Giriş
(6)

Anında avukat nasıl bulunuyor?

michael_knight
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?Bulunuyor mu?
Allah göstermesin de gecenin bir vakti bir şekilde karakolluk olursanız ve ne sizin ne çevrenizin kriminal konularla hiç işi olmuyorsa sabah karşı 2’de filan nasıl avukat bulunuyor?
Bulunuyor mu?
0
michael_knight
(12.02.26)
Caddede aradığın doktoru yakındaki eczaneye sorarsın .
Avukat içinse rehberde uygun biri yoksa yakınında olan polislere sorarsın artık .
Oto sanayide ise her kaportacının bir boyacısı vardır .
Çay ve şeker misali bir çok meslek birbirine benzemez ama birbiri ile bağlantılıdır .
-2
diyecevaplandı
(12.02.26)
hiç böyle bir ihtimal düşünmemiştim. türkiye'de herkesin en az 5 avukat arkadaşı yok mu ya, elini sallasan avukat.
0
gitdaddy
(12.02.26)
@gitdaddy, ben biraz daha yaşlıyım herhalde. Ben üniversite öğrencisiyken çok az hukuk öğrencisi vardı. Onlar da gece 2’de kimsenin telefonu açmayacak kadar zengin avukatların patronlarının patronları olmuştur.
0
🌸michael_knight
(12.02.26)
Kaynak aradım bulamadım ama yanlış hatırlamıyorsam barolarda bir tür nöbet sistemi oluyordu. Nöbetçi olduğu zaman gecenin bir vakti telefon gelince karakola/savcılığa gitmesi gereken avukat arkadaşlarım vardı yıllar önce. Duyurunun hukukçuları daha iyi bilir tabii.
+2
kobuzchu kiz
(13.02.26)
@kobuzchu o galiba baronun ücretsiz avukat sağlamak zorunda olduğu kişiler için olan sistem. Bende de pek hukuk bilgisi yok ama twitterda anlattıkları anılardan ben öyle anlamıştım.
0
🌸michael_knight
(13.02.26)
baronun atadığı avukat ile özel avukat arasında dağlar kadar fark var. ocas sistemi atıyor otomatik olarak. sisteme genelde yeni avukatlar kayıtlı. cmk avukatlığı görevi savunma ağırlıklı değildir. hatt asavunma yapmak zorunda da değiller. siz ifade verirken, eviniz aranırken işlemler usule uygyn yapılıyor mu, işkence ile mi ifadeniz alınıyor, kötü muamele görüyor musunuz ve ifadeleriniz tutanağa birebir geçiyor mu gibi konularda bir nevi şahitlik etmek, kontrol etmek diyebiliriz. diğer türlü olan ise özel avukatlıktır. tanıdığınız, bildiğiniz veya bir tanıdığınızın referans olduğu bir avukattır. ifadenizde neleri söylemeniz gerektiğini size dikte eder, yönlendirir. bazı konulara hiç girmememizi söyler. daha da detay vermeyeyim. bir ya da bir kaç avukat tanıdığınız olsa iyi olur. en azından telefonları bile olsa işe yarar. kendisi gelemese de müsait bir arkadaşını yönlendireblir, suçlamayı öğrenip telefonda bile sizi yönlendirebilir.
+1
ground
(13.02.26)
(6)

insanlar bir dönem iş imkanı olmayan bölümlere neden yöneldi sizce?

runaway
Çok eskiden mimarlığın puanı aşırı yüksekti. mimarlık mezunlarının çoğu işsiz veya alakasız işler yapıyor. Bu tipte çok örnek var. Neden sizce?
Çok eskiden mimarlığın puanı aşırı yüksekti. mimarlık mezunlarının çoğu işsiz veya alakasız işler yapıyor. Bu tipte çok örnek var. Neden sizce?
0
runaway
(08.02.26)
herkesin bir bildigi var diyerek gidiyor,
kendileri tecrübe ederek öğrenmis oluyor,
ekonomik kosullardan dolayi az biraz sorgulamayi öğrendi insanimiz.
+1
designer
(08.02.26)
Okuması eğlenceli, çalışması eğlenceli olduğu için. Bazı bölümlerin iş niteliği paranın önüne geçiyor. Hukuk da öyle.
+1
enteg
(08.02.26)
Bölüm seçimini çok erken yaşlarda yapıyoruz, ne ailemizin ne de rehber öğretmenlerin gerçek hayatta iş yapacak meslekler hakkında fikri var. Çocuk ben mimar olucam deyince aile ve öğretmenler boşta kalmasın gitsin olsun diye bakıyor onun için
+4
ebeş
(08.02.26)
hangi bölümü okursanız okuyun o sınıfta neticede o alanda başarılı yoldan gidebilenler oluyor. yani evet, benim de çevremde bir sürü mimarlık mezunu işsiz ve garip garip işler yapıyor. ama bazı sınıf arkadaşları da bir şekilde yurtdışında dikiş tuttumuş, hakiki mimarlık yapan insanlar.

böyle bölümlere girilirken herkes ilk %5'e gireceğini düşünerek giriyor bence.
0
gitdaddy
(08.02.26)
bazı bölümlerde algı yüksek, yüksekti yani bir zaman
mesela "mimarlık" o beni ne doktorlar ne mühendisler istedi denilebilen mesleklerden birisi, 2-3 mühendislik, mimarlık e bir de tıp işte, sayısalın en prestili bölümleri
biz böyle büyüdük, böyle sosyal algıları yıkmak kolay değil

anne babalar bilseler ne kadar zor okunuyor ne kadar düşük maaşlı işe giriliyor
yakmak istemezlerdi çocuklarını ama bilgi değil algı çalışıyordu

ki benim meslek seçtiğim zamanlar zaten mimarlık hala güzel bölümdü ama sonraki yıllarda da seçilmesinin sebebi bu, bu algı bitmemişti.
+1
subcomponent
(10.02.26)
mimarlik adi cekici ve zor bir meslek, ve is problemi her zaman vardi.
o yuzden eskilere de bakarsan etrafta dolanan alakasiz baska islerle ugrasan birsuru mimar var. ilk aklima gelen Erol Evgin mesela, ornekler cogaltilabilir.

insanlar benim gonlumdekini seciyim para nasilsa kazanilir diye bakiyorlar bence.
ama isin asli pek oyle olmuyor malesef.

metalurji, gemi muhendisligi, uzay muhendisli okuyan arkadaslarim var ve hepsi alakasiz seylerle ugrasiyor.
0
cooperr
(10.02.26)
(2)

Schengen vizesi alınan ülke dışında başka ülkeden uçak aktarması

biravekahve
örnek italya vizemiz var ama direkt ispanya uçuşu pahalı avrupanın x şehrinden aktarmalı daha ucuz oluyor istanbul-x avrupa şehri-italya uçuşu olacak sorun olur mu vize kuralları ve aktarma yapılan ülkedeki giriş açısından? teşekkürler.
örnek italya vizemiz var ama direkt ispanya uçuşu pahalı avrupanın x şehrinden aktarmalı daha ucuz oluyor istanbul-x avrupa şehri-italya uçuşu olacak sorun olur mu vize kuralları ve aktarma yapılan ülkedeki giriş açısından? teşekkürler.
0
biravekahve
(26.01.26)
sorun olmaz, doğrusu o. schengen'iniz x avrupa ülkesinden olsaydı sorun olabilirdi. schengen çok uzun yıllardır ilk girdiğiniz kapı için değil, ana istikametiniz için alınır.
+1
gitdaddy
(26.01.26)
almanya schengen vizesi ile ilk ülke olarak italya'ya girdim ve 1 hafta sonra yine italya'dan çıktım, hiç bir sorun yaşamadım. sonraki süreçlerde schengen başvurularımda süre hep artarak geldi.
0
HellKeePer
(27.01.26)
(15)

Psikiyatriste gidip iyileşen var mı?

rojhat
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 sea
Merhaba dostlar. Uzun zamandır birtakım sıkıntılarım var ama bir türlü psikiyatriste gitmeye cesaret edemedim. Zor zamanlardan da geçiyorum. Aşırı alınganım, özgüvenim çok düşük, duygusal, kırılgan ve edilgenim. Ayrıca çok fazla kaygılı hissediyorum genel olarak. Daha önce psikologa gittim ama 3 seans falan. Psikolog ilaç kullanmamı önerdi bir distimi yaşıyor olabileceğimi söyledi. Velhasıl ben de bir türlü cesaret edemedim. Kişisel tecrübelerinizden faydalanmak istiyorum. Gidip de ve ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı yahut çevrenizde gördüğünüz? Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkür ederim.
+1
rojhat
(26.01.26)
Doğru ilaç düzenlemeleri ve terapilerle iyileşirsiniz elbette. Psikiyatri bir bilim dalı, tıp alanı. Hiç çekinmeyin.
Benim anlamadığım nokta bir psikolog nasıl tanı koyup ilaç önerebiliyor?
0
alice in potatoland
(26.01.26)
Denemekte fayda var. Şu an olduğundan daha kötü olamazsın eğer mevzu distimiyse.
0
sekizdokuzon
(26.01.26)
@alice in potatoland 3 hafta gittim, zaten her seans 25 dakika sürüyordu sonra kadına ısrarla henüz psikiyatriste gitmeye hazır olmadığımı söylememe rağmen psikiyatriste gidip ilaç kullanmamı dikte etti. Ben hayır deyince de terapinin devam edemeyeceğini güya 3 haftadan sonra psikiyatrist önerisiyle devam edebileceğimi söyledi :) muhtemelen benden sıkıldı.
0
🌸rojhat
(26.01.26)
anlattığınıza göre işler pek yoluna değil, tam olarak neden psikiyatriste gitme konusunda çekince yaşıyorsunuz?

gidip de ilaç kullanıp iyileşeniniz var mı? -> hocam ne yaptın... koca bir tıp alanından bahsediyoruz.
0
gitdaddy
(26.01.26)
doktordan utanilmaz, git anlat derdini.
0
designer
(26.01.26)
@gitdaddy işler uzun zamandır yolunda değil, alınganlık ve kafaya takmak daha fazla zarar görmemek için beni tam eve hapsediyor. ilaç konusundaki korkum çevremde gözlemlediğim ilaç kullananların hep ilaç kullandığı yani bu ilaçlar tedavi etmiyor mu yoksa sürekli yaraya pansumanı yenilemek mi zorundayız?
0
🌸rojhat
(26.01.26)
bunun cevabı değişken, doktora konusunu muhakkak açın ama cevaptan da ziyade:

eve hapisten bahsederken; ilacı öldüğünüz güne kadar içecek olsanız ne, 12 ay içtikten sonra gerek kalmayacak olsa ne? ne fark eder ki...
0
gitdaddy
(26.01.26)
beslenme,
uyku,
cinsel aktivite,
sosyal iliskiler,

bunlari rahat sekilde yapabilmen için,
profosyonel destek alman gerekir,

problemlerin ne kadar uzun sürede oluştuysa
tedaviside o kadar uzun sürede olmasi doğal,

hekimine güven,
tecrübeli ,cok hastasi olani tercih et.
0
designer
(26.01.26)
İlaçlar sizi mutlu edip sosyalleştirmeyecek. Genel olarak sadece devam etmenizi sağlıyor ilaçlar. Elbette ağır ilaçlar var, odak için kırmızı reçeteli bir ilaç var mesela ve felaket işe yarıyor. Lakin yan etkileri ağır ve hayatınızı o ilaca bağlı olarak geçiremezsiniz.

Ben 4 yıl psikiyatriye gittim ve bir faydası dokunduğunu düşünmüyorum. Bir ara günde 5 tane ilaç kullanıyordum. Vir işe de yaramıyorlardı. Hatta zararı vardı. Sulinex, durmadan terletiyor ağız kuruluğu yapıyor, bir tanesi felaket uyku yapıyordu. Hatta o kadar uyku yapıyordu ki göz kapaklarımı açık tutamıyordum. Sabahları da göz kapağımı açmak çok zordu. Hayatımın en zor günleriydi her sabah okula geç kalıyordum. Bunlarla cebelleşiyorum.

İlaçlarla daha mutlu biri olmadım, anksiyetem azalmadı, sosyal fobiyi yenmedim. Öyle boş boş kullanıyordum.

İki konuda yardımcı oldu ama: yeme-içme. Ağır depresif zamanlarımda ağzıma lokma girmezdi. Ne yersem kusuyordum. Doktor rexapin vermişti, bunla düzeldi. Ama bunun da arası yoktu felket yiyordum, çok kilo almıştım. Hatta o kadar kilo almıştım ki kemeri olmuyordu.

Birde kriz anları için Xanax tarzı ilaçlar. Bunlarda yardımcı olurdu.

İlaçlardan tek başına umut beklerseniz büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Bursda önemli olan iyi bir psikolojik destek fırsatlarına erişiminizin olması.

Ben devlet hastenesinde gidiyordum, seanslar 5dk falan. Hep aynı doktora giiyordum tanıyordu beni ama işte ancs bu kadar oluyordu.

okulumun sağladığı 8 seanslık ücretsiz terapi hizmeti vardı onu almıştım bir kere. Beni mecidiyeköyde özel bir kliniğe yönlendimişlerdi. Ve şunu diyebilirim ki, harikaydı. Seanslar 45 dk idi, akşam seans olabiliyordu ve böylelikle gün akışını bozmuyordu. Psikolog aşırı profesyoneldi. Her hafta oluyordu. Her şey harikaydı. 8 seans bitince devam edemedim.

Size böyle bir terapi gerek bence. Bunun için de maddiyat gerekiyor. Bunlara gücünüz varsa güzel şeyler olabilir.

Ve şunu söylemeliyim ki, pes ettiyseniz size kimse yardım edemez. Ben bu haldeydim, hayattan hiçbir beklentim yoktu. Hastalık ve ölüme takılıp kalmıştım. Ta ki psikiyatri maceram bitip yalnız başıma kalana kadar. Bir şekilde kendimi toparlamaya çalıştım. Çünkü başka seçenek *yoktu*

Son olarak, psikiyatri geçmişi olması işe girişlerde sorun çıkartabiliyor. Ben staja girerken ufak bir problem yaşamıştım. Doktora sorduğumda, asker polis olmayacaksan sorun yok demişti ama duruma göre olabiliyor. Mesela makinist olamıyorsunuz, pilotluk başvurusu olmuyor. Thy de hostes olacaksanız, son 3 yıl içinde psikiyatriye gitmeminiz gerekiyor. Böyle şartlar olabiliyor. Kimisi, hiçbir firma senin sağlık geçmişini göremez diyor ama firma senden bunu isteyince yapacak bir şeyin kalmıyor. Avukat tutup koca firmayı dava edecek halin yoksa. Bunu da aklınızda tutun. Doktorlarda ben sorumluluk alamam dediği de olabilir.

Not: Aynı doktorlar gibi sorumluluk almamak adına, bu yazdıklarım uzun süreli bir ruh hastası tarafından yazılmıştır, tıbbi hiçbir geçerliliği yoktur. Bu tarz belirtiler ile psikiyatri ilgilenir, onların sorumluluğundadır. En iyi cevabı onlardan alırsınız.

Geçmiş olsun.
+1
substituent
(27.01.26)
Sosyal anksiyeteyi psikolg da çözer, pasikiyatr da. Biri terapiyle çözer diğeri ilaçla. İkisini de dene, tarafını seç. Bir noktadan sonra iyileşiyorsun ama hayatının en güzel yıllarını telafi edilemeyecek şekilde mahfediyor. Önce kendini düşünmelisin. Seni senden başka kimse düşünmez. Kendi çıkarlarını koru, kaybettiğin günlerin telafisi olmadığını hatırla.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.01.26)
Çok uzun yazmışsın kardeş durumum yoktu okuyamadım:P ama ben varım. Mis gibi bir kafam ve duygudurumum var şuan. Ha kolay olmadı bu hale gelmek. Bir sürü doktor, tedavi ve ilaç denedim benim için işe yarayan kombinasyonu bulmak için. Tabii yıllar da su gibi aktı gitti o sırada.

Kendinize sahip çıkın, insan ne yapıyorsa kendine yapıyor, hem iyi hem de kötü anlamda. Güç seninle olsun.
0
tiredofwaiting
(27.01.26)
Hepinize teşekkür ederim.
0
🌸rojhat
(27.01.26)
ben 4-5 ay kadar, depresyon ve gerginlik için antidepresan kullanmıştım.
bu ilaçların yan etkilerinin oldukça zararlı olduğunu biliyorum.
özellikle cinsellikle ilgili fonksiyon bozukluklarına neden olabiliyor.
bende de öyle bir şeye neden oldu.
ama toparlamıştı beni.
yan etkisinden dolayı ve iyi olduğumu düşünerek ilacı bıraktım.
ama beni hasta eden ortamda olmaya devam ettiğim için ilacı bıraktıktan sonra tam iyileşemedim.
o ortamdan ayrılınca tamamen iyileştim.

terapiye gitmeniz daha iyi olur bence: ilaç tedavi etmez, belirtileri geçici olarak ortadan kaldırır, ve iyileşmeye yardımcı olur.

ruhsal sorunların çözümü bizi hasta eden düşünceleri değiştirmektir. bunu da terapiye giderek yapabiliriz.

ama gitmekle bitmiyor tabii: önce sorunu kabullenmek, kendinle yüzleşmek, değişme cesareti göstermek gerekiyor.
0
santimantal
(27.01.26)
depresyon gibi şeyler bir anda geçmiyor. bir sürece yayılıyor.
bir günde iyileşmeyip o gün iyileşmediği için daha kötü hissedip daha da geriliyor insan. böyle bir kısır döngüsü var.
iyileşebilmek için mutlaka terapi ilk seçenek olmalı bence. iyi bir bilişsel-davranışçı terapi insanı düzeltebilme ve hatta uçurma potasiyeline sahip.
ben ilacı çok çok kötü durumdaysam ve acil bir durum varsa kullanırdım. veya insanlara ya da kendime zarar verme ihtimaline karşı, yahut da hastalık bana kalıcı zarar verecek bir noktada olsaydı.
bir önerim de, kendinizi bir işe verin: bir hedef belirleyin. o işle uğraşmak bizim düşünce sistemimize iyi geliyor. öz saygımız, öz güvenimiz artıyor ve iyileşiyoruz.
mutlaka hareket hâlinde olun. hareket kesilince insan mahvoluyor. çalışın, spor yapın, dans edin, uğraşın. zor gelse de yapın, bedeninizle ilgili kaygılarınız varsa bile bir miktar yapın, o şekilde iyileşiyor insan.
ben bir ara ruhsal çöküş yaşamıştım ve eklemlerim ağrıyordu, bedenimle ilgili kaygılar ve sıkıntılar beni hareketten mahrum ediyordu. durdukça daha da depresif oluyordum.
geçmiş olsun.
0
gijilti
(27.01.26)
kendimi aşırı öfkeli ve kaygılı hissettiğim bir zamanda gitmiştim 2 yıl falan önce. işyerinde yaşadığım öfke patlamaları filan bayağı canımı sıkıyordu. 9-10 ay kadar ilaç kullandım, baya iyi geldiğini kaygılarımı %70-80 oranda azalttığını, kendi çabam ve değişme isteğimle birlikte insan ilişkilerimde bariz düzelme olduğu söyleyebilirim. öfke patlamaları bitmişti. bazı nedenlerle artık devam etmek istemedim ve düzeldiğimi de düşünüyordum o nedenle bıraktım. doktor bu tedavilerin 1-1,5 yıl bazı durumlarda ise 2-2,5 yıl devam etmekle birlikte uzun süreli olumlu etki gösterdiğini anlatmıştı. ilk 18-20 gün yan etki olarak biraz uyku yapıyor, sonra o uyku etkisi geçiyor, 1-2 ay sonra da etki göstermeye başlıyor. sabırlı olmak lazım. doktor 6 ay sonra gerçekten olumlu etkisini göstereceğini söylemişti öyle de oldu bence. ilacı mutlaka her gün aynı saatte veya yakın saatte içmen lazım. ilacı atladığında düzenli içmediğinde etki göstermez veya gün içinde tansiyon düşüklüğü veya baş dönmesi vs yapar. bence kendini iyi hissetmiyorsan doktora git. ilaç içmek istemiyorsan yine içme ama en azından bi git görün. en doğru bilgiyi doktor verecektir.
0
Sadece soruyorum
(27.01.26)
(3)

yurtdisi seyahatlarinde banka karti veya kredi karti kullanimi

baldur2
nakit yerine ne kullaniyorsunuz? kur konusunda kaziklamayan? wise iyi mi? is yapar mi yurtdisinda?
nakit yerine ne kullaniyorsunuz? kur konusunda kaziklamayan? wise iyi mi? is yapar mi yurtdisinda?
0
baldur2
(25.01.26)
Tercihe göre Dolar, Euro ekstresi de veren kredi kartları var. Ziraat gibi İş Black gibi. Ekstren Dolar ya da Euro olarak geliyor. Döviz hesabındaki paranla ödüyorsun, kur farkı olmuyor.
0
Mirket
(25.01.26)
şu anki kartımın euro ve dolar ekstresi var. böylece hiç kur farkı olmadan kaç euro harcadıysam o kadar euro olarak oluşuyor ekstre.

bu arada yüz binlerce lira harcamayacaksanız, pek farkı da yok ya. öncesinde normal tl ekstre ile harcıyordum, bazen karlı bile çıkıyordum çünkü ekstre kesim tarihindeki kur, 20 gün önce harcama yaptığım kurdan çok oluyordu vs.
+2
gitdaddy
(25.01.26)
kk'na dolar veya euro ekstre tanımlatarak.
avrupa ülkelerinde millet kk'nı bile bırakmış; çoğunluk, apple pay gibi araçlarla telefon dokandırarak ödüyor.. wise'ı bilmiyorum.
dolar veya euro kullanılmayan bir ülkeye gittiğinizde (örn. polonya, çek cumhuriyeti gibi), kk ile ödeme yapıldığında pos makinası çoğunlukla [o ülkenin parası]/usd/eur gibi bir seçenek çıkarıyor ve satıcı sizden bunu seçmenizi istiyor. o durumda, o ülkenin parasını seçmek daha avantajlı oluyor; çünkü pos üzerindeki çevrim kuru bayaa yüksek oluyor. bizim bankalar da o ülkenin parası ile yapılan harcamayı tekrardan dolar ya da euro'ya çevirirken yüksek kur koyuyor ama o ülkenin pos'undaki kadar değil. bu da böyle bir tip olsun.
0
lil siztah
(25.01.26)
(16)

Aklıma takldı, kız isteme olayı

gobekliraki
Amacım tartışma yaratmak değil. Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu haf
Amacım tartışma yaratmak değil.

Yıl 2026. Bazen aklım hala kadınların "kız isteme" merasimine karşı çıkmamalarını aklım almıyor. Adı üstünde, kız isteme. Yani hayırdır, ne istiyorsun. Mesela şunun adı değişse, aile tanışması olsa sorun olmaz. Yani benim kızım olsa, herifin biri gelip "nasipse bu hafta çayınızı kahvenizi içip kızınızı bizin oğlana istemeye gelmek isteriz" dese, kafa göz girerim heralde. Mal mı bu yani sonuçta.

Adet, örf falan demeyin. Kız isteme belli işte yıllar önce konuşma hakkı dahi olmayan kızları birileri gelip istemiş, paraları varsa da baba vermiş/satmış.

Şimdi bakıyorum en sözüm ona vizyoner kadınlar bile aşırı hevesli oluyor o günde. Yahu bunun alt metnine niye kimse itiraz etmiyor?
0
gobekliraki
(24.01.26)
Kültürel bir olay.
Yurtdışında da eskiden olan bir olaydı, kıza teklif etmeden babasına ben teklif edeceğim diyip babadan olur almak.
Biz zamaninda goygoy diye hanımın Fransız ailesi geldiğinde yapmıştık.
Ben şahsen çok kültürel şeyleri umursamayan biri olarak adet olarak bulunmasında bir yanlışlık göremedim. Erkeğim tabi ben belki kadın arkadaşlar böyle düşünüyordur bilemiyorum.
+3
logisticsmanager
(24.01.26)
Zaten aklıma yatmayan kadınların buna karşı çıkmaması. Biz erkeklere hava hoş.
+1
🌸gobekliraki
(24.01.26)
Haklısın, mal değiliz, mehir de kalkmalı.
+1
Kahvedesu
(24.01.26)
Boş iş ama gelenek işte. Yoksa o kadına belki 500 kişi girdi. Daha halen istiyorlar babasından
-8
runaway
(24.01.26)
Sadece isim olarak var zaten, öyle kalmış adı, dil kullanımında sizin gibi tepkiler oluyor ve bir süre sonra bu ifadenin kullanımı kayboluyor. Kör, topal vs yerine belki hatırlarsınız 90'larda özürlü deniyordu. Sonra engelli denmeye başladı falan. Körler kendilerinden körler olarak bahsediyor hala bilerek ve isteyerek de neyse konu dağılmasın.
Kız isteme merasimi de evlilik sürecine giden yolda erkeklerin geçmesi gereken adımlardan biri. Bu da bir nevi bir eğlence, düğün var, kına var, işte bu da var. Zaten bu ara lafı geçen peder-baba ayrımındaki gibi aileler birbirine bu olaydan kız isteme diye bahsetmezler benim bildiğim. Üçüncü şahıslar için kullanan kullanır.
Mesela bayan ifadesine takanlar niye takıyor, belli bir sebepleri var, prensiplerine uygun değil çeşitli sebeplerden. Bu kişilerin yanında bir de bu tarz tabirleri takmayan büyükçe bir kitle var. Neyse çok boş yapmaya başladım. Hanımlar biliyordur sanırım sebebini.
0
mbond
(24.01.26)
Yaş ilerledikçe mi bilmem böyle şeyleri daha bir kurcalar olduk tabi.
Eskilerdeki kız isteme olayı dediğiniz gibi, görücü usulü evliliklerin ilk adımı ancak zamanla anlamı değişen bir etkinlik halini aldı bence. Çünkü şimdilerde evlilik teklifi ardından, mustakbel gelin ve damadın her iki tarafın ailesiyle tanışmasından sonra yapılıyor. Ailenin de rızasını alma nezaketi olduğunu düşünüyorum. Bence hala uygulanabilir bir gelenek. Zehirli zıkkımlı kahveler hariç. O ne ya?!
+2
beetlejuice
(24.01.26)
aileler tanisir, sonra baska kiz istemelere vesile olur falan.
kooparatiflesmenin baska bir yolu .
0
designer
(25.01.26)
kültürel +1 ve kültürel olan yanı -çoğunlukla- bahsettiğiniz gibi ismi. şahit olduklarımda merasim içinde isteme kısmı "çocuklar görüşmüşler anlaşmışlar, biz de bla bla..." diye gidiyor. herkes her şeyi kabul etti, toplum mekanizması çalışmaya başlıyor, marş dinamosu gibi. böyle ufak tefek şeylerin kontrollü ve bilinçli şekilde devam etmesi iyidir.
0
klassno
(25.01.26)
Çünkü bunun alt metnini kimse senin gibi okumuyor.

Öncelikle kız isteme denen şey erkeğin ve ailesinin kızın ailesini muhatap alması, adam yerine koyması olayıdır. Kızın ağaç kovuğundan çıkmadığını kabul etmeleridir. Burada işler çatallaşıyor evet, önemli bir kısım aileler kızın ailesine para yedirmeden kızı "alamıyor"lar, onların bileceği iş. O kültürde kızlar maddî güç üzerinden değer görüyorlar, erkeğe para harcattığı zaman değerli olacağına inanıyor (bu inanca kısmen katılıyorum) ama kızın ailesine bilmem ne kadar masraf etmek kıza ve ailesine verilen değeri gösteriyor ayağı epey zararlı evet, buna da katılıyorum. Çünkü hayatı para odağında yaşıyorlar, zor zamanlarda darlıkta hastalıkta birbirine sırtını rahatlıkla dönebilecek insanlar bunlar, ya kendi reklamlarını bu şekilde yaptıklarının farkında değiller ya da bu onlara hiçbir anlam ifade etmiyor.

