Giriş
(4)

Turuncu poşuyu nasıl bulabilirim.

balikci filozof
Resimdeki Kadir İnanır'ın da Yılanalrın Öc filminde kullandığı benim bilgiği ağırlıklı olarak Uşak, Manisa civarında kullanılanı bu poşuyu ( ücreti mukabilinde) nereden edinebilirim ? https://hizliresim.com/aox8s5b
Resimdeki Kadir İnanır'ın da Yılanalrın Öc filminde kullandığı benim bilgiği ağırlıklı olarak Uşak, Manisa civarında kullanılanı bu poşuyu ( ücreti mukabilinde) nereden edinebilirim ?

hizliresim.com
0
balikci filozof
(13.04.26)
0
Amaranta ursula
(13.04.26)
Çok teşekkürler. kadar aradım ama çıkmamıştı.
0
🌸balikci filozof
(13.04.26)
Yörük poşusu
0
ground
(13.04.26)
onun adı "dastar"
0
subcomponent
(17.04.26)
(9)

atmden döviz çekme sorunu

kondansator
selamlar, teb ve yapı kredi atmlerinden euro çekmeye çalışıyorum ancak hangi atm ye gitsem sadece tl var. nasıl euro çekebiliyorsunuz? hangi saatlerde dolduruluyor acaba ne zaman gitmek gerek?
selamlar, teb ve yapı kredi atmlerinden euro çekmeye çalışıyorum ancak hangi atm ye gitsem sadece tl var. nasıl euro çekebiliyorsunuz? hangi saatlerde dolduruluyor acaba ne zaman gitmek gerek?
0
kondansator
(12.04.26)
enpara'nın uygulamasında, anlık olarak hangi atm'de hangi döviz türü bulunduğunu gösteriyordu. belki bahsettiğiniz bankaların uygulamalarında da vardır.
+1
lil siztah
(12.04.26)
Kullandığınız bankanın atm bul şeklinde web sitesinden arama yaptığınızda, döviz çekilebilen diye filtreleme yapabilirsiniz.
0
Amaranta ursula
(12.04.26)
Şu haritada gideceğiniz ATMyi tıklarsanız açılan pencerede o ATM de hangi dövizln bulunduğu yazıyor.

www.cepteteb.com.tr
0
Mirket
(12.04.26)
Ek: benim deneyimimde euro dolar isaretli atmlerin hicbiri doviz vermiyordu. Cok bel baglamaman adina oneri
0
üğpoıuy
(12.04.26)
Genelde turistik ve sanayi bölgelerinde oluyor bu atmler
0
Unde bach canim
(12.04.26)
TEB'den euro çekiyorum
euro belli ATM'lerde oluyor ve çok nadir durumlar hariç 15 senedir her çektiğimde euro vardı. benim için 3-4 tane ATM var toplamda farklı şehirlerde, hep oraları kullanıyorum.
uygulamadan kontrol edin.
siz muhtemelen euro'yu zaten vermeyen bir ATM deniyorsunuz
0
subcomponent
(12.04.26)
web sitesinde euro verebilen atmleri gösteriyor ancak içerisinde euro olup olmadığını göstermiyor. dolayısı ile atm ye gittiğimde yine çekemiyorum. zaman zaman gidip deneyeceğim mecbur
0
🌸kondansator
(12.04.26)
ben her gittiğim yapıkredi atm'sinden çekebiliyorum eğer döviz veren atm ise. çekim limitlerinizden fazla çekmeye çalıştığınız için olabilir çünkü limiler epey düşük. günlük 400€ olması lazım yapıkredide çekim limiti.
+1
zozjotejmnk
(13.04.26)
@zozjotejmnk 200 euro denedim çok da degil aslında
0
🌸kondansator
(13.04.26)
(36)

Kayınvalidem torununu sevmiyor sanırım ya:/

wild honey suckle
Selam duyuru. Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını gör
Selam duyuru.
Canım sıkkın moralim bozuk. Bir tane kızım var 20 aylık (hatırlayan vardır belki erkenci bir kızdı kendisi) tüm bu acılı süreçleri atlattık şimdi kendisi konuşan, yürüyen en ufak sorunu olmayan bir cüce:)
Artık sosyal ilişkileri gelişiyor ve ufaktan insanların ona nasıl davrandığını görüp sevip-sevmeme ya da değer görme gibi kavramları fark ediyor.
Bizim sorunumuz babannemiz maalesef.
Aslında kötü biri diyemem. Çok nevi şahsına münhasır diyebilirim. Daha böyle köylük yerde yaşadıkları için bize ayıp ya da nezaket gelen konularda aynı noktada duramıyoruz sanırım.
Kızım doğduğunda şehir dışında tatilde oldukları için gelmediler. Yoğun bakım sürecinde de gelmediler. Daha sonra 3 aylıkken falan sanırım bir geldi onda da yani çocuğa ne yardımı oldu meçhul. Zaten hamile olduğumu öğrendiğinde de hiç “bir şey lazım mı?” Denmedi. Ne bileyim bir hevesle bir şey alınıp hatıra bile olsun kafasına girilmesi hiç. Daha sonra bu güne dek çok da görüşemedik. Görüntülü nadir aradı, çok daha nadir fotoğraf istedi. Bir torunu daha var eşimin ablasından. Canını istese verir sanırım. Kızım ağladı, “aaaa ama diğer torun hiç ağlamazdı” dedi. Kızım yemek yemedi “biz diğerinde sorun yaşamadık” dedi.

Sustum…

1. Yaş gününe gelirken evde onca yemekler hazırlıklar yapılırken elini hiçbir şeye sürmedi. Doğum günü hediyesi olarak 6. Aylık giysi aldı.

Sustum…

Ama artık yeter. Ev taşıdık ve götümüzde ayı bağırıyordu. Benim ellerim bulaşıklı, eşim yemekle uğraşıyor derken içeri gelip “seninki kaka yaptı” dedi.
Eşim “e değiştir????” Diyince, “ben değiştirmem ya” diyip gitti.
Şok olduk.

Aramızda konuşuyoruz ama nasıl konuşalım ya da ne diyelim bilemiyoruz. Bu hal ve tavırın düzelmesi şart. Ben kızım böyle negatif aile ilişkileri içinde büyüsün kendini değersiz hissetsin istemiyorum.
Hani sevmiyor musun? Ok gelme görme. Ama hem gelip, hem hayatımıza dahil olup bunu yapamazsın.

Eşime ağlıyorum o da ne yapacağını bilemiyor. Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.

Derdi ne anlamıyorum ve anlamıyoruz.
Artık çok yoruldum. Ev işleri, taşınma süreci, 20 aylık kurtlu bir bebek… ve dünyanın en garip babannesi.

Nedir derdi nedir çözümü?
0
wild honey suckle
(10.04.26)
bence -anlattığınız tablodan fazla anlaşılmıyor ama- babannenin derdi bebekle değil de, sizinle, oğluyla ya da başka bişeyle gibi duruyor. şu haliyle "koskoca kadın, ne derdin var da el kadar bebeğe tavır yapıyorsun?!" demedikçe, asli sebebi anlaşılamayacak bir duruma benziyor. yine bence, buradan dönmez. bebeğin en taze, en sevimli hallerinde o sıcaklığı yaşamadı ve yaşatmadıysa, bu saatten sonra zorlamayla düzelme olacağını veya düzelse de sizin istediğiniz kıvama geleceğini sanmıyorum. yerinde sağ olsun diyip geçilmeli şahsi fikrimce. bebek de, böyle ilişkilerin de olabileceğini erkenden tanımış olacak mecbur.

bizim babannemiz babamı ve annemi, dolayısıyla da bizleri sevmezdi. ancak kuzenlerim için canını verirdi. büyüdükçe bu tavrın tamamen kendi tercihleriyle ilgili olduğunu; bizim bir kabahatimizle falan alakası olmadığını anladık ve hiç üstümüze alınmadık. eksikliğini de çekmedik.
+12
lil siztah
(10.04.26)
Osuruktan nem kapıp adamı doldurup durma, annesiyle arasının bozulması kimsenin işine gelmez. uzun vadede siz zararlı çıkarsınız.

2 yaş sendromu diğer tüm dertlerinizi unutturur merak etmeyin.
-16
duyuruuser
(10.04.26)
bir erkeğe yapabileceğiniz en büyük zulum eşiyle annesi arasında bırakmaktır.

sevmiyorsa sevmesin zaten doğumunuza vb. gelmeyerek falan belli etmiş, mesafe koyun gitsin, bayramdan bayrama görüşün. romantik düşüncelere de girmeyin bence,
+3
kveldulv
(10.04.26)
size yakınlık gösterene sizde gösterin. size kötü davranı da görmezden gelin. en güzel cezalandırma yöntemi birini görmezden gelmektir.

eşinizin annesi ile arasını bozmayın. bırakın kendi görür ve konuşursa konuşur, yoksa araya girmeyin. siz daha az muhattap olun, bir şey beklemeyin ve siz de ona bir yabancı gibiymiş gibi davranın.
+8
gercekdunya
(10.04.26)
Beklentiyi düsürün. Bir hayir gelmeyecek belli. Sorun ne falan diye de overthinking yapmayin deyim. Kabullenin ve devam edin.

Bu sivri zeka kaynana da ileride torunun pesinde kosar niye gelmiyor niye gelmiyor diye.
+4
Purple life
(10.04.26)
negatif aile ilişkisi diye genellediğiniz sadece kaynananın size ve sizden olan çocuğunuza karşı tavrı. ki tavırlarında da kötü (zarar verme, kavga gürültü gibi) bir davranış yok sanırım. sadece ilgisizlik, kayıtsızlık var.

varsa eğer kadının derdini neden siz çözmeye çalışıyorsunuz? kaç yaşına gelmiş insanı niye anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorsunuz. siz kendinizce vazife gördüğünüz, görgünüze uygun, çocuğunuza örnek olmasını istediğiniz şekilde davranmaya devam edin. ama bir karşılık da beklemeyin. umursamamayı öğrenin. siz kötü olmayın. çocuğunuz da babaannesiyle ilişkisini babasından gördüğü şekilde öğrensin, yaşasın.

görüşme sıklığınızı belirtmemişsiniz, bilmiyorum. ancak görüşmelerinizi ev dışında yapmaya çalışın. böylece belirli bir zaman aralığında aile görüşmesini yapmış olursunuz. çok isterse babaanne sizi evine çağırıp, ağırlasın.

babaannenin davranışıyla ilgili birçok sebep sayılabilir de bu kadar uğraşmanıza gerek var mı, empati kurmaya değer mi?
+4
tnz
(10.04.26)
16 aylık bir bücürümüz var. aynı durumlar değil benzer nitelikte durumlardan geçtik, geçiyoruz. en temizi kimseden bir beklenti içinde olmamak. ben böyle yapıyorum kafam rahat. elbette isterdim aileden destek olsun falan ama yok olmuyor. sıfır beklenti = sıfır dert.
+5
scudman1
(10.04.26)
Eşiniz annesine 'Bir daha bu eve adımını atma.' dese tüm sorunlarınız çözülecek gibi anladım ben.
0
Mirket
(10.04.26)
Çocuk olmadan önceki ilişkinizi bilemediğim ve diğer torunun cinsiyetini bilemediğim için(eğer o erkekse) bunlardan kaynaklı bir sebep var mı bilemiyorum.belki kendi oğlunu o kadar da sevmiyor,ya da seni sevmiyor.dolayısıyla çocuğu sevmiyor olabiiir. Bir de bizim oralarda çok afedersin "el s.kinden inen kıymetli olur" derler,diğer torunun sevilme sebebi bundan olabilir.

Uzun lafın kısası,takma kafaya boşver.eşinle çocuğunla geçinip gidiyorsan sıkıntısız,salla gerisini.
+1
denizciman
(10.04.26)
büyük ihtimal travmatiktir. baby boomer kuşağındansa pekte ciddiye almaya gerek yok. hepsinin zor travmatik hayatları vardı ve çocuklarına bu durumları her türlü yansıttılar. sorun sizle alakalı görünmüyor.
+1
mikahakkinen
(10.04.26)
Diğer torunu erkek benim de kızım var aslında öyle çok erkek kız ayrımı yapan bir aile değiller öyle olsa her şeyden önce kendi oğluna düşkün olur.
Benim burada aslında anlamadığım iş arkadaşlarım normal sosyal hayattan arkadaşlarım bile tüm bu süreçte bize destek olmuşken yardım etmeye çalışmışken kendi kanından canından torunu niye ona bu kadar el.

Etrafımda görüyorum çocuklar anneanneleriyle babaanneleriyle akrabalarıyla hepsi birbiri için canını verir hani torununun altını değiştirmek mi mideni bulandırdı gerçekten.

Ayrıca eşimi doldurdum falan tabii ki yok kendisi de aynı şekilde ortada bir gariplik olduğunu gördüğü için sürekli konuşuyoruz kendi aramızda. O da hastane köşesinde yoğun bakımda çocuğunu beklerken tek bırakılmış olmaktan mutlu değil haliyle.

Hem ilgilenmiyor gelmiyor gitmiyor yardım etmiyor hem de bu yaptıklarıyla ilgili biz tavır aldığımızda ya da bununla ilgili oğlu onu uyardığında ağlama krizlerine girip bayılılıp hastaneye kaldırılılıyor.

Her şeyden önce torunumun ilk doğum gününe bir özenirsin yani gelirsin bir şeyin ucundan tutarsın ha tamam yapamadın mı olabilir benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani..

Travması vardır okay, ama hepimizin travmaları var arkadaşlar.

Ben aslında az çok anlıyorum diğer torun kızının çocuğu benim kızım gelinin çocuğu oldu yani başka bir açıklaması yok.

Bu arada ev dışında görüşmemiz mümkün değil şehir dışında yaşadıkları için gelip bizde kalıyorlar.

Neyse ya ben özeniyorum işte böyle anneannesi babaannesi halası teyzesi üzerine titreten çocuklar var. Biraz büyüyüp anlamaya başladığında beni neden sevmediler demesin başka bir şey istemem.
-2
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Son yazınıza istinaden yazıyorum,33 yaşındayım ve benim de babaanne tarafı travmatik,hatta genel olarak baba tarafı.açıkçası benim hiç de umurumda olmuyor. Anam babam yanımda arkamda olsun yeter.hem babane olmaz,amca olur amca olmaz dayı olur,teyze olur... destek çıkan ilgi veren akrabanız illa çıkar.emin olun o kadarı gayet yetiyor.sağlıcakla kalın...
+4
denizciman
(10.04.26)
Benim annemde şöyle bir durum var, ilk torununu çok sevdi, ilgilendi, hala seviyor.
Ama sonraki torunlarla ben yaşlandım artık uğraşamıyorum dedi, ilgilenmedi, dolayısıyla da çok fazla sevmiyor.
Böyle de bir açıklaması olabilir.
+3
parka
(10.04.26)
Çekirdek aile dışında ne kadar az akraba, çocuk için o kadar iyi. Babaanne/anneanne, dedeler, amcalar, teyzeler vs vs çocuğun hayatında çok yer etmesi gereken kişiler değil bence. Bi iki yılda bir görüp geçeceği kadar yakınlık en iyisi. Bebekken size sıkıntı oluyor ama büyüyünce kendisine faydası olacak bu durumun diye düşünüyorum
+1
nundu
(10.04.26)
Allah eşine sabır versin.
-3
administ
(10.04.26)
son paragrafta şöyle bir cümle kurmuşsunuz (ya da ben timeline’ı yanlış anlıyorum):
“ Doğumdan sonra çok sert çıkmıştı gelme istemiyoruz demişti kavga etmişti, gelip kapıda ağlayıp bayıldı rezillik çıktı.”

Aslında bu olayın ne ve neden olduğu sorunuzu cevaplayacak. Ayrıca bebeğin doğduğu sıralarda bir şeyler olduğu için de bebeğin kendisiyle bir alakası yok. Siz ve eşinizle alakalı bir şey yaşıyor. Bunu bilmek ya da aksini zorlamak da ele bir şey geçirmez. O yüzden öneri olarak da çoğunluğa katılıyorum.
+5
eileengray
(10.04.26)
derdinin ne olduğunu bilmek mümkün değil insan psikolojisi dipsiz bir kuyu, zaten bilmek de çözüm getirmez.

eşinizin sizin yanınızda ve mantıklı tarafta olması en büyük etken. ilk olarak bu tavrın onun ne işine yaradığını neyi beslediğini keşfederseniz ve o noktayı beslemeyi durdurabilirseniz en azından hem ortalıkta olup hem de ters tepkiler veremeyecektir.

örneğin bir durum oldu babane bir tepki verdi. anne-baba bu konuda gerildi huzursuzluk çıktı. işte bu noktada yaptıkları beklediği etkiyi yaratamamalı. örneğin huzursuzluk çıkmadı - gülüp geçtiniz mesela bu birkaç defa tekrarlandığında artık işe yaramadığında sizden uzaklaşacak ya da bu tavrı tekrar etmeyecektir.

buradaki en önemli konu çocuğun ileride bu tavırlardan etkilenmemesi. burada da sizin olaylara verdiğiniz tepki önemli. sizin tepkiniz mantıklı ve sakin olursa çocuk da bu karakteri çok daha az ciddiye alır. ters birşey yapsa bile çocuk üzerinde etkisi olmaz.
+3
orpheus
(10.04.26)
@ eileengray hastaneye doğuma ve yoğun bakıma gelmedikleri zaman yaşandı bu. Yani zaten hiçbir problem olmadan bile torununun riskli medikal sürecine dahil olmamıştı.
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
erkek tarafıyım, çocuğumuz yok. çocuk lafı oldukça annem beni uyarır sakın bana güvenip çocuk yapmayın, ilgilenmem bakamam haberiniz olsun. bize, kardeşimin çocuğuna, yeğenlerime başkalarının çocuklarına çok baktılar, kalabalık büyüdük birsürü çocuk ve artık bıkmış durumda. böyle bir şeyler olabilir, artık kendi hayatlarını yaşamak istiyorlar ne kadar mümkünse.
+3
zozjotejmnk
(10.04.26)
Süslü sözlükte benzer bir soru açmış mıydınız? Çok tanıdık geldi, o kişi siz değilseniz dünyanın en garip babaannesi değil yani çok var bu türden.

Kadının karakteri buysa bu saatten sonra değiştiremezsiniz, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerinde karşılıklılık esasına inanıyorum. Size nasılsa siz de öyle davranın mesafeli olun, çocuğunuzun etrafındaki herkesi ona uyduramazsınız.
+1
ekimoloji
(10.04.26)
@ekimoloji ben değilim:) muhtemelen bu ve daha beterleri vardır ya:) arkadaşımın kayınvalidesi hamileyken gelip şey demişti “40’ı çıkana kadar bebek bende kalcak???” dksks
0
🌸wild honey suckle
(10.04.26)
Hepsini okumadım durumumuz yoktj da okuduğum kadarıyla kadın sizi sevmiyor çocuğu sevmemesi normal
-2
artıküyeolmakistiyorum
(10.04.26)
benim babannem bu ahdhjs. kadinin cocukla derdi yok, derdi sensin. biraz narsisttir bu bir de. bir gün vaktim bolken sana yazayim babannemi, karsilastirinca anlayacaksin.
+2
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(10.04.26)
eşinle annesi arasına girme, şikayet konusu etme. gelirse gelir, yaparsa yapar. içinden gelmeyen bir şey için zorlayamazsın ki kimseyi. sevmiyor mu? demek ki ilgilenecek kadar sevmiyor. tabi ki iyi aile ilişkileri içinde büyümesi güzel bi şey ama bu zorla olacak bir durum değil.

benim annem de mesela ilk torun harici pek düşkün değil. 3 senenin sonunda ablamla muhabbet ederken farkına vardık. güldük geçtik. yani anlattığınız şeyler bana biraz abartı geldi. sağlık sürecinin etkisi var bence.

ayrıca benim babannem şeytandı. geçen sene yaşıyor mu ölü mü anlık anımsayamadım. şu an torun babannenin umrumda değilse ilerde babanne de torunun umrunda olmaz. kafası rahat olur. kimsenin ananne-babanne-dede eksikliğini çektiğini görmedim.
+1
elorelia
(10.04.26)
Aktif bir kotuluk/zarar olmadigi surece bir sorun yok bence. Yani evet sevse daha iyi de, cocugun korunmasini gerektiren bir sey de yok. Gercek hayatta da onu sevmeyen insanlar olacak sonucta.
+1
ghilleinthemist
(10.04.26)
Kadın tatili bölüp erken doğan torunu görmeye gelmemiş, sevmiyor olabilir ama bence asıl sorun sensin çocuğuda senin çocuğun diye sevmiyor.
Çok da takılmaman gerekiyor benim babannemde beni ve kardeşimi sevmedi haa bende zaten onu sevmedim.
ama bunu eşine soyleyip kendi krizini çıkartma. Zaten zaman geçtikçe o da bazı şeyleri görecek fark edecek ama sen onun kafasına bunları doldurmaya çalışma yoksa konu sadece senin kuruntun olur.
+1
kuzey li
(10.04.26)
Bence seni net sevmiyor. Oğluna da ölüp bitmiyor gibi. Doğal olarak çocuğunuza da düşkün değil. Doğumda gelmemeleri az bi mesele değil bence. ama Sevsin diye zorlayacak haliniz yok. Siz de ona göre davranırsınız olur biter. Ben de annelerin, kızlarının çocuklarına oğullarının çocuklarından daha düşkün olduğunu düşünüyorum genel olarak
+2
dfn4
(10.04.26)
Kadın sizin çocuğunuzun kakasını, bezini neden değiştirmek zorunda olsun? Karı koca “e değiştir” demekle neyi amaçladınız? (müsaitsen değiştirebilir misin değil, e değiştir şeklinde emir kipi) Az yiyip uşak tutun kendinize mesela? Karı koca bir olup kadının üzerine oynamışsınız. Ben avrupada durup dururken torununun bokunu temizleyen büyükanne, büyükbaba görmedim hiç.
Kadına güvenip mi çocuk yaptınız? Yok kurtlu çocuk, yok taşınma telaşı, yok ev işleri. Bunlar sizinle alakalı şeyler ve kimsenin umurunda olmak zorunda değil. Böyle böyle birey olmayı öğreneceksiniz.
Burada yazan sensin, kadın burada yok diye herkes seni pohpohlayacak ama benim pek adetim değildir sorry.
-1
dawsonscreek
(10.04.26)
" benim iş arkadaşlarım kaç gün boyunca aradı sordu neleri seviyor ne alalım diye ona da mı özenmedin yani.."

valla maşallah
benim iş arkadaşlarım çocuk yapsam 3 sene sonra haberleri olur
siz nasıl bir evrende yaşıyorsunuz bilemiyorum ama

benim etrafımda -çok istisnalar hariç- kimse kimsenin çocuğuna ne sever diye sorarak, koşa koşa, günlerce hediye arayaraktan d.günlerine filan gitmiyor

son 3 senede 2 kardeşim de ben de 1- 2şer kere taşındık
etrafımda da taşınan bir sürü insan oldu
ne kimse geldi, ne etti. ki ben çoook insana taşınmasına, hastasına refakat vs. etmişimdir zamanında. kalabalık aileden geliyorum. aşırı zor durumda olan hariç kimsenin kimseye gidecek koşturacak zamanı yok. çok zorda olana yetersek kafi.

neyse kaynanadan ziyade iş arkadşalarınızı değişik buldum açıkçası :D
siz beklentilerinizi bu iş arkadaşlaınız çevresinde olan şeylere göre belirliyorsanız
sizin o beklenti düzeyiniz biraz fazla yüksek...

şu ülkede annesi-babası k.valide k.babası hepsi hayatta olup, sağlıklı olup, hepsi emekli ya da çalışmıyor olup koşa koşa gelip torun bakan

ancak bu esnada da gelinin sınırlarını düzenini bozmayan, sevgi saygı dolu filan kaç evlilik var yahu...
hangi evren burası?

bir de yani kadın bebek yoğun bakımdayken gelmeyen birisi
siz bebeğin altını al diyorsunuz
bu kadar ayarsız olunur
....
+3
subcomponent
(10.04.26)
altini degistirme kisminda ogurme istegi geldi siz ise sok olmussunuz. kendiniz her gun yapiyosunuz diye herkese normal gelmesini beklememelisiniz tipik anne sendromu ne gurultuden ne b*ktan sumukten rahatsiz olmuyor ve ayni seyi bekliyor neyse…

ben cok cocuk/bebek seciyorum bazisina hayran bazisina hic tahammul edemiyorum belki oyle bir durumda o da. bu zorla kazanilacak bi sey degil uyusmamis olmamis asil dikkat etmeniz gereken sey esinizmis gibi geldi. hatri varsa durumu kabullenin buyuk bi zarari yokmus sadece ilgisiz+1 keske herkes hayalimizdeki gibi olsa
+1
ala09
(11.04.26)
@dawsonscreek çünkü burası Avrupa değil. Biz yaşlıları elden ayaktan düşünce huzur evine postalamıyoruz mesela, hasta olsalar doktora götürüyoruz sık sık arıyoruz soruyoruz ihtiyaçlarını görüyoruz. Bir zahmet nenesi de tiksinmesin altını alsın yani. Torununu sevip ilgilenmeyecekse de yallah huzurevine.

@ala09, sen kusabilirsin önemli değil ama babaannesi tiksinemez. Torun sonuçta bu. İki gün sonra babaanne yatalak olsa altına bez bağlayacaklar sonuçta. Bakıcı bile tutulsa bir yaşlıya bakmak ne kadar zor bir şey illa ki evlatları o bezi değiştirecek. Kusura bakmasın o zaman o da torununa yapmak zorunda.
+1
Gradient_tabanlı_mor
(11.04.26)
@gradient,
bu nasıl bir pazarlıktır?
vay anasını demek ileride altımıza bez bağlasınlar diye torun bezi değiştircez yani öyle mi?

bir babane/anane küt diye trafik kazasında, ani bir durumda elden ayaktan düşmeden, yatmadan öldü gitti (valla benim ananem aynen böyle vefat etti 80 yaşındaydı küt diye kaybettik, mesela)
ne olacak?
tüm torun bakma emeği karşılığını öbür tarafa iadeli taahhütlü postayla mı göndereceğiz?
0
subcomponent
(11.04.26)
Anneanne veya babannenin bebek altı değiştirmekten iğrenmesini normal mi buluyoruz? Bilmiyordum öğrenmiş oldum.

