Öncelikle, film öyle bitmiyor. :)
Hayatta canlılar adapte olur. Yani bir zebra “niye en iyi arkadaşımı aslan yedi” veya “niye su içtiğim nehir kurudu” demez. Otunu bulur, yer. Yeni su kaynağı arar. Aslan gördü mü ümitsizliğe kapılmaz, son sürat kaçar…
Etrafınızdakileri değiştiremezsiniz. Konumunuzu değiştirebilirsiniz. İnsanları değiştiremezsiniz, arkadaşlarınızı değiştirebilirsiniz. Dünyayı değiştiremezsiniz, kendinizi değiştirebilirsiniz.
İnsanoğlu, gücü yetmeyecek konularda acziyetinin bilincinde olmalı. “Sistemi değiştirmek” insanlık tarihindeki yaklaşık 200 milyar kişiden çok az sayıdakine nasip olmuş bir şey. Hayatınızı idame ettirmek için bazı şeylerin parçası olmak durumundasınız. Gücünüz yettiğince prensipli yaşayın tabii ki. Ama elinizde olmayacak şeyler için üzülmeyin. Hayat çok kompleks. Dünya çok büyük. İlla ki güzellikler bulunabilir.
Ekleme:
Psikologun hayatı sorgulayanları sisteme entegre ettiği düşüncesi o kadar yanlış ki, nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama deneyeyim: Bir silah fabrikasında çalıştığınızı düşünün. Beliniz ağrımaya başladı. Ama nasıl ağrıyor böyle. İş yapamaz hale geldiniz. Beyin cerrahına, fizyoterapiste falan gittiniz ve tedavi oldunuz. Yeniden iş görür hale geldiniz. Dönüp silah fabrikasında çalışmaya devam ettiniz. Beyin cerrahları ve fizik tedavi uzmanları insanları savunma sanayiine entegre mi etmiş oldu? Belinizi tedavi edeceksiniz. Sonra ister silah fabrikasında, ister fırında, ister bir stk’da gönüllü olarak, ister evinizin bahçesinde, hayat görüşünüze uygun bir yerde çalışacaksınız.
Ayrıca, hobileri bir kenara koyuyorum ama sosyal medya, youtube, film ve oyun gibi etkinlikler uyuşturucu şeyler. Edilgen değil, etken ve yaratıcı uğraşlar lazım. Fark yarattıran. Yani maruz bırakıldığınız değil de, belirleyici olduğunuz…
+2