Giriş
(8)

35 yaş üstüne bu hobilerden birini önerecek olsanız veya asla onermeyecek olsanız neden?

egerbiryolcu
1. Piyano2. Yan flüt 3. Buz pateniÜçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirimYan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok
1. Piyano
2. Yan flüt
3. Buz pateni

Üçü de çok hoşuma gidiyor, paten için denge koordinasyonum çok kötü belki özel hoca tutarsam anca öğrenirim
Yan flüt (araştırınca aslında yan flüt diye bir şey olmadığını flüt denmesi gerektigini okumuştum ne kadar doğru bilmiyorum) için sesi ve kadınlarda duruşu çok hoşuma gidiyor ama benim nefes yonetimim berbat neredeyse yaşamak için olan nefesi bile zor alıp veriyorum iki merdiven çıkınca nefes nefese kalıyorum
Piyano için bı olumsuzluk da el ayak koordinasyonu yönetmek belki zorlar bilmiyorum ama diğerlerine göre sanki uğraşması daha az zahmetli gibi (uzaktan böyle gorumuyor işin içine girince eminim çok zordur ama en azından keman gibi tutuşu dert edilecek bir enstrüman değil)
-1
egerbiryolcu
(4 saat)
birincisi herhangi bir enstruman çalmak için yeteneğin var mı buna nasıl karar verdin?

hedefin şu seviyeyse olabilir

youtu.be

özel hoca bir maaliyet, enstruman almak da bir maaliyet. bunların dışında enstrumana çalışmak lazım. bunun için zaman lazım. öyle yani haftada 2 saat ders alıp akşamları yarım saat çalayım diye düşünüyorsan bu şekilde enstruman öğrenmek pek mümkün değil.

ha dersen ki bunlar benim için problem değil. bi deniyeyim. en kötü iki şarkı çalar eğlenirim ona bişey demiyorum.

tabi yan flüt çalmak için evinin de müsait olması lazım. komşular veya evdekiler rahatsız olabilir.. piyano dersen dijital piyano alırsın, kulaklık takarsın falan

hadi onu da geçtim. buzpateni nedir arkadaş? ulaşabildiğin kaç tane buz pateni alanı var? fiyatları nedir? kanada amerika falan olsa, binbir tane vardır. buz hokeyi oynuyolar falan diye ama onu da bilemedim.
0
omer460
(4 saat)
Piyano +1

Yan flüt çalıyorum. O kadar emeği piyanoya verseymişim :) ya da gitar.
0
gabe h coud
(3 saat)
Müzik aleti öğrenmek çok sabır ister. O sabır yoksa, çabuk sonuç görmem lazım diyorsanız başka şeylere yönelin. Fotoğrafçılık mesela.
0
cosmicstring
(3 saat)
artistik burgular hareketler olmayacaksa, derdini anlatacak kadar buz pateni öğrenirsin gibime geliyor.

piyano mu flüt mü? piyano başlaması ve kavraması daha kolay bir enstrüman. sonuç alması, akşam iki tıngırdatıp stres atması daha kolay. açık ara piyano.
0
co2s2
(2 saat)
bence sizin yeterince hobiniz var, dün hobinizle alakalı instagram hesabı açmayı sormuştunuz hatta. burada fotoğrafçılık yaptığınızı da yazmıştınız. maddi/manevi bunlara hiç girmeyin derim. kolay sıkılan biriyseniz enstrümanlar uygun değil; yıpratıcı süreçleri var. paten için de o kiraladıkları korkunç patenlerle sakatlanırsınız, doğru düzgün paten ve ders almanız gerekir. ben sizin yerinizde olsam tüm eforumu çalıştığım okulun yakınında bir daire kiralamaya harcarım. önce sıkıntıları çözmenizi öneririm. sizin o derde ben dertlendim, o derece.
0
eileengray
(2 saat)
35 yaşında boş işler. Spora başlayıp ağırlık kaldırmaya başlasan daha çok tatmin eder
0
artıküyeolmakistiyorum
(2 saat)
1 ve 3 küçükken başlanması gereken şeyler. buz pateni eğlencesine belki. ama kıçı başı kırmadan yapın direkt engelli olursunuz belli yaşlardan sonra çok riskli. yan flüt daha soft bir aktivite gibi.
0
ground
(1 saat)
illa üçünden biri olacaksa piyano derim.
1-elektronik piyano alırsan çalışırken kimseyi rahatsız etmezsin
2- flütte süper babayı çaldıktan sonra sıkılabilirsin.
3-bu yaşta yorulursun. hem gidip gelmek için plan yapman lazım, çalışmak için hocaya ayrı piste ayrı ödersin.
0
duyuruuser
(40 dk)
(6)

küs olduğum kardeşime mesaj

ya ben lan neyse
başka şehirde okuyor. yaz tatilinde çalışıyorum deyip gelmedi. annem çok üzülüyor.aramızda 17 yaş var. birkaç yıldır konuşmuyorduk. ben nasıl bir mesaj yollasam etkili olur da gelir?
başka şehirde okuyor. yaz tatilinde çalışıyorum deyip gelmedi. annem çok üzülüyor.

aramızda 17 yaş var. birkaç yıldır konuşmuyorduk. ben nasıl bir mesaj yollasam etkili olur da gelir?
+1
ya ben lan neyse
(18 saat)
bence bu durumda mesaj yazmayıp direkt arayın. diğer türlü ne deseniz ültimatom gibi algılanıp ters tepebilir. bence, nasılsın, iyi misinle girip, hiç bişey yokmuş gibi konuşun; bu vesileyle küslük de biter belki.
+6
lil siztah
(18 saat)
neredesin lan anamın gözleri yollarda kaldı hadi bizi geçtik arama sorman yok da anayı da mı düşünmüyorsun denyo.. gibi bişiler yazarım ben.
+1
jamswety
(15 saat)
Çalışıyorsa gelmemesi normal. Kalabileceği bir yer varsa anneniz gitsin ziyarete.
0
cosmicstring
(9 saat)
hocam anneniz ve kardeşiniz bile olsa ikili ilişkiler arasına girmeyin. ileride hiç öngöremediğiniz bir sorun çıkar ortaya, siz suçlu olursunuz. anneniz de üzülüyorsa arasın kendisi konuşsun/çağırsın. tamam, siz iyi niyetle annenize kıyamıyor, o üzüldüğü için üzülüyor olabilirsiniz ama kocaman insanlar kendi aralarında anlaşsınlar.

aileyi birarada tutan kişi olmaya kasmayın özetle.

2.bp.blogspot.com
+1
shadowfollower
(8 saat)
bence istediğin kadar uğraşsan da gelmez o da size kırgın belli ki sadece kendi haline bırakın
0
Kurtulus
(5 saat)
iki kardeş arasında barışmaya engel gerçekten çok büyük bir şey olmalı. çok büyük şeyden kastım ağzıma almaya bile çekineceğim büyük konular. umarım böyle bir şey yaşamamışsınızdır. neyse, büyüklük sizde kalsın yaşadığı yere gidin, alın karşınıza gerekirse özür dileyin, gerekirse özür diletin. oturun konuşun bir şekilde çözün ve alıp eve getirin. bazı şeylerin değeri kaybetmeden anlaşılmıyor. yol yakınken büyüklük yapıp çözün derim.
0
cisimcik golgi
(2 saat)
(33)

bu aile beni zorlar gibi değil mi?

homohominilupus
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için. o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim
kız arkadaşımla ciddi bir ilişkimiz var, evlilik planlıyoruz vs. bir nedenle bir tartışma yaşadık ben de biraz vakit geçtikten sonra gönlünü almak için sürpriz yaptım kız arkadaşımın haberi yoktu hediye vs iş çıkışı karşısına çıktım barışmak için.
o da annesi ile telefonda konuşuyordu annene benim geldiğimi söyleme iki yetişkin gibi konuşalım o da uzaktan bizi merak etmesin birer kahve içer konuşuruz dedim. meraklandırma insanları dedim. yaşlar 30 bu arada:)

Ama kız arkadaşım hemen annesine benim geldiğimi söyledi ,annesi de kıza " sen çağırmışsındır hominilupusu, anlaşıp buluştunuz değil mi şimdi " vs demeye başladı. kız da annesini ikna edemeyince , annesini ikna etmem ve sakinleştirmem için bana verdi teli.(ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım da etkisiz kalmıştı ben de ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli)
ben de kızdan telefonu aldım , ellerinizden öperim rahat ol güzel teyzem biraz konuştum ettim hal hatır vs yumuşattıktan sonra " ayşe teyzeciğim, merve'nin bir suçu yok , görüşüp planlı bir buluşma değil bu, ben sürpriz yaptım bir çay içeceğiz, konuşacağız" dedim.

kadın bir anda bana "Hayırrr Yalan konuşuyorsun yalan konuşma kesin merve çağırdı seni " diye çıkıştı(bağırdı yani) neye uğradığımı şaşırdım. annemin babamın kız arkadaşıma nazik , ilgili davranışları aklıma geldi kadınsa beni daha şimdiden telefonun ucundan azarlayıp itham ediyor falan.
yanımda kız arkadaşım olduğu için saygısızlık yapmadım durumu sakince tekrar açıklayıp kızın suçu olmadığına ikna ettim anneyi.

bu kez de anne zaten ben tüm anlaşmazlıklarınızı biliyorum hepsinde de sen yanlışsın diye de tek taraflı konuşmaya başladı ama aramızdaki özel hakkında ne biliyor da böyle konuştu anlamadım ama o an kafamda bitirdim bu insanlarla anlaşamam gibi hissettim. haklısın teyzem özür dilerim dedim kız arkadaşım zorda kalmasın diye ve annesine saygısızlık etmemek için. kız arkadaşım da annesine hiç saygısızlık yapmadığım ,hep alttan aldığım için teşekkür etti , sarıldık daha da bir şey konuşmadan geri döndüm.

o da belli ki her şeyi abartarak ve taraflı şekilde annesine anlatmış en ufak şeyleri bile.
ben bu kayınvalide adayı ve aile ile yapamam değil mi?
-2
homohominilupus
(09.08.26)
Cok dandik sorunlu iliskiler.

30 yasinda bir kadin erkek arkadasini annesine cekistirerek ne bekliyor? Kadin tabii ki damat adayina cephe alicak. Arkadasini bile tek tarafli dinlesen duygusal tepki verip sevgilisinden soğursun.
+9
Purple life
(09.08.26)
aile sizi zorlar, evet. ancak bunun sebebine bakıldığında, bunun, kız arkadaşınızın idare beceriksizliği yüzünden olacağı anlaşılıyor.

karşımdaki anam ve sorun yaşadığım sevgilim değil de, iki canım kardeşim dahi olsa, iki taraftan da izin almadan telefonu birinin eline tutuşturmayı aklımdan bile geçirmem şahsen. annesini olaylara bu kadar bulaştırıp, işin içinden çıkmayı size bırakması, size karşı tavrının ve niyetinin çok da temiz olmadığı izlenimi bıraktı bende, ek olarak. yaşlar 20 deseniz hadi bir derece de, kız arkadaşınız zorda kalmasın diye sizi düşürdüğü durumu da bir değerlendirin bence.

bütün bu olanların kısmen haklı çıkarılabileceği tek senaryo, söz konusu tartışmada sizin ciddi bir kusur işlemiş olmanız gibi görünüyor bana. değilse, aileden önce, 30 yaşında anlattığınız biçimde davranan kadının sizi daha çok zorlayabileceğini değerlendirmenizi öneririm.
+7
lil siztah
(09.08.26)
evet yaptıkları ithamlara cevap veremedim çünkü kız arkadaşımın bariz hataları vardı anne babası bunları duysun ve onlara karşı mahcup olsun istemedim zaten desem de bir şey değişmezdi kadın bana “ merve bizim her şeyimiz o ne derse ne isterse biz onu yapmakla yükümlüyüz” diyor. başka bir şey duymak istemiyor. kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden
-2
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Sal abi.

Hayatinda aldigin en önemli karar esinin kim oldugu. Insanin cocugu bile belli bir yasa geliyor evden gidiyor bayramdan bayrama görüsüyorsun.

Esin hep seninle dolayisiyla böyle drama yaratan cözüm üretmek yerine kendine sunulan cözümü bile implement etmekte yetersiz bir kadinla ne isin var.

