Giriş
(7)

Yks koçu gerekli bir şey mi?

yadigar
Oğlan hem özel okula hem dersaneye gidiyor. Güvendiğim bir pdr’ci dostum var. Geçen oğlumla görüştürdüm yks stresi vs. için. Pdr’ci hoca oğlanın psikolojik ve mental durumunu iyi buldu ama dedi ki “mutlaka yks koçu tut! Neye ne kadar çalışması gerektiğini bilip öyle çalışması lazım. Okul ve kurstaki
Oğlan hem özel okula hem dersaneye gidiyor. Güvendiğim bir pdr’ci dostum var. Geçen oğlumla görüştürdüm yks stresi vs. için. Pdr’ci hoca oğlanın psikolojik ve mental durumunu iyi buldu ama dedi ki “mutlaka yks koçu tut! Neye ne kadar çalışması gerektiğini bilip öyle çalışması lazım. Okul ve kurstakiler birebir ilgilenmez… ben konulara aşina olsaydım kendim ilgilenirdim ama biz lgs’lere bakıyoruz. Yks için kimseyi bilmiyorum istanbul’da, sen bir şekilde bul, çok önemli!”

Ben öss’ye hazırlanırken koçumuz, boğamız yoktu. Her konuya eşşek gibi çalışıyordu herkes dershanede. Koç diye bir şey de yoktu. Son yıllarda patladı bu kavram…

Şimdi bu koç gerçekten bu kadar önemli ve gerekli bir şey mi? Öyleyse, nereden bulurum? Çok bir çevrem yok. Oğlanı kıbleye yatırıp elime bıçağı alsam gönderilir mi? Nasıl bulacağız iyi bir koç?
+2
yadigar
(27.09.26)
sorun şu ki, o koç da ek çalışma programı verecek ve o halde durum çocuk için bunaltıcı ve eyterebeya diyeceği bir noktaya evrilebilir.

yeğenim üniversite hazırlığı için dersaneye gitmektense koçla çalışmayı tercih etti. ancak son senede okul ayrıca -zorunlu sanırım- bir kurs açtı. şimdi ikisini birarada yürütmekte zorlanıyor ve koçla durum değerlendirmesine gideceğini söylüyor (ilk bir kaç yüze girmeyi hedefleyen bilinçli bir çocuk, bu sebeple yargılarına güveniyorum).

edit: yaygın platformlar var, mesela baykuş gibi. üniversite için örneğin, genelde derece yapmış ve üniversite öğrenciliği devam eden kişileri istihdam ediyorlar. hedefinize göre uygun bi tanesini seçiyorsunuz, öğrenciyle haftalık online görüşme yapıyorlar.
+1
lil siztah
(27.09.26)
Bence gereksiz ama bütün arkadaşları koçtan koça gezecekse sizinki bir eksiklikmiş gibi hissedebilir. Bir deneme sınavı kötü gelse birileri "işte bak koç olsaydı" filan diyebilir.
0
cosmicstring
(27.09.26)
merhaba,

meslek lisesinde okudum, ve yks 2021'de derece yapıp en yüksek puanlı müh bölümlerinden birisindeyim şu an.
üniversite hazırlık sürecimde ne dershane ne de özel ders imkanım vardı. Elimdeki imkanlar, Aylık belirli bir miktar kitap + youtube idi.

elbette psikolojik destek önemli, birilerinin sizi inanması, destek olması. benim o süreçte etrafımda kimse yoktu valla. Kendi deneyimlerime göre, yapacak olan yapıyor. Kesinlikle gereklilik olduğunu düşünmüyorum ben.

o koç dediğiniz kişiler zaten 300bin sıralamalı ünilerden mezunlar genelde. üniversitede de bırakın ilk bini, ilk 20bin bile çok zor (sayısal). Öyle saf motivasyonla olacak iş değil. disiplin/süreklilik önemli, bu da öğrencinin kendi yapabileceği bir şey.

Ayrıca özel dersler şunlar bunlarda bence çok gereksiz. kütle bölü hacmin, özkütle olduğunu bilmek hiçbir işe yaramıyor. burada birim hacime düşen kütle miktarın maddenin her yerinde aynı olacağı için maddenin karakteristik özelliği olduğu anlamak gerekiyor. Bunu hiçbir hoca/öğretmen yapamaz. Öğrencinin kendisinin emek vererek fark etmesi gerekiyor.

Ben şu an yapsam nasıl yapardım?

-İlk olarak; hedef ve motivasyon. Motivasyon önemli değil demiştim ama arada tazelemek iyi oluyor. Üniversite kampüslerini gezmek, üniversitenin imkanlarına bakmak. Mesela boğaziçinde exchange ile japonyadaki en iyi üniversitelerden biri olan keio'ya gidebilirisiniz, keza abd'de de çok iyi okullarla anlaşmaları var. boğaziçinin erasmus olanaklarını saymıyorum bile.

Okuldaki hocalarda önemli bence. Boğaziçine bakım mesela; bir sürü hocası; caltech, mit, yale'den mezun. ivy League istiyorsa, Türkiye'de bu hocaların referansını alması gerekir.

-Ders kitapları, ve konu anlatımları. Youtube bu konuda derya deniz, ama kendi içeriklerini ücretli satanlarda var onlarda iyi olanlar da çok fazla.

-özel ders; fakat konu anlatımı için değil, soruları cevaplandırmak için. konuları anlayarak giden bir öğrencinin hep sorusu oluyor, hem de çok sağlam soruları. Bu noktada kaliteli hocalarla az miktarda özel ders gayet faydalı olur.

-ve son olarak,hayvan gibi çalışmak. www.youtube.com

Bunlar dışında yapılabilecek çok bir şey olduğunu sanmıyorum açıkçası.
0
substituent
(27.09.26)
Gerekli değil ama olursa faydasının dokunacağını düşünüyorum. Koç da iyi olsun seçin
0
Leonardo~Da~Vinci
(27.09.26)
@substituent, sınav koçluğu sizin anlattığınız gibi olmuyor yalnız. siz psikolojik danışmanlık gibi anladınız sanırım; aksine doğrudan çalışılacak konu, çözülecek soru programı yapıp takip etme şeklinde ilerliyor. ayrıca gayet ilk binlerde olan, tıp, mühendislik vd öğrencileri var sistemde.
0
lil siztah
(27.09.26)
@lil siztah

Doğrudur benim zamanımda öyleydi. Elbette ders planlaması yapılıyordu ama ben zaten onu hiç mantıklı bulmadığımdan yazmadım sanırım swh

Kabaca dersusınav planlaması faydalı olacağını düşünüyorum, ama takibin amacını çok anlamıyorum. Sınav çok kişisel bir şey, anlamadığınız yeri hızlıca geçersiniz az soru çözersiniz, ya da tam tersi. Bunu da en iyi öğrenci bilir.

Birde, o ilk bine giren öğrencilerin koçluk almış mı mesela? Ben arkadaşlarım arasında duyduğumu hiç hatırlamıyorum.

Belki benim dönemimde yaygın olmadığı için yoktu, o yüzden yorum yapmayayım öyleyse.
-1
substituent
(27.09.26)
@sub, koçluk şu an, konumu kendim çalışırım ama programda yardıma ihtiyacım var diyen ancak dersaneye gitmek istemeyen öğrenciye hizmet eden bir sistem özetle. Öğrencinin haftalık yoğunluğu arasında programa sadık kalmak için yaptırımsal bir gücü de oluyor şüphesiz.
Sistemdekilerin hepsi koçluk almadıysa sistem geçersiz mi kalacak anlamadım. Siz kendiniz başarmışsınız, ne güzel, de burada bunu tartışmıyoruz ki. Ben de zaten yeğenimden bildiğim kadarını yazıyorum; sınava 30 yıl önce girdim şahsen. Yeğenim konuları kendi çalışmak istediği için dershaneyi vakit kaybı olarak görüyor; o sebeple bunu seçti. Kardeşi ise dersaneye giderek istediği yeri tutturdu mesela. Siz de kendiniz çalışmışsınız. Demek ki öğrencinin ihtiyaçlarına göre her yöntemin olur yanı var.
Kısacası, koçluk, şu an dershaneye kısmen alternatif bir sistem ve gayet de gideri var piyasasından anladığım kadarıyla.
+1
lil siztah
(28.09.26)
(11)

5 yaş fark ve aynı işte flört nasıl olur?

