.

Babamın bir de sınıf içinde sürekli yürüme, zamanı iyi yönetme, kılık kıyafet, ses tonu vs. gibi 50 tane trick'i var, hepsini öğrenecek zamanım yoktu benim. Ama madem öğretmensiniz tecrübeli olanlardan bunları öğrenin, sizin işiniz bu.
  • plutongezegendegilmi  (19.10.20 16:21:17 ~ 16:23:03) 
[]

Kış depresyonu ile mücadele eden

Sonbahar, kış depresyonu ile mücadele eden var mı?


Çözüm önerisi ne olur?

 
fiziksel hareket, iyi uyku (bende bu yok)

hiç biri fayda etmiyorsa geçiçi olarak rahatlatıcı ilaçlar.
  • passion rules the game  (18.10.20 15:20:18) 
D vitamini depresyon arasinda ilişki oldugunu okumustum. D3k2 takviyesi alabilirsiniz doktorunuza danışıp


  • oksijensiznefes  (18.10.20 16:31:59) 
serinlikte uzun akşam yürüyüşleri çok iyi geliyor. erken uyandığım günlerde de asla depresif hissetmiyorum.


  • theseachange  (18.10.20 16:41:57) 
bana her sene olur (bu sene daha olmadı nedense) ve ağır olur gerçekten ama 2-3 günde geçer normalde. sizde uzun mu sürüyor?

yürüyüş iyi gelebilir diye düşünüyorum.
  • hlot  (18.10.20 22:46:33) 
D vitamini eksikliği varsa d vitamini epey etkili oluyor. B vitamin kompleksi ama içinde b5 olmasına dikkat edin benexol de yok. Mg olarak vitaminler.com un kendi markasınınkini en iyi bulmuştum. Varsa tavsiye ederim. Egzersiz ve yürüyüş yapmakta çok faydalı. Uyku da ama maalesef onu beceremiyorum


  • rapisa  (19.10.20 01:33:14) 
temel ihtiyaçlarınızdna çok daha fazla para kazanın.
depresyon işi fakir işi.

  • aslindasorunumpsikolojik  (19.10.20 02:06:19) 
[]

Işık terapi lambası nereden bulunur?

Mevsimsel duygulanım bozukluğu için arıyoruz.

Yurtdışı için en güvenli site hangisidir? (Amazonda bir sıkıntı yaşar mıyız?)

Yurtiçinde bildiğiniz bir satış yeri var mıdır?

Teşekkürler

 
türkiyede medikal malzeme satanlarda olabiliyor.


  • orpheus  (16.10.20 14:37:05) 
Beuer marka olanları bir dönem tchibo sattı internet sitelerinde olabilir. Yoksa da medikalcilerde var, beuer markayı öneririm.


  • kullanıcıadımbuolsun  (16.10.20 15:48:44) 
[]

Taşınma, kiralık kasa olayları

Memleketten farklı bir iç anadolu şehrine taşınacağız.


Soru 1 Kiralık kasayı arkada bırakmak makul olur mu? Yılda bir iki defa memlekete geliriz.


Devlet bankasında bu arada.


Soru 2 Kiralık kasa ile banka hesabı kıyaslayınca hangisi daha güvenli olur

 
Kiralık kasa bina yanmadığı, depremde yıkılmadığı sürece bence en güvenlisi.


  • kumulatifvergimatrahi  (03.09.20 11:09:52) 
imar bankası batıp da kızılay'daki şubesinin kapısına kilit vurulduğunda, kiralık kasasında kalan ziynetlerimizi alabilmek için kırk takla atmıştık.

akbank beşevler şubesi'nin kiralık kasasına koyduğumuz ziynetlerimizi, şube kapanınca tandoğan şubesine taşıdılar. demek ki öyle içindekilerle birlikte kaldırılıp kamyona yüklenen bir şey.

yani güvenli müvenli de, o kadar da şeyapmayın.
  • kibritsuyu  (03.09.20 11:17:49) 
Evet güvenli ama garanti değil. Sigorta yaptırabilirsiniz ama içindekileri beyan etmeniz gerekiyor.


  • ykyt  (03.09.20 11:24:18) 
cevap 1: bankalardaki kişisel kasalar soyulamaz değildir.. geçmişte seyrek de olsa örnekleri var.. fakat dünya üzerinde kıymetli şeylerinizi saklayabileceğiniz en güvenli nokta bir devlet bankasının müşteri kasasıdır..

cevap 2: banka hesabı ile kiralık kasa elma ile armut gibi farklı şeyler.. evet ikisi de meyve ama farklı işte.. eğer saklayacağınız şey para ise her iki seçeneği de (kasa+hesap) kullanabilirsiniz, kaydı olur falan.. ama ziynet eşyası gibi kayda girmeyen menkul bir nesne (altın, gümüş, değerli taş, değerli evrak veya sizin için kıymetli herhangi bir şey vs) saklayacaksanız bunu banka hesabına koyamazsınız..
  • sahlanankoc  (03.09.20 11:26:36) 
Kiralık kasalar o kadar da büyük sayılmaz bu arada. Olsa olsa ortalama bir ayakkabı kutusu kadar (teşbihte hata olmaz).