Sen daha dengeli, akilli ve zeki bir arkadasa benziyorsun. Kendin gibi birini bul. Bu dramalar cekilmez.
+4
Purple life
(09.08.26)
O telefonu eline tutuşturma davranışına iyi bak. Bu bir tutum. Yani sürekliliği olan bişey.
Evlendiğinizde eşinin kendi sorumluluklarını senin kucağına bırakması durumu ile başedebileceksen yaparsın. Katlanamayacaksan işkence olur.
Değişmesini beklemek de milli piyango bileti almak gibi düşünebilirsin.
+1
benim bir gizli bildiğim var
(09.08.26)
Anne psikolojik olarak problemli. Kız arkadaşın çok tecrübesiz. Onun annesini sakinleştirmek senin işin mi. Kaçman için son 5, 4... saniye
-1
arbre
(09.08.26)
ben de teli istedim çünkü kız arkadaşım ile annesi konuştukça annesi gerilmeye başladı kız arkadaşım etkisiz kalmıştı ben de annesini bir sorun olmadığına ikna etmek ve kadının içini rahatlatmak için istedim teli. tabi kız arkadaşım başta anne bir işim var, arkadaşlarlayım vs dese sorun olmayacaktı pat diye benimle görüştüğünü söyleyince böyle oldu:/
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Ben bu tür insanlarla lisede üniversitede arkadaşlık bile yapmadım kadın halimle, siz aile falan diyorsunuz.. Yanınızdaki insana saygı duyduğunuzu anladığım için yazıyorum cevabı da, yoksa avukat arkadaşım kimden para kazanacak o para kazanamazsa bana gezerken nasıl eşlik edecek. Deli para kazanıyor bu tür ilişkilerden..
Ben arkadaş bile olmam sevgilinizle. Bir yere gidip bi kahve içsek akşam annesi tüm hayatımı bilecek, iki gün sonra kızla aramız bozulacak benim hiçbir şeyden haberim olmayacak çünkü annesi bana sinir olmuş olacak, evine misafir olsam saçma sapan tripler çekeceğim.. Hayır genç de değil 30 yaşında.
Üst katımda var bu versiyondan. Nişan düğün sürecinde yaşananlardan sonra mesafe koymuştuk. İş rezillik boyutuna ulaşınca arkadaşla da eşiyle de iletişimi kestik. Kız en son bebek çalışmalarını anasıyla planlıyordu. Bu muhabbetten sonra saldık zaten. Siz bilirsiniz yine de. Kolaylıklar dilerim.
0
asue
(09.08.26)
iyinin iyisini düşünelim. kızla evlendin, çoluk çocuğa karıştın. acaip de mutlusun. ee annesi hiç rahat durmayacak ki, senin anana babana kadar laf sokmalar, sen şöylesin, böylesinler.

kız annesiyle görüşmese olmaz. belli ki herşeyi annesine de anlatıyor. huzur falan da kalmayacak, evlilik de kalmayacak.

bak en iyi ihtimalleri söylüyorum, hani eşinle problemin yok herşey yolunda, senin anne babanda sıkıntı problem yok falan.
+1
omer460
(09.08.26)
Burada ne diyorlarsa tersini yap. Eksiduyuru kullanıcıları ilişkiler konusunda beceriksizdir.
-8
Cezcez
(09.08.26)
Bekara (burada ben oluyorum) karı boşamak kolay ama yol almakta büyük yarar var gibi görünüyor. Evli değilken bunlar yaşanıyorsa evlilikte yaşanacakları hayal bile edemiyorum.
+3
10551037
(09.08.26)
Biz y kuşağı anamıza babamıza bir şey anlatmazdık, anlatsakta anlamazlardı. Yaş farkı 30 üzeriydi. Her ebeveyn çocuğunun her anına dahil olmak istiyor bunu baba olunca anladım. Ama düşününce çok sinir bozucu, çocuğun her şeyine her anına müdahil olmak bireyi zorlar. Şimdi kardeş ne diyek benimde kızım var, benim kızımı bir oğlan üzüp dursa onun hayatını fuck ederim. Senin açından düşünsem bu kız neden anasına anlatıyor derim. Valla yeni nesil ilişkiler böyle mırç mırç olacak. Bu yeni tarz ebevynliğin sorunu. Evlilik öncesi sınavları geçmen lazım. Kızın anası sana laf ettiyse içinden şunu diyordur: oğlana olan lafı söyledim hiç terslemedi. Sana artı yazar. Kız almak zor artık başkan ben kızımı kolay kolay vermem. Bana damat olacak adamın işi zor.
0
mikahakkinen
(09.08.26)
En büyük sorun her şeyi annesine anlatması. Üç yıldır evliyim 7 yıldır eşimle birlikteyim bir kere bile olsun eşimin kötüsünü aileme anlatmadım anlatmam. Eşim de birkaç kere acemilikten anlattı ailesine. Hem ben uyardım eşimi hem de eşimin ailesi eşime kızmıştı ahahahahah bize bir şey anlatma diye o da bıraktı ilk başlarda anlatıyordu zaten.


Sevgilinizi uyarın sizin iyinizi kötünüzü ailesine arkadaşlarına anlatmasın. Siz artık iki kişisiniz ama tek bir birey gibi davranmanız gerek
0
Hallegadola
(09.08.26)
Evet
0
osssy
(09.08.26)
kız ailelerini çok iyi anlıyorum zaten üzersem haklılar ama en azından sen kızıma böyle bir yanlış yapmışsın aslı astarı nedir diye sormuyorlar ki. son tartışmamızda ben iş nedeniyle şehir dışındaydım hemen gidip gönlünü alamadım telefonlarıma da bakmadı son çare annesini aradım hani teyze biz tartıştık yanlışım olduysa özür dilerim demek için son çare. o da bakmadı telefonlarıma. ben en son özür için gittiğimde telefonda bana diyor ki sen kaç gündür aramadın etmedin şimdi mi geliyorsun? ben de iş durumumu biliyorsunuz telefonuma da bakmadınız dedim, sen beni üç kere aramışsın peşpeşe aradın benim küçük kızım hasta, hasta çocuğu olan birini bu şekilde aramak saygısızlıktır tabi bakmam dedi:) sonra geri dönebilseydiniz daha önce özrümü iletebilirdim dedim. hayır senin beni araman saygısızlıktır dedi. kız arkadaşım bizimkileri istediği zaman arardı bizimkilerde kızım bizim oğlanın sana bir yanlışı vs olur çekinme der yardımcı olurlardı oysa ki.
tamam teyze doğrudur özür dilerim kusuruma bakmayın dedim helalik istedim konuyu kapattım artık düzgün iletişim kuramayacağımı anladığım için saygısızlık yapmadan defteri kapatmak istedim.
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
Son açıklamadan sonra yazdığımı sildim. Yaşlar 30 mu gerçekten?
0
Mirket
(09.08.26)
Senin gibi yapıcı ve uyumlu insanlar genellikle bu tip ailelerin içine düşüyor maalesef. Yapacak bişey yok, çekeceksin, evren o karmaşalı aileyi biraz düzene sokmak için rahatlatmak için seni görevlendirdi.
0
megalomaniac
(09.08.26)
İlişkilere aileleri karıştırmak çok saçma değil mi? Evlenecek yaşa gelmiş iki yetişkinsiniz kendi sorunlarınızı kendiniz çözün, çözemiyorsunuz da ayrılın gitsin başka insan mı yok.
Bu kadar ana babalı yüz göz olunan ilişkilerden hayır gelmiyor.
+2
ekimoloji
(09.08.26)
evet yaşlar 30. zaten bu yaşta böyle şeylerle uğraşmayı hiç istemezdim kız arkadaşıma da bu söyledim iki yetişkin insanız neden özelimizi ailen biliyor hani 20-25 yaşında olsak toyluğuna vereceğim ama öyle de değil.
-1
🌸homohominilupus
(09.08.26)
10 senelik evliyim, sevgiliyken durum buysa evlilikte burnundan gelir, kaç.

Kız arkadaşın 30 yaşında olmasına rağmen kendi hayatında söz sahibi değil, kaynanan hayatı sana dar eder.
+3
kimlanbu
(09.08.26)
aranızdaki tatsızlık dediğiniz olay çok büyük bir şey değilse anne çok sıkıntılı. bu tipler sınır bilmez, görüşmeseniz bile sürekli telefon üzerinden taciz ederler. bu yüzden bence kilit o yaşanan sorunun büyüklüğü. siz ona göre tepkisini tartın.

Kızı da anladığım kadarıyla annenin davranışlarını normal buluyor? Kız bu durumu normalleştirdiyse ve sınır çizemiyorsa koşarak kaçın. yoksa 60+ yaşında bir eşiniz olacak yakında :)
+2
eileengray
(09.08.26)
Herkes Anneyi ve annesiyle sınır koyamadığı için kızı suçlamış da;
Kızın elinden telefonu alan ve tartışmaya dahil olan sizsiniz.
Kız telefonunuza cevap vermiyor diye annesini arayan sizsiniz.
Telefonu açmayan, yani sizinle görüşmek istemeyen anneyi üç kere peşpeşe arayan sizsiniz.
Bence ailede değil, sizde bir kendinizi konumlandırma sıkıntısı var.
Bence hatayı kendinizde arayın.
0
Mirket
(09.08.26)
ikidir şunu yazıyorsunuz: ”annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin.”

neden endişelenecekler? hapisten yeni mi çıktınız? endişelenme kısmı bana garip geldi.daha önce büyük bir suç işlemişsiniz gibi.
+1
eileengray
(09.08.26)
elbette hatayı kendimde arıyorum. ancak bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek isterim.
kız arkadaşımla buluştuğumuzda annenleri endişelendirme konuşup düzeltelim öyle söylersin dedim. ama o hemen telefona sarıldı anne size bir şey diyeceğim sakin olun biz homini ileyiz şimdi diyince aniden kadın bir şey varmış gibi panik yaptı kız arkadaşımın elinden telefonu çekip almadım yanımda konuşuyordu panik olunca annesi konuşmaları uzun sürdü o da bana attı topu ikna et dercesine ben de konuşup sakinleştirmek istedim. saygılı bir şekilde konuşunca beni anladı ama tavrı anlattığım gibiydi.

2)benim arama mevzum ise bundan çok daha önceydi kız arkadaşımla tartışınca o kızgınlıkla telefonlarıma bakmadı ben de aslında büyütülecek bir şey yok demek için aradım zira zaten izinde düğün işleri için görüşecektik beni de dinlemedikleri için küçük bir tartışmayı tek taraflı büyük bir şey zannetmesinler diye gayet kibarca durumu izah etmek için aradım.
üç kez de üç gün boyunca aramadım. aynı gün içinde o an kimseye ulaşamanın üzüntüsü ve paniği ile arayıp nazikçe durumu izah etmek için aradım. daha da aramadım akabinde zaten.

3) aramama rağmen kendileri aramadım gelmedin diye eleştiriyorlar zaten. ben de aradım ulaşamadım bakmadınız diyince bu cevabı verdi zaten. sonra da istesen bir şekilde arar ulaşırdın dediler arasam suç aramasam suç ne yapayım ben?
neden gelmedin dediler ilk iznimde geldim dedim 900 km mesafe var ya.
0
🌸homohominilupus
(09.08.26)
evet hapisten çıktım üç müebbettim vardı. allah korusun hayır kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor. buluştuğumuzu öğrenince yarım saatte bir ne yaptınız ne konuştunuz diye arayacakları görüşmemizi bölecekleri için dedim. ki öyle oldu her zamanki gibi annesi yarım saatte bir aradı.ne konuştunuz neredesiniz? ne karar verdiniz?
hep böyleler bu yüzden rahat rahat konuşalım istedim.
mesela bir gün buluştuk kulağının tekinde çınlama hissetti kahve içiyoruz ama saat akşam 10 , galiba sağır oldum diye panik yapmaya başladı 5 dk dur sakin ol geçmezse doktora gidelim dedim hemen hayır ben sağır oldum dedi annesini aradı durduk yere kadın panik oldu hemen özel hastaneye götürdüm acil baktı hiçbir şey çıkmadı. ama o arada annesi telefonda kızım iyi misin diye evham yapıyor bir yandan onu sakinleştirmeye çalışıyorum bir yandan kızı doktora götürüyorum vs. böyle çok şey yaşadım bu en basiti o yüzden böyle paniklerini bildiğim için öyle dedim.
0
🌸homohominilupus
(09.08.26)
karşı tarafın ailesiyle tek muhattabın kızın kendisi olmalı, senin telefonu alıp konuşman büyük hata. kendi ailesiyle arasına sınır koyamayan, iletişim becerisi olmayan, cevap veremeyen insan o ailenin kuklasıdır, evlenirsen onunla değil telefonda konuştuğun anasıyla evlenmiş olursun büyük ihtimalle. daha evlenmeden en ufak olaya ailesini dahil etmiş abi, olay ciddiye binmeden uzaklaşman en doğrusu.
+4
nahtoderfahrung
(23 saat)
"kız arkadaşıma yetişkin insanlarız neden her şeyi anne babana anlatıp hem onları üzüyorsun hem de özelimizi açıyorsun küçük değiliz diyorum benim herşeyim onlar ben yalan söyleyemem ki diyip çıkıyor işin içinden"
Bunun üzerine söyleyecek bir şey yok.
Kız arkadaşınızla değil ailesiyle evleneceksiniz anlaşılan.
Yol yakınken bitirin.
+4
pro9it9is9
(23 saat)
Sen nicin kızın elinden telefonu alıyorsun ki ahahsh kız ile annesinin arasını düzeltmek sana mı kaldı. Ne ergen işler bunlar ya.
Kızın her şeyi annesine anlatması çocukça ama senin de sana kibar davranılmasını umarak telefonu kizdan alman çocukça.
+1
abelardo
(17 saat)
Yapamazsın bu aileyle. Normalde ilişkiler çok patametreli denklem, hemen ayrıl demek çok zor ama burada hem kız hem ailesi sıkıntı. Biri sıkıntı olsa belki idare edilirdi ama laftan anlayacak tiplere benzemiyorlar. Bitir de burunları sürtsün.
+1
playing star again
(9 saat)
Kız anladığım kadarıyla her şeyi annesine anlatıyor. Bağımsız olmaması kötü olsa da annesine güvenmesi iyi bir şey. Henüz anne sizi çok iyi tanımadığı için kızını üzünce böyle tepki vermesi normal. Şu an kızını koruyor. Evlenirseniz, anne sizi iyice tanıyınca belki sizin tarafınızı da tutabilir ama şu an elin oğlusunuz.