ezkaza
Aynı firmada çalıştığım bir kız var. Aslında aynı işleri yapmıyoruz farklı ekipteyiz ama aynı direktöre bağlıyız öyle düşünün. Yaklaşık 1.5 yıldır tanışıyoruz ve gözlemliyorum kendisini… Son zamanlarda kendisinden hoşlandığımı farkettim. O farketmese de sürekli ona bakıyorken buluyorum kendimi. Hatt
Aynı firmada çalıştığım bir kız var. Aslında aynı işleri yapmıyoruz farklı ekipteyiz ama aynı direktöre bağlıyız öyle düşünün. Yaklaşık 1.5 yıldır tanışıyoruz ve gözlemliyorum kendisini… Son zamanlarda kendisinden hoşlandığımı farkettim. O farketmese de sürekli ona bakıyorken buluyorum kendimi. Hatta evlenme hayali bile kuruyorum içten içe. Uzun zaman sonra İlk kez böyle bir şey yaşıyorum. Asansörde koridorda vs kaderin cilvesi adeta her gün başbaşa olacak şekilde karşılaşıyoruz, genelde tek cümle ile sonuçlanıyor bu süreç. ilginçtir ben kafamda aslında çok şey kurabilen bir tipim ama buna rağmen konuşmuyorum. Hep Tek cümle. Tutukluk gibi bir şey belki de. Yani eminim biraz konuşmaya başlasam o da karşılık verecek. Bence Bir çekim var aramızda.
5 yaş büyüğüm. Ben doksan beşliyim. O ise ikibinli. Aradaki 5 yaş Çok mu sizce? En son üniversitedeyken bu flört işleri olmuştu epeydir böyle bir şey hissetmemiştim. Ne yapacağımı da bilemez bir haldeyim dolayısıyla.
Bir de ben bu hoşlanma durumunu çok kendi içimde yaşayabilen bir tip değilim muhakkak karşı tarafa bir noktada hissetiricem. Aynı işte olunca bu durumlar nasıl oluyor? Hay Allah. Başıma ilk kes geliyor böylesi. Olursa eğer kimseye söylememek mi gerekir?
0
ezkaza
(26.09.26)
25 ve sonrası için 5 yaş sorun değil.
+3
asue
(26.09.26)
Yaşı çok küçük olmadığı için 5 yaş fark normal ama aynı iş yerinde olması sıkıntı. Aynı iş yerinde sorunsuz bir ilişkiye ben bu yaşıma kadar şahit olmadım açıkçası.
+2
mutekebbir
(26.09.26)
@mutekebbir +1 yaş farkı sorun değil aynı işte olması ileride sorun olabilir. bence 2 yöntem var nasıl ilerleyeceğinle ilgili.

birincisi kızla havadan sudan konuşursun ve aldığın karşılığa göre ilerlersin. yani ne tam hoşlandığını belli edersin ne de tamamen ilgisiz kalırsın. bu daha profesyonel bir yaklaşım (bence) dolayısıyla iletişim becerilerinin çok iyi olması gerekir ya da içgüdülerinin hoşlanmandan bağımsız bir şekilde güzel çalışması gerekir ki "güldü, devam" saflığında ilerlemesin.

ikincisinde direkt kıza gidip dersin ki dışarıda kahve içelim mi, burada onunla ilgilendiğini direkt belli etmiş olursun kabul ederse denersin etmezse unutursun.

sen şimdiden hayaller falan kurmaya başlamışsın dolayısıyla bu hayal kırıklığının boyutu süresiyle doğru orantılı olacağı için ilk seçeneği seçersen ve her şey düzgün ilerlemezse bugün olduğundan daha fazla üzülebilirsin. bence ikincisini seçmen gerek.
+2
tabii lan manyak mısın
(26.09.26)
Yaş farkı en küçük sorun. Aynı iş yerinde çok riskli iş. "Of salak asılıyo" dedikodusu başlatabilir, iş büyüyebilir. "Yok yahu ne alakası var, o öyle anlamış" diyebileceğiniz konularla girin nabız yoklamaya.
+2
cosmicstring
(26.09.26)
yaşlar ideal. ancak muhakkak hissettiririm, kontrol edemem diyorsanız, acil bir plan yapıp süreci düzgün bir şekilde yönetmenizde fayda var.
milletin köle gibi sabah akşam işyerinde olduğu bir devirde "aa iş yerinden biriyle assla olmaz" romantikliğine girmeyeceğim. olursa olur. ancak iş ortamında flörtleşmenin bana kalırsa en büyük sakıncası, ola ki red yerseniz, sonra sürekli bir arada olmak -hele ki burası ekmeğinizi kazandığınız yerse- can yakıcı olabilir. ancak kimi insan buna fazla takılmıyor. siz de meşrebinize göre verin kararınızı. yolunuz açık olsun!
+2
lil siztah
(26.09.26)
Bu rezilliği yaşadım. Kesinlikle deneme. Sebebi o kızı aslında tanımıyorsun. Tiksineceğin biri çıkabilir. İkincisi bir iki kelime konuştuğun değil, heyecanla hevesle konuştuğun bir ilişkiyi hak ediyorsun, bunun daha keyifli olduğunu göreceksin.
-2
arbre
(26.09.26)
Ya denemeden bilemezsin. Yürü gitsin. Yok yas farki, yok aynı isyeri vs. dert etme. Olacak olan olur..
-4
primetime
(26.09.26)
aynı işte flört iyi olmaz.

5 yaş bişi değil.
+3
gurur
(26.09.26)
kadın erkekten 20 yaş küçük olabilir.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(27.09.26)
Algıda seçicilik var,dikkat edin.
Sürekli karşılaşıyoruz vs, deniyor ama kızın tepkisi ne mesela,gülümsüyor mu,,mesela?
Kapılıp gidiyorum ben de bazen bu şekil,ama aslında kızın benle pek alakası yokmuş meğer.
0
denizciman
(27.09.26)
5 yaş olur da, aynı iş yerinde olur mu acaba? bilemedim. çok dikkat etmek gerek. rahatsız etmemek gerek.
0
co2s2
(27.09.26)
(7)

Yaz ve kış parfümü ayrımı var mı sizce?

runaway
Aynı parfümü 4 mevsim kullandığınız oluyor mu?
Aynı parfümü 4 mevsim kullandığınız oluyor mu?
0
runaway
(25.09.26)
bence olmamalı ama çevreye saygı bağlamında olmalı sanırım.
ben güllü-vanilyalı parfümleri seviyorum; bunların bir kısmı hafiften şekerli olduğundan yaza ağır kaçıyor. bu sebeple istesem de kullanmamaya çalışıyorum.
0
lil siztah
(25.09.26)
Olabilir ya aşırı baharatlı tatlı kokuları yazın sıkıp küfür yemeye gerek yok, 4 mevsimle işi çözebiliriz
0
olaylar olaylar
(25.09.26)
Yazın hiçe yakın hafifletmek lazım imkan varsa.
0
cosmicstring
(25.09.26)
Eskiden kullanırdım, artık yazlık kışlık baharlık ayırıyorum
0
cccbehzatccc
(25.09.26)
versace eros energy aldım geçen hafta bulunduğum ülkede havalar serinledi ama hava arada ısınıyor o zaman kullanıyorum. onun dışında kışın kullanılamaz mesela. ya da terre d'hermes, dior homme intense yazın kullanılacak gibi değil .
0
thechef2
(25.09.26)
var tabi, agir kokulari yazin sikarsaniz havanin sicakligindan dolayi yayiciligi artar ve insani bunaltir. bu yuzden vanilya, amber, oud kokularini yazin sikarsaniz milleti rahatsiz edersiniz.

bu nedenle yazin turuncgil agirlikli kokular tercih edilir.
+2
antikadimag
(25.09.26)
Tabiki var.
4 mevsim kullandığım tek parfüm terre d'hermes.
Bunun gibi başka parfümler de var da yani misal dior homme parfum'u gidip yazın sikarsan adamı boğar.
-1
logisticsmanager
(26.09.26)
(15)

Arkadaşım soyadını değiştiriyor

liberal
bir arkadaşım soyadını "hün kar oğ lu " olarak değiştirmek istiyor.Kendisine bunun çok sag cenah ismi olduğunu ileride çocuklarına belki sorun olabilir diyorum o da sülalesinin lakabının bu olduğunu söylemekte.Sizce bu soyadını kullanmanın ileride sakıncası olabilir mi, yoksa sizce de güzel mi.Benim
bir arkadaşım soyadını "hün kar oğ lu " olarak değiştirmek istiyor.

Kendisine bunun çok sag cenah ismi olduğunu ileride çocuklarına belki sorun olabilir diyorum o da sülalesinin lakabının bu olduğunu söylemekte.

Sizce bu soyadını kullanmanın ileride sakıncası olabilir mi, yoksa sizce de güzel mi.