Ayrıca evet karı koca bir olduk kadına iş buyuruyoruz dkjsjs

Delirmişsiniz siz. Burası Türkiye burada bunlar normal ve bence zaten olması gereken. Taşınmaya destek olmamak, yemeğe destek olmamak falan da normalmiş hahahahah

Bireyiz çok şükür 1,5 senedir tek başıma bakıyorum çocuğuma. Ama buraya geldiklerinde de “nezaketen” destek görmeyi beklemem kadar normal bir şey yok. Keza annem her eve geldiğinde “senin için ne yapabilirim” diyen bir kadın.

Biz kimseyi bakıcı olarak bebeğin başına dikmedik. Geldiğinde biz müsait değilken bir bez değiştireyim bile demiyorsa sıkıntı bende aranmamalı bence.

1,5 yaş kızımla yeni doğum yapan arkadaşıma yardıma bile gittim ben.

Mutsuz soğuk sevgisiz hayatınızda başarılar…
+2
🌸wild honey suckle
(11.04.26)
Şeyi anlamıyorum ben de anneanne babaanne dededen bir şey neden beklemeyeyim ki onlar başkası mı? Çocuk yaparken onlara güveniyorum ben evet. Onlara güvendiğim için hamile kaldım. Ha yakın akrabam hariç kimseyi de tanımam orası ayrı
+1
Hallegadola
(11.04.26)
Kendi cevabınızı kendiniz vermişsiniz aslında "Burası Türkiye burada bunlar normal". gerçi cevap ve sonuç olarak çözüm aradığınızı da düşünmüyorum çünkü sadece "öyle" olsun istiyorsunuz. Böyle olmalı, şöyle olmalı gibi arzularınızı sanki olması gerekenmiş bunlarmış gibi anlatıyorsunuz. Hayal kuruyorsunuz ama hayallerde hep beklenti içindesiniz. Bu kadar beklenti duymayı bırakın hem bu konuda hem başka konularda siz de rahat edersiniz, eşiniz de, çocuğunuz da. Hayır babanneyi dinleyip sizin ifadelerinizle harmanlayıp sorunun kaynağını bulmamız da mümkün ama işte burası Türkiye kim çözüm için adım atacak? Siz mi? Babanne mi? Kocanız mı? Yoksa 1.5 yaşındaki çocuğunuz mu?
0
Jazz
(12.04.26)
aynı tablonun 10 yıl sonrasından bildiriyorum;

yapacak bir şeyiniz yok. bu durumla yaşamayı öğreneceksiniz.

biri 11, biri 4 yaşında iki çocuğumuz var. eşimin ailesi ile durum az çok böyle. doğuma gelmediler. eşimle kızım kaza yaptı, çocuğu ambulansla hastaneye kaldırdık (durumu iyi çıktı çok şükür) kıllarını kıpırdatmadılar. çocuk Türkiye'nin en saygın sahnelerinde sahneye çıktı, insan merak da mı etmez ya!? yok, gelmediler. okullarının kapısının önünden geçmişlikleri yok. insan torununun gittiği okulu kreşi merak da mı etmez? etmediler.

özellikle küçüğe daha bir tek saat bakmışlıkları yok. bebekliğinde bir kere alt değiştirmişlikleri, bir kere parka götürmüşlükleri yok. bir tek kere sinemaya tiyatroya götürmediler, götürmüyorlar.

ben kendimce şöyle bir yol izliyorum. sınırlı görüşüyorum, mesafeyi açıyorum. eşime ve çocuklara bir sorun oluşturmuyorum, laf söz etmiyorum elbette. ama madem mesafe, alın size mesafe diyip, yılda 1-2 kere görüştüğüm bir düzeye çekiyorum. çok da umrumdaydı benim de.

biz de bizimle vakit geçirmek isteyen aile üyelerimizle yolumuza devam ediyoruz. evet insan çok da yoruluyor, biraz da üzülüyor ama yani yapacak hiçbir şey yok. ne yapabiliriz ki?

sizinle bağ kurmak istemeyen, sizinle aile olmak istemeyen insanlarla zorla bağ kurmanız mümkün değil. zorla aile olunmuyor. istemiyorlarsa, istemiyorlardır.

salın gitsin. kendinize dert ettiğinize değmez.
+3
babilfish
(13.04.26)
(10)

tek cocuklarin askere alinmamasi gerekliligi

konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
ben böyle bir yasa olmasi gerektigini düsünüyorum. aklima gene tarik tarcan geldi. https://pbs.twimg.com/media/Fn-KXZeWIAE9Ki8.jpgbir evin bir cocugu. terhisine 20 gün kala sehit düsmüs. bir ailenin tek umudu. bütün umudu. gene gece gece bu cocuk dert oldu icime.bunu kimse düsünmüyor mu?suriye'de ev
ben böyle bir yasa olmasi gerektigini düsünüyorum.
aklima gene tarik tarcan geldi. pbs.twimg.com
bir evin bir cocugu. terhisine 20 gün kala sehit düsmüs. bir ailenin tek umudu. bütün umudu. gene gece gece bu cocuk dert oldu icime.
bunu kimse düsünmüyor mu?
suriye'de evin tek erkek cocugu varsa askere alinmiyorlarmis mesela, suriyeli arkadaslarimdan ögrenmistim. iki veya daha cok erkek cocugu varsa da sirayla askerlik yapiyorlarmis.
zorunlu askerlik fikri rahatsiz edici ama bunu degistirmiyorlarsa bari tek cocuk kuralini getirsinler. siz ne düsünüyorsunuz?
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.03.26)
İlber Hoca'nın Türk halkının asker millet olduğuna dair sözleri vardı. Haklıdır.
Ailelerin tek çocuğu ölmesin, ikincisi ölebilir mantığı çok saçma geldi bana.

Bir de Asker kardeş varsa askerliğin ertelenmesi uygulaması bizde de var.
-1
Mirket
(15.03.26)
asker kardes varsa askerligin ertelenmesi uygulamasi bizde de varsa, iki kardesin ayni anda sehit düsüp evi evlatsiz birakma riskini almak istememisler. o halde tek cocuk sehit düsünce evin cocuksuz kalacagini neden düsünememisler? mantik ayni.
ikinci cocuk da ölmesin elbet ama tek cocuk ölüp bos duvarlarla basbasa kalmak versus ikinci cocuktan güc bulmak arasinda bence muazzam fark var.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(15.03.26)
bildiğim kadarıyla eskiden gerek türk devletlerinde gerek osmanlıda bile tek oğulu almamak bizde de varmış
ya da kulağına küpe takılıyormuş o geri göreve veriliyormuş filan

askerlik tımar sisteminden vs. çıkıp düzenli merkezi askere almalar başladıktan sonra bu tek oğul istisnası kalkmış gibi duruyor

o zamanlarda da biz maalesef sürekli savaşıp sürekli kaybeden taraf olmuşuz, zaten gerekli asker yok, teknolojide çok geriyizi askerden kaçanı bile takip edemiyormuşuz doğru düzgün
olan da biner biner ölmüş
yani istisna uygulayamamışlardır herhalde...
+1
subcomponent
(15.03.26)
Size katılmıyorum. Tek çocugun askere alınmaması veya alınsa bile cephe hattına sürülmemesi gibi uygulamalar tarihte bizde olmuş ama bu uygulamaların sebebi duygusal sebepler değil. Eski dönemlerde savaş, çatışma şimdikinden çok daha olağan durumlardı ve birinin askerde savaşta ölmesi şimdiki zamanlara kıyasla çok daha fazla yaşanıyordu. Günümüz Türkiye'sinde birinin askerlik esnasında hayatını kaybetmesi haber değeri taşıyan olağan dışı bir durum. Eskiden nüfus çoğunlukla kırsal da yaşıyordu ve üretim toprağa dayalıydı, tarımda makineleşme falan olmadığı için ailede genç erkek kalmaması ülkenin üretim gücünü doğrudan tehdit eden bir şeydi ayrıca sadece savaş değil askerde salgın hastalık gibi sebeplerle de ölüm olayı yaygındı. Tifo dan falan askerin ölmesi günümüzde vaki değil mesela. Yani askerin pisi pisine hayatını kaybetmesi durumu hiç yaşanmıyor mu ülkemizde evet yaşanıyor ama bir yıl içinde askere alınan kişilerden askerde hayatını kaybeden oranı herhalde yüzde 0,bilmem kaç gibi çok çok az bir durumdur. Bir de artık ailenin tek çocuğu olması çok rastlanan/bi 10-20 yıl sonra ülkede tek çocuk olmak çok sıradan bir durum olacak devlet böyle bir kanun çıkarsa ileride asker bulamaz.
-1
wilhelmwasmuss
(16.03.26)
kız çocğu çağırıp çözüm bulabilir, ne de olsa çocuk yapmıyorlar
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(16.03.26)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim : tek çocuk musunuz?
-2
co2s2
(16.03.26)
tek çocuk olarak hakkari'de yedek subaylık yaptım (meslek kurasına tabiydim gerçi) 11 yıl önce.

not: baba ve dede emekli albaydı ayrıca.
-1
rain when i die
(16.03.26)
Haklısın ama yukarıda da yazılmış birkaç on seneye çoğu aile tek çocuklu olacak. En iyisi zorunlu askerlik diye bir şeyin olmaması da işte.
+3
sadakatsiz
(16.03.26)
Askerlik vazifesi bağlıklı erkeklerden alınan deli dumrul vergisine döndü. Tek erkek için düşünceniz çok nazik kalıyor.
+1
abbabaabbaababbabaababbaabbabaab
(16.03.26)
Tek cocuk degilim.
Ayrica kadinim.
Türk vatandasligim da yok.
Yani kendime pay cikarmak icin actigim bir soru degil.
Ölene ayri, geride kalana ayri acidigim icin sordum.
+1
🌸konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(16.03.26)
(6)

Yemek kültürü

kestane gürgen palamut
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü ay
Geçtiğimiz dönemde Maraşlı bir misafirim geldi. biz yemekleri önce çorba, sonra ana yemek ve ortada ara sıcak, salata, meze; en son çay, kahve ve tatlı şeklinde ikram ederek yiyoruz. Ortadakini isteyen istediği kadar tabağına alır. Misafirim ise ilk defa böyle bir şey gördüğünü yemeklerin tümünü aynı anda yediklerini ve öyle ikram ettiklerini, kültürümüzün farklı olduğunu ( karadenizliyiz) söyledi. Ben de bunu ilk defa duydum. Restaurantlarda dahi öyle dediği gibi yemedim hiç.
Gün x’de benzer kültür şoku olarak geçmiş bu konu, Anadolu’da yemeğin tümü ortada hep birlikte ikram edilir ve ortadan yenir demişler. Sizin alışkın olduğunuz yemek kültürü nedir? Tüm yemeği tek seferde ikram edip yemek mi yoksa çorba ve ana yemeği sırayla ikram edip yemek mi?
📊 Sizde nasıl ?

Bu anket sona erdi. 50 oy kullanıldı.

0
kestane gürgen palamut
(13.03.26)
bu kişiden kişiye yavaş yavaş değişen birşey, yani onun ve çevresinde önce çorba sonra yemekler gibi servisler yapılmadığı için öyle devam ediyor.

aynı aile yetişmiş örnek kardeşler diyelim birisi halen ortak yemeyi devam ettirirken birisi diğerini tercih ediyor.

insanların kendisini nereye ait hissetmesi veya oraya gitmeye çalışmasındaki süreç,
diğer kişilerde aynı şekilde günün sonunda kapitalist sisteme yenik düşecek. kötü mü tartışılır.
0
sivri sinek
(13.03.26)
E çorbayı içerken yemek soğumuyor mu? Sırayla yeriz, hiç diğer türlüsünü görmedim.
+2
sadakatsiz
(13.03.26)
arkadasin zirköylü.
anadolu'da yemegi koca bir siniye koyarlar, herkes o siniye kasik calar. insanlarin kendi tabaklari olmaz. sahsen igrenc bulurum.
arkadasin, yemegin sirayla gelmesine takilmamis sadece, komple yemek bicimine takilmis. masada oturman da gariptir, yemeklerin tek tek tabaklarda gelmesi de gariptir, salata mesela ortada olur bizde ama herkesin salata kasesi olur, servis kasigiyla kendi kasemize aliriz, arkadasin icin bu da gariptir.
kültür farki var bariz de arkadasin televizyon da mi izlememis hic?
img-s1.onedio.com

img-s1.onedio.com
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(13.03.26)
salatalar, mezeler, zeytinyağlılar masanın ortasında durur, herkes istediğinden tabağına alır.

ama çorba, ana yemek, pilav vs sırayla servis edilir.
+3
kibritsuyu
(13.03.26)
Günlük standart aile akşam yemeğinde zaten böyle three course meal yapacak çeşit olmuyor da, misafirin geldiği bir ortamda bizde de çorba önden gelir, salatalar çorba varken de masada olur herkes önüne alır. Ana yemek ve diğer yemekler sonradan gelir. Ailecek yediğimizde salata ortada olur önümüze ekstradan pek almayız hiç bundan hicap da duymamıştım. Genelde çorba da olmaz bizde, çorba varsa da ana yemek olmaz pilav/makarna vs olur belki, onu da bazen çorbayla beraber bazen sonrasında yeriz.

Ha ben 20 senedir yemekhane yemeği yiyen biri olarak, tüm yemeklerin tek tepside olmasını da yadırgamam. Bazen çorbadan bir iki kaşık alıp soğuyana kadar ana yemeğe geçip çorbayı arada tekrar yiyorum falan illa çorba başta yenir takıntım yok.

Yerde oturup ana yemeği tek tencereden kaşıklayanları yadırgarım ama o kadar da değil :D
+2
nundu
(13.03.26)
kültürümüz derken anadolunun köyü- yörük kültürüyse
evet ne yemek varsa hepsi ortadadır, benim köyümün de kültürü öyle- idi.
ayrı ayrı tabak yok(tu) ki zaten, kime neyi ne sırada vereceksin? ayrıca 15 kişi yiyorsun o kadar tabak mı var ayrı konu, o bulaşığa can mı dayanır kuyudan su çekip, tulumba basıp tabak yıkanan evlerde...
yerde yeniyor ve evet, herşey ortada. ayrıca zaten çorba, ana yemek- pilav, ara sıcak, salata gibi ya da antre meze ordövr gibi neyse yani, çok fazla çeşit de aynı anda olmaz (olmazdı). 5-6 çeşit yemeği aynı anda anadolunun bağrında kim bulmuş? köyün ağası olmak lazım.

ama köyden çıkalı yıllar olan kimse evinde öyle yemiyor artık tabi ki.
köyde kalanları sadece düğünde bayramda görüyorum eski usul kalmış olan belki tek tük vardır bilemiyorum.

benim ailem için mesela, bizde bol bol meze z.yağlı salata türü olur mesela bunlar ortadadır servis kaşığı vardır. sıcaklar sırayla servis edilir.
+1
subcomponent
(14.03.26)
(23)

Ciddi anlamda sıkıştım, yardıma ihtiyacım var

sekizdokuzon
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile
Altı aydır İstanbul'da farklı iki evde kirada oturdum. Oturduğum yerler merkezi sayilabildigi için evlerin ederinin çok üstünde kira verdim, bu da beni ekonomik olarak inanılmaz yordu. Kendimi acındırmak istemiyorum ama cidden aç yattığım zamanlar oldu. Ayrı eve çıkmamdaki en büyük motivasyonum aile evinden ayrılmaktı. Ailem de İstanbul'da yaşıyor ve hayatımın büyük çoğunluğu onların yanında saksı çiçeği gibi geçti. Sakinlesebilecegim, çalışabileceğim, düşünebilecegim bir alanım yok orada.

Kaldığım eve bu kadar absurd bir kira vermek her geçen gün daha fazla rahatsız etmeye başladı, bunun yanında babam ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladı. İşsiz olduğum zamanlarda bana her zaman destek olduğu için onu yüz üstü bırakmak istemiyorum ama ailemin yanına da dönmek istemiyorum.

Ev sahibiyle konuştum, ay sonuna kadar evi bosaltacagim. Bu ayın kirasını babama yolladım. Ama peki ben ne yapacağım şimdi diye kara kara düşünüyorum bir haftadır? Aile evine dönersem her şey yine yavaşlayacak, yine atalet çökecek üstüme, elimi eteğimi her şeyden çekmeye başlayacagim bunu biliyorum.

İki gün önce internette bir kiralık daire ilanı gördüm. Seydikemer'de 2+1 eşyalı bir daire, aylık kirası 12 bin. Emlakçıya ulaştım, depozito konusunda da yardımcı oluruz dediler. Ben uzaktan çalışıyorum, şehir değiştirmem işime çok büyük bir olumsuz etki yapmıyor. Şu an ödediğim kiranın üçte birini ödeyip hem daha sakin sessiz bir ortamda azıcık sakinleşirim, hem borçlarım için para biriktirip hem de aileme maddi olarak destek olurum diye düşündüm.

Fethiye'de yaşayan bir arkadaşım var, ona ulaştım. Ama o kısaca "Burası Yozgat gibi bir yer, tek başına bir kadın olarak rahat edemezsin. Zaten Seydikemer merkeze çok uzak, dağ başında inanılmaz izole bir yer. Daha çok bunalirsin." dedi.

Şimdi bu noktada cidden her türlü yardıma çok ihtiyacımız var. Özellikle o bölgeyi bilen ve kısa süreli de olsa kalinip kalinmayacagi hakkında bilgi verebilecek birileri varsa çok memnun olurum. Onun dışında ekonomik ve psikolojik olarak çok yoruldum, daha az kira vermek, merkezden daha uzak olmak, dolayısıyla daha az para harcayıp günlerimi çalışarak, dinlenerek geçirmek hayal mi?

Karar verme mekanizmalarim aşırı stres yükünden çalışmaz hale geldi. O yüzden her şeyi çevremdeki insanlara sormak zorunda olduğum bir zamandayim. İnanılmaz sıkışmış, hatta felç olmuş gibi hissediyorum. Sizce en azından haftaici daireyi görmeye gidip o civarda iki üç gün kalıp ortami bir göreyim mi? Yoksa tüm bu olanlar deli saçması mı?

Teşekkürler.
-2
sekizdokuzon
(09.02.26)
bence sana daha iyi gelir izole olması. zaten kısa süreli bir plan dediğin kadarıyla. 2-3 gün kal tabi imkanın varsa, en azından yaşayanların profili görmüş olursun. bence dediği kadar "yozgat" bir yer değildir. sen asıl kışları nasıl geçiyor, sık sık elektrik gidiyor mu vs. diye sor; uzaktan çalıştığın için önemli bunlar. hatta telefon çekiyor mu o da önemli. öyle yerlerde en büyük sorun ısınma oluyor bir de.
ezcümle kafanı boşaltmak, kendinle adam akıllı baş başa kalmak için güzel bir fırsat.
+2
gobekliraki
(09.02.26)
Arkadaşa katılıyorum bence de izole bir yer size daha iyi gelecek. Ama dediği detaylar önemli konfor kısmı çözülürse sessiz sakin bir yerde toparlayabilirsiniz. Alternatif olarak da madem yer önemli değil başka şehirlere bakabilirsiniz benzer ücretlerde belki daha merkezi yerler bulunabilir acele etmeden biraz daha araştırırsanız iyi olur.
Gidip görmek zaman geçirmek de gayet mantıklı olabilir taşınma kolay alınabilecek bir karar değil iyi düşünmek her şeyi ölçmek lazım.
+1
mutekebbir
(09.02.26)
Benim taşınmam.bir bavul, bir laptop. Bir de cidden ortamdan hoşlanmazsam yaz başı dönebilirim, bu ayrıntıyı ev sahibiyle konuşurum. Ailem yazları köye gidiyor, aile evinde geçirebilirim yazı. Gerisi yine Allah kerim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
ciddi cevap,
www.sahibinden.com

Fethiye yerine ordu ya git. büyükşehir, imkanları oldukça fazla, görece fiyatlar makul. kendi havalimanı var, ulaşım rahat. Attığım ev sahile çok yakın ve sahili gerçekten çok çok iyidir. yazın etrafın plajlarla dolu, kesinlikle izole değil.

Düşüncen, iyi niyetin çok güzel. mecbur kalırsan tabi eve dönersin ama son çare olmalı senin dediğin gibi. düşük kiralı bir yere geçerek olacağın destek babana fayda sağlıyorsa bu yolu zorlamadan güzel.

aşırı izole bir yerin iyi geleceğini sanmıyorum.
+3
kisa
(09.02.26)
Aşırı izole bir yerin iyi gelecegini sanmıyorum+1
Yani kitap yazmak için dağda ev bulan yazar değilsin, o kadar da kendini kapatmaya gerek yok.
+3
logisticsmanager
(09.02.26)
Aslında yeni bir iş kurmak istiyorum. Yoğun şekilde çalışmam gerekiyor, kitap olmasa da matematik sorusu yazacağım, içerik oluşturacağım. O açıdan uyaranların minimuma inmesi yararima olur. Bir de benim introvertligin seviyesinden bahsedeyim: dört aydır Taksim meydanınin dibinde oturuyorum, sanırım sadece bir kez gidip bir yerde bir şeyler içtim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Ben konunun maddi yönüne takıldım.
Bir defa aile evinden taşındınız, masraf. Ev değiştirdiniz, masraf. Taşınmayı düşündüğünüz ev dayalı döşeli değilse ya nakliyeye ya ev düzmeye para harcayacaksınız. Yine masraf. Üstelik gideceğiniz yerde de kalıcı olmaya niyetiniz yok.
Ben olsam belimi doğrultana kadar aile evine dönerim. Dünyanın sonu değil. Yaza da gideceklermiş zaten. Bir süre sıkın bence dişinizi. Kuyruğunu kıstırıp döndü diye düşünmelerinden endişelenmenize de gerek yok. Ne de olsa maddi destek olmuşsunuz ailenize.
+3
auroraaurora
(09.02.26)
@cosmicstring: annemlerin köyü bayağı köy köy. Bir de ben beni aileme bağlayan yerlerde çok bulunmak istemiyorum. Kendime çok başka bir hayat çizmek istiyorum. İşin psikolojik altyapısı biraz karışık, hiç girmeyeyim. Aileden ayrılmak, kendi hayatını kurmak benim için olmazsa olmaz maalesef.

@aurora: eşyalı evlerde kaldım şimdiye kadar, kiralamayı düşündüğüm evlerin de eşyalı olmasını tercih ediyorum. Gerçekten bavulu al, yaşamaya başla tarzında bir yer değilse kiralamam. Dediğin gibi o taşınma, nakliye, yeni eşya işine girersem çıkamam. İçime sinen, ihtiyaçlarıma tatmin edici oranda karşılık gelen bir yer bulana kadar bu şekilde evim sırtımda gezeceğim. Aile evine dönmek sıfır noktasına dönmek gibi, altı aydır çektiğim çilenin, verdiğim mücadelenin hiç olmasi gibi bir şey benim için. Amma da dramatize ettin, bayil bir de dediğinizi duyar gibiyim ama benim içim böyle söylüyor hatta bağırıyor. Onu terapiyle, aylık gezilerle, yemeyle icmeyle, alkolle susturabilecek gibi değilim.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
fethiye'de internet altyapisini ciddi sorgulamanizi tavsiye ederim.
ama yukarda kisa'nin dedigi gibi, ordu'yu gercekten dusunun. cok sevdigim bir arkadasim pandemi doneminde atladi gitti, sahil tarafinda ev, hayati 180 derece degisti, harika seyler oldu, uzun hikaye, istanbul'a geri donmedi ve yurtdisina tasindi. bu demek degil ki ordu'ya gidince bu olacak sadece ordu ne olursa olsun buyuk il, ama masrafi az, istanbul'dan sonra hem rahatlatir ama bogmaz.
+2
kassiopeia
(09.02.26)
Seydikemer'i görmedim ama o civarları biraz tanıyorum, taşınmayı düşündüğünüz yer Fethiye merkezde değilse ki değil anladığım kadarıyla, araçsız yaşamak pek mümkün değil.

Uzaktan çalışmak için iyi bir internet bağlantısına ihtiyacınız vardır muhakkak ama dağ başı diye tabir edilen bir yerde iyi bağlantıya sahip olmak çok zor.

Yıllarını şehirde geçirmiş bir kişi olarak, 'kadın başınalık' diye bir endişem olmadı benim hiç bir zaman, ya da olmamıştı diyeyim ama şu an küçük bir ilçede yaşıyorum, dağ başı da değil hatta turistik sayılabilecek bir yer ama bir sefer öyle bir zihniyetle karşılaştım ki, tek başıma olmadığım için şükrettim.

Özetle sırf kirasına bakarak karar vermeyin, o kira bedeli düşükse bir sebebi var, arkadaşınızı dinleyin, yaşam maliyetinin İstanbul'a göre daha düşük olduğu başka küçük şehirlere bakabilirsiniz.

Kısa+1
+2
(09.02.26)
Çok acele karar veriyor gibisin. Bu telaşın nedeni para değilse bence biraz sakinleş ve sora sora, araştırarak ilerle. Muğla'da toplu taşıma diye birşeye ben rastlamadım, arabasız zor olur, belediyeciliğin daha iyi çalıştığı yerlere bak. Yazın bir de Muğla çekilmez olur, açarsın klimayı o da masraf. Bursa, Balıkesir, Çanakkale daha iyi alternatifler.