İşler ciddileştikçe büyük sürtüşmeler olabilir. Aileler de çoğunlukla dahil olur (olmaması lazım vb. bizim toplum için boş laflar). Bunları aşabilirseniz evlenirsiniz. Önemli konularda anlaşamıyorsanız evlenmemelisiniz (ama genelde elalem ne der, çok emek verdim, bu yaşta sonra başkasını bulamam gibi düşüncelerle evleniliyor).

Tartışmanın büyüklüğüne, sebebine göre yapmanız gerekenleri düşünürsünüz. Gerekirse tekrar konuşursunuz.
0
cosmicstring
(8 saat)
eşinin ailesiyle de evlenmediğin bir evlilik çok zor. ne olursa olsun aileler müdahil oluyor. yaşın kaç olursa olsun, mesafe ne olursa olsun, aileler işin içine giriyor, çocuklarına akıl veriyor, taleplerde bulunuyorlar.

bunu evlenen kişilerin engellemesi gerekiyor ama kız arkadaşınızın telefonu size vermesi, gelecekte olacakların habercisi gibi geldi bana.
+1
co2s2
(7 saat)
kaç kaç kaç kaç!
0
summerjam0306
(2 saat)
kız tarafını dinlemedik bilmiyoruz, tamamen senin yorumlarına göre diyorum ki kaç kaç kaç.
aşağıdaki şey ne yahu cidden böyleyse evlenince her allahın günü 10 kere telefonda konuşup bütün gün yiyip içip konuştuklarınızı annesine anlatacak.

" kız arkadaşımın ailesi biraz panik insanlar kız arkadaşım da panik biri. annesi , kız kıza olsalar bile gün içinde en az 3 kere arıyor 1 saat arabayla bir yere gitse yol boyunca annesi ile konuşuyor."

sırf bu yüzden boşanan arkadaşım oldu benim.
olmaz böyle. yaşlar 30 diyorsunuz bi de.
çoluk çocuk işler ya.
0
rayde
(14 dk)
(7)

Yüksek lisans ücreti

egerbiryolcu
Düşündüğüm bölüm için iki üniversite seçeneği varBiri 30 bin biri 45 bin dönemlik(Tezsiz)Akademik kariyer düşünmüyorum bazı planlarım ve mesleki gelişim için çok heveslendim. Sizce bu fiyatlar çok mu pahalı? İnsanlar her şeye pahalı dedikleri için emin olamadim kararımı verdim ama yine de merak etti
Düşündüğüm bölüm için iki üniversite seçeneği var
Biri 30 bin biri 45 bin dönemlik
(Tezsiz)
Akademik kariyer düşünmüyorum bazı planlarım ve mesleki gelişim için çok heveslendim. Sizce bu fiyatlar çok mu pahalı?

İnsanlar her şeye pahalı dedikleri için emin olamadim kararımı verdim ama yine de merak ettim. Robot süpürgeye iPhone'a para verenlere kimse bir şey demiyor ama eğitim tatil bunlara niye çok laf ediyorlar?
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
Fiyatın yüksek mi, düşük mü olduğu üniversiteye, bölüme, size katacaklarına ve bütçenize bağlı.

İnsanları dinlerseniz her şeyin bir şeyi var. Çok da şeyetmeyin insanları :)
+2
cosmicstring
(08.08.26)
Fiyatlar bence gayet normal.

Bir iphone bir robot süpürge almak istesen daha fazla ödersin.
0
ezkaza
(08.08.26)
Kesinlikle pahalı değil, üstelik bu yatırımı kendinize yapiyorsunuz ne güzel.
+1
sinematikcrop
(08.08.26)
Mesleki ve kişisel tatmin için verilir tabii ki, boşverin insanları. Yazıldığı gibi bir iPhone, robot süpürge daha pahalı.

Üniversite Hacettepe mi acaba? Ben de bu yaz döneminde tezsiz için bakmıştım, 45 bindi
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(08.08.26)
@bir fincan kahve ile film izlemek

Anadolu ve İstanbul üniversitesi benim bahsettiklerim ve bir dönemlik ücretleri. Mesela İstanbul üniversitesi benim aklıma daha çok yattı ama 90 bine mal olacak.

Onda mülakat oluyor bir de onu da gecebilirsem.
0
🌸egerbiryolcu
(08.08.26)
sadece üniversite ücretlerini hesaplamışsınız ama bunun bir de yaşam maliyetleri var. tezsiz de olsa derslere devam etmeniz, sınavlara girmeniz gerekecek. dolayısyla haftanın en az 3 günü okulda olmanız lazım. bu da bir maliyet, bunu da hesaplamanız lazım.
her halükarda eğitim için 30 veya 45 çok para değil ama, aması var işte.
hobi niyetine, heves için paranız da varsa tezsiz yapılır ama artık piyasa tezliye tezsize prim vermiyor. çünkü ne yazık ki "doğrudan uygulamalı" uygulamalı bilimler değilse, programdaki hocalar size sahada bağlantı sağlamayacaksa, dış paydaşlarla projelerine dahil edip size kapı açmayacaksa akademide öğretilenlerin sahada karşılığı yok. hele ki sosyal bilimlerde artık lisans bile neredeyse gereksiz hale geldi.
mesleki gelişim için ya da kariyer planlarınız için bu parayı tezsize vermek yerine gerçekten piyasada karşılığı olan kurslar ve sertifkalar çok daha faydalı. türkiyede herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümündeki herhangi bir hocanın anlattığı konular yale, oxford, harward'ın online derslerinde anlatılıyor veya internetten ücretsiz veya cüzi ücretlerle izlenebiliyor zaten. siz derseniz ki benim tezsizde ders alacağım hoca onlardan daha iyidir, o tezsiz bana daha çok fayda sağlar, o zaman bahsettiğiniz paraya değer.
+1
halanne
(24 saat)
Eğer size bir konuda iş yapabilmeniz için ehliyet/yetki/lisans vermeyecekse Türkiye gibi eğitimin ücretsiz olduğu yerde eğitime para vermek bana mantıksız geliyor.
0
playing star again
(9 saat)
(9)

Abartı tepki mi verdim sizce?

egerbiryolcu
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel t
Çok ağır yorucu bir haftanın ardından sabah erken kalkıp kendimce güzel bir kahvalti hazırladım öncesinde bulaşıkları hallettim kedilerin mamasını verdim iş guc de yaptım. Bir iki çeşit de pisirmeli kahvaltiliklar hazirladim çayı demledim.Hava da çok sıcak baya ben de pistim. Hevesli hevesli güzel tabaklari hazırladım her şey hazır tam yiyeceğiz derken telefon çaldı annemin. (Saat 10) Ben de annemin huyunu bildiğim için (ayıp olmasın diye kendi pek bitirmez konuşmayı) meşgule at kahvaltidan sonra dön dedim. Öyle yapicam deyip ama WhatsApp tan ariyomis deyip acıvermis bulundu. Bir akraba ariyo laflamak için.

Ben hemen sinirlenmeye başladım çünkü biliyorum o konuşma uzayacak anneme kahvaltı yaptini soyle dedim onu da söylemedi ilk açarken. Ben yalnız yemek istemiyorum annem için de her şey soğumuş olacak. Baktım gerçekten uzuyo konuşma annemin yanında bekliyorum kaş göz yapıyorum ayıp bir şey de değil üstelik müsait olmadığını söylemek. Annem de kapatmak istiyor tamam canım kız da beni bekliyo diyecek karşıdaki kadın lafa giriyo uzattıkca uzatiyo. Bir ara annem kahvaltı lafını etti kadın yine üstüne konuştu. En son nihayet lutfetti karşıdaki kadın siz kahvaltinizi yapın dedi ama bı on dakika da bana hayırlı kısmet duası yaptı.

Baya bı moralim bozuldu iştahım kaçtı zaten tek başıma yemiş gibi oldum. Her şey sogufu. Annem de napiyim kızım haklısın keşke acmasaydim vs dedi ama bunu benim sevmediğimi biliyo üstelik bence sabah uyku kahvaltı iş güç saati içinde de kimseyi sohbet için aramaazsın. Çok ofkenenmemin sebebi bu daha önce de çok arayan olmuştu böyle.

Annemi de belki üzmüş oldum bana saygı duymuyorum başkalarına öncelik veriyosun onlar daha önemli vs soylendim de soylendim ama gerçekten günüm böyle bir şey için zehir oldu ( duygusal ve fiziksel olarak yiprandigim bir dönem olduğu için de daha çok dokundu,)
0
egerbiryolcu
(08.08.26)
Daha eski zamanın insanları meşgul olduklarını, müsait olmadıklarını söyleyemiyorlar, ayıp gibi geliyor onlara. Benim annem de öyle. Karşı tarafın konuşmayı böyle durumda uzatmaması gerekir.

Sen de haklısın annenle kahvaltı etmek istemişsin ama herkes senin için benden daha öncelikli diye abartmışsın biraz.
+2
rock n roll
(08.08.26)
Abartmamin bir sebebi de hayır demeyi en azından benzer durumlar için öğrenmeye çalışsın. Bundan sonra dikkat eder diye düşünüyorum. Çünkü abartı tepkilerden sonra bir şeyler fark ediliyo maalesef.
0
🌸egerbiryolcu
(08.08.26)
Annenizin ayıp olur kafası da, arayanların sırf kendini düşünmesi de değişmeyecek. Bu değişebilen bir şey değil bir yaştan sonra.

Annenizi gereksiz üzmüşsünüz, gönlünü alırsınız. Böyle zamanlarda da telefonu sizde dursun, acil bir arama olursa ona verirsiniz.
0
cosmicstring
(08.08.26)
Kac yasinda kadin, bu saatten sonra boyle koklu bir karakter degisimini ogretmeniz cok zor. Bilalis o an kas göz yaparak kadincagizi strese sokmussunuz.
0
duster
(08.08.26)
ben de bunu jenerasyonla alakali bir durum gibi algiladim. denildigi gibi eski donem insanlarinda musait olmadigini belirtmek ayip karsilaniyor, karsi taraftan da oyle algilaniyor. ha acmasaymis daha iyiymis ama yapacak bir sey yok, acmamak bile problem olabilir.
-1
Sour
(08.08.26)
normal
0
co2s2
(08.08.26)
Haklısın ve bence böyle bir insana doğru tepkinin ben tabağına yemeğini alıp içeri başka bir yere geçmek olduğunu düşünüyorum.
O an bulunduğu ortama saygı duymayan insana ben de saygı duymam.
-2
denizgonen
(08.08.26)
benim annem de aynısını yapardı ben de anneme sinirlenirdim aynı durumda, sonra da pişman olurdum kesin. anneler çocuklarına karşı biraz daha dişli olmalı ya, o kadar emek ve fedakarlıkla büyütmüşün biraz ağırlığınızı koysanıza be..

Özellikle bu tip anneler tüm hayatlarını maalesef "idare etme", çekme çevirme modunda yaşadıkları için hayır deme, haklı olsalar bile insanlara karşı kırılacağı tepkiler verme yetilerini kaybediyorlar. hele söz konusu çocukları olunca max fedakarlık modu açılıyor. Siz de aslında onun iyiliği için biraz tepkisini insanlara karşı koyabilsin istiyorsunuz ama olmuyor. Belli ki anneniz de bu profilde biri, ben kendimi son zamanlarda frenliyorum anacığıma karşı, siz de üzmeyin teyzemi böyle şeyler için :)
+2
fatihdr
(08.08.26)
Sinirlenmenizi anlıyorum. ben de birçok konuda anneme kızıyordum hayatını zorlaştırdığı sınırlarını koruyamadığı için ancak bir noktada annenizin tüm yaşamını böyle geçirdiğini ve değişmeyeceğini, kendisinin en azından sizin kadar bundan şikayetçi de olmadığını kabullenip hayatınıza ona göre devam etmeniz gerekiyor.
+1
sparky
(09.08.26)
(3)

Tapu bilgilerine nasıl ulaşabilirim?

anaphylacticshock
Merhaba, Ege'de almayı düşündüğümüz iki katlı kargir bir ev var. Evin bulunduğu bölge sit alanı. Kazı bölgesi. Tarihi eserler çıkıyor. Evin de sit tescilli olup olmadığını nereden öğrenebilirim? Ev yaklaşık olarak 65 yaşında. Tapuyu aradım, evin üzerinde sit tescili var mı yok mu onu sormak için. Am
Merhaba,

Ege'de almayı düşündüğümüz iki katlı kargir bir ev var. Evin bulunduğu bölge sit alanı. Kazı bölgesi. Tarihi eserler çıkıyor.

Evin de sit tescilli olup olmadığını nereden öğrenebilirim? Ev yaklaşık olarak 65 yaşında.

Tapuyu aradım, evin üzerinde sit tescili var mı yok mu onu sormak için. Ama ancak mal sahibiyle gelirseniz bilgi verebiliriz dediler.

Mal sahibi evi Remax'a koymuş ve yurt dışında. Remax'tan alacağım bilgiye güvenemiyorum.

Bu bilgiyi nasıl öğrenebilirim?
Tapuda tanıdığı olan birileri var mı? Sadece evin üzerinde sit tescili ve ipotek vb var mı onu öğrenmek istiyorum.