  • pass  (03.09.20 12:04:09) 
[]

Kan tahlili sonucundan anlayan biri var mı?

Arkadaşlar bu tahlil sonucu nasıl? Korkulacak bir durum var mıdır?


Kolesterol ▲249 mg/dL

Trglserd ▲158 mg/d

LDL kolestrol ▲168 mg/dL

Demr (serum) ▼54 ug/dl

EOS% ▲5.80


Ekte tahlil resmi koydum.

 
Diyet yapman lazım.

Sakatattan uzak dur eğer yiyorsan, çok daha az yağlı beslen, yeşili arttır.

Doktorun zaten söyleyecektir. Diyetle bu değerler birkaç ayda normale döner.
  • faati  (28.08.20 12:39:22) 
Adana yeme tavuk şiş ye, yürüme koş.


  • ycm  (28.08.20 12:42:02) 
bakılsa pek çok kişide benzer değerler çıkar. olması gerekenden çok ciddi olmayan miktarda daha yüksek yağlanma değerleriniz var. denildiği gibi diyet, spor gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile toparlar.


  • gibicibicis  (28.08.20 13:42:23) 
eos bir şeye alerjin olduğunu gösterir. bir de bir süre ferrum fort kullanacaksın gibi duruyor demirin düşük.
geçmiş olsun.

  • lesfeuillesmortes  (28.08.20 14:07:50) 
[]

Instagram takipçi sayısını arttırma

Mesleki paylaşımlar için ad soyadımla açtığım kişisel hesabımın takipçi sayısı oldukça az. Benzer hesapları takip edenleri takip ederek çoğalmak mı; sayfa için reklam vermek mi daha doğru olur?




 
kullanım amacına göre değişir, hangi meslek olduğuda önemli her reklam ilgi çekici olmuyor veya hedef kitleye ulaşmıyor.


  • klostrofobik penis  (24.08.20 16:06:21) 
Reklam ancak sağlam bütçe ayırırsan etkili olur. Onun dışında bir süre düzenli paylaşım yaparsan daha etkili.


  • arnold schwarzeneger  (24.08.20 16:13:24) 
[]

Doğu Anadolu’da ailece yaşamışlar için soru

Doğu Anadolu Bölgesinde ailece en yaşanılır ilçeler hangileridir?

Öncelikler

1.Güvenlik
2. Sağlık, Ulaşım, Sosyal İmkanlar

 
Güvenlik için Malatya veya Elazığ
Sağlık ve ulaşım için de Malatya
Sosyal imkanları bilemedim. Antep Urfa gibi daha büyük şehirler belki.
  • etna  (20.08.20 08:48:47) 
Antep ve Urfa güneydoğu. Güneydoğu da dahilse işler değişir fakat sadece Doğu Anadolu diyorsanız;
1. Malatya, Elazığ
2. Erzurum (Merkeze uzak ilçeler ve güney ilçeleri hariç), Erzincan
3. Van
Bonus: Bingöl
  • but that was just a dream  (20.08.20 08:54:09) 
[]

Altın piyasasından anlayan var mı?

480’den gram altın aldım. Aşı Rusya derken çakılacak vs denmeye başladı. 1-2 yıl bozmayı düşünmüyorum . Zararda mıyım? Ne yapmak gerekir?




 
Dursun hocam


  • fezagezgini_4  (16.08.20 16:28:21) 
1-2 yil bozmayi dusunmuyorsaniz takip etmemenizi oneririm hocam. Hic bakmayin bile, unutun gitsin.


  • ala09  (16.08.20 16:33:11) 
düzeltme zaten bekleniyordu. Durmadan devamlı yükselen şeye roket denir.altın değil.

ve su anda cok yuksek bir ons degerinde.

sahsi dusuncem ons degeri dusse bile doların bu dususu kompanse edecegidir. (tabi ons düşerse)


ve tabii ki yatırım tasiyesi değildir.

not: amerikan borsası yükselişte. bu da doları nasıl etkiler hadi siz düşünün.
  • Techsavvy  (16.08.20 16:43:30 ~ 16:44:41) 
altın alış maliyetinin altına düştüğü için doğal olarak şu an zarardasın. Ama 2 yılda illaki yükselecek. çünkü TL herşeye karşı değersizleşiyor.