Eğer şuanda çok sıkışmış gibi olmanın nedeni paraysa ve sigara içmiyorsan gelip bende birkaç hafta kalıp kafayı toparlayabilirsin.
+1
tiredofwaiting
(09.02.26)
çözüm ev arkadaşı bulmak. 2-3 kişi masraf bölüşeceksiniz. tek başına olmanın rahatlığını tabi vermez ama aile evine kıyasla on kat özgür olursun.
+3
orpheus
(09.02.26)
karsiyaka güzeldir.

www.sahibinden.com
0
designer
(09.02.26)
Yakın zamana kadar çok ciddi bir şekilde Divriği'ye taşınma kararım vardı. Farkında olman gereken bir şey taşınacağın herhangi bir büyükşehir imkan sağlaması açısından erişim sıkıntısı yaşayacağın (sağlık, temel ihtiyaçlar, sosyal aktiviteler vb.) seni çok ama çok geriye götürecek.
Kafamın içinde "şokta çalışırım en kötü" diyordum fakat kimse oraya gittiğiniz için size herhangi bir işi altın tepside sunmayacak (şokta çalışmak dahil).
Bu noktada masraflardan kaçmak için daha az masraf yapacağın bir yere taşınmak vereceğin en yanlış karar, eski bir matematik öğretmeni (aynı branşta olduğumuzu hatırlatarak) söylüyorum.

İstanbul'da yaşamak istemiyorsan İzmir'de tutunabilirsin her türlü. İzmir'de de hem bir dershanede çalışıp hem de düşük kiralar verebileceğin bölgeler var (örneğin Buca). Bir senede özel derslere abandın mı bir şekilde düze çıkacağına inanıyorum.

Mahrumiyet bölgesine gidince büyükşehir'de elinde olabilecek a,b,c,d planlarından sadece a ve b olacak, her şey ters gittiğinde hiçbir şey kazanamadığın bir senaryo da önünde olacak.
0
rakicandir
(09.02.26)
Arkadaşlar şu şekil bir sinir krizi geçirdim; www.instagram.com

Beni tekrar sağduyuya davet ettiğiniz ve yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.
+1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Herkes mekan yazmış. Ben de dahil oluyorum ve el arttırıyorum; Sakarya'ya gel.
Hem büyükşehir hem de küçük,
kiralar oraya göre uygun (eşyalı 15-20 bandına rahat edebileceğin yer bulursun),
İstanbul'a yakın, geri dönmek istersen 1 saate herşeyi bırakıp dönersin,
İstanbul'a uzak, hayatına müdahale etmek isterlerse, gelemezler :)
Serdivan ilçesinde hayat hareketli, istersen ortam yaparsın, sıkılmazsın
Aynı Sakarya'da hayat yok, bol bol kafanı dinlersin.
Destek istersen DM.
Başarılar...
0
pccopath
(09.02.26)
ya kardeşim kusura bakma da biz mutlumuyuz dandik mahallerde yaşamaya bütçemize göre ev tutuyoruz. kusura bakma iyimser yaklaşamayacağım ama bütçene göre ev tutmalısın ailenden ayrı yaşamak istiyorsun ama daha ev ekonomisi yönetemiyorsun, bu arada seydikemerde de bulundum bi git de gör bakalım nasıl bir yermiş seydikemer. ne internet altyapısı bulabileceksin ne de şehire gidecek araba. tamam hayat çok kötü demiyorum ama biraz realist olun be kardeşim. bu biraz sitem dolu gibi oldu ama öyle değil. gerçekten ayağını yorganına göre uzatmalısın seydikemer gibi hayallere de dalmamalısın türkiye de nerede büyükşehirden çıkarsan internet yok gibi bir şey bunu unutmamalısın.
+2
belkider
(09.02.26)
İstanbul'a parası yetmediği için anlık aklını kaybedene niye bağırıyorsun? Hanginiz çekip gitme hayalleri kurmuyorsunuz? İstemiyorum kardeşim ömrümün sonuna kadar bktan mahallelerde yaşamak, suç mu? Gerekirse ömrümün sonuna kadar da alternatifini ararım. Ayrıca yıl 2016 değil, internet burada ne kadar çekiyorsa iyi kötü her yerde bir şekilde çekiyor, tiktoktaki Anadolu irfanina denk gelmedin sanırım. Ben sanmıyorum ki Seydikemerdeki altyapı İstanbul Sultangazi'deki altyapının on yıl gerisinde olsun. İlçe AKP'de, hızla gelişiyor, memur çekiyor. O kadarını araştırdık. Her haltı da bilin.
-2
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
Urla'da internete erişebilmek için 3 ay bekledm, bunu da araya adam sokarak yapabildim. İnternet x,y,z'de bir şekilde çekiyor diye düşünüyorsan söyleyeyim yanılıyorsun.
Örnek : Buraya taşınmak isteyen instagirllerin %70'i internetsizlikten yakınıp gerisingeri dönüyor.
+1
rakicandir
(09.02.26)
İzmir'e taşınmayı ben de pek düşünmüyorum. İnternet, altyapı sıkıntısı ciddi boyutlarda. İnstalik bir işim yok, pencereden baktığımda bakımsız çatı bina görmek istemiyorum. Bu yeterli.
-1
🌸sekizdokuzon
(09.02.26)
bence en problemsiz internet saglayicisi türksat,
genelde 2 yil sözlesmesi oluyor,
tasindigin yerde hizmet verebiliyorsa,
türksata bildiriyorsun
ve sözlesmen devam ediyor,
kentsel donusum vb.nedenle bazen sokak iptal olabiliyor,

önceden bilgi sahibi olmak için;

www.kablonet.com
0
designer
(09.02.26)
Muğlada toplu taşıma var
mesela aynı güzergahta olan köyceğiz, ortaca, dalaman, fethiye hattının 20 dakikada bir minibüsü var (kışın hiç yolcu yoksa seferler birleşebiliyor ama yazın her sefer kalkıyor)
yatağan, milas, bodrum da yine aynı güzergahın ilçeleri yine sık sık minibüsü var

marmarisin daha sık, marmaris güzergahından gidilen datça biraz daha az ulaşılabilir durumda ama çoğu otobüs firmasının (ulusoy vs.) muğla seferleri marmaris ya da datça çıkışlı/varışlı oluyor.

burada bodrumu ayrı bir şehir (havalalanı var), fethiyeyi ayrı bir şehir (dalaman h.alanı), muğla merkez ve marmarisi de ayrı bir şehir gibi düşürseniz, ulaşım ve toplu ulaşım mantığı buna göre işliyor.

ula (akyakanın olduğu ilçe bu) zaten merkez ilçe gibi kalıyor. diğerlerine göre.

işte tüm bu ulaşım mantığının dışında kalan 2 yer var biri seydikemer biri kavaklıdere.

seydikemer o kadar alakasız yani.
+2
subcomponent
(10.02.26)
bundan 15 sene once yasadigim sehir beni asiri darlamisti. hersey gozume batiyordu, herkesle atisiyordum gun icinde vs. okul bitti sacma sapan islerde calisiyordum, bir nevi motokurye isi gibi birseydi, aracla ilac dagitiyordum. birsuru yere basvurdum cevap yok.

bir sabah kalktim, ev sahibine haber verdim ben 48 saat icinde cikiyorum diye. arabaya ne sigdirabiliyorsam sigdirdim, kalanlari ya dagittim ya da cope attim.
yola ciktim. ilk gun 18 saat hic durmadan gittim. sonra bir 12 saat daha gittim. sonra bir 12 saat daha. 3650km yol yaptim, daha onceden yasadigim sehrin cegregi buyuklugunde bir yerde durdum, tanidik birkac arkadas vardi bir sure onlarin yaninda kaldim. bu sure zarfinda is baktim, buldum. sonra kendi evime ciktim vs.

hala o tasindigim sehirdeyim, 15 sene oldu burasi da hafif darlamaya basladi. ama simdi coluk cocuk var, tasinmasi kolay degil malesef ama ayarlayabilirsem kacacaz.

ozetle: tek tabancaysan dunya senin, fazla zaman kaybetmeden uza derim. degisiklik iyi gelecektir. metropoller artik yasanilacak yer olmaktan cikti, tutunabilmek icin cok iyi maaslar lazim, eger tek basina kira odemekte zorlaniyorsan o sehirde yasamanin manasi yok. isin de remote ise zaten durdugun kabahat.
istanbul kacmiyor, hazirlik yapip donersin ilerde. ama hazirliksiz buyuk sehir bence gereksiz stres.

bol sans.
+1
cooperr
(10.02.26)
(16)

Yaşlı ve tek yaşıyorsun ve ciddi sakatlandın/hastalandın.Ne yaparsın?

trablon
bizim neslimiz arkadaşlar evlenmeyip tek yaşayacak.Diyelim ki rahatsızlandık ciddi bir hastalığımız var ne bok yiyecez? Ya kalp ameliyatı olman gerekecek tek başınasın siksen olaman çünkü bakıma muhtaç kalıyorlar bir bir ay.Ne yapacaz arkadaşlar?
bizim neslimiz arkadaşlar evlenmeyip tek yaşayacak.Diyelim ki rahatsızlandık ciddi bir hastalığımız var ne bok yiyecez? Ya kalp ameliyatı olman gerekecek tek başınasın siksen olaman çünkü bakıma muhtaç kalıyorlar bir bir ay.Ne yapacaz arkadaşlar?
0
trablon
(23.01.26)
Sonunu düşünen kahraman olamaz
Su akar yolunu bulur
-1
artıküyeolmakistiyorum
(23.01.26)
Compuya baskı yapalım bu siteyi hiç kapatmasın. Yaşlanınca olmadı duyuru açarız. "Düştüm galiba kalçam kırıldı" diye. Birileri gelir buradan yardıma artık, o kadar mesaimiz var sonuçta.
+21
gobekliraki
(23.01.26)
Şu an bir arkadaşım söylediğin şekilde hastanede yatıyor. Dün ameliyat oldu. 10 gün kadar yatacak hastanede. Sonra, radyoterapi falan, işi uzun. Şu an refakatçisi bir arkadaşı.

Geç olmadan evlenin. Çoluk çocuğa karışın. Şu an için sevgi açlığınızı giderirler ama o günler geldiğinde kedileriniz size bakamaz.
+1
Mirket
(23.01.26)
Kendi işimi kendim görebilen bir yaşlı olurum ben ama dediğin durumlar da olabilir. Bu sebeple yaşım çok ilerlemeden bir huzurevi ya da kendime bakacak bir yardımcı arayışına girerim herhalde.
0
rock n roll
(23.01.26)
evde sağlık hizmeti var arıyorsun geliyolar. devletin hem de. özelde zaten var.
0
jelly bear
(23.01.26)
Allah yardım eder.
0
michael harddd
(23.01.26)
Çok para biriktirip en lüks huzur evine gitsek veya o zamana kadar robot sektörü gelişir bir tane robot satın alırız her işimizi görecek.
0
egerbiryolcu
(23.01.26)
Bu bağlamda sadece evlenmek de kurtarmıyor çünkü eşlerden biri elbet vefat edecek. Sana bakabilecek çocuklar olmalı yada money talks gençlikte yaşlılık için sağlam birikim yapılmalı.

Bir teyze ile tanışmıştım eşini genç yaşta kaybetmiş çocuğu da yok. Acil beyin ameliyatı olması gerektiğinde bakıcı parası maaşını geçtiği için refakat edebilecek akrabası da Trabzon’da olduğu için vakti zamanında oraya gitmiş ameliyata.

Çocuğum var ama Allah düşürmesin muhtaç olmak istemem…
0
cilekli pasta
(23.01.26)
@Mirket, her eş hayırlı mı? Babam 40 yıllık 73 yaşında yürüyemeyen eşini bırakıp köye gitti. Komşularımız olmasa yapamazdı tek.
+1
Kahvedesu
(23.01.26)
Bizim zamanımıza yaşlı bakan robotlar çıkacak, ahan da yazıyorum. İlacını verir, altını temizler, yemeğini getirir ciddiyim bak hepsi olacak :D kaygıyı bırakıp keyfinize bakın gençler :)
+1
titanic kemancısı
(23.01.26)
Herhangi bir şehirde bir sebepten yıkılan evi örnek gösterip ev almamak gibi bir durum bu.
Her an herşey olabilir. Eş önce ölebilir. Eş ve çocuklar hayırsız olabilir. Savaş çıkabilir. Hepsi mümkün. Onun için her şeyde B planları C planlarına gerekvar ya. Komşuluk ilişkilerini iyi tutmak. İyi arkadaşlar biriktirmek önemli konular.
Ben yalnız yaşarım düşüncesi ergen kafası bence. İnsan bazı durumlarda çok aciz bir canlı. Sosyal ortamlar ve ilişkiler, adetlerimiz, törelerimiz hep bunun için.
Bir arkadaş evde bakım hizmetinden söz etmiş. Ya fiyatlardan haberi yok ya da aşırı zengin. Dün küvezdeki bebeği döven hemşireyi seyrettik. Daha önce de huzurevinde yaşlı döven adamın videosu vardı. Kendinde değilken alacağın bakım hizmetinin kalitesini sen düşün.
0
Mirket
(23.01.26)
abi hep bu tarz sorular soruyorsun ya. gelecek kaygısı herkeste var ama senin bu konudaki endişen takıntı düzeyinde, şu an yaşadığın hayatı da silip atıyor belli ki. imkanın var mı bilmiyorum da keşke bi profesyonel destek alsan. savaş bölgesinde her gün patlama sesi duyan adamlar senin kadar pesimist ve endişeli değildir.

ne olacağını gerçekten bilme şansımız hiç yok. belki 60 yaşında sağlıklıyken tak diye düşüp öleceksin. belki "yalnız kalmayayım" deyip evleneceksin ama mutsuz bir evlilik olacak. "yaşlandığımda çocuklarım bana bakar" diyen bir anne babanın tüm evlatlarını bir kazada kaybetmeyeceğinin garantisi var mı mesela? ya da yaşı geçtim abi iki saat sonra duştan çıkarken ayağımızın kaymayacağını nereden biliyoruz?

maddi imkan, sosyal ilişkiler vs. elbette bir yetişkin için çok önemli, asla aksini iddia etmiyorum. sosyal canlılarız. yaşadığımız sistemde, düzende var olabilmek için bazı konulara özellikle eğilmemiz gerekiyor eyvallah. "kafana takma bro yarın yokmuş gibi yaşa" filan demeyeceğim ama en başta ifade ettiğim gibi sen bunlara o kadar takılıyorsun ki paralize oluyorsun, öyle bir noktaya geliyorsun ki ne bugününe ne yarınına faydan var.

sen şimdi sağlığına dikkat et işte, yaşlıyken düşerim diye onu dert etme. dünyada milyar tane yaşlı insan var. yüzde 1-2'lik felaket senaryolarına odaklanma.

("ya ne edebiyat yapıyon birader adam gayet makul bi soru sormuş" diyenler için not: başkası sorsa yadırgamam ama bu duyurucu hep benzer içerikli, felaket senaryolu, aşırı gelecek kaygılı şeyler yazıyor. konuya bakışının o yüzden farklı olduğunu biliyorum, ondan böyle yazdım)
+7
der meister
(23.01.26)
Soru sahibine bakmadan cevaplamıştım.

@der meister' e tamamen katılıyorum. Yerden göğe haklı.
+4
Mirket
(23.01.26)
40 yaşlardayım. dizimden ameliyat oldum, babam anam yaşlı olduğu için hastaneye çağıramadım. Çocuğum var 2 yaşında eşim yalnız bakmak zorunda, bana mı baksın, çocuğa mı. Yıllardır sövdüğüm kardeşim geldi. sidiğimi 3 gün wcye taşıdı. Dedim ki iyi ki kardeşim var. 1 çocuk yaptım, o da kariyer ve benzeri şeyler yapıp yurtdışına giderse kimsemiz kalmaz. 2ciyi yapmaya gücüm yok.(ruhen).
Başkan net olarak sıçtık. İnsan başına gelince anlıyor.
+1
mikahakkinen
(23.01.26)
kardeşlerim var
kuzenlerim var
yeğenlerim var

benim başında refakatçi kaldıklarım (veya onların çoukları) 1er gün bana kalsalar bypass dahil her ameliyata yeter

ama sürekli bakım gerekirse bu zaten ne eşle ne kardeşle çözülecek bişey değil, profesyonel bakım gerekir

benim ailemde 80+ yaşta çok kişi var
kimseye de bakan yok çünkü yatalak vs. değiller
büyük oranda yani, 1-2 kişi oldu öyle sürekli bakım gereken

gördüğüm kadarıyla son anına kadar evinin işini yapan, elini ayağını çekmeyen
kızım gelinim yapsın diye bir kenarda oturmayan muhtaç da kalmadı yani biraz da dirayetli olmak, sağlığına ve psikolojine dikkat etmek de önemli (tabi bir kısmı nasip bunun kaza geçirip felç de kalabilirsin ya da bazı hastalıklar elde olmayabiliyor) ama elimden geleni yaparım
kafam durmadığı sürece çalışmaya üretmeye devam
elim ayağım tuttuğu sürece evimin işini yapmaya devam

planlar böyle
0
subcomponent
(24.01.26)
Kendinize iyi bakın ve kenarda hep paranız olsun. Ailenin, akrabanın, eşin, çocuğun vb hayat boyu yanında olacağının garantisi yok
0
pembediken
(24.01.26)
(10)

4 Günlük Tatilde Kombiyi Kapatmalı mı?

bluedad
yılbaşı için 4 günlüğüne şehir dışına çıkacağımdan acaba komple kapatmak yerine en düşük ayarda bırakıp gitmek mi mantıklı diye düşünüyorum. zira döndüğümde tekrar evi ısıtmak için maksimum ayarda en az 5-6 saat donarak beklemek zorunda kalıyorum. önerisi olan bilen varsa yardım lütfen.
yılbaşı için 4 günlüğüne şehir dışına çıkacağımdan acaba komple kapatmak yerine en düşük ayarda bırakıp gitmek mi mantıklı diye düşünüyorum. zira döndüğümde tekrar evi ısıtmak için maksimum ayarda en az 5-6 saat donarak beklemek zorunda kalıyorum. önerisi olan bilen varsa yardım lütfen.
0
bluedad
(31.12.25)
Bir haftadır evde değilim, çıkarken kombiyi 40 derecede açık bıraktım. Bu havada buz gibi eve girip saatlerce yorganın altında ısınmaya çalışacağıma 300 TL fazla fatura öderim.
0
sekizdokuzon
(31.12.25)
Ben olsam kapatırdım. Pazar günü hava sıcaklığı artıyor. Ayrıca varsın 5-6 saat üşüyeyim, 4 gün boyunca kombiyi boşuna çalıştırmaya acır ve üzülürüm.
+5
10551037
(01.01.26)
Kapatirim. Ama gelince klimayj sicakta acip hizli isiniyorum
0
die fetten jahre sind vorbei
(01.01.26)
abi memleket neresi? erzurumda yarın gece -30 olacak dedi arkadaşlar. burada kapatsan, evin soğukluğunu es geçtim borular donar.
0
blue eyes white dragon
(01.01.26)
geç gelip yatıp uyuyacaksanız kapatın gitsin.
geldikten sonra en az bir kaç saat evde duracaksanız minimum'da tutun.

aylık 1500 geliyorsa ortalama 200liralık bir maliyeti olur. bir kahve parası.
maksimum ayarda evi normal sıcaklığa getirmeye çalışmak da zaten oluşturduğunuz tasarrufun yarısını geri alacak.
+1
biseysorcaktim
(01.01.26)
Kombiyi kapatmak daha mantikli, kisisel konfor disinda, toplum ekonomisi ve dunyanin kaynaklarini daha verimli kullanmak acisindan soyluyorum. Yoksa, ben olsam her turlu acik birakirim kisisel konforum icin.
0
bosver nicki
(01.01.26)
ben 4-5 gün evde değilsem
gelir gelmez bavul boşalt, yerleştir, ya alışveriş yapmışımdır ya da annemden filan geliyorsam o bişeyler koymuştur onları yerleştir
hızlıca bi yemek koy (yolda yemek yiyemem)
tatil dönüşü ise kirlileri filan makineye at as
giderken bulaşık mak. çalıştırmışımdır kesin onu diz
gibi gibi 2-3 saat oturmuyorum genelde

dolayısıyla gelir kombiyi açar, sonuna kadar da çalıştırmam bile
ev küçük ısınır
-1
subcomponent
(01.01.26)
4 gün evde olmayacaksam doğalgaz vanalarını kapatırdım zaten. kombinin açık olabilme imkanı kalmazdı doğal olarak.
0
lazpalle
(01.01.26)
en düşük derecede açık dursun bence.
0
jelly bear
(01.01.26)
konu ile alakalı değil ama görmüşken bir dipnot ekleyim:
doğalgazı ya da vanasını kapatsanız bile, kombiyi kapatmayın.
evde değilken kombiyi yakmak istemiyorsanız yaz moduna (sadece sıcak su) moduna alın. çünkü kış vakti, özellikle balkonda duran kombilerde, boruların ve kombinin içindeki su donabilir büyük arıza çıkarabilir. kombilerde donma engelleyici var ama çalışması için açık olması gerekiyor (yanması zorunlu değil, yaz modu yeterli)
+1
biseysorcaktim
(01.01.26)
(6)

Temizlik alışkanlıkları

egerbiryolcu
Konu ve ortam: kişisel bakım, ev temizliği, misafirlik, cafe, toplu taşima... Hayatın her alanıKendi alışkanlıklariniz: haftada üç gün mutlaka ev süpürürüm. Toz oldukça cam silerim, gibi sabit veya değişken rutinleriniz neler?Gereksiz, fazla takıntılı bulduğunuz başkalarinin alışkanlıkları neler?Her
Konu ve ortam: kişisel bakım, ev temizliği, misafirlik, cafe, toplu taşima... Hayatın her alanı

Kendi alışkanlıklariniz:
haftada üç gün mutlaka ev süpürürüm.
Toz oldukça cam silerim, gibi sabit veya değişken rutinleriniz neler?

Gereksiz, fazla takıntılı bulduğunuz başkalarinin alışkanlıkları neler?
Her gün yastık kılıfı değişmek gereksiz.
Bulaşıklarda çamasir suyu kullanmak abartı, gereksiz, aşırı titizlik...

Gibi gibi.

Sorma nedenim de: kendi aliskanliklarimiz bize doğru geliyordur fakat dışardan belki eksik bir rutinimiz vardır veya başkasında gördüğümüz gereksiz alışkanlıklar belki genel herkes için doğrudur, gereklidir.
0
egerbiryolcu
(24.12.25)
haftada iki gün süpürme (yetmiyor)
haftada bir nevresim değiştirme. nadiren yastık kılıfını hafta içi bir kere daha.
haftada bir toz alma ve yerleri silme. yerleri atlıyoruz bile bazen
pencereleri eve taşınırken silerim, bir daha silmem.
bulaşıkları makineye atarım. tahta kaşıklar ve iyi bıçaklarım hariç her şeyi makineye atarım. çok yapışmış kiri yoksa öncesinde temizlemeye uğraşmam, sudan geçirmem. yıkadığı kadar yıkar.
mutfak lavabosunun içini çamaşır suyu ile temizlerim çünkü sadece o görüntü olarak tertemiz yapıyor. normal deterjan görüntüyü kurtarsa orda da çamaşır suyu kullanmam. çamaşır suyunu sadece tuvalet temizliğinde kullanıyorum.
arada koltuk üstleri, yatakları süpürüyorum mesela. özellikle yataklardan minik minik tozlar çıkıyor.

yapmak isteyip yapamadıklarım;
imkanım olsa ayda bir perde yıkardım mesela. ama senede 2-3 defa ancak heralde şu an. perdelerin inanılmaz toz tuttuğuna ve pis olduğuna inanıyorum. ama çıkarıp yıkayıp geri takmak vs aşırı zahmetli ve zor bi iş.
nevresimi ve özellikle yastık kılıflarını daha sık değiştirmek,
mutfak dolaplarını iç dış daha sık temizleyebilmek.
evi haftada 3. defa süpürebilmek iyi olurdu. evin bi cephesi özellikle çok çabuk tozlanıyor ve kedi var. ama süpürmeye fırsat olmuyor. robot da var aslında ama öncesinde toplamak vs gerektiği için uğraşamıyorum.

aşırı bulduklarım;
aşırı deterjan, çamaşır suyu vs kullanımı mesela. şifonyerin üstünü deterjanlı su ile silmek nedir? ya da tuz ruhu filan gibi şeyleri karıştırarak insanın canına kast etmesini mantıklı bulmuyorum.
camların dışını silmek. ayda bir silenler var, deli misiniz?
foşur foşur sürekli açık balkon yıkamak
koruyucu kıyafet giyip tuvalet ile içli dışı olanlar, kolunu gidere kadar soka soka fırçamak... zemine s.çmış gibi her yeri köpürtmek
bulaşıkları makineye koymadan önce neredeyse tamamen yıkamak

genel olarak mesela bizim ev çok temiz olmuyor diye düşünüyorum. özellikle tüy ve toz açısından. kedi ve çocuk varken ve çalışırken daha fazlası olmuyor çünkü. olur da kendimi yıpratmış olurum. ya da mesela yemek yapıyoruz, ocak kirleniyor. o akşam mutfağı temizlesek bile ocağı temizleyemiyoruz. ertesi gün kirli ocağın üstünde yeniden yemek yapıyoruz. ama mesela tezgahı ve lavaboyu kirli bırakmamaya çalışıyorum çünkü o görüntüyü sevmiyorum. lavabo içine bulaşık biriktirmekten hoşlanmıyorum.