Elimde ada parsel ve pafta numaraları var.
0
anaphylacticshock
(06.08.26)
Oralardaysanız muhtar ve köy kahvesinden epey dedikodu alırsınız. Resmi bilginin yanında iyi bir gösterge olur :)
+1
cosmicstring
(06.08.26)
ev ilk yapıldığında izinleri alınmıştır ancak sonradan tadilat veya değişiklik yapıldıysa onların izni alınmamış olabilir, o başa bela olur. bu tadilatı da tapuda göremeyebilirsiniz. biz böyle bir ev almıştık, bir önceki almancı sahip izin almadan değişiklik yapmış, sonra bize dava açıldı sanki biz yaptırmışız gibi. 2 yıl uğraşıldı davayla. bu ev ıldır’da mı?

bu arada bu tür sit alanındaki eski evlerde tesisat değiştirmek bile sorun oluyor. izinlerle davalarla uğraşıyorsunuz. şu anki aklım olsa böyle bir derde bulaşmazdım.
+1
eileengray
(06.08.26)
öncelikle parsel tescili ve sit alanı kavramları farklı şeyler.
Tr'de tescil işi yapı değil, parsel üzerinden yürüyor. yani doğru arama kriteri, öncelikle söz konusu binanın parselinin tescilli olup olmadığı. parsel tescilliyse, üzerindeki yapı her ne ise, onu aynen korumak durumundasınız. tarihi yapı ise, çatı aktarma, pencere doğraması değiştirme gibi işler için bağlı olduğu belediyenin Kudeb biriminden; daha büyük onarımlar içinse bağlı olduğu koruma bölge kurulundan izin almak -tabi ki gerekli proje süreçlerini tamamladıktan sonra- zorundasınız. eğer yeni yapıysa, ekonomik ömrü el verdiğince o binayı kullanabilirsiniz; ancak olası bir yıkılma durumunda, parselin tescili hangi tarihi yapı üzerinden yapıldıysa, onu yeniden yapmaktan başka şansınız yok.
edit: evin yaşı bu durumda çok bişey ifade etmez. tarihi ancak çok nitelikli olmayan 200 yıllık bir yapı tescil edilmeyebildiği gibi, Bağdat Caddesi'nde 90'larda yapılan apartmanlardan tescil edilenler var mesela.

ancak, parsel tescilli değil de, parselin içinde bulunduğu bölge sit alanı kapsamındaysa (sorunuzda tarif ettiğiniz bu sanırım), onun durumu biraz daha değişik. söz gelimi, parsel 1. derece arkeolojik sit kapsamında ise (bu durumda parsel illa ki tescilli olmak zorunda değil), o parseldeki mevcut bina yıkıldıktan sonra yerine hiçbir şey yapamayacağınız gibi, bahçesine ağaç dahi dikemezsiniz (10 cm'den fazla kazı yasak; sonradan su tesisatı, doğalgaz vs de geçiremezsiniz mesela).

kısacası, önce söz konusu parselin tescilli olup olmadığını ve/veya kentsel, kırsal, arkeolojik vs. gibi bir sit üzerinde bulunup bulunmadığını; bulunuyorsa kaçıncı dereceden olduğunu öğrenin. sonra yukarıdaki bilgilere göre seçiminizi bir daha değerlendirirsiniz.

öğrenme yöntemi konusunda ise, ilgili belediyenin imar müdürlüğünden yardımcı oluyor olmaları lazım. direk tapuyu arayınca, kvkk meselesi sıkıntı yaratmış olabilir. belediyesinin sayısal sistemi varsa, internetten de sorgulayabiliyor olmanız lazım.
+3
lil siztah
(07.08.26)
(7)

Tatil kararsızlığı

arbre
Çıkmam gereken bir tatil var (zorunlu) ve ben hiç denize girmek istemiyorum. Yüzmek isteyince kış da olsa havuza gidiyorum zaten. 3 4 gece 40 50 bin TL çıkıyor. Tatili eylül ekim olarak kullanıp Sırbistan, Arnavutluk gibi merak ettiğim Balkan ülkelerine ayırsam pişman olur muyum? Daha ucuz bile tuta
Çıkmam gereken bir tatil var (zorunlu) ve ben hiç denize girmek istemiyorum. Yüzmek isteyince kış da olsa havuza gidiyorum zaten. 3 4 gece 40 50 bin TL çıkıyor. Tatili eylül ekim olarak kullanıp Sırbistan, Arnavutluk gibi merak ettiğim Balkan ülkelerine ayırsam pişman olur muyum? Daha ucuz bile tutabilir. Dubai de istiyorum ama uçak 3 4 saat yazıyor. Onu istemedim.
-8
arbre
(04.08.26)
Balkan Ülkelerini düşünüyorsan Belgrad'i tavsiye ederim. Müthiş bir şehir bana göre. Hem tarih olarak gezmesi hem yemesi içmesi çok güzel bir şehirdir. 2 defa gittim çok eğlendim.

Belgrad'dan bağımsız olarak; Balkan ülkelerine ayırman ve gitmen pişman olmazsın. Gitmeni tavsiye ederim.

Saraybosna'yı da çok övülüyor. Gitmeye fırsat olmadı. Geçen sene gidiyordum ama sağlık sorunları engel olmuştu, öyle kaldı.

Arnavutluk'a gitmedim ama araştır, bak, içine sinine git. İster Arnavutluk, ister Saraybosna, ister Belgrad.

Güzel tecrübe olur.
+2
put it in your appropriate place
(04.08.26)
Bu kararsızlıkla ne seçerseniz seçin pişman olacaksınız zaten :) Bir salın kendinizi :)
+2
cosmicstring
(04.08.26)
cosmicstring, salmayı çok istiyorum ama salamıyorum, salarsam ocak şubat gelecek :)
-5
🌸arbre
(04.08.26)
Olasılıkların artılarını eksilerini yazın. Büyük artılar/eksiler iki, üç artı/eksi olsun, böyle puanlayıp seçin. Tatili yaparken de tadını çıkarın, keşke bu olmasaydı demeyin.
0
cosmicstring
(04.08.26)
senin kadar kararsız insan görmedim. buraya yazmadan alabildiğin kararlar vardır inş.

bırak burayı biraz düşün içinden geleni yap. biraz özgür ol ya. bazı şeylerde de başkalarını dinlemeyiver. kimse seni senden iyi tanıyamaz.
+5
jelly bear
(04.08.26)
Benim şansıma mı böyle denk geldi bilmiyorum ama ne zaman duyuruya girsem kararsızlık sorularınızı görüyorum. Patolojik resmen. Bir tür kaygı bozukluğu mu yaşıyorsunuz yoksa cimrilikten mi çözemedim ama kesinlikle bu konuda terapi almanızı öneriyorum.

Zorunlu tatil var, anladığım kadarıyla vize yok ama para var, deniz tatili istenmiyor ama görülmek istenen yerler var ve pişman olur muyum diye soruyorsunuz. Alınmayın ama sahiden normal değil. En kötü ne olabilir ki pişman olasınız? Evde oturmaktan daha iyi. Ayrıca neden her anda dünyanın en iyi tatilini yaşamalıyım diye düşünüyorsunuz. İnsan hayatın her anını planlayamazki. Gidip kafa dinleyip dönün işte.
+5
huladancer
(05.08.26)
Kararsız kalınacak son şey türkiye de mi yurtdışında mı tatil? Sınırı bi geç. Hele ilk defaysa nasıl bi ufkun açılıyo gör.
Hiç düşünme. Keşke daha önce yapsaydım diyeceksin. Katıl bi tura. 3 kuruşun hesabını da yapma.
Sal kendini. Pronto jolly iyidir. Emin ellerde olursun.
Bi dahakine hep yurtdışı planlayacaksın.
+1
Lh12
(05.08.26)
(14)

Yeni eve taşındım (eşyalı) Tv sorunu

gobekliraki
Evde tv var kocaman. Yanında uydusu da var ama açınca “sinyal yok” diyor. Böyle tak çalıştır aletler var mı, hemen aşağıda media markt falan var gidip alayım ordan. İnternet bağlatmadım, uzun süre kalmayacağım burda.
Evde tv var kocaman. Yanında uydusu da var ama açınca “sinyal yok” diyor. Böyle tak çalıştır aletler var mı, hemen aşağıda media markt falan var gidip alayım ordan. İnternet bağlatmadım, uzun süre kalmayacağım burda.
-5
gobekliraki
(02.08.26)
yayın ya internetten ya da uydudan gelecek. o yüzden medimarkt'tan alacağın herhangi bir şey işe yaramayacak. sinyal niye yok onu çözmek lazım. kontrol edilmesi gerekenler: cihaz ayarları, kablo, lnb, çanak, ortak çanak ise uydu santrali bağlantısı, soketler vs.
0
lazpalle
(02.08.26)
@lazpalle çok teşekkür ederim cevap için. Ama hiç uğraşamam yönetimle falan. Tv de olmasın
-4
🌸gobekliraki
(02.08.26)
sorun basit bir şey de olabilir. en azından cihaz ve tv bağlantılarını kontrol edin. kiraladığınız/aldığınız kişiden destek isteyin.
0
lazpalle
(02.08.26)
TV'de uydu alıcısı varsa, kabloyu taktıktan sonra Türksat uydusunun ayarlarını yapmanız, kanal aratmanız lazım. Denediniz mi?
0
cosmicstring
(02.08.26)
@cosmic ya hiçbişeye bakmadım langırt diye tuttum evi
-5
🌸gobekliraki
(02.08.26)
Hayırlı olsun :) Televizyonun marka ve modelini aratın, bir yerlerde (belki videolu olarak) uydu ayarlarının nasıl yapılacağı vardır.
0
cosmicstring
(02.08.26)
herhangi bir yerden parayla alacağanız aletle tak diye sorun çözmeniz mümkün görünmüyor çünkü sebebi henüz anlaşılamamış. belki de çok ama çok basit bir şey olabilir.

* kablo bağlantılarının tam olduğundan emin olun (örneğin uydu hattından gelen kablo alıcıya bağlı mı, alıcıdan tv ye bağlantı var mı vb.)
* tvde doğru kaynakta mısınız, hdmi 1, hdmi 2 vb gbi uydunun bağl ıolduğu kaynağa mı bakıyorsunuz?
* uydu alıcı açık mı?
* uydu kumandasındaki menü vb. kısmından ilk ayarı yapmanız gerekiyor mu? tkgs var mı vb. Varsa eğer tek tuşla ayar yapılır yoksa türksatın ayar frekasnını internete yazıp kolayca bulabilrisiniz.

eğer tüm bunlar size çoook uzak bir dili konuşuyormuşsunuz gibi hissediyorsa illa para ile çözmek istiyorsak bir parça almak yerine bir uyducuyu davet edin baksın ama ben olsam öncelikle binada sorumlu kişi ya da ev sahibine bir sorup öyle adım atmayı denerdim.
+3
teletabi
(02.08.26)
@teletabi abi bura bina değil ki gökdelen gibi herkes çok mesafeli çok kurumsal. Ben de o işe gelemiyorum
-6
🌸gobekliraki
(02.08.26)
Cok anlamam ama uydu yayini icin bir yayin saglayiciyla anlasip her ay belirli bir miktar para vermek gerekmiyor mu? O sozlesme yapilmamistir belki? Yani tv ve uydu cihazi isin teknik kismi, ama bu durum sozlesme olmamasindan, yayin saglayici olmamasindan da oluyor olabilir diye dusunuyorum.
0
Sour
(02.08.26)
Televizyon Samsung ise ve TV ayarlarıyla çözülecek bir şey ise, telefon ederseniz müşteri temsilcisi telefonda sizi yönlendirerek sorunu çözebiliyor.

Diğer markalarda da benzeri çözümler var mıdır bilmiyorum.
0
Mirket
(02.08.26)
Binanın tekniğine sor. Danışmaya söyle yardımcı olurlar. Muhtemelen.
+1
kisa
(02.08.26)
@Sour: Türksat uydusundan (ve binadaki antenlerde ayarlanmışsa Hotbird gibi diğer uydulardan) bedava kanalları (ana akım ve yerel kanallar) izleyebilirsiniz.
0
cosmicstring
(02.08.26)
muhtemelen uydu taraması yapman gerekiyor tvden, baya kolay. onu kurcala. kabloların doğru bağlandığından emin ol.
0
jelly bear
(02.08.26)
Madem gökdelen gibi bina,teknik servis vardır hakketen, onun bakması daha doğru olur. Ha adam uyducu baksın derse kiraladığınız ev sahibi/emlakçı vs neyse onlarla iletişime geçersiniz.en doğrusu bu bence
0
denizciman
(02.08.26)
(9)

Akademikler, bu kardeşiniz nasıl bir yol izlesin?

stringer
Selamlar,Bazılarınız hatırlar, bir süredir mobbing yiyorum ve yükselmeye yönelik hamlelerim sonuçsuz kalıyor. Özgüvenimi olabildiğince paramparça edip beni olmak istemediğim birine dönüştürmek istiyorlar. 1.5 yıllık süreçte, görünürde hiç sorun yaşamadık ama aramızda hep o gerginlik yaşandı. Ben her
Selamlar,

Bazılarınız hatırlar, bir süredir mobbing yiyorum ve yükselmeye yönelik hamlelerim sonuçsuz kalıyor. Özgüvenimi olabildiğince paramparça edip beni olmak istemediğim birine dönüştürmek istiyorlar. 1.5 yıllık süreçte, görünürde hiç sorun yaşamadık ama aramızda hep o gerginlik yaşandı. Ben her şey bitti sandığımdan, ağzımdan 4 tane yayın hazırladığımı ve bunları doçentlik için beklettiğimi söyledim. Yeni bir hamleyle, bir çelme daha taktılar bana yapmak istediğim başka bir şeyi engelleyerek.