  • efruz  (16.08.20 19:14:16) 
[]

Altın hesabı açma

Gram altın 4.80ken hesap açıp bir miktar altın aldım. Altının durumu sizce nolur?

2) Bankanın alışı 4.55 şuan. Haftasonu makas açıklığı sebebiyle mi olur bu durum?


 
evet


  • nahtoderfahrung  (08.08.20 12:47:25) 
ben 3 ay once 3.89 dan almistim o zaman turkiye tarihinin maksimum degeriydi. ben de bu soruyu soruyordum. simdiki hal ortada :D


  • blackpen  (08.08.20 13:02:25) 
Haftasonu bakma hiç. Makas farki yüksek olur.

Ne kadar artar bilmiyorum ama 480u geçer, zarar etmezsiniz.
  • biseysorcaktim  (08.08.20 13:34:04) 
[]

Psikiyatrist dostlara soru

20 mg Essitalopram kullanılıyor. Tedavide 7.ay oldu. Hala gerginlik, dikkat dağınıklığı hali yaşanıyor. Normal mi?




 
doktor değilim, ancak bildiğiniz üzere psikyatrik ilaçlar herkeste aynı etkiyi gösteremeyebiliyor. doktorla nasıl bir takvim çizildi 20 mg al iyi gelecek mi denildi ? 7 ayda etki görülmesi lazım diye düşünüyorum.


  • fezagezgini_4  (11.07.20 18:33:04) 
antidepresan etkinliğinin başlaması genelde 3 hafta alır, en yüksek seviyeye ulaşması ise 2 ayı geçmez. şikayetlerinizin 7. ayda yüksek doz essitalopramla devam ediyor oluşu tedavinin düzenlenmesi gerektiği anlamına gelebilir. buradan tanı ve tedavi düzenlemesi yapmak da mümkün olmadığından muayene olmanızı öneririm.


  • gibicibicis  (11.07.20 18:58:17) 
[]

Kişilik bozukluğu ile çalışan psikiyatr ve psikolog

Bu alanda çalışan 40 yaş üzeri önerebileceğiniz psikolog var mı?




 
Gonca Soygüt Pekak. İstanbul'a taşındı diye biliyorum.


  • mor bembombom  (02.07.20 09:55:20) 
[]

Gelir vergisi ödemek

Özel bir kurumda, maaşlı sözleşmeli şekilde çalışan biri var. Geçen yıl net olarak 45 bin TL maaş geliri elde etti. Gelir vergisi ödemesi gerekli midir?

Gerekliyse ne kadar ödemelidir?


 
Ücretli çalışansa Maaşı eline geçmeden gelir vergisi kesilmiştir zaten.
Başka bir gelir unsuru yoksa beyanname vermesine gerek yok.

  • flo  (23.06.20 18:01:45) 
tek işverenden ücret almışsa, yani yıl içinde işyeri değişikliği ve/veya ikinci bir işyerinde çalışma durumu yoksa herhangi bir beyanda bulunmasına gerek yoktur.


  • kibritsuyu  (23.06.20 18:12:46) 
[]

Varlıklı aileden maddi destek almamak

Ailem varlıklı insanlar. Yeni evlendim. Onlardan maddi destek almayı kabul etmedim. Babam parayla kontrol etmeyi, verdiği birşeyin reklamını yapmayı seven birisi. Benzeri sebeplerden şimdiye değin kendi yağımda kavruldum. Fakat diğer kardeşlerime iki üç ayda bir maddi destek yaptığını biliyorum. İçten içe ulan acaba aptallık mı ediyorum diyorum. Yardım edilmek beni çok aciz hissettiriyor. Gururumu incitiyor. Ölsem bir bardak su istemem modundayım. Siz olsanız ne yaparsınız.




 
Evli bir insan cok cok zor durumda kalmadikca ailesinden yardim almayi bence birakmali, isin varsa ne kadar kazaniyorsan onunla gecinmeyi insan ogrenmeli. Bence sizin yaptiginiz dogru, kardeslerinizinki yanlis eger onlar da is bulmus universite mezunu insanlarsa. Zaten eninde sonunda miras kalacak. Ben olsam kendi ayaklarim uzerinde durmaya devam ederdim.


  • howfaristhesky  (22.06.20 01:11:36 ~ 01:12:50) 
Düşünce tarzınız çok yanlış.Bu gurur değil kusura bakmayın. Kendi hayatınızı mahvediyorsunuz. "Ölsem bir bardak su istemem modundayım." yarın öbürgün eşinize çocuğunuza bir şey olsa, paraya ihtiyacınız olsa yine 'gurur' diye tanımladığınız gereksiz, anlamsız bakış açısında mı kalacaksınız? Ya da çok ama çok istediğinzi bir şeyi sırf maddiyattan dolayı erteleyecek, vazgeçeceksiniz. Neden? Anlamsız bakış açınız yüzünden.