çamaşır konusuna girmemişiz ama iç çamaşırlarını vs ayrı yıkayanlar var. onlara anlam veremiyorum. iç çamaşırlarını da normal kıyafetlerle birlikte yıkıyorum. ha havlularla birlikte yıkamıyorum tabi ki.

temizlik için köle olanları anlamıyorum. var öyle komşularım mesela, gece ona kadar temizlik yaptım diyor. iki gün sonra bir daha yapıyor. yani belki sürekli dip köşe temizlik yapmak o kadar sürüyordur ama gereksiz geliyor. çalışsın ya da çalışmasın, kişinin sürekli evi temizlemesi mantıksız bence. bazıları cidden çok abartıyor.
+5
elorelia
(24.12.25)
robot süpürgeye haftada iki üç kere süpürüp sildirmek.
nevresimleri iki haftada bir, yastık kılıflarını haftada bir değiştirmek.
arada bir (kafama estiğinde) toz almak.
haftada bir çamaşır. ütü yapıyordum ama artık yapamıyorum. hiçbir zaman öyle çorabı, havluyu bile ütüleyen manyaklardan olmadım. yumuşatıcı kullanmıyorum.
iyi bıçaklar hariç herşeyi bulaşık makinesi yıkıyor. koymadan önce sudan geçirmiyorum. sadece üzerinde artık varsa çöpe sıyırıyorum.
kirlendikçe lavabo ve tuvalet temizliği.
+2
inheritance
(24.12.25)
bence herkesin evinin tozlanma kirlenme seviyesi aynı değil. temizlik rutinleri bu nedenle değişebilir. ben cadde üstü bi evde oturduğum için tozlanma oranı aşırı yüksek oluyor. camların çok sık silinmesi gerek ama cam silmek çok zahmetli olduğu için yılda 2 defa falan siliyorum.
evi süpürme haftada 2 bazen 3
silme haftada 1 bazen 2 haftada 1
toz alma 2 haftada 1
çarşaf değiştirme 2 haftada bir (kılıfları ayrıca değiştirmiyorum)
ütü - gerektikçe
çamaşır yıkama işinde hiçbir şeyi ayırmıyorum açık renkleri 60 derece, koyuları 40 derecede yıkıyorum haftada 1'er defa.
tuvalet banyo yıkama 2 haftada 1.
mutfak tezgahını hep temiz tutma +1
ocak silme haftada1 bazen 2
kedi olduğu için halılar 6 ayda 1 yıkamaya gidiyor bi de.

ama çalışan biri olmasam mutlaka 2 günde 1 ev süpürürdüm. tuvalet banyonu mutlaka haftada 1 yıkardım. el yıkama lavobosunu belki 2 defa yıkardım. ocağı her gün silerdim. tozları haftada ayrıntılı silerdim. mutfak dolaplarının içini 2 ayda 1 silerdim, perdeleri 2-3 ayda 1 yıkardım. evimi kesinlikle daha temiz tutmaya çalışırdım.
0
Sadece soruyorum
(24.12.25)
evde çocuk yok pet yok
evden çalışıyorum
ev küçük
rutin bir temizlik günüm saatim hiç yok. işe ara verdikçe elim boş kaldıkça evi de çekip çeviriyorum. gece uyku tutmayıp ya da akşama kadar yağmur yağıp sıkıntıdan mutfak dolabı sildiğim olmuştur ama düzenli olarak silmem.

sürekli olarak ev yemeği yiyorum.
yemek yaparken mutfaktaki balkon kapısı filan açık duruyor. evde sigara içen yok. banyo harici yerde saç/makyaj yapma deodorant vb. kullanımı yok. yatak odasına yiyecek içecek girmez. tütsü mütsü de yakmam. bunları yapsam daha sık süpürür ve perde yıkardım. perdeleri büyük temizliklerde yıkıyorum 4-5 ayda bir anca. pencerelerin camlarını ayna gibi yapma merakım yok -zaten olmaz çift çam ve önceden kalan bir sürü leke vs. var- daha çok doğramalardaki tozu siliyorum bunu herhalde ayda bir siliyorumdur.

genelde toplu yemek/yemek hazırlığı yaparım, toplu ayıklar yıkar eder pişirir porsiyonlar buzluğa filan da koyarım, diğer günler birazını ısıtır, yanına salata ya da çorba yaparım anca. yemek yaptığım gün mutfakta ufak bir kaos olur, bitince mutfağı süpürür, tüm dolapları filan yerleştirir, yerleri silerim. günlük olarak gece yatarken mutfak kesinlikte toplanmış, ocak silinmiş, bulaşık kaldırılmış olarak yatarım -en rutin alışkanlığım budur.

bunun ışındaki süpürme silme rutinim kullanıma göre. yazın kapı pencere açıkken toz çok oluyor gün aşırı süpürüyorum. halıları filan yazın kaldırıyorum zaten. kışınsa sadece yemek yenince yemek masasının etrafını süpürdüğüm olur, hep evdeysem 4-5 günde bir tüm evi ama mobilyaları/halıları kaldırmadan, 15-20 günde bir de mobilyaları çekerek, tüm halıları (hepsi kilim gibi zaten) kaldırır, silkeler öyle siler süpürürüm. ev robot süpürgeye uygun değil.

çamaşır suyu sadece klozete haftada bir ve de mutfak lavabosuna 2-3 haftada bir.
evi silerken 1 sefer sirkeyle filan 1 sefer yüzey temizleyiciyle, gibi.
ahşap mobilyam çok, toz gördükçe arap sabunuyla filan siliyorum.

en çok nevresim değiştirmeye üşeniyorum yastık kılıflarını daha sık değiştirmeye çalışıyorum bu yüzden.

banyom çok sıkıntı. duşakabini berbat. gideri ters, meyili yok. ona da sinir oluyorum. banyo düzgün olmadığı için foşur foşur yıkamayla ancak temizleniyor.
çamaşır makinesinin yıkayıp o suyu boşalttıktan sonra durulama suyunu banyoya akıtıyorum ben de tazyikle ve bol suyla anca...

ev eski olmasa da temizlik gösterse değişir miydi bilmiyorum. ben genelde fazla dağıtmam çok temizlik yapmaktan ziyade temiz düzenli tutarım, evde başka kimse yokken temiz kalıyor zaten.
+1
subcomponent
(24.12.25)
haftada 2 robot süpürge, 1 kere de ben süpürüyorum daha detaylı giriyorum makinenin farklı uçlarıyla.
haftada 2 yastık kılıfları, 1 nevresim.
2 ayda 1 falan battaniyeleri yıkarım. Yılda 2-3 kez yastıkları yorganları yıkarım.
ayda 1 camlar, çünkü cam silme robotu aldım hehe
kullanmak isteyip zaman bulamadığım koltuk süpürme şeysi var mite süpürgesi diye geçiyor, cidden çok iyi toz çıkarıyor koltuktan yataktan ama elim gitmiyor üşeniyorum.
bir de buharlı temizlik makinesi var, onu da keşke ayda 2 kullansam, tamamen buhara dönüp deterjan işlerini azaltmak isterim ev temizliğinde.
ıslak mendilleri çok kullanıyorum, bence asrın icadı. ayakkabı da siliyorum, duşakabin de. bir sürü farklı çeşidi var artık, yağ çözenler, kireç çözenler filan çok pratik.
0
turk kizi
(25.12.25)
Temizlik yapmayı sevmem. Yanımda yapılmasını bile sevmem. Annem çok titiz bir kadındı; elektrik süpürgesi sesinden iğrendirdi beni. Rahmetli babaannemin bipolar bozukluğu vardı. Çalı süpürgesi ile sokakları süpürürdü mani döneminde. Bu ikisi travmatize etti beni.
Kendim dahil bir şeyleri yıkamayı çok severim. İmkan olsa tüm evi tazyikli suyla yıkarım. Makinede çamaşır yıkamak bile arınma hissi yaşatıyor bana. Ama süpürmekmiş, toz almakmış. Zül geliyor. Yazın camlar açıkken lazım aslında.
Haftada bir ben evde yokken kadın gelip temizliyor evi. Kediler de var, ama ayrıca süpürge açmıyorum. Camlar senede 2-3 defa siliniyor sanırım.
Tek hassasiyetim yatak zımbırtılarının haftada bir değişmesi. Kedilerden dolayı.
0
auroraaurora
(25.12.25)
(6)

türkiye'de her 3 kişiden 1'i sosyal yardım alıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
-sa bu 1 kişi kim? tam olarak nasıl bir yardım alıyorlar? kim veriyor bu yardımı? ben almıyorum. çevremde alan yok. aldığını bildiğim kimse yok. aydınlatıcı cevaplarınız için teşekkürler.
-sa bu 1 kişi kim? tam olarak nasıl bir yardım alıyorlar? kim veriyor bu yardımı? ben almıyorum. çevremde alan yok. aldığını bildiğim kimse yok. aydınlatıcı cevaplarınız için teşekkürler.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.12.25)
Kaynak???
+1
mikro patlama
(24.12.25)
gnosis
(24.12.25)
bunun içinde her şey var: 65 yaş aylığı, yeni doğan bebek yardımı falan filan. yani düzenli her ay para alanlar da var (engelliye bakan insanlar, engelli yardımı vs.), tek seferlik ne bileyim anadoluda kömür parası gibi yardımlar alanlar da var.

geneli çok cüzi paralar ama yılda rahat 20-30 milyonu buluyordur bence böyle böyle para alan.
+1
gitdaddy
(24.12.25)
çevrenizde de vardır siz bilmiyorsunuzdur.
+2
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(24.12.25)
doğulular alıyor bol bol. urfa ve van'da yaşadım ziraat atmlerinde upuzun sıra olurdu her ay başında.
+2
sabenburak
(24.12.25)
her kalemi ayrı ayrı sayıyorlarsa 1/3 çıkar tabi belki aynı haneye 3- 5i birden giriyordur.

dul yetim aylıkları, 65 yaş, engelli bakım
bunları çoğunun faturalarda filan da indirim hakkı var
evde bakım filan da sayılıyorsa --onu sağlık bakanlığı mı sosyal hizmetler mi organize diyor bilmiyorum, bunların hepsi sayılıyorsa iyice uçar

Doğuyu geçin, Ankarada çankaya değil de sincana etimesguta gidin, ha bire minibüsler dolaşıyor
kimi çorba dağıtıyor
kimi evlere koli bırakılıyor
çoğu esnafta "xxx kart" geçerlidir yazıyor kapılarda (bunları büyükşehir belediye mi veriyor, bakanlık mı veriyor bilemiyorum)
kasaba gidiyorsunuz 400 liralık aylık et hakkı varmış kartta onunla alışveriş yapmaya geliyor hanımlar
0
subcomponent
(24.12.25)
(11)

polis teşkilatı nasıl kötü şöhretinden kurtuldu?

plastic_angel
işkence, yolsuzluk, faili meçhul ve çete bağlantısı iddialarıyla anılan, halkın korktuğu bir kurumdu. bugün ise büyük oranda profesyonel ve güvenilir. kimse karakola gitmeye çekinmiyor artık. bu değişim nasıl gerçekleşti? akp döneminden sonra değişti bu. türkiye bunu nasıl başardı? mesela bu değişim
işkence, yolsuzluk, faili meçhul ve çete bağlantısı iddialarıyla anılan, halkın korktuğu bir kurumdu. bugün ise büyük oranda profesyonel ve güvenilir. kimse karakola gitmeye çekinmiyor artık. bu değişim nasıl gerçekleşti? akp döneminden sonra değişti bu.
türkiye bunu nasıl başardı? mesela bu değişim gümrük, tapu, nüfusta tam olamadı (kişisel fikrim)
-12
plastic_angel
(21.11.25)
Akp ile birlikte polis devleti olduk, ülke devasa bir yandaş, polis teşkilatı da öyle, haliyle korkacak bir şey kalmadı.
+2
kizil karga
(21.11.25)
z kuşağıyım. polisin kötü şöhretli olduğu bir dönem hatırlamıyorum. bugünkü polisin kötü yanı profesyonel olmamaları.
-10
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(21.11.25)
bahsettiğiniz işkence, kötü muamele işleri darbe zamanları işkenceleri, hortum süleymanlar, Mehmet Ağar polisliği, Metin Göztepenin gözaltında öldürülmesi gibi simgelerle ifade edeceğimiz şeylerse
1- polis her zaman devlet aparatıydı, hala öyle ama o eski kaba dayak tırmak sökme gözaltında kaybetme kadar olan olaylar zaten genel olarak kalmadı. devletin tarzı dğeişti.
cezaevlerinde de döve döve öldürmüyorlar. ilacını vermeyip tahliye etmeyip öldürüyorlar ama elektrik vermiyorlar mesela. (her yer kamera her yer kayıt her yer kanıt çünkü, darbe gibi gezi gibi çok büyük kargaşada gümbürtüye gitmediğin sürece illa ortaya çıkar)
80de 90da ortaya çıkartılamıyordu kolay kolay
devir değişti yani.

2) bir de AB uyum sürecimiz vardı bizim eskiden, açılan fasılların en dişe gelir maddeleri arasında karakolların cezaevlerinin bu eski yapılarının temizlenmesi idi. o zamanlarda hakikaten baya uğraşıldı bu konularla.

3) 95'lerde filan PKK mücadelesi kılıfıyla çok pis şeyi polislere yaptırdılar, şimdi öyle bir PKK mevzusu yok

4) çete bağlantısı kısmında ise bence konu polisin değil çetelerin yapısının değişmiş olması.
eskiden çeteler daha siyasi idi Alaattin Çakıcı filan idi mesela. onlar devletten adam kullanma kendilerinin devletin adamı görme vs vs gibi işlere eğilimli idi. Şimdiki çeteler ise daha az devletten adam kullanıyor (sanırım). Bu polis temizlendiğinden değil, şimdiki çeteler sosyal medyadan tas kafalı tetikçiyle işini yapıyor sonra o arkadaşları gürcistana filan atıyor, polis lazım olmuyor. yoksa polis lazımsa onu da bulur -bence.

5) kuruma mahsus olmayan diğer konularda (yolsuzluk, usulsüzlük) bir farkları yoktur muhtemelen
+2
subcomponent
(21.11.25)
Bunun üç nedeni var.

Birincisi Dünya bir bütün halinde medenileşiyor. Türkiye'de bundan nasibini alıyor. Bunun herhangi bir yönetimle ya da siyasi partiyle alakası yok.
Eskiden anne babalar çocuklarını terbiye etmek için dövermiş. Bir çocuk çırak olarak ustanın yanına verilirken 'eti senin kemiği benim' denirmiş. Eskiden okullarda dayak varmış. Öğretmen dövdü diye evde söylersen bir dayak da evde yermişsin. Eskiden dayak yemeden teskere alabilen mümkün değil olmazmış falan. Yani konu sadece karakol ve polis konusu değil.

İkincisi. İnternetin icadı herkesin ayağını denk almasına sebep oldu. Şimdi herhangi bir yerde olan herhangi bir aşırılık anında sosyal medyanın konusu oluyor. Videolar internete düşüyor. Bu durum muktedirde oto kontrole sebep oldu.

Üçüncüsü. AKP iktidara ilk geldiğinde sebebine burada girmeyeyim de, Avrupa Birliği uyum yasaları konusu üzerine eğildi. Eskinin devlet otoritesi epey yumuşatıldı.
0
Mirket
(21.11.25)
90'larda peki bahsettiğin bu olaylardan nasıl haberdar oluyorduk?

Medyada, haberlerde, gazetelerde bir şekilde gazeteciler haber yapabiliyordu değil mi?

Fıkra bu kadar.

(Bu arada mirket in yazdıklarina da katiliyorum ama esas meseleyi atlamayalim)
+2
makbur
(21.11.25)
akp sayesinde kurtuldu. bugün yolsuzluk var, enflasyon kontrolden çıkmış falan diyemiyorsak nedeni biraz da polis devletinden korkmak.

türkiye bir devlet ülkesi. yol yap, körü yap; bunları yaparken de biraz çukkala ülkesi yani. polis bu açıdan bir güvence oluyor.
-2
michael harddd
(22.11.25)
polis teskilati buyuk oranda profesyonel ve guvenilir mi? mhp genel merkezinden mi yaziyorsunuz yahu boyle seyleri, akpliler bile boyle dusunmuyordur lol
+1
ghilleinthemist
(22.11.25)
Dünya bütün halinde medenileşmiyor. Bizde değişim oldu. Yaşı yeten ve dünyanı gezen herkes fark eder.

2002'deki iktidar değişikliğini müteakip ilk yıllarda Türkiye'de agresif değişiklikler oldu. Sonra genetik kodlarımız ağır bastı ve yeni statüko oluştu.
0
yadigar
(22.11.25)
90'lara gore degisen sey arabalar, baska bir numara yok.

sene olmus 2025, bizim polisler hala bos beles dolasirken cakarlarin yakilmamasi gerektigini ogrenemedi, cakari "hos gorunuyor" diye yakiyorlar. yaw sizin devriye atarken gorunmemeniz gerekmiyor mu? 2 km oteden isiklari goren zaten bir is ustundeyse birakir kacar.
0
cooperr
(22.11.25)
eskiden kamera yoktu. cezaevlerinde neden dayak yok? her yer kamera, hükümlüye vurduğun an meslekten ihraca kadar gidiyor. polis teşkilatında düzelme falan yok. mobbing ve baskıdan geçen sene intihar eden en az 10 polis var.
0
mikahakkinen
(22.11.25)
Ben hatırlıyorum. AB uyum yasalarıyla ve internetin gelip kameranın yaygınlaşmasıyla çok şey değişti. Eskiden karakol mahkeme gibiydi. Hem yargı hem ceza infaz kurumu. AB sürecinde kısa zamanda değişim oldu

O zamanlar mahkeme kararıyla ehliyetimi geri almaya emniyet müdürlüğüne gitmiştim orada oturan memur ehliyeti teslim ederken "al buna da itiraz et" diye yeni bir ceza daha yazdı. AB yasalarından önce olsa belki döverdi.

Bu arada polis, doktor, tamirci, politikacı hepsi de toplumun aynası. Kimse gökten gelmiyor toplumun içinden çıkıyor
+1
hebanon
(22.11.25)
(8)

doğalgaz faturanız ne kadar geldi?

biseysorcaktim
bana bin yüz lira gelmiş. yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.yetmiş metrekare, soğuk değil ev. bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık. alttan ısıtmalı.bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedimilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.yeni taşındı
bana bin yüz lira gelmiş.
yemek, duş için az kullanılıyor. bin yüz lirası ısınma için diyebiliriz.

yetmiş metrekare, soğuk değil ev.
bazen bazı odaları kapattım, çoğunlukla açık.
alttan ısıtmalı.

bin lira iyi mi, çok mu az mı bir karar veremedim
ilk ve son indeks arasında 86 birim fark var.
yeni taşındım sayılır bu eve. geçmiş faturalarla kıyaslayamam.
0
biseysorcaktim
(18.11.25)
yakıt + ocak için toplam 1500tl geldi. yakıt merkezi sistem. ev 4+1 çok ısınmıyoruz.
0
scudman1
(18.11.25)
yerden ısıtma var. henüz açmadım bu sene.
0
gabe h coud
(18.11.25)
sadece ocak 12 lira. merkezi ısıtma faturası daha gelmedi. edit: 775 lira merkezi ısıtma. 95 lira sıcak su.
0
inheritance
(18.11.25)
338 gelmiş. 2+1 İstanbul. Günde 3-4 saat 35 derecede çalıştırıyorum kombiyi. 1.000 küsurlar kara kışta ancak gelir. Depozito dahil olabilir mi sizin faturaya?
0
auroraaurora
(18.11.25)
sadece ocak ve duş için 200 tl gelmiş, apartman merkezi ama ortalaması 500 lerde 1000 tl ve üzeri yakan 4-5 daire var , geneli 800 900 bandında
0
eja
(18.11.25)
sizinle hemen hemen aynı metrekare, aynı fatura geldi

ama alttan ısıtmalı değil ve oda kapatmıyorum, düşük ayarda hep yanıyor, kapatırsam tümden kapalı mesela 10gün zaten evde yoktum, 2-3 gün de hava iyiydi yanmadı. + ocak sık kullanılıyor sürekli evde yemek pişer.

ben evden çalışıyorum, bir oda çalışma odam bir oda yatak odam vs.
yani evdeysem evin hepsi hep sıcak. etrafımdakilerin çoğu benim kadar ısıtmıyor evi, idare ediyor.
sabah gidip akşam gelen birileri 3-4 saat çalıştırıp kapabilir bence bu kış
ben 30 gün yaksam 2bini çok rahat geçer, soğuk olup dereceyi de artırırsam 3ü bile bulabilir.
0
subcomponent
(18.11.25)
bir ayda toplam 10 gün falan yaktık ekim sonu ve kasım ortası olmak üzere, 750 tl gelmiş. yakıt + ısıtma şeklinde. 32-35 derece arası yanıyordu. 2+1, mutfakla birlikte 4 petek yanıyor.
0
black holes in the sky
(18.11.25)
1500.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(18.11.25)
(16)

Makinede çamaşır kurutma olayını sevmedim. Siz?

santimantal
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.Arçelik'ten bir model aldım.Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan ken
Çamaşırın tüyünü, havını, tiftiğini falan temizlemesi hoşuma gitmişti.
Arçelik'ten bir model aldım.
Fakat makine elbiseleri o kadar sürtündürüyor ki elbise makineden âdeta mıncıklanmış olarak çıkıyor.
Oysa ki yıkanan çamaşır havada kuruyunca böyle bir tezelenir, yenilenir, onarılır... Giyince insan kendini iyi hisseder.
Fakat ben makinede kuruyan çamaşırları katlarken bile rahatsız oldum. Sanki hiç yıkanmamış gibi atletler, nevresimler, kotlar.
Bıraktım kurutmayı.
Evin içinde tele asıyorum, kışın bile bir günde kuruyor, mis gibi katlayıp kaldırıyorum, giyerken de yenilenmiş gibi.

Bu arada, eskiyen ama hâlen ömrü olan tüm giysilerimin belli yerleri yıprandı ve yırtıldı. Kıyafetlerin ömrünü de kısaltıyor.

Sizde durum nedir? Seviyor musunuz? Sizin kıyafetleriniz de mıncıklanmış gibi oluyor mu?
0
santimantal
(16.11.25)
Kumaş ömrü açısından zararlı olması bir yana, bana da gereksiz geliyor. Çamaşır kurutacak fiziksel yerin olmamasını da çok anlamıyorum mesela, 3 m2 yer olmaması için japonya misali küplerde yaşamak lazım.

Evcil hayvan tüyü konusundaki başarısını deneyimlemedim, belki ondan muzdarip olsam anlamlı gelebilirdi.
0
Bruce
(16.11.25)
Çok özür dileyerek kaynak yapmak istiyorum. Ben hala çamaşır makinesi alamadım. Kurutmasız ve otomatik deterjan ayarsız çamaşır makinesi arayışım sürmektedir. Üzerime marka ve model atın, lütfen.
0
gnosis
(16.11.25)
Kışın evde kurutunca koku oluyor bazı çamaşırlarda. İkinci olarak, havlular sertleşiyor. Sadece bu ikisi için bile kullanışlı bir alet.
Benimki kurutmalı çamaşır makinesi. Tüy konusunda pek yardımcı olmuyor, lastikte kalıyor tüyler. Birkaç kıyafetim de çekti. Bir daha atmadım kurutucuya.
Arçelik tabii ki. Tövbeliyim, bir daha almam; ki evdeki tüm beyaz eşyalar Arçelik.
+1
auroraaurora
(16.11.25)
Valla ben severek kullanıyorum. Kurutma benim için her zaman bir çileydi. Kurutma makinasıyla yurtta kalırken üniversitede tanıştım. Sabah bakıyorum kıyafetler kirli, öğleden sonra arkadaşlarla buluşacağız. Şak yıkama, şak kurutma, sonra giy çık. Rüya gibi gelmişti. Sonra kendi evime de aldım gerçi ev tipi makinalar daha uzun sürede kurutuyor ama yine de güzel. Özellikle şu kış aylarında nevresimler için çok iyi.

Çamaşırların daha hızlı eskiyor olması doğrudur, bir şey diyemiyorum ancak yıllar boyunca zaten hep kurutmaya uygun kıyafetler aldım. Artık çok da öyle gibi gelmiyor. Bir de ben aksine daha temiz hissediyorum kurutmada kuruyan çamaşırı ama konunun bu yönü tamamen kişisel zevk heralde. İki türlü de dramatik bir fark olmasa gerek.

İhtiyaç hissetmiyorsanız kullanmayın bence.
+2
akhenaten
(16.11.25)
ben çok memnunum. giysilerimin ömrünün de azaldığını düşünmüyorum. lg kullanıyrum ve kırış kırış değil, neredeyse yarı ütülü gibi geliyor tüm giysilerim. o yüzden baya memnunum bi sorunum yok.
0
tchuck
(16.11.25)
kışın nevresim ve çarşaf kurutmak çile. ayrıca evin içinde kurutunca rutubet yapıyor ev kokuyor. bir de neredeyse her gün kıyafet yıkanıyor, sürekli evin ortasında tel mi dursun? (kendi evim stüdyo olduğu için maalesef evin ortası oluyor)

yazın balkona asıyorum. kışın kurutma makinesi kullanıyorum.
0
nolmus yani
(16.11.25)
sana katılıyorum. çarşaf ve havlu dışındaki her şeyi tele asıyoruz. tişörtleri yaydırıyor, bunu fark edince artık iyi kıyafetleri atmıyoruz. bizde de arçelik var.
+1
mikahakkinen
(16.11.25)
Amerikadayken kullanmıştım kaldığım apartmanda vardı. En düşük ısıda tutunca kurutmuyordu doğru düzgün, ısıyı arrıtınca kıyafetlerim çekiyordu ve evet kesinlikle çok yıpratıyor. Yeni modeller nasıl bilemiyorum ama koku için tazelik veren mendiller var, onlar ekstra bi tazelik veriyordu.

Şu an 1+1 de kalıyorum ve balkonum yok. Şu an olsa acayip işime yarardı çünkü etrafta serili çamaşır görmek çok sinirimi bozuyor :D
0
truf
(16.11.25)
kurutma makinesi en sevdiğim ev aletleri listesinde 4. sırada
0
( . )( . )
(16.11.25)
15 yılı aşkındır kullanıyoruz hunharca. Bence direkt yaşam kalitesi arttıran bir cihaz.

Çırpma, serme, bekleme, toplama derdi yok. Çamaşır makinesinin önüne bir sepet koyuyoruz. Makineden çıkardığımızı direkt üstteki kurutmaya koyuyoruz, bitti. Dolaba kaldırmaya hazır.

Bir kıyafete acil ihtiyacımız olunca hemen yıkayıp kurutabilmek çok iyi. İstanbul'un havasında bazen üç günde kurumayıp kokmaya başladığı oluyordu çamaşırların. Büyğk rahatlık bence. Kedileri olan bir eviz. O açıdan da çok faydası oluyor.

Yıpratıyor evet. Ömrünü kısaltıyor çamaşırların. Bazen küçültüyor. Kıyafet ve beden seçimlerimizi ona göre yapıyoruz. Kurutmaya uygun olmayan hassas kıyafetleri atmıyoruz kurutmaya.