Çatalın diğer yönünde kız istemede ailenin aileyle tanışması, muhatap olması, "sorumluluk hissediyoruz" anlamına geliyor. Kızı ve ailesini mutlu edecek bir şey bu, bir yandan da erkeğin kız ve tarafı karşısında arkasız olmadığını göstermeleri anlamında da dengeleyici ve iyi bir şey. Bu bakış açısında odak noktası para değil psikolojik yaşantı. Tabii bilinçsizler ama bu yaklaşım psikolojilere hizmet eder. Bu yaklaşımda kız mal değildir, ötekinde de mal değildir, iki yaklaşımda da kız değer "alması" gereken taraftır. Çünkü erkek ve ailesi adı üstünde erk sahibi olduğundan kıza ve ailesine güven vermek, kendilerini ispat etmek zorundalar. Dolayısıyla kız mal değil, kendisine ve ailesine sevgiler kadar saygılar da sunulmak suretiyle evliliğe rızaları olup olmadığı gözetilen, değerli bir varlıktır.

Bakış açısını "mal"a çevirirsen birileri gibi insanlıktan çıkarsın. Kadına mal muamelesi edenler karılarını kendi gözleri önünde başka erkeğin altına sürerler, para kazanırlar bundan. Yaşamış örneğiyle bizzat konuştum kendisinden öğrendim bunu. Mal böyle bir şey. Ama kadına değer vermenin yolları çeşitli. Biri parayla yapıyor biri kendini iyi güzel doğru vs göstermeyle yapıyor falan fıstık. Sen karar ver kız isteme gerçekten kızı mal yerine koymak mıdır.
+1
muhayyer divan
(25.01.26)
Kadının hayata dair görüşlerinden bağımsız belli bir yaştaki insanlar ailelerle o tartışmayı yapmaya gerek görmüyor, zira 50 yaşındaki babana ya da 75 yaşındaki ananene feminizmin yılmaz savunucusu olmanın ne sana, ne onlara, ne de feminizme bir faydası var. Bir ateistin kurban bayramında büyüklerinin elini öpüp kesilen kurban için "Allah kabul etsin" demesi gibi bir nevi; amcanla din kavramı üzerine uzun bir fikir teatisi yapacak değilsin ya...
+5
salihdt
(25.01.26)
www.sozcu.com.tr

Kadınlar konformist canlılardır, birey olamaz, sürü psikolojisiyle hareket ederler. Schopenhauer kadınları "filister" tabir etmiştir. Filister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insandır. Aristo, kadını eksik erkek olarak tanımlarken hazreti muhammed kadınların aklen ve dinen eksik olduklarını söylemiştir. Freud kadınların erkeksi davranışlara özenmesini penis haseti ile açıklar.

Roma'da evlilik yaşı 12, rüşt yaşı 25'ti. 25 yaşından önce bir kişi erkek bile olsa babasının izni olmadan evlenemezdi. 18 yaş altının evlenmesinin yasaklanmasının, evlenecekse de ailesinin iznine tabi tutulmasının, hatta mahkeme kararı gerektirmesinin sebebi 18 yaş altı kişinin kendi başına karar verebilme vasfının olmadığı inancıdır. İsviçre'den ithal edilen, fransızca'dan tercüme edilen, tercüme edilirken de kıymetlinin "süt kardeş diye bir şey mi olur, yok yoğurt kardeş" demesi üzerine türk vatandaşına süt kardeşi ile evlenebilmesinin önünü açan tc medeni kanununda bile aile reisi kavramı ancak 2003 yılında kaldırılmıştır. sosyal sigortalar kanununda erkeklere sağlayıcı, kadına korunması gereken kişi rolü verildiğinin emareleri görülür. askere alma kanununda bile yetişkin erkeklerden birey değillermiş de hala ailelerinin tasarrufu altındaymış gibi bahsedildiği görülür.

Arapça'da "el" ile başlayan isimler bilinen bir şeye işaret eder. Örneğin ateş anlamına gelen nar kelimesi kullanıldığında alelade bir ateş kastedildiği anlaşılırken el nar denildiğinde cehennem ateşinin kasıt edildiği anlaşılır. Allah'ın herşeyin mutlak hakimi olduğu anlamına gelen el kayyum ismi de böyledir.

Nisa suresi 34. ayette "el ricalu kavvamune alen nisa" denilerek erkeklerin kadınlar üzerinde yönetici olduğu söylenmiş ve buna allah'ın öyle istemiş olduğu sebep gösterilmiştir. Diğer bir sebep olarak da erkeklerin mallarını infak etmeleri olduğu söylenilmiştir. İslami terminolojide muta olan, halk arasında nafaka olarak bilinen şeyin de infak ile aynı kökten geldiğini söylemekte fayda var. Binaenaleyh aile kelimesi de bakmakla yükümlü olunan kişiler anlamındaki iyalden türetilmiştir. Roma'daysa birbirine benzer şeyler anlamına gelen familya kelimesi kullanılır. familya, bitkiler; hayvanlar, çocuklar, köleler ve karılardan teşekkül eder. Roma hukukunda patria potestas, pater familiasın bu kişileri sadece yaşatma değil aynı zamanda öldürme hakkını da ihtiva eder. İlginç bir şekilde el ayetül kürsi'de allah'ın yaşatan anlamındaki el hayy ismi ile el kayyum ismi birlikte kullanılmıştır. İslam'da yönetici babanın rızası olmadan yapılan evlilik batıl olur. Baba hayatta değilse veli amcadır, kardeştir hatta erkek çocuktur.

Bekarken babasının velayeti altında olan birinin evlendikten sonra kocasının velayetine girmesi bir tesadüf değil. Ayrıca soyadı kanunu madde 4 ve takip eden maddelerdeki aile reisi ve vesayet tabirleri ile baba cihetinden kan hasımları da kadın-erkek eşittircilere girsin.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(25.01.26)
dahada vahimi mehir saçmalığı resmen kendilerini satıyorlar. hatta mehiri baştan alanlar bile var.
bir arkadaşım vardı twitterda instagramda hep kadın hakları vb paylaşımlar yapıyordu en son düğününde aldığı mehir miktarıyla millete hava atıyordu.
+1
my fault
(25.01.26)
İşin garip yanı erkekler bunu pek istemiyor. Kadınlar zorluyor. Merasim istiyorlar, çekim istiyorlar, arkaya fon istiyorlar, farklı bir şey olsun diye bir milyon saçma işlere giriyorlar, haftalarca aylarca bu isteme görüntülerini yayınlıyorlar.
0
ground
(25.01.26)
kadınların arkadaşları çok bully'liyor böyle durumlarda. ailesi de kendisi de böyle bir şeyi gerek görmeyen bi kız arkadaşım resmen "oldu bittiye mi getiriyorlar", "aklına o mu (erkek) soktu", "öyle şey olur mu saçmalama" gibi cümlelerle uzun bi süre atak yedi.

bu evlilik aşaması bi güç oyununa dönüyor ve kim kimin ailesine bir şey yaptırabilirse kendisine artı sayıp çevresine havasını atıyor. kız isteme de nedense kıza + yazan bi süreç. ben de tam tersi olduğunu düşünürdüm ama tam öyle işlemiyor.
+1
gitdaddy
(25.01.26)
kadın erkek eşitliği hikaye. kadınlar kendi işlerine gelen konularda eşitiz der, işlerine gelmeyen konularda "ama ben kadınım, sen erkeksin" der. kız isteme dahil her şeye bu şekilde bakmanı tavsiye ederim.
-1
abelardo
(25.01.26)
Hocam bunun çok uzun sosyolojik tarihsel bağlamını yazasım var ama üşeniyorum.

İşin özü, çok da takmayın ya böyle şeylere.

Bir de türkiye'de şöyle bir şey var. Bu tip konuları en yadırgayan insanlar en önde koşturuyorlar.

İtalya'da sanat tarihi okumuş, o küratörlük senin bu organizasyon benim diye gezen aşırı bağımsız bir kadın tanıdığım var idi. En son 2 düğün isterim biri şehirde biri memlekette diye gayet pastoral kaprisler sunuyordu çevresine. Takı sepetinin süslemesi için 1 gün trip attı arkadaşlarına. İstemede ne giyeceğini 1 haftada zor seçti.
Bu arkadaş "bu devirde ne istemesi ya" diyengillerdendi her duyduğunda:)
0
anten
(25.01.26)
(7)

Hakaret

sucvecezve
- Ben Türkiye'de değilim. - Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti. Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz? Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
- Ben Türkiye'de değilim.
- Bana hakaret eden kişi de Türkiye'de değil.
- İkimiz aynı ülkede de değiliz ama ikimiz de AB içindeyiz. Hakaret sözlük ve duyuru üstünden gerçekleşti.

Bu durumda süreç nasıl işliyor? İlk olarak ne yapıyoruz?
Yaşadığımız ülkeden dava açmamız mümkün mü
+1
sucvecezve
(22.01.26)
ozel mesaj yoluyla hakaret varsa sikayet ediyorsun caylak yapiyorlar.

onun disinda bir sey cikmaz. zaten cok onemsemeye gerek yok bence bu tarz seyleri. ekranda birkac piksel, tanimadigin bir adam. he de gec.
+4
antikadimag
(22.01.26)
hukuken hiçbir şey olmaz. bildiğim kadarıyla yazayım:

1) öncelikle örneğin hollanda'da yaşayan bir türk ile almanya'da yaşayan bir türk'ün böyle bir olay yaşaması türkiye'yi bağlamaz. suç işlendiği yere aittir. kişilerin vatandaşlıklarının bir önemi yoktur.

2) diyelim hollanda'daki bir kişi, almanya'daki bir kişiye hakaret etti. şikayet eden kişi almanya'ya şikayet eder. ab içerisinde adli yardımlaşma vardır. süreç almanya-hollanda makamlarıyla ortak ilerler.

ama hakaret avrupa'da tırto bir şey biraz. direkt takipsizlik. yani türkiye'de çok takığız niyeyse buna da bi kere hollanda'da hakaret tam olarak suç değil. birisine "sen ne o* ç*gerizekalısın" diyebilirsin. kağıt üstünde maddi bi para cezası var da pratikte uygulanmıyor. almanya'da sözde bi tık daha suç ama yine kamu yararı zart zurt diyip takipsizlik veriliyor.
+3
gitdaddy
(22.01.26)
@antikadimag

ozel mesaj ile duyuruda kufur serbest. sozlugu bilmiyorum.
istedigine ana avrat sovebilirsin, modlar bize ne git savciliga ver diyor.
+5
cooperr
(22.01.26)
sozlugu kast ettim. caylak yapiyorlar (ya da yapiyorlardi 2-3 sene once degismediyse) zaten duyuruda caylaklik gibi bir konsept var mi ondan bile emin degilim.
0
antikadimag
(23.01.26)
en fazla 10 bin lira kadar ceza verirler, ön ödemeyle dava düşer. o parayı da sana vermezler, devlet hazinesine gider. sen de dava dosya masraflarını ödemiş olursun.
0
antihero
(23.01.26)
@antikadimag, var aslında. Ben bu hesabı ilk açtığımda bir gün kadar hesabım inaktifti. Cevap yazıp soru sorabiliyordum ama duyuru kullanıcıları göremiyordu anladığım kadarıyla ve sonra hesabım birden aktif oldu. Belki hakaretin bildirilmesiyle böyle çaylaklığa düşürülme sistemi getirilebilir duyuruya. İyi olur bence.
+1
🌸sucvecezve
(23.01.26)
Mevzubahis sadece hakaretse ceza almayabilir dendiği gibi bilemiyorum. Ben size şahit olduğum bir olayı anlatayım.
Adını biliyorum, yaşadığın yeri biliyorum, yaptığın işi biliyorum gibi bilgileri kullanarak birine gözdağı vermeye çalışmak suç kapsamına giriyor.
İsim vermeyeyim ama Sözlük'ten bir arkadaşım kendisine bu şekilde mesajlar atan biri hakkında ısrarlı takip diye işlem başlattı. Davalı ceza aldıktan sonra davacı orada durmadı ve avukatları sosyayı SİS'e soktu. Tehdit eden kişiye schengen yasağı da geldi. Yurtdışında eğer iyi bir hukuk bürosuyla çalışıyorsanız neler yapabildiklerine şaşırırsınız.
Şimdi hakkında uzaklaştırma yasağı çıkarılmış birinin bahsettiğiniz gibi o AB ülkesinde tutunabilmesinin olurunu ve bu durumun bürokratik işlemlerde önüne gelmemesi gibi bir ihtimali düşünün (:
Ben diyiyim. YOK.
0
alice in potatoland
(24.01.26)
(3)

yeni alınan bilgisayarın daha önce açılmadığını / ilk açan kişinin biz olduğunu nasıl anlarız

pelovann
garantisine bakarken örneğin 16 ocak 2028 diyor, ben cihazı 17 ocak akşamüstü açtım. bu bir şey ifade eder mi?bir de ilk açtığımda son şarj dolum süresi 01:52 gibi bir saat gösteriyordu, bu da aynı şekilde bir şey ifade eder mi?kısaca, bilgisayarı ilk açanın ben olduğumdan nasıl emin oluruz?(macbook
garantisine bakarken örneğin 16 ocak 2028 diyor, ben cihazı 17 ocak akşamüstü açtım. bu bir şey ifade eder mi?
bir de ilk açtığımda son şarj dolum süresi 01:52 gibi bir saat gösteriyordu, bu da aynı şekilde bir şey ifade eder mi?
kısaca, bilgisayarı ilk açanın ben olduğumdan nasıl emin oluruz?
(macbook için konuşuyorum)
0
pelovann
(20.01.26)
windows olay günlüğü var.
0
tabudeviren
(20.01.26)
macbook sifirsa direkt kurulum/secenek ekraniyla gelir. o gelmediyse baskasi kullanmistir.
0
buenosdias
(20.01.26)
ilk açan biraz zor da pil döngüsüne bakılabilir. system report'ta battery'nin altında var. kaç kere şarj olduğunu söylüyor. 3-5'i geçmemeli mantıken.
+1
gitdaddy
(20.01.26)
(12)

Herkesin maks 25 yasinda oldugu is yeri

Kittie
Bi is var. Boyle ayakta durmali vs.Geneli ogrenci zaten calisanlarin. Mezunu da maks 25 26dir. Klasik havalimaninda ayakta dikilmeli is.Ben de 40a dogru ilerliyorum. Bu ise girsem kendime ayakta durabilir miyim butun gun diye guvenemedim falan ama denesem mi diye arkadaslarima sordum.2 farkli arkada
Bi is var. Boyle ayakta durmali vs.
Geneli ogrenci zaten calisanlarin. Mezunu da maks 25 26dir. Klasik havalimaninda ayakta dikilmeli is.
Ben de 40a dogru ilerliyorum. Bu ise girsem kendime ayakta durabilir miyim butun gun diye guvenemedim falan ama denesem mi diye arkadaslarima sordum.
2 farkli arkadasima sordum. Ikisi de benim hic aklima gelmeyen bi sey soylediler.
Ciddi bi jenerasyon farkin olacak is arkadaslarinla. Amirin bile 30 yoktur dediler. Tam bir teyze olacaksin onlar icin nesil cok saygisiz can acitirlar falan dediler.
Bu gencler bana bu sekilde mobbing yapabilirler mi ya?
Herkes ne dusunuyorsa soylesin lutfen.
Tesekkurler
0
Kittie
(12.01.26)
yeni jenerasyon inanılmaz kötü. muhtemelen yaparlar.
0
oekuklu
(12.01.26)
spesifik bir sağlık sorununuz yoksa bence ayakta durmakla ilgili sorun yaşamazsınız. yani 40'lı yaşlarında pek çok sahada görev yapan, ayakta durmaktan da öte koşan koşturan çalışan insanlar var.

jenerasyon farkı olabilir ama bu iyi de olabilir. yani mesela onlar daha öğrenci ya da yeni mezunken siz bu işi daha bir disiplinli, olgunlukla ve gençlerin saygı duyduğu bir karakter olarak yaparsanız çok hızlı bir şekilde şef, yönetici falan olabilirsiniz. türkiye'de özellikle işte takımdaki en yaşı büyük - olgun kişinin terfi alması gibi, daha sorumluluk sahibi pozisyonlara konulması yaygın bir şey.
+2
gitdaddy
(12.01.26)
Hiçbir şey olmaz. Kabul et. Tersine keyifli.
-4
arbre
(12.01.26)
denemekten ne kaybedersin ki? ayakta çalışmaya alışık değilsen ilk bir hafta biraz pestilin çıkar.
0
lazpalle
(12.01.26)
tüm gün ayakta durmak zor bence. bana zor gelirdi, molalar ne kadar o önemli. iş zor.
0
jelly bear
(12.01.26)
lanet bir işte çalıştım 30 yaşındayken. arkadaşlarımın çoğu 16-20 yaş arasındaydı, akranım diyebileceğim sadece iki kıdemli kişiydi ki ben hem yaşlı hem de rütbe olarak en tırt elemandım. şu komik mafya oyunu reklamları var ya level 1 zavallı o hesap.

işle ilgili en son dert ettiğim durum buydu. aksine çocuklar bana toplu taşımadaki yaşlı muamelesi yaptılar, yardımcı oldular, kolladılar.

bu biraz da şans işi ama bunu dert etme derim biz hangi ortama girersek girelim yaşlı kalma riskimiz var artık. zaten çalışmaya gidiyorsun tanışma etkinliği değil neticede :) evet normalden bir tık sıkıcı olabilir, aranız ne kadar iyi olursa olsun o jenerasyon farkını hissedecek ve işte onlar kadar keyifli vakit geçiremeyeceksin (eğer öyle bi ihtimal varsa) ama çalışanların genç olmasından çekinme.
0
der meister
(12.01.26)
Hiç belli olmaz bu iş için bırakacağın başka bir işin yoksa eğer gitmemek aslında riskli olur, belli olmuyor z kuşağında iyi yetişmişlerde çıkıyor, kendi iş yerimde çok tatlılar açıkçası ik iyilerini bulmuş bize.
0
eja
(12.01.26)
Dene, yapamazsan çıkarsın. Bir iş yerimde yaşlar o civardaydı. Patron da benden 10 yaş küçüktü.
-1
Kahvedesu
(12.01.26)
bence denenebilir, bir ay sonra onların amiri olursun.
0
duyuruuser
(12.01.26)
havalimanında çalışıyorum, devamlı ayakta olmak ve çalışan profili duty free işi gibi geldi bana. tabii ki yorucu bir iş olur ama eğer biraz dayanırsanız olgunluğunuzla yükselmek için (en azından marka temsilcisi olmak için) öncelikli tercih olabilirsiniz gerçekten çünkü hakikaten o genç çalışan profili daha umursamaz oluyor, geçici iş gözüyle baktığından sahiplenici olmuyor. denemekten zarar gelmeyeceğine katılıyorum.
0
phoarbix
(12.01.26)
doğal amir olursun aralarında. kim takar yeni jenerayonu.
0
jamswety
(12.01.26)
patron ben olacaksam hic sikinti yok.
ayni seviyede olacak isek olmaz
0
cooperr
(12.01.26)
(5)

çocukta aşırı hırs/ebeveynlere soru

wilhelmwasmuss
arkadaşlar 5 yaşında bir kızım var. tek çocuk. tabii her çocuk gibi oyun düşkünü. akşamları da mümkün mertebe özellikle ben oyun oynuyorum. lakin manyaklık derecesinde kazanma hırsı var. hafiften endişe de duymaya başladık. herhangi bir etkinlik/oyun/yarışta kaybetmeyi bir seçenek olarak görmüyor. b
arkadaşlar 5 yaşında bir kızım var. tek çocuk. tabii her çocuk gibi oyun düşkünü. akşamları da mümkün mertebe özellikle ben oyun oynuyorum. lakin manyaklık derecesinde kazanma hırsı var. hafiften endişe de duymaya başladık. herhangi bir etkinlik/oyun/yarışta kaybetmeyi bir seçenek olarak görmüyor. ben tabii, çocuğun oyun hevesini yok etmeden, alttan alta kaybetmenin de doğal bir şey olduğunu işlemeye çalışıyorum ama sinir bozucu düzeyde kaybetmeye tahammülsüzlük var. (ben ne çocukluğumda ne de şimdi böyle hırslı bir mizaca sahip olmadığım için de çok garipsiyor olabilirim)

öğretmenim, az çok pedagojik yaklaşımları, bu yaşların doğal gelişim özelliklerinden olduğunu da biliyorum (gerçi lise öğretmeniyim küçük yaş grubuyla hiç muhatap olmadım) ama gene de ufaktan bir ulan bu durum sağlıksız sanki gibi düşüncelere giriyorum. hayali arkadaşları da oyuna dahil edip, onları kaybettiriyor. mesela bana soru sordurup, önce leyla'ya(hayali birisi bu) cevaplatıyor. leyla veya hayali diğer çocuklar her seferinde yanlış cevapları veriyor. sonra bizimki cevaplıyor, her seferinde kazanıyor vs. sürekli hayali birilerinin oyunda olması da tabii ayrı bir durum. benzer durumları yaşayanlar, çevresinde gözlemleyenler veya aramızda mesleği gereği durumu daha net yordayanlar varsa cevap verirse sevinirim. kreşe giden bir çocuk sosyal uyumu vs de herhangi bir problemi yok, ne kadar konuyla alakalı bilemiyorum ama bu bilgiyi de ekleyeyim. teşekkürler.
-1
wilhelmwasmuss
(12.01.26)
öncelikle konunun uzmanı değilim,

ama çocuklarda özellikle 4-10 yaş arasında bazen normun dışına taşan sivri özellikler görüyoruz. mesela bir çocuk çok kıskanç olur ve sınıfta bununla ilgili olay çıkartır, sizinki gibi hırslı ve rekabetçi olabilir, inanılmaz utangaç ve çekingen olup adını bile söyleyemeyebilir. ayrıca çocuklukta hayali arkadaş, kurgusal hayat vs. de çok yaygın (ben kendi çocukluğumdan bile hatırlıyorum başka çocukların da ötesinde).

bence endişelenecek bir şey yok ama ben olsaydım hazır olay sıcakken; çocuklarla ilgilenen, alanında iyi bir psikologa götürürdüm.
0
gitdaddy
(12.01.26)
bu yaş için bence normal. benim oğlanda da vardı. 2-3 yıla törpülendi. hatta iyi olmadığı ve kaybedeceği basketbol gibi sporlara hiç bulaşmıyordu. sokaktaki veya kreşteki oyunlardaki kaybetmeyi hazmetme durumu nasılmış? bunu gözlemleyin ve araştırın bence. aşırı tepki (kavga çıkarma, oyunu bırakma vb.) varsa sıkıntı. bu yaş grubuna sürekli telkinden başka bir çözümü göremedim ben. okula başlayınca ev ve kreşin korunaklı dönemi sona eriyor. hayatın gerçekleri bu tür sivrilikleri törpülüyor.
0
merhum
(12.01.26)
Konunun uzmanı değilim + çocuğum da yok.

Ama çocuk gelişimi ile ilgili instagram sayfalarını çok takip ediyorum. Bu tür olaylarda mesela çocukla oyun oynarken vs sonucu değil süreci onaylayan şeyler söylemek daha doğruymuş. Sonunda başarılı olduğunda onaylamak yerine çok güzel çabaladın vs demek gerekiyor. Kaybettiğinde de harika bir mücadeleydi vs.

www.instagram.com
0
Sadece soruyorum
(12.01.26)
5 yaşında kızım var o da sürekli kazanmak istiyor. Muhtemelen kreşte de belli konularda çekişip kaybediyor. Ama ev onun alanı orada sürekli kazanmak istiyor. 5 yaşta egosentrik bir dönem. Çocuk kendisine ve çevresine zarar vermiyorsa çok problem değil. Kreş veya anaokulu öğretmeniyle konuşup sınıftaki durumunu sorabilirsiniz. En güzel yanıtı öğretmeni verir.
0
mikahakkinen
(12.01.26)
benim oglan da beni yenemedigi zaman saldirganlasiyor. cogunlukla yeniliyorum, arada test ediyorum bakalim gelisme var mi davranista diye ama henuz yok.

hirsli olmasi bence normal, hirssiz olsaydi ben olsam endiselenirdim.
hirs onemli, ben hirsli degildim, 20li yaslara gelene kadar cok kaybim oldu bu yuzden.
rahat birakiniz, su akar yolunu bulur.
0
cooperr
(13.01.26)
(8)

Çok sonradan edinilen arkadaşlar

sorucu
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
Otuzlu, kırklı ya da daha ileriki yaşlarda yakın arkadaş edinilebilir mi? Buna ilişkin örnekler paylaşabilir misiniz?
0
sorucu
(11.01.26)
Ben en yakın ve tek arkadaşımı 39 yaşımdayken edindim.
0
rock n roll
(11.01.26)
İleri yaşlarda insan bir çok arkadaş ediniyor ama geçmişlerini bilemediğiniz veya onların saf çocuk hallerini hiç görmediğiniz için hep bir şeyler eksik kalıyor. Hobi arkadaşlıkları ön planda oluyor yaş ilerlediğinde.
-1
creepy
(11.01.26)
35li yaşında iyi bir arkadaş edindim. ama tamamen denk gelmeyle alakalı. denk gelirsen oluyor.
0
mikahakkinen
(11.01.26)
hala en yakın dostlarım 18-20 yaşında üniversitede tanıştığım insanlar. ama daha sonra 2 farklı iş yerimden birkaç yakın arkadaş edindim. tabii ki tanışılan insan sayısı düşünülünce çok daha azı böyle oluyor, ama bazı insanlarla direkt klik olunup eğer hayatlar da müsaitse yakınlaşılıyor.
0
gitdaddy
(11.01.26)
Bir arkadaşlığı derinleştiren şey büyük oranda birlikte büyümek gibi geliyor bana. Benim de yakın arkadaşlarımın tümü 18-20 yaşlarında öğrencilik dönemimde edindiğim arkadaşlarım.
30lu yaşlarda da haliyle yeni insanlarla tanışıp, iyi anlaşılabiliyor. Arkadaş da olunabiliyor tabii ki ama onlar asla o eski arkadaşlıkların olduğu "iç halka"ya dahil olmuyor, olamıyor. Bu zaten eşyanın tabiatına aykırı.
0
cay koy geliyorum
(11.01.26)
her yaşta yakın arkadaşlar edinilebilir. hayat lineer bir çizgiden oluşmuyor. bu tarz yaklaşımlar bana son derece basmakalıp ve klişe geliyor, insanın kendisine şerhler koymasından, sımsıkı sınırları olan bir konfor alanı oluşturmasından başka bir işe de yaramıyor. çok uzun yıllara dayanan yakın arkadaşlıklarım/dostluklarım olduğu gibi daha 2-3 yıl önce tanıştığım yakın arkadaşlarım da var. arkadaşlık sizin ne kadar karşılıklı alan açtığınız, emek ve zaman verdiğiniz, empati ve iyiniyetle yaklaştığınız vb. parametrelere göre gelişir ve bence yaş unsuru bu parametreler arasında çok çok altlarda. kaldı ki insan belli bir yaştan sonra kendisini daha iyi tanıdığı için daha nokta atışı bağlar kurabiliyor. o olmaz, bu şöyledir, şu şöyle olmazsa olmaz gibi katı düşünce kalıplarına gerek yok hayatta. her şey insana dair, bunu hep hatırlamakda fayda var.
0
Phoebe
(11.01.26)
arkadaş edinmekte hiçbi iey uok da benim için ne kadar eski ise hayatımdan çıkma ihtimali o kadar az yeniyse gelip geçebilir
0
ala09
(11.01.26)
teyzem 50 yaşından sonra da arkadaş edinmeye devam etti. şu an 60 yaşında.
0
art cat chocolate
(12.01.26)
(6)

türkiye'de her 3 kişiden 1'i sosyal yardım alıyor

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
-sa bu 1 kişi kim? tam olarak nasıl bir yardım alıyorlar? kim veriyor bu yardımı? ben almıyorum. çevremde alan yok. aldığını bildiğim kimse yok. aydınlatıcı cevaplarınız için teşekkürler.
-sa bu 1 kişi kim? tam olarak nasıl bir yardım alıyorlar? kim veriyor bu yardımı? ben almıyorum. çevremde alan yok. aldığını bildiğim kimse yok. aydınlatıcı cevaplarınız için teşekkürler.
-2
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.12.25)
Kaynak???
+1
mikro patlama
(24.12.25)
gnosis
(24.12.25)
bunun içinde her şey var: 65 yaş aylığı, yeni doğan bebek yardımı falan filan. yani düzenli her ay para alanlar da var (engelliye bakan insanlar, engelli yardımı vs.), tek seferlik ne bileyim anadoluda kömür parası gibi yardımlar alanlar da var.

geneli çok cüzi paralar ama yılda rahat 20-30 milyonu buluyordur bence böyle böyle para alan.
+1
gitdaddy
(24.12.25)
çevrenizde de vardır siz bilmiyorsunuzdur.
+2
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(24.12.25)
doğulular alıyor bol bol. urfa ve van'da yaşadım ziraat atmlerinde upuzun sıra olurdu her ay başında.
+2
sabenburak
(24.12.25)
her kalemi ayrı ayrı sayıyorlarsa 1/3 çıkar tabi belki aynı haneye 3- 5i birden giriyordur.

dul yetim aylıkları, 65 yaş, engelli bakım
bunları çoğunun faturalarda filan da indirim hakkı var
evde bakım filan da sayılıyorsa --onu sağlık bakanlığı mı sosyal hizmetler mi organize diyor bilmiyorum, bunların hepsi sayılıyorsa iyice uçar

Doğuyu geçin, Ankarada çankaya değil de sincana etimesguta gidin, ha bire minibüsler dolaşıyor
kimi çorba dağıtıyor
kimi evlere koli bırakılıyor
çoğu esnafta "xxx kart" geçerlidir yazıyor kapılarda (bunları büyükşehir belediye mi veriyor, bakanlık mı veriyor bilemiyorum)
kasaba gidiyorsunuz 400 liralık aylık et hakkı varmış kartta onunla alışveriş yapmaya geliyor hanımlar
0
subcomponent
(24.12.25)
(12)

1+1, halısız dümdüz bekar evi için en iyi süpürge çözümü?

hadi ya la
Siz olsanız ne alırsınız? Normal kablolu, kablolu dikey, kablosuz dikey, robot? Ne alayım?Robot + dip köşe için ucuz bir kablolu dikey düşündüm ama emin olamadım.
Siz olsanız ne alırsınız? Normal kablolu, kablolu dikey, kablosuz dikey, robot? Ne alayım?