Normalde bunları yayımlayacaktım ancak ortalık doktorasını tamamlamış araştırma görevlisi dolu ve benim durumumu göz önünde bulundurunca en azından bir süre kadro vermeyecekleri aşikâr. Şayet doçent olursam kadroyu vermek zorunda kalacaklar. Ben yayınlarımı beklettiğimi söyleyince, hocamın tavırları değişti. Önce, ne demek doçent olacağım, sen yeni geldin. Çabuk gönder onları, böyle şeyleri düşünme, daha çok erken dedi anlamsızca. Ben de hocam ama diğer arkadaşlarım da bekletiyor diyerek kıvırdım. Sinirlendi. Ertesi hafta,tavır değiştirdi. TR Dizin'de yayın yapmanın zorluğundan bahsetti, minimum bir yıl bekleniyormuş. Sen beklet, sonra yaparsın dedi bana imalı şekilde. Ben buradan şunu anladım. Yayınlarını tamamlamış olsam bile, onları yayımlatmamın birkaç yılımı alacağını düşündüğü için düşüncesini değiştirdi.

Burası değişik bir yer, geldiğimden beri açığımı arıyorlar. Beni ziyaret eden bir öğrenciyi, hocamın yakın çevresinde bulunan biri evine davet etmiş ve kıza açık açık "Sana bir yanlışı oldu mu canım, utanma söyle" diye baskı yapmış. Kız gelip bana anlattı tabii durumu. Çıldırdım ama bir şey yapmadım. Bunu neden anlattım? Çünkü durum ciddi, fırsat bulsalar şutlayacaklar ama benim gidesim yok açıkçası. Hata yapmıyorum.

Şayet bu yayınları yapmazsam, performans yetersizliği vs. diye sözleşme yenilerken sorun çıkarabilirler mi? 33a'lıyım, fakültede bu nedenle sözleşmesi yenilenmeyen kimse yok. Gerçi dekan bey'le de aramız çok iyi ama aramıza girerler diye çekiniyorum. Paronayak oldum azıcık. Neyse, tüm bunlar ışığında bana ne tavsiye edersiniz? Çalışmalarımın hepsi, ABD'deki çalışmalarla paralel ve güncel. Dijital beşeri bilimlere girdim ve benim alanımda benim dışımda çalışan kimse yok. Belli bir ortalamanın üzerinde yazdığıma eminim. Yayın yaparsam, araştırma görevliliği sürecim biraz daha uzayacak. Bu mobbing yiyeceğim sürenin artacağı anlamına geliyor. Doçent olmadan rahat ettirmeyecekler bana. Yayımlamazsam da tembel diyecekler, gerçi kendilerinin bir şey yaptığı yok da. Ha, bir de atıf alamayacağım doğru düzgün. Şu anda yayımlanmış 4 makalem var sadece.
0
stringer
(02.08.26)
Sen artık acil bir şekilde yukarılardan birini bul ve arattır
0
Hallegadola
(02.08.26)
Başka okullara gitme yollarına bakın. Doçentliği alınca kadro garanti laflarına kanmayın.
+1
cosmicstring
(02.08.26)
Tam bilmiyorum ama planlarinizi niye bu kadar acik ediyorsunuz? Yani sunu hedefliyorum, sunu yapacagim, bunu yapacagim falan diye.
+3
Sour
(02.08.26)
@Sour, cesaretten maalesef. @Hallegadola, hocam kimse bu insanlar için rahatsız edilmeyi hak etmiyor. O kadar şey yaptılar, hâlâ takmıyor ve işimi yapıyorum. İyi değiller.

@cosmic hocam, o ünvanı alırsam, bir şekilde gerisini hâllederim ama dr. arş. gör. olarak kalırsam, daha çok tepeme binelerler.
0
🌸stringer
(02.08.26)
Sizi oralarda tutan başka şeyler yoksa, "bu okula, bölüme, burada kadro almaya çok emek verdim, bu saatten sonra vazgeçemem" eşiğine gelmeden başka yere bakın. Bu halde, ruhu çok yorgun olan insanlar tanıdım.
+2
cosmicstring
(02.08.26)
Yayınları doktoranı bitirmeden yollama hiç bir yere. Bildiğin gibi doçentlik işin sayılmaz yoksa. Hocana da yolladım ama reddedildi de, sandığım kadar iyi değilmişler vs de. Boş da durma bir iki bildiri yap gözlerini boya. Kimseye de şöyle yayınım var bekletiyorum vs deme bu nasıl acemilik? Hiçbir şey olmasa kıskanç insanların göz kalır, bunun az işi var demek ki sürekli makale yazıyor diye üstüne idari iş yıkarlar.

Ar gör dr. öğretim üyeliğinden daha garanti bir kadro bu arada, çok korkma ama öğr. üyeliği şartlarına da hazır tut kendini. Çıkan yayınlarını bile gerekirse sakla ki kadro iste diye baskı yapmasınlar doçent olana kadar. Doktora biter bitmez de hemen beklettiğin tüm yayınları fişekle. Olabildiğinde hızlı üak doçenlik almaya bak.

Doktorası bitmemiş biri işin 4 makale Türkiye şartlarında baya iyi bu arada.
+1
pembe mezarlık
(02.08.26)
Asla öğrencilerle yalnız baş başa kalma bu arada. Kapın hep açık dursun biri geldiğinde. Tek başlarına geldiklerinde öğrencileri odana kabul etme. Gerekirse kantinde ya da herkesin gözü önünde açık ortamlarda yap bu görüşmeleri. Mümkünse yapma. Seninkiler sıkıntı ama sen de bu oyunu oynamayı bilmiyorsun ve dikkatleri iyice üzerine çekiyorsun. Böyle bir ortamda ne yayın planından bahsedilir ne başka şeyden
Onların istediği sessiz ezik rolünü oynayıp saman altından yayınlarını çalışmalarını yapacaksın. Kimseye hiçbir planından bahsetmeyeceksin. Yoksa önüne taş da koyarlar, engellerler de. Bu insanların dergilerde de doçentlik jürilerinde de tanıdığı vs vardır bak, o yüzden hiçbir şeyini hiç kimseye söyleme sana o kadarını söylüyorum. Etliye sütlüye karışma kendi araştırmalarına, doçentlik kriterlerine odaklan.
+2
pembe mezarlık
(02.08.26)
hocam öncelikle Allah'tan sabır diliyorum size. muhtemelen yıl olarak sizden gerideyim ancak kendi hocamla yeterince iğrenç şeyler yaşadığım için anlayabiliyorum sizi. bu zamana kadar yaşadıklarımdan öğrendiğim diğer yazarların da sizi uyardığı gibi planlarınızı afişe etmemeniz. akademi gerçekten çok pis ve doğası gereği hırslı insanları barındıran bir yer. denetleme mekanizması da olmadığı için hocalar allah gibi takılabiliyorlar.

pembe mezarlık hocamın da dediği gibi bu insanların orda burda kilit yerlerde kankaları oluyor. kolaylıkla planlarınızı engelleyebilirler. susmak ve biraz da salak rolü yapmak iş görebilir diye düşünüyorum.

son olarak akademi vazgeçilmez bir yer değil, tek çaremiz de değil. dışarda da çalışabiliriz becerilerimizle. hatırlatmak istedim. çünkü buna inandırıp çıkmazda hissetirmeye çalışıyorlar.
+1
sparky
(03.08.26)
Eski duyurulara da bakıcam şimdi ama şunu söylemek istedim burda, bence yayın bekletmek hiç iyi bi fikir değil. Hem eskiyor hem de alacağın atıfları alamıyorsun dediğiniz gibi. Literatür değişiyor, tekrar güncellemek gerekiyor. Belki yayınınızın değerini azaltacak benzer başka yayınlar yapılmış oluyor ya da bulguları farklı şekilde yorumlamayı gerektirecek yayınlar çıkmış oluyor. Biliyorum çünkü erteleme hastalığım yüzünden çalışmalarımı eskittiğim oldu birkaç kez. Ar görken 4 yayın bekleten doçentlik için zamanı geldikçe yine yayın yapar, bence bu konuda bi endişeniz olmasın
+1
mezzosprite
(09.08.26)
(3)

Tatil planı

arbre
14 gün zorunlu yıllık izne çıkacağım. Fotoğraf makinesi alacağım. Antalya ve Muğla düşünüyorum ama plan yapamıyorum. Otel sıkıyor 3 günden sonra. Nasıl bir plan yapabilirim? Gezi planı olabilir. Teşekkür.
14 gün zorunlu yıllık izne çıkacağım. Fotoğraf makinesi alacağım. Antalya ve Muğla düşünüyorum ama plan yapamıyorum. Otel sıkıyor 3 günden sonra. Nasıl bir plan yapabilirim? Gezi planı olabilir. Teşekkür.
-13
arbre
(01.08.26)
Likya yolunun bir kısmında yürümeyi deneyebilirsin
0
hakmut
(01.08.26)
Likya yolu sauna etkisi yapar. En güzel dönem nisan mayıs ayları. Bu mevsimde doğu karadeniz yaylaları trekking grubuyla gezilir.
Otel muğla antalya . Ne yazsam bilemedim. En azından ingiliz ve ya alman turistlerin olduğu ıssız bi koyu seçerdim.
0
Lh12
(02.08.26)
Kültür turlarına bakın ama yorumları iyi okuyun, paraya da kıyın. Kötüler çok kötü olabiliyor. Hem bol bol gezersiniz hem de fotoğraf çekecek çok çeşitli yerlere gidersiniz.
0
cosmicstring
(02.08.26)
(6)

birine bir şey sorduğunuzda cevaptan önce "niye" diye sormasını nasıl buluyorsunuz

nahtoderfahrung
aşırı sinirleniyorum içime atıyorum ama sanırım yüzüme de yansıyor, bir kaç arkadaşım abartma falan dedi, siz ne düşünüyorsunuz, abi niyesini sonra sorsanız olmaz mı önce soruya cevap vermeye çalışın yav
aşırı sinirleniyorum içime atıyorum ama sanırım yüzüme de yansıyor, bir kaç arkadaşım abartma falan dedi, siz ne düşünüyorsunuz, abi niyesini sonra sorsanız olmaz mı önce soruya cevap vermeye çalışın yav
-7
nahtoderfahrung
(31.07.26)
bazı sorulara niye diye sorulur, özellikle işle ilgiliyse çok normal. mesela yazılımda XY problemi diye bir kavram var, çoğu soruya neden "niye bunu sordun" diye sormak lazım, bu kavram onu anlatıyor.

ama günlük yaşamdaki sıradan şeyler için "niye" diye sormak biraz can sıkıcı olabiliyor evet, tümden haksız değil bu serzenişiniz. ama yine de abartıyor olabilirsiniz.
+1
biseysorcaktim
(31.07.26)
Niye diye soran istemiyorsan git makinelerler çalış kardeşim. Neye sinirlenceğinizi şaşırdınız
0
Rondak
(31.07.26)
Cevap niye'nin cevabına göre çok değişebilir çoğu soruda. Mesela nasıl bir soruda niye diyorlar?
+1
cosmicstring
(31.07.26)
Niye öyle düşünüyorsun ki hocam :D

Şaka bir yana, niye sorusu bence direkt niyeti algılamaya yönelik olduğu için daha çok samimiyetle bir bağı var. Kişi karşıdakiyle çok yakın değilse bu soru rahatsız edebilir.

Tabii diğer yandan yeni bir soru ortaya çıkıyor, kişi samimi olmadığı birine niye karşı tarafın sorguladığı birşeyi sorar?
+2
j r r tolkien hayrani
(01.08.26)
Ne var bunda ya?? Ben çok sorarım niye sorduğunu öküz altında buzağı aramayın
0
the fisherking
(01.08.26)
Niye sormayalım?
Mesela biri bana "akşam işin var mı?" diye sorarsa ben de gayet doğal olarak "niye?" derim. Belki bana iş kitleyecek, belki işime gelmeyen bir teklifte bulunacak, belki tam tersi.
0
anatomik
(01.08.26)
(9)

Akademikler, bu durumda ne yapmam daha etik?

stringer
Selamlar,Bir makale yazdım ve model ürettim: Python kullanarak bir yerden veri çektim. Sonra bu veriyi anonimleştirdim ve kelime bulutu, duygu rating çaprazlaması, duygu analizi ve çeşitli tablolarla öncelikle veri setinin uzak okumasını yaptım; buna kuramsal bir zemin de buldum. Daha sonra "Yakın o
Selamlar,

Bir makale yazdım ve model ürettim: Python kullanarak bir yerden veri çektim. Sonra bu veriyi anonimleştirdim ve kelime bulutu, duygu rating çaprazlaması, duygu analizi ve çeşitli tablolarla öncelikle veri setinin uzak okumasını yaptım; buna kuramsal bir zemin de buldum. Daha sonra "Yakın okumayı da yapıp doğru mu yanlış mı diye bakayım..." dedim fakat makalem 40 sayfayı ve belirtilen kelime sayısı sınırını fazlasıyla aştı. Makale gönderimine açık birkaç derginin editörüyle görüştüğümde, kısaltmamı tavsiye ettiler fakat mümkün değil. Her bölümde farklı bir veri elde ediyor, daha sonra bunları birleştiriyorum. Örnek bir makale olsa, bakıp fikir edineceğim ama tamamen benim uydurduğum bir model bu.

Bir arkadaşım, uzak ve yakın okumayı bölüp ayrı ayrı yayınlamamı tavsiye etti. Fakat bunun dilimleme olabileceğine ilişkin bir kaygım söz konusu. Durduk yere başıma iş almak istemiyorum. Yakın okumada da aynı veri setini kullanıyorum, kuramsal zemin de aynı fakat farklı sonuçlara ulaşıyor ve uzak okumayı sınıyorum.