Bahsettiğiniz hissin tam tersi, bence yumuşacık ve kırışıklıkları açılmış olarak çıkıyor kıyafetler. Yün toplar ve kurutma mendili kullanmanızı tavsiye ederim.
+1
yadigar
(16.11.25)
Ben çok sevdim, toz ya da kumaş kalıntısı her neyse onları toz haznesinden almak çok tatmin ediyor beni, giysiler ekstra temizlenmiş gibi hissediyorum. Bozulan giysim olmadı hiç. Bebeğimin kıyafetlerini ütülemediğim için kendimi kötü hissetmedim bi de, zaten yüksek sıcaklığa maruz kaldılar diye. Pratiklik için de güzel tabi ama ben çamaşır sermeyi toplamayı da seven biriyim o yüzden son sırada
+1
mezzosprite
(16.11.25)
oo robot süpürgeden sonra ekşicilerin ikinci kutsalına laf söylemişsin. eleştirilere hazırlan:)
0
nothing in my way
(16.11.25)
Spor kıyafetleri, spor ayakkabıları, iç çamaşırları, çarşaflar ve havlular için çok yerinde bir alet.

Gömlek ve tişört atmıyorum.
0
gabe h coud
(16.11.25)
benim nevresimlerim filan çoğunlukla o eski %100 pamuklardan
şimdiki ranforce'lerden değil
tişörtlerim filan da öyle
kurutmada muhtemelen az da olsa yıpranır kırışır ve çekerler. bir de benim çok kıyafetim ve çok ev tekstilim var. yazık olur bu kadar eşyaya.

ben tekim, evlerin küçük olduğu bir yerdeyim çok yerim de yok ama 2 balkon var
çamaşır meselesi sabit olarak hep balkonun birinde benim, 1 günde kurumazsa 2 günde de kuruyabilir. bu kadar acele gerekecek bir çamaşırım yok. ne biliyim scrubs filan giymiyorum.
her çamaşırı da iyice çırpıp asarım, balkonda toplarken de çırparak alıp katlarım (ütü yapmıyorum), o yüzden bu toz kıl tüy meselesiyle bir sorunum yok, alerjik bir durumum da yok .evde pet yok. dahası evde erkek yok zaten ki öyle aman aman bi kıl tüy sorunu olsun. çamaşırın havını da makine almasın zaten, alırsa yıpratıyor.

bana da kurutmadan çıkan çamaşır bir tür "göpsümüş" (bizde öyle denir) gibi geliyor, o dediğiniz sanki fresh değil gibi, evet. güneş alan bir ülkeyiz, ben yazın öğlen güneşine bile çamaşır sermiyorum ki daha önemlisi kurutma bence gereksiz bir enerji kullanıyor. (bu konularda hassasım)
balkonda 1 fincan kahve içerken çamaşırı da hallediyorum. bu kadar vaktim var yani, bence sorun yok. çok kuzeye gitmedikçe alma herhalde.
0
subcomponent
(16.11.25)
eski konserlerliler ile ısı pompalılarda sıcaklık farkı var. yeni nesil ısı pompalılar daha düşük sıcaklıkta çalıştığı için kurutma süresi uzun (3-4 saat) ama çamaşır çekmiyor. ısı pompalı tavsiye ederim
0
sttc
(16.11.25)
bazen çok işe yarıyor gibi geliyor ama yine de çok bayılmıyorum ya. birçok parçayı atmıyorum kurutmaya, çekiyor ya da çeker diye korkuyorum. onu atma bunu atma derken her seferinde 5-6 parça kıyafeti askıya asıyorum zaten. ne anladım o zaman diyorum
0
dfn4
(17.11.25)
(14)

Türk dizilerinde neden yaşlı adam genç kız partner seçiliyor

darkwizard
40-45-50 yaşında adamların 20-25 yaşında sevgilisi oluyor bu gibi yozlaşmalar neden müdahale edilmiyor.
40-45-50 yaşında adamların 20-25 yaşında sevgilisi oluyor bu gibi yozlaşmalar neden müdahale edilmiyor.
-8
darkwizard
(14.11.25)
'Neden empoze ediliyor?' şeklinde bir soruya mutabık olurum ama 'yozlaşma' tanımlamasına katılmıyorum.

Ayrıca müdahale, reyting düşmesiyle olmalı. Sansür mekanizması mı olsun yani? Sansür komisyonları mı kurulsun 21. yüzyılda?
+1
Mirket
(14.11.25)
zengin güçlü erkekler de gerçek hayatta da genç olanı tercih ediyor zaten. tutarsızlık ve yozlaşma yok.
+1
hold the door
(14.11.25)
izlettirmek için,
guzel kadin, yakisikli erkek,
tüketen toplumun tüketen dizileri.
0
designer
(14.11.25)
tv kumandasının tuşuna basarak bu durumdan kolayca kurtulabilirsin. sansür hepsinden daha büyük bir yozlaşma ve ayıptır.
+4
yurtsuz john
(14.11.25)
yasitiyla evlenmis, yakasik 15 senedir evli olan birisi olarak, zaten dogrusu bu diyorum. kadin erkek arasinda kilciksiz 10 yas olmali.

40 yasinda adam diyelim, yeni yeni paraya ulasmaya baslamis aile kurmak istiyor, coluk cocuk pesine verecek. ne yapsin gidip yasitiyla evlenip, biyolojik saat diye birsey var.
-5
cooperr
(15.11.25)
www.themarysue.com
Bu sadece Türkiye'ye özgü ya da yeni bir şey değil. Fakat bununla mücadele için sizi sansürcülüğe değil, feminizme bekleriz.
+3
kobuzchu kiz
(15.11.25)
Bu dünyadaki olağan bir gerçek. Monte Carlodaki zengin dedeler de 20 yaşındaki kızlarla geziyor. Empozeye gerek yok, insan birbirine benzer.
-1
mikahakkinen
(15.11.25)
çünkü çatışma lazım hikayede herkesin bi sosyal yargıç olup insanlar hakkında hüküm vermesi lazım ki haklı çıksınlar
0
duyurukullanıcısı
(15.11.25)
Geçen bir haber gördüm. Zamanında James Bond'u oynayan aktörlerden biri kızı yaşında aktris ile sevgiliyi oynaması istenince kabul etmemiş. Daniel Craig'e de yaşlı bir kadınla oynamak nasıl gibi bir şey sormuşlar. Yaşlı kadın da Monica Belluci bu arada. Craig, Bond ile yaşıt ne var bunda demiş.

Bu yaş farkını yapımcılar talep ediyor sanırım. Yapımcı da parasına bakıyor. Sonuçta iş seyircide bitiyor. Sen izliyorsun ki o film veya dizide 50 yaşında adam kızı yaşında aktris ile aşk yaşıyor. Toplum böyle ilişkileri ayıplar ama bilinçaltı mı artık iki yüzlülük mü neyse ekranda görmeyi seviyor.
0
gnosis
(15.11.25)
toplumun böyle şeyleri ayıpladığını kim nasıl iddia ediyor bilemiyorum
toplumda ancak çok iyi eğitimli, kültürlü, kentli, kadınları 2-3 kuşaktır aile işi harici maaşlı çalıştığı vb. bir kesim için böyle yaş farkları abestir, yanlıştır.

kalan toplum için, yani toplumumuzun epeyce büyük bir bölümü için bu yaş farkları normal, her yer ekşi evreni gibi değil zira.

hatta şu anda daha da normal
zira 30-40 sene önce yani daha kitleler şehre taşınmadan ve adapte olmadan önce, erkekler askere gitmeden önce nişanlanıp gelir gelmez de evleniyorken 18-19 yaşındaki çocuğa ne kadar küçük kız "alabilir"din zaten? yaş farkları mecbur en fazla 2-3 olabiliyordu. istesen de olamıyordu yani yaş farkı. ancak 2. evlilikte.
ilk evlilikte ciddi bir yaş farkı olabilmesi için adamın askerden epey epey bir zaman sonra (mesela 10 yıl sonra, 30 yaşlarında iken evlenmiş olması lazım ki 18-20 yaşında biriyle evlenince yaş farkı oluşsun, mesela, bu da süpheli niye evlenmemiş o zamana kadar derlerdi anadoluda. çerkesler filan hariç o yaşlara kadar evlenmeyen insan yok ki o zamanlar. (okuyan, geç evlenen kesim küçük bir azınlık)

ama şimdi öyle değil evlenme yaşları ilerledi. üniversite biter bitmez işi bulup, aşık olup evlenmiyorsa (1. dalgayı kaçırdıysa yani) şayet erkek 33-38 gibi yaşlarda gayet de 20-22 yaşında kızlarla evlenebiliyor bu da son derece normal görülüyor. benim etrafımda muhafazakar anadolu illerinde sıradan düz memur, öğretmen, mühendis bi dolu adam var 35-40 yaşa yakınken 22-23 yaşta kızlarla evlendiler. dümdüz adamdı bunlar. kızlar genel olarak da çalışmıyor ,okumuş ama atanamamış ya da evlenince işi bıraktı filan.

hele hele dizilerdeki o zengin, okumuş, ultra kaslı ya da ağa mağa olan abilerimiz zaten alfa alfa karakterler, 15 yaş küçük de yazarlar harem de kurarlar onlara, çok öyle kimse de ayıp karşılamaz çünkü o erkeğe gayet hak görür.
-4
subcomponent
(15.11.25)
@subcomponent, köyünden çık.
+3
deartheodosia
(15.11.25)
Kimse 25 yaşındaki kızı yaşıtı yerine 40 yaşındaki adamla evlensin istemez. Parası, malı mülkü varsa onay verirler. Zaten 25 yaşındaki de 40 yaşındakine bakmaz. Yeterince para yaş, eğitim, kültür, kondisyon farkını ortadan kaldırır. Paranın miktarına bağlı olarak her olumsuzluk aşılır, her sorun çözülür.
Not: Abba'dan Money Money Money hepimize gelsin:
"I work all night, I work all day to pay the bills I have to pay
Ain't it sad?
And still there never seems to be a single penny left for me
That's too bad
In my dreams I have a plan
If I got me a wealthy man
I wouldn't have to work at all, I'd fool around and have a ball"
+2
gnosis
(15.11.25)
yozlaşma değil ki bu. tüm dünyada bu durum normal. yaşı geçmiş yalnız kadınlar dışında kimse dert etmiyor bunu. erkeklerin yüzü, duruşu, karakteri zaten 35ten sonra oturuyor. kadınlarda ise tam tersi.
-4
abelardo
(15.11.25)
@deartheodosia, evet Monaco'nun tümü de bizim köylü, sizi de bekleriz.
0
subcomponent
(15.11.25)
(13)

Evlilikte erkeğin belli durumlarda otorite, üst gibi olmak istemesi sizce normal ve sağlıklı mı?

psmstc
Yani normalde eşit ilişki var. Her iki tarafın kararlarına göre de hareket ediliyor. Ama erkek belli durumlarda otoritesi hissedilsin kendisine saygı gösterilsin istiyor bu normal sağlıklı bir beklenti mi?
Yani normalde eşit ilişki var. Her iki tarafın kararlarına göre de hareket ediliyor.

Ama erkek belli durumlarda otoritesi hissedilsin kendisine saygı gösterilsin istiyor bu normal sağlıklı bir beklenti mi?
-2
psmstc
(02.11.25)
kesinlikle erkek daha fazla dominant olmalıdır.
+1
HellKeePer
(02.11.25)
Saygı böyle erkeklik şovlarıyla kazanılmaz. Bir diğer sorun da erkekler açık büfe gibi bu sorumluluklarını canları istediği konuda gösterip canları istemediği konularda salağa yatıyor, görmezden gelmeyi seçiyor
+5
grimavi
(02.11.25)
Eşit olan evlilikler çok sürmez genelde, erkeğin bi şekilde baskın olması lazım. Bunu eşitlik adı altında değerlendirince çılgına dönüyor bazı femninistler. Bu işin doğası bu sakin…
-3
olaylar olaylar
(02.11.25)
Tanıdığım kadınlar içinde hatta baskın olanlar bile erkeğin daha baskın olması, birşeyleri başlatan kuran yöneten olmasını istiyorlar.

Kadınların doğası gereği sanıyorum koruyup kollanmak ve bir erkeğin bir şeylere karar verip ona uyması hoşlarına gidiyor.

Ben erkeğim ama öyle baskın özelliklerim yok malesef.
Ama gördüğüm kadarıyla ilişkide erkek baskın değilse kadın bunu kullanıyor başka erkeklere gözü kayıyor.
Her durum için değil tabiki, tersi durumlarda var elbet
-3
kararsızataletfilozofu
(02.11.25)
tabi ki normal. bu çok temel bir istek. kadın sevgi ister, erkek saygı ister. bu bilginin ilkokulda verilmesi lazım
-6
abelardo
(02.11.25)
hold the door
(02.11.25)
madem video paylasiyoruz

m.youtube.com
0
WithWorth
(02.11.25)
otorite güç ve zor kullanmakla ilişkili bir terim. bence ilişkiler dahil hayatın hiçbir alanında olmamalı. sahiplenme olur, koruma olur, uzmanlık olur, iki taraf da okeyse bunda sorun yok ama otorite benim kafamda zor kullanmakla ilişkili çağrışımlar yapıyor.

olayın şu tarafı da var tabii. 5 kadın 1 erkek oturduğumuz masada "kadınların çoğu otoriter erkek sever" lafına tetiklenip aynı argümanı öne sürünce kadınlar tarafından beklediğimin çok çok üstünde bir yadırgamayla karşılaşmıştım. internetteki kadınlar gerçek hayatta nerede ben de çok merak ediyorum.
0
aloha snackbar 3
(02.11.25)
erkek ister de
erkeğin öyle bir kapasitesi, dominant olacak bir vasfı, yeteneği bişeyi var mı? yok ki.

sıkıntı burada bence
benim dediğim olacak
e olsun da
sebep?
daha zeki misin, neyi becermişsin mesela? daha kariyerli misin, hayatta daha tuttuğunu koparmış başarmış bi pırıltı göstermiş misin?

etrafımdaki erkekler kadınların tırnağı etmiyor %90 böyle...kadınlar daha baskın olmak filan istemiyor, istediğinden değil ortalamada erkekler vasıfsız.
+1
subcomponent
(02.11.25)
cinsiyet rolleri üzerinde eşitlik diye bir şey insan medeniyetinin kültürel kodlarında yok. daha medeni kanundan "ailenin reisi erkektir" hükmü ilga edileli 2 nesil bile geçmedi. tam eşitlik evlilik dışı ilişkide olabilir ancak. çünkü boşanırken kadının çok daha zayıf ve korunmaya muhtaç olduğu varsayımı ile karara çıkıyor dosyalar.

her anlamda eşit olacağız diye düşünen insanların evlilik dışı ilişki sürdürmeleri gerek diye düşünüyorum.
0
loch ness
(02.11.25)
subcomponent +1
anne babasının sözünden çıkamayan erkekler dominantlık yapmaya kalkışınca komik oluyorlar.
0
deartheodosia
(02.11.25)
Adil olmakla beraber evet olmalıdır.
Kadının hakların olması ve hakların korunması önemli.
Yoksa eşitlik adı altında diğer türlüsü anlamsız bir rekabet olur sadece.
0
diyecevaplandı
(02.11.25)
Her erkek ve her kadın saygı bekler. Saygı iki şekilde hissettirilir, biri kişinin yapısına, hassasiyetlerine, ihtiyaçlarına ve tercihlerine olan saygı, bunları rencide etmemek, mümkün olduğunca yerine getirmek şeklinde gösterilir. İkincisi de saygı sözlerle, ses tonuyla, bazı jestlerle ifade edilir. Mesela saygıdeğer müdürüm, değerli yurttaşlar, sevgili eşim gibi. Hal dili yani içinde bulunulan psikolojinin yaydığı enerji çok etkileyici bir unsur bana göre, hisseden hisseder.

Erkeğin saygı beklemesi eğer (bkz: perestiş) beklemek şeklindeyse o erkeğe kibirli denir en hafifinden (kadın da olsa ona da öyle denir). Ama erkek kendisine gösterilen saygıda genel olarak problem görüyorsa bunun çözümü oturup konuşmaktır bence. Herkes saygı bekler, erkeğin fazladan saygı beklemesi bence normal değildir.

Erkeğin gazı da samimi teşekkür ve övgüdür, o da ayrı.
0
muhayyer divan
(02.11.25)
(4)

Doğu yakışıklısı denince akla gelen ilk isim

sekizdokuzon
Özcan Deniz bence. Perfecto magnificito.Kürt demek istemedim duyuruyu silerler diye.Sizin aklınıza ilk kim geldi?Teşekkürler.
Özcan Deniz bence. Perfecto magnificito.

Kürt demek istemedim duyuruyu silerler diye.

Sizin aklınıza ilk kim geldi?

Teşekkürler.
-8
sekizdokuzon
(01.11.25)
ibo
-1
hold the door
(01.11.25)
Fırat Çelik- gayet Tuncelili. Şakiro değilse de kesin bir ocak dedesi filan vardır onun da emmisi dayısı.

ama yok böyle esmer esmer olsun kaşlı gözlü döşü kıllı olsun erkeği ise "doğu yakışıklısı" o zaman Cihangir Ceyhan, genç de sayılır, Adana'nın yarısı gibi daha güneydoğudan bir yerlerden göçme ailesi diye biliyorum. Hiç bir işini izlemedim ama ekrana yakışıyor
0
subcomponent
(02.11.25)
Eşim:) %100 gold premium kürt kendisi
0
suicides underground
(02.11.25)
apocalipy
(02.11.25)
(10)

Türkiye'de yasayan biri olarak, Yunanistan'a 2-3 aylık yazılımhizmeti vereceğim. lehime en karlı olacak sekilde nasıl fatura kesebilirim?Ya da en ucuz maliyetle nasıl kesebilirim?

Hifa
Yunanistana 2-3 aylık kısa süreli yazılım hizmeti vereceğim. Sahıs şirketim yok. Invoicing (faturalandırma ) ya da freelancer setup denmiş iş tanımında.Bunun için yunanistandaki yetkililere lehime olacak sekilde nasıl bir teklif etsem güzel olur.
Yunanistana 2-3 aylık kısa süreli yazılım hizmeti vereceğim.
Sahıs şirketim yok. Invoicing (faturalandırma ) ya da freelancer setup denmiş iş tanımında.
Bunun için yunanistandaki yetkililere lehime olacak sekilde nasıl bir teklif etsem güzel olur.
0
Hifa
(27.10.25)
Ben bunu çok anlattım bir kez daha anlatayım.
aşağıdaki şartlar geçerliyse fatura kesmene, firma kurmana gerek yok.

1-Yaptıgın iş yurt dışı firmasına mı? (evet)
2-Para yurt dışından döviz olarak mı gelecek? (evet)
3-Yurt dışındaki firmaya yaptıgın işin daha sonra Türkye'de faydalanmayacak.

Burada en karmaşık iş 3. adım.

Örnek vermek gerekirse siz bir yazılım yaptınız veya tsarım sonra bu yazılım veya tasarımı Türkiye'de bir firma kullanırsa sizin yaptıgınız iş biraz muvazaalı olarak görülüyor.

Yai Türkiye'deki firma bunu direkt sizden alıp kdv ve sizin de elde edilen kârınızdan vergi ödememek adına Yurt dışı firmasına faturasız iş yapmış gibi gözüküyorsunuz.

Burada asıl amaç ülkeye döviz girdisi saglamakken siz kulagı tersten göstermiş oluyorsunuz. Firma işi Türkiye ile alakasız olacaksa hiç fatura falan işlerine girmeyin.

Bu anlattıklarım vergi kanunlarında yer alan istisnadır.
0
liberal
(27.10.25)
firma yurtdışında,
gelirin döviz ise yaptığın şeyin adı yazılım ihracatı.

kurumlar vergisinden %80 istisnası var, kdv'si de yok.

limited şirketinizden faturanızı kesince 5000 usd kazanacaksanız, normalde bunun 1250 usd'sini kurumlar vergisi olarak ödemeniz gerekirken (hiç gider yapmadığınız düşünürsek), bunun %80'ini istisnaya sokuyorsunuz. ve 250usd kurumlar vergisi ödüyorsunuz.

tamamı bundan ibaret.
+1
tchuck
(27.10.25)
bu arada şirketim yok demişsin.
oradan bu parayı fatura kesmeden asla alamazsın.
ya maaşlı çalışanı olacaksın ya fatura keseceksin. 2-3 aylık iş olduğu için maaşlı olamazsın zaten.

o yüzden faturayı kesmek zorundasın. şirketi kurmak zorundasın.
+2
tchuck
(27.10.25)
@liberal'in yazdıklarına katılamıyorum. söylediği şartlar kdv kanununun 11.maddesindeki şartlar. bu şartları sağlıyorsan faturayı kdv'siz kesiyorsun. vergi ödemiyorsun diye bir şey yok. kurumlar vergisi her türlü ödüyorsun.

yazılım özelinde başka istisnalar var. @tchuck'ın söylediği şekilde kazancın %80'ini indiriyorsunuz. sonra da kurumlar vergisinden de %5 düşüp, %25 yerine %20 ödüyorsunuz. yani @tchuck'ın hesabından devam edersek, ödeyeceğiniz meblağ 200 oluyor.

5000 dolar para gelecek, 200 vergi ödeyeksiniz. bence çok iyi oran. ekstra bir şey ayarlamaya beklemeye gerek yok.
0
co2s2
(27.10.25)
liberal'in dedigi dogru.
burada daha önce konusulmustu, ben de o duyuru sayesinde ögrenmistim böyle bir sey oldugunu ve ufkum acilmisti.
o duyuruyu bulursam size linkini göndereyim.
oradaki kisi türkiye'de yasayan ama türkiye ile hicbir ilgisi olmayan bir firmaya uzaktan sözlesmeli olarak alinmis bir elemandi ve gelir vergisi ödemiyordu. belki o bilgiler de isinize yarayabilir. simdi ariyorum.

edit: soru da bu duyurudaki tchuck'un sorusuymus. www.eksiduyuru.com
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(27.10.25)
@konusma ben konusuyorum daha bitirmedim : @liberal'in dedikleri ve @tchuck'ın yazdıkları maaş ile ilgili. duyuru sahibi @hifa, fatura kesmekten bahsediyor. ikisi farklı şeyler. türkiye'de bir şirket ile ya da şahıs olarak yurtdışındaki bir şirkete fatura keserseniz vergi verirsiniz.
0
co2s2
(27.10.25)
bunlar farklı statüler 1-maaşlı eleman olmak - sözleşmesini imzalar, maaşından doğan vergileri o ülkeye öder vs. 2-şirket olarak (isterse şahıs şirketi olsun) yazılım yani "hizmet ihracı" yapma- herkesin anlattığı şey bu zaten
3- duyuru sahibi ne maaşlı eleman ne şirket, (ne de kurmak istiyor) bu durumda kesebileceği tek şey var o da "gider makbuzu" ama onun için de serbet meslek mensubu olarak kaydolmak gerekiyor. yazılım özelinde olan istisnalar gider makbuzunda nasıl uygulanıyor, onu bilen varsa buyursun, yazılımcı olmayıp serbest meslek erbabı olanlar gider makbuzu kesiyor:

www.verginet.net
+1
subcomponent
(27.10.25)
Payoneer uzerinden ilerleyebilirsiniz, parayi oradaki bir hesabiniza atacaklar ve siz TR bankaya cekeceksiniz. Komisyon oranlarina bakmaniz iyi olabilir. Ben debit card istedim, TR bankaya cekmeden atmden cekiyorum gelen giden olursa. Is grafik tasarim.

Ille de is icin kayit olsun derseniz herhangi bir freelance platformundan (freelancer, upwork vs) ilan acsinlar, isi oradan versinler. Yurtdisindan TR'deki platformlarda ilan acilip acilamadigindan emin degilim.
0
klassno
(28.10.25)
Cevaplayanlarda muhasebeci varsa diye soruyorum, aklima geldi:

Yurtdisina bu adam faturayi excelden kesecek neticede. Sahis olarak hazirlayip altina banka bilgileri olarak kendi ibanini yazsa, Ad-Soyad Adres seklinde de kase yaptirip imza kase yapsa ne olacak?
Vergi Dairesi anlarsa oyma olasiligi var ama yurtdisindan para getirmis adam, sahsi hesabina gelmis, bunun pesine mi dusecekler?
0
kartonpiyer
(28.10.25)
@kartonpiyer : teorik olarak evet. kafana göre para getiremezsin

not : muhasebeci değilim. yıllardır yurtdışına hizmet ihracatı yapan firmalarda yöneticilik yapıyorum.
0
co2s2
(28.10.25)
(17)

Yabancı Arkadaşlar Hep Böyle mi?

the man with no name
Küçük bir yere taşındım. Burada Rus bir kızla taşındım. Uzun süre depresyondaymış ilişkileri sebebiyle, bu yüzden buraya gelmiş. Dört aydır bu ilçede ve çalışmıyor, az bir kira verdiği için kalmaya devam ediyor. Biz iki ay önce tanıştık. Benim ingilizcem çok iyi değil. Onunla da pratik etme şansım o
Küçük bir yere taşındım. Burada Rus bir kızla taşındım. Uzun süre depresyondaymış ilişkileri sebebiyle, bu yüzden buraya gelmiş. Dört aydır bu ilçede ve çalışmıyor, az bir kira verdiği için kalmaya devam ediyor. Biz iki ay önce tanıştık. Benim ingilizcem çok iyi değil. Onunla da pratik etme şansım oluyor. Başlangıçta isteğim daha duygusal bir ilişkiydi ama o kafaya yakın olmadığı ya da en azından benimle olmadığını hissettiğim için hiç o yönde yaklaşmadım. Sonra dışarıda görüşmeye hep devam ettik, birlikte çevreyi keşfettik. Dışarıda tüm masrafları ben karşıladım. Çünkü herhangi bir şekilde yönelmedi bile, çalışmadığına verdim. Dert etmedim gerçekten. Kendisine bir arkadaş olarak dahi oldukça ince davranıyorum, zaten karakterim de böyle. Örneğin bir arkadaşım gelmişti, üçümüz birlikte gezdik. Arkadaşımın arabası olduğu için onu da aldık, normalde gidemediğimiz yerlere götürdüm evde tıkılı kalıyor diye. Ama kendisinden bir arkadaş olarak hiç incelik almıyorum. Tamamen canı istediği gibi hareket ediyor. O öyle oldukça ben de öyle olmaya başladım. Çünkü birlikte olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyor bence. Bireyselliği ve canının istediği gibi davranması beni biraz sinirlendiriyor. Ama saygı duyuyorum kültür farkıdır diye.