Robot + dip köşe için ucuz bir kablolu dikey düşündüm ama emin olamadım.
0
hadi ya la
(13.12.25)
benim kablosuz dikey süpürgem var. kafam çok rahat. tek şarjla 2 kere evi full süpürebiliyorum. haznesi çok kolay boşaltılıyor vs. dyson da değil nispeten ucuz bi philips falnadı.

bence 1+1'de, kedi köpek de yoksa robota gerek yok ya. haftada bir kere 1 saat süpürdüğünüzde bile bayağı iyi kurtarıyor.
-1
gitdaddy
(13.12.25)
Bende kablolu var, torbasız olanlardan. Ucuz, emiş gücü iyi ve benim sakarlıklarıma rağmen hala çalışıyor. Kedim var ama yattığı ve takılmayı sevdiği bir-iki yer dışında pek tüy sorunu olmuyor.
0
gnosis
(13.12.25)
dogru dusunmussun. robot sert zemini halledecek sen haliyi supureceksin.

olur da hali performansi iyi bir urun alirsan irobot gibi, ona da pek gerek kalmayacak. ben irobot ve roborock kullandim. roborockun en pahali modeli. irobot varken haliyi da supurmeye gerek kalmiyor.
0
holy biblo
(13.12.25)
10+ yıl 1+1 evlerde yaşadım; 1+1 eve robot süpürge ve büyük süpürgelere hiç ihtiyaç yok. 40-50 m2 evlerden bahsediyoruz, kapladığı yer dahi göze batıyor.

Dikey bir süpürge fazlasıyla yeter ve az yer kaplar. Şarjlı, kablolu fark etmez. Ortalama bir cihaz sana uzun yıllar yetecektir.
0
Lethe
(13.12.25)
Normal kablolu az ses çıkaran philips modellerinden
0
grimavi
(13.12.25)
Sadece dikey, mümkünse dyson yeter de artar.
0
physcos physcos
(13.12.25)
kablolu, siklonlu, torbasız, yıkamasız.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(13.12.25)
kablosuz dikey. indirimden samsung jet60 almıştık 1+1 eve aşırı yetiyor. kablosuz ve hafif olduğu için her kullanışımda iyiki almışım diyorum.
0
nolmus yani
(13.12.25)
Kablosuz dikey+1
+1
antihero
(13.12.25)
hiçbiri. kuru temizlik için toz toplayıcı mendil ile mendillerin takılabileceği saplı aparat yeterli. ör: www.rossmann.com.tr
0
tnz
(13.12.25)
erkek arkadaşımda moplu robot var gayet iyi hallediyor.
0
art cat chocolate
(13.12.25)
robot + ucuz dikey.

ben sadece robot kullanıyordum başka süpürge hiç çalıştırmıyodum. ama acil durumlar için kenarda bi süpürge bulunmalı cam kırılır bi şey dökülür falan.

3+1 eve geçtim yine sadece robot kullanıyorum.
0
jelly bear
(13.12.25)
(11)

uçak korkusu (ya da uçak korkusundan korkmak??)

nolmus yani
yakın zamanda uçağa binmem gerekiyor... 2-3 senedir bir şekilde erteliyordum binmeyi ama kaçamayacağım artık.uçağın güvenli olduğunu biliyorum. bu tarz istatistikler beni rahatlatmıyor. zira ben aslında uçaktan değil de, kalkarken/inerken/türbülansta gelen ani korkudan daha çok korkuyorum. "ya binin
yakın zamanda uçağa binmem gerekiyor... 2-3 senedir bir şekilde erteliyordum binmeyi ama kaçamayacağım artık.

uçağın güvenli olduğunu biliyorum. bu tarz istatistikler beni rahatlatmıyor. zira ben aslında uçaktan değil de, kalkarken/inerken/türbülansta gelen ani korkudan daha çok korkuyorum.

"ya binince parmaklarım uyuşursa, göğsüme o ağırlık çökerse, karnıma ağrılar girerse? kalbim küt küt atcak, ya kalp krizi geçirirsem panikten? ya bu paniği atamazsam ve 1 saat boyunca bu hisleri çekmek zorunda kalırsam?"

böyle bi korku içerisinde olduğumu fark ettim. yani korkmaktan korkuyorum sanırım daha çok?

bu konu hakkında psikiyatra da gideceğim. ama bu sefer de "ya bir ilaç verirse ve o ilaç aslında bende yan etki yapan manyak bir şeyse ve küt diye ölüverirsem?" düşüncesi de var :)))

alkol genelde rahatlatıyor beni. böyle abartmadan 1-2 shot atsam gevşesem... mide vs problemlerim olmuyor. ya da bitkisel bir şeyler alsam... bilemedim.

düşünceleriniz neler?
0
nolmus yani
(11.12.25)
artık uçaktan korkmayacağım diye kendini motive edip binsen?
+1
antihero
(11.12.25)
Mesele sadece uçak korkusu değil sanırım. Evet, bir uzmana danışmanız iyi olur.

Kendi adıma uçak yolculuğunu çok sıkıcı buluyorum. Kalkarken ve inerken birazcık aksiyon olması iyi bence. Bir defasında yoğun türbülansa denk gelmiştim. Kusanlar ve fenalaşanlar olmuştu. Ben çok eğlenmiştim, tövbeler olsun.
0
auroraaurora
(11.12.25)
Bir arkadaşımda panik atak vardı, o sebeple bişey olur diye korkup uçağa binemiyordu hala pek binmek istemiyor. Bunun çözümü psikolog veya psikiyatr.
0
nhk ni youkosu
(11.12.25)
uçuş öncesi 1-2 shot bişiler içmek en mantıklısı bence.
0
oldtimer
(11.12.25)
Hocam bu aslında sadece uçak korkusu değil gibi duruyor, bence bir psikologla görüşün ya da psikyatristle.

Ben de uçakta endişe ediyorum.

Telefonunuza tabletinize güzel pozitif filmler indirin.
Sakinleştirici meditasyonlar var onlardan indirin.
Nefes egzersizleri yapın youtube'dan uçuştayken.

gözünüzü kapatıp bunlarla meşgul olmayı başarırısanız uçak zaten daha havalanmamışken uykuya bile dalabilirsiniz.

Türbülans vs konusunda da şunu söyleyebilirim, sizin hissettiğiniz sarsıntı aslında sandığınız kadar büyük bir olay olmuyor.

Bazen uçak bir anda sarsılınca çok yüksekten düşüyor sanıyorsunuz. Ama aslında 1 metre bile oynamamış oluyor uçak.

Bir de yolcu uçakları sandığınızdan daha ağır şartlara dayanacak şekilde tasarlanıyor. Neredeyse akrobatik manevralar yapabilecek seviyelerdeler.
0
anten
(11.12.25)
İlk defa mı bineceksiniz? Ben de korkuyordum. İlk uçuşumda gerildim ama keyif almadım dersem yalan olur. Cam kenarı seçmiştim. Camdan izledim hep. Fotoğraf çektim. Kaderinde varsa kaçamazsın zaten. O yüzden takma.

Bir de uçak güvenli ama çok riskli. Onlarca mekanik, elektrik sistem var. O açıdan yaklaşırsan hiç binemezsin. Doğruya doğru. (Makine mühendisiyim)
-1
arbre
(11.12.25)
uçak fobiniz yok, psikiyatrik bir kriz anı yaşamakla ilgili korkunuz var. ya panik atak geçirirsem ya stresten midem ağrırsa/bulanırsa, terlersem, parmaklarım uyuşursa vs. vs.

hızlı çözüm lazımsa psikiyatriste gitmeniz şart. bu kaygılarınız yüzünden uçağa binemediğinizden bahsederseniz xanax/tranko buskas tarzı (artık durumunuz göre) bir ilaç reçete eder. binmeden yarım saat önce içersiniz ve kaygılarınız azalır. ilacın etkisi korkusu da aynı korkuya çıkıyor ama ilacı alınca o kaygınız da azalacak zaten. isterseniz 3-5 gün önceden birkaç kere deneyim kendinize ilacın kötü bir etkisi olmadığını kanıtlayabilirsiniz ama.
0
gitdaddy
(11.12.25)
o korku kolay kolay geçmez. madem içki rahatlatıyor at çantana bir 35'lik viski uçuştan önce içersin.

2-3 senede bir uçan biri için başka yollar aramaya lüzum yok.
0
yurtsuz john
(11.12.25)
Yaşadığınız şey korkunun korkusuyla beraber gelen beklenti anksiyetesi. Panik bozuklukta sıkça karşılaşılan bir durum. Bilişsel davranışçı terapi ve psikiyatrist uygun görürse anksiyolitik ilaçlardan fayda görürsünüz. Önemli olan kaçınmamak. Kaçınmak süreci besleyen en temel şey. O yüzden uçağa binme kararınızı tebrik ediyorum. Evet belki alkol süreci yönetmeye yardımcı olabilir diyen bir grup var fakat bu sağlıklı bir baş etme becerisi değil. Kısa vadede doktorunuzun uygun gördüğü bir ilaç, uzun vadede ise psikoterapi yanlış alarm veren panik sistemini düzenleyecektir.
0
dediysem dedim
(11.12.25)
teşekkür ederim cevaplar için. uçağa ilk defa binmiyorum ama yıllar içinde bir ölüm korkusu gelişti, bu korkuyla beraber korkmadığım uçaktan da korkmaya başladım :) 2-3 sene önce en son uçağa bindiğimde öyle korktum ve ağladım ki etkisi aylarca geçmedi ve normal takside bile giderken çok hız yapıldığında ya da sarsıldığımda korkmaya başladım.

bazen durup dururken tavan çökecek de öleceğim diye bile korkuyorum. terapi ile epey azaldı aslında ama uçağa bayadır binmediğim için "ya yine aynı korku olursa" korkusuna dönüştü şu an olay :) pazartesi bir konuşacağım durumu psikiyatrla bakalım.
0
🌸nolmus yani
(11.12.25)
uçak sen bindiğinde düşmeyecek. o ihtimal sana denk gelmeyecek. milyonda biri denk getiremeyeceksin. bu sebeple kafana takmana değecek bir durum yok.
0
xephyr
(11.12.25)
(19)

amerika seyahati ile birtakım sorular

jelly bear
2 haftanız olsa amerika'ya nasıl ayırırsınız? ilk seyahat olacak.biz 4-5 gün new york, kalanı da florida, orlando, miami gibi düşündük. world disneye gitmek istiyorum oraya da 2 gün dedim. florida'da zaten. okey midir bu?bi de jfk yerine newark'a uçmanın çok bi dezavantajı var mı? baktım ikisi de şe
2 haftanız olsa amerika'ya nasıl ayırırsınız? ilk seyahat olacak.
biz 4-5 gün new york, kalanı da florida, orlando, miami gibi düşündük. world disneye gitmek istiyorum oraya da 2 gün dedim. florida'da zaten. okey midir bu?

bi de jfk yerine newark'a uçmanın çok bi dezavantajı var mı? baktım ikisi de şehir merkezine eşit uzaklıkta gibi.
mayıstaki seyahat için kalacak yeri şimdiden ayarlamak mı yoksa biraz daha beklemek mi daha ucuza getirir?

herhangi bir tavsiye de verebilirsiniz. teşekkürler.
+1
jelly bear
(10.12.25)
Aynı rotayı yapmıştım, Orlando ve floridanin bir esprisi yok. New York gezilir
0
mirty
(10.12.25)
abd nin birçok eyaletini turist olarak gezdik
ilk turumuz senin rotanla benzerdi miamiye iniş orada 3-4 gün kalıp orlandoya geçiş orada 3-4 gün kalıp newyork a geçiş orada 1 hafta kadar kalıp dönüş.
miami de çok espri yok keywest hoşumuza gtmişti araba kiralayıp.
orlandonun sakinliği hoşumuza gitmişti birde tabi lunaparkları
newyorkda yapacak çok çok şey var okumuşsunuzdur zaten anlatarak bitmez.

şimdiden rez. yaptır(iptal seçenekli) her gün girip otelde indirim olmuş mu daha uyguna yer var mı kontrol et bu şekilde aynı oteli aynı odayı 400 dolar uyguna tutmuştuk.
0
basond
(10.12.25)
benzer bir süre için: washington - philadelphia - new jersey - new york - boston yapmıştım.

washington'da çok bir şey yok gerçekten. ama ne bileyim beyaz saray falan. 2 gün yeter. philadeplhia'ya da 2 gün diyelim. new jersey city'de konaklayıp new york yapabilirsiniz bu arada, o yüzden bu ikisini beraber 7 gün gibi düşünebilirsiniz. boston'a da 3 gün.

hepsi bir tren hattının üstünde. bu bakımdan da çok uygun bence.

newark ya da jfk fark etmez, benzer işler.
0
gitdaddy
(10.12.25)
Her tarafını gezemeyeceğim için orta çaplı bi road trip rotası çıkarırdım. Güzergah tamamen keyfe bağlı.
0
thesomberlain
(11.12.25)
bence en guzeli boston'dan baslayarak arabayla key west'e kadar gitmek. 2 haftada yapilir. boston dc arasi sehirler 2 saat mesafede zaten birbirine.

boston'da tarihi bolgeyi ve universiteleri gezerim. nyc'de yapilacak is bulmak cok kolay, keyfinize gore sureyi uzatabilirsiniz. philadelphia'da yine tarihi bolge gezilir. dc'de cok guzel muzeler var.

dc'den orlando'ya kadar tek gunde bitirilebilecek bir uzun yol atilabilir. orlando'da theme parklar, miami'de partiler ve beachler var.
0
antikadimag
(11.12.25)
New York en az 5 - 6 gun olmali ama su an hava buz ( dun hissedilen eksi 11 di ) imkaniniz varsa baharda gelin.

5 gun New York - 2 gun Miami - 1 gun Orlando - 2 gun San Francisco - 3 gun Los Angeles yapabilirsiniz.
ya da Orlando yu sallayıp parklara los Angeles da gidersiniz. Orlando da parktan baska bir şey yok.
0
oscar
(11.12.25)
açıkçası florida hayalkırıklığı yaratır. acun tayfa değilseniz ya da art basel'le özellikle ilgilenmiyorsanız miami ilk sefer için gereksiz. 1 gün disney world (hadi 1 gün epcot) ve 1 gün universal studios yeter. orlando vs. şehir olarak korkunç zaten. parkların yakınında kalın ve parklara odaklanın.

aslında @oscar ile benzer düşünüyorum. zamanımı doğu yakası ve batı yakası olarak ikiye bölerdim. doğuda nyc'ye kesin giderdim. müzelerle ilgilendiğim için muhteşem ve ücretsiz olan müzelere sahip olan dc'ye (ve günübirlik annapolis, md) geçerdim. özellikle museum for african american'ı tavsiye ederim. doğu'da philadephia'ya uğramaya gerek yok ancak abd tarihiyle ilgileniyorsanız belki boston da olabilir. batı yakasında san francisco'yu ziyaret ederdim. araba kullanabileceksem los angeles da dahil edilebilir. zaman kalırsa da national parkları gezerdim (grand canyon ya da monument valley olabilir). ilginç bir bonus da new orleans bence. foodie iseniz inanılmaz bir creole mutfağı var. plantationlar tarihi ve şehir de kolonyal tarih açısından oldukça ilginç.

bu arada nyc'ye olabildiğince zaman ayırın derim. daha önce böyle bir duyuruya şöyle bir guide yaptım, zaman harcadığım için buraya da yapıştırayım:
www.eksiduyuru.com

ayrıca yukarıda jersey city'de kalmaktan bahsetmişler. jersey city'de 7 yıl yaşadığım için bölgeyi iyi biliyorum (@65 derece'ye de selam çakayım). açıkçası jersey city'deki konumu iyi oteller manhattan'la yarışır fiyatta. ucuz oteller ise ya ters bir lokasyonda ya da kötü oteller. path treni kolay ama ben sizin yerinizde olsam fiyatlar çok fark etmiyorsa tercihimi manhattan veya brooklyn'den yana kullanırdım. pod otellere bakabilirsiniz.

newark ve jfk çok fark etmese de jfk'den ulaşım bir tık daha kolay. newark'ta airtrain'den njtransit gibi bir sisteme geçmek gerekiyor ve en son bakımdan dolayı kapalıydı. bu arada jfk terminalleri de yenileniyor ve daha geçen gün trafik artacak diye mesaj aldım. kısaca durumları araştırıp seçmek mantıklı.
0
eileengray
(12.12.25)
Otelleri önceden ayarlayın gideceğiniz zaman hem turistik sezon hem de dünya kupası nedeniyle yer kalmaz. 5 gün nyc, 5 gün florida güzel bir program. Arada vaktiniz kalırsa sadece 1 gün araba kiralayıp Atlantic City ve Ocean City'yi de programınıza ekleyebilirsiniz ya da 1 günününüz Chicago'ya ayırıp oradan güneye inebilirsiniz.
0
iwasbornonamountainside
(12.12.25)
doğu batı yapmayı hiç düşünmedik çünkü çok uzak değil mi yahu? hem doğudan başlayıp batıdan dönelim desek uçak biletleri feci pahalı oluyor
0
🌸jelly bear
(13.12.25)
dogu-bati bana mantikli gelmedi. bati'nin olayi dogasi, sehirlerinde hicbir olay yok. belki biraz san francisco ama o da dogu yakasi sehirleri gibi degil. national park veya california coast gezeceksiniz. bunlarin arasinda cok mesafe var. zaman kisiti varsa hic feasible degil. guzel olmasina guzel ama ayri bir seyahatte ele alinabilir. batida her yer birbirine uzak. oraya gitmesi gelmesi gezmesi problem.

ben size rotayi verdim. boston'dan araba kiralayip dc'e kadar inin. dc'den ucakla orlando veya miami. theme parklari sevmiyorsaniz orlando'yu es gecip dogrudan miami'ye gidin derdim ama disney'i gormek istiyorum demissiniz.

arabayi boston'da alip miami'de birakmak cok pahali gelmiyorsa hem road trip de yapmis olursunuz ucaksiz. amerika'da road trip cok keyiflidir. benzin ucuz, yollar genis ben cok seviyorum. arada basip seattle'dan california'ya iniyorum. yol ustundeki kucuk kasabalari gormus olursunuz falan keyifli.

yazin olacaksa yalniz dunya kupasi sebebiyle rezervasyonlar problem olur. erkenden halledin. yine de yol kenari motellerinde yer olacaktir diye dusunuyorum.

ilk new york'a ucarsaniz araba kesinlikle almayin. new york'ta araba bir liability. hatta revize ediyorum bence once new york'a ucun, sikilana kadar new york'ta kalin. sonra araba kiralayip dogu yakasi sehirlerini gezin. sonra road trip yapmak isterseniz arabayla florida. yok ben ucarim diyorsaniz da ucakla.

florida dogu yakasindan farkli bir vibe. sahil, kum, gunes, parti, dans. bu kavramlara ne kadar yakinsaniz ona gore sure ayirirsiniz.
0
antikadimag
(15.12.25)
kafam iyice karıştı. en son san francisco-los angeles-new york yapmaya karar verdik gibi.
los angelesta parklara ve denize gideriz. arada da yosemite national park veya grand kanyon.
0
🌸jelly bear
(15.12.25)
Bence yaptığınız mantıklı. Doğu yakasında her yer yakın gibi algılanıyor ancak ny-miami uçuşu 3 saate yakın. bu açıdan bakınca batı yakası çok da uzak değil. batıdan san francisco-los angeles; doğuda nyc-dc 2 haftada gayet yapılır. bir de disney istiyordunuz, california’da da var :) ve national parklar şahane. zamanınız olursa eklersiniz.
0
eileengray
(15.12.25)
dogru yolu bulmuşsunuz, acikcasi Florida les bir yer bence = )

Yosemite giderseniz camping insaniysaniz curry village da kalin ya da lodgelarda kalın, yani parkin icinde kalın mutlaka. minimum 2 3 tam gun alir ama park olayları, söyle söyleyim parkin giriş kapısından parkin icine ulaşmak 2 saat fln sürüyor. şimdiden yer ayırtın inanılmaz talep oluyor.

los Angelas dan san francisco ya da highway 1 den gidin, amerika da ki en iyi road triplerdendir. arada mutlaka ama mutlaka Carmel de mola verin gezin.

eğer national parklara gideyim derseniz sizin bu tatilin hakki 3 hafta ben size söylemis olayım = )
0
oscar
(15.12.25)
floridanın amacı tema parklarıydı miami de deniz tatili amaçlıydı aslında.
national parkların birine gidebilcez sanırım. çünkü hem disneye hem universala hem de yosemiteye gitmek istiyoruz. bakalım nasıl olacak.

san francisco merkezde kaç gün ayırmak lazım? 1-2 gün yeter gibi geliyor bana. los angelesa parklar hariç kaç gün ayırmak lazım?

bi de san franciscodan araba kiralayıp los angelesta bırakmak mümkün olur mu acaba?

teşekkürler herkese tekrardan
0
🌸jelly bear
(15.12.25)
bir turk olarak miami deki okyanusa ayak serce parmagimi sokmam o kadar söyleyim size. en ufak aklınızda kalmasın.

sf 2 gun yeter, yani hani görülmesi gereken yerleri gorursunuz.
la de her park icin 1 gun hesaplayin kac parka gideceksiniz, la kendisi icinde yani 2 - 3 olsa iyi olur. yani kabaca gorursunuz en onemli yerleri, cok nokta olunca biraz zip olur mecbur seyahat.

sf - la yolda bir gun gider. yani her yolu bir gun gider olarak dusunun.

evet sf den kiralayip la bırakabilirsiniz, Expedia dan tum rent a carlari search edin, tek yon oldugundan bir tik pahalı olabilir. araba kiralarken ilave surucu icin ücret de isterler ama rica ederseniz genelde onu silerler.

ny da sf ucun, sf den Yosemite yapin orada la gidip gezip arabayı birakirsiniz.

Yosemite yani trekking seviyorsaniz biraz doga insanıysanız cok beğenirsiniz, yani geyikler var ayilar filn var. esiniz boyle ortamları seviyorsa national parka gidin.

Yosemite de Giant Sequoias gormeyi ihmal etmeyin.
0
oscar
(15.12.25)
Grand canyon yosemite vs o bölge yakın yerler değil ona göre plan yapın vakti iyi değerlendirin birde yıllık national park giriş kartı alın. Death walley de uğrayabiliyordanız uğrayın.
Yangın yazın çok oluyor yolları kapatıyorlar mutlaka takipte olun

San francisco bence leş biryer, los anglesda gezecek daha çok yer var biz ekstra san diegoya falanda girmiştik
Kiralamada sf alıp la bırakabilirsiniz ama mutlaka kiralarken belirtin
-1
basond
(15.12.25)
araba farkli yerde birakilir ama daha pahaliya gelir, size kalmis.

eger dogu yakasini etraflica gezmeyecekseniz dogu-bati da yapilir. ama doguda boston-dc seridi + florida + west coast yapilmaz 2 haftada.

grand canyon mesela la'den gidis donus 2 gun yer. yosemite'ye gidis gelis 1 gun yer. sf - la 1 gun yer (ama 1'den okyanus kiyisindan giderseniz guzel yolculuk olur). 4 gun sadece yollara gitti gordugunuz gibi. bati boyle. yollari hesaba katin kesinlikle.

california'da denize girmek gibi bir kultur yok bu arada. surf icin wetsuitlerle giriliyor cunku akinti alaska'dan guneye dogru soguk su getiriyor. florida'nin denizi abd'deki en iyi denizdir ama deniz tatili icin abd'ye gelmeye gerek yok turkiye'den. en krali akdeniz.
0
antikadimag
(16.12.25)
yolların farkındayız. genciz yaparız diye düşünüyorum. şimdi yapmazsak ne zaman?
denize 1-2 gün gireriz en fazla. gelmişken girelim diye. highway 1ı gördüm evet çok iyi duruyor fakat san franciscodan yola çıkıp yosemiteye uğradıktan sonra tekrar o yola girebilir miyiz ona emin değilim. baktım los angelesta güzel plajlar varmış aslında. tabii ki akdeniz gibi olamaz da yine de deniz denizdir.
0
🌸jelly bear
(16.12.25)
deniz degil okyanus hocam, yani fantezi olsun diye girersiniz tabi ama buz gibi ve acayip dalgalı olur.

yani yorucu olur ama cok da zevkli olur. ny dan sf ucarsiniz oradan Yosemite oradan h1 den la. yollarda motellerde fln kalabilirsiniz o filmlerde gordugunuz dinerlarda kahvaltı yaparsınız. yani tam bir road trip olur. big sur ve Carmel h1 üstündeki iconic yerlerden

ama tekrarliyorum baya zaman yolda gider o yüzden, 16 17 gun yaparsaniz daha rahat edersiniz.
0
oscar
(18.12.25)
(3)

Dideral uyku veriyor mu?

michael harddd
Çok eskiden kullandım ve tam olarak hatırlamıyorum. Dideral'i kafa gerektiren işlerden önce içersek odaklanma güçlüğü yapar mı?
Çok eskiden kullandım ve tam olarak hatırlamıyorum. Dideral'i kafa gerektiren işlerden önce içersek odaklanma güçlüğü yapar mı?
0
michael harddd
(05.12.25)
Dozu tutturamazsan bayılma dahil her şey yapar. Sonuçta nabzı baskılıyorsun.

diye düşünüyorum.
0
Mirket
(05.12.25)
Sakinleştireceği için bilakis odaklanmanı sağlar.
0
yurtsuz john
(05.12.25)
odaklanma güçlüğü yapmaz. insanlar en odaklanmaları gereken anlarda, performans gösterileri öncesinde (sunum, tiyatro, konuşma) alıyor zaten.

uyku sanmıyorum yani genel bir sakinlik verdiği için biraz uykuluysan belki etkisini arttırır.
0
gitdaddy
(06.12.25)
(2)

Dünya kupasına gitmek ama nasıl

xu
hiç yurtdışına çıkmadım. bu sene Haziran ayında dünya kupası var . Amerika - meksika - kanada ortak düzenliyor. Abd'ye gidip farklı şehirlerdeki 6-7 maça gitmek istiyorum. bunu başarmam mümkün mü ve bana ne kadar patlar?bu turnuva için bütçem herşey dahil 300k.bir tur var mı acaba bu işleri yapan? i
hiç yurtdışına çıkmadım. bu sene Haziran ayında dünya kupası var . Amerika - meksika - kanada ortak düzenliyor. Abd'ye gidip farklı şehirlerdeki 6-7 maça gitmek istiyorum. bunu başarmam mümkün mü ve bana ne kadar patlar?

bu turnuva için bütçem herşey dahil 300k.

bir tur var mı acaba bu işleri yapan? ingilizceyi unuttum bayadır konuşmuyorum o yüzden tek gitmek biraz sıkıntı gibi düşünüyorum. bir tur olsa ona parayı bayılsam her işi onlar halletse 15-20 gün sonrada cennet vatana geri dönsem.. hayal mi ne diyorsunuz bilgisi olan var mı?

gruplar henüz çekilmedi. türkiye giderse hedefim türkiye'nin en az 1 maçına gitme.
0
xu
(05.12.25)
amerika vizesi kısmı bi tık zor. yani randevu bulmak zaten bir mesele, hadi her gün girip bir şekilde 2-3 ay sonraya randevu bulabilseniz, o yetişse bu sefer red ihtimali var. şu an red oranları %50 gibi ve ben mülakat sırasındayken ilk yurtdışı olanlar çok red almıştı. ama şimdi ben futbol fanatiğiyim, dünya kupası için bu vizeyi almam lazım vs derseniz belki bir ihtimal olabilir.

vize olsa bence pek de sorun olmaz ya, gidiş dönüş uçak 1.000 dolara patlıyor genelde. geceliği 100-150 dolara konaklanır. günlük 50-100 dolara araba kiralama + benzin hallolur. 50 dolar da yeme içme deseniz en babasından, 300k'yı bulmaz bence. (bilet fiyatlarını falan bilmiyorum, onları katmadım)
0
gitdaddy
(05.12.25)
bir uyarim ve bir de onerim var, onlari birakip gideyim:

Uyari: biletlere cok talep var, surekli yeni "talep basvurusu" gibi bir seyler cikiyor. fifa sitesi uzerinden email ile kaydoluyoruz, o "round" bitince size bilet alma hakki cikip cikmadigini ogreniyorsunuz. bilet alma hakki icin bile siraya giriyoruz yani :) ucuk fiyatlara resale olmasin diye ugrasiyorlar.