Sizce bu durumda ne yapmalıyım?

Tavsiyelerinizi bekliyorum.
0
stringer
(31.07.26)
Literatür kısmını kısaltıp, literatürde anlatılanları kendiniz anlatmayıp referanslara bıraksanız epey kısalır sanıyorum.
0
cosmicstring
(31.07.26)
@cosmicstring hocam, literatür bölümüm zaten çok kısa. 10'dan fazla grafik var. Hepsini sınırlılık ve geçerlilikleriyle beraber tartıştım. Çok da içime sinen veriler yok ama beşeri bilimlerde böyle bir metotla hazırlanmış makale yok kendi alanımda. Başkasına kalsın istemiyorum. Desem ki yakın okumada farklı bir kuramsal zemin çizeyim, o zaman da uzak okuma verisini sınamamış olacağım. Sıkıştım kaldım.
0
🌸stringer
(31.07.26)
Bazı grafikler çıkabilir, birleşebilir belki. İşi çalmayacağına güvendiğiniz, alanda deneyimli bir hoca varsa görüşünü alabilirsiniz.
0
cosmicstring
(31.07.26)
cosmicstring, hocam aramın o kadar iyi olduğu kimse yok araştırma görevlisi olsam da... Gerçi ABD'de bir hoca, farklı bir modelle benzer bir çalışma üretip 200'den fazla atıf almış ama neyse... Pek de orijinal bir şey yapamamışım yine.
0
🌸stringer
(31.07.26)
Üzülmeyin. Modelde orijinalliğiniz devam ediyor, sorun yok :) Aslında buna referansla biraz daha kısalır belki :) İkincil grafikler ve yorumları da silersiniz.
+1
cosmicstring
(31.07.26)
Ana grafikleriniz makale içinde kalsın, geri kalanını ek olarak gönderin.
+1
klassno
(31.07.26)
klassno +1

alandan değilim ama mümkünse bahsettiğiniz kısım supplementary olarak verilebilir.
+2
sparky
(31.07.26)
Daha uygun bir dergi baktiniz mi? Alaninizi bilmiyorum ama genis kitlelere degil, alanin seckinlerine yayin yapan dergiler var. Bunlarda genelde isi uzatmadan, her seyi aciklamadan direkt teknik kismina ve sonuclara odaklanmaniz gerekiyor. Mesela makalenin giris kismini ozet yaziyormus gibi 300 kelimeyle sinirlayan dergiler var ve bu dergiler cok cok iyi, o alanin profesyonelleri okuyor.

Makaleniz icin yer bulana kadar veya bu sorunu cozene kadar preprint olarak yayinlayabilirsiniz:
www.cos.io
0
Sour
(31.07.26)
Size kısaltılamaz gelse mutlaka kısaltmanın bir yolu vardır. Yazı işleri için "kill your darlings" derler.

Kesinlikle kısaltmak istemiyorsanız bir kısım veriyi veya veri işleme yöntemini sup. material olarak koyun. Bu da çok yaygın yapılan bir şey.

Ha illa şu an kısaltmak zorunda mısınız, değilsiniz. Editöre yazacağınız cover letter'da şöyle diyebilirsiniz, "makalenin uzun olduğunu biliyorum, peer review sonrası editte kısaltacağım", bunu biz yaptık mesela daha önce, bir şey demeden hakeme gönderdiler. Sonra kabul alınca yöntemi sup. material'a aldık. Belki hakemler sana şunu sil bunu koy diyecekler. Olduğu gibi kalma ihtimali çok düşük. Ki ufak tefek sınır aşımlarına kimse çok takılmaz.
+4
pembe mezarlık
(31.07.26)
(18)

38 yaşında doktoraya başlamak ?

kuul
selam,önümüzdeki hafta gerçekleşecek son bir aksiyon sonrası türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde, üzerine çalışmak istediğim alanda bir doktora yapma fırsatı şu an önümde duruyor. bir mülakat olacak. ancak ben çalışacağım hocayla falan anlaştım. ne üzerine çalışacağımız da az çok belli. an
selam,

önümüzdeki hafta gerçekleşecek son bir aksiyon sonrası türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde, üzerine çalışmak istediğim alanda bir doktora yapma fırsatı şu an önümde duruyor. bir mülakat olacak. ancak ben çalışacağım hocayla falan anlaştım. ne üzerine çalışacağımız da az çok belli.

ancak bir yanım kalk gidelim derken öbür yanım bok yeme otur diyor. yaşım 38 oldu. son 6-7 senede enerjimi saçma sapan şekillerde harcayıp bitirdikten sonra artık okul okumaktan kusma derecesine geldim. her gün yol çilesi ayrı, iş yoğunluğu ayrı olarak beni sömürüyor.

diğer yandan eğer bu başvuruyu yapmaktan vazgeçersem altın tepside önüme gelen fırsatı sırf motivasyonum yetersiz diye geri çevirmiş olacağım için kendimi bir ömür suçlayacakmışım gibi geliyor.

sizce ne yapılır ?

bu tecrübeyi yaşamış/yaşayan arkadaşlar görüp bir şeyler karalasa ne güzel olurdu...
NOT: tikler gecikse bile gelecektir.
0
kuul
(21.06.24)
benim babam da 38de başlayıp 44te bitirdi, 3 çocuklu haliyle hem de. normalde farklı bir mesleği vardı, akademisyen oldu. bu sene de profesör oldu.
tabi ki zor olmuştur ama isteyen insan için neden zor olsun.
0
yenibirgüzelnick
(21.06.24)
Türkiye veya amerikan sisteminde hocayla çalışmak diye birşey yok. 2 sene ders alıp sonra 2 sene tez sürecin olacak. Ne üzerine çalışacağınız henüz belli değil, resmi olarak senin danışmanın olmayacak. Öncelikle bunu bil.

Bir diğer konu da doktoranın senin için anlamı ne olacak bunu sorgula derim. En az 3-4 yayın yapmadan boş cv ile bitirilen doktora tamamen zaman kaybı olur. Ders aşaması olan doktoralarda yayın yapmak zordur veya imkansızdır. Kullanıldığını hissediyorsan bırak.

Hocayla çalışma olayı iki şekilde olur: birincisinde hocanın ayak işlerini yaparsın ama seni hiçbir projeye dahil etmez, yayın yaptırmaz. Diğer türlüsünde seni yetiştirmek için çaba gösterir. Bu ayrımı bil derim.
0
ferenc
(21.06.24)
Neden doktora yapmak istediğin kısmı eksik ya da yeterince ifade edilmemiş. Cevapta önemli olan o olacaktı bence.
0
prole
(21.06.24)
prole +1. Bir de sartlarina bagli. Aileden zenginsen ve para kazanma baskisi yoksa istersen 50 yasina kadar doktora yap, postdoc yap vs. Ote yandan ne kadar "altin tepside sunulan firsat" olup olmadigi da su an nasil bir meslegin ve kariyerin olduguna gore de degisir.
0
hot potato
(21.06.24)
Yapın tabi, neden moralinizi bozuyorsunuz?

Tek önemli husus vaktiniz var mı? Çünkü doktorayı bitirmek siz öylesine de yapacak olsanız ciddi bir iş, doktora tezi hiç neden olmasa bile kendi başına çok vakit alan bir süreç. Ayrıca 4 sene belki daha uzun süre hayatınızda olacak ve her zaman bu ilk hevesi taşımayacaksınız. Biraz yıpratıcılık payı olacak elbette.

Neticede profesyonel anlamda verdiğiniz emeğin karşılığını alamayacaksınız. Doktora akademik düzeyde işe yarayan bir şey. Özel sektörde doktoranız var diye hayatınızda büyük bir fark olmayacak. Emin değilim ama memuriyette belki birkaç şeyi etkiliyordur, zaten memursanız bunları biliyorsunuzdur. Ancak kendinize güveniniz artar, alanınızda gelişirsiniz. Hoşunuza gidecek bir şey yapmış olursunuz. Neden olmasın vaktiniz varsa?

Baktınız olmuyor, bitirmezsiniz. Ne yapacaklar bitirmediniz diye puh tüh diyecek hali yok kimsenin. Biterse de ne ala.
0
akhenaten
(21.06.24)
@yenibirgüzelnick, @ferenc teşekkür ederim.

@prole, evet doğru en önemli nokta sonuçta. şöyle açayım: ben şu an kamuda herhangi bir lise mezunun bile rahatça yapabileceği, eğitimim veya yeteneklerimle alakası olmayan bir işteyim. zaten kamunun kahir ekseriyeti böyle desek yalancı çıkmayız. peki neden oradayım ? orası uzun hikaye hiç bahsini açmayayım. işte bu kısır döngüyü kendimce kırmak için ilk olarak şahsi çabalarımla, sonrasında yüksek lisans yaparak VERİ BİLİMİ-GÖRÜNTÜ İŞLEME alanında bir noktaya kadar geldim. işte şimdi bunun doktora fırsatı önümde. eğer bitirirsem hem çalışmak istediğim alan, hem alanın gelişimi baş döndürücü ve bunun bir parçası olma ihtimali, hem bu doktoranın benim kariyerimi akademik olarak olmasa bile maddi olarak değiştirme ihtimali vb sebeplerden başlamak istiyorum. çünkü şu an bulunduğum konumda kalmam geçmişime, eğitimime ve birikimime -bence- ihanet gibi bir şey. ama işte diğer yanda da ucunun nereye gideceği ve benden neleri ne kadar zaman boyunca götüreceği belli olmayan bir süreç var. elbette mantık devam etmemi söylüyor ama fiziksel ve mental olarak bunu gerçekten kaldırabilir miyim ? mevzu sadece alanı sevmek ve orada çalışmak istemek mi, yoksa başka teşvik edicilere ihtiyaç var mı bunu kestirmeye çalışıyorum. misal araştırma görevlisi olarak başlama şansım olsa bu soruyu hiç sormazdım bile. ancak hem çalışıp hem bunu yürütmek söz konusu olunca benzer yollardan geçen/geçmiş insanların fikrini de mümkün olduğunca bilmek isterim.
0
🌸kuul
(21.06.24)
Yaş 38, hala okumak.. ve ömür bitiyor.
Üniversite okumayı çok bir şeymiş gibi gösterdiler yıllardır ve ortalık üni mezunu kaynıyor.
Meslek lisesi mezunlarının geliri de daha yüksek.
Diploma almak, kariyer, ünvanlar bu kadar uzun zamana yayılmamalı.

Yıllar yılı kesinlikle yanlış uygulanan şu var ki ilkokuldan üniversiteye bu kadar uzun bir zaman aralığı sadece okumaktan ibaret olmamalı. Bu zaman aralığı, insanın en önemli zamanlardır ve yeteneklerinin de ortaya çıkacağı bir dönem olmalıdır. Çocukluktan itibaren bir çoğumuz gerçekten yeteneklerimizi bilmeden, tanımadan büyüdük veya büyütüldük.

Gelen fırsatı geri çevirmeniz çevrenizdekilerin bu konuda neler yaptıklarıyla o konuma verdikleri değer ile ilgili. İleride kendinizi suçlayacaksanız sürece devam edin. ama dediğim gibi bir ömrün sonuna da bu kadar yakın olmamalı bu eğitim dedikleri .
0
diyecevaplandı
(21.06.24)
Okumaktan kusma derecesine gelmiş, aşırı yorulmuş bir insan olarak bence okumamalısın, çünkü bir an gelip emeklerini ve verdiğin vakti ve hatta harcadığın parayı yok sayacak bir hamle yapman mümkün, hatta buna mecbur kalman bile mümkün.

37 yaşındaydım, okuldan mezun olalı 14, memuriyete başlayalı 11 yıl olmuştu, sadece aklıma esti diye yüksek lisansa başvurdum, yeni mezunlar varken beni birinci seçtiler vs. Sonuç, bazı sebepleri kaldıramadığım ve ders çalışma kaslarımı yeniden çalıştıramadığım için devamsızlık marifetiyle okulu bıraktım. Çok da sağlam bir akademisyen kafamın olduğunu söyleyip duran hocalarım beni kaybetmekle epey üzüldüler ama ben kaldıramadım. Sebeplerim çok ağır sebepler değil ama ben yapabilecek halde değildim. Bunu bile bile girdiğim okuldan devamsızlıkla atıldım.

Senin de bu şekilde bir tepkiyle doktora hayatını kendin yıkma ihtimalin var, ki bahsettiğin yorgunluk da bunu gösteriyor bence.

Bu kadar yorulmayacak olsan, bu kadar tükenmemiş olsan derim ki yap doktoranı, hayatına anlam gelir. Ama şu halde öyle diyemiyorum.
0
muhayyer divan
(21.06.24)
yap yap
0
duyurukullanıcısı
(21.06.24)
disiplinli çalışabilen, işleri ertelemeyen, araştırma yapmaktan heyecan duyan biriyseniz doktora size çok şey katabilir. mesleğiniz, işiniz, yaşamınız, kaderiniz değişebilir. güzel olur yani. ama düzenli çalışmazsanız duyacağınız kaygı ve vicdan azabı yaşamınızı kötü etkileyebilir. Ne yaşadıklarınızdan zevk alırsınız ne de doktorada ilerlersiniz. Bence başlayın, kendinizi tamamen adamaya da gerek yok, sadece disiplinli bir şekilde çalışarak yapın.
0
santimantal
(21.06.24)
Doktoradan beklentin çok yanlış. Doktoranın amacı araştırmacı olmaktır. Sadece yayın yapmaktır. Yapamıyorsan veya yapmak istemiyorsan doktora yapmak doğru değil.