Kendi ev sahibi ilçeye geldiği için dört gündür bende kalıyor. Ona kendi yatağımı verdim rahat etsin diye, ben koltukta yatıyorum. Sadece canı istediğinde oturup konuşuyor, psikolojiyle ilgilendiği için sürekli birilerini dinliyor telefondan. Ben ilk gün ona da kahvaltı hazırladım, ben onu öyle yemem, şimdi değil diye yemedi. Normaldir dedim. Sonra kendine hazırladı. İlk günden beri toksik ev arkadaşı gibi tavırları var. Ben kendi başıma ev almışım, ev kurmuşum. Evde sürekli bir yerleri eleştiriyor. Şunu neden böyle yapıyorsun, her gün çöp atılır mı, ayakkabıyı neden içeri alıyorsun? Herkes elektrikli şofbenle ısınıyor, neden gün ısı taktırdın falan gibi. Ama bunları kibirli bir tavırla soruyor. En ilginci de yemek pişirdiği tencereyi suya tutup tekrar kullanabileceğini söylemesi. Ben makineye atmayı tercih ediyorum, benim normalim bu dediğinde de kibirli bir tavır hissediyorum. Beni yetersiz gördüğünü hissettiriyor. Her şey ok ama odadan çıkmaması filan çok ilginç geliyor bana. Sonuçta burası bir hostel değil, ben de onun hosteldeki arkadaşı değilim. Biraz kuruldum ama bu kadar bireysel takılması normal mi? Örneğin ben bir şey göstermek istiyorum telefonda filan, şimdi değil diyor haha. Asla kendi ritminden taviz vermiyor.

Bilmiyorum, anlatmak istediğimi anlatabildim mi? Tüm yabancılar mı böyle, ilk kez yabancı biriyle arkadaşlığım oldu ve kültür şoku gibi bir şey yaşıyorum. Ya da ingilizcem süper olmadığı için ve burada kimseyi tanımadığı için sadece beni kullanıyor, bilemedim. Aslında burada çokça Rus da var ama onlarla asla iletişim kurmuyor.
0
the man with no name
(25.10.25)
Yabancı = Türk olmayan kastediyorsunuz sanırım. Niye milyar tane insan aynı olsun? Onlarca kültür var, kültürün içinden onlarca altkültür, normlar, toplumsal kurallar var. Birey düzeyinde binlerce farklılık var, kişilik özellikleri var, kişisel deneyimler var.

Sormak istediğiniz soru şu sanırım:

Bu kişinin bu davranışları geldiği kültürden mi kaynaklanıyor yoksa bu kişide mi bir tuhaflık var?

Anlattığınız şeyler bilinçi davranış seçimleri. Kadınların hesap ödememesi mesela Avrupa’da çok yaygın değil, Rusya’yı bilmiyorum. Ama anlattığınız çoğu şey kişiden kişiye değişebilecek örüntüler. Yani kısacası söyledikleriniz temelinde bence bu kişi biraz tuhaf.
+3
but that was just a dream
(25.10.25)
hem evet, hem hayır.

yabancılar çoğunlukla daha birey merkezli bir hayat yaşıyorlar. herkes kendini esas görüyor, kendine uymayan şeyle ilgilenmiyor. ama sizin arkadaştaki bir tık fazla sanki.
-1
co2s2
(25.10.25)
Sevişmediniz mi daha?
0
Cezcez
(25.10.25)
cezcez +1. sevişmiyorsan böylece win win durumu oluşmuyorsa def et gitsin. ne uğraşıyorsun. bunun yabancı yada türk olmakla alakası yok. karakteri bozuk karşıdakinin.
+1
gercekdunya
(25.10.25)
Hayır yabancılar hep böyle değil. Hiç bir şeyin hepsi öyle ya da böyle değildir zaten.

(bkz: The sexless innkeeper)
+2
anon1m
(25.10.25)
Neden sırf arkadaşlığı devam etmek adına her şeyi yapabilecek gibi davranıyorsun ki? Sana eziyet bu kadın resmen, okurken sinirlendim. Sevgililik ümidi, cinsel beklenti falan da yok.. ee neden arkadaşsın sen onunla? Zorunda mısın?
+1
antihero
(25.10.25)
Belki inanmayacaksınız ama onunla sevişmek istemiyorum. Sevişseydim de bu tavırlarının hissettirdikleri değişmeyecekti. Ben belki kültür farkıdır diye karakterine yormak istemedim ama anlaşılan kullanılıyorum anon1m’in işaret ettiği gibi. Ben sadece incelik görmemem normal mi diye sorgulamak istedim.

@antihero ben de yeni taşındım. Burada pek arkadaşım yok. Bazen oturup sohbet etmek güzel oluyor. Ama oturduğumda da bunları hissediyordum. Sanırım dediğin gibi mesafe koymalıyım artık.
-2
🌸the man with no name
(25.10.25)
kişinin yaşı kaç? evine geri döndükten sonra böyle böyle yapılırsa böyle böyle karşılık ver, şunu yap, şunu yapma diye nasihat vermeniz gerekebilir. insanlarla nasıl yaşanılacağını gerçekten bilmiyor olabilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.10.25)
tüm yabancılar böyle değil. çok aklı başında, duyarlı rus arkadaşlarım oldu. ruslar biraz odundur ve çıkarcıdır ama bu ne yabancılık ne de kültürle alakalı birşey.

tavsiyem etrafında tutma. ama mesafe koyduğunda da sana vicdan yaptırıp seni kötü hissettirecek oyunlara girecek. işte o aşamada duruşunu koruman lazım.

bu insan beni hak ediyor mu, ona harcadığım emeğin, ilginin karşılığını alıyor muyun ? cevabın hayır ise bir saniye bile durma.

şunu da düşün bu insanla vakit geçirdikçe kendi özdeğerini de kaybedeceksin ve bu bir sonraki ilişkine-iletişimine de yansıyacak. yani zehirli bir durum.
+1
orpheus
(25.10.25)
hocam sen kendi kendine modern köleye dönüşmüşsün. yakında bu arkadaş bu ev benim sen git dısarda kal der :)

kusura bakma da seninki sevgi veya iyilik değil. enayilik.
+4
koela
(25.10.25)
arkadaşlar tamam, daha vurmayın :) herkese teşekkür ederim yorumları için. sorulara yanıt vereyim.

burası çok küçük bir ilçe ve başka bir arkadaşım olmadığı için birlikte dışarıda epey vakit geçirdik. buradaki tek arkadaşımdı. kendisi 33 yaşında. ev sahibi olayını ben de sorguladım. ev sahibi evrak işleri için ilçeye geldi. ev sahibi de yabancı. ve bu kız da çok ucuza kaldığı için ev sahibine "bu ev benim" demek istememiş. aralarında resmi belge de yokmuş. zaten ülkesine dönmemek için zorluyor, çünkü çalışmak da istemiyor. ben hayır desem orada kalacaktı, ama evde fazla yatacak bir yer yok.

aslında ben işaretleri çoktan aldım, daha mesafeliydim. dışarıda görüşmek için hep o arıyordu genelde. ama böyle bir ricada bulununca da bir şans daha vermek istedim. evdeki tavrından sonra ve bunun kültür farkı olmadığından sizlerin sayesinde emin olduktan sonra zaten daha görüşmeyi düşünmüyorum.
-1
🌸the man with no name
(25.10.25)
Iki Rus arkadaşım var. Ikisi de kadın, 45-55 yaş aralığında. Ikisi de aşşşşırı cömert. Ikisi de benim bildiğim doğrucu ve bu konuda çok inatlar. Genç olan sürekli kız kardeşiyle, kuzeniyle saatlerce telefonda konuşur, daha bireysel takılır. Diğerini bir Türk ev hanımından ayıramazsın.

Bunun haricinde bana söylenen: erkek kazanır maaşını kadının eline sayar, kadın kraliçe arı gibi hem yönetici hem işçi. Çalışmıyorsa ev ve çocukların sorumluluğu tamamen kadının üzerinde. Benim gözlemlediğim: erkek şunu yapalım, bunu yiyelim der, kadın istemiyorum dediği zaman karar verilmiştir. Diretme, ikna çabası vs olmaz.
0
beetlejuice
(25.10.25)
Bir gün bile bekleme. Bu akşam yollarını ayır. Biraz burnunun sürtmesi ya da başkasına bulaşması gerekiyor.
0
gabe h coud
(25.10.25)
benim gördüğüm (uzun süre doğu blokuyla haşır neşir bir işte çalıştım)
benim neslim ve üstü Rus kadınlarda pek bir sorun yok, hatta baya baya benziyoruz (42 yaşındayım)

ama genç nesil ortalamada aşırı maddiyatçı derim ona şaşmadım hiç- ama yine de toplamda huyları ortalamya göre fazla kötü, evi beğenmemesi tencereyi yıkamaması ohoo yani size fazla kıl bir tip denk gelmiş bence.
yabancılar içinde de ben avrupadaki Çinli kızlar kadar benmerkezci, şımarık, aşırı toksik insan görmedim, Ruslar bu ortalamanın altında kalır normalde.
0
subcomponent
(26.10.25)
hayır bence çok tırt ve öküz birine denk gelmişsiniz. elbette bu bireysel bazda bile değişebilen bir şey, sonuçta her türk de aynı değil ama ruslar kültürel olarak bize aslında batı avrupalılardan filan çok daha yakındır. yani gelene bir şeyler ikram etme, samimi davranma vb. konularında daha iyi anlaşabileceğimiz insanlardır ki rus diyorsun mesela belki tatar asıllıdır, çeçen asıllıdır, orta asya taraflarındandır onlar daha bile yakın bize bu konularda.

kültürel farklılık muhakkak olabilir ama bu yaşadıklarınızın bence kültürle alakası yok, anlattıklarınızdan hareketle karşınızdakinin düşüncesiz ve görgüsüz bir insan olduğunu düşündüm. pek çok yabancı arkadaşım oldu. bir fransız arkadaşımla bir sene ev arkadaşlığı yaptım, hırvat sevgilimle altı ay beraber yaşadım. hiç bu tür şeyler görmedim hatta yabancı insanlarla muhatap oldukça ben daha ziyade "ulan birbirimize ne kadar benziyoz ha" diye düşünmeye başladım. misal fransızda yediğinden ikram etme ya da markete bakkala çıkarken "bi şey ister misin" diye sorma huyu yoktu. bana göre bu bir kültürel farktır ama zararı yok. nitekim adam bizimle birkaç ay geçirdikten sonra bunları da yapmaya başlamıştı. yapmasa yine yadırgamazdım ama benim gözümde kültürel fark dediğimiz şeyler bunlardır, bir nevi milletten beslenip üstüne onlara ders vermek kültürle ilgili bir şey değil düpedüz ayılık.
+1
der meister
(26.10.25)
yıllarca yurtdışında kaldım ve farklı memleketlerden dostlarım oldu, şu anda da türkiye'de couchsurfing üzerinden evimde düzenli olarak insan ağırlıyorum. anlattığın profil artık rus kadınlarını ağırlamama sebebim. her millette, her komünitede her tip insan vardır ve hiçbir insan grubu genellenemez, bunda hemfikiriz fakat bugüne kadar 11-12 rus kadın ağırladım (toplamda ağırladığım kadın-erkek insan sayısı 100'den fazla) ve bu 12 kişiden (biri kazak, sovyet zamanı doğmuş, kazakça bilmiyor, anadili rusça) 10 tanesi tam olarak anlattığın gibi davrandı. hiçbir bağımız olmamasına ve evimde konaklamasına rağmen sıfır minnet (lafta teşekkür, ilginin ve çıkarlarının devamı gelsin diye), onlar için yaptığım her şey bir zorunluluk, kendi yaptıkları her şey doğrusu ve benim yaptıklarım ”saçma” vs. vs.ydi. Ben aşırı ilgiye ve insan kullanmaya alıştıkları çıkarımını yapmış ve rus kadını ağırlamaktan vazgeçmiştim, hiçbir sıcaklık görmediğim için. Couchsurfing'de başka onlarca milletten çoook güzel iletişim kurduğum insanlar ağırladım, hala da dostluk ediyorum kendileriyle. Yani cevabım, yaşadığın durum yabancılarla ilgili değil ama böyle bir rus tipi var
+1
tejeve
(26.10.25)
(bkz: kiyakciligin sonu ayakciliktir)

atasozlerini cok seviyorum ya, herseyin cevabi var.
0
cooperr
(27.10.25)
(12)

sokaklara isim yerine numara vermek her şehirde yaygın mı?

messina123
mersinde saçma sapan şekilde sokakların isim yerine numaraları var. illa ismi olan sokaklar da vardır ama geneli numaralı. mesela 103658 sokak, 74985 sokak gibi. sokağımın numarasını hep unuttuğumdan telefon rehberime sokak diye kayıt açtım. sizin şehrinizde de bu numara verme işi yaygın mı?
mersinde saçma sapan şekilde sokakların isim yerine numaraları var. illa ismi olan sokaklar da vardır ama geneli numaralı. mesela 103658 sokak, 74985 sokak gibi. sokağımın numarasını hep unuttuğumdan telefon rehberime sokak diye kayıt açtım. sizin şehrinizde de bu numara verme işi yaygın mı?
+1
messina123
(23.10.25)
Hayır değil.
Mersin'de bu durum benim de dikkatimi çekmişti. Doğuya doğru gittikçe bu durum daha da artıyor diye biliyorum. Bitlis vs
0
artıküyeolmakistiyorum
(23.10.25)
var ama isim de çok var. hangisi daha fazla bilemedim yani.
0
jelly bear
(23.10.25)
İstanbul'un bazı yerlerinde de bu olay var, bu sokak 1000. sokaksa bir alttaki sokak 1010.sokak diye geçiyor, belli bir düzene göre gitmiyor. Eskiden problem olabilirdi ama şimdi GPS var, sokak ismi ne olursa olsun çok da problem değil bence.
0
lamborcini
(23.10.25)
benim oturduğum yerde de sokak isimleri böyle ama böyle 5-6 haneli değil 4 haneli bizdeki bence 4ten fazlası akılda zor tutulur gerçekten de.
0
matilda
(23.10.25)
Ankara'da 4 haneli sokaklar var ama 6 haneli neymiş öyle.
0
anatomik
(23.10.25)
Benim en çok yaygın gördügüm bu olayın izmirde daha çok olması belli başlı caddeler isimden oluşuyor fakat geri kalanın çogungu 4 haneli numaradan oluşuyor
0
limonlu eksi
(23.10.25)
İzmir'in belli semtleri hep numaralı sokaklardan oluşuyor. Ama izmirde benim yaşadığım ilçede sokakların isimleri normal kelimelerdi.

Denizli'de iki sene yaşadım, orada da numaralı sokaklar yaygın.
0
nundu
(23.10.25)
istanbul'da da böyle uygulama var ama ilçe bazlı alışkanlık filan herhalde. tabii bunlarda da sözcük bazlı sokak/caddeler de var, sadece numara/sayı yok.

esenyurt, sultangazi, esenler, bağcılar, arnavutköy filan aklıma gelenler.
0
m e b
(23.10.25)
Muğla, benim bulunduğum mahalle tamamen numaralı sokak ama merkezi ve eski mahalleler hep isim, çiçek adı ya da kişi adı filan.
Sanırım birden yerleşime geçip patır patır sokak açılan yerleri numaralamış geçmişler.
0
subcomponent
(23.10.25)
yurtdisinda yaygin olan ulkeler var.
benim nefret ettigim uygulamalardan biri.
0
cooperr
(23.10.25)
görece yeni yerleşim yerlerinde sokaklara numara verilir. bir yaşanmışlık yok, tarihi bir bağ yok. biri çıkıp şuradan isim söyle yazayım demiyor, sıradan numara veriyorlar. sonradan bu numaralı sokaklardan isim verilenleri oluyor.
0
late viper
(24.10.25)
izmirin tarihi sokaklar hariç nerdeyse tamamı numaralı sistem. hatta bazılarında 7854/45 gibi durumlar da var. sistemi zamanında iyi kurmuşlar. sıralı gidiyor ve amerkan sistemi gibi kendi içinde bir düzeni var.
-skati ! 17. caddeye gidiyoruz. yeni bir ceset bulunmuş:)))
0
ground
(24.10.25)
(11)

sevgili gobeksizler

lemmiwinks
1- ne kadar, nasil spor yapiyorsunuz? ya da yapmiyor musunuz? yapmiyorsaniz ne kadar hareket ediyorsunuz?2- nasil besleniyorsunuz? hic yemediginiz neler var? kendinize odul olarak yediginiz neler var? ya da ne olursa olsun yiyor musunuz?3- six packiniz var mi?4- yasiniz kac? cinsiyetiniz ne?
1- ne kadar, nasil spor yapiyorsunuz? ya da yapmiyor musunuz? yapmiyorsaniz ne kadar hareket ediyorsunuz?
2- nasil besleniyorsunuz? hic yemediginiz neler var? kendinize odul olarak yediginiz neler var? ya da ne olursa olsun yiyor musunuz?
3- six packiniz var mi?
4- yasiniz kac? cinsiyetiniz ne?
+1
lemmiwinks
(19.10.25)
1- hic yapmiyorum ama yapcam. günlük hareket miktarım 6-7 bin adım civarı o da ofiste sağa sola yürümekten ibaret.

2- valla sabahları genelde kahveyle gecistiriyorum. oglen yemeklerinde genelde mercimek corbasi sadece. aksam yemeginde de unsuz ekmeksiz herhangi bir sey, bowl falan genelde.

3- yok.

4- 30 yasinda er kisi.
+1
vedatchilipeppers
(19.10.25)
1. Haftada 3 gün salonda bir gün dışarda ortalama ikişer saat.
2. Kalori ve makro hesabı yaparım. Şeker ve fast food ve de paketli gıdalar tüketmem, sevmem de.
3. Var.
4. Epeyce ve Er kişiyim.
+2
Mirket
(19.10.25)
on bilgi: ben kantarin iki ucunda da bulundum, uc basamakli kilolarda da iki basamaklilarda da bulundum, bir ara hasta gibi zayiftim, simdi isteyerek biraz kilo aldim ama hala gobegim yok.

1- cok zayifken haftada 4-5 gun kosuyordum, su an kucuk cocugum var o nedenle belki haftada 1 kez kosabiliyorum, ama cogu zaman o da yok.
2- galiba ucundan intermittent fasting yapiyorum. kahvalti etmiyor kahve ile gecistiriyorum. ogle yemeginde cok agir ve fazla yemiyorum. ki malesef ust sinirim yok, otursam dur durak bilmeden yerim ama insan cok yememeye cabuk alisiyor.
3- six pack yok
4- 30'larin ortasi, erkek
+2
adrianapole
(19.10.25)
1. Düzenli yoga ve yürüyüş
2. Protein ağırlıklı beslenip her şeyden yerim.
3. Yok
4. 30 larin ortası. kadın
+2
pembediken
(19.10.25)
1- yapmıyorum. ancak stretching filan. arada gaza gelip pilatese gidiyorum. hayatımın en büyük eksiği düzenli spor. yazın bari yüzüyorum. kışın o da yok. home office çalışıyorum işte, o da ayrı sorun. evde her işi kendim yaparım, evin etrafındaki markete pazara yürüyorum, araç almak için son raddeye kadar bekledim, sırf hareket edeyim diye bunlar. bu konuda çok tembelim.

2- sabah acele teslimatım, acil işim yoksa erken kalkmam, varsa işi bitirip kahvaltı yaparım. Türk usulü zengin kahvaltı yapıyorum evde. öğlen öğünü yemiyorum zaten kahvaltı vaktim öğlene yaklaşıyor. akşamı da geç saate bırakmam. ekmek, fast food, abur cubur, meyve suyu, ketçap vs. böyle şeyler tüketmiyorum. ağırlıkla tencere/ev yemeği yapıyorum. kendime göre dengem var yemeğin yanında çorbası salatası gibi. dışarıda da balık ya da kebap mesela. yemek seçmem ama miktarı abartmıyorum. ödül benim için tatlı. kalori saymam.

3- six pack'li hiç kadın yok etrafımda , bende de yok. pilates/fitness hocası, PT vs. 25 yaşında kadınlarda da yok buralarda. bu kadar hareketsizlikle yine kas kitlem iyi, göbeğim olmadığına şükür.
4- 42 kadın.
+2
subcomponent
(19.10.25)
- aldigin enerjiden daha cok tuketirsen zayifliyorsun,
- tabi ekmegi birak,
- erken yat, erken kalk, uykunu iyi al.
-1
designer
(19.10.25)
1. spor yapmıyorum, sağlık için yapmak istiyorum
2. iştahım yok, fazla bir şey yemiyorum. ödül olarak görmüyorum ama tuzlu ayçekirdeği+soda ve hurma+ceviz hoşuma gidiyor bu aralar.
3. six pack yok
4. k, 30lar
0
deartheodosia
(19.10.25)
1- haftada 3-4 gün yogaya gidiyorum. 5-6 gün de ortalama 2 saatlik dans antrenmanı yapıyorum. haftaya spor salonuna döneceğim. 4 gün de ağırlık çalışacağım tekrar.

2- her gün evde yemek yapıyorum. ortalama 2.500 kalori alıyorum. daha çok protein ağırlıklı besleniyorum.

abur cubur yemem almam hiç öyle bir alışkanlığım olmadı, canım da istemez. yılda birkaç kere cips yediğim olur yılda maksimum 5-6 kola ne içerim. genelde maden suyu ve ayran içiyorum. mc donalds burger king vb. yerlerden yemem dışarıda yiyeceksem ev yemekçisine giderim ya da en kötü tavuk ızgara salata falan yerim.

3- six pack yok


4- 29 er kişiyim
0
i wanna go back
(19.10.25)
1- haftada 4 kere 10-20 km koşu + full body workout.
2- kahvaltı yapmıyorum. tatlı yemiyorum. geri kalanı dengeli. her şey yerim.
3- six pack var.
4- 41 - erkek
0
gabe h coud
(20.10.25)
göbek eritmek için spor falan hikaye, bu göbeksizlerin hepsi az yiyor.
+1
duyuruuser
(20.10.25)
1- spor salonunda haftada 5 gün, 1'er saat canım çıkana, donum kıçıma yapışana kadar terleyerek çalışıyorum.
2- yarım tencere pilav, 1 kilo kadar et, biraz salata. ara öğünlerde meyve ve kuruyemiş yiyom. abur cubur yemem. yaz aylarında dondurma alırım biraz.
3- 4 packs var şu an. karbonhidratı kısarsam 6'sı da çıkıyor.
4- 37, erkek

fotoğraf atıyorum buraya zaten. görmüşsünüzdür.
0
yurtsuz john
(20.10.25)
(8)

Hangi şampuanı kullanıyorsunuz

arbre
Uzun süredir Pantene Güç Ve Parlaklık kullanıyorum. Değiştirmek istiyorum.Öncelikle bir cilt rahatsızlığım var. Hafif sedef. Ve cildim çok kuru. Hangi şampuanı önerirsiniz? Nemlendirici olması gerekiyor sanırım. Bir de benim için saç kreminin bir faydası olur mu? Sağ olun.
Uzun süredir Pantene Güç Ve Parlaklık kullanıyorum. Değiştirmek istiyorum.

Öncelikle bir cilt rahatsızlığım var. Hafif sedef. Ve cildim çok kuru. Hangi şampuanı önerirsiniz? Nemlendirici olması gerekiyor sanırım. Bir de benim için saç kreminin bir faydası olur mu? Sağ olun.
-1
arbre
(04.10.25)
grimavi
(04.10.25)
seboreik dermatit sebebiyle vichy dercos ama genelde kullanmıyorum. su tutup geçiyorum
0
glamdr1ng
(04.10.25)
markette satılan hiçbir şampuanı kullanmanı önermem öncelikle.
0
jelly bear
(04.10.25)
yves rocher'nin yıpranmış saçlar için/nemlendirici etkili filan yazan ürünlerinden kullanıyorum şu sıra

ama
ben çok şampuan değiştiririm her markanın onarıcı (bazıları yatıştırıcı) /nemlendirici/kuru saça yönelik (sülfatsız) ürününde illa bişey yağı var zaten yok jojoba yok kukui var bişey.

belime kadar saçım var, hacimli, kalın telli (her ne kadar 20 yaşındaki gibi olmasa da hala ortalamaya göre sık)
gel gelelim eskiden asla kırılmayan asla karışmayan saç artık giderek kalitesini kaybediyor, (yaşlanmak böyle bişeyse demek). saçım da cildim de kuru.

eskiden "kuru saç"a özel, nemlendirmeye vs. yönelik hiç bişey kullanmazdım sıradan market ürünü hatta düz sabunlar geçerdim fakirken filan :D saçın zamanla ya da yere suya göre huyu karakteri değişiyor. benim çok elektrikleniyor da kıvırcık olmamasına rağmen krem daha çok bu konuda işe yarıyor.

hem bu tür ürünler hem krem (krem kullanmayınca daha fazla çitişiyor, krem yumuşatıyor, yatıştırıyor) hem arada sırada destek bişeyler kullanıyorum. krem kullanmasam benim saçım 15 gün filan yağlanmaz sanırım, krem biraz ağırlaştırıyor saçı bu da var.

bana iyi gelen bir şampuan da shea butter'lı ürünler belki ilk bunlardan birini denemelisiniz. ya da kendi başına shea butter deneyebilirsiniz.