Oneri: On location experience diye bir firma var, onlar "her sey dahil" paketler satiyor. ucagindan oteline ugrasmiyorsunuz. cok pahali olabilir uyarayim cunku bazen saha kenari ya da loca biletleri paketlerine dahil olabiliyor, hatta eski oyuncularla tanismali vb paketleri bile var. dunya kupasinda ne kadar nasil olur bilemiyorum.

benzeri firmalari bulmaniza on ayak olsun diye isim vereyim dedim. on location benzeri firmalar gibi bir google aramasi yapsaniz daha makul benzeri sirketler cikar diye umit ediyorum.
+2
adrianapole
(05.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
0
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
-1
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
-1
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-2
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
-1
gabe h coud
(01.12.25)
(5)

kimliğimin çipi düşmüş kıbrısa girebilir miyim?

burcem
bugün farkettim ve haftaya cuma günü kıbrıs uçuşum var. pazartesiye yeni kimlik için randevu aldım ama yeşmezse diye hiç değiştirmesem mi?pasaportumuda kullanmak istemiyorum. ne yapmam lazım :(
bugün farkettim ve haftaya cuma günü kıbrıs uçuşum var. pazartesiye yeni kimlik için randevu aldım ama yeşmezse diye hiç değiştirmesem mi?
pasaportumuda kullanmak istemiyorum. ne yapmam lazım :(
+1
burcem
(28.11.25)
Pasaportu kullanmayacaksan büyük ihtimalle sorun çıkar. Hemen yenileme randevusu alıp harcı yatır. Cumaya yetişir.
+1
Mirket
(28.11.25)
bu çip bende de düşmüştü. niye bunu sağlam yapmıyorlar anlamıyorum.
0
dolantindr
(29.11.25)
kimliğimin çipinin düştüğünü kktc'ye giriş sırasında fark ettim. ilk götüm attı biraz, neyseki ne olur ne olmaz diye pasaportu koymuşum çantaya. ama hiçbir sorun olmadı.

ne olur ne olmaz pasaportunu al bence ama ihtiyaç olmadı bende.
0
gitdaddy
(29.11.25)
bu arada pazartesi'den cuma'ya kimlik net yetişir. geçen yıl, istanbul'dan başvurdum, gerçek manada sabah 10 gibiydi randevum ve ertesi gün öğlen eve kimliğim geldi :)
0
gitdaddy
(29.11.25)
çipin kullanıldığı herhangi bir yer görmedim ben. veya bana denk gelmedi. en fazla nfcyi okutuyorlar.
0
bravoteam
(29.11.25)
(3)

3. pasaport?

nefertarii
Şöyle bir durumum var: Halihazırda geçerli 2 pasaportum var. Birinin süresi 2031'de bitiyor, ABD vizem (2033'e kadar geçerli) bu pasaportta basılı ve sadece 4 sayfa tamamen boş kaldı. Diğer pasaportum tamamen boş ve yeni Schengen başvurumu bu 2. pasaportumla yapacağım. Şimdi 1. pasaportumun sayfalar
Şöyle bir durumum var: Halihazırda geçerli 2 pasaportum var. Birinin süresi 2031'de bitiyor, ABD vizem (2033'e kadar geçerli) bu pasaportta basılı ve sadece 4 sayfa tamamen boş kaldı. Diğer pasaportum tamamen boş ve yeni Schengen başvurumu bu 2. pasaportumla yapacağım. Şimdi 1. pasaportumun sayfalarının tamamının dolması halinde ve iptal etmeden, 3. pasaporta başvurabilir miyim?
0
nefertarii
(26.11.25)
3. Pasaport yok.sayfa dolduysa yeni pasaporta başvuruyorsun eskisi iptal oluyor.vizenin basılı olduğu sayfa temiz bırakılıyor.yeni pasaportla beraber kullanıyorsun.
+2
duptıs
(26.11.25)
geçen hafta nufusta sordum. 3. pasaport verilmiyor denildi.
+2
liberal
(26.11.25)
eğer amaç amerika vizesini kullanmaya devam etmekse:

pasaportun süresi geçse de, vizenin kendisi delinmediği sürece; o vizeyle ve geçerli bir pasaportunuzla beraber giriş yapabilirsiniz.

yani 2031'de pasaportun vizesi bitse de, diğer pasaportunuzla 2033'e kadar abd vizeniz geçerli.
+5
gitdaddy
(26.11.25)
(6)

ABD-Jüri sistemi

kizil karga
Bu jüri sisteminin amacı ne? Yani şu nedenle soruyorum jüri dediğimiz insanlar sıradan insanlar değil mi yasa nedir hukuk nedir bilen insanlar değil muhtemelen, belki biri televizyon satıcısı diğeri ceo öbürü bilmem ne, bu insanlar mesela meşru müdafaa nedir kapsama alanı ne kadardır bir eylem nere
Bu jüri sisteminin amacı ne? Yani şu nedenle soruyorum jüri dediğimiz insanlar sıradan insanlar değil mi yasa nedir hukuk nedir bilen insanlar değil muhtemelen, belki biri televizyon satıcısı diğeri ceo öbürü bilmem ne, bu insanlar mesela meşru müdafaa nedir kapsama alanı ne kadardır bir eylem nereye kadar meşru müdafaadır nereden sonra bu kapsamı yitirir bilirler mi, bilmiyorlarsa verdikleri kararlar sağlıklı oluyor mu, nasıl oluyor bu olay? Mesela bir olay meşru müdafaa kabul edilip sanık suçsuz bulunsa yargıç "lan olm bunun neresi meşru müdafaa aq kafanız mı güzel" deyip karara müdahale edebiliyor mu, edebiliyorsa jüriye ne gerek var direkt yargıç karar versin işte; edemiyorsa yasanın tüm inceliklerine hakim olmadan verilen kararlar sağlıklı olabiliyor mu?

Ya bu jüri sistemi anglo-sakson bir gelenek sanırım, İngilizler acaba magna carta ile gelen bir alışkanlıkla halkın da bu mahkeme işlerine dahil edilmesini mi sağladı ne oldu acaba buradan mı çıktı bu jüri olayı ne diyorsunuz?
0
kizil karga
(23.11.25)
öncelikle, küçük ve teknik detaylı mahkemelerde jüri yok. yani ne bileyim şirket birleşmesidir, tapu kadastrodur, evrakta sahteciliktir vs. zaten bilirkişi ve o alanda uzman bir hakim gerektirebilir, jüri olmaz.

jüri daha ziyade ağır suçlarda, birisinin yıllarca hapiste olacağı veya idam edileceği mahkemelerde görülür. cezanın ne olacağına karar vermezler, ordaki teknik karar yine mahkemede olur ama birisi masum mu suçlu mu diye karar verirler.

avrupa-türkiye coğrafyasındaki zihniyette aslında hukuk, sağı solu çok net, hemen bütün detaylarıyla yazılmış ve haliyle hukuktan anlamayan birisinin üstüne fikri olmasına gerek olmayacak gibi dizayn edilmiş.

abd'deki mutlak halk egemenliği konseptini anlamak için, ilk dönemlerine kadar inmek lazım ama kabaca burda 2 konu var:

1) devlet tam olarak güvenilir bir kurum değildir. yönetim tiranlaşabilir. halk egemenliğinin hiçbir zaman riske edilmemesi gerekir. (bireysel silahlanma da bu yüzden) haliyle sen adalet bakanlığının ya da kimse sorumlusu, spesifik bir mahkemeye, spesifik bir hakim atayıp atamayacağını bilemezsin. farklı görüşteki bir hakimin görev yerini değiştirmeyeceğini garanti edemezsin. bu yüzden orda karar mercii halk olmalı.

2) her şeyin karşılığı yazılı olamaz. kamu vicdanı da önemlidir ve neticede devleti, halk kurar. devlet, birisinin hayatını alacaksa halk için alır. ve bu da bizi -> birisinin hayatıyla ilgili kararı da halk verir'e getirir.
+11
gitdaddy
(23.11.25)
(bkz: kamu vicdani)
+1
antikadimag
(24.11.25)
antikadimag +1. anglo saxon hukuk sistemlerine özgü bir düzen bu. sadece ceza davalarında ve suçlunun suçu inkar ettiği gibi durumlarda kullanılıyor. bu sistemde verilen ceza veya beraat kararları toplumda adalet sistemini tartışmaya açmıyor. halk karar vermiş gibi bir durum oluşuyor. en üçuk örneği o. j. simpson davasıdır. adam kesin denecek delillerle cezalandırılması gerekirken beraat etti.
+1
ground
(24.11.25)
Abi peki bu saçma bi salaklık değil mi ya, yani halk mutlu olsun diye halkın (jürinin) suçsuz kabul ettiği O. j. simpson gibi kesin suçlu birini serbest bırakınca "abi kararı halk verdi suçluysa da günahı onların boynuna" şeklinde bi yasal düzenleme olması gerçekten mantıklı mı yav kimse karşı çıkmıyor mu bu sisteme acaba bilmediğimden soruyorum.
0
🌸kizil karga
(24.11.25)
mutlak doğru çalışan bir hukuk mekanizması maalesef yok. abd'de juri ile ilgili tartışmalar dönüyordur kesin. bahsettiğiniz o.j simpson davasında juri havuzu siyahi amerikalıların ağırlıkta olduğu bir dava. bir de o dönem amerikan polisinin siyahilere yaptığı ırkçılık maksimum düzeyde. o karar dönemin ruhundan bağımsız okunamaz.

juriden bazen saçma kararlar çıksa bile devletin gücünün sınırlanması amerika gibi ülkelerde daha önemli.
+1
duyulmasi gerektigi kadar
(24.11.25)
amerika'da yasadigim surecte gordugum kadariyla ekstra birkac bilgi vermek gerekirse:

vatandaslar random olarak mail aliyor ve davet ediliyorlar. tabi davet dense de bu zorunlu bir hizmet aslinda. buna jury summon deniyor. ancak her cagilan juriye giremiyor. sana birkac soru sorup davaya yonelik taraf olup olmadigini, juri olup olamayacagini anlamaya calisiyorlar. bircok amerikan hayatinin bir doneminde summon edilir ama gercekten jury olan cok azdir.

o gunler icin isinden izin aliyorsun. sana gundelik ihtiyaclarin icin bir para veriliyor. cok uzun surecek davalara gitmek istemiyor amerikalilar para kaybedecekleri icin.

sonuc olarak juri suclu veya sucsuz durumuna karar veriyor. hakimin buradaki etki alani cok kisitli, sadece cezayi belirleme noktasinda. kamunun yargi sureclerine katilmasi, sureclerin nasil isledigini bilmesi ve soz sahibi olmasi bence cok guzel bir sey.
+1
antikadimag
(24.11.25)
(8)

neden reklamlarda oyunculara dünyanın parasını veriyorlar

messina123
mesela x bir oyuncuya 5 saniye reklamında oynasın diye 100 milyon lira ödedi gibi haberler çıkıyor. bunun yerine ürünlerine 100 milyon tl'lik indirim yapsalar. mesela ürettikleri gofret 10 lira diyelim. bu gofretleri 100 milyon liralık kontenjan kadarını 1 liraya satsalar daha büyük reklam olmaz mı?
mesela x bir oyuncuya 5 saniye reklamında oynasın diye 100 milyon lira ödedi gibi haberler çıkıyor. bunun yerine ürünlerine 100 milyon tl'lik indirim yapsalar. mesela ürettikleri gofret 10 lira diyelim. bu gofretleri 100 milyon liralık kontenjan kadarını 1 liraya satsalar daha büyük reklam olmaz mı?
+2
messina123
(31.10.25)
Stokçuluk yaparlar. o bir liralık ürün tüketiciye gitmeden marketler stoklar kampanyasız fiyata satarlar, bunun önüne geçemezsin.
0
duyuruuser
(31.10.25)
urunun fiyati karar verirken tek etken degil. hatta bazen urun ucuz diye tercih edilmez, marka musteri uzerindeki imajini kaybeder. ornegin apple urunleri mesela iphone her zaman emsallerine gore daha pahalidir. bir anda digerlerinden ucuz olsa ilk basta satislar artar ama bir sure sonra satislar duser cunku siradan bir urun haline gelir. o urunun talep gormesinin nedeni daha pahali olmasi.

ek olarak, bir urunu pahali alan insan o urunun kusurlarini kapatmaya daha yatkindir.

hatta belli bir musteri kitlesi vardir ki, bu kitle ortalama bir musteriye gore cok daha fazla tuketim odaklidir, bir urunun fiyatina bakar, ama pahali ve daha zor erisilebilir olursa o markayi tercih eder. kullanilan urunler, markalar insanlarin diger insanlardan ayrisma aracidir.

x oyuncular da bu stratejiler arasinda markalarin belli kesime yonelik konumlanmasi icin kullanilir. o oyuncunun temsil ettigi imaj marka ile eslesir, ve marka o sekilde konumlanir. ornegin rafael nadalin reklamlarinda oynadigi bir tenis t-shirt urununu ve markasi ile hulya avsarin reklamlarinda oynadigi t-shirt ve marka farkli kitle, gelir grubu ve fiyata hitap eder. o nedenle o unlu hitap ettigi kitle, ve imajina paralel olarak reklamlardan gelir elde eder.
+2
emrahday
(31.10.25)
olmaz. bir şey ucuzladıkça, onun kalitesine dair inancımız azalıyor. fiyatı belli bir seviyenin üstündeyse, otomatikman bu kaliteli bir ürün ve ederi bu gibi bir algımız oluyor. o yüzden 100 milyon lirayı indirim tarzı kampanyalara dağıtsalar, marka adı açısından intihar olabilir. (mantıklı demiyorum bu arada, olan sadece)

o 5 saniyede oynayan oyuncu, ne bileyim beren saat ya da kıvanç falan; aslında bir persona'yı temsil ediyor. cool onlar. mavi kot giyiyor mesela. mavi kot giymenin modayı yakalayan ve cool bir şey olduğunu ve kıvanç gibi harika insanların da onu tercih ettiği izlenimi edindiriliyor.

branding ve marketing 101 gibi bir şey. fiyatı ucuz yapma. ürünü kuul gösterecek sözler (just do it) ve reklam yüzleri (kıvanç) gibi enstürmanlar kullan. hatta sık sık stok bitsin (zara) ki talep çok ve ürün az izlenimi olsun (yoksa fabrika'da işçi mi yok da sürekli zara'da ürün bitiyor) gibi gibi
+2
gitdaddy
(31.10.25)
öncelikle reklamın kötüsü olmaz. sonralıkla ünlüye para yedirebilen şirket daha zengindir, daha itibarlıdır.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(31.10.25)
ucuza satılırsa satışlar düşer, değeri azalır, tüketici kitlesi değişir. çoğu marka bunu istemez. bazıları bazı markaları sadece "pahalı" diye tercih ediyor. ötesi berisi yok, tek sebebi bu. herkesin kullandığı şeyi kullanmayayım, biraz özel olayım istiyorlar. bu düşünce sadece lüks tüketim değil, detarjandan pantalona kadar yayılıyor.

ünlüye para verme işini pek anlamıyorum ben.
bende aksi bir reklam oluşturuyor açıkçası, o markayı almak istemiyorum bile.
çünkü mesela aldığım pantalonun yarı parası o markanın yüzü olan kişiye gidiyor.
o zaman bin liraya değil, 500 liraya daha kalitelisini alabilirim.
ben neden o adamı finanse ediyorum ki.

ama çoğu kişi böyle düşünmüyor. güzel ve ünlü adam/kadın koyuyorlar marka yüzü olarak. iki türlü kazanç sağlıyorlar:
1 - o kişi o ürünü kullandığı için başarılı/güzel/zengin diye kodlanıyır zihnine
2 - o kişiyi gördüğün her yerde yine o ürün aklına geliyor. bu durumda 30 saniyelik tv reklamından çok daha geniş bir alana yaymış oluyorsun markanı.
0
biseysorcaktim
(31.10.25)
çünkü dünyanın en iyi ürününü üretmek para kazandırmıyor. Kalitesi ne olursa olsun ürünü satmak para kazandırıyor.
0
wallcan
(31.10.25)
@wallcan cidden durum dediğin gibi
0
🌸messina123
(31.10.25)
Reklam seti gunu oyuncuyla daha cok vakit gecirebilmek icin genelde sure belirtilip sozlesme yapiyorlar. Sure ne kadar uzunsa kase de o kadar artiyor. Pazarlamaci dostlarin da unlulu storyleri odeniyor.
0
klassno
(31.10.25)
(4)

Nöbetçi noterde güvenli ödeme işlemi yapılır mı?

vonkhar
Merhaba. Muhtemelen 29 Ekim resmi tatilde bir araç alımı gerçekleştirme durumum var. Tutar bankamın fast limitinin üzerinde, eft için de resmi çalışma günü istiyor. Noterlerin kendi güvenli ödeme sistemleri (sanıyorum takasbank) bu hususları kapsıyor mu? Tatil günlerinde de bu yöntemle para alışveri
Merhaba.
Muhtemelen 29 Ekim resmi tatilde bir araç alımı gerçekleştirme durumum var. Tutar bankamın fast limitinin üzerinde, eft için de resmi çalışma günü istiyor. Noterlerin kendi güvenli ödeme sistemleri (sanıyorum takasbank) bu hususları kapsıyor mu? Tatil günlerinde de bu yöntemle para alışverişi yapılabilir mi? Teşekkür ederim.
0
vonkhar
(27.10.25)
Hangi bankadan yapmak istiyorsan o bankanın güvenli ödeme web sayfasına bak, orada detay vardır. Halkbank'ta mesela 7/24 diyor. Bu tatil günleri dahil demek.
0
himmet dayi
(27.10.25)
@himmet, bugün Halkbank şubesinde bireysel müşteri temsilcisine konuyu sordum, bilmediğini belirtti. Bileceğini düşündüğü birkaç bankacı arkadaşına yazdı, onlar da bilemediler. Bazen kendimi Truman show’da hissediyorum.
+1
🌸vonkhar
(27.10.25)
hocam nöbetçi noter, nöbetçi eczane gibi değil. 29 ekim'de açık bir noter varsa çok şaşırırım. bu kısmı teyit edebildiniz mi?
0
gitdaddy
(27.10.25)
@gitdaddy +1 nöbetçi noterlik sadece hafta sonları çalışan bir yapı. resmi tatillerde çalışmıyorlar.
0
duyulmasi gerektigi kadar
(28.10.25)
(22)

İnsanlar bu kadar km nasıl yapıyor?

chicha_v2
2020 model araba 150 bin, 180 bin olan bir sürü ilan var. Tek tük olsa anlarım da sürekli şehirdışı kullansan yine olmuyor yine çok yani.Ben yılda 10 bin yaptığım için de abartı geliyor olabilir tabi de normal mi bu km'ler?Siz yılda kaç km yapıyorsunuz?
2020 model araba 150 bin, 180 bin olan bir sürü ilan var. Tek tük olsa anlarım da sürekli şehirdışı kullansan yine olmuyor yine çok yani.

Ben yılda 10 bin yaptığım için de abartı geliyor olabilir tabi de normal mi bu km'ler?

Siz yılda kaç km yapıyorsunuz?
0
chicha_v2
(16.10.25)
@bir sıcak el Memleket neresi Kazakistan mı? 236 bini kaç yılda yaptın?
+1
🌸chicha_v2
(16.10.25)
yilda 30 bin km yapar, az degil tabii ama abartili da degil. Yilda 25 bin km yaptigim olmustu Turkiye sinirlarinda. Ise gidip geldim yakindi gorece, arada bizimkilerin yanina gidiyordum git gel 100 km falan, koye gitmisimdir 2-3 kez, tek yon 1000 km vs vs derken cok gezen insan yapar. Ise de gidiyorsa kolayca yapilir.
0
mbond
(16.10.25)
ben yılda 10-15 arası yapıyorum 2 araç var eşimde benzer km yapıyor
0
basond
(16.10.25)
Zaruret , iş halini anlarım ama genel olarak düşüncem ayrıca tembellikten veya tatili, gezmeyi, zevki abartmaktan bu kadar km yapılıyor olmalı.
Abartı gelebilir ama yürümekten aciz, az ötedeki tuvalete bile aracıyla gidecek olan insanlar var.
Zevkin abartılması ise genelde öyle hayırlı şeyler sebebiyle de olmuyor.

Yürümeye yabancılaşmış ve anne karnındaki embriyo misali sürekli birileri bu kimseleri bir yere taşımalı.
Sonra da haraketsizlik kaynaklı kilodan vs. rahatsızlıklardan bahsederler .
0
diyecevaplandı
(16.10.25)
Pazarlamacıyım. Geçen seneye kadar ayda 8000 kilometre yol yapıyordum. İş değiştirdim de bu sene 4000 km'ye düştüm.
0
etna
(16.10.25)
bizim 2004 model ilk sahibi olduğumuz bir araba vardı, 2020 yılında 100bin km de idi.
ben de anlamıyorum.

aracı sattım adam 3 yılda 200bin km ye getirmişti aracı :(
0
ananiyimioguz
(16.10.25)
Şahsi araçlarımla ortalama 25 bin

Şirket aracıyla da günde 60 km, ayda 1250 desen, 15 bin
0
gabe h coud
(16.10.25)
Arabamı mayıs ayında 0 km aldım. Şu anda 13xxx km. Senede yaklaşık 30k km yapıyor. Her gün işe git gel için 35-40 km yapıyorum, gerisi seyahat.
0
tss
(16.10.25)
işi uzaktır çok geziyordur vs
0
jelly bear
(16.10.25)
Türkiyede eğer şirketiniz karşılamıyorsa, -ki öyle bile olsa- benzine verilen para yazık günah. abd de olsak anlarım da türkiyede bu kadar arabayla gezmeyi seveni ve yakıtı dert etmeyeni anlamıyorum boşa para atılıyormuş gibi geliyor.

Bir de aracı çok yakınca normal karşılayan var aslan besleyen yemini düşünmez falan... diyorlar. Ağır gerizekalılık başka bişey değil sanki benzin ucuzmuş gibi.

Bazı arkadaşları biliyorum kafaları dağılsın diye çevre yolunda turluyorlar iyi geliyor diyorlar.

Yani şahsen bana iyi gelse bile yaktığı yakıtı düşününce nötrler hiç bişey anlamam.
0
ananiyimioguz
(16.10.25)
Evle okul arası 35 km. Ayda 1120 km yapıyor. Günde 5 km günlük işler olsa +150 km. Haftasonları da 100 km gezi olsa, +400 km. Ayda 1700 km yapar yuvarlak. Yılda 20bin km yapıyor. Yılda 15-20bin İstanbul için normal bir rakam.

Hibrit araç kullanarak bütçeme ve çevreye karşı vicdanımı kısmen rahatlatmış oluyorum. Toplu taşımayla gitsem yolum git-gel toplam 3 saat daha uzayacak.

Araç üreticilerinin periyodik bakım aralıkları genelde 1 yıl/15bin km şeklinde oluyor.