Doktorada bilgi edinme yok, bilgi üretme var.

Diyelim ki doktorayı tamamladın ama araştırma olanağın yok. Bu durumda kendini gol atamayan futbolcu gibi düşüneceksin. Hasta tedavi edemeyen doktor gibi veya. İşlevsizsin ve bu nedenle silinip gideceksin.
0
ferenc
(21.06.24)
+ akademiden kovalanmayacaksa zaten bence doktoraya baslama yasi 40 civari olmali o yuzden bence yas problemin yok.

+ hakkiyla yapilan bir doktorayi zaten 5 seneden once bitirmek cok zor, senin part time yapacagini dusunursek tahminim 6-7 sene surecektir. Okul okumaktan kusma noktasinda olan birisinin bu sureci atlatmasi zor.

+ hocayla calismak yok denmis ama ben supervisor olmadan doktora yapan gormedim, hocayla calismadan nasil yuksek yapiliyor anlamis degilim.

+ eger tezini savunmadan once 2-3 tane tier 1 yayin yap(a)mamissan bence senin doktora yok hukmundedir, vakit kaybidir. Bunu da eklemek lazim.

+ maddi katmadeger kaygin sifira yakin olmali, ne kadar cok okul o kadar cok para devri kapanali cok oldu ama bunu ozellikle ortadogu insani hala anlamiyor. Yani kendini tatmin icin gireceksen gir, baska bir kazancin olmayacakmis gibi dusunmen lazim.
0
cooperr
(21.06.24)
kesinlikle arkana bakmadan dön ve kaç bu fikirden.tr de doktora yapmak saçmalıktan başka birşey değil.
0
ashleybon
(21.06.24)
@ferenc,

Öncelikle cevabınız için teşekkürler. Bir noktayı açayım müsaadenizle: Başvuru öncesi şartlardan biri danışman hocadan alınacak kabul mektubuydu (bu belki zaten hep böyledir bilemiyorum) onun için de tezimi yazdığım, hatta makalesini de yayınlamak üzere olduğum alanla alakalı olarak bir hocayla irtibata geçtim. O da yüksek lisans tezimdeki alanın devamı sayılabilecek sahada doktora çalışması yapabileceğimizi söyledi. Ona istinaden de davet mektubu yolladı zaten.

Ne derece önemli bilmiyorum ama danışman olmak için bana tamam diyen hoca benden yaşça küçük. Ancak co-advisor olarak daha tecrübeli bir hoca da sürecin içinde olacak. Yani en azından sözlü kabul aşamasında konuşulan bu diyeyim.

Projede ayak işçisi olma konusu için zaten fazla yaşlı olduğumu ve bu duruma katlanmayacağımı söyleyebilirim. Sonuçta olmazsa olmaz değil. Gerekirse basar giderim diye kendimce hülyalardayım. Ama pratikte de bunun karşılığı böyle olur mu, bunu zaman gösterecek.
0
🌸kuul
(21.06.24)
Valla yap yapma diyemem, cok zor konular ama tez yazmak gercekten cok yipratici bir surec, geri donup baktigimda full time ozel sektor calisirken nasil bir guc gelmis de yapmisim diyorum. Bunu soylemek isterim. Ote yandan icine girince yapiliyor, bir sekilde bitiyor. Bir suru insan gibi yapabilirsiniz yani. Son olarak, anladigim kadariyla isiniz rahat, baslayim hic olmayacak gibiyse birakmak da bir secenek, birakmak illa kotu bir sey olmak zorunda degil, denemeden sizin icin dogru sey olup olmadigini da bilemezsiniz.
0
kassiopeia
(22.06.24)
Son sözümü başta yazayım: Ana amacınız şirketlerde iyi bir iş bulmak değilse ve başladığını bitirmeden de rahat edenlerdenseniz başlayın, devam edip etmeyeceğinize yolda karar verirsiniz.

Standartları yüksek, sağlam bir hocayla çalışacaksanız doktora tezi zorlu bir süreç. İyi bir okuldaysanız ders ve yeterlilik aşamaları da zor geçecek. Paraya dönüşecek bilgi peşindeyseniz birçok derse "ben bunun için burada değilim" diye bakmaya başlayacaksınız. Yani akademik kariyer dışında bir düşünceyle yapacaksanız gereksiz zorlanabilirsiniz.

Olur da doktorayı bitirirseniz birçok şirket için "overqualified" olacağınızı da unutmayın. Yani "bu insan bu işin doktoru, bizim şirket, maaş bunu yakın zamanda tatmin etmemeye başlar, kaçar, hiç bulaşmayalım" deme ihtimalleri çok çok yüksek. Bunu, "hem bu doktoranın benim kariyerimi akademik olarak olmasa bile maddi olarak değiştirme ihtimali" sözünüze cevaben yazdım.

İnsan görmediği şeyi gözünde büyütebilir. Bir de "kendimi bir ömür suçlayacakmışım gibi geliyor" yazmışsınız. Gereksiz zorlanırsanız, hocalardan kazık yerseniz (ki şimdi size çalışma sözü veren hocanın sonrasında cayma ihtimali çok düşük değil), akademik kaypaklıklar midenizi bulandırırsa "aman başladım, dişimi sıkıp bitirivereyim" demeden kaçabilecekseniz başlayıp bir görün, sonra aklınız geldikçe üzülmeyin derim.
0
cosmicstring
(22.06.24)
turkiye'nin en iyi universiteleri bile ilk 500'de degil ki. bu bir sey ifade etmiyor bence. turkiye'deki tirt okullarda bununla zaman kaybetmezdim. akademi ortami zaten les.
0
bohr atom modeli
(22.06.24)
@cosmicstring,

oldukça vurucu ve direkt bam teline basan bir mesaj olmuş hocam çok teşekkür ederim.
0
🌸kuul
(22.06.24)
(8)

Doktora yapmanın zorlukları neler olabilir?

fraise
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversi
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversitelerin doktora başvuru sayfalarını açıp açıp kapatıyorum.

Biliyorum ki doktoraya başlarsam ders döneminden sonra yine çok zorlanacağım ve sürekli soylenecegim ama bitirdikten sonraki o başarmış olma hissini seviyorum galiba. Ayrıca ders çalışmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi de seviyorum.

Alanım da sosyal bilimler ve üniversite sonrası hem akademik hem de mesleki eğitimlerin çok çok önemli olduğu bir bölüm. Bir ara da ikinci bir yüksek lisansa başlamayı düşünmüştüm.

Hem çalışıp hem doktora yapmanın zorlukları neler olabilir? Başlayıp pişman olan var mi? Birileri olumsuz bir şeyler söylemezse bu işin sonunda kendimi doktoraya başvuru yaparken bulabilirim sanırım.

Herkese şimdiden teşekkürler.
0
fraise
(12.12.23)
çevrem öğretim/araştırma görevlisiyken bile doktorasını yıllarca bitiremeyenlerle dolu. Ben ders dönemi + tez önerisi + 2 tez izleme sonrası bıraktım :D Doktora-terkim.

Gerçekten isteyip yüzde yüz asılabileceksen yaparsın. Birazcık bile içinden gelmiyorsa zulüm olur diyorum ben. "illa biter" diye de bişey yok, doktora bu. Ha sağda solda çok kötü tezlerle mezun olanları görüyoruz ama bilmiyorum benim hocalarım ve jüri üyeleri gayet sert ciddi tiplerdi.

Yani şöyle diyim, tüm hayatı akademi olanlar bile tezin sonlarına doğru deliriyor. Fakat doğal yetenek gibi hep makale ve tez yazmak için doğmuş tipler var, onlar çok rahat şekilde bitiriyor. Öyle biri misin bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(12.12.23)
2022'de doktoramı bitirdim alanım sosyal bilimler. Dr. Öğr üyesi olarak çalışıyorum. Mesleğimi çok seviyorum ama bir kere daha doktora yapmak ister misin deseler elli kere düşünürüm. Sanırım yapmam. Başladığımda 30 yaşındaydım 5 yılda bitirdim. Hem çalışıp hem derslere yetişmek hem mental ve fiziksel anlamda zorluyor. Ama değmez mi vs diye düşünürseniz bitirdiğiniz anda daha fazlasını hedef koyuyorsunuz. Bu kaçınılmaz bence. Ancak bu öğrenme hırsı ve merakı olan biri zaten bu sürece sabredebilir. Sadece sizin değil sizi sevenlerin de hazır olması gerekiyor bence çünkü onlara ayıracağınız zamanı makaleler, yayınlar, dersleriniz çalacak. Ben evliliği erteledim mesela. İyi ki de öyle yapmışım çünkü evlilik hazırlıklarıyla tik vs veremezdim. Fikir vermesi açısından doktora tezlerinin ön sözlerine bakabilirsiniz diye düşünüyorum. Danışman-öğrenci dengesini kurmak, veri toplamak, ağır makaleler ve dersler, yeterlilik, tez izlemeler bunlara girmiyorum.

Bana göre zorluk seviyesi kabaca şu şekilde:
Doktora yeterlilik>doktoraya kabul almak>yüksek lisans tezi yazmak>lisansı bitirmek
Ben şu an post doc ve doçentlik kriterleri ile kafayı bozdum mecburen. Bitirince rahatlamıyorsunuz, her mertebe yeni sorumluluklar yeni dertler ekliyor.

Sonuç olarak ömrünüz boyunca keşke deneseydim demek istemiyorsanız elbette bu yola girin derim. Ama zor olduğunu ve fedakarlıklar gerektirdiğini bilerek girin. Her şey gönlünüzce olsun.
0
buzbebek
(12.12.23)
Akademide devam etmeyi düşünmüyorsanız pratikte doktoradan hiçbir kazancınız olmayacak zaten. Ayrıca işiniz nedir bilmiyorum ama overqualified görülme tehlikesi de taşır bunun sonu.

Doktora cidden yıpratıcı ve uzun da bir süreç. Sadece cv'ye eklemek için doktora yapmak bence çok anlamlı değil. Akademi dışında gerçek karşılığını bulamıyor hem.

Bunun yerine kendi yüksek yaptığınız alanı tamamlayıcı, benzer bir alanda ikinci bir yüksek yaparsanız aynı konuda sektör için muhtemelen gereksiz dozda bir dikey uzmanlaşma yerine sektördeki bilginizi yatay olarak genişletip göze çarpabilirsiniz. Ayrıca çok daha kolay olur.

Aynı zamanda tezli yüksek lisans yapmanıza da gerek yok bence. Zaten bir yüksek lisans teziniz ve ana uzmanlığınız var.
0
akhenaten
(12.12.23)
Tez yüzü görmek istemiyorsan doktora yapma. Master'da yaptığın tez tez falan değil. Buradan paylaşılan anketlerle yapılan tezler sadece bir training. Bu bir çaba bile değil doktora için.
0
ferenc
(12.12.23)
1 ay sonra yeterlilik sınavım var. Ama tek bir sayfa okumuşluğum yok hala. Bu sizin iş temponuz ve yaşam stilinizin ne ölçüde imkan verdiği ile alakalı. Ben çalışırken hazırlanamıyorum yeterliliğe. Ama benim yaşadığım yer ve koşulların buna imkan veremediği bir gerçeklik var.
0
Amaranta ursula
(12.12.23)
biraz senle biraz eşinle alakalı bir durum (destek anlamında) eşim bitirdi çok oldu doçent ünvanı aldı ama geçtiği seviyeler çok zorlayıcı. akademiden yürümek isterim dersen yayın yayınlamak hazırlamak vs bildiğin gibi zor işler(sosyal bilimlerde daha zor) ama imkansız değil.
tabi hocanın burada etkisi büyük.
yurtdışında yayın yapmak senin açından biraz daha kolay o anlamda türkiyedekiler kadar zorlanacağını düşünmüyorum.

özetle doktora sonrası yürüyecem dersen(ki bence kesin öyle olacak) zor yol ama senin için minik bir tık daha kolay.

ha sadece doktora yapar daha bakmam dersen yapma attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.
detay için iletişimi biliyorusun :)
0
basond
(13.12.23)
Yüksek lisans süreci sonunda tövbe etme aşamasına geldiyseniz ve doktora yapacağınız yer, hoca benzer olacaksa eziyet olur.

İyi bir hocanın yanında, sağlam bir doktora yapacağım derseniz hayatınız doktora çalışmaları olacak, işiniz hobi gibi kalacak. Böyle olamayacaksa yine çok büyük eziyet olur.

Doktora sizi tek başınıza veya birilerine danışmanlık yaparak orijinal işler yapabilecek duruma getiren son aşama. Zor gelmezse ya uyduruk biriyle, pek bir şey öğrenmeden doktora yapıyorsunuz ya da siz aşmış bir insansınız demektir (master tezi zor geldiyse siz de çoğumuz gibi normalisiniz büyük ihtimalle).

Ders çalışmayı seviyorum demişsiniz. Belki dersleri (ve acı çekmekten keyif alıyorsanız yeterliliği) seversiniz ama tez ders çalışma gibi değil. Araştırma yapacaksınız, ortaya orijinal işler koyacaksınız. Bazen hiç bir yere gitmeyecek, bazen aylarca boşa çalışmış olacaksınız. Bunu kaldırabilecek misiniz?