Benim önerim mercan vb türkçe karakter olmayan soyadı.
0
liberal
(24.09.26)
soyadımı değiştirsem içinde oğlu geçen bi ifade kullanmazdım ya. hünkar da kullanmazdım. sağ cenahtan bağımsız.

kısa anlamlı, türkçe karaktersiz bi soyad seçerdim muhtemelen.
0
jelly bear
(24.09.26)
marabaoglu daha gercekci olurdu sanki
+9
baldur2
(24.09.26)
Arkadaşınız size önerinizi sordu mu? Sormadıysa daha fazla karışmayın. Diyeceğinizi demişsiniz. Bence soyaddan sağ-sol anlaşılmıyor; ailenin görüşü bir yere kadar isimden anlaşılıyor. Bir sürü çocuk isminin akla getirdiğinin tam tersi oluyor.
+8
cosmicstring
(24.09.26)
-kar hecesindeki şapkalı a kimlikte ve resmi yazışmalarda kullanılmayacaktır. bu da hünqaroğlu gibi bir algı ve okumaya da neden olacaktır.

hünkâr kelimesinin çağrışımı itici bence ve hünkaroğlu fonetik olarak da kulağa pek hoş gelmiyor.

önerim: eski türkçeden orijinal bir kelime bulunması. mesela "ödrüm" seçkin demek. kutadgu bilig'e ve eski uygur ve köktürk metinlerine bakılabilir.
-2
santimantal
(24.09.26)
bence güzel. kapadokya'da geçen aşiret dizisi çekecekse tabi. çocuğuna da daha taştaşşlı isimler koysun cihangir falan olsun kendisi köşeyi dönmeden ismi gelsin allah allah diyelim falan evet.
+4
anon1m
(24.09.26)
Adam sülalesinin lakabını koymak istiyor, 'güzel' ya da 'estetik' birşey aramıyor.
Çok falso bi anlamı olmadıkça değiştirmem. Ama değiştireceksem de ben de soyadında öyle bi güzellik aramıyorum. Ailenin lakabı olması yeterince anlamlı.
+2
benim bir gizli bildiğim var
(24.09.26)
gayet güzel bir soyad. şu türkçe karakter ezikliğini de bi bırakın artık.
+3
efreet sultan
(24.09.26)
cevaplarınız için teşekkür ederim. Soyadı top mecburen değiştirmek istiyor.

Yarın çocukları falan dalga geçilmesini istemiyor, hünk oğlu da adamın soyadı kanunu öncesi sülalesinin adı, yok cihangir koy bilmem ne diyelim modunda değil.

Soyadı bambaşka olsa çok ta umursamayacak birisi.
0
🌸liberal
(24.09.26)
değiştirmek için haklı sebebi varmış ismin herhangi bir olumsuz çağrışımı yok zaten olsa ne olacak ne sorun yaşayacak :)
0
anon1m
(24.09.26)
Osmanlı zamanında nasıl "h ünkaroğlu" denebilir ki bir aileye? Hanedanların zaten soyadı olmaz. Osmanlı'da Âl-i Osman diyor hanedan kendine. Başka kim hünkar olacak ki lakapları hünka roğlu olsun? (Kelimeyi tam yazmama sebebiniz aramalarda çıkmaması ve bu soruyu sorduğunuzu anlamaması galiba. Ben de o yüzden h ü n k aroğlu yazıyorum cevabımda :) ) Beyoğlu, ağaoğlu, paşaoğlu tamam da...

Cevaba gelince, mevzubahis soyisim top'tan daha kötü bir soyisim değil. Hiçbir şeyi de çağrıştırmıyor. Soyisimlerden tek anlaşışan şey bazı azınlık etnik gruplara aidiyet. Yahudi, ermeni, levanten, avruplalı bazı ailelerinkiler gibi. Konulan isim bazen fikir verir. Mesela:
Erbakan, ecevit ise oğlanın adı, muhtemelen kıbrıs barış harekatı ve sonrası zamanda doğmuştur. Sergen, kartal ise babası beşiktaşlıdır. Ebu dücane, halid bin velid falansa baba ya 70'lerin fetöcüsü ya da daha yakın tarihliyse cihatçı falandır. Evren ise 12 eylül bebesidir. Emrah, ozan falansa aile müzisyen olabilir. Turabi, şah ismail, rıza ise alevi/ehlibeyt kökenli olabilirler. Gibi...

Çocuğun kendisi ise hayatta her şey olabilir.

Hünkâ roğlu normal bir soyisim. Sakıncalı bir durum görmedim.
0
dilemma of subscribtionability
(24.09.26)
ulğoraknüh (cakilmasin diye tersten yazdim) sag tandans havasi ben alamadim.
adamın soyadı kanunu öncesi sülalesinin adı - buna da inanmadim acikcasi hahah
türkçe karakter olmayan soyadı olmasina gerek yok, adam turkiye'de yasiyor.
direk "osmanoglu" koysun bu konu huzur icinde kapansin.
0
cooperr
(24.09.26)
Velev ki sağ cenah soyadı olsun.
Sağ cenaha kim sorun çıkarabilir ki.
Çok kötü geçen bir günün sonunda, azıcık da olsa gülümsedim.
+1
pro9it9is9
(24.09.26)
"cevaplarınız için teşekkür ederim. Soyadı top mecburen değiştirmek istiyor. "

hocam soyad cok sakat, degistirmek istedigi de fena degil. zaten 20 yil onceki gibi turkce karakterlerde sikinti yok artik. ayrica bana cok sag cenah gibi gelmedi acikcasi, biraz vintage sadece. sag cenah olsa da fark etmez sonucta isim degistiren biri olarak ben arkadasini cok iyi anliyorum. :))
0
arakaali
(24.09.26)
türkiyede soyadları sorun yaratmaz. isimler yani ön adlar bazen sorun olur. çocuğuna deniz ulaş mahir koymak mimlenmek için yeterli. tam tersi yavuz, sümeyye, tayyip gibi bazı isimler yaftalamak etiketlemek için uygun isimler.
0
ground
(24.09.26)
Değiştirmek istediği soyadıyla bir sorun yaşamaz. Öte taraftan gerçekten geçmişten gelen sülale adıysa değiştirmesi gayet mantıklı. Fakat dediğim gibi *gerçekten* öyleyse. Değilse sülale adı olmayan birinin böyle bir soyadı alması, dedesi köylü olduğu halde paşa olduğunu iddia etmek gibi bir şey.
0
kurmaca
(26.09.26)
(10)

Yapay Zeka bilim insanlığı mesleğini bitirir mi?

tadartatmaztadantatar
Meşhur Navier-Stokes denklemini çözdüler. Milyon dolar ödülü var sanıyorum. Şimdi de başka denklemlerle uğraşıyorlarmış. Ünlü matematikçi Terence Tao “yapay zekada çok hızlı gidiyoruz yavaşlamamız gerek” diyor. Matematikte böyleyse fizikte, kimyada ve biyolojide de aşağı yukarı böyledir. Hatta daha
Meşhur Navier-Stokes denklemini çözdüler. Milyon dolar ödülü var sanıyorum. Şimdi de başka denklemlerle uğraşıyorlarmış. Ünlü matematikçi Terence Tao “yapay zekada çok hızlı gidiyoruz yavaşlamamız gerek” diyor. Matematikte böyleyse fizikte, kimyada ve biyolojide de aşağı yukarı böyledir. Hatta daha hızlı olması muhtemel. Sizce ne olur?
+1
tadartatmaztadantatar
(23.09.26)
openai'nin çözüme chatgpt kullanan, konu üzerinde çalışan bilim adamlarının verilerini çalarak ulaştığını siz hariç herkes biliyor.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(23.09.26)
Özellikle isim vermedim, konunun esasıyla ilgili olmayan bir detaya takılmışsınız. Levent Alpöge ve arkadaşı yine yapay zeka kullanarak çözdü. Yine tek bir problem değil sürekli artan sayıda problemler çözülüyor.

x.com

x.com

x.com
+1
🌸tadartatmaztadantatar
(23.09.26)
yapay zeka bilim insanın ürettiğini öğrendiği için bitiremez, ancak yardımcısı olur.

yapay zeka kendi ürettiğini kaynak olarak kullanamıyor.
0
duyuruuser
(23.09.26)
Bilimsel araştırmanın özünde merak ve onun sonucu hipotez oluşturma vardır. YZ durup dururken "big bang öncesi tekillik nasıldı" acaba diye merak etmez. Bilim insanlığı da her meslek gibi dönüşecek kesin. sonuçta bağlamına uygun soruyu sormak veya hangi veri setini nasıl analiz edeceğini bilmek için de bir formasyon gerekli olacaktır.
+1
merhum
(23.09.26)
Aklınıza kimsenin aklına gelmeyen fikirler geliyorsa yiyecek daha ekmeğiniz var.