Babanız çok, çok kötü bir insandır. Size, annenize, kardeşlerinize hayatı zehir etmiştir, emek vererek kazanmadığı paradır anlarım ama geri kalan durumları anlamak saçma. Üstelik kardeşlerinizin böyle bir derdi yok, ihtiyaçları olduğunda destek alıyorlarmış, babanız kötü biri olsa hiç para vermez.

Bu şekilde düşünen biri olsaydım, ailemden maddi destek alırdım. Ama bu maddi destek ile en azından birikim/yatırım yapardım. Hayat bu her şey olabilir. Belki ilerde çocuğunuz olacak. Ona daha iyi bir hayat sunabilmek varken gereksiz nedenlerle niye ondan imkanlarını çalasanız ki? Aynısı sizin içinde geçerli. Çok, çok daha iyi fırsatlar önünüze geliyor ve siz bunları kaçırıyorsunuz.
  • GoodMorningTeacher  (22.06.20 01:16:05 ~ 01:26:26) 
GoodMorningTeacher +1

Evet her ay harçlık gibi bir destek alınmaz belki ama ihtiyaç olduğunda alınabilir. Evladınız olsa almasını istemez miydiniz ? reklam yapma durumu evet hoş değil. o tavırda olmasa alır mıydınız maddi destek.

vefat ettiklerinde her türlü size de pay düşecek sonuçta o zaman da mı almayacaksınız ?

ben olsam alırım.
  • fezagezgini  (22.06.20 01:22:48 ~ 01:23:29) 
Her ay; hayir. Maaş gibi o ne?

Ama ihtiyaç olunca evet. Ailemle aramda parayla ilgili en ufak laf olmaz. Onlarin para durumu Süper değil ama bazen ufacik bir seyden bahsedeyim hop annem oglum bak kafana takma gerekirse biz yardım ederiz der (ki edemezler euroya cevirdikleri an acayip para). Ben de misal onlara hic sey yapmam. Misal annemin dikis makinesi vardi, biri kullanmiyordu ona vermişti ama o kişi yeniden baslamak isteyince geri vermek zorunda kalmis, hobi gibi de yapiyordu. Dayanamadim sen al ben oderim dedim.

Kisacasi boyle şeyler olur, destek istenir vs ama maas gibi her ay olmamali.
  • logisticsmanager  (22.06.20 01:49:57) 
GoodMorningTeacher +1


  • epitaf  (22.06.20 01:55:46) 
Sen dogrusunu yapiyorsun. Insanin kendi ayaklari uzerinde durmasinin verdigi hazzi hicbir sey vermez. Turk genci maalesef 24-25 yasina kadar ailesine bagimli olarak yasar. Bu da erken yasta olusturulmasi gereken bircok karakter ozelliginden yoksun buyumelerine neden olur. Kendi kisiliginizi olusturmaniz acisindan, zorluklarla kendiniz mucadele edip kendi kaslarinizi gelistirmeniz cok onemli. Para sizin icin onemliyse eger babanizin yaptigi seyi siz de yapabilirsiniz.


  • tezek  (22.06.20 02:02:53) 
bence ailen o kadar da varlıklı değil, yüzleşmek istemediğin asıl sorun bu.


  • semitika  (22.06.20 02:45:27) 
Valla benzer bir durumdaydım. Gurur yapmak kadar salakça ve saçma bir şey yapmamışım. Aileye karşı gereksiz gurur yapılmaz yok aile saçmalıyorsa sallanır. Ayrıca adam baban yahu, hava atsa nolacak? Adamın spermisin sonuçta. Yapman gereken Aslan babam o olmasa ben neyim diye takılıp baba sen aslansın kaplansın demen lazım. İki el öpünce dudağın mi aşınacak.

Kendi kasların üzerinde dur tabii ama Türkiye’de asgari ücretle kas geliştirmek kolaysa saygı duyarım ama ben tercih etmiyorum
  • KaraSakall  (22.06.20 09:00:19) 
Aç kal, muhtac Kalma müdür. Atasözü bana ait, dilediğin gibi kullan.


  • fempusay  (22.06.20 11:50:30) 
Yetiskin insan ailesinden maddi destek almadan yasayabilmeli. Sen iyisini yapiyorsun.