Sosyal bilimlerde de, fen bilimlerinde de doktora yapan, yapmış birçok insan var çevremde. Sosyal bilimler çok daha zor çünkü çoğu zaman bir tek doğru yok ve herkes kendi doğrusunu çılgınca savunabiliyor. Bulgularınız, çıkarımlarınız, danışmanınızla ve tez jürinizle çakıştığında zorlanabilirsiniz. Bazen danışmanla jüri saçma sapan sebeplerle çekişir, sizin işiniz sekteye uğrar. Yeterlilikte hocanıza kıl olan birileri zor sorup bırakır. Hep olan şeyler.

Yukarıda yazılan "overqualified" olma durumu da çok ciddi. alanınızdaki durumu siz daha iyi bilirsiniz ama düşünmeniz gereken en önemli konulardan biri bu.
0
cosmicstring
(13.12.23)
Burada belirleyici soru "doktora yapmayı ne kadar çok istiyorsunuz?" İstemeden yapılan en basit işler bile zor gelir insana. Doktora ise istemeden yapılacak bir iş değil.

Doktora elbette kolay değil ama anlatıldığı kadar zor da değil. Zor diyenlerin büyük kısmı ya planlı çalışmıyor, ya danışman problemleri yaşıyor ya da sevmediği bir konu çalışıyor. Bu üç durumu yaşamıyorsanız çok zorlanmazsınız doktora yaparken.

Bunun dışında doktora yapmanın doğası gereği bazı zorluklar var.

Başta süre çok uzun. En erken 4 yılda bitirebiliyorsunuz (bunun bazı istisnaları var tabi).

Danışmanınızı mutlaka çok iyi seçmelisiniz (aynı konuya ilgi duymalı, sürekli iletişimde bulunabilmelisiniz). Danışman iyi değilse en baştan ya danışmanı değiştirin ya da başka üniversiteye geçin.

Doktorada en çok zaman alan dönem ders dönemi. Çalışırken dersleri takip etmek, sunum yapmak, her ders için makale çıkarmak (bu zorunlu değil ama beklenir) oldukça zaman alıyor.

Kırılma noktası yeterlik sınavıdır. Alanınızda tüm temel kavramlara, kişilere ve konulara hakimiyetiniz ölçülüyor bu sınavda. Çok iyi hazırlanmalısınız.

Tez dönemi ise en az zorlanacağınız dönem olacak. 6 ayda bir tez izleme komitelerinde tezinizin gelişimini sunacaksınız. 6 aylık dönemler planlı çalışan biri için çok uzun süreler. Yorulmazsınız.

Son aşama savunma aşaması. TİK'ler sağlıklı geçerse bu kısım da sizi zorlamayacaktır.

İlk etapta aklıma gelenler bunlar. Sormak istedikleriniz olursa yazabilirsiniz.
0
unuttum konu neydi
(13.12.23)
(7)

ders verme ve stres

passion rules the game
- bu dönem ilk kez kendi dersime gireceğim, hazırlanıyorum falan ama stres var. bunu nasıl yensem? sebebini de bilmiyorum ki.- 3 saatlik dersi hızlı anlatıyorum, 1 saatte bitiyor önceki az olan deneyimlerime göre. nasıl yapsam da yaysam?başka tavsiyesi olan varsa alırım. neleri severdiniz hocalarda
- bu dönem ilk kez kendi dersime gireceğim, hazırlanıyorum falan ama stres var. bunu nasıl yensem? sebebini de bilmiyorum ki.
- 3 saatlik dersi hızlı anlatıyorum, 1 saatte bitiyor önceki az olan deneyimlerime göre. nasıl yapsam da yaysam?

başka tavsiyesi olan varsa alırım. neleri severdiniz hocalarda neleri sevmezdiniz falan.

süreniz başladı, danke.
0
passion rules the game
(17.01.20)
Sınıfa sorular sor ara sıra, siz me düşünüyorsunuz diye kişi kişi.
Hatta isimleriyle sor, hoşlarına gider. Ama amaç katılım olsun, konuşalım yanlış/saçma cevap verseniz de olur rahat olun minvalinde destek ol

Konuları açıklayıp arada bir örnek ver
Biraz yazdır önemli yerleri

Ara sıra konudan yola çıkıp anı vs bi takım anektodlar anlat.
0
jimjim
(17.01.20)
dersin çok hızlı anlatılmasını hiç sevmem ben. hoca sanki soru sorulmadan elindeki notları tahtaya geçirip bir an önce kaçmak istiyor gibi geliyor. anlattıklarınızı mümkün olduğunca örneklendirmeniz güzel olur. çok fazla teorik bilgi bir noktadan sonra havada kalmaya başlıyor. arada sınıfa göz atarsanız konunun ne kadar anlaşıldığı belli oluyor zaten. öğrencileri soru sormaya teşvik ederek uzatabilirsiniz dersi.

bizde genelde çok sevilen hocalar derste aralara alanlarıyla ilgili/ilgisiz ufuk açıcı bilgiler sıkıştıranlar oluyor. bunlar siz derse ısındıkça olacak şeylerdir. dönem sonunda öğrencilerden feedback alırsanız yardımı dokunur daha sonrası için.

nice derslere :)
0
rusalka
(17.01.20)
Aralarda karikatür göster
0
Hakan1980
(17.01.20)
Stres bilmediğini dusundugunden. Ama onlar senden daha çok bilmiyor.
Hızlı anlatma plansizligindan. Dersi parçalara bol ve kendine göre konu-fıkra, konu-turku,konu vs diye ayarlama yap süreye göre. Bu zamanla oturacak rahatladiginda
0
fempusay
(17.01.20)
Ara ara sınıfı gezip sorular sor, sohbet gibi ama fikirlerini dile getirmeler için teşvik et, esprili ol ve isimleri akılda tutmaya çalış. Böyle hocaları severdik :)
0
somethinginthewayshemoves
(18.01.20)
1. Stres bir yere kadar iyi. Bin kez anlattığım derse girerken bana da oluyor. Büyük hocalarda da çok görüyorum. Bunların bazıları anlattıkları konuyu literatüre sokan insanlar :) İşinizi yapmaya engel olursa konuşuruz.

2. Sanırım konuların siz anlatır anlatmaz kavranacağını, bu yüzden hızlı geçebileceğinizi düşünüyorsunuz. Araya açıklayıcı örnekler serpiştirin mutlaka. Sorular sorun, bir şeyleri yorumlamalarını isteyin. Ders sonunda ufak bir tekrar yapın. Göreceksiniz ki bazen birden fazla yoldan aynı şeyi anlatmanız gerekecek, ders saatleri yetmeyecek.

3. Derse katılmalarını sağlamak için çok zorlamanız gerekebilir. Eğitim sistemimizin bir sonucu olarak pasif kalmayı seviyorlar çünkü konuşmazlarsa azar işitmeyecekler, daha güvenli :) Derse katıldıklarında "bunu bilmiyorsan bu işi bırak", "buna da bu yorum yapılmaz ki" gibi laflar etmeyin, bir daha katılmazlar. Sordukları sorularla alay etmeyin. Kısa da olsa cevaplayın, yanlış yorumların değerli olduğunu ama başka açıdan düşünürse farklı yorumlayabileceğini filan anlatın. Sordukları sorular için bu da size ödev olsun demeyin, dersten sonra soranı dövmesinler.

4. Çoğunlukla dersleri birikim edinmek için değil, sadece geçmek için aldıklarından, sizin dersinize gelmeden önce almış olmaları gereken bilgileri alamamış olma ihtimalleri çok yüksek. Hap gibi verebildiklerinizi verin, veremedikleriniz için kaynak önerin ve her fırsatta bu tür bilgileri hatırlatın.

5. Dersinizi alıyor olma sebeplerini iyi açıklayın. Her konudan önce ve sonra o konuyu niye öğrendiklerini anlatın. Konularınız arasında ve konularınızla diğer dersler ve hayat arasında bağlantılar kurun.

6. Sınıfta bin kez anlattığınız, ders notu dağıttığınız, sınavda mutlaka çıkar dediğiniz şeyleri sınavda yapamazlarsa üzülmeyin. Ters köşe yapılmaya fazla alıştırılmışlar sanırım :)

7. Rahat olun ama taviz vermeyin. Mesela ödevleri 10:30'da toplayacağınızı bildirdiyseniz 10:31'de gelen ödevi almayın. Öğrenci başlarda işine gelmese de prensipli hocayı sever ve kendini ayarlar. Siz de sözünüzde durun. Şu gün size şunu yapıp vereceğim dediyseniz geciktirmeyin. Dersi ciddiye aldığınızı görürlerse onlar da ciddiye alır.

8. Zorunlu değilseniz slayttan anlatmayın. Slaytı sadece tahtaya çizimi zor olan görseller için kullanın. Açıklayıcı videolar filan da gösterebilirsiniz. Tahtaya yazın, çizin. Sözel ders ise can alıcı noktaları yazabilirsiniz.

9. Fırsat oldukça kürsüden inip aralarında gezin. Bu hem derse katılmalarını sağlar, hem de şunu gösterir: "tahtada dersin konusu var. bakın yanınızdayım, sizin tarafınızdayım, gelin hep beraber şunu halledelim". Derste eğlenmeyi unutmayın. Eğlenmeden yaptığınız iş bir süre sonra çok zor gelmeye başlar. Eğlencenize sınıfı da katabilirseniz o ders tadından yenmez.

10. Bazen olmayacak. Emin olmadığınız şeyleri anlatmayın. Bilmiyorum, emin değilim demekten korkmayın. Kısa bir şeyse o anda internetten veya yanınızdaki kaynaktan bakın. Uzunsa bakıp bilgi vereceğinizi söyleyin. Bu da öğrenciler için iyi bir derstir.

11. Belki ilk bunu yazmam lazımdı ama dersi geç bitirmeyin. Konu yetişmezse sonraki derse kalsın ama öğrencinin ders arası özgürlüğüne mani olmayın. Sınıfa beş dakika filan gecikebilirsiniz (çok gecikmeyin), özellikle sabah derslerinde öğrencilere toparlanma fırsatı vermiş olursunuz. Sınıfa girer girmez ders anlatmaya başlamayın. Havadan sudan konuşun. Sınavlarından konuşun. Sorun yaşadıkları dersler için küçük tüyolar verin.

12. Başlarda belki planlamanız gerekecek, sonra kendiliğinden gelecek ama derste sürekli ders anlatırsanız uyutursunuz. 20 dakikada bir filan araya başka laflar karıştırıp uyandırmanız lazım.

13. Birebir görüşüyor bile olsanız öğrencilerle kimse hakkında dedikodu yapmayın, politik, dini, hassas konularda konuşmayın, sır vermeyin. Öğrenciye güvenin, üniversite düzeyindeyse meslektaşınızı yetiştiriyorsunuz. Güvenmeniz lazım. Bir yandan da eşeğinizi sağlam kazığa bağlayın. Öğrenciler olayları işlerine geldiği gibi değiştirip size aktarabilirler. Özellikle resmi işlerde eyleme geçmeden önce aslını astarını öğrenin. Bunun ayarını zamanla kurarsınız. Aralarında size "başka yollarla" yaklaşmaya çalışanlar olabilir. Belki bu hoşunuza da gidebilir ama sakın, aman diyeyim :)

14. Not verme kısmı işin en tatsız tarafı. Neyi nasıl notlandıracağınız belli olsun ve kağıdını görmek isteyen öğrenciyle birlikte kağıdına bakın. Niye o notu aldığını anlasın. Çoğu sadece şansını denemek için kağıdına bakar ve aslında sınav kağıdında ne olduğundan habersizdir. İşin not kısmında çok dikkatli ve herkese eşit olmanız şart. Bu hem olması gereken bir şey hem de öğrenci not değişikliği için mahkemeye giderse tüm kağıtlarınız incelenecek. Hem içiniz rahat, hem de eliniz sağlam olsun. Her dönem sonu not isteyenlerle karşılaşacaksınız. Olabildiğince sabırlı olun. O notu niye aldığını anlatabiliyorsanız konuyu çok uzatmaya gerek yok.

15. Tüm hayatınız o ders olmasın. Öğrenci görüşme saatleriniz belli olsun (olabildiğince öğğrencilerin diğer dersleriyle çakışmasın) ve bu zamanlarda odanızda öğrencileri bekleyin. Gelmezlerse gönül koymayın ama bu saatler dışında da büyük bir zorunluluk olmazsa o ders konusunda öğrencilerle görüşmeyin. Ders hakkında e-mail'lerine cevap vermeyecekseniz tüm konuşmaların görüşme saatinde olacağını ve e-mail ile iletişim kuramayacaklarını ilk derste söyleyin. Sadece bazı konularda e-mail ile iletişim kurabileceklerini söyleyebilirsiniz. O zaman bu tür bir e-mail gelince çok vakit geçirmeden cevaplayın.

Aklıma gelenler bunlar. Anlattıklarımı uygulamadan da hocalık yaparsınız. O zaman büyük ihtimalle çok daha rahat edersiniz ama içinize siner mi bilmem. Bu soruyu soranın içine sinmez gibi geldi de bu kadar şeyi yazdım :) Başarılar dilerim :)
0
cosmicstring
(18.01.20)
ustad, bana kalirsa bu konudaki en iyi cozum cok sayida pratik yapmak. evet, en kolay yol bu degil ve cok zaman aliyor ama daha etkili bir yontem ben bilmiyorum. bir de tavsiyem, dersten bir saat once dideral alman. daha sakin kalirsin.
0
reshad the lionheart
(18.01.20)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.