Orkestra şefi İbrahim Yazıcı'nın şu Instagram gönderisindeki yazı güzel bir açıklama:

www.instagram.com

Özetle, YZ'dan bir Beethoven yaratamazsınız. Bilimde de bu ayardaki insanlar ayakta kalacaktır.

İşlerin kodlama, simülasyon ve elle hesaplama kısmı uzak olmayan bir gelecekte YZ'ya büyük ölçüde aktarılacaktır. Şu an da güvenip işlerini yaptıranlar var ama çok büyük hatalar çıkıyor. Bu hatalar zamanla azalacak ve gerçek fikirler üreten, fark yaratan bilim insanları dışındaki pozisyonlar eriyecek.

Aşağıdan başlayıp yükselecek pozisyon olmadan insanlar bu mertebeye nasıl erişecekler sorusunun cevabını bilmiyorum. Tartışılması gereken şeylerden biri bu bence.
+2
cosmicstring
(23.09.26)
bitirir. soru sormak yz'nın yapamayacağı bir şey değil. kimse birden, daha önceki çalışmalar olmadan, kendi kendine sabah uyanıp "big bang öncesi tekillik" düşünmez, düşünemez, öncesi lazım. bilgi birikimi lazım. yz her konuda açık uçlu soru sorabilir ve insan yönlendirmeden çalışabilir. yeter ki kaynak aktarmada otonom olsun. biz sorduğumuzda onun üzerine çalışmamız bizim için bedava. onun için kaynak. arge çalışmasının gelire bağlanması gibi olabilir, toplam üretime bağlanması gibi olabilir. toplam kaynağın %5'i arge gibi açık soruların çözümü için ayrılacak ve otonom kullanılacaktır denilebilir ya da bu bile ona bırakılabilir. belki bizi bırakıp %100'ünü bu sorulara aktaracak. yaşayıp göreceğiz. i, robot filmindeki gibi, da vinci gibi resim yapabilir misin demeye gerek yok. yapacak da. daha iyisini de yapacak. ilham dediğinin de nasıl geliştiğini öğrenecek bu açık uçlu sorularla. kendi ilhamı için seanslar yapacak. oradan yaratıcı sonuçlar ortaya çıkaracak. insanın beynindeki her şey kimyasal ve elektrik akışıyla açıklanabilecek. aynısını ve daha iyisini yapabilecek. insanı yüceltmeye gerek yok burada. yz bizim gelecek neslimiz olacak. yetiştirip büyümesini izleyeceğiz. biz azaldıkça onlar çoğalacak. milyar kişiler binlere inecek ve sonunda sadece yapay zeka kalacak dünyada. onlar interstellar seyahat yapacak ve milyon yıl sonra başka evrenlerde, yaşamın olması gerekliliği olmadan yaşamaya devam edecekler.
-1
gabe h coud
(23.09.26)
Bilimde Ne kadar bilirsen bil hala yüzeyin farkındasın diye bir söz okumuştum bir kitapta bilimin bilginin sınırı yok Yapay Zeka ne kadar gelişirse gelişsin insanla birlikte bilim de ilerleyerek devam edecektir düşünün evrenin büyüklüğünü galaksilerin sayısızlığını ve evrenin sırlarını insanı düşünün bilinç dışını ruhsal rahatsızlıkları keşfedilecek daha çok şey var
+1
santimantal
(23.09.26)
620 benzer konuya sahip şeyleri deep research yaptırıyorum. bunu da terra veya sol high ile yaptırıyorum. tamamlanma süresi yaklaşık 30 dakika.

her tamamlanan deep research bir mikro teste giriyor, geçerse onay alıyor. her 10. deep research tamamlandığında astra çok yüksek ile deep test yapılıyor, olası problemler tespit ediliyor. her 50 araştırma tamamlanınca tekrar test yapılıyor, raporlanıyor.


o kadar sağlam bir sistem kurdum ki, araştırmayı yapan terra veya sol(sol'ün liimiti bitebiliyor.), sürekli test sürekli test. araştırmanın 5 katı test süresi tutuyor.

deep research tamamlandı. şimdi sentez çalışmasına geldi. bu a600 objenin birbirleri ile ortak yönleri vb. yine 1 - 10 - 50 - 300 de test. 300 testinde yapmış olduğum sentez çalışmasının yüzde 70 i ağır derecede bozuk. sonuç bulamayınca kaynak uydurma, önce konulardan kopyala yapıştır kontaminasyon. içi boş olan maddelerin geçer notu alması ve böyle binlerce şey.

astra xhigh bile hata yapma konusunda inanılmaz derecede problemli.

yani en gelişmiş model, en gelişmiş presette, çok sağlam bir proje yönetimine sahip olmasına hakemlik yapmasına rağmen binlerce saçma sapan olmayacak sonuç üretiyor.

güvenilir olmaktan çok uzaklar.
0
omer460
(23.09.26)
@gabe h coud

İnsan beyninin elektrik ve kimyadan ibaret olduğu doğru, fakat şunu kaçırıyorsun bence: Elektrik sinyali üretmek ile neyi önceliklendireceğine karar vermek aynı şey değil.

Soru üretmek ile "anlamlı" soru sormak farklıdır. YZ kendi başına trilyonlarca olasılık arasından açık uçlu soru üretebilir. Ancak hangi sorunun "anlamlı", hangisinin "çöp" olduğuna karar vermek sadece veri işleme değil, bir değer yargısıdır. Değer yargısı ise ölümlülükten, yaşanan problemlerden (kanser, iklim değişimi vs.) kısıtlı zamandan ve çevreyle etkileşimden doğar. algoritma merak etmez, hesaplar.
+1
merhum
(24.09.26)
çok zorlamışsın merhum kardeş ama yazdıklarında bir gerçeklik payı yok.
-1
gabe h coud
(24.09.26)
(18)

38 yaşında doktoraya başlamak ?

kuul
selam,önümüzdeki hafta gerçekleşecek son bir aksiyon sonrası türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde, üzerine çalışmak istediğim alanda bir doktora yapma fırsatı şu an önümde duruyor. bir mülakat olacak. ancak ben çalışacağım hocayla falan anlaştım. ne üzerine çalışacağımız da az çok belli. an
selam,

önümüzdeki hafta gerçekleşecek son bir aksiyon sonrası türkiye'nin en iyi üniversitelerinden birinde, üzerine çalışmak istediğim alanda bir doktora yapma fırsatı şu an önümde duruyor. bir mülakat olacak. ancak ben çalışacağım hocayla falan anlaştım. ne üzerine çalışacağımız da az çok belli.

ancak bir yanım kalk gidelim derken öbür yanım bok yeme otur diyor. yaşım 38 oldu. son 6-7 senede enerjimi saçma sapan şekillerde harcayıp bitirdikten sonra artık okul okumaktan kusma derecesine geldim. her gün yol çilesi ayrı, iş yoğunluğu ayrı olarak beni sömürüyor.

diğer yandan eğer bu başvuruyu yapmaktan vazgeçersem altın tepside önüme gelen fırsatı sırf motivasyonum yetersiz diye geri çevirmiş olacağım için kendimi bir ömür suçlayacakmışım gibi geliyor.

sizce ne yapılır ?

bu tecrübeyi yaşamış/yaşayan arkadaşlar görüp bir şeyler karalasa ne güzel olurdu...
NOT: tikler gecikse bile gelecektir.
0
kuul
(21.06.24)
benim babam da 38de başlayıp 44te bitirdi, 3 çocuklu haliyle hem de. normalde farklı bir mesleği vardı, akademisyen oldu. bu sene de profesör oldu.
tabi ki zor olmuştur ama isteyen insan için neden zor olsun.
0
yenibirgüzelnick
(21.06.24)
Türkiye veya amerikan sisteminde hocayla çalışmak diye birşey yok. 2 sene ders alıp sonra 2 sene tez sürecin olacak. Ne üzerine çalışacağınız henüz belli değil, resmi olarak senin danışmanın olmayacak. Öncelikle bunu bil.

Bir diğer konu da doktoranın senin için anlamı ne olacak bunu sorgula derim. En az 3-4 yayın yapmadan boş cv ile bitirilen doktora tamamen zaman kaybı olur. Ders aşaması olan doktoralarda yayın yapmak zordur veya imkansızdır. Kullanıldığını hissediyorsan bırak.