  • chitosan  (22.06.20 11:53:39) 
araba ev satın almalarında yardım isterdim. diğer türlü aylık harçlık gibi yardımları ben de istemezdim. siz de istemeyin. ama ev alacaksanız mesela, 100k'lık bir ev buldunuz farazi, 80-85'i biriktirip geri kalanı ailenizden isteyin mesela. hem küçük miktarlar olduğu için kimse kimseye şovda yapamaz hem de siz mahcup olmazsınız


  • avatar is back  (22.06.20 12:01:43) 
Lafını ederse vermeseydin o zaman diye cikisilabilir bence.


  • encokbenisevinnolur  (22.06.20 12:14:09) 
para al hata ediyorsun. aynı durumdayım ve lanet ede ede parayı alıyorum. ama alıyorum


  • charlotte blanc  (22.06.20 12:17:47) 
[]

Kiptaştan ev almada katakulli olur mı

Kiptaş etaplarında konut kurasına gireceğiz. Konut almada mağdur olur muyuz?




 
kiptaş ibb iştirakidir. sıkıntı olmaz.


  • ozdek  (12.06.20 23:09:44) 
@ozdek’in kurduğu cümleyi nasıl özlemişiz meğer...


  • pass  (13.06.20 02:44:12) 
[]

Bu kadın spiker kim?

Soru başlıkta tv habertürk




 
  • minyatur dev  (07.02.17 10:58:19) 
[]

Depresyonunuz nasıl iyileşti?

soru başlıkta




 
zaman geçtikçe.


  • mahone  (30.01.17 01:01:16) 
yeğen mıncırarak


  • cekilmis gayfe  (30.01.17 01:02:06) 
Antidepresan denen şeyler pek güzel ve bu işe yarıyor.


  • devilred  (30.01.17 01:02:41) 
dikkati dağıtmak ve fiziksel aktivite


  • sttc  (30.01.17 01:07:16) 
bol bol turşu yiyerek ve turşu suyu içerek. hazır tüm yiyeceklerden uzak durarak. bir de kafaya hiçbir şey takmayarak.


  • birakin mermiler havada kalsin  (30.01.17 01:17:19) 
Sevgili bularak


  • peggy  (30.01.17 01:19:08) 
uzunca bir süre antidepresan kullandım.


  • pinkpeony  (30.01.17 01:26:21) 
antidepresanla


  • demeterius  (30.01.17 01:27:55) 
intiharın eşiğine geldiğim çok ciddi bir depresyon geçirmiştim. iyileşmemdeki başlıca faktörler bana göre şunlar,

* en yakın arkadaşımın yanına taşınmam, ev arkadaşı olup birlikte yaşamaya başlamamız.
* buz patenine başlamam. o dönemde hayata dair keyif aldığım belki de tek şeydi.

o ara doktora bile gitmedim ben. korktum. gerçekten çok ağırdı ve korkunçtu. nitekim ilaçsız iyileşmedi. birkaç sene sonra tekrar bastırdı, o zaman doktora gitmem gerekti. bir sene falan ilaç kullandım. yine benzer şekilde toparladım: aynı arkadaşım yanımdaydı, keyfimiz yerindeydi aslında, zamanla düzeldi.

uzun lafın kısası benim için bir tane dost, bağlanabildiğim bir sosyal aktivite ve antidepresan fazlasıyla yeterli oldu. yine de gerçekten depresyonda olduğunu düşünenlere ben hep profesyonel destek almalarını öneriyorum. antidepresan cidden mucizeymiş. kafamdaki eksik tahtaların tek tek yerlerine çakıldığını hissettim ben ilaç tedavisinden sonra, "ulan manyakmışız resmen eskiden" dedim. gerçi bir senedir kullanmıyorum ve yavaştan yine saçmalamaya başladım sanki ama olur o kadar, ota boka hastalık dememek lazım. bak mesela ilaç kullanmamış olsam kendimle bu kadar barışık olup bu cümleyi kuramazdım.

gerçekten depresyondaysanız doktora gidin. hadi dün arkadaşım vardı, yarın olmasa ne bok yicem kalkıp intihar mı edicem? ilaç sizin dostunuzdur, arkadaşınızdır. depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır. go go go
  • der meister  (30.01.17 01:32:47) 
Ilk depresyonum ergenlik doneminde basladi ve en uzun olaniydi, o donem doktora gittim. Doktortum seans boyunca bitse de gitsek gibisinden elindeki deftere bakip, suratima bile bakmiyordu ve oraya gitmenin ne kadar aptalca bir fikir oldugunu dusunuyordum ama bir yandan da duvara anlatir gibi konusuyordum. Sonra iste nasilsa dinlemiyor diye saldim ergen ergen konusuyorum isyan ediyorum bir yandan, " her seyi denedim spora yazildim, arkadaslarimla vakit gecirdim, resim cizdim, dersimi calistim denenebilecek ve yapilmasi gereken her seyi yaptim ama olmuyor o mutsuzluk hissi gecmiyor" derken adam birden gozlerini bana cevirdi ve soyle dedi:

- evet haklisin, kolay oldugunu soyleyemem ama asla vazgecmeyecek ve ne olursa olsun devam edeceksin!