5 yıl için 75bin km normal yani. Ama İstanbul'da 5 yaşında 75binde araç çok düşük km kabul edilir. Genelde 100-110bin civarı oluyor 5 yaşındaki arabalar.
0
yadigar
(16.10.25)
işim git gel 130km. ayda 2500 km. yılda 30 bin. işte böyle yapılıyor.
0
mikahakkinen
(16.10.25)
benim 2020 model, 120 bin km. normal geldi ya, yılda 20-25 bin km işte.

ev-iş arası 20 km ise bile ayda 2x20x20'den 800 eder. bi de yazın istanbul-ege, kışın istanbul-ankara tarzı bi kaç şehir dışı yol yapsan 20 bini rahat bulur.
0
gitdaddy
(16.10.25)
iş ev arası mesafe uzaksa ondan oluyordur, biz de geçen düşündük 7 ayda 10 bin falan yapmışız, işe gidip geliniyor her gün istanbul olunca mesafeler uzak malum. arada uzak ilçelere akraba ziyaretlerine vs de gidiyosun, 1 defa tatil, 3-4 defa izmit edirne gibi mesafelere aile ziyareti derken oluyor yani. arabasız da gitmek istemiyoruz bir yere çünkü arabayı zaten o konfor için aldık.
0
Sadece soruyorum
(16.10.25)
kimisinin işi mobil. yılda 60-70 bin yapıyorlar. zaten bi şehir dışı git gel 2 bin km. yılda 30 40 yapan var.

kimi de gezmeyi çok seviyor. bi arkadaşım ben yemek yemeyi çok severim. eşimle tüm türkiyenin köylerine kadar gezdik demişti. o da yılda 80 mi ne yapmış. ilginç yani.
0
gurur
(16.10.25)
eski arabayı 2016da 0 almıştım. 2020de 10000 km anca olmuştu. 2024te 55000 km iken sattım. yeni arabayı 2024te 0 aldım, şimdi 19000 km.
0
inheritance
(16.10.25)
evle isim cok yakin, benden baska araci kullanan yok, is disinda haftada 2-3 gun bir o kadar daha yol yapiyorum, ekstar avm, yemek, etkinlik, senede birkac tatile de arabam ile gidiyorum senelik 15bin'i kolay kolay gecmiyorum
0
sweetoffice
(16.10.25)
Sahaya gittiğimde şehrin öteki ucuna tek yön 100 km yol gidiyorum. Servis pahalı ve az yoğun olan bu yolu kullanmadığı için hergün kendi aracıyla giden nice arkadaşım var. 200x20x12 senede 48.000 km yapar. Bunun marketi haftasonu gezmesi yaz tatili derken bu rakam daha da artıyordur.
0
cilekli pasta
(16.10.25)
Pandeminin zirvede olduğu dönemde bir ara her şeyin fiyatı ve maaşlar bile artarken benzin fiyatları sabit kalmıştı.
İşe başladıktan 1 ay sonra pandemi patlamıştı ve ben iş için şehir değiştirmiştim.
Pandemi patlayınca tüm şirket tamamen evden çalışmaya geçti 2 sene boyunca. Benim gibi bazı kişilere de haftada 1 işe gel dedi ama taksi parası verdi fiks.
Oturdum hesapladım haftada 1 kalkıp izmirden istanbula gidip akşam da dönmek daha mantıklı.
2 sene boyunca ayda 2500-3000 km arası yaptım. Arada bodruma falan da yazlığa kaçamak yaptım.
5 yıllık sadece 40.000 km'deki arabam 2 yılda 80.000 km'ye yakın yol yaptı.
0
denizgonen
(16.10.25)
ortalamam senede 30.000, altina pek dusemedim.
evde iki araba var, toplam 50.000 civari yapiliyor her sene.
0
cooperr
(16.10.25)
bir ara evden işe 35 km mesafem vardı. git gel 70km. günde ortalama 5km ekstra sağa sola illa gidiyordum (annemlere uğramak gibi) x yılda 260 gün = 19500 km.

ayda 3 kere çanakkale'ye gidip geliyordum. 360 km tek yön. 30-40 en az orada yapıyorumdur. 800 x 3 x 12 =28.800

toplam 48300 km yaptı. illa ıvır zıvır olmuştur 50binin üzerine tamamlıyorumdur.
0
co2s2
(17.10.25)
Günde ortalama 30 km senede maksimum 10 bin yapıyorum ben.
0
titanic kemancısı
(17.10.25)
(14)

Dating app mevzulari

bosver nicki
Buralardaki hanimefendiler eslestikten sonra neden konusmamayi tercih ediyorlar acaba? Hepsinin mi secenegi cok diye?Yani kimisi ile ilk mesajlasmayi bile yapamiyoruz, selam :), yaziyoruz oyle kaliyor. Veyahut bir kismi ile birtakim ilerlemeyen kabiz mubabbetler, bir yerden sonra da yazilmiyor. Cok
Buralardaki hanimefendiler eslestikten sonra neden konusmamayi tercih ediyorlar acaba? Hepsinin mi secenegi cok diye?
Yani kimisi ile ilk mesajlasmayi bile yapamiyoruz, selam :), yaziyoruz oyle kaliyor. Veyahut bir kismi ile birtakim ilerlemeyen kabiz mubabbetler, bir yerden sonra da yazilmiyor. Cok enteresan anlamlandiramiyorum.
0
bosver nicki
(12.10.25)
sözlükte bir başlık vardı "bir kadın için bütün kadınlardan vazgeçmek" diye..

o başlıktaki gibi, dating app içerisinde sana alternatif ve senden daha iyi yüzlerce insan var. neden senin için onlardan vazgeçsin?

tabi seçeneklerin bolluğu bu seçeneklerin nitelikli seçenekler olduğu ve nitelikli bir motivasyona sahip oldukları anlamına gelmiyor ama sonuçta elinin altında onca seçenek var.

aynı şekilde yüzlerce kadın sana like atsaydı, biriyle konuşup ilerlemeye çok hevesli olmazdın.

şu entryye bir göz at: eksisozluk.com
0
tabudeviren
(12.10.25)
Profilindeki ayrıntılara atıf yaparsan cevap alma oranın artar. Yani bir şekilde ona orada gördüğün onlarca kadın gibi değil de dikkatini çeken yalnızca oymuş gibi yaklaşman lazım. Erkeklere de böyle yaklaşmak gerekiyor.
0
sekizdokuzon
(12.10.25)
dating app kullanan bir kız arkadaşından rica et uygulamayı bir gezdirsin sana. erkek ve kadın tarafının uygulaması arayüz olarak aynı, içerikte bambaşka :)

bi kadın uygulamayı indirdikten 6 saat sonra aşağıdaki seni beğenenler kısmı 99+ oluyor direkt. kimi sağa kaydırsa match oluyor. şöyle bi oturup kafama yatanları sağa çevireyim diye 20-30 dakika ayırsa 50 tane match'i oluyor. arada kaynayıp gidiyorsun.
0
gitdaddy
(12.10.25)
@tabu @git
Yahu tamam bunu anlayabiliyorum ama 100'lerce begeni varken 100'lerce eslesme olup olmamasi yine onlarin elinde, yani neden konusabileceginden fazla insan ile eslesip iletisim kurmamayi tercih ediyorlar, bu cok aptalca degil mi? Her kaydirdigim match olsa benim de bir yerden sonra daha secici olur ve her gun kendime kota koyarim, eslestigim adamlarla biraz konusur, istedigimle devam eder digerleri ile matchi kaldiririm. Neyse ya be cok matematik olarak bakiyorum sanirim olaya.

@sekiz, yani tabii o sekilde de denendi ama her seferinde surekli profile atifta bulunmak zor, bir de bi girizgah yapalim degil mi, yani padisah soytarisi gibi surekli dikkat cekmeye calisiyormusum gibi hissediyorum diger turlu
0
🌸bosver nicki
(12.10.25)
tek tek eşleşip o kişi doğru düzgün konuşmayı biliyor mu beni etkilemeyi başaracak mı diye uğraşmaktansa hepsiyle eşleşip çarkıfelek oynamak daha mantıklı.
0
nahtoderfahrung
(12.10.25)
Türkiye'de yaşayan bir erkeksen ve aşırı yakışıklı değilsen bu app'ler sadece escort bulmanı sağlar
+2
ditu
(13.10.25)
Biri buluşma teklif etmiştir. o yüzden önceliği sen değilsindir. Türkiye'de kadınlar bir şey ısmarlatacak adam arıyorlar bu app'lerde. Canı seks isteyen zaten direkt gelir veya davet eder.
0
runaway
(13.10.25)
İnsanların artık sürekli yedeğinde birilerini tuttuğuna inanmaya başladım. Belki de sohbetin ilerlememesi yada hiç başlamamasının sebebi odur. Şu anda gözde bi aday var onla olmazsa b, c yada d planına geçmektir mesele
0
mermaidd
(13.10.25)
İşyerinde Junior'larla sosyal bir deney yaptık.

Güzel bir hatun bulup profil oluşturdular, mesai saatleri içinde eşleşme sayısı 1500'ü geçti, hesap "patlıcan" tarlasına döndü.

Ortalama üstü bir fizik ve yaratıcı girişler, muhabbeti canlı tutma becerisi ayırıcı etken. Ayrıca bir hatun profilinin karşılaştığı problemleri bildiğinizi belirten bir mesajla başlayıp muhabbeti başlatma şansı isteyen komik bir mesaj atarsanız geri dönüş oranı artıyor. İmza : "emekli" bir girişimci :)
0
kimlanbu
(13.10.25)
Erkek gözünden bakınca anlamsız geliyor eşleşip cevap vermemesi ama arkadaşlar haklı, kadınlar günde 100+ match yakalayabiliyorlar rahatlıkla. Dolayısıyla o match'lerin arasından sıyrılman lazım bir şekilde. İlk mesajın "selam :)" olduğu sürece işin zor maalesef. Daha ilk mesajdan ilgisini çeken bir şeyler yazman lazım ya da profilin aşırı sağlam olacak ki "selam :)"a cevap alabilesin.

Dating app'lerde kadın-erkek arasındaki talep dengesi inanılmaz bozuk halde. Normal hayatta senin peşinden koşması gereken kızlar bile sana köpek çekebilir burada. O yüzden son çare olarak değerlendirmek lazım bunları.

1) Sosyal ortamlar
2) Sosyal medya
3) Dating Apps

Sıralamada aşağıya gittikçe erkek olarak market değerin düşecektir.
0
bobinhoo
(13.10.25)
Dating app'ler erkeklerin sistematik olarak aşağılanmasına sebep olan, tamamen kadınların faydasına çalışan, hipergamiyi dibine kadar hissedeceğin uygulamalar. Ciddi anlamda ilgi çekici özelliklerin yoksa ortalama altı bir kadına dahi hitap etmen zor. Ayda yılda bir iki match gelir, onlar da konuşmaz. Ek olarak kadınların flört için sohbet başlatma ve bunu sürdürme yetenekleri rezalet. Çünkü çoğu hayatlarında ihtiyaç duymamış. Sen mesela sohbet başlatabilsin diye profilini dolduruyorsun, biolar yazıyorsun; sana geliyor "merhaba" deyip bırakıyor. "Ben uğraşamam, hadi beni eğlendir. Tipini çok beğenmedim ama işime gelirse belki cevap veriririm" demek bu. Karşında ne var peki? İki tane fotoğraf atıp kendisiyle ilgili bir kelime yazmayan, ona rağmen yüzlerce like'ı kenarda bekleyen bir kadın. Nihayetinde senlik bir durum yok çok kafaya takma. Bununla baş edebilmen imkansız.
+1
synesthesia
(13.10.25)
Kendisine saygisi olan erkek app kullanmamali.

Tamamen erkegi somurme, erkegin ozguvensiz hissetmesine yol acma uzerine kurulu bir platform.

Gunduz veya gece gercek hayatta tanisabilecegin kizlarla app'lerde eslesemiyorsun, hem de istersen premium vs uyelik al
0
baldur2
(13.10.25)
Selam yazip gerisini ondan bekledigin icin kaliyor zaten. sitki siyrildi artik kadinlarin bu low effort erkeklerden. selamdan daha etkili giris yapip hemen topu karsi tarafin gole cevirmesini beklemeyen adaylara yonleniyorlardir.
0
warrior princess
(13.10.25)
@warrior princess

İlk mesajı kadının attığı uygulamaları da görüyoruz. selam ve el sallama emojisinden başka bir şey yazmaktan acizler. low efforttan şikayet edecek durumda değil kadınlar.
0
synesthesia
(13.10.25)
(6)

Bipolar bozukluk

gobekliraki
Nasıl tespit ediliyor? Böyle onlarca seansla mı, bir makineyle mi?
Nasıl tespit ediliyor? Böyle onlarca seansla mı, bir makineyle mi?
0
gobekliraki
(05.10.25)
Öyle saçma şey mi olur ya. İnsan hayatı bu.
0
🌸gobekliraki
(05.10.25)
bir barem var. yani kimisinin öyküsü 10 dakikalık bir muayenede teşhis koydurtacak kadar bariz ve generic olur, kimisi için bir süre takip gerekebilir.

makine yok ama bazı ölçek-test tarzı şeyler var. bir psikiyatrist yardımcı olacaktır.
0
gitdaddy
(05.10.25)
dsm 5 diye bir kitap var. psikiyatrist ve psikologlar kullanıyor. oradaki tanı kriterlerine uyuyorsa psikiyatrist tanıyı koyuyor. bipolar bozukluk tespit etmesi zor olmayan psikozdur.
0
mikahakkinen
(05.10.25)
Çok vaka görmüş iyi bir psikiyatristten duyduğum kadarıyla, hasta odasına girdikten sonra birkaç dakika içinde teşhisi koyuyorlar. Devamında geçen süre zarfında koydukları teşhisi teyit etmek, bir hata yapmamak için çabalıyorlar.

Makine diye bir şey yok.
0
10551037
(05.10.25)
Doktora anlatıyorsun, zaten belli sayıda dönemin olması lazım. Mani/depresif. Bunları yaşadıysan; yaşama şiddetin bipolarite girer girmez buna doktor kanaat getiriyor.
0
gadlemler
(05.10.25)
100 metreden bellidir bipolar tip1 tip2 diye bile ayırırım.
0
hunharca ben
(06.10.25)
(3)

Sabiha gökçen otopark ücreti ve ulaşım

webbrowser
Selamlar, şehir dışından geleceğiz bir avrupa turu için, sabiha gökçenden sabah hareket olacak 3 gün aracım kalacak, otopark ücretleri ve imkanı ile ilgili hiç bilgim yok. En mantıklı nasıl yapabilirim?
Selamlar, şehir dışından geleceğiz bir avrupa turu için, sabiha gökçenden sabah hareket olacak 3 gün aracım kalacak, otopark ücretleri ve imkanı ile ilgili hiç bilgim yok. En mantıklı nasıl yapabilirim?
0
webbrowser
(05.10.25)
Sabiha gökçen etrafında çok sayıda otopark var, servislerle sizi alana bırakıyorlarve dönüşte alıyorlar. İspark 220 TL, diğerleri genellikle 200 TL. Onlardan birine bırakıp kolaylıkla gidebilirsiniz. Sadece 15 dakika gibi transfer süresini planlayın.
0
tss
(05.10.25)
ben jetpark'ı kullanıyordum, günlük 200 tl idi en son. bırakıyorsunuz, ücretsiz 15 dk'de bir kalkan shuttle'larla havalimanına bırakıyorlar. bıraktıkları yerden de alıyorlar. yolculuk 3 dk sürmüyor dibinde zaten havalimanının.

ama çok eşya var ve para o kadar sorun değil diyorsanız, havalimanının kapalı otoparkı var. günlük 500 tl idi. www.sabihagokcen.aero
0
gitdaddy
(05.10.25)
sabihada park çok kolay. dışarıda çeşitli alternatifler var. defalarca kullandım, son derece kolay.
0
gurur
(05.10.25)
(7)

Havalimani ulasimi en kisa/ kolay

narod
Avrupa sehri sizce neresi?Biraz ekonomik de olursa harika olur tabi
Avrupa sehri sizce neresi?
Biraz ekonomik de olursa harika olur tabi
0
narod
(05.10.25)
Malta Valetta Airport merkeze 15 dk.
0
Bruce
(05.10.25)
Benim için;

Amsterdam Schiphol airport; 20 dakika sürüyor trenle.

Malta Valetta Airport; +1. Havalimanındaki taksi 15 euro tutmuştu.
0
put it in your appropriate place
(05.10.25)
Havalimanında metro/tren olan her yer. Lizbon havalimanı yakın epey mesela şehir merkezine. Brüksel ve Amsterdam’da da 10 dakikada şehir merkezinde oluyorsunuz trenle. Krakow diğer bir örnek. Örnekler çoğaltılabilir.
0
but that was just a dream
(05.10.25)
Cenevre acayip fazla kolay. Şehir merkezinden havalimanina trenle 7, bisikletle 20 dakika falan ama ucuz kesinlikle değil :)

Toulouse gene çok yakın malum airbus sebebiyle. Otobüsle 20 dakika.

Barcelona da yakin trenle baya 20 dakika falandi.
Bence Barcelona oldukça ekonomik seçenek.
0
logisticsmanager
(05.10.25)
tallinn.

şehrin oldtown'ı havalimanına 4 km uzakta.
taksi 6.5 euro yazıyor :) 10 dk sürmüyor.
0
gitdaddy
(05.10.25)
euroairtport'ta fransa ve basel çıkışları var. basel'de otel rezervasyonunuz varsa shuttle otobüs ücretsiz. 15-20 dakikada merkezdesiniz.
0
brkylmz
(05.10.25)
Zürih'te de 14 dakikaydı yanlış hatırlamıyorsam havalimanı metrosuna biniş ve iniş arası. Ama havalimanı içerisinde biraz oyalandırıyor.
0
silverleaf
(06.10.25)
(2)

Macbook air kilitlenme sorunu

ahmet oturum cerezi
Merhaba,Henuz bugun alinmis bir macbook air var elimizde. Kardesim kurulumu yaparken yeni kurulum yerine "macten veya time capsuleden kur" secerek ilerlemis, sonrasinda yeni bir icloud hesabi olusturmus. Bu sirada -o da tam hatirlamiyor ama- baskaca bir sifre olusturmasini istememis. Parmak izi vs d
Merhaba,
Henuz bugun alinmis bir macbook air var elimizde. Kardesim kurulumu yaparken yeni kurulum yerine "macten veya time capsuleden kur" secerek ilerlemis, sonrasinda yeni bir icloud hesabi olusturmus. Bu sirada -o da tam hatirlamiyor ama- baskaca bir sifre olusturmasini istememis. Parmak izi vs de kurulu gorunmuyor o sebeple ben de tam emin olamiyorum. Su an icloud icin kullandigi sifreyle denediginde bilgisayara asla giremiyor, varyasyonlari ile de denedigi icin 8 saat kilitli kalacak bilgisayar diyor kilit ekranindaki uyari.

Recovery mode vs de acilmiyor, boylece kalakaldik. 8 saat bekleyip sifre deneyelim secenegimiz de yok, tek seferde bu sefer kim bilir kac saat kilitleyecek. 3 saat bekledik, bir sifre deneyip (icloud sifresi) yine kilitlendik.

Boyle bir durumda ne yapmak gerekir?

not: chatgpt kicpgtye sordum bunu dedi diyenlere sovuyorum.
0
ahmet oturum cerezi
(04.10.25)
sıfır mı aldınız ikinci el mi?

sıfırsa, en kötü senaryoda faturayla beraber bir apple yetkili servisinden destek alabilirsiniz. fatura, isim ve imei tutunca yardımcı oluyorlar diye biliyorum.

ikinci else, almadan önce cihazın üzerinde bir icloud hesabı olmadığından emin miyiz? çünkü şifre oluşturmaması mevzusu pek mantıklı değil.
0
gitdaddy
(05.10.25)
sifir cihaz. bir yol buldum, aklima tukureyim.

once icloud uzerinden cihazi kaldirdim. ardindan recovery mode acip hdd sildim ve tekrar sequoiaOS kurdum, bu sekilde sifirdan bir kurulum yapmis oldum. oncesinde icloud'dan kaldirdigim icin sifre istemedi, icloud'dan kaldirmayinca bahsettiginiz eski kullanici (bizim basimiza gelende hatirlayamadigimiz) sifresini istemeye devam edeceginden eminim.
0
🌸ahmet oturum cerezi
(05.10.25)
(12)

Özel Sektör Torpil Yüzdesi

Batuhanolabilir
Sizce özel sektörde işe giren her 100 kişiden kaçı birinin referansı veya torpiliyle giriyor Türkiye'de?X kişisinin Y firmasına Z kişisi çok kalifiye elemandır şuradan tanırım demesini de torpil sayarak konuşalım.Yani bir ebeveynin çocuğunu, akrabanın akrabasını, arkadaşın arkadaşını, akademisyenin
Sizce özel sektörde işe giren her 100 kişiden kaçı birinin referansı veya torpiliyle giriyor Türkiye'de?

X kişisinin Y firmasına Z kişisi çok kalifiye elemandır şuradan tanırım demesini de torpil sayarak konuşalım.

Yani bir ebeveynin çocuğunu, akrabanın akrabasını, arkadaşın arkadaşını, akademisyenin öğrencisini İŞE SOKMASI da torpil diyeceksek

yüzde kaç


Edit: Torpille işe girenler alınmış sanırım. Evet bu dediklerim de torpil sayılıyor çünkü o işe başvuranlar arasında birinin bir şeysi olmak vasfı dışında diğer tüm nitelikleri eşdeğer bir kişi varsa ve bu iki kişiden birini birinin bir şeyi olmak öne geçirdiyse bu torpildir. Hatta geçiniz eşdeğeri daha niteliklinin de önüne geçirmesi söz konusu olabilir. Referans kelimesi eskort kelimesi gibi biraz.
0
Batuhanolabilir
(18.09.25)
%30-40 arasındadır. Büyük şirketlerde oran daha düşük.

"X kişisinin Y firmasına Z kişisi çok kalifiye elemandır" demek torpil değil referanstır. Söylenen kişinin verdiği güven katsayısı ile çarpılır ve her zaman iyi bir şey değildir. Kötü performanslı birinin önerdiği bir insan direkt ret edilir.

Özellikle kurumsal şirketlerde öyle milletvekili, ceo vs tanıdığı olmadığın sürece birinin tanıdığı olmak en fazla seni ik mülakatından geçirir.
0
Omelas'ı Terk Eden Köylü
(18.09.25)
Her işe girini torpilli sayalım da oran yüzde yüz olsun.

Bazı kademelerde bu düşünce ile zaten 100%
Önemli olan liyakat, işi yapabilme becerisinin olup olmaması (ki aslında işin tanımı basitçe işin etiketinin karşılığı bile değildir)

ofise temizlikçi alacağım, birisi derse ki "abi, ayşe abla var, çalıştığı iş yeri kapandı, namuslu dürüsüt işini düzgün yapan biri" alırsın denersin devam edersin, bu torpille girdi mi sayılmalı işe şimdi?

Bilmemne holding CFO alacak, kariyer.net e ilan mı veriyor? zaten sektör içerisindeki tanışıklıklar, tavsiyeler ile görüşmeler yapılıyor.

Temizlikçi ile CFO (hatta CEO) örneğini neden verdim, yelpazeyi geniş tutmak için. en alttan en üste kadar referans sistemi çok çok önemli ama torpil bu değil.

Torpil şu, personel müdürüyümdür, şirketin hesabını kimse kontrol etmiyordur, kuzeni işe alıp yüksek maaş bağlamışımdır, iş yapmıyordur, yapamıyordur. Bunu da her kademeye uygularsınız.
0
kisa
(18.09.25)
Benim çalıştığım şirkette içeriden birini tanıyor musun diye zarf atarlar. Torpil iyi bir şey gibi geldiği için çoğu insana, onlar da varsa dökülür. İçeriden tanıdığı, yakını olan birini ne kadar işinde iyi de olsa almıyorlar ki doğrusu da bu.

Kurumsal firmalarda müdür altı pozisyonlarda ve işi doğrudan etkilemeyecek pozisyonlarda, örneğin idari işler sorumlusu gibi, %20 olabilir. Diğer pozisyonlar için %5 bile değildir.

Kurumsal olmayan birmalarda %30-40 ve %20 olabilir.
0
gabe h coud
(18.09.25)
torpille referansı bir tutarsan bu oran %50'lere kadar çıkabilir ama bir değil.

çalıştığım 5. şirket, hiçbirisine referansla girmedim. dümdüz linkedin'den başvurup sürecin doğal akışında ilerlemesiyle girdim ama torpil ve referans aynı şey değil.

çok matematiksel düşünüyorsun. yani diyorsun ki bir iş ilanı var, 100 kişi başvurdu. bu 100 kişinin vasıfları var, işte matlab biliyor +5, ingilizce biliyor +3 falan gibi, ve birisi referansla girdiğinde; ondan daha vasıflı birisine haksızlık olmuş haliyle "torpil" yapılmış gibi değerlendiriyorsun.

oysa beyaz yaka dünyasında (çoğu mühendislik de dahil), aşırı teknik bazı işler dışında, nerdeyse bütün işler averaj bilgi sahibi birisinin işe girip 3-5 ay içerisinde öğrenip yapabileceği ve uyum sağlayabileceği şeyler.

o yüzden referans o matematiksel vasıf hesaplarından çok daha kıymetli oluyor. benim çalışkanlığına güvendiğim bir takım arkadaşımın "bizim x şirketinde ahmet/ayşe vardı, çok azimli çalışkandı çok memnunduk bak o da iş arıyormuş onu da düşünelim bu pozisyona" demesi çok kıymetli bir şey. çünkü bu güvendiğim arkadaş, halihazırda nasıl bir iş yaptığımızı ve refere ettiği kişiyi tanıyor ve kafasında eşleyebilmiş. burdan çıkan başarılı işe alım oranı inanılmaz yüksek oluyor.
0
gitdaddy
(18.09.25)
Bugüne kadar iş çevresinden tanıdığım 500 kişi varsa tamamen torpili olmayan kişi 30'u geçmez. Gururla söyleyebileceğim konulardan biri de budur benim hiç torpilim olmadı ama bazen keşke olsaydı diyorum çünkü bir noktadan sonra tıkanıp kaldım.
0
mirty
(18.09.25)
eğer o işi iyi yapıyor diye önerilmesi de torpil olarak sayılıyorsa rahat %80'ler vardır. Özel sektörde alt kademelerde daha az torpil olduğunu bizzat gördüm ben.

onun haricinde en basitinden 3-4 yıl o alanda deneyimi biri başvurduğunda sektör içi herkes birbirini öyle ya da böyle tanıyor illa bir telefon ediliyor neden başvurduğu ve halihazırda/ eski çalıştığı yerde performansı hakkında bilgi alınıyor.
0
denizgonen
(18.09.25)
Referans’ın ne olduğunu bilmeden bu sorunun cevabını öğrenemezsin.

Yukardakiler +1
0
respect
(18.09.25)
100 bin kişilik amerikan forbes 500 şirketi. Şirketin kendi referans sistemi var, bu şekilde biri işe alinirsa sirket sana para değerinde puan vs veriyor (bazı pozisyonlar için birkaç bin euro bile). Bana ik'nin dediği bir ilana yüzlerce başvuru geliyor, bunun yerine bana logistics'in "bak bu eleman bizim şirketin değerlerine uygun biri demesi benim en azından o etabi dusunmememi sağlıyor" demişti.

Sen de kendi kafanda kurmussun bu torpil diye.
0
logisticsmanager
(18.09.25)
çok daha iyi adaylar varken, işi yapamayacak birisinin işe alınmasına torpil denmesi lazım bence. aynı seviyedeki iki adaydan tanıdık olanının işe alınması torpil olmamalı.
0
co2s2
(18.09.25)
Birini işe alma olayını tecrübe etmediysen böyle düşünmen normal.

Alacağın kişi kalır mı gider mi, öylesine mi girdi yoksa gerçekten burada kariyer yapmaya mı girdi, hırlı mı hırsız mı, sorumluluk sahibi mi vs gibi şeyleri işe alırken anlayamıyorsun çünkü herkes gibi en iyi hallerini sunuyorlar.

Ama biri şu kişi olur derse onunla çalışmak en azından bu saydıklarımı ve fazlasını düşünme derdini yok ediyor. Aynı zamanda referans olan kişiyi de biraz zan altında bırakacak bir durum. Kendisini zor duruma düşürecek adamı refere etmez kimse. Buradaki güven büyüktür dışarıdan sıfır bilinen kumar ile alınan.

Buradan sonrası kişisel tecrübelerim.

Ama ben şöyle yapıyorum işe alım sürecinde. Tanıdık mesela, refere edene abi şöyle ederim böyle ederim bak şu olursa bu olur diye göz korkutuyorum. Süreci uzatıyorum. Abi noldu diye arıyorlar ve bazen bir şeyler söylüyorlar. Mesela ya abi bu kızın çocuğu var ona bakmalı dul. Para lazım, her gün çocuğu okula götür getir yapıyor. Hızlıca halledelim. Abi işe girince nasıl halledecek okulu? Zaten uzaktan çalışma, o kadardan bir şey olmaz. Okulu 15 dakika uzaklıkta. Bunu başta da söyleyebilirdi. Veya abi haftada 3 gün hastaneye gidiyorum para lazım. Veya abi midye satıyorum bu işe ihtiyacım var.

Başka örnek, süreç 3-5 gün bile uzasa hemen arayan noldu niye cevap alamıyorum neyi bekliyoruz diye darlayanlar oluyor. Tanıdık biri var arada ama bu yüzsüzlük.

Benim bu kişi aracılığı ile sizi aradığımı biliyorsunuz değil mi?