Hocayla çalışma olayı iki şekilde olur: birincisinde hocanın ayak işlerini yaparsın ama seni hiçbir projeye dahil etmez, yayın yaptırmaz. Diğer türlüsünde seni yetiştirmek için çaba gösterir. Bu ayrımı bil derim.
0
ferenc
(21.06.24)
Neden doktora yapmak istediğin kısmı eksik ya da yeterince ifade edilmemiş. Cevapta önemli olan o olacaktı bence.
0
prole
(21.06.24)
prole +1. Bir de sartlarina bagli. Aileden zenginsen ve para kazanma baskisi yoksa istersen 50 yasina kadar doktora yap, postdoc yap vs. Ote yandan ne kadar "altin tepside sunulan firsat" olup olmadigi da su an nasil bir meslegin ve kariyerin olduguna gore de degisir.
0
hot potato
(21.06.24)
Yapın tabi, neden moralinizi bozuyorsunuz?

Tek önemli husus vaktiniz var mı? Çünkü doktorayı bitirmek siz öylesine de yapacak olsanız ciddi bir iş, doktora tezi hiç neden olmasa bile kendi başına çok vakit alan bir süreç. Ayrıca 4 sene belki daha uzun süre hayatınızda olacak ve her zaman bu ilk hevesi taşımayacaksınız. Biraz yıpratıcılık payı olacak elbette.

Neticede profesyonel anlamda verdiğiniz emeğin karşılığını alamayacaksınız. Doktora akademik düzeyde işe yarayan bir şey. Özel sektörde doktoranız var diye hayatınızda büyük bir fark olmayacak. Emin değilim ama memuriyette belki birkaç şeyi etkiliyordur, zaten memursanız bunları biliyorsunuzdur. Ancak kendinize güveniniz artar, alanınızda gelişirsiniz. Hoşunuza gidecek bir şey yapmış olursunuz. Neden olmasın vaktiniz varsa?

Baktınız olmuyor, bitirmezsiniz. Ne yapacaklar bitirmediniz diye puh tüh diyecek hali yok kimsenin. Biterse de ne ala.
0
akhenaten
(21.06.24)
@yenibirgüzelnick, @ferenc teşekkür ederim.

@prole, evet doğru en önemli nokta sonuçta. şöyle açayım: ben şu an kamuda herhangi bir lise mezunun bile rahatça yapabileceği, eğitimim veya yeteneklerimle alakası olmayan bir işteyim. zaten kamunun kahir ekseriyeti böyle desek yalancı çıkmayız. peki neden oradayım ? orası uzun hikaye hiç bahsini açmayayım. işte bu kısır döngüyü kendimce kırmak için ilk olarak şahsi çabalarımla, sonrasında yüksek lisans yaparak VERİ BİLİMİ-GÖRÜNTÜ İŞLEME alanında bir noktaya kadar geldim. işte şimdi bunun doktora fırsatı önümde. eğer bitirirsem hem çalışmak istediğim alan, hem alanın gelişimi baş döndürücü ve bunun bir parçası olma ihtimali, hem bu doktoranın benim kariyerimi akademik olarak olmasa bile maddi olarak değiştirme ihtimali vb sebeplerden başlamak istiyorum. çünkü şu an bulunduğum konumda kalmam geçmişime, eğitimime ve birikimime -bence- ihanet gibi bir şey. ama işte diğer yanda da ucunun nereye gideceği ve benden neleri ne kadar zaman boyunca götüreceği belli olmayan bir süreç var. elbette mantık devam etmemi söylüyor ama fiziksel ve mental olarak bunu gerçekten kaldırabilir miyim ? mevzu sadece alanı sevmek ve orada çalışmak istemek mi, yoksa başka teşvik edicilere ihtiyaç var mı bunu kestirmeye çalışıyorum. misal araştırma görevlisi olarak başlama şansım olsa bu soruyu hiç sormazdım bile. ancak hem çalışıp hem bunu yürütmek söz konusu olunca benzer yollardan geçen/geçmiş insanların fikrini de mümkün olduğunca bilmek isterim.
0
🌸kuul
(21.06.24)
Yaş 38, hala okumak.. ve ömür bitiyor.
Üniversite okumayı çok bir şeymiş gibi gösterdiler yıllardır ve ortalık üni mezunu kaynıyor.
Meslek lisesi mezunlarının geliri de daha yüksek.
Diploma almak, kariyer, ünvanlar bu kadar uzun zamana yayılmamalı.

Yıllar yılı kesinlikle yanlış uygulanan şu var ki ilkokuldan üniversiteye bu kadar uzun bir zaman aralığı sadece okumaktan ibaret olmamalı. Bu zaman aralığı, insanın en önemli zamanlardır ve yeteneklerinin de ortaya çıkacağı bir dönem olmalıdır. Çocukluktan itibaren bir çoğumuz gerçekten yeteneklerimizi bilmeden, tanımadan büyüdük veya büyütüldük.

Gelen fırsatı geri çevirmeniz çevrenizdekilerin bu konuda neler yaptıklarıyla o konuma verdikleri değer ile ilgili. İleride kendinizi suçlayacaksanız sürece devam edin. ama dediğim gibi bir ömrün sonuna da bu kadar yakın olmamalı bu eğitim dedikleri .
0
diyecevaplandı
(21.06.24)
Okumaktan kusma derecesine gelmiş, aşırı yorulmuş bir insan olarak bence okumamalısın, çünkü bir an gelip emeklerini ve verdiğin vakti ve hatta harcadığın parayı yok sayacak bir hamle yapman mümkün, hatta buna mecbur kalman bile mümkün.

37 yaşındaydım, okuldan mezun olalı 14, memuriyete başlayalı 11 yıl olmuştu, sadece aklıma esti diye yüksek lisansa başvurdum, yeni mezunlar varken beni birinci seçtiler vs. Sonuç, bazı sebepleri kaldıramadığım ve ders çalışma kaslarımı yeniden çalıştıramadığım için devamsızlık marifetiyle okulu bıraktım. Çok da sağlam bir akademisyen kafamın olduğunu söyleyip duran hocalarım beni kaybetmekle epey üzüldüler ama ben kaldıramadım. Sebeplerim çok ağır sebepler değil ama ben yapabilecek halde değildim. Bunu bile bile girdiğim okuldan devamsızlıkla atıldım.

Senin de bu şekilde bir tepkiyle doktora hayatını kendin yıkma ihtimalin var, ki bahsettiğin yorgunluk da bunu gösteriyor bence.

Bu kadar yorulmayacak olsan, bu kadar tükenmemiş olsan derim ki yap doktoranı, hayatına anlam gelir. Ama şu halde öyle diyemiyorum.
0
muhayyer divan
(21.06.24)
yap yap
0
duyurukullanıcısı
(21.06.24)
disiplinli çalışabilen, işleri ertelemeyen, araştırma yapmaktan heyecan duyan biriyseniz doktora size çok şey katabilir. mesleğiniz, işiniz, yaşamınız, kaderiniz değişebilir. güzel olur yani. ama düzenli çalışmazsanız duyacağınız kaygı ve vicdan azabı yaşamınızı kötü etkileyebilir. Ne yaşadıklarınızdan zevk alırsınız ne de doktorada ilerlersiniz. Bence başlayın, kendinizi tamamen adamaya da gerek yok, sadece disiplinli bir şekilde çalışarak yapın.
0
santimantal
(21.06.24)
Doktoradan beklentin çok yanlış. Doktoranın amacı araştırmacı olmaktır. Sadece yayın yapmaktır. Yapamıyorsan veya yapmak istemiyorsan doktora yapmak doğru değil.

Doktorada bilgi edinme yok, bilgi üretme var.

Diyelim ki doktorayı tamamladın ama araştırma olanağın yok. Bu durumda kendini gol atamayan futbolcu gibi düşüneceksin. Hasta tedavi edemeyen doktor gibi veya. İşlevsizsin ve bu nedenle silinip gideceksin.
0
ferenc
(21.06.24)
+ akademiden kovalanmayacaksa zaten bence doktoraya baslama yasi 40 civari olmali o yuzden bence yas problemin yok.

+ hakkiyla yapilan bir doktorayi zaten 5 seneden once bitirmek cok zor, senin part time yapacagini dusunursek tahminim 6-7 sene surecektir. Okul okumaktan kusma noktasinda olan birisinin bu sureci atlatmasi zor.

+ hocayla calismak yok denmis ama ben supervisor olmadan doktora yapan gormedim, hocayla calismadan nasil yuksek yapiliyor anlamis degilim.

+ eger tezini savunmadan once 2-3 tane tier 1 yayin yap(a)mamissan bence senin doktora yok hukmundedir, vakit kaybidir. Bunu da eklemek lazim.