Bir daha hic psikolog ya da psikiyatra gitmedim ama aradan 10 sene gecmesine ragmen bu sozu hic unutmadim. Hayatimdaki tum olumsuzlukari kabulenme ve ne olursa olsun vazgecmemeyi tercih ettim. Her gece agliyordum ve mutsuz bir sabaha uyaniyordum ancak devam ettim. Vazgecmeyeceksem bunu degistirmek ya da bundan siyrilmak icin ne yapmam gerekli diye dusundum ve hep bu yonde hareket ettim. O doktora gitmenin aptalca bir fikir olmadigini asla vazgecmedigimde anladim.

Lutfen siz de vazgecmeyin.
  • neferkitty  (30.01.17 01:38:23 ~ 01:43:01) 
reel sorunların daha ağır baskısı altında. kafasını çıkaramıyor.


  • runfor  (30.01.17 01:41:31) 
iyileşmedi :) benimle beraber uzun bir süredir yaşıyor kendisi :)


  • yüzyıllık yalnızlık  (30.01.17 01:51:59) 
Kabullenerek


  • condom kurşunu  (30.01.17 03:17:00) 
Triban 3, beyaz. Başlangıç seviyesi yol bisikleti. Günde 40 km. Gün aşırı.


  • kargn  (30.01.17 03:23:12) 
antidepresanla.

fakat geri geldi kendisi
  • yuvarlanantencereninkapagi  (30.01.17 03:42:55) 
iyilesmedi alistik birbirimize


  • tiredpanda  (30.01.17 12:24:42) 
[]

Derse konsantre olamadığınız oluyor mu?

Arada gelen derse konsantre olamama durumu sizde de oluyor mu abilerim?
Nasıl aşıyorsunuz?



 
Bende tersi arada oluyor. Yılda üç beş sefer derse konsantre olabiliyorum zaten.


  • nickimin hakkini veremedim  (08.07.16 11:27:24) 
öncelikle : "tabii lan manyak mısın" ^^

Ders içinde bir konuda kopmuşssan o ders içinde bir sonraki konuya kadar bekle kasma. Diğer yeni alt-konudan yakalamaya bak..o da olmuyorsa eee yeter ulan diyip derse gitmeyip kendi kendine daha iyi çalıştığını ve öğrendiğini fark ediyorsun. sonuç meçhul tabi..
  • qazaqwsx  (08.07.16 12:00:07 ~ 12:02:10) 
Maalesef aşmak için yapilacak bir şey bulamıyorum ben, herkes bunu yaşar bence ama ısrarla uzun ders saatleri oluyo, Master zamanımda 3 saat kesintisiz derslere girdiğim oldu nasıl kimse sesini çıkarmadan dinledi inanamıyorum, aynı şekilde konferanslar falan da bitirir beni, tabi anlatıcı kişinin oldukça etkisi de var. Belki tamamen sallayip zaten daldım boşver dememek önemli olabilir, ara ara kendini toplayıp ayıldikça duyduğun şeyleri Not edip sınav zamanı çalışırken bağlantı kurmak işe yaşayabilir, ben öyle yapardım yani notlara baksan bi bok anlamazsin ama daha sonra arada ilişki kurmaya çalıştıkça ezber yapmadan araştırıp öğrenmiş oluyorsun, bayağı etkili oluyor. Dikkatin dağılmasına bi çözüm değil ama buna rağmen başarılı olmaya bi çözüm bence.


  • pamuk helvalar cebe  (08.07.16 12:25:17) 
[]

Mezuniyet sonrası neler yapmak lazım

Sizce? 6 ay kadar bir boş süre var.

1) Dil kursu ve mesleki kurslar
2) Askerlik
3) Girişim fikriyle uğraşma
4) Yurtiçi gezi
5) İlgisiz bir işte çalışma
6) Boş

Opsiyonlarım bunlar

Yaş:23
not: sizin tavsiye edeceğiniz şeylere de açığım :)

 
askerlik


  • freetakilir  (20.06.16 12:19:24) 
askerlik


  • basond  (20.06.16 12:21:14) 
Gezi


  • razvan rat  (20.06.16 12:23:45) 
askerlik


  • rastinon  (20.06.16 12:24:03) 
Askere gidip ne yapacaksın bu alemin tek keki sen misin, biraz paran varsa gez dolaş askere her zaman gidersin de bu yaşlara bir kere geliyorsun sadece.