Tanıdıklardan da deliler çıksa da büyük konforu yok sayamam.
0
Shepard
(18.09.25)
Patron şirketi diye tabir edilen küçük şirketlerde çok fazla.
0
runaway
(18.09.25)
yukarida yazilanlara ek olarak: torpilden kastin ne oldugu da onemli. mesela referans sistemi sadece ozel sektorde degil her sektorde var. sadece turkiye'de degil dunyanin her yerinde var. referans=torpilse oran %99 falandir. sizin soylediginizi ben torpil olarak gormuyorum. su an avrupa'nin en onemli kurumlarindan birinde calisiyorum, torpille girdim o zaman cunku daha once calistigim kisilerden referans aldim. iki kisinin ayni oldugu durum hemen hemen hic yasanmiyor. herkesin bazi artilari var, bazi eksileri var. bu durumda elbette tanidik olani seciyorlar. mesela burada karakter var. cok daha kalifiye biri olabilir ama bu kisiyle calismak nasil olur bunu hic degerlendirmiyorsunuz. bu cok cok onemli bir faktor. sadece kalifiye olmaya odaklanirsaniz calisma sureciyle ilgili olan kismi, karakter, sosyal yonleri kacirirsiniz. mesela calistigim kuruma cok kalifiye olan biri geldi, cok iyi okullar, sirketler ama referanssiz. is verildiginde ofleyip pofluyordu, bunu acikca belli ediyordu, bu nedenle kurumdan bazilari hastalik izni aldi. sonra da kovuldu zaten. bu kisiyle nasil calisabilirsin ki? insan iliskileri gelismemis, sosyal yonu gelismemis, takim calismasi yok, sabir yok, ogrenme istegi yok, iste bunlari veren genelde referanslar oluyor, cv degil.
0
Sour
(18.09.25)
(2)

kontrat tamamlanmasından birkaç gün önce operatör değiştirdim?

deartheodosia
eylül ayı faturasını zaten ödemiş olacağım ama kontratım 18’inde tamamlanıyorken ben 14’ünde operatör değiştirmiş oldum (12. ay eylül’de bitiyordu). taahhüt bozuldu falan denilmez değil mi? turkcell’den vodafone’a. birkaç yıldır turkcell kullanıyordum ama son paket 12 aylıkmış.
eylül ayı faturasını zaten ödemiş olacağım ama kontratım 18’inde tamamlanıyorken ben 14’ünde operatör değiştirmiş oldum (12. ay eylül’de bitiyordu). taahhüt bozuldu falan denilmez değil mi? turkcell’den vodafone’a. birkaç yıldır turkcell kullanıyordum ama son paket 12 aylıkmış.
0
deartheodosia
(14.09.25)
Denir. Cayma bedelini öğrenseydin önce iyi olurdu. Kullandığın kadar aylık fatura + varsa cayma bedelini daha sonra fatura edeceklerdir.
0
prole
(14.09.25)
son fatura döneminde taahhüt bozulmuş olmaz. ama zaten olsa da cayma bedeli kalan süreye göre hesaplanır. yani karşılaşabileceğiz maksimum ceza 1 aylık paketin normal ücretiyle taahhütlü ücreti arasındaki farktır.
0
gitdaddy
(14.09.25)
(2)

ön ödemeli kart satılıyor mu?

inveniam viam
parasını verip fiziksel kartı hemen alabileceğim bir ön ödemeli kart (debit card gibi) satılıyor mu?
parasını verip fiziksel kartı hemen alabileceğim bir ön ödemeli kart (debit card gibi) satılıyor mu?
0
inveniam viam
(11.09.25)
tabii. getir'de falan bile var galiba eve geliyor.
0
gitdaddy
(11.09.25)
papara, ininal, tosla, fups, bildiklerim.
0
inheritance
(12.09.25)
(15)

Yıllık izinlerinizi nasıl kullanıyorsunuz?

avatar is back
1- bir kaç gün şeklinde 6-7 defa almak2- 2’ye bölüp baba bir izin yapmak3- tamamını tekte alıp ultra mega tatil yapmak Benim 1
1- bir kaç gün şeklinde 6-7 defa almak
2- 2’ye bölüp baba bir izin yapmak
3- tamamını tekte alıp ultra mega tatil yapmak

Benim 1
0
avatar is back
(10.09.25)
hep 1. 3 gün izin alırım çarş perş cuma. 5 gün tatil yaparım.
0
gitdaddy
(10.09.25)
Sinav, aile yani ziyaret ve arkadaşlarla Cuma'dan birleştirme olunca 1-2 gün şekilde oluyor. Yurt dışı tatili olunca 1 hafta ya da uzeri şeklinde 2-3 defa kullanıyorum.
0
Amaranta ursula
(10.09.25)
Şirket 2 hafta kapalı oluyor. Onun dışında köprü tatiller var. -15’teyim; hala izin gir diye baskı yapıyorlar. Ne biçim bir şirketse :)
0
auroraaurora
(10.09.25)
1
0
isiaha
(10.09.25)
2.

biri aile ziyareti birinde uzak bir yere yurt disi gezisi.
0
sonsuz
(10.09.25)
genellikle 5'er 5'er kullaniyorum ama arada 2'ser 3'er de kullandiklarim var. hic 1 haftadan uzun almiyorum. toplam 25 gun.
0
lemmiwinks
(10.09.25)
Karisik. Yil icinde 1-2 kez 1-2 gunluk alirim. Sonrasinda da 2 kez 2 haftalik izin alirim. Toplam 30-35 gunu bulur.
0
sey mi dostum
(10.09.25)
1
Çok uzun izin alınca ekipteki diğerleri de zor durumda kalabiliyor, ayrıca işten çok uzun ayrı kalımca dönmek zor oluyor
0
mor oje
(10.09.25)
2 yada 3
0
cooperr
(10.09.25)
28 gün yıllık iznim var, cumaları kullanırsam bakiyeden 1 değil 2 düşüyor.

bu sebeple:

6 günü yaz bir yaz tatilinde kullanıyorum.
6 günü kurban ya da ramazan bayramı sonrasında kullanıyorum.

2-3 günü 23 nisan, 19 mayıs, 15 temmuz, 29 ekim, 30 ağustos, 31 aralık vb. resmi tatillerin ucuna sonuna ekliyor tatili uzatıyorum.
0
a darkness coming
(10.09.25)
Işlerin durumuna bağlı olarak 1 ve 2
0
pembediken
(10.09.25)
yillik 42 gunluk iznim var. hicbiri degil. yilda genelde 3 hafta aliyorum butun olarak aliyorum. kalanini da 1. maddedeki gibi aliyorum.
0
Sour
(10.09.25)
benim 18 gün iznim oluyor.

yaz için: 5 gün izin (9 güne kadar çıkıyor tatil iki hafta sonu ile)
kış için: 3 gün (hafta sonu ile beraber 5 gün oluyor) bunu 3 kez filan yapıyorum genelde yurt dışı seyahatleri için.
bir de resmi tatillerle birleştirdiklerim oluyor 19 mayıs, 29 ekim gibi.
0
elektr10
(11.09.25)
2 hafta (10 gün) bir kere, 1 hafta (5 gün) bir kere, bazen de bayram bağlamak içim bir kaç gün.
0
inheritance
(11.09.25)
hangi seçeneğe girer bilmiyorum ama şöyle yapıyorum: iznim çok birikti (60küsür). ama buna rağmen tabi ki hepsini tekte alamıyorum. son birkaç senedir sene içinde ayrı zamanlarda 1 + 1 hafta alıp sonra da 2 şer 3er şeklinde yıl içinde izin alıp kullanıyorum. ctesileri tatilden sayılmıyor bizde en sevdiğim şeylerden biri
0
chanandler bong
(11.09.25)
(8)

Transit Vizeli Uçuşlar

panda yuva yapmis sogut dalina
Transit vizeli uçuşlarda pasaport kontrolüne giriyor muyuz?"Türk vatandaşları, giriş terminalini değiştirmemek, pasaport kontrolünden geçmemek ve ülkede 24 saatten fazla kalmamak koşuluyla..." Hiç tecrübem olmadığından soruyorum.
Transit vizeli uçuşlarda pasaport kontrolüne giriyor muyuz?

"Türk vatandaşları, giriş terminalini değiştirmemek, pasaport kontrolünden geçmemek ve ülkede 24 saatten fazla kalmamak koşuluyla..."

Hiç tecrübem olmadığından soruyorum.
0
panda yuva yapmis sogut dalina
(10.09.25)
saçma ama havalimanından havalimanına değişiyor diye biliyorum. hangi havalimanındaysa orası özelinde araştırmanız lazım.
0
gitdaddy
(10.09.25)
net rota ve havalimanı söylemeniz lazım.

kimi havalimanında terminaller arası metroyla gidiliyor, kimisi gece kapanıyor vs.vs.
0
brkylmz
(10.09.25)
3-4 saat kolombiya'da kaldim, oradan aktarmali ucusla peru'ye gectim.

tekrardan xray cihazindan gectim ama pasaport kontrolü sifir. ne kolombiya'ya girerken ne de cikarken oldu.
0
sonsuz
(10.09.25)
benim tecrubeme gore de havalimanından havalimanına değişiyor. dublin ve frankfurt'ta herhangi bir pasaporttan gecmedim aktarma sirasinda (hatta frankfurtta xrayden bile gecmedim) ama londra'da pasaporttan gecmemek gibi bir secenek yoktu geldigim ve gittigim yerden bagimsiz olarak.
0
hot potato
(10.09.25)
Chengdu Tianfu Havalimanında 12 saat civarı bir bekleme sürem olacak. Vietnam-Çin(transit) Türkiye gibi

Havalimanı Beijing Capital de olabilir(Transit süresi daha az) buranın kodu sanırım PEK
0
🌸panda yuva yapmis sogut dalina
(10.09.25)
çok yaptım; havaalanından çıkmadığınız sürece gerekmiyor. çoğu kişi böyle seyahat ediyor zaten.
0
deartheodosia
(11.09.25)
"havaalanından çıkmadığınız sürece gerekmiyor" genellemesi kesinlikle yanlis.
0
hot potato
(12.09.25)
UK'de her sekilde geciyorsunuz. Istanbul Havalimaninda gecmiyorsunuz mesela.
0
alice in potatoland
(12.09.25)
(7)

Ameliyat sonrası psikolojik sıkıntılar hakkında

dedeminhirkasi
Daha önce böyle bir soru sormuştum ama maalesef pek bir gelişme yaşamadım bu durumla ilgili. Psikiyatri yada psikolog mu bilmiyorum fakat gitmekten başka bir seçenek yok gibi. Olay ise annemin ameliyatı ve bana söylediği sözden kaynaklı bir tetiklenme durumu oldu sanırım. Konu:Dostlar merhaba,Annemi
Daha önce böyle bir soru sormuştum ama maalesef pek bir gelişme yaşamadım bu durumla ilgili.
Psikiyatri yada psikolog mu bilmiyorum fakat gitmekten başka bir seçenek yok gibi. Olay ise annemin ameliyatı ve bana söylediği sözden kaynaklı bir tetiklenme durumu oldu sanırım.

Konu:

Dostlar merhaba,
Annemin kalp damarlarının çoğunun tıkalı olması nedeniyle yakın zamanda kendisi ameliyat oldu. Bu ameliyat sürecinin başlaması benden kaynaklı. Mide ağrısı sonrası kustuğundan bahsedince kardiyoloji bölümünden randevu aldım. Gitmemek için çok direndi. "Benim bir şeyim yok" diye diye zorla götürdüm ve muayene sonrası anjiyoda 4 damarinin %70 üzerinde tıkalı olduğu ve bu zamana kadar kalp krizi geçirmemiş olmasının büyük şans olduğunu ileterek hızlı bir şekilde bypass ameliyatı olması gerektiğini ilettiler.

Bu süreç sonrası oturduk ailece konuştuk. Ameliyat olmak istediğini, başka hastanelere de gitmek istemediğini söyledi.
Ameliyat sonrası yoğun bakıma alındı. Yoğun bakımdayken uyandırıldigi haberini alınca görmek için yanına gittik. Benim girmemi istedi ailem. Normalde korkak bir adamimdir bu tarz şeylere dayanamam ama benimde içimin rahat etmesi için annemi görmek istiyordum.
Yoğun bakımi ben filmlerde gördüğümüz gibi sanıyordum. Fakat oraya girdikten sonra 4 hasta vardı içeride. Hemşire işte anneniz karşıda değince şok oldum. Annem uyanmış ama resmen acı çekiyor. Saçı başı dağılmış. Çok kötüydü görüntüsü. Herkes inliyordu. Yani nasıl anlatım çok berbat bir andı benim için. Ağlamamak için kendimi zor tuttum annemin yanında. Yanına yaklaştım beni tanıdı. Bana dedi ki "oğlum bana neden bunu yaptın" bu sözü unutamıyorum. Şükür şimdi iyi, o söylediği laflara gülüyor, "acı çekiyordum ne bilim ne söylediğimi" diyor, fakat bu söz aklımdan çıkmıyor. Geceleri özellikle uyutmuyor. Yatakta dönüp duruyorum. Flaş şeklinde patlıyor gözümde o konuşması uykudan kaldırıyor.
0
dedeminhirkasi
(09.09.25)
sizin için çok travmatik bir deneyim olmuş ve etkilerini de ağır yaşıyorsunuz. bilmiyorum ekşi duyuru'da nasıl bir cevap bulmayı umuyorsunuz ama bir uzmana görünmeniz lazım. başka bir yolu yok.

psikologa gitmemenizin bir sebebi var mıydı? maddi vs.?
0
gitdaddy
(09.09.25)
tek sorun o cümle ise çok takılma hocam. ameliyattan fayda gördüyseniz işin iyi tarafına odaklanmak daha doğru olur. bir kaç ay evvel büyük bir ameliyat geçirdim yoğun bakımdaki ilk saatleri hiç hatırlamıyorum sonrasında bi 5-6 saatten de sadece hayal meyal görüntüler var. arkadaşım gelmiş kıyafetini falan bambaşka hatırlıyorum mesela. söylediklerimin, konuştuklarımızın yarısından çoğunu hatırlamıyorum bile.

fakat hayatımı çok etkiliyor diyorsan da bir uzmana görünmekten başka yol yok tabi.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(09.09.25)
ameliyat oldunuz mu hiç? ameliyat sonrası yoğun narkoz etkisiyle sıkıntılı durumlar oluyor. ağır ameliyat sonrası (kalp, beyin vb.) hastalarda yoğun psikolojik değişiklikler oluyor. bu beklenen bir durum. ama beklenti sıkıntının annenizde olması ancak sizde travmatik bir durum oluşmuş.

@kanatlı kontun müşfik öpücüğü +1 eğer durum sizin hayatınızı normal devam ettirmenize engelse psikoloğa gidebilirsiniz.
0
mikahakkinen
(09.09.25)
ben bu duyuruyu daha önce de okuduğuma eminim. bu kadar zaman sonra hala aynı şeyi kafaya takıyorsanız belki size de bi uzman desteği gerekiyodur.
0
elorelia
(09.09.25)
anestezi altında denilenin hükmü olmaz.

takılmanıza gerek yok.

o an acı çekmiş söylemiş, olabilir. acı çekerken hepimiz neler demiyoruz ki. siz doğru olanı yapmışsınız.

kalp krizi geçirip yoğun bakıma girse neden beni ameliyat ettirmedin de diyebilirdi.

ayrıca kendisi yetişkin. istemese ameliyat olmazdı.

psikolojik sıkıntı sizin sanırım. çok zorluyorsa psikolojik destek alın. belki başka bir korku vs. tetiklenmiş olabilir.
0
gurur
(09.09.25)
çok geçmiş olsun, o söz, size bakım veren, duygusal ve fiziksel anlamda birinin ağzından acılar içindeyken o dökülmüş ağzından. kim bilir nereye dokundu. ben desek almanızı öneririm, münkünse iyi bir emdr uygılayıcısına gidin.
0
damba
(10.09.25)
eğer çok özel değilse hangi hastanede oldu anneniz ameliyatı?
ben o kadar çok yoğun bakıma girdim ki hastanelerde öyle inleyen insan görmedim hastalar zaten hafif uyutulur yoğun bakımda, aynı şekilde 4 damarı değişen dedeme hemen uyandığı gibi girdim, 4-5 saat sonrasında girdim akşamında girdim hiç öyle ağrısı yoktu, yine keza başka hastalarımda oldu bypass olan çok yakınlarım aynı gün girdim ne o ne başka yatan hastalarda tek bir ağrı belirtisi olmamıştı, ben kendimi hatırlıyorum yoğun bakımda sonrasında ağrım yoktu.
anestezi etkisi ile söylenmiş şeyleride dikkate almamak gerek ama hastaneyi çok merak ettim açıkçası devlet miydi ki?
0
eja
(10.09.25)
(6)

Bu ne tarz bir hasar? (Araba)

yadigar
Tamir esnasında kaportacıda çekilmiş. Sürtme mi, çarpma mı? Boya mı, lokal boya mı? Başka sorunu yoksa bu araç alınır mı? Alınırsa, hasarsıza göre ne kadar az ödenir? (Tramer yok)https://hizliresim.com/nuftugz
Tamir esnasında kaportacıda çekilmiş. Sürtme mi, çarpma mı? Boya mı, lokal boya mı? Başka sorunu yoksa bu araç alınır mı? Alınırsa, hasarsıza göre ne kadar az ödenir? (Tramer yok)

hizliresim.com
0
yadigar
(09.09.25)
Yandan girmişler arabaya, sürtme böyle olmaz.
0
muhayyer divan
(09.09.25)
surtme degil carpma +1

marspiyel benim icin onemli, kapinin altindaki kisim. Kapi degisse kafaya o kadar takmam ama marspiyel ile oynanmissa beni bozar ki bundan oynanmis. Bence bu aracta arka sag lastikte de bazi tamirler yapilmistir cunku tam o kose hasarli.

ben olsam almam bunu.
0
cooperr
(09.09.25)
galericiye sorarsan çıtır hasar, sigorta şişirmesi. hehe
0
Batuhanolabilir
(09.09.25)
Satıcı tamirli fotosunu göndermiş kazalı hâlini değil dolayısıyla bana güven vermez. Ama iyi bir ekspertize sokulup alınabilir fiyatı uygunsa. Şase de işlem varsa almayın ama.
0
mirty
(09.09.25)
kazalı halinin de fotoğrafı istenip bakılabilir.

bu fotoğrafı paylaşmayan insanlarda büyük bir kolpa olduğunu düşünüyorum. hepimiz şurda arabayı azcık bi yere sürtsek elli açıdan fotoğrafını çeken insanlarız. herkeste arabasındaki hasarın öncesi ve sonrası vardır. yoksa yalan vardır.
0
gitdaddy
(09.09.25)
airbag açmadıyssa ne olacak ki bundan.

arabanın şasesinde bir problem yoksa, airbagde sorun yoksa, fiyatı da kazasız gibi değil daha düşükse alınır binilir.

bu dış karosel hepi topu bikaç milimlik kaplama. amma abartılıyor canım ülkemizde.
0
gurur
(09.09.25)
(25)

İçki içmenin havalı tarafı nedir?

i wanna go back
Şöyle bir gözlemim var: İçki içmeyi Türkiye'de insanlar havalı bir şey olarak buluyor.Sağlığa zararlı olduğu bilinen ve uzun vadede vücuda hasar veren ve ülkenin çoğunluk inancına göre de yasak olan bir kimyasal maddenin havalı olan tarafı nedir?Ben inançlı bir insan değilim, çok nadiren (yılda 2-3)
Şöyle bir gözlemim var: İçki içmeyi Türkiye'de insanlar havalı bir şey olarak buluyor.

Sağlığa zararlı olduğu bilinen ve uzun vadede vücuda hasar veren ve ülkenin çoğunluk inancına göre de yasak olan bir kimyasal maddenin havalı olan tarafı nedir?

Ben inançlı bir insan değilim, çok nadiren (yılda 2-3) bir kadeh şarap, prosecco veya şampanya içerim ancak havalı bir şey olarak düşünmem hatta bana saçma geliyor.

Ama insanımızda genel algıya baktığımda havalı buluyorlar ve "ağğbbbiii rakı ya" "offf buz gibi bira" "şarap kadehi ve atıştırmalık pozları" gibi örnekler görüyorum ve bana aşırı itici böyle bomboş, çiğ karakterler gibi geliyorlar.

Aynı zamanda içkiye düşkün insanları da basit, boş karakterler olarak görüyorum milliyeti fark etmeden. Alkolik olmasa bile haftada 2-3 gün içenler bile bana öyle geliyor öyle hissettiriyor.

Sizin sosyolojik tespitleriniz ve görüşleriniz nelerdir?
0
i wanna go back
(06.09.25)
"ülkenin çoğunluk inancına göre de yasak olan"
yasak olan şey havalı gelir. Herkes özgürce yapabilse bu dediğin olmazdı. Mesela İngilterede müzikalde standupta trende sağda solda bira içmek çok normal. Kimse fotosunu instagrama koymaz ama koyarsa işten atılmaz mesela. Türkiye'de adam inanmadığı bir kutsal gün instagramda hikaye paylaştığı için işinden atıldı mesela.(pegasustan atılan adam olayı) Böyle olursa insanlar da tersini göstere göstere yapmaya çalışır.

Aynı şey sokakta ibadet edenler için de geçerli. Sen onun ibadetine karışırsan o da göstere göstere yapmaya başlar.
0
nhk ni youkosu
(06.09.25)
Sosyalleşmenin kolay yollarından biri, içki etrafına gerek pubda gerek evde gerek açık havada kolay toplanılıyor fakat sosyalliğin ana amacının içki olması bana tuhaf geliyor.Hadi toplanalım içeriz düşüncesi.

inançsız biriyim yazın ayda 1-2 bira içerim
0
grimavi
(06.09.25)
Ergenlikte sigara içmek havalı gelebilir ama içki için ilk defa böyle bir tabir duyuyorum. 35 yıldır içiyorum hiçbir zaman havalı olarak gören birine rastlamadım. İç içmeni çok fazla sebebi var en başta bağımlılık. Daha sonra sosyal meseleler. Ortam gerektirir bazen. Bazen cesaretlenmek için gerekebilir. Bazen sırf üzüntüden bazen de tam tersi kutlamak için ya da neşeden içilebilir. Ama alkol alayım havalı görüneyim diye bir şey duymadım ben.
0
ground
(06.09.25)
nhk+1 kim havalı dedi? 16 yasında icki içen ergenler mi size böyle lanse etti? onlar için havalı evet. güzel bi eventtir, övülebilir. rakı sofrası denen ortam diğer yemeklerden farklıdır. buz gibi içmeyi sevdiğiniz diğer içecekler gibi düşünseniz düşünmeye gerek kalmazdı siz orda alkole takılıyorsunuz buz gibi su, kola, limonata da güzel ama bira denince tırmalıyosa nhk+1 again
0
ala09
(06.09.25)
Ben kendimi bildim bileli içerim. Hiç öyle havalı bir şey olduğunu da, hava atmak için içildiğini de düşünmemiştim.
Öyle miymiş?
Ayrıca dini saiklerle veya değil, ağzına içki koymayan arkadaşlarım da var, kırk yılda bir içeni de var.
Ama içenleri basit, boş karekterler olarak göreni de hiç görmemiştim.
Tuhaf.
0
Mirket
(06.09.25)
öncelikle bir şeyin havalı olmasıyla, sağlığa ve vücuda etkisi arasında ters korelasyon var desek yeridir. tehlikeli sporlar havalıdır. risk alınan ticari hamleler havalıdır. o yüzden "bu zararlı ya, neden havalı ki" argümanını hemen bağlamdan çıkartmamız lazım. havalı != makul olan. aksi halde zaten bulgur pilavı yiyip, devlet memuru olmak ve belediye parkında hızlı yürüyüş yapmak havalı olurdu.

öte yandan her kesimde havalı değil. anadolu'nun pek çok yerinde havalı değil, aksine dışlanabileceğiniz bir şey. seküler, batı türkiyesi için yer yer havalı denebilir. çünkü özenilen batı kültürünün önemli bir ögesi. bu ilk sebebi bence.

ikinci sebep olarak da, bir tür sınıfı da gösteriyor. iyi içki kültürü olan, iyi içki mekanı olan insanlar yüksek bir sınıfı temsil ediyor. hem maddi durumları görece iyi, hem (bir şekilde) entelektüel seviyeleri görece iyi. bu da bu eylemi havalı yapıyor. yoksa kimse merdivenaltı bir mekanda kolonyaya benzeyen ev yapımı rakı içen alkolik amcayı romantize etmiyor. instagram'da lüks bir ortamdaki, güzel görünen kokteylleri görüyoruz.

kendi perspektifimden: ben haftada 2-3 içki içiyorumdur. evimde içki yok ama çok sık pub'a giderim. pub kültürünü hoş buluyorum. arkadaşlarımla yazın bira eşliğinde, kışın garip guçuk denediğimiz içkilerle sohbet etmeyi seviyorum. hem tatlarını seviyorum, hem ertesi gün iş yoksa kafamın hafif high moduna geçmesini seviyorum, hem ortamın sıcaklığını seviyorum. başka insanlarla sosyalleşmek için de iyi bir ortam olabiliyor.
0
gitdaddy
(06.09.25)
Yok. Havalı bir tarafı yok. Sigaranın da yok. Çayın da yok. Binaenaleyh, bir şey yemenin/yememenin, içmenin/içmemenin havalı bir tarafı yok esasen.

Bugün filmler, kitaplar, diziler, videolar, klasik ve sosyal medya b.k yemeyi "cool" bir şey olarak gösterirse, insanlar öyle olduğunu düşünecek.

Olayın bir kapitalizm boyutu var. Bir ürünü satan o ürünün vazgeçilmez olmasını ister. Burası cepte zaten.

Diğer taraftan, insanlık kendi tarihi boyunca uyuşturucu, uyarıcı ve keyif verici maddeleri hep kullanmış.

Birçok din, mezhep ve pratik; bunları ritüellerinde kullanmış. Yine birçoğu bunları yasaklamış.

Şahsen bu devirde insanın hem uzun vadede sağlığına zarar veren, hem kısa vadede muhakemesini bozan hem de cebini yakan bu tarz alışkanlıkları rasyonel/aklıselim görmesi mümkün değil. Ama nefis taşıyan insanlarız. İlla ki kendinize zarar veren alışkanlıklarımız olacak. İlla ki zararlı zevklerimiz olacak. İnsanız.

Ben kullanmıyorum, gereksiz buluyorum. Sigaraya ise daha da karşıyım çünkü edebiyle içen insan beni rahatsız etmezken, edebiyle sigara içen yine zehirliyor beni...
0
yadigar
(06.09.25)
Mobilden Ekleme:
Bir şeyin "yapılış şeklinin" havalı olması gerçeği var bir de. Bir insan rakıyı, sigarayı, kahveyi yahut çayı çok havalı bir tarzda içebilir. Yahut ceketini çok havalı bir şekilde çıkarabilir. Topu çok havalı bir şekilde sürebilir.

Atatürk'ün sigara ve alkol kullanmasına üzülürüm mesela. Adam cool. E rol model aynı zamanda. Haliyle etkilenir insanlar. Ama mesela Bizimkiler dizisindeki güzel insan Cemil Abimizin içtiği sigaradan, biradan kimse etkilenmez.
0
yadigar
(06.09.25)
Şöyle bir gözlemim var: kahve içmeyi Türkiye'de insanlar havalı bir şey olarak buluyor.

al ben de böyle görüyorum.
0
patronaj1
(06.09.25)
Bence havalı bir tarafı yok. Kahve uyku falan açıyor veya bir enerji veriyor. Alkol tamamen işlevsiz. Zaten yeni jenerasyon pek alkol almıyor
0
runaway
(06.09.25)
Toplum baskısı ve yasaklara karşı alaycı, antisosyal bir davranış modeli benimseme ile alakalı.
Sigara içilen ve içilmeyen bölüm yapılıyor; bütün sigara içenler sigarasız bölüme oturuyor :)
Ailede eğer içki kötü gibi bir baskı kuruluyorsa aynı davranış modeli de burada devreye giriyor. Halbuki içki bu kadar öcüleştirilmese ve kişinin kendi iradesine bırakılmış bir içecek gibi görülse belki de bu kadar cazip gelmeyecek özenen kişiler için; onlar için yasakları delecek bir aykırılık alanı çünkü. Halbuki dünya geneline bakınca her gün soda, su gibi içenler var bu normal karşılanıyor. Normal bilinçli tercih edenler ve bağımlı olanlar bu genellemenin dışında elbette.
0
titanic kemancısı
(06.09.25)
İçki içiyor olsaydın insanların bunu havalı bir şey gibi gösteriyor olduğunu düşündüğün şeyin havalı gibi görünmek olmadığını anlardın.