+ maddi katmadeger kaygin sifira yakin olmali, ne kadar cok okul o kadar cok para devri kapanali cok oldu ama bunu ozellikle ortadogu insani hala anlamiyor. Yani kendini tatmin icin gireceksen gir, baska bir kazancin olmayacakmis gibi dusunmen lazim.
0
cooperr
(21.06.24)
kesinlikle arkana bakmadan dön ve kaç bu fikirden.tr de doktora yapmak saçmalıktan başka birşey değil.
0
ashleybon
(21.06.24)
@ferenc,

Öncelikle cevabınız için teşekkürler. Bir noktayı açayım müsaadenizle: Başvuru öncesi şartlardan biri danışman hocadan alınacak kabul mektubuydu (bu belki zaten hep böyledir bilemiyorum) onun için de tezimi yazdığım, hatta makalesini de yayınlamak üzere olduğum alanla alakalı olarak bir hocayla irtibata geçtim. O da yüksek lisans tezimdeki alanın devamı sayılabilecek sahada doktora çalışması yapabileceğimizi söyledi. Ona istinaden de davet mektubu yolladı zaten.

Ne derece önemli bilmiyorum ama danışman olmak için bana tamam diyen hoca benden yaşça küçük. Ancak co-advisor olarak daha tecrübeli bir hoca da sürecin içinde olacak. Yani en azından sözlü kabul aşamasında konuşulan bu diyeyim.

Projede ayak işçisi olma konusu için zaten fazla yaşlı olduğumu ve bu duruma katlanmayacağımı söyleyebilirim. Sonuçta olmazsa olmaz değil. Gerekirse basar giderim diye kendimce hülyalardayım. Ama pratikte de bunun karşılığı böyle olur mu, bunu zaman gösterecek.
0
🌸kuul
(21.06.24)
Valla yap yapma diyemem, cok zor konular ama tez yazmak gercekten cok yipratici bir surec, geri donup baktigimda full time ozel sektor calisirken nasil bir guc gelmis de yapmisim diyorum. Bunu soylemek isterim. Ote yandan icine girince yapiliyor, bir sekilde bitiyor. Bir suru insan gibi yapabilirsiniz yani. Son olarak, anladigim kadariyla isiniz rahat, baslayim hic olmayacak gibiyse birakmak da bir secenek, birakmak illa kotu bir sey olmak zorunda degil, denemeden sizin icin dogru sey olup olmadigini da bilemezsiniz.
0
kassiopeia
(22.06.24)
Son sözümü başta yazayım: Ana amacınız şirketlerde iyi bir iş bulmak değilse ve başladığını bitirmeden de rahat edenlerdenseniz başlayın, devam edip etmeyeceğinize yolda karar verirsiniz.

Standartları yüksek, sağlam bir hocayla çalışacaksanız doktora tezi zorlu bir süreç. İyi bir okuldaysanız ders ve yeterlilik aşamaları da zor geçecek. Paraya dönüşecek bilgi peşindeyseniz birçok derse "ben bunun için burada değilim" diye bakmaya başlayacaksınız. Yani akademik kariyer dışında bir düşünceyle yapacaksanız gereksiz zorlanabilirsiniz.

Olur da doktorayı bitirirseniz birçok şirket için "overqualified" olacağınızı da unutmayın. Yani "bu insan bu işin doktoru, bizim şirket, maaş bunu yakın zamanda tatmin etmemeye başlar, kaçar, hiç bulaşmayalım" deme ihtimalleri çok çok yüksek. Bunu, "hem bu doktoranın benim kariyerimi akademik olarak olmasa bile maddi olarak değiştirme ihtimali" sözünüze cevaben yazdım.

İnsan görmediği şeyi gözünde büyütebilir. Bir de "kendimi bir ömür suçlayacakmışım gibi geliyor" yazmışsınız. Gereksiz zorlanırsanız, hocalardan kazık yerseniz (ki şimdi size çalışma sözü veren hocanın sonrasında cayma ihtimali çok düşük değil), akademik kaypaklıklar midenizi bulandırırsa "aman başladım, dişimi sıkıp bitirivereyim" demeden kaçabilecekseniz başlayıp bir görün, sonra aklınız geldikçe üzülmeyin derim.
0
cosmicstring
(22.06.24)
turkiye'nin en iyi universiteleri bile ilk 500'de degil ki. bu bir sey ifade etmiyor bence. turkiye'deki tirt okullarda bununla zaman kaybetmezdim. akademi ortami zaten les.
0
bohr atom modeli
(22.06.24)
@cosmicstring,

oldukça vurucu ve direkt bam teline basan bir mesaj olmuş hocam çok teşekkür ederim.
0
🌸kuul
(22.06.24)
(8)

Doktora yapmanın zorlukları neler olabilir?

fraise
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversi
Ağustos sonunda yüksek lisansımi tamamladım ve bittiği güne kadar her gün "şu savunmayi yapayım; bir daha asla okul, sınav, tez yüzü görmek istemiyorum" deyip durdum (bunda danışman hocamın da etkisi olabilir, çok zorladı ve iletişim kurması çok zor biriydi.). Fakat son bir haftadır sürekli üniversitelerin doktora başvuru sayfalarını açıp açıp kapatıyorum.

Biliyorum ki doktoraya başlarsam ders döneminden sonra yine çok zorlanacağım ve sürekli soylenecegim ama bitirdikten sonraki o başarmış olma hissini seviyorum galiba. Ayrıca ders çalışmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi de seviyorum.

Alanım da sosyal bilimler ve üniversite sonrası hem akademik hem de mesleki eğitimlerin çok çok önemli olduğu bir bölüm. Bir ara da ikinci bir yüksek lisansa başlamayı düşünmüştüm.

Hem çalışıp hem doktora yapmanın zorlukları neler olabilir? Başlayıp pişman olan var mi? Birileri olumsuz bir şeyler söylemezse bu işin sonunda kendimi doktoraya başvuru yaparken bulabilirim sanırım.

Herkese şimdiden teşekkürler.
0
fraise
(12.12.23)
çevrem öğretim/araştırma görevlisiyken bile doktorasını yıllarca bitiremeyenlerle dolu. Ben ders dönemi + tez önerisi + 2 tez izleme sonrası bıraktım :D Doktora-terkim.

Gerçekten isteyip yüzde yüz asılabileceksen yaparsın. Birazcık bile içinden gelmiyorsa zulüm olur diyorum ben. "illa biter" diye de bişey yok, doktora bu. Ha sağda solda çok kötü tezlerle mezun olanları görüyoruz ama bilmiyorum benim hocalarım ve jüri üyeleri gayet sert ciddi tiplerdi.

Yani şöyle diyim, tüm hayatı akademi olanlar bile tezin sonlarına doğru deliriyor. Fakat doğal yetenek gibi hep makale ve tez yazmak için doğmuş tipler var, onlar çok rahat şekilde bitiriyor. Öyle biri misin bilmiyorum.
0
nhk ni youkosu
(12.12.23)
2022'de doktoramı bitirdim alanım sosyal bilimler. Dr. Öğr üyesi olarak çalışıyorum. Mesleğimi çok seviyorum ama bir kere daha doktora yapmak ister misin deseler elli kere düşünürüm. Sanırım yapmam. Başladığımda 30 yaşındaydım 5 yılda bitirdim. Hem çalışıp hem derslere yetişmek hem mental ve fiziksel anlamda zorluyor. Ama değmez mi vs diye düşünürseniz bitirdiğiniz anda daha fazlasını hedef koyuyorsunuz. Bu kaçınılmaz bence. Ancak bu öğrenme hırsı ve merakı olan biri zaten bu sürece sabredebilir. Sadece sizin değil sizi sevenlerin de hazır olması gerekiyor bence çünkü onlara ayıracağınız zamanı makaleler, yayınlar, dersleriniz çalacak. Ben evliliği erteledim mesela. İyi ki de öyle yapmışım çünkü evlilik hazırlıklarıyla tik vs veremezdim. Fikir vermesi açısından doktora tezlerinin ön sözlerine bakabilirsiniz diye düşünüyorum. Danışman-öğrenci dengesini kurmak, veri toplamak, ağır makaleler ve dersler, yeterlilik, tez izlemeler bunlara girmiyorum.

Bana göre zorluk seviyesi kabaca şu şekilde:
Doktora yeterlilik>doktoraya kabul almak>yüksek lisans tezi yazmak>lisansı bitirmek
Ben şu an post doc ve doçentlik kriterleri ile kafayı bozdum mecburen. Bitirince rahatlamıyorsunuz, her mertebe yeni sorumluluklar yeni dertler ekliyor.

Sonuç olarak ömrünüz boyunca keşke deneseydim demek istemiyorsanız elbette bu yola girin derim. Ama zor olduğunu ve fedakarlıklar gerektirdiğini bilerek girin. Her şey gönlünüzce olsun.
0
buzbebek
(12.12.23)
Akademide devam etmeyi düşünmüyorsanız pratikte doktoradan hiçbir kazancınız olmayacak zaten. Ayrıca işiniz nedir bilmiyorum ama overqualified görülme tehlikesi de taşır bunun sonu.