  • angelus  (20.06.16 12:26:01) 
İlk işiniz askerlik işlemlerini başlatmak olmalı. Askere gidiş tarihine kadar da eğer süre yetiyorsa bence mesleki kurslar veya dil kursu olabilir.

Askerden geldikten sonra da 1-2 ay dinlenme ve gezi, ondan sonra hayat mücadelesine hoşgeldiniz.
  • Abdurrahman  (20.06.16 12:27:28) 
eğer askerliği bedelli vb bir şekilde yapmayı düşünmüyorsan tabi ki de askerlik


  • eindaclub  (20.06.16 12:29:28) 
gez biraz
sonra hemen para kazanabileceğin bir işe gir.

boş durma üret yani. daha sonra "gerçekten" yapmak istediklerine daha çok zaman ve fırsat yaratabilirsin.
  • jimjim  (20.06.16 12:58:41) 
Gez. Daha sonra yüksek lisans başvurularına bak. Askere gitmek çok saçma değil mi? bedelli yaparsın.


  • belkider  (20.06.16 13:21:00) 
Hemen hemen aynı durumda bulunmuş biri olarak yorum yapacağım. Ben askerliği kesinlikle yapmama taraftarıyım. Bunun için tecil süresini sonuna kadar kullanıp yüksek lisansa başlamayı da düşünüyorum.

Ben bu boşluk zamanlarımı mesleğin gerektirdiği belgeleri almakla ve yurtiçi gezileri yapmakla kullanıyorum. Geriye kalan boş zamanlarım film, dizi, kitap, müzik, tiyatro, konser vs. gibi zevklere kalıyor. Şartlar düzeldiğinde elbette mesleğimi yapmayı düşüneceğim. O zamana kadar biraz keyif yapmakta bir sakınca yok.
  • desdenova34  (20.06.16 13:52:53) 
Askerlik. İşe girip, düzenini kurduktan sonra her şeyi durdurup minimum 5 buçuk ay ara vermek berbat bir şey. O yüzden seni bağlayan bir şey yokken aradan çıkarmanı tavsiye ederim.


  • mimarbasi  (20.06.16 13:58:44) 
Bütçeni ayarlayabilirsen Interrail yap, ayarlayamazsan yurt içinde gez. Ama mutlaka gez. Öyle koştur koştur faydalı şeyler yapacağım diye kasma kendini, yaşın daha çok genç.

Ardından yüksek lisans kovala derim. Askerliği boşver.
  • köstebek kurabiye  (20.06.16 14:00:54) 
Askerlik.

Sonrasında iş ararken ayağına dolanır yoksa.
  • chitosan  (20.06.16 18:11:55) 
6 ay sonrasında ne geleceği, ondan sonra ne yapacağına göre sen tercih etmelisin.

cevap da vermek gerekirse, zorunlu olan askerlik gibi en iyi seçenek. yine de yüksek sonra akademik kariyer ya da yurt dışına yerleşip orada yaşayıp-çalışma imkanına göre değişir

başarılar
  • abyuksuet  (20.06.16 18:14:22) 
[]

Yüksek Lisans yapan duyuru Uzmanları ?

Mülakattan önce jürideki hocalarla görüşeyim mi? Evetse Ne kadar zaman önce?




 
Hayır, görüşme.


  • babilbaligi  (09.05.16 11:14:02) 
tanıdığın hocalar değilse itici olur bence. tanıyorsan hem hal hatır sorar hem de yüksek lisans planından bahsedebilirsin bence abes kaçmaz.


  • in vino veritas  (09.05.16 11:20:17) 
İtici falan olmaz. Hocalar önceden bildikleri, gerçekten çalışmak isteyecek birini almak isterler. Mülakatta iki dakika gördükleri adamı değil. Bence çalışmak istediğin hocayla konuşup, çalışmak istediğin konuyu vs anlatı kendini tanıtabilirsin. Öncesinde bir mail atıp CV ve niyet mektubu göndermen ve randevu istemen daha şık olur.


  • evrim halkasi  (09.05.16 11:29:51) 
Hocalar tanıdıksa görüş, kendi üniversitende devam edeceksen yüksek lisansa kesin görüş, ama mülakat için geldiğini belli etmeden, yüksek lisans planından bahset, fikir iste, istekli olduğunu anlasınlar.


  • elikası  (09.05.16 11:35:17) 
Görüşün. Varsa tavsiyelerinizi almak isterim diyin. Evrim halkası güzel demiş.


  • mutlusismankedi2015  (09.05.16 12:43:37) 
[]

Sınav çalışırken destekçiniz olan şeyler

Çok yoğun bir sınav haftasına giriyorum günlük 10 saat çalışmam gerekicek


Tavsiye edebileceğiniz yiyecek içecek balık yağı bilimum motivasyon önerileri nelerdir?

 
birkac saatte bir meyve yiyin. glikoz zihni aciyor. muz benim tercihim.