şampuan ve saç kreminden hariç hindistan cevizi yağını da kendi başına kullanıyorum uygulayıp 1-2 saat bekletip duruluyorum o çok güzel yumuşatıyor hem de deriye temas etmiyor sizin hastalığınıza bir zararı olmaz.
0
subcomponent
(04.10.25)
Alpecin
0
mikahakkinen
(04.10.25)
Alpecin +1
0
Bruce
(04.10.25)
Kerastase - Bain de Force Quotidien
Kerastase - Bain Densité Homme
0
gabe h coud
(04.10.25)
İpek
0
Hallegadola
(04.10.25)
(2)

Akyaka'dan Kas'a ulasim

14
Merhaba. Ufak bir sezon sonu tatil planliyoruz da arabasiz olacak. Akyaka'dan Kas'a nasil gideriz? Dalaman havalimani uzerinden geliyor aklima ama daha Ppratik bir rota var mi? Agir valizimiz vs olmayacak.
Merhaba. Ufak bir sezon sonu tatil planliyoruz da arabasiz olacak. Akyaka'dan Kas'a nasil gideriz? Dalaman havalimani uzerinden geliyor aklima ama daha P
pratik bir rota var mi? Agir valizimiz vs olmayacak.
0
14
(01.10.25)
Akyakadan muğlaya otogara gidip yarım saatte bir kalkıyor. Muğla kaş otobüsüne binip gidiceksiniz.
0
mikahakkinen
(01.10.25)
Kaş arabalarının bir kısmı Gökova kavşağında duruyour diye biliyorum direkt akyaka-kaş olarak bulabilirsiniz
0
subcomponent
(03.10.25)
(6)

Kadınlar donla gezer mi ev almak geçmişte kalır mı ve başka spekülasyonlar

Batuhanolabilir
Bu soru tamaamen boş yapma maksadıyla sorulmuştur. Vay yobaz bilmem ne demeyin. Şimdi bugün giyilen şortlar çok değil 150 sene öncenin paçalı donuydu hatta ondan da kısa. Peki bugünün donları yarının şortuna veya adına ne diyecekseniz osuna dönüşür mü? Dönüşecekse bu öngörüyü nasıl paraya dönüştüreb
Bu soru tamaamen boş yapma maksadıyla sorulmuştur.


Vay yobaz bilmem ne demeyin. Şimdi bugün giyilen şortlar çok değil 150 sene öncenin paçalı donuydu hatta ondan da kısa. Peki bugünün donları yarının şortuna veya adına ne diyecekseniz osuna dönüşür mü? Dönüşecekse bu öngörüyü nasıl paraya dönüştürebiliriz?

Ayrıca eskiden arazi almak diye bir şey vardı. En fakir garibanın bile 100 dönüm arazisi vardı çünkü insan azdı ve başka nedenler vardı (bilmiyorum o nedenleri) ama eskiden insanların arazisi vardı. Yani onlara ait değildi belki ama tahsis edilmişti al sen buranın pezanısın tımarlısısın serfisin diye. Ayrıca iskan imar sorunu da yoktu yapabildiğin binayı yap. Şimdi o da yok.

Şimdi bugün ev alıyor insanlar acaba yarın öbür gün bu alanda da bir küçülme gerçekleşir mi? Ev sahibi insan sayısı azalır mı? Azalırsa bir evi iki üç ailenin hisseli satın alması gibi çözümler başlar mı? Bu gerçekleşirse bunu nasıl paraya dönüştürebiliriz?


Dünya nüfusu çoğalmaya devam edecek mi? Bu beraberinde çevre kirlenmesini önü alınamaz bir hale getirebilir mi? Mesela nasıl ki dünün serf yiyeceği elma bugün organik (zehirsiz) elma adıyla bir lüks yarın bugünün serf yiyeceği lükse dönüşür mü? Bu gerçekleşecekse bunu nasıl paraya dönüştürebiliriz?

Hep azalanlara baktık. İnsan ömrünün uzaması, ailelerin dağılması gibi konular vsr bence huzurevleri güzel para kazanacak orta vadede

Başka spekülasyonlarınız varsa paylaşabilirsiniz
0
Batuhanolabilir
(16.09.25)
"En fakir garibanın bile 100 dönüm arazisi vardı çünkü insan azdı ve başka nedenler vardı (bilmiyorum o nedenleri) ama eskiden insanların arazisi vardı. Yani onlara ait değildi belki ama tahsis edilmişti al sen buranın pezanısın tımarlısısın serfisin diye. Ayrıca iskan imar sorunu da yoktu yapabildiğin binayı yap. Şimdi o da yok."

Hocam kafanda alternatif bir tarih oluşturmuşsun, biraz gerçek tarih oku
0
grimavi
(16.09.25)
Ben oyunlardan gördüğüme inanırım
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
dunyadaki demografik ve teknolojik degisimler yuzunden bircok spekulasyon veya firsat var:

- insanların daha uzun yasiyor dedigin gibi ve dogum oranlari dusuyor. ortalama yasam suresi 100'e dogru gidiyor. yaslı nüfus için sağlık hizmetleri, bakım merkezleri ve özel konut cozumlerine olan talep artar

- genç nüfusun azalması işgücü piyasasında boşluklar yaratiyor. yapay zeka da gelisiyor. bu da otomasyon, yapay zeka ve robotik çözümler için bir fırsat doguruyor. yapay zeka her alana yayilir ve bircok meslek/insan gucu yok olur

- sehirlesme yogunlasiyor, verimli yaşam alanları, paylasimli konut vs. deger kazanir
0
ermanen
(16.09.25)
Kültür çok güçlü bir şey, insan kendi kültürel çerçevesini çoğu zaman doğa yasası sayıyor.

Çıplaklık konusunda geçmişten geleceğe düz bir çizgi çizmişsiniz. Bu doğru değil. Dünyanın birçok yerinde lokal şehir ve kabile kültürlerde bize göre "resmen çıplak" denebilecek giyim tarzları da var. Geçmişte de böyleydi, antik yunan'da özellikle erkeklerin çıplaklığı kahramanlıkla iç içe bir olguydu. Buna karşın aynı dönem pers kültüründe oldukça kapalı bir giyim vardı. Bu doğrusal bir çizgi değil.

Toprak işleri tarım toplumu olmanın zorunlu bir uğraşı. Tarımsal verimlilik gelişmeye devam ederse tarıma ayrılacak iş gücünde düşme beklenebilir. Ancak bir noktada verimlilik sağlayan teknolojik ilerleme doyuma ulaşır ve nüfus ve dolayısıyla talep artmaya devam ederse bu sefer yine tarım alanlarının genişlemesi gerekir. Bu bir döngü.

Gelecek öngörüleriniz bana çok uzun vadeli geldi. Kıyaslarınızı asırlık ilerlemeye göre yapmışsınız. Bu kadar uzun vadeli şeyleri paraya çevirmek çok olası değil gibi. 5-10 yıllık perspektifler düşünmek daha mantıklı değil mi? Mezardan iş kurabileceğinizi sanmıyorum :D Tüm tahminleriniz tutsa bile günümüzden oraya varana kadar ne olacak?
0
akhenaten
(16.09.25)
Haklısınız ama en azından zihin jimnastiği ama ben huzurevleri konusunu kısa vadede gerçekleşeceğini düşünüyorum. Ha buna belki siyasetçiler oy devşirmek için şahane ve hızlı iyileştirmeler yapar kaynak akıtır Türkiye bir bedava huzurevi cennetine döner orasını bilemiyorum
0
🌸Batuhanolabilir
(16.09.25)
Türkiye bir bedava huzurevi cennetine dönmez zira bizim emeklilik sistemimiz zaten gümledi. 30 see toparlamayamayız en az sonra bilmiyorum ne olur.

ama mesela ABDde ve başka ülkelerde muhtelif "yaşlı konutu" (senior house) sistemleri var, (belki) olan normal evini satıyorsun gidip devremülk gibi bu sitelerde yaşıyorsun 65-70 yaştan sonrasını mesela

şu anda da misal ekimde barcelonaya filan gitsen her taraf hollandalı dolu, hep de yaşlı kesim. bunlar sürekli kalmaya değil tatile gidiyorlar ama sürekli kalmak için de daha uzak asya ülkelerinde hizmet veren sistemler varmış, reklamlarını görmüştüm.

belki biri böyle kapsamlı bir proje gerçekleştirir, turların emekli paketi gibi değil, de ömür uzadıkça 70 80 yaştan sonra gelip 2-3-5 hadi olsun 10 sene sürekli kalacak ve bakımları yapılacak şekilde mersinde ya da balikesirde yaşarlar mesela... cenaze defin vs. işlemleri de dahil olur.
0
subcomponent
(18.09.25)
(3)

Karadag is ilanlari

Kittie
Linkedinde gozume carpiyor.Neden karadagdaki isletmeler turk ariyor cok basit isler icin.Mesela bir bar ilani var.Barmen gibi bi sey ariyor. Bir suru de alakali, alakasiz is tanimi siralamis.Menuyu duzenleme, kokteyl hazirlama, barin temizligini yapmak...Ingilizce bilsin denmis.Neden karadagda kimse
Linkedinde gozume carpiyor.
Neden karadagdaki isletmeler turk ariyor cok basit isler icin.
Mesela bir bar ilani var.
Barmen gibi bi sey ariyor. Bir suru de alakali, alakasiz is tanimi siralamis.
Menuyu duzenleme, kokteyl hazirlama, barin temizligini yapmak...
Ingilizce bilsin denmis.
Neden karadagda kimse yok mu da turkiyeden ariyorlar?

Bir de casinolar canli yayin krupiyeri ariyor.
Neden turkiyeden istiyorlar?
Hatta bunu arayan hem karadagdan bir yer var hem de sirbistandan var.
Su casino isi de bana cok tekinsiz geldi ayrica.
Isten dolayi degil, relokasyon yardimi, calisma izni ayarlama, ev ayarlama bir suru destek var.
0
Kittie
(31.08.25)
casino işlerine gördükçe başvuruyorum hatta bugün bir tanesiyle mülakatım var. tekinsiz bir durum yok hepsi legal ve uluslararası firmalar.

barı bilemem ama türkiye'de online kumar inanılmaz yaygınlaştı maalesef. yurtdışında faaliyet gösteren firmalar için müthiş büyük bir pazar oluştu. rulettir blackjack'tir bunları türklere oynatacak kişinin de türk olması lazım çünkü bir nevi host oluyorsun hoşgeldiniz beşgittiniz vs. hem oyunu yönetmen hem oyuncularla iletişim kurman gerekiyor
0
der meister
(01.09.25)
karadağ özelinde
o adamlar tembellikleriyle biliniyor, bizimkiler de genelde fazla çalıştırıp personel lojmanında filan yatırma peşinde
o koşullarda oranın adamıyla çalışamıyorlardır muhtemelen

karadağı görmedim hiç ama ben muğlada yaşıyorum hep kızılıyor ya x bölgeden geldiler buraları talan ettiler filan diye
mafya vs. olanlar vardır ama öyle olmayanı da buranın yerlisi ile çalışamıyor mesela
çünkü buranın yerlisi tembel. çalışmıyor. kalanı da toprak zengini.turizm eğlence işlerinde emir altında uzun mesailerle vb. çalışamıyor. istisnalar hariç

herhalde benzer bir hikaye dönüyordur.
0
subcomponent
(02.09.25)
bizde sanayi bölgelerinde neden suriyeli alıyorlarsa işe o yüzden. suriyeli ülkesinden ayrılmak istiyor burada tutunabilmek için ne iş olsa yaparım modunda oluyor 3 kuruşa 10 kuruşluk iş yapıyor. karadağ'da da aynı şekilde buradan avrupa'ya kapağı atmak isteyenlerden yararlanmak istemişlerdir. neden sanayi işleri değil de bu işler dersen bizde sonuçta savaş falan yok gidip de orada 3 kuruşa taş taşımayı isteyecek seviyede değiliz o yüzden. o adam da kendi ülkesinden veya avrupa'dan personel alsa daha fazla para vermesi ve daha az çalıştırması gerekecek muhtemelen.

canlı krupiyer işi de der meister'ın dediği gibi. kumarın -yetki verilen birkaç şirketin oynattığı bahisler haricinde- illegal olduğu bir ülkedeyiz ve gelir seviyemiz düşük. o yüzden millet irili ufaklı illegal online kumar oynuyor paso. ama illegallık bize illegal sadece şirket kendi ülkesinde legal olabilir gayet. bu durumdan ötürü türk daha çok işlerine yarıyordur.
0
semaforo de medianoche
(02.09.25)
(4)

yerli honeyjubu

kisa
Merhaba duyurucum,honeyjubu diye bir fenomen varmış, tesadüfen öğrendim. siz biliyor muydunuz merak ettim. sizce bunun yerli versiyonu var mı?
Merhaba duyurucum,

honeyjubu diye bir fenomen varmış, tesadüfen öğrendim. siz biliyor muydunuz merak ettim. sizce bunun yerli versiyonu var mı?
0
kisa
(27.08.25)
Bilmiyorum
0
anon1m
(27.08.25)
o kadın sürekli yemek yapıp ev temizliyor bildiğim kadarıyla, ama geleneksel tradwife videoları gibi de değil
daha sakin dingin pek yüzü görülmüyor. ana fikri huzur filan herhalde.
neyse adını bilmiyorum ama bi tane sanırım tesettürlü (başını hiç görmüyoruz ama kollar tam kapalı) bi kadın var yemek yapıyor onun da mutfağı, ortamı, kullandığı eşyalar renkler, sakinlik vs. benziyor.
tüm ev ahayatı çekip de benzer olan bilmiyorum.
0
subcomponent
(27.08.25)
Sessiz vlog diye arat çok var
0
grimavi
(27.08.25)
honeyjubu isim olarak bilmiyordum ama konsept olarak öyle cok video var.
japonlarin evler bi de kic kadar cok güzel duruyor o tarz videolar. cozy <3

kadiköy'de yasayan dövmeli cool bir kiz vardi ama bulamiyorum.

bu videolar sessiz oldugu icin target grouplari cok genis. güzel bir konsept.
0
sonsuz
(27.08.25)
(25)

Dugun oncesi kulturel cakismalar

aguen
Merhaba duyuru,Guya evlenecegim ama gercekten bu gelenek denilen lanet seyden nefret ediyorum. Geleneksel herkes olse zerre uzulmem. Nisanda zaten aileler arasinda olay cikti yeni yeni toparladik, simdi de kina bombasini patlattilar.Benim ailem gitmek istemiyor (nisan sonrasi cok hakli sebepleri var
Merhaba duyuru,

Guya evlenecegim ama gercekten bu gelenek denilen lanet seyden nefret ediyorum. Geleneksel herkes olse zerre uzulmem.

Nisanda zaten aileler arasinda olay cikti yeni yeni toparladik, simdi de kina bombasini patlattilar.

Benim ailem gitmek istemiyor (nisan sonrasi cok hakli sebepleri var), sehir disindan cok fazla misafirimiz gelecek; onlari birakip gelemeyiz gibi cok saglam bir bahaneleri de var. (gelinin ailesi ve kina 6 saat uzakta)

Gelin kisisi kinadan vazgecmisti, aile ve akraba baskisini cok fazla yemis, yapalim falan diye geldi tekrardan.


Ben asla asla asla asla gitmek istemiyorum. Bugune kadar gordugum duydugum gelenekler icinde en sacmasi kina zaten. Kacisim yok gibi ama bilemedim. Gidersem tek basima gidecegim.

Orada basima neler gelecek bilenlerden duymak istedim. Ek olarak taktik vs de duymak isterim.

not olarak akrabalarindan soyutlaninca harika bir insan. gunluk yasamda sinirlarini cizebilmeye basladi, yavas yavas toxic insanlari atiyor ama kina konusunda itiraz edecek kadar bir direnci yok henuz maalesef
0
aguen
(27.08.25)
Arkanızdan konuşacaklar bu kesin.
Yüzsüz tipler varsa gelip laf sokmaya çalışan olabilir, açıklamaci yaklaşmayın haa öyle oldu işte vs deyin geçin.

Müstakbel eşinizin iki yıl sonra bir tartışmada bu konuyu cat diye kucağınıza birakmayacaginin garantisi yok, her ne kadar ailenizin sebepleri şu an makul ve kabul görmüş gibi olsa da bunun tamamen ihtimal dışı olduğunu göstermiyor.
0
encokbenisevinnolur
(27.08.25)
yol yakınken vazgeçin bu evlilikten. zararın neresinden dönsen kardır. eşin olacak kişi seninle aynı fikirde değilse ve şu anda ailesine tepki gösteremiyorsa, aynı şekilde sen de ailene tepki koyamıyorsan ilerde hep aynı sorunları daha da büyüyerek yaşayacaksınız. bu yüzden evlenip 2 sene sonra boşanacağınıza şu anda vazgeçmek daha iyi.
0
gercekdunya
(27.08.25)
dugun aileler icin yapilan bisey.

o yuzden fazla tatava yapmadan iki tarafta ne istiyorsa yapacaksin, kavga cikmadan bitecek. yoksa senelerce dirdirini cekersin.
0
cooperr
(27.08.25)
evlendikten sonra çok yormaz sadece bu törenler çok olur düğün kına bilmem ne onlara gitmek ister. bu buyutulecek bi şey değil rahatlarsın merak etme demek istedim
"sehir disindan cok fazla misafirimiz gelecek; onlari birakip gelemeyiz gibi cok saglam bir bahaneleri de var." bana pek iyi bi bahane gibi gelmedi bu sizin akrabanız eşiniz dostunuz çok önemli, gelince birkaç gün ağırlanması gereken, ama gelinin akrabaları kına istedi diye "nası olur" diyorsunuz gibi. e sizin yakınlarınız da kendi başlarının çaresine bakabilirdi pekala, ya da kına gecemiz var oraya gideceğizden daha geçerli bi sebep yok herhalde düğün sahibisiniz ya. eğer bebek bakmıyorsanız. tek mesele gitmemeniz durumunda karşı tarafın tavrı. damat yalnız bırakmamalı bence, ailen için ise bilemiyorum mesafe de varmış. özel gün stresli olur, kına gecesi denen şey yine farklılık gösteriyor bazen damat bir tur girip çıkıyo salondan onun dışında kapıda sigara içiyor. he öncesinde de kuaföre götürüp ordan alıp mekana götürmek görevlerden biri olabilir.ne denirse yapsan kolaylaşır gibi sonucta senin bi beklentin yok birkaç saat sabredersen geleceğiniz için daha iyi olur
0
ala09
(27.08.25)
simdi de kina bombasini patlattilar.
mı?

pardon da ülkemize yeni mi ışınlandınız? kına diye bir adetimiz olduğunu 30 yaşında şimdi başına gelince mi öğrendiniz?

ya da hiç mi haritada bu şehirler arasında mesafe nedir diye bakmadınız şu anda mı idrak ettiniz arada 6 saat mesafe olduğunu? insanlar niye bir taraftaki kına/düğün ile diğer şehirdeki arasına 3-5 gün 1 hafta süre koyuyor sizce? siz de öyle bir süre koyacaktınız aileniz gidip gelecekti,bunun normali bu.

sizin aileniz gelen misafiri ağırlamak zorundaysa (neden? misafirleriniz 0-12 yaş arasında mı? ya da otelde filan kalamıyor mu? illa siz mi ağırlamak zorundasınız?)
o zaman kız tarafının misafiri de kız tarafının yapacağı şeyler zaten nişan ve kına olduğu için bunları bekler. sizin misafiriniz insan onlarınki değil mi?

baştan nikahı kıyıp geçerdiniz, eğlence istiyorsanız da kokteyl mi after mı ne yapıyorsanız yapardınız. gayet mis gibi de olurdu. bunlara karşıysanız.

sizinki muz yiyim ama çilek tadı gelsin...
0
subcomponent
(27.08.25)
@sub Sadece nikah yaparız çıkarız ile başlayan süreç şu an bekarlığa veda partilerinden afterpartilerine 150 kişilik nişanlara dönmüş durumda. Sinirim biraz ondan. Ve akrabalarının, ailesinin nişanlımı nasıl manipüle ettiklerini de canlı canlı görüyorum. Sınırlarını çizmeyi yeni yeni öğreniyor.

Dediğim gibi kına olmayacaktı bugüne kadar öyle konuşmuştuk, o yüzden bomba patladı dedim.
0
🌸aguen
(27.08.25)
ala09 +1

Ya abi erkek değil misin? Baştan konuşacaktın. Konuştun mu? Yine mi istiyorlar? Yap geç. Evlilik sürecinde kimseyle kötü olmaya değmez. Aileleri mutlu et, mutlu olun. Karşına al, huzurunuz kaçsın. Evlenince kayınşeylerin yok olmuyor. Paran mı gidiyor? Gitsin, huzurun kalsın. SAĞLAM bahanen de pek sağlam gelmedi.
0
Shepard
(27.08.25)
bu durumda maalesef nişanlınızı çok da iyi tanıyamamışsınız

bundan daha kötüsü var:
muhtelemen o da kendini/ailesini vs. çok da iyi tanımıyor, cidden önceliklerini bütçesini mutlu olacağı şeyi bil(e)miyor. çok bi iradesi, güçlü bir kişiliği yok.(üzgünüm) sizin eski konuşmalarınız tatava yani esasen.

işte sizinle konuşunca "ay kına mı ne yapcam ya after yaparız bizimkilerle takılırız" demiştir ama tırıvırı yani. asıl anası teyzesi "ne demek kına olmayacak" deyince, "tamam ya yaparız, kınasız düğün mü olur" diyordur. başta sizinle konuşurken gerçekçi değildir. ölçüp biçememiştir. yani ben kötü niyetli vs. bulmuyorum sadece cidden ne kendini biliyor ne ailesini, bizim kızlarımız böyle.

fakat yani siz de biraz daha gerçekçi mi olsanız?...şu ülkede kına vs. olmayacak, istemiyorum diyip o kınayı gerçekten yapmaycak kız % kaç? niye o nadir bulunan kızı ben buldum sanıyor herkes acaba ya?

genelde de böyle oluyor bu arada. çoğunlukla kızlar bazen de erkekler asıl bu süreçte kendini belli ediyor.

çözüm odaklı bakın illa evlenecekseniz düğün sizin şehirde olacaksa, sizi-ailenizi götürüp getirecek sizinle gelecek, getir götür işlerini yapacak, sağdıçlık edecek kimse de yoksa, kız evinde düğünden 1-2 gün önce kına olmaz. h.içi olsun, 3-4 gün olsun arada yoksa çok yorulursunuz.
0
subcomponent
(27.08.25)
Muhtemelen sehir disindaki dugune herkes gelemeyecegi icin kina yapmak istiyorlar ki hem kiz tarafi da bu surecin bir parcasi olsun, hem de takilarini takabilsinler. Insanlar bu sebepten oturu iki ayri dugun bile yapiyorlar.

Davetiyenize kina gununu belirtirseniz misafirleriniz sizin baska sehirde olacaginizi bilerek o gunden gelmezler herhalde.
0
pike
(27.08.25)
asıl manipülasyonu evlendikten sonra göreceksin.

"düğün aileler için yapılıyor" bu kafa yapısı yüzünden bütün olaylar çıkıyor.
siz evleniyorsunuz her şey ikinizin istediği şekilde olmalı. asıl sınır bunun üstüne çizilmeli.
0
my fault
(27.08.25)
@my fault

bu bir kafa yapisi degil, gelenek gorenek mevzusu. biraz zeka piriltisi olan insan etrafina gore pozisyon alir, "bu benim gunum kafama gore takilacam" da bir tavir tabiiki, ama bir de onun sonrasi var. en kotu ihtimal 35-40 sene evli kalacaksin, karsi taraf ile muhabbetin olacak. 1 gun rahat edecem diye 40 sene eziyet cekmek isteyen varsa istedigi kadar sinir cizsin, sonra da kolay gelsin.

ben erkek tarafiyim, kiz tarafi al sana buzlu badem, kicina sokacaksin bunu evlenmeden once deseydi, fitil niyetine cakardim artik yapacak bisey yok, kizi almaya niyet etmisiz :D
0
cooperr
(27.08.25)
Düğün nasıl kültürümüzün bir parçası ise kına da öyle. Aileniz kınaya gideceğiz diyerek akrabaların erken gelmesini engelleyebilir gayet. Kimse kaynana neden kınaya gidiyor demez aksine kaynanasız kınaya şaşırır.

Gelin kaynana veya başka bir problem çıkmış olabilir ama ele güne karşı düğünde kınaya prosedür gereği diyip biraraya gelemiyorlarsa sizin evlilikte çok büyük kavgalarınız olur.

Kızın arkadaşları akrabaları var yığınla düğün başka şehirde ise kına yapılmazsa bu insanlar nerede tebrik edecek gelini. Kınanın iptal olmasını beklemeyin bence.

Taktik olarak acele etmeyin diyebilirim. Bir bakın oluru var mı sizin evliliğin iyice ölçün tartın. Herkes iyidir, herkes haklıdır ama anlaşamayınca olmuyor bu müessese.
0
cilekli pasta
(28.08.25)
Geleneksel denen kına ne erkek tarafının ne de erkeklerin geldiği bir etkinlik.
Günümüzde kına diye 1 saatte 5 farklı payetli elbise değiştiren yelpazeli dansçı kızların etrafında döndüğü kendini iyi hisset etkinliği yapılıyor, gelenekle falan alakası yok.

Kendi kendilerine yapsınlar işte.
0
Bruce
(28.08.25)
Tek başına kına olmaz, kınaya iki taraf da katılır, erkek tarafı gelmez diye bir şey hiç duymadım. Eğer gitmezseniz evlenme işi yatar, ben sana söyleyeyim. Kız tarafı tek başına kına yaparsa oluşacak dedikodunun önünü alamazlar ve sonunda size patlarlar, hatta iş bozulmasa bile aradan yıllar geçse bu olay yüzünüze çarpılır. Yapılacak en doğru şey, her şeyi sineye çekip bu görevi yerine getirmek, gelen akrabalarınız da kınaya katılsın.

En baştan müstakbel eşinizle anlaşıp direkt nikah kıyarız diye anlaşsaydınız, iki taraflı bir anlaşma da aileler pek ses çıkaramazdı.