Senin tespitin içki içmeyen insanlara olan "hayattan keyif almayı bilmeyen insan" bakışıyla ve buna maruz kalmakla ilgili.

Ve evet, içki içmeyen bir insan hayattan keyif almayı bilmiyordur. Hayattan keyif almak havalı bir şey mi diye tartışabiliriz belki, o konuda haklı çıkarsın, havalı bir şey.
0
Bruce
(06.09.25)
Muhafazakar kesimin alkolü havalı bulduğuna inanıyorum. Yoksa alkolsüz içecekler şampanya gibi patlatılmaz, videolara çekilmezdi.

Dümdüz insanlar için sudan farkı yok. Mesela çay için de “tavşan kanı” deniyor. “Buz gibi bira”dan ne farkı var?

Not: Sosyal içiciyim, alkolik sevmem.
0
ruhen hastayim ben
(06.09.25)
Hocam Türkiye'de bunun birkaç sebebi var. Öncelikle resmi uyarıyı yapalım. Alkol sağlığa zararlıdır, uzak durun.

1-Türkiye'de genel sosyolojik yapının tersine hareket etmeyi oldukça havalı bulan bir kesim var. Bu sadece içkiyle alakalı değil. Mesela domuz eti yemeyi de çok cool bulan bir kesim var. Toplumun geneline ters gelen giyim tarzlarını da cool bulanlar var ya da türk kahvesi yerine 3rd wave kahve içmek gibi gibi... Avrupa'da hiçbir arkadaşımın domuz yemek üzerine saatlerce konuştuğunu duymadım. Türkiye'de özellikle beyaz yaka kitlede böyle bir konu var. Konu yani bu bunu konuşuyorlar özellikle yurtdışına gidip dönünce.

2-Fazla para harcamayı cool bulan bir kesim var. Bunlar da adisyonla övünüyor. Gittikleri mekanla övünüyor. Tabii içki de bunun en temel göstergesi oluyor onlar için.

3-Türkiye'de insanlar hayattan keyif almayı bilmiyor. Birçok insanın tek eğlencesi haftasonu avm gezmek, cuma & cumartesi akşamları da mekan gezmek. Ellerinde sadece bu olunca bu konuyu bir şova dönüştürmeyi seven bir kitle de var. Mesela Almanya'da insanların bir sürü uğraşı var. Hobi kulüpleri var, ilgileri var. Spor yapıyorlar, geziyorlar, özellikle bahçecilik ve doğayla uğraşıyorlar. Onlar için bunlar daha havalı sosyal aktiviteler. Bizde böyle bir kültür yok.

4-Bu kuşaklar arasında da farklı algılanan bir konu. Mesela bu bahsettiğiniz konu y kuşağına ait bir alışkanlık. Z kuşağı ise bunu uncool buluyor. Son dönemde sağlıklı yaşam trendi yükselişte. O yüzden özellikle avrupa ülkelerinde kendine iyi bakmak, longevity odaklı vb gibi alışkanlıklar daha havalı bulunuyor. Ama Türkiye trendleri geriden takip ediyor. Yani 2000'lerin, 90'ların o kendini dağıtan gençlik kültürü, umursamaz yaşam tarzı Türkiye'ye daha yeni geldi. Ama görün bakın önümüzdeki yıllarda türkiye'de bunu uncool bulan insanların oranı artacak.

Bir örnek, mesela katıldığım bazı parti ya da davetlerde y kuşağı pancara dönerken, z kuşağı genelde daha sağlıklı yaşam trendi sebebiyle daha kontrollü gidiyor. Ya da hiç içmiyor.

5-Aslında konu cool bulmaktan ziyade insanlar bunu kimliklerinin bir parçası olarak alma eğiliminde Türkiye'de. Tuhaf olan da bu.
0
anten
(06.09.25)
İçki içilen yerlerde, ya da yöresinde yetişen yerlerde standart bir davranıştır. Günlük ya da benzeri bir sürecin parçasıdır. Örneğin trakyada standart bir olaydır kimse havalı ya da havasız bir olay dahi görmez. İçen içer içmeyen içmez.

Bunun olmadığı ve genelde de anadolu taşrasında yetişen köylüler büyük kentlere falan gittiğinde standart içki içilen durumların bile başkalarınca havalı bulunduğuna ilişkin bir zana kapılıyor genelde. Bunlar içkiye genelde alkol almak diyen tipler olur. Normal içli İçen kişilerin inanın bu durum hiç umrunda değil. Belki yeni başlayan çoluk çocuk için havalıdır 20 yaşında tipler için falandır ona bir şry diyemem. Onlara yasak olan her şey havalı zaten.
0
sanal hayvan
(06.09.25)
Aynı şeyi sigara hatta "madde" için dahi düşünüyorum, bu tür kullanımların çok büyük çoğunlukla televizyon ve sosyal medya üzerinden yaygınlaştığını hatta özendirildiğini düşünüyorum ben. Vaktiyle sigara için bizzat doktorların "faydalı" dedikleri reklamlar yayınlanmıştı mesela. Eskiden alkollü içecek, sigara reklamları vardı. Bu hatta estetik operasyonlar için de geçerli, gözlerin bazı görüntülere alıştırılması mesela.

Bu da nasıl yapılacak, elbette havalı olduğu, bir üstünlük verdiği hissi oluşturulacak şekilde unsurlar kullanarak yapılacak. Özellikle benim çocukluğumda sigara alkol kullanımı kullanan kişiye tam bir özenilme, imrenilme katan şeylerdi, bir evde viski varlığı o ailenin zengin olduğu fikri vardı, daha çok değer veriliyordu falan.

Yani bir havalı olma durumu varsa bence çok büyük çoğunlukla havalıymış gibi yansıtıldığı içindir. Böyle yansıtılmazsa talep görmez, talep görmeyince tüketilmez ve varlığı sürdürülemez çünkü.
0
muhayyer divan
(06.09.25)
Benim gözlemime göre tek başına ya da yakın çevresiyle güvenli ortamda rahatlamak için içen insanlar genelde sohbeti güzel, iyi, güvenilir oluyorlar. Havalı diyemem ama yüzyıllardır İstanbul'da süregelen bir gelenek bu aksamcilik dediğimiz şey. Böyle de bir gerçek var.
0
sekizdokuzon
(06.09.25)
Keyif verici maddedir,
haftada iki üç gün icen bagimli olmustur,

birakmak boşluga düsurur.
0
designer
(06.09.25)
içki içmek havalı değil.
türkiyede muhafazakar olmamanın bir sembolü olarak göründüğü için bazı kişiler içki içtiğinin altını çizmek isteyebilir. bazı çevrelerde içki içmek özgürleşmek, zincirleri kırmak, yasakları delmek gibi algılanır ve havalı olur.
küpe takan erkekler, dövme yapan insanlar gibi...

ben içki içmeyi havalı bulmuyorum ama "ağğbbbiii rakı ya" "offf buz gibi bira" diyorum.
çünkü rakı ve bira seviyorum. biranın zaten sevdiğim tarafı soğuk içmenin en çok zevk verdiği içeceklerden birisi olması. kola ve maden suyu da soğuk içilir ama bira daha geç soğuyor ve soğuk içecek hissiyatını daha dolu dolu veriyor. işin ilginci soğuk içecek hissini dolu dolu veren bir başka içecek de ayran :)

bence içki içmenin havalı olmasına veya havalı bulan kesimin varoş olması konusuna fazla kafa yoruluyor. ben de mesela bu tartışmayı abes buluyorum. havalı bulan da bulabilir yani, havalı bulmak biraz ergen hareketi gibi geliyor bana veya yukarda yazdıgım gibi muhafazakar çevreden olmadıgının altını çizmek gibi geliyor. bu da muhafazakar çevreden çıkmayı tam olarak başaramamış kişilerde biraz kötü duruyor, bunu kabul ediyorum.

yani öyle kızlar tanıyorum ki, annesi eve kaçta geleceğini söylüyor, bakire ve gayet muhafazakar bir hayat yaşıyor, ama instagramda daha düzgün tutmayı beceremediği rakı kadehi ile poz veriyor. bu kötü evet. ama yine de ben "ağğbbbiii rakı ya" derim çünkü rakı müthiş bir içecek. bunu ayrıca konusuruz :)

edit: ekleme yapmadan edemedim ama bu tartışmalar cidden belli bir yaşın üzeri için çok boş geliyor. şöyle ki, içki içtiğini belli etmek bir gruba ben de sizdenim imajı verebilir, içki içilen ortamlara beni de çağırabilirsiniz mesajı verebilir, zira içki içilen ortamda içki içmeyen birisinin olması hoş olmuyor.
ama dediğim gibi belli bir yaş üzeri için çok saçma, çünkü bir kere 35-40 yaşından sonra hiç bir şey havalı gelmiyor :) kimse kimseyi umursamıyor. ayrıca içki daha dikkatli tüketiliyor, hem sağlık açısından hem de içip sapıtmamak açısından daha az tüketildiği için hava mava kalmıyor.
çok yukarlarda yazdıgım gibi bu konuyu tartışmak bile tuhaf. havalı bulan bulsun :)

edit2: yorumları okudum, güzel cevaplar var ama bruce'a katıldıgımı yazmadan edemicem. "Ve evet, içki içmeyen bir insan hayattan keyif almayı bilmiyordur."
hiç içki içmemek bana da hayatın sundugu bir zenginliği tatmayı reddetmek gibi geliyor. kimse alkol yüzünden sağlığından ve ilişkilerinden olmasın, alkolik olmasın ama içki içmek gerçekten keyifli bir hayat aktivitesi. bu da var olan bir gerçek. sıcak yaz akşamında buz gibi bira içip sohbet etmenin keyfi ayrıdır. veya güzel mezelerle rakı içip anason kokulu sevgiliyi ağzından öpmek falan güzel şeyler :)
0
abelardo
(06.09.25)
ya sen türkiye'ye ne bakıyorsun. türkiye'de insanlar eli yüzü düzgün bir restoranda makarna yesin, onu bile instagram'da paylaşır, üç gün anlatırlar 'off geçende bir makarna yedim' diye. tamamen yokluk ve eziklikten. bunun da temelinde ekonomi yatıyor.

avrupa'da birayı kiosk'tan alıp yürürken falan içiyorsun. suyla aynı fiyat. şarap desen kola fiyatına. al parkta bankta otururken iç. o kadar değerli bir şey değil. insanlar kolayca erişebiliyor. herkesin istediği zaman ulaşabildiği bir şeyle hava da atamazsın haliyle.

rakı romantizmini bunun dışında tutuyorum. o bambaşka bir gerizekalılık seviyesi. parayla pek ilgisi yok.
0
sir gawain
(06.09.25)
Ben bu tripleri çok anlamıyorum. Hocam kendiniz demişsiniz zaten. Alkol ülkede tabu. İnsanlar neyi havalı görsün çay içmeyi mi?

Söylediklerim kulağa agresif geldiyse özür dilerim ama "havalı" denen şeyin özü zaten bu. Neyine şaşırdınız ki?
0
akhenaten
(07.09.25)
avrupada da alkol normal, ot falan yasak.

onlara onu kullanmak havalı geliyor.

yani dedikleri gibi ney tabu, yasak, tü kaka, özgürlük göstergesi, büyümüşlük göstergesi vs. ise ona hevesli oluyor olabilirler.

bu arada ben de alkol içerken hiç havalı göründüğümü düşünmemiştim.

sokakta beypazarı sodamı yudumlarken daha çok havalı hissediyorum.
0
ananiyimioguz
(07.09.25)
Hayır yok.

En uyuz olduğum ve eleştirdiğim konulardan biridir, içki içmeyi havalı görünler. Üfff bir biçim, hatırlamıyorum diyenlere anlam veremiyorum. Lan hatırlamıyorsun dün eğlendiğini ne kadar saçma.

Birde üfff çok dertliyim ya, sevgilimden ayrıldım gidiğim rakı içeyim, iki bira içeyim diyenlere de uyuz oluyorum.

Yürüyün gidin lan. İçki dediğiniz millattan önce süregelen bir içecek.

Pandemi öncesi içki içmezdim, yurtdışı gezilerim çok güzel geçerdi. Pandemide ilk kez içki içtim, şimdi yurtdışı gezilerimde içki içiyorum. Gene güzel geçiyor.
0
put it in your appropriate place
(07.09.25)
icki icmek 20 yas altindaysan havali olabilir. cunku insan merak ediyor. 20 yas ustu icin pek bir esprisi yok.
18 yasinda bir kere sarhos oldum, kufelik. o seviyeyi denedikten sonra bir daha ona yaklasmadim, cunku gerek yok.

belli bir yastan sonra da is biraz rahatlamak icin "ihtiyaca" donuyor.
ben arada bir agri kesici ya da kafa dinlendirici olarak kullaniyorum.
herseyin asirisi zarar. ama "beyler alkolden kesinlikle uzak durun" demem.
zaten akli basinda olan bir bireyin boyle bir uyariya ihtiyaci yok.
sigara cok cok daha zararli.
0
cooperr
(07.09.25)
"ülkenin çoğunluk inancına göre de yasak olan"

Havalı olduğunu düşünmüyorum ama konu bu zaten. Yasaklar her zaman cazip hale getirir ama inançlılar, inanmayan herkesi her alanda kendi inançlarına zorlamak ya da inanmayanları baskı altında hissetmek yükümlülüğünde hissediyorlar. Bunlara direnç gösterip var olduğunu gösterme çabası haline dönüşüyor içki konusu da. Yoksa herhangi bir "havalı" tarafı yok.

Bu ülkedeki dini baskının %1'ini dincilere yapsan "28 şubat ühü ühü" ile pala ile sokaklara çıkıp insan yakmak arasında dönüş olur. Tebliğciler içki içilen mekanlara gidip insanları taciz etmekte, oruç tutanlar ramazanda oruç tutmayanlara sebep sormakta yanlış bir şey görmüyorlar mesela. Sokak ortasında namaz kılanların da sebebi ibadetlerine karışılması değil. Kendileri gibi olmayanlara ya da ülkenin resmi olarak şeriata geçmemesi sebepli bir gövde gösterisi. O yüzden @nhk için +1 vermedim.

Din temelli baskı ve tehditlerin olmadığı yerde içki üzerinden "havalı" ve "özenilen" bir şey olma konusu yaşlarından dolayı içki yasağı olan döneme kadar. ABD'de 23, Avrupa'da 20 sonrası alkol ve havalı olma konusu pahalı içki, kokteyl ya da mekan dışında yok mesela. Yani varsa da ya alkolikler ya da ben görmedim.
0
nawar
(07.09.25)
(11)

1,99 faiz şu an için nasıl

messina123
iyi mi normal minot: kredi için
iyi mi normal mi

not: kredi için
0
messina123
(05.09.25)
iyi
0
jelly bear
(05.09.25)
süper
0
eisberg
(05.09.25)
Evet, iyi. Gunumuz sartlari icin. Neresi veriyor? Ben de cekeyim
0
narod
(05.09.25)
İng verdi
0
🌸messina123
(05.09.25)
çok iyi
0
gabe h coud
(05.09.25)
Yanında hayat sigortası, vadesiz hesapta para bulundurma mecburiyeti, dosya masrafı vs şartlar olmadığından emin ol.
0
Mirket
(05.09.25)
mirket+

Bu nedenle karşılaştırma yaparken sadece kredi faizine değil "yıllık maliyet oranı"na da bakılmalı. buna tüm masraf dahil edilir ve yasal olarak tüketiciye bildirilmelidir.
0
merhum
(05.09.25)
hiç ihtiyacım yokken bile 1.99'a çekebildiğimi çekerim. iyi.
0
gitdaddy
(05.09.25)
hayat sigortası iptal edilebiliyor aldıktan sonra
0
jelly bear
(05.09.25)
bu ortamda bedava sayılır
0
Rao
(05.09.25)
valla süpermiş.

ben iki hafta önce en uygunu diye enpara'dan 12 ay vadeli 150 bin çekmiştim ve faiz oranı 4,19 mu neydi. 200 bin küsur ödeme yapacağım mesela :(
0
m e b
(05.09.25)
(4)

sozlesmeyle hersey yapilabilir mi?

buenosdias
sorum hukukculara. diyelim, ev sahibiyim.bir hizmetci buldum. sozlesmesine sacma sapan maddeler ekledim. ve bu maddeler borclar kanununa vs.. girmeyen sacmalikta seyler. ve bu kisi de imzaladi kabul etti. bu sozlesmenin gecerliligi olur mu?
sorum hukukculara. diyelim, ev sahibiyim.

bir hizmetci buldum. sozlesmesine sacma sapan maddeler ekledim. ve bu maddeler borclar kanununa vs.. girmeyen sacmalikta seyler. ve bu kisi de imzaladi kabul etti.

bu sozlesmenin gecerliligi olur mu?
0
buenosdias
(05.09.25)
olmaz. sözleşmeler hukuka aykırı olmamalı. hukuka aykırı maddeler varsa onlar geçerli olmaz.
0
matilda
(05.09.25)
Nope. Tbk 26 der ki sözleşme serbestisi var, dilediğini yaz çiz; amma ve laqiyn bunun sınırları elbette var. Emredici hukuk kuralları, kamu düzeni, kişilik haklarına aykırı düzenlemeler geçersizdir. Bu da tbk 27’de belirtilmiş zaten. Hukuka ve ahlaka mugayir olmayacak yazdığın sözleşme. Karşılıklı rızayla imzalansa bile hukuka aykırı maddeler bağlayıcı olmaz. Hizmetçi kabul ettim dese dahi o ilgili maddelerden dolayı yükümlülük altına girmez.

Mesela hizmetçi gelecek evi temizleyecek dip köşe, her temizlik sonunda da iki el poker oynayıp bir tane joint dönüp seks yapacaksanız veya porno çekeceksiniz diyelim. Temizlikten sonraki aktiviteler sözleşmeyle imza altına alınsa dahi geçerli olmaz mesela. Sen desen ki yav sözleşme yaptık, sözleşmeye aykırı davranıyorsun veya sözleşmeyi kısmen ifa ediyorsun. Mahkemeye verdin diyelim hizmetçiyi; mahkrme sözleşmeyi incelerlen bu hükümleri yok sayar.
0
vedatchilipeppers
(05.09.25)
buna normlar hiyerarşisi denir. en üstte anayasa vardır. en altta iki kişinin yaptığı sözleşme. ordan yukarı doğru işte yönetmelik, tüzük, kanun hükmünde kararname öyle gider.

ben hukukçu değilim ama bu bence hukuk okuryazarlığı anlamında önemli bir bilgi.

o yüzden işe girerken yapılan iş sözleşmelerindeki "işçi mesai talep edemez" vs. gibi maddeler aslında geçersiz. nedense insanlar "işe girerken imzaladık, yapacak bir şey yok" gibi bir tavır takınıyor ama öyle değil tabii.
0
gitdaddy
(05.09.25)
"emredici hukuk kurallarına aykırı olamaz" genel kural var. bu kurallar genel olarak evrenseldir. benden boşanamaz diye madde olmaz. ücretsiz çalışma yazamazsın gibi gibi
0
ground
(05.09.25)
(11)

gozluk kullandikca goz daha da kotu oluyor mu?

mr.goodcat
40 yaslara yaklastim. Kontrolde 0,5 miyop 1 astigmat cikti. Gozluk yazildi. Gunluk hayatta bir sikinti cekmiyorum. Sadece arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum. Cunku bir baglantisi olmuyor. Masabasi is yapip bilgisardayim hep. Gozluk takarsam sanki gozum ilerde daha
40 yaslara yaklastim. Kontrolde 0,5 miyop 1 astigmat cikti. Gozluk yazildi. Gunluk hayatta bir sikinti cekmiyorum. Sadece arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum. Cunku bir baglantisi olmuyor.

Masabasi is yapip bilgisardayim hep.

Gozluk takarsam sanki gozum ilerde daha da kotu olacak vs gibi dusunuyorum.

Ne yapmali? Tavsiye eder misiniz?
0
mr.goodcat
(04.09.25)
40 yaşlara kadar anca miyop 0.5, astigmat 1 derece çıkmış. "ilerde daha da kötü" olarak düşündüğünüz felaket senaryosu nedir?

"arada basim agriyor ama bunun gozle ilgili olup olmadigini bilmiyorum" sırf şu kuşkunuzu gidermek için bile denenir bence.
0
tnz
(04.09.25)
Başkasını bilmem ama benim gözlük takınca ilerledi. 0.75, 0.50 ile başladım şuan 2.00-2.25.

Numaralar 1 veya daha düşükse gözlüksüz idare etmeyi dene. Zaten 1.5 ten sonra mecbur gözlük kullancaksın
0
michael harddd
(04.09.25)
Göz derecesini artırıyor+1
0.75 ile başladığım yola 4.50 ile devam ediyorum. Yine artardı numaram ama bu kadar kısa sürede değil, yaklaşık 8 yıl gibi bir sürede bu kadar ilerledi.
Fark eder mi bilmiyorum ama ilk 4 yıl sadece lens kullandım evde bile, sanırım ondan bu kadar ilerledi. En azından evdeyken veya çalışmıyorken çıkarsam iyi olurmuş.
0
hayalhayal
(04.09.25)
Gözlük kullanmak kesinlikle olumsuz bir etki yapmaz. Göz zaten gittikçe bozulacak kullansanız da kullanmasanız da. hatta kullanmamanız bunu hızlandırabilir. Defalarca araştırdım sonuç bu
0
ground
(04.09.25)
9 yıldır kullanıyorum, bende hiç ilerleme olmadı. Tek olumsuz yani şu; kullanılmadığı dönemlerde baş ağrısı ve odaklanma güçlüğü.
0
nyist_
(04.09.25)
bu konuda egitim almis bir hekim yerine buradaki rastgele insanlarin fikirlerini merak ediyorsunuz yani.

o zaman ben gozunuze guclu bir lazer tutmayi oneriyorum. bu tip ufak bozukluklari gozluksuz ve kalici olarak duzeltmek mumkun, gozluge gerek yok.
0
ghilleinthemist
(04.09.25)
@ghilleinthemist çok naif bir düşünce.

ilk kez uzağı göremeyip göz doktoruna gittiğimde, gözlük yazdı işte 0.50 miyop. ve dedi ki, sadece araba sürerkenki gibi kullanman gerektiğinde tak yoksa artar göz numaran. tamam hocam dedim.

3-5 yıl sonra gözlüğümü yenilemek için gittim, gözlük yazması lazımmış yine doktorun bi fiyat indirimi için falan. neyse 0.75 miyop olmuşum. yazdı. hocam dedim ben bunu ara sıra takayım değil mi? olur mu yaww hep takacaksın, bi tak bi takma olur mu daha çok artar öyle numaran dedi.

ikisi de uzman göz doktoruydu.
0
gitdaddy
(05.09.25)
goz gozluge alisinca sanki daha hizli ilerliyormus etkisi veriyor.
ayni soruyu benim doktora sordugumda gozluk kullan ya da kullanma, ilerleme hizina bir etkisi olmaz demisti.

40li yaslara yaklastiysan ve cok okuma yapiyorsan ya da cok bilgisyaar onunde isen artik yavas yavas gozluk takmaya baslaman gerekecektir, yaslaniyorsun coco.
0
cooperr
(05.09.25)
@tnz +1
15 yaşımdan beri gözlük kullanıyorum, 40'ı geçtim, miyop numaram hiç ilerlemedi. Bundan sonra yakını görme yavaş yavaş bozulacak, onun da gözlükle ilgisi yok :)
0
kobuzchu kiz
(05.09.25)
gözlük takılmazsa gözünüz büyür. yani taktıkça küçüleceği veya düzeleceği falan nerden çıktı ya. 10 seneden fazladır gözlük kullanıyorum. 1.75 miyoptum son 2 sene de miyop 1.50'ye düştü. yaştan dolayı 0.5 astigmat var. yaş 40. yaşlandıkça görme bozulması artar. neden babalarınız analarınız yakın gözlüğü vs netlik gözlüğü kullanıyor.
zaten 40 yaşlardan sonra her sağlıklı insanın gözleri bozulmaya başlıyor. ister tak ister takma.

@ghilleinthemist +1 yani göz doktoruna gittiğinizde bu soruları sorsanız size yalan mı söyleyecek? buradaki arkadaşlar takmasan düzelir dese doktordan daha mı geçerli?
0
mikahakkinen
(05.09.25)
Bence tamamen şans ve genetik. Eğer genetiğiniz yatkınsa gözlük takmak çevremdeki örneklerden gördüğüm kadarıyla daha çok ilerletiyor evet.

Yerinizde bu numaralarda olsam kesinkes takmazdım.

Bana da bu civarda numaralarda miyop gözlüğü yazdılar. Gözümü daha da ilerlettiğini hissedip bıraktım. Bir nevi tembelleştiriyor gözlük gözleri bence. Bilgisayar için şuan 0 numara numarasız sadece mavi ışık filtresi olan gözlük kullanıyorum. Tavsiye ederim. Bir de telefon bilgisayarı sarı turuncu modda kullanın. O da gözünüzü çok rahatlatır.
0
psmstc
(05.09.25)
(2)

M1 Macbook Air kaça gider?

anatomik
M1 MacBook Air.8GB RAM, 256GB SSD.En baz model yani.Pil devir sayısı 580Pil maksimum kapasite %84Hızlıca satmak istesem kaça gider?Sarı sitede benzeri durumdakilere 18 yazan da var 25 yazan da var. O yüzden net bir fiyat oluşturamadım kafamda.Bir de bunu satıp M4 Macbook Pro alacağım. Mağazaların vs
M1 MacBook Air.
8GB RAM, 256GB SSD.
En baz model yani.
Pil devir sayısı 580
Pil maksimum kapasite %84

Hızlıca satmak istesem kaça gider?
Sarı sitede benzeri durumdakilere 18 yazan da var 25 yazan da var. O yüzden net bir fiyat oluşturamadım kafamda.

Bir de bunu satıp M4 Macbook Pro alacağım. Mağazaların vs. mantıklı takas uygulamaları var mı ve onlardan net fiyatı nasıl alıyoruz?
0
anatomik
(28.08.25)
Pozitif teknolojide sıfırı 28bin
0
substituent
(28.08.25)
hocam, bende de aynısından var. ara sıra satsam mı lan diye bakıyorum. gerçekten 17-18'e öyle temizleri var ki, o paraya satacağıma evde durur diyip vazgeçiyorum hep. ama illa satacaksan, fiyat genelde o bantta. 26 bine sıfırını satan yerler var, ona göre hesap et.

bu arada ben tertemiz macbook m3 pro'mu satıyorum. 16inç. düşünürsen makul bir fiyata anlaşabiliriz :)
0
gitdaddy
(28.08.25)
(18)

Cimer

kendinibulankadin
Merhabalar, Yaşadığınız bi sorun sonrasi sikayet ve sonrasi çözümler tatmin edici oldu mu? Güncelleme:çok geçiştirme bi cevap verilmiş.Sonuc ve çözüm odağı asla olmadı verilen cevapta.
Merhabalar,

Yaşadığınız bi sorun sonrasi sikayet ve sonrasi çözümler tatmin edici oldu mu?