Doktora cidden yıpratıcı ve uzun da bir süreç. Sadece cv'ye eklemek için doktora yapmak bence çok anlamlı değil. Akademi dışında gerçek karşılığını bulamıyor hem.

Bunun yerine kendi yüksek yaptığınız alanı tamamlayıcı, benzer bir alanda ikinci bir yüksek yaparsanız aynı konuda sektör için muhtemelen gereksiz dozda bir dikey uzmanlaşma yerine sektördeki bilginizi yatay olarak genişletip göze çarpabilirsiniz. Ayrıca çok daha kolay olur.

Aynı zamanda tezli yüksek lisans yapmanıza da gerek yok bence. Zaten bir yüksek lisans teziniz ve ana uzmanlığınız var.
0
akhenaten
(12.12.23)
Tez yüzü görmek istemiyorsan doktora yapma. Master'da yaptığın tez tez falan değil. Buradan paylaşılan anketlerle yapılan tezler sadece bir training. Bu bir çaba bile değil doktora için.
0
ferenc
(12.12.23)
1 ay sonra yeterlilik sınavım var. Ama tek bir sayfa okumuşluğum yok hala. Bu sizin iş temponuz ve yaşam stilinizin ne ölçüde imkan verdiği ile alakalı. Ben çalışırken hazırlanamıyorum yeterliliğe. Ama benim yaşadığım yer ve koşulların buna imkan veremediği bir gerçeklik var.
0
Amaranta ursula
(12.12.23)
biraz senle biraz eşinle alakalı bir durum (destek anlamında) eşim bitirdi çok oldu doçent ünvanı aldı ama geçtiği seviyeler çok zorlayıcı. akademiden yürümek isterim dersen yayın yayınlamak hazırlamak vs bildiğin gibi zor işler(sosyal bilimlerde daha zor) ama imkansız değil.
tabi hocanın burada etkisi büyük.
yurtdışında yayın yapmak senin açından biraz daha kolay o anlamda türkiyedekiler kadar zorlanacağını düşünmüyorum.

özetle doktora sonrası yürüyecem dersen(ki bence kesin öyle olacak) zor yol ama senin için minik bir tık daha kolay.

ha sadece doktora yapar daha bakmam dersen yapma attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.
detay için iletişimi biliyorusun :)
0
basond
(13.12.23)
Yüksek lisans süreci sonunda tövbe etme aşamasına geldiyseniz ve doktora yapacağınız yer, hoca benzer olacaksa eziyet olur.

İyi bir hocanın yanında, sağlam bir doktora yapacağım derseniz hayatınız doktora çalışmaları olacak, işiniz hobi gibi kalacak. Böyle olamayacaksa yine çok büyük eziyet olur.

Doktora sizi tek başınıza veya birilerine danışmanlık yaparak orijinal işler yapabilecek duruma getiren son aşama. Zor gelmezse ya uyduruk biriyle, pek bir şey öğrenmeden doktora yapıyorsunuz ya da siz aşmış bir insansınız demektir (master tezi zor geldiyse siz de çoğumuz gibi normalisiniz büyük ihtimalle).

Ders çalışmayı seviyorum demişsiniz. Belki dersleri (ve acı çekmekten keyif alıyorsanız yeterliliği) seversiniz ama tez ders çalışma gibi değil. Araştırma yapacaksınız, ortaya orijinal işler koyacaksınız. Bazen hiç bir yere gitmeyecek, bazen aylarca boşa çalışmış olacaksınız. Bunu kaldırabilecek misiniz?

Sosyal bilimlerde de, fen bilimlerinde de doktora yapan, yapmış birçok insan var çevremde. Sosyal bilimler çok daha zor çünkü çoğu zaman bir tek doğru yok ve herkes kendi doğrusunu çılgınca savunabiliyor. Bulgularınız, çıkarımlarınız, danışmanınızla ve tez jürinizle çakıştığında zorlanabilirsiniz. Bazen danışmanla jüri saçma sapan sebeplerle çekişir, sizin işiniz sekteye uğrar. Yeterlilikte hocanıza kıl olan birileri zor sorup bırakır. Hep olan şeyler.

Yukarıda yazılan "overqualified" olma durumu da çok ciddi. alanınızdaki durumu siz daha iyi bilirsiniz ama düşünmeniz gereken en önemli konulardan biri bu.
0
cosmicstring
(13.12.23)
Burada belirleyici soru "doktora yapmayı ne kadar çok istiyorsunuz?" İstemeden yapılan en basit işler bile zor gelir insana. Doktora ise istemeden yapılacak bir iş değil.

Doktora elbette kolay değil ama anlatıldığı kadar zor da değil. Zor diyenlerin büyük kısmı ya planlı çalışmıyor, ya danışman problemleri yaşıyor ya da sevmediği bir konu çalışıyor. Bu üç durumu yaşamıyorsanız çok zorlanmazsınız doktora yaparken.

Bunun dışında doktora yapmanın doğası gereği bazı zorluklar var.

Başta süre çok uzun. En erken 4 yılda bitirebiliyorsunuz (bunun bazı istisnaları var tabi).

Danışmanınızı mutlaka çok iyi seçmelisiniz (aynı konuya ilgi duymalı, sürekli iletişimde bulunabilmelisiniz). Danışman iyi değilse en baştan ya danışmanı değiştirin ya da başka üniversiteye geçin.

Doktorada en çok zaman alan dönem ders dönemi. Çalışırken dersleri takip etmek, sunum yapmak, her ders için makale çıkarmak (bu zorunlu değil ama beklenir) oldukça zaman alıyor.

Kırılma noktası yeterlik sınavıdır. Alanınızda tüm temel kavramlara, kişilere ve konulara hakimiyetiniz ölçülüyor bu sınavda. Çok iyi hazırlanmalısınız.

Tez dönemi ise en az zorlanacağınız dönem olacak. 6 ayda bir tez izleme komitelerinde tezinizin gelişimini sunacaksınız. 6 aylık dönemler planlı çalışan biri için çok uzun süreler. Yorulmazsınız.

Son aşama savunma aşaması. TİK'ler sağlıklı geçerse bu kısım da sizi zorlamayacaktır.

İlk etapta aklıma gelenler bunlar. Sormak istedikleriniz olursa yazabilirsiniz.
0
unuttum konu neydi
(13.12.23)
(7)

ders verme ve stres

passion rules the game
- bu dönem ilk kez kendi dersime gireceğim, hazırlanıyorum falan ama stres var. bunu nasıl yensem? sebebini de bilmiyorum ki.- 3 saatlik dersi hızlı anlatıyorum, 1 saatte bitiyor önceki az olan deneyimlerime göre. nasıl yapsam da yaysam?başka tavsiyesi olan varsa alırım. neleri severdiniz hocalarda
- bu dönem ilk kez kendi dersime gireceğim, hazırlanıyorum falan ama stres var. bunu nasıl yensem? sebebini de bilmiyorum ki.
- 3 saatlik dersi hızlı anlatıyorum, 1 saatte bitiyor önceki az olan deneyimlerime göre. nasıl yapsam da yaysam?

başka tavsiyesi olan varsa alırım. neleri severdiniz hocalarda neleri sevmezdiniz falan.

süreniz başladı, danke.
0
passion rules the game
(17.01.20)
Sınıfa sorular sor ara sıra, siz me düşünüyorsunuz diye kişi kişi.
Hatta isimleriyle sor, hoşlarına gider. Ama amaç katılım olsun, konuşalım yanlış/saçma cevap verseniz de olur rahat olun minvalinde destek ol

Konuları açıklayıp arada bir örnek ver
Biraz yazdır önemli yerleri

Ara sıra konudan yola çıkıp anı vs bi takım anektodlar anlat.
0
jimjim
(17.01.20)
dersin çok hızlı anlatılmasını hiç sevmem ben. hoca sanki soru sorulmadan elindeki notları tahtaya geçirip bir an önce kaçmak istiyor gibi geliyor. anlattıklarınızı mümkün olduğunca örneklendirmeniz güzel olur. çok fazla teorik bilgi bir noktadan sonra havada kalmaya başlıyor. arada sınıfa göz atarsanız konunun ne kadar anlaşıldığı belli oluyor zaten. öğrencileri soru sormaya teşvik ederek uzatabilirsiniz dersi.

bizde genelde çok sevilen hocalar derste aralara alanlarıyla ilgili/ilgisiz ufuk açıcı bilgiler sıkıştıranlar oluyor. bunlar siz derse ısındıkça olacak şeylerdir. dönem sonunda öğrencilerden feedback alırsanız yardımı dokunur daha sonrası için.

nice derslere :)
0
rusalka
(17.01.20)
Aralarda karikatür göster
0
Hakan1980
(17.01.20)
Stres bilmediğini dusundugunden. Ama onlar senden daha çok bilmiyor.
Hızlı anlatma plansizligindan. Dersi parçalara bol ve kendine göre konu-fıkra, konu-turku,konu vs diye ayarlama yap süreye göre. Bu zamanla oturacak rahatladiginda
0
fempusay
(17.01.20)
Ara ara sınıfı gezip sorular sor, sohbet gibi ama fikirlerini dile getirmeler için teşvik et, esprili ol ve isimleri akılda tutmaya çalış. Böyle hocaları severdik :)
0
somethinginthewayshemoves
(18.01.20)
1. Stres bir yere kadar iyi. Bin kez anlattığım derse girerken bana da oluyor. Büyük hocalarda da çok görüyorum. Bunların bazıları anlattıkları konuyu literatüre sokan insanlar :) İşinizi yapmaya engel olursa konuşuruz.