Tek başına gitme, seni dövmekten beter ederler.
0
lamborcini
(28.08.25)
Uzun uzun yazmaya hiç gerek yok. Eşin ve ailesinin gönlü olsun diye katlanacaksınız. Evlendikten sonra gidip el öpeceksin vs. Evlilik boyunca yılda birkaç defa bu tür istemeyerek yapman gereken aktiviteler olacak. Bunlar evliliğin bir parçası. Aynı şekilde eşin de senin ailen için yapacak. Ha "ben marjinalim, soyutlarım kendimi" diyorsan başka ama yazdıklarından öyle olmadığınız ve o aşamaya geçmeniz mümkün görünmüyor.
0
merhum
(28.08.25)
siz kendi şehrinizde kendi aileniz ve akrabalarınız için kutlama yapıyorsunuz. gelinin ailesi de aynı şeyi istiyor. anormal bir durum göremedim. tek başınıza gitmeniz olmaz. anne baba, bi aile büyüğü gelmeli illaki. şimdiden işi sidik yarışına çevirirseniz daha çok uğraşırsınız.
0
elorelia
(28.08.25)
öncelikle tek gidilmez, şehir dışından misafirlerinizin gelmesi bir bahane olamaz. en azından çekirdek ailenizin orada olması lazım.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(28.08.25)
Geleneksel olmasaydın, sen de manipülasyona açık olmasaydın zaten bunların hiç biri olmazdı, emin ol bu ülkede kan döken aşiret vesaire değilsen evlenecek insanların karşısında kimse duramaz.

o yüzden ya söylenmeyi keseceksin, kınaya gideceksin ya da olduğunu iddia ettiğin kişi olup ben kınayı vesaire anlamsız buluyorum, böyle anlaşmamıştık bana bu dayatmana saygı duymuyorum o yüzden de kınaya gelmeyeceğim diyeceksin olacak bitecek.

ha bilenler demişsin, benim eşimin annesi de kına diye tutturdu, eşim de tamam teyzelerim halalarımla 10-15 kişilik bir şey senin gönlün için yapalım dedi o ufak kına olayı da birden yemekli bir etkinliğe dönünce net bir şekilde kına yapılmasını istemiyorum, zorla yaparsan da ben o kınaya gelmiyorum dedi bu tavrını da sürdürdü ve kına vesaire de olmadı.

benim ailem de düğün diye bastırınca ben de biraz daha uzatırsanız nikaha da gelemeyeceksiniz dedim ve susmak zorunda kaldılar.

elaleme kapılıyorsanız sizin sorununuz.
0
denizgonen
(28.08.25)
Çok bencil düşündüğünü daha önce yazmışlar zaten. Sizin akrabalar önemli de kız tarafınıkiler önemsiz mi?

Ben de kına düğün istemiyordum ama kınayı benim annem düğünü kayınvalidem çok istedi biz de uyum sağladık niye ergen gibi istemem diye inatlaşalım ki? Toplam 3 saat bir şey zaten az durup geliyorsun. Oynamadık bile düğünde oturduk geldik bir yerimiz incinmedi :)

Bizim de şehirlerarası 9 saat vardı ama kayınvalidem 9 saat yol kınaya gelemem dese oğlunu da al götür derdim. Daha evliliğin başında onu yapamam bunu edemem derseniz sizin iş çok zor. Erkek tarafı kınaya gelir yani isterse ülkeler arası olsun. Maksat sevdiklerinizin gönlü olsun.
0
Gradient_tabanlı_mor
(28.08.25)
Sağlam bahane dediğin şey hayatımda gördüğüm en skko bahanelerden biri olabilir. Bu özel günler sürekli olmuyor. Kayınvalide ve akrabalar olarak kına olmanız şarttır bahane kabul edilmez.

Yani yeni mi göçtünüz bu ülkeye
0
Hallegadola
(28.08.25)
kınada erkek tarafının katılması illa şart değil. denk geldiğim bir kaç kına da kız tarafı kendi arasında yaptı. hatta damadın bile gitmediği kınalar varmış.
0
ground
(28.08.25)
eğer o kınaya ailecek gitmezseniz:

1) düğün yatar
2) evlenirsiniz ama 1 yıl sonra boşanırsınız

sizin kafa yapınıza uymayan, aileniz uymayan kişilerle ne diye evlenmekte ısrar edersiniz hiç anlamam.

olur da evlenirseniz tavsiyem 2 yıl çocuk yapmayın.
0
art cat chocolate
(28.08.25)
ne yaptı gelinin ailesi de kınaya gitmeyecek kadar olay büyüdü? ne yapmış olabilirler yani. bence gelinin çekeceği var. kına yani bu, 1 gece için gidersin uzatmadan.
0
deartheodosia
(28.08.25)
İki anne de problemli, nişanda bize gereksiz toksiklikler yapıldı nişanlımın annesi tarafından; annem de alttan almak yerine ikiye katladı problemleri kavgalar ettiler; bir araya kendileri de gelmek istemiyor biz de gelsinler istemiyoruz
0
🌸aguen
(28.08.25)
bu anlattıklarını aynen biz de yaşadık. ben de kına mına düğün vs hiç istemiyodum sade bir nikah yaparız diyordum ama olaylar baya çığrından çıkmıştı. çünkü benim yurtdışında yaşaıp sırf bu düğün için gelecek olan akrabalarım vardı. en başta eşime düğün vs istemiyorum desem de ailemin tavrı beni baya etkiledi. resmen pskolojik bunalıma girecektim. normalde belediyenin basit ucuz bi nkah yeri vardı orda nikah yapılacaktı. sonra eşime dedim ki en azından otelin bahçesinde yapalım, ovrdör tabağı vs olsun, sonra eşim de otelin bahçesine sığmayız benim bissürü arkadaşım gelecek dedi ve kabul etmedi, hiçbir arkadaşı gelmedi sonra :) neyse biz şık açık alan bi düğün salonunu tutmak zorunda kaldık sonuç olarak. kına da istemiyodum ama ailem altın toplayacaz dedi. dedim tamam o zaman salonu vs siz kendniz tutun beni karıştırmayın parasını da vermem dedim. neyse bunlar gidip bi yer tutmuş parasını da ödemişler. ben de 1200- 1300 tl gibi bi fiyata kırmızı bi elbise aldım. kuaförü vs hep ailem ayarlamış ben hiç karışmadım, 500 tl'ye gelin başı yaptırdık :) kına salonuna gttk, öylesine yaptık bi şeyler. eşimin ailesinden 1 ablası 1 abisi 1 yengesi 1 de küçük 7-8 yaşındaki yeğeni geldi. başka kimse gelmedi. ailenize istediğiniz kadar direnin en son yine onların dediği oluyor. ben aşırı dik başlı biriyim benim ettiğim kavgaları kimse edemez normalde ama benim bile elim kolum bağlandı. bi tek ağlamalı gelin çıkması yaptırmadım onu yaptırmadığım için ailemdeki herkes bana küstü kimse konuşmuyo :) ha benim de umrumda değil ama bu bile büyük olay oldu yani.
0
Sadece soruyorum
(28.08.25)
(13)

Solaklarin kalem tutusu

Kittie
Simdi bir film izliyorum. Aktor solak ve orada gorunce sormak istedim. Aslinda yillardir merak ederim.Kalemi neden bi garip tutuyorsunuz. Veya tutuyorlar.Obamanin kalem tutusu gibi bi seyden bahsediyorum.Googledan bakabilirsiniz. Obama writing yazabilirsiniz. Anlatamadim cunku buyuk ihtimalle.
Simdi bir film izliyorum. Aktor solak ve orada gorunce sormak istedim. Aslinda yillardir merak ederim.
Kalemi neden bi garip tutuyorsunuz. Veya tutuyorlar.
Obamanin kalem tutusu gibi bi seyden bahsediyorum.
Googledan bakabilirsiniz. Obama writing yazabilirsiniz. Anlatamadim cunku buyuk ihtimalle.
0
Kittie
(25.08.25)
ben solağım normal tutuyorum istesem anormal de tutabilirim ama benim seçimim normal tutmak. bir anormallik varsa o da bazen yazı yazarken defteri 90derece çevirip yukarıdan aşağı yazıyorum.
0
Batuhanolabilir
(25.08.25)
Solaklarin hepsi oyle tutmuyor da, tutanlarin sebebi elleri yazdiklari yerin ustunden gecip yaziyi/murekkebi dagitmasin, kursun kalemle yaziyosa eli kirlenmesine vs.
0
ghilleinthemist
(25.08.25)
Solaklara kalem tutmayı öğretmiyorlar bir de. Zorla sağa alıştırmaya çalışırlardır evvelinde hey gidi günler...
0
Bruce
(25.08.25)
Solağım gayet sağlaklar gibi tutuyorum kalemi.
0
cilekli pasta
(26.08.25)
Solağım, sağ elini kullanan insanlarla aynı şekilde kalem tutuyorum.
0
hain kostokk
(26.08.25)
solağım
ama çoğu şeyi sağ ve solla yapabiliyorum
sağ elle neyi nasıl tutuyorsam sol elle de aynı tutuyorum, bi farkı yok karşıdan bakınca elimi değil kalemi görürsün parmaklar içte kalır.
0
subcomponent
(26.08.25)
solağım ve bence kalemi normal tutuyorum. asıl sağlaklar bir garip tutuyor. obama'nın tutuşu bi garip evet.
0
scudman1
(26.08.25)
Solağım, sağ ile yazıyorum, dediğinizi anladım.

Solaklar çekerek, sağlaklar iterek yazar.
0
kumandanim
(26.08.25)
yazımız soldan sağa olduğu için biz sağlaklar yazdığımız yazıları da anlık görüyoruz. ancak solaklar yazdıkça yeni yazdıkları yeri kapatıyorlar. bu da cümlenin konu bütünlüğünü takip etmede sorun yaratıyor bence. yani ya hızlı ve sağlam bir kısa hafıza metodu ile yazacaklar ya da yeni yazdıklarını da görerek yazmak isteyecekler. sanırım bundan kaynaklı olabilir. böyle bir sorunu yoksa da normaal yazıyorlar. grafolojiye meraklıyım ama yazdıklarım kendi fikirlerim.
0
ground
(26.08.25)
soldan saga dogru yazi. elini solak gibi koyunca gölge yapiyor. sagdan sola olsa saglaklarinki garip olurdu.
0
sonsuz
(26.08.25)
Bence solaklıkla ilgili değil o tutuş biçimi. Ben de o tip ya da daha garip tutuşu olan sağlaklar gördüm. Nasıl yazmaya başladığıyla ilgili insanların. O şekilde alışınca öyle gidiyor. Ben de solağım normalde ama zorlama sağlağım aynı zamanda. Yani güç gerektiren işlerde sol elimi/ayağımı kullanıyorum. Ama yazı yazarken, yemek yerken, gitar çalarken vs. sağ elimi kullanıyorum. Öyle alıştırıldım zamanında ve şu an sol elle yazı yazmak istesem yazamam.
0
himmet dayi
(26.08.25)
şimdi baktım, obama'nın tutuşunda bir gariplik var.
solağım ve ben sağ elle tutsam herhangi birinin simetriği şeklinde tutuyorum.
0
tabudeviren
(26.08.25)
Solagim. Normal tutuyorum.
0
matilda
(26.08.25)
(10)

geri dönüşüm yapıyor musunuz?

yetkili birine benzeyen abi
plastik, metal gibi atıklarımı belediyenin geri dönüşüm kutusuna atıyordum ama evimin yakınından kaldırdılar. belediyeye yazdım ama elimizde kutu yok dediler.yine de uzak bir noktaya kadar atıklarımı ayırıp plastik-metal bir kutuya, camlar başka yere olacak şekilde atıyordum.geri dönüşüm kutuları sü
plastik, metal gibi atıklarımı belediyenin geri dönüşüm kutusuna atıyordum ama evimin yakınından kaldırdılar. belediyeye yazdım ama elimizde kutu yok dediler.
yine de uzak bir noktaya kadar atıklarımı ayırıp plastik-metal bir kutuya, camlar başka yere olacak şekilde atıyordum.

geri dönüşüm kutuları sürekli tahrip ediliyor ve içinde gördüğüm manzara insanların sürekli kıyafet kutusu olmayan bu kutulara kıyafet attığı.
ben de artık plastik-metal atıklarımı çöpe atmaya başladım. sadece cam şişeleri cam kutusuna atıyorum.

siz geri dönüşüme göre atıklarınızı ayırıyor musunuz istanbul'da ya da başka şehirdeyseniz orada nasıl?
0
yetkili birine benzeyen abi
(21.08.25)
istanbul'da yaşarken yüzde yüz başarılı değilse de cam, kağıt, plastik-ambalaj ve diğerleri (ev atığı, sebze çöpü vs) ayırıyordum.
kısaca kokanlar kokmayanlar olarak ayırıyordum. ayrı poşetlere koysam da her zaman atık kutusuna atmıyordum, bu durumda çöpleri karıştıranlara faydası oluyordu yani.

şimdi yaşadığım yerde bir tane çöp kutusu var.
organikleri toprağa dökmeyi düşünüyorum.
ama kutu/plastik/cam ayrımı yapmam mümkün değil.
0
biseysorcaktim
(21.08.25)
Trde yasarken yapiyordum.
Plastik ve kagitlari ayirip temiz bir sekilde geri dönüşüm maltemesi toplayan insanlara veriyordum.
Piller markette vardi zaten.
Eskici de gelip metal şeyleri aliyordu.
Cam zorluyordu cünkü yakinda geri dönüsüm kutusu yoktu.
0
sonsuz
(21.08.25)
valla sitede ayıracak yer olsa yapardım. kendi evimde yapıyorum ve ortak çöpe ayrı atıyorum. ondan sonrası ne oluyor bilmiyorum.

yurtdışında yaşadığım yerlerde mükemmel geri dönüşüm yapıyordum. her şeyin ayrı çöp kutusu oluyordu çünkü.
0
ermanen
(21.08.25)
Yıllardır atık kağıt ve plastiği ayrı poşete koyarım. Biriktirip kartonculara veririm. Cem Tokerden duyarak edinmiştim bu alışkanlığı.
0
yurtsuz john
(21.08.25)
Ayırıp çöp konteynirina atıyorum, maksat belediye para kazanmasın halkımız kazansın.
0
encokbenisevinnolur
(21.08.25)
Apartmana ayrıştırma şeyleri getirilmedi, 62 dairelik bir oluşumda yaşıyorum, yanımda aynısından bir tane daha var. Az ileride 3-4 tane büyük çöp konteyneri var, hiçbir çöp ayrıştırılmadan atılıyor.

Ben evdekileri kırana koydum, plastik ve naylonlae bir yere, camlar bir yere, tenekeler bir yere, piller ayrı camlar ayrı şeklinde ayırtıyorum, inat ettim yıllarca uğraştım ve bunu yaptım, hâlâ uğraşıyorum.

Amacım ıslak çöpleri olabildiğince toprağa karışabilecekleri, toprak olabilecekleri şekilde göndermek. Çöp toplayıcılar çöpleri karıştırırken en azından benim attığım çöplerden rahat etsinler, plastiklere camlara ulaşırken hastalanmasınlar, çöp karıştıran hayvanların ağızları yaralanmasın vs.

Her çöpün naylon plastik poşetlerle atılmasından çok rahatsızım. Çabam yok oluyor aslında. Ama elimden gelen bu, kilometrelerce çöp taşıyamayacağım yanımda.

Belediyelere baskı yapmamız lazım diye düşünüyorum.
0
muhayyer divan
(21.08.25)
plastik ve ambalaj için evet. sarıyer belediyesi haftada bir siteden alıyor. site olmasının avantajı.
0
merhum
(22.08.25)
uzun süre yurtdışında yaşadım ayırmaya öteden beri alışkınım.

ama
şimdi muğlada yaşıyorum
burada geri dönüşüm işçisi yok
kimse çekçeklerle kağıt plastik cam vs toplamıyor, hurdacı bile bin senede bir geçiyor. (ankarada yaşadığım mahalleye haftada 3 kere gelirdi). hoş benim metal bir atığım da yok da.

birkaç bireysel toplayıcı var (yani çöp karıştırıyorlar), çok akıl sağlıkları yerinde kişilere benzemiyorlar (birinden kesin eminim, diğerlerinden emin değilim) tam olarak ne topladıklarını bilemiyorum. bilsem bende varsa ayırıp onlara iletirim.

mutfak çöpünü uzun bir süre bahçeye gömdüm, kompost yaptım. ama yazın zor geliyor bu. sıcaktan bekletemiyorum.her gün de uğraşamıyorum. apartmandakiler de deli olduğumu düşünmüştür muhtemelen.

etrafımda kutu zaten yok
ana caddede sadece kağıt/ambalaj için var onu arada ayrı bir araç topluyor, benim çok bir kağıt/ambalaj atığım zaten yok (çıktı almam evde çocuk yok vs.) çok uzun sürelerde anca birikiyor oraya taşıyorum.

ama cam mesela yazın çok çıkıyor bkz. soda şişeleri. bunları ayırıp çöp kutusunun yanına ayrı şekilde koyuyorum. hiç sanmıyorum kimsenin aldığını.

plastikleri zaten yıkayıp saklama kabı gibi kullanıyorum çok fazla ambalajlı gıda, hazır yemek vs. almıyorum aşırı bişey çıkmıyor. ben gelen kargo poşetlerini çöp poşeti olarak kullanırım, patpatları bile atmam 1-2 tur daha kullanırım yola giderken eşya sararım. böyle böyle pertini çıkarıyorum zaten.

pilleri markette veya üniversite içinde yerleri var, çoook uzun sürelerde oralara atıyorum (bir evden diğerine taşınırken filan) :D

kıyafetleri giymiyorsam birilerine veriyorum. değilse pert olana kadar kullanıyoum zaten sonra temizlik bezi yapıyorum. ya da balkona minderlere yüz filan yapıyorum.
0
subcomponent
(25.08.25)
ayırıp site dışındaki çöpün yanına çıkartıyordum. sonradan site görevlilerinin hurdacılara sattıklarını öğrendim (yine dışarı çıkartırken abi onu atacaksan bırak biz satıyoruz dediler). kat balkonundaki çöp kutusuna (veya yanına) normal çöpten ayrı koyuyorum artık.
0
inheritance
(25.08.25)
Cam şişeleri biriktirip kumbarasına atıyorum, eski giysileri de kıyafet kumbarasına atıyorum. Piller ve plastik şişe kapakları da geldi aklıma şimdi.
0
kumandanim
(25.08.25)
(10)

Eşcinsel erkeklerin kadın bedenine yönelik algıları

çok ayıp
ve duygusal tepkileri nasıldır? Bu algılar, tiksinme gibi olumsuz duyguları içerebilir mi, yoksa daha nötr ya da olumlu yaklaşımlar da söz konusu mudur?
ve duygusal tepkileri nasıldır? Bu algılar, tiksinme gibi olumsuz duyguları içerebilir mi, yoksa daha nötr ya da olumlu yaklaşımlar da söz konusu mudur?
0
çok ayıp
(30.07.25)
Yaşadığımız toplumda çok zorlandıkları için kadınlarla daha fazla empati kurabiliyorlar bir hetero erkeğe göre. Kadınlar için de çünkü bu toplum zor. Tabii bu genellenemez yine de. Benim Instagram'da takip ettiğim birisi toplumsal konulara çok duyarlı ve hep özellikle kadınlara yönelik olan rahatsız edici şeyleri mutlaka gündeme getiriyor ve çok isabetli yorumları var. Gerçekten hep haklı. Onunla arkadaş olmayı çok isterdim.
0
rock n roll
(30.07.25)
tiksinme, korku ve vajinayi karadelik gibi gördüklerini söyleyeni duydum.
0
sonsuz
(30.07.25)
Dürüst olmak gerekirse hiçbir fikrim yok. Hemcinsinden hoşlanmayan bir hetero hemcinslerinin vücutları hakkında ne düşünüyorsa gayler de karşı cins için aynını düşünüyordur diye tahmin ediyorum. Hiçbir gay erkekten "Kadın vücudu berbat" gibi bir şey duymadım ya da bunu hissettirecek herhangi bir şey yapmadı hiçbiri. Kombin önerisi verip güzel göründüğünde övüyorlar aksine. Bilemedim.
0
sekizdokuzon
(30.07.25)
kıskananlar gördüm
0
ya ben lan neyse
(30.07.25)
çevremdekiler nötr bakıyor.
0
aloha snackbar 3
(30.07.25)
İlgi duydukları, saygı besledikleri şeklinde fikir yürütebilirim.

Tüm engellere rağmen toplumda tutunabilmiş olanların seçtikleri mesleklerden öyle bir çıkarım yaptım. Kuaförlük, Güzellik uzmanlığı, Modelist, stilistlik vs.

Diğer mesleklerde yolları kapatılmış oldukları için sadece bu alanlarda ilerleyebiliyorlar derseniz ona da ikna olurum tabi.
0
Mirket
(30.07.25)
Benim gay arkadaşım yok, haliyle pek bilgim de yok. Yakın arkadaşımın arkadaşı gay, benim için çok sağlam bir iltifatta bulunmuş. Ortak arkadaşımız, kadınları pek beğenmez, bu dediğini ayrı bir yere koy diye gülerek anlatmıştı. Bir tiksinti duyduklarını sanmıyorum, sadece çekim hissetmiyorlardır.
0
asteriks
(30.07.25)
tüm beden için beğendikleri beğenmedikleri olabilir de
kadın cinsel organından tiksinen iğrenç bulan vs. çok duydum
0
subcomponent
(30.07.25)
duyuru bitmiş. siz ne kadar aşağılık ne kadar iğrenç insanlarsınız ya.
edit: saydırdığım homofobik mesajlar silinmiş, soru sahibi size değildi laflarım yanlış anlaşılmasın.


biz diğer erkeklerin bedenini nasıl görüyorsak onlar da cinsel çekim olarak öyle bakıyorlar. iğrendiklerini zannetmiyorum. kadın vücudunu estetik olarak beğendiğini söyleyen eşcinseller duydum.

ek olarak tüm cinsel yönelimler aslında scale üzerinde bir şeyler. düz hetero ya da düz homo diye değil de, bir cetvel üzerinde iki uç arasında yerlerde diye düşünün herkesi.
0
aguen
(30.07.25)
ustteki feminazi arkadasin histerik tavrina bakmayin. boyle bisey var. yurtdisinda gayet medeni ulkelerde tanidigim dogustan gay bir suru insanda bu var. direkt tiksinme duyuyorlar. hatta masaja falan gittiklerinde kadin istemiyorlar. olursa iptal ediyorlar.
0
buenosdias
(31.07.25)
(4)

Ai tayfa, piyasada neden hiç türkçe llm (modeli) yok?

aguen
Merhaba duyuru,Birden aklıma geldi aradım; internette cidden hiç türkçe llm model veya finetune yok. İki senedir güncellenmeyen birkaç milyon parametreli şeyler var onları ciddiye almıyorum. Trendyol-lm 7b diye duyurmuşlar mesela llama2 7b finetune'u çıktı. Gemma 3 27b'yi kendim fine tune etmeyi düş
Merhaba duyuru,

Birden aklıma geldi aradım; internette cidden hiç türkçe llm model veya finetune yok. İki senedir güncellenmeyen birkaç milyon parametreli şeyler var onları ciddiye almıyorum. Trendyol-lm 7b diye duyurmuşlar mesela llama2 7b finetune'u çıktı.


Gemma 3 27b'yi kendim fine tune etmeyi düşünüyorum. 7 8 bin lirayı geçmez masrafı o da hobi projesi olarak harcayacağım bir tutar.


Tek sorum, bu ülkede o kadar akademik, mühendis vs. varken cidden kimse uğraşmamış mı? Yoksa ben mi bulamıyorum. Tübitakla bakanlıklarla her toplantıda yerli ve milli model üretiyoruz diye mastürbasyonel konuşmalar dinliyoruz ortada bir şey yok
0
aguen
(10.07.25)
Boşuna arama yok öyle bir şey. Adamlar gelişime yeniliğie teknolojiye o kadar karşı ki herkesi hayattan soğutup öyle yaptılar. Bu ülkede kimsenin bir şey üretmesini bekleme o yüzden. Zaten bütçe de vermezlerdi
0
respect
(10.07.25)
soruyu tam anlamadım, ancak anlayabildiğim kadarı ile cevap verebileceğim.

türkçe diğer pek dile göre daha dinamik bir dil, bundan çok değil 70/80 yıl önce basılmış dergi ve gazetelere bakarsan eğer şu an kullanılmayan pek çok kelimenin olduğunu göreceksin. elbette ingilizce içinde geçerli ancak bu oran çok daha az. 150 yıl önce yazılanların yarısını bu gün anlamakta zorlanıyoruz. buna en büyük örnek kanunlar. çok eski kanunlarda geçen tanım/kelimeleri bilmiyoruz.

birde bilginin kendisi var, günümüz türkçesi ile üretilmiş bilgi miktarı az. örneğin; uçak mühendisliği, gemi mühendisliği, tıp, dna, vb. alanlarda üretilen (tr'de araştırılmış, yazılmış, çizilmiş bilgilerden bahsediyorum.) bilgi miktarı az.

kimi tarihi yerlerin, yapıların araştırmalarını yapanlar ingilizce ile yayınlamışlar o bilgileri, türkçe olan kısmı ise ingilizceden çeviri.

adamlarda 1000 kitap yazılmışsa bizde 2, 3 kitap özgün, geri kalanı çeviri.

e az olan bilgi ile ne kadar eğitilebilir bir model, düz konuşma dili ile eğitebilirsin elbet ama X, Y, Z sorularına kafana takma böyle şeyleri yiğenim diyen bir model alabilirsin eline :)
0
selam
(10.07.25)
eğitim setinin büyüklüğü ve eğitim maliyetleri yüzünden olsa gerek.
fine-tuning neyse de, sıfırdan bir eğitim epey tutar sanırım.

bir de haber sitelerimiz leş, eksi'nin hali inciden beter, forum'lar emeğe saygı + rap'ten geçilmiyor, wikipedia'yı zaten 20 önce "burası detay bulunacak yer değil, sadece yüzeysel bilgiler olmalı" diyerek katlettiler. ben de merak ettim sadece türkçe ile eğitsek ortaya ne çıkardı.

---
chatgpt'de tahmini olarak binde 1 - 3 arasında türkçe kaynak varmış.
0
biseysorcaktim
(10.07.25)
Türkiye çıkışlı bir proje bilmiyorum
ama daha yenilerde yabancı bir firmadan LLM için prompt-response training diye bir iş teklifi geldi
işin bu kısmında hiç yer almadığım için ben de bilmiyorum açıkçası ama bunu yapan varmış diyeyim diye yazdım
0
subcomponent
(10.07.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.