Güncelleme:çok geçiştirme bi cevap verilmiş.Sonuc ve çözüm odağı asla olmadı verilen cevapta.
0
kendinibulankadin
(18.08.25)
Aile hekimini şikâyet etmiştim. Işık hızında cevap gelmişti. Kısa bir süre sonra yeri değişti.
0
arbre
(18.08.25)
@arbre denk gelmiştir yahu. yönetmelikte öyle bir yaptırım yok.
0
unalub
(18.08.25)
Olabilir ama kaliteli bir yazı döşemek etkili oluyor. Ben bunu askerlik yaparken de yaşadım.
0
arbre
(18.08.25)
Hayır, asla çözüm bulamadım.
0
muhayyer divan
(18.08.25)
Cimer halkın hararetini almak için icat edildi. Gelen yazıya cevap vermek zorunlu fakat “inceledik, bu olayın aslı yoktur” yazıp göndersen de al sana cevap oluyor. Herhangi bir yaptırımı yok.

En basitinden bizim okul müdürü suç işledi, cimerden muhakkik bile gelmedi :’)

Öyle şikayet ettim, işten kovdular komikmiş.
0
ruhen hastayim ben
(18.08.25)
cimer yaptırımı olan bir yer değil+1

cimere yazdığınız şey birileri tarafından kesin görülür ve doğru ya da yanlış mutlaka bir cevap verilir tek olayı bu. çözülecek olay gidip konuştuğunuzda ya da bir dilekçe verdiğinizde de çözülür. çözmek istemeyenlere denk gelirseniz kafasına da vursanız faydası olmaz.

@arbre, suyu bulandırmak gibi olmasın ama değil aile hekimi, çaycının yeri bile cimer başvurusuyla değişmez.
0
kanatlı kontun müşfik öpücüğü
(18.08.25)
kanatlı kontun müşfik öpücüğü, bunu neye göre diyorsun? Askerlik yaparken yazıcıydım. Bölük komutanı üsteğmeni şikâyet ettiler. Denetlemeye albay geldi. Kalitesiz MEB okullarıyla her kurumu karıştırmamak gerekiyor.
0
arbre
(18.08.25)
@arbre, denetlemeye gelenler kim, yine o kurumun içinden birileri (örnek: albay). Senin görüşünden biriyse muhakkik hiçbir şey yapmıyor. Bilmediğin halde biliyormuş gibi ahkam kesme bari. Şu ana kadar cimerden şikayet nedeniyle kimseye bir bok olmadı. Denetlemeye gelinir, yalandan denetlenir, sonra aslı yoktur veya hallettik evet uyardık denir geçilir. Askerlik anıların da anlattığın diğer olaylar gibi cringemiş.

Bu kadar insan “hayır” diyor. Sen albayın gelmesini ya da doktorun yer değiştirmesini yazdığın über harika etkili yazıya bağlıyorsun. Çocuk saflığı mı desem benmerkezci hastalıklı bir düşünce yapısı mı desem bilemedim. Daha önce de şirketin dağıttığı yağmurluğu giyip “herkes de benden görüp giymeye başladı” demiştin.
0
ruhen hastayim ben
(18.08.25)
Hayir, cozum olmuyor.
Cimer'den gelen sikayetleri amirler okumuyor bile, bazen cani sikilirsa bakiyorlar. Sadece sikayete cevap yazilacak diyoruz, cevap yazip yolluyoruz. Cozum icin etkili yol degil, sikayetin sikayetci oldugunuz kurumda ve personel uzerinde hicbir yaptirimi yok. Tamamen hararet gaz alma +1.
0
sey mi dostum
(18.08.25)
cimer, bimer iken (başbalanlık iletişim merkezi) bir bakanlığa karşı açıp kazandığımız bedeli bir türlü alamıyorduk. ödenek yok diyip geçiştiriyorlardı. bimere yazıyı döşendim. 1 hafta içinde ödemeyi yaptılar. işin ilginç yanı avukat olmam. yani hukukun da üstünde bir kurum.
0
ground
(18.08.25)
ruhen hastayim ben, defol git ruh hastası. Sen geçen bu sitede benim adımı ifşa edip salak demiş bir tipsin. Ne leş karakterin var utanmadan bana yazıyorsun. Sen sorunun sahibi misin gelip bana aptal aptal cevap veriyorsun. Senin varlığın cringe.
0
arbre
(18.08.25)
Beş yıl önce çalıştığım kurumun idaresini sigorta primlerini yatirmadiklari için şikayet etmiştim. Birkac hafta sonra müdür "Sigortalarınızı yatiracagiz, şikayet etmenize gerek yok" demişti bir toplantıda. Bir de geçen ay kazlardan rahatsız olan yerli turistlerin şikayetine anında cevap verildiğini gördük, kazları parktan sürdüler. Hiç çalışmıyor değil ama sanırım hayrimiza çalışmıyor.
0
sekizdokuzon
(18.08.25)
yorumları okuyunca biraz şaşırdım açıkçası. cimer'le pek çok sorunum çözüldü ve anlam veremediğim iyi kalitede bir deneyim yaşadım. bu yüzden ciddi yaptırımları var herhalde falan diye düşünüyordum. eğer gerçekten hiçbir yaptırımı olmamasına rağmen kayıtlarımın atandığı memurlar, bu şekilde ellerinden geleni yaptılarsa duygulandım lan. hala umut var.
0
gitdaddy
(18.08.25)
Ben yeterince açık yazmaya çalıştım, net yazıyorum:

Talebinizin yönlendirildiği kurumun iç yapısıyla alakalı.

Türkiye'de her kamu kurumunun iç dinamikleri aynı değil. Cimer'e cevap dönmek zorundalar ama kimisi sorunu çözüyor, kimisi otomatik cevap gönderiyor.

Mesela telekomünikasyon ile alakalı bir devlet kurumu kendi şikayet bölümünden gelenlerdense cimer’e öncelik veriyordu. Çünkü belirli bir müddet içinde dönüş yapmaları lazımmış.

Cimer'i, kamu kurumları için bir sikayetvar.com gibi düşünün.
0
yadigar
(18.08.25)
Hayır üstüne bir de insanı oyalıyorlar zamanını çalıyorlar. Eski çalıştığım şirketi sgk’ya şikayet etmiştim memur çağırıp görüşmüştü ama ondan bile şirkete bir yaptırım uygulanmadı. Vatandaşın gazını almak için yapılmış bir uygulama.
0
ekimoloji
(18.08.25)
1500 km oteden hayatimda hic gitmedigim bir ilden trafik cezasi yedim. Bulundugum ilden mahkemeye giderek itiraz dilekcesi yazip ilgili sehir emniyete iletilmek uzere gonderdim. 2 ay gecmesine ragmen hicbir sey degismedi, ustune faiz cezasi binmeye basladi. Sinirli bir cimer yazisi yazdim, ertesi gun ceza silindi.
0
gibicibicis
(18.08.25)
Ben de Dalaman'dan Denizli 'ye sadece diş hekimi için geldim. Çok uzun zamandır arayan dişlerim için, uzun zaman sonrasından bulabildiğim endodonti bölümüne ama hanımefendi endodonti kliniğinde beni Pamukkale Üniversitesi' ne yönlendirdi kendisi hiç bir işlem yapmadan.Çekim talep ettiğimde onu dahi yapmadı. Onda da genel diş hekimine yönlendirdi, onda da tabi sıra yok, 15 gün sonrası mhrs üzerinden mümkün olarak. Bakalım ne olacak bu durum da.
0
🌸kendinibulankadin
(19.08.25)
Bu sene Zeytinburnu sahilde akşamları bir kaç ay koştum. Surlara kadar gidip geliyordum, toplamda 8-10 km. En son koşumda iki tane hapçı tip saldırdı. Polis bir şey yapmayınca Cimer'e yazdım. Kontrol ve denetleme yapıyoruz dediler. Bir sonuç çıkmadı.
0
gabe h coud
(19.08.25)
(2)

istanbul kart'ım çalışıyor mu nereden bakabilirim?

Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
8-9 aydır kullanmadım. lazım olduğunda kullanamayıp rezil olmak istemiyorum.
8-9 aydır kullanmadım. lazım olduğunda kullanamayıp rezil olmak istemiyorum.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(17.08.25)
İstanbulkart uygulamasını yükle oradan kart ekle hem bakiyeni görür hem yükleme yapabilirsin.

Ayrıca oradan dijital kartın var ona da bakiye yükleyip qr kod oluşturup ödeme yapabilirsiniz. Fiziki kart çalışmazsa 'rezil olmazsınız'
0
anon1m
(17.08.25)
anon1m +1 bi de aşırı ender lazım oluyorsa açıkçası kredi kartı basıp geçersiniz. hemen her yerde o kartı bastığın yere visa/mastercard da basabiliyorsun
0
gitdaddy
(17.08.25)
(7)

oslo'da 5 gün

lil siztah
bir ay sonra bir konser için oslo'ya gidip, 5 gün oralarda bulunacağım. klasik avrupa ülkelerine plansız, elimde görsel rehberle gidip, anıttı, müzeydi gezerken vakti dolduruyorum. fakat ilk bakışta oslo'da bu kadar kültür gezisi yapacak yer yok gibi anladım; genelde doğa gezileri öneriliyor sanırım
bir ay sonra bir konser için oslo'ya gidip, 5 gün oralarda bulunacağım. klasik avrupa ülkelerine plansız, elimde görsel rehberle gidip, anıttı, müzeydi gezerken vakti dolduruyorum. fakat ilk bakışta oslo'da bu kadar kültür gezisi yapacak yer yok gibi anladım; genelde doğa gezileri öneriliyor sanırım. çok yoğun bir dönemde olduğumdan araştıracak pek vaktim yok; hatta öyle ki rezervasyonları yaptırmamış olsam gidesim bile yok.
özetle, bu 5 günü nasıl değerlendirmemi önerirsiniz?
0
lil siztah
(17.08.25)
oslo'da 5 gün... biraz iddialı. eğer şehir dışına çıkmalı ve o bahsedilen doğa gezileri gibi şeyleri ekstra araştırıp yapmaya girişmeyecekseniz pek de yapacak bir şey yok. bence iyi bir otel tutun. bilgisayarınızı da alın. biraz tatil + gezme gibi planlayın. her gün 1-2 turistik yer gezip, birkaç şey yiyip dinleneceğiniz tarzda bir gezi olsun.
0
gitdaddy
(17.08.25)
düşündüm yazacak pek bişey bulamadım.

merkezde papyon restoran var. sahibi türk. ortamcı biridir. eğlenmek istersen takıl ona.
0
yurtsuz john
(17.08.25)
İskandinav ülkeleri görece sıkıcı. Yapacak fazla birşey olmuyor.

Ben olsam Getyourguide tarzı uygulamalardan Oslo ve çevresinde başta doğa turları olmak üzere etkinliklere bakıp onlara katılırdım.
0
Lethe
(18.08.25)
konser ne zaman bilmiyorum ama ben indiğim gibi bergen'e geçerdim orda 1 2 gün takılır öyle dönerdim oslo'ya.
0
dedim ben sana
(18.08.25)
eger konser gezinin tam ortasinda bir gune denk gelmiyorsa, fiyort turuna cikin, sanirim oslo'daydi viking muzesi tarzi bir yer vardi enteresan bir de biz opera/konser binasinda konsere gitmistik
0
kassiopeia
(18.08.25)
@kassiopeia, tam ortasına denk geliyor :/
operaya bakmıştım, önceki ve sonraki hafta çok güzel temsiller varken benim gideceğim hafta bomboş ne yazık ki..
0
🌸lil siztah
(18.08.25)
oslo için bir gün yeterli şehir i gezmek için. şehir genellikle pahalı olduğu için öyle kafanıza göre mekanlara girip çıkamıyorsunuz. çünkü pahalı. özellikle sonbahar falan olduğunda da millet iyice evlerine çekiliyor. internetten herhangi bir etkinlik bulursanız kaçırmayın. yemek biraz sıkıntılı genellikle süpermarketlerden hazır balık, peynir ekmek arası falan takılıyorsun. üşenmeyin. öyle halledin bence.

buraya bir kaç mekan atayım.

maps.app.goo.gl
maps.app.goo.gl
maps.app.goo.gl
maps.app.goo.gl
maps.app.goo.gl
0
duyurukullanıcısı
(18.08.25)
(3)

yavuz sultan selim köprüsü geçiş ödeme

wilhelmwasmuss
merhaba. hgs sistemindeki problemden ötürü hgs ye bakiye yükleyemediğim için ihlalli geçiş yaptım. şimdi ihlalli geçişi ödemek için yss nin sitesine girdiğimde en son ödeme aşamasında hata veriyor. ödemek için ne yapmam gerekiyor 15 günü geçirip cezalı ödememek için?
merhaba. hgs sistemindeki problemden ötürü hgs ye bakiye yükleyemediğim için ihlalli geçiş yaptım. şimdi ihlalli geçişi ödemek için yss nin sitesine girdiğimde en son ödeme aşamasında hata veriyor. ödemek için ne yapmam gerekiyor 15 günü geçirip cezalı ödememek için?
0
wilhelmwasmuss
(17.08.25)
ödeme aşamasında nasıl bir hata veriyor? benzer bir problem yaşadığımda farklı bir kredi kartı ile deneyerek çözmüştüm meseleyi.
0
co2s2
(17.08.25)
şimdi hgs'ye para yükleyebiliyor musunuz? ihlalli geçişlerden sonraki 15 gün içerisinde hgs'de para olduğunda ordan otomatik cezasız çeker.
0
gitdaddy
(17.08.25)
Ben de yanılmıyorsam sanal kart ile yapamayip fiziki kart ile yapmistim.
0
mbond
(17.08.25)
(5)

Yurtdışı Gezisi

Simsiyah
Hayatımda hiç yurt dışına çıkmadım.Bi gazla gidip 10 yıllık pasaport aldım.Vize mize hiçbir şeyden anlamıyorum. Bütçemde görece sorun yok. Yok rezervasyon, yok bilmem ne bir sürü kafa karıştırıcı şeyler var. Yok mu seyahat planlaması yapıp beni de dahil edecek kimse?Amacım bu işler nasıl oluyor diye
Hayatımda hiç yurt dışına çıkmadım.
Bi gazla gidip 10 yıllık pasaport aldım.

Vize mize hiçbir şeyden anlamıyorum. Bütçemde görece sorun yok. Yok rezervasyon, yok bilmem ne bir sürü kafa karıştırıcı şeyler var.
Yok mu seyahat planlaması yapıp beni de dahil edecek kimse?
Amacım bu işler nasıl oluyor diye ilk etapta bilgili biriyle çıkıp dönmek ve sonrasında kendi başıma yapmak.
0
Simsiyah
(17.08.25)
Siz ilk yurtdışı deneyiminizi tercihen bilindik bir firmayla tura katılarak yapın bence
0
kullanicadi
(17.08.25)
öyle çok da bilgi gerektiren bir şey değil aslında. ingilizce bilgisi kafi.

vizesiz yerlerle başlayabilirsiniz.

* uçak bileti almanız lazım, gidiş-dönüş (flypgs)
* gitmeden otel tutarsınız (booking.com)
* seyahat sağlık sigortası yapmanız lazım o günleri kapsayan (hepiyi.com)
* havalimanına 2 saat erken gitmeniz, tabelaları takip etmeniz, mobil bankacılıktan çıkış harcınızı ödemeniz (710 tl) gerekiyor

vizeli yerlerde de buna ek olarak vize var sadece. onu danışman bir şirketle yapabilirsiniz ya da hangi ülkenin vizesi olduğuyla ilgili detay bilgi araştırabilirsiniz.
0
gitdaddy
(17.08.25)
Turla başlamak iyi bir fikir.

Olmadı, Kıbrıs’tan başlayın. Yurt dışı çıkış harcı yok, vize yok. Pasaporta dahi ihtiyaç yok. Döviz almanıza gerek yok. Dil sorunu yok. Kendi kredi kartlarınızı yahut tl’nizi kullanabiliyorsunuz. Ama yurt dışı. Küçük farklılıklar var. (Priz tipi, trafik akışı vs.)

Dış hatlar terminalini ve pasaport geçişini, telefon data roamingi, kış ise saat farkını falan tecrübe etmiş olursunuz. Mesafe de kısa…
0
yadigar
(17.08.25)
Turla başlamak iyi bir fikir. +1
Siz ilk yurtdışı deneyiminizi tercihen bilindik bir firmayla tura katılarak yapın bence +1


Benim ilk iki yurtdışı gezisi turla olmuştu.
0
put it in your appropriate place
(17.08.25)
Vizesiz (veya pasaportsuz) yerlerle baslanabilir. Hatta turk orani fazla olursa gecis surecini kolaylastirir (bkz. Batum)

Tiflisle baslayip 'oha kolaymis bu' deyip gezmeye koyulmustum. Ozguven tazeliyo
0
abuzer
(18.08.25)
(7)

Yapay zeka, grok chatgpt falan

gobekliraki
Hayata çok hızlı girmedi mi ya? Damdan düşer gibi bir anda sanki belirdi.İşin içinde olanlar tabi daha önceden vakıftı bu tip gelişmelere.Ne bileyim cafede kulak misafiri oldum, 60 yaşındaki kadınlar bile "yok yok ben sordum groka, öyleymiş" falan diye muhabbet ediyordu. Yuh dedim ne ara bu teknoloj
Hayata çok hızlı girmedi mi ya? Damdan düşer gibi bir anda sanki belirdi.
İşin içinde olanlar tabi daha önceden vakıftı bu tip gelişmelere.

Ne bileyim cafede kulak misafiri oldum, 60 yaşındaki kadınlar bile "yok yok ben sordum groka, öyleymiş" falan diye muhabbet ediyordu. Yuh dedim ne ara bu teknoloji bu kadar girdi hayatımıza.
0
gobekliraki
(16.08.25)
diğer teknolojiler gibi aslında. ben de whatsapp'a çok şaşırmıştım zamanında. 10.000 sms yapıyorduk aylık, sonra kafayı bi kaldırdım hepimiz koca ekranlı akıllı telefonlar almış whatsapp'tan konuşuyor olmuşuz.

ki akılsız cep telefonu da öyle. herkes sabit telefonlarla konuşurken 2 yılda bir şey oldu ve herkesin cebinde bir telefon belirdi.

teknoloji çok hızlı nüfuz ediyor hakkaten.
0
gitdaddy
(16.08.25)
Ben shortcut olarak kullanıyorum, ulaşmak istediğim bi kaynak olduğunda benim yerime derin tarama yapmasını seviyorum ama kendisine direkt sorduğumda zıt fikirlere açık konularda kolaylıkla manipüle edilebildiği için o anlamda çok işime yaramıyor.
0
Kaleci Saçlı Yırtıcı Forvet
(16.08.25)
Aaaa Gemini'yi unutmuşsun. Gemini ile şu an göz yaşımız pıt yani..

Keşke robotlar da yaygınlaşsa. İnsan gibi evde dolaşsa.
0
Cesario
(16.08.25)
cok hizli girdi
daha bir bucuk sene once simdi en dusuk modellerin yaptigininin onda birini yapan araclara sasiriyorduk.

adapte olamadim ben de bu kadar hizli adapte olmasina sasirdim
0
biseysorcaktim
(16.08.25)
Birçok şey öyle oluyor. Konu komşu övgüsü en iyi pazarlama yöntemi. 3 kere komşu teyzeden, 2 kere bakkal amcadan duyunca insanlar merak ediyor, sonra da yayılıyor.
0
encokbenisevinnolur
(16.08.25)
Covid aşısı gibi; bütün dünyanın gözü onda olunca para oraya yöneldi ve hayvani yatirimlar hatta devletlerin kendi desteği falan olmaya başladı. Bunun olduğu her şeyi hayatımıza hızlı girmesi normal.
Yani aslında herhangi bir x'e milyarlarca dolar her ülkeden akarsa ve devletler de desteklerse ve bunu stratejik bir konu olarak görürlerse hayatına hızlıca girer.

Tabiki sosyal medya vs farkı var ama şu an yapay zekaya akan para akıl almaz bir halde.
0
logisticsmanager
(16.08.25)
Whatsapp ve telefonlarda hızlı girmedi mi aynı durum. Ben şu an whatsappın 40 senedir olduğunu sanıyorum. Yapay zekada 2 seneye ulan biz yapay zekasız hayatı nasıl bu yaşa kadar yaşamışız dedirticek.
0
mikahakkinen
(16.08.25)
(10)

İnsanlar biraz salak değil mi?

michael_knight
İnsanların çoğunluğu ve ortalaması sizce de biraz salak değil mi?E peki o zaman siz neden bu durumdasınız bu akıllıkla?
İnsanların çoğunluğu ve ortalaması sizce de biraz salak değil mi?
E peki o zaman siz neden bu durumdasınız bu akıllıkla?
0
michael_knight
(16.08.25)
O zaman birinci kuralı hatırlatayım

"Always and inevitably everyone underestimates the number of stupid individuals in circulation."
0
salihdt
(16.08.25)
@arbre ...

Tercüme: Duyuru sahibi der ki millet salak size göre, orada burada görüp ulan ne mallar var ya ehe mehe diyorsunuzdur. O halde siz bu kişilerden daha zekisiniz ya niye sürünüyorsunuz olm diyor.

Soruna cevap: Abi ben ilerliyorum, bu mallar yapıyorsa ben daha iyi yaparım dedim. Harbiden de yapıyorum. Soru Shepard hariç olarak düzeltilmeli xd.
0
Shepard
(16.08.25)
çünkü bu mallar hep karşıma çıkıyor ve benim hayat standardımı etkiliyor.
kendi aralarında takılsınlar bana bulaşmasınlar yine okeyim ben. ama ne kadar kaçsam da bir yerden bulaşıyorlar.
0
my fault
(16.08.25)
salaklar daha çok başarılı olur. sen tedbir bilmem ne derken adam başarır.

bir de kime göre salak?
0
gurur
(16.08.25)
Salaklikla basari dogru orantili degil burada anlasalim. Eger aksi olsaydi sahte diplomali akepeler senin yillarca bir arada göremeyecegin paralara konmazdi.
0
feastofthedamned
(16.08.25)
bence şunu soruyorsun: herkes, başka insanların çoğunun salak olduğunu düşünüyor. peki kendileri onlar gibi değillerse neden bu durumda olduklarıyla ilgili ne düşünüyorlar?

ki katılıyorum. kimle konuşsan diğer insanların "biraz salak" olduğunu düşünüyor. ama kendisi de onlardan farklı bir konumda değil.

cevap da burda zaten. böyle düşünen "çoğu" insan da zaten diğerleri gibi. o yüzden de diğerlerinden farklı bir durumları yok.

kendi perspektifimden: ben salak olduğumu düşünmüyorum. ama çoğu insanın analitik düşünemediğini ve rasyonel olamadığını gözlemliyorum. bu ayrım sayesinde de onlardan farklı bir durumdayım zaten o yüzden neden aynı durumdayım diye düşünmeme gerek olmuyor.
0
gitdaddy
(16.08.25)
Insanlar cok gözü acik ve cakal. Herkesin backgroundda baska planlari var.
Ben kendimi daha salak bulmaya basladim.

Daha kurnaz olmaliyim.
0
sonsuz
(16.08.25)
İnsanlar iyi bile koruyor IQ larini mevcut düzende.
0
sekizdokuzon
(16.08.25)
Salaklık değil de vasatlık ve vasatliga talep derim ben.
0
encokbenisevinnolur
(16.08.25)
ben zaten diyorum salak mıyım neyim diye
0
Batuhanolabilir
(18.08.25)
(10)

arabaya yaptığınız aylık masraf ne kadar?

runaway
yakıt, bakım, kasko, gibi total masrafınız nedir araba için?
yakıt, bakım, kasko, gibi total masrafınız nedir araba için?
0
runaway
(15.08.25)
2025 için:

kasko+trafik:22
mtv:7
bakım:5
muayene: henüz girmedi
yakıt: değişken aylık 3-5 arası.
0
biravekahve
(15.08.25)
çok değişken.
trafik sigortalarını en ölüsü 12000 civarı
çok yakan araba var bende şehir içi km başı 6 tl civarı yakıyor
2 senede bir muayene 1700 gibi zamlanmazsa
bakım da arızalandıkça gidiyorum
0
ayağiniza gelen overlokçu
(15.08.25)
2025 ilk altı ay ortalama 10 bindi. 5 bini benzin, hgs, otopark, vale, iç-dış yıkama diğer 5 bini de kasko, sigorta, mtv ve bakım.
0
iwasbornonamountainside
(15.08.25)
evde bir çocuk daha bakıyoruz

kasko + trafik: 30.000
mtv: 5.800
bakım:10.500
yakıt:5.000
hgs/feribot:3.000
yıkama - temizlik : 1.500
0
obscure
(15.08.25)
yıllık:

kasko+trafik: 34
mtv: 5
bakım: 6
lastik patladı: 3
trafik cezası: 2

50k'dan aylık 4.200 zaten bu ediyor.

valla benzin+şehir içi hgs de 2.800 derim.

aylık ortalama: 7.000 tl
0
gitdaddy
(15.08.25)
yakıt:aylık 10
mtv: 7
bakım: 13
kasko sigorta:22
0
mikahakkinen
(15.08.25)
Opel Mokka Elektrikli, Mercedes EQB ve Tesla Model Y var.
Kasko 20'şer bin TL
Trafik: 10'ar bin TL
MTV: 7 x 3
Yakıt üçü birden 2-3 bin TL, elektrik masrafı.
2 haftada 1 yıkatıyorum. bin TL.
Senede 1 kere göçük çizik vs. olursa masraf oluyor; 10-15 bin TL.
0
gabe h coud
(15.08.25)
8-9 bin vardir.

20-25 bin km.
0
designer
(15.08.25)
Yakıt: 4k/ay
Mtv: 4k/yıl
Kasko: 12k/yıl
Sigorta: 16k/yıl
Bakım: 3k/yıl
Kredi: 9k/ay
Yıkama: 700 tl/ay

Lastikleri değiştirecem daha. Kamera, süpürge, koku falan var ek masraflarda
0
messina123
(15.08.25)
ne için topluyorsun bu verileri
0
mantık
(15.08.25)
(5)

euro ödeme sorusu

ted
campus france euro hesabına 170 euro ödeme yapmam gerek. hesap teb bankası ve euro hesabıymış. gönderim ücreti kesintisinin tamamen benden kesilmesi için ne yapmam lazım? yani karşıdaki hesaba tam olarak 170 euro yatmasını istiyorum.
campus france euro hesabına 170 euro ödeme yapmam gerek. hesap teb bankası ve euro hesabıymış. gönderim ücreti kesintisinin tamamen benden kesilmesi için ne yapmam lazım? yani karşıdaki hesaba tam olarak 170 euro yatmasını istiyorum.
0
ted
(12.08.25)
türkiye içinde farklı bankaların euro hesapları arasında transfer yapmak da swift. haliyle iki yer de komisyon alacak, uzun sürecek ve tutarlar muallak kalacak hep.

direkt teb şubesine gidip hesaplarına vezneden 170 euro yatırsanız?
0
gitdaddy
(12.08.25)
teb de hesap açıp parayı yatırın havale olarak giddiyor masraf bile almayabilir
ya da 3-5 lira
0
mantık
(12.08.25)
hesap acarken cepteteb hesabi acin.
muhtemelen hic masraf almayacak.

cepteteb hesabinda yurt disina swift gondersen bile max 60-70 tl masraf kesiyor. Buyuk bankalar 1500 lira civari kesiyorlar bunun icin
0
nuevo
(12.08.25)
aslında teb hesabım var ancak problem şu: bilgileri vs. yazdığımda benden ne kadar kesileceği, karşıdan ne kadar kesileceği vs. ile ilgili hiçbir bilgi gelmiyor ekrana, sadece onaylama ekranı geliyor
0
🌸ted
(12.08.25)
teb'ten teb'e havale yapıyorsanız bir para kesilmez zaten. ya da normal 6-7 tl kesilecekse kesilir o da sizin hesabınızdan gider. swift olmadığı için karşı bankanın kesintisi falan olmaz.
0
gitdaddy
(12.08.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.