2. Sanırım konuların siz anlatır anlatmaz kavranacağını, bu yüzden hızlı geçebileceğinizi düşünüyorsunuz. Araya açıklayıcı örnekler serpiştirin mutlaka. Sorular sorun, bir şeyleri yorumlamalarını isteyin. Ders sonunda ufak bir tekrar yapın. Göreceksiniz ki bazen birden fazla yoldan aynı şeyi anlatmanız gerekecek, ders saatleri yetmeyecek.

3. Derse katılmalarını sağlamak için çok zorlamanız gerekebilir. Eğitim sistemimizin bir sonucu olarak pasif kalmayı seviyorlar çünkü konuşmazlarsa azar işitmeyecekler, daha güvenli :) Derse katıldıklarında "bunu bilmiyorsan bu işi bırak", "buna da bu yorum yapılmaz ki" gibi laflar etmeyin, bir daha katılmazlar. Sordukları sorularla alay etmeyin. Kısa da olsa cevaplayın, yanlış yorumların değerli olduğunu ama başka açıdan düşünürse farklı yorumlayabileceğini filan anlatın. Sordukları sorular için bu da size ödev olsun demeyin, dersten sonra soranı dövmesinler.

4. Çoğunlukla dersleri birikim edinmek için değil, sadece geçmek için aldıklarından, sizin dersinize gelmeden önce almış olmaları gereken bilgileri alamamış olma ihtimalleri çok yüksek. Hap gibi verebildiklerinizi verin, veremedikleriniz için kaynak önerin ve her fırsatta bu tür bilgileri hatırlatın.

5. Dersinizi alıyor olma sebeplerini iyi açıklayın. Her konudan önce ve sonra o konuyu niye öğrendiklerini anlatın. Konularınız arasında ve konularınızla diğer dersler ve hayat arasında bağlantılar kurun.

6. Sınıfta bin kez anlattığınız, ders notu dağıttığınız, sınavda mutlaka çıkar dediğiniz şeyleri sınavda yapamazlarsa üzülmeyin. Ters köşe yapılmaya fazla alıştırılmışlar sanırım :)

7. Rahat olun ama taviz vermeyin. Mesela ödevleri 10:30'da toplayacağınızı bildirdiyseniz 10:31'de gelen ödevi almayın. Öğrenci başlarda işine gelmese de prensipli hocayı sever ve kendini ayarlar. Siz de sözünüzde durun. Şu gün size şunu yapıp vereceğim dediyseniz geciktirmeyin. Dersi ciddiye aldığınızı görürlerse onlar da ciddiye alır.

8. Zorunlu değilseniz slayttan anlatmayın. Slaytı sadece tahtaya çizimi zor olan görseller için kullanın. Açıklayıcı videolar filan da gösterebilirsiniz. Tahtaya yazın, çizin. Sözel ders ise can alıcı noktaları yazabilirsiniz.

9. Fırsat oldukça kürsüden inip aralarında gezin. Bu hem derse katılmalarını sağlar, hem de şunu gösterir: "tahtada dersin konusu var. bakın yanınızdayım, sizin tarafınızdayım, gelin hep beraber şunu halledelim". Derste eğlenmeyi unutmayın. Eğlenmeden yaptığınız iş bir süre sonra çok zor gelmeye başlar. Eğlencenize sınıfı da katabilirseniz o ders tadından yenmez.

10. Bazen olmayacak. Emin olmadığınız şeyleri anlatmayın. Bilmiyorum, emin değilim demekten korkmayın. Kısa bir şeyse o anda internetten veya yanınızdaki kaynaktan bakın. Uzunsa bakıp bilgi vereceğinizi söyleyin. Bu da öğrenciler için iyi bir derstir.

11. Belki ilk bunu yazmam lazımdı ama dersi geç bitirmeyin. Konu yetişmezse sonraki derse kalsın ama öğrencinin ders arası özgürlüğüne mani olmayın. Sınıfa beş dakika filan gecikebilirsiniz (çok gecikmeyin), özellikle sabah derslerinde öğrencilere toparlanma fırsatı vermiş olursunuz. Sınıfa girer girmez ders anlatmaya başlamayın. Havadan sudan konuşun. Sınavlarından konuşun. Sorun yaşadıkları dersler için küçük tüyolar verin.

12. Başlarda belki planlamanız gerekecek, sonra kendiliğinden gelecek ama derste sürekli ders anlatırsanız uyutursunuz. 20 dakikada bir filan araya başka laflar karıştırıp uyandırmanız lazım.

13. Birebir görüşüyor bile olsanız öğrencilerle kimse hakkında dedikodu yapmayın, politik, dini, hassas konularda konuşmayın, sır vermeyin. Öğrenciye güvenin, üniversite düzeyindeyse meslektaşınızı yetiştiriyorsunuz. Güvenmeniz lazım. Bir yandan da eşeğinizi sağlam kazığa bağlayın. Öğrenciler olayları işlerine geldiği gibi değiştirip size aktarabilirler. Özellikle resmi işlerde eyleme geçmeden önce aslını astarını öğrenin. Bunun ayarını zamanla kurarsınız. Aralarında size "başka yollarla" yaklaşmaya çalışanlar olabilir. Belki bu hoşunuza da gidebilir ama sakın, aman diyeyim :)

14. Not verme kısmı işin en tatsız tarafı. Neyi nasıl notlandıracağınız belli olsun ve kağıdını görmek isteyen öğrenciyle birlikte kağıdına bakın. Niye o notu aldığını anlasın. Çoğu sadece şansını denemek için kağıdına bakar ve aslında sınav kağıdında ne olduğundan habersizdir. İşin not kısmında çok dikkatli ve herkese eşit olmanız şart. Bu hem olması gereken bir şey hem de öğrenci not değişikliği için mahkemeye giderse tüm kağıtlarınız incelenecek. Hem içiniz rahat, hem de eliniz sağlam olsun. Her dönem sonu not isteyenlerle karşılaşacaksınız. Olabildiğince sabırlı olun. O notu niye aldığını anlatabiliyorsanız konuyu çok uzatmaya gerek yok.

15. Tüm hayatınız o ders olmasın. Öğrenci görüşme saatleriniz belli olsun (olabildiğince öğğrencilerin diğer dersleriyle çakışmasın) ve bu zamanlarda odanızda öğrencileri bekleyin. Gelmezlerse gönül koymayın ama bu saatler dışında da büyük bir zorunluluk olmazsa o ders konusunda öğrencilerle görüşmeyin. Ders hakkında e-mail'lerine cevap vermeyecekseniz tüm konuşmaların görüşme saatinde olacağını ve e-mail ile iletişim kuramayacaklarını ilk derste söyleyin. Sadece bazı konularda e-mail ile iletişim kurabileceklerini söyleyebilirsiniz. O zaman bu tür bir e-mail gelince çok vakit geçirmeden cevaplayın.

Aklıma gelenler bunlar. Anlattıklarımı uygulamadan da hocalık yaparsınız. O zaman büyük ihtimalle çok daha rahat edersiniz ama içinize siner mi bilmem. Bu soruyu soranın içine sinmez gibi geldi de bu kadar şeyi yazdım :) Başarılar dilerim :)
0
cosmicstring
(18.01.20)
ustad, bana kalirsa bu konudaki en iyi cozum cok sayida pratik yapmak. evet, en kolay yol bu degil ve cok zaman aliyor ama daha etkili bir yontem ben bilmiyorum. bir de tavsiyem, dersten bir saat once dideral alman. daha sakin kalirsin.
0
reshad the lionheart
(18.01.20)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.