  • of dream and drama  (05.05.16 19:47:58) 
kahev, kahve demiş miydim, dedim mi hatırlamıyorum ama kahve(fazla kafeinden mütevvellit sıyırdığım doğru). bu mottoyla günde 10 fincandan fazla kahve içiyorum. insalar için elektriğin kesilmesi, su kesilmesi kabustur benim için evdeki kahvenin bitmesi kabus.

not: bazen kahve yapmaya üşendiğimde kaşıkla yerim ama kahvesiz kalmam.

yeşil elma zihin açar diyorlar ama ben pek etkisini göremedim.
  • kuzey li  (05.05.16 19:58:37 ~ 19:58:47) 
3 Önerim var.

1) Çalışmaya başlamadan önce kalın giyin eklemlerini ısıt. 20dk da bir zar zor 10 tekrar yapabileceğin ağırlıkta bir dumbell ile iki kolla da curl yap.

2)Banyo kovan varsa içine soğuk su doldur buzluktan da buz at. 5dk bekle soğusun iyice. Kafayı daldır çıkar.

3)Kaliteli multivitamin kullan.

Haftada 20-30 sayfa ingilizce yazı yazmak durumundayım. Bu yöntemler verimliliğimi arttırdı. Manospherede gezen sitelerden birinde bulmuştum.
  • ThomasJefferson  (05.05.16 20:12:01 ~ 20:13:21) 
ben kişniş tohumu kaynatıp içiyordum. içtikten sonra çok fena odaklanıyordum derse nedense


  • false pretension  (05.05.16 20:14:51) 
arkadaşa yaptığınız goygoy bittiyse ben gerçek tavsiyeyi vereyim. günde 10 saat çalışma temposu standardımın altında olan biri olarak, daha önce bu tempoda hiç çalışmadan yemekle falan bu işi halledebileceğini düşünmüyorum, bu işler antreman işi.

ama çok faydalı bir önerim var, sıkıldıkça 10ar dakikalık meditasyonlar yap.
  • turkuaz  (05.05.16 20:14:57) 
Fiktre kahve
B vitamini
Günde 1 saat kaliteli dinlenme

Bu ucune dikkat et, gunde 10 saat calisirsin. Mumkunse yatma kalkma saatlerini sabitle.
  • babilbaligi  (05.05.16 20:16:22) 
1) Pomodoro: Uygulamaları var. Sistem 25 dakika çalış, 5 dakika ara ver şeklinde. Bana 25 dakika-5 dakika çok dikkat dağıtıcı geldiği için ve büyük aralar çok uzun geldiği için 50-10 yapıyorum ama belki sana orijinal 25-5'ler güzel gelebilir.

2) Teknolojiyi komple kes: Kitap, defter gibi internet gerekmeyen bir şeylerden çalışacaksan. Bilgisayarı kapat, mobil internetini kes, hatta cebi de kapa. Sanki mağarada kitap, defter varmış gibi olsun.

3) Ara ara hafif meyve ama çok değil, şekeri mayıştırmasın.
  • aychovsky  (05.05.16 20:19:11) 
Kuruyemis falan da olabilir aralarda


  • balpolen  (05.05.16 21:35:08) 
bol bol su.


  • shotgunwoman  (05.05.16 21:40:08) 
[]

Soyut akademik kitap nasıl çalışılmalı?

Tanımlar, Kuramlar kavramlar dolu




 
Kitabın her tarafını notlarla, işaretlenmiş pasajlarla ve altı çizili sözcüklerle doldurarak. Ciddi bir akademik eserse belli bir kavramsal bütünlüğü vardır ve kitabı tam anlamıyla kavramak için kavramlarının ne olduğunu çözmek ve sürekli hatırlamak gerekir. O yüzden bunlara ihtiyacın var.

Tabii buna ek olarak, kitabın içinde yer aldığı kuramsal düzlemle ilgili bilgi sahibi olmak da gerekiyor. Yani benzer konuyla ilgili daha fazla kitap/makale okumuş olmak anlamanı kolaylaştırıyor.
  • protector  (02.12.15 18:32:52 ~ 18:33:11) 
123  Önceki  Sonraki »
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler angelus, Artibir, aychovsky, baba jo, basond, compumaster, deckard, fader, fraise, groove salad, kahvegibi, kaymaktutmayansicaksut, kibritsuyu, monstro, pandispanya, robin, ron dennis
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır. Skimlinks ile linkler üzerinden yönlendirme payı alınmaktadır.